Arşiv 2 (Özgürlük)

Özgürlük ise , içten içe asla ulaşmak istemediğimiz...

Arşiv 2 (Özgürlük)

Tanrı , insanlara özgürlüğü hediye ettiği an onlar birlik olup kendilerine boyunduruklar inşa ettiler. Sonrasında kendi acizliklerinin suçunu birbirlerine , hayata , tanrıya attılar. Boyundurukta doğan çocukları ise zaten hep orada olduklarından boyunduruğun  fark etmediler. Böylece bir kısmı özgür olduğu kanısına vardı. Hâlbuki çoğu , özgürlüğün ne demek olduğunu bile bilmiyordu.

Özgür olduğu yanılgısına kapılanlar bunu hissetmek istediler.

•Bir kısmı gruplaşmaları tercih etti. Fikirsel özgürlüğü hissetme arzusu şahısları gruplaşmalara itti. Sonrasında bu gruplar kendilerinin asıl doğru olduklarını iddia etti. Ayrıştılar ve çatıştılar. Gücü eline almayı başaran gruplar kendilerinden zayıf olan kesimleri ezmeyi kendilerine hak kıldı. Zamanla ezilenler ezen , ezenler ise ezilen oldular belki ama özünde bu döngü hiç değişmedi. 

•Başka bir kesim ise özgürlüğü hissetmek için güce aşık oldu. Bir grubun eylemleri üzerinde mutlak karar verme yetkisine sahip olması , kendisini kölelerine karşın özgür kıldığı yanılgısına sürükledi. Yalanlar ile insanların gözlerine bir perde çekti. Görmek istedikleri şeyi gördüler , görmek istemedikleri şeyleri ise görmediler. Bir çoğu da acı gerçeğe değil de tatlı yalana inanmayı seçti. Bu seçimi yapanlar seraplarda kayboldu. Güce aşık olanlar ise bu kişileri kanatları altına aldı. Onlardan aldığı güçle yönetim basamaklarında bir bir yükseldi. Para insanı getirirdi , insan da gücü ... Parayı istediler ve gruplara , kendi ürünlerini satın almak mecburiyetindelermiş gibi hissettirdiler. Boyunduruklarını süslediler ve onlara , sanki farklı bir şeymiş gibi sattılar. Öyle ki bir süre sonra müşteriler kendi rızaları ile , bir karşılık beklemeden bu boyundurukların reklamlarını yaptı. Özel hissetme istekleri sömürülen bu insanlar da farkında olmadan  güce aşık olanların kanatları altına girdiler.

•Bazıları ise özgürlüğü farklı olmakta aradı ancak bunu sağlamak için ucuz yolları seçtiler. Yalanlar anlattılar ve diğerlerine kendilerini çok farklı biri olarak gösterdiler. Diğerlerinden daha süslü ve farklı boyunduruklar satın aldılar. Kendilerini tanıma isteklerini ise güce aşık olanların hurafeleri ile tatmin ettiler. Bir yalanı yaşadılar ve ufak , kısa süreli mutluluklara bağımlı oldular. Müşteri , mürit , seçmen oldular ve güce aşık olanlarca sömürüldüler. Sonuç olarak özgür hissetmek için çıktıkları yolda kölelik kavramınım tanıma uyan bir ömür geçirdiler.
Aciz varlığımız , bilmenin getirdiği sorumluluk altında ezildi. Biz de kendimize görkemli zindanlar ve süslü boyunduruklar inşa ettik. Mutluluğu , geçici materyallerde arayışımız bizi bu zindanlar ve boyunduruklar iyice bağladı. Zamanla dışarısını unuttuk. Zaten zindanda doğan çocuklar için ise dışarısı hiç olmamıştı. İçinde bulunduğumuz bu durumu belirtenleri dışladık ,sürdük, öldürdük. Bu dönemde ise sorunumuzun nedeni cahillikten çok istek ve arzu haline geldi. Boyunduruklarına aşık topluluklar yarattık. 

Neticede benimsememiz gereken ölüm , kaçılan ve korkulan olmuştur.

Kısıtlı ömrümüzün her bir anı acizliğimizin kurbanı olmuştur.

Özgürlük ise , içten içe asla ulaşmak istemediğimiz...