EVİM NERESİ (12)

MELEKLERİN İŞİ

Mart 4, 2024 - 00:52
 0
EVİM NERESİ (12)

Herbirimize atanan uhrevi varlıklar var mı gerçekten? Melekler, şeytanlar, cinler… Ben insanım, ama değilim…Neyim? 

Yağmuru yağıyorken dinlemeyi çok severim. Sesinde pencere açık uyumak, eşsiz bir doğa bestesi ile başka alemlere göçmek güzeldir. Sabit bir yerde durup üşümeden gökyüzünden düşen damlalarla ıslanmak ılık duş altında olamak gibi keyif verir.Ama yağmurda yürümekten nefret ederim. Sokakta adımlarımı dikkatli atmam gerekir çünkü. Islanmak dert değil, bahar yağmurlarında tepeden tırnağa ıslanacağım birgün… Soğulcanlar… Yerlerini terkedip yağmur damlaları yakalamaca oynuyorlar. Asfalt yolda bir sürü sürüngen. Basmak, o anda çıkan cılk sesi tahammülsüzlüklerimin zirvesi!. O kadar kalabalık dökülmüyorlar aslında. Benim zihnim, yağmur ve rüzgarla kırılan, yollara serilen dal parçalarını da öyle zannediyor. Atlaya zıplaya bir kısa- bir uzun adım atmak, her adımın mesafesini ayrı hesaplamak yürüyüşten çok, son güne kalmış işleri yetiştirmek için dakikalardan verim sağmak kadar berbat bir duygu… Yağmur mucizevi bir doğa olayıdır gözümde kimi zaman. Akşam kızıllığını görmüşsem, ertesi gün dört gözle beklerim ilk damlaları görmeyi. Bilmek sevindirir.

Bir tek olay beni halden hale geçişime sebep olurken, bunları benim beynim kendiliğinden değil de, bu melek, şeytan, cin güruhu mu yapıyor? Hem ne işe yarar ki? Niçin durağan değiliz. Mutluluklarımız günler sürsün. Hüzünlerimiz sadece birkaç dakika. Kime ne zararı olur ki!

- Dünyaya yararı dokunmuş insanlardan kaçının mükemmel hayatları olduğunu duydun?

Artık bir gözlük kullanıyorum. Mekanımla direkt her an bağlantıdayım. Ses bu aletle anlık iletişimden geliyor. Başlarda zorlandım. Kendi kendimle konuşurken yakalandım kaç kere, telefonu kulağıma götürdüm, çaktırmamak için.

-Zorluklar yaşayan mı hamle yapıyor, demek istiyorsun. Bir o kadarı da telef olup gidiyor ama.

-Hayatın kanunu bu, ya pes etmezsin daha güçlü hale gelirsin, ya da pes edip evrenin bir parçası olarak genele toparlanırsın. O da mesele değil. Her varlık bu alemde bir işe yarar. İsan olarak, bitki olarak, ışık olarak,toprak olarak, toz olarak…Aslında hepsi aynıdır.

-İnsanlar farklı yaratılmış, hepsi aynı güçte ve özelliklere sahip değiller ki! Töleransları buna göre farklı oluyor.

-Belki öyle. Ama insanlar yaşamlarını yönetebilsinler diye görünmez yardımcılara sahip. Onlar isterlerse herşeyi harekete geçirip, yönlendirip istedikleri sonuca varabilirler. Kiminin bir tane zayıf dediklerinin de çok çok fazla yardımcıları var. Yani eşitleniyor.

-Bu soğukta şu boşluğa çadır kurmuş veya arabalarını çadır gibi kullanan şu çingene ailenin de var mıdır, yardımcıları?

-Onlar yardımcıları sayesinde böyle, istedikleri hayatı yaşıyorlar. Onları beton duvarlar içinde lüks eşya ile mutlu edemezsin.

İçime şeytan kaçtı. Denemeliydim. Yerel yönetimin sosyal birimini aradım, adres vererek çocuklu ailenin dışarıda olumsuz şartlarda yaşamalarından rahatsız olduğumu, barınak sağlanması gerektiğini söyledim. Görevli kendiliğinden harekete geçmedi.

Bir mekânın önünden geçerken birinin dışarıya taşan konuşmaları çalındı kulağıma. Vermekten, vererek mutlu olmaktan, zenginliği paylaşmaktan bahsediyordu. Kalabalığa yöneldim, oturanlar koltukları doldurmuş bir o kadar da ayakta dinleyeni vardı. İçlerinden üç beş tanesi dikkatime girdi. Hemen araştırdım, mülk sahipleriydiler, boş tuttukları evleri vardı ikisinin. Beyin frekanslarını güçlendirdim. Daha fazla etkilenmeye yardım için istekle vücutlarını ateşlemeye başladılar.

-Yardım kuruluşlarına gidin bakın, insanlar ne zorlukta yaşıyor başkalarından uzanacak bir tutam yardımın kendilerine verecek hayat gücünü nasıl önemsiyorlar görün!

İki kişi bir saat sonra yerel yönetimin önündeydi. Birisi tanıdık birini hatırladı oraya yöneldi. Diğeri birime ulaştı.

Ertesi gün aynı yoldan işe giderken bir nakliye firmasının aileyi toparlayıp eşyalarıyla götürmek üzere olduğuna tanık oldum.

Ne güzel bir son, bakalım, vazgeçebilecekler mi rahat yaşam imkanlarından.

Baharın son ayıydı. Yeniden aynı yerde insanlar olduğunu gördüğümde şaşırdım. Başka birileri de gelmiş yerleşmiş olabilir. Adam yabancı geldi. Gittim selamlaştım. İlgilenmediği gibi neden onların özel alanına dahil olduğumu sorgular gibi baktı. Mecburen uzaklaştım. Araştırma yaptığımda bir şey elde edemedim, çok uzaklaşmadan beklemeyi seçtim. Önceki olayları göremedim, ama ailenin sabah sofrasındaki konuşmaları duyuyordum:

Adam:

- Meraklı biri, yanaştı az önce. Sakın yüz vermeyin. İnsanlar alıştı mı, yanımızdan gitmezler. Ancak feraha kavuştuk.

Kadın:

-Beton yığınının içinde nefes alamıyor insan, yerler pismiş, hergün o taşları mı yıkayacağım ben, kokar tabii. Hiç temiz hava gibi olur mu? Alt kat ayrı şikâyet eder, ne o, çocuklar zıplıyormuş. Ne olacak, çocuk bu. Bağlayıp mı besleyerek büyüteceğiz. Üst kattakiler ayrı terane. Balkonda ateş yaktık diye, ne itfaiye ne polis bıraktı. Hepsini yığdı kapımıza.

-Çamaşırları elinle yudun, salak olduğun için makinayı çalıştıramadın. Seni ancak burası paklar. Dua et, ben aldım seni bir kere, razı oldum çekiyom kahrını böyle. Tövbeler bir daha beni kimseler sökemez buralardan…

Tepkiniz nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

GÜMÜŞ SÖZ Sözün gücünü farkedeli epeyce yol aldık hayatta. Tadımız, tesellimiz, yoldaşımız, yârenimiz ve daha niceleri oldu söz benim için. Sözlerle dolu nice kitaplar.... İnsanoğlunun en değerli buluşu herhalde sesi söze, sözü yazıya dökmek....Sahibinin zerresi kalmamışken dünyada sözü yolculuğuna devam eder. Öyle bir sözdür ki o, doğduğu dilin gücünü yansıttığı ölçüde ömrü devam eder. Sözün gücüyle ruhlar inşa etmeyi isteyenlerin paylaşım mecraları bulmaları ne güzel şans!...