Ey Hayat!..

Ey Hayat!..

Ve bazen de sürprizlerle doludur Hayat, sanki bize soruyormuş gibi…küçük şakalar yapar sürekli haylaz çocuklar misali, tek fark, bu şakaya bir tek kendisi güler, hiç kalp kırmıyormuş gibi…zamanla sevgilidir aslında Hayat, harcar onun uğruna tüm evreni, biri gece, diğeri gündüz misali, kovalar durur sevgilisini, bilir oysa Zamana ulaşamayacağını, büyütür gözünde böylece onun ahengini, ama o da Hayattır sonuçta, asla bakmaz Zaman gibi arkasına…biz beşerler bu ikisi arasında…bir umutlu, bir çökük dizüstü, bir yanı küskün, bir yanı keskin gibi…sarılırız uzaklardan el uzatan umuda…sanki onu da yakalayabilecekmişiz gibi…

Sen ! Tüm bu olanlar sanki koca bir şakaymış gibi, gül Hayat ! 

Oysa ikimiz de bilmeliydik seninle gerçekleri,

Ne sen kavuşabilirdin sevdiğin o Zamana

Ne de ben yakalayabilirim umudu ellerinden,

Bilmeliydik insanlık olarak aslında,

Nasıl da çıkarttın,

Her can yanışını bizlerden.

Bu yüzden doğurdun aslında,

Umudu bizim için her sabahın Seheriyle,

Sırf eğlenebilmek için yaptın değil mi Hayat !Öfkenden var ettiğin heybetinle,

Bilmediğinse, benim varoluşumdu aslında,

Ben varsam, sen varsın sonuçta,

Hiç anlayamadığınsa,

Sen beni sunarak kurban ederken Hayat’a,

Ben, o Hayatın kahramanıydım oysa

Artık sıkıca geçirdim tırnaklarımı boynuna,

Ve ayrıca,

Gramofondaki o şişko zenci şarkıya başlamadan…

Ben bitti demeden…

Bu hikaye asla bitmez Hayat !..