Felsefe Hayatın Yolu, Bölüm 14 - Sokratik Okullar

Sokrates omuzlarına birçok irili ufaklı devi almış ve onlara yeni yollar açmaları için ilham kaynağı olmuş...

Felsefe Hayatın Yolu, Bölüm 14 - Sokratik Okullar

Eğer daha uzağı görebiliyorsam, benden önceki devlerin omuzlarında durduğum içindir,” demişti  Isaac Newton, hatırlarsınız. Felsefe yolunda karşımıza çıkan Sokratesçi Okullar işte tam da bu sözün göndergesidir.

Sokrates’in ölümünün daha doğrusu idamının ardından takipçileri onun öğretilerini devam ettirmişlerdir. O, çok renkli kişiliğe ve çok farklı düşüncelere sahipti, fakat bunların hiçbirini tamamen bilinçli olarak kaleme almamıştı.  Sokrates’in görüşlerinin bize iletilmesi ve geliştirilmesi ve de farklı düşüncelerin doğması işte onun ardılları, onların da ardılları tarafından olmuştur. Muhteşem bir zincir…

Sokrates’in ardılları pek çok okul kurmuşlardır. Bunları Sokratik (Sokratesçi) Okullar olarak biliriz. Felsefe dünyası açısından onun en büyük ardılı Platon’dur ve onun da öğrencisi Aristoteles. Onların görüşlerini ilerleyen bölümlerde detaylı olarak inceleyeceğiz (az kaldı).

Küçük Sokratik Okullar olarak adlandırılanlar ise Megara, Elis-Eteria, Kinikler, Kirene okullarıdır.

Megara Okulu” ile başlayalım. Kurucusu Megara’lı Eukleides’dir. Euclid, Öklid olarak da geçer ismi ancak Matematikçi Oklid ile karıştırılmamalıdır. Bir rivayete göre Eukleides Sokrates’in idamını izlemiştir ve idamının akabinde korkan tüm felsefecileri Megara Şehrine davet etmiş orada onlara koruma sağlamıştır. Sokrates’in iyinin tek olduğu düşüncesinden etkilenerek “Bir olan iyidir,” demiştir. Bu düşüncesinde Elea öğretisinden etkilendiği de söylenmektedir.

Megara Okulu’nun en önemli özelliği Eristik Sanatı geliştirmeleridir. Yunanca tartışma, kavga anlamına gelen “Eris” kelimesinden türetilen “Eristik” didişim demektir.  Eristik Felsefe’de ise konuşma ve tartışma amaçtır, içerik değil. Mantık’ın geliştirilmesinde Eristik Sanat çok önemli rol oynamıştır.

Eristik Sanat’ın en temel örnekleri Giritli, Kel, Boynuzlu’dur. “Boynuzlu” örneğini burada paylaşayım;

Kaybetmediğimiz şeye sahibiz. Boynuzlarımızı kaybetmedik. O halde boynuzlarımız vardır.”

Gelelim Elis-Eretria Okulu’na. Elisli Phaidon tarafından, Sokrates’in ahlak felsefesi üzerine kurulmuştur. Sokrates’in soylu hayatı ve bu yaşamından alınacak derslere odaklanmışlardır. Amaçlarından birisi de insan hayatında felsefenin yerini vurgulamaktır. Kurucusu Phaidon zamanında köleymiş, Sokrates onu satın alarak özgürlüğüne kavuşturmuş. Phaidon’a göre felsefe insanı ruhsal hastalıklarından kurtaran hakiki özgürlük veren bir kılavuz niteliğindedir.

Genel olarak daha bilinen diğer bir Sokratik Okul Kinikler’dir.  Kinikler ismini duyduğumuzda pek çoğumuzun aklına ilk Diogenes ve onun Büyük İskender’e söylediği o meşhur söz gelir; “Gölge etme başka ihsan etmem!” Bütün toplumsal kurallara karşı olan Diogenes ömrünü bir fıçı içinde yaşamıştır.

Kinik Okulu’nun esas kurucusu Atinalı Antisthenes’tir. Antisthenes önce Sofist Gorgias’ın öğrencisi olmuştur ve sonra ise Sokrates’in dostu. Kurmuş olduğu okul her iki filozofun düşünlerinden de etkilenmiştir. Sofist Gorgias’ın “Var olan birdir” olan birlik öğretisinden izler taşır. Antisthenes’e göre ilk varlık tanımlanamaz ve ilk varlık dışındaki varlıklar hep birleşik şeylerdir. Tanımları ise birleşimlerini oluşturan parçaların sayılmasından ibaret olacaktır. Gerçek bilgi, kendi içinde daha fazla parçalanamayan nesneler hakkındaki bilgidir. 

Diğer Sokratik Okullar gibi Kinik Okul’un öğretisi Sokrates’in erdem öğretisine dayanmaktadır. Onlar için hayatın amacı mutlu olmaktır, buna da erdemli hayat yaşayanlar ulaşabilir. Erdem konusunda Soktares’in hayat tarzından etkilendiklerini söyleyebiliriz. Bütün maddi unsurları reddederler; para, mal, mülk, şöhret… Toplumsal yaşama, evliliğe de karşıdırlar. Bu dünyada yaşayan tüm insanlar din, dil, ırk, cinsiyet gözetmeksizin eşittir. İdeal devlet anlayışlarında bütün insanlar bir sürü gibi bir arada yaşarlar. Bir nevi dünya vatandaşlığından bahsetmişler zamanında, resmen bir ütopya.

Küçük Sokratik Okullardan Kirene Okulu’na baktığımızda onların da Kinikler gibi bireyci olduklarını ve felsefelerini Sokrates’in ahlak felsefesine dayandırdıklarını söyleyebiliriz. Ancak aralarındaki en temel fark hazza bakış açılarıdır, hatta taban tabana zıtlardır.

Kirene Okulu’nun kurucusu Aristippos’tur ve o tarihte “Hedonizm”in kurucusu kabul edilir. Hedonizm (hazcılık) nedir peki?

Hazcılık veya hedonizm, hazzın mutlak anlamda iyi olduğunu, insan eylemlerinin nihai anlamda haz sağlayacak bir biçimde planlanması gerektiğini, sürekli haz verene yönelmenin en uygun davranış biçimi olduğunu savunan felsefi görüş (Vikipedi).

Aristippos hazzı iyi ile özdeşleştirir. Hazzı sağlayan şey iyidir, acı veren şey kötüdür, ne haz almadığımız ne de acı duymadığımız matematik, fizik gibi şeyler anlamsız ve değersizdir. Özellikle matematik çalışırken acı çeken veya çok zevk alan çocuklar ile tanışmamış her halde o. İşin şakası bir yana Aristippos hazzı iyi ile bağdaşlaştırmaktadır. Onun asıl kastettiği maddi hazlardır, Sokrates’en ayrılan yönü burasıdır. Hazları sınıflandırmış maddi hazları manevi hazlara üstün tutmuştur. Hazza bakışında esasında Protagoras’ın rölativizminden etkilenmiştir. Ona göre algılarımız bizim duyumlarımıza dair bilgiler verir, ne şeylerin doğasına ne de başka insanların duyumlarına dair bir şeyler söylemez. Algılarımız, algılanan nesne ile algılayan öznenin birbirini izleyen hareketlerinin çatışmasının anlık sonucudur. İşte bu durumda hissettiğimiz nazik, zarif, hoş ise iyidir, bizde haz yaratır. Sonuç olarak haz iyidir. Maddi hazlar anlık ve direkttir o yüzden manevi hazlara göre daha üstündür. Şiddetli anlık olan hazlar en iyileridir. İşyerinizde terfi aldınız veya çok zor bir sınavı geçtiniz ya da Mısırda yaşayan çok uzak bir akrabanızdan yüklüce bir miras kalmış, ne hissedersiniz? Aklıma birden Marquis de Sade geldi, sadece paylaşmak istedim, bir şey ima etmiyorum.

Bireyselci bir yaklaşımla hazcılığı savundukları için toplumu önemsemezler yani bireyin mutluluğu toplumun mutluluğundan önemlidir. 

Kirene Okulu’ndan hazcılık konusunda çok uç fikirlere sahip filozoflar da çıkmıştır; Hegesias gibi.

Hegesias intiharı doğru bir eylem olarak görüp öğrencilerine önermiştir. Onun da dahil olduğu Kirene Okulu mensuplarına göre hayatın amacı mutlu olmaktır. Onun kötümser dünya görüşlerinin başında tam mutluluğun var olmaması yer alır. Çünkü beden pek çok acı ve kederle doludur, ruh da bu duruma eşlik eder. Herkesin kendi mutsuzluğu vardır, zengininki fakirinkine, köleninki özgür insanınkine, aptalınki bilgeninkine benzemediği gibi. Ayrıca yaşam kadar ölüm de arzu edilesi bir durumdur. Bu hayatta mutlu olamıyorsak ölmeliyiz… İnanabiliyor musunuz bazı takipçileri bu sözlere kanıp intihar etmişler ama kendisi seksen yaşına kadar yaşamış intihar falan etmemiş… Yaşadığı dönemde sadece sürgüne yollanmış.

Sokrates omuzlarına birçok irili ufaklı devi almış ve onlara yeni yollar açmaları için ilham kaynağı olmuş. Onlar da ta günümüze kadar uzanan dar, geniş çeşit çeşit yollar inşa etmişler. Tabii ki yollar burada bitmeyecek, bizler de gelecek kuşaklara açılacak olan yeni yolların yapımında çalışacağız.