Gelişen Teknoloji ve Gelişemeyen İnsan

Buyrun, kendimizi sorgulama zamanı!

Eylül 2, 2023 - 22:12
Eylül 2, 2023 - 23:18
 0
Gelişen Teknoloji ve Gelişemeyen İnsan

Yıl 2023. Çamaşırlarımızı çamaşır makineleri, bulaşıklarımızı bulaşık makineleri yıkıyor. Evimizi akıllı robot süpürgeler süpürüyor. İlk çamaşır makinesi yirminci, ilk bulaşık makinesi ise on dokuzuncu yüzyılın yarısında icat edildi. Şimdi ise herkesin evinde bir tane var. Makineler hayatımızda son derece etken bir durumdayken insanlarda oluşan robotların insanlığı ele geçirme korkusuna değinmek ve bu konuyu eleştirmek amacıyla bu yazıyı yazmaktayım. 

 Bundan yaklaşık bir hafta önce Oğuzhan Uğur isimli YouTube içerik üreticisinin robot Sophia ile bir videosu paylaşıldı. Sophia'nın insanlar hakkındaki yorumunu ürkütücü bulan Oğuzhan Uğur cep telefonunu çıkararak kapattı ve meselenin kontrol olduğunu vurguladı. Meselenin kontrol olduğu her ne kadar aşikâr da olsa hepimiz çoğu zaman bu kontrolü sağlamaktan aciziz.

Sabah uyanır uyanmaz elinize ilk aldığınız şey ne oluyor? Telefonunuz!  Dünya üzerindeki hemen hemen çoğu kişi elindeki akıllı telefonu kullanarak dünyanın başka bir ucundaki bir bireyin nereye gittiğini, nerelerde neler yediğini, evinin içindeki eşyaları, giydiği kıyafetleri, yemek yediği lokanta ve restoranları tek tıkla öğrenebiliyor. Sadece söz konusu herhangi birinin Instagram hikâyesine bakmanız yeterli. Her sabah bunun için ayırdığınız o yarım saati bir düşünün. Bir ayda sadece sabahları en az on beş saatinizi bunun için harcıyorsunuz. Öğlen arkadaşlarınızla yemeğe çıktığınızda o yemeğin tadını çıkarmak yerine yemekte fotoğraf çektirmekle veya çekmekle zamanınızı harcıyorsunuz. O fotoğraflar sosyal mecralarda paylaşılıyor, etiketler yapılıyor, konumlar atılıyor ve bir "ağ kirliliği" oluşuyor. Sosyal ağları kullanarak paylaştığınız gerekli gereksiz her şey bu ağ kirliliğine dahil oluyor. Ağ kirliliği üzerine bir çalışma yürütecek olsaydım ilk işim bu söz konusu ağ kirliliğinin farkındalığını sağlamak ve önüne geçmeye çalışmak olurdu. Şimdilik tehlikeleri hakkında en ufak bir bilgim veya fikrim yok. Umarım çok sayın aydınlarımız, bilim insanlarımız bu konuya da bir el atarlar. Ağ kirliliği bir yana dursun, kendi benliğimizi nasıl bir tehlikeye soktuğumuzun farkında mıyız? Kısa bir biçimde anlatmaya çalışacağım, izninizle.

Bir ünlü şehrinize geldiği zaman sosyal mecralarda paylaşmak için fotoğraf çektiriyorsunuz. Peki, o ünlü ile çektirdiğiniz fotoğraf ettiğiniz sohbetten daha mı tatminkâr? Paylaştığınız fotoğraf size etkileşim sağlıyor, ya o sohbette ne kadar etkindiniz?  Arkadaşlarınızla oturduğunuz zaman kafanızı telefondan kaldırıp en fazla kaç dakika sanal dünya dışındaki  konulardan konuşabiliyorsunuz? Sanal hayatınız ne kadar gerçek hayatınızla özleşmiş durumda? Peki, telefona bakmaktan, telefonda mesaj veya yorum yazmaktan gözleriniz ve parmaklarınız hiç mi ağrımıyor? Bir kafeye oturduğunuzda etrafınıza ne kadar dikkatli bakıyorsunuz? Oturduğunuz süre boyunca eliniz kaç defa telefonunuza gidiyor? Bu soruların cevaplarının çoğunda telefonunuzla fazlasıyla özleşmiş bulursanız kendinizi siz bir robot tarafından yönetiliyorsunuz demektir. Siz Oğuzhan'ın kapattığı o tuşu kapatamıyorsunuz demektir. Onun yerine kendi bilinç tuşunuzu kapatıyorsunuz. Gittikçe bilinçsiz, tüketmeye yatkın, üretmekten uzak, depresif bir hâl almanız kaçınılmazdır. Her ne kadar arkadaşlarınızla gezip eğlenmeye çıksanız da tek sosyalliğiniz sosyal mecralar ve telefonunuz olduktan sonra kendi kendinize eziyet edersiniz. Zira insan sosyal bir varlıktır ve robot değildir. İnsanın başka insanlarla sohbet etmesi, temas etmesi gerekir. Bizler Sophia değiliz. Ci-borg da değiliz. Etten kemikten ve duygulardan oluşan canlılarız. Bir robot tarafından yönetilmek, köleleştirilmek düşüncesi her ne kadar korkunç geliyor olsa da şu an yaşadığımız durum tam olarak bu. İnsan kendi anlam arayışını ve tözünü unutma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Duyguları artık törpüleniyor. 

Uzun lafın kısası, belki de korktuğunuz şey çoktan başınıza gelmiştir!

Tepkiniz nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Rojda_Esra Adım Rojda Esra. Mustafa Tenker yayım grubunda editörüm. Yazılarımı hasta, komada, öldü şeklinde üç ana başlık altında topluyorum. Yazdıklarımın telif hakları yolda yürürken rastgele vurduğum topun kırdığı camda saklıdır.