Gökyzünde Son Kurşun

Ve bir dilek tüm ümitlerin kurşunu, bir adam tüm şiirlerin kafiyesi, bir kadının da yok oluşu oldu...

Gökyzünde Son Kurşun

Deftere sığındığım her an bahane arıyormuşum seni yazmaya.
Bugün noktaların sadece satırlarda son bulduğu bir yerdeyim.
Gök alabildiğine al, güneşi yelpaze etmişim yüreğime, yıldızlar serinlemiş..
Hani heves kıran meseleler vardır;
Ay'ı görmek istersin bulutlar elbisesi olur, güneşi tutmak istersin sema da son durağa vurur; sevmek istersin düşlerin kırıklığına ayaz durur.
Bir ayaz vuracaksa ruhlarımıza heyecandan titreyen ellerimizin buluştuğu, sonbahar yapraklarının turunculuğunda dudaklarımızdan tüten sözler, yüreğimizden kopan fırtınalar olmasın mı ? 
Aşkının esaretinde sen denilene mi tutuldum sanıyorsun ?
Yüreğini bir memleket, gözlerini bir deniz bildimse yalnızlığıma neden prangalanayım ?
Debisi değişen bir tutku olsan da sana kapılmayı düşler ve gerçekler kıyısı gibi iyi bilirim.
Ne sevilmekten hoşnutsun ne sevilmemekten sen uzağı seversin, alabildince uzağı..
Körpe yemişlerin çekirdeği gibidir senin için sevda meseleleri. Dışında yabancı duyguların olgunlaşmamış hali, içinde bilmek ve hissetmek şeytanının dürtüsü.
Baş aşağı bir tablo, silinmekten yırtılan defter, yarım kalmış hiçbir şeyi tamamlamayacak anılar biriktirdim.
Zifiri bir gökyüzünden aşağı asılı hislerimden intihar ipleri, kayan yıldızlardan savurdum ruhumun derinliklerini.

Ve bir dilek tüm ümitlerin kurşunu, bir adam tüm şiirlerin kafiyesi, bir kadının da yok oluşu oldu.