GRİ BOHEM

 “Eğer ahlaki bir çıkış noktası bulabilirsen öldürmek hiç de zor değildir. Öldürmek mümkün; hatta istenen, hatta arzulanan, hatta zevk veren, hatta ve hatta bağımlı olunan bir eyleme dönüşür. Bir şeylerin yanlış olduğunu söyleyen içindeki ses de giderek daha uzaklardan bağırır.”

GRİ BOHEM

GRİ BOHEM 

Her insan, kendi zihninin mimarıdır. Oraya aynı malzemelerle bir saray da inşa edebilir bir hapishane de.”

 “Cahil bir ulusun üç özelliği vardır: Bilimden nefret eder ama teknolojisini över. Sanattan nefret eder ama kültürünü över. Kadının çalışmasından nefret eder ama anneliğini över.”

 “Cenazesine gitmek zorunda olacağın hiç kimse ile küs kalma.”

 “Kapitalizm sana ışıltılı gökdelenler verir, karşılığında gökyüzündeki yıldızlarını alır.”

 “Öyle bir gidişi vardı ki dönerse onun adına ben utanırım.”

 “Eğer ahlaki bir çıkış noktası bulabilirsen öldürmek hiç de zor değildir. Öldürmek mümkün; hatta istenen, hatta arzulanan, hatta zevk veren, hatta ve hatta bağımlı olunan bir eyleme dönüşür. Bir şeylerin yanlış olduğunu söyleyen içindeki ses de giderek daha uzaklardan bağırır.”

YORUMUM; 

Ah ruh hastası Cihangir Martin, beni resmen şoka uğrattın. 

Kitabı 1 buçuk saatte bitirdim arkadaşlar ciddi ciddi 1 buçuk saat. 

Sürükleyiciydi hemde öyle böyle değil. 

Gizem, gerilim, psikolojik, polisiye karar veremedim türünün ne olduğuna ama şöyle yorumlayabilirim. 

Cinayetler silsilesi, psikoloji bozan bir ruh hastası, sürekli sizi geren gizemli olaylar. Kitabı tek kelime ile tanımlarsam kesinlikle "Garip" derdim. 63 sayfa kadar okuduğumda bir durdum. 

Dedim ki; yahu bu yazar ne anlatıyor bu karakter kim amacı ne? 

Sonra devam ettim bu karakter yani Cihangir Martin kendisi renk körü bir ressam dış dünyası sadece gri siyah ve beyazdan oluşuyor. 

Gri bohem lakabını kendisine takmış bir eleştirmen, bence kesinlikle haklıydı bu lakabı onu takmakta ben olsam direk ruh hastası derdim. 

Annie ah benim hüzünlü kekim en çok sana üzüldüm böyle olmaması gerekiyordu Cihangir değil yazar sana hiç acımadı. Yazarın kullandığı bir cümle beni resmen oraya mıhladı. Kal geldi dedikleri oydu. 

"Vicdanını ararken saatler geçmiş."

Annie vicdanıyla olan savaşında yenik düştü, ama Cihangir, ararken kendisini kaybetti vicdanı onu kırmızıyı bulduğunda terk etti. Bir kaldırım köşesinde vicdanını kaybetti Cihangir Martin. 

Kitabın başlangıcı beni Türkiye sokaklarına döndürdü. Sokak arasında bir Suriyeli tarafından saldırıya uğrayan Cihangir orda hayatına kırmızıyı ekledi kan kırmızısı... 

Sonra Eleştirmenin onun bir metroda hayatına eklediği turuncu rengi, ve mavi beni en çok üzen maviydi. Sonra mor böylece renk körü hasta renkleri görebilmek adına adım adım tabloya işledi, her işlediği renkte kendinden bir şeyler bıraktı. Ve resim bitti ve renkler yerini buldu, vicdan terk etti bedeni ve kitapta bir son yazıldı. 

Kitap 8/10