Hokus Pokus 28.Bölüm

Finale son 3!

Kasım 25, 2022 - 14:59
Kasım 25, 2022 - 15:08
 0
Hokus Pokus 28.Bölüm

İyi okumalar♡

Finale son 2!

-

"Bazı anlar hatırlandıkça değerlenir."


Salonda hep beraber oturuyorduk. Gözlerim ilk olarak Gazel ile kesişti. Kaçamak bakışlarla Pars'a bakıyordu. Pars'a döndüğümde Gazel'in kulağına eğildi.

"Toplum içinde kulaktan kulağa konuşmak mı? Ne kadar ayıp!" Dediğinde yastığı yüzlerine atmıştı Ceren.

Gülerek tekli koltukta rahat bir pozisyona geçtim. Arel defterine bir şeyler karalıyor yine bizimle muhatabı kesmişti.

"Toplum içinde bireysel aktivite yapmak mı? Çok ayıp!" Deyip yastığı Arel'e attı Pars.

Arel öfkeyle başını kaldırıp bıçak kadar keskin gözlerle Pars'a baktı.

"O attı." Deyip Gazeli gösterdiğinde Arel elindeki yastığı yanına bıraktı. Şimdi tam tersi yumuşamıştı.

Ceren ile birlikte gülerken Gazel, Pars'ı dürtükledi.

"Canıma susamadım ben." Diye mırıldanarak söylemişti fakat ortam öyle sessizdi ki duymamak imkansızdı.

"Eminim o atmıştır." Deyip ayaklandı Arel.

Ceren, Arel'in elinden tutup koltuğa geri oturttu. "Nereye gidiyorsun?"

"Şu ikisinden uzak bir yere." Deyip bayık bakışlar atmıştı.

Gazel ve Pars aynı anda göz devirdiler. Onların bu hâlini gören bir tek bendim ve bu ifadelerine paha biçilemezdi!

Gazel dudaklarını büküp "yazıklar olsun emeklerime..." dediğinde Pars, Gazel'in sırtını sıvazlıyordu.

"Rahat vermeyecek misiniz?" durağan tonda konuştu Arel. "Ayrıca rol yapmayı bırak yemiyorum." Deyip elindeki defterle Gazel'in dudaklarını işaret etti.

Gazel anında toparlanıp gözlerini kısarak Arel'e baktı. Pars hafifçe gülümseyip "ben yerdim ama." dediğinde gözlerim irice açıldı. Bu büyük bir itiraftı!

Arel bıyık altından gülüp başını iki yana salladı. Sanırım Pars'ın hislerinin o da farkındaydı.

"Yukarıda ne yapacaksın?" Diye sordu Ceren merakla.

Arel'in kaşları havalandığında "resim yapacağım anneciğim. Bitti mi sorgu sual?" Deyip tekrardan havalandı.

Ceren tekrardan Arel'i çektiğinde dengesini kaybedip koltuğa geri düştü. "Bütün gece çiziyorsun. Biraz ara vermek senin de hakkın." Uyarıcı sesle devam etti. "Bir yere kaybolma geliyorum."

Arel gözlerini devirip iç çektiğinde sesli bir şekilde gülmeye başladım. O sırada Ceren üst kata çıkmıştı.

"Ne gülüyorsun?" Başını hızla iki yana salladı Arel. "Komik mi?"

Başımla onayladım. "Evet komik, tipine baksana azar yemiş çocuk gibisin."

"Öyle değilim." Deyip omuz silkti.

"Öylesin." Bende omuz silktim.

"Değilim!" Dediğinde sesi baskın çıkmıştı.

Tekrardan gülmeye başladım. O esnada Gazel ve Pars'ın gözleri Arel ve benim aramda mekik dokuyordu.

"Yalan söylemek huyun galiba?" Deyip gülüşümü durdurdum.

"Seninde gerçekleri kabulleneme gibi bir huyun var galiba?"

Sanırım ortalığı kızıştırmak sorun olmazdı. Elimi çeneme yaslayıp "hm, örnek versene." Dediğimde işaret parmağımı kaldırıp ekledim. "Bana sadece bir örnek ver çocuk olmadığını kabul edeyim."

Gazel'in ortalığı kızıştırmak adına döktüğü nidalara karşın Pars ciddiyetle Arel'e bakıyordu. Arel beni şaşırtmayarak sessiz kalmayı tercih etti. Tıpkı daha önce yaptığı gibi.

"Susuyorsun..." mırıldandım. İç çekerken "bana söyleyebileceğin tek bir gerçeklik yokken bu kadar ısrarcı olman niye?"

Sessiz kalmaya devam ettiğinde tekrardan gülmeye başladım. Benim niyetim ciddi bir tartışma değildi. Sadece artık aptal olmadığımı anlamasını boş bir levhadan ibaret olmadığımı bilsin istiyordum.

"Ressam olan sensin Arel. Has gerçekler tuvale renk katmaz. Çünkü tuval zaten beyaz ve gerçekler saftır. Ama yalanlar... onlar tuvale renk verir." Gülümsedim. "Yani anlayacağın çarptırılmış gerçekler senin işin. Gerçeklerin beyaz rengine akıttığın birkaç damla yalan..." Deyip gözlerimi dışarıya cevirdim. "Tüm mesele bu ve bu senin ustalık eserin."

Arel'in odasında kocaman bir kitaplık vardı. Eski kalın ve çoğu yabancı kitaplardı. Çalışma masasının üzerindeki kara kalem çalışmaları dağınık bir görüntü izlenimi veriyordu. Kitaplığın arkasındaki resim odasıysa simsiyahtı. Bembeyaz duvarları siyah boyalarla resmetmişti. O ressamın sergisinde ziyaretçi değildi. Ressamın kendisi Arel'di. Unutulmuş tabloysa bendim. Bu bizim geçmişe dair ilk konuşmamızdı ve söylediği her bir kelime tuvalime renk katıyordu.

Merdivenlerden neşeyle inen Ceren, "yine kavga mı ettiniz?" Gazel ve Pars aynı anda ben ve Arel'i gösterdiler. "yine mi siz?" Dedi bıkkınlıkla.

Omuz silktim. Keza Arel de.

"Çocuk gibisiniz. Birbirinizle derdiniz ne cidden anlamıyorum."

"İnsan en çok sevdiğiyle uğraşır diye boşuna dememişler." Deyip sırıtarak Arel'e baktı Pars.

Gözlerimi kaçırıp derin bir nefes verdim. Arel ise tam tersi dik dik bakıyordu. Başımı kaldırıp sert çehresine baktığımda bu kez o gözlerini kaçırdı. Biz böyleydik. O ve ben... kaçan kovalanır mantığıyla hareket ediyorduk. Bir adım ileri atsam yanımda olurdu fakat elimi tutmazdı. Bir adım önümde olsa yanında olurdum fakat saramazdım onu. Ancak ne o benden gidebilirdi ne de ben. Çünkü biz aynı limana zincir atmış yosun tutmuş geminin son tümeniydik.

"Kusura bakmayın daha fazla dayanamayacağım..." Gazel gür bir kahkahayı patlattığında Pars'ın kolunu dirseğiyle iteledi. "Gülsene sende!" eliyle bizi gösterdi. "Şu sıfatlara bak!"

Pars gülümseyerek başını koltuğa yasladı. Mavi gözleri parıl parıl parıldıyorken Gazel'i izliyordu. Onların bu hali bakkaldan eve şekerle dönmüş bir çocuk kadar şendi.

Ceren başını iki yana sallayıp "Hadi bir oyun oynayalım." Dedi.

Sinsice sırıtıp Arel'e döndüm. "Biz çocuk gibi oyun oynayacağız fakat Arel oynayamaz ki..." dedim. "Sonuçta büyükler çocukların oyununa dahil olmamalı."

Arel boş bakışlarını kahvelerime çevirdiğinde tek kaşını kaldırdı. "Derdin ne senin? Zevk mi alıyorsun bana laf atarak."

"Evet alıyorum." İtirafım gazelin gülüşünü bile durdurmuştu. "Sanırım tek eğlencem bu."

Açık sözlü oluşum her birini şaşkına çevirmişti. Arel hariç. Çarpık gülümsemeyle dudaklarını birbirine bastırdı. Basını hafifçe sallarken kim bilir aklından neler geçiyordu.

"Çok seviyor seni ondan bu laf atmalar." Deyip araya girdi Pars. Fakat halâ ara ara gözleri Gazel'e kayıyordu.

"Ne Bu ilkokul aşkı mı?" Deyip elini çenesine yasladı Gazel. "Saçını da çeksin tam olur."

"Yakın gelecekte bu potansiyeli görüyorum." Diyerek Gazel'e katıldı Pars.

"Kendinize mi baksanız önce?" Deyip alayla güldü Ceren.

Sırıtarak ikisinin afallamış yüzüne baktım.

"Kelebeklerin bundan zevk aldığını bilmiyordum." Arel gülerek dudaklarını kıvırdı. "Ve ayrıca siz fazla olmaya başladınız."

"Yılanın başı küçükken ezilmelidir kardeşim. " dedi durağan sesle Pars.

"En azından senin gibi başkalarını aptal yerine koymaktan zevk almıyorum ya..." Deyip Ceren'e döndüm. " Ne oynuyoruz?"

Arel eliyle Ceren'in cevap vermesini engelledi.
"Ortak noktamız varmış demek ki..."

Alayla güldüm. "Seninle benim ortak noktamız... Sanırım buna iyi rol yapmak diye cevap verirdim."

"İyi rol yaptığını kim söyledi?" Pars'ı işaret etti. "O mu?"

"O," derin bir nefes verdim. "ya da değil ne fark eder?"

Dişlerini dudaklarına bastırıp gülümsedi. Anlam vermediğim bir şekilde içten gülümsemişti. Afalladığımda bu onu daha çok gülümsetti.

"Madem zevk alıyorsun o zaman durma devam et. Nasıl olsa bende durmayacağım." Öne doğru eğilip kollarını dizine yasladı. Parmaklarını birbine kenetlerken Ceren'e döndü. "Ee... Ne oynuyoruz? Sanırım bir anlığına çocuk olmak bizden bir şey kaybettirmez."

Pars mavi gözlerini Arel'e dikmiş sorgular gibi bakıyordu keza Gazel'in yeşil hareleri de ona ayak uydurmuştu. Üçümüzde ciddi anlamda afallamıştık. Arel alttan almış konuyu kapatmıştı. Fakat gelecekte bu konunun önüme serileceğinden istemsizce emindim.

"101 tabiki" deyip masanın üzerindeki okey takımını işaret etti.

"Ben oynamayı bilmiyorum. " dediğimde Arel ile göz göze geldim.

"Beraber oynayalım." Dediğinde gözlerim kocaman açıldı. Ayağa kalktığında yanıma gelip elimden tuttu. Bu daha çok şok olma sebebimdi. "Oyun dört kişilik her halükarda iki kişinin beraber oynaması gerek."

Sandalyemi çekip oturmamı bekledi. Oturduktan sonra kendisi de yanıma oturup istekaları çıkardı. O sırada herkes yerine geçmişti. Ceren ve Pars karşı karşıya otururken Gazel de bizim karşımıza geçmişti.

Pars beni işaret ederken "tüh... kaçırdım güzelim kızı!" Diye hayıflandı.

Arel'in taşları dizen elleri durduğunda ağır hareketle başını sağında oturan Pars'a çevirdi.

"Ne diyosun olum sen?"

Pars kolunu sandalyeye yaslayıp beni işaret etti. "Görüyorsun değil mi? Olum falan Ne kadar ayıp..."

Arel, Pars'ı ayağıyla itelediğinde Gazel ve Ceren sanki hiçbir şey olmamış gibi taşları dizmeye devam ediyorlardı. Sanırım onların bu hâline bağışıklık kazanmışlardı.

"Cidden bu mu? Bir kere sıfatında hayır yok." Elindeki taşları öne doğru attı. "Bu bir dost tavsiyesi bir daha düşün."

"Sende var mı?"

"Evet var." Deyip yüzünü bir sağa bir sola çevirdi Pars.

Gayet ciddi olması hiç beklenmedikti. Arel bana doğru döndü. "Az önceki hazır cevaplılığını kimden aldığın belli oldu." Deyip tekrardan Pars'a döndü.

Gülümseyip Ceren'in önümüze bıraktığı taşları istekaya dizmeye başladım.

"Bak buradan da yakışıklıyım buradan da." Pars her an şaşırtmaya devam ediyordu. "Sor Gazel'e yakışıklı mıyım değil miyim diye o sana cevabı verir"

Arel gözlerini Gazele çevirdi. Gazel başını istekasından kaldırıp Arel ile göz göze geldi. Başını aşağı yukarı sallayıp "Öylesin öyle." Deyip taşlarını dizmeye devam etti.

"Bak, aldın mı cevabını?"

Arel gülmeye başladı. Alnını ovarken elini sandalyeme atıp dizdiğim karmakarışık taşları düzenlemeye başladı.

"İflah olmazsın sen." Deyip konuyu kapattı Arel.

Cidden sonuna kadar haklıydı. Pars iflah olmazdı... Hem de hiç olmazdı...

Kulağıma eğilip "O Yüzden açılmıyor kıza." Dedi.

Gülerek onayladığımda Pars kaçamak bakışlarla bize bakıyordu.

"Aynı renk sayıları bir yere dizeceksin farklı renkte olan ama sayı değeri aynı olanları bir dizeceksin."

Başımla onayladığımda dizmem için bıraktığı taşları dizdim. "Bu kadar mı?"

"Dizdiğin taşların ortasındaki sayıları topladığında otuz dördü geçiyorsa elini açabilirsin demek oluyor."

"Taşları o zaman mı işleyeceğim?"

Başıyla onaylarken sıra bize gelmişti. Taşı çektiğinde yerine onikilerin yanına bıraktı. "Sanırım acemi şansımız var" güldüğünde gülümsedim.

Az önce tartışan biz değilmişiz gibi rahatlık hissiyle oyun oynuyorduk.

"Şişt... hile yok!" Deyip Pars'ın eline vurdu Gazel.

Gülerek "başladık yine." dedi Ceren.

Pars kaşlarını çatıp "yapmadım daha bir şey?"

Gazel istekasını saklayıp sağ kaşını kaldırdı. "Daha derken?"

"Oyun hilesiz dönmez." Bana göz kırptı. "Zevki çıkmaz sonra. Değil mi Arel?"

Arel başını istekadan kaldırıp "aynen aynen." Deyip geri başını eğdi.

"Ruhu çekilmiş lan bunun!' Deyip taş attı Gazel'e.

Gazel taş çekerken gözlerini Pars'tan ayırmıyordu.

"Benim ortağım yapmaz hile falan." Diye savunmaya geçti Ceren. Fakat Gazel karşısında bu çaba beyhudeydi.

"Bu okey mi oluyor?" Diye fısıldadım Arel'in kulağına. Hafifçe güldü. Başıyla onaylarken neye bu kadar güldüğünü anlayamamıştım.

Sıra bize gelirken Gazel ve Pars atışmaya devam ediyordu. Ceren de ortağını savunmaya... biz olaya el atmıyorduk çünkü Gazel her ikisine de yetiyordu. Taşı çekip Arel'in yaptığı perlerden birine yerleştirdim.

"Doğru yaptım mı?" Arel'i kolumla dürttüm. "Birde sen hesapla açıyor mu? Bence acar."

Arel cevap vermeyince başımı kaldırdım. Dudaklarını birbirine bastırmış gülmemek için zor duruyordu.
"Yanlış yaptım dimi ondan gülüyorsun." Dediğimde Bana doğru yanaşıp boğazını temizledi.

Gülmemek için dudaklarını iki yana hareket ettirirken gözlerine renk gelmişti. "O zaman buraya yerleştiriyorum taşı." Dediği gibi yapıp sayıları hesapladığımda 32 de kalıyordu. İlk yaptığım haline getirdiğimde Arel elimdeki taşı havada tutup gülmeye başladı. Alnını alnıma yaslarken "alta koy onu."

Minik dokunuşlarıyla bile hızlanan kalbimi dizginlemeye çalışırken dediği gibi yaptım. Arel okeyi elime verdi. "Ortaya at bunu. "

Dediği gibi yaptığımda o da eş zamanla istekayı çevirdi. Elden bitmiştik. Ceren hariç kimse elini açmamıştı.

"Oha!" Diye nidalandı Ceren.

Gazel gülerek Arel'le beşlik atıp Pars'a doğru kısa sarı saçlarını savurdu. Pars yüzünü buruşturup istekasını devirdiğinde "alırım rövanşını." deyip taşları karıştırdı.

Arel sırıtarak "İcraat görelim aslan parçası!" Deyip kolunu sandalyeme yasladı.

Pars gözünü kısıp "keyfin yerinde bakıyorum." Dediğinde gözleri beni buldu.

Arel benden önce davranıp "tabii yerinde olacak." Dediğinde kaşlarım havalandı. "Sonuçta benim yanımda." Başını eğip göz kırptığında şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım.

Derin bir nefes verip taşları dizmeye devam ettim. Ellerim hafiften titriyordu. İstemsizce...

"Beyefendi oyun esnasında kıza yürüyorsunuz ama gözümüzden kaçmıyor değil." Deyip zarı attı ceren.

Masanın altından ayağımla dürttüğümde gülerek 2. Defa zarı attı.

"Bu beyefendi(!) Yürümüyor, koşuyor ama yine de sen bilirsin Ceren Hanım." Dedi Pars.

Ceren kıkırdayıp üst üste koyduğu taşları istekamızın önüne bıraktı.

"Bu beyefendinin ikinize de diyecek çok şeyi var ama susması gerekiyor." Arel'in tok sesiyle gerilmiştim adeta.

"Kimsenin kimseyi zorladığı yok konuşmayan sensin Arel." Deyip iç çekti Gazel.

Pars alayla dudaklarını kıvırıp Arel'in düşen yüzünü dikkatle inceledi. O sırada taşları dizmeye devam ediyordum. Arel dizdiğim taşların yerlerini birkaç kere değiştirip düzenli hale getirdi.

"Ben pek öyle düşünmüyorum." Dediğimde Arel'in elindeki taş yere düştü. "Size nazaran o benimle daha çok konuşuyor."

Pars histerik güldü. "Kavga edip birbirinize laf sokarak mı konuşuluyor?"

"İnsanlar yalnızca sözcüklerle konuşmazlar Pars. Gözlerle de konuşur." deyip Gazele döndüm. "Öyle değil mi Gazel?" Bu onun bildiği en iyi şeydi fakat farkında değildi.

Gazel oyuna dalmıştı. İrkilerek yeşil gözlerini anında bana çevirdi. "Bilmem olabilir de olmayabilir de... henüz öyle birine rastlamadım."

"Nasıl kişilere rastladın?" Dedi Ceren aniden.

Gazel burukça tebessüm etti. "Fanusun içindeki köpek balıklarına yem olduğumu söylesem daha doğru olur."

Pars'ın parmak boğumları beyazlaşırken Gazel bir o kadar hissizdi. Ondan istediğim cevap Pars ile aralarındaki bağdan dolayıydı fakat o geçmişe gitmişti. Kendi tozlu sayfalarını okumuştu bize.

Ellerini istekanın 2 yanına koydu. "Şimdi hepinize söylüyorum eğer dertleşmek istiyorsanız oyunu bırakın. Modumu düşürüyorsunuz! Devam edeceksek de birbirinize laf atmayı kesin." Son sözlerini Pars'a bakıp söylemişti.

"Tek laf atan ben değilim bakma öyle." Diyerek ortadan taş çekti Pars.

"Sen Arel'e bulaşmazsan o sana karışmıyor bile." Pars'ın gözleri irice olurken konuşmaya yeltendiğinde Gazel elini havaya kaldırıp susturdu onu."Her neyse... devam ediyor muyuz?" Bu kez Arel'e bakmıştı.

Başımı kaldırıp Arel'e baktığımda kahveleri Gazel'e bakarken oldukça donuktu. Gazel'in yeşil hareketi ise bir o kadar durgun hissizdi.

"Oyuna devam edelim." Deyip elimizdeki sayı değerini saymaya başladı. 28 de kalmıştık.

"İyi." Derin bir nefes verdi Gazel. "Devam edelim o zaman."

-

Bölüm sonu...

Bölüm hakkındaki düşünceler?

Hoşça kalın♡

Tepkiniz nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Edanuryd "Her şey burada bir masal gibi ya da yine kafam iyi."