İnceleme: Tick Tick BOOM

İnceleme: Tick Tick BOOM

 

Tick Tick Boom , yönetmenlik koltuğunda Lin-Manuel Miranda`nın oturduğu ve başrolde  Andrew Garfield`ın oynadığı Netflix yapımı bir müzikal film.

Gerçek hayatta da yaşamış olan Jonathan Larson isimli besteci , söz ve oyun yazarının yaşadıklarını anlatıyor. Film boyunca Jonathan , hayatının en önemli kısmını bir müzikal olarak anlatıyor. 8 yıl boyunca üzerinde çalıştığı “Superbia” isimli çalışmasını keşfedilmek ve sanatıyla hayatını devam ettirebilmek umuduyla 30. yaşına basmadan yetiştirme çabasını izliyoruz.

Bu film şu ; ana karakterin hayaline ulaşması için önüne çıka zorluklar ile mücadele etmesi , bir ara pes eder gibi yapıp sonrasında bir şekilde başarıp mutlu sona ulaşması klişesi aslında ancak bir konu bu filmin hikayesini çok iyi kılıyor. Bu konu ise realite. Bu tarz diğer filmlerde ana karakter , tüm sistemlerin mükemmel işlediği bit ütopyada yaşıyormuş da bir tek çevresindeki insanlar onlara inanmıyormuş gibidir. Bu filmde ise ana karakterimizin en büyük problemi ne vakit ayıramadığından üzülmelerine sebep olduğu arkadaşları ne ona inanmayan insanlar ne de kötü giden ilişkisi değil geçim sıkıntısı ve 30 yaşına girmesine çok kısa bir süre kalmış olmasına rağmen hala çevresindeki diğer insanlar gibi bir düzen oturtturamamasıdır. Hayali ve sanatı uğruna 8 yıl boyunca bir müzikale çabalamış ancak neredeyse 30 yaşına gelmesine rağmen elinde koca bir sıfır vardır. İsterse tüm bu işten vazgeçebilir ve oldukça güzel bir hayatı olabilir. Arkadaşları ve sevgilisiyle arasını düzeltebilir , güzel bir miktarda para kazanabilir , iyi bir araba ve ev sahibi olabilir. Ama bunlara sahip olmak onu gerçekten mutlu edebilecek midir? Yoksa tüm bunlar pahasına büyük bir risk alıp sanatını mı icra edecektir. Faturalar birikirken , zaman giderek akıyorken , sevdiği insanları kaybederken… hayat devam ediyor  , para kazanması lazım , ilk kez sahneye çıkacak olmasına rağmen hala Superbia bitmemiş durumda. Yetiştirebilecek mi? Peki ya başarısız olursa? O zaman son 8 yılı çöpe gitmiş olacak. Hayatının geri kalanını , ruhsuz bir beyaz yakalı olarak mı geçirecek , müzik yapma isteği her yerini sarıyorken? İşte film boyunca Jonathan bunlarla mücadele ediyor. Bu açıdan bu filmi çok seviyorum. Zaman sizi beklemiyor. Tik tik tik zaman akarken sorunlar üst üste biniyor ve tik tik sesi giderek daha da hızlanıyor. Sen daha ayağa kalkamamışken yeni sorunlar doğuyor ve tik tik sesi her seferinde daha da hızlanıyor ta ki BOOM sesini duyana kadar.

Ve dediğim gibi Jonathan tüm sorunlarını çözebilse bile ya Superbia başarısız olursa. Jonathan`ın 8 yılda üzerinde çalıştığı bu müzikal…nasıl desem…biraz alışılmışın dışında bir iş. Hatta baya alışılmışı dışında bir iş.

Eğer hayatınız boyunca yapmak istediğiniz bir şey bulduysanız bunun uğrunda önünüze çıkan herkesle savaşabilirsiniz. Ama eğer doğrudan sistemin kendisi sizin gibilere alışık değilse ya da doğrudan sizin gibileri barındırmak istemiyorsa o savaşı ne kadar ileriye götürebilirsiniz ki? Yaşamak için temel bazı şeylere ihtiyacınız var. Her sanatçı hayatlarını çok iyi geçirmedi. Hatta ciddi bir kısmının değeri , onlar öldükten sonra anlaşıldı. Bu riski alabilir misiniz mesela. Bu film bunları bir ke daha düşünmeme sebep olmuştu. Yani kısacası bu hikaye bana benzerlerine nazaran daha realist geldiği için seviyorum.

Oyunculuklar ise oldukça başarılı. Özellikle başroldeki Andrew Garfield muazzam bir iş çıkarmış. Gerçekten çok iyi ir performans sergilemiş. Duyguyu izleyiciye vermeyi çok iyi başarıyor. Diğer oyunculularda da rahatsız edici bir performans yok. Filmin odağının Jonathan dışında kaydığı diğer karakterlerin oyunculuğu da fena değil.

Şarkılar ise gerçekten çok güzel. Benim favorilerim 30/90 , Swimming , Come to Your Senses ve Louder Than Words. Özellikle 30/90 şarkısı özünde depresif bir konu anlatıyor olmasına rağmen oldukça hareketli olması baya hoşuma gitmişti. Şuna da değinmezsem olmaz Sunday şarkısının olduğu kısım kesinlikle ilginç ve oldukça komik bir kısımdı.

İşin hikaye dışındaki kısımlar hakkında (yönetmenlik , oyunculuk vs.) pek bilgim olmadığından bu kadar bahsetmem yeterli olur diye düşünüyorum.

Özetle Tick Tick Boom ; Netflix`sin nadir başarılı işlerinden biri bence ve iyi bir hikaye izlemek , iyi müzikler dinlemek istiyorsanız bu filmi kesinlikle izleyin.