İZZET-İ İKRAM
Hikaye, kurgu, durum hikayesi
Çay, üçü bir arada, ikisi bir arada, fanta...
Fanta içti, gazlısından...Rengi taze sıkılmış portakal suyunu çağrıştırıyor, ama değil. Gülümseyerek yanındaki genç adamla samimi sohbette Mevlüde...Mutlu görünüyor, mutlu mu? Portakalımsı içeceğin gazı midesinde dönüp dururken çıkacak bir delik arıyor. Mevlüde gülümsüyor. Genç adam Mevlüde'nin bu günlük refakatçisi, onun aracılığıyla bir eşyayı ucuza alacak. Son derece minnettar, bir miktar tasarruflu alışveriş yapacağı için, ama dilinden "gerek yoktu, size de zahmet vermiş oldum, abim istemem dedimse de dinlemedi" sözleri dökülüyor. Genç adam o gün dükkanına malzeme alımı için kendini ayarlamış, dükkana geçici olarak bakması için kuzenini rüşvetle ikna etmişti: " Olur mu yenge, lafı bile olmaz, elimizden geleni neden yapmayalım. Yarın bir gün benim de bir işim düşer, sizler yardımcı olursunuz" Mendiliyle ağzını kapatarak sessiz olmasını sağlamaya çalışarak genirdi. Portakalımsı içeceğin keyifli yudumlar sonrası çıkarttığı arızalar hoş olmuyordu.
İkisi bir arada dedi Muzaffer. Şekeri bırakalı çok olmuştu. Bu içeceklerin çok fazla kimyasal içerdiğini defalarca okusa da , "bir dahaki sefere" deyip sağlıklı beslenme rutinine girememişti henüz. Ama mutlaka yapacaktı. En zoru sigarayı bırakmaktı, başardı, şekeri bırakmaktı başardı. İkisi bir arada ile ruhen temas kurmuştu. Nikotin ve şeker eksiğine gem vurmasına yardımcı oluyordu. Etrafında çoğunluk da ikisi birarada içicilerindendi. Market raflarında sıkça rastlanır olduğundan bu yana annesi Semiha bile çayı uzun gün buluşmalarına bırakmış, evde temizlik arası ikisi bir arada molası verir olmuştu. Muzaffer eşi sayesinde tanıştığı bu içeceği biraz da karısını hatırlattığı için seviyordu. Kahve ve süt. İki madde. Kadın ve erkek, eşi ve Muzaffer...
Kadriye üçü bir arada içti. Aslında evde hiç bulundurmaz, içmek için tercih de etmezdi. Onun favorisi çaydı. Yan cenahta oturan koket kadına köylü görünmemek için istemişti. Her yudumunda tadı ağzına dağılıyor, çok fazla tatlı olduğunu düşündüğü halde yarım bırakmıyordu. Bir kere içilen büyük bir kapta yapılmayan bu içecek Kadriye için misafirini evden kovma bahanesiydi. Ev sahibi adeta "ikramımı yapıyorum, bir tane iç, kaybol" demenin kibarcasıydı. Yan komşular habersiz geldiğinde Kadriye üçü bir arada tercih ettiklerini biliyor, inadına çay demliyordu. O iyi bir ev sahibesiydi. Çayla samimi dostluklar kuruluyor, gerçek dostlarla keyifli sohbetler yaparken, yakın komşularından mahallenin bütün dedikodusunu alıyordu. Üçü bir arada bitti, kendi kendine sohbet eden beyni de susuverdi.
Muavinin servis öncesi kimin ne isteyeceğini tahmin edip önceden o malzemeyi elinde hazır etmesi şaşılacak şeydi. Servisten uzunca bir süre sonra çöpleri toplarken file içinde sahiplerinin unuttuğu çöpü de hiç gözden kaçırmıyordu. Elinde altlığa montelenmiş yolcu listesi ile dolaşırken ciddi duruşu, "siz nerede ineceksiniz, bagajınız var mı" soruları ile becerikli bir muavin, şoförle hangi otogara girip giremeyeceğini haklı gerekçelerle tartışırken otobüsün sahibi, su servisi yapmadığına dair namemnun karakterde yolcunun birine göre vurdumduymaz bir orta görevlisi, yolcuların gereksiz ısrarlı sorularını duymazdan gelmesiyle iyi bir ortam yordayıcı ve stratejisti, bir aylığına burda görev yaptığını tekrar eski yerine döneceğini söylemesiyle geçici bir eleman....
Tepkiniz nedir?