<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Anemophea</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/Anemophea</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Anemophea</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>KOŞULLANMAK PRANGASI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kosullanmak-prangasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kosullanmak-prangasi</guid>
<description><![CDATA[ Her şeye sahip olabilirsiniz, ama sahip olduğunuz her şeyle mutlu olamazsınız.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/08/image_750x500_62e9338719390.jpg" length="34290" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 17:29:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Anemophea</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, deneme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merakımız, okuma g&uuml;d&uuml;m&uuml;z, mutluluğumuz hepsi bir şarta bağlı artık. Merak etmiyoruz, sorgulamıyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; zihnimizi &nbsp;- farkında olarak veya olmayarak- meşgul ettiğimiz şeyler var.<br />G&uuml;n i&ccedil;inde bi' platformda sanallığı solurken y&uuml;zlerce i&ccedil;erik i&ccedil;inde kayboluyoruz; g&ouml;z&uuml;m&uuml;zden, zihnimizden hızlıca akan bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k mutlulukların ebatı zaman i&ccedil;in hi&ccedil; de k&uuml;&ccedil;&uuml;k değil.</p>
<p>Okumak gibi bir amacımız zaten yok. Ki, varsa da orada burada yarım yamalak bilgelik taslamak i&ccedil;in.<br />Mutluluğumuz en tehlikelisi, &ccedil;&uuml;nk&uuml; mutluluğu koşullandırmak elde ettiklerinle doyacağını sanmak gibi bir yanılgıya gebe. Kaldı ki sanal d&uuml;nya bu konuda derya deniz. S&uuml;rekli t&uuml;ketimi ve pazarlamayı &ouml;neren şeylerin eksiklik telaşı, ne yaparsak yapalım a&ccedil;ığını kapatmıyor. Daha vahim olan ise bu tasarlanmış vitrinin i&ccedil;inde bir zaman sonra kendi kendinizi cezbetmiş ve başkalarının g&ouml;z&uuml;n&uuml; boyamaya &ccedil;alışan birine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yorsunuz. Yani bu &ouml;yle bir sistem ki onlar hi&ccedil;bir şey yapmasa bile bizler onların devamlılığını sağlamaya g&ouml;n&uuml;ll&uuml; hale geliyoruz.</p>
<p>Şartlanmış şeylerin daha derinine inecek olursak, bu sadece mutluluk duygusu i&ccedil;in ge&ccedil;erli değil, her şey daha k&uuml;&ccedil;&uuml;kken başlıyor; g&uuml;zel kız ol, yaramaz &ccedil;ocuk olma, bak hi&ccedil; annesinin s&ouml;z&uuml;nden &ccedil;ıkıyor mu ?<br />Yoksa seni sevmem..<br />Bu c&uuml;mle belli bir kalıba uygun olmadığında kabul g&ouml;rmeyeceği d&uuml;ş&uuml;ncesini yaratırken bir &ccedil;ocuk i&ccedil;in sevilmemenin nasıl acımasız ve korkun&ccedil; bir tehdit olduğunu d&uuml;ş&uuml;nebiliyor musunuz ?<br />Konudan &ccedil;ok sapmadan şunu belirtmek isterim ki, bunun bir &ccedil;ocukluk &ouml;rneği olması uzak olduğu anlamına gelmiyor. &Ccedil;oğumuz h&acirc;l&acirc; o kalıplara değilse de başka kalıplara uyan, hayır demekten &nbsp;korkan b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş &ccedil;ocuklarız.</p>
<p>Peki memnun muyuz?<br />Kısa vadede elde ettiğimiz şeyler mutluluk sağlar, ama bu bir parf&uuml;m&uuml;n kalıcılığı kadardır. Ger&ccedil;ekten insanın doyması i&ccedil;in derisinin ve kemiklerinin altında bulunan ruhunu beslemelidir. Her şeye sahip olabilirsiniz, ama sahip olduğunuz her şeyle mutlu olamazsınız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yarattığınız o koşullar evrenine atılan tikler, h&uuml;km&uuml;n&uuml; s&uuml;remediğiniz i&ccedil;sel huzurun yerine tekab&uuml;l etmez.</p>
<p>Toparlayacak olursak, bazı şeyleri bahane etmemeli imkanınız ne olursa olsun her birimizin hayatında şartlara bağlı olmayacak mutluluklar &ouml;zg&uuml;rce mevcuttur. Ve yaşamın i&ccedil;inde bulunmak, g&ouml;steri d&uuml;nyasının yan karakterciliğinden haylice iyidir. Şimdi bu kadar sallamışken rahatsız edici bir ger&ccedil;ekliği s&ouml;ylemeyi bor&ccedil; biliyorum, bu satırları yazan riyakarın bahsettiklerinden ayrı olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorsunuzdur umarım. Bir şeyi eleştiriyorsanız ilk başta kendinize y&ouml;nelmelisiniz, ben sona bıraktım fakat siz kendi aynamdan bakıp kendime ve bir&ccedil;ok kişiye seslendiğimi anlamışsınızdır..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANI YENEN SEVGİLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamani-yenen-sevgiler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamani-yenen-sevgiler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62aa0e3c542b9.jpg" length="122408" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 15 Jun 2022 19:52:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Anemophea</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dondurduk zamanı<br />H&uuml;zn&uuml; s&uuml;rg&uuml;n ettik sonsuzluğa&nbsp;<br />Bir g&uuml;l&uuml;msemeye bulandık g&ouml;kkuşağı renklerinden<br />Bir &ccedil;ocuk sevinci kadar masum pırıltılarla doldu g&ouml;zbebeğinin en derininden</p>
<p>Eski p&uuml;sk&uuml;, yaşlı bir d&uuml;kkan bulduk<br />İ&ccedil;ine şarkılar, şekerler, kimsenin aşkımızı bilmediği tarihler doldurduk<br />Boyadık kaldırımların izli k&ouml;şelerini umudun maviliğine<br />Masalar koyduk isim kazıyacak sevda iş&ccedil;ilerine</p>
<p>Rahat duramadık tabii<br />Bi'sağa bi' sola derken devrilen kitaplar, kahkahalar, şaraplar<br />Kendimizce mahvetmeyi sevdik<br />O zaman her şeyi en az birbirimiz kadar ait hissettik</p>
<p>Dondurduk zamanı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; yaşamak i&ccedil;in anlamlısından yaşamayı unutup birbirimizi yaşadık</p>
<p>Renkler elde ettik<br />Ne d&uuml;nyanın asi karanlığı ne g&ouml;z kamaştıran pırıltısı<br />Sayfalardan ellerimize karışan imgeli sevgilerimizi &ccedil;aldık ruhlarımıza<br />Nefessiz kalancaya dek &ouml;p&uuml;lm&uuml;ş dudaklarımızla t&uuml;mleştirdik bedenlerimizi</p>
<p>Kurdelesi, pilesi; topu, balonuyla kaldırımlar yankılı &ccedil;ocuk sesi, merhametin yakıştığıdır bir kedinin başını okşayan eli.&nbsp;<br />Esasında karıncaincitmemek derler ya, y&uuml;r&uuml;rken bile bakacaksın kırıntıları toplayana dahil varsa sevgin, tonton bir teyzeye g&uuml;naydın diyişin y&uuml;zyıllardır k&ouml;t&uuml; bildiğin evrenin yakasından sıyrılacak ellerin</p>
<p>R&uuml;zgar g&uuml;lleri d&ouml;nd&uuml; saksılar yanında<br />&Ccedil;atlamış kurabiyeler, kesekağıtları &uuml;st&uuml;nde k&uuml;&ccedil;&uuml;k şiirler<br />Elime y&uuml;z&uuml;me bulaşmış toprak kokuları<br />Hepsi &nbsp;y&uuml;zyıllardır k&ouml;t&uuml; olan evrenenin saflaşmış ikizi&nbsp;</p>
<p>Dondurduk zamanı, sizin haberiniz olmadı<br />Unuttuk nerede yaşadığımızı<br />Yalnızca sevdiğimizi hatırladık<br />Kurşunlamadık, kavgalar etmedik, itibarsızlaştırmadık sevgileri<br />Yalnızca sevdik, birbirimizde doğan ve her şeye dokunan bir &ccedil;oklukla sevdik.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÖLGESİNİ KAYBETMİŞ GENÇLİK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/golgesini-kaybetmis-genclik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/golgesini-kaybetmis-genclik</guid>
<description><![CDATA[ Eğer donanımlı, potansiyeli olan bireyler yetiştirmek istiyorsanız; eğitim unsurlarının da bu değerlere kavuşacak faaliyetlere gereksinimi vardır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a12d885b7cc.jpg" length="64027" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Jun 2022 02:16:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Anemophea</dc:creator>
<media:keywords>Eğitim, sistem, gelecek, gençlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gen&ccedil;lerin geleceğe meşale olduğunu savunan ve buna inancı olanların vicdanına seslenmek istiyorum. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zde &uuml;lkemiz ve kendimiz i&ccedil;in adım atacağımız basamaklara neden acı i&ccedil;inde tırmanmak zorundayız ? &Uuml;stelik bunun sonucunda netice alıp alamayacağımızı bilmeden.</p>
<p>Demek istediğim zorluksuz, haksız yere bir yerlere gelebilme &ccedil;abası ya da &uuml;lkem i&ccedil;in verdiğim emeklerin gocunması s&ouml;z konusu değildir.</p>
<p>Bilgi aksiyonunu kaybetmiş durumdadır. Bilgiyi kalıcı hale getirmenin en sağlıklı yolu bilgiyi aramanın yoludur ve bir şeyi aramak i&ccedil;in gerekli merakı uyandırmak gerekmektedir. Ancak merak duygumuzun varlığı bile ne yazık ki ş&uuml;pheli. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bilgi nedenleri olmadan, sadece kullanman gereken bir ara&ccedil; haline geliyor. Bu durumda d&uuml;ş&uuml;nme eylemi geri plana atılmakla beraber &ouml;ğrenime ilgi kalmadığı gibi &ouml;ğretenin bir şevki kalmıyor.</p>
<p>Kurulan sistem &uuml;zerinde muhakeme ve yorum yeteneklerinin gelişmesi i&ccedil;in bulunan dersler bile ezber sınırlarının &ouml;tesine ge&ccedil;ememekte. Okul k&uuml;t&uuml;phanesinde bilhassa bulunması gereken temel&nbsp; kitapların &ouml;zetlerini ders kitaplarında &uuml;&ccedil; sayfaya sığdırmaya &ccedil;alışmanız durumun diğer bir acı yanı. &Uuml;zg&uuml;n&uuml;m ama Su&ccedil; ve Ceza' yı &uuml;&ccedil; sayfaya sığdıramazsınız.</p>
<p>Bu yaşların insanı kendisini tanıyabilmesi ve keşfedebilmesi i&ccedil;in &uuml;retken olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Fakat salt akademik eğitimin, kişinin yeteneklerine &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ve yeterlilik sağlamadığı ortada. Sanat, spor, hatta m&uuml;zik gibi hobi alanları ( okulların imkan durumuna g&ouml;re değişiklik g&ouml;sterir.) yetersiz kalabiliyor. İşin garibi &uuml;lkemizde siyasi, magazinsel havadisler aylarca tartışılmaya layık g&ouml;r&uuml;l&uuml;rken bu durumun g&ouml;z ardı edilmesi, hi&ccedil;bir g&uuml;&ccedil;l&uuml;k yokmuş gibi sadece adı yeni olan sistemlerle değiş tokuş halini alması yineliyorum ki, geleceğimizi d&uuml;ş&uuml;nen herkesin keyfi olarak d&uuml;ş&uuml;nebileceği ve değerlendirebileceği husus değildir.</p>
<p>Eğer donanımlı, potansiyeli olan bireyler yetiştirmek istiyorsanız; eğitim unsurlarının da bu değerlere kavuşacak faaliyetlere ihtiyacı vardır.</p>
<p>Bizler bırakın ışık olmayı b&ouml;yle bir sistem i&ccedil;inde g&ouml;lgemizi bile kaybediyoruz . Bu su&ccedil;lu -su&ccedil;suz, haklı-haksız davası değil, bu hak ettiğimizi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m şeyi sorgulama meselesidir.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DÜNYADAN ÖTE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dunyadan-ote</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dunyadan-ote</guid>
<description><![CDATA[ Bazen gölgesi olmasa, nefesi değmese, sesi duyulmasa, adımları silinse dahi düşüncede ya da histe daha büyük bir iz bırakırmışsın. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627d7c4280b12.jpg" length="41154" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 00:30:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Anemophea</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, aşk, romantizm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hem seviyorum hem nefret ediyorum bu d&uuml;nyadan.<br />Bir yangın gibi taşımıştım seni y&uuml;reğimde. Bir sevmek ki, d&uuml;nyanın en g&uuml;zel dizesi olmaya g&uuml;c&uuml;n yetsin ve anlat.<br />D&uuml;nya k&uuml;llerimizi savurdu, yeni bir gezegen fethettik; bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuğun boyundan b&uuml;y&uuml;k işleri başarma heyecanı kadar coşkuluydu. Artık nefes almak kadar elzem, koparılmayacak hayati bir damar gibiydi ruhlarımızın birbirine tutkusu.<br />Rengarenk yıldızlarımız vardı izlediğimiz, r&uuml;zgar uyayan birine &ccedil;ekinerek atılan adımlar gibi narin &nbsp;sesiyle dolardı kulaklarımıza; elimize bir fır&ccedil;a aldık ve baştan aşağı bir sakarlıkla g&uuml;zelleştirdik her şeyi. &Uuml;stelik &ouml;zenilmiş d&uuml;nayanın nank&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; gibi değildi; burada sihir, ulaşılmış en imkansız hayal: iyilik ve aşkın kutsanmışlığıydı.<br />&Ouml;yle g&uuml;zel sevdik ki, binlerce kere s&uuml;z&uuml;lse dudaklardan, doldursa sayfaları bir anımız kadar tesirli olabilir miydi ?<br />K&ouml;şedeki sokak lambasını bile seviyorum sırf bir zamanlar g&ouml;lgen dokundu diye.<br />Bu d&uuml;nyaya sevgi duyuşum, senin i&ccedil;inde bulunan g&uuml;zel ruhun ve anılarının hatrına. Bu d&uuml;nyadan nefret edişim, b&ouml;ylesi g&uuml;zel bir tabloya &ouml;l&uuml;m kanı sı&ccedil;ratışında, beni yokluğuna bile şevkle aşık bırakışına.<br />Bazen g&ouml;lgesi olmasa, nefesi değmese, sesi duyulmasa, adımları silinse dahi d&uuml;ş&uuml;ncede ya da histe daha b&uuml;y&uuml;k bir iz bırakırmışsın. Farklı bir yerde olsakta bedenlerimiz aynı anda kavuştu yoğrulmuş kimyasına, ruhlarımız yeni bir yer fethedinceye dek, sonsuzluğa dek bir adım uzakta...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gökyüzüne Veda</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gokyuzune-veda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gokyuzune-veda</guid>
<description><![CDATA[ Geçmişin gölgelerini izliyorum güneşli günlerden, ruhum sızım sızım sızlıyor, akıttığı her gözyaşının içinde yeniden filizleniyor hüznümün çiçekleri... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62651ff2be17a.jpg" length="15702" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 Apr 2022 02:43:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Anemophea</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, romantizm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ge&ccedil;mişin g&ouml;lgelerini izliyorum g&uuml;neşli g&uuml;nlerden, ruhum sızım sızım sızlıyor, akıttığı her g&ouml;zyaşının i&ccedil;inde yeniden filizleniyor h&uuml;zn&uuml;m&uuml;n &ccedil;i&ccedil;ekleri. Acı i&ccedil;inde acı &ccedil;ekiyorum.<br />Dikdat&ouml;r bir kalem uygunluğumu merak etmeksizin, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne sussuz kalmış kelimeleri damlatıyor etraflıca. Belki bu kadar derin sevmemeliydik diyor incittiğimiz satırlar. Vazge&ccedil;mek i&ccedil;in kendimizi kazımak zorunda olduğumuz bir sevgiye bu kadar g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olmamalıydık. Sonra bir an yaşıyor gibi oluyorum ve defalarca bu anın huzuruyla &ouml;lmek istediğime karar veriyorum. Yahu diyor aklım, bir &ouml;mr&uuml;n değerini nasıl bir anın b&uuml;y&uuml;s&uuml;ne değişebilirsin ?<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; karşına koyabileceğim bir değer yok bu d&uuml;nyada.<br />Her g&uuml;n seni sevmenin yeni bir tuzağı doğuyor i&ccedil;imde, her g&uuml;n senin olan bir karanlıkla s&ouml;nd&uuml;r&uuml;yorum g&uuml;neşi, ardından yıldızlar doğuyor; evrenin şiirselliği seni d&uuml;ş&uuml;nmenin anlamıyla eksiksiz hale geliyor. G&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne uzatıyorum ellerimi, sanki t&uuml;m kalbine dokunuyorum oradan; yanıyor ellerim, dudaklarım. Belli belirsiz belirsiz bir g&uuml;l&uuml;mseme kırılıyor mesafeler arasında. Acaba diyorum d&uuml;ş&uuml;ncelerimin sarhoşyluyla, &ouml;l&uuml;ms&uuml;z bir yolculuk m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r yanına ?&nbsp;<br />Bir fayton kiralasam kanatlı atlardan g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne, kurtulsam yery&uuml;z&uuml; birikintiliğinden ve seni alıp sevgimin en &uuml;cra yerinde saklasam, erişemese insanoğlunun değişmez kaderi. Sonra ger&ccedil;eklerin kapısı yutuyor beni yeniden d&uuml;ş&uuml;yorum. İmkansızlığın sınırına attığım arsız adımdan parampar&ccedil;a hayaller batıyor ruhuma, ansızın bir g&ouml;zyaşı sıcacık hissediyorum ve &ccedil;ehremin etrafını avu&ccedil;larınla tutuyorsun sanki.&nbsp;<br />Bir r&uuml;zgar &ouml;l&uuml;m soğukluyla ve sessizliyle fısıldıyor artık başka bir evrene aitliğini. İşte o fısıltı t&uuml;m &ccedil;ığlıkların kopmasına neden oluyor bir dahası olmayan her şeyin h&uuml;zn&uuml;n&uuml; yaşıyorum, bir daha doğacak nefeslerimizin yanında olması &uuml;midiyle yaşıyorum...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>