<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Aleyna Yeşilada</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/aleyna-yesilada</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Aleyna Yeşilada</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>hissikablelvuku</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hissikablelvuku</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hissikablelvuku</guid>
<description><![CDATA[ Seksen iki yaşındaki bir kadın, ömrünün son gününde çocuklarının ihaneti karşısında afallar ve radikal bir karar alır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63371a4d46e6e.jpg" length="76814" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Sep 2022 19:35:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Yeşilada</dc:creator>
<media:keywords>İhanet, kadın, erkek, evlat, miras, maneviyat, para, köşk, İstanbul, Beyoğlu, kolye, aşk, ihtiras, korku, ölüm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><b><i><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">1980, İstanbul<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Nefesim boğazımda tıkanıp beni uykumdan uyandırdığında g&uuml;neşin g&ouml;ğe y&uuml;kselmek i&ccedil;in hazırlıklar yaptığını g&ouml;r&uuml;yordum. Sonu gelmeyen kanlı &ouml;ks&uuml;r&uuml;k v&uuml;cudumu titretiyordu. Vademi doldurduğumun habercisiydi bu kanlı &ouml;ks&uuml;r&uuml;kler. Hayra alamet değildi bunlar, biliyordum. Bug&uuml;n &ouml;leceğimi bilsem bile yaşlığın verdiği boş vermişlik beni &ouml;l&uuml;me karşı umursamaz yapmıştı ama bunu ne &ccedil;ocuklarıma ne torunlarıma zerre belli etmezdim. Aksine hepsinden daha sağlıklı g&ouml;r&uuml;nmek i&ccedil;in epey &ccedil;aba sarf ederdim. Zaman zaman da huysuzlaşırdım. Hatta o kadar huysuzlaştığım anlar oluyordu ki benimle konuşmak istemiyorlardı. Ben de inzivaya &ccedil;ekilme zorunluluğu duyuyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ayağa kalktım. Saat sabahın altısı. Yağmur damlaları pencereme sı&ccedil;rıyor, g&ouml;ky&uuml;z&uuml; simsiyah, deniz gri. Eklemlerim ağrıyor, hele de dizlerim. Belli, &ccedil;ok yağacak. Cumbadaki sallanan sandalyeye oturdum. İşe gitmek i&ccedil;in uyananlar y&uuml;r&uuml;yor acele acele. &Ccedil;ocuklar okula gidiyor. &Uuml;zerinde siyah &ouml;nl&uuml;k, ellerinde tahta &ccedil;anta, boyunlarında beslenme &ccedil;antası. Kadınlar var. Y&uuml;r&uuml;yen, yerdeki taşlara takıla takıla y&uuml;r&uuml;yen kadınlar. Koşanlar da var. Sinirli bazıları. Bazıları mutsuz. Nedendir bilinmez bazıları &uuml;rkek. Erkekler de var. &Ccedil;oğu stresli bazıları bağırıyor; bazıları g&uuml;l&uuml;yor. &Ccedil;ocuklar uykusuz. Paytak paytak y&uuml;r&uuml;yor &ccedil;oğu. Balık&ccedil;ılar iş başında. Simit&ccedil;iler tezg&acirc;hını a&ccedil;maya başlamış. Martılar denizi s&uuml;sl&uuml;yor. Her dalgada savruluyor k&ouml;p&uuml;kler sonra kıyıya tokat atıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ellerimle dizlerimden kuvvet alarak ayağa kalktım. Rahmetliden kalan eski gramofonu yokladım, h&acirc;l&acirc; &ccedil;alışıyor mu diye. Cennet olsa anlardı şu zıkkımın nasıl &ccedil;alıştığını.<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Uzun uğraşlara rağmen &ccedil;alıştırmayı beceremediğim aleti yalnız başına bırakıp yatağımın altından eski fotoğraf alb&uuml;m&uuml;m&uuml;z&uuml; &ccedil;ıkardım. &Uuml;zerindeki kalıplaşmış tozlar beni epey &ouml;ks&uuml;rtt&uuml;. Sabahlığımın cebine geceden sıkıştırdığımın kumaş mendilimi &ccedil;ıkarıp ağzımı kapattım. Yine kan. Siyaha &ccedil;alıyor bu sefer rengi. Sanki yanımda kızlarım, oğullarım, torunlarım varmış gibi &ccedil;ekinerek geri cebime attım mendilimi. Ağır tozlu alb&uuml;mle sandalyeme geri d&ouml;nd&uuml;m.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">İlk sayfada ben ve Ag&acirc;h Bey. 1914, evlendiğimiz g&uuml;n. Sonrakinde Ali&rsquo;ye hamileyim. Sonrakinde Ali iki yaşına basmış, Cennet hen&uuml;z bebek. Sonrakinde Sel&ccedil;uk da doğmuş. Sonrasında Ebru ve nihayet M&uuml;ge. Kaderin cilvesi bu ya, M&uuml;ge&rsquo;yi kucağıma aldığım g&uuml;n Ag&acirc;h Bey&rsquo;i toprağa g&ouml;md&uuml;m. Hi&ccedil; g&ouml;remedi yeşil g&ouml;zl&uuml; kızını. Hallice buruşmuş parmağımı Ag&acirc;h Bey&rsquo;in fotoğrafında gezdirirken g&ouml;z pınarlarımdan iki damla yaş s&uuml;z&uuml;ld&uuml;. Boynumdan gelen &ccedil;ıtırtılarla kafamı tavana dikip g&ouml;zlerimi kapadım. Haliyle yaşlar sel gibi akmaya başladı. Alb&uuml;m parmaklarımın arasından kayıp yere d&uuml;ş&uuml;nce olduğum yerde sı&ccedil;radım. Saat sekiz olmuştu. İnci uyanmış olmalıydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Fısıldar gibi seslenmiştim. &ldquo;İnci.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Yine de duyardı o beni. Kızlarımdan bile &ccedil;ok duyardı İnci. Ah İnci. İhtiyar gen&ccedil; kız. İnci bizim eve geldiğinde hen&uuml;z on iki yaşındaydı. Ailesi harpta &ouml;lm&uuml;şt&uuml;. Ag&acirc;h Bey&rsquo;le beraber b&uuml;y&uuml;tt&uuml;k. Hep bize hizmet etti, biz de ona elbette. Kocası Kinyas da Ag&acirc;h Bey&rsquo;in k&acirc;hyasıydı. O da bize geldiğinde on sekizinde bıyıkları yeni terlemiş sıska bir delikanlıydı. Onun da kimsesi yoktu. İlk g&uuml;n everdiydik biz bunları da İnci&rsquo;nin b&uuml;y&uuml;mesini bekledik. Hem belki sevmezler birbirlerini dedik, kızı zorlamayalım dedik. Ama gel g&ouml;r ki ikisi de yan yana bir geldiler, daha da ayrılmadılar. Evlendiler de yine de bizden ayrılmadılar. Ag&acirc;h Bey&rsquo;i kaybettikten sonra &ccedil;ok gitmek istediler de bu sefer ben bırakmadım. İkisi de elimde b&uuml;y&uuml;d&uuml;. Ben nasıl dayanırdım hem Ag&acirc;h Bey&rsquo;in hem de ikisinin kaybına?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;İnci!&rdquo; ihtiyarlığın verdiği ağırlıkla &ccedil;atallaşan sesim daha g&uuml;r &ccedil;ıkmıştı şimdi. Telaşlı ayak sesleri ağır kulağıma gelince elimin tersiyle g&ouml;zlerimi sildim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">G&uuml;zel İnci, sadık İnci. Kara g&ouml;zl&uuml; kız &ccedil;ocuğu. Hantal v&uuml;cudu ile acele acele odaya daldı. &ldquo;Aman hanımefendiciğim. Ni&ccedil;in beni uyandırmadınız? G&ouml;rd&uuml;n&uuml;z m&uuml; yine uykuda kalmışım. Ah Kinyas, ah. Ka&ccedil; kere dediydim uyanınca beni uyandır diye.&rdquo; Hem s&ouml;yleniyor hem de odayı topluyordu. Gramofonu &ccedil;alıştırmak istediğimi anlamış gibi direkt en sevdiğim par&ccedil;ayı a&ccedil;tı. Yatağımı topladı, yastıkları d&uuml;zeltti. En son yerdeki alb&uuml;m&uuml; g&ouml;r&uuml;nce duraksadı. Buruk g&ouml;zlerle y&uuml;z&uuml;me baktı. &ldquo;Yine mi hanımefendiciğim? Ne &ccedil;ok bakar oldunuz son zamanlarda eskilere.&rdquo; Alb&uuml;m&uuml; narince eline alıp yerine koydu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Yine dediğin bir hafta &ouml;nceydi canım. Hem ne olmuş yani? K&ouml;t&uuml; m&uuml; sanki?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Cumbaya gelip geniş mi geniş pencereyi a&ccedil;tı. Buz gibi hava y&uuml;z&uuml;m&uuml; jilet gibi kesti. Bunu fark eden İnci, komodinin &uuml;zerinden el işi şalı sırtıma ge&ccedil;iriverdi. &ldquo;Sağ ol kuzum.&rdquo; Elimle eline hafif&ccedil;e vurup minnettar bakışlarla baktım. Aynı bakışlarla yanıt verdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Kahvaltınızı hazır edeyim mi?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Cennet gelecekti bug&uuml;n. Gelsin de &ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Herkes geldi hanımefenciğim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Ya, &ouml;yle mi? Hi&ccedil; sesleri gelmiyor.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Avluya indiler. Hira uyanmanızı istemedi.&rdquo; Ah benim k&uuml;&ccedil;&uuml;k torunum. D&uuml;ş&uuml;nceli kızım benim. G&ouml;zlerim ışıl ışıl parlarken bunu fark eden İnci&rsquo;ye minnetle bakarak ayağa kalktım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Biz de inelim o halde.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Merdivenleri İnci&rsquo;nin kolunda birer birer, olduk&ccedil;a ağır indim. Dizlerim titriyordu. Cennet ve Ebru&rsquo;nun epey uzaktan gelen seslerini duydum. Normalde umurumda olmazdı ama dinlemek istiyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Hadi kızım. &Ouml;nden git sen. Ben gelirim ağır ağır.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Olur mu &ouml;yle şey hanımefendiciğim? Sizi hi&ccedil; bırakır mıyım?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Ne zamandan beri s&ouml;z&uuml;mden &ccedil;ıkılır oldu? Hadi bakayım!&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Eh, peki madem.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">İnci sakince uzaklaşınca nefesimi tutarak sesin geldiği y&ouml;ne doğru ilerledim. Sesler netleşince emin oldum. Hatta Ebru da vardı aralarında, Sel&ccedil;uk da. &ldquo;&Ccedil;ok yaşlandı be abla. Ne yapalım yani g&uuml;n boyu yanında mı kalalım?&rdquo; diyordu Ebru.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Ge&ccedil;en g&uuml;n evdeki vazoları kırmış, bile bile. Babam gelmiş aklına. İnci zor sakinleştirmiş,&rdquo; dedi Sel&ccedil;uk. Sesi kısık gelse de anlıyordum, bu Sel&ccedil;uk&rsquo;tu. Evet, kırmıştım. Evet, Ag&acirc;h Bey aklımdaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;D&uuml;n de babamın &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; unutmuş. Seslenmiş babama gel de yardım et diye. Bunama başlangıcı abla bunlar televizyonda dediler ge&ccedil;enlerde. İlerleyince kendine zarar vermeye başlarmış. Sonra bize, Allah korusun &ccedil;ocuklara bir şey yapmasın.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Deli deli konuşma Ebru. Anneme neler diyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Haklı ama abla,&rdquo; dedi Sel&ccedil;uk. Haklı mıydı? Sahiden torunlarıma zarar verecek kadar mı bunamıştım?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;İnci var iyi ki. Yoksa ben hayatta yıkayamazdım annemi.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Ben de,&rdquo; dedi Cennet &ccedil;ekinerek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Gittik&ccedil;e huysuzlaştı. &Ccedil;ocukları tersliyor, bağırıyor. &Ccedil;ocuktur yahu, kalbi kırılır. Zaten git gide varyemez oldu. O kadar evi, arabayı, yatları, katları &ouml;teki tarafa mı g&ouml;t&uuml;recek anlamadım ki?&rdquo; dedi Ebru. Sel&ccedil;uk bir kahkaha patlattı. Saniyesinde i&ccedil;imde bir şeylerin koptuğunu hissettim. &Ccedil;ocuklarım neler diyordu arkamdan?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Tamam ablacığım idare ediyoruz işte. Eh, biz de &ccedil;ok gen&ccedil; değiliz ki artık. Yani Allah&rsquo;ın zoruna gitmesin de şu an &ouml;lmek onun i&ccedil;in daha iyi gibi sanki,&rdquo; dedi Cennet &ccedil;ekine &ccedil;ekine. Diğer ikisi de hak verdi ablalarına. &ldquo;Neyse gidelim hadi. Uyanmıştır iner şimdi aşağıya. Siz yine de sesinizi &ccedil;ıkarmayın.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ani bir şekilde arkamı d&ouml;n&uuml;nce k&ouml;şedeki vazo yere d&uuml;ş&uuml;p bin par&ccedil;aya b&ouml;l&uuml;nd&uuml;. Ben olduğumu anladıklarını bile bile onları duymamış gibi yaptım. Lavaboya girip elimi y&uuml;z&uuml;m&uuml; yıkadım. Su damlaları g&ouml;zyaşlarıma karışıp yanaklarımdan s&uuml;z&uuml;ld&uuml;. Y&uuml;z&uuml;m buruş buruş olmuştu, g&ouml;zlerim iyi g&ouml;rm&uuml;yordu, kulaklarım iyi duymuyordu, ellerim tutmuyordu, dişlerim d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;, elli sene &ouml;nceki g&uuml;zelliğimden eser kalmamıştı. Az &ouml;nce derin bir kalp kırıklığı ile ge&ccedil;tiğim koridorda koştura koştura yanıma gelip ağlayarak kendimi izlediğim aynada bana hayran hayran bakan kızlarım şimdi neredeydi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anne? Ben de senin kadar g&uuml;zel olacak mıyım?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ne &ccedil;ok derlerdi bunu. Sa&ccedil;larını benim gibi yapar, benim giydiklerimi giyer, benim kokularımı s&uuml;r&uuml;n&uuml;rlerdi. Şimdi ne olmuştu benim kızlarıma? Sahi, ben ne işe yarıyordum artık? Bir fazlalıktım g&ouml;zlerinde. Belki o kadar bile değil. Ellerime baktım. Zangır zangır titriyorlardı, yaşlılıktan değildi bu sefer. Hik&acirc;yem bitmişti, buraya kadardı. Artık ne saygınlığım kalmıştı ne de sevgi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">***<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Kinyas! Kinyas! Nerede yahu bu adam? Boğazım ağrıdı bağırmaktan!&rdquo; avluya inince İnci&rsquo;nin dediği gibi herkesi bir arada sohbet ederken g&ouml;rd&uuml;m. &Ccedil;ocuklarım Ali, Cennet, Sel&ccedil;uk, Ebru, M&uuml;ge. Ve torunlarım Hira ve Buğra. Gelinim, Ali&rsquo;min karısı İclal. Damadım, Ebru&rsquo;mun kocası &Ccedil;elebi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kinyas başındaki altıgen şapka d&uuml;şmesin diye bir eliyle tutmuş koşarak avluya geldi. &ldquo;Hah, geldi. Neredesin be adam? Bir kere de hemen geliver &ccedil;ağırınca!&rdquo; Kinyas boynu b&uuml;k&uuml;k, mahcup elleri g&ouml;beğinde birleşmiş bekledi. Cennet g&ouml;zlerinden ateşler &ccedil;ıkarcasına bakışlar attı Kinyas&rsquo;a. &ldquo;Bak annem de geldi. Hemen sofrayı kuruverin. Bug&uuml;n &ccedil;ok işimiz var. Hekim beyi aradınız mı? Ne zaman gelecekmiş?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Aradık hanımım. &Ouml;ğleden &ouml;nce gelecekmiş.&rdquo; Bir yandan avludaki masayı toparlıyor bir yandan da Cennet&rsquo;e laf yetiştiriyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ş&ouml;yle bir baktım &ccedil;evreme. Torunlarım diz &ccedil;&ouml;km&uuml;ş baş ucumda ellerimi okşuyorlardı. Bir acayip giyiniyor yahu bu gen&ccedil;ler de. Hippi mi ne deniyormuş bunlara. Ağzında pembe bir &ccedil;iklet sa&ccedil;ları darmadağın, pa&ccedil;ası bol pantolonlar, y&uuml;zlerinde bir acayip boyalar... Eh, annesi değilim ki karışayım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Nasılsın anne? İyi uyudun mu?&rdquo; sa&ccedil;ları hafiften kırlaşmış Ali&rsquo;me bakışlarımı &ccedil;evirdim. Altmışını devirdi şimdilerde. Yine de g&ouml;z&uuml;mde k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;kt&uuml; h&acirc;l&acirc;. Bu avluda koştura koştura oynadığı g&uuml;nler daha d&uuml;nd&uuml; sanki. Cennet&rsquo;le az mı kavga ederlerdi? Az mı Kinyas&rsquo;ın kıyafetleri yırtıldı bu yaramazlar y&uuml;z&uuml;nden? Kinyas Sel&ccedil;uk&rsquo;tan sonra ikinci kardeşi gibiydi Ali&rsquo;min. Cennet da pek kıskanırdı bu &uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;. Ondandır şimdi Kinyas&rsquo;a esip g&uuml;rlemesi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;İyiyim iyi. Her g&uuml;n her g&uuml;n usanmadın mı sen de aynı soruyu sormaktan? Deli mi ne?&rdquo; burun kıvırarak bakışlarımı &ccedil;evirdim. &Ccedil;oğu hafif bir tebess&uuml;mle y&uuml;z&uuml;me baktı. &ldquo;Hekim gelmeden &ouml;nce odama geliver. Seninle konuşacaklarım var.&rdquo; olduk&ccedil;a y&uuml;ksek sesle s&ouml;ylememe rağmen Ali dışında duyan olmamıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kramp giren dizlerimi ovuşturarak İclal&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;m. Sonra &Ccedil;elebi&rsquo;ye. Ebru kızımla &ccedil;ok severek evlendiler de bir yavrucakları olmadı. Gitmedikleri doktor, g&ouml;r&uuml;nmedikleri hoca kalmadı. Kim ne dese denediler de olmadı. Ebru &ccedil;ok ağladı, &Ccedil;elebi de. &Ccedil;ok kavga ettiydiler. Ayrılacaklardı da Ag&acirc;h Bey girdi araya. Kader dedi kısmet dedi yatıştırdı. Şimdi birbirine sadık iki hayat arkadaşı olarak koca bir evi paylaşıyorlar. Gelinim İclal, damadım &Ccedil;elebi, K&ouml;seoğlu ailesine sonradan dahil olsalar da neredeyse hi&ccedil; yadırganmadılar. &Ccedil;ok &ccedil;abuk kaynaştılar. Tam ailemize yaraşır şekilde. S&uuml;sl&uuml; kızım M&uuml;ge, hepimiz divanda otururken o sandalyede oturuyordu. En &ccedil;ok Cennet&rsquo;le anlaşıyordu g&uuml;zel kızım. İkisi de evlenmemişti ve tahmin ediyordum ki &ccedil;ok iyi anlaşmalarının sebebi buydu. Cennet şansızdı. Tam evlenecekken babası &ouml;ld&uuml;. Sonra da Hira doğunca onunla &ccedil;ok ilgilendi, kendini unuttu. M&uuml;ge de ablası gibi olacak bu gidişle. T&uuml;m yaşlı kadınlar gibi &ouml;lmeden &ouml;nce &ccedil;ocuklarımın mutluluğunu g&ouml;rmek isterdim ancak kader bu işe ne derdi bilemiyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;İnci i&ccedil;eri avluya seriver sofrayı. Soğuk oldu burası,&rdquo; dedim başımı &ccedil;evirerek. &ldquo;Haşim Bey&rsquo;i de ara m&uuml;sait ise şimdi gelsin. Sofraya buyursun.&rdquo; Kızlarıma kaş g&ouml;z işareti ile İnci&rsquo;ye yardım etmelerini s&ouml;yledim. İclal erken davranıp şimşek gibi bir hızla mutfağa koştu, arkasından kızlarım. Oğullarım da masaları ve sandalyeleri avluya taşıdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Geniş mi geniş sofraya kollarımın altında torunlarımla oturdum. Kapı eşiğinde Haşim Bey&rsquo;i g&ouml;r&uuml;nce geri kalktım. Kapıyı a&ccedil;an M&uuml;ge olmuştu. Haşim Bey&rsquo;e i&ccedil;eri buyur etti. Haşim Bey elindeki &ccedil;antasını ve kolunun altındaki &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sıkı sıkı tutup avluya girdi. M&uuml;ge&rsquo;yi takip ederken bakışlarındaki mahcubiyet g&ouml;z&uuml;mden ka&ccedil;mamıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;G&uuml;naydınlar efendim. S&uuml;reyya hanımlar bug&uuml;n nasıllar?&rdquo; M&uuml;ge&rsquo;nin arkaya &ccedil;ektiği sandalyeye oturdu Haşim Bey. M&uuml;ge&rsquo;deki aşırıya ka&ccedil;an kibarlığını ben dahil herkes fark etmişti, sesimizi &ccedil;ıkarmadık. &ldquo;Mersi hanımefendi.&rdquo; Haşim Bey &ccedil;antasını sandalyenin yanına indirip &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &uuml;zerine serdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Sağ olun Haşim Bey oğlum. Sizler nasılsınız?&rdquo; deyip ben de oturdum. İyiyim der gibi g&uuml;l&uuml;mseyerek g&ouml;z kırptı. M&uuml;ge tam karşısında oturdu Haşim Bey&rsquo;in. &Ccedil;ayını i&ccedil;erken y&uuml;z&uuml;k var mı diye parmaklarına dikkat etti. Olmadığını g&ouml;r&uuml;nce i&ccedil;ten i&ccedil;e g&uuml;lmeye başladı. Cennet&rsquo;le birbirimize bakıp g&uuml;ld&uuml;k.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Yağmur avludaki yaprakları silip s&uuml;p&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. R&uuml;zg&acirc;r cama yumruk atıp duruyordu sanki. Ah İstanbul, Ah Beyoğlu. &Ouml;mr&uuml;m&uuml;n neredeyse tamamı bu şehirde ge&ccedil;mişti. Vedalaşmak kolay olmayacaktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anneanne yastık getireyim mi beline koymak i&ccedil;in? Rahat mısın b&ouml;yle?&rdquo; dedi Buğra.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Rahatım rahat. Sen kendi işine bak. O kadar da bunamadım.&rdquo; Yine kahkahalar havada u&ccedil;uştu ve yine beni ciddiye alan olmadı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Herkes sakin sakin yemeğini yerken benim i&ccedil;in lokmaları ağzıma g&ouml;t&uuml;rmek, &ccedil;iğnemek, yutmak işkence gibiydi. Yaşlılık zor dediklerinde gencecik kızdım, umursamıyordum bile. Yaşanınca &ouml;ğreniliyormuş meğer bazı şeyler. İlk aynalarda g&ouml;r&uuml;yordun bunu. Kendini eleştirmeye başlıyordun, sa&ccedil;larını, y&uuml;z hatlarını, aldığın kiloları, kısalan boyunu. Hepsinden &ouml;nce dışarıda rastlaştığım insanlar abla yerine teyze demeye başlamıştı. İlk o zaman kabullendim bazı şeyleri ve geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n başladığını sezdim. Sonra adımlarınım yavaşladığında, sonra nefesim kesildiğinde. Koşmayı bırak hızlı bile y&uuml;r&uuml;yemiyordum. Ağrılarım artıyordu. &Ouml;nceden anlık olan ağrılar sonra saatler şimdi g&uuml;nler s&uuml;r&uuml;yordu. Hareketlerim yavaşlamıştı. Ellerimi kaldırırken bile hızlı değildim. Konuşmam Halil İnalcık Bey&rsquo;inki kadar yavaştı. Sa&ccedil;larımı bağlayamıyordum. Ag&acirc;h Bey ne &ccedil;ok severdi upuzun sa&ccedil;larımı. Şimdi g&ouml;rse ne g&uuml;lerdi, d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş yahu bunlar hep, derdi. Yanımda İnci olmasa yıkanamıyordum. Ya d&uuml;ş&uuml;yordum s&uuml;rekli ya da nefessiz kalmaktan bayılacak gibi oluyordum. Yakında tuvalete bile tek başıma gidemeyeceğim. Şimdi bir d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m de Ag&acirc;h Bey ne şanslı imiş. &Ouml;ld&uuml;ğ&uuml; g&uuml;n bile bize muhta&ccedil; değildi, sanki on sekizinde bir delikanlıydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ev ahalisi yemeğini yerken televizyondaki bir programda &ccedil;ocuğun biri piyano &ccedil;alıyordu. Eh, epey de iyi &ccedil;alıyordu. &ldquo;Anne. Hatırladın mı bu &ccedil;ocuğu? Ge&ccedil;en sene 23 Nisan&rsquo;da &ccedil;ıkmıştı ilk. Piyona &ccedil;alanı diyorum.&rdquo; &Ouml;nce M&uuml;ge&rsquo;ye sonra televizyona d&ouml;nd&uuml;m.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Hatırladım ya hatırlamaz olur muyum? Bunak mıyım ben? Fazıl mıydı neydi adı? Şey de vardı hatta... Neydi adı? Sezen.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Evet!&rdquo; dedi M&uuml;ge heyecanla. Hayranlıkla izledik ailecek. Bir g&ouml;z&uuml;m de Ali&rsquo;deydi. Doyduğuna işaret veren bir hareketini g&ouml;r&uuml;nce kaş g&ouml;z işaretiyle odama &ccedil;ağıracaktım. &Ccedil;ayının son yudumunu alıp arkasına yaslanınca ayağa kalktım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;S&uuml;reyya Hanım. Muayeneye başlayalım mı?&rdquo; Haşim Bey de benimle ayağa kalkmaya hazırlanınca geri oturması i&ccedil;in elimle omzuna bastırdım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;&Ccedil;eyrek kala başlayalım Haşim Bey oğlum. &Ouml;nce Ali&rsquo;yle konuşacaklarım var,&rdquo; deyince geri oturdu. Hemen ardından Ali kalktı. Koluma girsin diye elimle yanıma &ccedil;ağırdım. &ldquo;Gel de tut elimden. D&uuml;şerim de şu &ccedil;ocukların maskarası olurum sonra.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&lsquo;Oğlum ben &ouml;l&uuml;yorum, &ccedil;ok vaktim kalmadı, seni de buraya vasiyetimi yazman i&ccedil;in &ccedil;ağırdım.&rsquo; şimdi bu c&uuml;mleleri kurmam gerekiyordu ama nasıl denirdi bunlar? Nitekim bunları s&ouml;ylemem gerekiyordu. Dilim varmıyordu, nasıl varsın? Gayriihtiyari odada dolanarak anlamsız birka&ccedil; şey yaptım. Perdenin u&ccedil;larıyla oynadım, halının p&uuml;sk&uuml;llerini ayağımla savurdum, g&ouml;zlerimi ka&ccedil;ırdım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Neler oluyor anne? Ni&ccedil;in yalnız benimle konuşmak istedin?&rdquo; anlaşılan sabrı kalmamıştı oğlumun. Zaten &ccedil;ocukluğundan beri b&ouml;yle sabırsız olmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Oğlum ben &ouml;l&uuml;yorum. Biliyorum. Herkes biliyor yalan değil ya. Haşim Bey iyi şeyler demeyecek. Eh, k&ouml;k salacak halimiz yok ya, elbet gideceğiz.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anne sus.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;G&ouml;zlerim iyi se&ccedil;miyor. Şuradan temiz bir k&acirc;ğıt se&ccedil;. G&uuml;zel de bir kalem al eline. Dediklerimi yaz &ccedil;abuk,&rdquo; dediğimde s&ouml;ylediklerimi idrak etmek i&ccedil;in kendisine zaman tanıdı. &Ccedil;ok &uuml;st&uuml;ne gitmedim ancak aşağıdakiler bir terslik olduğunu anlasınlar istemiyordum. Eli ayağı titremeye başladı Ali&rsquo;min. Verdiği tepkiyi tahmin ederek kalemi k&acirc;ğıdı ben alıp koydum &ouml;n&uuml;ne. İstemedi, elinin tersiyle itti k&acirc;ğıdı da kalemi de. G&ouml;zleri dolu dolu baktı y&uuml;z&uuml;me. &ldquo;Hadi evladım yorma beni. Nereye kadar ka&ccedil;acağız? Bırak da huzurlu &ouml;leyim.&rdquo; B&ouml;yle deyince ikna oldu gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Tamam s&ouml;yle. Ne yazayım?&rdquo; dedi g&ouml;n&uuml;ls&uuml;zce. Meyus bir bakışla y&uuml;z&uuml;me baktı. &Ouml;nce b&uuml;t&uuml;n evlatlarımdan, torunlarımdan s&ouml;z ettim. Sonra mal varlığımdan konuştum kısaca. Ag&acirc;h Bey epey varlıklı adamdı. Babam da sağ olsun beni okutmuştu. Muallime idim vaktinde. B&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklarıma ben &ouml;ğrettim okumayı da yazmayı da. B&uuml;t&uuml;n yazarları, b&uuml;t&uuml;n şairleri tek tek ben tanıttım. Ag&acirc;h Bey de muallimdi. O y&uuml;zdendir, varlıklı bir aile olarak kaldık hep.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Her c&uuml;mlemde, her bir detayda Ali&rsquo;nin g&ouml;zyaşları daha da hızlanıyordu. Ben metanetimi koruyordum ancak o neredeyse kendisini kaybedecekti. En son mal varlığımdan kime ne kalacağını yazdırırken Ali&rsquo;nin g&ouml;zleri fal taşı gibi a&ccedil;ıldı ama bir yandan biliyordu alacağım kararı. En son k&acirc;ğıdı ikiye katlayıp yine temiz bir zarfa koydu. Zarfa da adımı soyadımı yazdı. Kalemi buruşmuş parmaklarıma alıp imzaya benzer kargacık burgacık bir şey karaladım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Aşağı iniver de Haşim Bey&rsquo;i &ccedil;ağır. Bakalım neyim varmış,&rdquo; dedim g&ouml;zlerimi ka&ccedil;ırarak. Hi&ccedil; sesini &ccedil;ıkarmadı. Sakince odadan &ccedil;ıktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Zarfı ters &ccedil;evirip komodinin &uuml;zerine koydum. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden Haşim Bey odaya girdi. Yanında da İnci. Kızlarım yoktu. Aşağıda lak lak ediyorlardı. Haşim Bey, &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; giyip &ccedil;antasını a&ccedil;tı. &ldquo;Belinizi a&ccedil;ar mısınız S&uuml;reyya Hanım?&rdquo; İnci hemen fırlayıp sabahlığımı &uuml;zerimden aldı. İnce penyemi yukarı sıyırdı. Hekim elindeki buz gibi aleti belime koydu. &ldquo;Rica ediyorum derin derin nefes alınız.&rdquo; İnci hekime korku dolu bakışlarla baktı. K&ouml;t&uuml; haber vermesinden korkuyordu. Oysa ben hi&ccedil; korkmuyordum. &ldquo;&Ouml;ks&uuml;rebilir misiniz hanımefendi?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">İnci&rsquo;nin bakışları k&ouml;t&uuml;leşmişti. &ldquo;Neyi varmış?&rdquo; dedi korku dolu bakışlarla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Tamamdır kapatabilirsiniz. Kesin bir şey s&ouml;ylemek zor. Sizi en iyisi misafirimiz edelim bug&uuml;n. Orada da birka&ccedil; test yapalım. &Ouml;yle anlaşılır.&rdquo; İnci kapıda doluşan &ccedil;ocuklarıma kapıyı a&ccedil;tı. Haşim Bey aynı şeyi diğer &ccedil;ocuklarıma da s&ouml;yledi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Hemen bug&uuml;n &ccedil;ıkar mı şu testler?&rdquo; dedi Cennet. İnci&rsquo;de g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m endişenin yanında daha baskın gelen bıkkınlık bir kez daha kalbimi kırdı. Hasta olduğum i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilemek istedim, onlara muhta&ccedil; yaşamak zorunda kaldığım i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilemek istedim, evimize doktorlar girip &ccedil;ıktığı i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilemek istedim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;&Ccedil;ıkar elbet.&rdquo; Haşim Bey elindeki aleti &ccedil;antasına koyup ayaklandı. Kapıya kadar oğullarım eşlik etti. Hekimin s&ouml;ylediklerinden sonra sanki gayet normal şeyler duymuşlar gibi tepki veren kızlarıma en ruhsuz bakışlarımı savurdum. Kızlarıma karşı anlam veremediğim bir kin başlamıştı ve beslediğim kin i&ccedil;in kendimden nefret ettim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;&Ccedil;ıkın da giyineyim. Mamafih bu yaştan sonra rezil r&uuml;sva olacağım,&rdquo; dediğimde peş peşe odadan &ccedil;ıktılar. Giyinirken odada benimle kalmayı tercih eden de İnci olmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Hızlıca temiz kıyafetlerimi giyindim. Ag&acirc;h Bey&rsquo;in en sevdiği kokuyu s&uuml;r&uuml;nd&uuml;m. Sa&ccedil;larımı g&uuml;zelce taraması i&ccedil;in İnci&rsquo;den rica ettim. Belime kadar uzanan bembeyaz sa&ccedil;larıma aynadan bakınca yine eski g&uuml;nlere dalıyordum. Eskiden yine bu aynanın karşısında Ag&acirc;h Bey tarardı sa&ccedil;larımı. Aşağıya indiğimizde ev toplanmıştı. Altmış model Mercedes-Benz beni şifahaneye g&ouml;t&uuml;rmek i&ccedil;in hazırda bekliyordu. Tek araba kapıdaydı. Bu demek oluyor ki en fazla &uuml;&ccedil; kişi benimle gelecekti ve kimlerin gelmeyeceğini anlamak hi&ccedil; de zor değildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Cennet, &ldquo;Hazırsan gidelim anne,&rdquo; deyince hemen araya girdim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;M&uuml;ge gelsin sadece. Siz kalın. Ne gerek var oralara kadar.&rdquo; İnci gelsin isterdim ama o kadar zahmet &ccedil;ekmesini istemiyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ali, beni &ouml;n koltuğa oturtup şof&ouml;r koltuğuna ge&ccedil;ti. M&uuml;ge de arkaya bindi. Kızlarım huysuzluğuma alışmışlardı, hi&ccedil; itiraz etmeden dediklerimi yaptılar. Dikiz aynasından g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadarıyla s&ouml;yleniyorlardı. İnci gelmek i&ccedil;in yeltenince engel oldum. G&ouml;zlerimizle kurduğumuz bir iletişim y&ouml;ntemimiz vardı sanki. Tek kelime dahi etmeden s&ouml;ylemek istediklerimi anladı, buruşuk ellerime k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir buse kondurup g&ouml;zyaşlarını silmeden başını dimdik tuttu ve hemen ardından geriye &ccedil;ekildi. Cennet, İnci&rsquo;ye da s&ouml;ylendi. Neyse ki İnci Cennet&rsquo;in bu s&ouml;ylenmelerine alışmıştı. Araba hareket edince g&ouml;z&uuml;mde gittik&ccedil;e k&uuml;&ccedil;&uuml;ld&uuml; koskoca ev.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">İlkler bir başkadır. İlk olduğunu bilirim, ona g&ouml;re severim, hissederim. Ama sonlar daha başkadır. Bilemem son olduğunu. Bug&uuml;n son kez bu yollardan ge&ccedil;iyorum demem mesel&acirc;. Bug&uuml;n son kahvaltımı yaptım da demem, diyemem. Bu benim dinlediğim son m&uuml;zik olacak, bu da izlediğim son film. Kimseden duyamam bunları, hi&ccedil; kimseden. Nedense bug&uuml;n Beyoğlu&rsquo;ndan ge&ccedil;erken i&ccedil;ten i&ccedil;e bir karamsarlığa kapıldım. İ&ccedil;im burkuldu, y&uuml;reğim sızladı. Her sokağını, her bir caddesini arşınlamak istedim. Ciğerlerim yanana kadar koşmak istedim, saatlerce, hi&ccedil; durmadan, usanmadan. Burada doğmuş, burada b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;m. Ag&acirc;h Bey&rsquo;le burada tanışmıştım. &Ccedil;ocuklarım burada doğmuştu. Bug&uuml;n ge&ccedil;erken bu yollardan, son olduğu d&uuml;ş&uuml;ncesi zihnime d&uuml;ş&uuml;nce boğazım d&uuml;ğ&uuml;mlendi. Sanırım bug&uuml;n son kez bu yollardan ge&ccedil;iyordum. Yalnız tek fark vardı o da bunun farkında olmamdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Esen soğuk r&uuml;zg&acirc;ra aldırmadan arabanın camını indirdim. Y&uuml;z&uuml;m&uuml; kesen havayı dolu dolu i&ccedil;ime &ccedil;ektim. &ldquo;&Uuml;ş&uuml;teceksin anne,&rdquo; dedi Ali gayriihtiyari.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Karışma sen,&rdquo; diye mırıldandım. G&uuml;c&uuml;m yetseydi ya, kafamı arabadan &ccedil;ıkarır sokaklara haykırırdım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Şifahaneye geldiğimizde yorgunluktan bitap d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;m. Dizlerim tutmuyordu evet, koşmuyordum da. Yine de epey yoruluyordum ve tek sebebi durmadan d&uuml;ş&uuml;nmekti. Evet, son kez şifahaneye geliyordum. Ali ve M&uuml;ge&rsquo;nin kollarında şifahaneye girdim. Anlamadığım bir s&uuml;r&uuml; şey yaptılar. Testler, tahliller, r&ouml;ntgen falan filan. Girmediğim oda, oturmadığım sandalye, uzanmadığım yatak, g&ouml;r&uuml;nmediğim hekim kalmadı. Asık suratlı hemşireler canımı acıtarak kan aldılar. Doktorlar sinirli sinirli sorular sordular. Şik&acirc;yetim neydi, ne sıklıkla &ouml;ks&uuml;r&uuml;yordum, adımı unuttuğum oluyor muydu gibi gibi sayamadığım tonlarca soru sordular. Neyse ki sonunda Haşim Bey geldi de &ouml;zenle ilgilendi. En nihayetinde Haşim Bey&rsquo;in odasında istirahat ederken t&uuml;m sonu&ccedil;lar Haşim Bey&rsquo;in masasındaydı. Haşim Bey kaşlarını &ccedil;atarak sonu&ccedil;ları uzun uzun inceledi. Birini okuyup bıraktı diğerini eline aldı. Sonra yine, yine ve yine.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;&Ccedil;ok kurcalama da s&ouml;yle. Ne zaman &ouml;l&uuml;yorum?&rdquo; diye sert bir &ccedil;ıkışta bulundum. Haşim Bey dahil herkesin y&uuml;z&uuml; kire&ccedil; gibi oldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Allah korusun S&uuml;reyya Hanım. Dilerseniz hemen yarın tedaviye başlayalım,&rdquo; dedi Haşim Bey umutla. Yaşayacağım belki en fazla bir seneyi şifahane koridorlarında buram buram ila&ccedil; kokulu odalarda asık suratlı hemşirelerle ge&ccedil;irecek değildim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Neyin tedavisi Haşim Bey?&rdquo; dedi M&uuml;ge ağlamaklı, titreyen bir sesle.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;İstemem ben tedavi falan. Şimdiden diyeyim,&rdquo; dedim burun kıvırarak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Akciğer kanseri.&rdquo; Haşim Bey&rsquo;in y&uuml;z&uuml; h&uuml;z&uuml;nle g&ouml;lgelendi. M&uuml;ge karşımdaki koltuğa &ccedil;&ouml;k&uuml;p v&uuml;cudunu hoplata hoplata ağlamaya başladı. Ali de iki dizinin &uuml;st&uuml;ne &ccedil;&ouml;k&uuml;p başını ellerinin arasına aldı. Benim y&uuml;z&uuml;mde mimik oynamıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Bunamamış mıyım?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Alzheimer başlangıcı da var elbette ama bunu &ccedil;ok ciddi g&ouml;rm&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hen&uuml;z &ccedil;ok yeni ve yeneceğinize eminim.&rdquo; G&ouml;zleri umut doluydu Haşim Bey&rsquo;in. Daha doğrusu s&ouml;zleriyle yalan s&ouml;ylediği yetmiyormuş gibi bu yalanlarını g&ouml;zlerine de yansıtmaya &ccedil;alışıyordu ama başaramıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Dediğim gibi, tedavi istemiyorum. Son zamanlarımı bu pis yerlerde ge&ccedil;irmek istemiyorum. Ali, beni evime g&ouml;t&uuml;r.&rdquo; İşittiğim birka&ccedil; laf&uuml;g&uuml;zaf ve itirazlar kulaklarımı tırmaladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Rica ediyorum demeyin &ouml;yle! Hi&ccedil;bir hastamı b&ouml;yle &uuml;mitsiz g&ouml;rmek istemiyorum. Bir kere bana ve mesleğime yapılmış bir saygısızlık bu.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Haşim Bey&rsquo;in bu ani sert &ccedil;ıkışı beni ikna etmeye yetmedi. Kararımı değiştirme gibi bir d&uuml;ş&uuml;nce i&ccedil;erisine bile girmedim. Huzurlu bir şekilde evimde &ouml;lmek istiyordum. Hatta daha &ouml;nce hi&ccedil;bir şeyi bu kadar istediğimi hatırlamıyordum. Haşim Bey&rsquo;e direnerek ayağa kalktım. Hemen ardından M&uuml;ge de kalktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Kararım kesindir Haşim Bey oğlum. Boşuna itiraz etme. Yaşayacağım kadar yaşadım. Son g&uuml;nlerimde huzurlu olmayı bana &ccedil;ok mu g&ouml;r&uuml;yorsun?&rdquo; Hekimin y&uuml;z&uuml;nde daha &ouml;nce g&ouml;rmediğim bir kabullenme g&ouml;rd&uuml;m. &Ccedil;aresizce g&ouml;zlerime bakıp ikna etmeye &ccedil;alışıyordu, başaramayacağını bile bile. &ldquo;Bakma suratıma &ouml;yle aval aval! Gel dedim buraya!&rdquo; Ali&rsquo;ye doğru elimi salladım oturduğum koltuktan beni kaldırsın diye.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Şifahaneden ağır adımlarla &ccedil;ıktık. İki &ccedil;ocuğumun da g&ouml;zyaşları bir an olsun dinmemişti. Ben ise t&uuml;m serinkanlılığımla ilerliyordum. Yine aynı sakinliğimle arabaya bindim. Fakat evet, karmaşık duygular yaşamaktaydım. Yaşadığım &ouml;m&uuml;r kadar mutlu yaşayamayacağım &ouml;m&uuml;r kadar da h&uuml;z&uuml;nl&uuml;yd&uuml;m. Yalnız beni hepsinden de &uuml;zen başka şeyler vardı. Hayal kırıklığı gibi. Neydi eksik olan? Yanlışımız neydi de &ccedil;ocuklarım bana d&uuml;şman oldu? Ag&acirc;h Bey duymuş olsaydı duyduklarımı, evi başlarına yıkardı, hi&ccedil; ş&uuml;phesiz. Kızdığı zaman esip g&uuml;rlemesi evi inletirdi rahmetlinin. Hemen ardından &ccedil;ıt &ccedil;ıkmazdı evde. Ağırlığı bir başkaydı &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Ben o ağırlığı hi&ccedil;bir zaman sağlayamamışım, hi&ccedil;bir zaman ciddiye alınmamışım, &ccedil;ocuklarım y&uuml;z&uuml;me g&uuml;l&uuml;p arkamdan atıp tutmuş meğer. Bunu bu yaşıma gelince &ouml;ğrenmek kaldırması zor acılardan olmuştu y&uuml;reğimde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Susun artık! Usandım cıyak cıyak sesinizi duymaktan!&rdquo; diye bir sitemde bulundum. &ldquo;Şu zıkkım nasıl a&ccedil;ılıyor? G&uuml;zel bir şeyler a&ccedil; da dinleyelim,&rdquo; dedim teybi yoklayarak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ali derince bir nefes alıp radyoyu a&ccedil;tı. Bozuk birka&ccedil; frekans ve tiz seslerin boğuculuğunun ardından netleşen sese kulak verince Zeki M&uuml;ren&rsquo;in huzurlu sesi kulaklarımı doldurdu. Agora Meyhanesi &ccedil;alıyordu. Gelirken yaptığım gibi camı sonuna kadar indirip kafamı dışarıya uzattım. Beyaz sa&ccedil;larım g&ouml;zlerimi kapatıyordu arabanın s&uuml;ratiyle.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Durdur arabayı!&rdquo; neden bilmiyorum y&uuml;r&uuml;mek istiyordum. İ&ccedil;imde dolup taşan zehri atmam l&acirc;zımdı ve bunu y&uuml;r&uuml;yerek başarabileceğim inancına kapılmıştım. Ali ve M&uuml;ge sahiden bunadığımı d&uuml;ş&uuml;nen garip bakışlar attılar suratıma. &ldquo;Ne bakıyorsun &ouml;yle suratıma? Durdur dedim! Ben y&uuml;r&uuml;yerek geleceğim!&rdquo; dediğimi yapmadan arabayı s&uuml;rmeye devam edince arabanın kapısını a&ccedil;maya yeltendim. Ne var ki M&uuml;ge arkadan kollarımı tuttu. Ali de ani bir frenle arabayı durdurdu. &Uuml;&ccedil;&uuml;m&uuml;z de &ouml;nce &ouml;ne doğru fırladık sonra da koltuklarımıza yapıştık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anacığım ne yapıyorsun Allah&rsquo;ını seversen? &Ouml;yle aniden kapı a&ccedil;ıldığı nerede g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş? Senin canına kastın mı var? Otur da evimize gidelim g&ouml;z&uuml;n&uuml; seveyim!&rdquo; Ali&rsquo;nin sitemleri gram umurumda değildi. S&ouml;yledikleri bir kulağımdan girip diğer kulağımdan &ccedil;ıkıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anneciğim neler yapıyorsun? İstersen arkaya gel daha geniş, ha? Ne dersin?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Bırakın kafa &uuml;t&uuml;lemeyi. Ben y&uuml;r&uuml;yeceğim. Senin bu k&uuml;l&uuml;st&uuml;r&uuml;n ilerlemiyor.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ayaklarımın dibine d&uuml;şen &ccedil;antamı boynumdan ge&ccedil;irip arabadan indim hemen arkamdan da &ccedil;ocuklarım indi. Kararım o kadar kesindi ki kısalan bacaklarımı zorlayıp hızlı adımlarla ilerlemeye &ccedil;alıştım. Kulağıma gelen yalvarmaya benzeyen c&uuml;mleleri işitiyor, yine birka&ccedil; kısa c&uuml;mleyle yanıt veriyordum. El kol hareketleriyle gelmek istemediğimi, yalnız kalmak istediğimi belli ediyor, y&uuml;zlerine dahi bakmıyordum. Uzun uğraşların ardından onları geride bıraktım. Seksen iki yaşımda da olsam altmış altı senelik evimi Beyoğlu&rsquo;nda bulamayacak kadar da bunamamıştım. Elbette yalnız kalabilirdim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&Ouml;n&uuml;mde ağır ağır ilerleyen araba nokta gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;lene kadar kaldırımda bekledim. Tamamen gittiklerinden emin olunca huzurla g&uuml;l&uuml;mseyip etrafıma bakındım. Beşiktaş, Ag&acirc;h Bey&rsquo;le el ele y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z sayısız yerlerden sadece bir tanesiydi. Sahil boyunca evimize kadar y&uuml;r&uuml;rd&uuml;k, hi&ccedil; usanmadan. Bazı geceler k&uuml;s&uuml;verirdik, yine de bırakmazdık bu alışkanlığımızı. Bazı geceler de sabaha dek y&uuml;r&uuml;rd&uuml;k, hasbih&acirc;l ederdik, g&uuml;l&uuml;ş&uuml;rd&uuml;k. Bazı geceler pek halimiz olmazdı. O g&uuml;nler ise evimizin avlusunda kahve i&ccedil;erek sohbet ederdik. Bah&ccedil;emizdeki hanımeli ağacının kokusu ciğerlerimize dolardı. G&uuml;ller g&ouml;rsel ş&ouml;len sunardı, huzurla dolardık. Avlunun ortasındaki s&uuml;s havuzundan akan sular mutluluğumuza mutluluk katardı. &Ouml;mr&uuml; hayatımda belki de ilk kez Beşiktaş&rsquo;tan Beyoğlu&rsquo;na tek başıma y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;m ve belki de son kez y&uuml;r&uuml;yordum. Yarın bu yollardan ge&ccedil;emeyecektim belki de. Bu Arnavut kaldırımlarındaki taşları savuramayacaktım, bir tanesi kunduralarımın i&ccedil;ine girmeyecekti. Kim bilir, belki ben yarın toprak altında olacağım. Ama Beyoğlu daha kimleri yaşatacak burada, kimlere kucak a&ccedil;acak veya kimleri kapı dışarı edecek. Yine kimleri kendine aşık edecek bu şehir veya kimlerin kinini yutacak. Ah, kim bilir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kaldırımda ağır ağır ilerlerken eski kunduraları parlatan bir &ccedil;ocuk g&ouml;rd&uuml;m. Y&uuml;z&uuml; toz toprak i&ccedil;inde, kılığı kıyafeti yırtık, ayağındaki iskarpinler su ge&ccedil;irmiş. Ka&ccedil;amak birka&ccedil; bakışın ardından işini kenara bıraktı. Kaşlarını &ccedil;attı. &ldquo;Ne bakıyorsun nine? Hi&ccedil; mi kunduracı g&ouml;rmedin?&rdquo; ne yalan s&ouml;yleyeyim, b&ouml;ylesini g&ouml;rmemiştim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Okula gidiyor musun?&rdquo; emekli muallime de olsam &ccedil;alışan bir &ccedil;ocuk g&ouml;r&uuml;nce tek merakım bu oluyordu. &Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r, hi&ccedil;bir &ccedil;ocuğum yokluk g&ouml;rmemişti. Ama ne var ki b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklar eşit yetişmiyordu, bazıları omzunda doğuştan gelen bir y&uuml;kle yetişmek zorundaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Gidiyorum,&rdquo; dedi utana sıkıla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Yalan s&ouml;yleme!&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;S&ouml;ylemiyorum! Okumayı s&ouml;kt&uuml;m bile!&rdquo; elbette yalan s&ouml;yl&uuml;yordu. Ben boşuna mı o kadar sene muallimlik yaptım? Yetiştirdiğim &ouml;ğrenciler evlenip &ccedil;oluğa &ccedil;ocuğa bile karıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Pek&acirc;l&acirc; &ouml;yle olsun bakalım.&rdquo; Kafamı kaldırıp etrafıma bakındım. Sokağın başındaki bakkal dikkatimi &ccedil;ekti. &ldquo;Şu bakkaldan iki &ccedil;iklet alıver yerime. Utanırım şimdi bu koca karı halimle &ccedil;iklet istemeye. Al şu parayı da.&rdquo; Bir yandan konuşup bir yandan &ccedil;antamdan kuruşları &ccedil;ıkarıyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&Ccedil;ocuk ayağa kalkıp ellerindeki kiri pası &uuml;zerindeki eskimiş kıyafetlerle sildi. Minik avucuna kuruşları sıkıştırıp bakkala koşunca buruşmuş bileğimdeki k&uuml;nyeyi zor bela &ccedil;ıkardım. &Ccedil;ocuğun hemen &ouml;n&uuml;ndeki kunduranın i&ccedil;ine atıverdim. &Ccedil;ocuk elinde iki &ccedil;ikletle koşup gelince telaşa kapıldım. &ldquo;Yahu seni de yordum oraya kadar. Ağzımda diş mi kaldı ki &ccedil;iklet istiyorum senden. Sende kalsın onlar &ccedil;ocuğum. G&uuml;le g&uuml;le. Allah&rsquo;a ısmarladık.&rdquo; Kire&ccedil;ten &ccedil;ıtır &ccedil;ıtır sesler gelen dizlerime y&uuml;klenip var g&uuml;c&uuml;mle oradan uzaklaştım. &Ccedil;ocuk arkamdan bakmakla yetindi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Birka&ccedil; adım ileride elinde tefle ayı oynatan esmer tenli bir adam dikkatimi &ccedil;ekti ve onu neşeyle izleyen genciyle yaşlısıyla insan s&uuml;r&uuml;s&uuml;. Birka&ccedil; saniye izleyip yoluma devam ettim. Her &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;tiğim d&uuml;kk&acirc;ndan gelen m&uuml;zik sesi beni maziye g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu. Bunamayı geciktiriyormuş eski şarkıları dinlemek, Cennet dediydi ge&ccedil;enlerde. İnci&rsquo;ye emirler yağdırır olmuştu bu m&uuml;zikleri dinlemem konusunda. Bir mahalle arasına yolum sapınca g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ler artmaya başladı. Elinde g&uuml;ğ&uuml;mle bağırarak s&uuml;t satan bir adam, pencereden aşağıdaki bakkala sepet sarkıtan kadınlar, el arabasıyla sebze meyve satan esnaflar, kaldırımda sek sek oynayan &ccedil;ocuklar, bir arabanın &ouml;n&uuml;nde lisanından anlamadığım bir dilde m&uuml;zik dinleyip g&uuml;l&uuml;şen gen&ccedil;ler. T&uuml;m bu heng&acirc;me benim ve &ccedil;ocuklarımın hayatına &ccedil;ok uzaktı. Ben ve &ccedil;ocuklarım b&ouml;yle mahallelerde b&uuml;y&uuml;memiştik. Biraz hoşuma gitti, hatta bir yaşıma daha girdim diyebilirdim. Pencereden pencereye sohbet edip ay &ccedil;ekirdeği yiyen iki kadın beni g&ouml;z hapsine almıştı. Mahallelerinde b&ouml;ylesi bir ihtiyar g&ouml;rmeye alışık değillerdi anlaşılan.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kalbimden g&ouml;zlerime yansıyan bir duygu vardı, kimsenin g&ouml;remediği. İ&ccedil;imde bangır bangır bağırıyordu t&uuml;m s&ouml;ylemek istediklerim. G&ouml;ğs&uuml;mde her saniye y&uuml;kselen bir alev vardı. Bir işaret bekliyordu, ufak bir işaret. Ah biri sorsaydı keşke, ruhunu ağırlaştıran o y&uuml;klerin sebebi ne diye. Şimdi bu taşlı yollarda paytak paytak dolanırken yaşadığım t&uuml;m pişmanlıklar ve daha niceleri i&ccedil;ime sığmaz olmuştu. Bir nevi vedalaşmaydı benimkisi, &ouml;nce Beyoğlu&rsquo;na sonra İstanbul&rsquo;a.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n bu mahalleden ilk ve son ge&ccedil;işim<i>.</i><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bu yaşıma kadar hep &ccedil;ok mutlu olduğumu, hayatımın sorunsuz ilerlediğini savunurdum. Tesad&uuml;f eseri şahit olduğum birka&ccedil; c&uuml;mle nasıl da yerle bir etmişti beni. Kanser, ila&ccedil;lar, hastane koridorları, yaşadığım kayıplar&hellip; Hi&ccedil;biri &ccedil;ocuklarımın bana yaşattıkları kadar yakmamıştı canımı. Meğer ne acı bir şeymiş hayal kırıklığı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez g&uuml;neşin batışını g&ouml;r&uuml;yorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">G&uuml;neş acelesi olmadan denizin dibine g&ouml;m&uuml;l&uuml;yordu. G&ouml;ky&uuml;z&uuml; kızıla d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;, herkes evine &ccedil;ekiliyordu. Boynumda gen&ccedil;liğimden kalma kolyenin soğukluğunu hissettim. Belki de bu &ouml;l&uuml;m&uuml;n soğukluğuydu. Yakın bir vakitte geleceğinin haberini duyuruyordu. Tenimde bir &uuml;rperti hissettim. Denizin esintisi miydi bu t&uuml;ylerimi okşayan yoksa &ouml;l&uuml;m&uuml;n şefkati miydi beni g&uuml;l&uuml;mseten?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez martıların sesini dinliyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez denizin sesini dinliyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">G&uuml;c&uuml;m yetseydi ya, sahil boyunca koşardım. Tıpkı gen&ccedil;liğimdeki gibi. Nefes nefese sahil boyunca y&uuml;r&uuml;rken evimin &ccedil;atısını uzakta g&ouml;r&uuml;r gibi oldum. Bug&uuml;n evime son gidişim olmasını o kadar istedim ki. Her kelimesi bı&ccedil;ak gibi saplanan o c&uuml;mlelerden sonra evimde bir g&uuml;n daha yaşamak istemiyordum. İnci beni yıkarken Cennet&rsquo;in bana iğrenerek bakmasına dayanamazdım. İnci bana yemek yedirirken Ebru&rsquo;nun &ouml;lmemi istemesini sindiremezdim. Avluda oturup kahve i&ccedil;erken Sel&ccedil;uk&rsquo;un bunadığım i&ccedil;in &ccedil;ocukları benden uzak tutmasına seyirci kalamazdım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez evime gideyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Sokaklardaki insan sayısı yok denecek kadar azalınca kunduralarımın taşlı yollarda &ccedil;ıkardığı sesler &ccedil;oğalmıştı. Bir k&ouml;pek hi&ccedil; durmadan havlıyordu. Hava da iyice soğumuştu. Evime yaklaşmıştım ama girmeye cesaretim yoktu. Eğer son nefesimi vermiyorsam ne &ouml;nemi vardı o eve girmenin? Nelere direnmiştim bug&uuml;ne kadar, ne sayısız acılara g&ouml;ğ&uuml;s germiştik Ag&acirc;h Bey&rsquo;le. Nasıl oluyordu da t&uuml;m o acılar bu birka&ccedil; s&ouml;ylemin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;iyordu? Bunu nasıl başarıyordu? İstediğin olsun Beyoğlu, ben kırık bir kalple &ouml;leyim sen de bir başkasını bul kendine, i&ccedil;ine &ccedil;ekip cayır cayır kavuracağın.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Evimin &ouml;n&uuml;ne geldiğimde yorgunluktan bitap d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;m. Dizlerim zangır zangır titriyordu hem korkudan hem y&uuml;r&uuml;mekten. Evimin t&uuml;m ışıkları yanıyordu. Hatta bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml; var gibiydi. Birka&ccedil; ağlama sesi geliyordu kulağıma birka&ccedil; da bağırış. M&uuml;ge pencere kenarındaydı Elindeki telefon ahizesine sımsıkı sarılmış biriyle ağlayarak konuşuyordu. Beni g&ouml;r&uuml;nce ağlaması &ccedil;oğaldı, telefonu elinden fırlatıp g&ouml;zden kayboldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Geldi!&rdquo; diyordu M&uuml;ge bağırarak. Boynuma astığım ufak &ccedil;antamdan anahtarı ararken heybetli demir kapı b&uuml;y&uuml;k bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml;yle a&ccedil;ıldı. T&uuml;m &ccedil;ocuklarım, torunlarım, Haşim Bey ve sayısız polis avluya doluşmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Ne bu g&uuml;r&uuml;lt&uuml;? Ne diye toplandınız b&ouml;yle?&rdquo; hi&ccedil;birini umursamadan yanlarından ge&ccedil;ip evime girmeye yeltendim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anacığım nerelerdesin ka&ccedil; saattir? &Ccedil;ok merak ettik!&rdquo; Ali ağlamaktan kızarmış g&ouml;zleriyle kolumdan tutunca var g&uuml;c&uuml;mle elimi &ccedil;ektim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Bu yaşımdan sonra bir de hesap mı vereceğim? Geldim işte. Dağılabilirsiniz,&rdquo; deyince daha &ccedil;ok sinirlendiler. Sel&ccedil;uk mahcubiyetle polisleri ve Haşim Bey&rsquo;i g&ouml;nderdi. Polisler gereksiz meşguliyetin vermiş olduğu bir &ouml;fkeyle ve aynı zamanda bulunmuş olmamın verdiği rahatlamayla evimden ayrıldılar. Haşim Bey de &ccedil;antasındaki t&uuml;m sağlık malzemelerini gelir gelmez benimle ilgilenmek i&ccedil;in masaya dizmişti. G&ouml;z ucuyla masaya bakıp i&ccedil;eriye girince mahzunlukla eşyalarını geri toplayıp usulca karanlığın i&ccedil;inde kayboldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez evimin merdivenlerinden &ccedil;ıkıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kat kat olmuş ve buruşmuş, t&uuml;m g&uuml;c&uuml;n&uuml; kaybetmiş ellerime y&uuml;klenerek merdiven korkuluklarına tutundum. Sabahki g&uuml;c&uuml;m&uuml; kaybetmiştim ve bunu, odamın ka&ccedil;ıncı kapının arkasında olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek bulunca anladım. Halıların desenleri, duvarların renkleri, koridordaki &ccedil;i&ccedil;eklerin kokusu ve daha bir&ccedil;ok şey g&ouml;z&uuml;mde silikleşmişti. &Ccedil;i&ccedil;eklerin kokusunu alamıyordum, yağmurun sesini duyamıyordum, ayaklarımın yere bastığını hissedemiyordum. Ciğerlerimden isyank&acirc;r sesler işitiyordum sadece ve aldığım kısa nefesleri. Artık ne ileriye gidebiliyordum ne de geriye. Sanırım ben, yok oluyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez yağmuru tenimde hissediyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Odamın penceresini a&ccedil;ıp yağmur damlalarının y&uuml;z&uuml;me tokat atmasına izin verdim. Bir yaşam belirtisi istedim doğa anadan. H&acirc;l&acirc; hayatta olduğumu kanıtlamak isterdim. Son nefesimi veriyor olsam da benliğimden hi&ccedil;bir şey kaybetmemek isterdim. Ben buradayım demek isterdim. Bu da doğayla vedalaşma merasimiydi bir nevi. R&uuml;zg&acirc;rın uğultusuna karışan birka&ccedil; isyan sesi kulaklarıma doluyordu. İnci yanımdaydı; onun arkasında da &ccedil;ocuklarım. İnci usulca kıyafetlerimi değişti, ağır ağır yemeğimi yedirdi. Tam o sırada Cennet&rsquo;in g&ouml;zlerinin tam i&ccedil;ine baktım. Hi&ccedil; aklına gelmeyecek miydim &ouml;ld&uuml;kten sonra? Hi&ccedil; i&ccedil;i sızlamayacak mıydı beni bir başka kadına emanet ederken? Hi&ccedil; mi vicdan azabı &ccedil;ekmeyecekti beni kırık kalbimle uğurlarken?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Akrep ve yelkovanın acımasız ilerleyişine mağlup gelmişti ihtiyar ruhum. Kuş kadar hafiflemiş bedenimi yatağa serince &ouml;l&uuml;m&uuml;n soğukluğunu hissetmeye başlamıştım. G&ouml;zlerim son kez g&ouml;r&uuml;yordu, kulaklarım son kez duyuyordu, ellerim bir tene son kez dokunuyordu ve kalbim, seksen iki senedir bana karşılıksız hizmet eden yorgun kalbim artık pes ediyordu. Zamanın azizliğine uğramıştım adeta ki bu yaşıma rağmen hen&uuml;z g&ouml;remediğim veya g&ouml;rmek istediğim bir&ccedil;ok y&acirc;d edemeyeceğim anılara h&uuml;z&uuml;nleniyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&Ouml;l&uuml;m kapıma kadar gelmişti artık. Beni korkutmak istemez gibi selamlaşıyordu &ouml;nce.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;S&uuml;reyya Hanım!&rdquo; adımı duyuyordum sanırım ve elleriyle ellerimi tutup bir yaşam ışığı g&ouml;rme umuduyla g&ouml;zlerime bakan İnci&rsquo;yi g&ouml;r&uuml;yordum. G&ouml;z pınarlarından akan renksiz sıvı ellerime d&uuml;ş&uuml;yordu. Sadece ondan değil, odadaki herkesten yalvarış ve ağlama sesleri duyuyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&Ouml;l&uuml;m&uuml;n sessizliği kulaklarımı sağır ediyordu şimdi ve ruhumun ilmek ilmek s&ouml;k&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hissediyordum. &Ouml;nce ayaklarım karıncalanmaya başladı. Daha sonra t&uuml;m v&uuml;cuduma yayıldı. Kaskatı kesilmiştim. Boncuk boncuk ter akıyordu alnımdan. &Ouml;l&uuml;m kulağıma fısıldayacak kadar yakınımdaydı artık. Tenime dokunuyordu ve dokunduğu yeri kasıp kavuruyordu. Hayat oyununu tamamladın, diyordu sanki. Şimdi ger&ccedil;ekleri g&ouml;rme zamanı geldi diyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Odadaki g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ler tamamen kesildi ve bedenim hi&ccedil;bir şeyi hissedemiyordu. Ruhum bedenimden &ccedil;ekip &ccedil;ıkarmıştı sanki kendisini. Sanki bug&uuml;ne kadar i&ccedil;imde bir tutsak olarak duruyordu ve &ouml;l&uuml;m&uuml;m, ruhumun &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ilk g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. G&ouml;zlerim hi&ccedil; se&ccedil;emiyordu artık ve sağa doğru istemsizce kayarken g&ouml;zyaşından ıslanan elim boşluğa d&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">***<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Gramofondan tiz ve kesik kesik gelen ses seneler &ouml;ncesinde yaşadıklarımı cesurca g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;ne seriyordu. Seneler &ouml;ncesindeydim şimdi ve Ag&acirc;h Bey yanımdaydı, &ccedil;ocuklarım k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;. Evimizin avlusundaydık. &Ccedil;ocuklarım bah&ccedil;ede koşturuyordu ve ben genceciktim. Ne ellerimde ne de y&uuml;z&uuml;mde kırışıklık vardı. Boyum upuzun belim incecikti. Hareketlerim ağır değildi. &Ccedil;ocuklarım g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nden sırayla koşarak ge&ccedil;iyordu. Yanlarına gitmeye &ccedil;alışıyordum ama ben onlara yaklaştık&ccedil;a onlar da benden uzaklaşıyordu. Dokunamıyordum onlara, kucağıma alıp &ouml;pemiyordum. Ayrı d&uuml;nyalardaydık sanki. Hemen arkalarında Kinyas ve İnci ge&ccedil;iyordu. Onlar da k&uuml;&ccedil;&uuml;klerdi ve beraber g&uuml;l&uuml;şerek konuşuyorlardı. Bu sefer onların yanlarına gitmeye yeltendim ve yine ben yaklaştık&ccedil;a benden uzaklaştılar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Avludan mutfağa girince Ag&acirc;h Bey&rsquo;i g&ouml;rd&uuml;m. Bana bakıp g&uuml;l&uuml;msedi. &Ouml;zlem o kadar acayip bir duyduydu ki ne kadar &ouml;zlesen de g&ouml;remeden bunu anlayamıyordun ve ben ge&ccedil;en o kadar senede d&uuml;nyalar kadar &ouml;zlediğim Ag&acirc;h Bey&rsquo;i g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m şu saniyelerde anlamıştım. Yan yana idik şimdi ve benden uzaklaşmıyordu. Konuşmuyordu ama g&ouml;zleri dile gelmişti adeta ve senelerin &ouml;zlemini haykırıyordu. G&ouml;zlerimizle iletişim halindeydik ve bu seneler s&uuml;rse yine de şik&acirc;yet etmeyecek gibiydik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ag&acirc;h Bey&rsquo;i aşağıda bırakıp yukarıya &ccedil;ıktım. Odaları tek tek gezdiğimde her şey hatırlamak istediğim gibiydi. Her detayı Ag&acirc;h Bey&rsquo;le istediğimiz şeklindeydi. Odamıza girdiğimde t&uuml;m &ccedil;ocuklarım son g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m yaşlarındaydı ve ben&hellip; T&uuml;m zarafetimle yatağımızda uzanıyordum. Herkes ama herkes ağlıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&amp;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">T&uuml;m ev ahalisi ağlıyordu. S&uuml;reyya Hanım kırık kalbi ve i&ccedil;ine attığı t&uuml;m h&uuml;z&uuml;nleriyle birlikte veda etmişti. İnci beyaz &ccedil;arşafı S&uuml;reyya Hanım&rsquo;ın &uuml;zerine serdi usulca, incitmeden. Komodinin &uuml;zerinde duran zarfa g&ouml;z&uuml; ilişti. Ali hiddetle zarfı eline alıp a&ccedil;tı ve sinirle okudu. S&uuml;reyya Hanım t&uuml;m ama t&uuml;m mal varlığını İnci&rsquo;ye ve Kinyas&rsquo;a bırakmıştı. Kızları &uuml;z&uuml;nt&uuml;yle ve sinirle ağlamaya devam ettiği sırada İnci manevi annesine son kez baktı. Minnet duygusunun yanı sıra mahcubiyet i&ccedil;erisindeydi. Eve geldiği ilk g&uuml;nden bug&uuml;ne kadar t&uuml;m fedak&acirc;rlıklarını zihninde canlandırdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Beyoğlu&rsquo;ndan bir S&uuml;rey</span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt; text-indent: 19.85pt;">ya ge&ccedil;ti İstanbul. Koca y&uuml;rekli bir S&uuml;reyya idi ki herkesi hi&ccedil;e saymıştı manevi kızı uğruna. Bunu sakın unutma.</span></p>
<p><!--EndFragment--></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>kanatları delik kelebek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kanatlari-delik-kelebek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kanatlari-delik-kelebek</guid>
<description><![CDATA[ Annesinin ve ablasının katillerini öldürdükten sonra otuz yılını hapishanede geçiren umutsuz bir adamın hikâyesidir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e69cf7615db.jpg" length="59018" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 18:19:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Yeşilada</dc:creator>
<media:keywords>Hapis mahkum seksenler idam intihar anne abla intikam kış soğuk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>1975, İstanbul </strong></em></p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Karanlık sorgu odasındaki iskemleye oturttular beni. Loş ışık kafamın &uuml;st&uuml;n&uuml; aydınlatıyordu. Bir sağ yanımda bir sol yanımda olmak &uuml;zere iki polis, baştan savmayı arzulayan bakışlarla g&ouml;zlerime baktılar. Mesai saatlerinin sonlarına denk gelmem dezavantajdı benim i&ccedil;in. İki polis de birbirinden sinirliydi. Sağımdaki polisin sa&ccedil;ları kırlaşmıştı ancak yaşı k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Sa&ccedil;larını kırlaştıran sadece yılların birbirini kovalamasından doğmuyordu demek ki. Uzun yıllardır evli olmalıydı, parmağındaki y&uuml;z&uuml;k eskimişti. Diğer polis daha uysaldı. Konuşmaya başlayan değil diğer polisin s&ouml;ylediklerini destekleyen c&uuml;mleler kuruyordu bir tek. Ağzını a&ccedil;tığı an kurduğu c&uuml;mlelerin doğruluğunu eleştirecekti &ccedil;&uuml;nk&uuml; sağımdaki polis. Solumdaki polis uysal g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;nden &ouml;d&uuml;n vermeyen bakışlarıyla baksa da en az diğer polis kadar &ouml;fkeliydi. Bir cinayet işlenmişti ve elimdeki tabancayla beni ilk g&ouml;ren bu iki polis olmuştu.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Susma delikanlı. Seni beklemek zorunda değiliz. Anlat artık. Neden yaptın?&rdquo; dedi sağımdaki polis. Sorgu odasındaki ışık bı&ccedil;ak gibi kesiyordu g&ouml;zlerimi. Barut kokan parmaklarımla kafamı kaşıdım. &Ccedil;enemi g&ouml;ğs&uuml;me g&ouml;md&uuml;m. Işık artık g&ouml;zlerime değil enseme vuruyordu. &Ouml;n&uuml;mdeki ceviz ağacından yapılmış masada rastgele atılmış tonla fotoğraf ve dosya vardı. i&ccedil;lerinde ben, annem, ablam ve bu cinayete sebep olan iki adam vardı.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Bir neden yok. Yaptım. Bir daha olsaydı, bir daha yapardım,&rdquo; kelimeleri d&ouml;k&uuml;l&uuml;rken ağzımdan, solumdaki polis elindeki kalemin ucunu masaya vuruyordu.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Polisler birbirlerine ka&ccedil;amak bir bakış atıyor, serinkanlı ve kendimden emin s&ouml;zlerime şaşkınlıkla bakıyorlardı. &ldquo;On beş yaşındaki bir &ccedil;ocuğa g&ouml;re fazla cesursun fakat bu cesurluğunun bir anlamı kalmayacak. Konuşsan da konuşmasan da sonun hapis,&rdquo; diyen solumdaki polise temkinle baktım.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kaybedecek bir şeyim yok.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Ben doğarken g&ouml;zlerine perde inen bir babam varmış. Bug&uuml;n şafak vaktine kadar bir annem ve bir ablam vardı. 1960&rsquo;ın sert bir kış sabahında zorluklarla d&uuml;nyaya gelirken de sadece annem ve ablam varmış yanımda. Tozlu İstanbul sokaklarında yırtık terliğimle y&uuml;r&uuml;rken elimden d&uuml;ş&uuml;rmediğim leblebi tozuyla İspanyol pa&ccedil;a pantolon giyen gen&ccedil;lere hayranlıkla bakardım. Ge&ccedil;en her yılda heyecanım biraz daha artardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biliyordum ki bir g&uuml;n ben de o pantolonlardan giyeceğim, bir g&uuml;n ben de sa&ccedil;larımı uzatacağım. Sokaklarda elinde makasla tetikte bekleyen bir babam olmayacaktı. Fakat T&uuml;pgaz veya yağ kuyruğuna gideceğim zaman şimdiki kısa ve askıları olan pantolonum olmayacaktı. Ama sa&ccedil;larımın hayalimin aksine hep kısaydı. Annem bitlenmemden korkardı. Ne ablam ne de ben bir kez olsun uzatamadık sa&ccedil;larımızı. Birazcık dibi karardı mı sa&ccedil;larımın, kolumdan tuttuğu gibi berbere s&uuml;r&uuml;klerdi. Sa&ccedil;larım kesilirken aynadaki yansımamı g&ouml;rmek istemiyor, berberin boncuklu perdesine g&ouml;z&uuml;m&uuml; dikiyordum. Karasineklerden rahatsız olan şişman berber, her ay farklı desenli boncuklu perde taktırırdı d&uuml;kk&acirc;nının kapısına. D&uuml;kk&acirc;na giren veya &ccedil;ıkan olduğunda boncukların &ccedil;ıkardığı tiz ses kulaklarımı tırmalardı.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Cumartesi g&uuml;nleri &ouml;ğle saatinde okuldan &ccedil;ıktığımda ilk işim mahallede oynatılan ayıları izlemek i&ccedil;in metrelerce yolu koşmak oluyordu. Bazen koşarak yetişemeyeceğimi anlayıp at arabalarının arkasına binerdim. At arabalarının arkasından giderken tahta okul &ccedil;antamı ka&ccedil; defa yere d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;m bilmiyorum. Ayı, adam elindeki tefe her vurduğunda iki ayak &uuml;zerine &ccedil;ıkıyordu. Hokkabazları kıskandıran o adamın karşısında b&uuml;y&uuml;lenmemek elde değildi. Okul d&ouml;n&uuml;ş&uuml; &uuml;zerimdeki siyah &ouml;nl&uuml;kle akşama kadar Laklak oynar, gazoz kapağı biriktirirdim. Kış kendisini g&ouml;stermeye başladığında pencere kenarında Tarkan okur, karate filmleri izlerdim. Bir hayal de okuduğum kitaplardan sonra kurardım. B&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;mde benim de Tarkan gibi olacağımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;m. Tarkan kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml;, Tarkan gibi b&uuml;y&uuml;k bir kahraman olacağımı sanırdım. Her izlediğim karate filmlerinden sonra ayna karşısına ge&ccedil;er, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m hareketleri yapmaya &ccedil;alışırdım. Mahallemizde televizyon sahibi olan ilk aile &uuml;st komşumuzdu. Akşam oldu mu, ablamla komşuya gider, dizi bitene kadar evimize d&ouml;nmezdik. Bu durumdan rahatsız olan annem &ccedil;ok ge&ccedil;meden bizim evimize de bir televizyon aldı. B&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir &ccedil;atalla kanalları g&ouml;steren televizyonumuz Laklak oynarken arkaya devrilip bozuldu. Bu y&uuml;zden komşuya misafirliğe geleceğimizi haber verirken oturur birazcık komşunun televizyonunu izlerdik.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Televizyonumuz hemen bozuldu ama kaset &ccedil;alarımız daha d&uuml;ne kadar Bedia Akart&uuml;rk ve Orhan Gencebay &ccedil;alıyordu. Annemin silik yazısıyla yaptığı şarkı listesiyle kaset&ccedil;iye gittiğimde discoya giden gen&ccedil;leri g&ouml;r&uuml;rd&uuml;m. Hippi veya arabesk tarzında giyinen gen&ccedil;lere imrenerek bakardım. Kadınlar, Epa topuklu ayakkabıları giyer, sa&ccedil; bandı takarlardı. Yılmaz G&uuml;ney, C&uuml;neyt Arkın, Filiz Akın filmlerini izlemek ayrıcalıktı bu gen&ccedil;ler i&ccedil;in. Ben ise ondan bundan duyduğum kadarıyla filmlerin konusu ancak &ouml;ğrenebilirdim.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Sonum hapis. Konuşsam da konuşmasam da. Yine de sorgu odasını kaplayan sessizliği bozup s&ouml;ze başlamam bekleniyordu benden. Burnumun ucuna bir karasinek kondu. Elimle kovalayıp acele etmeden iki polise baktım.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Bir ablanız var mı amirim?&rdquo; karasinek tekrar &ccedil;ullanıyor &uuml;zerime. Sağımdaki polis &ouml;n&uuml;mdeki masaya oturup alayla y&uuml;z hatlarımı inceliyor.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Yok.&rdquo;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Başımı salladım. &ldquo;Tahmin etmeliydim. Yoksa o adamları neden hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; sormazdınız.&rdquo; Sinek yılmadan &uuml;zerime gelmeye devam ediyordu.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Olayı saniye saniyesine biliyoruz. Yine de senden duymak istiyoruz. Başla bakalım delikanlı,&rdquo; diye bir serzenişte bulunuyor solumdaki polis. G&uuml;n ışığının İstanbul sokaklarına vurduğu dakikalar canlanıyor kafamda. Soğukkanlı davranmaya &ccedil;alışıyor, kaşlarımı &ccedil;atıyordum.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;İstanbul&rsquo;u bilirsin ağabey. Şey, yani amirim. İnsanı nasıldır bilirsin. Her t&uuml;rl&uuml; pisliği yaşatır i&ccedil;inde. Hep de &ouml;yle insanlar denk gelir bize. Bug&uuml;n, bu sabah da &ouml;yleleri denk geldi bize. Bir yanımda annem bir yanımda ablam sabah yolda y&uuml;r&uuml;yoruz. Fabrikada &ccedil;alışıyor ablam. Her sabah işine annemle ben bırakırız. Sonra annem işe, ben okula. Yol &ccedil;alışması mı ne varmış amirim.&rdquo; C&uuml;mleler ardı sıra geldik&ccedil;e boğazım d&uuml;ğ&uuml;m d&uuml;ğ&uuml;m oluyordu. Benden istemesinler o dakikaların ayrıntılarını. Devamını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k&ccedil;e bir tuhaf oluyordum. Sineği kovaladık&ccedil;a inatla burnumun ucuna konmaya &ccedil;alışıyordu.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Evet delikanlı. Yol &ccedil;alışması varmış. Sonra?&rdquo;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Ana yolu kapatmışlar. Ne yapalım ne edelim derken, ara sokaktan devam edelim dedik. Girdik ıssız bir sokağa. İn-cin top oynuyor amirim. Etraf aydınlık ama g&uuml;neş yok daha ortalıkta. &Ouml;yle y&uuml;r&uuml;rken işte&hellip;&rdquo; durumumun iyiye gitmediğini sezen solumdaki polis masadaki s&uuml;rahiden su doldurup elime tutuşturdu.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bir yudum alıp devam ettim. &ldquo;İki tane &ccedil;akal &ccedil;ıktı karşımıza. Baktım, annem de ablam da tedirgin. Diken &uuml;st&uuml;ndeler. Kollarından tutup sokaktan &ccedil;ıkarmama vakit kalmadan o iki &ccedil;akaldan biri beni tuttuğu gibi sırtına aldı. Engel olmayayım diye yoldan bulduğu bir iple beni ağaca bağladı.&rdquo; Sandalyeyi arkaya fırlatıp ayağa kalktım. Ağlamaya başlamıştım. Karasinek h&acirc;l&acirc; peşimdeydi.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Polisler h&uuml;z&uuml;nle beni izlediler. Başka zaman olsa sandalyeyi o şekilde fırlattım diye azar işitmem gerekirdi ama bu sefer g&ouml;rmezden geliyorlardı. &ldquo;Ne yaptılar sonra?&rdquo;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Ne yapsınlar amirim? Elim kolum bağlı, hareket edemiyorum. O iki &ccedil;akal&hellip; G&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nde&hellip; Anla işte amirim. S&ouml;ylettirme.&rdquo; İnce g&ouml;mleğimi yukarıya sıvayıp ipin tenimdeki izlerini g&ouml;sterdim polislere. &ldquo;Sinirden beni bağladıkları ipi kopardım.&rdquo; Yer yer morluklar ve bir&ccedil;ok derin &ccedil;izikler vardı. &ldquo;Ama &ccedil;ok ge&ccedil;ti. O iki &ccedil;akal anneme ve ablama tecav&uuml;z ettikten sonra tek kurşunla &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler. Birinin tabancası ipi kopardığımda ayaklarımın ucuna d&uuml;ş&uuml;nce tabancayı kaptığım gibi namluyu adamlara doğrulttum. Bir tane ablama tecav&uuml;z edene bir tane anneme tecav&uuml;z edene&hellip; Silah seslerini duyup da soluğu yanımızda alanlar &ccedil;oktan polisi aramışlardı zaten. Gerisi malum. Yani haklı olsam da sonum hapis.&rdquo;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Sorgu odasının k&ouml;şesine sindim. Polisler zorla ayağa kaldırıp &ccedil;ıkardılar odadan. Yerlerde gezinen g&ouml;zlerindeki h&uuml;z&uuml;n g&ouml;zlerimden ka&ccedil;mamıştı. Duvara konan karasineğe bir tokat yapıştırdım. Siyah bir benek gibi duvara yapışmış sineği izlerken beni adliyeye g&ouml;t&uuml;rmek i&ccedil;in kollarımdan tutan polislere karşı alayla g&uuml;l&uuml;msedim.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Mahkeme. Haklı sanığa otuz yıl hapis. Haksız olsaydı m&uuml;ebbet hapis. Bileğimdeki kelep&ccedil;enin bıraktığı morluklar, zihnimde canlılığını koruyan o g&uuml;n, annemi ve ablamı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m son saniyede bana attıkları bakış, parmaklarımdaki barut kokusu yirmi kişilik koğuşuma konulduğum saniyeden itibaren zihnime kazınmış durumda. Kalın ve k&ouml;hne duvarlara sahip mahpushaneye adımımı attığımda son kez kafamı kaldırıp g&uuml;neşe baktım. Kuşların sesini dinledim. Derince bir nefes aldım. Bu ge&ccedil;ici mutluluğu uzun s&uuml;re tatmama izin vermediler. Uzun karanlık bir koridordan ge&ccedil;irdiler beni ve benim gibileri. K&uuml;f ve kan kokan onlarca koğuşu arkamızda bıraktık. O kadar itiş-kakışın arasında yine karanlık ve pis kokan bir yere soktular bizi. Kırık tahta bir sandalyeye oturdum. Bir adam b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir makasla arkama ge&ccedil;ip sa&ccedil;larımı kesmeye başladı.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &Ouml;n&uuml;mdeki otuz yıl boyunca uzatamayacağım sa&ccedil;larım tel tel yere d&uuml;şerken d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m tek şey annemdi.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Benim gibi yirmi kişinin daracık bir koğuşta buluştuğu ilk zamanlar tam bir k&acirc;bus gibiydi. Uykuda, havalandırma saatlerinde, yemek saatlerinde nefes aldırmadan aralıksız işkenceler ediyorlardı. G&uuml;nler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovaladık&ccedil;a bir kabullenme, bir boş vermişlik artık yapılanları hi&ccedil;miş gibi g&ouml;rmemizi sağladı.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; En &ccedil;ok yapılan işkencelerden biri falakaydı. Ayak tabanı veya avu&ccedil; i&ccedil;i gibi v&uuml;cudun kaslı yerlerine cop, zincir veya kalasla saatlerce vuruluyordu. Altında bir sebep yatmadan sadece zevk i&ccedil;in yapılan bu işkencede &ccedil;oğu mahk&ucirc;m sakat kaldı. Gardiyanların g&uuml;l&uuml;p eğlenmek i&ccedil;in yaptığı işkenceler mahk&ucirc;mların kendilerinin insan olduklarını unutturuyordu. Mahk&ucirc;mları &ccedil;ırıl&ccedil;ıplak soyup kurt k&ouml;peklerini &uuml;zerlerine salıyorlardı. Diğer dışta kalan mahk&ucirc;mlar ise bu manzarayı izlemek zorundaydı.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Gardiyanlar canları sıkıldığında ellerinde kalaslarıyla koğuşlara girer mahk&ucirc;mların ranzalarının altlarına girmelerini isterdi. Bir ranzanın altına birden fazla mahk&ucirc;m sığmadığı i&ccedil;in &ccedil;oğu kez gardiyanlardan dayak yedim. Yıllar ge&ccedil;tik&ccedil;e mahk&ucirc;mlarda hastalıklar beliriyordu. Her hafta bitlenmeye karşı sa&ccedil;larımız ve sakallarımız kesiliyordu. Banyo ise ayda bir sefer sabunsuz yapılırdı. Yirmi kişiyi aynı anda yıkamak i&ccedil;in hortumla tazyikli suyu mahk&ucirc;mların &uuml;zerine fışkırtıyorlardı. Bizler h&uuml;crelerimize gardiyanların yat-s&uuml;r&uuml;n komutuyla d&ouml;nerdik. Bizlerde en &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;len hastalık veremdi. Vereme yakalanan mahk&ucirc;mlar sağlıklı mahk&ucirc;mlarla aynı yerde yemek yemez, aynı yerde uyumazlardı. Gardiyanlar vereme yakalanmış mahk&ucirc;mları kandırır, balgamlarını test yapılacak deyip karavandaki yemeklere karıştırır ve bu yemekleri t&uuml;m mahk&ucirc;mlara yedirirlerdi. Bunu fark etmek biraz ge&ccedil; olsa da elimizden hi&ccedil;bir şey gelmediği i&ccedil;in kabullenmek zorundaydık &ccedil;&uuml;nk&uuml; koğuşta konuşma, g&uuml;lme ve d&uuml;ş&uuml;nme yasağı vardı. Bizlerden birinin bu eylemlerden birinin yaptığını g&ouml;ren gardiyanlar canları nasıl istiyorsa işkenceye başlıyorlardı. Bazen de geceleri ansızın koğuşa girer ve bizlere işkence ederlerdi.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Artık birilerine insan olduğumuzu kanıtlamak i&ccedil;in sağlam delillere ihtiyacımız vardı. Yaşadıklarımız, tazeliğini koruyan o manzaralar, v&uuml;cudumuzdaki derin yaralar bize insan olduğumuzu unutturuyordu. Değersiz bir par&ccedil;a etten farkımız kalmamıştı. Ge&ccedil;en o kadar yılda kemiklerimin sayılacağı kadar zayıflamıştım. Eski g&ouml;r&uuml;nt&uuml;mden eser kalmamıştı. Geceleri gardiyan baskınlarına kendimi hazırlıyordum artık. Yasak olduğunu bile bile geceleri annemi ve ablamı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum. Hayatta olsalardı nasıl olurdu? Bir daha olsaydı o adamları &ouml;ld&uuml;r&uuml;r m&uuml;yd&uuml;m?</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &Ccedil;&uuml;r&uuml;meye y&uuml;z tutmuş bedenim yapılan işkencelere tutsak kalmıştı. Acıyla besleniyor acıyla duruyordum. İşkencelere alışmış, onlar olmadan bir saatimi ge&ccedil;iremiyordum. Konuşmak nasıl bir şey? Nefes almak nasıldı? Peki ya g&ouml;ky&uuml;z&uuml;? Koğuşun penceresinden sızan g&ouml;ky&uuml;z&uuml; otuz yıldır gri buluttan ibaretti. G&uuml;neş g&ouml;rmeyen tenim buruşmuş, &ccedil;elimsiz kalmıştı. Kırk beş yaşındaki bir adama g&ouml;re fazla yaşlı g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordum. Neredeyse konuşmayı unutacaktım. Koğuşumdaki yirmi adamla seneleri ge&ccedil;irmeme rağmen isimlerini bilmiyordum ve hatta işkence sırasında ettikleri feryatlar dışında ses tonlarını duymamıştım.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; 2005&rsquo;in baharında elinde copla koğuşuma gelen bir gardiyan o haberi verdi. Bitti, dedi. &Ouml;zg&uuml;rs&uuml;n. Otuz yılını doldurdun, dedi. Yırtık kıyafetlerimi giyindim. İlk defa dayak yemeden koğuşumdan &ccedil;ıktım. Donuk bakışlı bir&ccedil;ok mahk&ucirc;m beni g&ouml;z hapsine almıştı. Boyası kalkmış duvarların arasından y&uuml;r&uuml;rken ge&ccedil;en otuz yıpranmış yılın her saniyesi kafamda canlandı. Buraya d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m ilk zamanlar otuz yılın bir &ccedil;ırpıda ge&ccedil;mesini isterken şimdi ayaklarım geri geri gidiyordu. Acıyla ge&ccedil;ecek g&uuml;nlerimin olmayacağını s&ouml;yleyen cezaevi m&uuml;d&uuml;r&uuml;ne bakarken g&ouml;zlerim doldu. İnsan hi&ccedil; acıyı &ouml;zler mi? Sanırım ben, &ouml;zleyeceğim.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; İki asker cezaevinin devasa kapısını a&ccedil;tıkları anda nefesim daraldı. Duman altı olan koğuşun havasına alışmış ciğerlerim oksijeni tanıyamadı. Yabancılık &ccedil;ekti ilk başta. Y&uuml;r&uuml;meye başladım. Bir şans daha verselerdi bana, her şey başka olur muydu? Ge&ccedil;en otuz yılda bir yuvam olur muydu?</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Nereye gideceğim? Gidecek yerim mi var?</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Adım adım y&uuml;r&uuml;yerek uzaklaştım cezaevinden. Bir s&uuml;re sonra koşmaya başladım &ccedil;elimsiz bacaklarıma y&uuml;klenerek. Tesad&uuml;f ki otuz yıl &ouml;nce iki &ccedil;akalın beni bağladıkları ağaca vardım. Bambaşka olmuş şimdi buralar. Tek katlı evler yerine apartmanlar yapılmış, yollar yapılmış. Ana yolda yol &ccedil;alışması falan da yok artık. G&uuml;neş tam tepemde. Kuşların sesi ortalığı inletiyor. Yine şafak vakti. Kimse yok. Daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;y&uuml;m artık. Değil iki, on tane &ccedil;akal gelse yine de anneme ve ablama zarar vermelerine izin vermem.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Ağacın tam yanındaki banka oturdum. Ağacın dibinde &ccedil;atlamış bir kozalak g&ouml;rd&uuml;m. Elime aldım. Yaşama son vermek ne kadar g&uuml;nah? &Ccedil;ok acı &ccedil;ektiriyor mu? &Ccedil;atlamış kozalak iyice &ccedil;atlıyor. İ&ccedil;indeki kelebeğin &ccedil;abasını g&ouml;rebiliyordum. Kelebeğin &ccedil;ıkmasını bekleyeceğim ve sonra, &ouml;zlemimi &ccedil;ektiğim acıya kavuşacağım. Bu kadar kolay mıydı sahiden bir yaşama son vermek? İlahi adalet var derler. Elbet bir g&uuml;n ben ve ailem de g&ouml;recektir g&uuml;neşi. Ama bu hasrete son vermek lazım. Kelebek &ccedil;atlamış kozalağı kanadıyla aralıyordu. Yardım etmedim. Bana da yardım etmediler. Demediler hi&ccedil;bir zaman, yaşıyorsun iyi hoş da bunun k&ouml;t&uuml; yanları da olacak, diye.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Sonunda kelebek kozalağından &ccedil;ıktı. &Ccedil;ırptı kanatlarını. Katettiği her yolda bir damla g&ouml;zyaşı yuvarlandı yanaklarımdan. Kelebeğin arkasından gittim. Ama bir terslik vardı. Kelebek u&ccedil;amıyor, sendeliyordu. Al&ccedil;alıyordu ama yılmıyordu. U&ccedil;maya &ccedil;alıştık&ccedil;a yere &ccedil;akılıyordu. Tekrar tekrar deniyordu ama nafile, başaramıyordu. Sonunda kanatları sert kaldırımla buluştu. &Ccedil;ırpındı ama kalkamadı ayağa. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kimse &ouml;ğretmemiş ona u&ccedil;mayı. Tıpkı bana yaşamayı &ouml;ğretmedikleri gibi. Acı &ccedil;ekmedi kelebek. Kanatları delik olduğu i&ccedil;in u&ccedil;amadığını fark etti ve pes etti. Ben ise yaşamayı &ouml;ğrenemediğim i&ccedil;in pes ediyordum otuz yıl ge&ccedil; kalmış olsam da.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kanatları delik kelebeği orada bırakıp ağacın yanına d&ouml;nd&uuml;m. &Ccedil;&ouml;p konteynırının kenarında bulunan birka&ccedil; eşyayı bağladıkları kalın ipi s&ouml;kt&uuml;m. Şanslı g&uuml;n&uuml;mdeydim ki pes etmeme yardım eden şeyler &ccedil;ıkıyordu karşıma. İpi ağaca sardım. Bankın &uuml;zerine &ccedil;ıkıp ipi boynuma doladım. Bir saniye, sadece bir saniye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p kendimi ipe teslim edecektim.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; G&uuml;neş y&uuml;kseliyordu ama h&acirc;l&acirc; kimsecikler sokakta g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu. Bu sessizlik tenime &uuml;rperti veriyordu. Ama korkmuyordum. Acıya kavuşuyordum, anneme ve ablama kavuşuyordum. Son kez derin bir nefes alıp bedenimi serbest bıraktım. Artık ne nefes alabiliyor ne kuşları duyabiliyordum ne de g&uuml;neşi g&ouml;rebiliyordum. Tam da istediğim gibi.</p>
<p style="text-align: center;">&amp;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Siyasi nedenlerden dolayı h&uuml;k&uuml;met tarafından o g&uuml;n sokağa &ccedil;ıkma yasağı kararı alınmıştır. Ne yazık ki hayatına son veren mahk&ucirc;mun cansız bedenini bir hafta sonra askerler fark etmiştir. Mahk&ucirc;mun bir kolu &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r ve bedeninden kopup yere d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Bu haber, &ccedil;ocukların g&ouml;rmemesi i&ccedil;in gazetelerde yayımlanmamıştır. Mahk&ucirc;mun cenaze t&ouml;renine bir imam ve birka&ccedil; askerden başka kimse katılmamıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>