<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Aleynaergn</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/aleynaergn</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Aleynaergn</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Beklenti Kabuğu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/beklenti-kabugu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/beklenti-kabugu</guid>
<description><![CDATA[ Arkadaşının sürekli beklentiler ile yaşamasına dayanamayan kızımızın, arkadaşına verdiği mesaj. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6271943fe4651.jpg" length="33714" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Jun 2022 19:05:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleynaergn</dc:creator>
<media:keywords>Yara, evlilik, beklenti, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Arkadaşım yine karşıma ge&ccedil;miş ağlıyordu. Yine o adam i&ccedil;in ağlıyordu. &ldquo;Ben,&rdquo; dedi hı&ccedil;kırırken. &ldquo;Ben &ccedil;ok mu şey istiyorum? Hani ortada bir birliktelik varsa insan karşısındakine sevgi ve saygı g&ouml;stermez mi? Ya evin kapısından girdiğinde bir selam vermez mi? H&acirc;lini hatrını sormaz mı? K&uuml;&ccedil;&uuml;k s&uuml;rprizleri ge&ccedil;tim zaten g&ouml;rmedim ben s&uuml;rpriz yaptığını, insan bir kez olsun sevdiğini dile getirmez mi? Yok. Hi&ccedil;biri yok.&rdquo; Acıyla g&uuml;l&uuml;msedi. Dayanamadı, bir kez daha hı&ccedil;kırdı. Elinde kullana kullana buruşan ve ıslanan pe&ccedil;eteyle bir kez daha burnunu sildi. &ldquo;Ge&ccedil;en g&uuml;n hasta oldum. Hastaneye gittim, o g&ouml;t&uuml;rmedi. Zaten hi&ccedil; g&ouml;t&uuml;rmez. Ka&ccedil; serum yedim bilmiyorum. Ka&ccedil; ila&ccedil; verildi saymadım. Eve geldim. O da eve geldi. Hi&ccedil;bir şey demedi. İnsan bir &lsquo;ge&ccedil;miş olsun&rsquo; demez mi? Neyim olduğunu sormaz mı? Sormadı.&rdquo;<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; İki yıllık evli olan arkadaşıma baktım. Onu uyarmıştım. Defalarca kez &ldquo;Bu adamdan sana hayır gelmez,&rdquo; demiştim ama o beni dinlememiş &ldquo;Evlenince d&uuml;zelir,&rdquo; d&uuml;ş&uuml;ncesiyle o adamla bir yuva kurmuştu. Şimdi o adam i&ccedil;in ağlıyordu. Teselli etmeyi bırakmıştım. Hi&ccedil;bir tesellim bir işe yaramıyordu.&nbsp;<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; Arkadaşımın g&ouml;zlerine baktım. Soğuktu ifadem. Ciddiydim. Aklının başına gelmesini istiyordum. O bana &uuml;zg&uuml;nce bakıyordu. H&acirc;l&acirc; bu durumun değişeceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r gibi bakıyordu. Yutkundum. Kurumuş dudaklarımı dilimle ıslattım. &ldquo;Bazen bazı durumlar i&ccedil;in beklentiye girilmemesi gerekir.&rdquo; Soğuk sesimle devam ettim konuşmama. Anlasın diye tane tane konuştum.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;O adam senin i&ccedil;in bir yara. &Uuml;zeri beklenti kabuğuyla kaplanmış bir yara. Sen her beklentiye girdiğinde o kabuğu yoluyor, o yarayı deşiyorsun. Ve sen her beklentiye girdiğinde kan kaybediyorsun.&rdquo; &Ccedil;enemle onu işaret ettim.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kaşlarını &ccedil;attı. S&ouml;zlerimin nereye varacağını d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı. &Ccedil;ok bekletmedim. &ldquo;Seni teselli etmeyeceğim. Sana umut verici konuşmalar yapmayacağım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar boş. Seni kurtaracak olan benim i&ccedil;i boş teselli s&ouml;zlerim değil, senin o kabuğu yolmaman ve iyileşmesi i&ccedil;in &ccedil;abalaman. Sana defalarca o adamdan sana hayır gelmeyeceğini s&ouml;yledim. Bak ne haldesin? O adamın g&ouml;stereceği en ufak bir davranışa muhta&ccedil; kalmışsın.&rdquo;&nbsp;<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; Dost acı s&ouml;ylerdi. Acı ama ger&ccedil;ek. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturdu. Ben ise durmadım. İki yıl boyunca kardeşim dediğim insanın bu denli acı &ccedil;ekmesi canıma tak etmişti. Elimden bir şey gelmemesi ise sinirimi bozuyordu. Ağzımdan &ccedil;ıkan s&ouml;zc&uuml;kler bu iki yılın izlerini taşıyordu. &ldquo;Kendine gel. Beklentiye girme artık. O adamın b&ouml;yle olduğunu kabullen. O adam en başından beri b&ouml;yleydi. Evlenince de b&ouml;yle. Değişmedi, değişmeyecek.&rdquo; Başımı iki yana salladım. O ise bir hı&ccedil;kırık daha ka&ccedil;ırdı ağzından. Derin bir nefes verdim. Ciddiyetimden &ouml;d&uuml;n vermedim.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Kabullendiğinde ne yapacağına karar ver. Kapanmayan ve asla da kapanmayacak olan bir yarayla hayatına devam mı etmek istiyorsun yoksa o yaradan kurtulmak ve &ouml;n&uuml;ne bakmak mı istiyorsun?&rdquo;</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>