<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Aysu GİRGİN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/aysugirgin</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Aysu GİRGİN</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Masal Gibi Sürpriz Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/masal-gibi-surpriz-bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/masal-gibi-surpriz-bolum</guid>
<description><![CDATA[ Masal Gibi kitabının final sonrası bölümüdür. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b7bafc2cabc.jpg" length="68308" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Dec 2021 00:08:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aysu GİRGİN</dc:creator>
<media:keywords>masal, öykü, kitap, edebiyat, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em>YENİDEN &lsquo;DOĞUŞ&rsquo;</em></strong></p>
<p><strong><em> <iframe width="560" height="314" src="//www.youtube.com/embed/Cqzs2OfOX80" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></em></strong></p>
<p><strong><em></em></strong></p>
<p><em>&nbsp;Bir g&uuml;n masallarla uyuduğum uykumdan uyandım, bu uyanış g&ouml;zlerimin a&ccedil;ılması değildi yalnızca. Bu uyanış, g&ouml;z&uuml;mdeki perdelerin kalkışıydı... Ben bir hik&acirc;ye yazdım, fedak&acirc;rlık yaparak, g&ouml;zyaşı d&ouml;kerek... Aklımı yitirdim, değer verdiklerim adına, aşkım uğruna... Arada kaldım, senelerimin hatırına, sevdiklerime kıyamadığıma... D&uuml;şt&uuml;m. Belki siz beni d&uuml;şmedim sandınız ama asıl ben d&uuml;şt&uuml;m o u&ccedil;urumlardan en dibe. Yere &ccedil;akıldığımda kaybettim her şeyi ama geri kazandım aklımı. Hani bir şey bozulduğunda birka&ccedil; kez vurunca d&uuml;zelir ya, bu hayat da vura vura getirdi bozulan aklımı başıma.</em></p>
<p><em>&nbsp;Fazla fedak&acirc;rlığın, fazla tevazu ve bağlılığın insana zarar vereceğini &ouml;ğrendim. Acı bir şekilde &ouml;ğrendim ama ne fark eder... Tekrar başa d&ouml;nebilse insan binlerce hatasını d&uuml;zeltirdi belki de, ancak hata yapmadan da bug&uuml;nk&uuml; &lsquo;ben&rsquo; olamazdı. Pişman mıyım, evet. Bedel &ouml;dedim mi, fazlasıyla... Bir bedenin ve bir ruhun kaldıramayacağı kadar ağır bedeller &ouml;dedim.</em></p>
<p><em>&nbsp;Sevdim ama &ouml;mr&uuml;m boyunca buna hakkım olmadığına ikna edildiğim i&ccedil;in yaşayamadım. Hayat herkes i&ccedil;in aynı koşulları sunmuyordu maalesef, benim payıma d&uuml;şen de &lsquo;masal gibi&rsquo; bir aşkı k&acirc;busa &ccedil;evirmekti. Ben mi yaptım, evet. Ben mi katlandım, evet. Yalnız mıyım, hayır. Siz de benim gibisiniz aslında... Kızgınlık ondan biraz... Ka&ccedil; kişi hayatında sonsuz kredi sunmamıştır ki birine? Kim bağlanmamıştır belki bu defa d&uuml;zelir umuduyla bir şeye... Sadece ikili ilişkilerde değil, aile yaşantısında veya arkadaşlıklarda da... Kim diyebilir ki, ben ilk hatasında sildim birini diye&hellip;</em></p>
<p><em>&nbsp;Ben Bade, aklım ve mantığımın aynı anda &ccedil;alışmadığı ama aşkımın her şeyin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;tiği, zavallı Bade. Dik durduğunu zannederken ıslak dallar gibi yere eğilen Bade. Ben, aslında g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmak zorunda kalamayan Bade. Zayıflığım altında ezmeye &ccedil;alıştığım t&uuml;m hatalar, &ccedil;ığ gibi oldular, sonunda ise ben ezildim.</em></p>
<p><em>&nbsp;Sonra insan &ouml;mr&uuml;nde bir an vardır, yanar, yanar, yanarsın da k&uuml;llerinden doğarsın. K&uuml;llerimden doğdum, aklım başıma kızgın korlar bastı. Yan dedi, daha fazla yan... Ama i&ccedil;ime bir umut doğdu, su serpti yangınıma, beni yeniden doğurdu. Şimdi ise ben onu...</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Caaaaaaan!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Tamam bebeğim, tamam hayatım. Derin nefes al!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Dayanamıyorum!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;&Ccedil;ok az kaldı g&uuml;zelim.&rdquo;</p>
<p>&nbsp;Alnımda oluşan boncuk boncuk terler, kafamdaki boneyi ıslatırken, doğum hanenin koridorunda tiz sesim yankılanıyordu.</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Yeteeeer!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Doktor Bey, bir şey mi yapsanız? Dayanamayacak.&rdquo;</p>
<p>&nbsp;Can en az benim kadar telaşlı ve her an bayılacak gibi tepemde dikilirken doktor bu halimize g&uuml;lmekle meşguld&uuml;.</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Ne g&uuml;l&uuml;yorsunuz?!&rdquo; diyerek doktora &ccedil;ıkışınca, Can eliyle ağzımı kapattı.</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Bade Hanım, sakin olun. Kendinizi kasarsanız doğum zorlaşacaktır.&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;&Ouml;l&uuml;yorum!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;Doktor g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinden suratıma baktı ve &ldquo;&Ouml;lm&uuml;yorsunuz, doğuruyorsunuz.&rdquo; diyerek doğuma geri d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&ldquo;Derin nefes al karıcığım, d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; d&uuml;ş&uuml;n. Nasıl g&uuml;zeldi değil mi?&rdquo;</p>
<p>&nbsp;<em>Karıcığım... Can&rsquo;ın ağzından duyduğum en g&uuml;zel kelime... Biz bu kelimeye ulaşana kadar neler yaşadık, ne taşlı yollardan ge&ccedil;tik, ne karlar yağdı &uuml;zerimize, ne yangınlar yandı can evimizde...</em></p>
<p><em>&nbsp;Can uyandığında d&uuml;nyaya yeniden geldiğimi hissettim. Kendisine gelen oydu, kendime gelen aynı zamanda bendim. Sanki ruhum &ccedil;ıktığı bir gezintiden bedenime geri d&ouml;nm&uuml;şt&uuml; onun uyanışıyla beraber. Ciğerlerime tekrar havanın dolduğunu hissetmiştim o an. </em></p>
<p><em>&nbsp;Birka&ccedil; hafta Can hastanede kalmaya devam etti ve tabi ki ben de onunla, hatta biz demeliydim. Zor g&uuml;nler ge&ccedil;ti ama her g&uuml;n bir &ouml;nceki g&uuml;nden daha iyiye gidiyorduk. İlk başlarda uzun c&uuml;mleler kuramıyordu ama g&uuml;nden g&uuml;ne benimle konuşmaya başladı. Y&uuml;r&uuml;mesi epey zaman aldı mesela, ilk adımlarını haftalar sonra attı ama ş&uuml;k&uuml;r ki kalıcı bir hasarı yoktu. Zamanla normal hayatına d&ouml;nerken hepimiz ona destek olduk. </em></p>
<p><em>&nbsp;Ada ve Gediz her g&uuml;n mutlaka yanımıza uğradı. Eniştem sanki hen&uuml;z araba almamış gibi Can&rsquo;ın ayaklanması i&ccedil;in her g&uuml;n yalvardı &ccedil;&uuml;nk&uuml; yeni arabası &ccedil;oktan gelmişti ve Can dışında hi&ccedil; kimseye elini s&uuml;rd&uuml;rmemeye yeminli gibiydi. Hamile olduğumu &ouml;ğrendiğinden beri Ada her g&uuml;n &ouml;n&uuml;me m&uuml;kemmel sofralar kuruyor ve yeğeni i&ccedil;in neredeyse bir bebek mağazası a&ccedil;abileceğim kadar fazla eşya alıyordu. Bunları benim yerime birilerinin yapmış olması iyi bir şeydi &ccedil;&uuml;nk&uuml; benim ne hevesim, ne mecalim ne de keyfim vardı.</em></p>
<p><em>&nbsp;Aynı zamanda annem de Can uyanana kadar yanımda kalmıştı ve her g&uuml;n o evde ağlamalarıma katlanıp her şeyin d&uuml;zeleceği konusunda beni teselli etmişti. Haklıydın anne&hellip;</em></p>
<p><em>&nbsp;Volkan ve Tuğba mahvolan d&uuml;ğ&uuml;n g&uuml;n&uuml;nden sonra bir s&uuml;re kimseyle g&ouml;r&uuml;şmediler. Yaşadıkları en az bizim yaşadıklarımız kadar ağır şeylerdi&hellip; En başta Volkan, en yakın arkadaşını toprağın altına g&ouml;mm&uuml;şt&uuml; ve Tuğba&rsquo;nın en mutlu g&uuml;n&uuml; mahşer alanına d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. En yakın arkadaş demişken Volkan Deniz&rsquo;in cenazesine bile gitmedi. Ne fark ederdi ki? Bizimkisi &ccedil;oktan ge&ccedil; kalınmış bir tavır koyuştu&hellip; Ama şimdi mutlular, d&uuml;ğ&uuml;n g&uuml;n&uuml;nden sonra bir kere bile o g&uuml;n hakkında konuşmadık, onlar da &uuml;zerine bir perde &ccedil;ekip konuyu kapattılar. Vakit bulduk&ccedil;a g&ouml;r&uuml;şmeye devam ediyoruz ama sanırım eskisi gibi olamayacağız hi&ccedil;bir zaman&hellip;</em></p>
<p><em>&nbsp;Can&rsquo;ın ailesi bebek i&ccedil;in hazırlık yapmaya devam ederken Can&rsquo;ın uyanmasıyla birlikte d&uuml;ğ&uuml;n hazırlıklarına da başlamışlardı. &Ouml;yle sevin&ccedil;lilerdi ki Sezin Hanım da aynı benim gibi yeniden doğmuştu&hellip;</em></p>
<p><em>&nbsp;Can hastaneden &ccedil;ıktıktan sonra ne benim evime ne de onun evine bir daha gitmedik. Her şeye sıfırdan başlayıp Ağva&rsquo;daki evi baştan aşağı tekrar d&ouml;şeyip oraya yerleştik. Evet, belki biraz uzaktı ve yakınlarımız bu durumdan şik&acirc;yet&ccedil;i olmuşlardı ama bizim i&ccedil;in en g&uuml;zel anılarımızın olduğu yer orasıydı. Orası bizim &lsquo;evimiz&rsquo; olsun diye dua ettiğimiz yerdi&hellip; &Ouml;yle &ouml;zeldi ki benim i&ccedil;in, bizim i&ccedil;in, d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; bile evin bah&ccedil;esinde yaptık. D&uuml;ğ&uuml;n denmezdi aslında nik&acirc;h t&ouml;reni demek daha doğru olurdu &ccedil;&uuml;nk&uuml; hem benim hamileliğim hem de Can&rsquo;ın durumu b&uuml;y&uuml;k bir organizasyon yapmamıza izin verir durumda değildi. Hoş ben her zaman kır d&uuml;ğ&uuml;nlerini severdim. B&uuml;t&uuml;n bah&ccedil;eyi ay&ccedil;i&ccedil;ekleriyle donattık, ben gelinlik yerine peri kızı gibi bir elbise giydim. Can damatlık yerine keten g&ouml;mlek ve pantolon&hellip; Masal gibiydik işte&hellip; Sindirella gibi değil ama Tinker Bell gibiydim&hellip; Mutluyduk&hellip; Can eski sağlığına kavuşmuştu ve biz kendi yuvamızda artık b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle bir aile oluyorduk. Şahitlerimiz Ada ile Gediz de d&acirc;hil olmak &uuml;zere biz &lsquo;evet&rsquo; dedikten sonra t&uuml;m davetliler g&ouml;zyaşlarına boğulmuştu. </em></p>
<p><em>&nbsp;Can alnıma dudaklarını yaslayıp, &lsquo;&rsquo;Bu an i&ccedil;in u&ccedil;urumdan atlamam gerekseydi bile, yapardım. Emin ol yapardım.&rsquo;&rsquo; dediğinde, benim g&ouml;z&uuml;mden akan yaş onun yanağını ıslatmıştı. Ellerimi y&uuml;z&uuml;nde dolaştırıp, &lsquo;&rsquo;L&uuml;tfen bizi bir daha bırakma&hellip;&rsquo;&rsquo; diyebilmiştim. O g&uuml;nden sonra i&ccedil;imde oluşan Can&rsquo;ı kaybetme korkusunun &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ebilmem epey zamanımı almıştı. Ka&ccedil; gece k&acirc;buslarla uyanıp yatağın &ouml;b&uuml;r tarafında Can&rsquo;ı aramış ve hı&ccedil;kırıklarla ağlamıştım.</em></p>
<p><em>&nbsp;Bir insanın varlığına alışmak da yokluğuna alışmak kadar zor oluyormuş. Dilerim ki bir daha Can&rsquo;ın ne yokluğuna alışmak zorunda kalayım ne de varlığına alışmakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekeyim. O hep yanımda olsun, nefesi tenime &ccedil;arpsın ve g&ouml;zleri daima bana baksın. </em></p>
<p><em>&nbsp;Seni seviyorum Can&rsquo;ım, seni seviyorum canımın tamamı&hellip; Şimdi ise senden &ccedil;ok seveceğim, bizi birbirimize g&ouml;r&uuml;nmez bir iple bağlayan, aşkımızın ve sevgimizin bize en g&uuml;zel hediyesine sahip olacağız. Beni bunca zaman g&uuml;&ccedil;l&uuml; kılan ve hatta belki senin uyanmana bile sebep olan sihrimiz. O bizim par&ccedil;amız ve biz onun tamamlayıcılarıyız.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Bade Hanım?&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;G&ouml;zlerimi zorlukla aralamaya &ccedil;alıştığımda tavandaki ışık deprem olurmuş&ccedil;asına sallanıyordu sanki. Kafam, h&acirc;kim olamayacağım kadar ağır ve beynim zonkluyordu.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;G&uuml;zelim, iyi misin?&rsquo;&rsquo; Can&rsquo;ın sorusu &uuml;zerine bakışlarımı yavaş&ccedil;a sesin geldiği y&ouml;ne &ccedil;evirdim.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Ne oldu bana?&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Anne oldun meleğim.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Sa&ccedil;larımı okşayan terli elleri y&uuml;z&uuml;me geldiğinde benim de aklım başıma gelmişti. Hı&ccedil;kırıklar eşliğinde ağlamaya başladığımda, &lsquo;&rsquo;Nerede bebeğim?&rsquo;&rsquo; diye bağırdım.</p>
<p>&nbsp;Benim ağlamama dayanamayan Can, &lsquo;&rsquo;Sakin ol, şimdi işitme testine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ler. Birazdan burada olacak.&rsquo;&rsquo; dediğinde ne ara doğum yaptığımın farkında değildim.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Can, ben bir şey hatırlamıyorum. Uyuya mı kaldım doğumda?&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Aslında uyuya kaldın sayılır&hellip;&rsquo;&rsquo; diyerek g&uuml;ld&uuml;. &lsquo;&rsquo;Biraz baygınlık ge&ccedil;irdin ve doktorumuz seni sezaryene almak zorunda kaldı.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;O sırada odada olan doktor ve hemşireler kontrollerimi yapmaya başladığında g&ouml;r&uuml;n&uuml;şe g&ouml;re her şey normaldi ancak bebeğimin doğduğu anı g&ouml;rememek beni biraz &uuml;zm&uuml;şt&uuml;. Ayrıca o kadar sancıdan sonra baygınlık ge&ccedil;irmem &ccedil;ok normaldi &ccedil;&uuml;nk&uuml; doğuruyormuşum gibi değil de &ouml;l&uuml;yormuşum gibi hissediyordum.</p>
<p>&nbsp;Doktor kontrollerini tamamlarken, &lsquo;&rsquo;Bebeğim sağlıklı mı?&rsquo;&rsquo; diye sordum.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Her şey yolunda Bade Hanım, ufaklık birazdan gelir.&rsquo;&rsquo; C&uuml;mlesi bittiği anda kapının ardından duymaya başladığım ağlama sesleri kulağıma ilişti.</p>
<p>&nbsp;Bebeğimin sesiydi bu&hellip; Kapı a&ccedil;ılıp hemşirenin kucağında duran minicik ama ger&ccedil;ekten ufacık bebeğimi g&ouml;r&uuml;nce doğrulmaya &ccedil;alıştım ama acı bir &ccedil;ığlıkla olduğum yerde kalakaldım.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Siz kalkmayın Bade Hanım.&rsquo;&rsquo; Hemşirenin uyarısı &uuml;zerine tekrar kalkmaya yeltenmeme izin vermeden bebeğimi kucağıma bıraktılar.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Merhaba bebeğim.&rsquo;&rsquo; dediğimde sesim titriyor kucağımda tuttuğum varlığın benim i&ccedil;imden &ccedil;ıktığına inanamıyordum.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Miniciksin&hellip;&rsquo;&rsquo; dedim, yanağımdan bir damla yaş s&uuml;z&uuml;l&uuml;rken. &lsquo;&rsquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;ks&uuml;n bebeğim&hellip;&rsquo;&rsquo; Mutluluktan ağlamak, g&ouml;zyaşlarının en g&uuml;zeliydi. Belki de tek g&uuml;zel olanı&hellip;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Hoş geldin bu d&uuml;nyaya.&rsquo;&rsquo; Can yanımıza oturunca beni kucağımdaki bebeğimle birlikte g&ouml;ğs&uuml;ne yavaş&ccedil;a yasladı. &lsquo;&rsquo;Senin adın ne biliyor musun?&rsquo;&rsquo; Y&uuml;z&uuml;me bakıyordu &ouml;ylece, sakinleşmişti, ağlamıyordu hatta ara sıra uykuya dalıyordu sanki ama g&ouml;z g&ouml;ze gelmiştik onunla. G&uuml;l&uuml;msedim g&ouml;zyaşlarım arasında, &lsquo;&rsquo;Nereden bileceksin ki değil mi?&rsquo;&rsquo; dedim. &lsquo;&rsquo;Adın Burak, baban koydu ismini.&rsquo;&rsquo; Can&rsquo;la g&ouml;z g&ouml;ze geldik. &lsquo;&rsquo;Temiz, berrak ve saf demek, Burak.&rsquo;&rsquo; Bebeğimin kokusunu i&ccedil;ime &ccedil;ektim, &ouml;yle g&uuml;zel kokuyordu ki hayatımda daha &ouml;nce b&ouml;ylesi g&uuml;zel bir koku duymamıştım. &lsquo;&rsquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel kokuyorsun, aynı adın gibi...&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Sana bu hayatı yaşamayı &ouml;ğreteceğim.&rsquo;&rsquo; diye fısıldadım kulağına. &lsquo;&rsquo;Sana baban kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmayı &ouml;ğreteceğim, ben y&uuml;r&uuml;rken ellerinden tutarım, baban bisiklete binerken koltuğundan&hellip; &lsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Ağladım, boğazıma dizilen t&uuml;m kelimeler onu uyuturken hı&ccedil;kırıklar i&ccedil;inde ağladım. &lsquo;&rsquo;Baban kadar iyi bir insan ol tamam mı? Onun kadar fedak&acirc;r, onun kadar m&uuml;kemmel birisi ol. Bana da benze ama en &ccedil;ok babana&hellip; Onun kadar romantik ol mesela ama en &ccedil;ok onun kadar savaş&ccedil;ı ol. Ya da vazge&ccedil;tim, sen bu d&uuml;nyada savaşmak zorunda kalma&hellip; Ufacıksın &ccedil;&uuml;nk&uuml;&hellip; B&uuml;y&uuml;yecek misin? Hayal ettiğimden &ccedil;ok g&uuml;zelsin. Sen benim olamayacak kadar g&uuml;zelsin bebeğim.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Annesi de &ccedil;ok g&uuml;zel&hellip;&rsquo;&rsquo; Konuşmamı b&ouml;len Can&rsquo;a buğulu g&ouml;zlerle baktım.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Sevgilim, bu bizim mi?&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Bizim&hellip; Baksana, aynı ben...&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Ufak bir kahkaha dikişlerimi acıtıp inlediğimde Can, &lsquo;&rsquo;Tamam, tamam&hellip; G&uuml;lme şimdi ağlayınca canın yanmıyor en azından. Ağla sevgilim.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Biraz daha g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;mde bu defa kucağımda hareketlenen bebeğim ağlamaya başladı. Doktor, &lsquo;&rsquo;Onu beslemelisin.&rsquo;&rsquo; dediğinde ne yapacağımdan habersiz ama annelik i&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;n&uuml;n bana bahşettiği donanımla onu g&ouml;ğs&uuml;me yasladım.</p>
<p>&nbsp;Benden beslenen, benim kokumla sakinleşen, benim v&uuml;cudumda ısınan bir varlık&hellip; İşte şimdi <em>&lsquo;masal gibi&rsquo;</em> olanın bir aşktan &ouml;te olduğunu anlamıştım. İşte şimdi tamamlanmıştım&hellip;</p>
<p>&nbsp;Dudakları sa&ccedil;larımda gezinen Can, &lsquo;&rsquo;Seni seviyorum Bade Arel. Sen d&uuml;nyanın en g&uuml;zel ve en iyi annesi olacaksın. Sizi &ccedil;ok seviyorum.&rsquo;&rsquo; diye fısıldadı. Kelimelerim yetseydi ona i&ccedil;imde duyduğum t&uuml;m hisleri anlatırdım ama hi&ccedil;bir s&ouml;zc&uuml;k hislerime yeterli gelmiyordu. Ben anneliği de ona olan sevgimi de anlatabilecek l&uuml;gate sahip değildim.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Becerebilir miyim, bilmiyorum. Yani anlatmaya&hellip; Ama seni &ccedil;ok seviyorum kocacığım. Seni ve bebeğimizi bu d&uuml;nyadaki her şeyden &ccedil;ok seviyorum.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Can elimi tutarak g&ouml;zlerime baktığında ona hala ilk g&uuml;nk&uuml; heyecan ve aşk dolu bakışlarımla cevap verdim. &lsquo;&rsquo;Tozpembe hayallerime bir tek sen yakıştın, en &ccedil;ok sen yakıştın.&rsquo;&rsquo; dedim.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Tozpembe hayallerini benimle ger&ccedil;ekleştirdiğin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim masal gibi kadın.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Varlığın i&ccedil;in, sevgin i&ccedil;in, bizim i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim masalımı yazan adam.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Ve t&uuml;m romantizm, Ada, Gediz, annem, babam, Volkan, Tuğba ve Can&rsquo;ın ailesinin odaya akın etmesiyle sona erdi.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Ohoo, Can hani uyanınca haber verecektin!&rsquo;&rsquo; diye koşarak boynuma sarılan Ada&hellip;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Vay! Benim baldızım anne mi olmuş?&rsquo;&rsquo; diye celallenen eniştem ki koridoru baştan sona &ccedil;elenkle donatmasını da es ge&ccedil;memek lazım (nedenini bilmiyorum).</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Bademcik anne olmuş, duy da inanma!&rsquo;&rsquo; diye sa&ccedil;larımı karıştıran Volkan&hellip;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Yavrum, yelek falan giy sen şimdi &uuml;ş&uuml;tme kırkın &ccedil;ıkana kadar.&rsquo;&rsquo; diye sırtımı sıvazlayan ve &uuml;st&uuml;m&uuml; &ouml;rtmeye &ccedil;alışan taze anneanne, annem&hellip;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Yaa, ben ağlarım ama&hellip;&rsquo;&rsquo; diye duygusallaşan ve &ccedil;antasından &ccedil;ıkardığı kokulu pe&ccedil;eteyle g&ouml;zlerini silen Tuğba&hellip;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Bebeğin ayaklarına patik giydirelim, &uuml;ş&uuml;t&uuml;rse gazı olur kızım.&rsquo;&rsquo; diye &ccedil;antadan &ccedil;ıkardığı &ccedil;etikle babaanneliğe soyunan Sezin annem.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Rahat bırakın kızı yahu!&rsquo;&rsquo; diye aynı anda isyan eden babalarımız&hellip; <em>Vee buradan kocaman bir tebriki onlara g&ouml;nderiyorum&hellip;</em></p>
<p><em>&nbsp;İşte b&ouml;yle&hellip; Masal mutlu sonla bitmiş, belki de yeni başlamıştı bizim i&ccedil;in. Bir Can, hayatıma bir can katmıştı. Diliyorum ki, hayat acı vermez, hayat bizi &uuml;zmez ama eğer &uuml;zecekse de onlara bir şey olmasın. Onların t&uuml;m acılarını ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;lerini y&uuml;klenmeye hazırım. Diliyorum ki, hayat ellerimizi birbirimizden ayırmasın. O ve bendik biz olduk, biz karı koca olduk ve şimdi sıra anne babalıkta&hellip; Bizi birbirimize karıştırdın Can Arel, bizi bir ettin&hellip; Bir hi&ccedil; değildik, biz her şeydik&hellip; Her şey i&ccedil;in milyonlarca kez teşekk&uuml;rler&hellip; </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Benden size son bir şarkı, <em>Nil Karaibrahimgil-Benden sana&hellip;</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><em>Can-Bade-Burak</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>AREL</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kasım ayı kitap önerileri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kasim-ayi-kitap-onerileri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kasim-ayi-kitap-onerileri</guid>
<description><![CDATA[ Kasımda aşk başkadır ama kitap okumak daha başkadır. Size de kasım ayına yakışır aşk dolu bir sürü kitap tavsiyesiyle geldim.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618138d5355fe.jpg" length="170275" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 03 Nov 2021 00:32:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aysu GİRGİN</dc:creator>
<media:keywords>Tavsiye, kitap, öneri, kasım, liste</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>
<p><strong>&nbsp;<em></em></strong><em> Evet, ekim bitti kasım geliyor derken, geldi gelmekte olan. :) Bug&uuml;n sizler i&ccedil;in bu ay i&ccedil;erisinde okuyabileceğiniz harika aşk romanları ile geldim. Eee ne demişler? Kasımda aşk başkadır...&nbsp;</em></p>
<p><i>&nbsp;Buyurun sizi ş&ouml;yle alalım.&nbsp;</i></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Klasik severlere: Boris Vian-G&uuml;nlerin K&ouml;p&uuml;ğ&uuml;</strong></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x_61810ce7d8035.jpg" alt="" /></p>
<p><br />&nbsp; <em>-Hayat b&ouml;yle, dedi Chick</em><br /><em>&nbsp; -Hayır, dedi Colin</em></p>
<p><br />&nbsp;Fransız &Ccedil;ağdaş edebiyatının &ouml;nde gelen yazarlarından biri olan Boris Vian, bu eserinde ger&ccedil;ek&uuml;st&uuml; bir dille yaptığı betimlemeleri ve karakteriyle hayranlık uyandırıyor. Klasik severlere bu aşk hikayesini mutlaka tavsiye ederim.</p>
<p><strong>Yabancı severlere: Stephanie Perkins - Anna/Lola/Isla &uuml;&ccedil;lemesi</strong></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x_61810f42e446b.jpg" alt="" /></p>
<p><br />&nbsp;Kahvenizi alın ve kendinizi bu sıcacık aşk hikayelerinin kucağına bırakın. Yazarın eğlenceli anlatımı ve karakterlerin kendine has &ouml;zlelikleriyle g&uuml;l&uuml;mseyerek okuyacağınız bu seriye mutlaka şans verin.</p>
<p><strong>Gerilim dolu bir aşk sevenlere: Paula Hawkins-Trendeki Kız</strong></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x_61812f7200e99.jpg" alt="" /></p>
<p><br />&nbsp;Gerilimi iliklerinize kadar hissedeceğiniz ama aynı zamanda saplantılı bir aşk hikayesine de şahit olacağınız bu kitapta kafanız epey karışabilir ancak kitaplığınızın en sevilenler katında yerini alacağına eminim.</p>
<p><strong>Wattpad kitabı severlere: Emre G&uuml;l-G&uuml;neşi s&ouml;nd&uuml;rmem gerek</strong></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x_61812fd336d92.jpg" alt="" /></p>
<p><br />&nbsp;Wattpad'in başarılı yazarları arasında olan Emre G&uuml;l'&uuml;n &uuml;&ccedil; kitaptan oluşan serisi i&ccedil;eriğinde barındırdığı arkadaşlık ve aşk ilişkileriyle g&ouml;n&uuml;lleri fethetti. Eğer elinize aldığınız gibi bitimek isteyeceğiniz bir kitap arıyorsanız G&uuml;neşi s&ouml;nd&uuml;rmem gerek'i değerlendirebilirsiniz.</p>
<p><strong>Wattpad severler yetişkin &ouml;nerisi: Zeynep Sahra-D&uuml;n, Bug&uuml;n, Yarın ve Sonsuza Kadar</strong></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x_61813050c6bce.jpg" alt="" /></p>
<p>&nbsp;Asans&ouml;rde başlayan bir tanışma sonrasında gelişen olayları anlatan bu kitap, sizi tatlı bir aşk hikayesine s&uuml;r&uuml;kleyecek. T&uuml;r&uuml; sevenlere tek kitaplık bir &ouml;nerimdir.</p>
<p><strong>Sepete eklemek i&ccedil;in kitap se&ccedil;emeyenlere: Cassie Mae - Aşk-ı Felek</strong></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x_618138598c3f2.jpg" alt="" /></p>
<p><br />&nbsp;Gen&ccedil; yetişkinlere hitap eden Aşk-ı Felek kitabı sizi kurgunun i&ccedil;inde gibi hissettirecek ve fark etmeden sonuna gelmiş olacaksınız. Eğer uygun fiyatlı bir aşk hikayesi arıyorsanız kesinlikle okumalısınız.</p>
<p><strong>BONUS: Aysu Girgin- Masal Gibi</strong></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x_618131decde5c.jpg" alt="" /></p>
<p>&nbsp;Harika bir aşk hikayesinin kapılarını aralamak isteyenlere bir de Masal Gibi'yi &ouml;neriyorum. Kendi kitabım diye fazla &ouml;vm&uuml;yorum ama kasıma yakışır bir yetişkin aşk romanı olabilir. :)&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Yapı Olsaydım Eğer</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-yapi-olsaydim-eger</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-yapi-olsaydim-eger</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_617adf17b6cad.jpg" length="109296" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Oct 2021 23:41:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aysu GİRGİN</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, blog, kısa hikaye, deneme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />&nbsp;D&uuml;nya, &uuml;zerinde katrilyonlarca yapı barındırır. Bu yapılar kullanım amacına, yapıldıkları malzemeye, m&uuml;lkiyetlerine ve &uuml;retildikleri yere g&ouml;re &ccedil;eşitlilik sağlar. Yaşayan g&uuml;ncel insan sayısının 7.888.736.000 olduğunu baz alırsak, neredeyse betondan ve demir yığınından ibaret olduğumuz ka&ccedil;ınılmaz.<br />&nbsp;Peki, eğer bir insan değil de bir bina olsaydık? Bir prefabrik, l&uuml;ks bir villa, belki hareketli bir iş hanı, m&uuml;tevazi bir aile apartmanı, ciddi bir adliye binası veya sessizliğin h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; bir k&uuml;t&uuml;phane...<br />&nbsp;Ben hangisi olmak isterdim, bilemiyorum. Kitaplarla donatsam her yanımı, bir k&uuml;t&uuml;phane olsam mesela kendi sessizliğimde boğulurum. Disiplini seven yanım ağır bassa, bir emniyet binası olsam ciddiyetimden sıkılırım. Kalabalık bir cadde ortasında, y&uuml;ksek bir binanın g&uuml;neş g&ouml;rmeyen tarafı olsam, keyifsizliğimden yakınırım. B&uuml;y&uuml;k bir arazi &uuml;zerine kurulmuş l&uuml;ks bir villa olsam, yalnızlığıma darılırım. İş hanı olsam belki, hareketlilikten bunalırım.<br />&nbsp;Ben bir yapı olsaydım eğer yaşadığım ev olmak isterdim. Kitaplarla dolu bir odanın olduğu, kahkaha seslerinin yankılandığı, yeri geldiğinde kuralların h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yeri geldiğinde kıyasıya bir boş vermişliğin baş g&ouml;sterdiği... Bazen sevin&ccedil;li, bazen h&uuml;z&uuml;nl&uuml; ama hep huzurlu... Kendi evim olmak isterdim. Nerede veya ne şekilde olduğunun &ouml;nemli olmadığı, i&ccedil;inde dopdolu bir yaşamın at koşturduğu, sessizliğin ve g&uuml;r&uuml;lt&uuml;n&uuml;n aynı anda yaşandığı, aile sıcaklığının duvarları bile yaktığı bir ev olmak isterdim. Komşu sesinin ulaştığı, poğa&ccedil;a kokusunun etrafı sardığı, kapıyı &ccedil;alan bir sevdiğinin olduğu yuva olmak isterdim. D&ouml;rt duvar değil bir ruh olmak isterdim. Belki somut olarak değil ama kesinlikle bir yuvayım ben. Duvarlarım, kaburgalarımdır benim. Kitaplarım, sevdiklerim, anılarım saklıdır duvarlarımda.<br />&nbsp;Her insan bir yuvadır aslında, kendi yarattığı d&uuml;nyasında. Bazen kendine, bazen eşine, bazen ailesine, bazen evcil hayvanına... Nasıl bir yuva olacağımız ise se&ccedil;eceğimiz yapılara bağlıdır. Belki bir anıt oluruz, belki de bir kul&uuml;be... Se&ccedil;enek sizin...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Bahar Meselesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-bahar-meselesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-bahar-meselesi</guid>
<description><![CDATA[ Benim ilkbaharlarım, benim hep baharlarım, çiçekli yollara...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6138f4c7acde8.jpg" length="66452" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Sep 2021 01:54:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aysu GİRGİN</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, blog, kısa hikaye, deneme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/img_613004595dcfe5-13272521-76220066.gif" alt="" /></p>
<p><br />&nbsp;Bir nisan sabahı, uyanmışım. K&uuml;&ccedil;&uuml;k ellerimde tuttuğum koca d&uuml;nyayı taşımaya &ccedil;alışıyorum. Omuzlarım d&uuml;şm&uuml;ş, kollarım dizlerime doğru uzanıyor. G&ouml;z&uuml;m&uuml; ayırmıyorum ondan, biliyorum kayar gider avucumdan ama takatim de kalmamış.<br />&nbsp;Bir nisan sabahı y&uuml;r&uuml;yorum yolda, omzumu &ccedil;arpıp yabancılara. Kaldırıp bakmıyorum başımı kimsenin suratına, biliyorum bakarsam g&uuml;&ccedil;s&uuml;z g&ouml;r&uuml;n&uuml;r&uuml;m ama adım atmaya dermanım da kalmamış.<br />&nbsp;Bir nisan gecesi oturuyorum masa başında, etrafım kalabalık insanlarla. Bir el uzanıyor bana doğru. Teredd&uuml;d&uuml;m uzanan ele değil avucumda tuttuğum d&uuml;nyama. Sıkıca sarıp onu koluma, karşılık veriyorum yabancıya. Bırakmasını istemiyorum ama biliyorum bırakmazsa elimi tutamam d&uuml;nyayı avu&ccedil;larımda.<br />&nbsp;Bir nisan gecesi &ccedil;abalıyorum kurtulmaya, yapamıyorum. Ya salacağım t&uuml;m y&uuml;klerimi ya da bırakacağım o sıcak elleri. O el uzanıyor sonra d&uuml;nyama, kurtarmak ister gibi beni. Şaşırıyorum. Bakışlarımı kaldırıyorum sonra, değiyor yabancının suratına. G&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorum.<br />&nbsp;Bir nisan gecesi buluyorum aramadığımı, bir nisan gecesi arıyorum bulamadığımı. Y&uuml;k&uuml;m&uuml; paylaşan, d&uuml;nyama uzanan, başımı kaldıran yabancıya rastlıyorum o gece. Mutlu oluyorum. Meğer ağır olan y&uuml;k&uuml;m değilmiş diyorum sonra, ağır olan zayıflığımmış. Ağır olan y&uuml;k&uuml;m&uuml; paylaşamamakmış.&nbsp;<br />&nbsp;Nice zaman ge&ccedil;iyor sonra. Mutluluğa alışmışım, omuzlarım hafiflemiş... O el, elimi hi&ccedil; bırakmamış. Nice zaman ge&ccedil;iyor sonra bir mayıs sabahı ellerimize bir &ccedil;ift el daha eklenmiş. İyice g&uuml;&ccedil;lenmişiz. Sonsuzluğu tadıyorum. Saf sevgiyi hissediyorum. Bir bakıyorum koca d&uuml;nyam bir &ccedil;ift minik el olmuş aslında. Ağır gelmiyor sonra hi&ccedil;bir şey bana, o minik ellerden sonra...<br />&nbsp;Benim ilkbaharlarım, benim hep baharlarım, &ccedil;i&ccedil;ekli yollara...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kusurlarım, affedin...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kusurlarim-affedin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kusurlarim-affedin</guid>
<description><![CDATA[ Dert... Bu kelimeyi dilime ve kalbime değdirmemek için öyle uğraşmıştım ki, şimdi dertli gibi görünüyor olmak moralimi bozuyordu. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60f9c90147a1b.jpg" length="51134" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 22 Jul 2021 22:38:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aysu GİRGİN</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, blog, kısa hikaye, deneme, dert</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="560" height="314" src="//www.youtube.com/embed/W1gUrzujPt8" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Sahil kıyısında bir bankta oturmuş, dalgaların b&uuml;y&uuml;k kayaları yalayışını izlerken, derin bir nefes doldurdum ciğerlerime.<br />&nbsp;İ&ccedil;imde tarifi imkansız bir acı, denizin verdiği huzurla birleşince g&ouml;zyaşlarıma g&uuml;l&uuml;mseyişim eşlik etti.</p>
<p><br />&nbsp;<em>Neydi eksik olan &ouml;mr&uuml;mde?</em><br /><em>&nbsp;Her şey tastamamken, beni mutsuz eden şey neydi?</em></p>
<p><br />&nbsp;<em>Ruhumun derinliklerinden bana s&uuml;rekli fısıldayan o ses, mutlu oluşuma karşı, miğfer ve zırhını takınmış, neden d&uuml;şman gibi &ouml;rseliyordu bedenimi?</em></p>
<p><br />&nbsp;Hayatımda her şeyin m&uuml;kemmel olmasını sağlamışken, g&ouml;zlerimden akan tuzlu damlalar, bir ihaneti sular gibi s&uuml;z&uuml;l&uuml;yordu y&uuml;z&uuml;mden ve b&uuml;y&uuml;yordu i&ccedil;imdeki d&uuml;şman b&ouml;ylece.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;Ciğerlerim sıkışıyor, aldığım nefesin, hayatta kalmama sebep olduğuna inanmakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekiyordum.&nbsp;<br />&nbsp;Parmağımda takılı olan y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; incelerken, yakında hayat arkadaşım olacak insanın ne kadar kusursuz olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.&nbsp;<br />&nbsp;Hayatımdaki her şey gibi bunun da son derece kusursuz olmasını sağlamıştım. Duygularımla değil mantığımla şekillendirdiğim d&uuml;nyamda, kendi ellerimle yaratacağım her acıdan korkan, yanan ateşin bir metre &ouml;tesinden dolanan bir insan haline gelmiştim.&nbsp;<br />&nbsp;Bu benim i&ccedil;in bir nevi kendimi garanti altına alma isteğimdi veya hayatımın sigortasız oluşundan korkuşumdu.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;Yaşayacağım sayılı sene, i&ccedil;ime &ccedil;ekeceğim sayılı nefes, bir g&uuml;n batan g&uuml;neş veya bir gece parlayan Ay&rsquo;ı son kez g&ouml;r&uuml;ş&uuml;mle vadesini dolduracak ve ben g&ouml;zlerimi sonsuz bir huzur i&ccedil;inde kapayacaktım. Keşkesiz, &uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml;z ve eksiksiz...&nbsp;<br />&nbsp;Kılı kırk yaran, bir işi on kere kontrol eden, milimetrik hesaplarla yaşayan ama asla kendi kusurlarımı &ouml;rtmeye yetemeyen bir insandım. Her kusur arayışımda dahasını bulur, her bulduğum kusuru d&uuml;zeltmeye &ccedil;alışırdım.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;Ve sonunda kendim i&ccedil;in g&uuml;zel bir hayat kurmuştum, iyi bir sosyal &ccedil;evre, sağlıklı ve fit bir beden, kendime yetebilecek kadar para ve kafamda tasarladığım &lsquo;mutlu bir evliliğe&rsquo; yakışır bir adam ile tamamlanıyordum git gide...&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;<em>Ama eksik olan neydi?&nbsp;</em><br /><em>&nbsp;İ&ccedil;imi s&uuml;rekli kemiren, kemirdik&ccedil;e daha da derine inen bu şey neydi?&nbsp;</em></p>
<p><br />&nbsp;Ellerimi ıslak y&uuml;z&uuml;me siper ettiğim sırada yanıma birinin oturduğunu fark ederek, oturuşumu d&uuml;zelttim.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;Aşağı yukarı seksen yaşlarına yaklaşmış olacağını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m, yanıma oturan yaşlı adam, &ldquo;Seni bir saattir ufuklara baktıran şey ne? S&ouml;yle bakalım...&rdquo; diye sordu aynı ufuğa bakarken.&nbsp;<br />&nbsp;&ldquo;Hi&ccedil;...&rdquo; diyebildim; &ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil;ti...&nbsp;<br />&nbsp;&ldquo;Hayret ederim gen&ccedil;lerin dertlerine... K&uuml;&ccedil;&uuml;msemek değil ama neredeyse bir asrı sığdırdım bu &ouml;mre, o y&uuml;zden merakımı mazur g&ouml;r g&uuml;zel kızım, yanaklarına değen yaşların sebebi ne?&rdquo;</p>
<p><br />&nbsp;Dert... Bu kelimeyi dilime ve kalbime değdirmemek i&ccedil;in &ouml;yle uğraşmıştım ki, şimdi dertli gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor olmak moralimi bozuyordu.</p>
<p><br />&nbsp;Hiddetle &ccedil;ıkışarak, &ldquo;Ne derdi Bey Amca?! Hi&ccedil;bir derdim yok benim.&rdquo; dedim ve yanından kalkıp gitmek i&ccedil;in elimi &ccedil;antama uzattım.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp; Bey Amca g&uuml;lerek kafasını iki yana salladığında, &ldquo;Derdin yok demek... Bak bu daha hayret verici.&rdquo; derken benimle resmen alay ediyordu.<br />&nbsp;Sabırla derin bir nefes alıp, &ldquo;Neden? Herkes dert sahibi olmak zorunda mı? Alışmışsınız acı dolu hayatlara, trajedilerle yaşamaya... Şimdi benim mutlu olmam mı anormal geldi size?&rdquo; diye sordum.</p>
<p></p>
<p>&nbsp;İşaret parmağını g&ouml;ğe kaldırdı ve, &ldquo;Dertsiz bir Allah vardır kızım. Bu yaşıma kadar doğarken kahkaha atan bir bebeğe rastlamadım, hepsi avazı &ccedil;ıktığı kadar ağlıyordu bu y&uuml;zden insan acıyla doğar. Acıyı ilk nefesinde tadar ve i&ccedil;inde onunla yaşar...&rdquo;</p>
<p><br />&nbsp;<em>Ne yani? Benim i&ccedil;imdeki tarif edilemez hissin sebebi, bebekken aldığım ilk nefese v&uuml;cudumun adapte olamaması mıydı?</em></p>
<p><br />&nbsp;&ldquo;Ben acı &ccedil;ekmiyorum ki... Hi&ccedil; acı &ccedil;ekmedim hayatım boyunca. Hayatımı yolunda tutmak i&ccedil;in &ccedil;ok uğraştım ve tamamen istediğim hayata sahibim.&rdquo;<br />&nbsp;&ldquo;O y&uuml;zden mi ağlıyorsun?&rdquo; diyerek g&ouml;zlerime baktığında ne diyeceğimi bilememiştim.<br />&nbsp;Uzunca bir s&uuml;re sorgular g&ouml;zlerle beni izlerken, benden bir cevap alamayınca bakışlarını denize &ccedil;evirdi.&nbsp;<br />&nbsp;&ldquo;Şu denizi g&ouml;r&uuml;yor musun?&rdquo;<br />&nbsp;Kafamı sallayarak onayladığımda devam etti, &ldquo;U&ccedil;suz, bucaksız ve masmavi... G&uuml;neşli havalarda rengini tamamen belli eder, herkes hayran hayran izler onu. En g&uuml;zel zamanının onun masmavi renkteki anları olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r ama sonra bir yağmur bulutu kaplar g&uuml;neşin &ouml;n&uuml;n&uuml;, yağdırdık&ccedil;a yağdırır &uuml;zerine &ccedil;arşaf gibi denizin, rengini bile kaybeder o an. Su bulanır, dalgalar sinirle birbirine &ccedil;arpar hatta bazen dolup taşar...&rdquo;</p>
<p><br />&nbsp;Yanımdaki yaşlı amcanın bunları neden anlattığına anlam veremez bir şekilde onu dinlerken, şu an ihtiyacım olan son şeyin, bir coğrafya dersi olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.&nbsp;<br />&nbsp; Bey Amca i&ccedil;imden ge&ccedil;enleri anlamış&ccedil;asına bana baktığında, y&uuml;z&uuml;ndeki t&uuml;m hatlar h&uuml;z&uuml;nle belirginleşmişti.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;&ldquo;İşte o yağmurlar, denize yaşattığı t&uuml;m &ccedil;irkinliklere rağmen onun eksilmeden dalgalanmasını sağlar, onun i&ccedil;in g&uuml;neşin doğuşuna hazırlık yapar ve bizler t&uuml;m o damlalardan sonra yine o denizin sonsuz mavisine hayran hayran bakarız. Sular durulur, g&uuml;neş a&ccedil;ar... Bir bakmış ki deniz, onu yağmalayan yağmur, ona can verenmiş aslında...&rdquo;<br />&nbsp;Dediklerini kafamda tartıp, anlam vermeye başladığım dakikalarda lafa girdim, &ldquo;Neden anlatıyorsunuz bana bunları?&rdquo;.</p>
<p><br />&nbsp;&ldquo;Hayatında neyin eksik olduğunu kendi kendine sorma diye &ccedil;&uuml;nk&uuml; o g&ouml;zyaşları bile haklı yere akmalı g&ouml;z&uuml;nden, yok yere değil...&rdquo;<br />&nbsp;&ldquo;Hi&ccedil;bir şey m&uuml;kemmel olamaz değil mi?&rdquo; dedim pes ederek.<br />&nbsp;&ldquo;Her şey m&uuml;kemmelken bile kusurludur, aslında her kusur da g&uuml;zeldir. Bir hamura bile şekil verirken unu &ccedil;ok koyarsan kaskatı olur, sen g&uuml;zel olacağını zannedersin ama bir s&uuml;re sonra yoğuramazsın taş gibidir &ccedil;&uuml;nk&uuml;... İnsan da b&ouml;yledir hayatına her şeyi yeterli miktarda serpiştirmeli. Acısı da olmalı bu hayatın, kusuru da...&rdquo; dediğinde şimdi ne anlatmak istediğini tamamen anlamıştım.</p>
<p><br />&nbsp;M&uuml;kemmel ve kusursuz olmak i&ccedil;in o kadar &ccedil;abalamıştım ki, ne ger&ccedil;ek bir aşk ne ger&ccedil;ek bir mutluluk yaşayamamıştım. Acıdan ka&ccedil;arken, ger&ccedil;ek mutluluğu da elimin tersiyle itmiştim.<br />&nbsp;&ldquo;Ben sadece iyi olsun istemiştim...&rdquo; derken g&ouml;z&uuml;mden s&uuml;z&uuml;len yaşlar c&uuml;mleme eşlik ediyordu.<br />&nbsp;&ldquo;Bak evlat, ger&ccedil;ek mutluluğu tadabilmek i&ccedil;in yolun acıdan ge&ccedil;meli. Ge&ccedil;meli ki mutlu olduğunun farkına varasın... Rengi d&ouml;nmeseydi griye hi&ccedil;, deniz farkına varır mıydı maviliğinin? Hayır... Tıpkı senin gibi... Tıpkı senin mutlu olduğuna kendini ikna edememen gibi, &uuml;stelik her şey kusursuzken.&rdquo;</p>
<p><br />&nbsp;Hayatım boyunca i&ccedil;imdeki anlam veremediğim eksiklik hissini, hi&ccedil; tanımadığım bir adam anlamlandırmıştı... Ne ailem ne bir arkadaşım ne de hayat arkadaşım... Sadece yabancı bir adam...&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;O an aslında kendimi cesur zannederken ne kadar korkak olduğumu, o an ka&ccedil;tığım acıların aslında anlamsız mutluluğumu doğurduğunu, o an kusursuzluğun bir kusur olduğunu ve benim hayatımın tamamen bir kusurdan ibaret olduğunu anlamıştım.<br />&nbsp;&ldquo;Ben... Ben ne diyeceğimi bilemiyorum. Tek hatam ve tek isteğim mutlu olmaktı.&rdquo; dediğimde Bey Amca, daha &ouml;nce orada olduğunu fark etmediğim bastonunu bankın yanından alıp, ayağa kalkmaya yeltendi.&nbsp;<br />&nbsp;&ldquo;Tek hatan, hatasız olmak isteyişindi. Umarım mutluluklarının farkına varacak kadar deneyim kazanırsın bu hayatta ve umarım bir g&uuml;n ger&ccedil;ekten mutluluğu elde ettiğinde, bir deniz kenarında saklanarak g&ouml;zyaşı d&ouml;kmek yerine, en i&ccedil;ten kahkahalarını atarken ellerini dudaklarına siper edersin.&rdquo;</p>
<p><br />&nbsp;Yaşlı amca bastonundan g&uuml;&ccedil; alıp ayağa kalktığında, yaşlılıktan mıdır yoksa bir rahatsızlıktan mıdır bilmem, adımlarını zar zor atabiliyordu.&nbsp;<br />&nbsp;Hi&ccedil;bir şey diyememiştim ona, ben de arkasından seslendim, &ldquo;Teşekk&uuml;r ederim!&rdquo;.&nbsp;<br />&nbsp;Bir iki adım sonra durup başını &ccedil;evirdiğinde, &ldquo;Ne alimim ne de akıl hocası ama bu değnek bile mutlu ediyor beni, y&uuml;r&uuml;memi sağladığı i&ccedil;in... Ger&ccedil;ek mutluluk işte budur.&rdquo; dedi ve yoluna devam etti.</p>
<p><br />&nbsp;Derin bir nefes aldım ve g&ouml;zyaşlarımı silerek g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evirdim bakışlarımı. O an y&uuml;z&uuml;me damlayan bir yağmur tanesi g&uuml;ld&uuml;rd&uuml; beni... Evrenin harika zamanlaması bu defa ka&ccedil;mak yerine beni kendisine &ccedil;ekti.<br />&nbsp;Ellerimle sımsıkı topladığım at kuyruğumu a&ccedil;arken, sa&ccedil;larımın rahatladığını hissettim. Ayağa kalktım ve denize doğru yaklaştım. Onun i&ccedil;in de benim i&ccedil;in de gri olma vakti gelmişti sanırım...</p>
<p><br />&nbsp;Yağmur bir anda bardaktan boşanırcasına yağmaya başladığında hayatımda ilk defa başıma herhangi bir şey siper etmeden, kollarımı a&ccedil;arak onu karşıladım.<br />&nbsp;Yağıyor, yağdık&ccedil;a ruhumu arındırıyordu sanki...</p>
<p><br />&nbsp;Kahkahalarım, yağmurun yere &ccedil;arparken &ccedil;ıkardığı sesle karışırken ben de kendimle karışıyordum.</p>
<p><br />&nbsp;Y&uuml;z&uuml;m&uuml; sırılsıklam yapan damlalar, kendimi bildim bileli makyajla kapatmaya &ccedil;alıştığım doğum lekemi a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarırken, onu neden saklama isteği duyduğumu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m...<br />&nbsp;Bana ait bir kusur olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m şey aslında bana ait ve beni ben yapan tek &ouml;zel şeydi...</p>
<p><br />&nbsp;Artık hayatımda neyin eksik olduğunu anlamıştım. Artık i&ccedil;imde benliğimi kemiren şeyle tanışmış ve onu kabullenmiştim.<br />&nbsp;Eksik olan şey kusurdu, fazla olan ise m&uuml;kemmellik sevdası... Ne acı, k&ouml;t&uuml; bir hayatım olacak diye hi&ccedil; yaşayamamış olmak. Ne acı, bir g&uuml;n &uuml;z&uuml;l&uuml;r&uuml;m umuduyla hi&ccedil; aşık olmamış olmak ve yine ne acı bunları anladığım an hayatımın tamamen değişmiş olacak olması...</p>
<p><br />&nbsp;Bundan sonra ateşin ortasına atlamasam bile en azından yerde bulduğum bir &ccedil;ıta par&ccedil;asını i&ccedil;ine atmaktan korkmayacağım...<br />&nbsp;Bundan sonra yağmurlarda ıslanmak rahatsız etmeyecek beni...&nbsp;<br />&nbsp;Eksikleri tamamlarken, elimdekilerden olmayacağım artık. Ben, ben olduğum i&ccedil;in elimde olacak her mutluluk.</p>
<p><em>Ve kusurlarım, affedin...&nbsp;</em></p>
<p><br />&nbsp;Ka&ccedil;tığım hatalarım, yaşamaktan korktuğum yanlışlarım, artık i&ccedil;imde b&uuml;y&uuml;menize gerek yok. Sizden korkmuyorum...<br />&nbsp;Yaşıyorum sadece; sırılsıklam, korkmadan ve t&uuml;m benliğimle...<br />&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Aysu GİRGİN&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>