<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Banu Katırcıoğlu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/banu-katircioglu</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Banu Katırcıoğlu</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Lacivert Koltuk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/lacivert-koltuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/lacivert-koltuk</guid>
<description><![CDATA[  Yataktan  kalkıp  mutfağa  doğru hızlı ama tedirgin adımlarla ilerledi genç kadın. Ayağına bir şeyler takılıp sendeledi. Koridordaki halıydı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625959dc2e179.jpg" length="89746" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 15 Apr 2022 14:29:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Banu Katırcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, koltuk, lacivert</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>LACİVERT KOLTUK</strong></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yataktan &nbsp;kalkıp &nbsp;mutfağa &nbsp;doğru hızlı ama tedirgin adımlarla ilerledi gen&ccedil; kadın. Ayağına bir şeyler takılıp sendeledi. Koridordaki halıydı... &ldquo; Bu halı da nereden &ccedil;ıktı ?&rdquo; diye ge&ccedil;irdi aklından. Evde halı sevmezdi ki. Mutfağından alışkın olmadığı sesler geliyordu. &nbsp;Mutfağının kapısından baktı. Kendi mutfağı değildi burası . &nbsp;Kahvaltı hazırlanmış &nbsp;, &ccedil;ay demlenmiş , taze simit kokusu mutfağın baş k&ouml;şesine kurulmuştu. Arkası d&ouml;n&uuml;k adam , evyede bir şeyler yıkıyordu. &Uuml;rperdi gen&ccedil; kadın. Yıkadığı domatesleri masaya koymak &uuml;zere d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; an adamla g&ouml;z g&ouml;ze geldi. Kumral , hafif dalgalı sa&ccedil;ları beyaz keten g&ouml;mleğinin yakasında geziniyordu. Kot pantolonu sanki boyunu daha da uzun g&ouml;stermiş gibiydi. &nbsp;Adam, reverans hareketi ile gen&ccedil; kadını masaya davet etti. Gen&ccedil; kadın &ccedil;ığlık atmak istedi. Neler olduğunu anlayamıyordu. Hazır kahvaltı masasına oturmuş , &ccedil;ayı &ouml;n&uuml;ne gelmişti. Evlendiği g&uuml;nden beri ilk defa b&ouml;yle bir manzara ile karşılaşıyordu.&nbsp; Bu hoş adam kimdi ve nasıl b&ouml;yle rahat &nbsp;davranabiliyordu ? &nbsp;Kocası neredeydi ?</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Adam, işe &ccedil;ok ge&ccedil; kaldığını ,kahvaltıda ona eşlik edemeyeceğini , onun g&uuml;zel g&ouml;zlerinden g&uuml;n boyu uzak kalacağından dolayı mutsuz olduğunu s&ouml;yledi . Gen&ccedil; kadın , uykusundan daha ayılamadığını , g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yanın devam ettiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Adam evden ayrılıncaya kadar sevgi s&ouml;zc&uuml;kleri havalarda u&ccedil;uşuyordu. Gen&ccedil; kadın, kapanan kapının ardından bakakaldı.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bulunduğu mutfak kendi mutfağı değildi. Yavaş&ccedil;a oturduğu yerden kalktı. Korku dolu adımlarla salona doğru ilerledi. Burası kendi evi değildi. &Uuml;zerine baktı. Şık bir gecelik vardı. Hi&ccedil; gecelik giymezdi ki. Lacivert saten gecelik ve takımı olan sabahlık ile&nbsp; u&ccedil;uş u&ccedil;uş bir havası vardı. &nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hoş g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; bir salondaydı. K&uuml;f &nbsp;yeşili duvarlara lacivert koltuklar &ccedil;ok yakışmış diye hızlıca d&uuml;ş&uuml;n&uuml;verdi. Duvarlardaki tablolar, sehpaların &uuml;zerinde fotoğraf &nbsp;&ccedil;er&ccedil;eveleri , televizyondan biraz uzakta &nbsp;duran renkli yer minderleri , nişlere serpiştirilmiş mumlar , tam k&ouml;şede k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kitaplık , masanın &uuml;zerinde b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir cam vazo i&ccedil;erisinde papatyalar vardı. Papatyalar canlıydı. Cam vazonun i&ccedil;ine beyaz &ccedil;akıl taşları ve bir tane de nazar boncuğu bırakılmıştı. Aslında salona bakarken ,salonun kendisine hi&ccedil; de yabancı gelmediğini fark etti gen&ccedil; kadın. Televizyonun siyah ekranında birden yansımasını g&ouml;rd&uuml;. Dişiliği hissedilen bir kadın duruyordu karşısında. Pijama ve eşofmandan oluşan dar hayatını kocası &ccedil;izmişti.&nbsp; Hoşuna gitti bu yeni g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Papatyaların yanında duran b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir zarf dikkatini &ccedil;ekti. Zarfı almak i&ccedil;in ilerlerken fotoğraf &ccedil;er&ccedil;evelerine daha da yaklaşmıştı. Fotoğraflarda &nbsp;biraz &ouml;nce mutfaktaki adamla &nbsp;kendisini g&ouml;rd&uuml; gen&ccedil; kadın. Korkudan elleri titreyerek zarfı a&ccedil;tı .</p>
<p>&ldquo; Şaşırdın değil mi ? Okuduğun kitaptaki salonun ortasındasın işte. Kendi evinde de yer minderleri&nbsp; kullanmak istemiştin o satırları okurken . İmrenmiştin. Artık&nbsp; sen de canlı &ccedil;i&ccedil;ek alacaktın evine ve cam vazonun i&ccedil;ine &ccedil;akıl taşları koyacaktın. &nbsp;Anlamış olman gerekli ,ben okuduğun kitaptaki baş karakterim. Sen şimdi korkudan bayılırsın . Bilirim ben seni . Git mutfağa da bi bardak su i&ccedil;. Sakinleş biraz. Kitabı, &nbsp;benden iğrenerek okuyorsun . Ben sadece kitaptaki karakterlerin değil senin de d&uuml;ş&uuml;ncelerini okuyabiliyorum. İnsanların mutsuzluklarından keyifle beslendiğimi ve her fırsatta k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yaparak kendi mutluluğumu artırdığımı da&nbsp; biliyorsun. İşte, ben de senin benden nefret ettiğini biliyorum. Dedim ya , sen kitabı okurken d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n her şeyi biliyorum. &ldquo;Kitaptaki adamla evli olsam keşke&rdquo; demiştin kendi kocana bakarak. Lacivert koltuklarda kahve i&ccedil;meyi, yer minderlerinde televizyon izlemeyi istemiştin. İşte hepsine sahipsin şimdi. Ne oldu ? Aklın başına geldi mi biraz ? &rdquo;</p>
<p>Gen&ccedil; kadının elleri h&acirc;l&acirc; titriyordu. Başkarakterin s&ouml;ylediği her şey doğruydu. Evet &ouml;ncelikle bir bardak su i&ccedil;meliydi. Mutfakta s&uuml;rahiyi almak &uuml;zereyken bir zarf daha g&ouml;rd&uuml;. Biraz daha sakin bir şekilde zarfı a&ccedil;ıp okudu.</p>
<p>&ldquo; Umarım en &ouml;nemli kısmı hatırlıyorsundur ? Kitapta , senin karşı komşunun g&ouml;z&uuml; sabah ki hoş adam diye i&ccedil;inden ge&ccedil;irdiğin&nbsp; kocandaydı . Senin yerine ge&ccedil;ebilmek i&ccedil;in ne planladığını okumuştun. İşte şimdi korkmaya başlayabilirsin.&rdquo;</p>
<p>Baş karakter doğru s&ouml;yl&uuml;yordu. Psikopat bir kadındı karşı komşusu . Kitaptaki kocasına g&ouml;z koymuş ve t&uuml;rl&uuml; planlar yaparak gen&ccedil; kadını &ouml;ld&uuml;rmeyi hedeflemişti.</p>
<p>Gen&ccedil; kadın bu oyunun bir par&ccedil;ası olmayı kabul etmiş gibi hemen yatak odasına gitti. Koridordaki halıyı ayağı ile kenara ittirdi. U&ccedil;uş u&ccedil;uş olan geceliğini &ccedil;ok sevmişti. &Uuml;zerini değiştirdi. Yeni haliyle g&uuml;nl&uuml;k kıyafetleri bile &ouml;nceden &nbsp;giydiklerinden daha g&uuml;zeldi. Kendisini &ouml;zel hissetti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Akıllıca davranmalıydı. &Ccedil;ok zamanı yoktu. Başkarakter ile iş birliği yapabilirdi. En &ouml;nemlisi de psikopat komşu , onun planlarını bildiğini bilmiyordu.</p>
<p>Yatak odasından &ccedil;ıkıp banyoya gittiğinde aynaya yapıştırılmış bir zarf daha g&ouml;rd&uuml;.&nbsp; Sakinleşmişti artık.</p>
<p>&ldquo; Bir an &ouml;nce tansiyon&nbsp; ila&ccedil;larını i&ccedil;melisin. Ge&ccedil;en g&uuml;n unuttuğunda ne sıkıntılar yaşadığını hatırla. Bu arada acaba ben seninle iş birliği yapacak&nbsp;&nbsp; mıyım ? Bunu da d&uuml;ş&uuml;n istersen .&rdquo;</p>
<p>&nbsp;D&uuml;ş&uuml;ncelerini okuduğunu bir an i&ccedil;in unutmuştu. Kitaptaki eşi ,mutfakta ilacını tazecik simidin yanına bir bardak su ile hazırlamıştı. İlacını i&ccedil;erken kitaptaki kocasının, sabahki hoş g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; i&ccedil;i titreyerek tekrar hatırladı.</p>
<p>&Ccedil;ayını alıp,&nbsp; lacivert koltuklara oturup plan yapacaktı. G&uuml;zel salonuna ge&ccedil;tiğinde bir zarf daha ;</p>
<p>&ldquo;Yeni hayatına ve yeni kocana ışıltılı&nbsp; g&ouml;zlerle&nbsp; bakarken &nbsp;kitabı okumayı akıl edemedin. Aptal seni. İlacını dikkatsizce i&ccedil;iverdin. Sence o doğru ila&ccedil; mıydı?&nbsp; Psikopat komşun, kitaptaki kocan simit almaya gittiğinde eve sessizce girip değiştirdi ilacını. On sayfa sonrasındaki planını uyguladı. Yazık olacak sana . &nbsp;Şimdi git ve hayalindeki salonunda lacivert koltuğuna otur . &Ccedil;ayını i&ccedil;erken de kendi cenaze t&ouml;renini planla . Bir par&ccedil;a da simit alsaydın bari . Sen seversin &ccedil;ayının yanına simidi .&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Banu&nbsp; KATIRCIOĞLU</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarhana Çorbası</title>
<link>https://edebiyatblog.com/banu-katircioglu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/banu-katircioglu</guid>
<description><![CDATA[ Hikaye ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6234d5712b7e6.jpg" length="42559" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 17:18:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Banu Katırcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>tarhana. çorba, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>TARHANA &Ccedil;ORBASI Hep isterdi aslında evlenmeyi ... Sobası &ccedil;ıtır &ccedil;ıtır yanan sıcacık evinde onu bekleyen bir eşin hayali ile dolanır dururdu. Fabrika &ccedil;ıkışı taze ekmek alıp da eve geldiğinde eşi a&ccedil;malıydı kapıyı. Eşinden sonra onu karşılayan mutfaktan gelen sarımsaklı tarhana &ccedil;orbasının kokusu nasıl da g&uuml;zel olurdu. &Uuml;zerine tereyağlı, sal&ccedil;alı ve hafif naneli bir sos. Biraz da pul biber. Az ama. Acıyı pek sevmezdi. Hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem. Hayal de Ethem &lsquo;den. Fabrikaya iş&ccedil;i olarak girdiğinde &ldquo;Burada &ccedil;alışan hanımlar arasında illaki kendime g&ouml;re birisi &ccedil;ıkar&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Fabrikadan &ouml;nce &ccedil;alıştığı hastanedeki temizlik işinde de , mahalle kahvesinde esnafa &ccedil;ay dağıtırken de, meydandaki lokantada bulaşık yıkarken de odun ,k&ouml;m&uuml;r &ccedil;uvallarını taşırken de ,park eden arabalara değnek&ccedil;ilik yaparken de hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem . Hayal de Ethem&rsquo;den. Yaşlı anasının Ethem&rsquo;e kız bakacak sağlığı kalmamıştı. Aslında sağlığı kalmadığından değil de Ethem&rsquo;ine kimseleri layık g&ouml;remediğindendi. Anasının yanında hi&ccedil; sesini &ccedil;ıkaramıyordu ki Ethem. Anasının yaptığı vıcık vıcık yağlı patatesli b&ouml;reği , &ccedil;iğ soğanlı taze fasulyeyi, diri kalmış makarnayı , sal&ccedil;ası hafif k&uuml;f kokan pırasayı &ldquo;Ellerine sağlık&rdquo; diyerek yerdi de tarhana &ccedil;orbasını i&ccedil;emezdi. Yapamıyordu işte anası. Sarımsaklı , tereyağlı ,sal&ccedil;alı , hafif naneli yapamıyordu . Anasının &ccedil;orbası , &ccedil;orba gibi kokmuyordu. Anası b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n evde yatıyordu. Hasta olduğundan değil tembelliğinden. Babası da inşaatta &ccedil;alışırken sakarlığından beşinci kattan d&uuml;ş&uuml;p de &ouml;ld&uuml;kten sonra hepten tembelleşmişti. Yatmadığı zamanlarda da kapının &ouml;n&uuml;nde komşularıyla oturup konuşur da konuşurdu. Anasının bu davranışlarını sevmezdi Ethem. Evi temizlese, kenarları iplik iplik &ccedil;ıkmış ,rengi solmuş halıları &ccedil;ırpsa, bulaşıkları yağlı yağlı kokmadan yıkasa, televizyonun tozunu alıp &uuml;zerine dantel bir &ouml;rt&uuml; &ouml;rt&uuml;p ucunu ekranının &ouml;n&uuml;ne sarkıtsa, yatağını toplasa , &ccedil;arşafını silkeleyip katlasa , sobayı d&uuml;zg&uuml;n yakmadığı i&ccedil;in evin her tarafına dağılan k&uuml;lleri silse,s&uuml;p&uuml;rse diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken de hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem. Hayal de Ethem&rsquo;den. Ablası vardı bir de Ethem&rsquo;in. İki sokak &ouml;tede otururdu. Damı akan , pencerelerinden bı&ccedil;ak gibi soğuk giren, kapı &ouml;n&uuml; yazın bile &ccedil;amurlu bir evde ; pısırık ,tıknaz, hi&ccedil;bir işi kendisine yakıştıramadığı i&ccedil;in bir t&uuml;rl&uuml; iş bulamayan , g&uuml;n&uuml;n birinde at yarışlarından vurgunu vuracağını d&uuml;ş&uuml;nen bir adamla yaşardı. Hi&ccedil; şikayet etmezdi kocasından. İ&ccedil;ki i&ccedil;miyor , d&ouml;vm&uuml;yordu ya . Yetiyordu ablasına . Kocası taş dizerken kahvede o da evde yatıyordu tıpkı anası gibi . &Ccedil;ocukları olmamıştı . &Ouml;nceleri pek &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Ama sonradan rahata alışmış kocası da ses etmeyince ablası da kabullenmişti . Ablasının evinde de g&uuml;zel yemek kokuları olmazdı. &ldquo; Hi&ccedil; değilse ablamın evinde tarhana &ccedil;orbası i&ccedil;ebilsem&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken de hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem. Hayal de Ethem&rsquo;den. Birka&ccedil; kız g&ouml;stermişti ablası . Ethem beğenmiş ama kızların hi&ccedil; birisi yanaşmamıştı tanışmaya. Ethem&rsquo;in şaşı g&ouml;zleri mi , trakt&ouml;r kazasında kısa kalan bacağı mı yoksa &ccedil;ocukluğunda sobanın &uuml;zerine d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml; kolonyadan parlayan alevlerin y&uuml;z&uuml;ne hediye olsun diye serpiştiriverdiği izler miydi bu tanışmaya engel olan ? &Ccedil;alışmaya yeni başladığı fabrika , iyi bir başlangı&ccedil; olabilirdi Ethem i&ccedil;in. Hanım hanımcık , aklı başında , evinin i&ccedil;ini mis gibi sarımsaklı tarhana &ccedil;orbası kokusu ile dolduracak , y&uuml;z&uuml;ndeki yanık izlerini tiksinmeden &ouml;pecek bir hanım bulabilirdi. Bir de akşamları diğerinden kısa olan bacağının ağrısını hafifletebilmek i&ccedil;in kantaron yağı s&uuml;rmeliydi. Yazın birlikte topladıkları kantarondan yapmalıydı hanımı bu yağı. &ldquo;Ethem&rsquo;im senin i&ccedil;in yapıyorum&rdquo; demeliydi. Hem de g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakarak diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem. Hayal de Ethem&rsquo;den. Yemekten sonra sobanın yanına oturduğunda kahvesini de getirmeliydi hanımı. Mutfakta işini hemencecik bitirip o da yanına gelip oturmalıydı. Birlikte televizyona bakarken ekranın &uuml;st&uuml;nden hafif&ccedil;e sarkan dantel &ouml;rt&uuml;y&uuml; kaldırmak i&ccedil;in yerinden doğrulurken , hanımı Ethem&rsquo;ine kıyamayıp kendisi d&uuml;zeltivermeliydi. Hazır ayaktayken bu sefer de mutfaktan elma tabağı getirmeliydi. Kabuğunu incecik soyduğu elma dilimlerini tabağa yerleştirip ikisinin arasına koymalıydı. Elma alırken tabaktan ara sıra birbirlerine değmeliydi elleri. Hanımı yer minderinin yanında duran boş kahve fincanını fark edip hemen almaya niyetlenmeli biraz mahcup bakmalıydı Ethem&rsquo;inin g&ouml;zlerine. Şimdi de Ethem kıyamamalıydı . &ldquo; Boş ver kalkma, koyuver yana&rdquo; deyip sıcacık elini tutmalıydı. Bir taraftan da hanımının akşam&uuml;zeri aceleyle yıkayıp soba borusunu &uuml;zerindeki demir &ccedil;ubuklara gelişig&uuml;zel bırakıverdiği Ethem&rsquo;inin &ccedil;oraplarının ucundan zaman zaman su damlamalı ,soba cossss diye cevap vermeliydi &ccedil;oraplara. Hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem . Hayal de Ethem &lsquo;den. Banu KATIRCIOĞLU 18.03.2022 Niğde</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>