<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Çiğdem Culha</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/cigdem-culha</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Çiğdem Culha</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Bak ve Anla</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bak-ve-anla</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bak-ve-anla</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61ca32fb12b42.jpg" length="67334" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 00:38:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çiğdem Culha</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Alıştığını yok saymak, kolay değil.</p>
<p>Zemheri olur, aklına gelişi.</p>
<p>Mevsim r&uuml;zgarı i&ccedil;ine &ccedil;ekerse seni,</p>
<p>Buz gibi soğuyan kalbinle d&ouml;nersin.</p>
<p>Tir tir titrediğin yerden,&nbsp;</p>
<p>Ne gelensindir, nede giden oysa.</p>
<p>&Ouml;zlemse, kavuşmaları anlamlı kılan.</p>
<p>Koca u&ccedil;urum olur, karşılayan.</p>
<p>Anlarsın artık, yalnızlıktır, kolkola kalkala olan.</p>
<p>Bundan b&ouml;yle buğu eklenirse bakışlarına,</p>
<p>Bir t&uuml;rk&uuml; iliştir dudaklarına.</p>
<p>&Ccedil;ığlık ile duyamadıklarını,</p>
<p>Melodi anlatsın kulaklarına.&nbsp;</p>
<p>Bakışlarına tutunmuş hakikat,&nbsp;</p>
<p>Anlatsın seni tanıyamadıklarına.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&Ccedil;iğdem Karaosmanoğlu Culha&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nefs ve Nefes</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nefes</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nefes</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61bee59905a2b.jpg" length="60400" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 19 Dec 2021 10:44:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çiğdem Culha</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Kadim &ouml;ğretilerimiz, naif adet, gelenek ve g&ouml;reneklerimiz varken. Boş hissiz ama&ccedil;sız hedefsiz bir nesle doğru gidiyordu yolculuk. Nereden baksak nereden tutsak da iyi işler başarsak derdine d&uuml;şen insanlık hızla kan kaybetmeye başlamıştı bile.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ağa&ccedil; yaşken eğilir dedi birisi. Diğeride ekleyiverdi,g&ouml;r&uuml;nen k&ouml;y kılavuz istemez. Tamam anladık dediler başkaları. Anladık anlamasına, ne olucağı az &ccedil;ok belli olan, gelmektekinin telaşı sarıverdi farkedenleri. Buraya kadar evrildi ise d&uuml;ş&uuml;nceler, değişim de başlamıştı o halde.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Vur patlasın &ccedil;al oynasın d&uuml;nyasında ağıt yakanlarda vardı elbet. Herşey i&ccedil;i&ccedil;e ge&ccedil;miş, bilinmezlik eksenindeki girdabın i&ccedil;ine &ccedil;ekiliyordu sanki. Yaşamın dualitesine inananlar ş&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu bilinmezlik var ise bilirlilik yanı başımızda.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Pandemi, yangınlar, ekonomik kriz ve dahası derken bir t&uuml;rl&uuml; vaz ge&ccedil;meden felaketleri ağızlarına pelesenk etmiş olanlar. Birde ş&ouml;yle şu taraftanmı baksak acaba:Yaşam varsa umut da var. Karanlık varsa aydınlık da var.Dağlar varsa ovalar da var. Nefes varsa &ccedil;are de var.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ARALIK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/aralik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/aralik</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61a4b907ebebf.jpg" length="30600" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 29 Nov 2021 14:20:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çiğdem Culha</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hangi aralıktan el salladık mutluluğumuza</p>
<p>Mutlu olanlar da gittiler, sonbahara.&nbsp;</p>
<p>O Aralık değilmiydi ıslıkla gelen r&uuml;zgara gebe?&nbsp;</p>
<p>&Ouml;nce yağmur, sonra kar d&ouml;ker omzuma...&nbsp;</p>
<p>Bilirim y&uuml;k değil omuzlara yağan,&nbsp;</p>
<p>Aralık h&uuml;zn&uuml;yd&uuml; &uuml;ş&uuml;ten.&nbsp;</p>
<p>Gelen gelir ge&ccedil;er,gidense d&ouml;n&uuml;p bakmaz,&nbsp;</p>
<p>Olan kalana olur, olduğu yerde.&nbsp;</p>
<p>Yaza hasret olurda, baharlar yaşar son dem,&nbsp;</p>
<p>Kış gelmeden d&ouml;ker h&uuml;zn&uuml;n&uuml; yapraklarla toprağa.&nbsp;</p>
<p>Ben diyeyim hazan dır bu gidişatın sonu,&nbsp;</p>
<p>Sen de s&ouml;yle m&uuml;crim gibi bekleyen kışa.&nbsp;</p>
<p>Ara sor, d&ouml;n bak ama kapama kapıları,&nbsp;</p>
<p>Aralık' tan karşıla Kışın ilk g&ouml;zağrını...&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&Ccedil;iğdem Karaosmanoğlu Culha</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>VESSELAM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/basliksiz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/basliksiz</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_6198969877c4f.jpg" length="24534" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 11 Nov 2021 10:45:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çiğdem Culha</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;Nicedir yazamıyorum. Yazma isteği gelmediğinden değil, tersine i&ccedil;in i&ccedil;in saatlerce, bıkmak yorulmak bilmeden, gece g&uuml;nd&uuml;z demeden yazmak, yazmak istiyorum. Dağlara, tepelere,y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m yollara, yazmak usanmadan uslanmadan, a&ccedil; susuz sadece yazmak, istiyorum.Zihnim de kabaran bir deniz, tsunami gibi kabarırken, olucaklar, dağılacaklar, kırılacaklar, kaybolacakları, nasıl toparlar nasıl bir hal &ccedil;areye koyarım, işte bundan korkuyorum.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Yazarsam geriye d&ouml;nmemekten, d&ouml;nersem bulamamaktan, bulursam eskisi gibi bakamamaktan korkuyorum. Bir g&uuml;n bir yerde olurda rastlarsam kendime işte o vakit tanıyamamaktan...</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ne zormuş insanın kırıklar i&ccedil;inde, i&ccedil;ine bata bata nefes alışı. Nereye baksam, nereye dokunsam, elimde ve g&ouml;z&uuml;mde kalışı. D&uuml;nyanın i&ccedil;indeki bir zerre iken, kocaman evrene sığamayışı.Sakince, usulca, &ouml;nemseyerek, &ouml;zenilerek, severek, sayarak, bilhassa sarılarak ge&ccedil;ireceğimiz şu kısacık &ouml;mr&uuml;, heba edişler, vefasız ve vicdansız yok edişlere, ne demeli bilmiyorum.,</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Sanırsın yeni d&uuml;zen kurulmuş, d&uuml;nyanında sonu gelmiş... Ailelerin yapısı değiştiği gibi, toplumların da &ccedil;ivisi &ccedil;ıkmış, politikaların politikliği sarmal bir kısırd&ouml;ng&uuml;. Ahlak, kitap k&ouml;şelerinde kalan &ouml;zl&uuml; s&ouml;z. Vefa ise zaten biliyorsunuz sadece semt adı. Nereye gitmeli, nasıl etmeli? Neden sığamıyoruz şu koca d&uuml;nyaya? Kimi refah bir hayat i&ccedil;in g&ouml;&ccedil; eder, kimi ideolojisi i&ccedil;in orman yakar. Kimi kişisel sarsıntılarını, bir g&uuml;nahsıza dayatır. Kimi k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k &ccedil;ocuğun yaşam hakkını almakla kalmaz, bide ona k&ouml;t&uuml; bişi yapmadı diye,&nbsp; ş&uuml;krederiz.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;B&uuml;t&uuml;n bunlardan nasıl kurtulur ve d&uuml;zeltiriz? Acil &ccedil;&ouml;z&uuml;m &uuml;retmemiz gerekiyor. İyi insanlar olarak, etrafına dokunup g&uuml;zelleştirmeyi sevenler olarak acil iyileştirme planı, platformları oluşturmak gerekiyor.Felaket senaryolarına inanıp, &ccedil;oğaltıp, normalleştirmek, yerine, herşeyi iyileştirebileceğimiz bir d&uuml;nya enerjisine ge&ccedil;memiz gerekiyor.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Sadece kadın cinayeti yok. Olgunlaşmamış kişiliklerin, kişisel hırs ve intikamını, g&uuml;nahsızlara bedel &ouml;detenler var. &Uuml;stelik sadece bizim &uuml;lkemizde değil, t&uuml;m d&uuml;nyada.Onlar i&ccedil;in kadın, erkek, hısım, akraba, &ccedil;oluk, &ccedil;ocuk, fakir, zengin, fark etmiyor. Evrimini tamamlayamamış kişiliklerin kurbanları oluyorlar. İnsanlık namına bişey yapamamak, zihnimin i&ccedil;inde beni kemirip acı veriyor.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;&Ccedil;ok ama &ccedil;ok yazmak istiyorum. Derdimi, yerde kış kaygısı ile dolanan, karıncaya dahi anlatmak istiyorum. Ağacın yeşili, toprağın bereketi, az ve &ouml;z&uuml;n ulvi farkındalığını h&uuml;crelerime kadar anlatıp, anlayıp, yazmak ve okunmak istiyorum. Ama en &ccedil;okda anlaşılmak istiyorum.Ne olur artık insan olduğumuzu unutup, bu d&uuml;nyada yaşamak i&ccedil;in, her canlının birbirine muhta&ccedil; olduğunu anlayan, ekolojik sistemin par&ccedil;ası olduğumuzu kavrayan bir varlık olduğumuzu hatırlayalım ve &ouml;yle yaşıyalım. Kendimiz i&ccedil;in değil, birbirimiz i&ccedil;in, b&uuml;t&uuml;n&uuml;n hayrı i&ccedil;in yaşıyalım vesselam.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aidiyet</title>
<link>https://edebiyatblog.com/aidiyet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/aidiyet</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_61553216b49f0.jpg" length="56281" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Sep 2021 06:46:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çiğdem Culha</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Onca yıl y&uuml;z&uuml;ne baktım, bana dair bana ait emareleri yakalarım diye. Yoktum orada biliyorum. Daha ilk tanıştığımızda anlamıştım sende olmayacağımı.Bildiğim i&ccedil;in demiştim " _iki kisilik sevemem" diye. Ancak kendi payıma d&uuml;şeni yapabilirdim, yaptım. Tek kişilik olmaz ilişki dedim, birliktelik paylaştık&ccedil;a &ccedil;oğalır dedim ve gittim. Buna rağmen geldin. Sevdiğini yada sevebileceğini sandın. O kadar emindin ki sevgimden, benim yerimede yaşar ve yaşatır ilişkimizi dedin belkide.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Olmadı dimi. Lastiğin biri hava ka&ccedil;ırıyorsa yarı yolda kalınıyormuş meğer. Anladın dimi taa en başta neden b&ouml;yle dediğimi. Stem etmiyorum sana edememde. Benim kızgınlığım bana. Bile bile ladesti tercihim. Karşı koymadım &ccedil;&uuml;nk&uuml;, &ccedil;&uuml;nk&uuml;lerim vardı benim. Kimsesiz zavallı kalbim ait olmak istiyordu bir yere. Biliyordum ama ge&ccedil; anladım insanın &ouml;nce kendi y&uuml;reğine ait olucağını. Nasıl sitem edebilirim sana. En b&uuml;y&uuml;k haksızlığı ben kendime yapmışken.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Hep sabırla işledim birliktelik motiflerini, ilmek ilmek dokudum s&uuml;sledim halımın hallerini. Senin &uuml;zerindeki yılların yorgunluğunu da y&uuml;klendim sırtıma, hava ka&ccedil;ıran tekerlekle geldik buraya. Nasıl sitem etmeyeyim cancazıma. Onca haksızlıkları yaşamışlığı, onca kırgınlıklarına, kimsesizliğine rağmen nasıl torpil ge&ccedil;ebilirim bana. İn san hi&ccedil; bu kadar eziyet edermi kendine. Mutluluğu mutsuzlukla beslermi hi&ccedil;? Bile bile anlıyormusun? Bile bile....</p>
<p>&nbsp; &nbsp;G&ouml;zlerinin i&ccedil;inde t&uuml;kenmişliğimi yaşarken, şunu diyorum hep kendime. Ni&ccedil;in cesur olup sahip &ccedil;ıkmıyorsun kırık kalbine. Değermiydi onca yıl kendini bu kimsesizliğe mahkum etmek? Başkasına yapamadığın haksızlıkları kendi kendine yaptın.Rahat bırak kendini. Sahiplen, sev, yine yeniden, yeni doğan bir bebek edasıyla.Affet ge&ccedil;mişi, kendini. Şimdi olsa yapmazdın biliyorum. Şimdilerde, ge&ccedil;mişten getirdiklerinde olmasın. Bırak onlar ait oldukları ge&ccedil;mişlerde kalsın. Kendime ait olayım ben, tamda bıraktığın yerden. Yeniden doğ ve b&uuml;y&uuml;. Bu sefer kendi şefkatimle.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&Ccedil;iğdem Culha</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Normalite</title>
<link>https://edebiyatblog.com/benden-iceri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/benden-iceri</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_613f3651d3e82.jpg" length="77169" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 12:13:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çiğdem Culha</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir ben var ben den i&ccedil;eri. Kimi vakit i&ccedil;eri, kimi vakit dışarı. Normal mi bu gidiş gelişler?Yoksa anormalmi? Normallik ne peki kime g&ouml;re neye g&ouml;re? D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n bi karşınıza gelmiş biri size :-Normalmisiniz? diye soruyor. Cevabınız: - Evet ben &ccedil;ok normalim. Yoksa: - Arada sırada anormalliklerim vardır benim.Yada:Ben anormalim yaa!. . Mi dersiniz? Enteresan bir durum varki, ben daha: "-Normal bir insanmısınız?" sorusuna, "- Hayır "cevabı verecek bir insan olabileceğini sanmıyorum. Hatta bu bir, zırdeli olsa bile.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Başkalarının b&uuml;t&uuml;n kusurlarını apa&ccedil;ık g&ouml;ren g&ouml;zlerimiz, kendi kusurlarımızı g&ouml;rmekten aciz ise eğer, nasıl oluyorda başkalarına bakarak normal insan vasıflarını belirleyebiliyoruz? Herkezi kendi doğasında ,kendi şartlarında, kendi benliğiyle, var olabilme g&uuml;d&uuml;s&uuml;ne g&ouml;re değerlendirmek gerekmez mi? Nihayetinde normal insan olma hususunda ne kadar &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;, iyi niyetli, azimli olmaya &ccedil;alışsakda nihayetinde hepimizde az &ccedil;ok anormallikler olucaktır. Bizide biz yapan bu az &ccedil;oklar işte. Yani anormalliklerimiz belkide.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Şimdilerde bir furyadır gidiyor pozivitizm, Kuantum vs. Bir yerden sonra sorgulamadan edemiyorum doğrusu. Hepimiz farklı d&uuml;ş&uuml;ncelerin i&ccedil;inde, farklı d&uuml;şlerle, umutlarla var isek ve yaşamımızı buna g&ouml;re şekillendiriyorsak, hep ama hep iyisini var etmek, nasıl m&uuml;mk&uuml;n olabilir?Her şeyi m&uuml;kemmel yapabilmek m&uuml;mk&uuml;nse eğer, aslında bu m&uuml;kemmelliğin ta kendisi "sorun" teşkil etmiyor mu? D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.. B&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya aynı şekilde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor, aynı s&ouml;zleri s&ouml;yl&uuml;yor, aynı renkte giyiniyor, aynı rit&uuml;elleri yapıyor... Peki ya kendine &ouml;zg&uuml; yazıları olan yazarlar, şairler, y&ouml;netmenler, ressamlar,modacılar vs, nasıl var olabilecekler ve nasıl o eşsiz eserleri d&uuml;nyamıza katabilecekler.Bir Bethoven, Dostoyevski, Leonardo de Vinci ve dahası, dehası.Kusursuz oldukları i&ccedil;inmi dev isim oldular. Yoksa kusurları ile mi?</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Demem o ki aslında normal olan tek şey anormallikleri ile mevcut. O halde her şey bir denge &uuml;zerinde. İyisi k&ouml;t&uuml;s&uuml;, d&uuml;z&uuml; eğrisi, doğrusu yanlışı, acısı tatlısı, merhametlisi zalimi, yeteri yetmezi ile hepsi bir b&uuml;t&uuml;n, denge ve normalite. &Ouml;yleyse tercihlerimizi yaşarken bir başkasına fatura &ouml;detmeyelim. Anlaşılmak yolu anlamaktan ge&ccedil;er diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Patikalarda zaman kaybedip asıl olanı unutmayalım yeter.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Abıhayat</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ab%C4%B1hayat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ab%C4%B1hayat</guid>
<description><![CDATA[ İnsanoğlu var olduğu günden bu yana yaşamı anlamlandırmaya çalımış hep. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611e6505ab8a8.jpg" length="22495" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Aug 2021 17:05:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çiğdem Culha</dc:creator>
<media:keywords>hayat, anlam, son, hayatın anlamı, akışına bırakmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; İnsanoğlu var olduğu g&uuml;nden bu yana yaşamı anlamlandırmaya &ccedil;alışmış hep. Oysa hayat bu kadar kısayken dakikalar sonrasına planlamış olacaklar. G&ouml;z kapaklarının ardına saklanan hayalleri birken bin olmuş sis perdelerini aralayan umutlarıyla. Kendi i&ccedil;inde &ccedil;elişmiş bakmak ve g&ouml;rmek, hissetmek ve dokunmak, dinlemek ve duymak. Elbette herkes fikir sahibi, kendince emin adımlarla ilerler hikayesinde. Hatta derler ki; akılları &ccedil;ıkarıp pazara koymuşlar, herkes gidip kendi aklını satın almış.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İşte b&ouml;yle t&uuml;kenip giderken hayat suyu, anlam verme arasında gelip giderken yaşam, kendini derin kuyularda hisseden de, bulutlar &uuml;zerinde u&ccedil;an da, r&uuml;zgarda savrulan da vardır f&uuml;tursuz. Yaşama anlam y&uuml;klerken o akıp gider kendi doğasında, olması gerektiği gibi. &Ouml;yleyse ne duruyorsun? Titre, hopla, zıpla, bir şeyler yap dağılmadan. B&uuml;t&uuml;n parlak ışıklar değil midir karanlığı i&ccedil;inde saklayan? Hatta karanlığın ta kendisi i&ccedil;indir ışıklar.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Yukarı aşağı, sağa sola, &ouml;ne arkaya d&ouml;n bir bak, neler oluyor? G&ouml;rm&uuml;yor musun? Yaşam bizim &ccedil;emberimizde d&ouml;nd&uuml;rm&uuml;yor d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml;. Biz yaşamın i&ccedil;inde k&uuml;&ccedil;&uuml;k d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mleriz sadece. Yukarıda kuşlar cıvıl cıvıl &ouml;t&uuml;ş&uuml;p u&ccedil;arken yerdeki karınca kışın kaygısına. Sağdaki teyze bastonuyla g&uuml;&ccedil;l&uuml;kle y&uuml;r&uuml;meye &ccedil;alışırken soldaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk koşmaktan. &Ouml;n&uuml;nde duran simitci simitleri satma telaşı i&ccedil;indeyken, arkanda insan seli bir yerlere yetişmek i&ccedil;in acele etmekte. İşte sen, seni bu koşturmacanın i&ccedil;inde bulmaya &ccedil;alışır,&nbsp; bir de anlam y&uuml;klemek istersin kendince hayat suyuna.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bırakmalı bu doğal akışı. Bazen sakince seyretmeli olan biteni oturup bir kenardan. Anlam y&uuml;klemeye &ccedil;alışırken akışa, bir kitap bir de &ccedil;ay almalı yanına. R&uuml;zgar da ilişivermeli yanına bir nefes gibi. &Ccedil;ayının mis kokusunu koklayıp i&ccedil;erken yeni duygulara, yeni hayatlara yelken a&ccedil; kitabına. Derinden bir nefesle doya doya &ccedil;ek ciğerlerine oksijeni. Bakarsın yarın bunu da yapamazsın kim bilir? Şimdi kapa g&ouml;zlerini, sınırsız, u&ccedil;suz bucaksız yerlere u&ccedil;ur ruhunu cennetten diyarlara.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &Ccedil;iğdem Karaosmanoğlu Culha</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>insan</title>
<link>https://edebiyatblog.com/insan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/insan</guid>
<description><![CDATA[ Canlar çığlık çığlığa yanarken &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_610d79b9113a4.jpg" length="67013" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 21:32:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çiğdem Culha</dc:creator>
<media:keywords>Çığlık, insan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;"İnsan insan derler ıdı</p>
<p>&nbsp; İnsan nedir imdi bildim.</p>
<p>&nbsp; Can can deyu s&ouml;ylerlerdi</p>
<p>&nbsp; Ben can nedir şimdi bildim."</p>
<p>Der, Muhyiddin Abdal.Canlar &ccedil;ığlık &ccedil;ığlığa yanarken.Bu s&ouml;zler &ccedil;ınladı kulaklarımda.İ&ccedil;imiz yandı şu son 1 haftadır.Ormanlarımızın hazin durumunu seyrederken, g&ouml;zyaşlarımdaki &ccedil;ığlıklar birbirine karıştı.B&uuml;y&uuml;k bir savaş verdi insanoğlu,g&ouml;rmediği bilmediği d&uuml;şmanla.G&ouml;r&uuml;nen sureti cayır cayır yakıcı ateş oldu.</p>
<p>&nbsp; İnsan &ccedil;ıkan yangınla m&uuml;cadelesinde yorulmadı.Yorulmadı da şu vicdanını sorgulamadan davranan insancıklardan yoruldu.Sırf sosyal medyada boy g&ouml;sterme uğruna terlik, t-ş&ouml;rt,selfi &ccedil;ekmeye gelenler,yediğini, i&ccedil;tiğini,eğlendiğini g&ouml;sterenler,satış kaygısı ile şu can pazarının tam da ortasında ki fırsat&ccedil;ılar, yordu.Y&uuml;reğimizi ezdi, insanlığımızı sorgulattı.Tamda daha fazlası olamaz derken kendi kendine cephe,kitle oluşturmaya &ccedil;alışan, insancık seli başladı bu sefer.Y&uuml;reğimizin yangını s&ouml;nmemişken, i&ccedil;imiz cayır cayır yanıyorken,tek derdimiz ne kadar can kurtarırız olmalıyken.</p>
<p>&nbsp; Aynı toprakta yetişip b&uuml;y&uuml;memiş gibi, aynı g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; solumuyormuş gibi,aynı acıyı aynı dili konuşmuyormuş gibi yangınımızın k&ouml;zleri k&uuml;le d&ouml;nmeden nefret tohumlarını serptiler ateşli toprağımıza.Bu psikolojiyi tavan yapıp psikolojisi bozulan halkımın, insanımın durumunu daha g&uuml;&ccedil; hale d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren insancık topluluğu &ccedil;oğalıverdi aniden.</p>
<p>&nbsp; Hepimiz biriz.Aileyiz,&Uuml;lkeyiz.Birbirimizin yaralarını saracakken,birbirimize tamda şimdi sarılıp yanındayım diyecekken yakışmadı hamurumuza bu insancıklar.Kurtuluş savaşımız uzak değil yakın tarihmiz.Daha unutmadık oradan aldığımız yaraları.Birbirimize d&uuml;şmekle, insanı insana d&uuml;şman etmekle yordunuz.</p>
<p>&nbsp; Biz ne zaman bu hale geldik?.Oysa hi&ccedil; tanımadığımız mezarlıklara dua okur g&uuml;nahlarının affını isterdik.Kapımıza geleni boş &ccedil;evirmezdik.Selamsız kelamsız hi&ccedil; değildik.&Ccedil;ocukken arkadaşımız yaralansa, bizde bir yerimizi kanatıp, kanayan yerlerimizi birleştirip kan kardeşi olurduk.Kimler ne zaman ve neden yaptı bize bunları?</p>
<p>&nbsp; Oysa acımızda aynı,feryadımızda.Elele tutuşmaktan başka &ccedil;aremiz yok.Ben senin yaralarını sararken,bende senin omzunda ağlayabilmeliyim.Birbirimizi sevmek hamurumuzda mayamızda var.Nefret edip ayrışma, kopuşma g&uuml;n&uuml; değil, birbirimize sımsıkı sarılıp bir olma g&uuml;n&uuml;.Hesap sorup ,tansiyonları &ccedil;ıkarma zamanı hi&ccedil; değil.Vatanımız i&ccedil;in sımsıkı sarılıp sarmalama zamanı.Kaybettiklerimizi, sevgimizle birliğimizle sulayıp,yeşertip,yeniden orman olacağımız g&uuml;n.Bir ağa&ccedil; kadar tek ve h&uuml;r bir orman gibi kardeş&ccedil;esine...</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &Ccedil;iğdem Karaosmanoğlu Culha</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>