<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Cihan Erdem</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/cihan-erdem</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Cihan Erdem</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Neden huzurumuz yok? Yoksa, yetinmeyi mi bilmiyoruz?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/neden-huzurumuz-yokyoksa-yetinmeyi-mi-bilmiyoruz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/neden-huzurumuz-yokyoksa-yetinmeyi-mi-bilmiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Sadece yetinemiyoruz elimizdekilerle. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_612a389def6c6.jpg" length="24769" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Aug 2021 16:34:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Cihan Erdem</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, doğa, evren, umut, huzur, istek, amaç, kainat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Neden huzurumuz yok? Yoksa, yetinmeyi mi bilmiyoruz?</p>
<p>Hayat zannetmekdir. Hepimizin zannettikleri haddinden fazladır. Bir&ccedil;ok defa doğru bildiklerimizin yanlış, yanlış diye bildiklerimizin doğru &ccedil;ıktığı olmuştur. Bu, gayet olağan ve normal bir yaşam d&ouml;ng&uuml;s&uuml;d&uuml;r. Yaşadığımız bu his kainatın sisteminin bir par&ccedil;asıdır. Mesela, su i&ccedil;memizi ve yediğimiz yemekleri yutmamızı sağlayan, kusursuz bir d&ouml;ng&uuml; vardır. Yiyip i&ccedil;memizi sağlayan bir kapakcık vardır boğazımızda, buna yutak denir. Bu yutak, biz su i&ccedil;ip yemek yerken soluk borusunu kapatır su ve yediklerimizle boğulmamamız i&ccedil;in. Ayrıca buradaki kusursuzluk şu ki, yemek ve soluk borumuz yanyanadır. Arasında birka&ccedil; santimlik mesafe vardır. Bu mesafe bir deri perdeden ibaretdir. İşte bizler bazen b&ouml;yle mucizevi, kusursuzluklarımızı unutup kendimizi değersiz, &ouml;nemsiz zannederiz. Oysa, şu sonsuz, ucsuz bucaksız koskoca evrenin yaratılma sebeplerinden en &ouml;nemlisi insandır. G&ouml;ky&uuml;z&uuml; senin i&ccedil;in yağmur yağdırıp sana binlerce, hatta sayısızca sebzeler, meyveler &uuml;retmiyor mu? Kış senin i&ccedil;in değil mi? G&uuml;neş senin i&ccedil;in doğup batmıyor mu? Evet. Ansiklopediler yetmez anlatmaya. Aslında huzursuz değiliz. Sadece zannediyoruz. Sadece yetinemiyoruz elimizdekilerle. Her şeye rağmen, herkese rağmen; k&ouml;t&uuml;lere, k&ouml;t&uuml;l&uuml;klere rağmen huzurla yaşayabiliriz. Ş&uuml;kretmeyi, elimizdekilerin, sevdiklerimizin kıymetini bilirsek; okumayı, sorgulamayı, araştırmayı, &ouml;ğrenmeyi seversek; kibirden ka&ccedil;arsak. Yanlışları var hepimizin. Bilirsek. Saldırmak, eleştirmek yerine kırmadan, yıkmadan, d&ouml;kmeden kazanmayı se&ccedil;ersek; bağlanmak değil, sevmek olursa tek amacımız; menfaatsizce yaparsak iyilikleri; hayat savaşımızı &ouml;fke ile ezip ge&ccedil;erek değil, merhamet, anlayış, sevgi ile verirsek huzurla yaşayabiliriz. Son olarak bu konuda s&ouml;ylenmesi gereken şey, elbette dertlerimiz olacak. Sorunlarımız, problemlerimiz olacak hep. Malum, yaşam d&ouml;ng&uuml;s&uuml; b&ouml;yle. Bir keder, bir neşe; on keder, bir neşe; bir keder on neşe... Hayat b&ouml;yle s&uuml;r&uuml;p gider. Unutmamak gereken nokta şu: Sır, her karanlığın sonu nasıl ki aydınlıksa, her kederin sonu da huzur. Tek yapmamız gereken sabretmek. Sabır, t&uuml;m servetlerin anahtarıdır. Tabi ki hemen ger&ccedil;ekleşemez isteklerimiz. Her şeyin bir vakti, bir saati var. O vakit dolmadan, t&uuml;m &ccedil;abalar boşa. Gece bile g&uuml;nd&uuml;ze d&ouml;nmez, vakti gelmeden.</p>
<p>Cihan Erdem&nbsp; .</p>
<p>Fotoğraf: K&uuml;bra N. K.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Na/ra 83</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nara-83</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nara-83</guid>
<description><![CDATA[ Güzel, huzurlu günler göreceğiz. /Yeter ki çabala, sev, ve İnan. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6120427395ae9.jpg" length="50440" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Aug 2021 16:54:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Cihan Erdem</dc:creator>
<media:keywords>güzel günler, sevmek, inanmak, umut, hayat, çocuk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Na/ra 83</p>
<p>Bazen bilmiyorum mavi miyim, yeşil mi?</p>
<p>Ayırt edemiyorum karayı aktan.</p>
<p>Bilemiyorum ne haldeyim.</p>
<p>Keşkeler &ccedil;ok, hayaller dibinde bir u&ccedil;urumun.</p>
<p>Mutsuz b&uuml;y&uuml;yor &ccedil;ocuklar bu şehirde.</p>
<p>Beşikler kanlı, g&ouml;zler yaşlı.</p>
<p>Ne yana d&ouml;nsen keder; umut kelep&ccedil;eli.</p>
<p>Bize... Bize yeni g&uuml;zel manzaralar gerek.</p>
<p>G&uuml;zel, huzurlu g&uuml;nler g&ouml;receğiz.</p>
<p>Yeter ki &ccedil;abala, sev, ve İnan.</p>
<p>Ge&ccedil; kalmak.</p>
<p>Bu, koskoca bir yalan.</p>
<p>İnanma sakın.</p>
<p>Cihan Erdem</p>
<p>NOT: Fotoğraf K&uuml;bra N. K.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>