<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Duyguknoglu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/duyguknoglu</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Duyguknoglu</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Yağmura ihanet.</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yagmura-ihanet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yagmura-ihanet</guid>
<description><![CDATA[ Yağmura açılan her şemsiye gökyüzüne sıkılan bir mermidir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626014d1508c7.jpg" length="61598" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 20 Apr 2022 17:13:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Duyguknoglu</dc:creator>
<media:keywords>Yağmur, Bereket, İhanet, Mermi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Seni bulmaya &ccedil;alışırken kendimi &ouml;yle &ccedil;ok kaybetmişim ki.</p>
<p><br />D&uuml;nya bir par&ccedil;a almış sanki senden. Ya altın sarısı sa&ccedil;larından ya da deniz mavisi g&ouml;zlerinden. Yağmurlar yağdırmış sonra sana olan &ouml;zleminden, bazı insanlar bereket sanmış, bazıları felaket.<br />Ve ben her g&uuml;n o berekete avu&ccedil; a&ccedil;tım. Her damlasına muhta&ccedil; olduğum yağmura insanlar şemsiye a&ccedil;tı.</p>
<p>A&ccedil;ılan her şemsiye g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evrilmiş bir namlu değil mi?&nbsp;</p>
<p>Bu yağmura ihanet değil mi?&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kabuk bağlamış yaralar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kabuk-baglamis-yaralar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kabuk-baglamis-yaralar</guid>
<description><![CDATA[ Kalbimde kabuk bağlamış yaraların açıldığını hissettim. Sızısı bedenime değil ruhuma dişlerini geçirdi, ruhumu kanattı. Karşımda duran adamın eseriydi o yaralar.  ]]></description>
<enclosure url="" length="61598" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 20:59:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Duyguknoglu</dc:creator>
<media:keywords>Yara, acı, aşk, geçmiş</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>17 YAŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/17-yas</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/17-yas</guid>
<description><![CDATA[ Kendi ruhumun ayaklanıp benden çıktığı zamanı hatırlıyorum. 17 yaşındaydım. Eşini bulduğunu sanıp koşa koşa gitmişti benden. Şikâyetçi değildim, mutluydum. Ama şimdi o ruhum paramparça, yara bere içinde.

Zorla kazındı her santimine acı. Tecavüz edildi benim ruhuma, acılara gebe bırakıldı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6219149113b17.jpg" length="57273" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 13:12:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Duyguknoglu</dc:creator>
<media:keywords>17 yaş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_621914913bd03.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cesaret.</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cesaret-1813</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cesaret-1813</guid>
<description><![CDATA[ Nietzsche tüm insanlığa şu öğüdü bıraktı:

&#039;&#039;En derin yaralarla başlar, en derin gülücükler. En yüksek uçurumlardan düşerken öğrenirsin uçmayı. En derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir seferde yaşamayı.&#039;&#039;

Cesaret her zaman yanı başımızda duran bir güneş gibidir. Ona ulaşamayız ama onun sıcaklığını kaburgalarımızın içinde, iliklerimizde hatta damarlarımızdan akan kanımızda bile hissederiz. Işığını kesmeye çalışan bulutlara inat, sıcaklığını ellerinden alan yağmura inat göz kamaştırıcı güzelliği ile sarıp sarmalar seni. Ne zaman ona muhtaç olsak başımızı gökyüzüne çevirmemiz yeterli olur. Bulutların ardından gülümseyerek bakar, &#039;hadi&#039; der &#039;yapabilirsin.&#039; Seni yakmasına, kavurmasına aldırış etmeden sırtına cesareti alır, yola devam edersin. Her tökezlemende seni o ayağa kaldırır, kulağına yapacağını fısıldar. O inanca tutunup adım atarsın. Hayata karşı ilk başkaldırın böyle başlar. Cesaretine sığınarak.

Yara alacağını bile bile savaşmaktır belki de hayat. Savaşın sonunda alacağın galibiyet değildir senin ödülün, savaşırken ruhuna açılan yaralardır. Ne kadar canının yandığı, ne denli büyük yaralara gebe kaldığının, savaş meydanına ne kadar kanının aktığı önemli değildir kimse için. Önemli olan o savaştan neler kazanıp başın dik ayrıldığındır. Sana ne kattığıdır. Ve insanlar buna tecrübe der. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6219133389ee1.jpg" length="62299" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 20:37:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Duyguknoglu</dc:creator>
<media:keywords>cesaret, hayat, tecrübe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_62191333ad953.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>