<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Elifqunduz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/elifqunduz</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Elifqunduz</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Büyüyenler ve büyümek zorunda kalanlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/buyuyenler-ve-buyumek-zorunda-kalanlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/buyuyenler-ve-buyumek-zorunda-kalanlar</guid>
<description><![CDATA[  Özel hayatımda gülen yüzümün ardında saklanan, sürekli ağlayan kız çocuğuna armağan olsun bu. Ama en çok size, dostlarım. Hep size.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b5c02884c70.jpg" length="53241" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Dec 2021 14:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Acı, dost, çocuk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Şey diyordu, "B&uuml;y&uuml;yen &ccedil;ocuklar ve b&uuml;y&uuml;mek zorunda kalan &ccedil;ocuklar."&nbsp;</p>
<p>&nbsp;İlk duyduğumda k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;m, &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k. Anlamamıştım tabii, ikisi de b&uuml;y&uuml;yor sonu&ccedil;ta diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Şimdi her g&uuml;n binlerce kez ge&ccedil;iyor aklımdan bu s&ouml;z. Yaşımı s&ouml;yleyeyim mi, &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;m yine.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;B&uuml;y&uuml;mek zorunda kalan binlerce &ccedil;ocuktan biriydim belki de. H&acirc;l&acirc; &ouml;yleyim, &ccedil;&uuml;nk&uuml; h&acirc;l&acirc; &ccedil;ocuk olduğuma inanıyorum. İnanmak istemezdim. B&uuml;y&uuml;mek ve omzumdaki y&uuml;kleri taşıyabilecek kadar g&uuml;&ccedil;lenmek isterdim. Ama b&uuml;y&uuml;mek de istemezdim, k&uuml;&ccedil;&uuml;k kalmak ve daha fazlasını yaşamamak. B&uuml;y&uuml;y&uuml;nce daha &ccedil;ok acı &ccedil;ekeceğime inanırdım, doğruymuş.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Evet, &ccedil;ocuktum ama olmadı işte, bir &ccedil;ocuk gibi mutlu olamadım. Kimi aşağılardı, kimi acır. Hayır, acımalarını istemezdim. Aşağılanmak, k&uuml;&ccedil;&uuml;k d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmek de istemezdim. Ama aşağılanmak daha kolay gelirdi bana. Acıyan insanların bakışlarından nefret ederdim. Beni ezmeye &ccedil;alışan ve başarılı da olan &ccedil;ocukluk arkadaşlarımın adını unuttum &ccedil;oktan, birka&ccedil; yıl sonra y&uuml;z&uuml;n&uuml; de unuturum. Ama bana acıyıp yardım etmeye &ccedil;alışan insanları asla unutmam.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;En basitinden, okulda d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;mde ve dizim kanadığında yanıma gelip dizime bakan &ouml;ğretmenlerden bile nefret ederdim.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&Ouml;yleydi işte, iyi olmamı isteyenlerden de nefret ederdim. Nefret ederek b&uuml;y&uuml;d&uuml;m.</p>
<p>&nbsp;&Ccedil;ok iyi bir hayatım olmadı, kendimi de hayatımı da hi&ccedil; sevmedim. Yaşamı sevmedim ama hi&ccedil; intiharı d&uuml;ş&uuml;nmedim. Kendimi sevmedim ama arkadaşlarım oldu. Onların beni sevdiğini zannederdim, yanılmışım.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Acı ise acı, dostlarım. Fazla k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;m ve h&acirc;l&acirc; &ouml;yleyim.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&Ouml;zel hayatımda nasılsam sanalda tam tersi olmak istedim. G&uuml;&ccedil;l&uuml; olan bir kız, insanlara kendilerini sevmelerini &ouml;ğ&uuml;tleyen. B&ouml;yle başlamadı mı hikayemiz? Kendinizi sevin diyerek &ccedil;ıkmadım mı bu yola?</p>
<p>&nbsp;Seviyor musunuz? Sevin, dostlarım. Benim i&ccedil;in sevin, ama en &ccedil;ok kendiniz i&ccedil;in.</p>
<p>&nbsp;Bir g&uuml;n &ccedil;ok &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;mde gelip Yalnızlık adında bloğumu yazmıştım. &Ccedil;ok kırılmıştım, birinin beni toparlamasını istemiştim. Ve size şunu s&ouml;yledim, "&Ouml;nce kendinizi sevin, sonra yalnız olan birinin dostu olun." &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bazen &ouml;yle g&uuml;nler gelir ki, ağlayacak bir omuz ararsınız. O g&uuml;n aramıştım ve bunu yazmıştım. Omzunda ağlayacağım biri olmadı ama o g&uuml;n birileri bana dertlerini anlattı. Tamam, dedim. Bunun i&ccedil;in varsın, artık onlar i&ccedil;in mutlu olmalısın.</p>
<p>&nbsp;Ve o g&uuml;n başladı size olan bu &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k ilgim. İlk defa acılarınızı g&ouml;rd&uuml;m, ve g&uuml;l&uuml;mseyin diye yaşamaya başladım.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Kendimi değersiz ve yetersiz g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m ilk g&uuml;nd&uuml;. Yazdıklarımı okuyan birileri, bir yerlerde mutsuzdu h&acirc;l&acirc;. Ve ben nefes alıyordum, aldığım nefesten nefret ettim.</p>
<p>&nbsp;Kırılmak adında bir yazım var. Bardağın hem dolu y&uuml;z&uuml;ne hem de dolu olmayan y&uuml;z&uuml;ne dikkat eden insanlar kırılmış olanlardır dedim. Ben &ouml;yle miydim peki? Bilmem.</p>
<p>&nbsp;Kırılan insanlara adadım her şeyimi. Kırılan &ccedil;ocukluğuma adadım. İyi olun, dedim. G&uuml;l&uuml;mseyin, tebess&uuml;mleriniz size armağan olsun.</p>
<p>&nbsp;Yazdığım her blog, kendimeydi. Ben, bana ders olsun diye yazıyordum. Bir s&uuml;re sonra size dost oldular işte. Her şey &ouml;nce banaydı ama işe yaramadı, olsun. Sizin bir g&uuml;l&uuml;mseyişiniz i&ccedil;in yaşarım ben, &ouml;lmem.</p>
<p>&nbsp;Hep g&uuml;l&uuml;n, dostlarım. Ama ağlamasını da bilin.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&Ouml;zel hayatımda g&uuml;len y&uuml;z&uuml;m&uuml;n ardında saklanan, s&uuml;rekli ağlayan kız &ccedil;ocuğuna armağan olsun bu. Ama en &ccedil;ok size, dostlarım. Hep size.</p>
<p>&nbsp;&Ccedil;ok konuştum, bu da benim g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;m oldu.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Kırılmış her bir yaşınıza, yaşımıza armağan olsun bu. En &ccedil;ok onlara, en &ccedil;ok kırılanlara&hellip;</p>
<p>&nbsp;Hadi, aynanın karşısına ge&ccedil;ip g&uuml;l&uuml;mseyin. G&uuml;l&uuml;msemek bizim gizli ilacımız, unutmayın. Ben şimdi sizler i&ccedil;in g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorum. &Ccedil;ok ağladım ya, orası ayrı.</p>
<p>&nbsp;Her bir ağlayışımız i&ccedil;in olsun bu yazı.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ve her bir kırılan par&ccedil;amız i&ccedil;in,</p>
<p>&nbsp;Bizim i&ccedil;in...</p>
<p>~Sizi sandığınızdan &ccedil;ok seviyorum. &Ouml;zg&uuml;r kalın, saygıyla nefes alın. Kendinize iyi bakın, dostlarım...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küçük kız çocuğu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kucuk-kiz-cocugu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kucuk-kiz-cocugu</guid>
<description><![CDATA[ Kız yeşermiş, atlatmış. Ve binlercesi... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61ad92df57942.jpg" length="36176" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 06 Dec 2021 09:30:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, yaşam, kız çocuğu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&Ouml;l&uuml;m ile yaşam arasındaki incecik &ccedil;izgide; &ouml;l&uuml;m&uuml; d&uuml;şleyen ama yaşamaya zorlanan bir kız &ccedil;ocuğu, 5 yaşında.</p>
<p>&nbsp;Adı yok, anne-babası yok. Onu koruyan bir abisi, ağlayınca g&ouml;zyaşlarını silen bir ablası yok. Kimsesiz, tek başına. Bir "sadece"den ibaret.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Belki de &ccedil;oktan &ouml;lm&uuml;ş. &Ouml;lmeden &ouml;nce; g&ouml;rebileceği en b&uuml;y&uuml;k felaketleri g&ouml;rm&uuml;ş, yaşayabileceği en b&uuml;y&uuml;k acıları yaşamış, o 5 yaşında bir kız &ccedil;ocuğu.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Sonra b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş. Ağlamış, yaşadıklarına ve yaşayacaklarına.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Belki sevmiş, sevilmek istemiş. Belki korkmuş, korkusunu gizlemiş. Kim bilir? Belki en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanını, ge&ccedil;mişindeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız &ccedil;ocuğu olarak g&ouml;rm&uuml;ş.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ama savaşmış. &Ouml;l&uuml;m&uuml;ne savaşmış. Ve yaşamına savaşmış.</p>
<p>&nbsp;Kimsesizliğiyle en yakın dost olmuş. En &ccedil;ok bu sıfatını sevmiş, "kimsesiz" . Ve en &ccedil;ok bu sıfatından nefret etmiş, "kimsesiz".&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&Ouml;ğrenmiş. Susmayı &ouml;ğrenmiş, konuşmayı da. G&uuml;lmeyi &ouml;ğrenmiş, ağlamayı da. Rol yapmayı &ouml;ğrenmiş, kendisi gibi davranmayı da. B&uuml;y&uuml;meyi &ouml;ğretmişler, acıları &ouml;ğretmişler, yalnızlığı &ouml;ğretmişler. Zamanla t&uuml;m acı veren duyguları &ouml;ğrenmiş. Ama zorla, zorla &ouml;ğretmişler.</p>
<p>&nbsp;G&uuml;lmek istemiş, ağlamasını istemişler. G&ouml;rmek istemiş, k&ouml;r olmasını istemişler. Yaşamak istemiş, &ouml;lmesini istemişler. İstediği her şeyi engellemek istemişler.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Dayak yemiş, belki de her gece. Bir hayvan gibi eğitilmiş. Sayısız kez &ouml;lm&uuml;ş, &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş. Ama b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş.</p>
<p>&nbsp;Her duyguyu hissetmiş; &ouml;l&uuml;m&uuml;, yaşamı, sevgiyi, nefreti, şefkati, acımasızlığı, merhameti, kırılganlığı&hellip;</p>
<p>&nbsp;Her g&uuml;n bir başkası olmuş. Bir g&uuml;n kendini yaşlı bir kadın olarak g&ouml;rm&uuml;ş, yorgunluğundan. Bir g&uuml;n 5 yaşındaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız &ccedil;ocuğu olarak g&ouml;rm&uuml;ş, &ouml;zleminden. Bir g&uuml;n ayakta duramayan, g&uuml;&ccedil;s&uuml;z ve yaşlı bir kadın olmuş. Bir g&uuml;n tek bir oyuncak i&ccedil;in ağlayan temiz ve saf kız &ccedil;ocuğu.</p>
<p>&nbsp;Saflığını almışlar, kirlenmiş. Ağlayışlarını almışlar, g&ouml;zyaşları i&ccedil;ine akmış. Hı&ccedil;kırıklarını almışlar, sesini kesmişler. Konuşmak istemiş, susturmuşlar.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Bir g&uuml;n ger&ccedil;ekten b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş. T&uuml;m kirliliğiyle, t&uuml;m g&ouml;zyaşlarıyla ve t&uuml;m &ccedil;ığlıklarıyla bir savaş başlatmış. Bu savaş; &ccedil;ocukluğunu alanların, sesini alanların, tebess&uuml;mlerini alanların yıkımı olmuş.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ve b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş, "umut" olmuş. Ve yaşamış, "hayat"ın kendisi olmuş.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ve ağlamış doyasıya. Ve g&uuml;lm&uuml;ş, g&uuml;lmek en &ccedil;ok ona yakışmış.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ve savaşmış, &ouml;l&uuml;m&uuml;ne. Ve kimsesiz olmayı &ccedil;ok sevmiş. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kimsesizliği ona galibiyeti getirmiş. Ama en &ccedil;ok kimsesiz olmaktan nefret etmiş, &ccedil;ocukluğunu aldığı i&ccedil;in.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Yıkım, k&ouml;t&uuml;lerin yıkımı olmuş. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız &ccedil;ocuğu b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş, ve binlercesi.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ve b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklara, kendileri olmalarını &ouml;ğ&uuml;tlemiş. Umutları olmuş, hayatları olmuş.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Kız, yeşermiş, atlatmış. Ve binlercesi...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tebessümler, gözyaşları ve yabancılar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tebessumler-gozyaslari-ve-yabancilar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tebessumler-gozyaslari-ve-yabancilar</guid>
<description><![CDATA[ Gözlerimizden akan her damlanın, insanlara güç verdiğinin; her tebessümün ise onları susturduğunun farkına varmak gerekiyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61a367d8721a8.jpg" length="34160" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 29 Nov 2021 10:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Elalem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Yabancılar&hellip; Belki de ger&ccedil;ekten bir hi&ccedil;ten ibaret olan insanlar&hellip;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Toplumumuzda en &ccedil;ok duyulan ve s&ouml;ylenen s&ouml;zlerden birini belirtmek istiyorum; "Elalem ne der?" Bunu s&ouml;yleyen insanlara ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum;</p>
<p>&nbsp;Ne dedikleri kimin umrunda? Aslında kendi cevabınızı kendiniz veriyorsunuz, "elalem" diyorsunuz. Onlar yabancı, ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerse d&uuml;ş&uuml;ns&uuml;nler. &Ouml;nemli olan, bizim i&ccedil;imizden ge&ccedil;enleri bilen kişilerin ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;"Bacaklarını a&ccedil;amazsın, elalem ne der?", "Başını &ouml;rt, elalem ne der?", "&Ccedil;ok konuşma, elalem ne der?", "B&uuml;y&uuml;klere karışma, elalem ne der?", "Makyaj yapma, elalem ne der?", "Yanında erkekle dolaşma, elalem ne der?"...</p>
<p>&nbsp;Kalkıp "Bana ne elalemden?" demek gerekiyor aslında. Dostlarım, insanların ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri &ouml;nemsiz. Şimdi kesin "Gel bunu b&uuml;y&uuml;klere anlat!" diyorsunuz, biliyorum. Biraz dişimizi sıkmak gerek, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir s&uuml;re sonra ger&ccedil;ekten "birey" olacağız.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Belki de b&ouml;yle gerici d&uuml;ş&uuml;nen insanları karşımıza alıp konuşmak gerekiyordur. Belki de onlara "elalem" kelimesinin ger&ccedil;ek anlamını anlatmak gerekiyordur. Aslında biri bizim i&ccedil;in bir şey s&ouml;ylediğinde, bunun kafaya takılmaması gerektiğini fark etmelerini sağlamak gerekiyordur. Bizim kafaya takmadığımızı ve onların da bizim yerimize sorun etmemeleri gerektiğini; &ccedil;&uuml;nk&uuml;bizim, yaşımız ka&ccedil; olursa olsun bir "birey" olduğumuzu belirtmek gerekiyordur.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ama her şeyden &ouml;nce, yaş fark etmez, herkesin kendi başına karar alması gereken durumlar olduğunu a&ccedil;ıklamak gerekiyordur. Yanlış bir yola girdiğimizde uyarmanın ve doğrusunu anlatmanın başka bir şey; karar vermemizi engelleyip, bizim yerimize karar almanın ise bambaşka bir şey olduğunu g&ouml;stermek gerekiyordur. Gerici olan insanlara ger&ccedil;ekleri anlatmak gerekiyordur.</p>
<p>&nbsp;Ve kimseyi umursamadan, gizli tutarak bile olsa, istediğimiz yoldan ilerlemek gerekiyordur.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ve g&uuml;l&uuml;msemek gerekiyordur, insanları tebess&uuml;mlerimizle yenmek gerekiyordur.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;zlerimizden akan her damlanın, insanlara g&uuml;&ccedil; verdiğinin; her tebess&uuml;m&uuml;n ise onları susturduğunun farkına varmak gerekiyordur.</p>
<p>&nbsp;&Ouml;zg&uuml;r kalın, saygıyla nefes alın. Kendinize iyi bakın, dostlarım...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>37 Yıl Sonra Dönen Uçak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/37-yil-sonra-donen-ucak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/37-yil-sonra-donen-ucak</guid>
<description><![CDATA[ 1955 yılında havalanıp 1992 yılında iniş yapan uçak... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_6179185b9a89f.jpg" length="61781" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 11 Nov 2021 12:14:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Esrarengiz uçuş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;1955 Yılının Temmuz ayının 2'sinde Pan American Havayollarının 914 sefer sayılı u&ccedil;uşu; New York ile Florida'nın Miami şehri arasında yoldayken.</p>
<p>&nbsp;U&ccedil;ak New York&rsquo;tan sorunsuz bir şekilde havalanıyor ve yaklaşık 3 saat sonra, gideceği havaalanına inmiş olması gerekiyorken, u&ccedil;ak kayboluyor.</p>
<p>&nbsp;Hava trafik kontrol, New York&rsquo;taki kuleyle temasa ge&ccedil;tiğinde şaşırtıcı bir cevapla karşılaşıyor;</p>
<p>&nbsp;91 sefer sayılı New York- Miami arası u&ccedil;ak, havadayken radarlardan kaybolmuştu.</p>
<p>&nbsp;Her şey u&ccedil;ağın kaybolmuş olduğunu g&ouml;steriyordu; Radarlarda kaybolmanın haricinde aynı zamanda, hava trafik kontrol&uuml; telsiz bağlantısı ile de bir t&uuml;rl&uuml; pilotlar ile bağlantı kuramıyordu.</p>
<p>&nbsp;Sonu&ccedil;; K&ouml;r nokta vaka bir t&uuml;rl&uuml; &ccedil;&ouml;z&uuml;me kavuşamamış olmuş olsa da u&ccedil;ağın d&uuml;şm&uuml;ş olduğuna ve u&ccedil;aktaki herkesin de hayatlarını kaybettiklerine dair, resmi bir a&ccedil;ıklamada bulunuldu.</p>
<p>&nbsp;Tarih işliyor, zaman ge&ccedil;iyor, s&uuml;re&ccedil; akıyor ve sahne değişiyor. Tarih 1992 nin Eyl&uuml;l 9'unu g&ouml;steriyor ve Venez&uuml;ela&rsquo;nın Karakas kentinde, Karakas havaalanında Juan de la Corte hava trafik kontrol&ouml;r&uuml; ve onun i&ccedil;in her zamanki rutin g&uuml;nlerden biri.</p>
<p>&nbsp;Aniden Karakas havaalanı radarında yeni bir nokta beliriyor. Sanki aniden bir u&ccedil;ak peydah olmuş olarak g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor veya o ana kadar, radardan bir şekilde saklanmış gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor.</p>
<p>&nbsp;Yaklaşık 10 dakikadan daha az bir zaman s&uuml;resinde, u&ccedil;ak g&ouml;r&uuml;ş alanında bu sefer yaklaşıp g&ouml;r&uuml;nmeye başlıyor. Başlangı&ccedil;ta, hava trafik kontrol&uuml;ne normal bir u&ccedil;ak gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor, fakat u&ccedil;ak iyice yaklaşınca, u&ccedil;ağın modelinin &ccedil;ok eskide kaldığı belirgin bi şekilde g&ouml;zlemlenebiliyor; Karşılarında, modern t&uuml;rbinlerinin yerine hala pervanelerinin olduğu bir DC-4 McDonnell Douglas u&ccedil;ağının olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.</p>
<p>&nbsp;Durun daha bitmedi; Asıl ilgin&ccedil;likler ve kafa karışıklığı, bu garip u&ccedil;ağın pilotunun kuleyle iletişim kurup İngilizce olarak "Biz Neredeyiz? &rdquo; diye sormasıyla başlıyor.</p>
<p>&nbsp;Garip u&ccedil;ağın Pilotu devamında &ldquo; Burası d&ouml;rt m&uuml;rettebat ve 57 yolcusuyla New York-Miami arası u&ccedil;uş seferini yapan Pan American 914 sefer sayılı u&ccedil;uş &rdquo; diyor. Bu cevap karşısında kule şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemiyor.</p>
<p>&nbsp;Derhal u&ccedil;ağa ve u&ccedil;ağın yolcularına yardım etmesi i&ccedil;in yer hizmetleri g&ouml;revlendiriliyor ve u&ccedil;ak sorunsuz bir şekilde piste inmiş oluyor.</p>
<p>&nbsp;S&uuml;recin normalleşmesiyle biraz rahatlayan Juan kafasının takıldığı şeyi soruyor; &ldquo; Siz bu g&uuml;n&uuml;n tarihinin 21 Mayıs 1992 olduğunu biliyor musunuz? &rdquo; diyor.</p>
<p>&nbsp;Juan, bu sorudan sonra u&ccedil;ağın kaptanının panikleyerek &ldquo; durun, hayır! yaklaşmayın! Biz şimdi buradan ayrılıyoruz! &rdquo; dediğini duyuyor. Ger&ccedil;ekten de kaptan u&ccedil;ağın motorlarını tekrar &ccedil;alıştırıyor ve kalkış iznini beklemeden u&ccedil;ağı piste doğru y&ouml;nlendiriyor.</p>
<p>&nbsp;Bu olayın ger&ccedil;ekliği hakkında s&uuml;ren bir &ccedil;ok tartışma mevcut. 1985 yılında, bu hikayeyi ilk kez haber yapmış olan, Weekly World News adlı bir tabloid gazetesiydi.</p>
<p>&nbsp;Bununla birlikte, bu efsane hala ge&ccedil;erliliğini de koruyor ve bir&ccedil;ok kaynak onu yeni aktarımlarda kendi tarzlarıyla yeniden anlatıyor. Hatta bazı aktarımlarda u&ccedil;ağın i&ccedil;indeki yolcuların sonunda evlerine geri d&ouml;nd&uuml;klerini s&ouml;yleyecek kadar ileri gidenlerde olabiliyor.</p>
<p>&nbsp;İnternette zaman zaman ortaya koyulan ve paranormal hadiselerin meraklılarını da &ccedil;eken şeylerden birisi de &uuml;nl&uuml; u&ccedil;ağın havalandığında Karakas havalimanının pistinde bulunan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir cep takvimi.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SS Ourang Medan Olayı Aslında Ne?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ss-ourang-medan-olayi-aslinda-ne</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ss-ourang-medan-olayi-aslinda-ne</guid>
<description><![CDATA[ Gizemini hâlâ koruyan Ourang Medan Olayı&#039;ndan bahsedelim. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6124ea9f41fae.jpg" length="54944" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 24 Sep 2021 01:09:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Gizemli olaylar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>1947 Haziran&rsquo;ında Endonezya&rsquo;nın Sumatra a&ccedil;ıklarında, Malakka boğazından bir S.O.S &ccedil;ağrısı b&uuml;y&uuml;k bir gizemin ilk adımı oldu. Hollanda bayraklı SS Ourang Medan gemisinden iki kısımlı bir mesaj g&ouml;nderildi. Mesajın ilk kısmı ş&ouml;yleydi: &ldquo;Kaptan da dahil olmak &uuml;zere t&uuml;m subaylar harita odası ve k&ouml;pr&uuml;de yatarken &ouml;ld&uuml;. Muhtemelen t&uuml;m ekip &ouml;lm&uuml;şt&uuml;r.&rdquo;</p>
<p>SS Ourang Medan gemisinin mesajını alan Silver Star gemisi, mesaja bir anlam veremedi. Geminin son konumunu belirleyip yola koyuldular. Fakat yaklaşık olarak 19 saatlik uzaklıktaydılar.</p>
<p>Silver Star, SS Ourang Medan i&ccedil;in yoldayken ikinci şifreli mesaj geldi. Mesaj kısa ama netti: &ldquo;&Ouml;l&uuml;yorum.&rdquo; 50 milden sonra Silver Star, SS Ourang Medan gemisine ulaştı. Gemi dışarıdan hi&ccedil;bir hasar almamıştı. Bir yaşam belirtisi de g&ouml;r&uuml;nmeyen gemiye &ccedil;ıkan Silver Star m&uuml;rettebatı g&ouml;rd&uuml;kleri karşısında şok oldu. Gemideki herkesin v&uuml;cudu g&uuml;neşe d&ouml;n&uuml;kt&uuml;. Y&uuml;zlerinde korku ifadesi vardı ve &ouml;lm&uuml;şlerdi. Sahil g&uuml;venlik raporlarına da &ldquo;Donmuş y&uuml;zleri g&uuml;neşe d&ouml;n&uuml;kt&uuml;, korkmuşlardı, ağızları a&ccedil;ık ve g&ouml;zleri bakıyordu&rdquo; şeklinde yansıdı.</p>
<p>Silver Star m&uuml;rettebatı gemide incelemeler yaptı; gemide hi&ccedil;bir yaşam belirtisi yoktu. Gemideki k&ouml;peğin bile &ccedil;enesi kaskatı kesilmişti ve &ouml;l&uuml;yd&uuml;. 22 m&uuml;rettebattan yaşayan hi&ccedil; kimse yoktu. Hepsi oldukları yerde &ouml;lm&uuml;şt&uuml;.</p>
<p>Haziran ayı olmasına rağmen SS Ourang Medan gemisinde soğuk bir hava vardı. Silver Star gemisi m&uuml;rettebatı gemiyi detaylı incelemek i&ccedil;in limana &ccedil;ekmeye karar verdiler. Hazırlıklar başlamıştı ki ambardan gelen dumanlarla gemi alev aldı. &Ccedil;ok şiddetli bir patlama ger&ccedil;ekleşti.</p>
<p>Gemideki &ouml;l&uuml;mde hi&ccedil; kan ve yaralanma yoktu. Sadece korkudan kaskatı kesilmiş y&uuml;zler ve cesetler vardı. Ardından ger&ccedil;ekleşen b&uuml;y&uuml;k patlamayla da geriye bir&ccedil;ok iddia bıraktı. Bu teorilerden birka&ccedil;ına beraber g&ouml;z atalım.</p>
<p></p>
<p>GEMİ ASLINDA Hİ&Ccedil; VAR OLMADI TEORİSİ</p>
<p>SS Ourang Medan gemisi resmi olarak Lloyds Nakliyat şirketine bağlıydı. Fakat yapılan araştırmalarda şirketle arasında bağ bulunamadı. Daha da ilginci geminin battığına dair bir kanıt bulunamadı. Tabii olay &ouml;rtbas edilmiş olabilirdi veya ger&ccedil;ekten hi&ccedil; var olmamış olabilirdi. Bu sebeple bulunamayan evraklar bu teori soru işaretleriyle kaldı.</p>
<p></p>
<p>UZAYLILAR TEORİSİ</p>
<p>A&ccedil;ıklanamayan her gizemli olayın vazge&ccedil;ilmez teorisi olan uzaylılar teorisi tabii ki burada da var. Cesetlerin g&ouml;zlerinin a&ccedil;ık olması, y&uuml;zlerindeki korku dolu ifade ve bir ellerini havaya kaldırmış olmaları uzaylı saldırısına maruz kaldıklarını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rtt&uuml;.</p>
<p></p>
<p>GEMİ KA&Ccedil;AK KİMYASALLAR TAŞIYORDU TEORİSİ</p>
<p>Teoriler arasındaki en g&uuml;&ccedil;l&uuml; teori budur. Geminin yasadışı olarak siyan&uuml;r ve nitrogliserin taşıdığı iddiası bulunuyordu. Bu sebeple m&uuml;rettebatın zehirlendiği ve de patlamanın sızan gazlardan kaynaklandığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yordu.</p>
<p>Patlamadan 3 hafta sonra geminin kayıp cankurtaran botunun karaya vurması ve geminin ikinci subayı Jerry Rabbit&rsquo;in anlattıkları da bu teoriyi kanıtlar boyuttaydı. Jerry&rsquo;nin anlattıklarına g&ouml;re; Gemide bir sızıntı ger&ccedil;ekleşti. Birinci kaptan bu sızıntıyı rapor etmeden yolculuğa devam etti. İkinci subay Jerry, yanına 7 kişi ve gemi evraklarını alarak can kurtaran botu ile a&ccedil;ıldı. Yolculuk esnasında 6 adam &ouml;l&uuml;rken, Jerry de karaya &ccedil;ıktıktan 3 g&uuml;n sonra &ouml;ld&uuml;.</p>
<p>A&ccedil;ık havada g&uuml;vertedekilerin nasıl zehirlendikleri &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyince bu teori de soru işaretleriyle kaldı.</p>
<p></p>
<p>KONUMUN ŞEYTAN &Uuml;&Ccedil;GENİ OLDUĞU İDDİASI</p>
<p>2014 yılında Malezya Hava Yollarına ait bir u&ccedil;ak, Kuala Lumpur&rsquo;dan Pekin&rsquo;e giderken ortadan kayboldu. U&ccedil;ağın kaybolduğu yer ve SS Ourang Medan gemisinin kaybolduğu yerin aynı olması sebebiyle burasının şeytan &uuml;&ccedil;geni olduğu iddia edildi. 3 yıl boyunca s&uuml;ren &ccedil;alışmalar sonucu u&ccedil;ağın enkazına ve yolcularına ulaşılamadı.</p>
<p>SS Ourang Medan gemisine ve i&ccedil;indeki yolculara ne olduğu hala gizemini koruyor.</p>
<p></p>
<p>Kaynak:</p>
<p>https://nettetrend.com/dosya-101-gizemi-cozulememis-ss-ourang-medan-gemisi/</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yıldızlara</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yildizlara</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yildizlara</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Hayat her zaman bir yolunu bulup yeşerir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_61372de214d05.jpg" length="50288" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 24 Sep 2021 01:09:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Yıldızlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">"Denizler de ağlar mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dalgalar kumsallardan</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hep korkmuştu zaten</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sesim bir intihardı</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peşimde g&uuml;neşlerle</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hep koşmuştum sana</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi bakmam ardıma</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalvarmıştım tanrıya</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&ouml;t&uuml;r beni &ccedil;ok uzaklara</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu şarkı t&uuml;m aşıklara</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alıştık hep yalnızlığa</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bul onu zorluklardan yıldızlara</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevsimlerden bahardı</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kalbimde s&uuml;mb&uuml;llerle</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Ccedil;ok uzak hayallere</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonbaharmış anladım</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yağmurlarda ıslandım</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Umut var yine de</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">D&ouml;nme sakın ardına</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bırak kendini r&uuml;zgarlara</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&ouml;t&uuml;rs&uuml;n seni &ccedil;ok uzaklara</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnan hep kırlangı&ccedil;lara</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonsuz başlangı&ccedil;lara</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hi&ccedil; &uuml;z&uuml;lme zorluklardan yıldızlara</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ruhumda hep bir yara</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kalbim o anılarla</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ulaşsam yanına</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Asıl olan hep bir yana</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">D&uuml;şlerim omuzlarla</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buluşsak r&uuml;yada</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi bakmam ardıma</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalvarmıştım tanrıya</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&ouml;t&uuml;r beni &ccedil;ok uzaklara</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu şarkı t&uuml;m aşıklara</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alıştık hep yalnızlığa</span></p>
<p>Bul onu zorluklardan yıldızlara"</p>
<p><span style="font-weight: 400;">* * * * *</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;Ardınıza bakmayın dostlarım. Bakınca sizi geri &ccedil;evirecek şeyleri g&ouml;rmeyin, sakın! Belki de uzaklara gitmek en doğrusudur, uzaklaşmak daha iyi gelir ruhumuza. Yalnızlığa alıştık, evet. Ancak, hep s&ouml;ylediğim gibi, hi&ccedil; yalnız değiliz. Kendimizle baş başayız sadece. Yanımızda bizden başka kimse olmaması yalnız olduğumuzu g&ouml;stermez.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;Her ne olursa olsun, asla umudunuzu kaybetmeyin. Beyza Alko&ccedil;'un da dediği gibi "Hayat her zaman bir yolunu bulup yeşerir." Yani umut her daim vardır.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;Yeni başlangı&ccedil;lara inanın ve onlara g&uuml;venin. Zor durumdaysanız ağlamak yerine zorlayın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir g&uuml;n-hi&ccedil; ummasanız bile-t&uuml;m zorluklardan sıyrılıp, g&ouml;klere y&uuml;kseleceksiniz.&nbsp;</span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hadi Gittik</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hadi-gittik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hadi-gittik</guid>
<description><![CDATA[ Yol size fısıldadıysa çekip gitmenin tam sırası demektir &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_610d38bc1688e.jpg" length="50525" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 15:28:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Sevgi, fısıldamak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">"Hadi diyelim "Yolu bilmem, sonu bilmem"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hadi diyelim "Ki ben hi&ccedil; bi' şeyim"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hadi diyelim "G&uuml;z&uuml; bilmem, s&ouml;z&uuml; bilmem"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">N'olur yaşasak, ne &ccedil;ıkar?</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hadi diyelim "Seni bilmem, beni bilmem"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hadi diyelim "Ki biz hi&ccedil; bi' şeyiz"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hadi diyelim "Gidelim buralardan"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hadi diyelim "Gittik" oh-oh</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onlar seni sevemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&uuml;nler geri d&ouml;nemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gitmişler gelemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sınırları yıktım ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşk neymiş bilemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanlış diye geveliyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ger&ccedil;ekleri g&ouml;remiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktım ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onlar seni sevemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&uuml;nler geri d&ouml;nemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gitmişler gelemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sınırları yıktım ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşk neymiş bilemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanlış diye geveliyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ger&ccedil;ekleri g&ouml;remiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktım ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktım ben</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktım ben</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktım, bıktım</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bıktım, bıktım, bıktım ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktık leyn</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktık leyn</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktık, bıktık</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bıktık leyn</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuştum, konuştum</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Niyetlendim buluştum (Kendimle)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun bi' yokuştu hayat</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonunda yoruldum</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ge&ccedil;miş, boyumu ge&ccedil;miş</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Ccedil;ok&ccedil;a i&ccedil;miş sarhoşum ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">D&uuml;şm&uuml;ş sonra d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ka&ccedil; kere &ouml;ld&uuml;m ki ben?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Susmayan seslerim var</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Canım yalnızlığa ne hacet</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&uuml;n d&ouml;n&uuml;yo' mu? Gece s&ouml;v&uuml;yo' mu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine ediyo' mu ihanet?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&ouml;n&uuml;l istiyo' hoş olsun halim</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Kalıp es" diyo' dallarında</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yol bana fısıldadı &ccedil;oktan</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duramam artık buralarda</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onlar seni sevemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&uuml;nler geri d&ouml;nemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gitmişler gelemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sınırları yıktım ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşk neymiş bilemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanlış diye geveliyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ger&ccedil;ekleri g&ouml;remiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktım ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onlar seni sevemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&uuml;nler geri d&ouml;nemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gitmişler gelemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sınırları yıktım ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşk neymiş bilemiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanlış diye geveliyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ger&ccedil;ekleri g&ouml;remiyorlar</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktım ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktım ben</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktım ben</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktım, bıktım</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bıktım, bıktım, bıktım ben</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktık leyn</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktık leyn</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlardan bıktık, bıktık</span></p>
<p>Bıktık leyn"</p>
<p><span style="font-weight: 400;">* * * * *&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;Şarkıda ge&ccedil;en bir soruyla başlamak istiyorum: "N'olur yaşasak, ne &ccedil;ıkar?"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;İnsanlar sizi sevmesin, bunu &ccedil;ok &ouml;nemli bir yere koymayın. Kimsenin sizi sevmesi &ouml;nemli değil. Eğer sizden giden biri varsa onu geri getirmek i&ccedil;in &ccedil;abalamayın, aksine gelmemesi i&ccedil;in &ccedil;abalayın. Pek &ccedil;ok insan ger&ccedil;eği g&ouml;remez, dostlarım. Belki biz de g&ouml;remiyoruz. Eminim ki bir s&uuml;r&uuml; şeyden bıktık. Herkes başka şeylerden bıktı. Herkesin ayrı bir sıkıntısı var. Aslında bu sıkıntılar olmalı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, eğer sıkıntılar olmazsa biz rahat bir yaşam s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde onun kıymetini bilemeyiz.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;En &ccedil;ok kendinizle konuşun, en &ccedil;ok kendinize zaman ayırın. Hayatın upuzun bir yol olduğunu unutmayalım, l&uuml;tfen. Yol size fısıldadıysa &ccedil;ekip gitmenin tam sırası demektir. Orada durmayın, gitme zamanı&hellip;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;Bir kez daha; kimse sizi, sizden &ccedil;ok sevemez. Bir insanı en &ccedil;ok kendi ruhu sevebilir. Dostlarım, ruhunuzu da en &ccedil;ok siz seversiniz. İstisnalar dışında, kimse sizin i&ccedil;in kendini feda edecek kadar merhametli değil.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;Yıldızlar&hellip; &Ccedil;ok parlaklar. Ben insanları hep yıldızlara benzettim ve benzetmeye devam edeceğim. Parlayacaksınız, dostlarım. Belki şuan parlamıyor olabilirsiniz. Bu ileride ışığınızı g&ouml;steremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Eğer şuan parlamıyorsanız &ouml;n&uuml;n&uuml;zde bulutlar var demektir. Elbet o bulutlar bir g&uuml;n &ccedil;ekilecek. O g&uuml;n parlayacaksınız, o g&uuml;n başarmış olacaksınız.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;G&uuml;l&uuml;mseyin, tanımadığım ve tanıdığım t&uuml;m dostlarım. Aynanın karşısına ge&ccedil;ip g&uuml;l&uuml;mseyin ve g&uuml;l&uuml;msemenin size ne kadar yakıştığını g&ouml;r&uuml;n. En &ccedil;ok size yakışıyor g&uuml;l&uuml;msemek, &ccedil;&uuml;nk&uuml; sizler birer yıldızsınız. G&uuml;l&uuml;msediğiniz zaman</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;"G&uuml;l&uuml;msemek bizim gizli ilacımızdı." diyebilirseniz &ccedil;ok mutlu olurum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;l&uuml;msemek bizim gizli ilacımız. Bundan yıllar sonra aynanın karşısına ge&ccedil;ip g&uuml;l&uuml;msediğiniz zaman aklınıza ben geleyim, "Benim tanımadığım ama bir o kadar tanıdığım g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir dostluğum vardı." diyebilin. Bizler dostuz, kendinize iyi bakın&hellip;</span></p>
<p><br /><br /><br /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çernobil Faciası Aslında Ne?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cernobil-faciasi-aslinda-ne</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cernobil-faciasi-aslinda-ne</guid>
<description><![CDATA[ Çernobil nükleer santral patlamasından bahsedelim&#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60fa8e6b3d5a6.jpg" length="85475" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 Aug 2021 14:53:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Nükleer santral, Çernobil Faciası</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;D&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k n&uuml;kleer faciasına sahne olan &Ccedil;ernobil N&uuml;kleer Santrali'ndeki patlamanın &uuml;zerinden 35 yıl ge&ccedil;mesine rağmen etkileri hala devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">D&ouml;nemin Sovyetler Birliği &uuml;yesi Ukrayna'nın başkenti Kiev'e 110 kilometre uzaklıktaki santralde 26 Nisan 1986&rsquo;da meydana gelen kazanın sonu&ccedil;ları g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de hissediliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Santraldeki rutin 20 saniyelik g&uuml;venlik testi i&ccedil;in sistem kapatılmış ancak g&uuml;venlik testinin kontrolden &ccedil;ıkması &uuml;zerine 4. reakt&ouml;rde patlama meydana gelmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Patlamada 2 bin tonluk &ccedil;atı havaya u&ccedil;muş ve 8 tonluk radyoaktif yakıt atmosfere karışırken, reakt&ouml;r&uuml; s&ouml;nd&uuml;ren itfaiyecilerden 31&rsquo;i y&uuml;ksek radyasyona maruz kalarak olay yerinde hayatını kaybetmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Atom Enerji Ajansına (UAEA) g&ouml;re, patlama nedeniyle Hiroşima'ya atılan atom bombasının 400 katı radyoaktif madde atmosfere karıştı.</span></p>
<p><br /><br /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">PRİPYAT HAYALET ŞEHRE D&Ouml;ND&Uuml;;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sovyet yetkilileri, olayı gizlemeye &ccedil;alışırken, santralde &ccedil;alışan iş&ccedil;ilerle ailelerinin yaşadığı Pripyat şehrinin tahliyesi i&ccedil;in gizli hazırlık yaptı. Ancak tahliyeye ertesi g&uuml;n &ouml;ğleden sonra başlanabildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Uuml;&ccedil; saat i&ccedil;inde Pripyat hayalet şehre d&ouml;nerken, helikopterlerle patlayan reakt&ouml;r&uuml;n &uuml;st&uuml;ne binlerce ton kimyasal atıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Patlamadan &ccedil;ıkan zehirli bulut, başta Ukrayna ve Belarus olmak &uuml;zere Rusya ve Avrupa&rsquo;nın bir kısmını etkiledi. Zehirli bulutlar, 10 g&uuml;n sonra da ABD, Kanada ve hatta Japonya&rsquo;ya bile ulaştı.</span></p>
<p><br /><br /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">4 BİN KİŞİNİN &Ouml;LD&Uuml;Ğ&Uuml; TAHMİN EDİLİYOR;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml; verilerine g&ouml;re, felaketin meydana geldiği 30 kilometrelik b&ouml;lgede yaşayan, &ccedil;alışan, g&uuml;venlik hizmetleri yapan, tasfiye ve temizleme işlemlerine katılan 600 bin kişi y&uuml;ksek oranda radyasyona maruz kaldı. Belarus, Ukrayna ve Rusya'da da yaklaşık 8 milyondan fazla kişi radyasyona maruz kaldı. Bu &uuml;&ccedil; &uuml;lkede halen yaklaşık 5 milyon kişi radyasyon riski olan b&ouml;lgelerde yaşamaya devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Patlamadan, 155 bin kilometrekare b&ouml;lge etkilenirken, 52 bin kilometrekare tarım b&ouml;lgesi 30 seneliğine kullanılamaz hale geldi. Yaklaşık 404 bin kişi yer değiştirmek zorunda kaldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Felaket sonrasında b&ouml;lgedeki &uuml;lkelerde tiroit kanseri, l&ouml;semi, diğer kanser t&uuml;rleri, katarakt ve bebeklerde doğuştan patolojik rahatsızlık oranlarında artışlar yaşandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BM ajanslarından oluşan &Ccedil;ernobil Forum'a g&ouml;re, radyasyon sebebiyle 4 bin kişinin hayatını kaybettiği &ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Belarus Dışişleri Bakanlığına g&ouml;re, facianın toplam ekonomik maliyeti 235 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.</span></p>
<p><br /><br /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SANTRALİN 2065'e KADAR ORTADAN KALDIRILMASI PLANLANIYOR;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Patlamanın meydana geldiği 4'&uuml;nc&uuml; reakt&ouml;r binasının radyasyon yayma riski hala devam ediyor. Santralin 2065 yılına kadar devam eden &ccedil;alışmalarla tamamen ortadan kaldırılması bekleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2010-2013 yıllarında ilk etapta n&uuml;kleer yakıt, santrallerden depolara taşındı. 2013 yılında başlayan ikinci etap, 2022 yılına kadar devam edecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu s&uuml;re&ccedil;te reakt&ouml;rler muhafaza altına alınacak ve kazanın meydana geldiği reakt&ouml;r izole edilecek. 2022-2045 yılları arasındaki &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; etapta uzmanlar, izolasyon sonrası radyasyonun azalmasını g&ouml;zlemleyecek. 2045-2065 yıllarındaki son etapta ise santralin s&ouml;k&uuml;lme işlemi ve temizlik işlemi ger&ccedil;ekleştirilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazadan birka&ccedil; ay sonra Kasım 1986'da, radyasyon yaymasını &ouml;nlemek i&ccedil;in 4'&uuml;nc&uuml; reakt&ouml;r &ccedil;elik ve beton alaşımdan bir yapıyla kapatıldı ancak yapının zamanla zarar g&ouml;rmesi &uuml;zerine, binanın &uuml;zeri &ouml;zel &ccedil;elik &ccedil;adırla 2016'da tamamen kapatıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kenar uzunlukları 164 ve 257 metre olan, 110 metre y&uuml;ksekliğinde ve 36 bin 200 ton ağırlığındaki &ouml;zel &ccedil;elik &ccedil;adır, reakt&ouml;r blokunun &uuml;zerini kapattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanların &Ccedil;ernobil &ccedil;evresindeki b&ouml;lgenin sadece y&uuml;zde 60&rsquo;ına 30 ila 60 yıl sonra d&ouml;nebileceği tahmin ediliyor.</span></p>
<p><br /><br /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YAKITLARIN DEPOLANMASINDA KURU TİPE GE&Ccedil;İLDİ;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Ccedil;ernobil'deki kullanılmış yakıtlar ıslak tip tesiste depolanıyordu ancak kullanım &ouml;mr&uuml;n&uuml;n kısa olması nedeniyle ilk kez 2020'de projeyle kuru tip depolama tesisine aktarılmaya başlandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">21 bin yakıt grubu 8 sene s&uuml;recek &ccedil;alışmayla d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k kuru tip depolama tesisine aktarılacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bel&ccedil;ika, Kanada, Danimarka, AB, Finlandiya, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Hollanda, Norve&ccedil;, Rusya, İsve&ccedil;, İsvi&ccedil;re, Ukrayna, İngiltere ve ABD tarafından finanse edilen proje 400 milyon avroya mal olacak.</span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bodrum&amp;apos;da Yaşamak Aslında Ne?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bodrumda-yasamak-aslinda-ne</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bodrumda-yasamak-aslinda-ne</guid>
<description><![CDATA[ Çoğu kişiye göre Bodrum&#039;da yaşamak muhteşem bir şey. Oysa pek çok dezavantajı var. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60f9b68cb37d7.jpg" length="82862" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 23 Jul 2021 02:16:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Tatil bölgesi, turizm, bodrum, yaşamak, yerleşim yeri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&Uuml;lkede pek &ccedil;ok kişinin Bodrum gibi bir tatil b&ouml;lgesinde yaşamak istediğini fark ettim. &ldquo;Keşke ben de tatil b&ouml;lgesinde yaşasam.&rdquo;, &ldquo;Keşke ben de kışın bile Bodrum gibi bir yerde yaşayıp istediğim zaman denize ya da havuza girsem.&rdquo; , &ldquo;Bodrumda yaşıyorsun ne zaman istesen tatil yapabilirsin&rdquo; gibi pek &ccedil;ok c&uuml;mle&hellip; Aslında herkesin &ouml;zel hayatına g&ouml;re değişebilen bir şey ancak ben yine de Bodrumda yaşamanın nasıl bir şey olduğundan bahsedeyim.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&Ouml;ncelikle aileniz benim ailem gibi yaz turizmi sezonunda yoğun olarak &ccedil;alışıyorsa tatil işi &ccedil;ok zor. &Ouml;zellikle her mevsimi Bodrumda ge&ccedil;iren insanların &ccedil;oğu, zaten yaz turizminden kazan&ccedil; sağlıyordur. Yazın kışa g&ouml;re daha &ccedil;ok &ccedil;alışan ve kışın tatil yapan insanlardan bahsediyorum. Mesela yaz tatili yapmak yerine yazın daha &ccedil;ok &ccedil;alışan turizmciler&hellip; Genellikle herkesin deli gibi denize girip eğlendiği zamanlarda &ccedil;alışıyorlardır.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ben, &ccedil;oğu tatilcilerin bilmediği bir kasabada yaşıyorum. Son zamanlarda burada bile adım atacak yer kalmadı. Kışın kimsenin olmadığı sokaklarda insandan nefes alınmıyor. Tabii burası yaz turizmi b&ouml;lgesi, b&ouml;yle yoğunluk olması normal. Ancak gelin yazın yoğunluğunun getirdiği dertleri bir de bize sorun!&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Bir dert daha, ev internetleri &ccedil;alışmıyor. Zaten k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kasaba hatta k&ouml;y bile denebilir. Yaz turizmi k&ouml;y&uuml; olarak d&uuml;ş&uuml;nebilirsiniz. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yer olduğu i&ccedil;in altyapı ger&ccedil;ekten iğren&ccedil; durumda. Yazlığı olanlar gelip internetlerini kullanmaya başladıkları gibi &ccedil;oğu ev interneti kasıyor ya da hi&ccedil; &ccedil;alışmıyor. Bunun nedeninin yoğunluk olduğu bariz &ccedil;&uuml;nk&uuml; kışın kesinlikle b&ouml;yle sorunlar yaşamıyoruz.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&Ouml;zellikle son zamanlarda başımızın en b&uuml;y&uuml;k belası ise vir&uuml;s. İnsanlar son zamanlarda yazlık b&ouml;lgelerde maske takmamayı alışkanlık haline getirdiler. Aslında bir noktada haklılar &ccedil;&uuml;nk&uuml; ger&ccedil;ekten &ccedil;ok sıcak. Ancak yine de insanların tatile gelmiş olmalarından dolayı maske takmama inatları y&uuml;z&uuml;nden bulunduğumuz b&ouml;lgelerdeki vaka ve vir&uuml;s yoğunluğu artışı bizi tedirgin ediyor. Hatta tedirgin etmekle kalmıyor, vir&uuml;se yakalanmamıza neden oluyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Benim gibi yazlıkların bulunduğu bir sitede yaşıyorsanız ise hayat ger&ccedil;ekten &ccedil;ok daha zor. Bazı evlerin sahipleri &ouml;zellikle pandemi d&ouml;neminde tatile gelmeyi reddediyor ve evlerini kiraya veriyor. B&ouml;ylece site kiracılar ile doluyor. Genellikle b&ouml;yle durumlarda kiracılar, ev sahiplerine tek aile olarak geleceklerini s&ouml;yleyip daha kalabalık geliyor. Ayrıca &ldquo;Parasını verdim istediğim gibi ses yapabilirim.&rdquo; havalarına girip sitede yaşayan diğer insanları yani bizleri hayattan bezdiriyorlar.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Geceler ise olduk&ccedil;a uykusuz ge&ccedil;iyor. Her gece olmasa bile &ccedil;oğu gece b&uuml;t&uuml;n kasaba uyumak yerine m&uuml;zik dinlemek zorunda kalıyor. Gerek oteller gerek kul&uuml;pler b&uuml;t&uuml;n gece y&uuml;ksek sesle m&uuml;zik ile başımızı şişiriyor. Bu &ccedil;ok sinir bozucu bir hal alabiliyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Tatil yerlerinde yaşamayan insanlara g&ouml;re tatil yerlerinde yaşamak muhteşem bir şey. Ancak kışın muhteşem olsa bile yazın bizi hayattan bezdiriyorlar. Bu kadar isyan ettiğime bakmayın Bodrum harika bir yer. İnsanların d&uuml;ş&uuml;nceleri s&uuml;rekli değişebilir. Ben k&uuml;&ccedil;&uuml;kken, buraya ilk taşındığım zamanlarda, yazın bile hi&ccedil;bir kusur g&ouml;rm&uuml;yordum burada. Şimdi 14 yaşındayım ve şuan pek &ccedil;ok dezavantaj sayabilirim. Belki ilerleyen zamanlarda şuan s&ouml;ylediğim şeylere katılmayacağım. İnsan b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e fikirleri de değişiyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;B&uuml;t&uuml;n dezavantajlarına rağmen ben hala Bodrum&rsquo;u &ccedil;ok seviyorum. Sizlerin de yaşadığınız yerleri sevebilmeniz dileğiyle...&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>•Yıkılmam Asla</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yikilmam-asla</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yikilmam-asla</guid>
<description><![CDATA[ Yalnız değilsiniz, kendinizle baş başa olduğunuzu varsayın.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60f0aada76286.jpg" length="54401" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 18 Jul 2021 18:24:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Kurtulmak, yıkılmak, asla</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Sokağımda tek başımayım</em></strong></p>
<p><strong><em>19 yaşındayım</em></strong></p>
<p><strong><em>Hayatın başındayım</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu yolun sonundayım</em></strong></p>
<p></p>
<p><strong><em>Derdim &ccedil;oktu kimsem yoktu</em></strong></p>
<p><strong><em>Sustum kalbim boştu</em></strong></p>
<p><strong><em>Yoruldum sorunlar doğdu</em></strong></p>
<p></p>
<p><strong><em>Tekrar tekrar ayağa kalkıp</em></strong></p>
<p><strong><em>Baştan yola koyuldum</em></strong></p>
<p><strong><em>Hep başa d&ouml;n&uuml;p durdu</em></strong></p>
<p><strong><em>Anlat'cak kimsem yoktu</em></strong></p>
<p><strong><em>Şarkılarla konuştum</em></strong></p>
<p><strong><em>Onlar sırdaşım oldu</em></strong></p>
<p></p>
<p><strong><em>Yıkılmam asla</em></strong></p>
<p><strong><em>G&uuml;&ccedil;l&uuml;y&uuml;m değilsin farkında</em></strong></p>
<p><strong><em>Kırılmam asla</em></strong></p>
<p><strong><em>Toparlarım dağılsa da</em></strong></p>
<p><strong><em>&Uuml;z&uuml;lmem asla</em></strong></p>
<p><strong><em>Canım yansa daima</em></strong></p>
<p><strong><em>Hep sendin aklımda</em></strong></p>
<p></p>
<p><strong><em>G&ouml;zlerimin haline bir bak</em></strong></p>
<p><strong><em>G&ouml;lgemde gizli bir korkak</em></strong></p>
<p><strong><em>Yolun sonunu belki de g&ouml;remem</em></strong></p>
<p><strong><em>Kurtar hadi kendini benden</em></strong></p>
<p></p>
<p><strong><em>Ayağa kalk d&uuml;zeni yak</em></strong></p>
<p><strong><em>M&uuml;ziğe dal hadi yoluna bak</em></strong></p>
<p><strong><em>Yanına al beni de yanalım</em></strong></p>
<p><strong><em>Gerekirse sabaha kadar</em></strong></p>
<p></p>
<p><strong><em>Aklımda başkasının benliği (benliği)</em></strong></p>
<p><strong><em>Bulamaz aramak istese bile kendini (kendini)</em></strong></p>
<p><strong><em>Hissettim melodinin rengini (rengini)</em></strong></p>
<p><strong><em>Gelirdin g&ouml;rebilseydin ger&ccedil;eği</em></strong></p>
<p></p>
<p><strong><em>Yıkılmam asla</em></strong></p>
<p><strong><em>G&uuml;&ccedil;l&uuml;y&uuml;m değilsin farkında</em></strong></p>
<p><strong><em>Kırılmam asla</em></strong></p>
<p><strong><em>Toparlarım dağılsa da</em></strong></p>
<p><strong><em>&Uuml;z&uuml;lmem asla</em></strong></p>
<p><strong><em>Canım yansa daima</em></strong></p>
<p><strong><em>Hep sendin aklımda</em></strong></p>
<p></p>
<p><strong><em>Yıkılmam asla</em></strong></p>
<p><strong><em>G&uuml;&ccedil;l&uuml;y&uuml;m değilsin farkında</em></strong></p>
<p><strong><em>Kırılmam asla</em></strong></p>
<p><strong><em>Toparlarım dağılsa da</em></strong></p>
<p><strong><em>&Uuml;z&uuml;lmem asla</em></strong></p>
<p><strong><em>Canım yansa daima</em></strong></p>
<p><em><strong>Ki hep sendin aklımda</strong>"</em></p>
<p>* * * * *&nbsp;</p>
<p>&nbsp;<em>Biz bug&uuml;n ve sonsuza dek hep yalnız olacağız. Yanımızda sandığımız herkes her an gidebilir. Umarım etrafınızdaki kişiler sizi bir anda bırakıp gitmeyecek kişilerdir. Derdimizi anlatacak kimsemiz yok, susmak zorundayız. Başımızda o kadar &ccedil;ok sorun var ki s&uuml;rekli yorgunuz, her saniye daha da yoruluyoruz. &Ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;yoruz fakat tekrar tekrar ayağa kalkıp yolumuza baştan başlıyoruz. Hep cansız bir şeylere anlam y&uuml;kleyip onları arkadaş, sırdaş belliyoruz. Kimse g&uuml;c&uuml;m&uuml;z&uuml;n farkında değil.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;Yıkılmam, kırılmam, &uuml;z&uuml;lmem demeyin. Yıkılınca g&uuml;c&uuml;n&uuml;z&uuml; kullanıp kalkın ayağa. Kırılınca dağılan her par&ccedil;ayı tek tek siz toplayın. &Uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z her an g&uuml;l&uuml;msemeyi d&uuml;şleyin, g&uuml;l&uuml;mseyin ve g&uuml;l&uuml;msemek size g&uuml;&ccedil; versin.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;Dostlarım, belki yalnızsınız. Yanınızda kimse yok. Dediğim gibi ben her zaman buradayım, bir mesaj uzağınızda. Yalnız olduğunuzu d&uuml;ş&uuml;nmeyin. Kendinizle başbaşa olduğunuzu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Sizi dinleyecek bir ruhunuz olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Ger&ccedil;ek ilacın ruhunuz olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;Bolca g&uuml;l&uuml;mseyin, g&uuml;l&uuml;msemek sizin g&uuml;&ccedil; kaynağınız olsun. G&uuml;l&uuml;msemek bizim gizli ilacımız olsun. Her g&uuml;l&uuml;mseyişte aklınıza ben geleyim ve "G&uuml;l&uuml;msemek bizim gizli ilacımızdı." deyin. Daima yanınızda olduğumu bir kez daha hatırlatmak isterim.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;Aynanın karşısına ge&ccedil;ip g&uuml;l&uuml;mseyin, tanımadığım ve tanıdığım t&uuml;m dostlarım. Siz kendinizi &ccedil;ok sevin, ben de sizi &ccedil;ok seviyorum. Kendinize iyi bakın, g&uuml;l&uuml;msemeyi unutmayın...</em></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>•Dünya Tek Biz İkimiz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dunya-tek-biz-ikimiz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dunya-tek-biz-ikimiz</guid>
<description><![CDATA[ Herkesin en yakın dostu kendisidir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60f0a98ad63bf.jpg" length="29927" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 18 Jul 2021 18:24:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Dostluk, dünya tek biz ikimiz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Hayat hi&ccedil; korkutmaz yanımda sen varsan<br />Ağlasam duyar beni korur kollarsın<br />Bazen bir omuz oluruz, bazen biz omuz omuza<br />Birlikte g&uuml;ler ge&ccedil;eriz yaşanan ne varsa<br />Yumuşacık sarılır beni sarmalar<br />Sanki bir melek ve iki kanadı var<br />G&uuml;n olur eğlenir ve de sa&ccedil;malar<br />Bazen iki deli ve de bol macera<br />Arada sırada sıkılırız<br />Boyayıp d&uuml;nyayı renklerine ayırırız<br />G&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n yenilenişine alışırız<br />Hayata aşığız<br />D&uuml;nya tek biz ikimiz başarırız</p>
<p>İki kalp atışı iki kahkaha<br />Seninle hayat koca bir şaka<br />En zor g&uuml;nde g&uuml;ler ge&ccedil;eriz<br />D&uuml;nya tek biz ikimiz</p>
<p>Sen sırdaşım sen her yaşım<br />Sen en iyi arkadaşım<br />En zor g&uuml;nde g&uuml;ler ge&ccedil;eriz<br />D&uuml;nya tek biz ikimiz</p>
<p>Şarkımız rengarenk dinleriz hep son ses<br />S&ouml;yleriz birlikte dans ederiz &ccedil;oğu kez<br />Bazı g&uuml;nler &ccedil;ok sert birlikteysek yok dert<br />Sıkılırsan koş gel hayat mı zor boşver<br />(İki kalp atışı)<br />Bi' sen varsın yani iyi ki varsın<br />(İki kahkaha)<br />D&uuml;şersem olsun gelir kaldırırsın<br />(İki kalp atışı)<br />Sırdaşım en iyi arkadaşım<br />Sen varsan en g&uuml;zel her yaşım<br />Kimi g&uuml;n yenilenip deli gibi sevinir ikimiz<br />Kimi g&uuml;n dağılır evimiz birlikte g&uuml;leriz<br />Kimi g&uuml;n g&uuml;zeliz kimi g&uuml;n dikeniz<br />Daha da g&uuml;zel olan ise yine hayallerimiz</p>
<p>İki kalp atışı iki kahkaha<br />Seninle hayat koca bir şaka<br />En zor g&uuml;nde g&uuml;ler ge&ccedil;eriz<br />D&uuml;nya tek biz ikimiz</p>
<p>Sen sırdaşım sen her yaşım<br />Sen en iyi arkadaşım<br />En zor g&uuml;nde g&uuml;ler ge&ccedil;eriz<br />D&uuml;nya tek biz ikimiz</p>
<p>İki kalp atışı iki kahkaha<br />Seninle hayat koca bir şaka<br />En zor g&uuml;nde g&uuml;ler ge&ccedil;eriz<br />D&uuml;nya tek biz ikimiz</p>
<p>Sen sırdaşım sen her yaşım<br />Sen en iyi arkadaşım<br />En zor g&uuml;nde g&uuml;ler ge&ccedil;eriz<br />D&uuml;nya tek biz ikimiz"</p>
<p>* * * * *</p>
<p>&nbsp;Bir insanın sırrımızı &ouml;lene dek tutacağından emin olabilir miyiz? Hayır. Asla bir insanın &ouml;lene dek bizim sırdaşlığımızı yapacağından emin olamayız. Bu y&uuml;zden de bir insanın en b&uuml;y&uuml;k sırdaşı kendisidir. Bir insanın en iyi dostu kendi ruhudur. Bir insanı en iyi anlayacak olan kendisidir. Bu y&uuml;zden ruhumuzu korumalıyız. İnsanların zehrinden saklamalıyız ruhumuzu.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Her insan en zor g&uuml;nde yanında olacak birine ihtiya&ccedil; duyar. Ama hayatın en acı ger&ccedil;eklerinden biri de en zor g&uuml;nde yalnız olabileceğimizdir. Yalnız olma olayı kesinlik değil fakat b&uuml;y&uuml;k bir ihtimaldir.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Hayata beraber aşık olacağımız bir dosta ihtiyacımız var, farkındayım. Yenilenip deli gibi sevineceğiniz, her zorluğa karşı g&uuml;lebileceğiniz, her anda yan yana olabileceğiniz ve en g&uuml;zel hayalleri birlikte kuracağınız bir dostunuz olması dileğiyle&hellip;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Evet tanımadığım dostlarım. Eminim ki bu yazıyı okuyan &ccedil;oğu kişi &ccedil;oktan aynanın karşısına ge&ccedil;ip g&uuml;l&uuml;msedi ve g&uuml;l&uuml;msemenin kendisine ne kadar yakıştığını g&ouml;rd&uuml;. Yapmayanlar varsa eğer, eminim ki onlar da aynanın karşısına doğru adımlıyor. Unutmayın dostlarım, g&uuml;l&uuml;msemek bizim gizli ilacımız. Her g&uuml;l&uuml;mseyişte birbirimizi anımsayacak ve "G&uuml;l&uuml;msemek bizim gizli ilacımızdı." diyeceğiz.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Biliyorum, sizler artık kendinizi seviyorsunuz. Bende sizi &ccedil;ok seviyorum. Kendinize iyi bakın ve g&uuml;l&uuml;msemeyi unutmayın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>•Başa Sar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/basa-sar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/basa-sar</guid>
<description><![CDATA[ Bir gün her şeyin başa dönmesini diliyor olacağız. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60f03bd93339a.jpg" length="27633" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 18 Jul 2021 18:24:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Başa sar, bir gün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Başa sar &ccedil;&uuml;nk&uuml;<br />Elimdekiler kalmadı d&uuml;şt&uuml;<br />Bir anda tersine d&ouml;nd&uuml;<br />Ger&ccedil;eği g&ouml;rd&uuml;m, hayalime k&uuml;st&uuml;m</p>
<p>Başa sar &ccedil;&uuml;nk&uuml;<br />Elimdekiler kalmadı d&uuml;şt&uuml;<br />Bir anda tersine d&ouml;nd&uuml;<br />Ger&ccedil;eği g&ouml;rd&uuml;m, hayalime k&uuml;st&uuml;m</p>
<p>&Ccedil;ok zor, bi' de bana sor<br />Başladığı gibi bak yaklaşıyo' son<br />R&uuml;yalarını bi' kenara koy<br />Uyandığında &ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil; d&ouml;n&uuml;ş&uuml; yok</p>
<p>Kapıldım olur olmaz d&uuml;ş&uuml;ncelere<br />Belki zaman zaman bahanelere<br />Teker teker, &ccedil;areler t&uuml;kendi birer birer<br />Durdum dedim, "Daha nereye?"</p>
<p>Ama başa sar &ccedil;&uuml;nk&uuml;<br />Elimdekiler kalmadı d&uuml;şt&uuml;<br />Bir anda tersine d&ouml;nd&uuml;<br />Ger&ccedil;eği g&ouml;rd&uuml;m, hayalime k&uuml;st&uuml;m</p>
<p>Başa sar &ccedil;&uuml;nk&uuml;<br />Elimdekiler kalmadı d&uuml;şt&uuml;<br />Bir anda tersine d&ouml;nd&uuml;<br />Ger&ccedil;eği g&ouml;rd&uuml;m, hayalime k&uuml;st&uuml;m</p>
<p>D&ouml;n&uuml;p bakmam inan artık geriye<br />Ama sanki silinmez kazınır deriye<br />Bu yaşadıklarımın izi tenimde gelir benimle</p>
<p>Kapıldım olur olmaz d&uuml;ş&uuml;ncelere<br />Belki zaman zaman bahanelere<br />Teker teker, &ccedil;areler t&uuml;kendi birer birer<br />Durdum dedim, "Daha nereye?"</p>
<p>Ama başa sar &ccedil;&uuml;nk&uuml;<br />Elimdekiler kalmadı d&uuml;şt&uuml;<br />Bir anda tersine d&ouml;nd&uuml;<br />Ger&ccedil;eği g&ouml;rd&uuml;m, hayalime k&uuml;st&uuml;m</p>
<p>Başa sar &ccedil;&uuml;nk&uuml;<br />Elimdekiler kalmadı d&uuml;şt&uuml;<br />Bir anda tersine d&ouml;nd&uuml;<br />Ger&ccedil;eği g&ouml;rd&uuml;m, hayalime k&uuml;st&uuml;m</p>
<p>* * * * *</p>
<p>Elimizde hi&ccedil;bir şey kalmadığında, ger&ccedil;eği g&ouml;r&uuml;p ger&ccedil;eğe uymayan hayallerimize k&uuml;st&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde ve her şeyin tersine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;ne şahit olduğumuzda başa sarmak isteyeceğiz. Hayatın ger&ccedil;ekliğine ve acı ger&ccedil;eklerine şahit olduğumuzda her şeyin baştan başlamasını isteyeceğiz.</p>
<p>&nbsp;Son, belki &ccedil;ok yakın belki &ccedil;ok uzak. Ama başladığı gibi yaklaşıyor, bir anda geliyor. Artık r&uuml;yalarımızı bir kenara atma zamanı geldi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; uyandığımızda hi&ccedil;bir şeyin d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmayacak. Pişman olmamak i&ccedil;in r&uuml;yalardan uyanmalıyız, dostlarım. Evet, arkamıza bakmayacağız. Acılar daima bizimle olacak, peşimizden gelecek. En k&ouml;t&uuml;s&uuml; ise ne olursa olsun acılar silinmeyecek.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Bahaneler bizi kurtarmaz, dostlarım. Bahanelere g&uuml;venemeyiz. Bizi yarı yolda bırakırlar. &Ccedil;areler ise bir g&uuml;n tamamen bitecek. Yeni &ccedil;areler &uuml;retme zamanı &ccedil;oktan geldi.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Evet, dostlarım. Bu yazıyı okuyan &ccedil;oğu kişi eminim ki &ccedil;oktan aynanın karşısına ge&ccedil;ip g&uuml;l&uuml;msedi ve g&uuml;l&uuml;msemenin kendisine ne kadar yakıştığını g&ouml;rd&uuml;. Eğer yapmayanlar varsa onlar da eminim ki şu an aynanın karşısına doğru adımlıyor. G&uuml;l&uuml;msemek bizim ilacımız olsun, dostlarım. Aynanın karşısına ge&ccedil;ip g&uuml;l&uuml;msediğiniz her an "G&uuml;l&uuml;msemek bizim gizli ilacımızdı." diyebilin. G&uuml;l&uuml;msemek bizim en gizli sığınağımız olsun. Dertleşmek isterseniz, ben buradayım.</p>
<p>&nbsp;Biliyorum, siz artık kendinizi seviyorsunuz. Ben de sizi &ccedil;ok seviyorum. Kendinize iyi bakın ve g&uuml;l&uuml;msemeyi unutmayın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>•Rengarenk Acılar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rengarenk-acilar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/rengarenk-acilar</guid>
<description><![CDATA[ Kimse bizim için eline fırça almayacak. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60f03a9ec5538.jpg" length="29239" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 15 Jul 2021 16:57:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Acılar, rengarenk acılar, şarkı, müzik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>"Biliyorum herkes tektir</em><br /><em>Hayat gibi bazen o rengareng-i ayaz</em><br /><em>&Ouml;nce yağmur sonra g&uuml;neş</em><br /><em>Sonra bize de g&ouml;kkuşakları</em></p>
<p><em>Saydım ben</em><br /><em>Ka&ccedil; g&uuml;n&uuml;n o batımı bana yara gelir</em><br /><em>Ay gibi geceye ben sana deli</em><br /><em>Herşeyi silemedim</em></p>
<p><em>&Uuml;st&uuml; tek renkten bi' g&ouml;kkuşağı gibi</em><br /><em>Bi' anda g&uuml;lmemiş</em><br /><em>Biraz benim gibi</em><br /><em>Dışarda t&uuml;m b&uuml;t&uuml;n evren</em><br /><em>Gerekse biraz direnmen</em><br /><em>İ&ccedil;inde g&ouml;ky&uuml;z&uuml; var bense yarından beter</em></p>
<p><em>Sen bırak tutunmayı</em><br /><em>D&uuml;nya bizi sarmalar</em><br /><em>Deyim yerinde, en i&ccedil;inde</em><br /><em>Rengarenk acılar</em></p>
<p><em>Sen bırak tutunmayı</em><br /><em>D&uuml;nya bizi sarmalar</em><br /><em>Deyim yerinde, en i&ccedil;inde</em><br /><em>Rengarenk acılar</em></p>
<p><em>Biliyorum herkes tektir</em><br /><em>Hayat gibi bazen o rengareng-i ayaz</em><br /><em>&Ouml;nce yağmur sonra g&uuml;neş</em><br /><em>Sonra bize de g&ouml;kkuşakları</em></p>
<p><em>Saydım ben</em><br /><em>Ka&ccedil; g&uuml;n&uuml;n o batımı bana yara gelir</em><br /><em>Ay gibi geceye ben sana deli</em><br /><em>Herşeyi silemedim</em></p>
<p><em>&Uuml;st&uuml; tek renkten bi' g&ouml;kkuşağı gibi</em><br /><em>Bi' anda g&uuml;lmemiş</em><br /><em>Biraz benim gibi</em><br /><em>Dışarda t&uuml;m b&uuml;t&uuml;n evren</em><br /><em>Gerekse biraz direnmen</em><br /><em>İ&ccedil;inde g&ouml;ky&uuml;z&uuml; var bense yarından beter</em></p>
<p><em>Sen bırak tutunmayı</em><br /><em>D&uuml;nya bizi sarmalar</em><br /><em>Deyim yerinde, en i&ccedil;inde</em><br /><em>Rengarenk acılar</em></p>
<p><em>Sen bırak tutunmayı</em><br /><em>D&uuml;nya bizi sarmalar</em><br /><em>Deyim yerinde, en i&ccedil;inde</em><br /><em>Rengarenk acılar</em> "</p>
<p>* * * * *</p>
<p>&nbsp;Tutunmayı bırakın, dostlarım. Artık d&uuml;nya sizin i&ccedil;in bir şeyler yapsın ve sizi sarmalasın. Yorulduğunuz her an sırtınızı d&uuml;nyaya yaslayın. Bir g&ouml;kkuşağı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n şarkıda dediği gibi. &Uuml;st&uuml; tek renk, i&ccedil;i reng&acirc;renk... Bu bizim i&ccedil;imiz, dostlarım. &Uuml;st&uuml;nden bakıldığında tek renk g&ouml;r&uuml;nen ruhlarımız var. Yaralarımızı sarmaya ihtiyacımız var. Bir anda g&uuml;lemeyeceğiz. Direnmemiz gerekecek. İ&ccedil;imizde bir g&ouml;kkuşağı, bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml; var. Dışarıda ise koca bir evren...Bu y&uuml;zden direnmeliyiz. Ve her şey adım adım... &Ouml;nce yağmur, sonra g&uuml;neş, sonra g&ouml;kkuşağı... Her adım atılmalı, atılmadığı takdirde sonu&ccedil; beklenildiği gibi olmaz.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Bug&uuml;n, bu yazıyı okuduğumuz ilk andan başlayarak beraber adımlar atacağız dostlarım. İ&ccedil;imizde bulunan ve bizi kıran, gece gibi karanlık acıları renklerine kavuşturacağız. Elimize bir fır&ccedil;a alıp o siyah acıları renk renk boyayacağız. Bu kadar &uuml;z&uuml;nt&uuml; yeter. Artık g&uuml;l&uuml;mseme zamanı...&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Kimse bizim i&ccedil;in acılarımızı renklendirmeyecek. Biz yapacağız. Kimse bizim i&ccedil;in eline o fır&ccedil;ayı almayacak. Biz alacağız. Ve doğrusunu s&ouml;ylemek gerekirse, kimse bizim elimizden tutmayacak. Biz bir duvara tutunacağız. Biz buyuz dostlarım. Acılarıyla savaşmaya &ccedil;alışan bir grubuz. Ve artık o acıların g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n &ouml;n&uuml;n&uuml; karartmasını izlemeyeceğiz. Artık o acıların g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n &ouml;n&uuml;nde bir g&ouml;kkuşağına d&ouml;n&uuml;şmesini izleyeceğiz.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ve siz dostlarım&hellip; Benimle beraber, acılarınızı renklendirmeye var mısınız? Sizce de artık mutlu olma zamanı gelmedi mi? Kimse bizim elimizi tutmuyor, birbirimizin elini tutabilir miyiz? Gecenin alacakaranlığını g&ouml;kkuşağına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rebilecek miyiz? Son olarak ise, bu yolda beraber miyiz?&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Aynaya bakıp g&uuml;l&uuml;mseme zamanımız geldi, ge&ccedil;iyor. Bu yazıyı okuyan pek &ccedil;ok kişi &ccedil;oktan aynanın karşısına ge&ccedil;ip g&uuml;l&uuml;msedi ve g&uuml;l&uuml;msemenin kendilerine ne kadar yakıştığını g&ouml;rd&uuml;. Yapmayan varsa, eminim onlar da şu an aynanın karşısına doğru ilerliyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Sizler artık kendinizi seviyorsunuz, biliyorum. Unutmayın! Ben de sizi &ccedil;ok seviyorum. Kendinize iyi bakın dostlarım. Bu yazıda son defa, beraber miyiz ?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2749&amp;apos;a giden adam</title>
<link>https://edebiyatblog.com/2749a-giden-adam</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/2749a-giden-adam</guid>
<description><![CDATA[ Kız kardeşiyle birlikte zamanda yolculuk yaptığını iddia eden adamdan bahsedelim. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60e98c0f4ba5b.jpg" length="105914" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 11 Jul 2021 17:52:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Zamanda yolculuk, 2749&#039;a giden adam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Al Bielek, 1927 yılında doğmuş bir insan. Onu ilgin&ccedil; yapan şey ise zaman yolculuğu yaptığını iddia etmesi.</p>
<p>&nbsp;The Montauk Deneyleri sırasında alıkonulan ve psikolojik savaş tekniklerinden zaman yolculuğuna kadar pek &ccedil;ok deneyde kullanılan Bielek, &uuml;nl&uuml; Philadelphia Deneyi'nde de yer aldığını s&ouml;yl&uuml;yor.</p>
<p>&nbsp;Bielek, deneyde kullanılan gemi olan 1240 tonluk USS Eldridge gemisinden atladıktan sonra başından ilgin&ccedil; şeyler ge&ccedil;tiğini, kardeşiyle birlikte zamanda yolculuk yaptığını belirtiyor.</p>
<p>Gelelim gelecekle ilgili s&ouml;ylediklerine;</p>
<p>&nbsp;Kardeşiyle birlikte, gelecekteki bir hastanede, 6 hafta boyunca radyasyon nedenli yaralanmalardan yattığını s&ouml;yl&uuml;yor Bielek ilk olarak.</p>
<p>&nbsp;Geleceğin tıp sisteminin titreşim ve ışık tabanlı tedaviler &uuml;zerine yoğunlaştığını, televizyon programlarının tamamının eğitici veya haber niteliği taşıdığını da s&ouml;yl&uuml;yor.</p>
<p>&nbsp;Bunlar dışında 2025 yılından itibaren D&uuml;nya'nın coğrafi yapısında pek &ccedil;ok değişiklikler ger&ccedil;ekleştiğini de ekliyor. Bu bilgiyi o programlardan &ouml;ğrendiğini, ABD ve Avrupa kıtalarının kıyılarının ve i&ccedil; kesimlerinin g&uuml;n&uuml;m&uuml;zden &ccedil;ok farklılaştığını belirtiyor.</p>
<p>&nbsp;O tarihlerde ABD ve Kanada h&uuml;k&uuml;metlerinin tamamen &ccedil;&ouml;kt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; de iddia ediyor.</p>
<p>&nbsp;B&ouml;lgesel askeri kuralların olduğunu, merkezi bir devlet anlayışının kalmadığını da s&ouml;yl&uuml;yor. Bir diğer iddiası ise d&uuml;nya n&uuml;fusunun 300 milyona d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;. ABD n&uuml;fusu ise 50 milyon imiş o tarihlerde.</p>
<p>&nbsp;Gezegenin manyetik kutuplarının değiştiğini de belirtiyor. Zaman i&ccedil;erisinde bunu geri almak amacıyla yapay kutup b&ouml;lgeleri oluşturulmuş ve değişim geri &ccedil;evirilmiş.</p>
<p>&Ccedil;arpıcı iddialarından bazıları ise g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; kapsıyor;</p>
<p>&nbsp;2003-2005 yılları arasında bazı problemlerin baş g&ouml;sterdiğini, yeni d&uuml;nya d&uuml;zeninin d&uuml;nyayı kontrol altına almaya başladığını, fakat bu durumun yavaş yavaş gelişen bir savaş nedeniyle yerle bir olduğunu belirtiyor. Savaşın bir tarafının Ruslar ile &Ccedil;inliler olduğunu, diğer tarafının ise ABD ile Avrupa olduğunu ekliyor.</p>
<p>&nbsp;Savaş sonucunda bazı ABD şehirlerinin yerle bir olduğunu, yeni d&uuml;nya d&uuml;zeninin tamamen &ccedil;&ouml;kt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; de s&ouml;ylemiş kendisi. Bu iddiaları 2000'li yıllardan &ouml;nce yaptığını belirtelim kendisinin.</p>
<p>&nbsp;Devletin o d&ouml;nemlerde 3. D&uuml;nya Savaşı'ndan kalma radyasyon hasarını ve n&uuml;kleer atıkları birka&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;erisinde tamamen temizleyecek teknolojiye sahip olduğunu da ekliyor.</p>
<p>&nbsp;Şehirlerin yapısının da değiştiğini belirtiyor kendisi. Bazı şehirler hala yerdeyken, artık u&ccedil;an şehirler de bulunuyormuş. Bu u&ccedil;an şehirler, d&uuml;nyanın herhangi bir noktasına taşınabiliyormuş.</p>
<p>&nbsp;Y&uuml;zen bir kristal yapı bulunduğunu, b&uuml;t&uuml;n işlemleri bu sistemin y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; de s&ouml;yl&uuml;yor. D&uuml;nya genelinde herhangi bir devletin kalmadığını da ekliyor.</p>
<p>&nbsp;Ayrıca toplum yapısı tamamen sosyalist hale d&ouml;nm&uuml;ş ve t&uuml;m insanların temel yaşam ihtiya&ccedil;ları karşılanıyormuş.</p>
<p>&nbsp;Bielek, t&uuml;m bu 2 yıllık seyahatinden sonra kardeşiyle birlikte g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze geri d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş.</p>
<p>&nbsp;Dediklerine inanmak elbette g&uuml;&ccedil;, ancak komplo teorisyenlerinin iştahını a&ccedil;tığı da bir ger&ccedil;ek.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Philadelphia Deneyi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/philadelphia-deneyi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/philadelphia-deneyi</guid>
<description><![CDATA[ Amerika&#039;nın net bir dille yalanladığı ve oldukça esrarengiz bir deney: Philadelphia Deneyi ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60e989fc8cc09.jpg" length="81395" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 10 Jul 2021 18:06:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Görünmezlik, Philadelphia Deneyi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Bug&uuml;n normalde hi&ccedil; yazmadığım bir konu &uuml;zerinde yazacağım: Philadelphia Deneyi.</p>
<p>Olduk&ccedil;a esrarengiz bir deney olan ve bazı kısımları korkutucu dereceye gelebilen Philadelphia Deneyi olduk&ccedil;a fazla adını duyduğumuz bilim insanlarının i&ccedil;inde bulunduğu iddia edilen bir deney.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Philadelphia Deneyi, 28 Ekim 1943 tarihinde Amerikan donanmasının Pensilvanya eyaletine bağlı Philadelphia şehri limanında yaptığı iddia edilen deneydir. İddiaya g&ouml;re donanmaya ait bir koruma destroyeri olan DE 173 sınıfı 1240 tonluk USS Eldridge birka&ccedil; dakika i&ccedil;erisinde 600 km'den fazla bir uzaklığa gidip tekrar gelmiştir. Deneyin varlığı konusunda hi&ccedil;bir delil bulunmamaktadır. Amerikan donanması da b&ouml;yle bir deneyin kayıtlarda var olmadığını belirtmiştir. Al Bielek hari&ccedil; deneye katıldığı iddia edilen t&uuml;m askerler bunu yalanlamış, hik&acirc;yenin bir aldatmaca olduğunu s&ouml;ylemişlerdir. Bielek'in hik&acirc;yesi de daha sonra yalanlanmıştır.</p>
<p>&nbsp;G&ouml;kkuşağı Projesi (Rainbow Project) adıyla da bilinen bu deney, 1984 yılında beyaz perdeye aktarılana kadar ciddiye alınmamıştı. Ancak o tarihten bu g&uuml;ne kadar resm&icirc; makamlarca defalarca yalanlanmasına rağmen en &ccedil;ok merak edilen konulardan biri olmuştur.</p>
<p>&nbsp;Deneyin İddia Edilen Hik&acirc;yesi;</p>
<p>&nbsp;Deneyin yapılmış olma ihtimalinden ilk s&ouml;z eden kişi Morris K. Jessup'dur. Jessup amat&ouml;r bir g&ouml;k bilimciydi ve UFO'lar &uuml;zerine yaptığı &ccedil;alışmalarla tanınıyordu. Deney ile olan ilgisi ise 1955 yılında eline ge&ccedil;en bir mektupla başlar. Mektup, Carlos Miguel Allende adında birinden geliyordu ve deneyden detaylı olarak bahsediyordu. İddiasına g&ouml;re Allende, deneye g&ouml;zlem gemisi olarak katılan SS Andrew Furuseth adlı şilepte g&ouml;revli bir denizciydi. Deneye baştan sona şahit olmuştu.</p>
<p>Deneyin Hazırlık Aşaması;</p>
<p>&nbsp;Deneyin temelinde Einstein'ın Birleşik Alan Teorisi vardı. Teori basit&ccedil;e, nesneler arası &ccedil;ekim esası ve elektromanyetizma &uuml;zerine kurulmuştur. Einstein, 1920'lerden itibaren bu teorisi &uuml;zerine yoğunlaşmış, 1925-1927 yılları arasında Almanya'da bir fizik dergisinde yaptığı &ccedil;alışmaları yayımlamış, ancak bu &ccedil;alışmalarını hi&ccedil;bir zaman tamamlayamamıştır.</p>
<p>İddiaya g&ouml;re deneyin &ccedil;alışmaları 1930 yılında Chicago &Uuml;niversitesinde başlamış, bir yıl sonra da Princeton &Uuml;niversitesinde devam ettirilmişti. Hatta Albert Einstein Dr. John von Neumann ve Dr. Nikola Tesla'nın da zaman zaman proje d&acirc;hilinde &ccedil;alıştıkları iddia edilmiştir.</p>
<p>Birleşik Alan Teorisi'nin deneye uygulanışı ise "&ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir elektromanyetik alan oluşturup gemi &uuml;zerine gelen ışığı (ve radar sinyallerini) kırarak ya da b&uuml;kerek optik g&ouml;r&uuml;nmezlik sağlamak" şeklinde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Bu doğrultuda 75 VA g&uuml;c&uuml;ndeki iki dev jenerat&ouml;r geminin &ouml;n top taretlerinin altına monte edildi, buradan geminin g&uuml;vertesine 4 manyetik ışın yayılacaktı. 3 RF vericisi (her biri iki megavat CW g&uuml;c&uuml;ndeydi ve onlar da g&uuml;verteye monte edilmişti). 3000 adet 6L6 g&uuml;&ccedil; artırıcı t&uuml;p, iki jenerat&ouml;r&uuml;n oluşturduğu g&uuml;c&uuml; yayacaklardı, &ouml;zel eşleme ve mod&uuml;lasyon devreleriyle diğer ekipman, oluşan k&uuml;tlesel elektromanyetik alanları kullanılırlığa indirgerken, kırılmış ışınlar ve radyo dalgaları gemiyi saracak ve sonu&ccedil;ta gemi d&uuml;şman g&ouml;zlemcileri i&ccedil;in g&ouml;r&uuml;nmez olacaktı.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ama&ccedil; g&ouml;r&uuml;nmezlikti fakat iddiaya g&ouml;re donanma bu deneyde tesad&uuml;fen de olsa maddenin ışınlanmasını ger&ccedil;ekleştirdi.</p>
<p>Deneyin Ger&ccedil;ekleştirilişi;</p>
<p>&nbsp;Allende, deneyin 22 Temmuz 1943'te sabah 09.00'da jenerat&ouml;rlere g&uuml;&ccedil; verilerek başlatıldığını s&ouml;yl&uuml;yordu. Bu aşamadan sonra yeşilimsi bir sis gemiyi &ouml;rtmeye başlamış ve USS Eldridge ortadan kaybolmuştu. Devamını ş&ouml;yle anlatıyordu Allende:</p>
<p>"Bir an sadece geminin &ccedil;apasını g&ouml;rebildim, sonra o da kayboldu, ortada artık ne sis ne USS Eldridge vardı; bomboş denize bakıyorduk, bizim gemide bulunan &uuml;st r&uuml;tbeli subaylar ve bilim adamları korku, dehşet ve heyacan i&ccedil;inde nefeslerini tutarak bu inanılması g&uuml;&ccedil; başarılarını seyrediyorlardı. Gemi ve m&uuml;rettebatı hem radarda hem de g&ouml;zlerimizin &ouml;n&uuml;nde yok olmuştu. Her şey planlandığı gibi y&uuml;r&uuml;yordu, 15 dk. sonra emir verildi ve jenerat&ouml;rlerin şalteri kapatıldı. &Ouml;nce hi&ccedil;bir şey olmadı, arkasından yeşil sis tekrar ortaya &ccedil;ıktı ve USS Eldridge yeniden g&ouml;r&uuml;nmeye ve ortaya &ccedil;ıkmaya başladı ama gemi nereye gitmiş ve nereden geliyordu? Sis azalırken, bir şeylerin tuhaf gittiğini hissediyorduk. Hemen gemiye yanaştık, ilk &ouml;nce m&uuml;rettebatın &ccedil;oğunun geminin yanından sarkıp kustuklarını g&ouml;rd&uuml;k, diğerleri ise geminin g&uuml;vertesinde şaşkın şaşkın dolaşıyorlardı,sanki hi&ccedil;birinin bilinci yerinde değildi. Yetkili ekipler gemiye girerek b&uuml;t&uuml;n m&uuml;rettebatı kısa s&uuml;re i&ccedil;erisinde uzaklaştırdılar ve yerlerini hazır bekletilen yeni bir m&uuml;rettebat aldı. Bir iki g&uuml;n sonra, yeni bir deneye daha karar verildi. Gemi istenen radar g&ouml;r&uuml;nmezliğine ulaşmıştı, donanım değiştirildi ve 28 Ekim 1943'te deney yine aynı gemide tekrarlandı. Jenerat&ouml;rler &ccedil;alışmaya başladıktan hemen sonra Destroyer hemen hemen g&ouml;r&uuml;nmezlik &ccedil;izgisine ulaşmıştı, sadece burnu ve arkası g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor, arada ise bazı &ccedil;izgiler belli belirsiz se&ccedil;iliyordu. Sonra sadece su &uuml;zerinde tekne boyunda bir &ccedil;izgi kaldı. Bir iki dakika sonra mavi bir ışık parladı ve o &ccedil;izgi de yok oldu. Şimdi gemi tamamen yok olmuştu. Birka&ccedil; dakika sonra millerce uzakta Norfolk'ta ortaya &ccedil;ıktı. G&ouml;r&uuml;nd&uuml;kten biraz sonra bilinmeyen bir nedenle yine kayboldu ve Philadelphia'da tekrar ortaya &ccedil;ıktı. Bu kez durum &ccedil;ok ciddiydi, t&uuml;m m&uuml;rettebatın başı beladaydı. Bazıları yok oldu ve bir daha geri d&ouml;nmedi. Bu olayın en korkun&ccedil; b&ouml;l&uuml;m&uuml; ise beş denizcinin geminin eriyen ve sonra yine katılaşan metal levhalarının i&ccedil;inde kalmalarıydı. Bu &ccedil;ok feci bir durumdu. Denizcilerin birisi kurtuldu fakat bir daha eski h&acirc;line d&ouml;nemedi. Aklını tamamen yitirmişti ama yapacak hi&ccedil;bir şey yoktu. Bazılarının psişik yetenekleri gelişmişti, sokakta y&uuml;r&uuml;rken kaybolan ve yine ortaya &ccedil;ıkan insanlar vardı. Manyetik alanın i&ccedil;inde kalan m&uuml;rettebattan kaybolanlar ancak birisinin y&uuml;z&uuml;ne ve eline dokunulmasıyla g&ouml;r&uuml;n&uuml;r h&acirc;le geliyorlardı, yani dokunmanın giysinin olmadığı bir yere yapılması gerekiyordu. "Donma" adı verilen bu olay saatlerce, g&uuml;nlerce s&uuml;rebiliyordu, hatta bir tayfa tam altı ay donduktan sonra kurtarılabildi. Elektronik kamuflaj başladıktan sonra geminin ve m&uuml;rettebatının b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle kaybolup, &ccedil;ok uzak bir yerde ortaya &ccedil;ıkıp ve sonra yeniden geri d&ouml;nmesine neden olan neydi?"</p>
<p>&nbsp;Bu hik&acirc;yeye g&ouml;re USS Eldridge, 28 Ekim sabahı Philedalphia limanından 640 km &ouml;tedeki (375 mil) Norfolk asker&icirc; deniz &uuml;ss&uuml;ne gidip tekrar gelmiş ve bu olay birka&ccedil; dakika i&ccedil;erisinde olmuştu. Jessup bu inanılması g&uuml;&ccedil; hik&acirc;yeye temkinli yaklaştı. Allende'ye g&ouml;nderdiği cevapta daha fazla ayrıntı ve varsa olayın ger&ccedil;ekliğiyle ilgili kanıtlar istedi. Allende'nin cevabı ise aylar sonra geldi fakat bu sefer gelen mektupta Carl M. Allen imzası vardı. Allen kanıtı olmadığını yazıyordu ancak hipnoz seansına katılabileceğini ya da pentotal (bilinci uyuşturarak iradeyi kıran doğruyu s&ouml;yleten bir ila&ccedil;) alarak g&ouml;rd&uuml;klerini anlatabileceğini savunuyordu. Jessup bu mektuptan sonra yazışmamaya karar verdi.</p>
<p>Morris Jessup'un İntiharı;</p>
<p>&nbsp;1957 ilkbaharında Jessup, Deniz Kuvvetleri Araştırma B&uuml;rosu'ndan bir davet aldı. B&uuml;roya ulaştığında kendisine yine kendisinin yazdığı (ve &ccedil;oğunlukla &uuml;n&uuml;n&uuml; bor&ccedil;lu olduğu) The Case for the UFO isimli kitap g&ouml;sterildi. Bu kitap bir yıl kadar &ouml;nce b&uuml;roya postalanmıştı. Kitabın dikkat &ccedil;ekici yanı ise sayfalarda alınmış olan notlardı. Notlarda &uuml;&ccedil; farklı yazıyla yazılmıştı ve binlerce yıl &ouml;nceki uygarlıklardan s&ouml;z ediliyor, d&uuml;nyaya gelen uzay ara&ccedil;ları tarif ediliyordu. Sonunda ise g&uuml;&ccedil; alanlarından, bir maddenin nasıl kaybolup nasıl ortaya &ccedil;ıkarılabileceğinden ve 1943'te yapılan deneyden s&ouml;z ediliyordu. Jessup yazılardan birinin Allen'a ait olduğunu fark edip durumu bildirdi. Sonrasında diğer yazıların da aynı kişiye ait olduğu, farklı renk ve &ouml;zelliklerdeki kalemlerle yazıldığı anlaşıldı.</p>
<p>&nbsp;Bu olaydan sonra Deniz Kuvvetleri Jessup ile yeniden bağlantı kurup Allende'nin mektuplarında belirttiği adresin terk edilmiş bir &ccedil;iftlik evine ait olduğunu, ayrıca Jessup'un kitabının &uuml;zerindeki notlarla ve Allende'nin mektuplarıyla birlikte yeniden d&uuml;zenlenerek Deniz Kuvvetleri b&uuml;nyesinde dağıtılacağını bildirdi. Rakam tam olarak bilinmemekle beraber bu şekilde 100 kadar kopyanın Deniz Kuvvetlerinde dağıtıldığı sanılmaktadır. Bu baskıdan &uuml;&ccedil; kopya da Jessup'a g&ouml;nderilmiştir.</p>
<p>&nbsp;Bu olaydan iki yıl kadar sonra, 20 Nisan 1959'da Morris Jessup, Miami'de Hammock Parkı'nda, kendi aracı i&ccedil;erisinde &ouml;l&uuml; bulundu. Polis raporlarına g&ouml;re egzoz gazıyla intihar etmişti. Carlos Allende ise bir daha ortaya &ccedil;ıkmadı ve olay bu şekilde kapandı.</p>
<p>Alfred Bielek'in İfadesi;</p>
<p>&nbsp;Bug&uuml;n bilinen, hik&acirc;yenin &ccedil;oğunun 1984 yapımı Stewart Rafill'in y&ouml;nettiği "Philadelphia Experiment" (Philadelphia Deneyi) isimli filmden uyarlandığıdır. 1990'larda Eldridge gemisinin m&uuml;rettebatından Alfred Bielek deneyin i&ccedil;inde yer aldığını ifade etmiş, bu ifade internet aracılığıyla yayılmıştır. Ancak 2003 yılında Bielek'in hik&acirc;yesi k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir araştırmacı grup tarafından yalanlanmış, deney sırasında geminin yakınında bir yerde olmadığı g&ouml;sterilmiştir.</p>
<p>Hik&acirc;yedeki Tutarsızlıklar;</p>
<p>&nbsp;USS Eldridge gemisi 27 Ağustos 1943'e kadar hizmete girmedi, Eyl&uuml;l ayına kadar da New York limanından ayrılmadı. 1943'&uuml;n Ekim ayında gemi Bahamalar'a doğru ilk deneme seferine &ccedil;ıkmıştı. Eldridge gemisinde g&ouml;rev yapanların da &uuml;yesi olduğu bir savaş gazileri birliği, Nisan 1999'da yayımladığı bildiride geminin asla Philadelphia limanına uğramadığını belirtmiştir.</p>
<p>Alternatif A&ccedil;ıklamalar;</p>
<p>&nbsp;Araştırmacı Jacques Vallee, USS Eldridge yanında demirli bulunan USS Engstrom gemisinde amacı gemileri manyetik algılayıcılı mayınlara karşı g&ouml;r&uuml;nmez yapmak olan ve benzer şekilde elektromıknatıslarla yapılan bir deneyi tanımlamıştır. Gemi elektromıknatıslarla degauss edilerek manyetik g&ouml;r&uuml;nmezliğe ulaştırılmaya &ccedil;alışılmıştır. Ancak bu deneyin internette gezen hik&acirc;yeyle hi&ccedil;bir alakası olmadığını s&ouml;ylemektedir.</p>
<p>Kaynak&ccedil;a;</p>
<p>^ "Resmi ABD Donanması Tarihi". 20 Şubat 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Kasım 2006.</p>
<p>^ "Arşivlenmiş kopya". 9 Ekim 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Kasım 2006.</p>
<p>^ "USS Eldridge'in 1943 yılı seyir defteri mikrofilmlerini de i&ccedil;eren 2. D&uuml;nya Savaşı tam raporu, item # NRS-1978-26, ABD Donanma Tarih Merkezi, Washington Navy Yard, DC 20374-5060.". 22 Haziran 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Mayıs 2007.</p>
<p>Berlitz, Charles (1977) Without A Trace. (T&uuml;rk&ccedil;e &ccedil;evirisi: G&ouml;n&uuml;l Suveren, İz Bırakmadan, Eyl&uuml;l 1977, 317 s., Altın Kitaplar)</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anılar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anilar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anilar</guid>
<description><![CDATA[ Acı veren anıların yanında insanın ruhunu iyileştiren hatıralar da var. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60daf610d578e.jpg" length="42564" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 06 Jul 2021 13:28:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Anı, acı, insan, ruh</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;İnsanın hem g&uuml;zel hem k&ouml;t&uuml; anıları olur. Bazen en g&uuml;zel anıların olduğu yerlerde k&ouml;t&uuml; bir olay yaşarsınız ve b&uuml;t&uuml;n g&uuml;zel anıları &ccedil;&ouml;pe atıp o yerleri g&ouml;z&uuml;n&uuml;zde k&ouml;t&uuml;, acı verici yerler olarak canlandırırsınız.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Aslında doğru olan yaşadığınız acı verici olayları bir kenara bırakıp, g&uuml;zel anılarınızı yaşadığınız yerleri benimsemektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her ne kadar acı verici şeyler yaşanmış olsada o acıları unutup mutlu hissettiren şeyleri d&uuml;ş&uuml;nmek gerek. G&uuml;l&uuml;mseten hatıraların yaşandığı yerler daima huzur ve g&uuml;ven verir.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Daha &ouml;nce bir blogumda s&ouml;ylediğim gibi acı verici olaylar unutulur. Ancak mutlu hissetmenizi sağlayan olaylar aklınıza kazınır. Bunun i&ccedil;in biraz acı verse bile size g&uuml;zel hatıralar canlandıran yerleri, mekanları sevin.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;İnsan her zaman doğru olanı yapmaz. Bazen yanlışlar insana doğru gibi gelir. Bir acıyı unutmak i&ccedil;in o acının yaşandığı yeri, her ne kadar orada g&uuml;zel hatıralar olsa bile, silmek gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r insanlar. Fakat asıl yapmanız gereken acıyı yaşadığınız yeri eskisinden bile daha &ccedil;ok sevmektir.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; S&ouml;ylediğim gibi, yaşadığımız acılar, &uuml;z&uuml;nt&uuml;ler bize tecr&uuml;be katar. Bu y&uuml;zden acıyı silmek değil zamanla unutmak gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; unutulan acı i&ccedil;imizde bir yerlerde yaşar. Ama silinen acı yok olur. Yok olursa bize yardımcı olamaz.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Son olarak tanımadığım dostum, &ouml;nceki bloglarımda da s&ouml;ylediğim gibi aynanın karşısına ge&ccedil; ve g&uuml;l&uuml;mse. G&uuml;l&uuml;msemenin sana ne kadar yakıştığını g&ouml;r. Acılarına rağmen g&uuml;l&uuml;mse. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; acıların yanında insanın ruhunu iyileştiren g&uuml;zel hatıralar da var. &Uuml;z&uuml;lme... Ağlama... Sadece g&uuml;l&uuml;mse ve dik dur.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Artık kendini sevmeyi başarabildiysen, seni seviyorum tanımadığım dostum. Kendine iyi bak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Acı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/aci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/aci</guid>
<description><![CDATA[ Herkesin acıları var. Kiminin acısı bir gökkuşağının muhteşem renkleri gibi rengârenk iken, kiminin acısı gecenin alaca karanlığı gibi kapkara... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60d768cd085dc.jpg" length="32312" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 06 Jul 2021 13:28:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Acı çekmek, herkes, gökkuşağı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Acı&hellip; Herkesin farklı bir acısı var. &Ccedil;ok kolay ve d&uuml;z bir kelime: "acı". Kiminin rengarenk, kiminin kapkara. Kimse kimsenin acısını anlayamaz. Kimine az yara veren; kimine, onu parampar&ccedil;a edecek kadar &ccedil;ok yara verir.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Acıları rengarenk olan birinin; bir g&uuml;n sa&ccedil;ma veya değil, herhangi bir nedenle siyaha d&ouml;n&uuml;şmesi ise&hellip; Bu duyguyu kelimeler tam anlatamaz, hi&ccedil;bir beyin, akıl bu duyguyu tam olarak algılayamaz. Sadece hisseden bilir. Rengarenk bir acıdan tecr&uuml;be kazanırken, bir anda acısı siyaha d&ouml;n&uuml;ş&uuml;verir. İnsan elinde olmadan afallar. &Uuml;z&uuml;l&uuml;r ama &uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; kelimeler anlatamaz. Yıkılır&hellip; Acısını renkli g&ouml;rmeye alışmış birinin g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;ndeki renklerin bir anda yok olması, ister istemez afallamasına sebep olur.</p>
<p>Beyza Alko&ccedil; ; "Artık o acıların hi&ccedil;biri rengarenk değil, bug&uuml;n hepsi siyaha boyandı" diyor. 'Rengarenk Acılar'... &Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k acı &ccedil;eken insanlara sa&ccedil;ma gelen iki kelime&hellip; Her acı bir g&uuml;n siyaha boyanır mı? Bilmiyorum. Her acı bir g&uuml;n mutlaka rengarenk g&ouml;r&uuml;n&uuml;r m&uuml;? Bilmiyorum. Bildiğim şey, bir g&uuml;n mutlaka y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z yolda taşlara basacağız ve canımız yanacak; ama hi&ccedil;bir yol tamamen taşlı olmadığı gibi, y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z yolda da p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z bir kısımla karşılaşacağız.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; 'Acı' kelimesini anlatmak i&ccedil;in kullanılabilecek kelimeler yetersiz kalıyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; 'acı' bir tane değil. &Ccedil;eşit &ccedil;eşit 'acı' var. Rengarenk bir acı tatmak daha zordur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, o acı siyaha boyandığında; kişi uzun bir s&uuml;re karanlığa alışamayacak, afallayacak, zorlanacak ve daha fazla yorulacaktır. Ancak acıyı başından siyah tanıyanlar, acısı arttığında sadece biraz daha yorulacaktır. Ama alışmakta zorluk &ccedil;ekmeyecektir.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&nbsp; Hi&ccedil;bir acı tamamiyle renkli değildir. Bize g&ouml;r&uuml;nen kısmı renkli olabilir ama g&ouml;remediğimiz kısım bizi karanlığa d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. Hi&ccedil;bir acı tamamiyle siyah mıdır? Bilmiyorum. Aslında bu konu hakkında pek bir a&ccedil;ıklama bulamıyorum. Dediğim gibi kelimelerim 'acı' kelimesini a&ccedil;ıklamaya yetmiyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Son olarak tanımadığım dostum, daha &ouml;nceki bloglarımda da s&ouml;ylediğim gibi aynanın karşısına ge&ccedil; ve g&uuml;l&uuml;mse. G&uuml;l&uuml;msemenin sana ne kadar yakıştığını g&ouml;r. Acılarını sev. Ama daha fazla acı y&uuml;klenme. Renkli ya da siyah, farketmez. Acı asla tamamen tarif edilemez. Acıyı yaşayan acının ne demek olduğunu bilir ama acıyı yaşayan biri bile onu a&ccedil;ıklayamaz. Sen her şeye rağmen y&uuml;klendiğin acılarını sev.</p>
<p>&nbsp; Artık kendini sevmeyi başarabildiysen, seni seviyorum tanımadığım dostum. Kendine iyi bak ve g&uuml;l&uuml;msemeyi unutma&hellip;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kapat Gözlerini</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kapat-gozlerini</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kapat-gozlerini</guid>
<description><![CDATA[ Kapattığın gözlerinin ardındaki dünya çok daha güzel. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60dda8b8d4191.jpg" length="66993" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 05 Jul 2021 17:11:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Kapatmak, göz, dünya, güzel</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sus.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sık yumruklarını.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapat g&ouml;zlerini.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Orada her şey &ccedil;ok g&uuml;zel.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">A&ccedil;ma her şey &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayal d&uuml;nyanda her şey g&uuml;zeldi kız &ccedil;ocuğu,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burası g&ouml;zlerini a&ccedil;tığın nokta.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dikkat et &ccedil;ok kırarlar seni,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kırmasınlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şşşh ağlama.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ağlasan ge&ccedil;ecek mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevme.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevsen karşılık alacak mısın?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakma.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakarken i&ccedil; &ccedil;ekme.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Ccedil;ektiğin nefesi bırakır i&ccedil;inde,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevmez seni.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kırar,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Par&ccedil;alar,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Uuml;zer.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapat g&ouml;zlerini,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Orada her şey &ccedil;ok g&uuml;zel.</span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yol</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yol</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yol</guid>
<description><![CDATA[ Yanlış yolda yürüyerek zaman kaybetmemeliyiz, ömrümüz kısıtlı ve bu kısıtlı süreyi yanlış yolda ilerleyerek boşa harcayamayız. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60d5bcee1f907.jpg" length="68578" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Jun 2021 22:19:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Yol, yürümek, yanlış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Hayat &ccedil;ok zor. Her insan kendi yolunda y&uuml;r&uuml;yor. Kiminin yolu kısacık bir yolken kiminin ki y&uuml;r&uuml;rken uzunca zamanını alıyor. Daha &ouml;nce s&ouml;ylediğim gibi, &ouml;m&uuml;r adında bir yolculuğun i&ccedil;erisindeyiz. Bir yolda y&uuml;r&uuml;yoruz. Bu yol p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z değil, mutlaka taşlara basacak ayaklarımız. Ancak tamamen taşlı değil, bir g&uuml;n yolun p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z kısmına ulaşacağız.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Taşlara geldiğimizde d&uuml;şeceğiz. Yara alacağız. Ama bir s&uuml;re sonra kalkıp y&uuml;r&uuml;meye devam edeceğiz. Tecr&uuml;be kazanacağız. Taşlara geldiğimizde daha dikkatli y&uuml;r&uuml;yeceğiz. Belki de koşacağız. Hayat bize izin verirse koşmayı da başarırız. Ama koşmak &ouml;nemli değil. Her adım sağlam olmalı. Sağlam olmazsa d&uuml;şeriz ve yara alırız.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Doğru yolu bulmalıyız dostlarım. Yanlış bir yolda y&uuml;r&uuml;memeliyiz. Zaman kaybedemeyiz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;mr&uuml;m&uuml;z kısalmış olur. Dediğim gibi &ccedil;ok zor biliyorum. Ama tadını &ccedil;ıkarın hayatın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; tadını &ccedil;ıkarmazsanız daha da zor gelir. Her zaman en iyisini hedeflemeyin. Her zaman yapabileceğinizin en iyisini hedefleyin. Bu &ccedil;ok zor olan hayatın sizi kırmasına izin vermeyin.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Uzun zaman oldu. &Ccedil;ok uzun zamandır evlere kapanmış durumdayız. Her şey daha da sıkıcı oldu. Ama sıkılmanıza izin vermeyin, l&uuml;tfen. Her saniye &ccedil;ok değerli. Nefes aldığımız her saniye &ccedil;ok değerli. Belki de bazılarınızın sorunu ruhuyla, mental anlamda. Buradan yapabileceğim bir şey yok ama, l&uuml;tfen kendinizi &uuml;zmeyin dostlarım.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Pek &ccedil;ok duygu var i&ccedil;imizde, farkındayım. Yalnızlık, &ccedil;aresizlik, &uuml;z&uuml;nt&uuml;, sıkıntı, yorgunluk... Daha da fazlası. Ama her şey bitecek. &Uuml;z&uuml;lme ihtimalimiz var ama &uuml;z&uuml;lmeden aldığımız nefesin bile değerini anlayamayız. Her insan &uuml;z&uuml;l&uuml;r. Bazıları minik bir &uuml;z&uuml;nt&uuml;yle tecr&uuml;be kazanırken kimisi hayattan soğuyacak kadar &uuml;z&uuml;lerek tecr&uuml;be kazanır.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Bir s&ouml;z bırakacağım beyinlerinize,&nbsp;Beyza Alko&ccedil; Aydın '3391 Kilometre' adlı kitabında;<br />"Y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n yol doğru olsaydı kaybolmazdın." demiş. Kaybolmanıza izin vermeyin dostlarım. Doğru yolu bulun ve kaybolmayın. D&uuml;ş&uuml;n, yara alın, ayağa kalkın, y&uuml;r&uuml;y&uuml;n. Kendinizi harika hissettiğinizde koşun. Ama koştuğunuz yol doğru yol olsun.</p>
<p>&nbsp; Son olarak tanımadığım dostum, daha &ouml;nceki bloglarımda da s&ouml;ylediğim gibi aynanın karşısına ge&ccedil; ve g&uuml;l&uuml;mse. G&uuml;l&uuml;msemenin sana ne kadar yakıştığını g&ouml;r. Doğru yolu bul. Kaybolarak &ouml;mr&uuml;n&uuml; kısaltma. Her zaman s&ouml;ylediğim gibi kendini sev.</p>
<p>&nbsp; Artık kendini sevmeyi başarabildiysen, seni seviyorum tanımadığım dostum. Kendine iyi bak...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Özgürlük</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ozgurluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ozgurluk</guid>
<description><![CDATA[ İnsanlar nasıl özgürlüğü hak ediyorsa diğer tüm canlılarda özgür olmayı hak eder ! ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60d0877d6b0cf.jpg" length="50817" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jun 2021 19:26:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Özgürlük, canlı, insan, hak etmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; <em>Daha &ouml;nce de s&ouml;ylediğim gibi insan &ouml;zg&uuml;r bir varlık. Bazı insanlar birilerinin esareti altında kalsa da her insan h&uuml;rd&uuml;r. Herkesin bireysel hakları var ve bu haklar her insanın h&uuml;rriyetini koruma altına alıyor.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp;Ancak bu &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k sadece insanlar i&ccedil;in ge&ccedil;erli değil. Aynı zamanda bizimle D&uuml;nya'yı paylaşan canlılar da &ouml;zg&uuml;rd&uuml;r. Bir hayvanı zorla hapsedemeyiz ya da bir bitkiyi olduğu yerden koparak yaşamına son veremeyiz.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp; Kendimizi sevmeliyiz, insanları sevmeliyiz,canlıları sevmeliyiz. Az da olsa D&uuml;nya'yı sevmeliyiz. &Ouml;zg&uuml;r canlıların haklarını korumalıyız. Ancak &ouml;ncelikle kendi &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; korumalıyız.</em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp;Bir insan kendine karşı g&ouml;steremediği duyguları karşısındaki insanlara ya da canlılara g&ouml;steremez. Bundan dolayı &ouml;zg&uuml;r olun tanımadığım dostlarım. &Ouml;nce kendiniz &ouml;zg&uuml;r olun, sonra da diğer canlıların h&uuml;rriyetini koruyun.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp; Bir insan nasıl istediği gibi sokakta dolaşma hakkına sahip olabiliyorsa, bir hayvan da sokakta dolaşabilmeli. Bir hayvan, canının derdine d&uuml;şmeden yaşayabilme hakkına sahip olmalı.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp; Canlıları sevin dostlarım. Onları koruyun. &Ouml;zg&uuml;r olmayı &ouml;ğrenin. &Ouml;zg&uuml;r olmak bir ihtiya&ccedil; aslında. Yaşayan, canı olan, her varlık i&ccedil;in bir ihtiya&ccedil;. Bundan dolayı h&uuml;rriyetinizi doyasıya yaşayın.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp;Son olarak tanımadığım dostum, aynanın karşısına ge&ccedil; ve g&uuml;l&uuml;mse. G&uuml;l&uuml;msemenin sana ne kadar yakıştığını g&ouml;r. &Ouml;zg&uuml;r ol. Kendi &ouml;zg&uuml;r iradenle, kendisini insanlardan koruyamayan canlıların &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; koru. &Ouml;zg&uuml;r olmak bir ihtiya&ccedil; bunu sakın unutma. Anlayışlı olmalısın dostum. D&uuml;nya'ya karşı az da olsa anlayışlı olmalısın. Canlılara karşı anlayışlı olmasın...</em></p>
<p><em>&nbsp; Artık kendini sevebildiysen, seni seviyorum tanımadığım dostum. Kendine iyi bak.</em>..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayat</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayat</guid>
<description><![CDATA[ Hayat, acımasız ve zordu. Fakat nefes aldığımız sürece hep bir miktar umudumuz vardı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60d1f496c7857.jpg" length="43490" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 22 Jun 2021 17:33:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, acımasız, zor, nefes almak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayat; &uuml;z&uuml;lmeye,ağlamaya,kahrolmaya değmeyecek kadar acımasızdı. Ama hayat bir o kadar yaşam doluydu. &Ouml;mr&uuml;m&uuml;zden daha fazla nefes azalmadan &ouml;nce yaşamanın, nefes almanın &ouml;nemini anlamamız gerekliydi ancak insanların g&ouml;z&uuml; k&ouml;rleşmiş, hi&ccedil;bir şey g&ouml;remez olmuştu. Ve insanlar sanki sağır olmuş, duyamayacak kadar acımasızlaşmıştı.</p>
<p>&nbsp; Hayat &ccedil;ok acımasız ve zordu. D&uuml;nya bir cehennemdi. İ&ccedil;inde yaşayan canlılar anlayıştan yoksun kalmış, masum canlılar yorulmuştu artık. Kalbinin temiz olduğunu s&ouml;yleyen herkesin kalbinde bir miktar kir vardı.</p>
<p>&nbsp; Anlayışlı insanlar azalıyordu ve D&uuml;nya anlayışsız insanlarla dolduğunda canlıların sonu gelecekti. Kalpler durmayacak, nefessiz kalınmayacak, &ouml;l&uuml;m olmayacaktı. Ama 'son' gelecekti ve bu 'son' D&uuml;nya da yaşayan canlıların başına gelebilecek en k&ouml;t&uuml; şeydi.</p>
<p>&nbsp; Kalbinizde olan kir bırakın dursun, dostlarım. Ama l&uuml;tfen sağır olmayın. Etrafınızdaki felaketi g&ouml;r&uuml;n ve biraz anlayış bekleyen masumları dinleyin. Hayat &ccedil;ok zor ve yanınızda biri olmayınca, sizi dinleyen biri olmayınca, daha da zorlaşıyor. Bu y&uuml;zden başkalarının yapmasını istediğiniz her şeyi yapın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; son gelmeden &ouml;nce az da olsa, kısa da olsa yaşamın tadını &ccedil;ıkarmalıyız. Ve &uuml;midi kesmemeliyiz.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Beyza Alko&ccedil; Aydın'ın da dediği gibi;<br />"Hayat her zaman bir yolunu bulup yeşerir". Bu y&uuml;zden hep bir umut vardır. Hep devam etmek, pes etmemek i&ccedil;in bir neden vardır.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Son olarak tanımadığım dostum, daha &ouml;nceki bloglarımda da s&ouml;ylediğim gibi aynanın karşısına ge&ccedil; ve g&uuml;l&uuml;mse. G&uuml;l&uuml;msemenin sana ne kadar yakıştığını g&ouml;r. Unutma! Her zaman bir umut vardır. Hayat acımasız olduğu gibi bir yaşamla karşılar bizi. Ve &ouml;m&uuml;r aslında bir yolculuktur. Her nefes alışımızda biraz daha ilerleriz ve bu yol &ouml;l&uuml;me gider. Nefeslerimiz t&uuml;kenene kadar nasıl istiyorsak &ouml;yle yaşamalıyız.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Artık kendini sevmeyi başarabildiysen, seni seviyorum tanımadığım dostum. Kendine iyi bak ve g&uuml;l&uuml;msemeyi unutma&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yolculuk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yolculuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yolculuk</guid>
<description><![CDATA[ İnsanların hayatı, ömrü; aslında upuzun bir yolculuktan ibarettir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60c889d824653.jpg" length="87948" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Jun 2021 14:07:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Yolculuk, ömür, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Bir insanın &ouml;mr&uuml; aslında bir yolculuktan ibarettir. &Ouml;m&uuml;r yolculuğumuz doğum ile başlar ve &ouml;l&uuml;m ile son bulur. Uzun bir yolculuktur bu. Mola vermek, dinlenmek gerekir. Bu molalar yolumuzu uzatır. Kimine g&ouml;re k&ouml;t&uuml; kimine g&ouml;re iyi birşey olan yolun uzaması d&uuml;ş&uuml;ncesini ben kendime g&ouml;re yorumlayarak her zaman olduğu gibi sizi motive etmek istiyorum.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Normal bir yolculukta olsak ve yolumuz uzasa hepimizin sinirleri bozulur. Ama bu yolun sonunda &ouml;l&uuml;m olursa eminim ki bir &ccedil;ok kişi yolun uzamasını, yaşamın devam etmesini ister. Ama bu d&uuml;ş&uuml;nceme ters olan bir nokta var. Bazı insanlar yaşamının bitmesini ve 'hayat' adlı cehennemin son bulmasını ister. Buna da yaşamdan zevk almama denir.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Daha &ouml;nceki bloglarımdan birinde de s&ouml;ylediğim gibi hayatın tadını &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in kısa bir zaman var. Aslında &ccedil;ok uzun olan bu s&uuml;re, hayatın tadını &ccedil;ıkarmadan yaşayınca kısacık olabiliyor. Sona geldiğini hissedince anlıyor insan ne kadar fazla zaman kaybettiğini. Kısa zaman kalınca da hi&ccedil;bir şeyin tadı &ccedil;ıkmadığı gibi, hayatın da tadı &ccedil;ıkmıyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Bundan dolayı hayatın tadını &ccedil;ıkararak '&ouml;m&uuml;r' adlı yolculuğumuzu uzatabileceğimizin altını &ccedil;izmek isterim. Eğer yaşamın s&uuml;resini uzatmak isterseniz, hayatın tadını &ccedil;ıkarmayı deneyebilirsiniz.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Son olarak tanımadığım dostum, daha &ouml;nceki bloglarımda da s&ouml;ylediğim gibi aynanın karşısına ge&ccedil; ve g&uuml;l&uuml;mse. G&uuml;l&uuml;msemenin sana ne kadar yakıştığını g&ouml;r. Bunu başkaları i&ccedil;in değil kendin i&ccedil;in yap. Yolculuğunu uzatmak istersen yazdıklarım yanında olacak. Hayatın tadını &ccedil;ıkar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ok az zamanın kalmış olabilir.&nbsp;</p>
<p>Kendini sevmeyi başarabildiysen, seni seviyorum...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Son</title>
<link>https://edebiyatblog.com/son</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/son</guid>
<description><![CDATA[ Son gelmeden önce hayatın ve yaşamın tadını çıkarmamız gerekiyor ~ ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60c725ed6780c.jpg" length="33629" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Jun 2021 12:49:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Son, hayat, yaşam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Beyza Alko&ccedil; Aydın 'Karantina' adlı kitabında diyor ya 'mutlu son diye bir şey yoktu, son varsa mutluluk yoktu' diye. Aslında bir bakınca son olan yerde mutluluk olduğu bir olay yok.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Birinin yaşamı sona erince m&uuml;zik a&ccedil;ıp dans edilmiyor, tam tersine insanların i&ccedil;inde bir h&uuml;z&uuml;n oluyor. Ya da biri sizin işinizse son verirse mutlu olmazsınız. &Ccedil;ok sevdiğiniz bir kitap bittiğinde &uuml;z&uuml;l&uuml;rs&uuml;n&uuml;z. &Ccedil;ok sevdiğiniz bir dizi final yapınca i&ccedil;inizde yine bir h&uuml;z&uuml;n oluşur.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Ama olaya başka bir pencereden bakınca b&uuml;t&uuml;n bu h&uuml;z&uuml;nlerin bir g&uuml;n sona erdiğini g&ouml;r&uuml;yoruz. Unutuyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu olaylar ge&ccedil;iyor. &Uuml;z&uuml;nt&uuml;m&uuml;z azalıyor. Biri &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde bile bir ka&ccedil; yıl sonra onu unutmuş oluyoruz. Her şey bir g&uuml;n biter. Her g&uuml;zel şey bir g&uuml;n biter.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Bir bakımdan &ouml;nemli olan o g&uuml;zel şeyi yaşarken tadını &ccedil;ıkarmak. Her şey &ccedil;ok kısa. Hayat bile bu kadar kısayken, onun i&ccedil;inde yaşanan bir takım olaylar daha da kısa oluyor. Bize d&uuml;şen ise bu g&uuml;zel olayları mutlu bir şekilde ve g&uuml;l&uuml;mseyerek yaşamaktır.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Son olarak tanımadığım dostum, &ouml;nceki yazılarımda da s&ouml;ylediğim gibi aynanın karşısına ge&ccedil; ve g&uuml;l&uuml;mse. G&uuml;l&uuml;msemenin sana ne kadar yakıştığını g&ouml;r. Ama acele et. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayatın tadını &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in &ccedil;ok az zamanın var. Bize verilen s&uuml;re dolmadan, hayat sona ermeden &ouml;nce tadını &ccedil;ıkar...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beklenti</title>
<link>https://edebiyatblog.com/beklenti</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/beklenti</guid>
<description><![CDATA[ Mutlu olmak bir ihtiyaç, kimseden ihtiyaçlarınızı karşılaması için bir beklentiniz olmasın... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60c08e1d313eb.jpg" length="50267" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 12 Jun 2021 16:54:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>İhtiyaç, beklenti, beklemek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; William Shakespeare " Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musun? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar" diyor. Diyorum ya; herkes bir g&uuml;n giderse senin yanında kalacak tek kişi sensin, diye. Anlatmak istediğim tam olarak bu.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Mutlu hissetmek i&ccedil;in kendinizi mutlu etmeyi &ouml;ğrenmeniz gerekir; ancak bu '&ouml;ğrenme' işini zorunluluk haline getirerek değil, ger&ccedil;ekten &ouml;ğrenmek i&ccedil;in, i&ccedil;inizden geldiği i&ccedil;in ger&ccedil;ekleştirmeniz gerekli.&nbsp;<br />&nbsp;<br />&nbsp; Shakespeare'in de dediği gibi başkalarından bir şey ummayın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; başkalarından beklediğiniz, umduğunuz bir olay size daima bir acı ya da yara getirir.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Dediğim gibi, bir g&uuml;n herkes herhangi bir nedenle ya da nedensizce giderse yanında kalan tek şey ve tek kişi kendin olacaksın. Bunun i&ccedil;in kendini mutlu etmeyi ve kendinden bir şey ummayı &ouml;ğrenmelisin. İnsan bazen kendinden olan beklentisinin karşılığını alamazken, başkalarından bir şey umması sa&ccedil;ma geliyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; İlk iş olarak kendinize verdiğiniz s&ouml;z&uuml; tutun. Sonra karşınızdaki insana bir s&ouml;z verin. Ya da kendisine verdiği s&ouml;z&uuml; bile tutamayan birinden bir beklentiniz olmasın.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; S&uuml;rekli aynı şeyleri tekrarlıyorum farkındayım ama mutlu olmak bir ihtiya&ccedil;. Şimdi t&uuml;m d&uuml;nyayı boşverin ve mutlu olun. Kendinizi mutlu ettiğinizde ise karşınızdaki insanları mutlu edin. Sevdiğiniz insanları g&uuml;l&uuml;msetin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bazen &ouml;yle zamanlar geliyor ki yanınızda olduğunu hissedebileceğiniz, sizi g&uuml;l&uuml;msetecek birine ihtiyacınız olabiliyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Son olarak tanımadığım dostum. Aynanın karşısına ge&ccedil; ve g&uuml;l&uuml;mse. G&uuml;l&uuml;msemenin sana ne kadar yakıştığını g&ouml;r. Ama acele et. Mutlu olmak bir zorunluluk haline gelmeden bunu yap. Kendini mutlu et ve sevdiğin insanları g&uuml;l&uuml;msetmek i&ccedil;in &ccedil;abalamaya başla. Ancak şunu sakın unutma, &ouml;ncelik sensin. &Ouml;nce kendini sonra diğer insanları mutlu et. Seni sevdiğimi s&ouml;ylemek isterdim ama, kendini sevmeyen birini bir başkası sevemez !</p>
<p>~ KENDİNİ SEV ~<br />&nbsp;&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her Şeye Rağmen Mutluluk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/her-seye-ragmen-mutluluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/her-seye-ragmen-mutluluk</guid>
<description><![CDATA[ Mutluluk içimizde, başka insanlara gerek yok. Mutluluğu kendimiz bulmalıyız, kimse bizim için çaba gösterip bulmayacak&#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60bfb3026752a.jpg" length="44837" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Jun 2021 21:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Mutluluk, insan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Hayatta &ouml;nceliğimiz her zaman kendimiz olmalı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir g&uuml;n eğer yalnız kalırsak, yanımızda bizi mutlu edecek kimse kalmazsa kendi kendimizi mutlu etmeyi &ouml;ğrenmek zorunda kalırız. Zorunlu olmak &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; bir şeydir. Herhangi bir şeye zorunlu olabiliriz. En k&ouml;t&uuml;s&uuml; ise ihtiyacımız olan bir şeye zorunlu olmaktır.&nbsp;<br />&nbsp;&nbsp;<br />&nbsp; &nbsp;Mutluluk ihtiyacımız olan bir şeydir. Ama biz hayatımızda kendimizi değilde başkalarını mutlu etmeyi &ouml;ncelik haline getirirsek ihtiyacımız olan 'mutluluk', zorunluluk olan 'mutluluk' halini alır. Zorunlu olmak insanlar i&ccedil;in itici bir şeydir. Bir şeyi zorunlu olduğumuz i&ccedil;in yaparsak o iş bizim yararımıza da olsa itici gelir.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Aslında baktığımızda mutluluğa, mutlu olmaya zorunlu olmamalıyız. Bunun i&ccedil;in de s&ouml;ylediğim gibi herkesten &ouml;nce kendimizi mutlu etmeyi, zorunluluk haline gelmeden &ouml;ğrenmeliyiz ve en kısa zamanda mutlu olmalıyız.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Mutlu olmayı &ouml;ğrenmek bir bakımdan bir işi &ouml;ğrenmek gibidir. Şimdi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, biri size bir şeyi yapmaya zorlasa ve siz bu işi yapmak istememenize rağmen yaşama tutunmak i&ccedil;in yapmak zorunda bırakılsanız... Hoşunuza gitmezdi. Kimsenin gitmez. İnsan &ouml;zg&uuml;r bir varlık. Ancak mutlu olmak yaşama tutunmak i&ccedil;in bir ihtiya&ccedil;. Bundan dolayı bunu zorunluluk haline gelmeden &ouml;ğrenmeliyiz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan zorunda olduğu i&ccedil;in yaptığı şeyleri unutur. İsteyerek yaptığı şeyler ise beynine kazınır.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Şimdi kendinize sorun "mutlu muyum?" diye. Ama kendinize yalan s&ouml;ylemeyin. Ger&ccedil;ekten nasıl hissediyorsunuz. Cevabınız evet ise g&uuml;l&uuml;mseyin. Eğer ki hayır ise mutlu olmayı &ouml;ğrenin. Ama isteyerek &ouml;ğrenin. Zorunlu olduğunuz i&ccedil;in değil. Kendinize yalan s&ouml;ylemeyi bırakın. Daha &ouml;nce de s&ouml;ylediğim gibi, sizi ger&ccedil;ekten mutlu edecek olan kişi sizsiniz.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Son olarak tanımadığım dostum, &ouml;nceki yazılarımın sonunda da s&ouml;ylediğim gibi aynanın karşısına ge&ccedil; ve g&uuml;l&uuml;mse. G&uuml;l&uuml;msemenin sana ne kadar yakıştığını g&ouml;r. Ve acele et. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; zorunluluk haline gelirse &ccedil;ekilemez olur. G&uuml;l&uuml;mse ve mutlu ol. Bunu ben istediğim i&ccedil;in değil, kendini d&uuml;ş&uuml;nerek yap...<br />&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kendin</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kendin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kendin</guid>
<description><![CDATA[ Hayat kendimizden başkalarını düşünmek için fazla acımasız insanlarla dolu... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60be44c786a43.jpg" length="53922" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Jun 2021 18:58:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elifqunduz</dc:creator>
<media:keywords>Kırılmak, kendi, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Herkesin kırıkları var. Kiminin b&uuml;y&uuml;k kiminin k&uuml;&ccedil;&uuml;k, kimi kolay, kimi zor atlatıyor. Ama bu kırıklar insana g&uuml;&ccedil; veriyor. D&uuml;ş&uuml;nsenize herkes istediğini istediği zaman elde edebiliyor. Sıkıcı olurdu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar hayatta acı ya da başarısızlık gibi duygularla tecr&uuml;be edinirler. &Ouml;ğrenmek i&ccedil;in &ouml;nce herhangi bir konuda başarısız olmak gerekir.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Şimdi kendinize sorun "Herkes giderse beni mutlu edebilecek biri var mı?" diye. Eğer kendinizi mutlu edemediyseniz cevap 'kimse'. Eğer kendinizi mutlu etmeyi başardıysanız cevap 'kendiniz'.&nbsp;<br />&nbsp; Şimdi bir d&ouml;n&uuml;p bakın etrafınıza. Yanınızda olan ya da olamayan &nbsp;herkes herhangi bir nedenle ya da nedensizce gitse size ne kalır ? Elde tutulur bir şeyden bahsetmiyorum. Mutluluk, sevgi, &ouml;zg&uuml;ven, huzur, tecr&uuml;be...</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Yanınızda kimse olmasa bile y&uuml;z&uuml;n&uuml;zde sa&ccedil;ma fakat anlam veremediğiniz bir g&uuml;l&uuml;mseme olsun, her daim i&ccedil;inizde ufak bir mutluluk olsun. Başkalarının size verdiği mutlulukla tatmin olmayın ve kendinizi mutlu etmeyi &ouml;ğrenin. Ne olursa olsun y&uuml;z&uuml;n&uuml;zde bir tebess&uuml;m olsun. Ne olursa olsun !</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Evet tanımadığım dostum. Şimdi benim i&ccedil;in aynanın karşısına ge&ccedil; ve g&uuml;l&uuml;mse. G&uuml;l&uuml;msemenin sana ne kadar yakıştığını g&ouml;r. Artık kendini mutlu et. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir g&uuml;n herkes giderse yanında kalacak tek kişi kendin olacaksın...</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>