<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Esat ANIK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/esat-anik</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Esat ANIK</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>İKİ ÇOCUK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iki-cocuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iki-cocuk</guid>
<description><![CDATA[ Kandilsiz ve tandırsız evler gibi soğuk sokaklar &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_61084d6509bf4.jpg" length="69087" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 02 Aug 2021 22:56:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Esat ANIK</dc:creator>
<media:keywords>Kandil, iki çocuk, tandır, ev, soğuk sokaklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>&ldquo;Kandilsiz ve tandırsız evler gibi</em></p>
<p><em>Soğuk sokaklar.</em></p>
<p><em>Şu soğuk sokaklar</em></p>
<p><em>Ne sırlar saklar.&rdquo;</em></p>
<p></p>
<p><em>İki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk;</em></p>
<p><em>Babasız, anasızlar.</em></p>
<p><em>Ne &uuml;st-başları var,</em></p>
<p><em>Ne yarınları.</em></p>
<p><em>G&ouml;renin y&uuml;reği sızlar.&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p><em>İki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk;</em></p>
<p><em>Birinin u&ccedil;urtmada aklı&hellip;</em></p>
<p><em>Diğeri oyundan yasaklı,</em></p>
<p><em>Yıkımı telli duvaklı&hellip;</em></p>
<p></p>
<p><em>İki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk;</em></p>
<p><em>Sokakları dar.</em></p>
<p><em>Ne pabu&ccedil;ları,</em></p>
<p><em>Ne de</em></p>
<p><em>Başlarını sokacakları</em></p>
<p><em>Bir evleri var.</em></p>
<p></p>
<p><em>İki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk&hellip;</em></p>
<p><em>Hayalleri var atlastan.</em></p>
<p><em>Yoksulluk şerbeti i&ccedil;erler</em></p>
<p><em>Altın tastan.</em></p>
<p></p>
<p><em>Esat ANIK</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİZİM YUNUS</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bizim-yunus</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bizim-yunus</guid>
<description><![CDATA[ &#039;Yunus öldü diye salâ verirler;

Ölen hayvân imiş, âşıklar ölmez!&#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60fc90b369c57.jpg" length="66479" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 27 Jul 2021 21:46:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Esat ANIK</dc:creator>
<media:keywords>Yunus Emre, Yunus Emre Divanı, Risalet&#039;ün Nushiye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>HAYATI VE KİŞİLİĞİ:</em></strong></p>
<p>Nereli olduğu, nerede ve kimin yanında tahsil g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, nerelerde bulunduğu hususunda kesin bir bilgi yoktur. Bu konulara ışık tutabilecek tek belge 'Bektaşi Vel&acirc;yetn&acirc;mesi'dir.</p>
<p>Sivrihisar yakınında Sarık&ouml;y'de doğduğu belirtilmektedir. Ancak, &ccedil;ok sevildiği i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n Anadolu'da; Bursa, Erzurum, Karaman, Ke&ccedil;iborlu, Aksaray, Sivas ve Sarık&ouml;y gibi bir&ccedil;ok yerde mezarı bulunmaktadır. Kesin olan tek şey; bir T&uuml;rkmen k&ouml;yl&uuml;s&uuml; olduğudur.</p>
<p>Yine bu belgelerden ve şiirlerinden anlaşıldığına g&ouml;re, Mevlana Hazretleri ile g&ouml;r&uuml;şm&uuml;ş, sohbetinde bulunmuş, Hacı Bektaş-ı Vel&icirc; tarafından Taptuk Emre'ye g&ouml;nderilmiş olması ile 1240-1322 yılları arasında yaşadığı ve 82 yaşında vefat ettiği anlaşılmaktadır. Aynı zamanda Mevlana Hazretlerinin vefat tarihi olan 1273 yılında 33 yaşında olduğu tahmin edilmektedir. (Kaynak: Beyazıt Devlet K&uuml;t&uuml;phanesi'ndeki 7912 no'lu mecmuada bulunan kayıtlar.)</p>
<p>* *</p>
<p>Yunus her şeyden &ouml;nce bir 'Arif-i Rabban&icirc;' dir. Hayatı boyunca boş ve malayan&icirc; s&ouml;zlerden, s&uuml;sten, g&ouml;sterişten, d&uuml;nya ve i&ccedil;indeki fanilerden m&uuml;mk&uuml;n olduğunca uzak duran bir derviştir. O bir 'K&acirc;şif&uuml;'l Kub&ucirc;r' ehlidir. Yani, kabirdekilerin hallerinden haberdar olan.. Bu ise vel&acirc;yetin ilk adımı sayılmaktadır.</p>
<p>'Lezzetleri yıkan &ouml;l&uuml;m&uuml; &ccedil;ok zikrediniz!' Hadis-i Şerif'inin manasını anlayan Yunus, &ouml;l&uuml;mden ve &ouml;l&uuml;m &ouml;tesi ger&ccedil;eklerden s&ouml;z eder:</p>
<p><em>'Ey yarenler, ey gardaşlar!</em></p>
<p><em>Korkarım ben &ouml;lem dey&uuml;.</em></p>
<p><em>&Ouml;ld&uuml;ğ&uuml;me gayırmazam;</em></p>
<p><em>Ettiğimi bulam dey&uuml;.'</em></p>
<p>Hatta; hi&ccedil; &ouml;l&uuml;m kelimesini zikretmeden:</p>
<p>'<em>Yunus der ki: Bak takdirin işleri,</em></p>
<p><em>D&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r kirpikleri, kaşları.</em></p>
<p><em>Başları ucunda hece taşları;</em></p>
<p><em>Ne s&ouml;ylerler, ne bir haber verirler</em>.'</p>
<p>'Ben bir kitap okudum, kalem onu yazmadı..' mısraından anlaşılacağı gibi, k&acirc;inata bir kitap g&ouml;z&uuml;yle bakmakta ve bu kitabı satır satır okumaktadır. Kudret kalemiyle, tabiat kitabında yazılan her şey Yunus'a g&ouml;re bir Ayet'tir. 'B&uuml;t&uuml;n varlık Allah'ı zikir ve tesbih etmektedir.' (İsra Suresi 44. Ayet)</p>
<p><b><i>TASAVVUF&Icirc; D&Uuml;Ş&Uuml;NCELERİ:</i></b></p>
<p>Yunus; tasavvuf d&uuml;ş&uuml;ncesindeki 'Vahdet-&uuml;l V&uuml;c&ucirc;d' meşrebindendir. Bu meşrebe g&ouml;re, Allah Mutlak Varlık'tır. Her şeyde bir mutlak hayır ve mutlak g&uuml;zellik vardır. Yokluk, &ccedil;irkinlik ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n hakiki varlıkları yoktur. Eşya; Allah'ı g&ouml;steren &acirc;yinelerden (aynalar) ibarettir. Dolaysıyla, Allah'ın dışında varlık yoktur. Var zannedilen varlık, hayal&icirc;dir.</p>
<p>Bu meşrebe bağlı olanlar 'La mevc&ucirc;de ill&acirc; h&ucirc;' veya 'L&acirc; meşh&ucirc;de ill&acirc; h&ucirc;' derler. Yani 'Allah'tan başka varlık yoktur' veya 'Allah'tan başka bir şey g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor' diyebilirler. Yunus bazen;</p>
<p>'Şeriat edebinden korkaram s&ouml;ylemeye,</p>
<p>Yoğ ise s&ouml;yler idim daha ayruksı haber..' diyerek daha fazla hakikatleri ifş&acirc; edemediğini belirtmektedir.</p>
<p>Amma, bir zaman gelip de;</p>
<p>'Rah&icirc;m benem, Rahman benem,</p>
<p>Ol Kadir-i Mutlak benem.' diyebilmektedir. Bu s&ouml;z 'Ene'l Hak' mes&acirc;besidir.</p>
<p>* *</p>
<p><b><i>YUNUS BİR OZAN MIDIR? ELBETTE HAYIR!</i></b></p>
<p>Ozan; s&ouml;z&uuml;n&uuml; saz ile s&ouml;yleyen kimsedir. Yunus ise, Allah'ın Cem&acirc;li'ne &acirc;şık bir şairdir. Başka bir tanımla 'Hak &Acirc;şığı'dır. O'na g&ouml;re aşk iki t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Aşk-ı Hakik&icirc; ve Aşk-ı Mecaz&icirc;.</p>
<p>Şiirlerinde genellikle İslam Dini esasları, &ouml;l&uuml;m ve metafizik, tabiat ve hikmet'i konu edinir. Bu nedenle Yunus; İsl&acirc;m'ın ermişlerce yorumu olan 'Tasavvuf Ahl&acirc;kı'nı yaymaya &ccedil;alışan bir İsl&acirc;m şairidir. İsl&acirc;m'ı sade, kolay ama g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve etkili deyişlerle halka yaymayı hedefleyen bir 'Vel&icirc;' ve bu y&ouml;n&uuml;yle de b&uuml;y&uuml;k bir İsl&acirc;m Davet&ccedil;isi'dir</p>
<p>Yunus b&uuml;t&uuml;n bu y&ouml;nleriyle her elli yılda bir yeniden keşfedilmeye &ccedil;alışılan amma, hakkındaki bilgiler yetersiz olduğu i&ccedil;in h&acirc;l&acirc; tam bilinemeyen b&uuml;y&uuml;k bir şahsiyettir. Belki bu da Allah'ın bir Hikmet-i İl&acirc;hi'sidir ki, bir yandan o araştırılıp y&acirc;d edilirken, bir yandan şiirleri yeni nesilleri irş&acirc;d etmeye devam etmektedir.</p>
<p>Yunus basit &ccedil;ekişmeleri sevmez.. 'Ben gelmedim dav&icirc; i&ccedil;in, benim işim sevi i&ccedil;in' diyerek hayat d&uuml;sturunu ifade eder. O, Allah'ın yarattığı her şeye sevgi ve merhametle bakmayı dile getirir. 'Yaradılmışı hoş g&ouml;rd&uuml;k, Yaradan'dan &ouml;t&uuml;r&uuml;' diyerek insanların ve k&acirc;inatın iyi y&ouml;nlerini g&ouml;rmeyi telkin eder. O, insanları değerlendirirken daima (kalb) ten hareket eder ve der ki: 'Dost'tan artık kimse bilmez, k&acirc;fir- M&uuml;sl&uuml;man kimdiğin..'</p>
<p>Kalbi Allah'ın tahtı ve nazarg&acirc;hı olarak değerlendirerek; g&ouml;n&uuml;l yıkmayı, iki cih&acirc;nın da en k&ouml;t&uuml; olayı olarak g&ouml;r&uuml;r.</p>
<p>'<em>G&ouml;n&uuml;l &Ccedil;alab'ın tahtı,</em></p>
<p><em>&Ccedil;alab g&ouml;n&uuml;le baktı.</em></p>
<p><em>İki cihan bedbahtı</em></p>
<p><em>Kim g&ouml;n&uuml;l yıkar ise.'</em></p>
<p>Yunus, bazı dervişlerde g&ouml;r&uuml;len tarikat taassubundan uzak, b&uuml;t&uuml;n insanlığı kucaklayan bir d&uuml;ş&uuml;nce yapısına sahiptir. Ve;</p>
<p>'<em>Dervişlik dedikleri</em></p>
<p><em>Hırka ile ta&ccedil; değil;</em></p>
<p><em>G&ouml;nl&uuml;n derviş eyleyen,</em></p>
<p><em>Hırkaya muhta&ccedil; değil' demektir.</em></p>
<p>Yunus Allah Aşkı'nı kalbine &ouml;ylesine yerleştirmiştir ki, Rabbi'ne olan yakınlığı dışında d&uuml;nyev&icirc; ve uhrev&icirc; hi&ccedil;bir nimet ve zevke aldırış etmez. Ona g&ouml;re:</p>
<p>'<em>&Acirc;şık ol kişidir bu d&uuml;nya malın,</em></p>
<p><em>&Acirc;hiret korkusun bir &ccedil;&ouml;pe saymaz.'</em></p>
<p>Bir başka deyişle de;</p>
<p>'<em>Cennet, Cennet dedikleri;</em></p>
<p><em>Birka&ccedil; k&ouml;şkle, birka&ccedil; Hur&icirc;.</em></p>
<p><em>İsteyene ver onları;</em></p>
<p><em>Bana seni gerek, seni'</em> s&ouml;zleri, bu d&uuml;ş&uuml;ncelerinin ifadesidir.</p>
<p>Yunus'u Yunus yapan, O2nu asırlardır g&ouml;nl&uuml;m&uuml;zde yaşatan şey; almış olduğu y&uuml;ksek tasavvuf k&uuml;lt&uuml;r&uuml; i&ccedil;inde her h&acirc;liyle 'Vahdet' in sırrına ermiş ve bu yolda fan&icirc; olmuş b&uuml;y&uuml;k bir suf&icirc; olmasının yanında, yazmış olduğu son derece sade, akıcı ve İlah&icirc; Hikmet'leri terenn&uuml;m eden şiirleriyle &acirc;deta Hakk'ın Kel&acirc;mı'nın bir terc&uuml;m&acirc;nı olmasıdır.</p>
<p><em><strong>ŞAHSİ D&Uuml;Ş&Uuml;NCELERİM</strong></em>:</p>
<p>Derler ki; Molla Kasım'ın Yunus'u sigaya &ccedil;ekmesi boşa değildir. Bunda da b&uuml;y&uuml;k bir hikmet vardır. Bilindiği gibi, Molla Kasım Yunus'un şiirleri eline ge&ccedil;ince okumaya başlamış, bazılarının şeriata aykırı olduğunu ileri s&uuml;rerek yakmış, kimini par&ccedil;alayıp suya atmış, bir kısmını da beğenerek elinde tutmuştu..</p>
<p>Bu olayın manev&icirc; y&ouml;n&uuml;nden ş&ouml;yle bahsedilir:</p>
<p>'Yakılan şiirlerinin dumanı y&uuml;kselerek g&ouml;kteki maddi ve manev&icirc; varlıklara; suya atılan şiirleri sudaki t&uuml;m canlılara ve nihayet elinde kalanlar da yery&uuml;z&uuml;nde yaşayan varlıklara ulaşmıştır. Vesileyle canlı-cansız t&uuml;m varlıklar bu şiirlerin feyiz ve hikmetinden istifade etmişler ve etmektedirler.'</p>
<p>Yunus Emre yaşadığı &ccedil;ağa rağmen, '&Ouml;z T&uuml;rk&ccedil;e' şiirler yazarak aslında T&uuml;rk Edebiyatı'na da b&uuml;y&uuml;k hizmetler vermiştir.</p>
<p>T&uuml;m Anadolu anladığı dilden yazılan bu şiirleri benimsedi. Y&uuml;zlerce yıldır dilden dile, g&ouml;n&uuml;lden g&ouml;n&uuml;le ve hatta &uuml;lkeden &uuml;lkeye dağıldı ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar geldi. Dinlediğimiz hangi 'ilahi' vardır ki, Yunus mahlası ge&ccedil;mesin? Bizi etkileyen, g&ouml;n&uuml;l telimizi titreten hangi manev&icirc; şiir vardır ki, Yunus'un olmasın?</p>
<p>O b&uuml;y&uuml;k bir şair, sabırlı bir derviş, kendi m&uuml;ritlerine değil (belki de) t&uuml;m insanlığa 'M&uuml;rşid' idi. Bir 'G&ouml;n&uuml;l Sultanı' idi.</p>
<p>Hi&ccedil;bir yazı, hi&ccedil;bir ifade O'nu anlatmaya yetmeyecek belki..</p>
<p>Artık b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya Yunus'u ve Yunus'un hayat felsefesini mercek altına almış, kendi dizelerinin ifadesiyle &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;ğe doğru uzanmıştır:</p>
<p></p>
<p>'<em>Yunus &ouml;ld&uuml; diye sal&acirc; verirler;</em></p>
<p><em>&Ouml;len hayv&acirc;n imiş, &acirc;şıklar &ouml;lmez!'</em></p>
<p><em><strong>Esat ANIK</strong></em></p>
<p></p>
<p><strong>NOT: BU İNCELEME YAZISI KAPADOKYA NESİR YARIŞMASINDA 2. LİK &Ouml;D&Uuml;L&Uuml; ALMIŞTIR.</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MESELA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mesela</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mesela</guid>
<description><![CDATA[ “Hep meselâ diyordum ya canım... İşte yine:”  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60fad8026eda5.jpg" length="29207" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 23 Jul 2021 14:09:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Esat ANIK</dc:creator>
<media:keywords>Mesela, aşk, hasret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>MESEL&Acirc;</em></p>
<p></p>
<p><em>&ldquo;Hep mesel&acirc; diyordum ya canım... İşte yine:&rdquo;&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p><em>Senin ismin ile s&ouml;ze girince&nbsp;</em></p>
<p><em>İnceden bir r&uuml;zg&acirc;r esti mesel&acirc;.&nbsp;</em></p>
<p><em>'Adam gibi sevmek' diyorduk hani;&nbsp;</em></p>
<p><em>Yalnızca bizlere hastı mesel&acirc;.&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p><em>Boynunu b&uuml;kerken o lila s&uuml;mb&uuml;l&nbsp;</em></p>
<p><em>Ne bağban anladı; ne l&acirc;le, ne g&uuml;l.&nbsp;</em></p>
<p><em>'İmdat! ' diye fery&acirc;t ederken b&uuml;lb&uuml;l&nbsp;</em></p>
<p><em>Seni g&ouml;r&uuml;verdi, sustu mesel&acirc;.&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p><em>Seni d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m, titrerim canım;&nbsp;</em></p>
<p><em>Sensin hem bu yanım, hem diğer yanım.&nbsp;</em></p>
<p><em>Bilmem ki nedendir bu heyec&acirc;nım?&nbsp;</em></p>
<p><em>Y&uuml;z&uuml;m&uuml; bir ateş bastı mesel&acirc;.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>M&acirc;z&icirc;yi, &acirc;t&icirc;yi, her şeyi silip&nbsp;</em></p>
<p><em>Keder c&acirc;nevime oturdu gelip.&nbsp;</em></p>
<p><em>Bir (H&ucirc;!) nefesiyle neyden y&uuml;kselip;&nbsp;</em></p>
<p><em>Periş&acirc;n eyleyen sesti mesel&acirc;.&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p><em>Bir ana gibiydi şefkatli y&acirc;rdı,&nbsp;</em></p>
<p><em>&Uuml;st&uuml;me titrerdi; sevip, sayardı.&nbsp;</em></p>
<p><em>Kaşını &ccedil;atmaktan hic&acirc;p duyardı;&nbsp;</em></p>
<p><em>Durup dururken de k&uuml;st&uuml; mesel&acirc;.&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p><em>Acı, tatlı nice g&uuml;nler devirip&nbsp;</em></p>
<p><em>Bunu da yaşadık zamana erip.&nbsp;</em></p>
<p><em>Başını bir yana, ş&ouml;yle &ccedil;evirip&nbsp;</em></p>
<p><em>O g&uuml;l cem&acirc;lini astı mesel&acirc;.&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p><em>Yaprağa, dikene, g&uuml;le g&uuml;lerdi&nbsp;</em></p>
<p><em>Kendini unutup ele g&uuml;lerdi.&nbsp;</em></p>
<p><em>Ağlanacak h&acirc;le bile g&uuml;lerdi;&nbsp;</em></p>
<p><em>Aslında; bence o yastı mesel&acirc;.&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p><em>Bir anda altına d&uuml;şt&uuml;k eleğin,&nbsp;</em></p>
<p><em>Sustum, s&ouml;ylemedim bu g&uuml;ne değin.&nbsp;</em></p>
<p><em>G&uuml;n g&ouml;stermeyen şu kahpe feleğin,&nbsp;</em></p>
<p><em>Biraz da bizeymiş kastı mesel&acirc;.&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p><em>Yaşandı ve bitti elemli d&uuml;nler,&nbsp;</em></p>
<p><em>Neler getirecek kim bilir g&uuml;nler?&nbsp;</em></p>
<p><em>Sanki yaşanan o b&uuml;t&uuml;n h&uuml;z&uuml;nler,&nbsp;</em></p>
<p><em>Hayallerimdeki sisti mesel&acirc;.&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p><strong><em>Esat ANIK</em></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>