<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; ex aliis mundi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/ex-aliis-mundi</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; ex aliis mundi</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Denizkızının Aşkı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/denizkizinin-aski</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/denizkizinin-aski</guid>
<description><![CDATA[ my jolly sailor bold şarkı hikayesi.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623602d188f91.jpg" length="42608" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 19:18:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>denizkızı, mermaid, siren, denizci, sailor, şarkı hikayesi, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x_62360315873a7.jpg" alt="" width="433" height="679" /></p>
<p></p>
<p>NOT: Şarkıyla birlikte dinlerseniz daha iyi bir okuma deneyimi yaşayabileceğinizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bazı b&ouml;l&uuml;mleri ortalama okuma hızını g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurarak şarkıyla uyumlu yazmaya &ccedil;alıştım. İyi okumalar dilerim.</p>
<p>Deniz Kızının Aşkı</p>
<p>Sular serin olsa da g&uuml;neş tam tepede ve &ccedil;ok sıcak. Omuzlarım alışık olmadığım sıcaklıklarla kavruluyor. Hemen derinlere ka&ccedil;mak istiyorum. Ama ondan uzaklaşamam artık. Keşke onu bir kayıkta taşısaydım. Ama bir anda oldu. Planlamamıştım. Bir baktım ki onu kolumun altına almış huzura y&uuml;z&uuml;yorum. Ahh, yakıcı ama su gibi akışkan bir heves var i&ccedil;imde. Suları hızlıca yararak ilerliyorum. Ancak bir s&uuml;re sonra tepedeki g&uuml;neş fazlasıyla canımı acıtıyor. Sanırım omuzlarımdaki deri soyuluyor. Telaşla omuzlarımı ıslatıyorum. G&ouml;zlerimden birer birer yaşlar s&uuml;z&uuml;l&uuml;yor. Ancak her ne kadar canım acısa da bunların aksine mutluyum hi&ccedil; olmadığım kadar. Yolumdaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k p&uuml;r&uuml;zler bunlar. G&ouml;zyaşlarımın arasından kıkırdıyorum ben bundan sonra hi&ccedil; &uuml;z&uuml;lmem ki. Kendi mutluluğum kollarımın altında, d&uuml;nyadan uzaklaşıyorum.</p>
<p>O esmer bir adam. Nadir bir kuşu takip edip yuvamdan &ccedil;ok uzaklaşmıştım. Sonra, onu g&ouml;rd&uuml;m. Biriyle neşeyle konuşuyordu. Ve ah, g&uuml;l&uuml;yordu. G&uuml;l&uuml;ş&uuml;n&uuml; yeniden g&ouml;rd&uuml;m a&ccedil;ık denizde, yanımda o, g&uuml;l&uuml;ş&uuml; ise her yerde. Ona takılıp kaldım. Başka hi&ccedil;bir şeyi g&ouml;rmedim ve bu y&uuml;zden az daha yakalanıyordum. Aşık olduğumu hemen anladım. Sonra o da bana baktı. G&ouml;zleri b&uuml;y&uuml;d&uuml;. Beni yanındakine işaret etti ve yanıma doğru atladı. O kula&ccedil; atarken anlamıştım, bizim kaderimiz birleşti o an. Şu ana kadar olanlarda tek sinir bozucu yan ise yanındaki adamın bana nefretle bakıp onu almaya &ccedil;alışmasıydı. Ama tabii ki bir sorun &ccedil;ıkmadı. Onu boğup kenara fırlattım bizi korumak i&ccedil;in. Sonra da sevdiğimi alıp yollara d&uuml;şt&uuml;m işte.</p>
<p>O bir denizci. G&uuml;&ccedil;l&uuml;, cesur biri ve &ccedil;ok g&uuml;zel g&uuml;l&uuml;yor. Arkadaşını g&ouml;mmek istiyordu sanırım benimle gelmeden &ouml;nce. Bu y&uuml;zden benimle inatlaştı ben de onu en g&uuml;zel şarkılarımı s&ouml;yleyerek uyuttum. Hala uyuyor. Onu gideceğimiz yere ben taşıyorum. Bir masalı yaşayacağız onunla. Ariel ve Eric olacağız ikimiz de k&ouml;p&uuml;ğe d&ouml;n&uuml;ş&uuml;nceye kadar. bir s&uuml;re durup geleceği hayalimde canlandırmak i&ccedil;in sırt &uuml;st&uuml; yattım. Onu da kollarıma aldım. Sakin dalgalar beraberinde bizim bedenlerimizi de dalgalandırırken huzurla doldum. G&uuml;neş bu sefer t&uuml;m v&uuml;cudumu yaksa da kollarımda sevdiğim adam varken bunu hi&ccedil; hissetmiyordum.</p>
<p>Yeniden ilerledim. Sonunda ulaşmayı umduğum ada g&ouml;z&uuml;kt&uuml;. G&uuml;neş bu sırada sonunda ufukta yerini almıştı ve artık yanıklarıma iyi gelen meltemler vardı etrafta. Okyanus g&uuml;n batımına boyanmıştı. Denizcimi kumsala bırakıp onu inceledim. Sa&ccedil;ları &ccedil;ok yumuşak g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Onları okşarken g&ouml;zlerini a&ccedil;tı. Simsiyah, k&ouml;m&uuml;rden kara g&ouml;zleri benim g&ouml;zlerimle buluştu.</p>
<p>Hemen elini tuttum. Başımı g&ouml;ğs&uuml;ne yasladım. Nefes almayı bıraktı bir s&uuml;re. G&uuml;l&uuml;msedim. Sonra neden bilmiyorum beni itti. Ayağa kalkıp benden uzaklaştı. Şok olmuş olmalı. Ama bana bağırmaya başladı. Kaşlarımı &ccedil;attım. Bana neden kızıyordu ki.</p>
<p>Onu kısa bir şarkıyla sakinleştirip yanıma &ccedil;ağırdım. Benden uzaklaşamaması i&ccedil;in de kıyıdan uzağa a&ccedil;ıldık. Sonra yeniden bana kızacak gibi oldu. &ldquo;Ssh, bağırmana gerek yok. Az &ouml;nce sanırım uyku mahmurluğuyla şaşırdın ama ben sana aşığım ve b&ouml;yle ufak şeyleri affedebilirim.&rdquo; Neşeyle kıkırdadım. &ldquo;Burayı bizim i&ccedil;in se&ccedil;tim. Sizin t&uuml;r&uuml;n&uuml;z daha &ouml;nce bu adaya hi&ccedil; ayak basmadı. Burası bundan sonra bizim yuvamız. Sen artık hep, sonsuza dek benim yanımda olacaksın. Hep g&uuml;leceksin. Eh, &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ok g&uuml;zel g&uuml;l&uuml;yorsun. Seni incitmem, hi&ccedil;bir zaman&hellip; Az &ouml;nce ya sana zarar verecektim ya da sakinleştirecektim. Bu y&uuml;zden kullandım şarkımı.&rdquo; Ona sıkıca sarıldım.</p>
<p>Sanırım ciddi bir insan &ccedil;&uuml;nk&uuml; benden uzaklaşmaya &ccedil;alıştı. &ldquo;Sen neden bahsediyorsun, kimsin? Ne kadar uzaktayız karadan?&rdquo; Arkasını işaret ettim. &ldquo; &Ccedil;ok değil?&rdquo; g&uuml;l&uuml;msedim. &ldquo;Hayır, onu sorma- Kuyruk? Denizkızı mısın sen?&rdquo; Sesini y&uuml;kseltip uzaklaşmaya &ccedil;alıştı. Sıkıca tuttum. &ldquo; Tabii ki.&rdquo; Kuyruğumla sırtını okşadım. Bir g&ouml;z&uuml; seğirdi. Bense h&uuml;lyalı h&uuml;lyalı &ldquo;Biz Eric ve Ariel olacağız. Onun başka versiyonları elbette. Sahi senin adını bilmiyorum ama.&rdquo; dedim.</p>
<p>Kıskacımdan kurtulmaya &ccedil;alışıp &ldquo;Yaratık! Bırak beni. Ne aşkı? Seni şimdi k&ouml;p&uuml;ğe d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmemi istemiyorsan geldiğin &ccedil;ukura geri d&ouml;n.&rdquo; Ve elimden kurtuldu. Bana &ccedil;ok kaba davranıyordu. &ldquo;Saygısız.&rdquo; diye tısladım. Ama sonra yumuşayıp &ldquo;&Ouml;n&uuml;m&uuml;zde koca bir gelecek var. İstiyorsan şimdilik kızabilirsin ancak uzun s&uuml;rmesini istemiyorum.&rdquo;</p>
<p>G&uuml;ld&uuml;m. G&uuml;l&uuml;ş&uuml;m kahkahaya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Kahkahalarımın arasında onu yakaladım. Kulağına r&uuml;zgar kadar soğuk nefesimi &uuml;fledim. &ldquo; Ben sana, sen de bana aşıksın. Seni bulmuşken bırakmam asla. Bu aşkın ikimiz de &ouml;l&uuml;nceye kadar s&uuml;receğine yemin ederim.&rdquo;</p>
<p>Sonra kalacağımız huzurlu yuvayı yapmak i&ccedil;in onu şarkımla uyuttum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben anlayışlı biriyim. Ve artık mutluyum da.</p>
<p>Sevgilerle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bölüm 2: Oyun</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bolum-2-oyun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bolum-2-oyun</guid>
<description><![CDATA[ daha büyük planlar dönerken de olsa aşk oyuna gelmez. geri dönüşü olmaz.
ileride devam edecek olan bir kurgunun ilk bölümleridir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611fc7eb61051.jpg" length="18465" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 12 Mar 2022 14:38:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>oyun, saldırı, patlama, rol, rol yapmak, söylenmeyenler, veda, geçmiş, ölüm, plan, planlar, saldırgan, çığlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>B&ouml;l&uuml;m 2: Oyun</p>
<p>Alda &ccedil;alışma odasında evrak işleri ile uğraşırken bir yandan kulaklığından dinlediği m&uuml;zikle birlikte parmaklarıyla masada ritim tutuyordu. Sonra m&uuml;zik sesinin ardında başlama işaretinin verildiğini işitti. &ldquo;Son kontroller hazır, başlıyoruz.&rdquo; Bir duraksama olduktan sonra &ldquo;Bu ses sisteminin i&ccedil;ine sen mi girdin Alda? Burada iş yapmaya &ccedil;alışıyoruz.&rdquo; Sitemle konuşan ses işitildi. G&uuml;lmek, o an ruh haliyle uyuşmasa da kıkırdadı. &ldquo;Ah, ben sadece gerginliğinizi alsın diye yaptım. İyilik de yaramıyor. Her neyse sen bakma bana, bizim kahveleri iyice soğutmaya bak-&rdquo; kapı &ccedil;alındı ve i&ccedil;eriye Ulrich girdi. Masanın &ouml;n&uuml;ndeki koltuklara ge&ccedil;ip oturdu. Alda s&ouml;z&uuml;n&uuml; tamamlamadı. Onun yerine kafasını kaldırıp neden geldiğini sorarcasına baktı nedenini bilse de. Ama Ulrich sadece g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakıyor, konuşmuyordu.</p>
<p>Neden sonra nefes alıp s&ouml;ze girdi. &ldquo;Benim dosyalarımı masama koyacaktın?&rdquo; &ldquo;Ah, doğru ya! &Uuml;zg&uuml;n&uuml;m, aklıma bir şey takılmıştı. O y&uuml;zden yeniden inceledim ama geri vermeyi unutmuşum.&rdquo; Alda sandalyesini geri &ccedil;ekerek masadan kalktı ve raftaki dosyaya y&ouml;neldi. Sonra aklına başka bir şey gelmiş gibi masasının &uuml;zerindeki telefona eğildi. &ldquo;Birka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r işler &ccedil;ok yoğun. Aynı yerdeyiz ama bir t&uuml;rl&uuml; konuşamadık. Hazır buradasın. İ&ccedil;ecek bir şeyler s&ouml;yleyeceğim.&rdquo; Birka&ccedil; numara tuşladı ve sonra onları silip son aranan numarayı aradı. &ldquo;&Ccedil;ok zamanım yo-&rdquo; &ldquo;Benim odama iki soğuk kahve g&ouml;nderin.&rdquo; Telefonu kapattı ve &ldquo;Ah, hadi ama! Daha geleli beş dakika bile olmadı.&rdquo; dedi.</p>
<p>&nbsp;Sonra raftaki dosyayı alıp Ulrich&rsquo;in &ouml;n&uuml;ndeki sehpaya bıraktı. Ardından normalde yapacağı gibi onun yanına değil de karşısındaki koltuğa ge&ccedil;ti. İşlerin &ccedil;ok zorlaşmamasını umuyordu ve bu y&uuml;zden o anlarda onun o kadar yakınında olmak istemedi. G&ouml;z g&ouml;ze geldiklerinde ikisinin de kesinleştirdiği şeyler havada mutsuz sonun melodisini &ccedil;aldı.</p>
<p>Alda, onun ne olacağını anladığını anladı. Ulrich ise zaten olacakları bilme derecesinde anlasa da umutlarının geri d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lemez şekilde son buluşunu g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Kafasını &lsquo;yazık&rsquo; der gibi salladı. Alda artık saklanması gerekenlerin miadı dolduğundan ona karşı rol yapmayacaktı. G&ouml;zleri onu affetmesi i&ccedil;in yalvarır gibi bakıyordu.</p>
<p>Merkez salondan ve ana laboratuvardan gelen iki b&uuml;y&uuml;k patlama duyuldu. Raftaki dengesi hassas olan bir iki biblo yere d&uuml;ş&uuml;p par&ccedil;alandı. İkisi de şok i&ccedil;inde olmasalar da ayağa fırladılar. Alda, ona daha fazla bakamayıp g&ouml;zlerini par&ccedil;alanan biblolara &ccedil;evirdi. Ulrich, artık Alda g&ouml;rmese de kırık kırık bakmıyordu. Artık g&ouml;zlerinde sıcak duyguların kaybolmasından oluşan soğukluk vardı sadece. Sert bir sesle &ldquo;Alda.&rdquo; dedi. &ldquo;Her şeye rağmen, <em>seni &ouml;l&uuml;nceye kadar seveceğim</em>.&rdquo; Alda onu g&ouml;rebileceği son zamanlar olduğunun yeni farkına varmış gibi şaşkınlıkla ona baktı. Tavandan tozlar ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k par&ccedil;alar d&uuml;şerken yere &ccedil;&ouml;kt&uuml;. Y&uuml;z&uuml;nde planlandığı gibi dehşet ifadesi vardı. Ancak o sırada planları unutmuştu Alda. Şu zamana kadar belki de ilk kez hissettikleri y&uuml;z&uuml;ne yansımıştı. Başkası g&ouml;rse fark etmeyecek şekilde bile olsa Ulrich fark etmişti. Bu sefer şok sırası ondaydı. &Ccedil;atılı kaşları d&uuml;zelse de hala biraz sert bakıyordu. Sonra Alda koridordan gelen sesleri fark edince az zamanı kaldığını anladı ve kendini toparladı. Muhtemelen merkezdeki ajanlardan birinin yerleştirdiği kamerayı hatırladı ve kendisini korkuyormuş gibi yere atıp başını sakladı kameradan. Binanın i&ccedil;inden saldırının sesleri gelmeye devam ediyordu. &ldquo;&Uuml;zg&uuml;n&uuml;m Ulrich. Başka insanlar olup başka hayatlar yaşasaydık bunun &ccedil;ok daha uzun s&uuml;rmesini dilerdim. <em>Diğer insanlar i&ccedil;in değil belki ama sadece sana karşı &uuml;zg&uuml;n&uuml;m</em>.&rdquo;</p>
<p>Ulrich kafasını salladı ve Alda&rsquo;nın &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ti. Kapı kırılarak a&ccedil;ıldı. &ldquo;<em>Oyununu oynayacağım</em>.&rdquo; Alda onun sesini son kez duydu b&ouml;ylece. Ve Alda&rsquo;yı korumaya &ccedil;alışır gibi onlara doğru gelmeye başlayan maskeli adama yumruğunu salladı. Alda odanın k&ouml;şesine doğru s&uuml;r&uuml;nerek ka&ccedil;maya &ccedil;alışırken başka uzun boylu bir saldırgan onu sa&ccedil;larından tutup duvara &ccedil;arptı. Bunu yaparken s&uuml;rekli &ldquo;&Ouml;z&uuml;r dilerim. &Ouml;z&uuml;r dilerim &ouml;z&uuml;r dilerim&hellip;&rdquo; diye mırıldanıyordu. Alda, hali olmasa da tebess&uuml;m etti. &ldquo;Sadece biraz zarar vereceksin. Bu zorunlu. Seni affetmem gereken bir şey yapmadın merak etme.&rdquo; Bu sırada Ulrich ve odaya ilk giren saldırgan cephesinde durum ilgin&ccedil;ti. İkisi de duygularla değil oyun gereği d&ouml;v&uuml;ş&uuml;yorlardı. Sonra bir an Ulrich yumruğunu boşa salladı bilerek. Ve diğeri artık bitiş vuruşunu yapmak i&ccedil;in izin almış oldu. Uzun boylu &ccedil;ocuk bu sırada Alda&rsquo;yı son kez duvara &ccedil;arptı, i&ccedil;inden artık bitmesini isteyerek. Sonunda Alda&rsquo;nın i&ccedil; kanaması başlamıştı. Bu y&uuml;zden rahatlayarak rol&uuml;n&uuml;n gerektirdiğini yapmaya devam etti. Onu ortaya doğru fırlattı. Yanında da yine k&ouml;t&uuml; durumda olan Ulrich vardı. Alda &ccedil;ığlık atarak ağlıyordu. Ardından iki yandan onlara ila&ccedil; enjekte edildi. Alda&rsquo;ya kısa s&uuml;re i&ccedil;inde kameraya g&ouml;stermeden bir de panzehir yapıldı. Ulrich, Alda&rsquo;ya doğru d&ouml;nd&uuml; zorlukla. İkisi de birbirlerini son kez g&ouml;recekti. Ve g&ouml;zleri birbirinden ayrılmazken Alda, Ulrich&rsquo;in hareketsizleşen g&ouml;ğs&uuml;nden &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anladı. G&ouml;zleri hala daha ondayken. Elini zar zor kaldırıp onları kapattı. Boğazından bir başka &ccedil;ığlık y&uuml;kseldi. &Ccedil;ığlığı bedeninin hissettiği acıdan değil ruhunun duyduğu acıdan kaynaklanmıştı. Ve o da kısa s&uuml;re sonra bayıldığından durdu.</p>
<p>sevgilerle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bölüm 1: Veda</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bolum-1-veda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bolum-1-veda</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan rollerle dolu bir veda konuşması. 
İleride devam edecek olan bir kurgunun ilk bölümleridir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611eda6c10ab4.jpg" length="88079" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 12 Mar 2022 14:32:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>rol, rol yapmak, söylenmeyenler, veda, geçmiş, plan, planlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>B&ouml;l&uuml;m 1 : Veda</p>
<p>Dolu bir g&uuml;n&uuml;n ardından laboratuvardan &ccedil;ıkıp &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; askıya astı Alda. Bir yandan merkez salona ilerlerken bir yandan da ağrıyan belini esnetiyordu. Yorgunluğu birden &ouml;nemli bir sorun gibi gelirken adımlarını mutfağa y&ouml;nlendirdi ve kahve alıp salona ge&ccedil;ti. Birileri var mı diye hızlı bir g&ouml;z atmanın ardından bir tek Ulrich&rsquo;i g&ouml;rd&uuml;. Hava kararalı &ccedil;ok olsa da anlaşılan o ki birikmiş makaleleri okumak i&ccedil;in doğru zamandı. Alda&rsquo;nın i&ccedil;inde Ulrich&rsquo;in &ccedil;alışkanlığından dolayı takdir ve imrenme duyguları uyandı.</p>
<p>Yanına ulaştı ve karşısındaki koltuğa attı kendisini. Bakışları pencerelerden g&ouml;r&uuml;len manzaraya ve g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne kaymıştı. İ&ccedil;eride aydınlatma iyi olsa da hava kararmıştı ve araştırma merkezinin bulunduğu konumdan &ouml;t&uuml;r&uuml; yıldızlar se&ccedil;ilebiliyordu. Doğayı g&ouml;rmek, &ccedil;ok uzun zamandır ayrıcalıktı. Alda&rsquo;nın ilgi alanları arasında tarih olmasa da en az y&uuml;zyıldır sadece parası fazla olanların ger&ccedil;ek doğayı g&ouml;rebildiğini biliyordu. Doğal ormanlar, kendi habitatında yaşayan hayvanlar, yıldızlı bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml;&hellip; Araştırma merkezi i&ccedil;in y&uuml;ksek miktarda para d&ouml;n&uuml;yordu ve onlar b&ouml;yle bir &ccedil;alışma ortamına sahip oldukları i&ccedil;in şanslılardı. Ger&ccedil;i Alda, genel olarak hep ayrıcalıklı kesimdeydi. Ancak o da bunun eşine az rastlanır t&uuml;rden olduğunu biliyordu.</p>
<p>Birden dalıp gittiğini fark etti ve kahvesinden bir yudum alırken Ulrich&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;. Alda&rsquo;yı izliyordu. &ldquo; Okuduğun makaleden daha mı ilgincim?&rdquo; g&uuml;l&uuml;msedi. Fakat dikkatinin dağılmadığını g&ouml;r&uuml;nce g&uuml;l&uuml;msemesi kayboldu. Ciddileşti. &ldquo;Ne oldu?&rdquo; Ulrich, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yormuş gibi g&ouml;zlerini &ccedil;evirdi ve kısa bir s&uuml;re sonra yeniden g&ouml;z g&ouml;zeydiler. &ldquo;Aslında benim merak ettiğim sana <em>ne olduğuydu</em> Alda.&rdquo; Arkasını yasladığı koltuktan ileriye doğru kaykıldı ve dirseklerini dizlerine yaslayıp onu inceledi. &ldquo;Artık yıldızlara bakarken g&ouml;zlerin g&uuml;lm&uuml;yor. Hatta kendine ağlıyor gibisin.&rdquo; Alda ağzını a&ccedil;ıp itiraz edecekken devam etti. &ldquo;Tamam, ağlamayı mecaz anlamda kullandım. Ama ger&ccedil;ekten sana ne oldu? Bana anlatmadığın şeylerin olduğunu biliyorum ama hem sonu&ccedil;larından endişeleniyorum hem de sakladığın şeyi merak ediyorum.&rdquo; Dinlerken o hi&ccedil; fark etmeden y&uuml;z&uuml; d&uuml;şt&uuml; Alda&rsquo;nın. Bunu fark ettiğinde hemen toparlandı. Bir şeyleri belli ettiğini hi&ccedil; anlamamıştı. Ne Ulrich ne Alda, hi&ccedil;bir zaman c&uuml;mlelerinde s&ouml;ylemek istediklerinin tamamını s&ouml;ylemezdi. Bu y&uuml;zden Alda, Ulrich&rsquo;in sadece o an g&ouml;zlem yapmadığını ve uzun s&uuml;redir a&ccedil;ık verdiğini anladı. Geri toparlanır bir şey değildi bu ama belki merakının y&ouml;n&uuml;n&uuml; &ccedil;evirebilirdi.</p>
<p>Aklına hala daha kendisini beklediği gelince ona baktı ve geleceği, olacakları d&uuml;ş&uuml;nmemeye &ccedil;alıştı. &Ccedil;aresiz ve a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmış g&ouml;r&uuml;nebilmek i&ccedil;in omuzlarını d&uuml;ş&uuml;r&uuml;p v&uuml;cudunu saldı. &ldquo;Zeki olman kesinlikle &ccedil;ok g&uuml;zel bir şey ama beni b&ouml;yle &ccedil;abuk okuyabileceğini d&uuml;ş&uuml;nmemiştim.&rdquo; Ulrich&rsquo;in problemleri &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışırken de yaptığı parmaklarını &ccedil;ıtlatması durdu. Pes etmiş gibi derin bir nefes aldı Alda. &ldquo;Ben&hellip; Evet, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m birka&ccedil; şey var ama o anlatamadığım boşluk vardı ya. Onunla ilgili sorunlar &ccedil;ıktı. Bunu &ouml;nce kendim halletmem lazım. Ama merak etme, hala daha araştırmanın başında durmaya devam edebilecek kadar becerikliyim sorun y&ouml;netiminde.&rdquo; İletişime a&ccedil;ık g&ouml;r&uuml;nebilmek ve sakladığı bir şey olmadığını belirtebilmek i&ccedil;in ellerini masanın &uuml;zerinde a&ccedil;tı. &ldquo;Bir halledeyim sana anlatacağım zaten neler olduğunu.&rdquo; Ellerini hayır anlamında salladı. &ldquo;Bunu da sen merak ediyorsun diye anlatmayacağım zaten. Anlattığımda ben de rahatlarım biraz daha.&rdquo; G&uuml;l&uuml;msedi. Artık ş&uuml;pheleri ortadan kalkmış olmalıydı. Bundan sonra Alda&rsquo;nın t&uuml;m hareketlerini planlayarak yapması gerekiyordu. Daha fazla saklayamadığı h&uuml;zn&uuml;, kuşandığı &ccedil;aresizlik pelerininin ibaresi olarak g&ouml;rmesini umarak baktı. O da bu şekilde anlamış olacak ki sorgulayan bakışlarını yumuşattı ve ayağa kalkıp Alda&rsquo;nın koltuğunun arkasına ge&ccedil;ip hafif&ccedil;e sarıldı. Alda da kafasını ona doğru eğdi. İkisi de fark edilmemesini umarak bir veda sarılışı yapıyorlardı aslında ki ikisi de sezdirdiklerini anlamadı. Alda, Ulrich&rsquo;in yakında eve gideceğine yordu bu hissi. Ulrich ise zaten vedanın nedenini biliyordu, şaşırmadı.</p>
<p>Yerine ge&ccedil;erken &ldquo;Tamam, sen nasıl istersen. Bu arada merak ettiğin makaleyi de yanıma getirmiştim.&rdquo; dedi. Dosyayı uzattı. &ldquo;Sen sonra benim odama bırakırsın. Bu projenin bir s&uuml;re saklı kalması lazım. Ahlaki olarak tartışmalı bir deney. Ve hazır başlanmışken devamı gelse bir işe yarar en azından.&rdquo; Dosyayı elinden aldı. Aslında Ulrich&rsquo;ten projenin amacını anlamıştı ama materyalleri merak etmişti. Bir s&uuml;re inceledikten sonra merak ettikleri kafasında yerini buldu ve b&ouml;ylece neden ahlaki olarak tartışıldığını ve Ulrich&rsquo;in saklamak isteme sebebini anladı. İnsan deneyi yapmak yasakken deneyde adamın &ouml;l&uuml;mc&uuml;l hastalığı olan kızı kullanılmıştı. Bu kızın yaşadıkları kadar olmasa da elinde olmadan kendi &ccedil;ocukluğunu ve yapılanları hatırladı. Ulrich&rsquo; e daha fazla a&ccedil;ık vermemek i&ccedil;in hemen aklından sildi. &ldquo;Ben bir s&uuml;re incelesem olur mu? Yarın sen yoksun sanırım, ben senin odana bırakırım.&rdquo; Kafasını salladı. &ldquo;Hatırlıyor musun Ulrich? Akademideyken bilim ahlakı dersini aldığımız zamanları. Farklı akademilerdeydik ama bu ders her akademide aynı işlenirdi. Hi&ccedil; bahsetmedim sanırım, hi&ccedil;bir zaman verilen &ouml;devleri sevememiştim. Ve dersten hi&ccedil;bir şey hatırlamıyorum desem?&rdquo; g&uuml;ld&uuml;. Ulrich ise aklı dolu olduğundan tebess&uuml;m etmekle yetindi. &ldquo;Alda, sence bilim uğruna zaten yaşama ince ipliklerle tutunan bir canlının &uuml;zerinde deney yapmak neden bu kadar yasak? Zaten ufacık şeylerle &ouml;lebilecek o canlı kısa &ouml;mr&uuml;nde insanlığa faydalı olacak. Anlamak zor.&rdquo; Alda, tuzağa &ccedil;ekilmeye &ccedil;alışıldığının farkındaydı. Ya da belki Ulrich, kalan ş&uuml;phelerini gelecek cevapla silmeye &ccedil;alışacaktı. Alda&rsquo;nın bunu anlaması ise hem kendini hem de Ulrich&rsquo;i tanıması sayesinde oldu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; s&ouml;yledikleri onun olamayacak kadar kendisininkine benziyordu. Ama daha &ouml;nce bu y&ouml;n&uuml;n&uuml; ona hi&ccedil; g&ouml;stermediğinden ona istediği cevabı verdi. Şok olmuş şekilde baktı ve &ldquo;Ulrich, bu&hellip; Dediğim gibi dersten hi&ccedil;bir şey hatırlamıyor olabilirim ama bence ge&ccedil;ilmemesi gereken sınırlar var hayatta. Yaşama saygı duymak gibi. Sen her yaşamın ayrı bir ağırlığı olduğunu s&ouml;ylemez misin? B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hi&ccedil; aklıma getirmezdim.&rdquo; Anlamaz ve kınar gibi bakmaya &ccedil;alıştım. O ise teslim olur şekilde ellerini kaldırdı. &ldquo;Haklısın. Savunduğumdan değil ama bazen yaşamı değersiz hissettiğim de oluyor.&rdquo; Kolundaki saate baktı ve &ldquo; &Uuml;zg&uuml;n&uuml;m saat epey ge&ccedil; olmuş benim artık kalkmam gerek. Sen buralardasın sanırım. Dosyayı alırım &ouml;b&uuml;r g&uuml;n.&rdquo; dedi. Arkasını d&ouml;nmeden &ouml;nce &ldquo;Kendine iyi bakmayı unutma.&rdquo; diye ekledi. Ulrich salondan &ccedil;ıktıktan sonra dik tuttuğu sırtını kamburlaştırdı iki y&uuml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hissettiği i&ccedil;in. Ona yapacağı şeylerin tam tersini s&ouml;ylemişti. Kendi yapacaklarından ve yaptıklarından nefret etse de planlarını engelleyemez, durduramazdı. Bunu istemezdi de.</p>
<p>Sevgilerle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Daha da zor...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/daha-da-zor</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/daha-da-zor</guid>
<description><![CDATA[ Psikolojik günlüğüm, 2 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62067fa12872a.jpg" length="22349" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Feb 2022 18:25:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Zor, daha da zor, geçmiyor, geçecek, gelecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Daha da zorlaşıyor</p>
<p>Ruhumdaki t&uuml;m noksan par&ccedil;aları tek bir zamanda g&ouml;rmek zorunda mıydım? Hepsinin hedefi benim. D&uuml;şmanları benim. Bana saldırıyorlar ve alt benliğim kenarda rahat&ccedil;a tırnaklarını incelerken bana sesleniyor. " Hah, bunlara dert mi diyorsun? O zaman kesin karşılaşacağın şunlarla hi&ccedil; baş edemeyecksin." Ve bana zaten hi&ccedil; g&uuml;venmemiş olan benliğim. Yine kendi yetersizliğimi fark ediyorum.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;nceden, yıl olarak az olsa da benim i&ccedil;in baya &ouml;nceden, babamla konuşurdum. Kendi ruh halimi, ideallerimi, hayallerimi, endişelerimi... Ama şuan kimseye anlatamıyorum bu satırlar dışında. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; anlattığımda hep y&uuml;zeydeyim olup biten derinde olmasına karşın. Ve ben oraları ziyarete a&ccedil;mıyorum. Yani hi&ccedil;bir yararı yok konuşmamın. Ve kendimi tanımaz bir hal alıyorum. Hır&ccedil;ınlaşıyorum. İnsanları kırıyorum ben ağlarken yaklaşırlarsa.</p>
<p>Her seferinde buna dayanamayacağımı bayılmayı, zihnimin bunlarla ben acı &ccedil;ekmeden savaşmasını diliyordum. Hem belki birileri beni bulup bu kıza ne olmuş derdi. G&ouml;r&uuml;nmeyen acılarım somutlaşirdi en azından. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu &ccedil;ok fazla. Zihnimin tiyatrosunda bu acıları &ccedil;eken karaktere fazla geliyor. Dizleri b&uuml;k&uuml;l&uuml;yor dimdik taşımak isterken. Ve yere &ccedil;&ouml;k&uuml;yor. Ağırlıkla birlikte zeminden bir toz bulutu kalkıyor. Perdeler kapansa da karakter acı &ccedil;ekmeye devam ediyor. &Ouml;yle ki ruhunun par&ccedil;alanmasını saymıyorsak bile t&uuml;m v&uuml;cudu kasılıyor. İ&ccedil;indekilerden dolayı g&ouml;zlerindeki ve damarlarındaki basın&ccedil; artıyor, kulakları uğulduyor, tırnakları kendinden başka tutunacak yeri olmadığından kanatacak kadar derisinin i&ccedil;ine g&ouml;m&uuml;l&uuml;yor.&nbsp;</p>
<p>Her seferinde daha fazla olamaz dedikten sonra neden bu acı sınırları zorluyor. Neden s&uuml;rekli farklı bir şeyden dolayı dayanılmaz acılar &ccedil;ekiyorum. Kendime şaşırıp kalmıştım birka&ccedil; hafta &ouml;nce hi&ccedil; yaşamadığım derecede buna benzer bir zamandı. Sonra uzun s&uuml;rd&uuml; bu seferki beni de şaşırttı ama ge&ccedil;ti işte ya ben hayatıma bakayım dedikten sonra daha fazlasıyla yine geldi. Bu sefer ne kadar s&uuml;recek bilmiyorum ama &ouml;ncekinin toplamından daha fazla acı &ccedil;ektiğim kesin.</p>
<p>Ve şimdi de kalbimde bir sızı. Belki de t&uuml;mden giderim birazdan. Bunu isteyip istemediğim &ouml;nemli değil sonu&ccedil;ta. &Ouml;l&uuml;m gelirse gideriz yanına. Zaten zor...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Reinaeiry~When The Sun Loves The Moon</title>
<link>https://edebiyatblog.com/reinaeirywhen-the-sun-loves-the-moon</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/reinaeirywhen-the-sun-loves-the-moon</guid>
<description><![CDATA[ Reinaeiry~when the sun loves the moon ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61ff8d657ca0c.jpg" length="48497" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Feb 2022 11:59:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Reinaeiry, when the sun loves the moon</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Element Yöneticisinin El Kitabı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/element-yoneticisinin-el-kitabi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/element-yoneticisinin-el-kitabi</guid>
<description><![CDATA[ Zamanı geldiğinde hepimiz bileceğiz ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f46988cc936.jpg" length="69566" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 29 Jan 2022 01:13:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Element, element yöneticisi, ateş, alev, koku</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın bileklerine, boynuna ve sa&ccedil;larına g&uuml;zel ama &ccedil;ok ağır kokulu bir yağ s&uuml;rd&uuml;. Sonra işi bitince 'Typhene' dedi. Kelime ağzından tıslama gibi &ccedil;ıkmıştı. Ve uzun ince siyah bir tahta &ccedil;ubuğu alıp odadaki mumlardan birine tuttu. &Ccedil;ubuk alev alırken yavaş&ccedil;a yağ s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yerlerine dokundurdu. Aniden yağ alevle parlarken kadın &ccedil;ubuğu avucuna kapatarak s&ouml;nd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. Alevler kısa bir an parlasa da bu kısa s&uuml;rm&uuml;ş t&uuml;m odaya t&uuml;ts&uuml; yakılmış gibi harika bir koku yayılmıştı. Kadının cildinde ise bu kokudan farklı olarak duman hissi yoktu bir tek. Bu y&ouml;ntem sadece ateşe hakim olanların kullananabildiği ama onların da &ccedil;oğunun yetenek olarak yetersiz olduğu sayılırsa &ccedil;ok az kişinin kullanabildiği bir y&ouml;ntemdi. Bunun gibi her element y&ouml;neticisinin kendisine g&uuml;zellik kattığı farklı alanlar vardı.</p>
<p>&bull;|&deg;~</p>
<p>Mutlaka yazacağım, beni bekleyen bir hikayeden k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kesit. Daha bu kurgu yolunun &ccedil;ok başında. Ana hatları belli olsa da daha fazla zaman ve emek g&ouml;rmeyi hak ediyor. Bunun sebebi de zihnimde kurguyu oluştururken ana karakterle &ccedil;oktan bağ kurmuş olmam. Belki de paylaşmaya &ccedil;ekinirim sırf i&ccedil;ine diğer karakterlere koyduğumdan daha fazla kendimi katacağım i&ccedil;in.</p>
<p>Zamanı geldiğinde bunu hepimiz bileceğiz.&nbsp;</p>
<p>Sevgilerle...</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x_61f4698c352b6.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahramanımm...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kahramanimm</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kahramanimm</guid>
<description><![CDATA[ Ah kahraman, böyle olmak zorunda değildi sonumuz ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e48908c1816.jpg" length="39761" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 00:08:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Kahraman, kahramanımm, iyi, kötü, suçlu, ölmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Kahramanımm...</p>
<p>Pencereden giren ay ışığıyla karanlığını yenen oda bir b&uuml;y&uuml;y&uuml;p bir k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;yordu. O tepe taklak olup duvarlara yapışsa da &ouml;n&uuml;ndeki, terk edilmiş gibi duran, odayla alakasız g&ouml;r&uuml;nen sandalyede onu tuzağına &ccedil;eken adam rahat&ccedil;a oturuyordu. Adam onun yalpalamalarını izlerken &ccedil;ok keyif alırmış&ccedil;asına g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu. Juliet vari, hafif&ccedil;e eğilerek ve ellerini tutarak "Ah kahraman, kahraman... Neden kahramansın sen, ha?" dedi. Rol&uuml;n&uuml; bozup parmağını şıklattı. "Ah doğru, sen b&ouml;yle doğdun, bunun i&ccedil;in doğdun." dedi kinayeyle. Kız duvarların hareketini kesmeyeceğini anlayınca bir şeyler yapabilmek i&ccedil;in elini kaldırıp atabildiği her yere &ccedil;engellerini attı. Daha sonra &ccedil;engellere attığı kuşaklarla adama ulaşmaya &ccedil;alıştı. Duvarların hareketi kesilmediği i&ccedil;in tek kuşakla ilerlemek zorunda kalıyordu ve bu onun hareketini yavaşlatıp tahmin edilebilir hale getiriyordu. B&ouml;ylece adam k&uuml;&ccedil;&uuml;k hareketlerle yavaş&ccedil;a sıyrılıyordu. Sanki odanın hareketi onu engellemiyor gibiydi. "Aynen &ouml;yle. Aynı senin gibi. Seni tanıyorum. Sen de su&ccedil; i&ccedil;in doğdun." Nefeslerinin arasından c&uuml;mle c&uuml;mle konuştu. En sonunda sadece enerjisini kaybettiğini anlayınca hareket etmeyi kesti ve odanın sallantısıyla başka bir duvara yapıştı. Ve kendisini duvara sabitledi kuşaklarıyla. Bu kendini hapsetmeye benzemişti bir nevi. Ancak onu da başka bir yere hapsederse işler eşitlenirdi. Onun ayağına atıp doladı kuşağını. Ve hızlıca &ccedil;ekti. Ancak sonrasında kızın kolu acı verici bir şekilde yaslandığı duvara &ccedil;arptı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; adam kuşağı el &ccedil;abukluğuyla nereden &ccedil;ıktığını bile bilmediği bir bı&ccedil;akla kesmişti. Şimdi ise &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir &uuml;st&uuml;nl&uuml;k adamdaydı. Adam kızın yanına yaklaşıp kendini hapsettiği kuşaklara baktı &ouml;nce. Sonra bakışları g&ouml;z&uuml;ne &ccedil;ıktı. Durumdan eğlendiği belli oluyordu. Kuşakların &uuml;st&uuml;nden bir de o kendi halatlarıyla bağladı kızı. Sonra birka&ccedil; adım uzaklaştı ve yere oturup ciddileşti. Kız kasları &ccedil;atık onu bekliyordu. "Biraz konuşmaya var mısın sonra zaten gideceğim." Bu sırada oda &ccedil;oktan hareketini kesmişti. Kızdan onay işareti gelmeyince kabul olarak saydı. "Dediğin gibi aslında. Ben de su&ccedil; i&ccedil;in doğdum. Ama... Beni bilirsin kafama buyruğum biraz. İstediğim an isyan edebilirim. İnsanlar bunu yaptığım i&ccedil;in mutlu bile olurlar. G&ouml;zlerini pencereden g&ouml;z&uuml;ken aya dikti. "Yaptıklarımı unuturlar kahraman, olarak dokunmadığım s&uuml;rece. Anlayacağın ge&ccedil;mişinin geleceğin &uuml;zerine bir etkisi yok." Yavaş&ccedil;a g&ouml;zlerini kahramana &ccedil;evirdi. Bakışları yalvarır gibiydi ve i&ccedil;inde s&ouml;ylenilmeyenleri barındırıyordu. "Sen ise isyan etsen, sana d&uuml;şman olurlar. Unuturlar yaptıklarını. Ve seni şurada &ouml;ld&uuml;rsem bile gelecekte onlara yapabileceklerimden endişelenirler. Seni, unutup... Hayat amacıymış, yaratılışmış peh!" G&ouml;zlerini devirdi. Sonra ayağa kalktı ve kıza yaklaştı iyice. Kulağına fısıldayarak "Beni dinle, kahraman. Bir kahraman olarak doğdun ama bir kahraman olarak &ouml;lmek zorunda değilsin." dedi. Arkasını d&ouml;nmeden. G&ouml;z kontağını kesmeden yavaş&ccedil;a geri adımladı. Kapıya ulaşınca arkasını d&ouml;nmeden &ouml;nce dudaklarıyla "İkimiz de." dedi. Ve kapı kapandı.</p>
<p></p>
<p>Not: yazı rehberi bloğu yazma etkinlikleri konularından. Ka&ccedil; ay &ouml;nce yazmıştım bunu. Sadece canlanan şeyler bunlardı. Ama şuan, benim i&ccedil;in anlamlı.</p>
<p>&nbsp;Buradan da herkese s&ouml;yleyelim: Kahraman olmak zorunda değilsiniz, değiliz.</p>
<p>Sevgiler...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Herr Mannelig ~ Garmarna</title>
<link>https://edebiyatblog.com/herr-mannelig-garmarna</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/herr-mannelig-garmarna</guid>
<description><![CDATA[ Herr Mannelig ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61dae9178cf36.jpg" length="67491" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 09 Jan 2022 16:54:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Her Mannelig, Garmarna, Haggard, şarkı, hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geçecek...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gececek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gececek</guid>
<description><![CDATA[ Şarkı Tu vas me détruire~ Daniel Lavoie 
Notre dame de Paris müzikali ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61cb903f3fda8.jpg" length="80145" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Dec 2021 01:36:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Geçecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;&uuml;r&uuml;yorum. Bunu hissediyorum. Zihnim, ger&ccedil;ekliğim değişiyor. Hastalıklı olduğunu bildiğim d&uuml;ş&uuml;ncelere inanıyorum. Yine dalganın gelişini hissettim. Yine bir şey gelmedi elimden. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; benim yaptığım her bir şey yanlıştı, hataydı. Ait oldukları yer benim kafamın i&ccedil;iymiş tarzı bir rahatlıkla kafamın i&ccedil;ine giriyorlar. Yine. Batıyorum. Boğuluyorum. Dayanamıyorum. Ayağa kalkmam gerek. Sıyrılmam gerek ama ben hi&ccedil; bir şeyi beceremedim zaten. Yaşamak istiyordum. Şuan uzak gelse de... O anların kıymetinden &ouml;lmek istemiyorum şuan. Bazı insanlara uzak bunlar. Okudukları birka&ccedil; satırdan başka bir şey değil. Ve ruhsal bir bozukluğun kağıda yansımaları... Ama okuduğunuz şey benim ger&ccedil;ekliğim. Hayal edemeyeceğinizi biliyorum ama ben, ben bunun i&ccedil;inde yaşıyorum. Neden? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;nceden ben de hep okurdum. Hatta bir karakterle kurduğum g&uuml;&ccedil;l&uuml; empati y&uuml;z&uuml;nden t&uuml;m g&uuml;n yorganın altından &ccedil;ıkmadığım olmuştu. Ama... Ama ben bunlara uzaktan yakından yaklaşamamışım. Ve bunda hi&ccedil;bir sorun yok.</p>
<p>Kendimle tek kalıyorum. Zaten zor bir şey de değil bu. &Ccedil;ok arkadaşım yok. &Ouml;nce su&ccedil;luluk. Sorumsuz biriyim &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Yapmam gerekenleri yapmadım. Sonra kendine g&uuml;vensizlik. &Ouml;nceden ne kadar iddialı konuştuğumu duysanız şaşarsınız. Ama istediklerimin olmayacağına inancım tam. Ve ge&ccedil;miş ile ilgili ne var ne yoksa ortaya &ccedil;ıkar. T&uuml;m pişmanlıklar, hatalar, su&ccedil;luluklar, her şey... İstediğiniz metaforu kullanın. Bataklığa g&ouml;m&uuml;lmek, duvarların &uuml;st&uuml;ne gelmesi... Dayanamamak aslında bunların &ccedil;ıkış noktası. Seni rahatlatacak bir yere ka&ccedil;san, uzaklaşsan... Ama evindesin. En g&uuml;venli yer, tek sığınağın... Ve sen ka&ccedil;mak istesen de ka&ccedil;acak yerin yok buradan başka. Yok. O an &ouml;lmek zorundasın. İşte bu noktada yanımıza bir konuk geliyor bize daha az bir acı &ccedil;ektirmeyen. Ataklar vb. Emin olun bunlar işin en kolay kısımları. Her neyse. Daha devam ediyor tabii ki. Beynin sana yapay ve zor bir saldırı verirken sen baş etmeye &ccedil;alışıyorsun. Ve halloluyor bir şekilde. Bu halledildikten sonra...</p>
<p>Her neyse. Hep ge&ccedil;ti. Yanımda kalsa da &uuml;zerimden kalktı. Hep. Yine &ouml;yle olacak. Ben mahvolsam da hep ge&ccedil;ecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dolunayın kızı~2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dolunayin-kizi2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dolunayin-kizi2</guid>
<description><![CDATA[ Onun ismi yok. Dolunayın kızı sadece. Kadere göre doğdu. Ama ismiyle müsemma, geceye ışık getirendendi o. Aykırı olmak da onun yaratılışıydı sonuçta. Uyumla doğsa da aykırı ölecekti. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61bf7e578fac0.jpg" length="27409" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Dec 2021 01:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>moonlight, Dolunay, dolunayın kızı, ölüm, kader, moon, luna, ay, ay ışığı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Dolunayın kızı~2</p>
<p>İlk kez &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m bana yabancı bu k&ouml;pr&uuml;y&uuml;; &ccedil;ok kez ge&ccedil;tiğim, &ccedil;eşidi hatıralara sahip o k&ouml;pr&uuml;n&uuml;n tahayy&uuml;l&uuml;yle ge&ccedil;iyordum. Ger&ccedil;i oraya d&ouml;nmeye g&uuml;c&uuml;m yoktu ve yeri, tarihi, insanı yabancı bu yer şimdilik sığınağım ve sonrasında belki mezarım belki miladım olacaktı. K&ouml;pr&uuml;n&uuml;n seyirlik kısmına ge&ccedil;tim ve okyanusu seyrettim. Suyun ay ışığında dalgalanışı ve yakamoz... Yine bir dolunay, yine bir k&ouml;pr&uuml; ve yine bir ben ancak yeni bir son... Bu sefer &ouml;lmek istemiyorum, yaşamak istiyorum. Ancak o zamanın bedelini şimdi &ouml;d&uuml;yorum. Şuan yaşamanın sonucu &ouml;lmekten daha k&ouml;t&uuml;. Kilitlenmiş tel kapıyı a&ccedil;ıp anahtarı geriye, ona fırlatıyorum. Zaten hep olduğu gibi ardımda. Metalin yere d&uuml;şme sesi gelmiyor. Kenara doğru y&uuml;r&uuml;yorum ve durduğumda dolunay t&uuml;m ışığını bana yansıtıyor. Daha &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;kken tanıştığım dolunay bug&uuml;n yine bana şahit olacak. Beni kutsayacak. Akacak kanı yine o toplayacak. T&uuml;m kanım... Bu kez ona veda etmiyorum.&nbsp;</p>
<p>Her ne kadar hazır olsam da korku gitmiyor ve i&ccedil;im titriyor. Son olduğunun bilincinde nefes alıyorum derince. Daha ciğerlerimi dolduramadan kurşun kaburgama saplanıyor. R&uuml;zgarla bile sallanan bedenim kurşunun etkisiyle ileriye savruluyor. İnsanların biraz eğlence, heyecan aradığı, halatla g&uuml;venle atladığı bu yerden kaburgamdaki kurşunla &ouml;l&uuml;me d&uuml;ş&uuml;yorum.ve sert bir şekilde suya &ccedil;arpıyorum. Şokla veremediğim soluğum... Suya &ccedil;arpınca ciğerlerim boşalıyor. Derinlikler beni kendine &ccedil;ekerken ge&ccedil;tiğim sularda kızıllık yayılıyor ve bilincin yavaş&ccedil;a geri &ccedil;ekiliyor. Dolunay sahnenin bitişiyle bulutların arasına g&ouml;m&uuml;l&uuml;yor.</p>
<p></p>
<p>Sevgilerle...</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saints~Echos</title>
<link>https://edebiyatblog.com/saintsechos</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/saintsechos</guid>
<description><![CDATA[ Saints~Echos. Dolunayın kızı ikinci kısım müziği.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b514628fe51.jpg" length="53405" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 24 Dec 2021 20:13:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Dolunay, ay, moon, luna, dolunayın kızı, kader, ölüm, ay ışığı, moonlight, Echos, saints, saints Türkçe çeviri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dolunayın kızı ikinci kısım m&uuml;ziği.&nbsp;</p>
<p>Dolunayın kızıydı. Bir tanrının mesihi. Ve ger&ccedil;ekler, yalanlar ortaya &ccedil;ıktığında tek se&ccedil;enek kaldı. Zorunluluk kolay kılmazken başladığı gibi bitti. Ay ışığında kutsanan ay ışığında g&ouml;m&uuml;ld&uuml;.</p>
<p>Onun s&ouml;zleri şarkıya d&ouml;k&uuml;ld&uuml;</p>
<p>Sizleri bakmadıysanız &ouml;nce birinci kısma sonra da ikinci kısma davet ediyorum.</p>
<p>G&uuml;zel vakit ge&ccedil;irmeniz dileğiyle...</p>
<p>Sevgiler...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hijo De La Luna~Haggard</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hijo-de-la-lunahaggard</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hijo-de-la-lunahaggard</guid>
<description><![CDATA[ Hijo De La Luna~ Haggard ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b5169405f21.jpg" length="48602" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Dec 2021 11:51:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Dolunay, ay, moon, luna, dolunayın kızı, kader, ölüm, ay ışığı, moonlight, hijo de la luna, Haggard, hijo de la luna Türkçe çeviri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dolunayın kızı birinci kısım b&ouml;l&uuml;m m&uuml;ziği.</p>
<p>Aşık olduğum bu şarkıyı, hikaye ile aralarında sadece kelime uyumu olsa paylaşmasam olmazdı.&nbsp;</p>
<p>Benim en &ccedil;ok dinlediğim şarkılardan bir tanesi.</p>
<p>Yazıya uğramanızı da dilerim.</p>
<p>Umarım bu şarkıyla g&uuml;zel vakit ge&ccedil;irirsiniz.</p>
<p>Sevgilerle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dolunayın Kızı~1</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dolunayin-kizi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dolunayin-kizi</guid>
<description><![CDATA[ Onun ismi yok. Dolunayın kızı sadece. Kadere göre doğdu. Ama ismiyle müsemma, geceye ışık getirendendi o.  Aykırı olmak da onun yaratılışıydı sonuçta. Uyumla doğsa da aykırı ölecekti. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b50a7d26f0d.jpg" length="28858" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Dec 2021 02:31:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Dolunay, ay, moon, luna, dolunayın kızı, kader, ölüm, ay ışığı, moonlight</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dolunayın Kızı</p>
<p>"Sana gecenin hikayesini anlatacağım kızım dinle beni.&nbsp;</p>
<p><em>"Bir dolunay vakti. Ay değiştirirken g&ouml;kteki yerini bitmez yaşayanların hikayesi. O parlak dolunay bir cinayete tanık olur. &Ccedil;evrede &ccedil;ok kişinin olduğu ama kimsenin duymadığı. Ay boyar kendini kızıla. Biriktirir kızıl kanı, g&ouml;stermez kimseye. Ama g&uuml;neşin şafakları yansıtır acıları. Ay, kusar t&uuml;m kanı ve kahrolası insanlar kutlar bu anı..."</em></p>
<p>Sonunu sen getireceksin kızım. Dilerim dolunay senin dostun ve umudun olur da kanlı tutulma şafakla ışıdığında beraber haykırır karşı durursunuz zalimlere."</p>
<p>Yaşlı nine başını okşadı kızın. Ve kız, g&ouml;zleri kocaman ve dolu. Oturttu kızı sunağa. Dolunayın ışığı kızı aydınlattı. Kız g&ouml;zlerini dikti dolunaya. Nineye d&ouml;nmek istedi geri. Kadın ortadan kaybolmuştu.&nbsp;</p>
<p>Ve o gece bir dolunayda, g&ouml;ğ&uuml; delen bir haykırış daha koptu....</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x_61b50e47c752b.jpg" alt="" /></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x_61b50e59790d0.jpg" alt="" /></p>
<p></p>
<p>Sevgilerle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>I Dont Want To Set The World On Fire ~ The ink spots</title>
<link>https://edebiyatblog.com/i-dont-want-to-set-the-world-on-fire-the-ink-spots</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/i-dont-want-to-set-the-world-on-fire-the-ink-spots</guid>
<description><![CDATA[ İşte Son Böyle Başladı bölüm müziği ]]></description>
<enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Tg_UpQD6oq0/maxresdefault.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Dec 2021 20:36:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>İşte son böyle başladı, i dont want to set the world on fire, the ink spots</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Neden ki?&nbsp;</p>
<p>Biraz d&uuml;nyayı ateşe vermekte sıkıntı yok bence.&nbsp;</p>
<p>Sizleri buradan İşte Son B&ouml;yle Başladı'ya davet etmek isterim sayın okur, dinleyici...</p>
<p>Sevgiler</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşte Son Böyle Başladı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iste-son-boyle-basladi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iste-son-boyle-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Bazen kıyamet anını dışarıdan bir gözle, bambaşka bir pencereden izlemeniz gerekir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b2394016fc6.jpg" length="98301" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Dec 2021 20:14:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Apocalypse, apocalyptic, apokalips, apokaliptik, kıyamet, kıyamet senaryosu, ev hanımı, mutfak, alarm, son, sonun başlangıcı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İşte Son B&ouml;yle Başladı</p>
<p>Sessiz, g&uuml;neşli ve fazlasıyla normal bir g&uuml;n başlamıştı. o evde de her şey normaldi. Kadın ocağa &ccedil;orbayı koymuş, o kaynarken mutfağı toparlamaktaydı. Biraz zorunluluktan da olsa mutfak ona ait olan, kimsenin girmediği o yerdi. Her zaman buraya daha &ccedil;ok &ouml;zenirdi. Yine de sağlıksız bir ilişkiydi, o ve mutfağı. Mutfak onun zindanıyken en azından akıl sağlığını korumak i&ccedil;in tırnaklarını ge&ccedil;irdiği yerdi.&nbsp;</p>
<p>Tezgahı silerken birden bir ses y&uuml;kseldi dışarıdan. Daha &ouml;nce duymadığı, var olabileceğini yeni &ouml;ğrendiği en korkutucu sesti. Tiz, boğuk, derin, uğultulu, &ccedil;ığlık gibi... Azalıp artan g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;yle birlikte t&uuml;yleri &uuml;rpermişti. Belki de izlediği &uuml;&ccedil; beş filmden birinde bunun gibi bir ses vardı. Acil durum alarmı. Ama &ccedil;ok daha k&ouml;t&uuml;s&uuml; olduğuna emindi. Eğer o filmdeki gibi bir şeyse i&ccedil;eride g&uuml;venli bir yerde durup kurtarılmayı beklemeliydi. Ama bu ses sanki: Kurtulma sansın yok. Zamanını &ouml;l&uuml;me hazırlanmak i&ccedil;in harca, diyordu. İ&ccedil;inden tanrısından bağışlanma dileyerek pencereye yaklaştı kadın.</p>
<p>&nbsp;İnsanlar sessizliğe g&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş ve sokaklara d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Neler olduğunu anlamaya &ccedil;alışıyorlardı. Daha belki de birka&ccedil; saniye olmuştu hayatlar tepetaklak olalı. Sonra sessizliği &ccedil;ocuklar, bebekler, akıl hastaları bozdu. Ağlamalar, bağırmalar, titreme krizleri... Herkes endişeliyken g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde asılı duran parlak g&uuml;neş tezatlığıyla anlamayı g&uuml;&ccedil;leştiriyordu.&nbsp;</p>
<p>Tam o sırada &ccedil;orba taştı. Ocak s&ouml;nd&uuml;. Kadının saldırıdan &ouml;nce zehirlenerek, acı &ccedil;ekmeden &ouml;lecek olması az da olsa memnun etmişti &ccedil;atıda ayaklarını sallandıran o oğlanı. Şanslı bir &ouml;l&uuml;m&uuml; g&ouml;rmek iyi gelmişti. Ama kadının son anını izleyip onun i&ccedil;in dua edemeyecekti. &Ccedil;evik Bir hareketle kalktı. Merdivenlere doğru ilerledi. Alarm sesi sustu. Oğlan derin bir nefes aldı ve kazağını &ccedil;ekiştirdi. Ama durmadı. Devam etti. Yapması gereken şeyler vardı. Yeteri kadar hazırdı. Kıyameti getirecek kişi olmaya ne kadar hazır olunursa... Ama bu yetmeliydi o an.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İşte son b&ouml;yle başladı...</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Sohbet zamanı:</p>
<p>Genelde apokaliptik hikayer, kıyamet kavramının iddialı duruşuyla yarış edemez. Bu y&uuml;zden de klişe halini aldığı olmuştur. Ama aşkı anlatmak, yalnızlığı anlatmak gibi kıyameti anlatmak da insanların vaz ge&ccedil;ilmez temalarından olmuştur. Aşkı okumak ve aşkı yaşamak gibidir. Okurken de bir şeyler hissedersiniz ama yaşamak bambaşkadır bu konularda. &Ouml;zellikle kıyameti deneyimlemediğimiz i&ccedil;in daha da y&uuml;zeyde kalır anlatılanlar. Bu y&uuml;zden bu yazıyı paylaşmakta herhangi bir iddiam yoktur.</p>
<p>Bug&uuml;n hava &ccedil;ok g&uuml;zeldi. Pencereden şehre bakarken sokaktaki bir evden bir elektrikli s&uuml;p&uuml;rge sesi geldi. Sonra her şeyin m&uuml;kemmelliği g&ouml;z&uuml;me &ccedil;arpınca bunu kağıtlardaki d&uuml;nyamda bozmak istedim. Bu şekilde ortaya &ccedil;ıktı bu yazı da.</p>
<p></p>
<p>Sevgiler...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölüme Dek Yaşamak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olume-dek-yasamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olume-dek-yasamak</guid>
<description><![CDATA[ Bu yazıda ölümünü öğrenen bir kadının son kararını okuyacaksınız. İçinizi ferahlatacak bir kesit... Ölüm neden istenmez? Hayatın, ölümün anlamı nedir?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_619269fd264b0.jpg" length="73825" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 00:00:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>sonbahar, güz, ilkbahar, bahar, turuncu tema, ölüm, hayat, yaşam, melek, yaşamak, ölmek, anlam, hayatın anlamı, ölümün anlamı, insan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&Ouml;l&uuml;me Dek Yaşamak</p>
<p>&Ouml;nceden k&ouml;t&uuml; şeyleri hazmedebilmesi i&ccedil;in zaman ge&ccedil;mesi gerektiğine inanıp kendine zaman tanırdı. Ama şimdi anlıyordu; o, zaman tanıdığı dertlerin b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e hızlıca kabullenildiğini. Ve ilk defa bu kadar kısa s&uuml;rede kabullenmişti.&nbsp;</p>
<p>Hayatının anlamını bulamamıştı belki ama &ouml;l&uuml;m&uuml;n anlamı ortadaydı. Olması lazımdı sadece. Her şeyin anlamı olması i&ccedil;in bitmesi lazımdı. &Ccedil;aresiz kalmak &ouml;nemsiz g&ouml;r&uuml;nd&uuml; g&ouml;z&uuml;ne.&nbsp;</p>
<p>Bakış a&ccedil;ısına tanıdık siyah ayakkabılar girdi &ouml;nce. Bu olana kadar g&ouml;zleri yerde uzun s&uuml;re y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n bile farkında değildi. Kafasını kaldırdı. Ve &ouml;l&uuml;rken g&ouml;receği y&uuml;z&uuml; g&ouml;rd&uuml;. G&uuml;l&uuml;msedi. "Her yerde karşıma &ccedil;ıkmayı huy edindiniz siz de." Adam yavaş&ccedil;a yanıt verdi, "Ne yapacağını &ouml;ğrenmeye geldim. Tercihini yaptın mı?" Kız bakışlarını yoldan ge&ccedil;en ara&ccedil;lara &ccedil;evirdi. "Evet. Bu bir tercih olmasa bile." Adam kafasını salladı. Yeşil ışık yanınca y&uuml;r&uuml;meye başladılar. Y&uuml;r&uuml;d&uuml;kleri yol bir yere &ccedil;ıkmıyordu.</p>
<p>&nbsp;Onlar konuşmayıp sadece y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler. Kadın hi&ccedil;bir zaman yapamadığı şekilde, hayat koşturmacası olmadan sokakları seyrediyor, oynayan &ccedil;ocukları ve pencerelerden taşan hayatları izliyordu. Adam ise kendince kadın i&ccedil;in saygıda bulunup onu yalnız bırakmamaya &ccedil;alışıyordu.&nbsp;</p>
<p>Kadın yolda giderken birden duraksadı. Kendi i&ccedil;inde bu s&uuml;re zarfında ne yapacağı hakkında bir karara vardı. Ve adam onu izlerken koşmaya başladı. Aceleyle yapılan bir koşu değil aksine keyif almak i&ccedil;in ve bir de amacı olan bir koşuydu. Yakında olan evine varıp bilgisayarını, defter ve kalemlerini, bir miktar parasını ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;anta kıyafetini aldı. Yine koşarak sokağa &ccedil;ıktı. Adam ortada yoktu ama onu zaten hi&ccedil;bir zaman beklememişti.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ve sa&ccedil;ları r&uuml;zgarla oynaşırken koştu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;l&uuml;nceye kadar yaşamaya karar vermişti.</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x_619273d9f1002.jpg" alt="" /></p>
<p>Dipnot: &Ouml;l&uuml;m tarihini ve şeklini &ouml;ğrenmek insanlara ilgin&ccedil; gelmiş ve gerek filmlerde, dizilerde gerek kitaplarda &ccedil;ok&ccedil;a işlenmiştir. Burada karakter yalnızca yakın zamanda &ouml;leceğini &ouml;ğreniyor. Bu da bize unuttuğumuz &ouml;l&uuml;m kavramını getiriyor &ouml;n&uuml;m&uuml;ze. &Ccedil;ok da farklı değil durumumuz aslında. Bu yazının sorusu hemen aşağıda.</p>
<p>Siz b&ouml;yle bir haber alsanız yapacağınız ilk şey ne olurdu?</p>
<p>Neler hissederdiniz?</p>
<p>Veda notu: son iki yazım &ouml;l&uuml;m temalı olmuş oldu. Ama bunları defterimin rastgele zamanlarında yazılmış sayfalarından &ccedil;ıkardım. Bunları d&uuml;zenlerken biraz temanın s&uuml;r&uuml;kleyici boşluğuna d&uuml;şm&uuml;ş olabilirim. Ama demek istediğim &ouml;l&uuml;m &uuml;zerine &ccedil;ok&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p hastalıklı bir zaman ge&ccedil;irmiyorum.</p>
<p>G&uuml;zel zamanlar ge&ccedil;irmeniz dileğiyle...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölüm Kapanı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olum-kapani-950</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olum-kapani-950</guid>
<description><![CDATA[ Pişmanlık, vicdan ve yüzleşme... 
Ruh öldüğünde beden sadece bir et parçası...
Peki kalp? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61884ba1a59e8.jpg" length="24488" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 15 Nov 2021 00:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Plan, planlar, oyun, hipnoz, intihar, ölüm, karar, intikam, ruh, hastane, pişmanlık, kalp, kalp sızısı, vicdan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&Ouml;l&uuml;m Kapanı...</p>
<p>Yaşamayı tutkusu yapan kadın şu an &ouml;lmek isteyecek kadar tiksiniyordu kendinden. Onu &ouml;ld&uuml;ren kendisiydi &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Kararından pişmanlık duyacağını hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmemişti ancak d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerinin ne kadar aptalca olduğunu da ge&ccedil; fark etmişti. Hastanenin arka bah&ccedil;esindeki kuytuya y&ouml;nlendirdi adımlarını. Ayak parmakları ayakkabısının i&ccedil;inde sinirinden kıvrılıyordu. Bah&ccedil;e duvarının &ouml;n&uuml;ne gelince ise kendini yere atıp parmaklarını yere sapladı. Planlarını sonuca vardırmıştı. Neden yanlış olduğunu hissedip acı &ccedil;ekiyordu? Ne, acı mı? Hayır, hayır hayır acı değil. Canı acımıyordu onun. Peki bu kalp yakıcı his de neydi? Bir s&uuml;re başı eğik, nefes alamaz halde durdu &ouml;ylece. En sonunda kendini geriye atıp sırtını duvara yasladı ve kapalı g&ouml;zlerinden yaşlar damladı. Bir kere hı&ccedil;kırdı, t&uuml;m bedeni sarsıldı. İkinci hı&ccedil;kırığı sonuncuydu ve kendine acıdı. Hipnozunu ani planlara alet etmemeliydi. Onu da kullanmışlardı belki ama sonu&ccedil;ta kendi aklı vardı. Yapmamalıydı. Onun &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; kardeşinin yasıyla onu &ouml;l&uuml;me itecek olan hipnozunu yapmıştı. Belki o canını acıtmamıştı ama 'ruh &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde beden sadece bir et par&ccedil;ası...' ikisi de biliyordu bu repliği. Belki beyni &ouml;lmeden &ouml;nce anlamıştır ona yapılanları ancak ruhu intiharına engel olamamıştır. Yası d&uuml;ş&uuml;ncelerinin pen&ccedil;esini bıraktığında farkına varmıştı yaptığının. Onu yaşatmak istemişti ancak daha o an &ouml;ld&uuml;rm&uuml;şt&uuml; onu zaten. Sırtını dikleştirdi. G&ouml;z yaşlarının ıslak izini saymazsak toparlanmıştı. O da &ouml;lmeliydi yakın zamanda. Aldığı t&uuml;m yanlış kararlar ve t&uuml;m sapmış d&uuml;ş&uuml;nceleri g&ouml;m&uuml;lmeliydi. Ancak yapması gereken son bir şey vardı. Ger&ccedil;ekleşecek son aptalca plan hem intikamı hem intiharı olacaktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çıkmaz Sokakta Aşk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cikmaz-sokakta-ask</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cikmaz-sokakta-ask</guid>
<description><![CDATA[ Aşkı gördüğünüz yerde tanıyabilir misiniz? Onu kabul eder misiniz? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618005617f02a.jpg" length="104340" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 08 Nov 2021 12:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Sonbahar, Resim, karakalem, aşk, sanat, boya, bakış, güzellik, sanatçı, model</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ıkmaz Sokakta Aşk</p>
<p>"&Ccedil;&uuml;nk&uuml; sevmek her zaman tek taraflıdır. Seven sensen acısını da senden &ccedil;ıkarır aşk." Derin bir nefes verip d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken tavana baktı. "Herkes bilir, duyar aşkın acımasızlığını da hi&ccedil; kimse ona geldiğinde hayır diyemez. O d&uuml;nyadaki en g&uuml;zel 'en k&ouml;t&uuml;' şey." diye son c&uuml;mlesiyle benim bazı c&uuml;mlelerimin karmaşıklığına atıfta bulundu. Ve g&uuml;ld&uuml;k... Belki verdiği pozdandır ama bakışları şu zamana kadar bana bakanlardan &ccedil;ok farklıydı. Şuan &ccedil;izmekte en zorlandığım kısımlardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; anlamını anlayamıyordum ve nasıl &ccedil;izersem &ccedil;izeyim o yumuşak bakışı veremiyordum. Ben de &ccedil;&ouml;zebilmek i&ccedil;in onu incelemeye başladım. G&ouml;zlerinde dolanıyordu bakışlarım. Belki ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &ccedil;&ouml;zemesem de &ccedil;izebilirim diye. Isınmış ve kuru olmayan g&ouml;zlerinde kendi yansımamı g&ouml;r&uuml;yordum. Bunu mu &ccedil;izmeliydim? Koyu g&ouml;zlerinde g&ouml;z bebeğini ayırt etmek zordu ama daha b&uuml;y&uuml;kt&uuml; sanki &ccedil;izimin başına kıyasla. İncelemeden sadece ona baktım dik dik. Aklımda s&ouml;yledikleri... Sonra &ccedil;izime geri d&ouml;n&uuml;p son ayrıntıları tamamladım. Ve g&ouml;zlerimi ona &ccedil;evirip "Bitti. Beklemek... zor muydu?" dedim. Hareket etmese de g&ouml;zleriyle onayladı. "Resmini..." Kafasını salladı. "Resmimi..." Hızla ayağa kalktı, daha fazla oturmak istemiyormuş gibi. G&uuml;l&uuml;msedi. Ama dudakları yukarı kıvrılınca g&ouml;zleri kısıldı ve g&ouml;zlerinin dolduğunu g&ouml;rd&uuml;m. Ama kısa s&uuml;rm&uuml;şt&uuml; &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;rmemi istemiyordu. "Alabilir miyim?" Uzattım. Her şeye rağmen incelerken yine nefesini tutmuştu. Normaldi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; elindeki şu zamana kadar yaptığım en iyi eserimdi. Onun g&uuml;zelliğinin dışında bakışları vurucu noktaydı. O da bilmiyordu &ouml;yle baktığını. Sonra elinden aldım. Ve sildim. D&uuml;zelttim. Ayağa kalkıp bana şaşkın bir şekilde bakan adama geri verdim. " B&ouml;yle olması gerekiyordu." Yavaş&ccedil;a kafasını salladı. "B&ouml;yle olması gerekiyor." dedi. Ve " &Ccedil;izdiğin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim." kapıya doğru ilerledi. Kapıyı a&ccedil;tı ancak &ccedil;ıkmadan &ouml;nce yeniden bana bakıp "Sanırım bunu yapamam ama." Sandalyeme &ccedil;&ouml;kt&uuml;ğ&uuml;mde kapının kapanma sesini duydum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sorry&#45;Halsey</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sorry-halsey</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sorry-halsey</guid>
<description><![CDATA[ Çıkmaz sokakta aşk ve Halsey&#039;den Sorry. Belki yazımı okumadan önce belki de sonra dinleyebilirsiniz. Hikayemizde kızımız aşığını reddederken bu güzel şarkıda Halsey aşığından özür diliyor reddettiği için.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61882b7e23d0d.jpg" length="37810" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 07 Nov 2021 22:41:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, Sanat, Müzik, Halsey, Sorry, Lover, Çıkmaz Sokakta Aşk, Sorry to my lover</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılarımı y&uuml;kledikten sonra genelde bir de şarkı araştırması yapıyorum. Okuyucum belki benzer hisleri farklı sanat&ccedil;ılardan yaşarlar diye. Ve benim, hissederek yazdıklarımı şarkılarda bulmak benzersiz bir his yaşatıyor. Birilerinin sizi anladığını ve birilerini anladığınızı hissediyorsunuz. Şu ana kadar yazdıklarım kurgu olsa da bunları yazarken de o durumun i&ccedil;ine girip bunları yaşıyorum sonu&ccedil;ta.</p>
<p>Konumuzun &ouml;zeline geri d&ouml;necek olursam, &Ccedil;ıkmaz Sokakta Aşk'ta kızımız birinin ona olan aşkını anlayıp aşığını reddediyor. Halsey'de aşığını reddeettiği i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r diliyor.</p>
<p>Son olarak merak ettiğim bir konu var: Emin olmadığınız i&ccedil;in birini reddetmek midir en iyisi yoksa onu incitebileceğinizi bilerek bu işe girmek mi?&nbsp;</p>
<p>Bu gibi duygu işlerinde, aşk hakkında d&uuml;ş&uuml;nceleriniz nedir?</p>
<p>&Ouml;ylesine de olsa fikirlerinizi paylaşırsanız hep birlikte konuşuruz.&nbsp;</p>
<p>Umarım keyifle dinlersiniz.</p>
<p>Not: Eğer okumadıysanız yazıma da bir g&ouml;z gezdirebilirsiniz.</p>
<p>Sevgilerle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gergin Sorgu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gergin-sorgu-839</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gergin-sorgu-839</guid>
<description><![CDATA[ Anksiyete, göz kontağı kuramayan biri, geçmişi hatırlayamama, açığa çıkması gerekenler ve daha fazlası... Bu sorguda mağdur, baş şüpheli bile çıkabilir... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_617dbac6af719.jpg" length="48444" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Nov 2021 00:41:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Sorgu, mağdur, komiser, polis, anksiyete, takıntı, geçmiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gergin Sorgu</p>
<p>....Komiser ilk sorusunu yineledi. &ldquo;Onun y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rmediğine emin misin?&rdquo; Kafamı salladım. &ldquo;Evet, az &ouml;nce de s&ouml;yledim. G&ouml;sterdiğiniz y&uuml;z&uuml; daha &ouml;nce hi&ccedil; g&ouml;rmedim.&rdquo; Komiser sanki sorusunu tekrarlayınca verdiğim cevaptan cayacağımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p hayal kırıklığına uğramış gibi sert bir nefes verdi ve arkasına yaslandı. Gergindim. Bunu fark etmişti. Ve gerginliğimi farklı yorumladığından beni ş&uuml;pheliye yardım etmiş biri olarak g&ouml;r&uuml;yordu. Kaslarım kasılmıştı. B&ouml;yle kasılı kaldığı i&ccedil;in bir tehlike anında direkt koşabilecekmiş gibi hissediyordum. Ama bir yandan uzun s&uuml;redir b&ouml;yle olduğu i&ccedil;in i&ccedil;ten i&ccedil;ten titremeye başlamıştım. Komiser g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine baktı. Ve ben g&ouml;zlerimi ka&ccedil;ırdım. &ldquo;Elimizde kamera kayıtları var. Daha &ouml;nce g&ouml;rmedim diyorsun ama sen onunla yaklaşık &uuml;&ccedil; d&ouml;rt dakika konuştun bile. Yine de ink&acirc;r mı edeceksin?&rdquo; Donup kalmıştım. Nasıl yani? Ne zaman? Biraz d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p ayrıntılarını hatırladığım son &uuml;&ccedil; g&uuml;n&uuml; hızlıca geri sardım. Kimle o s&uuml;rede konuştum ki? Perşembe g&uuml;n&uuml; sadece işe ve spor salonuna gitmiştim. Ve genel olarak insanlarla &ccedil;ok etkileşime girmeyen ben o g&uuml;n de zorunluluklar halinde konuşmamıştım. Ama bir tek spor salonundaki yeni biri bana sarkıntılık yapınca onu uzaklaştırmak i&ccedil;in konuşmuştum o kadar. Y&uuml;z&uuml;ne hi&ccedil; dikkat etmemiştim. Zaten insanların g&ouml;zlerine bakamıyordum. Ve bu y&uuml;zden az karşılaştığım hi&ccedil;bir y&uuml;z&uuml; hatırlamazdım. Onun dışında o g&uuml;n başka hi&ccedil; kimseyle o s&uuml;rede konuşmamıştım. Cuma g&uuml;n&uuml; ise işten d&ouml;n&uuml;şte markete uğramıştım. Kasiyerle konuşmuşumdur belki hatırlamıyorum. Bacağımı, kolumu, kafamı kaşıdım gerginlikten. Ama kaşınmam azalmadı. D&uuml;ş&uuml;nmeye devam ettim. Bir de market &ccedil;ıkışında poşetleri tam tutamadığımdan biri ile &ccedil;arpışıp yere d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;şt&uuml;m onları. O da benden &ouml;z&uuml;r dilemişti. Ve bana yardım edip gitmişti. Onun y&uuml;z&uuml; dışında diğer fiziksel &ouml;zelliklerini bile hatırlamıyordum eşyaları toplamaya odaklandığım i&ccedil;in. Cumartesi ise izin g&uuml;n&uuml;md&uuml; ve o g&uuml;n dışarı hi&ccedil; &ccedil;ıkmamıştım. O g&uuml;n&uuml; eleyebilirdim. Biraz kendimi zorlayıp kimseyi hatırlamadığımı ve nedenini komisere anlatmalıydım. Yutkundum. &Ccedil;enem ve dudaklarım titrerken sesimin titrememesi beni şaşırttı. &ldquo;Ben&hellip; Ben son &uuml;&ccedil; g&uuml;nden &ouml;ncesini tam hatırlamıyorum ama onun dışında bahsettiğiniz kişi olabilecek sanırım &uuml;&ccedil; kişi var. Belki de iki. Biri Perşembe g&uuml;n&uuml; spor salonunda bana sarkıntılık yapmaya &ccedil;alışan biriydi. O olabilir. Ya da Cuma g&uuml;n&uuml; markete gitmiştim oradaki kasiyerdir belki. Diğer olasılık ise marketin &ouml;n&uuml;nde &ccedil;arpıştığım kişidir. Bilmiyorum belki de bahsettiğiniz şey daha &ouml;nce ger&ccedil;ekleşmiştir. Bu bahsettiklerimin de y&uuml;z&uuml;n&uuml; hatırlamıyorum aslında. B-ben&hellip;&rdquo; Kekelemeye başladığım sırada durakladım. Kendimi toparlamaya &ccedil;alıştım. Ancak komiser yeniden konuşmak i&ccedil;in ağzını a&ccedil;ınca devam ettim. &ldquo; B-ben i-i-i-insanların y&uuml;zleri-ini p-pek hatırlamam. G-g-g&ouml;-g-g&ouml;z k-kontağı kuramam. O-o-on-n-n-on-on-onların-nın&hellip;&rdquo; ve sonumda &ccedil;enem kilitlendi. Boynum kasılmaya başladı ve kendimi sakinleştirebilmek i&ccedil;in başımı masaya g&ouml;md&uuml;m. T&uuml;m v&uuml;cudum titriyordu. Ellerim bacaklarım, boynum, &ccedil;enem&hellip; Kendimden nefret ettim yeniden. Yendiğimi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Dirseğimi deli gibi kaşıyordum. Sonra ellerim y&uuml;z&uuml;me tırmandı. Yanaklarımı kaşımaya başladım. Ama kendimi sakinleştirebileceğim sınırı ge&ccedil;miştim artık. Tırnaklarım yanağımı y&uuml;zmeye başladı ve komiser aniden iki elimin bileğini tuttu ve sıktı. Sonra onları biraz g&uuml;&ccedil; uygulayarak masada kontrol altına aldı. O bunu yapınca şokla g&ouml;zlerim ellerine sabitlendi. Şok v&uuml;cudumun titremelerini biraz azaltmıştı ama onun ellerinin altından bile titreyen dirseklerimi ve ellerimi g&ouml;rebiliyordum. Aradan bir s&uuml;re ge&ccedil;ti. O tutmaya devam etti ve titremelerim ge&ccedil;ti. En sonunda bunu fark ettiğimde uzun s&uuml;redir tuttuğum nefesim firar etti. O ise hala tutuyordu. Ve ge&ccedil;meyen şokumla onun y&uuml;z&uuml;ne baktım. G&ouml;zleri zaten &uuml;zerimdeydi ve bu y&uuml;zden direkt g&ouml;zlerimi &ccedil;evirdim. Bana biraz daha s&uuml;re verdi. Bu sırada da şokum tamamen ge&ccedil;ti. Elleri gevşedi ve tamamen ayrılıp kendi &ouml;n&uuml;nde birleşti. G&ouml;zlerim ellerinden ellerime kaydı. Parmaklarının izi &ccedil;ıkmıştı. G&ouml;zlerimi bileklerimden de ka&ccedil;ırdım. Sonunda komiser konuştu yeniden. &ldquo; Evet, ş&uuml;pheliyle X marketin &ouml;n&uuml;nde karşılaştınız. Kamera kayıtlarında size bir şeyler s&ouml;ylediği anlaşılıyor. Olayı baştan ve ayrıntılı anlatın l&uuml;tfen.&rdquo; sonra ekledi. &ldquo;Acele etmenize gerek yok. Sakince ve detayları atlamadan anlatın yeter.&rdquo; G&ouml;zlerim masada anlatmaya başladım. &ldquo; Cuma g&uuml;n&uuml; iş &ccedil;ıkışı markete gittim. Kasa sırasında &ccedil;ok kişi vardı. Kasiyer hızlıca her şeyi okuttu ve ben de parayı &ouml;deyip hızlıca &ccedil;ıkmak zorunda kaldım. Bir elimde bir poşet diğer elimle kucağımdaki &uuml;r&uuml;nleri başka poşete yerleştirmeye &ccedil;alıştım marketin &ouml;n&uuml;nde y&uuml;r&uuml;rken. Ve o sırada biriyle &ccedil;arpıştım. Sonra benden &ouml;z&uuml;r diledi ve benimle birlikte &uuml;r&uuml;nleri toparlamaya başladı. Bir yandan da ayakta olan diğer arkadaşıyla konuşuyordu sanırım, hatırlamıyorum. O y&uuml;zden o dediklerini dinlemedim bile. Zaten her şeyi toplamaya &ccedil;alışırken fiziksel &ouml;zelliklerine bile dikkat etmemiştim.&rdquo; sonra gergince ekledim, &ldquo;Sanırım kamera kayıtlarında benimle konuşuyormuş gibi g&ouml;r&uuml;nd&uuml; ve siz de o y&uuml;zden ş&uuml;pheli ile bir ilişkim var sandınız galiba?&rdquo; Kısa da olsa ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlayabilmek i&ccedil;in y&uuml;z&uuml;ne baktım. O da beni izliyormuş, hızlıca g&ouml;zlerimi ka&ccedil;ırdım. Komiser konuştu &ldquo;Yanılıyorsunuz. Yanında başka biri yoktu. Bir tek siz vardınız.&rdquo;...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Lilly</title>
<link>https://edebiyatblog.com/lilly</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/lilly</guid>
<description><![CDATA[ Alan Walker&#039;ın Lilly şarkısı söylenmemiş bir masalı anlatır. Kendimce, sevdiğim bu şarkıyı hikâye haline getirdim. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_616af7b612c58.jpg" length="61476" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 16 Oct 2021 20:21:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Şarkı, hikâye, Lilly, Alan Walker</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>LİLLY</em></p>
<p>Karşısında duran b&uuml;y&uuml;leyici adama bakıp i&ccedil; ge&ccedil;irdi ve uzattığı eline baktı. Hi&ccedil; &ccedil;ekinmeden tuttu o eli. Birlikte yumuşak karların &uuml;st&uuml;nde y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler arkalarında tek bir iz bile bırakmadan. &ldquo;Benimle gelin matmazel. Size dış d&uuml;nyayı, bilmediğiniz diyarları g&ouml;stereceğim. Korkmayın, bendeniz sizi koruyacak her bir tehditten.&rdquo; Adam ara verip g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Elimi tutun sadece ve hayallerinizi ayağınıza getireyim. Elimi tutun sadece ve size duymak istediğiniz hikayeleri anlatayım. Elimi tutun sadece.&rdquo; Lilly o kadar mutlu ve huzurlu hissediyordu ki hi&ccedil;bir şeyi d&uuml;ş&uuml;nmedi ve dans edercesine hafif adımlarla adamı takip etti. Sa&ccedil;larını havalandıran hafif r&uuml;zgar ona tatlı ve soğuk kar kokusunu taşıdı. Bir iki atıştıran kar taneleri ise onları rahatsız etmeden yavaş yavaş s&uuml;z&uuml;l&uuml;yorlardı k&uuml;&ccedil;&uuml;k parıltılar gibi. Ama Lilly hi&ccedil; &uuml;ş&uuml;m&uuml;yordu incecik elbisesine rağmen. Adamın g&uuml;l&uuml;ş&uuml; i&ccedil;ini ısıtıyordu. Ve elleri&hellip; Tuttuğu eli sert ve g&uuml;ven vericiydi. Hareket halindeki bir sıcaklık elleri arasındaki boşlukta dalgalanıyor kollarına doğru &ccedil;ıkıyordu. Adam bilmediği dillerde telkin edici şarkılar mırıldandı. İ&ccedil;inden ge&ccedil;ip gittikleri sokakları bile ilk defa g&ouml;r&uuml;yordu kaleye yakın olmasına rağmen. Adamın elini daha sıkı tuttu. Yaşadığı g&ouml;sterişli saraydan bile b&uuml;y&uuml;kt&uuml; d&uuml;nya. Kim bilir daha neler saklanıyordu perdelerin arkasında. Birden zihninde bir anı s&uuml;z&uuml;ld&uuml;. Ama daha o ne olduğunu anlayamadan bir şey o anıyı &ccedil;ekti. Sonra başı d&ouml;nd&uuml; sendeledi. Zihninin buzları &ccedil;&ouml;z&uuml;ld&uuml; ve o anıyı yeniden yakalayabildi. <em>G&uuml;neş doğmak &uuml;zere ve her yer karanlıkken odasında geceliğini &ccedil;ıkarmıştı. &Uuml;st&uuml;n&uuml; giyinirken &ccedil;ıkardığı hafif sesler k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşini uyandırdı. Onun başına gidip sa&ccedil;larını hızlıca okşadı. &ldquo; Birazdan geleceğim. İlk karı g&ouml;rmeliyim.&rdquo; Kardeşi ona itiraz edemedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; zaten geri geleceğini biliyordu onun başarısız girişimlerinden. Ama endişeleniyordu yine de. &ldquo; Ama l&uuml;tfen, dikkat et. Orman kenarlarında sihirli canavarlar varmış. Daha sen anlamadan b&uuml;y&uuml;leniyormuşsun. L&uuml;tfen o kadar uzaklaşma!&rdquo; Lilly tebess&uuml;m etti k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşinin tatlı korumacılığına. &ldquo; Sen beni merak etme. Hem sen bunları o afacan ikizlerden duydun değil mi?&rdquo; kafasını hafif&ccedil;e salladı kardeşi. Karanlıkta g&ouml;zleri b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş ve onu epeyce tatlı yapmıştı. &ldquo; Onlar hep seninle uğraşıyorlar, korkutmaya &ccedil;alışıyorlar. Merak etme ger&ccedil;ek değil anlattıkları. Ama yine de s&ouml;z ,ormana girmeyeceğim.</em> Nerde olduğuna bakındı &uuml;rkek&ccedil;e. Kafasında tatlı bir his dolanıyordu hala. Ama eskisi gibi değildi. Kendisinde hissediyordu artık. Tanımadığı bir adam şarkısına devam ediyordu. O s&ouml;yledik&ccedil;e burnuna tatlı bir koku doluyordu. Şarkının s&ouml;zleri ona yabancı bir dilde de olsa nasılsa anlıyordu denilenleri. Ve ona b&uuml;y&uuml; yapıldığını fark etti sonunda. &ldquo;Korkma, beni takip et&hellip;&rdquo; fısıltılı ve hırıltılı bir sesti &ouml;nceki duyduğunun aksine. Ve b&uuml;y&uuml;leyici adam gitmişti. Şimdi yerde karların i&ccedil;inde s&uuml;r&uuml;nen soluk bir yaratık ona doğru s&uuml;r&uuml;n&uuml;yordu. O da anlamıştı b&uuml;y&uuml;s&uuml;n&uuml;n etkisini kaybettiğini. Ama devam ediyordu. Kızın zihni gidip geliyordu ve geriye doğru bir adım attı. Yaratık s&uuml;r&uuml;nmeye devam ediyordu ve hızını artırıp ona doğru atılınca kız koşmaya başladı. Doğru yol neresi bilmeden koştu. Sendeliyordu. &ldquo;Sana hayallerini vereceğim. Hep dışarıyı g&ouml;rmek istemiştin. Benimle gel beni takip et.&rdquo; Kızın g&ouml;zleri kapandı. Ona doğru &ccedil;ekildi zihni. Bir adımını ka&ccedil;ırdı ve karda yuvarlandı. Hareket etmeyince yaratık ona bir kuyruğunu dolayıp karda s&uuml;r&uuml;kledi. Ve şarkısını s&ouml;ylemeye devam etti hırıltılı sesiyle. Aradan ge&ccedil;en s&uuml;reyi kimse bilmese de kız uyandı. Canavar fark etmeden bir şeyler yapmalıydı. Sa&ccedil;ından d&uuml;şmediğine ş&uuml;k&uuml;rler ettiği tarağını &ccedil;ıkardı dişlerini canavarın kuyruğuna saplayıp onu y&uuml;zd&uuml;. Yaratığın dikkati dağılınca hemen kalktı ve koşmaya başladı. Ama yaratık peşinden gelmeye devam ediyordu. Bir an başını &ccedil;evirip ona baktı. Yavaştı. G&ouml;z&uuml;nden birka&ccedil; yaş d&uuml;şt&uuml;. Kız şaşırdı ve o da birka&ccedil; saniye kaybetti ama sonra numara olduğuna inanıp koşmaya devam etti. &ldquo; Benimle g&uuml;vende olacaksın. Benimle gel sadece. Elimi tut. Beni takip et. İzin ver seni koruyayım ve sana vereyim hayallerini ve benimle gel.&rdquo; Kız &ccedil;ığlık atarak koşmaya devam etti. &ldquo;Birileri var mı? L&uuml;tfen&hellip; l&uuml;tfen yardım edin.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>