<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Fatma Delice</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/fatma-delice</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Fatma Delice</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Bilinmezlikte Kaybolmak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bilinmezlikte-kaybolmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bilinmezlikte-kaybolmak</guid>
<description><![CDATA[ İşte genç adam o gün bu düşüncelerle kaybolmuşken çok sonra fark edecekti sarılacak bir omzu daha kaybettiğini. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611278a6b3f8d.jpg" length="56792" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Aug 2021 21:05:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Delice</dc:creator>
<media:keywords>Resim, Hayat, Kayıp, Şarkı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Uzun s&uuml;redir elinden kalemini d&uuml;ş&uuml;rmeden defterine bir şeyler karalıyordu. &Ccedil;izdiği resimleri teker teker &ouml;n&uuml;ne dizmeye başladı. Derin bir nefes alıp &ouml;n&uuml;nde duran resimleri birleştirmeye, bir anlam &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışıyordu. Nedenini bir t&uuml;rl&uuml; anlamadığı i&ccedil;in s&uuml;rekli boşluğun, karanlığın, belki de sonsuzluğun resmini &ccedil;izmeye &ccedil;alışıyordu. Elleriyle sakallarını &ccedil;ekiştirmeye başladı. Her zaman onun i&ccedil;in bir anlamı olan bu resimlere bir anlam veremiyordu. Tekrar ve tekrar bu resimleri ilk &ccedil;izmeye başladığı anı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. O g&uuml;n bu resimleri &ccedil;izmeye iten sebep neydi? Bir yakınının &ouml;l&uuml;m&uuml;ne şahit olduktan sonra b&ouml;yle resimler &ccedil;izmeye başlamıştı. Evet bu &ouml;l&uuml;m onu &uuml;zm&uuml;şt&uuml;, hatta yaralamıştı ama bu, gen&ccedil; adamın acıyla ilk tanıştığı an değildi. İlk tanıştığı acı sayesinde renklerin solduğuna şahit olmuştu. O &ccedil;izdiği tabloya da bu ismi vermişti. Renklerin soluşu. Her acı onun daha da olgunlaşmasına neden olurken aynı zamanda her acıyla daha iyi şeyler &ccedil;izebildiğini fark etmişti. Bu seferki &ouml;l&uuml;m ona yokluğu, hatta boşluğu anlatması gerekirken neden kaybolmuşluğu fısıldıyordu?&nbsp;</em></p>
<p><em>Kaybolmak onun i&ccedil;in ilk defa bir şeylerin eksikliğini anlatıyordu. Ama en &ccedil;ok kendi kalbinde kaybolmayı ifade ediyordu. Gidenin giderken sizden bir par&ccedil;a g&ouml;t&uuml;rmesi ka&ccedil;ınılmazdı. Ama geride kalanlarla bir şekilde idare etmek zorundaydı insanoğlu. İşte gen&ccedil; adam o g&uuml;n bu d&uuml;ş&uuml;ncelerle kaybolmuşken &ccedil;ok sonra fark edecekti sarılacak bir omzu daha kaybettiğini.</em></p>
<p><em>Arkada &ccedil;alan şarkıda ise o anda şu s&ouml;zler &ccedil;alıyordu:</em></p>
<p>"Kimbilir ka&ccedil; y&uuml;zyıldır sarılmamış kolların?</p>
<p>Sisliyidi kirpiklerin ve g&ouml;zlerin yağmurlu.</p>
<p>Yorulmuşsun, hakkını almış yılların."&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yazarak Var Olmak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yazarak-var-olmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yazarak-var-olmak</guid>
<description><![CDATA[ Öylece başını alıp gitmek istiyordu uzun zamandır... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6108251bf29f6.jpg" length="40219" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 02 Aug 2021 21:20:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Delice</dc:creator>
<media:keywords>Yazmak, Var olmak, Duymak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>&Ouml;ylece başını alıp gitmek istiyordu uzun zamandır... Oysa her defasında adı gibi biliyordu y&uuml;reğindekileri de yanında g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;. Herg&uuml;n g&uuml;neş doğup batıyordu. İnsanların arasından ge&ccedil;erken ne kadar da g&ouml;r&uuml;nmezdi. Kimse bakmıyor kimse seslenmiyordu. Varlığını kanıtlayacak hi&ccedil;kimse yoktu g&ouml;renler de bir r&uuml;zgar gibi gelip ge&ccedil;ti diyeceklerdi. Herkes hayatına olağanca hızıyla devam ederken o birka&ccedil; satır karalamak isteyecekti. Yazmak onun i&ccedil;in acı mı veriyor yoksa i&ccedil;indekilerin savrulup gitmesini mi sağlıyordu ? Bir t&uuml;rl&uuml; anlamıyordu. Son okuyucusu da onu terk edip gittiğinde yazmak onun i&ccedil;in bir eylemden ibaret olarak kaldı. Anladı ki yazmak aynı yerden yaralanan insan i&ccedil;in atan bir kalpti. Anladı ki insan en g&uuml;zel yazdıklarıyla y&uuml;reğine dokunabiliyorsa anlaşılırdı.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>