<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Fatma Tuğba Öztürk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/fatma-tugba-ozturk</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Fatma Tuğba Öztürk</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Yalnızlık Üzerine</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yalnizlik-uzerine</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yalnizlik-uzerine</guid>
<description><![CDATA[ İnsanlar yalnız olduklarını sanıyorlar. Oysa ki sadece etraflarındaki insanları göremiyorlar... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61fc1e276ef76.jpg" length="106811" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 03 Feb 2022 21:26:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Tuğba Öztürk</dc:creator>
<media:keywords>yalnızlık, dost, hüzün, umut, yıllar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar yalnız olduklarını sanıyorlar. Oysa ki sadece etraflarındaki insanları g&ouml;remiyorlar. Herşeye sadece kendi tarafından bakarak yorumlamak da kolay geliyor aslında. Ama asıl yalnızlığı kim bilebilir ki? G&uuml;nlerce i&ccedil;inde biriken &ccedil;aresizliği ve sebep arayışını... Kafandaki su&ccedil;layıcı ve aşağılayıcı sesleri susturmak i&ccedil;in bir şeye tutunmaya &ccedil;alışmanın zorluğunu kim bilebilir? Şımarık&ccedil;a zor anında herkesi arayabilecek bir insan iki g&uuml;n yalnız kalınca anlayabilir mi yalnızlığın ne olduğunu? Ailenin bile seni y&uuml;k olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nmenin ağırlığını bilebilir mi?! Zannetmiyorum. O derinliği anlamak kolay değil. O derinliğe d&uuml;şmek de kolay olmamalı aslında fakat kimilerine yoldaş olarak başlayan yalnızlık&nbsp; kimilerine de bir hastalık gibi yapışıyor zamanı gelince. Bir zamandan sonra bağışıklık geliştirilebilse de ge&ccedil;mişte yaşanılan acılar zaman zaman hatırlatıyor yarayı. Aslında Oğuz Atay'ın dediği gibi <strong><em>"Bir dostun varlığı g&uuml;zel bir şeydir fakat bir dosta ihtiya&ccedil; duymadan yaşayabilmektir &ouml;nemli olan."</em></strong> Ne olursa olsun her insan bir g&uuml;n yalnız kalacaktır. Bunu deneyimlemek bir alışkanlık getiriyor insana. Zaman ge&ccedil;tik&ccedil;e kendi başına olmanın seni daha farklı kıldığını ve eğer bunu atlatabildiysen kimseye ihtiyacın olmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun. Ama eğer aşamadıysan acıya bağımlılığın olmaya başlıyor. Sanki o yoldaki tek yoldaşın o yalnızlığın acısı gibi geliyor. Aldatıcı bir bağımlılık bu. Her zaman bir umut vardır. Belki yıllar ge&ccedil;ecek ve en yakın arkadaşınıza bu yalnız zamanlarınızdan bahsedeceksiniz. Belki de aynı yerde yalnızlığınızı paylaşacaksınız beraber. İnsanlardan fazla bir şey beklememek lazım aslında. Dizilerde, hik&acirc;yelerde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z arkadaşlıklar apayrı tabi. Bir inancımız, umudumuz olsun diye varlar. Ger&ccedil;ek dostluk var ama aşk gibi; siz bulamazsınız hayat size vermeli. Kendini sevmeli bence insan. Kendiyle dost olmalı; asla sıkılmamalı demiyorum ama kendini tanıyarak yaralarını sarmayı da bilmeli. Kimseye bel bağlamamalı. Kitaplara, karakterlere g&uuml;venebilir insan. Başkalarına gerek yok. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu belli bir şey:'İnsanlar g&uuml;venilmezdir.' Hangi insan bir kitap karakteri kadar g&uuml;venilir olabilir ki? Bu apayrı bir konu zaten -İnsanların var ettiği şeyler insanlardan &ccedil;ok daha g&uuml;zel, &ccedil;ok daha g&uuml;venilir.-</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>