<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Garip</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/garip</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Garip</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Ay&amp;apos;ın Kızı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ayin-kizi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ayin-kizi</guid>
<description><![CDATA[ Umutsuz geleceğime karşı görünmez bir umuda aşkla yaslanıyorum. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630914d3d38af.jpg" length="68925" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 26 Aug 2022 21:45:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Yalnızlık, adalet, özgürlük, esaret, sefalet, kıyamet, ölüm, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Emek , anla saydam boyayla resmedilen zor sanat.</p>
<p>Sanat , h&uuml;r kılmasa da kuşlara kabul&uuml;m&uuml; kılan asil kanat.</p>
<p>Onunla kucakladığım g&ouml;k kubbe kan ağlar.</p>
<p>Yaşlarından bir yudumla sarhoş olan ayyaşlar,</p>
<p>Kara cana can armağan etmekten yılmadılar.</p>
<p>Yorgun kuşlaraysa bir s&uuml;rg&uuml;n&uuml; helal kıldılar.</p>
<p>Kemiklerden inşa tahtlarından kağıtlara sığınan kuşları taşladılar.</p>
<p>Gene de o kuşlar şiirlere u&ccedil;mayı bırakmadılar.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kabullenmeyecek kadar zamanım var.</p>
<p>Asırlık tiyatroda kendi komedyamda oynayacağım.</p>
<p>Gece g&ouml;r&uuml;l&uuml;r yery&uuml;z&uuml;ndeki elmaslar.</p>
<p>Her birinde esareti tadan yalnız ruhlar var.</p>
<p>Umutsuz bir gecenin karanlığında tek birini aydınlatan o ışık,</p>
<p>Ay'ın kızından g&uuml;neşe yıldızlar bir armağan.</p>
<p>O gecenin suskun bek&ccedil;ilerinden biriyim sadece.</p>
<p>Bu eşsiz olaya şahitliğimi şiirle resmedeceğim.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kalemin k&uuml;sk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kaldıramıyorum.&nbsp;</p>
<p>Umutsuz geleceğime karşı g&ouml;r&uuml;nmez bir umuda aşkla yaslanıyorum.</p>
<p>Bu aşk uğruna yavaş yavaş &ouml;l&uuml;yorum.</p>
<p>Kendimin katiliyim , bitmez karanlık bir zindanda bir başıma sorgum.</p>
<p>Tadı cazip zehirli yemeklerle doyamayanlar, Yaş şerbetli tatlılara mahkum.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>İ&ccedil;imizdeki boşluğu ka&ccedil; yıllık yalanlar doldurur.</p>
<p>Yine de "Sana g&uuml;veniyorum" son s&ouml;z&uuml;m&uuml;z oldu</p>
<p>S&ouml;zden gelen &ouml;zlem zehri amansız hastalık.</p>
<p>Dayanamayan y&uuml;reklerin sonu oldu.</p>
<p>Kılıcına g&uuml;ven ve kalkanına sarıl.</p>
<p>Hayat savaşında nice hayatlar harap oldu.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Samimiyet , sahtelik maskesiyle &ouml;rt&uuml;lmezse b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahmış.</p>
<p>Bir adım bin &ouml;l&uuml;me bedelmiş.</p>
<p>Masallar yaşlara dayanan.</p>
<p>Yaşlar masalları yalanlayan.</p>
<p>Yalanlar &ccedil;&ouml;lde bulunan serap vahalarmış.</p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğun bilmezliği.</p>
<p>Yaşlı adamın yabancılığı.</p>
<p>Sa&ccedil;ları yaşları beyazlara boyarmış.</p>
<p>Aslında yaşlar sa&ccedil;ları kara yaşamdan temizlermiş.</p>
<p>Yaşlandık&ccedil;a tertemiz kılarmış.</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; toprak ananın bağrında kirli evlatlara yer yokmuş.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gökyüzü</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gokyuzu-3426</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gokyuzu-3426</guid>
<description><![CDATA[ Kader ,sigarasının dumanıyla örttü geleceğin üstünü. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fc9c70d40f4.jpg" length="93436" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 17 Aug 2022 10:45:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, yaşam, hayat, hüzün, dünya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şehrin &uuml;st&uuml;ne &ccedil;&ouml;km&uuml;ş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r uzaktan , yıldızlı gece.</p>
<p>Aşık oldum , g&uuml;n terk ederken g&ouml;r&uuml;nen feleğin elmaslarına.</p>
<p>G&ouml;z&uuml;m&uuml; alamadım da boynum tutuldu g&ouml;ğe bakmaktan.</p>
<p>G&uuml;neşe karşın elmaslarının derin uykusu i&ccedil;in &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ektiği beyaz yorgan.</p>
<p>Doyum olmayan bir anlık bakışlar i&ccedil;in yaşayan.</p>
<p></p>
<p>Kader ,sigarasının dumanıyla &ouml;rtt&uuml; geleceğin &uuml;st&uuml;n&uuml;.</p>
<p>G&uuml;n geldi mi tez s&ouml;yler diller , canın bu diyardan s&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;.</p>
<p>G&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e vurur y&uuml;zlerine bilinmezlik kendilerinin k&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;.</p>
<p>Doğru s&ouml;yle de Hak g&ouml;rs&uuml;n yanına temiz d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;,</p>
<p>Bir hevesle cennet yoluna adım sayarak y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;.</p>
<p></p>
<p>Arkamızda bırakamadığımız tarih fazlasıyla kanlıydı.</p>
<p>Masumlara bile kılıcımız yegane yargıydı.</p>
<p>D&uuml;şman kalelerine kadar kinimizden gelen katliamın s&ouml;ylemi varmıştı.</p>
<p>Asırlara hakim o savaştan ayakta ka&ccedil; asker kalmıştı?</p>
<p>İnsanlık tarihimize daha ka&ccedil; aynı masaldan yazılmıştı?&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Işık</title>
<link>https://edebiyatblog.com/isik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/isik</guid>
<description><![CDATA[ Kapanan ışıklarla açılır perdeleri tavandan tiyatrolar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f2cecfda929.jpg" length="85282" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Jul 2022 14:42:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Yalnızlık, adalet, özgürlük, esaret, sefalet, kıyamet, ölüm, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nya &uuml;zerinde ne g&uuml;zel durur beyaz kefen.<br />Şimdi dağlarımın yeşil etekleri kadar temiz misin?<br />S&ouml;yle sarılsam kirletebilir misin?<br />Seması kadar cazibeli ve zirvesi kadar gizemli.<br />Kuşlara bu kadar yakınken hala hissediyorsam zincirlerimi,<br />&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; aramamalıyız mı g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde?<br />G&ouml;z alabildiğince g&uuml;zelliği geride mi bırakmalıyım?</p>
<p><br />Duvarlar kadar d&uuml;r&uuml;st.<br />Kapanan ışıklarla a&ccedil;ılır perdeleri tavandan tiyatrolar.<br />İki tutam h&uuml;zmenin y&ouml;netmenliğinde cılız g&ouml;lgelerin oynadığı oyunlar.<br />Sessizlikleri kadar d&uuml;r&uuml;st.<br />Ufak s&ouml;ylemlerin anlattığı b&uuml;y&uuml;k hayaller.<br />G&uuml;n gelir gayretlerim yaşlarımı sevmezler.<br />Acı bir melodinin getirdiği tatlı tebess&uuml;me akan tek damla sel kadar d&uuml;r&uuml;st.</p>
<p><br />Distopyada parmaklıklar sağlam mıdır?<br />Topraklarım hapishaneyken bedenime , ne kadar ka&ccedil;abilirim şiirlerle?<br />O &ccedil;ocuktan miras kabuslar , asırlara karşı koyabilecek kadar zamansız mıdır?<br />Besbelli , kan &ccedil;anağı g&ouml;zlerimin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; benden biri.<br />Her gece yalnızlığıma sarılırken beliriyor b&uuml;t&uuml;n duvarlar , parmaklıklar.<br />Bu zindana g&uuml;n ışığını haram kılmışlar.</p>
<p><br />G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde asaleti , yery&uuml;z&uuml;nde esareti tattım.<br />Her gece keşfettiğim yeni karanlık k&ouml;şeler.<br />Hangi yalanları r&uuml;ya d&uuml;nyalarını s&uuml;sler?<br />Bilmeseler de ruh , rayların kenarından &nbsp;&ouml;l&uuml;m trenini bekler.<br />&Ouml;zler ve yolunu g&ouml;zler , ge&ccedil;miş zor g&uuml;nlerde tecelli etmemiş adaletin.<br />G&uuml;n&uuml;n sonunda gene kendimle şiirlerde buluştum.<br />Sanırım adımı dahi unuttum.</p>
<p><br />Kendim ile iki yabancı , y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bir uzun acı yolu.<br />Kara toprak meleği kabul ettiğinde ciğerlerimde bir zehir d&ouml;necek.<br />Bir g&uuml;n gelecek boşluğa d&uuml;şmesine g&ouml;z yumduğum yarınların sonu.<br />Nasıl olacak?<br />Her hayalperest d&uuml;şlerinin bedelini &ouml;deyecek.</p>
<p><br />Kirli ağızlardan bir ka&ccedil; pa&ccedil;avra.<br />Kan m&uuml;rekkebe teslim kalemden bir dizi kelam.<br />&Ouml;l&uuml;mle doğmuş dedelerin torunlarına huzur haram.<br />D&ouml;ne d&ouml;ne savaşan aslana zincirleri ne b&uuml;y&uuml;k zarar.<br />Toprağımda şu şiirler g&uuml;nah.<br />Korku h&uuml;km&uuml;nde sanat tehlikeli karar.<br />Sonunda parmaklıklar cılız ışık arasından karanlığa aydınlığı karalar.<br />Her gece şiirlere sarılırken beliriyor b&uuml;t&uuml;n duvarlar , parmaklıklar.<br />Bu zindana g&uuml;n ışığını haram kılmışlar.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bazen</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bazen-2949</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bazen-2949</guid>
<description><![CDATA[ Kanlı elleri kirletti , kara gününde dedemi alın teri kadar ak adaleti. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b23b494762c.jpg" length="41946" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jun 2022 11:07:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, ömür, ölüm, iyi, kötü, savaş, barış, yalnızlık, gece, gündüz, şiir, şair, inanç, rüya, felsefe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&ouml;zlerime giden bu yollardan en son ne zaman ırmaklar aktı.<br />Kaldı, milyonlarca kinin arasında buruk y&uuml;reklerin en cılız sesi.<br />Esti ,yıktı ve ge&ccedil;ti emirleri ; huzur arayan gezginleri.<br />Yalnız bırakın artık beni , doldururken her gece eskizimi.</p>
<p><br />Kurumuş ırmakların dibinde &ccedil;ırpınan h&uuml;z&uuml;nlere şahit oldum.<br />Artık ağlamak bile zor geliyor elginlere.<br />Yanımda duranlar , &ouml;fke n&ouml;betlerimde bir bir terk etti dostluk sofrasını.<br />&Ccedil;ıkmalıyken savaşların en anlamlısı , &ccedil;arpışmalıyken kalemlerin en keskin şiirleri.<br />Duymak bile ağır geliyor şimdilerde o h&uuml;z&uuml;nl&uuml; s&ouml;zleri.</p>
<p></p>
<p>Dilime k&uuml;sk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;m , gelmişken haykırma g&uuml;n&uuml; doğruları sessiz kalmasından.<br />Kalan vardı hala , bedeni burada ama ebedi ge&ccedil;mişinde yaşayan.<br />Yarıştırdıkları kan ter i&ccedil;inde kaldı , umutlarının ufukları ise fırtınalarla kaplı.<br />Kanlı elleri kirletti , kara g&uuml;n&uuml;nde dedemi alın teri kadar ak adaleti.<br />Zenginin delaleti fakirin iradesinin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ti .<br />Yoksa son &ouml;l&uuml;m &ccedil;ok mu yakın?</p>
<p></p>
<p>Fikirlerinde dalgalanan bayrakları tarif etsek hangi ressam &ccedil;izebilir?<br />Kızıl fır&ccedil;a darbeleriyle resmeder mavi-yeşil tuvale ,kabuslara hakim bir canavar.<br />Asırlardır canavarın pen&ccedil;elerinde boya olan sayısız akıllar.<br />Şiir , u&ccedil;urumun ucunda tutunulan cılız bir dal par&ccedil;asıdır.<br />Kaderinde , k&ouml;kleriyle kara canı kucaklayan bir &ccedil;ınar olmak var mıdır?&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Ka&ccedil; kez şahit oldum bulutların , kızıla &ccedil;alan sarıya teslimiyetine.&nbsp;<br />Sakla g&ouml;zlerini semadan , eksilmesin g&uuml;neşin nurundan.<br />Zamansız bir eserde , heybetiyle ulu g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n bir halk kadar yaşları.<br />Topal elginin dayanağı bu baston ve<br />Onunla d&uuml;rtt&uuml;ğ&uuml; kara toprak,<br />Kim bilir nice yiğitleri yaşatmadı.</p>
<p></p>
<p><br />Ay'ın d&uuml;r&uuml;stl&uuml;ğ&uuml;,<br />Kader k&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;n&uuml;n &ouml;n g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;,<br />Tozlu bi rafta &ccedil;&uuml;r&uuml;yen bizlerle buluşurlar<br />Mavi tuvale beyaz boyayla pamuktan sanatı ,<br />Bi kaybolmasıyla g&uuml;neşinin sel olan o yaşları.<br />Semaya hakim o kuşu selamlar.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzun Şapkalı Adam (Fedai)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/uzun-sapkali-adam-fedai</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/uzun-sapkali-adam-fedai</guid>
<description><![CDATA[ (!!!UYARI!!! BİRAZDAN OKUYACAKLARINIZIN YAŞANAN VEYA YAŞANMIŞ OLAYLAR İLE HİÇBİR İLGİSİ YOKTUR. OLAYLAR VE KARAKTERLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜ OLUP HİKAYEDE YAŞANAN OLAYLAR İLE İLGİLİ YORUMLAR HİÇBİR SİYASİ FİKRİ TEMSİL ETMEMEKTEDİR.)   ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_6297033d9c575.jpg" length="73607" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 01 Jun 2022 09:08:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, diktatör, dünya, şehir, düzen, sistem, yazar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>(!!!UYARI!!! BİRAZDAN OKUYACAKLARINIZIN YAŞANAN VEYA YAŞANMIŞ OLAYLAR İLE Hİ&Ccedil;BİR İLGİSİ YOKTUR. OLAYLAR VE KARAKTERLER TAMAMEN HAYAL &Uuml;R&Uuml;N&Uuml; OLUP HİKAYEDE YAŞANAN OLAYLAR İLE İLGİLİ YORUMLAR Hİ&Ccedil;BİR SİYASİ FİKRİ TEMSİL ETMEMEKTEDİR.) &nbsp;</p>
<p>Tamam. Burada dur. Geniş bir sokak. Meşguliyetlerin de boğulmuş bu sokak dolu insanların belki de duyduğun ilk kaygı duygusunun kokusu alınabilecek kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml;. Kendilerinden başka kimseyi d&uuml;ş&uuml;nmeyen bu insanların yaşadığı kafa karışıklığı sokağa bile yansımış , normalde sadece ge&ccedil;ip gidenler şimdi adımlarını " Ben de buradayım " demek i&ccedil;in sert bir şekilde atarken sokağı kaosa boğuluyordu . Ama bu beni şuan &ccedil;ok da ilgilendirmiyor. Eski bir dostu g&ouml;rmem gerek.</p>
<p>Bir ka&ccedil; sokak ileride inşaatı tamamlanmamış iki katlı bir beton yığını(ev) var. Eski dostum orada olmalı. İkinci katından sesler geliyordu. Belli ki buradaydı. Birden yıllardır g&ouml;r&uuml;şmenin getirdiği bir gerginlik i&ccedil;imi kapladı. "Hadi." dedim i&ccedil;imden ve beton yığının i&ccedil;ine daldım. Hızlı adımlarla 2. kata &ccedil;ıktım ve evet karşımdaydı.</p>
<p>Fedai: Elgin ... ben geldim.</p>
<p>Elgin: O hoş geldin. Buyur otur bir şeyler ikram edeyim sana.</p>
<p>Fedai: Umursamaz tavrının arkasında takındığı endişeli adamı g&ouml;rebilen belki de tek kişiyim ve bana bile mi b&ouml;yle davranıyorsun. Ger&ccedil;ekten yaşlanmışsın.</p>
<p>Elgin: Kibarlık ettiğim i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilerim zira yıllardır g&ouml;r&uuml;şmediğin bir arkadaşına iyi davranmak kabalık olarak kabul ediliyor bu zamanda galiba.</p>
<p>Derin bir i&ccedil; &ccedil;ektikten sonra devam ettim;</p>
<p>Fedai: Sen ciddi misin? Dışarıda insanlar birbirlerini vurma seviyesine gelmiş , Delayn tutuklanmış , polisler sokaklarda g&ouml;stericileri durdurmaya &ccedil;alışıyor ve t&uuml;m bunların sebebi olan sen hala kibarlık diyorsun.</p>
<p>Elgin:....</p>
<p>Fedai: Ve t&uuml;m bu kaos , asla ger&ccedil;ekleşmeyecek &uuml;topik bir hayal i&ccedil;in. Seni uyarmıştım.</p>
<p>Elgin: Ve bende sana defalarca a&ccedil;ıklamıştım. İnandığım değerler uğruna savaşmaktan beni kimse alıkoyamaz.</p>
<p>Elgin: Delayn'i neden bu işe dahil ettin peki? Onun su&ccedil;unu ne?</p>
<p>Elgin: Ben hi&ccedil;bir şey yapmadım. Kendisi yaptı ne yaptıysa.</p>
<p>Fedai: Ger&ccedil;ekten yaşlanmışsın. Hıııımm ....eskizi bana ver.&nbsp;</p>
<p>Pişmanlıkla dolu bir y&uuml;z ifadesi ile arkasındaki kolilere doğru y&ouml;neldi. Onu ilk defa b&ouml;yle g&ouml;r&uuml;yordum ve bu ger&ccedil;ekten tuhaftı. Hi&ccedil; sorgulamadan , canından daha kıymet verdiği kitabını bana verdi. Bir s&uuml;re ikimizin de eli eskizin &uuml;zerinde kaldıktan sonra kulağıma eğilip " Ona iyi bak" dedi. Pişmanlık duygusunun bitirdiği bir adam vardı resmen karşında. Hi&ccedil;bir şey demeden kitabı elinden &ccedil;ekerek aldım. Hızlı adımlar ile beton yığınından dışarı &ccedil;ıktım sonrada o sokağı terk ettim. Meydana doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım ve bir yandan da eskize ne yapmam gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.</p>
<p>İnsanlar protesto i&ccedil;in şimdiden gruplaşmaya başlamışlardı. Haklarını istiyorlardı ama bunu haksız yollardan elde etmek onlar i&ccedil;in sıkıntı değil gibiydi &ccedil;&uuml;nk&uuml; aralarından ge&ccedil;erken &ccedil;oğunda silah olduğunun farkına varmıştım. &ldquo;Ne kadar da salaklar. " dedim i&ccedil;imden. Ger&ccedil;ekten ; yanlış eylemlerin meydana getirdiği ve engel olmak istedikleri sorunu , o soruna neden olabilecek başka bir eylem ile mi durduracaklardı. Komik kısmı ise cesaret aldıkları ve şu anda hapiste olan kişinin tamda olmamaları i&ccedil;in uyardığı şeylere d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şlerdi. Sadece bulunmak i&ccedil;in bulunuyorlardı , doğru insanlar ile doğru bir harekete d&ouml;n&uuml;şebilecek bu eylemde. Kendilerini bir yere ait hissetme duyguları onları o kadar aciz kılıyordu ki ... "Neyse" dedim sessizce. Giderek artan kalabalıktan ayrılırken eskiz ile ilgili ne yapmam gerektiğine kafa yormaya devam ettim. Zarar veremezdim &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir emek ve yılların değeri vardı i&ccedil;inde ama basit bir şekilde saklayamazdım da . En sonunda aklıma sandığa koyup g&ouml;mmekten başka bir şey gelmemişti.</p>
<p>Kasaba gidecek ve kitabı , kimsenin bulamayacağı bir yere g&ouml;mecektim. Kasabadakiler &ccedil;oğu şeyi umursamayan insanlardı zaten. Dikkat &ccedil;ekmezdi. Ama bir araca ihtiyacım vardı.</p>
<p>Ben kalabalıktan ayrıldığımı sandık&ccedil;a yeni insanlar gelip kendimi yeni bir kaosun i&ccedil;inde bulmama sebep oluyorlardı. Nereden bir ara&ccedil; bulabileceğimi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken g&ouml;z&uuml;me ; sakatlanmış bir kız &ccedil;ocuğunu yerden kaldırmaya &ccedil;alışan , ortalamadan biraz daha yaşlı bir adam takıldı. Nedenini anlayamadığım bir bi&ccedil;imde yardım etmek geldi i&ccedil;imden. Yanlarına gittim ve ayağı sakatlanmış baygın kızı sırtıma aldım.</p>
<p><br />İsmini bilmediğim adam: &Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim beyefendi. Ben Martuh . Sizin adınız nedir?</p>
<p>Fedai: Fedai. Nereye gidiyorsunuz.</p>
<p>Martuh: Arabamız ileride. Şehirdeki olaylardan dolayı kızımı kasaba g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordum.</p>
<p><br />Parmağı ile ilerideki bir noktayı g&ouml;sterdi ancak giderek artan kalabalıktan dolayı bir şey olup olmadığı belli olmuyordu ama bu benim kasabaya gitme yolum olabilir.</p>
<p>Fedai: Ben kızını arabaya g&ouml;t&uuml;rmene yardım edeyim sende beni kasabaya g&ouml;t&uuml;r.</p>
<p>Martuh: Tamam , anlaştık.</p>
<p><br />Bir ordu gibi sokağa d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml; insanlar , yanlarına aldıkları silahlar ile. Bu gece ger&ccedil;ekten şehir kana bulanabilirdi. Bu sivil orduyu yararcasına Martuh`un g&ouml;sterdiği yere doğru ilerledik. Bir s&uuml;re sonra kalabalığı sonunda aşmayı başardık ve arabada g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde idi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k de olsa omuzlarımda birini taşıyarak o kalabalığı aşmak cidden beni yormuştu. &Ccedil;ocuğu nazik&ccedil;e arka koltuğa oturttum. Nasıl bir kaza ge&ccedil;irdiğini bilemiyordum ama şuan zedelenmiş bir bacağa sahipti ve baygındı. Bildiğim şey ise bunun başına gelmesinin sebebi o kalabalıktı. Ger&ccedil;ekten de komikti. Ancak kimse g&uuml;lm&uuml;yordu. Bizde arabaya bindik ve yola koyulduk. Ben bir s&uuml;re daha bu durumu d&uuml;ş&uuml;nmeye devam ettim. Sorsak oradaki insanlara ; &ccedil;ocuklarının geleceği i&ccedil;in endişeliler , şu bu haklarını falan &ccedil;aldılar vesaire vesaire. Pek &ccedil;oğu , uğuruna m&uuml;cadele verdikleri şeylere sahip &ccedil;ıkmaktan bile acizdi. Daha &ouml;nce de dediğim gibi sadece var olmak i&ccedil;in varlar. Kendi aciz hayatlarından ve beceriksizliklerinden uzaklaşıp kendilerini bir yere ait hissetmek i&ccedil;in şuan birilerine sıkmaktan bile korkmayacak kadar acizler , zavallılar. Kendileri olmaktansa başka biri olmak onlara &ccedil;ok daha kolay geliyordu ve şimdi o adam hapiste. Bu gece kesin &ccedil;ok kan d&ouml;k&uuml;lecek ve bu &ccedil;ok komik olacak.</p>
<p><br />Artık şehrin dışına , kasabaya doğru giden ana yola girmiştik. Martuh bana d&ouml;n&uuml;p ;</p>
<p><br />Martuh: Yardımınız i&ccedil;in tekrar teşekk&uuml;r ederim. Kasabaya neden gidiyorsunuz peki?</p>
<p>Fedai: Sadece kısa bir işim var. onu halledip ayrılmayı planlıyorum.</p>
<p>Martuh: Şehre d&ouml;nmek tehlikeli olabilir. Sizi evimizde ağırlamaktan onur duyarız.</p>
<p>Fedai: Zahmet vermek istemem. Zaten şehre d&ouml;nmem gerekiyor. Orada da tamamlamam gereken işlerim var.</p>
<p><br />&ldquo;Ger&ccedil;ekten bir işim mi var şehirden? &ldquo; diye ge&ccedil;irdim i&ccedil;imden . Aslında sadece g&ouml;stericilerin arsına karışıp tutuklananları ve &ouml;lenleri izlemek istediğimden geri d&ouml;necektim. Ger&ccedil;ek buydu ama bu ne kadar normal bulabilirdi ki ?</p>
<p><br />Martuh: &Ccedil;ok meşgul birisi olmalısınız. İsteseniz işinizi halledince sizi şehre ben g&ouml;t&uuml;reyim. Benimde bu gece ki işim son işim olacak. Şehir artık &ccedil;ok tehlikeli , kızım ve annem ile vakit ge&ccedil;irmek istiyorum.</p>
<p>Fedai: Sizin işiniz nedir sorabilir miyim?</p>
<p>Martuh: G&uuml;venli g&uuml;&ccedil;lerindenim . Bu g&uuml;n son g&uuml;n&uuml;m. Normalde ayrılacaktım işten ancak son g&uuml;nlerde şehir &ccedil;ok karışık. Şu işler bitsin kasabada kızım ve yaşlı annem ile yaşayacağım.</p>
<p><br />Dur bir saniye . Vay canına . Ge&ccedil;ekten &ccedil;ok komik. Keşke bunu dışarıya da yansıta bilseydim ama anlık donmuş bir y&uuml;z ifadesi ile &ouml;ylece kalakaldı.</p>
<p><br />Martuh: İyi misin?</p>
<p>Fedai: Evet iyiyim. Sadece G&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;lerinden olabileceğini tahmin etmemiştim ondan dolayı biraz şaşırdım.</p>
<p>Martuh: Bu iş i&ccedil;in fazla yaşlandım ama bu gece son olacak.</p>
<p>***</p>
<p>Bir ka&ccedil; saatin ardından kasabaya vardık. Birbirlerine benzeyen ancak ayrı birka&ccedil; evden oluşan , yeşil bir &ccedil;ayıra kurulmuş , şehirden ve toplum hayatından uzaklaşmak isteyenlerin toplandığı k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yer. Y&ouml;neticiler buraya pek bulaşmaz , zaten burada da su&ccedil; işleyecek insanlar gelmez. Toplum tarafından dışlanmış ,fabrikalarda &ccedil;alışamayacak kadar yaşlı yada sakat bir avu&ccedil; insan. Bir nevi g&uuml;venli b&ouml;lge gibidir. Sadece akraban varsa , birileri ile dostluğun varsa veya buradakiler i&ccedil;in iyi bir şey yaptıysan yerli halkı tarafından kabul edildiğin bir yer. Hem şehre bağlı hem de şehre bağlı olmayan... Araf&rsquo;ta olan bir yer.</p>
<p>Martuh : Yardımların i&ccedil;in teşekk&uuml;rler Fedai. Evim hemen şurada. İşini bitirdiğin zaman gelirsin. Seni şehre geri g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>Fedai: Teşekk&uuml;r ederim. Ben işimi halledince haber veririm sana.</p>
<p><br />Birlikte arabadan indik ve Martuh kızını alıp evine girdi. Benim ise artık bu eskizden kurtulmam gerekiyordu. Gelmeyeli yıllar oluyordu ama gene de burada dedemin bir evi olduğunu hatırlıyorum. İllaki i&ccedil;erisinde bu kitabı koymak i&ccedil;in kullanabileceğim sadık , kutu gibi bir şey vardır. Bir s&uuml;re hatırlamaya &ccedil;alıştım evin nerede olduğunu. En sonunda eve giden yolu hatırlamaya başladım. Dedem &ouml;leli yıllar oluyordu ve onun ailemizden benden sonra kalan tek kişi olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek de karşılaştığımda illaki evinin hangisi olduğunu anlardım. Yaklaşık beş dakikalık sessiz ve temiz hava i&ccedil;eren bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;şten sonra o derme &ccedil;atma ev karşımdaydı.</p>
<p><br />Kapı sıkışmış ve a&ccedil;ılmıyordu. Bir iki adım geri &ccedil;ekilip kapıya omzum ile sert bir şekilde vurduktan sonra kapı ile birlikte yere kapaklandım. Omzumu ovuşturarak yerden doğruldum ve direkt karşımda o belirdi. Dedemin ; k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocukken asla dokunmama izin vermediği , eve girişte kapının karşısındaki raflarda duran orta boylardaki sandık. Sebebini anlayamadığım bir şekilde kimseye dokundurtmaz , i&ccedil;inde ne olduğunu da kimseye s&ouml;ylemezdi. Daha pek &ccedil;ok sebepten dolayı bir s&uuml;re sonra &ldquo;Deli bu ihtiyar&rdquo; demeye başlamışlardı. Sandığı g&ouml;rmemle t&uuml;m bunları anımsamaya başlamıştım. Ger&ccedil;i artık &ccedil;ok da umurumda değil i&ccedil;inde ne olduğu. Bende deli olduğunu d&uuml;ş&uuml;nenlerdendim zaten. Hatırlıyorum da durduk yere yanıma gelir ve &ldquo;Sana mirasım olan b&uuml;y&uuml;k hazinemi yıldızlara sakladım&rdquo; gibi şeyler s&ouml;ylerdi. Tabi ki de bu c&uuml;mleleri beş parasız olduğu ger&ccedil;eğini değiştirmiyordu. Yavaş&ccedil;a sandığa yaklaşıp elime aldım. Elime alana kadar hi&ccedil; umurumda değildi ancak a&ccedil;mak i&ccedil;in kapağına elimi uzattığımda sanki i&ccedil;inde &ouml;nemli bir şey varmış gibi heyecanlandım. A&ccedil;tım. Hi&ccedil;bir şey yoktu. Bomboştu i&ccedil;i. Yıldız desenleri ile s&uuml;slenmiş boş bir sandık.</p>
<p>Umursamaz tavrımı tekrar takındım ve evden sandıkla birlikte dışarı &ccedil;ıktım. Evin arkasında deniz , aşağısında ise kayalık vardı. Arka tarafa doğru y&ouml;neldim. Evin arkasında bir k&uuml;rek bir &ccedil;apa vardı. Yıllardır kimsenin dokunmadığı &ccedil;ok belliydi. Her yerleri &ouml;r&uuml;mcek ağı ve pas ile kaplıydı. K&uuml;reği elime aldım. &Uuml;st&uuml;ndeki kirleri temizledim ve yeri kazmaya başladım. Ufak bir &ccedil;ukur a&ccedil;tıktan sonra eskizi dedemin sandığının i&ccedil;ine koyup &ccedil;ukura attım e &ccedil;ukurun &uuml;st&uuml;n&uuml; kapattım.</p>
<p>&ldquo;Bitti.&rdquo; dedim i&ccedil;imden denize bakarken. Hemen ayrılmadım ama. Tam u&ccedil; noktaya oturup ayaklarımı aşağıdaki kayalıklara doğru sallandırırken g&uuml;neşi kucaklayan o denizin inanılmaz g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne şahitlik ettim bir s&uuml;re&nbsp;</p>
<p>***</p>
<p>Kapının ziline bastım. Kapıyı Martuh a&ccedil;tı;</p>
<p><br />Fedai: Gidebiliriz</p>
<p>Martuh: Tamam birazdan geliyorum.</p>
<p><br />2-3 dakika sonra ise tekrar dışarı &ccedil;ıktı ve birlikte arabaya binip yola koyulduk.</p>
<p><br />Akıntıya karşı y&uuml;zen bir balık gibiydik adeta. Artık huzuru tatmak isteyen bir kesim hızla ka&ccedil;ıyordu şehirden. Biz ise kana susamış gibi şehre d&ouml;n&uuml;yorduk.</p>
<p><br />Martuh: İnsanlar ger&ccedil;ekten kafayı yemiş.</p>
<p>Fedai: Neden ki?</p>
<p>Martuh: Baksana. İnsanlar evlerini terk ediyorlar g&uuml;vende hissedemedikleri i&ccedil;in.</p>
<p>Fedai: ....</p>
<p>Martuh: Şehre neden d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hala anlayamadım ama hava kararınca sokaklarda dolaşmasan iyi olur. Zaten toplaşmaya başlamışlardı biz kasabaya giderken. Gece olunca saldırır bu &ccedil;akallar.</p>
<p>Fedai: Diyecek bir şey bulamıyorum. Bizi &ouml;l&uuml;me g&ouml;t&uuml;ren eski doğamızdan ayrılarak oluşturduğumuz bu yeni doğa y&uuml;z&uuml;nden kaosa s&uuml;r&uuml;kleniyoruz. Aynı anda hem haklı hem de haksız olabileceğimiz ger&ccedil;eğini basit zihinlerde bir mantıkla uyuşmuyor bu da sahiplerini sorun &ccedil;ıkartan kişileri yok etmeye ya da susturmaya meyilli yapıyor .</p>
<p>Martuh: ... Kimsin sen? Yanlış anlama ama hi&ccedil; de b&ouml;yle c&uuml;mleler kuracak birine benzemiyorsun.</p>
<p>Fedai: Bazı şeyleri d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in fazlaca vaktim vardı diyelim.</p>
<p>Martuh : Ama cidden neden d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; merak ediyorum.</p>
<p>Fedai: Bir dostum ile buluşup ona kasabadaki işimi hallettiğimi s&ouml;yleyeceğim. Başına bir iş a&ccedil;maması i&ccedil;in de bu gece yanında kalacağım. Dediğin gibi gece olunca sokaklar tehlikeli bir hal alacak ve o başını belaya sokmayı seven bir bunak.</p>
<p>Martuh: Baban falan mı , yoksa ...</p>
<p>Fedai: Aile dostu diyelim.</p>
<p>***</p>
<p>Hava artık tamamen kararmıştı ve ben daha &ouml;nce bu kadar &ouml;fkeli bir kalabalık g&ouml;rmemiştim. Aralarından zar zor sıyrılarak beton yığınına varmıştım. İnsanlar y&uuml;zlerini bez maskelerle kapatmış , bazılarını ellerinde &ccedil;eşitli sloganların yazdığı pankartlar, bazılarının ellerinde ise &ccedil;eşitli k&uuml;&ccedil;&uuml;k silahlar vardı. Korku ile kontrol edilen kalabalık insanlar artık &ouml;fke ile kontrolden &ccedil;ıkmıştı. Kalabalıktan y&uuml;kselen sesler arasında ben beton yığının i&ccedil;ine girmiş , hızlıca ikinci kata &ccedil;ıkmıştım ancak Elgin burada değildi. Var olan &uuml;&ccedil; beş eşyasını da burada bırakıp gitmişti. Bir m&uuml;ddet &ouml;ylece kalakaldım. &ldquo;Nereye gitmiş olabilir ki?&rdquo; sorusunu d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyordum. Kitaplarının olduğu kolilere doğru y&ouml;neldim. Bunları yanında g&ouml;t&uuml;rmemesi beni asıl endişelendiren şeydi. Normalde de s&uuml;rekleri burayı terk eder , birka&ccedil; g&uuml;n ortalıkta g&ouml;r&uuml;nmedikten sonra tekrar geliri ama her seferinde kitaplarını da yanına alırdı. Bu kadar &ccedil;ok kitabı nasıl yanında taşıdığını asla anlayamazdım ama o hep bunu yapardı. Bu sefer ise hepsi buradaydı ama o yoktu.</p>
<p><br />Dışarıdan gelen kaos sesleri giderek y&uuml;kseliyordu ve ben burada daha fazla zaman kaybedemezdim. Y&uuml;kselen sa&ccedil;ma sloganlar ve t&uuml;m o bağırma ve &ccedil;ığlıklar arasında kaosun kokusunu almak istiyordum. &ldquo;Ge&ccedil;mişini bilmeyen cahillerin , kendilerini yok eden atalarına hasreti&rdquo;. Sonu&ccedil;ta kendimizin gelecekte oluşturabileceği h&uuml;zne , &ouml;fkeye , kine karşı dayanıklılığı g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n h&uuml;zn&uuml;ne , &ouml;fkesine , kinine şahit olarak kazanırız. Aldığımız her darbe vicdanımızı biraz daha k&ouml;reltir. Duygular insanı insan yapsa da onu zayıf kılan yegane şeylerden biri idi .</p>
<p><br />Dışarı &ccedil;ıktım. İnsanlar y&ouml;netim binasının olduğu y&ouml;ne doğru adeta akıyorlardı. &Ouml;fke ile taşmış ve şimdi t&uuml;m zalimleri boğmak i&ccedil;in sokakları dolduran bir taşkın. Silah sesleri y&uuml;kselmeye başlamıştı kalabalıktan. Belli ki polisler durdurmaya &ccedil;alışıyorlar ve bunu da zor yoldan yapmak dışında bir se&ccedil;enekleri yok. G&ouml;remesem de i&ccedil;imden bir ses başarılı olamayacaklarını s&ouml;yl&uuml;yor.</p>
<p><br />Akıntıya bıraktım kendimi daha fazlasını g&ouml;rebilmek i&ccedil;in. İlerledik&ccedil;e &ouml;lm&uuml;ş veya yaralanmış sivil sayısı giderek artıyordu ama sadece yakınları d&ouml;n&uuml;p bakıyor gibiydi. &Ccedil;oğunluk ise etrafında dolaşarak sloganlar s&ouml;ylemeye , bağırmaya devam ediyordum. Kendimi tutmaya &ccedil;alışsam da bazen dayanamıyor ; tebess&uuml;m ediyor , etrafımdakilerin dikkatini &ccedil;ekmemek i&ccedil;in olabildiğince sessiz bir şekilde g&uuml;l&uuml;yordum. Bu zamana kadar &ccedil;ıkan isyanlarda zalimleri devirmek i&ccedil;in bağıran asiler ama&ccedil;larını başardıklarında yeni zalimlere d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şlerdi. Ger&ccedil;ekten bir şeyleri değiştirmek i&ccedil;in &ccedil;abalayan insanlar ise sloganları ve y&uuml;ksek &ccedil;ıkan sesleri ile değil bilgi ile besledikleri fikirleri ile başarmayı denemişler ve bir noktaya kadar da başarmışlardı. Aynı hataları defalarca yapmaları istemsizce sırıtmama neden oluyordu.</p>
<p><br />Ta ki bir silah seslerinden bir &ccedil;ok yakınımda duyulana kadar. Tebess&uuml;m&uuml;n&uuml; saklamaya &ccedil;alışan y&uuml;z&uuml;m yavaş yavaş endişeye b&uuml;r&uuml;n&uuml;yordu ama merakıma yenilip silah sesinin olduğu y&ouml;ne y&ouml;neldiğim. Bir polisti bu. Anlaşılan g&ouml;stericilerden biri ondan &ouml;nce davranmıştı. &Ccedil;ok da umursamamıştım y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rene kadar. Bu Martuh`du. Yanına gittim. Daha &ouml;nce de g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nde can &ccedil;ekişenleri g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m ama uzun zamandan sonra ilk defa karşımda k, kişi i&ccedil;in &uuml;z&uuml;l&uuml;yordum. Yanına vardım ;</p>
<p><br />Martuh: Fedai ... Sen misin?</p>
<p>Fedai: Kendini yorma. Seni bir hastaneye g&ouml;t&uuml;receğim. Biraz dayan!</p>
<p><br />Hi&ccedil;bir şey demedi. &Ouml;ks&uuml;rd&uuml; . Sonrada ... Kurşun kalbine &ccedil;ok yakın bir yere gelmişti. Ben Martuh`un cansız bedenin başında dururken kalabalık etrafımızdan akıyordu. &Ouml;ylece kalakalmıştım. Ağlamıyordum ama artık g&uuml;lmekte istemiyordum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Yanım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-yanim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-yanim</guid>
<description><![CDATA[ Ama zaten kaybetmek biz üç beş garibe en büyük yârdı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6288eed235b32.jpg" length="93788" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 May 2022 16:57:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, ömür, ölüm, iyi, kötü, savaş, barış, yalnızlık, gece, gündüz, şiir, şair, inanç, rüya, felsefe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>D&ouml;nd&uuml;m durdum ama gene aynı yerdeyim.<br />Geceye s&uuml;sl&uuml; bir buket armağan ediyorum.<br />Yeter ki iyi an adımı elmaslarına , yağdırsınlar kaleme ilham.<br />Zira d&ouml;nd&uuml;m durdum da gene aynı yerdeyim &nbsp;vesselam.</p>
<p></p>
<p>&Ouml;l&uuml;mc&uuml;l bir hastalıkla bu diyar kavrulmakta.<br />Yalnız kalmaktan korktuğumdan sarıldım sayfalara ve şarkılara.<br />Şimdi son mum da yatsıda s&ouml;nmesin ; hayat yorgunu , yatak d&ouml;şek hastalara.<br />Yeterdi derdim , belki &nbsp;derdi olan o ufak insanlar bir karınca kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; olsalar.</p>
<p></p>
<p>Kalem şairlere sigara ve i&ccedil;ine &ccedil;ektiği şiirden dumanlar.<br />Her nefeste kalbime akan kafiyeler zehirli ve israf.<br />Zaman bir sonbahar ve r&uuml;zgarları en değerli hazinenden &ccedil;alar.<br />Sert eser bazen , koca &ccedil;ınarlar bile kalır &ccedil;ırıl &ccedil;ıplak.</p>
<p></p>
<p>Ruhumu verdim bir r&uuml;yaya ; bedenim &ouml;l&uuml; , gecelerim &ouml;ks&uuml;z kaldı.<br />Zaman ayyaşı ayılıp toprağa vardığında kendisinden bir bedeni vardı.<br />Şeytanlar pusuda beklerken bu ateşten &ccedil;emberin i&ccedil;inde bir mucizedir aslının hayatta kalması.<br />Ama zaten kaybetmek biz &uuml;&ccedil; beş garibe en b&uuml;y&uuml;k y&acirc;rdı.</p>
<p></p>
<p>Kafamda kurduğum hayaller ile k&uuml;s&uuml;p barıştım.<br />İ&ccedil;imdeki şeytanlara yenik d&uuml;şerdi , her g&uuml;n doğumunda bir yanım.<br />Karanlıktan korkan bir &ccedil;ocuğun gece &ccedil;&ouml;k&uuml;nce ki acizliği kadarım.<br />Ya g&uuml;neşin doğumuna varır ya da geceye alışırım.</p>
<p><br />Akıp giden zaman , olamadıklarımdan dolayı dilimden d&uuml;şmeyen vahlardı.<br />Zamanla h&uuml;zn&uuml;m , &uuml;zerine beyaz &ouml;l&uuml;m yağan sa&ccedil;larım kadardı.<br />G&uuml;zel bir r&uuml;yanın haram olduğu geceler nice şiirlere kucak a&ccedil;an ahvaldi.<br />Penceremin kenarı ile aramda duran tek şey bu şiirlerdi.</p>
<p></p>
<p>Şimdi bu dizelerde kağıda olduğum kadar kimseye d&uuml;r&uuml;st olamamıştım,<br />Kaleme g&uuml;vendiğim kadar kimseye g&uuml;venmemiştim.<br />D&ouml;rt duvarlı hayal diyarında yaşayan o &ccedil;ocuk oluyorum hala bazen.<br />Karşımda aynam , g&ouml;zlerimden yorgunluğumu okumuştum.</p>
<p></p>
<p>(Garip)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Genç Yolcunun Seyir Defteri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/genc-yolcunun-seyir-defteri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/genc-yolcunun-seyir-defteri</guid>
<description><![CDATA[ Asırlar döküldükçe ömür yapraklarından kaybeder yeşillerini her toprak.
Bir bakmışız kuraklık hakim pınarlara, ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627d08767f4eb.jpg" length="65790" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 May 2022 16:15:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, yaşam, savaş, barış, hayat, hüzün, felsefe, şiir, şair, genç, yaşlı, zaman, yakın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uyku pınarları g&ouml;zlerime hakim.<br />Yine de y&uuml;z&uuml;mde yeşerirdi sebepsizce &nbsp;&ccedil;i&ccedil;ekler ve<br />Kolayca d&ouml;kerlerdi yapraklarını bu yaralı toprağa.<br />Yorgun beden , ağır adımlar ve d&ouml;nen başım.<br />Hayaletimdir belki , bilmeseniz de aranızda yaşarım.</p>
<p>O , d&ouml;rt duvarda d&uuml;nyalara sığmayan hayaller b&uuml;y&uuml;tt&uuml;.<br />Hayat bir yol , yalnız adımlarla y&uuml;r&uuml;d&uuml;.<br />Yalnızlığımın ortasında g&uuml;zelliğine aşık olunan bir g&uuml;l b&uuml;y&uuml;tt&uuml;.<br />Zamanla Eski mutlu haliyle bu bedenden s&uuml;r&uuml;ld&uuml;.<br />Yaş aldık&ccedil;a &uuml;st&uuml;ne yağan yaşlarımla g&uuml;l&uuml;m&uuml; b&uuml;y&uuml;tt&uuml;.<br />Soluyorken yanında bir ben vardım ,<br />Onunla birlikte &ccedil;&uuml;r&uuml;d&uuml;.</p>
<p>Bende &ouml;nce vardı yolun sonuna ,<br />H&uuml;zn&uuml;nde boğuldu.<br />Bitmiş bu bedenle attığım son adımlar;<br />Kırılan kemiklerinin acısı bir yandan,<br />Ama o gene de huzuru kucaklar.<br />Sıkıca sarılır ve bağrına basar.<br />İki kuyu arasında taşan yaşlar ,<br />Yakarışlarını hakka taşıyorlar.</p>
<p><br />Asırlar d&ouml;k&uuml;ld&uuml;k&ccedil;e &ouml;m&uuml;r yapraklarından kaybeder yeşillerini her toprak.<br />Bir bakmışız kuraklık hakim pınarlara,<br />&Ccedil;atlakların arasında a&ccedil;an bir &ccedil;i&ccedil;eğe hasret kalmışız.<br />Sazımızla h&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir ahenge selam veriyoruz.<br />Bazen de bir oluyoruz da armonilere karışıyoruz.<br />Yine de sona doğru topallarken baston olacak birini bulamıyoruz.</p>
<p>Bunu &ouml;ğ&uuml;tleyen nice masallardan geliyor sanırım ilham.<br />Okunup da daldığım r&uuml;yalardan uyanamıyorumdur belki,<br />Bu y&uuml;zdedir belki &nbsp;yaklaşanlardan ka&ccedil;malarım , yalnızlığıma sarılmalarım.<br />Yalnızlığımın ortasında bendime hakim o dağınık satırlarım.&nbsp;</p>
<p>Kaos ve &ouml;fke kokan dizelerim mecbur sanırım sayfalardaki esaretlerine.<br />Şiirler de olmasa ne yapardım?<br />D&ouml;rt duvarlı hayal diyarımda kafayı yemek ka&ccedil;ınılmazdı ama;<br />Kaybolurdum ya da yok olurdum kalemim şiir ağlamasaydı.<br />Kalemimden d&uuml;ş&uuml;rmediğin aynı kelamlardı,<br />Zamanın zamanla hırpalayacağı bu bedenin &ouml;nemi mi vardı?</p>
<p>Kaldı yanımda yıkımları da lakin belki kalplere selamları vardı.<br />Allah&rsquo;ım! Huzura hasret bu kulun ne &ccedil;ok yandı.<br />Şiirler de olmasa ne yapardım?<br />D&ouml;rt duvarlı hayal diyarımda kafayı yemek ka&ccedil;ınılmazdı ama;<br />Kaybolurdum ya da yok olurdum kalemim şiir ağlamasaydı.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her Zerresi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/her-zerresi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/her-zerresi</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Geceye hakim psikozlarım ama
Güneşi batıran anneannemin yaşlarıydı.&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fc9a8539f81.jpg" length="107762" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 06 May 2022 11:45:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, yaşam, adalet, hayat, hüzün, öfke</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&uuml;nahkar bir kuldu.<br />Y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m yollarca yoğruldu.<br />Dilsiz şair ,<br />Ya da sazsız bir aşıktı.<br />Bir tiryaki gibi , t&uuml;ketiyordu sorun ve kaos.<br />&Ouml;fkesi ise doğurdu ağır kelamları ve acı şiirleri<br />G&uuml;nahlarının bedelini esaret ile &ouml;der yorgun bedeni.</p>
<p></p>
<p>Esen serin r&uuml;zgar kucaklar bu yanan esiri.<br />Zira d&uuml;nya , cenneti hak etmek i&ccedil;in yandığımız bir cehennemdi.&nbsp;<br />Haktan gelen kıyamet ise hasretle beklenen misafiri.<br />Lakin;<br />&Ouml;l&uuml;me el&ccedil;ilik eden g&uuml;nlerini,<br />Unutmak ile ge&ccedil;ti d&uuml;nleri.</p>
<p></p>
<p>&Ouml;fkenin ardından s&uuml;kunet doğurur şiirleri.<br />Sessiz &ccedil;ığlıklar buluşturur mu kağıtla kalemi?<br />Cehaletin esaretinde , kana hasret ruhların delaleti.<br />Kan ağlar g&ouml;ky&uuml;z&uuml;, yaşları adaletin makberi.</p>
<p></p>
<p>Haktan bir şans istedim ;<br />D&uuml;nya cehenneminde kıyameti gelmeden cenneti g&ouml;rmeyi,<br />Halkımın canını alan diktanın tahtını kalemimde eritmeyi,<br />Tekerr&uuml;rl&uuml;nde sıkıştığımız tarihi talihimizi değiştirmeyi,<br />Son kez adaletin mazlumun yanında tecelli ettiğini bilmeyi.</p>
<p></p>
<p>Tanrım azat et ruhumu beden maskesinden.&nbsp;<br />&Ouml;fkem , i&ccedil;ine d&uuml;şeni &ccedil;&uuml;r&uuml;ten bir katran.<br />Şimdi hapishanede duvarlara &ccedil;izik atmakta , Satırlar demir parmaklık.<br />Gene de bir korku duyuyorum ,&nbsp;<br />İ&ccedil;imde tek dişli canavarın kanında yıkanmayı arzuluyana bir vampir var.</p>
<p></p>
<p>Geceye hakim psikozlarım ama<br />G&uuml;neşi batıran anneannemin yaşlarıydı.<br />O d&ouml;rt duvarda d&uuml;nyalara sığmayan hayaller b&uuml;y&uuml;tt&uuml;.<br />Hayat bir yol , yalnız adımlarla y&uuml;r&uuml;d&uuml;.<br />Yalnızlığımın ortasında g&uuml;zelliğine aşık olunan bir g&uuml;l b&uuml;y&uuml;tt&uuml;.<br />Zamanla Eski mutlu halimle bu bedenden s&uuml;r&uuml;ld&uuml;.<br />Yaş aldık&ccedil;a &uuml;st&uuml;ne yağan yaşlarımla g&uuml;l&uuml;m&uuml; b&uuml;y&uuml;tt&uuml;.<br />Soluyorken yanında bir ben vardım ,<br />Onunla birlikte &ccedil;&uuml;r&uuml;d&uuml;.</p>
<p></p>
<p>Bende &ouml;nce vardı yolun sonuna ,<br />H&uuml;zn&uuml;nde boğuldu.<br />Bitmiş bu bedenle attığım son adımlar;<br />Kırılan kemiklerinin acısı bir yandan,<br />Ama o gene de huzuru kucaklar.<br />Sıkıca sarılır ve bağrına basar.<br />İki kuyu arasında taşan yaşlar ,<br />Yakarışlarını hakka taşıyorlar.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dağınık</title>
<link>https://edebiyatblog.com/daginik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/daginik</guid>
<description><![CDATA[ Toprak kabul etmez şiirleri , onlar adımı yaşatır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6268c3ec24832.jpg" length="134326" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Apr 2022 07:18:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, yaşam, hayat, hüzün, dünya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dağınık sa&ccedil;ım.<br />Kalbin taşıdığı acıyla &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r yaşım.<br />Yaşım kadardır g&ouml;zlerimin yaşarışı.<br />Yaşamımdan arda kalanlardır d&uuml;nyada yaşayışım.<br />Toprak kabul etmez şiirleri , onlar adımı yaşatır.<br />&nbsp;<br />Dağınık sa&ccedil;ım.<br />Karışır oldu karamla akım.<br />Hayat koridorumun anlamı , sonundaki kilitli kapım.<br />İstesem de bulamam anahtarını , aralamaya korkarım.<br />Korku sert zincir ve ağır pranga , kanar ayaklarım.<br />Bu y&uuml;zden acı verir dik durmaya &ccedil;alışmalarım.</p>
<p>Dağınık sa&ccedil;ım.<br />D&uuml;nya g&uuml;zellerine karşın tek mal varlığım kağıdım.<br />&Uuml;zerinde dans eder sessiz yakarışlarım.<br />Haydar dedikleri &ouml;l&uuml;ml&uuml; hali ,Garip adında ki aslımın.<br />Yazgısında yer alır "Yer ve g&ouml;kte ibresi şaşmış insanlardan biri.<br />Lakin tek dileği doğrunun safında &ouml;m&uuml;r yapraklarının d&ouml;k&uuml;lmesi.<br />Garip yalnız bir g&uuml;ld&uuml; zira sonbahar son yıllarda sert ge&ccedil;mişti."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 2 (Özgürlük)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-2-ozgurluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-2-ozgurluk</guid>
<description><![CDATA[ Özgürlük ise , içten içe asla ulaşmak istemediğimiz... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62592d0f70163.jpg" length="151149" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 15 Apr 2022 11:30:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Özgürlü, dünya, hayat, popüler kültür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tanrı , insanlara &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; hediye ettiği an onlar birlik olup kendilerine boyunduruklar inşa ettiler. Sonrasında kendi acizliklerinin su&ccedil;unu birbirlerine , hayata , tanrıya attılar. Boyundurukta doğan &ccedil;ocukları ise zaten hep orada olduklarından boyunduruğun &nbsp;fark etmediler. B&ouml;ylece bir kısmı &ouml;zg&uuml;r olduğu kanısına vardı. H&acirc;lbuki &ccedil;oğu , &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n ne demek olduğunu bile bilmiyordu.</p>
<p>&Ouml;zg&uuml;r olduğu yanılgısına kapılanlar bunu hissetmek istediler.</p>
<p>&bull;Bir kısmı gruplaşmaları tercih etti. Fikirsel &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; hissetme arzusu şahısları gruplaşmalara itti. Sonrasında bu gruplar kendilerinin asıl doğru olduklarını iddia etti. Ayrıştılar ve &ccedil;atıştılar. G&uuml;c&uuml; eline almayı başaran gruplar kendilerinden zayıf olan kesimleri ezmeyi kendilerine hak kıldı. Zamanla ezilenler ezen , ezenler ise ezilen oldular belki ama &ouml;z&uuml;nde bu d&ouml;ng&uuml; hi&ccedil; değişmedi.&nbsp;</p>
<p>&bull;Başka bir kesim ise &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; hissetmek i&ccedil;in g&uuml;ce aşık oldu. Bir grubun eylemleri &uuml;zerinde mutlak karar verme yetkisine sahip olması , kendisini k&ouml;lelerine karşın &ouml;zg&uuml;r kıldığı yanılgısına s&uuml;r&uuml;kledi. Yalanlar ile insanların g&ouml;zlerine bir perde &ccedil;ekti. G&ouml;rmek istedikleri şeyi g&ouml;rd&uuml;ler , g&ouml;rmek istemedikleri şeyleri ise g&ouml;rmediler. Bir &ccedil;oğu da acı ger&ccedil;eğe değil de tatlı yalana inanmayı se&ccedil;ti. Bu se&ccedil;imi yapanlar seraplarda kayboldu. G&uuml;ce aşık olanlar ise bu kişileri kanatları altına aldı. Onlardan aldığı g&uuml;&ccedil;le y&ouml;netim basamaklarında bir bir y&uuml;kseldi. Para insanı getirirdi , insan da g&uuml;c&uuml; ... Parayı istediler ve gruplara , kendi &uuml;r&uuml;nlerini satın almak mecburiyetindelermiş gibi hissettirdiler. Boyunduruklarını s&uuml;slediler ve onlara , sanki farklı bir şeymiş gibi sattılar. &Ouml;yle ki bir s&uuml;re sonra m&uuml;şteriler kendi rızaları ile , bir karşılık beklemeden bu boyundurukların reklamlarını yaptı. &Ouml;zel hissetme istekleri s&ouml;m&uuml;r&uuml;len bu insanlar da farkında olmadan &nbsp;g&uuml;ce aşık olanların kanatları altına girdiler.</p>
<p>&bull;Bazıları ise &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; farklı olmakta aradı ancak bunu sağlamak i&ccedil;in ucuz yolları se&ccedil;tiler. Yalanlar anlattılar ve diğerlerine kendilerini &ccedil;ok farklı biri olarak g&ouml;sterdiler. Diğerlerinden daha s&uuml;sl&uuml; ve farklı boyunduruklar satın aldılar. Kendilerini tanıma isteklerini ise g&uuml;ce aşık olanların hurafeleri ile tatmin ettiler. Bir yalanı yaşadılar ve ufak , kısa s&uuml;reli mutluluklara bağımlı oldular. M&uuml;şteri , m&uuml;rit , se&ccedil;men oldular ve g&uuml;ce aşık olanlarca s&ouml;m&uuml;r&uuml;ld&uuml;ler. Sonu&ccedil; olarak &ouml;zg&uuml;r hissetmek i&ccedil;in &ccedil;ıktıkları yolda k&ouml;lelik kavramınım tanıma uyan bir &ouml;m&uuml;r ge&ccedil;irdiler.<br />Aciz varlığımız , bilmenin getirdiği sorumluluk altında ezildi. Biz de kendimize g&ouml;rkemli zindanlar ve s&uuml;sl&uuml; boyunduruklar inşa ettik. Mutluluğu , ge&ccedil;ici materyallerde arayışımız bizi bu zindanlar ve boyunduruklar iyice bağladı. Zamanla dışarısını unuttuk. Zaten zindanda doğan &ccedil;ocuklar i&ccedil;in ise dışarısı hi&ccedil; olmamıştı. İ&ccedil;inde bulunduğumuz bu durumu belirtenleri dışladık ,s&uuml;rd&uuml;k, &ouml;ld&uuml;rd&uuml;k. Bu d&ouml;nemde ise sorunumuzun nedeni cahillikten &ccedil;ok istek ve arzu haline geldi. Boyunduruklarına aşık topluluklar yarattık.&nbsp;</p>
<p>Neticede benimsememiz gereken &ouml;l&uuml;m , ka&ccedil;ılan ve korkulan olmuştur.</p>
<p>Kısıtlı &ouml;mr&uuml;m&uuml;z&uuml;n her bir anı acizliğimizin kurbanı olmuştur.</p>
<p>&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ise , i&ccedil;ten i&ccedil;e asla ulaşmak istemediğimiz...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Son</title>
<link>https://edebiyatblog.com/son-1982</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/son-1982</guid>
<description><![CDATA[ —Ben küçükken sürekli aynı kabusu görürdüm. Annemin dedemi ziyaret etmek için uçakla yola çıkacağı gün hasta olurdum. Ağrılarımın acısıyla kıvranırken annem dayanamaz ve o günkü uçuşunu iptal edip beni hastaneye götürürdü. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623774514401a.jpg" length="53001" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 20 Mar 2022 21:37:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>anne, çocuk, geçmiş, rüya, pişmanlık, tercih</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&mdash;Ben k&uuml;&ccedil;&uuml;kken s&uuml;rekli aynı kabusu g&ouml;r&uuml;rd&uuml;m. Annemin dedemi ziyaret etmek i&ccedil;in u&ccedil;akla yola &ccedil;ıkacağı g&uuml;n hasta olurdum. Ağrılarımın acısıyla kıvranırken annem dayanamaz ve o g&uuml;nk&uuml; u&ccedil;uşunu iptal edip beni hastaneye g&ouml;t&uuml;r&uuml;rd&uuml;. Ertesi g&uuml;n ise u&ccedil;ağı d&uuml;şer ve &ouml;l&uuml;rd&uuml;. Her gece bu kabusla kan ter i&ccedil;erisinde , ağlayarak uyanırdım. Bir tek şey değişirdi r&uuml;yalarımda. Ger seferinde hastalığımı daha da şiddetli ge&ccedil;irirdim. Sanki kader felaketi haber ediyormuş gibiydi. Anneme hi&ccedil;bir zaman r&uuml;yalarımı anlatmadım. En sonunda o g&uuml;n geldi. Şuan o g&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyorum. Birebir aynı şeyi yaşıyor olmama rağmen anneme "Bana bir şey olmaz. Sen git." diyememiştim. Hastalıktan kıvranıyordum ve iyileşmek istemiştim. Diyemedim. Hala bunun acısını yaşıyorum.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Bunu başka birine anlatmak seni rahatlatıyor mu?</p>
<p>&mdash;Hayır.</p>
<p>&mdash;Bak. O vakitlerde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuktun. Tahminim r&uuml;yalarını b&ouml;ylesine bir kaybın psikolojik etkileri sonucu hikayene sonradan eklediğin y&ouml;n&uuml;nde.</p>
<p>&mdash;Hayır. Uydurmuyorum o r&uuml;yaları g&ouml;rd&uuml;m.</p>
<p>&mdash;Sakin ol.... Bak su&ccedil;luluk duygusu seni t&uuml;ketiyor. U&ccedil;ağın d&uuml;şmesi ve ya hasta olman senin su&ccedil;un değildi. Bunun y&uuml;k&uuml;nden kurtulamazsan korkarım ki ileride ciddi sorunlar doğurabilir.&nbsp;</p>
<p>Sinirden elim ayağın titriyordu. Sakinliğimi korumaya &ccedil;alışarak;</p>
<p>&mdash;Sanırım seansın sonuna geldik doktor .</p>
<p>Diyerek odasını terk ettim. İnsan kalabalığının arasına karışıp evime doğru yol aldım. &Ouml;fke ve pişmanlık ayaklarıma g&uuml;&ccedil; veriyor ve bedenim bu , kaos i&ccedil;erisinde harmanlanmış insan topluluğunu yarıyordu adeta. En sonunda apartmanıma &nbsp;varmayı başarmıştım. Katıma &ccedil;ıkıp yaptığım hatanın ve bencilliğimin lekesini gizlemek istercesine hareketler ile dairene girdim. 10. Katta kalıyordum. Burası şerhin dumanının biriktiği ve insanı zehirlediği bir kattı. Bu evden nefret ediyordum. Varlığım , elimdeyken kaderi değiştirme şansımı teptiğim ve annemin &ouml;l&uuml;m&uuml;ne sebep olduğum ger&ccedil;eğini y&uuml;z&uuml;me vuruyordu. Ne doktorlar ne de ila&ccedil;ların bir faydası vardı. Aslında &ccedil;&ouml;z&uuml;m basit ve bir o kadar da zordu. G&uuml;nahımın lekesi bedenime işlemiş ve ruhuma işkence ediyordu. Asıl varlığımı g&uuml;nah y&uuml;kl&uuml; bu bedenden kurtarma d&uuml;ş&uuml;ncesi , &nbsp;her annemin &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; aklıma getirdiğimde daha da cazip bir hal alıyordu. Bedenimin artık bunu kendine şartlandırmasından olsa gerek , salondaki camı a&ccedil;arken kontrol bende değilmiş gibi hissediyordum. R&uuml;zgar zehir dumanı salona doldururken asla boş kalmayan o yoldan ge&ccedil;en arabaların g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml; insanı sağır ediyordu. Ama ben kendimi uzun zamandır hi&ccedil; olmadığım kadar iyi hissediyordum. Cama tutunup ayaklarımı dışarı sarkıtırken i&ccedil;imden "Kaderin beni uyarmış olmasına rağmen bir şey yapmadım. Ben katilim." Diyordum. Bir s&uuml;re &ouml;yle kaldıktan sonra r&uuml;zgarın hızını tenimde hissetmeye cesaret edebildim. Sağır eden g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ye her saniye daha da yaklaşırken temizlendiğimi hissediyordum. G&ouml;z&uuml;m&uuml; kapatıyor ve annemi tekrar g&ouml;rebilecek olmanın mutluluğunu yaşıyordum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tenebris (Giriş &#45; Sonbahar Gelirken)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tenebris-giris-sonbahar-gelirken</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tenebris-giris-sonbahar-gelirken</guid>
<description><![CDATA[ Tüm bunlara rağmen işin aslında savaş Terra&#039;ya ölümden başka bir şey getirmemiştir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6230c71214d3e.jpg" length="31012" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Mar 2022 20:04:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, roman, savaş, barış, tanrı, kul</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Savaş , barıştan &ouml;nce gelir ama savaş barışı getirmez. Huzur ve mutluluğa duyulan hasret bahanesiyle gizlenen kin ve &ouml;fke , barış adına girilen savaşları doğurur. Kusurumuzu ihtiya&ccedil;larla kapatır , zaman zaman da su&ccedil;u kul olmakta bulur t&uuml;r&uuml;m&uuml;z. T&uuml;m bunlara rağmen işin aslında savaş Terra'ya &ouml;l&uuml;mden başka bir şey getirmemiştir. Katiplerin anlattığı hikayeleri dinleyen gen&ccedil;lerin kabuslarında yeniden doğar. İlk nedeni bilinmese de asırları s&uuml;sleyen bir savaştan bahsedilir. Tarlalardan kılı&ccedil; ve kafatası hasat edildiği , g&uuml;nebakanların boynunun bir t&uuml;rl&uuml; d&uuml;zelmediği , g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n kızıla b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; ve yer yer kanın sağnak sağnak yağdığı bir d&ouml;nem. Masumlar &ouml;l&uuml;yorken tarafların artık iyice inceldiği ve sırf &ouml;ld&uuml;rmek i&ccedil;in &ouml;ld&uuml;renlerin doğduğu bir yer olmuştu Terra.<br />Hayatta kalan &ccedil;ift&ccedil;ilerin "Kıyamet geldi." dediği bir g&uuml;n taraflar , bu karanlığa son vermek i&ccedil;i meydana &ccedil;ıktılar. İki taraf da kibirlerini bir k&ouml;şeye atamamış ve bir galip belirlemek i&ccedil;in son kez ordularını toplamıştı.<br />Savaş ; barışa mazeret olmaktan &ccedil;ıkmış , sadece var olmak i&ccedil;in var olmuş ve t&uuml;m Terra'ya ger&ccedil;ek y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;stermişti.&nbsp;<br />Tarafların komutanları son kez meydana &ccedil;ıktı. Pugnator , at &uuml;zerinde mızrağını son kez &ccedil;ekti. D&uuml;şmanlarının kanıyla kızıla b&uuml;y&uuml;nm&uuml;ş zırhı atı zorlasa da şahlandı ve mızrağı ile g&ouml;ğ&uuml; yardı. Mızrak yetersizlikten besleniyordu. T&uuml;ketiyor ve kişiyi amacı uğruda her şeyi yapabilecek hale getiriyordu ancak tatminsizliği asla aşamıyordu. Mızrağın esiri bir s&uuml;re sonra sadece &ouml;lmek i&ccedil;in &ouml;ld&uuml;r&uuml;yordu. Yetersizlik duygusunun acınası haldeki dışa vurumu. Viator , uzun kılıcı g&ouml;renleri dehşete d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yordu. Son verdiği her &ouml;m&uuml;rle daha da uzamış gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;rd&uuml; askere. Bir savurmasıyla birlikleri dağıttığı s&ouml;ylenirdi. Kılı&ccedil; ,sahibinin &ouml;fkesi ile besleniyordu. Bedeni t&uuml;keten bu his kılıcın beden &uuml;zerindeki hakimiyetini sağlıyordu. Bir s&uuml;re sonra kişi &ouml;ld&uuml;rmek zorunda olduğu i&ccedil;in değil bundan zevk aldığı i&ccedil;in &ouml;ld&uuml;r&uuml;yordu. Bu ağır ve uzun kılıca rağmen hızından &ouml;d&uuml;n vermezdi. Bu iki heybetli &ouml;l&uuml;m &nbsp;el&ccedil;i son kez karşı karşıya geldiler. Askerlerin bir kısmının g&ouml;z&uuml;n&uuml; kan b&uuml;r&uuml;m&uuml;şken &ccedil;oğunluk ne olursa olsun kıyametin geldiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı. Sonbahar r&uuml;zgarları esmeye başlamıştı.</p>
<p>&Ccedil;arpışmalarıyla toz dumana karıştı. İki g&uuml;&ccedil;l&uuml; aslanım birbirlerini bir t&uuml;rl&uuml; devirememesi gibiydi. Y&uuml;zleri , akan kanlarıyla temizlenmiş ; yorgun d&uuml;şm&uuml;ş bedenlerini ayakta tutan tek şey ise hırsları olmuştu. İki aslanda son kez k&ouml;şelerinden y&uuml;kseldi . Son gelirken araları bir ışıkla b&ouml;l&uuml;nd&uuml;. G&ouml;k asırlar sonra temizlendi ve Deus indi yere semadan.</p>
<p>------</p>
<p>Kinlerinin esiri olmuş bu iki ruhu ayırdı ve ilahi g&uuml;c&uuml;yle Terra'yı temizledi. Sonra iki lidere d&ouml;nd&uuml;. &Uuml;rk&uuml;ten bir ses ile şunları s&ouml;yledi:</p>
<p>&mdash;Siz kirlisiniz. Soyunuz da kirli olacak. Zira arkanızdan gelenlerden bazıları vardır ki sizin evladınız olmaları i&ccedil;in kan bağına gerek yoktur. Ruhlarınız g&uuml;nahkar , silahlarınız ve bedenleriniz lanetlidir. Nihayetinde &ouml;l&uuml;m, &ouml;ld&uuml;rd&uuml;klerinizin ruhunu huzura kavuşturacaktır.</p>
<p>İki lideri de elleriyle g&ouml;ğe kaldırdı ve boyunlarını kırdı. Savaş yaralarında akan kanlar yere değdiğinde &ccedil;i&ccedil;ekleri a&ccedil;tırdı. Terra bu varlıkta huzuru bulmuştu. Deus Terra halkına armağanlarda bulundu.&nbsp;</p>
<p>Bunların ilki suydu. Su , Terra'yı temiz kıldı.&nbsp;</p>
<p>İkinci armağan Videns'di. 8 kişi se&ccedil;ti ve bu kişilere su aracılığıyla b&uuml;y&uuml;y&uuml; bahşetti. Onları Terra halkını korumakla sorumlu kıldı.</p>
<p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; armağan Caesar'dı. Terra halkında temiz birisini se&ccedil;ti ve ona Terra'yı y&ouml;netme yetkisini bahşetti. Su ona g&uuml;&ccedil; , hayat ve insanlık verdi.</p>
<p>Terra hızlı bir toparlanma s&uuml;recine girdi. Kralın &ouml;nderliğinde Terra barış ve huzurun h&uuml;k&uuml;mdar olduğu bir diyar oluyordu. Katipler t&uuml;m bunları kaydetti. Bazıları ise bu varlığı tanrı bildi. Katipler onlara "Fides" dedi.</p>
<p><br />Savaş &ouml;l&uuml;m&uuml; getirir. Kaybedince kaybedilene karşı hasret doğar. Savaş durumunda kaybedilen barıştır. Yokluğunda varlığına duyulan hasret b&uuml;y&uuml;r. Savaşlar barış uğuruna veya bahanesiyle yapılır ancak &ccedil;oğunlukla &ouml;l&uuml;m ve h&uuml;z&uuml;nden başka bir şey getirmez. Barış vasıtasıyla ulaşılması istenilen huzur ise şahsın en temel yaşam gere&ccedil;lerinden biridir.<br />Kişiyi bu &uuml;mit hayatta tutar ancak toplumlar bu ama&ccedil; uğuruna kendilerine &ouml;nderlik yapacak bir lidere ihtiya&ccedil; duyarlar.<br />Terra i&ccedil;in bu &ouml;nder Caesar'dı. &nbsp;Caesar ; g&uuml;c&uuml; eline aldı ve Terra'yı , o arzulanan barış ve huzurun diyarı haline getirdi. Terra'nın kalbi olan Urbs'u kurdu ve diyarı buradan y&ouml;netti. Katipler ise Urbs'un hemen dışında kurulan Digit'e yerleşti ve buradan tarihe şahitlik ettiler. Bu barış ortamı y&uuml;zyıllar s&uuml;rd&uuml;. Suyun g&uuml;c&uuml; sayesinde Caesar ve Videns'ler bu s&uuml;re boyunca hayatta kaldılar.</p>
<p>Ge&ccedil;en uzun zamanın ardından suyun yerini bilen nesillerin &ouml;m&uuml;r mumları s&ouml;nd&uuml;. Sadece bazı Katiplerin ellerinde bulunan eski belgelerde suyun yeri yazıyordu ancak onlarda bu bilgiyi saklamayı tercih ettiler. Caesar'da bu konuda Katiplere hak veriyordu. Zira Pusnator'un ve Vintor'un neslinin kinini hissedebiliyordu.</p>
<p>Barış , ge&ccedil;mişin kini geleceği tehdit edene kadardır. Nihayetinde topraklar kanla sulanır. &Ouml;l&uuml;m , yaşamın kıymetini bilmemiz i&ccedil;indir ve intikam duygusu bedeni t&uuml;keten bir zehirdir.&nbsp;<br />Caesar bundan dolayı ş&uuml;phe ve korku i&ccedil;indeydi ve haklıda &ccedil;ıkmıştı. Kendilerine "İnfectus" diyen bir &ouml;rg&uuml;t Caesar y&ouml;netimine karşı baş kaldırdı. Deus'u şeytan ve Pugnator'u şehit olmuş bir kahraman bildiler ve kendisinin getirmek istediğine inandıkları d&uuml;zeni Terra'da mutlak kılmak istediler. G&uuml;c&uuml;n sudan geldiğini biliyorlardı bu y&uuml;zden Digit'i ateşe verdiler. Caesar duruma m&uuml;dahale etmek i&ccedil;in Digit'e mitleri g&ouml;nderdi. İrili ufaklı &ccedil;atışmalar haftalarca s&uuml;rd&uuml; ancak hi&ccedil;bir taraf &uuml;st&uuml;nl&uuml;k kuramadı. Bu s&uuml;re&ccedil;te bir s&uuml;r&uuml; Katip hayatını kaybetti ve onlarca kaynak yok oldu. Deus'un Terra'yı cezalandırdığını d&uuml;ş&uuml;nen Fides'ler irili ufaklı topluluklar halinde Urbs'u terk edip Montes'in y&uuml;ksek dağlarına yerleştiler.</p>
<p>Sonbahar sert r&uuml;zgarlarıyla Terra'da iyice kendini hissettirmeye başlamıştı. Haftalar ayları getirdi ancak &ccedil;atışmalar bitmemiş , daha da şiddetli bir şekilde Urbs'a taşınmıştı. Urbs'ta yaşayanlar sık sık g&uuml;ne &ccedil;atışmaların g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;yle uyanıyordu. Katiplerin &ccedil;oğu İnfectus tarafından katledilmişti. Kalan az sayıda kişi de kurtarabildikleri kadar kaynakla g&uuml;venli yerler aramaya &ccedil;alıştılar ancak başaramadılar. Biliyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben İnfectusların elinden kurtulmayı başarmış ve sonbaharda hayatta kalmış son katibim. Vazifemi yerine getiriyor ve artık sadece h&uuml;zn&uuml;n yetiştiği bu toprakların tarihini "Tenebris" adını verdiğim bu kitaba yazıyorum. Yaşadıklarımın ve yaşayacaklarımın benden sonraki nesle ders olması ; belki de ufak bir ihtimal dahilinde bile olsa , bir yolu bulunması durumunda Terra'yı kurtarmalarında işlerine yaraması &uuml;midiyle yazıyorum. Zira yaşananlar karşısında , kişiyi ayakta tutan umut duygusunu bende sağlayan tek şey bu d&uuml;ş&uuml;nceler.</p>
<p>Urbs'un geniş bir sokağında ; Mitlerin ve İnfectusların girdiği b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;atışmanın ortasından , bir videns tarafından son anda kurtarılıp saraya g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;m. Caesar'ın huzuruna &ccedil;ıktım ve orada &ouml;ğrendim. Ben hayatta kalan son katiptim.</p>
<p>Sarayda &ouml;zel olarak korumaya alındım. Tenebris'i de işte o g&uuml;nlerde yazmaya başladım. &Uuml;zerlerinde tehdit edilebilme ihtimalime &nbsp;karşın eşim ve &nbsp;daha bebek olan oğlum , Terra'da ki en g&uuml;venli yerlerden biri olan Ultima'ya yerleştirildi. G&uuml;nler giderek zorlaşıyor , &ccedil;atışmaların sıklığı artıyordu. Artık Terra'da barıştan eser kalmamıştı. Huzur , tekrardan hasret duyulan olmaya başlamıştı. Mit ve İnfectus grupları arasındaki &ccedil;atışmalardaki dengenin bozulması ise &ccedil;ok uzun s&uuml;rmeyecekti. İnfectuslardan bir ka&ccedil;ının suyun yerini bulduğuna dair duyum alan bir mit b&ouml;l&uuml;ğ&uuml; gizlice onları takip etti. Hayatta kalan ve saraya ulaşmayı başarmış son askerin anlattıklarına g&ouml;re bir şey , onlar ulaşmadan t&uuml;m İnfectus &uuml;yelerini &ouml;ld&uuml;rm&uuml;ş. Arkadaşlarının &ccedil;ığlıkları arasında canını zor kurtarmış.&nbsp;</p>
<p><br />Aradan 2 g&uuml;n ge&ccedil;ti. Caesar ve Vidensler zayıf d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. G&ouml;ky&uuml;z&uuml; kararmaya başlamış ve r&uuml;zg&acirc;r kanın kokusu taşıyordu. En sonunda sonbahar geldi.</p>
<p>Urbs , Terra'da daha &ouml;nce g&ouml;r&uuml;lmemiş canlıların saldırısına uğradı. G&ouml;rd&uuml;kleri t&uuml;m canlıları vahşice &ouml;ld&uuml;r&uuml;yorlardı. Mitler şehrin sokaklarında halkı korumaya &ccedil;alışırken bir yandan da Vidensler halkı Ultima'ya tahliye etmeye &ccedil;alışıyordu. B&uuml;y&uuml;k bir grup sarayın kapılarına dayandı , sanki Caesar'ı istiyorlarmış gibi. Sarayda bulunan iki Videns saray ahalisinden kurtarabildiklerini Ultimay'a g&ouml;nderdi. Artık sarayda, &nbsp;taht odasında sadece ben , Caesar ve iki Videns vardı. Yaratıklar taht odasının kapısını zorluyordu ve i&ccedil;eri girmeleri an meselesiydi. Caesar , uzun zamandır sakladığı bir silahı &ccedil;ıkardı. Pusnator'un mızrağı.&nbsp;</p>
<p>Ben olanlara anlam veremiyordum. Kafamda bin bir d&uuml;ş&uuml;nce , panik ve korku i&ccedil;erisindeydim. Artık belliydi. Taht odasının kapısının kırılmasına saniyeler kala Videnslerin bir bana d&ouml;nd&uuml;. Bir ge&ccedil;it a&ccedil;tı ve "Tenebris'i koru" deyip beni ge&ccedil;ide itti. Taht odasını girişlerini g&ouml;rd&uuml;m ve kendimi Desert'da buldum.</p>
<p>Terra ; uzun bir yazdan sonra sonbaharı o kadar şiddetli yaşamıştı ki , o g&ouml;lgesi g&uuml;ven veren ağa&ccedil;ların yaprakları doğmamak &uuml;zere &ouml;lm&uuml;ş olabilirdi. Huzursuzluğu taşıyan r&uuml;zgar artık Urbs'ta akan kanların kokusundan başka bir şey getirmiyordu.<br />Sonbahar , t&uuml;m &ccedil;i&ccedil;ekleri soldurmuştu.</p>
<p>G&uuml;nlerce Ultima'ya ulaşmaya &ccedil;alıştım.<br />Sıfır erzak , haritasız ve pusulasız neredeyse &ouml;l&uuml;yordum. O kafile ile karşılaşmam ger&ccedil;ekten b&uuml;y&uuml;k şanstı. Bana yolu g&ouml;sterip erzak verdiler. Sorduğumda Ultima'dan keşif yolculuğuna &ccedil;ıktıklarını ve Urbs'a gittiklerini &ouml;ğrendim. Gitmemeleri i&ccedil;in &ccedil;ok dil d&ouml;ksem de ikna edemedim. Sonu&ccedil; olarak yollarımız ayrıldı. Ben bir hafta sonra Ultima'ya varmış , eşim ve &ccedil;ocuğuma kavuşmuştum ancak o kafileden bir daha haber alınamadı.&nbsp;</p>
<p>Yaşananlarda binlerce kişi &ouml;lm&uuml;ş ; bir&ccedil;ok &ccedil;ocuk yetim , &ouml;ks&uuml;z kalmıştı. Şuan bu satırları yazarken daha yeni y&uuml;r&uuml;meye başlamış oğlum ve sonbaharın etkisini &uuml;zerinden atamamış eşim yan odada uyuyorlar. Şimdilik onların yanında duracağım ama bir g&uuml;n yola &ccedil;ıkmam gerektiğini biliyorum. Tenebris'i tamamlayacak ve başaramamam durumunda Terra'yı kurtarma yolundan gidecek yeni kişilere bir yol haritası bırakmış olacağım. Bunu ben yapmazsam kimse yapmaz. Tek dileğim Terra'nın eski barış dolu g&uuml;nlerine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml; biricik evladım ve eşimle g&ouml;rmek.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;lmemeliyim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 25 ( Mavi Masuma Yağan Kızıl Kin )</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-25-mavi-masuma-yagan-kizil-kin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-25-mavi-masuma-yagan-kizil-kin</guid>
<description><![CDATA[ Açıkçası ne diyeceğimi bilemiyorum. Uzun zamandır bu yazıyı yazmak istiyordum ancak başına oturmaya cesaret bile edemedim şu vakte kadar. Konuyla ilgili araştırma yaptıkça karnıma ağrılar giriyordu ama bir şekilde bu konudan bahsetmem gerekiyordu. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_62274368ed74a.jpg" length="43699" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 14:53:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>savaş, zulüm, soykırım, işgal, türk, çin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>A&ccedil;ık&ccedil;ası ne diyeceğimi bilemiyorum. Uzun zamandır bu yazıyı yazmak istiyordum ancak başına oturmaya cesaret bile edemedim şu vakte kadar. Konuyla ilgili araştırma yaptık&ccedil;a karnıma ağrılar giriyordu ama bir şekilde bu konudan bahsetmem gerekiyordu. Normalde bu , Uygur soykırımını sans&uuml;rs&uuml;z bir şekilde anlatan kurgusal bir &ouml;yk&uuml; olacaktı ama bundan vazge&ccedil;tim. Yazdıklarımın bir faydası olmayacağı bilinciyle kahrolurken bu yazıda sadece hakikatlerden bahsetmeye niyetliyim.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;in'in Uygur T&uuml;rklerine uyguladığı soykırım , araştıranları şeytanın yery&uuml;z&uuml;ne indiğine inandıracak cinsten. Adeta d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k hapishanesi konumda bulunan b&ouml;lgede binlerce masum insan sırf ırkları ve dini inanışları y&uuml;z&uuml;nden işkence g&ouml;rmekte ve hatta &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmekte.</p>
<p>Ter&ouml;rist olduğuna dair belgeleri imzalamadığı i&ccedil;in tecav&uuml;ze uğrayan kadınlar , g&ouml;zleri &ouml;n&uuml;nde annesi ve babası &ouml;ld&uuml;r&uuml;len &ccedil;ocuklar , kendi din ve benliklerinde işkence yoluyla uzaklaştırılan binler var .&nbsp;</p>
<p>2009 ' da Urum&ccedil;i'de 200'e yakın Uygur T&uuml;rk'&uuml; kurşuna dizilerek infaz edildi.<br />2017'de inşaatları başlayan yetimhanelere ailelerinde zorla kopartılmış 500 bin &ccedil;ocuk yerleştirildi.</p>
<p>2 , sonrasında da sadece 5 sene bağımsız kalan Doğu T&uuml;rkistan halkına uygulanan zul&uuml;mlerden kurtulabilmiş kişilerinde anlattıkları kan donduran cinsten.&nbsp;</p>
<p>Daha &ouml;nce toplama kamplarında tutulmuş Kayrat Sumarkan yaşadıklarını şu şeklide anlatıyor ;</p>
<p>"Sorgulama sırasında ağır işkenceler g&ouml;rd&uuml;k , ufacık h&uuml;crelerde &ccedil;ok sayıda insan bir arada tutulduk ve kimilerini intihara s&uuml;r&uuml;kleyen Kom&uuml;nist Parti rejiminin acımasız uygulamalarına maruz kaldık."</p>
<p>Bedenlerini saran ve hareket etmeleri durumunda acı &ccedil;ekmelerine sebep olan sandalyelere zincirlenip g&uuml;nlerce sorgulanan insanlar ayaklarına bağlanan 5 kiloluk prangalarla , daracık ve penceresiz h&uuml;crelerde 40 ' a varan sayıda kişiyle zorla tutuluyor.</p>
<p>Her aileye yerleştirilen &nbsp;ve en ufak bir hatalarında onları fişlemekle g&ouml;revli &Ccedil;inliler var. Uygur kızları &Ccedil;inli bir erkekle evlenmek zorunda. Sokaklarda adım başı polisler var ve sıkı denetimler uygulanıyor. Camiler yıkılıyor ve kişinin dini inancını ve ırkını belli eden en ufak şey hapis cezasına sebebiyet veriyor.&nbsp;</p>
<p>BBC'nin Uygur toplama kamplarına yaptığı ziyarette arka plandaki kişilerin y&uuml;zlerine bakın. Bu detayı fark ettiğimde iyice kahroldum. İnsanlar g&uuml;lmek zorundalar adeta kameralara karşı. Sonu&ccedil;ta ağlamaları durumunda bile cezalandırıldıkları bir zindandan kastediyoruz.</p>
<p>&Ccedil;in , ge&ccedil;mişin kini ve ucuz iş g&uuml;c&uuml;yle paranın hırsıyla g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bir insanlık su&ccedil;u işlemektedir. T&uuml;m bu olanlara rağmen BM'nin Uygur soykırımına son vermesi adına &Ccedil;in' e yolladığı mektupta bir tane bile İslam &uuml;lkesinin imzası yer almamaktadır. T&uuml;rk basını da Uygur soykırımından bahsetmemektedir.&nbsp;</p>
<p>T&uuml;m bu yaşananlar insanlık i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir utan&ccedil; kaynağıdır. &Ccedil;in , Uygur halkına yaşamayı bile &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;yor ve bir ırkının k&ouml;k&uuml;n&uuml; kazımaya &ccedil;alışıyor.&nbsp;</p>
<p>Akıttıkları kan mavimizi kirletirken de biz &ccedil;ok da bir şey yapamıyoruz. &nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Atatürk&amp;apos; ü Anlamak (Safındaki Hainler)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ataturk-u-anlamak-3kisim-safindaki-hainler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ataturk-u-anlamak-3kisim-safindaki-hainler</guid>
<description><![CDATA[ Sembolleştirmenin aşırılığı sonucunda oluşan destekçilerde fikrin safındaki hainlerdir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62166f92dded1.jpg" length="63926" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 20:32:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Atatür, vatan, millet, genç, siyaset, politika, hain, kemalizm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kişi ; fikrin varlığını fiziksel olarak yery&uuml;z&uuml;nde yansıtan kişilere , yansıttığı fikirlerden daha fazla bağlanırsa eğer her ne kadar destek veriyor muş gibi g&ouml;z&uuml;kse de hem o kişiye hem de fikre zarar verir. &Ccedil;oğunluğun fikri değil kişi savunması durumunda da kişinin &ouml;lmesiyle fikrin de temelleri sarsılır. Sembolleştirmenin aşırılığı sonucunda oluşan destek&ccedil;ilerde fikrin safhındaki hainlerdir. Kimse o fikre bu kişiler kadar zarar veremez. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kemalizm i&ccedil;in de durum aynen budur.&nbsp;</p>
<p>Mustafa Kemal'in ve silah arkadaşlarının zaferi tarihi bir yaşanmışlıktan &ccedil;ok masalmış gibi anlatıldı hep topluma. Keskin &ccedil;izgilerle ayrılmış iyi ve k&ouml;t&uuml;n&uuml;n savaşında iyi olanlar sıfır kayıpla ve mucizevi bir şekilde zafer kazanmış gibi anlatılıyor. Kişi bu masaldan etkilense de hakikatle karşılaştırılınca pek bi &uuml;topik gelmesinden dolayı bulunduğu zaman dilimiyle bağdaştıramaz. Masalla karşılaştırınca d&uuml;şmanı &ccedil;ok daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; , kendisi ise kahramanlara kıyasla aşırı zayıf g&ouml;r&uuml;n&uuml;r ki "Hayır ." der. "Ben bunu başaramam." diye de ekler ve dertlerini sıralayıp iyice vaz ge&ccedil;er. &Ouml;n&uuml;mdeki engellerin aşırı fazla olduğunu ve kendisinin başarmasınım imkansız olduğunu kabullenir.&nbsp;</p>
<p>Mustfa Kemal Atat&uuml;rk &ccedil;evresindeki olumsuz durumların hepsini aşarak , uğurunda savaştığı hayallerinin &ouml;n&uuml;ndeki engellerin kendisini devirmesine izin vermemiştir. "Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır." s&ouml;z&uuml;n&uuml; de bu y&uuml;zden s&ouml;ylemiştir zaten. &nbsp;T&uuml;m kaleleri zapt edilmiş, b&uuml;t&uuml;n tersanelerine girilmiş, b&uuml;t&uuml;n orduları dağıtılmış ve memleketin her k&ouml;şesi bilfiil işgal edilmiş olmasına rağmen asla umutsuzluğa kapılmamış ve vazge&ccedil;memiştir. Vazifeye atılmak i&ccedil;in i&ccedil;inde bulunacağın vaziyetin imk&acirc;n ve şeraitini d&uuml;ş&uuml;nmemiş , ne gerekiyorsa onu yapmak i&ccedil;in hayatı boyunca &ccedil;alışmıştır. Bu bir masal değildi. B&ouml;ylesine b&uuml;y&uuml;k bir zafer i&ccedil;in verilen kayıplar da b&uuml;y&uuml;kt&uuml; elbet . Sadece Batı Cephesi'nde 640.000 T&uuml;rk sivil &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Esarete mahkum edilmiş bir halkın i&ccedil;indeki bağımsızlık ateşini yeniden yakmış ve hep canlı kalması uğurunda hayatını harcamıştır. &Ouml;yleki hastalıktan dolayı ızdırap &ccedil;ektiği g&uuml;nlerde bile milletinin yanında olmuştur.</p>
<p>Sembolleştirmenin ve fanatizmin etkisindeki insanlardan dolayı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Kemalizm zarar g&ouml;rmektedir. Mustafa Kemalin başarılarının hikmetini g&ouml;sterdiği irade de ve inandıklarına bağlılığında değil de kaşında g&ouml;z&uuml;nde arayanlar... Safındaki hainler dememin sebebi de bu . Bu insanlar kadar kimse zarar vermemiştir belkide Kemalizme.&nbsp;<br />Atat&uuml;rk&uuml; yanlış anlayanlar bir yana aşırı iyi anlayanlar da cabası. S&ouml;ylemleriyle , zaten her fırsatı kollayan asıl hainlere koz vermiş oluyorlar.&nbsp;</p>
<p>Kendilerini bir yere ait hissetmek isteyen insanların bir kısmının bu tatmin duygusunu Kemlizm ile sağlama &ccedil;abalarıda safındaki hainler tanımına uygundur. Hi&ccedil; araştırmadan , bilmeden sırf "Ben şuyum , şunlardanım." demek i&ccedil;in ideolojilere ve fikirlere inanan fazlaca bir kesim var. Artık korktuklarından mı yoksa başka bir sebepten mi bilemiyorum ama bu insanlar kendi &ccedil;abaları sonucu kendilerini tanımaktansa bir s&uuml;r&uuml;ye katılıp hem kendilerine hem de o s&uuml;r&uuml;dekilere zarar verirler. Cahilin ne b&uuml;y&uuml;k tehlikelere yol a&ccedil;abileceğini burada bariz bir şekilde g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Bu sadece Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k i&ccedil;in değil, bulunduğumuz y&uuml;zyılda t&uuml;m ideoloji ve inan&ccedil;ların en temel problemlerinden biri.</p>
<p><br />Herşeyden &ouml;nce kendisine Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml; diyen bir birey okumalı , araştırmalı ve ne ger&ccedil;ek hainlere ne de safındaki hainlere koz vermemelidir. Mustafa Kemal ismi siyasi bir malzeme olarak kullanılmamalıdır. Bin bir zorluklarla , onca şey feda edilerek kazanılan ve bizzat Atat&uuml;rk tarafından gen&ccedil;lere bırakılan mirasa gen&ccedil;lerce sahip &ccedil;ıkılmalı.<br />G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kemalizmi savunan , &ouml;zellikle gen&ccedil; kesmin bile umutsuzluğun pen&ccedil;esine d&uuml;şm&uuml;ş durumda. Herkes ikinci bir Atat&uuml;rk bekliyor. En &ccedil;ok da buna &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum işte. "ATAM SEN KALK DA BEN YATAM" ve ya "ATAM GERİ D&Ouml;N , SANA İHTİYACIMIZ VAR" s&ouml;ylemleri beni cidden &ccedil;ok &uuml;z&uuml;yor. Bu insanlar sanıyorlar ki &ccedil;ok iyi Kemalistler . Mustafa Kemal Paşa kendisi s&ouml;yl&uuml;yor "Eğer bir kurtarıcı bekliyorsanız size hi&ccedil;bir şey &ouml;ğretememişimdir." diye. İşi şova d&ouml;kenler bir tarafa cidden &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum. Elbette herkesten bir savaş&ccedil;ı &ccedil;ıkmasını beklemiyorum. Kişinin &ouml;mr&uuml;n&uuml; feda etmesi gereken bir yol bu . Sağlam bir irade ve kararlılık g&ouml;sterilmeli ama işte hepimiz bir Atat&uuml;rk olamayız belki ama &ccedil;abalarsak eğer hepimiz birlikte bir Atat&uuml;rk olabilir. Gen&ccedil;liğe hitabe de &ouml;zellikle bas baya kendisinin bu m&uuml;cadeleyi nasıl kazandığından bahsediyor. Yani elimizde bir harita var ama işte bizim en b&uuml;y&uuml;k sorunlarımızdan biri o haritanın g&ouml;sterdiği hedefe durmadan y&uuml;r&uuml;yeceğimize and i&ccedil;meye artık cesaret edemememiz.</p>
<p>"Hi&ccedil;bir zaman &uuml;mitsiz olmayacağız, &ccedil;alışacağız, memleketi kurtaracağız."</p>
<p>&nbsp;(M.K. ATAT&Uuml;RK)</p>
<p>Senin vizyonunu millet&ccedil;e daha iyi anladığımız g&uuml;nlere uyanmak dileğiyle.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Umutsuz Kalamam</title>
<link>https://edebiyatblog.com/umutsuz-kalamam</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/umutsuz-kalamam</guid>
<description><![CDATA[ Başka bir şey yok ellerinde , Garip&#039;ler umutsuz kalamazlar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621201223b82a.jpg" length="47383" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 20 Feb 2022 11:52:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>şiir, hayat, kader, ömür, zaman, umut, yazar, şair, garip</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir d&uuml;şt&uuml; , yolun sonundaki vahalar<br />Binler d&uuml;şt&uuml; , bir kadeh huzura duyulan hasretten.<br />Başka bir harp bizimkisi , uğurunda nice yiğitler kaybedilen.<br />Yeni bir varis doğarken , onların g&uuml;n&uuml;nden eksik olmayan karanlıklar.</p>
<p>Sayfalar hamal , kalemler şahit ; halen kokusuna &ouml;zlem duyulan g&uuml;llere.<br />D&uuml;ş ve umudu eksik etmedik , yağan kanın sonunda doğacak g&uuml;neşli g&uuml;nlere.<br />Hayat kumar , bahsimiz canımız &uuml;st&uuml;neydi;<br />G&uuml;lenler bilmiyorlardı , bu fanilerin kaybetmekten korktuğu bir tek h&uuml;rriyetti.</p>
<p>K&acirc;tip&rsquo;lerin s&ouml;z&uuml; senettir de ;<br />Destanlar okunur , yiğitleri &ouml;l&uuml;nce.<br />G&uuml;nler şarap , yıllandık&ccedil;a g&uuml;zelleşen.<br />&Uuml;st&uuml;ne sinen tozlara &uuml;fledik&ccedil;e taşan pınarların vardığı g&uuml;l&uuml;şlerden;<br />Bir hevesle bahsettik sağımızdaki katibe.<br />Varlığımızın kusurları lakin yakalar er yada ge&ccedil; ,<br />Can bu bedenden g&ouml;&ccedil;&uuml;nce.</p>
<p>Şiirlerime sarılır g&ouml;&ccedil;t&uuml;ğ&uuml;m vakit farkına varırlar.<br />&Uuml;zerime gelen itilaf devletlerine karşın umudunu yitirmemiş c&uuml;mlelerim var.<br />Tarihteki destanları avucundaki kadarıyla yazanlar var.<br />Başka bir şey yok ellerinde , Garip'ler umutsuz kalamazlar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gözlerimden Gör</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gozlerimden-gor</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gozlerimden-gor</guid>
<description><![CDATA[ Vardığında yanına , gözyaşlarıyla gülünü koklayan;
Aciz varlıktır insan. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61fe3ca5a4594.jpg" length="44609" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 05 Feb 2022 11:47:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hayal, fikir, inanç, hedef, savaş, barış, isyan, baskı, mücadele</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&ouml;rd&uuml;m , gece g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n kinimizle kızıla b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;.<br />Bir hevesle u&ccedil;an balonların y&uuml;kseldik&ccedil;e s&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;<br />K&ouml;rd&uuml;m , g&ouml;remedim b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e kabusların hakikate d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;.<br />Unutmuşum &ccedil;&ouml;lde fazla kalana kumların vahalar gibi g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;.<br />S&ouml;nd&uuml;m , r&uuml;yalarımda g&ouml;rd&uuml;m &ouml;fkemin ateşine umut pınarından sular d&ouml;k&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;.</p>
<p>Bu ormanda yanan her ağaca karşın insanların da k&uuml;lleri ile bir olduğunu.<br />Şimdi s&ouml;ylesene sessiz sohbetlerimizde sadece sahipsizlerin s&uuml;kuneti mi sorulur?<br />Her şeyini kaybetmiş birinden ne zamandır &ouml;l&uuml;mden korkması beklenir oldu?<br />Ya da hayatı savaş olmuş gezginin &ouml;n&uuml;ne korku mu koyulur oldu?</p>
<p>&Ouml;zlem kırbacıyla insan terbiyecisinin adı zaman.<br />Bizimkisi başka bir zindandır , en g&uuml;&ccedil;l&uuml;m&uuml;z&uuml; bile bazı vakitlerde ağlatan.<br />G&uuml;nahtır burada isimler ile anılmak , anlamlarını yitirdiler &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;oktan.<br />Bir azap olur zamanla yaşam , ayrılışına hasretimizi gıdıklayan.<br />Vardığında yanına , g&ouml;zyaşlarıyla g&uuml;l&uuml;n&uuml; koklayan;<br />Aciz varlıktır insan.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 17 (Gençliğe Hitabe&amp;apos;yi Anlamak)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-17-genclige-hitabeyi-anlamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-17-genclige-hitabeyi-anlamak</guid>
<description><![CDATA[ Yaşadığımız zorlukları ve sorunları çözüme kavuşturacak olan bu iki cümlenin içindeymiş... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f6e5c1f2442.jpg" length="78473" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 31 Jan 2022 10:51:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>atatürk, vatan, millimücadeler, bağımsızlık, türkiye, cumhuriyet, gençlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gen&ccedil;liğe hitabeyi defalarca okudum . Asla okumaktan sıkılmadım . Ana dili T&uuml;rk&ccedil;e olan en &ouml;nemli yazıtlardan biri. Zamansız bir s&ouml;ylem. Mustafa Kemal Paşa'nın , en b&uuml;y&uuml;k eserinin miras&ccedil;ılarına verdiği bir &ouml;ğ&uuml;t. Lakin bu &ouml;ğ&uuml;d&uuml; , &ouml;zellikle bu son g&uuml;nlerde daha iyi anlamamız gerekirken &uuml;zerinde yeterince d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yoruz. İnternette Atat&uuml;rk'&uuml;n bir fotoğrafını paylaşıp altına "Ger&ccedil;ek lider" ," Sen kalk da ben yatam." gibi anlamsız ve gereksiz s&ouml;ylemlerde bulunmaktansa ger&ccedil;ekten Atat&uuml;rk'&uuml;n kulak vermemizi istediği asıl s&ouml;ylemini daha iyi anlamamız gerekir.</p>
<p>Dediğim gibi s&uuml;rekli Gen&ccedil;liğe Hitabeyi okurum. Yıllar yıllar &ouml;nce bir kez daha okurken aklıma bir soru takılmıştı. Bu g&uuml;ne kadar da bu soru s&uuml;rekli zihnimi kurcaladı. Son g&uuml;nlerde ise bu sorunun kendimce bir cevabını buldum. Size de bu soruyu soracak ve kendi bulduğum cevabı s&ouml;yleyeceğim ama &ouml;nce size başka bir soru sormak istiyorum.</p>
<p>Sizce Mustafa Kemal olmak imkansız mı? &Ccedil;ok zor olduğu aşikar ama mesela bu g&uuml;n bir &ccedil;ocuk size "Ben Mustafa Kemal olacağım." dese ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rs&uuml;n&uuml;z mesela?<br />D&uuml;r&uuml;st olun. "&Ccedil;ocuk&ccedil;a bir s&ouml;ylem" dersiniz bir &ccedil;oğunuz</p>
<p>Şuan , her ne kadar belli basın yayın organlarınca inkar edilirse hakikat barizdir. Hi&ccedil; de iyi bir durumda değiliz. Bu konuyu detaylıca anlatamayacak durumdayız hatta. Bir bataklıkta saplanmış durumdayız ve nasıl desem... Bu bilenlere olduk&ccedil;a tanıdık gelen bir durum. Vaktiyle fakruzaruret i&ccedil;inde harap ve bitap d&uuml;şm&uuml;ş bir milletin torunları , aradan ge&ccedil;en onca yılın ardından tekrardan aynı durumda ve vaktiyle o harap ve bitap d&uuml;şm&uuml;ş milletin i&ccedil;erisinden &ccedil;ıkan bir gen&ccedil; "Ben bu milleti kurtaracağım" demişti . Şimdi o milletin torunlarının &ccedil;ocuklarından biri neden b&ouml;yle bir s&ouml;ylem ettiğinde &ccedil;ocuk&ccedil;a olsun ki? O kadar mı imkansız bi Atat&uuml;rk olmak?&nbsp;</p>
<p>Belkide inanırdı imkansız olduğuna , eğer bizzat kendisi tarafından &ouml;n&uuml;m&uuml;ze sunulmuş a&ccedil;ık bir kılavuz olmasaydı. Gen&ccedil;liğe hitabe her şey den &ouml;nce bir kılavuzdur. Mustafa Kemal Atat&uuml;rk'&uuml;n gen&ccedil;liğe bıraktığı bir kılavuz. Kendisinin ve izinden giden halkının verdiği tarihi m&uuml;cadelesinin kılavuzu. Tıpkı satın aldığınız bir &uuml;r&uuml;n&uuml;n kullanım kılavuzu gibi bu mirasın nasıl korunacağını anlatan da bir kılavuz aslında. Tek farkı normal kılavuzların aksine bu kılavuzda oluşabilecek t&uuml;m sorunlara karşın &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak sadece 2 c&uuml;mle yer alıyor.&nbsp;</p>
<p>Mustafa Kemal Atat&uuml;rk ; gen&ccedil;liğe, ileride d&uuml;şmanlarının ol olacağını , bu d&uuml;şmanlarına karşı bir m&uuml;cadele vermesi gerekeceğini , bu d&uuml;şmanlarının &ccedil;eşitli yollarla &uuml;lkesinin neredeyse her biriminde g&uuml;&ccedil; bulacağını , siyasilerin bile bu d&uuml;şmanların safında yer alacağını , iktidar sahiplerinin dahi gaflet ce dalalet hatta hıyanet i&ccedil;erisinde bulunacağını s&ouml;ylerken &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak ise sadece şu c&uuml;mleleri yazar :</p>
<p>"Ey T&uuml;rk istikbalinin evladı! İşte bu ahval ve şerati dahi vazifen , T&uuml;rk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhta&ccedil; olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."<br />İşte en başta belirttiğim soru da tam bu noktada kafama takıldı. "İlerde oluşabilecek t&uuml;m bu sorunları nokta atışı tahmin eden biri neden iş &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; s&ouml;ylemeye geldiğinde iki c&uuml;mle de ge&ccedil;er?" Bu soru uzun s&uuml;re kafamı meşgul etti. "Hayır" diyordum , haykırıyordum i&ccedil;imden , "Sadece bu iki c&uuml;mleden ibaret olamaz" diye. Bir noktayı ka&ccedil;ırıyor olmalıydım.&nbsp;</p>
<p>Şuan anlıyorum ki aslında hi&ccedil;bir şeyi ka&ccedil;ırmıyormuşum . Ger&ccedil;ekten t&uuml;m bu olumsuzluklara karşı elimde olan şey bu c&uuml;mleler. Şunun farkına vardım ki daha fazlasına da ihtiya&ccedil; yok. İzin verin a&ccedil;ıklayayım.</p>
<p>Tarihimiz ile &ouml;v&uuml;nmekten k&ouml;r olmuşuz resmen. İmkansızlıklar i&ccedil;erisinde , hi&ccedil; de kolay olmayan ve bir &ccedil;ok kayıp verilerek kazanılan Kurtuluş Savaşını bir peri masalı misali anlattılar hep bize. Hi&ccedil; kolay değildi arkadaşlar . Sadece batı cephesinde 640.00 sivil &ouml;ld&uuml;. Bakın bunlar asker falan değil. Halk , sivil insanlar. T&uuml;m zorluklara ve kayıplara rağmen atalarımızın yazdığı bu zaferde ellerinde olan sadece iki şey vardı. Bunlardan bir umut , diğeri Kemal Paşanın y&uuml;reklerinde yaktığı bağımsızlık ateşiydi. Kurtuluş Savaşı bu şekilde kazanıldı. Bir d&uuml;nya vardı resmen Mustafa Kemalin , silah arkadaşlarının ve h&uuml;rriyetine aşık bir halkın karşısında.&nbsp;</p>
<p>Şimdi bu g&uuml;n tekrardan dedelerimizin d&uuml;şt&uuml; durumun benzer bir halini yaşamaktayız. Kılı&ccedil;lar kınına girmiş olsa bile hala bizi hazinemizden mahrum etmek isteyen dahili ve harici bedhahlar var. T&uuml;m olumsuzluklara karşı verdiği m&uuml;cadelenin başında Mustafa Kemal'in elindeki tek şey damarlarındaki asil kandan gelen kudretti tıpkı bize de s&ouml;ylediği gibi. Umudumuzu kaybetmeden , Atamızın a&ccedil;tığı yoldan g&ouml;sterdiği hedefe durmadan y&uuml;r&uuml;meliyiz.&nbsp;</p>
<p>A&ccedil;ık&ccedil;ası kendimizi iki c&uuml;mle ile şanslı bel saymalıyız. Zamanında dedelerimize &nbsp;"Ya istiklal , ya &ouml;l&uuml;m" demişti sadece.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Düştük</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dustuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dustuk</guid>
<description><![CDATA[ Kara yalanlarına ak gerçekler düştükçe başlarsın yaşlanmaya.
Hayat bebeğine anlatılan masallar anılara karışmakta. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f3d7b490265.jpg" length="132279" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 Jan 2022 01:35:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>şiir, hayat, kader, ömür, zaman, ölüm, yazar, şair, garip</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dostluk aldatırmış , nihai aşkı acıymış.<br />G&ouml;rene bir g&ouml;zyaşı helal olurmuş bu d&uuml;nyada.<br />Aşığa manileri ebedi yoldaş olurmuş.<br />Hikayeleri ateşte k&uuml;l olurmuş bu d&uuml;nyada.<br />Şimdi d&uuml;şt&uuml;k ve d&uuml;şt&uuml;k ama yine d&uuml;şt&uuml;k.</p>
<p>Kara yalanlarına ak ger&ccedil;ekler d&uuml;şt&uuml;k&ccedil;e başlarsın yaşlanmaya.<br />Hayat bebeğine anlatılan masallar anılara karışmakta.<br />Bir kefen getir , ge&ccedil;mişinin geleceği i&ccedil;in vaatlerine.<br />Şimdi d&uuml;şt&uuml;k ve d&uuml;şt&uuml;k ama yine d&uuml;şt&uuml;k.</p>
<p>Yalan s&ouml;yledik&ccedil;e yanaklarından yol alan tuzlu ger&ccedil;ekler.<br />G&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e sevdiklerine acı verir.<br />Sezgin giderken yol alır tatlı bir ezgi ile.<br />Savaşın sonlarında arkanda beliren bir kafile.<br />Zaman yolunda giden &ouml;l&uuml;m yolcularıydık biz.<br />Şimdi d&uuml;şt&uuml;k ve d&uuml;şt&uuml;k ama yine d&uuml;şt&uuml;k.</p>
<p>Ger&ccedil;eklerin r&uuml;yalarında v&uuml;cut bulur , kabusun olur.<br />Efendin i&ccedil;in yetime verdiğin &uuml;&ccedil; kuruş olur.<br />Hayal olur , d&uuml;ş olur , masal olur , &ccedil;ocukluğunun ilham dolu hikayesi olur.<br />Yaşamın yaptıklarınla ancak &ouml;l&uuml;nce anlamını bulur.<br />Unutturulan d&acirc;hiler bile der "Biz umudun d&uuml;ş&uuml;yd&uuml;k."<br />Şimdi d&uuml;şt&uuml;k ve d&uuml;şt&uuml;k ama yine d&uuml;şt&uuml;k.</p>
<p>G&ouml;ky&uuml;z&uuml; değerli hazinesini gecenin karanlığıyla paylaşır yery&uuml;z&uuml; ile.<br />Yazdıklarım yanımda ancak &ccedil;oktan u&ccedil;up gitti s&ouml;zler.<br />İsimler , altındaki anlaşılmayan &ouml;zleri gizler.<br />U&ccedil;an t&uuml;m o s&ouml;zler nasıl olur da değer belirler.<br />Şimdi d&uuml;şt&uuml;k ve d&uuml;şt&uuml;k ama yine d&uuml;şt&uuml;k.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölümle Aynı Gün</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumle-ayni-gun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumle-ayni-gun</guid>
<description><![CDATA[ Kayboldukları karanlık okyanustaki mâh-ı münîr.
Umutla dil-i zar eyleyenin bol olur girye-i sürûr. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61ef2f07287a2.jpg" length="56875" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 25 Jan 2022 01:59:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>şiir, hayat, kader, ömür, zaman, ölüm, yazar, şair, garip</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;zlemiyle yandığım verd-i ahmer.<br />Dem-i vals bu , kanla g&ouml;zyaşının r&acirc;h-ı muhabbet.<br />Kayboldukları karanlık okyanustaki m&acirc;h-ı m&uuml;n&icirc;r.<br />Umutla dil-i zar eyleyenin bol olur girye-i s&uuml;r&ucirc;r.</p>
<p>Şiir şık bir aynadır.<br />Altınla bile s&uuml;slense g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlatır.<br />Sayfalardaki esaretini , &uuml;zerine sinen tozla paylaşır.<br />Anlatısıyla bazen &ouml;l&uuml;y&uuml; bile ağlatır.</p>
<p>Mest eder , okunduk&ccedil;a dili.<br />Y&uuml;k&uuml;n&uuml;n altında ezilen şairi korur kalemi.<br />Esası i&ccedil;in saklar mahlasıyla , beden maskesini.<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; isteyenler , feda etmelidir &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;k i&ccedil;in kendini.</p>
<p>Ağlamak ne b&uuml;y&uuml;k nimettir.<br />Taşan g&ouml;z pınarları samimiyetin en saf halidir.<br />Kuruyup kalmış yanaklarım , unutmuş şimdilerde g&ouml;zlerim.<br />Artık d&ouml;n&uuml;lmeyen yolların arkasından gelen damla damla samimiyeti &ouml;zledim.</p>
<p>&Ouml;l&uuml;mle aynı g&uuml;n tanıştım.<br />Zamanla onu tanıdım , varlığına alıştım.<br />D&uuml;ş&uuml;mde defalarca g&ouml;rd&uuml;k &ouml;l&uuml;mleri de unuttum arkalarından ağlamayı.<br />K&ouml;relmiş bir kalp ile ister miydim yaşamayı?<br />G&uuml;nler d&ouml;k&uuml;ld&uuml;k&ccedil;e saatlerden , ayrıldı hayat soframdan dostlar bir bir.&nbsp;<br />&Ouml;l&uuml;mle aynı g&uuml;n g&ouml;rd&uuml;m yalnız kaldığımı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Garip Şair</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-garip-sair</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-garip-sair</guid>
<description><![CDATA[ Şiirlerimde hep içimden bir parça yaşatırım.
Çünkü yaşamadığım hiçbir şeyi yazmadım. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e87c8182a9e.jpg" length="64556" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 20 Jan 2022 00:01:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>şiir, hayat, kader, ömür, zaman, ölüm, yazar, şair, garip</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;m&uuml;r dualar ile ge&ccedil;er ve sessizlik ile biter.<br />Birisiyim , hayat kitabında yer alan sayısız şairden.<br />Zaman yemeğidir ruhlarımızı s&uuml;kunete susatan.<br />Tarih bize g&ouml;sterir ki ; keskindir kılı&ccedil;larından , o şiir ağlayan kalemlerimiz.<br />Yarın ki savaşımız i&ccedil;indir bug&uuml;n ki yazgılarımız.<br />G&uuml;n gelir de başlar harbimiz tanrı kılıklı kullara karşı.<br />Elimden de bu gelir zaten , yalnız buyum ben.<br />Bir garip şairim ben.</p>
<p>Şiirlerimde hep i&ccedil;imden bir par&ccedil;a yaşatırım.<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; yaşamadığım hi&ccedil;bir şeyi yazmadım.<br />Kalmadığımdan kendimde , saklarım yazdıklarımı kendimden bile.<br />Bilirim &ccedil;&uuml;nk&uuml; , d&ouml;k&uuml;len her bir g&uuml;n tanesinde değişirim.<br />Zamanla kalmaz eski halimden eserim.<br />Mahlasım ise kendimde bir şeyi kesin kılan tek nedenim.<br />Kalemim şiir ağlar zaten , g&uuml;l&uuml;ne aşık biriyim ben.<br />Bir garip şairim ben.</p>
<p>Nihayet kurtulurum esaretimden.<br />Zincirlerim değilmiş ayaklarım?<br />S&uuml;z&uuml;len cılız ışığın getirdiği g&ouml;lgeler değilmiş &nbsp;hakikatim?<br />Damarda durmayan , d&ouml;k&uuml;len o damla kanım son s&ouml;zlerim.<br />Uzaklardan sesi gelen &ouml;l&uuml;m treninin yolunu &nbsp;g&ouml;zlerim.<br />Kalbimde de duyulan budur zaten , huzura hasret biriyim ben.<br />Bir garip şairim ben.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İyi Geceler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iyi-geceler-1459</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iyi-geceler-1459</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Karanlık çöküyor/.Yavrumu sarıyor./Annenin sevgisi/Seninle geliyor....&#039;&#039;
 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e0a2fd06a5e.jpg" length="63364" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Jan 2022 01:09:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>korku, travma, psikoloji, hikaye, çocuk, anne, gece, deli, hasta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anne: Bu şarkıyı hatırlıyor musun oğlum? K&uuml;&ccedil;&uuml;kken bu şarkı &ccedil;ok severdin.</p>
<p>&Ccedil;ocuk: Anne dışarı &ccedil;ıkabilir miyim? Diğerleri gibi oyun oynamak istiyorum.</p>
<p>Anne: Ah. Bunu daha &ouml;nce de konuşmuştuk. Hadi şarkıyı s&ouml;yle.</p>
<p>&Ccedil;ocuk: Anne ben dışarı &ccedil;ıkmak istiyorum.</p>
<p>Anne: Ama biz mutlu bir aileyiz. Sadece sen ve ben . Dışarısı tehlikeli. Hadi şarkıyı s&ouml;yle.&nbsp;</p>
<p>"Karanlık &ccedil;&ouml;k&uuml;yor.<br />&nbsp; Yavrumu sarıyor.<br />&nbsp; Annenin sevgisi.<br />&nbsp; Seninle geliyor.<br />&nbsp; Sevgiyle esinti.<br />&nbsp; Yavrumu koruyor."</p>
<p>Anne: Dışarısı tehlikeli benim tatlı oğlum. Anneni kapatmak isteyen insanlar var.</p>
<p>Elini &ccedil;ocuğun başına uzattı ama &ccedil;ocuk , &nbsp;somurtkan bir ifade ile annesinin eli değdiği gibi itti.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuk: Canım yanıyor. Yarama dokunma.</p>
<p>Anne : Oğlum...</p>
<p>&Ccedil;ocuk birden ayaklandı ve koşmaya başladı. evin odalarında kendisine saklanabileceği bir yer arıyordu.</p>
<p>Anne: Oğlum hadi geri gel.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuk sonunda saklanabileceği bir dolap buldu. Kendisi dolaba girdikten kısa bir s&uuml;re sonra annesi girdi. ~ Yavaş adımlarla odanın etrafında turlamaya başladı.</p>
<p>Anne : "Karanlık &ccedil;&ouml;k&uuml;yor./Yavrumu sarıyor." Hadi eşlik et oğlum.</p>
<p>&Ccedil;ocuğun kalp atışları hızlanıyor , nefes aralıkları daralıyor.</p>
<p>Anne: "Annenin sevgisi,/Seninle geliyor." Sana asla zarar vermem oğlum. Anneciği seni seviyor.</p>
<p>&Ccedil;ocuk ; g&ouml;lgelerden annesini , i&ccedil;inde saklandığım dolabın yanında durduğunu anlayabiliyordu.&nbsp;</p>
<p>Anne: "Sevgiyle esinti,/Yavrumu koruyor." Hadi ortaya &ccedil;ıktı.</p>
<p>Şarkının bitmesiyle &ccedil;ocuğun nefes aralıkları normale d&ouml;n&uuml;yor. Donuk bir y&uuml;z ifadesi ile sakladığı dolaptan &ccedil;ıkıyor.</p>
<p>Anne : Bak g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;? Hi&ccedil;bir sıkıntı yok.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuk ağlayarak annesine sarıldı.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuk: &Ccedil;ok korktum anne.</p>
<p>Anne: Korkmana gerek yok ben buradayım.</p>
<p>Birlikte tekrar salona ge&ccedil;tiler. &nbsp;Salonda , g&ouml;r&uuml;nt&uuml; vermemesine rağmen &ccedil;alışan televizyonun karşısında &ccedil;ocuk oyun oynarken annesinin silueti ile irkildi. Annesi ise bir elinde sigara , diğer elinde ise bir sopayla kapının &ouml;n&uuml;nde bekliyordu. Yavaş&ccedil;a &ccedil;ocuğa doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. ~ &Ouml;ylece ayaklarının dibinde , kırık oyuncaklar ile oynayan &ccedil;ocuğa baktı. Sopasını sert bir şekilde &ccedil;ocuğun sırtına indirmesi ile y&uuml;ksek bir &ccedil;ığlık yankılandı evin i&ccedil;inde.</p>
<p>Anne: Beni şikayet edecektin değil mi? O y&uuml;zden ka&ccedil;tın değil mi?</p>
<p>&Ccedil;ocuk acıdan dolayı ağlıyor , ağladığı i&ccedil;in de konuşamıyordu.</p>
<p>Anne : Beni doktorlara s&ouml;yleyecekti değil mi?</p>
<p>Anne bir kez daha &ccedil;ocuğa sopayla vurdu. &Ccedil;ocuk bağırışları bir kez daha yankılandı. Sonra bir kez daha vurdu "He. S&ouml;yleyecek miydin?" Sonrasında yerde &ouml;ylece yatan &nbsp;&ccedil;ocuğa baktı. Sopayı yere bıraktı , sigarasından bir nefes aldı ve odanın i&ccedil;erisinde y&uuml;r&uuml;meye başladı.</p>
<p>Anne: Ben ... Ben &ccedil;ok &uuml;zg&uuml;n oğlum. Merak etme annen seni seviyor. Ben sadece d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. O beyaz oda aklıma geldik&ccedil;e...</p>
<p>Sigarasından bir nefes daha aldı. Odanın bulunduğu k&ouml;şesinde &ccedil;ocuğun yerde yattığı kısma geldi. Yavaş&ccedil;a &ccedil;ocuğun yanına &ccedil;&ouml;meldi. Dizlerini kırdı ve hala yerde yatıyorken &ccedil;ocuğun sa&ccedil;ını okşamaya başladı.&nbsp;</p>
<p>Anne: &Ccedil;ok g&uuml;zel sa&ccedil;ların var.<br />~<br />Sigarasından son bir nefes aldı ve dumanını &uuml;fledi. Kalan kısmı &ccedil;ocuğun cansız bedeninde s&ouml;nd&uuml;rd&uuml;.</p>
<p>Anne: Karanlık &ccedil;&ouml;k&uuml;yor.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Yavrumu sarıyor.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Annenin sevgisi,<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Seninle geliyor.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Sevgiyle esinti,<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yavrumu koruyor.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />Anne s&ouml;zleri s&ouml;ylerken &ccedil;ocuğun başını okşamaya devam etti. &Ccedil;ocuğun bedeninde daha &ouml;nceden oluşmuş yaralardan rahatsız olduğu i&ccedil;in &uuml;zerine bir &ouml;rt&uuml; serdi. G&ouml;zleri &ccedil;ocuğu s&uuml;zd&uuml;, sırtını sıvazladı.</p>
<p>Anne: Biz g&uuml;zel bir aileyiz. Annen seni &ccedil;ok seviyor. Sende anneni &ccedil;ok seviyorsun. Biz... Biz &ccedil;ok eğleniyoruz değil mi? Mutluyuz.</p>
<p>&Ccedil;ocuğunun &uuml;st&uuml;n&uuml; &ouml;rt&uuml;ğ&uuml; &ouml;rt&uuml;den başını g&ouml;rebileceği bir kısmı a&ccedil;tı . Eğildi ve &ccedil;ocuğun morluk olan yanağına bir &ouml;p&uuml;c&uuml;k kondurdu.</p>
<p>Anne: İyi geceler oğlum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mâzi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mazi-1434</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mazi-1434</guid>
<description><![CDATA[ İlk şiirlerimin en güzel kısımları ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c56d88f11b2.jpg" length="129871" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 10 Jan 2022 20:17:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hayal, fikir, inanç, hedef, savaş, barış, isyan, baskı, mücadele</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Vahaları dolduran masallarda bir kan ve g&ouml;z yaşı yol alıyor.<br />G&ouml;r&uuml;yor musun , ağlıyorsun ve g&ouml;z yaşların vahalarda buluşup hayat buluyor.</p>
<p>Arzula hakkını sen , ben yaşatırım kendimi şiirlerimde.<br />Ge&ccedil;mişin kini geleceği tehdit ederken atamazsın yarınlara umut dolu adımlar.</p>
<p>Kan ağlasa g&ouml;ky&uuml;z&uuml; , istemese bizi yery&uuml;z&uuml; tanrı canımızı alana kadar biz miyiz haklı?<br />Ayak bastığımız her yerin tek efendisi miyiz?</p>
<p>&Ouml;n&uuml;me bir kağıt s&uuml;r&uuml;ld&uuml; ; bir tarafı siyah , bir tarafı beyaz.<br />Kapalı kapılar ardında sorgu masasına oturdum kendimle.</p>
<p>Kanın hala bu garibin tabutunu dolduruyor.<br />Dinle , g&uuml;neş ve ay kutlu mirasını yaşatacak gen&ccedil;lere şahitlik ediyor.</p>
<p>G&uuml;neş ve ay bile farklı doğacak zamanla.<br />Katiller hakim , hakimler katil oluyor zamanla.</p>
<p>Yıkılan hayatlara atılan bombalar zalimin &uuml;&ccedil; kuruşluk kelimeleri.<br />Kaleminin başında sayısız şair ve isimsiz şiirler silsilesi.</p>
<p>Zirveye &ccedil;ıkan yolda onları basamak gibi kullananlar binleri birbirlerine kırdırdılar.<br />Saklı yardım vardı mı yanlarına g&uuml;c&uuml; se&ccedil;en eller d&uuml;nyanın yalanlarına ne kolay kanıyorlar.</p>
<p>Kum saatini i&ccedil;inde ge&ccedil;en g&uuml;nlerimizde kuma saplanarak &ouml;lmek sanki bizim se&ccedil;imimiz .&nbsp;<br />İnfiradı arzuladı bu ruhlar &ouml;l&uuml;m&uuml;n varlığını bilerek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mavi Ateş</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mavi-ates</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mavi-ates</guid>
<description><![CDATA[ Güçlü olsa da aydınlatmaz geceyi ateşin mavisi.
Elediklerimizden elimizde kaldı seçeneklerden son ikisi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d556027b325.jpg" length="70360" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 05 Jan 2022 11:25:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hayat, ömür, iyi, kötü, karar, irade, tanrı, evren, seçenek, felsefe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&uuml;&ccedil;l&uuml; olsa da aydınlatmaz geceyi ateşin mavisi.<br />Elediklerimizden elimizde kaldı se&ccedil;eneklerden son ikisi.<br />&Ouml;l&uuml;m ve yaşam arasında kalan beden umudun sefiri.<br />Ve yaşlı bir amca yanıma yanaşıp şu s&ouml;zleri sarf etti;<br />"Şunu unutma evlat her evliyanın vardır bir derdi.<br />Babam , derdi insan olana insandan hayır gelmez derdi."<br />Silahı olanların neden aynalardaki simaları hep kanla kirli?<br />Kinlerinin saraylarına getirdiği her seferinde paranın kirlisi.<br />Konuşan olursa artık evidir adaletin demir parmaklı k&ouml;şesi.<br />Mavi ateşle araladım oysa ben gecenin eşiğini.<br />Yol engebeli , kanayan &ccedil;ıplak ayaklarını yıkadığın şeytanın nehri.<br />Gecenin karanlığına mana arayan insanlar da zamanın esiri.<br />&Ouml;l&uuml;m arkandan bı&ccedil;aklamadan bulmalısın hayatının nedenini.<br />Yoksa hayatın olur felekten kayan yıldızın kaderinin belirsizliği gibi.<br />Varsa s&ouml;yleyecek s&ouml;z&uuml;n bekleme trenin d&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n sesini.<br />Vagonları arasında dinlersin yaratana yaklaştık&ccedil;a y&uuml;kselen yalnızlığın ezgisini.<br />Bak şaklaban bile yanında , utan&ccedil; duyduğu kişi kendisi.<br />Yery&uuml;z&uuml;nde oynadığı tanrıcılıkla kandırmıştı her kesimi.<br />G&uuml;n geldiğinde g&uuml;neş bile başka doğar da ne kağıttan putları kalır yanında ne de m&uuml;ritleri.<br />Bir hırsla her şeyin efendisi g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; ya kendisini.<br />Kapısına dayanan olunca &ouml;l&uuml;m&uuml;n ta kendisi,<br />S&uuml;kunete b&uuml;r&uuml;nd&uuml; dili , sarmaşık gibi sararken korku kalbini.<br />Şaklabanlığını aydınlatır mı ateşi mavisi?<br />Garip tutuyor elinde fitilleri ateşleyecek meşaleyi.<br />Şiirleri kılı&ccedil;larından keskindi de savaşında bire bin kişiydi.<br />Garip yorgun d&uuml;şse de onu ayakta tutan ,kurduğu hayali.<br />G&uuml;l&uuml;ne kavuşmaya duyduğu yoğun isteği.<br />Sor Bitap Paşa'ya umut cephesindeki bitmeyen harbini.<br />Verdiği m&uuml;cadele ile kurtardığı sayısız kalpleri.<br />Ondandır , artık bitmiş gibi g&ouml;r&uuml;nen bedeni.<br />Yorgun d&uuml;şse de onu ayakta tutan ,kurduğu hayali<br />Huzurlu bir &ouml;l&uuml;me duyduğu bastırılamaz isteği.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 15 (Bir Hayal Kurdum)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-15-bi-hayal-kurdum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-15-bi-hayal-kurdum</guid>
<description><![CDATA[ Hayallerin bize getirdiği amaç bizi hayatta tutar. Bunlardan yoksun bir insan ya kukladır ya da ölü. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d02261be2e7.jpg" length="41379" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 12:46:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hayal, fikir, inanç, hedef, savaş, barış, isyan, baskı, mücadele</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>(Bu hikayede bazı kelimeler akla ilk gelen anlamlarının dışında kullanılmıştır. &Ouml;rn: hayal , hedef , fikir vb.)</p>
<p>&mdash;Neden hala hayattasın? Bunları ben yaşamış olsam &ccedil;oktan k&ouml;pr&uuml;n&uuml;n dibinde bir daha uyanmamak &uuml;zere yatıyor olurdum.</p>
<p>&mdash;Sebeplerim var. Beni hayatta tutacak g&uuml;&ccedil;l&uuml; sebepler. Bu sayede ayaktayım. Hala hayattayım. Sen nasıl yaşıyorsun ki?</p>
<p>&mdash; Yaşamak i&ccedil;in bir şey yapmama gerek yok ki. Sokaklarda da yaşanıyor.</p>
<p>&mdash;Bu yaşamak değil , hayatta kalmak. Yaşamak başka bir şey. Sokaklarda herkes hayatta kalıyor ama nihayetinde y&uuml;r&uuml;yen cesetlerden farksızsınız.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Nasıl yaşanır ki başka ?&nbsp;</p>
<p>&mdash;Hayallerin bize getirdiği ama&ccedil; bizi hayatta tutar. Bunlardan yoksun bir insan ya kukladır ya da &ouml;l&uuml;.</p>
<p>&mdash;Ben kimsenin kuklası değilim.</p>
<p>&mdash;Demek ki &ouml;l&uuml;s&uuml;n.&nbsp;</p>
<p>&mdash;&Ouml;l&uuml; m&uuml;?</p>
<p>&mdash;Şuan duyduğum sesin bir cesedin i&ccedil;erisindeki sıkışmış havanın dışarı &ccedil;ıkmasıyla oluşan ses gibi. Sesin &ccedil;ıkıyor ama bu &ouml;l&uuml; olduğun ger&ccedil;eğini değiştirmez. Kuklalar bir kişi değildir , &ouml;l&uuml;leri ise kimse dinlemez.</p>
<p>&mdash;Sen yaşıyor gibi konuşuyorsun. Bir hayalin var yani?</p>
<p>&mdash;Hayaller asla ulaşamayacağımız , ama bunu denerken uğurunda kendimizi harcamaktan &ccedil;ekinmeyeceğimiz şeyler olmalı. Sonsuzu sonlu &ouml;mr&uuml;m&uuml;ze sığdırmaya &ccedil;alışırken verdiğimiz m&uuml;cadele ile yaşarız. Attığımız adımlar bizi biz yapar. Biz y&uuml;r&uuml;d&uuml;k&ccedil;e hedef uzaklaşır , biz ulaşamayacağımızı bilsek bile ona olan isteğimiz ağır basar ve koşmaya devam ederiz. Attığımız adımlar bize yetersiz gelse de hi&ccedil; kimsenin varamadığı yerlere varırız. Kitaplar adımızı anar. Ortak bir hayali paylaşırız. Hepimiz bizden &ouml;ncekinin bıraktığı bayrağı alıp devam ederiz. Kendimizi bu hayale adarız. Bir s&uuml;re sonra bu hayale koşmanın sonucunda artık beden ve isim sınırlarımdan kurtulur ve ger&ccedil;ek varlığımıza ulaşırız. Artık kişiler bizi andıklarında akıllarımda oluşan bir isim , bir siluet değil bir fikirdir. Fikri olmayan insan &ouml;l&uuml;d&uuml;r. Fikrin kendisi olan ise &ouml;l&uuml;ms&uuml;zd&uuml;r. Bu g&uuml;n tarih kitaplarından adı silinememiş t&uuml;m kişiler bunu başarmış insanlardır. İmkansız HAYALLERİNİN peşinden koşmayı nihai AMA&Ccedil; edindiler , bu uğurda ilerledikleri yolda isim ve cisimden &ouml;te bir FİKİR oldular , &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; tattıktan sonra ise varisler UMUT bayrağını devralıp taşımaya devam etti. Bu hep b&ouml;yle devam etti ve b&ouml;yle devam edece. Bir hayal kurmalısın. Ger&ccedil;ekleşmeyecek kadar &uuml;topik ancak uğurunda kendini harcamaya değecek kadar &ouml;zel bir hayal. Aksi halle ya &ouml;l&uuml;s&uuml;nd&uuml;r ya da kukla.</p>
<p>&mdash;Hıh ... Sen bir varis sin yani. Umut bayrağı elinde , sağa sola koşturan ve insanlara hayal kurmalarını anlatan bir varis.</p>
<p>&mdash;Bunu herkesin yapabileceğini s&ouml;ylemiyorum. Ama denemeyi denemeliyiz.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Hayal kurmayı denemeyi denemeliyiz yani? Peki senin hayali ne?</p>
<p>&mdash;O tozlu kitapları okuduğumda hep şunu fark ediyorum. Bir d&ouml;ng&uuml; s&ouml;z konusu. Tanrı olma arzusuyla yanıp tutuşan kişiler iradeye a&ccedil;lar. Kendi kullarını istiyorlar. Zeka parayı getirir , para insanı getirir , insan ise g&uuml;c&uuml;. G&uuml;c&uuml; elinde bulunduran kişi ise yery&uuml;z&uuml;nde tanrı olmak ister. Bu politikacılardan , şirketlerden , &ouml;rg&uuml;tlerden &ouml;te bir durum. Aramızdan birini ilk kez ellerimiz ile &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z g&uuml;n başladı. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise herkesin elleri kelep&ccedil;eli. Tesbihten kelep&ccedil;e.&nbsp;<br />Benim hayalim bu. Kelep&ccedil;eleri &ccedil;&ouml;zmek istiyorum.</p>
<p>&mdash;Tanrılar ile savaşmak istiyorsun.</p>
<p>&mdash;Tanrı kılıklı kullar ile savaşmak istiyorum. Bu benim hayalim. D&uuml;zeltmek istiyorum. İnsanların k&ouml;r ve sağır bir şekilde yaşamalarını istemiyorum. Benim hayalim bu.</p>
<p>&mdash;Onlar sanırım Tanrılarından &ccedil;ok sana &ouml;fkeliler.</p>
<p>&mdash;Cehaletin g&ouml;z bandı sıkı ,kelimelerim ise keskin.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Cidden mi? * &nbsp;Emin misin? Ben ortada ceset g&ouml;remiyorum. Ya da en azında kesilmiş g&ouml;z bantlarından birini&nbsp;</p>
<p>&mdash;Sana imkansız bir hayalim olduğunu s&ouml;ylemiştim.</p>
<p>&mdash;Bir hi&ccedil; uğuruna m8 savaşıyorsun yani?</p>
<p>&mdash;Hala anlamadın değil mi? Ben savaşmıyorum artık. Savaş benim. İnsanlara beni andıklarında "T&uuml;m imkansızlıklara karşı doğru olduğuna inandığı şey i&ccedil;in savaştı." diyecekler.</p>
<p>&mdash;Peki ya demezlerse? Anlattığın form&uuml;le g&ouml;re &ouml;l&uuml;ms&uuml; olman i&ccedil;in hayalinde y&uuml;r&uuml;rken tarih olman gerekiyor. Peki ya olmaz isen?</p>
<p>&mdash;İnandıklarım uğurunda verdiğim savaşın sonunda huzurlu bir şekilde bedenime veda etmek tek isteğim.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Zor bir yoldasın. Buna saygı duyarım. Uzun ve yorucu bir hikayen var belli ki. Şimdi den g&ouml;rebiliyorum "FEDAİ - BİR HAYAL KURDUM" (yaşanmış bir hikaye)</p>
<p>&mdash;Hıh... Doğru s&ouml;ze ne denir.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Aslında senin adına seviniyorum cidden. Hayaline sıkı sıkıya tutunmuşsun. Bu hayatına bir anlam katmış. Ama bu işin sonunu hi&ccedil; iyi g&ouml;rm&uuml;yorum dostu.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Ben de.</p>
<p>&mdash;Neden buradasın?</p>
<p>&mdash;Sen neden buradasın?</p>
<p>&mdash;Sen s&ouml;yledin ya ben &ouml;l&uuml;y&uuml;m. Asıl sen neden buradasın?</p>
<p>&mdash;Dediğin gibi insanlar benden nefret ediyorlar. İsmimden , cisminden ... Ben de bunlardan kurtulacağım.&nbsp;</p>
<p>&mdash;&Ouml;leceksin yani.</p>
<p>&mdash;Hayalime tutunuyorum. &Ouml;lmeyeceğim. Sadece biraz y&uuml;zmem gerekecek. Ama evet onlar i&ccedil;in &ouml;lm&uuml;ş olacağım.</p>
<p>K&ouml;pr&uuml;n&uuml;n eşiğinde iki dost , g&ouml;z&uuml;n&uuml; hır&ccedil;ın nehre dikmiş şeklinde bir s&uuml;re sessiz kaldık.<br />Yaklaşan g&ouml;revlilerin sesleri iyice y&uuml;kselmeye başlamıştı.</p>
<p>&mdash;Fedai?</p>
<p>&mdash;Efendim?</p>
<p>&mdash;Umarım hayaline ulaşırsın.</p>
<p>Bedenlerimiz r&uuml;zgarı yararak nehre doğru y&ouml;nelirken k&ouml;pr&uuml;ye varmış g&ouml;revlilerin arkamızdan bağırışlarını duyabiliyorduk. O soğuk kış g&uuml;n&uuml;nde su bedenimizi kucaklıyor ve bizi ayırıyordu. Uğurunda &ouml;l&uuml;me gittiğim hayalim i&ccedil;in savaşabilme isteği ile &ouml;lmemeyi ummaktan başka bir se&ccedil;enek sunmuyordum</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 10 (Sosyal Medya Etkisi)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-10-sosyal-medya-etkisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-10-sosyal-medya-etkisi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61cb824edbc32.jpg" length="65520" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Dec 2021 09:04:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>instagram, youtube, facebook, twitter, tiktok, internet, insan, yalnızlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Herkesin onaylayacağı ve kimseyi karşıma almayacak bir c&uuml;mle yazmalıyım &ccedil;&uuml;nk&uuml; ilgiye a&ccedil; bir mahluk olarak &ouml;zellikle sosyal medya ile herkesin ortalama benim gibi olduğunun farkına vardım ve bu beni sıradan kıldı. O sebeple kendimi geliştirerek ve bir baltaya sap olarak farkımı ortaya koymaktansa insanların aciz egolarını tatmin edecek c&uuml;mleler yazarak kazandığım etkileşimler ile farkımı ortaya koyduğumu sanmalıyım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben &ouml;zg&uuml;r d&uuml;ş&uuml;nceden bile aciz , pop&uuml;ler k&uuml;lt&uuml;r k&ouml;lesi bir insanım.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 6 (Eğitim)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-6-egitim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-6-egitim</guid>
<description><![CDATA[ İdeal birey , idarecilerin emirlerini sorgusuz sualsiz uygulayan bireydir. Buna ihtiyaç duyulur.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c9625ade56a.jpg" length="27545" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Dec 2021 10:35:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>eğitim, türkiye, öğrenci</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İdeal birey , idarecilerin emirlerini sorgusuz sualsiz uygulayan bireydir. Buna ihtiya&ccedil; duyulur.&nbsp;<br />&bull;İlkokul ve ortaokul s&uuml;re&ccedil;lerinde size empoze ettirilen rekabet duygusu ve ezberci sistem liseye geldiğinizde ise sizi kendi &ouml;zg&uuml;n fikirleri olmayan , rekabete zorlayan d&uuml;zenle yoğrulurken iyice benci bir kişiliğe b&uuml;r&uuml;nmenize sebep olur.<br />&bull;D&uuml;r&uuml;st olalım ka&ccedil; gen&ccedil; ger&ccedil;ekten yapmak istediği iş i&ccedil;in akademik eğitim alıyordur. &Ccedil;oğu gen&ccedil; parası işin o işi se&ccedil;miş oluyor. Para elbette &ouml;nemli ama sevmiyorsan , herg&uuml;n &ccedil;alışmanın ne manası var. O para ne kadar mutluluk getirebilir. Unutturabilir mi ertesi g&uuml;n olmak istemediğin o &ccedil;alışma ortamına gideceğin ger&ccedil;eğini.<br />&bull;Hayatındaki insanlar ve &nbsp;aldığı yanlış karar y&uuml;z&uuml;nden sorunlar ile boğuşan birey &ccedil;&ouml;z&uuml;m yolu g&ouml;remiyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; ona bu &ouml;ğretilmemiş. Para=Mutluluk. "Para kazanıyorum. Peki neden mutlu değilim."</p>
<p>Dominoların bir bir devrilmesi gibi işler bu sistem. Eğitim sistemi ile bencil ve &ouml;zg&uuml;n fikirden yoksun olarak yetişen gen&ccedil; ge&ccedil;imi sağlamak i&ccedil;in verdiği zorlu m&uuml;cadelelerden dolayı giderek apolitik ve sosyal yaşamdan uzaklaşır. Bu da onu anlık mutluluklara bağımlı eder. Tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi bu anlık mutluluklara ihtiya&ccedil; duyar ancak bu anlık mutluluklar sadece &ccedil;&ouml;zememekten korktuğu sorunları halının altına itmesine neden olur. O sorunlar orada birikir birikir birikir... Ta ki artık anlık mutluluklarını yaşamak i&ccedil;in , o hayat odasında sorun olmayan bir nokta kalmayana kadar. Belkide kendini bir binanın y&uuml;ksek bir noktasında umutsuz bir şekilde bulana kadar.<br />Bu kişi daha pek &ccedil;ok etken y&uuml;z&uuml;nden ulusal ve uluslar arası sorunlar hakkında bir fikir edinmesi . &Ccedil;oğunluk ne yaparsa onu yaptı belkide. Hangi g&ouml;r&uuml;ş &ccedil;oğunlukla onun yanında g&ouml;z&uuml;kt&uuml;. Patronları hangi partiye oy veriyor ise ona oy verdi. Arkadaşları ve yakın &ccedil;evresi hangi dini g&ouml;r&uuml;şe inanıyorsa ona inandı. İdeal bir insan oldu ama neye m&acirc;l oldu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Salıncak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/salincak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/salincak</guid>
<description><![CDATA[ Yolcuları taşıdılar sırtlarında , gerçekleşmeyecek hayalleri
Çünkü huzur düşlemek , yaşamaktan daha değerli. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c24bc910530.jpg" length="62534" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Dec 2021 00:49:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>şiir, dikta, ömür, dikdatör, düzen, sabır, savaş, çocuk, sınır, yasa, şair, yazar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>T&uuml;r&uuml;m&uuml;n megelomanyasında zayıf olana derler kukla.<br />Kabulleri i&ccedil;in farkını herkesten sakla<br />Aydınlığa &uuml;flenen sigara dumanından g&ouml;rmezken g&ouml;z g&ouml;z&uuml;.<br />Zamanın nihai s&ouml;z&uuml; "Yaşamak varlığınızın &ouml;z&uuml;."</p>
<p>Hayat ringinde , sert ataklarıyla yaşam Muhammet Ali.<br />G&ouml;lgeler g&ouml;z&uuml;kmek i&ccedil;in bekler ufukta g&uuml;neşi.<br />Mikail bi "Hu" der ve dalgalar yutar şehirleri.<br />Sor toprağa; koynuna aldığı o cansız bedenleri ,<br />Kabul eder mi sence bir şaklabanın leşini.<br />Yolcuları taşıdılar sırtlarında , ger&ccedil;ekleşmeyecek hayalleri<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; huzur d&uuml;şlemek , yaşamaktan daha değerli.</p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k , pembe d&uuml;nyalarında uzun şapkalı şeytanlar<br />U&ccedil;mak isteyen kelebekleri tutan prangalar.<br />Sanırım bu karıncanın taşıyamayacağı y&uuml;kleri var.<br />Esen soğuk r&uuml;zgarlar sıcağa hasretimi gıdıklar.<br />Bir hikaye kaleme alan hayatlar ,<br />O kader kitabında yer alırlar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ortaya Karışık</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ortaya-karisik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ortaya-karisik</guid>
<description><![CDATA[ Sözün özü korkum , güvenimin ellerinde ölsün.
Sonunda bende benim hükümdarlığım sürsün. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c08424684ca.jpg" length="53843" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 16:25:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>şiir, hayat, kader, ömür, zaman, ölüm, yazar, şair, garip</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir garip şairdim , tek aşkım g&uuml;l&uuml;md&uuml;.<br />K&uuml;&ccedil;&uuml;k prenstim , hayallerim b&uuml;y&uuml;kt&uuml;.<br />Ayrılık ve hasret en b&uuml;y&uuml;k y&uuml;k&uuml;md&uuml;.<br />İ&ccedil;imdeki ateş "Adalet!" dedi ve s&uuml;r&uuml;ld&uuml;.<br />G&uuml;l&uuml;me g&ouml;zyaşımı bile &ccedil;ok g&ouml;rd&uuml;n de &ouml;ld&uuml;.<br />Sevgi &ouml;ld&uuml; de &ouml;fkem ile nice şiirler doğdu.<br />Kitaptaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k prens artık b&uuml;y&uuml;d&uuml;.</p>
<p></p>
<p>Kana enjekte edilen melankolia .<br />Dost meclisin vardı da , hayat &nbsp;acı sattırmıştı sarraflara.<br />Hani tanrı ilk emrinde "Oku" demişti ya.<br />Kainat a&ccedil;ık kitaptı da y&uuml;z &ccedil;evirmiştin asrına.<br />Zincirlerin sıkıydı da g&ouml;lgelerde yaşardın ama ,<br />Sokrat' a bile &ouml;l&uuml;m&uuml; makbul g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;n ya.<br />&Ccedil;akallar etrafını sarmıştı , &ouml;l&uuml;m esareti getiriyordu ama ,<br />Atam g&ouml;&ccedil;&uuml;nce mirasına bu yaptıkların mı reva?</p>
<p></p>
<p>Hayat bir d&ouml;nme dolap , ben ise binen k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk.<br />D&ouml;nme dolap , d&ouml;nme başım.<br />D&ouml;nd&uuml;k&ccedil;e g&ouml;rd&uuml;m , g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e &ouml;ld&uuml;m.<br />Duygularımla minik minik par&ccedil;alara b&ouml;l&uuml;nd&uuml;m.<br />S&ouml;zlerin &ouml;zleri pa&ccedil;avraya d&ouml;nd&uuml; , &ouml;zlerin değerini s&ouml;zlerin altına g&ouml;md&uuml;k.<br />Hep &ouml;ld&uuml;k , hep k&ouml;rd&uuml;k .&nbsp;</p>
<p></p>
<p>İ&ccedil;imdeki kibrit ateşine &uuml;fle de s&ouml;ns&uuml;n.<br />S&ouml;yle de y&uuml;z&uuml;n h&uuml;z&uuml;nden huzura d&ouml;ns&uuml;n.<br />G&ouml;zlerim artık bu &ouml;yk&uuml;n&uuml;n sonunu g&ouml;rs&uuml;n.<br />S&ouml;z&uuml;n &ouml;z&uuml; korkum , g&uuml;venimin ellerinde &ouml;ls&uuml;n.<br />Sonunda bende benim h&uuml;k&uuml;mdarlığım s&uuml;rs&uuml;n.</p>
<p></p>
<p>H&uuml;z&uuml;n , g&ouml;kteki kara buluttu hayalleri yağdırdı sağanak sağanak .<br />Yağsa da yağmurlar yeşillenmez yanakların.<br />Şeytanı dost , &ouml;l&uuml;m&uuml; kurtuluş sanmak.<br />Adı Kanmak' ta olsa d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmaz zamanın.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şehrin En İyi Ve Tek Gazetesinin Köşe Yazısı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sehrin-en-iyi-ve-tek-gazetesinin-kose-yazisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sehrin-en-iyi-ve-tek-gazetesinin-kose-yazisi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61baf61032d3a.jpg" length="119141" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 16 Dec 2021 11:17:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>basın, özgürlük, siyaset, din, siyasal islam, gazete, politika, köşe yazısı, adalet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar , başarısızlıklarından &ouml;t&uuml;r&uuml; tanrının y&uuml;z &ccedil;evirdiği &ccedil;&ouml;plerdi değişimden &ouml;nce. Doğuştan tanrı tarafından belirlenen haklarını inkar eden bencil bir kesim daha fazlası i&ccedil;in giriştikleri ter&ouml;rist eylemleri Uzun Şapkalı Adam sayesinde başarısızlıkla sonu&ccedil;lanmıştır. Adeta tanrının yery&uuml;z&uuml;ndeki temsilcisi olan Liderimiz kalbinin en derinlerinden &ccedil;ıkardığı DEĞİŞİM sayesinde insanları tekrardan olmaları gereken yola sokmuştur. Artık insanlar ; onlara doğuştan verilen haklarının ve sorumluluklarının dışına &ccedil;ıkmayarak &uuml;st&uuml;n bir irade &ouml;rneği sergiliyor , ellerindekiler ile yetinerek sabır sahibi oluyor , Uzun Şapkalı Adam `a karşı gelmeyerek aslında tanrıya olan teslimiyetlerini yery&uuml;z&uuml;nde de sergiliyorlar. Kısacası mutluluğa giden bu yolda m&uuml;kemmel iradeler ile donatılıyorlar.</p>
<p>&Ccedil;ocuklarımız , atalarının bencil davranışlarından tamamen uzak bir şekilde yetiştiriliyor ve topluma en uyumlu hale getirilerek &ccedil;oğunluğun mutluluğu hedefleniyor. Ders kitapları Liderimizi ve onun bizim i&ccedil;in yaptığı fedakarlıkları yazıyor. &Ouml;rnek alınası karakteri &ccedil;ocuklarımıza aşılanıyor. Bu sayede &ccedil;ocuklarımız toplumun i&ccedil;inde kolaylıkla yer bulabiliyor ve d&uuml;zeni bozacak eylemler sergilemiyor.</p>
<p>Kutlamalarda halkın mutluluğu Liderimizi de mutlu ediyor. Nitekim bu zaferleri , bu başarıları siz olmasaydınız asla sağlayamazdı. Siz Liderimize inancınızı , iradenizi , g&uuml;c&uuml;n&uuml;z&uuml; ve g&uuml;veninizi verdiniz. Bu &ccedil;abanız sayesinde eski d&uuml;zenin size y&uuml;klediği sorumluluklardan kurtuldunuz ve şu anki mutlu hayatınıza kavuştunuz. Ge&ccedil;mişte &ouml;zg&uuml;r iradenizin size yıktığı sorumluluklar bir yana dursun başarısız şahsiyetlerin bile sorumluluğunu &uuml;slenen halk şimdi Liderimiz sayesinde iradesinin getirdiği sorumluluklardan bile muaftır. &nbsp;</p>
<p>Farklı fikir ve inan&ccedil;ların oluşturduğu kaotik toplum Uzun Şapkalı Adam sayesinde tek bir fikre ideale ve inanca sahip olarak i&ccedil;indeki kaotik ortamı yok etmiştir. &nbsp;Kesin ve doğru bilginin varlığını bize &ouml;ğreten liderimiz , kesin ve doğru bilginin karşısında olan kişileri ya yok etmiş ya da onları da doğrunun etrafında toplamıştır. Bu sayede mutlak bir toplum &nbsp;ve d&uuml;zen oluşturmuştur.</p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de mu icraatlar hala devam etmektedir. &nbsp;Uzun Şapkalı Adamın emri ile hala kuytu k&ouml;şelerde saklanan ve mutluluğunuzu yıkmak isteyen , bu ama&ccedil; doğrultusunda da her eylemde bulunabilecek nank&ouml;rler vardır. Bu nank&ouml;rlerden her g&uuml;n birilerinin yakalanıp infaz edilmesi ise &nbsp; Uzun Şapkalı Adama olan g&uuml;venimizi arttıran ve bizi daha da mutlu eden bir olaydır.</p>
<p>Sizden istediğim şey ise ge&ccedil;mişte yaptığınız gibi şimdi de Liderimiz i&ccedil;in iyilikte bulunmanızdır. Etrafınızda ş&uuml;pheli hareketler sergileyen şahıslar olması durumunda hemen en yakındaki g&ouml;revliye haber verip yakalanmasını sağlamanızdır.</p>
<p>Liderimiz ve t&uuml;m şehir bu iyiliğine karşı minnettar olacaktır . Bundan emin olabilirsiniz.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 23 (Bir Ömür)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-23-bir-omur</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-23-bir-omur</guid>
<description><![CDATA[ Genç olduğum zamanları gerçekten özlüyorum. Arkadaşlarım ile yeşillikler arasında , adeta rüzgar ile dans ederdik.
Hayvanları sever ve onları beslerdik. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b7c51a1a8f7.jpg" length="80009" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Dec 2021 01:13:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>ömür, zaman, kader, değişim, dost, yalnızlık, ölüm, felsefe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gen&ccedil; olduğum zamanları ger&ccedil;ekten &ouml;zl&uuml;yorum. Arkadaşlarım ile yeşillikler arasında , adeta r&uuml;zgar ile dans ederdik.<br />Hayvanları sever ve onları beslerdik. Bazı g&uuml;nler g&ouml;ky&uuml;z&uuml; bereketini ikram ederdi yery&uuml;z&uuml;ne sağanak sağanak. Mutlulukta kalbimize akardı bir yandan. Yağmurlu havaları &ccedil;ok daha fazla severdik. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;r&uuml;rd&uuml;k ki ertesi g&uuml;n o bereket &ccedil;i&ccedil;eklere vesile olmuş. Bize işlerdi o &ccedil;i&ccedil;ekler. Bir bek&ccedil;iydik adeta. &Ccedil;i&ccedil;eklerimiz ise rozetlerimiz. Doğa ananın bizi tanıdığının işareti. Arkadaşlarım ile aramızdaki bağ da g&uuml;&ccedil;lenirdi. Ah arkadaşlarım.</p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar yanımıza gelirdi bazen. Bizi oyunlarına dahil eder , akşama kadar g&uuml;zel vakit ge&ccedil;iri , sonra da evlerine dağılırlardı. &Ouml;zellikle bazıları bizi &ccedil;ok severdi. Bizde onlara meyve ikram ederdik. Daha &ccedil;ok sevinirler , bizde onların mutluluğunda mutluluk bulurduk. &Ouml;zlemeden edemiyorum o &ccedil;ocuk seslerini.</p>
<p>Kışlar zor ge&ccedil;erdi. Ne kadar zorlu olursa olsun asla dostlarımdan ayrılmazdım. Soğuk ge&ccedil;en kış g&uuml;nlerine rağmen orada &ouml;ylece bekler ve karın armağanı olan sessizliğin tadını &ccedil;ıkarır , bir kez daha minnet ederdik. Tabi bu huzur , &ccedil;ocuklar yanınıza gelip kart topu savaşı yapmaya başlayana kadar s&uuml;rerdi.&nbsp;</p>
<p>Zamanla b&uuml;y&uuml;d&uuml;k elbette ama asla dostlarımla , o yeşil tepede durmaktan vazge&ccedil;medik. Olgunlaşmış , zamanla daha bilge olmuştuk. Bunu bildikleri i&ccedil;in sanırım o &ccedil;ocuklar b&uuml;y&uuml;d&uuml;klerinde bile bizi ziyaret etmeyi bırakmadılar. Dertlerini , hayallerini , hayatlarını hep bize anlattılar. Onlar i&ccedil;in i&ccedil;lerini rahat&ccedil;a d&ouml;kebilecekleri abileriydik. Tabi abileri olamayacak kadar b&uuml;y&uuml;kt&uuml;k ama bu bir şeyi değiştirmezdi. Onları dinlemekten asla sıkılmazdım. Bazıları iyi bir dinleyici olduğumu bile s&ouml;ylerdi.&nbsp;</p>
<p>Eh zaman bizi de yıprattı tabi. Dostlarımız ayrıldı ,o yeşil tepeden bir bir. Trajik şekilde veda etti bir &ccedil;oğu. Yaşlılığın beni de esir aldığını hissediyordum yavaş&ccedil;a. O &ccedil;ocuklarda artık yetişkin olmuş ,iyice hayat oyununa dahil olmuşlardı. Nadiren de olsa hala uğrayanları oluyordu. En son o k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızlardan biri uğramıştı. Ger&ccedil;i o artık bir hanımefendi. B&uuml;y&uuml;m&uuml;ş , serpilmiş ve g&uuml;zeller g&uuml;zeli bir kız olmuştu. Bana yakında evleneceğini , taşınacağını ve son kez bu yeşil tepede bulunmak istediğini anlattı. Mutluluğu y&uuml;z&uuml;nden okunuyordu. O yavaş&ccedil;a yeşil tepeyi terk ederken ben ve dostlarım ise orada kalmaya devam ettik.&nbsp;</p>
<p>Zamana yenik d&uuml;şen te biz değildik. B&uuml;y&uuml;k binalar ve fabrikalar yeşil tepemize hi&ccedil; olmadıkları kadar yakındılar artık. Ama biz gene de oradaydık. Eski g&uuml;nleri yad eder , son g&uuml;nlerimizin olduğu bilinci ile huzuru tatmaya &ccedil;alışırdı. Yeşil tepemiz hala ayaktaydı . Sonuna kadar nasiplenirdik nimetlerinden. Bu g&ouml;n&uuml;l sofrasından ayrılanlar artıyordu bir bir . Yad ediyorduk bir de yadigarlarını. Gene duruyorduk o tepede. Kalan huzur kırıntılarını kucaklıyorduk.</p>
<p>Anlayacağınız zaman , han&ccedil;erini saplarken acı &ccedil;ekilirmiş. Bunu o acıyı yaşamadan anlamıyorsun maalesef. Şimdi ise son g&uuml;nlerinde , etrafı dumanlar ve betondan &ccedil;evrili bu yaşlı ağacın g&ouml;&ccedil;me vakti. Yapraklarımın ayrılışı bile geri d&ouml;nmeyeceklerini hissettiriyordu. Vaktimiz gelmiş demek ki. &Ouml;l&uuml;m&uuml;nden ka&ccedil;ış olmuyormuş. Son yapraklarımı d&ouml;kerken bunu bir kez daha anladım. Artık bulunmamam gereken bir yerdeyim ben. Gitmeliyim artık bu hayat evinden. Elveda. Bu kadar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzun Şapkalı Adam (Prolog)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/uzun-sapkali-adam-prologue</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/uzun-sapkali-adam-prologue</guid>
<description><![CDATA[ Kimseden sevdiklerini , kesin olmayan ve zorlu bir savaş için tehlikeye atmasını bekleyemezsin. Etrafında toplanacak olan insanların seni terk etmesi , değer verdikleri şeylerle tehdit edilmelerine bakar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6295e7f7992c3.jpg" length="79053" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 11 Dec 2021 15:07:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, diktatör, dünya, şehir, düzen, sistem, yazar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>X: Sen titriyor musun?<br />Delayn: Bunun bir &ouml;nemi yok!<br />Dilimden d&ouml;k&uuml;len bu c&uuml;mleler ,yıllardır susmaya mahkum edilmiş ve sadece kalemi ile dertleşmesini bilen bedenime ağır geliyordu;<br />Delayn : Sabah kalkıp işine gidiyorsun. Saatlerce &ccedil;alışıyor ancak asla hak ettiğini alamıyorsun. Para karşılığı paranın satın alamadığı tek şeyi harcıyorsun. G&ouml;r&uuml;şmen gereken kişilerle g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yor inanman istenilen şeylere inanıyorsun. Onlar i&ccedil;in sadece makinedeki bir dişlisin ama gene de onları savuna biliyorsun.<br />Oturduğu koltuktan hafif doğrulup &uuml;st&uuml;n&uuml; d&uuml;zelttikten sonra geri oturdu;<br />X: &Ccedil;arkı olduğum bu makine ka&ccedil; kişinin ailesine bakıyor biliyor musun? D&uuml;zenin kaostan doğması d&uuml;zen olduğu ger&ccedil;eğini değiştirmiyor. Savaştığını s&ouml;yl&uuml;yorsun ama bu savaşının ka&ccedil; kişiyi tehlikeye attığını g&ouml;remiyor musun? Kimseden sevdiklerini , kesin olmayan ve zorlu bir savaş i&ccedil;in tehlikeye atmasını bekleyemezsin. Etrafında toplanacak olan insanların seni terk etmesi , değer verdikleri şeylerle tehdit edilmelerine bakar. Sen ise bunu &ouml;zg&uuml;rce s&ouml;yleye biliyorsun. Ailen hayatta değil , yakın dostların bir bir senden uzaklaştı ve sonunda kendi d&uuml;nyada tek kaldın. Ben seni , senin yanında iken uyarmıştım.<br />Yavaş&ccedil;a masasının başından kalktı ve ofisini terk etti. Odada d&uuml;ş&uuml;ncelerim ile baş başa kalmıştım. Belki de mutlulardı. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m yanlışları değiştirmeye &ccedil;alışırken onları kurban mı ediyordum? Ruhum bunca soruna karşı sessiz kalamazdı. Uğrunda yalnız &ouml;lmek olsa bile.<br />Hava iyice kararmış ve sokaklar arabalara bir bir veda ediyorken g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde bir ben vardım. Nereye gideceğim hakkında hi&ccedil;bir fikrim yoktu. Ta ki ileride yanan bir sokak lambasını altındaki bankta oturan birini g&ouml;r&uuml;nceye kadar. Ona doğru y&uuml;r&uuml;meye başladık&ccedil;a detaylar belli oluyordu.<br />Kirli ve yırtık bir ceket giymiş, orta boylu ,uzun sa&ccedil;lı... &ldquo;Bir saniye...&rdquo; dedim i&ccedil;imden. Yaklaştık&ccedil;a daha tanıdık geliyordu. Bu &nbsp;sahaf &ccedil;arşısındaki o yaşlı adamdı.</p>
<p>Yaşlı adam : Senin burada ne işin var?<br />Delayn : eee..şeyy..<br />Y.A: A&ccedil; gibisin. Benle gel , bir şeyler yeriz.<br />Delayn : Iııı.. şeyyy... adınızı sorabilir miyim?<br />Y.A: İsimlerin bir &ouml;nemi kaldı mı sence? İsmimi boş ve sen , beni takip et.</p>
<p>Lambalar , ait oldukları sokaklara veda ederken biz o karanlık i&ccedil;erisinde y&uuml;r&uuml;yorduk. Normalde insanlar ile dolu olan sokakların bu kadar boş olması ger&ccedil;ekten tuhaftı. Kısa bir s&uuml;re sonra ra sokaklara girdik ve yaşlı adam konuşmaya başladı;<br />Y.A: Sokaklara nasıl d&uuml;şt&uuml;n? Seni son g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde evsiz kalacak birine benzemiyordun.<br />Delayn: Bazı eksilikler ve yanlış anlaşılmalar diyelim. Ben asıl seni merak ediyorum. Seni sahafta g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde evsiz birine benzemiyordun.<br />Y.A: Bu sorun karşısında klasik sebeplere sığınmayı se&ccedil;iyorum. Yalnızlık , yanlış kararlar , parasızlık , adaletsizlik vesaire.<br />Delayn: Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok a&ccedil;ıklayıcı oldu bu a&ccedil;ıklaman. Sağ ol .<br />Y.A: Bir şey değil. Bak geldik.<br />Yapımı yarım kalmış , iki katlı bir bina. Bir beton yığını. Birlikte i&ccedil;eri girdik. 2. katta birka&ccedil; par&ccedil;a karton &nbsp;, &ouml;nce den i&ccedil;inde ateş yakıldığı belli olan bir t&uuml;r metal kutu ve 2 tane dolu koli vardı.<br />Y.A : Kendini evinde gibi hisset. Burası artık sadece sokaktakilere ait. Evsizlere , k&ouml;peklere ve kedilere.<br />Yaşlı adam metal kutunun yanına gidip ceketinin cebinden &ccedil;ıkardığı kibrit kutusundaki tek kibrit ile metal kutunun i&ccedil;indeki &uuml;&ccedil; beş kartonu tutuşturmayı başarmıştı.<br />Y.A : Bu fazla yanmaz. Şu kolilerin i&ccedil;indeki kitaplardan bir tanesini verir misin?<br />Delayn: Ne? Dur bir saniye...<br />Y.A: Acele et. Ateş s&ouml;nmek &uuml;zere.<br />Ben hemen kolilerin bir tanesini a&ccedil;tım. Koli ağzına kadar kitap doluydu. Ne bu kolilerin i&ccedil;inin kitapla dolu olmasını , ne de yaşlı adamın bu kitapları &ouml;ylece yakmak istemesine bir anlam veremiyordum. Ben bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken o &ldquo;Ne kadar da uzun s&uuml;rd&uuml;.&rdquo; diyerek bir hışım yanıma geldi e koliden rastgele bir kitabı ateşe attı.<br />Delayn: Bunlar senin kitapların değil mi?<br />Y.A: Evet.<br />Delayn: Bu kadar kolay nasıl yaka bildin?<br />Y.A: Kağıt , yeşil değilse bu devirde faydasız olarak kabul ediliyor. Ayrıca seni zeki bir sanmıştım. Sayfaların bir b&uuml;y&uuml;s&uuml; ya da i&ccedil;inde yazanların sihirli bir g&uuml;c&uuml; yok. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n , duyduğun , okuduğun her şey bir kalıp. Kalıplar sadece fikirleri korumak i&ccedil;in varlar. Ve eğer bizi ve fikirlerimizi şuan bu buz gibi havadan korumayacaklar ise neden varlar?<br />Hafif şaşkın bir ifade ile tekrar yerime oturdum. T&uuml;m bu konuşmaların arasında birde yiyecekleri getirmişti yaşlı adam.<br />Y.A: Hadi ye.<br />Delayn: Teşekk&uuml;r ederim.<br />Biraz ekmek , biraz peynir ve su. Birlikte bunları yerken yaşlı dam bir şey sordu;<br />Y.A: Sana verdiğim kitap nerede?<br />Delayn: &Uuml;zg&uuml;n&uuml;m ... ama ben onu kaybettim.<br />Bu s&ouml;z&uuml;m &uuml;zerine yaşlı adam oturduğu yerden kalktı. Kitapların olduğu kolilerin i&ccedil;inden bana verdiği kitabı &ccedil;ıkardı. Şaşkınlığımı saklamamıştım. Onu yanarken &nbsp;g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;me emindim. Yaşlı adam sofraya doğru yaklaşırken bir yandan da kitaptan rastgele bir sayfa a&ccedil;ıp bana uzattı.<br />Y.A: Oku.<br />Delayn: Tamam.<br />&ldquo;Kalkanını kaldırdığında zalimin kılıcına &nbsp;&ldquo;Dur!&rdquo; demek i&ccedil;in.<br />&nbsp; Akan kanların kelimeler ile dansını resmeden bir şair mi olurum?<br />&nbsp; Yoksa , silahımla meydan mı okurum kanı şiirlere zorla aşık edenlere?<br />&nbsp;Belki de resmederken kalemin son danslarına ,&ccedil;ıkan kelimeler birinin kalbine dokunur.</p>
<p>&nbsp;Hayatını feda ettiğin bu dans pisti &uuml;&ccedil; beş kağıt par&ccedil;ası ile d&ouml;ner.<br />&nbsp; Ancak son vals`i hep aynı konuklar oynar.<br />&nbsp; Kurşunu &nbsp;d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml; mazlum kanı ve şair yazdığı h&uuml;z&uuml;nl&uuml; şiirleri.<br />&nbsp; Merhamet , bir zamanlar g&uuml;ller bah&ccedil;esindeki en samimi g&uuml;ld&uuml;.<br />&nbsp; Şimdi ise o , bir avu&ccedil; k&uuml;l&rdquo;<br />Y.A: Bu kadarı yeterli.<br />Delayn: Tamam.</p>
<p>Hi&ccedil;bir şey diyememiştim. Kafamda &ccedil;ok fazla soru vardı ve bu bani fazlasıyla rahatsız ediyordu. &ldquo;Uyumak iyi gelir.&rdquo; dedim i&ccedil;imden. Geceyi o beton yığınında ge&ccedil;irdik.<br />G&ouml;zlerimi g&uuml;n ortasında , yemyeşil bir &ccedil;ayırda a&ccedil;tım. Ne insanlar nede pislikleri vardı etrafımda. Doğa kollarını a&ccedil;mış ve beni buraya getirmiş gibiydi. &Ccedil;ok huzurluydu . Karşımda biri (ya da bir şey) vardı. O kadar parlaktı ki detaylarını se&ccedil;emiyordum ama o ışık beni b&uuml;y&uuml;lemişti adeta. Gitmeli ve ne olduğunu anlamak zorundaydım. Ona doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım. Ben adım attık&ccedil;a benden uzaklaşıyor gibiydi. Adımlarım hızlandı ve koşmaya başladım...<br />G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m şey , arabanın korna sesleri ile g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nden akıp gitmeye başlamıştı. Ani bir refleks ile kendimi sokağın bir k&ouml;şesine attım. Canımı zor kurtarmıştım. O huzur dolu yere y&uuml;r&uuml;mek beni &ouml;l&uuml;me g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. Ya bilmediğim ağır bir psikolojik rahatsızlığım var &nbsp;ya da r&uuml;ya g&ouml;r&uuml;yorum. Kendimi attığım k&ouml;şeden etrafı bir s&uuml;re s&uuml;zd&uuml;m.</p>
<p>Delayn: Neredeyim ben?</p>
<p>Yavaş&ccedil;a yerimden kalktım. Ağır adımlarla , biraz &ouml;nce s&uuml;zd&uuml;ğ&uuml;m sokağın i&ccedil;ine daldım. Burası bana baya tanıdık geliyordu. Evim mi buradaydı acaba? Kesin buralarda bir yerdeydi. E peki ben neden buraları hatırlamıyorum? Her şey &ccedil;ok yabancı geliyordu.<br />Sokak lambaları bir bir s&ouml;nerken , arabalar yolları yavaş&ccedil;a terk ediyorken ben evimin nerede olduğunu hafif hafif hatırlamaya başlamıştım. Bir m&uuml;ddet daha dolaştım. Anımsadığım kadarıyla evimi bulmaya &ccedil;alıştım ve sonunda evim olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m bir apartmanın yanında buldum kendimi. Benzerlerinin yanındaki başka bir apartman. Adımlarımın ağırlığını koruyarak yaşadığım apartmanın kapısına doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım. Kapıdan i&ccedil;eri girmemle bedenimin kontrol&uuml;n&uuml; yitirmiş gibiydim. Bendenim hareket ediyordu ancak bunu ben yapmıyordum. Bir bir &ccedil;ıktım merdivenlerin basamaklarını. Ta ki benim olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m dairenin kapısına gelene kadar. Elimi yavaş&ccedil;a kapı koluna uzattım ancak kapı kendiliğinden a&ccedil;ılmıştı.</p>
<p>Delayn : Kilitlemeyi mi unutmuşum?</p>
<p>İ&ccedil;erisi baya karanlıktı. Bedenimin yavaş&ccedil;a tekrar benim kontrol&uuml;me ge&ccedil;tiğini hissediyordum. İ&ccedil;eride bir ışık kaynağı aradım. Ancak sadece bir masanın &uuml;st&uuml;nde duran masa lambasına erişebildim. O da ne yerinden kıpırdıyor , ne de masanın &uuml;st&uuml; dışında bir yeri aydınlatıyordu. Sandalyeyi &ccedil;ekip masanın başına oturdum. Masanın &uuml;zerindeki defteri yanıma &ccedil;ektim , kalemi elime aldım ve yazmaya başladım.</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Y&uuml;k&uuml; b&uuml;y&uuml;k olsa da ezilmez altında karınca.<br />&nbsp;Acıları arkanda bırakmalı ve boş kağıtlarına bakmalı bu garip.<br />&nbsp;Mutsuz bir hayatı yaşamaktansa umutlu bir &ouml;l&uuml;m yeğlerim&nbsp;<br />Allah`ım deli olayım ve huzuru tadayım dedim , &nbsp;gene aynı yerdeyim.<br />&nbsp;Yerin en dibine giden u&ccedil;urumda asılı kalmışım sanki , d&uuml;ş&uuml;yorum ama zirve hep &nbsp; g&ouml;r&uuml;n&uuml;r<br />&nbsp;Olunuyor &nbsp;parasının k&ouml;lesi , şiirlerde neden yer almaz artık o &ccedil;ocukların sesi.<br />&nbsp;Benim &ccedil;ıkmıyor yalnızken cılız sesim &ccedil;&uuml;nk&uuml; hala &ccedil;ok gencim.<br />&Ouml;ld&uuml;m ama hala var gibiyim , sokaklar dolusunu canlı cesetlere karşı.<br />&nbsp;"Ağlayamam artık" derken bir gece d&ouml;k&uuml;len g&ouml;z yaşlarının anlamları beni ben yaptı.<br />&Ouml;fke oldu ilhamım zamanla ; kanarken elleri ismini kullanmayan şairlerin.<br />G&ouml;kdelen gibiydi umutlarım , hala ayakta ancak yaralarıyla.&nbsp;<br />Umursamaması imkansız artık bu garibin ruhunun.<br />&Ouml;nce den yalnız kalmaktan korkardım şimdi... &rdquo;<br />Kan ter i&ccedil;erisinde uyandım. Başımda m&uuml;thiş bir ağrı , dışarıda insan ve ara&ccedil; g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;... Etrafıma bakındığımda ise hi&ccedil;bir şey yoktu. Ne yaşlı adam ne kitap dolu kolileri ... Hepsi yok olmuştu sanki. Başımın ağrısı hala devam ediyordu. O halsizlikle beton yığınından dışarı &ccedil;ıktım. T&uuml;m o g&uuml;r&uuml;lt&uuml; artık &ccedil;ok daha net ve rahatsız ediciydi ama benim artık katlanacak halim kalmamıştı. Kulaklarımı ve g&ouml;zlerimi kapatıp koşmaya başladım. İnsanlara &ccedil;arptığımı hissediyordum. Onlar bana &ldquo;Ne yapıyorsun sen!&rdquo; dedik&ccedil;e ben &ldquo;Susun artık. G&uuml;r&uuml;lt&uuml;y&uuml; duymuyor musunuz?&rdquo; diyordum i&ccedil;imden. İnsanlar sesini y&uuml;kselttik&ccedil;e be hızımı arttırmaya devam ediyordum. Bir s&uuml;re sonra ise ne yaptığımı unuttum. Ruhen artık orada değildim. Sonra durdum. G&ouml;zlerimi a&ccedil;tığımda ise yaşadığım apartman karşımda duruyordu. Soru sormayı bırakmıştım artık. Sadece apartmanın kapısına doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;m. Kapıdan i&ccedil;eri girdim. Bir bir &ccedil;ıktım merdivenin basamaklarını. Ta ki kendi dairemin kapısına gelene kadar. Elimi yavaş&ccedil;a kapı koluna uzattım ama kapı kediliğinden a&ccedil;ıldı.<br />G&uuml;n&uuml;n ilk ışıkları dairenin i&ccedil;ine vuruyordu. Her şey hala bıraktığım gibiydi. Masamın başına ge&ccedil;tim. Lambamın kırılan cam par&ccedil;alarını masanın &uuml;st&uuml;nden attım. Defterimi &ouml;n&uuml;me &ccedil;ektim , kalemimi elime aldım ve yazmaya başladım..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 18 (Tesbihten Kelepçe)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-18-tesbihten-kelepce</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-18-tesbihten-kelepce</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b27226a8384.jpg" length="39796" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Dec 2021 00:16:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>deneme, toplum, din, kölelik, sömürü, adalet, zaman, esaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>X : İnsanlar neden b&ouml;yle ?&nbsp;<br />&nbsp;<br />Y: Nasıl yani ?&nbsp;<br />&nbsp;<br />X: Biliyorsun işte . Bariz bir ger&ccedil;eği inkar etmeleri , inandıklarını iddia ettikleri inan&ccedil;lar ile s&uuml;rekli &ccedil;elişmeleri ama bunu belirtenleri d&uuml;şman bellemeleri. &nbsp;<br />&nbsp;<br />Y: Cahillerden &ccedil;ok şey bekliyorsun.&nbsp;<br />&nbsp;<br />X: Bu cahillik gibi değil. Daha farklı. Kişi sanki &nbsp;hakikati inkar ederken s&ouml;ylediklerine inandığı i&ccedil;in değil de inanmak zorundaymış gibi duruyor &ccedil;oğu zaman. &Ccedil;eliştiğinin farkında olmasına rağmen inkardan vaz ge&ccedil;miyor. Sanki biri ona silah zoru ile s&ouml;yletiyormuş gibi ama arkasında kimse yok. &nbsp;<br />&nbsp;<br />Y: Anlıyorum. Bak senle bir deney yapacağız. Dışarı &ccedil;ık ve bahsettiğin kişilerden birini bul ve onla aynen bahsettiğin gibi sohbet et ama bir fark ile. Asla isim belirtme , yer ve ya zamanda. Sanki hayali bir evrenden bahsediyormuş gibi konuş . O hayali evrene &ouml;nceden inkar ettiğin hakikatleri serp. &nbsp;Yarın da buradayım . Gelip anlatırsın ne olduğunu.&nbsp;<br />&nbsp;<br />X : Pek fark edeceğini sanmıyorum ama denerim.&nbsp;<br />&nbsp;<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; * Ertesi g&uuml;n*&nbsp;<br />Y: E ne oldu.&nbsp;<br />&nbsp;<br />X: İtiraf etmeliyim ki &ccedil;ok garipti. Aynen s&ouml;ylediğin gibi , s&ouml;ylediğin şartlarda bir sohbet a&ccedil;tım. İlk başta benim ger&ccedil;ek hayattan bahsettiğimi s&ouml;yleyip durdu. Bir s&uuml;re uğraştırsa da onu hayali bir evren hakkında varsayımlarda bulunduğumuza ikna ettim ve anlatmaya başladım. Bu seferde konu ile alakasız sorular soruyordu ve sorularını s&uuml;rekli , cevapları ger&ccedil;ek hayata dayandırılacak şekilde soruyordu. &Ccedil;ok uğraştırsa da bahsettiğin gibi hi&ccedil; isim , zaman ve mekan belirtmeden bir şekilde cevapladım ve anlatmaya geri d&ouml;nd&uuml;m. S&uuml;rekli s&ouml;z&uuml;m kesen o adam bir s&uuml;re sonra sakince dinlemeye başlamıştı. Anlatacaklarım bittiğinde ise hi&ccedil; beklemediğim bir cevap verdi.&nbsp;<br />&nbsp;<br />Y: Ne dedi peki ?&nbsp;<br />&nbsp;<br />X: " Haklısın"&nbsp;<br />&nbsp;<br />Y: Bu şahit olduğun şeye "Tesbihten Kelep&ccedil;e" denir.&nbsp;<br />&nbsp;<br />X: Tesbihten Kelep&ccedil;e' mi? &nbsp;<br />&nbsp;<br />Y :Buna tesbihten kelep&ccedil;e denir. En samimi inan&ccedil;ların bile bir kelep&ccedil;esi vardır. Kullanılması ile kulu &ccedil;epe &ccedil;evre sarar. Elini değil zihnini kısıtlar . Kelep&ccedil;enin sahibi bağladığı kişinin de sahibidir artık . Kelep&ccedil;enin tutsağı &ccedil;oğu zaman ka&ccedil;mayı d&uuml;ş&uuml;nmez bile . Aslında tesbihten kelep&ccedil;e yoktur bir s&uuml;re sonra. Sadece diz &ccedil;&ouml;km&uuml;ş , boyun eğmiş bir cahil ile boyun eğdiği efendisi vardır. İste buna TESBİDEN KELEP&Ccedil;E DENİR !&nbsp;<br />&nbsp;<br />X : Biraz daha a&ccedil;ar mısın?&nbsp;<br />&nbsp;<br />Y: Dikkatini &ccedil;ekmiştir karşındaki kişi s&uuml;rekli seni sınıflandırmaya &ccedil;alıştı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kelep&ccedil;enin &ouml;ğretileri siyah ve beyazdan ibarettir. Tesbihten Kelep&ccedil;enin sahibi tutsaklarına şu emri verir.&nbsp;<br />"Benim dediklerim iyi , demediklerim k&ouml;t&uuml;. Benim emrim farz , onların s&ouml;zleri g&uuml;nah . Benim sevdiğim yer cennet , onların sevdiği yer cehennem . Benim anlattığım din , onların ki kafirlik."&nbsp;<br />Bu kelep&ccedil;e y&ouml;neticilerin en etkili silahıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kelep&ccedil;eye vurulmuş kişinin &ccedil;ıkarı maddi değil manevidir. Bu da kişinin g&uuml;&ccedil; sarhoşu politikacılar tarafından s&ouml;m&uuml;r&uuml;lmesini kolaylaştırır.&nbsp;<br />&nbsp;<br />İnsanlar maneviyat i&ccedil;in yaşar. Bir kişiye yardımının en temel sebebi vicdanen seni tatmin etmesidir. G&uuml;zel bir s&ouml;z s&ouml;ylemek vb. i&ccedil;indeki o bencil duyguların tatmini i&ccedil;indir.&nbsp;<br />Tesbihten kelep&ccedil;e ise insanın başta dini inan&ccedil;larını kullanır , g&ouml;z&uuml;yle g&ouml;remediği tanrı i&ccedil;in bir obje g&ouml;sterir ve kişi nihayetinde manevi eylemlerle sağladığı manevi tatminin &ccedil;ok daha fazlasını maddi eylemler ile sağlanan manevi tatminde bulur. &nbsp;<br />&nbsp;<br />Yaptığın bu deneyde &nbsp;kelep&ccedil;enin etkisindeki kişi maddi eylem ile manevi tatmin i&ccedil;in seni kullanmayı planladı. Efendisinin emri ile seni d&uuml;şman belleyecek ve seni yenerek maddi zaferi ile manevi bir tatmin yaşayacaktı . Ancak sen ona hi&ccedil;bir koz vermedin. Kafasının i&ccedil;ine efendisi tarafından sokulmuş d&uuml;zeneği tetikleyecek ne bir isim ne bir zaman ne de bir mekan verdin. &Ccedil;ok fazla uğraşsa da , denek senin d&uuml;şman mı dost mu olduğunu anlayamadı ve bir anlığına da olsa kelep&ccedil;enin etkisinden &ccedil;ıktı. &nbsp;<br />&nbsp;<br />Onu tesbihten kelep&ccedil;e ile tutsak etmiş efendisini olmadığı bir evrende ilk defa hakikati kabul etti. &nbsp;<br />&nbsp;<br />X: N... Ne diyeceğimi bilemiyorum. Peki nasıl olacak ? Bu insanları nasıl o kelep&ccedil;eden kurtaracağız.&nbsp;<br />&nbsp;<br />Y: &nbsp;Dediğim gibi ;&nbsp;<br />Buna tesbihten kelep&ccedil;e denir. En samimi inan&ccedil;ların bile bir kelep&ccedil;esi vardır. Kullanılması ile kulu &ccedil;epe &ccedil;evre sarar. Elini değil zihnini kısıtlar . Kelep&ccedil;enin sahibi bağladığı kişinin de sahibidir artık . Kelep&ccedil;enin tutsağı &ccedil;oğu zaman ka&ccedil;mayı d&uuml;ş&uuml;nmez bile . Aslında tesbihten kelep&ccedil;e yoktur bir s&uuml;re sonra. Sadece diz &ccedil;&ouml;km&uuml;ş , boyun eğmiş bir cahil ile boyun eğdiği efendisi vardır. İste buna Tesbihten Kelep&ccedil;e denir. G&uuml;c&uuml;n&uuml; bağnazlıktan alır. Bize ise anlatmaktan başka bir se&ccedil;enek sunmuyor.&nbsp;<br />&nbsp;<br />Anlatacağız &nbsp;<br />Anlatacağız&nbsp;<br />Anlatacağız &nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kısa ve Hüzünlü Masalımız</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kisa-ve-huzunlu-masalimiz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kisa-ve-huzunlu-masalimiz</guid>
<description><![CDATA[ Geçmişe ihanet edip gelecekte yaşamak. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_6176b27914bf4.jpg" length="19868" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 25 Oct 2021 16:35:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>şiir, zaman, savaş, dünya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ge&ccedil;mişe ihanet edip gelecekte yaşamak.<br />Yanlız iken ne zordur yaşlanmak.<br />Zamanın tiyatrosunda oyuncu olmak.<br />Işık olup gecenin karanlığını aşmak.<br />Umutsuzluk okyanusunda kutup yıldızı olmak.<br />Yedi kat g&ouml;klerden bile okunmak.</p>
<p>İnsanlar kadar eski bir savaşta ,<br />Umut cephesinde komutan Bitap Paşa.<br />Hazinende g&ouml;kteki elmaslar varsa<br />Kaybolur mu servetin , seller vursa da?<br />Ezeli ve ebedi yorgun naralar.<br />Kara s&ouml;zleri taşıyan ak sayfalar.<br />Birde yolundaki y&uuml;k&uuml; ağır o yolcular.</p>
<p>Aşk ile , zamanla harbe tuttuştu.<br />Şimdi fedailer dahi şeytana suskun oldu.<br />Bu masalda bir damla , ormanları yutan alevlere meydan okudu.<br />Uyku &ouml;ncesi masallarına bile b&ouml;yle hayaller yazılmadı.<br />Kılı&ccedil;taki bir damla kanın h&uuml;z&uuml;n dolu masalını,<br />Ka&ccedil; şair yazsa da sayfalara sığdıramadı.<br />G&ouml;zyaşı ile damla kanın ağlatan valsi,<br />Bizim kısa ve h&uuml;z&uuml;nl&uuml; masalımız.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>