<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; GÜMÜŞ SÖZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/gumus-soz</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; GÜMÜŞ SÖZ</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>ZEYNEB’İN MASALI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zeynebin-masali</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zeynebin-masali</guid>
<description><![CDATA[ Hikâye ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_633ea38190cc1.jpg" length="54536" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 06 Oct 2022 12:47:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Kurgu, Öykü, Duygular</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Zehra da olabilirdi, Z&uuml;beyde, Zeliha, Zelibe, Z&uuml;hre gibi pek &ccedil;ok şey olabilirdi. Ama mutlaka &ldquo;Z&rdquo; harfi ile başlardı. Benim i&ccedil;in &ccedil;ocukluk masalım Zeynep. Bug&uuml;n &ccedil;ocukluğumun Zeyneb&rsquo;i ziyaretime geliyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Nerden almış telefonumu, nasıl bulmuş bilmiyorum. İstanbul&rsquo;un &ouml;te yakasında oturuyormuş. Gemiyle iskeleye kadar gelecek, oradan alıp evime g&ouml;t&uuml;receğim. Tanıyabilecek miyim?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İncecik dudaklarını farketmezsiniz y&uuml;z&uuml;ne bakınca. Eminim &ccedil;illeri olduğunu da sonradan benden &ouml;ğreneceksiniz. Şimdinin &ccedil;izgi filmlerinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k, şirin, sarı sa&ccedil;lı, iki yana &ouml;rg&uuml;l&uuml; kız modelini andırır &ccedil;ehresi. Kare olduğu niye kazınmış zihnime. S&uuml;p&uuml;rge telini andıran bakımsız sarı sa&ccedil;ları seyrek, u&ccedil;lara doğru iyice incelir. Sekiz dokuz yaşlarında olmalı onu en son hatırladığım yaşı. Mavi g&ouml;zlerini unutamıyorum. Koyu da değil, a&ccedil;ık da değil. Onun sadece g&ouml;zlerine bakarsınız. Y&uuml;z&uuml;ndeki ayrıntıların hi&ccedil;bir &ouml;nemi kalmaz. Farkettiniz sanırım bug&uuml;n zamanda yolculuk yaparken, benimle geleceksiniz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İskelede sabırsız bir bekleyiş&hellip;On beş dakika var geminin iskeleye yanaşmasına. Denizin rengi yeşile &ccedil;alıyor bug&uuml;n. Yok, Zeyneb&rsquo;in g&ouml;zleri bu renk değildi. Elleri tombişti, kısa parmakları vardı. Erkek kardeşlerinin sa&ccedil;larını yana yatırarak d&uuml;zeltirken bu parmakları ne &ccedil;ok izlemiştim. O da beni unutmamış, bir keresinde kız kardeşim ond&ouml;rt-onbeş yaşlarında bir kızın gelip beni sorduğunu, evde olmadığımı &ouml;ğrenince selam bırakıp geri d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;ylemişti, &ldquo;adı Zeynep&rsquo;miş&rdquo; . O olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Tanıdığım başka Zeynepler de vardı. Ama ben o olmasını istemiştim. Demek ki, iyiymiş, başına k&ouml;t&uuml; bir şeyler gelmemiş, diye kendimi teselli etmiştim. Birg&uuml;n aniden taşındıklarını duymuş, veda bile edemeden hikayesinin hangi k&ouml;t&uuml; halkasının devreye girdiğine dair ihtimallerle yıllarca beynimi yormuştum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gemi iskelede. İnsanları tek tek inceliyor, Zeyneb&rsquo;in mavi g&ouml;zlerini arıyordum. Şimdi otuz altı yaşında olmalı. Boyu ne kadardır? Şişman mı, zayıf mı? Kıyafetlerden artık fakir mi, zengin miyi anlamayı beklemiyorum. Bebek arabasıyla, yanında &ccedil;ocuklarla bir s&uuml;r&uuml; kadını eledim. Yalnız bir kadın olacağını umarken, birisi bana doğru y&ouml;neldi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">-Ayşe Abla, ben Zeynep. Sensin değil mi? Tanıdım seni, hi&ccedil; değişmemişsin.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">-Zeynep, ah! Tanıyamadım kusuruma bakma, sen nasıl tanıdın bunca sene sonra.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">-Değişmemişsin ki, bak bu benim oğlum, bu da kızım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Aman Allah&rsquo;ım! Zeynep evlenmiş ve iki tane onu en son g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m yaşlarda &ccedil;ocukları var.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yıllar &ouml;nce Zeyneb&rsquo;in i&ccedil;imi burkan s&ouml;zlerini hatırladım: &ldquo; Ayşe Abla ben hi&ccedil; evlenmeyeceğim, biliyor musun? &Ccedil;alışıp para kazanacağım, bir de &ccedil;ocuk yapacağım, &ouml;m&uuml;r boyu mutlu yaşayacağım.&rdquo; Ona evlenmeden anne olamayacağını s&ouml;ylediğimde, g&ouml;zlerindeki mavi ışığın s&ouml;n&uuml;p, ince dudaklarından d&ouml;k&uuml;len hezeyanı nasıl unutabilirim? Oysa k&uuml;&ccedil;&uuml;k anneydi Zeynep. İki erkek kardeşi i&ccedil;in evi terkeden annesinin yerini almıştı. Ama yine annelik sevdasındaydı. Bıkmamıştı k&uuml;&ccedil;&uuml;k elleriyle yemek yapmaktan, kardeşlerini yıkamaktan, &ccedil;amaşır yıkamaktan, boyu kadar s&uuml;p&uuml;rgeyle evi temizlemekten&hellip;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Evdeydik, &ccedil;ocuklar kapı &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkılacağını keşfetmişler i&ccedil;eri dışarı mekik dokuyorlardı. Zeynep, babasının aniden karar verip Kartal&rsquo;a taşındıklarını s&ouml;yledi. Akrabaları oradaymış, bir m&uuml;ddet onların yanında yaşamışlar. Bir &ccedil;ocuklu bir kadınla evliliği de iyi gitmemiş ayrılmışlar. Taşınmayı da o kadın istemiş.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Birden hatırladım, &uuml;vey annesinin ona yaşattıklarını! Nedense Zeynep&rsquo;in &nbsp;altı yaşından sonra yalnız kalışlarının h&uuml;zn&uuml; &ccedil;&ouml;reklenmiş y&uuml;reğime. Babası zayıf, ince yapılı, mahalleye hi&ccedil;bir zararı veya samimiyeti olmayan bir fabrika iş&ccedil;isiydi. Zeyneb&rsquo;in anlattıklarını bilmesem o adama da acımak gerekir derdim. Ama &uuml;&ccedil; &ccedil;ocukla zor yaşam savaşı veriyor olsan bile, yedi yaşındaki bir &ccedil;ocuğa yemek yapmadı, g&ouml;mleği kirli kaldı diye kızılıp eziyet edilmez. Okul da karartıyordu Zeyneb&rsquo;in hayatını. Hem kendi hem de kardeşleri i&ccedil;in sık sık i yakalıkları kirl , sa&ccedil;ları bitli diye azar işitiyordu. Uğraşıyordu Zeynep, ama &ouml;ğretmenler yine o melun haşeratı kontrol edip buluyorlardı. Komşuların arada , evlerine alıp yıkayıp temizledikleri oluyordu. Ama yaşadıkları ev şartları iyileştirilemediği i&ccedil;in Zeyneb&rsquo;in y&uuml;reği tamir olmak ş&ouml;yle dursun herg&uuml;n daha da k&uuml;&ccedil;&uuml;k par&ccedil;alara dağılıyordu. Ağlama duvarı bendim. Evimiz biraz uzaktı. Ondan sadece &uuml;&ccedil; yaş b&uuml;y&uuml;kt&uuml;m. Her g&uuml;n hayaller kuruyor, babası işe gittikten sonra Zeyneb&rsquo;in evine gidip beraber &ccedil;ile &ccedil;ekerek onun y&uuml;z&uuml;n&uuml;n biraz g&uuml;lmesini sağlıyordum. Ama hi&ccedil; ger&ccedil;ekleşmedi. Evden uzaklaşmam kesinlikle yasaktı. Hele bir kız &ccedil;ocuğunun annesi olmayan bir eve gitmesi imkansızdı. Yapabildiğim Zeyneb&rsquo;in ziyaretlerinde onun mutsuzluğunu oyun oynayarak unutturmak, konuşarak acısını hafifletmek, hayaller kurdurarak geleceğe umutla bakmasını sağlamaktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Zeynep Sarıyer&rsquo;de oturuyor. Zorla değil, &acirc;şık olduğu i&ccedil;in evlenmiş. Okul hayatı başarısız olduğu i&ccedil;in liseden sonra devam etmemiş, yoksa babası okuldan alıkoymamış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Annesi evlenirken Zeyneb&rsquo;e hamileymiş. Babasının bir astsubay olduğunu biliyor, hepsi o kadar. &Uuml;vey kızı olduğunu bilerek annesinin onu terketmesinin y&uuml;reğinde bıraktığı hasarı ben biliyorum. Babasını bulmak i&ccedil;in ne planlar kurmuştuk? Askeriyeye yazı yazıp sormayı d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;k. Adını bile bilmiyordu. Gazeteye ilan vermeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k. Paramız var mıydı, yeter miydi, dert etmeden. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eşim beni seviyor&rdquo; diyor Zeynep. &Ccedil;ocuklarına da iyi babaydı. Annesi ile buluşmuş, ara ara g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yormuş. Babası ile uzun yıllar k&uuml;s kalmış. &ldquo;Ama son birka&ccedil; yıldır ara sıra ziyaret ediyor, bayramlarda da biz onu ziyaret ediyoruz&rdquo; diyor. O, erkek kardeşleriyle yaşıyormuş.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Zeyneb&rsquo;in masalı &ccedil;ocukluğumda bir yara olarak h&acirc;l&acirc; yaşıyor. Ona &ccedil;are olamayışımın su&ccedil;luluğu, mavi g&ouml;zlerindeki nemi h&acirc;l&acirc; kurutmadı. Zeynep iyi, Zeynep artık bir anne, bir eş. Y&uuml;reğime iyi geldi mi? <o:p></o:p></p>
<p><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;">Sizin Zeynepleriniz nasıl? Ben bir daha Zeyneb&rsquo;i aramadım. O da beni!</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>OKUMAK , AMA NASIL?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/okumak-ama-nasil</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/okumak-ama-nasil</guid>
<description><![CDATA[ Okuma alışkanlığımızı farklı açılardan değerlendirildiği bir yazı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_6338249119a13.jpg" length="61201" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 01 Oct 2022 14:31:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Okuma alışkanlığı, Okuyan oranı, Okumanın içeriğe göre dağılımı, Okuma ile dil kullanımı becerisi arasındaki bağ, Okuma süresi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Okuma yazma ile tanıştığımız ilk g&uuml;nden bu yana &ccedil;ok duyduğumuz bir tavsiye. &ldquo; Oku&hellip;, bol bol kitap oku&hellip;, Okumak &ccedil;ok yararlıdır&hellip;&rdquo; O kadar ki &ldquo;kitap okumayın, zararlıdır&rdquo; tavsiyesini duymadığınızla bunu ispatlayabiliriz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Okumanın yararlı d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; i&ccedil;in ne okuduğumuz, nasıl okuduğumuz biraz ihmal ediliyor gibi. Kimi edebiyat d&uuml;nyası mensupları, belki &ouml;ğretmenimiz; &ldquo; belirli bir alışkanlık edinene kadar ne okursan oku, zaten zamanla kendi okuma zevkin oluşacak ve ona y&ouml;neleceksin&rdquo; derler. Ger&ccedil;ekten &ouml;yle oluyor mu? Zorunlu eğitim &ccedil;ağını &ouml;nemli bir n&uuml;fus &ccedil;oğunluğumuz tamamladığına g&ouml;re mantıksal bağlamda okur sayısı da ona paralel bir seviyede olması beklenir.<span lang="EN-US" style="background: white;"> Lise ve Dengi Meslek Mezunu&nbsp;15 426 019 , n&uuml;fusa oranı &nbsp;%21.(2020) Kitap okuma oranı&nbsp;&nbsp; </span><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">%0,1. Rakamlara boğmak istemediğim i&ccedil;in bir &ouml;rnekle yetineceğim.&nbsp; Hepimizin bildiği gibi faydalı iş olan &nbsp;kitap okumaya istendiği d&uuml;zeyde y&ouml;nelmiyoruz. Bu problemin bir yanı. &nbsp;Diğer bir yanı ise, ne okuduğumuz ve nasıl okuduğumuz? Bu yazıda buna yoğunlaşma &ouml;nceliğim olacak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Az sayıdaki okur kitlesinin de okuma tercihleri aşağı yukarı ş&ouml;yle:</span><span lang="EN-US" style="font-size: 13.0pt; line-height: 115%; color: #212529; background: white;"> </span><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Kitap okuyanların&nbsp; %45&rsquo;i aşk, %43&rsquo;&uuml; dini kitaplar (namaz hocası-dua kitapları), ve %12&rsquo;si de ma&shy;sal, fıkra, siyaset veya kişisel gelişim ile ilgili kitaplar okuyor. Daha başka istatistik verilerine ulaşılabilir. Okuma alışkanlıklarının temeli ailede atılıyor. Anne babası kitapsever olan bireyler de kitapla erken tanışıyor ve hayatına kitabı erken alıyor. Okuma tercihlerine baktığımızda ailenin yaşamı yorumlama şekli, siyasi kabulleri, değer atfettikleri y&ouml;nde gelişip olgunlaşıyor. &Ccedil;eşitli anlayışları ortaya koyan veya zıt siyasi i&ccedil;erikleri, &ouml;nem vermediği bakış a&ccedil;ılarına sahip perspektifler sunan kitaplara ilgi g&ouml;stermiyor. Sonu&ccedil; olarak tek taraflı beslenmiş bir okur kitlesi ile karşı karşıya buluyoruz kendimizi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Okul kitap okuma alışkanlığı bakımından zorlayıcı olabileceği gibi, bir &ouml;ğretmeni ile g&ouml;n&uuml;l k&ouml;pr&uuml;s&uuml; kişiyi kitaplara g&ouml;t&uuml;rebiliyor. G&ouml;n&uuml;ll&uuml; , g&ouml;n&uuml;ls&uuml;z dersin gerektirdiği kitaplar genellikle k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml;n mihenk taşı diyebileceğimiz eserler oluyor. Burada sıkıntı,okur d&uuml;nyası ile &ouml;rt&uuml;şmeyen bu kitapların teşvik edicilik seviyesi olduk&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;k olması. Lise d&uuml;zeyinde bile &ouml;ğrenciler klasik edebiyat &uuml;r&uuml;nlerinden haz alacak estetik duyarlılığa ulaşmamış oluyorlar. Erken buluşmalar sempatiden &ccedil;ok antipati doğuruyor. Gen&ccedil; okurların, aksiyon, gerilim, bilinmeze merakları y&uuml;ksek olduğundan g&uuml;ncel pop&uuml;ler k&uuml;lt&uuml;r eserleri ile buluştuklarını g&ouml;zlemliyoruz. B&ouml;yle olması eleştirilmesi gereken bir durum mudur, elbette değildir. Ancak dilin kullanım ustalığını bu eserlerde pek g&ouml;remeyeceğimiz i&ccedil;in sağlanacak faydalardan da feragat etmemizi &ouml;ng&ouml;rd&uuml;rt&uuml;yor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Nasıl okuduğumuzu da fayda &ndash; bedel dengesi a&ccedil;ısından değerlendirmeliyiz. Verdiğimiz zaman kazanımlarımıza değmeli. Ne kadar s&uuml;rede okuyoruz? Okuduğumuz hız, anlama ve dimağımızda taşıma s&uuml;recini etkileyeceğinden &ouml;nemli. Bir romanı hızlı okuyabilirsiniz, ama bir deneme yazısını, daha yavaş, beyninize sindirerek okumalısınız. Keza bir bilimsel eser de anlayarak ilerlemeniz i&ccedil;in hızınızı yavaşlatabilir. Aslında zaman mefhumunu kitap okuma eylemimizle muhasebeye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;rsek, kitap okuma istatiklerine olumlu artış sağlayabiliriz. &Ouml;rneğin, haftada bir, ayda bir kitap okuma gibi. Kendimizle yaptığımız anlaşmaya uyma, &ouml;zdisiplinimizin ne kadar geliştiği ile bağlantılıdır. Genel eğilim kendimizi kandırmamaktan yanadır herhalde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Kısa kitaplar daha &ccedil;ok okunuyor. Daha mı etkili i&ccedil;eriklere sahip, yoksa kolaycı okur tercihlerinden midir? Ş&uuml;phesiz gen&ccedil; okur kesimi az sayfalı kitapları tercih ediyor. Kalın kitapları devirecek sabır yok. İnternet ve sosyal medya sağolsun, onların su&ccedil;u değil. Elbirliği ile bu b&uuml;y&uuml;l&uuml; d&uuml;nyaya daldık, etkilerinden şikayet hakkımız yok. Eh ne yapalım, uyumlanırız biz de. &ldquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;rek hikaye&rdquo; diye bir t&uuml;r &ccedil;ıktı. Romanlar da k&uuml;&ccedil;&uuml;lecek sanırım. Okuma yeni bir eyleme evriliyor. &ldquo;Dinleme&rdquo;&hellip; &Ccedil;eşitli uygulamalarda usta telaffuzcuların okuduğu kitapları, başka işler yaparken (fiziksel), yolculukta dinleme fırsatı sunuyor.&nbsp; Yakında &ldquo;kitap okur dinleri&rdquo; diye bir tanımı dilimize yerleştirmemiz gerekecek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Şunu da belirtmemiz gerekir ki, aynı kitaptan her okur aynı şeyi anlamaz. Birikimleri, &ouml;nyargıları, kişiliği vb. hepsi etkilidir. Yazarın yazma amacı dışında yeniden kendi amacı ile harmanlanarak başka bir i&ccedil;erikle ulaşır okuyucuya. Bu nedenle kitap okuma gruplarını &ouml;nemserim. Aynı zamanda belirlenen kitabı okuyup, bir zaman diliminde bir araya gelerek kitap kritiği yapmak o kitabı okuyan kişi asayısınca okuma ayrıcalığını kazandırır insana. Kalıcı &ouml;ğrenme alanına aktarmış o kitabı k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;z&uuml;n bir par&ccedil;ası yapmış olacaksınız. Bu az bir kazanım değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p><span lang="EN-US" style="font-size: 11.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;">Kitap okuma bakış a&ccedil;ısı ile &ccedil;eşitlilik i&ccedil;erirse, kişisel k&uuml;t&uuml;r&uuml;m&uuml;ze dahil edebilirsek, t&uuml;r farklılığını g&ouml;zetirsek, mesleğimiz ne olursa olsun, hayatımıza g&uuml;zellikler katacak, anlam y&uuml;kleyecek, paylaşma isteğimizi, tahamm&uuml;l g&uuml;c&uuml;m&uuml;z&uuml; artıracak, meram anlatmakta daha becerikli olacağız.&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞEHİRDE BİRİ VAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sehirde-biri-var</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sehirde-biri-var</guid>
<description><![CDATA[ Şiir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6311c588bd194.jpg" length="46435" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 02 Sep 2022 11:58:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Yalnızlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Duygu y&uuml;kl&uuml; şarkılar, t&uuml;rk&uuml;ler,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Senin y&uuml;z&uuml;nden şair oldu adam,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Ama materyalist yine de yaftası,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">G&ouml;nl&uuml;ne baktı boş, virane, </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Kaldırımlar yalnız dostane,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Kediden, k&ouml;pekten y&acirc;r, medet</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Kolları var sarmalı, ayakları temel,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Sığınak olur bir bedene boşa harcanmamalı,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">G&ouml;zleri h&uuml;z&uuml;n akıtıyor, </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Bir d&uuml;ş, </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Dertsiz sofralar kurulduğu</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Kahkahalar da kutup kadar uzaktan</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&Ouml;zlem y&uuml;reği g&ouml;&ccedil; istiyor sonsuzluğa</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Susuz, a&ccedil;, muhta&ccedil;, başı damsız</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">İ&ccedil;indeki karanlık b&uuml;y&uuml;yor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Onca şiir, şarkı, drama</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">İnsanlık getirmedi adama</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&Ccedil;&ouml;k&uuml;p dizlerine,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Buruşuk ellerine doğuyor g&uuml;neş,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Kıpırdamasa da kuytuda,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">Şehir akıyor, </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>VAZGEÇEBİLDİĞİMİZ KADAR ÇOĞALAN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/vazgecebildigimiz-kadar-cogalan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/vazgecebildigimiz-kadar-cogalan</guid>
<description><![CDATA[ Öznel düşünceler, pozitif bakış açısı, duygu durumunu yönetebilmek. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630a7ed572edc.jpg" length="81790" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 27 Aug 2022 23:35:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Yaşamın anlamı, yaşamdan keyif almak, mutluluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir hikaye vardı, bir balık&ccedil;ı k&ouml;y&uuml;nde, balık&ccedil;ılıkla ge&ccedil;inen bir adam varmış. Her g&uuml;n balığa &ccedil;ıkar, ailesiyle karınlarını yakaladıkları balıklarla doyururlarmış.&nbsp; Yeterince balık yakalaması her g&uuml;n değişik zamanda ger&ccedil;ekleşiyormuş. Ama balık&ccedil;ı yeterli miktara ulaşınca, evine d&ouml;n&uuml;yormuş. G&uuml;nlerden bir g&uuml;n bu k&ouml;ye gezginci bir şehirlinin yolu d&uuml;şm&uuml;ş. Balık&ccedil;ıyı bir s&uuml;re g&ouml;zlemledikten sonra ona &ldquo;neden daha fazla balık yakalamıyorsun?&rdquo; diye sormuş. Karnımız doyduktan sonrasına gerek olmadığını s&ouml;ylemiş balık&ccedil;ı. &ldquo;Fazlasını satmalısın.&rdquo; demiş adam. Bunun ona ne getirisi olacağını sormuş balık&ccedil;ı. &ldquo;Daha &ccedil;ok paran olur, belki de ikinci kayığını alırsın, başka bir balık&ccedil;ı &ccedil;alıştırırsın.&rdquo; Adam devam etmiş, balık&ccedil;ı &ldquo;ya sonra&rdquo; dedik&ccedil;e. &ldquo; G&uuml;zel bir ev alırsın, ailen o evde oturur. Konağın olur, b&uuml;y&uuml;k bir arazi alırsın, bir ada alırsın&hellip;.&rdquo; Diye s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;ş konuşmasını. Sonra diye sormaya devam ettik&ccedil;e en sonunda adam &ldquo;hi&ccedil;&rdquo; demiş.&rdquo;Mutlu, mesut yaşarsın.&rdquo; &nbsp;Balık&ccedil;ı cevap vermiş: &ldquo;Ben ailemle şimdi de mutluyum. Bunu elde etmek i&ccedil;in bu kadar &ccedil;abalama ve uğraş mutluluğu kaybettirip, yeniden aratır bana.&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Biz de hızlıca akan bu hayat d&uuml;zeninde, balık&ccedil;ının bulduğu mutluluğu yakalamak i&ccedil;in debelenip duruyoruz. Kirada oturuyorsak bir eve sahip olmanın, bir evimiz varsa onun daha b&uuml;y&uuml;k olmasının, veya araba istememizin, arabanın &ouml;zelliklerinin en son &ouml;zellikli olanına sahip olmak istememizin ardı arkası gelmiyor. İstemekten vazge&ccedil;sek mutluluk koşa koşa gelir mi acaba?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tersinden bakalım varlıklı insanlar mutluluğa da el koymuşlar mıdır? Tabir yanlış oldu elbette. Mutluluk birilerinin tekeline alacağı bir duygu değil. Ne kadar insan var o kadar mutluluk &uuml;reyebilir. Hatta &ccedil;oğalmaya &ccedil;oook meyillidir. İstediklerini elde etmek , &nbsp;onu kaybetmemeyi de beraberinde getirmiyor mu? Şu anda b&uuml;y&uuml;k bir ikramiyeye kavuşsak, onu nasıl korurum, hırsıza, uğursuza kaptırmadan nerede nasıl değerlendiririm derdi ile huzurumuz ka&ccedil;maz mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kanaatk&acirc;rlığın bu &uuml;lkede girişimcilik eylemlerini engellediğine dair bir g&ouml;r&uuml;ş de var. Deniliyor ki, &ldquo; &lsquo;azıcık aşım, kaygısız başım&rsquo; bu insanları tembelleştirmiş, daha fazlasını &uuml;retmeye, başkaları i&ccedil;in de &uuml;retmeye k&ouml;t&uuml; g&ouml;zle bakmıştır. Ekonomimiz bu nedenle gelişmiyor. Bu k&uuml;lt&uuml;r&uuml; değiştirmemiz gerekir.&rdquo; T&uuml;m bu g&ouml;r&uuml;şleri de g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurarak d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyorum:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -G&ouml;&ccedil;ebe yaşayan, dışarıda ge&ccedil;ici barınaklarda ailece konaklayanlar mutlu değil midir? Acaba diğer insanların sahip olduğu bulaşık, &ccedil;amaşır makinesi, buzdolabı &ouml;zlemezler mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Kocaman konaklarda, afilli sofralarda , &nbsp;yaldızlı tabaklarda kuru fasulye bilmem ne sosu ile servis edilince daha mı doyma mutluluğu &uuml;rettiriyor? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -&Ccedil;irkin kadın yoktur, estetik bir yana t&uuml;rl&uuml; bakım &uuml;r&uuml;nlerinden sonra, g&ouml;z alıcı g&ouml;r&uuml;nen bir kadın, b&uuml;t&uuml;n bakışlar &uuml;zerinde olmasını mı tercih eder, mıutlu olur; yoksa bir yemek masasına sevgi dolu eş ve &ccedil;ocukları ile oturmak mı onu daha mutlu eder. Ne kadar ilgi &ccedil;ekerse &ccedil;eksin ger&ccedil;ek bir sevgiye hasretlik duymaz mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - G&ouml;sterişli kıyafetler ve l&uuml;ks araba ile caka satan bir adamın yanındaki insanlar hakkında &nbsp;onu mu sevdiği, c&uuml;zdanındaki paraları mı sevdiği &nbsp;hi&ccedil; mi aklına gelmez? Ya da bir tabiat k&ouml;şesine kıyafete ne olacağı umursanmadan serilmenin rahatlığı, doğanın ona g&ouml;sterişi daha mutluluk vermez mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Sağlığı ille de kaybedince değerini anlamadan bir hastaneye yolumuzu d&uuml;ş&uuml;rsek, oradan ayrılırken d&uuml;nyanın en zenginiymiş gibi hissetmez miyiz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;- Ağlarken başımızı yaslayacağımız bir omuz aramak, derdimizi paylaşmak i&ccedil;in dosta koşmak, sadece bir g&uuml;n&uuml; gezerek tamamlamak i&ccedil;in arkadaşa ihtiya&ccedil; duymak yerine; bir omuz olduğunuzda,&nbsp; birinin derdini dinlediğinizde, tek başınıza gezip yeni yol arkadaşları veya g&ouml;zlemlediklerinizi i&ccedil;inize alarak ruhunuzu genişlettiğinizde mutluluğa davetiye &ccedil;ıkarmış olmaz mıyız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerim beni yine kendimize yolculuyor. Ne kadar vazge&ccedil;ersek o kadar sahip olduklarımız &ccedil;oğalıyor. Almak değil vermek mutluluktur, diyorlar artık &ccedil;oğu yerde. Bence de&hellip;.<o:p></o:p></span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ARAYIŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arayis-3420</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arayis-3420</guid>
<description><![CDATA[ Tesadüfler hayat akışının bize hazırladığı gerçeklerdir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fb7540d9a1d.jpg" length="72450" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 16 Aug 2022 13:46:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, kurgu, durum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Ağustos ortası beklenmedik bir yağış, fırtına. Mekanı su basmıştı. Elektrik şalterleri indirilmiş, &ccedil;alışanlar pa&ccedil;aları sıvamış, naylon terliklerle, fır&ccedil;a elde suları uzaklaştırmaya &ccedil;alışıyorlardı. Yağmurun biraz hafiflediği kısa anlarda işe yarar gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor, ancak m&uuml;thiş bir patlama sesi gibi g&ouml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;yle daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; gelen su kendine daha geniş alanlar buluyordu. Ağa&ccedil; dalları r&uuml;zg&acirc;ra direnemeyerek kopuyor oraya buraya savruluyordu. Dışarıda olmamak en g&uuml;venli se&ccedil;imdi, ama işte olmak bir mecburiyetti. Tek bir m&uuml;şteri &ccedil;alışanlarla birlikte bu mağduriyeti yaşıyordu. Geldiğinde hen&uuml;z hava patlamamış olsa bile, &ouml;nceden bilinen bu felakette dışarı &ccedil;ıkması ne se&ccedil;im, ne de mecburiyetti. Bir arkadaş buluşmasıydı nihayetinde&hellip; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Dilek ge&ccedil;ici işe başlamış bir lise &ouml;ğrencisiydi. &Ccedil;alışanların en k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml; ve tecr&uuml;besizi. İ&ccedil;ten i&ccedil;e geldiği i&ccedil;in kızılan m&uuml;şteriyle irtibata o layık g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Bir ihtiyacınız var mı, iyi misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Yok yavrum, sadece şaşkınım. Buraya her zaman gelmem, su basıyor muydu burayı yağmurda. Kırk yılda bir evden &ccedil;ıkmaya karar verdim başıma gelene bak, diye g&uuml;l&uuml;mseyerek konuştu kadın.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Ben de yeniyim, bir aydır &ccedil;alışıyorum. Ben varken olmadı, ama daha &ouml;nceleri birka&ccedil; kere olmuş. Endişelenmeyin. Birazdan diner. Biz buradayız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Kendim i&ccedil;in değil arkadaşım i&ccedil;in endişeliyim. Gelmiş ama i&ccedil;eriye girememiş. Ana giriş de su doluymuş ge&ccedil;ememiş, orada bir kurulukta bekliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">O esnada telefonu &ccedil;aldı kadının. Cevap verdi:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Hi&ccedil; sorma arkadaşım, ben de &ccedil;alışanlarla su geldik&ccedil;e geri &ccedil;ekiliyorum. Şu anda tezg&acirc;hın arkasında bekliyoruz. İ&ccedil;eri ge&ccedil;tin mi sen? Giriştesin&hellip;.. <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Ana binada mı?....<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Ben kafe b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden &ccedil;ıkamam, ayağımda bez ayakkabılar ıslanırsa, idrar yolu enfeksiyonu tetiklenir. Ne yapalım?.... Tamam arkadaşım, başka zaman g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z&hellip;.&Ouml;yle yap&hellip; Ben de burası m&uuml;sait olunca &ccedil;ıkarım herhalde&hellip;. Aaaaa evet, ben de karşılaştım sabah Mevl&uuml;t arkadaşla. Burada yeni işe başlamış. Yanında demek, o ilgilenir seninle. Nasıl olsa hemen gidemeyeceksin. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Bir m&uuml;ddet sonra elinde bez ayakkabıları, ayağında naylon terliklerle pa&ccedil;alar sıvalı, Dilek&rsquo;in tuttuğu şemsiye ile ana binaya giriş yaptı kadın. Yine kahkahalar eşliğinde &ldquo;manzaramı beğendin mi&rdquo; diyerek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Yaaa, canım, senden kadın tuvaletinden kağıt havlu veya pe&ccedil;ete getirmeni rica etsem. Ayaklarımı kurulayıp giyineyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Zaten tuvalet kapısının &ouml;n&uuml;nde olduklarını fark eden arkadaşı hemen denileni yapmak &uuml;zere harekete ge&ccedil;ti. &Ccedil;ıkışta b&uuml;ro gibi bir odaya sesleri takip ederek buldu arkadaşını.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Zerrinciğim bu kızımız lisede &ouml;ğrenci imiş. Benim de fikrimi sordu, yazar &ccedil;izer olduğumuzu anlayınca. Okul değiştirmek istiyormuş. Bu sene 10.sınıfı tekrara kalmış. Okulunda mutlu da değilmiş. Sağlık meslek lisesi istiyor, sen bilirsin ge&ccedil;ebilir mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Puanla sanıyorum t&uuml;m okullarda ge&ccedil;işler. Kontenjanlarına bakıp puanları kendisininkine uyuyorsa talep edebilir. Ama en doğrusu gidip okul ile g&ouml;r&uuml;şmek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Dilek:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Biz gittik g&ouml;r&uuml;şt&uuml;k, kendi okuluna dilek&ccedil;e ver dediler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-&Ouml;yle yap o zaman, dedi Zerrin. Ama &ouml;nce puan ve kontenjan durumlarını internetten araştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Tek bir tercih hakkım varmış, ben mutlaka gitmek istiyorum. Erken nakil istemem işe yarar mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Bildiğim kadarıyla puan &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re ve yer olması halinde merkezi olarak yapılıyor. Ama sen 10.sınıfsın. Meslek liselerinde branşlaşma var. Onun usul&uuml; farklı olabilir. Yine de en doğrusu okulundan &ouml;ğrenmen. Her sene kurallar değişiyor. Ben de yakın zamanda takip edemedim. Sen hangi okuldasın?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Anadolu lisesindeyim, sağlık istemiştim olmadı. İ&ccedil;imde kalmasın diyorum. Yıl boyunca &ccedil;alıştığım i&ccedil;in yorgundum, derslere &ouml;nem veremedim. Beynimde olanları bile yani bildiklerimi kağıda d&ouml;kememe sorunu yaşadım. Ama bu sene okula t&uuml;m g&uuml;c&uuml;m&uuml; vereceğim. &Uuml;niversite i&ccedil;in para da biriktirdim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">- &Ccedil;ocuğum, amacın &uuml;niversite ise olduğun okul en doğru yer. Sağlık lisesi &ccedil;alışanları artık tam yetkili mezun olamıyor, yardımcı olarak &ccedil;alışabiliyorlar. Sağlık alanında &uuml;niversiteden meslek sahibi olabilirsin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Aslında ben okulda arkadaşlarımla, kimi &ouml;ğretmenlerle &ccedil;ok ters d&uuml;şt&uuml;m, sağlık olmasa da okul değiştireceğim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">- İmam Hatip Lisesi davranışları ile daha problemsiz &ouml;ğrencilerin olduğu yer. Oraya git. Senin puanın ka&ccedil;?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Olduk&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;k bir puan s&ouml;yleyince , din ile ilgili daha fazla ders onu zorlayacağını belirtip &ouml;nerisinden vazge&ccedil;iyor Zerrin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Aslında gayet iyi ezber yaparım. Zorlanmam. Ama ben bu il&ccedil;e dışına gitmek istiyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Evladım, nereye gidersen git kendini de birlikte g&ouml;t&uuml;receksin. Kendinden ka&ccedil;amazsın. Sen bakış a&ccedil;ını değiştir. Her yerde her t&uuml;rl&uuml; insan var. Burada da vardır. Dedikoducusu, entrikacısı, şirreti, kıskancı&hellip; Sen bu t&uuml;r insanlarla nasıl başa &ccedil;ıkacağını &ccedil;&ouml;z. Mek&acirc;n değiştirmek senin hayatında hi&ccedil;bir şeyi değiştirmez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Kadın:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">- Biz de bug&uuml;n mekan değiştirip arkadaş&ccedil;a sohbetle efk&acirc;r dağıtalım dedik, bak başımıza gelenlere. Eve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;z risk altında. Burada da g&uuml;n&uuml;n &ldquo; en aptalları&rdquo; olarak meşhur olduk. Eminim &ccedil;alışanlar bu havada, bu manyak kadınlar belasını mı arıyor, buraya gelmişler diyorlardır. Bizim daha &ouml;nceki buluşmamızda da sis basmıştı, karşıda kaldık hatırlıyor musun? Sen olmasan ben korkun&ccedil; paniklerdim. Bizim bir araya gelmemiz doğa &uuml;st&uuml; olaylara yol a&ccedil;ıyor diyeceğim nerdeyse&hellip;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Az sonra Mevl&uuml;t yanlarına gelmişti. Kahvaltının hazır olduğunu s&ouml;yledi. İki kadın bomboş restoranta y&ouml;neldiler. Dilek ile ne zaman isterse arayabileceğini belirterek vedalaşıp teşekk&uuml;r ettiler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Bug&uuml;n buraya her şeye rağmen gelmemizin sebebi bu kızcağız mı acaba dedi, kadın. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Biz arayışta iken bulunmamız istenen yere &ccedil;ekilmiş olmayalım.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HİKÂYE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gumussozhikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gumussozhikaye</guid>
<description><![CDATA[ Şiir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62efb04c49698.jpg" length="80718" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 07 Aug 2022 15:31:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, Duygular, Felsefe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">İnandım, bu d&uuml;nya ger&ccedil;ek değil<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Evvel zaman da şimdi,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Anamın beşiğini sallayabilirim masallardan<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Gelecek, gelecek mi sahiden,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Piramit bile inşa edemeyecek medeniyetim,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Devasa Nemrut heykelleri,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Taş devrinde taşı taşa vurarak yontma!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">İnanmadım, zaman bir hile,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Gelişmeler geriye,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Yerle bir olmuş uzay &ccedil;ağı,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Elinde bir tohum,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Gıdan topraktan hediye,<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;">Sonra sen toprak, senden toprak&hellip;<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SEVGİLİ KIZIM,</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevgili-kizim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevgili-kizim</guid>
<description><![CDATA[ Bir anneden kızına mektup. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e422ffa524d.jpg" length="75326" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Jul 2022 21:13:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Mektup, duygular, öznel</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Varlığın sayesinde &ldquo;anne&rdquo; r&uuml;tbesine nail olan biri aralarında sadece bir duvar&nbsp; veya bir kapı varken seslenişini sessizce ve dolaylı yapmasının nedenini izah edebileceğimi zannetmiyorum.Buna yeltenmeyeceğim. Ama sana ulaşmam gerek, bir şekilde sana ulaşmam mutlaka gerek....</span></p>
<p><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anne olmak bu d&uuml;nyadaki herkes ve her kesim tarafından y&uuml;celtilmiş bir duygu....Biz kadınlar bu y&uuml;ce duyguya muhatap olabilmek i&ccedil;in coşkuyla hayatı karşılıyoruz. Bu &ouml;yle bir paye ki ..........</span></p>
<p><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anneliği ge&ccedil;mişten, annemden &ouml;ğrenmişimdir herhalde...Onu beğenmeyerek, eksik bularak, daha m&uuml;kemmelini icra edeceğime inanarak...Doğumundaki mucizeyle başladı her şey....Neye,kime benzediğin? Sağlığın?.Sonra m&uuml;thiş bir koruma duygusu b&uuml;y&uuml;tt&uuml;n i&ccedil;imde. Annesine muhta&ccedil; bir varlık! Hayatta karşılaşacağım ne olursa olsun asla vazge&ccedil;emeyeceğim, bir tek kirpiğinin ıslanışına d&uuml;nyaları mahvedeceğim bir varlığımdın kucağımdaki sen. &Ouml;ğrendiklerinle ben de yeniden &ouml;ğrendim, d&uuml;nyayı yeniden fark ettim, b&uuml;y&uuml;me evrendeki bebek, &ccedil;ocuk, gen&ccedil; bakış a&ccedil;ın benim de bakış a&ccedil;ımdı.</span></p>
<p><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anne olmaktan vazge&ccedil;mek diye bir se&ccedil;enek yok. Yorulduğun bıktığın anda bile &ccedil;ocuğun i&ccedil;in yeniden ayağa kalkmak, g&uuml;&ccedil; bulmak ve &ccedil;ocuğunla yola devam etmektir annelik. Bunun i&ccedil;in benden nefret ettiğiniz anlarda bile yıkılmadım, dik durdum. Tam bir yuvanın meyvesi olmadığınıza yordum isyanlarını, itirazlarını. Beceriksiz anneliğimi dillendirdiğinde de bittim, t&uuml;kendim ama yeniden dikeldim. Bana bunu yapma g&uuml;c&uuml; veren evvela Allah sonra sizdiniz. Sizin d&uuml;nyaya gelmenizi benim vesilemle murad eden Allah&rsquo;ın bir bildiği var ş&uuml;phesiz. Şu mutlak ki, evlatsız biri olarak hayata yenilmektense bug&uuml;n&uuml;m&uuml; tercih ederim. İyi ki hayatıma katıldın.</span></p>
<p><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başaramadıklarımı sıralayıp &nbsp;&nbsp;g&uuml;nah &ccedil;ıkarmayacağım Sevgili Kızım. Olan biten ikimizce de biliniyor nasıl olsa. Bilmeni isterim ki hatalar var da duygular buna g&ouml;re değişiyor zannetme. Bunlar olaylara matuftur, ge&ccedil;icidir. D&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k hatasını da yapsak sen benim kızımsın ben senin annenim. Bunu hi&ccedil;bir kuvvet değiştiremez. Ama seneler olaylar beni her yıl biraz daha beceriksizleştiriyor. Ayağa kalkmam adım atmam o kadar yavaş ilerliyor ki, bazen bunu hi&ccedil; yapamayacağıma kanaat getiriyorum. </span></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sen de artık belirli bir olgunluğa eriştin. Kendin olarak yaşamayı başarırken annenin beceriksizlikleri ayağına takılmasın, t&ouml;kezleme. Bunu başaracağına y&uuml;rekten inanıyorum. Ama bazen t&uuml;kenmişlik &ccedil;ukuru seni de girdabına &ccedil;ekebilir, sakın izin verme. Ben seni &ccedil;ok seviyorum. Her zaman seveceğim. Baban yerine de, kardeşin yerine de, amcalar, teyzeler olmayan dayılar, halalar yerine de &ccedil;ok seviyorum. BUNU BİL, &nbsp;İSTEDİM.</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Annen</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DERTLERDEN HAYATA AKMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dertlerden-hayata-akmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dertlerden-hayata-akmak</guid>
<description><![CDATA[ Hayata bakış öyküsü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62dc37f753511.jpg" length="83431" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 23 Jul 2022 21:04:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikâye, pozitif, psikoloji, felsefe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Otob&uuml;sle kısa bir yolculuktan sonra, yirmi dakika y&uuml;r&uuml;me zahmetine katlandığınızda eşsiz mekanlarda bulabileceğinizi biliyorsunuzdur, eğer İstanbul&rsquo;da yaşıyorsanız. B&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir kapıdan girdiğinizde araba park alanını karşınızda bulmak sizi hayal kırıklığına uğratmasın. Bu son &ccedil;ağın d&ouml;rt tekerleğe alışık insanı i&ccedil;in sonradan eklendiği belli yeşillik i&ccedil;eresinde, biraz &ouml;tede g&ouml;r&uuml;nen tarihi binanın manzara ziyafeti, hemen yanınızda oraya sizi ulaştıracağını m&uuml;jdeleyen arnavut kaldırımlı yaya yolundan belli oluyor. Beklenen kişi g&ouml;r&uuml;ş alanında yok, acaba nerede? Akıllı telefonlarla &ccedil;&ouml;z&uuml;lebilecek bu mesele biraz da y&uuml;z kızartıyor. Ana girişin hemen karşısında bekleyen siyah kot takımlı delikanlı o muymuş! Tanımadan &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erek gitmiş demek&hellip;o da telefondan soruyor: &ldquo;Siyah g&ouml;mlek ve pantolonlu, şapkalı siz miydiniz?</p>
<p>Uzun sa&ccedil;larını kısa kestirmiş gen&ccedil; adam, maske ile &ouml;rt&uuml;lm&uuml;ş ağız burun&hellip;.Ama g&ouml;zlerden tanınmalıydı. İri simsiyah badem g&ouml;zler başkalarında bulunmayan bir sihirli bakışa sahip. Y&uuml;r&uuml;meye başlıyorlar davetk&acirc;r arnavut kaldırımından. Kadın &ldquo;Biliyor musun Arnavutluk&rsquo;ta da bu yapıda yollara &lsquo;T&uuml;rk kaldırımı&rsquo; diyorlarmış, bu binayı hizmetlerinden &ccedil;ok memnun kaldığı i&ccedil;in padişah bir paşaya hediye etmiş. Arazisiyle birlikte&hellip;Bir ara &ouml;zel kurum işletiyordu, şimdi devlet kurumu işletiyor. Misafirhane olarak konaklayanlar olabiliyor.&rdquo; &ldquo;Saray gibi debdebeli&rdquo; &nbsp;&ldquo;İ&ccedil;erisi &ouml;yle zaten, haydi girip gezelim&rdquo; Bina girişinde onları bir uyarı tabelası karşılıyor. &ldquo;İnşaata girmek tehlikeli ve yasaktır.&rdquo; &ldquo;Şanssızlık beni illaki bulacak. Burada da peşimi bırakmadı.&rdquo;</p>
<p>-Tek g&uuml;zelliği bina değil, bah&ccedil;esindeki y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş alanına bayılacaksın. Senin burayı keşfetmeni istememin nedeni, evine y&uuml;r&uuml;me mesafesi, doğa i&ccedil;inde ve sessiz. Rahat&ccedil;a sohbet edebiliriz. Sen de ne zaman istersen buraya gelip ruhunu dinlendirebilirsin. Nasılsın, neler yaptın? Nasıl ge&ccedil;iyor g&uuml;nlerin. Seni &ccedil;ok iyi g&ouml;rd&uuml;m.</p>
<p>-İyiyim, Bayramdan &ouml;nce boya yaptık, babam amcalarınla sa&ccedil;ını kesmemizi istemiyorsan bayramdan &ouml;nce kestir dedi, mecburen kestim.</p>
<p>-Zorunda kalman iyi olmamış, onlar hoş karşılamazsa baban eleştiriye maruz bırakmamak i&ccedil;in tedbir almış sanırım. &Ccedil;ok mu zor oldu?</p>
<p>-Yok, k&ouml;k&uuml; bende, yine uzatacağım nasıl olsa&hellip;</p>
<p>-Şu yolun kenarındaki kanala bakar mısın? Bunlar orijinal, yağmur sularına o kadar g&uuml;zel y&ouml;n veriyor ki, kimi zaman yolun altından karşı kıyıya ge&ccedil;iyor, g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;? Yıllar &ouml;nce bunun d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi m&uuml;thiş. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z m&uuml;hendislerinin yaptığı yollarda bu aklı g&ouml;rmemek &uuml;z&uuml;c&uuml;.</p>
<p>-Yol da b&ouml;yle değildir, asfalt &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Ağa&ccedil;lar &ccedil;ok eski g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor, ka&ccedil; yaşındadırlar acaba, ka&ccedil; insan, ka&ccedil; nesil g&ouml;rm&uuml;şlerdir?</p>
<p>-&Ccedil;ok, bazıları eğri&hellip;R&uuml;zg&acirc;ra yağmura g&ouml;re şekil almış.</p>
<p>-Şu sanki devrilecek gibi. Bir yağmur fırtınada gider.</p>
<p>-Bence yanındaki ağa&ccedil; onu korumak destek olmak i&ccedil;in dallarını &ouml;n&uuml;ne doğru uzatmış. Ona yaslanır en fazla, kolay yıkılmaz.</p>
<p>-Kalını anne ince olan yavrusu gibi. Birbirine destek oluyorlar sanki. Ama buradaki &ccedil;ok yamuk b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş, ilerideki dalı da dimdik g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne uzanıyor.</p>
<p>-Hayata g&ouml;re şekil almasını beceriyorlar. Yaşamak b&ouml;yle bir şey.</p>
<p>-İnsanlar hakkında, &ouml;nlerinden gelip ge&ccedil;enler hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlar acaba? Zavallıcıklar kısacık &ouml;m&uuml;rleri var. Biz y&uuml;zyıllardır buradayız, bunlar yaşadıklarını anlamadan g&ouml;&ccedil;&uuml;p gidiyorlar, diyorlar mıdır?</p>
<p>-Belki de. Biz kelebeğin &ouml;mr&uuml;n&uuml; iki g&uuml;n deyip nasıl değerlendiriyorsak. Zaman bizim tanımımızla var, onlarda nasıl? Yani ağa&ccedil;lar ve kelebekler&hellip; Uzaya giden insanın &uuml;&ccedil;-d&ouml;rt yıl kaldığında d&ouml;n&uuml;ş&uuml; ile ilgili bir teori var biliyor musun?</p>
<p>-D&uuml;nyada &uuml;&ccedil; d&ouml;rt yıl, onlara iki ay gibi olurmuş.</p>
<p>-Evet bak kendin s&ouml;yledin. Zaman bizim icadımız. Belki geriye gidiyoruzdur. Belki aynı anda &uuml;&ccedil; beş zaman vardır yaşanan&hellip;</p>
<p>-Hep gezegenlerin d&ouml;n&uuml;ş&uuml; ile d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yor ya, g&uuml;neş sistemimiz de bir şeyin etrafında hareket halindeymiş, biliyor muydunuz?</p>
<p>-Evet, &ccedil;ekim kuvvetleri onları birbirine bağlı birlikte hareket ettiriyor.</p>
<p>-Benim daha &ccedil;ok fizik, biyoloji gibi konuları &ouml;ğrenmem lazım.</p>
<p>Bilimsel sohbetler umut vericiydi. Demek merak ettiklerinin peşinde yolculuklar yapmış. Ruhu dinginleşmiş.</p>
<p>- Bir fare deneyi var, belirli bir sayıda fareyi, erkekli dişili bir mek&acirc;na kapatıyorlar. &Ccedil;oğalıp enerjilerini harcayacak yer bulamayınca farklı şeyler olmaya başlamış. Zira burada yiyecek hazır geliyor, d&uuml;şmandan ka&ccedil;ma dertleri yok, yuva dertler yok. Birbirlerine şiddet uygulamaya başlamışlar. Gittik&ccedil;e g&uuml;&ccedil;l&uuml;ler ve zayıflar diye sınıfsal tabakalar oluşmuş. İnsanlar i&ccedil;in de b&ouml;yle değil mi? B&uuml;t&uuml;n insanlar Elon Mask olamaz değil mi? Yani bu sağlıklı değil. İnsanların da sınıfsal farklılıkları zengini fakiri olması lazım.</p>
<p>-TLC diye bir kanal var. &Ouml;zellikle ev inşası, tadilatı gibi programlar var. Orada insanların &uuml;&ccedil; y&uuml;z m2 evler istemeleri, sonsuzluk havuzları inşa etmeleri beni rahatsız ediyor. Bizim bilin&ccedil;li varlıklar olmamız nedeniyle hayvanlardan ayrı olarak diğer canlıları da umursamalıyız.</p>
<p>Kafası karışmış olabilir. Fareler nezdinde bulunduğu yeri kabullenme merhalesine gelmiş bir ruhu, kendi bakış a&ccedil;ısını sunarak alt&uuml;st etmek iyi bir tercih değilmiş gibi g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Ama hızla uzaklaştı bu d&uuml;ş&uuml;nceden. Yapay hi&ccedil;bir paylaşımın karşı tarafa can olamayacağı a&ccedil;ıktı. &nbsp;</p>
<p>-Bak burada şelale var. İnsan yapımı&hellip;</p>
<p>-M&uuml;thiş, ne kadar da doğal g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. İnsanlar fotoğraf &ccedil;ektiriyorlar.</p>
<p>-Senin de bir fotoğrafını alabiliriz.</p>
<p>-İstemem. Ben sevmiyorum.</p>
<p>-Hayret b&uuml;t&uuml;n herkes bayılıyor, g&uuml;nde sekiz on fotoğraf paylaşan arkadaşım var. Ben de &ccedil;ok sevmem.</p>
<p>-Bakın orada bir kaplumbağa, yanına gidiyorum.</p>
<p>Uzaklaştı &ccedil;imenlikten su kenarına, onu hayvancıkla sabitlemek i&ccedil;in fotoğrafın tuşuna bastığı anda geri d&ouml;nm&uuml;şt&uuml; delikanlı:</p>
<p>-Fotoğrafımı mı &ccedil;ektiniz? L&uuml;tfen siler misiniz?</p>
<p>-Zaten istediğim olmadı, Arkadan y&uuml;z&uuml;n g&ouml;r&uuml;nmeden &ccedil;ekecektim, o anda d&ouml;nd&uuml;n.</p>
<p>-Ka&ccedil;tı kaplumbağa &ccedil;&uuml;nk&uuml;&hellip;</p>
<p>Gizlenmek, yok olmak istemesini anlıyordu. Hassas bir y&uuml;reğin kaldıramayacağı kadar &ccedil;ok şey yaşamıştı.</p>
<p>-Kolun iyileşti mi?</p>
<p>Sıvadı giysisini, g&ouml;stererek iyileştiğini s&ouml;yledi.</p>
<p>Son g&ouml;r&uuml;şmelerinde sohbeti bitirip masanın diğer tarafına ge&ccedil;tiğinde yerlerin kan i&ccedil;inde olduğunu g&ouml;rm&uuml;ş &uuml;rpermişti: Ama o b&uuml;y&uuml;k bir sakinlikle kolunda kabuklaşmış yaraları farkında olmadan soyduğunu s&ouml;yl&uuml;yordu. Bileği ile dirsek arası &ccedil;izik ve yaralarla doluydu, yoğun bir kan akıyordu. Başkaları odaya gelmeden hemen temizlediler. G&ouml;r&uuml;lmesi ile yapılacak izahat sıkıntısını ona yaşatmaktansa nedenlerini sonradan dinlemek &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;.</p>
<p>Gen&ccedil; ruhun kolundan akan kanlar hi&ccedil;bir şeydi. Y&uuml;reğinden akan kanlar b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n hayatını kaplamış, yaşama arzusunu t&uuml;ketmişti. Dersleri &ccedil;abalamasına rağmen b&uuml;y&uuml;k bir y&uuml;k oluyordu ona. Sınıf tekrarına şaşırmadı. Onun adalet duygusundaki sarsılmaz g&uuml;&ccedil;, devamsızlıktan kalması gerektiğini, zaten ge&ccedil;erse haksızlık olacağını s&ouml;yletiyordu...</p>
<p>-Kardeşlerimle annemi ziyarete gittik.</p>
<p>-&Ccedil;ok sevindim. Nasıl ge&ccedil;ti?</p>
<p>-Biz ona iyi gelir diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k ama, bizimle hi&ccedil; konuşmadı, her zaman &ouml;yle zaten. Babam gitmemizi istemiyor. Anneannemin kendisi ile ilgili bir şeyler anlatacağını bildiği i&ccedil;in&hellip; Ama benimle &nbsp;birlikte gitmelerine izin verdi kız kardeşlerime. Ben de onlar g&ouml;rs&uuml;n diye gittim.</p>
<p>-Seni annenin bu durumu nasıl etkiledi? Ka&ccedil; yaşında ayrıldınız?</p>
<p>-Ben bildim bileli annem konuşmaz, bizimle ilgilenmez. Sadece babamla, o da kavga eder. Anneannem babamı su&ccedil;luyor, onun y&uuml;z&uuml;nden hastalandığını s&ouml;yl&uuml;yor.</p>
<p>-Ama altı kardeştiniz, demek ki iyi ge&ccedil;indikleri olmuş. Bu zaten onları ilgilendirir. Sen nasıl etkilendin?</p>
<p>-Hi&ccedil; etkilenmedim. K&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;kten beri alışkınım. Annem akşamları babam geldiğinde yemek yapardı. Ben okuldan gelince dolapta ne varsa yerdim. Veya basit yemekler pişirmeyi &ouml;ğrendim, &ouml;yle karnımızı doyururduk. O dizilerini izler, bizimle uğraşmazdı. Ama ilkokula başladığımda okuma yazma &ouml;ğrenmeme yardım etti. Babam da hep işte olurdu. Sonra o memlekette kaldı, biz buraya g&ouml;&ccedil; ettik. D&ouml;rt sene de &ouml;yle uzak yaşadık. Geldiğinde annem gitti.</p>
<p>Demek k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşından itibaren kardeşlerinin sorumluluğu omzundaydı. Okul veli sorumlulukları, hastalandıklarında doktor yolu, resmi işlemleri&hellip;. Babası &ccedil;oktan oğluna devretmişti. Zira başka bir işe yaramadığını s&ouml;yl&uuml;yordu. Gelecek yıl okula devamı da tehdit altındaydı.</p>
<p>-Sabahleyin bir telefon g&ouml;r&uuml;şmesi yaptım. Kendisi başkalarına destek olan tanıdığım biri şu anda zor g&uuml;nler ge&ccedil;iriyor. Dışarıdan nasıl bir destek alırsan al, i&ccedil;indeki hayat enerjisini bulmayı ancak kendisinin başaracağını s&ouml;yledim. Hepimiz dibe ineriz bazen. Nasıl &ccedil;ıktığımız &ouml;nemli. Ona da mutlaka &ccedil;ıkış yolu bulacağını s&ouml;yledim. Bağışıklığını g&uuml;&ccedil;lendirmesini, zira bedenimizin bizi desteklediğini, kendisini iyi hissettiren şeyleri beyninde &ccedil;ivilemesini istedim. Sık sık onları yaparsak, arkası g&uuml;zel geliyor. Yani hepimiz insanız. Dik durmayı beceremediğimiz zamanlar olur. Genelde ge&ccedil;miş ve gelecek bizi hasta eder. Aslında ge&ccedil;miş yaşanmış bitmiştir, gelecek endişesi de erken. Gelince yaşarsın. Şu an ne var ona bak. İşte karga, bağırıyor, arkadaşını &ccedil;ağırıyormuş bak geldi. G&ouml;r&uuml;yor musun?</p>
<p>-Burası &ccedil;ok g&uuml;zelmiş. Ara sıra gelirim. Arkadaşıma bilgisayar gerekiyordu, birlikte topladık. O Yemenli. T&uuml;rk&ccedil;esi iyi değil. &Ccedil;alıştırmayı başardım, &ccedil;ok sevindim. Şimdi de etrafımda &ccedil;ok sık Arap&ccedil;a konuşan insanlar duyuyorum. Onları anlamak, daha doğrusu insanların hepsinin konuştuklarını anlamak hoşuma gidiyor.</p>
<p>-Aslında ben seni &uuml;zen o g&uuml;n&uuml; konuşacaktım. Ama o kadar mutlu g&ouml;rd&uuml;m ki, yeniden moralsizleştirmek istemedim. Ama ne zaman modun d&uuml;şerse, bana yazacaksın veya arayacaksın. Konuşacağız.</p>
<p>Artık beş kardeş yaşıyor olmanın, eksik birinin feci yok oluş anına, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir y&uuml;reğin tanıklığındaki travması&hellip;. Karartılmayacak kadar g&uuml;zel bir g&uuml;n&hellip; Umut dolu&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SON BEKLENEN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/son-beklenen</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/son-beklenen</guid>
<description><![CDATA[ Şiir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d2d04edca4a.jpg" length="81726" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 16 Jul 2022 17:52:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Yorgunum, mutluyum</span></p>
<p><span>Hastayım, savaştayım</span></p>
<p><span>Yastayım, hayattayım</span></p>
<p><span>Ge&ccedil;mişim bırakmaz yakamı</span></p>
<p><span>Ve geleceğim endişelerle y&uuml;kl&uuml;,</span></p>
<p><span>Marazlı hatıralar ve pusuda hatıra olacaklar</span></p>
<p><span>Her d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;mde kalkmışsam yeniden</span></p>
<p><span>Sabrım en iyi silahım.</span></p>
<p><span>Doğan g&uuml;ne seviniyorsam</span></p>
<p><span>Ve y&uuml;r&uuml;yerek bir ağaca, uzanıyorsam bir dala</span></p>
<p><span>Pencereden seyreden h&uuml;z&uuml;nl&uuml; insan,</span></p>
<p><span>Davetimdir</span></p>
<p><span>Hayat s&uuml;rprizli, nerden baktığın ve niyetin </span></p>
<p><span>Son beklediğin,</span></p>
<p><span>Bir el mi, mucizevi bir ilhamla y&uuml;reğine indirilme</span></p>
<p><span>Mutluluk, sağlık, huzur</span></p>
<p><span>Hangisi </span></p>
<p><span>&Ouml;l&uuml;m ve Azrail ?</span></p>
<p><span>Bekleme, o davetsiz misafir&hellip;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAVGA OLMUŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kavga-olmus</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kavga-olmus</guid>
<description><![CDATA[ Okul öyküsü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c35f1fc702e.jpg" length="32213" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 05 Jul 2022 00:45:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, öğrenci, okul, kavga</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Pazar yerinin arkası kalabalıktı. Az &ouml;tede arabalarını ev gibi kullanan &ccedil;ingenelerden bir ka&ccedil;ı oraya doğru seyirtti.&nbsp; &Ouml;ğrenci kalabalağının ortasında orta boylu bir delikanlı yerde kıvranan daha ufak tefek birini tekmeliyordu. Ağzından k&uuml;f&uuml;rler sa&ccedil;arak, tehditler savurarak biteviye vuruyordu. Arasıra yere eğilip, yakasından tuttuğu &ccedil;ocuğu yerden uzaklaştırıp yumrukla tekrar yere yapıştırıyordu. Kalabalık sadece seyrediyor, kavgaya m&uuml;dahele etmiyorlardı. Esmer birka&ccedil; adam ortaya daldı, delikanlıyı tuttular. Biri de yerdeki delikanlıyı toparlamaya&nbsp; &ccedil;alışıyordu.</p>
<p>-Yeter niye kavga ediyorsunuz, bu kadar vurulur mu, senden k&uuml;&ccedil;&uuml;k hem de&hellip;</p>
<p>-Bırakın abi, hak etti. Arkamızdan konuşuyor, k&uuml;f&uuml;r ediyor. Kendini bir b.. zannediyor.Şimdi de konuşsun g&ouml;reyim. Biz yumuşak davrandık&ccedil;a iyice azıttı. Kız demiyor, aile demiyor. Onun iyi bir derse ihtiyacı vardı. Aldı bug&uuml;n dersini.</p>
<p>-Talip, hadi gidelim. Yeter bu ona.</p>
<p>Bilal koşarak uzaklaşmaya &ccedil;alışıyordu ki kalabalığın yanına motorsikletli birinin geldiğini ve Talip&rsquo;in &ouml;n&uuml;n&uuml; kestiğini g&ouml;rd&uuml;. Durdu. Geri d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>-Ben size benim haberim olmadan hi&ccedil; bir halt yemeyeceksiniz demedim mi?</p>
<p>-İyi de abi, bu sana g&uuml;venip rahat durmadı. Biz bırakmıştık işin peşini. Arkamızdan bir torba laf etmiş &ldquo;yok onlar da kim oluyormuş, benim arkamı g&ouml;rd&uuml;ler, donlarına sı&hellip;.. Her kuşun eti yenmez.&rdquo; &nbsp;İnanmadım. &Ccedil;ağırdım Mehmet&rsquo;i. Onun yanında sordum. &ldquo;Evet s&ouml;yledi&rdquo; dedi. G&uuml;nah benden gitti. Adam olacak. Kimsenin arkasından laga luga yapmayacak.</p>
<p>-Bak bir daha olmasın. Ben de sizi uyarıyorum. Herkes dayılık yapmaya kalkarsa benim ayarlarım bozulur. Ben o zaman size ne yaparım, onu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Daha &ccedil;ocuksunuz, boyunuzdan b&uuml;y&uuml;k işlere kalkışmayın. Doğru d&uuml;zg&uuml;n gidip gelin okulunuza.</p>
<p>Okulda sıradan bir g&uuml;nd&uuml;. M&uuml;d&uuml;r yardımcıları okulun son g&uuml;nlerinde yapılan sınavların aksamaması i&ccedil;in oradan oraya koşturmakta, hoparl&ouml;rden duyurularla sınav yeri ve zamanı i&ccedil;in son anda ortaya &ccedil;ıkan değişiklikleri kotarmaya &ccedil;alışmaktaydılar. Yusuf da elinde kalemlik, kelebek sistemi dedikleri ortak sınavlarda, bir &ouml;nceki ders &ouml;ğrenilen sınav yerine, &nbsp;b&uuml;t&uuml;n &ouml;ğrenciler gibi ulaşmaya &ccedil;alışmaktaydı. Y&uuml;z&uuml;ndeki morluğu ve patlak dudağını soranları ge&ccedil;iştirdi.</p>
<p>&Ouml;ğle sonrası, n&ouml;bet&ccedil;iler Yusuf&rsquo;u disiplin kurulu i&ccedil;in &ccedil;ağırdılar. Sınıf arkadaşları meraklı g&ouml;zlerle baktılar. Demek ki Yusuf yine rahat durmamış, bir kavgaya karışmıştı. Cezalar alsa da diğer &ouml;ğrenciler i&ccedil;in bu fark edilir şekilde olmuyordu. &Ouml;nemsemediler. Eren;</p>
<p>-Dışarıda kavgaya karışmış diye duydum, dedi.</p>
<p>-Bizim okuldan &ouml;ğrencilerle mi? Dışarıda olduysa bir şeycik olmaz. Okul dışındaki ile kimse ilgilenmez.</p>
<p>Sonraki dersin ortasında geldi Yusuf. Hi&ccedil; konuşmadı. Sınıfta yakın arkadaşı yoktu. Sıraya yattı, dersle de ilgilenmedi. &Ouml;ğretmenler y&uuml;z&uuml;n&uuml;n halini g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e &uuml;zerine gitmediler, sınıfa soran bir iki &ouml;ğretmen de ne olduğunu &ouml;ğrenemedi.</p>
<p>O g&uuml;n Talip ve Bilal, Eren&rsquo;i bah&ccedil;enin k&ouml;şesine g&ouml;t&uuml;r&uuml;p konuştular. Yusuf kantine giderken g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; onları. Ertesi g&uuml;n Eren de disiplin kuruluna &ccedil;ağırıldı. D&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde;</p>
<p>-Kavga ile ilgili sordular. Ben karışmadım, g&ouml;rmedim, sonradan duyduğumu s&ouml;yledim.</p>
<p>Dedi. Bilal kavgalarıyla &uuml;nlenmişti okulda. Daha ilk g&uuml;nlerde bir &ccedil;ocukla takışmış. Onun topladığı serserilerle okul bah&ccedil;e kapısı &ouml;n&uuml;nde birbirlerine girmişlerdi. D&ouml;v&uuml;ş sporları yaptığı i&ccedil;in dayak yememiş, birinin silah &ccedil;ıkardığını g&ouml;rd&uuml;kleri esnada birka&ccedil; &ouml;ğretmen m&uuml;dahelesi ile kalabalık inanılmaz hızda dağılmıştı. Bir başka kavgası kız ile olmuştu. Bir kızla bir erkeğin okul koridorunda kavgasını &ouml;ğretmenler bile g&uuml;nlerce sınıflarda &ldquo;bir yaşlarına daha girdiklerinden&rdquo; bahisle g&ouml;zleri hayretten kocaman bir şekilde anlatmışlardı. Başka bir kavgası yabancı asıllı bir &ouml;ğrenci ileydi. B&uuml;t&uuml;n bunlar onu disiplin kurulunun m&uuml;davimi yapmıştı. O nedenle &ccedil;ağrıldığında &ldquo;ooooooo&rdquo; sesleri eşlik ederek yolculanmıştı.</p>
<p>Talip daha belalı bir &ccedil;ocuktu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k, b&uuml;y&uuml;k demeden herkese kafa tutuyordu. &Ouml;ğretmenlerle her g&uuml;n derste bir sebepten tartışma &ccedil;ıkarırdı. Sınıftakiler onun bu hallerinden bıksalar da seslerini &ccedil;ıkaramıyorlardı. Zira ne yaparsa yapsın ona bir şey olmuyordu. Canı istemediğinde derse girmiyor, &ouml;ğretmenden sonra gelip defalarca yok yazılıyor ama yine de devamsızlıktan kalma sorunu olanlar arasında adı ge&ccedil;miyordu. M&uuml;d&uuml;r yardımcısından torpilli olduğu s&ouml;yleniyordu. Herkese k&uuml;kreyen M&uuml;r&uuml;vvet Hanım, onunla konuşurken &ldquo;Talip&ccedil;iğim&rdquo; diye yumuşayıveriyordu. Onca olay &ccedil;ıkarmasına rağmen disipline hi&ccedil; &ccedil;ağırılmamıştı. Sonunda bir ders onun da disiplin kuruluna &ccedil;ağırıldığını duydular.</p>
<p>Okulun son haftası &ouml;ğrencilerin b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğu devam etmedi. Karne g&uuml;n&uuml; son kez geldiler.</p>
<p>Yeni eğitim d&ouml;neminde Bilal ve Talip&rsquo;i g&ouml;remediler. Okulda olmayışları kendi tercihleri mi, yoksa okul idaresinin isteği ile mi asla bilemediler.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MAHALLEM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mahallem</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mahallem</guid>
<description><![CDATA[ Herkes yaşadığı yerle bütünleşir, özel bir yer ayırır, anlam yükler. Mahalleler böyledir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b8e70bb75ab.jpg" length="36547" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 02:11:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Yaşamımız, mahalle, komşu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Herkesin bir hikayesi var. D&uuml;nyaya başlangıcı, ismi, ailesi mahallesi, yaşadığı şehir&hellip; Benim de var. Mahalleme g&ouml;t&uuml;rmek isterim sizi kelimelerle&hellip; Cep telefonu ile 365 derece bir &ccedil;ekim ile sanal gezdirmek var da&hellip; Aynısı olmayacak, bilirim. Kelimelerin zihninizde yaratacağı b&uuml;y&uuml;l&uuml; alemin yanından ge&ccedil;meyecek.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı kadın kahramanlarının adı sokaklarında&hellip;.Milli değerlerinden başlamam gerekir diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. İlginizi &ccedil;ekebilir; G&ouml;rdesli Makbule, Tayyar Rahmiye, Asker Saime ve diğerleri. &Ccedil;ocuk ruhum &ccedil;&ouml;zememişti, &ldquo;Saime&rdquo; kadın adı, neden asker olsun ki, diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Sebebi varmış. Viranevler iken adı, b&uuml;y&uuml;d&uuml; ayrı bir mahalle oldu, adı da &Ccedil;amlıevler Mahallesi&hellip; Uzak komşu olsa da şimdilerde &ccedil;am ormanına bitişken&hellip;Ahalisi tipik k&ouml;yden indim şehire grubundan, Anadolu insanı. &Ccedil;oğu Karadeniz, biraz Doğu Anadolu, az Trakyalı. Yıllar ge&ccedil;miş hepsi İstanbullu oluvermiş. Ama Emin&ouml;n&uuml;, Mahmutpaşa i&ccedil;in yola &ccedil;ıkmışlarsa bir g&uuml;n &ldquo;İstanbul&rsquo;a gidiyorum&rdquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; duymanız sizi şaşırtmasın. İstanbul&rsquo;da yaşayıp da ni&ccedil;in b&ouml;yle derler: Doğru derler aslında. İstanbul surların i&ccedil;i. Dışındakiler i&ccedil;in h&acirc;l&acirc; &ouml;yle olması normal.</p>
<p>Nesi şaşırtır sizi, belki de sizin mahallenizde de adım başı kedi, k&ouml;pek i&ccedil;in yeme i&ccedil;me kapları vardır. Kedi ve k&ouml;pek dostlarınız şurda burda. Ama bu mahallede hayvana d&uuml;şmanlık yaparsanız kocaman bir tepkiyle karşılaşırsınız. Herkesin evinin &ouml;n&uuml;nde minnak bah&ccedil;eleri, bah&ccedil;elerinde &ccedil;i&ccedil;ekleri, evlerin de mimarisi &ccedil;oğu yerde g&ouml;remeyeceğiniz bir yek ahenktedir. Bir elden &ccedil;ıkmış olarak iki oda camın ortasında evin giriş kapısı. Zannettiniz ki okulda &ccedil;izdiğimiz evlerden esinlenerek b&ouml;yle anlatıyorum. Oysa ilk planlı yapılaşmalardan bir &ouml;rnek olduğunu bilmiyorsunuz. Devamı gelmemiş ama g&uuml;zel bir başlangı&ccedil; olarak h&acirc;l&acirc; İstanbul&rsquo;a ilham veriyor.</p>
<p>Kocaman pencerelerin &ccedil;oğunda demir yoktur. Hırsızlık olmadığı ile namlıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; karşılıklı pencereler adeta bir g&ouml;z gibi birbirlerine g&ouml;zc&uuml;l&uuml;k yapıyor. Her &uuml;&ccedil; evden birinde evcil bir hayvan bakılır. Mahallelinin spor i&ccedil;in uzağa gitmesine ihtiya&ccedil; yoktur. Ring olarak evlerin etrafını dolanan yolu arşınlamaları yeterlidir. &Ccedil;ocuklar i&ccedil;in bu yol bisiklet yolu, skoter yoludur. Ara ge&ccedil;iş yolları da mutlaka k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir meydanla birleşerek diğer tarafa yeniden dar bir aradan bağlanır. Bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k meydanlar, seksekler, saklamba&ccedil;lar, yakan toplar i&ccedil;in enfestir. Akşamları otopark hizmeti vermesi, mahallelinin bı&ccedil;kın delikanlılarının toplanıp ayak&uuml;st&uuml; sohbet alanına d&ouml;n&uuml;şmesi de &ccedil;ok ama&ccedil;lı kullanıldığının delilidir.</p>
<p>Kapı &ouml;nlerinde yaz g&uuml;nleri oturmayı s&uuml;rekli alışkanlık haline getirmiş ailelerin g&ouml;n&uuml;ll&uuml; g&ouml;revleri vardır. &Ccedil;ocukları g&ouml;zetleyip, kollamak. &Ccedil;ay, kahve yudumları arasında y&uuml;kselen seslere kulak kabartmak, mesele değil herhalde. Satıcılara &ccedil;ok rağbet olmadığı i&ccedil;in fazla uğramazlar. Evlerin ulaşım ara&ccedil;ları dışında trafik de &ccedil;ok olmaz. Okula, camiye, markete, toplu taşımaya iki dakika mesafesinde bu konforu bulmak ki, elbette bana g&ouml;re konfor, başka İstanbul mahallelerinde olası değil.</p>
<p>&Ccedil;atkapı misafiriniz olmaz. Komşu muhabbeti kapı &ouml;nlerinde, bah&ccedil;e duvarları &uuml;zerinden yapılır. İstemezseniz, burnunu kimse sizin hayatınıza sokmaz. Ne g&uuml;zel, değil mi? Bu kadar methiyeden sonra tahmin edersiniz ki, nazar boncuğu eksileri de olacak:</p>
<p>Gecenin bir yarısı bir gen&ccedil; kız &ccedil;ığlığı ile uykunuzdan sı&ccedil;rayıp, bir afete uğradığınız d&uuml;ş&uuml;nerek kendinizi kapı &ouml;n&uuml;ne atabilirsiniz. Sakin olmak lazım. Artık bu ses beni uykumdan etmiyor, uyanıksam sadece sinirimi bozuyor. Uzun yıllar ne olduğunu anlayamadım. Polisi arayacak oldum, ama l&uuml;zumsuz bir pozisyona d&uuml;şme ihtimali vazge&ccedil;irdi beni. Tekerlekli sandalyesi ile yakın bir yerde işe gidip gelen memure hanımla tanışma fırsatı bulunca olayın aslını &ouml;ğrendim. Kendi ifadesiyle &ldquo;ergen yetiştirme&rdquo; arazlarıymış. Yeğeni oluyor gen&ccedil; kız. Yan bina alt kat ananne, &uuml;st kat teyze, bitişik sokakta benim tanıştığım teyze oturmakta. Tek yeğen de bazen krizlere girip &ccedil;ığlık atmadaymış. Normal değil elbette. Ama nezaketimiz, normal olduğunu kabul bekleyen a&ccedil;ıklamalarına mukabil olarak b&ouml;yle kabul etmemizi gerektiriyor.</p>
<p>&Ccedil;iroz adamın şişman karısı var, bir de. &Ccedil;ok hassas. Sokak lambasını a&ccedil;ık unutanları, bah&ccedil;edeki &ccedil;i&ccedil;eklerini sulamayanı, etrafındaki otları yolmayanı dert ediniyor. Derhal m&uuml;dahele etmiyor ama, bunların dert olduğunu bir g&uuml;n birisi size aktarıveriyor. Her g&uuml;n evin &ouml;n&uuml;nde oturup, kendi ara&ccedil;ları dışında işyeri aracına da park yeri muhafazası i&ccedil;in tapulu malı imiş gibi kapının &ouml;n&uuml;ne rastlayan cadde b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne ara&ccedil; koydurmamasına dertlenmeniz elbet bir g&uuml;n ona da fısıldanacaktır.</p>
<p>&Ccedil;ocuk sesleri tatilde iken evinizde huzur bırakmayabilir. Buna alışmak, vardiyalı &ccedil;alışanlar i&ccedil;in m&uuml;mk&uuml;n değil. Kargocuların, kapıya kadar ulaşma tenezz&uuml;l&uuml;nde bulunmayıp, paketleri yoldan fırlatması da başka bir dezavantaj. &Ccedil;ok katlı binaların olmaması, en fazla &uuml;&ccedil; katlı yapılar, film yapımcılarının da cazibe merkezi yaptı mahallemizi. Sokakta inanılmaz kalabalığı ve ara&ccedil; yığınını daha sık g&ouml;r&uuml;r olduk. Bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n iptal ile kullanılamaması memnuniyet verici olmuyor.</p>
<p>Deremiz var, &uuml;zerinde k&ouml;pr&uuml;ler&hellip;Top sahalarımız ve &ccedil;ocuk parkımız &ccedil;ok yakın. Ve piknik alanımız &nbsp;&ccedil;evreden de gelenlerin dinlenme yeri. Sahilde y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş i&ccedil;in on beş dakika sabırla adımlamanız gerekiyor. Mahallemi seviyorum. Sizce de haklı değil miyim?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BEN YORULDUM HAYAT (Fransızca x Türkçe)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ben-yoruldum-hayat-fransizca-x-turkce</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ben-yoruldum-hayat-fransizca-x-turkce</guid>
<description><![CDATA[ Müzik Evrenseldir. ]]></description>
<enclosure url="https://img.youtube.com/vi/gW6mKk19q2o/maxresdefault.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 24 Jun 2022 14:04:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Müzik, Güzel, Ruha gıda</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>TEST&#45;İ ACAYİP</title>
<link>https://edebiyatblog.com/test-i-acayip</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/test-i-acayip</guid>
<description><![CDATA[ HERŞEY- Hayat, Sınavlarımız ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62ada1344c4c3.jpg" length="92774" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 18 Jun 2022 12:56:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Deneme, Mizahi, Hayat Sınavı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 1 : Bu aşama hayata adım atabilmek i&ccedil;in yaradılışın o başlangı&ccedil;taki milyonda bilmem ka&ccedil; olasılığının ger&ccedil;ekleşmesi, dokuz aylık uzun yolculuk, d&uuml;nyaya gelme yol ve usul&uuml;n&uuml; i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sel olarak başarabilme.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunu başarabildiğinize g&ouml;re en zor sınav aşamasını ge&ccedil;mişsiniz demektir.Kendinize l00 puan verin.Sezeryanla d&uuml;nyaya gelen -10 eksiltsin, yolda,tarlada,kendi kendine olanlar +10 eklesin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 2 : Size anne ve baba olarak se&ccedil;ilen kişilere kendinizi kabul ettirmiş olmanız, sadece "ınga" s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;yle acıktığınızı, susadığınızı, uykunuzun geldiğini, kucak istediğinizi,hastalandığınızı anlatabilme başarınız.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunu da başardığınız i&ccedil;in kendinize 100 puan verin.3. &ccedil;ocuktan sonra&nbsp;olanlar -10 eksiltsin,&nbsp;ilk &ccedil;ocuk olanlar +10 eklesin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 3 : Yeni bir dil oluşturdunuz. "adda, mama, dede " gibi genel bebek&ccedil;eye size &ouml;zel s&ouml;zc&uuml;kler eklemek i&ccedil;in yakınlarınızın bilgi bankasına başvurunuz.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; T&uuml;rettiğiniz her s&ouml;zc&uuml;k i&ccedil;in 10 puan ekleyiniz.Ana dilinizi &ouml;ğrendiğinize g&ouml;re 100 puanı zaten aldınız</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 4 : Emeklemek, y&uuml;r&uuml;mek, koşmak sizin i&ccedil;in ge&ccedil;ilmiş &ouml;nemli sınavlardan</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buna puan yok . Zira doğar doğmaz y&uuml;r&uuml;yen diğer canlılara haksızlık yapmış oluruz. Hatta u&ccedil;an bile var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 5 : Etrafınızdaki yetişkinleri idare etmeyi başardınız. Onlara iyi bir denek olarak ebeveyn olma sıfatını kazandırdınız. Siz bu s&uuml;re&ccedil;te yitip gitmediyseniz bu sınavı da hakkıyla kazandınız</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; "Bu &ccedil;ocuk kime benzedi bilmem ki" s&ouml;z&uuml;n&uuml; duyanlar -10 eksiltsin, "benim &ccedil;ocuğum harikadır, hi&ccedil; hata yapmaz" ı duyanlar +10 puan eklesin.100 puan anne ve babalığı hi&ccedil;kimseden &ouml;ğrenmeden sizin &uuml;zerinizde deneyerek &ouml;ğrendiklerinden elbetteki hakkınız.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 6 : Okul denen yere adım atmayı başardınız 8 yıl git gel, sınavdan &ccedil;ık sınava gir. Bir s&uuml;r&uuml; şeyi ezberle, &ouml;ğretmen denen işi soru sormak ve sınav yapmak olan kişilerin kahrını &ccedil;ekmeye talip olmak b&uuml;y&uuml;k başarıdır.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nasıl &ouml;ğrenci olursanız olun mezun olacaksınız.100 puan daha aldınız.Okul denen nesneyle tanışamayanlar -10, tanışıp pes edenler -20 l&uuml;tfen. Takdir teşekk&uuml;r belgelerine de herhalde herbirine +10.....</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 7 : OKS eski adı LGS .&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; A&ccedil;ıklama yapmadan kodlamayı anlayanlar 100 puan aldı.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 8 : Bitmedi &Ouml;SYM var.Tanıyoryorsanız 100 puan sizin...</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 9 : Para kazanacağınız bir iş bulduysanız 100 puan sizin. Mesleğinizi yapmıyor ama seviyorsanız&nbsp;+10 ,mesleğinizi yapıyor ve sevmiyorsanız -10...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV&nbsp;10: Eş se&ccedil;me, Puan alıp almamak size kalmış</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu sınavlar bitmez.... 2010</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AYRILIK......</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ayrilik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ayrilik</guid>
<description><![CDATA[ HER AYRILIK ACIDIR ????  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6272623c16f75.jpg" length="93600" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Jun 2022 09:42:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, Pozitiflik, Satirik, Duygular</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her ayrılık acıdır!....</p>
<p>Sevgiliden ayrılık acısı BAŞTACI....</p>
<p>Allah&rsquo;tan ayrılık TASSAVVUF İLACI...</p>
<p>Evlattan ayrılık GELİP GE&Ccedil;İCİ...</p>
<p>Evinden ayrılık KİRACI....</p>
<p>Anneden ayrılık istemem ama yan cebime koy (KOCACI)</p>
<p>Vatandan ayrılık İLTİCACI...</p>
<p>İşinden ayrılık HER İŞE RAZICI...</p>
<p>Eşinden ayrılık İKİNCİ BAHARCI...</p>
<p>Malından ayrılık cana gelmesin(CANCI)</p>
<p>Parandan ayrılık (MESAİCİ ve VARDİYACI)</p>
<p>Dostundan ayrılık (MAZİCİ)</p>
<p>Kardeşten ayrılık (DUACI)</p>
<p>Kendinden ayrılık (BİR NAMAZLIK SALTANAT&Ccedil;I)</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;....HER AYRILIK ACIDIR......28/01/2016</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KRİSTAL ÇOCUK…</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kristal-cocuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kristal-cocuk</guid>
<description><![CDATA[ Güncel kavramların hayatımızdaki algılama şekline eleştirel bir bakış öyküsü... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62824170944bb.jpg" length="59904" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 May 2022 15:27:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, Durum, Mizahi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Evle okul arası mekik dokuyarak ge&ccedil;en g&uuml;nlerine baktı Hasan. Bir de okuduğu yazıya &hellip;.1995 sonrası doğanlar 'kristal &ccedil;ocuk' mu? "Hasaaan!" diye seslendi annesi:</p>
<p>- &nbsp;Odandaki kirli &ccedil;amaşırları ver, makinayı a&ccedil;ıyorum. Yıkansın.</p>
<p>"<em>İlk bakacağımız yer onların g&ouml;zleridir, iri, etkili, anlamlı ve bilge g&ouml;zlere sahiptirler</em>."</p>
<p>Koştu aynaya. G&ouml;zlerini kocaman a&ccedil;tı. Bir yandan &ccedil;arklı bakış attı kendine. Etkili mi etkili. Sonra sınıftaki Meryem'i d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. G&uuml;zel Meryem'e bakıyormuş gibi baktı aynaya. Herg&uuml;n i&ccedil;ini okumasına dua ederek bakıyordu ona, manalı, manalı. Bilge g&ouml;zler, nasıl olur? Aferim demişti ge&ccedil;en hafta tarih &ouml;ğretmeni. Savaşın nedenlerinden birini bilmişti. Atmıştı da tutmuştu ama, onu &ccedil;abucak g&ouml;md&uuml; i&ccedil;ine. Bilmişti sonu&ccedil;ta. Hem de hi&ccedil; bilmeyerek icadetmişti. Bilgeydi o zaman&hellip;.</p>
<p>- Hasaaaan!...Kime diyorum, odana kokudan girilmiyor, ver şu terli, kokmuş formalarını, &ccedil;oraplarını.</p>
<p><em>"Mutluluk ve sevin&ccedil; verirler, bağışlayıcıdırlar." </em></p>
<p>Odaya dağıldı Hasan, Sandalyenin &uuml;st&uuml;nde altında, yerde i&ccedil;i dışına &ccedil;ıkmış ne kadar giysisi varsa topladı, seyirtti annesinin yanına, b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n sırıtarak:</p>
<p>-Getirdim anneciğim, sen olmasan pislikte boğulurum, iyi ki varsın, iyi ki annemsin.</p>
<p>Annesi g&ouml;zlerini kısarak alttan yukarı baktı:</p>
<p>- Hayırdır, ne istiyorsun, neyin yolunu yapıyorsun yine? Vallahi bende para mara yok. Bırakmadı baban.<em>&nbsp;</em></p>
<p>-Estağfirullah anne, bir şey istemiyorum. Sen mutlu ol diye s&ouml;yledim. Sen bana kızıyorsun ama ben sana hi&ccedil; g&uuml;cenmiyorum.</p>
<p>-Allah Allah&hellip; G&uuml;cenin beyefendi!... Sen bana lafla dil d&ouml;keceğine, odanı topla, temiz tut. Ben &ouml;yle daha mutlu olurum. Hele bir de okuldan "senin oğlun bizim medarı iftiharımız" diye arasınlar; bak sana mutluluktan g&ouml;bek atmıyor muyum! Yetmez, bir de toplarım eşi dostu, s&uuml;nnetten sonra ikinci bir eğlence şerefine&hellip;.</p>
<p>Bağışlayıcı bağışlayıcı hi&ccedil; karşılık vermeden odasına d&ouml;nd&uuml; Hasan. Bilgisayarına g&ouml;m&uuml;ld&uuml; tekrar.</p>
<p><em>"Kristal &Ccedil;ocuklar b&uuml;y&uuml;kleri olan İndigo &Ccedil;ocuklar'la, benzer &ouml;zellikleri paylaşırlar. İndigoların ruhları savaş&ccedil;ıdır, ama&ccedil;ları eski d&uuml;ş&uuml;nceleri yani &ouml;nceki eğitim, y&ouml;netim ve yasal sistemleri yok etmektir."</em></p>
<p>İşte cevap buydu. Eğitimle, okul idaresiyle, kurallarla uyuşamamasının nedeni 1995'ten sonra doğmasıydı. Kendi su&ccedil;u değildi. Hangi y&ouml;netim bunu bilmez de bu &ccedil;ocuklara yasa, kural dayatır. Eğitimi değiştirmez. Turan geldi aklına. Son matematik sınavında en y&uuml;ksek puanı almıştı. O acaba kristal &ccedil;ocuk değil miydi? Ya da savaş&ccedil;ı ruhunu yitirmiş miydi?</p>
<p><em>&nbsp;"Başlıca d&uuml;şmanları psikiyatrik tedavilerdir, onlara ila&ccedil; tedavileri uygulandığında duyarlılıklarını, ruhsal yeteneklerini ve enerjilerini yitirirler."</em></p>
<p>Hasan maden bulmuş defineci gibi yazıyı anlamaya &ccedil;alışıyordu. X,Y,Z kuşağı duymuştu,okumuştu &nbsp;ama bunu ilk defa g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Turan kesin buna maruz bırakıldı. O bir kristal &ccedil;ocuk değil. Kendisi kristal. Yani &ccedil;ok değerli bir maden.</p>
<p><em>"M&uuml;zikten etkilenirler ve şarkı s&ouml;ylerler" </em></p>
<p>Son ses a&ccedil;tı m&uuml;ziği. Annesi kapıyı sert&ccedil;e a&ccedil;arak:</p>
<p>-Oğlum, komşuların da bigisayarı, m&uuml;zik aletleri var. Onların yok zannediyorsan var yani. &Ccedil;abuk kıs şunun sesini. Benimki de kafa yahu&hellip;..</p>
<p>- Ben y&uuml;ksek sesle seviyorum, kafamı dağıtıyorum.</p>
<p>-Ne var kafanda dağıtacak? Ne oldu? Bir şey mi oldu okulda? Bana anlat. Dağıtınca gitmez o. Giden senin beyin h&uuml;crelerin oluyor. Onlar okulda lazım &ccedil;ocuğum.</p>
<p>-Hadi oturdum yanına, anlat bakayım.</p>
<p>-&Ouml;zel bir şey olmadı. Kafam genelde bozuk. Olmasın mı daha&hellip;Koronası bizi buldu, enflasyon vurdu, bizi buldu, okul da ne &ouml;ğrettikleri belli değil. Sanki ben Malazgirt savaşını anlatacağım patrona, ya da kafiyeli reklam yazdıracaklar. Ne işime yarayacak? &Uuml;niversiteyi bitirsem bile iş bulacağım ş&uuml;pheli.<em>&nbsp;</em></p>
<p>-Oğlum sen bunlara mı kafa yordun? Gitme okula, Tarih, Edebiyat, Matematik &ouml;ğrenme. Evde ben sana yemek yapmayı, temizlik yapmayı &ouml;ğreteyim. Onlar kesin lazım. Patron istemese karın isteyecek. Ne &ouml;ğrenmek istiyorsun? Bu bilgisayar mereti &nbsp;akşama kadar elinde. &nbsp;Sor bakalım &ouml;ğrenmek istediğin orada yok mu? İlla ki vardır. Sen istedin de &ouml;ğrenecek kaynak mı bulamadın? Teknoloji biliyor dedim ge&ccedil;en g&uuml;n Mahmut Amca'na. Akşama kadar elinde dedim. Python biliyor mu diye sana sorduydum ya? Adını benden duydun be &ccedil;ocuğum. Matematiği nasıl diye sordu? Diplerde demedim yine, idare ediyor dedim. Matematiği iyi olacak diyor. Yoksa teknoloji filan &ouml;ğrenemezmişsin.</p>
<p>- Amaaan anne, yeter. İyi ki de bir akraba var. Herkes Mahmut olacak bu s&uuml;lalede.</p>
<p>- Mahmut olma sen Hasan ol!... Babanın eline bakmayan Hasan!...Herg&uuml;n şikayet eden değil, &ouml;zenilen Hasan ol! Başka anneler &ccedil;ocuklarına Hasan Amcan iyi yaptı diye anlatsınlar.</p>
<p>Odadan &ccedil;ıkarken "m&uuml;ziği a&ccedil;ma son ses" diye tembihledi.</p>
<p><em>"Şefkatli, duyarlı ve empatikdirler - Konuşmaya başlayınca ge&ccedil;miş yaşam anılarını anlatırlar - Sanat&ccedil;ı ve yaratıcıdırlar - Sebze ve meyveleri tercih ederler - Denge duyguları m&uuml;kemmeldir - Ge&ccedil; konuşurlar." &hellip;.</em></p>
<p>Ge&ccedil;miş yaşamlarını anlatır, evet. Sanat&ccedil;ı mıdır kendisi. Daha herhangi bir hobi edinememişti. M&uuml;zikle ilgisi dinlemekten, resimle ilgisi boyama kitabı karalamaktan, yazı ile ilgisi klavyede mesajlaşmaktan &ouml;te değildi. Sebze ve meyve tercihinde zihninde olayı bitirdi. En &ccedil;ok etyemezlere s&ouml;ylenirdi. Etli her t&uuml;rl&uuml; yemek favorisiydi. Sayfayı kapattı sinirle Hasan.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANNELER, ANNELİKLER!...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anneler-annelikler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anneler-annelikler</guid>
<description><![CDATA[ Anneler günü, annelik, ebeveyn olma durumlarına farklı bir açıdan bakalım. Öznel bir değerlendirmedir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6277b48f5a754.jpg" length="41394" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 May 2022 15:16:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Deneme, Anne, Annelik, Anneler günü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>En &ccedil;ok duygu seli "anne"ler &uuml;zerine yaşanıyor. Şiirler ona, methiyeler ona, duyguları ifade etmelerde yetmezlikler onlara&hellip; Haklılar&hellip; ANNE'lik &ouml;yle bir m&uuml;essese ki, aciz d&uuml;nyaya g&ouml;zlerini a&ccedil;an bir yavruya kendiliğinden hazır bir oluşum. Emre amade, ihtiyacı sezgileyerek doğal bir şekilde harekete ge&ccedil;en, i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sellikle en doğruyu da yapan inanılmaz bir oluşum. Ş&uuml;phesiz Yaradan'ın hediyesi. Bir hikaye dolanımda, sizin de &ouml;n&uuml;n&uuml;ze gelmiştir: Yaradan yeni bir canlı yaratırken, kendisi yerine herkese bir melek tayin etmiş. Adına da ANNE demiş.</p>
<p>Normal seyrinde minnetarlıkla annelerine bağlı olan ve bunu yaşayan, &nbsp;yaşatanlara buradan s&ouml;z&uuml;m yok.</p>
<p>Benim s&ouml;z&uuml;m bu olağan s&uuml;rece uzaktaki y&uuml;reklere!...</p>
<p>&Ouml;nce &ouml;ks&uuml;z olanların y&uuml;reklerindeki yangınlara bakmak istiyorum. Her genellediğimiz durumun istisnalarında ne &ccedil;amlar devirdiğimizi biliyor muyuz? Okul &ouml;nlerinde evlatlarıyla &ouml;m&uuml;rl&uuml;k ayrılıyormuş&ccedil;asına veda buseleri, sarılmacalar&hellip;.Bir okul y&ouml;neticisi velilerin dikkatini bu konuya &ccedil;ekmiş, uyarmıştı: Yapmayın! &Ouml;ks&uuml;z &ccedil;ocuklarımızın y&uuml;reklerini kanatmayın! Ne kadar haklı olduğunu, yetim olarak her baba-evlat m&uuml;nasebetine farklı hassasiyet g&ouml;sterdiğimi fark ettiğimde anladım. Yani babalar i&ccedil;in de durum aynı. Babasız b&uuml;y&uuml;mek zorunda kalanların eksiklikleri y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;arpıyor bu defa&hellip;.</p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z ger&ccedil;eklerinden biri de par&ccedil;alanmış aileler&hellip;Anne ve baba var. Ama &ccedil;ocuk sadece biriyle yetinmek zorunda. Sağlıklı iletişimi s&uuml;rd&uuml;renler &ccedil;ok az. Zaten sağlıklı kişiliğe sahip ebeveynler olsalar sorun olmaz&hellip; &Ccedil;ocuk bu defa duygu istismarını &ouml;ğrenerek yaralanıyor. Anne ve babayı su&ccedil;luluk duygusuna s&uuml;r&uuml;kleyerek menfaat sağlamayı &ccedil;abuk &ouml;ğreniyor. B&uuml;y&uuml;k ebeveynler ise &ccedil;oktan merhametlerine yenilmiş taviz &uuml;zerine taviz ile &ccedil;ocuk yetiştiriyor. Bu &ccedil;ocuklar i&ccedil;in anne ve baba daima eksik ve yanlış yapan kişilerdir. Asla tatmin olmazlar. Hep almayı &ouml;ğrendikleri i&ccedil;in, sosyal medyada veya &ccedil;evrelerinde g&ouml;zlemledikleri anneler onlar i&ccedil;in &ouml;zlem duyulan anneliklerdir. Kendileri de modellemeyi doğru yapmadıkları i&ccedil;in muhtemelen aşırıya varan ebeveynlikler sergileyeceklerdir. Benim d&uuml;ş&uuml;ncelerim tamamen &ouml;znel. İstisnalar varsa da sadece alkışlarım.</p>
<p>Sonrası gurubum, anneli babalı evlerde annesiz babasız yetişenler. En zavallı gurup bunlardır. Bunların anne ve babaları &ccedil;ocuk kişiliklerine sahip olmalarına rağmen anne ve baba olmuşlardır. Yaradan ve doğa kanunları bunu m&uuml;mk&uuml;n kılıyor. Bu evlerde yetersizliklerinin de farkında olmayan ebeveynler tahakk&uuml;m&uuml;n en g&uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml;n&uuml; &ccedil;ocuk &uuml;zerinde uygulayıp, sağlıklı bir bireyin yetişmesine asla olanak vermemişlerdir, vermezler. B&uuml;t&uuml;n ayarlarını bozarlar. Anne ve baba haklarının hepsine taliptirler. Saygı beklerler, ama sevgi &uuml;retip aktaramazlar. Kural koyarlar, uyulmasını isterler, kendileri ebeveynlik kurallarıyla asla ilgilenmezler. Araştırmaz, danışmaz, sormazlar. Sadece yargılayıcıdırlar, gardiyandırlar, infaz memurudurlar. Ellerinden başkası gelmez. Bu ebeveynlerin &ccedil;ocukları kendilerini &ouml;zg&uuml;rleştirme fırsatı elde etmişlerse, kayıplarını en kısa s&uuml;rede telafiye başlarlar. Elde edememişlerse arızalı olarak hayatlarına devam etme esaretine mahkum yaşarlar.</p>
<p>En son olarak da anne ve babalığı sonsuz merhamet olarak yaşayanların &ccedil;ocuklarıdır. Bunlar da &ccedil;ocuk olarak &ccedil;ok şanslıdırlar. En &ouml;zg&uuml;r yetişen guruptur. Kendilerine hi&ccedil;bir m&uuml;dahele gelmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; anneleri ve babaları onlar i&ccedil;in vardır. Ne isterlerse sahibi olurlar. Bu &ccedil;ocuklara anne ve baba olanlar sonraki d&ouml;nemde şanssızdırlar. Bekledikleri ilgiyi ve sevgiyi asla g&ouml;remezler. Her şey bir alış veriştir. Anne ve baba oldularsa elbette yapmaları gerektiğine h&uuml;kmeder evlat. Annelerin karşılıksız sevmelerine ilişkin tanımlama tam anlamını bulmuştur. Şımarık ve d&uuml;nyanın kendi etrafında d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;ne dair eylemler g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z evlatlar bunlardır. Ergenlikleriyle birlikte zıtlık aile ile bağını tamamen koparmaya kadar gidebilir. Anne ve babalar hak etmedikleri bir karşılıkla şaşkına d&ouml;nm&uuml;şlerdir. &Ccedil;ocukları acımasız, vefasız, doğrucudurlar. Hep haklıdırlar. Bu son gurup k&uuml;&ccedil;&uuml;msenemeyecek &ccedil;oğunluğa ulaştığı i&ccedil;in toplumsal yapı da bozulmaktadır.</p>
<p>Farklı pek &ccedil;ok şey daha s&ouml;ylenebilir. Anneler g&uuml;n&uuml; bu d&uuml;ş&uuml;ncelerin ışığında g&ouml;zden ge&ccedil;irilmesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Sadece bir hediyeleşme, kapitalizmin ekonomik hareketlenmesine aracılık etmesi, hatta sosyal medyadan mesajlaşma , paylaşım sayılarını artırma dışındaki y&ouml;n&uuml;n&uuml; de es ge&ccedil;mek istemedim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YOL AÇ KENDİNE…</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yol-ac-kendine</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yol-ac-kendine</guid>
<description><![CDATA[ Şiir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627262571bf3c.jpg" length="68133" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 May 2022 14:25:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>yol, şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yol hep biteviye, her sona ulaşırım</p>
<p>K&ouml;şe, yeniden başlamak</p>
<p>Dermanın yetesiye</p>
<p>Yolumuz belli, &ouml;nceden hazır</p>
<p>Bir yol kendin i&ccedil;in</p>
<p>Nasıl, ne zaman, yalnız</p>
<p>Kimsecikler ardına takılmadan</p>
<p>Ellerinle tırmalaya tırmalaya,</p>
<p>G&ouml;r&uuml;nmezlikleri aydınlatarak</p>
<p>İnancına bakar kimileri, gayretini tartar</p>
<p>Bilmediğini bilir, umudun cezbesi</p>
<p>Derin, cazibeli, şehvetli</p>
<p>O hazzın peşinde ebedi</p>
<p>S&uuml;reklenmek değil, koşa koşa isten&ccedil;li, ateş &ccedil;almak insana</p>
<p>Tanrılar sunar,&nbsp; sen al, vermek neye yarar</p>
<p>Hakettiğinde senindir.</p>
<p>Ateş, iş, sevgi, barış, cennet</p>
<p>Saptır yolunu haydi!</p>
<p>Yetişir hazıra kondukların&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; J.SEL&nbsp; By. 27.03.2022</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BOŞAMAYIN SAYIN HÂKİM!</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bosamayin-sayin-hakim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bosamayin-sayin-hakim</guid>
<description><![CDATA[ Kurgu, Hikaye, Mizah ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62652be1b780b.jpg" length="39523" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 Apr 2022 13:55:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, kurgu, mizah</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>-Ne istersen yaparım. Yeter ki vazge&ccedil; gitmekten&hellip;.Eve d&ouml;n&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ben bu hale gelecek adam mıydım? Yalvarıyorum, şu hale bak. Diz &ccedil;&ouml;kmediğim kaldı, yakında onu da yaparım. &Ccedil;i&ccedil;ek aldım bug&uuml;n&hellip; &Ouml;mr&uuml;mde ilk değil desem, yalan&hellip;.Bir tanışma faslında almıştım, bir de&hellip; bir de&hellip; Bir kere daha aldım, kesin aldım ama o ne zamandı, ne i&ccedil;indi hatırlayamadım. Bu kadınları anlamak m&uuml;mk&uuml;n değil arkadaş!</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sa&ccedil;ını s&uuml;p&uuml;rge ederlerdi hani. Vallahi g&ouml;rmedik. Biz &ouml;ylesine rastlamadık. Kadın bir aydır evde yok. Anasında kalıyor. Ne olduğunu da anlamadım. Bir akşam kavga ettik. &Ccedil;ocukla kavga ettik aslında. Bilgisayarından tanımadığı erkeklerle mesajlaşıyormuş. Daha on beş yaşında. Elbette kızacağım. Sonra nasıl oldu ne oldu anlamadan hanımla bağrışmaya başladık. "Bitti" dedi. Ne bitti? Deterjan mı, ekmek mi bu!&hellip;. Bitince &ccedil;arşıdan alırsın. Ertesi akşam eve geldim, ne hatun var ne &ccedil;ocuklar&hellip; Ooooohhh, bir g&uuml;zel kafamı dinledim. Dolapta ne varsa yedim i&ccedil;tim. Meyve aldım yanıma, televizyonun karşısında gel keyfim gel.&nbsp; Herkes kendini bulunmaz hint kumaşı sanıyor. Sizin yoksa kocanız, babanız benim de yok karım, kızlarım&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir hafta abur cubur, k&ouml;fte kızart, omlet filan idare ettik. Benim aş&ccedil;ılığım buraya kadar. Salata yaparım bir de. Ama işin k&ouml;t&uuml;s&uuml; yemeyi &ccedil;ok sevmem. Bunlarla &ouml;ğ&uuml;n ge&ccedil;irememem. Sulu yemek olacak ki karnım doysun. Hanımın sarmasından, s&uuml;tlacından vazge&ccedil;emem ki. Kimse eline su d&ouml;kemez. B&uuml;t&uuml;n s&uuml;lale bayılır yemeklerine.&nbsp; Her hafta sarma yapsa yerim. Ama yapmaz. Neymiş, &ccedil;alışıyormuş. Ayda bir kere tenezz&uuml;l ederse midemiz bayram eder. İ&ccedil;ime konuştum, yine de bir şey demedim. Sadece pazar g&uuml;nleri, ne yemek yapacağını sorarım, malzemeleri alayım diye. Semt pazarından taze taze&hellip; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ev berbat, temizlik yapacak o. Kirli &ccedil;amaşırların da halledilmesi lazım. Benim dış işlerim var. İki işte birden &ccedil;alışıyorum. Hafta sonu m&uuml;şterilerle g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p, haftalık işlerimi planlamam lazım, d&ouml;n&uuml;şte alış veriş işini halletmeye &ccedil;alışıyorum yine de. Ben almasam, hayatta gidip pazardan alış veriş yapmaz. Taze sebze meyveyi doldurur getiririm. Yarısı &ccedil;&ouml;p olur atılır. Pişirmez. &Ccedil;ok alıyormuşum. Sen yap da biz yemezsek o zaman &ccedil;ok derim. Ama pişmediği, hazırlanmadığı i&ccedil;in &ccedil;&ouml;pe gidiyor.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sebep budur diye ge&ccedil;irildiyse akıllardan, kesinlikle değil. Mesele yapmadım ki! Yani bunun i&ccedil;in tartışmadık. Evimiz kendimizin. Kardeşler birer kat yaptı, girişte biz oturuyoruz, &uuml;stte ağabeyim ve kardeşim. Onları mı mesele yapıyor diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. S&ouml;yleseydi, hallederdim sorun neyse. Zaten g&uuml;nd&uuml;z evde yok. Hafta i&ccedil;i kardeşimin eşi, &ccedil;ocuklarıyla ara sıra gelir. Yardımcı olmaya &ccedil;alışır. Akşam yemeğini alır da gelir, birlikte yeriz. Kardeşim işten ge&ccedil; &ccedil;ıkıyor, eve gelmesi dokuzu buluyor. Hem onların akşamında bir değişiklik oluyor, hem de ailece g&ouml;r&uuml;şm&uuml;ş oluyoruz. Bulaşıklar fazlaca oluyor ama makine var sonu&ccedil;ta. Parmağı yorulacak.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sordum, evi mi değiştirelim, bir arada olmamızdan mı rahatsızsın, diye. Ne dediydi bana: "Evliliğimize benim a&ccedil;ımdan bak, şu g&uuml;zellikten vazge&ccedil;memelisin, diyeceğin bir şey bul s&ouml;yle" dedi. O an kal, geldi bana bir şey diyemedim. "Seni seviyorum" dedim sadece. Daha ne olsun? Sevgi bir evliliği y&uuml;r&uuml;tmek i&ccedil;in yeterli değil mi? Her g&uuml;n g&uuml;listanlık olmaz ya&hellip; Bazen tuzu, biberi sorunlar, tartışmalar da olur. Bunlar her evlilikte var. Başka kadınlara bakmam, i&ccedil;kim yok, kumarım yok. Evden işe, işten eve&hellip;. Başka ne yapar bir erkek? Bir kadın ne bekler kocasından?</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;En sevmediğim şeydi, etrafımda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m. Kadınlar evlenmek i&ccedil;in can atar, &ccedil;ocuklar olur, sudan sebeplerle ayrılır. Sanki damızlık olarak kullanılmış gibi gelir bana erkek. Başıma geldi işte. Sebepsiz ayrılmak istiyor, karım. Yorulmuş, bıkmış, bir sene uzaklaşmak istiyormuş. Allah aşkına &ccedil;ok film seyreder bu&hellip;.Hangi filmden &ouml;rnek almış olabilir, bu sosyete martavallarını? Ben hi&ccedil; film seyretmem. Haber seyrederim, ma&ccedil; seyrederim. Evimize taşınınca ikinci televizyonu aldım yatak odasına. Zira televizyonsuz uyumuyor. Uykusu gelmiyormuş. En ge&ccedil; onda yatarım ben. Yoksa uykusuzluk ertesi g&uuml;n&uuml; sersemlik, baş ağrısı yapar bana.&nbsp; Evde ışık, ses de olsun istemem. Ama &ccedil;ocuklar b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e, anneleri de dırdır edince bıraktım kontrol&uuml;. İstedikleri zaman yatıyorlar. Yatak odası salona uzak. Kapıları da &ouml;rt&uuml;ld&uuml; m&uuml; ses ve ışık gelmiyor. D&ouml;rt senedir b&ouml;yle. Daha ne yapayım? Yatak odasında televizyonu a&ccedil;ıp sesini kısarak seyretmesine de katlandım. Alt yazılı ecnebi filmleri izliyor, ne anlıyorsa&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beni kaale almayacak, anlaşıldı. Kimin s&ouml;z&uuml;n&uuml; dinler bu, acaba? Araya birilerini koyayım bari. Annem konuşmak istiyor. Kabul etmiyor. Nihayet bir g&uuml;n eve gelmeyi kabul etti. Annem de kardeşimden indi. Ben evden &ccedil;ıktım, yanlarında beklemedim. &nbsp;Ona: "Yanına memlekete gelip bir ay, bir bu&ccedil;uk ay kaldığında hi&ccedil; &ccedil;ocuklarından bir haber sordun mu, eşinden bir selam aldın mı?" diye sormuş. Annem bunu niye bana sorsun. Yalnız yaşıyor memlekette. Ben kış hazırlıkları, sağı solu toplamak i&ccedil;in gidiyorum. &Ccedil;oğu zaman sabah &ccedil;ıkıp akşam eve yorgun geliyorum. Kendisine de s&ouml;ylemiştim. Arayamıyorum diye. Annem: "Kendiniz birbirinizi buldunuz, anlaştınız evlendiniz. Şimdi de katlanmak lazım. Zorunuz ne? Ayrılık &ccedil;ocuklar i&ccedil;in k&ouml;t&uuml; olur?" demiş eklemiş: "Aradın mı, aramadın mı diye &ccedil;ocuklarını niye sorayım? Selam varsa iletir, yoksa yoktur. Ne karışırım ben sizin işinize" demiş. O da: "Şimdi de karışmayın &ouml;yleyse. Haklısınız, biz karar verdik evlenmeye şimdi de ayrılmaya&hellip;Bu sizinle ilgili bir mesele değil" demiş. Bu kadar pervasız. Bir b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;n yuva yıkılmasın diye &ccedil;abalıyor. Bunun umuru değil, burun kıvırıyor.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;ocuklarım bari durumu anlasa benden yana olsalar. Olmazlaaar. &Ouml;teden beri anacıdırlar. Dur bakayım ne dedi bana: "Senden hi&ccedil;bir şey beklemiyor ve istemiyorum. Şimdiye kadar yapmadığın babalığı şimdi yap. Tek isteğim bu."&nbsp; Fes&uuml;phanallah. Ben yapmadımsa kim yaptı babalığı. Akşamdan akşama evdeyim. Dersleri filan oluyor. Anası ilgileniyor. Deniz isterler yazın. Ara sıra g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&uuml;m. Y&uuml;zme &ouml;ğrendiler. Hafta sonları arabamla başka bir il&ccedil;eye y&uuml;zme dersine taşıdım. Anneleri de gelir, beraber gider gelirdik. Başka bir şey yapmaya hayat meşgalesinden vakit mi kalıyor? Onlara pek bulaşmam. Yemekte &ccedil;eneleri d&uuml;şer. Ben de konuşmalarını istemem. Bir kızdığım budur. Yemek i&ccedil;in sofraya oturulduysa herkes sessizce yemeğini yer kalkar. Sohbeti sonra yaparsın. Salonda &ccedil;oğu zaman olmazlar. Odalarına &ccedil;ekilirler. Seslenirim, &ccedil;ayımı tazeleyin diye, ona bile beş karış surat ederek yaparlar. Babaya saygı da sevgi de kalmadı. Anneleri de ya mutfakta ya kızların odasında ders yapmadalar. B&uuml;y&uuml;k kız yanında refakat edecek kimse olmazsa ders &ccedil;alışamıyormuş. Annesi &ouml;ylece oturur yanında, kitap okur. Ben de kendi kendime televizyonla&hellip;..Yine yaranamadım. İstedikleri nedir anlamadım ki?</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aslında benim şikayet etmem dertlenmem gerekirdi. Almadılar beni aralarına, tek başıma bıraktılar. O zaman tepki g&ouml;sterse miydim? İşte şimdi t&uuml;mden beni &ccedil;ıkartmak istiyorlar hayatlarından. B&uuml;y&uuml;k kızın okulunu değiştirmişler haberim yok. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın da veli toplantısına gidilecekti, vallahi hi&ccedil; mecalim yok. Giderim dedim ama, Pazar Pazar bu kafayla taaa yarım saatlik yola gidemem şimdi. Araba kullanmadan ge&ccedil;tim, Pazar trafiği zıvanadan &ccedil;ıkarır beni. Zaten iyi bir liseye gidiyor. Ne diyecekler? Ya para isterler, ya her zamanki yaptıkları lakırdıları s&ouml;ylerler. &nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evlenmeyin diyeceğim herkese&hellip; Ama&nbsp; şu durumdan niye şikayet&ccedil;iyim? Yine başa d&ouml;nd&uuml;k. Zaten zar zor evlenmiştim otuzlu yaşlarımda. Bekar kaldım diyemeyeceğim, yalnız kaldım. Evi pislik g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor, mutfak berbat, yemek pişirmekten bıktım. &Ccedil;amaşır yıkamasını &ouml;ğrendim bu yaştan sonra. Gerek var mıydı? Bu kadının inadı inat.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TERAPİMSİ  : )</title>
<link>https://edebiyatblog.com/terapimsi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/terapimsi</guid>
<description><![CDATA[ Mizahi bakış açısıyla günümüz psikoloji sorunlarına yaklaşımlar... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_610838a4cf100.jpg" length="45136" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 15:11:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Deneme, travma, çocukluk dönemi, aile dizimi, karma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Hayat harika gitmiyor her birimiz i&ccedil;in. Farklı derecelerle sorunların &uuml;stesinden gelmeye &ccedil;alışıyoruz. Hi&ccedil; sorun yok g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;nde bile &ouml;yle g&uuml;zel anlatıyorlar ki, sorun ediniyorsun: Travmalar!&nbsp;&nbsp; &Ccedil;ocukluğuna inilmeli!&nbsp; Ebeveynlerin, aile dizimi, genlerin, karma, bor&ccedil;lu olduğun &ouml;ğrenmen gereken davranışlar&hellip;. İlgi &ccedil;ekici değil mi? Benim sorunlarımı da bunlarla &ccedil;&ouml;zebilir miyim?&nbsp; Ev sahibi olamayışım bu y&uuml;zden mi? İşyerinde artık yokmuşum gibi davranmayabilirler mi? Toplu taşımada yolda sapıkları defedebilir miyim? Temiz, d&uuml;zenli olur mu odam? Artık tıkınmak isteğimden vazge&ccedil;ebilir miyim, kapanır mı şu iştahım?</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İniyoruz, iniyoruz, ka&ccedil; yaşındayım? Ana karnına kadar indik. "Heeeeyttt! Ben bilmem ka&ccedil; milyonda bir d&ouml;llenme ihtimalini ger&ccedil;ekleştirmiş bir fet&uuml;s&uuml;m."(Bir filmde duymuştum, kopya &ccedil;ektim) D&uuml;nyaya gelene kadar her şey burada oluyormuş meğer. Etrafa bir bakayım ikizim filan varsa, oradan başlıyormuş. &Ccedil;oğu gebelik &ccedil;oklu başlayıp tekli bitermiş. Ehhh, yaşayan bebeye de travmaları. Ne travması olacak? Hayatta kalma uğruna ikizini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;n: KATİL TRAVMASI!.... Uyyyyy, serengeti hikayeleri değil miydi o? Ebeveynler zayıf yavruyu, kardeşler cılız ve g&uuml;&ccedil;s&uuml;z olanı yemez miydi? Ya da &ouml;ld&uuml;r&uuml;rlerdi? Pekala terk etsinler, aynı şey değil mi? Vahşi d&uuml;nya,orman, rahim&hellip;. Daha neler olacak orada, bakalım organlarını benimseyecek misin? Aha da bu &ccedil;ıkıntılar ne işe yarıyor? Kol, bacak ne lazımki burada!...Nereye dışkılayacaksın, buranın kanalizasyon sistemi var mı? İşin ucunda dışkısını yemekten &ouml;lmek var. Duymadınız mı? "Bebek kakasını yapmış, akciğerlerine ka&ccedil;mış" . Yaaa , siz onu i&ccedil; kanal sistemi ile mideden akciğere mi ge&ccedil;ti sandıydınız.&nbsp; Bu kordon nedir? Wifi ile bağlanamıyor muyuz anneye? Ne ilkel sistem arkadaş!... Anladım, yemekler buradan geliyor!&nbsp; Yani bir nevi kargo sistemi. &Ouml;zel, şahsa m&uuml;nhasır&hellip; İp de atlanır bununla. K&uuml;lt&uuml;rfizik yapmak lazım. Tam oynuyorken d&uuml;nya değiştirmeye kalkarsan boynuna dolanır, ara d&uuml;nyayı es ge&ccedil;er, ebedi d&uuml;nyaya g&ouml;&ccedil;ersin. Dikkatli olmalı. B&uuml;t&uuml;n bunlar hayatının i&ccedil;ine ediyormuş, haberiniz olsun!</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Musiki, masal, annesinin babasının sesini dinleyerek doğan bebeler şanslıdır belki! Ben ne dinlemişimdir k&ouml;y yerinde. Birka&ccedil; inek m&ouml;&ouml;s&uuml;, tavuk gıdaklamaları, arı vızıltısı, kuş sesleri&hellip;. Fena değil.&nbsp; Kendim doğmuşum ben, Evde kimsecikler yokken sessizce gelivereyim demişim. Bu da travmadır sanırım. Baby showsuz, flashlar patlamadan, doğumhaneler kapılarında sevin&ccedil; &ccedil;ığlıklarının eşlik etmediği sade bir ziyaret&hellip;.Demek o y&uuml;zden her ortamda sade yaşarım da, kimse fark etmez. Onlar c&uuml;mb&uuml;ş bebeleri olduğu i&ccedil;in daha ileri gider hi&ccedil; yokmuşsun sadece d&uuml;nyada o varmış gibi yaşarlar. Babam ne zaman &ouml;ğrendiydi gelişimi? Sevindi mi acaba? Eh d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; olunca kıdemli baba tepkisi g&ouml;sterip, işten gelince, sofraya otururken ş&ouml;yle g&ouml;z ucuyla bakmıştır. İsim se&ccedil;meye tenezz&uuml;l ettiğine g&ouml;re, cami avlusuna bırakılma travmasından yırttık. Kız mı istemişti, oğlan mı? Bakın bunların hepsi travma sebebi. İstenmeyen &ccedil;ocuk musun? Allah ne verdiyse ona razı olduklarını s&ouml;yleyenler, erkekliklerinin ispatı i&ccedil;in erkek bebeden, erkek &ccedil;ocukları vardıysa şirin kıyafetleri, iyi bakıcı olacakları y&uuml;z&uuml;nden kız bebeden vazge&ccedil;mediler h&acirc;l&acirc;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Annen, baban nasıl davranmıştı sana? Kardeş kıskan&ccedil;lığı yaşadın mı? Ayrımcılık yapıldı mı? K&ouml;teklendin mi yoksa sevildin mi? Nasıl bir sevgiydi? Bir kerem evlatlık değilsen şanslısın. Evlatlık olmayı da ka&ccedil; yaşında şansın olarak g&ouml;rd&uuml;yd&uuml;n? &nbsp;"Ben bu ailede evlatlık mıyım?" zannına kapıldığında, ikinci bir ailenin varlığını kurtuluş g&ouml;rmedin mi? Yedirildin, i&ccedil;irildin, ihtiya&ccedil;ların g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. Ama inek s&uuml;t&uuml; vermişler arkadaş, ne kadar zararlıymış! Bug&uuml;nk&uuml; hastalıklarımın sebebi buysa, o s&uuml;tlerin detoksu lazım ki iyileşeyim. Bir de her &ouml;ğ&uuml;n hamur&hellip;.Lokma, ıslama, makarna olmadı katlama, bişi, g&ouml;zleme&hellip;Bildiğin buğdayın &ouml;ğ&uuml;t&uuml;lm&uuml;ş&uuml;n&uuml; evirip &ccedil;evirip koymuşlar &ouml;n&uuml;me. Gluten zehirlenmesi yaşamadığıma &nbsp;şaşmalı. Alerjilerim bundan olabilir bak. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;&nbsp; bağışıklığım d&uuml;şm&uuml;ş. "Fakirlik vardı &ccedil;oğu evde, şimdi herkes zengin." Aslında değişen bir şey yok. Şimdi de varlık ve yokluk aynı anda yaşanmakta. Neyin yoksa onun yoksulusun. Savaş diyarlarında sokakta yaşayan bir &ccedil;ocuğun zenginlik hayali başına bir dam, &ouml;n&uuml;nde yiyecek olması. Bunlara sahip milyonlarca insanın da film yıldızlarından sevgili, sonsuzluk havuzlarında &ccedil;immek başlarını d&ouml;nd&uuml;r&uuml;yor. Orta hallilerde en k&ouml;t&uuml;s&uuml; tatmin olmayan bir ihtiya&ccedil;lar silsilesi. Kapı &ouml;n&uuml;mde k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir bah&ccedil;ecik diye ballandırarak anlatırlar onlar da yoksunluklarını. Alıp bah&ccedil;e ortasına koysanız tamam g&ouml;zlerimi rahatlıka kapatırım artık diyen ka&ccedil; kişi var. Komşunun bah&ccedil;esi de benim olsa diye ge&ccedil;irmeyecek mi i&ccedil;inden? Domates yemeyi hayal ederdim kışın. &Ouml;zlemle beklerdim baharı. Şimdi fark ediyorum ki, pırasanın hayalini kursaydım kışın travma olmazdı. Şimdi yaz kış domates yeme olanağı var, ama bakalım GDO'lu mu, GDO'suz mu? Bunun da yaşlılıkta travmatik sonucunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;m artık.</p>
<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Genlerim nereden benim? &nbsp;Soyum sopum &ouml;nemliymiş. Ona g&ouml;re yatkınlıklarım, hasta olma ihtimallerim var. Taaaa insanoğlunun avcı toplayıcı d&ouml;neminden kalma, neydi o bakalım s&uuml;r&uuml;ngen beyninden kalma korkuları var. Ka&ccedil; ya da savaş!... Beynin bunu yapmaya devam ediyor, kalp hastası oluyorsun. Seni kovalayan aslan, kaplan mı var, bir sakin ol!... Diyeceksiniz ki, patron, m&uuml;d&uuml;r, ev sahibi, faturalar&hellip;.peşimizde iken aynı durum. Yani senin beynin onları Afrika'nın balta girmemiş ormanlarına taşıyor, onları da ardına takıyorsun!... Bildin de bir şey değişti mi? Ya Rabbim, beni bu kadar zavallı yaratmaktan murad ettiğin nedir? Aile dizimi &hellip;.Ailen var bir de dizeceksin onları. Verdiğimiz kararları b&uuml;y&uuml;rken aile ilişkilerimiz belirlemekteymiş. &nbsp;H&ouml;t dedi mi &ccedil;akılır kalırdık olduğumuz yerde. Şimdi bize biri ses y&uuml;kseltti &nbsp;mi &ccedil;akılıp kalıyoruz, veya h&ouml;t diyoruz yani. Onun i&ccedil;in &ccedil;ok uysal bir topluluğuz, kadınları d&ouml;ven, &ouml;ld&uuml;ren, biz değiliz. H&ouml;t diyenlerin aşırılıkları da olabilir. Bu psikopat adamların ailesini dizmek lazım. Babası kesin h&ouml;t h&ouml;t&ccedil;&uuml;, annesinin de elinde maşa ya da terlik vardır. Benimki de &ouml;yleydi demeyin sakın. Kesin bir teyze,dayı, amca, dede birinde bir farklılık olmalı. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ah bir de bu karma yok mu bu karma. Hayat karması, hayat karmaşasına d&ouml;nm&uuml;ş. Bilmek zor değil. Bak adına soyadına, doğum tarihine. Topla, &ccedil;ıkart, b&ouml;l. Onların sayı değerleri var. Ortaya &ccedil;ıkan : Kader&hellip;. Senin neyin eksik, g&ouml;r, şaşırma. Kimseyi de su&ccedil;lama. Bunu sen se&ccedil;tin. Farkında değilsin ama belleğin hep vardı. Doğum zamanını, yerini, milletini, aileni sen se&ccedil;tin. İsmin de belirlenmişti. Anan baban sadece rol&uuml;n&uuml; icra etti. Alem alem i&ccedil;indeydi zaten. Fazla kafa yorma. Sadece senin hangi eksiklerle tamamlanmak i&ccedil;in g&ouml;nderildiğini bil yeter. Sonra tamamlanmaya başla. &Ouml;fke yasak, canlı yaşamına saygılı ol, anlamlı konuş, her şeyi iyiye yor, kıymet bil&hellip;. Beynini, ruhunu formatla. Fabrika ayarlarına geri d&ouml;n.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mutlaka bir g&uuml;n başaracağım...Travmalarımı bulup tamir edeceğim. Ama benim sorunum travmaların &ccedil;okluğu ve hangisinden başlayacağım sorunu. Aslında onlar travma mı, emin değilim. Bug&uuml;ne gelip g&uuml;n&uuml;n sorunlarını ge&ccedil;mişe gitmeden de &ccedil;&ouml;zecekler birg&uuml;n. Ben eremeyeceğim&hellip;.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MEHMET ÂKİF ERSOY</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mehmet-akif-ersoy</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mehmet-akif-ersoy</guid>
<description><![CDATA[ İstiklal Marşı Şairi ve Çanakkale Destanı Şairi, Mehmet Akif Ersoy&#039;u tanıyalım. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623604d97b3a9.jpg" length="47338" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 19:30:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı Kabulü, Çanakkale Destanı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Doğumu ve &ouml;l&uuml;m&uuml; Aralık ayında&nbsp;(20 Aralık 1873 - 27 Aralık 1936) bir &ouml;nemli şahsiyeti Aralık ayında g&uuml;ndem yapıp tanıtmak makul bir tercih olurdu. Ama bakın ki Mehmet Akif'i Aralık ayında değil Mart ayında &ouml;n&uuml;m&uuml;zde buluruz, tanırız, her defasında hayran olunacak başka bir y&ouml;n&uuml;n&uuml; keşfederiz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biz İSTİKLAL MARŞI ŞAİR'ini sevmek i&ccedil;in hazırda beklemekteyız.</p>
<p>12 Mart İstiklal Marşı'nın kabul&uuml; ve 18 Mart &Ccedil;anakkale Şehitlerini Anma&nbsp; ve &Ccedil;anakkale Zaferi kutlama g&uuml;n&uuml;nde hatırlanır Mehmet Akif Ersoy&hellip; T&uuml;rk Milletinin her t&ouml;rende birlik bilinci onun dizeleriyle kazınır ruhumuza;</p>
<p>"Korkma, s&ouml;nmez bu şafaklarda y&uuml;zen al sancak!"</p>
<p>T&uuml;rk Milleti lafzını bu coğrafyada yaşayan ve yaşama isteğine gelecekte de bağlı olan her yurttaşı kastettiğimiz bilinmelidir. Zira tarih&ccedil;ilerimizden &ouml;ğreniyoruz ki; Osmanlı Devleti de h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rerken bu topraklarda yaşayan herkesi Batılılar "T&uuml;rk" olarak tarif etmekte eserlerinde de &ouml;yle isimlendirmektedirler.. Batılılar bu payeyi verirken milletin unsurlarının menşei, dini veya k&uuml;lt&uuml;r&uuml; takıldığı bir ayrıntı değildir. T&uuml;rk lafzı bu durumda belirli bir ırkı değil, temsil ettiği devlet ve k&uuml;lt&uuml;r anlayışına bağlı kişileri kastediyor olduğu anlaşılmaktadır. Yani Osmanlı vatandaşı demiyor kaynaklar, T&uuml;rkler diye genelliyor doğudaki komşusunu. Tıpkı Ruslar dediğimizde topraklarında sadece Rus k&ouml;kenlilerin olmadığı gibi&hellip; Amerikalılar dediğimizde daha iyi anlaşılacak.Ger&ccedil;ek Amerikalı hepimizin bildiği gibi Kızılderililer&hellip; Amerikalı dediğimizde ise g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde belirli bir coğrafyadaki devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olanları kastediyoruz. Osmanlı Devleti'ni kuranlar Oğuzlar idi. Menşe olarak Oğuzların &ccedil;eşitli boyları ve bu boyların isimleri var. "T&uuml;rkler" ile g&ouml;&ccedil;erlik k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nden yeni yerlere kolay uyum sağlayan, devlet birliğini en &uuml;st&uuml;n sayan, devlet organizesini kolaylıkla yapan, bağımsızlığına d&uuml;şk&uuml;n &hellip;vb. &ouml;zelliklerdeki gruplar kastedilmektedir.</p>
<p>Mehmet Akif 'in İslamiyet inanışı temelinde birlik ve bağımsızlık anlayışı vardır. Kurtuluş Savaşı'na il il, cami cami gezerek vaazlarıyla eşsiz katkılar sağlamıştır. Bu şafaklarda bağımsızlık sembol&uuml;m&uuml;z&uuml;n dalgalanmasına y&uuml;rekten inanmıştır. Ve zaferle bunu yaşamıştır.</p>
<p>"S&ouml;nmeden yurdumun &uuml;st&uuml;nde t&uuml;ten en son ocak"</p>
<p>Tek&nbsp; bir ocak da kalsa, bağımsızlıktan vazge&ccedil;ilmeyecektir. Bu lafı g&uuml;zaf bir s&ouml;z değildir. Mehmet Akif her birimiz adına hissederek, and i&ccedil;ercesine bu s&ouml;z&uuml; s&ouml;ylemiş, bizlere s&ouml;yletmektedir.</p>
<p>"Hakkıdır, hakka tapan milletimin istikl&acirc;l!"</p>
<p>Bağımsızlık verilmez, alınır. Her bir adım toprağın altında sayısız şehit kanı olduğunu biliyoruz. Şehit kanının renginden alan kırmızısını, g&ouml;klerde dalgalanarak bunu t&uuml;m d&uuml;nyaya ilan ediyor bayrağımız. Yurdun her bir k&ouml;şesinde g&ouml;ndere her &ccedil;ekilişinde, "bağımsızım, bu benim hakkım, doğruluğa ve tek bir İlah'a tapan bizleri Hak da&nbsp; tarihin her bir devresinde bağımsız yaşatarak hakkını teslim etmiştir" diye ilan etmektedir.</p>
<p>Mehmet Akif Ersoy'u sevmenize veya takdir etmenize İstiklal Marşı &nbsp;k&acirc;fi gelir. Ama Mehmet Akif Ersoy "&Ccedil;anakkale Şehitleri'ne" eseri ile de destanlaşmıştır.</p>
<p>"Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın</p>
<p>'G&ouml;melim gel seni tarihe' desem sığmazsın"</p>
<p>Şehitlere s&ouml;ylenmiş daha y&uuml;celtici bir s&ouml;z olmadı &Ccedil;anakkale i&ccedil;in, bana g&ouml;re. Cephede destan yazan şehitler yıllarca sahipsiz vatan toprağında değer g&ouml;rmeyi bekleyerek yattılar. Onların elbette Hakk huzurunda en değerli mertebedeler. Ama d&uuml;nyadaki bizler i&ccedil;in, uyanık kalmak, bu belalara yeniden d&uuml;&ccedil;ar olamamak i&ccedil;in mezar taşlarına, anıtlara, destanlara ihtiyacımız var. 2007 yılında abide ve etrafı d&uuml;zenlemelerinin bitirildiğini kısa bir araştırma s&ouml;yleyecektir size. Yardımlarla 1943' te başlatılan abide yapımı 1962 de ancak tamamlanmış, etrafı &uuml;zerindeki r&ouml;lyefler i&ccedil;in&nbsp; zaman 2007'lere kadar uzamıştır.Fransız, Anzak şehitliklerinin 1919 sonrası hemen yapımına ge&ccedil;ildiğini s&ouml;ylersem ge&ccedil;mişe sahip &ccedil;ıkma becerimiz ve ge&ccedil;mişten ders almadaki beceriksizliğimiz ortaya &ccedil;ıkar zaten.</p>
<p>Mehmet Akif Ersoy şiirini &Ccedil;anakkale Savaşları s&uuml;rerken uzaktan takipte, taaa ruhuna kadar hissederek yazmıştır bu şiiri. Zira o devirde 1916 başlarında Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Arabistan'a g&ouml;nderilmişti. G&ouml;revi, bu topraklardaki Arapları Osmanlı'ya karşı kışkırtan İngiliz propagandası ile m&uuml;cadele etmek i&ccedil;in "karşı propaganda" yapmaktı. Zafer haberini aldığında duyduğu b&uuml;y&uuml;k coşku ona bu şiiri yazdırmıştır.</p>
<p>Mehmet Akif Ersoy hakkında yazılanlara g&ouml;m&uuml;l&uuml;n. Bir ruhu keşfedeceksiniz: İnanan, milletini dert edinmiş, samimi,&hellip; Hayatı &ouml;n&uuml;n&uuml;ze serildiğinde eşlik eden tarihinizi &ouml;ğreneceksiniz. Bir amaca bağlandığında bir kişilik &ouml;n&uuml;n&uuml;ze serilecek.</p>
<p>İmam &ccedil;ocuğu olarak d&uuml;nyaya gelip, &ccedil;ocukluğunun bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n ge&ccedil;tiği &Ccedil;anakkale topraklarına bağlılığını anlayacaksınız. Baba k&ouml;keni Arnavutluğa, anne k&ouml;keni Buhara'ya uzanan geniş bir k&uuml;lt&uuml;r yelpazesinin &uuml;r&uuml;n&uuml; olduğunu g&ouml;receksiniz. M&uuml;lkiye İdadisi'nde okurken yanan evlerinin ve baba vefatının d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yoksullukla Ziraat ve Baytar mektebine ge&ccedil;iş yaptığını b&ouml;ylece okul yıllarında başlayan edebiyat sevgisiyle, veteriner- şair kimliği ile hayatını devam ettirdiğine tanık olacaksınız. İnsan tanıması da bu g&ouml;rev sebebiyle şehir şehir gezmesinden. Bir de birincilikle bitirdiği okuldan sonra m&uuml;fettiş olarak başladığından gezmelerde olduğunu belirtelim. Sonra bitirdiği okula edebiyat &ouml;ğretmeni oluyor Mehmet Akif. İstanbul da yaşamak ona eserlerini okura ulaştırma imkanı da sunuyor. Balkan yenilgisi, Arnavut ge&ccedil;mişi de belki onu etkileyerek &ccedil;ok &uuml;z&uuml;yor. 1913 'te yurt savunmasına davet eden Beyazıt ve Fatih Cami k&uuml;rs&uuml;s&uuml; konuşmaları devlet ile ters d&uuml;şmesine sebep oluyor. Memuriyetten ayrılıyor. Bir Almanya seyahati var. İslam birliğini kurmak gibi bir amaca hizmet i&ccedil;in, Almanlara esir d&uuml;şm&uuml;ş kamplarda M&uuml;sl&uuml;man ve İngilizlerin, Fransızların yanında savaşan askerlerle ilgileniyor, bilgilendirme yapıyor. İstanbul'a d&ouml;n&uuml;ş&uuml;nde 1916'da Arabistan'a bu defa İngilizlere karşı propoganda g&ouml;revi ile g&ouml;nderiliyor.1.D&uuml;nya savaşı dolayısıyla &Ccedil;anakkale o zamanlar uzaktan sıkı takip ettiği kendi cephesinde m&uuml;cadele ettiği yıllar&hellip; Arap diyarında İslam birliği hizmetleri genel olarak bu &ccedil;alışmalar&hellip; Yayın ve bilgilendirme kapsamlı hizmetleri var. Kurtuluş Savaşı başladığında yer almak istiyor. Balıkesir'de vaaz ederken buluyoruz. İstanbul'da Mustafa Kemal'de davet alması &uuml;zerine Ankara'ya ge&ccedil;iyor.Ailesini de aldırıyor. Milletvekili olarak da &ccedil;eşitli g&ouml;revleri var.Taceddin Dergahı'na yerleşiyor. İstiklal Marşı yazımı bu sıralara rastlıyor. &Ouml;d&uuml;l nedeniyle katılmadığını sonra ikna edildiğini biliyorsunuz. &Ouml;d&uuml;l&uuml; de Hilal-i Ahmer'e bağışlıyor.Yani Kızılay'a&hellip;</p>
<p>Zengin değil Mehmet &Acirc;kif&hellip;G&ouml;nl&uuml; zenginlerden. Yakın arkadaşlarınınbirinin &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmesi haberi on u endişelendiriyor. Milletvekilliğinden ayrılıp gelen teklifi değerlendirerek Mısır'a gidiyor. Bir s&uuml;re kışın Mısır'da yazın İstanbul'da ge&ccedil;iriyor. Onun gidişini Cumhuriyet'in kimi yenilikleriyle bağdaşamadığı yorumları olsa da yazan &ccedil;izen birisi olarak hi&ccedil;bir ifadesi ile bu delillendirilmiş değildir. Karşı olduğuna dair ya da desteğine dair bir beyanı yoktur. İslam ruhu ile kimliklenmiş bir kişinin yapılan her hamleye katılması zaten işin doğasına aykırıdır. Mutlaka muhalefet edeceği hususlar olmuş ama tepkisiz kalmayı se&ccedil;miştir.</p>
<p>Kur'an meali g&ouml;revi de onun endişeleri ile ger&ccedil;ekleşmemiş 1932'de mukavelesini feshetmiştir.1925-1936 onun Mısır'da T&uuml;rk&ccedil;e ve edebiyat dersleri vermekle meşgul olduğu yıllardır.Hastalandığı 1936 yılında İstanbul'a d&ouml;nd&uuml;kten altı ay sonra vefat ediyor. Emekli maaşından borcu mahsup edilerek kalan ailesine verilmiş. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; iki ay alabilmiş o maaşı. Edirnekapı'daki mezarlığını yaptıran da &ouml;l&uuml;m&uuml;nden iki yıl sonra &uuml;niversiteli gen&ccedil;ler&hellip;</p>
<p>Sekiz kitap halindeki eserleri g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde SAFAHAT adıyla tek eser olarak basılıyor. Bu eseri okumadan İslami d&uuml;ş&uuml;ncenin milli değerlerle, halk sevgisiyle yoğrulmuş halini, gen&ccedil;lik ideallerinin ne olması gerektiğini, tarihi perspektiften geleceğe vizyon &ccedil;izmeyi hakkıyla beceremeyiz!...</p>
<p>-----------------</p>
<p>KAYNAK:</p>
<p>Nurettin Top&ccedil;u, Mehmet &Acirc;kif, Dergah Yayınları, İstanbul Kasım 2021,s.103</p>
<p>https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/234614#:~:text=%C4%B0lk%20olarak%2C%2010%20Tem%20muz,diyaloglardan%20olu%C5%9Fan%20uzun%20bir%20metindir.</p>
<p>https://tr.wikipedia.org/wiki/Mehmet_%C3%82kif_Ersoy</p>
<p>https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87anakkale_%C5%9Eehitleri_An%C4%B1t%C4%B1</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KADERİNDE YAŞAMAK VARSA!....</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kaderin-de-yasamak-varsa</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kaderin-de-yasamak-varsa</guid>
<description><![CDATA[ Hikaye,kurgu ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622b51d8c5b9a.jpg" length="49733" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Mar 2022 16:43:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, kurgu, sağlık, hastane</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hastane yoğun bakım &ouml;n&uuml;&hellip;.Endişeli bekleyişler&hellip; Bir iki kişi k&ouml;şelerde g&ouml;zyaşı d&ouml;k&uuml;yor. Kalabalık grup halinde ne olup bittiğini yeni gelenlere yeniden anlatanların hastası en son gelen&hellip; &Uuml;&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r n&ouml;bette bekliyordu Nuray&hellip;Park yerinde bekleyen ara&ccedil;larında yuyarak ayakta kalmaya &ccedil;alışıyorlardı eniştesi ile.O da hi&ccedil; gitmemişti eve&hellip; Ablası kalbiyle imtihanda&hellip;.D&uuml;ş&uuml;nceleri allak pullak&hellip;Su&ccedil;luluk duygusunu bir t&uuml;rl&uuml; atamıyordu i&ccedil;inden. 12 yaşındaki yeğeninin ıslak mavi g&ouml;zlerle işyerinin danışma b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde beklerken onu g&ouml;r&uuml;nce "annem kalp krizi ge&ccedil;irdi hastanede, sana ulaşamamışlar, yengem git haber ver diye g&ouml;nderdi beni" diye hı&ccedil;kırıklara boğulması gitmiyordu g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nden.</p>
<p>Eli ayağı boşalmış, yeğenini eve geri g&ouml;nderip &ccedil;alışma odasına d&ouml;nerek durumu aktarmıştı. Yan masadaki arkadaşı hemen aracıyla hastaneye ulaştırmayı teklif etti. Nuray &ouml;nce eşini aramak aklına geldi. Kritik zamanlarda işe yaraması gerekiyordu. Onun bulunduğu yere zaman kaybetmemek i&ccedil;in arkadaşının g&ouml;t&uuml;rmesini rica etti. Sonra yol &uuml;zerinde bekleyen eşiyle devam ettiler. Yoğun bakımın &ouml;n&uuml; kalabalıktı:Eşi,kaynanası, kayınpederi, kızları, g&ouml;r&uuml;mcesi&hellip;.</p>
<p>İki g&uuml;nd&uuml;r devam eden g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı gece &ccedil;ekilmez hale gelmiş. Yakındaki hastaneye gitmişler gecenin &uuml;&ccedil;&uuml;nde. Sabah mesai başlayana kadar esaslı bir tetkik, tedavi, teşhis olmamış. Sabah acil n&ouml;betinde dahiliye doktoru,&nbsp; g&ouml;revi devralır almaz ablasının bir şansı olarak, kalp krizi ge&ccedil;irdiğini anlamış. Tam techizatlı ve doktor refakatinde bir ambulans tahsis edip b&uuml;y&uuml;k hastaneye sevk etmiş. O arada eşi, kızları s&uuml;rekli Nuray'ı aramış. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sevk edilirken durumun ciddiyetini anlayıp teyzelerinin yanlarında olması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şler. Ama bir t&uuml;rl&uuml; ulaşamamışlar.</p>
<p>Nuray o sabah işe nasıl geldiğini hatırlamaya &ccedil;alışıyor, işyerinde hangi meşguliyetlerin onu ulaşılmaz kıldığını hatırlayıp kızgınlıklarla doluyordu: Bir &ccedil;alışan planladığı toplantı i&ccedil;in birlikte yer incelemesi ve programın ayrıntılarını raporlayıp onaylaması i&ccedil;in onu konferans salonuna s&uuml;r&uuml;klemişti. Zemin katta olan bu mekanda telefon &ccedil;ekmiyordu. Olduk&ccedil;a uzun s&uuml;re kaldılar. Provaların bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; izledi. Yukarı &ccedil;ıkarken, bir başka &ccedil;alışan &ouml;n&uuml;n&uuml; kesmişti. &Ccedil;ay ikramına hayır demedi. O arada işyerinde yaptığı bir &ccedil;alışmanın m&uuml;d&uuml;r&uuml; tarafından nasıl yanlış anlaşılıp eleştirildiğini aktardı. M&uuml;d&uuml;r&uuml;ne aracılık yapıp doğruyu izah etmesini istiyordu Nuray'dan. &Ccedil;alışma odasının olduğu katta tadilat vardı. Usta gelip bir soruna bulduğu &ccedil;&ouml;z&uuml;m alternatiflerinden birisine karar vermesini istiyordu. Yoksa işler ilerlemezdi. Odasına girerken masasının &ouml;n&uuml;ndeki ziyaret&ccedil;i koltuklarının dolu olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Epeydir kendisini bekliyorlardı. Diğer arkadaşı ile halledebileceklerini s&ouml;ylediğinde, başlangı&ccedil;ta kendisiyle olduklarını s&uuml;reci devam ettirmek i&ccedil;in kendisiyle g&ouml;r&uuml;şmelerinin daha doğru olduğunu s&ouml;ylediler. &Ouml;ğle paydosu yaklaşmıştı. Masada bıraktığını yeni fark ettiği telefonunu ancak o zaman g&ouml;rd&uuml;. Sabit telefon &ccedil;aldığında &ouml;nce ona bakmayı se&ccedil;ti. Girişte Hakan isimli bir &ccedil;ocuğun onu g&ouml;rmek istediğini bildirdiler.</p>
<p>İş odaklı &ccedil;alışan beyni, sağlıklı iletişimi s&uuml;rd&uuml;rmenin &ccedil;alışanlarda sağladığı memnuniyeti bilmesi, vaktinde yapılan işlerin daha değerli olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmesi, &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak tercih edildiğinde buna hayır dememesi&hellip;.Hepsi artık olumlu olmaktan &ccedil;ıkmış, hayatının şu anda yaşadığı &ccedil;aresizliğine ger&ccedil;ek bir su&ccedil; unsuru olmuşlardı.</p>
<p>Kendisi olsaydı, acaba sabahlara kadar m&uuml;dahele edilmemesine izin verir miydi? Ger&ccedil;i gece aramamışlardı, k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklarını bırakacak yeri olmaz diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerinden. Ama bir şeylere ge&ccedil; kalmanın acısını &ccedil;ok ağır &ouml;d&uuml;yordu. 13 yaşında kendisi, 16 yaşında ablası babasız kalmışlardı. Kalp krizinden &ouml;lm&uuml;şt&uuml; babası. Hastalandığını hi&ccedil;e sayıp işe gittiği fabrika yolunda hem de&hellip; Kız kardeşi diyaliz hastasıydı, kansızlık ile seyreden şikayeti hastaneye ilk gidişinde diyaliz odasında bitmişti. Geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmadan &ouml;ylece devam ediyordu. Hastalıklara karşı merakı belki hayatın onu buraya itmesindendi. Mecbur kalmıştı &ouml;ğrenmeye.</p>
<p>Yoğun bakımın kapısı her a&ccedil;ıldığında ortalık birden sessizleşiyor, t&uuml;m dikkatler oradan &ccedil;ıkan kişiye y&ouml;neliyordu. Bazen bir sağlık &ccedil;alışanı elinde bir takım malzemelerle ge&ccedil;ip gidiyor, bazen elleri ceplerinde&nbsp; umarsız y&uuml;r&uuml;yor, hastaları i&ccedil;in bilgi soranlara saati s&ouml;yleyip, bilgi vereceklerine dair cevapla ge&ccedil;iştiriyordu. Bir de i&ccedil;eri girecek hasta veya g&ouml;revli i&ccedil;in a&ccedil;ılıyordu kapı. O zaman ilgi merakla karışıyordu.. Acaba o hasta da kendi hastaları gibi bir şey i&ccedil;in mi buradaydı? Veya yardımcı personelse daha cesur yaklaşıp, i&ccedil;eriye hasta ismini s&ouml;yleyip iyi mi diye haber vermesini rica ediyorlardı. Veya "annen burada, kardeşin burada" &nbsp;gibi&nbsp; mesajlar iletmelerini istiyorlardı.</p>
<p>K&ouml;r bir kuyuda beklemek gibiydi yoğun bakım &ouml;n&uuml;.Nuray sadece bilgi verileceği saate odaklanıyordu. Ablasını g&ouml;rememişti. Buna rağmen bırakıp d&ouml;nmek imkansızdı.Ara sıra hizmetliler &ccedil;ığırtkanlık i&ccedil;in kapı &ouml;n&uuml;nde beliriyor, hasta adını s&ouml;yleyip yakınını sorguluyor, sonra da eline bir re&ccedil;ete veya ihtiya&ccedil; listesi tutuşturuyordu. En azından yakınında olmalı, bu defa bir şeylere ge&ccedil; kalmamalıydı. Nuray diğer akrabaların da vekili olarak en uygun kişi diye bırakılmıştı. Sorun &ccedil;&ouml;zebilirdi. Ablasının eşi de sağa sola gitme, ihtiya&ccedil; temin etme bir de arabayı barınak olarak kullandırtmak i&ccedil;in oradaydı. İlk geldiği g&uuml;ne g&ouml;re daha sakindiler.</p>
<p>Hastaneye ulaştıklarında &uuml;ş&uuml;d&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in arabadan montunu almaya gitmiş, arabanın anahtarını araba i&ccedil;inde unutup kapının kilit d&uuml;ğmelerini bastırıp kapatmıştı. İ&ccedil;eri gelip eşine s&ouml;ylediğinde, ne hasta yakını olması, ne kafasının dağınıklığı gerek&ccedil;e olmamış, eşi k&uuml;plere binmişti. Gidip anahtarcı bulup a&ccedil;tırmak işi ile uğraştığı i&ccedil;in sonrasında &ccedil;ekip gitmiş, arayıp da sormamıştı. &Ccedil;ocukları ananesine bıraktığını kız kardeşinin telefonundan &ouml;ğrenmişti Nuray. Uyku onun vazge&ccedil;ilmeziydi. Ama işte endişe v&uuml;cudunu da farklı &ccedil;alıştırıyor, iki saat uyku ile yetinebiliyordu. Eniştesi arabada iken o yoğun bakım &ouml;n&uuml;nde bekliyor, o geldiğinde ya birlikte bekliyorlar, ya kantine gidip &ccedil;ay i&ccedil;iyorlar ya da arabaya gidip orada dinlenmeye &ccedil;alışıyorlardı. &nbsp;Zira yoğun bakım &ouml;n&uuml;nde ayakta bekliyorlar, bir m&uuml;ddet sonra yoruluyorlardı. Durumda herhangi bir değişiklik yoktu. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; g&uuml;n makinelerden ayırıp ayağa kaldıracaklarını, sadece bir kişinin girip kısa bir s&uuml;re g&ouml;rebileceğini, &ccedil;amaşır getirmelerini haber verdiler. Eşi Nuray'ın girmesinin doğru olacağını s&ouml;yledi. Giysileri g&ouml;revliye verdiler, beklemeleri istendi. Bir s&uuml;re sonra Nuray i&ccedil;eri girdi. Bir koridor ve koridora a&ccedil;ılan kapılar vardı. Ablasının nerede olduğunu soracaktı ki, &ccedil;ift kanat s&uuml;rg&uuml;l&uuml; kapı a&ccedil;ıldı, pembe geceliğiyle ablasını ayakta g&ouml;rd&uuml;. Koştu hemen kolundan tuttu. Ablası:</p>
<p>-Tuvalete gidelim, dedi</p>
<p>Sağa sola bakarak, tuvalet levhasını kolladılar, hemen arkalarında olduğunu fark edip girdiler.</p>
<p>-Ka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r, sadece yatıyorum, ayaklarım tembelleşti.</p>
<p>-İyi misin? Ağrın sızın veya bir şikayetin var mı?</p>
<p>-İlk g&uuml;n vardı. Ama sonra ge&ccedil;ti. İyiyim. D&uuml;n doktorlar konuşurken duydum. Bir kriz daha ge&ccedil;irmişim.</p>
<p>-Bize iyi olduğunu s&ouml;ylediler hep. Bekliyoruz, kapıdayız. Bir isteğin olursa, yardımcılara s&ouml;yle, onlar kapıya iletiyor.</p>
<p>-Sana haber vermelerini s&ouml;yledim. Ne zaman geldin sen hastaneye?</p>
<p>-İlk g&uuml;n &ouml;ğlen geldim. Hemen ulaşamamışlar. Hakan işyerime gelip haber verdi.</p>
<p>-Ahmet &nbsp;ağlıyor, kızlar perişan. Bir aklı başında sen varsın diye istedim gelmeni. Onlar telaştan &uuml;z&uuml;nt&uuml;den perişan oldular. Neyse, her şey olacağına varır. Sen kafana takma. &Ouml;mr&uuml;m&uuml;z varmış ki yaşadık. Benden sonra kimseyi almadılar yatak yok, diye. Telefonla konuşurken duyuyorum. Ben geldim, nasip, &ouml;lmeyecekmişim demek ki, aldılar yoğun bakıma.</p>
<p>-Allah'ıma ş&uuml;k&uuml;rler olsun. Doktorların dediğini yap, sakın kendini zorlama. Biz senden iyi haberler bekliyoruz. Yemek veriyorlar mı?</p>
<p>-Bug&uuml;n &ccedil;orba i&ccedil;tim, ilk kez. Ben zaten ne yapabilirim, yat diyorlar yatıyoruz.</p>
<p>O sırada tuvalet kabini a&ccedil;ıldı, bir sigara dumanı yayıldı i&ccedil;eriye. &Ccedil;ıkan hasta;</p>
<p>-&Ccedil;ok canım &ccedil;ekmişti. Yarısını i&ccedil;tim. Doktorlar duymasın.</p>
<p>-Kalp krizi mi sizin hastalığınız da?</p>
<p>-Evet, kriz ge&ccedil;irmişim.</p>
<p>-Siz kendinizi d&uuml;ş&uuml;nmeden sigara mı i&ccedil;tiniz? Doktorların onca gayreti boşa gidiyor. &Ouml;lmek mi istiyorsunuz?</p>
<p>-Bana bir şey olmaz. Sigara i&ccedil;mesem &ouml;lecek gibiydim.</p>
<p>-Allah akıl fikir versin ne diyeyim&hellip;</p>
<p>Nuray, ablasını tuvaletten &ccedil;ıkarıp geldiği odaya yolculadı, dışarı &ccedil;ıktı. Genel bilgilendirme saatinde, doktor, ablasına &nbsp;anjio işlemi yapacaklarını bildirdi. Bir &ouml;zel hastanede ancak bu işlem olabiliyordu.</p>
<p>Haber akrabalara hemen u&ccedil;uruldu. Hastane yeniden doldu. Kaynanası ağıtlar yakarak ağlarken Nuray "&ouml;lm&uuml;ş gibi ağlama" dedi kızgınlıkla. Sağlığında kıymet vermeyenlerin sonra &uuml;z&uuml;nt&uuml; ve ağlama seramonilerinde hep bir sahtekarlık sezinlerdi. Ağlamak&hellip;.Ne i&ccedil;in, kime faydası var!... Şov yapmaya yarıyor sadece. G&ouml;steriye gelenler h&uuml;srana uğramasın. Hasta ziyaretleri, &nbsp;en &ccedil;ok da cenaze evlerinde bu g&ouml;steriye muhta&ccedil; kişileri tatmin i&ccedil;in&hellip;Oradan uzaklaştıklarında, en azından ellerinde , &hellip;..yakını &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;ş, ağlıyordu desinler, diye. Annesi ağlardı en &ccedil;ok, babası i&ccedil;in&hellip;.Hem de bah&ccedil;eye &ccedil;ıkardı. Evde ağlamazdı. Niye?</p>
<p>Ablası ambulansla akrabalar &ouml;zel ara&ccedil;larıyla koştular hastaneye. Anjio sonrası gen&ccedil; doktor Nuray ile eşini a&ccedil;ıklama i&ccedil;in &ccedil;ağırdı. Ana arter % 100 tıkalıymış. Ne zaman yeniden kalp krizi ge&ccedil;irir, belli olmazmış. &Ouml;l&uuml;mc&uuml;l olabilirmiş. Stend takılana kadar &nbsp;kalp yoğun bakımı olan bir hastanede kalmalıymış.</p>
<p>Yoğun bakım yapılan hastaneye d&ouml;nd&uuml;klerinde hastane doktoru da&nbsp; ana damarının tıkalı olduğunu, stend takılması gerektiğini, hastanede bu malzemenin kurul kararıyla ihtiya&ccedil; belirlendikten sonra getirtildiğini, on beş g&uuml;n s&uuml;re alacağını bu nedenle başvuru işlemlerini hemen yapılmasını istedi .Evet yapılacak bir iş&hellip;Hem de zamanla yarışılacak&hellip; Koşturuldu, devlet daireleri arasında. Eniştesi bu işi g&ouml;r&uuml;mce kocası olan başka bir enişteyle halletti. O enişte de olduk&ccedil;a becerikli. Gitmeden hastane hizmetlisinin o gece n&ouml;bet&ccedil;i olanına r&uuml;şvet vermiş. Yoğun bakım i&ccedil;inde olan, g&ouml;zetim odası dedikleri ayrı bir yere alındığında Nuray ablasına refakat edebilecek geceleyin. &Uuml;&ccedil; yataklı bir oda bu. Kasığında kum torbası bekletildi, kalkması kanamaya yol a&ccedil;acağı i&ccedil;in yasaktı. Yattığı yerden hafif başını y&uuml;kselterek &ccedil;orbasını i&ccedil;irdi Nuray. &nbsp;Diğer hastalara da refakat&ccedil;ilik yaptı. Biraz sohbet ettiler. Sonra fark ettiler ki, hem ablası yoruluyor hem diğer hastalar sesten uyuyamıyor. Sustular&hellip;</p>
<p>Bir hafta tamamlandığında "taburcusun" dediklerinde yaşandı esas panik. Nuray'ın kulaklarında gen&ccedil; doktorun s&ouml;zleri: "Sakın eve g&ouml;t&uuml;rmeyin, hastaneye uzak eviniz, kritik zamanda yetiştiremeyebilirsiniz" . Stend malzemesi gelmemişti hen&uuml;z. Yoğun bakım &uuml;nitesi kriz ge&ccedil;irmediğinde yedi g&uuml;nden fazla yatamazmış. Normal kalp hastası servisine alın ricaları beyhude, &ouml;yle bir servis yok, diye diretiyorlar. Ne yapmalı?</p>
<p>Kanun paradan yana &ccedil;alışır her &uuml;lkede. Kalp doktorunun &ouml;zel muayenehanesi olduğu yardımcı hizmetlilerden &ouml;ğreniliyor. Yolu da o &ouml;neriyor: "Muayenehanesinde g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n, muayene &uuml;creti &ouml;deyin, rica edin doktora"</p>
<p>İş aleminde bu yamuk yollara direnen Nuray olduk&ccedil;a endişeli&hellip;R&uuml;şvet almayı da vermeyi de o g&uuml;ne kadar &ouml;ğrenememiş. Babasına, annesine s&ouml;yleniyor i&ccedil;inden, doğrucu yetiştirmek zorunda mıydılar? Biraz pisliklere de batıra &ccedil;ıkara yetiştirselerdi ya!... Zannediyor ki, evlatların geni anneden babadan, kişiliği de onların verdiği eğitimden oluşur.</p>
<p>Baş eğmemeyi, gerekirse işten ayrılmayı se&ccedil;mişti o g&uuml;ne kadar. Maliye Bakanlığı &ccedil;alışanı iken ayrılıp &ouml;zel teşebb&uuml;se ge&ccedil;mesi bu y&uuml;zdendi. &Ouml;zel teşebb&uuml;s sadece k&acirc;ra odaklanır, diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. İşte hayat onu bir kere daha d&uuml;r&uuml;st yaşama isteği ile imtihan ediyordu. Mecbur gittiler hastaneye &ccedil;ok uzak olmayan muayenehaneye. Sıraları gelince alındı i&ccedil;eriye. D&uuml;r&uuml;st&ccedil;e meramını aktardı Nuray!...</p>
<p>-Ablamın doktorusunuz, eve g&ouml;t&uuml;rmemizin risk olduğunu takdir edersiniz. Bir hafta daha tutmanızı rica ediyoruz. Stend o g&uuml;ne kadar getirilir. L&uuml;tfen bize bu iyiliği yapın!... &Uuml;&ccedil; tane evladı var. Daha &ccedil;ok gen&ccedil;. &nbsp;Bize bu acıyı, pişmanlığı yaşatmayın. &Ccedil;aremiz sizsiniz.</p>
<p>Kabul etti, doktor. Muayene &uuml;cretine mi tav oldu, yoksa durumun vehametine mi ikna oldu, belirsiz. Ama Nuray, ablasını kurtardığı i&ccedil;in bir hafta daha, doktora minnettarlığına mukabil dualar ederek&nbsp; mutlu d&ouml;nd&uuml; hastaneye. Oradan da eve ve işine. &Ccedil;ocukları da hasret kalmıştı ona. İşyeri de suistimale gelmezdi.</p>
<p>Stend iki hafta olmasına rağmen gelmedi. Tam da ihale yenilenme zamanıymış, belki bir-iki hafta daha s&uuml;rermiş. Başka bir &ccedil;are d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;. Hastanede bu tedavi alınamadığına dair belge imzalatılırsa &ouml;zel hastanede yaptırma imkanı var. Sigorta karşılamadan &ouml;zel hastanenin tedavi masrafını karşılayacak b&uuml;t&ccedil;e kimse de yok. En azından Nuray'da yok. Olan varlığını diğer hasta kardeşine kullanmıştı. Yine tanıdık arandı, onlar araya sokuldu, c&uuml;z' bir bedele anlaşıldı, ve en kısa s&uuml;rede yapılması i&ccedil;in ricalar edildi. Bir Cuma g&uuml;n&uuml; ablası eve taburcu edildi. Korkulu bekleyiş başlamışken ertesi g&uuml;ne bir hasta ameliyatının iptal olduğu, doktorun bu saatte ablasını operasyona alabileceği haberi geldi.</p>
<p>Ertesi g&uuml;n&uuml; seferber olunan bu hastane ser&uuml;veni Nuray'ın sonrasında doktorla bir bilgisayar ekranının karşısında bitti:</p>
<p>-Bak, burası kalbin yarısı. Diğer yarısı g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor, &ccedil;&uuml;nk&uuml; kan gitmiyor. İki kere balon şişirdim, a&ccedil;ılmadı. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;, son kez denedim, oldu. Bak şimdi, kalbi nasıl g&ouml;receksin. G&ouml;rd&uuml;n m&uuml;, b&uuml;t&uuml;n damarlar nasıl kan ile doldu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞİİR YASASI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/siir-yasasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/siir-yasasi</guid>
<description><![CDATA[ Şiir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f52f841f40e.jpg" length="62543" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 29 Jan 2022 15:23:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, Anlam, Estetik, Duygular</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şiir</p>
<p>2+2=4 ler yetmediğinde,</p>
<p>S&uuml;lfirik asit H2SO4 net!</p>
<p>Ruhsuz ekmek kavgan,</p>
<p>Ve yıldızlar g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde &hellip;Neden,</p>
<p>Tığ siklet,uyuz bir k&ouml;pecik&nbsp; yanında adımları</p>
<p>seyretmek elinden gelen,</p>
<p>Kara kış, ama bir tomurcuk başkaldırmış,</p>
<p>G&ouml;r&uuml;nmez olmasın zalimlikler,</p>
<p>Diyedir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şiir yorumlarken,</p>
<p>Şair soğuk bir evde kangren y&uuml;reğini</p>
<p>S&ouml;kmek i&ccedil;in kazıyan, kelimeleriyle</p>
<p>Mahkeme t&uuml;m zaman ve zeminleri aşan&hellip;</p>
<p>Şiirini</p>
<p>d&ouml;km&uuml;şt&uuml;r, ebede&hellip;</p>
<p>Okuyucu! Sen,</p>
<p>Kendi mahzenindesin, buluşmalar ondan</p>
<p>Yeniden kor alevlerde</p>
<p>Eritip, anlamlar filizlendirmektesin şiirinden,</p>
<p>Ve yerin yedi kat dibinden,</p>
<p>Ya da g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde aynı mesafelerden</p>
<p>Beslenmektesin&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şiir imgeler,</p>
<p>Değil başka a&ccedil;ıkcesi, yok ki s&ouml;ylensin!</p>
<p>Keşke bilen en iyi şair</p>
<p>Ve en iyi şiirle!</p>
<p>Kapansın PERDE!&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;J.SEL &nbsp;&nbsp;By. 29.01.2022</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAVADA BULUT, YERDE KAR, GECEDE GÖKGÜRÜLTÜSÜ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/havada-bulut-yerde-kar-gecede-gokgurultusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/havada-bulut-yerde-kar-gecede-gokgurultusu</guid>
<description><![CDATA[ Şiir
 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f1388cd5340.jpg" length="52785" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 Jan 2022 15:04:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, Pozitiflik, Doğa</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bulut izin vermiyor sabaha</p>
<p>Yerden aydınlandı g&uuml;n</p>
<p>Beyaz topaklar, umut gibi, &ouml;zlenen, beklenen sevgili</p>
<p>Kasveti dağıtan şu manzara, bir bahar dalı &ccedil;i&ccedil;eğinde kar,</p>
<p>Yolcuya endişe, iş&ccedil;iye eziyet,</p>
<p>Annelerin&nbsp; g&ouml;z&uuml; yolda, babalar pen&ccedil;esinde &nbsp;mecburiyetlerin</p>
<p>&Ccedil;ocuklar pamuk sanıyor, adımlarında gıcırtılar</p>
<p>Neşeye karışıyor, boyunca beliren siluet:</p>
<p>Adam kardan</p>
<p>Kahkahalar eşliğinde alkış,</p>
<p>Bir d&uuml;ğ&uuml;n alayı gibi d&ouml;k&uuml;len konfetiler altında</p>
<p>B&uuml;y&uuml;kler k&uuml;&ccedil;&uuml;kler</p>
<p>neon giysilere beyazlıklar,</p>
<p>Sevdalılar bedava romantizmde</p>
<p>Şemsiyeli yaş almışlar!...</p>
<p>Y&uuml;rekte korku,&nbsp; ortalığı kaplayan k&uuml;kreme</p>
<p>G&ouml;ky&uuml;z&uuml; kızgın, k&ouml;p&uuml;rmede</p>
<p>Hangi densiz tanrılardan izinsiz</p>
<p>Mutluluk yağdırmada</p>
<p>Havada bulut, y&uuml;reklerde kaygılar</p>
<p>Yere &ccedil;evir g&ouml;zlerini, karanlıklardan umut yağar</p>
<p>Kar!</p>
<p>Bembeyaz eteklerini yayarak &ccedil;&ouml;melmede g&ouml;ky&uuml;z&uuml;,</p>
<p>Tabiatta mola, bir dakika, bir iki g&uuml;n&hellip;</p>
<p>Seyret sadece umudu, karanlığın yok oluşunu,</p>
<p>Yalnız anın coşkusunu, mutluluğunu,</p>
<p>Herkes star, sokak lambaları b&uuml;y&uuml;l&uuml;,</p>
<p>Taneler u&ccedil;uşmakta, Ve sen şahitsin,</p>
<p>Bir mucize yaşanmakta!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SİNEMALARIM,DİZİLERİM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sinemalarimdizilerim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sinemalarimdizilerim</guid>
<description><![CDATA[ Başlık özet için yeterlidir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61ec2d9b920aa.jpg" length="83480" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 19:16:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Sinema, dizi, oyuncu, aktör, aktris</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Benim HAİDİ'm h&acirc;l&acirc; Alplerde dedesiyle s&uuml;t sağıyor, ke&ccedil;i g&uuml;d&uuml;yor, ihtiyacı olanlara iyilik yapıyor. Ne yaş aldı, ne modern hayat &ccedil;arkının dişlilerine kapıldı. CEDRİC de h&acirc;l&acirc; sekiz yaşında hayatın zor yanlarını deneyimlemekte. ARI MAYA, &ccedil;i&ccedil;ekten &ccedil;i&ccedil;eğe gezerek kolonisiyle birlikte yaptıkları balı bizimle paylaşmakta. İsteyerek değil elbet. TOM evde, bah&ccedil;ede, mahallede dolaşıp besleniyor, JARRY ise elimizin altında bilgisayara eklendi de kurtuldu TOM 'dan.</p>
<p>K&Uuml;&Ccedil;&Uuml;K EV'in Laura'sı &ccedil;ocukluk arkadaşım. Mary i&ccedil;in &ccedil;ok g&ouml;zyaşı d&ouml;km&uuml;şl&uuml;ğ&uuml;m var. G&uuml;zel y&uuml;zl&uuml; bir fotoğrafını kendi icadım defter kabı yapmıştım, h&acirc;l&acirc; durur. UZAY 1999 , yılı &ccedil;oktan t&uuml;kettik ama h&acirc;l&acirc; d&uuml;nyaya d&ouml;nmeden uzayı keşfe devam ediyorlar. Yeni uzaylıları başka filmlere g&ouml;ndererek bizimle tanıştırıyorlar. TRANSFORMERS 'leri haber veremedik. DOKTOR WHO, veya MERLİN sevdamızın sebepleridir. Canavarları sevmem bu y&uuml;zden&hellip;</p>
<p>T&uuml;rk filmleri ayrı sevda. Onlar i&ccedil;in şafak sayıp haftada birg&uuml;n ekran nikahı kıydığımızı herkes biliyor. Adile Naşit, M&uuml;nir &Ouml;zkul en yakın akrabamız. Davetsiz her daim gelirler evimize. Başk&ouml;şemize kurulurlar ne zaman uğrasalar. Kemal Sunal oğlu ile aynı yaşta. G&uuml;ld&uuml;r&uuml;r d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;r. En &ccedil;ok da tımarhane firarından sonra BUZLAR &Ccedil;&Ouml;Z&Uuml;LMEDEN gittiği kasabaya kaymakamlığına &ouml;zenirim. Ya oraya taşınacak, yabizim kasabaya kaymakam atanacak! O umutla yaşarım. KİBAR FEYZO dur en &ccedil;ok ger&ccedil;ek olduğuna inandığım. Bir g&uuml;n k&ouml;y&uuml;n&uuml; ziyaret edeceğim. T&uuml;rkan Şoray, Filiz Akın, Fatma Girik ,H&uuml;lya Ko&ccedil;yiğit (Allah hepsine uzun &ouml;m&uuml;r versin) severim ama sahipleri değilim. Zira fakirken zengin olurlar, ya da zengin oğlana aşık olup sosyeteye karışırlar. Kandırdılar beni. Zenginlik onların anlattığı gibi &ccedil;ıkmadı. Vallahi iyiler de kazanmadı, ne yapayım. K&Uuml;&Ccedil;&Uuml;K HANIMEFENDİ Belgin Doruk, Ayhan Işık nostaljik esintisidir evimin. &Ccedil;ocukları olmuştur. Bizim evin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;miştir kimbilir! CANIM KARDEŞİM gibi h&acirc;l&acirc; &ccedil;ocuklara kıymakta d&uuml;nya. Fukaralık bir tarafa kurşunlar, bombalar, azgın dalgalar y&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ocuklar koparılmakta hayattan. Tarık Akan, Halit Ak&ccedil;atepe "Kanka" lar yine de. &Ccedil;etin Tekindor, BABA olmak i&ccedil;in yorulmakta, uğraşmakta. Perran Kutman BİZİM MAHALLE'den taşındı. Apartman dairesinde balkonlardan komşuculuk yapar yine de. ELVEDA RUMELİ 'den g&ouml;&ccedil;eden s&uuml;t&ccedil;&uuml; Ramiz (Erdal &Ouml;zyağcılar) dilini d&uuml;zeltti benim gibi konuşup s&uuml;t getiriyor evime.Ama ben onun gibi konuşuyorum bazen: Kız&ccedil;eler mesela&hellip; 7 NUMARA benim i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n &uuml;niversiteliler. Alt kat, &uuml;st kat, bir de ev sahipleri mutlu mesut yaşarlar &uuml;lkenin her bir k&ouml;şesinde. AŞKI MEMNU ile sevdim zenginleri. Benim gibi acınası halleri olduğunu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mden. YAPRAK D&Ouml;K&Uuml;M&Uuml; evimizde her mevsim. Hepsi dağılıp başka karakterlerde d&uuml;nyamıza girmeyi başardılar. Onları kalbimizde en tanıdık sima olarak ağırlıyoruz. Ne yapsalar, hangi &uuml;r&uuml;n&uuml; koysalar &ouml;n&uuml;m&uuml;ze kabul&uuml;m&uuml;z.</p>
<p>Ben biraz da onlarla benim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DÜZENE ÇOMAK SOKMAK…</title>
<link>https://edebiyatblog.com/duzene-comak-sokmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/duzene-comak-sokmak</guid>
<description><![CDATA[ Deneme, Farklılık, Muhalefetlik ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d816000182e.jpg" length="132164" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 13:30:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Deneme Farklılık, Muhalefetlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>M&uuml;tevazi hayatların i&ccedil;inde m&uuml;cadele ederken hangi d&uuml;rt&uuml; bizi gidişe dur dedirtir de isyan bayrağını a&ccedil;arız? D&uuml;nya d&uuml;zenini değiştirenlere &ouml;zendiğimizden midir? Galileo gibi d&uuml;nya d&ouml;n&uuml;yor, dediği i&ccedil;in canından olanlar, Madame Curie gibi bilimde bir keşfin peşine takılıp kendine zarar verme pahasına vazge&ccedil;meyenler, &nbsp;Van Gogh gibi ruh bunalımlarının ve yoksulluğun pen&ccedil;esinde yine de vazge&ccedil;meyip şaibeli bir şekilde gen&ccedil; denebilecek yaşta hayata veda edenler&hellip;.Daha niceleri, d&uuml;zen değiştiricilerin başına gelenler hi&ccedil; de &ouml;zendirici durmuyor aslında. Konforumuzu bozup perişan son ile biten hayatları bilerek d&uuml;zene karşı &ccedil;ıkmış olamayız.</p>
<p>G&uuml;n 24 saat, ırkım, cinsiyetim belli. Mensubiyetim, &uuml;lkem, ailem belli. Ve her birisi bilin&ccedil; d&uuml;zeyine kavuştuğumda hazır bulduğum &ouml;zellikler. B&uuml;t&uuml;n genetik miraslarımız ve verilen eğitimler bunlara isyan etmemek &uuml;zerine inşa edilmiştir. Herhalde aklımıza pek getirmeyiz. Eğer karşı &ccedil;ıkan olursa da ilk tepkimiz sa&ccedil;malık demek.Sonra da t&uuml;m g&uuml;c&uuml;m&uuml;zle karşı &ccedil;ıkmak oluyor &ccedil;oğu zaman. Değişime diren&ccedil; deniyor buna. &Ccedil;ok uzak yerden giriş yapmış veya h&acirc;l&acirc; neden bahsettiğim anlaşılmamış olabilir. İşin doğrusu ben de tam olarak &ccedil;&ouml;zm&uuml;ş değilim. Amacım kafaları karıştırmak. Benimki karışıyor, sizinki de karışsın. Karışsın ki &ouml;ğrenmenin ilk adımını atalım.</p>
<p>D&uuml;zen alışılmış bir şekilde giderken aniden değiştirmek, başka bir şey yapmak, b&ouml;yle de olmaz mı diye muhalefet etmek gelmez mi i&ccedil;inizden? Bunu kastediyorum. Her nerede bulunuyorsanız ve her ne yapıyorsanız g&uuml;n&uuml;n birinde "ben farklıyım, burada ben de varım, artık bu monotonluğu bozalım" demek gelmedi mi i&ccedil;inizden? Gelmiştir. &Ouml;nce buna erken &ccedil;ocukluk d&ouml;nemi deniyor. 2-4 yaşlarında &ccedil;ocuk gelişimcilerin "her şeye hayır d&ouml;nemi" diye adlandırdıkları şey. Hatırlamıyorsunuz ama, etrafınızda bu yaş &ccedil;ocuğu g&ouml;zlemleme fırsatınız olduysa doğru olduğunu bileceksiniz. Ergenlik nedir allahaşkına? Herşeye karşı &ccedil;ıkmak değil mi? &Ouml;nce anne ve babasına! Yoksa var olamaz. Kendisini bu d&uuml;nyada var olduğuna inandırmak i&ccedil;in anne ve babasının b&uuml;t&uuml;n d&uuml;sturlarını reddetmesi gerekir. Şunu da s&ouml;yleyebilirsiniz: Bundan elli yıl &ouml;nce ergenlik mi vardı? Ya da b&uuml;t&uuml;n insanlar i&ccedil;in bu mukadderat mı? İstisnalar kaideyi bozmaz. &Ouml;nceleri yoktu ama, sevdiği ile ka&ccedil;anlar, efsane aşk hikayeleri, babasına isyan eden h&uuml;k&uuml;mdarlar&hellip;. Daha da sayabilirim. Adı konmamıştı yani.</p>
<p>Demek ki d&uuml;nya d&uuml;zenine &ccedil;omak sokmak derken, kendi kocaman d&uuml;nyamızı kastediyorum.&hellip;.Yoksa sokaklara akıp &hellip;izme veya devlet y&ouml;netimlerine veya &hellip;&hellip;kanununa değil. Ama laf aramızda bunların tohumu da kendi kocaman d&uuml;nyamızla başlar. Evet insan koskoca bir evrendir.</p>
<p>Rağmen yapabileceklerimiz bizim yeteneğimize kalmış. Yepyeni bir etkinlik, organizasyon keyif vermez mi? Veya her g&uuml;n size kitlenmiş bir sorumluluğu "yapmıyorum" isyanı nasıl cezb edici! Veya herkesin rutini haline gelmiş bir davranışı protesto etmek! Tebrik ve hatırlatma paylaşımlarından bahsediyorum. Ortamda bir olay i&ccedil;in lin&ccedil; edilen birine dair konuşmalara rastladınız: Siz gruptan ayrılın muhalefet edin. Su&ccedil;lananı savunun. Herkes kanıtlanana kadar masumdur diye katilleri ve tecav&uuml;zc&uuml;leri bile savunuyor avukatlar. D&uuml;zene &ccedil;omak sokun! Belki d&uuml;nyanın altı &uuml;st&uuml;nden iyidir, kimbilir&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MAVİ  ÇİZGİLİ GÖMLEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mavi-cizgili-gomlek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mavi-cizgili-gomlek</guid>
<description><![CDATA[ Hikaye, hayattan kesit ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61cf23a951d94.jpg" length="35900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 31 Dec 2021 18:42:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, Modern Hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip;.Mahallenin dik yokuşlarından koşar &nbsp;adımlarla g&uuml;neşli bir yaz g&uuml;n&uuml;n&uuml; s&ouml;m&uuml;ren v&uuml;cudu rahatlamakta&hellip;Y&uuml;z&uuml;ne yapışan bir tebess&uuml;m, etrafta g&ouml;r&uuml;lmeyi hak etmeyen buğulanan insancalar&hellip;</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip;Pazar işi&hellip; Dikey desenleri, beyazla ahenk i&ccedil;inde&hellip;Eh v&uuml;cudunu da harika g&ouml;stermesi de eklenerek&hellip; Kol manşetleri kıvrılmış, dirseklerin hemen altında&hellip;.Sağ el cepte, sol el v&uuml;cuttan &ouml;nce ileri hamle yapıp sonra v&uuml;cudun gerisine d&uuml;şmekte&hellip;Sarka&ccedil; gibi, zamanın aralıklarında bir bedeni hareket ettiren en &ouml;nemli par&ccedil;a&hellip;</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Hep aynı insanlara g&ouml;r&uuml;n&uuml;r : Ayşe teyze, hastaneden d&ouml;nmekte, elinde eczane poşeti, ağır adımlarla toprağı incitmeden yolu kısaltmak i&ccedil;in ortaladığı &ccedil;ayırı ge&ccedil;iyor. Mavi g&ouml;mlekliyi fark ediyor mu, fark etmiyor mu belli değil. Y&uuml;z&uuml;ndeki acı ifadesi değişmiyor. Kaşları aşağı d&uuml;ş&uuml;k, ince b&uuml;z&uuml;lm&uuml;ş dudakları varla yok arasında&hellip; Etrafındaki &ccedil;izgileri daha &ccedil;ok dikkati &ccedil;ekiyor. Tanıyor mu? Selam bekledi mi?</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Antremandan d&ouml;nen spor sırt &ccedil;antası ile işte bir liseli: Settar&hellip; Etrafla farkındalık boyutunda iletişimde mi, yoksa zihni esen kavak yellerine teslim mi? Yaz sıcaklığı, alnında biriken ter damlaları, tiş&ouml;rt&uuml;ndeki ıslaklık, eve bir an &ouml;nce varma isteği ile, hızlı adımlamaya &ccedil;abalayan ama s&uuml;rt&uuml;nen ayaklar&hellip; Yanından kimin ge&ccedil;tiği umurunda mı? G&uuml;zel bir parf&uuml;m kokusu veya, alımlı bir seyirtme olmadıktan sonra, kim ge&ccedil;erse ge&ccedil;sin&hellip;</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; D&uuml;ğmeleri mavi sedefli adeta. G&uuml;neşle birlikte pırıl pırıl parlıyor. Mavi g&ouml;zl&uuml; şu sarışın g&uuml;zelin de ge&ccedil;iş saati hi&ccedil; belli olmuyor. Ne işle meşgul acaba? Nerden haberleşip g&uuml;n&uuml;n hangi saatinde olursa olsun ge&ccedil;işiyorlar. Onun g&ouml;zleri mavi ışıltılı, g&ouml;mleğin d&uuml;ğmeleri&hellip;</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Durak boş şimdi. Demek yeni otob&uuml;s ge&ccedil;miş. Bekleme uzayacak. Yolun karşısında kuruyemiş d&uuml;kkanı m&uuml;şterisiz. Kapının &ouml;n&uuml;nde her zamanki gibi ince, uzun, kalın bıyıklı adam. Mavi g&ouml;mlekliye bakıyor, hatırlamış gibi. Kabuklu yerfıstığı mı almıştı birka&ccedil; ay &ouml;nce? Yoksa yazdan yaza kapıya eklenen sandıktaki hazır dondurmalardan mı, almıştı? &nbsp;</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Elini g&ouml;mlek cebine daldırdı. Bir not kağıdı &ccedil;ıkarttı ve otob&uuml;s kartı&hellip; Durağa gelenler oldu, işte şu adam da elinden tutmuş k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuğun&hellip; Evindeki rahatlıkla yerleşti duraktaki bekleme oturaklarına. &Ccedil;ocuğu da otutturdu. "&Ccedil;ok sıcak bug&uuml;n" diye ayakta dikilen mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlekliye laf sarkıttı. Belli ki &ccedil;ok g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; daha &ouml;nce.</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Elindekiler tekrar cebe d&ouml;nd&uuml;. Birden yola seğirtti. Y&uuml;r&uuml;meye başladı. Daha fazla beklemeye değmeyen mesafeyi y&uuml;r&uuml;yerek aşabilirdi. Kaldırımda uzun t&uuml;yleriyle siyah bir k&ouml;pek geliyordu karşıdan. &Ccedil;akışınca durdu, geri d&ouml;nd&uuml;, kokladı. Biraz takip etti. Sevmiş miydi daha &ouml;nce bu mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlekli kol onu&hellip; Belki karıştırmıştır kokusunu&hellip;</p>
<p>İnce &ccedil;izgileriyle mavi g&ouml;mlek&hellip; Sağda yeşil &ccedil;imenlerle uyumlu, solda trafik&hellip; Sıcağa inat serin, serin yol aldı. Sonra sağa da mavilik yerleşti. Deniz, b&uuml;t&uuml;n maviliğiyle kucaklaştı. Beyaz martılar, olmadı bulutlar&hellip; Uyumlandılar birlikte, mutluluk g&ouml;zden,beyinden i&ccedil;eriye doğru aktı. İnsanlar da y&uuml;r&uuml;y&uuml;şte&hellip;G&acirc;h, karşıdan geliyor, g&acirc;h hızlıca adımları onları ge&ccedil;erek arkada bırakıyor. Nasıl aydınlıklar, nasıl g&uuml;zelleştiler!... Her şey netleşti. İnsanlar insanları fark ederek, g&ouml;zlerinden ışıltılarla selamlayarak, minnettarlık duyarak kesiştikleri i&ccedil;in bir zaman ilerlediler. Kısa bir s&uuml;re mi, yoksa etkisi b&uuml;y&uuml;k olduğundan &ccedil;ok uzun zaman gibi mi geldi tartışılır, koca bir binanın g&ouml;lgesinde birden g&ouml;zler karşıdan yere indi.</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Binadan i&ccedil;eri girerek uzattı cebindeki notu. Tezgahtaki gen&ccedil; uzaklaşarak kayboldu, notu da masada bıraktı.Belli ki hatırladı hemen, geliş sebebini. &nbsp;Az sonra elinde bir kol saati ile d&ouml;nd&uuml;. &Ccedil;oktan bitmişti tamiri. Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek g&uuml;n&uuml; alınan saat, manşet altındaki &ccedil;ıplak koldaydı şimdi. Şıklık tamamlandı metal parlaklığı ile ışıltısıyla&hellip;</p>
<p>D&ouml;n&uuml;şte otob&uuml;steydi mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Hayret tanıdık sima yoktu. Şof&ouml;r kimse "duracak" d&uuml;ğmesine basmadığı halde durakta durdu. Sonraki durakta ekmek alma fikri ile inmeye karar veren mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek indi kendisi i&ccedil;in a&ccedil;ılan otob&uuml;s kapısından.&nbsp; Şof&ouml;r biliyordu inecek olduğunu mavi &ccedil;izgili g&ouml;mleğinden&hellip;Şaşırtmak olmazdı onu&hellip;</p>
<p>D&ouml;n&uuml;ş eve aynı yoldan&hellip;İşte kalbinin kıpırdadığı insan, kapı &ouml;n&uuml;nde. Bir yerden mi gelmiş, yoksa bir yere mi gidecek. Beklemek, g&ouml;zlemek olmaz. Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Yine uğurunda. Karşılaştırdı beklediği ile.</p>
<p>Endişeli mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek evde. Tek bir kıyafeti mi var diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş m&uuml;d&uuml;r?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İNSANCA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/insanca</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/insanca</guid>
<description><![CDATA[ Şiir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c865b23afcd.jpg" length="31928" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Dec 2021 15:55:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, Duygu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sevmek işimiz, h&uuml;z&uuml;nl&uuml; akşamları, yasemin kokulu baharları</p>
<p>Yalnız kalmamak i&ccedil;in kahkalarla b&ouml;leriz karanlıkları&hellip;</p>
<p>&Ouml;l&uuml;m &ccedil;ağrısı &ouml;telerden, duymayız</p>
<p>Sonsuz aşkların sarhoşluğunda ebedi hayat sanrımız..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kimler vardı &acirc;lemde, toprakta ayak izi, kubbede hoş sada&hellip;</p>
<p>Kalmamış biliriz,&nbsp; tarih derler inanırız, masal derler yalan, destan melez</p>
<p>Şiir yazar, t&uuml;rk&uuml; s&ouml;yler, ağıt &ouml;l&uuml;me, yine de yaşarız</p>
<p>Bir can taşırız, niye, neye, bug&uuml;n, yarın, ya sonramız?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uhrevi&nbsp; yaratmalarımız, sığınaklarımız, avuntularımız&hellip;</p>
<p>Sorgulamayan yanımız, razı, boyun eğmede</p>
<p>Kendinden gayrı kocaman ve ulaşılmaz g&uuml;&ccedil; varsayımlarımız&hellip;</p>
<p>Korkularımız, endişelerimiz,</p>
<p>Yeter demeli biri, sadece insan&hellip;</p>
<p>Umut sana, sevi sen, ışığa kaynak, yarına barınak&hellip;</p>
<p>Kurtaran, vareden, &uuml;reten, kollayan, her şeyi tamamlayan&hellip;.</p>
<p>İnsan, sadece olman yeterli ey insan&hellip;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kahırlanma, ruhundan &ccedil;ıkar isyanını,</p>
<p>&Ccedil;oğalt sevgilerini yarına kalmasın,</p>
<p>Kin, nefret, d&uuml;şmanlık sadece seni yakmaz,</p>
<p>Miras kalmayacak başka, bug&uuml;n ektiğin tohum bozuksa eğer&hellip;</p>
<p>Neylesin kader, İlah, kainat, doğa&hellip;</p>
<p>Zincir, k&ouml;t&uuml; halka, kır ve bak yarına&hellip;.26.12.2021&nbsp;&nbsp; J.SEL&nbsp; By.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YAZI YAZMAK SORUNSALI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yazi-yazmak-sorunsali</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yazi-yazmak-sorunsali</guid>
<description><![CDATA[ Niçin ve nasıl yazarız? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61be389d92f48.jpg" length="43003" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 18 Dec 2021 22:39:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ni&ccedil;in yazma ihtiyacı duyarız? Nasıl yazarız? Yazıyı icat etmeseydi insanoğlu iletişim kurmanın bir yolunu yine de bulurdu. Ama yazı &ouml;yle bir g&uuml;ce sahip ki, zihninizden ge&ccedil;enler beyaz kağıt &uuml;zerinde bir takım sembollere d&ouml;n&uuml;şt&uuml; m&uuml;, hi&ccedil; tanımadığınız insanlara ulaşıyor. Bununla da kalmıyor, yazanı yitip gitse de yıllar sonra yaşayanlara ulaşıyor.</p>
<p>Kalıcı olmak, bilinmeyi istemek, d&uuml;ş&uuml;nce sağaltımı yapıp rahatlamak, kendi kendiyle iletişirken yeni d&uuml;ş&uuml;nce ufuklarına yelken a&ccedil;mak gibi pek &ccedil;ok nedene bağlı olarak yazarlar kaleme kağıda sarılmış yıllar boyu. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde klavyenin tuşlarına dokunmuş demek daha doğru.</p>
<p>Bunca k&uuml;t&uuml;phaneler dolusu yazı hangi aşamalardan ge&ccedil;erek oluşturulmuştur? G&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar ulaşan -tarih boyunca istilalarda en &ccedil;ok kitaplar yakılmasına, yok edilmesine rağmen- bu kadar &ccedil;ok metin olsa olsa yazıcıları sayısınca farklı teknik ya da aşamalardan sonra oluşturulmuştur. Edebiyat tarih&ccedil;ileri tasnif yaparak &ccedil;eşitli gruplandırmalarla g&uuml;n&uuml;m&uuml;z yazıcıları ve gelecekte yazacaklara yol g&ouml;sterici d&ouml;k&uuml;manlar oluşturmaya &ccedil;alışmaktadırlar. Sosyal ilimlerin pozitif bilimler kadar nesnellik taşıyamayacağı bilinen bir ger&ccedil;ektir.</p>
<p>Sait Faik Abasıyanık, g&uuml;nl&uuml;k meşgalelerden bunalınca kendine bir mola vermek i&ccedil;in tamamen inzivaya &ccedil;ekilmiş. Tembellik yaparak yeniden kendini şarj etmeyi istemiş. Ama daha tatilinin &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; g&uuml;n&uuml;nde yazı yazma isteği ile dolup taşmış, sigara paketinin kağıdına en kolay ulaştığı i&ccedil;in ona karalamalar yaparken bulmuş kendini.Diyor ki: "Yazmasam deli olacaktım." B&ouml;yle bir tutkuyla yazma isteği duymak diğer yazı işiyle uğraşanlar i&ccedil;in kıskanılacak bir hal. Acaba ilham denen şey bu mudur? Bedri Rahmi Ey&uuml;boğlu da kendisiyle yapılan bir s&ouml;yleşide "ilham gelince ebem de yazar. Ben hi&ccedil; ilham yokken ısrarla, &ccedil;alışarak, emek sarfederek yazabilmeyi asıl takdir ederim" diyor. Kelimeleri zihnimde yanlış kalmış olabilir, ama mealen b&ouml;yle.</p>
<p>Yazı makinası gibi &ccedil;alışan yazarlar var. Ahmet Mithat Efendi bunlardan biri. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de her sene, ya da senede bişrka&ccedil; eser veren yazarlar var. Yine yazar olarak anılıp tek bir eseriyle &ouml;n planda olanlar var. Demem o ki durum bu kadar karmaşık. &Ccedil;ok yazmak mı, niteliğine &ouml;n planda az yazmak mı?</p>
<p>&Ccedil;eşitli edebiyat akımları da bu yazı yazma işine y&ouml;n veriyor. Bilin&ccedil; akışına &ouml;nem veren akımlar yazarın o an zihnine ne geldiyse kağıda d&ouml;kmesi, hi&ccedil;bir bi&ccedil;im ya da okur kaygısı g&ouml;zetmeden metnini oluşturması anlayışını benimseyenler olduğu gibi; titizlikle plan hazırlayıp o planı taslak olarak ve sonra geliştirerek yazmayı tercih eden geleneksel yazma anlayışına bağlı akımlar ve bunu tercih ederek yazılarını oluşturanlar da var.</p>
<p>T&uuml;m bunlar doğrultusunda yazmak bir dert edinme işidir. Yazı yazan kişinin anlatacak bir derdi, s&ouml;z&uuml;, d&uuml;ş&uuml;ncesi vardır. Sosyal varlık olması onu paylaşmaya iter. Hi&ccedil; kimseyle olmasa bile kendi kendiyle paylaşmak i&ccedil;in oluşturulmuş yazı metinleri bunlardandır. G&uuml;nl&uuml;k gibi&hellip;</p>
<p>Yazma eylemini nasıl ger&ccedil;ekleştirdiği ise artık teknik olarak &ouml;ğretilebiliyor. Zira yazı oluşturmak bir yetenek işi değildir, tekniğini &ouml;ğrenirse herkes yazı oluşturabilir. Sanat eseri oluşturmak artık "yaratıcı yazarlık" olarak ayrı bir kategoriye sahip olmaya başladı. Bu da &ouml;ğrenilebilir, uygulayarak geliştirilebilir bir saha olarak sık sık karşımıza &ccedil;ıkmakkadır. Ancak zaman ve okuyucu tercihleri hangi metinlerin değerli ve kalıcı olduğuna h&uuml;kmedecektir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BETÜ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/betu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/betu</guid>
<description><![CDATA[ Hayvanları neden severiz? Korkan vardır ama &quot;ben hayvan sevmiyorum&quot; demez hiçbir insan evladı. Bu hikayedeki gibi onları sevmelerine sebep pek çok yaşantıları vardır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618fa2437cedd.jpg" length="69855" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 05 Dec 2021 23:51:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, hayvan sevgisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 21.85pt; background: white; margin: 0cm 0cm 21.85pt 0cm;"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #222222;">Ramazan Bayramı sabahı....Bayramlaşmak i&ccedil;in &uuml;st kattakilerin evde toplaştığı dakikalar.Birden pek &ccedil;ok k&ouml;pek havlama sesiyle bayram sohbeti b&ouml;l&uuml;nd&uuml;.Tatlı tabakları servis sehpalarında &ouml;nemini yitirdiler. Pencerelerde, balkonlarda beliren başlar &ccedil;ığlık atmaya başladılar."&Ouml;ld&uuml;recek hayvanı,Allah cezanı vermesin, Bırak, k&ouml;rolmayası." Sesler, &ccedil;ocukların ağlamasıyla daha da y&uuml;kseldi.<o:p></o:p></span></p>
<p style="line-height: 21.85pt; background: white; box-sizing: border-box; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; orphans: 2; text-align: start; widows: 2; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration-thickness: initial; text-decoration-style: initial; text-decoration-color: initial; word-spacing: 0px; margin: 0cm 0cm 21.85pt 0cm;" data-p-id="f889aacd7358b9dc9cf54bb8e04e9113"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #222222;">Bir yama&ccedil;ta dizelenmiş evlerin aşağısı bir d&uuml;zl&uuml;k &ccedil;ayırlık alanda nihayetleniyor.Burası zaman zaman sokak hayvanlarının toplandığı , s&uuml;r&uuml; halinde dinlendiği veya oynaştığı alandır. İnsanları bu alanda var olmaktan boy atmış otların arasında "yılan var" efsanesi durdurmaktadır. Barınaklarda barındırılamayan ve mahallelerde konuşlandırılan hayvanlar i&ccedil;in bu g&uuml;zel bir fırsattır. Doğal ortamlarında rahatsız etmeden ve edilmeden yaşamaktadırlar.Tek korkuları ara sıra serbest kalan sahipli k&ouml;peklerin saldırılarıdır. O bayram sabahı da sokağın başında kerelerce hırsıza mekan olan evlerini korumak i&ccedil;in edindikleri kangalın bağından kurtulmasıyla yaşanan hadise b&uuml;t&uuml;n mahalleye bayramı unutturmuş,can havliyle bağıran bir yavru k&ouml;peğin &ccedil;ağırısına y&ouml;neltmiştir.Zavallı yavrunun on veya on iki kadar s&uuml;r&uuml; arkadaşları da daire şeklinde olanca g&uuml;&ccedil;lriyle havlamakta g&uuml;r&uuml;lt&uuml; &ccedil;ıkarmaktadır. Ama kangalın g&uuml;r&uuml;lt&uuml;yle yaptığı saldırıyı sonlandıracak niyeti olmadığı tekrar tekrar saldırmasından anlaşılmaktadır. Hi&ccedil; o g&uuml;ne değin k&ouml;peklere ilişkin sevecen bir c&uuml;mle sarfetmemiş olanlar bile; "yakın olsa gidip geberteceğim şu hayvanı, zavallı k&ouml;peği kan revan i&ccedil;inde bıraktı, balkondan atlayacağım şimdi....."dedirten bu vahşet tablosu, Nilay'ın gidip "Bet&uuml;' y&uuml; salsalar kurtarır, mahallenin &ccedil;ocukları nerde..."<o:p></o:p></span></p>
<p style="line-height: 21.85pt; background: white; box-sizing: border-box; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; orphans: 2; text-align: start; widows: 2; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration-thickness: initial; text-decoration-style: initial; text-decoration-color: initial; word-spacing: 0px; margin: 0cm 0cm 21.85pt 0cm;" data-p-id="a486939d432c051be34b9d681f4b3083"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #222222;">Yamacın biraz ilerisinden kangala g&ouml;re ufak, krem rengi bir k&ouml;pek peydah olunca, hem de b&uuml;t&uuml;n hızıyla adeta u&ccedil;arak aşağı d&uuml;zl&uuml;ğe ulaştığını g&ouml;ren balkon ve pencere seyircileri "hadi Bet&uuml;, kurtar Bet&uuml;" naralarıyla kendilerinden ge&ccedil;tiler. <o:p></o:p></span></p>
<p style="line-height: 21.85pt; background: white; margin: 0cm 0cm 21.85pt 0cm;"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #222222;">Bet&uuml; b&uuml;t&uuml;n g&uuml;c&uuml;yle kangalın boynuna saldırdı.. Tek bir hamleyle yakaladı.Kangal canının derdinde, &ouml;nce direnmeye karşı hamle yapmaya &ccedil;alıştı,sonra yavaş yavaş &ouml;n ayaklarını &ccedil;&ouml;zd&uuml;.Bet&uuml; hi&ccedil; pozisyonunu değiştirmiyor,dişlerinin kıskacına aldığı kangalı bırakmıyordu. Kurtulan yavru son g&uuml;c&uuml;n&uuml; oradan uzaklaşmaya harcadı. Yaşadığı dehşet kurtarıcısına teşekk&uuml;r etmekten onu alıkoymuştu. Kangal sonunda pes etti yana devrildi,otların arasında c&uuml;ssesi eriyerek, k&ouml;t&uuml;lerin sonuna yakışır bir zavallıya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Bet&uuml; o zaman dişlerini &ccedil;&ouml;zd&uuml;. Kangalın oradan uzaklaşması i&ccedil;in sesiyle komuta etmesi yetmişti. Sonra da b&uuml;t&uuml;n m&uuml;tevazılığıyla geldiği yamacı geri tırmanmaya y&ouml;neldi.<o:p></o:p></span></p>
<p style="line-height: 21.85pt; background: white; box-sizing: border-box; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; orphans: 2; text-align: start; widows: 2; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration-thickness: initial; text-decoration-style: initial; text-decoration-color: initial; word-spacing: 0px; margin: 0cm 0cm 21.85pt 0cm;" data-p-id="c404502c6ae6150e1cd2a62fce8a52dd"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #222222;">Bu ger&ccedil;ek seyirlik doğa olayı oradaki insanlara ikinci bayram sevincini yaşatmıştır. Servis sehpasındaki tatlılar, Bet&uuml;'n&uuml;n zaferi i&ccedil;in yenmiş, Bet&uuml;'ye de iki kilo et s&ouml;zleri verilmiştir. Bet&uuml; kahramanın &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml; artık sadece o mahalle değil anlatıla anlatıla ne kadar yayılaırsa o kadar efsaneleşmiştir: Bet&uuml; bir sokak k&ouml;peğidir.Pitbul kırmasıdır.Belediye onu bu civarlarda trafik kazası ge&ccedil;irmiş olarak bulmuş, tedavi etmiş, yine uygulamaları gereği alındığı mahalleye bırakmıştır. Bet&uuml; daha &ouml;nce o mahallede olmasa veya fark edilmemiş de olsa benimsenmiştir. Yolun kenarındaki b&ouml;rek&ccedil;inin k&ouml;peği olarak bilinir. B&ouml;rek&ccedil;i ona bir kul&uuml;be de tahsis etmiştir. Ama asla bağlı ya da kapalı bir mekana ait yaşamı olmamıştır. Bu nedenle verilen et s&ouml;zleri Bet&uuml; i&ccedil;in anlamsızdır.O bir "B&ouml;reksever" dir. Tuhaf olanı vejeteryen olmasıdır.... Sokak k&ouml;peklerini korur Bet&uuml;.... &Ccedil;ocukları sever ve korur....B&uuml;y&uuml;klerle pek arası yoktur...Bir de şu kangalın daha &ouml;nce de &uuml;&ccedil; beş sokak k&ouml;peğini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;yleyen mahallenin &ccedil;ocuklarına g&ouml;re korktuğu tek k&ouml;pektir. O zavallı k&ouml;pekler de Bet&uuml;'n&uuml;n ortalarda olmayışından telef olmuşlardır.<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MASALIM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/masalim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/masalim</guid>
<description><![CDATA[ Hislerle... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61a3a9281433f.jpg" length="31952" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 29 Nov 2021 00:02:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, Duygular, Romantizm, Masalsı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Biri varmış, ama yokmuş</p>
<p>G&ouml;zleri ela,mavi,siyah &hellip;</p>
<p>Bakışı, &nbsp;sende sadece yıldırım,</p>
<p>S&uuml;nepe d&uuml;nyaya, derviş d&uuml;nyalığa</p>
<p>Bir el kocaman g&ouml;ğe doğru duamsı</p>
<p>Kolun ucunda uzanır</p>
<p>Bir omuz yuvalanır</p>
<p>Ohhh, g&uuml;vende, başın g&ouml;ğs&uuml;ne yaslanır</p>
<p>Bir el kocaman, işaret parmağı nazik&ccedil;e</p>
<p>G&ouml;zyaşına bulanır.</p>
<p>Bedeni &uuml;&ccedil;gen, dikd&ouml;rtgen, sırık</p>
<p>Eğilip kalkar, en &ccedil;ok sende g&uuml;&ccedil;lenir devce</p>
<p>Sever, verir, esirger, korur, karşında erir</p>
<p>Yorgun d&uuml;şer bakarsın, emrin vardır direlir</p>
<p>Sendendir pili, sen bitersin</p>
<p>O devrilir&hellip;</p>
<p>S&ouml;z&uuml; g&uuml;m&uuml;ş, s&uuml;kutu altın</p>
<p>Kahırlarına, belalarına boğarsın</p>
<p>Emer, kelebek u&ccedil;ar bakarsın</p>
<p>Kalbin teskin, huzur gemisinde yelken</p>
<p>Kırılıp d&ouml;k&uuml;lse kemikleri, etinden et kopsa</p>
<p>Anlamazsın</p>
<p>Y&uuml;ce dağları aramazsın.</p>
<p>Ana gibi yardır, baba gibi diyar&hellip;</p>
<p>G&ouml;k, &uuml;&ccedil; elma&hellip;Uyanamazsın.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2.7.2021 By.&nbsp;&nbsp; J.SEL</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİLGİ SAYAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bilgi-sayar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bilgi-sayar</guid>
<description><![CDATA[ Bilgi, insan varoluşundan itibaren değerli olarak algılanmış, vazgeçilmezimiz olmuş. Hiçbirimiz bilgisiz olduğumuzu kabul etmeyiz şükür... Bilgiyi sayan aletlere farklı bir bakış yapalım bu yazı ile.... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_619a6e0b8ffa0.jpg" length="44635" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 21 Nov 2021 19:06:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Deneme, bilgi, bilgisayar, bilgili insan, bilgi ve gelecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgiyi sayan alet&hellip; İlk nerede ne zaman karşılaştık kendisiyle&hellip; &Ouml;nce taşladık, k&ouml;t&uuml;ledik, d&uuml;nyamıza girmemesi i&ccedil;in kışkışladık, direndik, PES ETTİK&hellip;</p>
<p>Neden bu inat!.... Her birimiz ne kadar bilgili olduğumuzla b&ouml;b&uuml;rlenmek istemiyor muyuz? B&uuml;t&uuml;n hırsımız, &ouml;ğrenmek, kendini bilmek, kendinden &ouml;ncekilerin de bilgilerini yalayıp yutmak değil mi?</p>
<p>SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN? Bu kelamı zor bir durumda karşılaşıp tehdit ama&ccedil;lı kullanmayanamız var mı? Sanki keşfedilmeye muhta&ccedil; derya deniziz de karşımızdakini bu gizil g&uuml;c&uuml;m&uuml;zle korkutuyoruz&hellip; G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde "benim şurada, burada tanıdıklarım var, istersem sana d&uuml;nyayı dar ederim" lere d&ouml;n&uuml;şse de tarih &ouml;ncesinde de vardı muhakkak bu meydan okumalar&hellip; Ama o zaman daha sahidence&hellip; D&uuml;ello gibi, kas g&uuml;c&uuml; baskınlığı&hellip; Allah vergisi filan, son maddede gelir aklımıza. İnsan ne yerse odur inancıyla, &ouml;nce d&uuml;zg&uuml;n beslenmesine, et t&uuml;ketimine bor&ccedil;lu olduğunu bilir. Et t&uuml;ketenler avcı, ot t&uuml;ketenler avdır. Daha neleri biliyordur benim insansı s&uuml;r&uuml;ngen beyinli atalarım? Her g&uuml;n av peşinde koşup antreman yapmasına, daha doğrusu kendisini en g&uuml;&ccedil; şartlarda bulup her g&uuml;n denemesine bor&ccedil;lu olduğunu biliyordur. Devasa bir kayayı yolundan &ccedil;ekebilmişse, s&uuml;r&uuml;ngen beyni hemen trigonometrik işlemlerle karşıdaki rakibin enini boyunu yeri titretme ivmesinden ağırlığını hesaplayıp &ccedil;ıkarımına g&ouml;re hareket ediyordur. Neydi bu şimdi? Bilgi değil mi? Moda tabiriyle KADİM bilgi&hellip;</p>
<p>Ah ne g&uuml;zel senaryolar yazmış da oturup onları ciddi birer bilgi gibi Tanrısal depomuza arşivlemişiz. Taş devri, Cilalı Taş Devri yok, Yontma Taş Devri&hellip;Ne g&uuml;ld&uuml;m, bunun ortaya &ccedil;ıkarılışını &ouml;ğrendiğimde. Vatandaş k&uuml;t&uuml;phaneye g&ouml;revlendirilmiş. Levhaların kitap g&ouml;revi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ağlarda. Karışık bu yığını&nbsp; nasıl tasnifleyeceğini bilememiş &ouml;nce. &Ccedil;alışanların kapasitesini de g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurarak -hepsini kendi taşıyamazdı ya- yapıldıkları maddelere g&ouml;re bir yer belirleyip taşıtmış. Bir de ne g&ouml;rs&uuml;n, taştan yapılanlar aynı devirde, tun&ccedil;tan yapılanlar aynı devirde yazılmış eserlermiş. O zaman devirlerin de adı konmuş: Taş Devri, Tun&ccedil; Devri&hellip; İnsanoğlu bunları icadetmek i&ccedil;in fethettiği her yerleşim yerinin &ouml;nce k&uuml;t&uuml;phanesini yok etmiş. Bunu anlamak m&uuml;mk&uuml;n olmasa da okuldan bezmiş bir &ouml;ğrencinin t&uuml;m kitapları yakarak hayatını kolaylaştırdığını zannetmesi gibi bir şey&hellip; Ama işe yaramış, ge&ccedil;mişi unutturmayı başarmışlar. Hakikaten bağlar kopmuş. Sonra yerine masallar yerleştirmesi &ccedil;ok kolay&hellip; Hele de kimi milletlerin tarihini kendi araştıracak g&uuml;c&uuml; ve bilim adamı yoksa&hellip;</p>
<p>Şimdi daha kolay. İstediği bilgiyi &uuml;rettiği teknoloji sayesinde tek merkezde depoluyor. &Ouml;zg&uuml;r gezinip istediği bilgiye ulaştığını zanneden bizleri yemlemek ama&ccedil;lı kırıntılar atıyor &ouml;n&uuml;m&uuml;ze. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; arama motorları da onların. Hangisini ilk sayfada &ouml;n&uuml;n&uuml;ze geleceği ayarlanabilmekte. Onu da ge&ccedil;tim artık ses dinleme, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml; izleme donanımıyla, bir uzvumuz gibi yapıştığımız ara&ccedil;lar sayesinde konuştuğumuz nesne, satın alman i&ccedil;in ertesi g&uuml;n sayfanda, ekranında&hellip; Bir arzuya bakıyor değil mi? Depo ile bağlantıyı kes, bir hi&ccedil;sin. B&uuml;t&uuml;n kitaplarını ansiklopedilerini de fuzuli eşya diye &ccedil;oktan geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mle ambalaja &ccedil;evirttin.</p>
<p>Bilgiyi sayan bu alet artık vazge&ccedil;ilmezin. Gibi yani. Elinden alsalar ne olacak? Hi&ccedil;bir şey yapamayacaksın. Yaşamanı yeniden dizayn edeceksin. Korku şimdi bu bilgisayarın insanı ele ge&ccedil;irecek olması. &Ccedil;ip takılarak. O kadar gelişmiş ki, yapay zeka artık insan gibi. Hem de hatasız egosuz &ccedil;alışıyor. İktidarı ele ge&ccedil;irmeyi irade ederse onu durduracak g&uuml;c&uuml; olmayacak insanoğlunun. Kendimizi &ccedil;ok &ouml;nemsememiz dini inan&ccedil;larımız gereği. En &uuml;st&uuml;n varlık İNSAN&hellip; Sonra yaptığın bir şeyi daha &uuml;st&uuml;n buluyorsun. Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan?</p>
<p>Ger&ccedil;ek bilgiyi merak ediyorum? İnsanoğlu nasıl var oldu? Siyah ırk, &Ccedil;ekik g&ouml;zl&uuml; ırk, bir de Beyaz ırk mı demeliyim? Hi&ccedil;bir bilgi bana g&ouml;re bunu a&ccedil;ıklamıyor g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde. Mevsimsel, coğrafi koşullar, evrim filan hikaye&hellip; Neler bug&uuml;n yaşadığımız d&uuml;şmanlık tohumunu ekti birbirimize karşı. Gezegeni ortak kullanmamız gerektiği bir hakikatken&hellip; Artık bunu bilemeden g&ouml;&ccedil;erim d&uuml;nyadan&hellip; Ama doğrusu şu BİLMEK d&uuml;rt&uuml;s&uuml; &ouml;yle vazge&ccedil;ilmezimiz ki, bilimin sunduğu, efsane ve masalların sunduğu bilgi kırıntılarından yemlenmekten vazge&ccedil;emiyoruz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞÜKRİYE NİNE NASIL SEVER?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sukriye-nine-nasil-sever</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sukriye-nine-nasil-sever</guid>
<description><![CDATA[ Can dostlarımız hayvanlar ve insanlar birlikte kurdukları hayatlar, nice anlatılara konu olmuştur: Bazen iyi hissettiren bazen de bu öyküde olduğu gibi yüreğimizi burkarak... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618fa224cec5f.jpg" length="82966" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 13 Nov 2021 14:41:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, kurgu, köpek, dost, sorumluluk, sevginin türlü şekli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Komşular mahalledeki y&uuml;kselen seslere kulak kabartmışlar,&nbsp; g&ouml;r&uuml;ş alanına sığdırabilenler pencerelerde mekan tutmuş, &ccedil;ocuklar &ouml;telerden koşturup kıyıda k&ouml;şede seyirci pozisyonu almaya devam ediyorlardı:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ben oraya onu yaptırtmam. Burası benim evim, bah&ccedil;em. Siz kime sordunuz bunu yaparken&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Anne, ge&ccedil;ici yapılıyor, sonra yıkarız, bah&ccedil;eli ev bulamadım. Alt tarafı kul&uuml;be&hellip; Ve sen o k&ouml;şeyi kullanmıyorsun. Sana zararı yok ki&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Siz &ccedil;ok biliyorsunuz. Benim olmamamı fırsat bildiniz. İki g&uuml;n hasta kızımdayım diye arkamdan iş &ccedil;eviriyorsunuz.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tellerle etrafı &ccedil;evirmeye &ccedil;alışan adama y&uuml;kleniyordu. Adam yaşlı kadının tepkilerine hazırdı belli ki. Arada tek kelime s&ouml;yl&uuml;yor işine devam ediyordu.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evin bah&ccedil;esine ortak olan iki k&ouml;pek bir hafta sonra ge&ccedil;ici mekanlarına yerleşmişti. Mekan sahibi Ş&uuml;kriye Teyze, yumuşatılmıştı yumuşatılmasına da, b&uuml;t&uuml;n aile, komşular elbirliği yaparak ancak onların bağlı tutulması koşuluyla razı olmuştu, ge&ccedil;ici ikamete.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Arkada serbest dolaşmaları i&ccedil;in ev boyunca uzanan bir bu&ccedil;uk metre genişiliğindeki tel &ouml;rg&uuml; ile &ccedil;evrelenen mekanda k&ouml;pekler zarar verecek o kadar &ccedil;ok şey yapmışlardı ki, yapma ihtimalleri olanlar da k&uuml;&ccedil;&uuml;msenir şeyler değildi hani&hellip; Evin gider boruları oradaydı, onları zorlayıp yerinden s&ouml;kebilirlerdi. İncir ağacı vardı, dibini kazmışlardı pen&ccedil;eleriyle. İnciri kuruturlarsa Ş&uuml;kriye Nine'nin canından can giderdi. Sonra en başa konuşlanmış yuvaların y&uuml;ksek &ccedil;atısına zıplayıp esas bah&ccedil;e tarafına ge&ccedil;iyorlar, orada b&uuml;t&uuml;n &ccedil;i&ccedil;eklerine tehdit oluşturuyorlardı. Bah&ccedil;esinde yetişen sebzelere &ccedil;iş, kaka yapıp "kerif" olmasına sebep olurlar, o sebzeler artık yenemez olurdu.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kont ve Lisa'nın zincire bağlı hayatları başlamıştı b&ouml;ylece. Evin kızı eşinden ayrılma kararı almış ama bah&ccedil;eli ev bulamadığı i&ccedil;in k&ouml;peklerine annesinin bah&ccedil;esinde &ccedil;&ouml;z&uuml;m &uuml;retmiş, bir &uuml;st sokaktaki kiralık evinden bakımını yapabilmeyi planlamıştı.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ertesi g&uuml;n kızı ve iki torunu k&ouml;pekler i&ccedil;in geldiğinde, Ş&uuml;kriye Nine,</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ben sabah yedide verdim onların yemeğini sizi mi bekleyecek hayvanlar&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ne verdin? Kuru mamasını getirmiştik biz de&hellip;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;-Undan &ccedil;alma&ccedil; yaptım, ekmek doğradım, severek yediler.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Onunla beslenmez hayvanlar, hi&ccedil; değilse kemik suyu getireyim onunla yap.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ş&uuml;kriye Nine;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Siz &ccedil;ok biliyorsunuz? Biz hi&ccedil; hayvan bakmadık mı? Yal yapılır k&ouml;peğe&hellip; Karışacaksanız alın gidin k&ouml;peklerinizi. Ben bildiğim gibi bakıyorum.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ertesi g&uuml;n, k&ouml;pekler gezdirilmek &uuml;zere gelindiğinde, Ş&uuml;kriye Nine jandarma gibi dikilir kapının &ouml;n&uuml;ne, emirler yağdırmaya başlar:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Burda salma! G&ouml;t&uuml;r aşağıda sal. Bah&ccedil;eme dalıp b&uuml;t&uuml;n fideleri kırarlar. Ben de yerlerini yıkar, temizlerim.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Sen yıkama biz yıkarız, ge&ccedil; evine otur. Biz ilgileneceğiz, yorulma sen&hellip;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Yorulmam ben! Siz onu bunu arayıp bulana kadar, ben yıkarım.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;- Daha &ouml;nce ni&ccedil;in yıkamadın, &ccedil;iş kaka kokuyor burası.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hi&ccedil; de bile. Ben alıyorum, temizliyorum hemen. Koku falan yok, uyduruyorsunuz.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; K&ouml;peklerin yanına &ouml;zel giysilerini giyerek yaklaşır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; beton zemin &uuml;zerinde hayvanların &ccedil;işleri &nbsp;hertarafına değmekte, hayvanlara yaklaşınca da k&ouml;t&uuml; kokmaktadırlar.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -K&ouml;pekleri yıkayacağız.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ş&uuml;kriye Nine:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Nerde yıkayacaksınız, kuyunun suyu ile yıkayın..</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Buz gibi kuyunun suyu, i&ccedil;erden sıcak su alacağız.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Bedava mı o su, elektrik&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ben faturaları &ouml;derim anne, dert etme sen&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Senin paran &ccedil;ok galiba, &ccedil;ocuklarına harca. Ben &ouml;deyemiyor muyum faturalarımı&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zaman su gibi ge&ccedil;ti. Ge&ccedil;ici mekan iki yıldır devam ediyor. Bah&ccedil;eli bir ev bulunamadı. Farklı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler aradılar.Mesela bah&ccedil;enin uygun g&ouml;r&uuml;len bir k&ouml;şesini tel &ouml;rg&uuml;yle &ccedil;evirip, hi&ccedil; değilse toprak zeminde barınmalarını sağlamak&hellip;.Uzun tel gerip, hayvanları tel &uuml;zerinde daha geniş bir hareket sahasına kavuşturmak. Ama Ş&uuml;kriye Nine hi&ccedil;birine izin vermedi.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bah&ccedil;eli evi tek katlı bir gecekondudur.Ş&uuml;kriye Nine eşiyle altmışlı yıllarda g&ouml;&ccedil; edince m&uuml;tevazi iş&ccedil;i aylığı ile &ouml;nce arsayı almışlar,sonra kendi elleri ve tanıdıklarının yardımıyla imece us&ucirc;l&uuml; iki g&ouml;z ev kondurmuşlardır.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Adam cesaret edemedi. Bor&ccedil;tan &ouml;d&uuml; kopardı. Kooperatif evlerine de o y&uuml;zden girmedi. Yirmi yıl bor&ccedil; &ouml;demek g&ouml;z&uuml;n&uuml; korkuttu. Ben ısrar etmeseydim burayı da almıyordu. "Herif alalım burayı, dere yatağı ucuz bak, zamanla yaparız" dedim de &ouml;yle aldı. Hep derenin taşlarını biz taşıdık temizledik. Evin temelini beraber yaptık. Sırtımdan ge&ccedil;ti bu evin taşı, biriketi&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Anne sen hayvan seversin, yıllarca burada inek baktın, tavuk besledin, k&ouml;peğimiz oldu. K&ouml;yl&uuml; kadınsın sen. Niye şimdi bizim hayvan sevmemizi anlamıyorsun? B&ouml;yle planlamadık. Evden taşınacağımı bilmiyordum. Edinmiş bulundum. Torunların istedi biliyorsun. Ne var burada bu kadar işe yaramaz bodrum var. Hayvanlara sağlıklı, toprak zeminde bir yer &ccedil;evirelim, serbest dolaşsınlar.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Tamamen salın o zaman, acıkınca gelirler. Yemek yediği evi bilirler.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; B&uuml;y&uuml;k Torun:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ananne golden olan k&ouml;peği salamayız, &ccedil;alarlar. Hem belediye zehirliyor. Annemin &ccedil;ocukken beslediği k&ouml;peğini zehirlemişler, kurtaramamışsınız.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; K&ouml;peklerin y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe &ccedil;ıktığı bir g&uuml;n Kont'un yalpaladığı fark edildi, t&uuml;ylerinin arasında d&ouml;rt beş yerinde yumrular oluşmuştu. Veterinere g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml; &ccedil;ar&ccedil;abuk. Kanser olduğunu &ouml;ğrendiler. Evde yas vardı. Kemoterapi i&ccedil;in &ouml;nerilen ilacı eczane eczane dolaşıp zorlukla buldular. Artık bir &uuml;st sokaktaki kiralık evin &ouml;n&uuml;ndeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k alanda bakılıyordu. Kemoterapi hayvanı o kadar k&ouml;t&uuml; yapmıştı ki, yemiyor i&ccedil;miyor, ayağa kalkamıyor, kalksa y&uuml;r&uuml;yemiyordu. Akşam sabah başında n&ouml;bet tutmaya başladılar. Hastalıklı k&ouml;pek b&uuml;t&uuml;n sokağın merhametini galeyana getirmişti. Yoldan ge&ccedil;enler b&uuml;y&uuml;k ihtimamla durumu soruyor, dualarla, temennilerle ayrılıyorlardı.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evde matem havası, umutlar besleyerek dağıtılmaya &ccedil;alışılıyordu:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ben biraz tavuktan yedirdim. İlacını i&ccedil;iremedim, bir de sen denesene.</p>
<p>Diyordu evin annesi. B&uuml;y&uuml;k torun;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ben veririm, sosis var mı evde, onun i&ccedil;ine g&ouml;m&uuml;nce yiyor. Kemoterapi mahvetti hayvanı. Zaten o bah&ccedil;ede zincirde, unla beslenerek bağışıklığı nasıl iyi olacak. Senin y&uuml;z&uuml;nden işkence g&ouml;r&uuml;yor hayvanlar. Ge&ccedil;ici dedin, h&acirc;l&acirc; zincirdeler. Anannem de inadını kırmıyor ki, g&uuml;zel bir yer yapalım&hellip; Mezarına g&ouml;t&uuml;recek yeri sanki. Bir şey de yapsa gam yemem. İki lahana var diye&hellip;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kont ancak iki haftada toparlandı. Kalkıp tuvaletini yapmak i&ccedil;in k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;i&ccedil;ekliği &ouml;zellikle kullanıyordu. O zaman i&ccedil;ler acısı eziyetini daha bir g&ouml;z&uuml;ne soktu onların. Bağlı olduğu yerde toprak yoktu ve olduğu yere yapmak zorunda kalıyordu. Pislik hastalığı getirmişti besbelli.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ş&uuml;kriye Nine bir sabah ziyarete geldi:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Biber dolması getirdim k&ouml;peğe, yer belki. Merak ettim, &uuml;z&uuml;ld&uuml;m hayvana, neden hasta oldu? Ben onlara herg&uuml;n bakıyorum.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kapının &ouml;n&uuml;nde Kont'un iyi haline g&uuml;le&ccedil; y&uuml;zlerle eşlik ediyordu ev halkı. Ananne &ccedil;&ouml;meldi yerde yatan hayvanın yanına;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Oğluuum, hasta mı oldun sen, iyileş emi, ben seni hi&ccedil; b&ouml;yle elimle sevmemiştim.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ev halkının bakışları dondu, birbirine baktılar. &Uuml;vey ebeveyne terk edilmiş evlat muamelesini h&uuml;crelerinin en derinine kadar hissettiler. G&ouml;rmeden duramadıkları sevgili canlarını, kendilerine can olan, hayvansever bildikleri ananelerinin elinde bu kadar gaddar ve sevgi &ccedil;&ouml;l&uuml; i&ccedil;inde bıraktıkları ger&ccedil;eği &ccedil;arptı y&uuml;zlerine. &Ccedil;aresizliklerinden, iyi olduklarını, en azından doğaya veya barınağa bırakmadıkları i&ccedil;in teselli olup kendilerini kandırdıkları ayan beyan ortadaydı.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; B&uuml;y&uuml;k torun sağlık&ccedil;ı olarak devlet kurumunda işe başlayacaktı. K&ouml;y hayatı yaşayabilecekleri bir yere tayin istedi, g&ouml;z&uuml;n&uuml; kırpmadan. K&ouml;peklerini alacak mutlu mesut yaşayacaklardı. Bir d&ouml;n&uuml;m arazi i&ccedil;inde bir ev buldular. İşyerine uzaktı ama k&ouml;pekler i&ccedil;in bulunmaz fırsatlar sunuyordu. Taşındılar. Lisa ve Kont evin farklı k&ouml;şelerinde yuvalarına istedikleri gibi girip &ccedil;ıkarak, bah&ccedil;ede &ouml;zg&uuml;rce koşturarak yeniden canlandılar. Kont'un d&ouml;k&uuml;len t&uuml;yleri daha canlı yerine geldi. Tırmandıkları bah&ccedil;e telini g&ouml;r&uuml;nce yerine gelen kuvvetine sevinirken, komşu bah&ccedil;elere ge&ccedil;memesi i&ccedil;in yeniden uğraş vermelerine de s&ouml;yleniyordular insan dostları&hellip;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıllar sonra Ş&uuml;kriye Nine anlatıyordu eşe dosta;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Alışıyor insan, kapıya &ccedil;ıkıp konuşurdum onlarla&hellip;Arada havlarlar, &ccedil;ıkar s&ouml;ylenirdim "Karnınız tok ne istiyorsunuz, susun bakalım" Beni dinlerlerdi. Hasta olunca &uuml;z&uuml;ld&uuml;m, merak ettim. Yanına gittim beni tanıdı. Sevdim elimle. Yabancı gelince havlarlardı&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evin kızı ve torunlar bayram ziyaretlerinde bu sohbetleri acı bir g&uuml;l&uuml;msemeyle dinler, istemsizce g&ouml;zlerini bah&ccedil;eye &ccedil;evirir; artık bah&ccedil;enin k&ouml;şesindeki sessizce dinlenen canlarının mezarlarına izin verdiği i&ccedil;in Ş&uuml;kriye Nine'ye minnet duyarlardı. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇOCUKLARIMIZ VE MASALLARIMIZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cocuklarimiz-ve-masallarimiz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cocuklarimiz-ve-masallarimiz</guid>
<description><![CDATA[ Çocukların dünyasında  önemi olan masallara, edebiyatımızdaki yaklaşımlar; çocuklarımızın kendi kültürümüzle yetişmeleri için tüm paydaşların ilgilenmesine dikkat çekme. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_6186f782050ab.jpg" length="29370" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 07 Nov 2021 00:57:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Masal, Çocuklarımız, Türk masalları, Kervansaray Ateşlerinin Başında, Makale</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ocukların edebiyatla ilk tanışmaları masal ile olur. Ninni daha &ouml;nce kulaklardan beyne akan t&uuml;r olsa da, &ccedil;ocukların bilin&ccedil;li dinlediği va daha sonra hatırladığı ninni değil masaldır. Bu nedenle masalın, hayatımızda kalıcı değerler ve hatıralar oluşturması &nbsp;bakımından &ouml;nemli bir g&uuml;c&uuml; vardır. Kitap okumayan kişilerin bile en az bir masal veya masaldan bir b&ouml;l&uuml;m hatırladığını s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<p>Masal anonim &uuml;r&uuml;n olmakla birlikte, milletlerin k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nden bağımsız değildir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar yetişen Cumhuriyet neslinin masalları Anderson, Grimm, Binbir Gece vb. masallardır. Kendi masallarımızdan kalıcı olarak iz bırakmayı başarmış yegane masal "Keloğlan" masallarıdır.</p>
<p>Masalların kaynağı ile ilgili araştırmalar &ouml;nce Batı'da başlamıştır. Kendi milli k&uuml;lt&uuml;rlerini, k&ouml;klerini ararken T&uuml;rk unsuruna da rastlamışlardır. Masallar &uuml;zerine ilk &ccedil;alışan Rus T&uuml;rkoloğu F. Wilhelm Radloff(1837-1918) olduğu kaynaklarda belirtiliyor.(Ali Fuat Arıcı,T&uuml;r &Ouml;zellikleri ve Tarihlerine G&ouml;re T&uuml;rk ve D&uuml;nya Masalları, A.&Uuml;. T&uuml;rkiyat Araştırmaları Enstit&uuml;s&uuml; Dergisi Sayı 26 Erzurum 2004,s.161) Başka yabancı T&uuml;rkologlar da masallarımız &uuml;zerine &ccedil;alışmışlardır. İlk &ccedil;alışan yerli Halkbilimci Pertev Naili Boratav(1907-1998)dır.Daha ve sonra g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde masallar &uuml;zerine &ccedil;alışan araştırmacılar, akademisyenler vardır.</p>
<p>T&uuml;rk Masalları dinlemeden b&uuml;y&uuml;yen bizlerin ve &ccedil;ocuklarımızın kendi k&uuml;lt&uuml;r&uuml;yle bağ kurmakta geciktiği ve daha ilk yaşlarından itibaren yabancı k&uuml;lt&uuml;rle tanıştırıldığı ger&ccedil;eği ortada olup, olumlu ve olumsuz sonu&ccedil;ları araştırmaya muhta&ccedil;tır. Uzun yıllar k&uuml;lt&uuml;r ve eğitim &nbsp;politikalarında &ouml;zen g&ouml;sterilmemiş olan bu anlayış artık değişmektedir. (https://masal.gov.tr/) Sitesi masal derleme projesine ait bir sitedir. Proje sonuca ulaşırsa bizden nice masallara kolay ulaşma fırsatı elde edilmiş olacaktır.</p>
<p>Masal k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n toplumumuzda ne kadar &ouml;nemli yere sahip olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren bir eser de "Kervansaray Ateşlerinin Başında" isimli Elsa Sophia von Kamphoevener 'e ait, Aylin Gergin-Mustafa T&uuml;zel tarafından terc&uuml;me edilen eserdir. Eserin &ouml;ns&ouml;z&uuml;nde yazar, batılı bir kadın olarak erkek kılığına girip, bir masal anlatıcısı olan Fehmi Bey'in yanında Anadolu'yu karış karış gezerek bu masalları edindiği belirtilmektedir. Masal k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;ze ait daha başka ayrıntılar da yer almaktadır. Bu kitap sadece "Eski T&uuml;rk G&ouml;&ccedil;ebeleri"ne ait masalları derlemiş ve anlatılan &ouml;zellikler de bu toplulukların yaşantısına ait olarak dile getirilmektedir :</p>
<p>Masal anlatıcıları erkektir. Erkeklere anlatırlar. Masalların kaleme alınması yasaktır. Başka gruplara ait masallar anlatılamaz, yani her topluluğun kendine ait masalları vardır. Anadolu'da eleştiri yapabilen ve bunun i&ccedil;in hi&ccedil; yargılanmayan tek insan masal anlatıcılarıdır. Yaşam şartları masallara yansıdığı i&ccedil;in iklim koşullarına g&ouml;re doğudan &ccedil;ıkan masalların sert ve korkutucu; i&ccedil; b&ouml;lgedekiler daha ayrıntılı ve uzun; &nbsp;g&uuml;neydeki masallar daha sevgi dolu ve hayalcidir. Anadolu'da sekiz y&uuml;zyıldır var olan masalların canlı kalmasının en &ouml;nemli sebebi kaleme alınmamalarıdır.T&uuml;rk g&ouml;&ccedil;erlik hayatının sona ermesiyle masalların unutulma tehlikesi karşısında elli yıl sonra yazar tarafından kaleme alınmışlardır.</p>
<p>Masalların g&uuml;c&uuml;n&uuml;, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nya masallarının olumlu mesajları yanında olumsuz mesajları da &ccedil;ocuklarımızın zihnine kodladığı tartışmaları ortaya koymaktadır. Bu &ccedil;ok boyutlu edebiyat t&uuml;r&uuml;n&uuml; edebiyatın t&uuml;m paydaşları; araştırmaları, eser &uuml;retimleri, &ccedil;ocuklara ulaştırmaları y&ouml;n&uuml;yle ilgi odağına almalıdır.06.11.2021</p>
<p>KAYNAK :</p>
<p>-(Ali Fuat Arıcı,T&uuml;r &Ouml;zellikleri ve Tarihlerine G&ouml;re T&uuml;rk ve D&uuml;nya Masalları, A.&Uuml;. T&uuml;rkiyat Araştırmaları Enstit&uuml;s&uuml; Dergisi Sayı 26 Erzurum 2004,s.161)</p>
<p>-( Elsa Sophia von Kamphoevener, Kervansaray Ateşlerinin Başında, Terc&uuml;me: Aylin Gergin-Mustafa T&uuml;zel, Alfa/ Edebiyat, Eyl&uuml;l 2020, s.485)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BENDEN ÖTE SEVİLESİ…</title>
<link>https://edebiyatblog.com/benden-ote-sevilesi-845</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/benden-ote-sevilesi-845</guid>
<description><![CDATA[ ATATÜRK HAFTASI ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_617e6820a883b.jpg" length="58173" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Nov 2021 00:42:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Birileri var iki yaşar,</p>
<p>Olgun bir meyve olarak d&uuml;şer berzahtan</p>
<p>Şanssızlıkları şansıdır der Ata Korkut,</p>
<p>Yetim, yoksul, yalnız&hellip;</p>
<p>&Ouml;d toplar h&uuml;creleri, &ccedil;areler kılcal</p>
<p>Yekv&uuml;cud vakit darken</p>
<p>Hazırdır</p>
<p>Volkan patlar&hellip;</p>
<p>Her kıvılcımından bir ocak t&uuml;tmeye başlar,</p>
<p>H&uuml;crelerine yeni su y&uuml;r&uuml;melidir,</p>
<p>Suya zehir kıskan&ccedil;lıklardan</p>
<p>&Ccedil;areler bir İlahi emir gibi</p>
<p>biteviye,</p>
<p>Yaralar iyileşir, s&uuml;rg&uuml;n verir kuruyakalmış &ccedil;ınar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben o dalın ham meyvesiyim berzahtan,</p>
<p>&Uuml;&ccedil; yaşamak isterim, bir yaşarım</p>
<p>Kapanmamış yaralarda sancılarım</p>
<p>Anlarım, d&uuml;n&uuml; ve bug&uuml;n&uuml;</p>
<p>Hep vardı yandaşlarım ve karşıtlarım</p>
<p>Yaradan aşkı dedim koymadım i&ccedil;ine seni</p>
<p>Kuran dedim, Muhammed dedim, Osmanlı dedim</p>
<p>Hamdım pişmedim, ben tam bildim kendimi</p>
<p>Koparılmış, k&ouml;kleri bi&ccedil;ilmiş varlık sebebi silinmiş.</p>
<p>Yalnızdım, dayanamadım.</p>
<p>Kaptı bir el beni, toprağa dikti</p>
<p>Suyum zehirli verildi,</p>
<p>K&ouml;klerime yol bulamadım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir yaşarım d&uuml;n&uuml; bug&uuml;n&uuml; anlarım, yarınım yok</p>
<p>Yandaşlarım dedim, karşıtlar k&ouml;hne ve d&uuml;nd&uuml;</p>
<p>Dallarımı uzatırken g&ouml;ğe, g&ouml;lgelerimi sunarım</p>
<p>Kurak ve k&ouml;ks&uuml;z bitkileri seyre dalarım</p>
<p>Yakar ateş, g&uuml;neş&hellip; ellerimi saklarım.</p>
<p>Kurur, baharat olur yemeğime,zevkle yutarım</p>
<p>Dallarım nereye başıboş</p>
<p>Fırtına, bora, kasırga</p>
<p>İki seksen kimbilir ne zaman uzanırım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ham meyveyim berzahtan, bir yaşarım</p>
<p>Toprak tanırım, hava tanırım, su tanırım</p>
<p>Ben bana yaşarım,</p>
<p>İki yaşar kimileri, ateş indirir yere</p>
<p>O cevheri tanırım.</p>
<p>G&uuml;n&uuml;n &ccedil;&ouml;zer d&uuml;ğ&uuml;mlerini</p>
<p>Bir eli yerde, bir eli g&ouml;kte d&ouml;ner durur</p>
<p>Başlattığı d&ouml;ng&uuml;, değil d&uuml;nyayı evreni kudurtur</p>
<p>Bir g&ouml;z&uuml; d&uuml;nde bir g&ouml;z&uuml; ebedi</p>
<p>İlah&ccedil;a belki, kimbilir</p>
<p>Methiyeler, lanetler yaptıklarına</p>
<p>Beyaz ve siyahların efendisi</p>
<p>Şeytandan par&ccedil;a da mı yutmuş ne</p>
<p>O cevher ki</p>
<p>Anlamadık, o iki yaşadı biz bir</p>
<p>H&acirc;l&acirc; ikinciyi yaşamakta, p&uuml;sk&uuml;rsek de,</p>
<p>Vatan millet insan</p>
<p>Diyar, memleket, kıtan ve d&uuml;nyan</p>
<p>Ocağında ilk kıvılcım s&ouml;nmedi</p>
<p>Baş eğdi medeniyet ve canavar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Benden &ouml;te sevilesi</p>
<p>Ali Rıza babası, Z&uuml;beyde annesi,</p>
<p>Bin sekizy&uuml;z seksenbir doğumlu ihtiyar&hellip;. (20.06.2021 By. J.SEL)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GENÇLİK HEP AYNI, BİR YERE GİTTİĞİ YOK!</title>
<link>https://edebiyatblog.com/genclik-hep-ayni-bir-yere-gittigi-yok</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/genclik-hep-ayni-bir-yere-gittigi-yok</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde gençlik için düşünülecek değerlendirilecek tek şey şikayet etmek değil. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_6170079c760ee.jpg" length="86712" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 20 Oct 2021 15:33:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Günümüz, gençlik, zamane, gelecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Zamaneden şikayet yazın d&uuml;nyamızın s&uuml;rekli ele aldığı konulardan biri. &Ouml;nceleri sadece g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde her şeyin k&ouml;t&uuml;ye gittiğini zannederken, bu alanda eserler okuduk&ccedil;a, eskilerin de hep bu t&uuml;r şikayetleri olduğunu &ouml;ğrendim.</p>
<p>Dedelerimiz de, ninelerimiz de hatta oraya gitmeye gerek yok biz bile "Nerde o eski bayramlar" cılardan değil miyiz? Zaman ilerledik&ccedil;e kendimizin yerimizde saydığımızı, k&ouml;klerimizi toprağa daha sıkı bir şekilde &ccedil;oğalttığımızı farkediyor muyuz?. Demem o ki, biz yerimizde mıhlanırken, hızla değişen kainat, d&uuml;nya, insan ve gen&ccedil;lerin değişimlere ayak uydurma &ccedil;abalarını b&ouml;yle mi değerlendiriyoruz acaba?</p>
<p>Bir s&ouml;z var hani "gen&ccedil;lik akledebilse, yaşlılık yapabilse" diye. Aslında dosdoğru kendimize bakabilsek, &ccedil;ocuk hayallerimizi hatırlasak, gen&ccedil;lik ideallerimizi ayakta tutmuş olsak gen&ccedil;liğin aynı psikolojik gelişme evrelerinden ge&ccedil;tiğini g&ouml;rebiliriz. Biz pilot, doktor, ressam, avukat olmak istiyorduk; şimdiki gen&ccedil;ler dijital d&uuml;nyanın imkanları ile bir meslek, gelecek edinmenin peşinde. Bizim kolayca zengin olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z borsacılar, futbolcular, ses sanat&ccedil;ıları da &ccedil;oğumuzun aklını &ccedil;elmiş, ya top peşinde heder olmuş, ya da yakın &ccedil;evremize konser vermekten &ouml;teye sanatta gelecek kaydedememişizdir. Bug&uuml;n de gen&ccedil;ler "Siz ' Bitcoin' i biliyor musunuz? &Ccedil;ok para var." "Bir oyun tasarlayacağım, zengin olacağım". "You Tuber olup, tıklanma rekorları ile para kazanacağım" diyor.</p>
<p>Onları nasıl yetiştiriyorsak, beyinlerine neyi kodluyorsak onu icra ediyorlar. Şikayet etme hakkı g&ouml;rm&uuml;yorum kendimde. Bizlerden ka&ccedil; kişi paranın ge&ccedil;inmek i&ccedil;in bir ara&ccedil; olduğunu ve ihtiya&ccedil;larımız i&ccedil;in kurulan bu d&uuml;zende cebimizde olması gerektiğini, bundan daha fazla anlam y&uuml;klemememizi, mutlu olmanın da hi&ccedil; parayla ilgili olmadığını keşfetmiştir? Az bir y&uuml;zdelik. Mutsuz, tatminsiz, sadece alma peşinde olduğundan eksiklerine odaklanmış yetişkinler &acirc;leminde edepli,&nbsp; d&uuml;nya i&ccedil;in faydalı işlere koşan, her şartta iyiden yana davranış sergileyen gen&ccedil;ler olsun etrafımızda istiyoruz. Ama &ccedil;ok şey istiyoruz.</p>
<p>Gen&ccedil;lik artık her yerden besleniyor, bilgi ile donanıyor. &Ouml;yle ki okullara ihtiya&ccedil; var mı, diye sorgulamaya başladı. Bizden &ccedil;ok daha iyi d&uuml;ş&uuml;nce yolculuğu yapma imkanları var, &ccedil;ok daha isabetli sonu&ccedil;lar elde edecekler. &Ouml;ncesinde sadece okuyan, etrafında bilenlerden almayı beceren kişiler ayrıcalıklı bir gelişim sergilerken; &nbsp;şimdi &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;, istedikleri alanda ve seviyede bilgiye ulaşabiliyorlar. Gelişimleri hızlı ve erken oluyor. Dahi, b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş de k&uuml;&ccedil;&uuml;lm&uuml;ş &ccedil;ocuklara daha sık rastlamaya başladık. Davranışları ile uyumlu kılınabilirse dengeli, daha g&uuml;zel bir gelecek bizi bekliyor.</p>
<p>Toplumsal bir varlık olan insanın her d&ouml;nemi, değişimi sancılı olmuştur. Olumsuzluklar da yaşanacaktır. Bir bu&ccedil;uk sene yaşıtları ile iletişimini kestiğimiz &ccedil;ocukların asosyal davranışları, sosyal ortama uyum bozuklukları, bireysel psikolojik sorunları yığınla bizi bekliyor. Ama fark eden &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; yine &uuml;retecek. Az &ouml;nce bahsettiğimiz imkanlar &ccedil;&ouml;z&uuml;m arayışı olanlara da bir &ccedil;are sunabilir. Herkes yaşayarak, yanıla yanıla &ouml;ğrenecek. En iyi &ouml;ğrenme metodu budur.</p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z gen&ccedil;lerinin dertleri &ccedil;ok daha &ccedil;etrefilli. Akıllarını karıştıracak &ccedil;ok şey var. B&uuml;y&uuml;kleri de geleceği tecr&uuml;be etmediğinden rehber olamıyor. Baş d&ouml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmaları i&ccedil;in durup d&uuml;ş&uuml;nmeye bile vakitleri yok. Birileri &ccedil;oktan &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;miş oluyor, beklerse, kararını ertelerse.</p>
<p>G&uuml;venmek zorundayız. Hi&ccedil; ş&ouml;yle bir şey duydunuz mu?: Gen&ccedil;ler savaş başlattı- Bir &uuml;lkeyi g&ouml;&ccedil;ertti- Zamanı k&ouml;t&uuml;ye &ccedil;evirdi.</p>
<p>Ben duymadım, bunu yapanlar hep yetişkin , aynı zamanda hırslarının esiri ve a&ccedil;g&ouml;zl&uuml;ler. Yetişkinler kendini d&uuml;zeltse yetecek. Gen&ccedil;lere g&ouml;lge etmemek yeterli.&nbsp; Başka ihsan beklemiyorlar.20.10.2021 By.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KARPUZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/karpuz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/karpuz</guid>
<description><![CDATA[ Kısa Olay Hikayesi ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_6162cff147780.jpg" length="48548" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 10 Oct 2021 14:40:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, Klasik Hikaye, Olay hikayesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Devasa karpuzların tadı ve lezzetine inanan oğlunun aksine, karpuz kriterleri başkaydı, yetmişlik Davut'un : Pıtık vurduğunda &ccedil;ıkan sesin &nbsp;tizliği, sapının kurumuş, kahverengiye d&ouml;n&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, eh bir de taşıması eziyetsiz b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;&hellip;..</p>
<p>Şansı yaver gitmemişti. Sezon başladıktan nice sonra almaya başladığı karpuzların &uuml;&ccedil;&uuml; de yiyenleri memnun etmedi. Hele de karpuz mevsimini&nbsp; iple &ccedil;eken oğlunu! Bir g&uuml;n arabasından devasa bir karpuz indirerek girdi bah&ccedil;e kapısından. Girişe bıraktı. Annesi g&uuml;nlerce onu mutfağa g&ouml;t&uuml;remediğinden, b&uuml;y&uuml;mese de yattı karpuz kapı dibinde. Kime s&ouml;ylediyse "tamam" deyip kulak arkası yaptı.</p>
<p>Bir g&uuml;n o karpuz yaşlı kadının eliyle, yuvarlana yuvarlana evin koridorundan&nbsp; mutfağın yolunu buldu. Yine bekledi g&uuml;nlerce. Karpuz m&uuml;ptelası oğlu her kesip yiyelim deyişinde, " bug&uuml;n olmaz, sadece ikimiz varız, kalabalıkta keseriz, yarısı kalacak, dolapta yer yok sığdıramam" deyip savuşturdu.</p>
<p>Karpuz gitgide mutfağın herhangi bir mobilyası veya gereci gibi g&ouml;zaşinası bir eşyaya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Taş d&ouml;şemeli mekanında beklerken, yanından tabak tabak başka meyveler, yemişler&nbsp; ge&ccedil;ti.</p>
<p>Misafir ağırlandığı bir akşam, mutfağa &ccedil;ay doldurmaya giden gen&ccedil; kızın &ccedil;ığlığı b&uuml;t&uuml;n sohbeti durdurdu. Davut koştu hemen, "b&ouml;rt&uuml; b&ouml;cek &ccedil;ıktı &ouml;n&uuml;ne, &ccedil;ığlığa bakılırsa karafatma g&ouml;rd&uuml; herhalde" diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Eski evinin bu dertlerini misafirlere a&ccedil;ık etmekten utandı biraz da&hellip;Ne kadar bakım yapsa, delikleri tıkasa, boya &ccedil;ekse de yıllanmış b&ouml;cek yuvalarının yok olduğuna hi&ccedil; emin olamadı. Zira herkesten &ccedil;ok kendisi sabah namazına kalktığında ka&ccedil;ışan b&ouml;ceklerle y&uuml;zleşiyordu.</p>
<p>- Ayaklarım ıslandı, buraya su d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş, &uuml;rperdim birden!</p>
<p>Derin bir oh &ccedil;ektikten sonra seslendi:</p>
<p>-Hanıııım, kurula burayı, fark etmedin mi girip &ccedil;ıkarken.</p>
<p>-Benim ayağımda terlik var, suyu orada kullanmadım ki, Allah Allah! Su galonu mu delik acaba!</p>
<p>Kuruladı yeri. Aradan epeyce bir zaman sonra mutfağa gittiğinde yerin yine ıslak olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Bu defa su epeyce fazla etrafa yayılmıştı. Temizlik kovasını getirip hem sildi hem kaynağını bulmaya &ccedil;alıştı. Kalorifer borusu nemli değildi, su borusunda da damlama emaresi yoktu. &Ccedil;&ouml;p kovasının altını yokladı, oradan mı su sızıyor diye. Ama &ccedil;&ouml;p kovasını yeni boşalttığını i&ccedil;inin boş olduğunu hatırladı. Yerde bekleyen temizliğe, &ccedil;amaşıra kullandığı deterjan, beyaz sirkenin plastik ambalajlarını kontrol etti. Nem orada da yoktu.</p>
<p>Misafirler gittikten sonra karı koca bir g&uuml;zel incelediler. Duvarın dibindeki fayans en &ccedil;abuk ıslanan b&ouml;lgeydi. Sanki tabanla birleştiği yerden kaynak fışkırıyordu.</p>
<p>-T&ouml;vbe t&ouml;vbe, buradan niye su &ccedil;ıkar ki!...</p>
<p>Karısı:</p>
<p>-Eski evin dertleri bitmek bilmiyor. Kimbilir nereden boru patladı. Belli ki bu defa alttan ge&ccedil;en bir yerden. Of ki of!. Nasıl yapılacak bu? İnşaat işi mutfağın ortasında.</p>
<p>-Hanım buradan kalorifer borusu da ge&ccedil;iyor, o mu patladı acaba, su borusu mu?</p>
<p>-İki g&uuml;n &ouml;nce nem kokuyor ev dediydi oğlan. Boşuna değilmiş. Evin altını su kapladı besbelli. Bizim yaşlı burunlar duyana kadaaaar!</p>
<p>-Ben de şimdi ekşi maya kokusu gibi bir koku alıyorum.</p>
<p>-Ayyy, gider borularından pis su sızmasın. Bu duvarın arkası banyo. Oradan patladı, yayıldı buradan mı y&uuml;zeye &ccedil;ıktı.</p>
<p>-Neyse sabaha kadar su basar burayı, vanayı kapatalım. Bu saat oldu oğlan gelmedi eve. S&ouml;yle &ccedil;ocuklara banyodaki işlerini bitirsinler. Vanayı &ouml;yle kapat. Gelince de oğlana s&ouml;ylersin.</p>
<p>- Oğlan bu gece gelmeyecekmiş. İşleri bitmemiş. Uzakta bu sefer. Gidip gelmeyeyim diye orada sabahlayacak.</p>
<p>Sabahleyin Davut ilk iş su tesisat&ccedil;ısını aradı. &Ouml;ğlene doğru geldi. Baktı bir şey g&ouml;remedi. Vanayı a&ccedil;tılar, yere kulağını dayadı, anlayamadı:</p>
<p>-Cihazla bakmamız lazım. Tam yerini bulursak &ccedil;ok kırma işi &ccedil;ıkmaz. Hem biz fayans da d&ouml;şemiyoruz.</p>
<p>-İyi! Bakın cihazla, dedi, Davut.</p>
<p>-Yanımızda yok. D&uuml;kkandan alıp gelirim cumadan sonra.</p>
<p>Yolcularken, kapıdan g&ouml;zetledi. Arabadaki adam da arıza ya bakmak istedi. Tekrar eve girildi. Kulak yine yere yapıştı. Ama gizli su kaynağı kendini ele vermedi.</p>
<p>Davut'un karısı, mutfağa gittiğinde ıslaklık g&ouml;z&uuml;ne &ccedil;arptı. Kuru bez alarak &ccedil;&ouml;kt&uuml; yere, birka&ccedil; kutuyu oynattı altını sildi. Alışveriş poşetindeki karpuzun da altı nemliydi. Onu da yerinden uzaklaştırıp sildi. Pis su olabileceği geldi aklına. Karpuzu bir tepsiye koydu ki, pis su değmesin.</p>
<p>Vanayı kapatmadılar. Davut on dakikada bir i&ccedil;eri gidiyor, her gidişinde:</p>
<p>-Allah, allah. Su yok, kuru buralar. Şaşılacak şey!</p>
<p>Su tesisat&ccedil;ıları mesaj atmışlardı, g&uuml;n i&ccedil;inde yetişmezse ertesi sabah geleceklerdi.</p>
<p>Davut da karşı mesaj yolladı. " Şimdilik ıslaklık yok, yarın sabaha kadar bekleyelim, daha emin oluruz."</p>
<p>Davut'un karısı mutfağa girdik&ccedil;e, ekşi kokuyu daha kuvvetle almaya başladı. G&ouml;z&uuml;ne yerdeki karpuz ilişti. Tepsi su ile dolmuştu. Poşeti a&ccedil;tı, kokunun kaynağı burasıydı. Karpuz &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, kendini imha ediyordu. Davut'un yaşlı karısı, aceleyle poşeti, tekrar sağlam bir poşete koydu, &ccedil;abucak evden &ccedil;ıkıp, k&ouml;şede &ccedil;&ouml;pleri biriktirdikleri varile karpuzu hapsetti. Karpuz mu hafiflemişti, Seyit Onbaşı g&uuml;c&uuml; m&uuml; transfer edilmişti, yaşlı kadın koca karpuzu kuş gibi kaldırıp onca yolu bir solukta katetmişti.</p>
<p>Davut sabah uyandığında ilk iş mutfağa koştu. Yerler kupkuru idi. "Mevlam bana acıdı, kendi kendine tamir oldu herhalde" diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Yatağa d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde karısının g&ouml;zlerini a&ccedil;ıp kendine baktığını g&ouml;r&uuml;nce ona da s&ouml;yledi. Karısı:</p>
<p>-Kalorifer vanaları gevşekmiş, iyice sıkıştırdım. Nasıl olsa mutfaktaki iki peteği a&ccedil;mıyoruz, ocak sıcaklığı yetiyor mutfağa. Kalorifer borularından sızdıysa onun i&ccedil;in durmuştur.</p>
<p>Mantıklı geldi Davut'a. Su tesisat&ccedil;ıları sabah aradıklarında kendilerine iş &ccedil;ıkmadığını &ouml;ğrendiler.</p>
<p>B&uuml;y&uuml;k oğlan akşama evdeydi. Evdeki olanlardan haberi yoktu:</p>
<p>-Girerken bah&ccedil;e kapısının yanında pis bir koku vardı, &ccedil;&ouml;p&uuml; boşaltalım, &ccedil;ok kokuyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİRİNE İYİ GEL!</title>
<link>https://edebiyatblog.com/birine-iyi-gel</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/birine-iyi-gel</guid>
<description><![CDATA[ ŞİİR ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6134c9328b07d.jpg" length="57075" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 05 Sep 2021 15:37:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, Pozitiflik, Estetik, Duygular</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BİRİNE İYİ GEL!</p>
<p>Ruh eşini arar canlar</p>
<p>Canlarda ruhlar,</p>
<p>Frekansı frekansımıza&hellip;</p>
<p>Belki taş da s&ouml;yleşir k&uuml;l ile, kaya ile, bulut ile</p>
<p>Belki yaprağın &ccedil;i&ccedil;eğe s&ouml;z&uuml; vardır,</p>
<p>Arının her sabah oradan oraya telaşı ne?</p>
<p>G&uuml;le aşık olan b&uuml;lb&uuml;l değil sadece</p>
<p>Evren arayıştır</p>
<p>Aşk insandan insana akmaz</p>
<p>Topraktaki otun boy verişine tanıklığın olmadıysa</p>
<p>G&ouml;zlerde buluşmak istersin,</p>
<p>Kocaman, yuvarlak yeşilimsi, nemli&hellip;</p>
<p>Ayaklarına sırnaşmadıysa bir kedi, inlemediyse dibinde zevkten</p>
<p>G&ouml;m kendini loş odanın yer d&ouml;şeğine,</p>
<p>Kıvran boşluklarınla, sızlan yalnızlığına, yan bahtına</p>
<p>Sana bir s&ouml;z&uuml;m var, sır mı sır,</p>
<p>Birine iyi gel, bah&ccedil;eni ot b&uuml;r&uuml;s&uuml;n</p>
<p>Ayak sesine hayvanat y&uuml;r&uuml;s&uuml;n,</p>
<p>Hayat ışığına b&ouml;cekler &uuml;ş&uuml;şs&uuml;n</p>
<p>Birine iyi gel,</p>
<p>Bombalarla titremiş y&uuml;reklere s&uuml;kun</p>
<p>bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğun,</p>
<p>Bir hasreti dindir bir ananın, bir kardaşın,</p>
<p>Olabiliyorsa</p>
<p>her t&uuml;rl&uuml; aşı kabul, sevgiden</p>
<p>Yeterki, yeterki yaş akmasın</p>
<p>Kocaman yeşil g&ouml;zlerden&hellip;.</p>
<p>Birine iyi gel,</p>
<p>Kucakla, g&uuml;ven ver, sarıl sıcacık,</p>
<p>Orada ol yeter, g&ouml;zlerin yerde, sessiz bekle</p>
<p>Y&uuml;reğin y&uuml;reğine değsin,</p>
<p>Birine &ouml;yle iyi gel ki,</p>
<p>Yokluğun sevindirsin&hellip;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 29/9/2021 By. J.Sel</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BÜYÜ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/buyu-351</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/buyu-351</guid>
<description><![CDATA[ Yaşamdan keyif almayı hepimiz istiyoruz. Son yaşadığımız dönem bunu biraz azaltmış gibi. Daha doğrusu yaşamdan keyif almak için alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirmek gerekiyor. Dünü anlamaya çalışıp, bugüne ışık tutmak için öznel, samimi bir deneme yazısı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_610978db40842.jpg" length="48092" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Aug 2021 20:12:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Yaşama keyfi, Mutluluk, Deneme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşadığınızın nasıl farkına varırsınız?</p>
<p>Ama doya doya&hellip;.</p>
<p>Bir şişe i&ccedil;miş de sarhoşluğun verdiği b&uuml;t&uuml;n memnuniyeti h&uuml;crenizde hissedercesine&hellip;..</p>
<p>Hayallerinizdeki sevdanın tam g&ouml;beğinde mutluluktan başınız d&ouml;nerken&hellip;..</p>
<p>Hi&ccedil;biri veya hepsi&hellip;.Siz nasıl yaşam mutluluğunun zirvesinde bulurdunuz kendinizi? Bu soruyu sorun? Ya da sormayın, bekleyin geldiğinde sabitleyin beyninize. Ve &ouml;m&uuml;r defterinize b&uuml;y&uuml;k, kalın, renkli, puntolarla nakşedin!....</p>
<p>Ruhumun duyduğu hazzı her g&uuml;n zirvede tutmaktan vazge&ccedil;emiyorum. Hayat g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;mde b&ouml;yle sabit sayfalar var. Sosyal iletişimlerinizde yıldızlayıp kolay ulaşılabilen bir g&ouml;rsel gibi işlevi olmasa da en sıkıntılı zamanlarımda hatırlamak dibe batmamı &ouml;nl&uuml;yor.</p>
<p>&Ccedil;ocukluktan bir manzara. Erken kaybettiğim ciddiyeti ve mesafesiyle nam salmış bir yakınımı en sinirli ve telaşlı anlarında s&ouml;ylediğim bir s&ouml;z veya yaptığım bir davranışla suratına tebess&uuml;m oturtmak&hellip;. Etraftaki b&uuml;t&uuml;n insanları gergin zamanlara maruz kalmaktan kurtardığım, o an&hellip;. Birden etrafta kahkahalar duyulması, adeta kelebekler u&ccedil;uşması&hellip;</p>
<p>&Uuml;niversite son sınavlar, mezun olup olamayacağımı bilmeden ge&ccedil;irdiğim g&uuml;nler sonunda okul duyuru levhasında mezun olan on beş kişinin arasında vesikalık fotoğrafımı ve ismimi g&ouml;rd&uuml;kten sonra eve d&ouml;n&uuml;ş yolunu y&uuml;r&uuml;yerek kat ettiğm, Beykoz &Ccedil;ayırı&hellip;. Y&uuml;z&uuml;me vuran ılık r&uuml;zgarda yeşil &ccedil;imenlerin bir ahenk i&ccedil;inde birlikte beni selamlayan hareketleri&hellip;. Tabiat benim i&ccedil;in raksediyordu.</p>
<p>Boğazda şehir vapurlarıyla seyahat eden iki kız &ccedil;ocuğu ve bir baba&hellip; &Ccedil;i&ccedil;ek desenli basmadan ev yapımı aynı elbiseler ve &uuml;zerinde &ccedil;arşı malı farklı renkte triko hırkalar&hellip;.Ellerinde simit&hellip; G&uuml;neş ve deniz manzaranın fonunda mutlu ve huzurlu&hellip;.</p>
<p>Sahnede taze bir kan, b&uuml;lb&uuml;l gibi d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor kelimeler&hellip; Hazırda bulunanlar mest bir halde g&ouml;zlerini ve g&ouml;n&uuml;llerini bu gen&ccedil; ruhla bir nehirde akıtıyorlar. Hayret ki bu loş aydınlık g&ouml;kkuşağı renginde ışıldayan zemini fark etmemizi engellemiyor. &Ccedil;eşitli yaşlarda kadın erkek bir ruhta! Ve sizin duyduğunuz his bu manzaraya vesile olmak. Hayat treninden ge&ccedil;ip giden nice insanlardan birini farketmek, ışıldaması i&ccedil;in bir fiske vurmak. İşte ondan sonra dağılan peri tozunu seyretmenin keyfine diyecek yok.</p>
<p>&Ouml;nceden kitaplar, belki bir tiyatro, belki bir film alır g&ouml;t&uuml;r&uuml;rd&uuml; benden beni. Şimdi bu salgın hastalığın mecbur kıldığı zorunlu ikametgahımızda ge&ccedil;en g&uuml;nlerde &ccedil;eşitli cihazlarımızla a&ccedil;ıldığımız d&uuml;nyada beynimize sabitleyeceğimiz g&ouml;rsele nerden ulaşıp, nerden bulacağız? Beynimiz ş&uuml;k&uuml;r ki kolay mekanizma!... Tebess&uuml;m ediyorsunuz, otuz saniye sonra mutlu olduğuna ikna oluyor.</p>
<p>Filmlere saldım kendimi. Mutlu olmak isteği i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sel. Benim sorunum bunu durduramamak. Kore dizilerini keşfettim. Vazge&ccedil;ilmezim oldular. Kolay kolay filmin teknik ve senaryo detaylarını atlayarak akışa kendimi kaptırmam. Bilmediğim bir dil olmasına rağmen yakında Korece konuşacak hissine kapılmama kendim de şaşırıyorum. İngilizce &ouml;ğrenme &ccedil;abalarım uzun zamandır var. Filmleri buna aracı yapmama rağmen kaplumbağa hızından daha iyisini başaramadığımı itiraf ediyorum. Altyazılarla takip ettiğim filmlerin doğu k&uuml;lt&uuml;r&uuml; bana uygun gelmiş de olabilir. &Ouml;teden beri farklı k&uuml;lt&uuml;rlere ama &ouml;ncelikle doğu k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne sempatim var. Bencilce t&uuml;m d&uuml;nyanın aynı k&ouml;klere ait olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bir kelimede, bir davranışta, bir duyguda ortaklıklar bulmaya o kadar hazırım ki!...</p>
<p>Ne senaryo, ne teknik umurumda değil. &Uuml;stelik film de değil dizi&hellip; Her b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde farklı duygu zirveleri yaşatmayı başaran bu filmler ; kitap okutmayı, d&uuml;nyanın gidişatı ile ilgili komplo teorilerini, inanışla ilgili algı araştırmalarımı, ev işlerinde hijyen &ccedil;alışmalarındaki zaman aralıklarını hepsini etkiledi, unutturdu.</p>
<p>Masala her yaşta muhtacız. Film sahneleri inanılmaz duygu ser&uuml;venleri yaşatıyor. B&uuml;y&uuml;lenmiş gibi etki alanlarından sıyrılmak istemiyorum. Bizim beyinlerimizi esir almaları i&ccedil;in ne g&uuml;zel bir yol!... &Uuml;stelik hayat kitabıma sabitleyeceğim manzaralar o kadar &ccedil;oğaldı ki, hazzı artırmak i&ccedil;in kendiliğimden en kilit noktada bırakıyor, hazzı erteliyor, ve t&uuml;m alet edavat ve ruh halimle tam hazır olduğumda ekran karşısına ge&ccedil;iyorum. Evet bu anlattıklarım başka ne olabilir ?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YOK YOK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yok-yok</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yok-yok</guid>
<description><![CDATA[ Abdurehim Heyit- KARŞILAŞINCA Uygurca Türkü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6150fcc1f109e.jpg" length="110505" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 02 Aug 2021 21:17:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Türkü, Yok yok, Doğu Türkistan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x_61082cfac3ee1.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>