<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Hexia Tika</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/hexia-tika</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Hexia Tika</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>YAŞSIZ AŞK 1. BÖLÜM: TAKVİME GÖRE YAŞAM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yassiz-ask</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yassiz-ask</guid>
<description><![CDATA[ Hayvan takvimlerine göre bedenin bir yaşı varken ruhun bir zamanı vardır, beden ölüme mahkum iken ruh ölümsüzlük ile mühürlüdür. Ve takvime göre &#039;Saf Aşk&#039; ruhlara hastır. Beden kavramı bu aşka engel değildir, ruhların zamanı birbirine denk ise uyum sağlarlar ve bedene has her şeyi unuturlar. Sadece ruhları ile evlenirler, beden  değmez kaderlerine. Ama bu bedenen hareket etmedikleri anlamına gelmez. Onlarda bedenin ihtiyacını karşılar. Ve bu kader değildir, önceki tanışmadan kalan izler sayesindedir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_6159dedd029b7.jpg" length="43995" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 Oct 2021 18:24:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hexia Tika</dc:creator>
<media:keywords>Ruh, bağ, beden</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnan&ccedil;lara bağlı &ccedil;eşitli hayvan takvimlerine olsa da en eskisi ve en ciddiye alınanı Ruh Hayvanları Takvimi'ydi. 24 hayvanı kapsamasına rağmen hayvanlar arası koyduğu ara &ccedil;izgiler sayesinde t&uuml;m hayvanları kapsadığına ve bu 24 hayvanın aslında kesiştiği o &ccedil;izgilerin adsız ama benzer hayvanlar olduğuna inanılıyordu. Takvim insanların ruhları hakkında eski bir bilgi kaynağı niteliği g&ouml;ren tek takvim olmasıyla da meşhurdur. Ayrıca takvimden binlerce yıl sonra &ccedil;ıkan ve insanlara benzeterek yaşayan ruhlar da bu takvim &uuml;zerine yapılan bir araştırma ile ortaya &ccedil;ıkmıştı. Pek &ccedil;ok yazar ve bilimci bu takvimin 'Saf Aşk' tasviri &uuml;zerine yorum yapıyordu. Aşk ge&ccedil;en bir konuda takvime atıf yapmayan hi&ccedil;bir kimse yoktu. Takvim bu yanları ile ne kadar gelişme getirmiş olursa olsun başaramadığı bir şey vardı; 'Saf Aşk' tasvirindeki bedensel yaşı kırmak. Hi&ccedil;bir varlık bu beden yaşını kırmayı g&ouml;ze alamıyordu. Eskiden yaşanan &ouml;l&uuml;mlerin bazılarına neden olan bu sınır halk i&ccedil;in korunması gereken tek unsur olmuştu. Her ne kadar eski anıtlarda başarısı &ouml;v&uuml;lse de tarihin i&ccedil;indeki en b&uuml;y&uuml;k savaşlar bu aşk y&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ıkmıştı. Takvime olan saygının kırıldığı tek nokta buydu. Aşk dışındaki her tasviri varlıklar i&ccedil;in kabul edilirken, aşk diğer takvimler g&ouml;re tasvir edilirdi halk arasında. Yazılar arasında ise direkt kitaptan alıntılar yapılırdı her konu da. Varlıklar i&ccedil;in en ince &ccedil;izgi buydu. 'Saf Aşk' sadece bir kitap tasviri olabilirdi. Halk arasında asla ger&ccedil;ekleşme hakkına sahip değildi. Buna inanmayan nadir varlıklar ise kendilerini saklayarak buna kanıt atarlardı. Halk arasında adları yoktu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ad vermek halk i&ccedil;in bir ger&ccedil;eği kabul etmekti.</p>
<p>Mare, &ccedil;ocukluğundan beri aldığı eğitim ile bu aşk tasvirini kabul eden ama ona inanmayan bir kız olmuştu. Takvim hatalarla dolu olmasına rağmen insan ruhu hakkında &ccedil;ok fazla bilgiye sahipti Mare i&ccedil;in. Mare, kendini insanlardan bu y&uuml;zden uzak tutmuştu. Anlamıyorlardı. Onun neyi kabul ettiğini ve reddettiğini anlamıyorlardı. Mare ne zaman konuşsa, "Yazar El&ccedil;isi geldi. Susun masalını anlatsın." lafıyla karşılaşırdı. Geleceği &ccedil;oktan belli olmuştu halk i&ccedil;in Mare bir yazar olacaktı. Ya da bir anlatıcı. Yazar El&ccedil;isi ona bu y&uuml;zden diyorlardı. Kaderi kaleme bağlı olana &ccedil;ocukken verilen bir addı. Ve Mare bunun bir aşağılama olduğunun farkındaydı. Yazar olmak onun i&ccedil;in sıkıntı değildi ama o araştırmak istiyordu. Takvimi anlamak istiyordu. Bunun i&ccedil;in gitmesi gereken yer ise Bilgiler Evi'ydi. Okul niteliğinde olmasına rağmen burayı kazananlar yaşadıkları zamanı evdeymiş gibi hissettiklerini s&ouml;yleyerek okul olma enerjisinin tamemen bu y&ouml;nde olduğu s&ouml;yl&uuml;yordu. Beyin yeteneğine g&ouml;re aldığı i&ccedil;in b&ouml;yle dediklerine inanıyordu halk. Ve Mare bir şeyin farkında idi. Onlar kadar beyin yeteneği yoktu. Ne takvime baktığı zaman aklında bir kavram oluyordu ne de hızlı bir algılamaya sahipti. Sıradan biri ile arasında bir fark yoktu. Bu y&uuml;zden defalarca kez girmek istese de bu sınavdan ka&ccedil;mıştı.&nbsp;</p>
<p>Sınav ise Mare'yi bir anda yakalamıştı, Mare'nin tanımadığı bir insan tarafından cevaplanması beklenen sorular olarak. Mare ise onu anlayan biriyle konuştuğunu sanarak aklına geleni s&ouml;ylemişti ve sonu&ccedil; olarak Mare, "Ev Anlatıcısı" adıyla kabul edilmişti. Ders olan şeyleri &ouml;yk&uuml;leştirme, Mare'yi diğerlerinden ayıran şey ve takviminde dediği kaderiydi. Hem kurtulması gerektiğine şey hem de kabul edilmesini sağlayan etmendi.</p>
<p>Ev'in b&uuml;y&uuml;kleri i&ccedil;in ise Mare saklanması gereken bir nimetti. Eğer 'Saf Aşk'a inanan ve bunu savunan Ilan'dan saklamaları gereken bir şeydi. Onun aradığı ruh Mare'nin kendisiydi.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>