<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Levozbozkurt</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/levozbozkurt</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Levozbozkurt</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Saç Tokası</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sac-tokasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sac-tokasi</guid>
<description><![CDATA[ Bir Kadının Gözleri ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_6199704236706.jpg" length="29874" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 00:35:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Levozbozkurt</dc:creator>
<media:keywords>kadın, cinayet, sosyopat, katil, intikam, adalet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><u>BİR KADININ G&Ouml;ZLERİ</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kadının g&ouml;zlerinde ne g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n?</p>
<p style="text-align: justify;">Korku?</p>
<p style="text-align: justify;">H&uuml;z&uuml;n?</p>
<p style="text-align: justify;">Neşe?</p>
<p style="text-align: justify;">Belki de intikam&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Nasıl baktığın veya ne g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n değil, oraya ne verdiğin yansır g&ouml;zlerine.</p>
<p style="text-align: justify;">G&ouml;zler miydi kalbin aynası, yoksa kalbinden ge&ccedil;enler mi yansır kadının g&ouml;zlerine?</p>
<p style="text-align: justify;">Her kadın aynı bakmaz. Son bakışın &ouml;nemi vardır her vedada. Gidilen yollar aynı olsa da her veda başka parlar g&ouml;zlerinde.</p>
<p style="text-align: justify;">Her veda eden gitmiş sayılmaz, her giden iz bırakır ve ona &ouml;zel bir yerde, solmuş anılar uykuya dalar.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendi sonunu g&ouml;rmeden sonsuzluk s&ouml;z&uuml; verirsin, mutlu bir g&uuml;l&uuml;mseme yakalamak adına; egoist&ccedil;e&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın g&uuml;&ccedil;s&uuml;z değildir, kırılgandır; narin bir &ccedil;i&ccedil;ek gibidir aslında. G&ouml;zleriyle anlatır olanları ve ancak iyi kalpli bir insan yakalar kadının g&ouml;zlerindeki anlamı. K&ouml;t&uuml;ler ise &ouml;ld&uuml;r&uuml;r sevginin reng&acirc;renk yapraklarını.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;l&uuml;m; ruhun bedeni terk edip, boş bir kabuk bırakması değildir sadece. Kalp &ouml;l&uuml;r, duygular &ouml;l&uuml;r, hayat &ouml;l&uuml;r.</p>
<p style="text-align: justify;">İyi insan yaşatandır. Aklı başında bir erkek g&ouml;r&uuml;r kadının anlattıklarını. Diğer t&uuml;rl&uuml;s&uuml; ise son bulur, bir haber başlığının g&ouml;lgesinde&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Her zeki insan &ldquo;iyi&rdquo; değildir. En sosyopatlar, en zekilerden &ccedil;ıkar. Tek bir g&uuml;l&uuml;ş&uuml;yle yakalar avını, umarsızca hapseder ellerine ve fark edilmeden &ccedil;eker dipsiz u&ccedil;urumuna.</p>
<p style="text-align: justify;">Biz burada k&ouml;t&uuml; bir aptalı değil, zeki bir k&ouml;t&uuml;y&uuml; okuyacağız&hellip;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Son bir bakış attı M, kararmaya y&uuml;z tutmuş g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne. Boynunda b&uuml;y&uuml;yen sızı ve akan hayat suyunun yavaş yavaş solan sıcaklığı arasında t&uuml;kenen zamanını d&uuml;ş&uuml;nerek&hellip; İşlerin buraya gelmesi; duygularına yenik d&uuml;şmesi mi, yoksa karşısındaki insanı k&uuml;&ccedil;&uuml;msemesi miydi? Bilemiyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Kelimeler istediği gibi &ccedil;ıkmıyordu hırıltılı boğazından. Ona doğru eğilen bedeni yakalamak istercesine uzattı ellerini.</p>
<p style="text-align: justify;">Solan sevginin attığı bakış işledi &ouml;len kalbine. Mavinin griyle kucaklaşmasını &ccedil;evreleyen siyahın huzurunu; kurtuluşun nefreti ve intikamın ışıltısını fısıldayan irisleri &ccedil;evreleyen, balın kahveyle m&uuml;nasebetini resmeden ve dikenli telleri anımsatan kirpikler, muhatabına aşkı ilan edercesine bir tavır takınmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşkının k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyen bakışları arasında g&ouml;rd&uuml; diğerlerini. Onlar, ge&ccedil;mişin karanlıklarından &ccedil;ıkıp el vermişti B&rsquo;nin kurtuluşuna&hellip;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı yere defalarca gelmişti M. Her defasında farklı bir lezzet tatmıştı, i&ccedil;indeki t&uuml;kenmek bilmeyen a&ccedil; k&ouml;t&uuml;l&uuml;k. O k&ouml;t&uuml;l&uuml;k ki M&rsquo;nin karşı konulmaz cazibesinin en temelindeydi. G&uuml;l&uuml;msemesine g&uuml;&ccedil;, bakışlarına derinlik, sesine g&uuml;ven veriyordu. K&uuml;lt&uuml;rl&uuml; bir adam, kadınları nasıl cezbedeceğini bilen ve girdiği her yerde dikkatleri &uuml;zerine toplayan bir karakteri vardı M&rsquo;nin.</p>
<p style="text-align: justify;">Her defasında, &ccedil;evresindeki en az ilgi &ccedil;eken kadını se&ccedil;erdi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar en kolay avlarıydı onun. K&ouml;t&uuml;l&uuml;k, kadının i&ccedil;indeki sessizliği ve &ccedil;aresizliği koklar, M&rsquo;yi o kadına y&ouml;nlendirirdi. Diğerlerinin ilgisini dağıtmadan ve ş&uuml;pheye d&uuml;ş&uuml;rmeden avucuna alırdı, yavaş&ccedil;a ve sessizce atan kimsesiz kalbi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kere tuzağına d&uuml;şen kadın, daha &ouml;nce kimseden g&ouml;rmediği tatlı s&ouml;zleri ve yumuşacık dokunuşları hissederek, mutluluk penceresinden doğan g&uuml;neşi kucaklardı umarsızca. Zamanının t&uuml;kenmekte olduğundan habersizce, geceler g&uuml;nd&uuml;zle yarışırdı kısacık &ouml;mr&uuml;n&uuml;n bitmekte olan nefesiyle.</p>
<p style="text-align: justify;">En &ouml;zel anını paylaşırken, uyuşan dudakları ve kesilen nefesinin i&ccedil;inden &ccedil;ıkmak isteyen &ccedil;ığlığının duyulmadığı manzaraya kapanırdı g&ouml;zleri&hellip;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">B ile ilk karşılaşmaları, sanatsal bir toplantıda olmuştu. Kadın kendini tanıtırken, enerjisiyle insanları yakalamıştı. M g&ouml;zlerini ayırmadan kadına odaklanmıştı. &Ccedil;evresinde oturan diğer insanlar silinmiş, nefesleri kaybolmuş ve salonda sanki sadece ikisi kalmıştı. Bu bir av &ccedil;ekimi değildi. Hen&uuml;z anlam veremediği bu tutulmaya kapılmıştı M.&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Saatler hızla akıp gitti salonda. İnsanlarla sohbetler, eğlenceli etkileşimleri kovaladı. G&uuml;n&uuml;n bitimini haber veren eğitmenle birlikte toparlandı salondaki insanlar. Bir sonraki toplanma g&uuml;n&uuml; konuşulurken, M&rsquo;nin g&ouml;zleri yine B&rsquo;ye odaklanmıştı. Saf bakışlarının karanlığında gizlendiğini zannederken, yakalandı B&rsquo;nin g&uuml;l&uuml;msemesine.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir s&uuml;re dinlenmeye &ccedil;ekilen k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n sessizliğinde, M kendini hayatın akışına bırakmaya karar vermişti. Yaşanan onca zorlukların sonrasında biraz tatil yapmak onun da hakkıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">Zaman ilerledik&ccedil;e aralarındaki &ccedil;ekim kuvvetlenmiş, buluşmalar ve sohbetler daha keyifli olmaya başlamıştı. Doymak bilmeyen k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n a&ccedil;lığı, bitmesini istemediği mutluluğun doygunluğuna yenik d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Artık acıkmıyordu i&ccedil;indeki boşluk.</p>
<p style="text-align: justify;">G&uuml;nler mutluluk fotoğraflarının renkli karelerinde akarken, k&acirc;buslar b&ouml;lmeye başladı M&rsquo;nin derin uykularını. Eski y&uuml;zlerde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; son bakışlar, nefes nefese uyanışlara itiyordu yorgun bedenini. K&ouml;t&uuml;l&uuml;k, derinlere g&ouml;m&uuml;lmesinin acısını &ccedil;ıkartmak istercesine zorluyordu zihninin kapılarını. B ile olan mutlu anları, karamsarlık ve bitiş &ccedil;anlarının uzaklardan gelen &ccedil;ığlıklarına kulak kabartmaya başlamıştı&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">&hellip;ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;k kilitleri kırdı.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Son bir buluşma.&rdquo; dedi M, k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n a&ccedil;lığının pen&ccedil;esindeki B&rsquo;ye.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazırlıklar her zamanki gibi olmalıydı. Rit&uuml;eli bozmak, ge&ccedil;miş t&uuml;m gidenlere haksızlık olurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">M, evinden &ccedil;ıkarken alacaklar listesini de cebine koymayı ihmal etmedi. &Uuml;&ccedil; &ccedil;eşit peynir, bir paket sosis, kaliteli bir şişe şarap&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Market yolunda ilerlerken, solunda y&uuml;kselen binaları s&uuml;z&uuml;yordu g&ouml;zleri. İ&ccedil;eride yaşanan diğer hayatları hayal etmek hoşuna gidiyordu. Apartmanın &ouml;n&uuml;nde oturan insanlarla selamlaştı. Her zaman &ccedil;evresine saygılıydı. Birka&ccedil; y&uuml;z metre y&uuml;r&uuml;d&uuml;kten sonra, yaya ge&ccedil;idinden ge&ccedil;erek market kapısına vardı M.</p>
<p style="text-align: justify;">Kapının sol yanında duran market sepetlerinden birini eline alarak i&ccedil;eriye girdi. Kapının birka&ccedil; metre ilerisinde duran sebze reyonu g&ouml;revlisine selam verdi. G&ouml;revli, tanıdığı bu nazik insanın selamını aynı samimiyetle aldı ve yapmakta olduğu işine geri d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p style="text-align: justify;">M, reyonlar arasında gezerken, alakasız da olsa &uuml;r&uuml;nleri inceliyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu rit&uuml;el, aceleye gelmeyecek kadar &ouml;zeldi.</p>
<p style="text-align: justify;">Market m&uuml;d&uuml;r&uuml;, elinde bir listeyle yanından ge&ccedil;erken M&rsquo;ye g&uuml;l&uuml;msedi. Genelde sohbet etmelerine rağmen, m&uuml;d&uuml;r acelesi olduğunu anlatmak istercesine ellerini &lsquo;teslim&rsquo; pozisyonunda kaldırarak ge&ccedil;mişti yanından.</p>
<p style="text-align: justify;">M, &ouml;nce peynir reyonuna ilerledi. Reyon g&ouml;revlisi ellişer gram eski kaşar, &ccedil;edar peyniri ve grevyer peynirini paketlerken, M de hemen karşısında duran i&ccedil;ki reyonundan aldığı Merlot şarabını &ouml;zenle sepetine yerleştirdi. Peynirleri sepete koyarken teşekk&uuml;r edip, g&ouml;revlinin g&ouml;z&uuml;ndeki &ldquo;nazik m&uuml;şteri&rdquo; imajıyla yoluna gitti. Rit&uuml;elin son par&ccedil;ası olan, şişte kızartmalık parmak sosisleri de alarak kasaya y&ouml;neldi.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;deme sırası geldiğinde, parmağında y&uuml;z&uuml;k olmasına rağmen M&rsquo;yi her g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde y&uuml;z&uuml; kızaran kasiyer kız, evde kendini bekleyen mutsuzluğunun aksine, karşısındaki adamla birlikte olsa nasıl bir hayatı olacağını anlık da olsa d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyordu. M&rsquo;nin g&uuml;l&uuml;msemesinin ardında olan ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ona verdiği cazibenin g&uuml;c&uuml;nden habersizdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Evine d&ouml;n&uuml;ş yolundayken, i&ccedil;eriden bastıran k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n g&uuml;c&uuml;n&uuml; damarlarında hissetmeye başlamıştı. Hızlı adımlarla apartman kapısına geldi ve asans&ouml;re binerek evine ulaştı. &Ccedil;abucak mutfağa y&ouml;neldi. Aldığı &uuml;r&uuml;nleri &ouml;zenle poşetten &ccedil;ıkartarak, peynirleri &uuml;&ccedil; ayrı saklama kabına koydu. Paketinden &ccedil;ıkarttığı sosisleri de &ouml;zenle şişlere ge&ccedil;irerek, uzun ince bir kaba koyarak, arka odadan aldığı piknik sepetine yerleştirdi. P&ouml;tikare &ouml;rt&uuml;ye sardığı şarabı da sepete koyduktan sonra, rit&uuml;elin en &ouml;nemli ayrıntısını halletmek i&ccedil;in banyoda gizli tuttuğu iksir şişesini ve bir par&ccedil;a pamuğu mutfağa getirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece bu g&uuml;nler i&ccedil;in kenarda tuttuğu kristal kadehleri tezg&acirc;ha koydu ve kendi kadehini yeşil bir pe&ccedil;eteye sardı. Pamuğa birka&ccedil; damla iksir damlatarak, diğer kadehin ağız kısmına s&uuml;rmeye başladı. Pamuğun turu son bulacakken, balkona giren bir g&uuml;vercin, M&rsquo;nin dikkatini dağıttı. Kadehi elinden bırakıp balkona baktığında ise kuş &ccedil;oktan kendini toparlayıp yoluna gitmişti bile.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci kadehi kırmızı pe&ccedil;eteye sardıktan sonra sepete koyarak mutfaktan &ccedil;ıktı.</p>
<p style="text-align: justify;">&Uuml;zerini değiştirip, son buluşmanın yapılacağı s&uuml;rpriz yerine gitmek i&ccedil;in yola koyulma vakti gelmişti. Evin kapısından &ccedil;ıkmadan hemen &ouml;nce aradığı taksi, M&rsquo;yi apartmanın &ouml;n&uuml;nde bekliyordu. Sol kapıyı a&ccedil;arak sepeti koltuğa bıraktıktan sonra, kendisi de sağ arka koltuğa oturdu ve taksi yola &ccedil;ıktı&hellip;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Son d&ouml;nemlerdeki dengesiz gelgitleri y&uuml;z&uuml;nden, hayatlarının bu g&uuml;zel zamanlarını zulme &ccedil;evirmeye başlayan M&rsquo;ye kızgın olsa da son bir şans vermek istemişti gen&ccedil; kadın, sevdiği adama. Belki de yaşadığı stresli zamanlar, ilişkilerinde aşmaları gereken bir engel, d&ouml;nmeleri gereken sonu g&ouml;r&uuml;lmez bir sapak olmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Hazırlan, seni almaya geliyorum.&rdquo; Mesajını okuduktan sonra, oturduğu yatağından kalkarak &uuml;zerini giyinmeye başladı. On beş dakika sonunda telefonu &ccedil;aldı&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Kapının &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıktığında, taksiyle onu almaya gelen M karşıladı kadını. Y&uuml;z&uuml;nde yine o tatlı g&uuml;l&uuml;msemesiyle sarıldı k&uuml;&ccedil;&uuml;k bedenine. Kollarının arasındaki sıcaklığın ardında atan kalbi dinledi birka&ccedil; saniye. M yukarıdan bakarken, g&ouml;zleri ışıldadı eski g&uuml;nlerdeki gibi. Nazik bir beyefendi olarak taksinin kapısını a&ccedil;arak arka koltuğa oturttu M, sevdiği kadını. Arabanın diğer tarafına dolanarak, yanına oturdu ve elini nazik&ccedil;e kavradı B&rsquo;nin. Kadının k&uuml;&ccedil;&uuml;k elleri avucunda kaybolurken, aralarındaki &ccedil;ekim de yine kendini hissettirmeye başlamıştı. K&ouml;t&uuml;l&uuml;k, derinlerden a&ccedil;lık &ccedil;ığlıkları atarken, taksiciye işaret verdi M ve yol akmaya başladı o son d&uuml;zl&uuml;ğe doğru.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Yaklaşık yirmi dakikalık yol boyunca hi&ccedil;bir konuşma ge&ccedil;medi aralarında. Arada sırada kadın ka&ccedil;amak bakışlarla s&uuml;z&uuml;yordu, elini tuttuğu gizemli adamı. M g&ouml;zlerini camdan dışarıya odaklamış, hafif bir tebess&uuml;mle g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Taksi şehir merkezinden uzaklaşmış ve tarlaların arasından ge&ccedil;erek patika yollara sapmıştı. Kadın, nereye gittiklerine anlam vermeye &ccedil;alışırken, M kadına d&ouml;nerek;</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;G&ouml;zlerini kapat g&uuml;zelim, geldik.&rdquo; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Taksi yavaşladı, kapının a&ccedil;ılma sesi geldi ve kadının ellerinden tutan M, onu nazik&ccedil;e ara&ccedil;tan indirdi. Seslere odaklanan B, taksinin gittiğini duydu. Artık bu ıssız karanlıkta sadece ikisi kalmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Şimdi seni y&ouml;nlendireceğim, bana g&uuml;ven.&rdquo; Komutuyla birlikte, kadının omuzlarına yaslanan eller onu yavaş&ccedil;a y&uuml;r&uuml;mesi i&ccedil;in ittiriyor, bazen hafif sendelemeler eşliğinde sağ ve sola d&ouml;n&uuml;şler ile toprak zeminde dengesini kurmasına yardımcı oluyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Şimdi, yavaş&ccedil;a g&ouml;zlerini a&ccedil;&hellip;&rdquo;</p>
<p style="text-align: justify;">B g&ouml;zlerini &uuml;rkek&ccedil;e ve yavaş&ccedil;a a&ccedil;tı. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; manzara karşısında, i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;yen korkusu yok oldu. Yerini mutluluk ve huzurun, aşk ile tutuşan sessizliği aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Olabildiğince uzanan yeşil bir &ccedil;ayırın ortasında, g&uuml;neşin batışına yakın kızılın ve serinliğin kalbinde, yerde kurulmuş tatlı bir piknik &ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinde duran atıştırmalıklar ve yanan mangaldan t&uuml;ten k&ouml;m&uuml;r kokusu eşliğinde d&ouml;nd&uuml; sevdiği adama doğru. G&ouml;zlerindeki aşk, adamın g&ouml;zleriyle buluştu ve dudakları hasretle kavuştu&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Aradan ge&ccedil;en birka&ccedil; dakikanın ardından ayrıldı kavuşan kalpler. Sevgi dolu bakışların eşliğinde el ele y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler tatlı s&uuml;rpriz sofrasına.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;rt&uuml;n&uuml;n bir ucuna B, diğer ucuna M oturdu ve sosisler pişmeye başladı k&ouml;m&uuml;r&uuml;n sıcaklığında.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Bunca hazırlığı ne ara yaptın?&rdquo; sorusuyla M&rsquo;yi uyandırdı kadın, korların kızıllığının derinlerinden.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Seni aramadan birka&ccedil; saat &ouml;nce alışverişimi hallederek buraya geldim tatlım. Bu manzarayı her zaman sevmişimdir ve bu &ouml;zel g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; burada noktalamak istiyorum.&rdquo;</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın etrafındaki g&uuml;zellikleri seyrederken, M sepetten &ccedil;ıkarttığı kadehleri ve şarabı &ouml;rt&uuml;n&uuml;n &uuml;zerine &ouml;zenle yerleştirdi. Tirbuşon ile şarabın mantarını a&ccedil;arken, kadın da hayranlıkla erkeğinin hizmet etmesini izliyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">M kadehleri &ouml;zenle doldurup, şişeyi kapattıktan sonra B&rsquo;nin g&ouml;zlerindeki mutluluğa doğru kadeh kaldırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Bize ve doyuma ulaşmamıza i&ccedil;iyorum.&rdquo;</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın, t&uuml;m g&uuml;zelliğiyle karşılık verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Aşkımıza&hellip;&rdquo;</p>
<p style="text-align: justify;">İlk yudumların ekşimsi tadı damaklarına ulaşırken, B ağzına değen acılığı fark etti. İ&ccedil;inden bir ses yanlış giden bir şeyler olduğunu haykırırken, omzunun &uuml;zerinden bir &uuml;rperti sardı bedenini.</p>
<p style="text-align: justify;">Ani bir hareketle arkasına baktığında, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; sadece yeşillik olan bu yokluğun ortasında farklı bir titreşim daha vardı. Kadehin farklı yerinden bir yudum daha i&ccedil;tiğinde sadece şarabın tadını yakaladı k&uuml;&ccedil;&uuml;k dudakları. Kaşları &ccedil;atılırken, g&ouml;zlerini kaldırdığında karşısında sinsice bakan ve hi&ccedil; tanımadığı bir &ccedil;ift g&ouml;zle &ccedil;arpıştı zihni. Dudaklarına yayılan uyuşma hissiyle birlikte, i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;yen korkuyu kucakladı deli gibi atan kalbi&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">K&ouml;m&uuml;rlerin &uuml;zerinde alev alan yanmış sosislerin kokusunun arasında M&rsquo;nin kafasının i&ccedil;inden bir haykırış y&uuml;kseldi&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Şimdi!&rdquo; diye emir verdi k&ouml;t&uuml;l&uuml;k.</p>
<p style="text-align: justify;">M, oturduğu yerden hızla kalkarak kadının &uuml;zerine atladı. Daha ne olduğunu anlayamadan, adamın bedeninin altında ezilirken buldu kendini B. Konuşmaya &ccedil;alıştık&ccedil;a dudaklarındaki uyuşma artıyor ve kelimeler ağzında b&uuml;y&uuml;yordu.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;rt&uuml;n&uuml;n &uuml;zerindeki yiyecekler etrafa dağılmış, kadehlerden d&ouml;k&uuml;len şarap &ouml;rt&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinde kanlı lekeler gibi şekiller oluşturmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">M ellerini B&rsquo;nin boğazına bastırıyor ve b&uuml;t&uuml;n ağırlığıyla nefesini t&uuml;ketmek ve kendi mutluluğuna ulaşmak i&ccedil;in &uuml;zerine &ccedil;&ouml;k&uuml;yordu.</p>
<p style="text-align: justify;">M ağzının kenarından s&uuml;z&uuml;len salyaların arasından tıslarken, doruğa &ccedil;ıkan bir aşk gecesinin son anlarını yaşayan bir hayvan gibiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Nefesi t&uuml;kenirken sonunun geldiğini d&uuml;ş&uuml;nen B, azalan uyuşmanın verdiği bir par&ccedil;a g&uuml;&ccedil; ile &ccedil;ırpınmaya başlasa da &uuml;zerine &ccedil;ullanmış adamdan bir t&uuml;rl&uuml; sıyrılamıyordu. Minik elleriyle y&uuml;z&uuml;ne vuruyor, tırmalıyor, bacak arasına diz atmaya &ccedil;alışıyordu. Aldığı her darbede daha da hırslanan bu vahşi yaratık, g&ouml;zlerinden keyif yaşları s&uuml;z&uuml;l&uuml;rken boğazını daha fazla sıkıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Artık g&ouml;zleri kararmaya başlayan B son bir umutla etrafına bakındı. Taş, kum veya eliyle tutabileceği bir nesne ararken, karanlıkların i&ccedil;inden bir siluet belirdi. Solgun ve &uuml;zg&uuml;n bir kadının y&uuml;z&uuml;, netleşmeye başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Artık sonum geldi ve &ouml;l&uuml;m meleği beni g&ouml;t&uuml;rmeye geldi.&rdquo; d&uuml;ş&uuml;ncesiyle, umudunun son saniyelerini harcarken, kadın B&rsquo;nin elinden tutup, &ccedil;imenlerin arasındaki sert bir cisme ulaşmasına yardımcı oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Tuttuğu cisme bakınca, bunun Japon tarzı metal bir sa&ccedil; tokası olduğunu g&ouml;ren B son g&uuml;c&uuml;yle ince demir &ccedil;ubuğu, adamın boğazına sapladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Boynundaki baskı azaldı ve M elleriyle boynunu tutarak geriye doğru d&uuml;şt&uuml;. Kadın yattığı yerden nefes nefese kalkarak, yerde kanlar i&ccedil;inde yatan caniye doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Tokayı boynundan &ccedil;ıkartmak &uuml;zere hamle yapan adamın boğazına bastırarak, demir par&ccedil;asını daha da i&ccedil;eriye ittirdi ve kıpkırmızı olmuş g&ouml;zleriyle yerde &ccedil;ırpınan et par&ccedil;asına nefretini kustu.</p>
<p style="text-align: justify;">K&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n a&ccedil;lığını doyurmak i&ccedil;in geldiği mabedinde, kendi sonunu bulan M kalkmaya &ccedil;alıştık&ccedil;a batıyor, bağırmaya &ccedil;alıştık&ccedil;a sesi kısılıyordu. G&uuml;c&uuml; t&uuml;keniyordu artık. G&ouml;ky&uuml;z&uuml; kararırken, karanlıktan &ccedil;ıkan anıları belirmeye başladı&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Kızgın, kırgın ve &ouml;lm&uuml;ş anılar.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;len sevgiler ve yitip giden duyguların arkasına saklanmış faili me&ccedil;huller.</p>
<p style="text-align: justify;">Adaletin h&uuml;k&uuml;m bulamadığı, doğanın ve evrenin adaletinin son anlarında, gidenleri seyretti acılarının pen&ccedil;esinden giren kuşun kanatlarında. Yitip giden nefesi ve toprakla buluşunca donan kandamlalarının ardında, arada kalanların seslerini duydu. Hepsi de &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; hislerinin nefretini haykırıyordu &ccedil;ınlayan kulaklarına.</p>
<p style="text-align: justify;">Ruhu &ouml;ld&uuml;, duyduğu acılarla. Kalbi &ouml;ld&uuml;, zulm&uuml;ne uğrayan sevgilerle. Beyni &ouml;ld&uuml;, anlamsızlaştırdığı anıların hi&ccedil;liğinde&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">&hellip;ve sonunda kendisi &ouml;ld&uuml;, &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; b&uuml;t&uuml;n iyiliklerin işkencesinin pen&ccedil;esinde.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><em>***Yitip giden t&uuml;m sevgilere ithafen&hellip;***</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Korkunun Tutsakları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/Korkunun-Tutsaklar%C4%B1</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/Korkunun-Tutsaklar%C4%B1</guid>
<description><![CDATA[ Cesaretinizi toplayıp, anahtar deliğinden içeriye bakın...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60d7aba3f0803.jpg" length="96008" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 27 Jun 2021 01:34:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Levozbozkurt</dc:creator>
<media:keywords>korku, gerilim, cesaret, anahtar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu esaret ne zaman bitecek?</p>
<p>Ne zaman son bulacak insanların korkuları ve biz kucaklaşacağız?</p>
<p>Karanlıktaki bekleyişimin bir sonu olacak mı? G&ouml;rd&uuml;klerimin i&ccedil;inde hapsolanları, g&ouml;remeyenlerin kalplerindeki derinliklerden &ccedil;ıkartıp kendi kapımın anahtarına kavuşma isteğiyle &ccedil;ığlıklar atarken; kendini kaybedercesine ka&ccedil;anlara kahkahalarla g&uuml;l&uuml;yorum.</p>
<p>Buradaki hik&acirc;yemin ne zaman başladığını unuttum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; unutmazsak; asla o son d&ouml;nemeci aşıp, &ccedil;ıkışa varamayız. Bize sunulan lanetli g&ouml;revi ancak boş vermişlikle bitirebiliriz...</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;***</p>
<p style="text-align: left;">Korku evinin namını duyduğumda, hakkında bilgi toplamaya başlamıştım. Yazılanlara g&ouml;re; gelen insanlardan bazıları psikolojik tedavi g&ouml;rm&uuml;ş, panik atak krizleri ge&ccedil;irmiş, halen tedavisinin devam ettiği şizofreni atağı yaşayan m&uuml;şterileri varmış. Evin kurucusu, tedavi masraflarını &uuml;stlenmeyi kabul etmiş ve yasal işlemler sonlandırılmış.</p>
<p style="text-align: left;">Genelde yaptığımız ekip planlarımızda hep bir p&uuml;r&uuml;z &ccedil;ıkmış, iptal olmuştu.</p>
<p style="text-align: left;">Bu sefer erken davranarak g&uuml;nler &ouml;ncesinden evin sahibiyle g&ouml;r&uuml;şmeye gittim. Korku evini aradım ve beş kişilik rezervasyon yaptırmak istediğimi s&ouml;yledim. Telefondaki adamla buluşma i&ccedil;in uygun saat ve mek&acirc;na karar verip konuşmayı sonlandırdık.</p>
<p style="text-align: left;">Buluşma saatinden yirmi dakika &ouml;nce mek&acirc;na gittim. Kendi kendime, "acaba nasıl bir tip gelecek," diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, mek&acirc;nın &ouml;n&uuml;nde duran 1959 model, siyah Cadillac arabayı g&ouml;r&uuml;nce, beklediğim adamın geldiğini anlamıştım. Araba; klasik Amerikan cenaze arabasıydı, mat siyah ve krom kaplamaların uyumu beni kendine &ccedil;ekmişti. Kocaman g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne kilitlenmiş bir şekilde bakarken, s&uuml;r&uuml;c&uuml; tarafındaki kapı a&ccedil;ıldı ve şof&ouml;r dışarıya &ccedil;ıktı. 1,80 boyunda, siyah takım elbise giymiş, beyaz tenli adamı g&ouml;r&uuml;nce; bu gezinin &ccedil;ok eğlendirici ve ger&ccedil;ekten korkutucu olacağına kanaat getirmiştim.</p>
<p style="text-align: left;">Adam, insanların tuhaf bakışlarına aldırış etmeden kapıda durup etrafa bakarken, ayağa kalkıp ona doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım.</p>
<p style="text-align: left;">"Merhaba, ben Levent." Tokalaşmak i&ccedil;in elimi uzattığımda, g&uuml;neş g&ouml;zl&uuml;klerini &ccedil;ıkartarak elimi sıkıca ve buz gibi bir hisle kavradı.</p>
<p style="text-align: left;">"Merhaba dostum, ben de Mayki." G&uuml;l&uuml;msemesi yayıldı.</p>
<p style="text-align: left;">"Ger&ccedil;ek adımı, evdeki turunuzun sonunda s&ouml;ylerim."</p>
<p style="text-align: left;">"Pek&acirc;l&acirc;. O zaman oturalım ve bir şeyler i&ccedil;erken diğer ayrıntılara ge&ccedil;elim." Elimle oturduğum masayı işaret ettim. Masaların arasında y&uuml;r&uuml;rken, yanından ge&ccedil;tiğimiz insanlar sanki hayalet g&ouml;rm&uuml;ş gibi bize bakıyordu. Masamıza oturduğumuzda, garson siparişlerimizi almak &uuml;zere yanımıza geldi.</p>
<p style="text-align: left;">"Hoş geldiniz, ne arzu edersiniz?" Zavallı kızcağızın konuşurken sesi titremişti.</p>
<p style="text-align: left;">Mayki'ye bakarak,</p>
<p style="text-align: left;">"Ne istersin dostum?" diye sordum.</p>
<p style="text-align: left;">"Sade nescafe." Sesindeki ağır tını kanımın &ccedil;ekilmesine sebep olmuştu.</p>
<p style="text-align: left;">"İki sade nescafe l&uuml;tfen." diye cevaplayarak, garson kızı &ccedil;ektiği işkencenin i&ccedil;inden &ccedil;ekip &ccedil;ıkartmıştım. Kız yanımızdan ayrılırken, ben de yeni arkadaşıma sohbete başladım.</p>
<p style="text-align: left;">"&Ouml;ncelikle tanıştığımıza &ccedil;ok memnun oldum. Korku evinizin namını duydum ve hakkında araştırma yaptım. Mazisinin bu kadar karanlık ve korkutucu olması benim i&ccedil;in karşı konulamaz bir &ccedil;ekicilik sağladı. İ&ccedil;eride bizi bekleyenleri merak ediyorum." Konuşurken sanki g&ouml;zlerime değil de ruhuma bakıyordu. Bu adamın derinlerinde, g&ouml;r&uuml;nenin aksine başka şeyler olduğuna emindim. Konuşmam bittiği sırada, kahvelerimiz gelmişti. Garson, elleri titreyerek siparişlerimizi masaya bırakırken, Mayki kızın elini tuttu;</p>
<p style="text-align: left;">"Bu kadar korkacak bir şey yok k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım. Şu anda ilgimi &ccedil;ekmiyorsun." Minyon ve kırılgan g&ouml;r&uuml;nen kız, g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nde eriyip gitti. Kız, yanımızdan ayrıldıktan sonra Mayki bana d&ouml;nerek;</p>
<p style="text-align: left;">"Size i&ccedil;erideki sırlarımızdan bahsedemem. Bizim metotlarımız, d&uuml;nyanın hi&ccedil;bir yerinde olmayan ve kişilere &ouml;zel olarak değişen, karmaşık bir sistem &uuml;zerine kurulmuştur."</p>
<p style="text-align: left;">Adam konuşurken, ben de merak denizinde, hayal edemediğim bilinmezlerle y&uuml;zmeye başlamıştım. Zihnimde gezinen g&ouml;lgelere anlam kazandırmaya &ccedil;alışırken;</p>
<p style="text-align: left;">"Tur g&uuml;n&uuml;nde, sizi belirlediğimiz bir noktadan alıyoruz. Sizi evimizde ağırlayacak ve s&ouml;zleşme imzalayacağız. Birka&ccedil; sağlık kontrol&uuml;nden de ge&ccedil;meniz gerekiyor."</p>
<p style="text-align: left;">"Ne gibi kontrollerden bahsediyorsun?"</p>
<p style="text-align: left;">"Korku evinde yaşanmış olaylardan sonra oluşabilecek sıkıntılardan en az kayıpla kurtulmak adına birka&ccedil; psikolojik ve fiziksel yeterlilik testine gireceksiniz."</p>
<p style="text-align: left;">"Anlıyorum ve bunda da &ccedil;ok haklısınız."</p>
<p style="text-align: left;">Konuşmamızın sonlarına gelirken Mayki g&uuml;n&uuml; belirlememiz i&ccedil;in randevu defterini &ccedil;ıkardı ve tur g&uuml;n&uuml; olan; 01.03.2020 tarihini not aldı. Defteri cebine koyarken ruhuma dokunan son bir bakış yakaladım g&ouml;zlerinde. Bu bakışın altındaki derin karanlığı ancak korku evine girdiğimde &ouml;ğrenecektim.</p>
<p style="text-align: left;">Sohbetimizi ve tanışmamızı geride bırakarak mek&acirc;ndan ayrıldık. Ben de diğerlerinin yanına gitmek i&ccedil;in yola koyuldum.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</p>
<p style="text-align: left;">Uzun yıllardır &ccedil;alışmalarını s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z m&uuml;zik grubumuzun alb&uuml;m yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml;yd&uuml;. Mayki ile buluştuğumuz g&uuml;n&uuml;n akşamında, Saygın ve Emine'nin evinde akşam yemeği planı yapmıştık. Tur hakkındaki gelişmeleri de yemek sırasında anlatacaktım. Saygın'ların evine yakın olduğumdan, erken gitmeye ve hazırlıklara yardım etmeye kara verdim.</p>
<p style="text-align: left;">Telefonla Saygın'ı aradım;</p>
<p style="text-align: left;">"Kardeşim, nerelerdesiniz? İşlerim bitti ve yardıma geleceğim."</p>
<p style="text-align: left;">"Markete gitmek i&ccedil;in &ccedil;ıkmak &uuml;zereyiz. Sen neler yaptın?"</p>
<p style="text-align: left;">G&uuml;n i&ccedil;inde yaptıklarımı ve planı anlatmak i&ccedil;in can atıyor olsam da şimdilik susmalıydım.</p>
<p style="text-align: left;">"Dışarıda birka&ccedil; işim vardı. Şimdi size doğru geliyorum."</p>
<p style="text-align: left;">"Tamam dostum. Bekliyoruz."</p>
<p style="text-align: left;">Adımlarımı hızlandırarak, evin olduğu sokağa yaklaştım. Saygın ve Emine, kapının &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkmıştı. Kısa bir selamlaşmanın ardından markete gitmek &uuml;zere yola koyulduk.</p>
<p style="text-align: left;">Alınacaklar listesi bayağı uzundu. Ana yemek i&ccedil;in et se&ccedil;enekleri, mezeler, salata malzemeleri... Market turu s&uuml;rerken, Hasan aradı.</p>
<p style="text-align: left;">"Alo, kardeşim. Neler yaptınız?"</p>
<p style="text-align: left;">"Saygın ve Emine ile birlikte marketteyiz. Yarım saate evde oluruz. İşiniz yoksa gelin, d&ouml;rt koldan hazırlıkları halledelim."</p>
<p style="text-align: left;">"Tamamdır. Yağmur da yola &ccedil;ıkmış. Evde buluşuruz." Telefonu kapatıp marketten &ccedil;ıkarak evin yolunu tuttuk.</p>
<p style="text-align: left;">Eve vardığımızda, ben masayı kurarken Saygın da mangalı yakmaya başlamıştı. Emine, mutfakta salata ve mangal i&ccedil;in sosları hazırlarken kapı &ccedil;aldı. Hasan ve Yağmur'un da bize katılmasıyla, ekip geceye hazırdı.</p>
<p style="text-align: left;">İki saatin sonunda, masamız t&uuml;m ihtişamıyla bizi &ccedil;ağırıyordu. İlk kadehlerle birlikte, eğlence başlamıştı. Saatler ilerledik&ccedil;e, sohbet koyulaşmaya ve planımı anlatmam i&ccedil;in bana zemin hazırlamaya başlamıştı.</p>
<p style="text-align: left;">"Arkadaşlar, pazar g&uuml;n&uuml; i&ccedil;in plan yapmayın. Size kemiklerinizi bedeninizden ayıracak bir s&uuml;rprizim var." Bu tarz c&uuml;mlelerime alışık olsalar da arkasından gelebilecek konunun, illaki sıra dışı olacağını bildikleri i&ccedil;in p&uuml;r dikkat beni dinliyorlardı.</p>
<p style="text-align: left;">"Ge&ccedil;en hafta, şehir dışında a&ccedil;ılmış bir korku evinin reklamını g&ouml;rd&uuml;m. Bu konuda &ccedil;ok iyi olduklarını ve y&ouml;ntemlerinin kusursuz olduğunu okudum. Bug&uuml;n gelmeden &ouml;nce de randevu aldım..." Birka&ccedil; g&uuml;n&uuml;n &ouml;zetini anlattım, fikirlerini ve kararlarını almak &uuml;zere geri &ccedil;ekildim.</p>
<p style="text-align: left;">Emine ve Saygın, korku temaları hakkında bize nazaran daha zayıf olsalar da Hasan ve Yağmur'un da desteğiyle pazar g&uuml;n&uuml;ne onay verdiler.</p>
<p style="text-align: left;">"Tek bir şartla geliriz." dedi Emine.</p>
<p style="text-align: left;">"Zorlandığımızı hissettiğimizde, &ccedil;ıkarız."</p>
<p style="text-align: left;">Fazla &uuml;stlerine varmadan;</p>
<p style="text-align: left;">"Belirli durumlarda, kişiler turu bırakabiliyorlar." dedim.</p>
<p style="text-align: left;">Yemeğin, rakının ve sohbetin sonlarına yaklaşırken; ev hakkındaki bilgileri paylaşarak geceyi noktalamıştık. Saygın ve Emine &ccedil;iftine veda ederek, pazar g&uuml;n&uuml; &ouml;ğlen saatinde buluşmak &uuml;zere evden ayrıldık.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</p>
<p style="text-align: left;">Pazar sabahı saat 08.15 sularında uyandığımda, gece g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m r&uuml;yanın etkisinden kurtulmak i&ccedil;in kendime sert bir kahve hazırlayıp, sabah serinliğine aldırmadan balkona oturdum ve k&acirc;buslarımdan arta kalanları d&uuml;ş&uuml;nmeye başladım...</p>
<p style="text-align: left;">R&uuml;yamda; karanlık koridorlarda, arkamda beni takip eden karanlık ellerden ka&ccedil;ıyordum. Bana her dokunduğunda, kulaklarıma dolan &ccedil;ığlıkları ve yardım isteyen ruhları duyuyordum. Karşıma &ccedil;ıkan kapıları a&ccedil;tık&ccedil;a, başka koridorlara ve başka odalara d&uuml;ş&uuml;yordum. Odalarda; tanımadığım y&uuml;zlerin, kanlı v&uuml;cutlarından taşan par&ccedil;alanmış organlarıyla eğlenen maskeli insanlar ve bu insanlara anlamadığım karanlık bir dilde emirler yağdıran Mayki vardı...</p>
<p style="text-align: left;">Gece d&ouml;rt defa uyanmıştım. Tekrar uykuya dalışımda, k&acirc;buslar kaldığı yerden devam ediyordu. Sanki r&uuml;yada bayılıp, kendi d&uuml;nyama ge&ccedil;miş ve tekrar uyuduğumda r&uuml;yamda ayılarak, devam eden bir korku d&ouml;ng&uuml;s&uuml;nde yuvarlanır gibiydim.</p>
<p style="text-align: left;">Kahvaltı &ouml;ncesi iki bardak kahve ve iki saatlik d&uuml;ş&uuml;nme faslının bitiminde, evden erken &ccedil;ıkmaya karar verdim. Erkenden insanları organize ederek Saygın'ların evine vardım. Kapıdan girdiğimde; taze &ccedil;ayın kokusu ve insanların uykulu bakışları ile karşılandım. Kısa bir s&uuml;re sonra, Hasan ve Yağmur da bize katıldı.</p>
<p style="text-align: left;">Buluşmaya yarım saat kala Mayki aradı...</p>
<p style="text-align: left;">"G&uuml;naydın, bug&uuml;n&uuml;n şanslı ruhları." Sesindeki a&ccedil;lığın tonu, kulaklarıma dolan kahkahasıyla birleşince, k&acirc;buslarımdan &ccedil;ıkan bir hortlakla konuşuyor hissine kapılmıştım.</p>
<p style="text-align: left;">"G&uuml;naydın, korkunun azmettirici g&uuml;c&uuml;." Bu şekilde hitap etmem hoşuna gitmiş olacak ki aynı kahkahayı, i&ccedil;tenlikle yollamıştı kalbime.</p>
<p style="text-align: left;">"Buluşma vaktimiz yaklaşıyor, umarım hayatınızın en korkun&ccedil; g&uuml;n&uuml;ne hazırsınızdır."</p>
<p style="text-align: left;">"Tabii ki hazırız. Sen de ge&ccedil; kalmamaya &ccedil;alış. Bekleyen ruhları k&uuml;st&uuml;rme."</p>
<p style="text-align: left;">"Tamamdır. Yaklaşırken sizi ararım."</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Telefonu kapattığımda, y&uuml;z&uuml;me oturan sadist&ccedil;e g&uuml;l&uuml;mseme, diğerlerinin soru soran bakışlarıyla birlikte normale d&ouml;nd&uuml;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Haydi bakalım, zamanımız azalıyor. Etrafı toparlayıp, hazırlanmaya başlayalım."&nbsp;diyerek, insanları harekete ge&ccedil;irdim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yirmi dakikalık hazırlık s&uuml;recinin ardından gelen telefonla birlikte, buluşma noktamıza doğru evden ayrıldık...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mayki bizi almak i&ccedil;in geldiğinde, diğerlerinde de benim ilk tepkimin benzerini g&ouml;rd&uuml;m. Karşımızda duran ihtişamlı araba ve şof&ouml;r koltuğundaki garip adam...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yolda giderken tanışma ve sohbet i&ccedil;in bolca vaktimiz olacaktı. Arabaya doluştuk ve bizi bekleyen korku dolu saatler i&ccedil;in yolculuğumuz başladı. Şehir dışına &ccedil;ıktığımızda, bilmediğimiz patikaların arasında gizlenen ağa&ccedil;lık yollara saptık. Yol kenarındaki ağa&ccedil;lar; insanı hipnotize edercesine sallanıyor, dallarına değen r&uuml;zg&acirc;rlarla kucaklaşarak dans ediyordu. Dalların arasından ge&ccedil;en r&uuml;zg&acirc;rın, kulaklarıma taşıdığı fısıltılarla kendimden ge&ccedil;miş halde dışarı bakarken; Mayki'nin sesiyle, zihnim yeniden d&uuml;nyaya adım attı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Yaklaşıyoruz, hazır olun." Bizi g&ouml;receklerimize hazırlarcasına &ccedil;ıkan sesine doğru koşarken, yolun sonundaki arazinin ortasında, t&uuml;m ihtişamıyla bize vahşice g&uuml;l&uuml;mseyen evi g&ouml;rd&uuml;m. Arazinin girişinde durduğumuzda kapının g&uuml;zelliği karşısında dona kalmıştık. Y&uuml;ksek s&uuml;tunların &uuml;zerine oturmuş Gargoyle fig&uuml;rleri, gelişimize mutlu olmuş&ccedil;asına bize g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu. Mayki, cebinden &ccedil;ıkarttığı kumandayla, &uuml;zerinde altın renkli b&uuml;y&uuml;k bir 'M' harfi olan demir kapıyı a&ccedil;tığında, fig&uuml;rler de hareketlendi. Sahiplerini selamlarcasına oturdukları yerden kalkıp kanatlarını a&ccedil;tılar ve kapının kapanmasıyla tekrar eski hallerini aldılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Heykellerin bu şekilde hareket etmesinin şaşkınlığıyla kapıya bakarken, Mayki'nin donuk kıkırtısını işittim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"G&ouml;rd&uuml;kleriniz sadece başlangı&ccedil;."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Parke taşlarıyla d&ouml;şeli yolda, tekerleklerin &ccedil;ıkarttığı hırıltılı sarsıntının sessizliğinde eve vardık. Arabadan inip g&ouml;zlerimi eve &ccedil;evirdiğim zaman, karşımızda duran malik&acirc;nenin g&uuml;zelliği kendini t&uuml;m ayrıntılarıyla ruhlarımıza sunuyordu...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zifirisine gri bir kaymak &ccedil;ekilmiş; bir ihtiyar k&ouml;peğin kırışık alnındaki &ccedil;izgileri temsil eden duvarlarıyla, bal peteğini andıran nakışlarıyla s&uuml;slenmiş bir noktayla g&ouml;zlere &ccedil;arpan devasa bir yaratık izlenimi veren yapının dil ısırtan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;; siyah şeffaf bir &ouml;rt&uuml;ye benzer sisli bir gecede bile &ouml;teden kendisini belli edecek bir ihtişamla bize bakıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Giriş kapısına uzanan &uuml;&ccedil; d&ouml;neme&ccedil;li geniş merdivenlerin başında duran ş&ouml;valye zırhları, ellerindeki kılı&ccedil;ların parlaklığıyla g&ouml;zlerimizi kamaştırdı. Merdivenleri &ccedil;ıkarken, &uuml;&ccedil; katlı binanın mimarisine şaşkınlıkla bakıyorduk. Kapının girişindeki kemerlerin ihtişamı, evin kendisi kadar &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml;yd&uuml;. Eski tarz oymalı kapının &uuml;zerindeki kocaman kuru kafa fig&uuml;r&uuml;; Mayki'nin, &ccedil;enesinden tutup tokmak olarak kullanmasıyla canlandı ve kocaman kapı, kahkaha atan bir gıcırtıyla ardına kadar a&ccedil;ıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"&Ccedil;ekinmeyin, kendinizi evinizde hissedin."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sizi bilmem ama ben burada sonsuza kadar yaşayabilirim." dediğimde, Mayki'nin sırıtışı yayıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Saygın ve Emine kol kola girmiş, ağızları bir karış a&ccedil;ılmış halde etrafı izlerken; Hasan ve Yağmur da duvarda asılı tabloları, sanki bir resim sergisini gezen iki entelekt&uuml;el gibi inceleyerek, kendi turlarını başlatmışlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Işıkla birlikte g&ouml;zlerimize oyunlar oynayan, altın ve yeşil karışımı yer karoları yolumuzu aydınlatıyordu. Neredeyse on metre y&uuml;ksekliğindeki, tavana kadar uzanan s&uuml;tunların i&ccedil;inde bir şeylerin yaşadığını hissetmiştim. Duvarda asılı olan orta &ccedil;ağ tabloları, kendi hik&acirc;yeleriyle bizi selamlıyor ve onlara baktık&ccedil;a kalplerimizi ele ge&ccedil;iriyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Burası &ccedil;ok g&uuml;zel." derken, Emine'nin sesindeki hayranlık fısıltısı, y&uuml;ksek tavanların en karanlık k&ouml;şelerine kadar ulaşmıştı. Ev de kendince teşekk&uuml;r etmek istercesine; i&ccedil;eride gezen serin havayı y&uuml;zlerimize vurarak, derin bir nefes almamızı ve geziye devam etmemizi s&ouml;yler gibiydi...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"&Ouml;ncelikle s&ouml;zleşme ve diğer işlemler i&ccedil;in sizi bu odaya alalım." Mayki, giriş kapısının hemen solunda duran odayı işaret etti. O ana kadar orada olduğunu fark etmediğimiz uşak, kapıyı a&ccedil;mış ve misafirperver bir edayla bize bakıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tablolara dalmış olan Hasan ve Yağmur'a seslendim ve odaya girdik. Oda, dışarısının ihtişamına karşın, olduk&ccedil;a sade d&ouml;şenmişti. Kapının karşısında &ouml;zel yapım olan bir ofis masası, &uuml;zerinde bir diz&uuml;st&uuml; bilgisayar, masanın hemen yanında duran kahve makinesi g&ouml;ze &ccedil;arpan ilk ayrıntılardı. Masanın tam karşısında bir &uuml;&ccedil;l&uuml;, iki de tekli, mat siyah koltuk takımı ofisin b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sağlanmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mayki masasına ge&ccedil;erken, biz de koltuklara yerleştik. O sırada uşak kahvelerimizi ikram ederken, Mayki de &ccedil;ekmeceden evrak dosyasını &ccedil;ıkartarak, kalem ve formları uzattı. &Uuml;&ccedil; sayfadan oluşan formda; kişisel bilgilerimiz, sağlık durumumuz, kan grubumuz, ameliyat veya ge&ccedil;irdiğimiz kronik sakatlıklar ve eve kendi isteğimizle geldiğimizi beyan eden, oluşabilecek psikolojik ve fiziki sorunlardan işletmeyi sorumlu tutmayacağımız; feragat s&ouml;zleşmesi bulunuyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmzaladığımız formları masaya bıraktık. Mayki formları inceledikten sonra;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Şimdi de yardımcım sizleri k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir fiziksel teste alacak."&nbsp;dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Ne gibi bir test?"&nbsp;Hasan sessizliğini bozmuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Koşu bandında on dakikalık tura &ccedil;ıkacaksınız. Kalp atışlarınız, nefes sıklığınız ve kan basıncınız &ouml;l&ccedil;&uuml;lecek. Bir şey daha var; test sırasında oluşabilecek bir terslikte, kişiye '</span><span style="text-decoration: underline;"><i><span style="font-weight: 400;">tur i&ccedil;in uygun değildir</span></i></span><span style="font-weight: 400;">' kararını da verebilirim. Bahsi ge&ccedil;en olayları sizlere yolda anlatmıştım."&nbsp;Mayki b&uuml;t&uuml;n bunları anlatırken, i&ccedil;tenliğine kendimizi kaptırmıştık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hi&ccedil; sorun olmaz."&nbsp;dedi Saygın. Kahvelerimizi i&ccedil;ip ofisin i&ccedil;inden spor salonuna doğru, uşağın peşi sıra ilerledik. &Uuml;zerimize eşofmanlarımızı giymek i&ccedil;in soyunma kabinlerine girerek, test i&ccedil;in hazır bir şekilde koşu bantlarının başında beklemeye başladık. Uşak; her birimize kalp ritimlerimizi g&ouml;steren kabloları &ouml;zenle iliştirirken, ağızlarımıza maskeleri takıp, koşu bantlarını ayarladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hafif tempoda başlayan koşu, beşinci dakikadan itibaren artarak, başarılı bir şekilde sonlandı. Uzaktan monit&ouml;rleri izleyen ve notlar alan uşak, test sonu&ccedil;larını Mayki'ye g&ouml;t&uuml;r&uuml;rken, biz de ofise ge&ccedil;tik. Yokluğumuzda hazırlanmış ve masalarımıza konulmuş taze portakal sularımızı yudumlarken, Mayki de k&acirc;ğıtlara bakıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sonu&ccedil;lar olduk&ccedil;a g&uuml;zel. Bunca yoğun iş ve sanat aktivitelerinden sonra b&ouml;ylesi sonu&ccedil;larla karşılaşmak beni olduk&ccedil;a memnun etti. B&uuml;y&uuml;k bir mutlulukla tura hak kazandığınızı belirtmek isterim."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Y&uuml;z&uuml;m&uuml;ze yerleşen memnuniyet ve heyecan duygularıyla, portakal sularımızı bitirip kıpırdanmaya başladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Artık vakit geldi. Hazırsanız &uuml;st kata &ccedil;ıkalım." Mayki'nin g&ouml;z&uuml;nden, kalbimin derinlerine işleyen ışığı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Evet, &ccedil;ok eğleneceğiz." diye mırıldandım...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ofisten &ccedil;ıkıp bir &uuml;st kata ulaştık. Karşısında durduğumuz kapı; tarihin tozlu raflarında şans eseri bulunan, unutulmuş bir kitap gibi bize ustasının zanaatını anlatmaya &ccedil;alışıyordu. Kapının girişinde iri kıyım bir g&ouml;revli duruyordu. Kapı &ouml;n&uuml;nde sıraya girdiğimizde, Mayki;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Eğer ki turun ortasında zorlanır veya &ccedil;ıkmak isterseniz, bir g&uuml;venlik kelimesi belirlemenizi istiyorum."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolay telaffuz edilecek bir kelime d&uuml;ş&uuml;nmeye başladık. Bu karmaşanın i&ccedil;inden Yağmur'un zekice fikriyle &ccedil;ıktık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Niyazi. Nasıl fikir?" Şarkılarımızdan birinin adını se&ccedil;mek gayet mantıklıydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hem de kolay." dedi Hasan.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bu sorunu da &ccedil;&ouml;zd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;ze g&ouml;re, artık kapılar a&ccedil;ılsın ve eğlence başlasın. Sizi s&uuml;rekli izliyor olacağız. Ters bir durumda arkadaşlar size ulaşacak." Mayki s&ouml;z&uuml;n&uuml; bitirip, kapıda bekleyen adama 'tamam' anlamında bir işaret yaptı ve g&ouml;revli, korkunun kapılarını a&ccedil;tı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapıdan i&ccedil;eriye giren ilk kurban ben oldum. Karanlık koridorda y&uuml;r&uuml;rken, diğerleri de arkamdan geliyordu. Dar ve loş koridor, nemli ve k&uuml;fl&uuml; bir kokuyla bize 'merhaba' demişti. Derinlerden gelen uğultular, ilk anlarda anlamsız ve boğuk sesleri andırıyordu. Koridorda ilerledik&ccedil;e; sesler, &ccedil;ığlıklara d&ouml;n&uuml;şmeye ve insanın t&uuml;ylerini diken diken etmeye başlıyordu. G&ouml;zlerimiz karanlığa alıştık&ccedil;a, i&ccedil;erisi sanki bunu anlamış&ccedil;asına karanlığa b&uuml;r&uuml;nme isteğiyle bizi avu&ccedil;larına hapsediyor, karanlığın i&ccedil;inden; kafamıza, y&uuml;z&uuml;m&uuml;ze, kollarımıza değen belirsiz hislerle yolculuğumuz s&uuml;r&uuml;yordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ellerimi &ouml;ne uzatmış, k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve &uuml;rkek adımlarla y&uuml;r&uuml;rken; karşıma bir yol ayrımı geldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Yol burada ikiye ayrılıyor. Ayrılalım mı?"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bana kalırsa ayrılmak yerine biraz daha devam edelim." dedi Hasan. Hepimiz bunun mantıklı olduğu konusunda anlaşarak yola, sağ taraftan devam etme kararı aldık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karanlıkta izlendiğiniz hissine &ccedil;ok kez kapılmışsınızdır. G&ouml;r&uuml;nmeyen k&ouml;şelerden, bilinmeyenlerin g&ouml;zleri &uuml;zerinizde y&uuml;r&uuml;rken, derinlerden gelen nefes sesleri ve &ccedil;ıtırtılarla, korku dolu şekilde yolda y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml; hayal edin. Boş ve karanlık sokaklarda ka&ccedil;mak veya &ccedil;ığlık atmak gibi se&ccedil;enekleriniz vardır; fakat bu dar koridorda bu se&ccedil;enek, şıklar arasında yer almıyordu. Zeminden belli belirsiz titreşimler gelirken, arkamdan gelen &uuml;rkek fısıltıları işittim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Yerde bir şeyler var Levent!" Emine titrek sesiyle fısıldarken, yerdeki titreşimler hissedilir olmaya başladı. Sanki bir mekanizmanın dişlileri bizi yutmak i&ccedil;in ağzını a&ccedil;ıyor gibi homurdandı ve zemin bir anda boşluk oldu...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Ccedil;ığlıklar atarak d&uuml;şerken; 'sonumuz nereye varacak' heyecanı ve korkusuyla, koyu bir sıvının i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;m. Karanlıkta y&ouml;n&uuml;m&uuml; bulmaya &ccedil;alışıyordum. Diğerlerinin seslerini duymaya başladığımda; ayrı ayrı t&uuml;plerin i&ccedil;inde hapsolduğumuzu anladım. Bir pantomim sanat&ccedil;ısı gibi etrafımı anlamaya &ccedil;alışıyordum. G&ouml;r&uuml;nmez -karanlık- bir camın ardına sıkışmış, &ccedil;ıkmak i&ccedil;in &ccedil;abalayan bir kelebek edasıyla camları yoklarken; uzaklardan yaklaşan kocaman adımları duydum. Karanlığı delerek yaklaşan ayak sesleri hızlandı ve cama &ccedil;arpan kocaman bir suratla, &ccedil;ığlık atarak tekrar koyu sıvının i&ccedil;inde &ccedil;ırpınmaya başladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Odada karışık sesler korosu gibi herkes &ccedil;ığlıklar atıyordu. Birileri; i&ccedil;inde sıkıştığımız şeffaf h&uuml;crelerimize yumruklar atıp bağırıyor, biz de karşımızdaki bu karanlık &ouml;fkeyi algılamaya &ccedil;alışırken, korku faresinin ruhumuzu kemirmesinin paniğini hissediyorduk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonunda yumruklamalar ve bağırışlar bittiğinde, diğerlerine sesimi duyurmak i&ccedil;in avazım &ccedil;ıktığı kadar bağırdım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Dinleyin! Herkes iyi mi?" Sesim, kendi h&uuml;cremde yankılanmış, diğerlerine ulaşmayı başarmıştım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"İyi değilim Levent! Bizi nasıl bir yere getirdin?" Hasan'ın &ouml;fkeli sesini duyduğumda biraz da olsa rahatlamıştım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derinlerden diğerleri de konuşmaya başladı. Yağmur ve Emine &ccedil;ığlıkla karışık, kesik nefesler alıyordu. Saygın, eşini sakinleştirmek i&ccedil;in y&uuml;ksek sesle konuşmaya başladı;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Emine, sakinleş. Hepsi ge&ccedil;ti. Unutma buraya eğlenmeye geldik." Konuşması bittiğinde ortalık biraz daha sessizleşti. Ben de buradan &ccedil;ıkış i&ccedil;in bir şeyler d&uuml;ş&uuml;nme fırsatı bulmuştum. Ayaklarımın altında kapak gibi bir şey hissettim. Derin bir nefes alarak, kendimi koyu ve yapış yapış sıvının derinlerine g&ouml;md&uuml;m. Ellerimle zemini yoklarken, ufak bir vana veya kol arıyordum. Nefesim bitmek &uuml;zereyken aradığım şeyi buldum ve tekrar nefes almak i&ccedil;in yukarıya &ccedil;ıktım. Keşfimi diğerlerine de aktarmak ve bu kutulardan &ccedil;ıkmak i&ccedil;in seslendim;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Gen&ccedil;ler, beni dinleyin. Hemen altınızda bir yerde, ufak bir kol bulacaksınız. Onu &ccedil;ekerseniz, buradan kurtulacağımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum." Herkes onayladığını belirttikten sonra, tekrar derin bir nefes aldım ve son kez karanlığın kollarına bıraktım kendimi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolu &ccedil;ektiğimde, derinlerden gelen uğultuyla birlikte; i&ccedil;inde y&uuml;zd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bu bal&ccedil;ık benzeri sıvı, hızla boşaldı ve kabin yukarıya a&ccedil;ılarak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; ellerimize bıraktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapakların a&ccedil;ılmasıyla birlikte, d&ouml;rt ayrı kapının &uuml;zerindeki ışıklar yanarak, yeni se&ccedil;imimiz i&ccedil;in bize fırsat sunuyordu. Kapılara yaklaşırken, diğerleriyle g&ouml;z g&ouml;ze geldim. Hepsinin y&uuml;z&uuml;ndeki korku ve sinirli ifadeyi tek tek i&ccedil;ime hapsettikten sonra;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hasan, bu seferki se&ccedil;imi sen yap kardeşim." diyerek, Hasan'ı &ouml;ne davet ettim. Yanımdan ge&ccedil;erken,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Buradan &ccedil;ıktığımızda benden bir tokat alacağın var." dedi ve &uuml;zerinde mavi ışık olan kapıya y&ouml;neldi. Kapının kolunu aşağı &ccedil;ektiğinde, diğer kapıların ışıkları s&ouml;nd&uuml; ve derinlerden başka bir kapının a&ccedil;ıldığını duyduk. Kapıdan bir şey &ccedil;ıktığını; adeta uluyarak &uuml;zerimize koşan dev g&ouml;lgeyi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde anladık ve can havliyle se&ccedil;tiğimiz kapıdan kendimizi i&ccedil;eriye attık. Kapı ardımızdan kapandı ve kilit mekanizmasının sesi duyulduğunda ortalık sessizliğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kez girdiğimiz yol engebeliydi. Yaklaşık bir bu&ccedil;uk metre genişliğinde, yer yer y&uuml;kselti ve &ccedil;ukurlar olan, kıvrımlı koridorun duvarlarından cıvık bir sıvı akıyordu. Her dokunduğumda kusacakmış gibi bir hisse kapılıyordum. Bu kez en &ouml;nde Hasan vardı. Yağmur, hemen arkasında y&uuml;r&uuml;rken, ben de sıralamanın sonuna atılmıştım. Aldığım her nefeste ciğerlerime dolan pis kokunun tadını alabiliyordum. Bozuk s&uuml;t gibi bir tat, nefes yollarımı tıkamaya başlamıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine derinlerden gelen &ccedil;ığlık sesleriyle &uuml;rpermeye başlamıştık ki dengemizi korumak adına yaslandığımız yan duvarlar a&ccedil;ıldı. İ&ccedil;eriden &ccedil;ıkan iğren&ccedil; suratlı kafalar, &uuml;st&uuml;m&uuml;ze kusmaya başlamıştı. Saygın da kendini tutamamış ve kusmuk seremonisine katılmıştı. Artık i&ccedil;erideki kokuya biz de kendimizden bir par&ccedil;a eklemiştik. &Ouml;ğ&uuml;rme resitali bittiğinde, koridor genişlemiş ve tekrar bir yol ayrımına gelmiştik. Fakat bu seferkinin farkı; yerdeki oyuklardı. Dar t&uuml;nelin bitmesine sevinirken, daha dar bir girişe gelmiş olmanın sıkıntısının kucağına d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;k. Hasan'ın &ouml;nderliğinde t&uuml;nele girdik. Emekler pozisyonda ilerlerken;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Yerde bir şeyler var ve hareket ediyor!" Yağmur'un iğrendiğini ve korktuğunu belli eden sesinin eşliğinde; yerde dolaşan hamam b&ouml;cekleri, solucanlar, &ccedil;ekirgeler ve irili ufaklı &ouml;r&uuml;mceklerin arasında olduğumuzu anladık. Ellerimizin ve dizlerimizin altında ezilirken &ccedil;ıkarttıkları gıcırtılı sesler, binlerce &ccedil;ekirdeğin &ccedil;ıtlamasını andırıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hasan, ne olur biraz daha hızlan..." Emine artık kendinden ge&ccedil;mek &uuml;zereydi. Saygın da onu sakinleştirmeye &ccedil;alışıyordu. B&ouml;cekli t&uuml;nelin bitiminde ışığı g&ouml;r&uuml;nce yaşadığımız mutluluk, i&ccedil;erideki manzarayı g&ouml;rmemizle kursağımızda kaldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yuvarlak bir odaya adım atmıştık. İ&ccedil;erideki loş ışık etrafı algılamamız i&ccedil;in yeterliydi. Duvarlardan sarkan yosun ve k&uuml;f karışımı madde, odanın kokusunun aromasını oluştururken, duvarlardaki izler, daha &ouml;nce buraya birilerinin bağlanmış g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;ne ışık tutuyordu. El ve ayak bileklerinden duvara asılan insanların ardında bıraktığı kan lekelerini andıran şekillere bakarken;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Acaba sırada ne gibi iğren&ccedil;likler var?" diye soran Saygın'ın beklediği cevap fazla gecikmedi. Odanın tavanı g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; bir şekilde ikiye a&ccedil;ılarak, &uuml;zerimize yağan v&uuml;cut par&ccedil;alarından kendimizi korumak i&ccedil;in kollarımızın altına siper aldık. Et yağmuru sona erdiğinde, Emine nefesinin yettiği kadar, "Niyazi!" diye haykırdı. Odanın b&uuml;t&uuml;n ışıkları yanarak, hoparl&ouml;rlerden gelen emirle birlikte olduğumuz yere &ccedil;akılı kalmıştık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Emine Hanım haricinde kimse kıpırdamasın. Kendisini almak i&ccedil;in g&ouml;revliler geliyor." Anonsun bitimiyle, geldiğimiz yolun hemen sağ tarafından gizli bir kapı a&ccedil;ıldı. İ&ccedil;eriye bir kadın g&ouml;revli ile portatif sedye taşıyan iki de erkek geldi. Saygın, eşine sıkıca sarılmış halde olanlara anlam vermeye &ccedil;alışıyordu. Kadın, yerde diz &ccedil;&ouml;km&uuml;ş halde ağlayan Emine'nin yanına gelerek, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir el feneriyle g&ouml;z bebeklerinin tepkilerini &ouml;l&ccedil;t&uuml;, nabzını saydı ve erkek g&ouml;revlilere d&ouml;nerek,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Emine hanımı l&uuml;tfen revire g&ouml;t&uuml;r&uuml;n." dedi. G&ouml;revliler sakin ve nazik&ccedil;e sedyeye aldıkları Emine'yi, geldikleri kapıdan taşıyarak g&ouml;zden kayboldular. Kadın da arkalarından girdi ve kapı kapandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"&Ccedil;ıkış zamanınız gelene kadar, Emine Hanım bizim konuğumuz olacak. Siz de verilen par&ccedil;alarla bir kompozisyon hazırlayacaksınız. G&ouml;lgeler; olması gerektiği şekilde ve d&uuml;zende olunca, kapılar a&ccedil;ılacak."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anons bitince; odanın tabanından uzunlu kısalı &ccedil;ubuklarla birlikte, ortasından y&uuml;kselen, ucunda lamba olan bir asa &ccedil;ıktı. Ampul&uuml;n altında yuvarlak bir delik vardı. &Ouml;nce ne olduğunu anlamak i&ccedil;in asayı incelemeye başladık. Deliğin &uuml;zerindeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k ipucunu Yağmur fark etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Şuraya bakın! Burada bir g&ouml;z simgesi var. Anladığım kadarıyla, yapacağımız şekle buradan odaklanacağız."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sırayla delikten baktığımızda; asanın &uuml;st kısmına yerleştirilmiş ampul, zekice bir ışıklandırma sunuyor ve adeta bir &ccedil;er&ccedil;eveye karşıdan bakıyormuş hissi veriyordu. Yerden y&uuml;kselen diğer &ccedil;ubuklar birer sehpa gibiydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bunların &uuml;zerine, yerdeki par&ccedil;aları koyarak, bir şekil oluşturacağız." dedi Saygın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"İyi de bu şeklin bizden istenen şekil olduğunu nasıl anlayacağız?" Hasan'ın c&uuml;mlesi daha havada kaybolmamışken, duvarda başka bir kapak a&ccedil;ılarak, yarım kalmış bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ortaya &ccedil;ıktı. Dizlerinin &uuml;zerine &ccedil;&ouml;km&uuml;ş, karşısında sanki biri varmış gibi ellerini boynunun hizasında birleştirmiş fig&uuml;r; kavgada kendini savunan biri gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sizce burada ne oluyor?" dedi Yağmur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Kavga veya cinayet." Saygın'ın sesi; eşinin yanına gitmek istediğini belirtir tondaydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Anamorfik sanat." Herkes bana 'o ne demek?' ifadesiyle bakarken;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bir &ccedil;eşit g&ouml;rsel ill&uuml;zyon sanatı. Belirli bir bi&ccedil;ime sahip değilmiş gibi g&ouml;r&uuml;nen; &ccedil;izim, fotoğraf veya nesnelerin, &ouml;zel bir bakış a&ccedil;ısından algılanabilir hale gelmesidir."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerdeki par&ccedil;aları ve duvardaki şekli inceleyerek odada turlar atıyordum. Bazı sehpa &ccedil;ubuklarının hemen yanında, başka bir ayrıntıya takıldı g&ouml;z&uuml;m.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hey şuraya bakın. &Ccedil;ubukların yanlarında birer delik daha var." Yağmur hala asa ile uğraşıyordu. Saygın ve Hasan da diğer sehpaların deliklerine bakarken, Yağmur'un sakarlık dolu &ccedil;ığlığını duyduk ve o tarafa doğru hamle yaptık. Asa olduğu yerden &ccedil;ıkmış ve şaşkın bakışları altında, Yağmur'un elinde duruyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Ah be canım! Ne yaptın &ouml;yle?" Hem soru soran hem de kızgınlık ifadesiyle Hasan, Yağmur'un yanına gitti ve asayı elinden aldı. Yanımıza gelip, asayı yerdeki deliklerden birine soktu ve g&ouml;z deliğinden duvardaki yarım resme doğru baktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sanırım doğru par&ccedil;aları yerleştirdiğimizi bu şekilde anlayacağız." Hepimiz sırayla delikten baktık. Tam bu sırada, derinlerden &ccedil;ığlıklar y&uuml;kseldi. Duvarları tırmalayan birileri vardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bir an &ouml;nce işimizi bitirip &ccedil;ıkalım buradan!" Yağmur artık korkmaya başlamıştı. Sesi titriyor, histerik hareketlerle etrafına bakınıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"&Ouml;ncelikle b&uuml;t&uuml;n par&ccedil;aları bir araya toplayalım. Sonra da doğru kombinasyonu oluşturmalıyız." İnsanları organize ederken, ben de duvardaki şeklin doğru a&ccedil;ısını bulmak i&ccedil;in sehpaların aralarında gezmeye başlamıştım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bunlar &ccedil;ok iğren&ccedil;!" Yağmur, elinde tuttuğu kola bakıyordu. Yapay olduğunu &uuml;mit ettiğimiz v&uuml;cut par&ccedil;aları insanın i&ccedil;inde tiksintiye sebep oluyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Kuzum, bence sen buraya gelip sehpaları incele. Biz de par&ccedil;aları toplayalım." Yağmur, yanıma gelmişti. Asayı ona vererek;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Deliklerin hizasından resme bak, eğer aklına yatan bir yerdeysen s&ouml;yle."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Tamamdır."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hepimiz odaklanmışken, uğultular daha da artmış, bizi taciz eden seslerle etrafımızda gezinen g&ouml;lgelere d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sanırım bir şey buldum." Yağmur, elindeki asayı odaklamıştı. Yanına gidip baktığımızda, doğru olabilecek dizilimi bulduğumuzu anladık. Sıradaki adım; doğru par&ccedil;aları bulmaktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam bu sırada zemin sarsılmaya başladı. Işıklar a&ccedil;ılıp kapanıyor, sesler &ccedil;ığlıklara karışıp bize haykırıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Acele edin!" Hasan bizi kendimize getirdi. Herkes birer par&ccedil;a aldı. Ben, g&ouml;vdeyi Yağmur'un bana s&ouml;ylediği yere koydum. Hasan kolları, Saygın da bacakları doğru şekilde yerleştirdi. Birdenbire ortama doluşan Yağmur'un &ccedil;ığlığıyla olduğumuz yerde kalakaldık. Arkamıza baktığımızda, kahkaha atarak Yağmur'u boğazından tutmuş ve arkada a&ccedil;ılan bir kapıya s&uuml;r&uuml;kleyen, suratının yarısı yanmış, kalan yarısı da kemikleşmiş iğren&ccedil; adamla g&ouml;z g&ouml;ze geldim. G&ouml;zlerinin olması gereken yerde pelteleşmiş kanlı yuvarlaklar vardı. Tam onlara doğru koşarken, yerden a&ccedil;ılan bir kapaktan &ccedil;ıkan kol beni yere d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;. Odanın her tarafından kapaklar a&ccedil;ılıyor, iğren&ccedil; kahkahalar eşliğinde bizi sağa sola savuran kol ve bacaklar &ccedil;ıkıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kargaşa bittiğinde, d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;n etkisiyle acıyan omuzuma rağmen ayağa kalktım, Yağmur kayıptı. Hasan kal&ccedil;asını tutmuş sendeleyerek yerden kalktı. Saygın hala yerde yatıyor ve g&ouml;z g&ouml;ze kaldığı kopmuş kafaya bakıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Ha si..tir!.. Ha si..tir!.. Ha si..tir!" Hasan'ın şaşkınlığı ve korkusu kelimelerinden &ccedil;ok y&uuml;z&uuml;ne yansımıştı. Yavaş&ccedil;a yerde yatan Saygın'a yaklaştım. Omzuna dokunduğumda, uykusundan aniden uyanmış gibi bir refleksle elimi tuttu ve boş g&ouml;zlerle bana baktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Kardeşim. Hadi kendine gel ve buradan bir an &ouml;nce &ccedil;ıkalım." Dediğimde, arkamdan gelen Hasan beni omzumdan tutarak geri &ccedil;ekti. Saygın'ı elinden tutup kaldırdı ve bana d&ouml;nerek;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Borcun iki oldu birader..." &Uuml;&ccedil;&uuml;m&uuml;z ayağa kalktık ve kaldığımız yerden işimize devam etmeye başladık. Bulmaca dışında hi&ccedil;bir şey konuşmuyor, gerginliği artırmamak adına temkinli davranıyorduk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birka&ccedil; deneme sonunda, doğru par&ccedil;aları bulduğumuza kanaat getirerek; asayı deliğe yerleştirip bastırdığımda &ccedil;ıkan 'klik' sesiyle, duvarlar sarsılmaya başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Levent, yapacağın işe sı...yım!" Turun başından beri Saygın ilk defa isyan etmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duvara yansıyan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye baktığımda, tabloyu oluşturduğumuzu g&ouml;rd&uuml;k. Yerde diz &ccedil;&ouml;km&uuml;ş olan fig&uuml;r, boğazından tutmuş başka bir karakterle kavga ediyordu. Duvarların sarsıntısı bittiğinde, &uuml;&ccedil; noktayı g&ouml;steren ışıklar a&ccedil;ıldı ve yine se&ccedil;im zamanının geldiğini anladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sen se&ccedil;." dedim, Saygın'a. Temkinli adımlarla ortadaki kapıya doğru ilerledi. Kapı kolunu tuttu, g&ouml;zlerindeki h&uuml;z&uuml;n ve kızgınlık karışımı bakışla bana d&ouml;nerek;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Kardeşim, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Niyazi..." dedi ve daha odadan &ccedil;ıkmadan, gizli kapı a&ccedil;ıldı ve gelen g&ouml;revliler Saygın'ı aramızdan alıp g&ouml;t&uuml;rd&uuml;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geriye Hasan ve ben kalmıştık. Saygın'ın se&ccedil;tiği kapıyı a&ccedil;tım ve yeni odaya gitmek &uuml;zere bizi bekleyen karanlığa doğru ilk adımımızı attık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karanlık, bedenlerimizi i&ccedil;ine &ccedil;ekerken etrafımızda gezinen nefesleri duyuyordum. Sanki derinlerden birileri bizimle birlikte y&uuml;r&uuml;yor, bizimle konuşmak i&ccedil;in fırsat kolluyordu. Kulaklarımdaki &ccedil;ınlamalar, fısıltılar gibiydi. Belki de karanlığın i&ccedil;ine hapsolmuş &ccedil;ığlıkları duyuyordum. Bu koridorlardan ge&ccedil;en onlarca kişinin ge&ccedil;mişin derinlerinde bıraktığı &ccedil;ığlıklar, buradan ka&ccedil;mamız i&ccedil;in bizi arkamızdan itekliyor ama biz ısrarla &ccedil;ıkmamak i&ccedil;in direndik&ccedil;e, korkularımıza saldırıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Issızlığın ortasındaki bu karanlık koridorlarda y&uuml;r&uuml;rken, yine derinlerden gelen bir uğultuyla irkildik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hazır ol dostum, bir şeyler geliyor." dediğimde, Hasan arkamdan tam sırtımın ortasına bir yumruk indirdi. Tok bir ses ve kesilen nefesime, hızla y&uuml;kselmeye başlayan sular eşlik ediyordu. Suyun i&ccedil;inden bacağımı sıyırıp ge&ccedil;en bir yumuşaklık hissettim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Ah Levent, benden &ccedil;ekeceğin var..." Hasan, sitemk&acirc;r ve kızgınlıkla konuşmuştu. Sular iyice y&uuml;kselmiş, ayaklarımızı yerden kesmişti. Y&uuml;zerek ilerlerken, akıntı bizi bir yerlere s&uuml;r&uuml;kl&uuml;yor ve se&ccedil;im yapamadığımız yol ayrımlarına g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu. Uzaklarda iki ışık huzmesi belirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hasan, sağ mı, sol mu?"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sol, a.. koyayım!" dedi bağırarak. Sola doğru y&uuml;zmeye başladık. Koridora girdiğimizde, suyun akışı hızlandı ve bizi duvarlara &ccedil;arpmaya başladı. Kontrols&uuml;zce akıntıda s&uuml;r&uuml;klenirken, suyun altından bir el, ayak bileğimi yakaladı ve beni i&ccedil;eriye &ccedil;ekti. Suya batıp &ccedil;ıkarken, mosmor olmuş bir y&uuml;zle g&ouml;z g&ouml;ze geldim. Sanki daha &ouml;nce burada boğulmuş da &ccedil;ıkmak i&ccedil;in kendine beden arayan kızgın bir ruhla boğuşuyordum. Ayak bileğimi kurtarmaya &ccedil;alıştık&ccedil;a daha sıkı tutuyordu. Nefesim bitmek, g&ouml;zlerim kararmak &uuml;zereydi. Tam bu sırada, alttan a&ccedil;ılan bir delikten aşağı d&uuml;şmeye başladık ve kocaman bir g&ouml;lete indik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sudan &ccedil;ıktığımda, yer altında bir mağarada olduğumuzu anladım. Hasan da &ccedil;ığlıklar atarak geliyordu. Suya d&uuml;ş&uuml;p de y&uuml;zeye &ccedil;ıktığında etrafa bakınmaya başladı. Kenara doğru y&uuml;zerken, derinlerden yine aynı el, bileğime dokundu. Damarlarıma h&uuml;cum eden korkudan sıyrılarak hızlıca sudan &ccedil;ıktım ve bir kayanın &uuml;zerine oturarak etrafı izlemeye başladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Loş ışığın aydınlattığı mağara, duvarlarındaki &ccedil;ıkıntılardan bize g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu. Tavandaki sarkıtlar, her an bizi yutacakmış gibi g&ouml;r&uuml;nen bir canavarın dişleriydi sanki. Damlayan suyun sesi, duvarlarda yankılanarak ahenkli şıkırtılarla bize huzur veriyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Huzurumuz, derinlerden gelen kahkahayla &uuml;rpermeye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Mayki'nin hırıltılı ve i&ccedil;inde olduğumuz durumdan hoşnut konuşması, duvarlarda sakince bekleyen g&ouml;lgelerin ka&ccedil;ışmasına neden olmuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Artık sona yaklaşıyorsunuz arkadaşlar. Bundan sonraki se&ccedil;iminiz, kaderinizi belirleyecek." Konuşması mağaranın duvarlarında yankılanırken, uzaklardan gelen uğultuyla birlikte duvarda beliren ışık, bize gitmemiz gereken yolu işaret ediyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Haydi kardeşim, bu taraftan." Hasan'a gitmemiz gerektiğini işaret ederek, ayağa kalktım. Suyun kenarından temkinli adımlarla ilerlerken, geride bıraktığımız g&uuml;zel ve huzurlu manzaraya son kez bakıp ışığın &ouml;nderliğindeki yolumuza devam ettik...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duvarların arasındaki yolculuğun sonunda, karşımıza kocaman bir oda &ccedil;ıktı. Islaklığın etkisiyle &uuml;ş&uuml;meye ve titremeye başlamıştık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Odanın duvarında yapboz benzeri kare şekiller vardı. &Ccedil;er&ccedil;evenin iki ucunda sabit; giriş ve &ccedil;ıkış u&ccedil;ları, ortada ise diğer par&ccedil;aları hareket ettirmemiz i&ccedil;in kullanacağımız iki karelik boşluk vardı. Labirent benzeri bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n dağınık resmini andırıyordu. Odanın tam ortasında; yuvarlak bir kayanın &uuml;zerinde, iki adet kol ve gemi d&uuml;menini andıran başka bir mekanizma daha vardı. Hasan, mekanizmanın başına ge&ccedil;erek d&uuml;meni &ccedil;evirdi. Duvardaki bulmacanın sağ k&ouml;şesinden; ortasında kare bir boşluk olan par&ccedil;a, tozlarını d&ouml;kerek kendini g&ouml;sterdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hasan d&uuml;meni sola &ccedil;evirdik&ccedil;e, mekanizma da o y&ouml;ne hareket etmeye başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Şu kolları dene." dedim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hasan d&uuml;menin sağındaki kolu kendine doğru &ccedil;ekti. Bir 'tık' sesi duyduk. D&uuml;meni tekrar &ccedil;evirdiğinde, bu sefer mekanizma aşağıya gitmeye başladı. Hasan diğer kolu &ccedil;ekti ve mekanizma, &uuml;zerinde bulunduğu kutucuğa sabitlendi. D&uuml;meni tekrar &ccedil;evirmeye başladığında, kutucuk da mekanizmayla birlikte hareket etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Anladığım kadarıyla sağdaki kol, yukarı ve aşağı hareketi; soldaki ise tutup, bırakma işine yarıyor." dedi Hasan.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Tamam dostum. Şimdi iki ucu birbirine bağlamamız gerekiyor." Ara sıra yer değiştirip dinleniyorduk. D&uuml;meni &ccedil;evirmek &ccedil;ok yorucuydu. Saatlerdir t&uuml;nellerde gezip, &ccedil;eşitli işkencelere maruz kaldığımız ve iliklerimize kadar ıslandığımız i&ccedil;in direncimiz d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Ccedil;&ouml;z&uuml;me yaklaşırken, derinlerden y&uuml;kselen &ccedil;ığlıklarla irkildik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hay ağzına s...yım. Neler oluyor lan!" Hasan'ın k&uuml;f&uuml;rleri boşlukta yankılanırken, y&uuml;kselen suyu fark ettik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sular y&uuml;kseliyor. Elimizi &ccedil;abuk tutmalıyız!"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Y&uuml;kselen sularla birlikte, i&ccedil;inde gezmeye başlayan siluetler g&ouml;r&uuml;yordum. Ayaklarımızın altında ilerleyen y&uuml;zler, ellerini bize dokundurup sert tırnaklarıyla derilerimizi &ccedil;iziyorlardı. Her dokunuşları acı vermeye ve tenimizi yakmaya başlamıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hasan, d&uuml;menin başındaki g&ouml;revini bırakıp, kenara koştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Benden bu kadar birader. Dışarıda g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Yapma kardeşim, az kaldı sona ulaştık sayılır. Sabret..." S&ouml;z&uuml;m daha bitmeden, Hasan başını yukarıya kaldırıp, sihirli kelimeyi haykırdı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Niyazi!"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mağaranın tavanından a&ccedil;ılan kapaktan, taşıma halatı ile biri indi. Hasan'ın yanına gelen adam, halatı onun beline doladı ve yukarıya tırmanmaya başladılar. Gidenlerin ardından bakarken, Hasan orta parmağını kaldırıp bana pis bir g&uuml;l&uuml;mseme bıraktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"S...tir!" Kendi kendime savurduğum k&uuml;f&uuml;r, suyun i&ccedil;inde y&uuml;zenlerin hoşuna gitmişti. D&uuml;menin başına ge&ccedil;erek son par&ccedil;ayı da yerine oturtmak &uuml;zereydim. Sular y&uuml;kselip belime kadar ulaşmıştı. Sağdaki kolu &ccedil;ekip, son par&ccedil;ayı alacağım sırada; suyun i&ccedil;inden derileri &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş bir el, bileğimi &ccedil;ekti ve &ccedil;ığlık atarak geriye d&uuml;şmeme sebep oldu. G&uuml;c&uuml;m&uuml;n son demlerini harcarken, karşımdaki siluetle, suyun i&ccedil;inde kavga ediyordum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son bir &ccedil;abayla kendi etrafımda d&ouml;nerek, beni tutan yaratıktan kurtuldum ve suyun y&uuml;zeyine &ccedil;ıktım. Arkamdan gelen canavara aldırış etmeden bulmacanın son par&ccedil;asını da yerine oturtmayı başardım. Mağaranın i&ccedil;ini dolduran uğultu, suyun i&ccedil;inde y&uuml;zenlerin ka&ccedil;ışmalarına sebep olmuştu. Ortadaki d&uuml;men mekanizması yere doğru batarken, sular da &ccedil;ekilmeye başladı. D&uuml;menin olduğu yerden, i&ccedil;b&uuml;key bir ayna y&uuml;kseldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Başka bir bulmaca daha mı? Benimle dalga mı ge&ccedil;iyorsun Mayki!"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Merak etme yeni dost, tek bir engel kaldı. Işığın kılavuzu ol ve bana gel." Sesindeki cezbedici &ccedil;ağrıyla aynanın başına ge&ccedil;tim. Tavandan a&ccedil;ılan kapaktan i&ccedil;eriye giren ince ışığı aynaya sabitledim ve oluşturduğum labirentin başlangıcından bitimine kadar, aynanın yansımasını kullanarak ilerlettim...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Labirentin &ccedil;ıkışına geldiğimde; şeklin durduğu kocaman duvar a&ccedil;ılarak, kurtuluşuma giden yol a&ccedil;ıldı. Yolda y&uuml;r&uuml;rken, duvarlardan bana seslenen ruhlarla tanıştım. Onlar b&uuml;t&uuml;n oyunlar boyunca etrafımızda gezinen kayıp kalplerdi. Sanki geleceğimi ve onları kurtaracağımı biliyorlardı. Hepsi mutluydu, bana dokunmak i&ccedil;in uzanıyor, ruhumun en derinlerinden konuşuyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yolun sonunda kollarını a&ccedil;mış şekilde bekleyen Mayki'yi g&ouml;rd&uuml;m. İ&ccedil;ten i&ccedil;e ona kızsam da aslında buna gerek olmadığını ve işini yapmak i&ccedil;in &ccedil;abalayan sıradan biri olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hoş geldin sevgili dostum. Seni uzun zamandır bekliyordum." Anlamsızca y&uuml;z&uuml;ne bakarken;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Tahmin bile edemeyeceğin kadar uzun zamandır bu evin sahibiyim. Artık benim zamanım doldu. Seni ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m anda, kurtarıcım olduğunu anlamıştım. Ruhunun derinlerinde yatanları uyandırmak ve emanetim olan anahtarı sana teslim etmek i&ccedil;in geldim. Bundan sonra burada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n her şey senin olacak. Zihninin derinlerinde yatanları, korkusuzca insanlara sunmalısın ki bir g&uuml;n sen de kurtuluşuna sarılabilirsin."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">S&ouml;zlerini bitirdiğinde, bana sıkıca sarıldı. Hareket bile edemeden &ouml;ylece kala kalmıştım. G&ouml;zlerimi kapadım ve bu &ccedil;aresiz ruhun hediyesini kabul ettim. V&uuml;cuduma uyguladığı baskı kaybolurken, bedeni de ışığın i&ccedil;inde zayıflayıp yok oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duvarların ardından &ccedil;ıkan diğerleriyle birlikte, a&ccedil;ılan kapıdan yukarıya doğru bakakalmıştım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hoş&ccedil;a kal Onur..." Adını, s&ouml;z verdiği gibi 'turun sonunda' &ouml;ğrenmiştim. İsmini kulaklarımla değil, kalbimle duymuştum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karşımda a&ccedil;ılan ge&ccedil;idin ucunda beni bekleyen uşağı g&ouml;rd&uuml;m. O tarafa doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Evinize hoş geldiniz efendim."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tekrar evin giriş katına ulaştığımızda, turlarını yarıda bırakmak zorunda kalan dostlarımla karşılaştım. İyice dinlenmişler, kurulanmışlar ve g&uuml;nl&uuml;k kıyafetlerini giyip, ofiste keyifli bir şekilde kahvelerini yudumluyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben de &uuml;zerimi değiştirdim. Ofisteki masama oturduğumda, Hasan s&ouml;ze girdi;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bug&uuml;n biraz fazla korkmuş olsak da tur harikaydı. Sizinle ve evinizle tanışmış olmak b&uuml;y&uuml;k bir onur. Bir g&uuml;n belki tekrar geliriz." S&ouml;zlerini ve kahvelerini bitirip ayağa kalktıkları sırada, ben de i&ccedil;imden kopanlara veda ederek, beni hatırlamayan dostlarımı evlerine bırakmak &uuml;zere dışarıya &ccedil;ıktım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arabanın başında beklerken; cesaretimin &ouml;d&uuml;l&uuml; olan lanetli hediyeye baktım. Evim dediğim yeni hapishaneme g&uuml;l&uuml;msedim ve arabaya binip motoru &ccedil;alıştırdım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sessiz ge&ccedil;en yolculuğun ardından, eski dostlarımla son kez el sıkışarak ayrıldık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hoş&ccedil;a kalın dostlar. Geleceğiniz parlak olsun..." S&ouml;zlerim dudaklarımdan d&ouml;k&uuml;lmeden, arkalarını d&ouml;n&uuml;p gitmişlerdi. Ben de yalnızlığımla birlikte, karanlığın i&ccedil;indeki hayatıma geri d&ouml;nd&uuml;m.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uğuldayan duvarların ardında, cesur savaş&ccedil;ıları bekliyorum. G&ouml;lgelerde saklanan unutulmuşları; zek&acirc;larıyla aydınlatacakları, korkularından sıyrılacakları ve kurtuluşa ulaşarak, g&ouml;revi devralacakları g&uuml;ne kadar...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En b&uuml;y&uuml;k korkularınızı sizlere sunmak i&ccedil;in buradayım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendinizi evinizde hissedin...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>