<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; meczupbiryazar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/meczupbiryazar</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; meczupbiryazar</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Gelir Dağılımı Dengesizliğin Azaltmada Vergi Politikasının Rolü</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gelir-dagilimi-dengesizligin-azaltmada-vergi-politikasinin-rolu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gelir-dagilimi-dengesizligin-azaltmada-vergi-politikasinin-rolu</guid>
<description><![CDATA[ Bir ekonomide ortaya çıkan gelirin , bireylere nasıl paylaştırıldığını gösteren ekonomik gösterge olup ülkeler düzeyinde de gelirin sosyal sınıflar arasındaki dağılımı olarak adlandırılan gelir dağılımının adaletsizce pay edilmesi sonucunda ortaya çıkan önemli bir sorunsaldır ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622e54e694b94.jpg" length="48080" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 23:30:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords>Ekonomi, gelir dağılımı, vergi, politika</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>&nbsp;Belli ekonomik, m&acirc;li ve sosyal ama&ccedil;lara ulaşmak i&ccedil;in vergilerin miktarında ve bileşiminde yapılan ayarlamalar 'vergi politikası olarak adlandırılır. Vergi politikası d&ouml;rt ama&ccedil; ile yapılır. Ama&ccedil;lardan ilki kamu harcamalarının finansmanını sağlamak, ikincisi gelir dağılımındaki eşitsizlikleri azaltmak , &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; &ouml;demeler dengesinin a&ccedil;ığını azaltma , ve sonuncusu ise ekonomik kalkınmayı sağlayıp b&ouml;lgesel eşitsizlikleri azaltmak amacı ile belli sekt&ouml;r ve b&ouml;lgelerin gelişmesini teşvik etmektir .</em></p>
<p><em>&nbsp; Vergi politikasının ama&ccedil;larından biri olan gelir dağılımındaki eşitsizliği şu şekilde a&ccedil;ıklayabiliriz. Bir ekonomide ortaya &ccedil;ıkan gelirin , bireylere nasıl paylaştırıldığını g&ouml;steren ekonomik g&ouml;sterge olup &uuml;lkeler d&uuml;zeyinde de gelirin sosyal sınıflar arasındaki dağılımı olarak adlandırılan gelir dağılımının adaletsizce pay edilmesi sonucunda ortaya &ccedil;ıkan &ouml;nemli bir sorunsaldır. </em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp; Bir ekonomideki b&uuml;t&uuml;n kişiler yaşamları boyunca &uuml;retim s&uuml;recine emek, sermaye veya servetleriyle katılarak yaşamlarını s&uuml;rd&uuml;rmek i&ccedil;in yeterli bir gelir sağlamak durumunda olmayabilirler. Hastalık, sakatlık, yaşlılık, işsizlik gibi nedenlerle yeterli bir gelir elde edilemeyebilir ve yeterli servet stoklarına sahip olunamayabilir. Bu nedenle devlet, kendi kusurları olmaksızın ge&ccedil;imlerini tamamen ya da kısmen sağlayamayanların yeterli bir gelire kavuşmalarını m&uuml;mk&uuml;n kılan yeniden dağılım tedbirlerini almak zorundadır. </em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp; Ekonomik s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde fonksiyonel gelir dağılımı ile ilk olarak ortaya &ccedil;ıkan gelir br&uuml;t gelirdir. Ekonomi teorisi br&uuml;t gelirle ilgilenir, buna fakt&ouml;r gelirlerinin dağılımı, birincil dağılım adı da verilmektedir. İkincil dağıtım ise, gelirin doğuşu ile kullanışı arasında ge&ccedil;en yeniden dağılımı ile ilgili konuları kapsamaktadır. Bu nedenle ikincil dağıtım devletin araya girerek sosyal ve etik nedenlerle birincil dağılımı d&uuml;zenlemesi anlamına gelir. B&ouml;ylece devletin m&uuml;dahalesi sonucu ortaya &ccedil;ıkan gelir dağılımı ikincil gelir dağılımı olarak adlandırılır ve birincil dağılıma g&ouml;re daha eşit&ccedil;i olduğu kabul edilir. </em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp;Devletin gelirleri daha eşitlik&ccedil;i bir d&uuml;zeye sokma &ccedil;abaları, gelirin yeniden dağılımı olarak adlandırılabilir. Bu amacı ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in devletin elinde gelir dağılımının fonksiyonunu ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; etkileyebilecek &ccedil;ok sayıda ara&ccedil; bulunmaktadır. Mali olmayan politika ara&ccedil;larının başlıcaları: istihdam, &uuml;cret ve Fiyat kontrolleridir. Temel maliye politikası ara&ccedil;ları ise; vergi ve kamu harcamalarıdır. Kısaca gelir dağılımı eşitsizliği &ouml;nemli bir sorun olup vergi politikası ile &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeye &ccedil;alışılmaktadır. Ayrıca vergi politikasının ama&ccedil;ları arasında da yer almaktadır. </em></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir gece yarısı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-gece-yarisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-gece-yarisi</guid>
<description><![CDATA[ Bir gece yarısı atladığı iple kendini astı. Öldü. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d8a6dbacd44.jpg" length="34155" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 23:47:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords>Geceyarısı, intihar, ölüm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: line-through;"><em>İlk</em><em><span> okulda bir arkadaşım</span> vardı. İp atlamayı &ccedil;ok severdi. Ama onu kimse almazdı yanına. Bir gece yarısı atladığı iple kendini astı. &Ouml;ld&uuml;.. Lisede bir arkadaşım vardı. Sakallarını &ccedil;ok severdi. Sevdiği kadın sakalına hi&ccedil; dokunmadı diye sakallardan vazge&ccedil;ti.. Ve sakallarını kestiği jiletle bileklerini kesti.. &Ouml;ld&uuml;.. Kendimi seven bir ben vardım.. Sevilmediğimi g&ouml;r&uuml;nce i&ccedil;imdeki boşluktan kendimi aşağı attım. &Ouml;lmedim.. Sevdiğim bir kadın vardı.. İla&ccedil;larla ayakta kalmaya &ccedil;abalayan.. Neyse.</em></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Affet Beni</title>
<link>https://edebiyatblog.com/affet-beni</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/affet-beni</guid>
<description><![CDATA[ daha zulmün duvarlarını öpmemişken. daha bir çukur kazmamışken. daha bir mermerin beyazlığına ağlamamışken. daha bir şey görmemişken öyle şeyler söyledim ve tam da bunun için affet beni. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b7d6fde15b9.jpg" length="34384" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Dec 2021 02:28:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>bazı zamanlar d&uuml;nya birka&ccedil; saniyeliğine dursun ve olup biteni d&uuml;ş&uuml;n istiyorum. affedilme sancısını para kazanamamış dilenci &ccedil;ocuktan &ouml;ğrendim ve bunlar daha &ccedil;ok yeni oldu. diyorum ki ben sana &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; bir zamanın tam ortasında. daha zulm&uuml;n duvarlarını &ouml;pmemişken. daha bir &ccedil;ukur kazmamışken. daha bir mermerin beyazlığına ağlamamışken. daha bir şey g&ouml;rmemişken &ouml;yle şeyler s&ouml;yledim ve tam da bunun i&ccedil;in affet beni. bak buradan da aşağısı var ve kelimeler aşağıya atladık&ccedil;a c&uuml;mleler de &ouml;ylesine basitleşiyor ve ben i&ccedil;inde olduğum durumu hangi biriyle a&ccedil;ıklayabileceğimi bilmiyorum. o y&uuml;zden bazı şeyler gibi ben de. bazı g&uuml;nler gibi ben de. bazı şarkılar gibi ben de &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;y&uuml;m.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gökyüzü</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gokyuzu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gokyuzu</guid>
<description><![CDATA[ Ne varız, ne de yokuz gerçekte&#039;  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61a6951f61735.jpg" length="33317" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 01 Dec 2021 00:18:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Konuşuyoruz desem, konuşmuyoruz da</em></p>
<p><em>Ayrı ayrı şeyler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz &uuml;stelik </em><em>bi</em><em>rbirimize bakarak</em></p>
<p><em>Ne seviyoruz, ne de sevmiyoruz birbirimizi</em></p>
<p><em>Ne varız, ne de yokuz ger&ccedil;ekte</em></p>
<p><em>İki lamba gibiyiz, iki ayrı yerinden ay</em><em>dınlatan odayı </em></p>
<p><em>Değilsek de yakınız birbirimize</em></p>
<p><em>Uzak da sayılmayız b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n</em></p>
<p><em>G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde iki u&ccedil;urtma başıboş</em></p>
<p><em>Yan yanayızdır sadece</em></p>
<p><em>Her &ccedil;i&ccedil;ek bir &ccedil;oğulluktur g&uuml;n&uuml;ne g&ouml;re</em></p>
<p><em>Yalnızlık &ccedil;oğulluktur</em></p>
<p><em>Sanırım bir giz de yok bu beraberlikte</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Blog Yazmak İsteyenler İçin 10 Önemli İpucu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/blog-yazmak-isteyenler-icin-10-onemli-ipucu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/blog-yazmak-isteyenler-icin-10-onemli-ipucu</guid>
<description><![CDATA[ Özellikle yeni başlayan ve orta seviye blog yazarlarının işine yarayacağını düşündüğümüz, içerikle ilgili 10 önemli ipucunu bir araya getirdik. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_6175d9b713edf.jpg" length="92248" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 04 Nov 2021 01:20:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&Ouml;zellikle yeni başlayan ve orta seviye blog yazarlarının işine yarayacağını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z, i&ccedil;erikle ilgili 10 &ouml;nemli ipucunu bir araya getirdik.</p>
<p></p>
<p>1- Kimin i&ccedil;in yazıyorsunuz?</p>
<p>Eğer hedef kitlenizi tanımlayamazsanız, onlarla iletişim kuramazsınız. Yazdıklarınızı okumalarını istiyorsanız hedef kitlenizin kimler olduğunu, ne sevip ne sevmediklerini, ne yiyip ne i&ccedil;tiklerini anlamaya &ccedil;alışmak zorundasınız.</p>
<p>Başlangı&ccedil;ta hedef kitlenizle ilgili &ouml;n g&ouml;r&uuml;leriniz %100 başarılı tahminler olmayabilir. Hi&ccedil; hedeflemediğiniz kullanıcı profillerine rastlayıp, "bunlar da kim?" dediğiniz ziyaret&ccedil;ilerle karşılaşacak olursanız panik olmaya gerek yok. Bu durum son derece doğal...</p>
<p>Hazırladığınız i&ccedil;erik sizin başlangı&ccedil;ta hedeflediğinizden farklı bir kitlenin ilgisini &ccedil;ekebilir. &Ouml;rneğin siz grafik profesyonellerine hitap etmeyi planlarken, grafiğe meraklı ama yeni başlayan kullanıcılar sitenizi daha faydalı bulabilirler. Bu gibi durumlarda, ziyaret&ccedil;ilerinizi değil en başta tanımladığınız hedef kitlenizi g&ouml;zden ge&ccedil;irmekte fayda var.</p>
<p>Bu arada eğer bu maddenin sorusuna "kendim i&ccedil;in yazıyorum" yanıtını verdiyseniz, size 20 dakika kazandıralım; doğrudan 10. maddeye ge&ccedil;ebilirsiniz :)</p>
<p></p>
<p>2- Alıntı yapın, kopyala-yapıştır asla</p>
<p>&Ouml;zellikle yazmaya yeni başladıysanız, kısa s&uuml;re sonra bunun sandığınız kadar kolay bir iş olmadığını farkedeceksiniz. İlk zamanlarda g&uuml;nde birka&ccedil; kez yeni yazı yayınlarken, haftada birka&ccedil; keze, oradan da ayda bir iki yazıya d&uuml;ş&uuml;p paniğe kapılabilirsiniz.</p>
<p>Bu durumda &ccedil;oğu kez blog boş kalmasın, yayınlanan yazıların arasında &ccedil;ok uzun s&uuml;re olmasın niyetiyle kolay yoldan i&ccedil;erik elde etmek akla gelir. Bir s&uuml;re sonra kendinizi her g&uuml;n başka blogların veya yayınların i&ccedil;eriğini kopyalarken bulabilirsiniz. Bu blogunuzun sonu anlamına gelir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; okurlarınız i&ccedil;in bu yazıların orjinal kaynağına ulaşmak ve &ouml;zg&uuml;n i&ccedil;erikleri kaynağından takip etmek hi&ccedil; de zor değil.</p>
<p>Diğer yandan alıntı yapmak konusunda durum &ccedil;ok daha farklı. Siz kendi &ouml;zg&uuml;n i&ccedil;eriğinizi &uuml;retirken, konuyla ilgili bilgilendirici veya eğlenceli alıntılar yapıp, bir de bunu yaparken kaynak g&ouml;sterirseniz sadece i&ccedil;eriğinizi zenginleştirmekle kalmaz, okuyucularınıza aynı konuyu başka yerde bir arada bulamayacakları farklı perspektiflerden aktarma şansına ulaşırsınız.</p>
<p></p>
<p>3- Samimi ve m&uuml;mk&uuml;nse eğlenceli yazın</p>
<p>Eğer yazdığınız konu &ccedil;ok fazla teknik değilse, yazı dilinizi samimi ve eğlenceli hale getirmeye &ccedil;alışın. Konu uygun olduğu s&uuml;rece herkes her konuyu biraz daha sıcak ve eğlenceli bir halde okumaktan memnun olur.</p>
<p>Eğer espri yeteneğinize g&uuml;veniyorsanız, yazı i&ccedil;ine (abartmadan) ufak espriler serpiştirmeye &ccedil;alışın.</p>
<p>Diğer yandan bunun olduk&ccedil;a riskli olduğunu da g&ouml;zden ka&ccedil;ırmamak lazım. Eğer doğru dozu tutturamazsanız yazılarınız okurlar tarafından fazla "sulu" bulunabilir. Esprilerinize yakın arkadaşlarınız &ccedil;ok g&uuml;l&uuml;yor olabilir ama s&ouml;zl&uuml; esprilerdeki lezzeti yazıya aktarmak her zaman kolay değildir.</p>
<p></p>
<p>4- Konuya değer katın</p>
<p>Haber odaklı yayınlar i&ccedil;in bir haberi ilk aktaran olmak yani "breaking news" hayati &ouml;nem taşır ama bu tip haberler &uuml;retmek herkes i&ccedil;in kolay, hatta m&uuml;mk&uuml;n olmayabilir. Profesyonel yayınların bu tarzda haberler yayınlama imkanı ve potansiyeli &ccedil;ok daha fazla olduğu i&ccedil;in onlarla bu konuda yarışmak, &ouml;zellikle yeni başlayan bloglar i&ccedil;in m&uuml;mk&uuml;n değil.</p>
<p>En iyisi kendi blogunuzda aktarmaya uygun olduğuna inandığınız son dakika haberlerini kaynak g&ouml;stererek, alıntı olarak kullanmak. Fakat burada ikinci maddedeki kopyala-yapıştır tuzağına d&uuml;şmemek i&ccedil;in bu habere kendi yorumunuzu ekleyerek değer katmanız en mantıklısı olacaktır.</p>
<p>Okurların &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k kısmı o haberi zaten ilk yayınlayan kaynağından okuyacaklardır. Aynı haberi sizin blogunuzda tekrar okumaları i&ccedil;in tek ge&ccedil;erli sebep sizin başka yerde bulunamayacak &ouml;zg&uuml;n yorumunuzu eklemeniz olacaktır.</p>
<p></p>
<p>5- Uzmanlık alanınızı netleştirin</p>
<p>Aklınıza gelebilecek her konuya ait yatay olarak i&ccedil;erik &uuml;reten en az 10 farklı blog veya yayın bulabilirsiniz. Eğer uzun zamandır hayatta olan bu yayınlarla rekabet edecek potansiyeliniz yoksa, kenarda kalmamak i&ccedil;in en iyi tercihinizi i&ccedil;eriği daha dar bir alanda sınırlamak olacaktır.</p>
<p>&Ouml;rneğin size rahatlıkla şu an i&ccedil;in teknoloji konusunda genel i&ccedil;eriğe sahip bir bloga daha gerek olmadığını s&ouml;yleyebilirim. Eğer bir şekilde &ccedil;ok ciddi anlamda fark yaratamayacaksanız genel olarak teknolojiyi ele almak yerine, &ouml;rneğin sadece cep telefonlarına odaklanın. Cep telefonları ile konuyu daralttınız ama bu da yeterli olmayabilir. O zaman sadece akıllı telefonlar veya sadece mobil işletim sistemleri &uuml;zerine yazın.</p>
<p>Ne kadar &ccedil;ok şeyden bahsetmeye &ccedil;alışırsanız, i&ccedil;eriğiniz o kadar y&uuml;zeysel hale gelecek ve ciddiye alınma ihtimali de o kadar azalacaktır. Ama siz konuyu daralttık&ccedil;a hem rekabetin daha az olduğu kanallarda varlığınızı s&uuml;rd&uuml;rebilir, hem de sınırlı kaynağınızı, vaktinizi daha rahat uzmanlaşabileceğiniz bir alana odaklayarak, okuyucularınız i&ccedil;in daha doyurucu i&ccedil;erikler &uuml;retebilirsiniz.</p>
<p></p>
<p>6- Okuyucuya saygı g&ouml;sterin - 1</p>
<p>Eğer blogunuzu &ouml;nemsiyorsanız, okuyucularınızı da &ouml;nemsemelisiniz. Elinizden geldiği kadar sık i&ccedil;erik &uuml;retmeye &ccedil;alışın. Eğer haftalarca yazamıyorsanız, haftada en azından bir kez yazabilecek duruma gelmeye &ccedil;alışın. Haftada en az 1 &ouml;zg&uuml;n i&ccedil;erek duruma gelene kadar blogunuzun pek ciddiye alınmayabileceğini g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde tutmalısınız. Ne kadar sık i&ccedil;erik sağlarsanız, blogunuzun o kadar değer kazanacağını unutmayın.</p>
<p>Hızlı başlayıp, yolda ivme kaybeden bloglar okuyucularını da kaybeder. Ve kazanılması en zor okuyucu bir kez kaybedilmiş olandır.</p>
<p></p>
<p>7- Okuyucuya saygı g&ouml;sterin - 2</p>
<p>Okuyucunuz asla şişirme olarak nitelendirilen bir yazıyı hak etmiyor. Sakın ama sakın kolaya ka&ccedil;arak, onlara k&ouml;t&uuml; i&ccedil;erik sunmayın ve kulaktan kulağa pazarlamayı asla hafife almayın. İyi bir i&ccedil;eriğin ulaştığı bir kişi size 10 yeni okuyucu kazandırabilir. Diğer yandan k&ouml;t&uuml; bir i&ccedil;erik y&uuml;z&uuml;nden kaybettiğiniz okuyucuyu tekrar geri kazanmak sandığınızdan &ccedil;ok daha zor olabilir.</p>
<p>Eğer yoğun bir şekilde Twitter kullanıyorsanız burada anlatmaya &ccedil;alıştığımızı daha iyi anlayacaksınız. Twitter aslında, bir tweet'den sonra bir anda takip&ccedil;ilerin nasıl bir anda azalabildiği ger&ccedil;eğini ve kaliteli i&ccedil;erik &uuml;retmenin ne kadar &ouml;nemli olduğunu pek &ccedil;ok kişiye en kolay yoldan &ouml;ğretti.</p>
<p></p>
<p>8- Sinirlerinize hakim olmayı &ouml;ğrenin</p>
<p>İnternetin bug&uuml;n ulaştığı noktanın en b&uuml;y&uuml;k avantajlarından biri de insanların en pratik şekilde birbirleri ile etkileşime girebilme imkanı. Artık her hangi bir konuya yorum yapmak &ccedil;ok kolay. Her blog yazarının istediği şey, yazısına daha &ccedil;ok yorum yapılmasıdır.</p>
<p>Fakat her yorum beklediğiniz tarzda olmayabilir. Ne yazık ki internet, bazı kullanıcıların i&ccedil;lerindeki muhalif hisleri &ccedil;ok kolay bir şekilde ortaya d&ouml;kmelerine de yardımcı oluyor. Yapıcı olmaktan uzak, ağır eleştiri ve hatta hakaret i&ccedil;eren yorumların sayısı ne yazık ki hi&ccedil; de az değil.</p>
<p>Eğer blogunuza &ouml;nem veriyor ve yakından ilgileniyorsanız, muhtemelen siz de bu tip moral bozucu yorumlarla karşılaşacaksınız. Bu tip durumlarda en sık tekrarlanan hata, bu tip yorumlara aynı tarzda yanıtlar vermektir. O yorumu yapan kişi belki konuyu ertesi g&uuml;n unutacak, siz de 3 g&uuml;n sonra anımsamayacaksınız bile. Ama internetin hafızası hepimizden daha keskin ve o gereksiz yoruma verdiğiniz gereksiz yanıt internette varlığını &ccedil;ok uzun s&uuml;re koruyacak.</p>
<p>Bu tip durumlarda en g&uuml;zeli konuyla ilgisiz, yapıcı olmaktan uzak yorumları g&ouml;rmezden gelmektir. Siz yanıt verdik&ccedil;e o konu uzayacağı ve bir anda &ccedil;ığırından &ccedil;ıkabileceği i&ccedil;in kendinize hakim olmayı &ouml;ğrenmelisiniz. Eğer yorum ger&ccedil;ekten haksızsa, zaten diğer okurlar m&uuml;dahale ederler. Eğer onlar da etmiyor ve hatta s&ouml;z konusu yorumu destekliyorlarsa belki de yorumda bahsedilen konu, sizin geliştirmeniz gereken bir şeyleri g&ouml;steriyor olabilir.</p>
<p>&Ouml;zetle sinirlerinize hakim olun ve yorumların hepsine kulak verirken gereksiz tartışmalardan uzak ama sizin i&ccedil;in değerli olabilecek fikirlere yakın durmaya &ccedil;alışın.</p>
<p></p>
<p>9- Hepiniz bu blog, bu blog hepiniz i&ccedil;in</p>
<p>İş yaşamı, &ouml;zel hayat derken bazen haftada 1 tek yazı yazmak bile zor olabilir. Neyse ki bu işi tek başınıza yapmak zorunda değilsiniz. Son zamanlarda T&uuml;rkiye'de &ccedil;ok yazarlı bloglar da ciddi bir artış var. Bu moda olduğu i&ccedil;in değil, aynı konuda fikirlerini paylaşmak isteyen insanların bir araya gelmesinin ortaya daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir blog ortaya &ccedil;ıkartabildiğinin fark edilmesinden kaynaklanıyor. &Ccedil;ok yazarlı bloglarda hem daha zengin bir i&ccedil;erik elde etmek, hem de benzer konuları farklı bakış a&ccedil;ılarıyla aktarabilmek a&ccedil;ısından &ouml;nem taşıyorlar.</p>
<p>Eğer blog konunuz sizin &ouml;zel ilgi alanınızsa, muhtemelen &ccedil;evrenizde aynı konuya ilgi duyan başkaları da vardır. Onların da bloga katkıda bulunmasını sağlayabilirseniz, ortaya okurlar i&ccedil;in takip etmesi daha keyifli ve daha bilgilendirici bir yayın &ccedil;ıkacaktır.</p>
<p>Eğer imkanınız varsa veya blogunuz maddi bir değer &uuml;retiyorsa bu konuda profesyonellerden de yardım alabilirsiz. &Uuml;cretli i&ccedil;erik &uuml;retenlerin yazıları genellikle daha kaliteli ve profesyonel olacaktır. Blog'unuza yatırım yapma imkanınız varsa, doğru y&ouml;netim ile bu yatırımın maddi ve manevi karşılığını almanız sandığınız kadar zor değil.</p>
<p></p>
<p>10- Yazarken Eğlenin</p>
<p>İster sadece kendiniz i&ccedil;in yazın, isterseniz b&uuml;y&uuml;k hedefleri olan sekt&ouml;rel olarak s&ouml;z sahibi olmasını hedeflediğiniz bir bloga sahip olun; yazarken eğlenmek zorundasınız. Eğer yazarken eğlenmiyorsanız belki de yapmanız gereken şey bir blog yazmak/y&uuml;r&uuml;tmek değildir.</p>
<p>Eğer &ccedil;ok şanslı değilseniz &ouml;zellikle başlangı&ccedil;ta ve b&uuml;y&uuml;k ihtimalle uzun s&uuml;re bu işten &ccedil;ok ciddi bir gelir elde edemeyeceksiniz. O seviyeye ulaşacağınızın da garantisi yok. Ama kesinlikle denemeye değer ve denerken size devam etme g&uuml;c&uuml; verecek tek şey yaptığınız işten keyif alıyor olmanız.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Perdenin Ardındakiler &#45; Kalbinde Birileri Var</title>
<link>https://edebiyatblog.com/perdenin-ardindakiler-kalbinde-birileri-var</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/perdenin-ardindakiler-kalbinde-birileri-var</guid>
<description><![CDATA[ Perdenin Ardındakiler - Kalbinde Birileri Var ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_61771dc1a7c65.jpg" length="76190" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Oct 2021 00:09:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>YABANCI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yabanci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yabanci</guid>
<description><![CDATA[ Lütfen Tanrım, son bir kez onu görmeme izin ver &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_616723d2983ef.jpg" length="58411" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Oct 2021 21:29:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bug&uuml;n burada değilim. Bulunduğum yer &ccedil;ok ama &ccedil;ok yabancı. Bedenim burada ama ruhum... Onun nerede olduğunu en iyi sen biliyorsun zaten. Kalbim bu hasarı artık kaldıramıyor. Senin kollarını &ouml;zl&uuml;yorum. Kokunu, bakışlarını...</em></p>
<p><em>Keşke &ccedil;ıkıp gelsen şu kasvet dolu toprağın altından.</em></p>
<p><em>Korkma ben sana &uuml;zerindeki b&ouml;cekler, kurtcuklarla bile sımsıkı sarılırım.&nbsp;</em></p>
<p><em>Sen &ccedil;ok şanslısın, beni g&ouml;rebiliyorsun. Ben de seni g&ouml;rmek istiyorum...</em></p>
<p><em>L&uuml;tfen Tanrım, son bir kez onu g&ouml;rmeme izin ver.</em></p>
<p><strong><em>&Ouml;lmediğini biliyorum.</em></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KÂBUS</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kabus</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kabus</guid>
<description><![CDATA[ bir kabusa uyanmaktansa bin kabusla uyanmayı yeğlerim. fakat hayat tercihlerimle pek ilgilenmiyor tabi. kabus. benim evim benim çatım beni aç açıkta bırakmayanım&#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60ede22d5d1b7.jpg" length="30715" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 13 Jul 2021 21:59:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords>Kâbus, uyanmak, uyumak, tercih</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>'bir kabusa uyanmaktansa bin kabusla uyanmayı yeğlerim. fakat hayat tercihlerimle pek ilgilenmiyor tabi. kabus. benim evim benim &ccedil;atım beni a&ccedil; a&ccedil;ıkta bırakmayanım.&nbsp;</em></p>
<p><em>beni keşke a&ccedil;ıkta bıraksa &ccedil;&uuml;nk&uuml; sokaklar sokaklarda kediler parlak g&ouml;zl&uuml; kediler ve topuk tıkırtısı. sokakta gece g&uuml;nd&uuml;z tılsım. bitmeyen ışıltı.&nbsp;</em></p>
<p><em>fakat benim boynumda cevșen yerine bir keder. volta atıyorum evin i&ccedil;inde.&nbsp;</em></p>
<p><em>zarifoğlundan m&uuml;lhemle; kuşlar da kederle u&ccedil;uyor &ouml;mr&uuml;mde diyorum. keder ekmeğim suyum. keder beni doğuran ana. benim yavrum. keder benim balkonsuz penceresiz h&uuml;crem. keder benim uzayan kısalan g&ouml;lgem eriyen b&uuml;y&uuml;yen g&ouml;vdem. ben kederden olma kederden doğma. uyuyunca değil &ouml;l&uuml;nce hi&ccedil;. nasıl ge&ccedil;er Allahım bu keder.</em></p>
<p><em>d&uuml;n gece. kendimi ellerim g&ouml;ğs&uuml;mde. kaburgalarımı sayarken buldum. bir yerde bir eksik bir firar bir sorun var dedim. olmalı. yoksa bu kadar kemik bir yumrucuk kalbi nasıl korumasın. fakat hepsi olması gereken yerde duruyor &ouml;ylece. tam yirmi d&ouml;rt tane. buna rağmen.</em></p>
<p><em>kalbim bir karahindiba. yelsiz nefessiz hi&ccedil;bir kuvvete ihtiya&ccedil; duymadan. dağılmak h&uuml;neri. kalbim bir volkanik dağ. kalbim annesiz &ccedil;ocuk &ccedil;ocuksuz anne. kalbim. dalından olmadan d&uuml;şen meyve. kalbim benim devrik c&uuml;mlem. eksik bir adres. kalbim bileksiz k&uuml;nye.&nbsp;</em></p>
<p><em>&ccedil;ok uykum var Allahım l&uuml;tfen hemen s&ouml;yle.&nbsp;</em></p>
<p><em>bitmeyen kabus dinmeyen keder ve &ouml;lmeyen kalbimle.</em></p>
<p><em>bu gidiş nereye? '</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Modern Sanat</title>
<link>https://edebiyatblog.com/modern-sanat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/modern-sanat</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Modern sanat, genellikle 1880&#039;lerin izlenimcilerinden (empresyonistler) 1960-70&#039;lere kadar devam ettiği kabul edilen sanat dönemidir.&quot;

 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60be315ef004c.jpg" length="78533" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Jun 2021 17:44:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords>Modern sanat, emprestyonist</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Sanatta modernizmin temelleri, ressamların d&uuml;nyayı g&ouml;rd&uuml;kleri gibi temsil etmeyi bırakmalarıyla atılmıştır. Temsil, temel sorun haline gelmiş; sanat kendi kendisini konu haline getirmeye başlamıştır. Sanat eleştirmeni Clement Greenberg de 1960'ta yazdığı "Modernist resim" adlı makalesinde modernizmin &ouml;z&uuml;n&uuml;n, disiplinlerin kendilerine has y&ouml;ntemlerini, disiplinin kendisini eleştirmek i&ccedil;in kullanmak olduğunu; bundaki amacın da o disiplini geliştirmek ve &ouml;nemini artırmak olduğunu s&ouml;yler. &Ouml;rneğin, ilk modernist filozof olarak kabul edilen Immanuel Kant, felsefeyi daha fazla bilgi edinmek i&ccedil;in değil, bilginin nasıl m&uuml;mk&uuml;n olduğunu sorgulamak i&ccedil;in kullanmıştır. Greenberg'e g&ouml;re, Kant'ın sanattaki karşılığı, ilk Modernist ressam, Manet'dir. Manet ve empresyonistler, &uuml;zerine resim yaptıkları y&uuml;zeyde boya, tuval vb. malzemelerin &ouml;zelliklerini ve ge&ccedil;tikleri s&uuml;re&ccedil;leri saklamamış, aksine &ouml;ne &ccedil;ıkarmışlar; sonrasında Cezanne eserlerini tuvalin dikd&ouml;rtgen şeklini g&ouml;z&ouml;n&uuml;ne alarak tasarlamıştır. B&ouml;ylece doğadaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin taklidi yavaş yavaş bırakılmış, temsil ikinci plana atılmıştır. Modern resimde bu şekilde gelinen en son nokta, bir heykel akımı olarak başlayan Minimalizmin etkisiyle yapılan, insan elinin izlerini t&uuml;mden kaldırarak d&uuml;md&uuml;z tek renge boyanan, b&ouml;ylelikle i&ccedil;erikten arındırılmaları ama&ccedil;lanan tuvallerdir.</em></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AİLE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/aile</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/aile</guid>
<description><![CDATA[  ‘Sevginin En Güçlü Hali Ailedir.’ ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/05/image_750x500_60acfc69b26a8.jpg" length="37076" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 25 May 2021 16:32:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords>Aile, sevgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Toplumun en k&uuml;&ccedil;&uuml;k yapı taşı olarak bilinse de bireyin birey olabilmesindeki en b&uuml;y&uuml;k etkenlerdendir aile. Savunmasız bı bebekken onu g&uuml;vende hissettiren de, d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde kaldırıp yaralarını saranda, her derdinde d&uuml;ş&uuml;nmeden yanına koşanda onlardır sonu&ccedil;ta.</p>
<p>&nbsp;Nasıl ki geleceğimize y&ouml;n veren ge&ccedil;mişimizse bizlerin ge&ccedil;mişine de y&ouml;n veren aile yaşantımızdır. Bu y&uuml;zden dolaylı yoldan da olsa geleceğimize y&ouml;n veren onlar olacaktır. Ailemizden duyduklarımızdan &ccedil;ok g&ouml;rd&uuml;klerimiz, &ouml;ğrettiklerinden &ccedil;ok g&ouml;zlemlediklerimiz bizim zihnimizde yer ederken kendi hayatımızı kurduğumuzda ise onlardan kendimizce pay &ccedil;ıkardıklarımız ile yolumuza devam edeceğiz. Uzmanların araştırmalarına g&ouml;re en b&uuml;y&uuml;k psikolojik rahatsızlıkların sebebi &ccedil;ocuklukta yaşanan ailevi problemler olarak belirlenmiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ne o zaman &ouml;ğrendiklerimizi ne de g&ouml;rd&uuml;klerimizi zihnimizden kolay kolay s&ouml;k&uuml;p atamayız. Bu y&uuml;zden iyi birer ebeveyn olarak, &ouml;nce kendi &ccedil;ocuklarımızı sonra da onların &ccedil;ocuklarının g&uuml;zel bir yaşam s&uuml;rmesine yardımcı olabiliriz.</p>
<p>&nbsp; Maddenin yapı taşı atom olduğu gibi toplumun yapı taşı da ailedir. Eski zamanlardan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze, t&uuml;m dinlerde ve toplumlarda aile kurumu kutsal sayılmış ve &ouml;nem verilmiştir. Bizler de ailelerimize hak ettikleri değeri verelim ve onlara bırakmamak &uuml;zere sımsıkı sarılalım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &lsquo;Sevginin En G&uuml;&ccedil;l&uuml; Hali Ailedir.&rsquo; ~</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>