<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Mehmetkvk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/mehmetkvk</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Mehmetkvk</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Yalnızlıgın Kıyıları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yalnizligin-kiyilari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yalnizligin-kiyilari</guid>
<description><![CDATA[ Bu video Mürekkebin Sesi topluluğu sayesinde oluşturulmuştur. Telif hakları topluluğa aittir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625e45156e5ec.jpg" length="65195" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 18 Apr 2022 16:46:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Şiir</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayatın Arka Perdesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayatin-arka-perdesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayatin-arka-perdesi</guid>
<description><![CDATA[ Hikayeler-1 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625b2e0307843.jpg" length="76535" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 16 Apr 2022 23:59:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, öykü, genç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Okuldan arda kalan vakitlerinde &ccedil;alışmak zorunda olan Sinan&rsquo;ın aklına yeni bir fikir daha gelmişti ve evinin arka tarafında kalan k&uuml;&ccedil;&uuml;k alanda bir şeyler yetiştirip satacaktı. Elbette bu konu hakkında pek bir bilgisi yoktu ama &ouml;ğrenmesinin zor olmayacağını tahmin edebiliyordu. Okul, &ouml;dev ve bulabildiği herhangi bir işte &ccedil;alışmak dışında boş kalan t&uuml;m zamanlarını bah&ccedil;eye ayıracak b&ouml;ylece pazarda bir şeyler satarak ailesine yardımcı olabilecekti. Belki biraz fazla kazanır ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşine bir bayramlık bile alabilirdi. Kendisi başkalarının verdiği eski kıyafetleri giymeye alışmıştı ama kardeşi yılda bir defa bile olsa yeni elbiseler giymek istiyordu. Komşusundan emanet aldığı el arabasıyla pazarda k&uuml;&ccedil;&uuml;k taşıma işleri yapıyor ve akşamları tezgahları toplamaya yardım ediyor b&ouml;ylelikle eline biraz para ge&ccedil;iriyordu. Bu defa kazandığı parayla biraz tohum satın almış ve kafasına koyduğu şeyi yapmak i&ccedil;in yola koyulmuştu. Evi uzaktı ve y&uuml;r&uuml;yerek gelmek zorunda olduğu i&ccedil;in &ccedil;ok yorulmuştu. Annesi ona dinlenmesini tembih etmişti ama o hemen bah&ccedil;eye koştu ve orayı &ccedil;apalamaya başladı daha sonra tohumları ekerek hafif&ccedil;e suladı. Sıra &ouml;devini yapmaya gelmişti ama &ouml;devini yaparken uyuyakalacak kadar yorgundu. &Ouml;devinin başında bir s&uuml;re uyuduktan sonra gece yarısı uyanmıştı ve hemen kaldığı yerden devam etmiş, &ouml;devini aksatmamıştı. Zaten onun okulda başarılı olmasının en &ouml;nemli sebeplerinden biri derslerine ve &ouml;devlerine &ouml;zen g&ouml;stermesiydi.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Aradan belirli bir s&uuml;re ge&ccedil;miş ve domatesler satılacak kıvama gelmişti. &Uuml;stelik gayet bereketli bir toprağı vardı bu y&uuml;zden beklediğinden daha fazla domates yetişmişti. Heyecanla bunları pazara g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir tezgah a&ccedil;mıştı ve biriktirdiği temiz poşetleri kullanıyordu. Poşetlerin hepsinin aynı renk olmasına &ouml;zenle dikkat etmişti &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar farklılıktan dolayı temiz olmadığını d&uuml;ş&uuml;nebilir ve ondan satın almazlardı o zamanda b&uuml;t&uuml;n emeği ve g&uuml;n&uuml; boşa gider, hayalleri suya d&uuml;şerdi. Neyse ki ilk m&uuml;şterisi gelmişti ve yanda bulunan tezgahın terazisini kullanarak ilk satışını yapmıştı. O g&uuml;n g&uuml;zel satış olmuş ve oradan memnun ayrılmıştı. Sonrasında s&uuml;re&ccedil; aynı şekilde devam etti,&nbsp; hatta o kadar iyi gidiyordu ki kardeşiyle birlikte annesi ve kendisine de bayramlık almayı d&uuml;ş&uuml;necek duruma gelmişti. Evin ihtiya&ccedil;larına katkı sağlıyor bir yandan da para biriktiriyordu. Yaptığı hesap doğru ilerlerse bayrama kalmadan kıyafet paraları tamam olacaktı.</p>
<p>&nbsp;Yine pazarda tezgah a&ccedil;tığı bir g&uuml;n&uuml;n akşamıydı ve bayram yaklaşıyordu. Elindeki t&uuml;m domatesleri satmasına rağmen paranın yetersiz kalmasından korktu ve eskiden yaptığı gibi tezgahları toplamaları yardım etmek istediğini s&ouml;yledi. Pazarcılar kabul etmişlerdi, zaten onlarında yardıma ihtiyacı vardı. Nihayet eline bir miktar para ge&ccedil;mişti. Yine saat &ccedil;ok ge&ccedil; olmuştu ve eve y&uuml;r&uuml;yerek gitmesi gerekiyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; evin masrafları vardı ve bayramlık alacağına da s&ouml;z vermişti. Aslında taksi o kadar pahalı değildi ama yine de onu sarsabilirdi. Yolu yarılamıştı ama yine de şehir merkezinden olduk&ccedil;a uzaktaydı. Sokağın ıssızlığı ve yanıp s&ouml;nen sokak lambaları insanın i&ccedil;ine işliyordu. &Uuml;stelik etraftan gelen k&ouml;pek seslerini de gittik&ccedil;e yaklaşıyor gibi hissediyordu. Sinan&rsquo;ın elini cebine g&ouml;t&uuml;r&uuml;p paraların orada olduğunu hissetmesi ve bayramlıkları d&uuml;şlemesi i&ccedil;ine işleyen korkuları yok etmeye yetmemişti. İ&ccedil;inde k&ouml;t&uuml; bir his vardı ve yanılmamıştı. Karşıdan 25-30 yaşlarında &uuml;&ccedil; sarhoş geliyordu ve niyetleri gayet a&ccedil;ıktı. &Ouml;nce birisi ona omuz attı ve &ouml;n&uuml;ne baksana diyerek su&ccedil;u ona y&uuml;klemeye &ccedil;alıştı ancak Sinan oradan kurtulmak i&ccedil;in arkasına bile bakmadan &ouml;z&uuml;r dilemiş ve yoluna devam etmeye &ccedil;alışmıştı. Arkasından yaklaşan adam, dur bakalım &ouml;yle &ccedil;arpıp ka&ccedil;mak var mı ? kuru bir &ouml;z&uuml;rle kurtulamazsın diyerek omzuna yapıştı. Diğeri ona eşlik ederek bu seferlik seni affedebiliriz ancak bize bir miktar &ouml;deme yapman gerekiyor dedi. Ama hi&ccedil; param yok ki diyen Sinan kendini inandıramadı ve burnunun tam ortasına yediği kafa darbesiyle savruldu. Tam kafasını kaldırıyordu ki diğeri g&ouml;z&uuml;ne bir yumruk savurdu neyse ki sıyırmıştı. Hemen doğrulup ka&ccedil;mak istedi ama bu m&uuml;mk&uuml;n değildi. Son &ccedil;ırpınışlarla karşı koymaya &ccedil;alışarak birisini yere devirdi. Ama kalıplı olan diğer adam onu yakaladı ve &ouml;ld&uuml;resiye d&ouml;vd&uuml;. Sıra parasını almaya gelmişti ama Sinan &ccedil;ok inat etti. Bu sırada yerde yatan adam kalmış ve dayak yemeyi hazmedememişti. Cebinden &ccedil;ıkardığı bir &ccedil;akıyı Sinan&rsquo;a sapladı. Onlar hemen ka&ccedil;ıştılar ama Sinan yere d&uuml;ş&uuml;p kaldı elinde tuttuğu paralar kanlar i&ccedil;erisindeydi. Uzaktan yanan ışıkları ve bağırış seslerini duyuyordu. Parasının elinde olduğunu hissederek g&uuml;l&uuml;msedi ve g&ouml;zleri kapandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seninle gelen bahar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/seninle-gelen-bahar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/seninle-gelen-bahar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62581d0367864.jpg" length="32676" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 16:23:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, bahar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sana koşmak i&ccedil;in atıyorum adımlarımı,&nbsp;</p>
<p>Y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m yollarda adın yazıyor.</p>
<p>Sen ekiyorsun g&ouml;nl&uuml;me sevda tohumlarını&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zyaşlarımla suluyorum onları&nbsp;</p>
<p>Şimdi her dalında ayrı bir sen yetişiyor.</p>
<p>G&uuml;l&uuml;ş&uuml;nle gelen baharlar,</p>
<p>İ&ccedil;imde aşkını yeşertiyor.</p>
<p>&Ouml;yle b&uuml;y&uuml;yorsun i&ccedil;imde&nbsp;</p>
<p>Ve uzanıyorsun g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bitmeyen g&uuml;zelliğinle.</p>
<p>Ruhuma aşk mevsimi geliyor...</p>
<p>Sevdanın meyvelerinde hep &ccedil;&uuml;r&uuml;ğe denk geliyorum,&nbsp;</p>
<p>Sonunda t&uuml;m şansımı seninle harcadığımı anlıyorum.</p>
<p>&Ouml;yle g&uuml;zel a&ccedil;ıyorsun ki i&ccedil;imde,</p>
<p>Kıyamıyorum seni sevmeye bile.</p>
<p>Sonbahar geliyor gidişinle&nbsp;</p>
<p>Ve ben yine seni bekliyorum&nbsp;</p>
<p>G&uuml;neşin doğduğu o g&uuml;zel yerlerde.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BARIŞ MANÇO</title>
<link>https://edebiyatblog.com/baris-manco</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/baris-manco</guid>
<description><![CDATA[ Ne kadar tanıyoruz? Kaynak:Vikipedi  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61f9132407635.jpg" length="36533" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 14:02:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Barış Manço</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖZDEMİR ASAF</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ozdemir-asaf</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ozdemir-asaf</guid>
<description><![CDATA[ Ne kadar tanıyoruz?  
Kaynak: Vikipedi  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f3ae4306c57.jpg" length="42909" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 28 Jan 2022 11:50:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Özdemir Asaf, şair, soru, cevap, etkinlik</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>UYANMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/uyanmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/uyanmak</guid>
<description><![CDATA[ Ninnilerle uyutulmak mı? yoksa gerçeklerle uyanmak mı?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f07454cbcb9.jpg" length="89123" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 Jan 2022 01:06:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Uyku, ninni, gerçekler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;kken ninnilerle uyutuluruz, bir g&uuml;n ger&ccedil;eklerle uyanacağımızı bilmeden. Ger&ccedil;ekleri &ouml;ğrenmeye başladık&ccedil;a ne kadar uyutulduğumuzu daha iyi anlarız. Sonra nasıl uyutulmaya devam ettiğimizi ve kendimizi nasıl uyandıracağımızı. &Ouml;nce bol bol araştırarak başlarız uyanmaya, ger&ccedil;ek sandığımız onca şeyin bir yalan olduğunu &ouml;ğrenerek uyanırız. Sonra ger&ccedil;ekleri &ouml;ğrenir ve inandığımız her şeye ş&uuml;pheyle yaklaşırız. Bazen uyanmanın verdiği acıdan şikayet etsek bile ger&ccedil;eklerle aydınlanmaktan vazge&ccedil;emeyiz. Biz b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e uyutma &ccedil;eşitlerini de değiştirir insanlar. Bazılarımızı yalanlarla uyuturken bazılarımızı ger&ccedil;eklerin farklı yorumlanmasını sağlayarak uyuturlar. Bu uykular insanların hayatlarının birer r&uuml;yadan ibaret olmasına sebep olur. Kimimiz korkuyla uyanırız bu uykudan, kimimiz din&ccedil; bir şekilde. Korkuyla uyananlarımız ge&ccedil; kalmanın verdiği korkunun pen&ccedil;esinden bir &ouml;m&uuml;r uyanamaz. Din&ccedil; uyananlarımız ise zamanında uyanmanın ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmanın verdiği cesaretle doğrulardan korkmayız. Bazılarımız ise &ouml;m&uuml;r boyu uyur ama asla b&uuml;y&uuml;yemezler. Peki biz, biz ne zaman uyanırız?&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ömrümüzün Değeri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/omrumuzun-degeri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/omrumuzun-degeri</guid>
<description><![CDATA[ Gerçekten ölmekten mi korkuyoruz?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61ee9be235443.jpg" length="64455" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 15:30:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, yaşam, sorgulama, düşünme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın anlamını sorgulamadan y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m sokaklarda sen yoksun artık ve o sokaklarda sensizliğin acı soğuğu işliyor bedenime. Y&uuml;z&uuml;mde hayatın ne kadar kısa olduğunu anımsatan kısa bir tebess&uuml;m oluşuyor. Her şeyi d&uuml;n yaşamış gibi hissediyorum, oysa &uuml;zerinden yıllar ge&ccedil;ti. Artık sorgulamaya başlıyorum hayatı, kısacık &ouml;mr&uuml;m&uuml;z&uuml; ne uğruna harcadığımızı. &Ouml;m&uuml;r denilen bu s&uuml;rede bizi &uuml;zen ve mutlu eden şeylerin ger&ccedil;ek değerinin ne olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Neye g&ouml;re değer veriyoruz hayatımızdaki şeylere? Değer verdiğimiz şeylerin bizi ne i&ccedil;in mutlu ettiğini ve ne i&ccedil;in &uuml;zd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorumda elimizde bu kadar imkan varken mutluluğu neden hep bir k&ouml;şeye ittiğimizi anlamıyorum. Ger&ccedil;ekten &ouml;lmekten mi korkuyoruz yoksa yaşayamadığımız bu hayatı geride bırakmaktan mı? Cevabını bilmiyorum ama ben bu hayatı terk etmeden &ouml;nce yaşamak istiyorum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sorgulamak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sorgulamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sorgulamak</guid>
<description><![CDATA[ Neden var olduğunu düşündün mü hiç?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61ec3a3b50c3c.jpg" length="99831" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 20:09:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, yaşam, sorgulama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca hatta milyarlarca insan neden var olduğunu bilmeden, sorgulamadan yaşıyorlar. Bir hedefleri, bir ama&ccedil;ları hatta bir fikirleri bile yok. Sadece hayatın akıp giden olağan sıradanlığına ayak uydurma &ccedil;abasıyla yaşıyor. Basit korkular, basit heyecanlar ve olabildiğince az riskle yaşıyorlar hayatlarını. Hayatlarından bir beklentileri yok. Uğrunda can verdiği değerler bile alışkanlıkları olmuş &ccedil;oğu kişilerin ve araştırma duyguları k&ouml;relerek yok olmuş. Hayatlarının bir d&ouml;neminde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlar belki ama sonra yine herkes gibi hayata karışıp gidiyorlar. Basit şeyler yetiyor onları mutlu etmeye ve gereksiz şeyler i&ccedil;in &uuml;z&uuml;l&uuml;yorlar. İnandıkları ve sevdikleri şeylerin yanlış ya da doğru olmasıyla ilgilenmiyorlar. Bu da bir risk onlar i&ccedil;in &ccedil;&uuml;nk&uuml; eğer yanlış &ccedil;ıkarsa hayatlarını değiştirmeleri gerekecek. O y&uuml;zden hi&ccedil; sorgulamadan yaşamanın g&uuml;zel olduğunu sanarak t&uuml;ketiyorlar &ouml;m&uuml;rlerini. İnanmak istediklerinize değil ger&ccedil;eklere inanın sevgili okur belki hayatınız değişir ama bir yalanla mutlu olmak yerine ger&ccedil;eklerle yaşar hayatın tadına varırsınız. Se&ccedil;im size ait ve &ouml;m&uuml;r bitiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hüzün içeren kelime &amp;quot;KİMSESİZLİK&amp;quot;</title>
<link>https://edebiyatblog.com/huzun-iceren-kelime-kimsesizlik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/huzun-iceren-kelime-kimsesizlik</guid>
<description><![CDATA[ Kimsesizlik bir su idi, ben boğuldum...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e8682f9348f.jpg" length="52150" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 19 Jan 2022 22:36:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Kimsesizlik, yalnızlık, şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen kimsesiz kalır insan. Ne tutunabileceği bir dal, ne de d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde onu tutabilecek bir el bulamaz. G&ouml;zyaşlarını silen, derdini dinleyen kimsesi olmaz. İşte o an ne bir sevgili, ne bir dost, ne de bir akraba bulabilir kendisine yardım edebilecek. O an anlar ger&ccedil;ek &ccedil;aresizliği ve bu &ccedil;aresizlik halinin insanda ne b&uuml;y&uuml;k yıkımlara sebep olduğunu. Denizin ortasında susuz kalmak gibidir bu. Etrafın su doludur ama sana faydası yok. Kimsesizlikte b&ouml;yledir işte, nice kalabalıklar i&ccedil;erisindesindir ama sana yardımı olacak tek bir kişi bile bulamazsın. Odanı aydınlatan ışığın s&ouml;nmesi gibidir. D&uuml;nyan kararır, yolunu bulamazsın. İnsan kimsesiz kalmadan anlayamaz etrafındakilerin değerini, kimsesiz kaldığında ise &ccedil;ok ge&ccedil; olur. Bir garibin d&ouml;rtl&uuml;ğ&uuml;nde dediği gibi;&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Kimsesizlik bir su idi, ben boğuldum</p>
<p></p>
<p>Işıklarım bir bir karardı, ben kayboldum</p>
<p></p>
<p>Yokmuş d&uuml;nyada b&ouml;yle bir acı, bilmiyordum</p>
<p></p>
<p>Kimsesizliğin adını ben &ouml;l&uuml;m koydum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nazım Hikmet</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nazim-hikmet-1469</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nazim-hikmet-1469</guid>
<description><![CDATA[  Nazım Hikmeti anmak.
Kaynak: Vikipedi ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e2db9b49e3d.jpg" length="40631" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 15 Jan 2022 17:36:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Nazım Hikmet</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>KORKU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/korku</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/korku</guid>
<description><![CDATA[ Korku başarının düşmanıdır.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e058a35e3b8.jpg" length="55347" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Jan 2022 19:52:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Korku, cesaret, başarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Korku genellikle hen&uuml;z başına gelmeyen ama geldiğinde acı &ccedil;ekeceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n ( ya da bildiğin) olaylar karşısında hissettiğin şeydir. Korku başarının d&uuml;şmanıdır. Korkan insan harekete ge&ccedil;emez ve bu y&uuml;zden başarılı olamaz. Korkunun &uuml;st&uuml;ne gitmek bazen kazandırır, bazen kaybettirir ama hi&ccedil;bir şey yapmadan duran ve devamlı korkan insan zaten kaybetmiştir. Somut bir &ouml;rnekle a&ccedil;ıklamak i&ccedil;in k&ouml;pekten korkan bir &ccedil;ocuğu inceleyebiliriz. Bu &ccedil;ocuk kapısının &ouml;n&uuml;nde dolaşan bir k&ouml;pek g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde evinden &ccedil;ıkamaz ve yapmak istediği şeyi erteler. Ama korkusu olmayan bir &ccedil;ocuk dışarı &ccedil;ıkabilir ve istediği gibi hareket edebilir. Korku her zaman kaybettirir ancak burada dikkat edilmesi gereken ince bir &ccedil;izgi vardır. Bu &ccedil;izgi korkunun &uuml;st&uuml;ne gidip kazanmak mı yoksa risk almak mı olduğunu bilerek hareket etmektir. Korku karşısında yapılması gereken en &ouml;nemli şey doğru zamanda cesaret g&ouml;stermektir. Belki korkularımızdan kurtulamayız ama onları azaltabiliriz. Korkuları azaltmak daha yaşanabilir bir hayat demektir. Cesaret korkunun &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe zincir vurmasına izin vermemektir. Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise aptallıkla cesareti karıştırmamaktır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Öğüt</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ogut</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ogut</guid>
<description><![CDATA[ Sana ne gerekir?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61df2460e2c86.jpg" length="125513" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Jan 2022 21:57:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, hayal, gerçek, gitmek, kalmak.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen gitmek değil kalmak gerekir</p>
<p>Bir hoş s&ouml;zle g&ouml;n&uuml;l almak gerekir</p>
<p>S&ouml;z&uuml;nde bal mı var zehir mi?</p>
<p>S&ouml;yle bunu kim bilebilir</p>
<p></p>
<p>Susmak &ccedil;&ouml;z&uuml;m değil anlatmak gerekir</p>
<p>Anlamayanı dinlemek daha iyidir</p>
<p>Anlatmak mı istiyor yoksa konuşmak mı?</p>
<p>S&ouml;yle sence hangisi daha iyidir</p>
<p></p>
<p>Hayal değil ger&ccedil;ek gerekir</p>
<p>Bazı hayaller ger&ccedil;ek gibidir</p>
<p>Hayal mi g&uuml;zel yoksa ger&ccedil;ek mi?</p>
<p>S&ouml;yle hangisi sana g&ouml;redir</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Baba ve kızı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/baba-ve-kizi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/baba-ve-kizi</guid>
<description><![CDATA[ Kadına şiddete hayır! ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61df0fa473fac.jpg" length="43279" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Jan 2022 20:28:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Kadına şiddet, baba, kız, iş, pazartesi sendromu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her zaman başkalarından duyduğu pazartesi sendromunu hi&ccedil; tadamamış bir insan olarak hayatını devam ettirmeye &ccedil;alışan adam maaşının azlığını, ge&ccedil;im sıkıntısını ve yokluğun ne olduğunu &ccedil;ocuklarına asla yansıtmıyordu. Pazartesi onun i&ccedil;in bir sendrom değil ailesinin ge&ccedil;imini kazanmak i&ccedil;in bir işi olduğuna sevinme g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. Bazen iki işte &ccedil;alıştığı olmuş yine de hi&ccedil; şikayet etmemişti. Hep daha fazlasını isteyen ama aynı zamanda elinde bulunanla yetinmeyi bilen bir insandı. Gen&ccedil;liğinde her zaman &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k peşinde koşan bu adam &ccedil;ocukları i&ccedil;in kabul ettiği esaretin mutluluğu yaşıyordu ama i&ccedil;erisinde her zaman &ouml;zlemini duyduğu başka bir hayat vardı. Daha rahat, daha g&uuml;zel ve daha &ouml;zg&uuml;r bir d&uuml;nyanın m&uuml;mk&uuml;n olduğunu bildiği halde bu şekilde yaşamak onda gizli bir &ouml;fkeye sebep oluyordu. İ&ccedil;erisinde biriken &ouml;fke yaşadığı ilgin&ccedil; bir olayla patlama g&ouml;sterdi. Kızı bir akşam eve nefes nefese kalmış ve korkmuş bir halde geldi. Ne olduğu sorulduğunda yolda bir adamın onu takip ettiğini s&ouml;ylemiş ve yolda y&uuml;r&uuml;menin bile tehlikeli olduğunu bilerek yaşamanın acımasızlığından uzun uzun bahsetmişti. Sabah gazetede o adamın bir kadını &ouml;ld&uuml;r&uuml;p ka&ccedil;tığı haberini okuduğunda bir s&uuml;re kendine gelememişti. Sonra babası onu ikna etmiş ve okuluna bırakmıştı. Akşam işten izin alamadığı i&ccedil;in onu okuldan almaya gidemeyen baba, o g&uuml;n o katilin yeni kurbanının kızı olacağını bilmiyordu. Bu olaydan sonra adam sinir krizi ge&ccedil;irdi. Sonra "ben kızımla &ouml;zğ&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;ze koşmaya gidiyorum kahrol d&uuml;nya!" yazan bir not bırakarak ortalıktan kayboldu. O adama ne olduğu ise bilinmeyen bir soru işareti olarak kaldı.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yorgunluk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yorgunluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yorgunluk</guid>
<description><![CDATA[ Gerçek yorgunluğun ne olduğunu hiç düşündünüz mü?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61ddd45a816fb.jpg" length="14678" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 11 Jan 2022 22:03:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Yorgunluk, endişe, korku</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ger&ccedil;ek yorgunluk nedir hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z m&uuml;? Sadece bedenimizde hissettiğimiz şeye mi yorgunluk denir? Eğer &ouml;yleyse zihnimizi yıpratan olaylar ve d&uuml;ş&uuml;nceler nedir? Bence ger&ccedil;ek yorgunluk endişedir. İnsan endişelendik&ccedil;e korkar, korktuk&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve bir s&uuml;re sonra durumlar i&ccedil;inden &ccedil;ıkılamayan bir hal alır. İşte bu hale geldiğinde hissettiğin o şey ger&ccedil;ek yorgunluktur. Ger&ccedil;ek yorgunluk insanı yıpratır, eritir ve hatta yok eder. Siz siz olun kendinizi yorgunluğun kollarına bırakmayın. Tek yorgunluğunuz dinlenince ge&ccedil;ecek olan ağrılarınızdan ibaret olsun. Endişe yarındır o y&uuml;zden yarını d&uuml;ş&uuml;nerek yorulmayın ve anın tadını &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>