<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Melisa YILDIZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/melisa-yildiz</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Melisa YILDIZ</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Kehanetin İzleri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kehanetin-izleri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kehanetin-izleri</guid>
<description><![CDATA[ Karen Leydi, henüz on sekiz yaşında olmasına rağmen hayatın karşısına çıkarmış olduğu ağır yükleri omzuna yüklemiş düşe kalka, dizlerindeki yaraların kabuk bağlamasına müsade etmeden, ellerine batan çakıl taşlarına aldırış etmeden ve en zoru ise tek damla göz yaşı dökmemek için kendisine yeminler etmiş bir genç kız.  Hayattan tek isteği  psikoloji okuyup işini severek yapan bir psikolog olmakken hayat Karen&#039;e bunu bile çok görmüştü. Doğru bildiklerini öyle sert çarpmıştı ki yüzüne Karen bir müddet ne hissetmesi gerektiğini dahi bilememişti. Sadece doğruları da değişmemişti Karen&#039;in, hayatı değişmişti. Yaşadığı evren değişmişti. 

Ama bilmeliydi. Bazen insanın ettiği dualar kabul olmamalıydı. Karen&#039;inki de kabul olmamıştı. Ne yurt dışındaki okuluna kaydını yaptırabilmişti, ne de psikolog olup kendi ayaklarının üzerinde durmanın zevkine varabilmişti. Ama öyle bir şey olmuştu ki. Hayat Karen&#039;den onlarca şey almasına rağmen öyle güzel bir duyguyu bahşetmişti ki, Karen yaşadığı her şeyi unutup tek bir neden yüzünden kaderine şükredecekti. Bunun adı aşktı. Bu duyguyu yaşamak için başka bir evrene mi geçmeliydi? Geçerdi. Doğru bildiği her şeyin yalan oluşuna mı şahit olmalıydı? Olurdu.

Karen, gözlerine değecek bir çift kuzguni iris için vücuduna can veren kalbinden bile vazgeçerdi. 

Bu Karen Leydi&#039;nin hikayesi. Biraz fantastik bolca romantik. 

Şimdiden keyifli okumalar diliyorum.

 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60e2f477b2dfe.jpg" length="31145" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Aug 2021 18:17:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melisa YILDIZ</dc:creator>
<media:keywords>Fantastik, kehanet, çakıl taşı</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Enkaz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/enkaz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/enkaz</guid>
<description><![CDATA[ Asya henüz altı yaşındaydı fakat tek bir gecesi annesinin dudaklarından dökülen ninilerle son bulmamıştı, tek bir kez güne babasının yanağına kondurduğu buseyle gözlerini açmamıştı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x_60e49f77b4762.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 08 Jul 2021 01:27:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melisa YILDIZ</dc:creator>
<media:keywords>Enkaz, savaş, yıkım, katliam, asya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x_60e49f77b4762.jpg" alt="" /></p>
<p>D&uuml;nya b&uuml;y&uuml;kt&uuml; Asya ise k&uuml;&ccedil;&uuml;k. Ne annesi vardı yanında korktuğunda sarılacağı ne babası vardı ardında herkese karşı koruyacağı. Yalnızdı Asya, bu kocaman d&uuml;nyada g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde parıldayan ay kadar yalnızdı. Asya hen&uuml;z altı yaşındaydı fakat tek bir gecesi annesinin dudaklarından d&ouml;k&uuml;len ninilerle son bulmamıştı, tek bir kez g&uuml;ne babasının yanağına kondurduğu buseyle g&ouml;zlerini a&ccedil;mamıştı. Asya&rsquo;nın i&ccedil;ine doğduğu d&uuml;nya cehennemin &ouml;n izlemesi gibiydi. &Uuml;zerlerine yağmur gibi yağan bombalar, ellerinde kocaman silahlarla halkı katleden d&uuml;şman askerler, kana bulanmış sokaklar ve de Sema&rsquo;ya y&uuml;kselmiş ağıtlar. Asya hi&ccedil; &ccedil;ocuk olamamıştı hayat onu &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta b&uuml;y&uuml;mek zorunda bırakmıştı. Asya hi&ccedil; beğendiği oyuncağı aldırmak i&ccedil;in naz yapmadı ya da &ouml;n&uuml;ne konulan yemeğe itiraz edemedi. Hayat bir senaryoydu ve Asya tek bir repliğini dahi değiştiremeden yaşadı. Masallarla b&uuml;y&uuml;medi Asya. Hi&ccedil; kahramanı olmadı, hayaller kurmadı veya kendine ait bir oyuncağı olmadı. Hayat Asya&rsquo;ya hi&ccedil; se&ccedil;enekler sunmadı. Kaderine yazılmış senaryosunu harfi harfine yaşamaktan ileri gidemedi. Onlarca caninin arasında ruhu acıya m&uuml;ebbet ettirilmiş bir bedendi. Bedeni k&uuml;&ccedil;&uuml;k fakat y&uuml;reğini dağlayan yaraları &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;kt&uuml;. Hi&ccedil; sevgi tuğlalarıyla &ouml;r&uuml;l&uuml; bir evi olmadı Asya&rsquo;nın. Onun evi bombaların yıktığı enkazlardı. Asya&rsquo;nın şarkısı g&ouml;n&uuml;llerden yakılan ağıtlardı. Hayatının &ouml;zeti acıydı. Yaşıtları gibi g&uuml;l&uuml;p oynayamadı. Diğer &ccedil;ocuklar oyun parkında salıncakla kaydırak arasında mekik dokurken Asya bombaların yıktığı evinin enkazında anne babasından kalma en ufak eşyaya razı, tozun toprağın arasında minik bir anı arıyordu. Onun tek mutluluğu silah seslerini duymadan ge&ccedil;en bir g&uuml;nd&uuml;. Onun hayatı savaşın ta kendisiydi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>