<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Muhammet579_</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/muhammet579_</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Muhammet579_</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>ÇEŞM&#45;İ HUN&#45;EFŞAN (KANLI GÖZYAŞI)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cesm-i-hun-efsan-kanli-gozyasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cesm-i-hun-efsan-kanli-gozyasi</guid>
<description><![CDATA[ Bir gün, geçmişimdeki yağmur damlasına soracağım;... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627ce0e88d801.jpg" length="63523" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 May 2022 12:26:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, hasret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p style="text-align: center;"><em>Okumadan &ouml;nce 'Valse'&nbsp; adlı piyano m&uuml;ziğini dinlenmenizi &ouml;nermekteyim.&nbsp;</em></p>
<p style="text-align: center;"></p>
<p></p>
<p><em>Bir g&uuml;n, ge&ccedil;mişimdeki yağmur damlasına soracağım;</em></p>
<p><em>Kalbimdeki ateşi nasıl s&ouml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;...&nbsp;</em></p>
<p><em>Kalemime bakıp diyeceğim ki;</em></p>
<p><em>Kağıdım sen olmadan parampar&ccedil;a...</em></p>
<p><em>Beni esir eden sinende,</em></p>
<p><em>Parlayan bir &ccedil;ift yıldıza,</em></p>
<p><em>Soracağım, sen olmayan karanlığa...</em></p>
<p><em>Bakacağım uhrevi sonsuzluğa.</em></p>
<p><em>Kayboldğumuz sokaklara...</em></p>
<p><em>&Ccedil;i&ccedil;eklerin a&ccedil;tığı, kuşların &ouml;tt&uuml;ğ&uuml; bahar kapısına...</em></p>
<p><em>Y&uuml;r&uuml;yeceğim kırkikindi altında,</em></p>
<p><em>Kalbimde &ccedil;&uuml;r&uuml;yen satırlarla...</em></p>
<p><em>Koklayacağım senden kalan papatyaları,</em></p>
<p><em>Kurusalar da, bir daha hi&ccedil; g&uuml;lmeseler de...</em></p>
<p><em>G&uuml;neşe bakacağım, elimde hi&ccedil; i&ccedil;mediğim sigaramla...</em></p>
<p><em>Ezeceğim kurumuş yaprakları ayaklarımla...</em></p>
<p><em>Koşacağım, yanımda sen varmış&ccedil;asına.</em></p>
<p><em>Yorulmadan, aynı heyecanla...</em></p>
<p><em>Yaşlanmış kalbimi aldırmadan,</em></p>
<p><em>Y&uuml;r&uuml;yeceğim kaldırımlarda...</em></p>
<p><em>G&uuml;l&uuml;şlerinde a&ccedil;an papatyalarla,</em></p>
<p><em>Selamlayacağım sabahı.</em></p>
<p><em>İ&ccedil;imde biten son damla kanımla,</em></p>
<p><em>Sarılacağım yokluğuna...</em></p>
<p><em>Kaybolacağım sonra,</em></p>
<p><em>Umutsuzca...&nbsp;</em></p>
<p><em></em></p>
<p><em></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SARHAS&amp;apos;IN KAYIP MEKTUBU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sarhasin-kayip-mektubu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sarhasin-kayip-mektubu</guid>
<description><![CDATA[ Mektup ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f6a74aba3b1.jpg" length="70678" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 30 Jan 2022 18:02:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Mektup</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>1900'&uuml;n ilk sabahı... Yoğun kar pencereme damlıyor envai &ccedil;ığlıklarla, ruhum yanan sobamın k&ouml;zleriyle k&uuml;l oluyor, tek g&ouml;z odada, bakıcı Dimitri Lavyan'ın k&uuml;flenmiş evinde kalıyorum, okulu bıraktım, g&uuml;l&uuml;msemeyi ve aynaya bakmayı da... Yemek yiyemiyorum artık, masamın &uuml;zerinde &ouml;zg&uuml;rce y&uuml;kselen mum ışığı s&ouml;nmeye y&uuml;z tutmuş, karanlığım bile dinlemiyor beni... B&uuml;t&uuml;n varlığım, ailem, sa&ccedil;ma bir miras kavgası y&uuml;z&uuml;nden toprağın altında... Alatyovva ailesinin nefese tutunmuş tek varlığıyım, tuhaf geliyor bu durum bana... &Ouml;lmeyi en &ccedil;ok ben isterdim oysa, fakat Tanrı'nın gazabını g&ouml;rd&uuml;m, yaşamaya ş&uuml;kretmek zorunda olmayı ailemi kaybettikten sonra anladım, eğer hayattayken yaşama tutunmazsan, &ouml;lmek istersen alır sevdiklerini yanına... Bu bir ceza mı bilmiyorum, fakat yalnızım, &uuml;ş&uuml;yorum...&nbsp;</p>
<p>Yılkovlar'ın orta yaşlı Spynada'sı peşimde, fakat ben tuhaftır ki korkuyorum... Daha birka&ccedil; ay &ouml;ncesine kadar Tanrı'ya "Al canımı" diye yalvarırken şimdi yaşamak i&ccedil;in saklanıyorum, bir acizin daralmış ruhu var etrafımda dolaşan...&nbsp;</p>
<p>... Gerektiğinden fazla bağlılık acı veriyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; bana, bu y&uuml;zden &ccedil;evrem kalmadı, kimsem yok, sadece soyut şeylere tutunuyorum hayatta kalmak i&ccedil;in, birinin sırf benim y&uuml;z&uuml;mden ağlamasını g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e kendimden tiksiniyorum, sırf birisi benim y&uuml;z&uuml;mden kırıldı diye g&uuml;nlerce d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, eğlenceli biri gibiyim her zaman da &ouml;yle g&ouml;r&uuml;neceğim, &ouml;nceden sevdiğime sıkıca tutunup hayatta her şeyiyle ilerleyeceğiz diye birbirimize s&ouml;z verdiğimiz zamanları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum her gece, o anıları nasıl g&ouml;md&uuml;m, nasıl yaktım, nasıl parampar&ccedil;a ettim biliyor musun? Hepsinin acısına &nbsp;direnerek ama artık korkuyorum, her şeyden &ccedil;&uuml;nk&uuml; tutunabileceğim soyut şeyler de kalmadı, hayallerim soluyor, yazmaya takatım, medetim bile yok, değersiz değilsin diyor ruhum bana buna emin ol, sadece ben yalnızlığa &ccedil;ok alıştım diye cevap veriyorum, d&ouml;rt yıldır, dile kolay d&ouml;rt yıldır birka&ccedil; kişi dışında konuştuğum kimsem yok, mektuplaştığım kişi sayısı bir elin parmağını ge&ccedil;mez, yine de buna rağmen ben hep kendi benliğimi unutmaya &ccedil;alıştım, kendimi acındırmak i&ccedil;in demiyorum bunu emin ol, her şeyiyle kaybettiğim insanların anılarını i&ccedil;im yana yana zihnime kutsal birer emanet gibi sakladım. Seninle en sevdiğim kitabı bile paylaştım ve emin ol bunu sadece sana yaptım, &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;vendiğim kişilerle paylaşmak g&uuml;zel hissettiriyor, sonra kitap kararı verdik, ben daha &ouml;nce ge&ccedil;mişim dışında kimseye kitap okuma teklifinde bulunmadım, evet farkındayım bu konuda ge&ccedil; davrandım, o g&uuml;n o kitabı alıp ne kadar olursa olsun okumaya başlamalıydım, fakat yanımda ger&ccedil;ekten o kadar yoktu ve birini buldum adresimi verdim kimse de gelmedi, gelene de kapımı a&ccedil;madım... &Ccedil;&uuml;nk&uuml; peşimdelerdi, sonra kar yağdı yollar ger&ccedil;ek anlamda kapandı, fayton seferleri bile iptal oldu, buna bence duyumlarda şahit oldun sende, iki g&uuml;n de bu y&uuml;zden &ccedil;ıkamadım, yani uzun lafın kısası sen değersiz ya da soğukta kalmış birisi değilsin, aksine ben &ouml;yleyim, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu şekilde benim yanımda duran herkesi karanlığa ve soğuğa &ccedil;ekiyorum, bu s&ouml;z&uuml; onlarca kişiden duydum, şimdi umarım anlatabildim, acıtmaktan, kanamaktan yoruldum, asıl değersiz olanın kendim olmasını bir kez daha bu sayede senden duydum...&nbsp;</p>
<p>Acı ruhum bana...&nbsp;</p>
<p>Medet et...&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zyaşlarımı i&ccedil;ime akıtmama m&uuml;saade etme...&nbsp;</p>
<p>Dokun omzuma, ağla benimle...&nbsp;</p>
<p>Ama soğukta bırakma beni...&nbsp;</p>
<p>&Uuml;ş&uuml;yorum &ccedil;&uuml;nk&uuml;...</p>
<p>Bu beni korkutuyor...&nbsp;</p>
<p>Yalvarırım sana bırakma beni ruhum...&nbsp;</p>
<p>Senden başka kimsem yok..."</p>
<p></p>
<p>... Karanlığın Mektubu adındaki kitabımdan alıntıdır...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeknesaktır Müphem</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yeknesaktir-muphem</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yeknesaktir-muphem</guid>
<description><![CDATA[ Şiir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e70c9a1b76c.jpg" length="64724" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Jan 2022 21:53:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Vazgeçmek, teessür, gerçek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><strong><em>Yeknesaktır M&uuml;phem&nbsp;</em></strong></p>
<p>K&ouml;rs&uuml;n sen, k&ouml;r...<br />G&ouml;zlerim senin i&ccedil;in ağlarken,<br />Sağırsın sen, duymazsın...<br />İ&ccedil;im avaz avaz,<br />"Sen" diye bağırırken...<br />Taşsın sen...<br />Karanlığım beni,<br />Sanki başı boş bir ruh gibi...<br />İ&ccedil;ine &ccedil;ekerken,<br />Kapatırsın ışıklarını...<br />Bilmez misin teess&uuml;r?<br />Duymaz mısın envai &ccedil;ığlıklarımı?<br />Neden kapatırsın...<br />Beni aydınlatan ışıklarını...<br />Atarsın karanlığa bedenimi?<br />&Ccedil;izersin ismimin &uuml;zerini?<br />Bilmez misin ey teess&uuml;r?<br />Duymaz mısın &ccedil;ığlıklarımı...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Portakal Çiçeği</title>
<link>https://edebiyatblog.com/portakal-cicegi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/portakal-cicegi</guid>
<description><![CDATA[ Yaşam gezinen bir gölgeden ibaret zavallı bir komedyen, bağıra çağıra saatini doldurur sahnede ve bir daha duyulmaz olur sesi; bir ahmağın anlattığı masaldır bu, avazı çıktığınca, hiddetli ve hiçbir anlamı olmayan. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e5c31479d39.jpg" length="86637" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 22:27:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Gelecek, kader, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam gezinen bir g&ouml;lgeden ibaret zavallı bir komedyen, bağıra &ccedil;ağıra saatini doldurur sahnede ve bir daha duyulmaz olur sesi; bir ahmağın anlattığı masaldır bu, avazı &ccedil;ıktığınca, hiddetli ve hi&ccedil;bir anlamı olmayan.</p>
<p>Giriş</p>
<p>"Yorgunum!" dedi umutsuzca fısıldayarak. G&ouml;zleri g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine yuva yapmış kuşların neşesi kadar parlak ve cazibeliydi de, fakat yorgundu ger&ccedil;ekten, sevmekten mi yorulmuştu sevilmekten mi, bilmiyordum. Her an karşıma dikilip "Y&uuml;r&uuml;temiyorum!" demesinden korkuyordum, hayatımda bana bu kadar benzeyen birini bulduğum i&ccedil;in şanslı olmalıydım herhalde, bu nedenden onu asla bırakmamalıydım, onun da beni sevmesi, sıkıca sarılması gerekirdi, son zamanlarda &ccedil;ok fazla d&uuml;ş&uuml;nmeye başlamıştı. Yoksa ger&ccedil;ekten sevmiyor muydu beni? Derin bir nefes aldım, belli ettirmemeye &ccedil;alışıyordum ama yine de titriyordu ellerim. Korkumu bastırmak adına sert&ccedil;e yutkundum ve g&uuml;l&uuml;msedim.&nbsp;</p>
<p>"Neler yaptın bakalım bug&uuml;n?" Dizlerimin acıyla sızladığını hissettiğimde karşımda beni ağlayarak izleyen annemi g&ouml;rd&uuml;m.&nbsp;</p>
<p>G&uuml;l&uuml;msedim sadece, ben halimden memnundum, annem neden ağlıyordu bilmiyordum. Sakince uzanmaya &ccedil;alışıp tabletimi iyice sıktım. Sıla'da yatıyordu yatağında, her şeyden sıkılmış gibi bakıyordu g&ouml;zlerime. Dudaklarını kıvırdığında d&uuml;ş&uuml;ncelerimin oyunlarına kanıp bir t&uuml;rl&uuml; odaklanamamıştım.&nbsp;</p>
<p>"Neyin var portakal &ccedil;i&ccedil;eğim?"&nbsp;</p>
<p>Sesimin olduğunca &ccedil;atallı &ccedil;ıktığından adım gibi emindim, ger&ccedil;ekten bir şeyler yolunda değildi ve sanki v&uuml;cudumu beynim yerine kalbim y&ouml;netiyormuş gibiydi, kilit vurulmuştu t&uuml;m d&uuml;ş&uuml;ncelerime, kulaklarımın yanında biri fısıldıyordu, aslında bağırıyordu, i&ccedil;imi yakıyordu bu ses ama bunu benden başka kimse duymuyordu, &ouml;yle olmaz mı zaten genelde, ortada yaşamdan sıkılmış biri olur, ailesi baskı yapar, okulu berbat ge&ccedil;er, hi&ccedil;bir enerjisi kalmaz... yine de t&uuml;m bunlara rağmen yolunu kaybetmemiş gibi y&uuml;r&uuml;meye devam eder... hangi y&ouml;n&uuml;n doğru olduğunu da bilmez, g&ouml;zyaşlarına sığınır ve y&uuml;r&uuml;r sakin adımlarla, yolun sonu onun i&ccedil;in bir kurtuluştan ziyade hi&ccedil;tir, yıkılmış hayatının kocaman bir hi&ccedil;liği...</p>
<p>"Hi&ccedil;bir şeyim yok!" Sıla i&ccedil;ini &ccedil;ektiğinde saniyeler sonra g&ouml;zyaşlarına boğulacağını biliyordum. Sakince tabletin etrafını sıkıp "Anlat portakal &ccedil;i&ccedil;eğim, seni kim &uuml;zd&uuml;?" diye fısıldadım. Birine &ccedil;ok iyi olduğu zaman sormazlar ya umursamaz, b&ouml;yle k&ouml;t&uuml; anlarında ağlayan birini g&ouml;rse dayanamaz ve hı&ccedil;kırmaya başlar g&ouml;zlaşlarıyla... &ouml;yle işte Sıla'da tam b&ouml;yle, ona bağıran kim olursa olsun, cevabını veremez, g&ouml;zlerini karşısındaki insanın y&uuml;z&uuml;ne dikip &ouml;fkeyle soluyamaz, sonra odasına &ccedil;ekilir ve saatlerce ağlar... tek fark bu işte aramızdaki, ben asla Sıla gibi değilim bu konuda, kim ne derse desin cevabını veririm, ağlamam &ouml;yle kolay kolay hi&ccedil;bir s&ouml;ze, inkis&acirc;ra. Ama ne oluyor bana bilmiyorum, Sıla karşımda ağlamaya başladığında g&ouml;zyaşlarım istemsiz d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor, yanaklarımdan s&uuml;z&uuml;l&uuml;p &ouml;ylece selam &ccedil;akıyor zeminime.&nbsp;</p>
<p>"Bug&uuml;n her şeyi unutmak istiyorum Yiğit, yanımda olmanı ve sana sıkıca sarılmayı istiyorum."</p>
<p>G&ouml;zyaşlarımı fark etmemesi i&ccedil;in tableti yere d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;ş numarası yapıp sakince ellerimin tersiyle siliyorum t&uuml;m ıslaklıkları, y&uuml;z&uuml;me sahte bir tebess&uuml;m&uuml; ekliyorum zorla.&nbsp;</p>
<p>"Ben, bunun olmasını &ccedil;ok isterdim Sıla," diyorum i&ccedil;tenlikle, "Bir g&uuml;n sana koşarak geleceğim."&nbsp;</p>
<p>Annemin şimdi g&uuml;l&uuml;msediğini g&ouml;r&uuml;yorum karşı odanın eşiğinden, sert&ccedil;e yutkunuyorum. Onu b&ouml;yle g&ouml;rmek i&ccedil;imi &ccedil;ok daha ferah tutuyor oysa, ağlamasını istemiyorum kimsenin, hele ki benim y&uuml;z&uuml;mden bir damla yaş d&ouml;k&uuml;ls&uuml;n istemiyorum.&nbsp;</p>
<p>"Ka&ccedil; senedir tanıyoruz birbirimizi!" Sıla'nın &ouml;fkeli sesi kulaklarımda kavisler &ccedil;izerek odayı doldurduğunda dişlerimi sıkıp sahte g&uuml;l&uuml;msememe devam ediyorum. G&ouml;zlerimin altı titriyor oysa, kalbim &ccedil;ığlıklarla i&ccedil;imi tırmalıyor, yine de yolunu kaybetmiş o ruh gibi y&uuml;r&uuml;yorum fakat bir ger&ccedil;ek var, arkamda asla bir iz bırakmıyorum.&nbsp;</p>
<p>"Biliyorsun Sıla, ger&ccedil;ekten okul ve iş birlikte &ccedil;ok fazla vaktimi alıyor, saatler s&uuml;rebiliyor işler."</p>
<p>"O zaman izin ver Yiğit, ben geleyim."</p>
<p>"Hayır burası sana &ccedil;ok uzak,"</p>
<p>Sıla'nın g&ouml;zleri &ccedil;ekingen bir şekilde kapıya baktığında sakince anlıyorum babasının geldiğini "Kapatmam gerek!" diyerek g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor y&uuml;z&uuml;me, "Hoş&ccedil;a kal!"&nbsp;</p>
<p>Aramayı sonlandırdıktan sonra annemin yanıma geldiğini ve kızarmış g&ouml;zleriyle y&uuml;z&uuml;me baktığını fark ediyorum, bana acısın istemiyorum ama o bir anne, haliyle anne merhametinin yerini hi&ccedil;bir şey tutamaz. Avucuyla sa&ccedil;larımı yavaş&ccedil;a oynuyor, alt dudağı titriyor, benden bir şey sakladığı yutkunmasından bile belli, bu sırada i&ccedil;eriye annemin i&ccedil; &ccedil;ekişlerini duyan babam giriyor, yirmi &uuml;&ccedil; yaşındaki oğlunu g&ouml;rmek istediği hi&ccedil;bir yerde g&ouml;remeyen, benim hakkımda t&uuml;m hayallerini unutan, cesur ve bir anne kadar şefkatli olan adam, ışığı yakıyor sakince.&nbsp;</p>
<p>Karanlığımı b&ouml;l&uuml;yor, hafif gece lambası yetiyor oysa bana, g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine bakıyor her ikisi de, fakat ben onlara bakamıyorum, g&ouml;zlerim yıllardır tepki vermeyen dizlerimin &uuml;zerinde geziniyor, lanet bisiklet kazası y&uuml;z&uuml;nden fel&ccedil; kalan ayaklarıma bakıyorum, "Gidemiyorum!" diye bağırıyorum, aynı zamanda ellerimi sert&ccedil;e bacaklarıma vuruyorum, acıtsınlar istiyorum, kalbimin yandığı gibi yansınlar istiyorum, hi&ccedil;bir şey hissetmiyorum ama.</p>
<p>"B&ouml;yle yapma yalvarırım!" diye başımı sarıp g&ouml;ğs&uuml;ne yatırıyor annem, sıktığım dişlerimin arasından &ccedil;ıkan nefesimle g&ouml;zlerine bakıyorum babamın, "Daha ne kadar yalan s&ouml;yleyeceğim ona? Doktorun hi&ccedil; d&uuml;zelmeyeceğimi s&ouml;ylediğini biliyorum! Bu haldeyken Sıla'ya nasıl giderim?"</p>
<p>Sebepsizce değil haykırışlarım oysa, her şeyimi y&uuml;r&uuml;memle birlikte kaybettim ben, kimse beni yanına almaz, Sıla'da benimle bu haldeyken birlikte olmaz, biliyorum onu &ccedil;ok seviyorum ama d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyorum, beni bu halde kabul edecek kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; m&uuml; onun sevgisi?</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>LÂL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/lal</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/lal</guid>
<description><![CDATA[ şiir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/img_61d71740bd35d8-49232225-78967116.gif" length="224896" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Jan 2022 21:48:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>şiir, kitap, hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ruhum Münferit</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhum-munferit</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhum-munferit</guid>
<description><![CDATA[ Şiir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d84ddee7ad4.jpg" length="36644" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 17:27:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Şiir, geçmiş, sır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong>Ruhum M&uuml;nferit</strong></em></p>
<p>Ağlayan birini g&ouml;rsem...<br />Sarılırım g&ouml;zyaşlarına.<br />Yaşadıklarım gelir aklıma...<br />Ruhum s&ouml;ner sakince...<br />Aydınlığım kararır....<br />Şimdi ne yapsam...<br />Durduramam zamanı...<br />Ge&ccedil;miş diye bakarım ardıma...<br />Oysa her şey &ouml;n&uuml;mde...<br />Yaşadıklarım i&ccedil;imde...<br />&Ouml;l&uuml;lerimin ruhu...<br />&Ccedil;i&ccedil;eklerimin yaprakları...<br />Avu&ccedil;larımın i&ccedil;inde...<br />Yıllarımı sayarım, sessizce.<br />G&ouml;zlerim kapalı...<br />Kulaklarım sağır...<br />Yine de...<br />Ağlayan birini g&ouml;rsem...<br />Sarılırım her şeyimle...<br />G&ouml;zyaşlarına....&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sen Yeter ki Gel</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sen-yeter-ki-gel</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sen-yeter-ki-gel</guid>
<description><![CDATA[ Şiir  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/img_61d71740bd35d8-49232225-78967116.gif" length="224896" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 06 Jan 2022 19:22:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Hasret, yakın, geçmiş, şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Sen Yeter Ki Gel</strong></em></span></p>
<p style="text-align: left;"><br />Sevmek midir acıtan?<br />Yoksa sevilmeyi beklemek mi?<br />Kader midir insanı yıldıran?<br />Yoksa ruhu mudur coşan?</p>
<p>Gel...<br />T&uuml;m ağırlıklarına rağmen...<br />Kırılan dallarıma yuva yap...<br />Gel...<br />Sevmeyi bilmesen de...<br />İncitsen de...<br />Kaybolmuş olsa da ruhun...<br />Karanlıkta kalmış olsan da...<br />Gel...<br />Mavi g&ouml;zlerinde...<br />Boğulmaya hazırım ben...<br />Sen yeter ki gel...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANEMOR SERİSİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anemor-serisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anemor-serisi</guid>
<description><![CDATA[ Anemor Serisi Dehşet Cehennemi
1.Bölüm ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d715af5a0a4.jpg" length="43745" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 06 Jan 2022 19:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Fantastik, gizem, sır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div align="center">
<p dir="ltr">◾▪️GEZEGENLERİN OLUŞUMU▪️◾</p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="center">
<p dir="ltr"><b><i>&ldquo;Bir su&ccedil;un binlerce yıl cezası olabilir&rdquo;</i></b></p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="center">
<p dir="ltr"><i><u>Tanıtım II: Giselle </u></i><i><u>Soyu</u></i></p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr"><br />&nbsp;&nbsp; &Ccedil;ok uzun zaman &ouml;nce, bir geleceği olmayan Rodella bir&ccedil;ok gezegenden s&uuml;rg&uuml;n edilmişti. Su&ccedil;u ise bir Giselle (Tanrı&ccedil;a Giselle'nin kurduğu b&uuml;y&uuml;k Hypata Krallığı'nın son varisi) soyundan geliyor olmasıydı. B&uuml;y&uuml;c&uuml;ler, krallar, insanlar ve diğer t&uuml;m canlılar tarafından dışlanmıştı. Şimdi ise peşindelerdi. Ka&ccedil;ması artık onu yormuş ve bir&ccedil;ok kez Ryona (kız kardeşi) gibi intihar etmeyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;.<br />Bir tanrı&ccedil;a soyundan geldiği i&ccedil;in basit y&ouml;ntemlerle kendini &ouml;ld&uuml;remezdi. &Ouml;ncelikle, sadece Tanrı ve Tanrı&ccedil;a soyundan gelebilen t&uuml;rlerin girebileceği tek gezegen Rivena&rsquo;ya gitmeliydi ve b&uuml;y&uuml;k Domnita nehrine girmeliydi sonra Shaoshing ağacının kutsal sayılan B&ouml;ryu meyvesini yemeliydi. Bu onun i&ccedil;in bir utan&ccedil; kaynağı olmaya yetse bile kaderinin S&uuml;ve ve onun gibi acımasız olan diğer tanrılar tarafından yazılmasını istemiyordu, kendi kaderini kendi yazmalı ve yaşamına son vermeliydi. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Bir gezegeni, yaşayabileceği bir yeri yoktu. Tehlikeli gezegenlere gitmeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu ama acımasız t&uuml;rlere yem olmak, onlarla savaş i&ccedil;inde olmak hi&ccedil; ona g&ouml;re bir kurtuluş y&ouml;ntemi değildi. Rodella son kararını vermişti. Rivena gezegenine gidip soyuna yakışmayan son y&ouml;ntemi deneyecekti; t&uuml;m k&ouml;t&uuml; s&ouml;zlerin, acımasız bakışların &ccedil;evrildiği o intihar y&ouml;ntemi şimdilik onun i&ccedil;in tek kurtuluş kapısıydı. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Gezegene gitmek i&ccedil;in ona bahşedilen portal a&ccedil;ma y&ouml;ntemlerini kullanıyordu. Şimdi ise Rivenadaydı. B&uuml;y&uuml;k ve kutsal nehrin hemen yanı başında duruyordu. Serin suya kendini teslim ettiğinde, yutmaması gereken o damlayı yutmuştu. Bu onu soyunda en g&uuml;&ccedil;l&uuml; kişi yapabilirdi belki ama artık &ccedil;ok ge&ccedil;ti; &ccedil;&uuml;nk&uuml; ona ait bir soy kalmamıştı. <br />Dişi bir varlığa l&uuml;tfedilen doğurganlığı lanetli bir b&uuml;y&uuml; ile yok edilmişti. Buna aldırmadı ve suyu &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in uğraşmadı. Sonu&ccedil;ta ona kutsal bir soy, kutsal bir aile bahşedilmeyecekti diğer tanrılar tarafından. Bunun i&ccedil;in &uuml;zg&uuml;n değildi sadece k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yerde yaşama arzusunu bir an da bitireceği i&ccedil;in &uuml;z&uuml;l&uuml;yor ve bunun sebebi olan S&uuml;ve&rsquo;ye k&ouml;t&uuml; s&ouml;zler s&ouml;yl&uuml;yordu. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Shaoshing ağacına doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml; ve kıyafetlerini &ccedil;ıkardı. Sa&ccedil;larını d&uuml;zenledi ve &ouml;l&uuml;m i&ccedil;in hazır olduğunu hissetti. Tek d&uuml;ş&uuml;ncesi annesi Ateifa'ya ne diyeceğiydi. Tanrı soyundan gelen bir soylu kendini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;nde annesine hesap verirdi. Annesi onu affederse kutsal ve sonsuz Avery'e ge&ccedil;erdi ama onu affetmezse Tama alemine g&ouml;nderilirdi ve tanrı soyundan gelen t&uuml;m &ouml;zelliklerini kaybederdi. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Rodella ağaca uzandı ve bir meyveyi dalından kopardı. Son kez kafasını kaldırıp etrafına baktı ve derin bir nefes aldı. Kızıl meyveden bir ısırık aldığında hissettiği tatlılığın onu nasıl &ouml;ld&uuml;rebileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden bir t&uuml;y hafifliğinde yere yığıldı. Artık altın sarısı g&ouml;zleri kapalıydı...<br />Y&uuml;z&uuml;ne d&uuml;şen bir damla Rose ile g&ouml;zlerini araladı. Sanki suyun i&ccedil;inde boğuluyormuş gibi hızla doğruldu ve derin bir nefes aldı. Etrafına bakındığında yine aynı yerde olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Şaşkınlığını &uuml;zerinden attıktan sonra ağaca doğru koştu ve bir meyve daha koparmaya &ccedil;alıştı. Ama koparamadı &ccedil;&uuml;nk&uuml; ağa&ccedil; bir kalkan b&uuml;y&uuml;s&uuml;yle korunmaya alınmıştı. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Rodella &uuml;zerindeki ihtişamlı elbiseye bakındı. Bunu daha &ouml;nce g&ouml;rmemişti. Ellerini havaya kaldırdı gergin hareketlerle. Nehre doğru koştu, suya kendini teslim etmeden hemen &ouml;nce yansımasından sa&ccedil;larının inci gibi beyazladığını g&ouml;zlerinin ise z&uuml;mr&uuml;t gibi parladığını fark etti. Suya bir adım attığında ise hi&ccedil;bir uzvunun ıslanmadığını g&ouml;rd&uuml;.<br />Şaşkınlığı onu meyus halden &ccedil;ıkarmıştı ama merakı h&acirc;l&acirc; dinmemişti. Bir an karnında bir sızı hissettiğinde kendini geriye doğru itti. Derin nefesler alıyordu elinde olmadan. Ona ne oluyordu? Yine lanetli bir b&uuml;y&uuml;c&uuml; tarafından &ccedil;eşitli b&uuml;y&uuml;lere maruz kaldığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ama yanılıyordu. Nehir ve meyve ona bir armağanda bulunmuştu, karşısında parlak sa&ccedil;lı bir kız &ccedil;ocuğu &ouml;ylece g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu. Rodella onun oluşmasını sağlamıştı. Artık soyunun t&uuml;kendiği s&ouml;ylenemezdi. İntihar etmek i&ccedil;in geldiği bu gezegen ona bir l&uuml;tufta bulunmuştu. Bir kız &ccedil;ocuğunu fark etmeden doğurmuştu. Bu durumun Tanrılar tarafından yasaklandığını biliyordu oysa. Ama ger&ccedil;eğin kader Tanrısı ona acımış olabilirdi, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Tanrı&ccedil;alar asla azizelik mertebesine ulaşmadan bir &ccedil;ocuk sahibi olamazlardı.</p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Rodella, hen&uuml;z t&uuml;m Tanrılar ve Tanrı&ccedil;alar tarafından lanetlenmiş sayılmazdı, bu y&uuml;zden o şimdi azize olmuş ve annelik makamına ulaşmıştı, bu durum ise Giselle soyunu devam ettirecek ve onlarca t&uuml;r Giselle kanını taşıyacaktı. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">G&uuml;nler ve aylar ge&ccedil;erken onları tedirgin edecek hi&ccedil;bir tehditle karşılaşmamışlardı. Yine de t&uuml;m bu sakinliğe karşı kendilerini koruyacakları bir yere gitmeliydiler. Rodella bebeğini de alıp bir portalın i&ccedil;ine sığındı ama bu da pek korunaklı değildi. <br />Bebeği Jhessail o portalın i&ccedil;inde kocaman bir kız olmuştu. Artık bir tanrı&ccedil;a sayılırdı. G&uuml;&ccedil;lerini keşfetmesi i&ccedil;in annesinden yardım aldı ve tek başına bir gezegen yarattı. Bu her tanrı&ccedil;aya verilen bir &ouml;zellik değildi. Hatta tanrılar ve tanrı&ccedil;alar arasında gezegen yaratan sadece beş g&uuml;&ccedil; &ccedil;ıkmıştı. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Jhessail tek başına Diamanda (G&ouml;ky&uuml;z&uuml;), Olexa (İ&ccedil;ilebilen su) ve Nepuralar'ı (Dağlar, taşlar ve kayalıklar) yarattı. Sonra g&uuml;c&uuml;nden Diamanda'ya g&uuml;&ccedil; verdi ve Kaleenalar (G&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki Periler ve b&uuml;y&uuml;l&uuml; olan iyi yaratıklar) oluştu. Sa&ccedil;ından bir tutam Olexa'ya serpti ve altı erkek tanrıyı yarattı. Onları &ccedil;eşitli g&uuml;&ccedil;lerle ve g&ouml;revlerle donattı. Lumber karanlığın, Glore denizlerin, Briar yıldırımın, Ra'auni savaşın, Vorian bilgeliğin, Aesril korumanın tanrısı olmuştu. Vorian'ın dişi bir Kaleena ile birleşmesi sonucu d&ouml;rt tanrı&ccedil;a oluştu. Asil kandan gelen tanrı ve tanrı&ccedil;aların g&uuml;c&uuml;yle gezegen b&uuml;y&uuml;t&uuml;ld&uuml;, sonsuz sayıda elementler oluştu ve bilgeliğin tanrısı olarak bilinen Vorian b&uuml;y&uuml;k bir element tanrısı da olmuştu. Oluşturulan Keira gezegeni sonsuz bir g&uuml;&ccedil;le &uuml;nlenmişti. Doğan d&ouml;rt tanrı&ccedil;a gezegenin d&ouml;rt yanına g&ouml;nderilmişti ve soyları hızla artıyordu.</p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Tanrı&ccedil;alardan İviss bir Lylpol (Tanrıların Kaleenalar ile birleşmesi sonucu oluşan insansı t&uuml;rlerdir. B&uuml;y&uuml; g&uuml;&ccedil;leri yoktur, sadece asil bir kan taşırlar) ile birleştiğinde Vaealar'ın (Melez olan Elf ırkı), Blomlar'ın (Su perileridir. Kara da ve denizde yaşayabilirler. &Ouml;l&uuml;ms&uuml;z değillerdir ama hep gen&ccedil; ve g&uuml;zel kalırlar) ve Poemalar'ın (Denizlere yakın mağaralarda yaşarlar, b&uuml;y&uuml;k dağlar ve adalarda yaşadıkları da bilinen deniz canlılarıdır. Yarı balık insansı v&uuml;cutları vardır. Sihirli s&ouml;zleri ve b&uuml;y&uuml;l&uuml; sesleri vardır. Hatta bu şekilde avlarını ayaklarına getirirler) oluşmasını sağladı. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Diğer tanrı&ccedil;a Lexa ise yasak olmasına rağmen bir Poem (k&ouml;t&uuml; ruhlu, zararlı ve &ccedil;irkin yaratıklardır. Değişik yetenekleri ve şekilleri vardır) ile birleşti ve Emarieler'in (Yarı insan yarı boğa olarak tasvir edilen yaratıklardır), Wichartlar'ın (savaş&ccedil;ı yaratıklar), Tanierler'in (keskin dişleri olan zehirli bir k&ouml;pek şeklinde tasvir edilir) oluşmasını sağladı. <br />Jhessail, Olexalar'ın efendisi Orintur ile birleşti ve deniz canlılarını oluşturdu, Atalalar (denizkızları), Mirelindalar (b&uuml;y&uuml; yapabilen deniz canlılarıdır, yapıları denizkızlarına benzer) ve Hirikolar&rsquo;ın (Dehşet verici bir canlıdır, denizlerde yaşar ve acımasız &ouml;l&uuml;m şekilleriyle avlarını par&ccedil;alar) var olmasını sağladı ve onlara canından can verdi. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Jhessail ve Orintur'un birleşmesiyle oluşan Hirikolar'dan iğrenen Lumber, onları lanetleme kararına vardı. Annesi buna karşı &ccedil;ıktığında ise annesini kendi yarattığı Qoramir (Kara) gezegenine hapsetti. Rodella, kızını kurtarmaya &ccedil;alıştı ve Lumber'i kendi yarattığı gezegende ona bahşedilen bir g&uuml;&ccedil;le &ouml;ld&uuml;rd&uuml;.<br />Lumer'in kara toprağa sa&ccedil;ılan kanlarından Souriller (kanatlı atlar), Carecalmolar (Canavarların tanrıları olan Nino ve Dyad'ın acımasız ejderhaları), Norioniller (Devler) doğdu. Kara toprakta a&ccedil;an yeşil Walinwie (B&uuml;y&uuml;l&uuml; ve hoş kokulu eflatun bir &ccedil;i&ccedil;ek t&uuml;r&uuml;) bitkisine akan kanından ise t&uuml;m efsanelerde adı ge&ccedil;ecek, g&uuml;zelliği ile &uuml;n kazanmış Elanduya (G&uuml;zellik tanrı&ccedil;ası) var oldu. <br />Fortisa (Asil kan taşıyanların arasında en g&uuml;&ccedil;l&uuml; olanı) adında bir Lylpol denizi ve yıldırımları g&ouml;revine kattığında Glore ve Briar buna karşı &ccedil;ıkmıştı. &Uuml;&ccedil; tanrının &ccedil;ekişmesiyle &ccedil;ıkan savaşta Fortisa'nın kaybetmesi b&uuml;y&uuml;k bir cezayla ona geri d&ouml;nd&uuml;. Briar onu Ager adı verilen d&ouml;rt başlı s&uuml;r&uuml;ngene &ccedil;evirmişti. Ama onun kardeşi Glore'yi &ouml;ld&uuml;receğini tahmin etmemişti. Par&ccedil;alara ayrılan Glore, kutsal nehrin derinliklerine g&ouml;m&uuml;ld&uuml;. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Bir gece Bonvo yıldızı (Gezegenleri oluşturan yıldız) kutsal nehrin &uuml;zerine d&uuml;şt&uuml;. Glore'nin par&ccedil;aları yedi yere dağıldı. Bonvo yıldızının bir par&ccedil;aya &ccedil;arpmasıyla S&uuml;ve oluştu. Aslında o hep tanrıydı, sadece g&uuml;&ccedil;ler ile bir bedene b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. S&uuml;ve b&uuml;t&uuml;n t&uuml;rlerin ileride tehdit oluşturacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu ve Mirelindalar ile iş birliği yaptı. B&uuml;t&uuml;n Keira gezegeni &ouml;nce kalkan b&uuml;y&uuml;s&uuml;yle kapatıldı ve bazı t&uuml;rler dışında gezegendeki t&uuml;m tanrı ve bazı canlılar su altında kaldı. O su altında bedene b&uuml;r&uuml;nd&uuml; ve o gezegendeki kimi tanrıları ebediyen yok etti. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Yaşayan t&uuml;rlere ise yedi sıra gezegenini bahşetti. S&uuml;ve girdiği bedenden ayrılmak i&ccedil;in kutsal suya girdiğinde sudan &ccedil;ıkan bir Tiefling (Kanatlı, konuşabilen, insansı t&uuml;r) ailesini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in ona kızgındı ve S&uuml;ve'ye ağır darbeler verdi. Onu Otiara Dağı'nın (Kutsal gezegenin en y&uuml;ksek dağı) tepesinden aşağıya bıraktı. &Ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nerek ona yardım etmedi ve b&ouml;ylece diğer t&uuml;rler Tieflingler'e lanetlenmiş g&ouml;z&uuml;yle baktı onları b&ouml;yle kabul etti.</p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Yaşayan t&uuml;rleri ise yedi gezegene eşit şekilde yerleştirdi. S&uuml;ve onları &ccedil;eşitli t&uuml;rlere ayırdı ve aralarında barışı korumalarını emretti. Barış korunmaz savaş &ccedil;ıkarsa helak edileceklerini onlara yazıyla aktardı... </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">▪️S&Ouml;ZL&Uuml;K▪️<br />Rivena: Kurgusal mitolojide yer alan dini bir gezegendir. Tanrıların ve tanrı&ccedil;aların burada yer alan nehirden oluşmaya başladıkları anlatılır. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Domnita Nehri: Rivena gezegeninin doğusunda yer alan tanrıların ve soyluların kutsal saydıkları bir nehirdir. Eşit olmayan bir rekabetin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mek i&ccedil;in bazı efsanelere g&ouml;re bu nehrin suyu yutulmamalıdır.<br />Shaoshing Ağacı: Kurgusal mitolojiye g&ouml;re yıllardır yaşayan bu ağa&ccedil; bir dilek ağacına benzetilir. Soylular genelde bu ağaca sırlarını d&ouml;kmek i&ccedil;in gelir. Kimisi ise burada yer alan B&ouml;ryu meyvesini yemek i&ccedil;in gelir. Bu meyve intihar meyvesidir. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Ateifa: &Ccedil;i&ccedil;eklerin annesi olarak bilinir. Kendisi sayısız g&uuml;llerin bulunduğu bir gezegende yaşar. Diğer tanrılarla anlaşmazlık yaşadığı i&ccedil;in sadece Kamer (Işık Tanrı&ccedil;ası) tarafından bilinen bir gezegene s&uuml;rg&uuml;n edilir. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Avery: Sonsuzluk alemi olarak bilinen cennettir. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Tama: Bir soylunun yaptığı hatadan dolayı fakirlik ve yurtsuzluk ile cezalandırılması anlamına gelir. Soylular cehennemi olarak tasvir edilir. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Rose: Kamui kuşu b&uuml;y&uuml;k bir kuştur. B&uuml;y&uuml;k dağlarda ve tepelerde yaşar. Rose ise sadece dişi Kamuiler'in salgıladığı &ouml;zel bir sıvıdır -s&uuml;t gibi-<br /><br /><br /><br /><br /></p>
</div>
<p dir="ltr"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anemor Serisi 1: Dehşet Cehennemi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anemor-serisi-1-dehset-cehennemi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anemor-serisi-1-dehset-cehennemi</guid>
<description><![CDATA[ Sıra gezegenleri yüz yıldır barış içinde yaşarken, Petra gezegenine yeni bir yönetici seçilmişti. Öfkesi sabrını, şöhreti ise tüm kaderini yok etmişti bu yeni yöneticinin. Tahta geçmesiyle gezegenindeki tüm elçileri öldürmüş, diğer gezegenlere ait her şeyi yok etmişti. Amacı efsanelerde anlatılan Aseraria ölümsüzlük ve sonsuz güç getiren o parlak kılıcı bulmaktı, böylelikle tüm sıra gezegenlerini ele geçirecek ve daima güç, kudret içinde yaşayacaktı. Onlarca büyücüyü kılıcı bulamadıkları iddiasıyla acımasız şekillerde öldürdü. Elfleri, Kalashtarları, Warforgedleri, Tieflingleri, Drowları... ve daha binlerce türden canlıyı ölmeleri üzere Pinewiev&#039;e hapsetti. Birbirlerine yirmi bin kilometre uzak olan sıra gezegenlerini yavaş yavaş istila etmeye ve kılıcı efsanede geçen yerlerde aramaya koyulmuştu Kral Avurş. Ölüm Kolordusu adını verdiği ve içerisinde sekiz tür canlının da bulunduğu beş yüz bin askeri ona daima bağlıydı. Ayrıca Ghost, Gem, Ktanum adını verdiği bu gruplarda çeşitli tekniklerle büyü yapabilen Petralılar yer alıyordu. 
Sıra gezegenleri aralarındaki sorunu henüz çözememişlerdi, bu sorunu onlara unutturacak bir şey oldu; Okyanusların ve bataklıkların içinden çıkan Orremarlar tüm türleri tehdit ediyordu, acaba sıra gezegenleri tek düşmana karşı bir olacaklar mıydı?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b66beed5251.jpg" length="74474" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Dec 2021 23:06:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Anemor, Gezegen, Mitoloji, Fantastik Kurgu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />◾▪️S&Ouml;ZL&Uuml;K▪️◾<br />Aseraria Kılıcı: &Ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; ve sonsuz g&uuml;c&uuml; getirdiği sıra gezegenleri arasında anlatılır, S&uuml;ve'nin s&ouml;zlerinde, dini kitaplarda adı ge&ccedil;er. M&uuml;kemmel bir şekilde d&ouml;nemin en b&uuml;y&uuml;k b&uuml;y&uuml;c&uuml;s&uuml; Adlar Agasto tarafında obsidiyen, demir ve bazı değerli madenlerle ustaca tasarlanmıştır. Kılıcın kimi yanları, hayvan pulları ile s&uuml;slenmiş, son derece bulunması zor değerli taşlarla, tılsımlarla donatılmıştır. Sıra gezegenlerinin kullandığı ortak Nsyma sembolik yazısı ile kabzasında "Barışı koruyun" yazısı yer almaktadır. Efsanenin sonunda ise gezegenlerin arasında barışın bozulmasıyla kılı&ccedil; Tlanex dinine bağlı bir Otrak tarafından yery&uuml;z&uuml;ne, bilinmeyen bir yere konulmuştur.&nbsp;<br />S&uuml;ve: Yedi sıra gezegenin taptığı, başı ve sonu olmayan, g&ouml;r&uuml;nmeyen bir ilahtır. İyiliği, barışı emreder. T&uuml;m gezegenlerin aynı soydan geldiği dini kitaplarda yazar. Kimi din sorumluları tarafından yedi kola ayrılır. Bu yoldan sapanlar ve S&uuml;ve'ye tapmayanlar tek bir isim altında toplanırlar. S&uuml;ve'nin emrinde dokuz b&uuml;y&uuml;k melek vardır ve bu melekler &ccedil;eşitli g&ouml;revlerle donatılmıştır. O, gezegenler arasında &ccedil;ok &ouml;v&uuml;len ve korkulan bir tanrıdır. Ona yakınlaşmanın en b&uuml;y&uuml;k yolu yemin etmek ve diğer canlılara &uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslamamaktan ge&ccedil;er. Evrende, hi&ccedil;bir yerde ondan daha zekisi, akıllısı yoktur. Onun sonsuz g&uuml;c&uuml; ve sayısız askeri vardır.<br />Adlar Agasto: S&uuml;ve'ye &ccedil;ok &ccedil;ok dua etmesi, ona bol sayıda kurban vermesi ve diğer canlılara hoş yaklaşması sonucu Neletsara efsanesinde adı ge&ccedil;er. S&uuml;ve ona b&uuml;y&uuml;k bir g&uuml;&ccedil; vermiştir ve o bu g&uuml;c&uuml;n&uuml; b&uuml;y&uuml;k bir kılıca hapsetmiştir. Kılıcın kudreti ve sonsuzluğu Adlar'ı yoldan &ccedil;ıkarmıştır. Efsaneye g&ouml;re d&ouml;nemin en b&uuml;y&uuml;k b&uuml;y&uuml;c&uuml;s&uuml; bu kılı&ccedil; y&uuml;z&uuml;nden, yoldan sapmış ve S&uuml;ve tarafından lanetlenmiş ve bilinmeyen bir canlıya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.&nbsp;<br />Neletsara Efsanesi: Gezegenler tarafından sık&ccedil;a anlatılan bir efsanedir. Ama bir &ouml;zelliği onu yapma efsanelerden ayırır. S&uuml;ve tarafından yaratılmışlara indirilen Tasian kitabında bu efsaneye yer verilir ve dini y&ouml;nden bu efsanenin ger&ccedil;ekten yaşandığına inanılır.<br />Nsyma: Yedi gezegenin ortak dili, bulanı ve ortaya &ccedil;ıkaranı belli olmayan bu dili b&uuml;t&uuml;n sıra gezegeni ve diğer canlılar tarafından k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştan itibaren &ouml;ğretilmeye başlanır.<br />Tlanex: S&uuml;ve'ye inanmayan, farklı varlıkları ilah olarak g&ouml;ren canlılar topluluğuna verilen isimdir.<br />Otrak: Tlanex dinine bağlı din g&ouml;revlilerine verilen unvan.<br />Elf: Farklı bi&ccedil;imleri olsa da hepsi genel olarak aynı &ouml;zellikleri taşırlar. G&uuml;zel olmaları, sivri kulakları, uzun v&uuml;cutlarının yanı sıra savaş&ccedil;ı &ouml;zellikleri ile tanınırlar. Kimisi b&uuml;y&uuml;c&uuml; kimisi k&ouml;ledir. Yirmi sekiz elf t&uuml;r&uuml; vardır. Aralarındaki sıkı bağ bazen derin bir d&uuml;şmanlığa d&ouml;n&uuml;şebilir.<br />Drow: Yol bulucu anlamına gelir. Kara elfler olarak bilinirler ve genellikle Şidahuman gezegeninin kuzeyindeki Balagaun şehrinde, yeraltı mağaralarının kayalarında oluşturdukları habitatta yaşarlar. Vahşi canlılardır. Aldatıcılardır, b&uuml;y&uuml; yapabilenlerine Stadrow adı verilir. Kurnazlık alanında ustalardır. Karanlık ge&ccedil;mişleri y&uuml;z&uuml;nden sıradan elflere d&uuml;şmandırlar. K&ouml;t&uuml; olmaları onların bilindik &ouml;zelliklerinden biri olsa da hepsi doğuştan k&ouml;t&uuml; değildir. Sadece dışlanmamak i&ccedil;in onlardanmış gibi g&ouml;r&uuml;nen Drowlar'da vardır. Hi&ccedil;bir tanrıya inanmazlar. Gezegen y&ouml;neticilerine itaat etmezler. Tek y&ouml;neticileri Sienqiolcyd Ovry'dir.<br />Kalashtar: B&uuml;y&uuml;k savaş&ccedil;ılardır. Kılı&ccedil; ve iyi ok kullanırlar. &Ccedil;ok iyi ejderha binicileridirler. Kanları eski Warforgedlere dayanır. B&uuml;y&uuml; yapamazlar. Gittikleri yerlere &ccedil;abucak alışabilirler ve bir tehlike oluşturmazlar. Gerektiği yerde bir&ccedil;ok vahşi y&ouml;ntemleri kullanmaları doğuştan gelen &ouml;zelliklerinden biridir, sivri dişlere ve keskin kulaklara sahip canlılardır. Sadece beş y&uuml;z&uuml; hayatta kalmayı başarabilmiştir.&nbsp;<br />Warforged: Kalashtarlar'ın atalarıdır. Bir soy şeklinde yaşarlar. Kaderleri aynıdır. Aralarında bir y&ouml;netici se&ccedil;mezler. Savaş zamanı haklı kimse o tarafı tutarlar ve destek verirler. Kırmızı g&ouml;zleri, bronz tenleri ve ince uzun suratları vardır. Bir&ccedil;oğu &ccedil;elimsiz gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r ama ger&ccedil;ekte iyi birer ok kullanıcısıdırlar. B&uuml;y&uuml; yapabilenleri vardır ama Warforgedler bunu pek hoş karşılamazlar.&nbsp;<br />Tiefling: Kanatları olan, konuşabilen, insansı varlıklardır. T&uuml;m gezegenler tarafından lanetli bir soydan geldiklerine inanılır ve bu y&uuml;zden tam anlamıyla toplumda yer edinemezler. Hepsi dağınık yaşar ve kimisinden hi&ccedil; iz yoktur. Tieflingler dışlanmalarının aksine g&uuml;venilir varlıklardır. Savaş zamanı bulundukları b&ouml;lgeyi korurlar ve aralarında k&ouml;t&uuml; ruhlarla konuşanları vardır. Uzun sa&ccedil;ları, genelde siyah veya beyaz kanatları, keskin g&ouml;r&uuml;şleri ve azimleri onları birer asil yapan unsurlardan sadece birka&ccedil;ıdır.&nbsp;<br />Pinewiev: Petra gezegeninin kuzeyinde yer alan ve tehlikeli kişilerin de aralarında bulunduğu otuz katlı &uuml;&ccedil;er binaya verilen isimdir. Genellikle buraya dinden sapanlar s&uuml;rg&uuml;n edilir. Su&ccedil;lular ve krala karşı gelenler de burada tutsak edilir. Acı ve işkenceleri dayanılmazdır. Kimi deneyler buradaki tutsaklar &uuml;zerinde yapılır.&nbsp;<br />&Ouml;l&uuml;m Kolordusu: Petra gezegeninin en g&uuml;&ccedil;l&uuml; askerlerinin yer aldığı ordunun genel adıdır, Kral Avurş tarafından oluşturulmuştur.<br />Ghost: Petra gezegeninde yaşayan en usta b&uuml;y&uuml;c&uuml;lerin yer aldığı grubun adıdır.<br />Gem: Petra gezegeninde yaşayan acemi b&uuml;y&uuml;c&uuml;lerin yer aldığı grubun adıdır.&nbsp;<br />Ktanum: Petra gezegeninde yaşayan ve belirli malzemelerle b&uuml;y&uuml; yapan b&uuml;y&uuml;c&uuml;lerin yer aldığı grubun adıdır.<br />Teptetam: Savaş zamanı itaat etmeyen, y&ouml;netime karşı &ccedil;ıkan kralların veya krali&ccedil;elerin karşı tarafa g&ouml;ndermiş olduğu bir flamadır. Bu flamanın &uuml;zerinde Tanrı S&uuml;ve'nin "Barışı koruyun, korumayanı cezalandırın" s&ouml;z&uuml; yer almaktadır. Gezegenlerin k&uuml;lt&uuml;r renklerine g&ouml;re flamanın rengi farklılık g&ouml;sterebilir.&nbsp;</p>
<p>Defne Yaprağı: Sıra gezegenleri arasında barışın temsili olan bir sembold&uuml;r. Her gezegende &ouml;zenle saklanan defne yaprakları vardır. Ayrıca y&ouml;neticilerin i&ccedil;tiği &ouml;zel i&ccedil;eceğe katılır, t&uuml;ts&uuml;lerde ve dini bayramlarda da kullanılır.&nbsp;</p>
<p>&emsp;<br />&emsp;<br />◾▪️GİRİŞ▪️◾<br />▪️BİRİNCİ TANITIM▪️<br />Sıra gezegenleri y&uuml;z yıldır barış i&ccedil;inde yaşarken, Petra gezegenine yeni bir y&ouml;netici se&ccedil;ilmişti. &Ouml;fkesi sabrını, ş&ouml;hreti ise t&uuml;m kaderini yok etmişti bu yeni y&ouml;neticinin. Tahta ge&ccedil;mesiyle gezegenindeki t&uuml;m el&ccedil;ileri &ouml;ld&uuml;rm&uuml;ş, diğer gezegenlere ait her şeyi yok etmişti. Amacı efsanelerde anlatılan Aseraria &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;k ve sonsuz g&uuml;&ccedil; getiren o parlak kılıcı bulmaktı, b&ouml;ylelikle t&uuml;m sıra gezegenlerini ele ge&ccedil;irecek ve daima g&uuml;&ccedil;, kudret i&ccedil;inde yaşayacaktı. Onlarca b&uuml;y&uuml;c&uuml;y&uuml; kılıcı bulamadıkları iddiasıyla acımasız şekillerde &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Elfleri, Kalashtarları, Warforgedleri, Tieflingleri, Drowları... ve daha binlerce t&uuml;rden canlıyı &ouml;lmeleri &uuml;zere Pinewiev'e hapsetti. Birbirlerine yirmi bin kilometre uzak olan sıra gezegenlerini yavaş yavaş istila etmeye ve kılıcı efsanede ge&ccedil;en yerlerde aramaya koyulmuştu Kral Avurş. &Ouml;l&uuml;m Kolordusu adını verdiği ve i&ccedil;erisinde sekiz t&uuml;r canlının da bulunduğu beş y&uuml;z bin askeri ona daima bağlıydı. Ayrıca Ghost, Gem, Ktanum adını verdiği bu gruplarda &ccedil;eşitli tekniklerle b&uuml;y&uuml; yapabilen Petralılar yer alıyordu.&nbsp;<br />Sıra gezegenleri aralarındaki sorunu hen&uuml;z &ccedil;&ouml;zememişlerdi, bu sorunu onlara unutturacak bir şey oldu; Okyanusların ve bataklıkların i&ccedil;inden &ccedil;ıkan Orremarlar t&uuml;m t&uuml;rleri tehdit ediyordu, acaba sıra gezegenleri tek d&uuml;şmana karşı bir olacaklar mıydı?&nbsp;</p>
<p><br />◾▪️GİRİŞ YAZISI▪️◾<br />HER ŞEY KIZIL BİR GECEDE BAŞLAMIŞTI<br />&nbsp; &nbsp;Bir harman vaktiydi, Ayevur'da yıllar sonra bir soylunun kanı d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Krali&ccedil;e Oletha, Petra gezegeninin Kralı Avurş tarafından bir suikaste kurban gitmişti. Yıllardır &ouml;zenle saklanan defne yaprağı t&uuml;m Ayevur halkının g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nde yakılmıştı. Bu barışın bittiğini ve sıra gezegenlerinin artık sonunun geldiğini g&ouml;steriyordu. Avurş, bir y&ouml;netimi devralmayı, Aseraria kılıcını bulmayı ve t&uuml;m gezegenlerin efendisi olmayı planladığında, unuttuğu bir ger&ccedil;ek bulunuyordu. "Herkes yazdığı kuralların bedelini &ouml;deyerek can verirdi," bu bilinen bir Ayevur s&ouml;z&uuml;yd&uuml;. Savaşılmadan itaat bekliyordu Avurş, bu imk&acirc;nsızdı. Kimse bir barbar gezegen y&ouml;neticisine hayatını teslim edemezdi. Bu y&uuml;zden savaş a&ccedil;an ve Avurş'a Teptetam g&ouml;nderen ilk y&ouml;netici Letita olmuştu. Dostu Oletha'nın intikamını alacaktı er ya da ge&ccedil;. Letita, Avurş'a bir mektup yazdı. Satırlarının her biri intikam ateşiyle yanan birer k&ouml;z gibiydi. "Bir kavimin efendisi, nasıl korkak&ccedil;a, savaşmadan bir soylunun kanını d&ouml;ker? Sen, defneyi yakıp ateşi başlattın, şimdi sıra bizde Avurş, o ateşte seni yakacağız!" Bu satırlara dayanamayan Avurş, Ayevur'daki t&uuml;m soyluları &ouml;ld&uuml;rme kararına vardı. Gezegenin d&ouml;rt bir yanındaki soyluların askerleri tarafından yakalanmasını emretti. Ama Ayevur soylularından kimsenin kalmadığını, b&uuml;y&uuml;c&uuml;lerin yardımıyla Baptia&rsquo;ya ka&ccedil;tıklarını &ouml;ğrendiğinde ise &ouml;fkesi katbekat arttı. B&uuml;y&uuml;c&uuml;lerin ve soyluların ka&ccedil;ması &uuml;zerine Ayevur halkı artık savunmasızdı. Codie şehri barbarların istilası altındaydı ve Ayevur'un başkenti Oşra&rsquo;ya b&uuml;y&uuml;k bir istila bayrağı &ccedil;ekilmişti. Sıra gezegenlerinden Thardolian, Greilia, Milimma Avurş'a &ccedil;oktan boyun eğmişlerdi. Diğer d&ouml;rt gezegen ise sırayla Avurş'a Teptetam g&ouml;ndermiş ve ona karşı bir olacaklarını a&ccedil;ık&ccedil;a dile getirmişlerdi.&nbsp;<br />Savaş yakındı, S&uuml;ve &ouml;l&uuml;ml&uuml;lerin kaderini b&ouml;yle yazmıştı.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Son Toprak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/son-toprak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/son-toprak</guid>
<description><![CDATA[ Bu kadarmış acının çektirdiği&#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60f196c2019ad.jpg" length="69978" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 16 Jul 2021 17:19:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Acı çekmek, son, bu kadar, toprak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu kadarmış acının &ccedil;ektirdiği,</p>
<p>İlmek ilmek par&ccedil;aladığı umutlar...</p>
<p>Bu kadarmış denizin maviliği, g&uuml;n&uuml;n neşesi,</p>
<p>Ge&ccedil;ti gitti bizden o son yapraklar...</p>
<p></p>
<p><br />Parampar&ccedil;a edebilir kader insanı,</p>
<p>Son yolculuk karşılar, sessizce limana yaklaşan gemi misali,</p>
<p>Umut canlanır tekrardan,</p>
<p>Bir toprak par&ccedil;ası sarar insanı...</p>
<p></p>
<p><br />Ge&ccedil;er zaman, ge&ccedil;er elbet bilirim...</p>
<p>Acıyla, işler kayıplar...</p>
<p>Merhameti soğur, y&uuml;z&uuml; sararır...</p>
<p>Bir dal yuva olur...</p>
<p>Dalga misali, vurur kıyıya...</p>
<p>Son toprak sarar insanı.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Başarı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/basari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/basari</guid>
<description><![CDATA[ BAŞARILI OLMAK  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60e767b482d0d.jpg" length="35628" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 08 Jul 2021 17:46:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Başarı, sürdürebilmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>T&uuml;m insanlar hatta diğer canlılar bile yaşamını s&uuml;rd&uuml;rebilmek i&ccedil;in bir&ccedil;ok şeyi başarmak zorundadırlar. Hayvanlar hayatta kalma m&uuml;cadelesi verirken bile ka&ccedil;mayı başarabilmelerindendir. İnsanlar ise hep bir kıyaslamanın hep bir baskının altında bir şeyler başarmaya &ccedil;alışır. Ama asıl başarı, kişinin kendi i&ccedil;inde, d&uuml;ş&uuml;ncelerinde yer alır. T&uuml;m d&uuml;nya isterse tek bir ses olup sana "Başaramazsın!" diye bağırsın, sana d&uuml;şen kulaklarını tıkayıp kimseyi g&ouml;rmemektir. Bir şeyler yapmaya &ccedil;alıştığında i&ccedil;inden gelerek, bunun sana ya da diğer kişilere bir fayda sağlayacağını d&uuml;ş&uuml;nerek yola &ccedil;ıkmalısın. Bu aşamada karşına &ccedil;ıkacak binlerce engelin, zorluğun yanında olacağını biliyorum. Ama başarmak işte buna bağlı, her şekilde kaderine k&uuml;smeden, b&uuml;t&uuml;n canlılığını koruyarak "Ben bunu yapabilirim," demek...</p>
<p>Bir kuş yavrusunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n mesela, doğar doğmaz u&ccedil;amaz, ebeveynleri onu y&uuml;ksek yerlere yaptıkları yuvada besler, sonra onu o yuvada yalnız bırakır. Yavru kuş eğer durursa yuva da a&ccedil;lıktan &ouml;l&uuml;r, tek &ccedil;aresi u&ccedil;maktır ama y&uuml;ksekten de korkar aynı zamanda, kaderine k&uuml;ser bir &ccedil;are &uuml;retmezse başaramaz, diğer canlılara ya yem olur ya da susuzluktan, sıcaktan veya soğuktan &ouml;lmeye mahkum edilir.</p>
<p>Yavru kuş g&uuml;nlerce d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r bekli ama sonra u&ccedil;maya karar verir. Bu demek oluyor&nbsp; ki, bazen yanımızdaki insanlar annemiz ya da babamız bizim bir şeyleri başarmamızı istediği i&ccedil;in &ouml;n&uuml;m&uuml;ze engel &ouml;rebilirler, bize d&uuml;şen sabırla bir karar alıp bu yolda kendi cesaretimizle y&uuml;r&uuml;mektir.</p>
<p></p>
<p>Muhammet Aydın</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>