<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Neslihan Acar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/neslihan-acar</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Neslihan Acar</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Umut Yorgunu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/umut-yorgunu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/umut-yorgunu</guid>
<description><![CDATA[ Ben ayağına gelen fırsatları tepmede bir dünya markasıyım. Hiç şaşırmayın gerçekten öyleyim. Birkaç ay önce tam da istediğim teklifi aldım, kabul de ettim ama işe koyuldun mu derseniz maalesef hayır. Niye mi böyleyim?.... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f2d2b1ecd9e.jpg" length="32416" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 Jan 2022 15:19:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Neslihan Acar</dc:creator>
<media:keywords>Umut, yazmak, korku, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x_61f13be9a85b1.jpg" alt="" /></p>
<p class="p1">Ben ayağına gelen fırsatları tepmede bir d&uuml;nya markasıyım. Hi&ccedil; şaşırmayın ger&ccedil;ekten &ouml;yleyim. Birka&ccedil; ay &ouml;nce tam da istediğim teklifi aldım, kabul de ettim ama işe koyuldun mu derseniz maalesef hayır. Niye mi b&ouml;yleyim? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; umduğumu bulamamaktan yoruldum sanırım. Benim hayatımı siz yaşasaydınız belki benimle hemfikir olurdunuz, belki de bir &ccedil;ıkış yolu arardınız.</p>
<p class="p2"><span class="s2">Sıkmadan kısa bir &ouml;zet ge&ccedil;eyim, &uuml;niversite hatta y&uuml;ksek lisans bitirdim. İki yabancı dilim var ve bunlara rağmen yıllardır işsizim. &Uuml;&ccedil; yılımı bir &ccedil;ağrı merkezinde heba ettikten sonra g&ouml;nl&uuml;me g&ouml;re bir iş bulmak kısmet olmadı. Farklı bir pozisyonsda &ccedil;alışayım diye ilgimi &ccedil;eken ve bana uygun olabilecek ilanlara başvurup durdum ama sonu&ccedil; alamadım. Benim başvurmadığım ve bana gelen teklifler de artık yapmak istemediğim m&uuml;şteri temsilciliği ile ilgiliydi. Tek su&ccedil;um bu mesleği artık yapmak istememek mi? Başka bir iş yapamaz mıyım yani? Bu insan kaynakları uzmanları da ne kadar dar g&ouml;r&uuml;şl&uuml; b&ouml;yle? </span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Neyse, artık tanımadığım numaraları<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>bile a&ccedil;mıyorum. &ldquo;Acaba gene hangi şirketin m&uuml;şteri temsilciliği i&ccedil;in arıyorlar?&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p umursamıyorum. Derken bir g&uuml;n, sosyal medyada gezinirken bir yazı evinin sosyal medya hesabını takibe aldım. Sıkı durun, aldığım teklif tam da bununla ilgili. Orada &ccedil;eşitli nesneler &uuml;zerinden yorumlarda ufak kurgular yapmamız isteniyordu, ben de yapmaya karar verdim. Yazmak neticede hep yapmayı istediğim ve ara sıra n&uuml;kseden bir istek olarak kalmıştır hayatımda. Bir edebiyat blogunun edit&ouml;r&uuml;n&uuml;n dikkatini de yaptığım bu kurgu yorumları sayesinde en sonunda &ccedil;ektim. Hatta o g&uuml;n kurban bayramıydı, bu teklifle bayram coşkum per&ccedil;inlendi. Peki ama ben ne yaptım?</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Aradan aylar ge&ccedil;ti ve ben oturup tek bir kelime bile yazmadım. Korkularımın esiri oldum ne yazık ki, bir taraftan bahaneler &uuml;retmeden de duramıyordum. &ldquo;Evin işleri bitsin, egzersizlerimi tamamlayayım, a&ccedil;ık&ouml;ğretim derslerime &ccedil;alışayım, elimin altında kağıt kaleme yazacağım m&uuml;sveddelerim olsun &ouml;yle yazayım&hellip;&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;ne d&uuml;ş&uuml;ne vaktimi ge&ccedil;irdim. Hem ya yazdıklarım beğenilmezse? Ancak bu sorunun cevabını yazmaya başlamadan bilebilir miydim? Tabii ki hayır. B&uuml;t&uuml;n bunlara rağmen bir desteğe ihtiyacım vardı, ge&ccedil;mişteki başarılarımdan g&uuml;&ccedil; almak istedim; yeterli olmadı. Lisedeki İngilizce &ouml;ğretmenimle sohbet ederken konuyu a&ccedil;tım, &ldquo;Senin neyin eksikmiş, gayet g&uuml;zel yazarsın.&rdquo; dedi. Biraz daha boş durdum, yeni yılın yaklaşmasını bahane edip hi&ccedil;bir şey yapmadım. Yazmak i&ccedil;in &ouml;zel davetiye falan mı bekliyordum acaba? Sonra, bir g&uuml;n b&uuml;t&uuml;n mazeretleri bir kenara bıraktım ve aldım kağıdı kalemi &ouml;n&uuml;me. Zihnimden ge&ccedil;enleri kalemimle bir g&uuml;zel d&ouml;kt&uuml;m kağıda. En sonunda bloğun internet sitesinde paylaşımlarımı yapmaya başladım. Kendime bir s&ouml;z verdim; d&uuml;zenli bir şekilde yazmaya devam edeceğim. Tembelliğin l&uuml;zumu yok, kimse başladığı işin ilk g&uuml;n&uuml;nde başarı abidesi olamaz. Ayrıca kaderimiz, &ccedil;abalarımız doğrultusunda şekillenmez mi?</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Bu arada tanışalım, ben Papatya. Daha anlatacak &ccedil;ok hikayem var, umarım siz de okumaya hazırsınızdır. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇOCUKLUK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cocukluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cocukluk</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Ben çocukken...&quot; diye başlayan cümleleri duymuşsunuzdur. Çocukluk dönemini bizim için bu kadar özel kılan neydi?.. Gelin bir bakalım.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e6cefbc8cae.jpg" length="23588" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Jan 2022 17:59:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Neslihan Acar</dc:creator>
<media:keywords>Çocukluk, gelecek, özen, farkındalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İstisnai durumlar dışında, &ccedil;oğu kişinin y&uuml;zlerinde g&uuml;l&uuml;msemeyle anımsadığı yıllardır &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı. "Ben &ccedil;ocukken..." diye başlayan c&uuml;mleleri &ouml;nce b&uuml;y&uuml;klerimiz, sonra da ge&ccedil;en yılların etkisiyle bizler de kurmaya başlarız. Ge&ccedil;mişe duyulan &ouml;zlem dilimize b&ouml;ylece yansır.</p>
<p>&Ccedil;ocukluk d&ouml;nemini bizim i&ccedil;in bu kadar &ouml;zel kılan neydi? Bu soruya tek ve genel ge&ccedil;er bir yanıt vermek zor, &ccedil;&uuml;nk&uuml; herkesin cevabı kendine &ouml;zel. Ancak bana sorarsanız, &ccedil;ocukken d&uuml;nyayı masum g&ouml;zlerle g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z, yaşanmış olumsuz tecr&uuml;belerle yıpranmamış tertemiz hislerle keşfetmeye &ccedil;alıştığımız i&ccedil;in g&uuml;zeldi o yıllar. Halbuki o zamanlarda da eskiden her şeyin daha iyi olduğunu s&ouml;yleyen b&uuml;y&uuml;klerimiz vardı; bizler ise hen&uuml;z bakıma muhta&ccedil; konumda olmanın, yetişkin olmadığımız i&ccedil;in hen&uuml;z y&uuml;klenmediğimiz sorumlulukların altında ezilmediğimiz i&ccedil;in mutluyduk. Bug&uuml;n de benzer durumları etrafımızda g&ouml;zlemleyebiliriz; sanırım bu d&ouml;ng&uuml; insanlık var olduğu s&uuml;rece devam edecek.&nbsp;<br /><br /></p>
<p>Maalesef her &ccedil;ocuğun &ccedil;ocukluk &ccedil;ağını olması gerektiği gibi yaşayamadığı da bir ger&ccedil;ek. İ&ccedil;lerinde talihsiz olaylar yaşayanlar, yaşlarından b&uuml;y&uuml;k sorumlulukları &uuml;stlenmek zorunda kalarak b&uuml;y&uuml;yenler de var. Belki b&uuml;y&uuml;d&uuml;klerinde eskiye g&ouml;re daha iyi hayat şartlarına kavuşabilmişlerse ge&ccedil;mişleriyle barışıp bug&uuml;n&uuml;n mutlu ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; yetişkinleri olabilirler. Fakat ya tam tersi olduysa? İşte o zaman pek de umutlu olamıyorum.&nbsp;<br /><br /></p>
<p>&Ccedil;ocukluk herkes i&ccedil;in kritik bir d&ouml;nem; bunun nedeni de d&uuml;nyayı algılamaya başlayış bi&ccedil;imimizin bu evrede gelişmesi. Yarınlarımızın umutlu olabilmesi i&ccedil;in &ccedil;ocuklarımıza &ouml;zen g&ouml;stermeliyiz. Unutmayalım ki onlar geleceğimizin b&uuml;y&uuml;kleri olacaklar. "Eskiden insanlar ne kadar iyiydi, d&uuml;nya daha yaşanılır bir yerdi..." gibi c&uuml;mleleri ge&ccedil;mişte bırakmanın yolu &ccedil;ocuklarımıza verdiğimiz değerden ge&ccedil;iyor. Hepimizin d&uuml;nyaya bir g&uuml;n bu farkındalıkla yaklaşacağını &uuml;mit ediyorum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANDA YOLCULUK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamanda-yolculuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamanda-yolculuk</guid>
<description><![CDATA[ Geçmişe duyduğumuz özlem, yaptığımız hataları, verdiğimiz yanlış kararları telafi etme isteği, kaybettiğimiz değerli kişileri, şeyleri ve anları tekrar yakalamak ne büyük bir şans olurdu...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e2ec43b5857.jpg" length="101164" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 15 Jan 2022 18:46:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Neslihan Acar</dc:creator>
<media:keywords>zaman, yolculuk, geçmiş, gelecek, teknoloji, zihin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Ge&ccedil;mişe duyduğumuz &ouml;zlem, yaptığımız hataları, verdiğimiz yanlış kararları telafi etme isteği, kaybettiğimiz değerli kişileri, şeyleri ve anları tekrar yakalamak ne b&uuml;y&uuml;k bir şans olurdu. Zamanda yolculuk fikri b&ouml;yle anlarda zihnimizi yoklar; hatta ara sıra gelecekte neler olacağına dair duyduğumuz merak &uuml;zerine zamanda yolculuk yapabilmeyi isteriz.&nbsp;<br /><br />Bilim insanlarının zamanda yolculuk yapmayı sağlayacak teknolojiler ve &ccedil;eşitli cihazlar &uuml;zerine &ccedil;alışmaları var ve halen bunu ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in &ccedil;abalıyorlar. Ancak hen&uuml;z bunu başarabilmiş değiller.&nbsp;<br /><br />Zamanda yolculuk şimdilik fiziksel anlamda olanaksız g&ouml;r&uuml;nse de aslında bizler farkında olmadan zihinsel bi&ccedil;imde ge&ccedil;mişe gidebiliyoruz. Nasıl mı? Radyoda karşımıza &ccedil;ıkan eski bir şarkı, fotoğraf alb&uuml;mlerimizde saklı duran eski fotoğraflarımız, b&uuml;y&uuml;klerimizden kalma eşyalar ve sayabileceğim daha niceleri... T&uuml;m bu saydıklarım sayesinde aklımıza doluşan anılarla zihnen ge&ccedil;mişe yolculuk yapıyoruz. Bazen mutlu, bazen de h&uuml;z&uuml;nl&uuml; anılarımızı tekrar anımsıyoruz. G&uuml;nl&uuml;k rutinlerimizin arasında bile ger&ccedil;ekleştirebileceğimiz bir eylem bizim i&ccedil;in.&nbsp;<br /><br /></p>
<p style="text-align: left;">Gelecek ise kimi zaman umut verici, kimi zaman da &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yıllar ge&ccedil;tik&ccedil;e hayatta hem olumlu hem de olumsuz gelişmelere şahit olabiliyoruz. Kim bilir, belki bir g&uuml;n fiziksel anlamda zamanda yolculuk bizim i&ccedil;in m&uuml;mk&uuml;n hale gelecek. Bize d&uuml;şen ise hayattan keyif alabilmek i&ccedil;in anı yaşamak bana kalırsa; b&ouml;ylece hem ge&ccedil;mişe d&ouml;n&uuml;p baktığımızda g&uuml;zel hatırlanacak anlar biriktireceğiz hem de gelecekte karşımıza &ccedil;ıkabilecek olumlu ihtimallerin kapısını aralayabileceğiz.&nbsp;<br /><br /></p>
<p style="text-align: left;">Hepimize ge&ccedil;mişi g&uuml;l&uuml;mseyerek hatırlatacak, gelecekte yolumuzu aydınlatacak anlarla dolu bir hayat diliyorum.&nbsp;<br /><br /></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>