<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Pesimistim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/pesimist</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Pesimistim</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Hapis</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hapis</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hapis</guid>
<description><![CDATA[ Özgürlük ölüm, yaşamak ise hapisti! ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60c97f3ac6846.jpg" length="57564" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Jun 2021 07:34:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Pesimistim</dc:creator>
<media:keywords>Özgür, olumy, özgürlük, hapis, yaşamak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şizofren olmak istedin mi hi&ccedil;?</p>
<p>&nbsp;Doktorumla konuştum, ona yaşadıklarımı anlattım; bana şizofreni tanısını koydu. Yaşadıklarım beynimin bir oyunuymuş. Herkes masum, tek su&ccedil;lu benmişim. Cezam da uzlet bir hayatta m&uuml;ebbet yemekmiş...</p>
<p>&nbsp;Ey insanoğlu! Seni &ouml;zg&uuml;r bırakıyorum ,su&ccedil;luyu buldum . Su&ccedil;lu olan da, haksız olan benmişim... İnsanoğlu, tahliye olmuştu artık; &ouml;zg&uuml;rd&uuml;. Evet, m&uuml;ebbet yemişti kalp. Ama hi&ccedil; bu kadar hızlı &ccedil;arpmamış, yaşamak i&ccedil;in can atmamıştı. Hafiflemişti, belli. Bundan sonra o da &ouml;zg&uuml;r kalacağı g&uuml;n&uuml; beklemişti. Kalp kafesten &ccedil;ıktıktan sonra &ouml;l&uuml;rd&uuml;. &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k &ouml;l&uuml;m, yaşamak ise hapisti.</p>
<p>Ve kalem kırılmıştı...</p>
<p>&deg;&deg;&deg;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitmeli</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bitmeli</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bitmeli</guid>
<description><![CDATA[ Umut bağlanmışsa yaşa; zülmü de ,eziyeti de göreceksin ömür boyunca... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/05/image_750x500_60a931c856d53.jpg" length="67816" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 12 Jun 2021 17:05:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Pesimistim</dc:creator>
<media:keywords>Son, bitmek, tükenmek, ömür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her şey kibrit&ccedil;i kız masalıyla başlamıştı. Her birimiz soğuk bir yerde evsiz ve kimsesiz değilmiydik kibrit&ccedil;i kız gibi. Arada alevler keşfettik hayatımızda, alevlerin yakabileceğini unutup verdiği ışığa odaklandık hayat boyunca ...&nbsp;</p>
<p>Kibrit&ccedil;i kız g&ouml;rd&uuml;klerinin ger&ccedil;ek olup olmadığını bilmeden sadece ufak bir umutla elinde kalan son kibritlerini de yaktığı gibi bizler de yanan alevleri hayatımızdaki cennet se&ccedil;ip ulaşmak i&ccedil;in hayallerimizi, umudu ve&nbsp; g&uuml;venimizi&nbsp; verdik. Yaklaştık&ccedil;a alevlere, koca denizin i&ccedil;inde yanmaya başladık ama nasıl olsa denizin i&ccedil;indeyiz alevleri s&ouml;nd&uuml;r&uuml;r deniz diye umutlarımız bitmedi. Ama o kocaman deniz, cehennemi s&ouml;nd&uuml;rmeye yetemedi. Yine kaybettik. O deniz de yok oldu. Tek umudumuz g&ouml;zyaşları. G&ouml;zyaşımız &ccedil;oğaldık&ccedil;a ateşi k&uuml;le &ccedil;evircek diye bekleyişimiz başladı şimdilerde...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BEN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ben</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ben</guid>
<description><![CDATA[ Üzerime atılan asıl rengi beyaz olan ama üzerimde lekeli duran bir hayatta boğulmak kadar şansızlığımın dibine vurmuş, ne kadar kabul etmek istemesemde  yalandan bir kaç umut ve hayatımın üzerine sürülmüş bulanık hayallerim vardı...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60be55e3c9f53.jpg" length="22132" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Jun 2021 20:27:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Pesimistim</dc:creator>
<media:keywords>Beyaz, Ben, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k ama bir o kadar da b&uuml;y&uuml;k, mutlu bir o kadar da mutsuz bir hayattı ki benimkisi. G&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m, b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e k&uuml;&ccedil;&uuml;len duygularımın nefessizliğiydi nefesim. Olurda bir g&uuml;n biter diye başladığım bu hayata ben dışında herkesin h&uuml;kmetmesi beni olduk&ccedil;a yok etmiş, kendi i&ccedil;imde kaybolmaya zorlamıştı. Anlıyamadığımda bu kaybolmuşluğun i&ccedil;erisinde, bbedenimi bırakmayan ufak huzur kırıntıları ve hayatımın &uuml;st&uuml;ne s&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş bulanık hayallerim...</p>
<p>G&ouml;zlerime yağmuru giyderen ailemdi. Oysa ne &ccedil;ok isterdim bembeyaz, lekesiz giyinmeyi. Ailem ne &ccedil;ok korkardı lekelerden. Bilerek ya da bilmeyerek&nbsp; bana giydirdikleri acı ipliği ve nefret şişlerinin oluşturduğu hayya belki de birazcık namus ya da az biraz h&uuml;z&uuml;n derisinden oluşan hayat giysilerini giydirdikleri g&uuml;nden itibaren azrail(a.s) kahraman ilan edilmiş, kurtuluş yolu olarak &ouml;l&uuml;m se&ccedil;ilmişti...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölüm Gelsin Artık</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olum-gelsin-artik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olum-gelsin-artik</guid>
<description><![CDATA[ Çocukken tek kahramanı azrail olan birine, hayat ne kadar iyi olursa olsun, tek kurtuluşu ölüm, olacaktır... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/05/image_750x500_60b20c55a40b5.jpg" length="48194" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 29 May 2021 12:43:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Pesimistim</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, artık, çocukluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her an gecesi ve g&uuml;nd&uuml;z&uuml;yle &ouml;lmeyi kendime plan yapmış gibi programımdan hi&ccedil; sapmadan, geriye bir ceset bırakmadan, &ouml;l&uuml;mle birlik oldum ben. Bedenim &ouml;ls&uuml;n diye her namaza, her oruca, her besmeleye &ouml;l&uuml;m&uuml; isteyerek başladım. &Ouml;l&uuml;m&uuml; istemek isyan değil de ibadetim haline gelmişti. Bana verilmiş t&uuml;m dilek ve dua hakkımı &ouml;l&uuml;me kullanıcak kadar &ccedil;ok istedim...&nbsp; Bug&uuml;n nefesimin sonuydu, bundan sonra v&uuml;cudumun her bir yeri nefesizliğimle boğulmuş olucaktı. Gelinlikle değil, beyazlarla kefen sarmıştı v&uuml;cudumu. Yine el &uuml;st&uuml;ndeydim, bir &ccedil;ukura atıldım soğuk buz gibi, ama evimdeymişim gibi hissettim; yabancı değildim mezara. G&uuml;neş yine yoktu gitmek i&ccedil;in kendimi bu kadar heba ettiğim d&uuml;nyada. Yine kara bulutlar vardı, şimşekler &ccedil;akıyordu belkide d&uuml;nya gidişime sinirlenmişti canımın daha fazla yanmasını istemişti oysaki... &Uuml;zerime toprak atıldı, her bir avu&ccedil; toprak t&uuml;m sıkıntımı almış gibiydi, o kadar rahattım ki sanki kuş t&uuml;yu bir yataktaydım. Her yer karanlık olmuştu d&uuml;nyadaki karanlığım gibi yine aynıydı duvarlar &uuml;st&uuml;me geliyordu &ccedil;ok dardı, odamın duvarları daha mı iyiydi bilemedim...</p>
<p>Sadece bir gece odamdaki duvarların dibine &ccedil;&ouml;k&uuml;p; 'artık &uuml;st&uuml;me gelmeyin, bana merhamet edin, acıyın bana' diye haykırışlarım geldi g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;ne. Şimdi ne olacaktı; yaşamak benden uzaktı, acı yoktu, artık kurtuldum mu, bitti mi artık ?&nbsp; Vasiyet etmiştim ben &ouml;l&uuml;nce kalbimi ve beynimi &ccedil;ıkarsınlar beynimin bedenimi terkettiği yalnızlıkta, kalbim beynimden hesap soracaktı. Beynim yine t&uuml;m bencilliğiyle "ben d&uuml;ş&uuml;nmekten vazge&ccedil;tim, hesap veremem" deyip bu hesaptan da ka&ccedil;acaktı. Kalbimde son bir g&uuml;&ccedil;le "dinle beni biz artık bağlı değiliz senin yaptıklarının bedelini ben &ouml;demeyeceğim &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben yaşamaktan vazge&ccedil;tim" deyip bu en başından adaletsiz başlayan yaşam oyununu bitirecek ve bu &ccedil;ıkışı olmayan labirente kocaman bir &ccedil;ıkışla son noktayı koyacaktı...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zaman</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zaman</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zaman</guid>
<description><![CDATA[ Zamanın hükmettiği labirentte karanlığa dost, yanlızlığa mahkum... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/05/image_750x500_60ae0f5e74aee.jpg" length="65891" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 May 2021 12:06:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Pesimistim</dc:creator>
<media:keywords>Zaman, labirent</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Zaman kavramını 7-8 yaşlarımda, saliselerin g&ouml;zlerime yaş diye bıraktığı dakikalara saatlerce g&ouml;m&uuml;l&uuml;p, hı&ccedil;kırıklara boğulurken aldığım nefesle &ouml;ğrenmeye başladım. Akrebin tek bir hareketiyle yelkovan ve saniyeyi deliler gibi d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, her başlangıcımın ge&ccedil;mişime atılan yepyeni adımlar olduğunu &ouml;ğrenmeye başladığım zaman; &ccedil;ıkmaz bir labirentte olduğumu anladım. Labirentin duvarlarına işlenmiş yaşantılarım ve yalnızlığım, &ccedil;ığlıklarımın susturduğu sessizliğim ve zifiri karanlığımla bir &ouml;m&uuml;r pesimist olmaya zorlanmıştım.G&uuml;nler ge&ccedil;tik&ccedil;e rendelediğim acılarım yapışsaydı birbirine, her şey eskisi gibi olabilseydi keşke. Yorgunluğumu dile getirecek birka&ccedil; kelime bulabilsem ordan oraya savurabilseydim g&ouml;nl&uuml;mce, t&uuml;m yorgunluğum bu olsa sadece. Zamana yenik d&uuml;şen ben değil de yaşadıklarım olsa, karşımda durcağına yanımda dursa hayat; belkide nefes aldığım &nbsp;yerde boğulmazdım, pesimistliğimin i&ccedil;inde...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dokunmayın Bedenime</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dokunmayin-bedenime</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dokunmayin-bedenime</guid>
<description><![CDATA[ Ölmek için mezara mı girmeli , yer yüzündeyken insan ölemez mi?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/05/image_750x500_60a9370d3964d.jpg" length="17513" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 23 May 2021 00:46:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Pesimistim</dc:creator>
<media:keywords>Dokunma, bedenime</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat , asırlardır devam eden bir korku kapanıydı... G&ouml;zyaşlarımla bir okyanus, suskunluğumla kulak zarını delen bir cehennem! Nefessizliğimden ciğerlerim şikayet eder hale gelmiş, g&ouml;zlerim artık g&ouml;rmeyi reddetmiş, beynim ise d&uuml;ş&uuml;nmekten vazge&ccedil;mişti.O k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k &ccedil;ocuğa dokunulduğu an bedeni &ccedil;oktan t&uuml;m işlevlerini kaybetmişti.O &ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;d&uuml; ama yaşamıyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; yaşayacak bir hayatı yok sadece yapacak işleri, hissizlikle ge&ccedil;ecek ardı sıra g&uuml;nleri var. Zerre kadar dahi olsa dokunmayın o &ccedil;ocuklara &ccedil;&uuml;nk&uuml; dokunduğunuz anda &ouml;l&uuml;yorlar, b&uuml;y&uuml;yor ama yaşayamıyorlar...</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>