<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Şeyma D.</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/raulsroses</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Şeyma D.</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Denememe</title>
<link>https://edebiyatblog.com/denememe</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/denememe</guid>
<description><![CDATA[ Sadece bizi yazıyorum. Seni, beni, onu. Bizi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d9a6256c964.jpg" length="69981" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Jan 2022 17:56:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şeyma D.</dc:creator>
<media:keywords>deneme, kişisel blog, varoluşsal sancı, günlük</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu bir denemedir... Ya da denememe... Yanlış deneme ya da bir t&uuml;rl&uuml; deneyememe. Hayatım bu ikisinden ibaret sanırım.&nbsp;</p>
<p>Denemeye cesaret ettiğim şeyler pişmanlık olarak geri d&ouml;nerken, denemeye cesaret edemediğim şeyler varoluşsal sancılar olarak geri d&ouml;n&uuml;yor. T&uuml;m mesele de burada başlıyor.</p>
<p>Sıradan bir insanım. Biliyorum. Ama b&ouml;yle olmak istemiyorum. Kendime, d&uuml;nyaya bir şeyler katabilmek istiyorum. Bunu başarabilecek bir konsantrasyona ve desteğe sahip değilim.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ok gariptir milyarlarca insanın arasında insanın kendini yalnız hissetmesi. Modern d&uuml;nyada klasikleşmiştir aslında bu: S&uuml;rekli bir yerlerde duyarız, okuruz insanların kalabalıklar i&ccedil;erisinde yalnız olduğunu. Belli bir olgunluğa erişene kadar bu hissin ağırlığını hissedemeyiz. M&uuml;balağalı bir ifade gibi gelir.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;yle bir yalnızlık ki bu, uykuları ka&ccedil;ıyor, sadece d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor insan... D&uuml;ş&uuml;nmekten beyni yanacakmış gibi hissedene kadar d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. D&uuml;ş&uuml;nmekten zihni yoruluyor. Bunca vakit ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m, diye sorguladığında ise bir cevaba ulaşamıyor.&nbsp;</p>
<p>B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e kendimi daha iyi tanıtacağımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;m. Fakat gittik&ccedil;e kendime yabancılaştığımı hissediyorum. <em>Nelerden hoşlanırım, hobilerim neler, en sevdiğim film/dizi nedir, ne tarz kitaplar okurum...</em> T&uuml;m bunların bir zamanlar cevabı vardı sanki. Şu an d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;mde net bir cevap bulamıyorum. Sadece kendimi anlamaya &ccedil;alışıyorum. Kendimi anlayamayacak olma ihtimali i&ccedil;imi kemiriyor.&nbsp;</p>
<p>Yalnızım, yabancılaşıyorum...</p>
<p>Bu satırları neden yazdım bilmiyorum. Bu satırlar birilerine ulaşacak mı, ondan da ş&uuml;pheliyim. Sadece artık bir şeyleri i&ccedil;imde tutmak istemiyorum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>