<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Selin Sabcıoğlu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/selin-sabcioglu</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Selin Sabcıoğlu</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Şu &amp;quot;Yalnızlık&amp;quot; Denen</title>
<link>https://edebiyatblog.com/su-yalnizlik-denen</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/su-yalnizlik-denen</guid>
<description><![CDATA[ Şu &quot;yalnızlık&quot; denen şey, ne beter bir şeymiş. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6332bd09e9505.jpg" length="97332" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 27 Sep 2022 12:18:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şu "yalnızlık" denen şey,</p>
<p>Ne beter bir şeymiş.&nbsp;</p>
<p>Şu "yalnızlık" denen meret,</p>
<p>Sevincini, &uuml;z&uuml;nt&uuml;n&uuml;,</p>
<p>Hatta isyanını bile</p>
<p>Duyuraramamak ne beter bir şeymiş.&nbsp;</p>
<p>"Tam yalnızlıktan kurtuldum" derken,</p>
<p>Tekrar tam ortasına d&uuml;şmek,</p>
<p>Ne beter bir şeymiş.&nbsp;</p>
<p>Tıpkı gecenin yıldızız kalması gibi,</p>
<p>Denizin mehtapsız, yakamozsuz kalması gibi,</p>
<p>Defterin kalemsiz,</p>
<p>Kalemin kelimesiz kalması gibi.</p>
<p>Şairin şiirsiz,</p>
<p>Şiirin yarsız, yolsuz,</p>
<p>&Ccedil;ıkmaz sokaklarda kalması gibi.</p>
<p>İnsanların vicdansız,</p>
<p>Vicdanların insansız kalması gibi,</p>
<p>Yani bir&ccedil;ok fena şey gibi,</p>
<p>Yalnızlıkta işte &ouml;yle beter bir şeymiş.&nbsp;</p>
<p>Herg&uuml;n bir kez daha,&nbsp;</p>
<p>Daha fazla yalnız kalarak &ouml;ğreniyorum.</p>
<p>Ne beter bir şeymiş yalnızlık kadar,</p>
<p>Yalnızlığı daha beter bir şekilde</p>
<p>Anlamak ve yaşamak,</p>
<p>Ne beter bir şeymiş.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Teşekkür Ediyorum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tesekkur-ediyorum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tesekkur-ediyorum</guid>
<description><![CDATA[ Her şey için sonsuz teşekkürler.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_632dca4c93e4c.jpg" length="76635" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 23 Sep 2022 18:42:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Teşekk&uuml;r ediyorum" duyduğumuz da hoşumuza giden, bize moral veren c&uuml;mlelerde ilk beştedir eminim. Yaptığımız işin neticesinde bize verilen manevi bir armağandır. "Teşekk&uuml;r ediyorum ya sağ ol" bundan bahsetmiyorum. M&uuml;mk&uuml;nse bu yazıdan ve hayatımızdan uzak olsun.&nbsp; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu iğnemeli bir teşekk&uuml;r. Daha &ccedil;ok "Aferin iyi batırdın" tarzında bir teşekk&uuml;r. O y&uuml;zden bizden uzak olsun. Ben i&ccedil;ten, samimi edilen, s&ouml;zl&uuml; kucaklama olan teşekk&uuml;rden bahsediyorum.&nbsp;</p>
<p>Karşımızdaki insandan duyunca mutlu oluyoruz ama biz s&ouml;yl&uuml;yor muyuz? S&ouml;yl&uuml;yorsak ne sıklıkla s&ouml;yl&uuml;yoruz? Kendimden &ouml;rnek vereyim, en sık kullandığım c&uuml;mledir, "Teşekk&uuml;r ediyorum." Hatta konuştuğum insanı bezdirdirdiğim bile olmuştur. En sonunda, "L&uuml;tfen teşekk&uuml;r etme" der. Ama elimde değil. İ&ccedil;imde bir buton var ve otomatik olarak devreye giriyor. "Nasılsın?" diye sorulduğunda, "İyi g&uuml;nler" ya da "İyi akşamlar" denildiğinde hep bu buton araya giriyor ve s&ouml;zl&uuml;, yazılı olarak karşı tarafa iletiliyor. Mesela bir &uuml;r&uuml;n siparişi verildiğinde s&ouml;ylediğim zaman şaşırıyorlar. "Bu bir alışveriş. Neden s&ouml;yledin ki?" diyorlar. Bana o kadar normal geliyor ki, &ouml;nce şaşırmalarına şaşırıyorum, sonra da, "G&uuml;vendiğiniz ve bizi tercih ettiğiniz i&ccedil;in teşekk&uuml;r ediyorum" diye izah ediyorum. Ya da &uuml;r&uuml;n hazırlama aşaması uzun s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;nde bunu sorun yapmayıp anlayış g&ouml;sterdikleri i&ccedil;in teşekk&uuml;r ettiğimi s&ouml;ylerim. Alıcı ile bu tarz diyalog yaşadığında akılda kalıcılık da artıyor. Hele bir de internet &uuml;zerinden satış yapılıyorsa...&nbsp;</p>
<p>Konumuza d&ouml;necek olursak, teşekk&uuml;r etmek g&uuml;zeldir. :) İletişimde olduğumuz insanı &ouml;nemsediğimizi g&ouml;sterir. Bize ayırdığı vakit i&ccedil;in, dinlediği i&ccedil;in, derdimize &ccedil;are aradığı i&ccedil;in ve akla gelmeyen her g&uuml;zellik i&ccedil;in hayatımızdaki değerli insanlara teşekk&uuml;r etmeliyiz. Bu duyarlılıkta insanlar varsa etrafımızda ne mutlu bize. Yani aynı şekilde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p teşekk&uuml;r&uuml; esirgemeyen insanlar varsa şanslıyız demektir.&nbsp;</p>
<p>Ben de bu vesile ile, bu zamana kadar yazılarımı, şiirlerimi takip eden, yorumlarını esirgemeyen dostlarıma, beni yazıya teşvik eden babama ve ablama (Sena Sabcıoğlu) &ccedil;ok teşekk&uuml;r ediyorum.&nbsp; Bir de tam vazge&ccedil;mişken, beni yazıya ve şiire tekrar y&ouml;nelmemi sağlayan dostum, Emrah Ala&ccedil;am'a &ccedil;ok teşekk&uuml;r ediyorum.</p>
<p>İyi ki varsınız, ve hep var olun, sağ olun. Sizleri seviyorum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Senden Sonra</title>
<link>https://edebiyatblog.com/senden-sonra</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/senden-sonra</guid>
<description><![CDATA[ senden öncesini bilmem,
ben senden sonrayım. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6325b1af391a4.jpg" length="81368" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 17 Sep 2022 14:42:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sen gittiğinden beri</p>
<p>G&ouml;zlerim yollarda bekler seni.</p>
<p>Aklım başımda değil,</p>
<p>Ellerim tutmaz oldu, kalemi, silgiyi.</p>
<p></p>
<p>Senden sonra&nbsp;</p>
<p>Aynı yerdeyim, aynı sokakta.</p>
<p>Ayaklarım k&ouml;k saldı sanki</p>
<p>Bırak koşmayı, y&uuml;r&uuml;meyi unuttum inan ki.</p>
<p></p>
<p>Ruhumda ince bir sızısın,</p>
<p>Kalbimde derin bir yarasın,</p>
<p>Gel artık uzatma,</p>
<p>Bedenim hayata bağlansın.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ben Böyle Yaşıyorum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ben-boyle-yasiyorum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ben-boyle-yasiyorum</guid>
<description><![CDATA[ Benim hüznüm bana yeter ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6320b328ad178.jpg" length="123965" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 13 Sep 2022 19:50:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Benim evim d&ouml;rt duvar değil&nbsp;</p>
<p>Benim evim beyaz sayfalar.</p>
<p>Can Y&uuml;cel, Nazım Hikmet,</p>
<p>Cemal S&uuml;reya, Turgut Uyar,</p>
<p>Mısralarımdaki komşular.</p>
<p></p>
<p>Benim sokağım hayalden bir manzara.</p>
<p>Yer, g&ouml;k alabildiğince mavi huylu.</p>
<p>Neşet Ertaş karşı pencereden saz &ccedil;alar,</p>
<p>Birbirini susturur b&uuml;t&uuml;n kuşlar.</p>
<p>B&uuml;t&uuml;n kelimeler saza kapılır, karışır sonsuzluğa.</p>
<p></p>
<p>Benim yalnızlığım, yazıdaki son noktadır.</p>
<p>Biter sanırsın, kendini ilk c&uuml;mlede bulursun.</p>
<p>S&ouml;zlerime bakıp kederlenmesin yıldızlar,</p>
<p>Benim h&uuml;zn&uuml;m zaten bana yeter.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Huzuru Ney Gibi Üflemek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/huzuru-ney-gibi-uflemek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/huzuru-ney-gibi-uflemek</guid>
<description><![CDATA[ Huzuru ney gibi üfleyebilir misin? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_631c738d4307c.jpg" length="62255" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 10 Sep 2022 14:29:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Huzuru bulsam,</p>
<p>Bir ağacı şekillendirir gibi şekillendirsem,</p>
<p>Ney formuna getirsem,</p>
<p>Bir acemi gibi alsam&nbsp;</p>
<p>Ama bir usta gibi kalbine &uuml;flesem,</p>
<p>Nefesim t&uuml;kendiğinde sana versem.</p>
<p>Sen huzur neyini &uuml;flerken ,</p>
<p>Kuşlar kemanlarıyla eşlik etse...</p>
<p>Keşke ah keşke,</p>
<p>B&uuml;t&uuml;n "keşkeler" neyin r&uuml;zgarıyla u&ccedil;ıp gitse,</p>
<p>Bu &ouml;m&uuml;r kışı terkedip, bahara kavuşurdu.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüz Yıllık Sevda</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yuz-yillik-yalnizlik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yuz-yillik-yalnizlik</guid>
<description><![CDATA[ Büyük Taarruz Zaferinin 100. yılında, 
Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, Mehmetçiklerimizi, yiğit kadınları, revirde canla başla görev yapan sağlık emekçilerini ve sayısız kahramanlarımızı gururla anıyoruz. 
30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630def9053be2.jpg" length="107309" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 14:12:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&ouml;zlerine baktığımız her g&uuml;n</p>
<p>Zaferdir bizim i&ccedil;in.&nbsp;</p>
<p>Y&uuml;z yıllık bir sevdanın&nbsp;</p>
<p>Evlatlarıyız biz.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>İnsanından, kuşuna aşığız sana</p>
<p>Kalbimiz atar, kırmızı, beyazına</p>
<p>Aklımız vatan toprağı,</p>
<p>Mehmet&ccedil;ik yatar, yan yana.</p>
<p></p>
<p>Bakma d&ouml;k&uuml;ld&uuml;k biraz,</p>
<p>Kıyısından kırıldık biraz,</p>
<p>Ama Senin kanındanız biz,</p>
<p>Yine bir zaferle ayaklanırız biz.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Yalnız Var, Yalnızın İşinde</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-yalniz-var-yalnizin-isinde</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-yalniz-var-yalnizin-isinde</guid>
<description><![CDATA[ Yalnızlığın içinde kaybolmuş bir yalnızım ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630b5fe60d385.jpg" length="36684" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Aug 2022 15:30:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dertliyim ya, dertliyim&nbsp;</p>
<p>Kendimi bile tanımadığım bir yerdeyim.&nbsp;</p>
<p>Hadi ayna tuttular diyelim,</p>
<p>"Karşımdaki kim?" derim.&nbsp;</p>
<p>Kederliyim ya, bitap bir haldeyim,</p>
<p>Bir yerlere savrulup gitmekteyim.</p>
<p>Hadi durup, "Dinleneyim" dedim,</p>
<p>Her taraf &ccedil;&ouml;l. Nerede soluklanayım.&nbsp;</p>
<p>Y&uuml;r&uuml;d&uuml;m durdum, kalabalık her tarafım,</p>
<p>Ama ben kalabalık i&ccedil;inde de yalnızım.&nbsp;</p>
<p>İ&ccedil;imden gelen bir ses duydum, anlayamayadığım,</p>
<p>Ş&ouml;yle diyordu; "Ben yalnızın i&ccedil;inde de yalnızım.</p>
<p>S&ouml;yle bana ben ne yapayım?"&nbsp;</p>
<p></p>
<p>29/03/2013/&Ccedil;arşamba&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anlam Veremediğim Çok Şey Var</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anlam-veremedigim-cok-sey-var</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anlam-veremedigim-cok-sey-var</guid>
<description><![CDATA[ Anlamsızlığın sonundayım. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_6304ce597042a.jpg" length="69146" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 23 Aug 2022 16:20:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Neden &ouml;zlem duyduklarım uzak olmak zorunda&nbsp;</p>
<p>Dertler, sıkıntılar, hep yanı başımda,</p>
<p>Dostlar, arkadaşlar ise, karlı dağlar ardında.&nbsp;</p>
<p>Yalnızlık daha &ouml;ncelerde&nbsp;</p>
<p>Bu kadar acı vermedi bana.</p>
<p>Yıldızlar fener olurdu, mısralara.</p>
<p>G&uuml;nd&uuml;z olduğunda&nbsp;</p>
<p>Yalandan g&uuml;l&uuml;mserdim hayata.</p>
<p>Gece olduğunda ise,&nbsp;</p>
<p>Kelimeler iner defter aralarına.</p>
<p>"Keşke" diyorum bazen d&ouml;nebilsem, aslında</p>
<p>Hani, konuşmayı bile bilmediğim zamana.</p>
<p>Asıl o zaman anlatabiliyormuşum derdimi&nbsp;</p>
<p>Şimdi varıyorum farkına.</p>
<p>Konuşmayı &ouml;ğrendiğimde ne fark etti ki?&nbsp;</p>
<p>Ne anlatabiliyorum,</p>
<p>Ne de anlaşılabiliyorum.</p>
<p>Verebilsem bir dilsize kelimeleri,</p>
<p>O da verse, dilsizliğini&nbsp;</p>
<p>Adaleti sağlamış aramızda.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevda Bahçesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevda-bahcesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevda-bahcesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_6300ed0f3b2e2.jpg" length="107850" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 20 Aug 2022 17:18:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum &ouml;yleyse seninleyim</p>
<p>G&ouml;lgende bir &ccedil;i&ccedil;ek,</p>
<p>Toprağına muhta&ccedil; bir fidanım.&nbsp;</p>
<p>Koparma beni kalbinin bah&ccedil;esinden.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Cemre havaya, suya, toprağa d&uuml;şer&nbsp;</p>
<p>Bilinmez ama bir de sevdaya.</p>
<p>Ben de b&ouml;yle d&uuml;şt&uuml;m yollarına,</p>
<p>Sonunda kor gibi yanmak olsa da.</p>
<p></p>
<p>D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsan &ouml;yleyse gel bu yana&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;&ouml;l&uuml;n ortasında d&ouml;ns&uuml;n r&uuml;zgar g&uuml;l&uuml;.</p>
<p>A&ccedil;sın &ccedil;i&ccedil;eklerim, yeşersin ağa&ccedil;larım,</p>
<p>D&uuml;şs&uuml;n cemre aşkın tam ortasına.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsanları İzliyorum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/insanlari-izliyorum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/insanlari-izliyorum</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fa20ff8d218.jpg" length="49414" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 13:33:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanları izliyorum&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ekildiğim k&ouml;şeden.</p>
<p>Kimi telaşlı,</p>
<p>Kimi vazgemiş her şeyden.&nbsp;</p>
<p>Kimi sevdayı kucaklamış kalpten,</p>
<p>Kimi sevdaya veda etmiş</p>
<p>Akmış kadehe yalnızlığı.</p>
<p>Ben mi?&nbsp;</p>
<p>Ben &ccedil;ekildim k&ouml;şeme izliyorum sadece.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beklemek Öyle Bir Şeydir Ki</title>
<link>https://edebiyatblog.com/beklemek-oyle-bir-seydir-ki</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/beklemek-oyle-bir-seydir-ki</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f7ede2bb146.jpg" length="77965" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 13 Aug 2022 21:31:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Beklemenin sonu yoktur</p>
<p>Beklemek u&ccedil;suz bucaksız.</p>
<p>Tek renksiz "su" derler ama</p>
<p>Bence bir diğer renksiz de beklemektir.&nbsp;</p>
<p>Ya &ccedil;ok şey kaybettirir,</p>
<p>Ya da pek &ccedil;ok şey kazandırır.&nbsp;</p>
<p>Beklemek bazen d&uuml;şlerde gezdirir,</p>
<p>Bazen de ger&ccedil;ekle y&uuml;zleştirir.&nbsp;</p>
<p>Beklemek ya ayrılığı bitirir,</p>
<p>Ya da ayrılığı getirir.&nbsp;</p>
<p>Beklemek, &ccedil;&ouml;lde kaybolmaktır.&nbsp;</p>
<p>Kimi zaman da yeşillikler arasında&nbsp;</p>
<p>Bir ağaca yaslanıp&nbsp;</p>
<p>G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde yolculuk yapmaktır.&nbsp;</p>
<p>Beklemek &ouml;yle bir şeydir ki,</p>
<p>Ya yıldızları toplarsın birer birer,</p>
<p>Ya da ışık yılı uzaklığında bırakır.&nbsp;</p>
<p>Yani beklemek hayatın g&ouml;r&uuml;nmeyen yansımasıdır.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Su Kuşu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/su-kusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/su-kusu</guid>
<description><![CDATA[ Hikayenin hiçbir zaman gerçekleşmemesi dileği ile... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62ef8f9e80e87.jpg" length="78766" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 07 Aug 2022 14:11:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Beş yaşından beri suyun i&ccedil;indeydi.&nbsp; Ama katıldığı bir yarışmada ayağına bir kramp girmesi sonucunda boğulma tehlikesi ge&ccedil;irir. O g&uuml;nden beri suya mesafelidir, Sude. Aslında annesi suda doğum yaptığından, doğduğundan beri suyun i&ccedil;inde demek daha doğru olur.&nbsp;</p>
<p>Yazın sahil kıyısına gittiklerinde i&ccedil;i gider.&nbsp; Her suya yaklaştığında nefesi tıkanır ve bayılacak gibi olur. Babası polis olduğundan bir&ccedil;ok şehir gezmişlerdir. Bu y&uuml;zden pek arkadaşlık bağı yoktur. Bunun i&ccedil;in ailesi tekrar başlaması gerektiğini, b&ouml;ylece tekrar sosyalleşebileceğini s&ouml;yler. Her seferinde red eder. Kendince bir taktik geliştirmiştir. Okulla ev arasında mekik dokuyacak, kimseyle konuşmayacak, ve hafta sonları dışarı &ccedil;ıkmayacaktır. Eğer bir arkadaşı bile olursa ve ona bağlanırsa, bir taşında s&ouml;z konusu olduğunda bir telefon veya internetle sınırlayamacağı kadar bağlanır. Ayrılık zamanı geldiğinde anormallik derecesinde &uuml;z&uuml;l&uuml;r, hatta kahrolur. Kararlıdır, &uuml;niversiteyi kendi istediği şehirde okuyacaktır. Ondan sonra oraya k&ouml;k salacaktır. Lisenin son yılında, liseler arası y&uuml;zme yarışına katılır. Son zamanlarda ailesinden iyice uzaklaşmıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yalnızlığın sorumlusunun onların olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Eğer yarışmayı kazarnırsa, gideceği okulda burslu okuyacaktır. Kazanmıştır da... Hem okulunu, hem de milli y&uuml;z&uuml;c&uuml; olma yolundaki ilk adımını atar. Ta ki &uuml;niversitenin ilk yılında aşk sandığı bir duyguya kapılana kadar.&nbsp;</p>
<p>&Uuml;niversiteyi Antalya'da okuyacaktır. Babası zorda olsa son g&ouml;rev yerini kızının kazandığı şehre &ccedil;ıkartır. Sude, başta karşı &ccedil;ıksa da, durumu değiştiremez. Neticede tek evlattır. Hi&ccedil; bilmedikleri bir şehirde kızlarını tek başına bırakamazlar. Koca bir yaz, taşınma ve yerleşmeye gider.&nbsp;</p>
<p>Hem okula gider, hem de hafta sonları anterman yapar. Okulda tanındık&ccedil;a herkes ona "Su Kuşu" demeye başlar. Okulu temsilen bir&ccedil;ok yarışmaya katılır. Bu yarışmalardan aldığı derece ile hem okulunu, hem de ailesini gururlandırır. Ama bu başarılar Sude'yi hi&ccedil;bir zaman mutlu etmez.&nbsp; Bu esnada bunun farkında olan erkek arkadaşı, zaman zaman Sude'yi antermanlardan alı koymaya başlar. Beyin uyuşturucu ila&ccedil; verip, ufak ufak hırsızlığa alıştırır. Bağımlılık arttık&ccedil;a hırsızlık derecesi de y&uuml;kselecektir. Ailedeki bağı ikinci kez kopma aşamasına gelir.&nbsp; Birka&ccedil; kez psikoloğa g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler. D&uuml;zelme belirtisi g&ouml;sterse de, tamamen iyileşemez. Erkek arkadışının verdiği ila&ccedil; da tahlillerde belli olmaz. Doktor her defasında "Psikolojik" der. Y&uuml;zmeye gittik&ccedil;e daha az zaman vermeye başlar. Hatta okuldan ka&ccedil;ıp, sevgilisiyle uyuşrucunun yoğun olduğu mekanlara gider. Artık tam anlamıyla hırsızlığa programlanmış bir bağımlıdır. Eve gitmez olmuştur. Ailesi ilanlarla kızlarını aramaya başlar. Her ge&ccedil;en g&uuml;n umutları t&uuml;kenir. Ve bir g&uuml;n...&nbsp;</p>
<p>Babasına bir anons gelir. Bu ihbar, banka soygunu ihbarıdır. Soyguncuların arasında kızları da vardır. Ama baba bundan habersiz olay yerine gider. T&uuml;m uyarılara rağmen teslim olmayan hırsızlar i&ccedil;in baskın yapıp, bankaya dalarlar ve acı ger&ccedil;ek ile o zaman karşılaşır. Kızı g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş bir şekilde elinde silahla masum bir kadını rehin almıştır. Baba bir an dumura uğrar. Sude, "Bize bir araba ayarlayın, yoksa kadın &ouml;l&uuml;r" der. Babası ikinci bie şok yaşar. Kızına ne olmuştur b&ouml;yle?&nbsp; O esnada babasını polis arkadaşı Sude'yi yaralayarak rehineyi kurtarır. Silah sesiyle kızının yere d&uuml;şmesi bir olmuştur. Dikkatleri dağılan acemi hırsızlar, o an yakalanır. Baba kızının yanına koşar. Yaşadığını anlayınca kısa bir bir sevin&ccedil; yaşar. Ama ger&ccedil;ek herzaman acıdır. Kızını kendi elleriyle hapse g&ouml;nderecektir. Ağlayarak kelep&ccedil;eler, kızının dokunmaya kıyamayı bileklerine. Ambulansa kadar yanında y&uuml;r&uuml;r. İki yıl altı ay hapis cezası alır, Sude. Artık onun adı, "Su Kuşu" değil, parmaklıkların ardındaki "Bağımlı Kuş" olmuştur. Hapisten &ccedil;ıktıktan sonra, yoğun bir tedavi s&uuml;reci sonucunda iyileşmiştir. Ama hi&ccedil;bir şey eskisi gibi değildir. Medya tarihinde şu başlık atılmıştır, "Su Kuşumuz parmaklıklar ardında."&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğa Diyorum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/doga-diyorum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/doga-diyorum</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Bu dünya benim memleket&quot; 
Barış Manço  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/08/image_750x500_62e903e5e7097.jpg" length="53425" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 14:02:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Doğa" diyorum&nbsp;</p>
<p>Huzurun evi.&nbsp;</p>
<p>B&uuml;y&uuml;ler herkesi.</p>
<p>"Ay &ccedil;i&ccedil;eği misali&nbsp;</p>
<p>Y&uuml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; d&ouml;nsek" diyorum.&nbsp;</p>
<p>"Doğa" diyorum,</p>
<p>Kuşlarıyla, ağacıyla, cırcır b&ouml;ceği ile</p>
<p>Seslenir bize.&nbsp;</p>
<p>"D&uuml;nyanın teniyim,&nbsp;</p>
<p>Senin nefesinim" der.&nbsp;</p>
<p>Kesme nefesini,</p>
<p>Yakma tenini d&uuml;nyanın.&nbsp;</p>
<p>"Doğa" diyorum,</p>
<p>Senin senin, ne de benim&nbsp;</p>
<p>"Bu doğa hepimizin" diyorum.&nbsp;</p>
<p>Barış s&ouml;yler, sen dinle,</p>
<p>"Bu d&uuml;nya benim memleket" diyorum.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eski Liman</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eski-liman</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eski-liman</guid>
<description><![CDATA[ İlk resimli şiirim  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/08/image_750x500_62e807e8f28aa.jpg" length="64437" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Aug 2022 20:07:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>İçimdeki Güz Yağmurları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/icimdeki-guz-yagmurlari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/icimdeki-guz-yagmurlari</guid>
<description><![CDATA[ Söyle ne zaman diner içimdeki güz yağmurları? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e2a2541f4b3.jpg" length="33210" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 28 Jul 2022 18:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim bahar olmuş, yaz olmuş&nbsp;</p>
<p>Ne fark eder?</p>
<p>İ&ccedil;imdeki bitmeyen g&uuml;z yağmurları&nbsp;</p>
<p>Olduktan sonra.</p>
<p>Artık değil bir fincan,</p>
<p>Bir fi&ccedil;ı kahve bile ısıtamaz i&ccedil;imi.</p>
<p>Eğer bir yarin kollarında olabilseydim,</p>
<p>Ona sımsıkı sarılabilseydim,</p>
<p>Yağmur damlalarını g&ouml;ğs&uuml;ne akıtabilseydim,</p>
<p>Belki dinerdi bu aptal ıslatan.&nbsp;</p>
<p>Belki o zaman gelirdi yaz.&nbsp;</p>
<p>Başım boşluğa d&uuml;şmezdi o zaman</p>
<p>&Uuml;ş&uuml;mezdim.</p>
<p>İki kapılı bir handa&nbsp;</p>
<p>Cereyanda kalmaz,</p>
<p>Tutulmazdı omuzlarım.&nbsp;</p>
<p>Bir yorgan gibi</p>
<p>Sarıp sarmalayan bir kalbe sığınabilseydim eğer.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hele Bir Bak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hele-bir-bak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hele-bir-bak</guid>
<description><![CDATA[ Doğanın sesine kulak ver ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62df019c943ac.jpg" length="72458" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 23:48:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ağa&ccedil; b&uuml;y&uuml;yor g&uuml;n be g&uuml;n&nbsp;</p>
<p>Onu yok etmeyi aklından sil.</p>
<p>Onu korumayı bil.</p>
<p>Bir ağa&ccedil; yeşeriyor g&uuml;n be g&uuml;n&nbsp;</p>
<p>Dallarında yetişiyor yeni nesil.</p>
<p>Tohumları d&uuml;şecek toprağa,</p>
<p>Yayılacak doğaya,</p>
<p>D&ouml;n&uuml;şecek ormana,</p>
<p>Sakın olma ona d&uuml;şman,</p>
<p>Aklından yakmayı sil.&nbsp;</p>
<p>Bir ağa&ccedil; serpiliyor g&uuml;n be g&uuml;n&nbsp;</p>
<p>D&ouml;nme arkanı&nbsp;</p>
<p>Kalmasın bir yerlerde s&uuml;rg&uuml;n.</p>
<p>Tarihler ilerlesin g&ouml;lgesinde&nbsp;</p>
<p>Yalnız bırakma onu.</p>
<p>Kalmasın cehaletin ateşinde,</p>
<p>Karışmasın tarihe.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anlaşılmaz Sanırsın</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anlasilmaz-sanirsin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anlasilmaz-sanirsin</guid>
<description><![CDATA[ Oysa anlaşılır her halinden. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62ded9605e5fa.jpg" length="53027" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 20:57:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anlaşılmaz sanırsın,</p>
<p>Anlaşılır halinden.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;nce g&ouml;zler h&uuml;z&uuml;nlenir&nbsp;</p>
<p>Dalar uzaklara.</p>
<p>Hi&ccedil;kimsenin ulaşamayacağı yerlere giderler.&nbsp;</p>
<p>Anlaşılmaz sanırsın,</p>
<p>"Anlamazlar" dersin,</p>
<p>Bir i&ccedil; &ccedil;ekiş anlatır her şeyi.</p>
<p>Oysa her sessizlik bir yaprak d&ouml;ker,</p>
<p>Bir ağa&ccedil; b&ouml;yle anlatır yalnızlığı.&nbsp;</p>
<p>Anlatmasan da, anlaşılır halinden.</p>
<p>Ellerin sallanır boşlukta&nbsp;</p>
<p>Ritim tutarlar aklında &ccedil;alan şarkıya.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geceler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/geceler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/geceler</guid>
<description><![CDATA[ Geceler dipsiz bir uçurumdur bilemezsin.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62dbd26cb0d4f.jpg" length="63493" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 23 Jul 2022 14:01:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Geceler, yalnızların karanlık kuyusu&nbsp;</p>
<p>Dibini g&ouml;remediği.</p>
<p>G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden s&ouml;k&uuml;p atsan da&nbsp;</p>
<p>&Ouml;yle derindir ki,&nbsp;</p>
<p>D&uuml;şe d&uuml;şe bitmez.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;yle derindir ki,</p>
<p>Yıldızlar bile aydınlatmaya yetmez.</p>
<p></p>
<p>Geceler, kimsesizlerin sığınağı.</p>
<p>Siyah bir yorgan gibi &ouml;rter &uuml;zerlerine.</p>
<p>Kimse g&ouml;rmez dertlerini.</p>
<p>Kimse o &ouml;rt&uuml;n&uuml;n altındaki hayatı&nbsp;</p>
<p>Bilmek bile istemez.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Gecenin karanlığı,</p>
<p>G&uuml;n&uuml;n bitişinden değil,&nbsp;</p>
<p>Yalnızların ve kimsesizlerin,</p>
<p>Ahları, vahları,&nbsp;</p>
<p>Hayal kırıklarından gelir.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Gecelerin şiirlerine, şarkılarına aldanma.</p>
<p>Onlar manzaranın ışıltılı yanı.</p>
<p>Geceler işte bu ışıltının ardına saklanan&nbsp;</p>
<p>U&ccedil;urumdur bilemezsin.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sadece Düşlerde</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sadece-duslerde</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sadece-duslerde</guid>
<description><![CDATA[ Ben seninleyim ama sadece düşlerde ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d80c4f8b6b9.jpg" length="43260" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 20 Jul 2022 17:17:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şahit olmak isterim&nbsp;</p>
<p>Hayatındaki her g&uuml;zelliğe,</p>
<p>Sevin&ccedil;lerine, hayallerinin ger&ccedil;ek oluşuna.&nbsp;</p>
<p>Şahit olmak isterim&nbsp;</p>
<p>İnsan şahit olmak istiyor sevince&nbsp;</p>
<p>Umutsuzluğun g&uuml;n doğumuna,</p>
<p>Karamsarlığın zifiri karanlığına&nbsp;</p>
<p>Şahit olmak isterim.</p>
<p>Gen&ccedil;lik yıllarına, sa&ccedil;larındaki ilk aklara,</p>
<p>Kavgalara, k&uuml;smelere</p>
<p>Ve sonundaki g&ouml;n&uuml;l almalara</p>
<p>Şahit olmak isterim.</p>
<p>İnsan şahit olmak istiyor sevince&nbsp;</p>
<p>Yaşlılığına, kısacası hayatın her anına</p>
<p>Bizzat şahit olmak isterim.&nbsp;</p>
<p>Her ne kadar ger&ccedil;ek olmayacağını bilsem de&nbsp;</p>
<p>Ben hayalleriyle de yetinirim.</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; her g&uuml;zelliklere hayalperestim.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAK...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bak</guid>
<description><![CDATA[ Bu hasretlik hep sana... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d53a32e1b62.jpg" length="63962" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 18 Jul 2022 13:47:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sessiz bir geceyim g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde&nbsp;</p>
<p>Sensiz ben hep karanlıktayım.</p>
<p>Yıldızlar parlasa da ruhumda,</p>
<p>G&ouml;zlerimden kayıp gidiyor bak&nbsp; sonunda.</p>
<p></p>
<p>R&uuml;zgar &ccedil;ıksa da sa&ccedil;larımda&nbsp;</p>
<p>Yaprak d&ouml;k&uuml;yorum bak dallarımda.</p>
<p>Bir rıhtımdayım, deniz var &ouml;n&uuml;mde&nbsp;</p>
<p>O sonsuz, ben sonundayım hayatın.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>G&uuml;n ge&ccedil;ti, yıl ge&ccedil;ti, sen ge&ccedil;tin,</p>
<p>Yalnızlık kaldı bak solumda.</p>
<p>Yaz ge&ccedil;ti, kış ge&ccedil;ti, &ouml;m&uuml;r ge&ccedil;ti,</p>
<p>Hasretse hep kaldı bir kenarda.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Zamanın Tamiri Yok</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-zamanin-tamiri-yok</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-zamanin-tamiri-yok</guid>
<description><![CDATA[ Geri dönüşü olmayan tek şey zamandır ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62cd6b3254af2.jpg" length="62324" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 12 Jul 2022 15:51:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman tamir edilemez bazen</p>
<p>Parampar&ccedil;a olur da</p>
<p>Bir k&ouml;şede&nbsp; kalıverir.</p>
<p>Par&ccedil;ası yedeklenmez</p>
<p>Atsam atılmaz</p>
<p>Satsam beş kuruş etmez.</p>
<p>Saklasam boşuna yer kaplar</p>
<p>G&ouml;ze batar, fayda etmez.</p>
<p>Suya atsam ila&ccedil; olmaz.</p>
<p>D&uuml;şman olmaz, dost da kalmaz.&nbsp;</p>
<p>Bir şişenin i&ccedil;ine&nbsp;</p>
<p>K&uuml;rdan ve tutkalla birleştirsem yelken olmaz,</p>
<p>Havaya &uuml;flesem,g&ouml;kkuşağı olup a&ccedil;maz.</p>
<p>Ya zamanı, zamanı geldiğinde&nbsp;</p>
<p>Başkasına veririm,</p>
<p>Ya da cama &uuml;flerim son nefesimle.</p>
<p>Kum saati olur, baş ucumda&nbsp;</p>
<p>Her bitişinde ters &ccedil;eviririm.</p>
<p>Ne bitip gider,</p>
<p>Ne de &ouml;mr&uuml;me &ouml;m&uuml;r katar.</p>
<p>Ama ne yaparsam yapayım,&nbsp;</p>
<p>Bir tek zamanın tamiri yoktur.&nbsp;&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sanaldaşlık</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sanaldaslik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sanaldaslik</guid>
<description><![CDATA[ Ah nerede o eski arkadaşlar?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627ff3fde95b8.jpg" length="42070" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Jul 2022 13:32:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden arkadaşılık denilen bir ilişki vardı. Hala var ama eskisi gibi değil. İnternetin yaygın olmadığı d&ouml;nemlerde insanlar sokakta birbirinie selam verirdi. Hatta kısa bir muhabbet ge&ccedil;erdi. Bir mekana gidildiğinde sohbet ederler, arkadaşlık samimiyetiyle o g&uuml;n&uuml;n tadını &ccedil;ıkarırlardı. Şimdi aynı masa etrafında oturup birbirlerinin y&uuml;z&uuml;ne bakmıyorlar. Herkesin elinde telefon farklı insanlarla konuşup, sanal mecralarda geziyor. Masadakinin bir derdi var mı? Paylaşacağı bir sevinci var mı, sormuyor. Konuşulsa bile yine internette g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir video &uuml;zerinden konuşuluyor. Tek konu, "Son paylaşılan videoyu g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;?" G&ouml;rmediysen hemen izletiliyor, g&ouml;rd&uuml;ysen &uuml;zerine tartışılıyor. G&uuml;n sonunda aslında hi&ccedil;bir iletişim olmadan dağılıyor. Anca sosyal hesabında paylaşırsa haberi oluyor. Paylaşılmasa kimsenin birbirinden haberi yok.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Aynı evde olanlar bile internet &uuml;zerinden haberleşiyor. Mutfaktaki eşine telefondan mesaj yazıyor, " Su getir misin?" diye. Ben olsam su bardağı fotoğrafı g&ouml;nderir, "İşte suyun afiyet olsun" derdim. Yani bu kadar birbirimizden kopmuş haldeyiz. Evet, internet, teknoloji b&uuml;y&uuml;k kolaylık ama g&uuml;nl&uuml;k hayatı ve insanı insan yapan iletişimi yok ediyor. Bu da eksi tarafı.</p>
<p>Halbuki insan hayatı, sadece dertleşmek, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bir şeyi paylaşmak değildir. Aynı ortamda bir tatlı bakış, tebess&uuml;m, bazen hiddetli bir bağırış, bazen de ağlama halleri... işte bunları klavye tuşaları ile iletemeyeceğimiz şeyler. Her şeyimiz sanal oldu ne yazık ki. Arkadaşlık, dostluk, bir yerde oturup i&ccedil;ilen kahveler, hatta aile bağları bile internet kablosu ile bağlı.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Büyümek İçin Acele Etme Derdim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/buyumek-icin-acele-etme-derdim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/buyumek-icin-acele-etme-derdim</guid>
<description><![CDATA[ Başıma taktığım kasket rahmetli dedeme ait.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c5942817552.jpg" length="62776" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 06 Jul 2022 16:56:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ge&ccedil;mişe gidecek olsam,</p>
<p>Kendime uzaktan bakar,</p>
<p>"Kendime ne kadar uzağım" diye&nbsp;</p>
<p>B&uuml;y&uuml;k bir i&ccedil; ge&ccedil;irirdim.&nbsp;</p>
<p>Yanına varabilecek olsam,</p>
<p>"Sakın şimdi ağlama" derdim,</p>
<p>Daha ağlayacak &ccedil;ok g&uuml;n&uuml;n var,</p>
<p>B&ouml;yle ge&ccedil;ici teselli ederdim.&nbsp;</p>
<p>Oturup konuşacak olsam,</p>
<p>"Beni sorma" derdim.</p>
<p>"İlerleyen zamanlarda&nbsp;</p>
<p>Beni tanıyacaksın.</p>
<p>Yerinde olsam acele etmem"&nbsp;</p>
<p>Diye fısıldardım kulağına.&nbsp;</p>
<p>Yanından ayrılacak olsam,</p>
<p>"Nereye?" diye soracak olursa,</p>
<p>"Gidiyorum, aslında buralardayım" derdim.</p>
<p>Anlamazdı ger&ccedil;i...</p>
<p>"O zamanda boşver nasılsa&nbsp;</p>
<p>Beni anlayacak, bilecek,</p>
<p>Bazen kızacak, bazen &ccedil;ok seveceksin.</p>
<p>Belki nefret edecek, belki de bağrına basacaksın"</p>
<p>Deyip yok olurdum.&nbsp;</p>
<p>Ama biraz da bun onun elinde,</p>
<p>Var olmakta, yok etmekte.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>21/01/2013/ Pazartesi&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu Hayat Benim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bu-hayat-benim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bu-hayat-benim</guid>
<description><![CDATA[ Her şeye rağmen.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c2f4bcf420f.jpg" length="72779" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 04 Jul 2022 17:11:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Nice insanlar tanıdım&nbsp;</p>
<p>İ&ccedil;ten g&uuml;len, i&ccedil;ten seven.</p>
<p>İnsanlar tanıdım&nbsp;</p>
<p>Bug&uuml;n s&ouml;z verip, yarın unutan.</p>
<p>Nice yollardan ge&ccedil;tim&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ayır &ccedil;imen, g&uuml;l kokan.</p>
<p>Yollardan ge&ccedil;tim&nbsp;</p>
<p>Diken dolu, taşlıklı.</p>
<p>Yine de yılmadım, pes etmedim,</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu hayat benim.</p>
<p>Hi&ccedil; durmadan y&uuml;r&uuml;d&uuml;m, ardıma bakmadım,</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu hayat benim&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaşamak Neydi?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yasamak-neydi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yasamak-neydi</guid>
<description><![CDATA[ Peki sizce yaşamak neydi?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c0406c81014.jpg" length="66280" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 02 Jul 2022 15:57:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamak bilmemekti.</p>
<p>Bilinmezlikti &ccedil;oğu zaman.&nbsp;</p>
<p>Yaşamak sevmekti,&nbsp;</p>
<p>Ya da anlamsızca,</p>
<p>Şuursuzca yaşamaktı.&nbsp;</p>
<p>Bir buluta bakmaktı &ccedil;oğu zaman,</p>
<p>Ya da bir bulut olmaktı&nbsp;</p>
<p>Masmavi g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde sonsuzca.</p>
<p>D&uuml;ş&uuml;nmekti, taşınmaktı,</p>
<p>Kimi zaman kaşınmaktı,</p>
<p>Kimi zamansa... :)&nbsp;</p>
<p>Har vurup harman savurmaktı.</p>
<p>Yaşamak evreler ayrımıydı,</p>
<p>Bebeklik, &ccedil;ocukluk, ergenlik, olgunluk&nbsp;</p>
<p>Ve de yaşlılık, sonunda ise &ouml;l&uuml;m.&nbsp;</p>
<p>Bazen başlamadan bitivermesiydi.&nbsp;</p>
<p>Aslında yaşamak,</p>
<p>Kimi zaman altmış yıllık bir &ouml;m&uuml;r,</p>
<p>Kimi zamansa yirmi asra bedel,</p>
<p>Yirmi yıllık bir d&uuml;nyaydı.&nbsp;</p>
<p>Bu yıllara şarkılar, destanlar&nbsp;</p>
<p>Ve bir dize şiir hep renk katardı.&nbsp;</p>
<p>Ve bu şiir yaşamak gibi&nbsp;</p>
<p>Bir yere varamazdı.&nbsp;</p>
<p>Ya da işte &ouml;yle bir şeydi... :)&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ey Kalbim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ey-kalbim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ey-kalbim</guid>
<description><![CDATA[ Düzeltme yaparak tekrar paylaşıyorum. Şiir eski olduğu için arkadaşıma ait diye aklımda kalmış. Aslında bir Rap şarkısına aitmiş. Telif olur diye sildim o bölümü.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62bedcf47e19e.jpg" length="99048" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 14:39:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Ne d&uuml;nya seyirlik bir perde&nbsp;</p>
<p>Ne de sen bir seferlik seyircisin.</p>
<p>Yaşayıp g&ouml;rd&uuml;klerinde ger&ccedil;ek&nbsp;</p>
<p>Yaşayamayıp d&uuml;ş kurduklarında...</p>
<p>D&uuml;nya toz pembe değil,</p>
<p>Ya da zifiri karanlık hi&ccedil; değil.</p>
<p>Ama sen yine de fazla ger&ccedil;eklere kapılma&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;imlere uzan ve hayalini yansıt&nbsp;</p>
<p>G&ouml;ky&uuml;z&uuml; sinemasında.</p>
<p>Lafı uzatıp başını şişirmeyeyim,</p>
<p>Hayat bir terazi&nbsp;</p>
<p>Kur ve bu teraziye eşit ağırlık koymayı unutma.&nbsp;</p>
<p>Şunu da bil ki,</p>
<p>Dertler bir u&ccedil;urumsa,</p>
<p>Dikkatli baktığında&nbsp;</p>
<p>Yukarı &ccedil;ıkmanı sağlayacak&nbsp;</p>
<p>Bir kayalık vardır mutlaka.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rüya Kısalığında Mı Yaşadık?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruya-kisaliginda-mi-yasadik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruya-kisaliginda-mi-yasadik</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62badcc18668e.jpg" length="57882" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 13:50:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sanki daha d&uuml;n &ccedil;ocuktuk&nbsp;</p>
<p>Ne ara serpildik, b&uuml;y&uuml;d&uuml;k?</p>
<p>Ne ara sivilcelere merhem aradık da,</p>
<p>Ergenliği ne ara yedik, yuttuk da,</p>
<p>&Ccedil;ocukları seyrederken,&nbsp;</p>
<p>Kendi &ccedil;ocukluğumuzu hayallerde arar olduk?</p>
<p>Sahi ne aşık olduk da,</p>
<p>Ne ara severek ayrıldık?</p>
<p>Terkettik ya da terkedildik.</p>
<p>Her seferinde aşk acısı&nbsp;</p>
<p>Kalbimizi delip ge&ccedil;ti,</p>
<p>Delip ge&ccedil;ti de başka aşkları yorumlar olduk?</p>
<p>Fallardan medet umduk.</p>
<p>Bur&ccedil;ların terazesinin bir yanına balık,</p>
<p>Bir yanına kova, kovanın i&ccedil;ine yenge&ccedil;, aslan.. koyar olduk.</p>
<p>Ah, sa&ccedil;lara ara aklar d&uuml;şt&uuml; de,</p>
<p>Yalnızlığın ne zaman biteceğini&nbsp;</p>
<p>Ne fallar, ne de bur&ccedil;lar s&ouml;ylemez oldu.</p>
<p>Ne ara bir&ccedil;ok aşkı sığdırdıkta,</p>
<p>Hi&ccedil;birinde ger&ccedil;ek aşkı bulamadık?</p>
<p>Ne ara yalnızlık ilelebet sevgilimiz oldu?&nbsp;</p>
<p>Yoksa b&uuml;y&uuml;k doğduk da,</p>
<p>&Ccedil;ocukluğu, ergenliği, ilk aşkı...</p>
<p>R&uuml;yalarda mı g&ouml;rd&uuml;k?&nbsp;</p>
<p>Yoksa r&uuml;ya kısalığında mı yaşadık da,</p>
<p>R&uuml;ya tadında yaşamayı mı unuttuk?&nbsp;</p>
<p>Sahi kuzum, ne ara d&uuml;nyayı yaşanmaz kıldık, ne ara?&nbsp;</p>
<p>14/12/2014/ Pazartesi&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğa Ana</title>
<link>https://edebiyatblog.com/doga-ana</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/doga-ana</guid>
<description><![CDATA[ Doğa Ana&#039;nın elinden tut, bak sana neler söylüyor? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b6e1d7469c3.jpg" length="45800" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Jun 2022 13:48:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyanın tanıdığı bir anayım. Eteğimde &ccedil;i&ccedil;ekten b&ouml;ceğe, b&ouml;cekten bitkiye, bitkiden insana ve daha nice varlığa analık yapıyorum.&nbsp; "Doğanın cinsiyeyi olmaz" demeyin, kadının doğurganlığından ilhan alınarak bana Doğa Ana dediniz. Ama saygı g&ouml;stermediniz. Benimle yani b&uuml;y&uuml;kannenizle savaş halindesiniz. Derelerim, denizlerim, ormanlarım talan edildi.&nbsp; Benim iyileşemeyecek yaram var, o da beton. Siz betonu &ccedil;ok sevdiniz ve benden vazge&ccedil;ip onu se&ccedil;tiniz. En &ouml;nemli şeyi unuttunuz. Sizi hayata bağlayan, nefesi sağlayan beton değil, benim. Ben Doğa Ana.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>İnsanoğlu kadın neslini s&uuml;rekli ikinci plana atarken, beton binalara hapsedip k&ouml;le gibi davranırken, kadın &uuml;retkenliğinden doğan Doğa Ana adını taşıyan bendenize saygı g&ouml;sterilmesini beklemek ne kadar anlamlı bilemiyorum.&nbsp;</p>
<p>Ben size zaman zaman uyarılarda bulunuyorum. G&uuml;vendiğiniz betonların sağlam olmadığını defalarce kez g&ouml;sterdim. Sevdiğiniz insanları kaybettiniz. "Doğanın intikamı" dediniz. Ben i&ccedil;inde intikam duygusu besleyen bir cani değilim, bunu anlamadınız. İnsanlar &ouml;l&uuml;yorsa, hayvan neslleri yok oluyorsa bu sizin su&ccedil;unuz, benim değil. İntikan duygusunu yanardağ gibi barındıran tek canlı insanoğlu. Sizi &ouml;ld&uuml;ren almadığınız tedbirler ve benimle olan anlamsız savaş. Bu savaşı s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z s&uuml;rece hem sizden, hem de benden d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmayan kayıplar olacak. M&uuml;cadelesini verdiğiniz Corona Vir&uuml;ste bunun kanıtı.&nbsp;</p>
<p>Ben sizinle savaşmak istemiyorum -ki bunu siz başlattınız. Ben asla yok eden taraf olmadım. Hep var eden taraf oldum. Size b&uuml;t&uuml;n ninatlerimi karşılıksız sundum. Hi&ccedil;bir şeyi sakınmadım. Kollarım Mevlana misali herkese a&ccedil;ık. Gelin bırakın elinizdeki savaş baltalarını, barış i&ccedil;inde yaşayalım. D&uuml;nya var olduğundan beri yaşamadığınız gibi. Siz olmadan ben yaşarım ama ben olmadan siz yaşayamazsınız.</p>
<p>Koca karı ilacı diye tabir edilen bir şifa t&uuml;r&uuml; vardı. İşte o şifayı ben sağlıyorum, Doğa Ana. L&uuml;tfen kapıma gelin, geri d&ouml;n&uuml;n bu savaştan. Ge&ccedil; olmadan saralım yaralarımızı. Birbirimizin yarası değil, şifası olalım. Birbirimize can olalım. Can almayalım. Gelin ge&ccedil; olmadan gelin. Mevlana'nın de dediği gibi, "Ne olursan ol, yine gel."&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anne Lütfen Ölme</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anne-lutfen-olme</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anne-lutfen-olme</guid>
<description><![CDATA[ KATLEDİLEN TÜM KADINLARA İTHAFEN... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b1f5bf0437c.jpg" length="47798" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jun 2022 19:18:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Adım Ayşe. Beş yıllık evliyim ve bir kızımız var. Kızımızın adı da Esra. K&ouml;m&uuml;r karası g&ouml;zleri d&uuml;nyamı aydınlatıyor. Evliliğimden bahsetmeden &ouml;nce nasıl tanıştığımızı anlatmak isterim. Beş yıl &ouml;nce annem ile market alışverişine &ccedil;ıkmıştık. Annem tek başıma &ccedil;ıkmama &ccedil;ıkmama izin vermezdi. Bu y&uuml;zden arkadaş &ccedil;evrem yok. Alışveriş işi de olmasa g&uuml;ny&uuml;z&uuml; g&ouml;receğim de yok aslında. O g&uuml;n alışverişe &ccedil;ıktığımızda market kapısının &ouml;n&uuml;nde kaderim beni bekliyormuş meğer. Markette g&ouml;lge gibi bizi takip etti. Kasanın &ouml;n&uuml;ne geldiğimizde sırasını bize verip sırıttı. O anda bir şeyler olduğunu sezmiştim ama &ccedil;okta &uuml;zerinde durmadım.</p>
<p>O olayın &uuml;zerinden bir hafta ge&ccedil;ti ve tek laf edilmedi. Ben de sormadım. Beni akşam yemeklerinden sonra odama g&ouml;nderirlerdi. Ben odaya ge&ccedil;ince aralarında fısıltılarla konuşurlardı. Bir akşam beni odama g&ouml;nderdiklerinde gizli gizli mutfağa ge&ccedil;ip dinledim. Bir hafta &ouml;nceki alışveriş olayından bahsediyorlardı. O zaman anladım yanımdayken neden hi&ccedil; konusu a&ccedil;ılmayıp unutulmuş gibi yapıldığını. Sonra yine gizlice odama ge&ccedil;tim. Başımı yastığa g&ouml;m&uuml;p saatlerce ağladım. Ailemin tek &ccedil;ocuğu olduğum i&ccedil;in yalnız bir &ccedil;ocukluk ge&ccedil;irdim. Okul ve ev arasında gidip geldiğim i&ccedil;in arkadaş &ccedil;evrem de olmadı. Sığınacak, sesimi duyuracak kimse yok. Bu y&uuml;zden ağlaya ağlaya kaderime razı oldum.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Sabah kahvaltısında tam bir sessizlik hakimdi. Birbirimizin g&ouml;zlerine bakmadan lokmaları art arda boğazımıza diziyorduk. Evde sadece &ccedil;ay kaşığının bardağı d&ouml;vercesine &ccedil;ıkardığı sesler yankılanıyordu. Asker gibi tek sıra dizilmiş lokmalar boğazı ge&ccedil;ip mideye inince kahvaltı faslı da bitmiş oldu. Kahvaltıdan sonra babam sessizce &ccedil;ıkıp gitti. Annemle başbaşa kaldığımızda beni karşısına alıp akşama g&ouml;r&uuml;cilerin geleceğini s&ouml;yledi. Bağırdım, istemediğimi s&ouml;yledim. Hatta ağlayarak ayaklarına kapandım ama nafile... Onlar &ccedil;oktan kalemimi kırmıştı. Evi temizleyip toplayınca bayrmdan kalma elbisemi &uuml;zerime ge&ccedil;irdim.</p>
<p>Akşam &uuml;zerine doğru babam tıraş olmuş, kendine &ccedil;eki d&uuml;zen verimiş olarak geldi. Uzatmayacağım burayı... Akşam yemeğinden sonra Hikmet ve ailesi g&ouml;r&uuml;c&uuml; olarak geldi. Hal hatır sorma, havalardan sulardan konuşma faslı bitince, Allah'ın emri, Peygamberin kavliyle beni istediler. Babam da verdi ve koca evine giden ilk adım atılmış oldu. Nişan &ccedil;ok uzamadı. Bir ay i&ccedil;inde tabiri caiz ise yangından mal ka&ccedil;ırır gibi evlendik.</p>
<p>Cicim ayları bizim i&ccedil;in ge&ccedil;erli değildi. Baba evi ne ise, koca evi de aynıydı. Bir yıl sonra kızımız Esra d&uuml;nyaya geldi. Sevinememiştim bile. Onun da sonu benim gibi olacaktı. Baskılar ben hamileyken bile vardı. Bir de kızımız olunca iyice arttı. Şiddette boş durmada tabi o da geldi. B&ouml;yle b&ouml;yle beş yılı devirdik. Beşinci yılın sonunda canıma tak dedi ve kızımızın sonu bana benzemesin diye boşanma davası a&ccedil;tım. Bu s&uuml;re&ccedil;te uzaklaştırma cezası aldı Hikmet. Ama bu karar onu durdurmaya yetmedi. Tehditler savurmaya devam ediyordu. Evden adım atamıyorduk. Komşuların yardımı ile ihtiya&ccedil;larımızı karşılıyorduk. Birg&uuml;n camımıza b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir taş atıldı. Hikmet'in yaptığını anlayıp Esrayı odasına kapattım. Salona ge&ccedil;tiğimde kırık camdan gelen kurşun kalbime isabet etti. Kanlar i&ccedil;inde yere yığıldım. Son duyduğum ses kızımın şu c&uuml;mlesi oldu, "Anne l&uuml;tfen &ouml;lme."&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Benim Adım Nerede?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/benim-adim-nerede</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/benim-adim-nerede</guid>
<description><![CDATA[ İsimsiz tüm kadınlara ithafen .. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b0e48535c65.jpg" length="23414" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 21 Jun 2022 00:20:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Benim adım nerede? Nerede kaldı yarınlarım? Umutlarım? &Ccedil;ocukluğumda u&ccedil;an kırmızı balonlar, yıldızlı gecelerin sahneye resmettiği r&uuml;yalar nerede?&nbsp;</p>
<p>Her dolunayda dilek tutardım ben. Evet, herkes kayan yıldız g&ouml;r&uuml;nce dilek tutar ama ben dolunayda tutuyorum. Sarı kahverengi yuvarlak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; beni mest ederdi. G&ouml;zlerimi alamazdım. &Ouml;l&uuml;nce dolunayın orada ev tutacağımı hayal ederdim. Ya da balon misali yanımda taşıyacağımı...&nbsp;</p>
<p>Sonra b&uuml;y&uuml;d&uuml;m ben. Ama hayallerimden asla vaz ge&ccedil;medim. Kocaman g&uuml;l&uuml;şlerim vardı benim.&nbsp;</p>
<p>Sahil kenarında &ccedil;ekilen bir fotoğrafta kalacağımı s&ouml;ylese yine g&uuml;ler ge&ccedil;erdim. Hayat sonunu d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in &ccedil;ok kısa derdim hep. Nereden bilebilirdim sonumunda kısa bir zaman sonra olacağını.&nbsp;</p>
<p>Ve bu sonun hi&ccedil; ummadığım biri tarafından acımasız bir cellat misali &ccedil;ığlıkların kine karışacağını nereden bilebilirdim?</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevgilim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevgilim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevgilim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62acc3501b342.jpg" length="61566" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Jun 2022 21:10:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aklıma takılı kalan şarkısın sen&nbsp;</p>
<p>Kalbimde hissettiğim sevgi,</p>
<p>Seninle olduğum her yer d&uuml;şler şehri&nbsp;</p>
<p>Yokluğunda yok olur bu beden.&nbsp;</p>
<p>*****</p>
<p>Şarkılar yoldaş olsun bize.</p>
<p>Şiirler arkadaş.</p>
<p>Yıldızlar pusula olsun bize,</p>
<p>Yeter ki seninle ge&ccedil;sin b&uuml;t&uuml;n mevsimler.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Yer Var</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-yer-var</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-yer-var</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a8a246ef420.jpg" length="80820" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Jun 2022 17:59:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yer var biliyorum.&nbsp;</p>
<p>Hi&ccedil;bir zaman g&ouml;remeyeceğim,</p>
<p>Hi&ccedil;bir zaman sokaklarında kaybolamayacağım,</p>
<p>Bir yer var.&nbsp;</p>
<p>Orada bir yer var,</p>
<p>Uzaklarda bir k&ouml;y misali,</p>
<p>G&ouml;ky&uuml;z&uuml; eşsiz mavi,</p>
<p>Yery&uuml;z&uuml; ağa&ccedil; kokan evi,</p>
<p>Huzuru, sessizliği ve sevdası ile&nbsp;</p>
<p>Bir yer var.&nbsp;</p>
<p>Tabiatımızda g&ouml;&ccedil;mek var biliyorum.&nbsp;</p>
<p>Sazın, s&ouml;z&uuml;n bitmediği geceler var.&nbsp;</p>
<p>Lakin k&ouml;k saldım buralara,</p>
<p>Kımıldayamam artık biliyorum.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günyüzü Edebiyatı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunyuzu-edebiyati</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunyuzu-edebiyati</guid>
<description><![CDATA[ Şiirim Günyüzü Edebiyat kitabında yayınlandı. :)  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a7689287102.jpg" length="67352" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Jun 2022 19:41:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır şiir yazıyorum ve hayalim bir kitapta yer alabilmekti. O zamanlar bu hayal &ccedil;ok uzak gelirdi. Bulutlar, yıldızlar kadar uzak. Yıllar sonra bu hayalim kısmen ger&ccedil;ek oldu. "Kısmen" diyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; hayalimde kitapta sadece benim adımın yazmasıydı. Bu bana h&acirc;l&acirc; &ccedil;ok uzak geliyor. Ama d&ouml;rt ayrı kitapta şiirlerim yayınlandı. Bu kitaplar hayatımda farklı kapılar a&ccedil;tı. Tek olmanın yanı sıra &ccedil;ok olmanında g&uuml;zel ve anlamlı olduğunu &ouml;ğretti.&nbsp;</p>
<p>Bug&uuml;n evimize gelen G&uuml;ny&uuml;z&uuml; Edebiyatı kitabı da bu kapılardan biri. Beklemeyi, sabretmeyi hatırlattı. Başka şehirlerde yaşayan edebiyat dostları ile bir araya gelmeyi ve bir yolda ilerlemeyi tekrar g&ouml;sterdi. Hem şiir, hem de yazıların bir arada olduğu g&uuml;zel bir kitap karşılayacak sizleri ve farklı hayatların kapıları a&ccedil;ılacak.&nbsp;</p>
<p>G&uuml;ny&uuml;z&uuml; Edebiyatı kitabı ile buluşan dostların yorumlarını heyecan ile bekliyorum :)&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalbin Aşka Verdiği Öğüt</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kalbin-aska-verdigi-ogut</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kalbin-aska-verdigi-ogut</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a496617e87a.jpg" length="77842" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 11 Jun 2022 16:19:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir g&uuml;n aşk ile kalp tanışırlar,</p>
<p><strong>Aşk:&nbsp;</strong>Merhaba, benim adım Aşk.&nbsp;</p>
<p><strong>Kalp:&nbsp;</strong>Benim de adım Kalp. Memnun oldum tanıştığımıza.</p>
<p><strong>Aşk:&nbsp;</strong>Bir şey soracağım. Sakın yanlış anlama. Sen Kalp misin ger&ccedil;ekten? Hi&ccedil; defterlere &ccedil;izilenlere benzemiyorsun.</p>
<p>Kalp &uuml;zg&uuml;n bir şekilde cevap verir:&nbsp;</p>
<p><strong>-</strong>&Ouml;nemli olan şekil değildir. &Ouml;nemli olan i&ccedil;inde beslediğin duygulardır.&nbsp;</p>
<p>Aşk hayal kırıklığı i&ccedil;erisindedir.&nbsp;</p>
<p>-Ben seni b&ouml;yle hayal etmemiştim.&nbsp;</p>
<p>-Ama ben senin hakkında o kadar g&uuml;zel şeyler duyuyorum ki ve o kadar g&uuml;zel şeyler biliyorum ki...&nbsp;</p>
<p>Aşk, bu s&ouml;zleri duyunca &ccedil;ok sevinir, Kalbe i&ccedil;i ısınır.&nbsp;</p>
<p>-&Ouml;yle mi? &Ccedil;ok mutlu oldum bunları senden duyunca. Peki, ben de senin i&ccedil;inde yaşayabilir miyim?</p>
<p>-Tabi ki yaşayabilirsin. Hem biz iki kardeş &uuml;lke gibiyiz. Bir &uuml;lkede her dinden, dilden, renkten insan yaşıyorsa, bizle de her t&uuml;rl&uuml; duygu barınıyor. Her zaman i&ccedil;imde yerin hazır.</p>
<p>Aşk g&ouml;sterişli bir oda g&ouml;sterir ve:</p>
<p>-Ben bu odaya yerleşmek istiyorum, der. Ne kadar kardeş &uuml;lke gibi olsak da ben b&uuml;t&uuml;n duygulardan &uuml;st&uuml;n&uuml;m.&nbsp;</p>
<p><strong>Kalp:&nbsp;</strong>O oda olmaz. Sen Zamanla birlikte aynı odada kalacaksın, der.&nbsp;</p>
<p>-Neden istediğim yerde kalamıyorum? Zamanla birlikte aynı yerde kalamam.&nbsp;</p>
<p>Kalp sakinliğini korur.&nbsp;</p>
<p>- Zamanla birlikte kalmalısın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; burası b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cuda sevgiyi dağıtmanın &ccedil;ıkış yoludur. Buradan en u&ccedil; noktalara kadar zamanın i&ccedil;inde ulaşmanı sağlar.&nbsp;</p>
<p>Aşk bu konuşmalardan &ccedil;ok etkilenir. B&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n kalbin i&ccedil;inde azalacağını değil, tam aksine &ccedil;oğalacağına karar verir ve Zamanla birlikte aynı odada yaşayarak Kalp her temiz kan pompalandığında b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cuda dağılır ve hi&ccedil;kimsenin bozamayacağı bir dostluk i&ccedil;erisinde yaşamaya başlarlar.&nbsp;</p>
<p><strong>SON</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu da Benim Cvim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bu-da-benim-cvim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bu-da-benim-cvim</guid>
<description><![CDATA[ Bu CV ile işe alınır mıyım? :)
Siz de bu CV&#039;yi kendinize uyarlayabilirsiniz. 
Bakalım neler çıkacak.  ;)  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a0a7bb542b7.jpg" length="69502" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 08 Jun 2022 16:44:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Adım:&nbsp;</strong>Yalnızlık&nbsp;</p>
<p><strong>Soyadım:&nbsp;</strong>Sessizlik&nbsp;</p>
<p><strong>Yaşım</strong>: Ne yirmilik, ne altmışlık&nbsp;</p>
<p><strong>Cinsiyetim:&nbsp;</strong>Bilinmezlik ( Ne kadın gibi duygusal, ne de erkek gibi g&uuml;&ccedil;l&uuml;)&nbsp;</p>
<p><strong>Doğum Yerim:&nbsp;</strong>Bulutların &Uuml;st&uuml;&nbsp;</p>
<p><strong>Doğum Tarihim:&nbsp;</strong>Senenin herhangi bir g&uuml;n&uuml;.&nbsp;</p>
<p><strong>Kilom:&nbsp;</strong>&Ccedil;&ouml;p gibi bir şeyim fikrimce&nbsp;</p>
<p><strong>Yabancı Dilim:&nbsp;</strong>Hızlı konuştuğum zaman kimse bir şey anlamıyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Mesleğim:&nbsp;</strong>Profosyonel ev hanımlığı&nbsp;</p>
<p><strong>Ehliyetim:&nbsp;</strong>U&ccedil;mak ( Yere inerken hala zorlanıyorum)&nbsp;</p>
<p><strong>Medeni Durum:&nbsp;</strong>Ben de medeni bir insanım&nbsp;</p>
<p><strong>&Ouml;ğrenim Durumum:&nbsp;</strong>Hayat okulundan son sınıf terk&nbsp;</p>
<p><strong>Hayallerim ve kırıklıklarım:&nbsp;</strong>Hayalim, hayat okulundan mezun olmaktı. Kırıklıklarım, o kadar &ccedil;ok ki hangisini s&ouml;ylesem..&nbsp;</p>
<p><strong>Alışkanlıklarım:&nbsp;</strong>Susmak ve şiir yazmak&nbsp;</p>
<p><strong>Sa&ccedil; Rengim:&nbsp;</strong>Toz Pembesi&nbsp;</p>
<p><strong>Sevdiğim Renk:&nbsp;</strong>G&ouml;ky&uuml;z&uuml; Mavisi&nbsp;</p>
<p><strong>Kariyer Hedefim:&nbsp;</strong>Ne iş olsa yaparım da genel m&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&nbsp;</p>
<p><strong>En Son Aldığım Maaş:&nbsp;</strong>Dişimin kavuğuna bile yetmeyecek kadar.&nbsp;</p>
<p><strong>Uzmanlık Alanım:&nbsp;</strong>Bakkala gidip ekmek almak&nbsp;</p>
<p><strong>&Uuml;yesi Olduğum Dernek:&nbsp;</strong>&Ccedil;ekirdek &Ccedil;itleyenler Derneği&nbsp;</p>
<p><strong>Katıldığım Seminer:&nbsp;</strong>Seminer mi? O da neymiş? :)&nbsp;</p>
<p><strong>&Ouml;nceki İşim:&nbsp;</strong>Faturaları son &ouml;deme tarihinde yatırmak.&nbsp;</p>
<p><strong>Hobilerim:&nbsp;</strong>Kitap okumak ve televizyona bakmak.&nbsp;</p>
<p><strong>Fobim :&nbsp;</strong>Bir arkadaş bulmak&nbsp;</p>
<p><strong>Adresim:&nbsp;</strong>Deniz altında bir kulubecik.&nbsp;</p>
<p>Boş vakitlerimde&nbsp;</p>
<p>İ&ccedil;ime kapanırım,</p>
<p>M&uuml;ziği sonuna kadar a&ccedil;arım,</p>
<p>Bazen &ccedil;abuk sıkılırım,</p>
<p>Bazen de b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n kalırım.&nbsp;</p>
<p>******</p>
<p>&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; tanırım,</p>
<p>Ama hi&ccedil; yaşamadım.</p>
<p>Başkalarında g&ouml;r&uuml;r bilirim&nbsp;</p>
<p>Ve bununla yetinirim.</p>
<p>***</p>
<p>Bazen g&ouml;zlerim kamera olur,</p>
<p>Hayatı &ccedil;ekerim.</p>
<p>Bir an &ccedil;ektiklerimi&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zlerimi kapatır izlerim.&nbsp;</p>
<p>*******</p>
<p>Bu da benim cvim,</p>
<p>Birinden esinlendim,</p>
<p>İnşallah beğenilir,</p>
<p>Bunu umut ederim.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çat Kapı Aşk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cat-kapi-ask</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cat-kapi-ask</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629dd9d0abd0c.jpg" length="46131" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 13:41:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk, "Ne zaman geleyim?" diye sormuyor&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;at kapı ansızın geliyor.&nbsp;</p>
<p>Y&uuml;rekte bir odacık beğeniyor&nbsp;</p>
<p>Ve hemen oraya yerleşiyor.&nbsp;</p>
<p>Bazen bağıra bağıra şarkı s&ouml;yl&uuml;yor,</p>
<p>Bazen de bir o kadar suskun oluyor.&nbsp;</p>
<p>Bazen suskunluğu uzun s&uuml;r&uuml;yor, ş&uuml;pheleniyorum&nbsp;</p>
<p>Kapısını &ccedil;alıyorum, ses verince rahatlıyorum.&nbsp;</p>
<p>Korkuyorum bir g&uuml;n ansızın gidecek diye.</p>
<p>"N&ouml;bette beklesem bir faydası olur mu?" d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&nbsp;</p>
<p>Ama anahtarın kendisi aşkta,</p>
<p>Gideceğini sanmıuorum&nbsp;</p>
<p>Ya da &ouml;yle umut ediyorum.&nbsp;</p>
<p>Ama umudunun boşa &ccedil;ıkmayacağını biliyorum.&nbsp;</p>
<p>Bu kadar endişe i&ccedil;erisinde bir şeyden eminim,</p>
<p>O da aşkı seviyorum.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYALCİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayalci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayalci</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62910748a9e97.jpg" length="68501" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 27 May 2022 20:16:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kendisini bildi bileli hayalleriyle uyur, ger&ccedil;ek hayata uyanırdı. İstediği yere gittiği, istediğini yapabildiği bir hayal kapısı vardı. G&uuml;n&uuml;n yorgunluğunu o hayal kapısının arkasında bırakıyordu. Bu y&uuml;zden kendine bir lakap bile bulmuştu. Hayalciydi. Bir hayal ettiği yerlere gitmeyi ve oraya &ouml;zg&uuml; fikirler bulup hayata ge&ccedil;irmeyi &ccedil;ok istiyordu. Sonra d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, "Neden olmasın?" Bunu yapabileceği bir meslek vardı. Mimar olacaktı. B&ouml;ylelikle hem işini yapacaktı, hem de hayalindeki yerleri g&ouml;recekti.&nbsp;</p>
<p>Bunun i&ccedil;in &ccedil;ok &ccedil;alıştı ve b&ouml;yle yıllar ge&ccedil;ti. Artık hayali hayal olmaktan &ccedil;ıkmış ve hedef olmuştu. İşe başlamıştı başlamasına ama daha hi&ccedil;bir yeri g&ouml;rememişti. Ama onun yerine iş yerinde kocaman bir odası, &ccedil;ok g&uuml;zel bir evi vardı. Artık bulutların &uuml;st&uuml;nde değildi, ger&ccedil;ekle y&uuml;z y&uuml;zeydi.&nbsp;</p>
<p>Bir g&uuml;n evinde &ccedil;alışırken mola vermeye karar verdi. G&ouml;zleri yorgunluktan kıpkırmızı olmuştu. Mutfağa ge&ccedil;erken g&ouml;z&uuml; koridordaki aynaya takıldı. Karşısına ge&ccedil;ti, artık kırk yaşındaydı ve g&ouml;z kenarlarında &ccedil;izgiler oluşmaya başlamıştı. Bu &ccedil;izgiler mutluluğun değil, kocaman bir pişmanlığın &ccedil;izgileriydi. Eve ş&ouml;yle bir baktı, son model televizyonu, sehpanın &uuml;st&uuml;nde duran kumandası, koltukları ve bah&ccedil;esinde havuzu, rengarenk g&uuml;lleri... Sahi o kumandayı en son ne zaman eline almıştı ya da bah&ccedil;edeki g&uuml;llerin hangisini kendisi dikmişti? Hepsi bah&ccedil;ivanın marifetiydi. Sonra d&ouml;n&uuml;p aynaya bir daha baktı. Bu aynayı da kendisi se&ccedil;memişti. &Uuml;zerinde başkasının emeği vardı. Ahşap oymaları el iş&ccedil;iliğiydi. Halbuki gen&ccedil;ken kendisi de ahşap oymacılığı ile uğraşmış ve bir&ccedil;ok ayna yapmıştı. Ama iş hayatı bu uğraşı elinden almıştı. Yani kendisi de anlardı bu işlerden.&nbsp;</p>
<p>Sonra tekrar &ccedil;alışma odasına girdi. Masanın &uuml;zerinde kocaman bir kağıt ve kağıdın &uuml;zerinde bir s&uuml;r&uuml; &ccedil;izgiler... Bu hayat ona ait onun değildi. Hi&ccedil;bir şey ona ait değildi. Hepsi emanetti. Garajdaki son model araba bile.&nbsp;</p>
<p>Ve en sonunda karar verdi. Bu emanet hayattan kurtulacaktı. Ertesi g&uuml;n ilk işi istifa etmek oldu. Belki yaz mevsiminde tatil k&ouml;y&uuml;ne gidemeyecekti. Ama deniz kenarı olan bir yerde m&uuml;tavizi bir hayat kurabilirdi. Belki b&ouml;yle bir evi olmayacaktı. Zaten bu ev koca bir hayal kırıklığı ile doluydu. Kısacası hayal kapısını tekrar aralayacaktı.&nbsp;</p>
<p>Evi, arabayı her şeyini sattı. İzmir'e yerleşti ve orada eğitmenlik yapmaya başladı. Evinin bah&ccedil;esinde belki havuzu yoktu ama g&uuml;lleri dikmek i&ccedil;in kocaman bir alanı vardı. &Ccedil;alıştığı kurumda hayatının aşkı ile tanıştı, evlendi ve bir kızları oldu. Adını Hayal koydular. Artık &ccedil;ok mutluydu. Tek bir şey kalmıştı o da emanet hayatından o da aynaydı. Bu ger&ccedil;ekleri g&ouml;steren o aynayı bırakamazdı. Gece yatağa uzandı ve eşiyle, kızıyla birlikte hayal kapısını a&ccedil;tılar.&nbsp;</p>
<p>Hoşgeldin Hayalci, eşi G&uuml;l ve kızları Hayal.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; -SON-</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karanlığa Sitem</title>
<link>https://edebiyatblog.com/karanliga-sitem</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/karanliga-sitem</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628f7a3ea4edc.jpg" length="111218" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 May 2022 16:02:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Karanlığa giderken &ccedil;akıl taşları bırak&nbsp;</p>
<p>Aydınlığa geri d&ouml;nebilmen i&ccedil;in.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;akıl taşları rengarenk olsun,</p>
<p>Diğerlerlerinden ayırt edebilmen i&ccedil;in.&nbsp;</p>
<p>Ya da g&ouml;zl&uuml;kleri &ccedil;ıkart,</p>
<p>Belki &ouml;nce g&ouml;zlerin kamaşır&nbsp;</p>
<p>Ama sonra alışırsın.&nbsp;</p>
<p>Şimdi unuturum sanırsın,</p>
<p>Sonra &ouml;yle bir patlak verir ki,&nbsp;</p>
<p>Hi&ccedil;bir şeyle kapatamazsın.</p>
<p>Bu y&uuml;zden a&ccedil; kalbini, al sıkıntıları eline &uuml;fle&nbsp;</p>
<p>Bırak r&uuml;zgarla havaya karışsın.</p>
<p>Kaldır başını bir etrafına bak,</p>
<p>Siyahtan başka renklerde var.&nbsp;</p>
<p>Belki tanırsın&nbsp;</p>
<p>Siyahtan &ouml;nce beyaz var.&nbsp;</p>
<p>Belki onu da seversin.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Ge&ccedil; kalma sakın&nbsp;</p>
<p>Yoksa aydınlığı yanında bulamazsın.</p>
<p>Umarım sen de bir g&uuml;n&nbsp;</p>
<p>Karanlığa sitem edersin.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elbet Bir Gün</title>
<link>https://edebiyatblog.com/elbet-bir-gun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/elbet-bir-gun</guid>
<description><![CDATA[ Fotoğraf: Selin Sabcıoğlu ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628e65d7b62d8.jpg" length="49687" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 May 2022 20:22:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hasret kaldık denizin dalgasına&nbsp;</p>
<p>Altın sarısı kumların sıcağına.</p>
<p>Yabancı bir insanın selamına&nbsp;</p>
<p>Hasret kaldık, hayatın masum y&uuml;z&uuml;ne.&nbsp;</p>
<p>*******</p>
<p>Birka&ccedil; ayda değişti hayatımız&nbsp;</p>
<p>Sanallaştı g&uuml;n aydınlarımız&nbsp;</p>
<p>İyi akşamlarımız sanallaştı,</p>
<p>Eski bir diziydi sanki beş &ccedil;ayları.&nbsp;</p>
<p>*******</p>
<p>D&ouml;rt duvara &ccedil;izdik umutları,</p>
<p>Fır&ccedil;anın ucunda belirdi g&ouml;kkuşağı.&nbsp;</p>
<p>Sanal sokağın yolları da bitecek elbet,</p>
<p>Ger&ccedil;eğin meydanında s&ouml;yleyeceğiz şarkımızı.&nbsp;</p>
<p>******</p>
<p>19/11/2020/Perşembe&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sonsuza Dek ATATÜRK Cumhuriyeti</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sonsuza-dek-ataturk-cumhuriyeti</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sonsuza-dek-ataturk-cumhuriyeti</guid>
<description><![CDATA[ İYİ Kİ DOĞDUN ATAM! 
103 YILDIR SENİN MEŞALENİ GURURLA TAŞIYORUZ. 
19 MAYIS ATATÜRK&#039;Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN (｡♡‿♡｡) ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628634e2a5d0f.jpg" length="59245" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 May 2022 15:15:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>M</strong>ehmet&ccedil;iklerle el ele,</p>
<p><strong>U</strong>mudumuz yarınlar i&ccedil;in&nbsp;</p>
<p><strong>S</strong>avaştık alın teriyle.</p>
<p><strong>T</strong>anrı hep yanımızdaydı&nbsp;</p>
<p><strong>A</strong>llah Allah sesleriyle&nbsp;</p>
<p><strong>F</strong>elaketlerden atladık&nbsp;</p>
<p><strong>A</strong>llahımıza bin ş&uuml;k&uuml;r bu g&uuml;nlere vardık.&nbsp;</p>
<p></p>
<p><strong>K</strong>arşımızdaki d&uuml;şmanları&nbsp;</p>
<p><strong>E</strong>limizdeki taşlarla t&uuml;feklerle&nbsp;</p>
<p><strong>M</strong>&uuml;cadeleyi kazanfık&nbsp;</p>
<p><strong>A</strong>tam, arkadaşları ve Mehmet&ccedil;ikler sayesinde&nbsp;</p>
<p><strong>L</strong>aik bir devlet kurduk.&nbsp;</p>
<p></p>
<p><strong>A</strong>tamızın sayesinde&nbsp;</p>
<p><strong>T</strong>arih yazdık altın harflerle.</p>
<p><strong>A</strong>rmağandır bize&nbsp;</p>
<p><strong>T</strong>&uuml;rkiye'nin her yeri.</p>
<p><strong>&Uuml;</strong>st&uuml;ne bastırmayız&nbsp;</p>
<p><strong>R</strong>ahat uyu Sen yerinde.</p>
<p><strong>K</strong>ararlıyız, bırakmayız kimselere.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Bu şiiri &ccedil;ocukken yazmıştım. Bu g&uuml;n sizlerle paylaşmak istedim.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Benim Mavim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/benim-mavim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/benim-mavim</guid>
<description><![CDATA[ TIRNAK İÇİNDE OLAN MISRALAR BİR ARKADAŞIMA AİTTİR.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6284f28fe87e3.jpg" length="70073" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 May 2022 16:22:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"&Ouml;zlemimdir benim mavim"&nbsp;</p>
<p>Sonsuzluğun rengidir.</p>
<p>Laciverte boyanınca&nbsp;</p>
<p>Yalnızlığın rengi olur bir anda.</p>
<p>" O zaman işte,</p>
<p>O zaman maviye zifir bulaşmıştır."&nbsp;</p>
<p>Hasrettir benim mavim&nbsp;</p>
<p>G&uuml;neşi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde&nbsp;</p>
<p>G&uuml;nd&ouml;nd&uuml; gibi başını &ccedil;evirir,</p>
<p>Sevdiğini g&ouml;rebilme &uuml;midiyle.&nbsp;</p>
<p>Bitmek &uuml;zere olan gaz lambasıdır&nbsp;</p>
<p>Benim mavim&nbsp;</p>
<p>Gazı bitince sessizliğe b&uuml;r&uuml;n&uuml;r.&nbsp;</p>
<p>Oysa sessizliği sevmez benim mavim&nbsp;</p>
<p>Ama sevdanın getirdiği sessizliğe&nbsp;</p>
<p>Ve huzura sevdalıdır.&nbsp;</p>
<p>İ&ccedil;inde nereye gittiğini bilmeden&nbsp;</p>
<p>Yol aldığım yelkenimdir benim mavim.&nbsp;</p>
<p>Yalnızlığı, hasreti yanıma yoldaş yaptığım&nbsp;</p>
<p>U&ccedil;suz bucaksız yolum olması &uuml;midiyle&nbsp;</p>
<p>"Mavi diyorum,</p>
<p>Ruhumu esir alan ve&nbsp;</p>
<p>Hi&ccedil;bir rengi kendine karıştırmayan mavi,</p>
<p>Benim mavimdir."&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yarından Ne İstiyorum?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yarindan-ne-istiyorum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yarindan-ne-istiyorum</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6283d249ad2e2.jpg" length="55969" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 May 2022 19:50:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mutlu şiirler yazmak istiyorum&nbsp;</p>
<p>Sayfalarından bulut yapmak,</p>
<p>Kelimeleri maviliklere serpmek istiyorum.&nbsp;</p>
<p>Ardım orman yeşili,</p>
<p>&Ouml;n&uuml;m alabildiğince huzur mavisi.</p>
<p>******</p>
<p>Kalemin siyahlığından&nbsp;</p>
<p>Pembe hayaller aksın istiyorum.&nbsp;</p>
<p>G&ouml;kkuşağına bulansın&nbsp;</p>
<p>Bembeyaz bu defter.&nbsp;</p>
<p>******</p>
<p>Gecenin karanlığından&nbsp;</p>
<p>Dilek feneri misali&nbsp;</p>
<p>Sarı yıldızlar parlasın istiyorum.&nbsp;</p>
<p>Bu kalp kırmızısında&nbsp;</p>
<p>Bir tek sen ol istiyorum.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitsin Bu Yalnızlığa Olan Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bitsin-bu-yalnizliga-olan-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bitsin-bu-yalnizliga-olan-hikaye</guid>
<description><![CDATA[ Bir ağacın yok oluşa olan isyanı,
Bir doğanın çığlığı.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62811578157c1.jpg" length="105241" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 May 2022 18:01:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>yalnızlık, hikaye, şiir, çığlık, doğa</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ok kişiydik zamanında</p>
<p>Bakmayın şimdi kuru ve yalnız kaldığıma.</p>
<p>G&ouml;vdeme eşya harcı diye bakanlar,</p>
<p>Durun bir bakın halime, halsizliğime..</p>
<p>Hi&ccedil; evimin kapısını &ccedil;almadınız</p>
<p>Cama burnunuzu dayayıp bakmadınız</p>
<p>&Ouml;ld&uuml;m m&uuml;, kaldım mı diye.</p>
<p>Ne yaptım ben size?</p>
<p>Ne k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;m&uuml; g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z bu g&uuml;ne kadar?</p>
<p>Zaten bir başımayım,</p>
<p>Zaten yalnızlıktan kurumuş dallarım</p>
<p>Bir de siz vurun bir balta</p>
<p>Durmayın indirin g&ouml;vdeme defalarca.</p>
<p>Benim &ouml;l&uuml;mden,</p>
<p>Sizin yorgunluktan&nbsp;</p>
<p>Nefesiniz kesilinceye kadar vurun,</p>
<p>Ne duruyorsunuz vursanıza...</p>
<p>Her şeyimi aldımı aldınız benden</p>
<p>Yapraklarımı, kuş cıvıltılarını, dostlarımı,</p>
<p>Her şeyimi.</p>
<p>Bir kuru canım kaldı geride.</p>
<p>Geride kalmasın, durmayın</p>
<p>Vurun baltayı g&ouml;vdeme.</p>
<p>Yıkılırken bile size yenilmeyeceğim&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben siz olmadan da yaparım.</p>
<p>Ama siz bensiz yapamazsınız.&nbsp;</p>
<p>G&uuml;n gelecek beni de anlayacaksınız.</p>
<p>Ama o g&uuml;n ben olmayacağım,</p>
<p>Bir dalım bile kalmayacak geride.</p>
<p>Şimdi vurun ve bitsin bu yalnızlığa olan hikaye.</p>
<p>06/06/2017</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gülümsemek Zafer İşaretidir</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gulumsemek-zafer-isaretidir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gulumsemek-zafer-isaretidir</guid>
<description><![CDATA[ Benim renklerimden dökülen zaferin resmi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627fbdc0de357.jpg" length="58345" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 May 2022 17:39:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>gülümsemek, zafer, işaret</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>En Güzel Memleket</title>
<link>https://edebiyatblog.com/en-guzel-memleket-2479</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/en-guzel-memleket-2479</guid>
<description><![CDATA[ En güzel memleket .. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627eaf3bc26ff.jpg" length="61566" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 22:20:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>memleket, sevda, ölmek, yaşam, ömür, huzur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>En g&uuml;zel memleket&nbsp;</p>
<p>Senin kalbindir.</p>
<p>Orada doğmak, orada b&uuml;y&uuml;mek&nbsp;</p>
<p>Ne b&uuml;y&uuml;k şereftir.&nbsp;</p>
<p>*********</p>
<p>Dağlarına &ccedil;ıkarım,</p>
<p>Bir u&ccedil;tan uca dolaşırım,</p>
<p>Yorulurum, g&ouml;zlerinin uykuya dalışını izlerim,</p>
<p>Yakamozlu bir gecedir senin g&ouml;zlerin.</p>
<p>********</p>
<p>En tatlı huzur&nbsp;</p>
<p>Senin ellerindir.</p>
<p>Orada yaşlanmak, orada &ouml;lmek&nbsp;</p>
<p>Ne b&uuml;y&uuml;k gidiştir.&nbsp;&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gerçekliğe Hoşgeldin</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gerceklige-hosgeldin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gerceklige-hosgeldin</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627e1b84ee1dc.jpg" length="101858" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 11:50:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ocukluk, hayallerin g&ouml;kkuşağı gibi parladığı yıllar,</p>
<p>&Ccedil;ocukluk, geceleri sabahlara kadar oynanan yıllar,</p>
<p>Her d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde dizimizdeki yaralara aldırmadan&nbsp;</p>
<p>Koşmaya devam ettiğim sokaklar,</p>
<p>&Ccedil;ocukluk, b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde " Keşke hep &ccedil;ocuk kalsaydım" diye i&ccedil; &ccedil;ektiğimiz&nbsp;</p>
<p>Fotoğraflara bakıp bazen h&uuml;z&uuml;nlendiğimiz&nbsp;</p>
<p>Bazense tebess&uuml;m ettiğimiz bir daha asla&nbsp;</p>
<p>Yaşayamayacağımız anılardır.</p>
<p>Ah, ahh..&nbsp;</p>
<p>Bizim &ccedil;ocukluğumuz, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir mahallenin&nbsp;</p>
<p>Dar sokaklarında ge&ccedil;ti.</p>
<p>Saklamba&ccedil;, kovalamaca...</p>
<p>Bizim i&ccedil;in lunapark gibiydi.</p>
<p>Her şey &ccedil;ok kolay, her şey &ccedil;ok basitti.</p>
<p>&Ccedil;ocukluk, &ouml;zg&uuml;rce dolaştığın g&uuml;nlerdi.&nbsp;</p>
<p>Biz b&uuml;y&uuml;d&uuml;k, &ouml;nce lunapark yıkıldı.</p>
<p>Ardından &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k &uuml;lkeyi terk etti&nbsp;</p>
<p>Ve bir g&uuml;n &ccedil;ocukluk r&uuml;yası bitti.</p>
<p>G&ouml;zlerimizi a&ccedil;tık, yerimizden doğrulduk&nbsp;</p>
<p>Ve bir el dokundu omzumuza&nbsp;</p>
<p>Bu el b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n eliydi.</p>
<p>İlk c&uuml;mlesi şu oldu,</p>
<p>"Ger&ccedil;ekliğe hoşgeldin evlat."&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eylül Rüzgarı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eylul-ruzgari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eylul-ruzgari</guid>
<description><![CDATA[ Saklamışım yalnızlığı bugünlere.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627be65e5eca6.jpg" length="80535" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 May 2022 19:38:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>eylül, rüzgar, şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Saklamışım yalnızlığı bug&uuml;nlere,</p>
<p>Bak yanımda hala.</p>
<p>Geceyi severim ben, bana aldırma&nbsp;</p>
<p>B&ouml;yle b&ouml;yle karışır giderim Eyl&uuml;l r&uuml;zgarına.</p>
<p></p>
<p>Sararmış yaprak misali koparım dalımdan,</p>
<p>G&ouml;zlerimde dinmeyen &ccedil;iğ tanesi.</p>
<p>Sonbahar değil, sarı sıcak aldı seni&nbsp;</p>
<p>B&ouml;yle b&ouml;yle g&ouml;&ccedil;er giderim senli hatıralardan.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hep Aynı Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hep-ayni-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hep-ayni-hikaye</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Dünya, hep olmasını istediklerimizin hayaliyle şenlenip onlara razı gelmekle terbiyeler insanı&quot; 
Mahir Ünsal ERİŞ  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6279074fc184e.jpg" length="69697" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 09 May 2022 15:24:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>aşk, hüsran, şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aynı hikayeyi&nbsp;</p>
<p>Başka dillerde dinler dururdum&nbsp;</p>
<p>Sonu başka bitecekmiş gibi&nbsp;</p>
<p>Farklı bir heyecan duyardım.</p>
<p>Sonu hep h&uuml;sran,</p>
<p>Sonu hep hasret,</p>
<p>Diline dolanmış bir t&uuml;rk&uuml;,</p>
<p>Kalbim s&ouml;yler durur,</p>
<p>Susmaz bir t&uuml;rl&uuml;.&nbsp;</p>
<p>Aşk ne beter bir şeymiş,</p>
<p>Kalp bedene b&uuml;y&uuml;k gelirmiş.</p>
<p>Acı i&ccedil;inde kıvrandırır da,</p>
<p>Zamanın ilacından vermezmiş.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın En Çirkin Kadını</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dunyanin-en-cirkin-kadini</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dunyanin-en-cirkin-kadini</guid>
<description><![CDATA[ Aslında asıl çirkinliğin kalpte olduğunun göstergesiydi.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6277cd004ed67.jpg" length="54350" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 May 2022 17:02:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>anne, gün, 8mayıs, kadın, çirkin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mary&nbsp; Ann WEBSTER,</p>
<p>Yirminci y&uuml;zyılın başlangı&ccedil; yılları.&nbsp;</p>
<p>D&ouml;rt &ccedil;ocuk annesi Mary sahnede, diğer yarışmacıların arasındaydı. Kimi şişman, kimi bıyıklı, kimi de kısa kısa boylu bir&ccedil;ok kadın, b&uuml;y&uuml;k &ouml;d&uuml;l olan parayı alabilmek i&ccedil;in "D&uuml;nyanın En &Ccedil;irkin Kadın Yarışması"na katılmıştı. Mary tedirginlikle etrafına bakıyordu. Salonu tıkabasa dolduran seyirciler kahkahalarla sahnedeki kadınlara g&uuml;l&uuml;yorlardı. Mary utandı. Başını &ouml;ne eğdi. Tam kulise doğru adım atmıştı ki, evdeki a&ccedil; &ccedil;ocukları g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;ne geldi. Bu yarışmadan alacağı para &ccedil;ok &ouml;nemliydi. Kocası &ouml;ld&uuml;kten sonra bozulan d&uuml;zenini başka t&uuml;rl&uuml; yoluna koyamazdı.&nbsp;</p>
<p>Bağrıtılara ve kahkahalara rağmen sahnede beklemeye devam etti. "Her şey &ccedil;ocuklarım i&ccedil;in" dedi kendi kendine. Yanındaki bıyıklı kadın, "Anlamadım, bir şey mi dedin?" diye sordu. Mary, "Hi&ccedil;" dedi, "Hi&ccedil; bir şey demedim." Mary g&ouml;zlerini kapattı ve eski halini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Hastalanmadan &ouml;nce ne de g&uuml;zel bir kadındı. Ta ki yirmi dokuz yaşında Thomas Bevan'la evlendikten ve 4 &ccedil;ocuğu olduktan sonra başlayan migren, kas ve eklem ağrılarına kadar. Doktor &ouml;nce neler olduğunu anlayamamıştı. Sonra hastalığın " Akromegali" olduğu anlaşıldı. Bu hastalık Mary'in y&uuml;z şeklini de değiştirmiş, kadın tanınmayacak hale gelmişti.&nbsp;</p>
<p>Ne yazık ki, Mary hastalığıyla boğuşurken, bir kocası ansızın &ouml;l&uuml;vermiş ve Mary &ccedil;ocukları ile yalnız kalmıştı. Mary bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, birden alkışları duyup g&ouml;zlerini a&ccedil;tı. Evet Mary, "D&uuml;nyanın En &Ccedil;irkin Kadını" yarışmasının birincisi olmuştu. Mary &ouml;d&uuml;l&uuml; aldığında g&ouml;zlerinden bir &ccedil;ift yaş kalbine damladı. O artık &ccedil;ocukları i&ccedil;in "D&uuml;nyanın en &ccedil;irkin kadını"ydı.&nbsp;</p>
<p>G&ouml;r&uuml;ş&uuml;nden dolayı hi&ccedil;bir işe alınmayan Mary, o g&uuml;nden sonra sirklerde &ccedil;alışmaya başladı. İnsanların dalga ge&ccedil;tiği, g&uuml;l&uuml;p eğlendiği Mary bir anneydi. Kimse onun bu anne yanını g&ouml;rmedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanların eğlenmeye, birilerini k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyerek, hor g&ouml;rerek kendilerini y&uuml;celtmeye ihtiya&ccedil;ları vardı. Fedakar anne Mary 59 yaşında &ouml;ld&uuml; ve son nefesini verene kadar sirklerde "D&uuml;nyanın en &ccedil;irkin kadını" &uuml;nvanıyla &ccedil;alıştı, &ccedil;abaladı. Tek derdi &ccedil;ocuklarının kimseye muhta&ccedil; kalmamasıydı.&nbsp;</p>
<p>ASLINDA MARY D&Uuml;NYANIN EN G&Uuml;ZEL ANNESİYDİ.&nbsp;</p>
<p>-ALINTI-</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dilek Feneri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dilek-feneri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dilek-feneri</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul ve Ankara Garı katliamında hayatını kaybeden yurttaşlarımıza ithafen yazılmıştır.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6276a21f038f7.jpg" length="53366" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 May 2022 19:45:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>Dilek, fener, katliam, gar, yurttaş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayal kurmayı severdik biz&nbsp;</p>
<p>Hayal kurmak bile hayallerde kaldı.&nbsp;</p>
<p>Renkli fenerler yakardık biz,</p>
<p>Karanlığa salarken dilek tutardık.&nbsp;</p>
<p>Dilekler karanlığa karıştı.&nbsp;</p>
<p>Yağmur ne kadar korkutsa da g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;&nbsp;</p>
<p>Ardından inadına &ccedil;ıkan g&ouml;kkuşağı vardı bizim&nbsp;</p>
<p>Hepsi kursağımızda kaldı.&nbsp;</p>
<p>Şimdi, şimdi herg&uuml;n bombalar patlıyor y&uuml;reğimizde&nbsp;</p>
<p>Yarınımızı bilemez olduk.&nbsp;</p>
<p>"Acıklar dinsin" dedik&ccedil;e,</p>
<p>Dostumuza bile kin tutar olduk.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Labirentte gibiyiz&nbsp;</p>
<p>D&ouml;n&uuml;p duruyoruz aynı yerde.&nbsp;</p>
<p>Aydınlık &ccedil;ıkışın olduğu yerde&nbsp;</p>
<p>Peki s&ouml;yleyin &ccedil;ıkış nerede?&nbsp;</p>
<p>Şimdi, şimdi yalnızlaştırıldık,</p>
<p>Sindirildik, kuytulara sığındık.&nbsp;</p>
<p>Korkular gardiyan,</p>
<p>Acılar demir parmaklık oldu.&nbsp;</p>
<p>Her şey a&ccedil;ıkta ayan beyan,</p>
<p>Ama ayağımıza kilit vuruldu, susturulduk.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>24/08/2019/Cumartesi tarihinde İstanbul ve Ankara Garı katliamı ardından yazıldı.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ali İsmail Korkmaz Ölmedi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ali-ismail-korkmaz-olmedi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ali-ismail-korkmaz-olmedi</guid>
<description><![CDATA[ Gece bu sesle yankılandı /&quot;Vurmayın ölüyorum.&quot;.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62751b0fdf355.jpg" length="40120" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 06 May 2022 15:57:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>ali, ismail, korkmaz, ölüm, geziparkı, şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gece bu sesle yankılandı&nbsp;</p>
<p>"Vurmayın &ouml;l&uuml;yorum."</p>
<p>"&Ouml;l&uuml;yorum" diye haykırdı.&nbsp;</p>
<p>Hastaneye gidildi,</p>
<p>"Sıradan bir baş ağrısı" denildi,</p>
<p>"&Ouml;l&uuml;yorum doktor"&nbsp;</p>
<p>diye bir daha haykırdı.</p>
<p>Son haykırışı oldu.&nbsp;</p>
<p>Halbuki daha ondokuz yaşındaydı&nbsp;</p>
<p>Sesi kesildi&nbsp;</p>
<p>Ama haykırışı d&uuml;nyayı sardı.&nbsp;</p>
<p>Tekrar sesi y&uuml;kseldi,</p>
<p>Pek&ccedil;ok kişi duymasa da,</p>
<p>Ya da kulaklarını kapatıp&nbsp;</p>
<p>&Uuml;&ccedil; maymunu oynasa da,</p>
<p>Biz duyuyoruz, biz anlıyoruz.&nbsp;</p>
<p>Hem senin, hem de b&uuml;t&uuml;n Gezi yiğitlerinin&nbsp;</p>
<p>Seslerini duyuyoruz, duyuyoruz.</p>
<p>Bizim sesimiz kesilse de,</p>
<p>Sizin sesleriniz asla kesilmeyecek.&nbsp;</p>
<p>Sonsuza kadar dinlenicek,</p>
<p>DİNLETİLECEK...</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Böyle Bir Günde</title>
<link>https://edebiyatblog.com/boyle-bir-gunde</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/boyle-bir-gunde</guid>
<description><![CDATA[ Çiçek açar şiirin olduğu yerde ... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6273e925cf6d1.jpg" length="73629" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 May 2022 18:12:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>şiir, çiçek, aşk, huzur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">&Ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;ar şiirin olduğu yerde&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Bir başka kokar g&ouml;ky&uuml;z&uuml;&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Kitap okurum b&ouml;yle bir g&uuml;nde&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Tarifsiz bir huzur dolar i&ccedil;ime.</p>
<p style="text-align: center;"></p>
<p style="text-align: center;">Davetlisin bu g&uuml;zel şiire&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Dans etmeyi bilmiyorum deme,</p>
<p style="text-align: center;">Sayfa hışırtısına oynar g&ouml;nl&uuml;m&uuml;z.</p>
<p style="text-align: center;">B&ouml;yle bir g&uuml;nde sevdik şiirleri.&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"></p>
<p style="text-align: center;"></p>
<p style="text-align: center;"></p>
<p style="text-align: center;"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Safran Çiçeği</title>
<link>https://edebiyatblog.com/safran-cicegi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/safran-cicegi</guid>
<description><![CDATA[ Seninle bir olalım.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6273dc210cfb5.jpg" length="41817" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 May 2022 17:22:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>ebtuval, safran, çiçek</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeter ki</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yeter-ki</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yeter-ki</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Burnumda tütüyorsun&quot; derler ya hani.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6272635b2ffc1.jpg" length="56296" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 May 2022 14:38:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Burnumda t&uuml;t&uuml;yorsun" derler ya hani,</p>
<p>İşte &ouml;yle t&uuml;t&uuml;yorsun burnumda.</p>
<p>Tutsak olmasak uzak mesafelere,</p>
<p>Bir sevda daha kazandırsak d&uuml;nyaya.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Aldırış etmedim ge&ccedil;en yıllara,</p>
<p>D&ouml;n&uuml;p bakmadım sa&ccedil;ımdaki beyazlara,</p>
<p>Yeter ki sen ol yanımda,</p>
<p>B&uuml;t&uuml;n yollar &ccedil;ıkar bahara.</p>
<p></p>
<p>Yaşlanırız karşılıklı koltukta seninle.</p>
<p>Bir finca kahve eşliğinde,</p>
<p>Dalar gideriz camdaki yağmurun sesiyle,</p>
<p>Yeter ki yanımda ol, y&uuml;r&uuml;r&uuml;m seninle huzura.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAHAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bahar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bahar</guid>
<description><![CDATA[ Bahar kuşların ötüşüyle gelir. 
Kuru boya tekniği ile yaptığım bahar ve kuş resmi.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627191c11231b.jpg" length="59266" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 May 2022 23:35:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>Kuruboya, resim, çizim, bahar, çizim</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>