<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Yaren Böçkün</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/yaren-bockun</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Yaren Böçkün</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Ölümün Pelerini  Bölüm 2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumun-pelerini-bolum-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumun-pelerini-bolum-2</guid>
<description><![CDATA[ Ölü bedenlerin karanlığa hapsolması en büyük ceza mıydı yoksa bu ceza sadece bana mı özeldi? .. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b65ed14c922.jpg" length="39124" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 May 2022 14:35:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yaren Böçkün</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, peri, 2</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<strong>KAVUŞMA</strong></p>
<p>&nbsp;&Ouml;l&uuml; bedenlerin karanlığa hapsolması en b&uuml;y&uuml;k ceza mıydı yoksa bu ceza sadece bana mı &ouml;zeldi?&nbsp; Tanrı a&ccedil;mayacaktı belki bana kollarını ama bu ceza ile de sınırlı kalmayacaktı.</p>
<p>&nbsp;Hak etmiştim belki t&uuml;m cezaları ama g&ouml;rmemiş miydi t&uuml;m &ccedil;ektiğim acıları, yaşadıklarımı Tanrı? Yaşarken a&ccedil;mamıştı bana kollarını ama ben yine de ona kollarımı a&ccedil;ıp gelmişken bu muydu karşılığı?</p>
<p>&nbsp;En b&uuml;y&uuml;k korkum karanlıkken neden şimdi hapsolmuştum buraya? &Ouml;l&uuml;m son vermeyecek miydi korkularıma oysaki?&nbsp; Korkularımla y&uuml;zleşeceksem kalırdım hayatta, her şeye yeniden devam ederdim. Kurtulmak i&ccedil;in ka&ccedil;mamış mıydım zaten yaşadıklarımdan?</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Sorularımı karanlığa g&ouml;m&uuml;p hareket etmek istedim ama kuş t&uuml;y&uuml; kadar hafif hissettiğim bedenime bu isteğimi yaptıramadım. Nerede olduğumu merak edip etrafa bakmak istedim ama karanlık bana yardımcı olmuyordu. Her bakmaya &ccedil;alıştığım yerde birer birer korkularımı g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e daha da &uuml;rkt&uuml;m.&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zlerimden istemsiz yaşların aktığını hissediyordum. İ&ccedil;imdeki korku volkanı patlamak ister gibi t&uuml;m feryatlarımı serbest bıraktı ama hayır dudaklarım arasından hi&ccedil;bir ses &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne kavuşmadı, kavuşamadı.&nbsp;</p>
<p>Bir anda yer yarıldı da uzandığım yerden aşağıya savruldum. Boşlukta s&uuml;z&uuml;lmeye başladık&ccedil;a kulaklarımı tok bir ses kapladı.&nbsp;<em>"Hayat &ouml;n&uuml;ne mucizeleri dolaylı yollarla sunacak. Sabret! Savaş!"&nbsp; &nbsp; &nbsp;</em>Ses kesilince sert bir yere &ccedil;arptım ve canım &ccedil;ok fazla yandı.&nbsp;</p>
<p>Ciğerlerim sanki havaya muhta&ccedil; gibi i&ccedil;ini derin bir nefesle doldurdu. Rahatlamam gereken yerde ciğerlerimin yanması ile şiddetlice &ouml;ks&uuml;rd&uuml;m. "Hasta uyandı!" Duyduğum bu ses ile algılarım yeniden aktifleşti. Bir el sırtımı, diğeri de başımı kavrayıp yattığım yerden dikleşmemi sağladı.&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zlerimi olabildiğince yumdum, yeniden karanlıkla y&uuml;zleşmek istemiyordum. Dudaklarıma değen soğuk cam ile ağzım aralandı ve dudaklarım arasından i&ccedil;imi ferahlatacak hayat suyu girdi. Suyu yutmak i&ccedil;in beynimden bir komut bekliyor ama yapamıyordum. Dudaklarımdan &ccedil;eneme doğru su yavaş yavaş yolunu değiştirdi.&nbsp;</p>
<p>Naif bir ses suyu yutmam gerektiğini s&ouml;yl&uuml;yor ama ben yine de yapamıyordum.&nbsp;<em>"Yutkun!"&nbsp;</em>Aynı ses kulaklarıma yeniden ulaşınca beklediğim emir buymuş gibi suyu yutmaya başladım. Boğazımdan ge&ccedil;en su beni rahatlatırken istemsiz bir şekilde sevinmiştim. Bu ses Tanrı'ya aitti ve Tanrı bana her şeyi kolaylaştırıyordu.&nbsp;</p>
<p>Tok ve kalın bir ses bulunduğum yeri hakimiyeti altına almıştı. "G&ouml;zlerini neden hala a&ccedil;madı? 1 hafta oldu."&nbsp; İlk birka&ccedil; saniye sessizlik s&uuml;rd&uuml; daha sonra yeniden naif bir ses kulaklarımı kapladı. "Hastamız yeni yeni kendine geliyor, zamanla eski sağlığına kavuşacak."&nbsp;</p>
<p>L&uuml;tfen korktuğum şey olmasın, l&uuml;tfen şu an Tanrı'ya kavuşmuş olayım. "&Ccedil;ıkın odadan." &Ouml;nce bir emir verildi, daha sonra sessiz sedasız odadan &ccedil;ıkış sesleri.G&ouml;zlerim merak i&ccedil;inde a&ccedil;ılmayı beklerken korkularım daha &ccedil;ok kendini belli ediyordu.&nbsp;</p>
<p>Ya cennetin kapıları şu an benim i&ccedil;in a&ccedil;ılmıştı ya da Tanrı beni cennetine layık g&ouml;rmeyecek kadar yaşatıyordu.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Can Kırığı Röportajı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/can-kirigi-roportaji-1981</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/can-kirigi-roportaji-1981</guid>
<description><![CDATA[ Can Kırığı hakkında sizlerin oluşturduğu sorulardan güzel  bir röportaj derledim. Umarım benim kadar keyif alırsınız okurken.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_62374c1116322.jpg" length="59757" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 22:33:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yaren Böçkün</dc:creator>
<media:keywords>röportaj, kitap</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; İlk olarak kitap yazmaya nasıl karar verdiniz sevgili yazarım?&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp; &nbsp;--&nbsp;</strong><em>Okumayı &ccedil;ok seven biriyim. Lise zamanlarımda da &ccedil;ok okuyup ileride yazar olma hayaliyle ilerliyordum. Bir ara yazmaya başladım sonra uzun bir s&uuml;re hem yazmaya hem de okumaya ara verdim. Sonra bir yazar kesinlikle kaleminin kurumasına izin vermemeli diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m i&ccedil;in yeniden yazmaya devam ettim ve kalemimi g&uuml;&ccedil;lendirdik&ccedil;e hayalim de g&uuml;&ccedil;lendi. Bu sayede ilk eserim ortaya &ccedil;ıktı.</em></p>
<p><em></em></p>
<p><strong>&nbsp; Can Kırığı bize ne anlatmak istiyor?</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong><em>-- Kitabı yazarken tek bir ama&ccedil; g&uuml;tm&uuml;şt&uuml;m o da insanlara hayatlarının her anında mutluluğun var olmasını aşılamaktı. Anka'nın mutluluğunu da hepinize yaymışımdır umarım. Bazen bir anıyla, bazen bir şarkıyla, bazense bir insanla.</em><em></em></p>
<p><em></em></p>
<p><strong>&nbsp;Peki neden Can Kırığı?</strong></p>
<p><em>-- Herkesin sormaktan ve benim de a&ccedil;ıklamaktan bıkmadığım bir soru. Can Kırığı benim i&ccedil;in &ccedil;ok şey ifade ediyor. Yaşanmışlıkları sığdırabildiğim tek yer.&nbsp;</em></p>
<p><em></em></p>
<p><strong> Anka ismi nereden geliyor?</strong></p>
<p><em>-- Anka kuşunun</em> <em>hikayesini herkes biliyor, beni de ilk duyduğumda &ccedil;ok etkilemişti. Herkesin bildiği isimle yeni bir karakter oluşturmak istedim ve başardım da. Anka artık akıllardaki yerini sorguluyor.&nbsp;</em></p>
<p><em></em></p>
<p><strong>&nbsp; Karakterlerinizin resmedilmesini ister miydiniz?</strong></p>
<p><em>-- Karakterlerin, &ouml;zellikle roman karakterlerinin resmedilmesini kendimce doğru bulmuyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; resime d&ouml;k&uuml;len her şey hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml; daraltır. Okurlarımın benim hayal g&uuml;c&uuml;mden etkilenmek yerine kendi hayal g&uuml;&ccedil;lerini kullanmaları daha &ccedil;ok hoşuma gider.</em></p>
<p><em></em></p>
<p><strong>&nbsp;Can Kırığı yazıya d&ouml;k&uuml;l&uuml;rken hayatınızın hangi duygu ve d&uuml;ş&uuml;ncelerinin ağır bastığı d&ouml;nemindeydiniz?</strong></p>
<p><em>--&nbsp; Her insanın hayatında olduğu gibi benim de hayatımda sorunlar olmuştu. Toparlanmak &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;t&uuml; bir şeylere tutunmak, mutluluğuma kaldığım yerden devam etmek zorundaydım. Bir şeyleri başarabilmek adına tutunduğum tek daldı.&nbsp;</em></p>
<p><em></em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp;</em><strong>K</strong><strong>itaptan sonra hayatınızda değişiklikler oldu mu?</strong></p>
<p><em> --&nbsp; Tabii ki ufak tefek değişiklikler oldu. Daha g&uuml;zel arkadaşlıklarım ve daha saygın bir &ccedil;evrem oldu. İletişim kurduğum insanlar artık daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; ilerliyor.&nbsp;</em></p>
<p><em></em></p>
<p><em>&nbsp;&nbsp;</em><strong>Son olarak kendinizi nasıl bir konumda g&ouml;r&uuml;yorsunuz, sizce siz şu an yazar mısınız?</strong><strong></strong></p>
<p><strong>&nbsp;&nbsp;</strong><em>-- Yazar sıfatını taşımak &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;, hen&uuml;z yazar sıfatını taşıyacak mertebede değilim. Ama k&uuml;&ccedil;&uuml;msenecek bir konumda olduğumu da d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Kitap, deneme, şiir vs. tarzında yazılar yazan hi&ccedil;bir insanın konumunu da k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;rm&uuml;yorum. Zor olanı başarmanın yolundayım, her başarımın ardından yazar sıfatına daha &ccedil;ok yakın olacağım.</em></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x_62374bb212fee.jpg" alt="" width="5" height="4" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖLÜMÜN PELERİNİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumun-pelerini</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumun-pelerini</guid>
<description><![CDATA[ Bir karmaşa içerisinde benliğimi bulmak isterken karmaşaya kapılıp kayboldum. Tanrı&#039;ya kucak açıp koşsam da geriledim. Ne ben Tanrı&#039;nın cennetine girmeye hak kazandım ne de cehenneminde yanacak kadar kabul görülen bir kulu oldum. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b65ed14c922.jpg" length="39124" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Dec 2021 00:59:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yaren Böçkün</dc:creator>
<media:keywords>ölüm, şizofreni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &Ouml;L&Uuml;M&Uuml;N PELERİNİ / B&Ouml;L&Uuml;M 1</strong></p>
<p></p>
<p>Tik tak, tik tak, tik tak... Beynimin i&ccedil;i, bozuk plak gibi s&uuml;rekli zamanın ge&ccedil;iş sesini tekrarlatıyordu. Zaman ge&ccedil;iyor ve &ouml;l&uuml;m&uuml;n soğuk varlığını ensemde hissetmeye başlıyordum. &Ccedil;ektiğim &ccedil;ileler son buluyordu. Damarlarımdaki kan &ccedil;ekildi ve &uuml;zerime &ouml;l&uuml;m&uuml;n cesareti bindi.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&Ouml;l&uuml;m bir bedene hapsolsaydı eğer kesinlikle benim bedenim olurdu. Yaşarken &ouml;lmek, &ouml;l&uuml;me adım atmaktan daha zordu.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Terleyen avu&ccedil; i&ccedil;lerimi pantolonuma silip bir adım daha attım. Soğuk hava bile v&uuml;cudumun terlemesine engel olamıyordu. Dalgaların sert bi&ccedil;imde kıyıya vurması ve esen r&uuml;zgarın soğukluğu i&ccedil;imde bir şeyleri değiştirmek i&ccedil;in kaynayıp volkan gibi g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkmaya hazırlanırken fikrimin değişmesine engel olmak i&ccedil;in bir adım daha attım.&nbsp;</p>
<p></p>
<p><em> Belki dakikalar sonra bu d&uuml;nyadan yok olacaktım, belki kimse &ouml;l&uuml; bedenimi bulamayacaktı. Belki de buldukları zaman balıklar her tarafımı kemirip &ccedil;&uuml;r&uuml;tecekti. Ya da en k&ouml;t&uuml;s&uuml; denizin derinliklerinde benliğimden bir iz bile kalmayacaktı.&nbsp;</em></p>
<p><em>&Ouml;l&uuml;me bir adım daha attım. Ay g&ouml;kte bu gece benim i&ccedil;in son kez parlıyordu, r&uuml;zgar son kez t&uuml;m şiddetiyle etrafı kavuruyordu, deniz son kez şiddetli dalgalarla &ccedil;arpıyordu. Ben ise son nefeslerimi alıyordum. Kafamı semaya kaldırıp son kez baktım.&nbsp;</em></p>
<p><em></em></p>
<p>Ey hayat! Yıkıp ge&ccedil;tin beni. T&uuml;m benliğimi hi&ccedil;e saydın ve ne kadar acın varsa tattırdın bana. Şimdi ise yıkıp ge&ccedil;iyorum seni t&uuml;m acılarını hi&ccedil;e sayarak.</p>
<p>Son bir adımı daha atıp kendimi boşluğa bıraktım. Bir yaprak tanesi gibi savrulup uaştım denizin t&uuml;m soğukluğuna. Tuzlu su bedenimdeki taze yaraları yıkıp ge&ccedil;erken istemsizce &ccedil;ırpınmaya başladım. Bedenim denizin derinliklerine inerken sanki bunu kendi isteğimle yapmamış gibi y&uuml;zeye &ccedil;ıkmak istedim.&nbsp;</p>
<p>Nasıl oluyordu da hem &ouml;lmek i&ccedil;in cesaretlenip hem de yaşamak i&ccedil;in &ccedil;aba sarf ediyordum? &Ccedil;ırpınmalarıma son verip kollarımı bacaklarımın etrafında doladım ve ciğerlerimin su ile dolmasına izin verdim.&nbsp;</p>
<p>Canım yandık&ccedil;a ağlamaya başlamıştım. Denizin derinliklerinde kaybolmaya başlamışken acı hayatım ge&ccedil;ti g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nden. &Ouml;l&uuml;m nasıl oluyor da kulağa bu kadar cazip gelirken acıları diriltip diriltip yaşatıyordu?&nbsp;</p>
<p>Belki birazdan melek olacak, belki de kendi canımı aldığım i&ccedil;in hi&ccedil; affedilmeyen bir kul olacaktım Tanrı'nın g&ouml;z&uuml;nde. Tanrı affetmeyecek olsa bile ona kollarımı a&ccedil;arak gidecektim. Belki beni bir g&uuml;n affeder diye beklerdim ama burada daha fazla acı &uuml;zerine hayatımı s&uuml;rd&uuml;remezdim.&nbsp;</p>
<p>Bedenim ve ruhum daha fazla bu acıya dayanamayarak g&ouml;zlerimi sonsuzluğa kapatmamı emretti.&nbsp;</p>
<p></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &Uuml;zerimde &ouml;l&uuml;m&uuml;n pelerini, ardımda sadece adımı bırakarak kapattım g&ouml;zlerimi son kez. </em></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>