<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; yıldızlarabenzer</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/yildizlarabenzer</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; yıldızlarabenzer</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>9&amp;apos;u 5 Geçe</title>
<link>https://edebiyatblog.com/9u-5-gece</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/9u-5-gece</guid>
<description><![CDATA[ 10 Kasım&#039;ın anlam ve önemi... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618adc044def4.jpg" length="40164" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 10 Nov 2021 09:04:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>yıldızlarabenzer</dc:creator>
<media:keywords>10 kasım, saat, 9u 5 geçe, Atatürk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>
<p><strong>9'U 5 GE&Ccedil;E</strong></p>
<p>"Burası neresi anne?" diye soruyor k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk. Bu evin niye bu kadar &ouml;zel, bu kadar &ouml;nemli olduğunu bilmiyor. &Ouml;ylesine, normal bir ev diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor.&nbsp;</p>
<p>"Burası Atat&uuml;rk'&uuml;n k&ouml;şk&uuml;." diyor annesi. G&ouml;zleri doluyor bir anda, biliyor, sadece birka&ccedil; dakika sonra saat dokuzu beş ge&ccedil;ecek.&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zleri parlıyor &ccedil;ocuğun, neşeyle bir kez daha soruyor, "Atat&uuml;rk burada mı?" diyor. Bu kez diğer yanında duran babasının da g&ouml;zleri doluyor. Keşke burada olsa diye ge&ccedil;iriyorlar i&ccedil;lerinden. Oysa biliyorlar, sadece birka&ccedil; dakika kaldı...&nbsp;</p>
<p>"Atat&uuml;rk şimdi uyuyor." diye cevap veriyor babası. &Ccedil;ocuk d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor, o zaman tekrar gelecek, diyor i&ccedil;inden. Bir kez daha soruyor. "Peki biz niye buradayız?" diyor. Geriye sadece beş dakika kaldığından haberi yok.&nbsp;</p>
<p>Bu kez annesi konuşuyor. "Buraya onun i&ccedil;in geldik." diyor. &Ccedil;ocuk anlamıyor, Atat&uuml;rk burada yokken biz niye buradayız diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. Ama yine de konuşmuyor.&nbsp;</p>
<p>İnsanlar yavaş yavaş sessizleşmeye başlıyor. Herkes susuyor, tek yaptıkları &ccedil;aresizce dokuzu beş ge&ccedil;eyi beklemek.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuk konuşuyor yine, dayanamıyor, merak ediyor. "Peki neden burası?" diyor. "Atat&uuml;rk'&uuml;n başka evi yok mu, neden buradayız?"&nbsp;</p>
<p>Etraftaki diğer insanlar da duyuyorlar &ccedil;ocuğu. Herkesin g&ouml;z&uuml; yaşlı, herkesin g&ouml;z&uuml; saatte. K&ouml;şk&uuml;n yanındaki &ccedil;ınar ağacına bakıyor birka&ccedil; kişi. G&ouml;zyaşları arasında g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorlar. "Burası y&uuml;r&uuml;yen k&ouml;şk, evlat!" diyor yetmişlerine bir amca elindeki bastondan destek alarak ayağa kalkarken. Biliyor &ccedil;&uuml;nk&uuml;, sadece iki dakika kaldı. Şimdi kalkmazsam ne zaman kalkacağım diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor kendi kendine.&nbsp;</p>
<p>Merakını alamıyor &ccedil;ocuk, "Nasıl yani?" diye soruyor. "Ayakları mı var bu evin?" Birka&ccedil; kişiden hafif g&uuml;lme sesleri geliyor. Hepsi keşke bu &ccedil;ocuk kadar masum olsak diye ge&ccedil;iriyorlar, bilmesek bu g&uuml;n&uuml;n anlamını.&nbsp;</p>
<p>Bu kez kırklı yaşlarında biri konuşuyor, "K&ouml;şke zarar verdiği i&ccedil;in keseceklerdi bu ağacı." diyor. &Ccedil;ocuk d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor, koca ağacı kesmesinler diyor kendi kendine. Kesilince &ccedil;ok canı acır diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. Ama konuşmuyor, susuyor. Anlıyor bir şeylerin ters gittiğini.&nbsp;</p>
<p>Başka biri devam ediyor konuşmaya, "Atat&uuml;rk bu ağacı kesmelerine izin vermemiş." diyor. "Kesmeye &ccedil;alışanlara, sen hi&ccedil; b&ouml;yle bir ağa&ccedil; yetiştirdin mi de keseceksin, demiş." diyerek susuyor. "Ağacı kesemezsiniz, &ouml;yleyse k&ouml;şk&uuml; y&uuml;r&uuml;t&uuml;n, demiş Atam." diye tamamlıyor başka birisi onun s&ouml;z&uuml;.&nbsp;</p>
<p>O sırada bir ses duyuluyor. Y&uuml;ksek bir ses, siren gibi. Yaşlı bir adam i&ccedil;li i&ccedil;li ağlıyor, başka bir yaşlı kadın karşısındaki saate bağırıyor, "Dur l&uuml;tfen! Dursana!" diyor. &Ccedil;ocuk etrafına bakınıyor, diğer herkes susmuş, sabit duruyor. Hi&ccedil;bir şey sormuyor, artık o da biliyor, takvimler 10 Kasım'ı g&ouml;steriyor, saat dokuzu beş ge&ccedil;iyor...&nbsp;</p>
<p><em>Mustafa Kemal Atat&uuml;rk'&uuml;, saygı ve &ouml;zlemle anıyoruz...</em></p>
<p><strong>Y&Uuml;R&Uuml;YEN K&Ouml;ŞK HAKKINDA BİLGİ</strong></p>
<p>Atat&uuml;rk, 21 Ağustos 1929 tarihinde İstanbul&rsquo;dan Bursa&rsquo;ya gitmek &uuml;zere yola &ccedil;ıkar. Yalova a&ccedil;ıklarından ge&ccedil;erken sahilde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ulu &ccedil;ınar onu &ccedil;ok etkiler. Tekneyle kıyıya &ccedil;ıkıp ağacın g&ouml;lgesinde oturan Atat&uuml;rk, &ccedil;ınarın yanına kendisi i&ccedil;in k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir ev yapılmasını ister. Ahşap iki katlı bu ev 22 g&uuml;nde yapılarak 12 Eyl&uuml;l 1929&rsquo;da tamamlanır.</p>
<p>Tam bir yıl sonra &nbsp;1930 yılının yaz aylarında Atat&uuml;rk &nbsp;Millet &Ccedil;iftliği&rsquo;ndeki k&ouml;şk&uuml;ne gelir. K&ouml;şk&uuml;n hemen yanındaki ulu &ccedil;ınar ağacının dallarını kesmeye &ccedil;alışan bir bah&ccedil;ıvan ile karşılaşır. Ağacın dallarının binanın &ccedil;atısına ve duvarına dayandığını &ouml;ğrenen Atat&uuml;rk o meşhur emrini verir. "Dal kesilmeyecek K&ouml;şk kaydırılacak!"</p>
<p>Bu emir &uuml;zerine 8 Ağustos 1930 tarihinde İstanbul'dan gelen mimar ve m&uuml;hendis ekipler tarafından başlatılan &ccedil;alışma ile k&ouml;şk&uuml;n etrafı temel seviyesine kadar kazılır ve temelin altına tramvay rayları yerleştirilir. &Ouml;ncelikle k&ouml;şk&uuml;n teras b&ouml;l&uuml;m&uuml; bir g&uuml;nde kaydırılır, geri kalan iki g&uuml;n i&ccedil;inde de ana binanın raylar &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesi işlemi tamamlanır ve bina 4.80 m. kadar doğuya kaydırılır.</p>
<p>B&ouml;ylece k&ouml;şk yıkılmaktan, ağa&ccedil; dalı da kesilmekten kurtulur. &Ccedil;evre bilin&ccedil;lenmesi konusunda bir ilk teşkil eden bu olaydan sonra yapının adı &ldquo;Y&uuml;r&uuml;yen K&ouml;şk&rdquo; olur. Mustafa Kemal Atat&uuml;rk, d&ouml;nemin &ouml;nemli T&uuml;rk &nbsp;ve yabancı devlet adamlarını burada ağırlamış, T&uuml;rkiye&rsquo;nin siyasi ve toplumsal tarihine y&ouml;n verecek &ouml;nemli kararlarını yine bu k&ouml;şkte almıştır. Atat&uuml;rk k&ouml;şke 1930-1937 yılları arasında aralıklarla gelip gitmiştir.</p>
<p>(Kaynak&ccedil;a: yalova.gov.tr)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>