<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Zeynepwesen</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/zeynepwesen</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; Zeynepwesen</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>&#45;FAKAT&#45;</title>
<link>https://edebiyatblog.com/fakat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/fakat</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6152379d137e3.jpg" length="92679" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Sep 2021 04:41:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Fakat unutmak bir &ccedil;ırpıda silmek değil</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir an bile d&uuml;şlememektir seni</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yazmamak bir daha ve okumamak</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Seni susayıp sana a&ccedil; olmamaktır</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Fakat ger&ccedil;ekten bitirmek seni</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Y&uuml;rek denen benden bağımsız uzuvda</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tanrıya şirk koşmak karşı gelmektir</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Işıklı bir yolda g&ouml;zleri kapalı y&uuml;r&uuml;mektir</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">U&ccedil;urumun kenarında bisiklet s&uuml;rmektir</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Seni hi&ccedil; yaşatmamak anılarda</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Fakat ikiy&uuml;zl&uuml;l&uuml;kt&uuml;r inkar etmektir </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yalan s&ouml;ylemektir tabiata, nebatata</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Seni &ouml;zlememek b&uuml;y&uuml;k cesarettir</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&Uuml;t&uuml;lmektir, bile bile lades olmaktır</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Fakat seni ve sendekileri yok saymak</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">D&uuml;nyayı yok saymakla eşdeğerdir...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>dört kelimelik hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dort-kelimelik-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dort-kelimelik-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_61523ddcace41.jpg" length="68187" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 00:56:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>İ&Ccedil;İMDEKİ KIZ &Ccedil;OCUĞU &Uuml;Ş&Uuml;YOR.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SİZLER DE BENİM GİBİ Mİ?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sizler-de-benim-gibi-mi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sizler-de-benim-gibi-mi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_615184b98dd8d.jpg" length="43517" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Sep 2021 11:46:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Benim kadar &uuml;st&uuml;ne vazife edineni yok dağın, taşın, kurdun, kuşun derdini. Bir ben mi duyarım yoksa sizler de duyar mısınız bebeklerin ağlama seslerini? Bir ben mi g&ouml;r&uuml;yorum kardeşler, evlerden birinde kopan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kıyametleri. Sizin de duvarlarınıza yansıyor mu annelerin h&uuml;z&uuml;nleri. Boynu b&uuml;k&uuml;k, nasırlı ellerin hayat gaileleri sizleri de d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;r m&uuml;? Sa&ccedil;larınızda ka&ccedil; tane ak var saydınız mı? Benim yirmid&ouml;rd&uuml;mde yirmi. Bir benim mi y&uuml;reğimin ucunda ucu keskin bir kılı&ccedil; batıp &ccedil;ıkar, yoksa size de olur mu b&ouml;yle bazenleri? Tren d&uuml;d&uuml;kleri &uuml;rk&uuml;t&uuml;r m&uuml; sizleri? Mavi renkli duvarlardan korkar mısınız? Nedir sizin korkularınız? Bir bana mı gelir b&ouml;yle eserekler? Sizin de canınız burnunuzda mı y&uuml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z, sanki arkanızdan atlılar kovalar gibi? Benim gibi tavşan uykusuna mı dalarsınız doğduğunuz g&uuml;nden beri? Yere t&uuml;y inse duyup sı&ccedil;rar mısınız, yoksa &ouml;l&uuml;m uykusu mu sizinkisi? Bir ben mi b&ouml;yle a&ccedil; a&ccedil;ına belki g&uuml;nlerce-gecelerce yememiştir diye<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>birileri, yemem de &uuml;z&uuml;l&uuml;r&uuml;m? Sizleri de kitaplar &ccedil;arpar mı? Beni olduğu gibi sizleri de sarsar mı? Sizlerin de burnunun direkleri sızlar mı? Yutkunamadığınız zamanları ne sıklıkla? Sizler de benim gibi &ccedil;ok soru sorar mısınız? Meraklı mısınız yoksa umursamaz mı? Kafayı yemeye yatkın mısınız yoksa bir dahi kadar akıllı mı? Ben soyumu sopumu red ettim. Ya sizler?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>Sizler bir aristokrat kadar se&ccedil;kin misiniz? Ruhunuz b&uuml;y&uuml;k m&uuml;d&uuml;r, yoksa k&uuml;&ccedil;&uuml;k m&uuml;? Benim ruhum sığmaz bazen kafesime dar gelir. Sizlerin de g&ouml;ğs&uuml; daralır mı? Gitmenin zorluğunu bilir misiniz, yoksa sizler kalmanın kolaylığını mı seversiniz? Geceleri karabasanlarla g&uuml;nd&uuml;zleri alkarılarıyla uğraştığınız olur mu? Sizler ne kadar savaşırsınız tutkularınızla? B&ouml;yle sorular sorup da hi&ccedil; cevabını alamadığınız olur mu?</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DUYULMAMIŞ BİR HİKAYE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/duyulmamis-bir-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/duyulmamis-bir-hikaye</guid>
<description><![CDATA[ Nicedir elime almadım şu sazı &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6150e905584d1.jpg" length="44172" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Sep 2021 00:45:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Nicedir elime almadım şu sazı. Ne menem ne nank&ouml;r bir alettir bu. Hacı Bey pek ısrarlıydı bu gece, -&Ccedil;al be evlatlık, &ccedil;al da g&ouml;nl&uuml;m&uuml;z&uuml; titret- dediydi. Bana kalsa sandıktan hi&ccedil; &ccedil;ıkarmazdım. Ne &ouml;r&uuml;mcek ağı kaplamış tellere ne de rutubetlenmiş g&ouml;vdesine dokunmazdım. Hacı Bey ne zaman rakının &uuml;st&uuml;ne lik&ouml;r i&ccedil;se, ya hastanelik ya da eğlencelik oluyor. Komaya da girdiği yok, hastane bah&ccedil;esine girer girmez ayılıyor. Mehmet Ağa, Tığ Cemil hepimiz bıktık bu moruktan. &Ouml;lse de &uuml;&ccedil; beş birşeyini aramızda b&ouml;l&uuml;şsek diye bekliyoruz. Ne &ouml;leceği var bunun, ne de delireceği. D&ouml;rt Kadın eskitti g&ouml;z&uuml; hala beşincide. Allah bunun gibilerin u&ccedil;kuruna ateş d&uuml;ş&uuml;rmedik&ccedil;e, daha &ccedil;ok ana kuzuları otuzuna gelmeden terelellenecek. &Ccedil;ok kahrını &ccedil;ektim Hacı&rsquo;nın. Onbeş yaşımdan beridir, aha oldu d&uuml;n sabah yaşım kırk, halen daha &ccedil;ekmekteyim. Ne baba vardı ne ana ne de bir hısım akraba. Muhtar beni bunun yanına ayak işleri i&ccedil;in verdiğinde, doğru d&uuml;r&uuml;st T&uuml;rk&ccedil;e bile konuşamazdım. İlk zamanları Hacı Bey beni zorla mektebe yazdırdı. Yok dedim kafam almaz benim okumam. Oradan aldı tarlaya, yok dedim &ccedil;apa bilmem ekin s&uuml;rmem. -Ulan k&ouml;poğlu Rum ne yapacaksın ne bilirsin dedi. -Na şurda bir adam var ahraz, elinde saz, beni ona ver de saz &ouml;ğreneyim dedim. Ahrazın yanında saz &ouml;ğrendim, s&ouml;z &ouml;ğrendim, usul erkan &ouml;ğrendim. Hacı Bey&rsquo;in sazcısı s&ouml;zc&uuml;s&uuml; oldum. Seksenine merdiven dayadı gavad, daha &ouml;lmek nedir bilmiyor. K&ouml;y&uuml;n en yaşlısı bir o, bir de Necip&rsquo;in kahvesinin &ouml;n&uuml;ndeki &ccedil;ınar ağacı kaldı. Karımı &ccedil;ok erken dağlara saldım, &ccedil;ocuğumuz olmadı mevla yazısı. Hacı Bey karıma bir laf etmiş garip Ayşe bozulmuş dağa &ccedil;ıkmış. İndiremedim aşağı ne dil d&ouml;kt&uuml;ysem, zaten o da yanında kalmamı istemedi. O dağda ben aşağıda delirdim. Sazı s&ouml;z&uuml; bırakmıştım nicedir. Hacı Bey pek ısrarlıydı bu gece. &Uuml;st&uuml;me gelme diyemedim, parmaklarım telleri ş&ouml;yle bir yokladı, dilim benden &ouml;nce davrandı iki keklik t&uuml;rk&uuml;s&uuml;n&uuml; s&ouml;ylemeye. Hacı Bey &ouml;lse de kurtulsam. Ayşe&rsquo;mi dağdan indirsem ben Bey olsam, o Hanım. Hacı Bey sabaha &ouml;lse, ben Ayşe&rsquo;yi sırtlanıp getirsem. Hacı Bey ne istedi benim garip Ayşe&rsquo;mden. Bir kar yağsa, hastalansa yatağa d&uuml;şse, atı şahlansa sırtından atsa, kamyon &ccedil;arpsa diye bekledim -beklerim- Hacı bey &ouml;lse de ben Ayşe&rsquo;me gitsem. En son ge&ccedil;en sene g&ouml;rd&uuml;m onu dağdaki kulubede. Y&uuml;z&uuml;me bakmadan konuştu benimle. Al yanakları solmuş g&ouml;rd&uuml;m, sa&ccedil;ları kırlaşmış daha otuzuna değmeden. Hacı Bey neden kıydın Ayşe&rsquo;me diyemedim. Tutamadım iki yakasından, resti &ccedil;ekip de. Ne kalabildim adam akıllı ne de gidebildim Ayşe&rsquo;me. Hacı Bey birg&uuml;n Ayşe&rsquo;den ve benden &ouml;nce &ouml;lse, davul zurna &ccedil;aldırıp &ccedil;ıkarım Kaz Dağına. Benim melek Ayşe&rsquo;m allar giyinse, morlar s&uuml;r&uuml;nse, yeşiller taksa başına. Hacı Bey aman, dil alışkanlığı Hacı gavadı &ouml;lse de bitse bu işkence. -Ben &ouml;lmeden o karın k&ouml;ye inemez dedi. Şeytan diyor kap &ccedil;ifteyi vur alnının &ccedil;atından yat &ouml;mr&uuml;n geri kalanını. Her gece adaklar adıyor mum dikiyorum. Kiliseye ayrı camiye ayrı gidiyorum. Ya İsa, Ya Muhammed kabul edecek beni. Bizi. Ayşe ile ikimizi. Hacı Bey bir &ouml;lse ah bir &ouml;lse! Ne gam kalır bende ne kasavet. G&ouml;nl&uuml;mdeki g&uuml;vercin benden &ouml;nce u&ccedil;ar konar Ayşe&rsquo;ye...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EYLÜLÜN ADI VAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eylulun-adi-var</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eylulun-adi-var</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6150dcc0ebf8e.jpg" length="102755" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Sep 2021 23:49:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Hi&ccedil; durmasın isterdim yağmur</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ve hi&ccedil; dinmesin i&ccedil;imdeki duygular</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">R&uuml;zgar konuşsun bir onun sesini</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İşitmek isterdim yalnızlığımın i&ccedil;inde</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dalgasını denizin, ayın şalkını</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dizelerimde yaşatmak yazmak isterdim</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&Ccedil;oktandır elime almadığım şu kalem</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kağıdın &uuml;zerinde spiraller &ccedil;iziyor</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu kez dilimden değil de d&ouml;k&uuml;len</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sanki i&ccedil;imde bir yerlerden taşıyor</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Uzaklara dalıyorum uzadık&ccedil;a geceler</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Y&uuml;ksek tepelere, kimsesiz dağlara</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&Ouml;ylece dikiliveriyor d&uuml;şmancasına</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Karanlıkta bir ışık arıyor g&ouml;zlerim</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yanıp s&ouml;nen ş&ouml;yle cılız ama ahenkli</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ne şiirin bir tadı ne de &ouml;yk&uuml;n&uuml;n son s&ouml;z&uuml;</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hi&ccedil;bir şey ilgimi kendine &ccedil;ekmiyor</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ekmeğe de ihtiyacım kalmadı suya da</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Artık d&ouml;n&uuml;p bakmıyorum &ccedil;alan ıslıklara</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&Ccedil;ocuklar saksıları devirmiş camları kırmış</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Umrum değil artık hi&ccedil;birini kovmuyorum</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ben bilmediğim bir şehrin t&uuml;rk&uuml;s&uuml;n&uuml; </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bilmediğim bir tonla mırıldanıyorum</span></p>
<p class="p2"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>beyefendi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/beyefendi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/beyefendi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6140a9a245502.jpg" length="95963" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Sep 2021 16:58:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">D&uuml;ş&uuml;rd&uuml;n&uuml;z insanlığınızı beyefendi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kırdınız zavallıyı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bilmeden mi yaptınız</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gururunun tam &uuml;st&uuml;ne bastınız</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sarhoş muydunuz yoksa ayık mı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Allah aşkına ne olur s&ouml;yleyin </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">B&ouml;yle kadınları kırmak </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hem de b&ouml;yle kadınlar </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Neredeyse kalmadı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Siz bunu bilerek mi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yani bile isteye mi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Beyefendi konuşun </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Durun d&ouml;nmeyin arkanızı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kulaklarınızı kapatmayın l&uuml;tfen</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Duyun şu zavallıyı </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Beyefendi size nasıl hitap etmeli</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gecenin şu şer vakti</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Siz tam iki kişi </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gururlu ve de kibirli</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">B&uuml;t&uuml;n bu &ccedil;atal s&ouml;zleri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bilerek mi yani </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Rica ediyorum s&ouml;yleyin</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bizler de bilelim</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sizi adam sanmanın</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bedelini &ouml;deyelim</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p2"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MÂZİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mazi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mazi</guid>
<description><![CDATA[ Nasıl da hiddetli gülüyordu zaman ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_613ba60d09cc9.jpg" length="76584" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Sep 2021 21:40:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">İ&ccedil;li ve eski bir şarkıyı mırıldanırdı </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sarhoş ve kiremit renkli dudakları</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">O b&uuml;y&uuml;k kanadık&ccedil;a kanayan yarama</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Nasıl da hiddetli g&uuml;l&uuml;yordu zaman</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Perdeler son raksını bir bah&ccedil;eye karşı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">R&uuml;zgar mağrur gayet kendinden emin </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Eserken ifa ediyordu nazlı nazlı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kurbağalar yılın hep bu zamanları </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Uyandırırdı engerek yılanlarını</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bek&ccedil;i d&uuml;d&uuml;kleri t&uuml;k&uuml;r&uuml;kle dolardı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yollarda iş&ccedil;ilerin haklı serzenişleri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayakkabılarının altıkağıt koşamıyor birileri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Islaktı elveda mendilleri ve havayı d&ouml;verdi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Usul usul yağmur d&uuml;şerdi g&ouml;zbebeklerinden</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&Ccedil;ıplak g&ouml;ğ&uuml;s kadınların yalınayak sevgileri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hesap kitap bilmez aritmetik g&ouml;zetmezdi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Mahmur h&acirc;l&acirc; sevda i&ccedil;in &ccedil;arpan y&uuml;rekleri</span></p>
<p class="p2"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SONBAHARA İTHAFEN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sonbahara-ithafen</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sonbahara-ithafen</guid>
<description><![CDATA[ Eylül böyle, ekim böyle, böyle kasım ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6139eb390531b.jpg" length="159489" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Sep 2021 14:09:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Nedir bu y&uuml;reğimin feryadı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Eyl&uuml;l b&ouml;yle, ekim b&ouml;yle, b&ouml;yle kasım</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şiir dediğin değil mi yaraya tuz basmalı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ahlar bir ucundan bir ucuna d&uuml;nyanın</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ağır ağır yanan ziyalar gibi ışığın</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ve bir delikten bile daha oyuk</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Başı hatıralarla dolu bir ihtiyarın</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">G&ouml;zyaşları hangi mevsim son bulacak</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Mezarında deve dikeni ısırganlar a&ccedil;acak</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kimdir bu cama vuran g&ouml;r&uuml;nmez el</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ortalığa kim d&ouml;kt&uuml; beyaz s&uuml;rg&uuml;n&uuml;</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Her sonbahar i&ccedil;imde nedensiz filizlenen</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Umuduma ilk kurşunu kim sıktı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Nedir bu yazmak gayretim sancılarımı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kime bırakacağım bu kadar acı kelamı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tan ağırana kadar kime saklayacağım</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ağzımda bir k&uuml;f&uuml;r gibi haksızlıklarımı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kime p&uuml;sk&uuml;rteceğim bir &ccedil;ırpıda ve acımadan</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Eyl&uuml;l b&ouml;yle, ekim b&ouml;yle, b&ouml;yle kasım</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">F&acirc;ni dediğin biraz da gamsız olmalı.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/574</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/574</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6132a9a29f68f.jpg" length="53795" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 04 Sep 2021 02:10:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Bir yasak meyvedir senin g&ouml;zlerin</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hen&uuml;z s&ouml;ylenmedi t&uuml;m s&ouml;zlerim</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yerine koyduğun nicelerden uzakta</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"> İnsanlar da eşyalar gibi cansız </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bilinmezin dehlizlerinde savaşır hep </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">G&uuml;n aşırı sana yinelenir hislerim </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Senin kokun misk gibidir g&uuml;l amber</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tenin g&uuml;neşin bile erişemediği bir yer</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ey sevgili aziz ruhun gayri m&uuml;stesna</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayırdım kır &ccedil;i&ccedil;eklerinin en tazesini </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sana g&ouml;n&uuml;l cennetimde altın bir tahtla</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ne y&uuml;cedir cuma g&uuml;nleri ne bereketli </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yaradan yedi g&uuml;nde yaratırken seni </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kim bilir kendi ruhundan mı &uuml;fledi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ey sevgili diğerleri yoktur hissimde</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir ikindi vakti yem atıyorlar g&uuml;vercinlere</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">S&uuml;leymaniye&rsquo;de şimdi bir hicaz makamı</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Y&acirc;d ellere kanat &ccedil;ırpıyor g&ouml;&ccedil; kuşları</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KARŞI SAHİLLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/karsi-sahiller</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/karsi-sahiller</guid>
<description><![CDATA[ Umutlarda baharın eskimiş bir şarap gibi &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_613226b125db1.jpg" length="37494" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 03 Sep 2021 16:45:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Umutlarda baharın eskimiş bir şarap gibi<br />Tadı kekremsi ve g&uuml;ld&uuml;r&uuml;yor otuz iki dişimi<br />Yavan kalmış bu akşam susan gramofon<br />Metal sesli bir kadın deliyordu d&uuml;n ciğerleri<br />Toplanma kamplarında gizli ayak izleri<br />Sonra gurbet ve sonra yeniden<br />Gurbet bebekleri doğuyor peş peşe<br />&Ouml;n&uuml;m sıra d&uuml;ş&uuml;yor siyah per&ccedil;emlerim&nbsp;<br />Bu akşam rıhtımdan saz sesi gelmiyor<br />Balık&ccedil;ılar elleri boş d&ouml;nm&uuml;ş&nbsp;<br />Bereketsiz kuduruk bir deniz<br />Bu akşam ay bile doğmak istemiyor<br />Mehtap kendini buluta gizlemiş<br />G&ouml;kte asılı duruyor &uuml;&ccedil; yıldız<br />&Uuml;&ccedil;&uuml; de birbirinden huysuz ve tatsız<br />İ&ccedil;im k&ouml;p&uuml;r&uuml;yor bu akşam taşıyor<br />Nasırlı elleriyle bir ihtiyar<br />Sandalının d&uuml;ğ&uuml;mlerini &ccedil;&ouml;z&uuml;yor<br />Bir kadın hı&ccedil;kırıklara boğulmuş&nbsp;<br />Bir adam dilinde bir bı&ccedil;ak&nbsp;<br />Az sonra fena bir kelam ediyor<br />Bir kadın i&ccedil;in i&ccedil;in ağlamaklı<br />Feryadı kasabayı titretiyor&nbsp;<br />G&ouml;&ccedil;ebe g&ouml;nl&uuml;m benden daha kesin<br />Almış başını gitmiş karşı sahillere<br />Karşı sahillerde ateşler yanıyor&nbsp;<br />Etrafında ademoğulları keyifleri yerinde<br />&Ccedil;ığlık &ccedil;ığlığa dans edip sevişiliyor<br />Bir &ccedil;ingene eteğini toplamış remil bakıyor<br />Kararsız &ouml;t&uuml;yor bir baykuş &ccedil;ekingen<br />Belki de onun da i&ccedil;i bu akşamı almıyor</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR DUA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-dua</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-dua</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_61315808786cc.jpg" length="87256" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 03 Sep 2021 02:02:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">K&ouml;t&uuml; babaları &ouml;ld&uuml;r Allah&rsquo;ım</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bilhassa eve sarhoş gelenleri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Lokmaları boğazlarda d&uuml;ğ&uuml;mleyenleri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ekmek yoğurt beklerken anneler</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&Ccedil;ocukların &ccedil;ikolata beklerken saf y&uuml;rekleri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Siyah poşetler i&ccedil;inde şişe getirenleri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&Ouml;ld&uuml;r Allah&rsquo;ım bırakma kemiklerini </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Uykudan uyandırıp d&ouml;venleri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir hi&ccedil; uğruna kalpleri yerle bir edenleri</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">K&ouml;t&uuml; babaları diyorum Allah&rsquo;ım </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">K&ouml;t&uuml; babaları ne olur &ouml;ld&uuml;r Allah&rsquo;ım</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR MİSAL MASALI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-misal-masali</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-misal-masali</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_612fe51769f21.jpg" length="69893" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Sep 2021 16:27:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Hayali bile ne g&uuml;zel</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kim bilir belki yaşasam</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hani ger&ccedil;ek olsa diyorum</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Elimle tutacak kadar </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ş&ouml;yle karşımda dursa</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Canlansa t&uuml;m &ccedil;ıplaklığıyla</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Olur ya hani belki diyorum</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Misal veriyorum, istiyorum</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&Ouml;zellikle geceleri d&uuml;şl&uuml;yorum</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gece bir başka g&uuml;zel</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">G&uuml;nd&uuml;z d&uuml;şleri diyorum</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sarhoş ediyor g&uuml;peg&uuml;nd&uuml;z</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hani mahal versem</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Olacağına imkan verseler</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tamam ulan diyeceğim</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tamam bedeli neyse</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bedeli yokmuş gibi geliyor</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir varmış da hi&ccedil; yokmuş</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hi&ccedil; masalı olmuş gibi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hadi ulan diyorum şimdi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu kez tamam işte</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">D&uuml;ş&uuml;yorum g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Uyanıyorum ger&ccedil;eklere </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>RÜYA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruya</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruya</guid>
<description><![CDATA[ Uzun ve ince parmaklarını yüzümde gezdirdiğini hayal ettim &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_612ff49bb6376.jpg" length="54374" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Sep 2021 00:46:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Keskin siyah g&ouml;zlerini bir s&uuml;re g&ouml;zlerime dikti. Bakışlarındaki yakıcıklık derinlerimde bir yerde bir titreşime sebep olmuştu. Kendinden emin ve ne istediğini bilen bir h&acirc;li vardı. Bu eminlik beni hem &uuml;rk&uuml;t&uuml;yor hem de zevklendiriyordu. Uzun ve ince parmaklarını y&uuml;z&uuml;mde gezdirdiğini hayal ettim. İrkildim. İri g&ouml;vdesiyle yavaş&ccedil;a yanıma yaklaştı. G&ouml;zlerimiz birbirine kitlendi. Nefes alışverişlerim hızlanıp yavaşlıyordu. Yaktığım t&uuml;ts&uuml; işlevini g&ouml;r&uuml;yor, sandal ağacıyla dolu isin, beni olduğu kadar onu da etkilediğini biliyordum. Fonda &ccedil;alan m&uuml;ziğin ritmine uygun hareket ediyor, sanki tek bir notasını ka&ccedil;ırırsak y&uuml;zyıllık bir b&uuml;y&uuml;y&uuml; bozacakmış gibi hissediyorduk. İyice yanaştı. Artık dip dibeydik. İkimizde birbirimizden bir hamle bekliyorduk. Durduk. Savaşı &ouml;nce kimin başlatacağına karar vermemiz gerekiyordu. Oda da yaktığım mumun cılız alevi onun suretini daha b&uuml;y&uuml;k g&ouml;steriyor, beni gittik&ccedil;e korkutan bir dalgalanmaya itiyordu. Bir şekilde onu alt etmeli ve geldiği yere geri g&ouml;ndermeliydim. Saniyelik bir refleksle yerden aldığım terliği kanepenin başında duran b&ouml;ceğe yapıştırdım. Sarı bir dışkı g&uuml;zelim kanepenin başlığına bulaştı. Terliğin tersiyle iri bedenini aşağıya doğru ittim. Bir s&uuml;re kendime gelemedim. Leşine bakmaya cesaretim yoktu. T&uuml;ts&uuml; dumanını duyumsadım. G&ouml;z kapaklarım ambiansa yenik d&uuml;ş&uuml;p kapandı. Kendimi uykunun kollarına bıraktım. Bir r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;m. Bir b&ouml;ceğe şehvet dolu yaklaşıp terlikle canını almıştım. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DÜNDEN MEYİLLİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dunden-meyilli</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dunden-meyilli</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_612e4d99ee501.jpg" length="106298" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Aug 2021 18:42:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İşler bizim i&ccedil;in yolunda değil</p>
<p>&Ouml;teki tarafa meyilliyiz</p>
<p>İntihar bir g&uuml;nah değil</p>
<p>İstediğimiz kadar &ouml;lebiliriz</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NEDAMET</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nedamet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nedamet</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6138f5b2c6ea1.jpg" length="25050" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Aug 2021 18:33:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x_612e4b9775ab7.jpg" alt="" /></p>
<p>Pişmanlık;&nbsp;</p>
<p>Bu pek de iyi bir kelime değil</p>
<p>Pişmanım;</p>
<p>Bu k&ouml;t&uuml;n&uuml;n de k&ouml;t&uuml;s&uuml;</p>
<p>Pişman değilim;</p>
<p>İşte bu en fiyakalı yalanım</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KENTLERİN BİRİNDE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kentlerin-birinde</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kentlerin-birinde</guid>
<description><![CDATA[ Umutları yok edilen çocukların hüznüyle ağlıyor bulutlar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_612e499d23aaa.jpg" length="75297" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Aug 2021 18:24:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Birbirine benzemez acılar yaşanıyor</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kentlerin her yerinde</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu inanılmaz sessiz g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ler</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Toptan yok olma d&uuml;ş&uuml;ncesiyle</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Uyandırıyor g&uuml;neşi</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">D&uuml;ped&uuml;z hayal kırıklıklarının g&ouml;lgesi d&uuml;ş&uuml;yor</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Her metrekareye</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Umutları yok edilen &ccedil;ocukların h&uuml;zn&uuml;yle</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ağlıyor bulutlar</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kalp yolları kirli insancıklar </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">H&acirc;l&acirc; nefes alıyorlar</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kentlerin her birinde</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KATİLİNE TUTKUN BİR MAKTUL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/katiline-tutkun-bir-maktul</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/katiline-tutkun-bir-maktul</guid>
<description><![CDATA[ Çok kez öldürülmenin bedeli, adam akıllı bir kez öldürmektir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_612ad960c272f.jpg" length="37659" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 03:51:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Ben bir katilim. Bir saat &ouml;nce birini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m. Kimseler duymadı. Sığamadı i&ccedil;ime yazmak istedim. Eli kanlı kalem tutan bir katil kulağa komik geliyor olmalı. Ben bir saatten fazladır duymuyorum. İlla ki hak vereceksiniz cinayetime. Tarafından defalarca &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m birinin işini bir dakikada bitirdim. &Ccedil;ok kez &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmenin bedeli, adam akıllı bir kez &ouml;ld&uuml;rmektir. İşte i&ccedil;imdeki adamı bu gece bir nefeste bı&ccedil;ak gibi kesip attım. Eskimiş, nasır tutmuş anılara bir ateş &ccedil;akıp yaktım. Hem de bana hediye ettiği &ccedil;akmakla yaptım bunu. Sigarayı an itibari ile bıraktım. Aynada y&uuml;z&uuml;me baktım. &Ccedil;izgilerim gitmiş, y&uuml;z&uuml;m parlamıştı. Sanki g&ouml;ğs&uuml;mde y&uuml;z tane kalbim varmış da y&uuml;z&uuml; birden atıyormuş gibi canlandım. Ben bir katilim, katilimi &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m. Bitti bu kadar işte. Maziyi ateşe verdim. Katilimi topyek&uuml;n &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m. Şimdi nerededir bilmiyorum. Artık onu d&uuml;ş&uuml;nmek de istemiyorum. Bu gece onu i&ccedil;imdeki mezarlığa g&ouml;md&uuml;m. &Ouml;l&uuml;ler dirilemez sandım. Anısı olan bir şarkıya sigara yaktım. Bırakmıştım, s&ouml;z vermiştim, i&ccedil;meyecektim ama ne yapayım, kırdım kirişi. &Ouml;l&uuml;ler konuşamaz sandım. Karşımda konuşuyor h&acirc;l&acirc;. Pişkin g&uuml;l&uuml;msemelerinden birini fırtlatıyor. Işıkları kaparsam g&ouml;remem sandım. Karanlığın i&ccedil;indeki hayaleti g&ouml;zbebeklerimi yakıyor. Uyursam ge&ccedil;er sandım. Uykuya daldım. R&uuml;yamda bir sahil. Uzanmışız ikimiz, kumlar doluyor sa&ccedil;larımıza, bir yerlerden o şarkı &ccedil;alıyor yine, sen bana ge&ccedil; kaldın ben sana erken diyor tok sesli bir adam. İkimizde g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakıyoruz, lacivert bir kasım gecesine yıldızlar eşlik ediyor. Soğuk ve &uuml;ş&uuml;yoruz. Uyandım. Ne soğuk ne de aylardan kasım. Sıcak bir haziran gecesinde yorgana sarındım. O şarkıyı duymamak i&ccedil;in kulaklarımı kapadım. Zihnimde bir yerlerde boğuk sesiyle eşlik ediyor şarkıya. Dayanamadım bı&ccedil;ağı tam kalbime sapladım. Meğer bir kalbim varmış da ben y&uuml;z tane sanmışım. Onu &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m sanmıştım, yine kendime kıymışım. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HATALI PAPATYALAR MEZARLIĞI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hatali-papatyalar-mezarligi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hatali-papatyalar-mezarligi</guid>
<description><![CDATA[ Papatyalar için saflığı temsil eder derler. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_612ac87049b93.jpg" length="98287" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 02:39:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">&ldquo;Beni aldatmasının &uuml;st&uuml;nden 17 g&uuml;n, onu affetmemin &uuml;zerinden yarım saat ge&ccedil;ti. Telefonda sesinin titrediğini, ağlayarak bana yalvardığını duyunca dayanamadım. Sen olsan n&rsquo;apardın be kızım? Seviyorum da iblisi. Ne yapayım? Aynur Abla haklı armudun sapı, &uuml;z&uuml;m&uuml;n &ccedil;&ouml;p&uuml; diye diye ortalıkda kimseyi bırakmadım. Hem devir k&ouml;t&uuml; devir anacım. Adam gibi seven buldun mu bırakmayacaksın. Tarık beni aldatmışsa ne olmuş? Erkek adam canım, bir kerelik ka&ccedil;amak yapmak istemiş. Ne var bunda allasen? İşinde g&uuml;c&uuml;nde, namuslu, aile yapılarımız benziyor, &uuml;stelik nişanlıyız, hem elalem ne der? Ge&ccedil;en hafta hastaneye kaldırmışlar </span><span class="s1">-beni ısrarla aradığı benim de telefonu kapadığım g&uuml;n- intihar etmiş bir kutu aspirin yutmuş. Zor yetiştirmişler. Bereket versin yıkamışlar midesini. Aynur abla arayıp s&ouml;ylemese haberim yok. Ben de az zalim değilim &ccedil;ocuğu perperişan ettim. 17 g&uuml;n be dile kolay. Yapmadığı kalmadı affetmem i&ccedil;in. Ama bu intihar olayı da beni sevdiğinin kesin kanıtı işte. Ayrılıp el sevindireceğimize ailelerimizi sevindirelim dedik. Bu akşam &uuml;st&uuml; beni almaya gelecek gelinlik bakacağız beraber. Valla i&ccedil;im i&ccedil;ime sığmıyor. Sonunda evleniyoruz. 7 sene be, 7 senemi vermişim ben bu adama. Bunca sene &ccedil;&ouml;p m&uuml; olsun bir &ccedil;ırpıda. Elin ne id&uuml;ğ&uuml; belirsiz aşiftesi y&uuml;z&uuml;nden. Hem annemden g&ouml;rd&uuml;m ben o da affetmişti babamı. Sonra sırasıyla teyzem, ablalarım, komşularımız. Ne yapalım bize de bu bi&ccedil;ilmiş. Aldatılmak her kadının alnına yazılıymış. &Ouml;ğrendiğin zaman g&ouml;nl&uuml;n&uuml; alana kadar suratını d&uuml;ş&uuml;r&uuml;p k&uuml;seceksin. Burnunu s&uuml;rteceksin, yeminler ettireceksin kitap hakkı i&ccedil;in. Bir şekilde pişman oluyorlar. Hem sonra bu kadar insan yanılıyor olamaz. Ya nikahda olan keramete ne demeli? Evimiz bile d&uuml;z&uuml;ld&uuml;. Şunun şurasında nikah tarihine ne kaldı? </span><span class="s1">3 ay sonra ben de evliler kervanına katılıyorum. Neyse işte hazırlandım, aradım. İşi &ccedil;ıkmış -n&rsquo;apsın be kuzum &ccedil;alışıyor d&uuml;ğ&uuml;n i&ccedil;in- yarın akşama erteledi. Telafisi i&ccedil;in de &ccedil;i&ccedil;ek g&ouml;ndermiş bana. En sevdiğim &ccedil;i&ccedil;ek papatyalar, bak nasıl da biliyor, ne zaman g&ouml;nl&uuml;m&uuml; kırsa papatya g&ouml;nderir. Papatyalar i&ccedil;in saflığı temsil eder derler.&rdquo; Kucağındaki papatyaları y&uuml;z&uuml;ne g&ouml;t&uuml;r&uuml;p burnuna dayadı, sanki nişanlısıymış gibi &ouml;pt&uuml; kokladı. Burcu burcu papatya kokusu sarmıştı odayı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yutkundum. Duyduklarımı kulağım &ccedil;ok net işitti. Midem almadı hi&ccedil;bir detayı. Bir bulantı hissettim her şeye karşı. Onun zihnindeki tabuları ve sa&ccedil;ma sapan kalıpları yıkmak, boğazımı tahriş etmekten farksız olsa da, bir dost olarak onu kendine getirmem gerekiyordu. Yaptım. Beceremediğim aşk ilişkilerimle akıl vermemi ge&ccedil;miş, bu zamana kadar kim bana papatya alacak kadar &ccedil;ok sevmiş? Şu erkek d&uuml;şmanı olan şey neymiş ona g&ouml;re &ldquo;feminik&rdquo;? Heh ondan ilan edildim. Yetmedi. Onu kıskanmakla su&ccedil;landım. Zaman hızlı ge&ccedil;iyor nikah tarihi geldi &ccedil;attı bir daha konuşayım dedim. M&uuml;stakbel kocası benimle g&ouml;r&uuml;şmesini yasakladı. Evlenmişler. &Uuml;remişler de. Peşpeşe iki &ccedil;ocukları olmuş. Eşi işi bırakmış evdeymiş. Bana haber g&ouml;ndermiş ortak bir tanıdıktan kocası biraz hastaymış ama kendi ne iş olsa yaparmış...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AHD</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ahd</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ahd</guid>
<description><![CDATA[ Ben bu muazzam sevdayı yaptım.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6128a2eb72a27.jpg" length="52699" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Aug 2021 22:44:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords>dua, aşk, sevgi, ruh, ölüm, kavuşmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dualar;&nbsp;<br />Ve şiddetli duygu yağmuru,<br />Sevgi bağının barajını kopardı&nbsp;<br />U&ccedil;tu;&nbsp;<br />Ve istikrarlı kalamadı.<br />Ben bu muazzam sevdayı yaptım,<br />Ateşlediğin yalnızlığımın karanlığını dile getirme,<br />G&ouml;zlerindeki volkanı i&ccedil;ime akıtma,&nbsp;<br />Bug&uuml;n hayat bizi ayırdı<br />Yarın &ouml;l&uuml;m bizi birleştirecek.<br />Ruhumuz bedenimizi kaplayacak,<br />Biz;<br />Son nefeslerimizi bir u&ccedil;urumdan aşağı vereceğiz<br />Ve kalacak hayallerimiz<br />D&uuml;şerken;&nbsp;<br />Kıyamadığımız bedenlerimizin aksine,<br />Bir &ccedil;alıya tutunacak.<br />Y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z sokaklar yine coşacak<br />Kimse bilmeyecek bu şehirde<br />İki insan aynı yerde<br />Aynı sonsuzluğa gidecek,<br />Şiirler yazılıp, t&uuml;rk&uuml;ler s&ouml;ylenecek<br />Bir yıldız daha kararıp, kendini geceye teslim edecek.<br />Biz, seninle şehrin en tepesinde, &nbsp;<br />Alınlarımız birbirine değerken,<br />Aramızdan kılı&ccedil; bile ge&ccedil;meyecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİKES</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bikes</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bikes</guid>
<description><![CDATA[ Sokağın başı ıssız aynı benim gibi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_61257d00f1ccb.jpg" length="20313" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 Aug 2021 02:13:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Akşam vakti sokak lambaları yandığında i&ccedil;imde bir yerlerde uyanan sokak k&ouml;peği kendine sığınacak bir yer aradı. M&uuml;ezzin perşembe selasını bu kez belki de hi&ccedil; bir zaman ger&ccedil;ekleşmeyecek hayallerime okuyordu. Caminin &ouml;n&uuml;nde durdum. Selayı kulağıma &ccedil;ektim, kalbim sıkıştı, i&ccedil;eri girip yaradanın huzuruna &ccedil;ıkmak beni b&ouml;ylesi bir &ccedil;aresizliğe neden ittiğini sormak, isyan etmek istedim. Kendimi bildim bileli yaradan ile aramda farklı bir bağ kurdum. Kuvvetli ve k&ouml;r&uuml; k&ouml;r&uuml;ne inan&ccedil;larım her seferinde değişse de i&ccedil;imde bir yerlerde yaradana olan inancım hi&ccedil; değişmedi. Durdum ve d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m, bir yanda d&uuml;nyevi isteklerim, diğer yanda uhrevi d&uuml;ş&uuml;ncelerimle, annemin hastalığından sonra bu camiye ilk girişimdi. Giriş kapısı b&uuml;t&uuml;n heybeti ile bana meydan okuyordu. Bor&ccedil; har&ccedil; i&ccedil;inde okuduğum yıllarımı, annemin beni okutmak i&ccedil;in pazarlarda sattığı yer elmalarının tadını bile unutmuştum. Caminin hemen karşısındaki mezarlığa gitmek, orada başı boş, &uuml;st&uuml;nde ot bitmemiş, su d&ouml;k&uuml;lmemiş bir musalla taşı bulup saatlerce h&uuml;ng&uuml;r h&uuml;ng&uuml;r ağlamak istedim. Toprağa karışmış kemiklere d&ouml;n&uuml;p işte buradayım ey &ouml;l&uuml;ler benim sizden bir farkım yoktur belki de ben sizlerden zilyon kere daha &ouml;l&uuml;y&uuml;m demek istedim. Yapamadım. &Ouml;lenle &ouml;l&uuml;nmezmiş. G&uuml;c&uuml;ne gidermiş yaradanın. Evin yolunu tuttum. Sokağın başı ıssız aynı benim gibi, sanki o da d&uuml;n kaybetti annesini. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANLADIM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anladim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anladim</guid>
<description><![CDATA[ Bana yeten bir kağıt ve kalemden fazlası değilmiş, yeni yeni ayıyorum. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6125726880418.jpg" length="62128" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 Aug 2021 01:31:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">D&uuml;ş&uuml;p yere dizlerimi par&ccedil;alamam ayağıma takılan taşların su&ccedil;u değilmiş. &Ouml;ylesine &ouml;n&uuml;me bakmadan y&uuml;r&uuml;yordum ki g&ouml;zlerim onları da yolun bir par&ccedil;ası sanmış. Yapamadığım, başaramadığım, kendimde hata g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m her duygumu, eksikliğimi f&acirc;niliğime veriyorum. &Ouml;yle ya m&uuml;kemmel olabilmem i&ccedil;in &ouml;l&uuml;ms&uuml;z olmam gerekmez mi? &Ccedil;ocuk&ccedil;a peşinden koştuğum, koşarken de hayatın sivri u&ccedil;larına &ccedil;arptığım, benim olmayan yollarda aslında yolun sonunda yalnızca kendimle nefes nefese kalmışım. Meğer ne heveslerim varmış olduktan sonra fırlatıp bir k&ouml;şeye attığım. Nasıl acele ediyordum, nasıl telaşlıydım d&ouml;rt mevsim. Ruhum sinyal veriyor beni &ccedil;oğu kez uyandırmaya &ccedil;alışıyordu da kan ter i&ccedil;inde kalsam da bana mısın demiyordum. Ne kadar uzaklaşmışım kendimden, &uuml;stelik maddeleşmişim şimdi anlıyorum. Bana yeten bir kağıt ve kalemden fazlası değilmiş, yeni yeni ayıyorum. Meğer ne &ccedil;ok ger&ccedil;eği reddetmiş de bir yalana sıkı sıkı tutunmuşum. Nafile koşmuşum r&uuml;zgara doğru, b&uuml;t&uuml;n fizik kurallarını hi&ccedil;e sayıp. Şimdi şişemde kalan m&uuml;rekkebimi ruhumun kalemine daldırıp geri kalan &ouml;mr&uuml;m&uuml;n hikayesini yazmakta ve limanda yeni hayallere yelken a&ccedil;maktayım. Kurumuş pencere &ouml;n&uuml; &ccedil;i&ccedil;eklerimi toplayıp bahar temizliği yaptım bug&uuml;n. Kendime bir s&ouml;z verdim, artık parmak u&ccedil;larımda &uuml;rkek y&uuml;r&uuml;meyeceğim, topuklarımı sağlam vuracağım zemine. Beni korkutan, ellerime kollarıma bağlanan d&uuml;ğ&uuml;mleri &ccedil;&ouml;zeceğim, &ccedil;&ouml;zemediğim yerde makasla keseceğim bu ipleri. Savaştığım b&uuml;t&uuml;n cephelere beyaz bayraklar koydum. Hırsın, kibrin, &ouml;fkenin silahları patlamayacak artık zihnimde. G&ouml;kten bir mucize inmesini beklerken b&uuml;t&uuml;n vaktimi &ccedil;ar&ccedil;ur ettiğim pencere &ouml;n&uuml;ne yeni &ccedil;i&ccedil;ekler ekip, yeni kokular duyacağım i&ccedil; evimde. H&uuml;zn&uuml;n rutubetli kokusu, leylaklara, yaseminlere, zambaklara devredecek yerini. &Ccedil;oğu zaman i&ccedil;imde belirsizleşen neşe kesinlik kazanacak ve bir mabet yapacağım i&ccedil;ime, ruhum aldığı yaraların etkisiyle iş&ccedil;i arılar gibi &ouml;recek mabedimin duvarlarını. Burada b&uuml;y&uuml;y&uuml;p besleneneceğim, burada sevgi yaşatıp, burada k&ouml;kleneceğim. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞEHİRLER ARASI SENSİZLİK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sehirler-arasi-sensizlik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sehirler-arasi-sensizlik</guid>
<description><![CDATA[ Belki de bildiğin bir yerden geçtim demin. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_61255bbc38460.jpg" length="34763" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 23:52:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><em><span class="s1">G&uuml;neşi doğurduk yel değirmenlerine karşı,</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Dumanlı yeşil, dağlar sarı sıcak,</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Erkenden inmiş kadınlar tarlalara,</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Bur&ccedil;aklara, ekinlere, t&uuml;t&uuml;nlere, &ccedil;apa.</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Yol uzun bir yılan gibi, d&uuml;z ama taraklı,</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Bir &ccedil;oban sırtında kepeneği, &ouml;n&uuml;nde s&uuml;r&uuml;</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Otob&uuml;s camına &ccedil;arpmasın diye her biri,</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Burada selviler, burada &ccedil;ınarlar, s&ouml;ğ&uuml;tler,</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Hava mavi &uuml;st&uuml;m&uuml;ze serilmiş bir t&uuml;l gibi,</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Demin bir &ccedil;ocuk uyandı hınzır ağlıyor, </span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Annesi sussun diye birazcık paylıyor </span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Yolculuk işte b&ouml;yle su gibi akıp gidiyor</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Şehirler arası bir otob&uuml;sten yazmaktayım</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Belki de bildiğin bir yerden ge&ccedil;tim demin</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">G&ouml;vdenden kilometrelerce uzakta </span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1">Fakat ruhunla yan(a)yanayım...</span></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BEN VE SEN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ben-ve-sen</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ben-ve-sen</guid>
<description><![CDATA[ Bir türlü beceremediğim aşk şiiri gibisin. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6125291bde887.jpg" length="73028" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 20:19:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben;</p>
<p>Umutsuzluk molek&uuml;llerinin i&ccedil;indeyim,</p>
<p>Boşluğun &ccedil;arkında d&ouml;nmekte,&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;armıha gerilmiş hayallerim,</p>
<p>Ve sevin&ccedil;leri bir bir yitirmiş gibi,</p>
<p>G&uuml;nlere h&uuml;z&uuml;n taşır gibiyim.</p>
<p>Sen;</p>
<p>Yağmurla gelen toprak kokusu,</p>
<p>Uyanmaya korktuğum tatlı bir d&uuml;ş,</p>
<p>Kaybettiğim neşemi yeniden bulmuş gibi,</p>
<p>Bir t&uuml;rl&uuml; beceremediğim aşk şiiri gibisin.</p>
<p></p>
<p>Ben;&nbsp;</p>
<p>Durduk yerde yağan yaz yağmuru,</p>
<p>Sen;&nbsp;</p>
<p>Yağmurun ardından &ccedil;ıkan g&ouml;kkuşağı gibisin.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BEDBİN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bedbin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bedbin</guid>
<description><![CDATA[ Gökten düşen üç elma da muhtemelen hakkım değildir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_61251ea243d24.jpg" length="142856" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 19:33:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords>hüzün, gülüş, düşünce, korku, elma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ok yıllık h&uuml;z&uuml;nlerim var,</p>
<p>Ayağımı bastığım her yerde kalan,</p>
<p>&Ccedil;ok i&ccedil;ten g&uuml;l&uuml;şlerim,</p>
<p>&Ccedil;ok acı g&uuml;nlerim,</p>
<p>&Ccedil;ok umursamaz aşklarım,</p>
<p>&Ccedil;ok derin d&uuml;ş&uuml;ncelerim var.</p>
<p>Yazdıklarım var,</p>
<p>Bir de yazmaktan&nbsp;</p>
<p>Korkar olduklarım.</p>
<p>G&ouml;kten d&uuml;şen &uuml;&ccedil; elma da hakkım değildir,</p>
<p>İşte bu karamsarlığımın soyut &ouml;rneğidir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dar Zamana Kısa Şiir</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dar-zamana-kisa-siir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dar-zamana-kisa-siir</guid>
<description><![CDATA[ Benden hızlı yaşlanıyor anılarım. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_61251c858dad2.jpg" length="132443" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 19:24:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords>Zaman, anı, ölüm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&Ouml;n&uuml;ne katıp o kadar hızlı itiyor ki beni sırtımdan zaman;</p>
<p>Benden hızlı yaşlanıyor anılarım,&nbsp;</p>
<p>Fakat onlardan &ccedil;ok daha &ouml;nce &ouml;leceğim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜZ ÇİÇEĞİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/guz-cicegi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/guz-cicegi</guid>
<description><![CDATA[ Günaydın kasımpatı, / Ya da krizantem, / Sen her nasıl istersen. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_61251b1a1e939.jpg" length="67055" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 19:16:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords>Kasımpatı, krizantem, güz, sonbahar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Sonbaharın gediklisi kasımpatıları uyanmış,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ne &ccedil;irkin ne g&uuml;zeller, bakmasını bilene.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sarı &ccedil;eperlerinden polenler karışıyor havaya,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ah bir dilleri olsa, kim bilir</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ne s&ouml;z b&uuml;y&uuml;c&uuml;l&uuml;ğ&uuml; yaparlardı,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gelip ge&ccedil;enleri d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rmeye.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Akşamdan kalma bir adamı uyandırmışlar,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bakmadan g&ouml;z&uuml;n&uuml;n yaşına, </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şirinlik hali yok acıkmış bir bebeğin,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hı&ccedil;kırıkları iki mahalle &ouml;teden duyuluyor,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Postacılar bisikletleri s&uuml;r&uuml;yor, </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Zincirleme bekleyişlere,</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">G&uuml;neş &ccedil;ekimseri oynuyor bug&uuml;n,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kediler her zamanki sırnaşıklığında,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir &ccedil;ift bacak arıyorlar oynaşmak i&ccedil;in,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Okul &ccedil;ağında olan iki &ccedil;ocuk, </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kendilerinden metrelerce b&uuml;y&uuml;k kepengi,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kaldırıyorlar karın tokluğuna.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">G&uuml;naydın kasımpatı, </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ya da krizantem, </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sen her nasıl istersen.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜLİSTAN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gulistan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gulistan</guid>
<description><![CDATA[ Gülistan, bir gül bahçesi, bülbüller şakıyor sesinde. Dilinde çok eski bir türkü annesinin hayaliyle düette… ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611e859c5e5f1.jpg" length="79492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Aug 2021 15:04:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yemyeşil ovaların, mor dağların, &ccedil;ağlayan şelalelerin arasında bir k&ouml;y. İ&ccedil;inde bir &ccedil;i&ccedil;ek. G&uuml;listan, ak bir g&uuml;vercin. Hep &uuml;rkek. G&ouml;ğs&uuml;nde &uuml;&ccedil; tane beni var en koyusundan. Bir bakan bir daha bakıyor, nazara uğruyor &ccedil;oğu zaman.&nbsp; Alaca k&ouml;yden g&ouml;r&uuml;c&uuml;s&uuml; geliyor, beybabası Nuh&rsquo;a peygamber demiyor. Ne kahveci &ccedil;izo&rsquo;nun tembel oğlu Mustafa&rsquo;ya, ne de bakkal &ccedil;ırağı topal Musa&rsquo;ya vermiyor. G&uuml;listan susuyor.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&uuml;listan, kızlar arasında bir g&uuml;l bah&ccedil;esi. S&uuml;t beyazı teni ay&rsquo;ı kıskandırır. G&ouml;zleri yayla şenliği. Sırma sa&ccedil;larına geceleri yıldızlar d&uuml;ş&uuml;yor. Beş sene &ouml;ncesinden beridir istenmekte. Yaşı yetmiyor resmiyete ama k&ouml;y yerinde o yaşa kız kalmaz. Bir kusuru yok. Sağır olur k&ouml;t&uuml; s&ouml;ze. L&acirc;l olur k&uuml;f&uuml;re hakarete, dilinin bağı var. Adam akıllı konuşamaz G&uuml;listan. Sa&ccedil;ı uzun aklı kısaymış, bu y&uuml;zden kararları ağabeyi ile beybabası veriyor. Ağabeyi G&uuml;listan&rsquo;ı bekletiyor. Ş&ouml;yle zengin bir talibi &ccedil;ıksa, daha o dakika koynuna sokacak. Ağalara, beylere l&acirc;yık G&uuml;listan. K&ouml;y&uuml;n dilinde g&uuml;zelliği, k&ouml;yden kasabaya inenlerin y&uuml;reğinde. Anlatıp duruyorlar sağa sola. G&uuml;listan h&acirc;l&acirc; evlenemedi. Okutmadılar, okutsalar muallime diyecekler destur &ccedil;ekeceklerdi. İstemedi beybabası, ağabeyi. Kahrından &ouml;ld&uuml; &ccedil;akır g&ouml;zl&uuml; anası. Susuyor i&ccedil;in i&ccedil;in ağlıyor G&uuml;listan.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Uuml;veyana getirdiler başına. Mavi yaşmak taktılar serine. G&uuml;listan, Dicle&rsquo;den daha derin. Fırat&rsquo;tan daha uzun &ccedil;oktandır i&ccedil;inde tuttukları. Geceleri ay penceresine vuruyor, pencerenin &ouml;n&uuml; sevdalısının cigara dumanı. Kokusunu alıyor G&uuml;listan. Sarı t&uuml;yleri ayağa kalkıyor. İ&ccedil;i &uuml;rperiyor birden. Adıyaman t&uuml;t&uuml;n&uuml; &ccedil;ok ağır kokuyor. G&ouml;ğ&uuml;sleri entarisine dar gelmekte, eteği ıslandı ha ıslanacak. Sevmek sevişmek istiyor. K&ouml;r olası ağabeyinin derdi ne de vermiyor Musa&rsquo;ya. Topal diyor. Topalsa topal ne yapmalı. Bir ayağı diğer ayağından daha kısaysa su&ccedil; onda mı? Mevla g&ouml;relim neyler, neylerse g&uuml;zel eyler diyor Yunus Emre. Daha s&ouml;z s&ouml;ylenir mi Yunus&rsquo;un s&ouml;z&uuml; &uuml;st&uuml;ne. Kiraz ağacının g&ouml;vdesi uzamış. R&uuml;zgar kam&ccedil;ısını vuruyor ağacın kollarına, kollar dayanıyor G&uuml;listan&rsquo;ın camına. Bu gelen sevdalısının ayak sesleri. Biliyor G&uuml;listan. Pencereyi a&ccedil;ıyor. &Ouml;nce keskin bir Adıyaman t&uuml;t&uuml;n&uuml; sonra da sevdalısının lavanta kokan teni odaya siniyor. Lavanta ve t&uuml;t&uuml;n kokusu genzine yapışıyor G&uuml;listan&rsquo;ın. İ&ccedil;i gıdıklanıyor. &Uuml;st&uuml;nde bir karabasan. B&uuml;t&uuml;n v&uuml;cudu titriyor. Soğuk bir el bacaklarında geziniyor. G&uuml;listan&rsquo;ın ismi sıcak bir nefesle &ccedil;ıkıyor topal Musa&rsquo;nın ağzından. Ne g&ouml;ren var, ne duyan. G&uuml;listan 3 seneden beridir Musa&rsquo;ya y&acirc;r olmakta. Musa yalancının, kumarbazın teki. G&ouml;renler olmuş, kasabaya inince soluğu, bacası t&uuml;ten &ccedil;ok sıcak bir evde alıyormuş. &Ccedil;eşme başında kızlar konuşuyorlar, G&uuml;listan hepsini mıh gibi kazıyor aklına. Hesabını soracak bir bir. İşte tam sırası diyor aklı, sor hadi kimmiş o dul kadın. Sor hadi G&uuml;listan. Sor, sor diyor aklı. Dudakları tam a&ccedil;ılıyor ki, Musa kendi dudaklarını bastırıyor onunkilere. Susuyor. G&uuml;listan, r&uuml;yasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir &uuml;lkeye gidiyor. Bu &uuml;lkede hi&ccedil; kış olmuyor. Denizi var sahili. G&uuml;neş kavuruyor tenleri. Kızlar istediği gibi geziyor. Kızlar okuyup meslek sahibi oluyor. He ya kız kısmı! Doktor kızlar, avukat - hakim - &ouml;ğretmen, m&uuml;hendis kızlar ve daha niceleri. Hepsinin yanlarında boylarınca oğlanlar. A&ccedil;ık se&ccedil;ik konuşuyorlar. . Kumrular gibi sevişiyorlar. Bu &uuml;lkede ne beybabalar ne &uuml;veyanalar var&hellip; Susturan yok onları. G&uuml;listan bu &uuml;lkenin fahri vatandaşı.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İ&ccedil;eriden beybabası ile analığının sesini duyup sı&ccedil;rıyor. &Ccedil;ok &ccedil;abuk d&ouml;n&uuml;yor o sıcak &uuml;lkeden k&ouml;y&uuml;ne. Musa&rsquo;yı atıyor &uuml;st&uuml;nden. Sesler giderek b&uuml;y&uuml;yor. İkisi de tetikte. İ&ccedil;eriden bağrışmalar geliyor, iki tane tokat sesi. Ardından bir el silah sesi. G&uuml;listan&rsquo;ın aklı şimdi dalgalı bir denizde y&uuml;zen gemi gibi gidip geliyor. Odanın kapısını a&ccedil;ıyor biri. Kapıyı kitlemeyi unutacak kadar saftirik G&uuml;listan. O yatakta, Musa yerde. Hangi ara entarisi d&uuml;şt&uuml; sırtından. Analığı koridordan gelen ışığın huzmesi altında, korku filmlerindeki &ouml;c&uuml;ler kadar &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml;. Basıyor yavuklusuyla &uuml;vey kızını. G&ouml;zleri karaka&ccedil;anın g&ouml;zlerinde daha da irice b&uuml;y&uuml;yor. Başlıyor yaygaraya ki, eline ısırgan batmış gibi bağırıyor.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Komşulaaaar, ağalaaar, beyler, efendiler yetişiiiiiin komşulaaaaar. Kızlığımın yavuklusu beyimi &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Yetişin komşular, ağalar, beyler. Yetişin! Topal Musa, evimin direğini yıktı, ocağımı s&ouml;nd&uuml;rd&uuml;. Nasıl kıydın ha namussuz nasıl. Ya sen kahpe, sen ha sen! Yavukluna vermiyor diye, babanı nasıl &ouml;ld&uuml;rtt&uuml;n. Ar namus kalmadı komşular! Jandarmaya haber salın, katil topal Musa, G&uuml;listan&rsquo;ın koynundan &ccedil;ıkıp beyimi &ouml;ld&uuml;rd&uuml;!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">K&ouml;y&uuml;n kalbi G&uuml;listan&rsquo;ın odasında atıyor. Jandarmaya haber salmış muhtar, b&uuml;t&uuml;n james bond&rsquo;luğu &uuml;st&uuml;nde bu akşam. &Uuml;vey anası k&ouml;y kadınları tarafından teskin ediliyor. G&uuml;listan&rsquo;da ne ar kaldı ne h&acirc;y&acirc;. Yuhlamalar k&uuml;f&uuml;rler havada u&ccedil;uşuyor. Musa&rsquo;yı &ccedil;ekip &ccedil;ıkarmışlar G&uuml;listan&rsquo;ın odasından. Jandarma alıyor Musa&rsquo;yı. G&uuml;listan g&uuml;lmeye başlıyor. Annesinin onu gıdıkladığı zamanlarda ki g&uuml;lmesinden daha ger&ccedil;ek&ccedil;i. Beybabasının zil zurna ata binmeye &ccedil;alışırken kı&ccedil;ının &uuml;st&uuml;ne d&uuml;şmesinden daha komik bir şeye g&uuml;l&uuml;yor. Kahkaha atıyor G&uuml;listan. Durduramıyor hi&ccedil; kimse. Bu kadar komik olan ne G&uuml;listan? Yolma sa&ccedil;larını, sırma sa&ccedil;larına yıldız d&uuml;şecek birazdan. İnce narin ellerinin i&ccedil;i dikenli mi? Vurma y&uuml;z&uuml;ne y&uuml;z&uuml;n hep &ccedil;izik &ccedil;izik oldu kanıyor. Susma G&uuml;listan. Bu kez susma ne olur. Sor o soruyu Musa&rsquo;ya. &Ouml;nce babanın cesedine yapış G&uuml;listan. Ağabeyinin kafasına ge&ccedil;irmek istediğin baltayı d&uuml;ş&uuml;nme şimdi. Konuş G&uuml;listan. Birşeyler s&ouml;yle. Jandarmaya anlat ger&ccedil;ekleri. &Ccedil;ık şu kiraz ağacının tepesine bu kez sen sustur herkesi. Susma G&uuml;listan. Haydi konuş, babanı, ağabeyini, analığını, Musa&rsquo;yı anlat.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seni dinleyecek biri &ccedil;ıkar elbet&hellip;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir gecede hem &ouml;ks&uuml;z kaldın hem yetim, hem sevgisiz hem arsız. Susma G&uuml;listan d&uuml;ş&uuml;nme o tatlı sıcak &uuml;lkeyi. G&uuml;nd&uuml;z d&uuml;şlerine ve gece r&uuml;yalarına ara ver. Acımasız d&uuml;nyaya geri d&ouml;n. Burada ger&ccedil;eklere susma. Haykır G&uuml;listan. &Ouml;yle bir haykır ki, seni beş k&ouml;y &ouml;tede ki ahraz bile duysun. Konuş be G&uuml;listan. Susmanın sırası mı şimdi. Asıl şimdi konuş G&uuml;listan. Sustuğun yerden &ccedil;aldılar &ccedil;ocukluğunu, ergenliğini, kızlığını, kadınlığını&hellip; Senin insanlığını &ccedil;aldılar G&uuml;listan.&nbsp;</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&uuml;listan bir g&uuml;l bah&ccedil;esi, b&uuml;lb&uuml;ller şakıyor sesinde. Dilinde &ccedil;ok eski bir t&uuml;rk&uuml; annesinin hayaliyle d&uuml;ette&hellip;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İTHAL İŞPORTACI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ithal-isportaci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ithal-isportaci</guid>
<description><![CDATA[ Yaz akşamlarında kulağıma her zaman cırcır böceklerinin şarkıları çalınır, tüm bedenimi garip bir his tavaf eder, sonra da geldiği yere geri dönerdi &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611d202ca72c8.jpg" length="81048" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 Aug 2021 18:23:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, vapur, ekmek, emek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1></h1>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaz akşamlarında kulağıma her zaman cırcır b&ouml;ceklerinin şarkıları &ccedil;alınır, t&uuml;m bedenimi garip bir his tavaf eder, sonra da geldiği yere geri d&ouml;nerdi. İşten &ccedil;ıkıp iskeleye doğru y&uuml;r&uuml;rken, yorgun et yığınlarına &ccedil;arpmadan ilerlemek neredeyse imkansızdı. Vapura binip eve doğru yol aldığımda zihnimi yalnızca denizden gelen seslere a&ccedil;ardım. Motorun su &uuml;zerinde oluşturduğu o muhteşem sese.. Yine iş &ccedil;ıkışı bir temmuz akşamı vapura binip yerime yerleştim. &Ccedil;antamda sabahtan kalma simiti &ccedil;ıkarıp fare gibi kemirmeye başladım. Sıkıldım, &ccedil;enem yoruldu ve simiti &ccedil;antama geri tıkıştırdım. Etraf o akşam, salı g&uuml;nlerinin bilinmez sıkıcılığına b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş ve derime anlamsız bir kasvet zerk ediyordu. G&uuml;neşin kızıllığı, Galata Kulesi&rsquo;nin arkasında kalıyor, sarhoş bir ressamın gelişig&uuml;zel karalaması gibi bir fon oluşturuyordu. Dalga sesleri, iyot kokusu, yosun kokusu, ter ve emek kokusu... B&uuml;t&uuml;n bu kokular arasında, benimle birlikte vapurda ki herkes denize teslim oluyorduk.&nbsp;&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her zaman vapurda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m işportacı Ahmet, (ismini zabıtalardan ka&ccedil;arken işittim) &ouml;n&uuml;nde kalın siyah poşetine kafasını daldırmış muhakkak pazarlamak i&ccedil;in bir &uuml;r&uuml;n arıyordu ki sonunda buldu. Kafasını poşetten kaldırdığında g&ouml;z g&ouml;ze geldik. Herkesin bildiği &uuml;zere bir &ldquo;r&ouml;ntgencinin&rdquo; yakalanır yakalanmaz yaptığı gibi, hemen y&uuml;z&uuml;me o sahte tebess&uuml;mlerden birini yerleştirdim ve başımı &ouml;ne doğru eğip selamladım. Hareketlerimi aynalayarak bana iade etti. Ş&ouml;yle bir etrafına bakındı. Nereden baksak hareket edeli 5 dakika olmuştu. Yarım saatte bir &uuml;r&uuml;n anlatabilecek tek dimağ ve ona vapur faresi diyen kırık aynalı zabıtalara karşı cesaret de elbette ki işportacı Ahmet&rsquo;de vardı.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-&ldquo;Abilerim, ablalarım, şu elimde g&ouml;rm&uuml;ş olduğunuz y&uuml;z yılın icadı, şu k&uuml;&ccedil;&uuml;k mucize, size ben tarafından işlerinizi kolaylaştırmak i&ccedil;in bizzat Merkel&rsquo;in yoğun ısrarı &uuml;zerine Almanya denen gurbet elinden g&ouml;nderildi.&rdquo; Elindeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k, ucu sivri metali havaya kaldırdığında sesi daha&nbsp; da g&uuml;rleşti.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-&ldquo;Baylar, bayanlar merdivenden muz kabuğuyla kayanlar ve de kendine kadın denmesini daha m&uuml;nasip bulan bacılar. Şu elimde tuttuğum icat, Karun&rsquo;un arayıp da bulamadığı, bu y&uuml;zden tek fakirliğim dediği, Amerikan başkanlarının &ccedil;ıldırdığı, Putin&rsquo;in, s&ouml;ylentilere g&ouml;re o olmadan asla dediği şey, hepinizin evinde, &ccedil;antasında, ofisinde bulunması gereken bir icat bir alametifarikadır.&rdquo;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akrobatik hareketlerle diğer eline aldığı &uuml;r&uuml;n&uuml; bu kez heyecanlı bir şekilde başına toplanan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kıyamete anlatıyordu. Kıyamete sur &uuml;fler gibi bir hitaptan sonra, kaldığı yerden devam etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&ldquo;D&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; film aktristlerinin olmazsa olmazı, Sophia Loren&rsquo;in, Monica Belluci&rsquo;nin ve sarışın bomba Marilyn Monroe&rsquo;nun d&acirc;hi set kulislerine istediği, eğer o olmazsa sahnede asla istediğiniz performansı g&ouml;stermem dedikleri, bu &ccedil;oklu tırnak makası, aynı zamanda aynalı t&ouml;rp&uuml;s&uuml; ve et kesme bı&ccedil;ağıyla birlikte b&uuml;t&uuml;n berberlerin, kuaf&ouml;rlerin en &ccedil;ok sipariş ettiği tek &uuml;r&uuml;nd&uuml;r. Piyasa değeri bit pazarından daha ucuz olacak bir şekilde bu garip kul Ahmet kardeşiniz tarafından sizlere yalnızca 5 liradır. Bitti mi? Bitmediiiiiii efeniiiimm.&rdquo;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun yanında diye s&ouml;ze başlarken, kıvrak bir el hareketiyle arka cebinden bir metal formda, (sonradan elini indirince anladığım) bir tarak &ccedil;ıkardı. Ve havaya doğru salladı. Tarak birden kollu bir ahtapota d&ouml;nd&uuml; ve şekil şekil bir s&uuml;r&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;k kollu b&ouml;lmesi &ccedil;ıktı. &ldquo;İşte!&rdquo; dedi. Y&uuml;zyılın 2. İcadı. Bu kez iki &uuml;r&uuml;n&uuml;, iki eline alarak bir cambazın ip &uuml;st&uuml;nde verdiği savaşı, denizin &uuml;st&uuml;nde veriyor bir yandan da sesini Tanrı&rsquo;ya kadar ulaştırıyordu. Bu iki harika &uuml;r&uuml;n&uuml;n birini alana diğerini hediye etmesi c&ouml;mertlik değil de neydi? Soruyordu bizlere, evimizde ,ofisimizde, (bence pek gerek yok ama al&acirc;kasını &ccedil;&ouml;zemediğim) parkta, bah&ccedil;ede, tırnağımız şıppadanak kırıldığı vakit, hemen yanımızda muhakkak taşımamız gereken şu aynalı tırnak makasıyla, o bizi yarı yolda bırakan tırnağın kırığını simetrik bir şekilde kesip attıktan ve aynalı t&ouml;rp&uuml;s&uuml;yle bir g&uuml;zel t&ouml;rp&uuml;ledikten sonra g&uuml;n&uuml;m&uuml;z nasıl harikulade ge&ccedil;mezdi ki? Herkes mest olmaya ramak kalmıştı ki, bu kez diğer elinde tuttuğu aynalı cep tarağı ile, Edison&rsquo;u Tesla&rsquo;ya d&uuml;ş&uuml;recek, Graham Bell&rsquo;i kıskandıracak, Da Vinci&rsquo;nin kemiklerini sızım sızım sızlatacak bir buluşu anlatıp g&ouml;n&uuml;l tellerimizi titretti. Bu kez bahsettiği metal &uuml;r&uuml;n aynalı &ccedil;ok b&ouml;lmeli bir taraktı. Sa&ccedil;lar biz kadınların olduğu kadar, erkeklerin de olmazsa olmazıyken, d&uuml;nya devleri en &ccedil;ok sa&ccedil;a yatırım yaparken, Taaa Hindistan&rsquo;lar da &uuml;retilen ve bilmem ka&ccedil; bin rupilik, şu g&uuml;zide hayat kolaylaştırıcı &uuml;r&uuml;n&uuml;, T&uuml;rkiye&rsquo;ye getirebilmek i&ccedil;in, İpek Yolu&rsquo;nda ki, Sahra &Ccedil;&ouml;l&uuml;&rsquo;nde ki eşkıyaların, bedevilerin arasında Kul Ahmet kardeşin verdiği savaş ve bu g&ouml;z dolduran fedak&acirc;rlığı hatrına alınmaz mıydı ki? Kalabalık, bok sinekleri gibi Ahmet&rsquo;in sağını solunu &ccedil;evreliyor &uuml;r&uuml;nleri yakından inceleyenler bir karara varmaya &ccedil;alışıyordu.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sigara paketiyle g&uuml;n aşırı sevişen hırıltılı bir ses y&uuml;kseldi ve Ahmet&rsquo;e &ldquo;Ben bi tane alayım&rdquo; dedi. Sonra biri, &ouml;teki, beriki derken ben hari&ccedil; herkes aldı. Bir yılan oynatıcısı gibi o b&uuml;y&uuml;l&uuml; s&ouml;zlerini &ouml;yle g&uuml;zel sattı ki, aynalı tırnak makası alana, aynalı &ccedil;oklu tarak (&uuml;r&uuml;nlerin ismi iki dakikada bir değişiyor) hediyesinin, sadece 5 lira olduğunu vapurun kaptanı duysa d&uuml;meni Ahmet&rsquo;e verirdi.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meğer herkesin arayıp da bulamadığı, bir t&uuml;rl&uuml; denk gelemediği, başkanından tut da en benim diyen dağda domuzu eksik zengininin bile birbirini ezdiği şu d&uuml;nya harikası icat, İşportacı Ahmet olmasa bir Hisar vapurunda &ouml;ğrenilemeyecekti. Hem alıcı, hem satıcı ziyadesiyle mesuttu. Ahmet o akşam, g&uuml;nd&uuml;z iş yapamamanın acısını bereketiyle &ccedil;ıkarmıştı. İskeleye yanaştık. Ve birer birer inmeye başladık. G&ouml;z ucuyla Ahmet&rsquo;e baktım. Elinde ki 5 liralardan bir ka&ccedil; d&uuml;zine &ccedil;i&ccedil;ek yapmıştı. Saate baktım daha ge&ccedil;enlerde pilinin bittiği aklıma geldi, zaman kavramını d&uuml;nyama sokan herkese d&uuml;şmandım. Ahmet&rsquo;le aynı anda karaya bastık, saatimi g&ouml;sterip &ldquo;benim ki bozulmuş da saati &ouml;ğrenebilir miyim?&rdquo; Dedim. Y&uuml;z&uuml;ne sinsi bir g&uuml;l&uuml;mseme yayıldı, elindeki siyah kara poşette b&uuml;y&uuml;k ihtimal &ccedil;in malı bir saat arandı&hellip;</span></p>
<p><br /><br /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazan: Zeynep Esen&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>