<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; İlgün</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/author/İlgün</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; İlgün</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>ÇİÇEKLİ HIRKA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cicekli-hirka</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cicekli-hirka</guid>
<description><![CDATA[ Genç bir kız açtı kolinin ağzını. Günlerdir ışık görmemiştim. Üstümdeki poşeti kibarca yırttı. .. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6269d8f8df950.jpg" length="78308" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 28 Apr 2022 03:00:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlgün</dc:creator>
<media:keywords>Hırka, hikaye, çiçek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gen&ccedil; bir kız a&ccedil;tı kolinin ağzını. G&uuml;nlerdir ışık g&ouml;rmemiştim. &Uuml;st&uuml;mdeki poşeti kibarca yırttı. Nefes aldım. En &uuml;stten aldı beni. Benden beş tane daha vardı altta. Kırışıklıklarımı eliyle d&uuml;zeltti, rafa koydu. Burada daha &ccedil;ok bekler miyim diyordum ki o geldi.&nbsp; Sarı sa&ccedil;ları iki yandan bağlanmıştı. Birazdan annesi olduğunu &ouml;ğreneceğim eli sımsıkı tutmuştu Defne.&nbsp; <em>Ablası bu kıyafetin &uuml;st&uuml;ne sıcak tutacak bir cicimiz var mı</em> dedi annesi.&nbsp; <em>Bakın bunları biraz &ouml;nce koliden &ccedil;ıkardım</em> dedi gen&ccedil; kız. Defne giydi beni, annesi <em>&ccedil;ok yakıştı kızıma</em> dedi.</p>
<p>&Ccedil;ıkarmadı beni Defne. Kırmızı jilesinin &uuml;st&uuml;nde rengarenk benle koyuldu yola. Defneyle &ccedil;ok gezdim. Piyano kursuna &ccedil;ok gittim mesela. Y&uuml;zmeye giderken de en &ccedil;ok beni giyerdi. Ne yakışırdı sapsarı sa&ccedil;ları &uuml;st&uuml;me. Yıkanmayı da severdim o zamanlar mis gibi bir deterjan vardı. S&uuml;mb&uuml;l s&uuml;mb&uuml;l kokardım. Defne &ccedil;ok ağlardı bazen. Arkadaşları &ccedil;elme atınca, Ali sa&ccedil;ını &ccedil;ekince, annesi o g&uuml;n dersini &ccedil;alışmadı diye kızınca. Birka&ccedil; kez birlikte uyuduk Defneyle.&nbsp; Annesi kızdı sonra pijamalarını giymedi diye.&nbsp; Herkes &ouml;verdi beni, <em>hırkan ne g&uuml;zelmiş</em> derlerdi Defneye s&uuml;sl&uuml; kadınlar. Bir g&uuml;n s&uuml;sl&uuml; bir kadın değil de k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kız beğendi beni.&nbsp; <em>Keşke benim olsa</em> dedi. Olanlar oldu o g&uuml;n. Defnenin annesi geldi &uuml;st&uuml;nden aldı beni. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın yanında yerleri silen kadına verdi. <em>K&uuml;&ccedil;&uuml;ld&uuml; bu zaten</em> dedi. <em>Hasret giysin g&uuml;le g&uuml;le</em>. Hasretmiş adı. G&ouml;zleri parladı Hasretin. Giydi beni. Defne hi&ccedil; ağlamadı arkamdan.</p>
<p>O akşam k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir eve girdim Hasretle. <em>&Ccedil;ıkar </em>dedi annesi hırkayı. &nbsp;<em>Giyip k&ouml;t&uuml; etme iki komşu g&ouml;rmeden&hellip; </em>G&uuml;zelce katladı beni&hellip; Eski bir dolabın i&ccedil;ine &ouml;zenle yerleştirdi. &nbsp;&Ccedil;ok uzun zaman kaldım dolapta hi&ccedil; &ccedil;ıkmadım. Et kokan bir sabah giydi beni Hasret. &nbsp;El &ouml;pt&uuml; har&ccedil;lık topladı sonra şeker aldık her evden birlikte. Cebime doldurdu şekerleri... Sonra katladı beni annesi gibi dolabın i&ccedil;ine koydu. Ondan sonra her sabah geldi cebimden bir şeker alıp kapattı dolabın kapısını. &Ccedil;ok sıkılıyordum burada.&nbsp; Hep b&ouml;yle devam etti Hasretlerde.&nbsp; Ne zaman ben &ccedil;ıksam ya evde bir kalabalık oluyordu ya da bir kalabalık eve gidiliyordu.</p>
<p>Bir g&uuml;n sığmadım Hasretin kollarına ne de b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml; bu kız.</p>
<p><em>Atılır m</em>ı dedi annesi. <em>K&ouml;yle yollarım ben onU yeğenim giyer</em>. Eski beyaz bir arabayla &ccedil;ıktım yola. Pembe ve beyaz birer kilotlu &ccedil;orap, birka&ccedil; hikaye kitabı ve plastik kaplar eşlik etti bana.&nbsp; Evin kapısını Elif diye bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir a&ccedil;tı. Kolide beni g&ouml;r&uuml;nce &ccedil;ok sevindi. Ertesi g&uuml;n okula giderken giydi. Annesi k&ouml;t&uuml; etme diyordu ama Elif beni her g&uuml;n giyiyordu. Yaz gelene kadar pembelerim soldu, beyazlarım mahvoldu.</p>
<p>Bir dahaki kışa Elif&rsquo;e de olmadım. Ve hazin sonum gelmişti. <em>Eskimiş artık bu</em> dedi Elifin annesi. Kahroldum. Elinde bir makasla geldi sonra. Kollarım bir yana savruldu g&ouml;vdem bir yana. Ben b&ouml;yle acı bilmem hayatta. Yer silinir bunlarla dedi. Ka&ccedil; kez girdim &ccedil;amaşır suyuna bilmem ka&ccedil; kez battım k&ouml;r &ccedil;ivilere sayamam.&nbsp; İşi bitince b&uuml;t&uuml;n pa&ccedil;alarımı koyardı bir kovaya.</p>
<p>Bir gece yarısı &ccedil;&ouml;p bidonuna atıldım sonra. Yakıcı bir sıcakta &ccedil;&ouml;pl&uuml;ğe. Şimdi g&uuml;neşin alnında ağır ağır eriyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GELSİN DE ALSIN AKLIM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gelsin-de-alsin-aklim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gelsin-de-alsin-aklim</guid>
<description><![CDATA[ Gelsin de alsın aklım.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625f17ce0c544.jpg" length="52646" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Apr 2022 23:17:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlgün</dc:creator>
<media:keywords>Kurgu, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gelsin de alsın aklım. Kış boyu dua ettik iki damla su d&uuml;şs&uuml;n de serpilsin diye şu ekinler. Abdestimiz tam geziyoruz ş&uuml;k&uuml;r ama Yaradan&rsquo;ın da bir bildiği var muhakkak ki kışın bir gram vermedi yağmuru, şimdi tepemizden akıtıyor. Tam hasattan sonra, otlar yerde, yarın da yağarsa bir daha kurumaz bu! Gitti mi y&uuml;z d&ouml;n&uuml;m yonca &ccedil;&ouml;pe. Verdiğim g&uuml;bre mazot parası da yanıma k&acirc;r.</p>
<p>Hanım halimi g&ouml;rmez, tutturmuş bir taraftan &uuml;&ccedil; ay Allah&rsquo;ın k&ouml;y&uuml;ne hapsediyormuşum onu.&nbsp; Buranın temizliği de zormuş. Eve fare giriyormuş. Şu bah&ccedil;edeki sedirin &uuml;st&uuml;nde ka&ccedil; yazı heba olmuş. Kendi gelinlerini her yıl beş yıldızlı otele g&ouml;t&uuml;r&uuml;yormuş abisi! &Ccedil;ocuklar ayrı şikayet&ccedil;i! Neymiş arkadaşları tatile gidiyormuş yazları, onlar babalarının tatil k&ouml;y&uuml;ne! Şimdilik en k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n, Ekin&rsquo;in sesi &ccedil;ıkmıyor biraz b&uuml;y&uuml;s&uuml;n o da depoda buğdayların arasında gezinmekten bıkınca başlar. Depo g&uuml;zel oldu ama, damı da &ccedil;inko yaptırdım. Y&uuml;zyılın yağmuru yağsa da g&uuml;vende&nbsp; buğdaylar. Bari&nbsp; bu para etse de ge&ccedil;en seneki bor&ccedil;ları kapatsam.</p>
<p>Allah&rsquo;ım dursun şu yağmur! &Uuml;&ccedil; &ccedil;ocuğumun rızkı i&ccedil;in dursun. Ettiğim b&uuml;t&uuml;n yağmur dualarını gelecek kışa kabul et Yarabbim! Ertelerler mi bor&ccedil;ları? Ah se&ccedil;im senesi olsaydı. Annemi dinleyecektim annemi. Okuyup memur olacaktım. Buraları da satıp savacaktım. Ben b&ouml;yle hayatın&hellip;.</p>
<p>Hepsinin sesi kesildi bir anda. Moralim bozuk ya yanıma gelip dırdır etmeyi kestiler en azından. Hanım kek mi ne yaptı i&ccedil;eride mis gibi de kokuyor. B&uuml;y&uuml;k kız Başak kesin telefona daldı yine. İnternet &ccedil;ekiyor bug&uuml;n demek. Toprak da televizyona dalmıştır. Oğlum Ekin kendince şarkılar s&ouml;yl&uuml;yor.</p>
<p>Ne yapsam&nbsp; Ne etsem? Dev bir &ccedil;adırım olsa da &ccedil;eksem yoncaları &uuml;st&uuml;ne. Alsaydım şu sıkmalı yonca makinesini! Yeni nesil bu. Balyayı paketli atıyor. Yağmur da yağsa telef olmuyor. Hangi parayla alıyım o da 200.000 lira anasını satıyım.</p>
<p>Anamı mı arasam bir dua etse dursa yağmur. M&uuml;barek kadın vesselam. Bir yağmur kesme duası vardı şifalı dualar kitabında, onu okusa.&nbsp;</p>
<p>-Alo ana, ne yapıyorsun? Burada da yağmur var ana &ccedil;ok var. Dua et dursun. Yok yok yağmasın dursun. Yoncayı bi&ccedil;tim yerde. Biliyorum ana rızkı H&uuml;da verir. Yok &uuml;zm&uuml;yorum kendimi valla. Nasip. Bor&ccedil; &ccedil;ok yok az var. Az da değil de. &Ouml;denir be ana.</p>
<p>Toprak geldi i&ccedil;eriden. Baba diyor &ccedil;ok okudum . Ne okudun kızım?</p>
<p>-Dua</p>
<p>- Ne Duası?</p>
<p>-Yağmur.</p>
<p>- Ne zaman?</p>
<p>- D&uuml;n.</p>
<p>- Ne diyorsun be kızım! Şimdi yağmur duasının sırası mı? İstemiyorum yağmuru falan.</p>
<p>Bozuluyor.</p>
<ul>
<li>Git yine dua et yağmasın.</li>
</ul>
<p>Haydaa g&ouml;zleri doluyor. Ne hassas &ccedil;ocuk bu b&ouml;yle. Anasına &ccedil;ekmediği kesin de. Anam arıyor yağmur kesme duasın okumuş. G&ouml;k g&uuml;rl&uuml;yor.</p>
<p>&Ccedil;ok ge&ccedil;miyor aradan yarım saat oluyor olmuyor. Kesiliyor yağmur. Musluğu kapatmışsın gibi&hellip;. Toprak koşuyor yanıma yine &ldquo;<em>dua ettim baba&rdquo;</em> diyor. <em>&ldquo;Allah&rsquo;ım dedim&rdquo;</em> diyor <em>&ldquo;yanlış dua etmişim yağmur yağmaması gerekmiş&rdquo;</em>. Bir g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor y&uuml;reğim g&uuml;l&uuml;yor. Anam arıyor sonra <em>&ldquo;durdu de&nbsp; mi Yağmur?&rdquo;</em> diyor.&nbsp; Durdu ana durdu Yağmur.</p>
<p>Hanım geliyor i&ccedil;eriden bir tepside kekler &ccedil;aylar. Sedirin &uuml;st&uuml;ne usulca oturuyor. <em>&ldquo;Hadi sevin&rdquo;</em> diyor kesildi Yağmur. <em>&ldquo;Hayde&rdquo;</em> diyorum &ldquo;<em>ben kendim i&ccedil;in mi &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum! &Uuml;&ccedil; &ccedil;ocuğumuzun rızkını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;y&uuml;m sen sanki keyfimden davranıyormuşum gibi yap&nbsp; oldu mu!&rdquo;</em> Ters ters bakıyor.</p>
<p>-Artık daha &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;neceksin o zaman diyor.</p>
<p>- Neden?</p>
<p>-Yağmur geliyor</p>
<p>-Aman dur, yeni kesildi yağmur</p>
<p>-O değil d&ouml;rd&uuml;nc&uuml;</p>
<p>- Ne?</p>
<p>-Hamileyim bence kız. Bu da yağmur olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>CAM BARDAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cam-bardak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cam-bardak</guid>
<description><![CDATA[ Havada uçan bardak tam kafasının üstünden geçti. Annesi koştu yanına, önce onu kucakladı, sonra babasına bağırdı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625b6554b94eb.jpg" length="50623" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 17 Apr 2022 03:55:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlgün</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, şiddet, tartışma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>CAM BARDAK</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Havada u&ccedil;an bardak tam kafasının &uuml;st&uuml;nden ge&ccedil;ti. Annesi koştu yanına, &ouml;nce onu kucakladı, sonra babasına bağırdı.</p>
<p><em>- &Ccedil;ocuğun kafasını yaracaktın, ne yaptığının farkında mısın sen? </em></p>
<p><em>- Sen farkında mısın? Huzur bırakmadın insanda. </em></p>
<p><em>- Her g&uuml;n delirtmek zorunda mısın beni! </em></p>
<p>Elif titreyen elleriyle kulaklarını kapattı. Babasının ağzından t&uuml;k&uuml;r&uuml;kler fırlıyor, annesi ise bir eliyle kalbini tutuyor diğer eliyle dizini d&ouml;v&uuml;yordu. Aynı senaryo tekrar hayat buluyordu milyonuncu kez. &nbsp;Yarım saat sonra annesi el &ccedil;antasını hazırlamıştı bile! İ&ccedil;ine iki &ccedil;orap, iki don, iki etek iki de g&ouml;mlek koymuştu. Tam Elif&rsquo;in dolabını a&ccedil;arken babası durdurmuştu. <em>Sen nereye gidiyorsan git &ccedil;ocuk burada kalacak </em>demişti. Annesi ağlayarak evden &ccedil;ıkmış, babası kanepede uyumuş, Elif de salonda devrilen saksılara baş başa kalmıştı. Ertesi g&uuml;n sabah kahvaltısında simit olduğunu &ccedil;ok iyi biliyordu. Bu sefer annesinin gelmesi ka&ccedil; g&uuml;n s&uuml;recekti acaba? Geldiği g&uuml;n yemeğe gidilecek, ardından akşam keyifli bir &ccedil;ay i&ccedil;ilecekti. Annesi bol bol &ouml;pecekti onu gelince biliyordu.</p>
<p>Hafta sonu olmadan babası ile gidip anneannesigilden almışlardı annesini. <em>&Ccedil;ocuk ka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r kabus g&ouml;r&uuml;yor</em> dedi babası sesini kısmaya &ccedil;alışarak. Ama her şeyi duyuyordu Elif. İ&ccedil;inden dua etti. &nbsp;Allah&rsquo;ım bir daha b&uuml;y&uuml;k kavga olmasın dedi. Bir dahaki b&uuml;y&uuml;k kavga okul hen&uuml;z tatil olmadan vuku bulmuştu. Bu sefer mutfak masasının altına saklanmış, kavga bitince &ccedil;ıkmıştı. Babasının annesinin &ccedil;antasının i&ccedil;inden son anda &ccedil;ıkardığı &ccedil;i&ccedil;ekli elbisesi yatağının &uuml;st&uuml;ndeydi. Bundan sonraki kavga da yaz gelmeden gelecekti.</p>
<p>Şimdi neşeli g&ouml;z&uuml;ken bir bayram g&uuml;n&uuml;de salonun bir k&ouml;şesinde oturuyordu Elif. Az &ouml;nce kavga ettiği kocası ile g&ouml;z g&ouml;zeydi. Annesi bir yandan salon masasındaki sofrayı s&uuml;sl&uuml;yor bir yandan da sabrın ve saygının &ouml;neminden s&ouml;z ediyordu.&nbsp; <em>Haydi kavurmaya</em> diye seslendi sonra. <em>Hikmet şu salonun penceresine de a&ccedil;ıver kokmasın etraf</em> dedi . Annesinin on iki kişilik tabak takımıydı sofradaki. on iki kişilik su takımı da vardı bunun; ama d&ouml;rt bardağı salondaki kavgalar sırasında yok olmuştu. Hatta birisi babasının kafasında par&ccedil;alanmıştı. Birisi de&nbsp; kendi kafasında par&ccedil;alanmak &uuml;zereyken salon penceresine &ccedil;arparak metfa olmuştu. Neyse ki bu softaya hi&ccedil;bir zaman on iki kişi oturulmamıştı.</p>
<p><em>Aman </em>dedi annesi<em>. Bu gen&ccedil;ler de dertsiz başlarına dert arıyorlar Hikmet. Sabır mabır kalmamış. Hata da senin şu kızın da bak. Karşımda, y&uuml;z&uuml;ne de s&ouml;ylerim. İnsan biraz b&uuml;y&uuml;r canım. Ahmet laf etti diye mesaiyi kabul etmesine k&uuml;sm&uuml;ş. Sen misin şu kızına laf diyen. Sen git de evini barkını bırak Esralarda sabahla o gece. Evli barklı kadın olacak iş mi?</em></p>
<p>Babası salatanın suyuna bandığı ekmeği ağzına atarken<em> &ouml;yle olmaz kızım </em>dedi.<em> Hayır yani o Esra kim, ne olduğu belirsiz kız. Madem kafa dinleyecektin buraya gelseydin ya. Hayır yani ortada kızıp evi terk edecek bir şey de yok. Her şeye b&ouml;yle kızıp k&uuml;sersen olmaz. Bak bebek bekliyorsunuz ona yazık sonra.</em></p>
<p>Elif titreyen elerini masanın altına sakladı. Ahmet ise titreyen sesini saklayamadan anlatıyordu<em>:&nbsp; Ben o yoruluyor diye laf etim. Hem ne işi var o kadar erkeğin arasında o saatte. Zaten sinir oluyorum işyerindeki o yavşaklara. Ger&ccedil;ekten &ccedil;ocuk gibi Elif. K&uuml;&ccedil;&uuml;kken hi&ccedil; mi kızmadınız yani? En ufak s&ouml;ze tahamm&uuml;l&uuml; yok. &nbsp;Prenses m&uuml;barek. Ben &ouml;yle b&uuml;y&uuml;medim valla, annemin ka&ccedil; terliğinin kafamda patladığını bilmem ben</em>.</p>
<p><em>Prenses o prenses </em>dedi annesi.<em> İşte fanusta b&uuml;y&uuml;nce b&ouml;yle oluyor. Cam fanus&hellip;</em></p>
<p>Cam fanus, cam bardak dedi i&ccedil;inden Elif. Doğru, cam bardaklar kafamda u&ccedil;ucunca bir nevi cam fanusta b&uuml;y&uuml;d&uuml;m. Sabırmış&hellip;</p>
<p><em>Şimdikilerin hepsi cam fanusta b&uuml;y&uuml;yor</em> dedi sonra babası. <em>Aman siz ufaklığı &ouml;yle b&uuml;y&uuml;tmeyin.</em></p>
<p><em>B&uuml;y&uuml;tmem baba</em> dedi Elif. <em>Hatta b&ouml;yle b&uuml;y&uuml;t&uuml;r&uuml;m. Her şeye alışsın de mi?</em></p>
<p>Elindeki bardağı salondaki b&uuml;feye fırlattı hızlıca. Babasının ağzında kalakaldı kavurma dolu ekmek dilimi. Annesinin ise tek eli kalbine tek eli dizine gitti. &nbsp;Ahmet, Elif&rsquo;e doğru koştu, ellerini tuttu. &nbsp;On iki kişilik su takımı bu son darbeyle yedi kişilik olmuştu. Modası &ccedil;oktan ge&ccedil;miş salon b&uuml;fesinin camı da yere inmişti. Ahmet&rsquo;i ittirdi &ouml;fkeyle Elif. Yerdeki cam kırıklarının &uuml;st&uuml;nden atlayarak y&uuml;r&uuml;d&uuml; sokak kapısına doğru. Y&uuml;z&uuml;nde mağrur bir ifade... İ&ccedil;inden bir yerlerde, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kızın başını okşayıp g&ouml;z kırpıyordu ona&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖZKURBANLAR DÜĞÜN SALONU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ozkurbanlar-dugun-salonu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ozkurbanlar-dugun-salonu</guid>
<description><![CDATA[ Hayriye Pelinin hayallerindeki ve hayatındaki düğün...Bazı sosyolojik iğneler :) ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623641b772b36.jpg" length="52668" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 23:49:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlgün</dc:creator>
<media:keywords>Düğün, Hayaller, Hayatlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hi&ccedil;bir şey hayallerindeki gibi değildi. Oturup uzun uzun nikah, d&uuml;ğ&uuml;n hayalleri kurmuyordu &ouml;nceden de elbet; ama d&uuml;ğ&uuml;n nikah denilince kendisini hep eski bir yalının ya da k&ouml;şk&uuml;n merdivenlerinden inerken d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. &Ouml;zkurbanlar d&uuml;ğ&uuml;n ve balo salonunun bu hayallerde yeri yoktu. Hele oradaki post bıyıklı piyanist şant&ouml;r&uuml;n. Ortada bir piyanist olacak idiyse de bu papyonlu ve piyanolu biri olmalıydı. <em>&ldquo;Buraya verdiğimiz parayla hayalimdeki nikahı yapabilirdik&rdquo; </em>dedi Hasancan&rsquo;a.&rdquo;<em>Daha az kişiyle tabi</em>&rdquo; diye ekledi. <em>&ldquo;Yani elli kişi falan &ccedil;ağırırdık mis gibi&rdquo;</em>. Yalı olmazdı da k&ouml;şk olurdu, merdiveni olsaydı, şant&ouml;r olmasaydı, daha az g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; olsaydı yeterdi.</p>
<p>Rujunu yeniledi gelin odasında. &Ouml;n&uuml;ndeki kuruyemiş tabağından iki tane leblebi aldı. İ&ccedil;eride yazın en pop&uuml;ler şarkıları &ccedil;alıyordu. Salonu g&ouml;steren kameraya baktı. Annesi, babası, kayınvalidesi ve kayınbabası girişte gelenleri karşılıyordu. Tanımadığı bir kadın girdi i&ccedil;eri iki &ccedil;ocukla. Kolunun yarısı kalın bileziklerle doluydu, &nbsp;boynunda koca bir gerdanlık. Kırmızı dar bir elbise giymiş, yanakları i&ccedil;in de galiba bir ton allık kullanmıştı. M&uuml;stakbel eşine d&ouml;nerek:</p>
<p>- Şu gelene bak tam &ldquo;the gelin&rdquo; dedi.</p>
<p>- &ldquo;B&uuml;y&uuml;k konuşma&rdquo; dedi Hasancan.</p>
<p>- &nbsp;Slaytı verdin de mi?</p>
<p>- Verdim verdim.</p>
<p>Salondan gelen m&uuml;zik sesi giderek y&uuml;kseliyordu. Kamera insanlara tek tek yaklaşıyor, kadraja giren herkes elindeki &ccedil;atalı bı&ccedil;ağı bırakıyordu. İki teyze baş başa vermiş konuşuyorlardı. Biri konuşurken eliyle ağzını kapatıyordu. &ldquo;<em>Bunu siyasiler yapıyor konuşurken g&ouml;r&uuml;yor musun T&uuml;rk kadınının politik tedbirini&rdquo; </em>dedi.</p>
<p>Gelin odasının kapısından piyanist şant&ouml;r girdi. Evet dedi giriş şarkımız bu, dans şarkımız bu, hazır mıyız? Hayriye Pelin ve Hasancan &ccedil;ifti.&nbsp; <em>&ldquo;Pelin yeterli&rdquo;</em> dedi Pelin. <em>&ldquo;Peki&rdquo;</em> dedi piyanist. Beş dakikaya &ccedil;ağırıyorum. Pelin ve Hasancan &ccedil;iftini kocaman alkışlarla &ccedil;ağırdı şant&ouml;r. <em>&ldquo;Ben dedim mi b&ouml;yle bir şey ona!&rdquo;</em> dedi Pelin. <em>&ldquo;Allah aşkına kocaman alkışlar diye &ccedil;ağırmak nedir? &Ouml;zkurbanlar yetmedi bir de kocaman alkış. Birazdan da &ccedil;ocukları pistten alalım der&rdquo;.&nbsp;&nbsp;&nbsp; </em></p>
<p>Piste ge&ccedil;tiler. Takım elbise giymiş bir &ccedil;ocuğu annesi kolundan &ccedil;ekerek aldı pistten. &ldquo;<em>K&uuml;&ccedil;&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğa kravatlı takım giydirmek ne dedi hi&ccedil; haz etmem&rdquo;</em>. <em>&ldquo;Pardon matmazel y&uuml;ksek lord Pelin hanım bizim burada b&ouml;yle&rdquo;</em> dedi Hasancan.</p>
<p>İlk dans bitti, t&uuml;m &ccedil;iftler pistte dans etti. Birisi gelinin kız kardeşinin eteğine bastı, kız kardeş, sinirli bakışlar fırlattı. &Ouml;n masalarda oturan sarışın kadın kocası onu dansa kaldırmadığı i&ccedil;in sinirliydi muhtemelen. Dans birden bire bitti. Ani gelen sessizliğe yakalandı kocasının elinden tutup masaya y&uuml;r&uuml;yen kadının <em>&ldquo;gelin de k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;km&uuml;ş</em>&rdquo; s&ouml;zleri. O kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k m&uuml; g&ouml;steriyordu acaba? On &uuml;&ccedil; cm topuklu, makyaj, hi&ccedil; mi kar etmemişti. Neyse dedi, g&uuml;zel tarafından bak. Kuzenleri yanına geldi gelinin. &nbsp;Biri diğerine <em>&ldquo;yok kuzum hi&ccedil; bana g&ouml;re değil bu d&uuml;ğ&uuml;n işleri belki kumsalda k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir nikah g&uuml;n batımında &rdquo; </em>diyordu. İ&ccedil;inden &ldquo;<em>&Ouml;zkurbanlar ve muadillerinde d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n&uuml; g&ouml;rmek i&ccedil;in sabırsızlanıyorum&rdquo;</em> dedi Pelin. <em>&ldquo;O g&uuml;n sana g&uuml;n batımını anımsatacağım.&rdquo;&nbsp; &nbsp;</em></p>
<p>G&ouml;z&uuml; misafirlere hoş geldin demek i&ccedil;in masaları dolaşan kayınvalidesi ve kayınpepeline takıldı. Sonra bir k&ouml;şede heyecan i&ccedil;inde damadın anneannesi ile konuşan annesine baktı. &nbsp;Derken m&uuml;zik başladı tekrar. S&ouml;zc&uuml;klerin g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;n&uuml;n yerini tavukları pişirmişem aldı. Kabarık elbise giymiş k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kız kendi ekseninde d&ouml;n&uuml;yor, etekleri kabardık&ccedil;a g&uuml;l&uuml;yordu</p>
<p>Sıra slayta geldi. Hareketli bir m&uuml;zik fotoğraflara eşlik ediyordu. Slayttaki sarmaş dolaş fotoğrafları koyup koymamak hususunda &ccedil;ok kararsız kalmış, bir anda gelen istek ve cesaretle hepsini y&uuml;klemişti. &ldquo;<em>Ne gerek var buna</em> &ldquo;demişti Hasancan. Fotoğraflar akın akın ge&ccedil;ti. T&uuml;rk kadını t&uuml;m &ouml;zen y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;sterdi ve konuşurken dudak hareketlerini gizleyerek yaptı dedikodusunu. T&uuml;rk erkeği havaya baktı. Gelinin babası karısını d&uuml;rterek &ldquo;<em>bunlar ne zaman tatile gitti&rdquo;</em> diyordu. &ldquo;<em>Bir de buraya koymuş edepsiz&rdquo;</em>. Derin, hi&ccedil;birini duymadı ama anladı. Hayattan &Ouml;zkurbanlar&rsquo;ın intikamını almış gibiydi.</p>
<p>Nihayet nikah memuru geldi, <em>&ldquo;iyi g&uuml;nde ve k&ouml;t&uuml; g&uuml;nde hastalıkta ve sağlıkta&rdquo;</em> dedi. <em>&ldquo;&Ouml;l&uuml;m sizi ayırana dek&rdquo;</em> demedi. <em>&ldquo;Gelini &ouml;pebilirsiniz&rdquo; </em>de demedi. Zaten bu &Ouml;zkurbanlar gibi yerlerde s&ouml;ylenmezdi. Alkış kıyamet. İ&ccedil;inden keşke filmlerdeki gibi kısa bir sessizlik koysaydım &ldquo;evet&rdquo;in &ouml;n&uuml;ne diye ge&ccedil;irdi Pelin.</p>
<p>Ardından Ankara&rsquo;nın bağları başladı. B&uuml;kl&uuml;m b&uuml;kl&uuml;m yolları&hellip; İnsanlar birbirlerini zorla piste kaldırıyordu. Masadan kalkan elbiseli her kadın &ouml;nce eteğini d&uuml;zeltiyor sonra ağır hareketlerle başladığı oyuna coşkuyla devam ediyordu.</p>
<p>Piyanist şant&ouml;r takı t&ouml;reninin başladığını basın a&ccedil;ıklaması edasıyla duyurdu. Pelin&rsquo;e beş bilezik, bir set, bir s&uuml;r&uuml; de altın ve para takıldı. Altınlardan hemen kurulmak istedi. Şunlar yerine incecik bir pırlanta daha iyi olurdu. Ger&ccedil;i o da para etmiyormuş satınca dedi. Hi&ccedil;biri olmasa o da olurdu. Ama merdivenlerden inmekte aklı kalmıştı. Altınları gelin odasında &ccedil;ıkartıp geldi. G&uuml;venlik olarak odaya damadın eniştesi bırakılmıştı. &ldquo;<em>Enişten d&uuml;ğ&uuml;n altınlarını değil de merkez bankası rezervini koruyor edasında&rdquo;</em> dedi Pelin.</p>
<p>Neşeli bir m&uuml;zikle pasta geldi. <em>&ldquo;Kimse pastayı ne i&ccedil;in alkışladığını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yor&rdquo; </em>dedi Pelin. &ldquo;<em>Sahi pasta ne i&ccedil;in alkışlanır?&rdquo;</em> Papyonunu &ccedil;ıkardı Hasancan, <em>&ldquo;sen sorgulayasın diye&rdquo;</em> olabilir dedi. Herkes ortası kalpli dondurmalı pastasını yedi. &ldquo;<em>Bu daha ekonomik herhalde dedi&rdquo;</em> Pelin, &ldquo;<em>keşke pasta maket olmasaydı ama&rdquo;.</em> Hasancan, g&ouml;zlerini devirdi.</p>
<p>Fotoğraflar &ccedil;ekildi, kimse aynı anda poz veremedi, hepsi birer R&ouml;nesans tablosu gibiydi. Herkes teker teker ayrıldı salondan. &ldquo;<em>Siz oturun şurada her şeyi araba yerleştirelim sonra inersiniz&rdquo; </em>dedi gelinin annesi. Pelin, &ccedil;ıkardığı ayakkabılarını &Ouml;zkurbanlar d&uuml;ğ&uuml;n salonunun parlak zeminine fırlattı. &Ccedil;ok yoruldum dedi. Zaten ses &ccedil;ok y&uuml;ksekti başım ağrıdı.</p>
<ul>
<li>Tam olarak ne bekliyordun acaba ?</li>
<li>Anlamadım, başım ağrıyor dedim ne var alakası var?</li>
<li>Hayır gece boyu etraftaki her şeyi eleştirdin, gereksiz g&ouml;rd&uuml;n ve k&uuml;&ccedil;&uuml;msedin. &Ccedil;ok g&uuml;zel, peki, buradaki piyanist şant&ouml;r piyanist, masalar kokteyl masası olsaydı, zaman zaman piyano zaman zaman keman &ccedil;alsaydı, i&ccedil;eri girenler daha kibar takılar taksaydı bir şey mi değişiyordu? İkisi de gereksiz bence sadece ikincisi modern g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; bir gereksizliği ifade ediyor. Modern g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; gereksizlikleri de eleştiri miydin acaba? Orada da sosyolojik &ccedil;ıkarımlar yapar mıydın kripto entelekt&uuml;el seni!</li>
<li>Sadece takıldım ne var bunda alınacak?</li>
<li>Yok bir şey!</li>
</ul>
<p>Sandalyesini uzağa &ccedil;ekti Pelin. Hasancan&rsquo;a arkasını d&ouml;n&uuml;p bacak bacak &uuml;st&uuml;ne attı, kollarını kavuşturdu.</p>
<ul>
<li>&ldquo;Aaa k&uuml;st&uuml; m&uuml; bunlar&rdquo; diye i&ccedil;eri girdi kayınvalide. <em>&ldquo;Ne oldu?&rdquo;</em></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Yok bir şey diyerek başını salladı ikisi de. <em>&ldquo;Ayol&rdquo;</em> dedi, &ldquo;<em>Ne diyorum; siz eve ge&ccedil;meden gelin bizde hep beraber takılanları sayalım. Yarın balayına gideceksiniz zaten sonra fırsat olmaz. Ne dersiniz? Siz bilirsiniz tabi altın y&uuml;ksek ya şimdi haftaya ons mons bir şey olacakmış d&uuml;şer sayalım satın işte gitmeden&rdquo;.</em></p>
<p>&nbsp;Bir saat sonra Pelin ve Hasancan eşofmanla halının &uuml;st&uuml;nde oturmuş, altın sayıyordu, Kayınvalide g&ouml;r&uuml;mceye isimleri s&ouml;yl&uuml;yor, <em>&ldquo;komşu fahriyeden bir gram altın&rdquo; </em>diyor, sonra da <em>&ldquo;22 ayar&rdquo;</em> diye ekliyordu. Kayınpeder, &nbsp;kağıtta toplama yapıyordu. Bir saat sonra hasılat ortaya &ccedil;ıkmıştı. Telefondaki hesapla kağıttaki birbirini tutuyordu. Hasancan Peline d&ouml;nd&uuml; sessizce sordu. <em>&ldquo;Evet buna ilişkin yorum ve eleştirilerinizi dinliyorum sayın Lord?&rdquo;</em></p>
<p><em>&ldquo;Allah bereket versin&rdquo;</em> dedi yerden aldığı bir deste parayı &ccedil;enesine s&uuml;rterek Pelin. Muzip bir g&uuml;l&uuml;şle ekledi: &ldquo;<em>adetlerimiz ne g&uuml;zel gen&ccedil; &ccedil;iftlere destek oluyorlar! Şu altın kutularını atmadan iyice bakalım bir daha &ccedil;&ouml;pe gitmesin de aman&rdquo;</em> diye ekledi pe&ccedil;eteye sardığı b&ouml;rekle ağzına doldururken.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAPININ ARDI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kapinin-ardi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kapinin-ardi</guid>
<description><![CDATA[ Çok değil bir yıl önce kamelyada keyifli akşam çayları içtiğiniz komşunuz şimdi düşmanınızsa? Sizin veya onun düşmanlıkta hiçbir payı olmadan. Onun çaldığı kapıyı açmak hiç bu kadar zor gelmiş miydi? Savaşlar, çatışmalar bir gün biter, geriye &quot;insan&quot; kalır &quot;saf ve temiz çocuklar&quot;la birlikte. Büyülü gerçeklikte kısacık bir insan hikayesi.... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622de4aa9550d.jpg" length="67273" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 15:36:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlgün</dc:creator>
<media:keywords>Savaş, Komşu, İnsan....</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KAPININ ARDI</p>
<p>Odadaki pencerenin birinin &ouml;n&uuml;, s&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş davlumbazla, diğerininki ise koca bir mermer par&ccedil;asıyla kapatılmıştı. Eva, iki &ccedil;ocuğunu battaniyenin altına almış ısıtmaya &ccedil;alışıyordu. Adem, s&ouml;nmek &uuml;zere olan muma tutarak bir diğerini yaktı. Uzaktan bir patlama sesi geldi. İrkildi Eva, uyanan kızını &ldquo;bir şey yok&rdquo; diyerek teskin ettin. Sessizce konuştu Adem&rsquo;le.</p>
<p>- Elektrik gelir mi ki?</p>
<p>- Bilmiyorum.</p>
<p>- Donacak &ccedil;ocuklar.</p>
<p>- T&uuml;p&uuml; getiririm akşam yine, su kaynatırız.</p>
<p>- Biraz mercimek kaldı iki paket de makarna&hellip; Soğan, sal&ccedil;a yok ama mercimeği haşlarım&nbsp; bug&uuml;n.</p>
<p>-&nbsp; Bir de bana kızıyordun evi depo yapıyorsun diye&hellip;</p>
<p>- Hatırlıyor musun ilk b&uuml;y&uuml;k kavgamız&hellip;. 5 kilo kuruyemiş&hellip;</p>
<p>Sessizce g&uuml;lmeye başladılar. Adem&rsquo;in g&uuml;l&uuml;ş&uuml; g&ouml;zyaşına karıştı.</p>
<p>- Hayır tamam o zaman anladım Eva, her şey g&uuml;ll&uuml;k g&uuml;listanlıktı kızdın da, ortalık karışıp raflar&nbsp; boşaldı, sen o zaman da laf etmiştin. İyi ki dinlememişim seni.</p>
<p>- İyi ki&hellip; Tahmin etmemiştim her şeyin bu kadar k&ouml;t&uuml; gidebileceğini... Keşke daha fazla alabilseymişsin, eridi gitti her şey &uuml;&ccedil; ayda.</p>
<p>- &Uuml;&ccedil; ay oldu mu?</p>
<p>- &Uuml;&ccedil; Ocakta market rafları boştu Adem, hatırlamıyor musun? Arın&rsquo;ın doğum g&uuml;n&uuml;nde.</p>
<p>- Doğru.</p>
<p>Utanmış&ccedil;asına başını &ouml;b&uuml;r tarafa &ccedil;evirdi, g&ouml;zlerini Eva&rsquo;dan ayırdı Adem. &Uuml;&ccedil; g&uuml;n olmuştu elektrikler kesileli. Belediye binası on &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;nce bombalanmıştı. Ulusal yayının gideli &uuml;&ccedil; hafta kadar olmalıydı. Menşiki&rsquo;lerle Acur&rsquo;lar ne zaman &ccedil;atışmaya başlamıştı hatırlamıyordu. Ama &uuml;&ccedil; yıl &ouml;nce buraya taşındıklarında Menşiki komşularının onları kızartılmış sıcacık pişilerle karşıladığını &ccedil;ok iyi hatırlıyordu. Hatta şimdi pencereden bakıp g&ouml;remediği kamelyada i&ccedil;tikleri akşam &ccedil;aylarını&hellip; Ta ki Beru&ccedil;ay&rsquo;da bomba patlayana kadar. Ardından &uuml;&ccedil; Menşiki eylemcinin vurulması.&nbsp; Bahrat&rsquo;ın &uuml;lkeye girmesi&hellip; Cehennem gibiydi son &uuml;&ccedil; ay.</p>
<p>- En son ne zaman Kamelya&rsquo;da &ccedil;ay i&ccedil;tik hatırlıyor musun Eva?</p>
<p>- Sare doğmamıştı. Benim karnım burnumdaydı. Ne pişi yemiştim o akşam. Hasbek&rsquo;in annesi ne g&uuml;zel yapmıştı. Burnuma geliyor kokusu &ccedil;ok acıktım zaten.</p>
<p>- Benim de... Her şey bir bitsin kocaman bir sofra kuralım Eva, boydan boya, kola reklamlarındaki gibi, kuş s&uuml;t&uuml; eksik&hellip; Herkes birarada.</p>
<p>- Herkes bir arada olamayacak Adem. &Ccedil;ok eksik olacak.</p>
<p>Sessizliğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml; oda tekrar. Kapının vurulmasıyla birlikte Adem&rsquo;in dalmış g&ouml;zleri, kocaman a&ccedil;ıldı. Hızla ayağa kalktı Eva.</p>
<p>-&ldquo;Kim ki&rdquo; dedi. &ldquo;Dur yavaş yavaş git&rdquo;.</p>
<p>Kapının deliğinden baktı Adem. Yan komşuları, Menşiki Hasbek, elinde av t&uuml;feğiyle oradaydı. Yutkundu sakince.</p>
<p>-&ldquo;A&ccedil;ın ben Hasbek&rdquo; diyordu</p>
<p>-&ldquo;A&ccedil;ma&rdquo; dedi Eva . &ldquo;A&ccedil;ma Adem&rdquo;.</p>
<p>Kapının deliğinden Eva da baktı. Hızla salona koştu sonra. Masayı s&uuml;r&uuml;klemeye başlamıştı.</p>
<p>- &ldquo;Kapıya yaslayalım&rdquo; dedi</p>
<p>- Sa&ccedil;malama Eva. Hasbek işte. Tamam a&ccedil;mayacağım.</p>
<p>-&nbsp; &ldquo;Adem a&ccedil; kapıyı&rdquo; dedi kapının arkasındaki ses.</p>
<p>Eva olduğu yere oturup ağlamaya başladı.</p>
<p>-&ldquo;Adem evdesiniz biliyorum a&ccedil;ın kapıyı&rdquo; diyordu Hasbek.</p>
<p>Eva, başını iki yana salladı ağlayarak.&nbsp; Adem&rsquo;in yaptığı g&ouml;z işareti ile kalktı yerinden, salona ge&ccedil;ti tekrar, salon kapısını kapattı. Yere oturup, &nbsp;kanepede uyuyan &ccedil;ocuklarının &uuml;zerine kapandı. Kapı gıcırtısı hi&ccedil; bu kadar korkun&ccedil; gelmemişti. Sessizce nefes alarak dinlemeye &ccedil;alıştı kapıyı. Olmadı. Yavaş&ccedil;a kalktı. Salonun kapısını araladı, ev kapısını g&ouml;zledi. Hasbek, t&uuml;feği tek eline almış, diğer elini evinin kapısına uzatmış, i&ccedil;eriden uzatılan pişi dolu tepsiyi alıyordu. Tepsiyi Adem&rsquo;e verdi. T&uuml;feği g&ouml;zleriyle işaret etti, bunun i&ccedil;in kusura bakma der gibiydi. Mahcup&ccedil;a başını eğdi ve evine girdi.</p>
<p>Kapıyı kapattı Adem. Elinde bir tepsi pişi, Eva&rsquo;yla g&ouml;z g&ouml;zeydi. Utanga&ccedil;lığını kelimelerle &ouml;rtmek istercesine &ldquo;t&uuml;pte yaptılar demek ki&rdquo; dedi Eva. Pişinin kokusuna uyanan kızına baktı. Tepsinden&nbsp; bir tane alıp yedirmeye başladı&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>