<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; : Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/category/hikaye</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; : Hikaye</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>1. BÖLÜM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/uc-ruh-bir-beden-3755</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/uc-ruh-bir-beden-3755</guid>
<description><![CDATA[ Başlangıç mıdır bir insanın sonunu getiren yoksa başlamaktan korkmak mı? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202603/image_870x580_69b08d6e62d66.jpg" length="84530" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:45:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gamze AKBAŞ</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>İçimin Fethi: Sükût ile Cenk Arasında Bir Şehir</title>
<link>https://edebiyatblog.com/icimin-fethi-sukut-ile-cenk-arasinda-bir-sehir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/icimin-fethi-sukut-ile-cenk-arasinda-bir-sehir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202603/image_870x580_69c96f52e710e.jpg" length="110776" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 21:29:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Emre Özdil</dc:creator>
<media:keywords>İnsan, Acı, aşk, kavga, olgunluk çağı, mücadele</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben, kendi içimde kopan bir cenkten arta kalan bir neferim. Ne tam galip, ne de mağlup… Sanki Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra ovada tek başına kalmış bir asker gibi; kılıcım elimde, fakat hangi zaferin yahut hangi kaybın bana ait olduğunu bilmez hâlde.</p>
<p>Ruhum, bazen bir payitaht kadar ihtişamlı, bazen de İstanbul'un Fethi öncesi surlar gibi yorgun ve gedik… İçimde nice kuşatmalar oldu. Her biri, bir başka arzunun, bir başka sevdanın hücumuydu. Ve ben her defasında ya bir kapı açtım içimden, ya da biraz daha yıkıldım kendi içime doğru.</p>
<p>Aşk… Ah o aşk ki, bir zamanlar Kerbela Olayı misali susuz bırakır insanın kalbini. Bir damla vuslat uğruna çöller aşarsın da, nasibine düşen çoğu vakit hicrandır. Sevmek, zannedildiği gibi bir bahar değil; çoğu kez içte büyüyen bir matemdir. Lakin yine de insan, o matemin içinde bir hikmet arar; zira bilir ki en derin yaralar, en hakiki duaların kapısını aralar.</p>
<p>Ben bazen kendimi Fatih Sultan Mehmed gibi hissederim; henüz fethedemediğim şehirler vardır içimde. Ve her yeni gün, bir başka kuşatmanın sabahıdır benim için. Lakin bilirim ki her fethin ardında nice sabır, nice sükût gizlidir. Gürültüyle değil, azimle açılır en muhkem kapılar.</p>
<p>Kimi vakit ise bir Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî nefesi dolaşır içimde. Der ki: “Yan ki olasın.” Ve ben yanarım… Geçmişin pişmanlıklarında, yarım kalmış cümlelerde, söylenmemiş vedalarda… Lakin bu yanış bir helâk değil, bir tekevvündür. İnsan yanmadan olgunlaşmaz; ateş, hem yakar hem de saflaştırır.</p>
<p>Dünya dediğin nedir ki… Bir sefer-i daimdir. Kimi vakit Haçlı Seferleri gibi uzun ve yorucu, kimi vakit bir göçebe konaklaması kadar kısa. Biz ise bu seferde, kendini arayan yolcularız. Ne tam vardık, ne de tamamen yoldayız.</p>
<p>Benim hikâyem; bir yanda kılıç şakırtısı, diğer yanda ney iniltisi… Bir yanımda savaş naraları, öte yanımda derviş sükûtu… Zira anladım ki insan, ne sadece cenk ile ne de yalnızca aşk ile tamam olur. İnsan, ikisinin arasında yoğrulan bir hakikattir.</p>
<p>Ve şimdi, kalbimin harabesine bakıp da ibret alan biri olarak şunu derim:</p>
<p>Ben, kendi içimin fethini bekleyen bir şehirim.</p>
<p>Ve bilirim… O fetih, ne bir orduyla gelecek ne de bir kılıçla;</p>
<p>ancak sabırla, aşkla ve biraz da ilahi bir sır ile…</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sahil</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sahil</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sahil</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6214707b8bda5.jpg" length="49352" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 03:26:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tene Dokunmak</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, sevgi, cinsellik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>#öyküx #sahil</p>
<p>1.</p>
<p>Sahildi. </p>
<p>Orta halli bir balık lokantası..</p>
<p>Yalnızdım. </p>
<p>Bir acı gecenin bitimini uzatmak üzere…Bugün fazla oturdum. </p>
<p>…..</p>
<p>İnsanlar yavaş yavaş çekiliyordu, birkaç masa kalmıştık, dolu. </p>
<p>Bir genc kadın gördüm: çıplak ayaklarla sahilde, kumsalda yürüyordu. Fark ettim: bu tur hiç bitmiyor. Bir sağa, bir sola..Sonra oturdu, çantasının ve hırkasının olduğu bank'a. Yaz'dı, ancak geç saatlerde biraz serinliyordu ortam. Geç olmuştu, hesap ödeyip çıkmak üzereydim. Kasaya yöneldim. Bir şey dikkatimi çekti, az önce sahilde gördüğüm kadın da elinde çantası orada öyle duruyordu.</p>
<p>Güzeldi, modern bir görünümü vardı, ama olağanüstü çekingen bir haldeydi. Bir sey sordu, soracak, öyle..</p>
<p>Buyrun dedi masadaki adam, bir arzunuz mu var efendim?</p>
<p>–Şey, iş arıyorum ben.</p>
<p>–S.. Bey'i çağırayım.</p>
<p>Adam kalktı bir içkili masada oturan iriyarı bir kişinin kulağına eğildi bir şeyler söyledi, adam kalktı, geldi: buyrun dedi kadına.</p>
<p>–İşe ihtiyacım var.</p>
<p>–Bilmem ki, size göre bir iş..</p>
<p>–Bulaşık yıkarım diye atıldı genç kadın...</p>
<p>.....</p>
<p>Masama döndüm, ama gözüm kadındaydı. İşe alındı mı onu da anlamadım. Ancak kadın tek tek yiyeceklerin fiyatını soruyordu. Çorbada karar kıldı sanırım. Terbiyeli ve çekingen yiyordu yemeğini. Aç ve parasız olduğunu anlamak güç değildi. Bu düzeyli, güzel ama bitkin hanımı bu duruma düşüren neydi merak ediyordum.</p>
<p></p>
<p>Eve dönüş yolunda, içim acıdı gözlerim yaşardı. Soğuk evime vardım, tez vakit uykuya daldım.</p>
<p></p>
<p>Genelde sürekli dışarıda yemezdim. Üniversitede verdiğim ders çıkışı özellikle gizemli kadını görmek arzusuyla bir gün önce yemek yediğim lokantaya yöneldim.</p>
<p>Merakım da uzun sürmedi. Genç kadını biraz da eski giysiler içinde lokantada yerleri siler biçimde buldum. Selamladım, "hoşgeldiniz efendim" diye yanıtladı.</p>
<p></p>
<p>Hikayesini merak ettiğim bu hanım gerçekten esrarlı bir kişilik sergiliyordu. Genç ve modern bir kadının küçük bir sahil kasabada alt düzey bir işte çalışması şaşırtıcıydı.</p>
<p></p>
<p>....</p>
<p></p>
<p>Hanım bir süre sonra müşteri karşılamaya ve bir tür garsonluğa geçti. İşi biliyordu. Daha da iyi giyiniyordu. Fazla mesafeli ama duyarlıydı, ikna ediciydi. </p>
<p>O gece fazla kaldım</p>
<p>Sanki oydu beni orada bırakan. Beklenmedik bir şekilde bana döndü, ve oturabilir miyim dedi, ayağa kalktım buyrun dedim. Bir sigara uzattı bana, kendisi de yaktı.</p>
<p>--Hayat incelikleri affetmiyor..</p>
<p>--Fazla incesiniz dedim</p>
<p>Maskeleri unutmayın dedi. Biraz sohbet ettik, kasaya yöneldi, birlikte çıkalım bekleyin dedi. Şaşırdım. Resmi ve mesafeli bir kadın tek kelime konuştuğu bir kişiye cesurca "kal" diyordu.</p>
<p>Pek konuşmadık yürürken, eski bir ev önünde durdu: gelin dedi, utanarak girdim. Çok ağır yaşama koşullarının olduğu bir oda. </p>
<p>...</p>
<p>Sizi buraya getiren ne?Mesleğimden oldum.</p>
<p>Eşiniz?</p>
<p>Bütün malıma konmuş.</p>
<p>Ya bu yer?</p>
<p>Bir insana güvendim geldim, olay üç.</p>
<p>İşiniz neydi ve onu neden kaybettiniz?</p>
<p>Vakur bir tavırla: Orospuluk, iddia bu. Tabii politika var.</p>
<p>Neredeydi işiniz</p>
<p>Üniversite güzel sanatlar Doçent.</p>
<p>Politika tamam ama diğeri?</p>
<p>Acı bir gülümseme:</p>
<p>Bir gün üniversitede desen dersinde model bulunmadı ben soyundum modellik yaptım. </p>
<p>Tamamen mi?</p>
<p>Sütyen dahil, sadece altta siyah bir çamaşır, mor-dantelli...</p>
<p>Şaşırmadınız mi?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Neden?</p>
<p>Çizgidışı biriyim ben de.</p>
<p>....</p>
<p>Hiç duraksamadı soyundu, </p>
<p>Göğüsler dik, sütyen atıldı, kutsal beyaz memeler....</p>
<p>beni de soydu. Üzerinde sadece mor çamaşır, içinde şeffaflığın gösterdiği siyah pırıl pırıl tüyler..</p>
<p>Bir ara beli yataktan sarktı, boynu, beli hepsi; son ana geldik dantelli mor çamaşır da atıldı sonra. Öndeki tüyler titriyor, ilginç kasılmalarla açılan kapanan bir nokta. Yanıyor, utanç yerini elde edilmenin ateşine bırakmış. Alev benden ona geçmişti, bende ise çılgın öpüşler ve "o an" inleyerek benimle yandı tutuştu benimle alev aldı. İnanılmaz bir an ve tam kadın kollarımda eridi.</p>
<p>İnleyerek bir süre titredi uzun sürdü bu, öpüşleriyle başarımı kutladı.</p>
<p></p>
<p>O kadar.</p>
<p>Ertesi gün aynı resmiyet.</p>
<p>.....</p>
<p>2.</p>
<p>Aç bir adam sallanarak bahçeli bir kasaba evinin kapısına yaslandı.</p>
<p>Düştü.</p>
<p>Aman Tanrım, yetiş Canım..</p>
<p>İçeri taşıdılar.</p>
<p>Canım bu adam aç.</p>
<p>Perişan bu adamı doyurmaya çalıştı karı koca.</p>
<p>Ne oldu, diye sordu kadın? </p>
<p>Tutuklandım mesleğimden oldum malvarlığım yoktu, lojmandan atıldım. Açım kaç gündür, burada bir iş var mı bana göre...</p>
<p>Kadın bir çığlık attı Prof K!</p>
<p>Evet..Ev.. et nereden peki?</p>
<p>Balıkçı lokantası..</p>
<p>Evine geldiğiniz kadın.</p>
<p>Evlendim. Okulda bir tek bana olumlu şahitlik yapan temizlik işçisi ile. Bahçemiz var...</p>
<p>.....</p>
<p>Bu da kızımız </p>
<p>Kulağına eğildi bizim kızımız Perla..</p>
<p>Yaşlandı adamın gözü, masum çocuğa baktı, ağlamaklı oldu, baktı sadece..</p>
<p>.....</p>
<p>Prof K*</p>
<p>Sabah 05...</p>
<p></p>
<p>Radyoda bildiri.</p>
<p>Oldu demek.</p>
<p>Altmış sekiz.</p>
<p>Yetmiş sekiz.</p>
<p>Hiçbiri başaramamıştı. Hiçbir iletişim aracının olmadığı bu sanal evde ilk kez radyoya pil:</p>
<p></p>
<p>"Yüce halkımız. Yurdun durmadan batağa sürüklendiği ülkemizde sonunda halkın gücü sermayeyi yenmiştir"</p>
<p>......</p>
<p>Çığlık çığlığa birbirlerine sarıldılar.</p>
<p>***</p>
<p>Uyanın.</p>
<p>-Ne oldu, buraya ne zaman geldim?</p>
<p>-Seans için geldiniz. Hikayenizi yaşayarak anlattinız. Ama ayrıntılar gerekiyordu, sakladiklarınız. </p>
<p></p>
<p>Tekrar anlattırdı hikâyeyi; eksik yok.</p>
<p>Perla doğruydu dedi, Prof K Terapiste. Devrim falan olmadı. Ağlayarak.</p>
<p>–Peki o hanıma ne oldu?</p>
<p>--Fırtınaya tutuldu...</p>
<p>7.65'lik kurşun; o soyunduğu sınıftaki gerici bir öğrenciden...</p>
<p></p>
<p>Ağladı Prof K.</p>
<p></p>
<p>BİTTİ</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İçimde Kalan Cemre &#45; Bir Vazgeçiş Hikayesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/icimde-kalan-cemre-bir-vazgecis-hikayesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/icimde-kalan-cemre-bir-vazgecis-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699761aa58db3.jpg" length="79292" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 22:17:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bölüm 1: Kerem-</p>
<p>Kerem, Cemre’ye âşık olduğunu hiçbir zaman yüksek sesle söylemedi.<br>Hatta kendi kendine bile tam bir cümle kuramadı. Çünkü bazı duygular, adını koyduğun anda ürküp kaçacakmış gibi gelir insana. Sanki kelimeler, hislerin ağırlığını taşıyamaz. Kerem de bunu hissetti. İçinde büyüyen şeyin adını koyarsa, kırılacağını düşündü. Bu yüzden sustu. Hissetti. Bekledi. Kendini oyaladı. Olmadı.</p>
<p>İş yerinde başladı her şey. Hayatın en sıradan, en savunmasız yerinde. Aynı binada çalışıyorlardı. Aynı kapıdan geçiyor, aynı turnikede duruyor, aynı asansörde sessizce yukarı çıkıyorlardı. Aynı saatlerde yoruluyor, aynı ışıkta soluyorlardı. Ama Kerem için Cemre, bu iş ortaklığının çok ötesindeydi. O, kalabalığın içindeki tek kişiydi.</p>
<p>Cemre muhasebede çalışıyordu. Düzenliydi. Sessizdi. Konuşurken kelimeleri israf etmeyen insanlardandı. Kerem onu ilk kez turnikede gördü. Kartı okutamamıştı Cemre, bir an duraklamıştı. Kerem arkasında bekliyordu. Cemre dönüp özür diler gibi gülümsedi. O gülümseme, Kerem’in gününü böldü. Sonra haftasını. Sonra bütün iç düzenini.</p>
<p>O günden sonra Kerem’in hayatında bir kayma başladı. Günler eskisi gibi ilerlemiyordu. Sabahları işe gitmek, akşamları eve dönmek aynı eylemlerdi ama aynı anlamı taşımıyordu. Çünkü artık binaya girdiğinde ilk baktığı yer turnikeydi. Asansörde gözleri istemsizce bir yüz arıyordu.</p>
<p>Başta bunun geçici olduğunu düşündü. İş ortamında insanın duyguları karışırdı. Yakınlık, aynı rutini paylaşmak… Hepsi geçiciydi. Ama günler geçti, his geçmedi. Derinleşti. Sessizleşti. Yer etti.</p>
<p>Kerem onu uzaktan izlemeye başladı. Öğle yemeklerinde kimlerle oturduğunu, kahvesini nasıl içtiğini, masasından kalkarken omuzlarının nasıl hafifçe düştüğünü fark etti. Bazen dalgın göründüğünü, bazen gülümsediğini. Sonra bunu fark ettiğini fark etti. Kendine kızdı. “Bu sağlıklı değil,” dedi. Ama kalp, sağlıktan çok alışkanlıkla çalışıyordu.</p>
<p>İlk konuşmaları işle ilgiliydi. Evraklar, tarih hatırlatmaları, küçük düzeltmeler. Cemre netti. Kibar ama mesafeliydi. Kerem her konuşmadan sonra, sanki yarım kalmış bir cümle varmış gibi hissediyordu. Konuşma bitiyor ama Cemre’nin sesi zihninde kalıyordu.</p>
<p>Mesajlar başladı. Önce tamamen işle ilgiliydi. Cemre cevap verdi. Kısa, düzgün, profesyonel. Kerem zamanla cümleleri uzattı. Bir kelime daha ekledi. Bir gülümseme koydu sonuna. Cemre kısalttı. Kerem bunu fark etti ama görmezden geldi. Çünkü görmek, vazgeçmek demekti. Vazgeçmekse henüz hazır olmadığı bir kayıptı.</p>
<p>Zamanla Kerem daha görünür oldu. Öğle aralarında Cemre’ye yakın oturdu. Kahve aldı. Masasına bıraktı. Cemre teşekkür etti. Kerem bu teşekkürleri bir kapı sandı. Oysa kapı kapalıydı; sadece kibarca kilitliydi.</p>
<p>İş çıkışlarında yazdı.<br>“Bir kahve içelim mi?”<br>Cemre nazikçe reddetti. Bazen yorgun olduğunu söyledi, bazen başka bir planı olduğunu. Kerem her reddi geçici sandı. “Şimdi değil,” dedi kendine. “Belki sonra.”<br>Aşk, onu gerçeklikten koparmıştı.</p>
<p>Bölüm 2: Cemre -</p>
<p>Cemre için Kerem başta sadece bir iş arkadaşıydı. Nazik, çalışkan, biraz da fazla ilgili. İlk mesajları doğal karşıladı. İş yerinde herkes yazışırdı. Ama zamanla mesajların tonu değişti. İşten çok duygular girmeye başladı araya. Cümleler uzadı. Sorular kişiselleşti.</p>
<p>Cemre rahatsız olmak istemedi önce. “Yanlış anlıyorumdur,” dedi. Ama içindeki o daralma hissi gitmedi. Sınırlarını korumaya çalıştı. Kibar cevaplar verdi. Mesafeyi korudu. Sert olmak istemiyordu. Kimseyi kırmak istemezdi. Ama hissetmediği bir şeyi de taşımak istemiyordu. Bu da onun hakkıydı.</p>
<p>Kerem’in bakışları değiştikçe, Cemre’nin omuzları ağırlaştı. Kahve ikramları, beklenmedik mesajlar, çıkış saatlerinde tesadüf gibi karşılaşmalar… Hepsi tek tek küçük şeylerdi. Ama birikince nefes almayı zorlaştırıyordu. İyi niyetle başlayan şey, yavaş yavaş bir yük haline gelmişti.</p>
<p>Asansörde yalnız kaldıkları gün, Cemre artık konuşması gerektiğini biliyordu. Kaçmak, geciktirmek, görmezden gelmek kimseye iyilik değildi.</p>
<p>“Kerem,” dedi.<br>Sesi sakindi ama içi titriyordu.<br>“Ben senin hissettiklerini karşılamıyorum.”</p>
<p>Bu cümleyi kurmak onun için de zordu. Ama netti. Uzatmadı.<br>“Beni beklemeni istemiyorum,” dedi. “Bu doğru değil.”</p>
<p>O gün eve gittiğinde yorgundu. Birini üzmüş olmanın ağırlığı vardı içinde. Ama doğru olanı yaptığına emindi. Çünkü sınırlar, hem başkasını hem kendini korumak içindi.</p>
<p>Bölüm 3: Kerem -</p>
<p>Kerem için reddedilmek bir anda olmadı. Yavaş yavaş geldi. Ama kabul etmek istemedi. Cemre’nin netliğini bir son değil, aşılması gereken bir eşik sandı. Bir adım daha atsaydı, belki… Bir cümle daha yazsaydı, belki…</p>
<p>Mesajlar devam etti. Daha seyrek ama daha yüklü. Cemre cevap vermemeye başladı. Kerem sessizliği umut sandı. Oysa sessizlik, en net cevaptı.</p>
<p>Sonunda Cemre bir toplantı odasında dur dedi. Net, kısa, tartışmasız. Kerem ilk kez gerçekten sustu. O akşam eve gittiğinde yalnızlık çöktü. Telefonunu eline aldı. Yazmak istedi. Yazmadı. En zor vazgeçişler böyle başlardı.</p>
<p>Günler geçti. Kerem işe gidip geldi. Cemre oradaydı ama yoktu. Bu yokluk, varlıktan ağırdı. Akşamları evde sessizlik vardı. Televizyon açıktı ama sesi kapalıydı. Kerem düşünüyordu.</p>
<p>Neyi sevdim?<br>Onu mu, onun bende yarattığı ihtimali mi?</p>
<p>Aşk sandığı şeyin içinde biraz da yalnızlığını gizleme çabası olduğunu fark etti. Bu fark ediş can yakıcıydı ama dürüsttü.</p>
<p>Aylar sonra Cemre’nin biriyle birlikte olduğunu duydu. Canı yandı. Ama bu kez öfke yoktu. Sadece kabulleniş vardı. Kendi yerini, kendi sınırını anlamıştı artık.</p>
<p>Kerem iş değiştirdi. Vedalaşma maili attı. Cemre kısa bir cevap yazdı:<br>“Yolun açık olsun.”</p>
<p>O mail Kerem için bir kapanıştı.</p>
<p>Hayatına devam etti. Yavaş yavaş. Bilinçli bir yalnızlıkla. Aşk bitmemişti ama dönüşmüştü. Ona şunu öğretmişti:</p>
<p>Sevmek bazen tutmak değil, bırakabilmektir.</p>
<p>Cemre onu seçmemişti.<br>Ama Kerem, kendini seçmeyi öğrenmişti.</p>
<p>Ve bu, onun hayatındaki en sessiz ama en gerçek zaferdi.</p>
<p>Bölüm 4: Cemre -</p>
<p>Cemre mutlu olduğunu yüksek sesle söylemiyordu.<br>Bazı mutluluklar ilan edilmezdi; yaşanırdı. Sessizce, kanıtlamaya ihtiyaç duymadan.</p>
<p>Hayat, Kerem’in yokluğunda dramatik bir boşluk bırakmamıştı. Aksine, hafiflemişti. İşe giderken omuzları daha dikti. Asansörde nefesini tutmuyordu artık. Telefonu titreştiğinde, içi daralmıyordu. Günler daha az düşünerek, daha çok yaşayarak geçiyordu.</p>
<p>Onun hayatına giren adam, büyük bir hikâye gibi başlamadı. Bir anda merkez de olmadı. Yavaş oldu. Normal oldu. En başta fark edilen şey buydu zaten. Yorucu değildi. Beklenti yaratmıyordu. “Şöyle olmalıyım” dedirtmiyordu Cemre’ye.</p>
<p>Yanında kendisi olabiliyordu.<br>Eksik cümleler kurabiliyordu.<br>Susabiliyordu.</p>
<p>Birlikte yürürken, Cemre ilk kez birinin adımlarına yetişmeye çalışmadığını fark etti. Kimseyi geride bırakmıyor, kimseye hızlanması için bakmıyordu. Aynı ritimdeydiler. Bu, onun için yeni bir duyguydu.</p>
<p>Bazen gülüyordu.<br>Bazen sadece oturuyorlardı.<br>Bazen hiçbir şey olmuyordu.</p>
<p>Ve işte o “hiçbir şey olmayan” anlar, Cemre’ye iyi geliyordu.</p>
<p>Kerem’i düşünmemeye çalışmıyordu artık. Çünkü düşünmek, bir borç değildi. Onu hatırladığında suçluluk hissetmiyordu. Ama bir eksiklik de yoktu. Hayatında Kerem’e ait bir boşluk değil, sadece bir anı vardı. Geçmişte kalmış, yerini bilen bir anı.</p>
<p>Kendine dürüsttü:<br>Kimseyi yarım bırakmamıştı.<br>Sadece hissetmediği bir yerde durmamıştı.</p>
<p>Akşamları eve döndüğünde, anahtarını çevirirken içi huzurluydu. Telefonuna bakıp gülümsediği mesajlar vardı. Ertesi gün için heyecan değil belki ama güven vardı. Bu, onun için mutluluğun yeni tanımıydı.</p>
<p>Cemre şunu biliyordu artık:<br>Aşk her zaman büyük bir yanma değildi.<br>Bazen insanın içini acıtmayan bir sıcaklıktı sadece.</p>
<p>Ve ilk kez,<br>Birini üzmediğini bilerek,<br>Kendini eksiltmeden,<br>Birinin yanında kalabiliyordu.</p>
<p>Mutluydu.</p>
<p>Sessizce.<br>Hak ederek.<br>Kimseyi geride bırakmadan.</p>
<p>Bölüm 5: Kerem - </p>
<p>Kerem, Cemre’ye âşık olduğunu hiçbir zaman söylemedi.<br>Bunu artık bir erdem gibi anlatmıyordu kendine. Sessizliğin bir asaleti yoktu; sadece geç kalmışlık vardı. Zamanında söylenmeyen her şey, insanın içinde ağırlaşıyordu.</p>
<p>İş yerinden ayrıldıktan sonra günler birbirine benzedi. Yeni binanın girişinde turnike vardı yine. Kartını okuttu. Geçti. Ama hiçbir şey tanıdık değildi. Tanıdık olan tek şey, içindeki eksiklikti. Alışkanlık sandığı şeyin, aslında bir yokluk olduğunu yeni yeni anlıyordu.</p>
<p>Bazı akşamlar, istemsizce eski binanın önünden geçti. Sadece geçti. İçeri girmedi. Camlara bakmadı. Kendini durdurdu. Çünkü insan bazen bakarsa, çökeceğini bilir.</p>
<p>Cemre’yi düşünmemeye çalıştı. Ama düşünmemek, unutmak demek değildi. Sadece yorucu bir bekleyişti. Zihni, onun sesini hâlâ hatırlıyordu. Cümleleri kısa, net, sonlu… Kerem’in içi ise hâlâ yarımdı.</p>
<p>Aylar sonra bir gün, kalabalık bir kafede gördü onu. Tesadüf dedi kendine. Cemre bir masadaydı. Karşısında biri vardı. Gülüyordu. Kerem o gülüşü tanıdı. Bir zamanlar kendine sakladığı, kendince anlam yüklediği o gülüşü. Yerinden kalkmadı. Yanına gitmedi. Sadece baktı. İçinden bir şeyin yavaşça söndüğünü hissetti.</p>
<p>Kıskanmadı. Öfkelenmedi. Daha kötüsü oldu:<br>Kendini tamamen dışarıda hissetti.</p>
<p>O akşam eve gittiğinde ışığı açmadı. Pencereden sokağın sarı ışığı yeterliydi. Telefonunu eline aldı. Eski mesajlara bakmadı. Onları silmişti zaten. Ama silmek, iz bırakmıyordu sanmıştı. Yanılmıştı.</p>
<p>Kendi kendine fısıldadı:<br>“Ben seni sevmedim belki… Ama sensizliğe hazır değildim.”</p>
<p>Geceler uzadı. Uykular bölündü. Kerem kimseye Cemre’den bahsetmedi. Çünkü bazı hikâyeler anlatıldıkça hafiflemez. Aksine, yer değiştirir. Başkasının dilinde küçülür. O bunu istemedi.</p>
<p>Zaman geçti. Hayat devam etti. Kerem de devam etti sanıldı. İşe gitti. İnsanlarla konuştu. Gülümsedi. Ama bazı sabahlar, içindeki ağırlık yataktan önce uyanıyordu.</p>
<p>Bir gün eski mail arşivinde Cemre’nin “Yolun açık olsun” mesajını buldu. Açtı. Okudu. Kapatmadı. Çünkü o cümle, bir veda değildi. Bir temasın en son noktasıydı. Daha fazlası hiç olmamıştı zaten.</p>
<p>Kerem artık şunu biliyordu:<br>Bazı insanlar hayatına girmez. Hayatının kıyısında durur. Ama sen yine de onların etrafında yaşlanırsın.</p>
<p>Cemre onu seçmemişti.<br>Kerem de kendini seçmemişti aslında.</p>
<p>Sadece alışmıştı, eksik yaşamaya.</p>
<p>Ve bazı geceler, en ağır hüzün şuydu:<br>Ne kaybettiğini tam olarak bilmeden, kaybetmiş olmak.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>01.02.2026<br>www.korhankulce.com</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yalanın Kıyısı &#45; Bir Pişmanlık Hikayesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yalanin-kiyisi-bir-pismanlik-hikayesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yalanin-kiyisi-bir-pismanlik-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_6982399923746.jpg" length="84765" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 21:08:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>YALANIN KIYISI - BİR PİŞMANLIK HİKAYESİ</span><br><br><span>Ve en sert gerçek şudur:</span><br><br><span>Yanlış bir hayat, doğru cümlelerle kurtarılamaz.</span><br><span>Ama doğru bir suskunluk, bazen her şeyden daha onurludur.</span><br><br><span>Ben artık yalan söylemeyeceğim.</span><br><span>Kimseye değilse bile, kendime.</span><br><br><span>Bu geç kalmış bir karar.</span><br><span>Ama hâlâ benim.</span><br><br><span>----------------------------------------</span><br><br><span>Fethiye’ye geldiğimde takvimle aram çoktan kopmuştu. Günlerin adı yoktu, sadece saatler vardı. Sabah erken kalkıyordum, çünkü erken uyanmak hâlâ bir işe yarıyormuş hissi veriyordu. İnsan, hiçbir şey yapmasa bile uyanarak kendini hayatta sayabiliyor.</span><br><br><span>Evi bilerek limana uzak bir sokakta tuttum. Deniz görünmesin istedim. Deniz fazla dürüsttür; sakladıklarını yüzüne vurur. Ben yüzleşmeye değil, oyalanmaya gelmiştim.</span><br><br><span>Ama bazı yüzleşmeler insanı bulur. Sen istemesen bile.</span><br><br><span>O gün sahil boyunca yürüyordum. Ayakkabılarım ayağımı vuruyordu. Canım acısın istedim. Bazen fiziksel acı, zihnin gürültüsünü bastırır. Yürürken kendimi sakin biri gibi hissediyordum. İçimde olan biteni kimse anlayamaz sanıyordum. Ta ki onu görene kadar.</span><br><br><span>Bir bankta oturuyordu. Elinde telefon, başı hafif öne eğik. Yüzünü tam göremedim ama omuzlarını tanıdım. İnsan bazı bedenleri unutmaz. Dokunmamış olsa bile, beklemiş olduğu yerden tanır.</span><br><br><span>Durmadım. Devam ettim. Sonra durdum.</span><br><br><span>İnsan bazen kararını değiştirmez; sadece geciktirir.</span><br><br><span>Yanına yaklaştım. Beni fark etmesi uzun sürmedi. Göz göze geldik. Ne şaşkınlık vardı ne sevinç. Sadece kısa bir donakalma. Hayatın bazı anları vardır; tepki vermek için fazla geç, susmak için fazla erkendir.</span><br><br><span>“Sen…” dedi.</span><br><br><span>İsmimi söylemedi. Çünkü bazı isimler artık birine ait değildir.</span><br><br><span>“Merhaba,” dedim.</span><br><br><span>Sesim sakindi. İçim değil.</span><br><br><span>Oturmamı işaret etti. Oturdum. Aramızda küçük bir mesafe bıraktık. Eskiden bu mesafeyi koyamazdık. Şimdi kendiliğinden oluşmuştu.</span><br><br><span>“Ne yapıyorsun burada?” diye sordu.</span><br><br><span>Sorunun tonu masum değildi. Bu soru, “hayatım senden sonra gerçekten ilerledi mi?” demenin başka bir yoluydu.</span><br><br><span>“Buraya taşındım,” dedim.</span><br><br><span>İlk yalan.</span><br><span>Ama rahat bir yalan. Uzun süredir prova edilmiş gibi.</span><br><br><span>“İyi yapmışsın,” dedi. “Yakışır.”</span><br><br><span>Yakışmak… İnsanların en sevdiği kelime. Gerçeği ölçmez, görüntüyü onaylar.</span><br><br><span>“Sen?” dedim.</span><br><br><span>“Ben de sık geliyorum,” dedi. “İşim gereği.”</span><br><br><span>İkinci yalanı sezdim. İş dediği şey düzensizdi. Hayatının artık tek bir tanımı yoktu. Ama bunu kabul etmek, erkekler için zordur. Erkekler başarısızlıklarını yumuşatarak anlatır.</span><br><br><span>Bir kafeye geçtik. Deniz görünüyordu. İstemesem de.</span><br><br><span>Kahve söyledik. Aynı anda şeker ekledik. Aynı anda karıştırdık. Bunu fark edince ikimiz de gülümsedik. İnsan, geçmişle ortak reflekslere sahip olmaktan utanır.</span><br><br><span>Evliliğimi sordu. Bekliyordum.</span><br><br><span>“İyi,” dedim.</span><br><span>“Her şey yolunda.”</span><br><br><span>Üçüncü yalan.</span><br><br><span>Evliliğim yolunda değildi. Ama dağılmış da değildi. En kötü hâl buydu zaten: dağılmayacak kadar sağlam, yaşanmayacak kadar boş.</span><br><br><span>Onun gözlerinde bir rahatlama gördüm. Demek ki bunu duymaya ihtiyacı vardı.</span><br><br><span>O da anlattı. Birlikte olduğu biri vardı. Uzun süredir. Anlaştıklarını söyledi. Planlardan bahsetti. Tatillerden. Düzenli bir hayattan.</span><br><br><span>Dördüncü yalan.</span><br><br><span>Ses tonu çok düzgündü. Fazla düzgün. Mutlu insanlar böyle anlatmaz. Mutlu insanlar cümle kurarken duraksar, çünkü mutluluk anlatılırken dağılır.</span><br><br><span>“Çocuk?” dedim.</span><br><br><span>Başını salladı. “Şimdilik düşünmüyoruz.”</span><br><br><span>Beşinci yalan.</span><br><span>Şimdilik diye bir şey yoktu. Hayat bazı insanlara artık bu seçeneği sunmaz.</span><br><br><span>Sustum. Yalanların ağırlığı masaya çökmüştü ama kimse kaldırmak istemiyordu.</span><br><br><span>“Beni affettin mi?” diye sordu.</span><br><br><span>Bu soru, yalanların arasına sıkıştırılmış bir bıçaktı.</span><br><br><span>Affetmek…</span><br><span>O kelime yıllardır içimde başka bir anlama bürünmüştü. Affetmek, birine haklı olduğunu söylemek değildir. Affetmek, artık hesap sormayacağını ilan etmektir.</span><br><br><span>“Evet,” dedim.</span><br><br><span>Altıncı yalan.</span><br><br><span>Affetmemiştim. Ama affetmediğimi söylersem, bu buluşmanın anlamı değişirdi. O zaman bu bir karşılaşma değil, bir hesaplaşma olurdu.</span><br><br><span>Ayrıldık. Saatler geçmişti. Fark etmemiştik. Yalanlar zaman algısını bozar.</span><br><br><span>Eve döndüğümde ışığı yine açmadım. Karanlık artık kaçış değil, tercihti.</span><br><br><span>Sandalyeye oturdum. Gün boyunca söylediklerimi düşündüm. Onun söylediklerini düşündüm. Aramızdaki konuşma, iki yetişkinin başarısız hayatlarını birbirine satma çabasıydı.</span><br><br><span>Ve işte o an kendime ilk kez dürüst oldum.</span><br><br><span>Ben ona mutlu olduğumu söylemedim.</span><br><span>Ben ona yanlış bir hayat seçtiğimi itiraf etmemek için mutlu olduğumu söyledim.</span><br><br><span>O bana düzenli bir hayat anlattı.</span><br><span>Çünkü dağınık bir hayatı kabul etmek, erkekliğine ağır gelirdi.</span><br><br><span>Biz birbirimizi kandırmadık.</span><br><span>Biz, kendi seçimlerimizi aklamaya çalıştık.</span><br><br><span>Ve bu en utanç verici şeydi.</span><br><br><span>Çünkü insan bir hata yapabilir.</span><br><span>Ama o hatayı yıllarca savunmak, karakteri bozar.</span><br><br><span>Balkona çıktım. Deniz karanlıktı. Sessizdi. Kimseye bir şey vaat etmiyordu.</span><br><br><span>Şunu fark ettim:</span><br><br><span>Ben güvenli bir hayat seçmedim.</span><br><span>Ben cesaretsiz bir hayat seçtim.</span><br><br><span>Ve yıllar boyunca buna “olgunluk” dedim.</span><br><br><span>O ise yarım bir hayatı “idare ediyorum” diye süsledi.</span><br><br><span>Biz aynı noktada kaybettik.</span><br><span>Sadece kelimelerimiz farklıydı.</span><br><br><span>İnsan bazı karşılaşmalardan sonra değişmez.</span><br><span>Ama bazı yalanlardan sonra artık eskisi gibi devam edemez.</span><br><br><span>O günden sonra şunu biliyorum:</span><br><br><span>Geçmiş geri dönmez.</span><br><span>Ama yalan, insanın peşini bırakmaz.</span><br><br><span>Ve en sert gerçek şudur:</span><br><br><span>Yanlış bir hayat, doğru cümlelerle kurtarılamaz.</span><br><span>Ama doğru bir suskunluk, bazen her şeyden daha onurludur.</span><br><br><span>Ben artık yalan söylemeyeceğim.</span><br><span>Kimseye değilse bile, kendime.</span><br><br><span>Bu geç kalmış bir karar.</span><br><span>Ama hâlâ benim.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>30.01.2026 </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eşine Annelik Yaparsan Sana Gelin Getirir &#45; Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/esine-annelik-yaparsan-sana-gelin-getirir-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/esine-annelik-yaparsan-sana-gelin-getirir-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_698238cb75eba.jpg" length="68060" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 21:05:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>EŞİNE ANNELİK YAPARSAN, SANA GELİN GETİRİR</span><br><br><span>Ayşen Murat’ı ilk tanıdığında içinden geçen şey şuydu:</span><br><span>“Nihayet güvenebileceğim biri.”</span><br><br><span>Murat dakikti.</span><br><span>Söz verdi mi tutardı.</span><br><span>Ayşen’in anlattıklarını gerçekten dinler, küçük ayrıntıları bile hatırlardı.</span><br><span>Ayşen üşür mü diye montunu alır, Ayşen yorulduğunda yolu uzatmazdı.</span><br><span>Plan yapmaktan kaçmaz, sorumluluktan korkmazdı.</span><br><br><span>Murat sevmeyi biliyordu.</span><br><span>Sessiz ama sağlam bir yerden.</span><br><span>Gösterişsiz ama gerçek.</span><br><br><span>Ayşen’in yıllardır aradığı şey tam olarak buydu.</span><br><br><span>Ama Ayşen’in içinde başka bir alışkanlık vardı.</span><br><span>Hayatı kontrol ederek ayakta kalmıştı.</span><br><span>Hata payı bırakmadan, kimseye yaslanmadan, hep bir adım önde durarak.</span><br><br><span>Ayşen güçlüydü.</span><br><span>Bu gücü kimseye borçlu değildi.</span><br><span>Ama bu güç, ilişkiye girdiğinde yumuşamayı bilmiyordu.</span><br><br><span>İlişkinin ilk aylarında bu kontrol sevgi gibi görünüyordu.</span><br><br><span>“Toplantın kaçta bitiyor? Trafik olur, erken çık.”</span><br><span>“Anneni bugün ara, üzülür sonra.”</span><br><span>“Bu işi böyle yaparsan zorlanırsın, ben sana başka bir yol göstereyim.”</span><br><br><span>Murat başta gülümsedi.</span><br><span>İlgilenildiğini düşündü.</span><br><span>Ayşen’in zekâsına hayran oldu.</span><br><br><span>“İyi ki varsın,” dedi sık sık.</span><br><span>Ve gerçekten de iyi ki vardı.</span><br><br><span>Murat Ayşen’i seviyordu.</span><br><span>Onun gücünü, kararlılığını, hayata tutunuşunu.</span><br><span>Yanında olmak istiyordu.</span><br><span>Yanında durmak, onunla omuz omuza yürümek.</span><br><br><span>Ama zamanla Ayşen hızlandı.</span><br><span>Murat aynı hızda kalamadı.</span><br><br><span>Murat bir şey yapmaya niyetlendiğinde Ayşen çoktan düşünmüş oluyordu.</span><br><span>Ayşen düşündüğünde, Murat’ın fikri yarım kalıyordu.</span><br><br><span>“Bunu böyle yapma, yanlış.”</span><br><span>“Sen şimdi onu unutursun.”</span><br><span>“Boş ver, ben hallederim.”</span><br><br><span>Ayşen bunu kırmak için söylemiyordu.</span><br><span>Aksine, Murat üzülmesin diye yapıyordu.</span><br><span>İşler aksamasın diye.</span><br><span>Hayat düzgün ilerlesin diye.</span><br><br><span>Ama Murat’ın içinde bir şey yavaş yavaş geri çekiliyordu.</span><br><br><span>Çünkü Murat sadece sevilmek istemiyordu.</span><br><span>Gerekli hissetmek istiyordu.</span><br><span>İşe yarar.</span><br><span>Yeterli.</span><br><span>Erkek.</span><br><br><span>Bir akşam Murat eve geldiğinde elinde alışveriş poşetleri vardı.</span><br><span>Küçük bir gururla almıştı.</span><br><span>“Bugün ben hallettim,” demek istemişti.</span><br><br><span>Ayşen poşetleri açtı, yüzü değişti.</span><br><br><span>“Bunu neden aldın? Diğer marka daha iyiydi.”</span><br><span>“Sebzeyi böyle seçmezsin.”</span><br><span>“Ben olsam bunu almazdım.”</span><br><br><span>Murat bir şey demedi.</span><br><span>Sessizce poşetleri topladı.</span><br><br><span>O an Ayşen fark etmedi ama Murat’ın içinden bir şey daha eksildi.</span><br><span>Bir adım daha geri gitti.</span><br><br><span>Ertesi gün alışverişe çıkmadı.</span><br><br><span>Ayşen fark etmedi.</span><br><br><span>Bir süre sonra Murat plan yapmamaya başladı.</span><br><span>“Sen bilirsin,” demeye alıştı.</span><br><span>Ayşen bunu önce rahatlık sandı.</span><br><br><span>“Bak, ne güzel, bana güveniyor,” dedi kendi kendine.</span><br><br><span>Ama bu güven değildi.</span><br><span>Bu, vazgeçişti.</span><br><br><span>Murat hâlâ Ayşen’i seviyordu.</span><br><span>Ama onun yanında kendini küçük hissediyordu.</span><br><span>Eksik.</span><br><span>Gereksiz.</span><br><br><span>Ayşen varken Murat’a ihtiyaç yoktu.</span><br><span>Ayşen düşünüyordu.</span><br><span>Ayşen karar veriyordu.</span><br><span>Ayşen yapıyordu.</span><br><br><span>Murat sadece oradaydı.</span><br><br><span>Murat denedikçe yetersiz hissediyordu.</span><br><span>Her adımda ya düzeltiliyor ya hızlanmaya zorlanıyor ya da eksik bulunuyordu.</span><br><span>Bir süre sonra şunu öğrendi:</span><br><br><span>Yapsam da olmuyor.</span><br><span>Yapmasam da fark etmiyor.</span><br><br><span>İşte erkek tam burada geri çekilir.</span><br><br><span>Ayşen daha çok yük aldı.</span><br><span>Daha çok organize etti.</span><br><span>Daha çok kontrol etti.</span><br><br><span>Ev onun düzeniydi.</span><br><span>Hayat onun planıydı.</span><br><span>İlişki onun çabasıydı.</span><br><br><span>Güçlüydü.</span><br><span>Ama yorgundu.</span><br><br><span>Geceleri Murat yanında olmasına rağmen Ayşen kendini yalnız hissediyordu.</span><br><span>Murat eskisi gibi sarılmıyordu.</span><br><span>Dokunuşları azalmıştı.</span><br><span>Göz teması kısalmıştı.</span><br><br><span>Murat hâlâ seviyordu.</span><br><span>Ama artık yaklaşamıyordu.</span><br><span>Çünkü yaklaşmak, yine yetersiz hissetmekti.</span><br><br><span>Ayşen’in içindeki sorular büyüdü:</span><br><br><span>“Bu adam neden eskisi gibi değil?”</span><br><span>“Bu adam neden bana dokunmuyor?”</span><br><span>“Bu adam neden sorumluluk almıyor?”</span><br><br><span>Murat cevap vermedi.</span><br><span>Çünkü cevap verse bile şunu söyleyecekti:</span><br><span>“Senin yanında kendim olamıyorum.”</span><br><br><span>Ve bunun Ayşen’i daha da kızdıracağını biliyordu.</span><br><br><span>Bir gün Murat dayanamadı.</span><br><br><span>“Bazen…” dedi duraksayarak,</span><br><span>“Bazen bu ilişkide fazlalık gibi hissediyorum.”</span><br><span>“Alanım yok.”</span><br><span>“Bir şeye yarıyor muyum, bilmiyorum.”</span><br><br><span>Ayşen kaşlarını çattı.</span><br><br><span>“Ben senin iyiliğin için yapıyorum,” dedi.</span><br><span>“Eğer ben yapmazsam her şey aksıyor.”</span><br><span>“Bir şeyleri yanlış yapmana göz mü yumayım?”</span><br><br><span>Murat sustu.</span><br><span>Çünkü mesele yanlış-doğru değildi.</span><br><span>Mesele, Murat’ın artık kendini erkek gibi hissetmemesiydi.</span><br><br><span>O ilişkide Murat eş değildi.</span><br><span>Bir projeydi.</span><br><span>Sürekli geliştirilen, düzeltilen, optimize edilen.</span><br><br><span>Tutku tam da burada kayboldu.</span><br><span>Çünkü arzu, yönetilen yerde yaşamaz.</span><br><span>Arzu, alan ister.</span><br><span>Hata payı ister.</span><br><span>Risk ister.</span><br><br><span>Ayşen bunu fark etmedi.</span><br><span>Fark ettiğinde ise çok geçti.</span><br><br><span>Murat başka biriyle tanıştı.</span><br><span>O kadın Ayşen kadar güçlü değildi belki.</span><br><span>Ayşen kadar zeki de değildi.</span><br><br><span>Ama Murat’a şunu hissettirdi:</span><br><span>“Burada gereklisin.”</span><br><span>“Burada yetersiz değilsin.”</span><br><br><span>Ve Murat ilk kez uzun zamandır kendini nefes alıyor gibi hissetti.</span><br><br><span>Ayşen gerçeği öğrendiğinde üzüldü.</span><br><span>“Bunca emeğimden sonra mı?” dedi.</span><br><span>“Ben onun için her şeyi yapmıştım.”</span><br><br><span>Evet.</span><br><span>Sorun da buydu.</span><br><br><span>Ayşen aynanın karşısında kendine baktığında şunu fark etti:</span><br><span>O ilişkide kadın olmaktan çıkmıştı.</span><br><span>Anne olmuştu.</span><br><br><span>Annelik fedakârlıktır.</span><br><span>Ama eş değildir.</span><br><br><span>Birine annelik yaptığında,</span><br><span>o kişi senin yanında büyümez.</span><br><span>Senden ayrılarak büyür.</span><br><br><span>Halk arasında boşuna denmezdi:</span><br><span>“Erkeğine annelik yaparsan, sana gelin getirir.”</span><br><br><span>Bu bir kötü kadın hikâyesi değildi.</span><br><span>Bu, iyi niyetin yavaş yavaş sevgiyi boğduğu bir hikâyeydi.</span><br><br><span>Ayşen geç de olsa şunu anladı:</span><br><span>Sevgi bazen geri çekilmektir.</span><br><span>Kontrolü bırakmaktır.</span><br><span>Ve “Ben yaparım” demek yerine,</span><br><span>“Yapmana güveniyorum” diyebilmektir.</span><br><br><span>Çünkü bir ilişki,</span><br><span>ancak iki yetişkin yan yana durabildiğinde</span><br><span>ve biri diğerini gölgesinde bırakmadığında</span><br><span>nefes alır.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>01.02.2026 </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ceren&amp;apos;in Hikayesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cerenin-hikayesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cerenin-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_698238315fc72.jpg" length="113132" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 21:02:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>CEREN'İN HİKAYESİ</span><br><br><span>Ceren çocukluğunu hep tek bir kelimeyle anlatırdı: “Normal.”</span><br><br><span>Bu kelimeyi söylerken ne sesi titrerdi ne de gözleri uzaklara dalardı. Sanki kendi hayatını değil de, yarım yamalak bildiği bir yabancının özgeçmişini okur gibiydi. Düz, duygusuz, risksiz. İnsanlar genelde bu cevaptan tatmin olmazdı. “Nasıl yani normal?” diye sorarlardı. “Hiç mi ilginç bir şey olmadı? Hiç mi mutlu olduğun bir an yok?”</span><br><br><span>Ceren o anlarda susardı.</span><br><br><span>Çünkü ayrıntı yoktu.</span><br><br><span>On iki yaşından öncesi, zihninde kapısı kapalı bir ev gibiydi. Dışarıdan bakıldığında her şey yerli yerindeydi. Duvarlar ayaktaydı. Çatısı çökük değildi. Pencereleri vardı, hatta perdeleri bile. Ama kapı… Kapının kolu vardı fakat dönmüyordu. Ne kadar zorlasan da açılmıyordu. İçeri girilemiyordu.</span><br><br><span>Bazen bu evden sızıntılar olurdu. Aniden gelen bir koku. Islak beton gibi, rutubetli ve soğuk. Bazen bir ses. Bir bardağın masaya gereğinden biraz daha sert bırakılması gibi. Kısa, keskin, ürkütücü. Ama görüntü yoktu. Sahne yoktu. Hikâye yoktu.</span><br><br><span>Uzun yıllar bunun kendi kusuru olduğunu sandı.</span><br><br><span>“Demek ki ben yeterince dikkat etmemişim.” “Demek ki ben zayıfım.” “Demek ki beynim bozuk.”</span><br><br><span>Herkes çocukluğunu anlatabiliyordu. Kahkahalar, yaz tatilleri, anne yemekleri, baba sesleri… Ceren ise anlatamıyordu. Hatırlayamıyordu. Bu yüzden kendini eksik hissetti. Yanlış. Arızalı.</span><br><br><span>Bir insan geçmişini hatırlayamıyorsa, bugünü nasıl doğru yaşayabilirdi ki?</span><br><br><span>Bu düşünce onu yıllarca içten içe kemirdi.</span><br><br><span>Bir gün bir arkadaş ortamında, eski fotoğraflar masaya yayıldı. Doğum günleri, okul gösterileri, yamuk kesilmiş saçlar… Herkes bir şey anlatıyordu. Kim pastayı devirmişti, kim mumları üflerken ağlamıştı, kim dileğini yüksek sesle söylemişti.</span><br><br><span>Ceren fotoğraflara baktı.</span><br><br><span>Kendisine ait bir kare vardı belki. Ama o kareye ait hiçbir his yoktu. Fotoğraftaki çocuk ona yabancıydı. Gülümsüyor muydu, yoksa öyle mi yapması istenmişti, bilmiyordu.</span><br><br><span>İşte o an içinde çok tuhaf bir şey oldu.</span><br><br><span>Bu bir acı değildi. Bu bir üzüntü değildi.</span><br><br><span>Daha çok… bir boşluktu.</span><br><br><span>Ama bu boşluk sessiz değildi. İçinde bastırılmış bir gürültü vardı. Sanki yıllardır kapalı bir odanın arkasında biri yumruklarını duvara vuruyordu da, Ceren ilk kez o sesi duyuyordu.</span><br><br><span>O gece eve gittiğinde ışıkları açmadan aynanın karşısına geçti. Uzun süre kendine baktı. Aynadaki kadının yüzünde bir çocuk vardı ama o çocuğun hikâyesi yoktu. Gözlerinin içinde başlamamış cümleler, yarım kalmış sorular duruyordu.</span><br><br><span>“Ben neredeydim?” diye fısıldadı.</span><br><br><span>Cevap gelmedi.</span><br><br><span>Zamanla fark ettiği şey şuydu: Ceren sadece hatırlamıyordu; özlemiyordu da. İnsanlar “çocukluğumu çok özlüyorum” dediğinde, bu cümle ona başka bir dilde söylenmiş gibi geliyordu. Özlemek için bir yer gerekiyordu. Bir sıcaklık. Bir bağ.</span><br><br><span>Ceren’in içinde öyle bir yer yoktu.</span><br><br><span>Terapistin odasında, bir gün sessizlik uzadı. Öyle bir sessizlikti ki insanı rahatsız ederdi. Konuşmak, o sessizliği bozmak isterdin ama kelimeler boğazına takılırdı.</span><br><br><span>Terapist yumuşak bir sesle sordu:</span><br><br><span>“Çocukluğun hakkında konuşmak ister misin?”</span><br><br><span>Ceren omuz silkti.</span><br><br><span>“Konuşacak bir şey yok. Normaldi.”</span><br><br><span>Ama bu kez o kelime boğazında kaldı. Söylerken bir şey takıldı, ilerlemedi. Gözleri doldu. Neden dolduğunu bilmiyordu. Çünkü hatırladığı tek bir an bile yoktu.</span><br><br><span>Ama bedeni… Bedeni hatırlıyordu.</span><br><br><span>Terapist o gün basit bir cümle kurdu. Ceren’in zihninde aylarca yankılanan bir cümle:</span><br><br><span>“Bazen beyin, hatırlamayı fazla tehlikeli bulur.”</span><br><br><span>O geceden sonra rüyalar başladı.</span><br><br><span>Rüyalarında küçük bir kız vardı. Ceren’e benziyordu ama daha küçüktü. Daha sessizdi. Hep köşelerde duruyordu. Dizlerini karnına çekmiş, kendini küçültmeye çalışıyordu sanki. Görünmemek ister gibiydi.</span><br><br><span>Ceren rüyada ona yaklaşmak istiyordu. Ama her adımda kalbi sıkışıyordu. Göğsü daralıyordu. Kız başını kaldırmıyordu. Sadece çok kısık bir sesle şunu fısıldıyordu:</span><br><br><span>“Bakma.”</span><br><br><span>Ceren ağlayarak uyanıyordu.</span><br><br><span>Ve bir sabah, bir şey netleşti.</span><br><br><span>Hatırlayamamasının nedeni, bir şey yaşanmamış olması değildi.</span><br><br><span>Tam tersine… Çok fazla şey yaşanmıştı.</span><br><br><span>Beyni onu korumuştu. O küçük kızın tamamen parçalanmaması için, kapıları kapatmıştı. Hatıraları kilitlemişti. Unutmayı bir ihmal değil, bir savunma haline getirmişti.</span><br><br><span>Ceren ilk kez kendine kızmadı.</span><br><br><span>İlk kez “Neden hatırlayamıyorum?” diye sormadı.</span><br><br><span>Onun yerine şunu düşündü:</span><br><br><span>“Demek ki hayatta kalmak için unutmam gerekmiş.”</span><br><br><span>Bu düşünce onu acıtmadı. Onu rahatlattı.</span><br><br><span>Artık çocukluğunu anlatırken duraksıyordu. “Normaldi” demiyordu. Şöyle diyordu:</span><br><br><span>“Hatırlayamıyorum. Ama bunun bir nedeni var.”</span><br><br><span>Ve bu cümle, ilk kez ona yük değil; şefkat gibi geliyordu.</span><br><br><span>Ceren artık acele etmiyordu. Kapıyı zorlamıyordu. Çünkü biliyordu:</span><br><br><span>Bazı anılar kaybolmaz. Sadece seni yeniden incitmeyecek bir zamana kadar saklanır.</span><br><br><span>O kapı bir gün açılırsa, bunu ancak güvende olduğunda yapacaktı.</span><br><br><span>Ve belki de en önemlisi…</span><br><br><span>Artık kendini eksik hissetmiyordu.</span><br><br><span>Çünkü hafızasındaki boşluk bir yokluk değildi.</span><br><br><span>Onu hayatta tutan sessiz bir sevgiydi.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>03/02/2026</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İYİ KEYİFLER...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iyi-keyifler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iyi-keyifler</guid>
<description><![CDATA[ Hikaye ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e392b7be20d.jpg" length="36926" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 01:24:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Kurgu, hikaye, bilinçakışı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Koltuğa gömülüp kasedeki muhallebimle sütlü kahvemden bir yudum almışlığın mutluluğu akşamın onunda yaşanıyor. Başarmışlık duygusu da cabası. Sanki ABD - Çin savaşında Türkiye' yi kazandırmışım. Dün Nusaybin'de bayrağımı indirip ayak tabana göstermişler. Benim instegramımda "Çırpınırdı Karadeniz.." eşliğinde at üstünde bir Türk şahsiyetin bayrağı dalgalandırarak tırıs gidişi paylaşımda...Zaten ben de başlangıçta anlayamadığım ay yıldızlı kırmızı bayrağımın bütün herkesçe paylaşılarak instwgram aracılığıyla dünyaya nedwn gövdw gösterisi yapıldığını anlayamamıştım. Anlar anlamaz kervana katıldım. Genetik olarak hangi görüşte olursak olalım bayrak bizi coşturuyor. O bayrak inmeyecek. Sadece bizimki değil her milletin bayrağı kutsalıdır ve saygısızlık yapılamaz.</p>
<p>Ekranda bir film...Ekonomik kriz. İşten çıkarılan birinin herkese iyiyim bakışı ve sözleriyle binayı terketme sahnesi...Mutfağa git, tezgah aralanacak. Ama beynimde kestaneli pasta yapma düşüncesi dolanıp dolanıp duruyor. Çünkü bozuldu bozulacak bir paket Bursa kestane şekeri var. Alınmış, pasta için hazır kek var. Doğum günü bir dosta planlanıp sonra yapılmaya üşenilen. Onun da vakti doluyor.</p>
<p>İnternetten tarif bakıldı, ilk tarif zihin cebinde mutfağa yollanıldı.</p>
<p>Kendimin inflosırıyım. Ne yaparsam birilerine paylaşıyor gibi yaşayarak yapıyorum.  Üç beş yıllık döngü olsa böyle açıklamak kolaydı. Ama değil. Bütün sorunlarım mutfakta depreşir ve ben beni rahatsız eden kişilerle veya ona baskın gelebilecek birileriyle konuşur tartışırken bulurum kendimi. Bu benim psikolojimi bozar. Sakin girdiğim mutfaktan sinir küpü çıkarım. Sadece mutfakta değil, yolculukta da sürekli bu döngüdeyim. Ama önceleri çatışma şeklinde zihin gösterilerim zamanla dinginleşerek kendi kendimle terapiye evrildi. Yaradan ile konuşuyorum. Beni izlediğini gözlediğini biliyorum. Benim gayrı olmadığım hissi ile başka bir enerji yükleniyorum. İyi geliyor.</p>
<p>Krema için, un, şeker yumurta, süt çırpılarak pişiriliyor. Pişirme aşamaları bende pratikleşir. Kısalır. Sürekli karıştırılacak bir aşın başını beklemeye sabrım yok. Bu yüzden bütün tencerelerim yanık vakası atlatmış durumda. Karıştır....Keki aç, yarım çay bardağı süt ile eşit ıslat. Bu kaşık kullanma ile mümkün. Karıştır...Buzdolabından tereyağ al, bir paket de vanilin kilerden. Karıştır...Bulaşık makinasını boşalt. Önce saklama kapları, sonra tabaklar, tencere ve tava yerine. Kaşıklar, tablalarına ayrıştırılarak. Kepçeler tezgah üzerine özel kaplarına. Karıştır...Neli pastamız? Kestaneli. Evde olan istediğiniz meyveden yapabilirsiniz. Özellikle uzun süre tüketilmeyi bekleyenleri tercih edin. Yoksa, herhangi bir sebze mesela havuç rendele, ocakta birkaç kaşık şekerle çevir, al sana ara malzemesi. Sizin icadınız olsun. Belki süper bir tat yakalar, patentini alır, dünya markası olursunuz kimbilir. Karıştır...Bulaşık rafının üstündeyiz. Bardaklar, kaseler, ıvır zıvırlar taşınıp yerlerine yerleştirildi. Karıştır...Tezgahtaki bulaşıklar makinaya, yer açalım, daracık tezgahta. Ohh, ferahladı. Karıştır...Katılaştı...Karıştır...Kıs. Sonra aç ve altını kapat. Tereyağı ve vanilin. Karıştır...Bırak soğusun.</p>
<p>Salona dön, filmin sahnesinde kahraman bir kadın tarafından patrona götürülüyor. Patron piyasanın kötülüğü ile çaresizliğinden dem vururken, büyük deha olarak işe aldıkları elemanının ürününü savunmasını istiyor. Haydaaa...Sonra seyrederim, başka bir yerde bitmek üzere bir filmi yarım bırakmıştım, oraya geçeyim. Kız ile oğlan aşklarını itiraf ettiler. Ama başlarında büyük bela var. Cinayetle suçlanan adam onu savunan avukat.Saçma filan demeyin, film olduğunu söyledim işte.Sonra kanıtları birlikte gözden geçirirlerken, avukat hanım celallaniyor; "niye ifade verirken cinayet saatinde nerede olduğunu söyleyemedin". Mırın kırın sonrası itiraf "seni izliyordum". "Neden yalnız içtin, neden sana piyano çaldığım yere gittin?". Biri ötekini özlediği için izlemiş, izlenen de diğerini özlediği için daha önceki yerleri ziyaret etmiş. Seyirci de bunu çözemeyeceği için sır diyaloglarla açıklığa kavuşturuluyor. Haydi mutfağa.</p>
<p>Koltuğa gömülüp kasedeki muhallebimle sütlü kahvemden bir yudum almışlığın mutluluğu akşamın onunda yaşanıyor. Başarmışlık duygusu da cabası. Sanki ABD - Çin savaşında Türkiye' yi kazandırmışım. Dün Nusaybin'de bayrağımı indirip ayak tabana göstermişler. Benim instegramımda "Çırpınırdı Karadeniz.." eşliğinde at üstünde bir Türk şahsiyetin bayrağı dalgalandırarak tırıs gidişi paylaşımda...Zaten ben de başlangıçta anlayamadığım ay yıldızlı kırmızı bayrağımın bütün herkesçe paylaşılarak instegram aracılığıyla dünyaya neden gövde gösterisi yapıldığını anlayamamıştım. Anlar anlamaz kervana katıldım. Genetik olarak hangi görüşte olursak olalım bayrak bizi coşturuyor. O bayrak inmeyecek. Sadece bizimki değil her milletin bayrağı kutsalıdır ve saygısızlık yapılamaz.</p>
<p>Ekranda bir film...Ekonomik kriz. İşten çıkarılan birinin herkese iyiyim bakış ve sözleriyle binayı terketme sahnesi...Mutfağa git, tezgah aralanacak. Ama beynimde kestaneli pasta yapma düşüncesi dolanıp dolanıp duruyor. Çünkü bozuldu bozulacak bir paket Bursa kesrane şekeri var. Alınmış, pasta için hazır kek var. Doğum günü bir dosta planlanıp sonra yapılmaya üşenilen. Onun da vakti doluyor.</p>
<p>İnternetten tarif bakıldı, ilk tarif zihin cebinde mutfağa yollanıldı.</p>
<p>Kendimin infloserıyım. Ne yaparsam birilerine paylaşıyor gibi yaşayarak yapıyorum.Moda etkisidir. Üç beş yıllık döngü olsa böyle açıklamak kolaydı. Ama değil. Bütün sorunlarım mutfakta depreşir ve ben beni rahatsız eden kişilerle veya ona baskın gelebilecek birileriyle konuşur tartışırken bulurum kendimi. Bu benim psikolojimi bozar. Sakin girdiğim mutfaktan sinir küpü çıkarım. Sadece mutfakta değil, yolculukta da sürekli bu döngüdeyim. Ama önceleri çatışma şeklinde zihin gösterilerim zamanla dinginleşerek kendi kendimle terapiye evrildi. Yaradan ile konuşuyorum. Beni izlediğini gözlediğini biliyorum. Benim gayrı olmadığım hissi ile başka bir enerji yükleniyorum. İyi geliyor.</p>
<p>Krema için, un, şeker yumurta, süt çırpılarak pişiriliyor. Pişirme aşamaları bende pratikleşir. Kısalır. Sürekli karıştırılacak bir aşın başını beklemeye sabrım yok. Bu yüzden bütün tencerelerim yanık vakası atlatmış durumda. Karıştır....Keki aç, yarım çay bardağı süt ile eşit ıslat. Bu kaşık kullanma ile mümkün. Karıştır...Buzdolabından tereyağ al, bir paket de vanilin kilerden. Karıştır...Bulaşık makinasını boşalt. Önce saklama kapları, sonra tabaklar, tencere ve tava yerine. Kaşıklar, tablalarına ayrıştırılarak. Kepçeler tezgah üzerine özel kaplarına. Karıştır...Neli pastamız? Kestaneli. Evde olan istediğiniz meyveden yapabilirsiniz. Özellikle uzun süre tüketilmeyi bekleyenleri tercih edin. Yoksa, herhangi bir sebze mesela havuç rendele, ocakta birkaç kaşık şekerle çevir, al sana ara malzemesi. Sizin icadınız olsun. Belki süper bir tat yakalar, patentini alır, dünya markası olursunuz kimbilir? Karıştır...Bulaşık rafının üstündeyiz. Bardaklar, kaseler, ıvır zıvırlar taşınıp yerlerine yerleştirildi. Karıştır...Tezgahtaki bulaşıklar makinaya, yer açalım, daracık tezgahta. Ohh, ferahladı. Karıştır...Katılaştı...Karıştır...Kıs. Sonra aç ve altını kapat. Tereyağı ve vanilin. Karıştır...Bırak soğusun.</p>
<p>Salona dön, filmde kahraman bir kadın tarafından patrona götürülüyor. Patron piyasanın kötülüğü ile çaresizliğinden dem vururken, büyük deha olarak işe aldıkları elemanının ürününü savunmasını istiyor. Haydaaa...Sonra seyrederim, başka bir yerde bitmek üzere bir filmi yarım bırakmıştum, oraya geçeyim. Kız ile oğlan aşklarını itiraf ettiler. Ama başlarında büyük bela var. Cinayetle suçlanan adam onu savunan avukat.Saçma filan demeyin, film olduğunu söyledim işte.Sonra kanıtları birlikte gözden geçirirlerken, avukat hanım celalleniyor; "niye ifade verirken cinayet saatinde nerede olduğunu söyleyemedin". Mırın kırın sonrası itiraf "seni izliyordum". "Neden yalnız içtin, neden sana piyano çaldığım yere gittin?". Biri ötekini özlediği için izlemiş, izlenen de diğerini özkediği için daha önceki yerleri ziyaret etmiş. Seyirci de bunu çözemeyeceği için sır diyaloglarla açıklığa kavuşturuluyor. Haydi mutfağa.</p>
<p>Krema soğuya görsün biraz daha. Biz bir kaşıkla eser miktarda yaydığımız kremanın üzerine kestane şekerlerini dizelim. Aralarına gidici olan şu muzu da doğrayalım. Sonra kremeyı döküp yayalım. İkinci katın sütünü elimde tutarak döküyorum. Alta geçtiğini bizzat avucumdaki süt damlalarından anladım. Hooop kremelanmış alt katın üstüne koy. Hafifçe bastır. Kenarlarını kremasız bırakmam iyi olmuş. Bastırınca ortadaki krema kenarlara ulaştı hatta taştı bile. Haydi şimdi krem şanti çırpılacak.Karıştır..</p>
<p>Üzerine yay. Uzun ekmek bıçağı ile tırtışlı düzleme pek şahane oldu. Üzerine kestane şekeri, dilime tane hesabederek. Sonrasında bitter çikolata rendeliyoruz. Enfes görüntü. Şu el tasını da çevirip kapak yaptık mıydı al sana pasta saklama aparatı. Doğru dolaba. Bekleyecek. Yarın yenir artık.</p>
<p>Kalan son süt su katılarak kaynatılır. Kalan krema muhallebisi bir kaseye alınır. Elleri dolu, kupa kaldıran şampiyonlar muzafferliği ile koltuğa geçilir.</p>
<p>Filme devam edeceğiz efendim. Size de iyi keyifler...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarifi Olmayan Acı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tarifi-olmayan-aci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tarifi-olmayan-aci</guid>
<description><![CDATA[ Bütün hüzün dolu yüreklere sarılıp sizi anlıyorum deyip hüngür hüngür ağlayasım var.
Dağ gibi çökermiş bir insan. Gözlerinden erirmiş önce... Hüznü sîretine yansır da yakarmış bakan gözleri... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202601/image_870x580_695765a57ecb6.jpg" length="90735" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 09:30:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>GAMZE KIYAK</dc:creator>
<media:keywords>acı, hüzün, yürek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bütün hüzün dolu yüreklere sarılıp sizi anlıyorum deyip hüngür hüngür ağlayasım var.<br>Dağ gibi çökermiş bir insan. Gözlerinden erirmiş önce... Hüznü sîretine yansır da yakarmış bakan gözleri...</p>
<p><br>Ben iki kişinin öldüğünü gördüm. Sadece bir gözde. Ama temizdi. Yalandan riyadan temizlenmiş. Huzura doymuş acılardan.</p>
<p>Karşılaştık. </p>
<p>- Acın hafifledi mi?</p>
<p>- Evlat acısı bu hafifler mi?</p>
<p>- İyi gördük ama seni sanki gençleşmişsin.</p>
<p>- Daha yeni ağladım bak gözlerim yangın yeri…</p>
<p>İçi; kurtar, der bazen insanın bakışlardan anlayan kişi sadece hissedebilir bunu. Canım yanıyor, su serp yangınıma der, o bakışlar. Bir şey söyle hadi, bir söz beni teskin etsin, diye bakan gözlere;</p>
<p><br>- Çok üzdün kendini sağlığına yazık</p>
<p>- Bir kaç gün sonra 3. senesi olacak. Bak işte şurası (midesini gösteriyor) her gece yanıyor. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Anlayamazsın kızım.</p>
<p>- Allah merhametiyle muamele etsin. Duaların ona ulaşıyor. Anne duası bu, acıları hafifler. Hepimiz eninde sonunda orada buluşacağız. Yakındır.</p>
<p>- Geçmiyor ki. Her gün her gece. Üç günde bir yanına gidiyorum. Türbelere gidiyorum. Helvalar dağıtıyorum. Bak yakında koç keseceğim. Her sene yapıyorum. Yavrumun ruhu rahat olsun.</p>
<p>Hüzün ki bazen söze düşer yerlerde yuvarlanırda diğer bir hüzünlü kalbi arar bulur. Hüzünlü hüzünlüyü bulur. Ruhlar birbirini tanır. Teskin olmaz acılar ancak hüzünlünün gözlerine bakar da ona selam verir sır perdesinden. Bütün hüzün dolu yürekleri alıp kucaklayıp hepinizi ben anlıyorum, sabredin! demek isterdim hüngür hüngür ağlarken...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erken Veda</title>
<link>https://edebiyatblog.com/erken-veda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/erken-veda</guid>
<description><![CDATA[ Vefa , veda ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_694683636e39e.jpg" length="56475" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 14:07:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Erken Veda </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“Kişi sevdiğiyle beraberdir” diyen kutlu sese kulak vermek gerekiyor…Yoksa hayat çok hırpalıyor hem de çok…Günün sonunda yanına kalan yorgunluk , tükenmişlik ve hayal kırıklığı diye arkadaşıyla telefonda konuşuyordu … “Kimse<span class="Apple-converted-space">  </span>memnun olmuyor ne yapsan da zaten… </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sevdiklerini söyleyenler sevmemişler ya da sevememişler işte!!!Kendi gözünde var mısın önemli olan bu “dedi telefondaki diğer kişi…”Hazırlanmalıyım gelince detaylıca konuşuruz ,hoşça kal !”diye telefonu kapattı…”İncitmekten çekinmeyen zorbalığın ve patavatsızlığın öz güven olarak parladığı döneme denk geldik maalesef “diye diye valizini hazırlamaya koyuldu…Ne umut ve heyecanla gelmişti …Onu davet edenler için “Samimiydiler ve yerim farklıydı yanlarında oysa , öyle söylerlerdi veya ben öyle olduğuna inanmıştım…</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hayat böyle işte birden kendini şah hissederken acımasızca seni mat ederler...”diye mırıldanırken<span class="Apple-converted-space">  </span>gözünden istemsizce akan akan yaşlara hakim olamadı…Elveda demenin vakti gelmişti…Kıymet<span class="Apple-converted-space">  </span>bilene denk gelmek umuduyla el sallıyordu uçağa binerken geride kalanlara yüzünde kelimelerle ifade edilemeyen bir hüzünle… </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayşe Atlı/Belhi </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>CEVİZ   KABUĞU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ceviz-kabugu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ceviz-kabugu</guid>
<description><![CDATA[ Okyanus, ceviz kabuğu, endişe, umut ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62bd9992d2c5d.jpg" length="41244" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 18:06:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ceviz Kabuğu</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Okyanus ortasında ceviz kabuğu gibi hissediyordu kendini…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Her dalgada suya batmamak için var gücüyle çaba gösteriyordu…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Son günlerde anlamsızlaştı gözünde iyice insanların bakışları ,sözleri , hareketleri…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">“Herkes karekterinin gereğini taşıyor, ona göre hareket etmiyor muydu?</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Nedir bu<span class="Apple-converted-space">  </span>insanlara iyi haslet giydirme çaban “diye için için <span class="Apple-converted-space">  </span>kızıyordu kendine…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">“Okyanus ortasında ceviz kabuğusun işte …</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Belki o ceviz kabuğunun içindeki gözyaşın nerdeyse okyanusu taşıracak, belki içindeki okyanus sınırları aşarak başka yüreklere dokunacak…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Nerden bileceksin?</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Güzel öğüt ,erdemli<span class="Apple-converted-space">  </span>olmak anlamını, işlevini<span class="Apple-converted-space">  </span>yitirdi son zamanlarda , madde mal sevdası esir aldı yürekleri…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Gidiş nereye bilemedim? </span></p>
<p class="p2"><span class="s3">En yakınımdakiler yabancı , </span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Yan yanayız ama ruhlar arasında kilometreler var gibi… Konuşmalar dikkat çektiğimiz konular afaki kalıyor “diyordu…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">“Hıı hıı “diye baş sallamalar </span></p>
<p class="p2"><span class="s3">“Ne çok konuştun be “ifadelerini daha sık duyuyordu artık…</span></p>
<p class="p3"><span class="s3"></span></p>
<p class="p2"><span class="s3">“Değmiyor azizim değmiyor</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Allah kuluna yetmez mi ?”ayetini sık sık tekrarlayan babasının sözleri kulağında çınladı uzun uzun…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Aniden Kuvvetli bir dalgayla sarsıldı boğulacak gibi oldu<span class="Apple-converted-space">  </span>okyanusun ortasında…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Yunus Peygamberin duası dilinde , korku İle umut arasında var gücüyle çırpınıyor ,çabalıyordu kurtulmak için…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3"> Birden irkildi ,gözlerini açtı koltukta uyuya kalmıştı…Şaşkındı…Hem de çok şaşkın…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">“Ceviz kabuğu ,okyanus ,babamın sesi , dilimdeki dua iyi miyim?</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Hala rüyanın etkisinde miyim ?”diye kendine gelmeye çalıştı bir süre…</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Hayat işte bazen okyanusta damla olduğunu hisseder<span class="Apple-converted-space">  </span>motive olursun , bazen okyanusun ortasında hayatta kalmaya çalışan ceviz kabuğu olduğunu hissedersin …</span></p>
<p class="p2"><span class="s3">O an<span class="Apple-converted-space">  </span>aczini itiraf ve idrak eder<span class="Apple-converted-space">  </span>Yaradana sığınır,Rahmetinin sonsuzluğunu anlamaya çalışırsın umut her zaman var, umuda tutunmak hayata tutunmak diye mırıldandı yerinden kalktı vazodaki gülleri kokladı içine çekti doyasıya mis gibi kokuyu.Biraz önceki endişenin yerini tarifsiz bir mutluluk almıştı…</span></p>
<p class="p3"><span class="s3"></span></p>
<p class="p2"><span class="s3">Belhi/Ayşe Atlı</span></p>
<p class="p4"><span class="s3"><img src="data:image/png;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAABgAAAADwCAYAAADGrK9IAAAAAXNSR0IArs4c6QAAAIRlWElmTU0AKgAAAAgABQESAAMAAAABAAEAAAEaAAUAAAABAAAASgEbAAUAAAABAAAAUgEoAAMAAAABAAIAAIdpAAQAAAABAAAAWgAAAAAAAABIAAAAAQAAAEgAAAABAAOgAQADAAAAAQABAACgAgAEAAAAAQAABgCgAwAEAAAAAQAAAPAAAAAA9pb+1gAAAAlwSFlzAAALEwAACxMBAJqcGAAAABxpRE9UAAAAAgAAAAAAAAB4AAAAKAAAAHgAAAB4AAAPb2HlnD0AAA87SURBVHgB7Nsxih1kGIXhbELXIakstXEBFsHCBQgBi4iNjV1ACAgprFyNkDJoIcHC1sbCQtBEYvxliBAuJAHhQN6Q58IUM3fuN2eeM9Uc7rXjQYAAAQIECBAgQIAAAQIECBAg8HyBf56c8+3tc95/+5z33nr2ceezcx49fP5rfJUAAQIECEQErkVyiEGAAAECBAgQIECAAAECBAgQaAo8uH/Ox+8+++f/1RDw0fVzfrjXzCsVAQIECBD4T8AA4E+BAAECBAgQIECAAAECBAgQIPAygcd/nXP3i8sB4GoE+ObLc/5+/LJXeo4AAQIECLxSAQPAK+X3wwkQIECAAAECBAgQIECAAIHXQuD+d+fceOdyBLj14Tm///ZaxBeSAAECBN5MAQPAm9m735oAAQIECBAgQIAAAQIECBD4PwIP/zjnq08vB4CvPz/n6t0BHgQIECBAICpgAIgWIxYBAgQIECBAgAABAgQIECAQE/jp+3Nu3zznkw+ejgE//xgLKA4BAgQIELgUMABceviMAAECBAgQIECAAAECBAgQIPBigat3Avz6yzmP/nzx93iGAAECBAhEBAwAkSLEIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECSwEDwFLTLQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgEBEwAESKEIMAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECCwFDABLTbcIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgEBEwAAQKUIMAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECCwFDAALDXdIkCAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECEQEDQKQIMQgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAwFLAALDUdIsAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECEQEDACRIsQgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQJLAQPAUtMtAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECAQETAARIoQgwABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQILAUMAEtNtwgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAQETAABApQgwCBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQILAUMAAsNd0iQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIRAQNApAgxCBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIDAUsAAsNR0iwABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIRAQMAJEixCBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAksBA8BS0y0CBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIBARMABEihCDAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgsBQwAS023CBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIBARMAAEClCDAIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgsBQwACw13SJAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAhEBA0CkCDEIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgMBSwACw1HSLAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAhEBAwAkSLEIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECSwEDwFLTLQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgEBEwAESKEIMAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECCwFDABLTbcIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgEBEwAAQKUIMAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECCwFDAALDXdIkCAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECEQEDQKQIMQgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAwFLAALDUdIsAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECEQEDACRIsQgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQJLAQPAUtMtAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECAQETAARIoQgwABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQILAUMAEtNtwgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAQETAABApQgwCBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQILAUMAAsNd0iQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIRAQNApAgxCBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIDAUsAAsNR0iwABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIRAQMAJEixCBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAksBA8BS0y0CBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIBARMABEihCDAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgsBQwAS023CBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIBARMAAEClCDAIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgsBQwACw13SJAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAhEBA0CkCDEIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgMBSwACw1HSLAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAhEBAwAkSLEIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECSwEDwFLTLQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgEBEwAESKEIMAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECCwFDABLTbcIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgEBEwAAQKUIMAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECCwFDAALDXdIkCAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECEQEDQKQIMQgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAwFLAALDUdIsAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECEQEDACRIsQgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQJLAQPAUtMtAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECAQETAARIoQgwABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQILAUMAEtNtwgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAQETAABApQgwCBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQILAUMAAsNd0iQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIRAQNApAgxCBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIDAUsAAsNR0iwABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIRAQMAJEixCBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAksBA8BS0y0CBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIBARMABEihCDAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgsBQwAS023CBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIBARMAAEClCDAIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgsBQwACw13SJAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAhEBA0CkCDEIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgMBSwACw1HSLAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAhEBAwAkSLEIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECSwEDwFLTLQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgEBEwAESKEIMAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECCwFDABLTbcIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgEBEwAAQKUIMAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECCwFDAALDXdIkCAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECEQEDQKQIMQgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAwFLAALDUdIsAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECEQEDACRIsQgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQJLAQPAUtMtAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECAQETAARIoQgwABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQILAUMAEtNtwgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAQETAABApQgwCBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQILAUMAAsNd0iQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIRAQNApAgxCBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIDAUsAAsNR0iwABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIRAQMAJEixCBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAksBA8BS0y0CBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIBARMABEihCDAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgsBQwAS023CBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIBARMAAEClCDAIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgsBQwACw13SJAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAhEBA0CkCDEIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgMBSwACw1HSLAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAhEBAwAkSLEIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECSwEDwFLTLQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgEBEwAESKEIMAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECCwFDABLTbcIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgEBEwAAQKUIMAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECCwFDAALDXdIkCAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECEQEDQKQIMQgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAwFLAALDUdIsAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECEQEDACRIsQgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQJLAQPAUtMtAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECAQETAARIoQgwABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQILAUMAEtNtwgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAQETAABApQgwCBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQILAUMAAsNd0iQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIRAQNApAgxCBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIDAUsAAsNR0iwABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIRAQMAJEixCBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAkuBfwEAAP//zfEcdAAADadJREFU7dlBEQAACAJB+5fGHjdrAxZ/3BwBAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECCQE7hcIoEIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgACBGQA8AQECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQCAoYAIKlikSAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAwAfoAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECAQFDADBUkUiQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIGAD9AgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgSCAgaAYKkiESBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABA4AfIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECQQEDQLBUkQgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAgAHADxAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAgaCAASBYqkgECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQMAA4AcIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgEBQwAAQLFUkAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBgAPADBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIEAgKGAACJYqEgECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQMAD4AQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgEBQwAARLFYkAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBgA/AABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIEAgKGACCpYpEgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQMAH6AAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgEBQwAwVJFIkCAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBgA/QIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIEggIGgGCpIhEgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQOAHyBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAkEBA0CwVJEIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgIABwA8QIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAIGggAEgWKpIBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIEDAAOAHCBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIBAUMAAECxVJAIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgYADwAwQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAIChgAAiWKhIBAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIEDAA+AECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIBAUMAAESxWJAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgYAPwAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAIChgAgqWKRIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIEDAB+gAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIBAUMAMFSRSJAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgYAP0CAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBIICBoBgqSIRIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAEDgB8gQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQJBAQNAsFSRCBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQICAAcAPECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgACBoIABIFiqSAQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAwADgBwgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAQFDAABAsVSQCBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIGAA8AMECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQCAoYAAIlioSAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAwAPgBAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECAQFDAABEsViQABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIGAD8AAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQCAoYAIKlikSAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAwAfoAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECAQFDADBUkUiQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIGAD9AgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgSCAgaAYKkiESBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABA4AfIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECQQEDQLBUkQgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAgAHADxAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAgaCAASBYqkgECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQMAA4AcIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgEBQwAAQLFUkAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBgAPADBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIEAgKGAACJYqEgECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQMAD4AQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgEBQwAARLFYkAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBgA/AABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIEAgKGACCpYpEgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQMAH6AAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgEBQwAwVJFIkCAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBgA/QIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIEggIGgGCpIhEgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQOAHyBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAkEBA0CwVJEIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgIABwA8QIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAIGggAEgWKpIBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIEDAAOAHCBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIBAUMAAECxVJAIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgYADwAwQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAIChgAAiWKhIBAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIEDAA+AECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIBAUMAAESxWJAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgYAPwAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAIChgAgqWKRIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIEDAB+gAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIBAUMAMFSRSJAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgYAP0CAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBIICBoBgqSIRIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAEDgB8gQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQJBAQNAsFSRCBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQICAAcAPECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgACBoIABIFiqSAQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAwADgBwgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAQFDAABAsVSQCBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIGAA8AMECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQCAoYAAIlioSAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAwAPgBAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECAQFDAABEsViQABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIGAD8AAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQCAoYAIKlikSAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAwAfoAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECAQFDADBUkUiQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIGAD9AgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgSCAgaAYKkiESBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABA4AfIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECQQEDQLBUkQgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAgAHADxAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAgaCAASBYqkgECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQMAA4AcIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgEBQwAAQLFUkAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIECBgAPADBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQIEAgKGAACJYqEgECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgQMAD4AQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgEBQwAARLFYkAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBgA/AABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQIEAgKGACCpYpEgAABAgQIECBAgAABAgQIECBAgAABAgQMAH6AAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBAgEBQwAwVJFIkCAAAECBAgQIECAAAECBAgQIECAAAECBgA/QIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAAQIEggIGgGCpIhEgQIAAAQIECBAgQIAAAQIECBAgQIAAgQfQ76LP/xQ6CAAAAABJRU5ErkJggg==" alt="Attachment.png"></span></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x_62f3e6a153c43.jpg" alt=""></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x_62f3f659e5b1b.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dansı Unutan Kadın</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dansi-unutan-kadin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dansi-unutan-kadin</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_691b89f9989c1.jpg" length="89574" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 23:48:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Nermin bir zamanlar dansı nefes almak kadar doğal yaşardı.</span><br><span>Mutfakta çay kaynarken ayakları ritme girer, salonun ortasında dönerken saçları havanın hafifliğine karışırdı.</span><br><span>Müzik onun için sadece bir ses değil, kalbinin dışarıya açılan gizli penceresiydi.</span><br><br><span>Sonra bir gün…</span><br><span>Kimsenin tam anlayamadığı bir sessizlik çöktü içine.</span><br><span>Ne bir kavga, ne bir kırılma…</span><br><span>Sanki biri göğsündeki görünmez bir düğmeye dokunmuş ve ışığını kısmıştı.</span><br><br><span>Hiçbir şarkı artık onu çağırmıyordu.</span><br><span>O eski ritimler, yabancı bir dil gibi gelmeye başlamıştı.</span><br><span>Ayakları takılıyor, içi sıkılıyor, elleri bile müziğe eşlik etmekten çekiniyordu.</span><br><span>Dans, bir zamanlar nefesiyken şimdi unutulmuş bir alışkanlığa dönüşmüştü.</span><br><br><span>Bir akşam eve yürürken şehrin serin rüzgârı kaldırım taşlarının arasından eski bir koku yükseltiyordu.</span><br><span>Nermin düşüncelere gömülmüş halde köşeyi döndü ve o an, yıllardır duymadığı bir melodi çarptı kulağına.</span><br><br><span>Gençliklerinin şarkısı.</span><br><span>Birlikte kahkahalarla döndükleri, geceleri salonda kimse yokmuş gibi dans ettikleri, evliliklerinin en sıcak anlarının şarkısı.</span><br><br><span>Başını o yöne çevirdiğinde kocasını gördü.</span><br><span>Sokak lambasının altında duruyordu, elinde küçük bir hoparlör.</span><br><span>Yüzünde yorgun ama sabırlı bir gülümseme vardı.</span><br><br><span>“Hatırladın mı?” dedi, melodinin arasından süzülen sesle.</span><br><br><span>Nermin’in gözleri istemsizce doldu.</span><br><span>Hatırlamak acıtmıştı ama bir o kadar da ısıtmıştı içini.</span><br><br><span>Kocası elini uzattı.</span><br><span>“Bir dans?” dedi fısıltıyla, sanki en ufak zorlama duygusunu bile korkutup kaçırmak istemiyormuş gibi.</span><br><br><span>Nermin başını yavaşça salladı.</span><br><span>“Artık dans etmiyorum…”</span><br><span>Sesi kırılgandı; yılların ağırlığını taşıyan bir itiraf gibiydi.</span><br><br><span>“Niye?” diye sordu kocası, bir adım bile yaklaşmadan.</span><br><br><span>“Bilmiyorum,” dedi Nermin. “Bir gün içimdeki o şey kayboldu. Dans ederken kendimi buluyordum. Sonra… kendimi kaybettim.”</span><br><br><span>Kocası gözlerinin içine baktı.</span><br><span>“Belki de artık kendinin başka bir halini bulmanın zamanı gelmiştir,” dedi. “İstersen… birlikte buluruz.”</span><br><br><span>O söz, Nermin’in kalbindeki yıllardır kapalı duran düğmeye hafifçe dokundu.</span><br><span>Hafif bir titreşim…</span><br><span>Küçük ama yaşayan.</span><br><br><span>Müzik sokakta akmaya devam ediyordu.</span><br><span>Nermin derin bir nefes aldı.</span><br><span>Bu kez korku, içindeki ışığın önüne set olamadı.</span><br><br><span>Kocasının uzattığı eli tuttu.</span><br><br><span>Ellerinin değdiği anda yıllardır unutulan bir sıcaklık aktı içine.</span><br><span>Ayaklarının altındaki zemin hafifçe titredi sanki; ritmin, yıllardır uyuyan bir kuş gibi kanat çırpmasıydı bu.</span><br><br><span>“Hazır mısın?” dedi kocası.</span><br><br><span>“Neredeyse…” dedi Nermin, gülümseyerek. “Ama belki de böyle hissetmek yeterlidir.”</span><br><br><span>Kocası onu kendine doğru çekti.</span><br><span>Müzik hırıltılı geliyor, rüzgârı kesen her an melodiye küçük bir boşluk bırakıyordu; ama hiçbir eksiklik o anın güzelliğini bozamıyordu.</span><br><br><span>Ve Nermin…</span><br><span>Yıllar sonra ilk kez adım attı.</span><br><span>Önce tereddütlü, sonra hafif… ardından ritme teslim olmuş bir adım.</span><br><br><span>İkisi, sokak lambalarının solgun ışığı altında, eski bir şarkının sıcaklığına karışarak dans etmeye başladılar.</span><br><span>Nermin dönerken saçları havaya karıştı, nefesi ritme eşlik etti, kalbi uzun süredir unuttuğu bir kapıyı araladı.</span><br><br><span>Kocası kulağına fısıldadı:</span><br><span>“Hoş geldin.”</span><br><br><span>Nermin gözlerini kapadı.</span><br><span>“Ben de kendime hoş geldim,” dedi.</span><br><br><span>O gece, dans ona eskisini geri vermedi.</span><br><span>Daha güzel bir şey verdi:</span><br><span>Kendine yeniden dönüşü.</span><br><br><span>Ve o sokakta, yıllar sonra attığı ilk adımın sesinde, hem aşkın hem umudun hafif bir kıpırtısı vardı.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaşayan Son Cadı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yasayan-son-cadi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yasayan-son-cadi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_691a2ea08bfe3.jpg" length="98911" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 23:06:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Rüzgâr, karanlık dağların arasında yankılanıyor, eski taş evlerin duvarlarına çarpıp iniltiler bırakıyordu. Kış erken gelmişti bu yıl. Köyün üstüne ağır bir sessizlik çökmüştü; bacalardan çıkan dumanlar, gökyüzüne yavaşça süzülen gri dualar gibiydi. Çocuklar çoktan evlerine çekilmiş, yaşlılar soba başında mırıldanarak geçmişi yatıştırmaya çalışıyordu.</span><br><br><span>Ama kimse o tepenin ardındaki eve bakmazdı.</span><br><span>Çünkü o evde hâlâ birinin yaşadığı söylenirdi.</span><br><span>Bir kadının.</span><br><span>Bir cadının.</span><br><br><span>Adı Lirya’ydı.</span><br><span>Ne tam yaşlıydı, ne de genç. Zaman, onun üzerinde farklı akardı. Gözleri gecenin ta kendisiydi, sesi rüzgârın içinden gelen bir yankı gibiydi. Köylüler ondan korkar ama aynı zamanda ona muhtaç olduklarını bilirdi. Çünkü ne zaman bir çocuk ateşle kıvranıp ölümle sınanırsa, o zaman gizlice o yola düşerlerdi.</span><br><span>Kapıyı üç kez çalar, içeri girdiklerinde gözlerini yere indirirlerdi.</span><br><span>Sabaha kadar evde ışık yanar, sabah olduğunda çocuk iyileşirdi.</span><br><br><span>Ama kimse o evde ne yaşandığını hatırlamazdı.</span><br><span>Çünkü Lirya sadece bedenleri değil, hatıraları da iyileştirirdi.</span><br><br><span>Bir sabah köy meydanına yabancı bir adam geldi.</span><br><span>Uzun bir palto giymiş, omzunda deri bir çanta taşıyordu.</span><br><span>Adı Adrian’dı. Kendini “araştırmacı” olarak tanıttı; eski halk inanışlarını, kaybolmuş efsaneleri inceliyordu.</span><br><span>Köylüler onu başta misafir etti, ancak “cadı” kelimesi ağzından çıktığı anda, hava değişti.</span><br><span>Bir ihtiyar, piposunun ucundan duman üfleyerek yalnızca şunu dedi:</span><br><span>“Onunla konuşma evlat. O, artık kimsenin dünyasında değil.”</span><br><br><span>Ama Adrian dinlemedi.</span><br><span>Bir akşam, elinde feneriyle dağa doğru yürüdü.</span><br><span>Rüzgâr uğulduyor, kar yavaşça yağıyordu.</span><br><span>Tepenin ardında, penceresinde tek bir ışık yanan evi gördü.</span><br><span>Kapıyı üç kez çaldı.</span><br><br><span>Kapı kendiliğinden açıldı.</span><br><br><span>Karşısında duran kadının yüzü solgun bir ay ışığı gibiydi.</span><br><span>Siyah saçları omuzlarına dökülüyor, gözleri sanki insanın içine değil, içinden geçen zamana bakıyordu.</span><br><br><span>“Beni bekliyordun,” dedi Adrian.</span><br><span>Kadın başını hafifçe eğdi.</span><br><span>“Rüyalar uzun zamandır sessizdi,” dedi fısıltıyla. “Sen gelene kadar.”</span><br><br><span>Evin içi gölgelerle doluydu; raflarda kavanozlar, içinde kurumuş otlar, taşlar, parlayan sıvılar. Tavan kirişlerinden cam küreler sarkıyordu, mum alevleri duvarlara hareketli suretler düşürüyordu.</span><br><br><span>Lirya iki fincan getirdi.</span><br><span>“Seninle konuşmam yasaktı,” dedi.</span><br><br><span>“Kim yasakladı?” diye sordu Adrian.</span><br><span>“Zaman,” dedi kadın kısaca.</span><br><br><span>Adrian defterini açtı, elleri hafif titriyordu. “Köylüler senden bahsediyor. Yüzyıllardır yaşadığını söylüyorlar. Gerçek mi bu?”</span><br><br><span>Lirya fincanı eline aldı, yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.</span><br><span>“Gerçek dediğin şey, kimin hatırladığına bağlı,” dedi.</span><br><span>Sonra başını kaldırdı: “Benim lanetim, ölümsüzlük değil… süren zamanın tanığı olmak.”</span><br><br><span>Bir süre sessiz kaldılar.</span><br><span>Dışarıda rüzgâr karı savuruyor, içeride mumlar titriyordu.</span><br><br><span>“Sen gerçekten bir cadı mısın?” dedi Adrian sonunda.</span><br><br><span>Lirya gözlerini kapadı.</span><br><span>“Biz, doğayı duyan kadınlardık. Yağmurun nereden geleceğini, toprağın neye hasret kaldığını bilirdik. İnsanlara şifa öğrettik. Ama korku, her zaman bilgisinden büyük oldu insanın. Anlamadıklarını ateşe verdiler.”</span><br><br><span>Sesinde öfke yoktu.</span><br><span>Sadece kadim bir yorgunluk.</span><br><br><span>“Ben o ateşten kaçtım,” dedi sessizce. “Ama kaçtığım şey, benden hiç kaçmadı.”</span><br><br><span>Adrian o günden sonra her gün Lirya’nın yanına geldi.</span><br><span>Sorular sordu, defterler doldu.</span><br><span>Ama ne kadar öğrense de, kadının gözlerinde saklı duran bir sır olduğunu hissediyordu.</span><br><span>Bir bağ oluşmuştu aralarında, tuhaf, derin, sanki bir yerlerde çok önceden yazılmış bir bağ.</span><br><span>Bazen Adrian onun gözlerine baktığında, aniden bir görüntü belirirdi zihninde: bir çocuk, alevlerin içinde ağlıyordu.</span><br><br><span>Bir gece, fırtına dağları yutarken, Lirya sessizce konuştu.</span><br><br><span>“Artık zamanı geldi, anlatmam gerekiyor. Senin gelişin rastlantı değil, Adrian,” dedi.</span><br><span>Ateşin alevi gözlerinde dans ediyordu. “Sen o ateşte kalan çocuksun.”</span><br><br><span>Adrian’ın yüzü dondu.</span><br><span>“Ne demek istiyorsun?”</span><br><br><span>Lirya’nın sesi bir ağıt kadar yavaş, bir yemin kadar netti:</span><br><br><span>“Yüzyıllar önce bir köy vardı.</span><br><span>İnsanlar bizi yakmak için ateş yaktı.</span><br><span>Ben bir çocuğu oradan çıkarmaya çalıştım.</span><br><span>Onu kurtaramadım.</span><br><span>O an ruhum ikiye bölündü, biri yaşamakla cezalandırıldı, diğeri o alevlerin içinde kaldı.</span><br><span>O çocuğun ruhu, benimkine bağlandı.</span><br><span>Zaman, bizi birbirine zincirledi.”</span><br><br><span>Sözleri havada asılı kaldı.</span><br><span>Ateşin çıtırtısı bile sustu.</span><br><br><span>“Her yüz yılda bir seni yeniden buluyorum,” dedi Lirya.</span><br><span>“Her seferinde farklı bir yüz, ama aynı gözler.</span><br><span>Ve her seferinde… seni tanıdığım an, ölüyorsun.”</span><br><br><span>Adrian nefes alamadı.</span><br><span>“Ben o çocuk muyum? Peki bu döngü nasıl kırılacak?”</span><br><br><span>Lirya bir an durdu, gözlerinden yaş süzüldü.</span><br><span>“Bir seçimle. Ya seni bırakacağım, ya kendimi.”</span><br><br><span>Günler geçtikçe, evin içinde sessiz bir hazırlık başladı.</span><br><span>Lirya, eski dillerde yazılmış kitapları açtı, kadim semboller çizdi.</span><br><span>Bir ayin yapacaktı, ruhların bağını koparmak için.</span><br><span>Ama bunu yaparken biri yok olacaktı.</span><br><br><span>Adrian, korku ile kararlılık arasında kaldı.</span><br><span>Lirya’ya baktı.</span><br><span>Gözlerinde hem ölümün gölgesi hem de kurtuluşun ışığı vardı.</span><br><br><span>“Eğer bu kaderse,” dedi sonunda, sesi karanlığın içinde yankılanarak.</span><br><span>“Ben ondan kaçmayacağım. Onu kıracağım.”</span><br><span>Bir nefes aldı. “Ya her şey bitecek… ya da hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmayacak.”</span><br><br><span>Kışın en uzun gecesi geldiğinde, Lirya evin ortasına bir daire çizdi.</span><br><span>Etrafına mumlar, taşlar ve kadim işaretler yerleştirdi.</span><br><span>Hava, sanki nefes almayı unutmuştu.</span><br><br><span>“Gözlerini kapat,” dedi Lirya.</span><br><br><span>Kadim sözler söylemeye başladı.</span><br><span>Rüzgâr evin içinde dönmeye başladı, mumlar bir yanıp bir sönüyordu.</span><br><span>Bir uğultu yükseldi, geçmişin fısıltıları gibi.</span><br><br><span>Adrian, kendi sesini duydu.</span><br><span>Ama bu sesi o söylemiyordu.</span><br><span>Bir çocuğun sesiydi, alevlerin içinden yükseliyordu:</span><br><span>“Anne!”</span><br><br><span>Lirya dizlerinin üzerine çöktü, elleri titredi.</span><br><span>“Elveda, oğlum,” dedi. “Artık özgürsün.”</span><br><br><span>Bir ışık patlaması oldu.</span><br><span>Sonra sessizlik.</span><br><br><span>Sabah olduğunda, köylüler tepedeki eve baktı.</span><br><span>Yerinde sadece kül vardı.</span><br><span>Ne Lirya ne de Adrian’dan bir iz kalmıştı.</span><br><span>Sadece karların arasında parlayan gümüş bir kolye.</span><br><br><span>Köylüler fısıldaştı günlerce:</span><br><span>“Cadı sonunda lanetini buldu,” dediler.</span><br><br><span>Ama kimse fark etmedi, o kış köyde hiçbir çocuk hastalanmadı.</span><br><span>Toprak bereketlendi, hava berraklaştı.</span><br><br><span>Ve aylar sonra, köye yeni bir öğretmen geldi.</span><br><span>Adı Esme’ydi</span><br><span>Gözleri gece kadar koyu, sesi rüzgâr kadar sakindi.</span><br><span>Bir çocuk hastalandığında, o çocuğun başında sabaha kadar beklerdi.</span><br><span>Sabah olduğunda çocuk iyileşirdi.</span><br><br><span>Köylüler birbirine fısıldardı:</span><br><span>“Birine benziyor bu kadın. Ama kime, çıkaramıyorum.”</span><br><br><span>Bir gece, Esme gökyüzüne baktı.</span><br><span>Kuzey ışıkları gibi dans eden yeşil bir parıltı gördü.</span><br><span>Elini kalbine koydu.</span><br><span>Ve bir ses duyar gibi oldu, çok uzaklardan, ama tanıdık bir ses:</span><br><br><span>“Zincir kırıldı.”</span><br><br><span>Esme gözlerini kapadı, hafifçe gülümsedi.</span><br><span>Köyün üstüne sessizce kar yağarken, bir lanet değil, bir dua son buldu.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlük &#45; Yalnızlığa Tutulan Notlar: 1. Gün</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunluk-yalnizliga-tutulan-notlar-1-gun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunluk-yalnizliga-tutulan-notlar-1-gun</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_691a2ae5a5103.jpg" length="115873" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 22:50:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>YALNIZLIĞA TUTULAN NOTLAR: BİR ADAMIN KAYIP SABAHLARI</p>
<p>*** Bölüm 01: Yalnızlığa Uyanış</p>
<p>Bugün sensizliğin ilk sabahına sokakta uyandım.<br>Böyle olmasını istedim</p>
<p>Soğuktan kıvrılmış bedenimle, uykudan çok yorgunluğun ağırlığı vardı üzerimde.<br>Etrafımdan geçen rüzgâr bile tenime yabancı geldi;<br>sen gidince sanki hava bile beni tanımayı bıraktı.</p>
<p>Evin sessizliğini değil, bu kez sokağın sert sessizliğini duydum.<br>Ne adımlarının sesi vardı,<br>ne mutfakta kaynayan kahvenin sıcak kokusu…<br>Sokak lambasının loş ışığı yüzüme vururken içim titreşti.<br>Sensiz kalınca, evin duvarları değil, bu şehrin kaldırımları bile nefes almayı unuttu sanki.</p>
<p>Sokak yavaş yavaş uyanırken ben hâlâ olduğum yerden kalkamadım.<br>Bir dükkân kepenginin açılış sesi,<br>bir çöp kamyonunun uzak uğultusu,<br>birinin taze simit seslenişi…<br>Dünya güne başlıyordu,<br>ama ben sensizliğin soğuğunda,<br>sabaha seni kaybetmiş bir adam olarak uyandım.</p>
<p>Sabaha karşı eve sürüklenir gibi geldim.<br>Yüzümü yıkarken aynadaki adama baktım ve içim burkuldu.<br>Sanki yıllar önce kaybettiğim bir tanıdığımla göz göze geldim.<br>Bakışlarımın altında biriken yorgunluğu ilk kez bu kadar net gördüm.<br>Demek ki ayrılık, sadece sevdiğinden değil, kendinden de uzaklaşmakmış.</p>
<p>Mutfağa geçtim.<br>Elim alışkanlıkla iki bardak çıkardı.<br>Senin için olanı usulca geri yerine bıraktım.<br>Küçük bir hareket… ama öyle bir içime oturdu ki,<br>yokluğunun tadı çaydan bile daha acı geldi.</p>
<p>Evin içinde hâlâ sen varsın.<br>Her köşede, her rafta, her eşyanın gölgesinde.<br>Masanın kenarında unuttuğun küçücük toka… ona dokunduğumda<br>kalbimde bir şey hafifçe kırıldı.<br>Meğer bazen en büyük acıyı en küçük izler bırakıyormuş.</p>
<p>Bugün yeni bir şeyi daha anladım:<br>Ayrılık, iki insanın susarak uzaklaşması değil sadece.<br>Günlerin rotasını kaybetmesi,<br>alışkanlıkların yerinden sökülmesi,<br>hayatın büyük bir sessizliğe teslim olmasıymış.</p>
<p>Sabah güneşi perdeden içeri süzüldü.<br>Sen “Bu ışık ne güzel” derdin.<br>Ben o anı düşününce gözlerimi kaçırdım.<br>Çünkü bugün ışık bile eksik, sanki dünyaya yarım doğuyor.</p>
<p>Bu sabah sensizliğin ağırlığı ilk kez bu kadar belirgin.<br>Kabul etmek acıtıyor, taşıması zor…<br>Ama yazıyorum.<br>Belki iyileşmek için, belki seni unutmamak için,<br>belki de fark etmeden kendime tutunmak için.</p>
<p>Belki bir gün okursun, belki hiç haberin olmaz.<br>Ama şunu biliyorum:<br>Sensizliği yazmak bile zor,<br>yaşamak ise kelimelerin taşıyamadığı kadar.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Son Nefesin Günlüğü &#45; Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/son-nefesin-gunlugu-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/son-nefesin-gunlugu-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_69162c1672cab.jpg" length="75307" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 22:06:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>SON NEFESİN GÜNLÜĞÜ (BARIŞ)</span><br><br><span>Gece öylesine sessizdi ki, sanki dünya nefesini tutmuş, zamanı beklemeye almıştı.</span><br><span>Direksiyonun üzerinde ellerim titriyordu. Yanımda Aylin vardı; başı cama yaslı, nefesi incecik, kırılgandı.</span><br><span>Her soluk alışında biraz daha kayboluyordu bu dünyadan; sanki varlığı yavaşça eriyordu elimden.</span><br><br><span>Farların ışığında yol uzayıp gidiyordu.</span><br><span>Her metre, kalbime bir ağırlık daha ekliyordu.</span><br><span>Bir insan anlıyor ki, dualar bazen tek bir bedeni yaşatmak için edilir; ama Tanrı bazen sessiz kalır, sadece bakar ve izin verir.</span><br><br><span>“Üşüyor musun?” dedim, sesi titreyerek, boğuk bir fısıltı gibi.</span><br><span>Gözlerini açmadan gülümsedi.</span><br><span>“Hayır,” dedi, “artık üşümüyorum.”</span><br><br><span>O an anladım: artık dünyanın hiçbir ağırlığı ona dokunmuyordu.</span><br><span>Yalnızca ışık vardı, yalnızca sessizlik vardı ve ben… çaresizliğimle oturuyordum yanında.</span><br><br><span>Deniz kıyısına vardığımızda geceyle sabah birbirine karışmıştı.</span><br><span>Gökyüzü gri bir örtü gibi gerilmiş, rüzgâr nefesini tutmuş, bir mucizeyi bekliyordu.</span><br><br><span>Arabayı durdurdum.</span><br><span>“İşte geldik,” dedim.</span><br><span>“Burası neresi?” diye sordu, sesi hâlâ titrek, hâlâ nazik.</span><br><span>“Güneşin doğduğu yer,” dedim.</span><br><span>Sanki bir çocuk gülümsüyordu.</span><br><span>“Güneşi görebilecek miyim?”</span><br><span>“Göreceksin,” dedim.</span><br><span>Ama içimde, Tanrı’yla aramızda kalan bir sır vardı: Bu sabah her şey farklı olacaktı.</span><br><br><span>Battaniyeyi serdim. Onu kollarıma aldım, kumların üzerine oturttum. Başını omzuma yasladı.</span><br><span>O kadar hafifti ki… sanki yılların ağırlığını bırakmış, geriye yalnızca hatırası kalmıştı.</span><br><br><span>“Biliyor musun,” dedi, sesi kırık ve narin, “ben hiç ölümden korkmadım.”</span><br><span>“Biliyorum,” dedim, boğuk bir fısıltıyla, “ben sadece seni burada bırakmaktan korkuyorum.”</span><br><br><span>Bir kelime bile çıkamadı ağzımdan. İçimden geçen her şey, boğazımda düğümlendi, sessizliğe dönüştü.</span><br><span>Sadece ellerini tuttum. Soğuktu. Ve o soğuğu ezberledim. Çünkü bir gün, bu elleri hatırlayarak ısınmak isteyecektim; tek başına, sensiz.</span><br><br><span>Ufuk çizgisi solgun bir maviye döndü, ardından pembe ve altın…</span><br><span>Deniz, sabahı ilk fark eden olmuştu.</span><br><span>Ufukta beliren küçük ışık, yavaşça büyüdü.</span><br><span>Ve ben ilk kez bir doğuşun, ölüm kadar ağır hissettirdiğini anladım.</span><br><br><span>“Ne güzelmiş,” dedi Aylin, sesi titrek bir melodi gibi.</span><br><span>“Dünya yeniden doğuyor.”</span><br><span>“Evet,” dedim, “ama sensiz.”</span><br><span>Başını çevirdi. Gözlerinde hâlâ eski ışık vardı; bir vedanın ve bir aşkın ışığı.</span><br><span>“Ben sensiz değilim,” dedi, “sadece senden önce gidiyorum.”</span><br><br><span>Rüzgâr esti. Saçları yüzüme değdi.</span><br><span>O dokunuş, bir veda kadar ağır, bir hatıra kadar sıcak… ve ömrüm boyunca taşıyacağım bir acının habercisiydi.</span><br><br><span>Bir süre sonra nefesi değişti.</span><br><span>Sanki içinde bir rüzgâr durmuş, tüm zaman duraklamıştı.</span><br><span>Yavaş, neredeyse duyulmayacak kadar sessiz bir sesle, “Teşekkür ederim,” dedi.</span><br><br><span>Sonra… sessizlik.</span><br><br><span>Başımı eğdim. Yüzü bana dönüktü.</span><br><span>Bir huzur vardı o yüzünde, öylesine derin, öylesine kırılgan ki, bir an Tanrı’yı gördüm gözlerinin çizgilerinde.</span><br><span>Elini tuttum. Tepki yoktu. Ne nefes, ne sıcaklık.</span><br><span>Sadece sessizlik. Ve doğan güneş.</span><br><br><span>Ne kadar oturduğumu hatırlamıyorum. Martılar bağırdı, insanlar yürüdü, dalgalar kabardı.</span><br><span>Ama ben hareket etmedim. Sanki ben de onunla birlikte durmuş, zamanı bekliyordum.</span><br><br><span>Güneş yükseldi. Denizin üstü altınla kaplandı. O ışık Aylin’in yüzüne vurdu.</span><br><span>Ve ben fısıldadım:</span><br><span>“Gördün mü Aylin, güneş senin için doğdu.”</span><br><br><span>Bir damla yaş, yanaklarımdan dudaklarına düştü. Belki Tanrı o damlayı gördü.</span><br><span>Belki de bu yüzden rüzgâr bir an için sustu.</span><br><br><span>Yıllar geçti. Deniz hâlâ aynı,</span><br><span>ama ben… artık o eski ben değilim.</span><br><span>Her sabah güneş doğarken, onun nefesini duyar gibi oluyorum.</span><br><span>Ve her defasında, içimden sessizce fısıldıyorum:</span><br><br><span>“O sabah sen gittin, Aylin.</span><br><span>Ama ben de seninle gittim.</span><br><span>Yine de, her doğan güneşte senin ışığında yaşamayı öğrendim.”</span><br><br><span>Yıllar geçti.</span><br><span>Deniz aynı kaldı, ama ben değiştim.</span><br><span>Şimdi her sabah güneşin doğuşuna baktığımda, onun nefesini hatırlıyorum.</span><br><span>Ve her sabah, kendime sessizce söylüyorum:</span><br><br><span>“Ben o sabah öldüm, Aylin.</span><br><span>Ama senin ışığında hâlâ yaşıyorum.”</span><br><br><span>.....</span><br><br><span>Bazen biri gelip yanımdaki banka oturuyor.</span><br><span>“Burada hep oturuyorsunuz,” diyorlar.</span><br><span>Gülümsüyorum.</span><br><span>“Evet,” diyorum,</span><br><span>“burada bir kadın güneşin doğuşunu izleyerek öldü.”</span><br><br><span>Ve içimden ekliyorum:</span><br><span>Ve ben hâlâ o güneşi izliyorum,</span><br><span>sanki bir gün, o ışığın içinden</span><br><span>sen geri dönecekmişsin gibi.</span><br><br><span>SON NEFESİN GÜNLÜĞÜ (AYLİN)</span><br><br><span>Gece, bedenimde sessizce dolaşıyor.</span><br><span>Biliyorum, çok yakında bu bedenden çıkacağım.</span><br><span>Ama gözlerim hâlâ dünyaya takılı, hâlâ Barış’ın yüzünü arıyor.</span><br><span>Her nefesimde onun sıcaklığını, beni korkusuzca tutmasını hissediyorum.</span><br><br><span>Bugün farklı bir gece.</span><br><span>Barış arabayı sessiz sürüyor, farların ışığı bizimle konuşuyor.</span><br><span>Ellerinin titrediğini hissedebiliyorum.</span><br><span>Beni öyle görmek istemiyor; ama gözlerimi kapattığımda bile biliyorum ki, korkusunun içinde sevgi var, ve o sevgi beni bırakmayacak.</span><br><br><span>Bir an eski bir sabahı hatırladım.</span><br><span>Uykulu gözlerle birbirimize bakmıştık. O zaman da zamanı durdurmak istemiştim.</span><br><span>Şimdi zamanı durduramıyorum; zaman benim sessiz düşmanım olmuş.</span><br><br><span>Deniz kıyısına vardığımızda hâlâ karanlıktı.</span><br><span>Ama ufuk çizgisi sanki benim için açılmış bir pencere gibi belirdi.</span><br><span>Barış arabayı durdurdu. Motor sustu.</span><br><span>Baktım ona; yıllardır tanıdığım adam, şimdi korkudan titriyor.</span><br><span>Ben ise korkmuyorum. Ölmekten değil, geride bırakacağım boşluktan korkuyorum.</span><br><br><span>“Barış…” dedim, sesi neredeyse rüzgâr kadar ince.</span><br><span>“Beni buraya getirdiğin için teşekkür ederim.”</span><br><span>Başını çevirdi. Gözlerinde kelimeler boğulmuştu, boğazında çığlıklar vardı.</span><br><span>Gülümsedim; o gülümseme kırık ve ağırdı.</span><br><span>“Artık gitme zamanı,” dedim, “ama unutma, ben hep seninle olacağım.”</span><br><br><span>Battaniyeye gömüldüm.</span><br><span>Barış kollarımı sardı, başımı göğsüne yasladı.</span><br><span>Kalbini duyuyordum; her atışı bir dua gibiydi.</span><br><span>Belki de ölüm, kaybetmekten daha az acı verirdi. Ama ben huzurluydum; gözlerim onun gözlerinde son kez buluşuyordu.</span><br><br><span>Ufuk çizgisi yavaş yavaş açıldı: solgun mavi, sonra pembe, sonra altın.</span><br><span>Güneş doğuyordu. Ve ben biliyordum: bu ışık benimle gelecek, sonsuza dek Barış’ın içinde kalacak.</span><br><br><span>“Ne kadar güzel,” fısıldadım.</span><br><span>“Dünya yeniden doğuyor… ama ben gidiyorum.”</span><br><br><span>Barış başını kaldırdı; gözleri denize takılıydı.</span><br><span>“Sensiz…” dedi, kelimesi havada kayboldu.</span><br><span>Gülümsedim; dudaklarım her şeyi söylüyordu:</span><br><span>“Ben sensiz değilim. Hep seninle olacağım, nefes aldığın her an.”</span><br><br><span>Bir rüzgâr esti. Saçlarım yüzüne değdi, parmaklarımı tuttu.</span><br><span>O dokunuş, bir veda kadar ağır, bir hatıra kadar sıcak.</span><br><br><span>Son nefesimi verdim.</span><br><span>O nefes öylesine derin, öylesine sessizdi ki, deniz bile durdu.</span><br><span>Gözlerimi kapattım; yüzümde bir huzur vardı.</span><br><span>Artık acı yok, korku yok… sadece Barış vardı, kollarında, ışıkta ve sonsuzlukta.</span><br><br><span>Ve o an düşündüm:</span><br><span>Bazen sevmek, bırakmak kadar büyüktür.</span><br><span>Bazen vedalar, ölümlerden daha uzun sürer.</span><br><span>Ama işte ben, sonsuza dek onunla olacağım.</span><br><br><span>Barış’ın sessizliğini dinledim bir süre.</span><br><span>Ve fısıldadım, rüzgârın götürdüğü bir sır gibi:</span><br><br><span>“Güneşi sen izle… Ama beni hatırla.”</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Fotoğrafın Sessizliği &#45; Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-fotografin-sessizligi-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-fotografin-sessizligi-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_691251f7542b1.jpg" length="91141" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 23:58:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>...Ve Kıvanç o sabahın sonunda, bunu nihayet anladı:<br>Bazı aşklar bitmez; sadece hatıraya dönüşür.<br>Ama hatıra da bir tür sadakattir.<br>Aşk, bazen bir insanı değil, o insanın bir zamanlar sende bıraktığı izi sevmektir.<br>Ve o iz, yaşamaya devam eder, <br>sen unutsan bile.<br>-----------------------------</p>
<p>Kıvanç artık sabahları tek başına uyanıyordu.<br>Eskiden Esra’nın nefesiyle ısınan o oda, şimdi soğuk bir sabahın içindeydi.<br>Yatağın diğer tarafı boştu; ama sanki hâlâ onun silueti oradaydı.<br>Yastığın üzerinde bir tutam saç, belki de bir gölge gibi kalmıştı.</p>
<p>Esra artık ayrı bir odada yatıyordu.<br>Kapısını kapatıyor, sabahları sessizce kalkıyor, aynanın karşısında makyajını yapıyor, ardından neredeyse ayak seslerini bile duyurmadan çıkıp gidiyordu.<br>Bir yabancı gibiydi.<br>Aynı evde yaşayan, ama çoktan başka bir dünyaya taşınmış bir yabancı.<br>Bazen Kıvanç onu koridorda görürdü, göz göze gelmeden geçerlerdi.<br>“Günaydın,” derdi Kıvanç alçak bir sesle.<br>Esra gülümsemeye bile yeltenmezdi.<br>Yalnızca başını hafifçe eğerdi, nezaketen.<br>Bir ev arkadaşı kadar uzak, bir anı kadar soğuk.</p>
<p>...<br>Mutfakta kahve makinesi tıkırtıyla çalışırken, Kıvanç pencerenin önüne geçti.<br>Camın ardında gri bir sabah vardı. Şehrin sokakları ıslaktı, belli ki gece yağmur yağmıştı.<br>Bir an, Esra’nın bir zamanlar bu manzaraya nasıl baktığını düşündü.<br>Rüzgâr saçlarını savururken yüzünde beliren o belli belirsiz gülümseme...<br>O gülümseme, artık hiçbir fotoğrafta görünmüyordu. Çünkü fotoğraflar da eskimişti.<br>Tıpkı onlar gibi.</p>
<p>Kıvanç kahvesini aldı, masaya oturdu.<br>Masada tek bir bardak vardı.<br>Eskiden iki olurdu. Biri her zaman Esra içindi; yarısı kalır, sonra soğurdu. Esra kahvesini soğuk içerdi. “Dökme“ derdi, “ben zaten soğuk içiyorum, masada kalsın“<br>Kıvanç o yarım bardağa bakmayı severdi. Çünkü orada bir eksiklik değil, bir yaşam belirtisi vardı.<br>Şimdi bardak doluydu, ama hayat boştu.</p>
<p>Esra son zamanlarda uzaklaşmıştı.<br>Bu uzaklık sessizlikle değil, kelimelerle başlamıştı.<br>Kısa, keskin, anlamsız cümlelerle.<br>Bir gün “yorgunum” demişti, içine kapanmıştı,<br>ertesi gün “bilmiyorum.”<br>Ve bir sabah, artık kahvaltı bile etmiyordu onunla.<br>Kıvanç anlamamıştı önce. “Herkes değişir,” demişti kendi kendine. “Yine toparlarız.”<br>Ama bazı değişimler, dönüş değil, kopuştu.<br>Ve o kopuş sessizdi; Esra sessizliğin içinde eriyip gitmişti.</p>
<p>---<br>Bir akşam Esra geç geldiğinde, Kıvanç onu kapıda beklerken buldu kendini.<br>Anahtarın çevrilişini, kapının yavaş açılışını, adımların salona karışışını dinledi.<br>Bir koku doldu odaya, tanımadığı bir parfüm. Sert, keskin, soğuk bir koku.<br>Eskiden Esra lavanta kokardı. O koku, onun gibi sade, içten, huzurlu olurdu.<br>Şimdi kokusu bile değişmişti.</p>
<p>“Bir yere mi gittin?” diye sordu Kıvanç, alçak bir sesle.<br>Esra başını kaldırmadan, “Arkadaşlarla buluştum,” dedi.<br>Bu kadar.<br>Eskiden o cümlede detaylar olurdu: “Sana da anlatsam gülerdin,” derdi.<br>Şimdi bir duvar vardı o kelimenin ardında.<br>Bir duvarın önünde konuşmak ne kadar anlamsızsa, Kıvanç da o kadar anlamsız hissetti kendini.</p>
<p>O gece Esra uyurken, Kıvanç uzun süre onu izledi.<br>Yüz hatları aynıydı, ama ruhu gitmişti.<br>Bir kabuk gibiydi, içinde artık o tanıdık kadın yoktu.<br>Kıvanç fısıltıyla söyledi:<br>“Ben seni değil, senin eski hâlini seviyorum.”</p>
<p>---<br>Ertesi gün, hiçbir şey olmamış gibi işine gitti.<br>Ama aklında tek bir görüntü vardı: Esra’nın eskiden gülüşü.<br>O gülüş, bir zamanlar hayatın bütün ağırlığını hafifletirdi.<br>Kıvanç o gülüşü yeniden bulmak için yaşadığını fark etti.<br>Ama bir insanın eski hâlini aramak, suya çizgi çekmeye benzerdi.<br>Her denemede daha çok bulanıyordu.</p>
<p>Bir öğleden sonra şehir merkezine yürüdü.<br>Bir zamanlar Esra’yla birlikte gittikleri küçük kitapçının önünde durdu.<br>Vitrindeki şiir kitabı hâlâ oradaydı.<br>“Bir gün sen de yazarsın bir şiir kitabı,” demişti Esra, gülerek.<br>Kıvanç o anı hatırladı. O gülüşü, o gözlerdeki ışığı.<br>Sonra kendi yansımasına baktı camda.<br>O ışık onda da yoktu artık.<br>Belki o ışığı birlikte söndürmüşlerdi.</p>
<p>Bir kafeye girdi.<br>Garsona alışkanlıkla “iki kahve” dedi.<br>Sonra kendi sesini duyunca irkildi.<br>Düzeltti, “Pardon, bir kahve.”<br>Masaya oturdu. Yan masada iki genç gülüyordu.<br>Bir an gözlerini kapadı. Esra’nın sesiyle karıştı o gülüş.<br>Kalbi sıkıştı.<br>Kalktı, sokağa çıktı.</p>
<p>Hava soğuktu. Soğuk, iyi geldi.<br>Çünkü artık sıcak hiçbir şey kalmamıştı.</p>
<p>---<br>Akşam olduğunda eve döndü.<br>Esra balkondaydı, telefonda birine gülüyordu.<br>O gülüş, yıllar sonra yeniden duyduğu bir melodi gibiydi, ama o melodi artık ona ait değildi.<br>Kıvanç içeri geçti, sessizce oturdu.<br>Bir süre sonra Esra yanına geldi.<br>“Bir şey ister misin?” diye sordu.<br>Kıvanç başını kaldırdı, gözlerini ona dikti.<br>“Hayır,” dedi. “Artık hiçbir şey istemiyorum.”</p>
<p>O gece konuşmadılar.<br>Ertesi sabah Esra kahvaltı hazırlamadı, evden çıktı.<br>Ve bir daha geri dönmedi.</p>
<p>Kıvanç onu aramadı.<br>Çünkü anlamıştı: Esra aslında çoktan gitmişti.<br>Bedeni kalmıştı sadece; ruhu çok önce başka birine, başka bir hayata karışmıştı.</p>
<p>---<br>Sabah olduğunda ev yine sessizdi.<br>Kıvanç pencerenin önüne geçti.<br>Şehirde rüzgâr vardı.<br>Bir süre öylece durdu, sonra mutfağa gidip kahve yaptı.<br>Bu defa tek fincan.<br>Masaya oturdu.<br>Karşısındaki boş sandalyeye baktı.</p>
<p>Bir zamanlar Esra o sandalyede oturur, kahveyi karıştırırken konuşurdu:<br>“İnsan sevdiğiyle her gün yeniden tanışır, farkında mısın?”<br>Kıvanç şimdi o cümleyi hatırladı.<br>Kendi kendine cevap verdi:<br>“Evet, tanışır. Ama bazen sevdiğin, bir yabancıya dönüşür.”</p>
<p>Kahvesini bitirdi.<br>Son yudumda, bir burukluk değil, bir kabulleniş vardı.</p>
<p>---<br>Zaman ağır ağır geçti.<br>Kıvanç artık sabahları erken uyanıyor, kahvesini hazırlıyor, aynı pencerenin önünde duruyordu.<br>Ama o sessizlik eskisi kadar keskin değildi.<br>Sanki ev, yokluğa alışmıştı.<br>Bir sabah, kahvesini içerken kendi kendine fısıldadı:<br>“İnsan birini kaybetmez, sadece onu içinde taşımayı öğrenir.”</p>
<p>Fotoğrafı eline aldı.<br>Yıllar geçmesine rağmen o günkü ışık hâlâ aynıydı.<br>Sanki zaman bile Esra’nın gülüşüne dokunmaya kıyamamıştı.<br>O gülüşe bakarken içi ısındı.<br>Artık acıtmıyordu; sadece özletiyordu.</p>
<p>O günden sonra Kıvanç evi toparladı.<br>Eşyaları yerli yerindeydi ama artık hiçbiri anlam taşımıyordu.<br>Bir kutuya fotoğrafları koydu.<br>Atmadı.<br>Çünkü bazı anılar, unutulmaz; sadece sessizce rafa kaldırılır.</p>
<p>Balkona çıktı.<br>Gün batıyordu. Gökyüzü morla turuncu arasında bir renge bürünmüştü.<br>O an, içinden derin bir nefes aldı.<br>Bir zamanlar bu manzarayı Esra’yla paylaşırdı.<br>Şimdi yalnızdı.<br>Ama o yalnızlık artık acıtmıyordu.<br>Çünkü o eski Esra, zaten hiçbir zaman tamamen kaybolmamıştı; sadece hatıraya dönüşmüştü.</p>
<p>Ve bazı hatıralar, insanın en uzun sadakatidir.</p>
<p>Kıvanç o an anladı:<br>Sevgi, bazen bir insanı değil, o insanın bir zamanlar sende bıraktığı izi sevmektir.<br>Ve o iz, yaşamaya devam eder, sen unutsan bile.</p>
<p>Rüzgâr saçlarını karıştırdı.<br>Uzaklardan bir martı sesi geldi.<br>Gökyüzüne baktı.</p>
<p>&gt; “Hoşça kal, Esra.<br>Seni değil belki, ama seni hatırlatan her şeyi sevmeye devam edeceğim.”</p>
<p>Sonra pencereye döndü.<br>Şehir sessizdi.<br>Ama bu kez o sessizlik, yalnızlık değil, kabullenişti.<br>Çünkü bazen insan, geçmişe değil, geçmişin içindeki kendine özlem duyar.</p>
<p>Ve o sabahın sonunda, öğrendi:<br>Bazı aşklar bitmez; sadece hatıraya dönüşür.<br>Ama hatıra da bir tür sadakattir.<br>Aşk, bazen bir insanı değil, o insanın bir zamanlar sende bıraktığı izi sevmektir.<br>Ve o iz, yaşamaya devam eder, <br>sen unutsan bile.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Duman, Sessizlik ve Yeniden Başlamak &#45; Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/duman-sessizlik-ve-yeniden-baslamak-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/duman-sessizlik-ve-yeniden-baslamak-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_690f49d9cd7a8.jpg" length="89742" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 16:47:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>GİRİŞ</p>
<p>Sigarasının alevi, evin sessizliğinden ve sevdiklerinin nefesinden daha değerli olan her eş ve anne, fark etmeden kendi gölgesini uzatır. Kendisini unutur, çocuklarını unutur; dumanın ardında kaybolur.</p>
<p>Evde sessizlik ağırdır, nefes aldırmaz. Duman, odaları kaplar, zaman donmuş gibi kalır, ve gölgeler büyür. İçindeki sessizlik, suskunluğun en derin haliyle kendini hissettirir.</p>
<p>1. BÖLÜM - SESSİZ AKŞAMLAR</p>
<p>Ev sessizdi.<br>Ama bu sessizlik huzurdan değil; tükenmişlikten, bıkkınlıktan, yılların yorgunluğundan doğmuştu. Saatin tik takları bile uykulu, bitkin bir melodiyle yankılanıyordu.</p>
<p>Mutfakta gri bir duman tabakası vardı. Sigara kokusu duvarlara sinmiş, perdeler sararmıştı. Masanın üzerinde yarısı dolu bir kül tablası, yanında unutulmuş kahve fincanı…</p>
<p>Eylem masanın başında oturuyordu. Bir elinde sigara, diğerinde çakmak. “Bir tane daha…” diye mırıldandı. Paketi yokladı, buldu, çakmağı çaktı. Dumanı içine çekerken gözleri bir noktaya kilitlendi ama hiçbir şey görmüyordu.</p>
<p>Koray salonda oturuyordu. Elinde bir kitap vardı ama gözleri sayfalarda değil, mutfaktaydı. Her çakmak sesi, her öksürük, her duman tınısı evin içinde çınlıyordu.</p>
<p>Oğulları Can sekiz yaşındaydı. Sessizce annesinin yanına gidip, “Anne, oyun oynayalım mı?” derdi.<br>Eylem yorgun bir sesle, “Şimdi olmaz oğlum, anne çok yorgun,” derdi. Can başını öne eğer, oyuncak arabasını halıya bırakır ve sessizce odasına dönerdi.</p>
<p>Ela, iki buçuk yaşındaydı. Annesinin kucağına çıkmaya çalışır, saçını okşatmak isterdi. Ama Eylem çoğu zaman fark etmezdi. Kız ağladığında suçlulukla kucağına alır, birkaç saniye sever, sonra sessizliğe gömülürdü.</p>
<p>Koray pencereye yaslandı. Bir zamanlar bu evde kahkahalar vardı; sabahları taze çay kokusu, çocuk sesleri, Eylem’in neşeli gülüşü… Şimdi yerini duman ve sessizlik almıştı.</p>
<p>O akşam da öyleydi. Koray çocukları yatırmış, mutfağa uğramıştı. Eylem masada, başı öne düşmüş, eli hâlâ kül tablasındaydı.</p>
<p>“Eylem,” dedi Koray, sesi yorgun ama nazikti.<br>Kadın gözlerini araladı.<br>“Ne var?”<br>“Biraz hava alsan mı?”<br>“İstemiyorum.”</p>
<p>Koray bir adım yaklaştı.<br>“Böyle devam edemezsin. Bütün gün uyuyorsun, sigara içiyorsun. Kendine bunu yapma.”<br>Eylem gözlerini kaçırdı.<br>“Yorgunum. Sadece biraz susmak istiyorum,” dedi.</p>
<p>Koray derin bir nefes aldı. Öfke değil, acı vardı gözlerinde. “Ben de yoruldum,” dedi sessizce. “Ama hâlâ buradayım. Çocuklar da.”</p>
<p>Eylem sustu. Sigaranın ucundaki köz yavaşça söndü.<br>“Bilmiyorum,” dedi kısık bir sesle. “Her şey çok ağır geliyor.”</p>
<p>Koray masadaki sigara paketini aldı, kenara koydu.<br>“Yarın sabah kahvaltıyı birlikte yapalım,” dedi.</p>
<p>Basit bir cümleydi, ama içinde bir umut taşıyordu.</p>
<p>O gece, ilk defa, Eylem mutfak penceresini açtı. Taze hava içeri süzüldü. Küçük bir adım, büyük bir umut…</p>
<p>2. BÖLÜM - CAMIN ARDINDAKİ ÇOCUKLAR</p>
<p>Evde sabahları sessizlik olurdu. Televizyon açıktı ama kimse izlemezdi. Can pencere önünde oturur, dışarıdaki çocuklara bakardı. Elinde küçük bir oyuncak araba vardı ama artık heyecan vermiyordu.</p>
<p>Bazen sessizce annesinin odasına giderdi.<br>“Anne?”<br>Cevap gelmezdi. Can elini uzatır, annesinin saçına dokunurdu.<br>“Anne, kalk… Babam bekliyor.”</p>
<p>Eylem gözlerini açar, derin bir nefes alırdı.<br>“Git oğlum, anne biraz daha dinlensin,” derdi.</p>
<p>Ela dünyayı hâlâ oyun sanıyordu. Evin sessizliği ona garip gelmiyordu. Eylem bazen onu kucağına alır, saçlarını okşar, sonra dalıp giderdi. Ela elleriyle annesinin yüzünü tutar:<br>“Anne, bak bana,” derdi. Eylem bir anlık gülümser, sonra dalardı tekrar.</p>
<p>Koray çocuklarına güven vermeye çalışıyordu. Sabahları kahvaltı hazırlar, akşamları masal anlatır, bazen evin içinde saklambaç oynardı. Ama biliyordu: o boşluğu bir babanın sevgisi değil, bir annenin varlığı doldurabilirdi.</p>
<p>O akşam, Can okuldan döndü. Defterinde bir resim vardı. Öğretmen: “Ailenizi çizin,” demişti. Can’ın çiziminde dört figür vardı: baba, anne, çocuk ve bebek… ama anne siluet olarak çizilmiş, yüzü yoktu.</p>
<p>Koray resmi görünce sessiz kaldı.<br>“Güzel olmuş oğlum,” dedi, ama gözleri doldu.</p>
<p>O gece, Eylem sigarasını yakarken kapı aralığından onları izledi. İçinde bir şey kıpırdadı; utanç mı, hüzün mü, yoksa özlem mi… bilmiyordu. Sigarayı söndürdü, pencereye yaklaştı. Dışarıda Can ve Ela’nın parkta oynadığı eski günleri hatırladı. Gülüşleri, düşüp kalkmaları, Koray’ın onları kucaklayışı… Aynadaki yansımasına baktı: solgun, yorgun, bambaşka bir kadın.</p>
<p>“Ben ne ara böyle oldum?” fısıldadı kendi kendine. Sessizlik cevap verdi: hiçbir şey geç kalmış değil…</p>
<p>3. BÖLÜM - KIRIK KADEHLER</p>
<p>O akşam ev, her zamankinden daha sessizdi. Perdeler kapalı, mutfakta duman ağır bir örtü gibi asılıydı. Eylem masada oturuyor, başını ellerine dayamıştı. Koray sessizce onu izliyordu. Can odasında sessizce oyun oynuyor, Ela babasının eteğine sarılmıştı.</p>
<p>Eylem sigarasını yaktı. Bir yudum, sonra bir yudum daha…<br>Koray derin bir nefes aldı:<br>“Yeter artık, Eylem,” dedi.</p>
<p>Kadın başını hafifçe kaldırdı. Gözlerinde yorgunluk ve suçluluk vardı.<br>“Ne yeter? Ben kimseye zarar vermiyorum,” dedi kısık bir sesle.</p>
<p>Koray ayağa kalktı, masaya yaklaştı:<br>“Bize zarar veriyorsun. Bize… ve kendine.”</p>
<p>Eylem’in eli titredi. Bir damla yaş yanaklarından süzüldü.<br>“Ben kötü bir anne değilim,” fısıldadı.<br>“Ben de kötü bir koca değilim,” dedi Koray. “Ama bu hâl böyle devam edemez.”</p>
<p>Birden Eylem’in elindeki bardak devrildi. Çay masanın üzerinde kırıldı, camlar paramparça oldu. Kül tabağı devrilmiş, sigara izmaritleri yere saçılmıştı. Hafif bir sessizlik… sonra çocukların endişeli mırıltısı.</p>
<p>Koray diz çöktü, göz hizasına indi:<br>“Biliyorum, Eylem. Ama hep birlikteyiz. Çocuklar ve ben senin yanındayız. Sakin ol, birlikte çözeceğiz.”</p>
<p>Eylem sustu. Hafifçe başını salladı:<br>“Biliyor musun… ben sizi çok özledim,” dedi, sesinde yılların birikmiş acısı vardı.</p>
<p>O gece, Eylem ilk defa uzun süre uyumadı. Sigarasını söndürdü. Kırılmış camın arasında bir umut ışığı vardı.<br>“Belki de artık başlamak için geç değil,” dedi kendi kendine.</p>
<p>4. BÖLÜM - GÖZYAŞLARI VE GÜN IŞIĞI</p>
<p>Sabah güneşi perdeler arasından içeri süzülüyordu. Evdeki sessizlik artık ağır değil, hafif bir bekleyişe dönüşmüştü.</p>
<p>Eylem mutfak masasında oturuyordu. Sigara yoktu, sadece düşünceleri vardı. Koray elinde kahvaltı tepsisi geldi:<br>“Çocuklar hazır mı?”<br>“Hazırlar,” dedi Eylem. İlk defa sesi titremiyordu.</p>
<p>Can ve Ela kahvaltıya koştu. Eylem gözlerini onlardan alamadı; gözleri doldu ama mutlulukla.</p>
<p>“Gel bakalım,” dedi Koray. Uzun zamandır ilk defa bir kahvaltı masasında gerçek bir aile gibiydiler.</p>
<p>Çaydan bir yudum aldı, sigarasını yanına koydu ama yakmadı.<br>“Belki de artık bir şeyleri değiştirebilirim,” dedi kendi kendine.</p>
<p>O gün park planı vardı. Eylem çocukları elinden tutarak dışarı çıktı. Güneş yüzlerine vuruyor, rüzgar saçlarını savuruyordu. Basit ama değerli bir mutluluk vardı.</p>
<p>Koray onları izlerken düşündü: yıllarca süren sessizlik ve acı, yerini umutla gelen gülüşlere bırakıyordu.</p>
<p>5. BÖLÜM - YENİDEN BAŞLAMAK</p>
<p>Akşam eve döndüklerinde, çocuklar yorgun ama mutluydu; gözlerinde günün sevinci parlıyordu. Eylem saçlarını yıkadı, onları nazikçe yatırdı. Koray yanına oturdu, elini tuttu:<br>“Artık bir daha geriye dönmek yok,” dedi.<br>Eylem başını salladı, dudaklarında hafif bir gülümseme:<br>“Hayır, artık yok.”</p>
<p>Koray gözlerini pencereden dışarı, ufka çevirdi. Rüzgar içeri doluyor, odaları taze bir nefesle sarıyordu. Gelecek, belirsizliklerle dolu olsa da onun için artık korkutucu değildi; içinde bir umut, bir kararlılık yanıyordu. “Artık birlikte her şey mümkün,” diye fısıldadı kendi kendine.</p>
<p>Ev sessizdi, ama bu sessizlik huzurun melodisi gibiydi. Kırık kadehler bir kez daha bir araya gelmişti; çatlaklar artık yalnızca geçmişin değil, sevginin, dayanıklılığın ve umudun simgesiydi. İçlerinden biri fısıldadı:<br>“Her şey mümkün… yeter ki birlikte olalım.”</p>
<p>Koray, elini Eylem’in elinde sımsıkı tuttu. Güneş evin içinde hâlâ parlıyordu; altın ışıkları, yarınlara dair umutları müjdeliyor, yeni hayatın kapısını aralıyordu. Koray bir kez daha gülümsedi; gözlerinde geleceğe dair bir inanç vardı, içten ve sarsılmaz.</p>
<p>Ve Koray derin bir nefes aldı; içindeki tüm korkular, kaygılar ve geçmişin gölgeleri yavaşça uzaklaşıyordu. Artık sadece bu an vardı, çocuklarının huzuru, Eylem’in gülümseyişi ve birlikte inşa edecekleri hayatın ışığı. Kalbinde yeni bir söz vardı: ne olursa olsun, birlikte oldukları sürece her yarın umutla doluydu. Gözlerini kapadı ve fısıldadı:<br>“Her gün yeniden doğacak… ve biz hep birlikte olacağız.”</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>08/11/2025<br>www.korhankulce.com</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Paspaturda Cinayet &#45; Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/paspaturda-cinayet-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/paspaturda-cinayet-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_690c8074c8225.jpg" length="87766" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 14:03:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>I. BÖLÜM — GECENİN NABZI</span><br><br><span>Fethiye’nin kalbi, geceleri de atar.</span><br><span>Ama Paspatur’unki, başka çarpar.</span><br><span>Taş sokaklar, yüzyılların suskunluğunu taşır; duvarlar deniz tuzu ve eski hikâyeler kokar.</span><br><span>Rüzgâr, rakı ve pişmanlık taşır; her köşe bir hatıranın eşiği, her gölge bir itirafın bekçisidir.</span><br><br><span>Fakat o gece, fısıltılar sustu.</span><br><span>Bir çığlık, taş duvarlara çarpıp yankılandı;</span><br><span>sonra bir sessizlik çöktü — ağır, derin, boğucu… sanki zaman nefesini tutmuştu.</span><br><br><span>Saat üçe geliyordu.</span><br><span>Gökyüzü, bulutların ardına gizlenmiş bir yara gibiydi.</span><br><span>Hanın arkasındaki dar sokakta bir kapı üç kez vuruldu:</span><br><span>Tık. Tık. Tık.</span><br><br><span>Komiser Cem Kara, uykusundan sıyrıldı.</span><br><span>Yıllardır gecenin seslerini duymaya alışmıştı ama bu başka bir yankıydı —</span><br><span>tanıdıktı.</span><br><span>Tıpkı on yıl öncesinin hayalet sesi gibi.</span><br><br><span>Montunu kaptı, sokağa çıktı.</span><br><span>Ay ışığı taşlara soğuk bir merhem gibi yayılıyordu.</span><br><span>Paspatur’un adımları, geçmişin tozuna karışmıştı.</span><br><br><span>Sokağın sonunda mavi ışıklar yanıp sönüyordu.</span><br><span>Bir ceset, bir anahtar, bir not.</span><br><span>Adamın boynunda ip izleri vardı.</span><br><span>Cem diz çöktü.</span><br><span>Yüz yabancıydı ama cebinden çıkan not kalbine saplandı:</span><br><br><span>“Seni orada bekleyeceğim. Eski çeşmenin önünde. — M.”</span><br><br><span>O “M” harfi, Cem’in en eski yarasının baş harfiydi.</span><br><span>Mina.</span><br><br><span>On yıl önce kaybolmuştu Mina.</span><br><span>Bir ressam, bir sır, bir kadın.</span><br><span>Gözleri mavi, sesi hüzün.</span><br><span>Bir sabah ansızın gitmiş, ardında yarım kalmış bir tablo bırakmıştı.</span><br><br><span>Cem notu yumruğunda ezdi.</span><br><span>“Demek yine Paspatur…” diye mırıldandı.</span><br><span>Ve gece yeniden nefesini tuttu.</span><br><br><span>II. BÖLÜM — RESSAMIN DÖNÜŞÜ</span><br><br><span>Sabah, taşlara serinlik vurduğunda şehir hâlâ uykudaydı.</span><br><span>Cem bir sigara yaktı; duman, düşünceleriyle birlikte göğe karıştı.</span><br><span>Bir memur yaklaştı.</span><br><span>— Komiserim, biri sizi görmek istiyor. Adı... Mina Gökçen.</span><br><br><span>Cem’in parmakları sigarayı düşürdü.</span><br><span>Zaman bir anlığına durdu.</span><br><span>— Ne dedin?</span><br><span>— Kadın, kendi geldi. “Beni o çağırdı,” dedi.</span><br><br><span>Ve biraz sonra Cem, hanın avlusundaydı.</span><br><span>Oradaydı Mina.</span><br><span>Yıllar geçmiş, yüzü değişmişti; ama o sessizlik hâlâ gözlerindeydi.</span><br><span>Bir zamanlar ışıkla dolu olan o gözler, şimdi sönmüş bir yıldız gibiydi.</span><br><br><span>— Sen... hayattasın, dedi Cem.</span><br><span>Kadın gülümsedi; acının içinden geçen bir gülümseydi bu.</span><br><span>— Hayatta kalmak, bazen sadece nefes almak demektir, Cem.</span><br><br><span>Elinde yıpranmış bir defter vardı.</span><br><span>— Bu gece ölen adam beni buldu. Ben istemedim.</span><br><br><span>Cem defteri açtı.</span><br><span>Sayfalar dolusu çizim… hep aynı yüz.</span><br><span>Ölen adamın yüzü.</span><br><br><span>— Kimdi o?</span><br><span>Mina fısıldadı:</span><br><span>— Geçmişim.</span><br><span>— Daha açık konuş.</span><br><span>— O tabloyu hatırlıyor musun? On yıl önce yarım kalan tabloyu?</span><br><span>— Unutmadım.</span><br><span>— O tabloyu çalan oydu. Hem tablom, hem hayatım onundu artık.</span><br><br><span>Cem’in zihninde eski bir gece parladı;</span><br><span>Mina’nın gözyaşları, yarım bir tablo, sonra sessizlik.</span><br><br><span>— Ve şimdi o öldü, dedi Cem.</span><br><span>— Evet, dedi Mina, neredeyse huzurlu bir sesle.</span><br><span>— Senin elinle mi?</span><br><br><span>Kadın gözlerini kapadı.</span><br><span>— Bazen resim biterken fırça kırılır, Cem.</span><br><br><span>Cem sustu.</span><br><span>Bir yanda kanun, bir yanda kalbi.</span><br><span>Birini seçmek, diğerini öldürmek gibiydi.</span><br><br><span>III. BÖLÜM — HANIN SIRRI</span><br><br><span>Gece yarısı hanın içine yalnız girdi Cem.</span><br><span>El fenerinin ışığı, duvarlarda kayıp ruhlar gibi gezinirken</span><br><span>her tablo bir yüz, her leke bir itiraftı.</span><br><br><span>Bir tablo özellikle dikkatini çekti:</span><br><span>Eski bir çeşme, başında bir kadın,</span><br><span>suyun yansımasında ise bir adamın silueti.</span><br><span>Kenarında koyu, kurumuş bir leke — sanki kan değil de zamanın izi.</span><br><br><span>Cem kalbinin ritmini duydu.</span><br><span>Alt kattaki paslı kapıdan geçti.</span><br><span>Yerde bir şey parladı:</span><br><span>Bir gümüş bileklik.</span><br><span>Üzerinde kazınmış tek bir harf: M.</span><br><br><span>O bilekliği hatırlıyordu.</span><br><span>Mina’nın bileğinde parlayan o ince halka…</span><br><span>Demek hiç gitmemişti.</span><br><br><span>Gizli odada duvarda fotoğraflar: Mina ve o adam.</span><br><span>Gülüyorlardı.</span><br><span>Ama her gülümseme bir gün pişmanlığa dönüşür.</span><br><br><span>Bir defter buldu Cem.</span><br><span>Sayfalarında bir cümle dikkatini çekti:</span><br><br><span>“O tabloyu satmak istiyor. Bana ihanet etti.</span><br><span>Eğer bugün çeşmede buluşursa, her şey bitecek.”</span><br><br><span>Tarih, Mina’nın kaybolduğu geceye aitti.</span><br><br><span>Cem başını kaldırdı.</span><br><span>Bir fısıltı duydu:</span><br><span>— Bitmemiş hiçbir tablo yoktur, Cem.</span><br><br><span>Arkasını döndü.</span><br><span>Mina oradaydı. Elinde fırçası, gözlerinde bir cinnetin sessizliği.</span><br><br><span>— Neden döndün?</span><br><span>— Çünkü geçmiş benden hiç gitmedi.</span><br><span>— Onu sen mi öldürdün?</span><br><span>Kadın sessizce başını salladı.</span><br><span>— Ama o da beni on yıl önce öldürmüştü.</span><br><br><span>Cem silahına uzanmadı.</span><br><span>Çünkü karşısında bir katil değil, bir itirafın suretini görüyordu.</span><br><br><span>— Ressamın suçu, tablolarının fazla gerçek olmasıdır, dedi Mina.</span><br><span>— Ben sadece resmettim, Cem. O da kendi kaderini buldu.</span><br><br><span>Ve fırçasını yavaşça yere bıraktı.</span><br><br><span>IV. BÖLÜM — SON TABLO</span><br><br><span>Sabahın ilk ışığı Paspatur’un taşlarını griye boyadı.</span><br><span>Deniz tuzu havada, zaman taşlarda, suç vicdanda kaldı.</span><br><br><span>Cem, çeşmenin önünde durdu.</span><br><span>Elinde o bileklik, gözlerinde cevapsız sorular.</span><br><span>Sular solgun bir kırmızıya dönüyordu.</span><br><br><span>Mina kayıptı.</span><br><span>Ne han odasında, ne limanda, ne şehirde.</span><br><span>Sanki hiç var olmamıştı — ya da sadece bir resimden ibaretti.</span><br><br><span>Günler geçti.</span><br><span>Dosya kapanmadı ama Cem’in kalbi kapanmaya başladı.</span><br><span>Bir sabah masasında bir zarf buldu.</span><br><span>Üzerinde tanıdık bir el yazısı: Mina.</span><br><br><span>“Cem, bazı cinayetler bir resmin tamamlanma biçimidir.</span><br><span>Beni affetme, ama anla.</span><br><span>Çünkü ben seni öldürmedim; sadece kendimi çizdim.</span><br><span>— M.”</span><br><br><span>Cem mektubu katladı, cebine koydu.</span><br><span>Paspatur’un taş sokaklarında yürürken hanın duvarına baktı.</span><br><span>Yeni bir çizim vardı:</span><br><span>Karakalem bir yüz, ince bir gülümseme,</span><br><span>ve altında tek bir harf: M.</span><br><br><span>O an anladı Cem:</span><br><span>Bazı hikâyeler kapanmaz,</span><br><span>bazı aşklar öldürmez, sadece iz bırakır.</span><br><br><span>Ve Fethiye’nin taş kalbi bir kez daha atmaya başladı.</span><br><br><span>Çünkü her cinayet, biraz da yarım kalmış bir aşkın başka bir adıdır.</span><br><br><span>SON</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>06.11.2025</span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sessiz Uzaklık</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sessiz-uzaklik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sessiz-uzaklik</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_6905d8e923358.jpg" length="65839" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 12:55:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>“Mutlu değilim belki,” dedi, “ama barıştım.”</span><br><br><span>---------</span><br><br><span>BÖLÜM 1: BAŞLANGIÇ VE BİTİŞ ARASINDA</span><br><br><span>Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından süzülüyordu.</span><br><span>Murat, gözlerini açtığında odadaki sessizlik ona yabancı gelmedi.</span><br><span>Yıllardır aynı sessizlikle uyanıyordu, alışkanlığın, kabullenişin sessizliği.</span><br><br><span>Bir zamanlar aynı yatakta dönüp birbirine gülümseyen iki insan, şimdi birbirinin sırtına dönmüştü.</span><br><span>Ayşe’nin nefesi derinden ve ritmikti.</span><br><span>Murat, onun yüzüne baktı bir an.</span><br><span>Göz kapaklarının altında yılların yorgunluğu, belki de kırgınlığı gizliydi.</span><br><br><span>Bir zamanlar onu bu kadar çok sevdiğine inanamıyordu.</span><br><span>Ama gerçekten sevmişti, hem de delicesine.</span><br><span>Onun kahkahasına, saçlarını rüzgârın dağıtışına, bir kahve fincanını iki eliyle tutuşuna hayran olmuştu.</span><br><span>O kadınla bir ömür geçirebileceğini düşünmüştü.</span><br><br><span>Ve öyle de olmuştu.</span><br><span>Yıllar geçmiş, birlikte bir ev kurmuş, eşyalar almış, misafir ağırlamış, hesap ödemiş, birbirlerine “biz” demeyi öğrenmişlerdi.</span><br><span>Ama bir noktadan sonra “biz” kelimesinin içi boşalmıştı.</span><br><span>Sanki birileri o kelimenin içinden duyguyu çekip almış, geriye sadece kabuğunu bırakmıştı.</span><br><br><span>Artık Ayşe’nin ses tonu onu rahatsız ediyordu.</span><br><span>Ayşe’nin soruları, ilgisi, hatta sessizliği bile.</span><br><span>Oysa biliyordu, suç sadece onda değildi.</span><br><span>Kendisi de değişmişti.</span><br><span>Artık o evde, o evliliğin içinde olmaktan çok, orada olmamanın hayalini kuruyordu.</span><br><br><span>Bir akşam, işten dönerken arabada aynadan kendine baktı.</span><br><span>Yüzündeki çizgiler derindi ama daha çok içinden geliyordu o yorgunluk.</span><br><span>Kırklı yaşların ortasında, içinde biriken o sessizlik onu boğmaya başlamıştı.</span><br><span>Ne bağırabiliyor, ne ağlayabiliyor, ne de sevinebiliyordu.</span><br><span>Sadece yaşıyordu, ama yaşamıyordu.</span><br><br><span>O gün, trafiğin ortasında birden radyodan bir şarkı çaldı:</span><br><br><span>- “Sevgi dediğin bir rüzgâr, eser geçer bazen.”</span><br><br><span>Gözleri doldu.</span><br><span>Çünkü gerçekten de öyleydi.</span><br><span>Rüzgâr çoktan geçmişti.</span><br><span>Ve o hâlâ aynı yerde, sessizce duruyordu.</span><br><br><span>BÖLÜM 2: KIRILMA NOKTASI</span><br><br><span>Ayşe o sabah kahvaltı masasını hazırlarken, farkında olmadan aynı ritüeli tekrarladı:</span><br><span>İki dilim ekmek kızarttı, Murat’ın yumurtasını az pişirdi, çayını şekersiz koydu.</span><br><span>Yıllardır aynı kahvaltı, aynı sessizlik.</span><br><span>Ama bu defa bir şey farklıydı.</span><br><br><span>Murat, mutfağa girdiğinde gözleri sanki evin duvarlarından öteye bakıyordu.</span><br><span>Ayşe bir an elindeki bıçağı durdurdu, sonra alışkanlıkla gülümsedi.</span><br><span>“Yine erken kalkmışsın,” dedi.</span><br><span>“Evet,” dedi Murat, başını eğerek.</span><br><span>Sadece o kadar.</span><br><br><span>Ayşe bir şeyin yanlış olduğunu hissediyordu.</span><br><span>Ama soramadı.</span><br><span>Çünkü cevap duymaktan korkuyordu.</span><br><br><span>O gün Murat işe gitmedi.</span><br><span>Arabaya bindi, şehir dışına doğru sürdü.</span><br><span>Radyoyu kapattı, sadece motorun uğultusu vardı.</span><br><span>Bir köy yoluna saptı, arabayı durdurdu.</span><br><span>Camı açtı.</span><br><span>Temiz hava ciğerine dolarken kendi kendine fısıldadı:</span><br><span>“Ben ne zamandır kendim değilim?”</span><br><br><span>Kendine itiraf edemediği bir boşluk vardı içinde.</span><br><span>Ayşe’yi sevmemek değildi bu; ama artık onunla olmamak isteği, sevginin yerini almıştı.</span><br><span>Sanki aynı kitabın son sayfasında kalmışlardı, ama Ayşe hâlâ hikâyenin devam ettiğine inanıyordu.</span><br><br><span>O akşam eve döndüğünde Ayşe’nin gözlerinde bir şey yakaladı, endişe, belki sezgi.</span><br><span>“İyi misin Murat?” dedi.</span><br><span>Murat sustu.</span><br><span>Birkaç saniye sonra sadece “Yorgunum,” dedi.</span><br><span>Ama o cümlede, “Artık burada olmak istemiyorum” gizliydi.</span><br><br><span>Ayşe onun bu sessizliğini önce iş stresi sandı.</span><br><span>Sonra kendine yükledi:</span><br><span>“Belki de ben yeterince ilgilenmedim. Belki değiştim.”</span><br><span>Ama o farkında olmadan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, Murat biraz daha uzaklaşıyordu.</span><br><br><span>Geceleri aynı yatakta, farklı rüyalar görmeye başladılar.</span><br><span>Ayşe bir çocuğun kahkahasını duyduğu rüyalar görüyordu sıcak, umut dolu.</span><br><span>Murat ise karanlık bir yolda yürüyordu, ardına bakmadan.</span><br><span>Bir gece Ayşe uyandığında Murat’ı salonda buldu.</span><br><span>Elinde eski bir fotoğraf vardı, düğün günlerinden.</span><br><span>İkisi de gülüyordu o karede.</span><br><span>Ayşe yaklaştı.</span><br><span>“Ne güzel çıkmışız, değil mi?” dedi.</span><br><span>Murat bir an baktı, sonra fotoğrafı masaya bıraktı.</span><br><span>“Evet,” dedi kısık bir sesle.</span><br><span>Ama içinden şunu geçirdi:</span><br><br><span>- “O fotoğraftaki insanlar artık yok.”</span><br><br><span>BÖLÜM 3 VEDALAR SESSİZ OLUR</span><br><br><span>O kış erken gelmişti.</span><br><span>Soğuk, şehrin kaldırımlarına sessizlik gibi çökmüştü.</span><br><span>Murat, her sabah olduğu gibi işe gitmek üzere hazırlanıyordu.</span><br><span>Ama o sabahın bir farkı vardı:</span><br><span>Gideceği yer artık iş değildi.</span><br><br><span>Valizini sessizce hazırladı.</span><br><span>Fazla bir şey almadı, birkaç gömlek, birkaç kitap, bir de eski bir not defteri.</span><br><span>Evden ayrılmak kolay değildi, ama kalmak daha zordu.</span><br><br><span>Ayşe, mutfakta kahve hazırlarken fark etti valizi.</span><br><span>Bir an durdu, elindeki fincanın içindeki kahve dalgalandı.</span><br><span>“Seyahate mi çıkıyorsun?” diye sordu.</span><br><span>Murat gözlerini kaçırmadan baktı.</span><br><span>“Evet... biraz yalnız kalmam gerekiyor.”</span><br><br><span>Ayşe’nin içi buz kesti.</span><br><span>Bu cümle, yıllardır duyduğu en uzun cümleydi — ve en ağır olanı.</span><br><span>Bir şey söylemek istedi ama boğazından kelimeler geçmedi.</span><br><span>Sadece “Ne kadar?” diyebildi.</span><br><span>“Bilmiyorum,” dedi Murat.</span><br><br><span>O anda, evin içinden sessizlik yükseldi.</span><br><span>Çatal kaşık sesleri bile sustu.</span><br><span>Saatin tik takları bile rahatsız edici geliyordu artık.</span><br><br><span>Ayşe başını eğdi, ellerini birbirine kenetledi.</span><br><span>“Beni artık sevmiyor musun?” diye sordu sonunda.</span><br><span>Murat uzun süre cevap vermedi.</span><br><span>Sonra alçak bir sesle,</span><br><span>“Sanırım... artık ikimiz de eskisi gibi değiliz,” dedi.</span><br><br><span>O cümlede ne öfke vardı, ne nefret.</span><br><span>Sadece bir kabullenme.</span><br><span>Ve o an Ayşe anladı:</span><br><span>Bazen insanlar birbirini sevmekten değil,</span><br><span>birbirini yavaş yavaş kaybetmekten vazgeçer.</span><br><br><span>Murat kapıya yürüdü.</span><br><span>Ayşe arkasından sadece bir kez seslendi:</span><br><span>“Murat…”</span><br><span>Murat durdu, ama dönmedi.</span><br><span>“Eğer bir gün dönersen,” dedi Ayşe, “beni değil, kendini bul.”</span><br><br><span>Murat o an gözlerini kapadı.</span><br><span>Kelimeler boğazında düğümlendi.</span><br><span>Sonra kapıyı açtı, dışarı çıktı.</span><br><span>Soğuk hava yüzüne çarptı.</span><br><span>Ama içindeki yük hafiflemişti.</span><br><br><span>Yürürken arkasına bakmadı.</span><br><span>Çünkü bazen bakmamak, en dürüst veda biçimidir.</span><br><br><span>---</span><br><span>O gün Murat evden ayrıldı.</span><br><span>Ayşe aynı evde kaldı, ama artık orası bir “yuva” değildi.</span><br><span>Herkes kendi sessizliğine döndü.</span><br><span>Ve ikisi de biliyordu:</span><br><span>Bazı ayrılıklar, kimsenin suçlu olmadığı ama herkesin biraz eksildiği hikâyelerdir.</span><br><br><span>BÖLÜM 4: YILLAR SONRA</span><br><br><span>Aradan iki yıl geçmişti.</span><br><span>Murat artık başka bir şehirde yaşıyordu.</span><br><span>Küçük bir kasabada, denize bakan bir evde.</span><br><span>Geceleri rüzgâr pencerelere vururken, içi hâlâ biraz boştu, ama huzurluydu.</span><br><br><span>Bir sabah postacı, kapısına bir davetiye bıraktı.</span><br><span>Zarfın üzerinde tanıdık bir el yazısı vardı:</span><br><span>“Ayşe.”</span><br><br><span>Davetiye, bir sanat galerisinin açılışı içindi.</span><br><span>Altında kısa bir not:</span><br><br><span>&gt; “Belki gelmek istersin.</span><br><span>Artık birbirimize yabancı değiliz, sadece farklı yerlerdeyiz.”</span><br><br><span>Murat uzun süre o kâğıda baktı.</span><br><span>Sonra, içindeki merak ağır bastı.</span><br><br><span>---</span><br><br><span>O Gün</span><br><br><span>Galeri kalabalıktı.</span><br><span>Duvarlarda tablolar asılıydı, sade, ama derin.</span><br><span>Bir tablo Murat’ın dikkatini çekti:</span><br><span>Bir masa, iki sandalye ve aralarında boş bir sandalye.</span><br><span>Altında küçük bir imza: “Ayşe K.”</span><br><br><span>Tam o sırada arkasından tanıdık bir ses duydu:</span><br><span>“Beğendin mi?”</span><br><br><span>Döndü.</span><br><span>Ayşe oradaydı.</span><br><span>Saçları biraz beyazlamış, yüzü olgunlaşmıştı.</span><br><span>Ama gözlerinde o eski dinginlik hâlâ vardı.</span><br><br><span>Murat başını eğdi.</span><br><span>“Çok güzel olmuş,” dedi.</span><br><span>Ayşe gülümsedi.</span><br><span>“Bu tabloyu bizim için yaptım.</span><br><span>Bir zamanlar aynı masadaydık, ama konuşmayı unuttuk.</span><br><span>Sonra ben boş sandalyeyi boyadım…</span><br><span>Çünkü bazı sessizlikler de hikâyedir.”</span><br><br><span>Bir süre sessizce durdular.</span><br><span>Ne geçmişi konuştular ne de ayrılığı.</span><br><span>Artık söyleyecek bir şey kalmamıştı.</span><br><span>Sadece bir anlayış vardı:</span><br><span>Birbirini affetmiş iki insanın sessizliği.</span><br><br><span>Murat çıkarken kapıda durdu.</span><br><span>“Mutlu musun?” diye sordu.</span><br><span>Ayşe hafifçe gülümsedi.</span><br><span>“Mutlu değilim belki,” dedi, “ama barıştım.”</span><br><br><span>Murat başını salladı.</span><br><span>“Ben de,” dedi.</span><br><br><span>Sonra dışarı çıktı.</span><br><span>Hava hafif yağmurluydu, ama içi ilk defa ıslanmıyordu.</span><br><span>Deniz kenarına yürüdü, cebinden eski bir not defteri çıkardı.</span><br><span>İlk sayfasına yeni bir cümle yazdı:</span><br><br><span>- “Bazen sevmek, gitmeyi bilmekle başlar.</span><br><br><span>Not: Bu hikaye bittiğini bildiği halde bir türlü gidemeyenler için...</span><br><br><span>Yazan </span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÜÇ RUH BİR BEDEN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/uc-ruh-bir-beden-3774</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/uc-ruh-bir-beden-3774</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1278a213fc.jpg" length="57498" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 21:18:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gamze AKBAŞ</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Suskun Kıyılar &#45;Erkan&amp;apos;ın Hikayesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/suskun-kiyilar-erkanin-hikayesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/suskun-kiyilar-erkanin-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68fb142b53a9e.jpg" length="77128" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 08:52:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>SUSKUN KIYILAR - I. ŞEHİRDEN KAÇIŞ</span><br><br><span>Şehrin merkezindeki otobüs terminalinden çıktığında sabahın ilk ışıkları dağların üzerinden süzülüyordu.</span><br><span>Erkan, elindeki küçük çantayı omzuna attı, derin bir nefes aldı. Hava tuz ve çam kokuyordu.</span><br><span>Fethiye sabahları, İstanbul’un hiçbir sabahına benzemiyordu. Burada zaman yürümüyor, sanki nefes alıyordu.</span><br><br><span>On iki yıl boyunca şehirde yaşamıştı.</span><br><span>Bir reklam ajansında çalışıyor, sabahlara kadar süren sunumlarla, kampanyalarla, teslim tarihleriyle boğuşuyordu.</span><br><span>Kahvesini bile artık uyanmak için değil, ayakta kalmak için içiyordu.</span><br><br><span>Bir gün, ofiste “özgürlük hissi” anlatan bir reklam metni yazarken durdu.</span><br><span>Ekrandaki kelimeler gözlerinin önünde bulanıklaştı.</span><br><span>Kendi hayatında o hissin neye benzediğini hatırlayamadı.</span><br><span>O an içinde bir şey kırıldı.</span><br><span>Sessiz, derin, ama geri dönüşsüz bir kırılma…</span><br><br><span>Bir ay sonra istifa etti.</span><br><span>Evini kapattı, birkaç eşyasını sattı, geriye sadece bir sırt çantası kaldı.</span><br><span>Ve nereye gideceğini bile tam bilmeden, sabahın erken saatlerinde yola çıktı.</span><br><br><span>Bir arkadaşının önerisiyle Fethiye’ye yöneldi.</span><br><span>Denizin ve dağların arasında belki kendi sessizliğini bulurdu.</span><br><br><span>SUSKUN KIYILAR - II. TAŞ EVİN SESSİZLİĞİ</span><br><br><span>Kayaköy’ün eteklerinde küçük bir taş ev kiraladı.</span><br><span>Ev yorgundu; duvarları çatlak, pencereleri paslıydı.</span><br><span>Ama içinde garip bir huzur vardı.</span><br><span>Anahtarı çevirdiğinde, sanki eski bir hayatın kapısını kapatıp yenisine geçiyordu.</span><br><br><span>İlk günler tuhaftı.</span><br><span>Sabahları erken kalkıyor, kahvesini demliyor, verandada oturup dağları seyrediyordu.</span><br><span>Şehirdeki hızın burada hiçbir karşılığı yoktu.</span><br><span>Zaman ağır akıyor, insan kendiyle baş başa kalıyordu.</span><br><br><span>O baş başalığın ağırlığı önce ürkütücü geldi.</span><br><span>Ama sonra fark etti:</span><br><span>Sessizlik, kaçtığı şey değil, aslında uzun zamandır aradığıydı.</span><br><br><span>SUSKUN KIYILAR - III. KALABALIK İÇİNDEKİ YABANCI</span><br><br><span>Bir pazar günü köye indi.</span><br><span>Pazar tezgâhları domates, zeytin, sabun ve sıcak ekmek kokuyordu.</span><br><span>Yaşlı bir kadın, tarttığı zeytinleri uzatırken sordu:</span><br><span>“Yeni misin evlat?“</span><br><span>“Evet, İstanbul’dan geldim.“</span><br><span>Kadın başını salladı.</span><br><span>“Kaçan çoktur oradan. Ama kalabilen az.“</span><br><br><span>O cümle, Erkan’ın zihnine kazındı:</span><br><span>“Kalabilmek…”</span><br><span>Belki de artık sadece bir yerde değil, bir hâlin içinde kalmayı öğrenmeliydi.</span><br><br><span>Kalabalığın arasında birini fark etti.</span><br><span>Kıvırcık saçlı, beyaz gömlekli bir kadın…</span><br><span>Elinde küçük bir defter vardı, tezgâhlardaki insanlarla konuşuyor, notlar alıyor, bazen fotoğraf çekiyordu.</span><br><br><span>Bir an göz göze geldiler.</span><br><span>Kadın gülümsedi.</span><br><span>Erkan başını salladı.</span><br><span>Sonra kalabalığın içinde kayboldu.</span><br><span>Ama o kısa an, Erkan’ın bütün gününü sessizce takip etti.</span><br><br><span>SUSKUN KIYILAR - IV. DENİZİN SESİ</span><br><br><span>Birkaç gün sonra, Çalış Plajı’nın sessiz bir köşesinde onu yeniden gördü.</span><br><span>Kadın ayakkabılarını çıkarmış, ayaklarını kuma gömmüş, denize bakıyordu.</span><br><span>Yanına yaklaştı.</span><br><span>“Buralar hep böyle mi.... sessiz?“</span><br><span>Kadın başını kaldırdı, gülümsedi.</span><br><span>“Sessizlik değil bu aslında. Dikkatli dinlersen, her şeyin sesi var.“</span><br><span>“Belki de ben yeni duymaya başladım, dedi Erkan.“</span><br><br><span>Kadın elini uzattı:</span><br><span>“Ebru.“</span><br><span>“Erkan.“</span><br><br><span>Kısa bir sessizlik oldu.</span><br><span>“Tatil için mi geldin? diye sordu Erkan.“</span><br><span>“Sayılır. Aslında bir süreliğine kaçtım.“</span><br><span>“Neden?“</span><br><span>Ebru derin bir nefes aldı.</span><br><span>“Her şeyden. Gürültüden, insanlardan, kendimden… Sen?“</span><br><span>“Ben de, dedi Erkan.“</span><br><br><span>O sessizlik rahatsız edici değildi; sanki iki yalnızlığın birbirine yaslanmış hâliydi.</span><br><br><span>SUSKUN KIYILAR - V. TAŞLARIN HAFIZASI</span><br><br><span>Sonraki günlerde sık sık karşılaştılar.</span><br><span>Bazen köy kahvesinde, bazen sahil yolunda yürürken.</span><br><span>Bir akşamüstü Ebru, elindeki defteri gösterdi:</span><br><span>“Bir kitap yazıyorum, dedi.“</span><br><span>“Ne hakkında?“</span><br><span>“İnsanların neden kaçtığı hakkında.“</span><br><br><span>Erkan gülümsedi.</span><br><span>“Peki, sen neden kaçtığını bulabildin mi?“</span><br><span>“Henüz değil. Ama sanırım burada biraz yaklaşacağım.“</span><br><span>“Belki aynı şeyi arıyoruzdur.“</span><br><span>“Belki de“, dedi Ebru. “Ama bazen aradığın şey seni bulur, sen fark etmeden.“</span><br><br><span>Birlikte Kayaköy’ün taş yollarında yürüdüler.</span><br><span>Terk edilmiş evlerin duvarlarına dokundu Ebru.</span><br><span>“Bak, dedi, her taş bir hikâye tutuyor.“</span><br><span>Erkan o an kadına değil, kendi geçmişine baktı.</span><br><span>Kendi taşları da vardı; yerinden oynamamış, sessiz, ağır anılar…</span><br><br><span>SUSKUN KIYILAR - VI. RÜZGÂRIN HİKÂYESİ</span><br><br><span>Aralarındaki bağ derinleşti ama tanımı yoktu.</span><br><span>Ne dostluktu ne aşk…</span><br><span>Sanki iki insanın birbirinin sessizliğinde soluk almasıydı.</span><br><br><span>Bir akşam Ebru dedi ki:</span><br><span>“İnsan bazen yanlış hayatta kalıyor, biliyor musun?“</span><br><span>“Biliyorum, dedi Erkan. Ben o hayattan yeni çıktım.“</span><br><br><span>Deniz kenarında otururlarken Ebru küçük bir taş uzattı:</span><br><span>“Bu, Kayaköy’den. Herkes bir hikâye taşımalı yanında.“</span><br><span>Erkan taşı avucuna aldı.</span><br><span>“Belki bu da yeni bir hikâyenin başlangıcı olur.“</span><br><br><span>Ama ertesi sabah Ebru yoktu.</span><br><span>Ne sahilde, ne pazarda, ne kahvede…</span><br><span>Birkaç gün sonra postacıdan küçük bir zarf aldı.</span><br><span>Ebru’nun el yazısıyla:</span><br><br><span>“Bir yerden kaçmak, bazen sadece yön değiştirmektir.</span><br><span>Fethiye bana bunu öğretti.</span><br><span>Şimdi biraz daha yürümem gerek.</span><br><span>Ama seni bulduğum bu sessizlik, bende kalacak.”</span><br><br><span>Altında küçük bir dalga çizimi vardı.</span><br><br><span>SUSKUN KIYILAR - VII. SUSKUNLUĞUN İÇİNDE</span><br><br><span>Erkan günlerce o notu elinde tuttu.</span><br><span>Ama garip bir şekilde, içi boşalmamıştı.</span><br><span>Sanki Ebru, onun içinde susturulmuş bir sesi uyandırmıştı.</span><br><br><span>Defterine yazdı:</span><br><br><span>“Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bizi uyandırmak için gelir.”</span><br><br><span>Zaman geçti.</span><br><span>Ebru’nun cümleleri zihninde yankılandıkça, kendi kelimeleri çoğaldı.</span><br><span>Artık yazıyordu.</span><br><span>Her sabah deniz kenarında, gün doğarken kalemini çıkarıyor, sessizliğe kelimeler bırakıyordu.</span><br><br><span>Bir akşam yaşlı balıkçı Yusuf sordu:</span><br><span>“Epey yazıyorsun evlat. Ne anlatıyorsun?“</span><br><span>“Bir kadını.“</span><br><span>“Sevdiğin biri mi?“</span><br><span>“Hayır. Ama bana kendimi hatırlatan biri.“</span><br><span>“O zaman onu unutma. Çünkü bazen insan kendini, başkasının hikâyesinde bulur.“</span><br><br><span>SUSKUN KIYILAR - VIII. RÜZGÂRIN YÖNÜ</span><br><br><span>Aylar geçti.</span><br><span>Erkan artık köyde tanınan biriydi.</span><br><span>Sabahları çocuklarla sohbet ediyor, kahvede denizi izliyordu.</span><br><span>Bir sabah postacı yine geldi.</span><br><span>Elinde küçük bir kutu vardı.</span><br><br><span>Kutunun içinde bir fotoğraf:</span><br><span>Kayaköy’ün tepesinden çekilmişti.</span><br><span>Güneş batarken taş evlerin üzerine vurmuştu.</span><br><span>Arkasında yalnızca bir cümle:</span><br><br><span>“Rüzgârın yönü değiştiğinde hatırla, sen orada kaldın.”</span><br><br><span>Erkan fotoğrafı duvara astı.</span><br><span>Uzun süre baktı.</span><br><span>Gülümsedi.</span><br><span>Çünkü artık anlamıştı:</span><br><span>Kaçış bitmişti.</span><br><br><span>O akşam deniz kenarına indi.</span><br><span>Elindeki taşı suya attı.</span><br><span>Dalgalar halka halka yayıldı.</span><br><br><span>“Teşekkür ederim, Ebru, diye fısıldadı.“</span><br><br><span>Rüzgâr hafifçe esti.</span><br><span>Zeytin ağaçları hışırdadı.</span><br><span>Gökyüzü açıktı.</span><br><span>Artık hiçbir yerden kaçmıyordu.</span><br><br><span>Çünkü sonunda kendine varmıştı</span><br><br><span>--------------------------------------------</span><br><br><span>RÜZGÂRIN ARDINDAN - EBRU'NUN HİKAYESİ</span><br><br><span>RÜZGÂRIN ARDINDAN - I. KAÇIŞIN SEBEBİ</span><br><br><span>İstanbul’da bir sabah, kahvemin içine yansıyan yüzüme baktım.</span><br><span>Gözlerimde yorgunluk vardı, öyle bir yorgunluk ki, uyuyarak bile geçmiyordu.</span><br><span>Yıllardır dergilere röportajlar yapıyor, başkalarının hikâyelerini yazıyordum.</span><br><span>Ama kendi hikâyemin satır araları bomboştu.</span><br><br><span>Bir gün bir cümle yazdım not defterime:</span><br><br><span>“Belki de insanın en sessiz çığlığı, yaşadığı hayata alışmasıdır.”</span><br><br><span>Sonra kalemi bıraktım.</span><br><span>O andan sonra hiçbir şey aynı kalmadı.</span><br><br><span>Evimi topladım, bir sırt çantası hazırladım.</span><br><span>Bir arkadaşım, “Fethiye’ye git,” dedi.</span><br><span>“Orada zaman durmaz, sadece yavaşlar.”</span><br><span>Ben de yavaşlamaya ihtiyacım olduğunu fark ettim.</span><br><br><span>RÜZGÂRIN ARDINDAN - II. TAŞ EVLERİN GÖLGESİ</span><br><br><span>Fethiye’ye vardığımda, sabahın erken saatleriydi.</span><br><span>Dağların arkasından doğan güneş, denizin yüzeyine ipek gibi düşüyordu.</span><br><span>Hava çam ve tuz kokuyordu.</span><br><span>O kokuda eski bir huzur saklıydı.</span><br><br><span>Kayaköy’ün taş evlerine doğru yürürken kalbim garip bir şekilde hafifledi.</span><br><span>Yıllardır ilk kez bir yere “varmak” gibi hissettim.</span><br><br><span>Bir süre sonra yazmaya başladım.</span><br><span>Defterime şu cümleyi yazdım:</span><br><br><span>“Kaçış, bazen geri dönüşün en sessiz hâlidir.”</span><br><br><span>Ama neye döndüğümü bilmiyordum.</span><br><span>Belki kendime.</span><br><span>Belki kelimelere.</span><br><span>Belki sadece sessizliğe.</span><br><br><span>RÜZGÂRIN ARDINDAN - III. KALABALIKTAKİ YÜZ</span><br><br><span>Köy pazarına her pazar giderdim.</span><br><span>Zeytin, sabun, ekmek…</span><br><span>Ama asıl aradığım başka bir şeydi, insana dair izler.</span><br><span>Bir hikâyenin kokusunu alır gibi olurdum bazen.</span><br><br><span>O gün onu gördüm.</span><br><span>Elinde küçük bir çanta, yüzünde şehirden kalma bir yorgunluk.</span><br><span>Gözleri bir şey arıyor gibiydi ama kendinin farkında değildi.</span><br><br><span>Gülümsedim.</span><br><span>Kısa bir an, sadece bir bakış sürdü o an.</span><br><span>Ama o bakış, garip bir yankı bıraktı içimde.</span><br><span>Sanki bir şeyin başlangıcına tanıklık ediyordum.</span><br><br><span>RÜZGÂRIN ARDINDAN - IV. DALGALARIN DİLİ</span><br><br><span>Çalış Plajı’nda otururken, denizi dinliyordum.</span><br><span>Her dalga bir cümle gibi kıyıya vuruyor, sonra geri çekiliyordu.</span><br><span>O sırada yaklaştı.</span><br><span>Sesi sakindi, ama içinde bir sızı vardı.</span><br><br><span>“Buralar hep böyle mi..... sessiz? dedi.“</span><br><span>Gülümsedim.</span><br><span>“Sessizlik değil bu. Dikkatli dinlersen her şeyin sesi var.“</span><br><br><span>İşte o an, ikimiz de aynı şeyi fark ettik:</span><br><span>Sessizliğin sesi, bazen iki insanın yan yana durabilmesinde saklıydı.</span><br><br><span>O günden sonra onu sık sık gördüm.</span><br><span>Köy yollarında, kahvede, deniz kenarında…</span><br><span>Kelimelerimiz azdı ama anlaşmamız kolaydı.</span><br><br><span>RÜZGÂRIN ARDINDAN - V. TAŞIN SIRRI</span><br><br><span>Kayaköy’ün harabelerinde dolaşırken bir taş elime aldım.</span><br><span>Soğuktu ama ağır değildi.</span><br><span>Yıllar önce orada yaşayan birinin dokunduğunu hissettim.</span><br><span>Taşların da hafızası olurdu, buna inanırdım.</span><br><br><span>Yanımda yürüyordu.</span><br><span>Ona dönüp dedim ki:</span><br><span>“Her taş bir hikâye tutar.“</span><br><span>O an suskunlaştı.</span><br><span>Ama bakışında kendi geçmişinin yankısını gördüm.</span><br><span>Sanki o da kendi taşlarını taşıyordu içinde.</span><br><br><span>RÜZGÂRIN ARDINDAN - VI. AY IŞIĞINDAKİ SOHBET</span><br><br><span>Bir akşam deniz kıyısında oturduk.</span><br><span>Ay ışığı suyun üzerine gümüş bir yol çizmişti.</span><br><span>Deniz sessizdi ama kalbim değildi.</span><br><br><span>Ona dedim ki:</span><br><span>“İnsan bazen yanlış hayatta kalıyor, biliyor musun?“</span><br><span>Uzun bir sessizlikten sonra, “Biliyorum,” dedi.</span><br><span>Ve o kelimenin içinde yıllarca bastırılmış bir hayat yankılandı.</span><br><br><span>O gece ayrılırken eline küçük bir taş verdim.</span><br><span>Kayaköy’den bulmuştum.</span><br><span>Belki anlardı:</span><br><span>Bazen bir taş, bir vedadır.</span><br><span>Ama içinde “devam et” diyen sessiz bir dua vardır.</span><br><br><span>RÜZGÂRIN ARDINDAN - VII. GİDİŞ</span><br><br><span>Ertesi sabah uyandım.</span><br><span>Pencereden baktım; güneş dağların ardından doğuyordu.</span><br><span>Ama içimde bir rüzgâr vardı, yön değiştiren.</span><br><br><span>Onunla tanıştığım yerlerde yürüdüm.</span><br><span>Kahvede, sahilde, köy yolunda…</span><br><span>Her adımda bir anı vardı.</span><br><span>Ama kalmak, onun hikâyesine sığınmak olurdu.</span><br><span>Benimse hâlâ kendi hikâyemi tamamlamam gerekiyordu.</span><br><br><span>Bir mektup yazdım:</span><br><br><span>“Bir yerden kaçmak bazen sadece yön değiştirmektir.</span><br><span>Fethiye bana bunu öğretti.</span><br><span>Şimdi biraz daha yürümem gerek.</span><br><span>Ama seni bulduğum bu sessizlik, bende kalacak.”</span><br><br><span>Altına küçük bir dalga çizdim.</span><br><span>Çünkü bazı insanlar deniz gibidir, yaklaşır, dokunur, sonra çekilir ama izini bırakır.</span><br><br><span>RÜZGÂRIN ARDINDAN - VIII. RÜZGÂRIN YÖNÜ</span><br><br><span>Aylar geçti.</span><br><span>Şehir şehir dolaştım.</span><br><span>Yeni hikâyeler, yeni yüzler…</span><br><span>Ama her rüzgâr estiğinde, Fethiye’nin kokusunu duydum.</span><br><span>Çam, tuz ve sessizlik kokusu…</span><br><br><span>Bir gün, çektiğim fotoğrafları düzenlerken Kayaköy’ün tepesinden bir kare buldum.</span><br><span>Taş evlerin üzerine batmakta olan güneş düşüyordu.</span><br><span>Arkasına sadece şunu yazdım:</span><br><br><span>“Rüzgârın yönü değiştiğinde hatırla, sen orada kaldın.”</span><br><br><span>O fotoğrafı ona gönderdim.</span><br><span>Belki bulur, belki anlamaz.</span><br><span>Ama ben biliyordum</span><br><span>Bazen insan birini ardında bırakmaz,</span><br><span>sadece ona ait bir zamanı geride bırakır.</span><br><br><span>SON</span><br><br><span>Yıllar sonra bir röportajda bana “Aşk nedir?” diye sordular.</span><br><span>Bir an düşündüm.</span><br><span>Sonra dedim ki:</span><br><br><span>“Aşk, bazen bir taşın avuçta bıraktığı ısıdır.</span><br><span>Kaybolur sanırsın, ama seninle birlikte sessizce yaşar.”</span><br><br><span>Ve o an fark ettim:</span><br><span>Ben hâlâ Fethiye’nin rüzgârını içimde taşıyordum.</span><br><span>O rüzgârın adı hâlâ aynıydı.</span><br><br><span>- “Erkan.“</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bazen Kader Sessiz Yazar &#45; Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bazen-kader-sessiz-yazar-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bazen-kader-sessiz-yazar-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f5d58a09deb.jpg" length="44476" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 09:24:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Fethiye sabahları, dünyanın geri kalanından kopuk, sanki bir ressamın fırçasından çıkmış bir tablo gibiydi. Babadağ’ın yamaçları hâlâ sabahın serinliğiyle örtülmüş, zirveler hafif sis bulutlarının içinde kaybolmuştu. Limandaki balıkçı tekneleri sessizce halatlarını gerdiriyor, motorlarını çalıştırmadan önce denizin huzurlu nefesini dinliyordu. Tuzlu deniz kokusu, çarşıdaki taze ekmek ve çay buharıyla karışıyor, küçük taş sokaklardan gelen köpek havlamaları ve martı çığlıkları sabah sessizliğini tamamlıyordu.</p>
<p>Duygu, her sabah Çalış’taki küçük iskeleden kalkan motor tekneyle ofise gidiyordu. Tekne yolculuğu yalnızca bir ulaşım aracı değildi; o birkaç dakika, günün geri kalan karmaşasından uzaklaşmak, kendi düşüncelerine dalmak, sessizliğin içinde kaybolmak demekti. Limandan ayrılırken balıkçıların tekneleri üzerindeki ağları toplamasını, halatların gıcırdayışını ve sabah çayının dumanını izlemek ona tarifsiz bir huzur veriyordu.</p>
<p>Hep aynı köşeye otururdu: teknenin burnuna yakın, rüzgârı yüzünde hissettiği küçük, sessiz alanına. Bordo atkısını boynuna doladı, şalını aceleyle omzuna attı. Tekne iskeleden ayrıldığında, rüzgâr bir anda yön değiştirip şalı havalandırdı. Şal neredeyse denize düşecekti ki, havada kıvrılarak bir el yakaladı.</p>
<p>— “Sanırım bu gitmek istemedi,” dedi sıcak bir sesle.</p>
<p>Duygu arkasını döndü; karşısında uzun boylu, lacivert bir mont giymiş, saçları deniz rüzgârında hafifçe dağılmış bir adam duruyordu. Gözleri deniz gibi sakindi, içine bakınca insanın yüreğine huzur veren bir derinlik vardı.</p>
<p>— “Çok teşekkür ederim… Az kalsın en sevdiğim şalım gidiyordu,” dedi gülümseyerek.<br>— “Demek ki bu sabah sadece sen değil, şalın da denizi özlemiş,” dedi adam, hafif bir tebessümle.</p>
<p>Adamın adı Okan’dı. Meğer o da her sabah aynı teknede yolculuk yapıyormuş; Duygu bugüne kadar onu fark etmemişti. Ama Okan, onu sessizce uzun zamandır izliyormuş. O sabah rüzgâr, Okan’ın cesaretini biraz olsun ateşlemişti.</p>
<p>Tekne limana yanaştığında ikisi de istemeden ayrıldılar. Ancak bakışları birkaç saniye havada asılı kaldı. Bu, sessiz bir başlangıçtı; birbirlerini tanımadan önce bile, iki ruhun birbirine yaklaştığı bir andı.</p>
<p>BÖLÜM 2 – ÇARŞININ VE KÖRFEZİN GİZLİ BÜYÜSÜ</p>
<p>Günler geçtikçe, sabah tekneleri Duygu ve Okan için sadece bir ulaşım aracı olmaktan çıktı. Limanda karşılaştıklarında kısa selamlar, kısa selamlar sohbetlere dönüştü. Bir sabah Okan, ellerinde iki sıcak kahveyle geldi:</p>
<p>— “Her sabah kahve içtiğini fark ettim,” dedi gülerek.<br>— “Demek dikkat ediyorsun,” dedi Duygu, yanakları hafifçe kızarmış.</p>
<p>Teknenin yavaş hareketiyle, körfezin sessiz dalgalarına bakarken, Babadağ’ın sisle kaplı zirvesi onlara eşlik ediyordu. Duygu, Okan’ın yanında zamanın hem aktığını hem de durduğunu hissediyordu. Konuşmalar, rüzgârın hafif uğultusuyla, dalgaların teknenin yanına vurmasıyla daha anlamlı hâle geliyordu.</p>
<p>Tekne çarşıya yaklaşırken, Fethiye’nin taş döşeli dar sokakları, rengârenk dükkanlar, taze ot ve baharat kokularıyla dolu pazarlar gözlerinin önünden geçti. Kahverengi tahta raflarda dizili inciler, el işi takılar, elma ve nar kokuları, sabahın sakin kalabalığıyla birleşiyor ve şehre özgü büyülü bir atmosfer yaratıyordu.</p>
<p>Bir akşamüstü, gün batarken Okan sordu:<br>— “Hiç düşündün mü, bazı insanlar neden tam da doğru anda karşımıza çıkar?”<br>Duygu gözlerini ufuktan ayırmadan yanıtladı:<br>— “Bazen hayat tesadüflerle karşımıza çıkıyor.”<br>— “Ben tesadüflere inanmam,” dedi Okan. “Bence bazı karşılaşmalar, kaderin sessizce yazdığı satırlardır.”</p>
<p>Duygu, o cümleyi günlerce unutamadı. Akşamları çarşıda yürürken, limanda sessiz balıkçı teknelerini izlerken, hatta Babadağ’ın tepesinden körfeze bakarken hep aklında bu söz yankılanıyordu.</p>
<p>BÖLÜM 3 – KÖRFEZİN ORTASINDAKİ KARAR</p>
<p>Haftalar geçtikçe, sabah tekneleri Duygu ve Okan için sadece bir başlangıç noktası değil, bir ritüel hâline geldi. Körfez, liman, Babadağ’ın gölgesi… Hepsi onların buluşmalarına sessiz tanıklık ediyordu.</p>
<p>Soğuk bir kış sabahı, körfez hafif sisliydi. Duygu, alışkanlığından vazgeçmeden teknenin aynı köşesine geçti. Okan kısa süre sonra yanına geldi; elleri ceplerinde, yüzünde hafif bir heyecan vardı.</p>
<p>— “Sana bir şey göstermek istiyorum,” dedi.</p>
<p>Cebinden küçük bir defter çıkardı. İçinde kısa notlar, deniz manzaraları ve sabah çizimleri vardı. Duygu’nun dikkati bir sayfada durdu:</p>
<p>“Her sabah aynı köşede oturan bir kadın var. Şalı rüzgârda savruluyor ama kendisi dimdik duruyor. Onu izlemek, sabah sisinin içinden yükselen Fethiye güneşini izlemek gibi… Sessiz ama derin.”</p>
<p>Duygu’nun boğazı düğümlendi. Okan devam etti:<br>— “Seni uzun zamandır görüyordum ama bir türlü konuşmaya cesaret edemedim. Şalın uçmasa, belki hâlâ sadece uzaktan izliyor olurdum.”</p>
<p>O an Duygu, Okan’ın gözlerinde kendini görmüştü; sadece bakmak yetmemiş, gözlerle ruhları buluşmuştu.</p>
<p>Bir akşam, işten geç çıkmışlardı. Son tekneye beraber bindiler. Körfez sessizdi, gökyüzü yıldızlarla doluydu. Şehir ışıkları suya vurmuş, hafif dalgalarla parlayan kıvılcımlar oluşmuştu.</p>
<p>Okan, Duygu’ya dönerek yavaşça konuştu:<br>— “Duygu… Hayatta bazı anlar var… İnsan onları sıradan sanıyor ama aslında hayatın yönünü değiştiren anlar oluyor. Seni gördüğüm ilk sabah da öyleydi.”</p>
<p>Duygu’nun kalbi hızla çarpmaya başladı. Okan bir adım attı.<br>— “Ben artık seni sadece sabah teknede görmek istemiyorum. Hayatımda olmanı istiyorum.”</p>
<p>Rüzgâr saçlarını savurdu, tekne hafifçe sallandı. Duygu gözlerini kaçırmadı, gülümsedi.<br>— “Bazen kader sessiz yazıyor,” dedi. “Ama bazen kalbin sesi daha yüksek çıkıyor. Ben de seni istiyorum.”</p>
<p>Okan elini uzattı. Duygu tereddüt etmeden tuttu. O anda Fethiye Körfezi’nin suları bir anda daha parlak göründü. Yıldızlar suya daha parlak yansıyor, martılar sessiz bir kutlama yapıyordu.</p>
<p>O günden sonra, sabah tekneleri artık yalnızca işe gidişin değil, bir aşk hikâyesinin de başlangıç noktasıydı. Deniz, sabah rüzgârı, Babadağ’ın gölgesi ve limandaki balıkçı tekneleri… Hepsi bu hikâyenin sessiz tanıkları olarak kalacaktı.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kazananın Yalnızlığı &#45; Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kazananin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kazananin</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f2840379b65.jpg" length="40804" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 20:58:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Kadını ile mücadeleye giren her Erkek kaybetmeye mahkumdur. </span><br><span>Kadın bu mücadeleyi muhakkak ki kazanır. </span><br><span>Peki ama ne kazanır? </span><br><span>Başka bir zafer mi? </span><br><span>Yalnızlık mı? </span><br><span>Gurur mu? </span><br><span>Özgürlük mü? </span><br><span>Hepsi mi?</span><br><br><span>Ama en çok da bir gerçeği kazanır kadın:</span><br><span>Sevginin bir savaş alanında büyüyemeyeceğini…</span><br><span>Bir ilişkide galip gelmenin aslında iki taraf için de bir şeyleri yitirmek anlamına geldiğini…</span><br><span>Ve bazen, kazanmak denen şeyin, aslında sonsuz bir yalnızlık olduğunu</span><br><br><span>------------------------------------</span><br><br><span>Ev sessizdi. Öyle bir sessizlikti ki, sanki zaman bile bu sessizlikte nefesini tutmuştu. Duvarların arasında yankılanan tek şey, mutfaktaki küçük saatin tik tak sesiydi. O ses, aralarındaki uzaklığı ölçer gibiydi; bir zamanlar birbirine dokunan kalplerin arasına şimdi görünmez, buzdan bir duvar örülmüştü. Masanın iki ucunda, bir kadın ve bir erkek oturuyordu. Ne göz göze geliyorlar, ne de kelimeler birbirlerine yol bulabiliyordu.</span><br><br><span>Bir zamanlar bu evde kahkahalar vardı. Paylaşılan çaylar, yarım bırakılmış cümleleri tamamlayan bakışlar, sessizliğin bile huzur verdiği akşamlar… Oysa şimdi sessizlik, huzurun değil, kopuşun habercisiydi.</span><br><br><span>Kadın, iç dünyasında taşıdığı eril bir karakterle bu ilişkiye adım atmıştı. Sevmeyi bilen ama teslim olmayı reddeden bir ruhtu onunki. Geri adım atmak, onun gözünde bir yenilgiydi. Sevgiyi büyüten yumuşaklık yerine, ilişkisini güçle, irade ile ayakta tutmaya inanıyordu. Tartışmalar başladığında dilini bir silah gibi kuşanıyor, her kelimeyi keskin bir bıçak gibi kullanıyordu. Karşısında bir sevgili değil de, sanki bir rakip varmış gibi… Sevdiği adamla yan yana değil, karşı karşıya durmayı tercih ediyordu.</span><br><br><span>Erkek ise başlarda bunun bir dönem olduğunu sandı. “Geçer,” dedi içinden. “Her ilişkide olur böyle çalkantılar.” Oysa zaman geçtikçe fark etti ki kadın tartışmıyor, mücadele ediyordu. Onun için bu bir diyalog değil, bir üstünlük mücadelesiydi. Kadın için haklı olmak, mutlu olmaktan daha önemliydi. Her meselede son sözü söylemek, her kavganın galibi olmak istiyordu. Gururu, sevgisinin önüne geçmişti.</span><br><br><span>Adam içini açmaya çalıştığında, sözleri kadının sert üslubunda kırılıp dağılıyordu. O sustukça kadın kendini daha güçlü sanıyor, onun sessizliğini zaferle karıştırıyordu. Adam bağırmadı, kavga etmedi, suçlamadı. Sadece yavaş yavaş geri çekildi. Bu bir kaçış değil, sessiz bir kayboluştu. Kalabalığın içinde görünmez olmanın, sevdiği evde yabancıya dönüşmenin acı dolu şekli…</span><br><br><span>Kadın ise bu sessizliği kendi zaferi olarak okudu. “Onu susturdum,” dedi içinden. “Artık benim dediğim olacak.” Gerçekten de öyle oldu. Evin sesi artık sadece ona aitti. Kurallar, kararlar, cümleler hep ondan çıkıyordu. Adam gülümsemeyi unuttu; konuşmayı, dertleşmeyi, hatta özlemeyi bile unuttu. Kadın bu hâlde bir süre kendini güçlü sandı. Bir kaleyi tek başına ele geçirmiş bir komutan gibiydi. Fakat fark etmediği bir şey vardı: O kalenin içinde artık kimse yaşamıyordu.</span><br><br><span>Bir akşam, adam sessizce dolabını açtı. Gömleklerini katladı, birkaç kitabını çantasına yerleştirdi. Ne bir not bıraktı ne de bir açıklama yaptı. Kapıyı sessizce kapattı. O an evin içindeki hava bile değişmedi; çünkü sessizlik zaten çoktan yerleşmişti. Kadın aynaya baktı. Karşısında hâlâ “kazanan” birini gördü. Ama zaferin yankısı yoktu.</span><br><br><span>Günler geçti. Sessizlik büyüdü, derinleşti, kadının sesini bile içine çekti. Artık konuşsa bile, duvarlar cevap vermiyordu. Sadece saatin tik takları vardı — sanki her saniye kadının zaferini alaycı bir şekilde sayıyordu. Adam gitmişti. Ve onunla birlikte kadının içindeki kadınlık, yumuşaklık, sevme hâli de yavaş yavaş çekip gitmişti. Geriye sadece savaşmayı bilen ama sevilmeyi unutmuş bir ruh kalmıştı.</span><br><br><span>Bir sabah, kadın aynanın karşısına geçti. Yüzündeki sert çizgilerde, gecelerin sessizliğini taşıyan gölgeler belirmişti. İlk kez kendine dikkatle baktı. Ve o an, zaferinin gerçek yüzünü gördü. Evet, bir savaşı kazanmıştı. Ama bu zafer, bir sevgiliye değil; kendi kalbine karşıydı. Gururu galip gelmişti, ama sevgi, bu savaş meydanında sessizce can vermişti.</span><br><br><span>Kadın kazanmıştı…</span><br><span>Ama kazandığı şey bir insan değil; dört duvar arasında yankılanan, cevapsız bir sessizlikti.</span><br><br><span>Yazan </span><br><span>Korhan KÜLÇE </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sözsüz Veda &#45; Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/soezsuz-veda-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/soezsuz-veda-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f1e321eb3ff.jpg" length="34431" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 09:33:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x16tdsg8"><span>“Bir kadın gitmeden önce birçok kez içinden gider.”</span></p>
<p class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x16tdsg8"></p>
<p class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x16tdsg8"><span>Ve Murat, sessizliğin ortasında ilk kez bu kadar net anladı:</span><br><span>Bir kadını kaybetmek bazen tek bir büyük yanlışla değil, yüzlerce küçük “umursamama”yla olur.</span><br><br><br><span>I. Sessizliğin Başlangıcı</span><br><br><span>“Bazen sevgi, söylenmeyen bir cümlenin gölgesinde yavaş yavaş solar.”</span><br><br><span>Murat, farkında olmadan değişmişti.</span><br><span>Başlangıçta sevgi dolu gözlerle baktığı Ayşen’e artık yorgun ve sabırsız ifadelerle dönüyordu.</span><br><span>Ayşen konuşurken gözleri telefonda, kulağı başka yerdeydi. “Hı hı”lar, sevginin değil ilgisizliğin yankıları hâline gelmişti.</span><br><br><span>Kimi zaman alaycı bir söz, kimi zaman küçümseyen bir bakış…</span><br><span>Kırmak için değildi belki ama önemsememek de kırıyordu.</span><br><span>Ayşen’in saçındaki değişikliği fark etmiyor, yeni aldığı elbiseye tek bir söz etmiyordu. Küçük detaylar gözünden kaçtıkça aralarındaki bağdan birer tuğla eksiliyordu.</span><br><br><span>Evde bir sorun olduğunda Ayşen konuşmak isterdi; Murat ya susar ya da “Bunu da büyütüyorsun” diyerek geçiştirirdi.</span><br><span>Gururunu sevgisinin önüne koyuyor, özür dilemesi gerektiği anlarda sessizliğe sığınıyordu.</span><br><br><span>Zamanla kelimeler azaldı, ilgisi eksildi, sevgisi dile gelmez oldu.</span><br><span>Ve Murat, fark etmeden Ayşen’i yalnız bıraktı — yanında dururken bile…</span><br><br><span>II. Bekleyiş ve Kırılma</span><br><br><span>“Bir kadın gitmeden önce birçok kez içinden gider.”</span><br><br><span>Oysa ilk zamanlar her şey başkaydı.</span><br><span>Ayşen’in gülüşü, Murat’ın gününü aydınlatırdı. Göz göze geldiklerinde söze gerek kalmazdı. Uzun yürüyüşlerde elleri sımsıkıydı, sohbetleri hiç bitmezdi.</span><br><br><span>Ama zaman geçti.</span><br><span>Hayatın telaşı aralarına sessizce yerleşti. Heyecan, yerini alışkanlıklara bıraktı.</span><br><span>Murat, Ayşen’in hep orada olacağını varsaydı. “Nasılsın?” demeyi unuttu, sevgisini göstermeyi “zaten biliyor” diyerek erteledi.</span><br><br><span>Ayşen önce bekledi.</span><br><span>Sessizce, belli etmeden…</span><br><span>Bir bakışla, küçük bir sitemle, kırılgan bir umutla.</span><br><span>Ama Murat fark etmedi.</span><br><span>Kendince “hayat böyle,” diyordu.</span><br><br><span>Bir akşam, Ayşen cesaretini toplayıp konuştu:</span><br><span>“Bazen konuştuğumda beni duymuyormuşsun gibi hissediyorum.”</span><br><span>Murat, gözünü televizyondan ayırmadan, “Abartma Ayşen… Yorgunum sadece,” dedi.</span><br><br><span>O an Ayşen’in içinde bir tel inceldi, koptu ama yere düşmedi. Henüz…</span><br><br><span>Günler birbirini kovaladı.</span><br><span>Ayşen’in sessizliği derinleşti, Murat’ın umursamazlığı büyüdü.</span><br><span>Ev aynıydı ama içinde sıcaklık kalmamıştı.</span><br><span>Bir gün, Ayşen ağlayarak dedi ki:</span><br><span>“Seninle konuşamıyorum. Hep susuyorsun, hep duvar gibisin.”</span><br><span>Murat başını eğdi, sadece “Şimdi değil Ayşen… Konuşuruz,” diyebildi.</span><br><br><span>Ama o “şimdi” hiç gelmedi.</span><br><br><span>III. Sözsüz Veda</span><br><br><span>“Bazı vedalar, kapı çarpmadan, ses etmeden olur.”</span><br><br><span>Bir sabah, Ayşen valizini hazırladı.</span><br><span>Ne bağırdı, ne kavga etti.</span><br><span>Sadece bir mektup bıraktı masaya:</span><br><br><span>“Sana kızgın değilim Murat.</span><br><span>Sadece artık yok sayılmayı taşıyamıyorum.</span><br><span>Bir kadını kaybetmek bazen büyük bir hata değildir…</span><br><span>Küçük ihmallerin birikimidir.</span><br><span>Sen konuşmadın, ben sustum.</span><br><span>Şimdi sessizlik kazandı.”</span><br><br><span>Murat mektubu okuduğunda içini tarif edilemez bir boşluk kapladı.</span><br><span>Evin içi sessizdi ama bu sessizlik, ilk kez bu kadar ağırdı.</span><br><span>Ayşen’in sesi, gülüşü, ayak sesleri yoktu artık.</span><br><span>Duvarlar bile yabancılaşmıştı.</span><br><br><span>“Keşke o akşam televizyona değil, gözlerine baksaydım.</span><br><span>Keşke bir kez ‘haklısın’ diyebilseydim.</span><br><span>Ama hiçbir keşke, onun sesini geri getirmeyecek…” diye düşündü.</span><br><br><span>O an, Murat yaptığı hataları bir bir fark etti:</span><br><span>Söylemediği güzel sözleri…</span><br><span>Dinlemediği cümleleri…</span><br><span>Görmezden geldiği kırgınlıkları…</span><br><span>Kendi sessizliğinin Ayşen’i uzaklaştırdığını…</span><br><br><span>Ama artık çok geçti.</span><br><span>Bazı ilişkiler, büyük kavgalarla değil; sessiz ihmallerle yıkılır.</span><br><br><span>Ve Murat, sessizliğin ortasında ilk kez bu kadar net anladı:</span><br><span>Bir kadını kaybetmek bazen tek bir büyük yanlışla değil, yüzlerce küçük “umursamama”yla olur.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"></a><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a><span> </span><br><span>17/10/2025</span><br><span>Saat 09:00</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geçmişin Yankısı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gecmisin-yankisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gecmisin-yankisi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f13ecb59d74.jpg" length="32189" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 21:52:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ve bazen, aşkı bitiren şey bir ihanet değil; geçmişin kalpte yankılanan sesi olurdu. Bir taraf değişmişken, diğer taraf hâlâ aynı noktada duruyorsa… zaman bile bazen iyileştiremezdi.</p>
<p>***Akşamın Eşiğinde;</p>
<p>Güneş batmaya yüz tutmuştu. Perdelerin arasından sızan solgun ışık, salonun içine uzun gölgeler düşürüyordu. Mert, pencerenin önünde ayakta duruyor, ellerini sımsıkı kenetlemişti. Sanki ellerini bıraktığında tüm kelimeler dökülüp yere dağılacak, bir daha toplanamayacaktı.</p>
<p>Zeynep, kanepeye oturmuş, elindeki kahve fincanını sessizce çeviriyordu. Gözleri Mert’in üzerinde ama zihni çok daha gerilerdeydi. O günü unutmak istese de, bazen bir kelime, bazen bir sessizlik, her şeyi yeniden canlandırıyordu.</p>
<p>Mert derin bir nefes aldı. “Zeynep,” dedi titrek bir sesle. “Ben artık o adam değilim, daha iyi bir insan, daha iyi bir eş olmaya çalışıyorum”</p>
<p>Zeynep başını kaldırdı. Bakışlarında ne öfke ne de tam bir sıcaklık vardı; yalnızca yorgunluk… ağır bir yorgunluk. “Biliyorum,” dedi sessizce. “Değiştiğini görüyorum.”</p>
<p>“Görüyorsan neden hep aynı yerden başlıyoruz?” Mert’in sesi, çaresizliğini ele veriyordu. “Ne söylesem, ne yapsam… hep eski günlere çarpıyor. Ben hatalar yaptım, evet. Ama ne kadar uğraşsam da sen o kötü anıları bırakmıyorsun.”</p>
<p>Zeynep kahve fincanını masaya bıraktı. “Çünkü unutmak affetmekten zor,” dedi. “Ben seni affettim belki ama bazı şeyler kalpte yankılanmaya devam ediyor. Ne yaparsam yapayım, o yankıyı susturamıyorum.”</p>
<p>Mert, sessizce başını eğdi. Bir duvar vardı aralarında, görünmez ama kalın. O duvarın ötesinden uzanıyor, ama Zeynep’in parmaklarına hiçbir zaman tam ulaşamıyordu.</p>
<p>***Gecenin Derininde;</p>
<p>Ev sessizdi. Zeynep yatağın kenarına oturmuş, boşluğa bakıyordu. Dışarıdan cılız bir rüzgâr sesi geliyordu; perdeler hafifçe kıpırdıyordu. Mert içeride, kanepenin üzerinde uyumadan dönüp duruyordu.</p>
<p>Zeynep’in zihninde o gece bir kez daha canlandı. Mert’in söylediği o cümleler, yüzüne çarpan kayıtsızlık, ardından gelen uzun sessizlik… “Ben kendime eskiyi hiçbir zaman tamamen unutturamam,” dedi kendi kendine fısıldar gibi. “Bana ne kadar iyi davranırsan davran, o günler kalbimin bir yerine mühürlendi.”</p>
<p>İçinden bir ses “Artık geçmişi bırak” diyordu ama başka bir ses, daha derin ve daha güçlü olanı, “Eğer bırakırsan, sanki yaşadığın her şey yok olacak” diye karşılık veriyordu.</p>
<p>Mert, içeriden sessizce seslendi:<br>“Zeynep…”</p>
<p>Kadın irkildi ama cevap vermedi. Mert’in sesi bir kez daha yankılandı, bu kez daha yavaş:<br>“Ben seni kaybetmekten korkuyorum. Hata yaptım ama bu kadar ceza yeter artık. Kaç kez özür diledim, kaç kez kendimi değiştirdim… Ne yapmam gerekiyor?”</p>
<p>Zeynep gözlerini kapattı. Bu sorunun cevabını kendisi de bilmiyordu. Bazen bazı kırıklar, ne kadar yapıştırılsa da çizgileri kalıyordu.</p>
<p>***Sabahın İlk Işığı;</p>
<p>Sabah, gri bir sessizlikle geldi. Mutfakta iki fincan çay vardı ama biri yarım içilmişti. Mert mutfağın kapısında durdu; yorgun ama kararlı bir bakışla.</p>
<p>“Zeynep,” dedi yavaşça. “Ben bu evde her sabah yeniden başlamak için uyanıyorum. Her gün, dün yaptığım hataların gölgesinden çıkmak için. Ama sen hep geçmişi önüme koydukça, ben yeni bir gün kuramıyorum.”</p>
<p>Zeynep sessizdi. Elleri çay bardağının etrafında birleşmişti, sanki sıcaklığı içindeki soğuğu eritmeye çalışıyordu.</p>
<p>“Benden ne istiyorsun?” dedi Mert, sesinde kırılgan bir yalvarış vardı.<br>“Zaman,” dedi Zeynep. “Ama belki de sadece zaman yetmeyecek. Ben kendi içimde o günleri geride bırakamadıkça, sen ne yaparsan yap hep bir mesafe olacak aramızda.”</p>
<p>Mert başını eğdi. “Ben beklerim,” dedi. “Ama bil ki her bekleyiş, biraz daha eksiltiyor beni.”</p>
<p>Zeynep’in gözleri doldu. Mert’in değiştiğini biliyordu. Çabası samimiydi. Ama kalbinin içinde o günlere ait bir kapı hâlâ aralıktı ve oradan hep soğuk bir rüzgâr esiyordu.</p>
<p>İkisi de gitmedi. Ama tam anlamıyla kalamadılar da. Aralarındaki çizgi sessizdi ama derindi.</p>
<p>Ve bazen, aşkı bitiren şey bir ihanet değil; geçmişin kalpte yankılanan sesi olurdu. Bir taraf değişmişken, diğer taraf hâlâ aynı noktada duruyorsa… zaman bile bazen iyileştiremezdi.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE  <br>www.korhankulce.com</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yol Ayrımı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yol-ayrimi-3819</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yol-ayrimi-3819</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68ee94d1c7b45.jpg" length="63562" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 21:22:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>'Hayat, bazen sessizce bizi iki yolun kavşağına getirir.</span><br><span>Birinde “kalmak” yazar; alışkanlıkların, hatıraların yolu…</span><br><span>Diğerinde “gitmek”; belirsiz ama özgürleştirici bir patika.</span><br><span>İnsan, çoğu zaman kalbiyle aklı arasında sıkışır.'</span><br><br><span>Bazen Sevmek, Bırakmaktır</span><br><br><span>Ahmet’in hayatı, farkında olmadan bir eksenin etrafında dönmeye başlamıştı; o eksenin adı Melisti. </span><br><br><span>Güne sabah alarmının sesiyle değil, onun gülüşünün hayaliyle uyanıyor; gününü planlarken aklında hep “Melis ne düşünür?” sorusu beliriyordu. Onun yanında daha iyi bir insan olmak istiyor, kendi küçük kusurlarını bir bir fark edip düzeltmeye çalışıyordu. Önceleri sabırsız biri olduğunu kabul etmezdi; şimdi ise sırf onun huzuru bozulmasın diye kelimelerini seçerek konuşuyor, öfkesini içine çekip derin nefesler almayı öğreniyordu.</span><br><br><span>Melis’in yanında geçirdiği her dakika, Ahmet için bir tür yeniden doğuş gibiydi. Fakat Melis’in sessizliğinde saklı bir geçmiş vardı; kırgınlıkların, hayal kırıklıklarının ve örülmüş güven duvarlarının sessiz yankısı… Onun kahkahaları bile bazen içten değilmiş gibi gelir, gözleri bir anda uzaklara daldığında, Ahmet onun orada olmadığını hissederdi.</span><br><br><span>Melis, geçmişinden taşıdığı yüklerle yaşıyordu. Bir zamanlar derin bir sevgiyle bağlandığı biri, onun içindeki güven duygusunu paramparça etmişti. “Bir daha asla aynı şekilde sevmem,” demişti kendine. Ahmet’in sevgisi büyüktü, ama Melis’in kalbinin kapıları sadece sevgiyle açılacak kadar basit değildi.</span><br><br><span>Bir Akşamın Sessizliği</span><br><br><span>Bir akşam, hava erken kararmıştı. Şehrin üzerinde turuncu ışıklar dans ediyor, kaldırımlarda yürüyen insanların gölgeleri uzayıp kısalıyordu. Ahmet ve Melis, sık sık gittikleri küçük bir sahil kafesinde yan yana oturuyorlardı. Aralarındaki masa bir kahve fincanı kadar dar ama bir dünya kadar genişti.</span><br><br><span>Ahmet, içindeki duyguları artık susturamayacağını fark etti. Yutkundu, gözlerini Melis’in gözlerine dikti.</span><br><br><span>— “Melis… Senin için değişiyorum,” dedi, sesi titrek ama kararlıydı. “Bunu fark etmeni istiyorum.”</span><br><br><span>Melis başını eğdi. Parmakları kahve fincanının kenarında dolaşıyordu; sanki kelimeleri orada arıyordu.</span><br><br><span>— “Biliyorum Ahmet…” dedi sessizce. “Ama ben buna hazır değilim. Kendimi değiştirmek istesem de, bunu senin için yapamam. Kendim için yapmalıyım.”</span><br><br><span>Ahmet o anda anladı: Sevgi, her zaman yeterli değildi. Birini değiştiremezdi. Onun iç savaşını kendi sevgisiyle kazanamazdı.</span><br><br><span>Uzaklaşan Sessizlikler</span><br><br><span>Günler birbirini takip ederken, aralarındaki sessizlikler konuşmalarından daha baskın hâle geldi. Mesajlar daha kısa, buluşmalar daha gergin olmaya başladı. Önceden bir bakışla anlaştıkları anlarda şimdi gözlerini kaçırıyorlardı.</span><br><br><span>Bir sabah, Ahmet eski bir kafede tek başına otururken dışarıdaki yağmuru izledi. Camdan süzülen damlalar, içindeki bulanıklığın yankısı gibiydi. Mırıldandı kendi kendine:</span><br><br><span>— “Belki de onu sevdiğim kadar… kendimi de sevmem gerek. O kendi yolunu seçti… Ben de kendi yolumu.”</span><br><br><span>Ayrılık Akşamı</span><br><br><span>O akşam, buluştuklarında hava soğuktu. Sokak lambaları altında durdular. Ahmet’in yüzünde bir kabulleniş, Melis’in bakışlarında sessiz bir yorgunluk vardı.</span><br><br><span>Ahmet derin bir nefes aldı.</span><br><span>— “Belki bir gün her şey farklı olurdu… Ama artık devam edemem.”</span><br><br><span>Melis başını usulca salladı.</span><br><span>— “Bazen sevmek… bırakmayı bilmektir,” dedi. Gözlerinde ne nefret vardı ne öfke; sadece kabullenilmiş bir geçmiş.</span><br><br><span>İkisi de ağlamadı. Çünkü bazı ayrılıklar sessiz yaşanırdı; ne sahne ne alkış gerekirdi.</span><br><br><span>Sessiz Günler</span><br><br><span>Ayrılıktan sonra Ahmet’in dünyası yavaşladı. Evine döndüğünde salonun sessizliği onu yutuyordu. Eskiden Melis’in kahkahasıyla dolan odalarda şimdi sadece saat tıkırtısı vardı. Günler ağır ilerledi; kahvaltılar yalnız yapıldı, akşam yürüyüşleri daha kısa sürdü.</span><br><br><span>Ama zaman, kalbin en iyi ilacıdır. Yavaş yavaş eski dostluklarına döndü, kitaplara gömüldü, uzun zamandır ertelediği resim kursuna yazıldı. Pazar sabahları sahile gidip denizi izledi; kalbindeki düğümler birer birer çözülmeye başladı.</span><br><br><span>Ela ile Karşılaşma</span><br><br><span>Bir gün bir sanat galerisinde gezerken, sessiz bir salonda bir tablo önünde durdu. Mavi tonların hâkim olduğu bir deniz resmi… Sanki kendi ruhunu görüyordu o dalgalarda. Yanına biri geldi — Ela. Uzun saçları omuzlarına dökülmüş, gözlerinde hayat dolu bir sıcaklık vardı.</span><br><br><span>— “Bu tabloyu her gördüğümde içim huzurla doluyor,” dedi Ela gülümseyerek.</span><br><br><span>Ahmet, onun gülüşünde bir şey hissetti. Ama bu, geçmişin acısını hatırlatan bir şey değildi; yeni bir kapının hafifçe aralanması gibiydi. Sohbet ettiler, sergiyi birlikte gezdiler, ardından dışarıda kahve içtiler. Ahmet, uzun zamandır ilk kez bir konuşmada zamanın nasıl geçtiğini fark etmedi.</span><br><br><span>Yeniden Başlamak</span><br><br><span>Aylar geçti. Ahmet ve Ela sık sık buluşur oldu. Sahil yürüyüşleri, sabah kahveleri, uzun sohbetler… Ela, Ahmet’in eksik yanlarını tamamlamaya çalışmıyordu; sadece yanında oluyordu. Ahmet de artık bir başkasının etrafında dönmüyor, kendi merkezini kuruyordu.</span><br><br><span>Bir akşam deniz kenarında yürürken Ela’nın yanındaydı. Hava serin, gökyüzü yıldızlarla doluydu. Ahmet içinden sessizce düşündü:</span><br><br><span>“Hayat, kayıplarla büyür; bazen bırakmakla güçlenir. Ve sevgi… yeniden başlamayı bilmektir.”</span><br><br><span>Melis artık uzak bir anıydı. Ahmet, geçmişin gölgesinden çıkmış, kendi yolunu bulmuştu. Artık bir hikâyenin figüranı değil, kendi hayatının baş kahramanıydı.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>14/10/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sisli Kasaba ve Kaybolan Zaman &#45; Hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sisli-kasaba-ve-kaybolan-zaman-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sisli-kasaba-ve-kaybolan-zaman-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e8d547dd4e0.jpg" length="57229" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 12:43:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>**Çünkü kaybettiklerimiz, çoğu zaman bize hayatın en derin sırlarını öğretir. Zamanı, sevgiyi ve insanı değerli kılmak cesaret ister. Ve en önemlisi, kayıplardan sonra bile yeniden başlamak mümkündür.**</p>
<p>Mehmet kırk iki yaşındaydı. Bir zamanlar gürültülü sofraların, dost kalabalıklarının, çocuk kahkahalarının arasında yaşayan bir adamken, şimdi kendi sessizliğinin içine gömülmüş bir yabancıya dönüşmüştü. Boşanmanın ardından hayat, onun omuzlarına görünmez ama ağır bir yük bırakmıştı: yalnızlık. Günleri birbirinin kopyası gibiydi. Sabah, karanlık uykudan koparılıp işe gidiş; akşam, tükenmiş bir bedenle eve dönüş; ardından ise derin bir sessizlik. Kasabanın üzerine her akşam iner gibi çöken kalın sis, sanki onun ruhuna da sızmış, tüm duygularını gri bir örtüyle boğmuştu.</p>
<p>Bu kasabada insanlar, birbirlerini yüzlerinden değil, gölgelerinden tanırdı. Çoğu zaman sözcüklerden çok suskunluk konuşurdu; bakışlar kısa, adımlar telaşlı, sohbetler ise yarım yamalak kalırdı. Sis, yalnızca sokakların değil, kalplerin de hafızasını silmişti.</p>
<p>Bir akşamüstü, işten dönüş yolunda sislerin arasında bir siluet belirdi. Önce bir hayal sandı; ama adımlar yaklaştıkça, yüz hatları daha belirginleşti. Mehmet’in kalbi, uzun süredir unuttuğunu sandığı bir çarpıntıyla sarsıldı: Zeynep.</p>
<p>Yıllar önce ayrılmışlardı. Sessiz kırgınlıklar, dile gelmeyen cümleler, yarım kalmış vedalar… Hepsi, zamanın derin kuyularında kaybolmuştu. Ama şimdi, onun gözlerinde hâlâ eski sıcaklık vardı; yalnızca o sıcaklığın içine saklanmış bir hüzün, bir kırılganlık da… Zeynep’in bakışları, sanki yıllardır susan bir şarkıyı yeniden mırıldanıyordu.</p>
<p>“Hayat usulca akıp gidiyor, Mehmet,” dedi neredeyse bir fısıltıyla. “İnsanlar fark etmeden yok oluyor. Biz de kaybettiklerimizle dolu bir sisin içinde kaybolduk.”</p>
<p>O gece Mehmet, boş dairesine döndüğünde sessizlik hiç olmadığı kadar ağırdı. Evin duvarları üzerine yığılıyor, boş odalar ona unutulmuş yılları hatırlatıyordu. Yitirdiği dostlukları, elinden kayıp giden sevgiyi, artık geriye alamayacağı zamanı düşündü. İşin, paranın, alışkanlıkların peşinde koşarken aslında en kıymetli hazinesini tüketmişti: zamanı. Ve zamanla birlikte, kendi içindeki canlılığı da…</p>
<p>Sonraki günler, Mehmet’i kasabanın sokaklarında uzun yürüyüşlere sürükledi. Sisli kaldırımlarda ilerlerken, daha önce gözünden kaçmış ayrıntılar beliriyordu. Kapısının önünde sessizce oturan yaşlı bir kadın, çoktan kapanmış bir bakkalın solmuş tabelası, parkta sallanan bir çocuğun neşeli kahkahası… Kasabanın sessizliği artık bir yalnızlık değil, ona hayatın derin bir nabzını duyuran bir uyanış gibiydi. Her köşe başı, ona görünmez bir fısıltıyla hatırlatıyordu: “Hayat, ancak fark ettiğinde başlar.”</p>
<p>Zeynep’le yeniden görüşmeye başladılar. İlk buluşmalar, geçmişin gölgeleriyle ağırdı; eski yaraların izi, kelimelerin arasına sinmişti. Ama sabırla birbirlerinin gözlerine bakmayı öğrendiler. Yılların bıraktığı boşluğu ağır ağır doldurmaya başladılar. Mehmet, geçmişte yaptığı hataları telafi etmeye çabalıyor; Zeynep ise kalbinde saklı kırgınlıkları birer birer bırakıyordu.</p>
<p>Bir yaz akşamı, kasabanın küçük sahilinde otururlarken, ufukta kaybolan güneşin kızıllığı denize yansıyordu. Zeynep, dalgaların uğultusu arasında Mehmet’e döndü:<br>“Biliyor musun,” dedi, “seni kaybettiğimde hayat bana dayanılmaz bir yük gibi gelmişti. Ama yeniden bulmak… bana umudu geri verdi. Meğer kayıplar bile yeni başlangıçların kapısı olabiliyormuş.”</p>
<p>Mehmet gülümsedi; ellerini onun ellerine bıraktı:<br>“Kaybettiklerimiz, aslında saklı hazinelerimizmiş. Şimdi onları görüyor ve yeniden başlıyoruz.”</p>
<p>Yıllar birbirini kovaladı. Mehmet, kasabanın yalnızca işine gidip gelen sıradan adamı olmaktan çıktı. İnsanların derdini dinleyen, bir tebessümüyle teselli veren, küçük sözleriyle karanlıkları hafifleten birine dönüştü. Onun varlığı, kasaba halkına yaşamın en basit anlarının bile derin anlamlar taşıdığını hatırlatıyordu.</p>
<p>Artık Mehmet biliyordu: Geçmişin acıları, kaybolan yıllar bir zamanlar ağır yüklerdi. Ama onları kabullenmek, içlerindeki dersi görmek ve yeniden başlayabilmek, hayatın en büyük armağanıydı. Sis, artık onun için yalnızca kasabanın üzerine çöken bir doğa olayı değildi. Sis, insanların kalplerinde saklı umutları görünür kılan bir örtüydü.</p>
<p>Ve Mehmet, o örtünün ardında, hayatı yeniden keşfeden bir yolcuydu.</p>
<p>Yazan: <br>Korhan Külçe</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karanlığın Kalbinde</title>
<link>https://edebiyatblog.com/karanligin-kalbinde</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/karanligin-kalbinde</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e8d46864ff0.jpg" length="76592" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 12:40:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar, ışıkların hiç sönmediği bir şehir vardı. Gökyüzü, geceleri bile yıldızsızdı; çünkü her köşe başı, her cadde, her vitrin göz kamaştıran lambalarla bezenmişti. O şehirde yaşayan Deniz, gündüzlerini kalabalık ofislerde harcar, geceleri parlak tabelaların altında oyalanırdı. Onun için karanlık, yalnızca göz kapaklarının ardında, uykunun davetsiz karanlık odasında vardı.</p>
<p>Işıkla çevrili büyümüş bir ruh, karanlığı asla tanımaz; hatta varlığını inkâr eder. Deniz de öyleydi. Karanlığın kendisine ne öğreteceğini, ne sakladığını hiç düşünmemişti.</p>
<p>Fakat hayat, insana ansızın kapılar kapatmayı sever. Bir gün, işini kaybetti. Ardından dost bildikleri yavaşça uzaklaştı. Birer birer telefonları sustu, mesajlar eksildi, buluşmalar iptal edildi. Koca şehrin ışıkları yanmaya devam ediyordu belki, ama Deniz’in içindeki sokak lambaları birer birer sönmeye başlamıştı. Evine döndüğünde, odalarının sessizliği onu karşılıyordu. Ve nihayet, karanlık ince bir duman gibi kapılarından içeri süzüldü.</p>
<p>Önce korktu.<br>İnsanın alışmadığı her şey gibi, karanlık da ona düşman göründü. Geceleri kendi gölgesinden ürktü; duvarlarda beliren hayaller, bilinmez biçimlere bürünmüş bir tehdit gibi üzerine yürüdü. Uykuları bölündü, kalbi sıkıştı. Karanlık, üzerine çöken bir örtü değil, boğazına sarılan görünmez bir el gibiydi.</p>
<p>Ama hayat, insana en büyük sırlarını çoğu kez tesadüflerin içinde fısıldar. Bir gece, elektrikler kesildi. O an ev, zifirî bir sessizlik ve mutlak bir karanlığa gömüldü. Deniz, odasında ilerlemeye çalışırken ayağı bir sandalyeye takıldı ve yere düştü. Dizinin acısı gözlerini yaşarttı. Tam o anda, zihninde keskin bir idrak çaktı:</p>
<p>Karanlık ona zarar vermiyordu.<br>Onu inciten, kendi korkusuydu.</p>
<p>Gözleri yavaş yavaş alışmaya başladığında, eşyaların siluetlerini seçti. Sandalyenin, masanın, kitapların gölgelerini… Daha önce ışığın parlaklığında hiç fark etmediği ayrıntılar belirdi. Karanlık, onu kör etmemişti. Bilakis, ona yeni bir görme biçimi öğretmişti.</p>
<p>O geceden sonra Deniz, karanlıktan kaçmamaya karar verdi. Ertesi akşam, ışıkları kendi elleriyle söndürdü. Sessizlikte oturdu. Önce huzursuzluk bastı içini; kalbinin atışları kulaklarında yankılanıyordu. Ama sonra o derin sessizlik, içinden başka sesler çıkardı: yıllardır susturduğu korkular, bastırdığı acılar…</p>
<p>Karanlıkta hepsi bir bir ortaya çıktı:<br>Terk edilmenin soğuk korkusu…<br>Başarısızlığın içe çöken utancı…<br>Yalnızlığın ağır ve sessiz yükü…</p>
<p>Deniz, onlarla kavga etmedi. Çığlık atmadı, kaçmadı. Sadece oturdu ve dinledi. Karanlık, ona aynasını uzatıyordu; o da kendi yüzüne bakmayı öğrendi.</p>
<p>Geceler geçtikçe karanlık, düşman olmaktan çıktı. Sessiz bir dost, derin bir öğretmen oldu. Deniz, ışıklara ihtiyaç duymadan yaşamayı denedi. Pencereden süzülen ay ışığına alıştı, yıldızların sessiz parıltısına kulak kesildi. Ve fark etti ki, karanlık aslında bir eksiklik değil, başka bir varoluş biçimiydi.</p>
<p>Aylar aktı, mevsimler değişti. Deniz’in yüzüne yeni bir dinginlik yerleşti. Onu görenler şaşkınlıkla soruyorlardı:<br>“Nasıl bu kadar güçlü durabiliyorsun? İçinde fırtınalar kopmuyor mu?”</p>
<p>O ise yalnızca tebessüm ederdi.<br>“Ben karanlığı tanıdım,” derdi.<br>“Ve anladım ki, karanlık insana güç verir. Ama gerçek kudret, ondan korkmamayı öğrendiğinde doğar.”</p>
<p>Böylece, Deniz’in hikâyesi şehirde sessiz bir masal gibi dolaşmaya başladı. İnsanlar ışıklar söndüğünde artık panikle değil, hatırlayarak bakıyordu:</p>
<p>Karanlık, düşman değil.<br>Karanlık, içimizdeki en eski dosttur.<br>Çünkü o, kendi ışığımızı bize gösteren sessiz bir aynadır.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kocana Göre Başını, Horanta&amp;apos;na Göre Aşını Ayarla</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kocana-goere-basini-horantana-goere-asini-ayarla</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kocana-goere-basini-horantana-goere-asini-ayarla</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e3fda713821.jpg" length="77292" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 20:34:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>''KOCANA GÖRE BAŞINI, HORANTA'NA GÖRE AŞINI AYARLA''</span><br><br><span>? “Ritmini Bulmak”</span><br><br><span>Yağmurun ince bir perde gibi şehrin üzerine örüldüğü o sabah, Fethiye, sanki derin bir düşünceye dalmıştı. Gökyüzü kurşuni bir ağırlıkla evlerin üzerine çökmüş, rüzgâr sokak aralarında dolaşan bir anının peşindeymişçesine usul usul esiyordu. Zeynep, mutfakta kahve makinesinin ritmik tıkırtılarını dinlerken bir yandan da pencerenin önünde duruyor, damlaların camda bıraktığı izlere dalıyordu.</span><br><br><span>Salonda, Murat’ın çalışma masasında hâlâ açık duran bilgisayar ekranının mavi ışığı, odanın karanlığında soğuk bir yankı gibi titreşiyordu. Zeynep, o ışığın yaydığı sessizlikte, aralarındaki farkı bütün çıplaklığıyla hissederdi. Murat, hayatı bir koşu gibi yaşayanlardandı; kararları keskin, cümleleri süratli, adımları kararlıydı. Zeynep ise sabrın ve bekleyişin dilinden konuşurdu; kelimelerin arasında sessizliği, aceleciliğin içinde sükûneti arardı.</span><br><br><span>Evliliklerinin ilk zamanlarında bu farklar onları birbirine çekmişti. Murat, Zeynep’in dinginliğinde ruhuna sığınacak bir liman bulmuş; Zeynep ise Murat’ın kararlılığında yönünü belirleyen bir rüzgâr sezmişti. Fakat yıllar geçtikçe, başlangıçta köprü olan bu farklılıklar, yavaş yavaş iki kıyıyı birbirinden ayıran bir nehre dönüşmeye başladı.</span><br><br><span>? Kırılma</span><br><br><span>Bir akşamüstü, yağmurun sokak lambalarını bulanık halkalarla sardığı bir vakitte eve döndüler. Murat, kapıdan içeri girer girmez ceketini bir kenara attı; ayakkabılarını çıkarırken omuzlarındaki yorgunluk neredeyse görünür bir hâl almıştı. İş yerinde gün boyunca yaşadığı tartışmalar, yüzüne öfkenin gölgesini düşürmüştü.</span><br><br><span>Zeynep, her zamanki gibi sessizliğe sığındı. Mutfağa geçti, çay koydu. Onun için sessizlik bir kaçış değil, bir zamanlama meselesiydi. Lakin Murat bu kez bu sessizliği bir sığınak değil, bir uzaklık olarak gördü.</span><br><br><span>“Bir şey söyle artık, Zeynep!” dedi birden, sesi yağmuru bastıracak kadar keskin çıkmıştı. “Hep susuyorsun. Hep… Sanki hiçbir şey seni ilgilendirmiyor.”</span><br><br><span>Zeynep, elindeki çaydanlıktan yükselen buhara bir an baktı; gözleri Murat’a çevrildiğinde kelimeler dudaklarında titredi.</span><br><br><span>“İlgilenmiyorum değil,” dedi nihayet, yumuşak ama derin bir tonla.</span><br><br><span>“Öyle görünüyorsun,” dedi Murat, sertliğini saklamaya çalışmadan. “Ben didinirken, sen hep bir kenarda, sanki başka bir dünyanın insanıymışsın gibi susuyorsun. Ne için bekliyorsun?”</span><br><br><span>Zeynep’in içinden bir şey kırıldı o an. “Senin hızına yetişmemi bekliyorsun,” dedi, sesi neredeyse bir fısıltıydı. “Ama ben yürümeyi seviyorum, koşmayı değil. Sessizliğim kayıtsızlıktan değil; anlamak, sindirmek için…”</span><br><br><span>O gece, evin duvarlarında iki ayrı sessizlik yankılandı. Birbirine dokunmayan ama birbirini hisseden iki kalbin arasında yağmurun sesi kaldı yalnızca.</span><br><br><span>? Geçmişin Sesi</span><br><br><span>Ertesi gün Zeynep, annesine gitti. Salonun duvarında asılı duran eski bir fotoğraf, gözlerini üzerine çekti: Anneannesiyle dedesi, bahçedeki ahşap bir sandalyede yan yana oturmuş, ikisinin yüzünde de vakur ama huzurlu bir tebessüm vardı. O fotoğrafa bakarken çocukluğundan bir ses yankılandı zihninde:</span><br><br><span>“Kocana göre başını, horanta’na göre aşını ayarla.”</span><br><br><span>O vakitler bu söz ona sıradan bir ev öğüdü gibi gelirdi. Oysa şimdi, hayatın orta yerinde, bu söz bir öğütten ziyade bir yol haritası gibiydi. Ne tamamen kendi bildiğini okumakla ne de başkasının rüzgârına kapılmakla yürümezdi hayat. Asıl mesele, iki farklı ritmi bir yürüyüşte buluşturmaktı.</span><br><br><span>? Dönüm</span><br><br><span>Bir hafta sonra Murat eve alışılmadık bir saatte geldi. Salon loştu. Masada, babaannesinden kalma işlemeli bir örtü seriliydi. Üzerinde mumlar yanıyor, sade ama özenli bir sofra onları bekliyordu. Zeynep, masanın başında sessizce duruyordu.</span><br><br><span>“Bugün özel bir gün mü?” diye sordu Murat, şaşkın ama içten bir sesle.</span><br><br><span>Zeynep gülümsedi; gülümsemesinde bir kararlılık saklıydı.</span><br><span>“Evet,” dedi. “Seni dinlemeyi yeniden öğrenmek istediğim bir gün.”</span><br><br><span>Murat sandalyeye oturdu. Bu defa konuşmadı; Zeynep’in sessizliğinde duyulmamış cümlelerin varlığını hissetti.</span><br><br><span>“Ben senin hızına yetişemedim,” dedi Zeynep yavaşça. “Ama hiçbir zaman geride kalmadım. Sadece kendi yolumdan yürüdüm. Belki de koşmayı değil, birlikte yürümeyi denemeliyiz.”</span><br><br><span>Murat, başını hafifçe eğdi. “Ben koşarken seni hep yanımda sandım,” dedi. “Ama hiç arkama bakmadım. Belki de seni beklemek değil, adımlarımı seninle eşitlemek gerekiyordu.”</span><br><br><span>O gece uzun uzun konuştular. Sanki iki ayrı nehir, yıllar sonra aynı deltada buluşmuş gibiydi.</span><br><br><span>? Olgunlaşma</span><br><br><span>Zaman geçti. Aralarındaki çatlaklar silinmedi ama sevgiyle dolduruldu. Zeynep artık Murat’ın aceleciliğinde korkulacak bir fırtına değil, hayatın kıvılcımını görüyordu. Murat ise Zeynep’in sessizliğinde uzaklık değil, sabrın zarafetini keşfetmişti.</span><br><br><span>Aşk, artık büyük sözlerin değil; aynı sofrada yan yana oturmanın, bir bakışta anlaşmanın, aynı anda susmanın incelikli dilinde kök saldı.</span><br><br><span>Ve bir gün Zeynep, mutfakta kahve yaparken kendi kendine gülümsedi. Anneannesinin sesi bir kez daha kulaklarında çınladı:</span><br><br><span>“Kocana göre başını, horanta’na göre aşını ayarla.”</span><br><br><span>Bu söz, artık onun için bir öğüt değil, bir hayat biçimiydi. Modern bir apartman dairesinde, yağmurun camlara usulca vurduğu bir akşamüstünde, kadim bir Anadolu hikâyesi yeniden yazılmıştı.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>06/10/2025</span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Koray&amp;apos;ın Sessizliği</title>
<link>https://edebiyatblog.com/korayin-sessizligi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/korayin-sessizligi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e189ed650c1.jpg" length="48690" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 23:57:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Koray sabahları erken uyanmayı her zaman severdi ama artık bu sabahların anlamı bambaşkaydı.</p>
<p>Pencereden süzülen gün ışığı, odanın içine ince bir çizgi hâlinde doluyor; Karamel yatağın ucunda kuyruğunu sabırsızca yere vuruyordu. Koray gözlerini açtı, bir an tavana baktı. Ev sessizdi. Ne sabahın erken saatlerinde sinirli bir öksürük sesi vardı ne mutfaktan gelen çakmak çıtlamaları… O sessizlik, eskiden ürkütücü gelen bir boşluktu ama şimdi hayatının en kıymetli armağanıydı.</p>
<p>Yavaşça kalktı, mutfağa geçti. Kahve makinesini çalıştırdı, Karamel’in mamasını kabına koydu. Makinenin çıkardığı o tanıdık uğultu, artık evdeki tek “gürültüydü”. Perdelerden içeri süzülen ışıkla birlikte mutfak canlanıyor, duvarlar sessizliğin huzuruyla doluyordu. Koray kahvesini alıp pencerenin önüne geçtiğinde yüzünde fark edilmeden bir tebessüm belirdi.</p>
<p>Boşanmanın üzerinden bir yıl geçmişti. Ve o, her geçen gün bu kararın ne kadar doğru olduğunu daha iyi anlıyordu.</p>
<p>Öznur’la tanıştığı zamanı hatırladı. Şehrin edebiyat çevrelerinde tanınan, genç yaşına rağmen kitapları çok satan bir yazardı Öznur. Her girdiği ortamda dikkatleri üzerine çekerdi. Kaleminin gücü kadar, kendine güveni de etkileyiciydi. Koray onu ilk gördüğünde, karşısında kendi dünyasını çoktan kurmuş bir kadının durduğunu anlamıştı. Bu özgüven ve başına buyrukluk, ilk zamanlar ona çekici gelmişti.</p>
<p>Ama zamanla anladı ki bu özgüven, aynı zamanda kimseye yer bırakmayan keskin bir yalnızlığın da duvarıydı. Öznur, hayatına birini almak istemiyor, daha çok kendi kurallarına uymalarını bekliyordu. Koray da o zamanlar âşık olduğu için bu kuralları sorgulamadan kabullenmişti.</p>
<p>Evlilikleri ilk başta dışarıdan bakıldığında “modern bir çiftin düzenli hayatı” gibiydi. Fakat içeride işler hiç de göründüğü gibi değildi. Öznur’un geceleri vardı mesela…</p>
<p>Geceleri sigarasını yakar, çalışma masasının başına geçerdi. Odanın içi dumanla dolar, perdeler gri bir sisle kaplanırdı. Elinde kadeh, yanındaki küllükte biriken izmaritler, gecenin ilerleyen saatlerinde onun dünyasına kimsenin karışmaması gerektiğinin sessiz bir ilanı gibiydi. Öznur yazılarını sabahları yazmayı tercih etse de, geceleri sigara ve alkolle baş başa kalmak onun ritüeliydi.</p>
<p>“Yaratıcılığımı açıyor,” derdi Koray sorduğunda. “Ben böyle alıştım.”<br>O “alışkanlık” zamanla bağımlılığa dönüştü. Geceleri neredeyse her zaman içki içer, sigarasını aralıksız yakar, müzik açıp kendi içine çekilirdi. Koray bazen yanına yaklaşmaya çalışırdı ama Öznur’un bakışları “rahatsız etme” derdi.</p>
<p>Bir de uyku meselesi vardı…<br>Öznur, geceleri tek başına uyumayı severdi. “Ben yalnız uyumaya alışkınım,” demişti evliliğin ilk haftalarında bile. Koray önce gülüp geçmişti ama bu söz, zamanla evliliğin görünmeyen duvarına dönüşecekti. Öznur akşam erken yatardı; saat dokuz gibi ışıkları kapatır, odanın kapısını çekerdi. Koray yanına girdiğinde en ufak bir hareketine bile tahammül edemez, “Lütfen kıpırdama,” diye uyarırdı.</p>
<p>Başlangıçta Koray onun düzenine saygı göstermeye çalıştı. Salonda kitap okuma bahanesiyle geç saatlere kadar oturur, sonra yavaşça yatağa süzülürdü. Ama çoğu zaman Öznur’un yanında yatmak huzur değil gerginlik getirirdi. En ufak kıpırdanmada homurdanan, sabah kalktığında “Yine uyuyamadım,” diye söylenen bir kadının yanında uyumak bir süre sonra işkenceye dönüştü. Sonra Koray da bunu kabullendi. Artık geceleri salonda uyuyor, Öznur’un “tek başınalığına” karışmıyordu.</p>
<p>Sabah olduğunda ise Öznur bambaşka birine dönüşürdü. Güneş doğmadan kalkar, kahvesini hazırlar, sigarasını yakar, yazı masasının başına geçerdi. Evde dakiklik hâkimdi. O sabah sessizliğinde Koray işe hazırlanırken, Öznur çoktan yazmaya başlamış olurdu. Selamlaşmaları kısa, rutin ve mesafeliydi.</p>
<p>Günün geri kalanı ise çoğu zaman birbirinden kopuk geçerdi. Öznur yazılarına gömülür, öğleden sonra birkaç röportaj ya da toplantı yapar, akşamüstü eve dönüp yeniden içki şişesini açardı. Koray bu döngünün içine dâhil olmaktan çok, kenarında sessizce duran bir figür gibiydi.</p>
<p>Yıllar geçtikçe, Öznur’un alışkanlıkları Koray’ın hayatında görünmez ama kalın bir duvar ördü. Onun sigara dumanına, alkol kokusuna, sessiz gecelerine ve mesafeli sabahlarına alıştığını sandı ama aslında yavaş yavaş kendi varlığından ödün veriyordu.</p>
<p>Sonra bir akşam mutfakta, kahvesini yudumlarken, Öznur’un odadan gelen çakmak sesi, müzik uğultusu ve kadeh çınlaması arasında içinden bir cümle geçti:</p>
<p>“Biz evli değiliz… ben onun alışkanlıklarının gölgesinde yaşıyorum.”</p>
<p>O cümle, ayrılığın sessiz başlangıcıydı.</p>
<p>Boşanma kararı alındığında ne sahne yaşandı ne büyük bir çatışma. Öznur, sigarasını yakıp sakin bir sesle “Bence ikimiz için de daha iyi olacak,” dedi. Koray da bu cümleyi sanki çoktan duymuş gibi başını salladı. İçinde öfke yoktu. Hüzün de yoktu. Sadece derin bir rahatlama… yıllardır üzerine çökmüş bir ağırlığın kalkması gibi.</p>
<p>Şimdi, o sabah mutfağında kahvesini içerken hissettiği huzur, o günün mirasıydı. Evin içinde sigara kokusu yoktu. Geceleri kapalı yatak odası kapıları yoktu. Karamel artık onun ayak ucunda uyuyor, sabahları kuyruğunu mutlulukla sallıyordu.</p>
<p>Koray yalnızdı, evet. Ama bu yalnızlık artık boşluk değil, bir seçimdi. Kimsenin kurallarına uymak zorunda olmadığı, kimsenin alışkanlıklarına gölge düşürmediği bir hayat. Geceleri istediği kadar kitap okuyor, sabahları kimseye selam vermeden kendi kahvesini içiyor, köpeğiyle sessiz sokaklarda yürüyüşe çıkıyordu.</p>
<p>Bir akşam bir arkadaşı ona sordu:<br>— “Hiç pişman oldun mu?”<br>Koray kahvesinden bir yudum aldı, gözlerini uzaklara dikti.<br>— “Hayır,” dedi net bir sesle. “Ben Öznur’u değil… onun gölgesini bıraktım. Şimdi ilk kez kendi hayatımın içinde yaşıyorum.”</p>
<p>Koray artık ayrıldığı kadını değil, sessizliğini seviyordu. Ve o sessizlik, kimsenin elinden alamayacağı bir huzurdu.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adamın sırrı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/romantizm-3785</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/romantizm-3785</guid>
<description><![CDATA[ Kadın ve adam ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d857dca4f54.jpg" length="64643" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Sep 2025 00:34:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Sema Selvi</dc:creator>
<media:keywords>sevgi, aşk, ayrılık, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><b>Kadın o gün çözülmemiş bir sırrı çözmüş gibi hissediyordu. Yaşadıklarımıza anlam arama arayışı nedendir bilmiyorum ama sebepsiz ve nedenini bilmediğimiz her şey huzursuz ediyordu insanı. Konuşacak kimsesi olmadığı için bir müddet kafasında toparlayamadı cümleleri. Oturup aynada kendine de anlatabilirdi ya da bomboş mutfak sandalyesinde de konuşabilirdi ama acıdığından mıdır kendine bilinmez, yapmadı bunları. Aşık olduğu adamı düşünmediği bir gün yoktu evet, ayrılıklarının üzerinden koskoca 15 ay geçmişti. Unutamıyordu; çünkü nedenini bilmediği şeyler vardı hala kafasında, onu bu kadar seviyorken ve bunu ona kendine bile göstermediği incelikte gösteriyorken neden biter. Bu bir soru değildi onun için, çözülmesi gereken bir sırdı; öğrenmesi gereken bir ders, kendine vermesi gereken bir teselli belki. Kendini aklamak için mi arıyordu bu sırrın cevabını? Ara ara bunu da düşünüyordu kadın. Sonra sigarasından bir duman daha alıp kaşlarını kaldırır hafifçe kafasını bir sağa bir sola hızlıca sallardı, her seferinde.. Adam şöyle demişti bir ortak arkadaşa ‘kadın sevmeyi o kadar seviyor ki karşısında ben değil bir başkası da olsaydı onu da severdi yani ben özel değilim onun için’. Kadın bunu duymuştu. Bu söylenen o sırrın bir parçası mıydı? Yoksa öylesine söylenmiş sözlerinden biri mi?</b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Kadın kendi dünyasında görünmez olmakla görünür olmak arasında bir seçim yapmaya çalışıyordu her gün. Adam niye böyle düşünmüştü? Kadını herkesi sevmekle suçlamak için mi, kadının sevgisini küçümsemek için mi yoksa kendini sevilmeye layık görmediğinden mi. Aslında adam o kadar kötülük yapmıştı ki kadına, kadının bunca şeye rağmen karşısında durup ‘seni seviyorum ne yaparsan ne yapmış olursan ol bunu değiştiremezsin bu benim duygum’ diyerek kendisine sadık olmasına anlam veremiyordu. Kadın fütursuzca seviyordu gurur perdesi yoktu sevgisinde belki de olmalıydı, bir şeyin yokluğu kadar fazlası da zarar verir insana. Adam şaşırıyordu her seferinde beni bu kadar sevmesi için ne yaptım ki ben,SEVEMEMELİ.</b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Adam sevmiyordu kendini, çevresindeki kimse de onu bu kadar karşılıksız sevmiyordu ve kadının onu sevmesi kendini layık görmediğinden fazla geliyordu adama.</b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Kadın düşünüyordu ‘ben onu sevdim severken de bunu sadece ondan değil kimseden saklamadım. Yıllarımı verdim bu sevgiye gecelerce konuştum bu sevgiyle küçültmeye çalıştıkça daha da büyüdü. Karşılık görmedim yine sevdim, küçük düştüm yine yücelttim canım yandı yine merhamet ettim sayılmadım saydım kimse bunca şeyi benden istemiyorken yaptım, sevgime ihanet edemedim çok istedim ama yapamadım. Ve karşılığında bana değil ama sevgime bu denli alçakça yaklaşılmasını hak etmedim. Sevme beni tamam, bırak verdiğin onca sözü tutma tamam ama sevgime biricik sevgime bunu yapma. Herkese layık görme.. Evet sen bu kadar sevilmeyi hak etmedin bunu ben de biliyorum, evet sana istediğinden çok fazlasını verdim sığdıramadın çünkü sevilmedin daha önce kimse tarafından, bu kadar önemsenmedin sen ve bu yüzden de seni bu kadar sevebilmemi anlayamadın sonra gittin ne dedin ‘kadın ben değil başkası olsa onu da bu kadar severdi’. Hayır Adam sevmezdi, sevmedi de. Sevebilseydi severdi zaten. Bırakıp gittiğin günden beri bulduğu ilk sevgiye muhtaç kişiye akıtırdı o fütursuz sevgisini, yapamadı işte. Şimdi bir de gelmiş onca şeyin üzerinden senin onu da geçip sevgisine ihanet etmeni düşünüyordu. Niye yaptı diye sorgulamayı bırakmıştı kadın artık, bir şeyleri niye yaptığını değil ona neden yapamadığını sorguluyordu. Yapmadığını değil yapamadığını evet çünkü adam yapamamıştı, becerememişti usulca sevmeyi.</b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Kadın sigarasını bitirmişti ve bu sır da çözülmüştü. Kendini sevilmeye layık görmeyen birine sevgisi elbette fazla gelecekti kadının. Kendini bile kadının onu sevdiği kadar sevememişti ki adam şimdi onu hiç tanımayan biri niye onu bu kadar sevsindi? Sorun kadındaydı; o herkesi severdi, adam özel değildi. Adama adamın sevgisi kadar bir sevgi gerekti; kusurlu, eksik, güvensiz ve adanmışlık hissinden mahrum. Ancak böyle olursa adama yabancı gelmeyecekti bu his. Sonuçta kim olsa kendisine ağır gelen yükü bir yerde bırakırdı.. Bu sevgi bile olsa.</b><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><a href="https://www.youtube.com/watch?v=vqKHyby8kjU&amp;list=RDvqKHyby8kjU&amp;start_radio=1" target="_blank" rel="noopener"><b>https://www.youtube.com/watch?v=vqKHyby8kjU&amp;list=RDvqKHyby8kjU&amp;start_radio=1</b></a></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=vqKHyby8kjU&amp;list=RDvqKHyby8kjU&amp;start_radio=1" target="_blank" rel="noopener"></a></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=vqKHyby8kjU&amp;list=RDvqKHyby8kjU&amp;start_radio=1" target="_blank" rel="noopener"><b></b></a><o:p></o:p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uçmak / Küçürek Öykü</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ucmak-kucurek-oyku</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ucmak-kucurek-oyku</guid>
<description><![CDATA[ Kanat uçmak özgürlük ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68c50fef7883b.jpg" length="150669" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 13 Sep 2025 09:32:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>Kaf dağı, uçmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">UÇMAK </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">KÜÇÜREK ÖYKÜ </span></p>
<p class="p2"><span class="s2"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kanatlarını açtı ,uzun uzun süzüldü gökyüzünde… Berrak bir hava pırıl prıl<span class="Apple-converted-space">  </span>gök yüzü seyrine dyulmuyan gök kubbe… </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“En çok nereye uçmak istiyorsun ?”dedi arkadaşı …</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yorulmayacağımı<span class="Apple-converted-space">  </span>bilsem uzaklara çok uzaklara<span class="Apple-converted-space">  </span>belki Kaf Dağına…”dedi ,sesi titreyerek …Belhi / Ayşe Atlı </span></p>
<p class="p2"><span class="s2"></span></p>
<p class="p3"><span class="s2"><img src="data:image/jpeg;base64,/9j/4AAQSkZJRgABAQAAAQABAAD/2wBDAAYEBQYFBAYGBQYHBwYIChAKCgkJChQODwwQFxQYGBcUFhYaHSUfGhsjHBYWICwgIyYnKSopGR8tMC0oMCUoKSj/2wBDAQcHBwoIChMKChMoGhYaKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCgoKCj/wgARCAgABgADASIAAhEBAxEB/8QAGgABAQEBAQEBAAAAAAAAAAAAAQACAwQFBv/EABcBAQEBAQAAAAAAAAAAAAAAAAABAgP/2gAMAwEAAhADEAAAAv0UNlUVJVFUVRVFUIhVE0VQDGTQZzosBAEBE1rno6OE1UZx1yYWKoYSLI2Y1EHn9Pns83Lpw3DnvFYc1jjfMbMLkO/fzemXtvl1zayHTpw6Hp1xc3078/eGRapAQyayVQGijOgNZTVQGgyujFsLWdRVEIVAkGrKMIwk0VQjEMVRFFEUApDCVRVBQQlAhADmDONZsqiEo5deRy6SSQ6zRvWNHVxqXTjRuGEohCqKoqiqKo90MtUTRVFSQwVFSRISEiURUJCLkSwECYDUZZLQiiIgEDEMRZiocDrllPRymvm8fR5dzWHFhCGN4CqmI69/N1j0b5ubPJOrzj0vn6S+j1eP0Zvqc7jJoXOdZSECSoQByVRpyjCKJZ0BohqiKCiqIkhRhRGkqiqKohCoIQCK0kKQlCVERTlAIAioshmymoqSAzoMUGoiiN657Ojz1G98+ku2YKiqCQqiqKoqj2oy1SMK1QwlUVAjFUQiVS1RCEIgJUMEwGozaCXRm0FnWTGXNaucdDMObBsKzPHtwp68OxeH6HM+SdneeOu2THD0ecIqqje+XQ7WXNbFXTeekXo495enox0xe28blqpM46c6zURZpCCoqSmJkqiIFIaiIIIkhiFI2jCiVRVFUVBCFlKCi1mN2UoiiEIcwWXNAZTWAqhGohAEM53kCBqLeNG1penTHWGqEoqiqCQqiqKo9qMNS1SVS1Q1FUVRVFQVRVEUgUQlVBUDEasppymrMOXJjn050OE2MZzrNmG4Ho5a3Xk9Pn2djOjnjvk48O3Gzn5/QanldFZkLeE9Mds3jveyu3KL0+f1S9t465vTWdRUFjQZy5pygCFUSaJooRIKzGnKMIEBQMQxCibcptywolUEhCERRlyUQxGohswmStmA1ZDWSTOXNAxatAsZzvJi1GDpHLPXmZRHsdI57trrWWNJQ1FMFRVFUQwSHtahqKoqlqiqGEoSEKISkqiEASoQiiKKEnIbsxszGrMXPea5WhGyVrWYfP1Dl6eHauWPZxjl2uxx5evznhuutTz8/bxrzcfdys8l151lFN+vxe6Xrq3jW+fXUcfTnqu9jk6yiWSIDG8VVEMZHJrWE1QVZNFEMVQxEOQgrUJJCjGtZTWs6hRKohAHJZs1YcVqyjEaspFlACkobMaEM2oJQ0JUxk3lQ0WAxnHXBy6nQ02s3OqJEURqhEKoqikKpYRPdVFUVRVDCskMRVEUVSFRVEiAgZagQhAqKISBCNOGtkwTVnl3jgd8WcsdcmNWD1nDRvtz1LvntPKtZnl6MHl101Xg8f0fDvPKSr1eX1R7uuO2Nb1vebx3JOSOjhNZMiFSEURGcmjnqx1lN2CXoSNQUlURBZiiopklZao0mh1lNQwxFWSy5oxrJjLmnWVKpWJEshME1ZkKklgUioJzGigqBgsbg0S7csVRazsUYpgmCoqiqIoqD31RVFUVSyQ1FQVSVSlCVAxGrMJFQgUDlCIKIoBCrThjeuadAqXEbzkLG8I41uvNrtGN60ueuekcMdgybq8+nNnm+f8AW8Op5s9mzh10H1PR5Pdz10c6zTG8GSKd8dm8WDWbNaOeU73PRY3yMuCvRrG4yODrrls3ZVaoQSzrJkiypVaFNRMjUKQxGnLEQZHNWdYMGippCgjOa3nOi0aiRozrMWs6pRiKCozOTRmp1ncAylQZ3IumUtJnUk1FUVAlFQqQjQVC+9GSpCoqiqJFSpKoqlhEBCKqiGAYBzRFkSCgEgSaETdmNmQ0GTVkNWVHWG3s8tR1c7NTmMp0ObtPN5fZ5dTHn9PLTyrWYzdz0e/yenF6OGVLJEGUDeMlazCZ59eVb6efodeeo4PWLeGHGgz156N6zpdCQVEIYNVGpGaM7EYSSGIYDTjRogyOSy5oqSLA5yVYtD1xsaiIKEUSRgoAgi2WlUt0czqHLPXIbtgqDUVRUCUVBVFQVS0QlHvSkaiqKoqhhCoqiqIQyIFVRRREUFBCAIRRDVUFUSRVEQFCMVMRrfNO2+Opezy0b6cukbqMeP28a8mO/HU4c/Tys4+vz+o69Oes3pc2XZmNBUUJg1BlwNarnayO+Ojpc9iYDsc9GtGoehqUkDOsgyZdVE0VQ1EkMQlEORcJuAc2SzYs1ZKuesmTWat42a0MJZNZA1ZTWsxpwxrCAWa1rls30xuXVkjaQig1FIUhCFUQglFQVRUFUDB9CqJEqikWqSqWqSqIoqCEMmigQKCqIgqCKIQqgoqqKokiEAQqUJqk0Ohl0wa3y2dt8mN41k8fLvy1I6NefboYxGnlV2ueo6WE1EVRg1msayGMPKzpcudenp4+kdTnHffDqvfpz65aSlSAGJkqBJIoqiSGIYBy5qqRLC6sSBFWHmaudW80WrQuKNmQ0EKJqNF0NRjHTByxrNHTlo9G+HSOlll2mhpgmKIqgqKgSiqCoqiKKpYpPoVRTFENRVFCVQVFUFBFBRQMBQSEMAgSEMFQCVVFUQwVFSZXSZtwKrnVojUZ0Iomgjnw9HmsevD1HLPfgZ564Vq5Fno35tHfXn1L2OWT03l0d8ZgzcbM8e3CtnLVnTXJOpmPRrjqX2d/J3zerz1GgpVEmBIJISKbMasRpzDAiAashrFim5hvJDjWK5kWdNctxvWY0KubQQhRR168OxuiDOg4Y9Ga4PdOG4OvTl1jolK1RJFURRUFUVRFFUVQVFUpUfQqkqiqJJUpKoSiqCghCIqGCQBgmAQJAkCoigqopCkFjNqC0mNSVqJokYYqqhcpBkuPTNl247Ovn7848vn78tzhlxqaOYddcA9N546688e7r4fTLvFRjHSry57crBzVtxHXWOsd+/Dvm76cu2aiLaxJuKVDNmjOV6HNs1YTQZNvONAGzKJnI4zVJEmyx0ycMb5WPTytex49MuuuPQ1VLnLiysB37+L0y98BGt8uoY3zFyiCOjQ6xS7caNRQxFUQhVEIJRVEUVRVBUv0KpKopiJCoqioEQigNAVFRUMEgVBUAwSAaANAGgGQWobRl0mbbHLWwFgmMjmmIrMmzIIwLq3FvKaxrC+bHWs8nl+h4NZ5ialCVBVG+/n6S93jR0cZHklc2aJh9Pn7x6d8tZu+/m6y9zNGrIbM5NY5lbMFauejo4jpkI0BW3lHSzg3yONm+nnT0XPUb3zTpmwvLhrGs0aOmuepenXh1jqEoOEM7jHU2M0uuvPpGcdMA51To3FUtUW8sKUNRVEIVQNBUVRDBUQwVH0IoYRqKpYZCoiioKohCqISioiiqCQjUZN5MyEIEwMgyTaKktEJQ0FnWQGrMhk1lCCtuNG98ukJoXPPpizz72V5/F7vLZ4zvy3MMI1BULnYlk3gjWueg1QSrdufaOnas6kY6whZ5nTkcbN45ldLmWdO3l3L6XlqNmQ2AWZqJM8uvMzbKunPUa1hHCHPnvNmdWydajl0wr6NctxZQnMdnHRZqHWE3iYHSGiGEq0rTFUVUVAjBIVRDBMFRDBIQx7ookRSGoqiEAQoqYoqiqKqjOslUTRVEUWdADGZCpBkNSUoTFUTRCEIAlExnG8Jgqlzo1rGjo41By3xpxjlXTlc7DzvPUKbA1ga0Hbn6F5c+/GMmmzOzsvI7Zjnsjr34+uXWN4zbXFs745g4xyrpziwqKOxz671Lyu2jl0mM2uZ0jI89YpBDLmxXUuNyMsebPozRnrgtnQxddRw2pzz0DloTW+ezpo3Ll3kJYtZREJI2mpZEqiqiqKopgqIYKiqBoKgmPYVDCKJJDURC2USopiGiGKmASgqGoqgkIQJCEKktGg0aCQqBpKoiiICoqqzjphOZrNVBrfLob3jUXn9POvFn0lnj5+/jXi4+nhuZSSNdl5a7ajl6bvL8/n6izy7ch259DoJGOfWo9nn75rlycdY6U9s9ZfP5vpck8uvZs8Z7hfH69do4c/ZmPLrrHlz351jh6yvE9izmdI5a6pyemznd8xydpk3HLPUMa3o576al5GwyNWc6ynO1zNdcdzWpzY0EyEy5mBkUYmiqiqKoqhhIYKgqIoSiqKo9SUTQuU1CQhFERVENmGIbIasouYYhiGEagqAYKiRHQjUQwTFURoAYBAqqqCRM465OeemaxsTprLFhxRhxTzcp5/N7OO55rfaruazd66azcu2OXn92K+dz+n5LPNdOephwV17ebrHrePXN3noy+fXTpWOrqMc+vOBGt9OLL1eWjbhhylcs9VMa2nHPojznfNcs9MGN56FaTBsOZvILoy6SSjPPWaGAzrnZnn1zW+/m6x21z3m6KGJWIYYaSaGoqoqiqKomiqIoKgqIokhIPYjFURQuatmUYCHJFFEJBRDZTVlEEXKLmNRDEVIDBq0VRIlUVQ1EIRQVANREVRCJnGihE05DWHJjOijn1wZz0k4a66rz9O1K9uXSLTqWtxxx6I+d5/q8dT5F9HGp4e/fvHl7+jUuHu5vDfSOTuMc+4cbtHE7x53rHN1o5m4xaikKKrLhDlrjT08/Sz0uN5oaDJqrG7UFpOR051k1kMOLDNk04qdc479fH2j0XFl6vNjVlFxs251KwjUNUVQUhIMJUEIQhCFQMRRHts0aCGCtWY05jQQgEQNmEgYhSGooRiFIYjUQwkiKIwlUVQ1EIQhVBUAgCVRIlGZAqqELGgyMRpMnROeukZx2Dluyd+vDvLqWMm8mOfXnXLn2zZazs25pduE1CVUFVVUUVJRRDlARLGsFFVy6+ezPPdZh3k69eHeVpgthlQXlo1z0HGSufPpxsLGqcayGEs1146l7a82j065bzda57N6GNIytQpClDCDRVEMFRFBQVQUFQJB7SooqYiqKIYiKKgqCKKoYRqJIaiqJEqhhFymkRqKkGikCQhgqCQBzQUVILAbk5nQMGwxajFoopHQw1oG0uMdg59/F7Y6OdFnQY59eZjHTFmdCaRW0IpDVBRVZSiGIoBIFIM6zWIE15u3nrPbj6LHHalxsTesbhhLOsnLVGqjny7cq5Y65s89vFaZOeN87NWNFvnpem+Oo9G+XSXprnvLbnUrCNQ0xVFUIhVBUAhCEURQVBQeyiGKqEoSiKgSBIEoRCqJEaiiFEqiRKoqSRNIjUNUTVU0AlEwVAIGUrNRakmSmjNqOZ0K52wxak520ydMlvG1mSGj4X0c/DP1Pb4XrPpXPoZzvJyz0K5aUVTNogZqqgzorNREFANmrUQ2ZEAOe+VXPpVjvdYrdGDYGjZk0LCJnOgKzTmAy5M8+hZk0Vy59uZi22ct6lOhuNaKN75dZd6xqXVUKaJqKYqiEKoKCEIghAqCoKj2ECQMQlFEJRFFUVJVFUUxUFUMIwk0TJlkqRc6GkoYaSpA0GZqBgNBjO8mZqtGilg1QWoyaDJoMmqsshMYXJtxG7Oovg/eT8V9Ph8+X9D7vzHuT9MfI+jXTO8mWK05RKKqGEs6DJorI5M43iwc6FEqgnRzOycNdUzpZSYzneUNmlzjpzosiazZrRRnO8mM6xWAE2DWcdMmNSSaKyHXXPpHXrbzc6mWRKmJkGlhkJANACEUAwDkhCEIo9dBVFUFRFFUVQlDUVJUhUQhVEyTRMlMDITBoRqKGNOdEiVQTAaKBDOdhhUNSUoTBMGdBmQJAqKoBKxQm98dr0c6g/LfrML+G17PDHs9/wAr0H6D1/C9Vn0iqkjUJQGooYqqDA5DKWBsDoaJmUaFdBIVQCBMFBcumLMGsDnNWnEazRnO8nI7NnHVAWzHS7r531seDj9PhXn9D2jOmzRoURqhc6KlYoqkBANACAIQgCEIQh6ghiGIohiGEqiRKomiRCoJgmGkkRTQTFMVRVDUU0WjRTFMpMEyZNRk0Vm1AsC0EwSAaKyaDMgDBIBorBvKDS61ljo40Z/J/r+Uv4r0dPMev0+Lsn0fpfF7V9axqmIShCGohyZxosy6QdKksDRJoWYs6AqokAchQRFGXKYxrFIqZ3nSk9DO9dJfPy9mU4PfRy30ZcqnPPTJmQJDNQuU04TTMSK1SFSgyAgCAMAgCEURB6HKMRUFUVQ1DUSQolUSRVFSDJWoJS0JDFUVRUi1FUqkaqFIqiqSqCoJhjRDKUJUFUBorJoMyEIAgZ0UVGnOh1jUacp5/wA7+q85+U69eEvb1+T1J7Pd8b6ddqaqgmKYjSczqGFjMoSE50LQoxDAMZoqyhkYyaKznSnE7RyeicnsnLrvUuNqZNhm1BNBJWc6yQgDkhCpJUUYkSqIRYRAQigzoAQBCKCg7xDUVAlDUVQwkiLnRUFALmNuUUjbhNOdC0VAjAyGjUVRDFUKSsIxDClQVRRKxJqzKlmxcJqISCEIQBCEASszEiMUacNbMx5Pg/p/jx4PX4+0ez1eftXuZqZM2iJkJQkIc0OdFKE0UwMhIQgZ2GDdXM2GTUZdJl3GHaY1qgtQNEMZNAGgCKigEM5SktQatAzEyZWCoqCEARYRAQBAECoKDtUVRVEiVRVFUKJJCQRAxG7CacouY24TprknREkDSMTJTBUVCqSMQwkkNRUEIUAxUlEyEglBURQCBUAhDUMDUkQQYrpyNHwT2+TN93Xz+g+hvh1rTlGGFIaCoLGfPXq14Q974vTHVEGiaKoJgmMzGTYc7dWdLAqZWBoqiqCoBCEMjmooBDJrNOssLlNuWNVLUJUFEqUkIAgCAIBrJCBIdaQmCQqiaKoqSaKgSgEKooTUJUlUWsx03y0biHpx6Gwo05VmkhCqGEoSSGIYiIEipIaRZA1Rk0UGgBAHJCEUUVMRVJZQzy7c6w5LM/N+l4809vi9+a+rx+nc6OCOuuHRdowV5D0fF8fmN4xGrBHbXmwfa9n5v2V+l9f5j1n3Lz+kqQqIYJgEBkkSRKoJgmCQJAECgM6zRQQgZ0AmiaNaywwlEWbBrWNDEQhFAIFBDAIFR0hGEiiqGEmimKohCGAQqipJEahnRzdpjWoNWjLqicxpIXKVAwlUVAxDEMVQhRFCahHWI6WNRBkYqcoFQCAIUVJA1ISBnRXHl6udebPoyeP6Hl93O87pw1PRy83zl+v7PhfcTtcfiS+r49HJ+n7o+Efq9r+OP2mj8XftY/Ha/Xx+R9P6ZPi/ZYqkqqJCqCQqSqKoqhqKoqCEAQBAzrNWXIkBUSIuU041DUQhnGs06wjZjUUJRFBUFQFBRXRGJEpgpBokSqBIaCqCYJgWBUysWzQ1DrCbEisoMk0VRVFENQxFQVVMRDkkipCgtZTcRDFUAhVEOQy5rJnnZ3vPo76xuHLkM6zUiHLtzOHs83qzevDXzYvkenyn0vp/K5VcPd9s+V9XtEIKQ1FSVRIy1RVJVFFVUVRVFUVA1EkMJCBQWUASggCCIRiVgNxC5Tblhy5As05si4TbjQ1EUVBDkiBLJ2ZimKYJgpJEhgGCYG0ZdRm0mHSZWM24NSC0VqCYJAaKAbNWohgNuE1ZYSqqioIQqBRIYEjUJTBIBrJEEQZzrFnPl3K8+5s69OPaXWezL5T1c05WtVjGo5ennvN8nj7fPjjnWT0/U8X169GuejZmNRGqhqJGKkqlqkqgqKqqkKiGBIaiqKokSEAQCAy5oLIllEClxG7Muoh1hjbhNGQsma0YU05DWsal3EVkN2I1jNWrMOUPQjkpopTNoMrA0Upm1GZi0JNGViZK1S5WQqFyjAagGA0EQgVUwgkMRpwmoRKIgYioGEYhqFEaiKIgDWTJoMmqrPRPPrrpOPXe5Z1Rm1HLWo459Ga8/l9Pzo8vk68DKemvp9zGp6teTod7hqO7y2vWGGmKZaoqQqSqIYJiJIoiqYSpiqBohgqoHIZQwOaBwlkzSYqdG4kDcQ2Zd2I1gwmsGa1Yjprj0N6wxszg2YxXS8/QdZ0MENlr1uXF1rGjTlGopgmJopgmCYmipiRFylURRUDEUQlDZahIqKSiiFIUSRKoigoEoqBcpqzGnCbcxsqISgYyaAmDVCyacsOuabiVISw/OLw9PGceWwPv8voVx83fzbya51nbpw6S+jt5/Tm7TUqjLIpVLVJVLDEMhUsIkIVQ01MwSKSJVAMZEoy5DGs2ZxrFZx0yYmrdnJpzscuITNW7OTeMlllCnQ7SW1ncZx35mOPoxXl36e55deijgdw4vTJ1cubrWNGnKacpqEaipKoqiRKokoalYkYhoKoqgEKimISioEoohRJEkhiKIhCgGIYhiNOU05jesaFEDUYNgUhUKBoA04TbhjRBz+J935x8nn08cvb2c/q2ezOs6nDz+us8Gvbw059DvHTtjrjSmomhqWqKomiqCohCqQqKomRqWqCpIQBKByGNZDDmzOXFWTNASbiNdOYuudJnQ1rnvkVjVNRrfPpG06Zru1KZ3RzdtZWjMxnOyueemSRhSNOU05jblFI1ENQxDEMIww1FUVRVFQJRCBMFRVEIVFVJMg0VRCFAQhRFUVRIloSZNRGnCbssIxmQKqKiIFI05jUQlB5/RHj9OgMtUyHPqJ5enVo7Y1m61lGqGEalaiqKoJCqCpCoqhhFyiQMRRFlKCDOdYoxrKZxrNYzsrmdMoUGs2aNctVuCN87NZSTpZ0PfPfOrWnNNTFMVISBIBoMGw5ojUNQoiiKQolUNRVE0SMSJUhMEwTBIQxmUyajLJk1GbRQySJUFQVBCBIFRDA0WhJEUjUQpC5RcxoIo4HfH5/wn6fP5gP0+/y0frt/jk/Y35T2H6C+V6D2mUSyNJMkaDOpBoUjUahRWaKIqiSKoqgqQqBIYhiNWYYioqzZHMBlzRlyhnWaKjBrNZoTWOnOvPrfOzpc+hc+2Fz1Nxa30lulrNNGoqSqKkhoDRQaFyaE500MwMlSGpKkkSRKkqQmKmKkqSqKYJVybDNoMqITGbQEoSAMCVNQCEIEgVFUEwTEkKQpCkMQxGrMas/OOvwM8yu/1pfh4/XdD8cftI/FZ/bZPxN+0T8b3/VZT4f0+uK79PB7TWsaNRGohcRtyjUKRtwxqzLoJGIaiSVKKpCpSZCoqCoEqogsuSIoy5QLNRBCGc65WWYroYwdcc82b3x3XTrz6Zr0zuXW86zdIjTEiJSzRVRCVCIDkJgZBkFiZBYpgZCaKkKhqJEYSqVqFEmYybq52wxajNoQNS5kAZMyFUUVQgVEIVRVFMCJVDEMQ2YXng73l4GfjdPpR836/u0W81bsouYs6DMgTkohIHWGtuI3ZDRkTrvh0OjllYhsht5ptwmoo1Z0SJVLVFUEiQhCEUFFRBZgsubLMARQQahsxy6cqwRZQVklLWtrrpjWbvfLUvZ5MdXGpdaxo1ZY1EaKKpahIgsoatQWkzbgXRm3GbUubUg1EIVBVFUNQuUUlah1nQ0xVEMZNATVmQBjJoTJrJCBTRMAwUFQNczpfM8J+hvyyfqD872Pu3yOp9I8Ke3Xj0cvH6Pkxd+X3S9Gat2YbIdHlHW5p0saJIBAkCgqqYhcyaCHfLR13y3LskM6Ac6FoaSZhpWqKkKgkCRAQKKBAHIDmjLlLNmnMFVTCZ59spxOpXHn3xZiSugEaeYdtck674dpfRrlvN24Zd2I6OKN2E1ANlIsiRXbQxbzoW1A6Vy6TnaANhk1kBCKSIGI1CLlFFWoUTVljUIkEQJFJBWQ0UgMExk0AIVVBeM9fk+R5D6Hg5pRqC0E5je+Kdnns6e3xbHz9OZv7fw/tV3gN2I1ZRiTWsaXblFEJDNQDAME1DSQxnUmt89y71nRGowqTMCxMqMlMFQSEIRSWUAc0CAOQzrNZzrNhljIwTVNqM46YrOdlmOXTNcrrJxulXO0hve5c9Mc47vnj0XDR31izdvKO7w2dbDLozCAMB6XGo3rnqN75aOuuW16BFQRBZQMogVUUSQuVVGRRVSNQjEac0aIqiLLEUAhWZNQKxJREcfnV9T5/wATynu83PrLnX0PcfD9H3k+Nr6xZ8/fsjxcfpR8fj98j88/c8R5pDAh0+3836NaCGI1ZTUI6xpNuVdvPZrCBURITozbDNqMWslTVo1Gt42LMUwNK0gyTUVFVRCBQkURFGUAgiKMomRKyIVQNDoSzoOZ0zWM7LOemJiACtc3NAlhUOuSd3z6jtrluXrrnuXo41CQVRFHdy5utYTbhOmuavR5sdLEaswgJEERSSCJVCkacsasouVdWU1ZjQBoISBMyNmEoE5HY+V5T63zfl9FvF9n3n5r3/oE+f7tRZSwHICAMFRUCUfK5+ryQR6D2+jLTEMJazGnKacJuwm9ctGzMasxpwnTXPYsgIZmMsjvOy0MahGoqhhVRhipIKIQiISIpLJEAQRFkUWdVc89MBEMNLiNWY0SFpMuqOZ0K5Z7hzN1nK65Oeeoefn6uGpmdF1595XVvNl1GLWQy5qcx6WcURFymnCacpqzGrMNmEgYhhJIYSSFymooXKMSrmGAYhKAYJEqiErnntSiVkUFQUmc7yZEAQDQEwDAaDh876Xmjy+jfNfo1WNRVDCSQ0GojThNWVFzLpym3KbcaNQkMDIpDrDG9ZV1EjEMRqzLqzGgBgNGZECtACAOYIiopCg1EWUrOdZonKGbNb1joa3jUuqYJAGBorQZNBzOhXLl352efpvpWejvNNOoFAxvJzNc6sHOz6bnXPVUQguU1ELlGIqiqKkJiqKoqhqJIXLDZVSkqiqKoiioGEKgqKKqIiipLOo5HTJk0BIEpk0AaDz3TZ8rh9Ol7rWFQNFMVJVBaglCYGiZHedjWwtRlQqicooxpwmnMaiGIYBIECtWQ0AaANGQ0FUQJCVBCCBWjMRIWmuOO3Ow3kNmOhvpnWajAyZWIYwaDIhk1qs7UNGomYJlznZZyx3xXn5erlZ7EeemkJgkJEkhqKopiqGoiiiGIXMMQuY1EaihhKgqBiKgYQqCgqqqgqJoqgEDOwyaAqIQhjNoCYDQEpm1Ba0YtJm0mdbTmdw5XSOd0Tm7QdRnYxUGgKSiRiQNOUXKMQxDAMAkVFFAJAgUwJoJUhEoigEoELeNGkTOOmaxjZYdcdJdMxaGWqClKYznRWTUZUGyjo0MMrUQhnO82c+XbFd21ijRVEMQxMg0VRJCUQhFFUVApDEMQxC5TUEaCGA0FVELlGiIYKqqimIQqCqCoBAECQqipCYJgtRm3Fo0DqObqLQm46RzegYmK1GTUZEIIkqYhihiFymohcokFFTAJBRFAUFICaCGIYhKIohqDUZtQudFMc89cVbNRMyzaMrA0JoMGigspYc06NGtZ1EkLnUtUBoMHQp0OFVVUVQVC5RiGIojVmGIqioKoqiqKooSiNWY1EMQxFUFQwjCFRVEkVBVEUFAkEUFRVEyVJSmXSZd0YVFkxbDFoHpjRsIqhgGIyIAhUDDUjFUVQxUxQw0SFEQhFkQCgpIRiGIUSiJkLUEwGis6NEzBMpSWsppzoaQNAUBl52WaoHJ01y2bssNJNQorTGbQSOUxVIVBVBQMQuYSDUQxDZRhKooSiKgYhKKoYhiGoqBiGEYRKKoohKiiqEAQiiiJEqiSFE0mxTURqMMi0BrIRCyTmNEEUNQVAMEwTFUVRVBUSJI0VBQRADkiCosiiiFyiiNJUrMg8/jR9T5/wA9PX938x+jruqZz0Dna5xs+P7T2b49a3EQgZ1lMlVGo58+vCrWN2b2azVkppTQlIVRVZNQTUVEIQgEFQMQuUShiGIYhiGIYiqJEqiqKoqCqJEojVlGIYhIGIYBIKghCoGoqhqFE1rOh1nUKIwlUVSmdiDRVEUFA2YYShGoiiiGoqioGIbNTAJBEFlyVFVBCJUDULnQorpzwPX8zjqPl3p4Rlke3JPve78p3r9LeD0Hb594o35/N9+vN6/ULlKyqMjkqbIshy6Zrl0KzpvlqXq8tRuwxpyrqIoDaOVUIxmc1FEWSKKIYhKKI1ZRiGIYhiGIXKKQxFUVRRDCUJUDEMQxCQMQxEURRVEIVQ1DSLRpGHWUYRRGoaiEWKSkAoqgEKEkSoLj15nR+b9CtQQuYYKYBgNWYSCIEgqCoqqCRJEmSefhXr09HU1o1Gfm/VT8ofovhxydIak79PLV08m+cfQ+3+TK/Xn5SP1J+Xyfqb8z7K+0DZUBnXMcGbN2dC0qlG00NMtIZzoOtWVUTBZc0UAIZ59fGdj4PlP1D+V0fqH81qP0z+a7191+f7TdlGEYiSKI1EaiNRFZydLiHe8weq8gey8Me6+f2PVUQxREIVRUCUVQNFUUwLFoTUsZdQKEiLmN2UYhBKIcwJAkDEMQxCEJAcuxTcehqIohKKIqiKCoKiJCqiYBiVS4clef0OoZ2pbNRTB5/SR8bh9LyR5DfOrDgMdo89rBDkaDW+XQ/Qej5f0Nzrc0ubw1N3LodNY1Gp1Lh0mdupRYjdGDoAWY1Zq1AWbIkFEVRcukeDzfYj4PL9FH5m/Tec+J6Hyx9z0fnvpV73OiqKoqBjmdvN87wnv83DMbyQllTPo9R8y+77D897vtxz7FY1FUBoAoqiqKIYhqJoqSRHQxpIXKIhVFQasxqymghCEIQhiEgYhgGISBirPzPq4g6fnfpV74SqKoRgGMzGZCpCYJrCVbwa9Uc/ZlrbnQoxaI08PnR7/J4/JL7MeTqGPd76+J9X6qc7ZZz8fuD4fh/U8D8rnrxl3vHRPd9L5v0ekjHLWd512Mb6uby3dFdTlMrNqCYagkOOcxpwmskUA5oohiGIqiiGouPaPl+L9DzPne3yYj3+Q8Z9nv8P6denHg8J7PnmIcvU5a93qPlev6XU8/bSMFMQuY0kMQxCEVBVEkVRFDCKQuY1rCb1jUahJAbMaCEIagSGIYhgGIYhKKohCqKgqqojn+c/T+aX5n2fzXSz9I+f0FUNQVBUUwVFIExcO8GhJE1vno250ahLy+uj5Xg/Sy/mP0XbQ1FUGdFZzoTOd5Pyfl9Xkl79eHqPf7z1bz5Me6PNvoE1KSC50Os0bcRqzg7XGOtyTg4RiEgYBgGIYhiGokSaKkJg5dQ83y/X5IbOjnjeTnv6P0Dwe3rFRSMFRFFUSQxGrMaswxDESRRGghiGkaipiRNJGnMazAwDQMQ1FEMQxFUVRJDEJAlEkUVUQlFSef4P6XnL+f+v8AM5H6bXx/p2dRCrmdLzegYSqCYJgmBEkRSN6xo3EasppywpGnCurKICRVGdZPyHm9Xll19b533D6yNiUZzrNFRGow6AjMbsdAumjldg5nRPDEMQ0CUUJVFUUJVC5RRGNFSEh8vxfZ+RGXOzt9S0MVJRVFCUhVEIVQUDCUQxDQMQkDEas6FNENA0acowjEUQkDCNRVFUTRUhMAwVFUFRFFRVUDJO4xaDN87oev8/8Ao/NHwPVwT7Hs+DqvR8vt6Y+b6c+Y/S+j8v8Afr0wjUVRVBISQoi50ac6NOUXLDEMRoKmIaizoPxnDepfZ935f3kYq1EGUGYxOTYxk3Bo0UxVQSnzoaYhiEgYSqKoqiRJEYRRGqIgx8z6fmPmb8/vX2ejx+lNxUlFQMIxFQMRREIVQxDEMBoIoSSFymtZTUUMQxGnMJBqyjCTJTBUVIMlUVQTGZipMm4wbDNqrFqDUxqPIXw/q9T4L9TyGPX4eh08vr85dvP1PZ9D5fSvo/N+kn5Pv+g+NL9nt8b7NjUVRJFUSIwiiWs6FEW1AaAkKoqqUh49PGv5H6Hm+7Ho9iWE5GIijcIDDEOWKI05RQNuaPnQ1VDEVRVFUVRVC5TRRJGrMasxszFQc+kDEaCNRDEMJVFEUQkCQSQuY0EVIVFUTINGnMaihqGKmEKhrRaaBoTQGdZGEYjVlGA05SkqpiWMmwybjCwYzGO6FVRQeb5n0Plw3X6Z8O9HnPU47ns7eT11DHzvZ1hhGopgkKoURRFEUTSMNRDBIURWStfO9vmPk/oOPcYhKA0BIMRqyGnCNmNmY2ZhANZg8sQuUYSRCYqiEJEkhiGIYhiGISiIGIYhiNWU1ENREDSZtBm1GJBiGIaiqKYkSRKokYoaShqGkXNHSyjCahA1GbQAhSFUVQxC5TViN659CqDz62Z0hRCVUUcuHsoy1Xj+X9340Xq8noOn0PmfSpqKoUSSGEhCRJEUSTRaEUYYDVmNBFkKaSEKoqiaKohgzZHMDZjTz0asxoIQhgPNEKQpGohiGIYSqEIYhiGIYhiKISiiKI1ZRSNIlUVQxCANmEohipJkJgmBkGimCSKoYhirVljVlNOUXMdHEaCGIYhRJkByVQJEia1jRogiiKCgqiJomCovmfT88fL7c/SHr5p6aqmiRJEGipCYqQ1JNC5jVlEEqiqI0A0VITGWipIYDWTnhyUAwGrKasxoI0ZRshwSFEkhoFzC5jUBog0EMQkGrMasxqzGohhAQihhFI05RoNWY1EMJg2GVgbRnShaopTJsMSFFTFDRTDFURVMIwwwjEKI1EyExOUSioJEhgVBkqgaCQDQZtAVFVRMBqPl9umosenmdNefvTc46xoJimCYpgWKYqgmJkLTGXUZtBmQpCqKYJqFpQZLn041yzBQDZjQRqzGrMasw2Y5RGnCasxqzGrKMQxDEMQxCUVA0DQLmNOYYipKoaiqNFFELlFzGoQqHWdCjDEMQxAayFFMUNRSFVVVEiTRIkyUpNFSVISFUUwWkw6TKwWgzURRVFUEgUhME1A6jydPX0OOevA5eTtxOPHvwPX6fH7j0TVSwWqs2qBUFiGCYqSqKoiFhEpiRKoihhWqTny0VwHJBFALmGIbMaiGzHOA1ZjVmNWY04jThNWY1ZjVmNWY1ENQohUEwVE5jURpzGrMaiFyjEVQxGnMahLWWNOU1URAw1QEIVQuUYIYqaomhpKYXKaRKkqimCYJiRJIXKMRoIBgZCoqgkComjJzT0d/MnfnzzGuJwrPnvMHOj6G/lB9jfw4/QdfzUfqt/k9n6t/NfUPpMhUQhUDEMQxCUVRVLVJUhIskmrMYNleTn34mRyRRRDEMRUDEcoDQQ2Y1ZjVlGIXMLmNRGnMbsouU1ZRiFylEVQVDEMRqIUhiGokSpJEXKKUaiGooiKqqIYqipCaKkqRZCUGSSGI0CLmGgYjUQxDUMQxDCURUC5SiGoqjHn9fI8vr+Dzl/QcPKJ38/LVcuf0cHX6nh4n1D5GD6/H5wd/nepX5h6eCZ1x0fS+9+S7H668PtHLkSiiFzGohiGIYShWSRgEgQhzBnh351xx1wYtxi2GagkIQqDz2Y1ZhiNRDEMQuY1ELlFzGnMacJpxG7MacxqyjAaiGEqiqFzGojUJIjSVQ0lOoysFqMmwxaAWCQhhlBUzajMxaERCSEgYhSGEShiGokRKKooSqKoqiGKokRhKkOfaBkpCJPH4/sK/n+H6hPx/m/dR+Df2vhPzHT6fhMY1HHXTmer6Xwfen2vd+a6H6MzoqiiGIYhgNRGohiKA0AJFIRFGMdcnO1Gc9MGDQZEIQhDyxCUMQxDEMQxCkMQxGrKLmNOY1ZTVlFzGrKMIuU1CUwTFUNQudGp0cy4x0vJxPpb+PH2N/AD9JfnvafVLRzthm3GbUZOkY0oSEIUwVFUVRRDELmNQjEKQwkkMJCFUVRTFUVRSmViaJoaSqKZSRLQjCVZNvNNFL5flffj8fj9T8U+e6ynd5bPo/X/OfXPYQMQxDCVVCQpQkCRSQIRREUQhSFjWTOdZDOgDUZNx4KiqKoqihKooSqKEqhiGIUhcoxGohcoudC5TSRqNFbjNrRm2nLW9ArGbcYWFNGePoj5fi/Q5PifW8PnPuXn9IQlKDy8p7r5Wj6V5vSVRFFENmGIqhKGI1CSQ1CkMJUgkJJVA0UJJCiTJVAkahGkqiiGEaBGM1k28tHSxosbl/P8Ag/WfKPj6cp27+bqfc6fH+obSpnkdEYJKqiiGIqCKIoiiKEgQCEM2k53SMPSOd0j5V0DndAxbDJoAUzMEwTBMFQ1FUVJVFUNRNCkahFymtZ0dNZ6gtAsTRIiiBrJOQ6WE1ZjXh9qfK9/Pynj+j83qenxfU9h8Lv8AYj5Gfsx+f5fpRfjfQPCfWPld09saMyFMVRVFITRVDCKRNE0QxVFUVRDFSGsppyjESplUqwaMRrAG9ck62Y1HMcALmrprlo7vDUdDMfP+R+m+cfL6GzXfj0Po78XpPD8/2+Bfue3we6xKIQqCqIoiiIKoqiKKoLUZUKoqBIPCIJRDGTUZNBlYKQGCYDUZtBUhMUoNozaTLvRyuwcnejldQzq0dOvPpFMExVE0TRFBajNIUGtZycvnenxGPo+T6x11z2apIYDWQmAY4PUA0GOPojwcPq4PH7fgB+jhGEqQ0JVEiMJDAiTQTBMCJTA0LlNOUXAa5OBDJqxVvXPRozk6Zzk1ZDbiNuE04TpYjVmjx8fo+Et70c954nk46yfQ+t+X2fpj4HQ+3fI2fTvn9D2HDrWiCiKgqioEokRgNFBURRVHgiGIYioKoJgmC0BUUwTBagdJTAsGpLQxtzokSlMOkkhiGEZgkGkKjRRlYzKDR5/N9FOb0yYc6NOE3rlo3UpMmZyQAhFQMJ4/l/ofCdfT5vGfUcaFEqSZA1BMExMhMEwTBMVINFUKA4sFmyIBQVuxGjIashqzGnMbsxuwm7CbsxrGvRHm564xePr5q5ZfWeC+nyPDd+IFFEb6+ePu+v8ANfUr6EQxCQMAxGoihJyjEURVHgoKIYhiGIYhSGoKipKYmhRGkkSZiqFymrKasxtwmwhsxqE0842802803rknV5J1BBYznpkxvKapOToCcCZDv18nU7c+eBsR0M6KIQhcpvl5tng836D55r3fmvafacJtwnSxHSxHSxoalHKjCUwVDUUQkFURAAAQWYqCEgQDVmGI1ZDdmN2E24jbnR1efz83ec8kuF66x9PLWrMbBOPH2p83zfcT85j7nzJfLvmp9b3/AJ361eyQqCoKIYDTiN2E0EVIJHhCGAYhqEoqDURqyjEMIuUXKa1lFzoYI05a0FEiLmNOI289G0TJvA2Y0AacR0uabcR0cJ1c7HWwzZTOnsvPfQjHL0B5Ofr4Wcc7yCBqzDQOsxuxGnCaiFzGzKfL8v1fir+jcqasxqzG7Eb1zTuck0AbsxvXLR0hKoqytmymzEaswFkcwRFRRZQiimCgqihGI040dubzi8fq8Upz6eiteoLNWY05jThNuE24ToCfM+X+o8Uvxe/nyn6br8P7Q51VzdRi2mDpHI6YA0EkMAwnz6ioGIaBhKIYRiFyjUSQuU05jbhNWUXMacxpwmzKIRpwx01z1W8JGaCopsxqymnCb1jR06cWPRcNm3Kd982XbhOjiNcO2Tyncs8uPXzPKd8GJCgNWU1Zjo4TRIVk18j6vI7OE1ZjQQuI6WE3YjpYTZmN2E69ePU2aDON8CyZNWQ1YjZmEKqASCiGIYiEKoqhhKonKfOO2s68n2PL6LEixiGyi5jTlNONG9c9G4jl8D9Jwl/Pfb+N1P0T5+tm3CbCEohDMgGgKioPn1FUVRDFUVAwkkKQ1FUMIxGrKLlGI1ZRsppzG7MKRrXON2E0EIhCFUKJrWdG7LDrno6a59DtvG5ZoXKaBLn15nOKy5dA4Y6czIlFRJRpym3KazZIIYDVlGA1ZK3ZjdmjWuabs6HUnXXNOmuSb5aDz568SipCEI0ZRAGAYDQQ2Y1ZjVmFwmrMbMpqzGojRRRDEVAuUXKacprWE250VR5/hfpPJLx+j8L69ndzGnMasxqzDEVAwhUfPthhYzajJsA0BMDRVE0NRTA0UwMhUVRIkiNJSFMDRNFMTRGoysZVLQxNAya6Z6jvmr0eeo04TThNYsmCLNYMmMayZNASmbQCVaeaaAhs1NmNWY0AaIGI04TbhjbhrrrlqOjzTo806BGePbmczRQQJAkDANAhCQMQhDEMQxC5RcooiiVQSmTUZtQTEkbcJuzG3EbMp8zr7PCfRuexcxqIYhiNWUaiEOBul557FnO6RyOwcTvHA7hxuoc7pGLcYdRm1BaAkCYpCGBkt50OjUZHNJBqzGoI1Zq3YjdmNOaNuU05TTlHedHTREjKxGnCmrNbsywVVk2Jy59w893DldQ5Z7ZOV0jldY4245mysTBQMJUgbjChaIXKb1zTdhjbiOrzjeEMms1kckQJAwDEIQhCEMQ2YXKMRqI05RSNOY05jUQxCkMRWUYjVmN2Y1ZjQBy9OI3YjdmN2I05jTiNuY1ZjDmlYiSsQjThNOaGGjOwzbjJ0DFsMmozbjDqM56hyugZtJm3QTGTeaCCiGzGrMasxtxG3CbcJ0cMbcJvXPR11y2u4DTmNQGnNGrLTZoYqokhyrEiUpUVSBqMmw5c/RyOJvNEguUXMasowlKFUVQxVpxRuzU5skQRBQDEMAwDAMQxFUMJNEkKJJC5jTmNOY1ZjVmNWUqBRKgYSiGoqiaJIYhcoxDZjVmKiNWYQqQjVlNWU04TUMMVKJSxh1o53eXhdME0QyZNgShMGdBjO8Vk0GbQZtRmYGiSNOY6WE240b1z3G9c9HR5puzG7Mbsy6iSSGJahIBdBI2Y0ENmNOI3Zh56yYzuOd0K5mgKhRJqFyjUFQSVRDEJQCmDoHM2GTWQqCoEhiGEmhiGIYjVlGzC5jTmNRGohiGEkhSGIYRhKom0DpOZ2DmaAaIYJgmMWEbMNA0DUMIojGhlgmLRsOkqzBz64Mm8mDeQKSoNRCMuTQhIVQGsmc7KxbDNqMzE0KRvWNRtymrMbcR0sJpzG7Mbsi7sw2RNZgSBIEIbMNlN2I1ZjVlNAFjYYNVZaioGzVszGrMaIGzDEMJpxsRYy1XPPQOR0wAgSBISRoooSiGIYhiGIXKMRqzG7MacJpzGnMaiGEYhSNbx0OispMmM9U4XXBytVZty5tx5H0MeZ9CnmvaL4z2YPPdtWcN9drxfSx5n0Jxu4cTomNbyNIDgQBsyRQDAIVAgGghhBIqiqEUydI5XSOZ0zWVgaNOWNBC4TdhNvNN2I6WI6WA2ZhchszDAIAwDEasxqxG7AdDCbshoyGrNWrNGgiopcwxFCVRIGnNG3DW7LGrMHPpgwbKxIFRVFENRVFSEhVAwTBVDEMQuY04jpYTdhN2I24TTlOnXl1N6yxUrVEMZNIFCUdpoJKKiVBQzIKQwGohcsWUM1UZ3GDYZtCZNhi1kDQZNC5qsoTUUVBFC5TTnRqktOjJ12vmz2wnM6xyPTk4HXJzkKA1ZDbzjo802843YjZmNPOOhkNmYQDVkrVkNmWGy02Y1YTQBqzGrMasxuzGohGBoqCiGyi5jTiN2Y0ERRk0AaAmCYJgZBUybjFuOdvIDBIEwSmbQExIkyCplUNWh6Z6ihDZjpY0rZE3YjQStJ2zApDUaQNACEagNBFUacw1AagGAYBgkCUzaTB1jhn0R5s+nBxugmDcc7onLXXRyekYUXQBvXJTeWLXmT2XPctJWefdTzc/Xk8efZzPOdiuV0jnbyFMEhQVoyG7IbMxoIohcJqAYhgNWUojQJJDEacxpzGohIEYJgmCYGiqCQJgnRi6JyeujgeiPPrqGXSYthi1HPPVOT26nlPdR4b2h5b1R5D0arx3syeV7xx102YejHK6xydgbzGgipKoihhq00TStmN2Y3YjdkNWY1CIRJC5TVhNAG7MaCKzDQLmGEYjViNuI1ZYhqqiSGKCpC1W4NyY4+eC9qcuxGnCbeavS56NvOjoZUqrY0nPPbmYtRzz3Dzc/RyTlnpmsjBUURVFUUQxDEMQlEiSI0hKFpM3TZxvWR5b2B5Lvk5vXRwe6cNejqvkvbzPLj24PJrspz3uXFoMqIuYSAEKlQRJkevPa6agbRmQzqSCrIwiGSyaswlICDCMQuEQq1rCbcMuigsxuwmohiGzG7CasxqxG7EbsxqzJpxGzCurMaMw2ZNOE1Zl1ZjTiN2I6WE1ZRgNQi+fB67x+1M/O6+s49NS5NyYukc3ac7pGHUTMpagmJISAGJI58++K4Z7SebPo51yu2TkdMmLUZmC1GXezi+mjzvo0eR9fQ+ce/keW75rm7Tm6QTRvvw6y9U3Eajm9AybgZAAgybMlOXJqxGjMjZl1Zk1lCcwxDCKaLpiXrZTWs6gErKABGghqM51kkkYiIpghipiGI0Ea1z0dHFLmKzVmjdmNWStGY3YjZmNmQ6GU1ZDpYI6GY04TTiNWYaBcxpzDEVAxC4jpY2Scx4ehOHXca8Ptjy+vMbsxuyrqI1oYJjLAxDANhNQVqzRqzGrEasxZc2WULLGM9cnM2nN6dTjv0K8NdUz5vVwOe7Rpzk3iiyiZmLUqWtBrWi6Y1DAaspTFGRyZLDimzIgCAMAxC5jdlGNGWiqFNLKjqRhigqzYJJLWA63ONZQJyQgEUxDEMQxGiDURqIIhIFyGzMaCGIYhiFzGrMasxpzG7CMQ2Y1ZjVmNuI3Zo04RqIYJiqFzGnEbsIuY3ZTTjS6RHWWGgbKZLNNmFwm7nHQzGrMMCaMwwLRIpGoSXa56DDZSQHnrIRUlFEOdSYtKjQuU6POOlzo63Mrpc47PKjpzQM1RnUYNCYNZCgQjUQwjrOjXTGgkXLKO+W10iNmN5sG85hzZNBJEE5q1rmxvIU2YQiiGIaiqEoqhcoVA0EwVFUVRVFMEwVFSE6MrBUQwSAsVpjFuC1GViZMm5cW5OdvANE2iNJnUqtFQm7DLqzUgI5ohAIJzGrMaspQkQMRqzGnMKR01yV63OOjzjrkBCIQohsyasS6sxuyG3EbMhuxGzEdLmnW5puxJuzKpstTGM9auHP1B4z1YThdk4vaXndAHSZtJzdRyXKddcdGzMayA2Q1YRcwxFVVUFBCBURRJCkNRVFURS6hSoEYJTNqMXQM24zKEwGwzaiagmCYw6TFpMqhUEhIDAunEnR5q7sqQxTFUSROZd2A63NN2YXMJAiJDBajDuXFoBZCQqiqXFsMm1MLKTBORcybsi7ANBCUlQQwTGbQQwTBMAxMkyTaUZFymrJGgK1ZhKKIYhhFzGrKMRZYyaEDQuZAoRiGCmIYhiKUzdOked9UvmvVHjfVHlfRHA9CeY9SeS9UebPqwcprC1GVgaKoqooiqqqiRKgaiqJEYiiGJVFGhciEUlUTlNWU1ZTQJVLTISmbcuLWUbMasq6CRhKUG0uZCGAQYBsxoA04TVkNAG7EbMibsw2Y1YjVmNWY1ZhSNOE0ELlFNKt0jnj05PPdM0JGnCashqBNWZdWZNWY1ZlQkXMu7IbsRsxG7EasJpxGnKiKvM6xxO8cL0J5r0h57uHF66OW9JnpnRqmJIcuSslbcRuwiAIBzqShqiFIYiZglXFuMGxMpDCMJUKxGikkhiVcyasqpISpi3HO66Xhd9HDXZjjroBnoGbcc7rGNsGOgccegrzXfJy1uB1RoAXMaKMyEKYtxzz2DgdM1mhGyGgDRmNWY04jVmNWatmaNRDjWieHU1ZTVlNOE24l675aOxjUWNZOZ0zWakohgNOI1ZjZmNWY0CtUQyExk3Li3Jh1LlSyZh1nS7iNQjEIAgC5jVhNaxHSxG7AdM5hCFxG7EbMw2Ysb8aenXPqExSmbSuVgtRmQs6DFqMyJVFENQzozdJeetpi7McXtHF6pxu0cbrzMuY3YTdiOhmHXOOty0bMB0OcdLEdTmmrKSJkeZvXDZqMHRyjCTQUCAJmqKMmo5nQOZ0k53WXmdY5XaTjdI53UOduMOk4nWC2A60c9KWrS5Wi1QSFRVnUYOkcjunmu+TjdBMPXS8XsnHfSMY7By1tMW2MW0zayRVRRUCAbshuwGrMaMw2ZGIXCacRszGrMasJozGoq0UsUkUPh9Xgj6PTn0JEalahiGASBKBoqhtMYtpi1GVgZDQmnCbsMacK6DFlzAQqXMLmNOY2ENmNGI04TdiNuE3vDG3z9DQZHhvY5QNZq05o6ZATOiNpxO3Mxba5nbBiYJQWipN2OpzugZtRzO2QUOboDKVIjMTUVBqzVoyGrIbsaFWGoojUI2Y1YjQAlDEUBpxVqxGjIbsxrIGrMaCGJIohKqSEKaBIqQXIuNCVVEMBqzGrIY8np88vt7YU1ELmNWY1ZhiVhJEm3GNaR0UrSBsMZ1ixCNWY04jpc02ZDeAMjWZkGzGrEa15ux0sB0sRjfm9BElz6czrULmXn38frKZDVLGqMyUoRqylsRlOd00cukDy6kec9Ga4vZOD3TlrUZWgGVYLJmyLIwU2UWicsJRWKtWJGyjWzOtKsEIBoxVuxG7EaswxC4Drco6XON3ON5yGrMmzNWrCaswuI3ZjVkNmY1ZDdhNWE0842803ZjWSGxGzIbsRuxG7mhz2y+m3Jg6RzdpzukYdy4tgN1h0EuqBMaKY055nXPn5npMasKCGMsGrMaMlmjMJRVEajNqPH6vP6jNqMyHk9fm9JXIrrxI9I7jD20eD1ebqvWdnOqLXDsSJUmZS1mNgG7mHQxGnEbeYdjlHW5h1Oejes0ujEbznNmjIayQmtVyOuTDqMOgKCESNJnZE5jbzTZlWsqUAlE5RIGA0EMQxDEUVVRVDUQxVAMZQGISiiGIYhSEoohiKopgqIY59/DqX6h8rB9o+QH2fP8zJ9i+Mn2tfDT7PyebHoxywevjyj3/R+B7F+o+TmfSvmeePpfKGubtD08I+q/N9R6Dn5k9t8r0HtMaqKSNRKg1LmUMvAvR4vYMJZ1g8KdrOF1DzO06e35fdfcmo8fXAevwe9PP1eFHo8voNRRrXNNmY1ZjVkGIZipA1Gbcc7UZWBoYjQRDAILirRmNWQ3YjeQRsppxGgDURJDZjUAxCQVQlVVRDVlzmOpVRISFUUQuY1AMQwDEJRVFUVITBKYumTDpM3SOTuKozMZNh5TiS9/OJnZo9PLn6zlz9flDv5/SYOvnN4g5+nz9o6GOVIbXTzo6GY3w6ZLrx6mrGTOTdmGya9vgj7O/ibPsPxfUn0b4/SX6h4+tdOOOVnrvHR7O/g6L6nx5O/D5/Y69/HuPTx3yrbnJ0M5PR6/nYj22Q9h8mPsY+d5j6Ps+H7T33mj1OY3YjpYjRAxCAashszWaecvQzGrEmzMasy7MxqzIkhMZrS5tAGpM2oy7TkbDJuMOozagmCYJTJ0V5W45u9nG7Rwe2TnnqHm6a8yel49RiGIhqybDLrRzlM2ozajMwTBajGnUuTpHO6ZAixcpozDEUQxDEfOsyMJsaaxsDW+PUs2Ds56ZvHV6NQHJcPWHnPR5znvt0OOuscztR59PKta8aezn5tHXNBIejiaMXdOb6Ay40c7OTSZO3byh25a2eLvaM7usa5dCuBoK47OmXocNWDs8IznVGduzkaT6nT5G6+pePzn1rhwPafKI+vfK6n0HxeqzTw4L7jh5T6LlhjFbs6CpKoqioGgYjHTntdc98zpZRphIISqpKVRchMExNoNTGc6TnbiRMZ6ZMOoxntV4uzBaTB09B4fT7fCnXhcz6vz/NsTpAc8ncYDcYtJh1GdUtEjEqUgIDVQxVCQIx8ua5ml0JnXPOghB1nR16cukvP1Yiy+tPm31A+ZfVDfTjsuWsHqufM8/j+zg+O/W6nyM/U5HgPZHiveHhfYnF6Rx10q8/XXnN8+gFhM6xs3rhk9GeXQKjbyTN05mzPQq5j04eozjGRxroY6RLZcoTmu+OnOBy1AJrVKaAwazBUfQ9HxelfW8fjD2+74qfbPlZj7F8jue++dH0blutXHZvGeBvp5w9/Pj1jrCVRRDENlSqtqoJqJQVidS4N5QmC0BSEgTHT2+DodOXHodufIEoqQmAtGTUef0IQgG2s76c4sbjndI5XSOd1jk9Q5Wis245ugJjNoPl1XNCax14zQQMI6zo0tKbyHX2/P9idc65HV57PH6fl/VB83oLza4n0siG+PUzy6+cc65nQk59eXQzneDblDxezwF14NenXl6HXnrEbbJrXLoTaI1kyd+i+N3iwTRr0+bocOfROb0jnp1HPrrkONNdeSHnPRkxMdDh1OhMVzTOdNcKhcpCFILmNOE3vho7cxNb5aXo52h1mPTjz7O57/McNeXB69+EPo8PLqu5549GOSel8oevr4Mn0Dwse5+ds+jw8wejt4WvceBj6J86Pfv50e/p8zB9a+V1X6B59nQ84npuIei46OhlLXPQ2Y3YRcouY7ZMnQzCEachvm4Op507c94N0EJVUUR8uq5N40b4xNQIaEtZ0bs9DFqTfp83Y9XLCPTkRw+hw9FuNXnjLdC7cIt5jXm9HnNY3ktiY1JY15T078vU5+XWDNoo6c06ZNS7eUm9c9loyds88V63xlnu5edO+OfaXtg5w9uEurMnbBVnXPqaetHC686DccdazDvnk9F5xe3m1lHfOOb6M1zOxLy6abE3HHn6I876Ox4L24PNdsEbTDoOdZOvXz7PRngxvOKtvMPQcI9OOOzfTGgx3DDvmU0VQb59Kx28+x3yYN41bHKTpj0EPbzMuuV7LPn9Po/PPR7vles7PQPHw6cDe/Onc80d98muuuEd889noxcD0dfn9I9ni1GvN1511vLs6PLuY68ece3l5817zxYPo9vmh9I83U+dfRwnifXHnx7eS+d78DOddTh39McuuOaddcQ7PDRrZ9A8HX3dDz59GDn8/3/PXp18KenXkpO/n3xrTypfXjDW98dRsOR38fq5nnzuMZ6RzvRuvG/R4R5XvyF1xO7xwds8ui4os65zGnJXblMXTlR0ufUzrKFtOd0waxBrXT2nzd/Rq+afUI+cfR5nj5fQF8OfpYT5+u/E+h5L0Lz8/p5WDrJ35GTqZDVkOXRBz05HbPLodM8upnj6eUY1FXbhsFIufTueZ01zmM9AN9uOTtrz+gM586es59g3iA5dVaguGjeuLHQ1Bqytz64s9WvHqPTeXddOZo49GMuyHloNXOrWsbN4Q9RyAMxs1yNmk5c/RHB7Rz0948+sJvoBYutcs9MGvPyjo8cHuvFs93lxxPVryar3ceW7Ozwj0a8gevXh7x6uPn5nr7/N6HpjZjHejgdgw9Ohz895rOvMJre+cd9ccnovLo9OOOT0dfFHofOm7kR6vK1YgNOU1CXTl2gO+TkejzhdeVa9Hn6hz1k1rnHorMafNHsPKH1rwfUrt5/NxTpyzLpwns9Xze6eg1k7ebx9TT18K+w4c4+njyas7eV4HGyLo0mX1+UyaTMgOQ6GI3rmG7KTlJuhzrJqwHSIYSTmdvT5NWdvLvRnewxyucvbXnk9OvInqzw2vd8xZ6t+KPpcfIS+rPJOtyynoOWT0vlj0vlT0Xnl78enA69PP2Nmuaa6ear1ceZHR5S98Yjdz2bsSbuWTu8ZemuMd7zx6HzB6zzJt2pzOscjtHK6xyekc3bXO3HN3HLPeOF6A5nWMOqM6ohjKxzOiY06Od1yc7cYtpztpzugYt6Oeff5Tjdo43VOF2TjdU4neOB6Evd4E5PQM56xyuqcTuHI6xyuqcc+gON6A893Tz3ojzXpDznpjzXqjy77x5D2Bx10jldU43VPPegOJ20ee7xwPTHmvSHmPXHlvSnmPVHjvZHmx7JfJvvJ5D1x5H1R5X0p5HvL5j0ic3SY59RcmxMY7C8brHPrlPfx5bTLuOG+kuzOkz1uhjzepPK+jK83pk449AebPu5mMGbLGk3x9fmlyLZGsxnRpS0A9MmDUZRGorUAaCQ3kj1wpQhSURNFUQxVFEMQ1FUVRVFUVQjAOzmoUxVEMX0s+c4ZYJCmBoqiqJIjYEwSmViKCUysZtB7PMAVg3Z0U6MWk5uozME5Ko0UEwVozajMxWoK0ZmA1BajNqAYLQFIV0NcenMDUZWCYzMRoCQpgkKopCqBohgNQWoKTNqA1HA7x570J5T1x5D2B5L1p5N94856Y8V7ZfJr0icHrHF6h5nvLwe2k896BeF3E3UVRJFUQplQqiaKgqikKYKQqAYmiqGEhBtek8l6uh4vq8Ox4fOxQlEJQ1FUVRJDQJITEkaCGA0MWVKzs3jKMAomsGgqCUzaB6cwSiqC1GdEKRTFMCQxDUVQTFlTNqObsCoqQiEgYREKoqgaCoqQFIkhjNqM2oGTNRDk0aTMgLGUQZCkzITQTBMFQNBMEwSVVRVDESJVFUVRRDURRNA0QwUDSUQ1BINRVEkazRUmVCGJNAajNbOethm1GVgYIoRCZA1BQJJSmYyaqKYJiKKkzbCqEkzsizqBUyoCJQlKEgNCMQhIhUSRZ1GWTFqCgHGhJKIjQSQxFSVBUGnno1EJBOYY2Yt5KNEkMRUFMVRRow6yEwVDAMprmlQwWqM1FUVRVCUSRJDQMA1FUNRFFIVRJEiUJSFQMJV7jyZA1EVRVDEa1zTQJEg9eQNBWgkEYKhKGA1ZjUJozBoQmBoESgFIUiEFEqgmCkKC1AtFSExQkMQwVA0AgjGTQZtRVFIEwTAqY6byZxRWNgwKQZ6BqAmSCFylnQTmEQpiSpKioNWYXGhJAYy0VlrUUFRVFUVA1FUVRUhUVRDGTcDRWtnK74OdvIOUcoTRJ0MT3O3igqBs6KoqQkKkDsHK1o6885KkqQZKEpjJJTAdMhMEgWozohiEYkQJGoDUZZKYEBnucOtHKQFgkKQkDURVFUVRGgzUWWC0BMUwSDZSBIQkDUQucm3no0UMRr6PzE+v83kG+O0y8+xm0EUWiLOgJhqIsmi0YWKooCzpMdCCkKioGoqBhJIqhIGEqioHpyTWaN4QpgpKoHv7Tz8scjfXunzzYZVMyhIUg1EayLmPf5OSUw2A6GNhagQNWA3ZTbzTThBoZgaA0FENQIGgSaGkESbuefv6tHk4sZtZCYKBhKoqiJBgYSSIsmrAbCIUGQNJm0EUZUIkzUayJaEGRKAUGicw2YdZjZgOhiGYGQRIYxbTLRRCEVNQsAxrlQwkUMQlDUDRUFUVrZOUbODeSKg1EJIJDEbyIdcdifPFnQVQ1EiRBoEYjQRCg0UoIDnUCgihdeJqELejlb0cnvxDdzI7cwkBEDSZOmjl0oGBcJ9zp5/nHu5/OjUczoZRrJsxoqhQOmevEzq5HSEkTLZOmTBpwGnIbuexGBg1EUIKEWTdhGENZDVhNQjZhcwjA0LmGwkkUaBYKiSGoJiiKg1ZjUICGYhQGtGbpgJBiJgaipKIYhKKoqQaIQqiGC1G8OSSGoqBiFzk6XPQ0CiRBqg04jTmGoc99Hmfpec8x3ycrWjNqMHQMKB0zDlCiFEoiLQa65TKCtvCHbn9BefismoTRmEIpjOegc9aCQFyjQWjJozshCoKsmoiaEohgmKoEQmA2GWCiFIDeDWIOtnRCFOSHRjTFEHPqnLYHQ57ItmHeQ1BSDnCas6CIdYDVRSEwbsdTnaTFrIVE50VRVFUVRDGbQTQSEiIwNAkagGEqgchqkoQlMzGZCaGkIQ7c465wnXmI6MhMExlQUSsojEOzpvnzOmcbTXPrknMIRvN6Dt4uvnXWaKghAqGxGzGjViNhEdIlTC5NZsHXHNOgAIDSRRQlSDQNEgahA2BMFZNRk0ANJEgaCNRh0DUQwUmbcDQ2UzOzHo5ZXty+z5j55vCE5ExHS45OtRJDEMQuUYiGJIYhKKoSiaCYJiJCknMIQ1A0aLBpxoLUZ1oC1GWg1vueaEDcZumTNvIlDqiDJsEpySJOUzdNnC6gakxrQTy7GM6Q6Z0mEi1gPVjzJ0eMasxoZXlvATgYRjQNDvmHUz0MOtHOgtZUkFsoUQ1FSEg0DIFaCgqDVz0Nz2azAxEajKwSBagRKUMoTjRooyoMJBFpyOsx6fPBi0mc7jk7Tk7TNRVFUVRVE0UJUDEUwNA0VRVE5SqKkJBgNWUYSqKkDUZtALBvv9I8/wA76HgM9LQ7zo3xcBEayIG8gsRmNEhdI57Qs9FOLvocXvwNIhqjTjqOueayaIM0ZzrAxDEuwQqN2NAdOZOYaiQLRHRxCWRshqEy0VRVDZiEMukzajKplQNYydLnHQwm7KIpi1BIDRVEagrI1A0SaBkM7ASHNoKQYJIkgaLOoxULlDXXmZJCYJgaKoGCqJIaiqKgYiqKoGSsaNVFXQwayVoHNGog3j0H1uPn4nTnqszJG8kWNhzNxl0GLqnI9GDjdRRAenLRtwpHXA29By6xz75yayBFGDpkxbyZuiY1ZN8lMnSOdvRzNYViMsFMVJuchEazaMOosWU1MtURRWUaioGzGrKNRSBMZ1IUhGjNuOd0yYdQUGo0ZaKA0ZhjRJDEKQTAMIxVk1ZDZiNY2nLWozUUwlEUUhVFSEhDA0TBJFETlGomipGEEgRBok0VaHWUy9ex4vV3855dduaZcxoymoRKI2g2jO98ysodDJnaF15Ndt42Z5a6Hn31xGwTPPWKXNFneQLB2uAdDMVoBtD1vKdTkGzMqENJJszvIbrIm+Y5oURznJ1OWjdmGohBKKkGBsoiGrMaswtozpTF35mHcWMoUDZDby0aM6HWA1ZDUaMmgIRhEcloSEDPQM56RzekZWAQzUVRVFUVRUmZipCYKhKI1BUUwTBKdTn3OJ6Y8toCQkh1nR25nQ36/OJrzdY5CBuBwgKmdaTOzqcrv0PPpjlrps4KEVWToQ9cdQ688UNlOpxyds8o68/d4VydsSc89crgcjGjdnRzNRm0AKZmUNZHeZJOpm6aMYdnHtyDrnMWSWKM2ozMTJVEQaiFEohhJot8kdZDeuabM6CASDdgNZtGTpzMb1GTcGdBUGs6jMoGow6ioJsiiSBqzDAasxqIzUVRVFUCINFQNBpzg9GOvY8WemDWNQMgoVQNDUPTKdebo5+nn7DznbR5b1R5Of0vKcLphHfGOucxqI0WghNazkdcg6Z56K6cycxrty6V0wKZevGV1jaGevGimKNLezfhB5Nd+Rk1vixg78jOemAdpzOoc16nI6Jx6PU446BneI3rlG8SLR1yB05vQ58+wea781xORqA1AkMRqyG7KaspszDEW8JoMmjMbM6Gzo1nccreTN00cemkcbyWLB0AHGkxqBsR0uYdLKGhIeZ0uKdTCKImcm3Oi1mCIYRKJIqQkKkBiqKoq9J5r2YPNQWiGkaClM+nj6zn2wpcfUnk10wYbIzHTidjgayMQwGqh3rQc95OnD0dDy7Wg2xzeuDPbPStc9dk4dMJYxg6ZwRvB3M/T5+deXk68SNdU4HWOR1jk70vI7Bz7Y0denHJ04ga3yjsctjllxnejk70nK7BzUM28rAGsoR1wcroBaAkIYGimCYJioGoqiGKkKSkGEtZ0G8xoIyoF1Tg6wMaN8vb5DAJQkiQxnSFENQ5YxbjOaMPSCoqQqKQqhhKYJgmBI6fR5eE+l4uId+eNGHWSqLWU2SLJ135u511540smvN2yYNbOTRZ1k3y7hwumjnpQlLrzyd7nup4xp5UdTlHbOU7+jx5s9GuEd/N0Y4a6+teeOEcrspyDma1xyacB0ydF59UNZ5h25wGgOvKBiGpWyjUOsyNpMzkJ6Ly30DmuB50EBoImCqNWUYDRhNVEkaKKoohc6KkohgNVoyujB1ycTcDdTnd/QeHvciz6A446p570RwunMJCQHXLRrMjUVkNQlMZJBoqiqIYJgaJITKPt8mDUaCgaimA0FUVaK3g3ZjaJ1OeE63JNgG3nHZ8wem82jsezxGXposkbyRrLg6c8w576PNrXU5Wt1zusnG9vI4OsG98uh2xdzwno4wYmuddo5565UMaMu+RRFUMQxDnUZt6Mu8gKBRJGnCdTn1MKGcsZcymWKkGipCoq6nK1kqBEGoYSkKoaipHXPsc9esOXDt0PF7cpy7PA7889k2dPOdOVHE6ZJ55Xtnjg68iN2Y1lTmwShSjUVA3NNxDCVAwhQMRMla6HBYfR5w6PLZ1MAmY62exxbJ1wRvnRmYih1hNBk1rkm7CajRm69E8r7I827BoEumEXGTpjXQxrunDvdTza2WZ1noYPb5jpY6nLx+/nHj1nJ6uGEYyLiXWuaNmNPMLPXmGtdji+rZw10ycMeroeV9HM82fTs897fGdeWI7efejhdMlrn0J1g2QZyhztZUzrRlokRjZjt6fKd/KRVEMVRTBUVRVEiRQuU6b4R6Ljs7GA9OcbOmvPpMY68RxS4NxigTeANZLHSKEhimKoGiqMyFENYNgiUTITDAa6cdmDac3ejnaDXXgjmyMQ6zoWCqCok0EwWtnK6Rz1uJ3yTe4Hz+lMLg6651dV2c8evJ59XKPQZjldGuTjR01vKYtxw6d46ec8xzOpGDpHM7x5neFGwdM4TTzT0a4ek16fF7DOvLquvr+f1MeL6HGPIdeJOY3Yjc9jz69GTnayBpD1+XJ24a5kIoME5GtBerqeT3+r45yqIkqiKKokhgFA1ENRUgkWspVG8sER3sJZ12OB6OB1ceg8HXmlz75ONsMSGTonO6JjUAbjKhDBaATRVkqQlBELQVJXXJhUeds59JM3TJg6hykFxoYRhC0ha6Jx31yery2jjnrlcu5OlzydHz9ROocnWDs+f1Gy417e3gwew83Y9nDzdUh5HTFg328vU9eeGwxjia1xS6HON65JjrnRdPPg79PMLrmJnW8munDqPbzB6TzR2M5OmNBGcmt8Y6dvGnffnTpc46ZzGtUa3lMuw5468DbyyN09q8OfPkSZOhjRVBMExVFUVRVFUWiKIXKTlEokiqOmJM3aOXXno1kTWcYO7w0drlDjUZZMnfmZNZGsmrMNRRDEDoOp05mDtyM9saDPXgbMxsE1vEdNaTth2ebl748L7NnivVzOB1kwduZYk0ZDeDRdfNG85jpc9jntxW1kNGBOlhXrnInXr5vQbOvnHp5mum+fU69OW01346Ln24mcMctdNHmfT0PBn0cQqAaMzkbezg+7B499ey+Xr38xzcYNc94IYy3Y472GOjsxrWA6UJrRh3xrLrlBrOjvwcGgDprjkSFNGTeQEIbMLRRE5RgGzG4hsxqyGgTZzTdmNOI6lzOm+MddcE6GE6PKO+vMnV46OxkHWdGddY82Ooc960devLZwx7Y8PP6XmPNvrgxz6JxugYmMxg7OtHPesHXHTJzxoOd0TJ0wFBp0G98Mno54Tp6vFHvvnx6LhHq6+CPXwwogGsoMRUgsVqDOsqDoxp6GdbkhjPfz6PVnqnDrz7Vme5y6Qmc88Htx5o9V5+oZ9WTHH08TlzuZQR0OcdPX4tnXLsx28/JfRnzB1598nI78wzAZ3gLezjekOGmKQ104aPR28TXs82OoRiDtx0OdhyTqcNd8nE6xxfRxXOd4CEzMVBVFQNmIUy6jKwGgy6CmM24w6joYToZydXlHXnRm0gujDaOcI9+KZ3zjs8dG4RzgPVrxx0yR0ziFwCQVQWg6vp2ePXTiWO4cs9MGNUdLnGsUEBMhMVAuE1ZRhDWuxwd5QELTsxveRs9Dj33yMDg6d/NL688ZEexh7cjfbz7PTvz+uvIdJMZ2Gc9YyvE08g289HXXnj1efXY8OPdxOB0Y4nfmc31bPK+na8vN9HyHkz1Q9PmTqmzzvbia1bPP088dMZ7HK64MEGs5R0dAuia3dTw73zNc6M9Mh1AN6x1OxxyYecYx2wtzclUEplQqQqKkJAUKoSSqKoqiqLQhKBqM2oHMbMxtxHbfmT0c8oejl6jjvGTljvxPbg0cH2+Q5gjy6Qak9HieJ+i8Xbmefz75nXq4POdeYTA0BoA3GHUYthm1GaihKoYSlDaprVFnOjXo5eksc06OuR53QJpLvy61dMdi8/fZx6ak8+PfwC5+sGwcvJ9HxHKgSQuujfbjHfflwvr4ZYvR4yz6PDmDY9S8HtR4ufu6nzt+yPHx9+TybuZheB37eMPd5M9Tz49XM43v5nk3pDn6uJnpx6nTeQzn0pw7cY6+XrgwUad+g5dvGm/P2DmwoEQQxFUVRVFMCQwlEMQ0E0VITFUSxZYLpgK2Yuujh6sh6M8djjt5h3z0dOL0Mbzoy4TNjqHRTlx6BjPbBi3k+14qOWfRwPX5umzzZ7R5zrkxajNRVFUDRCEaAmCUyujLsHR1TB1Tj2zs3vHUx6dh5vPvhTTE6S9Hn9FcvbyUuHo5jCenp5uq4ePJPRrwp1vJHo1449PPng6647M3p6nlO3GDnIPLRu5J6eVmvT6fnq/Q4cY3jnmIzk3nr1PHrpotdsGA5nbHKPVjiHp5npLngOty0erya5HTXAOlj0GcPI6c3qeft28R6efJXOKJoDUDAMhIVITFUUQwlUDRGozajKq5tCGhEkN5TRnJszHXp5k9eeAHXjH1+fj6VeXWIumA745hoEoS1nSpvSed1gcIf/aAAwDAQACAAMAAAAhIU4eOCC+U+ys4iZBPr/11BbXbHamfVAl1im8CYR2rkJt2DQYwUg4xT//AB1y2z9fUUQXa55y8674cTyk41Rc1ZsXEEzdffbQQSBIlukvumtqjpwrTY044dRQzw2IOwcBb3sACc6/dhqSGx9ANgmLCEYc24Zbc/0wyQV79/ZbUU3UavJL3Rea28MWfs/adXfaQaHygighkgl/ulg1UQURUXR2QFmpTHOkSY7vhNgOSLvKx6xCoktmOFLMQCJDMV7/AH18dNlKYmnl9LDNnkU2MNKaBbJd/wBN199J9CDC+CCGKGqCbbRFhRd51fVy6JD4iU+yNi6s66DWeZhTBUGCKm+QOq4s2SyyVHrB33J9OW2qIMibJWjth3xum/IVn9x9JBZ13BDCW+KaSOTzH9x557vTTicz1lPhr/3X1xq/ZO/svhNzU+aWGmm+ae+Ws4kmFrjLX3Z840IttRFh1NJb2V9Flq+553V991oVX/7/ACrjsuq49642QUc6w3nGnCEU1yakHyxqRm/WyR9y+aquuaXsovuljIFcjmdWz5xWrp/n9wzTaZdx42w/90KsqR88ffefZQVw1rgpswr5zz9fbUR+/mAjkOJB2dwNHjBbZ3320yhjmF7x5I73cEnmiVhEnlQdY65Vsu4+Wf6V+a27/wDmtiR3Yk0MEVmR2WyMH8v+r8NINNGkW1kce75jwQQQatA7RfOvth4KOmWpZhdH1FA8MeBb6LBQKoq0kTkGYzsNqqal31muv8NjbI7qn8MVEXkWixAVX89Mu8MMP+kklGXf9pASiDIaMH2UaAtUC2O3toJCn9/RLLhgndKZ6LSp7K4t4J6Y5en4TjrV9uW9PEWxaQgffVWFV2W0XuVWtfa/6sN+cPFH3k0W9aqTTCYI5tE0IqyeOOF2/wBbXDzhubkHnAreqyC+aaymuG8xE1xOgM4uCayd/wCzqmxmCsz4+ZWafYXaGVcz96yw/wCOfuHFnVhfZKpSAJL4rtNIwAjDxWMOLOm5IpoXJflERUl4aY7aAIySH8dk7ITk+FDBToXWvXp0MTe+Nkf0F2kH2KpX/wDuf/fD3zV9lZBdhmqKIYYkwY08EKE0oCJZbRZPmiGo/wAMhLLWcwDchcmeQQdUSnKOEK7PjQtT2j8x6/w5qDz41YV3QX64/gfc26wx029zzUZabe99ltrhKJIorwhCHx6zBUCv8+x+zh5+osNRYD767qFBHkDJCUs48OR2g+JY3Us+/S3DLpww164/w070/wA9sM4Mt+ete+0l0W1EWcfKL/pqZ8dYiTelGuAVRMgePtsFv2HC3AJH5e4W6PNN2g7Q7Vhtve6fPPgJkte9FhEEMdOc9vM9edunuPf8NMUvf/lUXEF1Vmcu+drJONcICBstNn91ZL7+f8jZ8Aa5CJ1Ghs9+Kn/c9HIWLyrZZROM+Y2KEs8c9akUsc/P9msGOvNNOOeMZ8U1eEVX0EGVWUVusnUVsF86KCc9/wDn5j6Y/CDUtm4zpjN8YvnsZzbWE849p1tBzXiaIdjVH3hA8oG1/wD/APclGml1/wB5HzbTzXZhN5FptRNZBJZJJlVZhdR7esMlH5//AKZN7cLPL1N5RGbxvPW2bvIiOwewWClGQpgAilrbBf3TDOntPf8A892Ukmml20WsNNEkWVknGl0lmGVG3lmF2kF0FEqpijDFEmUHxasW53oQ7oTalILpaoLrpr4Lxc40sMWvvDZHuDCEyNPupjQOPnVmXVVU0Ek9MU2VkkU386fFk2HUHm1k0nUFVWmrrD3s+lV19YpV2UD3fRVFzX0Pys1k0KrbTVVWA/Wsf+qP4JHYAJ4f7zW8uUlGlm2GWVVMkHF2lmePz9sK1P2tUkXVXmXX1G2KSoKRH8fsl29tCgIlFfPeagUOmjwCYLKR/aFr0PmUufy/ILlGS0DPplXMd1Wkn1VkmGXc3mmnVX99f+tF+/esNG0XVeXM2En4g6AAKLyANvOxRJmGmfgZSLkPnwqpiAkdSCSlH1x1sShI9jIHyzVqBZmfcFWm1U1WmGFV01G1v/8A7BPRHgbfnp5ZR5bTb35dC2QobnxCGY8gEAa7KTQ+kIdXLT4mtTjtDbDOOX24Pc8cs64Q+4gDRiMbjsZ1xZZ5F1Vdl5Brb/8A3x226Rw85/0acYcWy6z93TW6h0VeXbrqoqKzM4LRnNFCBNqINn14ThsDCZMsgRlLuIsyyxAAAkksV6+HCbcQVQXUUXfS7xy1634abM92bWcUTRRf819mo+zfRd+59fZnhsJbDj3ppwAMOGMIEWeEliE3yJLBrP8AoOrHpNdIjI6L4uXegHzkX3kHVk2kqbvdMOesOfdvfVml1330d4ZYb68M/Nto8++HeYd5zwjrEn5u5ASRQBArpy4Xvtu0jrAvu8PaU1FPDRaYLZH+k1wH0lEHUm0XOd8f9vvus++fe3GkVGGs9Nebobses5/6Gk03UF8Yjih7gg9NjQzarrYgwB9Pvcd/jzpaTmfe1n/MwgLhLj+nH0VXwEUW2u0P/wDqDj/jnvfzP7Wr11l/zzLGjP73znXP9JB1J5J2q+Ykxd5Jp5GoCGGiYg2LllN5DvDsvrjlNJp3DkKq0GhPUtFsdBB5N1Hnbz2/jD7jHb/DbDXLmkVJXqjX/LbnXj/FhZBTRVNESasMxb2B7/tvMqq3JfjJpxpNRhNrJhBxxlhTuUO+aqEv7JfntxJ/vTHrbLf/ACx00101zyit2+9QVz575285/wAMXEVlHEs/FWg5LxbOOnDBdvjeLXMaZb6K48nW2VkEHUH20UMJRQKIIz/2/VjHNNuusuSssNqK++8e/wD/AJ+4YRTcy5988/8Ac+/02WHmGUWm3X4LhY788Aa7QafqnlUUXkW77+M2kEEEVG1kG16CCocJYYItcxooTB0XXwbPfcNu9t/+uWFG3E0dfMfP8XGWE/lGXGXHm1nGVV+qcqMGTtEADTeLZ4dVGvsJfP8A95JRtFd9JV9OsuHdpMwuproLl2+6iYEY/rfDjP8AQXbbefRo2yxx7z8/SbQTUWXSdWRVQQWTZ4nEI/h4/wDULiUpjtRV9Y7r+tPNttkls+NOmWoydvj8s2gA+4qge02JyuV+sKPP33EkWXvu+Nscv9MnfVEWEHHEnVHXlGHVc2kYb7gsfQNuVD5NOZNkasoM55M5f89EMbevvk5lU5hSivAw0tfmftbIsMf6ocNEXkHWn2dI8+fuP/U12Vk2kG2H3Ef8udfWmFnFkmV329efNcnORLrucIJ6ACpYu8fNQKtf2Vpv2wf+zuF3hR39h/mu8mb6YscPEXE33lsMMMMd/PMsNcX0m3V03M/KL6XFV1/M+nlyCTF1lwgz2CanP9QAADQgvtNstcutErTt6CMcmzbzMGJT9EkWWf8A+WW/zHh9Bdlrrb7zjHL77j7NJpNFlxjvbmi9lNlJl9p4AkE4UQGCSGqelbOgIwg8grrvP/PrhZC8v0u4nd3BUq0wrRNZDVAxQi6KjZJJZBxbbbHX6UmnjnbHbthddh7lxwNtthZ1BZF6ScGaPVi++KOlRVT8bHzmehuzvH3ZwGA/tuy3q2LBqgGxTpcgSURFCqunPlFtHb/XrP8AlhLuIPNWvu596ceVaQMKEBADJAP54WJFNJjluBJPVYXTRbV26/LDp1124cnkX6PiTC6K3UZGQqX1UcJfe9XXSdXMb1561875lKGvm/sLKi106cUTZQHOPMnsJ/4FphnuJPtrsAISybkWztUc0jCCJr/7cBoLwHoGExk1m/5yQSvZzz+xwZbV5qLEhkm19+w4lKHux3lALu3+914WbCa9y6+o8jNtul7nLKquksKXewpUXT8wvMLNNG3xehlNWnsEuPTJ8TTAZVZ/ySmgpmT7ylJLEm+WYSM4gkFJ1KGEIm5s61fZpsmaHJ0+bdHsjkv6mEsintrtiHqJx7CPIhOBK0wWfrO6fjrpjtiXT21FWaf0igRS31YVYMsIg4xWaVRQy+iBFGEH7w99xmmonQssuhirSSniooqmivpnjoOJqgb3RfXMvAKGM9RYvvU3cusOAPPAgHjda0WLHG71KAaSScQSbdXWZSYaV69opvssp2xYraaecZhtqmloUlgkirhliu7tnqMEKEZ5nTWXOFti3QTktKR/yQMxsfNx399w4C7Pm5S4j6fVQVafcRSXTVfQYYyn9942xy88yQXUWaHpunBmR4jptmjsunrvqnHbSbcz99c58/ZVAjgNFd81a/uDeWU1aZSeamIO94jRB8UYVaZQRdfUWSSbbbVQ+x9z5265/SfbfbUCDhHsgFuhmnmoGNCBEI8xSS5469+5x2ersjJSl821Qpq6ASgYmny0Twi8XghqdObTeXYbTRWdfQVYRRWaR2xzfaZ++fcVZYaDDNtqkDFECBIMW9z220y4TTz/AMPssEXyK6R1sMN990FMuVSHaqLxLw9jymGoKaCe0kX2kHH0W2EX0nGHn11EEEH3mkkGmXlmwRroaBzn2vce+7M1EMPtqZioNckOjU3EYqxUMes+Pc8Wk84q4hgCzXzohsFeZbSuWUU21GFUEEnnGk3U1H120HU1nlEE1M2HRg6pLyVFOM+eE/s/9cP/ALvTDDLrPpoEA2ul7HLzTeoCA8MJW78A0Tvb+J39Cu28XP59dBf1tpRBxxxxBxpxx115pddxNVpFUk0kSw0dJ7zJdoV/vLvv7rDbvTjHDBFwCWkkhHTf+cd373QBzd0s4uZ/axkt/ugmr3Tt5pxvNZ9IA9NNtphNxx9Z5FNB9VJAYYwU8EUUTr7F1BAfz9jDLrjvBHvl9tNx+GukA3rzyc2ZlpPI7AH3AJlWPbkWReEeDDnRhjixFDNlI4Jh9V1BsMZpIZpRIwwkYAgEQ0NXXnv9Jx55fXXPLDfX51p5Yt5YqqaMoe3MW4ntb35dvnX3LgL1eTSH6kXiT1F9xjg9RNVfpwxhF5EXz2Mm2FBNxc8AMEEgY0nvnHXXLzTDbbjXrHnXtDF5hBRQquK6h4mwYjlnuP8AOub3Uv3Kf8yF8C/RZaeWZ2vw6szRXPS6wSH0y8+xDZZPfKJNLIHWJLLX706wz4688x//ANvNPPbE1bWA3Cj7Y4bZqrK5NFdAAI7hnfUgE7uILSJfUFknHeab69zCGUkEkr8N9MVEl3GDwwiACDxwxhFt9f8AXP3fzvPD/wD7zx046QFObkoNBCmBsssqutkFXb5+ujyVUSgzyQBGIj8QQVfN2usoikTcWeZUnfzHIXNKFANOLDNOMPGEG9y+6w1+x4w4yw0+x625IJPQOD0xa/5GEChvrqmEQf8A/wDd5FdpTRhfXfDTBxXr7EPWayzyh4dB/PnErVR15A0AswwMskA4gs1XnfD3brDzrD7fnv8A283wddy+39pZXCfsMPLOKHvKXc3wzzRXBndScf8At1l22EcnMaLJpLZxHE112WVxwERiA31RSCwyihzSQ1fJ2jx0MNddNNu8OV/fNP8Ajn5sVC9tgQgYEwkckQpFTXf3rtN9tB1ddPsnbD2XRpTr2SWrmhB0t9RUAAUYFxFxks8MM0g04o97ZcUYfTTPDTXH/PDqPvrLTLYIzcd5gl8AlJUosA597fjTd1V95ltRb7CuCa6n/jnDPPbzdtBQ9JtRo8JlVx8dMoRVA4c9Ikw2++4bX73XbDPrzHDrrTDLLv7Zx5TB7AkAokIQJt195ZBNVFNBt5R1Tm2aCSamkrmXvvHTdlVNNcEI0cRB1wMQI4wxhTfDrN/07icZP7P7X7zLzHrT77njHH3PN5gLNEMJ9QcBldN9NzD73j33tifNaquWCmPrRJC+7DwzR5R111tktwdFZQYoshpR7P8A774S9t4Eg47+2xy+9zx4+5863zy5ywwXybXy71U0fyxz1y34/t8yw2ymwa2pq8vs31LHur6gw9//AHWmmFi1cA0GgDBSTn/vN/mxGEkeyb9NM+PMPPfsu/30n+s8Oe+OIQ7WIf8APfuvbvXjX/vfDCD72vL5zCavPK3/ABU/j28579xQaWQabSfTfUYfNKGOTJ84yuIFRCT2+w+372279/038w3+w9671/zZ24XfdxSJaw11y/7wyyyyo50233X4sj515/z/AMLf+9fuOWm0WHnUFnX01RiF1xFof9/aM99N+suNesc/ftc9ftf/ALzTjTDrLbvd1JQwgg0E8f7TDL7DHXDDnPx551dxv/fXDTPf/wD34k/+5Ye25qeTHccXCCUT78+9x58x141143/8zw7+3527y1//APMMfOMeNMXAW1lWXyhj/MdcO9sG0d9V02lFVVFV11sEOMMsMvPnMl/GtMOvm0VmUk3k+d8u+O889OWuMNus+/8AfPL/AN73+72w4y5/8y7U1eRfRcex+aPF+x5TY9efaYfWSXVXZYVZcRdQT2+//wDP8EBl/wBV1FZ55VXznrD3f7zyKPfNNgkxjnzXHHj3fPnjTHHPXLPvnhxVrfXX3TtNPr/TKu8FZVFhZRNxhJFBlZ1RVd55XjLdLR1J1VNJFpoxNrDTfjjLLbXLeXZZdFhPPzDtl3P7jtrTTpjzT7zvbFNzjJhlFFlx413XM4/qX/7dBp199V91RxZBtNJlt911NRFVRFFhvLDDrbrb33XDH/jJNhbJ5splzvnfNlv/AO+0RWa48Yf24xxT/wAuRS2X2BDjxXddFONdn8OEEFUVH3mkEnGXkkV02WP1lEUnm2NuMscNPPO+tteO3uev2nnPEkMN8+sUcf8AfdZBIp/hRBNDDtPjZ8wUM6EcaE1C3ZIVhlROLV1plJlBBV5tdF9xT3VNNZp9h5HBX7PL/n7T3jbzHHrloCKXbznnnvvfvLUrTzH/AO90/wAX2zcPP9/1lhTATLpzht/C12GkHVEYUv2E3FVUEX3GU1fs1tW0GX2WlnXml13vHO/E1m0E+flb4xak/vPftffs8estu9t9t991WVeP8smUGgSBQBRyCgodUmnTPnnULa2FHmEUUkWgEFMEcu2XX1lUmlEn0EWG3lXVXU0lut0qLJpb0nsH2cdeNtdvcVGa/wD3BlZXxZRZVltQ8pBp1ZE1V9okq8Bt5l+x9hNNt1p9AtpVV3vFlVBlVp99ptdVxtt1hxl9rnjBMqKqaRF/jfzhNjsJNU1xwvR3DDTz5dVVFxdVBf8AcfaacaJMEc3BDVZWacbccdTQRUlQYXWdcVedZZfRVcYZ7VTd+TdZ0zx54Ylq2GrEeYw15+6mOZScUbIPTW9516dfVTYSGWYTKdXaZRZVfYYSVXQUdYXdTYTdeYroXbZ6cdVaXcYVZWcw8SeeQfTSXQw+8FINJmLoKdMcPNURR/VeYSTUS0kb0RaCbaYZJVQdSYbccbZZXXedYdefc/Y5TacffdyyXWWbe0Yd78ttux212zTYceYcdXeS26VVVIYQJXEaUfZQUy4UTRczwysXUYeYTRKYaDTZTbfSTbRdYRWZdbWSffbfWaUccSfddcXSWV3w5AHFvm130t5zx3ZQXAFS1852dVRAIVVU2a2z72902fx3XfVTccWQ6bUBQdfUefbffSecXVbdbVeVZdXg+xyQAKq9kiTInAHIFLALyz34xw64412063YfU0+26/8AEVm0+8+PMN8dsc/nc/W2mkEXd3sf/kG0E1FXnWiWfAMOOxF00n0mepLJr5LuWWG3TzSGoahAQEfc9alleNMN8PFDHNMus9e/OPNO9cMeHVvlnlWkH0UVHWWkkG0EGmVX2lGGFGH1gT/vPe6OnvFE/wDav/CSQgUwwQkQ0MgQccIkY8AYO7PvvNuYdR9+gZPTRB1bfpVFdR5tFhFJ9Zl9llBFRRxxht1hJJpNlRlpZd7DrJNBJTf/AIy82+zZ1vFHJKoopODFEODMIOEPLCsAALr/AClXHH2hibuxzQyhd1kEnFG00wx2mlH11EfO8eM4DS/iLE2FeJeMCau7qxgAaZ/9tOtX27r477r5qo47b+tohLOuTyBQwgTAx3WhGGFF0rZL+a66Qs0XH32WGcuvNkHllg9cZo+sYRABHgPe/v8AhU4qdkQWiW3rBH9t9V52xXzpZpRVRVHXrjv3DnzjDv8A5352UVXFBitmgutPgvqtUW+y34HPNIODR1OOMrw+z7kK9/48/wBsu9d6JBqywf8AH/nT99919VRVtVldZ9z5hBl1Jx999Fzvrf8A2z7y12SEPtiuKKDBANWZLVZSCrr6nEPFWAEADhBBs+AD+73w86zbiyqDDHFk46b3eSfbdeUefbYcb73/APUk0nkUlmWVNdP916Mef9kxDE4B1kkusMOtdMcPcwRRQjAgmjQSBRjpBj0TD/zistoLTyDtvG8eu/PVmUHFmWXGHFgEVWkXVFl1XUPOetvO/wDnmnOtdRxhocc8sQR9NgMhtNAkZMMEtU0cdl/L3bz/AHy8yCGF8AMCOPKECCP1vvyxYQbca4gqvmniljUZRQQz/f8Audd/ss96+ApcvtvsHbGEA0/oU/mByBQCBShTgQUG08/c+Mss/wAeKIwAElABFMbgwgai6m7Uq26+G6qISiTsEI8uvZdhFzqy7rf7G+Rj2tIYphgIa22HHD1ookyWnnG+uiczn3fjj39XX7nfbLUBTHE77XnzT36qTPS/iFzakYAQsgckQ0Y6KOCqnf8A++rMJArgxz/1RIFxSec4jk36+538y563xpork9yiLGPu9kgy9w661yy7Apo5HBOKv4nLMMO21+XYHFBMGu86708638UGee8+9PAIEGJBE+z6o2XTzgUuJDLCCDKCKJpguuqFvqiprELHLimXdd68mKNEtuDJDNv0zeb80/8A+3jTBzpYP/X13O/+ctEkW0Wi9Pf8Hziy/Ubzz1kDUlEqnPM8McctsNf4CWQpCYLe2n2Oe8kXNZKW6AiCrogu8dD/ACgAAsI8sgqOTJJBtRVZ1pZtphdCWyq68BRr9AwTAAa+Eal2imCVtT3TjT/3XE8XB0M+GiKavRV9hldFZCaFbaQUkgmXbj7xY7PfrTnfH7Ltx9FZB5t5Z+/uiS6uq2OesoYUZ5/fP29Tg00gSmEdVRCiau6mhB/M2DrkAyqa6GuWPf8A7jon32kuNEFHay7w635/1/3bzd2edeffZcRfWMeKxQabBaTTU+HGiOKZfa6RE9WteaZecJQuGFwJDGifPBq1g7jlnntgnhkbELUdHDfQeODRwU34/wAPsNoqgWQy8+8N3Gkl0330GpoLWk0GUl1NP50BiJXn01VGcQmnioADgCzIxBgaSyzCAjOPNSwxO6WByKiy03FUUnxCh7bR3TQwCiHnOk+bCi47efdPN9OscK/5s+131XH0DD2X1Ok/PbLYL5qb6MtbxAgqgD1xCToppKXr9FfC+21trj2y45ogACBrrL4IuxrTjMzW1euN8XOps+9s7OdGevL/AHjMokI2OOF1BVjxrPiaOaO6Wy+va+e8B37jXnWxtKe5OmBmAoALbJsIUeU4JJw1GnGjf598NoXrbx7rLHIQX37T7+Lrzbh9B5X3n04ETTJd19Ahpl/EaCmO6mnySvnwsQdbrS35MDavxkW85vP8TnkmUAyg5QthYd7JNV91ZtfTFpvsBHqllbrDbThxRIf/ADbZZzXKVNXdLJRh5logjxNI3Wgd1s189ey1ZZnXjCr0x0+wxybz2l55sCFaTMAdJExHf1yYXOQg636shS1zrLoBDE7xDnOhdcIOL0w/aUaRPkFPDOjqiX9SrxpFIfZFK1RUHW315VUaWv8AeBtpbOceYdP97ZzKqYIYK6ta4ik523HY+vpW1RZds/tbaxulfIr5s+RBDRKlNGuOk2hURzvs2uv+G/smF9uMkslPUWVHFFm/XNuOZ2EFWsOfOm8d9s9edKt+Ouqdv5dapo++IGVeTyyCEmrHO5SVzZJhboosvo+sNNM99tN//tNN+aIMcl+5K10aHM/Pd1m/+c+kcFFMddPuur9NMPsLL5ro64uqM9K+M8ed6Z5s8vcvfPNcseO5P8c6Pb8c2/8Abn/jHnXSbOv/AKw139x22XtlpTzTUf2RXcXe6y2aV248wx+55+ggnnisnurry82n04gw+q2+njqy/wB9NuqaPteOYZau/PH/APPrTjDPDfjnT/7PB3nvzzrnyrTznexA/dx1FXDJl3df/wByyrk646nujtklorgsiugusjs8wsx0/wDNfdv+MM6fuOubvOfL3zP/AN3/AF77xx8/w39/SwaQ13260cus4bujS0y0eRz4SQaca4z5vMom8+vqWosy00762ykzzxmnj3y44x9x9yzx/wCOd1d67vo+egcEcuf+f+v0t9P+Pfsf+fPdc+v9s8vfVR0E1nllfU9PuMdrP5uc9sLJcPKfIM/+sep69KZKIp5+due9/sP/ALrH7H3SS77/AFxz9wU/wxyw918Tw69182x754x4215992z8+eWQTax6706trjy2x26BOjqqvu9+268rqptvugvkomnn6xz26/5yz38y8u+s+y4R0+S3z1w4w/8AONVtcNuscvstcvPt9981k7eU02EMMuoT5YK5KIZr6mI5a5b0WG26KpYbapLYa5IYas58cM9+uMuOtMM//vPc/ve2WfPc+cHukdOOuFf98O//AD/LnF/jf0H1wU+SnOeGS6uuOKvKni2CKeqbV/zjf2mm2mmCaqyCOSGOmDPT33Xz3fLbPn3zX7Hvl1lfjrppB99DbflzHXBvHrDj/LrnNZrs5yCOiW+KqeGeb7rrHeyqCyO6DXXW2W2meqe6+iimGyC6Le/L3nHHv7z/AI5TOPT6+8Zy4/z/AMvnPd2HFFvmPef/AHfjHxptFVDAF8C+yqCm6KKG6DDP77LWe266yu+am3uuO+KkSGK2iK6mKH/X73D77XX/AL8xd4y+6/8A/PPPMsc/OOUFO8GnEmMvMlnOd0/7454raB5aqJPs8ceNjZ5e/wCSOmiCIysCSmDjG+n2yiqvbWqiHzHnPTvzn7LXjf7DXr3T9PzLzTvDn79hNNP9rdazpFVWL9S577nX7jXuamnz3P32L/2ujTz7eGmSyKyWuf8Ammv4Azjhr22ir8h0n7473062w8601/0y7/c09576x3Txbbb/AEEHUP3MMdo7q+9ft/8APj7j71J8fyYi+nWOvDPrAEyqWW+2yaemBWfbvPXLGqGvyyz37j3vD7PTXj3nXyTbhR9P/wC72UfV03QYcXXaR761n2/4x51++wwwqLlhMdSSL1hmmg02wPJ13+45+hsBDq1V6y0555vww0t0R620+3+90z755x51z4SbQ66xcRZRUWbWfRc1lsvmk854p9his686Ebsze4u+BOovrl6066532om91wMo03hh8287zs29z/8A9vdd9dMsMeGNefMceIcXFG3letMEEl2lEl2nydv+d/tdvL9ZJpDacBmU0e/KZ9N+IqbJ+fNp6/OfZI6ZYJ9urdrc9PdvvudnsNueesOptnveN/8AJTfr159Fd5xlxpRV9pN5Rc6a/nT/AFw058gsLGqluUfytp75/wCKZ6Yp/cppaeP8qrbqZb3dstvONPm+OsoTEMt98YbJLaec+FkE9MFmEFFnOWFmGl03FXUkmxZcsfNd+s9vJLctrg3W0kHd0t5qaId/jPdct8vtuOcpKIMMt8c9dMMc9XjaJrqacsvOpb+tv5dfcMm0kWmWVWnlHlFW31UFH1HYiyIu9d8eIpK7nFU1/NuO6LbKa6J5rM9P6vNs+8+air83mkFN9Ps8el9rrIqLu9rLaOd8H3UGE3X3UE21nFnHnEU23W2ECpSwihe8/sxGjJLQiXFk1dOOr7J+sqQBt/sNPutMecKoYNWHFst/2meedMG2k3MrpLI5p5Mflu/+89WHnnkFU0kU1UEDwlxDx08/ofvvtd7BSC20k1FnXdct9bJsO6747fsvedddfOdeXUUmPP3330kGN8nlX28tLbJ76J+9lc8OPc3UGVE20lEmFDBy3WEUsOsOIJ9b+dITRGm2G3FFDqf/APO6bj3jjD2GywTLTTPO4F3hxppR1R9FL+xxt1NvTZR3LqvXiD3fLT71hZ5MVdhdNYgOSghVT7/vbmaq3jn6QgRxJ00Z0GGGnmun2S2qyya6Ug677PnjGYL8lpRxz9p1kA99JFXfreSrHv7/AOx7z734ceDMvKECLYUNKCGMKazz65/0k77giNcUWbHOKXdw11irnotnq76h2rrwo65s1992lSSZWQeRZfWU8TX4cVcb30pqk18y7y12x+FMlOKPMINMCGPCNu26nn6izgHKLYWXXUIPWdEsfaCurjqhgu+8yh0/h4mm7y74iXTYTbQZSTTRYcdTRVff76wyqr24627881XOOPACCCIFFDKcBI/77s/RntMQefIzwKEFXT4z0+ZHG+lvpk9llng/ornux5ngFZfVafSRSQbVebP6S31f291kFk16yxk5a//aAAwDAQACAAMAAAAQKqah599VXNlT6CRbxaQdxGMooAnGVVQ4YR9KBrsMJ81S1m3TfpdXoOI0+aeFcq+fTyecsib8VGIaQvpT9OgC3G69sZdhASfDK7wo5dMZYkx9NGZP8cYOTTWzGNGRohQYTOYVZX35bRQQy17hRn7BYECq4IAmE4N2PUEa8Uk4aEaZw6mACyQkXoVdYqX32HX7+9I8c1EUMd8FkDpJy6G7fZQvUixRS8HJ6M8R+4yYn4nNadRgVRjxr1QbP73GyhXfps/QJlKcmIfQzoKuagcLTjExYMP7nLvnjcd+XhZ40lwiDvFlWzCT3h+SchKlNJYXakmG2VBjdlNZUjdAIwRet1Lnso31cJMPtaA2zxRlRSkbGBAlZ8qHzr5O2/zrnP3D1T12p9Io44LrjZVRfIMFclVvph+oK4KxwboBiP3uzLHU1BEOi1UtQVZjgkNZu+t15imR+6yvpMMCCCtr2RJqkLNWMdTHD3aDRpF3YkIoeTb7rPZyC4McbhHpmhQK3sWN++lgi54Q+Be0N7+Pj2aCYpJ4uTeE6sX5mw189oJJ2sA4cH/jPj19Yrpae43LDlbDXp9okwW7+/3DDVdmSYSjhP8A7QPsxBbCxwDDGsTecrfXTGbf0zUA5KlN86NiyXpHC7sppt4+Hgsa7HuaZ2dfuiQWuZf513tQ9ye6dd6q+7C14VZZWhEB52e2VRhM8EOdOvgQFXvcCLbkvVlrM6izwhkounl6fTlm/pqVFZtXyVDQ7It8wts4qwVKOMzp/e9nir84cbS+/eZ+8UY/qiMn2RdJ2LP/AFWnAWl0PJm9kaoSdFIf3XMPwWaka4F8EXWxH/eEJWQXyn0ZBTbYfxwA2NE5SOZ99s/u+2evmHRFT2kEetTmTIKZgVIxp+gTauUXSBNCA5gALiJ332yGQGo4SkQ/rIXMsLJOeT/b+hPj4DOfcmp3+1+0ZNNABi4ddOt994//ABdJV775L7Lh6q27A15KMKMUs4hhs+725RDptdkL+eBpP2cO5F8xKbHKDY8OuTdL1f7a+Gnk4sa8p5iZmlj+tZ2lrzfXDrI8zRh0Z/D7vXNQw+qemFtfssuy2Cq2OWpqKgLDnBxoGhHNu/jStV5Rc9q3UldAswOlgmAsgU7DuNtarpfaKpOj2qYSbVPLdVJo/DRZj/8A9zw77EMnqlCFV0/oScfx5r3Yu/63AQNK2a9p5y73cLr843XdeWPgIsJOBKWrSlREnsPzg6w4vIhsLbvsFBKPaUe8aSaRYGZ2x9z01aWKNbluHP27g/RYBF+Yr1qfRzaZoogpme1X70r+soCSUlSDlzyP/MFJP/fOyAxNDPWIkka8WkOjkBMFfayV4z9VTQU8zb+6xbWRaOAhrKFPGVdJDNTKo8OIRWpp42H2ed1RJyyRq33ycoeWB0x/sdamz4CPGATK79VJltQe4mNq/QDP3a8ZaUXW62alxdJ2QbONILDkklAKqnqCkLfmpXACPwA5weUNIYZ+/wA2ok/rXyST36tht+53dtuDjoKyerncEODgxmS4wBwsMrtNGMeefONPvkmiA1wSzGAC7ebaizBKbZiN2j/8bS9jJdG2UJL2ZcW5xqhAqQwbZ22f3BsR3xVVvPgrnl1JcrI7EfzwjHPvFcvN6Nc9tsV21VDIbJr5oo646rbYjiyZ7503gw4tCRQ6HyeWCaQViioOQq2n32tutvJICGHkoPj5WEg26EP927P1FsVAnresFrNecu+TuUkFUbq5TEAI5c44YKK8lUw5Lr68ZZs2dzRrp9WI2afsQsI3OygpGJiLZG1+4BfvM3eFlahSR5vomrHl18SAm6ZlEH/tv8t/wnGqa5hBvDhW61Iz7p8k1n2SYJrVhizp/Vs8XxflsssFEZvshOCaAkusVbTxa6P1zl0fIJOyRTlfTZjpe5Rpj8UW12E9Puu6ihob55RxQAw6zAyjzoZg0fEJRCYUnSI19vjL19WLku8hSi7jnPAJQtVKTiPlcjt991i3plMpS2YsQuNEYXjNE90UH13vn+sxQJrpBxzhYBaSswyUKbIpEruPOj4FOz3YTLkPkklYQPmXEFM3WDppZfjP7TOmF06wPxDI2kNy+VeAd/XP2n5nY/VWU/mFvN/GTJBTDBQjwj5SywQQdY5x37M+M/UgSujIixL2P8Ox0rwCYj8iPV1tGGJHLP6zNURsEA2/pHc7GSDy+imKEyphoyVHd38fIcdg6BAgiiyTaqvzhr5u2EFl0c/NCA083Wgu9fzqnnPDdbNT6nsc5x54YZv/AEIpz+CpDTyiaEriG4OdSNseu6QUJCJoZRd53ePPClxy6iAMk8Aoo8STFRBhdHu+wIgRphPdUhnLVApW/wCEkT7rfN3sj+2Hf4dEwVINAoH2vGZmteKJCIoRwUl3SCR8ZFfWc96ixnnFnmvqsCBBMHEDgqQVcf0+0yGCCbWfqQEbdVTlsubcGFiUOKc7uZx07wcydgoJRcmUwIFYBiTxmEuQ+HGk6C4SZQQAW4ljDnAEK/nkjDCJnmjKQBudZ/8AfdaNUn3U3OfxXnFS5plEISQHdRhuSCk8GW/5LuD5PuemCa1TlEmmWJBKVBRRNwWoONo0kMbZZyCC4PaLZ4LiAQopQgSXuCW8bdPPuumksdySRHtXwJfUJyrtFkuMLiN6Fkw1oOzDx31zNbwvm3HWBISOexT7vMFmOc7vdfSTgAwBg547LYyxjzxtejzSrTs+v/8Arf8A+z+WKOCFZ8pGo4fgvIZssBNEpRzQP0ks16dtxdQdO3eeVQREuM9/gPLaz0laN5KkpriuqZNoq7y2IJGMDOBNvlBciwom4nuzx4TV76Ho0HEOhdRCQRy/3UyZQ+/zVpuGWekuyzVZXNZRfadYscSlOxPOQc0i1hu/WPGhxZGEtthDEICPjqtk4ZyzY768UVCW1bQV2qEHJcOtpEqZ0fmt7B/jxon8fAjb03qz65SdMbYQSaQSq3pFabzED1iAKQ6rfQ1PMnPKBLJKqpoxdLfoxw1ZVn69aISLLUZR5nvKEFLDAMsPkd76a8tcyFh0rTG8PCDR302zxTdy70+Firp8IttE2jNfQr2H7Av4sJKNVNFp5tVcSnyyT1z68yU5KeBoaaU6ntqlvhFjHhXaZ9haueus0DJXzSUPdDQGGeF901eZLV+oklze4jRcv/VVFCJsxfeZS/ecLDsmPCXca9g8x920wQUQRFqubWbvrKNHKNjAYMAFJNOHkupgq7xUc38QNZLi1AIey94vFUfbvjTrPyaiwZuPO7Y0iNSEDezxhrJviFDfZwzx/wC9c8P9cPR7kFiK7TynWGrAijI/4iwNUUSji+ATskPXF055qaaKU39WlWU9jHRXnhNeoG3i/ujvb7ecdle8/cg6xrLWWE4e9U01MPvOveHEUUb4aTjCEnoABCDgwyv6bMuN7wbBA62buge7q7Mr2m318f8Ax+zS+3POmtjv4fOJorF5fZwTJ7nZgCOpw5VnjxdhYyQltV7nrNJ1lmUa6Xu2EAEYcoYgwa84zkw89hu6GgpGV5FoQL45bH+0LJMx8c+/aGOIpZyMwfcgiwlPd5pU8z5p6rDD7Z8Qr/12iP0ELT7BUCGW/wA68y6a+zkWzNYfY9aRpEIGyRoLigI+dRngJTWyvhQt441qZ/rW8Chi/TDT3SES0xovmDQHSzz5832zDgex/l+f2FZx+QWZHs5719SLeFyzeNAH66IvtNozTyHNGbGU3Fu51Nf4A8pk3yWBM/jpfupZldUFvBKctoIayIx1AOg93w78N333nt4VDPcR962avaEdWRBaJacCKoVO54LiGmA30XvMFK5aOBSbGrUvIZusCehT3kMjmLoQgmYt9cfdptC7wFTy+M+UZbM0JAvRkbQTiNTq4wYdQXlUQ4rBqv6nkgiemmOOdBQjvNu80dkuTxde5eSejUCTP9Lv+yEB5+DKGqqe3Dz8M6KPeEjuAU/WacdbzZMi14tuf06/8sXIkrSchttoLuJurmgqgnCJKW76VDll2/8AjI1XtL1nTmoct0V4gw5JUPMQmsBTPDogAe+ChS2m3X1myuqkU0skixCJppOMGo18BipllxpbDnTALZ4bYI68BiRLVf0Q6iPNcfKCBuRbEspOcZwiVHyPSigaSrPzL3u1XXZ0II5aIC7jrPGj3HEt7Mvtv/OuuOCzjBjeUXktnzYBihIoZDAQ7ZRlDTigp+3NXHdUwMU7jge1Zgg55IolxePOk5+aG0vqPkQWh7PqoZxk2UERcVk0Fc+OfsMvLawQxzixdfFdGXpSkDCwTYsfduXr5RT6aocf6OabFVdTVBVma5sMQRQQk5w8cPB/j7yAR0831VtILHG11lnDUQgiUndcdn2hZ4WRRxTocNMFnmevfPe2GQR2RXl47yzL4rIe7yQcmOgcCE1P/A5hBr09ihxORAiRnKEgCBBtmEn0Pc3kDgAW/YBAvESk0iHijiTySSCrP+2/hN8TRI4nreGtKH2KccEsLKRakghY8wBMMMM3lHNmP/rgR+XMK9VQ4rPeim/eXUTn4qbZzxhhJogTLTy1xSwDBgziD7xpPsmGy/rBr0lG8xHF0AKp6L47ZJaLjGGvV4+guvUkxKJ+zkw8K0FfchYYM5WbD0t9PH3FYDpbhIzq77igbJDCASSDSkzgHAQtNM/Bc+TTRHPe4/0HlAzgxEC6JYLIiBeFbD5cWXmAIaMVx1obgunP7tRiVFKMBpwtNfFbYpwrLpscJLpLwUCjByxiQhwSCynPc/8ADXdlGgYD7TaNJSMIS4O6UmyEk2qW1GiMi1t7s1v1Pf0JGR8skRVPTdt33MG4tez3ioZ05PYobfGquaYQ5XAABg0ANVx9H/pLnjsKUpRPbDff9M0qGKKeUAY81CGvpUK0ecF28mwVfvtfRP2hMbQxuL3kwlS/DJpeC8TKbJhT4LoSGGdC7wLZUEkwY/x/75xF1J+c8cpgwAR4UOaSW6aWw6Q0aWabxX6+p4uYhMmDLwqCSID9BE5VfuDN0/Rvdg6wdI8Vgucd0izkhyRNtqF8c5QxVh5h/IRJF8GIA0Y8yqCK2iC2K26vog0dj6L79BO3i+yrGUR7PbkSIGC3y47UAxbPg6PyiyQdNtIvHKgIIIFIkO6EYg4MJFFNZtp7d91wiu60wmiyy+CO6W+iSeiIpZo8SbXjBDBp0oLOfjA93bs5vv8AlbHGLHwVU2jr0bv5ASTXaYgtHGNMXopWULdRVYwUc1zWVx2eetltGPjmkntputmjquhgWbRGSWeZCNC/7wLZRRX6CKw12RVVXj35vIrpiOuex/G+BbSZAYr2OCvuvroHBmEfae1cx2dSab2SGijpljnkkmirhnksjiioMDusKKQ58bCN/wCPfdNEPiGNff8AdJQdemyOwImKuzlH68J5Fl5ZLKmQgcAI1di5hZAsNPvLZ7XhpRMO3kZxMEGEe6O6+GQmq0GmeakxQBfyVLvnXb/3bn0wyjbnfh5byO22uQvUcY9wuC4o5phw5e+DcAyp/r/PUCcQNjHBtZdJp5Au4VRlSiHdIi2mOaa3+pAaO+RVaxzOdcv/ACvl6ww+JJ538rDJARMXTMFG2z0/0BFNBMIMOHiml4IONg+3ruhCbEVRGGRZSKeUc/z1Smrv57RAtqprhkqtCFhsmMJErtBYzya281sOKCGcdQYSCLWQc/Mb+0UaSf8ADmQywDRJrYIaWusvvqJIcfUl2mjTZJJby6UpPlxppaIaoLo6bJ4aSiCJLLoCR3zallhTXVxDizyArf8AvXf/AFZm1W5+2zWdiFqvRSNNzJospphqg5m1qtl/wZWHJFgmvuhJj1mR6hvhlpeQTdzWIHQWKMNgulqGoMDNp9GhPpn8SfwWTFww+11r9qA2Zu/4rL86b5qSOGPBkgrsp7rJ0tqz8eQVPpgvqPRDBBvU5hkhuWfdeZYAa+02eefkvjgVc/CcHCot3oVWR6bXeT/s8bhzTUL/AM46fawICXLjyiRyb7aKoKyrrQ6aQ+2nEC1a5YdkVinx5o7aDlmRW0T0SV10FnmQi4K5qIpxYYheAkFpE1BocXWXPj0scfcpzFfyBQQyjTcjaiCCwK5b7b4aIejC6WN4Q1TuZra8LZZbazQR2FTVA1xWGEnGnCJDJZIjxXtItolEX0HJ24TYYOPLPfvtdV0wQe5gwBAxwCwgz6WxAipZyCFpY+oxIsfIgoL0TgDAQlAilVC32lhsQA0GmV1T7zJR5DURTl/ZdNscmoq70Bpa4KumjPe3RDniQ04ZLK0LBxKrDgApAYSLjxATp5ZbjyyzJAYBjhCCDw4EmFXT3jx4ZS7mUnk1wCQgDDz2NHsPd/eNXk/o5WyqzWqAFyGBglRxiaomXEHyopBjTjjwwJ/KQ467a4bbT6ZLxShyiz1nTyLu7achQgjzQAi2XGVAzjhkThj1NsvVKPX0JAAdVETn2uwzGRwAlShBorRTWE3V07qCjgqR/Zoo6gTJANZ0dnqIbRwioShUR+s3dsmVjiuf1hyhdglD8GCQ2HmWu8EYQzESYqj0T5An2wMY6LQSyTjQqwQGjcFnFcdLK8L+brad2DS/+/P91nHZCzknxDaOJwM+Q1slUgALLHSRAYucVkNN2nXnNW4bHlyDJMNvfjDrXAqBs2CiRwybCdokWbLC3fuL9JmvaeU1WnfsPstv8JILLi0VuEHmf5JgMexDZxR0QGyEcdOLNHO7csmF8woxv84+UeN3cA756vI7ghCkgQySr7KqYL44Y5p3XMsPsP2Gk+FeO++rfpL666bDHVOSa7nLfJaoygCE2rRLEyklTCVOvZm0nYqwLcuOP0kN8Sw2yYL5JrwT8bUtRstOIb5gZaAgKC47Kr/3SGWUUkk9Xa6SBBCFMweLU9GuXIKLJYp4Sn4ZJZb7RpK8HNe5rJizb9svPssttnJ4IJqfjpLgLRjR3HXEo4J3xLDITjZon58trP1lnWEQSh2ABzRhM5ubo03qFfrWCpLIcabqYjBP4IBauerADgAjCYutI7pJ5tZq6eOGvIbhxaGw33gnfkgerbJriD5Y7O++pyjDww3GwRFBSjiab+twr8Mb3OQIL6gRokgC1BQ1qRrxQDYjQSyCRpa4i46L6L7EtvpzfMJ57qkrQACgMV2ZFHUP4Or6lhlf8FHilu11HfURz6LN42OLP+QqAFMFwX+oumgCAjCWUiBobZfQwTySxUZJIOp7ZbbaqCBDopLbbZYIJIaacNUQrFl2O1U0lVX22HhHcdFXGUQYTTUdNVJaTS4Brj3SdrquM96TwyBDyB7PAbSznaDYYsKq5Z6oaraaIi64raq5o4Q6ArI46p7cf1v9FnO3mutgwL/UMv8AlOCqOwsUQIAwPrzcVtsbuPXTb/DdzMccIqi2vEoscYkWTievCa7CaGaKqm+S6iiqWueGqR9W2+i3Jl3H36HZbDpDzCEy53v6rXnfgsCnF0zQXBHjvWCnf7FXN9JJRNC8q2IY8wAsYM7JM1amCmCKOSCW2Cemu6GmCa62cW9L71+oyHa6JM+2TuUHp2pxtNHf7HPzreOzEotKeu4VRXnjnFhVMtLhlJiWsKCEMQ48ku5Dbnki6auiqKGfmg/Ew8fK6CmmhtIwayKKAYq0sNJ1wjDH62n5lzo5NPeKD9djI/19COemOi3mrN+K+F0a4s40EcUQ4QoYUIgEwoBwcyWuq80kovjwckcNMOQncxLaz/6W9l99pffrzVxXbLOOurT209LKRXUG7TnCE7d4I4c+mAc0wosogw048YiEAEo0AgIR0As8cJEdl1pUo8RzvFxTZL3nP/Tn7dzOSEmHRRBrqaW2yGGu2NNNzVAMC/4lfT7LOQOXE4wEKWYo8EIgYCPNc+AActd/1bTPU0WziE3XfhY9xCzCnftaaQcHfCLnZhy2MccmDKwfCw554Sothea6eZM02INxcpDJNlSGX0/apsJUUE4scEaun/sg5IWYc73YaPZXKLy9xl9d7mV7wZisoS7zVGNdZZtCNbvh1VVVZlXzvFlBtNNhCNR1ptCbXesujvmm61n7PD1LNlSqKdJqRGX9iSQ9IQEcDOpVd1vvfDt/owAq1CplVPniVA05jXUPYyuKWyc2uqc0coc515jr2DTnBJAtDOk/vqkyWMIKx/CX/L879YvLzqDKCPJXNVXWaKV/z+Xa3z0hgw4xaIdHhvtM89cQ+VTD6qiMcsMi2OaMtM080Lj9FrUNLjx/ikRL5N9TQlBJ5hxZlxmslh53iTCmWm+2EeW/S8GhytX0QGa6hpbRrrjD5h41oPuM2XPyaHWyb34IlBZn7DvrJ55lGd87vD3ree44u2n3HyOXXru4XOWeD2aSzrZ1ld9FemJ2SRG9hPmHbNfm+VEin3FcRQ4/eIy8Q+ymEgppNX/hfvRdp5BNstuKDmIR5z8zHCD58fBLg9RTCKWuk2S7DLNxZ99Z1B6bPyy6ibWDDm9OTTdc4IlqAEcwQwk+7P6Xnp/VWEokJvM4T3rJ0cT5MvOWr3KojHRsEsGBKG/JcI/b3iy197vyG6wPy9BZJNGkQOyRt1pZZBceHj+X6t9o3HJNTiK3jnf8soa62W+R4G77gyLxLHTw9Qu9UwvZ2meYcU6MKEAzrXdMwHJQqsLSM9TDbB/H95g/v2Fxy6whwrhFJ+M6UYFfLnqMHvL1f3bzVAJFZP8AQg3xd16yxiAMbJgW6oSlvqhEgjDnmQfQQr5bxV311QDoF0ylnhMI1eBFt1R+iu0NEo2APlipKd3yhAv33TVc6m6wucZWw5vZKSf/ALqHgcR+o1pcLooRv0H8VXE22xkCrEgdwOvw4tkeAznkt6KV2SQR/qq3tEiD9q6QLLZLqBhLCmGGEWxXusQyR4FU1FPH9OVPxjD+tzT6BS1vs9c/wxEmXXhHsVTfgBupvH1D+d6ba2WFY42RcEADIBRvGW+gmXJndfr7aIgCRlX1yb6Y0R03EUNdncsXItdjzq8PyhYle/5JIK/8kuXpPsJe+U7diqRAqAZ+LfMpCgfNMyQ0MQiTQdjTWeIZ4OPdV9HIBCADyQM76re4cAI4aMrKC4RNNG+fQQ+NHiyZl+dnTKZWYxtkwKGeTnRcQHoPJZy3VvbrmQxXFpCWuHA5uGNXKxF0Hkkzvy4Kstu8BQZKXhiCCpRw1B2lhbaRySYd9f0kzxBCKlzz9HZFzELwtYc8w3RIhw6qpSW2ptHRjpThn8G9UfWjiffy9JR5Ymc8jOCNUDwhm1RstXNuOhlRHfFxhVNWSMipkSxWq9mm1D0lNqJGmNmw33BsMeWizRQhriIpsAX+s2wEpcrBzqotdMPov0bAi7B8aBmylfifgtnhsgIBQGEpwWmmq6S5bANa2QSVgXdlGU1Um2DVH+txTg3VAaU3h3Q+/wAigl9iLsKun02LI5wIvo6GCQMVwJ+ZbkXeifmEEWgUIjKimgzKGHAcOPhrJAwCiJFDu4zsS3lN59ELxQ1xduX9JBkzeSGjQt/38VsUx9jyveopWT46P9nIQQu40crPgodYQl/r+su+EcIAQYSy4Ece8DMlHDcFuh89nWaieEbRToA3YeT8mbT706TsWGuJVTdgw+dQytaZ2M6LDXzXfxQy702fMs7b/UIAldmFLMw5H2TsTIN0tX9a2akKcAxYPDR5qUIhB+tCpn1Q6blikuXE35mlh1caqOwF4cizhsOmf5xzUNh8hrtgR1v2Qstte/bpBNmm7Xz7UAf7hD4x5t3aq7uZfNfUGC2FKxFH0KQsICcI624A0qgOEbSSKiy6QTN4kZe2/Hxgpc+MskMLw9ARxRBwNn+fYU4exwjjJqOGmNYClrQvC7YJq8t1IgN8no8oq8kqAggE84dtAcnwxhSGJK0gU4amQ8QgWoSjoAg44QBUcIcSRZl9dpr0nKiHWGSqCn/vWiOW3eLiGaXzuva+6LCzI2o84yMAkck1oNoE8csAYEkq5hJigue6oKe2y+I4AqKssI8UIcscBx79NpVFJBSYeD4MR+sf+qPn3SCSmKyj7ia2qfbviuaAIkc4gogs44kocQYEi8YA8YQIBEQso1uDk2qS2cEb6QWwY00dh00w9N9tlZRh1tzZxBFR5MM/afGKa+WuSKuPm6CSri+qfgdSACY5YAk1N5VUEgys7SMAIsIu9VIGpRiEAoi2gIuuDGqEoEJnd5UwJtmN1cIUwss8REQ4lrlwEg+Mqm3euO6u2ycGLD+HSKN+uoVdBcMJ+o8s4wYohYdkcQ0ZA4gksG7CqiHvyIGolAMkxc9Egc09Js49YNAUgoMtN0BR3frJGKUeWy+6mYG2GKCDn+ifyqauCoE9spn8EuwYoJ1gwc8E4UgwkMQUgMwaWyCW4QtgkdBNk0cUM7bxBd1FEsg8sNl1tNtJRbezHLOyiCaSK+uma2SbijirScS+OBY0MA8kAQ42EsM5sYpUF0UEp8ccO+18u2ue0MwRHIYtpc44wMWtM0YF3/nixJ9llFpF1/6SzP8Aryqtptrj7jhsGjzouqso8no9RNTdPgL1SFWe1dPdZHZRHIKpOANwLhx5SeKabZdVEnHK9pVIQTCQcDjGCNGGVYQeXUVXYdR0511kgi6tjqueTPVN9g/phnx59FTYq5546VBW/aWRtQEOKAKFMMglH3hb1dIJbQOTIvxslkXEFVcQESFIgTcKVZeWSWaWdcT577h0PnusuoqgkSOxAA1fbDreZaYUJFnBU710/ezDQYFPFNNhkhpkA/k0BYKDQbeNqIM56jzYZFJEKdYeehqZBcddT5WfbdSWzW8AAJvOiklApQBGrerNONOPPfIHHQdIIm7aAmr9hWJMpvAIjbZiITRY6HRNMZw28wsa2TFbsDKMCe7frIMaLPebLSXWcKEQaXNjOsDOxpKJMACIJXiLEAwSWfPMpJaIt89/esJlYDnvkeLrfb+pog74bCLJzRpqr3lh1WNaeVJOYWZrWNBRbcWM/NfdwAMe2FwM3rDAKOAf4aEADJtIDl8QXUXSdYrJp6+Ugy6pOvJDJdbOc/vuprSuhskHBTv/AGrdqdfhLRH74UzjbwghYlnZFTyQpKj3FtbH2hyozyxWi00CQBC5GD5e57mEjku5vzk/9ve5belxy88sW3yZq76oY+hutAlFnjex98ni2F7bUE0LaaC1tflj5yjDzCgEQhh2Ro0hhGSTEwQTCiwTgyRPdcnyR8eoLbd/O4ppimTRha57ZmBGeM4JqnXYMHOIKTCo1WXB403F2TO9Zaz9UjhnmRQAxC0QhTBSTTTATSyBwQ4gzjRhAlWNMeefkk09e+vKbrbqdn9a4L5rYuZ8/NHe7CHkDMMMq9UetdPv578iyUk3ADVW2mDTVCUBSwhFTDSdAChxjhxcyphzQSm6hTZrO+NLuMsd8AfAIbaI/ALNLbZrLKgs/wAFbnGBxXC6D7jnAjznJwMws4FNBsooRldK4IwIkMEGYAQtXKsI4Il+3ZVZhIiC3IAibr7r3RrJP+IE6e+S+SnBvNZJQwrg+7940HYh1d11DZrgdBRAIfQwExRx5N7lwdVM4I8lkU0YkoKrZt3OiHDznersU4ps8woePiXPLLeLjr34HM48uqSKZraoZBJxL7H3Sxh1dbDT/KonN59DTragmt00pN0UgLxoG2GPUggMkIicZxNc2zzucB0kQ6bzHvCuZeC2mSnjKXfD2KqyqrB6qGiNxeApA9L/AOJDZUQYmYeWJUIJzWVlmHIbA4I2WMMdPmIvHNegxRcAOqmrjC9gCytbQFDnLBVRF6/AEI63z1d+GNyzu76t6abDcaStuwfEKSSbdSFAqr/9McCK6/4QADIwHYMu6VcsqpkIBw1o9srOKui4lFJfWVU7UIOlPDcScwz0Gj1+5sti8Ar14y4fMRWINeIOm9ZOZgrFLMCd1i14JTFrEGJNQz7diMJPRIwuBojp4ktk7gDUlvuvqAFvoEMUNPQjHoaIM4glg5gqmkt9lHPil1WaaVXGHBTDO3FFynHZxoQ2616njNcDTU62Tnab5uADVcB8C/tmpkJjlt3xujhuAFARSNPPGBvuurIF5nwzV51ywon07iqon8ecJFOUIvtz/pZoJOfX0tK7shr0eduIXHB6tSet4pJaDI7eQniogvy9xjugHroIm0unHLcdSrjOsOJLfH1yI5j19Tx2zqgqmOQOQdi/o7EAE27z+ESdHRLtdQIy94x1ebnvFQIO3AWQAeUSMohtO10byzzhox8luxsoRAIm8yvsw+JKHOt1z53bV8q1ij7istRdP5kB2wFU8AHbG9AXYd//AMf1TFb120t/OlEeb9Mfdj0h2NIxhw1nStuct2OoXpXhYwja9V87NkXSVuD/xAAlEQEBAAIDAQADAQADAQEBAAABABARAiAwEiExQAMTQVEyUHH/2gAIAQIBAT8AwdjoREYMJgcGC1FwuJcbUEFq5zaknjJ0IwdN4ckGDw1jWSIiDBgIw2pm1PkeRER2IILUEF8wI3D8kEQQWrlxnjfMk8dXMyRER4EWrXcwWs6jBBBBBawZ1JJM5P5DqRFqCCC4yXDk8W+jW76uEY5FotE3JuTuYiIiOusagxq1h6GQ6atQQQQQdTozPmZOhk8CLURcTcfhk3gW43F1GG/Utvdzbk4IiI6mNYLWNYToRgxrGrUFqCIxu3gYxyZZ6nUiPI6GTBbjHGf/AG48rlyuPIbZcedx5w7x/p+CeX4t6uXK3MQZIJMHUjoz0IILVq1ataxrO+w3Ll0Z6keJ1PIYYYcfM29W2OV9X+T+Mf6f/LcmeUtq1BBBBBatWux4kRHQPNt9Gex3IwdDJkwZMEW9X1KSw24/N/ly/wCrcuy/0/DqYv3JBBfNqLWNSWskGGZzq1EQRkLWDwbeVty9zsdjBGDJgzrURGEnG76v83ZcWGXRf6u2SCMBFxk3Fvo5It2+urWCMagw9zC27cMtuXwOpHTWDJGCMEdTBhLU4/zdXFuPK5v4m1BBGAwWrUEmF6bt9gtWogggiZtdSCSc7t9joZI7nYwdyMHRki4v4ty2r5tSYIguPH8RwnjakuU9i1OQtQQQQQQTatZZYiZJmexk6nYwR5Hhu30C4XL8Q7uJfN8zxvi+ILiXEL5ktSXM/NrsEFq1BatQWoIiSTpq5ZG+rcyehkwYDJ0OpGCGPAyEfibjcYI43wXwXxcuGoNQtxd2rU3L93LGogjjatWr5gggtayXEvmSc6uXGC1GWbU+JkjJ3OhgiIjG5bdu3gggtY3biG/zdwdORfNq4ms85LkWrVqOMFq1atWo43HjfNqSC4mEuRajC45Rhwz1Opk8iO5k6luGIiDCY427/N1ceW+jBaJM8mXeQuPCON8yWrWDBhtREyzJFqclvL1OpnceZ2MGN5MGCIjGptXEjjcS4cYjHJuLbuTfVu/0dfiL5vm48SDChPK+v/ZYjcWsMtuOVuW+rcOGW31fQ6FrJ5nTfQyYIjpxdRyuPK4OF1PO589tx5GG0w6v9GJluP8Apon/AFY/1bn/AKLHNvqGOWrZCX0Ty1fVu3DPKeUMMRcnUuGG3Ljdvseh5nciL9xGCGHIRF/ny1PILlyX8zyvq489XD/TcNq5Eluec8oZm1ax9atxyvphm3Dbty4MEXI3JnVrL7kHY6B4nUwRgjJDDHLU877uUtuOVw/1j/a5/wCpcv8AXd931DfUcmOV9W4bcQQXEkzu3biILUFq5cL5tWpy+xHgex0MERDGCG3fV9W8crcNxYZXJgwRgwWrjjdyyWohuJaiJJ4SST0ex5niYPEyRnduGG3D13LOBjsRggjBBcC5QzODBFxcbi1Mkkk+hGTB2Pc6EZ3kYhvrDnlbwMNuexBatQQXGHVy5W4ZckREOOLbtyzcpn0Oh2O51epGBhiehDneNTON6hhiehbguPTd9X3PKGGbjatYIgwMueRcuTuZem+xg6h2ex5GCIcbt4MEMYMMyYIehawRGFlwuCM8YgtYGG3buXPV/wAtx/0Lnzn84TuZOpEf0jbt9CIjpu3hki3cWLUZIt25yuDBERGV1PKOd/yM8rcdUw+p/wDgGDJEZ1JazxdnYYei53EYIY5X1fU87cNvrrK+xGD+kyEGCMEYOmrUmOH77mN2+hDbhht27ctu3ERERlcb8DqeJ014HcwdjB0MEE8bkauP4bWHJlzvqNu3byYIjJhknudjJ0P5iOpERER0C4/i1f68dfnH7LUmVtzjfc7mSIjLOQkwEZ1B/Fu3PqddYMERkiG565Gpv8uR8/m/5PzLsv1Lfm1atWrWDoeBgiI6Jgi1atWsGDoeBb/gMnkRceO54akiIi/0NMQQ/iXcET/EYIjrqSIgkkwFqC1B57i3b67ydTJ4GCIuLLcr6I5l9EN/r+4i48Nm7Vq14GTuYIi1BatWsJBBakki1fLfNqD231MngeJENu3PO5c7du+o5Mu2IN3Hj+NTwvmTO8mDJ2IiIgggJtWrVq48Y43zJJHGON8amD3P4DrrqQ28s4MlwL/M2WrkXOev6yZOxgiIcJMFqCOMT+JZhLjyC5f7H6L/AJBvq+sn8BgjwMGNd99tdOJuLjz1cf8AT6uXK5PiR4kRBBnW4NY4lq1cv1LqW3fVu3DD/OYOmvU8NEEW7jynnuWfAwdTBEERDDjiSWoMNz5hPKXoMMP8O+++h6kRbLZPI/8AIS/FqIjA25n3IgiIiIwP5jTJDcuVy/0Zd9SIc78TsYMkYMEYPE6Lb/8ALTfLHF/9tNrlfmMlrpq1B0MGDJERERBcSCOFx46k/FybksyT1I6Fv3HA4MHQweBF+re/1fP/ALa6EZ1BBBJOAtWuw5IiIgiCIuMQRcmZJ44S1axrBB130PMyRgjodPxbItTFrcFq1a3ayRGCMuD0IiIIMEXFhuLjV83zcgJLVq1atWoLWN4W3gfNwZIydd27fXdvdx8CIiIxuc7t9DBDgiIiIjG7iw3Fvsvovonnv9Xy8r/jn/Mvm+J42oILXRMkeOsmDJayWyeV+W+WOF83zfLI54mDB0M7t28s9zJEREREdCGGWIuIRrCE8CSS1BFrpqS1jVqPLVq1a6/R/wBX5b5/9gCMHV/eD8HbXfcOHD2MatRERGCGLVq1jduGOVuOUcrjy3jky4ILXfXQ8TBkxqCOp15fuD/twYP4wgtWrUEEQREYIggkmfxGN31b1HK4s8/xPKXBcS48cHY/oIjqcdu2R8jDbwddWsmAgxqCIi/cEGBjla3Opd43ki3blnA3HlceWTsZMHkfy7iW3bt2+h5GCIjoQxkYbk/i3bt4IYy9BuLgiPM668DqR57yw27cOCMGTGowREYDoYG3gY5S4MkQQTJajO+p669zodd43bjuZIwdiMER23DNu31IgiJJPAjB/SZMHlvXU6HoREdd31fTceX4/NuGeUcodxERbuMyzPYwRHQ6GCPc8XoeB4GDBER1WVZcFu3gN3HiH6giLcXGWSS12IwfzHY8HqdTsdyIiOjamTJbtww31ceW4wQThm3bwREYMNu3DEdD+E7bt+Jg7nQwGCIzuPxLOG3GDBjdxNm75uHCeOrkW9Tynlbtw4Ijrq1awPbZbty27TfMdDJ3O2oMnQ6O/wDqNP6yRgjpu/eWZbly1+4/MEEX4njgv8v/AJuPAblyOM/6b/c8vxLLb6EYOp13DndvGoI6n8Z4mU/7I5b/AA2smSPH5H9wawMY3gjmBqP9p57t28NrGsGT1Ma8f3/Cehl4/wDlx5dSOhl66iIwXG3gt2+i2+h3OrEeB4H8Bg6mNxFyP+4bcxyt7joMYepHQuOR6b7nol+4zrqYOxh668jH77/nG8ja3fnjD6mX9QRg8NYI/hOp/bvuT+46nsYf1gjB21/CdTsZPA6/rwOpHXR0IydD1PU9D+Y7/roeJky449zqdDueRk8z+M8zB4mDqw2+p5/rqRHoZPU8TyOxndvO47EY3LjV+r89t246HgRHkex7Hc9jx3LghxuG3HU9CPIjyOx1Opk8d+Z4pFqMhkbe+pgjsZIxvsYP6jxOpHsdHBj92uhgv3gydS1GDsfznfcNvrvwPQ9tZP4DodzJ0PI9DJ2MnmdteBatZIj+QbfQ/gfYiOxH8ZBGNY1nVq1glhZweB0MkdDz31ep/OewRGDwTJb8joR6HgdjBk6GNT1Oh2MGTp+sHUydeTq3EFrqPU6HY/lC1a6HQykHbTa66wR0MGCMnityYggzq1axvvroe5GDsY1azvCywxEY14Hc6HQjB1IyzcSDvq/UdTxPMjp+8kR5Dbhjw15ODAWrUYMmDol8Ol/7uPH5I8NR5mDwP53BgjsRg8dX6v3HmdTJ4D5H8J0Oh1XpqMEeuu53IjBnUdt99djO4cbht+B2Mng9TBgbdvI+2sEdjJ5HRjw1atRgxrqOd4HqRgP4TsW4fE7HgeZH8Gsa77t247GD+EjBnVqIfA8DzOh0O+47GT0O55a7HmdjB4H8Jg6bxuHG7dst276hlt27du3kIweW7flrBg66tfyHkZ1a6HodjqRgjsdVtxuGG3nVq1atdNZLUR4nmdzJHg4C1HQOh2MnXdu3gt2zproW45Q9j1P4Nw2+g245RyjlfUcrctu3D1OmogtWoPQ8t6t4O+4ttuHuR0Ou76vq3LbnlfVu3bt5Or1MmDoddZMatWsazrAZ1atWpwQWrWTG7fYyMNu3HXct9Ry3b6ORt35jGoM6gjproWun76nXWNWrXTUdS14ateJ01GdZL9Qwy31PKOzjfYIwYOp2COhgwYOxatY1GdY15HmddWsHUt9Dx1BatYIjqZMuNQR1MnkR/FuGHIy9iPLUwWotZLVrpqLVq1ncLDbt2+2rUQR1I7GB6Fu3bzvqNvB01Jg66tRB13b67tw2+h0OhHZtQYMHUydDpu+r7vq3bvq+reT0Oplxrtvru3EYOmotWsBa8dxyh8tWoLUGDH6ht31HK+rdvoRkjs27cdjsNuW3bttu+rctuOUNu313jdvGsGdeSWot9AtQYI6nfUGNYC1ajGoILcZ30LfVvq3PK+m+o5MO86gtWoLVq1kx++pBkYcbt24bduLdu3b6GN31Dbtl9X1DbttthyRjWNWrVq1atWvTXXduG3bnoEEGdRjVq1axqBtRjWdw24erbtwxg7Baw9dQdNQWrUFroR21HTUZOu5S3OCItWrVqCMaxq1ajo+O7dvcX1PIvq3gwER1CDDbwEFq1BFqC1atRatRjVqMatWrWAi1GAiHG7d9W5Z3HQIwZCDI2y3bwN+LRhv323gLVq+bV83zfNqCCDI4IxvKQYMhkjB2IyZ/fXeQjpq1atSTq1ASlshMmNy4XWuvG3bnBDjXju3DnWS1BatRnXYjqZMnh+rdu3bt4LfUm/cE40XzagkjjjUHQIC5cT/qCS/VuIbeSMDnWP3awFrIWrXUcDbht9d31HKeV9xyt36hyRjduG3bt27bb6kY+S+Sf3by8eW97/EZLeN28nV2W20xE4CC1Ba7GPz0MjDg6nQxvO5bcNvA43DfRbt27du3Dbt2+hneDLP7iMPIvqOVu3gyOBt28ceWpdw6vq3nZbiM6xuMmHJ6nQwW5bcYMGN27edwtvO5YdX0323032w27du3bnr83zBqMPQ6GS1awONQWmLUQzk/NowOFiMmNWrQ2uhncYOmoLUFq1ak1GdWogtZS1nVqMmD8T+s6mDd8t8t8N8tq1abUHQyQz+rUW9Q3A3fF/xtyPm3bhw43bLf51L+Id4MD+WHK24yfnpq1gx+8GfzGHlq0rgwYYyWpiLWTp/yX3u3nUfi222235tTHLV9Fu/drrqMkFrUP/l9avtuX5LVrBGNbvnd8f8Ad8v/AHHHUYPzceOlbVqOLfM8bVpn9RatZGDPGS1nWP3fOA3fOrUZ1BJBJgtdTOrVq4kf57fw3/E3/E3/ABs8G+WOLhtWuNz4H41JrGrUElqCLVrCbji4LaRv/vIWoegz8/8AeNl//I5NuLbbW323bcbt4HqW8/i0NviX4bRaLRjVxwTaLWNWi1gLWdWr9Qt9v/t9s8m+n/2+m+3pq35a6nUyddY1ayWug9TOs7j8W+mjOoLVq1ajP6/gPHXZ6GDqdTseJ5nQjBk8jvq11DGrUeH68H0MGT+swdDqdt+O+pPYiOh4GDqeZ6nc7mTsZ/fgYOp/N+8HqeZawdDodDoYMkRg6GTO+p4GDoeJ2Mv8WvE766EYMb6GTJ4EdDzPUjvv+Q7nkdDqdTyMmTJgweZ03gy9SMmSMnY6kZOu8mTsex/+UdTxPY6nYweDkjvu3GDuZJwdN4PUjxO5/WYPI66lYVxu3Lg9TBkjJ2P4A7HodSOp0IyeGrWTJ5mNZOpHQME2skdQ6HqYOh0P5TwI8D1IyGTG8atdDoYOh010LWNatdjBGN9D2/fQg6nid3J0Oh3IxqcHiYMEYPc676j4D2I7HY/kMfvBhY6mSMGDBa6HmdjJk8TqepjWQ7kdCL9djsZ1GSI7nXXjvoZPTXQ6H8hHU9D+E67jJ478zB1Om4weB5mN27cdAv12P6zJ5Pc8DtvJk6b7nYPQwdToR5HiddR/EdtdCOh1MHnrG8bjJajOrXTUdjG4cGDuRgiPM8DoYOp2DJjUdjJ5HmeJ1OpncZOx0OpHudDB0P4i3b6GNYOxk/hPF7ntqMHQydD111MFq1230O2vE6GDqWvcydTJ0OmvQ6nQ/jDu4I6HhvqZOh2MmDsR0Opk9TzOh6mTqZDB4nU6HQwRHQyeZg6nif2H8ZbjJ7GTsx0MHRt9DxfQtddx0MnU8P/EACgRAQADAQEAAQQCAgMAAwAAAAEAEBEgMAISITFAQVEDEyJQYTJxgf/aAAgBAwEBPwA8i3o72mL18bGDB5LGyEIeJDrenhsohD3PZstmzZ8vz18WDWwZ8eDxOjxO2ti9kIdHRZ6nexhE2ZMjWwhRPiQ8TxLLOSh4Xg7IQohD/okjEmUMIEyfGHD0eBBhZ4rNm2Qh0QshRwdv6hEgTJkSJEr4fmBMgQh2Q5LLIdN72UcZAhCEIQ8z9POCFZEh8Z8yBPh+YEyylvZs/HiUQo8zsomUQh6bDg5OXxyBMhMv5GzIGM+P44GM2bYz8+JR575nAUQ4OCzk9Pxe8BRCsnyiTIGz4w42mDWQohDnIQh00TaPELyBkPU/TPEYV8iMSfGtm8NjNgwo7KJtDe8EIUPIwoo6PA/e3YxmQK2jhizYM2DCEPAsm287ZwQaLLP3Ts6YRizYMGbNpjNgzYMPUYs2bGyFkLSBCEIUWdEyHieZDzJtEYxmzYfKfVPj8rYQhPjCFE2bNrZs2bFm0UzaK2viwYWQoeDjODxPbKyZM62iZfyKL+LBmxhXxhB4WbNm0wZsWbBhFizIQ4IQjRRY0dHoXniTODohCEa+X3icE1mwonxJlE2LNmwZsOGiDGMIQshRRZCg5Omjs4IeB4tFrFixbIEYECZAnwK2bFbDYfGZPxa0wLSEIELIQos4IeBQw7P2iMyJPkUECHx+0Si/jRAj8YfGfRD4z6ZkyZMZkPjMmTJkSBM5+JDkOzg/SPIvOGZ2kPjsCBAj8Y/GZNgwmbAmRgWRrJkzKIUkCByz4sOBhRwcHZRGyjyPctmT6YfGEyZMj8Y/CfH4Q+MyBMmTJkyZ0sGEygprYtbBmzZsLIfoHJ2Qh+qECZPxC0mQhB6IW0tEO3ggwgwhR5HR2WeJ28ZM5KJkOH3YTIQ4IxJkCiEIQYQ4Oz9PP1cmUQ6SBCFEedtoPJphMhCELPA5OjxOz3JnA5E2ZeQoh2Vk+mZMmUzYQpthRCBCzg4KKPAoo5Oiik4OG84GEGkjZQ9FnTY39MyZAh8Y/GfH40QhR6EOSHBwQrPU8yEGmZ4FFEPBohAmQIFPBCjojRZ2dkD9ss+X8cllZRR45Mn0wJkyZ0QhCz9I4P0Stj0+A0whweeUTJnofqnme567Bg7Q9bNmwhDrIHBzvBCELPQ7PEoo4Ozp6a/xv8V/M2DCsrJ9MzxKOXshew7P0SiEKLLOz1SfH7O0n3h8JmQgUJNJ9RPqP6mn9dn6G8FHifon6zFgw5H7QrNZmUcnoeRCF7CHgeJWcEKOiiHR2xJkJkyZXx/EKflkGbZ4Hi9bRC1mw4GbB8yyzk7PfJkC8icLBgw9TxYs2EL2LNmwYM2LNh4lELOCiizg5PBOCDDlf4nymwZ8YdFHBR4NbCLNgzZsK/MyZD4T6YEzxOCzxPI98H8RjH47PpyfEnxIUUeJ4tE2bNjNhPjMmcFJCjss8T9oa1m1kSBCFn6+zYt/EZmQrOGFFl/jgs5/NFHmeH3n0sx/uYzEm2WELODo5fB4CHxgZX48ijs4KzrPI6JsCZ/c0mk+r4/1PqP6m/GfajgsYUezGNLNn1RYQIEIUQo8c985Ojk43+p8TPux+X9eRWwYVsGyj0b+VLQQgwYQhZ3mQh4kPbOfxWzYQf7mzeCHkMI0UQhyR8CJMiQrYMGEGbNmweSBM8Tg9lmMCZWTOH8dHkQoIWeD4MyJD4s+ln0sPjk3IfKHygzYMGbNsoh2ckL2jrZkPjPsT6ifVNmz6pu28nJ0UQhRDwfMLb2HygwYMGE2yh5PAs6+8Pi/zPsRf6msfHfIhwQhCzye9sJkyZMmTIlfEgQrZv6RZZe+nx/Ez+PIs4IQ73ljy1sGF5WTJkSHxgQKaX9E8jwONh8g9Qo4IWemzZkyJPxBhM6yZCFpE4Oyz9E8zvKyByQos9ikmT4nGcHadln/AE2Qo4KIeh1l5MgQmTIcbZxln/SEOCso8ijg987eBhCzzPM9TgohRRx+OSBM9HkvJkSEyZMiJ+bbYQhRDg7OCzyLOCyzg9Tg9T7zOStz7z5/5Pl8/wD5NtsJsGEPHYQ5KKPQ4Oyyz2PMgfzN/qisosmcMWFEIdHBMmcFFlbRWw6Ozk8zk9A/uP3gQIdZC9ybH5QYQgQJkCy2yDNm1nYQIECaR+X9UehweJ0Z/MRKPI+1HHw+D8nCfL4vxchwMSM+f5ny+ST4iw+MCBCZ2UQo42kN+0aL2a0WUeJCj9Ar4v8ADH45+IcHZRfx+SfifL5LbbX067H/ABzMgTIQvZvZweG/oEKP1vj8on8k/wDvxyiEIWdLMzwyZwUdkLPU4ODnYfpfF/iJMn2mUeZyRfAmQ7KODnM8yzg7Ozwys4HYxIKT7PiQ7+P5nyfvDwIPB0Ufongex+me44+JwcHiQ5OCzg7eSHmWcbDg6LPM6ODs6KP1Tgo/RKKKfY7L2yEPIs9DrJnofpn6R6nZRwcnmfoHRZ4Hj/5P+Of+w7IeBDooh6kKKP0zxODg9wmRh0ftkOyjxPYo6LIeJPl8TPs0VjAgTJkSHRZDssp6PEsoh4FHJR0dEIeuWLNZsGZMzoh4HGexyQos5OM5DxPA7KOjkm2w5LOCzko7PMrJnJ+qdnZ4ltn6oehyUcngUXngUdnBR5b1pn/vkep6nmcEPEejg4LL2zzCjwPE8DgPI8iyEPM8SHDZ5hyEyZRyepDwPMeT0+2cHByUeJNhwQNpos8TxKPQ8SiykmUeIfa96IehCHBPj+Fj/dEOshDs/SODzIQvOCHO2dnR6ny+P2P4n+T5/W/b8Q8BiQsh2dj4HJDgoohD0OCjk8Tgss8Sh/iZnJwHR5nickP0jghyUcnR2cEK3xyJ5HZ7FnOTIQ6OSFnJ2UdFHJZZCEOjyODyIUUfokKOTg5P0iyzg8i8o8Do7LOiFHRDzOTk8Cjyzg8DzOyH7Z77ycnZxkKyZMmTJkyZMo9S84OTwP0jsh4HgQohDg8D3OCFZeWcbR7lnR0WUcHZZ6EPPJkyZZCHRWTPY7PE8MhwEyZAgTJkyZMo7L3go9zyOMmTCZweB1kCZeTJkyZM8SH6H58j0KeN4CZ5JM8MoJjyQrKPU9jn887wcngTYRso7IeQQIEZlNlnO+h5HpvJWw5ODwKIW2eJCFviWM3yIUfpHicHhnZZ2eQw8iitstmTKys8zwYT82eGUcZ7neQ7yZ7kIQhyeB4kyZMmTJkyZZ0fpHkTOt6PEmTJl72cfiiwmQJkyZMh2cHmclhMmTIEyZMgTJkyZZxkyzyOBn4vOijxIWcnjkCBMhCsmU2TIE+mfTMgc7BmzZs2bwUMOgmUEyZMmTJlkJ+IdZEmTGZMmQJnoXtbZZRDwCZMmUQhWxZvJCiibNg2Q5yiEKyBM8ds4Hw2bR6EIPe0WEyimxmzYsONrYNFD4EyZAjPph8ZkzheiNkK2bBmzaGbNmzaGHeza2tsesmQJkCEYeO8ZMmTOBoOCFEK2DNmzZsHvO/xBm8FHRRyUQ8yZxnB8Pl/U+ln0z6WfQx+HyDZ95nAQmQjbMgUdDZRydb6HZCyD45MmQJkzghyTb+pP5n17Biw+X22f7J+eMyBTs+EX7whMpIcZM/qJCHOwZsKGDNm2VkyBzkyfmZMgQ+MyZyw8miy/wDZ8p9bPj+NbIJn4m0PAzJm8ZCvzMn2iQhS/wBXtBRGZMmTCZGBMrJnjkIWEyFBTRWTIkJ+J95kCZMmTJkCyjgsnxPtYbPoY/GJZC9zpNh9qyyZPpmTOMmTJkYsGCfzBP4sz+eMmQI/FIFnhkCnrIfGZQV9uMgVkyBMJkyZMrIH34J9bPrYu8lnJMomTK2bBI/Ji/3BmTU/ma1uTVmTMgQITKLKPkn4m7TChhMgTJlhWUZewjMmQvaKGyDNsmU5/E+P5hC/l8j4/mf7fj/cf8vx/uf7Pj/c+v4zYTSzjIFZPjxkftBgwdYH3+8QmF5MmQPtsDWZeR+P2mXkyFv2hPsTZs2DNvJk2M+OLZ8Z9iLNmzTs/MzODjK/1kPgFk2fIPl+Z/rJ/r+M/wBYQ+B+aJpPrJ9mZzs2y/zEmTIfmbPqm8KT6p9cPkH4j8t/iifL4/TH5bNvZ8flkXb3fzChjnKw2a1sGvsT6puxhMmQtYM2D94XpNmzYs2bDj6sH7Q/yT6z+p9RNJs29n5n+Nddgw6GNbQ5H5TSfafTv3iH8TCisWZ/7NyDM/8AYHy/E+5P+X5n5/M+kgUFl5MgTCZMmQIlZBgTIE//AGJ9/wAzGCk+8xgsNmtt/iDCb4DWzYTCZMmRJhxvGz7wZsGbNZs2awZrz96GDRYsFmzWazZsVms1mwZs2bk2bNn1TZs2bDJ9p9oJBJpNYRa2DNgzZtbCzwJnJweBwVnBydHRyeBDwOjjYc7NmzYM2bNmzZsK2byc55kHkohR7HJ+mcZRZDohRwdnmeBZyV+bOjoop/UIVnBZwcH6J+ocBM9js5PAoreTs7KPE4Oz9A72yzo5Ozk6ODzP0jsvaLKPAi0ckPIhZZ0Q8D0PcmdHJDo4Ic7W1+Zs2EYsOto5OyiFFH6GclFnmdEPPZsODkZtHGUUcnt+IcHBwF5yWcnlnkeJ2wmQOthxtnmWUckOiJCsmcnvtMPUs5/EJtjNhwQ4ayBM7OzyLOBjwWcFHO+azYTYPhs2bFpohA6Ozs8Dgh4HZDk/TWlob2Hymwph4EDjedvYMKIeJCiizg422iiHB/0Oza2jgrJkKI0TayZCjoshwcH6h4HltvOzZs2DNizaBZnJCiFbWzYQosso6OT0LPYhZNmzYM2mE3komRrZsKJ+LIXsK2HBWUWUUQ4LKz9Mh+g8j5FPBPzD7c7NohWcHB6nBCssoezk5PV9MmQJnW95AmUcbRNm0Q4KLPDZt7YwYexyeWcZyQtZtFHJW2N7ewsoh2WWUeJD139N6SHsVnB0cnJ4HOcECZR1+OjnKPc4Jt72WQhGyyHRRD3Oc4IMPArLOmEWDxs2il8t4JtkKKyss8CiFlkfAfBmTIdHZ2vRWUTJn6JQwo4IWQ6ODzPMsh47yeGcFs2mbW3sOiFZweBCibBmwfU9Cyjn8eWd7Nog8HiVkyZMh45ZZRwQ8D9A8Dz33XnKeDghDkhCjshRRDg8fxZ4FZyeRzkeGiNbMhZWzaIQvLG8mWFbYTIQohQUQhCEODg8yEO//8QARxAAAQMCAwUFBgQEBAUEAwADAQACEQMSECExBBMgQVEiMDJhcQVAQlCBkRQjUqEzU2BiFUNysSSCksHRNKLh8ERj8SVUZP/aAAgBAQABPwL5IChwkKFHeOTxATkSnI8BxlSmOTU3gBTU1Smn3eFGA+YlHiKeufGEPnIwngjup4KqqIlSiigiUcSgqeqCaUDKcVKBTHK5ByY5N748YHzUo8RR4pwCGIPzcd8VKlXKVVGSqnFxxPE1AoIGEXScJQcg5SmFUyh3pxHzk4HiPGMAVKlNQ/oUqVeg9HMLamnUYNKOESjxNTMJwBzUqUHJpTVSTeE/0IVPcHiGIwah87KKlSpxJU4FORyQKaU5twW00uiOSGaLVTyVTTiamlAoqVKlBBMCDVTCbwn+gpUonuTxg4BNQQ+bBDgKOE4BSipzU4FVVT1xqtuaqlMyqdNGnCDYTtE7hGSCCOA1TVChU0E1N4T8hHfnvZU4EolEqVPuDBOLPnhwKPCUVor8KoyTXQUDKjBzAU2mAqgRTk8RxNKp5tRUJgTQimnNU01BN4TwH3mfcz3UqcZwOJxChQjwHiDZQ0XNQgh85lTgUU5Sg7gKITjBTDIThLVGaDoVyHaC0Tk4p2DxIRbGBxCpKFCptVnNOCY3NNCaEAhwlHvz7gMR3p7iUSpUqeE4xgBiURjChQiMAmBRiPnMqVKnAoo4NKLkDjVamZJvaaizNEQmtlNbCcqhhqLlEo00Rmno8AQdCodoIhURnhYmszVMJo4yj3s+6DAd2UTwypwJU4TjOBwhQo7whAJrUMI+dTxlEKMOeM4FUUWqo1U0E5qqtkLdprE5qcxQnNT2EI4hbJGDW4Qg1MCHuA94GA7k4FFTwziUeEcUd3CcmhAIf0JChFqczPEo4MMJrskc0GoKE4KxBic1OaozVmS2gQ1HXg2PxoBMCDVaoQ4j3BKJxBU+7DAd0UUcBxniHCB3sSgMB/Q8ItVqIUIjJSmvQemuBRKaU7ROMIFFFEZqMlXVTXg2PJ6ZmmhNGFuMqcSeKVKJUoHGVPuo704FDvD7sOAYD5xPBKBxlSpwOLmoDBsjALkntVuBCd4kFtTZGSIKtlQrVSyKoaJqbiUVKlBFFSpUqVOBRwBQwcggUO9HuZR4yUSpU8B72eMoIcA+fDhlTgcRmixWIMVqa1csIUYPYmqqFVbmoQUIarZM01DE8AKJxKcVcgcCnIlN1TcHKUChgOM+5ngKPESi5SgFHAe7nEBRxAIBQoUKP6AnuRi3BqOBChWqouaJlVUAoyTk0StkyTeI4DCUTg/AFA4PRCAQxcE1N7se4ngPEUStU0Id/OAaoUKFChEYBDEf0FPcygUCmnAJxWqGEKqMkVCqjA6LmqTFSCbhOBUo4ucpxcjg0qcIUcDkEEEPejwHgcVcpRTUO9PA0YDhIUIBAf0fKBQKDkDg0IYvVRuaGScEWohNbmqbU3gniOJOBCjAFAqcZ4W+8juSjiAghjOEqcZ4DhKlDAcUKP6SCGAKBQOLwnBPCKITggM0zRDCcJ4SoUI4DglA5KcCVKBUpqCHvIUqcCjhKlFHgB7kcJwcVKaUOAf0sOAFAoHFwVXXABFiLE0IKVKuU4DiOqhFTknuhB8q5Xq9BycUCpTU1D3uVKlFOwKJU4HEYSpU8IRQQCKdg9NKlNKnEf0qBgMCgmqUCpRVZAII4BE4SgVKlAqeI41UMCU1BylBNTSmIe+ypRwcVKJQOIxnjbg0YFORROATEMAh/ScIDCE0cA4aiOSBUItwKJUqUCpUqVKuUq5SpTirlVcrleplAoOUppTcKRQ97lEqVKnA4OQQKnCe5am8DgioVqAwa5NKCH9IDgGA7pyem6puicEU4pxVyuQer1erkXLeLeoVFdg7ByeM8GlThOAcgVTKa5T7jPBKngJRKlTwFHAIcAR4mpvAVarVCsRYrU1N/pCPcJT8Am4VAnpyKlXK5XoVFvVcpQemPU4EIhFieIOM8AJVIoFAoYjvZwlSp4CUSieJwTkUHJrlPGVODXJpUolNPchA/wBGwo9wJUoqMG4VNE9PGSOB4ZwlMcmlTiU4J2XBKYcKQwahxSpRKuVyuVylTwTwyiVPCMHJycUU0phUoFA4lHEFMKuRTcDwhDhH9FAKERgO7lTwlDB6dqiFUYndy1MKlThOSKfwtTNEzRSmuzTDxEq5FylSpwlA4SpUqVOEolOfkrkCpU4DByeUcGhNKBQTMDiUUEMAU3B3CP6OhRjCtUd+AoUKMHooBPaqoh3cgppRKlaIuUp/C1NTUUEwoYThKc5EqVKJUoHhnCVcpRciZR1wBU4SgVKe5EyjhKGAKaVPCQmtQUYNQRTkMRwgf05KCHC5EFNGSqnNVke5aiVKLlKlE5YDAIJipqMAgcZTnJzkSi5Xq5AppxngJwnAonPEIY3JxRRwhBclKYUMDwNUcAKnADAcQ/pk4hBBA8JWirpzU6mnDuAjwjgaoVISVEBTi0YEpxTnpzkXKcJQKDkHq5FCcYUcBHBKnEhOwhBQoThCYm8EoFNKB4ApQQ/qEo8AQKGBRKJRcnGUckXhVM+4a3JQiOBqOLU1UxBRwCBVyc5XovTiicZUpoQai3BqnCFGBU4FE8ACCCIThChWqIQwiVu0NcCjgMGnjbxD+myjxDBycU5yc5XKo5OU4nAIhNbKAyTk7XABc0xqe2VaiIwooYFXK5XYVMlzxhFBU2St3mrYTBK3eATlOaDk5ylFB2BwaMIwhQnhBFRJTWqFaoRGeEJw4GoId2P6aKPEEMCntUZpzVbKLSniOINXJUhLoRFoT0QgguaYrFbCeJUJgTT2cHontICU1maDVVZkrEKeSFKVuAjs+aZs/aTaS3SexNaiE4KEQniEJnghQrUGoNRaoUKMHDABWqEBxOxCYEBwD+oyOEIcFREK1WBVAqgTsRmgxBq3aoMzT2yEaRBzThCcggm5IPROESmMKGSKcMkRmmIJic1WJrckGBFqsTGIYEKFCeMIRYjSzW7VisTWItUKEAiFCjEhQg1Qg1QjxORKphBD+kR7uQo4GoYFEooqU/NVAnjPGjSjMq1NYrU1sKE9qqMlOaixQipUoFU0MXKEGJrU0I4TCDkCgpUqeB4lBqDVarFYt2ixWpwQChAKFChHCFChAIYO4SnKFTTUO9HyGfncI4hDApyKODk4SnsVuapUoMuRTE0SEG4AItlGkn0QQqlOEW5IgxiE1MODBKLUGoBBqhEK3PADGeMcEIjAopqCHAVGMYSpR4JR1RVqCaUD8vHyIe8nEcBRwhOQCe2VYrZVpQCpYQhhChPZIRpQqjUKclGmqbc0KeSYxNYmsViDFaoUKFYt2rVarVCA7s4ORUppQ4oQwjE4FFOOEqcGuQegVKlSp4B/UB7glHiATWq1QmpuAChQoVqexOpo04RpptISqdNCmmszQHdQoRChQoUKOMolFyc5SqZzQ7iMCOB2BwlE4SgU0qVcpUqcR/VB4IUKFCAUI4NKahwlFFW5oNTRgPdjiU4oqFCGRTChhHCMXI4FE4kIqVKBQKuQcgeAIIfKZU/PTwwrVaoUItRGDE3hKKjAFDEe4TwEo4lOxhFU0OCMCpzxKcMHoqcDgcBhKBTcQhgP6hjjjEcZChNCahiUUQjiPdyjhKlVHIFNUKE0IcTsAcXIpycERgFCdwhAppwagh/UcKO4HEMdi2nfF7XC17DBQQ4CinI4juT3x4HhAZpihQowCHAeEpwUIhOGEYORwlTmgpTUECgUEP6ZPdQoUcEIhAYjiqvfsvtN4f4auYKp7QRrmqdVr9DnwFFFEYBQo7g8U90SjpgAmNUKFChAdzPAU4K1RgQiFaoUIIJoxCH9MnvSOGFGBCbxe1tmO0bN2P4jcwtn211M21FTqio25uipbU5mR7QVKqyqOwfpicYQ7o8UqVKnhODsAxNamjhGB7gnElTiUUVChWoNjAYhAIf1gOH29sJu/E0m5fHCo130j2Dl0WzbY2pkey5MdnLTmqG2cq3/AFYn3E4OQKnjhEINQamhRwhBHCVKPAcSiUHYHiGLcKbVH9ED3Ue6Sp4fa+wnZq5ewfku08sKO1vZAOYVHbA5bLtdvgOXQqjtDKnk7p7mUcBwwgFarVaoQHAcBgUUVPEcCncBRCAUII5KVKDk3VN0/oke6j3Q4BDGoxtRhY8XNOoXtbYDsVbsSaLtD0wDiNFsrnHXRMqRr91s205Q/Tqte/OB4AgoUKMY7sp2M4zgUUUVCGMKEGSt0jTRpJwhU2yg1NH9EjhHfQo91OIKBxrUmVqZp1BLSvaOwP2Kp1pHwuwoOiRKY4jRUKkhUNpNM5+FNcHtlunelFHghAcIQ7o4FEYEIqcJU8FqtUIqMGtzTQrVanMVSkqVOFb/AE1CjCMI93GAQwrUmVqTqdQS0rb9ifsda05sPhdg18qk5U3ytnrOonLNvRU6jajZb3hRxCCjjHuDsJ4RmgFanMViaxCmgxBqAUIohR/SA+VDHaaDNoomnU0P7La9lds1Usf9PNeE6JrgdE0qm+RCoVHUn5aJjg9ocNO7KKhQoUcY7o8BwKOMYgJrUAoRarEAgFCjE8J4gh/WA4Nu2Rm1U4Pi5FbVsxoOh8gpvZKa7ogYVE3hbO/dOAOju7hWqO6HdHjhQoUK1Qg1BqhQoUe5BD+rhx7Xs7dopw7XkVtVHdPtLYXlyVOJgql2FtJkAhbM/eUGO8u7jjPukK1Wq1WoNQag3uzwnhHzcYhR87lTh7Rp30romE9aNHVUzdTHUKLqa9mn8kt/ScYwjvYUe5QoUKFChQoQHuo+ZhThKnCU0/0B7RoWVJa3slRCoGHLZ+YWwG2tUb9e+JQ9xhRxAKMI9zOA+dTwAqfncqVK2ht9IhPbBTMiFs/iQ/L21nnkmnvJR9zhQoUIKPeRiPnEqcJQKHAPmxRKBUrbqf5l3I4bMVtWW7f0KYZQ7upVp0x+Y8N9U72hsw/zJX+JbMPj/Zf4rs3V32TPaOzO+OPUKnVp1PA8H5Ke7Hz0FTiChjPzIp2EquL2QnDNUFUF+zrZjLGoFTgOKrUbTbLltftR7yW0eyOqqPLjJMnzVyuQcr02rHOFR2yu3w1T9c1T9qVB/EYHei2fbqNbKbT0Py4cZOA+ZhDEKUD8mPfuRUqVWZDlRVLSFS7Mt6FNKlSrk3g23baeziJl/QLatpqV3TUOXRE8EovUplVzdCqW1t+NNex4kEFbLtNRngfl0Ko7U147fZPn8sHEcG/MAFGEKMBhGA99HDPuZTgnYVW5Kn40xsQq3ZqT1TXpufNV6wpqhtLapMHMJhwJDRmVt3tLVmz/APUnOzkmXdU4prCVuzot12rTkU+iQdD9Ednq8qT/ALIbDtLtNnqfZf4dtn/+tUQ9kbcf8g/Ur/Btu/lD7pvsbb5/hx/zKh7I9oB2rGeZKoexZfdtdc1BrY3IJoDQANPlQ4zgMJU/LRhChQoQHCD75KnCVPeT3JTgg1Patnb+fhVbdSTGkgnRoW7dT2x9aS4FsBqq7RUfXJPPkvZTLa9T+5MVas2k2XLbNsfXMDJic7k1MpFyoezqr4hkeZVP2UJ/Mf8AQKnstFmjAfMrc0/5bfshTY3wsaPp81HCeCUPloQ4B8hlDviiVKuUocBxjComiKkpmYWgVSqJhbZXhpz+yOq9kgurE8gFXrtoMk69FtNd1Yy7Tog11Uw0LZPZJIuqm3yVHZ6VIdlg+dA8JwKnCflMcA4R8iHfFORKuQcmnhPA5cwqaq1bQqtS5y2k5whmtlquosNvNVXl7i55krYvZ7to7T+yxbPs1KgPy2/X54OEqVKJ4B8mhRwDgjup+TFFORwCaU04nglFQqY7MrazmnPDG5ap5TVTzyC2TYWiH1s3fp6Jvy893KniKJ4xxlE+7wo4IUKMYUcEd0T3E/ICoRanBQgmBBqsW7TqahbtOCtQZJhVTAgLaHKoUUF7NbNW79KYU3EfKyijxE92SpRKlSpwCGEqVKuUou90hRjGEccKPm8KEQrEGqxNagMYVuahOYjTUWKs5VjmnnPBq2Olu6Q6nMoZJrlcpUqUPlB4ZUqVKlDuSVKJRKlSpwGMqVOEqU3CVPuEf0CeIBEZoBAIdztDu0tqfkqhRw2GlvawHIZnByaVKuQegUEPlBxKKJxaMJ4ZUqUUSpRKlSgUMZROD3K9BR3AwH9Bz3wxGEocTnWtk6Ks+6VtRTjgBmth2bcUc/GcyqieVeg9NcgVTKb8oOBRRRRwGEooYFSpwlEoolTi1mIRxfgxpQBCChQoUf0NOAxHuIPF7Qry7dt0GqL4aJW0PudhC9mbGKYFWoO2dPJEqq7JFHBhQKYmfKzhCIRCCnAIIlEqVOBKnGFCa3AoBBqtRarUacpmzqwK1Wq1WqP6JGI76eCeDaH7ukXDVVDmtrqw1o5ynPQN2i2GhfWZPrgU8SnNKtMqEwJozTAgh8lPAUcJRKJQOIwcUcAuSPCE3CE0YkK1BqjiKI/ooe7uAcIOi2jYDrSP0VTZHsrXVGugK11avHJU6ULYKVoLsCiEGJ1MIsgoapgTEEPk5RRRRwPC1OcpRwGD0OAIIBAIf0uPeSqmyUn/AAwfJfgWT4igLRA0RwAUKE5sq3NNGSYh8pKKKKOEcATlKB4H4AoHAJiAwH9KjAe+nAcFqtQQ+TnE8EcRwBxlHADABNamtQChD+pXVGN8TgPqnbbs4/zWr8fs380L/ENl/mhDbtmP+a1Nr0naVG/dSOownvR8rKKPcgKpgCgcSmCUGhWprE1qA+fwoUfJdr2qnszJec+QW0+0K1ac7G9Ai4lXKSg5XrewhtLgqe3kfFUb/wAype0anw15/wBSZ7RqfExrvRU9vpO8UsPmg4OGRB+YFTwnuCgcHBFqIjBq1UYNQCaP6n9obe3Z+yztVenRVajnvLnm53VEoAlOYWwoVjuh+yNGp+h/2W5qH/Lf9kabwc2O+yII1BH0Qa4iQ1x9AmVajDld6Jm3EeNi2fbKU9l1hVLbP1Zptam7IPE9MR8xPEcDgCpRctVzwChAJohD+p/aHtDdzToePm7onO169VqqGzPqnISqHsrsjeu+gQ2ShGdMH1TaNNvhpsH0UDkBwFoOoB+iAAyAACtbPhH2TqdM602H6I7JsztaFP7L8Fs38uPQr/C9kvusdP8AqQ7IgaYA8Y45Uqffz3BTipwlSnFTg3NAIIIIfOIUfLfaW2ls0aR7XxOTjyCo7M6oYAWy+zGMzq5nomNawQ0AD3OeCU09xPyA4HiKcicJRRxamoYNQwn3iPf4UKPk76jKcbxwbOSrVgwZKjtbKj7PiW37bZNOie1zd0QaXutYJJWx+zYzrJjGsEMEe6ypUqcAgeOfkB7hxwcEMJwAQamhDAFAq5Sh7rGMYwo/oMDmVtVP8SRf4WPlbftbrwwNAaOSpXDaTUBIyyVKk6u+ykPVy2XZmbOOzr1U4ypQKlSpU+5DAcY+QTxkIhEK1Oai1QhhKlXKUCrk1N92hQoUKFHvA+QVa1OkPzHBqq+1WD+E0u9VV9oV6nx2joFvnnV7vuhWqDSo77pu27Q3Sofqm+0toGtpTfarvipD6FN9qM+Jjgv8Sof3fZf4hQ6u+yG3UfhJJW/u1W0V7Rkn5mUxbM1lOi0UxlxypU+6hAocQ99OJ7mMCnYyjiFKBTEFKlSpUqVKlT3gwhQoUKFGEfJTjHd19uo0spvd0aq/tOs/wxTHkn1C50klx6lTwSrkCpxp6rewwQqr7tUUxbIf+HZjKniCHuYQQQ+SHjGBxKPGEGprFog5XK9ByGMqVPeDEYR8nnvto2+lSyHactp26rW1MDoEXcDRKhWlRhKlAoJqlEopq2XLZ2emM8QQ91CCHBHvp7s8BVqDFYrOi3aLE1iDMC5FylTgE1SrlKBQKlThKnuQgh8zqVG0xL3Bo81tPtRlP+GJ8yto9o1axzdl0W8nVSgm0y45ApuzPmAChsb3O8OSZsT7jlkm7CeZC/BdXJ2wjqnbAeQlP2F45FO2dw5K0tOfAcKQucB1TcgB3Q4Aj3EKMI4Qgh8gPekYwnoHADgLkXK5SpUq5Xpr1egVKlNQ7gcE4AoFSp+UTx1dpp0tXSegW0+0yMmwz9yq+1uqHU+pRJKAVGi6qYY0lUfZdYntQ0Kn7Oos8UuKaxrRDWjuTHNOo03DNqr7EG509OH2e2ak9O7HBKniHEeEIYD5acCFarcTiQVCtVqjGUCgggh3kqVKBUqVKlT73PfkqttbGDLNbTt5cM3wOgVXaMv0hOdJVKlUrH8tjneioeyK786hFMKh7L2en4pqHzTGtYIY0NHl3xTxDoRwC2NllKTqe7lTgMJ4JwHdBBDAfKAp4oVqhQoRYt2rQoVitUItTm4QoTEEAgMB30qUCpUqfkMqVPBWq7oeFzj0aEfa7LyyxzXD6qt7TpH4nOPQKvXq1zDaZaOkKl7L2yqLrLf9RWz+wzrtNT6NTPZeyUzIpz6lNaGiGgAeXuW2Nh847HTFSr2uWfuc8AQPchD5KUeGVKngjjhQoUcDgnCEEUxNCAQCGJ4J4hxSpU/JnC5pB0KZRpsEMptAVPZaFL+HSYPoo8h7ttrRuQeaeITGF0LZG2bW5p/T7hPcBT7vOE+7HgKJUoIYDuYUKEVChFOEqIKaJTWxgEFGBRRwJRPz8o97tXhAQYtjLW1KlA+Jpn6IVCfbBA0tt+SDvZ7qfcTiEMJQPfFQrE1qDUAo4CiiiUUT/QB72v2nJlNVzuPazHcnhbM7/wDyxn9R93GMKFHu89zPfQoUIhFNwlSmIcQ7iFCA7gohFqc1Ef0CR3gbnnhteyN2i0kw5qbsjN+arvHOXuUcIQQQ7+e7ninvZ4nBEcDQh3hwhAKOAcMYEItT2/0uMYxhWq1RhChQoQChRgPmAxOBwCah3sd6UUU/+mIUKFCAQChWohQoUKFChDCPmI4CEcLU0ccKMD7kUVH9LjCMRgEEQrVaowAUfNBwkYBDujwlTgEO6hW/0jHBCHBHAEOGPmscUK1AcMKO5KOA74f0nGEYRjCjAIIf0eTwD+oIUKFGIUcIQU8EqcT80AUKO+KdwgoFT/ToQQ4BwHAYTgMZ+abRtdHZ/FLn9AqvtKu/wW02+S2baKm+bc4mSmhRhCjG3AIcRxhQiESpTUEEP6aCHCQhwHiGB+Xjg2mtT2Zk1TnyaNVtXtCrWyBsZ0GAQMLYawr0GnnzUKFCIVsqpXbRqbsZvW3bbtQrhtITK2d9Vw/MIlNrUxkajZQIIkGRxHhcjg0IIIf00MB/QXKSYaOZW2e1QyWbLr+tOe6o65xk4jDZ676D7qZ+i2b2jSqQH9h3mhmMsI6pzw0ZLaAzeF/xFPqMbqjVNd+7o05cUz2SLfzapu/tWybK3ZgQ173f6u7cjg1A4D3Y/wBCD+g9q2tmzDPN/RFm2e0IJNtLzyX+EuDcnglVdmfSPaajgOChtFWl4HlbJtrqg7YEp9SRmVUqLaK0pxL3Q3MnQL2fsY2Wnn/EOp708AQKBU+6H+hRxj3ivXbRbJTXBwkfIZgZqrtbqrtzsYl3Ny2bYKbO1W/MqeaGDmB4hwW1+ztTS+yewtOajAYAKm63RGsVVqynkr2OaTKjnVS0O+GU1zXeFwPDI6juCeMe5z/QQ4B7ie+r0m1WFrlQbV2N1rnXUeXkgZ9/q1G0m3OQFX2gdbKAVCiyiy2m2AhgMdr2RtZsjJyqUTTeQ5WqFGEolEoooEjQkIV6o/zX/dfiK381/wB1v6h1qO+63jv1FNqEcyth2wsqBrzLSp4DgcRwhDhjvj5Zr8RS/UvxNL9S/FUf1r8VQ/mtX4mj/NavxNH+a1b+l/Mag5p0cPv/AE45ocM0yaZtOnv207QygM83dFR2d+0kVdp8PJiAgeSCCHDtGztrDPVP2O3VFkKMSipRKlSpUqVKatjq7yg0qcSnFTgOIIcMKOMnj2vYhVBNLsVP2W0bNtdHxhxHVqLjzJUoPKFRByFQhUdqew+Iqlt+f5oy6hNcHCWmR3s8EwjUYNXt+639L+Y37r8TR/mtX4zZx/mtX4/Zv5i/H0P1Ffj6Pmv8Qpf/AEr/ABGl1b/1L/E6HWfRUq20VHD8iyn1cc/ehjCj5Ac06oKUXmAUDPvMIBbZtoZ2KPaeei2LYSDvdq7VTUN/SoUINUIYRi42jNVXS4qrCepwcVS2erXE0mEjqnbHtA1pORpPGrSFHE1ey35OapUqU5yc9ByCBQKChQoUKFCjvD3FWhSq/wASm0/RVvZVB/gmn6J3sf8ARW+4R9l7QP0n6p2xbSzWkfot3Ub4mEIIOVDaHU3ZZKhtLamR7Lu92jbaVHLxu6BVPaNY+Eho8k/a6rtajvujVJ5lXK5FyLuCjsW0VvBSMdXZKj7Gd/nVGgdGqjs9KiBu6bR5x72PktSm2o214kI1Kvs+pD+3R5FUazKzbqZke7wtAtr2pz37jZhLyth2Juz9p3brHV3T04xjW2tjMh2iqm1XnNPr8k45IlEqlRqV3RSYXLZfZLW9raTe79I0QAAhogdBg5oOoC2jYKdTw9gqr7JqfC4OVbZ3Uj2xCcIQQQXsw/mn0wuhGoi+VbKZTUYNCaOEDvCVPfFbRsrK2uTuqrbDUp5jtDqFBCpvtK2fa+TswgZ07mvXp0P4js/0jVbTt1SrkOwzoETw2nkon1VPZK9Q9mkU32RXPicxqp+x6I/iPc70yVDZKFD+FTAPX30Id3KlT7zWptq0yx2hVVlbYK3ZOX+62P2gytDXdl6n3UkNEuMAc0aztrNuz5U/5hWz0WUGwwep5nAIFDhr1hRbMSqu0vq+J0N6BOflloqu0AeFbNV/Ml5yQNSq+GAuPQKj7K2mpm+KY81Q9k0KedQmqfPRBoaIaAB5KOLaaLarIctoba9ybqgmr2aPzT6Ip4yUJjE1iAVitQCHeE8Eo+5Vdnp1fE37Kt7OIzpmfJQ6m7NbLtJYfLoqu10qTWueddFT23ZnMkEuPRbT7UscA1kLZtoFYaQ7GrUZSbNQwq/tBzsqIsHXmnORwhbslMpdNVQ2QVWaJmx7O3/LEplNjPCxo9/GI4ZU4zxT7xXpNr0y162miaFUtK2P2g6nDavaaqVQVG3NMj3TaKG/gPP5Q1aPiQAAAAgDlwBDhIDhBzVbYmv8HZT9gqdA5VvZ9pJ3efqtn9k7RtD+1FNnVbDslPY6NlL6uOp4TwlbaQ3aHjoUD2kEwL2aOy4oBOahTTWQgEB3AxlSpUqVPvNSkyp42gqvsBZ2qJnyVCo28MrUw7ycvaWxUqVlSiLQdWotBiRoqFza4eChtlMDtzPkq3tAnKiLfMp7i4y4yfNE4spFyo7E48o8ym7CI7TlT2emwyBn8kHDPyTa9mbtDIPi5FV6L6L7XhbLtT6Ltcls+0Nqty1Q94HdDu/aB/4yt6rmmuTfDK2PZ93s7AddUGqxWBEcJ4JQKuUolXKcA5TjPvFWix5DyO03mtrcDSgo6oKZTkcKVJ1Q5BbPsEePJU6LKfhHyYcE/J9q2du0Mg68itooOovIcFs1Y0neS2bbA7xJpke8j3Pb/wD1lX/Vg3MrZKd1WkzzUcBR4DjKlA4woUYR74/wlVina4u1TKb6roY0lUPZvOqY8lTpspjsCP6UrUW1mw9bXsj6D8x2eqpvtyWzbUWeio1m1BlwVqtOiPzXhqZtlB5htQT7mPc/aX/rq3rhsjZqei9lsnaC79I4TxRgcAEAgFChEe/QtqZa8hHAKlsjqrgXZMVOm2mIYI+XH5GAoUcFVm8plpW00HUnkJhIVKoQZGq2faw7J+RUi24mB1K2v2nq3Zv+s/8AZOc5xlxJPU4bPtdWj4TLehWzbQ2u3s68x7gOIcc8e3Ov2ysf7sNmZu6cnXVezqe72YTq7PjhQigcYUIDAYDHP33aae8b/cniDgFTyY30+SD3Ie9hDF5axhc82tHNV/ajdKDJ83LZfaDX5VBa7DbqQqUvPqn0y0oOKaZT5qMDHOMDRM2StUPZah7Lqxm5q2jZqlA9tXKjtBpuBac1se0iuzz5j5EdFtB/Pqf6itnZfU8ls9PfbQyny58R4CoQUcA+RFEwCVtDZzwaLitmf2bHaj5IPloQw27baey9nx1v09PVbRXqbQ66q6fLlgFSrVKfgeQqe31fjDXBbUz4hoptKD03NUK5pGD4UxwcJCcA4Q4SFtfswO7VAwf0qrTfSda9tpWxVjTeM4PJbPW3rJ58/kO0v3dCo88gpnNbHTtpXFezNn3dPeO8T/8AbinAd8PfSjmIVXZ7mOAOaDaz625IzB7SpU4KaE0/Ix8lhRhGMYj9lV2irWlmwiBzrH/sqXsqmM6r3PdzR9m7OeRCqeyh/lv+6q7BWpibZHkgE0KeRVRuaCpFahbPW3To+HGtRp1mxVbctt9mvoy+j2mf7L2ftEuB56OQ9/le1nAez613RbFQNZ4/SFsuz7x4H+W3Xvp7i5ByuHvMqVPAaTDWFWIeMpHP5oAowHuQ44UYVajabZd9ANSt2+tntGTeVMf9+LaNmpuBdEORbCKb2+z0UJuRTCqrclszrqLTwbVsRFTfbN4ubeq2Xe7ob8AP6D3Md77dj/D3yV7GmqN2NBqqbQxsN9zlSpwn+gh7iBxnvx3NWta6ymL6vTp6qlRtN7zfVPxf+OImAtorSDGidWa02k5qhs79o0yb1KobOyjTtbz1K2qnZUIGDDkjnTWwnslvT5FKlFbds34uhu7rc9VsezU9lo7ukPU9e8lSpUqUFKlThKn+gx7iOMqFCjuZ4JU8VSo57jToa/E/9Ko0m0mw36k8+4dQpnkvwNK6YTGhghogYe0KdzbkegVMwqebVshtrx199nElT7hOMqeKfnMfIhwz344Hbx7oHYZ+rmUxjWNhogd7VbfTIT2wSExUTnC8FZrvNDT3QYDilSpR9wccJ4Jwn+nhgT7kPc9tp9v1QydkqfiVRstWzuupj3McMqfdSj3c/Kx7pHvkqfdB7ltbLqacOipNEBAKj2HlvXP5c5Hjn51HeR/QBEhVmWuhUs2hAKplBHJMMtn3uPcqndz8+jCPl0KPda9O9+uapUrQrck9kqiXNNpGSc4NbJT6oayVTrMeJBCBB76FGEe8VP6HHy2MYUYQo90qeNbObzHRWp0NCJW3ucaUU9ZW03voR8S2Kk6g07x30R2yjTjtEnyWz7bSruhkz3kKMI94uTjKPukqVPyqeId2flR9ya0nRCg34lAaOyIRKqJyfqnvtT655LYdjFf82sOzyHVN2Og0y2nHcwo98dpgQnf1KPkpcAt61UhvM9AhDRARci5Ep7lUfmqj09yGsnRN9pwI3S/xT+wr/FG82lN9qUucpvtGh+pN2yg740K9M6OCvb1CHyCE4ZJyPu0qeOVKn+hB8lrCCqVLm/7I1LRkmE23FF0qU9+aqOVRye6cLX8mO+yIf+k/ZZ9FKlSpV5CbXePiKpbfUp6FbH7Up1CG1RYUIIy9/KqBH3CVOE8U/wBFgfJarbh5re8jkjWa3tFwI6BCuDCfVRrZqpUCfUTnLNxgZlbD7PIIftA9G4QrGnVo+yOy0Xa02p/szZ3ciFV9kH/LfPqq+zVKJh7SMJwBWxbfU2fKbmdFs21U9obLD9Pf3pwR/pmOEfK6+ztrNIOR6rbNh2ikYHab1C2dm1aDsjzTW1HZRJ8lUbUb4mORvPwu+yZs1eppSd9UPZdS2XFs/pCbtTdhqWPoBp/UO0m7be2WEQqntC3V4H0X+Jn+Yf8ApX+K/wD7T/0r/FT/ADv/AGr/ABdw/wA3/wBq/wAad+r/ANqPtm4Q6w+rU+rRqcgPROpj4Sjkg7qgqNR1N9zDDl7P20bQIdlU9+ciiFChQo7yfd5U/MYUfMCJ1X4enMwmgDTLhMdAq3s3ZazpdTz8iqvsKi4/lVHM/dH2DU+Gu37J/sXa2+ENd6FO9nbY3Wg76JzHs8bHD1GEISEHdVqnNWiDyFRrQ4EGD1TPaVdnjhype1Kbv4jS1Me14lpke+kKFChQj8ln3UcY4o/osgHUA+oVXY9nq/xKLE/2HszvA57FW9jbQw9iHjyVbZqlH+K0hQtEQHIsPJZhbPUFYWu8SItWz13UKgc3TmFSeKjA5uh9+j58EchJ0TXsdpUYfqjUYPiC/EUv1L8XQH+Yhtezn/NavxOz/wA5q/E7P/Oam1aTvDVYfqgJ0z9FGMcMKFH9DOaHiHAH1VX2fs1QZ049Ftfso0zNPtNRpwojAAAyBmt64jNBezdo3b9249k6fIT86CGDtnpO1pM+yf7O2Z3wFvoU72Qw+Cq5vqneyK3wVKbv2X+F7UPhb9HL8DtY/wAv90aVVnibC+iY9zTkVs23Pae3LwqdRtVssM9zH9ByrlPBtOyU646O6ra9kdRfBGXVOEYBNKGa2DaN6y13jHyA8cKPlwChQoQCAwjitB1AVTZKL/hj0VX2d/LMp9J9M9oQtnrOpulphbPtDa2Wj+n9JVabarYeFtuxuo6Zt6othBBNMKk803hzVRqiqy5vvk4HhhWqFCj32e9agFChWqFChQhjCjjexrxDxIW1bCW9qlm3oqb8/NbPXvyf4uvVR+o2jSStoqUqBh9SD54gJ9ejT8dVg/dP9p0B4Gvf+yd7VPKk0fVM9qj/ADKf2Kpbbs9T47T/AHIZjLMfOZ4iUXq9NeFcpxcARBW27DAupDLonNgoJqaVQqGk6W/VUqgqNkYgSJT6rWaoGRl73ChQoUYwoUfJBiE1BDvRhPBtmyXdukO1zHVUe1C2gi0X+FqeTVc7euLpM5qhtjaVEb2T6Kr7Td/lMDfN2afXr7Qe097/ACCZsW0O0px6pvsup8Tmhf4W79YR9l1PL7p/s7aG/BPog/aNlPxsVH2v/ObPm1UNroV/4dQT0OXzOVKlSg5A8EolThKuQKDuDbtjBl9MfRObBQQTVRqFhkKlWD/VVC6OwJKqbZ/h9AUouqTJnktp2k1mk03G5eyZ/BtuMn5HChQoUKFHDHvoTEB3I4Z46zGtfI1K2qpIjCnSdXdbTVD2bSbnU/Md+ya1rBDAB6cRAIhwBHmq2wbNV8VIDzbkqvsVv+TVI/1KnS9pbKOzFVvSZTPaAGW00qlE9SMlTe2oJpuDh5fJp7kniBUqVKc5TwBSpQcpUqVt2zDxtCthAIBQqGSa+F7TN8TyTMl7K/g/X5PCj3qFarVGEcATPcpwGG1FVjOHs1kNc888gmnuznqnbPTPw2nq3JMY5p/iFzehxqMa8dr9inUHfBtFZv7qo3b2fwqlOr5EQV/iW0UnRtGzwme1KR8TXNVGtTqj8t4PyVxRKlEqVKnCVKuROEqcZwClSpw2jZ4dI0QYt2mtTcinvtCruLzqgF7OrtpucHmJQcDp7sPk0YQoQCDUAiFarVarVarUAm98AowhRgFVfZ6qtU0JTyCctFs1A1njk3qmgNEDRBAqfca1FlZttQStpomhVLSqTnMNzCQUwy0Hy+RFXJxwngClEqVKngnCcJUqcXZhPLmnVNblngVVenFAp5TK1VnhqOCbt+0j/Mn1Cb7TrjUMKHtV3OkPuh7WbzpH7oe1KR1a4Ie0aB5kfRN2ug7SoEHBwkGfmQGMKMIxAUKEAoVitUIDvzwhFrXahVNka6YdGS2P2UKBufUvd+ybSa0pwQOMoOQ7/wBpUN7SvHiaqTZWw1LqIafE3LuBxSh7oUeKVKlSpU8UqeGcG0b6lx0CfqinHJVHJ2BxlSpUq5B6pV30z2XLZNsFXJ+TvmA4xiCp4JU94OKMQFHAE4cQPESpU9wzYiaz7fB1TqYom4OzQfWftEU6jrj9gmXAdt1x6xHdwoUe5EqVKPFKnCVKngnGcJ4YhiqOzTnJz5Tzhsux75l1QkDknezm/C8/VO9nP+Egp+yVW6sW7cOSjiY6Fse2TDKn3+fygcZUqVKBUqcAVKlN4YxKGARRQ4JTTgUTki5T3AVzRm4radta1kSPQKvtDniYMBMrOY4OYYKo+0mOyrC09QmPa8S0gjy98nAlTgcTwT3kqcZVISZKr1LWFXSU8wnORK2bZjUhz8mf7oZZDgLGnVoTtkpO5Qj7P6EfVO2B3lHkqmzkfCWhFiOWDXLYtq+B/wBD3UqVKlT8rnupQwlSpUqVOAKlByB4SMQoVuB0RKlSgYQfki9EqVKB7jaNmqV3RvbKXQKnslFnw3H+5RlHLotr9ntfLqPZd0TgWGDqvZNS2vbycOKVcrlKBxlSp7uUFKnAqUfcJwnhGSZUzXtHaDPZ0Wzv7GeqqvzUytn2We1V0/Txzjrqq2xsqadkradmfSPhMdcAmmCth2i8Wu1+aDuJU9zKlTjKnAIIYhE4AIDCEWpyOMqVPCFPde2KcW1B6FbCfz6ZHXhlSpxaVKnglT3BwnGUfdQpQzXhTnKYVYX1f9KDrV2nvDWjMrZtnDM3Zu7mVKnAgOEHRbdsMC+l9logVSfa4FbPVFWmDiRwWq1EKPmgwjilThKlSgcGpuaAT9MAgE1uBCATmynU8k5iI9ynD2gzebJUHOJC9n57U374zjKnglSp4JQKB4SpwlTie5PfAwpkIo+EpjrrndSo1J0WxUobefE7/Zco7meLbNjbVaSwAPVSm6m4teIKDyF7P2iyp5c0DIyxhQgOCPkA90CClHvAUCmvRqSmnLAIaJpUqUMajUWIsRYiEeCcJU4jj2KiWbfWbybxypUqVKlSpU4gppTc+BylTjKlT7wEc17Rrw7dNPqi8bPSaI7UaKkX7TUazlqfJad7KGO00G16Za7XkVtFF9B8PCputcthryA2cjp3RUfJp4Z4wpUqe8GIQUoFDjKIwhOanU0WqO5nE47v881QdRBHuQTQmYFFOKlSpwlThPvP4Vp2u4iRrnzK2sVaoLKTcuZ6rYaG4p9rxnVT3soFA47TRbXp2u+6rU3Ualr9Vsj4MKhUvZ5qVOE9zCj5TPCFKlT3gxlBBBMwGIxhOU4FOCIR7od7KnuAm6KUHKcKgR4p91n3YIcG1UG12Q7XkU9rqNSHahbLV0f90D0xn+hRxBApqbwjgdicHo93KPHOE4Sp4hgMZUqUU4I+8z7wOHbtlFdsjJ40WyPNOoWPWzu+E/0HCjCMAhxAIBAoFTwypTk4qVKJRKPcz3c8EqUOAIFSpU4TgUU75lKng9q0M98z6rY6t7AeYU+4QoUYQoUKPfo94ATQhwTxOwKKKIxhQo4p91BUqVKlSpxPyqOEdwcxmm7OdmqOe0zSPJU3SO6nitVqtVqtUK1FqhQowhQoUKOKO9GEIju54hxNUd4VChQi1EIhQowOMKPd5UqVKlAqUfmM8M4lNY+nV/LP5Z1apUqcZUqVOE95ChWq1WK1QrVCjCMI4oUdyECieKcJxnuRiED7gVChQoVqtVqhQrVarVChR3kd2CpU4H36feZxnGe5lT38KFChWqFChQoUKFChR3892OIIFA++QoUK1FqI93nAqflU/J5U+4QoUKFCjGOA+4ThKnEIFNPdT7qU4Ij53PzqFChWqOKEQo4IUKEQiO/HCMAVOMqfdZwnEoo4x/R8KFHvE920K1QiO+JwhQoUKFCjjlSpxCGAwn3iVKngKhQoRCPvEKFCj5kFChWotR7uVPugTcYRChEd5CjCFChR3g4ZUqVOM9xKnuJUqeCeMhR3MqVPdjGFCIRHzBolNaowhWosVqLeKO+jEBRhChNCAUcBwOB9wOEKFChQoUKOIcU8M+6zwSp94BU8JCI99lSpwninuGIHiKKhQrVChQoUKFCtVqhRjCAVqhWqxWqFaoQCA9ynvIUKO+nCVOMqcZU9/OEqVKn3ueFyKj36eCe6am9zCjh3S3a3asQYIW7C3aNNbtCmhSQYg1WK1QoUK1WqMAVKJU++QoVqtUKO6lSpUqVKlSpU8E97KnhngnCfd5RKOB+VBNQQ76FarVHBCAUYjuJR91HeAK1WLdosVihQo7iVKlSpwlSpUqVKlSpU4zhKlSpUqVOMqVKn3iVKn5eEE1NxlA93KngHuUdxGEKFCjvQhgEMBg7ECVYixFisRao45UqVKlSpwlSpU8UqVPfT8ohQowhHuYUKOCFChWqFChQgEEOGVKnCVPdjCfeYUK1Wq1FqsVqjuIUKOCVcr0TiMYUIsW7ViLVHeypUqVKnup7+fe4UKFGEIBQo4CoVqDFu1u1YrEKaLFarVChQoUIBBitVqsVqtUd7CHcypU8M+8QoVqLFYrVarVat2hTVqjjGNTa6FPWpJ6NzVKpUq5hm7Z1dr9kwW+fqpU8BCLEaadTW7W7VisRYrVChQo+bQoQYrFYrVYrFu0acK1QoUKFarVYrEGprFYrFYrFYixWIU5RpJ1JbtWK1Bvcz3Q7mVPus4T3E8UKFCjihQoUKFW2ilQye6Xfpavx1R5ihSH1zX4StXz2qsY/S1UNno0P4bAD154ypUqVKlTwQrVaoRaFuwt3CLVCIRCPvkKOGFChQoUYWq1WoMQpStyt0jSRYrEKaDFarVao4YUdw0IIYxgQgFGBUKFCj3icJUqVKnuJU8M91Kn3fkScgNSto2w1HbrZpg/FzKobEBnV16JrQ3wgDjlTwSp4IRCIxhFqcEQiER79CAQYhSELdLdLdI01uyhTVqDFYmsQCtRGeBaFCHuYQ7mVKOE4H3GUDwSp7qcJUqVOE4zhKlThKnGVKlSpxlThKnuwCTlmVWiiy6sbAnurbaYaLKI0VCgyiOzr1wjgjgjADCFHEVCjF4RaiEWohQoUKO6hWqxbsqxbsqxQo4wmpsIIYQrUGq1Wq1WrREouU4SjhKlT7gE3jlFE8E4H3Ie4ThOEqVOMqVKlSp72eCeGVGU6DqU7aaDdazfpmvx+zjm8/Rf4hQJybVKG3Mp7JvKVP/lJTKp2qp+fmJkDpxwoUKFGEdxPcEItVqIVqsRaoUKFChQoUK1BqFNWhBZJoVqcxGmixWq1Wq1WqEE1NQQGMKOE8EqVKPBKnvBiFOAxOB97lSpU8E4SpUqVKnCVKnGVKlSpwn3CVKlSpwJDP4jwz9z9k+tU02anH/wCyr/4R2TeGa9VzyhsdEcifqm7PRbpTCaA3wNAVajUBJaMjyC2Sm9ubhb0UqeIdxOMqVPdnEhQoUKFCDUKa3SFJCmoyR1whBXK7EhQoQChWq1BqATUOGFGJRKJ4JU4z7kEBwlE8AxI96nCcJU4zhKnGVKlTjOEqVKlThKnu2mXRp5ldgdXfst4eXZ9EIGg78d1PHOE4zxQiFChBqaxBqjF2iIUIcR4QghgFPBPASicCjwz3cKFHAAgFCHDKPDKlAqeE99PBKlSpUqVPdThPdSpUqVOEqfd5QwHHKnglTwzhPGMIVqtQahwlHuCOIKcJUqVKlSpUo4SpwPBOM9w1DRRjCHGVKlE4SpRPBPCfmc4SpU95KnuB3Eo8MqVOEqVOE4z3AwGE8Eo9/KlSpUqVKlAqVPDChQiMI7gYNU8MoHhlHvZ9zn5JGEKFGMKO6HAAgOCVKnvJUqVKlSpwlSp4ZQKlSpUqVKJ7qVKlSp45UqVKlSpU8MK1FkrdI04TmK3GEAgO6BQOEqVKOE8cKPl0d1CA7uFarVChRgEO/nvYUd3KlSpUqeGeGVKlTjKlSpUqcJ4JwlTgEEMZUoohFqsVqhQoUKOJ2AOMqe5ngn5NCjvIUd3OEqe9lSp7yFarVarVChQoxhQo72VKlT3sqe9hQhwSpUqe/KhR7rCtKDVYrFarVarVarVarVaoVqjuI4IUKFHFHHGEccd1PdypUqVKnhlT7pHdT7jChQoUKO7lSp94j3EQgFaoVqtVisVqtVqtVqtCtCtRCjGFHyI+8z71KnCeCeGeGe9hWosUd1KlT3QwngnCVKlSp4IUcEK0q0q0qFChWlBisTWqOI8c/KSoUcc92AoVisKIg9xChQoQao4DxSpUqcZUqVKlSpU+5hBBNwc1QiOCVPuMqVKlSpUqVKnhCtVqtVqtUKFChWq3hHHOE4zhKlT8phQoUKFarSrVat2rEGKwIiEBharU0KFCeyVYi1RiAgFCATkOOFChWojglSpU4SpUqVKlTjKnhNS09vIfqU9yCpQKBxd3EqeGfcpUqVKHuMqVKnCeCVKlTxN0+VRhCji1UKO4hEKFCGMqcJ7iMIlFqI92tplv5skdGoVQ1wp22dJ7oIFAqcYVqjjnCVKnvIVqsVisKsKtVpQarSo45U8M8MqVKnjngnCq8MZJVJ17ARxQo7g+4QoUK1WK1WK1WKxWrThlSjgCpU4SrlKlSpU9wO45dzChQoxhQo7yowVG2lUi621/iH78QQarVCCHHGEdzCDVag1WqEArFYrFYt2gxR3kqcJUqVPBOEqcJUqVPebYZgStn/hM9O5hRwQiMIUKFCjGFCtQbwAKFHGTCLlKnGVKlSipU4SpUqcJU8RRe0dT6BGtaJLKkeipVadRhc14gJ13KB6r8zm5v2Q7qe4hQoUKFarFYoUK1WqFarFYrVarEGq1QrVCbjHd2q1WK1WqxCkhTQYrVGMYz3c4yp4p7qcJ77aHS4yFR/htkcsR7nChQo4h3EpxU4ypwnjlTwypQQWmECUTgNlZvb5J5xwypUolTwHCe8ai1WK1QrUQmoKFbmo7+cJ7mO5CnCVKlSpU4T3Uqfe6tQMHan6I5/EqDg5gtMjTuZ7sDCFChR3spxRPdTwSpUqcJzjCUCpVZ8Gn5vVyuRKBQd3BwA4IUINW7RCjuW6cMSrY4D7hOAUcUqVKlSrlKlT3MqVKlSpU4T7ocZ7rbIyGaK2URRZ7mEAowhQoUdzKlSpTuKcbu3b5ThPBVMVaQ6nglB3/ABDvTCVKuW0ZvpZ6FSpwGMqVKnElDgKhWJohORCjhtKa1Wq1DCFCgKQnHjjuZUqeBmuMqVKlSpUqVPDKlSpUqVKlSpU4SpxlSpxnhlSpwlSpUqcDjKlThKlSpU4bcM255pjLnhspuQgcEqe6gq0q1WKOAYl3BKlSpUqVOM9yHf8AFO/0xhKlSpVR3/GM8uFg/Od6cNd53zQG6fvxwoUKMYQChAYRxQrVYFYFA7mUcDwTjPDOEqcQmhWhARwzhKlThPBKlSpUqVKnvZU8MqVKlSpU4SgpVylTjOEqVKnHavGtnbNb0UKFHdhBvDC0QQwKnhOMqVKlSpU9zs5mu48UH8X/AM3BKostqElxKnEJxnaGw1xjoFaRrwz2oxhQoxHBKlThKnGVKlSpU4RwE4nGEcJUqVKlTwjG5ByuUqVKn5FKn3qsZeVsXieeOFChWq1OhglxA9Uwtf4XAoDAPbdbcLumEqUHLXGpVZT8boT9ros1fPoh7Qpk+Fyp1mVfAUeKFHcwoUKERktlYN46OihQrVGA/wDVfXAvHVXjqFf6IVIK9E2hUPKB/cYW6pDx1Z8mBbxrRFKmB5uzKdWLq1u9dZ6ppcKjmNe7IKk4uqNZUYM/jaq+6p1Cxr5cMQ7/AIsjozupwlSpUqVKlSpUqVKlBBSrlKlSpUqcBhChRhCtUKOCOId3OE/LoUcL1sfgJ88L2zEicPTCrtdNnO4+S2faWVshkehVXamU9IcVT2mm5slwaekr8RS/mN+6ftdJjZvB8kX3Ol+ap1dyS6mc+iNeqXXGq6V+Mrj/ADJlXuLrp7XVbC5wqXOOXOSmvDhLTIUoFSrlW2xrH2tgxqnuBcSiZTDGglCQ7LIhUdpqNFpIPqgZEjhlSpU8MKOF+TVs3ieeGobW3JtSKoKe59So6P4ShOZa3WTzXRZz5LZNoqUyGAw2c0DdznCExjfxeQ5kqmP+Kq+iz5ardVHOLY+pTQ+kOyd4P0lMe2o2WHTVp1CY9p2t0HlClSpQUqVKlSpU4xhChQoUcU8UK1WqMZ4J9+BkZd9PuEKFHFChQcAjhGLqwcMw5U9p3dOynPlKc+s8Zvcg1/wkhW1Rzd91FS0gTC/NaDFwnooNoPBI6LNQVuyeicIOIzWxVt1IdkxHa2cmko7afhYPqnbZUIgBoRe8/EVEnVWi3z6q1coQMealUqhY+45r8WzKZC39KYvC2rai1xbTiOqftDy0CStn2qey/VCowmA8cEKOGUREZicNruNPsxktia68vOgy4alpY4HMaKm1jXzbMI7SP0lM7b7g3LzVRo1KtjkrZ0REHPVbO8McS7RAzphQ/wDVE+S2ZkbQ83ExiU+mbxUZ4x+6pNH4hxA5TxZqCoPcThOEqe5lSpxlSpUqVKlSpUqcJUq5SpU+6Pb8TDDv902rJteLXfIB30J9NjRnVC3eVzXB6vqWnJsKq8nqpd5qiXOfBuPkg3s53jyV2eZUCPCFM5blDNwmlkt2wevoiwQc0KDsodqt15o05QbLoBVNjZ0C3MnUp1G0TLk92aa5N7Sy/wD4r29CucIjLVXEpmqAnmrfNW+YTjnEInAFfRbJtOVtQ5DQlPqsY25zgAU0ggEaFXA6EFTwEovReJTayqvbZrqtlIs154Tg7aG3FrTmNU+t/dkg8F3VS0chKe+BkQi4pzoyBVKtDU6pLgYzCLi5wyQruGqo1N4yei2bxu9Fsd977j/8qpUbTEuMBMqMf4HA4Oexo7TwAtlLC7xZt0457ucJUqVKlSpUqVKlSpU97ChQoUd3ChR3Tmhwhy7VP+5qaQ7MccKO5hQoUK1QoUKFCDUQoQU91PBFPlUTgBo4HENkqI0V1T9TlSeLROf0RNM6tT6bWv7IJHqqIG9b2HD1KNV3KFda2VfUJ8Suf0X5o6/ZMBvTTEJ73f8A8R+v3UeqDTGmWGiGufVT2k8XFWZSrVMRzhT4fJXRGSlDMjJO4C4mATpohWqW2h5hU3Gm6RI9E7bMuwPujXqa3FUa9Rk8/VU9pqS29mTtCE5xTnFEqUZdoYVE7uTMkr8R/ct95qpWNhcHZ9AgVs7QamekKtkRC2d5NSCJlVvH5I5L4Ag1WqEcmKm6D2XEFbM4B5k6pldlK67Xotorms6YhUw9sOaYW0bUanZbk1Epj7XKltlrQ18khHbKcZSUNsZ59OCVKlSp4pUqcJ4J73mgFCOXCBxx3MKFGEKFChQsuCow03XMOSp1Z7Lsnd0ym557DS70VSi+kfzGlqj3Ejv8kY5KPNCRzVPI5p2Q7KFVwQrPGoQq9XKZGFxQZfElPba3Uqf7020+J5TS2Oy7Jc1Uzbkj1IQe7zhPrGIU3ZlU2lxyEq3+0fdNYObW+eaNPoGAebk1odP5rGhbqmdNoaFussqlM/VWf3NH1W4Lx2a1Eerl+CdbAqUyf9S/DvpuEgfdOpZS+VkHC0SnCToqdMOfam0ewW/vCqMiOyoyQhEsgdnNOa2NCmTuhDvIJ2T3ZuIaqjyY5LO6JXLVZqnUaOUlSx4yaAtCTF0aomQQMkELafW5Og5lU6cuBGoTv8xVG1Gs8BW8Fi3y3y3oV4I1R1yVQ6Qqb5i5sovYHTuwhWabpbEogcseQKlFy2euKrJ0hBwOic61pJ0Cp1A9gc3QqcC4DU5q4RMj3qUf4rOkYSqug9Rwg5KcY4LSdAnMLMnZHphGAChQhwZoGEM8HcBCLJEJzOznqE0yOAkDVNNSp/CYT6qn7Oe7tbXUsZ0CNahTEUKQd/c4J20vY/PZ6P2TNqu2Weyw9Aq+2Go1tJrDUDeZK3o57PU+hW9oc3VKf+tqy+B7Xj+332OFqJhAhOIc5FoTXNjNFyKuDWtMT5K4bkPLfOE6yWizVMpU48KrBlNs2ouY1wbBmEyxxjNPpM80GBui2inaAQSSVQ2He0WuL4nkv8NH80/Zf4Yz+Yfsv8MZ/MP2X+GU/wCY77L/AA2l+tyr7FTZo4puz0/izRay4xorWclATHWmQt91AW88lvM9FdHgEFb6r+pNq1HfEt5U0d2k/ttADIMphZkA3nGiqtLjl1RFoi5UZ3b51lVStTlKsKeHAJngCL4OUpu0EC3OOZhPr0vhb+yL2F0hhBVPtXFWyeSaC30QJkkEI1D1KDIDrRmUWPA8APooKMfy8k6W0paITJa3MdpVc84zTRMKLkezkualNOcgA+qe+o7/AHgKHO1W6KaTTGR1VKsW1AZyVXaL6bmgaqhUOzujxNPJVKrQwkOE8kdqPKNFUc55kq7qm1Xs8JX4upA68ymbUd/Y4C3SUTAk5BHaaQ+OfRfje2ez2UdpY1kl2caKnt1S7twWoEOAI0OJqAOhNcDp3x/itxrTb9cR3UzkeIdzPHWbLh55IMLdUGFQ0f3FGT5DyWzbAanaIhvUp1ahs4tojeP/AFcgqr31XTUdcUA34pjyVeuys/LUZQu2RaAVSp2jPXAp1Bsyzsu8k2sWusra9e4hW+6SpU4RLU/JuA1wbrh06IvYzVkqq5oYJbl0RM1BlohUhvhKdUZU1CfFrqkZ6BCq9ujoRqv/AFLfP/UnVHO1hUBFFnphWfu6Tn6wtl2jfl0ttjH2g510MBOXRN3nMOVj/wBLvsgx/wCh0+i7Q/y3qHzm0/ZWv/SrD+lR/Yo/sUDom9lwOa/E9Wp1VrhoWoFodMlF/mnGU0u3DYjVOYQ3tJvZUqVdaUC4GZQgt8aNLSVuxyVLwGFJD8k15GhW9PMBCt0aJUPz/MCDqtJ2TkKrnZPhbxw0chUzHiRqk9YW8PPRB41zXYPNOaxxlz80aesOCGZVkc1kBzQEeEovPXCctFQbvJ8hOABAyCOWqy5qR5KQuihVHVHthz5CiFOEZKntTKYawyfNb+l+sI1mBpNw+iqVRMgqhtIFTPQ806o1pAc6CVKL2gwSAVPTAkDUgcb6gajU8lTrA5HXCv4Pr3s91Czwnhjg2fcz/wAQ0u6RonUKdvUI0mMEvf8AsjSqOf2W5D4uSadnoZgb6r15BVq9St43ZfpGmMKMIVqtUJ7G1G2vEpramz6fmUv3CaWvEt0UKFChW5BNCKtVisKgqCoVqtVqhWq1RhChQoUKfJSFIwJOUKoVKaUdE2MG6rIntCVc0nMZozAshdu0zbKa0xnarWtpS5rY5ymBj2yGsj0R3YeGFrLj5JwY1pJazLyVOx7Za1keiO0U2kh1RoKZUFQSxwIW02miRVfa081sjGNady+4HmU94ptl7gAvxVKcqo+yJIBM6KlVFUSw5eiqVt2QHHXyWfVUa4qza45eSruhxJOSY8P0P7I1GtdBIlHIS6E0h2kFdnmGqxv6Qt2z9CLGR4VY1Bjc1umqq6ypA5IVN9E8lUmTElTlCkJxCbJzuR80A79Y+6lxMT+6p/w12f7lDY+Jdj+9NHSVn1T/AFQaVYBpEKO1OScSHSYlahPoBlMnUhOgeRX/ACkq1p5lv0T92HA03XerYVTdloseSeciFcB0W8RUJ4yWynJ3a8kckHJxkyipQHZzDfuoH6R91A/T+6jyKcPIo4FSqbskdUZQKqPc90uK2auWPzJiNFXqbypKoVzS0TNsdeJi1Vqlx7X0TH25hUal7c057Rq4BfiKfU/ZCo06OCfVa3nmi7OS0L4cyEf9IVGrAtcqx7H190CnAlT3E4gptYtGSqurVMhk1GT4nud6lHuLs4goGeCBMjXglf5Y7mc8CEUNe5yWSgYfFCfm5FNTkNMAcMlPmhUPkU2pmJTyHtgsdCYQ1oAYYUNNW+x1yeQ5trmOgqmQxsMY6E/Y6z3Ew3MzqtmaaNKwtk65LamPrsDWN0M5rZmmjTsIk+S2lr67bWtjPOSmbHUa9rnWwDKc+WwWGCqcU2wynA9U6HPDjSlw0zRef5Z+6pQz+HRj6qp28nM/dMFnhajTa4yWulVIe2CDCpgMnVbtt90nWdE+HNInVUmhhPalOZNS6/JVReBa5MkMi7tKk14d2z+6rH85/qgVvJacs00iclKdEZpgBy5I6wmhgMvEhFjQy4OB8k3whTHxK8/zVf1qFSyfESvE4WZeaz5FGo8c0KlTmUHuPmvimLv9Ka1t38KqmVS50bt4nmVWzrP55qPL91n0W7fHL7o03Qm7xmQjJdreS4CUHN5s5RqjUbyCtugDNUm7vWCnsMZZo5KVM54UyAHS1vh1TGyMs1a0HN8KIyUQBLk5jmjNHMQrUcJ7iVKvMQhUROBqdUMh1WcTGSu9UDOmqZUc7sax5LeH+W5OruBzpmFvgfC159At9ysdPQreuj+C76oVOrHLfZ5scEHtOhGH4hnmvxI6I7R0aEdod0CG0PBzEr8S3mCvxDI5pm003c7fVXiJuEIVWHR4TqzW+fombQx3P7rfMmLlcImVU2gDJonzTNpz7YjzQrM/UE6o1olxyW9Z+sIHoi5vUIVWH4lI6hNeHeHrCjgnhlSpwntKVPcf5XcQquRZnzRKnDSp69zu1bChDVAyU/NyKCdKHhQTQiAG6ogRqrezKs7KosmsxbRTdUaA1NEABUqThtDqhOvJbTTdUZa31QFlH0au11ctlEUGei9oSXMAn6LY53LZXtEnsDNbGCdobqtoY59KxpzVFhZSa06hblx2rezkqgLmOaOa2amaVK05mZVZrniGqi0sbmhTfvJOk9VWDyBYqVwZ29UwVLxMwqtwb2BJVC4g36pr3moBb2fRVnlvhbKn8q4jOFSdfqAE7NxPnhKlUhdKNMQmgBZQgE4IZBF7WEG0o1gWOy1zTXEMaQW+hTiHvbvYjoxW0ejoQoUjnCoMdUeW5NGtxVUNpvLHdvzamCkeTx9UGgaVbUD/AP8ASVSf2xO0X+SPbqm3qt04CSITKb3ZtbIbqi3qEwIO6ck5wOqDXO8LZTqbm9osgJhhsq5XLs3GQrKcDxIMIGqLSiCECbQrXE5hQUbviV+snNT7g0whmU8Z5oHLNbzsx/3VOcoyVUt+J1MuHRbx/JoYPJXOe4TmmXNBNN8H1Xs3bDuyK0L2l7QLqTKdN0vnN6G8dyJdzV3VXDqoHVNaXHxKzropE+SkRkg08irJRBCYC76I07hqE1pBhW+i1EACFzQ7R1+qgxkcuqbMdU3taK09EMtMMl9FAhNahn/8IVHjIOKa469r1TajtGuJVNm0AXOyb/eUXvtuFkI139GH0K/Et5tK/EM5ZrfjmCt8z9SFVhMBwlNcHaHA8uGeCUD2VcpU8BI5qVVIsReCcyEKgCbmE4fmA9zcVnKzlU0I1GByQjDkoQ5SiyEWpwyRatlb+fPkqj6oe0Ux65YbO97rt4I6Ku97XN3YmdVXfu6LnDUL8dV6M+yB6oP1dc2zz64bTtT6dW1gbpzC2XaKlZ5Dw2I5Laaj2AbsSU3wiVRqVHV3hw7A0yW0PcynLBLpTCTRl3ihVqjmOAaJTXE0rnaxKpVXPdBEKrVsMRKD/wAq49JVKre6IhVam7jJMfcy5Mrh7o0T6zWGM/onODWyVVrh3h4aTrUXYNIAzRRKklE9U3kg1h8UKWZRAV7YjL7ox/8AxyEdf3RZnLU9oGjrkBAzC2bZK20O/KpZfqOQTrKToYA541ef+wTnvORcYQqNykwOiNpJ/MTM3RdKayOad/3QHhQcRXaAYQ1N59YVrd0DmM4hZItbOUoNDHyc/VPYBm04eYQYD4nCE1gMgOHkty6PEJ9VusxmI55qtTtZJIOeATcWhFAFxgJtGT2sluB1K3TZ1VSnn2FaeisPRWmJgwrT0KAKIQKLSvVZjReqzClU3QVot4YTTqrrdCUXK6Ec9E11rdIPWV0OqtLgC0ZeuFrj2mKSOcJ3xG5MIM3hdgDsrMhQDpr5ojOJaEWHk4ItudCzaIcVTd+pMyOauDdJKaZMkJ32QPazzwuDT5qeyhe3VWlxVCi0uG9JtCdWtEURkOgT3vqdqqYKh3PMLQxzTX9RcqP4V38QPBX4bYiOzcfqn+zmOzp1C31TtgoUml1Ql8J1egP4FGQnV286UfVCsz9L/o5DaGAf5n2Rq3eB/wBCFvXzqPROqvPOFc9om+fqhWdzAT60eG2VvuhC3xOUx9Fs5cWG7qjUI1jVNrt55KeciFI6qm5zazj8JK/E2u7bexyIW0VjViGw0L8ZAZ2fVdmt28/SVStcXeRVRlrJVBzhUIpgmNU+tBExK3uU9khDbO1m1b09B91vXT4R90KjpzaPvwyuauhB8CBgcAuSCCznVbueZVv9xVv9xVE7uT4k3aMvCvxP9q/ED9JX4gfpKNVjxa4GOibQoGIYrMlUpi1oc3sr8SyYzlVNw5xLmuJVFtJmbG2z1T9qptMTPovxNL9f7JtdrhOg80+q1nn6K8OZkVVqtaSDM+SkNZPJU6gcTCdUY0w45okBsnRNc1x7Kc5gPahEjdkt0Rc2dPsqdh8eqq1GWw6J6I6YHTEYNMcu11U5IOQcg+f/AIRGequVy10WeGakoXPeGiS46BEtomGw+rzfyHoqe0VRMVX5rUnNQoTcyh4tF8Wqd5YbK2XPTmiMgsjTbdHVMax12itCLMp5L8vnn6ItHSE5hkkjsnRDJPOWaf2XJjy0EACCi4nXEJ1N4E2EA809j2jtBUh5ckLfqoGDSyc5CeKZdlKIp+ahnmuxbE5Jrx+Hd2ja3ovxDOUyqwO88k4dkhMp9Ct2b+yjTJGSHMTmhrCq+LBnqi49Vf0KvROeajszynEYtyylMrxLdQhXO8J/ZPDakOJiQt3YZzcsoTieRnyTfD2gAeaDe1kAiAEHAC5ON0EdUaVziQ1Qg7JNfnqU90mZQ64VIuTck0C3VVKjW6AShVaM39vyTqm87RybyAV7roOYWz7Kx7xdWawdNSvaGw02w6mcuas6IMWzVt0IKJFVmq2Sg+hO8rXN81tzW09qc2nEeSuIyI+67LjpBVhRCZ5psZk/stT4QT5LKcwpE6fRT/YmvEZrZjIetou3mSZ4s1DOqZEZItBVokwYT29HKo2AFTeGcpCY4bzLQqpBaqZiRmqsuMymtPXVOpdDKioBrkF25+JM3hZzQdL9Sm1rW9uSmPa/wlT5KcDkJKjyRewGIV7QgWHkrqafF2SDSdGn7JlGudKZTdlrnxAD6r8PUjQfdfhanNfhT1X4bzX4XzX4epdkMkKL/wBKNCpoKbj6Jvs7audOB6rdbe0RT3bRyyCdT2349pZ6AKtbuyK3Zaea/KpuBoVJd5rfVJyrBqq0qNVkB/aOrihsdMaPlfhsnC8Z9AjQAdnWp+QKrCz42u/0lUnxKNrjJbqjmIOipQE5jXmTKcA5sFU2BkwqlMPMlFv5cctE9tryArezOHLuLoHJCrlm1h+iPZ8VOmjWpxb+Hp+oJXZcewQ36qoCwZwVdlommE14iLSVf006K5By3kMIpyLvEcWK6XEck4oHNGZXPHR2RVRznPu5oklAwg85ALtSmv3TSXsuJ08lSrta8vsJjlKdXDnSWn7oVGxMn0TXUr5dcR0hVazKkAlwaDpChvwOkq1x5ItLDmMB5arZzvtnDa3VOtBeQ0nNCn+SKrmQw+a81BDQqJuqgFVYDJAT4Gg6Ihvby8KMScuiIaCRBWW5qgeSk3aKXPMqOoQBuGSDg178uSovIJjon9oScj5IsylFnkrE1vWFDW5ypzTagi2AfNOtD1cAOw1ZOGbc1BVoQGahRCjot449E6oIA181vmnMZGITVbIVuavpzBeJRDQuzKFqY8AHLNObdoyPNWu6oMg5LtDkEGF+bdV2mA3NBHmuwRmM0KluTVdlrJVMN1eCSnBpKa1hEO6qsQOy0aJru1mSqNZ0WvzankHTRBEBXubkCn7VU8N580JWZVQHkE2oGw1wThPqiE10o6eKD5ITHiJQMckX9WpgveBMSqbdy+o2bo5qp4kR8JRDQv7hGS3hIWg1kotcdNFOX/lGOQhBvZ1QqK/yKhxHZCDjOglMVQ9lUzLAvj8MprHUpi0/VOe4aiJ81yR9nVvht+6OwVv7fuvwG0RFo+6OwVzq0fdfgdo/RH1R2GvP8KfqjsNf+V+6c3dZPaQU0050+4Q2qDlTaPoqNauWXBuR8lW34qN7euoahvf1ORqbQIzct9XnxFHaarRJPNHbavZiPsvxr55fZM2t7g/ss7In1TXU2UKVSpUG8dAt81+ODK7qJqiWjWICFWs4k3iNMgu0fESU5VRvWFjh2U3Z6Mny6FBgLndl32X4en/d9luGfrd9luW/zHJsMGZu81UzGkBNBhBhmSqhuZAkFbO2JnNbt188p6qqC4CFTaWNzzKqseXZZBVAbezqrCGm7MpkueAn03AwiOyAckGN+J/2Cb+HGdzz9Fdso+E/VNr7NGmX+lPr0fxAc1ptC2namvaAwEdckx7S4B5gdVWtb4TcFI6Leu6pxnUoZnJOaXKwjASFms+izxOWDRLx6p7AHQFmTAzUPPwlCjUJ8BRovDrbe10RoVR8BRlh7TSpCJWy0adQTUrBv9o1TfZ1JwkVHfZf4a39Z+y/w6nObpQ9n7PPZGXqj7MpQI+6/wAMbEBwhO9n0WeKsASv8P2fTfSV/h7S4ClVDuqOwu51GD1TthdoajPuq2x1KfNjh5HRBsO9FS85TQ0tc5tJ7o6FPquIa00akMCJH8qonPDgPy3jyTrWWVMwT8JCNZnRE9q2ztck6qxpgtdKFRpqNHahV3hjuwDEcyi8bl2WsLZhTJcat2WgCbVE6FXXza3PzKb258vNXt/QfuqRbDwWw7lJQqOnMAoObB0RIsMLVTCdmoTVy5LRMMEzmrmEtTn5gwr7s8kSsj6poUw5fl7qYM+q7M55IwDkZjmqZlgK2p1rctSqQtbdDSPNUXfssumHNVKz31LG6Kk5+js1Yc+2UQf1Jpz1hHnmV6Smtz7QK6wpda2Gz9EWOGv+yjzRp5BWocoV7roKFQzqmPcQUx+fa08lVFF7Ru5uQp9jXRAgFb8DxZJwDjI5oyzREhTBnALlqhm3swUBa6Tqp8052QnNZ85REmSM06m3I816lRP2QaOqsu0080KaY1zeicx7vE1MpubyTXFrfAnNNxOnNMpuyMqoG/pcfROgtkXNHot3Izc5fB8SqCSJURqEDUIAFR2vVPq1LzFR33W+rfzH/dNr1ZzqvhHacv4lb7pu0P8A5r1fU13zlUqvqZOfPqmsH6gm0pMSn7VWp2ink3QBN2ypTLi2DdrK/wASqc6bF/ibudJq/wARH8kfdfjaZ1ohfi6HOghW2ZxgUCT5Km/Zn1LGsLXJz9kJ+P7IN2Z/huJR3V1u8qT5Fbmo53Yqn6lbjauT/wD3Lc7Z+o/9SaysMqXj5widraQCXSt7tPVy321A859Fvdrmd2f+lOcasMdA9FVY6+ByRp1Bd29PNduYuUVP1Jkib/8AdUndryT6oHggoVm8xmhULj4clVqARGZRqw1sLZy2TcWtT30wdVVh1sFbMJTG/lszGfJbREC1VLQ0ZhPRlSgVOHJAZiTkux1KIb+v9la39f7KwfqVvKVHmiE05ZptMFt4EN6IwXc1A5Sr4AyzCvuj/uhUfTItDBchXq2F/ZgJleq4TkvxT/0tX4p7RJY1O217RnTCp0WVaYdV3bScwAF/htC6XOd6JrG0qf5FMegVV23OyZTY36p+z7c/xSf+dfgdp/R/7l+C2n+Wfum7PtrfC2oPqqVXb2eKjf6pj992auzOb/qzCdslMPDqfYd0VlVlSadmeoKs3rfzG0/+pHZWsrSx1pHmto2Vz3S3nrmqGwVWulzGPb/qVSlu3XHZhA5BypbTa9rWULdXFOr13Ny2f91vagycyB66qrtFpyEyFtdQVmS5kEc1c2dVcJGcoub1VwUhSI5q4DqpHmrh5q8K4eauHmpz0Ku9VePNMqhvJF4nmrh5q4eavHmrx0Kv8irh5qY5FT5FXDoVcOhVw81f6q4eakKfVA+ZTOy0AlV2b0AAiUQaZ7QzVJ4BK3gHVVKwc3KVPmhHVTn4lz1QJjVSVGaudyyW8eg9/NNr1GmQVW2o1gA5uQUo1CVcc0DkArlLfNAjzRcEXtgJz2uTntyIiFe1AjkcJhymYXTTB+YE9VLeQQkr6qo+CFv4PVfiPJCvOVsIvzW99VvWnkt8t8OhW9Hmt6FvR5redJRqeZTamWpW+HVb7zW+81vf7lvf7lvP7lvXRqp6olSeqaTzQIRqujkpKuKa906q90zOaFV/Vb13OPst4eYb/wBK3nVjPsi9pH8NqlmXZCobQ2iDbT180ypFS/nMpzhdogYCZVtjyQrVNez9l+If0YhtDv0tQrx/lt+6L7qgcRpylX9mM0KgDwYd91+I/td91Vq/nOLZCNR12pRcTzwD81d5JlZ7RA06LeCNM1K3n7oOEHKScMoz1QJ+iJlNeWnlpCn0xfk0cAWS7PX9kfIym0r8w+kJ5XL8HVd4TS/6wjsdUGDuv+sJns/aXzZSvj9JRY4GC109IQ2av/Jf9k5hbk4R6pqDzaGuMMmFfDjAQd0V2aJ6I1aZcIyjKT/unvY2kWNN080KhbTtGiD0XOfknkPiOi39lem64w2BAKO2USCQ+nPKU/a6zvDVoN9Ealc//kt/6l+b/PH/AFq2r/MH/Wra/wDM/wDeh+JGlT/3oVtrafH+4TNr2oeJjHfVUq287Tm2OHUrank0ju4v5SqNV4qPFeIAnRFrZujNVqn5brfFGSp1KgrRWjSUbfHHmnbRWPSSOibWqFol7kHuPiMqqRAcNE9xiAdVa5drqof5Kwg9twHlCZ+GbR/h31T8TuSl+ecei7R8eajVfRRlmEddFn0KMxKbOZKnywBhXRyQdkrh0CBa7XJGiBzVmcc1l1WXIoGVl1QbPOVbnmrP7grSNCFvHdV2uqlzz2k5kCRyTdpOV4DkGscbmfZOb2eLJAE6ByhzM7Su04yiHDWV2vNdrqVLupUu6lMFR3hlWVuhR3o6q96L+zlMreO8lvHdAt6egW88gt5/at5/at55LteSf4s00OPJNAae0dVLP1J5Bybmi2GklMqWpz5KnzUjqFl5LJQFaEA2IKhsf7IMadU5gCIHKV91aNZMosz1QEc1b5q3zQaTzVvmrSoW6Z0W7b0W6b0W6Z0W5Z5rct81uW+a3LOi3TOi3TVYOi3a3bVuwt2FuwjRHJbnzW580KHmt0IW6B5oU4ECoYUH9Z+yg/rKA6vcoP6lDv1qHfr/AGUH9ZRpzq4rcM6lClTC3TeUELdt6LdM6LdN6LdM6LdM6LdM6Lds6LdM6I0mdFuWdFuWdFumfpC3DbS6wWzE+a3LP0rcsW4p+a/Ds6lbhnmvw7fNfh2+a/Ds81+Hb5r8O3zX4dvmvwzPNfhmrZCdnJte4A6hV9vL9msbk/k/miwky6rUP1TWlujyfI5rdMOrYPkty1blvRbpvRbpnQrdN81uW9CtyzzW5Z0W6b5rdCOzMrcs6lbhnUr8O3qV+HH6l+HH6v2X4f8AuW481uPMLcei/DnqEKB6hGgZyhbh/ULcP6hObWLYL8luH9R91uan/wBKDaloaakK2qDO+Ktq/wAxW1h8aIqkatW7JHaK3H9yNDo6EKRaDBzPNCgeZlGi7k7Jbp0ZH902k7mfshTqfROp1OWa3b//AKFZU5hObUB8MhOY+PDKAfb4U2865eqc08k0uPL7rOc2mUNTMD1RdHLJNzzAyRLozagQ46SVLbvNG0coKFrfFkhZMqGciUbeqgKEQJwHVOdLYUZ4W+aOvAFScGOktDh0K/FXUnNFC3/mTan6m5KA3RG06ysk3djUOX/CvYBLmu9FZs7Qc3fUKm6m2e1aD5I7rLc7U0eTgqtKyQ7aKV0Zhbs/qpLdn+z7rd1OQb91+GryPygfQp1Ko0Z7P+y3eU2AJ1Izk3LyTqJbq0hFhQtjMp1gdMo1nckM3iVu/VS5pyRqPIg6IEqT5IuI5BTcVl0KyUN5IgA81lGpWX6inZcygSeauP6lJ/Upd1Vzlc7orj0V/kr/ACV/kVvctFcO4n3phteCRMcuqc4OcTYGz0Xp3GWFNpfUaxglzsgttpjZo2cGbe049TxSpWmAxBUg9ccsPVZYa45L1x5qDbdy64ZdzlwwoCjhKHCBOAUSowhZ4mTrmgoz5KPIK0dFaOgVrf0hbth1ajTadRPqrAOoVscyty266M0+k15l0ko0WmJnJGi223ktwNASt0f1fstx/d+y3B/Utw79QW4f1C3D+oW4d5LcP8vutw/y+63L+i3dT9Kpt7PbDpVrf7l2OihnRRT8lFPyUU+oTKtZuQqyzkhWfPaAd9AmVw2Tu23cuwqjqTiHboF09qRqv+G3n8EWR0Vuzm6aYH6fNNZs25lzHF/NoKeNiY5njPo7RPdQr7R46reUzlCqUQ2LX3BNBbockMtBn5lOkScgCi0Ep7AFbCjmrwnjtlQgFCeE1rla/os5grO7RVJDtMkJM5LOPD+yqZhp8kxXD9KkdFOeiqdg6Jrp5Lef2q4WyQngNjzRdaYQNynKeKO4jz9xgcEcEcewhuxMO018qhHYanuc9xc8y45k8GWH1xhRj9VBQBUFWoI8Nqjg1VKpRZsn/wC3SBzRtPhRBGH0UYfRQowHcHPi9OHVDLgPlwjTD68ELmq/8Oi3mAoWffQo7j6BQFAUdAoCgea+6+pUeZUf3LPqu11TpIIkfZbo8nfsjSPULcu6tW5d1C3L/wC1bl/ktzU8vutzU/8ApW6q9FZV/Srao+FWH9X/ALVYf1D7JwcB4gVJ/Srj0THXGI/dWu6f+5du22wR6qX2xuwu1dO7KlwmaSvCubKBE/8AwsgrvNXg9Fe3yUt8vcY447v6JwaD2HXdwASQGiSVSoN2cbypBd+wW2bSdoqDKGtyHFGH04IUL64RiAoUqUeCFHCQDzhF7hPZkJtSeTh9FdKCgxPJDMwAiLfFlxRHNWhWBBsoYQoUKMQjmZWagyoUFRniMIUcOfPAJjs+0Jb0VWq6q1gcB2RAjGMM50wPF6Id1HDE9zyQ78qP7VaP0hWj9KtH6Va3ot2zotyzohTDfDIUf3OUf3KD+r9laeo+yjrZ/wBPvmaz6KT04M+55rZNk3bLqmTua2usaz4aYpjQLPjHefVTx+i9cAz1UeaDc1u90wEjxf7YSMWtBcLtPJF4tLaYt6lfXGCjiGu1yA81uSKJquLbNNdVcTqcM1ngFnjoO8hWqMYRWXX3KRy4o64MsE3g/RffGMQQTxCeZwlDhOMdzngeCfd490psdUOQ+6GxAfxdopM+qI2RjSd4+q77BNZdbbsgDepcuxQr3GiDGkHJP9oy3wC3m3GcJU+SzU+SBU4yOayxgYZ4fXHVTwSiVKlFyuMRj6BdryWeOUcWhXrxBriJAyWmAUKOKfLCPcSpUq4BSEO6niEcUeSGIwuCyKhQtDzUYH1Q0Uic1kcTl5qT04YzXLVDHTCMIURzWXvE+4QOmEm2ATHRXnqiSe4hQoxjgyxjEI4eqyUcM8Oqz4/pxZqUyJ7X2TiXHtaKByUKFCj3Y+SzQU8IjDXgnyU4TjKnD6cUKPMrTVemGeH0RGStxlfVHPkhAUqOHPoolQvphl0WWGfRWygxnxPI+iOsTOEKFHvkYz3sKOGEFChHyWfRNHlxkq5TjCjCMIxDeaheqjoVcJi/NAHqFPUqeKeIRjnxx5YjCBhrgOGe8nCfMILngMOWS9e5JOAy1OGeErNW9ZWnXAKUT5LLzQgaKcIUKI5rTnhOGcIYfRGeSCPqpAUjoj/pUnopWS+uEeajvZ97njfTdTtvykTHcg4Ss1JWeHopXphksuuGeEKYVymcZWWGS+iDexdlEwslOfeAKMQo7iVmghnp3P07iOa5YQoRYFa1BreiK6YRxeSFF/6SB5q1g+O7/SFI88IChBSgUXsGpV4803Py9VroQs+aB8sZCnEO8lOEeSyQ9V6cE9UI5KfJH6L0U+WJzUGNF9F9EMIUefyWRbEfXihWM2JgfVAdtJ8LP0eZTnOe4lxlx1PcTxgic1VYID6Zln+yAwtOAwLkDhCtw1x+iGEow7VThlwzgcZUqeAcZyCy6KQ0aLXX3PLrhblqgFao4ihrjdb4R9SqG0vpVAQf2W0bVU2h/bybyGBz5KCzzb/stVC+61WaCJwAUdFblOeOZ+LGFmsio81CjzVqHpjlhpzU+acUPXgnHTVyOvJZjVSp92K7Xos57yVnxUrNibe4XbUfC39HqnuLnFziS46nGOMcULZGB9Q3OtbBJTqbRP5v3XqEMI80MAOAzKg4wrVCCnDLmskEFHBChQhjarfNAHqs+4FB9heWmBjB6qMM1nhM91ChQf0zhyQkFHzQKlDzU4Qozxko6Y5jAYTx5IRyWy1N7a58Fzcj5rbKezto7wsE+XNOqT4Qxqucfi/ZTDu1p1XoUJ6jABS1ZdQvRSVnhI6hXDrxZ9Fms8YUKPREeabP6kPp721pd4QT6Lc1P0FO2aqxsvbYPMr8sfqefsr2cqf7q4dApkqcIQEYeibSLmOqaMbz/wC2FH8lm9MXnweXmjJkkqcfuphTPDOHPNTSPipH6FWCJavooDRLhnyC3jlchwwoX3UDqiFagBhMKcYUK0K1QoWazWeIPcQhwj0W4e3OpbTb/cV+UB2alQu/tbkhtTxkGn1cUXvMzH2XNTwwmgNfcB9E4O1ac+iDpEqVPDC9cIPVCUZ444JQ4CrQQow+qPqUBOEHCVJU+Sa6DkSCjmZJJ9VA6YFocIVOWusd9MI8kQrQrB0QaMCFb5KPJfQIYGVP9yBKkqV9Vl1wlH1UYQOaFvdz3kqVkr2fDT/6jKL3u1cfQZLnknVHvcS91xOMKOKnsraQD9qdb/atprb0gDs026BUW7yq1nVbVJh/weFvDnxCOahRizJwjVO/DXOsZJnUnJVIcdZVoVoUAcOuAOEoyhMq53kp8kXRyRM4AhTPBCzx5YRjKkcOiBQRWz0HVgT4WN1edAjtAZlsYjrWdqfRam5xJPU4/wC3dQoUYemOfVBHI+LglSp8lrg7IdT0Wfos+QQPkp4SpwlE+Sb6YHC42xyxnDIqAslCKgH1QHDdnoVeeQVzuizQLuauUqUSV6rJQoUY54/TEeSiNfcZ4efe7NQdVcJHY5lP2nZNncN1RuI6Laau+rFwn64bNZRoXa1qmnk1e0bd1SDco5e46KcJRzRDkJlaIL04M8M1KDleOSuRPRBCMI88JGIOJwlSei9RwclCa3qqmx12NB3RgrZPZ7iZrZN/Svaoc2mykGHc6z1QLS3nKlSOi5rLvT6oE9VKlGFA6K13IwrTzRZ/dlxA8GmEDgyR9UboyQu5x3IxnCRhCg/qVh/UrcO0s+mEhSp7mYV3kpaVa3khwFOqmIZDB0HucKls7qsloyHMrdNae06f9Kup8qQ+pW8p/wAkfdFzTpTA+qJnlHdl73auMeuNFl3ad4B+/ki6/aYnUxkttI3gY0yGc8JKHBPFPD9MclCjAyo6lZY5ac0BJAbqoQCLQEWZKBHBKaC5wA1OirsdSABzcefJZ4jGcC3zUFC5CmeZQb/cVp5/RDNAL2VsrG021nN/MOk8lVfLnPc6GDmUfaVO6GTHXqqm1/meMuEeHqpnqo4J4BJMBZoA9CjTeNWOHqFki4DWeKcAnZaKT1Wcar6rJZFemMlBRhCGeigqOPLu4PXADHXGT0VzuilAg8lAUK1DJDCVKngy6LLGER0Ud0O5An/yrg3wDPqUajzq4kawhVMjJPIc7IR7hTZe+0Zf9lUdaAGZZdn/AMphscCNQufuX1xyWSlXK5Byy6rLmUU03dnXong0W2lttRwz8gvqojBoHMotaBIzQAUtDtJCtpP/AIb7D+l//lOpvH/xmnTTFujz4v8Awg4tGWnRVbGH8s7z15LXXDMrNTlhOeQUAcgtR4Yw5QojQqZ1JWXRSqFSrVbftD7WDO0ZBbVtB2h39nwtQbkoKLYAM6rPrgHTqJXZ/uTigZ1d910TuyhKieipONKqHAm3otq2w7TayIaPNQFAhEWH+1Qf1LktNVPUq4euElGVClSFPXDPgleuEkfCriTKBR11wuV/kpyXrjaiDyQC+mH1U+eAHBMKcIxlSFe3glSh64woRQy58X1wnPXjjvCZ9PcpU+SZ2afa+P8A2RcS7P3r6q3CEAoQRkmZk+a9UIgxCB6ozKlXK4lSqNapRM0zBRqF+btVKlShKz4M1mUJ6rPqoyycrTCtKIIWzUi+qGtzPJe0KzYGz0zLW+J3U4Rnhdlmuz5rLqg2eYVp6oBEI+qaCTcfpiTlwEF2Spi3XNemEAq0KM1HFCHDAWWBUnpGEKOKEMLuXNC7kQiDbomS5s5BQoxzRK5KVE6FCeeLmA56FOvbq2fRCq065KRyKkYXqZXou1z4ualSDos8J46ZAPa0Kewt9OR9xjuZ4YPJONz8vCOyO7grtBB3XCcfrwwpUnCVSpVaoljDHXkjTpNyqbQ27+wStl2GlVpl/wCIlo6J34em7ssdW9TAV1In/wBPA8nIilyD2n7rQ9lB5HQ/RF05Wj6L6BHNaIgLKFAWWOeEKMckCI1VMNezXNFtp1CtKDSs+gTszmg0aKr/AMDs1n/5FQf9IWazU+SlSpwyWeGSIzwIgo4zHmrjHkpQjmEQfJWuVrlnOEqcM+PLDJZcFpUFQVB5lRh9F9+Eyi90Rd2eiDp5AKEMM+uBkJs4HPA+uMpwYdUKX6SrKg5goTzV8atP0X5fWPULdz4YPoVafMLPDNfVWyZVqt6q1QFkvRdrpxsfbkc2pwjMacWfFHHcFPdjIKfcwSs+D0UlUqop/AHO6lVK7qmT3l3kmHPKEKj2hwbkHap0nmmlyvFpBH1wuX1WajuqGzl4ud2afNxTqey29lxlfhpzZDx5FbsXZts8inUQ0clkmkdMCcgt7BW8u1Ky6rY2t2en+LrjL/Lb1Ke81ahfUd2z1RblqMfoo4JV0qeDPAjogHKD0VpUIQstVd1WUfq/7I5KnT3roH7p7LTqD6YZceqjEDhCcJKFw5q7LD1WvLgg9VI8sC4BXeSlXQpRBPNZpruqHkVC+q5qc9FMotXbWePqFYOWS/MaMnSOiFQaPljvNN2dzxLSwj1Ttme3kigOgRClSFoiWjohn3NOqKdNzbbif2U9GgLeO/8AoRqP/UpJ1OI93nuSUJQ4pKnCSpPRSVKiVmoxhQVmEBPIymmE7PVckEfXEqcL1cUJyRaUBPOENQGnyVWq4hjbuw0ZNU9MlK3r/wBUjoUwsMXaIt7WuXVGY8lB6KFCDOzMj0Wx0GumrXMUWa/3eS2uu7aKlxENGTW9F9MZxlThKuW8V06IoOhXKU0XFEeqp2t1U55ZoKFJB0Ts0VPVXInNZcU8E8UqRhIQcOaLh0V39qvzRrCIc0IPHRdlF0IRhGELRAYzHJAziWAqI54QevBasgrk2q9ngdb9FXcdoNz/ABrZpbUGcKm2lLRVJudovaP/AA1Rtmc8ka9R3xK4/rKuPWUfMBR5BbvPNohHs6KXxzwlTwygZ7yfcJClTiDjIUSrVmu114JUnos0OEeiuU+SCHlmtMMxqgfJSVyhZBSp4YKtxHJByy5oZAnyVh5BMY88k4eYwBA6rejkHD0KD/r6oPKuPTJXCNFs7GPBqVTbSbr1J6BbRX3pAa2ym3wtVw6furxEDDJQuaiR2M45YnFqhRgA2Ey2ZJHoU4y49PJNcW80TPNDC5XnmhaeWaLVl0RAWQwjCOC3zUcEnkEJRHVW9CrCreq3a3fVQslc3mFkonAhWoNPPRQFkEDOikygVKBUqVKlScSVd5IOPTgtVuLXJu1lgEi6NFtFWptFS6ofTywgLQKZwn+4qVdwyp99zUK1QoUcELNSs0OHLohBTGF7rWCStspMo06TA07w5l3XDn1wtlW/ZR5IiOSiUGwhqoRJmUZ6lQU3DRFqDURgEEabgnNIPL6KCt25yjLIfVBh5Bc+Sbm4joiG2eM+hXNETy+y3E5tdI806iW5RmrSvRQcNNFKlTh9VK1GTTKBtzCJEoQ5ei7XRTgMJRUoaiTCIZ1JCDWl3RODc+1hHB6Y81MYxhlwgvHhMKASskSpyzKuPVSVBVzoiFz0yVqzwhXZwpwz64ZL6qVPkp6hTiQFkEDCkr6L6L6LNQcHXcihcOQOFp64RiROFwU9ASsz8OGQ94PBKlTxzn3QROGanEFU2l7w1uqNmy0Muf8A7k5zqlS6oc1H90/RMpXHyVtLrCa2keZAW6aW9l3a81VpPZqMlPXNT5Jz55YygSpwnGSpUIBnxFF4HhCLy7VSvFyWcRyTGdDqgC3MPW8n4WOQda+8NHSFvJ+Bqa4RLqQV7PhBaU1t2ju10Tm2CXC5OcbuSkgyEHlpyTnl7pOqPF65ImCpKlNs1yMcii6cmttHQI+WSk88OWvBMaKEJ5FNHa7TiiM8jIWWJxkdVI4ueBJ5KXIE4ZrNQoxOmEZLlhlj9OOJQbGizXqMM+DPopd0Cu8jiVC+uNvnjkjCynXCcM8ICtHT5LCiNFPdFRgBOgWybFV2l8NbAGpKo7EzZy4Td5r2i3NnRBo5lW+ajzQZ1VOxpn91eZlXO/UcOeA4JVyzhAK3yQovc0kNyCbTJ0C3fmrVuspK3MnVoVga7xBBheezUa30T6NQ9CEJpu0jkgMwYkL4+Xot2HSfCtzDbpkLPLoEwgHkU585nNXf2rIZ5fVSCjHwlWmJjLglThcsumMJonR0JzP7p80RHPDRcuALTRXFXZaomdF9Vn1QlFBQrVA4M+4ngvARqFT6qP7ipLSs3YDACeiLYOuJCjEYnNWKIULKdVPmrsMuAR1wjiyUYQeqjz4yOY0wY0u9BqUY5e+yiY4Y4S64a4EydIQPVuFOJzd9lQqvZs4ZTaGjoNVX2l5kUiwea/E1SLf+yNseEtco+qjyUm23KMC02zyX0RQUYSJzU4R1wzQlH0lx/ZAT8Y9EWOpu8JjqhU5jXzRes3cyrc/EhTubPRWsEZfVEGOzn5oaZptJpzcbfVGlSb09bk2qxh8H1Rqggy37K45SBknOJKl36lLv1LNEuWa7Xmrnen0TWF0zqrBCgKAoC9Fl0QDSeYRgITyCfd0yUZKFzxyQF2macC0w7XhI6YW5SCiD5L6L6Jvn7jqoajCDW81kspUYTHn6K8nRq7R+BEE6oHqoKzwC5YZcR4pwgYSs+5JPRG7qu16r1HA0wqlE0wHP8LtBzTnF2Wg6DCPe4VpUJuSBU9FC7I0ko5+WAVs6qEGlRCEYbFQNarloM1tdYCpbSqy3mRogWQc02oC7N0Jz28tFcOSuQcpC9DkjB1WSGXIKM+yMLY1UQqjg4f8AlNaDnMeqLHaprSTnMeQW7udAVkaghDWVeZzcmvh0q9h1Gaa1xZIGXVMlTB6zzhSPCefmnsDT4iFu5iZHmtx/eE6kG6u+wW7nwgwot5ArLnP0UDqfsi0RrmrfNOY4YB5GhW96iUXg9VKlAgaSgR0zWX6V2Y8CDRbkM1B6IyNQrnK93VSeqz4IVIcmf7oggnDMK7yWS+v7I2jTNEnkpKBnGfJT3QlTwQFChAIjogFGAH0UJuWiiV6rLmMYJ9ECOabB81HksgskWKCDkcl2vJA9Vlhl1wninGVcrlet55IPlThHESTqZxnuZU9zPcDKV2jhA4JOGS7MaphHOVb2ZCDB1lPaOqZRLtAn0wDAdrpKfUA2bdUOy3m7m9WlXMyEHzRLeSGuauHRTjOIkYDPqiUQ5viEJtp8RAT5Z2QGnzQL8jCO9gDL7oXA5BSXZ1A5Ahp7TQQg6/NoY0dE20uuc2VZT+EBifJhjjCeD+nLyQ0VO7RgTqbneNWClr/unPy7KL3HUoOPVTKOBOalMfCdmMi1HGVOFPMxqnA29qIRnoqkggIuPVa4RKjCFaUxsotblD5WSBzRidMMo8+CJyRFrodknMgayOqClT3McU8EDorQdJUIFHzXogs0Kh/tIRj64QrVkgGTmFAnLwo6oYWs6wnwNDKlp9Fa1WBR3eSIVklWKwoB3RW9VaMT7zKkKe5+vHCDJPmoUN+LIeSdbA1gIl7h/aqOy1KokDLqUyhQpO/OriegTtj2YM3lzo+FRQGpqIsYf4dUfVblxbcGyOoUIGOCVOABPJWlWFAAHMErfwPC0J1a7kh6Smks0yQeA3+GJ6lbz0Q2h46KpWdUi6MkJLfJMEHn9l5S77IZt1mPogAjTJGR+kIMLaZIdd5QmydG/urWZ+IH1W7o/wAx6LaXIuKyUjog6DIRqA/AFeCNM1kNf2RIxlB8IVR8TAUSzzUNy1QY0/5kLaKlPLdkf8oTnHrKlSuUqSOakzlh9U0olXQyPqiXHpCAJ8laab+2FzyVhtnljJUqVceqLlcrvciEBgAeitMIM81ZlqgCWdpo9UWdrKVAHNOIs1grTRB3VF2einoIUlTKzVxVyulThkp8ld5LeE6t/dSp8lnOmE4z73Ku4I4YUdyzZarhNkeuSfQqMzLcsTwhDXqg/wAoQio0NuY0DmU+kQfECmxNjG8tSt0yky6sQXcgVV2irVbaDA8lYRq1S6InLFrnN8LiPRPLn+Mo4aJqjqo6KJaLYRDlu3RpkmeLJG8xDPSFZnnqjSd0zVkeaLOzPJU46wnAPP8A3RaeqLc802B4fsU1lWZyA9U5pnN9y/Lc2DBKeyPDJHVMq2ABsh3VOe/mU14Y2CJK3mmWic8uCotdVqW04k9eSzOEqVPAPNZN0b91k4eFR0wnhyUhSvogw/FIChQBBuz6INBz/ZQmmMroTsx2U27mZVENv/Mbc3yW6e53ZGXSU4Rkcc+S9VCjCPNQUJ9weyM8sJVxKCAyUmPCpVxRtKGegQBWozRZKiMPRdrCFGMjG3zUFWoIqChMZ8M/KwY01Tpdm4krZq76IcBmI58k+sDF1NrvNVBSqj8lhYR+6sKiFHAM9FBmDqmjPNPi2GNJeqJdRbyHU81c24l3aKdUJ8leeqOEcNqDHIBx9Bg0EN1H0W7JAhAAiAjk74Vf5lUS2/PXqSqhYNP91eXZcl5SnNgqD5rMhfRN9E2oG/5bUak680LZ1n0RceWiL3HmVJxzOTc3FVw3Ytm3LT+fU8bvJCeS3FSzeBhtRZkCcs0+n24AhCm4utAMrIdUYUj64Ax6recswrx+lXBC0+qIAyUq4fpVwVyu8sJPVfVc0ykSRcnsLDHNMaQJGvMOUHNGk4NzeweXNFsHMrMaK4q4r6qR1WR7vPDPglTwScZTdVqgfNeLmj0wiUUYHNSF+y0805zYyBXZnIqzKZwiUQQeDsjoh3dwQcMMkTCuClThcJV3ugzMXAeqdRe0aT6KEfsr4OYMeSMRIMqTyQPGMIwba3UreMJyn7J45iY800C4Sf2W4a7S6VT2Zwm5ojzTqBfkwfVfh3UgbyPRMDXHNCWze36oEyYV5OqGag80HC3QKWnkozwlASozhEZq63RX5Dkt8ItIu81kCD1RrdNPMIV/ROdJ1Uo65oEc1d0Q6q5sZTKD2nIBXkc4Tpuh2qb9fsu1MxKk+X1W88mq9XE6nH6JjC45AqmGbG3evE1D4Wp731Khc7NxRy8ir6pHiMBG7WUKzpHkmbQ5rjcLrua8oUDnKhufa/ZZ8QbK3ZiclunHkrOqaynzuTmMaOYTgOUrs8gVd5K6EHwZuzTqpcVJRz5JobzyQFw1loTA34nItZGuaDbh1Rp/2St05xOUeqLCNQo4fopKz4Z4ZhZchjCBjzUgnwo29StNDxCcby0myPWEHv8AizC3pHwNKbUz7TJ+quPw0zCc1sAhsSJWiub6hXjRATpmrRzTmRyRaFA88IUcGfVSfJAq0K0cEDmi3ogIwJCyUKOGO9BhBgBnU+a2WoGON57MeHqnbpxJ8IT4JJBy4o4oUEleHULKFSaHTGZ6J5fu7HNiFQDmuByTNn7d12qcxxLg2XRyVPZdpcB8IRoBv8aqz7pjtmYR25jyT9nFVhdScCOsp7LQP+y3YOroPorHNz5K481PBKm7ki0Dqua8WiLGhvmojNpKJzUZKFuzEgZKnTaWkufCOWowhMZf0+qEMyLA7zVzyenkEbW8pPOU6alMZS5RU5mArU2jKNC1sucB5ItUIuzRPRUmuqPtCJZs1Pz5BVnEuve6XH9lKBW8OhJU5ZLXl9VEauCZWg5Wg9Uc3aynWcjgATlyVnVEjS0eqZu5/MkjyXZu7MwmPtuiBKkoguAIXaCD2PZ23Q4aAJwCI4NMcsJygYT6LfG2Ba0eQTnzmjVIEFb13kfVOfPQegV3mrgsu4yWWMqcJU+alSrypxz6KU0glEpuaAhEE5ohWqmwudGnmU6lBzQaB4tFk3UIuJOUK/sw7ROaOSg9AtNE6Tor4EFEt9VymFJ6K4ou9Vf5KYQciegUnovpgQ7qi0oBy7coPP6Vd/avonFQowlCD71mdFzWWIaDzWQwz6ppzzzTXXtJP+yohxORATGNpEvqGSq20dvst0T6lSp4ymdk6kJxJ8ZcfUqco5JuRlbxwbaPDMwmbQ9upn1Re2r4MndEXHQ8Fyv6oGU7JSVMpk25NlNcAAYzPVNMfdVnXRZnCGvalXGI5Jslmpd0AVKi4vgi3zTqZFTKHeaNDLXtKwtb2jkgIyTMuTQ5GpppKDC89jtFFjxkRCbQDhn/ALqo1tNOc5uegW+d1u9UXg5xB8kH5GVkqNDfVrGHLmTyVGgwfw2w3/de0LxXk6coU4zwSp4KT8+25b4fCxsIubUhu6bn8Sq7PZpn9Vu8plBn9zVTeWHIhONxyRtMS0tVp5ZqHdCjiDjOeilSpUtiQVcrjCu6qUTgPTDPhHnwR7lJ6qStSnUy0SUNe0TCDmg8/JMe5rphVc4dMz+2GZwzwGAyTASDCOEKFChRjbxuJ5YDNXBEnkrpQ7yO62bZX7QOwWz0Kf7Orh0Bod6J2xV26sTgWmDljKv8kXyiI5g+izVp6Kw8lu3A+FMpxHba1FmfYcJTaJccytw0EdpPo0s7tU6xo7DPqU7tK3tZrnmpHJbzKITQ3nqrmVW2vyf+pOYWa/dRwiIhAAHMphz0CqFzR2YAPMJrxbD6cnqi4fpVOo1zhIiE+COUJzQ+IamU45wtzllVE9FuiBnJVPKnzuTnufqmh0+auM9owiJTXvottZAnmqtQk9p0lOq3CKbbeqhH14NnobwyfCpZszch/wDKft5IgNhVHuqwYgDAZrdNtBc6OqLWzzjqt2P1hbol0Aj6lGjGpH0W6PkhQe7wwfqhs1TnA9SrHNcckWElNaG6lOczmIKLwGq4K4KQshzUreud4nyr7TLSEarpmV4swmtb8bsvJW9rTJEsy/JgIijyuCAY4wDHqnQPNNLebZVzf0pxB0bGJdI0hNhClf8Aws1adTEIx0WvcR7jl04sk02iOSdHLLyUZJjzT5ZrzhT1UxoSm/mkN+IqrRDMm1Lj6LdktlvaHkruWA9FsNOS4zb5nRbQyx8TP0UZ6KCoR8uI4Z8WqsQaQoVvDPuFNhqPDQnupez2AMbdWPVUfaha07wAnkq+0OfWc5jnDNGuKmVYf8wVSkWiRm3rjGIKtymVJTXEc1m9yLSAGuOvJbmBqm2gZklGPhKcDzKDbc5BQqho/hiU6SU02mYWbnZD7K3qreypLRAKhQN358ACCIyzK1yAQ5LsZm2ApadAAVZLtZKcwNyzJ6JtYtEBoTnk6x9Fvan6le/mSUXZ8kaj46DyVyommRnkfNVBYNB6p06lmXVUwSLYhbsOBgzCLSMGsLzDcyqWxQy+sQ0ear7WGNsojP8AUU57nmXGShTLcnzJRaxvxSfJXi3SUHAKpWuy0ClEiNM1yyKz6YMq2kLfO6ov6JlQg+G5PceeDW3aEfVOoxq9sqFZOjh91a7pjBUHDRQUGvPJODxqrXDUJkZXTHNPbGmigqFaeibT/UYCLWTlMI2jwrfPGhj0U/frhOMeeEqcJ4JGM95n3JKlXO6prnjMOgq+omNLvD4lcTk9WGOf0VOpNDd3Aecap7ag1bI6oB/mok56q1yznOMZwKhR5qMZ4ZPRThHFGEd5zgZlADYKfag7S74f0+qc4ucS4yTqeBjyzwp7g7RscTdRKfHIpgYQJUsB/Ui4l0qm4XW1AqrsyAITR2Zu+iAubOisyycCnfui4aQpW9Jy09FC1X0UlUYHj8J1VSja6P3ViDBdnMeSzvho018k+Bo6UWHKM025uWkouODXOCfVuYBpGHLCUXeaDiSv9WqgW6Jr7IOSv7S3zojkt4fJN2io3Qpu0OBkgKiKdU3VnWN/l8yn7SKdP/h6Yj/ZVKj6pmq6VDD4pTWsDgRKr1N5qIIUpyPCBGbhITDTJ7bfsjFxICd6YAxoj5pwA0N3D6IO6okKVKGazQlZoOMeSaZR9MITdfDIRI0FykRqUXN/+U/XKPuteadlGc8E4FRhphKnyUEqO5nC5A8YUK0dUKUj+I0eqbRcdCCntLfEMIQCaQAZOXRU23nsQB5lGnTEvqVGT5J9rdAUarv/AKFT2oNp2vYXfVGqxwyL0Lf1AoMPIfZCm0Zz9E6mJzylOaOSiMZUnkpKBKlXKZwJ8lPkVcFr7qAXEBuZOgCDmbDpD9r/AGp//KJLiS4yTqeCMI84REc8J4QUFykLUzK9SmmSrmRoU14B0UqVKnAnom5CS6B0TXNt81CD7gGn6JxyhONmXxf7JvQYUyXiJ0RBnVCCNc0Lfik+iLm8gQEDEZSr/JoV0HJOe46nCU0KFn1UL64weiAPQyreoVJ9jv8AsUACMhA805mccuqKlHtalGnlIKhW+a3RDbiMk20aifqg6PhafVPqOf4jgCi5XHjKnFgGc/RWRqnOQcrypwAwaD+oBZD4p9F4c1JPNE+coxGkKAiIPI+iNOBJInpiBiMIUd3KnCFHBmNFeeYCuTYRH9qNo5FB4dqAFZDMtOac3mIKN3UrZzGzm7tJlWmcqlL7aoMoTLH/APK8KpQp+JroC3HaiSgxmzxcDUPnkE6kyp25LfLkjoLXB3mndoZ5FOox8QViDY5KRPQoPtMzmnOEouyMFEwVcpRwvjki4kZK6NQhmpTXKVPVSIQtV6u7mO6Y91ObDBPPmgEAoOMQoUKMIKg4BNYXHRObDOU4RAlAoAFehT8tVKlAqVKlT0wlT5qm/PtaKsyjTDe1NSJVvOVSDWu7cj0XiEpmfVHUALtSiLfFl5LshsjVSSjlrhSoteRc6J6Krs8HseFGnafNWwJnJOzPkrcpVNlxM/7pvZMiPqnVKbmfwheeYT944gAfZNLu0JA6ynSOabVeNCvxD58LZQrl0XwhD2+XRVR/bHmjZ9VlyUE+iKZlnl9U0mwiTadUWA+GSo8iobH9yc3dmHtzToOnBHFCszQFvT1To3hOq1VnkobChc+0p7WQy81OaBUlXFMe4Dso5mS0J4kCAAENY0TXW+au6ImcQcMuGcDRe1l7xa3lPNZRp9e4hR3EYUqhYICNNtQA3I0LR2HB30VRkcytmY0+JzSD15J9Ox3Ydd5qSMo+yHayewZ/EgQMniD1UT4FSr7szumT1Rq79nZEvb8JV+oIhFo6oQOSJwJRPFmoUIhBqtlWK0q1WhWqIR7+c+INlEUqbB+s/si/pkEO1k3JbuTkMlUBEWxCkrQ5oMB8IW5eDJ8Khv0Q8lZl2UW26oSVnhCunCUHGUXH6ouyXPAlSpRKnNFvRQVaeia3qogGXTh2kAVbDBrcmOh2uSc3nKeWwI1wl5ESfRNpE5uyVsGYVLtNcSc26KoyxBhc1Cl2szC3N3xZIUw13aOSAE5KxsSqZ+ydQFR9wNqe0tdDgoCho1KtaKF/NOeXHMq483FSPUq6Ff6hFwPquzPVXEFXuJR7UA6JhDNB2vNPuJkqEAoVojVABUqUnwz0lV9ltEtH7r8P2Z3jPRWExpARp2jtAH0KcWjIMg+ad1wbSeRNjreqYzti7RBxpugXOYjdUcA4ynbM5rLjr0RHnhGDS4CGqCdUDagMpGiK1Ug+JSgihkrhxjZ37veOFtLqVvqNGnGytmrzqOH+yc5z3S9xcfP3QFNfGiFWB2XFNqP+F6vfOv0W8uEOCbYi9rMmmQr79aU+YTaVpa60gc5W17pwluumSyiQXAoOzkouKvnRGVBXJcs1A5KFGaIwlwQx+ihRxQoCtHEV68cBNGbZGSf2nHs2tCmFKv6Yte5mifUc4dpEuXPAVCFvZb5K4YAGckSdOCO4g8AaVux1TGBzgJW7DHeSNRsxqE7XRSQpzRUq556qM9Cj4tFT1mEykXuzEIBrB2Neq3F2dy3Q/WqApA59p3kqrml8qT1W8cPVbMLj2uSfVYOyAFUqDQNCsa1tz83dEx0zDQEylLpK2plODLzdyCjGUTPJQo80R0QaohWuPJWlOubrIQdKcwxm7AU3RKZRJEcuqGyZjNxnoFWom4NYyOSe14c2+WoMDnfxJQoXZMY76r8KGjt1Gg9E4Ns/it+i/Lf46jUKTHeCqCt1TYOZQtA7DMv9SfIPjQe4aPcr3dSjVkyRJ6qKdU+K0+acyDy+mLTA7QTcxkEdUB2ZBhXTqiI0TnEgNMZL6YCemEIDgp03VHhrBJKe2jsWTvzto6fC1Vqj6zrqjrj3UKIxjup6oFB8KZ1KMxITKkav/ZXS6L3ynXBU6u6OTRPmFVdce0xo9FAPhWinzVp1TR+vRObb6KfJNP8AbKJK16yhjGeIPclSpRdPLGVMqcIUYNErIJglXGclf2IJJK55KCoVpGqA64NLeYQsI7DTPmnEtPJXT30KMIUKwptMnUwgBylZIMc/whN7PPNVnyyGj1KCsJAy1RpOHhTNncR2oBPVGnZb4YRbzDEyDmRkqjMgW9lvmt2B8TShTLtagCOz9ag9SgxtMDsFx6yt+Yi36pzs80KicQ7QQhGiaGjzVxjUIwuy3kZRLnHyVPIc46pk2yTkq1ahUGeZ64RjE+vBKFQhNf1RKLyRBJhAj4QjTl0OIPWEd23+GyT1KpVmz+Zr/pTO2eyGwOq/FOa4iafqhUpO8T7T5Jpdf2XiqPNUqoOUAHotufV3nbkN5InglSpxhRGaIt0zWat+Ir1TDCG6c3tD8wqrRjMIgjUKVCI8+CMYVKi+o6KbC5PP+H0LGEfiqmp/SMZ7qe8hOYW64SQckak8oKuJwujmmGR48+iOhWSuA1H7rfZQ0AJ5/shUcwAM7uQVVgpA8z5rfZQWz9U1tMsupu7X6SqjS0g5wUZWazjNfVSi5Z81Ku8ldgcJKuRPGRnhOSnAGCpzkomcZ6YBQVLhyTZnzTp+JADqowuceIcM8QBKJ6qfJappHMwg4T1Ca+ZMhvkoMZKjTzmTKlzHdUHdnzVKR8QT5km6V6po6FyLSNC5Zj181Tdn2iY6BXB/JOpECQn5azcu0m3OAbBCcH5c0aGZk6p1KG9loJRpuae01DsEEtlNr0otFJbxvNon0TapaP8A4Vr6ujPq5U9nbTN1btf2re3aCweadWnISrVaoyzQAPNBoJVjWib4KpUC9VKLmHkrSTAzKfTqNi5jhPlwhMEOuJTYptIeXZqRPYn6ql+bScAPUgp1Nt0A5IUCfCWlMO7dPNMrBoyHa6ovNQZkD/UqoFvatJ8lVpWxEn6KMCv9sA0qlRafG/6IimBkFIYMu0Cshnr5KfLCOidTeNWlZ85UuDfIr0UngIwhU6TqhhgLj5L8LTp/+qrtZ/a3MqkzY3HstrOHUmAmbZRo7PNJkNHwjmq7zUcHvzcVPvUqVM6hEBAhHyVNoc3N1pT6Lh8bU5wbk1snqUx17xFNlvmnzMhtMJ193aWyuNGo2pZmFtTadVwDRaXDVVKD6fjb9Qt1aybu10VMxk4XMRa2ewUVKLZKtWnDHBlwZK1QoTgOSjghRjGEYtzMSnQ3RxlXeaBQbIlGLtUOyclmSiDiO4ARPRZqlTc90BP2cbq1hz6lbip0x10QHVWNdaHdkIloPZ8IV8/FCkD4pTYjMZpw5oGEKi37T1BTak8yj2hkmS2FSLr8wQn9tsSQrM4m4eapsbvLtOidkxPaCMzBRyZa1bs9fVNdAtJT7bZbMpsHMgApkh3w+qa8QbyFfBCrF0zy5Bflx+Y7teSkDQohsePNQ5OpMHxyfRZMORVd2UQQmtuMckx78xSkhWMGVR5HkAtn3LIfJB5Sq9Vz3HtOf6qjUY1pbqVWgOIa0dMk62BAzWXTNNIafCCt43+Wm7SObP3W+ZdNk/VN2sN8NJo+qdXa7kENojknVieQQrEc06tdkc8G1XA+Iomn5ypbOs/RAgTa9qDswnvuiU6SchKDH9MBBOqLYVp6FQV24zGSveFvKj6dpGXorobbARnRR2fJZA5aqRlMZpzuzk1seQRKElwA1R2N1GjvdpIYOTeZVTbHlm7pgUafRup9TjcYjl7nB4hHXilNaTh6IYUXFnLspzhOWYQ9U6W88lcUHEnzV4+IShZMtbmnMkzITmkcQwy4Y4h+6c6eeIzQRC9EPNG1ZIFCDqV+VCdkMuaaJ5q1Q4mIQpizTNCnKsLeaqNb8Oq5aZoHyTjjms1B4YwpMBHhlXW+AR6oOhXlXEjVOBnNGOSGnmgSETnqpz1Wqa3KVZMmbQjbGUz5p7T9FDR6oBo1ElbM2m7I5FVXtZ2WZ+avM6r8RUA8S3zp1KDj6qoLYt0W8cOapvvyK2mnu/RNfB1KuYTmjHJa6KmFHa1VwIyVUw7VcssGujkt66Oikq4q9ztSrTqM1+IfbGX2Rfce0imhvN32Tj2A1vqUCRCc67VMFGO05wKc0DwulBuaZa12cEJ9l/ZGSayT4gnQCQNE3+5flmIK3SFIR4hKdSdPZLU6nULvBmtxV/QUKVSdEWERIwkqVeequV06rzCuPVB9qku5BC4mWt+6cHO7TyGt6IONQWU2gNCIAb2Zu5qwuRPUZrXChS3rvEGM5uKO0UdnFmwxd8VVw/2Vcue6alQ1HdTwD19xkd+JGi11Tabi2Yy6p1MgaYD6q2SYVPPI/dPnqpI1QepV0K6VK10CjPIK1ClI0W5d0VhHJf6lbzXopUqVOH14IVGmKjoVRlrigBzKPkcKdG/4wn0yw4ZFWyngCIMoBNaDqoZ0TXgaNnyXbeM2QqVIMbNQ2p27GbZKaoQUIBD0TgCeisQjojHIKQBkrVu2/qVgnXJOpw26csWVgzJVKhc4lXISVKc8nVXOUlT5qV9VcryibfFqrldkm5Nufn5KqKZhzEN3ZmXLs6NXhpzC3gOrQmPbo5BtPW4/RMc0NhxkdF+XyYg8R2ABCLSRm4QmsByJCNFk/wARPpESQZUO6EJx7IQzOStcSo7gHAhBjoQBWZyQpSvwZFNz7hloI1VSnEHqraYpi459Ai5uYl0KVcrlOOmhQElBumagjQoOqnSXIU3P8boVTZoaHUy545noiym1kHMyt0SJpMcPNboDJ1vqnUabZDqjFZTByqT9FdQ/QfVAgaJrs8gAgwmC4EtTzBhqBd+rAPt9V+LcGkRn1V0nMomcGODToD6p7r9VPeygZ7kaealSrlKBQE6YgtjTNBw+LRfl/wByMcip800SrbdU02nxQqlQu8Kl2hTWu0CMDVibZz0T6cHIrdAjs5FCiZ7Wi/D/AKDPkU+nbqc0QBhSqOpOuCZUp1Tc+kS8o0nt7dJoj1lOrVeY/ZMqEqpUc13aEo56IeeSFODJTg3lr0RCjPjGqovIac09t9SGBfhnQSdFl9EInMKGg6hVq+8aBGmIw10WQ5oZpj3RDWgAIPqcym1w3KqJX/Bv5wrdmugL8Mwtc+42qlst/wDmNVXYKjdIcvwVXnAT6D2ardP/AElbup+kr8PWIyZ91+Hd4qjmtaE0QFKlFyLpU2yIGE4wmTIT4IE6oT1RHmpxlArxuONB7RN/a8lNNzYhVKZb5twGaFJ3QptMxkE1jhyVJm8farA0kZpgB1MBOi3JNycM4RbDkQ4xCFKqSm0NRf8AZNouHRbq4ZqtTDfDx81TpOf6dU2mwO7RlUqNMvm2WjktqN8Wsj0VKi9+Y06ptNobM3IVGtGbIHUhVava7DzCnq5GE1lxhqIhDXSUROfhVvmqbBHamfJQ1WyOQKDGxmM/9S3bMu0B9UW0i3I5+q3bhkChQJp3yEA4ZXrdWgGQVe4AhroCYwFsAF56qrStORDvRMotNO577U5rQiwR2XJot1C3xaTaTmpHRXZaLlKku1RGeSLIURqiPvwXK5SUD1xlSpClTiCFKlXK5XK5Srlcp68AUOsGWQUqSp4pUqVJ5IVHDmVv36HMLsEZSCgyfjTctfupDhIcrXfDmnhzT2x91OWiJk5tC/LjwfugKlvZho9EygQJvJ8kK4/UE4UyZe3L9TV+S1kAB/8AqW8oTnRH3VrHHKW+qdLci76o+SI7KEc0SpyUoqSskLfNTCbUI8IVSuXZSQ3oonQL4807xZCEZGhQJQfhOAWcoPIORW8hWh2muDSRoVS2h+YqkbtXN1aU7a3NdMk+S37zq8/dCtU/WfqvxdXqv8Qf+kKptlR4jIDyRdOquUqcAOGOqhQSU6RrwQgwnknULYkwUKdpEfdO3TW+HPyW+APZZCupl3ab6r8ir4REKk2PhbC1kNGSYKPx69EGtdFmUI6oVoyH+yD6jtMwmEtEwnul8nJGoNAE3Nkwj2iMkI9FuxHZzTiRoqbXOMBV3buA1GnUPa0VSmWBsmSeSOkxki4dE0hG3kfurc8s0G55obqMmhOdy0VpCZvORICuI5FObUdmZz5IXMMaKs4uPikKCSnNc3UK1C+mMjCMQOqJRPljKlAqMQ4xqmv6qfqF+IZEbuB5KttTXUrKbLFdCuKJEeEInNMY94lgMK0Hsk9pGm7PoOa8k6mQPECFBVPx56c4T/LRCRzTI+Inyhdn4hKls6FdnoZWXRTgO5OAwhW90EazyeivzzaFcw60/srWdSEKbP5n7I0f/wBjVuv72/dW42xqQrCRlmogqwnRWkYDJwlVAOUqUKhboSt6XeJ0p5kckQAMwmt8k7Nubs01zm6OWREmCmVYzGQ6Ko8PfdoueiLnRDiruRwnLy42sTaRdoFu2s8WZ6INJ0CbQYO1tDoHQc0a09ljQxqiPCZRPNBw6K5pOkIMuaS1FsYiSyEDbyTnD0UoOVylSpzxlT3E8EFWnomtkE3BElTAjEAnQSuaY185NTw4uzIlWSO1UHotxlIWUW7oHzVkaiE1g5qhs4dT7GnMp88gIGgTDDpcJW6JZczRU2SYhBoZ4o9EXZ5J1ZzeifU8gi4rtcypPVAlUnkHJXhyGqL2zJCrVv06JzydUVCg4DVT5ptSEXNe4ZQntLT2089rJOPmpPUq5M2c1Bk9voq1EUo7UlNa2ySfonkt6Ln2gonRObkreqAzQpSNVAp5lrXJ7gTkwBc1BVhw5oHqgc8ivrgKXmPunNt1VynPVMeRoTKZrnPqnve1tkj/AMIvLvEmnQhunVFoqOudqU5gboobPOE2lOpyW5g5funsdpAPmnNJGTVnzy4ZU8BlZrNQrUMuOFGMK1RjI5BZ8V7ucFCoWz2Wyea35IhzWwg6NFddqYWeGSNxEzPBMK8uEFHyTpnRXmIKmdV9VHmoMonPNRPJFpAUHAqFCsdyCILTmIQJaUalQZA/ZdsnMymOfTd0VV5qHtGVE6Kx0aKMGgfEmOFO4areyIgQnmTiT3soYZoNJwhWwEGpoyQzTjlkmNkq0MEPIzWUZaKBlkt2XcgqNO31ThTZ2tXIOtddqVVMnshU6TicghTt/ipvZcY0TBLhcGo0GOdlojW3LbGCGhMp3AO6p7GgwTmqZLTAdAW8jqjVn1Uv6KHlbkRmc1umN5qwTM5J5Zb2dUPMppgoOhN2gAjVF1OocjCexzSYGSfnnpg5sHLRCS8Aar4u0p6YBBs6K55MEklblzhnAVRtpzwKZVOQ8PVVWUjSlj5ePNUmGo0hzo5BO2VwPiC3TpF3Z9U4WtjL1TKJc0ynbORTuqG0L8oc3I2Zbu7zlVC0uKKzwt7Mo+SDyNMJQOSByiPqnAT2VQYwsF1SHHkFU2eKF7vETkAo8kzWHGAnOY09iT6rXBr3N0KNQnVTKbCDROeQTX0gJ1ct63N27JRrPaSWgD6J1U1WDeBvqntaDkcLctQEW/VRwR8hGEIROaa630Qqt5poBAhwhGm3nqqjI00QQFO3ta+Spuptd4svNPbszhNwB8k4NHOUFR2fs9qmfqn0i2bckWPyuQaQR+pEOnMkoMnmjRd1CLXAq1wTTJzVarTszPaHROdmYMo0Kbc3yV+QPFKuph5sTiCdZTGsjNOFoV56o8Z74AIltsABC1gnU9E58ovJGFNpcqjRd2TkiG6QZTkJQBUbtgLdfRbsGM8+afT/ADYp5hQ8cjCufGmSAcSoIKkrsqk17c82hTIl4JRdJNgyTN5MQE2sxuUGUHB7sm3FXikwnmqdbWWhXifCESwqOYV3RDNVJbmi4qDEqFaVpzRiMz9EY/UhTaAPzArCT+VmzzTtnPKPqvwlW27LVOpuAlU5B7KfLzm3PqmUXvdaAqOyEuG9yaq2zSfy/shQfoHAJlKmDzLk9kMG71VXWKgmFZn5IsZyk+qIkAIMiCmuDR1K/EPgCYCfXnXNbwDRqo7Qd6PCPVbRVObalp5hXxyRdlqmy4w0Shs9UjRbl6cIylSc1ChBpKAjVN3ZPMeqLWZwZ8kx5DYDf2XwlwZEcwrajqNxdLuQKcXjItTnHQhSeSuKnPCPNSE1wbmt8xzYd2T15JocZtAf6I7xt1pc1XE6iU3IggwehVUy6euqqEF3Z0XJQfkEZIa58UqVOEIMKk81zyKG9jQfZCrTe0CoLXjVVKdLxNPZQp0uqNIZ80Wkar8ZVIjJMDy65ydVp6G1Vd3dLKil3WU1SmkalGqCM2oVv0tAT3E6qOiydqFtVIXZmVY2CvJumD4a2HI8McEKFHdSpU4gKBCANqHl90ahQTXQQm9tpPNRLBJT2g/EqbIzYQnsIHaRnTOF2oTQQfJH0TW/QqxzqfacqcMyuKaxpOqNAfqX4epdNmSYDScSWJzw7xBOZPhXPNNsaNMz1UHQL8OIk5IMp/Bqtt8TQMdFcYjCEB2s0Gt5BMfa1F93NC2O05Go0y0RCfY3Rn2TKU8yqdgMNkp1o5Zp958IRZV6wqT90CLdeaa7KAZ9VUp3DNHZz8JTqVT9KFGRmQCqezfqd9k6nTb8LlEHQpjGfEDC3dE5gOH1X4aq93l1Q2Qh9rnfZMo0iSHOcm0208xR3gjmq7w6j2LG9c0Xw3xOuRd5nGMKbS90J9MsOsq7og8ptR2WeiLyRqpuZDqwhPbbo6fNByucf0qhu3ZP7KrUW/AckWuzVylcskNNVszm0zcdU80n3OLX580abmi5mYRBCz0RpuGsITGQRaUDwxwwo90Cd5LPGVqrfIqFCbT0Bc2E9tFnLNO2i4QG5JrpOSqxdm0eoW8yycQmVj8QDk5tOoOz2HIhzMnfdDSWymhx5p7bChWjUSiWnlCjMKo3dPEhGmyZpGR0VVhaYbotfVWO5hOwhMljSXmSmsNR5uEKse2QPCMBTcxgc7VXAuueLlUichHu0IDG1ZSmucQpgYNaTom0tC5XdnROMk5oUjbKptFJuZk9E4kpz5CzKBVx9EDnPNb4prruQVrFbCBcPiV081aHc01g5qpTdfLEWvnUJgY1gdOadL9HZKk3du7RJVQNq6lVWsHhuJ4GiTkmRMv+i32eTVvT8RAU55wn+X3Uc3uRqU9GszQqW5bv7p1eT/4X4jyVLamnXJPqA+FyNQZc0GMdz/dbkSOidRDTIJTSfiKERmrKZVo0hTRaeX3VSvTDeX0T69KPBmt+0Hs0x9V+Kf5LeHkt+8EQdE6pVqfE4qjRL83dlnUr8Kd5rLE7YyzxPaoY09VINPqi4BsA2q2CJUR5JnbOua2imGO7JnqgFTjmqbHOE2yEWPae0yEGhv8AEE+SgASyz0xtmNV2g45oysuioWkwWhChSdmz7EqpLKhadUyq6cj90Kzmefqr5+EK7oEajlcnPJOZ4Z7jP3GFaeitd0wBPJNc/wCHL0XanNCUKhbpCFep+pb9x+Fn2QMntAAJ1Rs5BNe34pQoOd4V+DfEsdmqjXs8YKbTJz5K3JDJbufEVJp6L8Q4tgq8E5ynGnychmUOzqM1vC8Z2oCJOXqE81TnGSp1S3JzQnVyfhCvHMLeM/Tmsin50zESu2zVw+6qtcNVSH5glGveXN1ATaTnNu5BOaToFYVai2Pdgov8gojzTXkaI5lMbKa3INGpQplx7T8k+lLcpKZs7ueS3JDdUdc1UdLstMM0CgE2kS6JT6MU4YmA3pjclVmY5LmmDLNRB8SpnLNF+WSe9rhacirWgaoPaHKoQ7RMjMl2S7JRtHJXNIy1TgHICHdlwCdTqToShQfbJMeSe1zD/wCFSMOkgwFv3/CU57zqt69vhATi95kmU3M5mFaJzK7HVCAn2u/hN06IZZ6KjWcDkSm7ZOTxl1CqZi5jvNCu+D2ZQ2hwdKqVA79X1RKlSnEdcGNkwvw36n5KkWUyYBJ0EpxcTmZhCoacZSnVC7xQVayM35obQ1mTGyE5rahnRMY2fEck+LlRe0Ngt+qqNZccpX5W7izNU91zZKO0tbTtYyOiqPq1XR+yc95MuKFM2XXMheIpouPZzRLogq3Lt5K2T2U5hAzaUMjKpVY08R5raHUnu7Hi8+aq0wxtz3i8/CFBOiPGQeuEe8jIqTiPDkhPJOz5Ls/pP3WXQpop/FKDWXdj905jnCSWkIUJHI/VEdCtnqOZU1uCa+4ZJ5ziYPmtoDg2Vc6NU0lCoWrfGUXtPWVljrrgJ5LNQXq2NcIbzUZqsWOM8+ip2Dtu5ck+KkoEA5IvFsMbCYDGqeHB0IsIbJRRPuQUJrZ1RPIYNEot6wFSABk6BeLTVZ25BUYYZqCfJTl2UA4RLslTN5nRo1Kq1ZixbU/tQpX0VsaoOaPC1XymOjxaKnU7PZGSY64EjRNqlb8nkiCQjoEBKYCm+a2kQ8EK/qrlVzYCpOBJwLlzQqPBycUKx+PNUqjQMvVb4OPhW7adE+i+24c+SNw1TgQ3NXQt5LYtGEqlULJhXapk5hqlS4Nn4VvCAI06Jxbzy9Frm1OBGowpU88xn5qpaRFgQa0OUFolMjUlP3V+ZJ80X2+HRSbi5T5YclMIVOqpMpvkl4jpCqkfBIQqGOquTXBvOVVgMBbkSg906p0u1KNqac8slTqvaOw0eac4ntc0SXOJJQcmkx5ear0adg3eXqnNLSgc1Ua4eII+7x5KMBmoVqhAZ6rLkMZUq5XeSBb9VMCFcr1crlKBVx5FHteuEqnUI5ynbTcywtB80bvp3bXEaKm+DmJTM/BknhzT2uD/xAAqEAADAAIBBAICAgIDAQEAAAAAAREQITEgQVFhcYEwkUChscHR4fDxUP/aAAgBAQABPyH+UxjH1LAwmXNjmKGJC6Wy5YlRYHwpazc0jUGhtCcKchSObG2NSDLi3OAoKIXU0PohMoWWMRwNCYrofRf4rG/yPLKPBx9DE5wSYSEUQmJm7GExP/8ALYxjw+pDCYgnjkYnUxvKiHwcYNFo0j6E9hzKJ4Ns35EpEMSYsTaKFlWuJ0v8JMWWsEGsIXQ+il6FlfkpSl/A8seGzuPraPo3Ep0JiCZyGKJ7wL/8h5YxjzCEwsExMuH1UbyYQQ2N1o3RlL5O3BvexnAbKLCHjvY481yzEzQgzSL3G3G1WJh/jIYuVliF0PFG+iiYhC/Myi6L1spRseGGxtiZS4eD5Lm4YTzF/wDmh4Y0QhCDRCCRBCwxsomUpRso2MPQ5mrka4lqK0rwVt5HrwgVrTHnZRx9wTHa09nfA47EN2Q+zgIaGho5C6KNlHlCYmLoYsXLGMvQhCF+ZjwhdNG8NjeGNjw2MaD2xDwxjyQ2Uo2xMTGov4Qv5b6IQhMQgiCQsm6BRvA9ymw2tG7Zs0xq0xbExyj7S2mDZoShU6Hj/OWHJ4Wj0NdCC8+BNCbFNG/pzQ10KXD6VhCzfwN9aYsL8jGPCYssuKUuGxsbGxh9aYxoQmXhPfTS6/hF1r+G/wAEIQQQhMthuFUbG1vBhgj2EL0keYkFJoqIY47K87OJuYm55dLVR7BDgMWpBL2EFwF4F6p4PDGMvQspfguHhsvVdjYX42MYbyilzS4oww30gXsUXOINDGxjHh0WWtex2h2FQvX8JfyX10TKUQhMuT4Zqci72S8E1mlG6F5HKOYawnR5DcRtRiaNCKnchrcY7Y74g/Z+kLH6FRXjREZ30cQTv0ClKN4sfPSWULqbwsXDGPpUTwhMQumdDGyjFxc0pdFyNjYxcGPJIQWBB4gg0QYsfUEgTvAVQXBflnQv/wAGlEyiZclGGwYkcoeh7QkNGImly4bDTEgfG5RGwcxIcsI5oZcENcHGQ2JDdLBsrNCg7pryYfQ1lckFiiGxi4TLlvDeLi4owmLBfgbw2NjYbKUpS5PLWdsrKNjDILYSIZSjCEwYemBiGvZp2JsSNRCE/wAS6l/Bv5b00pekG8NxNiy3mHvFHSsVNyoa9h2wrLbK0UzVgLop9uBjyc2h9xrNke1DZ9ARKCFhsuR85Yx4TFhsuFG8rCeGxjfVRCwWC6mNlGxsFKUuS4HoN+ML7LrCjEosCCQuMQmITDGqOKvYu0XwNC6CwvzL89w/xPppei4UpS5QY2WibG+4hdDD3yJzBv2UN5oti3FrYNPBokNA7mG64OzBptaE7YXk2ZBRcomyW0TaPjgjgsLDZRsfA+hjwwmJ4eETC6mxlE+hCwWCELoeTYwwwnilEKXFjnL5ygkQQsF0TomTZTi8HLCymL+OsL+E8vL66UTFiXFILbHcSPvhDTHkFNhExBmqHQmDSsQkI8HpNBDqDtZsGLD1lvjBpxvUQSFExYoxRsbyy5CnxgQvVOhlGPFwhCWSyXQ8NjytlS5pRtD28wa6CRME/CucM3MQscC4onsSFhf/AJLGPqpc0pSiYhdEPAxBmwsKDsI2HeSZVCUWCRKLn86TFXEkGLASjgSNIlBjgbwRuhvBSjeKMPoNohwK2Ji6Fxh4Y2N5SIImEhMITKXLGxsbHg+cEvU+BvKIJlISJ0UYnhsuEU5JrCY2uhdi/EX8Wl/Ci4Y+h4eKUpRiiYmLApRYGo2JhKo8Y5PI3a2M09HO5QTIXGFoNkN8wu2JEG9KFjNG6CbUOGGMNgg9Qww9B4VibOA2huM3GwsXwNi5uGNlG+ksJCQl0UTLhjGxseHLCWHi9ICF0EIWXhogtFw7iOxNHBaUM6IRiRBBYX/4T6Uy5eHilhRso2UbOC4TwXOKWZ6cMJiQeEQsOTaNBrsN0ITcZLawoLvQo7CJqjVDxRu4RTg0KN4NDRYzUaC4bsQFuXxwNMbscMcDTEw2NeljZyGLYkJYQhCwsXFKXN4b1ggllsuY2PIIJdRCxehsYpsYaLDwoNeMoggjyILpZeij/jseL0UpS5YyjLilL0IXBRBsbKUpcIcTEJsaF8mh3KIWJIhtp2O5C+CNTNRw0UGjY2hMpRsZwGjiMfhgb2cixkzUPCrx6F0N3A0GIIQ8IYxjwSEsQXAuqlKIuDGPJDGNjYttiQkw8N4SF0PRRsYW9HnEsxY1HRA77NxCQgn8K/xXm9beX0Pn8CcLhcNlKUpRDTlU6hksCdHESwu2hI9m/Bp0PnE1YL7zrg2Ng28UhxhbjZCibpEhjVwUYuhYLBhxHehDGMgkIQiYXXRMTLkx5MbIjg+eCaOYsspRCfUeJsSkKToNEnS8gl/GX4F+JjGPqbxcP89GPFxSl2LpRrO90UHtmhMBd4O08fQhYJlExilGxjZywmeMtKmuIM0DQpTkJj2JCQokQgx+i4gkTCF+BnYZRsMY2NjZRvQw48UEExcL7HgTEIUpcKOMXqFc7nRF4EiIT/8ACf4n1PqY3+bsPqTExsE4eXNrJQQhzQUGIbphRC4NifUEjGh48MbzC3KQNmRI8nAQXoeIJEEsr8HbDxRsGKONorweYzuXxiT1ilGy4TwpRXHAuBURQ9ENieCzP5l/gv8AiXrYx9SFgmIswbsSdHsQPGQlSqFveKaOIzpkvWShjQWDeQNMEjZZE8Mi3YmhRLoeEhIn4ExdLH0GOY2hjsNgZo2EhGJ5GKUWOJyE2aBdnErozb9IYLfErLeiv5F/jMeHh/mf43idCWDg5iWsjiGw4DiV4EE0NbFiIDY8FdFKUuGMNl8ENELRWPTHb5HIdjUY4RsKUuijFhYYutZpRvoY2IPQYuB7DjaUXOVGL0IuDRHkeHA1wXYwzGE5gghfy1/EuGy/i79L/JCCRBYEgqeSCUNBMTExiaGG0TNEDg98DK3KiCkVDCHzweg9sDDqN0+RamwahDHoNQ2hPZQ4FLouUTLeXhFKUuKUpSl6AZYuxhjDbzk5hadxiymUYXLNAux6iwLgpzmX4H/+LcPDH/JnShCYTQuJlCxRvQ9Ql4LRUaKavFt5HBzNAilF4vOaPhlhUNnEdJfJ2Rd5CeCe0QN5LjAqELCF0PCY2UpRveFKN5KUuSZdFgmM4ClHF3hCEE8HGWX2bj4eFvB5s5CUh8DSkxHgmUX8d/yXl9c631whCENBIQkQSILC6FhvBtHfYsY2h8YXEmZn5nzIvkatbY9Ry+R3kojZD3gpj4TCYi2LbxxGMmOxxwxoxPpbxcXDeFFoPBbmGFmKcsRNYGNBAjyKhMTFiDGGKS4FvDYVeGNljLC1DQjQ8hRPQmX/APJpep4eZl/mhKQWCEEhIgl0UpcUuS1wQ7pdCDbQ7hhRkNiHivI2LfHpGbouxtFhcEJmmFJaNQkaPpoo+gDEiSY7DZS424sLoefuUITHlgZj1pUdNiO3oNcGU3E1g67HMTOI31CUxRPBf/jvL/K+p9MIQSIJEwbHgIJCEINQeaUTwYZRCQhqJj6FfYONVQ53KJnfop6cjlyPYZbHwDx59s+ogeKa5Dc0uB5VjZicE+G05YaCHAuEjzNi8mLnIqOUEMI4kRhmz4IlUNvkYQwx6Ex5HFCwOI5YTwkKJdC5F/8AstE6YQZBLEwlghBI2GNCDWGPoYmNieIsCDCPCG0MURyDWPth47dMvnLop8mxY7E0sJUQ0ch6tMeaL7YQYw2KhveEOh7i8TyFnAmJ6G4MNmpyOGF4oPY+i/UTFlJFm8UxQstwvWD2MouRN4O5BYehDtwQ5HPCE106ML/89k6niEITpeFhCQkJCWF0IeHh4Y8MuRhYgxaLPAgwtTNB57YeENvJ0wbMWxQNCaGcjkUI6IcMbZpGXDwdNjcgxL7iyb2Ubwpjeclo8RQbYjY4F2IbD3xhuLk7DjsfhyaFuScMoLYtCexdDKRBYGHsZSCC4z3Fkv47/gX8L6UQhMTD60QgkJZXSx5eXgyjDDGrDGMRPBN6Gsd2IP8AAgmuhHwJDgYnrCAuxGpCHJPHJDkbmRTCzPcPUuhQbSRYhoa8CJzhtjZ8C0INJIe1iSiILQtDYW0NYW2cicTYtBUirBncMsHRuw2W8LDYMskMTEJCQvwzM/DB9NFhC/JfwPoXU8NdMEhISIJZXS8voY42ELKfGvTOGS7FBl2EITKwncaQ2E2QhxxVx4iXRME0MadDWbZS4opqDGKcGJ6FaM7sQeC0GoIkPbCGgpyxpjMEQhrGTt6FC2bMVo7BoJMKLKchPEhCVEiEGnbHYeE8EvyT+Csp9byvwvoXW8voXIkJCJ+N9DGczlhCExD5ywV4FPJfgZwYR4G6JYPULgRLjElhSolH2E7dyNQYLiqiG8i9hV3Gm0aEJ9w3jkV2QjZ8ov4FqeENU6NKiI0HOgqFGhn5EB77iG2eYmCQtBabPQJhYbNnEUZKawqiCQhBKIQaEmQS6ILBfzULoXQxj/I/4CEhISEvyMfUs74onvIhasTdsMXYbbIcbpAPkQ+BkpBEumIb1rBlbSeG4kN2kyBpgm6eyUgppBN0bA8odzFtFmiG1g3kjxiBybopQtLgaEOxDsaTbwKC6GtexyBiY3TmKThvDFHhFqIoTDC/J8BeuFog0NYfQ0PQ1yiQkQQhCExBISwv4V/BcpiysMo313FxSl6Ey/kQkJEF0rpuH0vE0QmGxQjsJo8JDexo4Fp6LiRiGI2iJzRV8Cg3H2NOdwMZHyzRM24H5YKsb8jNJi8MKBqLRbGF9FFsa3gVGCnsPxIMSEwSMLXLIsa8onzY9RPwc8MRKJegiMIWEdQsqo1rDQxmh48S4rK60IRP5yE80vQ2XopcUpcXqWH+BBCITogut9UyINCQ2TxYmUH2cBhv7EuGFtpdxwVbSQtcksWps8HYHZECRcHDRa7ltqssOteSELbNHHWfEWli3sUBieB0RlpBlA3xgYYfoKHsSKMGwWC8bCZLc0LMTHMb2LnDNHjywbX4FysL+AeL+Cj6kxG9LcGylKUpRspRMpSl6F+JCELqX52EGQXeNHOQw2Gg0sSjHcCf1A/jLZEyZEOKbO0TOAJF8lgw0Y945TyPHoYxQXLQmCCbFsJ3CY2MaEEsRDTBMHOWSYYmCQlikaYOSjUWGg1wPyNeCOK4ubhYWEL+S8TfQ8IYvQ8XKYyjeKJieLhPKxfwIIQupdDy+i9D6RMo3maEE3jqJTomGzgfeDlGJaNGKQ4jCX62RVjW2koMjHoicGHiDvB69jpwMTEdRFl0yD44/DMSJloSFi5MXWC2LPoMg0LYTRBhrY8Vg29YkzkPQp5DckXFAtc1KUYWV/JohddLilGPFy2N9CFi9FF+FCRP5B5Wb0BjVEoNFREIwTYxKsSxSQIYrZQ4uRTmi44LXIhCAgiIQhCEITpStsHihCaw8csGo5ZhwkhhYZCCQkITA1GN4assHKxYKYzJmsVmgghyKXFCyvzv8lKXDeUXNGxvNH0roWLhYRS9K/hseLijH1PLuQQY+AsbiJBaPKObiRCDQmKU8wpGzGgn+bvhjXRo+mvRheSwKjZQhMNlRt4k0aGyZKlDvH2zRHBgonsTw5YLKF/HpSlKUpS4pS4MNjw+ilEUv4KXpWF/DY83MJ1IQgkJCpCECkWBESg28UQaHnY4yUyjCYvwXFGUuFzAYTKcR4zuTBBZghImEw8Bc9gzganITKHXyLsS2IVjajIPrZRYpkuhfyG+mlLilKM7Zeb/ABExCF+d4Yx9Uwg0QhCawhBNiQllImjWMweuqLgTQ0TBYQhdNKUpS4pRsomXBi4PU3OF2Lo4D3IDCYul3yNHEc2Z+g2aOBqQKcCexuoXOyCBtLT2GwQv5D/Jeq/w11piYhfhfWxjwhCRCEwYaINYhDvghHJBLBoa8HBWsadB5OGFFgkJC6Xhc0pR4eLi4NbG/A3rZuHoLoWgyhJkonnBLYsbo5D2OYk9CWxYd5yLsiYG+ijmaZh8E8r87H0Prub+B/kXQvxoQuhfgQ8sfQQhCQkQgw8EITDZimNyCEsNHIaD1+g10PB9CCCYJsUQQawvw6XCieUy4b8jZBjh7Zd4EGFkYNCw0NDLg2NDQgl9hyLQaxbsPTBahNzCkLQw4mUohMX8F4f56XFxfwrpX4FhIQhZXXOp4PCQkIRBEIQmCEGtkNhQTA0YnoXRFpt+f0PaH4afYUGD9cr5Kir79ywxBoawUXQvwGPDgjJcUpuscxKooTwpDWeQlrpMZMlG8DD2M0RsJti9seJ2nAlvBMpu8FUSEhIgvzseH/Cv5F+SEFhCF0LqaJ0sY8IQkTCIQhMQaINCRCDRIJzClzzK7Cceyn9rsYj0+FkVkTuis1Pw/wBlTSaaafDWEGiCEL8Dy8HRjyCFyzuPYsH04NJoJDQ1ogm8FHggxcMUa1nAoUbQ2MXOeGKbYtsUiQkJEIQWF09h5eLh4fWyl6L/AAJ+BCwuhInQWULrhCEGh4gkIJCRBLoaHhkwlmDWFGCYnhpNNPaemjdh6y7vBWcAA5HcGd6JLL7gx5X42hjGNhoTWF1kQ4kiEGcCCCxc9BBjexPDxeOzIJkFGQYXhquOrHU2S4l1r8TH0PD/AIC/HPwIQsIX5KF1wmWNZggkQROl/hYxtl0OMIQnGjGCA+4L+mLNtHGnHcc00DIbewJqGnUPCYnmi4F0s5Y5EGs0FiQQhCEJh4ZCQo4wmN7wong3hsKJsbCCQ8EIuD7jWoS0PeGk8ckXCExCwsL8L6nh9Lf8JfiWFhImZmdZumYmGiDQ0TIkJCQkTEyyEw+prNZhCEO140bl/wCxH7HplWkn29jPb6EzfPg5IfehEdW4yhZpSlKUYYYeJVjESFh4L1PoboDWKkcC5GNDRs9D14NOxw0J2xKYGsS40KPgbyEi4ITKYuhfjg+hj6Hm/kWV+NCFlC/AulCwliExCEHgawSwgkQnS0Mf4GNEJghhsLRJxoca/AGv+SR60xi8oalrRwOEd3HkIL6s0o3ilKXDDDeEEwhBIRyLBD6Xhjw2MYxdjZwOcIbEw1axtqaS/IlGg0GgmBCYeUITwhdTH0sfQ+ll/gLoXWhYWEJZX4IQQQvxtEIJEEidbQ0NdPfLyhCGFhS14H5eR7SbXLwE3VQKbp5RqQiv9lNt3LyPxrZub1FF5iKCySykIJC62NmjDY0HouRJs0EiFcuuhGIghCCDw+pSj38J4eGP8Twn0PqXQuldaRCZSFldSQsoQsL8MIQSIQmH0sY0NdT6EIWCYniAVIRl2a5TK5NDOag1qhns8lNbo/T/ABTB4YQeJlCWC6nh5PDGND2GVCNsFtDYeYUi0yQS6GMfQ+mCfhPLwx9L61+ZdFKUWUISIQQvwISJ1L8y10PreH0vDH0kLnCZSXlP0C32F38i0+S7mj5sb/TGOOkWDl7CwiYhCbIJYQhMTWGgqJC62PDH0PCLyUdhtwJCRNEGiE6OA+k3lCEEhfgeXhj6Hh5YvzoQiDxSiYsIWFwmEzMoglon8WiZRlKXpeWPLGPKwhFFgbNIVueroVvjudjPI58lqFb5PdGoWEJglhIWEQg1hLQ0IIQmV0sZBoZCDQiuh0UViQSxBohOhjHhjwiCQgkJCwvwvrfVc38iExYeKXDEFEEE8ilO3SsL8S/FcUTKNjYmJl6H+FkwhdCKUYhCS3a8jZtcmqfdQahY3zAhIXSuh4kNWI5F+OEJseCDwkJZEEEhIhOl9DHh4b6BISghCIQnS+p4fW/wL8CyijZcpiZSlOQmUTwrBdKF+JdC66XFKMQvwPoo/wATws+S2tDty2jZdxtOw9HZWOAXShdDY8KEIQuhdcITBh4EEEiEEJfjYxjyxkwRcELoeL1voeIP+Guhjxc0XSQohuGomN+BMarCF+e9TL0pEJ+J/hWGMTNog8CSeR2mvJxnYJkMUpRYT6bJF7DCL6EPlNgx/KBM+jeF+KZaIQgkJCRCfieX0nh4WeQhCy30LLwx9Dw8P+Auilw+lCZelMT2SFRSxGwfRSzBP8aLilLi9a4zMzLGP8bHnTEKn2JNDRRPRrPCpVPwasExhZohrekkf5YEyhXmY9ijyHqMZbN6YrVqXYODfzqxgkb40W11T8EIL8jHljH0MY8IQsEJ9FIFr6T6Xl/wVhdV6llZR3wYTHwaMWhsO4sL8lL0UoylEIXQ10MeD/KxBoOBjgl7O5HFy7Fu7oB5RDaFlp4PRUb8F4R7RnI4u41Xc8KL5o37A2knj8iCI5Efzhc09zQuNfiYvyTrY8PLHiCwkJOlvQw3s9sNlKMuX0vDyvxInQ/woQs0HoQTMQRyIIJCQ5FoovxIpSly+hCEJjZo8aMfQx9Ny8rrCrN0pfcXi+5WEaI0mz3DrVprsSVNsViuFpFhFxJD636fgXdh3LDHjN2rrKSgMqt8Ka1N7J8Nyc4v0CmpXwC/6yJaK3mDh09kbsV7gfsSVEUS/kPoYxjGMeGy4QskxdDGGOUewhSl/A+pfgS/JMzC6EosSyqQli4Lha/BfwvoQnrFEOZdDDxRR4eWMuF6Jh42PTh7Ro3tR8D/AHrY2PkNjh4ntG9dfQi0vkcRqYtDU9/5j4Dyckn/ALZVwgqj0LsifafIxL4F/WAFbyb8voX85jw8MY+lYWExuh8Z8CYwxep9b610LoouuEJiCWEsiwnjEMpcJCX8Jjxei4sIo3RLL6WPqFaiIPBsTwaEJjCcxFuE+GIUouSHF6IhBXPp5DyyckFxqehIav7QSlYu72//AMpjHhsY+qlKJw2CeWzlk4KIJiy+ljY3hsWV1rL/AAwhCCEJhRCxMKPPcXTSlE/xPrZMILqfQ2NjY4xER3Ykx8aHjkLWVJ+7Z2ixY5JfoW5djYaEhmUGSvz7XJBJT8uf/wAxjGxsbGy4pRYosXBFGxsYYfQKN1sbG8MbEJCzCZWF+FISINCQghCCQmyEwgliEIQWLhRMpSieKXD6H1shBC6X0N4bGzK6d94wSytMsuEcBqKns5k8jQ8vk7jm233xZ6jbfCR7ky7PlhSlKIWF/wDgvDGMbwbKXDY8UpRBhMTKUbGwXY8LFHzSlw2C4eELq7YXRMQhMEEiTHAWKEwQSIQWU6rgpSlKUTEE8X8NKJ5eF1seGxjNxWd82icVlML1g1g1cCewbQYmLuPFDw4hLtY1trsbvBnhJfsqPoo2MUT/APxmMeDDFGUbKQE6JlyilEy4GJ4f2EGxsKMPbNxNgnSieGIWYQmJlYmSEFoQQhMJCRMkysUuL1PofRRMTL0v8SwupjGPDEFqUHQvwLbSJdsKRB0idpsWom8Flo0b5NTvB52AxNiV3xA1iGuRDcQQfCwl/wDhsYbYxjGGGWWzLgkIWbimgZ0G7JsJjCZRh7YN75GHuMM4YViEIQiEIQhBCJhMQQszCwlidCeaUuKXDHlZuUxMvRfwr8bweJhFML1m0QQkToY0QbwTlHK3sfZ3G/8ACAcDvCvcXgbIWGGF/IX5WPBjHGxUo584cCeKNntmbJsemQ9QhMcIYUitCbuN7EglB7yhdIupIQswmEJZS/LcXpfQ31LpfRcUpcUTKIJizMdhjRCEJks0GvQ2UUx2myRvJrS75mNEk23pLyLVP9J6Em8eg6DEWdNsEEIX8ZYn4mMeDwYfHYhyE8GuPCG3ko8B9YOQnrWKbYlCnAQY8eT3MZVwdCxIQmIQiizCYXTCC67+FlxSl/Gul9NxSlKXCjCZRstYeYLkaEiCExsuClKNjNwf5DNoUuRTY9io7zeV9v8Az0Ax2LEUWJXcEIQvzvLyhC/CxjGMY8Xz0IggbwQ1YvkKGU9hsUYwsJcFDeUOaHoOuDCpOsSlwNfA/FYNBhoQmJiYhMWE+ldS6V0UvW/w3LYuhCxS5eaUuKUohhMoxRPEINYmUIuFExPClKN9MIa3fLJn2Rb22l8k9TT49ncWPTDm4dkQhiaRkMfWhdYISwv4iF0vqeDHyNjjDY8pYLHMsxNopsUOUpRPHQW8tIhUWhAQhBoaGhMCYmIRRCYmLC61/Ef8BdF6GXF6UJiZcEIWYNEyxYo2NiYmJieXlNbsOVJ+53iAqu42aXffpFC1pcF1XOkTCrFN7RVxiEnARyduRfx1hfgYxjHkbDgMYfIilH5NhvhBi1Ys8JaOD0N80glmCRCDRBjQ0NYQsLKYnmieb00uF+V/lWEul5ZS4vSsrHPFExPoZN4eKXFEJieKUYxKo9r2btr5NBI7fwLSmJwNCV4EHhnIkNRhCxS/xFm/gbHyNjH1QYwi4Y5Dh4GxFiGpYXeGlCuYkOLExOpoaJhdFEITLhF6EX+NPxImJ1Pkb/EuPwCYmUT6H1Lov4OWEINE2NGJEJghFwv4qZS9FKXDY2NjDYxhjGhhoaHjkSUu8FGxlvI94Ejdot0QQn4IQY0NYWVhCFzhYQn/AB5iZeJhjWUIX8BYXQumixSjfR2BvIZR/UTNeI+jiS5ChO4Z9l9YUpS4bxBCw0IQS2IQhCEhfxEUpSlzcNjY2MYbBjw1rDGLnBxHW7goN0ag+xrM0qfA3kkQEJCFiE6Jl/gQsrKF1rpRMTEITEy1iEGLDEsiwXW/yLCzcLFxSlz8C55ZNJ/ODzbb+SvGJ3o9+w+x/Rwq/tjP+gGJ9BBXiPLw1/wkvFHplwxCwsTYlvCwsIQhdN/hXFKUow2KPDGGPoYxiT2J1aLE1rATfY9hoLfgS8C08+BISEvzPExCZWEIWELK6l+CZg0QhCYhCEwkTDz3/gLC66UTxSlKVVL9L5D07eWKDxTjyKqWnx7KfZjf3/gQXR8xcBn3JJF+G5/fsJRnlhsVH5IZRT/pj6X+SF+aXyuRoqLucYhZUTwmUWUJiYmUv8a4pSlGx4YxvBjeWMN6GO5oGVLkq5CcCdOQkSEt7EJpC1iQsLKF+JjwsLpWYQX4F+OEIQhCExCEJ0P8b/Iui9FKUpI0nx7H/c37Nty3cVeLbIh78JJCEiSGIkC4Q/okCVwvrDqH9fo/s+QU+kEjkbfMH9rSiyOIamlL2FEdieWFSdCaQngoilxRhPoomLbJS/wn1sZRsYbH0s4kTiN4VhTm8SvJfQULCwvyMbITCJlISIQSITEyulLC61hIgwxCEIQmYQY/wP8AAuldNKUuLhzCiIfHpezf3u7F9h0gM9QSPHSQhdDVJ0voTExMQbKUcYU+mlwTKUv8alGxvDYw2MMbLhrQolycji5kqxX2F0SLBiiCYmUTyvwUYyYmEQQSEhIhBLCRCE6V0LqQhYg8DEINEIQnS8tlL+e5pSlLpA0XyX2y8naRuPZB4Sr+i9iK8JK97wSRX0JlLspSl1hjwx5eaXoDFo8xJl6KIJiZSlFhfneG8Nlw2NjFGMeEPgmh7yXoYfJZmgQjQuH2iG49ELNxSl6WNjeYQqCRBBISwQhCCX4lhdSFhdDWJiEJhomH/ApSzlouLmlExHoFK2oK8pHFKLR02bUehwSL4kQq3vfl4Jl6hFjujvhjy+hPFE88hMcTyx5LKEIX5WPDGMYxjY2UYbGyiFi40oNiyGC1FjFwKBe+PrhQbZwExCYiiZS4pSlGy4bEQSEsqwLBCEIT8iF0IWC6p1PDQ1hjxPxIuvnOTXNfOiLSVXpHyH8jiaOYX7H+kYmtgH/6TYncyF31BtpOfCkKb/Af7gzaz2bNEwjq/JSiZRsuRBMXQ+h9CeKUpRMbEwstYQWIJCEhYS/ExjGMYxjYxsMbDysMg9hxCV8Gg2LyKjkN6E8dBjeVYI8i8RYViQo8UZS4QhIQggsCxMTBr8qwhdCEy9Ny/wABrCDROh5bL7On/wBUtp/D5fsYGh3NlsuKIr2wrQTp9jtV3R7hBxbDwY7+ClyUpRMQ2C6nh9C6GJZWyg0JCRBIgkQghfheXl4YxjGPB9KQg1gxohI3Y1mnyIsc+UeY0sNh8ySgwmJiMiFKUo3hsohCwQkIJUQg0TDGMYylLi4WEIQhCFlF6GUbKUbG8Ex/ieLtVdlwPJ9aIa1rWI4/Q6nGtjncL1ofeTG5IaCwmxeuLkc0LD8ilwTLilGwTExCGPLRCExCYnRobdGaEEhYghYSF+B9Lwxjw2MMeHiZSEhNaGiDFownuxqOmE3cb2NwpbKkS4GUsXsJj+xkPGi3oS5KUomJiYhMYYbeX0sY8PqTELCEJiLhFKUuWbyyCZelvpOgvL9B/odLejSG/MK3wI2SgNjT+DcWjv5RIOOxi6ihMUL5g1wv6Fnq9qaD7Bu9tHGHCzQtJDwY9Ny0EmcJTFKUomUosaJieR9MEskwnW0IhCE6EJfgeWUbGMYx4bOQ2MfTBISEhrA1Bi8jhokznDBpeDVIIcUPCj8hCvJ8izEEGGLh9LCYmJiCeQWClGxsYxjHz+FCFlYWaUpSl6KNjYhS5pR1PuVilsSLo1TyVjCttv2M+in76NC+8yI/uNEeH0cDZSlKUpTgmTSfocWb5teBoYxI4Xpb9lKXFKIWFgnhMQYpS5QS1mEEykJC4LJE6UL8LHljYx8jzRvDGh9KEIeGqIPAgmGjY8GyXC9xsX3NR6ExYL+BhhxNi6KUohMTEEFgLEsylKNjY2P8KYmIuEylLi4Upd4pcNjHiidwlKtpD1+/hDB+taNpKM/ZsK/sgHL8BcvCj2yK/wCgnpeCYeGPN6tk15LzdtZ8zWHd+il6VhYQQownhSlEEQIgkQYyYQgggl1kIQum4ZcPFKMYxsbGxsbENDQ1m5aDFLmG4sDx1IEhcDRjEofqPxI4CjDbIJCaGnhspSiEJ4TExMQXSBSjZS/kTFmlKUpSlKUbG+gN5SjfcUF3eo1B+mRE3tYjNsuSeGpsekX7/wBm6n8x6M0k6WMY8PrpbTvs5GQjaXTzml6biiZSiexMpcLhMaGgQhuZhBIQ4Y7C6lhFKN4ZSlKUbKMbGxsuGXDEIawSZTw4yJiJRCZayw6xYZCGsbsbvDYnkEENYMeGELCExhCYmUT6BSlGy/hpcLqpSlKXLfWjgRGO7iUcQ6rTzsRaqfGGx9LGMeWvwNJPls2mKW7PY/syxfgpc3FEKUTKJiEMKBMtw1iCQhMomJi6kylLg2MUpSjZSlGxsbGxso2PKw8Gh8iGKHMbFCY7fgMMJoYYTRIdgV4yQggukmSJdxImUIonilLilL+G5WExMpSlKUpSlKX+MPphMNZg3ytinyK04z2OEPT62Lpv4kXFwmJiYsLgT6F0LBCKUpcUpSlwpSlKUo2XBsY3hvDynhjGMWLZy8yehamzDxCEFhjwxij9hUxa4yaCWGhBDRYHNguqiLm/w6UWKUv4Xi/gvQ8LCDRCDRCEITDRDR1wocLfAl7xk/scu8aRdKyvwTKELBISwWKdaEJiZcUpcUpSlwbKUpSlLhS4uWUpRsbyQdk2NhRqKRmzhlEIIQZCDGxiKxEhCFlrG+QkxC6UIRfxwn4qUv5100vWsNYINE/BCtJh694jQimsGy7aITphCEEiEIJEJhBCQkIJghMzoWEJlExPClKXFGylG8KUo2NjF/BRlLg3stEQSzvCGJU74kQhZmFhoeU3mILEEJiEGGsCMSFmEEuhfiX5110pcN9V/Al0MaxBonRMwhCEzCCQhCYJEEFgRmVPhsFiS6TY3lYTKUTEylKXRSlLijeKXDY2NlKNl6Lh8YY3hdL3E0PnMmEImUQYxjWEEhYQhdEyTDgIQuidCfSuu5uLi5uUylL0XNH/AA2Qg0NdU6ZmEEhLDl0wLbDac8dRDmIoTBYpcrCLi9dKXNzcMbxSl3lspS9LHhYLDVyZWLbMhCw8EIIMmWNlELK6GNCCDsQhfgSIJYmF+Sl/AhFKXCY2UpS9M/I8PEGvwzEIQgkITWMJRNi6AVvBeZMiYeGy5eb0LFyxlL0t4pRlGUpS+C/hZCYLLWBLBBCyiEEiYNEGhjDCY+Cf4Ghh7CITp75RP4d6Li5pc0uaUQn/AAmMY/wTCEEsEEoLYlg1smXMSvJJwNDFQlB4Y8MWLm9VKUTwyiGylGMpRsbKNlLml/BCYQQhYdF3AhISEtZYQWGPDGG0IQSFilExdTWC/ChPpYmX+FSiZcX8CYmXD6bi9LKUf4FlEIQQSuEFAiG+EOWDFGIuaPgYx9CL1JlxRMo30XDwxso2NlLhZXVMTRCDWEIRCZQhCwiZeG8DYzvisJlwhdMIL8dKUuGylKUv8Kl/Gsv81G+pEFhCEtiCrNBCZaGieMsHOLgwnRvoPoX41+FjZRvNxSiF0QS6JhqkEugISkEITEJCQ8tjDCTING70CokQWExZg8LqvRSlKUbKUoh4u/yXppehda/izqQhOgaHgsPCjYQQ2GMURcQeITCwvwLro2UbGxvpuUJixCYWUm+C8m/8vY8aXwNn+yj046ymxCDDE2dxsucJ0Hh5NbIwkbB7jYoITEEhdS/Ax9CZS4pSlKXFxSl/CvwXpX5WP8C6UxZEISJgTLEJhcCyo2Ei9UIT8SX4Gyjw30Nj6KITLlBIh/bvQbv/ANr2yt84OZNc9iwVKiC6AU2hdVZV+jzKrX9CFF4IZTfGk0vIsJlH0Fho4lJvMvUIXUuqEHh4uaUWKUWKUpS4uW/zrqpS5uLilzR9VxxhCwWCExdbRNiF0PFxS4v5kUuKUpRjGN4eX1IWEIQkk63M4ERjeLf/AEh1afttiWSPuwbhi/8AwcMqMmvTwr3osEaD9hs2FrgJE+nvjSKsjy46Wx4SIPFR6Y0wJ6GEylKJiY2XCzCdLw8Lm5pcJ4pSlEylL0Lqv46JlxcXFL+ZZQhBCF+CEJ0vpvQui9Ny2XFLhso2NjKPpfUhCwjfy93j5EGytcH0sdd1Tl/gSDQgkJEHakXhjJ8kN4BeDutiu/6EJTZiDUSa/i9Z7lKUY8t6GxBjVEnhow7F2JiFi4bgumDxcsN9dKUuL0X+Bfw0uKUpc38yELJYWE+s8vL6Hi9Nw0Jbj3/yIbamIpSlKUpSjZSjLi9D/ChCGjGySXLY/t/SpDzvVvBYdhkQaYt9mG9I012FggkWZJscJsYnLHjjyJuwSVF6eHcNzlr9j/7gT8dDG8lRUJ4XOSIJZg3sfQssYyjwv8aiL+Sl6qXN6G/zEhLJdKELCKPqPoo8rHYY2dxBSoeULTyESa4ZSlKUuLhlLhlH0PD6lm7ddku5a7Tnz8ENu95fzikIQ7j8iPc5uqe4qNGLRojRibY+khjWHpnBYGGIlXbfln/IA2A1PgVJPo0HyOK4UlJMLIiYYxOhZY8sY7SqD0T0f0NHK/oTn/keURa5+05Wv1hSlL0XFxRMT6aXF6qL8V6L+GEIJCEiCQiZSEhdFLmjY3ml6aJl6JJKd8O1l0XFKUpS9b650QSEh7tf+GxvDT77jXvwhCkkkmkkIIKJEzWJp3HbNrwceQcMaG4MOPY2dQFqPvwWR1pR4Io2B7C2LhEwkKLmEGH0kN4Gxso8uvv37vlG18pKinke2V5F+7hbvGN7M4ZlQk/ZdEn/AM+BfUZ3WLhZuLlMQpTcGvJpfZwsw80f8o+cfgr4R4WfRo/6jV2/ajTyoNfFvG7GIlb8d8dT/gpEEsEQWCYQiieylL0UbG80pS4pSlKXoSIxyiNBNi0TXDxfxP8ABCYhBYDldpLlv0JsmeQv+TNszkIJYSEEMfApOyGb4ESehhvC6I/nsNygvgc/1Q3QxvKNB/jJ3BY4CWWY5AoLRFbiKKwIJEGiYsKUpcMUpejgRQM7tf3Q2aGwfOL4g82JvuGi9V5Qz7qDiwev6YhSPT2fxhfguFvg0Rv9L9n1okOUIdb/AGFso8jLaT0XGnpKsa6XwA/H30istBr5P4yEIQskUo+lMpRMpSlLilL0UuKUuLijY70H9G4bfkQso/gEPL/DCC2NUekI7OpP9vwhHdcg/oE8JYSEsLim34+BnpeBjbSu8Qflqs4eey+yX+gD/kS1EcIiwj2vlG13OYhDfrHojGjuM3EmnyGyO4TBxVCe2aCWGIkQSJghMwgxsuFgYZSlL+HbnYhqdqEWkRBu7G7HUSSb7e6Fom1outCb6IEDf2u4/l4W8tNclVUqE7RfSEy77kJn+WOUb6Dc+SNsXvK6n+GlLhYWVkWFyJdVyIUTKUpcW4vTcXFL0oVT/oKlibjwhQChw+5t0oXQ+iEITKQxqJVt2GZTS9q0/jyctb5+T2xMbITFhFwZhtABWmiDCQ38ja1C18npWbRD9k1/ocJK/D9CRi7JMINDRBoc13wS3ZOGrXnBKbvwUGiqeQQiuF0l0UJCX4ClExhilH+fgq+dGUp/7DYJI1ySHPeGs0niJDxaZrBe9XfkQk9CztnWv8d2XveXL/gc22223y2NcKmhRMfdBZXU/OiI0D/DR00Wbi5f5FlZITwoxaEx7YUoxS4ZRC4pcX8F/EuPT4fg7fT0z1yL3QiVHf8AHCEIQayhF/yd09+hTZKJOFlPeRCzMKT2Iu54Fk4o/YxQ/pwPl81/hC4t35hiEIINDQ0QWogRsGPjyIaCPluFUMgyncG3I0JiEIWV2OHOolKUoylzc0v4189h3Nkl/ccopxo4LjaCHpP0I9rsb5RoDSUgguHckOOL5mPr/mbA2JNsna0M14qEzk9I7GKViSS0p0J9FLmlEyl/GhdCYmJ4J47HAxSlLsuLh5TLilLil6703onxJQeml7FKe1PgXm3sugupdaXSsLQwmLjCfR8iG6WMeGMRq3xFqkLcumb6BSBuq+RM4GrICcJjyTEXDzj9iTYUI0YhClwby2UeXi/lV7tV/wAj2YEjHEbDQcteiMcaTf4dxFE/L/GsXFKUv4L0oQsQmSExYNjL0U7Fxc3FL1XNyvxcM1BsdexFjCCfsJsncvrf4VhCEIbCwmXKExMuGxjHhmnrbCtKXc9kJRQLDEWEymhITixebNlQssh6lLmlKUvXcoQswmIJ+gup2wJi4NBV59HF8AIpeHb8tKUpS4pSlw3ilys0WVlMo2XDZdF/gXrTKUfVMSt8PwOGzsQc1ECbFG+/HQlulwnyz7GDQmntOrCzPwoTExMYTKIQuiiYmUo3ljHWrGU2qtjxVP7YsvB44ENJnAgmGXAggjAkTRS/wVhPKxCDGpPeKw3xH+CWa+uu/jTLml6ni5QuhCwupS4pRdcJ0T8dL1hBoSF9xf0RA3se+CxWkGiNgyCdtmkLX7ag9vPlhR4kJ3zReTlC6ZmEJ1EIQhYUuaJ4UuWNbPnVjy42HMLH3hFGMWDGvROjUUJCTDDesXsL+BfiQuhdDZx/Dj/goJ8iF/YqWXCTC/gPNL10vQuRZPKKUpSlLrpXUQsLo79KQ8XqQlYhMJT8phh1p8X9Dde8LhijVW0xhfCjcIxzvwQIft3y6JlE83QxzXg14p2aejQheTuUy0uC9b60IRRC/Es6MUf5Cenw2z7Y/BCU4wmUuSIb4Jo5EJhsMQxE66X8aFhYXQx6kRU1iFyMRBkM0afnopeilzS4pR4uV0UpS9KwTwsXCYmUuE+hCF0wRBInRCZg0QhMwSILhzpF1EvAeirT49j4QmMPvrroS139VBLbdt2Fs8jvQ3ATtv8AiJbamN6juzK+lcu/wMDXhYsk3cf6FL4LpPDELqeUIRMrCFifgWV98bHVty3SwnnZZV4vQY8Uo8jx3FxhjFhPC/illZWG81p5DEnS1S0akHJJr6HLz6GNb5Eyl6qXFO/TemlKUuL0IWSZemlxRCZcJCWXlC6ITLyiZJg0QQglo4NuJNtt6R493XQpNPbLSF2vvG9p9IWz9oNXK2P7ktLaiWi0cYPeiSpBd7P9CdxNVP7RsEnc7jUETQNr8SysIQhCFhkxMQSEUYYja1Gk9bWxLhT9j1h9FxvsJzDxehxhCwvIR3JLF/FSlyhZoil6A2PGsReg8PoRSlxS9F6GUuL03x+JC6V1roEwmGMThSiZS4pzmYQSEh8jWILBCiHXrkHhIXAa1rX/ACYkkkkolwll4WdFK3ActHs4po4PMsjSa7lwe5voapr6oavys0hMoutZQsoXUnXdjcM2p7YsylsYTlRIpeulFi4bE6TDDwN4UpRfmQumlKUpelMpSlKJ9FL1XNzcdhdaawsoWFhPoSEsEmUzsTB4WaJ4YmJ7zegyCQ0QZyEPr7Cn3Ybt6TsupFG9DV/R8jqNuHRDQqvk8s4cIaV1TUE2nz50TCEL8CFhCyhCF1Uo2GKGU9xoIUC5Zy3spfxmFkNOjXBi4pSlF+JZRSlKUpcUpcPFLi4pRMvQ8weH03Kf8Ey4gkJQcvQlhOhQhMIeL0E8lF0Oh1+D/kzZuvfIb2NieWMaTUezkZ+Gc5XfgTUsD0J25F7Gl3JNjJ6Kj9nUhfhWELC9YQsIpcKXA8J1UXWw3oZoUJlKUuDZSlzSiFz+NYpSlKXopSlHilKUpdiZeh5WIiEQ+ouhZQvxoQmUTLhCYwsdyoYb3i5hCYpSlKbCzY12n/gHkWPn8vvND+KnJ4+DdDfjA9R9KzfwLCFgsE8UpeoF+BC6i4WlLgnhSlKUpcrquL1IeL0IpSlxS9FxcXpRMLFw2U79KETE6V+OlKUWEylGLgpS5WEiD6O5TkWCeGP8zIa8CYJo4xtoX75keV0LpmJlCQghCLkpcXDXXPwNBhspRvFEylLhSlLi/gvQsXFzSlKX8SL0ELroxso2XEykIQhCEITC/KmJ4pRMWBvFyhYRYMfWsn0vrXRukto2zsKZbKnqmgQsTC46JmZSEsLFKUv4IQSIT8ExqhijZSlLhSlKUo2UWF03ppSlKUpc0pS4vQ83NKITFil6INIPk+sdhEEhIgkJYNEH/BQmXKKXC6EJjZSlE8TEEIQsvEGT8VheS0ewbxI25QQpN4mEszoglhIX4IQRBCEH+GCRCYSxbGy4pSlKXClKUosLppSlKUpeulzRMuKXppcdsJ7ExspSlKUox6ykJCCWEEsQYx/xELCRBLEJ0ToWEhYEidbROiZmJhS0oQZB7Z6hmiRRh+QyNiRTeXwj+wkdwxMTEO+IQSEiZIIJEEiEIQY+lYSIayxYejexlGylKUpSlKUuEJlE8UpSlzSlKUpSlyuqiLh4hOlPeGUTKXeb0lwLoRS4Yx4uF03oWV0QXSiE1mEwSJgglkn4p+CCumtNF6H5FyNQUEWLktDF2rtTQ4H7ftCqaLsh2hVjRyJYhCEIJEEhCINYQhCdFH0pb/C9IfkOo5DKUuKUpSlKUvQmUWRSlEylKUomUpS5vRcUpRMpfwXpuS6SExdFKXCdFF+ZCIJdCF03KRCEEusvwTogkMYg1vdijIT0sT0cYLD9TJL4Oebd79ifDemxKCIJEIQmRIn4bl/lWDk5RIxjeKUpS4pcUuKUpSlKUpSlKUpSlEylKXC6/sTzRMpSlEyl6KITLsuUIQn10bH0LC6p0LC/MQsIXSx4n4phltjR3Z5z2ZZLnlE4kR7ux1KajrXketIS1piWbULtsY4J9DHMfRxiHJL7Fr/zDJ8Ok2Jfhpf4KKMe5AcsGN9N6LC4pSlKUpclKJlKXoFE+hdKINdF1iixSif4KJlE8plExMpS5uhsfQhMuKLC6EtZWC/gUpSl/Ox1Eyk1oJJrFrwXcGvLLQiKieyK52bAxwVAQ5WNeW/RZZRfoSHgmz94+ToexBvhjpNqn+C/nnTS44zByGP8lLkuFLopS4UpSlKUQilwhPD/ABUTL0LF/AsJiwhF6KN9d6llLMEuouW80vRc0penti/h4WwNW7tvYz8MMrYs3TT9i+RbikHInsXYkihs4SElNb/5TXoaPsv0c5v6Hm/6E7jfpiyqvXQbvbOw6jvp8EdD5I3nvj4N3b7tystjzS5v4lljKUpRiVcYEHjsQmZ1NlLilxSlxSl6qUTLhFKUpeu9NE/wwWELCLhfjmITCCJlMpZpSlEUvRcUuxdV3hl6aXrVRThCMfaG4yHLCpUnscOfo7S3yGX7mh900/2Ovvpb7ZtJbyf44UaKp/AbJ7N4n+w+M7Me1lkBPgX7jr8GQ6X8ldx2eRL4YnOofJw+uV59lO3TeqlKUvRS5ZSjwgmJ9BNDX4KXBsuFilKUpcUpRMpRMpRPJRMvWvwLqWJhYRCEIQhOhLpWEskJhCJ0XoRf4K6L+NCUiVC2DP02JYqT0sIrwjcs+UMk7cuRYehY76r2xxVhvX19h5GfsIUUGkOKNXG0VtrR34f4d07MmqP4HMY+VtCGv6GP8FLi9NzSlGylKNjVWN4lpgg0MfVelMpei5pSlKUpSwpRMongmUTKUuOBfhRckLoQgkQSITBrWITEITQkJCQkJEIPCEUf8W9V/AhCwiCRCCINdCRCC13P8jQK9pvulGPG/RWofBUBN35R5plYSbX2JeSNq0a6JO3ka8fHkdw9vkQ36oo+q9CKJlKUpSlKUpcXDHhPA1BpjRB/lpSl6KdzuUuaXFKUpSlEylx3wmLpXShYMnMicsT34hTn/qIcmrafo4gv/gM/+Q8ATwHyUQg0MQhCDyEhInTCddKLC6l0L+BCCEvwwmEhISw+mUb6UkkP51Genx7HM1HV6GEF1BJ3E0TJp+h6jvG/oy4pSl/HRlLijw2Uo+h4NDGTEINdPf8AJcopSlKJlxRMpRMuVhZg10JYWCiQn3O/YObR70fquSiT0HuscyoLnNPgLk3fJCt5aLp6+GQT+C+V8Gq9/a+SDRBK4hBLBIX431p4WV/EWIQn5ELFw2cxYLl5qXiI26/3DWEOQEirk3J5fa8/xGyl65hsYo8wSwv+PehPF2UWELkpRYXOsohCZDxxwJYQgiYfInyihd/xHpN/CfJuDBtBd12Ys7Lny+OmfluKN4pehZvQuP4KFhCx2wuhday0NEF0vtn+hr3fgOOhyLB/e128iv8AYvHT2F+G4uH+FhsYbGQgsS6JOu/npSlLhSlExCYhCFlLg2FvsWFDlgmhIhthBCxCE3fcX7d7uQ5JtpHz4Jlr7OwQo1PfgU+jIQW1VhrWlo/X4nX9HOt+g29Z8hnlXsuF9DQizLyLobGylL+RZWF+dMQsLDzRCzS7LgsUuErAg1zyTRKXEEpp+RbmH3eBroct5Hbt2eRJ+/1nWmoNtxVG0+l4pei9F6W8shMqHDCE6JCfzFhCywmIaMa4bYgkTCwhLDw2ikFyu1FyQFpeHYPMawaT8rg4It1wxVpLSYe/flfogP0R/Qt2fqHQH22iq03YVNpN+4/yvWjUkK0H28GvOJ+dFwsIXVCwfWhCy2ckIISw0Hhb08g0pcOFjYooENtNBR4W7Tvl9UaCP9q8iPx4M0NnXwOrnMzgh5aIhn0h+e/hhBIhM3FGsPDJ7ZITEwhPxLpQidCFhCFggmEnQuoxlGwmLFE8MaomsYZciJK8tvhIRpr92hIF9JhEIQ9SCSnLL8gc228Lf7Nsq/8AtR6vPIHy8QNEwl1vpQsr+CmLDYhYgkU95RvyNlzISJcbNKXBBdB2Inpd52N2ZTTRsO+FvDfD0aJEPuv4hlzCdVKPohD2whBohCdEJiZmZiCQlogkIbFLBrQhBciWxTVdK6FhFy0IuCZyESaEscsaha/UwImYQeWLE2XvZwa/IP6Ny7Ina+yYSkj1tURV/YJBLUozU9vVQ7S99yU3qe/VBda6F+GYgmUQsURFGwfQZBMeOipRYKXJoLAxato8xdl2aPkghzXr5LljfsklcGxTWT+MUvQ/yPqPN/I0sQmewyZhCEIQgkTGCyOzD4c6zlg8REIQmYJdQxMGF/WC0XduBjewp3Hi0+xiad7/APwEtcRRLISYWXiEGhomH0MKadn3R2QuH5Qoonuj2cj/AAz8C6ITKyuhYbJbGGylG6QMUpcLgngsFKLqHVKJ6Hz3mjlo5PRbFviEn94cCR/gBF+b8DsH8Yc3NfKCD+wTiT0XFKX8VKUv8CE6oQhCEIQmGREwQSEEhHmEWgglvgg1EV5uEQeF0KUWCwxI0YoimLambJXsKLaFJNBYarnk3EBMTOG8DXM6306x+rlEB2JNe12ZMrEOMJiCLg2EuqE64LDYyGKUbKUWBl4GKUpS5KJlLhTVHenllDhsk5a7OQn5GrKVdBsTJ4E1uXqiNS/rZRsvTSlE8UuKXD/DS5vRCEJ1QSEhBLCIJENMLAhdiYmIbCKXoThTsQ4Y1wxLHODJcDFhyTK4ehLWEJm8TpCYcEDwXFLhE0JHVHUy0L2l7l4jHzwC6N4WBZSFmEyL8JdC6E8DL2HG8NjZRQMUYeCiZRClEKIJlKISKXcWpQnk3MTEVg4Lv7G+N8BX/Lw58+hs7alLlTqq9o3D8dClzcJiZemlKXopevt0LLzMrCFiCxCEEUuKUotMFvUGgY+RcDOxB3EQaEOEPZqOy4ILvDjFORcWxotnbDKWxO5Q2UTGEtsJPhC4hDcvcmlpDy6e5I+zCEF992ExPRRCJhEITE/K2UouBhscZRilwxemlLilyJlwicCK3uL32OE09lh6JQi0JaQmUTOZn0cVf0KbdQSr3RcdxyfxBPii4SZWN/CJmmCyKijeLm76KUTzSlLm5XQhYQhCwmLNEKXCwhDybpCCGwmRGdp5Sp8MTGS4uMmwxw8ww8N5I16uHlhsE011orKjt7fyIN+01Eigl8GiAu54sfVtJ5GNZ+B7ExMomUWQjTnD0sEEtKn+J5HxG6aMYbZRseKUbKXFKUomKiiCdwmJ3g8mzuGIItqi9sRLTfk3B080ey19nl8milKJiYhRMc8iN879HA0VhOp7GTO+MgP9X5ITY10PLwmUpRHcWWy4+vwXFL1oQhCF1KPCe8rCDkXHQnspcOQhS5Lg2ihJkGhRYbT0k9EtEma4tjYsu5TGwbKXCZRZTK5/YfDXCYmXoFLg0Wxo+42UuK3E+i4bGE8GyiD7KMbHhlGNlKXFLmlKNheiEkns7aLRsgrsl+2M4jd5lwOrh9kJlE8ITKJiCCFHBN8GX1trlljePXONCG89+kRyUxZKDwhYpS4pcUuLm4uF1LFwiiYmUpRMpcIWaITHND0HyUpS5LgsgmMKEJCdmEN5MiWQiLCWBoaxRPKEyjYmJizcKaf0+0hbV2FypciYmJ4rAmUosGwuhxhseClGH5KN4Y+pCfifxEJ96GjHxNl6N/4B1wl5ZYU+xe3YcJhS4onCiYgmJiZRMbLXfyOop8kCvggR76CabLLTFKeYMydFLlL8K66XqYTKJiZSiZSlEyiYnilExMYaDCDKUpSlEylE8G4gSRPReKNjbFWxFHLBhQZQ9BVDl2IiYTLhclExsvFKJGvZOzeilKXFyILoBYKJ4IMaCDQx81G8jFKNlKUvR2w30wXS0ZCcQsaS3P8AgoVyf9hFXEcuyC01obzSiZSlEJiYgwmMUAv6DNY3h9mNU0JceQfb0Jlwi5uFuEGuu4uKXF6l+C4onspSlwvgpS4UuKUTGYsD2HhlLlMonmijDwSM3D6QmJiexMTwlWBqDFWd6EB4PFKUTExBHImGxKnBPTOfDKUpS+ylKJiYmUTE9lKUYqqJMl1o3DyG8lwoylKPFKUpfyUTB7lAmUXbO7wivo9r/wCsKXpomJlExMWQUY8I+PAbFRO/k+d8M2XZpiHITwpSlG+h4OP4i/DSlKUpSlEyigT6G6BS/gQhzvhBhhxqskJjdBJhqZMxB9CLBMTKONryMbLilKUpSnIQpRMTKJ6Fg8CxFY2L7GhSjZS4UpSlLh4pSlKUuLspcKUpS9NLhvCKURRMTGGxRj+r/EIGjjjuHoIaTa3CeFLi4eaXM/m3DxSlxcplKUpSiy8QmFgkIRcvIOjhBFxRiiLo1HzhBrQ3jB4fQhMTEMMXFKUuFwuCFKUTExhCCZRBBhrzi0ZSlG83ZSlKUuLspSlKUbKW4UpYUpS9N6kxYWFgmXDPbwF3NDW472Zp8HGKUTKUpcUvXCfwF0IXQutYX4YTCQlgxMEhBCCWE8WY1cHnWRRPF6BsOQ1NeY3hZSwsE9DZSlKUpS4Upd4IMUTKNgQQQTEKMcTkQ7lKXFKUvgpRsuKUeaUvksOS4XQuiEIQmVhCYhMsEELijUqfiv8AJD32GKksX8KzMfAs0+SYcskJiCRMQSJmEEiEJ+BCQkJCG10QmJ0LqSFhYhUicBCcExCiZSlwa2L4KKmBoawQQawx4Qby2MuKUpc0TExMpRM3IXQCCDY3oTYxjxS6w3+KlKXFxRdKEJ4XRCEwhMsUpcUpRU5JU+wmlyO5CEtPT4KUpSlxRMWFRcaIwe3s0eV5H4nMm+oEIQhBBrZOhdSwgsCHGELFKUuCZSiZRhMQhEEFpiiEUTKUomMQ4DxqPThWNKCkJkg8Pov4kIQmJ9AQW2Uw6xqDGMbhS6LllLilLsubm4uVlCYmXrWGU7CwpSlwtKMnzwJTtzHb4Fg0KXpCiFEy9OsQh8CfBOZ+hz46BBiYQSxCZISYhBI4EchC5LlGylLhcKXClEyiYmIWCEOUGIuEylKJlKXDwlxZm4tB9FsMvC3GYxrpRBEpMIQWE8UTExPI9ijDYxspS4uE94bKXFL4KN5uaXCELClKUuaUpSjZSiKUpRMpcKUQomIUvRRMpp0KXpTLmKDRGDx7L8OAgy1ohNiRCaEpi5bKXC6KUpRPZdlKJjCEyiYmNvIp1YpRMTKXFLil6H1TY1hrXQZJ8YHlZpS5ghLNEyiZS4UYYbG8UpSlxdlKUpc3K6FxhFwmURRPwXFKNlL0k8exMuLi7xS4pcUpSlKXZSlKXFKNlKJ5L0QWYNExCEPQQb9jicuDQglrBohBB9FKUpcUpRMuCfsQQTExshSlE8UpS4UpS5bKUpSlGyl6xsJ0UuO4i/homUpSjGMfBemlGyl/FMLCzSlKIUpSlKXFwhZpeqYnV2zS9NKUuKUTEylEy4pcLDwpysIJCEtE0RlpEEsOA88a/CsJiYmMJ7ExMTGE8i7KIIUTKUuKXLeKUpSlKXC4UvQmiDwmUdxIQstEITpuGPDQ10MpfyrppSlzSiZehPFwni9KyhLDgMT8dKUpcXNKUQuxMuEIQsQpg/Q8JIT8TG5gfORvk+GE6aIIIJieRMYuFLiiZS9Fy2NlKUpSlL0ClLgws6nRx0ItKXXRRspSlO2Ieww9xlofAyfgXIuilKUpc0omJ4uLlP8AEhZQuxKz0I7rCm+PxXJSlLmiyhMTEQ4wmJmx7dDcLEaw3iiZS4iGskWTkMNEH0oWE8ExPYmJ5EEKUQTEJiZSlwYbG9lw2UvQGxMuFyijmBhonTS9Io2UuKUotiDRMOOcaJhoZOm4pS4uEylLmlKUTEXFE8LquLlHYDO+EwdnoFHIghCEJjS/gQsJYISG4wQQqsKEzuLB9RZo+m5MfURWEEITgnsYomJiZRCiYmXClKUpS0uKN4pSlKJlLhSl6B/hpSlxem4T6JRsezw43+VfgpSlKJl6BcKXFLhSlLsuFs1fOTuUWEQg8CPM0QsFZU3fC/GEIJsac5i9RbnwPfLpmRIYxsuGNkGhohMMTGGUvQ8QhOhzoWEIQniieCeCF0XBCieDFKUpSjYylKUpT2LvpCiZSlKUuHmlKXYyl6FhMTEL0kGGv5NKJlypRBMpSlEyiYnhN4EjsO4TLiDCy7YWL4C3NIx9oaG3RY3ujyCBRHoSkwkZbCDkesCTAw2UpcUo9YpRspS4RNZpcUQidDYe+EIJeRCKUpcmxpgsCyKUohSjZSlGUpcXJSlE++DZS4XClKXopcTouyiKJlKXoDtg1+RYnR3/ABopRMTKUpRMTFg+9jjFL+B4uaQjF4SqFRHsNPBCdC4uG+go2M7E6mylG8t9KYbKJiYhCyKsiJweQ/XO1CYpdlE+gLAnsXWA0yN7Gxi/gAUuCyKUpdlKUuL+B4omUuhD5YUo8PMwkT8CRCDWIT8C6ViiyhCwUQSFKKMlLij4Ll8CwNnIkIJbw2PCKXeLsonlseUIQhCEGJg3KG8ITCFmjwhZIJgnGMmdjmzuMqJPWQ7DYYuRsNPDZSlwWgt8rwU0OGHoy5o2PByKUpSlKXFLopcKUTKUXRcUbKXFKUpSlxemdEJlISyIQQTMIQgl6IIMUJEokLAj/YssQWAuhVMNlKIIMUoQbwhDeL0u+DY2XZS4bKJiE8sWHiZmhoguQi8Dw6Gap3xCEwkIL9jTCExhQzgMZyI5ieGIKoYcLE3o1B5pS4paUvWBSjZSlE9FLsYpSlOxSlxSlKJ4UpSlH18fh75hCj4DYruJCG3BiENG+CooUUNhWU4RDBya9isFhazyC4DNYoKBFGy5vSlckLhZRTQeKiYi4LCFilzOmZmELMYOsTHI+BXgTsTU8pKEo0iEODkRywuPQ9ivlAmX7YvgIR7bPl9wsC5ExoSxDEMYV4G3wWUxi7DYorwX4G5GhlKUpSlLilEUpSlLi/iQuqEzCEzCExCYIs8F+MFehYfjjKDkUcB+mShBXcUR4I8DQicC0NJ6ERU0l+BTjERBb6U+gsvCIceMLF8YomUWClLm6LlYpSlExMbGy4XDnPfCE8rlojwQQQJYeJc7w1Ukq32P7gI18nJc++wrFH2nOxRMQWYsCFHCIhiQaEDnZFiBDsM+vAnVS9NL03POF0JZEhIgl4yfDoCVF0Ff2CZEt8EehyRKQQaiSNYaT5Gg0RMQmspGzoJgliixIaSNkQRSRqNYTG8vPYRYXFwnsQilGy4XqBSifQnkomUuFKUbL0XJSlKUpSlKUpSlKN4XJwN6x3pbTOEOiU1f+ekRXVtwI4h8JYpSlLghSieCyQsFnQ8RPBowQmITE/hIQsJCCfApjw1Ek2NFwiXAgYnvH0izGGuywInziOGKkyLFG9jxSlGy9DyhhhcZ7YexIbwjBPBujFL0Poo/eKUTFkp9BCiZSjeKUuFwWRcKXC9AuRul6SYTLkvQUTKUpRCYySV+BCNTP7fpIU/LTj78siUve/LJhCEF4EITBLAlkSEhCGIh4EPZ4ekQY9MkxMwhCHxKEz7DQJ2egbK6LwhBIWFggrL2NBqJD8B+mCTQSUjxhEY+cKPBY8HgbKUpSlxSlELKbwpRbyyqNgpS4XoLL6L0UTKJjCYmJlLha5KUpSlKU4FwvQLRPoHLDhilLi7KJ6xSlOQ2UuCesUuCfZPIRDlpx+gbH9AKB6VQqDrncb9lfHir4HomYQgQYSYTJZYmXCjfRR9EOfB4TL6wC8C5r2NDES2VlBbZMw0eza4MrAjoJhCh2hasi5GjFHVYy4MIMUpclKUTzRsohDCeG2IJ3G4bQx2XCeINDGIpRspS4vVS4TFw0bG2CYmJ4UeDkLKuG2FExYPbJcKXqWKPNLhyEFgvZcn6qns+gwtv9n0Geb/ejniP8wdiP9EoUwsbeyDRvRwYghRPCxsyE6bhS9ApSlKUpRj6Qy8hblCgvTFJjVYVYuMNVi6G9nIjJsEnchiXI69BPDrDjEEMTeylNBixjeFxSiesXRcPKEIohNkMUTGNgteKMhuZGiYuKNlLiwuKUWEIonvouFwbyUuFyUvkXQCfAmcCi6QN5KXFL00gUv0EXuN9aDhFSf8AvIvDL4QmUTEyjZcJiYmJ479FkxSlLhcUpS4XClGGyj/AG4RMNBZNwikGxiGughZchBYIUbKIUo35PCewuajY2XQxSlKUTwn1hCWCpqcc0o9Bh86FhmiyXbH1qdilxSlKUp8hMRSsnLnoFKXFKUpcLgmUTE8Uo2XoCwJ5KXpvUhFKWlEJiYmLAhiiyxuDGyKUTyXRSlwuFGxsvSdCw+o0ETFOAmydHGJgglSYWCQuC6KQRgfQ2MMN4XDcOA2XeFzSiyS8BloaEEEITyhtnDIpyw8BSlEE8NlGLii6ri5Qs3ovS+qlwmUomUvR9lKUuFwQ5FL+ClyUuaXC0SEQWLso8LZRsuDxJkDEFwbLg3lYTExjWFwTGXoL1MnQiiFeTiIsvEsDbBjZ8kGgzqQGsHrFKJlEIIiHyw86dEyiLbEyjY8vNEywYZRsb0XCL+KiF/Glhc9HchOlIS6IQmUqV3IJhalEEmUPUjpM8FKUQhGRiTyi1i9Go2UY8M4GyifWAxciFKUTFgLCwgshRvDLlF1g8hClKUpR5yPDo1LhbQjCQkeg3gMQ3XYaYlhU8hBCwh8EI4PkgWZegNsuFL1IIdh5mbm47/jmYQhBrpSIQhCEIJYJE60hZEJ0JiYmckM+WDlaHgSEEnQmLeaLFKMuFw2N9XchMKGiMjIyPFFhMQWJBBB5o8KUb6AhS9YtwuxMT7CCYsF6BS5ET5EMWyRJ4EiNsUUUkQRMJmpRhhsbKUpSlwpS4N6L0duhEzTjF6F1QnShIRCYMQhBLQiYg0QmCEEhIfRSlwT84IUbxNEEjhZuE8EELhvLdxPwIs9UQTZCSRpNExCCRNE6U+kLhsvQ1mleS4o2UVEJiEJnJz0IJmjwNj2G+tC6IIQZ06b1UuKUpejchyNfnodl42Wx+hfbgbCfwcRuLnphBCCRCTgPBBZauC60whBdCDU6bspdCeCfRcXF6QsqlKPJehYnRTWaUoiK4QiFljKXClKXopay40QhCdA5ZkiEIQS4Fil6A30TNLhHOUylKUbw8oNFzSlL+BdBYkhKIhI1IJIxQSnoGrhECmNSEzQhCfkWL0IQn1UQhEQbKVdCE8JlL5LrN0Uv4CZSl89SfSy4pRspSiZcjZ8ilKPBlLg2UpcLi7FhMfQhIQVnoNSZT0IuL0HIoilExspSjCwbKVLC6w5DwINlww/AgyMrx0ANihOLuLM2ijgRMJYbNEUuDY2PHf8Ag3oWV1zEEuhYgkQeLgmJlwsQjI+4kIfJ6jwmbMUpS4Qqw1FWBl45E6KXzg8ilweQ+gGylKUpS+S6KUpSiZRC46B7kTEMeYmXJRPWxveaXKY2UpRMo8UC6ULAnsohGw8lKQIyPxGYRyFlYLFKNjeDexCieFHHWJ4pemYj8E6KUX4lmlKXMdAblHoKE7E0xT3wJYRBq8D9CifJAoOaadhyfA2EmJO8DKaxFBDEWGhpEhEQeW6HIeL0hfwAEy5KXFNetXpOPsXg6XopRCICHeNYxnoMomUpS5LilGLmlKXDNm8cFKXwJnLBBBxbwmLouhlLsuExMTPbDhg3Bhso3sXRNLiEE0vWspdDQ1lYsLmlE839YRxlYgkQghUJdhBITExRha7IRoUwph7RwNBE4NcEE6N5KIXD5zCV4MaYLx1YsKUpSlLopRMpcUomUpoqXzUpSnd3eiwTEyiZRMpyNkeGGh7DDEee4xPCiwLyKUuIQhCbIQjCmWasNnkGYEFRCKUoxRfI2XRcEUpelmylKUTwpSmhwhy1oRQT2QhMQ2whOmj9FhSlKUpREYkyCwcdITleC0JmI0UfEaCeExPIxegW0OOhrMuZoZcIoNRi5Ez76EsLmjGkNLwMcxliDXQGiEIQhDjoceF8Pwz4x2/DsyiEJYTZQ0ZpghOl4NPBqDT6krxi28GrxvXQ3sNuzYXRyUiSDXQilEylHiux5EFKUQp7Y3pCopS6LilLii2q12PnaZRBIRBLWSDQ1kpEMbDYplkZGJxMzlgSIRFRIJEJZSGhIUg9D8hBMuPLCRhDmXFj5YXBBWYVgreDZCe2l9lyNvyCIOLAXmuoab/eCScku+8ExPEo3CjY2N4UpcsaIxSizkX5DnsK+xshn4m7KLKKosBQSMajPvlBdXOYRNjVoaQ14Q3KKLYlciDkMTDQSEIUTExvRRsbxS4UbyWl1i4YpcUpSlLhTgXppRvprHCLSYaa/CpRspSj6UTCcEJ08BOCdKXCZRwa2h4UUHET2UUTzdFnGDFEylFg2xumG6om/gkJ+xZH3tnFGxlE8Edsi4jYkLg2UpehCRxxh1wzcUKDUdEkcxBh0VOHlIghZTw2XCnIuELjFE0SsXUo8Nhcl52LcKNlKUpSjeDYpSlKUuaXZeulEylKXG7kbWoPklI1LZ5WEUpcL1pYSwQWXZCEESi0URRCeyjElgo2LopS4XDHBNyU+9KUWxASkbeBZNWHyDdY9kIxYpwPgd3JDgaT5Gl0R3Fs4NtE2ciYnQkRo22Hh4cCQ4i5PK2LqpRspclrEpBZ7iwPpq8adKXDKUo47nHoDHIbwpS9Sw10wgkcmjKJ6wuilLilKUam9nZEXSf6Ib1cUuKUpS4pehYS2IvAkSEWR3i1m5TKfI0zvR6xSlOBccKBRQXM37jOMXC6fCoohYg1fwR7mxtiO4ejTBYKXBzE9HY5RQnZz2JHGD2N0NCwqxME9yO2CRDEEvfBA2DZSjZcpOhso2XB4LjtiRegcuen2KyjeuRMXUtwGHtgvYbzNl6RcKUbE9nph8C5IOGCeGoPDj5wu8vDBClHJ1EN1duEL0JcCZS5KUoujYk/B6BeAVrQoYpeFnxziTLRsprjxPl0Clwo2scZpS0OwXoKFk3sRcKGhF0vYmdCLw6UHcXTA8WhGJCwFgRIgSnA+CwtKOhqxYmfZHBOiiww2+gy4UTwpSjeFyW4SiZg7LDZRvG9ATwpS5fn0xQ2N4ThS4p3Li5KUo30Dhg8FyJEQOzgMuFFt0ClHbSNRLwOQ0+DZRTKI8rKO5RC1itEREQaNhhrkzG0HvpUougGHgZS9NGOO6b6nG5zgyw57HoBS1cE6U9hslPGDYiNMS8CRN44O6XKwew14EsE4UuVlvImJok55OGC2JO5EaRcDdw1xL0j4dJXDNi+SIsFA3uKsXkdzsUuEylKUpcpjf44QhCDU6CvopelPopzl9LwpnnYn1F0oiI8CQnD4Gkb5YRWT4PSJjMovLYzUeE9BKCOPwsqfTcloqclbkXKfJpyUv4C6GW4gkVkRTV8CTq13YvE2w9XnkXV7F/GD/7g+X7HddCVnL4NjPmAuT/+rbwsIolzmoFIiS9ujL5PKyfIncCE3wN45L/9CiEy5mFhfxQldFvsaGowyyy8pPCaGhGEQ0Y/bFiQhMr0NCjfRSnbFy+Bd5pc0uL0Looil0MazeliKUpcXrTtFd+l+XRVJwwhMg7wTEr2FHyWvYt8R/Bo03j7SlRO2EumuyYl99GG0TIj6VSPkXYbN3fkiN2eA7fYIK+M3kihbevg6Rt023NCeh5kbYF5ELkuJnJ4F9bdd2VXgY2xnobYegKFS9PsFr4HxijZcHkUuEmJphINHggyY6iWlxpdKXxUi6R1x7F47daSR4Tf+NikNSOsxXglU6SD8IWAkeQnf7LRCEWMX2Bn1DTnOwSm33s7CcmI5/0sft7QA/kVw95ORsafhQojKLLLLhMw4KL5EL4NeBpDKQaECEx4UpyND9FG/ZRYg+fwMuexTnohB0VRr13FKURcKUpSj6piEfroCTGnjsKiZlDQJcHHZ/Ya6EtAPai+5OCIc9C73HrTKm/sPeC5V0xRpuVckJORPw4+BQTSmiUliTdtlnGcxMMkxMojbilG3b0u5F/ohF/2g9svlECvm1WPcbUSolCZIjaVXF/k1NKOKWn2NsHam+wqwty32Lcx/RoqNPzEgVNt3dFKq7RP17GyinJe+ITBILNGN+6FxeBioNWrdY1qeBeX0fBDPdFMmml7EFEqe0PvmjV4Uet/EQn2bCfgbng7iSDQ3pOBaJ8GqhPga+AzHMt197z6nEDm9PBLVWX2Q7YrFYQejBGbN4omXBPCiL9B7Ys8F2UuRijZGDfoO3QmKR0TlhSlKJlKNlL766XDW/kfb5CPhm+H8PFLhDGnmlKUuexc0vReiY3Y0NbwhCY2aKh7zyQUifyhSiF60bDU5dozSWy7i8toppUoijo8uwmTL0bRdnXvwJmUF7pSDUzlo9VfYahHtI2KfCoVe97C+W/gWioWRUc8DS0l6R/oEMUIb3N0TNNt3Ye3s60Wun9kKj4Gxtj+UQ1uBT7Db/1RKZEg6/JRqKklRuIpYFbhk/I9uoqYmHqOY+ML6KykyaPkDZva9j8qg86SWtHAqvmlJP8AvcCWnVXoaT8F5F3D3VcDYQcJImq7bHc0u+hkFIvZEU8jLkjXhDFU2/N4PeNGK9T3x/YtSYlv2EGocRUTVKudsVXyQepdN32ediRYJiwoxjFhsTLhfxCNYpyU2xl6PhYkxHl0KK6oRkZNkKyQhCMj8EZH4zNlQ58/50Ja1f4EumD8MGmuqMlLxXuLzI8nzLG6EwnKDVhoyDTIdyjZRvRSmmE8V2j7Qk5HlIWuNE2l2tNWvrYm2bfDaYlb/vIq390IJqfqF/zC9pUaDtBRz+g70p7HYtz0JPH9BQtTUHZX9D+DjyParSHPbj2LvCfRuLjuyq8ovJD1PKiO9XY7Q0kkNlZqv2bOJoV9oCl6cmxuneTbHT42MlB8OBLgb7HAuYNcD7CaIFUSXgQXQDIVFNvT9DrTa+PBxpM0nX4HN46IDRxHyNpfk1lOuRasASu1Khy+H7HdQaTO0GJtp8jglqO/sni9CGqvZ4F30oSkRSXt4FPpEXa4GnjQyq4NpcjWtWNMjSL2Ldzd1IIbpKiQzqFvnk1g/k5wSH9MSp66rwIVb4GUoqqh+2XZS+Bbb6cuylKUeRRClK8L56FhZqO5CxF5KYzG+XCDRCYWkhvZcxCEyuhCC2GGsYgkJGo0xFRpDVtFJpcPgoX+lZSlxSi2Nqco0/BJMvQUE0fFwSQuq4ThRC5zzhjNopS4eGTKKc12Ql8jloKzaNDJnod63aPIu3o7IfRTcBeI0LW5PsfkUGO0aJY1qfBK1/kN/U09CqpgTQRw5CO7Ao7QRRt/ItkEzsqe4UlzfQcjgS5KUj70gPr41K0VVIX/ABzN3v2GP0YcomL3U0FwgLsNxCL13F2AeTf/ANDY09i/l3vF8NZdIrZpxej7jTkb8tiDczg9TdJIXbYzVWrfZrzYSazwTdPlSo9O9jZte9eDe3fC4PBXALTFSZ2FkboMx0eoLoL2eUPXC3UkWWjuLtHUtzsKJtz4GjW+/o1tVCqJGQ1bdjdTa5KkRO/kTdjuhDGySrsXeHsevkXllqPweQ7Xp01PWjOUJsTwIrGZeOkeSjOIXhTxl5pSifRERENCx8kJ+FFwv5gTawrUVyhCwNUnQVElWD/Ty+WKJg4FCTDQ14IHMMGxmbO+PAWmXJaeXyR3Mrbkpyr6NT4R6CmXlpr9mteUBtE7ryFobytI0E9cjYlcZeti42n0/wBEdXzZjYsNYj8EZssKUuE9jeGtEGsXC6ZrCNG8IXTILDbvcXHeB3j/ACIeQ7A5ySc7DerScgz65rXvgk6Cht3ImIJZXOkLcVJXkY/7D62LYAM8wtpRd/CN5Def9A8z/pHLvV4Elad/R2ErQ1bpv2iHZfoRcV9nHZEvj9MjZyvkasn54S013+hm03TkUEjS1k2Ntz21wV7ZJv3DtrvkT1ZT9UbX7rfehk357Cb2K83YvJPsdLv2jvOR8018IS9FAQkr6Hi0O9EUbdUFRI+R3VGHUDuz2IvfsP2aOB8qT0v9jTtNfJ3E6Rd1yxVWaml2PLDbonLPcObmr3HyXg31z4YnYsEiabHJWddloy24uwiXobd2G99lqnYj2FWuxr0KkaWVsv8Atf8A0aMd3dyXRH/RjSxPXkqJM/o539XZJcU8i5G0peHyLc1I5bHLUNKNeT272TkTV8pwKLLnKSkHh3YmboisJ/IzdJzExCExcXod8Ooyk2QSeBsp5kJjjoRRw5F4FEsUomNwUR2KPRbhODQtHlYSz8nyMZ3PQwzu0/AuDvviHFG23j0n5XJ/sp57OF9Fi3dy5M4QWovMQ3c6NlznBso417HPswhmdnmLj117C8ETFKUo30XosKJ4TKFZQmPR9iNCLrd8kQu42pybvXhy7VOSdo+EJejpJFETvhYMsmCxXi8k9xPMMHuPkadbmv8A4EK2hOvsuNMabPI+BSeHbldfUAZXW37XIl8fUIRElc30NMov2Grn+hw1f0OX3fRNGrn+x0hVL2bSn7EtP4BOtH+fJVaQcnK/ZYLT7u4mNGmxqj5LKGzdVcizye1oRLTmslTf0WWnxpka02Ng2GYW5vgZXKyi9E9EJ87O4NKb4Fm3X2Rs7PGhCY37a5NJt7Ik/wDQKSo8UbkoS9DO5T8jUmZnG+UUpXkha3/Q9RaF65mqd/a7qFu+5qzaMS1uaBXt92RnKNTWlXgbhaT4H2Xa9MTG9c96RaeP7LUj4dRRbljPPCB36K4D/IqNeFg6REg2kVffsid0ZAnshUvIu4WmxwmxI1sn8FH63nFZ2/76tByxXkMFauBNMZpIroNKkWLilxS76FKXwUQquRMjI4V4JRxhXinIxH2xWUnyxtChNvHov0q4mtEPSt8Sfk3rX3a+I5e8dCfWJhCdiOcIw1Ixp/gabPxiiuTYaD0HBQ3r5NOxItFFeT4DtCKy/BXg4cYwaYT0IT4IIJEo9R6BSiM8e5uRS7Gx64HXYczjhq8CLU5S3FWV8hta/wAiaQPWipMcxEaKSbJ3L3m7jxYRFJUtmwtncCjLHteDdVpUSEaSjkZ1FtB2h3WJ6Kl6QYxUkr0Pb7RzcCnrUqlYXPtNHeveBw908h0TeEH4SvIjb96De6p45Neyr2QYhtF2OLT8iEK79GhJNz4Gsdt9FXeTscUm9i5mmucUgiKSeDdSvUQhIgK0uiEk8sjVtchpbx9D7p+oiu67tl1q+oitVpR5N8pcobD4G7RUiSkMiKjqEvIsvG1ORUbT/sFGm5PIkduLhOhHB8uAxfAYRfQwEjT0rxfBD/8Ag39MZ4CvOa0gu0dSHNwts+w8i8Hs/wChO2z52Gr/AEjg/wDkJElsa8M/7AR+DfjgZ4IT36O6hmdjFdzaI+BUbWqmPY69IZPlewzum5X/AAV4X/AlbJNofRUtc3kbxx4o1uU+AjTkfssqA7SW90i+60NqfA6IQieDQ9ocMvR99FL0ogls13OZD4Kjx4csiwxChTljRLsQnDwO3K3LYzFTk7X6wpcb8YXwN+jj336NjT047mwSGUk3LXcpSiDabyj6O5YJpkJF5GI+xNjVl4INde/ck8ngYlsd4PsXQIxG7oriCxincmxNcl8kKOIFVygvOlX2N4wRb3A0DM7d6GvuBsQu9eSJymwXmkttRBRsUIsK23Whd11MTEYzK8lng11wuN0vyGcKBeEjdh30NtSN75mh6FCUabv2Otg69iQbV0K0S3fdFb+EDaq+B389cHDG9hILUd5FrI9u5qS1PYtfzIurQ5UcJs5Im2T3aHfiHDp6Xk4tnq88CJpGlZsrLLt7Y2yqN/or/qJkv8cpy3wP0nuEuyT9iRrneTtGeyjWu4i3be3IkN6dqoU/TjRp2uXuXwm+A4U/y5NDf6ylw+0pM5l4RlmrS8rklUdQgtfp7lyKJm6X2FnJrFL2ylTf0JruOaCtOSJbENKbmQhqtbaRdR6rLZvYrq4tNFzgnBRwJ35IUR3EzTRohUOGtIQ2qoyjnjk0mvKZNSmoI9zX2FP7WCqNP9RLRkUidxwg5OReBC9oJqMfDR7OHxIzxn5QY02hPGxKtL8tHMr1RehSdh+BeUN1ue2QaU2LUF88CjoM5vJdochbwb/2A7afbOd2GiUtKwazKmdqRdxpsP0Kok/MN6KQK9Br5/eIfJP4Yk41fYw4L5IqtS+Riq8hXgQ3CvBsuFkYTHoHphS5gkQXZ7EtkGhlEKdxIMmtIIdx0Nidd7TjD6NZbptUb6Fi6CWJbaNkpQuL2xk2M0ns9jQ7p0VpTNq044N1o4H47EpeGMaS3W2MbOxCQU4hDYk09mMg3XL+i/8AZYxRt2W6P2qMd2ppTfJYpxG3DttVbt8DWgm7seAmjcILJPC+iZlWDU1UUhZ5Ldkbzt5I/nGEGvfexfYNilu/dG2SozBHt3HK2PnwI6TpXo0k80ncUz0o/tmwow5K6O5fsYW6GmfBo3CkzwIzoj5EtdZI4tIXVLYb9Jc5GJLiV3UWpHjO4vhbnqk6CGR8cDdq187Q/b7U2mSlp3C07Vmh6133uNASTUBaUSp2tGxo032HrTET3C0x5GfJOS+YLfvRt67bU+DUJJz3GRL6ibhSvcc37YmNJ8EXUn+iLWkLfICD32ihyQRS6KanA68UuiiYnoiZSYuR0/sXeL42VojU4DP/AJDGYt6T/mKCS5wn7eyAZ9heRHbuK2Vp1PjQ8HdBcLwcnzLkSPuTH/xaUTfLte5zROHOxryqD4WvgN8or5kHu6J9v8s0k/Q5e1pWcUqctbNhuPbvY97903LU7042S4J3sv8AAaWTGm6HaK3EabfOxydrQr7G+xp7n9CacJ/uHfT/ACdw0xOq2oJtyoghf7Mtr4IxtWT7StkGJXrNVNwu4f5GBqcrHBbN4gt+2uYJ/h8o+KGK7U0nMchSlE8KUopKmtIsbl8lTemiiUpK8VmhIrS33K5j7FUqhFFGhOU10XFJ7K3LZ7GcvMR2hFTbqY64GheTlkKbuJryGpUiSrSI0xnLq+zRp6YSZaf0Dem/CFbaD7ILv4xRmxI1cMQl2s5dKqLuYTS2yyZQ73BYwlaG91b1LoZ15RUiltXd9nCkElKLy422jjBt1CwgCCmm3R602KlIp2Dt6ltFozq+xWrFv+iWJ91ZYK7je+GgpDVGo87F4Y10vcgqv+BmnCpxCCiKvyTs58CLuL2Jz4DjYtBqG1ae/INDrtNbUE69Tydx7ceps+USGc+7SDNa6I6v/jYl+ALRsdZttiwmV8JiaTm1Pv8A7Zc5V5PybW71jc6J37gijofcHwuew+BJ2lufIizd2xAV4zgWaV2E3dFaSZ/0OrR7PyOEdrjYUWbXHiXqdpX9jfCpafY03rgbyLbVwobXOil7tcHJ8EwVjdiL2Ee/ReCaQ2nzsa+40KsjhO0sKq6/g0tEFexsTRRW2Jdm18CpV4fgdjSlZsVG4rRWijevQvnkK1WN30Psq7xSmUf9D89iJ9FDYokzn2bGoBE00xaQ6u5FtvmitKt6N4En4K9wfYrFUQmElfoxKjvLo41evkfA03LeB7Q8L0Wbpf4N/su4PcR/yWYW3q9jdpNr6EWj7FSUfD7obxV6X1B2y1tC0aWrQoy0xPJIb5lY3Q+9L+z4ok2xtUaXG+D4wZuXyHVO71dCSxo005CRH2Wk8or7L+hJp/UO8JM7g1xwEhfsjO2foMfqnZwcI/wOE18QxJ2f5Ilsb3wO+B8o4RGvIqGv07DjSEGWk68rwJGo9ij7qT5H/W+2Nnr9hMX0MW+GNGmzTU+Q2mgIlnaXsVovXNYqzcHYanNXwXpfqPgsiQk9WniYOItHI18VCY5jnwUV8xbfZplC2hd6J/g5FfcMktiO6pJ1vsUKmQbzcPBf90L3bPyMW23yR3f9nmHxBdO4Zbb5UbNrat9cCKtPHyJu5nfZaE4ZttFFiW6Ic7+U0i65Uc0K4feTbW49RtXTzvg1QaCpG4VZs5eWToSeioS/WnOdCkn4VVFUJTUNNoHs2XgmbKaKh3dQptw0T6xoizkSra4om7expPye3R3k2tjJTijqfkIad84G8nYd69EbBJk2uFyb7Wib8MXKhVi0iO5o3FORvjy+R/IWr2NNh+2Lg7TsNtRUndyTkZd400q22kKfavHPYuJda7EWfYHDq4hu3EIeqL3bJ5AZ0nTsKuCZ/wBh3Cd1xoXPd4h2+tc+xvLyJjnVX1hPzyNHy/or/FGQl/VGM32Vs0RpiW1yWy1ed8i6UzsUSM5sQ7BL/wCwnyAVipq3tBsUt7ISj6a4ENDuUfBHtsXnk988Dg12vYiTbo01CHypo/wC2ctwxgJoHZeaW0fYnb9qDhbmyYVtbbgm1pPVH20Nj5EmzuPNLlajgQuX0cQtXY3gbZOU/SJeD2bQi07ZeBDuApx/ogDeuyeyRfb4DXS1bew4bkojd9vR3Ct3SE+EN74Gt3jzR2T4gmqnceRtFdR8jR2cfgjIpc1BjJk/SQu5HWxz03B0EesKN/s1e458w4bS9PkldKpaajNeuxfYkRNH4FrTa8CaHZRcED1iRtV6E1LvZBNfQHIiV9ZOEifh3Nbf7GjlTwjXHVdGwqhGndySWlflFX7RrW9I2jPgQ3S9oUFqvjgbJbKvwyq0ajrwVEjeI32NAb7EJw/Qcnq7CIm/YVGmZz6Ddwg1d+gY5N4NC3W/XdHyHwZxG0RM7+CItf0MDf0O6SniC56a9Eey/RxYSNa58Brb/aHiabywlwqBMWit8iorImjXMr/5GjZflSoM7Z6Uej9A0NMp60IhiNt+0NEvQEePuavRfSHy4h4s2NbFKVV7oSJAS/Q8Uvsch1d6HHcDvbAmYN9pbfI+q29mxUfghr3zTZnSmhXtJBVNp8srbwNFmOxd74xdCssZwUjXCyDqjezDKptXTfAndE7AytXJNhNr3pjR9h+aR+2KW+4N+EaLv19QSvJNk8nmeF6NXXAm0Mm38CbQJOGK87HbIk3+BPu7nCiJ7FUXT5pQHGXZ6IFrY9Gn++4voKPQl3aydDk24CcPcH1QvIf9DhSvSj2nN1yN7XIFPOcQanO+hdT16aFt70b/ANJ4cxLOB90pb/o8YVOT+hecXY8EfO0QL24h3Cp8DVbdNL8lbpnN+RVRel/Y4AFX9UUqdO2mKFxpSGxLfyNpHo0uq/2dmzdJETrurK0jOyC1Dkbzy+RzdjbshBut4Em00Mc+47jnFVOKe0PY29o+Rq5X2JEtEtJx8D56g/MdrgdHD6OFHXMCjakaGhlXWvsSJ1s0Dl7QGnHI9U5OwnsRlMatvMb/APgbTQ7Dd7pQYl8uBIhKfpBHdk4V7DZ6/wCgaPygN72rx6Ftm+XwSkfYlSi9Exy7fkcVZ2CqexzWqJGlo3Ei1E7DI6tIfgThpNsmx0xdWr2Zdyn6diPyUpJO+Eb3f1SCbC5fk5TT/Z25fBT0rN9hXAROEbx2lFuJiT57mx1V5YnrcXgyxs5viTRud03G9ob6P9BdKN7Y/bRkqq9f2brTPsS5/tY+t7YlWJJs2eG0c6OHlGf18S0aJzfKb+BYmjCvg9TgvkIFT6EFWnyQ3iRn3QX20DmfhJoSXkDVJAuXB5ExDkFrkePkSHqmkIYv8HcoS8oTKnolDSc/IWq1AfK4Pz9DXQpFjdvoSwNzj8KYkEWgN7HIz+C4Tb+xDjvtMWjUk9t8i6Tqh9tIktf3Gk0e4VsnfCfYQWd60JQtDbPJTNb3J4C0tR1kjzLyMbZ8Eo4qtUticl3X6FYm/ZyM/o2pt5RzYL5SBNP8Clad2pSQp9RFCmRKViMx5Cyhe44Ef3iL2vJTaZFHuvobzv0LBMqINT9jSrS17w7KtljaF7uC1wxuvhiTbSQrROPk5JXyiNwFvuKlbdeDg1fAjJUbhbwKLT4NAvPQnNXhLSGta18HNMxIrCRA9od2/wAlTP4zRfbE6nmPq1drai1jbnTKq1IrRbPnlwhxQgjwD8i12Lo7cAIam3W57G/JV4bNnOJbdiCJia8lCUn5nB3ZUUDbhxPAXccnt2TH6WTbp8kgPgPakdxiCmGpEw9MtEozdEuzyVnrut9jRQk/QJbNcOND/sS68T20JCSxE+BhTfDQw+KuJ2E9oU05HSVW3gQhqrk40f6DiiHl27Cb5v2vRZ5Nf2N2qPLNk18wrFr09iU3FVyx8CL/AAJMjuXTDWhF9yX8c7nIW0cua0otM00luWbvsjZWOeRJJ6SRXXHBYLXDTlEuZPbsExcl/wBHlOO6HKqjwO7Uvkrait8IdGn8HGhfDOIGfygwTpeA75X4OcY1XZCylm/PI/QvYvGq+BrtbXEE7q3W0GpFntPkpdBP5c8FU2etii9eQyOLvOxqR03eBbs5Ic7CXljJn3qOgejL3tXzRr2GQ+5J7M/YuSocTajG9djyJO59xyGvsT020DauPg2yVdlycOPxCpz+xeW87U12/ENW0v8AQhzAEqIOORVNrchdFy1wzRDfn0S3bK0j5VwaI9iXMhEk8qJUJiDb0r7HF9ndsjvKt+g1GvPyM1Lbd+EKGEuQdl3FuMewYgK/5GWWzLxN2qHO8vpHxIwM6EvaFymsHcHer3ZyyvDQLi3zvGrnfwfgTQY9+QuX+NkldSIqaZlUu4lZ3oSburSCLOq02zjl98C4bU1cv2Kqje0qKar2Y7XyKLJ1c78ISIivnwhGzr5BjiJ22sSZ2Db2LW771bGg1e+wlHWu8fkoxxb/ACGelPzDVGXwc6iD2heghKQSdqL5OYor+oE7P1Ee2WHdhf1IenE9Q+adGSkEdzYwrVcrsh79/wAms04H7Id4re7QuPKkuwxMCJopbl4NZsvYkWpq8kH5oW/tjQqJcxpM2p+IK/Ynj/Vsabk87sJfCPgvb8AdIxf2H80rsQOO5Ii0x/PZIm/I3i96aiQurY1afojxN+h9mogcNKJsiY0H9lPk0XzorWpta+pdpC5CMqOTwxUc/TCVoGl3E+YMPTfo95ZJV69FpXd4E72P4F2tPjB+Q8/9BKT1uozhSY34GtkV/BDUDVxndDDOCa4HqHoFAl+A8y1IB2Ds7Iv+hH3lQk7fPR6IKOb/AEcN0bElB6YyQCZojONkw9IawbqgnK0yIZL9ol3ufshtJzaLS0lXsT5T45P+2kpwVsf9AbeSp8lS3mlEL0LZ9j+J2LjgbuEEKR6I9nJ/oeu+iXl/obg+PQtcbUX7GHARdu5o20voiimMp69UkIko+ifGESqagtpSfgTbG9bnYb8ia+ypRfJi7Hy9iNaewtf6E+B5GiXWtJG3/Yb+B57+8BLY1CGCPASPYEnmehf3M+I+IUiUTgS/ISlpDuKAlfI9Fgk9MQKWmT8pnc3tTu2f0j3n1E8Z7DuET72OSKHffJDfjTpiXuDLtNyJgl/Z798KKJIpC7/6DufrbHM2voFxVESDlRI6nauxqjpLUb0TRaCfavQ2zdrSjt79laehiS7Q747qPUn3xyQXbzfkb3k7quVej9wgTUdTFXIIkuwd2Key6S0ZN8U1Cfsl7oVIp0du8svZfdCrvQRLg9kOb2hhoclBJ7EZbIps2loTVXuDSTQnVDhNpaQpOlIuw0hNNx+hq3oxJVFPs90SLb0qrrvBNfq8OWWku43cEG+B5XSjZSBvZhofBKtGZxm+xzrfiB3y3Eqrr+sq/wBITFDvFYcPvwRSvDKe/gSKt6GhiHb3cxuqtmmaVKzbeTWyrfQrp83B9/RurrLq54HxQ1xRw7hltY06X/AEHpojWcBNkey8C+kJTGUSb/wKNbR4wJ8LgJ00S7CtS7id9D9iNMkHK2hiJKp3RoscE+6O/EGdg7cL8GtEhS24hKms0tCw8zPTleCJ3ocbYyjekRm0kKNKJ5IWK2QP/wCAUPh+iEnTS3pDHOafcaKJy+5fc8i7LVg12aIiGka8Ycsvpi23g2RpFt+xppb9iUX/ACFH/IRX+/DaJm7CatcvoRbqSc64FCVX4OyfKj0/pkD/APZnw/s/90UmzZ9B3Q4R6WiEF40+Tcq+I5C0jtG0hFv8jVvext7ov3EqJr9j9N+S3bfyPyzuvY6VOw1SNN8OinTbIwSSUqMmvpIbBXy7BeZTy8RoklKU8/RVpWld4JX/AGPjn/mxu/4scNx9i7f9jz/2PI37xfSIyTtF9G6vZ4/8jts8DYxyaZf/AMl+P6HLkQ2b/Q+9/oYqC7Q939D/AOAiC2H8I8D/AKQ+w36RGf6ho4/QimtM2f7RZujWr8IV7Dmf+R7X7F2P7n/iz/xZ/wCjFb/kIdn7F/8AQLwP2PvAnaB5X6H/AJMu+H+zwf2PIH/ozYFXbPu/Y9v7G3kOvEfJ70N3LOxkYxytJJHAvh+WXOg+Ef28ef0eVP8AZ7V+T3n9m7/Yev8AYv3PscuE+zdy/Yn2afJJm2gTrpnYk/8AKV7DGru+0KAR/wDB8X6PX9Q28/rga5pOQKvbPFP5P/okX34UaUa3hl1wTWkuDSqSbQ3vvExpGLiil4Q1W5rgru7XgczcVNNuBVf1nCz+4e8D272L9xBJ8U96PMN60r0ftGFES0dkJVzfbuLwZGw0Tmxp+wTbUeyGca0hoNp4Fcy2y02TljZHZ4IRtVwce/cLCG3NYncP4Q1tNFlFGuuG2cTevvkSt8r9jSrSSE9KtFJpGObS9keBEL2DL3Y1LhJCJ8isj+e8OWqXIs57AvIL2iDufAkrajaZOlb3ajRuS/XuWFH4/tG0pzudHZeJtmju5417E/v/AGV4fpoJmn6N45+yTcf1RbSL3T7HLb8uBukQkOyR44peemMcUkO7Dbbg1CdLT6GNyr0I8Q9f6Y57lSeCLz+gnv8AopKd+B0TepKPQhNuAp+00NHvreBxuPtCdqGfD+j0P0O21P8AzTlz+mJAS6WWfcprzjQiw451hUL4/B23hzPbGjYj6KQvgTp3Fw01f+AeOppdhruPOaj6w2j4EXookUPY6ufkBZ+io13wVFoqbNOC+UXwmQW0Uaf6CetHLNHzsompE+xO4a/RpDRpP/saaNciXoiLTpySXROaHPPgfGzypz2PrGiIaR3xORx6P0RJkQ0aNBE7MSUpN8s9k5KS0I+4tHB4rF60NRadHryUaOyF7CTnIm77GhvwfJyGbPycuxEKITw2fRfcfoS3q3wW8nmHYjZCSfChKpKHMou1+87o3vJRPzBWjRwIFOPSokqJ3sErgm5PxP0eNmTN+fFvWHrv7I9wjVv4j4Wv0LE/wPSK4DQ1/YJplKI5RtXKKsPqvGmIi5rg+RWRJHM+dLlg8t6EO58Don6Q+eD5DoqG4bSI57PLsIHcWEPfeo02U1cbUG93liBb7nBWjWexbutnee5wt0NgmfCGuaOclog9UKu4h2OHkVibODQrZKwu7h5QVwPYR1rtP2Q5SjTL9fAkSSX7Ki0blbKEpX2dt/sJ7tpWaKlJxKjcrRFLeleCX6NcZqx9iQiXHTo0uBo2tsTKL7OTgWE0sv0fJPbgviJ9E94+TJ4F7F7IYkl3eEhoWN9oqex2d+jyL3hezkaEvI47ihNfYf2O26JfJF5HsOxn7FwNIi75PkI98YngkXYSbGlFC7kfyJaL6F/5BTralweXcTmNP2MNpfTIJNcBNOPono2horPo+Gyb7m3A1h/+0duBb9DVIVtUK9+wrS9qh8rQyvsX2Jn0fKE1ZRJo+wkeUfQueDlbRTQab8j0z2jSGVJcjXlwmxPDFCeZB7aPYni3u+m6kcDlrfkm6P0hLfAp8YfsXMuIRkJ3ZzwLXjZpwfZ94a+RN478L9EX/QehL6F4kTzX4PV/ZDt+5E3pr9iU7P2UV+X6Qo7/ANGnn9CNiEwu0/Y19/0f/ExrA+zP2e5hHUQ+V9iTqmfC+jT2/LDqqv7FAouyT2a+X9itpxvoO8Dd2BJfuEUglyGn5QWwHeXDydjmd/gZqJ/4Fd2+GmTHo+21wRLXzaFTSUbk1reycFjd7HyRdjtwQSEckvDJMTE3R0JTtohBIhCj5a6GqTya7E957d32TMaVbnD6XtZf0eiSNZhv/wA9xwqFF8/PQ3eKJe3gvSp3/wCRfUKcm3c8qyexz3FtoV4x5XV8EdyOEiLsZTviC3z2Gr8ilTZtdxt2I2uwnt01NN6NERX7EP8A3BGibNmNFJ8GUhpv0OXUKMo1YmkyLQ4/KPmUtzRexHsRd+xo+OB7u9Eexr8iRaiOWiLsR+BFNpktRRDqcC9DDVuYIu6LOF+kN6aNEM9GcXc+RR90xpYSp6E1EUvBNXOvOUREqwm57NpImEuzTTQ5tUPgfQvgf9E1zDm8wk4Fd8eh+kLjhIaxHiOHA7Yh25GjeBdlieNnk2JfY+e41fWCDqfZo0z4z+ifA9cjV747nwyucmzflX6FptF9C3f4CK4fo0h+Z9MtqS7/AOY+d35jG5JvL9HdgPRtPP8AyYIuF07p9fgejseDU5JSJEIh3sLzkG9hs4Fb4SFe5sark7bFoo30qtElW3El3L7k7beF4N8D0d/ZPI+T9mj4EOvhwRrl0u++O5rtyJl3oj7s+0bXBs32K6OXOyt+V9CvlHbc+i/ZU3uCHQr7Me1yIT0/2NFty0JN3wN4M+O9hy9jyV/BrhE8Frtd/cLMdOU20fO3sm/A1rRTuIhrXoS/Q0tvIaFUCOEt2G3s9KaRsVvsvo25wjOfCK/R8yD5HPgqOeBW7Ps2++E0VETOxD5H7L2LTiHanP8A0LTRU5g/ILyrjfRT+ka9navYxHxhEPlltMqL3D1Bcj5F6Ggeu7hzB8NuCJOxl22fI41sidzjv/RZyiCu/ZH2Z/YlO/0LXcrfD/ohwP6LODkNtqMfwyrvT9nOoaFpNYSLnHzjtpiolwV9jkjd40IvNEp6Q3OFTfdNHoirue0x1+ILYmU0+uE/BDEspbJ0ui29qi44xD7YvQrhiwpe2iIDXeqYviDhQNl3JqfInU7/AJESlCZDn7Iq/FOCBNj9Cha4ZXdsFQd7NC+ERHq/6EqReTyOnPYcdjXdw1Ai+SjTyLjyPghS1weS/onwyewxcVlt89IXDj5PFSZfAeEHxRWWk0C/Z9UVP0eh1EY23zr9n7K7DvyIX7LoeTg02G2U8OGxKEXjZrwa8Ds7/QvdiKJJH0KXabHt0jwm8uKVinoaZH6FH4Krs0xpdcC9SINgTrBvDw/SPkWfrDvZwjFPlCfocvg8jJ3tJsnomiIi7SjbmG0uUeg2pWbO4pUVI07sncCrmoY0DN1pkdX9Cb6o0OWV/R6cGSagXc2PlHKkWE1dM3pNDiuL4GqFvDkUXo4UmofM8lGnR9E6U+iE6pjZXgrnBcPCJ46PorxCeYS4Q+icR7NCjGz+Rhs35N94QXGPtiRBAtiP1ifYlrggjhs+GT2js0hpfA2iCaJ3sNLmv3g7/wDoi65K2+TjkVLkjfdkS8kXYfOmTlR7D2KfYquDbXJX4HRuhN3jQ3exRMW+4/Q+BylbS7O5vCeC4/Qmcv7FAmoq8iRdz9HPGORcci+Sa0LfAvk+8d0JlWfoaT7Ji+D5G0ehHxKhHA52Ro0rrGgqXHJpiL6w3PJfdkJfBV4yfbnBj6HLyNI7agtn+SU3W2z2CptoWrwH8bEmQ0+8PpfQlxOSJ3iE5FWbS5HtyhXwGTR0RRISOyiTwTUcNUvpQvhErx+cFLsVf9hLnQnSUDruka7NC89T5EOrY/qSmSC7rDV7E12ct9Xw+jfT26J5JrucdMNDR+cdj4Ha6hPfQss+M8fJC7Cw/RGUj2EkPmME/wD7jA16EjjhH0KQQhP36Gq1H+iWKMiY9ODshPnCIdck+Cb5g4J1xscS2gwVj8EEF/rPRf0R2dFSecUbY91pn+C40UTuSpF5PjCvuqhTxBc5nsgRLhTCObEvI2Lgiko0mrGvQmuOmEJ+DY4+CErz+ycs0uxpj8B8cr7Evn+z6Da8DcNND+R/IcrQmOeUReD7cJ7pdcG32EOIWzYleUexIVrRXbDbYRcE3sRCxS+4XjPqicw+n6NPuPwZHk0bGuQTW+RN4bxp6fBb7ws3Cv4C8o+mM+HF94FoUXZEcpH9j7Bnhpifsa3sS9xeex27I0t7O3TrPbFJKsd8zFw72E/Rcdz5PomJjXkqv4F9MvrHbYigmkbmezeb5Zzw0R9hVMvk9Atyl8SDfcT7nCyHPL2b3wEk2ytC3lDfc59CXtF2IJ6wVOK2JvBXBJF2qtGppHMvka40yVwVLsEPYvAfc04SH4GXRdFr0iMSJshCLkhKjZyLyNjTT2tfIg/BCvjZMz5EoudjXgpCcaRo42MvJ7zsQirHBX3H1ln3hXxoi7MTo0TPJNjVO7RYQacU07MfEJ3uxJR1CUk8k3wyMj9DQo3W32RI+M20iQ0a39Ad9JH7O3+jwIavwU/I/YROP6NQC7bj4GXJz5Hcvuvki1Ki3OD9ngT/AEJNa+RvwVWRv6EULb0Pl3kaMOdOkJa1PkocrZtFfwJFqmMi00K4kgnwIklB3VP+SprwaT7iTpMhs8+TnvQm+zfop7Z8no2x+UF/Ar6x9kz2Gz5NeTXs/fVPOZ7FiCXkhBENCvJ3sJMnsVPVfwSCev4/2B8dms7s3eWdsI+jvyWbRyKc90f2vk4L5NXTbEUbJ+hey/36MY+ENP0P0HyxtFJNf5Nez+iezPJt/Akk9Ia0qEpo47DfYMlt8/Brk17M1Is4Gnr7E0u2h0KNdjV4Gl2OBfD9ifnD62S9zQ+SK7yDZYVxjecfspunyfQ3Yf6FTD7wb7C46NeEWcRIYvmnHbM8Ex850laJryVFhfkfIn4EONaGziiKib/Z7C+BvuhbxSe0chX4QV7wS8UatrS8FbEzIntNNocXo6TwU+wcuL+wLTnXZnuJTgJvyTNOX9DPsjbtIap8olT5N+ButCISv/QtcaN2vkbHrcK8oi+GvQqdyBSdTPkKTd/oajuOLmnw0c8DXd/QSdkKKKUeLexprTQtFpauyt8s54YlXY9jXR18mjZP4E78r5PZlHFiJ4SWNDE8Td6N0nRwM1wqbBdqibm1s+T7xsSxSid7MY+xcngJNdyb6GQWW9K+fYZyWs7n1iiNExV4Kv8AyGrwslrwans7nwNGLRyXKV0OIXXCRjTS0r7P64beP6GXkbp5BJemaW4cvTSfsTRae1QSa5I/I/kN/OipvYzgrfgq8noFD0chN6xW+Rrf/RBWPDHx8n+MP2G7WwgtBecNqaNvkS2T2TYue4l7dIcEaU2xJU12FXg17WEwS7nB0ScP6widFXgq+ye0aDrk+C7bEkuExuxgHa2znosPfSGY57Gk4RRJsaGt8EHpw2CZ9w8iE+expeSnuJ0s5EX5L6Po0W0P3CqFtnYOE84lpQ5nN8JD7ImvQqU12jTHyFWtVEHex5mi9qPs3dE/dFwcjjsxzvV8iS+54LPhRC2b7bO2kSdtjHea4E+EYrfWH4U2W0T2X3GLuS9Cpxp7Ga8sfPRKQl5ZMd/w6uKi+Bp4eLQmcMfgjN5JGvfuLQf/AChbuFI8QXoOM35bIML2HW9x3fZMU9TIlhVQb22+5HdnPDGKX/kJO5/o9gm+59IX6FBrROmoi+j+qB83XjuhqNswbW2z/LGzac7a0Pz5Gvk57YjNcOETlHtRJNdgvYN+0NPf7EOyvsr4Y05Gy9G3wRi7B4Gx6oTeDhovsLSHbZx4wbO+m0Pyc8j2L4Nex13FS09n0M17ONJOlObb4XcXbM9r+uR7fkKF/YXJk17X9CVFRN1yCzZCFXkutQRSLXWRRfluGOcLkuz4JMSrjwSuSO2xPekbJ+xaW9m3YS1yg1e59E8rR4YK98NbwkntMiXMEnKHxodRW/8A4N5rbK70XrC87KP/AKAvFsj+/kj7R9CTYOTliT8piam1dDqVe8IcC82ptPIkPuR7GzuZ2kHhtDsq9v5RPCQrlCWheRj8d/IhwkvgQx99EJcB+l/RH4PoR+jh6Y/YaRNH9jF2qQ7pniyd9RKtNscXl/Qq4q+RW+/9HZWfEKcV+hY1UXPb8DkRwaIvghM/RRwuBIJ0rZ3Gh6QPtJfAE2lbbW7R8barNsSg6Eq7dGxKtLu9QQUTld7+SNf/AA2/Y3dRtv13EelR20ekR9yC9FfyJ+CFYX1nfk8AjtSTXa4Z1JWhknJ02T8zwIy+d2kONY4ImxLuqO//AEs8DavA9N7RxxRHAnvRyg3Y0v8AIyw40KkSYXkPKT0NRco2+W4eQxQ2KPsaEJF5Gq08fbPgLfBXkSncuhouzLeRXHHcXor2K9xE+D0LxW8U2Q7Ef1Ow1ZgvexmvOG29NsRY+10b6Ei5EfyP0aNnwlcaXVX7EW2fQ/kkG14JKLvI9OCNELYFvww74B3eDl3Gm12XqlfYT8tsvpjaFXn9FPkM8GM92fgvoRvhtCUQlsrj8oTHzopdhP0OWzQadz4CTndKk3Y49HcpYVHONQNj0Cc4b8RLgvo9iPZ6Di0JcafoXHyfRC0PgP08PbkT3h6f/IS9ji5lEbcSvwhu0eei3jDcFtC6vB8Zuy7HsVPHYfsvYmfQn6ORLE3i5XGG21c2eCNWnez78m8xPjw9Cvc4ItVC7AmaXgpjk4FwSvjG4bR9Y+hM3NGxuslLQ2fcv2PwKYp04jzhLwZt/wDB/oP5N9+CNPRHZH2Oy7K7VDCmm2ctimOEkYiM1u9zbWg9d0aKJlvpna3hDzv9CvuCecNs+mKXYJkJ7hFp2YlfcQ2l8INenjm3+hf9X3MWCpsi03hkRPpEicpzJ6ei+B8KKeNHwbfoTfcospHAn5KV6HskeQuFNF5oqaT9Dc9SeDzHfAx8Mwk1Ls2d/B25KktifOyJu8MWu5L3hPItp35siQ4++zXc08CO6+gnZCdgb8G5pDTS5E73TNeCK6GiCPuyQ7jg0NXNX0acPkhEfkDX7G2tRs+Btyx3VSIPXA07Oi8kVeEQ1TRqD40JnzRq0dHPmiHaZq0f7IRx4LeEj9Ed0huB/s7/AH1XOuhZjOBJPkUCJB5qJDbWjt/yGv8AtNY5a/fP84I7RPgQuKvOZjgosSdTsPQmvAhWt3SaXL+BCknQ+Cfo1qCNvPco6DMr8lNleBDsP8lKR52Q+Se4OJWNlq5oT88kT5otdN0W3k39HpMfzPKlEKQaRhzgfhIcOKOcwW+yNld+EIdL+hL4IlWlEPXCE+KJLo2VugWX3CbT0n5Eor0hrQk49jN9ipcUQk8ideqikZfab/YrcbIuJ+FyeU0la17PgL2Tfgg9vY187Pw/R7FIaH1XHv0GtFuyar/zRLaX2PsI7jKHUlVMMhcg0jjSGVVD4Eaax8OA2jl36O3H0KPaY/s35HvuRwXt+y3T+iBk2kKew+0gleXKnNo1yI0uKN8QTafCPIkd9XJHsaTGk7icgu4/6wYn2nQ37NpzTaHeyEaXLhWhomhVdx34PsbHqPons+A+j6L5HbkVum/sabL+z2EP0R8VO4hexHkT3IfCKvEEiQ18vBeyTdNfPwIU+Eg0JVEnpotaqzfXRx3KaI+Om5Wyx7SS5bsL/kr/AEIIov0U4IncqEr4XQrhcCRCa6G5yLfcgxTFXLfCd2bwIo9V/sxnIyobbput8vMfknghMJs2PYlvEJ6xshr5FvYSheTQ44o1XOj2uCOIkj9g95QbWk4Ohkm7n58CnsJ59pfYr4JDRN0t4RzlL5OAnwh9Xj0LkKu15Gkn5VAY8aunyFJalt3S8P8AZzY+7tFf/TRf8ht8H0JPskTkiIngrTsKTSNEFch3h0d0Q9G05Nl24bpoTFskeEkmnyXaatD2Il5N3UV/B/3gS4TN0HFWj3ZnyMj7C5IiTteIIW1+h/8AQQqcJJGrafr2S5fPYmuwW49/YMqa37P/AIPccRqr2N5nf9Hg/YWuyl08uCNQg/OvTub09CRbBm7Ji8lBRwqbvY0a2o1u17Ex84bPgaGuw++zkvOtvyj6S9hZy6xx8Gy0z+BfAJ7wftiTy/2W7OfI35+xvaVfJGOp1qK+EfwNOcjpvksFRzsOnH2TKmN++TyuxKdzb5dNfIu078CtN34El2Gu52PCIUDe0Psnsbf/AEhCNrnQrB/J+h/Qm/JX5Ynwa6yeTC9dMNCZ7nGdCmO3JpJaXhf7efnqaTEos989hnNUvszGg9K/r/y/8D005E/XTopo1mEIL5EoMpfYktuLZpPgXGyrsf2a7oaT0xw8k7wWmlo9Gx6ciRp91wO67O5fJl2lCNVR8t3gQmqg3wcDbja8mi0zvGxt9DncKb2OGytzSVxyT4HpzB2735NnsQ6iveyq9C71p9Ifl6iR0j77ldFtEe37OUXPhiNb/wDjEv8Arcr4RFOSO432qF2DfjZs22voNdkfKG3P2jUGt+SDjUZCTbaIWK3sfY+xCdBTcgywURN+RyNMo4Ig+NniC8BHBGnPBF4HHyRDSXY1eCH2Fw8RCddGnhMT+xr2NIbb5OexTzskGLfDF+xy7f0Tyv8AJ7FXlDVcv0K8h+y6+zZMd07JFcWmklG5yOxbh80xiW4XkoKP/hXKQi9j9nwRDSG/MhtqF8jvwJrFM1S+mNUS7uyb0/sSbYXtP9m5hOOOsm9wc7kNe+zdpMTTU0f0b64Em+II+WcITZWPCTtN+B6u778hGQhGIhIQghy6xuG1mOhR9DaXJDXRC2uT4Fu7P6V3GvRHi55IiMmxsf8A2Js06MfsVTBCY2LXyvvF8fo33E3wKDtI3BRtf2WErzx/Y+eQtH7NnQjmT5pcWylIey+RHB9mgq2L7aEW05+RqNp38ivtTzCkVn0hJfLyNdo/QuBmocEVHPsS9DfB8hMhw15wtNy0K3BVX2F8lVVCL1GmJvhlXTd8Cvm+hhpE232JSk50OxOENdlfoT+RE5JEo4Lhti8B/wBjWkQlo2uBIgThia1j4I7V8kX4LsPjTc/r2NyQbuf0fIxrsaL3grPZjj2j6CUzrlHJFqkTuJK8kRk+REuRRdz7YuwxKfNF5DwH6GHpyP0NNoc8qkJsadWlBfCJ7FvtoUV/iDo7GRIXsUt0tXskFfVH3JKHkTQmtURd5qcjXhjlPYnOzYvWDXVN/Ahbevk/t0nwIZL5mxso7hCVhp8P6CJq/ZvyXyQ7ORexX7F4oTvlPQ0a9EHwN97/AKNdqfyX/wCvQj6w+vhvAiGV+GX2sfA7zuFfYvYJ+RnJCGxITos5Pk/QlmLqm6ckghYq7bOE5U+xoJdtHLERCYvjKEuiNvRGsTyRIZ4PZTPHLG/A2Vii+P2z6Napcdq+hKpNMaaNDYW5ba9lkZt8eA9CTjc8kb7iRNidd2bT7sra7oXOIu5x5OOUNot42cF2+B/yOPSmrGU8fDixajm48pzfy0xK6l+kbT/sN8aQhaN3lCoj2+7GycPZxD1rtnrFdzzDlPK2J6fsEbHZw+SitdpiwpFNtHwORPyTXIknLox0Gg4oJyTqeTyREd2TlUY4qc9hI3FfyiqsaZiu2pjmRT8vDTP5gc4URw1r7G13E12Ndx4s4Rw8C+wkxrxoZNM2n5Noo21xob3spNa9CcEDZNRJtKMVXoWtMjU2duNDe1ydx0vBDuElyoMttJjXtQqXj0NH3foVPWK3ubTORP8AZDWyHzJ4D2LUMS3DGPaYle4KuahVHbRp6ofacQTm94Yy0n0GhaZHEO7dr06Kk1b+im/6By27Pg+sNnK/Y5yn2NufoNHk13WH8dDIMIjK57P+Tnb3GrD2r9B97/ohwWc4NjcQ3knjHPcRTZX5L8k9408fAsMSvcnsWFvK+st/J+y/JUVHie8G3PPomso2sHxH6FXg8iDtpISzwKGmSuahXtM48D9C3/2LtHsopeA7OxU12fIgnkh8MittRwnsq6aK1XSxNtrR8BfEKz2l4vctrnPF4EMlLezXmujaJcan+4Srk/iKnb9iU0m3yiIqvghKjT7hUTdwzfkfm0Wb/bH9uCN4CB9CCNKxjSfB7Enfgb8HYaQlmvQ+E2JVttqeD2p3GQz7kDE/ZoW2x+jfwS4VDM5/bGm6wvIy8bLtmik9Pk7rv7E0pb5bLW2e/Y0cT4NCTSh7H3RTtCryJ1lR4UvsuILjvyIr7aI7i7omro2bZU42aaWw+2P2aPqD1I+zSkGLshP7e2J4RlOEv0aWuDlSKbEl4HOxiBpl8jT/AIRaFEr4GFL4O17Em+Weh+ibEt+CD+X7OBMaHet5hlBrRJucixkga9/SbNQy5K7HOIvhF+MBbr/AErf+4p6L5CdifBTRlaHvNiorzTwh3HOH3wyLmbEsopSOxfBS7LcPG+wvjMJ8ix7CfIkLzyJkHwafdmobjVaNzRwXwIV77xCE+GInyRryT0TyKD0MHrxsfgNntSDb4Butqo7a4Ekvavsxi+XeDZvgt1LfcnkEjXsixmvk4+RK8kS4Q6aRT2T4EjV1x7EJNJJ3kniRajySK7sUIuuW3oglb+BezdPZcJaNT9B2B63PRhPsn9HkQalSi5L83+AEoOE9vb9i4G/yGqV/Y+eThyLw2Xk+PQ3e/YjY7wyvuJ7YitPSEvLJ+D0Po5AVdDXa2aY43bUbuNvuyrdv2Ip7RpD8OexTyHS093GyfwNaaT0djob5GJp7TTORFhCfBL3HT5rDcJ5Q3BdwZblIaotG98noM2cNvwOOAvQWlbXyR6Rr32aYxOcruNq558jTwZJqCeyFYo9g11u/svkmEfpIVedk8Uty6Q33o5cY0a3CWtb+CnbRvtyK90QWNhFjWuSNcnLVnyXdMk5PjQxdiTFbXYr+/hw8C5jZAfIkPlbaXwaXefZC3T0fD9ia6SIQmPY2GqJQhOilKyleITwUos674R84+DjHyPYavnZ6i8yOxCPHHl+xLsEiG+yDXlEXYkIcHd3HiQTK/hE/QbD0E4uSyHPgabEqctFJVIPbaJDBfsQ5rs1pdzgu8HKSl/8AkG3kR9xqiT4MY++iCILXJZ2Gb7aG7S02UT8w49HsKnGxbyv6EjRMYbTeldxaWr9C6HP+hBI13xIdfBUh2qS/U7S47psb6FN50NHLQ9Sp5HbaHrYmuCV0TeijkVPud9QJ1q0Stpt68DIovDQ1R2DSfllbcZUtbv4FXKaZx3Ka0m/osfDGie0xHdIccpiKiEexB1eBhCbT2KqG9a5NEENGvGixbMvke2neHwSWVyQnVxhfoamxPyLOzNsnnFDVZvNX0e7rGdtFIC7Gg2rj7PC/7Oe0+RNuX+wW3+BqvA1fAo2NVSkWEvc9tvgutsccs3akg5W2jhqi/AJGIgw9kRts7KnrTXoUb3HyN1TiRrjQddhI7k2W7f0NzfYFx4NlEfcTHAxHkJR9xo5v6NxIzgoTyh/sNeVhDz8lEyvG/OL4xMcYuKUbFLRMchCjYrjvkq8i40UvT9CQpyJ3jD5mxcDKJxVeexvEbjnu3/A5QR4sXglcf0ISbe57mjZyX/I4aXaNjV29Q0VW3dbKt2SHqg9EmiZL2htcDfwRRopvwfRE2VXk+yHcpvybc8Cm2LxDmu+WT60e7E+CpvRtsfyGcTabG74XcvRofAhSFpV2NDk38rhuyXqmxD0yvkOWIU+z73VIraifs7BXQoNq/ZqD2HKl2duXTbe+Caw9SAxyTp7HPAo52K9aW3mOFf2hKj3eBs5CZXomS8U9sop9nkQ5VP8AoRmrVDOcSXPcUp8Q2NcO/lYu49Gj5w3r0SfBHsRV5z9ENC18HZD5jhNUd4rN0ls9khILwG34+xcyHo0Jer9kLgb07EbdYvC3uXcGqtjS7ocrsj/Jtd8L6vwc9hpyWhPI/wBjSrWxWhPGieRvuxxcsb8IvYglLQe1PgTT9C15YlPVsVX/AELOeBb4gkumTF9jc7M2fMPIyEqS5PRFflfRy3inI+xh85+89yCx6wsfHS7hZ1ejUHoWNH+CbGjW0Wgqx0t84TLC5nlENprQl8EHaUfof/WXSEqV2+zt4LW0qcnkYcYvoSJy/wBCq7CXHx7GoLjuQ07I/wDA4TW/Z9nDR1HcdV7PGyUiQ45o9okxtki+Rr5KelsKAcTrOHnPBacaDhxuMpJwvyJoWEyu2Sug0u4XNb29MuVm7vA6r/eOWcZepRo8FCollvfAnqb8CGpp0XDfBItrjX/JGo/hbouwQW6a+IXdpe04G+Tew05WtYbSEPgX0a8U4ewoNaUVP0Lv7RDlAU2qFvgvca24KmNxb4FGxEK8hoSexpF28CV3VXY3vuPiI9zyZA0ZAkGllquRCvc2udivRwKJ+BzyP2mPzskJXw09Ctlzla9ngbQk5HtiNcPRWuNkVcX2O0o0Lg78lORKNMmtib74or4OHyKG3gXByFHIj69FsH8EUo/bIeQvSbOWk/onsdNj8wvoSrZHhGhu4gfuIuaaNdp+zeODTyDZUai5jhG7lPL79Hf8FKXOzfTVxmnJWK+zExe+Fvuir5whNbaJ7xZyMS41pDfgXoRPCE9h+Nl8wXkl6CVL43N7bNex3PYkrNNN1p8jZW881QtcR/Ry3A5kU/WztG0cQqdz5HoNqMWmmJejsD0T7Nvsbdw07pQRk0M03GaqaYksPZ7HBURBetC6m5smk3tw3qufs5+5di5p5USCtKntRLjkJZ5Nk1lLoava8twNE17cqJVK8QjgILwXI2RJXwPzNGtpMkKe9NDfHok7T/R2pp+60KG7Hd8Dt5y2tsdSaVQ+woLutj7DZoJeX9jBwdqMju3/AEb9rKcuvCaO5hZAi+i1tDk0j0WJp2wpiJ4S57laj7Edxl6LpX+52oauI19ncbxfZyTN9CH0aOxFyN2xPCnYO4vp4Gmp8iSHHY0Weweo2C0+XBuo1whkmp7deROJo3diRcv7Ju29+DgT4Ip24LieUJvgU7EXnYkReDSPgW8mjSRR6aG7E3NqYSfko30K8MVa2QpCdXAuhtvt3NJ+xD2FihJ44kS5TFJ+x45NfPSmUrwtn2Xo35w/AnXimjuir3GfIXdr7FySKM2euR9l7XwOuCQXyT5Gjd0LKrsYPvzWaED2xWaU0Aq66npTk2C05hdGbTyoNW3NybtN26xuOM9B1eXhDUcP9kNzfKFyQNzTLVeSqFRNvjwhYW2u/dRC6+w3ka++457EXIVZd8NDfmn6Eipyhsdsbco56utruhKRt9x1vTdaLcNL5JQo14aERjUvTkaD8gVGdPmtMfCUIqs2G12py2JG3902YIcfcNkvgOCis51EZyUip+5TiHr2eznW2R7httnsW5r4E2bZv5E+RP2MNB9mxpqvfaCk05bS+TwSeXlsbbTxoU7iRvyMrRvn5Dwaa80+NGxd0LhflC/A1yt/At2b+extdhLls9Meuwm0tIq4PmEQnCleHfJt6bnsd7bHraTPZMTPoR3kR2QjR6f7GwM9FG6jh/wGk5dE5MN10SfAT7g12N70PYTUeRAI3gNK6PIyPxRDd3oe4BqtNjxi+go+C8IKpyP2KiJryRDEtELkTqKbdj3JGiWqz1Y8KHyOeSCecsvka1jcV4viFCKbO5RP5haXIr4EJHz0Nk+yruW8Y2QhCeWOaIhvZKSXKfwJK8DY2z2aE94dx/WFD/oJd/2ySr4i5ee0hEtC80Q0Y0Ziv6rZ/wCIdzhHeJ91PMcjrgbNT2tNmR9zjDl1sbfC0UaZYk7X4Q6faQRxIhWkxHvY9V4XQqHUdhwROzbGZyFwkg17r6FwCmtlw08EKpOmSLHwqWjRfklRdgZzdC3Yuw0o3KPzDvobf02NB7Wa5ITKpTmk1NcE9LQltodLgT9HgEp7EcW53NJ+XFplVovkbWHoI0UVPSSEYZE1LsTTs4oumcXWxt7Yb7q8NORPsS8FE43CiN68tiTiTvrgfxpNNws3AUm0Lbz4JDqehccRl+0KyRCeVd9CKJOyj5G1yx+o11zTVzVm74ORQdzSKVFnBwG/LF6aKKgfEa87EqWr+yCjn6EGgkYhxZ7BsjDl5Qq4eD7GjvMvTN1q12ei6j0NuNf0ccIpdxHYv7O4oUm0eNODRdh/FKvEKtbUwsOrwJ+WLZYi0X7sfMHC078jDukFf/BiV2J4P2Rnx0URSsb7i/ohCY0aNd2VLOirsMPyEI10WGm8XhC4q+huiZyy65EQXiMgmvgQnH5F3z5Ammuy3yIOonGjVx2siGKyIzZnd2KXft6NihrjQSBhvwGnYe3Ba9aLoT8sjwJHpCd0hxy/Q7SLQndoO2v9wXdZcXbNz+4++AZN7nryNiTG4dYWnd38DhxrVNISJ6ERY3p6JjVPxsJyQ77yhrVk8uQ++a/W0Vr9AsIwV6fqCiqDwHK6kq6uD/QaGj0tfJP/ALmlF9kTT8Gk13rvJ7H2KFL7o17E3TXuPTTTQryvnuMttJUU0jyKv8pp9BeDY1y3s2U4qn9mvFXwLyfRBphMhG6V2SEq3AlNKfYx9nPYmTrvs/2UGDSPl3Zyzx37iV1aY0X7oP0cfIvQJvA3l0TsnyIvd+z+gkeqXRZ5pX1r4zPBGiYaggQlwKexjuGq7BzSbWG7NpoaHEvJFeUb3d7G40ONcmu815QtdzFbpY/Y7BDsQnsscCQuSltfpl8pvwfoahrwjbcFLhjQab9DhwkPYPsaeaWE/Ru9oX0JrtCvk4KJm8Lo32zs56pc/WXK2L0Zu4gkRKhJE0QeGeSLwaOMbOcIqMj4tUK/tk6Ja2j0NsuUNEaI+C7DE6lCOTH7mKKYH77Udqiilr/5jUu6fESTovocjtHCpaxq9jhi8MT9sEj1j2EvYbraOeRJ3UcD5B2Jtr7FtJvJ0WQ2vbH0p3uUbJkkrhncKvAiefgNW2jlfB5VNE18OTipNeURS/mHmp3ZBeTi9UNXEhPhQtKWk7nyYzzCjgss5EnZrtH2mpCuc1ibqTd4Iu7Kze/9jc7jp8HwH6F1pYvf+jlyneDdINeQqHLc7IaPwHp+jbgTG9RD2Kd0LYaOyR8BJ6jb4INPgE3W0TQNvDgUOlO3cyL4HLEHzqi942ufY+yZ8jfujw032K8PBOwfPJ3Rpc7R3H6DbQryU+UTzRe4hwx+7DOwk0ylwsckLiH6GKqdPwxccbFK0t4FTx8sZslfg8hPInS4IJ3ls0eV5peljj1L7JWNruciyDvLRsvgKHwLfZnATX0OI7bUNAmmtEL9z3D25Z8BfHJ6x+Jh+iWPufLxbO/SxXnDL6Ep1TKy5ii2QmKVl2Xo8C6HNW/4HJJ5bJ2thJ9N5EaeQ4MrdcNMetodtlLkeVbRNjVBBfRodKwWq/7FpKvhr/8AAloH5W+RjpJO0EtRu14Ntw23OBP5Np7G3eND0xKvjQq45ILHBO5v2aGvgqr3mhsVR87NbFPLLu0k7QdJtrfrSNcqrjgGl3foPwFCVa0qieQh2/QfJ7ehSdxOtdCpbl2vk3bSf9CK1vgL4sTvR47Ylw3Cvyylel0RI4Eq99eAirwExWfc2NSJo4ZuveCto9tkV4H5h3FfsUe4q3r+zlf2GiShHYS7E2W5QnC/gMH4CRaGnhF9iV2nYat8kNcPk5HwV+z5Z/LI+HJKsTWpyaU8OaPKUo3F/R4l+BCq+Lv2GRh77G7l8i8Gx7m1X7G73HwGXgexrXJS+KV+BPyi54Phk8oJPyLbsxYpy4Z7oojctRs2KT35Gylpdxmq0V73j0R3oVo0laXsdcBPsJuDT9CeRJSvgVNsTr5aLuVsnUZGx3cEmh7+UeJXq7EtIXa7+SSa2MUT7ja7wuoJrQ/kSfl9De+BC+SruVMh3GuaaZPgJFXp4T5GxaT5RD8oTvD4Jj6xeqlOMz3hCqr5aCA9T77HN1ccjcuLwQk0byE1TR/sbuGhrfGe2GmudZc8MryiO8/oh2Ie4V3fcLc2CqaFgx+tjVl/hEbGuxvIOJFvl3GwJaqTuc4ruhV7jtFUhRX2M+BB6ciMt0O6E8OBr1B6cCw1BKh7fsTaIvei1RpPSFfCfhJ9DmLpYMXl6g28pfR/xzgtFcx5K9ji0kPcvsTYQHSZpxU6J8Emr3DXT09DumTuLiSnnY8n6tF9ovcEwF3ya139Dd4kRvvQSEuZd35+Bm9dbHbpNNK7D30b6GimaXk2hrw0Q1hLNyWS9HItg4QwSZNpir7Mju6haG0JL7PN/ofMRZ7FwH2PaVUedeJoQHd3Fuijtey3/ZEl0iXwaNz9CaEfsqKjkfpFOy8jRtEIPb5IY9LlGnqDCkV2VHWenjBKJPKP/Ixpb/5CVE7eNBhvI8CW9JkNcJ7Hv2JtLgPt6E/Vlg2JHbkiyoq7NZ7CSNJ/KH9g+hryhNdDUjS+aOQWemJ2o+USnSYgkqRLhvGiqM23vk2ns7gJKr9FE+ZOBJNP3OGK5CehCsmUDdxs0iccfoehJwKuon5Go5HjOnJenyM8o4FUEmu473ROu+iH+CfI/BPtCT2+R5BsEhkT7Di7m52G7gK4SC03smhScUTbiCXyaPRBY5WGu/SiZ3iu6GcJSxXyC7n9waZTedkUmz0JE8ZQ5Ss34ZMT2cHL5E7sUQlCSrN6aiPUf2IGpHHkIUH4L13EJ0fnud4JJsgF9l7fyIJKfdtJFK9LmWz0AFQoJXGwcw5rUQe29vYOhE2nc27YJtnyWHoK0hU0ED4T+xRnWjeGUibLiQU6j4g44aJNZz3Fs54XLYtyD9nL0LwvyeJa76Dvs091r6OS18ENT/TH4E3zkvj0P6s0zby2MV7SNoTtGyHk1KbJa0bakQlfK34EdtN/bbIc+L/Qbv4PCylhMct2PTVFqoi+Qk39BWjHN2tUh6tpW20Q5G/g7qMcpG2H53fghjRx3DKseAGkvkdyZINN8iQ9jQLdQuu/s3DYiWijTOGEN2Ffc3yTRcKnpzXfuLklMxx8+xTwhIu36HG+573yMem2/JIFa88kktfEHaNKB6y4UfP7L2FNYeJONYbTk8oJzhCeHoyiZdy/IotDkfIe6ScVlvQtc1Eo3sYuOCGW0iyvGOw0P0ZxAgOVyXnyPLArIieExUhp2QmdTHuUu4/LfKF8Hwd0f2cLvtdjkJwRqGh5HJcoVrX7G2qEnc0j2VDew/sXEyt8hvWkeUKd2ink00pwdhP3YtXIZwLxYvmmRPkldhuBlO4p06NM+Finc9HY5FzhHOVjsJNgjWhWWyqHbuKdwTiTb9je9NwvkII/ofDGIk9oRT324xKBXG6djzSkZNielwRRKd4x42j7KCX0cDRcmkQjRzyOzzZTuzQ8ngLFHm8/gV2MtwoR4NtIoeAkI2nAlTY2LIGzl2q/yKFt1cjVcTmbG7so4zRZ3ZTnAPfmrsPSZvkRhp3xGoQu3Y/Rv2X9eZNM2zKJzY+bcj0OqfKnNDfKS0Ikat4QxVPyHmX4KOa9wKSEqfcafgjP9yXDyIJK7v8AsxX9ES3bCudzfs4FH7LOwhZaXYm13h2REu62JEXcm5tj9nmcHRNUk8/8DZ0XXKN21L5G65e1UbFt95o+wB+R+L4Qalv9YjXZmyuRmiUT1uN9i+VStoS8It4O3XsUGz3TQ2spwdfJW+4u4HsScj4RfA79xeh1cFfcZ+H7NCnYa8CwSpCeyC6PoiQtYTvDTPgXsfrC9hZIQGc+BVAFz2dzFKT+UboW7A24k6RBvsctunAj5KaXEo/QvnXwjR/7NDrsJfBJN0RSQaqhpBa0RCUEmu5N3WOxEfhjVtEDlBtyGsjjzwJlKUqRTtjTuT8L1ruXb+RGYPL6QubpOYxwS2XYrvoQo7CeSF9Cp7sc+vmDltCYuQn65GnbNrwbhKJcN8kFbS8MsVb5Zxf7UEKuu6GkbafCvPZFUkk7ESjgW4JIhQRoQr1Tg+uJ+5ro+D08GmlsU7o1NLD8AuP1IVHgiTF9u52END2OR2RF9iHmTnyPou+xoiv8G20ahLX7Ow9ST54Hsr7ZwQJVXGhhJ3dxeBPCGNFIXs3ZjZunEJnvV5GqTumPdU0a3XsZR/Ept+y+5pqaFgEX9mqCUSRRZd7dhKfFa5dmLuk27AnzYfuHBlp/sqp4G0E2gIGMSo01ryV2t+exC/wm4HCc3g8/J8ht3pFVq/o9G6NhJyLyRSn2Y1R9jqxkW22PLYpvdsl0nYepp3I+S2PP1aaeb7dhakl7MSf+ZDg5D9avyeYP0JQtiEutUofBzITUG4aEZ6g017jaQmfJF2x2IITLc5FsnSjR2GLEqxfOI4Ntcovgvo4RoqJG3ZjO6rCno0x83D7L2E7vtzaN3tmym1Pk4OnxOQdQ95LgaShyw5719CfoRvv/AEPvHai/zB21/QUmjI8iKb5cEalCqL2Kl3E0UZxstQo7MT1tQpYU2Ndw37YrjuEiPBobht2G1C+RiELom8Qj5F7Kd9Hl+EQye3sXllby9FpCaq6UYhjb8Gyq78IJZJESOGtxD4GrEjge21dc8i5Dr9i1Te09iEtSvka5N32Kybld86NV0o10jHg+qCDVtRj0Q15GqrN+A55pPx3NkaTvdi4wvsJtdxprlnKNm8XXgTXAyHainYEIuXK5E3aOz3s2vcH3K0o/WloYfIRwJUf2X4V+UhSbeivGe+Bqt7Dc39I+zXfZDK6abj2zl0m/2XSbQcDHP/Y2VyeGxR5XkRLL9CG/4goyV8JaXwKrfGhLCi78HecOEHotI4o4elsakJUsRd5Gf7o40afgsULyO7D33EtPTfovq/ZwlSkOE7Xpm+7KtOeRCkl40bWN/ZezPzAl6dL06bXOsJnZmixz4I+5LL8JsaadsopGhpVsNtAbDdPsNFhT4TE/uKNT9Sopz/Nixb8K7Q0Evqh32C+SHw0cYd8OjS7jnwSyqZUp5GKdht9hBP8AAiEE05OSNYmFsTwyTc8DlRGwbFegVK3fZcbtL2TlHrlfHEZS1S89gxyvvlwXpJYtJwyRNLXyNot5UTNrfwaaE+BV9haGn2Nb7QRPQvFwrI3EWntP9GmhJHfEu9ol81GvJytwlmdAl6zXS4XGLlJwhscXs8hMuSXz/wABmR6s7n2LZDm2nynwMlu950oVUZJf4EhDwhftnPLhpJls5e2SkFoQ/cRCKOct2FUP0OB+UHiTardxZJFF6pzcEpSn0PJM3p2JzLOwh6wnr9PaGv5Lt5Iru4SrA/KvoX/kZi5i3O3ob0uvBwnspwHuei+DWqDudNTfl/sacFjPRjok6FSbF3qNslTavgUiFfvkTpnLWLn1vTxR9FVKV8IaWl5iEJWnD+xjUoffhBNc9e36LlSJjUWnHsTzO0W6aOvka+N4dznjCXclTz/ogHJeQ7ILukiNSH3En4YxtmvgZN7u+WNp+ga8M3CeTX/kJtcoMSmw9wmmJfLQvBv9ivj2Gq4gni2fY1P9hTNPYsfY5saqqTgn8Ha8jkV4Kb5Y1Uk/KOO6/RaIfDUCTXSJoSIW/A54JvkafdnsURvhCbkh7PRV4JG90KBe5JhfGFluHyKKXtCHwQ3z2OxNbok5y2R9iu7GyVaOBuL6FWXkdxU+c4I1Vcf1EXwSZ+LkcjQb4EMGCdJeRm8Z+Cjm/Ow873p+A2LaXjg/5Ai5pzEht19hR/eT7GnfPJs2ieijhbHo4G/bg0uS/BLQg0S8hvzoF4mLTTEmkj7Jiiw+TuUbKUrNlYmXDFdNqchiHs3PP/MGFGqzlsR9Edw+xW5HsxTTf4Rr9k3gTvGIL2eAaeBJNWC2NQ2tbmK2JsS9reaID2Q96h3LB6GguRSc3KekzlHtlJ3xShu252NIdCdF3/Z5bz/0+SuFzuvI9TUKhwWdhoE0H9IR4uDevlBY37Tv3fSO4uiWWS4LBsPaqbG3j7IvGhwXA4toIW+CHdfQ25+gJkq5M4VVSeQsUMF4JaXwEmn2NOBOSYaiLQ/M29h3B26Nj43AWunOUw7tZwuEikGUfA2bZ9iF7LsrwkSfnwQNmu42pui9412KeF5hFRf4F3HrkdeTlCGz4Y1z8gmlo68NfsdTRn2G42LWmnkWR/8AYS438j5Jofdi8kTyHzzhA15QtFDvwV5NuRKFLBMvRspFIESx+BfRBKCbV/kbdj+i2+yXgbTjYjmpxobyf6EUYise07JWE0mof7Rd6l4RKrXKT2hFH8vBv813A8lUfo4GQm+dQ9M6tD/kZNkb7J8GiGS44C1UdyDFqb6KXbY3kj+RI7vmON/ls3jfPOx6VK8kTkVKoXmNVymLS3tDdjRBcRN2bG17r4IabNhp9CvYQd0NF7JwjRrv0QQg0iY4z8C2tmqykngvXg8PAzweJM+mb7cjeG+Xh2DgbfK5LLgsNPuI32EVL5Vld8D2xfRfiMkPOXeTjknwI5/oUuB4kr2ij5DkUWumNpyELa58DS4OLpDtOG+/ks3RNRaNtsKCbSvgaod+2TQlX4Qxu9+wnyBPKGxbWU2jN8bFA9uzYTZL8ts0jeg4+Bz7Y0v6F71EK1jivYPr3a8KbF3BU2bpF2SGglOXTXmj2s152KitZcwkpJeENzV+gjyldxBSv4cFjlRLWP27DbZaym7aDbdKohZbO9K7oXk4KbbcIXR0rzwVVIvFyleChqd8fRTvrGvQi4tMPIe+xt6PwN/KeUS3Tb7dj0E72Bqm3VoNnooMhuU/weT/AALEV96h1T3w0hrSRxBG0ZpPLEo7yIvJHlCa8kb76HTjWKgmmtFw9Ki9BR9xbZZ6fojWOXfoe0bEvR8IVC9xaXQsvvqJ9nHFN7bOJecpGg9Iy7ePnRtObA1CEXAXL1rltip2x7Y4eB6XDTa2RKO1qP8AJx8E9CSsPNHPTRrwMmK2+7fB9Re9O3eDZvke1pDpu9z5exeoTsKfhGvcX3IOonkeS0fALyZ4Gz22JOCQ08DncRS+SlKXFL4K7iop6CfklWkQjGpyO4oajsbOQ5qJXlJDFUhavLbNaeGD4XyLg+5/QpoFL5G3lhFNtMaf5d4D6iGmWrsjNXsaJ3bKJrpj/Csc22KC3QUiwLBDsLRo3VND1Enyh3K2xL9AIacqf0Rldz5OwTHQaXu8JHfS5Ug3B3bbe2ML7W5wQSpWLhBRs/2FEkeBJmu8fAyJIxf48qmsvnFLtZ0maZB/xe2PcO3fItO8BwpN9+C1VT2UetEvKx78pcnkTHw+B6kxOKa93yCZtSePI+cg+10LFf6CnZ+RQd5HsHffcp7H2JG1a+3wEYq2/I/I2EeBNqBhxuex3FvkmhekKVsJtmpcHS/ZPIT7T45COinwEbE8IUbqkD1Rz3HuDWlh91wPWBaV4RcqjlfAvmINSR1M2ZJrQyMavMHyD15H9zS7inziq7GuTdXBBOzx3ITdW+wju5BG/RXfRM5pptck30v665134Xca5lq5KD3XVr0rCWEfPWj+jbIdzuA6qLfOzZ2p9mQ2f6KDk/SN1SlcEmreexvS0ewLb0vpHcSpiV2Kid0nwIb8nsa3b3cQ0YMz5c7DQnePDNtkoJ6aD0NqPYhUIfKIn2HBoe9j5IJq9mCHBBYlI8D8RToQltFLtsV+Q1FsqN3RBE7IUPZRDd9pdx2jrNfArVHsVY0Obsk9HKV+iOajUTeuy8CrjuccknwidsXDfLH4ac9zku34Gm2+xtyVwvyNGrGtDQhOdzSQ/JN6F5BIVEnBwS0u/ujnSuhz6vIsRPh+TlkehdtS34DexNyNnb+MHH+gNttrQk8HhNFLLyxtVp9VyJ0TKvNXAlcK2bbkuzSGeonwLjSJdmPQ0/ItbJdworJeTfXXuQfIbEcJ3K9YvDKB7vDunYb8ib/6E9sQl7p8HyJoQg13aQm7Kdu8FSaV42U6s/yIabpsUqdieRpGiT2MTa7oF8l9E4gHBLliG7Opd4N7pG3qbEu0LXdim2rhmNoqNehsUk88nCH39C3y8u9DbbXgJKUWkvkS2p5hn3JC0Pprplu/sqEn2Njtw0/Dgqtz+WVXrsQieQqPTE/SSIbUF0I+3oiKjR6R9grhDmvGSG2j/wARla+x4XwjdO/RxlLtYW/A3TknhkHhBdFXY79jXknuggf4NCXZ9IKxDdFJfcaQoT0T7embFx+9jvQctuSrm37N1yvJCSif8Damq0u4rusRruVatbQt9/qeGk4fKFon/gbSLSBP0aWHQWlh3fN+Mw4wx8D3SEPR2GacMVBQx/2cNbPgfJ3WiIqEN8ENkm0Le0e416BBfBrcDyDlLko3sdl6mDkdehum0vk5KLCfBRTZwPK+CIWJprsX6L8Gta/sYaAmpb2JL3s7D0IeL2C6evsDNO8isIjh6Ng1nAnvlk5CnV03MEa1F3Ze2KOOGa9jzgxsovZTY5LuQbWo5afobO4fgNr/ABIekRoQPzOHsj8ocD9EQzc2j1OSee5pDg1JaOUS0CdhASvgUcDRS7EJ3FsW/CEKVPlfZoWZ4EbrZ6KuwnsE4Xg8OfvYirJfALofxT4Y9EfDQZvS++oJCK+Dn7Lvz5anwppCCVM+hKtGzjfsbrrG1CoSdxn5wp2E1E0VChaI91ERdhKkmabI2LXFe72bpC8nf2PVxi52T7R9ylq6IbIpv9BTwWbhW3zD5Y15Ni+F6WkJuSNBfLr99yjgvS8pm3OUV4nyfJSlT7H+TgMEpTeybEmY5C8obG3S11ldwUpvi03IybJvv6E2e6xd0v1BHMD3dsvv/tFtb07iFxWtUNN+gqo/C/2LlGxOiItbXzhQbmxotbY3UTPmQmQvLZCpijE3o32ElbjIKcDom0XHJ2LchJIXBB01VwN0choTMHfpaF/Y/kTJRmQZriMfgEhBVYr4CXuNWyU+OD5HZLxIvA40tDk75XJyKp2JTgTGr1BfEwkuxMIKkzg0GnZCvZ8IRTaPlsSvf6KaAj2jks0K3Y9XlXbscukvfXIp1FQvJ9ozyAomrdfhlV3HdsYf4Io633WPVMeATRxeEKkml6g+jTsUtTkdYn3e37K6TZPsxluZrwXF5lSQchUklnDGJd9saKqC0JTa7uCRWXeg0yRLSvlj7TythdraqaPgWa0yRy8pciEk2L6DSq1x8nIGUumJYj0ISsv4XkNNcp/ofJD6KXBB4BvY9q2NSaEg9VS942KP9v2FdRrw4aAkoEv9MQ3goFdCHlybJkNUMTDaVafsb7J0b7P9cG2l6rZuil5QpE+QMBwhSWqhO3oPFFfQl8BReh7WtxfBnnevaOGN7g/AxP8A6I/gpHwZxRc0A/gjh9xzNP3PJzhOzBM7/hd+j5x2PvCYso744esVr0VSP9AQXhjK4evKG8Bs5DQxbolzvk4Ek3f6I7R7nj7FRWrtO4rM0r9icO27aeo/QobWbPVHCWjt3DQWOSZC1rd28MZd6eyaOTXJ8GMa4KeGJd2Kp/0L3iWJH0ReOhF3HwT76KXcoT904SIfAmEm/Q2SRot85TPQlBiPtTa7uitDQhFX3AlrtHpG8FIV0nyo+1l4G2myhUhEQ1miZfRN6PkZDhSC0OFd7vsJrp5WaIb2W2WLjZ8krQe2naO3Byzek0LQqUG559mzR3zeBidfJyENW9foXCSHca8ts3O4d3YbFN5hp8puEKipOjNNxHAyhr48iFX1IvRfI0K96C20picwV8XkgXpRjoNP6BAm0Sqeyylp6Da1PxYdTYvgT0SVx2PmnwPJfhQUdn9GtRflQYlmvJvsMtLgpyD2HAZr2Dit/YkrG9VpE+diS/Yq2Jy7vY3hDbEp5fYfP3B9lF8MQlHOBzPxMbwxJbU/CQ69frR2wOGEKa/kNqcCn+ljyclnb4ElFoXkWXFFWe1y/kX3H1s0u57F+9/Co9VLgWDm/Qz2vEKeT4I73oWhs8Kd23feyBQvcch9giey8GiaS+HI3fH0Elsr14Hr7fsHPbrJSrcJIeO/f+uYbugkueB7UfAk7C26MQzZt8m76/EsarHhK4UHPKE7o+jvo74tXJTZnZNeSNOOoaYZrm4eNNm2/gr14HBq/wDY0+bdkLmt+TT/AJCc4BVVheFG6LfoY+feeSX4HoZNFnJfIty2xYSrZJwsVjTuw5ObK2b4ojbQiuz5CPuOz9jZqja8PZN08CFTNNxeRklMn4eDgLZml8LuNXR+kcjPkM9ENiJZ3IuD7mNSJDtKNCnYtkGJcIRBc0ZHhIS0RrR21osGiLmnoU7NjVhLu2So1EtEQun7Cq/JHAT7GPbbybbVC17EKi15ORTw94eVAg4mmUq7a4UKNPYJ3WW3dfAjaFvWE3Z+aKRbXsW1/cPbYfataRSo/JoVe0kxkPu/o7YD/wAhSGu0JRUZRKpocrp/skKauaKe+fhMabqJwOiEkt9tD0E49Hcuzifca8tPJGIXpyc208NcC1VfZ+REzuJPtApLpHTu2MGT44HRCq7jX04j/VAc9OPJPfyHI7Uxe4uDQ/b0WzpwyLshptq1texU1Gvk3rd3K8D20nCpyZXZHlR8mj5rmsVNyDTXYVJsTeWJOqnyVFtjsOIxiryfyQPafwJ5VF7vsKwi0jrCex/6ElF/tis2d+5cGy01UrvQtP8A6B4SMTcItQ82I+/KzC3IOTgoxq92QnoLjPwf4Etmrj66PeOxRMwm7psj+RJ+MIYsx+MNfshRWdFWb5G0buQUtteSfI77pkPgLS2Im1K/oKritC4gR3qE7YnZPhopq238k8UneNl6ML4ad8D+Un7Hbk18i7ijhhppI1Bp60RSW0mhK+zNl7GNPuyNdwm+5fItnsOEdvAn/cGeyaME7ogWn5NkOO5eykJGiZHUP+hTcTHu3H9kXtp4TOEl8ENJaN7IlWr+x6M3aT/yb1zc0LbYrR7UT4NHwa8F1F6I7X2IqMM/a+Rd1G1bZOPu9Ef7hRg0ExTyjv73Dj5Slujpqa/YnXHLG1esTOOPEF5IN53saxb2alcCjgWlJxDW2vgLypwJPglHcaHE28oi29exzp+2NQnWPUBwRzyh/S1LGx2mQuO/fLYwVP0nPbGT+iISXLyhSiVfstfoGtV1zsZ6Lo9wmOCCQ0QfIyjFw2jTUZ4TaKT2VcGj+xbOGxu1zaf2g21Kdi7CZH2//qQIV4sXlR+g24NmcvXBFedDoW8i+RKVcjWe0VPfXqnYamdntSiFCc7S4EoVu/JMTncbpDBC9QotCeBBvmalP/Qz0q99xa/pB8S1K8ImXbai+FUJ3S08MSgWu4b2ozW41rDM2727EXJ7z9LC1YpoU8bPOGynbFg8BejfYj5o9HcqWtjm6icJNumOd8ptj34E0u1K+q/co0+grW2no7CEkLR/6ka2qex8kSPDs7Em4l3TEx8vyhp7RU7vkrEj/wBC7Nq8MezPupniPkkU1fe0Gv8AOQgXP6PEIJjGpjNtOIt230D9TvDDOLTEhcTd7m3TXYrSdB6ma+B1Wl3siDcK5I/ZHqCPg5KMvYSCRL1yNumzwgEr0PXPJBa0DVMLuJptn0NO42u1ZKga09g6aT5EVRjxtlnL9C6JfjaE2q38WCSyHF3r2TFKuX/Qh9I8COv8AuX9oaaJs/8AhiRxv8I3kflBJTTzttsZvdfk17D3ohIZFejfQq5LrWHfCoZHdh9AXNDcBJJxsaJTllV2ynrCzXk8DfIk73LOCeVo+ENMdP8AsaNr5PHoS8CNNWDPMvgV5OjbNkQtknyyS8O7EkUjz3OAtXliLWIcW3OfkpHgopd+W2Utc8Bqo/kLavXLTJTer2QpxtlGNngzbJTz8CLaH2WmIyvzK0xLshUuAnafkHyTLuJNOJA3Y2Q1io0+UbLsRYXnZEJ/pHjkNHEr/wBl74VD3bc9k6puXRWVPnUKxAf+ycJrgc6ejzlSUqUS+S9pOU2bKVT19HyrhpHFp94TE2kYwarfiMiOj7podtpvLR8gY7tJfI+NIvfc3yccigpfMFONxnOHNTX0MaSS/wCQmVFUNdI+BB2Jr2NsQ44LrCCBtwc+C0fgQIIS2T4ZIlfo5I90jhrRXbQnfAqPgaPZDb7NJz7OWK/BTePoonXdlt8jjsJXJo/5KKKiZ2aFF/oyp6a7Mto30ZohPkctN/BKsotXHIlRHypL9iSkY2kgjLBvsRobvKH5NuG+jPy2QZcia4mtdfOgiomuyEqPbycju/XAyPaFG9sXEuRegrokvVGvI81PskLwDTgvL7mn95gSd7ERrgS7pG7P4QikwS5Kan6NPlbNNdirs9lc9iw4RvrC9pGx8h7Um9D9aYT+FUl3EppbWxL43VaG1UWFu4u3I8yv6ErS/eO9M8oMbk8FtsYtGM33IQgkbEL4OCW/CEYr3/g0vLxDkIolZzi3lQTsF7DqPl+4kzRC07sS5+1hPUx/DQ+57TexpqsT8zydtfoOxHgoM1NGvdfI4d8hWN5IjghDS+yUtXhMCOdjTtPsHtNoXlS9GwC8iOWXsiInt5hsf/AjtBoBpOr4EeXT9DsMviQWdCqqo+Bj5x4XA3qheXpLLVs+S7otpHEJVfPezlxHFYkSU3pDWSY2g2jo325H8x+cCKHS923RO/L8bNynYggm13b+xeE0tho7foUNceClL9j5HOG5Ym4a+DUnyvDNFC7qRDkxteqJ2JeSRPEfIPZT5xMYNqw4U/L6Ca0/LQ6X9DZ9tyomj1N7Gzbi1Bp+PsCaB1zPBb3Gw32gyHc7jk3CqHo4V+hq40NNdsEnkchrwP4NrnR/jEd2cF9l3TZZJ/QTcr9CvSU/Lwp/nIZaXNhK4eOVsTZbqfwx27QnWl54IZ7HgSxvt/RcG5DlppD0O4rdDfKCbbQX6HWl8Mb6tHFEIaoULptcjI59mNpZPG/6HGxbvJuPct+BatKTz2EAX0NNJTKqkEk0tdtnApZNsPfGLDkfGLVtUY7p5Hz77SaHezb7CmxPHMw+ezSR4SORjTaX0Icl7CQliUQzmS88D7+BkFdINq/NKLPgN3sauGLl5EG7iZ4C+S+DTC4Q+ehGvvhMfiFWUa4J2fLEfSYrF2n+88qfAjUJb4g3yxZWt36HLZOEGu6n6pptvHKmz6g6vG9huSuntYqNJbWjsIfGanA7K33pPgdxUHK3BieFOeBCrQ1r+4beoiv/AILgUJNtrwMcKWncJUlM0mxSHV3Zd6Jlh5dhrpEcD2OcCcE5VifyHMrtGkHbo2txqinWiG+f7EriHyVd7LBNsM0b96I2I3wxwlJ9xtNGjXghkuQ9Ilz3EwTwNlHwa7A/D2iMSfBqHtLvo9DH2GmvJUldMT5bN+0XwOcoXyLeuQnvehzSfPtUM4n/AKFNjcLdafRZ4SaHWiu3x3CczUtzkRNHPQjbNNzsqSBu7DfZL2N2kCVObOaNJIn77Rtw5eCEBPqXbY3M+iC+cReDS5Hpop8lKm+6GeBia90y9xdThz3wIhxj/B3xEbCxmo9kzZE5NOCbKvofgvbG25YqvkS9IWiic2nBsib5ELIodmy7YdkoNfWDd9+mpwNVWxaNpzTQHYj7pwjEi+0SBlS/oR8foIu2g2SI1chNv0F6zte3gZwO+y2iFI6hbtccnoRlwU+Sj2OjwnMPCSRor7SE5whySvLETeQn9g+bCQ45Qx1t/UWIW/6Gy5vidiUQ9sTa4vOxjZD6yvY35KUuKUYYRI4K8WkPkpvSKo+/A9q9lybbWkifklRink+TT8jdemJ8Eu2vD2JNOvQ0qkp8I4DVF+U3z2YuFt39G9jeWcyH6EM0jH7jGqKsSs2OrdfBi0pf2Dss0rHj5JF8O8JLDm4b+A2b0LUn+xa7fgc5s9cU224acGhTVTfBwO9E+9ioiJHeY5o5K9s3oSrSrsL0MY/gFWTbcIaSZUpyRX2DdOJA4rQqAI4Ssa1GMksKM7ogW2idZdzs4JeRZJoTvY0NSvsDHImbfHlIcFLWvIhJf3sSZzFOek63AYib296E1rk9qdmbttFyRUO2vG0XuP0KxNCtCq9xV3nycpg/7CW9aHeLyLVtMRHwhH3gvyHdoaa2jUQXg7EQ4RyHLp/onQ7bZXG+y4PQN+itH2e5A7IMEHOSJkpbRw6Ksq9kITQ00JN+j9sRd0fHGU7jZGO9jf2I8F6K/JR84WFo5xz2I/AhkxHcbT4UYm2JyNCX9htOW17Rfr4USXNeXYQ127C00rDstp35FJ9YpnuBx3qIozunYceeGy+ifgbFgcYJTJX62e1fJsiOdpL2S3vHwkMqpNqCWzf8mwErj2JKUK32mmaJdXD5huDObVYmcb+yyleCmzh9H2NCPs8LkWJh+i7N57YehNQTQzFrshrLtoQk3J4PBpk5XNiapzTuyBI7vbK+F4Iei6uQTRQOg7Zjer2CSv6Bb6lheJtfYuOY5bbRZ1W+7Z/cgjQ8pbIgUESDLDAQEt3L8IbVrgvCCfeDS19zpuF/Qona5J7G37GvRKvIaE2z0NvJqrg0uxfB/qI7Kj6LwiuCdr7AT2lMPYwuzv8AJoxtWa7G95Czpns7nLWuad+ltJ7ZAlRKBdpB7wnnojtqrn0Q37AGrmtOJ2vBwHMHx6GrT9FzHxLfAnOor9iFS1/4OPp52bi0N9htv7BQTdn5HuKRuE/hFUpfjuJ6ihXob+dDbp9lPuv2VRxw2LZW56NAmSLbdmQpf8sb3RyB7nH1iQou+IEjfDil0OkE1SGtfWCRyxps3eUJFdPhQlifLcDRKVueSzZ6nHF7FN2ndBxgu2InceAaePsXToqKiEmOOj5/C14EKdxTujuaHnJPQ5dWex6KnwbGz5k/eLVhRqNJ/ImOO2OPYTXZldHL2JS5slpsYbTbcpGym67UR0b8IeNEe/C9xT4O97kqSihuNjfd/sNXtcKshux026XwKia53bIKNvI9s0bp1hJKaqJ2mhKjrXPgfPIF2RO1tjCeITCHcnQv8EIJfomKJlw46ELSYFI29+DgbG6PxG/IpaWqMVTmmRCe0Q5WzieCeminM7j2pD6nvwaafoJCpx+Rl8ORk3U+zibiN7Xcaq95vcVGx9GjHuKXZJwXIXQwirK/R2IOA/wRrU2+6PN0X0OCG2LsFy2VTg5YkqcOjbTE29Gw2Ig+dsbTZdFSXkR1w92LQlpeBbdqGRYr1TmmclsZ6bEqbV8IjanlsdGq8B2QOfDemP4Pz7htIJ7Rofw2pz4GPg7mk2wxr+IcFOOBY1t800IT9bCe4Juk98Btmko0m0cgHLKwSdu7PLaJ6Reyp2Fooa9G4TvlNDX/AMgyau/kp8Js7k5q8s9cKcqGdt78izrfuG12q/p/RXEnWtlqpaocrvftUSE4e0Uz8m139CTbXG0UaPXgcqHBHNcEJyj4NpnWkh6yvRVwPPA6fdDDaZEbd3tEPZCexLIPB9kF2Y49PhcEXbEGFTdwk8PsJdKOcf4694RXRNCOj2orNJm/DwngWuf1DRYOjpROfBtbHoQQipdvRxnGuQrliXfuL8U/KLL0EuB7CigE6WqIG6yRqd+5hCWhCOLPYyjD+a2hj2eYqz0FXZBH2Yt6ZKXJcFnYZjl8lmDbNUT3TX8+/oepxdi9zPsfAp3Qtd+lfGIQ12GiWDXRxiHpgS2JC4dkOGiI6USTtLRi445Hp8BbfgU7RR0Gg6vYyk1ukEm3oZGKdiq2/wBjUldrwdxNRwL5NvIoqJaKt0OCW9xq2mzsieGOUaDXVSiSqJvilS14GEbR51wK5Teew/ZAi7QuVSRSrsKQg0OUk2OzbZv2FWrryJn6SCaHz8QRqPW+A4a2G+Bjd7RssvnYdpqXhhRuF9mnVv2d0MKp93s4KeexTVx5g2UoYPhaJ6Qxn8BA4r8McoSfI9q78DTr9IOpt6DSPRD7Ur0h2vL5E0oT4ODB2/lJjbhAVkSfN/oVVZehKnufIrKSV+Ec0xb9imIqze0p3WneX6IWaVuiD2OicKjcrJ0kvJc+oUkt+w7nlph8+x6E8tE+40nTKa5FraL5KNWF53s4zA8ESOa4EIp6C5qJH24Du9t5HDWhoYe2mVzdo5cDeHaX0PxPFFyUq6Ht2gk8SYnUl5FcQnsRs1COm/6E5XgvYk5dw2oImq+IcM6TfNGQ4qv0JNNJrtBcpgWrW+fJzB8m/GwprpLwxokuOHoeaTE+i+wp02NESXyLTs8DmVP6E8kp4Q6m7ubFL4OImbeTsF2nXk0xw+AtOkf2MqBaUvulP8qHHTLwKzXcVWEdabfBXvncPYat7XublE99xMyTmDoz8S8nNhrLo5mTkT7HPk/z098TDIyCWELC3vfIm98CZtRBLX5F9otjtja29kVZXkykgqGNo8efA6k127MdWKkacJS0D0fIZwhrX+DVjfch7ptkJGmKmh9zY3PQv2vBzUw97FBCbQ3M8iJjuncRzzYk6Zz7G0dnobtIKNH1FHKHutTuyC0w+6NY27d5Lt7nsPQw2MTW6fAl469C4ifmbN1XuI4QeTumFqUMxSzuvItdnkNUPw5PtILGnAOtquya4RRQi7rsJFWPjyP+1+3GB+b2NE+cBaP7T5EieleSKbnYx9ahDRm3pSjdd7Y0dw8cIkQP0QTd9kRvkpoRtGlRY3FpIhbZ+wpqyutirxt5bIFTpLoV2vw0ibS8qDE5O12KM20vRQVMuUTq+EhyzVt2Q2VSevsWpH5IXto3G0cr6CQ0uvCILKFtSuEJG00uX4GfkrKUjtO22a7Ns7ATQktPkio74xL+D7zx0rCFboZ6Burbex+9ih2E+YMndoZ8mf2V+2w/ALP8Y7TOeG5IiBcoZo83YLqpyI9p09iVVH2OSTseQtrErqG8rE9ajJiX2dxsRNtewa8svyN/LFpGnlCzt/sTDXOuw2eURUfnr4Ej5CSrrc+B/WDbrGQ+13EuGNJD+eRXVU2SR0Umc4W7QhpE/FLibIL4ESd/R5C220T0qLg5VKFERl/CUwuRUiV7V6ONQ/yy443CELUkJngsfI1kd09xDJw8sqsJJL9nPQneKY9FfKG02Qbpqa7FGzffDe0pzRavp4HLNJEDU07CKWzjR+6KXuhEtjgkn/kXNfuXW1tiehGrgTdTXIotsjibGe4NzlsWICt7XoWWmgp60euCmM0k9/QjyG3DsR6tQ1bPZXYNaLTlFSFWiiXbU2bbrksqbKzipaiYzaZfs7RMuBXp9RF3nydrMa034CoujVh3R6+SI/8AZtSXH0SWQ1YWkMRtq3cdgrRr6G5exJQmbvefg1RftdxUODbTRK8i2yQd/AyTSN3TQ06Y4u0Vt2/LGhsh2FXofDZpYvbNKiXKcj1pq7yMjt8mlKQ3idbnshqFNY2OKcCOVb7DNaNX2O3rc8CE9FFn6Fh5hOjesQmEzVTQWo1O4jZJcjdOTZRy8CeWhV1+wb9KDE2N9oKeUYx2YVqDZeTc+JXYZ9JCUhMM7sFM7CRSCGv8fYbg7HsesLFE/OjhYWEsg7PDbxbvo8sfI36Lobh//8QAJxABAAICAgICAgMBAQEBAAAAAQARITFBUWFxgZEQobHB0fDh8SD/2gAIAQEAAT8QeeoOoc9wzONQMvU6ldkqVTK/GKhzj8bO5xn8dTUPx85levqJUSHDxBiCibEcRKib6jPiKk7miWVbmZ4bS8cxBIelxSsETJKJgdQyQauXiX6nIwtRBpzF3BibQdQUAfcXj+Zm7eoViiClGjzEyJ+4tAVTARuyUbe7gDDKZVDxFGV/MZc3KiX6qIFdSv1ChWL7iQMTEvcuSZb1UZlq5YMwQlN1KuupVPM5nqJ4n2Tl+HJKOoi5sdx5qOYM5msP3KzVfji+YLZq7jUJuXIKdFwVO/x/E2/uY+Z8y8+Jgy65l3Bl11UN+ZvgqHUCDnWYYeYeNTnmPzX4OM4lY0R9Y/Fx+Yq9yxOoPUIOOWD5bg7mjeJx5jr8OTqcQUsu/EXPj3FPDcRuPHJMEdt4ho7/AB9TXx6gZYCAzV/U7wJQG4E9QoJT8ROJh1KtrUWBjFGyaKwwL4uFUMKx1K8Y/H1OHc+JfmJ9SrIZbnYsCrnq5xDHuW+5zxDc+YP4PxwwPH3O5W9xNdfgmzzDEdSpyStwhh1Odsfcd7z+GzOXUEdu5g7m/U48R3gYmdSos1MvmYtxnqWbh8TG0ocankQxO9Qhmu4TF/AuZbHPuF86mUraJtw9QKozKpYzjiY6yvmJXOuplV1iUmf2iyQupiUDLN7mAZlACV7XXcqcS4VVwx5gMLj3VzSko2mkuC1moCmSUyVg5Y0JUYu47Zux56j8Q1HMeYwNrDHqaoypqJ6PiX8sq9QDuYMSqm7UeD8c+J8z5X+N1bFoihjeqg3D9Q1z+BqBf4Vkm06n3PF/j/sQZePEvc1Fx/7GGj5mkNIeNQ+4b/HUvEXPiLMXxHEWam2ItXMmovSLHiIzFY1cavbODMP3F3EZLmhMjeoKG6i4hvcvWZVXUwkxEeNYmC5WsToS5DMxN5hYRqycbjfCRn8w4vX4ryw3Pllb6nW7hvN3PqEJxA8woJ9wv4nUMzMqJDWNQjDG4abfzeahsnxiai4ixHcZ+03/AA7x/GVxpZNJWIKYk7/IGBP4gx4i+6jiE+ZeZYIjHfmW6iF3uINrCqrLhC9C6Fqc27qNtKMwcFJnBT5iMEGrit8x2rEPMwdsXeJbZb4jpxVxzWVLwXKlNuYwt1LE5OplLcwostjADia+Ljt0IQt3LypURI5XEqYZ3FzqORji9SszH/ESIRze5pGbTun7fivMODRxAiY3BnUGfH47nfcvuLL1LzGn4PdX+Bz4hFlblpt+BxAVgb/HHEr7hsubvqX+FzFjp6i8ykRWNQdQ8bmk3AEvPUv3FzF+pfdfEXMUdu45Myf7FjeYq3mEQbevUXAjWWTRuYGotvmODk1L0KogLqy4YNM4jlBtIeT9TERGjmFSWYmnEN3YkqiBq6mb1G71Kw6nc1UvuG4/FSpXqVOSO3X44J9QMbgV7/BiFHMOYY/HxPuvxW4fudzuc6/BjqDLz4m2Pmdx1OUTWptzMBjM+U2/AcpuFGCxMRDTEweZx6jiIpgDUYsqO041qOHErjdvM9kzDK7EQZOIAXL5mMVHFKl3niZMqe+4BsKQfBqUXxfcugJcJaFIqf8AZijDPOfqORTChpZe3PIcwygcQlIM74biPgcwpSkMLHEZqrTGvx1Fk3E0qaoLuapkmRJhQmXdzm6lZ5n/AGJyqZCNOcx3PuEbUDzLcTlDjf1DHcXqbaz+Atw8MS3xLO4osEXmGm5evwP4ceppNoHuECF9QxxOmczgmuPuVFxHxPmY6Co84qX9xmCohhDG4uGX/wBcO34LPyCxF9zBWmPxFnsj14iQ4tisZTuYHFRc8RWHUOkmvMy3v1OZcMsoZs4uWayzyvcxBKElmrh11CUXfua3+OYzj8VP5ncJ3Puff4JxKfH41Cdfi4fuG4eJeJyWx9Y/HHiVKhplfU45/F7xOJwxanxHc2viN/EeZVxpxK3K3/v4JuZcQRxDbDpEBWYTuY6ZU23+BZqJC1xC9ZKlOnM0SgFx8mordxrAYlW1RUuyEKLAULRgupsRPpUCuYikNnEWyrZXGMcEpcvGNe5fVv6TouWeSZmtwDf6mehpqXqmYhaWVKWfcQQr5VCNnMICHMsAFy4ZYBXDDjEMEomLzKhgG0mr7lx5Ryi5Y9RfuLbDKwLfwbCCCoZl51HDEuDiHEMTjeIuf9iyiKrAyT5nfUHcHPUram8DB+FX7gIF4nPmO5/252TicZGvcc+44jFjmaRZepcojIOeZcWYxfmbamDHaL8xKmDdyrUz1BAyy44iGLi5YNPMHe69R/X44buaS6dIswMsvG4Nc4lszPNkoEwoxvkZ3zOHMvTmYYzHwzkmmYmiVKjud/jn/wBnMq5WY5xmcz9pzDZWpzCcQYs6/cM/jruPG4bZsnP4Dv8AHM4leZcv/iPE1+Flj+GM+czXqFVEMpUIogAdyqMau44vqGhY8rnWblvQjV59xiGXZMGWNlxLimXS5gI05i2FcwjbKFHNSwWVhYOPbWXMJ0Kc5mbTyQGttzMurJgufUCgwxxjN8wbDXxNX15mkOJdd45iIdEe95gKe4qLV61FYUe2KNOvMIQGZQjMOuMwBWpgEHBBqXYzRgLg3LJSovUUcvM5Zh9waZkQ/cDPn8RvX7hwMdMXMXMKnG38Liq+4uM/zMkyZcvDBuDUGFBMhDW475hidbmuJxzK4m6nwzud9x3FFKDcyM4hvG49Yh9ZhFzFjT8Fyf7GldwjW5RDrzKjNy7GpWFLK25qWUmzeomkrUy5IAx81LNRa7m0IrxHHqKxWpscxNTTu4AyIoRsRKwIjKOYQCKoGDD3D8czucajtiVU44uGuJ61NbqMaIb/AAJWIHU9Q3m4by46/BxNzRO+ofqcQxK/K+Mx/U+ZxOT8L5Yoziavf4fM9R+0oPEp8Si7izFVSr1C8aQlLmYaJm5myBxitIRyqZJp4gHzG+aDVUi5AC50PUTCx6hK5ghQv3KwdRxAEsQZ5ZdZa2S8NsGQMsaGniGufma0uUamDtM1wwgp7SiOBWYkFx5vuAGhRzDAtXASNKP3KQwmhNypoEKVUVfiYyw3NPH4OoWyALnBiPH4dyspG4P3Bk7mvc6qEEi8zJL85jqHhxME6lnxHQx6m1y5b/zBxKXzDC5kgX7jwdzFHMIQfqddfl+iYjOUC4+kqcx+kW63CnOYN13DWIQgI92Y53cTK3RMu7uaRmTiNnZEJ2Rtv6iW1jtgU8y6r/HuYji5s8T95TfiF1lBtqXcMSbJgpKXjUU1GQuIIgMBEpIu4QgxFirihvzDiFDzPifxH9xNR8VPuJRDnOJVfM2cytdTdznzDmEJxud3ucTiGZeCHiHvEOcQxDE0zuPMtl7xHc9TNy8xaNy/OI7jiOiXccMXEuLlzCk23NGqh8Jl3DFhR8QrG4wkZdjcwzM3LLGLWDQjiCjDZETRGW036ioDljaSwVAuupUVlU1cYQqo46VYqGNGdSgsMeo+c0MU6i1zw9SnAXj3MIEIpF7cyn+J8SljxNqdqXMSBJRsr5gf5IxF1Guy8Q0FszKqjFBv6lZmGvcI8fgx2VKNMTLwRcMrM0dRKzLgwmniWDcWiELG2pgmHiMX5gJCjLzvMvH4lG7ZQtS6jwuX5hAow5fzOyYj+46CK3OoqqGH8fE+I38x54mps6l+Zm8QL8S1oqXuAR6QyIWSYXM3O4jnECirqVRCDUXYZi1DuCbZVmGodpzE/EUtVG2idVUYWyoGPwLGBguY44gltg1eWHwzKFNzArNXoIigZmPTMoAoQuKJXW7lgE3W4s+Zgn8z+PUvCBNe53OpXEz3crc2f8hvicR5nEN6nCpeIa/DOp/MJ+4eoYhg8zdT+YMdMvcO0v8AFwbnMX1HmcR3HLuXlinxEZjrePceYfMOYU4+ppXMKQZAuymPWXpitv4BsVMvZKABKcS5TT6lJUIX+xcJWJjZUvHTMgyIdzS1issK2VK5RPE0KqWRqWTn3KDFjGC4I4DMAFHEvLr4THCUwgG76mg1Nr/iEFU3LyyN1UtwqVA0+4dPETygSkuaPEsaqYDH4Dpi1FomKZOsRFYgCbPyNQY/ubVBhOeY9Q1NHUadwjIzLHmcRfcT3iW0YiV5i4mTFxfUITc2z/txa/AmIcI7jiKCa+J+k/SEyQz7nuO9fh6Kjkz75UTJ1PPULb1EWdRoT0zPCOUamLYzHMqWXbcV2hzQ7EY6txW0SrIsMBGy5uYocNTeJSpyeIluqY4+YUKf4iGoKXqUHc6kDOuEs1xB1pMsC8BcCghjeoGPEfDcMRTqDNGav3Oep91+DiHR9zmOPUu50xfE9IeIsPwbnqfMMS8w9zo/BOYBl/U28TuDnMZfUJeY5iYifhZHBGdxwjwzBgy6d4jkvEMNzHnHcM4+cM8xbqOY+zDMAI0mmLLA3MblKUdxRDN2ygQDAGiVAOILOvmcI5hAKTjGICOM+otIJziCWwMagwI+FMA0tUcdH1KKON9SyEPTKVwWZxn9S/DUwyAOib+5kupmUe4XwKx1qlylO4Q8zU7m28y4+4pmFmmWGJUztzNpWJzP4mkMea3AreYw4ZZHmYHUXqaWxG5W7myQLgYYYqLjccMqHOY1JgbmHiCUUwbh8QZzNrmlzjLN5mFYiyTad3CcN6nKLvMVMrmXzMc3N5mHcv3NLntAlL8xwm28Shjekqc8RMW3iHxHJvP4GmZtVSruUgXUFcYhWd3NyvU25nL1HeZTM3OWIZQOVmDT9TKsRorXqUdZh8FzF9vc+7hE1NwGsw4hx/UPEYdTmGtQw43CVSZlxl1OIcQ14l7gzncv8LD3LzP0h5/Fw3+OXuXLzNvmcMXxiavqGJ6/FVHnqbaiVccO4pzVznWZtvMuX9xZcUoxF+o9GoY4MyxIiuIYjoqYH/kRVksGKhQrECIb5iXkZZdEzm4dHYlBYZeOWKOoACpReoZreIwgq/MoAVDFMIqGEVSlTMjbKJvfB9x2ubYSypY5+4b6eIyFsviCVlWBUlxirjJoLOoQ5ZUII6mbxFB9RgSPapkPwLOfEVXA2XiAXUy0p+CttMzIXiAErkuLjxDcMEcuqlZh4XAo4jVNxwEWGNCK17m7mf8AahAoQNG4cZu56IXeCLB1+Gb48w/A5/mfzNcsScxZUXHyxfEWcXMNcxafEVanzjlqDlhqHKOG4Fu51MwKgdTALmqD1O4bOpRdVMwgi3ABArqNdYi53iFN9T3qOuY4YlvUBtdEwHEW6oJZUZ1CmgmEOUGuWKzWvUZ2xNWczWBBX42+I+p+pXnEDEOJxuZp5Iy3vcWLeIZhxc51D9fn3K6nMIQ8zmLnmcx1hl+4bnE7juXmDnLBx4g9ai4j+H7fg/FRj83HF6qam2yNtbnLbFxHbEbViNXqBK6mfm4sbizuXRFlxaQtY+pW8XGTqIAQmOyXcwDIscEdwBIBARfc20FlhJkuVi8sIWsCoaE13C1CsQjkDLrGr4jZrHiC5QxzHk4rL+iabUW8hlZmVCy5IFIJzDKUGNwvGHcybxDnH4TDiXe9x3gU9xrzqMVuo3XuA0Rpjf4UTP4y8mSTe4Z7nPMQbS4p7msFwEwZMy7ZwuKYFQGOpUCkuPlmVrOZR7iV5gVHVfgKBDL/AGX9wfEWdSrqVTJiZXPH9zFT5kSkDGaiVUKKl17nPiKuEG/MxdwL9QHUfLEtgVc2sReIABcftApj513Fzjca+4y9kzbYZ5lRiOTA5go1G60EpVSp5Rou9TPXEs4fcG3zLzG7/wDYTlB1qWE3DjuBQ5/BjU3e5/E1L9yy7zOZZcWXSxccx3DyTmEGarP4Hv8AB5hDmDmXmXuCPUbPmaZxH3Li4j6luc1Bb3iKMXvUWWbRbjtl9S3WI5Z+kurZ4Q7RGY4ZxA7mdzsmU7iXAsieGKvzG7gBZQlzcLLRUd+IFCXcwqI6upkY6EsXxLRsdwUwLtWkrXBjCQrVMzFaTAQ2VZFpp1CUCPklA1DU3XMMDVxkJVnM85iGMJkLlFTWFSYg2zA1HvKB+EKpkmQFxOWJOZlzAP8A5D1Nk1sRkzbFDqNpkqYHmJCxz5lA3dxgl3UsPc03icm4NeptzOJpKibMz6luM5nPMyCBUwbhkMRWa5VUPiGIPW5pvc+yEGiaeIaJm18xLmkvnmPLqBbqYDuAAYmJFmHNSgNTDzGl05grl8dS2Qh53Fxz3GYs0m8DJ3NEVGIOMkRVuN2C2GWsT9RJ7g3vieDcVPKHRBLdxSzHwYg1qIBiAZD4i1epWzEyYCEqoGDuCs8w1Kx4/GoP3PdTjz4nqfU5jNz4juE51D8OJ8fgh4/A3Dcv8sMT1E/DmPz+BlEYvPLBzmZOCM2i17mWMx7MRvfX4P0/AxYS7M4VZxB9zMRX4iQV/ML3GBpirep0OZU3FazHcatwMn1BWxKA1UscylzcVKjFw1EVoz5iIOpR7E8yIgA0wRZGHbPMdPSWAGfEAsC2FdqrjLLHBM5DoZxCxxCrmC2fLMLmGI67mekRXfcUvcXGyVrwloIiOeJjGah7xKK3KrC15hW1cdSMoXbBxqZU6gNkqDeFmWtRyqgCqbneI/MHJTBKI6JdiKo2j0oj/ErSVrcGfEObh9e5tzBxKZ/GB5g/cKEwcmIdLi+Zb4n3/If1LG5cvc1ipZZMz1GhueWOOJrrLLDtDvTOjE5l26zFlZ93BhqYblnzPKNutT3UcMAvmNL3uojWhfMF2sKETHFR0TC+Yw1iA3hca3AR6mW1lku3ClqzG19wPJiV1DcvEHEWMztLPiWFdy6hhFTBoyQbYtXGGXcHP4CGvxUPMNTqc+Izv8czlh8wnKYGY7Z+0si5lvc5Xv8ADD1NuaixcsWfEVXiIe4sT/jFjS44M7MfEIS4mMRwUdy47jXvEXljW28S25rnJEncdRVDMS6gyw2eINOpu7g1hCDMKL1ua4mAslE0QmvUvCuZhItHTid0MDalEQZiPqwcx4dxx6hogeJ7RwyzJU5fiO75jqkeMwLSFozPIlKNxyC5YLauI7EX3CuaxEwXK0uZieyDYzMD13Lm2dlTLmYtDDjzBGLyx4IOyYvmC3zAmpVUHZiU9TbEACmaFQdZxB6hgg5csHG4ZGZ7StFNzHNzle4rC46wRbimkcs2zOdMSWwV5gl3qGJPgMEfMwl1ADx+MXUGWWXAuhuaYAuXrMrBRUSKnEaNy3OSCj3LLaEneUwFMAGpgMRqVirF/gF52INkYeO4SAepSZhXxMY7n8QQxLyywl+cQ8sfc1HEvqOsTR+XccIu+4YrDDMM+oYhucvU7hCBdTua7/D+vx9XKL3iGLne5r4/DMFxFyMWXcvMvUuYCLuKDuI7iuIy8uY//UcHMtJd3KxODEN8QdXE548yybghxL86i5nUw7zExLu5kEIqSpiTPuKO4WyGVBRzBoLgsfhRTiOYsmpclLlLYYltwYhd+JqtojUFZWHYPiUpiqiQMwqeYc6uWxSZEsW4rbMDmJQULuXMwdx2QlFYI1lVXmMF5qYl3UE4ZQ6jW7D6hLE1mZDMFs25qCrqeiWTMZqHncY7m026JsT4wbcrpqHeJhVQXADq4Fanlr8Ed+JeYwfuOX4MRCHio6epU9xYmGJpjxMnE0pWsVjYzCFa1NyoMeI5uYx3FmOG8zbMVIy6u45YaIaYR4YlxxG0ziKeUIXKoVsAo6lb5mq4VMszuNnUCjdShP8AIf8AGAOczvuY/GMm5eai/g1OdZn1+OeKjhvEXJ1DiXd1qXrdxuOJe4fganr8pP8Asypc3+OJ8fjmcvc/iE/ibTAiiL8z+ZeJeXc5l7tmTbLxzHaLqftPiPM08xw7j+eCc41+LwQbObl+YvEBRqLcX1F1OkGGXMMHMIZjM/RDoqxIgOoCZczMS8ShymWIYHuGcVCtxfuU0BEuIxlemGvl7il2XAwvMQJAZUDVSpuFwtzKbtlRWbhjucJ6rlIFZYdyVi5Rd1KMKDYOfUCxe4XttwE1AB5gtmpa7jhuBvMqVuFV8xlrYVFXKxu4t3xMUbTTNSgTBgSwO5vF6gziBmaThPVVCD5/HEvHELn7Rx2izCkB5JeCJYsS5ziWPiF8ytOG5Um5j2xlVl64lr7mxKMATPbDiFDqYObjiwFR6SikibKZVV5hZahhHDCRXcMHEBLmUvWIu9iuVbDe9wdSluYB3DnUpVj8AxiGkIManW47jNMfxeOam/U58z9xyM8ZjuaqPzXucQxO+4uTLDECGIbl/jTKx+KzCDM+PwZxO5xO+p13HUYk2fwv3F3L+Ys2HNziP6i5xMeovmcoHeY7mm5VuJWd5mt0xaCMG/xeNz+JxLebjiFlqZ3DeLnWZdViDU+qao2NxsVbbidqghvEKqlUIYiZdyk43OJzCupfY0xw4LlxR9x8C6mrUUHM4LnHcpjc+n8CxcNw4olkdQdZT6lxmIr4hJi2OrxEU3Uw4ircw/aFhK0PEvbm4M0lfcGxSP0Pcs24mg1DFE4zqKVNY1AU1uWYuvMCTsnqd9wfUCGoYCZhiLiN9zhmcZ1MSLdxpUw2p6mhKCZ+5QMrhJ7jQmKv7isKce4CxxAN6jRtmFcwVzEMDL+45Rp7i4iviDqp6ZbuNA7l8dSy6uOLu55pXNOZkFQqOsVMU8ziVB1uIWXUXtuKjMVwKbnGNQ0zUCiHMJWNsWXmOD/2J5xOZwTROdT+Z3F1Nk5iwc0hHjuLTqbdYnZiXOCDLhA2y99QxKncdQfiPzHmcef/AMcR8TuyZjeoxPEdkUj+o6nmXiNZxnxGOjqOo78xpbn/AGImsyqqPMWNouTGI+5eYam5gm05bmBLNVDBApO5XWoE2O5tLgFRq1NvMMV/grH9Sjd1BpmVtKkeyxxLN4qGVwQFShKyepUJc8NQnBcLs3EcMLJmDvLiIZe5iyeGYp1NVRLxv8QtqAruZjkqAnSXbvJKGRmIKSxbI62vzL02EwFNsRChIeYqkqhgK3HIjHcad/U5nRbMhAIRw1L31KxNRz68Q3ctZgqZO4tHEZ8y87gsYhcTmW35iq1KEu4AtC0gtVBCzdym2UPcoJrd3KDEzzGV3UMi6IFEWJmbuM+J3YY/afBiVCoemK6TQRkSgcQsEhK0Sim5p7AVHEvAHuUkK25guarOYlrqdZg6gUalZhWKmo4qtznKxfdy/wALB6nPmdRfqLF3+XE08x57l4I5vubMWG7YEMQ3DcPwR3PmHlhxNjP5h7nfUbvxOIv1+SlYe5pHBNmMXc1UXEXzmNzuOo73mcRMx1Mc/h/Maxwx5mnc+ZfUMbI+8x05myC5WZ+kqjzKV1juBTEeJfllYSyAleVXNtY7iYnPE6o7SOTJLLJ/8GGrd48QjHEoQGPUVGJcShTUUVuNlzLXZGIQ1ozLxAVsYGirlG+o63+48ynOJleo3csRjLCI0WvuIDSrMHu4+2Yiiy4qqTIqZKtlSCXkdIyhVamHuNdsz9pswW6hiZBMVxFTuL6/G2M4jiDkiwxW9xY/aHwZhC8x+JecwY8NR6ziZ819xtKmLOWB5SWGKiW6lpOPcCgTKqSUcoAPEEsLiiZuJa4Km8y6g4LjLqaHcBebiKVDy+EpXBK1U29TIsALoYjTETCTCuNWNx+WGUZQBmHM0xDBMXNE2v436mm+Jit1LnzOWX5hzU1qOGpeJePMd6j+5zzU589SrbwRSIXu/wAE0nxDzBzB7mZxDD+HCzMHE6/GvH44ixcxfqP2ilSjjMbTvDNXFq5vEdESpWPMYxNv5nOWM5jxmLFMXPmLnMM8Ss+IYmoGLmiV9z3KD8FpxKwEh4wedQ1MUR/4PwDGU/USN3TDsO5olkyHcxvceGoLAptjODiMrqJsS1JxFi8mGLUPtqYmSpiW4l5igj9IPJJTfMazcwbpUy03LuBHVcc7qLmquDFLm5jiPMIq7jlcRGuJWZphFA3yTAZzLyrSx6oykFxmHUwgWGxiLxzA7YNdwtDFQ5lTBziCY/mOiDFbEXMIAuPliDUaajwjlHyi8xoDzHGBnd/hhyywOY3UwUMxuUu78RacVLKvRAJzMbLRK1i4QYviHN8RqicmIgtS1bhVe5cW01LxUoqC8cRhFyzhHUxr7iDLC7K8xKLlHS4bTruWoxj1+BqGd6/DkGcfjRNGcy+7qdR1OPwYuMWqhuZrNQjuahvF/M+COvwe5r8bmIMNzgg/U3zmZl13/wDhx+HUfSLNouYubmx+HnUcR5/z8V3+H5jhY8xPuVnx+Q+o8xInMNeYD4n8/ip3NGVnzKru5x5gtyEOn3A4wSt6/DPlO+HRDdgQMzbX4nHUKG2WWtgeWXljFApMS7xBsIhcyi8wr1l4l58QJa2CWwEM5xG5vEAoH3EC39T6Yh1ApuFSlqU8Z+Zn8xEoLmiASEFsQpSmOXmOWUzEGBzuGk3cChObKQqPU8qPpxHjxFL8z3hx4mq1cdzhmzLr14gV4mWrj/wl63RN6nwIZeJXDcyLfwOD+DrxNu/mNWUkwmxgYtiDbUuKuJdMDmHK7iCoQVmzzFW7xMFFSO9Yib8Q0ZYGdTRoRGBs7+Jipjz9QpF9NRrriLFjcvMcYTlsiYHWCNgqQxihho5VyVLFGb9QALYC9xY3iX9zYb+JwxTzGKnqc+JxxOPxeKzMn+x/fuHefmajufzOLj8QeePxr/5Blz+NQ3LzL1upc48zcIM7/Hc6zO/xx4/LFi43H9xfEwPH41MAiblWMDExmcTZrEcpUrzKjRH9x+Zo/jjeZ/ErU16/Bp1K3jUYILumKRPgYNFRWgzG5Kz8C3AzMP8A2JmVmBmYHmGGFVXLdxLVC1igj/kJPcNocHuUN0xaQlheI1StRoVZiIFaIIaZKIWj0KAbuaUdsNBeYNgIarOZUcfMqERtUuWqgBGI1bjxAXNK5i1Wpl037jNF6i1tuNDJdy2gNy9QwA0nuEGGpYKu4biqgaiWOodYyS4sdOpjMoIO8xyXEW6Y/SD5mbzNtwz3KIzzxczqYqsWiUMy1S5ci23z+FujE3NzKEJQo4iru7hcOyVORxKzqoTthUGJWvxRjy6JTph3ncrZkhIMvEIvUQ80R9YVClz/ALU1yTJDYl09wML2xhNRKwsQ2xCwynbM80LSyFznZUYv1Ns5dQ15l3VzczqiOI8x/U6n8T5jOdx0SvM6nHE5hT+PuHnf4MLOD8XmXcGZnM9bjLp3HDxH7RSo3bLzOSiV9z4R/c2lYiXDWPxGaTnWIxLuPMT7huJTEsYYCc6zKziolX3AhSroh0RWYyuIV3LI9Qo1+KsO414/BW8TTBKhTv8ADtcHmFDz+FN1NmydCN1cwI1n6gAXiNkcyxMC0YrmCzQqLqWtupYKZm2Rl1zHkLggVOJ+0dbzccCtn8RSi/WYKcizNRiKXiIp3NkZZxluIrrMUeJSMXlgk9Q0rbGaERJVDmDQaI8Mdl7O4pFvBFoI0Yc8/ExNS2LSoJpjS85lThWVGUv3FCkZXyMKNspO33G7zMZaIF5i+5kmekoxMXEQOXfUbzRzcTLOs+uUNRUNbgyXULO35gnkghQihapoxFOoy4KqcDHA4i7R45mbcwfM0NeYBCyqBYTkIQtzLi4wtBUjl89xcT+Zf2QY0wto1wNQo5uE93NfEUvWJe4/r1OO/wAcalbZr3DPuV+O9xs5jc4m6jjqZ8XOYv1L3icMfwVDX44//WnE4hicy8eJyixg8/ju4+IFRKWO4YZQ7IlASs7j8xgomjUC5WDETxiUV4gwyqfEqJmpWtzZ7mBqHLMGaZn0QsWYidSo5uUhAZaySvUFWNQFnEsczTWIKS8zhmbygvn3NNlxKcwWO5s6Jmy2UhUSipcbmhslokKTcyar6qVNDmXtHb/JQ+PMVYFt0EUriLd1BVLYOSYi2u5RvXiClXTLNNyocparmVuy+4Qx2hzwyqc2kABy5mowSXbBhXMBylmMTLq4NNMxmUHFSuJUOcwgpQ9SjzLdxTdVE7o+ZMy6uKGYsFajZZxFfEyZZdbf7gSErrEVriZzzCaUtxGWoXFhhUlME3uWR3U3U5mYFR1u8RF5+5fdYXekilgHqKnb3LsRYMxc0zLzECuZlZYepd1WJEFjxliW5jL3HgiWnFRxvcuvMvEz3Mhr3U8GYkdQo5zNUVG4NMt9y8Tgz+P5nLOfMTHmcp+Nn417jgd1OPErEvP9zpxNrmdXVzvU0YYw3DE4huGMTUNfh5nL+N/h3qceJ3GPzN8/qJ9SqZySqHEbtxPuVvE5J7Mxw6iY8RK7n8yqAxia4iZOokSPp+S1rM2s+4EpAqWQDiayBAIMADEPohZkh4Skge5pqPMY59zmLzmKGfx31HUE4g4wWyvgjpQZYhuiUp1OhZCbxn1N2QqDcrFtmO/E+UvUpcGo54zKx5jh1M3wsQWVwjO6GUuC+dzReJcQV4gr3LPP3EWLx+K26lKSv1Mh1AFC+tQwE6ZjAv3FYKPubEwFy2m4djYQ8psXAFjZCEtN18xGdXKDncIQ1yzBaIbI4a+ZpXAUsqqqd24QAgvEaBshF1bCpUtwOStzctwwDUXVV3GAuULmyBhXHcV3ynV1CzdQBKPiAcwabNwUUQnC4G63F8JgOcxsuYLTeIgJaCtqQUXKJ0hVbMygCk8xUepZnNxmFTDwYYhwTmE1Citx3KzKLZtgOZtnH4Oa/Hc4hPj7nE5jmaqc9xjNMM+px5mI+58TcCjzH9wxOYOq1CG5zKlUZ1E+omobnzDWNT5j+Gf9iPiG7zHnM3M1Buft+X3iP2TuAalZiGMrMuphcdkqmYSOAnhVQP8A5BmBcGMzsgYlTu51QCDMMB3HJuJnuYGpoRPuN3ccwZ/IZ4jYsW4DHcBFSLAa3CbIkcv6/BQhPQZ8SVBwQmeYMKtJskpeYPt+Ipnm5xmK5Xj/AMgoFZQtktKz7lwLuyNXJZtMBCBjMoOoQ4Llwplhdkd5ZgHCE1RiUSw0tzKKcFSvlDoUzLu4UXuNd1EBsS2ixqeuo5p/cVfP3LY2HzH2sB0zLfEFG8VA0Fk5krnJRCS5UVcTebnsE5M3OwjWNkFkvHYQpbeDiXQq4jraoLZSKjDALbAcrWVALbitV3BoQWmWGhAbUiyMvxLxtHTq44zCafMCsOJnbnMhObTENaiGIC7TMebvMwUswvcu5nK+5eualALGU6n89zrMu+HqBUOIMcsrFQUf7CvMOa/DOvxUSpWYb8+ZXq5v/wBlVvUqdYiUaZ31Knc8V8sr8aR/cuD1ByQYbl/j1c5jzH9R5iy9dTZjF8R1Nzl/FNO6iZmFy8y89/gH/wCwY1FVibHcMNSsxwyEat6htGONXU+Iysyu5XRBnUwrRC1dTRKOoepX4EzCY/AYiYYkHqceYkDjuYcZi3MWyYDuJZGslmW5ijU7VOUzvGYg3MDxCbcpYtDMBGvHEVrCIdQ7bIb1L7+p3mpo5gRvFTfy1FVWLmsXBxC4gVATBpsmMhqBrzHW8j1MkaqMhGlL7jUwLGbYK4MR2g07hg5iiKoTQpctKt+YtF/tOZT8xThr1OZplFrEYqsM3MC2k8zeOYopR7JZSLQ17nYiAiKJTMbpBF/qHCMccWxJH0jwoigbId31My241HD3KMr+5knWIlmyESgqPSgqYCWsIRMx0QwzFw5ZjJwXM7zqYmqv1EtcA5X5nw/gCneJkMeHEwNpNNyxCXbuBXUG7iDolmJw1LGVTa5bjULtnrU+pwdTh/BucppJVuIK+AlViJucZ11AlfU5j6nH+z0g1GhjjW4ly66iKiqDxUpip+0qd4h4upx+F+ouYuGXB5m3mGTjEf1A13P5/HO2o56iZwQuYeZ3uobK3KZnc+J8RxHUGXdSrxOCJTEtJUr6h9pRcsKZgIUT8FQJ+k6lZxcCncSWF6ncd+IM+IyrlTlKCfZLzH9RWG7j7iDMMwjEYQD1DOZVuGGtRhwZiW7SLgacxsmf1GnMVTQ48QvumWd4m2IVZcrL7LlhCEEd0LOLCdLb7m0pjRyIsKTDESwuLPDxBdC2ag16gbZjq+pazAC0gNW+4wL1MTbmOLgphfuX4yws0wvX6gWCKVMswiYigm4E7mCF4lRRKgPEVtAwylmBDSNZmULZYi6JvXEC84hGFdSxlMQrFKAU/UY5xBi9MVe7lZRSGii73cxsicylPSI2TNBqvMGAEDdF/E5dymMj3M0whNsYDcEXbhlKdxAq2I1u4nm7mBRcRao8wD3LLh3BDyRFm0XA8wbXU57WGHzPFmZjcs9Q4ub9TzP5mu/w1Oa4lVcMwNcwwZqOolDjMqV4hKJz4gFtQ5niVh7jis49Q3cWKE1HiEGohBn8Q9/h0x3NvMWXfc1i1zPv8Gvx/ENx/BzAzmd9zDECj83jcWo+vydOINyu5WdwKTEyRxADUo9wXXUMMECj8ENk4hjmXjzL4YuXM41+DxGHxB9QVc3VqZaE8RsdTujquJpLg0XMc3AC4WU3kjClCwZAKUA5hr3bGbziLM3tUqQFqLlaogturmQQ3FK7pgok6VNQLHMvYxNHL1KC+fUtbueYI06CFUGMlcQRf/Moou2WIIiTEvqGSKTkjINpflVgdqyPZWJk8RKfMRWlTwSjknfXKxQ2MwMB/wDcDFG+Zdbt8SwhOYAFFS24IQCEXIxBC0v3BpIRErRLltA7mguJkvaKKDZ6hopjiohVcMMr/qBYDicjEyHaBY6R7HRAUxyFkQoPWIYTb6mFiUQxc6XzArHEKMBFjnm5q9dQeIRVSlvMrPMpWKmRwylYMMMkrHcDB/cJuNCbzh+B4uA3X47nH/kr/qn8TXqEwPiB5jPv8adxPicv8xzrJ+HBialt5nvU5JX3El9TrqL8DiHjcGon4n3c5jqLMWfM4cT5l4g45+ZdENy6nxFi8xYwR4hllGJqd6rzH5nG47zqcRxcd+JmdYI7lMGsTI4ndPolFYzAK8zjMcsIZ5gZgJ+e+4wRZ3NkDuM5YhpeoM5/D5ahQZdtmZVcdNRFEHRMS5PiY4YTdoJQ/MIv4R0urnZCTRSdTe83DJhjgt56l6gsccvMB8BgM0Y4j2BljKJ7Js47jOdoPW4sIgi3kYxZUpXuUDCXBgbZuA8ywM1KcTQKp5imxEJyDClhiMAmYFdxmSndQ+S/LAhVr/ERyqGTzHIVQyuwZGsx1Vk9QBoPqX5xsqB2kuFxuwm+yMHJZZdzBmVa4heVBuN8zctoxKixfiJsVGENX+IQ7YZsob1HajHiDlAbKipz+kSzFTHUKDLPc7LiUzAAJtipLuLuIIswFGJrLZgiJRXJ1NdECk9I7So8vxUUGoZ4g7mi/wAYo/P8T5hiGXxOYlErzPucMf1HCy4qbYbe5eXH7nGsw29R/U4htBo1Bpz+BXCF8/gZYqJh+BY5iT9y9QdWwpOJs6gzkyh6hDpjhahME/4zXkhWI61iVlyx4zOOLiYjic5lfcMPibERZgzDAgonBH/iKV0wXDiZEDO4YjuXUYWP6i2zmXjUdTlLh5lJkjRSOGo4XVxVuo7rOZvcaVMKtZYqqJbQPwS4QRUkgJbxCp7/AAtfUN2r1LPKczGo8RDZuIN2cEBamuoMQL1MECrlhBT1HAs2BQsQkSrrzA3VBGlDpq4QG0gE4E4pMheZQQvmPRtPRLAVTOACXLS/UPYFQnBcXVglmmYh2VCBiOHmGnEQvEwQK6GHBmCTplNyEsKDxK1V3LFLuLNG/MoLzbKxdkZQkMCFwUOow8wuVUqFqNFhLDmNUwMQYVl/xKloQrDJ6hECPJNyz6EFp3GW1GaBiNZYTDiUauCViVR+I3rU/U5/FZmCtwV7lgKmR5hylSqPMqb1uam2O4NEDP41CV9yq3ub9R7jFydQ7uKVLtJ8y58kcGaIH45hisxZ3LIZqGO5g4jC7zOo0e5gcZjtLzufxLsdTJY4S6mQRjaDNGck7gy9X+oMWalQfcY3WJUT37jvTEzApYA+YIZ8IUd4jgj81KtIZdv4JEalYjHEv/ql0w1K3iVmV3AqVvqN6mNGNViqdTnmSUQdsMGJsoLjiAfcSqNeoVycQrgFRRVDWWl6zUCSWnBCbAb1WScEIVYGuYoCs8ExULYoSq8wgF+MQyKR5xAMg7uVKpvsgNKYZMywWpYEs0xcFFOZ13tKAFXBsiUNXOII84icYtZciGPUvZCmWsJdHohaOYmi4QXMN3CDCzi4VMQcy4Kjt14/EE3AJQjXkMRPmEtoQVMD4gWjMQ4ohcdeIFsDfuYuJcUwK1qA3RUKniUOsQ9EotcTWvENBEDiUJWpRKYTUZhgQycZh34lIBbJyx0H+wE7lLMw1jf4+MQxxLaCLiFCDh/F5XicMT0hs4nc/mM1Osy2cz13zDHqHj8A47nM/aIks33P5jzuXL11L33Bg4vmabIrYOoN1CGWHMoGeKAQ7l9Rdy/qGdzImbmPbcRDXLO0YMtzKzWMWXeIUmEceJvuW3LhreIoONR3+XU4uOxhAzN4aqcO5pDiOprxD1DcEDMDOYmdEqohn8au5yYmIuDE+4+4x9QrnOQh7npP1ZoDLA3LMWyxbLEvxMDM8LKFkJRLjYS+IwArMMk1wf7gX0JbCvPMDd9Q3bbAoHHUzmPuep8fgdBvc3MTQ3M0DfqKLEYMm7vUFQxLkqKAUwqlX+oKOLWOQEld6WIulldrQDRUqBzM2rigteMxVsB7xClOZSw1G2ZQqClRtTBH1DeCDuoRkgFaItuV9SkxuVIQuVNkFvVwDVQ4O/wT3fuHOZfYblypmNQ0sJUb5lG4jAji6jK3Mzj8BdPUJyQ+sgsxUAzhcuwVXHGblyZh1glcR4Q8al1GBxFmD8wfUCgz+HLENEN4/c8/1OZ3jEd+Z8w/c41NQIMrW4tXFyzVrH3GMaKmqzLz3L1/UHWiLLUs9Togdzn8LuDFEJSsRbg4i0xRXPccou9xaZYtxVHkz0S/OYZzA6mDeYOfMciXS/gvG4IzY1L9Q8I8zlmc2yiJglbgeJs5goJh7lh3+TcDErPmWnxGPucJ2x2YglTiLPBlx4/CIu3EaqVjxMGPZmVXiVeWaLO8u4xAHiOo44gB3c20pdk1ELzXqV4NrUxundRItXmEjBLwzELGsRssRxTMNsO1RKi2+o7AdxsAPCYtr9Rs2ERuWvqcxlSxtR5Q4tXFeKfUDJB+IdXX6lVRcxamBKmwGoe2Y4sEBXP1KHKaYE+IlZnlhzLiQPGZh1H7gMdQwwwi2cRZ8z95kSweY92VmdRYvc48xtTEHj9Rt7/DvcQAQEsbldrZQcVChcRRRUTecE5jEQwbmQZZA1NHUqPbAFwgakEbFlDeYlmxYJb4mjHKXog7mbBHuHEGiKGahzDD3+O4w3xDxDX4MXOGLqYfMYupbuP7isWVuXjm4bjiNqzEdRZ5i4nXUXdRcpFoZfv4gr3mGPcHOYQ+33PCe2Y/uIJd9z1c13MEu4v3Bp8xb/C/cLQYNkG4UvJUVk48wcy5/MNQ03KgZhzrEpqZdyobhrzD6I/qBXMP3Cc/5FqLz+pzOWOp3e4kXG57YzuE4YuJu7Y4nuUJfEuous1LBCZPM+YMYlp3cT2iJqWG6mAoJQ8ToVKlF8wfBGa/yYiaRdyRo4jy4DxBKAgsHszPC1BArfRGKAHqGaMTOUfUABRArwXAitEMGItxKCVcQzxyeZ51KrxK4xmVeCCNVCgoZ/CsEIz+4gPE8YfX8Tj1E0TiLJblRGVxGoZQe+ZcKB3MW8zSeYMu6m2vuY8QrnKzE1Heb6G4iWQkqpbk1cRBcRAvDUz+WJOdTI5amDcpzmUG8xQbYxayVsrDAZmfCTBC22PxFZubO4uJbm/wP3HmGozWp3ONfjnU/md9z5nLFxH3LZs3HmcxcE+I6jh2S+cxZe6INOXMHzNIPlnGXr8A46l/9cWYRcXMtczLHl5l4cwvzFa9xcZl0y4a3mD6hOGXmaeIQywQbi+5fcVOJhCx59wfE+YZYENMHH476lfcMP8Ak6mYePweIusy8cx25nwR5zOCMeYopxDbMHMduIrJtzKxHcNs8xcRXtjb1iK2xyIWI16fqV3/AJC2PtMeqi4oxGyxFVZiULuVOGZbRj7hEzAf1+CT3KTxGpYSnGYdhIWaGAXCM7SDdVKe0G5ZAl5iZepxc1cMxlU+JgSXuOfU+pVKXuZMyTjWIGSv3KKYsHEXGYZjrNwLaZcabOo2vxiCdTvEsxHkh9IEmsCXTBAgyxsjnqEihT1KqTiMd3CNmYLiFhvco9SxgMQqqz7muXGoGvcQFIeYCwc+4CWSWVWSXqVia5tMdsTVY1d4YfhaiJe+/wAX9y2odXK9hDzuVneZWDVzmM0bjzH4j+5tw4miL8Evuc7i5l63Pl+BTUaMXO0/SO3U0gwnhDBzjzH0gVcsj1F/Aaix9zAtgviLziFK6mkvD3PqGIOfEPMGr6l/UFb1DpL13BpYOZeeKlviFH4mGGdzkgTlmqhkhx3Kw3OPMdazHTH9TjiJnxHcdR5mzmLMWM4dy7GjETH4OWIj1Er3P3L7I7uBEi7hXJA41KGDk3AvxCrBKAGpwS/qVvEznMOlEdgwwFaLmiD6i+pSFlqP0j5xMy7lXUVe4hvU0VFcI4/DD9S8y83ENZzBr8F0zLe4faIzG1wzCAPMuLogutw0my2yAkKdiAabmAKMJcmJnmahLGDN4m4htibeJWnEw9fxFkBodwsXLMsLKL4gogpVMbnEHfMwl1G3GvcCJFXhHwqiZbf3ELZgF/cAc4uJu3AoVGjHbmDStXDZWoSptLxud/jjr3CE3cDMCupqVjxAsvEPMeM/jbH2z6jkZpqK3eYvqouZdrGjnMWN+pRXMv6i+JeXJFx5mD4hTr8LwTaDuaZis8TPLHmXn/Z/M5TruLHyi5ywg1B3b+oOYbxDc5hqadQ+n8DB7hvqGGG4NQa/ErrqGuZ5Q3D1N/itQN/hMEeTP4bly58wS6J0nKKLbL/5gKwNXKl/NRQXUbLibZj3OBHYmqjPcbMr4gQJYpkIV6YFTmZiVRiK6nqNwP4FgEyIaiYgxLJcXzAKTNoYE0TCPEMz4VHZPaDNr+HcoczpdxjB1DaOjmWfM/SFmVu8zLu/wArzMlalY3/EEOLguXMO42wy5MgXcdF5jdZbi+RAGNSnErxG3YQ1OI6mAvELOUvQphk3LiGsGKeIniqKrlIAUCjbMCwGKBBSisTA4PM+fEwYmcqwNxliwi0Nw4IcFoNRXTHnxKSxqHM6gfE9an/V+CGIyq23OZ8StxMs0ZjHXU7nDicOSOdx5ixxHRbF3LqL7v3LxL5i48Qt9S5z4l//AGGGMzbLzFnzLrW4oZdRS3MU3Fu+pzic5/HcMG8Qx3DR3Dz+Dc5Px3P4nLFQKhD3P4hzqF3O6apoM/aHcJtgYgQIlTuCo/qVPiJjc48xxNo8RajBiHHM+yEFiG5KXUEF5i/M5FTLglVWWI3GjLyxibWkveosQyZr5maBx1LMSsaHiACvW3PmuJekwrJBxqcS+cT9u5ucwQqTqHSfpHcRmCDxiGIfEMQms0vM2YOYvm5yv8NOoq5glTJ7YQ0l4jBsTiILc3EVK0JR3DKXGAtzEah3dGfE07uWWcTN8QIQ4Esl76mRE7lGUVgYuWUtwWWFy5pqB4NQaFNTGBj45nRmVRVQXhqJscQ4sBBkzEBkh2QcDFgu/caDdygmCr/Aqb/ANwc9/gZhh8Q/UNwKrqGpuvx7hj8O5zmNReYLmfiPMWJlxaZw9RfEWX1P0nP42l77gz4l4jmLUWKpcuXjeYt6IYOZz4nc+5/MIE1nxL/5gxfU/TDnMqHifzCHmckPENzJxP4zaGCH6garUEMXD9QKiRGvMSJBneZoV+4nuM+EtcyxxHc3D4YMa+4IXmZHqcu43XMwDtnJWY9txZcb8RlhDCNedRqc3CxmaG2JtzMRKomTxLSg9HfVeTUqxO1i4D19+u4NNOJcZYQJmcYnguNIsrqVkqlGabh5uecJ13+HMVNfi4sRmY+oiP8A9TBBcx7gVGwaCKGMwwbQlmwjNiUyuYmSIUbmPEEuBQ1G8IaZgYlZebgx5gUMxN4gZ3DTrMGVu4/aWGWE3WpU1BQwQKtpQLuUKyYGE9kEqKQWx53MdlI0zxxLp+JfmZQlxKh+UobJdU+uAAhYnCUO5gkCBUrxAzrM+IYcx0TiHzEi1csrmLuJ6jQRrjDLB2xxXcsPiLH3P4i+peNzhnMW0i16l5l31cHMvG4uGbRwi7j2imWOUXMvBD9zGdzg/FauGpv5hgjpzODLLv3MUzO8w/BxUOIbmvw9TBmGnEx3K1DbDqfKobh6hlnUrMR8RRO+5W51HncxUrykFnmDMTMS9/gEOYadQYJlxM9TRibtzA6nO485hVMInJudLEy/+TdiXBTUugcw0R3DMTienq5D5jIALtUfw3H1KeeHmVqV8mB4f9hEA7P2H42lxqZnGIHEcphLh1AxgiV6ibg/B5ZqO2AUldRg5zMNy8cQNnEGd3CCpcbkXDVzAcw7TI3Bwn8wvH6mCbCAsGYmxZ6gBeiF8QriSqsjwgwa9TmNVuKM54xNWatOYiZlBXMcefiZ13FxWoA5XMWFwXrUvkTPMJ4BqWcBPKuFkKzNglkVaTSEIsFlQrM3H7S1BGou78TB2BEUzKOYkDiHBqEOP6gQHuZ7lfcDDcfwsTHmd9Rj/wBn8MrmovM4OokyO2p7jOIseZxFl5l5g+Isvf8AsvHmX3UfpLwy86Z/MuiGXxPiH6lXO+5zPENe5yR0xx7mmDB11DJDXiHqGEgKTAnD8DE49TaprAyQwwaiyQxDUKuH7lXupRHKc+YmJUTxD9wbhlZYMw51c+yEHzDdbhbiaTyjSJuJvF3MNRKkpJY4lK1ieM2Ru1K3PqKwZhvM9IepT1A3CnaDryPMIPE2mYU97Vh9MVrdY9P/AMgIxoAw+nHuATNaLE8MSUGaqZMTZueBHqLEdeY7e/weoY9z2RNwW8+4keZ4TO4gpHNalGEEwbJkFQb9wum4M3uXWxMFf3FsxLyquNm4ofHqBwlhgItefH4ehE2sUHUGG5mvMaLwRqVZNlzK0zacQ2zLcyu4j1KhguXLq6lhtQhXzL0QjumEy1mXVUCkVzLoitagZxHSpYW2QyhiKLlX4hDBMuQg1md0B4uFqgKxuCVXEGZ/EfBKr3KjjDH4OPwsFTSx+0b5gzGL8O/MX7jHE9RYmn+xwCLiXnzBmmWWZl1zBz4lnm4tzUPE4nE/c3CFY7lQM7lJgD8Lli+WENQ1+IhxDeeIBeodQLdzBmqntD1DDzc87gxncMRczXX4HqGjU41mdxNxPwt6/B9pggiZ5uPtNEwcxKi1rMGc/gDECVuBUEo6g1/MduIm7iBr8GNRscw/ZETr8I5l3L/cweJviCiAsZE6Y6QTqm2+s6gGS/7hbXEu815haeUmw8ko6V3q7x0w8B3P8Myu5vE9XDHuODnmepz5mcS/EPn8Oo4Ynr8TBi9zNimCjcpu9SgZhxBQfzF6iLioWW4NQFYMxD1bK65JWnEARIQFwFQeUErMhMCIz4gXvEXMJ8RXEIBAjv8AEUY3MYqupeFhOY6ZvELXepbirgg4uUrBjSKEooZhKkLmnPMtpjQcR2LRlKgurlHcAxiBApgZgQGGBggfX4qJPmXEq+o68z4TaOtzqXXuWvzHmDTMcx5/F4l3TK3Fw9S8Qanc4Pxz+L71FmZ6m0nHbByaJx/kPxwYgIZhqFmVOPw4J3P5/AwXMDxBd1DBB8wfc3xD1mBbKgStwKcfhmLQzZNpxhOSHMI8fjJm1xK9xNzVuaIn3KzNSDTKqwwwgwQpKgYlYie5zlV6iRKJW/xm4pf444xOMow3NUtz+CnErfiVG6DYn/cy8b3sO737iNF/DcZSrhR2R9UUjfn/AGEFdsH9Q4+sLMnuChJpNM2bqO4g7mLcHBNn4ckUv1P5lzmasvbqO5k9RoMz3TCw8TJ7gpn9QN0QIViCNwlkG63LEm8b0VCuGIUYnoRy7zOWIYTJcazA/g4KJQ7KJUMsREMwqcTFuOiL4QNZnSuEdTi5gdQHi5kPMy1x4hV0GFE5Rbs+YlAPuoRQuepVyVcNALi7nEvnELaiqWGpp+XCHEX458zghzmJH9R2RnCOPDGVHUSGONwY/uN3X4cR/U+Cbly8zEWNZtxHWNe5dEv7l0y7vv8AFagfcMahjzK+Pmaf3A1AplVOI7fxzHdEMuYLgU+Z+0qFWRuFKlZ1ic6h4YgWMDM0xKzqKmi/wsMQc9TxQzDENYlZ/Csw+0SWRUufH4V3HOE++UBRmWepQVcsJAzz+FYcRKgtjS4+1ShMwU4iY/HJ+Lu5ZmDOszmY6smmWcx6uLzL3CAa6R4TuYqW4T/4xYBE+MTPENnaHKtcrJAFAzIdRsWTlynkhHz2j/txIxRyyLn8TJmHmZept5gEe4oSx3ADccHX4BeralQhGljwEH6gsxuF5JZmBU+MS8eJqbm+olcXGd7iIYQhvdw24ll2Smqr5iJzLoQTlBFZmN6gXGJnQykhOIO4QvNLJv8ASB8kImWUE5jUed6l44lrWYDouB/8RzQV65lxUim1y4Rw8wKCXkJ9UR8Q7nOoNcMZ3DHE2B/X4KplY3cdRI4juMcmaPUSnmLHfmbT9I68x/Ll6nDr8FyS8R1LYttS6PwazqcwYc9/h1De/wAKcZhh3DdQxF+pUR7xOJ/EwuswZxBWvwCoH1BUy5a/AeMwIHcDqVKhpht5gZlXzA11PGFoxKzrMogVPCNHmBHb8HwzEeI/aZdTC9z6Wft5hjv8RZmmpVQMRMRPwDcEfiNR07qVjzM8kY+plPum82eoNVMTzHvmWVnEG5YBUP0nT5l0bWx6C9JQs4XjKcRKJyvcvKXRllg5NtPk6lyU32eGLTuDhh0WFG1fwC8w2FjlUMN4jp3BoalVw+8zfbiKqVcStZlIELPEK+oWZlhDcwoIMDU0gxjc12x05nHifxBjESOiJXcGpkic3uHM55g8sQTAxQtXMrKwNTWYg3LUE4qAXOIXBk6jbGpxSXMH3FNZ7gFAxBBiFDDgXxKLxURUq2CifEGtxWkcom9TacYOfEOIZ/G4pafEY+P4jzogydTbiJ9RN9SoitRzmMcR/AtdMuGMy6qLF8oS5bxBof7gwcnJBtIM5g4IcT4XPuENTIucx34nc41NyswdQYJyVmcIYqCpoZ8VD1ND8BHE5hxOeLgXD7TKUJqaeYMwxUCBk6iYYFStzuVj+5W+okwP4AeMSzqHGUkKEDiJmM3EiTJzc8GfwOLiRJWpVQnuJBmJA8ZmGajxzHTcOOCQPYtGeAeZWdBpwmn/AMlyC+xhe1EK0Lo8QEtGi0V5X0Dx5nCyHZ4Tv8WnOJaDZF+obQckMhN5nG5heGO5irwJXVFktYBWMyjrENwghRGeCZNSitQYY/HuJUSxuM1fU5Yq9zNzGLRGMjxMWIYzuZlGIG1zSmIkN7lriCrERhWIwDxMpqVmpZmljlaNxQCipWoMTCFQg8wPMbTNiqn/AFlXBR4mtRW9xxfc5P8AIOcQR3CqdQB1BjzAohvENzjzOZXjEeJtkiUsBifxBnxLBqVfcTEbqMTcdeYqRcxrlnKDd/gv5ike4m6sgw8LOIOdNy2vw17hqD9/gfqGCcTbn8HXmaJz+DxDO5ihGO4FQKSeIuCiIJ1Ke4MT4IVdsWD7gZMzAQa3Ao8wnD8hr8OJqE5nPj8cefxtxGTKHUpUwntH8HX4crKgh1LBmiJRGVYGIm8x7ZlE3HDT+FTxUzI+KIqYVeYCmYMQjj5vT4iZ+tUoXsYLSBeNxGxen3CFvzMjzyTzzCvsFj6GXfU54hhh53GZHWJWTULPXqBqUjdumEiU3MUhVwQBrcGRICwRDBkn8zSaIKiozBjoiTma9/he85/DlG4ouZsw55lzmUUzKW8zcTDVQrVRQUzH7/UwYXOMEO0rxcdrgRKmjqBklc1PiYDF9zZ7/DEAfwsuLbDUNsyTcq0agNwh5n8fhZx5jn8HXmIan7Rc5ZTUpFLZccEZt5ncdsSOb7g/8waiuy5eJx/svMU4l54+4ZYYagwpIMG2G8Qzz+Rj3HxCjNoiKmfzCcIMSjzNJjwQ5OoPECps1Amv/J8/ioJkMXCncCiJUOIcQnCDBgzfr8fqM1GdTuczuKBs/Lwu5eownMdfjC8R01BiJNXGcSiRgG+oPqc/5OpgkGovuP4QaTMtNxwjjcLG3JCb6WVekuGYbgWeaG2Ghw5N8f7EqFCfEVcpvZNzzjNvM+zHLC0DiECjAjb3E3GrzMomSFBtnurlYKllYjYuDOoQ4uG38JjxHDqUvcDmPqKpqx+ZWXESbpWIjcBywoW4bh2P1K3Gp/yJ4VeoQ5pZW1Dvknqlb1BuFDROWpVQx6l5ij0jiVh1O4oAeZxmOVaga3L7gRL3Lkh/AZholfjUT6/BOfx6RuLzMniJEjfzFGYMdRvG5o3qK9r9S4LW4Oc1LrRNwx7lTx+4bnHmGMwcEIYmn/k4TQ7lLuKXLXDK55IrxDAwZ3MSaDAHmCXVTIEse5Y2wMStUM5dwMZMw3B4hpqb02n8RlQhDXiDBzB9wYZqDP4nPEdfj5fx1DzD8ByjxuItzibwi9ziXHWJr5/Ce/yVnxMUkHuDmviC+MRPx5QW24s7Y6YZZZR1KJOqGwNW1hyqANacsRoiSBXmG5yAeuZU2kfcsZb8AczacuJmnGiNm9TXzA+4meoPEqnEFmo78M9JReqiZxEpmYCZMhKxuFxmhzAgYLywZvP496i4jBNDmK6bmzHzBT4jTiPKWvPuUMPUBnmFKwQ6kp2LKEamLzAPc3xdwTtYGNfhyRw1HKJ7jjuOosS1wbjz+D5Y5YL9e45YlSbmPibbqZNMHNThgzmBifxNTiPzHIx1HmbR3zE+o9RwRy+I5mnmaW1qOY6jqO4doZ6g6A+ZpLl13D9+YDfjzOYfuGL3D3Lcy9buFvqJLzMkc7q4suSLGnOYWg8zB2wBrmHXEa/EXBi4Gf6lDMy5QgKw/cekEhXjUOO5VjA84ggVFd/jrqP6nJ+DMJf3B+osS5eTMHzn8Hidx3Ga7mEvzGKZt5l45ma5h5n2QpWcy+bl4YvTmJuMf1Fz4j5PxgI5jziLccIFP4DMLxLTmWxVtxHGOIR2I18wdiOCg2ZpS0C3VS3ncILyLUTSgL+mDNk7mExOCO2G4Z/A35nMqqqYMqcaLk1E2dQCAc7m2HM1D/mHHcJzEv3E3K/5jCbjUSx6jnF/MFMq2W1mKGCWe5uMKmvwaepQ5uFIASV5fx3NTSJT5j6jzBhii7iilOZQcR4w5itkyTL9xlwQhnPxKV4gyZqHMNq1KYgaiVONziGbzB5ibnEYmMxwv5ftLy9xiiY3EqPqVuaZjgnLv8X3f4un8YM7mniDVzvM16nHRDcXiBvqGKio/wBl0N+yZAjS4twaM1MkPNTfioNSpiQSdxUhjmaNzBu4V7uyYGDdznxBzAuoFfgdQOpzHUy9z+Iag2eJeZ8/heYOINR+Zx4l/c0R5jF+vwYvG5kdEVLeIK8zTUHsg6l73FziPNy8eJeJ+kXETcbGaMyevxWIniBRDLlx1Nzli+IuGopzDDOIC7hHAssmmNBgjHMCguVrGvotv1GRP3isfxAbSiY3DPuXHKYgah9M0xKx5h51FoOIGczgIhqYM08RdVUV4mU9SsblPBA5zAonPidytypTnGJ8J6RyzEWSkxccGC51MOsz7p0lQ8cw6Qer8zwSvMD89R5jFjj8PLic+4os4IuItTI8zdslOAZSOif8Z7z4TGHHcqM0JmZGrl+KJecS6SN56joiT+Mxmt/h25hPmeKlJgxj+o5ImYuWcS8+ZzC1nJcweob/APIaZ84l58Q3DLRmVW5g7hphxeoXrP5HHMco78y8wTVMWdQ0TrMGncKNfgrW5V1KRTAHFygzCfKIBU2lQ0bgzKYywKuYjBj8zlh+5fbB73BuDfc1BzBqFg7hH9x1F3FyxeZYYO8xcTbDcweIYUH4V9z5leI44/DHHcuqi2zaO4pXmczmO5Vys+O56nLuPuOjcIvMS2aiPCJq4SsKjXZcEextajGvVLXgl1bpi/3DQJT1MA7qGstjqGc4QaJwR8al/UXOI37Z6lcj9SiD36+4ptnlHhckQE+Qlovi6yfU/iaeIEB51NauH6gYlXAiSsxiq9RMn4GMnzDCZZ9sA9wpfcygVA1An/YnuUfhjMNxPMdE08xZi5i5Y8TSPM3i5Yc5xLo23BiaVNSd9xyymOp4Is7i7islz+JhfUZvUGYx3uJjWYKpmuvwCYKV9xPU3N4gXniViccsPmbYcS8PUNy7zmGGHnEOO4MqwuvEe5d9z2jYinU/5cSBvUNzScRZ3Ps/AbXcC8w07goTAViMDcQbzKFtTLUbEuRbcTtHKCgVdzTZLt/G+vxyQc4hBxOYOczabS8EKfgwxVcS4suiDxmE5O4WkBx4lZNRokSq/DtKxEq5w7nZJTM+Yt3qL+N3OZvme531PUsR0MtWNy8Y8SgzCWBrB8wwW6ibYDfuMnL9AibVWzzqYNwyEloyxjwYlZYcRUSnNztfs1LKzw2+jqX93didl9xDr4hCItgzgMcgR2owQ1EYKlGc7T9UUAuE/aYCUjyagauBUONErcrE0v8AqVnzOfMZWJUSpVuIWruFE1BDcfUrETPiam7h+MZjK3NJoTiOo6nOPZqcx1GChm2dzBg17iXuC5Uf7ntFRMkWXdb9zmOktQYZmA5PwuJefEVMcxwxieZh5jqo7giRIxIQ34msypzHTBpm9bnU0zic+YNQ0fhz4muZyy/klajlqOY7nZOIYY6buGTG4GeYK9zmd4z1NoKCNjhSy6LKNsHMriyH2nCB9TF1OTuc8z+JyTUMM/n8DqHnUPGvwIX7l4i5jGU2zqUsqFkrUHMI13OEJqJcyMqdx1j8KmcSkGGOyJnMdy75mu7g9X+HvLPiDeo6wy8t6hseoPJcsJmoVFfiWwmURgJ5JW+67eobatvriWgMaBc04g0pUVGbYrIxxeqmfQ7L56mMUW5g89soMDUat5ZT5RcA+YUNIZRc+Za0R8w02Djv3PQAWPuERd1ZcEAdtKf+TJhYsLPAMqhoj0wJQyoyjpIGYxM+I7mjr6gLgVAhlOoYl1DJGbqEKIFjGxK93HEY/M58Ra/B/cS7smFdR5jKspk4lZm2YA4lUYxEXcqZnEOIPcXcoW5QYncWZPAh5cQPEyGIqLGPuNBqpmouMEw9xeIvX4uvcX3H9/kbzFaS5phEhDRc9QHmrhnq4IWnGpVe2BW4KIxx1OJzvE0kudTiC1mCM8TMAC4uPEwG2OWgg8xC6wTMMFSlTiLdStzGeMQG0yi3UFKIUdRCY3Hcxfmc7/A1COo/ucxeo4cxy5hSeUuLFU2WxyTjx+K8xPmNBo7mMd/hF0xUajlXMzClmk9sR9Rx3DfibO6mEvMuaTmLl4jlhxLr3H4irmoFiiRMZuWUMsVzzD5qC+UyQMKuVC5tVREhgocwlreViyAAQqgIttmuMSqG92CNuMLXUQEZqPCByyrhS+B6dseyBWWr5gUbKEHbWp4qgohcm6hTFdwrUHlDC1Q0Sv8AUGbPuhAgF9g/uFQ70IhpM4kVXnSIHe//AIIhAaGT5B14IZsoHAYCBODmdzqcZLle5X4zEuBTAXnM58/gxrc0wl4hn1PU6/DPC48RjvM5dTJmm/xwfEWNxcXPmVdLHKX5zBe9z5QWjBMOpgJodzM4jtimKuYi52OJVBlXCoEpu5SoioOOYsszcdR7qO3dRgp4jLi1dT7hhiyMIysrcq2MC/EGWFwM7qBUDRPu5e9xzxUTzmanGo4sSVcwgQLhT3AOpYStwVYbzMOISytECJiYbgnhjjdfqazNQSu4lRrg3KPUpjqbuO0uyXGDBsm4rGk54uXF9y+iXjiXdYmY+Ypeeal4KI7dzFYI4JsZjKnMEaFQLayFdziFZVq8xUbzMiLLmJqDEREY5ubJMJiw4RHVxYOK/mLNNTmLq4pm4TgDLBsMUVQr1LA4EFaoBF9ywaz5ltzr+Z1k1fo7ZSQiXNf4xHJXO2nqVol09Q0e5ZdG8/3OcOaaf8ER1HRz6jdgtox9ECs0vSB/bAi+iL5ZWWuEbPmbpPkL9xh9iE4FII3R7gryzl3Apg7geoAVUvVypUZWomWcs58fjkmvwcTU+Jimd5gwwncPMMSpxO/6jzidx5n7/ksuI47uYixRRbGLmLTDevwMfhdBqpY4nonJ1+OyoBUre2Va7hS/DmKYozbOIPnHmXLzLzicn4XHljqOZz4iTy+4eKhnmD6hk8RLYjmtTbWZVyioH4bh+o4x+HJ/DzN+o4Yl7u4YxKdTN8QqZlGYZeZkgZ/8mSBrOpnVkBjiBVsA3CPUNWJUvPzA41cQmMzKsf4lYWwxW53BpIp8TutQc/geob8w0RJnuLPmD+Lx5i1cxeZeIUi2Q3j8XzTiWxzLfc0IIvOIwo1MkCjOZ3FjZcttnHNwLjEBOcVHMUdkqJnMAm24Zf7GpyQ+cRpqGm7iXWiUZzLnlgXcMvBFNcwUzjH6hAZQwHBiV/bBVY+o0+2ws5subPPlH2sVa5dRgJera9RYYtFx7e2PUvg2v+zF6Gg/5MBd0H+yOXNsxTDFYhqdStkD6nGCBuBmGCE4gzg1f45efx3OfE3UaJ8z5+oeWaIM48zE/iEIYJf/ANg+Yae48xixi4zFnUXRn3HFx4m6LD1FxFq8xTcu3E1Vag1KDDtOXUZbalkYjuDcWvc2U4mca2xStvPib7ucTj5jeGLEPH5GLWXd3d/i/wDmLGZkcVOhnEAPEGswMeYZIbZV93HU/RD4qGcwxWIMQxOJoytTS9Tc/iE44gWErPmFFx+BgwxxLKhXccoFcYl3EENLzOY+UuJ4mZHc51mah7ThBbckuL9QcYhl4/DbiYCepxBxnUHBGOIanPnqHuacRi26jqVpgQJpXMMvErNcSqooz4lZJWGPH9z4fg14g4mAqYvEpmNmZWNlcQa59xEXLC7IVRwTVVFBpgunEzNzHcc2YmZlM+CFTwqIbP8A5C/Uu9pY2y4vmGsrPMbKK23msYqPCF7dHQcTN6wW2fAy55bzP54nmM1OfEG/UGzeJ8Q0Y/BreYc7nOoQ1Op5nHmceJ1+H8fEdMr6h+pX1Ofx/wBv8mGGIZ9zrUumGiM9xqLUWoszBJ6pgZ4P3LjiOGot71HLzAXmKLBryTjcWmNnEsN4jwOLgsSi8fhp4Jm4lw4JZggtwaYUrdy44uX4/F6IZ7qdx3iaPUQeJYee47mVTJXM4F4mDGoMkMQhY/Cp4L/A/U2iVHUTG4fqVKu9/gLZgZhual3+B1lD/sopjeb+ZoxKtJaCxxAWWcRDhgrMoi4+WJy6gwZl+pgZj+caVKd4hl5l25fn8g31U0xuEKPUGL5i0azGP4Jc5JGyOo0SK2UqeYXxglZ2VKmzHmPEuZItGvxI2RAS+afxOTum5xNoPuWR1ZGK8SxsupYC9y7cX9RfMQdHuXWswsDTAGNWYOiCjjGyXy16cRmLdvMKN6ZVNcAWvgj4we11eTK0FAGpSyJ+ZkbmkV+ZhDxLX4hDXmGoTfuGtzmHiH/YnMvB1O463OZ9zxn3+Pl/H8znn8BmfdSpi/MCiaz+AzDUd+Js1GD8dPECvEzzfxMG44MdCLM4Rfcv7gQ4HzMpg8TRKDWZ27n1QNncJGnMEJe4l1GIwauoNM35igMBXmPXENa/cWrjRzA4q4m4te4AMCyVjpuoqud25g+phAxAzAz5hriJ9SoBuDGmEdT4jlKmHEFeDEwcXBWH7mYxj8OLiVkxAvGVIS5vUHBkAvMp1B1CkLPES4ABRKvcAEqvUdx/C1OWJwRSkIPKKrph9oofMUpuJWZct3LzDDEHLK8QcMW/UWuotTL+MGcKl1ZjzUvLq4skNxZg5IQplBcd8SrOJ+0/aOsyiLecRme4NP3Ebcoun6iF+ZVsJiGJeP8AITVmPcB0VEINRERYeIoiAuFxaVFqxE4i8viBqDr4jyTiWgUOGcSorbg0GUvbBPkT5U03MGZS1/c7QrhuHuEMXDnMLIaxuBqfH4MRmn8dzjc7zPOZ1iO/xX1H89Q15ge4HVQ/FbhDF/hjpne4nMX1KdkHc0saN/gx9kcssBZY22oNTw1DVzPLiPJAjWIdJ2xnZ/M7pYC8xTm4WpojCmmWub/AqNwNbqAG8wttdxAqZgHLUS2J4kyo0tiJs+WKU9T6sz8waxDhgZwMKbqcOI0lYmT5gV+Cypds/cLOQhtMYfSYmIFwVN0TWczfxAuYCcVQlXUB1KAwK9whh+Bwaixhl/cuuovjEWiLM+INe4NRNQaTZL93LxCr+DR+A5l45lmbmIty2yf9iXHHcP1BpIKnmGG5xzFVmYNe4bLv8E+Y4e/wsv4hDmLw3ERzK5lhmBpK9Vhh2sjylDCAJMQpGoanDUocQ21C8vZUtRVHqLuAWYRVELrD3YO8XL1oOoFqjtxuWBR9VAZK3tdHxCFxVwI7QQzE5CepzfuWE5IZzOFw+ZiLgVcCVjzKz+PifE/mcfivqOj8HHU+ZeI/E7jFmoQ4hjuV9/jxUqpX3+VwdRzFjxEzUYtxOY+NzG9ykhnBBzbKjF/MsDMuOGJ5CCiaeZQ4bqYrc6XUGhziG8pWSWLcGwXcQowvq6m5sggaJcPca4RUMIY/jtnLRBILWME+xLTcWdtR+KGO1l3rqY9Ra7mKfj+0yNMxuYefMNpvMN/gbh0hkxOZXhhhFXr8CJeJg+IDZi4NdwIdF3EMzB1HzKmu5QuWDXMXuHlMYI7uLme34WRZ3MI3U5ij7l07hRl76nUwTJzCjDcujiLfqNJ8y6dy8y0XMviGYOZeWLXcHBDzDZBAgkuO48dx1O84gGWycQbicZ/EOoKDMAZGU4GIQ0/pByoglL/ErVWQPmPXUrBNXMwDnmBfiUCyhUqr1Y6oU7jKzcM6RXH8U19uJTjqCc/zHELl7dKj3SxGLJjszczEHER8wDmBg3AYECgxK/Hn8OM/hHNfjiMJ9z5nrcaiy4QY8SsQNYzAx+K/FV+Kx4jzLi7jYd4g4J24nKJUQ5lHNRvF1zUIsEwAErOMzO7hoYkauZNwyW0KWXL1iKG4B6jTX7lvOZU0mmbY9mWogczHuZjqWly09y9ZiU7cXGu/mG124uI1CFBG2uOBhdFXcGNsWS0gZw5m0GosEU+JUDBiVYyt4ljUFBB9SqrER+YZdzDiVnxF7lEqVuZIGYb8wfw4Y/qUTic+ZcWfzGkvDP8AjBzL/CxNk3dy7Zc4Kg5lwdy86xBxiL6/A3DJOCZHmWtkzF+4IuWrdwR7j5QWO4OYZTA5hx/mWMuG4sThm44eIlMekN8V+K3xC7mYpTLHBHQZgXXcFPmCOoghcqS9zq48yg8RqbuDoBsrKpsETbKyN+YqOrnBGRAAyronGQ2/T4QXbEThxFY8sOxyTOZY9yXph7mA7mIMdvifpAwQNYgV+OfwG4GZ8Ssyme465/BsmKhp1UvxHnU5gVHxKhlAgdysxKZ4jOIx9TwnKOKlju9TSWLUwMTxcFo0ISg6lZioHNVcZQ6Z0XHI87glWesyHicMWzcarjSkXK0M9xgYPiDUCohMMzhquoMuoqHGYnO6jgzBaBOEagdG6irxH8IpVlwoRZit4uJZqLBiKnUWpkT9IYgZlqhTqB/x+BA9wKY+oC3GICtVP+XOoUQ5hg8wYfqAO5fv4/GC4s/mL5nc5ifiMXMJ+0OjmPuYuKeZeOZ11FmvU6zLonE5QxNwal3FiddRd7uLmXX4X5lL3OEDMoZOZpMs3LCVTXmW8YnUSUXO4fETwysYKmDhgw3NGcyhoIUhzGGYf7gr3OK43ruHkbjmziIutxewhPo+ITaQii/qIxB2jdymNlWPEtmdR8DXaVDHFgGOxWJYpcFeH4fNTVzOVMAhzkgzLTSG51CV7nE8QMwJx+KyytRJzr8Pc4ggeIFQsGoJWJUeYm+5XuVHmOfwTmaP+SrfcOczO6m+cTZqFVupR3dwuKqAG5yWkUKIjpqITMI8Sobib5jldqh0ZplK3KfKLS3Ub4jNPMJbgpWamS2VATyMYAKwQtlyne4BAMEubjlZqDcx0wkUKlNwSDwRruqgKQgBjUoWtxZrEodypIFR1EuPLBp8SyobxCEzLXv8XiXnxDn+4EwJp1Pq5q+oPcVsHMKCD1C3ubbiwzP1OZfictsWSXmGIu+oMvJL8xi4mGpcfwKGIXcNucxXRLHMHO24ZZjYzuXk3F9e5lOGX9xp6/A6S+5azuCp1LXO34MjnEIrhNndRBCOTiOGpggUzgysMSxzNokC7hTMcNV+OS7nU5hF5+8fvDAsfY8x2oja/wBwUyJLP7j/AJ5pDJnIT7eoSiAMmKM5JdtxRSAB3LSBSLIU9zlyLgxEVf1KMEM2lKgbJQw3MDUNQe/wZlcQ0fj+ZUY7iY3OY8dxzvc4YiMS67lYhx5gzDxP4j+46mh+KYx2x/DkTTcaqVHmBnXzMl1Up4zOmLfiWjlnKlkhf/2WrUoMzJhiquDvLC5F4ivbxH1iphWbI9YW3+/wC6qok5zNFMLtcsAqZchM1xmBbEApSwuFQaNEomppVfgsNRS5SXUTgzPBn8C8xuNQ7xayfgsiINhqLM43OZ8/jb5h6zOUPweI33NMIb8z+ZeSfxBl2Qe5fiLvGJshjf4dcfle8Zlw1Fyy/DOeJy4l4zH5qO4bg73CnWobn7wzHcupbDB3TLl5CLqo4Org41NJf1LQl+cwYvOJkd1KOYdKlu4n5npmXHxCfxHJ7iZ3NIblFTSYe5f3NmYJgxNk1T7JgL3FjATYyoOKXZt+GViGRZpbV66nqPKg/wC4VqgAKx8ROx7XHMVWPuE8X+A2QIhORxL3DKG8IU7TSNPEAM4TnxD1LqXXE/65zD8GKnM5j/zE8R1x+OpwQ5i0E+ZVsC/U31COe/wsYS4s2mkW47ZWk5iw4jo/uAXNOaiSG3uYHcdoI6ZmajxKnKohlLsJk3iETBZKWMA0IxCFxVdXPK+5xkZuTDjLguLsiiVdxkLJUGMT7pWWqleMT9JkFPw27/BpDjzMDEt3MdsNzAzmaYgxZLhh3iDX5gYMLc5mAg/MHzDwl2kxOIKdzAh2i/gc6hLz1O/wS7J1PmLmXfc5ixHcrOmOPx8y/wD7OqjxmNRnf4F+4CPMSoFXn8mRLgv1M3xO5YNE2Y99y+KhQZdv9Qc4l4m1i1DW4Q2TmbIOOoU5nXiYTVQdS8sS4Nzg/mJiAnPMaaJpF85nSLPmZOpUEG4WEmVRZnCAwicCyJPV7l7OYWcGK5hoHUvVklkYDAHf6gttlwrNXHTEQqy+oEWzBzN9xdy5gHcA85n8Q+JWYDxNTufzOZw/hlY5jOJx+KhvOoMWYOd6huW53Ll2anMfceO48xcxL8RWpUPcdR73U+kyzOZBnx+JSYVzcLaGoUaLJdEwJzEchgbGYbuyYdRU2rcqmSBwnNHpbgBTCy5H5lVdSgamQaWY+JgCD3A/6oUlZriFGViMdxF9StjPomT8P5iYY9QLYcYh4R+YqjKah0g+I6YYFQbhrG4eJ2mRLl6hLhiDq4Y4n8zrEqV9Tj8G/MdRx+C6jxHI/jhE+vwevmVmOifU6jDcN5xCAz/kITMN+Jf3Lwy84ijcEt7J+pp8zqczm+ZwfgwmocpUGIZmOag2MNwx+DD5hhLOoRM8RHE2xU+C4nP6nMaGXli9QdwazByM3ILBxHcavzLqIZi7gyh+DxiEcnUsOpoCEBipQrdRxW7nhB/A4gfM+IfjjzLwwzU4/PEdeZz+P4j+piwnj8WH+wRz+Cy5eI4Eym0XMsvCTJNkI8sqjz4mJ6jx5jQdy5uZi/uYE5lFlQPiGK5gtjUZZNSuGn3K8f1DRmcsxERlO0VqMxAi0YbJdZZgkTJMeQhmpSsag1XEKStSs7hKlfUTMrLiOTuIgmRg0wamUPMJsXDHqbTImAg2T2hU0lHH1DEGoQhMw+fiBDEINQ/UKhklblYZVTqOvErf+St/ikQzNjMrUSD6gfcxiYrMDc9k4gW81C4gwQbcSpVN3FzOYuJx4i1HHUcLWo5jrqZx3O4j3ieGbQ4CYEKuFfEMRYhgYbh7hCkWWDXcNPwa4pXmczjF3PpXR/cVoPlc5QfDEP7ylJ95SMFW6oT9fxYIvL6gLcUww3KVG0aLF/A5YVeYaJp5lWncsvGZYwyDcp7EFBGYyzDnMX4YCDDAzDH44l+SXmofMvp/DqMdxmiMZx5hqcRV6n6Qp6/DaG0WmXHaL9xrh8TA5j3lmSZPHc/Sa1PnE+49niPzcJAIwLhBlR06lzSXHPlh8hqaAMcde5dS8y8iibhj+Y3wYdzFaYAFU84gcIeCZIOiCBc+0MsyrNyseZU0lYiU+YfqUTR3Aus5gUcwMQoIfE0gPMFxDBuZkHEMOyLO5tDAQ3C7gbgZh4nwnu7gagOYH/P4Gn9wL/Cq4mjCPhEjtuAsr8FeofCNGDGoMzfiaSxzOEUepyZlNRZhWKmrjg8R3Hc7i4uXc/n8MbNSu9zvdRumoHmBzeIB/wDJbiGPc8oOWDb4/C/lipl0bxCBCGXmG39whVN5i0koqv2n8HXmWgDpP3HL59rFMWq5YYxALavcV6/SAhQ/T7lRSB0VfuUy9jLJ+5XC6lX5ZkO/t/TGxkcYL9kMPWbJh7RWtxWv4GxgahrcATUArMEU+oM8TPxLXBufrOM/SCiHIThg48xYwMHGIQcziLN+/wAcxwk76jBg/wD2XB+oNS1+Jedw7TliPhH2lB4mZlmjzH5i71FzOiP1UdEdxG5Zp1CU1DmUrAsWINlqjvOY9wA8RVvcI1CCqYhnaMAK3ZRokfQWMoQNaJr1c3QLgeSGIOCE4PwZlFSo1UrcTETEH4KeoEIOm4GYWQZwfgXA7/U5Q3rE/SDENcfka8zH/H4Df46QLgVxiH6gPUCGJRX4VA/5h3/ALmWvUY2lYjDZhPoz4zNGMQHGpV+4anfUMOoR8R3EnMrPMfMq2tRwcy8TzNzvETDcoxK8YgsyTRzNdQwmcweMw4qEuDQThMvcDBLLmGKhSUvMMjuALLVsPfl4j87ydeDo8RbGzuUoza6RQYG1WB2QFjJopuDFeekHnlL9dTf1PBPgf4jn20Rl2eR9yvDOen1B4jlL+hjg5ozY++IYC67g+nMpo6wP0MVzaaEPqGXM2bGLSTkgEjxmODmoNMtWrPwUB1MR3ABCFw9y4su9TvMN8w2Zly5c55l+Jyx/cSu/xisfj/rhOfE4RSzuPlmOfmNDcfeMx48zIHcWPw3RYY87nVFYsdaqUepnNEbgxDqsA2yS7HMEofqNygTCVKxwxOBVTULZiSaQELJqF4nPuGicoENczliaM4/Fw+Jxj8Oz8Oopgw3ArkqU3ieUC2BfuGO4EJjuVjzA3ClQp7g1AxDEIQNXKs3O4O9w1iBk1A11CGUhvxDcCn8BDAm345umOcd8YlM7uMVbHoTK40hIY1+H9QVqJj8X4hVfjUS38JH8Ov8AJbzcPH448yvwH3OIYIM7QTOoMPf1NiEUOZfe5oTB3mWYWPMDIztWPId/wmac+RanlYC29EzkSzb8sMBscz5L64mGXzICF0Qapg1eiJEdUeqnEa9FQ2Wie0MJA7zILGuOB8RyL+6+4Cjju1CAZ4kaLp1K9ZxOJrhRCjogXeJmJiiYr/2FF6jFw7pLZg3DbmDniD1iFglJFpqY+JTjJNfEPaoNMGD9QcY/PM+cR1KxOu4GY5rufxK9xx5n3OEvHmdy99xi77jqKMzFZ6lRuYNswR423F3bF+pcd+JiX+BLFfubO5ksyxVbiiN1UfQ5mgLFDeccy7OHUFRZht3DSMsoZqCnO5uJK9QbJ0uDUpZBq+oOJ1/s9FTWvxf4WL5ifPz+HqlSH2gUQWSl3mBAtxr8IhiG1bhNkIKQNwrA4gQTX42eIGTX4uOPxNwwE/mGIYhmPBiB+B6EseLlFxr5mErwQxxNtfhVESbRgZ1Bhrc58www1H1OGL9z4jw9y7qX6nOJWc7iZYYJ31NjEoox+NfhQpmhhiouIYeYU9RyZeiDzcbS7xlhJ0yFV/4MQtqvIrzG+SNC0dsHwhg6D2wiW1Sm0wNyzrEumWI3MyNBieIkrxE+4oc7/F5maszBFdzPKSHNu5srcvXPslxDHMHHiG8QY1uDN3NLWemakMCFCDBzCXiddw+fx3iVKp8TvqJ6nUZeS471GOIxaqLmP2jG7P4Fx+LRliXkJs1HRfMGGT+LFMDjE3DiUVDLdwpV1Ksg+5rU280bxFvAiUOZVReYhZah4mKBHeYnnMy8LFsIaSwJeNQd9xeMT3OfMuXK8/hYq/EVrqeV1BJK11ChxA+JtC3qaIv4MG4QZTA3mVfqWVAN7iiqMQXxAzExxHDL+JhqHidYm3mJKxcIefwYhxBicYdQzNpYNzfIz7Jvm4U4mVqXmV9xUfSOL1HMSsx35lKhhg6mcqWucNxytMff45nGp/M5hrz+D4nxDm5WZdO4L5l5K1Dq45TaW4leWBGnV1a4mES6Wn1CZa1m8E3UoOdgs8zny4icEymXyrLPW8V2nl4h+lAwy+3mUZbgO5oziFazL1HMu4SFlU4iL8fhUsW47Yb3jzFXP4GnzBdweKYZTSWY2Luo1R+TO5Zew0g5e5ae4uGO1v5PHDyhAiLzBwfgTMrySoGWJk7ieY4JRT3OGMcRN9xizxH8C4nojlHU2fhyuSoi9ytqfzFRvMcHPMWhipT5KN6kQtysDThlMm/qNmNcFjA8TzCEEdvDCiNxlvmGbijqvcsrIwm3MWYI+4Kf+QWLcw9sKPiHt+F9y/qLFip4nomJuotzdXdxWIXruHE/UrMmYZS51iYdsw6jhpuUWu4YwoQzYlnUCuImNz6lV1O459RIKMHWYrhFTBg1DJAqHHU4VM6gVP0/FSszBqJmeDKv1Kx2mjmJTq5c9RwxE9X+CRa6qLG/EuceI9xPuVNtRx6i44hXE5n3cPpC2symg9wDdU+mP0wowZfmOSzG6uJXiGMJwIbiEOHAA9x94yzF4z/UWppTSkpgd12T5cwffTEyf0QpRmW3mWx1EDvM3lhncK5ucW4ZhlHUD0jskrGpitQbnzPn9fgv1LINdyjmoLe5zv8AUomEyR3jUcYjMtahQ95nqCiK3VTQxU+IG4LcHM0/Dj+JxD9TggQ2/isxMxJ9RLPM7mGtz9o82RZIs+IvMteIqjv1CDf4nJxE9TVaTgir4iYsS7OIG2WEugqKqrME5KmgagktfqAUQh00MyTx4gJzUp8vMKITQ5ROXMTiKkVzGAqpk4jzMkcaVuWEAHmUt4g/cFzGhC82hLtjSLXufRBmE6MRLAuFbhY8Q71DSXGJeO84xxrmXmBKix14jFr3HTGGIQxUv1F5YtdwYahj1PLU2i0TSGNw3OY6jHtHmM3GO2vwaSoEDqIfE2wTnZE9/hW7qVU58R9TlKnDGOpde4r4ZRrOh5eiI/8AMQHMr14zavcbLTyxW0B4cUMPqkVtQ80YEs+0JTwy7yfKi0Ljlc5JfMfKwMVXXCUR031uOCU23u+5VytG/UM0Q120yryxPG4ZwcdRuVPpmeoUczExLq/E4avmGGLjc0jvzO4v4LTqDZ4l5lCwa3r8CkMMRpKWyO5n3TwZjtepxHJ5mzggW0aiVqBqBbNDuYICaJtrENSiVA+pRn/8Vh3EOpy4nKLM5RQZIqX+ot9xdSpqovuUPcW3oieLiXi4t+WcpxzD1OHcB7gTuNlmQm57BNYqmbtgj/sSOUxO4qdVRD9pY7Ymgu4ahfqVmszJGuJe8TiWAEzAjAuabSltfiBPUsPMFfmBzhlH17iziXnkIdIy43vuP0jlb17lIMTLDqGcCb8EMvExdPUKwBI34hlr8KUaiYjF45juM44i3ziXmCmmCqS9xeYbxFruLUMkOIGZhU1Q+k4hncxmOKjgxdy8xZl0PcXcXPmLnifOPwx6liVubZlbmKDLbjUXNTNRRfUWUX1OPAshfnQhHsys89ouSrUNo2uPUPa5bzv3LUZiGGOFKuOO1hUbbhUzUtbpfcEWpMMQh8TnJBroupmXiEzBFROKz3nHuGEaVmLfU0jlMGY28VOCYOsxVjE4YFGWIxI7ZpT+MPUWoazUzNI+6I5PMPUFjR8xNEwrEWRJ90z3CcpggZmqGgShqFPwGmIUqH6gxK6lZniJqp1Ofx/EWJxuPuasf1HmPw3HTV3Fm9RzFZrPqz94uPwZWYmcQOZk5nLMUdL1FZqWOokTOQYq2pcShbhhxDC3cETYlb7liBzNkVHM4EEoSABuIu6MoqsyjzcFCpgzcp5xDvZcCrCs7Mn4OFxFNSx1+NS9zDueSyt1N6nGZE3JV3MkGnco3EnEtITWMTaDME/aLGiOT3HCP0lwyYOeYs8y9xZxFFki1F3FUUIcRVcMoOSXmLrEc0ZQsAvMY9ke8ktfiYCK5/2YmePw6i4ixq56G4ViLEdLgDaxxnjMe2Ik3NfUPfzNMZcEbd3cEQGtoBItHAUEXsJvkgcgqAxW9S78w0VFAyy8JSyleZVU/cZJlTMuFHc2/sjTmOcsanC/je+YUvEKM1Ux2eZURL1BBxBUXnEe8wLZQEcHUA7m24DmFkmrmVSQoTqVmVFhHwyRWlECibjfKbNVKcQQPuEDctAqpRxB9wxfcrMqnzGV3OZdRURbfEvEdRUvqOLvqKo/glNRU9TMVKDMSyi+YylSptHHuFXzLOpgiwcdTnCVxfiOGrilRhkWFDNkES2tygm1w2V9yjjEhb5lUNEUUvqOobhUNlRKWMA3HKrCCMue5ko3GrVy16YJ1cz85hlth5M5RJdzS7m7GPbEumR6mqOmF8yk3MGyByg3FIM4jiMd8R5jnyue0YvqLLzB9y8wU0/gVMXP6glncWIuYVm4uoe0HPMW8w01D7TTz+Cy/c8ZY2tTj8Zf+Rpq7lCF5lHmLRjMW3cuhzNhxAF5lxl5jQw5VPwcwaxnJR9bMAtvXw1BxMknxLZtUu8UQOxbiiXXPGdVzmUctis9FeZmkTpL9RAE4rMFBB3/AIxcu9jhCr4Z/SfQsFwqCVmUYT0jdhcKJwxKMTbuUs2QY8A35gUKsPgqLYbiiGOoaT2mKaQtWcTeKoaVMl8S/Ud0ytbJu8zuGYm47mktqF3E2GNfcMmYYieJVPmFVArfEsaZtHYQ8wTXUAdTaFDzAtqBqBVwdTJK1K1Ou5xucR/UdzB8zl7i9xZjH2RcxtTC9RZ5mNsvH4F2jK4hrTNPMcvmLbAzmJ9RpzMH4golBvE2R1iYjiBsTAUjIViUHzAC6IhqquXGwwQnBAsNyhapGjLFMstfNdReyoUNvMYLKjClmW1Zlg3jqbs6jVUsiifzBXFu8sV+pqaI6ge6nQP3+Ks8zHKmHe7nqYFHUOptKZ7jSYvwLcW4rIn3F2i7izfqb6hhxB8wcwjo8eJSycIa3iDjcVcfMG9xeZdQcwjD3HCKjDhFjeJeWMfRMkqsdSt4YLGYu5vmNHsmWDMqCD/q4iyL6T+iNQr/AO718RG4bVdykKh2YMVnR+7eJiUObn6jlYcYWh4WFYH8xoUFTEFxttxHhNdzHDDwhWAatOyNMrzhGZCWd067JQ1UddTPbEXmWyttOFiGBm4+0bEGKs7h5MW8RFeYMWSLvcJqO9yuV1ASMg3NnMF5nevwGRQagW6zNHDf4BmVlqBLrsJ1RdwUELXiWrMNfgRUOGEP3BnX4VjEzjufzOql7l5i+Y/gstMWXvuLMxRNeJuzE9xd3Fo3H6Qqc/MfWJ8pRmH3OWBaz+Z/MFepm7IbM3Hio5uCG4BVED1ETM6zMA7ZQRwauWG2mWtWRZstlIaxNXSaEdlqiukD0lBnMobupc5TxiKrDXkuUViVZLhqixxLlbmiNFjBhH9fg88oMRpqmCVbhrnM0cwy3G3dx8o05jOP8GbeYsR/U7nOpzLhxB85g+SYNfiWSH2g5lELcQtULMGYf7P2mXuMuDuXH4x1zL3PsiuVxHcaJTUpefxV0drMRkcn9vMtle8dR72xSfKVb8hv7g5B53YVaFZU+52o+fr4YoPFVVW9E8cEB/8AZdDzMvMSqZQvv8Fil4yzRnPMuc+Zev8AYt83BaYAkbBlMYS8TkjHSe/8P9hlGzLi/cGnEOI7INe5e5YSp5mOZplm2HzEB1B7x9zTc8p9ERRMnMtUMjqZJt5gg3DbqY6gSau5u6nhmA7lAliwKl5hs6jUXmaMWpw1Br1HRHnqLUcJef6ijhF8zlLpTcwj5R4/uKiKvc6ps7mTudUBamz1As7j1GLiUsHHmZSzuXmiWC9SgxLq5x7/ABHES+MzbUoM1CsaxMOMQwaICkzLopbPDKFaiYQCoCZCbFQnFElgoAIhxmaPcL2LGNTf3E24mYrMwEx+JSURIBipSX1AHeYpumZOLmEfe499TIMHN8T1TXdflMG5SwxJbNVPKZkc/wATD9ou8ziG51ucsNbhiD/1wSziGCDNF7igwaYIM/qElGe9s57m0cty5cco7QK8zlhV3GjP1g3/AJHOZzqIHfgfLo+Yir0Ap7SHP39vpXUSMvhitf6goC5+iDiPin3fJQtV9XE81KzeYMP1EvcrPiVd1uOBi84jx5nK5b1HbUwMJCkepw9R0dxxc4My55alBLAJjnMWrplZOY5569QTjEHOpsdQpvUHGycHEHrcF7mSdwa9zcrUEMwqnUb5I/aPfmHFj9YWZy7g6Ytbqd6BTUYkQuJxKi97iWnUpUtedT3RMTCDfEEYUHqoYruGYNTnG4tQaJ5MPg+oDNygxF8xRpqbsbVHLbGj5nkjk5YsVMDX4AbzHJi1FnzHKot+o6xiKiIYCQ8RR4jLbgcy1M1cA51MziV3hgKRQSwZnNA1iVUP1PsgFlxOpZaS84ZxjUllQum6iXUbWO4GuY5QQuP/AMpobhVzKQ1mJdwAngIa0TkqYupluYPcv7gEMw1DnuL6mTEweYqNyy+5Ri4faU31MHbPK5heczFuMvW5QzaXnxBqX3+Db1Dic8X+Bcw0gxcMHvUvG4KVDiXzDpGHKNGrmjNOZfbF/BVkr7iU83Dd1OJ8wc1UApZ7i9oUNo7t3CHg8X2wGgdgDLVdsoxFHBElXWJ5nOXubePE5RbuJVVcySvM1GJmZt6/CQdPhcVqKAOOJkEjkR8iz9xZpLxXE2eZ1OfEIcfgp6lvZB6INNXClXruD1Cj4mYlKY5YmC4eUurcw/FPiUuY9jeJThKxUohmbeJk1KjKLxMnExDuNR1NYbmp3B+oM0YmmYUTqV+Y6QZ0bi0rmcppHKYYGo5MVitxM8fgrJk1mCj1PDc+yP7i57g0w3aReIL3UGckwsqUlBJQOYngQRS9TjzmK2obbxCodSvEp4RGGImfMSodQP8AiFs1UGjiU31BdJVWAlysry3Ly9QFQWVlqdQlxNQTXeYNDKKalfc6XMGWG55bhaMSjSWPMAHmV7h9RRU+J+n4hz5hBpDtLxYyl7z+GlEVi3Bzi4Ny4XD3iXmCnXcvU08Q95miYJwnKAH4hbEpW4UZrxX4sPL8DDMXzP3O7/HfUqneJe45qNEXJ1LLjLjpjL6i5l+fqHwwQArmaRM5Y75nEruOU08yj8FNeIniUnRbOkVslLVJDaWFeTP6WVVv0FZ+4tYZV4hdEZq4UDqDfr8FQKnMWDT/ALB6gtZ3F5zCBxCkFL6lGqmpzL2pk4xOY9szuYOLvE5JW4dzmDRLxFUVNxx5h5T0/DliDZChDBntibMwPwL8xPzHzxHznOV+Y1myLm1Shd/cXmbJfcyRcxFFjG73De2pUYZZFN496qUWcobFjFlQLLxL2FrAEMyahciGoYIm5WMcpSoo4KmnMDDOMxiQQZxLDUcMxRNfLB8C5cdQBP8AJqar4lUqfRPJKnm47HiEvMcc3iK+EWIWw/UcvmGLl55qHlFC2IMWGgy9S4suXiHj8HiZhmfxPf4LnGdwx6g5PwUhCiw+0MtTaX3uXBg5Jqc7zL+pX/XNHll2P8zDuddRwWS7iuLzFzOZbGhFtnDr5lzbxDct6lblwlSocTbLmd4F1P2jt1MK1HnHLGZWKmE1HSK1QA3iDjnJ7lqOU/hf2Eydt/qmCqlY4hqcxG584bbiYlrdQ8zGI/uF14hdhWIVklPEMsVCDeoO4cGp7zadUOyCzjE5NwyTMKuf4gZgVeZpmOoN7IE/WPyzFMxDKpdnn8CENEuO2qjtH8TWu42lpiWvxGvj5iyKxmcI75mIy0cY5S75YimXhi9RYOo/WaMv4qYZbecx6YpcaiEpZhI8wMUZl8MDm9w2LlomWRL/ABXcrxBOXUVLYwMYYq9MaXwRUy6O8cwVVLhNYlYFQT1AVrEBcGfEcRfcxamhEEIEDMSnMZsR2DmM8Q/c7q4zXuLUXuLfcPKX7g6g05lz/rlVKmoEAIX9Qp6nD3KhufEGENkHMvOszYhaFqg8/wBw3Ll33K+pX3OZcf3Libm5dXUvuK6KfcWiXWouIuWAjhkqLBwy2PE7hhO5wlY0TBU2R8IiYqOGSJTMSvqBjEeaMyqXMQeMxoalqZ8MRl/oam+QfFwmzp1FaOPOWUOIekqViVqBnxDKHtClS3xMHEok3Y1rbNEtep65hSuWOGoKZomCZyKAy3/EtM1AGoErxHyhRLbgvzLQaIsY1MG2FJlO5ZzmYT4x0hQmfcvEcpgmAx9anJKZ1Gt7hczGnMp/D9kLDFxiXiLxcuebmou48JS5gsX8TRzKctQqZriacTslzZUyYJXBmO8Ckey7JekFBeIPOZWPEriFicsxHEv/AKpQZYMMc8ZgvMyRGzjcMDuFxuYQhH2TSVvMftGxC6Lm7BCR8ywu/ECrKm2fwGclfhygTVQPM6g0u4/ufxDjOfwQLSBmAXCImzeJzO56ZePMv3Bg6nHmXnzL8wag5l4iz4glkMS/x/Mv7jFrj6Q3MjRFg13L3F6+4tbm0XMuxjx+DXmM3KCBj/Ie46meINcxKiqn2wosf1CgjmOzKzEuNF4n2ht1+DlA+JXOJQ1qWcXUQxEy1L3iGZZO05XcGoBPniN4ijiZNMePM0xuWS50ioETEwszEATSqnB+4KKZUvNSubYH4FhxyTTxLuUYhS+WGc2cMo6uFoQ4fgwMTwY0Z7RZaMy8Rp6jSLWbJYPU/wCCWMvkjZLwSg8SlSyX5l5mz3Fbc/EWEf1OXUQPMMGYvM48wxDEKl4jAFrqDo/EScRicRLzqA3rEGoT2zcblUOqn1+ArgYN4zMkh14mFmYO8E7/AMLPiYuYa7m0PuG/9lZ4qPSJBipUY1KU/wAy+uZ4GY8ThUJr3KGOGNQ1DZBp7/Beof8AMN+ZUEoqBnxCrmppZeOY7fiwJksuiEDCkX/iXeaha4MGbIG/MNoZRYuIaxGiwvEH6nSKX6nUcTmO7YNrfE4nNQfmYrU5iQLYZ6uMMOouMR57gz4jk6uMaPxeoEWsXceYZuNIg+YnHcCVljgVEqAZvcqmofSWODM8EHQytNwWAzFGJcwbK36lYCoW6lKCo3owIMMEw6mdqJWF7lLqOTNCootHEGPMve5ascbgv1EqYXHSD5LhlmDTqDRLyy/uEeOo5Y/DSLiXEVuO3cuNDxLsitZgxcvEatXGGC6l5pYgTIjWZOceYy79xccsYM+YZ3iDVYjjgU+ZUqUFhibVUGGCoHp3DK6gVmmBamKEGYauWrUNp8kw1PAX3DeowjiBRmaeJqpgnx+PGGYNMVevwVfiHO5pmIkTLHvGoCLMQ3mCuIMQJzTDUzmBUcVKn2QszyfcC5h5nOpheYF3H8X4i7zF8RdRW5dQclTiekOktrcHU1BwZgy4MWXubTjHDcyNxcs2TARpfc0O5SZVB/DiJ6lvjuVXOYNs4mmbqGDEC61O4zc1pmnETMGMMTEbPiZotEd6nxB3NysazKzxcrWJldbhzNs6hTiviaOPqG3UQ0Zl3FSuFQyOpj7i8uY3hDUAFkNpUHqNZxKGZgaSgw28Exv8UpmHcucE2l5YOJ0g+ZxFcMFxcG5eYsEvHEBu4OWDRiLEXHMfJuCrUu93FzGLnc8kuYdRzaucssRXNxZZ0lM5zKDnU5xlzBzOdssK5l5zF31+GMOJlWWWrUaZ3HqDfJcoazBrUvvqANfzAXx9So5uDXcGYYIXxLvMALVwpPJb+BmzMQPRAHxMNML/AJjGtx7d3LJw1AYOcEP3Blb6h1xHcc8xs9T98EtmG+IY+YU7n8Ss6hqVMxUCGucwgA4hjiBrqPUGnj8L+O5kXUVvxOu5x+PH7l1BPFwaZ7XB+ovuL6hhhl1DpBv3Bam2WNu4uIsFfUVjdRu7j3NvMKai+pk8Rc7+Ic9xjh1ZP4hor8Hg/U1iHnU4i7/mXG5z5i/U3dzScmDNxeoGGdy6g1mpwQPuVnmoI4mg8wdzhmYgqOUW4ihIMrmIu5TBlgzA1e+5SnuOhU6iV0QvmLONS5mBpFWtyjqoSvM3i7YszZl06hRgz+Jh3cvuXcv6huDQdTSCvEI0RcRbmnmKYPM7RU+FzYlHFxyJm8TXVyxuMuNRwzGhB83LphpOBqXbxUvN1UvJgucyqlZZTeoyVebhyfqULxOGobgo4ZQjMqoSU8ZhoCaDEorb+IO86mB5lyuvMGb3EjODczIMRNxzO5lVuZZbcxLNTJqY13BuqqUpgbMzJNZVR3+EVcYiTA4/cLVfucI603Dx+D5uGjdxK/8Ak96hiLqZKi7g8VBoi2zaUMYHUWOJz/kxirr8c4n3c+7hveJzD3LiwddQcRcbhSKZSG7ha6czN+YUNy8yyXQYjFoLz+LyShthV5gB0wdXMOLi1DcNt6gtx6GYuCdM+5eHMdefU4jkmDMo5SmO4uPMWVfua9x9zubmEB9e4F1jENviZahdpIHMatS1oucGV5uXjcOsRCeZbYxGkaS3aXHMuDOYYRtwb3UwxUGu41Uw5uLLV/jpVxZg0xd1Fioyz9Zd4yQ3D8DS4lnc0g/hkYPm5cw3ONwbZtF8RTmL7mmK6zNlyjmWL3HDO5eGLP8A7LzlxLzFgvU/7U7nUN3KuHtcAsxGXC6jc5lECnWIUq9xLUGJtfE20yqYbh5hzN+4IGSAuOErP4aEvDKr2y1q6mTzMzmDXCKkig9koJpBzFfceoZ5YGfEqVicpS5iw4Y7n3U/mdwhrOpzB8XLD/5DLc4dSh38fiNniZKxD7StwwjXiP2nczfM4jM46jD4lf8A2XB8y/OI/qGJfmLL5uDTvM28/hcOYuopLjo2QxcsuXdweLmDBczyuYMcQgahgnOozPxL+5e+5f1FaxFyxcRQ0ylswLFx/k6jOfMDCZqCFPcvbDZz+HhuWAT8XxoULqNOYUeIfEsc1ERMeYnSG4IU0zFTzFWbhxOYpossDz4m+sxHOIJKkBxEXFt1HmbUkrHPxKfMqjxBuGCcYh7/AAOGDRFl7luIMy/+ysQAjYsdy7IsWLhiQ3mYI0bzOSLuot1GBm3mG+oqd4nCLDiHMEzAShcAsrHiBjxKV4mB8x0UX8Ro04Z/1csNYg8dQV8BNN4glBWQJF9zNE3ErNzyZg+on4qd5nCRacZ9xDmX7LjZq40vHHNQnAytoUwtLku6h44hesQw+JkmUDPLKp8QHEEMe5h6l9/hI6/8nf4VzHRxFwzaFN3DtuGkw8QLcTYha9TCLbF9wfMPJGpeL/ic41+MXzUdeJxxX4HPianzML3BJbZkg+YNOSH4Lgy5lqE1cvI4l1CuGDxWZhnEvOSGRmoZpl5rMuDnJHPiHiO2fEcDFzuLjxFyxqjDNwaWqg31GrcfgHmBrqfcMepeHE06hPmVMFVe5hx+omGZeagpJfAQa7/HCKnzGalltrzEKGLOpR3FuOi+Zdph23EjqW1cfFVMuZTOr8yoYTCViYR1qaT4nXX4+ouYuYOi4cOIEvDuEYuXqXWzEcmokV4mRxLMcSpizhl4YtPiYPMvpgZIi5c/jjmFuoZYh1DnA/gOY7QtihiMHi/PCcIQBg8qCOgZ4y9QQHTknqgXHH4KJhAcBuFjjfFykW6mQgD3CfzNajxFxFjzFvbDQpcsCgJTMSzcyDiZgExyzuae4FMLQMcTTE1wUahx1KhK3DE5w8zE5jmMqG8wXBErc4bi2/8AsoPEZ9oMAcjG1dxpNPMsO4ZQca/C/uHwm3b+Fxb5jVRcS4OcwepnB+56TF8w8y28S/X1LhkzB2TTqLhl5zUHU1FnEGyuIOfMuyp/MvEsp7l5xcuXLjBSLEynzH9Rd9y8bhzepeZ9TlbDuXTBu8kGv/k+Q9S95mTqoaIfMNhW5QN3KvqFZRmYcwxW5xyeYNckd4zLW3ApIBvKqxx3UWW2aTBV/jJmoZeIuJ8x9so5lF1CnMcmUlUwqpRXiVqBiV3EjEriZtQMeJx+L3FwxM+YuCEGGI8xGctxcMwapi5IsX/qiF4i1OGagw6R6cepklJfUF7hoVKL6llKH1KQhbA/DweWXSnWFT9ksZOf+zFsbiQoG/biBnyICYYB6hT1MkzCD/yFMVbmf0P1gyNtLVn6e4gUIbDEECOFHEIKHLZLx+BFbiMVUd7nIj1FmB3MllT/AKuCFVtz/iodEFQAQNdwCrlHom0RKxxNS8eZpgNczDEDMrDOpe5zMuY0XH5HbmLiMOWDUftFcXF8TTNPMx0n4DmGZe4ZvU5TWBxUHepSXFqZKl4MwczkWFVhg1RHXj8XiDjzFxqXglx3vMGr6iv/ANj4g0ZIOoOXufz4n7fhtHK9z+Y0fEs3OXUEyzWOTL9Rys0itnZP4nO7h+pdOJt5l5IWJtmHud7q4fMTfEWY8RM9SkojVuoCmJuOuI1bAVY0pDRqAIg+5X4A3GiG0vPmO0PSXjFR8INsNQcJKxHficTniocTv8b9/ir2ynEfCYS8ZcT95zjtHDMrUw3FWdzdF13F7i1zHUvfiXniczbufbOpnU3hiLOSKwpguCry3UHuUrZAf+vbFHzZqrKMs5r+pvAOYT3Ksfb5io6BNj4YefuQSJjcuaHcflA57lY0Gm/EaoK7oys2TgW47fB5l4WGkeAXL7geLzT0JbfMqzmacV8y4mdXGvMr6macowNDKU4b8RLs1A0U/UIF1BvExsw6p4gKaJXOqmHueG5Q3LDeZge5n3BTmaQJWObjpARKdT+JdRi/GRPDX4LbFqED1BmxlmkM5+JRcvzMHELXmbbnh+FyuO0cor8fgz7ith1DA99zW4KdS4fJhtg6qdy7XrzOWcVUGnmb5moYqF16myfZlz7RcYnCXm5t4jA6zFjz3LLi0eIy+5z4nM5/Fw53EWMG+YY1BneYM7qUOPuYcTaakHMHzBoqXb/sHifcr7j6SkKsTM/TDKxx7i8E5lR5zNN39x8sy9aqDWIsGYY6i+gi1VRj7nDxBl3NvEtqc1OibeIu4zmF5l6ziUEcGW4pnBF2xFYixHOor5m2LUX1+F+5cIZZg8xFGIoYfMu+WMSr4wHVfB43HWtZC072p5Y1NwtvH7mYEYQv7S/Tf1M3XmFkMyoMRDzNMxC9vj6h0gcSv1LjRcJWWQP4gOUmi023SQq8ECOhnnwvRKxUQtjhZxDTccJRMQm5a4GJVShZlrVkalaZXOcS0pc52JpySgRbzqFEuRZu4+G56fcEI9JeTcysz0+oMGH1K8xw8wPxFq9S3Z+LxzcHVxe8TmXjzLx48TniX9S/OZt+Bb8L1qpk8wcucS8xanCpcG+rl/UveYNQ3BIbl1DePxxd4l4IsGqx8zZJZ3LJ9TncOcy8y8ePMuvMweZgOqg5eoZTCbeYxb3L1uVpGXnm45buLjiXuXvX49xol7zP5nX4OczInPEFGswqjD9ThmUgeMxUGp6ZwQU7/AqjuH/XDiHzNJzF8QXKpjke/wAFlxPEGMbiNrUBYMM8Zhm4YlzZjl1BnxFDQ8vEIIIRPwfpHbMKQGZbPUWnnuaTCN5lxNJkgxefuWi9xw5i4ly/E2i1qmXnmP3HHM11c5O4f9UH7mFcTaPMzx2RQfMehsae0PHt+IGS+zK/g5fLFaYxr4hpOOAySoV0tpn0TkDIMzEZzKoBuWJeoYGLZSXKSwhqQvdxRdHXEVpSOZAJ57V0+Z54ULEaKL9TxMRzhIIsHsQZn68FGwnhi2TZMfgj3U08M9VRZhd1AWoY4hsZgVFWrhuGkqruGyUxpGizcudQi1BxCHFk2zFXuGlyqKrqOW5f1DxOXf5vMv7jrzBqXZLxL9wz6l9MGycahgl5MS9S8y8sKR55mmmXZBzFx5lxxLwS8TnO5/MK4g/Uw4lLi4epxuHqPueJgcTY7l/8xdw4F13LrMsvP4DmX7l4ZmW5m2G4ytzmBCc6mj+JKIDeYD5h5g5/2GvEO4NszqDE2l7iqsQ4VPpHBU3DdczRFVdxMHOZtI4I5TsSrdQxxNJyfgmdFXLCw7hMhcx2P9Qu1BNq/Dbc0zPaC+IuC5yi5DMWfw28y8ty1+fcftFH9y5q4rnFzA3mdTjxO51AziCBffuAhccqNAWrxM0MiN+I5fLA2wVte1ywRvmYYLGKgX0gwcoOL7gBgMOmAG5dYIeZDSDoFuPDN3Lspc8sPEM8OLk0k43m4c/nNmzyogUPlf7mqJfKZYyDlTr4gAaS8S8MuOcXiUCMddozYWRrCw6q5XSw6oCLdLHeI+JhmDEBfmJUFkbuOSSozU6QNQ86jq+4PcXcWOLrczQr1dY5YVNMCjQsRa/dmtr5UplT5CPifCszp/JEZK4aBVqhiI6ahhc4QjCXCgl+qjhLw0/U9Jf/ABCm5gLn1QzDUPZ8y/qcoi+ZeXMtXFS1NweX8LQwW+PqU43F3uFcTUXmK1OYfUXKR14l58QUUfcMVmLTKfMH6hkhLudzf4qFmFN7haoFENudTlrEx9xBmHEIpOoS5CAcxZMy4MP1NrmdxYYYUjVPsl3FqYEbWRXJOd5n3NTR/meyOHmLa7qc3cXL/ceGCVM0PPOvELp4lal1dYIwqnqFPcYp8Rwiy4eXEutXFi3cWdzjxO84nG4+sysE3xGnMqvX4rUMjuX1jMrNY9R2AGL66/8AEz98RXCf4G4Y9aOgOgJcwgzbMln4wEarzC48o5gG/DLoVdcpcbAYl5jU4GfIjNspOpsXUt3ZpgZ25ilE1LVuCNM0KblgtfIckJIEsOdQtpzFURW2Y8tygckvfUFty1IBiqjqOFyq1EPcW7WUOS4agZn7QXn6mCZvPcvxOZwZnMX1MWJlqonLNlEbVEJvEdz9ECPUaqLz0L2REUOX+vUVQfnD9MU7e8xEzeG4Jy/JKZShKC7HPNwJ9kH1Mkhxfz/iambJZ/5LhtBxiLEXqXjxDaL7haD6l44mHGGbpWHVj0LEn54EOsPyZkzb6QLITU0jwrM1D7rEN9XEuYKPh/c6R6MCsr0Yq08dzPQSrtjsOwefENO48dy+7lZj1iftLi8S8wxUtzLzGEMSsw9RN9+4FsDJAAzuBbVz/ghRxU1YhpYXBDHiZbhSNY9zaKqeI3uJyhrcKLN5ePEH7i4mHuUy2LLwztOE5fhe5T4iMRoTl3NmPtL+ouPEveYVBiODHhL6jdiFjFsm0XVT+Yb8R5zmW4zHGYZiZnE4dSo8zU/7U6gXdyvcPhGKlrgrKIiGLmTRASU3C3gOXzqOekLfaY3WYVaQuBUGUxKEjXC2axGwxM+poqS2Wt0t6rLcuVM+ZVy3MzcCq3EkrQFW6HllwAQW+UUSyMFbGBbhYIxcgfzN8ZZ+iMzaAg7M0TCcyyFyo5hi02TISgFN/gBHUgpzKVjEOiVOpUYh13Ktzx4n6wWN2qliPcQjuFiUqaxyi0r/AFOPEpUdo2SXZFqpm22D2TxK20bFAnyQPjOsj4dMP+gf9Q2L4abiw54YPiJASyuVAhYvJCJTrmEn2Al4vJDhdl+xO4oNEv8A5i3CXn8GGFLg9mZZUFfEuQvHGvP+I27NVl+VlBcewRzYXdtj0rgXR8Qy7bYzUPpC3qLhsUhYKTQZX4hTwY/k3F/6wNW4gMJhQr8r3BVu1ZefxsZ/EcXND3LwzKs5YN5ZeWdQyTT4l67g6qaPMDVyvqBgxBcwUmmpsQ43NgNwM4q4s+JimIM6qK+UI7h+p9xanJG1TyZ5M/gSUnLiZMvMZUEbMED/ACNUsvEfhKfEuFOLjTRGnMvMsJUsqH4BPh9ZXY8MOMvjyP8A3EdgutnhJeIuJcuLXqD/AMw8s9J8oniV3NsXK+47jvm5VziBQZgGYh1MmUr8QsKBlXgmRhoYo7f/AKSgVsLA6ODzMxBtICiysYhVAHFzBYBwQBLoAzMWy1nj7f8AJVEBnXCFQiw2lZYimpcqpMU5ofBXu0iJoZMTeWCVfQAeiI4tYgC3dLC1NpEi+uIiguMhivjNun08xGljmIbIKZq4ZtVMXWJi3iVciprnPUuKQHiNiW/USuTxUoqqW4yEz6u4Q1PthVhm5S//AGZYEJuVcD1KsfwYVDFs1CxDe4sZ+4AkRI8/3GGXKWqXL8jHuXj8X5ndy67+J0BeS5VhRhsnkh5PObfklFNU0+HpgwzOn/sRkHif0PZCwAWJMiXmXrqcQ+Bn/b/Fl03EdRS8hfHHzL9Rt4YLxgjuo3t+pSlhfmMUUHOoWbbrMdglqyXKdPd6Ptl+Be1Z8EpWjFlEZfUTVf72JXJa8waZeOKnymnxD1+DDH4lQxLfmXhiisYanPMycxYYMKPiIrcPmZnmczBK5nPEFuXacTSYpi5pqLV2xLTMQfESpU1cNkauIHMoG7mU7JXuZZz1HO7v8bOope5b0i+Zp5luZdctRenMvMySLjiLOZeN5h7X+A4ZdRd5l54glA3W3CRipFQudzDtmmMXNMBRKYPub8S6Z3u5l7m0esRx4jrzBjzK7cxC/MrF3DLMLPiUrB+FYiYjUy6xBaB2soumqu5PLqLq2fL7X9EE9TItQkIsXcuc3NoRNYgNxaAwfLxHRPTny8x9g+F8xGuT6RI+9UwRcW9WgdsAf86aRygXW16b+Yc02ID4nlGt4JtngjRZcwDODbkl4Jbwbt/yXFU5ktYSlkxLqCCfaykdsQ0upequyIpRtm5CLSWBTL6iou5WzBXzA6uGOP3OGMTV3KKgZ8TmDZqGty44qYm6gbeYd8RTjEXrEFHfuZXWIgWPqfzO+peSLB+5eOai7ziMwcy/cHUP1Os4gZuEKJlVf/SGgbbYH+xML0GuZZSu10eTzLa6gq9tdEK+qLnraw4PH7a1AoZ4OXaQxUqEiroF+ggCLWb/AFRnfsq1fLFV3icxKA5gAYuIyE206aOJaI1VwR5Ipgwtt3ziZdXsN/cHFC17l3dRa5+JdTaK6xBLqDXdThFohY6g+4sV7mTVXFhNEHZU5jhLne5W5iyCfEX1Bqu5uLuEBEBNFR4uFCJ3qXXiY8k9qfSZ+oK3OJkZZ7mGJ8xNk4X+ohLVLa3icdw5EXmZS95JeiX/APYqwc8y61cvrcY5l4ZcZeIttRcQadZiuzcGK2YcvsiA/ZVwxtDof9rINgdglzKTVZzNb+4YI1HiJkmyV3EtQOeo0eYYZhZ6JQeJVM5ItRG/Go6B9OoLbAtB0EGjcHJicyOydI87msOIYqo8WdgixRTmmGE2Cqw/UX2tYt3+Sx1zyAP2fMTQWflJevEMb33NJRuBGYJgmSUR9rjoHUSjEK87uGcAXzMGNcyvJqcZ0l8EyjHICLtRDqDMNyqCcZlV7mMYZRKdT5zbM+MX1BKG2GouCGjAytMAZWOF/wARv6lhxLLxcsO2/cfa/cWMpUw1qNhl5igXzHbMEvMvP4GUWWjLsJeZ9X5gY8wPMCVOovWPWvtFkTyvU8dwTvy3OLOSWQGqHgPQ8QCBq8z5JdS1l29yqjGxL8QhOuKLfRoitP2GJXDcdZQjniWy4uahw0lmA+DuGry1vFKA3cLxrBDQA8YhBzFx+C8zXuXkhRN+4ArT6gjti1FY1Cl3PbNtxHcvH/v4MLmdanMuiZ5iy8bjvi4poQhjUuyUBPsjWDOHMLVS8Y1AhIoauOG8QjDeZ8RADll58TLEHRmcoNbi34iBNyXmP/1DvCxLh03C0vO5cc3D9xcS8xgaMS8eZe4NbY7S7HuXifxEgk8vp8Reqa4PqPztuUvZ/ZAbCLs1EMS3eIT9I7jrUdf+Qx7nB3NiIcbjdt1UGFHEd7JV84gFYxMZlUhxAruoayzQbhhj4WkvOol1AgzcHJlhL2Qag3LpI0uA/E14PUCocTuGPUvzmKeJmco8/gcM03kt5rMaQB7gwgKlVTmrV7ZhgUmyCogwAwDKp1RFvipZYuKgPRNWY7OYUrMx1BVgFAoSh3mPnt8S4buLyoRWXM2DZKPwPvNnFxUoZeNwZ9v4LJPmLF6l2aZwg7vUvxOIfMIGNTTA9z+JUdQhFgC4WtHYgBxX5GIAAx1EARzLi9e50NQubItCzFTfot+I9HFaZ+XUygrvc/8AkM7y/j/qjkOpePM51HncujzLbl4ix5g0Zh9oLxiG0wrMyu4ZdRaZ9y/wadwdXFh7RfuG4u4vFS001mIjSQw8QyhggyMxz+pmO44UHHzLTO4r/BcS6ZkdxyYPaH2g3u7jpzLzLxuYXBuYQy5lwepfwwueiekItXzMsTQ9QxmLcuMduYuZe5dS8TjOpzqVNyPA+fEqjDoYTsl0gm6uoAcM/wDz9wIYdk/mcThmPmOoYMwa1+4b8/jaa8z1Pi/cq/EqzEJU6mjcAKzPKPiVGM+ZxStxIkuZplCv/sHGI8sylyy6cw2zLvuBXFR36mz+DveJ45ZiXFDEvOJyBK/yKmDhExRl+MQlj4mMNmoC3EqXUFhMJWGpkY2UZzKQlL4gmiay8sMqsEJtl9jEOMKgDmNTMcrDUMnM06YMGnc2jS84jjFXn6j9JzDyzXDLa8y9cT+fwvMP1FqWuDGZWZX/ADC0N4levULG4iZltUduDMwXuWXWoQGmZtjZCLDnDAdsqCBytr/kqN+wy+2YrzGB6JeYeYy8sq2Mpz3DT3L1iXq4LUwOZw6hWFqsY4Rsy45TLnMNu5lBxlxENS69woamVwfqHO6mhAywxNgiK3DfMNNE48zqCjuYNxdTTcbcV5midEpSftL8wXzBqXFpJeWX9S5myVmOCZgbgeJdhPCLL3Mu/wBRZcszMnNRjTz1FFzL/H8zkgsX/M0xNcxh2/ECkZwbEgwWjHr3Ci0+Lx/8h0vsz9S/qPKbnV5m0AlX5q6l8vpa33DQCaRu59y3KxMl3DTuOFzUDURiJff4CpVJmGCKcEO5mlKTH4jfUeNz2gyQKhnTmCHOZfv6mCYeY+1Rw3MlYYuY5JpBSSogNNeNzLKMgfaYV/7L6iFh8QgLiLriO3BjuPjLM+kq1VXBKxKFYlzMixvO2IDUZqO3sgFUEKMwKwQ6tMzIUQygudS2vMFl53L3NS+yXdTrMvcvV/jkzOPH4HG4LPhDR+AeodZntiV6h4R6BASqPMS/BdPTkqYvOYu8TOjTNe1brL4TD7aaZfbFjGLvqcjcvm5b4hdZhPM3NkKNxNa/GZeWUfhesMUQqpb5hbH4x2wcS+ZesjFk7l05YWxiX5g2fhfuBKwY+4zbmWs7hmDqcbg03eYOoke4re5hXcfK5eWMfCK4and7lwdzOJWC4YTwlXEwVUr6jDj1NWfj+Px/E3HCRSXGNOY6/ARnOal+tyxMTzEImalPoHD27lJgLKfzHYL4Q9lMZhDjaeGJl/TAO7iI85Nh6f2x3+3YL8wQ5H6iA+bIPp2S4zEUWf2eZp/cIYIZJWMmJgsNEre7ieo4Ta4cYxCGCGHiLuYnEbTNCquDUwuLzKd5lA3mWWS8s0xKZg+I3vdz5S7zcDEGNyoIRqChA+MQ2H6gBSHp+iDtUxZp0fUEIrqcNRSuoDNbgFKx7hJLXw1BpM1LsuP7iekrwnKu5i1KGeY4UyRDyS6nMbqwZZ4QtuXFsmbJfki3WI7jqYXBhL+oOMSoPuX6nUJaY1dy69wYNVGYxMQagt1ABnDa261faYwChA4rczUmU0nweqi1P2hlZxFrqb7nLlg1DR1NDMS8tTs/C05g5epqL6jBwbm0FTiGoOINz5l7iy2JevMuxi5g17i8qizjUdoQPEpUCBWpgwBzLUdw0GYe5gZ1ExtA+Y8dwbJd6mXUGH8cSt1uaruK9xdM1Em6qeYFniVHHKadz2ZlfUrDWvwfSXU/abdR6mp8FwPOYNdQ6GHRHHGo1BTVYL+jllFF971/qWZZoyf5RDYyhJWsq4ma68xRcBrDBAEPwmfmeljxGRFR8nMQOBq5IGPZ2aJWFZNspVijEatH/CcniBAT/wDoPJBzzUMuZfJDzFm4bbg58ShUYYgZnUCyBqJ7jc3GYhQjjr3O3MMfga8svqWXzLzLwy9TcncrEyHQ/wASj8n8phf07epUFlsDrM/0QAAoMHqLKHEcPwo3iFXBDC2VIVmCvHMxs4lDlN4jVTkqFRcETExgxuP7msKdfgfqX3BxL9Rc7zCHwltTnzBZfqpeOIuuosGrxLhl1M77nCGv8iuF3mKq1UNRvOZepQKtE1JaOY2NHD/swDWoJBLaxLGkh1uvZDJvEGjU4Zp5mmalzmaYIMS7ud5l5O/waQy/+xF4mRHiX7+Z8JeqneWYcssrxLo4ll7zPhcaZiuo2NNwfiChDWUg11FE2VcxbGDbGajviYOcy6iXaxMdzC7i2iK8MAqDbuOayzqpgt7h3qYEP1En/VHL1Cl5mFRWOoLcO1zB6nyRLcRW4YG78ypWYUJZjEVVfyRi3rzKxKp01P2lnuawjLOTxKaAq6AuWSIx8qXfiLekuPDwSlLFYK5MQmB+z6MylTlar0cxqgthMHRGOgjh1GGcHkNRwUA4alkCOTnyPEPsLYzGzpOyVCWr0ry4hsq0h/cvCjfj28SiBkH/AIqZEWNY9/gWpeYbl4Yrn8fgeZp5m0LP4JxYNs5Q43Abh6Smc7nWZ6/BNv4m/M5YwmPlqxLE2pfLct1Hm/XxEoMRCZ4j53NPwv3NMzDlqYICpTKUYls/zEM9xMOIKHcf1FsmLmK8jLqs5jHMG9s2jWJoQO5cHBCWebg7jn3FplkvOsy8y+JdP+S57mLc5mvMNmSp4QxxBySjACu4Zm8sD8HVsQ4zDSaMMS/IZVRfFwTQcG6N5/iISq4BUWKBW1cwq1OU+SaYjaOWrxB1ubZzBwTTMy1Lxnc6S7tli2yyXnxFzED5l5YNO4IuLl9zKcqjVKmN8k2/2Xl6mQ1qDzcvUMs0mKE3YOJomktvcM8y5dG4bVcIvJ3Gl6ilHc23UDAyxcEzTxKq8RcRhmsQcVBbqdQN5qPiCVuUDxCoi4gqFdSqz+pkePwyqNTUa2VPGpTaxx1iYNJCtdTgVNgFw4O14IYqq/MgX+fqCqTYWLt7WMRjvOZR/wDkzMGBz+6J0wMVzLtkA1mNqffklpZ0YqYNeJmDk5lUZe4ls0q4TCIjc0xu26Ur0MuWjo/VEbVDR8XUJKVmXOYNjLrzDK6lRzGETfiDkxAp8ThmDZ5mVFfMHMeJYm51DWJUE76lQ2lZxFBrEwRAMDUseiNQHo2rqX0UqWLOJg/hoUU1FAAABoOocxNxu5ccuGGVYZGkYHcuz8Kt5hSaHcHxmOfUE0g2k4bgtzLA2QN2lVtR5ig2KQfqHCoP1LMYnEX5YviXnzB/+wZdMMi5w2SirLf/ALNr3Niow7i/XqXmFDqOzbcwvUH8wY7YJ7n/ADMwvcpeNRhgyAleA5mL0MHRwahVYIqNwzmU+0HdSnzNswcz7i0eYW7issnjmLJ1NHMcorfc+ULvzLSqcwfqCfMdo2+I+ofqLs4hzE1mBUDHmZxuYJhmOZdwc7l5l48+4jG5cNfha5zLsLq5eU3PaAvLGUhQJhqC2FMxG+ZabQhMnnMK6uZL5nwlLg1fUc86lWKlYJWXdwC+YDbWopf4tt6haEEieCpd7gKYlA3Up1CTC01/aHuPggyYel/q0Qm2ECgPBCPV/g4d1LJYOg13GaWNSkagrCahdHmNkl3LN8ReTMFBr+0Joay3cP8AmVie6+oCZRVx6f8AIjmetBxnuJ3CBK11OtzdbrxEp5nPMNxZh5YXjqZVMkzmBXuHUD4izqKDTzLxN3zKPM2lTqdxfEZYcxGEzaWAdmp7FxNef/Z/I8T2+Yj5nlQxcRxElZ5lU8/i1QfcVsaNwt/sDkgE1AlPmBTf9wA8xRvMtfhlDhYvhis7uI83DDN3FjMv1Lr3D3FJ7l4ZfxPqbZWHuHmGsanMWf7qe0Hicy8wagvibar8MIPGvwv7jhIudy5Qwy3Kcs8NQ6wpxiA6nUEz1DR+DpcaNMumN3ct/wDYtx8JdkveYZMHOYuPMIXHculUyPMoqJXOJwQOZaQYYQqphBol6zLXzLWwcefP4Woyjn5gtTUrDPJmXVZL6gBrMWoc3dQBxMNrx3GguLiwZlLuVnmC6I8wU5ahFGKzBWJvcceJfSYpg3fUAbYhXMOY68SleYlZan4fpBCI47A4ezg8S7U1AoMBZ1+C64jGMAALVlhQTD+0E8D/AKolSu/6juUSLi5f6PEYblaahN7yx1cikOoJp1LkeP0zFT4nPiG07/n8LY/AxP2Tg9wvrM5ckr1Ap5gycEw5gnm51/f4BkxB6mNamJcXcWLqE4jVHE8ziNF5jTcU4cTLu2LcUYwKEblV4nA7S95f1Km4e0v7lzqOJV7iFYnM/iZL1GlF1OK7JmC6jUY2ZlZlzPMv8e5l7jXqKEzEYYS99zHH7h9I5YZp5i8wYZzKxNhiGUKbmtTnxHF6/GXqXm5/cwqNMb/Cnz+HsxV7iqJeNzCFJ8otpuYG5eIU5hRzFxLOpefEwIZhqYGEXfMH5l2l6jfEPcvPuWqYZbl3LdRtPH4GD3Cj+PmZCXqOpn1L+5WLZgNweOO4F1jECppmmC2VBx5jsywdDcvETRDSGYIfESyewwLLS4C9/qCIS89QCgqYKZWPE01LK/3LckEEQGSOGpgS8kwJkk8QokKdwbYYuMOKhRcsWu4ZkQpZKrUeY3eBgtDDt8R/DxEYJba+crn1EvcyEvMP1FbfMW+TuOhA7GCt3sEKtZaigr5YVUcBKgGnHD6YieUIlTZc1c/Y+M8QWvNMKZwyu54mKlaNXNH8Vg/DDccQ6YYZ+0C/cBFWINGolqAvEeNQ4IExp/FrNCZxwJVz8yw3Lg8ysagUt7g0PLP5mmcMfgZ3Kwys6gRI4gZ1+Mm9/UssVcurdTKtzjHExAczD1LDv8Fhw4nJmI0zObJdBPSFootG4NMM8/uGDFSzP+S/qcwbJWXtgS9YmDuXCncfpAeZwnDGIeye51V3OJee4xwzEHMbeotS7J6QGcwyMRojA/MOD9zAw+k66ht1OdlTylX4gNeZaol8Si8St3GjU2VVRw6Kl+oYuDU4ht8ykP8AJ/MCATJAKhiJuKDmGZzxcMVLxiLcIeIe5z+CMXiUPEa9TIZphmdQXZiK3KzAZIEyI0KrLLaiTuBVEsi7rMMEoYGeJVxpVuJu7jlxHASwbhnMKjncuXTGozCBEw0z5jvVFrPo8HlhA1j2V2vL5mWJ3U1qX9y2nfxFi/Uuz8OfX4/mEjRA61Zk8Sqcu1RBXUeyQi/ThlQaSXDXmX5j+oqdXDXiXTcFr+YXxDcY/v8AB8QK/A3NubJp5gxumCvc01KK6g5jh5jTmbmcTDie33HDcVniG/E2BhQS23qc7J8z4jzKbxA0QecTvqOGVbEx4lF0kfMiDmOao+kvrMEMsCemPccMM53OUfeeMbCTbEGjuP4CS4OTOYLRqX8M8GXiaMG4OfM03iD/AMx29z9IvxhL+peQl4YvJHCuZ5zCu5kbi37mU23mLneZnMu23Eouqg73U3g0mYUWiXkuDmDg/mNEWY2LuBfuYEvGsxoRbrudjMfUXJg3rUdeYPmXSQtGYM3mYTHicGVjx7neIebhjARcSs4xDMq5WoUVmVzD5qDiD9S99SszqGBqAWsxa7/HZAQ0zKeI1/8AssqNbzFNdx7QfuDqZSsHcJMyt9kNHEY5GNVzcLI0jHGyMNFQ+5dx1i5yjL+GLEnEtrxLvxNrB7g5Zb5SOtEMXPKA7c2fyxIRhHkRzGQD55mxAseTDNHUIO/wFrC58rm6gVmbScwgEcEwy5lYgJ6gupcE2YlBxNCOsTbcacqRtriX7m0trc9JdzAxMuoeoXzK1Ka1Kli+YQxeJqGpzH1DBKjiXMAcNy803mZObi/9cadVKSYQ1LlxxMvf4ULuaNXEwXncMiDR4hdweMwgt1xLr1MVMCXTqDcMdRF+ZceEvWWp8rl5YuptupV1DByzD3C0XyTJUvziLmX9ys/3CyXS9Rz3MOklrYNkGYV3KIQlGPm/wQ+f8hma/wDkOMsaDHpYpol5igK8z+YKoFMpvFMaYLhYgayZh4YlfiP3hkauYN3Ne5lUPZLL1Ddz1qDjUNvcvEvGYv3Lshje4NzZ3+K8eIDvPmFGLd3+AyDEp4zL+pZeIZ3uGCLJMu7h5iqAHCx+czQrU26jRznuNyr5h4hwJmcY8Zly34Ykrn+JhxGaP/I6hDPETERVEfm5zHcpCX75qOVMbMpUpN8sUAR6YaiueYGCnUCniYHEqq3BhD5m6lN+IJgZcfg6Q3eKlX7gYvMDdQKlu5dNwARKnE5amk5xOdSpuBnzA8Sow6cyjmEFOriZZW5RcOZXlga7ifcMpWIrWZ44RF6nkxozFm3EFm6jdJ9oIWVnGriXbmchFm7is3nuG+J+0N3ieYOPMF7qeW5dU6l6u5eSXXM20fkwXuIOoY9k2xueUG76mqqGUcqvEwMML1q4PFz2l1xca2kc+oMR5L+YuPMomMS7g5zD6Q7LF5mq4sS+6n6/gJnll+5ismYhTBUsMS5o1Lc5VDnFECOW6mUzVUpXqGRUQa4l+5SsTbNCWrzOW8T5Khhg/MXMvEuXsly5ucM5g1zmGsRifE7GEXlJeCoquFGWUm5sczVdzjxDcVTJmDU2imYf+Rsy/dxyjuoK/MDyYhLnhcFm44XU1BhgYzuaQZcRw1KzEqpW5U7lVNkqJiBwISKLVrusyiCgKolJdY9Siqy/ZyRtQJdysYqoirageCfZKxA3thQIa4lUT+YWz+CqWpt7geoXiGNfxOXhl4NThlXUP1Nq0QoQZZqYbhfMrZiYfhWZVkqmDcM3PmcxMsNPwFVzHKVMkdFaYisDMYXU3yx+kyePx1MwZAdRVw9LmvmOeI2iK4hFiD5g6IOJeCGWTEbNENLWUxWGBHmFDMbNr+F5w5l6ly6OZuL1Lx0lly/cwlnubQad/ELMMsYJwdRq4p8x9xpC19wgJlOCLQAnbuYPEpRiFppzDGuYWZsVEWQGbqABVwK3UfWJZMeTEodfiF4qGfM91wAOI5azKmKzDggiwfcvxUXMufxBzLLqKXLv3L8xhxcPFw6YErUwJ1NzlMIGT8B7Sj1+MnJGjmU+YDRucOGEU2w20SqcSzszO5k1LmYSi4aTUxU8y8TbNTkJpUrDUZTWEmUCmVBbr7iYZp5ldbgUNxr5lzSxyTyK7mQa+Isulrp49QwoLbYFP4n7loEMNWzKQBcC3xLDKlF1KzUKMCorHiH1hg1KHMyG7i68TI6lghvHzuU8JCpB+YEdZ9QzLCUvi5WqgywZanE/mLkhmDFwPEAuOUCO+pz4gCCONwGpc8yLG+ZtFHiPpcMjcsviAOY/jbBNYVOGZ7jYlt7xFmZP7grwywcly8wpzMd7nDNzbzGB8/gpP+YhhCNvE23Eb/DTzBl1qLOYtV1Bc2wW9pCxyy63mHkXEahXE9am0rz+AbHH3ALhWDMbsrf41OJgPEVUBPpLBzCjDBB1B+oBckael9xMkre4O4QGZS4FdS8QfMVLn8G3dxBt5hnEz7ihnubO7l+Z4a8Ss8z+YRahSwlvivwLwTZ7gXNcxdwL9wG9QMQo+IMkDXcDBDGyoGdQEdIcFQMHUr8DbuWg87hnRNeblFzXLbKhQ5uNI7m4tEvV6l5wTOpbccmI/h4hKlRJWHGJxiGT3LRWLuJfjwfqVUXyihAzBdoFg4Jot4OP/JUbms9YzL0i7JA7ucoMPuvLMHmZgh5YYWXMMC2Gnc28Q3vUEmDEIqYZZIrxLDMA0H8J6VDKcIUagRthQNRmawE5ZYs8RxH8VPgQKNYhjH4vEGvEH3DFSrTuKx5jl/wYgig9RNruotlx+xEVnc0l6Ljn/wCzhdXP0ntD5EzgcBC22Ycz+YPVwyGoBuM+yLvAfURijHuZ61DGZMy9Twf3NZz1c/aG2p0ahSaSnzKO5devMvHmeGoS/ufubcS61CkLXqYcvzA7lL3iUuGYOCHOql58Q/cw8zk7hoRTsl3fUvPiDMOIUSD1FmXjU9QLcqSxq2NXx3KKxmavfUvUITpiG3UyPEciku7lbiJmXghbceaZz5lYnOrJtnM54l5zLvUL3iHENcwMwHEFQfcKhczQPENx2Tl1MHqVmHOcRfqXXcMn/YA5xKxiiZtkB/8AIC8QJKPcrdGZog8x15mv/sW8zK7iQHFxlY7iYYle5Wefw4JVDKMdzlEqZW3nx7inxRr/ANnjz1Uu2zO2gdzIt0QKMUUpSd6aSCFm4I9x11B+P9Yxqy8ygBonyhl4mTiAJnxDDUJMrzKASriFDX4rBONQhCXgxFA3D6RZeWPimP6nJKnxDDiGZ9fhZeoPiFVMIW6NMRSO4mFX+IxZo7i9XGl8RXzNm5txNJfluW1mYGJc0zuekuFKnDOI09zLmUM3DlKYgy7/AAMfErW6hhuZ7uphdP8A5MJlXMq6lCZeJy1AYupe+amUumcfzm2LrqW3uXLaMol5GDbBC4MvMZM/zCnOO5izxhQbm3EB3NKrMuuGXLzyTbLF3v1CszmHAwwg/cdSxUdc4iLg53D9/hZZRr7g1FzAGIXmb6l8R4/ucxuI58T2mOI44nG5i9UzfEEcwPqENQQ9zPM2hxDHVTF1DECy+YGeIbwy/uWqzKwKWViDBieTiGN6i+vUVQ0Wwg91LIisz/mIZMTZ6/BvOo8QOGUBgjj3GJg/BpDG9EoRjEtnolY9jyn7Ie2bFJec1KhV+5XQqAIFqUqvmcaLxUawMsadQZQwBVR0R+THkSXP0lxD9sm3D5UqM3zifqWtGdrUaaHhhkr9zIdQoNSpSHEO+YueGauclwddTwlqPzeZcY7xqGzqdzUYOZ1+E+pxr8KoCiISnUpVcxVrcN2Sb4/IvUXeZeCXPlcuvUHTLuYMwtXUHEwsyeZRr/Z7Zljphzj2cvmY7J8GNHuFmmF0yVMqmWmiZXucbu4LudrxK4zmFnDN/wC4msVC3PMMav8AGpmmHnAwwVHT1H5gxuLxgiFwM1OYNOcsLWMQTuelMTWWD1UwSrgg8zZBtriDxLg7xOZ7/iXktx3NJwQycE0H4vUq8QjxMyF7jlqyImkvENeZ6Ll0pzUveIfMvMSMRNxw6l2NxtXTFDngmCw9Zl/cC5YIFSokItGbmxnEPMMV1DNQ5gwL2TR3NoYqUGpvcK1xDmGvEH7g1zAY1UN6hVZaaeJ+4wM+IZgcNQoXEUvEwPmX7j3mGvMfCwzOu5Ss7mIQeO4wQbjk++ouMQKxG0Q5CZTuLtBKtYZ4x3AUD7QWWyjKivzGN7qAQh5t8Sn+wXF1lgdrL7nXVyu6CAuCMUXyH9REUP8AmIhKuxauX4jA1/NwwSmYI7iR3MgTuLmLh0svzCkGXcuv/JbfE71P+xOYzkxicv4+oedzmCrBiBiJROZcOn8RTebl1GPJcQaoIEg8fgvuOzqVEz5lYeCcupeHU42RfE/iXQRjD7jQHUBfmOd3NI4eZelfiZWQXiYXyTOr3PfEwN3BctQo6qUhQwflDWv3DKCFEQ117gYr+ZeYuP7lW+YV4v3ONxzEvVSqObiZmupm9ynOWf8AFwFcwdQc1uFOeZl1L+vEyl4nB3OfE01n4hsZpg73c2uC34lhxc2ywddxq+ovuZYthnud9zqOncwbh7i3qckKrmLkxLmHqCt4m+54xDfUDBmY7r8HExHfUrBAjbubsSipq7MwPwILDLmDbOpgM1L+oOPMKDCjLtmDmoucQgag4e4YY3C3MNoM51UsL4IO61Li8YZ2YN3qGOYoep/MC3MAF3On8JY1lDuUkXDXB8xWINfQCCAHKoQKprgJZOHcEMs8k9o8rqK7bU0V6dq+paHUtXTw/wCYAKr6ESy/wjnG7YFIp5FWMDsxnD4j/wAMrV7jlEzy+DK+bYByUwS2xMLAJY8ebyPL+oAP4A/SS5vmeCOvUUvzLzDCftLt3LuYJLxB3ufxOOZ8ziPucT+Py1Fi7xFuexNJ7RNbzFBblALxj1KFHcGf/IjnqI9oeEISmrnEf/UqccysSoOKlPCe4iuYWfMuhh0ZlzTBtuyYXuEFnqXxj7hhzBcs23cGnNQdsE81BwJBfiHZJ1x9TRkuFk3UvHFRahvTiUrcuevEM84m3iXiD3Fxeoz9S8xyhbxU71LSCnuWOpsxcu2qzL8kMcw0Qetw4gWGfmH4DEusTXzFiFXFRDBpYX3Padw29TcXGiMN+Z1EcUwCkpuUj4h2gQohAp/5DLmLDEEKQKdQZIXcStdQC4Aw8Rj1mVkp5haM7jSGWoPeoP1LLf6hF08wy7YWjZ/BzhmYYl0xRA5O5+kIteZ4mINVMvcbBL1L9w1Kx1KL1ALzKMQ4KPF9xqNHCM+4q26bL8dys/gRcvctChxi8tV00goUeCnysuktiivjgTnP5voH8QAJVlK+xZX+pl/MVQHaFMt+kLsEOmfwAofrt/8AUu6xlEVuaQF+o0qFt0qFhEtw2g9ogEt8OYSpVBw+E5JTsHl14oUHuLlHjuMdu5f1+A9QXlg5uXncGrtnD8hjCL+WXLpj9J1l9n7i/U02xRMot5l2ksHlmPO5l9y3jMVXiFtXL3X7iz6JVRjSy6TufMXPcvS1PvP+kPtFelhncW/mLGyXfdwy3mHlLeIU05hyZXtl+4LifKGPEUbmRqcG5lhU3DyYl8p+FO8Q4TsgeNwdZly+OJ1T8S6dYin/AMmzBw4ufExV6l+My8QcuMS84piMUQW+p1Zmc8QYfMALhge7hl1EyOyeVwxcE8IQQcpyxGHHDmJWpV8YlZv8FUyrHuHnU8QXqAKbmTeIWCbaPqOeoVzUD7jbKKhyZII2E0l7mbl45mRUWuvuDHLOGJSsbl0PMHkmiHuX1DRC2c6nTBg9Q8QN7n3F8TcUeYZSamCY+473OGdQdwcQQYYcQcF6nOIhNiJzrwkypd2KPRA/RFEM+fcGcBfccgr9xalKetWXj/aV30SpKqq6X7hr6VUYg7FVJ80w5ADLSK6FwKAurp6YXYyQgcYhaE+IKG4hd/3QDyRHLu/MdsGUUweNxVovzCC5AeBubIqeaj+pf3L11+Bq5f1BwTT8LhA+YOZd3L6m0vzF2Ro9E2jlNmoZEbEw4n2fiMO7lRnLEXi50JpmEdTgqCrrU0efE58dx3z9S9zzmcahwlly61LzW5fcqAbmA9wVNbhsuXb4i5hhncvcuoYGagjE5ZxDosocwsmYLzD2g+U1Mk45PM0Q5/z+EhXe5yi1sjkXCsMdkHOLIJhn5ia3PV/j3OHEL8wXMLDcHJ/MVP8AU+EOMYmUNuTc1qsxMuZ8w3/5BeauWDBrxAXzAIYYYdrWAIJpEzMmaeIFTIijeplFL3MUDz+Eq1iO2pTvMHUDP+wlmW5S+p/zMVpuLUJ73+TeWfMH6hvEuymD25/F+YQ1OJ6uoYINO5eocv0y8f3H9Qyk5lz0gwa7h+oyoFD1PiYDM1vU0qFwY9wWH9T7I28QwNwdQw8xMjDi2VXUMEVTiH1gPmJTSPmFAL4IRf6ZayIXHQEHhkWnBr13EtAlufNxXS9TAWzyk5AdI2obPmWgoR5ltuQfsRpY6FNxo6rLjmx3BIjBlJcarcs8y88y6jhL1dy/uXWosbhc3maIDELMp+DlubRoRtzmNLmnMfSO2P2i17iFYRwscnqZlCIHDcZmsy6+45OJtiJTEwb9xzouJQTWYOXruc4g4llcwZeofMwMXBVmZTYxRBxLzzBthRNS9o3RucI4QdwcdQpUOXcGnWJtcPKoCjM83EKeocrJi6Zksi3epswQxC+WJm8fzG3vzFficys+ZszKxNJqbruDVdz6iH1Nr4ivz8Q8BLTQeYRMJZApWLtVxooA81HFOHigvhgZohlr5n/KIheYCo/uIMiq8OHwxMjY+SLtlpnE+yX6h2Ll60w4TJiDiurI46SeMmJDU1f4TeIW8QpeWCkGCkWXqc/gwrIJcR3mXDjcFZdPEsKzBm36hohv8eWoePx1OZxDe5/MuGjud6huVAuENPcFi9wWIM8TyQL9yoHZD9QMc3A+oFZgPiHliOZOeJkPyAQZIGQxAra/jUaq/ACdQCex8R86/kPZOBkI0qMvEpRYL5meKgMVACZzp6gFVX6i3oyrro+YBMIndxj9I/aAO5l3cvPiXB1HM58S6qDcGkuGOotalostajGXUX7m0WLl4OpRN5k4uKP6gWypiMFSpmN9QC3HKJ4hYwRTeJ9svLUvW/iXrVw/mZOU768zviXqXR/kvDP+1LzB1wzkl5Gswcdws8S6vqD3qKpttmxkWGBzDhcNM2QLLhhzcHzDgfcADqaOcQxKqWXm4ZQ24fmGDzMpiP6hi73AxncsjzKay14gUygEgW4iOxuV6ldQLRSzCBipaaElUzuhV85ICHeEfUaUbpmIEb1gVIr8Db6jhRF8xAJy0WC+fUvSCbNagd32g/cItO3+Zc+mFCPs0vQ4YmoxbNOfxgxm4W9QxzLc6gKbmUgB6jzOI6h7nHbOZfuYYUe5gm39y5eYbY8S90wZQ+ZecxZnLK4QnpLzBxDNQ1DHcGqhU7n8x+IbhA3PjM48wnPiG2GoLlQs4h4ZhTMNXDW4NcQcy8cwhCp1E9ysjADES9ZnCLiZeYMorC8wCXcZvX+xwu8w9VVXS7IQrBYTA7loKq/1MKc1AqrlxlSqHImxmA1dcOiLxHRB73Bg5eCE1B1McyzEXxL6mzzDEvJFzL3HTuL4mKYERTL8xZeNS5tnxAGX6ilTJvMqtYw8xCJd1UMb4mHmoOvEzZJz6mrzmE3B83H7YXZqcT7ZzLo3C8al1BaLi+Zfl+INMHHLDLufuD9y843D6e4Ku6g+YJwTJxByT5CFwMRWMuLHTFjbBPcMDfxF4g9NzKBbWmD9S6lTLj5hngxEzIEMdShwFS1lY+IynNQTJrEtf9y2MQy8y8MIHUPAfxsRRq18j2kGPhpq3iJyybSql/3KfvIBpStf2XJHkJRUCtE71OHUDEDXUKp/uccR1jcc3mW2S8Qoglxwx3KRfdy2J2JFr3NKhlmXfmc+IYib1B63BxBS88y/GPMHMF8oVf8AkFF1DNZKlDpz+Bx4gc2T5IGZ9QxecTnmGZq4bc4hvxNqgpndzTqd5WdFRI0EWslwww4h+oKdZgY/JQTqZiwTU4lt7mXEKHmJs6ha53DVfxEzEziCFKVfPoy4hyAadTHJMhcYBv8AcUDKTsKVsDpjyOcJtcjGbdw+IHnMMaQWLD9RwxnEOYPzL3UujD+A3WI0vgi/g4j7nbHMfslzgzLz47mKDUyMZMTlG1RzOoq+JgHMyaYPBWJaGYrzD5qEP3KL8zYcTWRgumpzB4hLpbhjyTVXPuW/8S/OZ6g7ilrmoeIV6gjEP+MMtLD7SzRAXUKdyvmZG2WONxUNTBHbmbc1EepXcOiCdy5uKmYXRcBRKnRDIEg1AsmLSVNZuphohVmDFEwcwo3EBmVcmIA1Gh3Bp5idE6Z+GAlBn+h5JxuQGle+JfM16PA9MxajZqzR5WECYeFnVMQCCII+JjEfK050HzGc7/8AOQ+gLSh+7MePGBR+Wfxzj6YJQ9V+jzGB40tj8xImJxMGsz2Rwl6hgVBvUv6nGobxucGFYepmxhu513Di4YeJtTDxChYsYncyC9w5gSpWJwQ2ZLl+bn8znMOYZ1UdkNEF+JkjJlUCxgxmGbmjUvO2GLZlxLoYnOBj8Ir8AOWIKrLEJBC9T9ZX5l83PJviDoIhlglYxsF1HLmIdRSq5jvZYFzKWXI+XqM2CYgGIvV+oWkzDiKqOERtDOnbpl5MQYz1Gy7vW4WGO049wcRKx7h1f/4+EGjc+UcIv3OP7i5jg9S/uLFn6S5dfhapv4mL/wAjbqI9MDOEM9Fw0xmHclGOYACQDbK5lE1HlVTGhjXU3nLDEzfMqonuBSk31PHPj8c6nzidTvqZ+J/2oY6m1h/cvJiaf9/B4Ya8Qmbm+oe4FPbPqYHcK6iiVKYN+5dep5MzotZmbzCg61iChxuZLxAxVfMF8yiAM1Agh6ZoypiVxibcSlSAAW4DxAMX9QCXHwkMU3AiDeCO1eYyIgUVnFQadxWLLR5uOQu+MlleIhZuDa5aH+IQhuj5iaEYJ/ID4wqX7tFEAfWNwp8QqTpOuGO4coKAKp3KuiFmQf8ATDKG04H5JTIrl/S7+JRpVxPGY0ufE+pnzUDnECyB7uGNErMSBcMXBqDU1NrgLzCrm2J3bmBzBDHVwbjx3HcC4I1CFGquBcCriZxcDuVn8YR6maf5DHcspYEPDEFTn7gDCQ2FQbhgbZWq8yqs1MLeY7BYglpc3L3maZg1UzbdTf8AzPbcWkuFRhLYwLQkF5mUWfEedIwI1B667IzCXU4EoG5bIWJXXY4HmGTPN/QwzDYstArcLFjDUN0PLAdU2S4/8lr9wV3vBL1Zn/8AC48z+ItPiXL8y489y8Rccxd9QEXEuDXqLmOo/uVK8RyaGf8AcTIQpc2JWDuXDBg01GnMCkSmIxjEBeESVgxGhgm+lR0I0Y9I6Sj4mZvE0zPlDlKlZ1K31KzkgVUD/n8B+PKB9QzXcBsuc6gcwcss6lbwwzmviHE75iwTdQ02xq9R0mbJnFvUQf5gdAncDBA8SzDc5hgi3B8SmZsVGmtxXLETME5xCm411s/Bn8Md9nUOZAcDzW55SoGRBY12GU+oXah8HPzPCDwiry2/MFjMC/wbPmWIjgD6YNfZV/ViM11kLlxQySicBhh4MopE7St74gVqLsn7Jb39Rq6qVmI6F+JVcIeoOZcNeZXzDEFso6gZ8QKh+5yhyw+4RYrnuE5gTxzCXXFwyFRL1uOK6lY/BQ7zDPEovxCq1cTOJVVwK8y7MRwKFhxkbhwQAgVzqAaMQpcqUswz3mP6THiUHctvcW6nZAN6lFcTMA+JZds2htD0iPmYpU8/czo37l1xNMwbrZ6jx/Ijtv1LjZeY5W/qWNmo7C3Cq5U8xA/whOr9R5mFoaazKMi1Y6hhl4I55jqXn8czzGMWLFzFv8M7nR+FQ/gYIGe4fSU6mIS5e4v/AFzDzGFZx9zFb/c4hG0w3/ERwaiKa1EuFryRwviWZqO1w1pJo4xqB9ErwRKdwtPC7lJWaY5VVsSIU4ht1K8YniHtAqodv2yzjMyjiOoXEvTLXcwFblS2/qUu6YhYCLsM8wS8wppE5Eu9QgWbgiFR118TmVKX5hvdTf42NQxFWdzyxH9TfqeTEwvcabgS5bda7/AvuWehxQRN2cHcYNhKE7GV+/4ldCjKuf1DDmoFSrm0fCAnMcrBVV+pYkPsIPplEkNYb52+Y9KZQandd/MylEQJFYiPdjLR5EH6pImLf+RhYhd1K305GX4fgBPqYVfYaHw5i4gy9ZISoaZZgwx6hmd6hCGsags/HMLIs+IGZxmpeJeYmT+YefwaJoyqqW7uMGYZHEp1EVBqYe413CQJZa33KOxi45jnPLMsohGZQeI2Y5C53MRNwHeICpx4JUrMOF4g5wsUbmOriwpZkM5jYARKYSiGR769Ry3RzUMwwiZSiIAYY+SMtVPqWZBINOlcweITG+Vz4T3KTJ1GODcvMWo+WLUXEWLNxwa/G/xdBqK2GvM1UycsEXEvNSiamov1DpLimal9zyRc8E5ep4YNvMvmKdR5mwsSxGMIxMeiZ+JrJg61DRblZlZeZs4xNr/qUthl4gCFrtzCzNnUHihqCDWIZ9ECvMsepY6zLBio94r6iVtcUXiyXDSkZNNxpZWJYCgSJvH1FHGIaOCrhphyfqAtnSCvUr7gd3MNJ+As9RtrVRrcytSgyCwj1Dhc92UXjEKLAzBauG/tjSFq/luMCPI5GAWhzGa67X3AGHA4Iyufcaw/mMosuJVQY1KjrUHMTFynf4bMzIV9zbWIlfi4JiV1KODyGXsZpXX8A/UzdlFr4fEVerZTyDP4lZNQMnc1DRcMNwR1DxUOXMCjcGoN1C6qWk4cZlXcGoY9ytEDEfS4adzRxKeiac3NCwMQYifUM9wX8LxiUHNQrZeILgb8/lsjMJuZamc3MKAx+Ffc7y5mKdQzzMPcwOYHEKOoOHM03iYdzlK8owY7lukHhqA0CqpE7VZbJQKKqAG6QzRS33xN6wbZQpxLAtPMw4vmSo+gNyj+YQwz7/I7UdgzYd8MYMvAQ3+gkArPKuKoi+P3OV/hhLxzf4HzLxFfMvxDJyTbxAoI0f8AIfeZe4YRY34ly4eoYHqXmyXmGPcvz8VLo8TmL1ZMGxfmVz+Dwlf9UDUrMrEqUw5lJZebgqmLHwuF0uZuioPF1UBe4f5IYTatSjN38QKyXCeUgUYz2Q5K/mYCAtxLBgguI5ARsxWY2YIfUAQCjBLrmMD9xWpxLQBK+505hrxA7lFMqylKKmPaTBKMxsNTpMJwQFjK2Xzv4Zj0kliRzE+wBpwWHLLQ7IVqUYT/AKEexi3BUs3E5IB8xMRMsRVaiVfUSVdlxq9kavuKN1M0rcT5/B4nEIUo8WdqfG4oVb3AtpmH/BxFeag5g53mC76gF+JhrUt0lmadTUUTXUsRuEBalYWeyBuBNHMozcOz7hYtcwwzlgUagbqE/iB9wAIL4gtIoEuPEImIRHC3UQ1mZtRS81KXKiCzbiNpxMmHH4ZGOzC6cSz39wu0jEeahbmFKhv1MLnEvf8A7BZsIcMxMuWW+DgiCJgrBLwNOo1FncWxKFdJbKGZ0gTwTYzmKFEojRauYKH7lkN+4g1mV7l7D6lrAOP0dM5TJ4hlmeZeMQe4tPj8DkXHA7mjqeRitXNpe4AXmGEPi5YLm4vua5i4KMy85zM3xf4vEKXmabWXl1LmmptlZ3PmHlXmU+OyaG7nhEzzKhr/AH8FeWH0mTi5Yyl4lzAuDH9wVWanZN/EuqxDJDklQZlixwHMAMwRmEzEBGELYoYXZfqpzcG/c0Kh2lDsEBbnEsgGCfqIB/UNTJ/kBDx6lIxqFEYqGoLtcVBzKG3XUQioWrIpIEEZy8RPY8TswUKlgtuUi1L6ZJ8iWuWrMQiHJCYEm3Ub4mZL+4i5RgxjjmU2BvuPq4EQHKXy8YgsEKVjHVcw0tiuXtU6IVLe3SJxiD1V+Zmy8AUw2VLnxDRolWbgahb3OkorK57lGguBnxAlIkrLPiVg7muoagleofErx9TTNTmdcEKLgFagBnUuKGaD9zB4n0RaJZzMEXTqbFyjmNeYHco1U5XMzbMgTbc0TjeoZNOvwHv9SglIQPeYZkV4IC8UtrGY3a4AU/EDwFwUXT4Yt7iVH4tI7QS0vBUeFl4MEDbFZtWVGIIR3+3Eppw1AtxkgCuonF3PnNYjBvdd8ykHenf0/wCwbGkYYg4x+DSpe7jvccIsqiVEPJFMwnMuiGEX1H6Qpf8Asu3ifzGgcRXJHKXl6nLLl+vifJMZhpqXnEv1c+cxZ1U8kL8QDxOPEr1UPaBZpqVUFPmEF1ghM9wPOfEAaAYQgFauHlCCk2OJhqGRUO4I7hTTN/EsWale0iQ9y0jhuD8zDnMt6WYmYpi4WXSVsMShxx5mSUY5llt/EaKYlXFfMCHmOZxKrrMujUILLgfSXizEXiZBqpYIkp4QtViUKiWVUFm9TCxsggRlRxmFZpDs7Sy3LmdygZpi0mrl5ziKrVnUzCA9zNmNw0nY9XxLk6tuDxF30yj8k1ZEDs6Tk8QxhPOvk2TRRywfPTKDGvwg2WRZa1GB3C2nEo6Ih6gOdQBGExU8pWIcRlY8RxxKquGEPH49QneqjcOIpPMaJeiJWpTfcszLWqi8x+k1aomV9S18QWo3xLS8RZeMVLllzCQWal6XUKKlkLVVwSHiAEmGCEhRJnAaCtv+S3K4DV1FelS7tltSErABv5iNcw2EcgmfU68yggCg0HBA9QVkyo5gdBPYgDnuc/1G4Hj/AHP32SdBD7I4vLMJVgvbFQcENiR61rzCD93SP6YcPE1zF8S9xfEXzGLhmLiZMTNzAt1UC4w+ZSNBUrUXj7gpe6mTUuqg4tnI7i6l/MHPMP8AjHBlFuGDkqX5hQLnTE+XuFrg45gxy/ueq/G0NwKIQHxB3uBQblv+Iiq/Cx7l7xOybXljz1F+IcdsD4lbIW3cuxzUDfiBUw3jzFjCT3bl4riHa5Y8EaDLmYR6zfUsczNfMcRK7ziWMRVtblA36l50gOBVWLlLMQsaJag3ALlQtcjDjDFmoi0xCqsSh5R6Auop4JY7ajaMrA5HEJskPMR5ZllNr1U5DBEu3GpdS8xbfMGmH3DsvhV3NuYbsL/5GpRb0ocPUOC2L16+mObWkFMapeLOKZH3xHHOp0amQTIZWFUziKW3BFXmWXSEX3L4U+JxWYmyZiu4JR+AENMMcxjrf4GoZnGNxvxUv1MlERTd3EXgKlLqATxGLMBqdjEcPwLcXO/watXiWLW/c5ZuY1d3C0u5vX9xptJUDM05qBjRKGJ7NQTO/ctYKgyhM1GQWuUzIvOiXO1rmXo2CPka5hwgPDN8x3KpcYQtaFWvqCTUjyf0HiWAMUYJrjHzDPmFHx+GlhahekJ9kAUBuHMJa79nVkbiAVSz39w723+ZUEfEB7lX4dz9fcHXmD8JQYi1+O5isXJBshTNFRfmUa3BQFGWVc3KOm5VrqAI0QeJgxU03Lz6lurX7nzLxzfkg5uYsXEHfJL5/mC11KHmDqtTbEOFpLsg+6i3XcGkZeRuHEw3FmorjOWoMQZgVdalxcw06irar5mjNYP1PAnJ3BxkqPO4CuL8M1XeYJSI23HWNxt8S6fMchfOZf3FXfE7GF8QZzChxBYhmQtm4s3i4tKmazECiRQClMAq1CBKuILw/EZp+o9nCAqmHzMbXLDTFRepkzcpeYhzBFZlvE5xaPM9sybmebTtai3mf8zBadXOD+pQ1+485jiOkjxgPAdML5SVKZOT4RnL1KHf46nuU1C10zD/ANh7wtyyyh37hkK2OtRmaZc6hV3BCxNuZtl3DxO4QsoPMp1cy5hQlrnEamLucnM5Uym+8zVW4kIt7qpw7mCX+49VqUcRp6lsaht34ju46Y/UyOILzTNBWoeKMtrDBH/z8QM2ELgZZvt83/IzdgQsZWHk77f0S2pjquY5TMC8B2vBFRuGcvg/uC+48P3KDK/UG9RZ3+ErMrnMatT1TN4howiDFIWQRoKEuvJAiwfmEjQ+YzBGFxKu+BvmFDxEH1MalXLcTVeYtu4Iyv1FL59TQVGly94r5gRIZZ5TCXXM95x57hddxaeI2vqOlMN/+zbx6hA/UMs0TUEvOptBhR4+pedfuL6l+oNvNwckONVBzrMVHeYOYW5g3q7nD/IVSWpNPcMu45XTcLZvM5Jyq4JKhipT0TDH7it8wfTNsfcVXK0mR6icNe5mpUxXM4bmvP3PGyV8hDDG4Kt4hmy/uDncMsSg7h5xmYSMn3uEBr3K00qCj2S0NS3tARgi7RcudTCYmpI+ALIhbKla+Y9mGVBW5bxd+JrLd6gibzBtiLlHqDHOpg1KDFSxLZgELykujWYUu2HliAzALDfOsn8WRlyn+Z/cRcHXEoMz5mN5zCnuaZcQZTZbKW7nszfTMhuZNxyhnmWMorMC2oLIG+5zqOmsSgbczAm4tuZkLuU7zMzeIVlzFVco41iZN5m3mesWPEMvEXNRZeJyQ/6oZGI4c1EzEp8zNE+7nOYazDf+T7luM4j1uC1ueSUIGPcCkhSr0QE7aPhqE6Ga+j578RMumgrofO40Q63FBaomLULBuDR/kK3/ALLXiFcwbMfuDdZgjL2V1cvAdmYf2tLD4HMRotJY+mOAEXJFOq9F4qHGFLEdwbneoxcfqUalolETJEIyscsUs3PcwdREWoMxxB9YjmH/AGIBWpdznzFZ9XL9QSoYcy/BMCLF3vxiDVwequDiXxLUwy3Dx/Eu/wDyD7g/cFvcySqrC4ZXzEXNShNQymOrmG7zDpiEbSq7r4lM9ShzNmovNssOJkkzLB+Zju5jbloma9Qm63MCWIu+iKN5ZzjiwqNxbu8QgyxcArOJk3cqO5cckLgzuKjSE6yYx+4EWtqYRMRuGZcTFErySqeJU0S7OkIKLYi2q9TYolFS6qUBb8Sw4jk9wxubDb7mRuFmy7mSWUfhgpzuXUPrKYGk5K4i+RylTBadWTaa7nOq+oFTYy8uczBNwyhtMMTuCKvULVmEZM7n7QubmHiWbnSVC5IDrMoIscSssSor5iUe5zu5tqaYl+Pr8GnmORPR9wV01HBjbWpgy/MQ5jui67lEGswLix+Zzzc1qKgA0QLemVE+o/UU0uK9RRUEGzRsxDUdmgbL56fMKwYAxHN+XUZQaBR6mXOov1LbtWGRsmXuAOaYZ5uGXiHtFrqdu5WzNzLAgfMT8QuhcGeBuPWpV43sYgS06hknMjbmMe5sQecRevwvJFxLZglEMY/c+EaXVT7pzED1A1F1DbRUO5hBzH4S8dSnibeYOSGX4uDbwQbMy6YnGMwbzn1B1UGzUP3LxvMJ6gAg7r9w0ieENMwQ3mplVwpe4ZcfEM9Fgd1TEvYwWoDTA+SYHcXHiV6zCnASlNTwGNfmFd7ltjUZwXLK8sesXHDmfpLxL/4ZRRCuc3KarbLRB1MqmGIUJY9fMMcXHG4GNH1HcRMHMbFzqTB49QrYtfgktKxMsrEYGjEFkMrMGD7mFiUl4iOZtBRq9T2hSDveJlMzltuXAaiM9RpSllU+ZRuAxGIVVyPZqb3maQtc9sw80bJLXjmFUnBKZyzjLd4nax3POyFDxM4lmMxv4kbYahvWJSVJhbXdToaI7XqcOpSPccKmXMzbjlxN9MWbmjGhnLNNRZi7mSThpmF5jBYnzL4zOHJUurl4NVDzLzBxdQcNxfuW+oZH9QozL8hdB4IY4dKBuO6UBJhOOh2ETTvEb7dwBUdy8ncGncvPmWtg1nDLHbU6spZQiQK3KCCnN/gseITa91ZXFRR6McBwjFVoNEFs6leqv+Xv5mSFldTTVzA0Stl49SrXEatSneYHeYuOPwgnMC49LgPaOo4c3M1zcJde5pNTdT4x6nF5uDrqXiNxl+prVw9w+YPqoNs07+ZWYNeSXDjqFPh8wl9y+ashaGWbmL4jJnnUNNVMrzDIbv8ABazuBMF5gC5YSziGs1DR1HHmVKqqjas1KHNwxq5ox1ti+I4zB7g5mtfxBsrmKnNxpWWNyYglDNSwHMsZpbiXMx4i5DE48QNXFTdzDMDFyS1MRuZJxc+oi0SWFK08xrxUfNqADiHziNGpfnxLsOosL/Uv2mhjYqGAO4AZ3GhFMxLYi6i1zifpGApRdeY09RzJg3mF9uYUjkKhvbiJq6Znrc0uWMpkbmZqYspCJWHEQ25lBvUva4is4Sy9TOoUeZtm3HzHGFKjmR4jHHeYk0/cezHsy7vMUW77jQ8Qoe4L4msLC8TZywtb+pd6ErmGIv7jWqvMtioaEa1UzSpWmFGbS+3MuXh5YOB2QsM5VLCrmy9y69xY3mBwMEVmLzmAvxDvs7lFdTLMG5bLaGC7a+IJEI4cr/IpZvuzsh00QrOuf9gAQLGD3PRU2Jz7m28wdxpcvHE+Uu6vUuuW5e8zyjTEH3+F06zE8YlYlanr+Y7Znqn8FhUsOcXPqcTXENw4hlL3DHOINPMHJl+p1P4hnOoZ7uD04g7zBoIPqGc8wyzbiWUZi3qDwVn8DpuGm/iDTDIqF3Bt3UxXWZ4NzQhm5nGpeiUvO4kZfN4jmstTYxTKclRQdQ2v+YY1AjBnMCjuX417nNtltP3+LkCtqlzCSlVUIQAP9TiHhKLjF4/JKB5YWyxBCIuBlPZljQic6YvcXOpteJj58TUNURU1Dx3LC7ZgZxCvmYFuKlr79xtUpiFxbJTGcREscR8I5+e/xoYAbhZWGZ3KdTBlhB3CPglJzKgOYV5zF3mcltS2mNxfUNFKuczEXimZ3zGniYPMXHiXXU0VGscN/UdrlrmXOI44sj4gsGKycQobYcNTB3MFywxwz7eY4Z1KUqyKO6nviZ1mD6TZg1hXq5RDVwf+qX6uW3yHUFL7mPE88+ouHUOsVLxDUa+KieYOo9EHVVUdEeAgVNphIC3GIlAE9p0y8gtP7ERddm/SDicP9n6Slm0fpMqxL3LxO36uKBqpe4ZdfjTcuVhuyFtfuEVRK9TziVg7lVrDBnH415OZWTiV9z+YYhxv7hd834mk41PMo6ngfh8Wyq0w3qbOYfqBrufxPOINQrEBbq4GcqTTqBnELEQzAfmFLt+pi/EohV7gY4zAXCnVQESfRATJcaPEyYBlcwFanRuZPUwFw957riUdwUNwbo1K435igi42BLJeZ5gA8TXSTsglwoG4aUx84irWW1gAWwhEtv3Lm4jKVMGbuLWbYqdzbiUVcyXGl8xIePM9vqWrMFY94nGWIKtbY5N5lahhjUKM8IWaWPTUMtpX4qX/AOzs1MtXiADcAvqGBcpZwXMBbPbComEySjmFFXJKBc1Hk8TLS47R+XzNOKiKd/URFaM4mDfM5riBTbHkB8TZv+I0WLbnE05i76mXcBxYxUYW4pjMHXUKHEUFwsZMojeJeELcMvPMUH1Bxx8w4nExUPthmUpmhjk6r1+FrY5cRw4ieID6JvaanPMTiUDHZqBzB+0+2BVLTDcxFqo0WnMCIVVDMANNYfxAUckvHMKV1Bl1q5YbuXXLLlw6ZxKcQ57gXiNDm5dHiP8A0Sy8fqNWbhd4CXdXcM3+RWJZVLfce24Ud4lZpJZ0FyjqWxKcmIbU/cyThiBr+4EFWtztiJCkMi9zT/yUe5RVVn1DuE77n2fMPUHcDzM2lirqID/MBMmI9wLP7h0ww6YUzKzuptcO467ZV11FXcvVUkO2o55hv/2AdEyTaGzMF7mzxHE7lzNxFcxy3MIiJozKClzDziN3DLLRAcMbaZdDdHEZUtDlFV3L+VRl5icTZe5lfJAczHqUcVL4Za7ib8S0qolFmfUuNkXiXbOyLqYbu5b3mUJpuGVYjgEXLmXm4Yai9kyl4lpRu4A5gkwlSzmUfgjLxCxghlvMBRl54mPGpmF3ANozRPAg5Je9TwI9kt3ZEXEWXYZ+othoYuydZi48xcQULdSxSYdxydTB2TCtQavMo1TiXncMtTDnMtvcL6zCtLErD/M4dztmEmUjV9sSqRpMkowQC9Yn6S18VNMTAIfWbbmSDR4iX1DItLntDH+4Nc1PeLeWeLmFcHT2IvEMOS/w7gMncvZFpuAvkh5pHowvd6IZsGlbZ5uJyMsaFhWIAmKYW1GGmpV2xHf6hgaSEKZ9SwZmIXx4nAYmhqOvMUAQYiqCFUJ+o7YuHQzM2GjdwDVEzfU3MSlZMdw2xZD3YOb+57BOGJi8Tk1NZuWvGSO7ZVMd1AOcQK8QjW7gxVEBjdS7jBzKCs1GlaqVliMWW0iMQ/UtxKVzKzD5lqIizhdzF4iXohpiBn/ZkMY9zAblPcrDLMGzFkKvEQAqWfUsMWIZT7ISc6mcpvuPvMBb4mWAXAVWITMuXxMzVot6ZmCXIgLJbky+IvGGN6xFKRhR6gTNSrYH0dzyzd4ahctnDcGlg/U04z8T+IYD3iJ0St1qAhB1G1EURaiXvMzFMKF3RDLcKGdTJKxkmTipR5/cwQeyVi8wZipeRlO8zgERfmCt/EcIvhgrqqix49xyO42l1TGEVMowvmXvMuHGDWIPe4fRg58fgN7ZfkmVrSQqobie/uELe5ke+4A3cEe5dHHuGUbqL/8AZwZg/cpCjMWI5EuEDfMPBmH/ANhfuORDe9zDiWUcyWARWE7Jbplpz5r+pTggCUG7hdxB05guIruUxphbNw5zttmSZh9M2d/EumDkpRl28Mu+JWGCUKaT1KbtlM/zAWwVmH1FBiUxf3F7pqKFqnNt1BL1MUxCqVcMtXBrxBmpamCGsk9Fe4mbolqU/UH5luparzBmoMM4hhuEZtPuGVmZn6YFwSE0lYTxgjkjcwc/UcTTPlcNbmWLrzEnf3OHZDPEEPmBN0wq5hTxAWGVW3NtLLnxFg5i3moqYxAm+IQ8Spxf4OsMPtB2y0b3DTMxIaVKHLmW4iTEoxclOIvuPP8AkpalMwbyfUCVEq7nalBzGi9Rd+IVOVmjDU67lTqLoxFNhFHxKHX/AJE5xEgvO4NPEzXPuCzxANFswdRIjxjVvTBd56gt5luob8TVyy9M3qYKVuZc3cGs77lHMMuKhbMP0hNVVztj3mVWxw8RwzOG4tvTKbYtO2ojCgOZ0bhYrNzaWVqUc/3GzlB+/cybi3L85hem2b6gobLlKw5h0qGwirxE+anZB1d1qFr4hpmGTBrWIq/EErzLveoUGodmfAhWNiNm4QYEWNzkZ9w8MRy3RMscTBnE12/c1ZTHM0u5vELziE4c/qWH9XLlv6l3cNvcvzUHuEBWEhum5suNLpLgl+Y499/g4eIYfcxf6uPOYNb3A+JRwM5uchFqce4LeszBiNnj3EA1BjiCC6O412Rq8savFRpqN3uLxcu4wealrpCBbUSuIvD4l6cfc4My1/8AJuQ+eYBmDXdeo2zzEv4nvMa7NzA5uNaxi5lg/iGYKfMLG8xzGZhmoZ0zkah2Ez6+51upuvEAIg24lgXqFEmnv8Rm0QSYjuPkg/cPSOD1+ANXCtweepcKPMMNS83zHMja6wS7fMVcTx+DQy8xb1LiEb8JkNQod/qA+kbtxLmtQAtXHIwrIolTnUNX1EyZneMTJMw6qCULKeIDRKVxOs5lW4ntLOonqGOYr89wy1MG4MrEp2wr6mPiHhbL+IOfzYVFoj2tjgG5sk0rmeVy63U5Cvw2eo/pHBqpTqXgxL8/h13Of5nhDC7WZvx6lFERA+0iruCcT5/BpjMdOfuOASjgwwxUHz9y4VRcwSmWTYxNMJUcnuLggxaqcncHMvEf8VLJ3FupanU28XOi5eJpULbzB1x8wV5uZS9sPaGMKe5w7mhC9NcS9ESN6ullFO5V1j4mmWEW9XHCeO56Y+TClcM0Zth0hpPpLwZJx4lZusS1bgqalN6uc6q5su5t3Az1AYnGN5Z0xFwdzOpZFbFQfJ+AXJcuWIW0YmXTUPDEfCV51Bi8xuKikGt3UwOn8OA8QpZLavUvFwIazC1VuBuuZW85hpUF2RIu3iWRR3+4YNTD5mTmUVbiPO8wvzZNv/ZY8y13mCzCx4lq1mcoCuY/WOHUt3GkuiXhn0Rw1MAh9Ib1MCbT0wGJ4al5hmajBjNVCt6ZUuY1WVlg5lt7zL/Eri6uDnOGC+0WQ5hlAgZNVDmV1qVluOyrlku0mTK+oYZhUqXDyx2ls1+bdUUYYudVFzzFfNy9f7MJa/EH5mvRGzjEWjxLeILXmG4dfuX9zNEr3UMJ/kMiszR0TCDFRg/c0eZdviFNzTG4aNqw88wHu5imvw5ZmOCcf9m0Mtwc7hpiLniUWcD4mqzUXLWoU5nLc8Yh+4QN1iBeiGGHMCrMTDjEMOdTn+5zAoKn8TJw+5vnMdbhthWeh8wegjkaWY4onUB/xMhJYY5MHWMTbzPYlg6uJ4uBshb3OwhhioONjCniFHiX6m2mGYzWJhxmIxAEaKigzcatUrC+IMk2MXEOQRo8wUe4MvQSkLZ4QXYypceQEhOkm1/qYUdz23KoziIb5iV3UxLpahOuvwvuC3Mm7nmnjlBc2rxMc7mpjKuZtyuBRUA1TOqY1zKJklMxGG1yscouTMU8ww7i9bl4/AtMfpGzOBGhNJ7R47m2/wBx9od2GHREY7/FFTyqoc5mCPKKNupVuSmODmBqCpqZJOAVGN1ME6g3v4hYQzUsTruNCeGvMtccDLOZfDqXk6jbqpf3Fn+4PJPnEu1uJXKynrHuJfMf3FR7mhqOGNS69S6fEto1FzcH3UHUy9TEDJApdwx1Cubip4+YZYNv/sGsZZYb1xEeCULzKXz8TaiiWgZzBTiCriFCUPMKYz9QeosuUbl13Dybl+rlRvMvcbe5f1+OD/IbxiDJubqeoM7YnE38QUVaqeBK+4HqZa4nE/mHnc86huHU/c7S3KxoyrUc90S8XEV2S+Zf3ChuUfXcMsQLzdw7JhDmHyPwqOIrmU/aHxcS3ZcsX/UQe5SaQqUMWnFQ8IFJYkvEXuW5l7thzgnoIFe5/MwH8axxGtKikyZIrVQBp9xS0jC5gTxLLQqlj3FA5gVL8S/KQaTzD41KmEGJULzN9wECKq/2Iq2Nm2ZwhiVUEMH3juAVtg44hkVqZeYY7m3EG4nmDX/kB3LzuOKm7qZObjReplW7mDzMmKHx3N/E8JgcR9J+8LMa1xNHMyHMywVcZfPmIuRmfipWNgxBMLEbzOP/AGbOagW8EK3RDEvHPzFkq6gKQAyvtLHdRR9EEHxEXuBzAIfzAXRdzj3DDLmLY1CqurhaobUIO9S7QqUX1KBxULT/ACBFiuiUnqV0Smu5pmb1DxPuDwqYWZmJeuoJ3TC0/adNQJtzNvEo9xayQQ4mhq5jjEsXuWbSHGUh0uCwp8y8PcvOG5gm38D3DJ4g+IOdQaHDOIZqaZmmdw2XCjVXMggnhNA+6gxrIgmAqAH9RTs8ECzBKc4mqnrcRvxOeYGcRHFDUrDywRlY6XdxB7ieMxqG59o0vqX4X5lzA8RXeIXBI8mZZ3mdjiaF3DTj1KgUrNRrNMWpg0zCo63KtiXZcPhMVmvwUai09To+5beYZTghbuCrFTfdxRL3DLpIbxBVyp0fURgolM6WU4QtsLqPYg5lN2T4hmHOZ6VFkg61csaMMQ1ghXWY/wCGZnMB3Cm9Sq9hAthx/cx5/BlwsVHcXH+ylyylShmZeo0rmXXdTghbEdNy8Sj3HAjQGA7piK3mGWblCbnrhV7m28eo8GpZjUElLj6Qq/qBehmNcTLGqwHcPqfGYOcwybhOHlhaOXMtX/2eLMl8y5/7OB/cvfUF3DLxNyaszTjDOiFuszMriPQL5laGElKlQL1H4MS3FY3MUGMX+Hff4vVDBD1PlUHXB5m28Tp+C47gq4gvMoIdruGWCYWNRdy8VDI1DKxtmd3uZ9ynOYurntZBLG6nsTJwS8ylrbcHsl6eIYg/U/mGncHUPhF8QQP6jruFhb6gnpCquJVCyVqcQLj3ZFrCyULqo1YWubQyMTM5Z9J7k01Nq5nMvGag17n1O8wz6m2MktWmU5olvcEPMLr9xWtxAcQR7l603OwmGy4oOJQagD3CnmDVyz0wqs1CBVSlcwYbqUa1cbqZ+JTfmYH/ANi1qpfNXBzjcpcXogib+5aNViXbNGEv8HU24hV/DppY5iXUc3DUwyQZ4my4TXGIa5zDQtkQeYUbpauJs6nl+pw3iFG2WVqB7JgZ5IYwj2mpUXvEcYv0ReepgI4ZS5dVzHXEsNRXcdC44R8MRuNVM5q1Uavcvd3Cx4nPVQyzqfvNOK9xB8xbFu5nEI1nqYCfMbvUTBbUusEukqfRmxK2ZqFL2+ZccHiLjNywYvQy8csMmCLcQrqYAzKXmr9zBWMeIgqLbUCMkorlKLq4f/scEW/Ud+JoczXqcQ+K9y2v7l+peGzMOEqNc/xFLzDH4GmoPRLQ3RDGrmziAFzn1Ci414ljUKdXO2padIUtuUQuoauMQvDEvUK8LL9wwrcybtXzAHuc7gDguBIdUC6l8upoqq8wUNLqGmagncatTiU5QlEI/qOHYxTBcs4fcpgL/wAjINty3DMvojLniCrJn1LMU/UHzqDTAvzMKjLaoAl3IPMtz/EuGmc8N9TGuZAzEAhL4JLwaFxOGO4DFJY9TUBXUtZiX4iV6SAlXcyjVfExGL7mHzHyqXU1gR06g5xFxzL1c2nc25qZKSZGhfMW5vmpk9RYcS5lzEEzVSjmU+4FMFBHAq5vzEAkvnBDBrxqAVpGUcQ7xKMTSKuogMEZJZXiYZJllKw3PogKxLCrZWnMKm4V0xX1E3KLiL3AeY3ojmdTL3Gu6iGr3OU8kTV3HPcaOfuOfEWYsqD8zfzD0Q7iaeZ5zFPM3X+5jf8AswRGY2WquIDLF1nUBXMrUUa7mU/mImUjQUbmBOWYK1xX0R9vhnky7DdfgfdxYzuCeZQbSVPEaqZlDXENbIVvEVuJW3xMCl1GMXN5qXREpi0z7rxFIMuzZUKq84m8Zl2cE3GqzDxqOrnWMz6j5nWUbjVrn8GCLmW95j1YU7mfWYQgYPmGdWTxuvcWuIa3eoHpr3KkytG4FwykoqWYAZWYIbTqUVduYWy7gphv1+AFqYAWHaLbG13A6lKURKxiVcqhHHVdROqzKncA7TDoZr1EAT5ISgXALxGzDMoAs6RMlo+oRChizIVLfCATFV4hU0w9UsxhmhHwUfMpXipwEwA3cRjmEXkhXi5z1+5qbuN668ReSouuY+5ASnDMUzsjtGnJBrcXe5cXMV8xb5lm7Z2BKrmXNNYZT4lmKzBDrE3gty4jYY6XUSzJLlF7mRuoo3cHesQfqZPD8FWsS0w0zWGZQwVeIbbqBBimFVd+JpuKtXL6WVK3LY5jkZuOt7m0Ri5QLKpChxLSyorpmDEX5iMVVkwJoN2TB/yWXV1EHKyw7iXqJGWveJpvEBraZaYKOY+dTvuNjZCvM5GYW6qVSYb1GFrjERHlmTwzYvBLfjDcpqcm7l+j5lmjChm49ZYY7xBx3C9Qpu7hc43cS81AcxllTH/iArh9RAKGo68TvqZcEHZK8z6uc4J9zOdw1DIQeqlZ6m0R4lb6hgzmBSM1KoNtx1VzzLLLl9ag1xOeJwnmDVS7iyUwo4lnbmZOJSkHirvuGKbhTTBcVAarMu4iQ03EsIwEMbJakQBmAdzF3AzAhp7jsgc1Aq5yqCBuecvO4mvM5GZ8MoN4gr16nU4CWs0wcqSlFbcQB7mA9Q2S/Ep8x/c5cMAlAxtxM7ozMncYZsgfmIxbzKo0ymIrg1ES5n5nNzFckaLzAuOtsvKzsC5bRW4ZrmVrYJHXNR5F3KxE11C14o9xPFQOLjnC5WmB1LXSsZAGYq6lksPmpUXlEHD7lF8PUQ01U5YiDxOU55uZbhTlU3tyQc5ahWu5fBeZW1WZSnJDyl4BKlHP3K2/1NJU5iwp1MIWjddyoOGCvP3MrUJumYOJe7xKU6J840eY6BHLX2xpgupRamPLLruYO4Pc5Zmxqo+9T4/U+M8yQo8zwhi9QtmCVzLVHjcRFuOtW9wMeYRwRczhLrRmbTJ4hX/tfgoLWZJl9wRjc88xuGiLL1Pmp4ajuJubW4idaljGjxUSq7lbYFvMTMrvUNZMQzoCbI0XUGv9Raidy9SwvcTGszR3MZ8ze9x1xLLcZnGSmcJ91MiUtzjuC+YsnE/iGWDMtcHKcwyQZmTlqXuYaMxKLwTFlYhzmaOJzi2Myx8QX5jQlbo4g5j6LH2mnGYLcC0iqCuI7Jpi6RO41MxotwNSltTxi4scTaKeUHdwrkv4uJmLc0zwRyrrruUxHxzNuI5PccI5Ey1qOfiMmi5bXMXdaZcuszwPwQCxL27j+kLM5g5qYn+y3Vsunm4uzuLLhhedR5KmlykN7r3ClzKbgLolNqIDeIUBxTHASnEHUOjmXHEtrBIw2nQxKCiQA3UAO79SkORmQMzE1C15uFTr5gy8tSoNXMBuZ5GpljH3OFuFdokbwSwjPmhgZI1OSN+cxeLiudVKjnJ3NtV9Sge45ZbjgzhmczDP4bTd7hvNymHfUvziXeY8UcSgPmDpzn8AhOZOCz3DTU3ioe4PeSX7hTZc0jlvippUoLzMgapjnLrhjwliqCFTNEBUMnLMK5Y8My7c7IjMryyqUI1b1K7mDA6lX6lEoYr9zSVV6gCTNUdStRcwc6nLHB3MCuoQZiHSsRxcb6xL1qmKrqGQZmjL3HDAzRYswURoVqWN/qYNFzKRUzcMs1UZdYhphIzagRmU+Pc9/wBTVjMBpm4QkWqqBRCr/kLMqCU+ZfivmdhnqlLS1LGC8za8wYzuFmvuWjrEPSXqGYXqYVFoPMcHE2dzI6uasXDyj9JdZmXxLjiJbFe5orc2u1nGoPcDjqbZpzEv3ClysRc6bhC3U8paomxrMBu7mmo1ljUtTGYgGIwt7lBsyeZXZmLjhiXXUtTiIjXP8RLKLI61iaS2BIZXhjR8wt3mKYuqjhhYajUcWA8IKKamIYiXmvMu4S21FCuYRUsqvdS6yr5jUtQAwnmWs7goajeOYqFQwqrIZFRw4hqZlLPBqb09zHkYmwhvK4zUKTY5jSYHETv+pdKPOJ6zVlIZfMOybMQqcTQYLLipviLkMFmGROUHVQVEPaZPmaShxlmVQzKg1J2MR0I2IHebi4YVWpgruA1BL3NNTTP8QxxmaMZnHMH6i501NmcS63Lz/kcWnLU3FZ8wshNiDUHfSYVfxMTSJ0JMokZI4IVWDVUsXZ0dSo+YofExGptF7VEA0vEHrGI0XmvU6TXqNTYxhsNT5XuGNURsAYtXYGYr4YNpbjLm6hTd1CQBjBasgqsXBHmGhqHAuEBd1CRHgqO0yTYnqDnMKOIuOJyQc7xN7moQAMGTcKYi+5duX8LyQbdQZhhxG7eZgjnmOV9zITRjDhUyITNmBzByTlW5p5hHIAZmnmJXufxHxGuiUuNRL8RHxDjgmXMo/wCwKlDxiWViIFxCtqpZUQW8MULDBItrmByqOBEaX7hZQ/cCXWe5cED6hqwRwcQVt6jcLYubZWKlRLHiYJsBytH3Djrg3HWJfOGzMf6PbMgbt1q/r0Q3q4huoz/UDEBvEB0QDAQiq1LTRuJuyyzpHcoNMCYFiVWYFx9SjhuFViZXpTLwx4lwJFVpqCvVzBI1W7Jmy12amd3qKsyRfDU/aKYkHuFszDjMbVNuK8T9JhUWYGeJxjCkEvct8VBvueINeSHCXKWGEzTFjOoq9QbqWfMv3cFHc1nfz+D0InqVlha+Ia7uWytwOrhtqKeMeoYalK1iJSXiaXuZss4rEfe2dg3DA2v1B9WxlYp/Ut4pg6rMQtWPiIbMEUhB0mDX1DNLA0lksMRWCWbo+ZRsI1C0xMY6qXVhUAvCZTzMz+EfAIZdM+pdWmI2Qqu5gWC/xFAhR6mT2ivmLu6/UbiHiEcJmUKwYgMpR1F8kZZu6gm7mRPv8ErExTcML1Fhl/Uy7qH0iDimx3CmYOdxCFsQaxzC0yFtzwqZKjlKjE43MbOYZZadSh7x3OIPmC33NMkEIU99xp1MrnCDXMtdQPmYdzFZSsY+Z5tQ8rg28ysxa9/gMVf/ACUsoMGcqi7nxAbxmKcIUNh8Q8UAbxAOMwxWrgErJGtBKJgFajSpa1UctQRAigFsuBhuj3miNdWqw/4CNCTLECvDwfuUjS85L5dfE2vN+ZTTmU+ZkhliGYEzyl+IFmSIRlhWI2OCYFhXqJso+pe0QFbD6ji0Rwl3Noz8zaIr0TE6SrJQwPiOJfBF7z+LywjkZ9y77mv8huiW47hT1P0glQckXPX4sBj8XQR6VC6zcXEPO4b8Q6nQy16gh0zBm7imq+YPxHwxdLqoIdNwXGUFbuWq0nJ5iqqxELalqvI+YNMURFCnMS4QjI+cRoLWy5i68scQDEEn9y7KfEMAmoMMGJU8VHFgJSmMQCUWSkjOMVMbFGgJpKuI5pudFa5lUdJKmBKCuIBbgqC2wqQUcSlbJR1EuYX9SlZYZsgeSYHESxKopFOMwQY/UOMpnhEoeCKOpQVX4/iIzbiXjcHHUHlKPuAteoCjWZdR+UWjUIGohOI8ShWYYXMVhEjqWXdwrXcqG8yiq3D7Es24lB3mXb6mSZj07JxL4l7gc6lK0yjPGds04qc9wyI1/wDsHe57YlLjURe7gZmKqOBhXPMFi1mTcDVwoQnnmDvcK8wo+JTO4YQ2ZSppiHygXsZtuGV3cs4JqCxBLdzqH1PcaBN2dD2v9RoGXBQ813fctozjY+Xmeo8q/fctOWCDNVKWcQ8oACBGbNQz3D1g7KcRa1mC1MVNR7glcy9RFMkqzCZuF3UpEBhfzKBpmItYm3EfIIg+GecaPifzMjzDLdsq283MG243Vv8AMykb1qPUNY1Mr4hqtwiNYgNzLwSuahxO8wzDZOcfqKzQR8Y3KPGIAlUzLu4Oo7y9wgD7IUofuIQnE0C78SyYFjaoS6JiqCqqgBas9wrrNw0hlXSxyHsWAcGIKGOplIfqBomYkEOL8xQGZcTAiL3MXikhUzDHOo0vOJWbuOGvxvuCDxUWUr6lwMTyGUVGrIw0Lr3+MWTBDiZM3+CjqO95guLiOMShvjzA/HqZzMsN5z7l2Z3+Bw6jLjruFCGYc5IYYzFdYVLrOp+sMrzMtaIs3A1KltzDXdwetSn4hbTcsepTMs6hsVDLWYuASXdXLjtqbnUPrDM3U8dTCpS0xC+Ii8WweLZgOYXou5XmbV/MBjiFGrIgsiKnJhlzONzwqljNleYJrXqCMUXLe4PFYicanLK25Lgr3RNNzrfzDjEVipbW40CIPiXGaWLcKmamRuIO5RFd9S8WcFzYB1Jf7wxSrcLU89v/AOSxtdf/AOBFOgi6L1HsPuDrN1L02VG4S9mJd1cG8QxNxRzC3TBRxcreN+5ejFRRzBogBlDUpUVBOoCxzcFcQA8zPe0RNQbSq8zwMru7nzsFVCYl2+Y0VxiKviob/wCxNImQiWncLTh11BoaYPdRT/aCVY36h2PtALpruDVTUTLtfqBJdEqqhgg1qCxhqCKKiNdS2WDx+4sThqZrxUM0EuXjxU9WCmZeJBLnKDQVZLAszK4UXGZQFEBBOBHyKmwLC5E4pmKbLAWcwqlrBw1G1tpO2FHdyvEuF/qEtiNMZg52wF5hSWCeEAqQNVC/mYCtEZTBY1DDcNjqOTUd6xHWZ6EqL/qKuHMLN3KvOJe2Wik5m9YnGNQ/XmLRF4imXEXq3cvMvMvEteItHMHtl6rJDLmDzj3KUdMHPUHxnmVvEtpdzhxHDGIUM1BvTHhtAVGwFzaPt+NPmDPMDfqGDiNUzZKHuAXzGM748wCQcU3bPEz3DHUcrxMLNwoaJbpFacwodzWLR1BMdwrGZjc9iDljSL8S+HcPgnpgyVw3AUamVLpHFytWsMFJStnuBr7dL7mBgnDfsSifHz+WEVnTZjC8u4CNUvm8QMePmCrC7MXBKKFGgKCOG8QAdYiFFjUCsS7m7OIHHcDGIADURcMqhRLYFEoQrxfcU6iKgjAVsuU4l/HuW8lxbMwYI8v4Vb3Lck5q3KFsFBu4tdEoBxUIDfUqxEIzyjSpbFXUMtMOeal3JZW18x8gB1EI3QxPAlGDJ5mXFVzLaZuErWWBTavErzPBEGA71AVZiWO25fLcAe/E6RuAB1FCKeJSZ3A6hCApYigncKuGNR14ibaSBfUoFRo7mCVoh12zBXE3MySNcTXJNNx03N2amZzLJippiVmmaczywzJLZ69RB3nuLnGJk8wlzVy7JWNwa8z4EeNEcdRcu4BQpYLcxRXEWvmXiIHiFpzUuviID1Mmpyio/D2xPJHbEaQ2uW8rU2vTLcXqalmtTnEsxmFruGBwQawb8T11KbZQuEl6SlzzRZglLjVL1BMcsp6qNot3uIHOYNL44i8t1L1eKmTLLVxuL8V6lIdS33DK7/cLJlcw5Kimwr3NBu4YeYOZEv1HfiOalt5qZXROlbhvcwIsncvXcWnmo5bRm2WC4xXn8Gm52a/DJLFcGX6gRUOm+FY/dROtilCnktfNwhw4t9DiXp7CKZVxt/KLPSnF6bl2u3XmAPMKFt7a4gcyz1xAG5ZeYe/uIeo4qBCaTEW5W7JdM3B3HJzCkN7Wb7hhuHG4ZbhfBK84mvEMoUvTNG9Ry/8AY/SVW7zEUmIDJuIHiOe4HLCywqY4HMctZicIiCqiC2YNnvEu3KO9epxWqgRc5YIg3UqOyIIdk0yka2Yt28swG9yogYlL0zDtJiblwyj2JasM3Dsle9S1SaH+R5llz6JwVEVwpXcRXiWd5ndCFZ+5Zkqc4ntEUw7NRHxHoQTu5aLHcXO7lreIIqAiyoJWH4hqcxVo5g0QKzkvcPf6g5m3MWr+4dGPJuM4XMDcGiuILzUou5m3ACGCAx7FwAJsRj3BVEuy8TJiVCRpkzL3GkWYFZr8FKdwsVnEuCX9ynLBKwpPC6hC45l3eMRaInPXJCzHMgg4NMPGIbhay8EEbySt3ontbBW/wopuPdKhaAp4g9Ffc5W1H9YGjMblWlFmZasQDnVR84tRlzAURp6hXtZZnMLFW17hpdXK1iUvcQbqGTUODDGZjFybm/mMYv1DcspOZdQpAQIltnyeZTFN2fzdstX+xNn3szYu85H2xWs2e4YYjwaNwqYqbe4yN1PsgPuWVmoiQTi1gWM1EdxcBmcQW3HSHn8cFhZ8RIMdyGXFSyrqbczBzE6uNHDibbjd6n6SiP8AMa7gS3uo5sRiXbKuoWm7uX6agsUMsdfZErCzzKgwSnpKdQCocpnVCax+KlbxG1Zpl0mqpk3dfg+IfiGm4bJ5bhvRlHuDHFxVRN+4muJ9UKw2rq4RyzMV8OYekS3gkbeow1Hjm4WTcyZf3MnMrpMuxibcR4R8szWFHNssguJg4gtXn1DLeahfsZkYlgHiVU22zT1F+Y/QYJZyeoAFDDHcGyUOWPygnlLbtIxWTMJbbmKjzBpVkGlrK2YSwItZiYYpZ1GBozUWtbi4Y2g4buW6mkXXULUTJ1mGWIaZqCN6hbqArAzxLs2RChj7luMSjibczbDmCsGHmbXNrxLW9zG6+5xjaXjzLtw37maC3P16mKZKmnKw/wDuY8D6lOdw5GpfWxmSDb5jR2x91mmmGe4EdTa7hxtZRlqCa78zTlxCh+Cc9wtNWTxM04I2kyxxGyqFZSVuDWaSGTmDTtixzFTU2MnxHFn2TNKv1FjmYJge5m4uUONRYizefcplqMznbiP6hllahYjKMzI7i63E13PDRLB38zIP9jmlbNrGgZqYHMLeJW7iLq0lU4JleSYo4OMxS7qBBUE0fxA6y0MYhQ0EIbtMVSlXGzqaSYRWtzIcXHIbmjmbiFVKMMVFAzqNiyLVm+IMeb/GC1wSixfuYaczFHE8i4fhyYhNM3uBtpZS4jLuXcwb05m65myfqONXEY6W1mhcXeYoI9n3L2D5OeWYGYW3BydS+JStww5qPOpo0sFo1mCHKUt4gmYQmNwLOoZ1KUVFR0yxzB8y8GrisiwVRbcR8RHHEXnuWLYjnZv8Bdbfqa9wxl3TUsOLi4bqVTN2MFtNzb8IO7jxmn5i9bl4xctfEv7g7zmZGCXQR8GXrMHVRe/uKWUZYt+ptx8x31COLywXkPUW3/yXvZipm3Mt7iK3DFZLh7zONx8y2+PuW1gmRWKlq1iiBTu/M8sQprctxU96i3mzuXT/AHc3Fp8wyYsxo0cz9Zxr9wrTfiG1bgznHqUo4Z23C2F6g+IHmDdPcuFC6qcQ5yVOs28zrmU4mPZPbEdc5hgNQtULGDoyQ1zU2xBo0sRaajDN4Bgo2wY+SHn9zgiHUtxiNOYtk7QIZYIUb7hxxBszmAOXMHGqnBYxOPMQYIvc1czbDLMza+J4mAQaeag3i4WJmMkNHEQFURJNMbl3cXJUa93HCOLMxMxXGWW9xccw+4cdSkpm5QTFm4nTMUzcKJU0Zma9J5J0epomTctiWVxKXcHTiKjN38zMnEQxoSkQUVGvGpa1kzLGK8S5bTiWWZb3KDVwyeYhaTyKlqMVEXOo3V/qDZChhRQI8YgX1LpogliXuVqGYYuJqzcHr+oBaytUxcOI8LudSRWPLCaWKyN0tZ9Rv4mQf3KrcX6gqUxECyPyXGiwcb+p8iO0y1mLDghyhlOIP6gihdMq+2vMpV4mTRBNajxuZu1YL5ljkAhQ8y2sMvu4+dThn8y6cTIWy8YcTHmoG7mQIXbdRZEo9SgG7qViVdpg3j7h0cwPU1Vyt6h+pY+JkrrESmsVA7ZX3HpuaNJcfLLC1e4Gb6i0mDBi+RruoSsR4AOCDJ0ioImKgV7noMaPmAnGosHJyzdxZOZMjJP0mTlZiI3aiK6jqKwTnE6JcKt4gK5+ZoYxDDFxPM5qjgT3gLuoncxivylgDOu2W7oZjjFzazUfpCMnLmWDG5u0THmHtcwxiB4lXM1hZzuUO7gDn+ITbMIQwpmkdMDmW7vUoHmUJ1HNZY+Jw3Vza4YHMdS+IitlxJtGgTDiCs1UMLgf/YhhpjE9ce42qoY5j9ZQ7xHpt8zrmAF8wPIhUO5l6muo/WUbsKhSYYaMYhNFQyBcoXiNGlQdxjl3LDb1AsqCclRKIIrdRQ41FHD4g7O4GytRtVDNYbgb8wppLfEciokV3+AoViApyX7iK4mHuKzkm1Ucahh4icaj6S4uTMoeo4KxE7uATHm/cTDfqGmb9xO9Rs3Fi36jh6l+INQTcMcw0qHmoMf3KxmdSsdRaxVRceJRfmAryeIoDUBdaJWYjFwy2rChmo5QA5ZX/M6MHmGLldmJZzKVXM0rTMK+oofEw4bluKgsVHgDYQW9EoFBmJjUpNzVdz9TudXVxL8xFo3GLgWa+4eUKbzBhqG5kxdzNAbnC4k4hTcIumGkZFlqauLcUMDUrWzaUhDnBCjiVqYrxFSOjc66jR0wPUwhUKzNYsRpUUNj8x8mCXslZXUJNYi58Rc6xLyI/EthxtgLAq/yWVzB6a9xB9RuTMwBTcHNShNVODnzDF4bhZj1U1d7mGYIAvDAVhzBCsXNc9lRK5uNdxw7jkVLBpsnmyWxF25ueWOD4gk3giNLiDgwMriNGxhhnfiGA24mZdxBcNOuopXOI3onLMHQuPpnxoHb7iF8xCekLOm5Zf6hoP8AIqSnMc+I5SneYi8sRsEAcEX4PiHKWwdCJpAiLVV+ohNCzLzUKgYbUoui4DwRJq6iY5nLTczdalTlfcc+fuJwDUpTF/Mw7/DbRbca+Ze7vMuwuBzL3HrcNrnFcEqazG2qjQMFy3lOuKi94l42XO+/4l5ZYlnmYuuIb3BfrogrdhDDuDV7jTmDbiXQfgtBcZzmK9VOqncOdVKuUcwGqpmHOZWdSrvDcFzuV7g1w+IiOrg85n6QvUq5tlZyxq6SFH+5S8PxBoYgOphqP6lLuBUWMO9QVMTmq9Q0KgjohG3MpahuG5fcEd4Jhz9Rx4g65IJacQTCgs1kgZqL3iJm3MV83LMBq+J0D7gFGJZ3LqifpOMQDMMFGWmdwFriI7IJWYJrPqZXqXV4liOXojfWpTm6n7jfX6jdiuEljaTKUN6mLDJoqANZgTqI4XK1qWZdwgZUIo0Yjji4baSYsoXEE25lw4qV7mbMsvzPOBmQhkbhbAxyzGjB5ySzjUwYhbE2xuw1AacRD3Cy7sZmsxY1KLpZbm4ocLUM6MRX/mORuJwSx3fuJGgljNxL/wBjcbnDqJ8wHwmVooS9w8QIPmadxNZqY9fgB9pbrUVViwc6ZxrMMOhIJqAoiq8Qpdyy3mHEct4nRpnLCVqZsVUpN1cVu4rnLNa/ctRnETHJP3P4nJnEvL/saEVfmXXkn2m18y9Hctd7uZnOmV7WKQUyxQwwS6B0kHXMwzv4irauHQs+QlgJUZ3Chj9RbBRC3BYs6nbe5e6mZsZgci5aVzLxxDZVw+WVu+Zg1cyTbcp4ldV8yy03K0obnJKHEz7uArU45uX+A/KCkELj3j1DPFx12/jOhZYzmF3iJC6uArRDwlB5l/fqcf8AspWolu0lqU1L84i2ZMQUWHAQ4OZoM/E5eYLEsu/xZguFnruFVM4l3Gjr9zZwkw7i0OppiGGKhfazzrDLmCWVs/2Mlu40fLAG7uAupstwTOrhS7xCYLCr1vzMMzjxFB7l45qADCEHks36l1uaTB2zLxEIlEcznxABxKhZEKxmU4xGl4r1KKzAbuCs68S1y9kE7gru44T1v3MTiDjefMviXYaja6x8z5EKDyxQTqNioKqzGrnT4lLxUSmCZ1zN+alr0y+xiKBwyl0jNBTCj49QGHEHeNeoPO7lWRcHwQ2zhi2FS7g74hX1MV7lpFy5g/8ALLc9y3sjh5qKbGHDUKUXqX/wxZ5ng0y93BhC1/MKepr1EZuIurgF1mXYbuZN6iF27iawsWEYvcwu5f1BzzGlz2zBP/yWsSXiXuDjIe5d+5ePEMY1KMYu4yiEW2BcfkH1MjFwbIq4N1cQMqdBGji5UcHxNNj8QiggHNMOEEygQLNa8RQaIyygh3hfFMFTeiZZLgwLM9TSyGe2AO1lcblSvVzXqZqX4l5fEK4cQ3evwG2mDGY0DuI8QpWiH1HK4xBiDSy0B+46xhl1ia8wTEEcwBzFnzMq7j2NkKVk4IiyrqZMuPc24uo/EMUZiCiAe4KsX2QzxCmYe4iNjmC/MyoMtZoJ6E33cb7xMtFfqBXd+YPWIKS1AWQV8eZwzcxpsmRlEBK1BwV+2X9wHqoLYAPxLpb/AMwf+qDYTLDRcOEsuuppAQLAjQc5hYm0ou44Cbllayy2mpSjmPZX6lb6l+41PE0XUEpYubnaZylGYOx3MniYE43MI9HEHG8yxbNRW/8AsO9wHwSjnEXrDB2YuDjj7lOMwHENL7jLJj1N9LHiKWipmapgIVBoJfy+Yy4YSwe2NDZ7uXUaVjMMvEtTJMKpbixvMOE2CPbljUk14ilY7Nqyx4jrEQPUG9kDWyHuSjdLLg1fcv3EOUD4nu/cBXM8GO4B1qNJqYsGI1rSWp6gcUNzIoXPaY48NSx0nuINJmDdOJgNRPDbxHbK9RF4GVxbcDhCwg9TJzucyojqZNRcriWNlwwNVEdkqxpHDM8sAdRWtQD3CgS+9S/uDzmYhuONxnHFTmfX4M3MtH8TPj4g0wxe7hwg88xXPUNtv53QSgtXc5qGyPiLN9TrqC411AdVmDoyShlwLYYhhlbjcTLFSgMk2ziYVDd6hkfzOG5RVzHzMvjqZifmZvFwVmJZw/UCyKiXrMIEVDKtIzluWIAyhFGApuFVG4Xu5tW4U1c34YFInhDMM57ir3dxNIyXZGL6govqHeZdKJTSFwG/9iNpbH5mC4pmPkwpjmDXmFi+YUfEoLVTF8Tpdy5JYdlQPOu5YXKuzEKGNepkdzJimoVaKJVHcBfmOW4c48occIeKBvF1AWMKPmHpCg1Ozc7XmMvn4nilAgEJVisRYgTxCsD9ytA3EHVQc1qZWoE4Z4ssZrMahMK08CLk/qXni4rxNazLxzLoqUtXLzFXKd3PGOjANO4V2lwF8yvMaMQQFn0PMrxU74PmUfc+zuUgtoZHfiIa3ENfxCRZniV0alLuVkbpgI4IF0D8x4CiHwzLzMEdwpYrEFQw4l55izgm+XMQEsrj8OdVUOrMxxykVeaqBlmFesx9Lil9S3UZobFjnm7jyxGZTi+4Ot3Lxdy11LzDyK9wDxL3VT6n1iVLfMpLUlhdqijKMTGsy3HcvN7hWjKTLWpTm6h+/wAZ5g1LzDcv6h5hjglLJfTBBo3DSbYv1KFXC0UKOYA05ikSpx5qLtLGa6XzGVRZHguYsJeqh5fqV1FDNQgeoigzcoht7hXWSVFCuIANEtYYlWSDg1NgX7hRdDCVpCqmqmBoISkmE39TQpSMoQqiMRQkoTOINHBU8S5Q8y6SAkrVKLf3AGyUFeJcc5irqFDJFhHiLKmu4tYz7lg0QpVwwMxtpjLneGPpDCNDiPS7nDM0MxWZl8yuNXDt/M0vEcCFjbLwZ1DBhGmmzPQcPmAggHNjYnuU1UHJq4Nn/sso39Q8LmSRlDZURdFwEGIVwPYgtOY1d2RmNVMrbHqW3qGWoow+EccwwOY12wpi/wBTbx7mf/ku0zXiWMTBbzKNahZXRLrMu3iO1FzI5Z6TiU3FtluYoCXfxFbd/ctTlqGW4Icwe1UUtZhY33BjxUteSYv/ACadQ0uyGIAbfqITk8wh+4kfREeKiDX8TVcaVB1TcyylO5RnUOKuFucS1lSobhDE9zKSjMqXdymCBLplq3LU3mCKxLI2zfZF6JbWPuNDcQyF7n6nN7mb0wE9SnnBLqtXE+WcvcC/MyT9wxxUQTIQWqq5Xi8RxC6xEZ3cETcOS2aQbxbNPLMKnFnZLi7gj+zBmV99xbZqD1c3nNS0LfMFRepQeJkQreIM6hUxDCkDGC5i4L7gQKCUV5iL1Lo1KBvMLhRcFApVoIiAogLmriHGIgaijAJERVFRlWX4lvhNGMywmD3KFxbBpwkDjEHeUj9oGzOYFQDNw4amAMXO4YXmFTcafMw7IRTUHWfuC1UCvXcb83FbEyeSX5isz5Twl8HM4Mww3FWcTI5IUy2M/aDg1DQyE9onH3C3qAyDLcdWlVaV6iK0CbDwHVwsR2SjdTKUTikVMXDLLmY8QRxBwblQSjMLT9zK2SWKmCeaM6FS1y1EGuCUOP3ATlfcuCvaJvG5t/uGLmN67mBB+YMGZIuu4XEbxBOLCG3dTHhuNH3DLzFY1DzS13P5RoL/AImRgxGDXhWUUJ4sSlqlhdhBVu52aj0RjHETj8Dp+CT1F8BGw1UzdPct5ucVTF2XNNpHrJUORuGISobhjvEBkzLVwS653E4cwr7iL7jQgE3KPBFdTjnEGc4iI0Ms0RTGjYXmZSjkVc1jxNQ/SAUVuHbUoGgIUavMGtUQpvBKx1EzKz3HA6qAqz7l7WB8RzM8MvNVXzB4RfbCiw45gzUDxd9QtffqAeagWqmJNSwWMuNVqXY1Chku/EEwcUqcFqg7A16hGcRRZatEOS6gsaSxWYF0fU6qYJ31DLctFfcBph63MRgEykVVbm9c4d+457Y3TMqCmVSIWIeCUOeYlxEIGo8IJcVliGqOIq4fcta1BtopPcrwnxEySgXuXn+43w/cTuLWWNmqx6lHDUV1DWU+CCtBE25mTDNtbl8/xEsogsS14GNExUQS7+pkXC5dLOG4a1dzymjhlPavcMGDPuDeZeRxLD9gb4klwFP1eJfMLJmLN5gVNxOLVhh3uXaFy4XdTuPqKEB5jpLG5fKs45lR08kPGJW7lqtxfUfdriGrruJ2PzNXhuZu5h5nzGVUgg2xILRezEd2Uyqkf+Ah4CHRjzDMtyma1NCiAaynxCVLMR/kQKUSjUQV6lBmognP1BXmMApbFgdldxB5ib5qBeL9xa4f3HuZgxlghzknfMs3Yxz5CZ0rL3LElstwpmk9pXnEdZoKYlbtv1KvOI7LnfiOZiYQWDvzLXOWKuG2ZrxUUe7ja1lRuub4vv6icy5FsovmVb1ArVQpvcD0Qmpv3MCGUr3HO7nLEeZbsqXF1iCOaqICqJwoDMFFCTZQsQ4UmSgb/AU1iCdoBVLMvEa7qOLEul4I6hBqHYCAJgqUdB8R15gUaXuBcKmInZ4mCqojlLKmrmW3mFLziaUEFTqY1d17jC/IkU3TBUtxKvBMMDcd5+50KSmL/mX2MEhUYJkNkGhbmwFktoXImiQXDvIJikMU39alUI5z/RHLhTd10jA8CcjZfJxGF9Sj+4E/igfMXncLxcHk4mhmWuBdxbcx73ccwvMUO4UY6XoljjMw7zBboqZuo0O5WxuA9yq6JVLJnTm+oWKFJU4UTwnUsXZfUMxK8xA7l7cq8ywY/UHdH1Eg4+MRFp31FlgWJV1EvJ+pUNVADgmURK6YPI31AUcI3jccmalWf1OGSKYijGDXUt9E0iHk8QAdFwHh8QfAM0yFGCNDyylgzC7N3E3Nx2jniA3dQJrZ7g2UFQR6imZkZhYwSxaXPglbsljazL5lOG4vNzbRmAmWLRKfMbXNqj5ShHEAdxQjgi+WY12YWTCXklWLjlnc8Log24olDaWxmnZ7g6q5a86hh2S1bD4mhMqS105hVW3UB/5gN+GXiocmEZHMUdNvcfucTjkIggVAZaLrN1WLmdCbF1jEHd/jWsy72QyVTAzP2Qa4hlKXogg6qbbxKYxG0WAzOZ+vwQ7qXy6JTFEAbq2+oAbJW3qC8wx5ZeodXM/E0Bd/jH7T2ZhUHx+BCdQqZhPIlm7XqLnccidq4i1bi0c3MG6uXveJmP5gxbdsfJLjK7hgzK1LVqaMwrtzAhdTBrMLy3KYnMaE6WpY3ctnvULKoXXgmaxRaWa+9rtOSXbcsefEpeVJXtAgVDO+Jkzio9dQL1nuIfUtd7itaY6g5irm5fFbjRulYnTBg7+YdSPvFWuIXZVQNQt5I9mpXBNIscYb4jPhUsq0g1rIwC4+pYdX5jF2xV2lpbUC8VcZ6ogHNMcnUGcZgtU7mwISOCbG5i3UXOLjBIWJf1KA5nrKVzfmZnFnmU8IW5alg+Zi3UzHXMv4laJqY+pVMXBM0EMVUUVjV8RzWo8xFJLXFYJFVxccHucCBNLANLUUcOZRdN/gxJmGhNGqogJuIuoUTLMkz8zBsbjZ8zDUydRRdFMQ7zBL8YmHfxPT7gsYgiFq5YaZZ8S6qODickLXiIodQeKGG4YKZzfMee4gxeI14alplSZbcwvqY4snvmCUZxKKrh2P/jLpuis2Of8A2UWCoU2FN+ZrGamuZsQyRF5gHOfqV6agHTiAGFucRc3zOM1ccaZnjDO4HWp8EpIy7uDitwsalvGZauiKX+4B1ic+5txPCrhpPMydRW6hl3FVMFncT3mWUvMPKBSGYp1tiKzH1LLyxVEF4gZg1iGTzKNE0S4IrUcm6i5KX6iSsMtHlI2NytbxNCFqce5Stz+BdQ8oVDiGFlDCxrNe64Bf8gApW4jO4dk3EupmpQUcXM1xd4YUeYKOJWTLLWGZftBVDCWLgKCi40vMdscQSQVCuxmA6XqWoAcThAPURTUrTqBxUNbgBCgdTPv1LeG5Yo4jdy/MAOqZZ6mx1B0GWUhX6hsOfUFvMXeGWZ7ipxmNWXTnMEtmaDU4IF8wxWotusSzBaMac5l0C2ot+I3ZrtYZNfcG9xOsIikNTTJP0lluoNoS6gz1AtZmDEvWyPkDGyCxF7iXwEojBXiUojh4jkmEO2Zn4l7lQaXMNo3rDNM7gTuCXcrbUGvLM4V9sqf/AGBTmWLwka+Zw5uemIeCDMArEGn/AGCWbIorq5zxcxndR2uAqAFzAKjdmJcvmY/LH5TNNEQ05ICUoD9zNkRm/ubXhOplwXHLxLi7niy990Q3IaeYCkRVljawR3fqOGJaD01PAl0zLVgKmEpU53HyjjuW+4Oc3cVL5mZ/7PiXQYojAdTPxcCMBUC63EgYz6jKwCOfEAWNHVwcQWKl3BpD8FNYlAxHJG0TnETK4VcpFb5gq1U3on0nBxK/MG7X9RIg5d78hULpAylL4GXkghumDYqQL4Cj9sdBiy2BsgjbXzEvcf3D/Mve2V3zDdTMZGuW7yVM36lPM6l1jUXsgE5gV1cCLq4qmaJfjBMfFwFeYYwLqWWDOviCUTMwJC2GyoLpxHMm5ZFtwwcWeI1q/iOVT4jaJFtM1MOJmpQ66uakaZUENwR2uBFg1FjDeCXOdyrgsANEoJVQHBuYXqNldESXmUNkaX3AtO5krM+7IfFQsrMsO6mQ3UcfPuWmdxFbnLIxO6+ZasOZc3DPGPcvs/UXLfcQe4vWPuY+4tUvEKmi4mzl/cORdSzXUti3E8NRG8gzdhGLEuLhFAXCBrcpxSSqbCIHcRWa91EZ3LYYlJu2A8ipiGbjOv0lI5qPaBd/uUTbhn6SpDKrtg5uY1kqAVFqY5sj42dzS4nKbjloTOZJATuWeAIDudzUCbMDgxU9HxMnuYU5lhKSFFVqU0y4lHWWF7TgcTC8NROVkpVZgVhHuVrZDbOkDhO5awhJvIba8wBlKhd41NLAjmo16gPU6CqQTdLcF3FXeJ4TN6YDemAmhYeEpbVDFlLWUQgU3yTMX9wbNQMYhCD1mZFVmICONQEKzFpWVOYUuoUZcdzE4h0FwXEHR+4DVyzziNHqNb5Iim4hdzQ5jVurjlFc3dQW/MFfFzDa17iH0IVw2LBtMvXjxLYcrB35h3zCOCH0LaxuRy3gg0iJ0PxEhBoeTYXKC0FworVQouZODEtWKJpNcyjBp8w0zWofVw3mFJjHxFs4gDgMwrWVmEqIai0bIjYyms5lu7locEcTEsc1BBQjqBou6j80Q52wlom2JULP1A0xmDDNXiAGgxAK8QoWnEsal0rNpVz+4OL0QKamb1EuUCK+YsmZ/wAzAAFsNK3DoLMdyhbieW4CjcqF/EIMZisLUuKCRR0xWtXzGrRArJcRH9xF0K7lpSa4hW4S4N7xEpdt9Sgc5irqsTa+o2cfzHQx1E8kyXiiUphds/mBTqJ9zXMUPJL3kSxZNErMVjccrzcU3fcXFE8uJdxNJdq7qZf7FVa3FYCX2Y47+5bb1BDqCuuPEMk4hn3DfqcomOGIF/cMmqqPX+YBpdMRdWyghTyTPq4AoiLa1B6sL8zJQ/MHhUTpWYtl2wqkw0oxxNxTlPJb8RH/ABNHk7ml0hDNr+YSAGds53CMZ3Hx/cTyDUBNENDc7BlaxUFuqSWvTLszcp+e2C0/qGAEBblv1E3mVl1CCa+pvKI4moWsKCU9VDgSofhLBiIvAEErdMqYbhlwyuXMWihWOzEq0yymeyKM7jxzC5gGupneqnDOIItz5Y21qKr4nAmH+w5tzN8zrd+pxqUF/iZTnddpLa4gjuiXmsTE4lxWSr0f/JXnM02QAtSIvYrxKHEnyt57qKTxLFTKyDHDxKidgrnJ12xEUeH+YlQlvEwC6gesSnfL42H9y/8Aql3iGFcy97JSuEXyngzLDuAvM1ou4Uld8RJzA7xOTibHEEPiCHZKWaJ1IxKtTqMG7cTDa45VzGqggIDLnBURmUOKgLi4tW3bA/8AqLh5h2EaGbuWHUFEqYbPeIOjK5a71BvMyCj3iIxnMcPEsziJrqPtLgFKHGpRXFJQPzEAomXS3HczcV8ktvUyXuPS4ZV/zFViFHncvPRKC7uOT1GiZpl85mp3F3eKln34nHj8WIOJgf5m969y9UtxbuccV6joSDuqnBMWdwyblcZhbxDHxKX5lLxV8xXiYE1ROhmWTzOxjtZ31LphkZ1D5Rtl6ltuW2dxKMzbvEvGsRtq3BMWoolEi51j3MuL/c03D5GUYlZ4ZSYCDxcLPEFFgXxGv9Hzas4ww1KrUoqVeB9kMGDLNBFrUCymGUaTcFzCzBaoBH5jZd1DopY5qAAUxY8WSP1jzWL9xIq5Y3ywNQGRIRAmHG4gWdXW06vqDOD1Wln5tQH4SFWNGGPiBflE+2csYj8XEM6lGqmGnEVcyETOrinpEuP3GzUR8y1ab8RF1mHIMIbWzDm5QLBa/qMQys9k/cMIHGCYBVwl0P1KdP7icMKrxQxA0gC1dBLhE4ZhBMnMIWySoaOtXxK+QpZS1IKvp4P3mViyctvxiJcW8q4+FNQBnPVDjX3iZWvvoqlV1UPck2NtoYLTWz9u5kCqIJfNQ0YxDnltr0xQGogt5g8uYYEGyJT5mDc+oqSAvm4rLmOTNaYG/McTf4Ie5jjMxW9R6TA3dRxxX3BUcHuOVXOZ1BBK2zlljzNkHzMBe4Nts8LWZM4bmexgMKhgwpOiAG6K9QL3+Eo1pL8P47jBiBKW7gMO2FWADsxL1gzMvVx5MQ2GJ5LErbcCqrLKa3Oc3FozOQWxyn0JeHFEx4iD3FyS2eEaqpYc0Rcxy6hQ3Ll93K2XgmVxSo4YJrWpbjV/gubhha1GG1jh5ixnPuIrcR/pjs1iZLhYH8xxW7ghs/csO5dnEFvz5nPmLMaFOfmNNWzKzjuFi2ibS8W1caD5l3k+4t4u4Rq/Es43PDLB+5RyfURPUTHFxCxvEaPcNGs23cZlVZ8BUXX8RmPdpiAyfiI1UbIMe4qW/IrJf5p5z2eJfEfAiHY8kDPG6o9vcWzLALGZFnjUJIJYlcH3LFDNagm2ZQcbDTtOWLAinFWNFS95gUmnx1AFu/woYsOxZEchcXPMW2XBDqZuGCBYqYIy3BmL0td2nIdsI3KrLdu4iYrQeI9pPtrTHV6rF6a7lNjrbZ8+Iwgnl3LpdzWaeWZ0f1MHXzAruZd3GgxsxscEHJGcPzNgEBRimBDWpT1EqnuAo5ivADnUuReAdf8AVBLCj3MOKsj7Z+yOohFLrnuBbFEoVe8zgy6AnT33BUgmBnSsv6qYJUxX18zPmImAAClnvM1kWMAeb6jGBm1ZBTlicLmUDAQ9BzXuAe1L3w2FQTXGNolszaWVbd5g2LpOf6GPTEpabycnkiWLVNoq/qv1A0NlSupnQqNGXHuAwnbEzxggLpYg5GOlMVkuNo5lZc5mbdsDTuXSh49kaKuFFShKYiuRjecMy1uoNSu4K7tuc4pL2ZLLO6lbttKTVIrNEuzRBObgjG5U8wVpaiAqQ3F5lttVGj1Ac3UMhctFQgbEablrmCzWvmErLiOCufUpeTMvlZUvH9R9QarEMHiXYdQ/7M43Fj+5wuqlFt4l4yYiitFywVUMColEctSq5YJziKoiAoKniEqjXp6T8XuNx3DcXvEsb3LywwrAwhyI6dw8sSz78TTccq/ubeOp45Y6FsR2xxkSbq6WUB56lZc3CjuAMyqrCxtG7GEFzUFTnHmLXi4pTdS0WbgOnARE5Q0yLM8XEuFmwK+JWjl7lsRTCBiEy18Rw3nqpSGswfV+o1De0DMRAa0g267ZWbu7V8Y3BrR6X6l9QxLeSZQGXF9kNJpilDmZOGV40GM9RTagpHjkmoxElRvxFwHto+oxaTp1Eig88TmMcLLB0mcyynM0u8wBn6XAZCmtjgEt33VRiJ9rFALFyp6uKNTcWnuLm45o/wCzFjzNnjqphgE5igPuMPtLt2FosW8vbCwC74v3HbYQWniNE3ChX+4K6+7/AIDyzAczYVWa6mpXRk9uiHYMBzVN/wCotTefoeWNU3iplcLMK8lQjcpT1BtJgGjETamoHJqEGlqoUOS/LuJHCVLZgIow4x5gJBE8hvHQS/TFoq4N6wQvSgFyCFbf/su+ctcaZzvmHSeAFFeCMtaxAXD2wrPNW6zMUJysAexbTIpW/wCoIXwrU31EesTVs2NR+EZQL+yQ/uVPBg6SgXupjGWXrqK12YylZeGOZf7P5YMBdedkVXEO0yF/uVGcEuTTUKtUe4py+YVN69x4xlFyMQOmu4LlLgsdxq7h7k0l7uU8wNkyBiFukRhP1KVWJgdFSxI7XSQ8EQEzeCHaA4n3RvWS5SbYg1YSncAUl+bmTnMaOyZbu/UXpdQrjLDDiOe6mFt+JxLx3UAMwC4subZZni5XlOECMBemVFMxVYiUbjTasyynxNHBB3nUycfCWVio04l0Mv0xZX3KDzG16iwPRisLLoc+9y4geb5eQ8T+pQ3UycXUrGMwN8z7MEZqoZa34l5Uu55GZg1KYnpGyVf1Lpxr8HL8Lr3LyXUxBWUrTLv1PNQdxq7bhnt+YIJqcdxQOr9S9XKp/stP6lKuBTkItY/UxOJVxU4JSzUA5a8RFDAwDFNxQG4lhwy9t+iZurIWfVQQa5LYPzEqPqBlLduNHPWoW0Nq23Ks0kHK8SsCLv8AlNQXBbhwRQE1TtAKT6fMINFpVncdAaZ2alSs+zfcM+QTfyQKCEIsYs3UvaZ5HaiHYN0nMpBWTkRB4QQHqA67ATKJ4PPEt9I8BHpIVqzQof8AVC6Ashz/AHM0g5O2Oo9wGsdoxQf6h1x8nMEWOcNbgwz3iw56mArfR5de5Sy1Md+p7bhUsBTfmohtDwwQFV3Cy9OxV4F5xNopL54gIKxaTuHCDqm28wCvDB8JPUU7IVobYD3b1CRLuVKADmEAb9ohoqo0bA3fUSyvPIMBZHDZcvYYQZ4GNQ9gwgy8CXcbNLN6DwgFLm13/wATED6Cq9cRgRtaf5F0iXfKGCVhijKKV1ZMMV2F8FsBwPRYODxDp3c48XVj9RDkFie3B+yW7CFc2KjfBuDnsqtu5iWcLI1cXFuqjikktN+aiVjxVW9ZO7/mF8H7lIZuBwphfMoDCzyZmTiX6mAREo1iU1iAG6mDFY/EEa7qoBizn5mNUlTLFFQ6MwZmW5ZbFSl5SNL/AFBHFs7AqVfc+aN2pdxccuansSYOZYSrYrQYqVbxEv1Bsfsjnu5ZXyxParFLag0y1MBu/qWQ1+pgcN7jbZcpDIzOK15g4CFmrlrscyzQs4KzDIVibM+4M3n5ghivuWLrEsEUI5luReoK7g2S/JBzaKmvslDtMmEzDJ5jYO87HseJyQe2h98z+8hXmUgwrcoqADeLmHZEXxOfbzBPuMUk2wu8waq0h7LhxKHJUKpkP5i3dhMpf6Qc2jQ0ri6xZnB+4gG5S0Rg3qJTIEQ7OJfZZMzEwcxU1KFbYI85SzQziGme2ZRpbzL1y15j0tJwFnqW2DU7JfivEyAOMsqnFjg9wofqGvuKUWoJ41i5hLHKx5v+pQ0jkV346itADi9SrBS3mVq+YnJqc/pUZhNgW01X6h+4oCzhjBgVllRAvBarAl47MQvxGKz5yLncTDYQDCncCG6hLDXUaq7NbA9e+4SWamklfMb+3P8AEuVVsLZj1SyuIhZoHWH9TJiWxfMDIFHhEylD9mAHlkyuu1FYfLNh67cMqzlLa3jiEpWYDlSpXm3Xlb4+YnWZalxRh5uXByDhMSWrjWBUg4acyxf1rFt1OPFijpGDWYjb5jkuBnLr6e47AirND4gl1oY04ogseODfbfJDnGfUMFgjiCdqQ7C+YuiAC7ZgMLOqCVS+acfESjPuzlG/DtDHYp3GJ2Mvd5f3B91QlmhmXYAVZVc4ub/YLQ7hhhgDxS5NI2zfzHjdmvL3K0CtghQVeVw0vJV5Fx1DBlmAys44gLu/EpSB8rcWxWk2BpeMsE8UlsOb9wW1bwN57JagFXoqqb8eIimVpwLdepmRLyG6cX/cZi9qj28sz1Jxr3mIgkZAtos9GY6R07m5lnPIZRDb4mSalbcyuK/mJVAt04ih3FS+LKY/mWqaThE914gkMNS2ePiJJqKC7gotfEw1q4Ynlc/iA9+4Udy85zKK4ZQZe5S1/iI5ELXqv9lK9s+3zHUcAHtgBuAudQFQsPAQ6Ltgmr8x3gfM2P5ZeTJcaXWZdd1AESo5XU9xozEXmGr3B3cNHmZBdQnOX4guRMvR3LXFBCtIjAlqM4Cpc9w4O5gKMRqCDHGAIVAEcIkSp23N+nshmTRYV6enxCyTa2PlLzxcyvqYWbnwVzUbtHuJyUOmeBSO/uD+m6d/Mp6zCLVe6izxD4uX8MfcvtxBrr7ixclQcblj3FCgTPdQ2Al1XmLaXVTAzghGRb6li/5EDNEPGCP/AJMu74jg49yz6/FsUYglwNQHzLt5mC3qA5xMkyGKAqcAL6qLrlN6mgiqqitesMERW6rsZ1A1D5KHhmZpU2DtYqeZkaVOA6e0S8CsMrBdKitBQfKo1hQ6USsWI3aaQscauWgtluWbi2t9eINLXki4W8FZt9QA0jtv8RwRCawRodhYAG7VndTTo/2GBnbN6qEKSlNHmi9ykxAk4c1F6YXCV47mQ0jlDQ+YWGuTBp9RRsx0BH/2KQBb3eI5WUoBH2ymzLLSksN4Zcm/1LB1XgS5M55U/wCyzRcnuVoPEI7WWvzw+pRQQttH3FYsPlGGS55s4PEuOtCmKr/7ClJ3HU+9ytnyd30fmKLJhLjNLhCJFASXVYwr85lTqgZruF6zLDa9ysAS0nPmITeZfGiAvBTGO4qxomTR1cxhmStRAkEaeSEy9dhvNRS3dmGQ7SPReDo4XLywO4oqBG7YgC/fTvqE1HOGUyXgysUCqnDAUhrX9HxzETeuwKvhItUkhdNYOJa3aapxErSwwXCPcUgsdjs5ha8LJQGcFvMRC8L9XXcToRwMTJHsboMx/iVoU1rJxNV/pKdkMLxYqKcxpZNrHV9Q5cd3O9yjbDcvXM3m54IVUOoH4lYUfqUvgY1RcoUwYhMCeo/wjeM0RDNQxU43N6slU1me6lUtMRVVma9sNJx2i+8Q0qL8RDC5M8XMOSiNHcMrl+JYxRHA7irbVhK9TPmOQ2KQMlw57gXDUsgC1ej7hDCDJYHVwFurZigg5io5zL8j3KgxUYF2zkKcwUzqY8H1GjIwBhrm4ysKlGj5jLwpLy4ivBcS3dNS0sZiYQFOJcGGk2JrMsOlhZeRlrnJF8H3LUFTkJeUiez9TemaBT36uU3jKsjpWH4uIC1AVPkKuFCwBrgOGpzSnFY4Izz13bwLwXU90lU/iJB12Ij5hCoDkJ7HJOCXcshY/cpuJxdTPJOS0sXDKGxglBUVAh0wqZV9y7vUWtXNhidPP4FBIhq22AmUZav6jWy4sS7sXMvGbl9j1EHDVzYUzIp+5538wLlDM6bWXrMZbCL9TEwokqsg+PJHCjSYVY5/1KgymNwroUPmM3ThoySyUmCrjiEz2fIrcq/tgWEc1/Obg4oRgN9QgDOlg6iAMiShniNIAO7ynQeBbCFIsb/n9yz93oxF0fxctF7uv6Q5L+KEzlg9YAWn1AxSBkvhqx+oqEza4fBHFY6cn3ALA+QiK6r5xgquCUmpdQC+Zfv6At8+IZQp0co+6xUv1BqymaOvcaSwAo/XMLsg1GMO05Zy0BqB989yzEvBbaf7hXgRW0BGWeuTg0ww0CJb5LibWTohxtzKggoQd3DJdLRq9sNVAXHMS1FBUq4xBWBkl5+axBvpA67YDJcpFfNVLVfcM1u4x6uFV1M+GZd0+PECoOAW5Y+o3LGg8+JhS4OhX9BuYTQai3zFAbIapqnNxt5gE0RWroLycyqocoRroOioTbkVTT0+Jhivga+ZYThgwLinOGOfIwI1CxouyaQl0T7IsTfRu4Bx6gAHhdB/EoahyKV/7HmMslcji/eIGm1Lvl8xX/OWW7qHaqJC4cYeiKL2cl0xiXDsy2/J6iIDAeR0RVyDRoPddwlrtqMGd/M5IwA9MS8lAW7afUFu+XQStICmV3oGNdQTWje2YsqM1tYsS05N2HKPLKCGNCzhl8mO4uW5eJxoWD5hs4s/7OXYTY3AeBmBnUseph5JfGJtLzjUOOIOZRYTHNXKAX2L1j+YDXMo7YhRImTPnEcslZ7mVN/E4KIW/wC5Y1vuboYrheYLXULxqepTGIUrUu7VKVqupgC69zBmolKlNU3MuJhCEqtcSiYYIG0uN3gO5hEpvVTHGndfUN1xLWsepQQGUgA5hW6lCtX6lljfxA+oLBzwWYZboBlXCy96MXp7lEKLzV+5iZUohXlhEnwe4f4hbjww8BoQjU70jr1HTQq5YLyDnJR9zKg760eCUrm4Lh6QsgzFZLg/U219EaefHkgsINtMrLhnGSIEPBknUc7mHAX6i7ArcoVZKgAgsTRxBZ1XiJYCS8xai5cEybog06thhxPOJ6Ir1NjuK1lcSzm5TtF9VG6YgHAkVePmIZsG3uArl3LVSGlXHTWjxBo23MkKbhS4sibgRo/qCE2LEpr3CdHBxeh9RIoFAkrog0iGchAG52al9sRgGEcLfHgzGTABUZlqZ7ogJW15yIZTLVQHuVaBsnxDDxDpGwtbVVwY2wXJLKwleoOeI8apayFtpcaVhgWDr+S7+pj7e6qGDsnjMgBpdfzSwq9ozBEZTt4xmEG4zFoHh/2O0GO0b2yBqwVzsAqdE5GVav4uDj1CDbetn1B394vMAU3ENskDbKMEvVSmQKjrsYyalnJGils5zCYs0LcHZBFQ8NS4pJuBV5j2VFsardTgChIKtmV55rcHRVVT1AzU5xdl9ys2vwTvUoNozKrVwM+YWef7hHPQUunRGgBZwD2sHu1WRa29RzLrT6RBsh4RDj5iRTbjL4jdDTCDBi5RFfFe5vuFhBK7UH0PMwFLbjbQjxSAykG3LURFlLjNdwe/wj9y6LAPPERQFnzAFQdHOTDCwq5J1Fi2sH+xKUsg8IK5fq/+3CVb0NWPuVMTfo9HEKsBybz7RtBEGvSQYRIGxZpe5YC1d6jg5IaLa2vcpxWOd6jVstsPRyGoBQVPNznJ8Qr8RMNzy5r76I3JzhquL6zHoQV0lgDI6nE70l9RM0uMrz1C0NEOqv1CqJSPVsQre5Vw1UunMszqVNLFMJh8zOVa5KndcCFa5YJZWfMQyVT4zuJWAbjVxCzBqOXmDzn5gbt5iLl7bJazU6ILT/UVuCHmFTcvdbJauEtcSnmLyIjVCwAPMwqFit5yrTHEtsZxFP8A8g3mCgiPcvqv3KtXcT4jTYUlo5uYGqviZmV6VPJv5i8w/t1plOuVw6LhTxb4uytvgnzlD3Q597iDaP8ABwN/MK+Y2viI4ahQAe6L+5nt8RC83BM8e4i1FlKfzLgH8K7Hhj8sF/4uT1NBBHm+k4ZcqiXqgIo0zHdPuoVtWEccnMMoiD5vMWVElpYJbezM2B9ylkbgZkqUAlpbZQmIUMc9BBKyX4iQcse5AVWBA5Mkwcp4cS45xKcCyrQPNstLDLfHqo3Sm+pdSg1gZhNqFZp+oobKGyBZQrbG0aNXruMAVIGh1fEBgKrVR6eGcUEDsaY2HqALIXWIfUOKUoLVc3Bv5g2u4Ix5SKi67g61lDrjFxEBRtLevENLVg6hK5kOGecSntbJl1EByqTVnECIYBk7AiYvJgcTLNBE0vVRshgBZeIwInAo3LuJjauodX7hK+INFUNbrxKn5TCN6r6ltFAWWX4lL2BcHqEFvJ76/cMkFtaOifYBEzUbBN31UAsL51LuF8G8QA5qtNhMGmL+5gApTy+5gqDYPOI7MgPO9SxlsWc8nHcFMhrNQcB1Fc9QuLGgrURShzMVQYrxCClC1U5efMwRN1Yh1ZuOQVKhYtP3/EXXixradeJgywu21+oMQI95/wDyWc40a+CFJS3hbHXaH36ijGs2U5hwRQLm+Y9MD4ff8QJXg4PJK6FNBvll9oQG9rB/uUHaNVGPs+vOGEGslIVy4mCaF9AyhyRawvAHlde4E5oY3cOs0ofsVEeCm89okvBjiE8i6OPMvSKXX5u4DoWKa3CCATJEqtBisAQDY5Oa5iFsc7lwbAVeW4sjnBWVoBkOapPhPgkg3/cxFDm9sQbtQbqINowuUBrXUUl/cPCVfCMaaq3W4iYTK2YQRQWdoYIDpLQVwHzDfGAN0RHw5WcX3KHaJKTwpZmo0D9P/YTPqLt8YmDQDiC3MQDnLKKKjtKj9aUXRvqpaCA4zUWwnkvJ4hX0LG2eD1LASTRn89kw8LS/m4DQ2UK5zLUM7hTdwW3mObuqlUVcrJt7leSYAtlt7hR4gPEE7JYuruG9FwrjEAGQYhckA0JS0hA3RmOkMQuu5sIW0YiiKZ1PFCjQASqPcpko+pRV0RpjEBhxFLdJC1+YTyWEbk83+JgaBMUDmuWJB0ZLTs0H1HlqFK7gaOYrepQcqF6p+4qeUrbExJcAuywe4KITiFRq9YhQwo23NFlRXyI0/wDksHMAbw8x6Gr+JQEwpRwwu1WIaKzcMupeZeWrqXaWoXdxjiK1Ui26iDNHaU4Z8wAxul47nCGY3ArgslimJzi5Wu5T4r3+Cq7hqahU7lWFhpC89xsBVvjxAG94A/mHHI+EghAPcCWimOMKvMEBV4zlhpYGiyopL5iWX2XAIhQw3UZjxgv9xMKkrmKTJgbQQwZ3DycIEXLzNEeWIAK1E8ToAFBvEKSKiy5c7mgsgbLbjcwEEteO4NJ4DDWA8xRbBDJZivcgGsB93HqQjdA3R5hNIrhsLMvtIC+T5l3CAgw1jmKMKEtgGVKjF0s+WXCl2xlY6hSJS8HRWIcLoSrx/kw8p8Gj9xe4BXqKjkmcnFb1ctZqMrxm4m4iDIoMzUdFVbqzEZ40ThZoqI6GQ9nXxGCZQHJjMdC3/gfxGN3LZcwwWVV833LwYjPcEpy8XinxN9UxhLuM4gkH6QiqrMuHQmdDDCeVm6jSiWy175jxYbL15hm3YJn7cQZQ1ff+pfCt0QMKvnMVzXofmoFtg5eHqX5viZOpcsZ0gzi6mGNVnBjsi5QVS1srj/YPpLWzPz1HOtNBA1t8R0EqBaf/ACoZafovuupkIvRy8CLUV9F3zB5jcqc3iAMoroC8cZlIWrIBwtDmUJaqb7t+87hLy6GKUhWvEFAv3j2vUPFRs4MD/sEEBxXMRaS+M6ig2N85maGen9TlH63AKauwrgsiAtC8viNMJEm71A1LQcWW5mmL7H9wYi3AfPiBGAWYpubGU1DErBHG3zHtBndV4iOZcYN6MAqv3FCNCahh1Xm4aRU7lGNbBePUKmdxyX5Y+muAhZYqV3uJ4EIX4hFWCtQ1ROQw+4gRFeteINDWEd16hOUlUWxwKSvJCyUp9XK11uTYQkvu495jADuW3oqGVZ6D+UEYi6onweZXOmPXqbPOwH6iUMFqzMtRs1hbcUNMmi6uDCjn/wCcpQexav6gdzqxFIqNhmF5UC8n1cwjdJX7gYUYom1dQAchWj+YO2fkB8xBNaMD/wCxJCOEce/MbxfM8KjIHAHB9cyqU0jD6ju37gFo05fxEAC1dMi2BV2DLUqryJWCk1nV+YgOmlNfcZAQWTmsJ2ROsrYWsCy5nB9SrEUu5upzHLObjqOjLHDcd63MFF1K9OIFouRz+Fwj8iU7hupi4C9FwsWldwIjKKvm31B41EJ3KmsVBRd1HjFjUuKp3mWTUsyo71SQNgGswFnRC4WFQvyUXvEV1yTXdTa9y6c1L8o0Yyxx6gg0L3zKm4oDHY1mOaLuW9ppxzFZLw/+QAmy5rlvRKS1sS7y/wD2G1wxg9wMoXAmQDrBo9y4Krgz6lKTZiqgKCWOH6hLApUTgFqUncIJiq4gNaRYbxB0SQlavvqXz+kTFVX7mQQMOUjC+yF9h5BbnP3EhOZLbvGvUpMNMLyaZozEb3QtS/8ADViwtxCVlIgU22yt2JDC3eI+ZC14pr9x4RVrgIkEI0epVoBK1fEcEJeFrOCNEHMdLvX1DyXZ1Y4lWtmQt44LjXYpCxpo+4BUJ0aOYFLhxzVQe4wUvoxG41Y2vEpb6CPJx+4CHVpptvuIk2s/bLTa8RAahhouFZwJYNq+kZoWG4Raus3GKLHqyW2WBwSlosNY8QDtxKNtRvt3AIQ93DTLwfk5ZfQlQpXWzxB4DyDmOKkI3x9TvtpEA0eJSyIjoU0dtSzzeYMyGHBbF1jmBTbRgGDMQtJbLMVtWFVmkDZfctEtah8TKyjawofe4F8ix1+pc2BffzKFdDNaYLZttZdzbQEBUGuAqhj3DAKG7xHkqw4fqUIqi7zp6lMDtgp4K3FGldCt35xOoY8LYAANZU1ClWqCjzcadzi8nXuYhKkb3GsPDarfDLuj5qNeDqUy9mG1x7lroW+WYQrkY/qAC9kBaf1ABXcaGXcyuSnV13As0uXLD9xsDrUXeDEs5b3Mi9MoQrEspbXMAWG0bYcg21ACE6JVTGJBhhfELV6oul/HMeNDRSAHh8R1ABEi+GmZvwou8OHcUHnJt17nEB5ttmzklNBBFnlbrfEAWyqMlA5vUdr16bdN3hizQLSdMbTYaqixFII9sPtKugKRLSsYI32IFasl7TRktnqIj8wV3ucVubYtQLMVBFQHy1Bg2EtUdwUqHSDKPiXpLuVssW2iA3YAYpwMMCgFb1KCid0uHtHRGnEqqzytFQBVZeWmajAc/wDLiAWqrJGvUcQFcPWMKa95WPJGlta7y189Rr2SW0KnmJsgsDqWQpIg6cMroFyXffMsFreRwxO1cFI9xhlQ/wAA3CXCbYre4Gij2N9VKYZ2CQ7JmhSvbH0E2iz2dyrr0sSxl5P5h6Ql7NkvAqfOJjjrLxDLcaMt8korBNyOWmWqrthtOBmILgW4AqNPP+wIw/c0FtZwdoZgI5L1/krdcxYX6sC3qNlZ+5pElFcxAo61JiA8mK5L0jcAhLbIlOGNvNTBi5WP7lZx9Rsy2QVwU3nxKltbXuKapT8RcDg8Q53VjZLzALdm2Kipv9y4HvD/AJKsgbmPuNAWwdKxWsa7gOV8f7HUwVyZiBUlMkfJF0JLCwPDKlQLftM0C4W8pUYY4PIF98YgmpY68QspEGaub74nBMG4i++IApZAWLYZmTFq1Fj4t4ouv9nmLgNSr4ICpwXUJXKLTbg8TJYsrbvFvUYivi1Dde46wElDlhgyaBV0eUa7uCK5xMtrjhTbiuIci1kzz/kKqXICs9Sv7aFjg6hWeYUrNfMSiKy4eouDBu18BMxjSilVzBZTipbxtn4hAlTZKxD96gKWQOenBlzqHAleVKuEC8eZgIOfPmDjbK7CtkNsVyUv1F4wKliW3JWOt+YAoYfs8RriNeSBCqNBUUGAa5ANQYO9Vi0HbLYgGcy5SpbHIHMQRo5BuVcIoKSfEHvNP8kCslwALvz3CGu6XFwIitLo49VHhdktPtXfouWzZuJ5CcGrbmDnwMD6I0BwLVlALeyojh1KpP1KIIXq6MOMxaKous3/AIShCLToF/nEYMtrK+ipung9lvv1LYU3Iybfm5jyzMjDctoHRW1cRlYZMXfMWoqaF2Sm/MADLId1KKznmVYolv8AqDkbOzpiFIngN4u4q2NZYYYx3Bz00HGP+FxDOalumH3LQFIrbokQWVpePEbUyDkO5YMWd4lxtl6ORhAlXphgXTqFAcB2Q7lvbfqANLu0H7mObYJabxHsnxqUsfuZ7YTyP7hU8yrXUKWoOl5ilnlmbpxjGI3jmnNsCxDe+Uag3g3+Yrxy73KLQXGMPqU84a+YzNWgHd9zFErZkfMIhfJrcTJoUWWnqJy2c0pWmxz7eWNbKHyl1yaMIAQNEXaP6H3KVUslR+pSWmbFvouAnHvcpOZSajaOqWFvlmCg+Grq+PmVrAbbcGdg5K3F0KFWbTp8TOWdT+YiYtBWvqrlB3papf3GDirMPuO0BeRvsnqCV5hKr4+Yq1i7JkOoOO12IvxUYspgWx4Zl52GFd/EYIG0vtofEsLRC8qVKJttmvB8xTFONHF8QU9aDf3BQi58Hb6liYpg4jweYyNmYa+L5RfBilocXL9cylz4cRUVd2xydQeG46p6Zakk2PgkU7m1IYu72Kv7hB7qI5ayYTEpleXl2wOgB7URE3siy9MYZPDA0juH+XRAdJwZPbMks6uB9R0RQtket3FhKrkUTD3KrT4QHmum6/coKDgcvX/svPLBaNiY1EVlL9y+QNWYfMsoLVFVBg022koDECgpoa7ixFXuYLBOOoDAg0t5C+pexCOwVaeIdXJQWBTuu2KxFlTXh/EVFcAW84/cDG2Rt2Ya4ZupcrK9wVie17XknKrwt9+o02f2QKOjNpxCAocefMtq6jtimuYvVRtHL3Lq1iXZuJVxMUfUBdk5WIyZvriOujTzKOaKoQVcSN3Bs/uGBN8sWbrk/wBhQJvtfvEvQWWXFx2UWkYnYhegnCxg4VKEzYtxuFNfDLLraVbslZg92kYU5uwDyW8Sqi4sVs22BdKsRIJCjr288xwq2rCtqrgP9szWIJS9bIhn4IdYt3va/wCSxpAatLvdQK6YOrxLTbLSi+3UGSsUyeVMtRbAxkvcxTz2ZriAll8hw+ZQDd7tWdxtSoK1eHWIZVgwpV6GHLtguxpmSQ6CivXUFWouqVb5Zutq7/iE8oAp4WK1k6dzbMTZajVxVCiEx5j4I8ASnIMMdgUstunfUvQtOa5XGb+ZVQFHDFKoFg2S8KIVScPiNlqtXnzv3MUaoFRzauEvC1hnxL++RcEUqjkOO5bqavOojCrq6le9k5X9e+omTLB3w6RpfxK4AsWieDj4iHlV9nmaG7mu2jwwOSOyMpG0rCNVmmY7WAGntirozzuvMFVDqnPwS8yDMW7TOxBYylO5kruxgfMohCrhMbqYF7Lx7iF6TUH/AGeNOrNfNxs5FbX5iYP5c0GB7igkBbcqxmOSjnWzW168QIVQA2wjJfLmU2DqbfcsQbXQx1Mo6xMuGUO1B+0uWLRDem+2VFFtUXNXxL1gPYc4amTlWHgP9gAu2yOyBACaBgJ11ECwE0ZEQ8S1G/Tl3Eth9pl/urcaCCAFbFwFdqAUvNXLH6oMFVMUzhxGOlBYxXqIqM27QHl4mABbAnv1GCj2/wC0LMgXeMdQIaHSv7j4Ya7lUAFm0/UEurXjjzA4XHGoNoqWxx4hVJRbTdwCOBvy+JbWLcuQlLGIBLagSK4EMsAD8yyQ0V0dwfK2tFJ17hXBQyQXdZmOp6FHXncTIBzUQedRNee1UY8xy1VfVXMAljbb3M7Nirq/U3Ixdm/iEFDyL46jiyBXdlbuCuyVCzzXiEige7YdIlqctwsCNH8niDqBWs0eplYu12OMyylfEx/suFarh8xAiykxhns8AOqgiYLLzMHuNPOtF6eyAPdxB68vmAqYdMMLuPHlD4xDBnuMuRNq7XEKbgcsZbZ8ViuyMKHKP0EhZgUOCFOxVbT7RDZaFdkvH+Q6wNS1GflP3lbA454+4yPDhmoQ2vfiZ6TVzGuZdhg03Q8dwpQX3zEwB3keme40BS9Vke5SYg5RK8zjyr+Mx01YvprIMLA4wvq+6g+8RYh9QYjlfn6iUjw4bIISMXWyzxHJRKkUz35ijNljD7SsFil0+zqBStYN/aBkVSt3Nie+YON38QURo2LggHXS3eoDADJOPqKsm6XqoIF7y/mMkdWnqHKLaLK4/qMo+Vl9MbXJtY9hLHMPMq4r9kwUasNXmIWFgjAvIg6agEBGl7xQXkbecQiil+zHeJHhlsZVIqgI3Y/M3MIMYaSG+vAv65gX0TD5gAGcAOprRvNg0RVptVGLvvqJG715eYpBekDES9faGPEBdDm18xwhKVRrpOGVFBbAciwS+eSe+QnbdAb7vhg7raSL/wBS0ssp9GD9y2iyxJrKA0D1C5mFWr6NkCiMLQ50vUr1aAJDI4xnMSoJZ3m8wQ7C3jbxEhOJb+Jy67z1K6Z/exLVYGSh1iGEtGMHEVblPgxFCAyekc7oARzVkuFWB0QQ2WbzOcWLS6fcs5uJYq76gqwUVRem4oF4rXiCqmTsIErAbalg1SBuZeh8BxAgM4JvjcLJQZVO1GoHFou0fLMrNisN9sWLPV+oYKxgWheaDLqOqPmVmxKEXjpeYIQUHjgHiE1W9lH8TWqgGfJuO3LAKog1xiIXf2wVUV0lpeQNsKgN0TxAGwTtiSWoWzY6Q3GFuAsyPJLzw8XZ33KRwMMYFaiQR8AZrwdSkC3dorCFls0/8zABXReIBN+zUM0e5qixbdZgriV89MFw6V/cQyPhyN6jJcrIHjvUtIBrM7fdYuWXJULrr5jrJZMK1vHUZMel49zNwv8A9iXS2pkn9SoxlotrVjQW63eXY/uIOE0yt46eYlqnOV5Kx8xKItl+j9Q1arLRurIHD9SU/wBw8pQWc1t+tQAn5HW6ltG49+vqKRbJgprV/Es3AIUZphAs7jzcXW2oQoHUF8FJC1FWzp17gC0YnDxMnMu0YepZPd4gPmEKLpeY9EHWXNWO6TzNcm7bzABssDsPMaQkZpxFuEZAoPGoUJUmkgBYIy4H/sAEIcmjBqn6lQK7Mz1cQLF/hKeAvH7lakPuCXQI/uVAGedvuMMborfggLJErkzFWlo0X9TAURuDQMemFaS8ufZAGCDGdwsaAG4LIYwvJtGt6DuHkk7M/wCTQQXvKotucEWISSOj+IRY7JzdeokMnNn9eJQoGVXFfPMAZQOT8IITW7E0/r3AWm4cKfHLKQ4Fq4YI3tCyxdMfuO6Lvd9DCJAOWn/Ijii5acDBIPGh749IRTRxsiQBcK5h3PIW0PCQuFpyuPUytVfdxYJpRVRiQOZpu4FZVcrB1LuVp3z6mSDscB8xuBZWiPUFjtQ2+7HBdb/9Mx0FXO2+JrtFXHkxBC5Uhy4DxHSaVsMevcDQwHJ4vqGjVTxJ1jmVg89sb5xzC0hDF1kmc6hdFvmE1cAxOaiga+Kn7i8hbLj7lRudGQ+ZmnYTEFE6PKL0BcOz0QkcbtdSyVXITYCBzm7iUxrQ/VxFi4A3QHLc0BLQ9grUMqJa/wDOYGbQ5CvvuIqJlWsawc87fqA8xsNQMpctN3qYFmv+WpmTmkj5Y5lK4DRLziynj+ZQYTgERZu34IsAUiTGDnuV6o5wK7PKW50hefR1CS+7tzRA0XRb9EsMloclWrBiVbJGC42hk5g3i26jRCh3mCwqBUMbHQRWEZxlA1sZcwZ+xbTy3y3iH2Zyr/E0Cx4Kh06t/wACKpivEOqSoAPzsFVZjUBQ9YOkGP2I/iGEoawLhu0XwcbrPEAAdzShb/cRBatbzDm7oBYpsGzS0/3M6Ag71G1L8WtdVMtSZKxWJeRRWyKdFx1xoYepexgLViLFGhu//qKwWryArdSnRd4oeDzGECe2lKznMsG0SrgloKgSknXzBoIaWJBpTVY7K/2VIs2IzioQCgbAd1zECa3FP8hxLJzDGTfUtW04cNdeoPbG9uECwBwuC4eFc5AEdobNBJTWk4xARIO9RtFTdy03XwIgR1YL1EXRiFznLubRFM+JkF1aZlKjSCdXUDqTQtf3Dk0jW8dtcQcK4bJ+o0uILjN/ogJznglY5HmcAO9X4huLWc91L3J5gwYJ9lXnbKi21hXF9DEPNhtfUvwZyYX1mALgzjH8xNpCLKbzzqHVyAHgIh1UoEtY31Fk6MNXOLeZRC6cqG8VkfMrHFLCN3dL6irbFWpl0ExcFBanGyHl5258qpuDGVaOXzGs3FNDXMWC+ITNkArQRZVaPfUs9s5KtxqXWDCKygy+IlbBeDoW9Z1KsJf+75i14Cm3dcaZcDQuxWfMKFulLPTAU2YF2jk9RyorAcjn4xCMAQR5pEWPIKel+Yk4NanWF4PUuEQqy78dwvtVr3/qV4ctFHfmKaUulXxuWcgNrbuJUiLfZHps1zvEzRsaYETSsFVCstbZhUARpKJQrRq48lK0spB1o1xKeMRQKqw2eyUCLcOYpQ63myazMsIRyLXEHcXwHmKNaK9V3L7KyD6TNBEqF3wQawTavq4hWBMjSmILWfMVQAu8Xn9S4UaCxW0OIBQNsWQtpPUaVAaYVnmW5istRDFbP9ygePbOVYWHmZBDy9TZUqOLHAeoNQbR5Ji6ZZOc6iCt3BlAhCdixFAZpVL5YKRnjgQs18RsEUvsbqKnxpoL/cfG877SvMqcmpYFyfqVVk0swjcWPpqJEiXOR4IwTC0GfcWD6wKa43CWXUP+JCtcKrCj/YCNooDf3K6xukUwlD1DDNolKZY3Mcnz4lXFwvDVeYBUquHcwoaiCvkkogs25IvHmXFBFFvEM92KytmY0JZ1xK2gsWDiACEFXOImiDQZwuOYNAlX7dRA3IFGnkYAFGijv1KKVKrv4gQb26OPll8ObtQfU4j82hCSoqYoMoqCL214ilIVFbA9y8zA0m1zM4WtMD3KyQEIb8DW5gnTbV4PEUWaQUmaxoi4MGBapO31BwdWBpseKmww6wEykDQFtPXUEWJXdP8AcyouEJQ+4AJNWDHqAQ/zx/2XqNdh49QO4K2WHTLqiFrpnxLmSEj+rmITBR2AZZ27nN/jJ7/cOFvrdxJeTyMmAzcYEuVphZr9RLDXSFHl3Q/cMjwVowWl/wBS4hbTbfiN3rBieRZwDt7Xge4gruxSxeCLtCcJqVc/gMxmplYLoxl5zA2b6UVO2D96m1Lq9QsN07U7qI+t2lQc1mNXjgBqtP8AkWVjXyVfiZFhUpi9RsIrz/1Q4wdyv4QEYvxzKZszMjR74hOxp2YmVAsGvRAVmLtyblnrOOBWIwIxNXHxBS15NbHHiVGQFAhximUYly11QMr7YssAzMU2V45lCK+2ycl6JmxbNlN6YA69Vo2Eo2KNQUKvcoKBXmZEhwDdToBEbw2ZjwbMQi2XaHOa4YTgP/KgtIy+LS5APixHIHwlMLvVswCK8ZzMiFZqF+gljhD5zF09mEW/HiUNIXiQwVlhzbCxSGauoXKvUSaBLI0zS8kLoXCA8NYlcsFNvzMkFUqN44uHQGmXUadMtsSlxVBSei/UQA2inY+IH7VCrtUYrV5On3M5PqlfVxy/Nlv9xLLeH/YeT8UuPuLvPYyh4bgF7S7RXniCRqAFHOPEeOgmDrQ81FJS9yXWyGYTkGa0dwzeEFR4/wDqXh1Yy3FeZkByJtRKRWAl6KABxw6uOeIgMNhfnExrS1L1o4uWBiXY0WnnOJqfbYQWWUdxguVgw6luNSwteJbwF4brMt3znX8zOSDGTKy85HbHUQUsEbY04rzLqLBWIoq8jF1mKhQ0vNUkMIEGoEhaMERXMsDcCqZd9PDKljunMZjjYTzcoRXbKj7aJfjy6gNrl9SlSL8agKqeWorilldkqG1PET0PjUayBStb9QQ9kUgD5GouwC+G37loCuXExjPddoCvwEhVapgq88zLnVW+eJtSqKUvJHG4mMJ7gai1vYw2CN0GokMsN0Y9ygCuz/ctAtbEDhCxw5JiZNNpz1ETHQgxC0cFYi6uItwBBUDBpO8dWOrigO9njwQ7aBYVQcV8xyKOG8Kv6hU2i61zCqo8ocRAWSB8aYZgNWvMstpdtTEqG4EirHEW7YFWY0dx9y1HK/qKeVCzaGYYS1qrI+ovdQvskt1KZioxqBgGy8kuMC9eMzOORnIXk4gNDTMVYj65id12DFQcsKGz5QSwDsWAEKeWbv8AiClYPJMTgxLLIZLbK23TwqZXQdJiYyjSnJCptgb35hey/CDYAwoQFd8IOYSeIsJri41deKcu5v0+xCiv5oNx5GmFW8hyxasPsjiNT1b/ABDNT7IUOL25zMlV7fMxlv3Eltb1qAshPMRRStkWsXjBFWw8XOUrzdwafGKEKyc87RYe8U/qF2B9P7ZsCd0uC3Z7RBR/qW+ozwHMeHxDDNJbY1A2goO14/cIQFNLr5l8nKQ9tF3IJnDCJe0BN/sUpgmulCgld1LK2yofnNvuOR7cpjQqDMrzcFCng8TqBfSZkG5hUnctSyS9+ZZNqNWhGrOYGtrObiUkFadQlhFsXbLSDsNe3qAaqjXtXh8BEXsW2tbgkTPkV6Pg6hjCr0Cv5hqIbxm3i43JsvRiAw6NeLupgXMGlKBtM00KRVTKgLNtdzicLv5lkKgahWGivZ3Gsiupuuobgqv6Qa8/BKVLelMtgRNEBMKcClZGVzFf9Zn/AFCNzMUq+iZvPqMwVgrF6CoDEGlRj5lFdeCZj2LAu7sgFhAzXbae5WUMqutN8soKOR/7iASqubS2BYIeD4jSHS4H/Q1AOMqiLBE8VH2Q5c7tm8ZwlOoNfLL4Azpz4IkQqNMQNnmNDNSLelrBFK4CKv2kLvhAG36hOiGOf6z/ALKDcdf7QWGO8/8AcCbFQA+7jZ6Kz3uEwYJQpta86mKhVJGeXe6iNY1UtmKSEgyVObK9RViAFafLxEwnQMwqiswGWAZFn/hEG9Y86zbqD45C5aT1Kyffk8QebYGGWVHGhTjmU9qymjB7hauG2P4lZU2BS76ruABusjM88EoxTwgzdhp8ERCAyAB41x3My9bC7gvRLHuuZU5od9dsEBULxlXmOoo5NV4lBglt9QhfwUdnM4sxm+2EzbOz+YUjK3FQhDBabJWrgXeVSgNhgFgG8Y55l5cM2L1niWFqeSCsFVhT4ZinKsjZKHTalbZDCmY1dgu+IgjTbQN1OAb0rXzCg5POJZJ903LFFX0lQ2JmKByRgRjUgKGG/EKDmC4XxAgQiIVT64Ypx9CIKwdVAGq/UpWiZgMfEM9Bgo6htKeP3S6CspXHcXDOin9wIEgpr12Suz8z3NGE5c5Z9kkS5IFBiymEhuZnYxQhBux9yg1AAuLz8Qppo6lJMvdiRQL+x+oJo+Igrbh8Rbmh4i7hClbsmEjKvtCVQqomVNs6gExYRxmMrCHMKgSzPCJLGMXlv+orA+21ZEjW28jL5Zj+rF9x/aLFZtv5Epo/acIpN+0IKBBKdGTnwWCKTKlOGDNSNKnnHmZZV8P3NJdpm9d4mMi7LWA1OxmNQLrA5t8xxBcjxce9p3UVUQXsz8S4EeyWgl+yBIVvUBwixarPtTqNORYLRZ+USpR7IAWJjYRhvxUZ7VT2mRQeM4IYAodpOva1iCpUDgN34mHFPalA2Dw8wvFBermRpnMbLpZCJQOPS5pfDiswyi+FRQKHuhCQdAFQO7c9wOIzzI/0hiJYCQcULu5OIYfogwUyBvcltUQsKjzhN72+dB/coXtN7r31F4UempjRiY3z6jX8mHBGSvaWbw8uA118qiuLnpyoL15cyyA8WYku1GMuAzq5vUC0h7zAbRlYZF0PU25teUXMd9OFlWnzlCqT4ID3eFi2jXPDiYDA5OZhr54ym3qBKXHFMthTtFj/AEIMqD2EKy+q4a0nSdkwhSmmHLboTqP0ra7mTNxhT4ZQELG22/gfEyVTcC5SkKTycD73nBnj94/EzNHNJLR04s/wrMSnZrAI1DxaAXD4YWlipGx6htIIdC2jWFOKVhbXv0/cLbrfgxyqvu5uMMO/uwpxW+GLGA2+Iu3mZh8QAwuliLrbXhy15muSmQKNGpYrPbzHKvFv+EA1KUmxrPxBBl5DcXdeJcq+5UOD28rMz7IV5l8N4Q1j43Am7bnIx7jGQnDb+4NnsC9qOI6p6WL/ANhaGeZXzG2qPvD63FmVGqqD5gKpF6S/EKOAzYVywC6+A1+4OIji6NfEooirE+8XKre9Clf7Mj7MsbcETRbqaOTmu4faS1o12FbiAuBwV++5QFWdQnG4yhC2ikeCuYZT6AR+yK5TMLKv1KyfEqq8Tc0jyruOAA48317l/vm+vUOurQQfiGSvWxaq+p4GgW4RpC5LPDElNE8PhFlMnhHRQVhL9wFsSsd/5EEu4pkaMOW7xABeSfBFlLqt1EafdKAts5YDSjmO8GJyi33Fa0jXwsVV6viFmdzKWJQf5BvShtY8cHcNpemH5ix3gBX3EH5jVeZXP5pBwU8wEkFqCntrH1BTygbfAPHiauWs2NUcncCAXBF+A3zmWk9Skurx1xHMecAxLzRxYE93FKP3Fr7vBF0xcscfcPNtwgr+f3FguCrX29xt/akeF4YUVU23eYBgu+4EDaWMrqM1FVG+OuYstHxeUiKQkvUvuGPjiOKLWmooNsKmIgWr5LhstitzKQpAgezKRRHwYU5TX6S4ENrNCBsLTRl8Q4xl4zEsQM5GyIYOBG3nqNAYLK5jcK/qdIOToidPp5iQlJN/yg1Xf7QrPi3DNaKbSK0aK5ho1+maKiVYFnzLh1vqeW4NCx6glnmbXllHNFeYngsbps+5tRHN1ENUA8wfgmOUrzLBov3M1pqOA2yytVWobwyjwe4YCgi1ws+AljwTDsS6W0uXRDLL5Ue4rNfqbvCjuHYLrGIC84fc0sCw0JU9D6glCUtAOXhmfjC2j0dyskG+WNAOPEXNGpi9h4jZTd9VEBEB7gFlpAbCGVVzu4C1VI+s/trvo5vqJ6Vh+Urir+pi8V9yg0EUqhB5IAn8MxvB+YA4xAdZr9QNCOZcaaiReCRaNtnOiATKfcGh67lqo8tGIWtRyk7EP1FJh0O5StBXEsGekBnb87g0KSh3GpaJ4iMwP3Oat1CCl8omP2NzEGXVyyxdVqCIhxWtnUJLNQFj6eomLFvcOx8wwMPmNOxcSi3J0RchAPG4ppbgqb/uXQKxKNt+ocBXeJVCh8txDGQ+ZyMLXqcCC8EMTPe4FYE8ylt9wBb4LgWYIMp2pgsFo36leqX4ZcNIOpnZLIubHqoO1NMUix5MwX5PUCeo1C05oiLWxNsROWE2VL1WMBAvyubKT4xAnNRVwDTT1zL2WHdEVuiaaRyF/mBj6IRysL3fcRXXdpbCqJ5DXqH00AGFcJ4gKiX7y0BtjLPcIgBQtcdRFUqBQnzzFUNLEofPMypjoL6hgeXIlkUYihhnzLQVT2JKV/ujd/Ksel/c1FmixBfE5UqdGDbuA7GHCQrjA6gGi52gAoz252fsjwMeKYjur7Y0gR2Y/MDZUkg4uzMsfDSh8ymz2odVowhfBwDsN7vUVSOQw3wVeqlPRalODnpvhgU8omzt0nMN+f1T8M5xLZrU0BgDg4qE2JH+JxD/AA5UF7jxYsi1V2nUTKwskM4DqXyDY1QStrOAvqBpUOcP/ZgUyFBM9Q2M6sP7maA22LFQjxWZTNFcZl1epuFDBBdygtww4yzC5FZvENVaWsNP9keQLmRx5iS9tuhE5gQc0zbi4ZUVy0CWFGAK1lqOZhWy12igsLF3zDs7YWuCpjR7D6li4gi5XcQ2xptvzAL23JI4JgyZyABPEtRQrVEeAyNHEERgVvKaAq87hjKCepc4bfUS6yzF1bEcrz4gS6AQzZm+J1l9zbmyFXK7NsKqFXFht3QwByXZ5mW9RCuLlVvfuCtpfuUEw8QTbmABBA9QBuliGWy5uMLAFc2VywCh/uIBLXC8ZES0fAYgxSgLsgfaVVXV+Ih4jxKBgrA2AV9wXgHwxyKB7nWFz2gsGrFuAN5uDORgKFVfB29EOJziczrh7eopwimVf1C1oRvZSeoFdl6DUBcvVRFZRAtwQoUiziIKKPWIIiZSgNQC0oD+ZjuxxdR0CfEEssgbngJi3+koHyPM2iHhxArQL7lkZdzBVoVi6gwtCeZe1y/iZHBFFVX3ETaLY091EFY+SYNKPNS1rSjmBnsS1sJ0lPM0ruDj4gEQcMFLouG4E3jMuFWeUL3nXiUACrmWYNTtuNAWiz3UXs+AdSwdiJeXHVwoMVZ4gcWN9wcnhnEvYG0bND4dzI6lagOLxiBtDC3VQLBAfMcfQMxiWFZc7/8AIvVe425vv/Eu3Qm5aUWe4W7K7uUFjjB1HC0DWeYyWAfEOBwYgoXO7qFojXa6gypR1AaKV+otg/OfmUIJji5g3+pgpZtaz6hOATAFr11U2oa8kPJPqDu18EAKiA0aLWqxKlFmA84c1l+ZZVY8xBpHwiaWtO5pfwGIGyX3BRck/cATbKVkjxK5k+JVUDR6lL3nqpsGtbZkU0koUCHRAFmJ3AMBbaTsEC3BvvqZyGUcVY27birbpGPMoDR9QrB+US/ke6TA1egV39cpoC5FSeZS0MPDIZ1HWcoMB5zkSVgqjzT8wy4YCgvfJqFGAfJh5xpdj1Oi4pAVDhlyh/cqULWXyy3Zx7Ys2uzSC8LzhLjlHIald0/QwTKazTDYRbgf8wUB6rEAlJi6m/qPmPYvDUBwP40hrB406mWg2Ko/KynyVigOIgFd5HoNy4Du6WWEVQoCiuYQkzaf2ilWXhjzLMr46EHWZeMj4S1Uo9F8HcDKugLmnjqNgV5yoS51aqrmD1W8G8M+hxEUxV+WAcim9ys6fEqyAXmYKAJZrYkXmyYbpmFvUeIJYbs4xKd1DK8ErGczPAgSxdJ8zAClMqz0WUvplDnMTxpjjVh5lTdgwazZ8Q6vcQOh3UDK5mo3iHDDEKuGvuWeQkE1c85ogpwubo/ExgJhjkDuu4u7T3AB3ln1PFYg5P1C7oEIFYFZzf4GsI0DZUr5b54FTxpURyvLNeZm6Jp4uBQQOyHls4iRyrMMJ7RUt+kHK3hGxhw7uZRqBI2irpIF5CtNbgWKFcxNwPqImd2Sm+biNq2XhELCjG/J5jkWCIVFLl01kqZVkuYSjy3iJW/AlJSo7YFtivcyhfqCYXlFBa/UwOwHtiJXAaR08kJlr0B8ywtJtSomlK83ANxYsF+SB4fQLWFi1wbfqUHk3EuDcsAEQPDzO3Z3qbG/FiXdjywFOA84g4lsTavlKtTPaUKGcq3KUzY/iAba+MrhaxBYFHiLYFfEe4ygKXMyJlFX0VEgqnAcEeFRXkM4jfbcEWLqostVJGrDV3MDa3xAUFb07lNTfmoZTVdRIlhXiKZB2eErCYHW4LSFxFaDJMQeFRV6GJOQcSzAwrQkq1z3N5bSHAXMwFGIbagKGkeSVVhU6l4BBYwHXmC3CKIKcrnyTRwwjRD9wKfIuKobNxlWleIFV1VQcgr3DksfcVCwr8SzQGcxLbhTiq9wu6Kg1ETEphavcMALD9zPjzcFQuD3CqUGtwwxghSdrKKrAO8wF0LQzSssLI1iI6BDxEAKEoOXydxqy3UwFC+Z+gUKLy33ArGETGYAaAlXkY2qw3wwOpruJp9Y3fcRq2leZTenxcsoXeaZVixYqFNPCF8KaZmwpXGEzTS4vCW1p1gqJKrOcHxAVqrxguYRV+B/k9XQDLjdHa3B9/kMcS+nLAxs9PUs3sesEvnN+oualO36haeIaxl+Zi+5bfFRLP8A2ACf7E66/cDPCK4M1DVWk4N3Pi5svELlDTVPMVm6DtYZtuBYkRhZaMpTKwJVvzErX9RsHPUpprfnMdy3xNwAs68zafYuoY2BM2BnzKXPE2VyHBE4i6lOsSncMhjMAOiI7MwEOKgRQwFqdB5jXxAN9N48sbjqD4o7dssMla6heMF7il1XwIXw234qUBQCUqFn9CFYk9ECDZ7qLnNfcswauCilftBzkJUFj+oACPqoVebGWWYMdrtYUwkOmGMIqNKtoAU2fGY8JrcBMl7uHRF8ocQQi8BAxz13iEJ8hf6gUN3qYbM72qZosXTLOltC2NOv1bEcpxb/ABKk0DuKOpqC+ASJKA16jdb6XBAQaosDG+B3iGXM9o0WvlXEKlxO2ORtAI2XKV+1/wBQ8NlPEFii1w+h3MMz/PHK4C7VlWYHA+A4m9X+riwPghuWnriOncCiY6uWbtN9w0Uq5l5CxaphCQ20c67lHZC6WDxcpVl9wW62mSu3UsviBauYsNSxeq6ZgoDc4hYxQp/KJvAdCgGByuiIWwrtiZWocwhkwd5gygHiUBZ7hFEpreILyjOVXUFGke5mzIHJWWC5oFhh0/cVG/pl1EPhuIGSPVsAAZr1KVd4l26rzmN3bAW71KoAofzNGLEGV3hHjs6inBXkndTOSsS1dH6iBKJ1EGqFsiqhpoF91zFQO8iPySynaoeY9QwBslL48wvBTXMJyR/qPAOQQE6Bhqn2NQ71X0vPuZLwvuAFrTvYiCrh8KInSJ6lqWIOCNiSYzr4mCoj2E2P0yqtLe+JSk2PMymDOrqAGgZhg0e4XBLruKTC+GI7u33uGNCKFFAepa2AO4kNinfDGCyN51Ow14lPAUdsxy+BjyrBC+PiCQKGKqG3Ny0437uILHTv/YWGA8Yi8BfMDW6rpIDovUA7lS1xMnbLz4mz+5ruc5v4lU+Z1n3MK8zLiYG7pn3EMVeIdEHGNzN9MzjuchfmDsbmL1cTiiWIqgj2KjY4sjzuUXp+5WefUSDv3KoWOyVBVDqdBFPKHqIgP2TyMFr3XRNZCKhaVNECNYsP90BVOaxRuYMTDe8r1Cs9DKexv5m5lLSuiMG1xKshHHTMUSkSS+Mwrk5hRdspaqUFlvEFNflglKnsdQKsj2Swsv5mQFX3LksnnEvaIVpIEdvJApmvpgNWu4JzTtJTo6URsqWqLgfEtVYO5S6HszA2UETTZHeJQG68kRQom7CDa3piC0b9ko3ghmlEBRFKuDDjOwxMtKli4ZfZHBJctp99woCXtma0szi4KyseSiXYAl8mZiv7VlZd0+I7m2CYKXms3DV5flFxYB7hXAMoWmj7lDXAhUS+PEZuiPJhXHocHceIrhlJtKgvFj5YUvL6ait0eEe2ZMZ8yzYCRbCoExv3CmQzmdApl7kq5GVbNvmBa+XmEWBnQuUKJr3xN3gfZOlWJgCo+UzESjg/iZpEXjqU8LctrGXqXWx9XCl0j6lc5+ojQF+YsgV8Q4gj5dSgHFOtRI5oOopVU8RKMNcQVZcrdQXN07uKDfplFvW2O6KgoWPmcav5lC6PiZ1wlkM57qZ5uXVOXiNWYfGIGTXuWC4Xi5VVqLo7i65lkw0eoVapcFQafEAThQWaV3uHEusEu/qGeAviAKf1DouUhGvEDIAMdNa7lQA+BnelQizVxFzjLxBRV4h0chiKVfVuWAsPcWj9mYYtEiK6B9QAk3VEcICZtUAfMKzCqDrtRfma4XDcvRTjMcGP9IVd5Ootlgc5alpWcOwZoAe9xFDhxqC0K/LjuWqLiUWHPMsbEVruqlHJT23KJjqJcVMyFlSFjGT4glYeFRaCwuCGJrLp8ShOIApUftExuGubmk/uBniAOf4mFXN9xoeIVjh8zBhhKrNlTm5ZNGB9x817r8NZo+4PGyNtNptFGb0nEvuzzEU5ahWMQpoxHDAHzMeZRXJMPbLGgwnwEEXEOi/MphChaQPZMc2nJ2tHk7xDgvxtXqXBLcMNL8kfN9E8gv1APKYrFEDd5IwbloVS9wKin7lSxiIZpygA49QsvCUbD3MgqlNxA5o+YoBS9kNFAMGr/BDANEBVACXKBruWt2IRKiV3KBQMVVzBQekTZC07ZkU+YNXauO4La7v4jRKgbIq9xrKCbxHiTGwUnuFBifMuWGosCLnC8MQFt83coALlFgsYSgIpCleoaAYxgjPb4qJVKViEXRsNxLaJ3qIq6LicZe2UTQX+Juq1Hq4O0pni5VSdhKvwLwdscPA3ITYHQgKEn0nBujzFLYO4NAQe9zBCoggp/KUZM+JTqsmpaAagTBX1ErkMwTSoKcCWu0LC+Ey0vuW4D3E2jiZOD3ANx3gYCJpHBWGoUcAO7g1y+I8wW+oGzKOVhfKQPMQzq/1UuME+LgQWndm4GBQviUApTsjXgPUqoGYkur1IoTTyMopLO0eKiDS8VCwD+3UfhTfJK9PMpeLH1HOkTuYIrKAEtx4gVm6uXQuRMhaGZKoR8QspV4nJYPJDdIEKGEv1HFVvMNBKeRhmbpcbah6DKjdIyKh9QnYPTXzGqC9cuj6msByupYBv0MYIB2xbAK9ReE11Kgv6ZQAO4MdnZ/5CBZ4f5geF9wwAB8QDRyfqIFPNxAg2NazFc/dB0ITEb22AN4iFY2+hD4AiUNxdaiALHVVHC1J55hwzWvrHiIYl3vUoPyj9pamygEHzAsrD7lBlfFRWW01C36kJ/wBqZ7n2HqG8VB5smUsKnVL8S+tTP/sBLYVKrdHqccTDurn8Tg1mU1rMOO5WdsqjZ+IHlTxCuTX8SvJKq8ufMFOZnHMwBsi5WvxKJv3H+oa3g5g0nfmC712syqwtwwTwZQ4b/wAgbiLVVAhwS6uy4eovqVh5QE5L7hbtYilD8oADD5lvMoeP3EC0YNdtEAW4lqLUx4baTEcjArtiAUV9xGKDphYKx6jF5F9xF8epVqte45ckgVmj0QGCiBDL4NR6ge4pWIyljcaF0/E0i55hUw+uoPLagl4X+IAUwDsV0S4XlLWBW3mcgnQyzwDu2UCHkQry1yXcuKRa6Hq4Nfk2isKHAUIOV9SC2AYtboeo7N1LX3UHkC4gFDzjEFFWiDSgCFOUIPO3mNHBcWtB81FCrDxlqBjAPEAZKqVXa3AXMA0RqiAfBjV7p8MTJmbmVTPo+ZUaqSlFEFgFYX9Qruv3Elg9QB2XKAKxOjKNh4uGGKqvMOb1FOa+SaLacUSxbRQ2p9xBlmWDeOpTY44GJV77g2Ih5YappLCmmZLLXMhStbFmbAHljcw/KqCaUdYRK7R41DUtekuAjsIjM34mZaklqOjVbmRLnpmGrDVVEVuz7gWQH5mGrV4ZVUUdllvFxUEKg+4tdE8XNEtWcxXAx3KBxLFv6ipY16jeQPcyklvIxFugTIWj4i2qL0CQHlICtufbKJV/MECpjoh9WXviAAMWCSItaS5dcsFoEl8ENopf3MVqHuWRsfEHE78RxZp2nEuFkc3VEUy0nzc3EDoZPzEgKG8kOIc7DcFLB0zGOAfJBZU23lGJdK+8Sioz5WDbXNlriXJy0ZsCPlMwVoXpjgvA+KjlRTgWNhTDuIo2Uq6omDhp1TBCz53qUtjD5YXdujzKPMMa13c3hSUjFXcAu2wggviWPIgiYuogrcpUpX1LOoJ2Q7VCr8+pWsT4QTQlT7ELS1r4ngJGMfa4eDF4jkGPMouy/MxYn0JZxePUAXMAJRVSvKHZMuFRGtHoIJwZl4Gkl51mMpYUPzLzWL8SyjGZtKlOSznSPmWllR3HkVMYvSOL2DmKeor4+YNZK3AXYQq7S9zA2p+4wUr1FbsPECw2llsSGpk0rSQV4K68RZVK9RuLuUztMFUWhus+pfWnpma6DpjNruuREGBYgQ0cSpa17grWi+GAVabOLlVACu0vtAGcxyEYUgF8xBlaMSVaMzyycMAt+sQ0EOVo3GD3A0qrx3GrV7gAAPiJBQ3MgqW6uGAg98RQxRmMlNX5ngLOZrUwq6SWaY7gLcmDGIULTzCdhesSgyFM9RLYIsQb8aS5dVFBsZ5D7Ro82yrablWd9ZmbsHhl1k+0x2gvxEwWPuVYraZvUvsRvqLokEXeLJprD1ExMV2MtWb8R1zmOTNkEeMSwLRXcLmw9MKzpcMUYLiF3zGVhR7CUPK/UShdvUPZ5R0gh258VAsRDp4jVT6lgLQ9wGxH6g6QF5/qUhPqWKDz5gNrPHUGI1Gx2xxMrhhRLB0ZiVWTVzPBHuIBkJlHtn1ADZbibAd5FZokZJ5iup8gQC+ctXKkzDBr9yiiI3ABpP3AuxkvcscK7lbdg5N/UUW2e6SwOJxTAm4cZ0+ofio9kMrWdwemJds48JX3EwQDWb9xLCquAW+HRC2n9NpQS/hzDcGiJMAPSEyR5lqLTyjLCqfVEOtse6goEfMFxjotwbDAeJnSPmLZVVWJcJsy5pEruKSv+Uq2CuSDVV+rEEAD2ZlLwNcwIDh0RxCEpDKAQO9oUmmnm4cLAd0iBCngGBhQ33KVY3kqA4taMX9xp39Qtc/qVbNFKXNtkEfcXFW/EPRfuAOWnRLzWfqKhYDxUtWafiUGse59fUL0SULvEEbyPKQFya6IIi6cZe4t7M+p6IF+p9MD1cAmFR34mbouKDbL1BXP7h1cFZiiG22HEBd5CUzsgAM59ywDMO1h0EPIX6ihiwYHeFTAv+ZZq0EYAIoBkrwByw38qkurnoS45i8p/wBqF9jzPg1HModzBoV5hdFoQsEBinIvzcRe7epai8XDcFNh2EDbA14lHAajQfJMOnG3z6gkD3fPyHjuAYOdxqautygW08RrgYCKyagHklV7wowQ2lDqFFqkWORavDNxL7RBYh4gAIPvJKVG6lPbELtH+IwrXBjvvzREDgNLzFgpbka7gSgBqoBVwGQYqESoOY/cAUEnfEZsX4YYbDuXtBS4tXAfcsazK7ZCKNh9yz3j1BOgd6maQHI/uFo02+YUBgmZdo2o5uDTvLzGmdvUFihIXwzMAaZ3UpEQ8WgAqHN3EpbgNn+QAS9ADw9wACg4DEVuGvUNtFh2wLafUAGwiBnB5mTdPqFNn0xFIWU0Jd8wNRbClRbgvqKcim8RowreqlEw/SMFa2yiGToWAC8PMNcrNNQb6Te0Odh7Y4jl8SwRviIv8Q5ta9ylhZmZBQdrEUBL7JbW2a7h47d+JbaE1dBKpRKoI/qNhgW/YXVkA1yBbBpTlZtgEPiBAAOyYjQTTmr9nkhyA6DuIeQ8NzM2Xmi8wqvnBdwpG58LnLDMChY6udLEIHFO4ZLB8ojJGHDh6eoIsF4uL4DwzcQNg9jFTHbF0DV8Eszg7izP0zURDArOZWGCeWUALNcwLla+wgwohkOUoIo69QQBYPSSsKp0S1oPeoBXETxFBah6SyKutzLBHef1MGTtYYg5i+dRjVqWV3nWokBh/wBuAFG3xC0KvdRrQegxEx9acSAg8Cf7gxpS6Ep2ox4F/cSFvq4Im7JiXKDiAunEEeSu7hTeorTFHmZMXXcotg8ivjqeauHiPNXiYbLdcTAWiFBELy26uBRQQLYGHN3pAHin3AcorjhgRa8qlrWR4lrr4SlMYlA0tTBnc6wyh2yuay+ZW0PrEQDqWN5G9GmYEAwpZphoDULO/iArWbcBv1jll/KDZYfNXIRNjMyp5f8AIDXTzMjhIJkt9Q3B33LHc4uvmWOx8wIpBi1gxKOEtja0GPMADIimxj2jnIX2wFcg8zMPHUv2vEIAoOXP6gyxtWrOBTTDyI8sXpqnpUdiYiM4OmLBdk6gMq0rkgVuV4gMXyZIjNC9BCga1AaPDRiCtsj6Wr7gqNDjUdeXbce4r0vMBpbygkLgeSM1jR63E9guNkFq4WUoeHmByKqWYLXqVu9PUNMkTsxDppvUJEqq6lkRquYNBlqNrta4xHQKAdJlUxhKF2BMpVPMRWlzIT5OZmpJ5ohctvcUHY6qG7PzKCNsRTe2vqCzZTN3AOp4/UoEkpby1wBm4AYL3d5fcTKyLz1NxzJ/Ayw4ofUaGj3FVUkSWXoSndIcrN1EeVZEcVUD1HTJVzFYywrh1MD/ALG7Ca6gjV4f9mAcjPVTBjce5apsoKUuHxBhZ7Zmhn3MgYe6xUKPBBCVA/UcrawGBpw6gClggVjHFRqIf4SwVvioaAI33MClmXHYMdQbqXuK5aU0xF4J5ZzAl9xKFPyiQLbttgwMD/E2qlRUZT3K2UAcx2WJXd3D/ogmsF8mYV1PUQlgvuCbprrCeYbAQYLPSnO4LUffbRR1EpRgO0e2VAYAZj5I41I0OL8nUQF9PZZ9QuhvkxcUbb4iOkfJCmUWNxwxcyV6pqPAPgqYGytT2jyTNtekNi3D/wBQ9IKhHJmo63k8RMm1O+pkGB9RWd7cVGS7HTUplYtgGpQwn9wKiDhVY+4FNedVDaXY8RPBVplLoawhmJOiE++V2jQ1mYHzMJyg08HzH4uVWkuNwJZ7ngARVKIAK2TnWJZhZcEMsvniFPcPGCNXYk8gkp8QDXE2eeWGDicW4JqgZzbEJSVC9LcSZZg0fBft4lXxClXfqBWt1kHdbmgugnx3lhGm9r/kYvp1rEWUzwTGGfzKg1XzFKxeAg4L+YYrUquWrj0gKT9Y5WArXnuBQ0GicFnLwHzEkXr1r7WIGxilGw5xBwYZYTA8IiTdp7S4sVPiAQF/EENt1mK9nwbiDhD5h6Xg3iGNn3mAUAjfC/FwyK1Za3ze4okT2v2+IFgTd1qAVDEKA/4oiWWS1q11RxKDnyzKd1l5gWQSxKdOO4VaA7ZZqiuJuAdAyl8nuEBwc8Sxv/zmCWCtQypbmnCbZvIwHRXglBw9QWxw6lbLfkidKh8xM5J0wMWoMs25hyJW6ZUHJCLo+40gDttGOj9wauE9ssClJfy/EVVlDpl7KSi5Pu4PIMoHBUqJkRvss81qKAvbAAHzNzFuWJTkR9wsu3XUHd/TiHMv4Np6CdogYvULUuLEwUHIbrfMTb9i2xnJt6ig4VVrzv8AqOEd45uBjqcyCDFejjUwVzDDcWyXzo+IU2MvGPChp9S5qbk5/wDOYbTFlt+DBWCPFseMr1LcEI2MlyiXpeP5laqDwQqxeVYAPOYWiD3KzC6d/EpW55SBH9MxBm+GPAWzYzZuYHTcUyDmbAR51OGPrUGFL8G4gUu/VzGFV7IBspwam3FWrhTFq31HKXcFLZP6lmkA8zAOe6wjhxvMQzVUrNSKts+Sj+42jXjcvVB55hRGhEAPJDRNoU5g2qKK3EtBb8XMNj9JXqJoqiZO7lX6OJZQUEtUvtgUf4ZW2aeLzBMBbkQjkxTmKRw9jmAcL7jabHNNwqjd1pKDVZm3du2bBXlczC2R5jGant9SnYg09wHIUQjbS/1LJQ+0QoShW0eoZUJ7LlUyjlqNF523LlrABzc4FQI4PaCoEvcLDZFCp/aAYrO/6gHBx+4agW9p+DjWZuc5anOJnrHmDWc16mWKx3U0DqbZaIV5SlVjCpCF7VDwyndk1Ux/9JnJT3cy1mvEoFGYlcly9WHQw14g9vGrR4wVmHDSbaDwEZIMCy7uIkC2WvXUqwUuWm+IA8RLEFHBcs6neMxKGX6i0NsAZVvAHcEdNq/9HglIanyrvzD6gcKvwHK+iAM1AaT6/wAYomUweTzLGKHNxHBdOalE2e491/JBJWBLc9eYXholLiHrMCuh8kcf6I2277qOBZcagBeG5T/UE63z4h8rhF5A8mQlxu4CK8sFYK53BN37IAwLOQdQjzcFjYjwznFy1HoEEZSmszlMvDB4GCLHHvmV6GvUDE8jf3MAB1R/cC7Cz5gNV/FcQTX1lhcULZzm4ZoT3zBZsBxUorQqVhi61EpVy4bHtgwk/wAyl7JSaG90S1F2OV5gOJPEuaanQR7Wn5jgeIB2QAjROa/hl+0Thgt1QdUxtmSMtky+JU4TIcH1B7QsLY2HqpWaDghN+2BpTIF9tr5mUGiLHtZaLtfVbmK89wZu2auaMXHOgJTqHV0l9TxmaXr1BRpJW84mbrDH0l3f3M9h8MrKGnNTiLcqwRd5gt4HrBAGFfqJgIu7RbAR2NG49lDvFSqu7O7sgqD9oIoAvucwNHjMvyIN5uA5PaBNUSiEftVHaypXiGDJ9y8GIZtq2BLRdP8AUb3yDB/ssS+ouZHIO4ybDljRqz5zGE2hBz+8CMlHeIAMC+YAKV5ZiCZmlcwpvTH7F6xKrNvKzE4KHNaiGn5qO1mCdamAZ1tYd1p7moVVwEYc9sDgjtjZqjAV5PKFhS2u3iJeRZbRQg7Q3UyKWvmUAqP3FFlPWJVWnlqALTzcx7V5LigNDmDDGno5lhoRApdYUKDrMcMgdWJmFHtEOviIgCyYto93/UsNUV1LRw59wC9ANAfz3GaWyhzV/MBgKOLgCqXyRFVm2YLY/Bb9QGJ7yz/5AWoh5nQzAXiLJW9Tg8ep1mDV4+It3heJanB8zgImKN3MlEGjmYu3EQWL9M8jXUpwLIAxcSy7nAGaGnxA4C8zNaXMllD3FtWSAFgeWHoWCMOZmUDJqNXlrmYrGeZTBy3uayagFE0KCHIeWFwULP55b8iXqbujXoR0MbuULHWcWYXwqRusHDBQ4/ucFiscGgzxARxNF4jQsPmblWJqZLBTxLusw7lJsL4g+TAKzUUhpfOIIRWpiGypkqIsMviD2U47gCrXymHYOp26RmOeiAi7HuNtV4I6aT3lLYslNXLpiidsRiEkoLDGjdbsZhpW/uDalHCkpq2TQzUW0zTuGAHowsErTvqA187lcjDmAHbz5hfI5aCARWXV7YAChX2+ZUsnjUFapH+IhAKkfaz5J/2GWvo6CIqwxwzHXZ/tKAfUTIb+01SdVkgJkbmg0B7mjYBL1Y5K3E1EPIn8TYUtBdrxXfqIWwH+xsREwDJ++tE+HaqpRweYip7Xh8SiPKqhaFYw7XEIoUwQtofUrDIiywvR3LBwRUoDPC4u46w15jeNQBus3+ptgINAGAzQ48QJvJnj9SiDQ3jcVlZP7mBUHxBYsPCLWF5jD2eF17maxjYhe5av9e4OE+URBVX+4DRbXUM6PZGiyiSgI47jonJiVVUXTKGk/KpROxzfMpYiBzf9RRCEc3mUrt+4Mb4gYAKS+YbBHqaFrwibU+bh8n4u4WxevBiNsj5liaDnVxLXQ8S6Bau4VBF+5t/2aGCK0BcSiqlUlAJS17igGnWcQRt5LZhlAPSsHVpPHUfyb8QYXVyEFi23IxPhNwX2xyVBfEa3xDFkgw0P2nGPCLqr/sThIUc1uAMM1AWMy8NXXMIgBcU2Ayy6APDUF7WbhK7Lm7hkh8bgweZIKix8xumW53NFt98wvTZ8ENLRxVRh0SS97MA6zDVZ+YN8Yupg9eYtF4zAXZfxNuamHFkH5EvgCfV9xui0OdS2LpYDeCwnzmNvBmtfuVTYswCVgXcHzCwGLI7q3b4IIJ76vt/UQpyVknm4Xfvj/UoH5agIog1/aFqy31UBQXN0mtwqdnq4mLC/mb7uUtyf7Apal8KYYZqoZ1KLKr1GsUKhtKctAUPJ5nl4I9WKB6XYNQznngXkfEXeaWA4h4/uK7r1M+PtBIavuCM4ilUA5ixnEq0vxBapCMBstgrMYgjRX0lN3iYrD9y3C9JgFDothnCfMKwCekTKEPXEqqToxwORCxVjOivKyhpQVdw2U+2pZlLZbFBXqZB1LyUDpIlqbXIZuAwSsXxG0bLr3A3AnAffqCAoc2CXADsX+YCwB3C7CPiUCCh/MdYahigAUqv/AHMHQK8N8A32YsCUbmPmN2GtG5ULS+uCWHJ6ZZMX8xg5PomJd+o20xmu423C9PqX133dRJe6QhbRHhP83KJVDLq+ENXSBxS/EBC7oY/5gE/QMW4R2mbfiIcsrAIOW5oIeunocHuXacW2nJToNMyqS8OqeKimy8M54gBq7rzLDh5xNrNSzVJNQrkvF9MpOR9MVa9QMjbVG5XkfKSxlyRM4/WofuYUI6WfcTEeZdfcxgImEZQavDzBts/ESboDqIZKvDUNW16D8wyBTylCF4N1A1hO24P17FEadAOtxVmev1LFex/sqEHEoAF8RVkBIEoT93DkHrmWWidpa3p7giWoQOB8IGAFd4fqBwbmitoDbcPRCtQE3NioJ6hVDUosFD3CrYmkKPxADInzKD+iK6v6nJtfuCuEgurvqL5mOaiAEMKyoPBBXauGEx1/qYIJvqXJRQ7JeGh9RUMCw1qUBeHjllVYgH5YzuB0mRYFp8ZI27K4rMqKA9CKWFQLS4+SU5V7ISG17m0T5qpQYVIlse8F3NnE+IW035gUbaiK8nMFrabe0Oxa+8S5tQC3LfEpNi+IC7E8zIADyfcGIxQbHGJXEKvI8cRxUM9zF3cE2wmjasdRKXzASiowZ/5hX/EQrNTHcQFDmPzC0Dc5Ai0PBp7d+ooVIcDfsaHzcOZRV8F1xAtfbbrmONPn8j5hhqGUMS/USTASm3RA4Mw3UKCVURRhXNe5V7Me5jFFHuUssR0EAMtTnPcyyQ6ZyngIAxcTt9v/ALqUC0rO/MYOQqcrzK3mGHFVM3A9Qd5Qx3iezC7xEcleotLKuWQWV2RW1/NxxS235lDR8ywYSSm+alJ5qDGxRmS0KZqaLDxuc3cyC14D+4sto5qpeFujE4oL6IBNCeoGrBykcP4DERNn1zATY7XMBxTZwxbp1Go8FXPpaW+KIUH0kBNnQOWAGQZZAhzaVW4ac/UwCgrI/mORwazAc54Y9EOSF8DH3ESFdF09K/iW00lpRhOO18SsK3aWr449xpVYzYqvXI1AhNN2NQNxXsQc74lzOHEQwFTgi798blUVGM3eImg7pWIUoeB+7mZcLZUE1FmQwjMuHzzcplHuIIBM1KX3FaFrffmMXYMULfbWozT8cHhe15iorJ4guzXhR4lWKajITvxMdTve5alBKmAGFNAiUpV2zV9XcdVben7iBS+QtSyOU6/t7gyO0A5dEYYx4OPmbRILpN+IXO5VVs2jAqbP6cS0yij9y7ad1GMgtFO8pKWkHH9RIZV6aI9IchEhE8N33BF0PKvaDiGWmAWijfcd69FtVNlb31LDcvBZCts00xYB0EjNHgXggcW2wu9n+YpZipSXSvGNwaXAvKDw6hVSneIddlQeoLHYWEY8HEsapz0NkVIXWHcz2sLY0l8tS2L+4xFy6u0iZrDplGMtcSjhM86g6qCsE8rkdOfeEWIECCBXuYILfUSoDzDuH4gb0VeniOhX6lmbU9RDTe4NTUdRoCvEtwMe0zLe4jBL/c7EeohIgHlh2071/mUDLMX/AGiMJAfUw5AkwJbZe6YPOYlFAK6l6PoOolOFK4yuMauz0mY1klAw4dzgyetS2LI9VLFpsk2wwJBR1TDJfjziCIyek/uKANc2RSh14itymh7mKK3+EL2wN7+CUWpstSkox7YfuVY1fuVkYhknmNstIcSyqAY1XEWrUCYv3eVf2P8AEz5xMmvuW/8AiOdZOZ45gFce4BfPpjRmmKaZSU2EdVdsFrTM8Jd/EzWMy6AV7i8C+5gA+icID4ohhrVvduSAPoK6vXRLeQe4U1gHzEo0TrfuYOcz7ShMnf4WOTBxKU0LKj/s2u0+I0rqBw2smhdnUFcn1LF5qVQqz5JjFnIl1E+5VTRN4iPGpWGrgywXAaFPRVS5ofCNlTIAr7cwXKPKOSqhpBRsbsT5iu7tVp5gXIG7xLg1FniePMwV3ouXpYh017jjIekMxniriIvBxUA1TY7lhWWgFd130xLO42ZSq74EEq7fEudPpRfxEh8nCJRrecGqmxSfMZFIvjiFKaJrlfmGN5rguvUSlkDQRIwlncpBQAyvNeJ764sqGx/IZ+I1OD6QkSy2G6igHlAs3t4I1bLK6Ph2n7jTbZc4ujxNAScRS5p7g0HjbY7iVBucqibsXMANB3S4SlBHu5VhXxbURKFiMftlRAd1jTt8wu6UxAiqrzMwrPbLkVV0QB1BeUp4TDOj74hwjdeEjfk276+JZoDOHMxFQcUy1YV3mNopt4dRbEitDmLU09yhQHwwFAxGdsvEKWpcQFi5S0BjiL6izoWZxiNGVYla3uZqHoXHDNibAlOCCYFPZcwD5VOahcG1lavipU1i/UAPT4lE21LAYpBovCNSpyU5qK1Sy7zMBaKRhFxjCxGldOFEBdqcM090ywDeOFKAV3MENLtYgEK+I6n6LgK78yqYyQjZzG9AXqjmJawDfJgq7DdkIq50l10OSpYZMeSJuGT/AJOZh13Vn5Inkn3XzD1idr/U1A/EoI4Dmpom31CgEJBbZ0v9JggTscyxg3nKXRzL2JUxAndMyzDq2qlNnCbvXuCDDyGAqgTP1Zw4v6l1QD8oLQjSscBioUKwLC7vAy20M8EXv6qWZq3oigwewOyVJQaDgf7HicTfUtRVHmZNn1BTVIkE467g1nUyDDAN4LgBqg8yigKIY5t7i6Fr3Ohx5itZ3FyDdMo5CABieO59V3HZSoRaTUUdDUOdzlBDAXCnGPuIPBAALJmPBCgA4MueIgVQYMaX5NsSwp8w5AJixxKBgz7g3kldtfETTMq0P3HZX1B5Oqh1EK1/4llT+EKoj4RK2V6hbGaipykzbohnCFQLGNtBLCjCobBRgMjRiKrWNFpTxUsWb+ImQWdqqJbLWoXtUQYIGVB4Ol+pZ7VBvDAtGX4wsJegy+5Tba8XK+Y3Ehqp881KyktaHxUqiBeBCIQ4tFPy6llUB5H5mBC3wEQtCzw2xu7WQRaV7YtshCPC9XHIASHMMRm0BgYUo59yjtNfqbJUcGJnpzcM6EMxMWwADQKtSLNmcGWdF7ZlNYoLj33HKiPe4FKL+6hcS4p4QBd0YDgmpawLV4PcpuCrWeE8Lr76gro9RAIoDQl9EKzaR3CPUQc2viWLpTqtSvKoe5mQj6qBOS8/EstrXlENo9t5gS0yqsL29wVyJcvFHyQgUTyu5muH3MXSPgg6xnsIIoCyKNf1N6vlRGLBxkafHMJbwZLqCAUJmlOJwt5mUp0tySxiMOXmI9N+SNWtGcS0ULu5SXj7qWLd4vO5m+PqGCuSYEHgL/Eu2IbgFpVEDFHZHiri2Q8PEaKbHzKilFlZaZ6jLxc5NfMGL81MGpRvP/kGdQzimIjw12S2gRmC+4DYFwLiWKy/EoAnJSA59hE8U9k0lBbyQ4wLexSswUYnAq7fMSi71LbY3LMFHCGNh3ZcC0N/CZhlgzCcGHN39QQCqdmZlFHzLAq9buAgImcQ2HfiJhYjDlY7uZBB2UfsjanSsR8kpBWdEqUsN9Xv5liMYC0O3VH2xcLeyUaJvTh+45EZ6Sr9v5ihgj1m4wceOoupNt4RQyL5iwUf2lQxTG4W+47FmitfKGQ8rWEzIEkTOH3DZLqvEWct9Si3SWmTUCepevyqGDc+/UoYYCeKmW8vqAAqd03KHAmDIqI6F63FeOJRQYIwohBXiyGDNe47LzLHOPUTPcwU5Z7vxECMlMLCrX1C7FagNHqWlmIKs3ELG/co5rEBVuoBZtJa0FXWJapUKXIuBgEzQw8QGyyxDJLqxmVpxMKqYKw1KdrlYBtmjFQY3EzmFj3cay0XKHjEAKV8RwESUuOY3dsy5rEoMTpNwWYPZmSVZSosweTg7mqr24gAUAgdmXhg8UsLzmVmUaNeoYJegcqo36ivcAVlOfcOLVuhqUwI+kwfWvtn8j1GJuiYteDDBBTbHHEG+VuE/uuUK7HUshwOeGEsIynorqZLsQy4J4lBtDm4ZpcwFrtN0THE9lQqxXb1MTK28uNeYZpTiXZTUNxsM2ux0nE64mNljoYzGI54IFAN7rklYjdjOQl5MuVN9R70YOWHLFRQmOXEdiQ7KAjFNcv4A68vuMgLWc9HgMSwXptBn1Mkz8xrkK+YKQTPS5ZRROi9Hc1hQQ1ECrI4Qtb3K7O1RiWTQr7lOy3HAM/7hdP3iCEOCtS9aUhyEt23HKAnIuYUWDXS4mhZqwWUJaPguZJOVckAuL5J3cYP4Q4HzLMlbyPsO4Ny6BdQoznEhvbKO8Zuw+4iCMQuEGGatcoNjUsAhgKsCcqo/wBgXTb6uWGRg4Mr1K8X9Jaqn3MNbNeGBH8MUBb4QwWnxDLubg/KA4y9obdV7aCMd7Jd3BRFPjUTCb8zBwAQymPJLuAfDL4f4QwDK+CZGx6pVfMfAOLinNGUZjw9TKsZ5qLa2+3+y+BcVljuZAFbvmo/YCmw6IigE54YeWeoy+U5Jg4IXwRPJ6hoKB7Y4o1zd3BGi78xm3fniYBI9lwOAA53AhdMFMgMoUQeyyXLQ9BUyAW7A+hmIYtivfUEoFoFeMQBMBkuHlgcE80pvDMNYC8pQC19lqVovfSJi9PKELs8rqBYUHOJYbax5gLw/MGtmF6yQ+PEMOlg1d11PBxKbc1cEZTy1AjJ6GwfMLr+sCYAHon7lgB0LiVbFdwaMXLive4kcnMqtTQy3xFWOIBinRiaOEEOWCwK3xqNXePuBRqpXxF3hXqIOrhmrpmmGmCrV9wI7zpFKwkGGQYYePqKrWfUGqq+oUA4uCXV7leP0LqDTuzGtXZgmFuUK8HMOqM7S3Lb/wBzEiwm1wrSvcFvNV7gjdBNsYlkJbKG0Q8t4gEzeNuwD1cBpx4gdU/PMq1QdxB2uYgtQ+JQxEcQPqVyPaC6QV3OENvSU6C+dRtMPA/cf5BsbxEGAqs7bOoByPyhbZU4KlFAAguKDGoiq9VfcEptBWCrOMzAj8tzAQDl3NgDabj0Cg+IqCCyWEQKxLDui2G4y/iNypUKhfL3F07ADQcry7jjWbtL8TWQ+GZeaGjF6g2EXd1568eIHPgFH8ZISIsxW5UDanN3KOgd3LNn1mNoZrJv8TLfrB6PZnf1Hrjy8f2ry/Eple2PAWS80xWrYDJbdRDDfcu1sqBhwCrOY3FRfEYpZTqZnbMqNAl7S4I2HzBhb5qZA14ZhbvMRtGCE1dD+5jYbbWpYTVuhCnzKVRMlPuWHBXmIqm3N/qZc9a2hGjAL4p9QiqrbEFr6MudzJhGll1ygBOo0tTbqUFJU8VODJ3Khu74lJQvmOqz1EcFr1BCZL1AVgWWnuOYtgL2/cehS5qFCWDYW8Ea6ZDlItOK+o9LHHf7jYRx3qXsXhTiohBa7uqgpZ05sMcpk1yEGABX3R3DxU8RaIlM6IYDReoQML6QDMOlEQjBeFC4VKC83MxbPiULLnDWZtgD6h3ijxLBVDvNRSixtRkl8uj+4C6MvUal0O1zLkw+oYvUBCaArogAFxxeUFQy+5ZSweoKrL9wLHN3eMsbAbM/qJCrTwTM3PBn7IB1UwwKuuI3EWFRpP6hqyolChq+67mLUWjaD+S5q8CqMmVa7Ll+1XVgx5Vq8mvmYhdmghQ8u/iEdrcO0uWuOZmbWByGri6dwS8B6heb1MnLUcKxS5g7wJ6hLID2ytar3Mkf3CsXQzwFO4WbIzbCFZLJZqrlCqP3E6iRyhBHJSVvCfKY5EABqprQEXxH9wU6zyRLzm1mgAWIus33My8JpUsLcFRsyTnLG8ymRTj3E2KT2TJdLCC18FxupCLkpuXUVHqoV6E91BUW/MqktSFNvKqXb7dSptqzuNTBRgHtuFjgW9QHZA5S2YCmjXFQJ5KgaO/UTdT2Sg40x4iN1XXyx56PK6IhlFN1HsPRg0+ibwpT6JTkB/6wdtJhx/DLTEeJ0JTTJ8xSVh3KYLSI0ElWKS0asFftKIoDmAn9k1BXjEsWwG8wPXaWrxFpEXg4gqA0OPjqAcJ8Z+pcMFZdl4uvVxEUKFUmpbDmpA9sYNoLU/VyqmQd1GMzccu7f8ldpmKzTypn3E6YnIv7ltbnkowupG1Vn7gCKV2GK9sKShy9KzYVvcfHhM1/Yu4fId2XUQUbuw59xC1X1KdLDddzPYx2XA1Au5Bx4jjpyDTw1zK1Gk2czgB6lhQEtdly5ASmnqZaFVoM3C3CDyQYBZPModlloqleDiBksCy3riNYcW+vuJhkVt+fctW+27Mq6E6CPQ/ccKaEpGf+ZpOldVGn2Wip6YVRWmUuyYnFNBCWlKuuIRnPiE5BzUy2QYHsL7gVxXiNUS8RV4y7g0ID4i5/QOIAw2+blBaXiZLvOYQNtdFsQKYZvr4gPAeC6mDAqDw9y6pTbTUKFf8AAuFoCfqDZkr548TRCrraVWFRzFLjwzipfqKCUXcH2PIYlsgR4uJIsCJMDM7RfNyqM7BCgjtgAhU87IGTR7qAQoHPiYBt4aguFH1LFZHiCoFWLSC5tnNVFqg+ZnGo6QTYDygUyHzaPMVL+pgso945i7W9GlYUTDu6mTaqRW1r+pofz4mSt1MFZDHHMal2IKFpXrMZu5XMKaU569xipvFA9DxMKw4hh5pb0/zHmePGo1Oib/ULLCvFIKyXtR/sSmLd0hQ0OQMeyXFzNMMEuXUWnmFL0hbVK+YyNykuWOilQErO2ODYwKoVs8wyAqI0ZO5dl+ql9E46K7Ib1E3niFCgEORNCzU2OfiWVxccYv1EWcvcTdBAg0TIRnyX3KQ2jaMy3QXKaUAPEu3ZccfggAVh+5VeCdkoABUVfR0QTanqIhhY6G9+T66hTBqEUJfNEcDQeSHu2dRcHO/EoMhNs69xMAIBPsEdDfLliKU4P5Xg8xPELNOmjinB4mWt/Ua13jPeZCq+B5hT4MrrFLtxfj3MGsGluBbHm/8AsQ8LXeDcoqjV4P3UtsUU4/bM2yMt4i+0ub37mAYxsLUfE5grxcoGkyMUSoKL/iIZvABiu4OZftL8FxBa5buazYqP/sBEOwsur7jYdYsG2EFu2eMSyFm1BX3GnG2mIvyu1xXKmrdvmC3TBq8tM1GHsDsD+4kX+sTdhZzQeTlhgWEFzFwnEungC9PcKsnfuBznkN+CAtQY54js8LwVCEYJnnPfubK0j4GKGmDqKdgiFLPYhzSWp2dLcPSIPczgRwyl3iBGki2UUR86k3A8D779QGGlfMLXJlrhXiLVNzxBAui0M1Am3vHUpX7CSigxA3iZ/SAbNxmHEQwxrEtgJyhWIU9RszRRMuWo9SnxF1oKL5FxA6Fy1E2WMPhg0Tdq1VB4ljJHpsfEc7wypxDS1KlSzD1DE2PiKGGn1iYuTCinJzVx4AKmgbPLDAQecEmd2dMcgj+U5QL5PiDuxXDr3HGhxS5RaguzCVAzhk/SA15bcJVYCuEwpgRzy9cRjkB7zLDJeTRNguudTRXpmFDJ/wAZjThdVEpQeI2JfMTMJSvrcABK3XMLFysYIDyPmWu2l9QF3av3Loc6uNz4WiCqsL2xVHx+0zTIhrCe/EEYD7QNRh4ihZPEWHr3C4CTrbxAQ9dSJcC9aW44UX45hltbe6lCka6uDas5OSFXMAdvUCzLhrU07L2uOobdJUor8sy2BX4gRWjk1idxPMd3mJbsuW8VNw9bmjSpWq7ieGUJVV3cLeS4HKxAozQQF5N+SY8SlbRlY5YnlU6x+44U5+YKmm6g+MsErf3KeL9QTzbKB8QYvF+ZQvDLPCUbrMsliVEXasS3Z6m6zfzC/DqWm6uGAceSUmB8sV2VncNOpS6Yb5hfCfUPN5iZxUChLW9QE9+o9KGNUUROCWDDb+pZoBFTalRBgtEwfPqEEc6wOV8SwNUAaZ28QgGoXgDADgCVCm27X/pMpUGUfFGgIjff29QPwcgK+AlNK3jTj5hBYIYjW/UGegDFUEKUJrVwYIKwYghk2zhgY7UcXKVCXzqNoF78Q0gu7hvpBlwZiUB9TN2WhoD31AQaUG7ocoW9QK8+SDIUcFD5gQZ63GhaY1mHkuEW3xC6T1pNHiAV1YDN/EO73Wvpik59cBe9xB32XacPlI1N0UDv+cQOgVWDVbuFomcUD9vMOBrs0TvqoWFksK8KJVHxUH2XuaSobVZnqUIJuhZ4jW4ulAeCHsqtTmFtl28nE4g0Q9sS3Kg75lb0eIA28N1xKQBw5pqLFAn4Q0ZZZDkmEZWsHwO8x2YEUuHK7ZcAnoF0+YXRteAgVSD5hnatowm3IvbChz6qIJUAQ2OMXUzYK5IooJinmZXPA/Sr3HrFqlTTwwC1PO/UcVV16gMwHdYgEDGruv4lt8rKaYIqFT5l1Iw8moZMEliHcxjcydoZWxGnNxFOFeYIShXnqNpy9QNdBrMDHK/7EtbQ7vcu2z4wzJurmHYDxAFBR5P9RiEwOZoRQl5qYL0Q8xaS0HVSpQo1iDHAtl+qJUdh+OZgFdwRaE1REcIu7czQlouSKYLfNSxdl1HacHUbWhiKF8CAYZ04SwE8F/iPW1wyzyXljzYeCcB/dTIQxKEoruAhU+Jkprzn4nS23oRikfkXOBeiKLRIUydfEBDSmAI+TFXEdD9xZS3WIkApfEwh90G5bwXLMJYEoGYnTAAzPc2owJkEQ1ABKS/MDZxOIUrUAlIcdQvBxDHKvEvA7Jd1RVfqVjZI7hSP+TtOz9VA24xP5ijgPtlZ4vuofR8xPMsts36htbW9QLzkIFNpmcmcQIxTC9UQJ0EA3uCXm8dxsNGKqc4/UsE79RCGguKl8TDjHU80/c3y/wDkob/aU2zKKEMyUeL1KQFzxBC/SNjMwQdsX4laKEYKl2wHHLNKUN1MkKA9QFDflULgpXiVDBEBj8CJOq6TfPLzUM74ujDpHokahZpXrBMv63u/uVwwcv8ASGAdeqlukZoXfZLUzVu034IKDt4MekvHkrFUnMqnSBkFm4ue2oyg28dRG8BeNRsp33UEGP1ADweItFpUyPLuIFCt08wYAOi18SwPLROL+phWNlGptxut7mPFmJj4tRas+pYnUZlgewwNPm4pYFmHseJ0QAYrq/MVxMcnyzKzr3C2LzAQL3c0HVziQXMfgjWyWQAeqS8sANN2St53F8FG4vcyM4MBauXJf6RNySPBfMLhPeA+upUhIyKWl9u1NOdzObLmKbpCI9TdTZ7nDK43q6fMriGOGi8QUkA4D1KGqEeJVQeF8cSiigoiAUosIZ8wr0V1Z2xoDTaa+ItAPWJVZoclTktOu4Mxdj1MiEhCpq+zcFwwMNFZYaABRMKG03EdHS4hoA+01bDwkeVD03FagVzMPuLKmvEpooB6mtupxAt+IObBlpd3KCqy1XYsvaoxQ/ohtnUyLTmG8lvU+X7gilCX1NwrEceBFgNGXGXuDERwLGP6lfbnbUawt3SufEMoiKwmnF8wAU5PUy1rdQAoFqowoq5MQ0ngyPkZyFY4hdqFdQmUEXdwNltMtVaEFQD9wBID5xBxSp5m2S5TVplkVVdXEAuq1AjOnceoP2goLPG7lGUUe0MzhIk8nGJUCq79wWM5jKaDzcA7N7zELZD1K4CTXSBobDLWkw8yk4eokNM2Rt3iOsKTiItn1SrYA+ZxDdgQKFRNNxBQta3BJsL4cRUW6cscr3DFwpZf1MJsGUdSk4D7g++rKHy9+CYgafZ5eJvMpzj7l01G6VZKRzn5mfMqvc3QXL4wTi/7l0OaIjY3KpVVC7r4gi7jt77mFUN+pklmuoVeof8AM10/Ex4hoBcd4GVhzLmB/US2VxMw2ITEv3RO21VRn7hqy5VVRWVZY0OEarJbLFKrzDIgCsVuV3tuoZKzcA4wAhUYr4mgQBg9wA1gycy0gwVRH33GwUHOFjDWrXInuc4TIh2ra7YnqE2Lax5lOgj7PNrqCwyY/wC64iBqLTj4XuXAOu7lLBWnRfTHkHo17gFequt+YmLQ2EObupx4nQAgNtP8Q0bQnMQos6cw1hW/mBoRWacR3UPTDCz/ABElaQ1fUSDTSZjggrEeEWgtdi3lIVLMrQmL11AKzIFR1rqfG0S76hRAudD1LIWNtm3jEMReIMUvn1NqFO68HiPVXcEqh4SKpDY3fxDhDTdf1qGeE/SA3EoScYF5I6gRZvAZeb4lr7Hr2iKbhoY9SyDRhVFECZbDXMVgvxZQoq4U/wCZakIcmMeAuC2PMDe5RKauKhCpk5TvBP3c5sjSCmX3xRNAPd1rxEuow/EoFsnJ/WA5hZZHm4J7uqw9xO1oWYv5gp69oeZalR4uVpw/M5Evd+JhdBULOkBJk3ZuUHicNe5UMUXYUKxCjJn5jTpA4uKUuDxUxDNbfcuoD3qUsNkx1KAdxQvPUbEkzjkXT/iCmSeL/wCqBSXeA36iJTZ14migltbK7qOzS4Jlm/cyExKB3vxPAZguETIXm5hVw+2DntlWZJVNZ9xEtdPqJNR7uXASscFfIRmwvy+pS0PRJ9Q1RwGpYVY8RUUH2xqFgCmdeHzLCnZylwgxqsqlKlNCYQU9RG6TwCTMGnqI1YolqXe1/UAAQa7SymCHVB8XFLZiCOX7TM2E3WH3GziWABo/GSEmhbMSngmY1XdQoyFg9lxHCv1ECqPuBbCciyzZLAWTu5UoleYywDxzC1tE8XABmeIKlW/EurWu5QF0/cdjuW3gvmoNVTszCsIOLqNc0NZ5mEH1Qx6mtMbQzREcFyg9R3wgYRq6rg8xpaHK81cvlzDRz1DpiVof1BXgEi50QA5TMNOYT8k54hyxNi7gze7lbXXqUbaqAHTCvTfqdC/csDjxUFzZRBbmpW3aUCrglcXDWeYvXE42KYGKtgtpk7hFVZBMz2EWvQr7gFOzqUtdOHpHS0W6hQE2cwLlThr6Q4fSNxBl+FRktZmiKLNVnVyhxQ1j/IFgS5quY5bQruOyzKOiBoihykpcepsM5eDtYt5GKLsHb7lgIFP2DwErAN2lnep0KjY+IFYt2X+pgr++ZQ1lauCgCMV/aH9QqoCaNweBL8IylF4suCMBpMlnmOUGnfbGmhC6PuDWJkItMIJ4pbtjR4iwaGwT4NrHmEHOleDmCW8GuepZBUNDHnqJhuBYpO5g+NYucwt4fRqAlpHJfxLaiWXN844hXRWStdHc9mr09x0Z9LH+xC50xZ5YNMHHLVme5YJ+4lYAIjkUhbYS69NViPaxWhDS3zXiZbBW1R/sBDUeBFwX/gh6RpsUr36ldtnr4iOfJdmf4gHlJVqpeSBotu3RuNFF0Wn3Ms1etylbC+txKh8aFS2V9CvEXOzBQuUACuR37jJa6tSvjmbuMez1A8AXz/ERBjGBfEAbZe7H2Room2mr9RaxTu4qbMMNMxVq/dx+5tDM1aUL4e4wcvLJjTigOY4KqC61GQc+S4hRYnhWYUF9+O3zAleGmLcleNQHCq1DKQTkQqLRlatLjrYeZZ0AxusLeINajfuHiWzAaGvEaOD4jZX+Sw4RwApw/wAlYZcNVLIA8OZQ0O8YgI5Jw1b4gaLNxo5PEobsla1YMTKJWdK/2JvQN3xHC0F8zE6fUbFY9iQMmlvtKHZ3j+4jsrV0L+oAQtHMXaiPCIw48MDANEbIUVrMS7AIuxVVai1VyrVkwJC6qsnBFasPGZUtrmx/iEdnlmZIEaW4lhDpYmLPZkgQZRAVo+WBO14Z4I7iLZYSYhVagtaDxBSqAICcCOlb9Ygky62l1Ci1Y8wHAs8ylbAvmYWTwktaKrrmMgWb2MFjPPcrBC+QijdIn1EJpMJj4h435m3EAuRfqYbqWbaNB0Sw4aih2C7IpYDUteRWKvGCXTZ4xiU0Wq3KhyEHaQCLBK7lNsoacksuLDjMVnK/Ms7CptoqVQYTZqY5wEs8/cyJSZ2QQtBxmVn8mAV4PqdXU25qFQyr7i6uuYZlZWFEtaWz7heqDLTg9xfpEtbPG0GmozYBXxEldS+hFOIVlunO5dy6uAAoejW+ph1jgtg9y1ChZyb0H9y6TfQ48ME+SaAvNZYvA20NctSoRJADtfW40dwly5Oz+UK6YMYIHYT2D6mJkXCsfcHuHA5mQK1K69wV1JUA5EyBLuCU2Pg1NiFfMCKovDGSxPMCn2NpKKJxZv8AyCcg6BX9QLRUK3X9RS4Ksqv/ACLh6Kpb4viKqJ44DxcoouCj+oho5nJvu48lD4PzxLsSKbcdzMiKWpNt9TJlLsnrUMjF97zUCAuOtdY4IwDSFsj7mjAWFXfUsg5XZn5zEWF9Ddf5GJFUGBnVdy+KqwRz4gPFK41YE2g4YVgAGa5hWCY5Io7L1FtdX3FzEYeJuAa+PMBZRtYheHuEo4lAwbmQ5vxKmaZZa0l1zj0RCDzAb4mjfNFHyf3Lps3BpcZtEGQ27i9f8/xGS2HmJ4ogVWTxAdU6zHMpE8XBU0DgalRDG9Nvz1BvJVcAO5hot1QrdeTzL2/UhBCAD++oOSLbO5Q1BPMtZMlI17gugqaFXoh0vsCGAW81M7ixa1fEqXzwXsbIBQSUFic8xIK+CYreZZ8dxpM4ZQOI21bgmG7sIrZV5nlcEFhiJYzR7iNVGfMpW5yFQav/AOJja7e4K4hix/KmQ4PczaqDvmH2QF5EJlAdXhHD1NI+KC/VxBgJEsw45jeGn0VDjcdpy8VZAsg6bIHimXJ/EGrY3LHOICp0fMWPS1J1UGEJF3keTmZVnxIhk3VsZypTl3FCCgNrd+CA5Bp1S+IW8jG038EyJ3q8sbBbXnvxMuYd1CYQ+GoAVmTIxyDxIGN37gATCeoVeCjqAqBHuCYoqLev1KUaINSy+mG2gfcIFUVntlB9dqABAX3FhgeZtBEgNYiubuVAsz5p1KMWvmXn+Ie6noV5ZqxB+J6SORCIDOE37lLsTPNxwwpBHFTZQE8fxNvKbdTYuszDPEoV1UQjogXNVDsfc0rPiXnEUK39Qcrr5ZRwxAwvc0IWZLmVXnxUCsFHxOPELTmGxFIIMMd2YJekr3EioeDFBau+2UVWpyDL4Uvu+J5OIWcCV5jqcVDMTKhqkf8AVDYGnj7hGn5hssSeecFr5e5ntikoHzzDAAMtZnXfxLxJRW698NkrnsEF2l3XKxAuJixgeCXinT7csB5htdsVdtZ2VUtIc41cckoVhgKpldf6MDW0xihlgz9KSm3Vvge5cCwX7zUZcgcwsZBV8HUtVp2Czv5jVpFdOoBSlyMKoJlQq8XMCzE16zDjUUOIsM5An/MsUX0j7Ym6lBT/AAmYK3cPjzBdBwuo7zzKkH4ML0C9QgXF38i+4DKeX/MIDd50ObvrxFTDjFlfnmCxlZz81RcA1iACx5D8g/LKsKlwNv3NhN+2Jpn60lgetdy9soafAvSpZiaI1Q5/yEoq/gYQqB6qERsZe1MiwQdg1CqumDinmcSJW3b/AFGwOLav1LxRroXUOD0xsXRXuPFhexcq5Bw6RD2OaG5ZCJbVnJ5hgOPm5Yh6HcFxUbLitg8SxmuS5fXUVTFWrZfcASxW1b1UbNLFBqAABkpgJ1aoBxbTCBDgKh2g0HC+u5mrZNCy1c+EtllPMQUg83CYFAmBSqPEXiptTM0ofBhmQfVRTYL9RsOTpnZALMR2wA4YGZxHi9S14tNLefmO8hUX0L8TGtHzOV1DeLqJSymKciJ5lDMIsCvAIHZhxEgvMVk/+zs4PKfERYBY8+JhBTlfzMcU8ZgYIrwaD5i65lAuDTk1DMMGgafNRgQnAnPuXF0acnxLoUDhlekpxn+Y6AwgpaNOEeIkLJUFBFbo/TLthdFr5jZrIjQKWMKLHzjiCVA4xEt/a/U0LXCfwRKh5lXi4GInyMWC+2YBVoe6grdnp/ks2rs7jQsSOsxWVXiIuqdVAU3UcpmXG+JkYwyrbR+Ym8GIubpl2YupTcq10IiPEbwViN+D5gixc58eIF0uhueMfE8w1mI8Hq4Y1LxzfMFK0uF85Zxx8QrLJExzOWoqG9xG8VM1MeYQUQOQvmUNDKAM2eJk8QFyFMKYGuswrmi8QC6H1AwsJQLqD1cwz/Mz0rzOG7qbIzKR2C6itQTJh9ksupeli0oc81A24gk0e46BGFm6JZ3cah28xXt2M3Etr0+jxFrgrHbrH+xsIYEvXrqV9gCw4C0MrnqFAw0kePEvNsIHLSKPi+vUUCzlX8xLvnXAfH8S1FtwlWQdzFD+SF+oEkPIAflnKK6ZSthiDS8jo5iozzAKpYwxBhTfbVV4mcRMnm5RfOQMPmFTI2akyJAZK8f1GaqqyFx2uA7bvUPhF2ijo5Qn/EN/MGvErHCNVgHqUUCKNP0NRVImA6T3BoL6cnojGknixL76lcSs0fkeYXzzYW/uJLyGjJjGePU1HSgx2euIAIcZaR0V1G1bOhvtxK5l0FdDADY2LFZ6GUwAWDlijCoVmW+Aizk7rBXsEBI0qUGFnES0AAhJWb31MBVLbLGa7b9pXXn+CP4HvZUW1oCjMSMe1v8AEu5rpUMF0rziPxutx7aJdePcFkAuKgovvhjGxrEMNfuUcr0b9Rdq1dtFlCs8KzNpOax2spBBLL8lTS/hHZmWn+CXOINnAu/GIxLkLsteJdhbGyOSIxXAGoSQh4Ne4GWnYn6hSqEKleckcRLfUpXFJSKHyQo0cOi5c20eogw2wDRb89RacxWYaZl4NxA78RQYtIYFjFzkicZhXIVuFCyA6AlhMAzFZr4mhiiFBkXa7j858T513KY1gtSebj3ru1HcupnDPJ8SwSS1FMhX+iWCqd9Sy2RNGKi0G9twg3B6PqJa2sUiFAi3L4gPatQjCKs9kDdNR4A/qGipPD9xAHIEE258wgLDtFkpeszOxy7mXSIbvEzQJ4Y2KprsZRWQ2XmOHFO2AhWTValzAg5YrVTgXG4QKbjqLjG4XZa1G7CywCweOYLRcviAWjFdxLAo8zGjadRycwukwV2xs07gLxj3E1hqpcWwTkdxUafieP3mRHY38Q3OcfqbTd1NKmpkbJsNYuFIVuAaBx3coXI1UKoOPUVqLhvX0wRRErAwS0YfMfpLeXMWmP4lVBSX1BOVDBBki2vXEbvuJ6iAWrXDBnip8DDQ0X3UWocGW2hfpA3kZr/8jHZHBDocviLtQCx8lBADGtbt2epZa5jWI9GEf4aWwIXNVZXzC0rNS2hBaBxLkQ2RdBpbv3MUxniPLx47ngqIZWS+HqFDDfJdrzAKOKBo9+4lQdrIvkllmu+ZgCrRK2GtpqVaG9TD2Q58x2XaRFteTKlf4QVHnEzM37wevMUHKfdRUBrALMcw80Vql/USqNNdviuZl3jBCV57ZQAPEo6gZcp6efMXENiWFTUarbMeJ8zU4F8RICq6a59kBXWOm1PzDhGhSYQkUu1EFnZs2ZSMKLsGvJ7l0peUMetSpGO+iJo34OTENS87I/yE3ArtPbL1SsFfC4VuBfFwDeMD2h0Og9sDKUYE5PEv7JoFYaUNpM3Uxg3KyI03KnTcVhBBn9RWFibcRbD7ilxQ7XCdEGMlVjowVs6ZWVpxAoYtBE8vuVOlbNZPNytbOuJdocmlMJCnRIMbG9fqXVg82fiIIdxloBqqrcaO9ema8RDhTEAsBi9PXUVQuPIxNCKcPMIEOLAtxh4mGqLwNs7KlgSSgXdntMyXTsYI0OBrLuqa+ZX7c1X7MtQkHRqXdkZsafuKV7M7ZhUs6dX+4uon5KggBd4nAJ3KCXfxMKyeyWpjXuWpYHmFq0hDDpthXQxpYZTyLeriiU/Ah3K93ERYHucFEfLHBmKuqK9RpsgcEVyB2lQthmGkItlg6XMHdBPHEPEmyH+ogVZUANACmUTgfMVIu8cCMqFzeDFYfNQog1zmUFL3rcyVZ8ojZS+rqCBkHLHqCtT7h4bllaeqjUJSsStLejMmBH4qYgW2w/4JcFRUCB0tR9xQ4EJVJb2TkLHmKsCL5JskrwQANggNKqAyoaDiVVZgUP8AsOHEooWeWWS8VXco1gPUaNa8MRUpW5YymvN3GKA9k0pT5lFNHym6Qo7gECsoFjrzMtYfEATbnuXAGT5/9mpTbtlW+owXcxjzF1gQdNlQ7JXqXzhi2PM8r8z4BhpbSFsZqWyH8wtdQMMBdMFRGLwsXs7zLQKv61QI8EwGG8coxUbdmU7lR9wseoka9AXR8nEyg+0TGMtKsLjSmLhWTVdQvU0l9oDTWYaLdylVSkLQAb5/uOBV6VKdYsd381CysZL/AIuXjGNxT1xCITgZPiUrUzkgeuIyqfh6L3Up1BOCl0Vo8y3gchfS9RoigsGha0zidgYA/uVSU3VfwTSBZXmIeUrBDolQR40Mr5ihUpDXPuIl+GBQ1EsBRPJAxwK6iQAVaCpT5DD5QB82yU6lS24P5u5b4Ot/tX9pRCwFZQ7ZVYlhCfoi6j12r3ARS3zu7qWtqdxgdF1dy63pOF3MCt+b4l7Kie/6hkCpaVTm1OotHRw0D7YkyGBcExQvkObzfmO1ADBd8vjzCpAcJaPGZVw3sVMr09AQEaEvPDL4eIDtrv8A8hYKlbJirL5rX7iHIPECkDfRLly87VfoRETdLC6o6OAgVuY0lrxmFICuJ0pS1hLEj9jtIZqglQK0KccQtvg1kr/kpwS1jHzB1FrF7J5jkuMcwFhvKS4WStMosVcailvqIWMrMryfucf2O8vNTZ00oinkCxIhpOmGFa7qOZSDA+yBCpbrgJd9WQrYh2zfMT4mq0CKbKZ38N9wpWWBVXVcQCgbtAhc0Y00wus1qNE763RmguSK2vfiW5W1gW8ESDe9B9PMtK1qGw6vpNN0wA4eYBBZqcK4YsABhxj7iTSWpbRidEtw1FLQPSEDYVmcB6ZhAOVwYKg7xDEoAxO2vBLExmFAEHzO0vcEaR8wymYfH3AexcIt38kCbQPlEtqx7JYV7IHh+NSpkvf9k1A7MMs1kMmT7lMguGDrOOyUTuF0Bdw3C+Yhir8sCp3Y3mNzaK1R7xMut4IM+XPFyqR8T/WGF/FQ8PENkXipP9j7SSn7ZQQrY+lRbgbqTUCMbFlWweoi7Uyokba6jQoWlDqVqytJbHqI3k5qAlu8Mxtk+37hUTvxGVsruCLcUeYluyBcNHUNMBMuSZES3QYSUavkmQbv3GQF9XBjh8Q76VAVixB7RfctlE83EeA8yhbRd3cqy+DmoniPjMoIukqO1ccmP/sMAFxuBKL+YGeZyfUo5xcAcmLj/wAnHFSzvEKaywXWYAzh+ZQtl/MNUfxGyaqHFREAKjS2VassHuuYoNDa1rE591jKzgOtqsqUMJy9qwtJGlNcFeoI6IAopjmVfNQWg3PtLpgGMixoGCFXebebgrVSvfMXJKDthiLJGGPZwe4lX2ys8Vt8xwm9Nf7NPQgOXhiNk35mUsESkXTIvR58wXJ1Rzl/65SAtZQ3hXBcr0hQK8HfuGdkWXiz+JfAYbFM8vb7mWpwAPT58Shk4EWvcoSpdtvHiNJJxq5c7V4viDVu/qVhYV1FUGBVu03ECIut/wCSozwOvtmQF0jvzcTR2zbj3KFQOblOZuXTgIscDky++YRVoFb/ABLjItBW+XgIZVV66rcyp80WK4IyI3Gj9SwKAxC1Bi9RUVbR9wOcFCy6B9RRsNgovRKDFWLD6B47mLCp4GW//EJSpYbscYgE36z/ACRoQhdL/UqV3lYdy5ijMto26iXUAUMFQKdhzcSBDhYHb/kYSsAXynwdsDEjSuhqnB4g5lA61mINKPbKDIapVP8AyW9m0dILqhd0Hq5TnOwsfZPVoCOD1CticBfL9wAirnAi3iqZbDWA1fddxhbZ/T+owkYFmnT2+YhacuDfazMqbAOL15ItKBseXTLfQOeblFCkBbvk9waPA0Gx8S3tDQWKpjdy9+/ExUIj3B2bPiWNGNZ3CjDLrHEpsa6slGqaIFe9xNS1VlbmGw43DFA668L7iKjm7OJqGzz+kL7VoBTpckBJYCFHGoBqahbTr/mVhAazy/wZRVUw8BwFFxpLB3yYYsLgbAK+IiMtnuIKVmAFy/UReWCVYO7hfK3KAp3ESUjxiEsGfEIKzDIqwmVWHzLvNRQpVMI7Mb4hctowRdtxCFv4l1OncJZbXhg9geeJRRE9x0drg2EJWuVRQKsZIV7YSBbxLAB+rmAs32YjLo9QCVYq1Af7DK4Yw28SwQ8nnpiSO6pCU6a6hASMBUAPWSjCDLlYrG0cl9pra8QisO/KYapHaxHLSdnj4ShTRy1iKqqc1Kx2+v7l/wDiIhTi1WEvQF4uwJZVyWI4Bk6qaNh3SIAV+HEJlR/EYpk7uWlut7mQS4ZiBVq71GwoP6hAydbf1M/3KdQHzBcbhaJrxKKbFxncDZZzqyUKYJ13Kdqxzf8AME7fM+FwbEFPPUADf6ii1hnwyk4nlK7P6iUBAcpjEtWKlplXMwYCS6HZHJYDKtcyrIG7sv1GwGa/U1RjETyVBq3Pj8XVr+SGCVlJom2Fo0fELgVjmOdPpDGceLgJMMzhXmAHADzi5xUXumrnBg3cvsl8dgCInQdwJaFV9FNBHuu745fc5fACMLug5hgZDZjezHFcRMtK0yvXuc0FUh8H9Q0q+RdXKiByrtCiGaNC8vcDuWV5PiNlDsdvLmMpFcMzGCzmYuLZuujcBuh7csL7K/VeiCqALomIixxm4QGwcQDVQkKsrWzyvUwasRZXX5jDQJYLxzRzCoU5GQPOOYiqNGAvMvdAXV0ej3KAKEMPKRYNOVOPg53qDB3RT98xUoO3ZXT0yozYUF/JFhtsMxHSbRryndQVJKLB5fEIWjBt7YeKpel+4xp4InmuZfz7v22wRpNFCKDQXjUPDxKRkrJi+64gdboItHhHiIWkHfMoq1pGHar9EBBCZ8oNncam27YU3nyxaOEI4WR7i03KlXVzWqRYbqhfcM2ESykrzNFlTNxiJoVRELEO7l9wVhZR15+ZY/TkrvMr0KYDzjxCyAzUjXJ5S7vPNa1cQD210ljU39oeYbGRmilRVkDGT5MQ2QurMvVErYB0ql1d1W2f9iLbAh6gByBxBSlZ23UFYCbdMHZRXNcQS1bWginQAUVCubStCbi0Ca9SxU15zx37i6ClbMSsVTsGGFlC9l/mBUwvf+RrRJfgxKZfrEB0qepdgFag8j4EGBsQWbxyoA6uZFAwvgX5g0Hi6iVpEstPuA57PERZfhhSIwWzKVTaTStVLzxH5qUY/qANiiGID05mDTcuuzMEUJyXKp/xFhKTYoX3UqrJ+ZutZgrAtaLaPmV0BVlf7hSsTvBKga6rC+WIMLZdg3zAuAVqUi8DNwA7rcQc2GadBKFiqZ0P2g6YrzEDTBnDAIhpiAEAsNpUEHBd4tU6l6Fs+kLOKqAtbNywOFy4tbIVqU7jkZ+pgoUJZWQYsaXeAgqWcRlW3hiHSuIguAvN5ms7rxLGQ88yotR6eI5hjcWUIvMGVHluNZN73CsCB+vM2Nv/ALBu5fUTCfUKvEMHEMDDAjq+ID+6hSHiFO6uWyQzS2XniaZi+ZuoUeT3LVvNsFNjcN1qPd6oAB/SM027vgWAVHBswhSUS0F17TEBzOoSFApVml/cQyt6KJRwsLkB6jyCrjz6iloDDiOhg2ss7WIZn3BdHLCu5UOCWPhhKL5ReI2XV2r6g6UTSlevURDZssa8eIOpI9ngjbA0rOyZgkV2gJb3haRatc/fMyp9qJz7jdqgkdPcQaSKJjpcTbhxY9DLFFF+YGQG9SotK/cd27llNjkgnQry8eponrBZniUWq8BC+1mjkAKp54mGJ4vKf/YtZzpfcFXeZXhoYns5Rpc9dwKF9/tEqKNJ17jd4vV9mZiriUXqo/Byrw93mLluJUH5jmaOFLrzF4gFNKviAhpwOBr/AGHKcYCv/dQ67k0ERRNYc/8AEsw9jzMGoZzrGql1VFsAbi5vjVRoZuoETWKz6vGYUr8qZprPLE2gQpQ8n9QqxZfVtt95lxzdy0oH7JUMI/gUcwN+ap2d1/UHWe01hDtP6gg+OgH35it36PLt8Qznbr/qLXxIB+mYhEvUL4O442qzgLWaiW4Fm1fSWHFWc6fAwxcpMbPQ9wDUWy7o/qaK32NkASlB1LAeRcULPCxMUTbWTHIkqV9TyS4WnxGCLt0vOIUCdlTZvEtKYClvCZqdyWcd9TsITL/mPQE9j6dQYfFoS1cvmWYMPAviIk31CnIK9LWJUAGwtfmOCgL4cy4AB+IweETdRqUOS9xB0AyUTxKiybqzZxBOnqKVGLupiSld8xMYV9y8Vy8R30IVjcGrOK8Sj0nUDblgDVXLLaEYayX8QBkX6jBdztiGKwXMX6luepeyrruLNsFUh+GDlP8AY7q4OKIZpE3hzC/QeY0qNxBGr+IChSvOID0mSCxRSVp2fHUqrWmmSBlUmuYAMgJYHqMlzakMHj3bAx5vAT5JiL6v7DqDdvqHlnkmEQlVdeyWMaNmFShuydy2bD2qYtE6H7s+pbIxd172djxCsE9lS8tL91KQo2u5lSGbHmI6UZmqG+My1kV7lhzEWV9wgCk/cvaFOq8zuB4mEpFLpRYVckyLsb5hwRYHJZ5hdxODojSX7IprlI4XFGaCG+o1Yw/MKU/1KGs+YDbI8QQyD7hltKL4iJazIBFeoi5bzzKwWOJTXmLpaNREXmWylxzU1AGUnVQDMZrsauysMllB6qdHRNElCiee5VVIqBg0QiS4KHyP8ggmZlHz1ExA7r4JTGNQLe/UEOW/qa1SQriMFjwD9kPzaCj/ALmZLewy8JVNVpwo9wxpVpsulYAdwX95TvrKVb5aiFUPAlACzZmoxVWPM7gf11v2u44Mjmv6gkToMRYla1BCvkm/SpyBNGPEYF5q2fXDFEdbUjpWfuZbS7mXcBKst8RuLw2sIApa5JpJDHIdTPfs/wDYiovA+y+OoFQwyiXuDlWtWH/R4iJUuFVvDziK1QGr7L5Iolnk3b5l+YPJesSvxjQItzXhbSq6GQrEJBAj/oxYZyNMr8QQLgoRzormPWdZFQimBBaeew6ljLJbGDtCoqZPJjRTJVCJQszCIdxdn3MIQvIqMku0Adjl9wfe+joOIdAZ2icfqYikS1g8Nysu6q9EqjufHXiBSXAXn3FriWLhov8ApChAelxo4Bb1uK3YfcqhAXgWmZaLchfjr4i0oG7O2VIRmLc8J5lkamP/AAmB0cXEUJpeP/syxCFuar1TyQFSU1hKQBtChfuL4FmwFe5SbQXissAE+LMsZc4XQYsgEeIMK253qBxL7GGxrostiAJpv/ZSZ7p3qJW/KhhHgGC1y2FzX9wRaOKgbI+IQuMxqAjlSqPiMxWt4LjqFGJcdT65glhnJCyk55Wp/r+46qPc7elAvL3C6NkfNl57nAJXMpKlDEAWCvuFRye4DjFy345lByv1ApY4jtT6gs5BwwAf2mLO+WBbeJRsx6hhudW1C8ASmzDA+5TWGHPUw22+tywlYqagJ3G1sIsCaw1Dwx2zNYxOxLPMQcJHO9zo7CJZsb5IALX0Rx0RZzUHfhKUVg6gWQEwnkPMonCUWg8XESrFtH2JgsM3Y3S8Z5OJjBcKh7hwoFFVA6LhNohsbA6hQYfK699Qughikqe4kS9HMVC8VLJSPapcVu+KhOwe4xQo6gObJyVBjebOahYYu/cQL3KRrLiBBh+cSoJURwst1xHWi/cuB5AYmwDzuFirNxdAg8SrSIBj4hvTKsBzK4ykTZRk8QyOJgrSsoGmQPdRaqjEETVHAQVl1LRpD3KbExZUVeytFzGlSJfkjKWIMq6DlgNrgvRY8nUXHbDau3/Jh5VADVjEDlYuo8CtfEQBq8D1XUzYTjM4/uGe4MSwE2ZdI6kb4MRSKl5oAJoEKdE8L/kBACYL+rhxpZMuHgYYACXav4gbWKPbHuYUex3HLhscj159ygEVFsRSSjCP3M91sSMPuUQAYSJSywyqs6bje2McXiDDpeIuQDLvp5BzLImy7HcSqg24hrqc4b8fPcRY3M78AvmKr1ctPZzAFQrvTyXCTZgpQsl1Y0XSoPGFQFX6DEENAp8VfieNnOVwmpribFJ71FrkOsQ6upgNH/sCBYbznEY1PAU3E/ejvDE3W5pY6fHxKZEytpGlULCrt6b4heiv/wCXO43Ul9DE03GlnOJdsKhupoeId0Sw6abGBiwyy7TWiaHg0JpjRdnyywALGKo4zxK90ElLvLGjUDIJv/Ylrsq51zMZK1PATLlWomMiKeWgZF+HmoLAizlzyMGV9Tj+mWKcjC+b/wAi1sHecYlVXcK6WUG0SxuVQi94HxKGLv7iKgtBRea8EuXdfUyOH3CLYvDU0yeoNdpzqVTQ84mCsvzLlpf5R7Lq63K6BsFhp6uFVssfqLsRDjaoMeWCnnj9yix0BzE+BPHzEU3rvhj5OwFH2PEFOBjdHJcpznYJjiUixXRB4qbplq5ePfiOOUBM1DoMM0SnqXBYvuUL0s4idPxKmwsUF7JkMDnE6Bi8GP8AJYirwqYLBXvcacDfqJtBtEoc1GHKh2PXiWc5lLaQwpdOZcNtReX6lJ5xKHPUyTSCdIvqABU8/wDkQP6TSyr8zAoDpcttuNsIvUwD1LlrSRiFBL6gUAPmLCfRkyq8NCgOw5jJPBpNMapiLqWF0+mNLk3K7H5cTRmG0Jc+tarPp1GbbT9gxwdyZ0qrcR/foTL9eIR0T1UDzUSEK6S4OoRHgpyjNQ6sXDXmUlVcv5ha11KHL+yZXI3XT1FZ16Ob/wAlUAW+5QLwPEouRs1M2F6Dl6lUJ92PHB4lgLeialD6IObE4ZU0oZWYWmPU4iBBYEJYyJ3K3WPVwQxVxMlwLdTJWJl1WppSNwWyKxivmXWTjxClbfmcuSaaZhnBAsgfMz9TFrUw6z4lO8Rq3TX8y29SkrwLV4CbKHKBeP8Aio5jzNq5WIGkWYVoepgbGKOAJVcJVU3wTBy/OAjQLtNPUBpt/MBcIiU3iJclEFCXqICUzjJx1AQOEXCHOc/UAprOOYtueAlBB8cdR2brwPgip7AckZaBb9QCKKOCpoS2xfcK5LfVxZmct/qL9MCA+Iqrdhqf3DGKNj/2cy1v0PHqNbA6b+UQZhmQ3Xp/J4lqgMsF+3cuva1FDAYEqkuCB8uvUyjO3g9X3MvLtMAPcceBzZfLKtNHA8f+x1XnOb4jZdplgZWgqZrzcYW0EVIieviBG28KOYWalGZyFJ1zLTyOTURS3mCyQsq1cC41D9LS9yYHmIiFxhgJWSaoltY+L4hjQFQ4Y75isdPfEGMteJYEO0C2JREpvx4iCipJVGAsZ/2Jn7Nhg8rMI3YYHz3B4Mci11DqyEMB9BG6K3HdsREzLBAZjKiru5dm33E3hbjS9PiCtyQRapYjVtVqJYYFls15g1lo+pZi2vHER1gMCkurjR5uDW+bLdypnMVTVxQpTvKIwgsqwXMCqbzCtExAp9wG7QdZZYlpjao5oY2WjSYq696iuqUuA9sJWOuh6YBxT02fDiKBNryCz3CvjaT3FSgKCv8A+Shhb0RHPfcMc3C6PMSuyLgr7YECQp4/3KAKMG5X0wHioDtU7RhRf8g0NZZa1iZu6UmnglQLTxTCg1csKFLiE2JHwvJADDONwpVhfM2HAPnEcUI9R4wTNCxgze/ohqmh8JesLywExrt3axjYCzhM52oM1Vd9+4FmoIz+H+Rmql3QdJEcO8CIeor4dh00YPEuj27ZRgQOPK8JyRAGNQjfxeZYJKCqp5z+om1uieUENd9qZPNOpV6O8SDqoRBOFSDFr6JAOcG6Yn6oyISKzMFfmWOFw15eYt0HyMwAmoXslgyDvMJEB6ltmD51BaiVsjc5u6zLWC80rLV0P89RQofXEpDT2llYhyomab0v9wZDEIuR2hXDZlQEMSAsfuW54l3WyLlu45DQMBcr9xMNI/MpCmllXpCL4VgAXdRxsX6lDS+4Kstee4YTOuagW4pNSzRUXxG27Nd1GrlDVYaHkC7cpKTly5b7Zn7eJyIxNAUF7JVH0QKzRBtrYcNTM0tlsbN9SzaeT/kLYDBWkYHEaR/7MEI2oPVwTRUbr5qiZOaEpbhjv1LHAd+I4LNi8eJdQJbRRWJ20vzPZO8r1GWs/EQ23FGDk1G5f7ltqPUfDC8XUVm3MQXyymWj3xLPQFsZvj4lwZXYvTC+thHYe2LZV7ZWKr7H/UOAt0uTq5YIDNygDfD2cRwryjcNBw3lgcWQI+lWC/8AJaXUDB8R4A8pAbhFpdqEw8vDGS7QLs3LHqt2hsOswLBgBp5Irs01f+fMcQcd7ZfHkFHW4djPDSPNMvAUGoPJP8JWLVhTiNWMNlPVEBDsKLIKS4GL6jlpBf8ApKDVVGP56jLIMYUvipVNmtOOvPxDbuc2C0UoK1vqoJJg4QBZjNWxpLUqpD15gwYmKL9S4uQig0c1HG6zYr/7C4ngExlgAgCvU6cR2TqBhUKvmyc3iIMijuAIJV+YlrNe4AU+MQttFiAW0b5jWAQeY5aGWji9wBMF0t9koYDy0LX6lBRTk5w+IgEbyM/+xuXpSBB77gAEKkuTFod4lXB+Qn9RQkOrgLXAKKvi0zjcDV0jMHGuK5x1HKBknPmEB7B7fMyQo24P9lASirMFciRC3gY/iKBVfayxkL6iRwAa2s0D9oZ4JYbTzFrVDZA1tH+YLfEolGt45iNZhzcuFAXjtmLKqyL7H3HA25jrwH9xAeKOKjRrUPqF3RcDImAsRAQogYIV7lAtBNXNRrW5djyTgwMGuliUWv8AyCpSleYbxUJMJ9ahXn5QD5m1eiP67yOD7HTAwhw1N+f7mDO0FB4LNkKRfRCObke4iYNUU53X+yhKKNFWe+o5RCbFWMc5mXKZMqT1AdGWHZyzBnvQYq6Y+WwJPJTnMOpXAN09TJExB/t1GVLdP4RrzgeY2pYncZUuujBKBYzLOzMFTCOfcqhKd4hlAxcPMqCC0btb6dQAUJ3FCgL6lQo3yxypXkGdiWag7Ft4bIXahnigzwJltRKpmONEVJSF1ZJStlRGLdeJQMB+IA2QFv8Akw4uUXtiVVpL344qK2F6g9tZziLq7ve4EZZmLVqUYQQAtFbe5bZbCygbZlFqjGRrNy/JQJsfXcFgobhPLCxHjTycxcUS6YDtZxAAQy+fMQ5FaxUSFVapNgW6LrtZgHOeR4iTzYBXfiWxxAuI+iHtABBbZXOO2AmqrW6wfM3hLFsCoR+44TA3iZhwr6hYN5hypuBEA5vr/wBjCtXPXcoAszmLABXL4lmTMqCkX/txNtBAGKevmDThLEDxc2Bdx1NQXcLZ8hMMzWLZbZ7ZTQlAHFeYa9yVlmpa6dD8JmUPN1Au0XY8D5mUQvsIFoe0z+5S0DS2vHzE2gmYUhUAH6jyjDSg+UZdyujGogA1A5o71GjgLXzzCIAaFWe2IAhWRrwQCQCofMRXgYsUWX8CLr+yFqkBBh8dEpQc9jMqs0/gjUGpYwnZL4SjzBuwc41Oyajv48EohcNT6iUEWy67lzroC0QCjJnh4QQ5YBgeMS3y3rP7SjaFUpd9RdSKvDghRLujL5hcB7Fp6I+gK9H/AKiZPZd7lqDbgUMxu0b+owVghRuCED5fcxkTzV/cphBUW+ROC9VAIk5C9ONwIGF515PcBdGpsAm04+Y2ZtjlPcaysVXwwztE8S1RWDZMuqsfczAYYM04TpJvkTwzYPEQD5kGOXtgxJh7zHNGwFQWFoMLEovdyRBVXDlDi5iGOgotVzgDs6nKqreR9QOU87lAlAwOXzKiw04PtAyijfW4l1HhLwwHUu3Z9cQ3APOIOQEwtRfdQwUUDvEAs0s77ja8x6X6rcbk+IKmgEHi6OL81OzVPXx18TB4/F1Axo9QZv7CKDxETmt3curvcQ5NS8GCRrOpYQTeIULXcHJn6mHO+MxUt/qXrLBZmvETRRa2hyXE2BgMGbW6K/zEq4O/6CNpHSIiUqw6QhVenurw8zLHMibvsioSOm3LWY7fW8VOa/Uo6d2aNcMWG1tN2y1GOwbB/RAKkXGoMB/BuBVINJPP9zkJOTmPtw7LyP8AkXKxOblwQuL2XY3EmpFUlF6ii2q9sdloC7q7gCYPBMy7+5SFLE9r3MSrL7lPUKbBLqIGQY33kwCYX5lA2Rw5peepk/qV0QZdgREAtiBtQOhiiyFiBhuvEt4A9wRzvcB5zuFmgr1MM2/ylRhV3RL4b7GnLK+bmrFqsl1/7Aq1vxAaguiv7lDVP9gwZflKowOwkAEF3Rg8Yh9yKA4VUZtvbMQVWu6Zgo6GsWROwp/eVLwUBquplAeUKcjc8zkBcq/uewxBxB1sMsNtSlmVe5yLPUoMTe83+pmZFyqDasKvSoIoV8xKXQIguVi4V9TIGGsYl2mB5dRLQ40GvmONaF/LFyU5S3jv/wAleXmQ6ddTHAOOhKG6r6wzIUJ6NRSgVS3kr+oRHH6PUNAAXFwSIllc/uZglNoVfHuZAFtrJ6JUuys9XYOiJUDXIJbBnCaH54mRiG5/0ixL9Cz48QljGiMXqOHn58yqeRaMv7iwNccHqKUlaBiLEUSjD0wTUWutcEs00usB0EsOha6zfHiNEIXoQ7AOPMNVKV8ILsLCMUG5tY9VE0Nx9y9A8eMRwtec3/UZtU1jcy9hx5gweY/5lMlsFjbL1D4suvR5hAfTPcLXN+PMQFK4ygAL3T4iIDVRauv+JRbYAaD7iie5kbLYVygE4ayj0wKKyrR4V5iyQrEPaVqJ8KJFXza5r1BotsuC/N5jeZ6fDi02ESDi0w+VO/iNDD2wFvV3cHos+j0hcatF7X+MSjNOnEy0OTT99zdFW2l/HEGi8VruLNQiJgb+QGU81vNEBHJemoi9jxh0I3Df/wCMSJKcHev9lxRGheT/AMg1LXxxz6jBboY812y+yWqi328wVAL2xuALfG4C1WBzn6jmUX4h9Ad0ygpVXzM3GtRMokINARJV0L9+DzMIcZtkrHk+ILNcBwfWgI8GpS2JkTBDx/ErI4YFDvxG8NSuf1LnAPLUs4sv1OIl84lhwOM5mdFn3BMYfUoDnEGA2BPlHDkRIPVM8ZqGhNf3BEGBGhgp/EBu3pjEq2OHmJYVpWM3BmieNQ0iXd8pKkQ0Fg9StXrVoeqHU1GplbP7mB+VQFRr/AjHYdxLsHRyiYluhr4fERj/AAEdkmD/AFAtLeS5MpajE06jqGusdviADUqw0nc3wremYFOWb4itmXyiEGaNTC2kG4EKhozYagheSvMRwfTHbMFW4nir5luMW+oacYuUoxiFZDFOy5gxuWCFiYButsuCnABBEEVZU/qJWlviWF2u3EJFG6w+ZamxVzwQLQK5xL4yvpiVpnUtC6v3HcllME7dnwRtras6e4CfXLNePPuG2oA5c3BBeVg4Abv/AORACXyXADFQbuYwqOb1B4sapz8RTGoHbn48x5T1qx+pQd+6GbgqF4gq5d16jHGqjTy36hgBRPhmJTVQOypRgqFqwviWs4i1VuvM4tzGXyimruXchfcuY0sEDIYY6t46ltUlZlE06uCIN6VYAqOWU/8AyBKILAiFw9Ff8w0Qao/iZp96HUroUdkdWdlOnKfMGCtAcZIpVxsWvolnSVSq9r8wYkN4H4hw9uSxWCWMKs2oaGdDT9S24YNtPXUJhFioihwEsSfIJ5hbj41SuqjCQp6ETB000pZHR4cygNer2PqEqqqg/Z6nEBhifqKWUuAWNORA6+nEYi93IdrGkKiht3XmAW9E5XGoQRjeme2+fUtwW9eZYLr1OiRxeEOgOmi4I7XmXCsCxJg+UVVu2vqHHAaXyepj8wwri5gKQ8Jnvs+vQhEbf7vBAq+QGW1dHiIaMsa4MaZZpB1YPFykJwVf0a1Bxz2F4g1lwKuex/qVUwaahypUyxRgAj/74i3aKNE1bUuzTzcviHhD4nRX5g7os8StpfcAV29wDQZJUwufc+h3Gl4WPCEZI4kpTg8V+45JFi2VfmGBxAG2/UdBK1Q0NPknZMlVTw0xyBzDl4omHLQNfEoIZpV7jZK8XRvwTEgpq24Mk2gsYZRcUKHKCYtqKkwJSlXEwltv9jxG+gjPo89ec8QDKiqrkrteWFDh9TE5m94HjEFo5OmFeZ2ywdZmhdhBvEAu4h6JxMqKXUcXUaVlKi3JFVy3CiNpO4LZZtgKjTFY6lCk73MVsPKWbBbrcojDCxxL4VTuZkkyYGJUfhYfRD2JrGP1HNG4sEseTZ8zB2eRdLEmk8G3yhtoJVGJsEVpjaRi6272++o2IOs+XdQ0pVj8S+4gOLEfXsgw1N3hR46YHHMtBDmuVQSybIM3mkmQDtbMNy3EVoLTQMRopTMCBbxxjTrx5l5IK/1CatblZaCcSkaR9RCYKemDlbqFVUk1wcQqyJEoYJBRct9Rgta8yq0YqKbpeIVpcAaZPUFrUwgRi4PTWYiEaadXLBdW7m0MyWSyWfUZiAFYN+WNMDwhy5vX+ESADV1BeLZZ1s7iGw5hEg8pczqus/abwb5r9eoESJ2LfggS7U1bAQ0eXEUsXAYh0KKM4lQcPUyFjY9ShzkJUtMsqqIYia2zA8kBSXiUNzcCspdi8GGwC4zRv9SlpkYZMZqYhRRfmFYoQqgiygQ4GExlqiloQoBYUKi0NleX+oOmKlHN9EGcWBj2YFbQBt5Z7uWgVhrB7izVvLQqv7bmxxxbdHXiCmbWFHzMrd2vPxAIhvFO99wlsGZXZ6DRCWWuJ8dRda8EynBjucMMlUf7Ea7kYHweIpUnS2whYzQatAA0QsiCQ8i4Z09HKPqBvgdn2S8YTdR4+fEAILN83h/qGgO1N8fEbEsULU9PEFlq6Vb5LigN80+bwRKp1ptHQdyxPYOLVVcW3aDTMPGsRwOdXHLTOVcdQIYbQSJRsV/ziFrGqA0z5hjfLXUGMxOTVR2voltEFuGUPER5hAOB8y+AfiBaZXLm2dTIWrIOXGrhEoTBRKw/vcUbcJQs/wDIign9JD1Gr05NvtW44yUco9jFW4Bl48/zAm0OcuPHUKtd0P08QsptFViYgCtbFmpSmWoAuqqXKLxuqzUMWMMjmZfUVmYQuaW4MJKFjbe4wEdm5+M57iYEOdNf1E2Jvk6PcS4lcNZqEsljmncXWucQMX0vhCrQNw/wiTuRzk/8i6pNayv6jWCOuBjY9+5d5cxKhariUDLi9iIJXKKNtvUovOxKe+pULbP6hDBBafw+8EssNq7rUxZ5zm4qBkOGBwV0aiKVKlhgQ5mDgzGNS9VrnMStv6l5su3ML43LyYYmeSVZjfllBw+0e8PUo7q4CDMpUUYnOVYmnMt7l0aPcvDRLBZruXas+pV5qvcEs2nGNQpsqDFwqKFnFRwhDy/UBWqcVxFrS8NnqCpZVR9GkLcst7IR8vMROXSvzXT3E5Fbc5fKHSmMJ9J0IU0+PEdlQ0opPhzMoomR79RyK72gEUn3YN+4u4wwfMdQ0A+z9MCIDy1cReQbNQMgOVZcQfknEW8XKF4mJZWIyrBPUSuT6jSQRhmVlDQhjVgEpmQQ8Q1QH1DYv8SykCShFSqYysRDTPEOu3ccCK+XuIwB6luE/MMC7eYr0sEboX1ERu3rcVtEGjmFuP3MUHuUKcMpKu39RpuyuiBm+1Eu20rxFy46YPmXNlw7z5iLanMPAoXuCDPYVUVnikQAVe5iCuoZbKOo4tzgMwWgsHiF5SnzUGXWvUzZS4gChb51FZBPiArlE4lnUIERxazKM26v+IJqWyUDuGItxVFNoeWJcZZBNHNdRVAF7s1BbMnxDZb2G4lAXo3cEU61DWPPbKjzkrj1yxioo3Rj5ZSKtKQz6idorAwHVcszAybceJdQe7dRy67o9IEUxu2L6gawcHrv0SuRcS7A+CUJYXbv4lAci9viXKWWRz4Mw2hikb8QyJGjk9RBQ+GLdhDhktYPucvVsvlb78y6WNdLoeqj/uFUqEFFsPYhXxMbjuyBEYtQv0RyAXjOXxUoAOSXRHLUFS68sLhBtlX10xAHbMc08XBNaxyHj3C0QacosRkxKrmc2zKlHbv8dQGtprY/9ha2XSHM6AuQeWa5TlXyxxchCgYUGnonVH8/H1Kz0+Qwq+PECttFSE0v/JQV0A0PxFm0Tvj8ReSvDXHPzGmBouy77HiN380qYKlhWuMP6IxdqpbFzaDWgl+GMI6jGnuAX5zV38wAQBy1UUAePlqOdCnqIhgKEuviEOClSvSLk7DVb3jiFYUrob9A/wBQTKTwfyhLCN1QtxmIKxqFHxEgCBVWNd+I2yc1+eYMuMBmZ6ZVLQtTL6jQKdtoEUW2mCTC5C+qljLpVrA3Q8RxDpwh4zNiausn5jAgquqXUcJYcjKYBEpeVSiRimSe/wDI+wGAFB5IreN6vEtL5+K9BErvFMfpwfMvjG7fbsX1B4AuXn7ic4nhcfUr/JxMBvqWMWZljIh7lk5XwRsYBhjqh7hTcfKJqqqc+9RGkjdn8wwMu3lhValZ0SlMVA3vEzbqoV8LiHyRBivuGea3GbVfiVJVHqJ1r2YoUtXdRa5nqGEJdhoepteKjkc9sGEujFo0CnURTYeccQKs0cuQe85mSH5rPmd+pWFPZSvUoERerQFZAuyyKTJNbTMKb21ATgOC8fMYRMWsPxN0Rk4PqcMPTTHaJTzOatPjcBDoqHkV51Fgual5KnMaIHlN6+JVBYFz2kNCQFUc8wDNI+dRU4bY4Fq/qdgGjMtG61z1EGyzPEEYLtxCFcRLl5y3LGSTdSgfBZbique5TWbPEoSwSKkWq/pE9E89eYRmvuzARKlJUaiAcXAFWyyOuCI1suw4hoA5m8BFVoHYw+oGOSDxGBceX8RopN+XP1ANgeWD3AAojDy+IdAFzWvUPSGyxmg03OWr3iXugTqMSyvUC0iMJWBnNY8xwZnNcktzuM5YvUchs+5Ths8RJtKHeooATWu37dRgMX0RrWCsCyj9pTl8TyRBYal3smIxcNArARvANcLgVJtlMOCLvthgtC4hFLbTjOYA73lPQxKjpBa284hkSLsiEiSaX/yAKhYFgfJCRKNFZ0ibssmzwDCDgUZ0+JmRE2z5zNTqf+VMkBW8H3AclFr5jcGwKrfhlw4gDKjxcaNVseXTHRouG8kEIXrMloAHuOywbSJSbhrmboVsKfSoDYNWL7WHYUKbRbANAOGobIs8/g/tGLjHGJKv7YAWY5vVRY4LF7DHHUzzW8DD2Q4mSrEQLbjp/kyqrWw8x1lVwsz1GRFFlK0L0cEdlbvDH1At7WSl9yooc8R48ygVvy05gAs+HBFRr2C9OPNzFswx55lmycNFJWuo5d/MbQLGLdwyuVdo8HqOYQjtzCDQdKMlegJC5S7cFtqm0lqlNxUhFjpaAHzEy/D+oPljdfMIbB5xCrTX5gQC22jaFxpmMvYYTcyhVc3klQVndooslyWp8LKFJ8ij3xMJelys7DmMAe47ZwcmWVhNVV5eVeIigwG9zBbdytQqYKmh4dnmW0I224gkK0czMkhow6O31AuVK8BbfzKm0A1R14lrcWQXeJzBAzTiOgw8kThYpFqqv6meRJWNrlt0EEAv4uAMC5zzcvBpcsum/EKpNzk1L4QbfceHJEhbUrKat1KzhphbiexnyObmQ2qCJkTOZlWHHibNVUptfeIUu+dRurzUFDQ7mzRESxMOIvBWXUZyDyMpAryyuEORp6ZQq5wi/B1BUarYNB3MyAUvCnMof2XTiN3C4rUshX1EIEOZURy8PUdl5Am5XnHtnMaMt+WCVbGgKwVYPhKZlaK00loUu1R1bjVYTHG9sqVYBs5r+JWQmxBqoPnUKjaHsnADcAGahFLtgItCuPUdBD1AGV/zMSlhaxDTSPqBovbxUSKEsBZe4daOFZf/AGYKic1co2X0alzML5SIzWoFm/BFNVFw8MW5Ys8QEWgKXlgkCP1K0hZxRlgi0B0ur5ijGOlNQ63DyHzKAEc7HtgsukbrlvPUF2sltccIvfgTRkKbN0uolqr88zSWMxulvMqVaMUbDKJwNKNITJQbHETkrffE1yDlWw1W+kdTPTK3g1FKYAhdtY4GF8VEs8U5pzoO2XtLPdX8SkQrcMeMTQRoHBr7he2xFZG7AznwG+Y7a311EaCL0Sxl0gbW/RLK3WytRcR6Hcv2s+uI3ICFGowAovLB1LLVa4JX1FDj7kO3iVaCceMw1hQwNe43aE4MnuWy6YcLRqWNl3ySqbMVH7glKsKY8gR7eaCOe4zUSK0N9kDhGRgKXF+8wosmVyvjuBtDwc/EK/HYtT/2PEvIYp4ICyh0r1LKBzZWzCIOt3MUTquO2GqvxK7tYgmvnqB6hh5gLKNEsX1BCNxC229Ne7l0IztlFXMtFwdIssUZ+Igqw48xylX9vmFcMEGteYRN9hh/CCkNFnwYlw66VDjLn1HIlYZSvMM0p4lmKAf9csUwPiKHOD6ho+zMAxb6RgUp4xGVG7V/ES07gYJQpjptHHNwPTPFA93LMS0R34oN4gOLybz/ACPaMOUK1fJCXwQ+Z+viPSAC1EvfMVFVVFut33KOvq2w+dsQr1QTiwaY3XPV6+RNivjI/cSIZbUF9ELLQztr/Zlk04iLUTNn/twi73UMIobfb9R4lPPcxKYKARzt+2dgPz7E5+ZdS2AVQeDiIMaf6jQMKeP5mLpv6gUxR7i0Lq3ub8PhKBoOeIOy5R/sWnBxLUVeYVRcTklVDC22GmrsgL5GHiD5z4l51G1XL8wsEoxOT1KNCvJKH6tjFlDUEciEoVTfzMWRhgBB5/qDAB1APmLIFV1GDFf3AqnFgxQi/SzdFxY1Gq/4dvmWWB4Db/yAQG+rzLq6B+EajOwbPqUINnYhbFOAuUxN6BrEpvMOCd5lVXwzanm4iEPQa68wRQdKx9MdkX8iLJkNAF7vqGqS9Jk+Y5rRazCF4Vdcty1zsQzXCTka8e4L4jNENJX+omDTJhT56jCl/OLiBC0Bo9GPKFtH+IFgBpeIqNeb5dYlk7iVQdIzA9hqO4jxUovQTd4jUr/zFh5O4jdqmZCW3MxGhhKbS5hs2gAn8cvbA6UtsHLW6jEBOCkDVyyqP7i06mQdY1CKaAwvFB1BhIB53AxhV3UsOZXnMYtkOWAK4ObxECnskpGnKeZvUgH7WOoluP5QLb9FYEZlArJSMUaLludQpQwpgvVoYqFoOUggW6vVfcqnosmfBsO40mb/AJ+ogWQYyDGzJzkNPMuMkLWeA+YQF5oUA0g5imCDCubjosGjg9TcZRhdY4lMlmFyt3DKbxxUSt5+Yg4+47LRvPEpokRrfuGKU7lyo8JopOtEL1ErZqh7hwFP3DBShugg4ZE0z+o4hZcBywa2sxCKMrHPbBVaugD/AITYXGPLt5iWJy8zYrlV1cqn+qRCC2iu9/qVYY7MfcQJQwl0RQlOpaeJWjFrZfhLyUthWOiCY2tWZMYpl3aTkwpli4Gqj5Gd2leWFSrs5Bajw1pUNfEMRWlHLw78iydRRWG4oWyNiBV59S8TAgxwP0QQxBaK2r5jmfclQ6r7gRtu1oiWPUHP+QRod4Qj3S5GvgNsASOiN7www80AsPJCEocjXSwamfUzIqaNHBk9xrLHs5jNxkq1qCClmrXH1EKA4w/KXei2QdZsfMPYWzgVft69RFbkCXvt8EB7XVH4KqIDAM2f5ldYLgs26zxA2SELnovE3Z+vxdPll0JlVZE6qCPbaTHHuFgJPLk7pwy4U3dh7HxuMolcqydPmI8g6j/zBJu2BxCvm7U9Q0pi17PiF+lEF1Y/xETrxfLlhtoXe/wgtGgz5cTAveaaxWyhceO5SXS6pzFMEhfL16nhrim/EhN8PnESLs+4KtX5lEgvxiCRE2vfEUrJiuHn3LWmcNQoWJjkFwDwksxmXasU/iYR0cwZRVcRScNeYrHKpebLhibM8S4titcxsKR9QNumUGH4S7UNZu5VOVxM0gXqNuy7InaYNwo3XxMXSF+pdSPxK02WczOgGm3tCLJR6hVdh8QVty8sLpaEyLywcaINhylPTEMei4Frau8wMkWz7TBzEBGTvpxBVtWir1Fzo4q/h4l8TdbP1DmIPgQqTHz+SPNqFl8MIDdcse4UFGFF9YaxfzKqHruWa6bMX5bjPfYUHnEs2ddUYvnDuZwgGM1zWmUo6s58rc3sD/6lgt4N1eBmSNckiCkXHgzArdNhgO7gVauSt34maUPLEuiW3xUYapCsVXiBbOt9QpuukuE2tA/6GYyBY2oxUOnIPEYGMCpb3bKXCqK7/wBjaMLWSwrw7fSAvw/MoFi7ibNPGn/kvYlpgQt29TlR6deY3jac2mJeqp3/AOQQoO7cV1MhW+PUobitxQIdn8xZZ5eK6Z2+FB/6hkCqJxAiYQuZeX1LmpbdoOL3QfKNICFOovz1BAMratx46YNnVsPqp1bgiqpE9ShKtgbyxq1N2ZibLXM9rOiN6bxDDDTAqkO5YwqMywtaWwtgdMt+ksmxOK7nmo04qop7LwS4QdN01MfsQtR3EJAb5YqxbSq0bvx1FANSBp37iaAXI29UcSqIGP4/MBTK8hhz4jQQUaeAxwr71lC/MsIMC0Y8/wCxggHK5jokM13YRg53A9TncgVFbtYBlWL/APvMcIAdssIrPGa3LlneRUCvkcMJmYLalu/YTMu5pklT78paA7mISGaK4/mUY7hf2VwR4BbloOV5j4estTKbmQsdwZceUDyNnQfJLidaF3fqBbS+f/YwG7FLriMGgrVT1AgLZeTiH25bAUXxyj/rlJHwFfJwQgIITWtdxyORmwPUuRLMnMwn3z8niLsGYNcsrj8jglmzccsePmInKMYDENZuXpd0aoirzg3eZcWr2/hDkRX+JZAJKzR74uZNWXLG/EijVu8l91L6I8jKAm9r/jUrVcClg7XnzFaxhYa8VzfcOpA57RtCA2HZrqNeTaZ8kUKENniJY7a4X1GOWvK8krRp+Azqr5maQpa4H3B62GhT5qFMK45zK2q2TBa5CZJ5qbs4z6jVe02bKlgQPI5P4gV5FZ/dbYkGBtmj/wAmeCcl3PkgCVXu2Xbo8CsSiRDxCVQcczLxiAIl7gDC74lHKbgBpYbCUNuZsDCWWNstZTbiB3S/ZzFyLrH/AFQIpV6l1aG+jEJWbW4sCKTDmRDdZ4hQUfaGUZbzS1wylIfmYpQ26zBWZYioQV3LbXQJqpzX9RgUe+8ZXBuq5vUnm+v9h4Bgy6uC0w4LaY1mOcWhZQOLgAraOSYhR6NxIC6csNcdw/lPAIZXwOSkGZDR03HWUhru4WeLggiGC8fUAVRLvEOUdYNHqN4OwF1Po3qfnuGASqmK8TA5Dkxf+x+3o5Vx6SpDdjXk5lNZMP7T7UODmvMYoroWvUMhWG8rHhe4prxMdKPIMsWA7q5l2eCMRRvtjk4uPg+4Vsld3ElgX5hdYM7pl6gHN8xXX4kx8+ISLrqnysdmYVw9TJa2j0hleUeY+17lWinIYjg2uuUZt+PCQokRlM38QMi4ziU6EEuZC7yl7wQPG/ESK6MAAePcURO8P6RVVQV79yrV2azqWAgvLuWCsggoxBEWGvUFk2oZKr+YhqmJaggktXLCrlKll1ZcWaJaxmXhu4FlrqNHN86j1Ta/qGGykOy5iClHxEN3LzUpFYZrxLUHzq9HcEbWpdf7FCGVaXb3AOb+I0O2XHwSAia+y+vcsCgznkhi1FNkVIcdqH72TlLLhvKt77iVoPC8wlt6j8S0/RlqNh/E4SwDTVvbApWA2M79xg3bS7eJnQKVcSVfwP3Ewr0KEcASUG8eTqBtt9oJrgxRzLHWckMGXW5R0HKcStBsP/Ym33CkuEViii6Mje8RKvIXL3cSKXyXR0QmVKcwRKZWCAH8n1KnN3LaLq2P6gWn5GacD6/cFQTy3laN+ZlmnyiVoTAC4Ropu95ZvzWNASPLcO6JZLXmM7Bwi/HZ5hrU6Vqhyr1ASpehf74j6jyFPzLEI3kxGzb2J/qHcq8u/cVVqby1KZC5t2fuBmZ1YpWHqLvTZTv4le8rKvRKFujyVBW0C8sPZAgUMuWI18QjF8lo2wKy1f8AMslFGs3cVpS3mV+6ABfqoUrK5G/tHNH4U5lgLHnhLQdKlwrz/MWxMANW8+PMTgWMye+WPKwEDpf8y3vYuBTr+pmIsOt9/EuuKuwrd6OpZbofuGzICuUiMmd31T4iHowKI8lvNQ82RtYBsUfmIcUX6lBWY35A98xwWA8TEu56jwFQ5JWO4MBg8Yire+JYQwlB56jQ0HMWIn/uIBuvtBKK8sADupfOKhmiF0vPcHRdwIwUsb23MANt+NSt/wCTIoiCgoE123QFVG7CziFRr7gFYflKxa8ZLz6jmdYlpBR+oHMFyC5to+phqXiFAByd/cuIsbWHg8QWxVwx/cvFLq7JdsGLat6mdDnfMCrPuNaUFx/9jsA4QNETGlpaJFC8h3MGNwwkNYp1NUrh0/yMGjpDj6ixYjAYHYZjTFY7YKih4SCW3HSUykIXC2WL4BnxC0CvW5RVjh39RAhJBGylX5lihC9y7JV5qNneXFSvMc4h8nwlMOGtLs1H6atBV9XEi9cDCkZLbKBKuLghorB8QiqFK9yjttJ3/wDIlcBCx+HJdsl+YhNHfCMsRt5L3cEOgKKxGYCgxUbMBTwTmIHJn6m2VqFZu0DzdcwtIhDKAdl66lMNvjEMqx9Rqstw2xeL13HLca+SYmWu81CpSfiM2nkvnqcDhHiCljW4gadcQNA7s/VS5oDeT4r3GLs1Ep4ch4JQgUDgZaeCsj59MWNC4O0KRbtNEIeEtjuUbFAiOB7YsCFtd+g4YQw8cYPIEZlKwu8wgMejT5YRG4oLKP8A7EwKK1mjZHhkLbmdsymQzifR1L9AFJauf/sIgwM8WXqHVRlyZ+ondXxPddxZ229mM9+pnf3B8QASXSYlshXFuPcZm3tg9QsCzDJ9x0pUXuJIC1m+K/UHGMat+2EeDtjiK9adBmWQBkrZ1KjRVDG+/mozA3PBly+p4oA4L8EyGrbA3S524mhBobhQqqoZuNlfPF7jLILFQOOyNZsh/qGkBVOVeoGslWquHzFjFxe4gD/Za8pQTTY+Vy68VRY5Fwg9K5oU2VWszK9kjLf6lpaWkUvuvNQLGiiwaB88yibdjtfJGWxoU9WO4Ra18AJ5qFnho6HqXV1iPCsSzIk0AEj3EcipptlkjDVd1nFxVAgHMPBUNrMdReca18waLNQMWeBliXcRYZDwxZE1tu3zHJ0UbjjSLUc4HtXuYoqa8eriOY13/ZCCWTLsex4mqQtrjEqxa91ARW7qvPzB7HBYVKTWbYTtUcWr/IxE1ksxuzxKmpeeDRQMQJu9LL9RTOmhRriWIejIGxhQinA/UqcnScRYOeEmYGOXD6glGaiQmaqszK5SKGUdXCtWIlF4K9MyBtgUGRBsTLxMGYGrZM1vBKWSohlb9RFEDCyWVAQyLCxysnKKuLaJmuRYOrzNNLzBXnZ9RtObxM6tpgN5gpcFN5Zbm1fHBCzRtgNAS+JyCZpz8k5NKeCCewlZKwf1KqySbJTuIcMHbMZV4xMN0U1vxCpJrRdRY1AwU+fMMqPWFWmUqBRbYwALzUCUDIX2fPmAkm+blD/7FPFz+ioylTkblIEW8VM+hZWKHiLEKuGVnBcYCDhub8XMbHxx8QqFu281KERyaBNrD0dJmLhzAJROez68RKeuofUfwBoNa+owkGxzfXuPvnAy78yrtcYl8sTICeByw/1LK/ecg8ysGahu1jhVTmmK6IqlB5PE3lVwXORqABrEIcFuJWEUzB0soDggql/xBYr+YAR5lYug+JSjJfgmg3fuB633FYb7ggCF1zC75lYZPuBqqDmMWsOWU+Y4Z++Zgo1IYvz/ADEqxYY58wZgwo0PuaRVShACSsVysdKlebwdQq+5Ho9QVpHeW/fuN6LL9JK7InMSq1S3+3iCFYp0ctxyttdnWYoJ9lQDwQYHr3MqHhyMRpaJ4vP+yi2mf/kCR65HiiWSa91kXupcRHAP+4gAoODkh5IwrNb33CTZQbcbrc2wLII6gAG/FRuUTuXqFdhzlPzMMg8AgBBezkmjuCY6Dut0TG1IxERSnxzEQC2M/wBSho4z/koKG/MCRwLptZyhqjkVl7otL+0ZnDyMVtqXdFgcR7eZv5qywHiXgWQNyD+EwgNjke0NwUDfrqXwPA09xugssqDvMWqFa4Lo69wqUzho933GRkxdvmBkMhRz7QlwEBdul/G5Yo0pGm/DzCwQbq0P9hhSSuB5YYGtQGZhKOlmE7Beh7vbCoHVha8rBDBHZauw7gvKvs58+IyoYKIB1fES3raVyACtMAQHFYXA7AbLx9R+KOLBNw5mB5JXAXpuc/2sDLqEBCLQuiABOlIsqZgwqdkJDPLTNdEBQXVP5IWsPYCvvUQBtULPhFCJ1GoDpPcs9QNNvk+HolcWNC911LDSfPEGah4UMeogAt91KApVXdczBt+7lLahypTGcr8SmkjIUPj1G9acLHV8kLdlKKOaO5kGpPCuajfgOC3NbIC4KOGv/PcI0NKSAeB9RGEAaBr99XHI6FYuINJqDbbD9QQctLzw+oNF0R5lPh1Bruo5vjiG9ZlN1i4ou7qUG7z9QVabvMs6sYUVTcMbahhjcDM2bhozN8v7h8xcXTDDi7l5zDX/AJDTUG2zMCqtr4iLhfMBeSvcwUBOoOp0y5k7bzDzCjYzArXL5RCM48RAqUgpwnwYIJVrAiAiubjetrFUN1EWCvGNxAyJ8y0tHVGpZJXr/wAgt8zNPiZBL0X9xAJBZa1lfcTFmRkb2R1BOHI6sjAN56PVwqi1cJNpNZS1AdHej9iUuEaq/wBahpdzkbvginJZeUDAVAuWnX5xBqWdd5aEWISDii1/MIE/EqXEZ6lYA5ZWauxW07+IDbFddNtealQ3dgZrywq10axM9MKr/cBLLod6xM+7m2dZezDUcDu4qyzUTpOfcbAlepbxLDpuJmBWVr1LJ13AcMbGCrqKHecalMYzMFUV7jTG7nLGfUsZXNRry2xQ4fEFRhWYA4hRa8RZlBNK1/U1AOQYPUxmC2cxMYUvncA1QHJeIrvihVCcMAdccvb+AlCFQVPsxyyqg7NQ2YXS168Qj+PlXKSGwGl/+RSbc2e/9jsXS056IYkd5XhiJFs4Mq++vUaK830/8gNAb1QRFploEPuADyC7G/8AY1YqDIdCNNorF8EYqDbbmYzYeRl8YskWvqK1iZAMqxgq9ofiN2fkJlwpqe9yrK08XEy1Hvmd7vm/1EBAvqJORTbADIax3HyXg00f3DFDohaxB+rz7lIpooM34j5gtsoSl4bcv/cwnUQDCL/cItOv0RE6YYOfUJvJEVZU3RYXFC6iksfNSwBoCtrrEy6qr9A8wUioKOelQC2xZDVPiBX16QMs9mIsvLDzbnYW79s/QN1dwuEF6rj3EnPte6Nu0xbd07m1FlAndcwQHGwWHyywd8pHJoCNU8APsNssUeA/BBtjXnCYo+XMtjA5wiCg4rNy2pD8GF2sMtF17gJS6zMBQyDo78viKwdcAZrqCCGa5jjQ6MS1ayx5s6Yzh7FoOoKwF3B4DjqDVHAWY6zzGqB0+xDFAqvh9QMsg4J39CpUeVP9LDLcUtFle4lO0ea57hsKr2ylkXIla8wVC+r7QkGOXXi15PEppUDGnR/sCxZC0A4++IhCPmVgPGwfDM0LJXhvEoYW7vmvULS5OnMZ7bc5iAwala9QCwD8SgNVAVWSI8lzEGcQCHCEtViBUN8MBd5F8ygm0HVP3KrpgevuVrTcKstXv1KJRCla1UE7+4cU3HLcoahd5/mBjk+ZzbuG54LfqZvO/DLGC4orlnlxKRVjupef8HEKCq8YJXSYrGgHqFlDV0GZiYHtmLUXKWZQwLKuHShzXuL2rbltuy/EEB6u6fjxKsAOH8xmirgp48wF6GBEpwQHtArIkDDk2PAeZRaOOD6f6hqojpOIpE3ZdwSA6aqmOmgqClFWcbv5gCFFrcMEStXvOe5R3xT2MdQKbAeHww6Xp4uUAamWDUCpamd0NzcU9S+r9f0TziN0eO4TngCy8WxCjH8yuLECapjHcYHwh96KlFSttcRAbokzK0oLYGg5KwTK3TXURAvfuadEGC7NxMsyziUxeoFNH4lA4t8RGT+ImKldaiOMYZTb3BRVtdVHJ15hbjxqNkqe5SZqDS8nMIcXcFGinMziQaGaHNAGArcaXrPGmU0vOYGsgyvXUdISyYT0dwgSXbXlikzpB/RiBc/UEPtIMC6zFNleVynMDOhtzMiqGByr1DigZ6QuyldD+JYoOxgRUcdf3Ax1NLUHK/CcRATMCpSrNxktfDiVauGJjgVKceIC+KgVv/CKjC6W/wDpjYuDn/8AUoEdQBmJm/Biit5OY4bGWt11H7EegM/uLDGCXrTT3H2XX8Swlt/9jDpJ5H+Ra9PWwRnJpgYRNgBa5xoIF4L6hrGNXS9XxKmjrk4vn3BRpo1HzBNBZxB+eITBlavf33FmumyyPcMFQ8A8xY3ZwrmBTiMAxFKWrblqBLPwD6jWU6spJqX4QQGHdkKTOrCK88XTn1KErdXLJkDLmlELw2MnMeIucL+uoLIs3aprDHgQgInkjr0Rg5iJb8B/cwAib5XWKe4EI9ttcVEzarwx7SaZawULoTiZe7YYOwEzIGr4ruKC1JTZv/Jk4EL01C9y1AovQRKgo3/9gajyLuJeXgHpfRALwtPiaog8ZjbFVnnFjXISgiktmK93b7lgWhrxz7l3ZOGFcX3MHvyUcdywGgYfMqzaCsU/yVgeTmswbLA4DxUoxDfUvub4qosepVHbWXHogVh12QwCFtOS4ogI3BuAVVWgAlnFEypVb6ioUKjRvAgGi5lpYA7iKU2wtWJR2HcFumpxVg+5cvuIO3mYlpNiNebiEVdwqtbjbZmGjEGkeoXqypkp89SucYjO28aj50/5AFRKuI1bAejKVn+JYCV6CLqF85RVaZLQWxIZRzcsha6C/pg8i24bfmB+IpTV5E6ckpBi95o+5TkcBqXlbduiSpiWNGMAkMYBKqe4HJEty6KQlMjy5nh/2N7t8kD1GXf9IrNv8RUpN2bSJYrQRdwgZZG7Z4lJSMND99y6rT7R2SRgGGIp2dXGu4DJ0QSLJ7p23xDdFCyRm4VXekUB1xiqeT1GEWLm37S1QCmez1EWAfb5gweYIG4hGW7jbR/5JjFYxwwHR/EIOVK4X3KjVurBz4i5BPIvB15jBQDDf9RbALDNuZhF3moVJrG+YUFt8yyqPnEsWMDlIZMPtFeMXDVuZzUfE6N+7l8v3CnFfMrxiBMXMGiphzXqJao7xAvgohc2JxlmBRdw44+IEUKNPnqMlFDealhWrOJTBHWESAcxL+IA06GCDXON++oSlLBujXL1LAOMDdvqXFuSqh67YQJFyZ8WcTIByOcRFjJt/wAlBADiuSZqxLpaj1L+K37jN0iluWAaplbR49x2mS6991E5O7fUzIAwLVFh58Qay3ylTgbyT9QwIc65gGdUG1cRJlA0czIkTNkzlVNFRAQK4bqUArYC/wD3Kg0uFtJ8RHRT3+u4e7msA+eY5UOk1NUMDmTmiN0JEx6OiUlIWDl7eIRc5Mmnj3E2NQXxmNxxTMEPuHhO16DCqQjzD0y8RMW0EcmAztj+4bI7VT4hZYcWczSVTJVOmBNgLQ48+P8AI25BTBHolYWVSVQrWOIK0HHZ/cqpQ/4h8RfUAUDyQ9U2K0OjqPkzL4fAJZaYz/8AYVp7n9TJLvmVgos4GiI8EF2X6mYlLR13Fe4KdjVpGAiGDwX4l9wLMFOrT1iN5EzpR4DwSqMvboHOeWW4Gpxk+DmPDoWJ28H9SkJIwCKRku4XVHyQiTiBdXzMAa8uq9wMohZsdlDxuZUQ2rMdBAA/kG1qzFLCjEc375gZHQACjQS4M1u54johd1t9RyGoDKeo6z0YWahfPGL8y7hS14dESHzl6jpCcjNeoCAIIYL5gVrhaB6emZeZjFm14qN+QjB7S5VXi+4o5tvm44GM+pRcL4smotM8Qo0AmzQRGUq7qIcrSCQc9TC1R5xNy/3A0QFc3HVqVzMGf1KBsMzJyVKA3MIuGVbrP/bg3dGfeo4cWE3Sp7lU/wDsFdmfWZTTALzLV4qB5gdLUM3mWs4Iq9sGLbr3Lhuwghs8aYmidkWEUC/KFhWU4ZXaXmiknoFh1/8AYLfu4RHu9fggYLOxYS/KVNcBl5Fv+4izcA0h6lf0EYKUcPa8EryHQ5BZkYIPso1ZGAqmGglnJolhPErEoml/iBLQmbm0byvfrqXiiSsyzTt6R6oq8/3KB4SOxps1LIfkSVoNe5dkq61KsmiKaL5YMDIKdP1BRZRzAC1OEW3/AJAFXO4wejSwc4Bel4DOQl9JVgbMuVPHmFRtztZ7jUJsrwSi/hfEI6vD+/1GbDG5oiXuFHO40NpcMDGHUvO4YB1cwVmVjxMLm/iGbvvqOK2znqOG0KlhYmIX3DBQieJdc7nKwPMEWV0H7mSqgfMzE9IAAOJ/2/MstVnxGpNLgeZhAnLCkcKRfzUGYVi4BErTOlH6OpbKyo/zFpZXPiCO3Dl4JYZgo4cBCqzvyHqNkcsGbcsdwGVBRHEqNlvBoPcIAeROYpWLo0wMAOiBbE4hWev+IVAdHs7gIJkZmCUYvvyyoBVbuo2FtML1KAtnaFUrRa4PEY2DoqbJmHM69vKJI2cwVMKPkdxnL/5M4ZaC2t1cB0jneSKxl28Qg4eiCdBgzqIYANGqN4j5c9i1Xm4RqdNziLae4b7Z4hCtvPkrjMNQLe+JfFCh7Qs0H3AwopVT8yxlrxEF18QC2tOH1zEAeJ4bmbvM1xpjQVkFuviHGPhqkWizT1+XlgqgqFMA9E2VHnrjMaLA88RtDz5jKtnCYDtJWAaIi8bzKwaXbaRmtbzy83KTHZezr3HkAAJ4T3UYSnFOL37gwLvYvHUdSR21soX0xoAxxDKYMK/YhKWryZgToY0P3/kxLSBZ93HARrfmW2lyrUUnNlW5Qh+rEPHREIaBTIaxEQw0vRXcRbKQtlI8wTw0KvBbmCqhVhYu6uZnm29M8SjA7XEugG0399R1BYMiuVkWiOwPHEcCxWyXAMH5eZRVei9iFirvlh+IgDB9S5VfkJZdsFpdMMFxzQ1LDNqr6mZkSHxADVZmy7mA3+oDG7mWIYom+cR6xKsqVNSixqmI8zDIp8QyVeJYY7hLmjp7hIMmZiloYxYPaNIYvzOFQruaIAXdRyA43tHQQqaIW6o+obYJx4lryG+CWNgN/cuW11UDpLhnEqWgt72xcbFcjuNg5M97YWP5zmwPUSla+5mLyeb/AIg6jGXNlxgq+VtJ/UUpUnOIqB8iNAWNufiBwXSpH/sTMdjZsB2E0Lv1LA0N9wBdhHd5Xq5keOJQdmMxcmXMWzOIOnEAvWZTyr9hBS1Cqor5mXRl5cIhwtTdEriX02t3DkWl6lgabn///gADAP/Z" alt="IMG_1895.jpeg"></span></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x_61a8fd8974f6c.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevmediler/ Sevemediler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevmediler-sevemediler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevmediler-sevemediler</guid>
<description><![CDATA[ Sevmek , göz yaşı , vefa ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68c50e1438346.jpg" length="162726" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 13 Sep 2025 09:25:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x_68c50db06df85.jpg" alt=""></p>
<p class="p1">Sevmediler </p>
<p class="p1"><span class="s1">Sevmediler /Sevemediler Belki de …</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ellerini tuttu şefkatle uzun uzun gözlenin içine bakarken sevdiceğinin …</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“Sevmedi<span class="Apple-converted-space">  </span>benim yakınımdakiler seni ne yaptıysan sevmediler “ dedi<span class="Apple-converted-space">  </span>.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“Sevemediler ,yüreklerine söz geçiremediler belki de “dedi kadın iç çekerek …</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Üzgünüm elimden bir şey gelmiyor dedi adam mahçup bir edayla </span></p>
<p class="p2"><span class="s2">“İzin vermeyince<span class="Apple-converted-space">  </span>Yaradan sevemediler “ dedi kadın akan gözyaşlarını sevgiyle silerken adamın…Ayşe<span class="Apple-converted-space">  </span>Atlı /Belhi</span></p>
<p class="p3"><span class="s2"></span></p>
<p class="p3"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hasılı Kelam</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hasili-kelam</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hasili-kelam</guid>
<description><![CDATA[ Özlem , heyecan , coşku ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202508/image_870x580_68b1f6c9a42bb.jpg" length="130586" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 21:53:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Hasılı kelam Sadede Gelelim </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"> Yıllarca hayalini kurduğu<span class="Apple-converted-space">  </span>beklediği ve sonunda gerçekleşen yolculuk serüveni hakkında konuşuyordu …Anlatacağı çok hem de çok şey vardı …Herkesin de onu o heyecanla dinlediğini /dinleyeceğini zannediyordu…İçi kıpır kıpırdı ve bir o kadar da hevesliydi<span class="Apple-converted-space">  </span>…Kendini öyle kaptırmıştı ki sözcükler sanki <span class="Apple-converted-space">  </span>çoşkulu ırmak gibi akıyordu dilinden …Konuşurken Gül kokulu atmosferi sanki tekrar yaşıyordu iç dünyasında… “Sadede gelelim “cümlesini duyunca afalladı bir an…Şaşkınlığı çok uzun sürmedi bir kaç kelime daha söyledi sustu …</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">“Sevdiğini söylerken vefa dökülsün dilinden </span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Ta ki yüreğinden gelsin ,titresin heceler<span class="Apple-converted-space">  </span>dilinden dökülürken (Belhi )“dizeleri geldi aklına yutkundu …</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">“Herkesin<span class="Apple-converted-space">  </span>yolculuğu da kendine yolu da kendine has diye mırıldandı…</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Senin yolun , yolculuğunun heyecanı karşıya bir<span class="Apple-converted-space">  </span>anlam ifade etmiyor… </span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Bunca<span class="Apple-converted-space">  </span>heyecan , heves o sadedi anlatmak ,coşkuyu aksettirebilmek içindi …Yutkundu tekrar<span class="Apple-converted-space">  </span>, önünde duran<span class="Apple-converted-space">  </span>sehpanın üstünde yarım kalan suyu içti…</span></p>
<p class="p2"><span class="s2"> , “Kişi sevdiğiyle beraberdir “ vesselam diye bir kaç kez tekrarladı usulca,</span></p>
<p class="p2"><span class="s2"> Diğerleri<span class="Apple-converted-space">  </span>kendi aralarında<span class="Apple-converted-space">  </span>konuşurken , o artık iç sesiyle konuşmaktan mutluydu …Ayşe Atlı /Belhi</span></p>
<p class="p3"><span class="s2"></span></p>
<p class="p3"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZEYNEB’İN MASALI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zeynebin-masali</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zeynebin-masali</guid>
<description><![CDATA[ Hikâye ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_633ea38190cc1.jpg" length="54536" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 06 Oct 2022 12:47:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Kurgu, Öykü, Duygular</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Zehra da olabilirdi, Z&uuml;beyde, Zeliha, Zelibe, Z&uuml;hre gibi pek &ccedil;ok şey olabilirdi. Ama mutlaka &ldquo;Z&rdquo; harfi ile başlardı. Benim i&ccedil;in &ccedil;ocukluk masalım Zeynep. Bug&uuml;n &ccedil;ocukluğumun Zeyneb&rsquo;i ziyaretime geliyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Nerden almış telefonumu, nasıl bulmuş bilmiyorum. İstanbul&rsquo;un &ouml;te yakasında oturuyormuş. Gemiyle iskeleye kadar gelecek, oradan alıp evime g&ouml;t&uuml;receğim. Tanıyabilecek miyim?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İncecik dudaklarını farketmezsiniz y&uuml;z&uuml;ne bakınca. Eminim &ccedil;illeri olduğunu da sonradan benden &ouml;ğreneceksiniz. Şimdinin &ccedil;izgi filmlerinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k, şirin, sarı sa&ccedil;lı, iki yana &ouml;rg&uuml;l&uuml; kız modelini andırır &ccedil;ehresi. Kare olduğu niye kazınmış zihnime. S&uuml;p&uuml;rge telini andıran bakımsız sarı sa&ccedil;ları seyrek, u&ccedil;lara doğru iyice incelir. Sekiz dokuz yaşlarında olmalı onu en son hatırladığım yaşı. Mavi g&ouml;zlerini unutamıyorum. Koyu da değil, a&ccedil;ık da değil. Onun sadece g&ouml;zlerine bakarsınız. Y&uuml;z&uuml;ndeki ayrıntıların hi&ccedil;bir &ouml;nemi kalmaz. Farkettiniz sanırım bug&uuml;n zamanda yolculuk yaparken, benimle geleceksiniz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İskelede sabırsız bir bekleyiş&hellip;On beş dakika var geminin iskeleye yanaşmasına. Denizin rengi yeşile &ccedil;alıyor bug&uuml;n. Yok, Zeyneb&rsquo;in g&ouml;zleri bu renk değildi. Elleri tombişti, kısa parmakları vardı. Erkek kardeşlerinin sa&ccedil;larını yana yatırarak d&uuml;zeltirken bu parmakları ne &ccedil;ok izlemiştim. O da beni unutmamış, bir keresinde kız kardeşim ond&ouml;rt-onbeş yaşlarında bir kızın gelip beni sorduğunu, evde olmadığımı &ouml;ğrenince selam bırakıp geri d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;ylemişti, &ldquo;adı Zeynep&rsquo;miş&rdquo; . O olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Tanıdığım başka Zeynepler de vardı. Ama ben o olmasını istemiştim. Demek ki, iyiymiş, başına k&ouml;t&uuml; bir şeyler gelmemiş, diye kendimi teselli etmiştim. Birg&uuml;n aniden taşındıklarını duymuş, veda bile edemeden hikayesinin hangi k&ouml;t&uuml; halkasının devreye girdiğine dair ihtimallerle yıllarca beynimi yormuştum.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gemi iskelede. İnsanları tek tek inceliyor, Zeyneb&rsquo;in mavi g&ouml;zlerini arıyordum. Şimdi otuz altı yaşında olmalı. Boyu ne kadardır? Şişman mı, zayıf mı? Kıyafetlerden artık fakir mi, zengin miyi anlamayı beklemiyorum. Bebek arabasıyla, yanında &ccedil;ocuklarla bir s&uuml;r&uuml; kadını eledim. Yalnız bir kadın olacağını umarken, birisi bana doğru y&ouml;neldi:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">-Ayşe Abla, ben Zeynep. Sensin değil mi? Tanıdım seni, hi&ccedil; değişmemişsin.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">-Zeynep, ah! Tanıyamadım kusuruma bakma, sen nasıl tanıdın bunca sene sonra.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">-Değişmemişsin ki, bak bu benim oğlum, bu da kızım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Aman Allah&rsquo;ım! Zeynep evlenmiş ve iki tane onu en son g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m yaşlarda &ccedil;ocukları var.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yıllar &ouml;nce Zeyneb&rsquo;in i&ccedil;imi burkan s&ouml;zlerini hatırladım: &ldquo; Ayşe Abla ben hi&ccedil; evlenmeyeceğim, biliyor musun? &Ccedil;alışıp para kazanacağım, bir de &ccedil;ocuk yapacağım, &ouml;m&uuml;r boyu mutlu yaşayacağım.&rdquo; Ona evlenmeden anne olamayacağını s&ouml;ylediğimde, g&ouml;zlerindeki mavi ışığın s&ouml;n&uuml;p, ince dudaklarından d&ouml;k&uuml;len hezeyanı nasıl unutabilirim? Oysa k&uuml;&ccedil;&uuml;k anneydi Zeynep. İki erkek kardeşi i&ccedil;in evi terkeden annesinin yerini almıştı. Ama yine annelik sevdasındaydı. Bıkmamıştı k&uuml;&ccedil;&uuml;k elleriyle yemek yapmaktan, kardeşlerini yıkamaktan, &ccedil;amaşır yıkamaktan, boyu kadar s&uuml;p&uuml;rgeyle evi temizlemekten&hellip;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Evdeydik, &ccedil;ocuklar kapı &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkılacağını keşfetmişler i&ccedil;eri dışarı mekik dokuyorlardı. Zeynep, babasının aniden karar verip Kartal&rsquo;a taşındıklarını s&ouml;yledi. Akrabaları oradaymış, bir m&uuml;ddet onların yanında yaşamışlar. Bir &ccedil;ocuklu bir kadınla evliliği de iyi gitmemiş ayrılmışlar. Taşınmayı da o kadın istemiş.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Birden hatırladım, &uuml;vey annesinin ona yaşattıklarını! Nedense Zeynep&rsquo;in &nbsp;altı yaşından sonra yalnız kalışlarının h&uuml;zn&uuml; &ccedil;&ouml;reklenmiş y&uuml;reğime. Babası zayıf, ince yapılı, mahalleye hi&ccedil;bir zararı veya samimiyeti olmayan bir fabrika iş&ccedil;isiydi. Zeyneb&rsquo;in anlattıklarını bilmesem o adama da acımak gerekir derdim. Ama &uuml;&ccedil; &ccedil;ocukla zor yaşam savaşı veriyor olsan bile, yedi yaşındaki bir &ccedil;ocuğa yemek yapmadı, g&ouml;mleği kirli kaldı diye kızılıp eziyet edilmez. Okul da karartıyordu Zeyneb&rsquo;in hayatını. Hem kendi hem de kardeşleri i&ccedil;in sık sık i yakalıkları kirl , sa&ccedil;ları bitli diye azar işitiyordu. Uğraşıyordu Zeynep, ama &ouml;ğretmenler yine o melun haşeratı kontrol edip buluyorlardı. Komşuların arada , evlerine alıp yıkayıp temizledikleri oluyordu. Ama yaşadıkları ev şartları iyileştirilemediği i&ccedil;in Zeyneb&rsquo;in y&uuml;reği tamir olmak ş&ouml;yle dursun herg&uuml;n daha da k&uuml;&ccedil;&uuml;k par&ccedil;alara dağılıyordu. Ağlama duvarı bendim. Evimiz biraz uzaktı. Ondan sadece &uuml;&ccedil; yaş b&uuml;y&uuml;kt&uuml;m. Her g&uuml;n hayaller kuruyor, babası işe gittikten sonra Zeyneb&rsquo;in evine gidip beraber &ccedil;ile &ccedil;ekerek onun y&uuml;z&uuml;n&uuml;n biraz g&uuml;lmesini sağlıyordum. Ama hi&ccedil; ger&ccedil;ekleşmedi. Evden uzaklaşmam kesinlikle yasaktı. Hele bir kız &ccedil;ocuğunun annesi olmayan bir eve gitmesi imkansızdı. Yapabildiğim Zeyneb&rsquo;in ziyaretlerinde onun mutsuzluğunu oyun oynayarak unutturmak, konuşarak acısını hafifletmek, hayaller kurdurarak geleceğe umutla bakmasını sağlamaktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Zeynep Sarıyer&rsquo;de oturuyor. Zorla değil, &acirc;şık olduğu i&ccedil;in evlenmiş. Okul hayatı başarısız olduğu i&ccedil;in liseden sonra devam etmemiş, yoksa babası okuldan alıkoymamış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Annesi evlenirken Zeyneb&rsquo;e hamileymiş. Babasının bir astsubay olduğunu biliyor, hepsi o kadar. &Uuml;vey kızı olduğunu bilerek annesinin onu terketmesinin y&uuml;reğinde bıraktığı hasarı ben biliyorum. Babasını bulmak i&ccedil;in ne planlar kurmuştuk? Askeriyeye yazı yazıp sormayı d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;k. Adını bile bilmiyordu. Gazeteye ilan vermeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k. Paramız var mıydı, yeter miydi, dert etmeden. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eşim beni seviyor&rdquo; diyor Zeynep. &Ccedil;ocuklarına da iyi babaydı. Annesi ile buluşmuş, ara ara g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yormuş. Babası ile uzun yıllar k&uuml;s kalmış. &ldquo;Ama son birka&ccedil; yıldır ara sıra ziyaret ediyor, bayramlarda da biz onu ziyaret ediyoruz&rdquo; diyor. O, erkek kardeşleriyle yaşıyormuş.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Zeyneb&rsquo;in masalı &ccedil;ocukluğumda bir yara olarak h&acirc;l&acirc; yaşıyor. Ona &ccedil;are olamayışımın su&ccedil;luluğu, mavi g&ouml;zlerindeki nemi h&acirc;l&acirc; kurutmadı. Zeynep iyi, Zeynep artık bir anne, bir eş. Y&uuml;reğime iyi geldi mi? <o:p></o:p></p>
<p><span style="font-size: 11.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;">Sizin Zeynepleriniz nasıl? Ben bir daha Zeyneb&rsquo;i aramadım. O da beni!</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜL VE ATEŞ(Evlilik&#45;2)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gul-ve-atesevlilik-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gul-ve-atesevlilik-2</guid>
<description><![CDATA[ Gül ve Ateş adlı hikayenin devamı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b619188c099.jpg" length="73490" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Oct 2022 23:25:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynep_edaq2</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, romantizm, kurgu, tarihikurgu, genelkurgu, entrika, savaş, evlilik, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><em><span style="color: #e03e2d;">EVLİLİK-2</span></em></span></strong></p>
<p></p>
<p><span style="color: #000000;">Şehrazat abisinin odasından &ccedil;ıkıp kendi odasına d&ouml;nerken kapısının &ouml;n&uuml;nde annesinin cariyelerinden biri olan Nurfeza kahyayı g&ouml;rd&uuml;. Nurfeza annesinin en sadık hizmetkarıydı.K&uuml;&ccedil;&uuml;kken nedeni bilinmeyen bir yangından y&uuml;z&uuml;n&uuml;n bir kısmı yanmış olduğundan dolayı insanlar ondan ka&ccedil;arken annesi ona sahip &ccedil;ıkıp bir ev bir aile vermişti ve bu y&uuml;zden hanımının &uuml;z&uuml;lmemesi i&ccedil;in can almaktan bile ka&ccedil;ınmazdı ve bunun hakkında bir s&uuml;r&uuml; dedikodu d&ouml;nerdi. K&uuml;&ccedil;&uuml;kken hatırlıyordu da babasının yeni bir g&ouml;zdesinden &ccedil;ocuk beklediğini &ouml;ğrenen annesi &ccedil;ıldırmış neredeyse a&ccedil;lıktan &ouml;lme noktasına gelmişti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sonra aniden birg&uuml;n annesi eski haline d&ouml;nm&uuml;şt&uuml; ve ertesi g&uuml;n sarayda yeni cariyenin hamile haliyle intihar ettiği haberiyle b&uuml;t&uuml;n g&ouml;zler Nurfeza'ya d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;.Nurfeza ise bu dedikoduları reddetmememişti. Şehrazat,Nurfezadan i&ccedil;ten i&ccedil;e korksa da kendini dizginlemeye &ccedil;alışıp son birka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r takındığı sert ve otoriter tavra b&uuml;r&uuml;n&uuml;p"Hayırdır Nurfeza Kahya beni &ccedil;ok ziyarete gelmezdin?Bir şey mi oldu?" Nurfeza kendisinden korkup ka&ccedil;an k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın bu tavırlarına şaşırsa da b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e annesine olan benzerliğinin artmasından dolayı Şehrazat'a olan tavrı eskisinden daha yumuşaktı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> "Anneniz sizi odanızda bekliyor" Nurfeza'nın kendisiyle olan konuşmasından sonra annesinin kendisinin &ccedil;evirdiği işlerden haberdar olup olmadığıyla ilgili ş&uuml;pheler beyninde belirlemeye başlamasına rağmen kendisine &ouml;ğretildiği gibi son ana kadar kuyruğu dik tutmalıydı. "Gidelim o zaman" Prensesinin o tekin olmayan kadınla beraber bir yere gitme d&uuml;ş&uuml;ncesi Homayı rahatsız etti ve hemen &ouml;ne &ccedil;ıkıp"Ben de sizinle geleceğim prensesim"dediğinde Şehrazatta onu yanında g&ouml;t&uuml;rmek istese de annesini ve kahyayı ş&uuml;phelendirmemek amacıyla y&uuml;z&uuml;ne yerleştiği g&uuml;ven dolu bir g&uuml;l&uuml;msemeyle"Gerek yok Homa,Nurfeza Kahya bana g&ouml;z kulak olur"dedi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> O kadının karıştığı birka&ccedil; cinayeti de soruşturduğundan ilk defa prensesinin emrini dinlemeyerek kararını dirilterek"Prensesim buna izin veremem"dedi. Nurfeza,Homayı daha da sinirli bir hale getirecek olan alaycı bir ifadeyle"Prensesini dinle Homacık yoksa başına bir şeyler gelebilir"dediğinde Homa daha &ouml;nce Şehrazat'ın y&uuml;z&uuml;nde g&ouml;rmediği kadar tahditkar bir ifadeyle"Bana dokunduğun an senin o yılan dilini kesip arslanlara yem ederim" "Homa"dedi Şehrazat ilk defa ailesinden biri olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; korumasına sesini y&uuml;kselterek"Sana dedim ki gelmeyeceksin" Efendisinin kendisine hele de b&ouml;yle bir kadının yanında bu şekilde davranmasına i&ccedil;erleyen Homa"Emredersiniz Prensesim"deyip yarım bir reverans yapıp oradan hızlıca uzaklaştı. Homasının b&ouml;yle gitmesinden dolayı i&ccedil;i sızlayan Şehrazat bir prenses gibi davrandı ve duygularını bastırıp hi&ccedil; etkilenmemiş gibİ Nurfeza'ya d&ouml;n&uuml;p"Hadi gidelim"dedi Şehrazat insanların arasında bile olsa bu kadının yanında y&uuml;r&uuml;mekten korkuyordu ve kendisini,kendi canından bile daha iyi koruyacağını bildiği Homasını yanında isterdi ama bir g&uuml;n dadısının Nurfeza hakkında"Ona sakına yaklaşayım deme.Onda &ouml;yle bir zehir var ki farketmeden seni zehire bulamış olur"dediğini hala g&uuml;n gibi hatırlıyordu. Homası her ne kadar zeki olsa da bir insanı hileyle alt etmektense yenilmeyi tercih ederdi ve bunu en iyi bilen kişi Leyla olduğundan Homasını korumak i&ccedil;in gerekirse kalbini bile kırardı. Nurfeza"Prensesim"diyerek Şehrazat'a dokunduğu an Şehrazat daldığı d&uuml;ş&uuml;nce havuzunda &ccedil;ıktı otomatik olarak kendi ger &ccedil;ekip""Ne oluyor?"diye sordu. "Geldik"dedi Nurfeza,Şehrazat'ın tepkisini anlamdıramasa da kendilerine a&ccedil;ılan kapıdan Prensesin ardından odaya girdi. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şehrazat odaya girdiğinde annesinin her zamanki gibi &ccedil;evresi onu g&uuml;zelleştirmeye &ccedil;alışan cariyelerle doluydu. Babası,&uuml;vey abisi Arash'ın annesi kendisine hamileyken abisinin annesine bakımsızlığından şikayet ederek annesi Melika'yı &uuml;vey abisinin annesinin &uuml;zerine getirmişti.Birg&uuml;n bunun kendi başına da geleceğinden korkan annesi en hasta olduğu zamanda bile bakımsız dolaşmamıştı. Nurfeza yarım reverans yapıp"Hanımım biz geldik"dediğinde Şehrazatta yarım bir reverans yapmasına rağmen Melika kızına bakmaya tenezz&uuml;l etmeden bakımına devam ediyordu. "Anne"dedi Şehrazat,annesinin bir şeylerden ş&uuml;phelendiğini d&uuml;ş&uuml;nerekten. "Şehrazat"dedi annesi y&uuml;z&uuml;ne yapılacak maskesi bozulmasın diye hızlıca konuşaraktan"Bug&uuml;n abiciğin Mohsen bir ulakla 15-20 g&uuml;n i&ccedil;erisinde saraya ulaşacağını yazmış.Senden ricam"-aslında annesinin emriydi- "Abiciğin saraya geldiğinde her şeyin kusursuz olmasını sağlamanı istiyorum" Şehrazat,&uuml;vey abisine yapılan bu saygısızlığa karşı yapabileceği tek şey olan parmaklarını sıkıca sıkıp kızgın sesini yumuşatmaya &ccedil;alışarak"Siz hi&ccedil; merak etmeyin anneciğim,abiciğim evine geldiğinde her şey kusursuz olacak" "Ben de &ouml;yle umuyorum"dedi ve b&uuml;t&uuml;n ilgisini maskesine verip kızına sağ elini sallayarak artık gidebilirsin işareti verdiğinde Şehrazat annesinin g&ouml;rmediğini bildiği halde yarım bir reverans yapıp odadan &ccedil;ıktı. Şehrazat odasına giderken &uuml;vey abisine yapılan haksızlığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şehrazat bu kadar &uuml;z&uuml;ld&uuml;yse &uuml;vey abisi kim bilir ne kadar &uuml;z&uuml;lm&uuml;ş ve kalbi kırılmıştı. Şehrazat odasının &ouml;n&uuml;ne geldiğinde her ne kadar o kadının &ouml;n&uuml;nde ona bağırmışsa da Homası sadık bir k&ouml;pek gibi hala daha odasının &ouml;n&uuml;nde Prensesinin sağ salim gelmesini bekliyordu. Ailesinin bile sevip değer vermediği bir kadını bu kadar &ccedil;ok sevip sayan Homasına h&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir g&uuml;l&uuml;msemesiyle yaklaşıtı ve onun endişelerini dindirmek amacıyla elini omzuna koyup alaycı bir sesle"&Ouml;nemli bir şey yok &ccedil;ok sevgili anneciğim,oğulcuğu geldiği zaman her şeyin kusursuz olmasıyla ilgili beni g&ouml;revlendirdi" "Ama"dedi Homası sakinleşmek yerine daha da &ouml;fkelenerek"Bu sizin g&ouml;reviniz değil ki bu cariyelerinizin g&ouml;revi" Şehrazat canının yanmasına rağmen umursamaz g&ouml;r&uuml;nerek"Homa annemin g&ouml;z&uuml;nde ben ve cariyeler arasında bir fark yok ikimizde aynıyız"dedi. Eğer bu sarayda hayatta ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; kalmak istiyorsanız oğul doğurmak zorundaydınız ne kadar oğlunuz olursa o kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; olurdunuz ve Sultan &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde tahta ge&ccedil;en oğlunuzun merhameti varsa diğer erkek evlatlarda yaşardı ama eğer kendinden başka sarayda bir rakip istemezse o zaman eskiden olduğu gibi saraydan aynı anda 20 erkek kardeşin cenazesi kalkardı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Ama Şehrazat gibi bir Prenses doğurursanız anneniz daha fazla g&uuml;&ccedil; kazanamadığı i&ccedil;in &uuml;z&uuml;l&uuml;r ama erkek kardeşleriniz tahta bir rakip gelmediği i&ccedil;in sevinir ve &ouml;z kardeşiniz sizi g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir paşaya daha fazla g&uuml;&ccedil; kazanmak i&ccedil;in verirler sizin ne isteğinizi bile sormadan. Şehrazat,abisi Selman'ın da saraya bu ama&ccedil;la geldiğini biliyordu.Shoyon savaştan gelmeden &ouml;nce Şehrazat'a siyasette daha &ccedil;ok s&ouml;z&uuml; ge&ccedil;en kocalar bulmaya &ccedil;alışacak eğer bulamazsa Shoyonla olan evliliğini resmileştirecekti. "Abim gelmeden &ouml;nce Vezir Kays ile olan evliliğimi resmileştirmem lazım" Prensesinin kendini bu bataklıktan kurtamak i&ccedil;in &ccedil;abalamasına katkıda bulunmak isteyen Homa"Prensesim sizden habersiz olarak g&ouml;revlendirdiğim bir askerim 3 haftaya yakındır Vezir Kays'ı taki ediyor ve bana ilettiği raporlarda g&ouml;z&uuml;me &ccedil;arpan bir şey var" Vezir Kays hakkında &ouml;ğrendiği bilgiyi merak etse de ilk sorduğu soru" Vezir Kays'ı takip ettirdiğini benden niye sakladın?"diye sorduğunda Homa"&Ccedil;&uuml;nk&uuml; eğer yakalanırsak sizin ceza almamanız i&ccedil;in" "Olsun"dedi Şehrazat ilk kez Homasının da kendinden bir şeyler sakladığını fark etmenin hoşnutsuzluğuyla"Canımı bile alacak olsalar bile benden asla bir şey saklama" Homa,Prensesinin kendisine ihanet ettiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; korkusuyla"Size asla ihanet etmem"dediğinde Şehrazat ona inandığını belli eden bir sesle"Biliyorum"dedi ve hava alma bahanesiyle arka bah&ccedil;eye &ccedil;ıktıklarında muhafızlardan olabildiğince uzaklaşıp k&ouml;hne bir ağacın dibine geldiklerinde Şehrazat k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nden beri oturduğu ağacın kalın dalına oturduğunda Homanın y&uuml;z&uuml;nde bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;den hoşnut olmadığını belli eden bir ifade vardı ama Şehrazat bu ifadeyi umursamayıp konuya girdi. "Anlat nedir?Vezir Kays'ın seni ş&uuml;phelendiren hareketleri" "Efendim"dedi Homa g&ouml;rev sırasında y&uuml;z&uuml;nde beliren ciddi bir ifadeyle"Vezir kays ve adamları her şanbe(Cumartesi)g&uuml;n&uuml; Abad'a gidiyor" Abad kelimesini duyunca Şehrazat'ın bir an &uuml;mitsizlikle dolan i&ccedil;i aydınlanmıştı ve engel olamadığı neşeli bir sesle"Hazırlan Homa şanbe g&uuml;n&uuml; Abad'a gidiyoruz" Homa meraklı bir sesle nasıl gideceğiz diye ağzını a&ccedil;tığı sırada prensesinin y&uuml;z&uuml;nde beliren zeki bir g&uuml;l&uuml;msemeyle cevabını almıştı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hanımı muhtemelen b&uuml;t&uuml;n planı kafasında oluşturmuştu ve &ccedil;ok yakında da Homası dahil herkese sergileyecekti. Şehrazat odasına geldiğinde odasındaki masaya oturmuş ve cariyelerinin meraklı bakışları altında kağıda bir şeyler yazmaya başlamış hatta bu y&uuml;zden her birka&ccedil; dakika da bir yazdığı kağıdı mutsuz bir suratla buruşturup yerlere atıp"Bu da olmadı"dedi. Sonunda mektubu bitirğinde derin bir nefes alıp"Oh be!"dedi ve annesinin casusu olarak tahmin ettiği cariyeye mektubu verdi ve utanga&ccedil; bir gen&ccedil; kız gibi"Bu mektubu ulağa ver ve bu mektubu Shoyan'a teslim etmesini s&ouml;yle"dediğinde Homa bu evliliği kabul etmeyen hatta başka bir adamla evlenmeyi planlayan Prensesinin,Shoyan'a mektub yazmasını anlamsız bulsa da dikkat &ccedil;ekememek i&ccedil;in sessiz kaldı. Prensesinin evliliğe ikna oldğunu d&uuml;ş&uuml;nen cariye sevin&ccedil;le mektubu aldı ve Melika Sultan'a g&ouml;stermek amacıyla odadan izin isteyip dışarı &ccedil;ıktı. Annesinin casusu odadan &ccedil;ıktığında diğer cariyelere banya yapmak istediğini s&ouml;ylediğinde cariyeler banyoyu hazırlamak i&ccedil;in odadan &ccedil;ıktığında Şehrazat buruşturduğu kağıtlardan birini alıp homasına verdi ve ağzını oynatarak"&Ccedil;abuk bu kağıdı abime g&ouml;t&uuml;r"dedi. Shoyan'a yazılan mektubun aslında abisine yazılan mektubu gizlemek amacıyla yazıldığını anlayan Homa,Prensesine birkez daha hayran olmuştu ama Prensesi onu d&uuml;rt&uuml;p &ccedil;abuk olmasını s&ouml;yleyince mektubu elinin &uuml;zerindeki ceylan derisinin altına saklayıp odadan &ccedil;ıktı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Homa askerlerin yemek yediği alana girdiğinde Prens Arash'ın korumasının yemek yediğini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde masada duran elmalardan birini alıp &ccedil;ıkışa en yakın masaya oturdu.ALtları ona yemek ikram etmek i&ccedil;in ısrar etseler de Homa b&uuml;t&uuml;n yemek teklifleri reddetmişti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Prens Arash'ın koruması yemeği bitirip salondan &ccedil;ıktığında Homa da onun ardından mutfaktan &ccedil;ıktı ve onu yemek salonun en az ışık g&ouml;ren yerinde yakaladı.Korumanın ağzını kapatıp &ccedil;akısını korumanın boğazına dayayıp "Sessiz ol"dedi ve korumayı kimsenin uğramadığı k&ouml;şeye &ccedil;ekip serbest bıraktı. Serbest kalan adam &ouml;nce kılıcına davranmak i&ccedil;in hamle yaptı ama Homanın"Seni buraya Prenses Şehrazat'ın abisi Prens Arash'a ulaştırmak istediği bir mektubu vermek amacıyla getirdim"dediğinde koruma kılıcını bıraktı ve kendisini buraya getirmek amacıyla gururunu kıran kadına sinirli bir sesle"Bu mektubu getirmenin başka bir yolu yok muydu da beni buraya karga tulumba bir halde getirdin?" "Başka yolu yoktu ki seni &ccedil;akımla getirdim şimdi sa&ccedil;ma sapan sorular sormayı bitir de bu mektubu Prens Arash'a g&ouml;t&uuml;r" Her ne kadar bu kadının bu saygısız davranışlarına sinirlense de Prensesinin emrini yerine getiren bu kadına dokunamadığından cevap vermeden oradan hızlıca uzaklaştı. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Koruma,Prens Arash'ın huzuruna vardığında yarım bir şekilde reverans yapıp elinde buruşuk halde olan kağıdı Prens Arash'a uzattı. Kendisine uzatılan buruşuk kağıdı alan Prens Arash meraklı bir ses tonuyla"Bu buruşuk kağıdı sana kim verdi?"diye sorduğunda Koruma deminki rezil anı hatırlamasıyla sinirden kıpkırmızı olup burnundan soluyarak"Prenses Şehrazat'ın koruması size teslim etmemi s&ouml;yledi." Prens Arash kızkardeşinin mektubunu a&ccedil;ıp okumaya başladı ve dikkatini daha &ouml;nce kardeşiyle g&ouml;r&uuml;şmek amacıyla buluştukları ağa&ccedil;tan bahsetmesi dikkatini &ccedil;ekmişti. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sevgili Shoyon;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Seninle olan kavuşmamızı d&ouml;rt g&ouml;zle bekliyorum.Bana gitmeden &ouml;nce verdiğin bilekliği hala daha bileğimden &ccedil;ıkartmıyorum.Bana seninle ge&ccedil;irdiğimiz g&uuml;nleri hatırlatıyor.Hatırlıyor musun seninle ilk tanıştığımızda ben daha 10 yaşlarında bir gen&ccedil; kızdım sen ise 15lerinde gen&ccedil; bir delikanlıydın .Beni ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde sarayın o k&ouml;hne ağacın altnda oturuyorumdur. O k&ouml;hne ağa&ccedil; ki bizim aşkımızın simgesi o ağa&ccedil; ki bizim buluşmalarımızın şahidi o ağa&ccedil; </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Buluşma yerini &ouml;ğrenen Prens Arash buruşuk kağıdı kimse g&ouml;rmesin diye muma doğru tutup kağıdın yanıp k&uuml;l olmasını izledikten sonra kardeşinin tarif ettiği o ağaca doğru ilerlemeye başladı.Ağacın yayına vardığında kızkardeşinin onu beklediğini g&ouml;r&uuml;nce adımlarını hızlandırdı. "Abi"dedi Şehrazat sabahki halinden farklı &uuml;mit dolu bir g&uuml;l&uuml;msemeyle abisine bakıyordu. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Arash,kızkardeşinin aklından ge&ccedil;en tilkileri merak etse de şimdilik sessiz kalmayı se&ccedil;ip kızkardeşini dinlemeye başladı. "Abi senden rica edebilir miyim?"dediğinde Arash her zamanki gibi"Tabii ki ne istersen"dedi. "Hani bir keresinde bana benzediğini s&ouml;ylediğin cariyeyi ve korumunu senden bir g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne istiyorum"dediğinde Homa,prensesinin onu artık istemediğini d&uuml;ş&uuml;nerekten kendini ağacın en uzak k&ouml;şesine sakladı. &Uuml;vey kızkardeşini &ccedil;ok iyi tanıyan Arash"Cariyemi ve askerimi neden istediğini sorsam bile cevap vermeyeceksin değil mi?" Şehrazat g&uuml;ven veren bir sesle"Sadece biraz daha bekle abi &ccedil;ok yakında g&uuml;&ccedil; oyunu bizim lehimize d&ouml;necek"dedi ve yarın cariyesini ve korumasının beklemesi gereken yeri de s&ouml;yledikten sonra herkes ş&uuml;phe &ccedil;ekmeyecek bir şekilde ayrı y&ouml;nlerde dağıldılar. Şehrazat odasına d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde Homası diz &ccedil;&ouml;kt&uuml; ve kılıcını Şehrazat'a uzatıp"Eğer sizi koruyamıyorsam l&uuml;tfen benim canımı alın"dediğinde Şehrazat anlamamış g&ouml;zlerle Homasına bakıp"Ne diyorsun sen bu sa&ccedil;malığı nereden &ccedil;ıkarıyorsun" Homa &ccedil;ocuksu bir alınganlıkla"O zaman neden abiniz korumanızı istediğin"dediğinde Şehrazat,Homasının saflığı karşısında kendini g&uuml;lmekten alıkoyamamıştı ama Homasının k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk gibi k&uuml;sk&uuml;n k&uuml;sk&uuml;n baktığını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde g&uuml;lmesi olabildiğince kesmeye &ccedil;alışıp"Planın bir par&ccedil;ası" "Ben sizin i&ccedil;in yetersiz miyim de başka bir askerden yardım istiyorsunuz?" "Yarın'ı bekle"dedi Şehrazat,Homasının merak i&ccedil;inde y&uuml;zeceği bir gece ge&ccedil;ireceğini bilse de .</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Sabah annesinin odasına giden Şehrazat dışarı &ccedil;ıkacağını ama cariyelerini yanına almak istemediğini s&ouml;ylediğinde annesi aynasını yere bırakıp kızına d&ouml;n&uuml;p neden diye sordu.Şehrazat savaştan dolayı zor durumda olan halkın bu alışverişleri yanlış anlayıp abisi Prens Selmen'a diş bileyeceğini s&ouml;ylediğinde annesi kabul etmişti. At arabasında merakla neler olacağını d&uuml;ş&uuml;nen Homa,prensesine baktığında gayet sakin bir şekilde şehri incelediğini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde o da camdan dışarıyı izleyip sakinleşmeye &ccedil;alıştı. Şehre girdiklerinde her zaman alışveriş yaptıkları Topal Kahhan'ın d&uuml;kkanına girdiklerinde Topal Kahhan onu asillerin alışveriş yaptığı &uuml;st kata &ccedil;ıkarttı. Topal Kahhan yeni gelen &uuml;r&uuml;nleri g&ouml;sterirken i&ccedil;eriye giren yaşlı bir adam d&uuml;kkanının &ouml;n&uuml;nde sergilediği kokulardan birinin &ccedil;alındığını s&ouml;ylediğinde Topal Kahhan &ouml;z&uuml;r dileyerek neler &ccedil;alındığını &ouml;ğrenmek amacıyla dışarı &ccedil;ıktığında alt katta alışveriş yapan &uuml;vey abisinin cariyesi &uuml;st kata &ccedil;ıktı ve ordaki odalardan birinde &uuml;stlerini değiştirdiler. &Uuml;stlerini değiştirdiklerinden sonra G&uuml;ldane,Şehrazat'ın kopyası gibi olmuştu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şehrazat,G&uuml;ldane'ye d&ouml;n&uuml;p korumanın nerede olduğunu sorduğunda k&ouml;şede onu beklediğini s&ouml;yledi bunun &uuml;zerine Homasına d&ouml;n&uuml;p sert ve emir veren bir sesle"Homa,G&uuml;ldane'nin yanında dur ve benmişim gibi hizmet et" Homa"O zaman sizi kim koruyacak"dedikten sonra Prensesinin o korumayı neden istediğini anladığından"Hayır,hayır" "Evet"dedi Şehrazat,Homasına karşı hi&ccedil;bir yumuşama g&ouml;stermeden"Sen G&uuml;ldane'nin yanında olmazsan herkes ş&uuml;phelenir anladın mı beni?" İlk başta Homa sessiz kaldı ama sonradan o h&uuml;kmedici bakışlara daha fazla karşı koyamadığından yenilmiş bir sesle"Emredersiniz Prensesim"dedi. Homasını,G&uuml;ldane'nin yanında bırakan Şehrazat pelerinin şapkasıyla y&uuml;z&uuml;n&uuml; iyice kapatıp aşağıya inip hala daha hırsızla uğraşan Topal Kahhan'ın arkasından gizlice kendisini bekleyen korumanın yanına gitti. Prensesi eski p&uuml;sk&uuml; kıyafetler i&ccedil;inde g&ouml;ren koruma,Prensesin başına bir şey geldiği d&uuml;ş&uuml;ncesiyle"Efendim kıyafetleriniz yoksa"dediği an Şehrazat iyi olduğunu belli eden bir sesle"Bir şey olmadı hadi gidelim" "Ama G&uuml;ldane hala i&ccedil;eride" "O i&ccedil;eride kalacak senle ben başka bir yere gideceğiz"dedi ve acelesi olduğunu belli eden bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;şle halk ve asil kısmmı ayıran kısımdan Adar'ın i&ccedil; kesimlerine doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler.İnsanlar fakirlikten bir deri bir kemik haline d&ouml;nm&uuml;şler.&ccedil;ocuklar annelerinin kucağında a&ccedil;lıktan ağlıyorlardı. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler Şehrazat'ın kalbini acıtsa da hdefine doğru daha emin adımlarla y&uuml;r&uuml;yordu.Koruma ise Prensesin ardından hi&ccedil;bir fikri olmadan pelerinin altına sakladığı kılıcının sapından tutarak ilerliyordu. Bir ara sokağa girdiklerinde Prenses sert ve otoriter bir sesle"Sen burada kal ve sokağa kimseyi sokma"dedi ve yaşlı bir adama doğru ilerledi ve adamın karşısına ge&ccedil;ince yarım bir reverans yaptığında adam hi&ccedil; şaşırmaş&ccedil;asına Prensesi selam ve yanındaki oturağa oturması i&ccedil;in eliyle işaret etti. Prenses adamın işaret ettiği yere oturdu ve onun gibi sokakta oturan &ccedil;ocukları izlemeye başladı.Yarım saat s&uuml;ren bir sessizlikten sonra yaşlı adam"Demek benimle evlenmeyi o kadar &ccedil;ok istiyordunuz ki peşime adam bile taktınız"dediğinde Leyla d&uuml;r&uuml;st&ccedil;e"Evet,sizinle evlenmeyi istiyorum ama peşinize adam takan kişi ben değilim Homam aklınca bana yardım etmeye &ccedil;alışmış" S&ouml;ylediklerinin doğru olduğunu anlamak i&ccedil;in g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakam adamdan bir saniye bile g&ouml;zlerini ayırmamıştı Şehrazat. "Neden?"diye sordu Vezir Kays bu sefer bakışlarını ilk o ka&ccedil;ıraraktan "Cevabı ortada"dedi Şehrazat fakirlikten annesinin kucağında a&ccedil;lıktan ağlayan bebeğe bakışlarını &ccedil;evirerekten. "Neden biran da onları bu kadar &ccedil;ok &ouml;nemsemeye başladınız Prensesim?"diye sordu y&uuml;z&uuml;ne ve sesine yerleştirdiği alaycılıkla.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> "&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bilmiyordum"dedi Şehrazat d&uuml;r&uuml;st&ccedil;e saflığını itiraf ederken"Ben herkesin bizim gibi girmemize izin verilen şehirlerdeki gibi bir hayatı olduğunu zannediyordum" "Ve benim b&ouml;yle bir insanı mı desteklememi mi bekliyorsun?"dediğinde Şehrazat samimi bir sesle"Evet,biliyorum halkımı hi&ccedil; tanımıyorum ama onları tanımak istiyorum onların bana verdiği sevgiyi onlara geri &ouml;demek istiyorum" "Hi&ccedil; korkmuyor musun?Babanız ve anneniz bunu &ouml;ğrendiğinden size nasıl davranacağı hakkında" "Korkmuyorum desem yalan olur ama zaten annem ve babam g&ouml;z&uuml;nde varlığım da yokluğum da bir en azından &ouml;lsem bile en azından bir şeyler &ccedil;abalamışı derim" "Peki ya aşk?"dedi Vezir Kays eşiyle yaşıdığı o mutluluk dolu g&uuml;nlerin &ouml;zlemiyle "Aşk mı?"dedi alaycı bir ifadeyle"Biz prensesler sadece babamızın ve abimizin iyiliği i&ccedil;in devletin g&uuml;&ccedil;l&uuml; adamlarına satılırız ve inanın sizinle evlenmesem bile abim tarafından belki de g&uuml;&ccedil; kazanmak adına sizden daha yaşlı bir adama satılacağım" Şehrazatla konuştuktan sonra ayağa kalkan Vezir Kays y&uuml;z&uuml;nde hi&ccedil;bir ifade olmadan ayağa kalktı ve onu bekleyen korumanın yanına yaklaşıp kulağına bir şeyler fısıldayıp usulca uzaklaştı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Bir kez daha başarısız olmanın verdiği h&uuml;z&uuml;nle oturduğu yerden kalkıp onu bekleyen korumasının yanına ilerledi.Umut dolu bir ifadeyle kendisine bekleyen Homası,Prensesinin ifadesinden bir kez daha başarısız olduğunu anladığından konuyu hi&ccedil; a&ccedil;mamıştı. G&uuml;ldaneyle &uuml;st&uuml;n&uuml; değiştirdikten sonra at arabasıyla saraya geldiğinde kendini odasına kapattı ve &ouml;b&uuml;r g&uuml;n cariyeleri onu uyandırıncaya kadar g&ouml;zlerini a&ccedil;mmadı. Sabahın erken saatlerinde cariyesi heyecanlı bir halde gelip Şehrazat'ı uyandırmıştı.Bir mal gibi abisi tarafından satılmayı bekleyen Şehrazat sinirli bir ses tonuyla"Siz demedim mi?Beni rahatsız etmeyin diye" "Ama efendim"dedi cariye heyecanlı bir ses tonuyla"Saray şuan birbirine girdi." Sarayın birbirine girdiğini duyan Şehrazat hızlıca ayağa kalktı ve merak dolu bir sesle"Ne oldu yoksa savaşta yenildik mi?"dediğinde cariye Şehrazat'a hayatının en &ouml;nemli haberini vermişti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> "Vezir Kays sizinle evlenmek istediğini ve eğer babanız sizi ona vermezse onu tahttan indirmekle tehdit etmiş"</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>hissikablelvuku</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hissikablelvuku</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hissikablelvuku</guid>
<description><![CDATA[ Seksen iki yaşındaki bir kadın, ömrünün son gününde çocuklarının ihaneti karşısında afallar ve radikal bir karar alır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63371a4d46e6e.jpg" length="76814" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Sep 2022 19:35:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Yeşilada</dc:creator>
<media:keywords>İhanet, kadın, erkek, evlat, miras, maneviyat, para, köşk, İstanbul, Beyoğlu, kolye, aşk, ihtiras, korku, ölüm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><b><i><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">1980, İstanbul<o:p></o:p></span></i></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Nefesim boğazımda tıkanıp beni uykumdan uyandırdığında g&uuml;neşin g&ouml;ğe y&uuml;kselmek i&ccedil;in hazırlıklar yaptığını g&ouml;r&uuml;yordum. Sonu gelmeyen kanlı &ouml;ks&uuml;r&uuml;k v&uuml;cudumu titretiyordu. Vademi doldurduğumun habercisiydi bu kanlı &ouml;ks&uuml;r&uuml;kler. Hayra alamet değildi bunlar, biliyordum. Bug&uuml;n &ouml;leceğimi bilsem bile yaşlığın verdiği boş vermişlik beni &ouml;l&uuml;me karşı umursamaz yapmıştı ama bunu ne &ccedil;ocuklarıma ne torunlarıma zerre belli etmezdim. Aksine hepsinden daha sağlıklı g&ouml;r&uuml;nmek i&ccedil;in epey &ccedil;aba sarf ederdim. Zaman zaman da huysuzlaşırdım. Hatta o kadar huysuzlaştığım anlar oluyordu ki benimle konuşmak istemiyorlardı. Ben de inzivaya &ccedil;ekilme zorunluluğu duyuyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ayağa kalktım. Saat sabahın altısı. Yağmur damlaları pencereme sı&ccedil;rıyor, g&ouml;ky&uuml;z&uuml; simsiyah, deniz gri. Eklemlerim ağrıyor, hele de dizlerim. Belli, &ccedil;ok yağacak. Cumbadaki sallanan sandalyeye oturdum. İşe gitmek i&ccedil;in uyananlar y&uuml;r&uuml;yor acele acele. &Ccedil;ocuklar okula gidiyor. &Uuml;zerinde siyah &ouml;nl&uuml;k, ellerinde tahta &ccedil;anta, boyunlarında beslenme &ccedil;antası. Kadınlar var. Y&uuml;r&uuml;yen, yerdeki taşlara takıla takıla y&uuml;r&uuml;yen kadınlar. Koşanlar da var. Sinirli bazıları. Bazıları mutsuz. Nedendir bilinmez bazıları &uuml;rkek. Erkekler de var. &Ccedil;oğu stresli bazıları bağırıyor; bazıları g&uuml;l&uuml;yor. &Ccedil;ocuklar uykusuz. Paytak paytak y&uuml;r&uuml;yor &ccedil;oğu. Balık&ccedil;ılar iş başında. Simit&ccedil;iler tezg&acirc;hını a&ccedil;maya başlamış. Martılar denizi s&uuml;sl&uuml;yor. Her dalgada savruluyor k&ouml;p&uuml;kler sonra kıyıya tokat atıyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ellerimle dizlerimden kuvvet alarak ayağa kalktım. Rahmetliden kalan eski gramofonu yokladım, h&acirc;l&acirc; &ccedil;alışıyor mu diye. Cennet olsa anlardı şu zıkkımın nasıl &ccedil;alıştığını.<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Uzun uğraşlara rağmen &ccedil;alıştırmayı beceremediğim aleti yalnız başına bırakıp yatağımın altından eski fotoğraf alb&uuml;m&uuml;m&uuml;z&uuml; &ccedil;ıkardım. &Uuml;zerindeki kalıplaşmış tozlar beni epey &ouml;ks&uuml;rtt&uuml;. Sabahlığımın cebine geceden sıkıştırdığımın kumaş mendilimi &ccedil;ıkarıp ağzımı kapattım. Yine kan. Siyaha &ccedil;alıyor bu sefer rengi. Sanki yanımda kızlarım, oğullarım, torunlarım varmış gibi &ccedil;ekinerek geri cebime attım mendilimi. Ağır tozlu alb&uuml;mle sandalyeme geri d&ouml;nd&uuml;m.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">İlk sayfada ben ve Ag&acirc;h Bey. 1914, evlendiğimiz g&uuml;n. Sonrakinde Ali&rsquo;ye hamileyim. Sonrakinde Ali iki yaşına basmış, Cennet hen&uuml;z bebek. Sonrakinde Sel&ccedil;uk da doğmuş. Sonrasında Ebru ve nihayet M&uuml;ge. Kaderin cilvesi bu ya, M&uuml;ge&rsquo;yi kucağıma aldığım g&uuml;n Ag&acirc;h Bey&rsquo;i toprağa g&ouml;md&uuml;m. Hi&ccedil; g&ouml;remedi yeşil g&ouml;zl&uuml; kızını. Hallice buruşmuş parmağımı Ag&acirc;h Bey&rsquo;in fotoğrafında gezdirirken g&ouml;z pınarlarımdan iki damla yaş s&uuml;z&uuml;ld&uuml;. Boynumdan gelen &ccedil;ıtırtılarla kafamı tavana dikip g&ouml;zlerimi kapadım. Haliyle yaşlar sel gibi akmaya başladı. Alb&uuml;m parmaklarımın arasından kayıp yere d&uuml;ş&uuml;nce olduğum yerde sı&ccedil;radım. Saat sekiz olmuştu. İnci uyanmış olmalıydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Fısıldar gibi seslenmiştim. &ldquo;İnci.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Yine de duyardı o beni. Kızlarımdan bile &ccedil;ok duyardı İnci. Ah İnci. İhtiyar gen&ccedil; kız. İnci bizim eve geldiğinde hen&uuml;z on iki yaşındaydı. Ailesi harpta &ouml;lm&uuml;şt&uuml;. Ag&acirc;h Bey&rsquo;le beraber b&uuml;y&uuml;tt&uuml;k. Hep bize hizmet etti, biz de ona elbette. Kocası Kinyas da Ag&acirc;h Bey&rsquo;in k&acirc;hyasıydı. O da bize geldiğinde on sekizinde bıyıkları yeni terlemiş sıska bir delikanlıydı. Onun da kimsesi yoktu. İlk g&uuml;n everdiydik biz bunları da İnci&rsquo;nin b&uuml;y&uuml;mesini bekledik. Hem belki sevmezler birbirlerini dedik, kızı zorlamayalım dedik. Ama gel g&ouml;r ki ikisi de yan yana bir geldiler, daha da ayrılmadılar. Evlendiler de yine de bizden ayrılmadılar. Ag&acirc;h Bey&rsquo;i kaybettikten sonra &ccedil;ok gitmek istediler de bu sefer ben bırakmadım. İkisi de elimde b&uuml;y&uuml;d&uuml;. Ben nasıl dayanırdım hem Ag&acirc;h Bey&rsquo;in hem de ikisinin kaybına?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;İnci!&rdquo; ihtiyarlığın verdiği ağırlıkla &ccedil;atallaşan sesim daha g&uuml;r &ccedil;ıkmıştı şimdi. Telaşlı ayak sesleri ağır kulağıma gelince elimin tersiyle g&ouml;zlerimi sildim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">G&uuml;zel İnci, sadık İnci. Kara g&ouml;zl&uuml; kız &ccedil;ocuğu. Hantal v&uuml;cudu ile acele acele odaya daldı. &ldquo;Aman hanımefendiciğim. Ni&ccedil;in beni uyandırmadınız? G&ouml;rd&uuml;n&uuml;z m&uuml; yine uykuda kalmışım. Ah Kinyas, ah. Ka&ccedil; kere dediydim uyanınca beni uyandır diye.&rdquo; Hem s&ouml;yleniyor hem de odayı topluyordu. Gramofonu &ccedil;alıştırmak istediğimi anlamış gibi direkt en sevdiğim par&ccedil;ayı a&ccedil;tı. Yatağımı topladı, yastıkları d&uuml;zeltti. En son yerdeki alb&uuml;m&uuml; g&ouml;r&uuml;nce duraksadı. Buruk g&ouml;zlerle y&uuml;z&uuml;me baktı. &ldquo;Yine mi hanımefendiciğim? Ne &ccedil;ok bakar oldunuz son zamanlarda eskilere.&rdquo; Alb&uuml;m&uuml; narince eline alıp yerine koydu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Yine dediğin bir hafta &ouml;nceydi canım. Hem ne olmuş yani? K&ouml;t&uuml; m&uuml; sanki?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Cumbaya gelip geniş mi geniş pencereyi a&ccedil;tı. Buz gibi hava y&uuml;z&uuml;m&uuml; jilet gibi kesti. Bunu fark eden İnci, komodinin &uuml;zerinden el işi şalı sırtıma ge&ccedil;iriverdi. &ldquo;Sağ ol kuzum.&rdquo; Elimle eline hafif&ccedil;e vurup minnettar bakışlarla baktım. Aynı bakışlarla yanıt verdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Kahvaltınızı hazır edeyim mi?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Cennet gelecekti bug&uuml;n. Gelsin de &ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Herkes geldi hanımefenciğim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Ya, &ouml;yle mi? Hi&ccedil; sesleri gelmiyor.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Avluya indiler. Hira uyanmanızı istemedi.&rdquo; Ah benim k&uuml;&ccedil;&uuml;k torunum. D&uuml;ş&uuml;nceli kızım benim. G&ouml;zlerim ışıl ışıl parlarken bunu fark eden İnci&rsquo;ye minnetle bakarak ayağa kalktım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Biz de inelim o halde.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Merdivenleri İnci&rsquo;nin kolunda birer birer, olduk&ccedil;a ağır indim. Dizlerim titriyordu. Cennet ve Ebru&rsquo;nun epey uzaktan gelen seslerini duydum. Normalde umurumda olmazdı ama dinlemek istiyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Hadi kızım. &Ouml;nden git sen. Ben gelirim ağır ağır.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Olur mu &ouml;yle şey hanımefendiciğim? Sizi hi&ccedil; bırakır mıyım?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Ne zamandan beri s&ouml;z&uuml;mden &ccedil;ıkılır oldu? Hadi bakayım!&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Eh, peki madem.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">İnci sakince uzaklaşınca nefesimi tutarak sesin geldiği y&ouml;ne doğru ilerledim. Sesler netleşince emin oldum. Hatta Ebru da vardı aralarında, Sel&ccedil;uk da. &ldquo;&Ccedil;ok yaşlandı be abla. Ne yapalım yani g&uuml;n boyu yanında mı kalalım?&rdquo; diyordu Ebru.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Ge&ccedil;en g&uuml;n evdeki vazoları kırmış, bile bile. Babam gelmiş aklına. İnci zor sakinleştirmiş,&rdquo; dedi Sel&ccedil;uk. Sesi kısık gelse de anlıyordum, bu Sel&ccedil;uk&rsquo;tu. Evet, kırmıştım. Evet, Ag&acirc;h Bey aklımdaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;D&uuml;n de babamın &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; unutmuş. Seslenmiş babama gel de yardım et diye. Bunama başlangıcı abla bunlar televizyonda dediler ge&ccedil;enlerde. İlerleyince kendine zarar vermeye başlarmış. Sonra bize, Allah korusun &ccedil;ocuklara bir şey yapmasın.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Deli deli konuşma Ebru. Anneme neler diyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Haklı ama abla,&rdquo; dedi Sel&ccedil;uk. Haklı mıydı? Sahiden torunlarıma zarar verecek kadar mı bunamıştım?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;İnci var iyi ki. Yoksa ben hayatta yıkayamazdım annemi.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Ben de,&rdquo; dedi Cennet &ccedil;ekinerek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Gittik&ccedil;e huysuzlaştı. &Ccedil;ocukları tersliyor, bağırıyor. &Ccedil;ocuktur yahu, kalbi kırılır. Zaten git gide varyemez oldu. O kadar evi, arabayı, yatları, katları &ouml;teki tarafa mı g&ouml;t&uuml;recek anlamadım ki?&rdquo; dedi Ebru. Sel&ccedil;uk bir kahkaha patlattı. Saniyesinde i&ccedil;imde bir şeylerin koptuğunu hissettim. &Ccedil;ocuklarım neler diyordu arkamdan?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Tamam ablacığım idare ediyoruz işte. Eh, biz de &ccedil;ok gen&ccedil; değiliz ki artık. Yani Allah&rsquo;ın zoruna gitmesin de şu an &ouml;lmek onun i&ccedil;in daha iyi gibi sanki,&rdquo; dedi Cennet &ccedil;ekine &ccedil;ekine. Diğer ikisi de hak verdi ablalarına. &ldquo;Neyse gidelim hadi. Uyanmıştır iner şimdi aşağıya. Siz yine de sesinizi &ccedil;ıkarmayın.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ani bir şekilde arkamı d&ouml;n&uuml;nce k&ouml;şedeki vazo yere d&uuml;ş&uuml;p bin par&ccedil;aya b&ouml;l&uuml;nd&uuml;. Ben olduğumu anladıklarını bile bile onları duymamış gibi yaptım. Lavaboya girip elimi y&uuml;z&uuml;m&uuml; yıkadım. Su damlaları g&ouml;zyaşlarıma karışıp yanaklarımdan s&uuml;z&uuml;ld&uuml;. Y&uuml;z&uuml;m buruş buruş olmuştu, g&ouml;zlerim iyi g&ouml;rm&uuml;yordu, kulaklarım iyi duymuyordu, ellerim tutmuyordu, dişlerim d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;, elli sene &ouml;nceki g&uuml;zelliğimden eser kalmamıştı. Az &ouml;nce derin bir kalp kırıklığı ile ge&ccedil;tiğim koridorda koştura koştura yanıma gelip ağlayarak kendimi izlediğim aynada bana hayran hayran bakan kızlarım şimdi neredeydi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anne? Ben de senin kadar g&uuml;zel olacak mıyım?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ne &ccedil;ok derlerdi bunu. Sa&ccedil;larını benim gibi yapar, benim giydiklerimi giyer, benim kokularımı s&uuml;r&uuml;n&uuml;rlerdi. Şimdi ne olmuştu benim kızlarıma? Sahi, ben ne işe yarıyordum artık? Bir fazlalıktım g&ouml;zlerinde. Belki o kadar bile değil. Ellerime baktım. Zangır zangır titriyorlardı, yaşlılıktan değildi bu sefer. Hik&acirc;yem bitmişti, buraya kadardı. Artık ne saygınlığım kalmıştı ne de sevgi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">***<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Kinyas! Kinyas! Nerede yahu bu adam? Boğazım ağrıdı bağırmaktan!&rdquo; avluya inince İnci&rsquo;nin dediği gibi herkesi bir arada sohbet ederken g&ouml;rd&uuml;m. &Ccedil;ocuklarım Ali, Cennet, Sel&ccedil;uk, Ebru, M&uuml;ge. Ve torunlarım Hira ve Buğra. Gelinim, Ali&rsquo;min karısı İclal. Damadım, Ebru&rsquo;mun kocası &Ccedil;elebi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kinyas başındaki altıgen şapka d&uuml;şmesin diye bir eliyle tutmuş koşarak avluya geldi. &ldquo;Hah, geldi. Neredesin be adam? Bir kere de hemen geliver &ccedil;ağırınca!&rdquo; Kinyas boynu b&uuml;k&uuml;k, mahcup elleri g&ouml;beğinde birleşmiş bekledi. Cennet g&ouml;zlerinden ateşler &ccedil;ıkarcasına bakışlar attı Kinyas&rsquo;a. &ldquo;Bak annem de geldi. Hemen sofrayı kuruverin. Bug&uuml;n &ccedil;ok işimiz var. Hekim beyi aradınız mı? Ne zaman gelecekmiş?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Aradık hanımım. &Ouml;ğleden &ouml;nce gelecekmiş.&rdquo; Bir yandan avludaki masayı toparlıyor bir yandan da Cennet&rsquo;e laf yetiştiriyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ş&ouml;yle bir baktım &ccedil;evreme. Torunlarım diz &ccedil;&ouml;km&uuml;ş baş ucumda ellerimi okşuyorlardı. Bir acayip giyiniyor yahu bu gen&ccedil;ler de. Hippi mi ne deniyormuş bunlara. Ağzında pembe bir &ccedil;iklet sa&ccedil;ları darmadağın, pa&ccedil;ası bol pantolonlar, y&uuml;zlerinde bir acayip boyalar... Eh, annesi değilim ki karışayım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Nasılsın anne? İyi uyudun mu?&rdquo; sa&ccedil;ları hafiften kırlaşmış Ali&rsquo;me bakışlarımı &ccedil;evirdim. Altmışını devirdi şimdilerde. Yine de g&ouml;z&uuml;mde k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;kt&uuml; h&acirc;l&acirc;. Bu avluda koştura koştura oynadığı g&uuml;nler daha d&uuml;nd&uuml; sanki. Cennet&rsquo;le az mı kavga ederlerdi? Az mı Kinyas&rsquo;ın kıyafetleri yırtıldı bu yaramazlar y&uuml;z&uuml;nden? Kinyas Sel&ccedil;uk&rsquo;tan sonra ikinci kardeşi gibiydi Ali&rsquo;min. Cennet da pek kıskanırdı bu &uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;. Ondandır şimdi Kinyas&rsquo;a esip g&uuml;rlemesi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;İyiyim iyi. Her g&uuml;n her g&uuml;n usanmadın mı sen de aynı soruyu sormaktan? Deli mi ne?&rdquo; burun kıvırarak bakışlarımı &ccedil;evirdim. &Ccedil;oğu hafif bir tebess&uuml;mle y&uuml;z&uuml;me baktı. &ldquo;Hekim gelmeden &ouml;nce odama geliver. Seninle konuşacaklarım var.&rdquo; olduk&ccedil;a y&uuml;ksek sesle s&ouml;ylememe rağmen Ali dışında duyan olmamıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kramp giren dizlerimi ovuşturarak İclal&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;m. Sonra &Ccedil;elebi&rsquo;ye. Ebru kızımla &ccedil;ok severek evlendiler de bir yavrucakları olmadı. Gitmedikleri doktor, g&ouml;r&uuml;nmedikleri hoca kalmadı. Kim ne dese denediler de olmadı. Ebru &ccedil;ok ağladı, &Ccedil;elebi de. &Ccedil;ok kavga ettiydiler. Ayrılacaklardı da Ag&acirc;h Bey girdi araya. Kader dedi kısmet dedi yatıştırdı. Şimdi birbirine sadık iki hayat arkadaşı olarak koca bir evi paylaşıyorlar. Gelinim İclal, damadım &Ccedil;elebi, K&ouml;seoğlu ailesine sonradan dahil olsalar da neredeyse hi&ccedil; yadırganmadılar. &Ccedil;ok &ccedil;abuk kaynaştılar. Tam ailemize yaraşır şekilde. S&uuml;sl&uuml; kızım M&uuml;ge, hepimiz divanda otururken o sandalyede oturuyordu. En &ccedil;ok Cennet&rsquo;le anlaşıyordu g&uuml;zel kızım. İkisi de evlenmemişti ve tahmin ediyordum ki &ccedil;ok iyi anlaşmalarının sebebi buydu. Cennet şansızdı. Tam evlenecekken babası &ouml;ld&uuml;. Sonra da Hira doğunca onunla &ccedil;ok ilgilendi, kendini unuttu. M&uuml;ge de ablası gibi olacak bu gidişle. T&uuml;m yaşlı kadınlar gibi &ouml;lmeden &ouml;nce &ccedil;ocuklarımın mutluluğunu g&ouml;rmek isterdim ancak kader bu işe ne derdi bilemiyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;İnci i&ccedil;eri avluya seriver sofrayı. Soğuk oldu burası,&rdquo; dedim başımı &ccedil;evirerek. &ldquo;Haşim Bey&rsquo;i de ara m&uuml;sait ise şimdi gelsin. Sofraya buyursun.&rdquo; Kızlarıma kaş g&ouml;z işareti ile İnci&rsquo;ye yardım etmelerini s&ouml;yledim. İclal erken davranıp şimşek gibi bir hızla mutfağa koştu, arkasından kızlarım. Oğullarım da masaları ve sandalyeleri avluya taşıdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Geniş mi geniş sofraya kollarımın altında torunlarımla oturdum. Kapı eşiğinde Haşim Bey&rsquo;i g&ouml;r&uuml;nce geri kalktım. Kapıyı a&ccedil;an M&uuml;ge olmuştu. Haşim Bey&rsquo;e i&ccedil;eri buyur etti. Haşim Bey elindeki &ccedil;antasını ve kolunun altındaki &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sıkı sıkı tutup avluya girdi. M&uuml;ge&rsquo;yi takip ederken bakışlarındaki mahcubiyet g&ouml;z&uuml;mden ka&ccedil;mamıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;G&uuml;naydınlar efendim. S&uuml;reyya hanımlar bug&uuml;n nasıllar?&rdquo; M&uuml;ge&rsquo;nin arkaya &ccedil;ektiği sandalyeye oturdu Haşim Bey. M&uuml;ge&rsquo;deki aşırıya ka&ccedil;an kibarlığını ben dahil herkes fark etmişti, sesimizi &ccedil;ıkarmadık. &ldquo;Mersi hanımefendi.&rdquo; Haşim Bey &ccedil;antasını sandalyenin yanına indirip &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &uuml;zerine serdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Sağ olun Haşim Bey oğlum. Sizler nasılsınız?&rdquo; deyip ben de oturdum. İyiyim der gibi g&uuml;l&uuml;mseyerek g&ouml;z kırptı. M&uuml;ge tam karşısında oturdu Haşim Bey&rsquo;in. &Ccedil;ayını i&ccedil;erken y&uuml;z&uuml;k var mı diye parmaklarına dikkat etti. Olmadığını g&ouml;r&uuml;nce i&ccedil;ten i&ccedil;e g&uuml;lmeye başladı. Cennet&rsquo;le birbirimize bakıp g&uuml;ld&uuml;k.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Yağmur avludaki yaprakları silip s&uuml;p&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. R&uuml;zg&acirc;r cama yumruk atıp duruyordu sanki. Ah İstanbul, Ah Beyoğlu. &Ouml;mr&uuml;m&uuml;n neredeyse tamamı bu şehirde ge&ccedil;mişti. Vedalaşmak kolay olmayacaktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anneanne yastık getireyim mi beline koymak i&ccedil;in? Rahat mısın b&ouml;yle?&rdquo; dedi Buğra.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Rahatım rahat. Sen kendi işine bak. O kadar da bunamadım.&rdquo; Yine kahkahalar havada u&ccedil;uştu ve yine beni ciddiye alan olmadı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Herkes sakin sakin yemeğini yerken benim i&ccedil;in lokmaları ağzıma g&ouml;t&uuml;rmek, &ccedil;iğnemek, yutmak işkence gibiydi. Yaşlılık zor dediklerinde gencecik kızdım, umursamıyordum bile. Yaşanınca &ouml;ğreniliyormuş meğer bazı şeyler. İlk aynalarda g&ouml;r&uuml;yordun bunu. Kendini eleştirmeye başlıyordun, sa&ccedil;larını, y&uuml;z hatlarını, aldığın kiloları, kısalan boyunu. Hepsinden &ouml;nce dışarıda rastlaştığım insanlar abla yerine teyze demeye başlamıştı. İlk o zaman kabullendim bazı şeyleri ve geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n başladığını sezdim. Sonra adımlarınım yavaşladığında, sonra nefesim kesildiğinde. Koşmayı bırak hızlı bile y&uuml;r&uuml;yemiyordum. Ağrılarım artıyordu. &Ouml;nceden anlık olan ağrılar sonra saatler şimdi g&uuml;nler s&uuml;r&uuml;yordu. Hareketlerim yavaşlamıştı. Ellerimi kaldırırken bile hızlı değildim. Konuşmam Halil İnalcık Bey&rsquo;inki kadar yavaştı. Sa&ccedil;larımı bağlayamıyordum. Ag&acirc;h Bey ne &ccedil;ok severdi upuzun sa&ccedil;larımı. Şimdi g&ouml;rse ne g&uuml;lerdi, d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş yahu bunlar hep, derdi. Yanımda İnci olmasa yıkanamıyordum. Ya d&uuml;ş&uuml;yordum s&uuml;rekli ya da nefessiz kalmaktan bayılacak gibi oluyordum. Yakında tuvalete bile tek başıma gidemeyeceğim. Şimdi bir d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m de Ag&acirc;h Bey ne şanslı imiş. &Ouml;ld&uuml;ğ&uuml; g&uuml;n bile bize muhta&ccedil; değildi, sanki on sekizinde bir delikanlıydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ev ahalisi yemeğini yerken televizyondaki bir programda &ccedil;ocuğun biri piyano &ccedil;alıyordu. Eh, epey de iyi &ccedil;alıyordu. &ldquo;Anne. Hatırladın mı bu &ccedil;ocuğu? Ge&ccedil;en sene 23 Nisan&rsquo;da &ccedil;ıkmıştı ilk. Piyona &ccedil;alanı diyorum.&rdquo; &Ouml;nce M&uuml;ge&rsquo;ye sonra televizyona d&ouml;nd&uuml;m.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Hatırladım ya hatırlamaz olur muyum? Bunak mıyım ben? Fazıl mıydı neydi adı? Şey de vardı hatta... Neydi adı? Sezen.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Evet!&rdquo; dedi M&uuml;ge heyecanla. Hayranlıkla izledik ailecek. Bir g&ouml;z&uuml;m de Ali&rsquo;deydi. Doyduğuna işaret veren bir hareketini g&ouml;r&uuml;nce kaş g&ouml;z işaretiyle odama &ccedil;ağıracaktım. &Ccedil;ayının son yudumunu alıp arkasına yaslanınca ayağa kalktım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;S&uuml;reyya Hanım. Muayeneye başlayalım mı?&rdquo; Haşim Bey de benimle ayağa kalkmaya hazırlanınca geri oturması i&ccedil;in elimle omzuna bastırdım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;&Ccedil;eyrek kala başlayalım Haşim Bey oğlum. &Ouml;nce Ali&rsquo;yle konuşacaklarım var,&rdquo; deyince geri oturdu. Hemen ardından Ali kalktı. Koluma girsin diye elimle yanıma &ccedil;ağırdım. &ldquo;Gel de tut elimden. D&uuml;şerim de şu &ccedil;ocukların maskarası olurum sonra.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&lsquo;Oğlum ben &ouml;l&uuml;yorum, &ccedil;ok vaktim kalmadı, seni de buraya vasiyetimi yazman i&ccedil;in &ccedil;ağırdım.&rsquo; şimdi bu c&uuml;mleleri kurmam gerekiyordu ama nasıl denirdi bunlar? Nitekim bunları s&ouml;ylemem gerekiyordu. Dilim varmıyordu, nasıl varsın? Gayriihtiyari odada dolanarak anlamsız birka&ccedil; şey yaptım. Perdenin u&ccedil;larıyla oynadım, halının p&uuml;sk&uuml;llerini ayağımla savurdum, g&ouml;zlerimi ka&ccedil;ırdım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Neler oluyor anne? Ni&ccedil;in yalnız benimle konuşmak istedin?&rdquo; anlaşılan sabrı kalmamıştı oğlumun. Zaten &ccedil;ocukluğundan beri b&ouml;yle sabırsız olmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Oğlum ben &ouml;l&uuml;yorum. Biliyorum. Herkes biliyor yalan değil ya. Haşim Bey iyi şeyler demeyecek. Eh, k&ouml;k salacak halimiz yok ya, elbet gideceğiz.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anne sus.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;G&ouml;zlerim iyi se&ccedil;miyor. Şuradan temiz bir k&acirc;ğıt se&ccedil;. G&uuml;zel de bir kalem al eline. Dediklerimi yaz &ccedil;abuk,&rdquo; dediğimde s&ouml;ylediklerimi idrak etmek i&ccedil;in kendisine zaman tanıdı. &Ccedil;ok &uuml;st&uuml;ne gitmedim ancak aşağıdakiler bir terslik olduğunu anlasınlar istemiyordum. Eli ayağı titremeye başladı Ali&rsquo;min. Verdiği tepkiyi tahmin ederek kalemi k&acirc;ğıdı ben alıp koydum &ouml;n&uuml;ne. İstemedi, elinin tersiyle itti k&acirc;ğıdı da kalemi de. G&ouml;zleri dolu dolu baktı y&uuml;z&uuml;me. &ldquo;Hadi evladım yorma beni. Nereye kadar ka&ccedil;acağız? Bırak da huzurlu &ouml;leyim.&rdquo; B&ouml;yle deyince ikna oldu gibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Tamam s&ouml;yle. Ne yazayım?&rdquo; dedi g&ouml;n&uuml;ls&uuml;zce. Meyus bir bakışla y&uuml;z&uuml;me baktı. &Ouml;nce b&uuml;t&uuml;n evlatlarımdan, torunlarımdan s&ouml;z ettim. Sonra mal varlığımdan konuştum kısaca. Ag&acirc;h Bey epey varlıklı adamdı. Babam da sağ olsun beni okutmuştu. Muallime idim vaktinde. B&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklarıma ben &ouml;ğrettim okumayı da yazmayı da. B&uuml;t&uuml;n yazarları, b&uuml;t&uuml;n şairleri tek tek ben tanıttım. Ag&acirc;h Bey de muallimdi. O y&uuml;zdendir, varlıklı bir aile olarak kaldık hep.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Her c&uuml;mlemde, her bir detayda Ali&rsquo;nin g&ouml;zyaşları daha da hızlanıyordu. Ben metanetimi koruyordum ancak o neredeyse kendisini kaybedecekti. En son mal varlığımdan kime ne kalacağını yazdırırken Ali&rsquo;nin g&ouml;zleri fal taşı gibi a&ccedil;ıldı ama bir yandan biliyordu alacağım kararı. En son k&acirc;ğıdı ikiye katlayıp yine temiz bir zarfa koydu. Zarfa da adımı soyadımı yazdı. Kalemi buruşmuş parmaklarıma alıp imzaya benzer kargacık burgacık bir şey karaladım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Aşağı iniver de Haşim Bey&rsquo;i &ccedil;ağır. Bakalım neyim varmış,&rdquo; dedim g&ouml;zlerimi ka&ccedil;ırarak. Hi&ccedil; sesini &ccedil;ıkarmadı. Sakince odadan &ccedil;ıktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Zarfı ters &ccedil;evirip komodinin &uuml;zerine koydum. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden Haşim Bey odaya girdi. Yanında da İnci. Kızlarım yoktu. Aşağıda lak lak ediyorlardı. Haşim Bey, &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; giyip &ccedil;antasını a&ccedil;tı. &ldquo;Belinizi a&ccedil;ar mısınız S&uuml;reyya Hanım?&rdquo; İnci hemen fırlayıp sabahlığımı &uuml;zerimden aldı. İnce penyemi yukarı sıyırdı. Hekim elindeki buz gibi aleti belime koydu. &ldquo;Rica ediyorum derin derin nefes alınız.&rdquo; İnci hekime korku dolu bakışlarla baktı. K&ouml;t&uuml; haber vermesinden korkuyordu. Oysa ben hi&ccedil; korkmuyordum. &ldquo;&Ouml;ks&uuml;rebilir misiniz hanımefendi?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">İnci&rsquo;nin bakışları k&ouml;t&uuml;leşmişti. &ldquo;Neyi varmış?&rdquo; dedi korku dolu bakışlarla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Tamamdır kapatabilirsiniz. Kesin bir şey s&ouml;ylemek zor. Sizi en iyisi misafirimiz edelim bug&uuml;n. Orada da birka&ccedil; test yapalım. &Ouml;yle anlaşılır.&rdquo; İnci kapıda doluşan &ccedil;ocuklarıma kapıyı a&ccedil;tı. Haşim Bey aynı şeyi diğer &ccedil;ocuklarıma da s&ouml;yledi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Hemen bug&uuml;n &ccedil;ıkar mı şu testler?&rdquo; dedi Cennet. İnci&rsquo;de g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m endişenin yanında daha baskın gelen bıkkınlık bir kez daha kalbimi kırdı. Hasta olduğum i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilemek istedim, onlara muhta&ccedil; yaşamak zorunda kaldığım i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilemek istedim, evimize doktorlar girip &ccedil;ıktığı i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilemek istedim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;&Ccedil;ıkar elbet.&rdquo; Haşim Bey elindeki aleti &ccedil;antasına koyup ayaklandı. Kapıya kadar oğullarım eşlik etti. Hekimin s&ouml;ylediklerinden sonra sanki gayet normal şeyler duymuşlar gibi tepki veren kızlarıma en ruhsuz bakışlarımı savurdum. Kızlarıma karşı anlam veremediğim bir kin başlamıştı ve beslediğim kin i&ccedil;in kendimden nefret ettim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;&Ccedil;ıkın da giyineyim. Mamafih bu yaştan sonra rezil r&uuml;sva olacağım,&rdquo; dediğimde peş peşe odadan &ccedil;ıktılar. Giyinirken odada benimle kalmayı tercih eden de İnci olmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Hızlıca temiz kıyafetlerimi giyindim. Ag&acirc;h Bey&rsquo;in en sevdiği kokuyu s&uuml;r&uuml;nd&uuml;m. Sa&ccedil;larımı g&uuml;zelce taraması i&ccedil;in İnci&rsquo;den rica ettim. Belime kadar uzanan bembeyaz sa&ccedil;larıma aynadan bakınca yine eski g&uuml;nlere dalıyordum. Eskiden yine bu aynanın karşısında Ag&acirc;h Bey tarardı sa&ccedil;larımı. Aşağıya indiğimizde ev toplanmıştı. Altmış model Mercedes-Benz beni şifahaneye g&ouml;t&uuml;rmek i&ccedil;in hazırda bekliyordu. Tek araba kapıdaydı. Bu demek oluyor ki en fazla &uuml;&ccedil; kişi benimle gelecekti ve kimlerin gelmeyeceğini anlamak hi&ccedil; de zor değildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Cennet, &ldquo;Hazırsan gidelim anne,&rdquo; deyince hemen araya girdim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;M&uuml;ge gelsin sadece. Siz kalın. Ne gerek var oralara kadar.&rdquo; İnci gelsin isterdim ama o kadar zahmet &ccedil;ekmesini istemiyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ali, beni &ouml;n koltuğa oturtup şof&ouml;r koltuğuna ge&ccedil;ti. M&uuml;ge de arkaya bindi. Kızlarım huysuzluğuma alışmışlardı, hi&ccedil; itiraz etmeden dediklerimi yaptılar. Dikiz aynasından g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadarıyla s&ouml;yleniyorlardı. İnci gelmek i&ccedil;in yeltenince engel oldum. G&ouml;zlerimizle kurduğumuz bir iletişim y&ouml;ntemimiz vardı sanki. Tek kelime dahi etmeden s&ouml;ylemek istediklerimi anladı, buruşuk ellerime k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir buse kondurup g&ouml;zyaşlarını silmeden başını dimdik tuttu ve hemen ardından geriye &ccedil;ekildi. Cennet, İnci&rsquo;ye da s&ouml;ylendi. Neyse ki İnci Cennet&rsquo;in bu s&ouml;ylenmelerine alışmıştı. Araba hareket edince g&ouml;z&uuml;mde gittik&ccedil;e k&uuml;&ccedil;&uuml;ld&uuml; koskoca ev.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">İlkler bir başkadır. İlk olduğunu bilirim, ona g&ouml;re severim, hissederim. Ama sonlar daha başkadır. Bilemem son olduğunu. Bug&uuml;n son kez bu yollardan ge&ccedil;iyorum demem mesel&acirc;. Bug&uuml;n son kahvaltımı yaptım da demem, diyemem. Bu benim dinlediğim son m&uuml;zik olacak, bu da izlediğim son film. Kimseden duyamam bunları, hi&ccedil; kimseden. Nedense bug&uuml;n Beyoğlu&rsquo;ndan ge&ccedil;erken i&ccedil;ten i&ccedil;e bir karamsarlığa kapıldım. İ&ccedil;im burkuldu, y&uuml;reğim sızladı. Her sokağını, her bir caddesini arşınlamak istedim. Ciğerlerim yanana kadar koşmak istedim, saatlerce, hi&ccedil; durmadan, usanmadan. Burada doğmuş, burada b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;m. Ag&acirc;h Bey&rsquo;le burada tanışmıştım. &Ccedil;ocuklarım burada doğmuştu. Bug&uuml;n ge&ccedil;erken bu yollardan, son olduğu d&uuml;ş&uuml;ncesi zihnime d&uuml;ş&uuml;nce boğazım d&uuml;ğ&uuml;mlendi. Sanırım bug&uuml;n son kez bu yollardan ge&ccedil;iyordum. Yalnız tek fark vardı o da bunun farkında olmamdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Esen soğuk r&uuml;zg&acirc;ra aldırmadan arabanın camını indirdim. Y&uuml;z&uuml;m&uuml; kesen havayı dolu dolu i&ccedil;ime &ccedil;ektim. &ldquo;&Uuml;ş&uuml;teceksin anne,&rdquo; dedi Ali gayriihtiyari.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Karışma sen,&rdquo; diye mırıldandım. G&uuml;c&uuml;m yetseydi ya, kafamı arabadan &ccedil;ıkarır sokaklara haykırırdım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Şifahaneye geldiğimizde yorgunluktan bitap d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;m. Dizlerim tutmuyordu evet, koşmuyordum da. Yine de epey yoruluyordum ve tek sebebi durmadan d&uuml;ş&uuml;nmekti. Evet, son kez şifahaneye geliyordum. Ali ve M&uuml;ge&rsquo;nin kollarında şifahaneye girdim. Anlamadığım bir s&uuml;r&uuml; şey yaptılar. Testler, tahliller, r&ouml;ntgen falan filan. Girmediğim oda, oturmadığım sandalye, uzanmadığım yatak, g&ouml;r&uuml;nmediğim hekim kalmadı. Asık suratlı hemşireler canımı acıtarak kan aldılar. Doktorlar sinirli sinirli sorular sordular. Şik&acirc;yetim neydi, ne sıklıkla &ouml;ks&uuml;r&uuml;yordum, adımı unuttuğum oluyor muydu gibi gibi sayamadığım tonlarca soru sordular. Neyse ki sonunda Haşim Bey geldi de &ouml;zenle ilgilendi. En nihayetinde Haşim Bey&rsquo;in odasında istirahat ederken t&uuml;m sonu&ccedil;lar Haşim Bey&rsquo;in masasındaydı. Haşim Bey kaşlarını &ccedil;atarak sonu&ccedil;ları uzun uzun inceledi. Birini okuyup bıraktı diğerini eline aldı. Sonra yine, yine ve yine.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;&Ccedil;ok kurcalama da s&ouml;yle. Ne zaman &ouml;l&uuml;yorum?&rdquo; diye sert bir &ccedil;ıkışta bulundum. Haşim Bey dahil herkesin y&uuml;z&uuml; kire&ccedil; gibi oldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Allah korusun S&uuml;reyya Hanım. Dilerseniz hemen yarın tedaviye başlayalım,&rdquo; dedi Haşim Bey umutla. Yaşayacağım belki en fazla bir seneyi şifahane koridorlarında buram buram ila&ccedil; kokulu odalarda asık suratlı hemşirelerle ge&ccedil;irecek değildim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Neyin tedavisi Haşim Bey?&rdquo; dedi M&uuml;ge ağlamaklı, titreyen bir sesle.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;İstemem ben tedavi falan. Şimdiden diyeyim,&rdquo; dedim burun kıvırarak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Akciğer kanseri.&rdquo; Haşim Bey&rsquo;in y&uuml;z&uuml; h&uuml;z&uuml;nle g&ouml;lgelendi. M&uuml;ge karşımdaki koltuğa &ccedil;&ouml;k&uuml;p v&uuml;cudunu hoplata hoplata ağlamaya başladı. Ali de iki dizinin &uuml;st&uuml;ne &ccedil;&ouml;k&uuml;p başını ellerinin arasına aldı. Benim y&uuml;z&uuml;mde mimik oynamıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Bunamamış mıyım?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Alzheimer başlangıcı da var elbette ama bunu &ccedil;ok ciddi g&ouml;rm&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hen&uuml;z &ccedil;ok yeni ve yeneceğinize eminim.&rdquo; G&ouml;zleri umut doluydu Haşim Bey&rsquo;in. Daha doğrusu s&ouml;zleriyle yalan s&ouml;ylediği yetmiyormuş gibi bu yalanlarını g&ouml;zlerine de yansıtmaya &ccedil;alışıyordu ama başaramıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Dediğim gibi, tedavi istemiyorum. Son zamanlarımı bu pis yerlerde ge&ccedil;irmek istemiyorum. Ali, beni evime g&ouml;t&uuml;r.&rdquo; İşittiğim birka&ccedil; laf&uuml;g&uuml;zaf ve itirazlar kulaklarımı tırmaladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Rica ediyorum demeyin &ouml;yle! Hi&ccedil;bir hastamı b&ouml;yle &uuml;mitsiz g&ouml;rmek istemiyorum. Bir kere bana ve mesleğime yapılmış bir saygısızlık bu.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Haşim Bey&rsquo;in bu ani sert &ccedil;ıkışı beni ikna etmeye yetmedi. Kararımı değiştirme gibi bir d&uuml;ş&uuml;nce i&ccedil;erisine bile girmedim. Huzurlu bir şekilde evimde &ouml;lmek istiyordum. Hatta daha &ouml;nce hi&ccedil;bir şeyi bu kadar istediğimi hatırlamıyordum. Haşim Bey&rsquo;e direnerek ayağa kalktım. Hemen ardından M&uuml;ge de kalktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Kararım kesindir Haşim Bey oğlum. Boşuna itiraz etme. Yaşayacağım kadar yaşadım. Son g&uuml;nlerimde huzurlu olmayı bana &ccedil;ok mu g&ouml;r&uuml;yorsun?&rdquo; Hekimin y&uuml;z&uuml;nde daha &ouml;nce g&ouml;rmediğim bir kabullenme g&ouml;rd&uuml;m. &Ccedil;aresizce g&ouml;zlerime bakıp ikna etmeye &ccedil;alışıyordu, başaramayacağını bile bile. &ldquo;Bakma suratıma &ouml;yle aval aval! Gel dedim buraya!&rdquo; Ali&rsquo;ye doğru elimi salladım oturduğum koltuktan beni kaldırsın diye.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Şifahaneden ağır adımlarla &ccedil;ıktık. İki &ccedil;ocuğumun da g&ouml;zyaşları bir an olsun dinmemişti. Ben ise t&uuml;m serinkanlılığımla ilerliyordum. Yine aynı sakinliğimle arabaya bindim. Fakat evet, karmaşık duygular yaşamaktaydım. Yaşadığım &ouml;m&uuml;r kadar mutlu yaşayamayacağım &ouml;m&uuml;r kadar da h&uuml;z&uuml;nl&uuml;yd&uuml;m. Yalnız beni hepsinden de &uuml;zen başka şeyler vardı. Hayal kırıklığı gibi. Neydi eksik olan? Yanlışımız neydi de &ccedil;ocuklarım bana d&uuml;şman oldu? Ag&acirc;h Bey duymuş olsaydı duyduklarımı, evi başlarına yıkardı, hi&ccedil; ş&uuml;phesiz. Kızdığı zaman esip g&uuml;rlemesi evi inletirdi rahmetlinin. Hemen ardından &ccedil;ıt &ccedil;ıkmazdı evde. Ağırlığı bir başkaydı &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Ben o ağırlığı hi&ccedil;bir zaman sağlayamamışım, hi&ccedil;bir zaman ciddiye alınmamışım, &ccedil;ocuklarım y&uuml;z&uuml;me g&uuml;l&uuml;p arkamdan atıp tutmuş meğer. Bunu bu yaşıma gelince &ouml;ğrenmek kaldırması zor acılardan olmuştu y&uuml;reğimde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Susun artık! Usandım cıyak cıyak sesinizi duymaktan!&rdquo; diye bir sitemde bulundum. &ldquo;Şu zıkkım nasıl a&ccedil;ılıyor? G&uuml;zel bir şeyler a&ccedil; da dinleyelim,&rdquo; dedim teybi yoklayarak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ali derince bir nefes alıp radyoyu a&ccedil;tı. Bozuk birka&ccedil; frekans ve tiz seslerin boğuculuğunun ardından netleşen sese kulak verince Zeki M&uuml;ren&rsquo;in huzurlu sesi kulaklarımı doldurdu. Agora Meyhanesi &ccedil;alıyordu. Gelirken yaptığım gibi camı sonuna kadar indirip kafamı dışarıya uzattım. Beyaz sa&ccedil;larım g&ouml;zlerimi kapatıyordu arabanın s&uuml;ratiyle.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Durdur arabayı!&rdquo; neden bilmiyorum y&uuml;r&uuml;mek istiyordum. İ&ccedil;imde dolup taşan zehri atmam l&acirc;zımdı ve bunu y&uuml;r&uuml;yerek başarabileceğim inancına kapılmıştım. Ali ve M&uuml;ge sahiden bunadığımı d&uuml;ş&uuml;nen garip bakışlar attılar suratıma. &ldquo;Ne bakıyorsun &ouml;yle suratıma? Durdur dedim! Ben y&uuml;r&uuml;yerek geleceğim!&rdquo; dediğimi yapmadan arabayı s&uuml;rmeye devam edince arabanın kapısını a&ccedil;maya yeltendim. Ne var ki M&uuml;ge arkadan kollarımı tuttu. Ali de ani bir frenle arabayı durdurdu. &Uuml;&ccedil;&uuml;m&uuml;z de &ouml;nce &ouml;ne doğru fırladık sonra da koltuklarımıza yapıştık.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anacığım ne yapıyorsun Allah&rsquo;ını seversen? &Ouml;yle aniden kapı a&ccedil;ıldığı nerede g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş? Senin canına kastın mı var? Otur da evimize gidelim g&ouml;z&uuml;n&uuml; seveyim!&rdquo; Ali&rsquo;nin sitemleri gram umurumda değildi. S&ouml;yledikleri bir kulağımdan girip diğer kulağımdan &ccedil;ıkıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anneciğim neler yapıyorsun? İstersen arkaya gel daha geniş, ha? Ne dersin?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Bırakın kafa &uuml;t&uuml;lemeyi. Ben y&uuml;r&uuml;yeceğim. Senin bu k&uuml;l&uuml;st&uuml;r&uuml;n ilerlemiyor.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ayaklarımın dibine d&uuml;şen &ccedil;antamı boynumdan ge&ccedil;irip arabadan indim hemen arkamdan da &ccedil;ocuklarım indi. Kararım o kadar kesindi ki kısalan bacaklarımı zorlayıp hızlı adımlarla ilerlemeye &ccedil;alıştım. Kulağıma gelen yalvarmaya benzeyen c&uuml;mleleri işitiyor, yine birka&ccedil; kısa c&uuml;mleyle yanıt veriyordum. El kol hareketleriyle gelmek istemediğimi, yalnız kalmak istediğimi belli ediyor, y&uuml;zlerine dahi bakmıyordum. Uzun uğraşların ardından onları geride bıraktım. Seksen iki yaşımda da olsam altmış altı senelik evimi Beyoğlu&rsquo;nda bulamayacak kadar da bunamamıştım. Elbette yalnız kalabilirdim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&Ouml;n&uuml;mde ağır ağır ilerleyen araba nokta gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;lene kadar kaldırımda bekledim. Tamamen gittiklerinden emin olunca huzurla g&uuml;l&uuml;mseyip etrafıma bakındım. Beşiktaş, Ag&acirc;h Bey&rsquo;le el ele y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z sayısız yerlerden sadece bir tanesiydi. Sahil boyunca evimize kadar y&uuml;r&uuml;rd&uuml;k, hi&ccedil; usanmadan. Bazı geceler k&uuml;s&uuml;verirdik, yine de bırakmazdık bu alışkanlığımızı. Bazı geceler de sabaha dek y&uuml;r&uuml;rd&uuml;k, hasbih&acirc;l ederdik, g&uuml;l&uuml;ş&uuml;rd&uuml;k. Bazı geceler pek halimiz olmazdı. O g&uuml;nler ise evimizin avlusunda kahve i&ccedil;erek sohbet ederdik. Bah&ccedil;emizdeki hanımeli ağacının kokusu ciğerlerimize dolardı. G&uuml;ller g&ouml;rsel ş&ouml;len sunardı, huzurla dolardık. Avlunun ortasındaki s&uuml;s havuzundan akan sular mutluluğumuza mutluluk katardı. &Ouml;mr&uuml; hayatımda belki de ilk kez Beşiktaş&rsquo;tan Beyoğlu&rsquo;na tek başıma y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;m ve belki de son kez y&uuml;r&uuml;yordum. Yarın bu yollardan ge&ccedil;emeyecektim belki de. Bu Arnavut kaldırımlarındaki taşları savuramayacaktım, bir tanesi kunduralarımın i&ccedil;ine girmeyecekti. Kim bilir, belki ben yarın toprak altında olacağım. Ama Beyoğlu daha kimleri yaşatacak burada, kimlere kucak a&ccedil;acak veya kimleri kapı dışarı edecek. Yine kimleri kendine aşık edecek bu şehir veya kimlerin kinini yutacak. Ah, kim bilir?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kaldırımda ağır ağır ilerlerken eski kunduraları parlatan bir &ccedil;ocuk g&ouml;rd&uuml;m. Y&uuml;z&uuml; toz toprak i&ccedil;inde, kılığı kıyafeti yırtık, ayağındaki iskarpinler su ge&ccedil;irmiş. Ka&ccedil;amak birka&ccedil; bakışın ardından işini kenara bıraktı. Kaşlarını &ccedil;attı. &ldquo;Ne bakıyorsun nine? Hi&ccedil; mi kunduracı g&ouml;rmedin?&rdquo; ne yalan s&ouml;yleyeyim, b&ouml;ylesini g&ouml;rmemiştim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Okula gidiyor musun?&rdquo; emekli muallime de olsam &ccedil;alışan bir &ccedil;ocuk g&ouml;r&uuml;nce tek merakım bu oluyordu. &Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r, hi&ccedil;bir &ccedil;ocuğum yokluk g&ouml;rmemişti. Ama ne var ki b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklar eşit yetişmiyordu, bazıları omzunda doğuştan gelen bir y&uuml;kle yetişmek zorundaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Gidiyorum,&rdquo; dedi utana sıkıla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Yalan s&ouml;yleme!&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;S&ouml;ylemiyorum! Okumayı s&ouml;kt&uuml;m bile!&rdquo; elbette yalan s&ouml;yl&uuml;yordu. Ben boşuna mı o kadar sene muallimlik yaptım? Yetiştirdiğim &ouml;ğrenciler evlenip &ccedil;oluğa &ccedil;ocuğa bile karıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Pek&acirc;l&acirc; &ouml;yle olsun bakalım.&rdquo; Kafamı kaldırıp etrafıma bakındım. Sokağın başındaki bakkal dikkatimi &ccedil;ekti. &ldquo;Şu bakkaldan iki &ccedil;iklet alıver yerime. Utanırım şimdi bu koca karı halimle &ccedil;iklet istemeye. Al şu parayı da.&rdquo; Bir yandan konuşup bir yandan &ccedil;antamdan kuruşları &ccedil;ıkarıyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&Ccedil;ocuk ayağa kalkıp ellerindeki kiri pası &uuml;zerindeki eskimiş kıyafetlerle sildi. Minik avucuna kuruşları sıkıştırıp bakkala koşunca buruşmuş bileğimdeki k&uuml;nyeyi zor bela &ccedil;ıkardım. &Ccedil;ocuğun hemen &ouml;n&uuml;ndeki kunduranın i&ccedil;ine atıverdim. &Ccedil;ocuk elinde iki &ccedil;ikletle koşup gelince telaşa kapıldım. &ldquo;Yahu seni de yordum oraya kadar. Ağzımda diş mi kaldı ki &ccedil;iklet istiyorum senden. Sende kalsın onlar &ccedil;ocuğum. G&uuml;le g&uuml;le. Allah&rsquo;a ısmarladık.&rdquo; Kire&ccedil;ten &ccedil;ıtır &ccedil;ıtır sesler gelen dizlerime y&uuml;klenip var g&uuml;c&uuml;mle oradan uzaklaştım. &Ccedil;ocuk arkamdan bakmakla yetindi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Birka&ccedil; adım ileride elinde tefle ayı oynatan esmer tenli bir adam dikkatimi &ccedil;ekti ve onu neşeyle izleyen genciyle yaşlısıyla insan s&uuml;r&uuml;s&uuml;. Birka&ccedil; saniye izleyip yoluma devam ettim. Her &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;tiğim d&uuml;kk&acirc;ndan gelen m&uuml;zik sesi beni maziye g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu. Bunamayı geciktiriyormuş eski şarkıları dinlemek, Cennet dediydi ge&ccedil;enlerde. İnci&rsquo;ye emirler yağdırır olmuştu bu m&uuml;zikleri dinlemem konusunda. Bir mahalle arasına yolum sapınca g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ler artmaya başladı. Elinde g&uuml;ğ&uuml;mle bağırarak s&uuml;t satan bir adam, pencereden aşağıdaki bakkala sepet sarkıtan kadınlar, el arabasıyla sebze meyve satan esnaflar, kaldırımda sek sek oynayan &ccedil;ocuklar, bir arabanın &ouml;n&uuml;nde lisanından anlamadığım bir dilde m&uuml;zik dinleyip g&uuml;l&uuml;şen gen&ccedil;ler. T&uuml;m bu heng&acirc;me benim ve &ccedil;ocuklarımın hayatına &ccedil;ok uzaktı. Ben ve &ccedil;ocuklarım b&ouml;yle mahallelerde b&uuml;y&uuml;memiştik. Biraz hoşuma gitti, hatta bir yaşıma daha girdim diyebilirdim. Pencereden pencereye sohbet edip ay &ccedil;ekirdeği yiyen iki kadın beni g&ouml;z hapsine almıştı. Mahallelerinde b&ouml;ylesi bir ihtiyar g&ouml;rmeye alışık değillerdi anlaşılan.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kalbimden g&ouml;zlerime yansıyan bir duygu vardı, kimsenin g&ouml;remediği. İ&ccedil;imde bangır bangır bağırıyordu t&uuml;m s&ouml;ylemek istediklerim. G&ouml;ğs&uuml;mde her saniye y&uuml;kselen bir alev vardı. Bir işaret bekliyordu, ufak bir işaret. Ah biri sorsaydı keşke, ruhunu ağırlaştıran o y&uuml;klerin sebebi ne diye. Şimdi bu taşlı yollarda paytak paytak dolanırken yaşadığım t&uuml;m pişmanlıklar ve daha niceleri i&ccedil;ime sığmaz olmuştu. Bir nevi vedalaşmaydı benimkisi, &ouml;nce Beyoğlu&rsquo;na sonra İstanbul&rsquo;a.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n bu mahalleden ilk ve son ge&ccedil;işim<i>.</i><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bu yaşıma kadar hep &ccedil;ok mutlu olduğumu, hayatımın sorunsuz ilerlediğini savunurdum. Tesad&uuml;f eseri şahit olduğum birka&ccedil; c&uuml;mle nasıl da yerle bir etmişti beni. Kanser, ila&ccedil;lar, hastane koridorları, yaşadığım kayıplar&hellip; Hi&ccedil;biri &ccedil;ocuklarımın bana yaşattıkları kadar yakmamıştı canımı. Meğer ne acı bir şeymiş hayal kırıklığı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez g&uuml;neşin batışını g&ouml;r&uuml;yorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">G&uuml;neş acelesi olmadan denizin dibine g&ouml;m&uuml;l&uuml;yordu. G&ouml;ky&uuml;z&uuml; kızıla d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;, herkes evine &ccedil;ekiliyordu. Boynumda gen&ccedil;liğimden kalma kolyenin soğukluğunu hissettim. Belki de bu &ouml;l&uuml;m&uuml;n soğukluğuydu. Yakın bir vakitte geleceğinin haberini duyuruyordu. Tenimde bir &uuml;rperti hissettim. Denizin esintisi miydi bu t&uuml;ylerimi okşayan yoksa &ouml;l&uuml;m&uuml;n şefkati miydi beni g&uuml;l&uuml;mseten?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez martıların sesini dinliyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez denizin sesini dinliyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">G&uuml;c&uuml;m yetseydi ya, sahil boyunca koşardım. Tıpkı gen&ccedil;liğimdeki gibi. Nefes nefese sahil boyunca y&uuml;r&uuml;rken evimin &ccedil;atısını uzakta g&ouml;r&uuml;r gibi oldum. Bug&uuml;n evime son gidişim olmasını o kadar istedim ki. Her kelimesi bı&ccedil;ak gibi saplanan o c&uuml;mlelerden sonra evimde bir g&uuml;n daha yaşamak istemiyordum. İnci beni yıkarken Cennet&rsquo;in bana iğrenerek bakmasına dayanamazdım. İnci bana yemek yedirirken Ebru&rsquo;nun &ouml;lmemi istemesini sindiremezdim. Avluda oturup kahve i&ccedil;erken Sel&ccedil;uk&rsquo;un bunadığım i&ccedil;in &ccedil;ocukları benden uzak tutmasına seyirci kalamazdım.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez evime gideyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Sokaklardaki insan sayısı yok denecek kadar azalınca kunduralarımın taşlı yollarda &ccedil;ıkardığı sesler &ccedil;oğalmıştı. Bir k&ouml;pek hi&ccedil; durmadan havlıyordu. Hava da iyice soğumuştu. Evime yaklaşmıştım ama girmeye cesaretim yoktu. Eğer son nefesimi vermiyorsam ne &ouml;nemi vardı o eve girmenin? Nelere direnmiştim bug&uuml;ne kadar, ne sayısız acılara g&ouml;ğ&uuml;s germiştik Ag&acirc;h Bey&rsquo;le. Nasıl oluyordu da t&uuml;m o acılar bu birka&ccedil; s&ouml;ylemin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;iyordu? Bunu nasıl başarıyordu? İstediğin olsun Beyoğlu, ben kırık bir kalple &ouml;leyim sen de bir başkasını bul kendine, i&ccedil;ine &ccedil;ekip cayır cayır kavuracağın.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Evimin &ouml;n&uuml;ne geldiğimde yorgunluktan bitap d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;m. Dizlerim zangır zangır titriyordu hem korkudan hem y&uuml;r&uuml;mekten. Evimin t&uuml;m ışıkları yanıyordu. Hatta bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml; var gibiydi. Birka&ccedil; ağlama sesi geliyordu kulağıma birka&ccedil; da bağırış. M&uuml;ge pencere kenarındaydı Elindeki telefon ahizesine sımsıkı sarılmış biriyle ağlayarak konuşuyordu. Beni g&ouml;r&uuml;nce ağlaması &ccedil;oğaldı, telefonu elinden fırlatıp g&ouml;zden kayboldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Geldi!&rdquo; diyordu M&uuml;ge bağırarak. Boynuma astığım ufak &ccedil;antamdan anahtarı ararken heybetli demir kapı b&uuml;y&uuml;k bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml;yle a&ccedil;ıldı. T&uuml;m &ccedil;ocuklarım, torunlarım, Haşim Bey ve sayısız polis avluya doluşmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Ne bu g&uuml;r&uuml;lt&uuml;? Ne diye toplandınız b&ouml;yle?&rdquo; hi&ccedil;birini umursamadan yanlarından ge&ccedil;ip evime girmeye yeltendim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Anacığım nerelerdesin ka&ccedil; saattir? &Ccedil;ok merak ettik!&rdquo; Ali ağlamaktan kızarmış g&ouml;zleriyle kolumdan tutunca var g&uuml;c&uuml;mle elimi &ccedil;ektim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;Bu yaşımdan sonra bir de hesap mı vereceğim? Geldim işte. Dağılabilirsiniz,&rdquo; deyince daha &ccedil;ok sinirlendiler. Sel&ccedil;uk mahcubiyetle polisleri ve Haşim Bey&rsquo;i g&ouml;nderdi. Polisler gereksiz meşguliyetin vermiş olduğu bir &ouml;fkeyle ve aynı zamanda bulunmuş olmamın verdiği rahatlamayla evimden ayrıldılar. Haşim Bey de &ccedil;antasındaki t&uuml;m sağlık malzemelerini gelir gelmez benimle ilgilenmek i&ccedil;in masaya dizmişti. G&ouml;z ucuyla masaya bakıp i&ccedil;eriye girince mahzunlukla eşyalarını geri toplayıp usulca karanlığın i&ccedil;inde kayboldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez evimin merdivenlerinden &ccedil;ıkıyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Kat kat olmuş ve buruşmuş, t&uuml;m g&uuml;c&uuml;n&uuml; kaybetmiş ellerime y&uuml;klenerek merdiven korkuluklarına tutundum. Sabahki g&uuml;c&uuml;m&uuml; kaybetmiştim ve bunu, odamın ka&ccedil;ıncı kapının arkasında olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek bulunca anladım. Halıların desenleri, duvarların renkleri, koridordaki &ccedil;i&ccedil;eklerin kokusu ve daha bir&ccedil;ok şey g&ouml;z&uuml;mde silikleşmişti. &Ccedil;i&ccedil;eklerin kokusunu alamıyordum, yağmurun sesini duyamıyordum, ayaklarımın yere bastığını hissedemiyordum. Ciğerlerimden isyank&acirc;r sesler işitiyordum sadece ve aldığım kısa nefesleri. Artık ne ileriye gidebiliyordum ne de geriye. Sanırım ben, yok oluyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Bug&uuml;n son kez yağmuru tenimde hissediyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Odamın penceresini a&ccedil;ıp yağmur damlalarının y&uuml;z&uuml;me tokat atmasına izin verdim. Bir yaşam belirtisi istedim doğa anadan. H&acirc;l&acirc; hayatta olduğumu kanıtlamak isterdim. Son nefesimi veriyor olsam da benliğimden hi&ccedil;bir şey kaybetmemek isterdim. Ben buradayım demek isterdim. Bu da doğayla vedalaşma merasimiydi bir nevi. R&uuml;zg&acirc;rın uğultusuna karışan birka&ccedil; isyan sesi kulaklarıma doluyordu. İnci yanımdaydı; onun arkasında da &ccedil;ocuklarım. İnci usulca kıyafetlerimi değişti, ağır ağır yemeğimi yedirdi. Tam o sırada Cennet&rsquo;in g&ouml;zlerinin tam i&ccedil;ine baktım. Hi&ccedil; aklına gelmeyecek miydim &ouml;ld&uuml;kten sonra? Hi&ccedil; i&ccedil;i sızlamayacak mıydı beni bir başka kadına emanet ederken? Hi&ccedil; mi vicdan azabı &ccedil;ekmeyecekti beni kırık kalbimle uğurlarken?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Akrep ve yelkovanın acımasız ilerleyişine mağlup gelmişti ihtiyar ruhum. Kuş kadar hafiflemiş bedenimi yatağa serince &ouml;l&uuml;m&uuml;n soğukluğunu hissetmeye başlamıştım. G&ouml;zlerim son kez g&ouml;r&uuml;yordu, kulaklarım son kez duyuyordu, ellerim bir tene son kez dokunuyordu ve kalbim, seksen iki senedir bana karşılıksız hizmet eden yorgun kalbim artık pes ediyordu. Zamanın azizliğine uğramıştım adeta ki bu yaşıma rağmen hen&uuml;z g&ouml;remediğim veya g&ouml;rmek istediğim bir&ccedil;ok y&acirc;d edemeyeceğim anılara h&uuml;z&uuml;nleniyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&Ouml;l&uuml;m kapıma kadar gelmişti artık. Beni korkutmak istemez gibi selamlaşıyordu &ouml;nce.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&ldquo;S&uuml;reyya Hanım!&rdquo; adımı duyuyordum sanırım ve elleriyle ellerimi tutup bir yaşam ışığı g&ouml;rme umuduyla g&ouml;zlerime bakan İnci&rsquo;yi g&ouml;r&uuml;yordum. G&ouml;z pınarlarından akan renksiz sıvı ellerime d&uuml;ş&uuml;yordu. Sadece ondan değil, odadaki herkesten yalvarış ve ağlama sesleri duyuyordum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&Ouml;l&uuml;m&uuml;n sessizliği kulaklarımı sağır ediyordu şimdi ve ruhumun ilmek ilmek s&ouml;k&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hissediyordum. &Ouml;nce ayaklarım karıncalanmaya başladı. Daha sonra t&uuml;m v&uuml;cuduma yayıldı. Kaskatı kesilmiştim. Boncuk boncuk ter akıyordu alnımdan. &Ouml;l&uuml;m kulağıma fısıldayacak kadar yakınımdaydı artık. Tenime dokunuyordu ve dokunduğu yeri kasıp kavuruyordu. Hayat oyununu tamamladın, diyordu sanki. Şimdi ger&ccedil;ekleri g&ouml;rme zamanı geldi diyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Odadaki g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ler tamamen kesildi ve bedenim hi&ccedil;bir şeyi hissedemiyordu. Ruhum bedenimden &ccedil;ekip &ccedil;ıkarmıştı sanki kendisini. Sanki bug&uuml;ne kadar i&ccedil;imde bir tutsak olarak duruyordu ve &ouml;l&uuml;m&uuml;m, ruhumun &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ilk g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. G&ouml;zlerim hi&ccedil; se&ccedil;emiyordu artık ve sağa doğru istemsizce kayarken g&ouml;zyaşından ıslanan elim boşluğa d&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">***<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Gramofondan tiz ve kesik kesik gelen ses seneler &ouml;ncesinde yaşadıklarımı cesurca g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;ne seriyordu. Seneler &ouml;ncesindeydim şimdi ve Ag&acirc;h Bey yanımdaydı, &ccedil;ocuklarım k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;. Evimizin avlusundaydık. &Ccedil;ocuklarım bah&ccedil;ede koşturuyordu ve ben genceciktim. Ne ellerimde ne de y&uuml;z&uuml;mde kırışıklık vardı. Boyum upuzun belim incecikti. Hareketlerim ağır değildi. &Ccedil;ocuklarım g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nden sırayla koşarak ge&ccedil;iyordu. Yanlarına gitmeye &ccedil;alışıyordum ama ben onlara yaklaştık&ccedil;a onlar da benden uzaklaşıyordu. Dokunamıyordum onlara, kucağıma alıp &ouml;pemiyordum. Ayrı d&uuml;nyalardaydık sanki. Hemen arkalarında Kinyas ve İnci ge&ccedil;iyordu. Onlar da k&uuml;&ccedil;&uuml;klerdi ve beraber g&uuml;l&uuml;şerek konuşuyorlardı. Bu sefer onların yanlarına gitmeye yeltendim ve yine ben yaklaştık&ccedil;a benden uzaklaştılar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Avludan mutfağa girince Ag&acirc;h Bey&rsquo;i g&ouml;rd&uuml;m. Bana bakıp g&uuml;l&uuml;msedi. &Ouml;zlem o kadar acayip bir duyduydu ki ne kadar &ouml;zlesen de g&ouml;remeden bunu anlayamıyordun ve ben ge&ccedil;en o kadar senede d&uuml;nyalar kadar &ouml;zlediğim Ag&acirc;h Bey&rsquo;i g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m şu saniyelerde anlamıştım. Yan yana idik şimdi ve benden uzaklaşmıyordu. Konuşmuyordu ama g&ouml;zleri dile gelmişti adeta ve senelerin &ouml;zlemini haykırıyordu. G&ouml;zlerimizle iletişim halindeydik ve bu seneler s&uuml;rse yine de şik&acirc;yet etmeyecek gibiydik.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Ag&acirc;h Bey&rsquo;i aşağıda bırakıp yukarıya &ccedil;ıktım. Odaları tek tek gezdiğimde her şey hatırlamak istediğim gibiydi. Her detayı Ag&acirc;h Bey&rsquo;le istediğimiz şeklindeydi. Odamıza girdiğimde t&uuml;m &ccedil;ocuklarım son g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m yaşlarındaydı ve ben&hellip; T&uuml;m zarafetimle yatağımızda uzanıyordum. Herkes ama herkes ağlıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">&amp;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">T&uuml;m ev ahalisi ağlıyordu. S&uuml;reyya Hanım kırık kalbi ve i&ccedil;ine attığı t&uuml;m h&uuml;z&uuml;nleriyle birlikte veda etmişti. İnci beyaz &ccedil;arşafı S&uuml;reyya Hanım&rsquo;ın &uuml;zerine serdi usulca, incitmeden. Komodinin &uuml;zerinde duran zarfa g&ouml;z&uuml; ilişti. Ali hiddetle zarfı eline alıp a&ccedil;tı ve sinirle okudu. S&uuml;reyya Hanım t&uuml;m ama t&uuml;m mal varlığını İnci&rsquo;ye ve Kinyas&rsquo;a bırakmıştı. Kızları &uuml;z&uuml;nt&uuml;yle ve sinirle ağlamaya devam ettiği sırada İnci manevi annesine son kez baktı. Minnet duygusunun yanı sıra mahcubiyet i&ccedil;erisindeydi. Eve geldiği ilk g&uuml;nden bug&uuml;ne kadar t&uuml;m fedak&acirc;rlıklarını zihninde canlandırdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 19.85pt;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif;">Beyoğlu&rsquo;ndan bir S&uuml;rey</span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: 12pt; text-indent: 19.85pt;">ya ge&ccedil;ti İstanbul. Koca y&uuml;rekli bir S&uuml;reyya idi ki herkesi hi&ccedil;e saymıştı manevi kızı uğruna. Bunu sakın unutma.</span></p>
<p><!--EndFragment--></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gecenin Döngüsü 18. Bölümden Kesit</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gecenin-dongusu-18-bolumden-kesit</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gecenin-dongusu-18-bolumden-kesit</guid>
<description><![CDATA[ Bu ne! Telefonu elimden düşürdüm Henry konuşuyordu ama anlayamıyordum çünkü önümde 4 tane mankenlere taş çıkartıracak kişi var. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_633620f20dffc.jpg" length="54911" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Sep 2022 01:51:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeyneppiyan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>His</title>
<link>https://edebiyatblog.com/his</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/his</guid>
<description><![CDATA[ Herkes nereye gidiyor? Bu telaş ne için? Kalabalıklar halinde bir yetişme çabası... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_69204c16cfa91.jpg" length="37648" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 28 Sep 2022 01:20:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Juzzehra</dc:creator>
<media:keywords>His, sahil, dinginlik, düşünce</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sahilde insan akışını izliyorum. Herkes nereye gidiyor? Bu telaş ne için? Kalabalıklar halinde bir yetişme çabası... Vapurların birisi gidiyor, birisi geliyor. Herkes gergin, huzursuz. Bu gerginliğin arasında kuşlar uçuşuyor etrafta. Onlar da telaşlı görünüyor gerçi. Acaba insanoğlunun bu hızına mı uyum sağlamaya çalışıyorlar? </p>
<p>Yürüyorum kalabalığın arasından. Kimisi omuzuma çarpıyor, kimisi çantama. Dalgınlıkla yürüyorum denize doğru. Hani dünya durmuş da sadece senin kulaklığındaki müzik oynuyormuş gibi hissedersin ya. Tam o anın içinde kayboldum... Kulaklıkta 'Madrigal- Ne Zamandır Sendeyim'. Arada bir gözlerimi kapatıp kendimi bu dünyadan soyutlanmış gibi hissediyorum. Gözlerimi tekrar açtığımda yine aynı kargaşa... Omzuma dokunan bir çift elle kendime geldim bir anlık. Üzerimdeki beyaz ceketim çamura batmış, fark etmemişim bile. Bir teyze kibar bir tonda uyarıp gitti. Önceden olsa en sevdiğim üstüm bu diyerek alel acele silmeye çalışırdım paçalarını. Ama öylece baktım gömleğin uçlarına ve orada kurumalarına izin verdim çamur parçalarının. Şu an hissettiğim kadar siyah değildi en azından. Geçerdi.</p>
<p>Psikoloğuma o kadar ağladım ki, gözlerim hala yanıyordu. 'Karanlık bir kuyuya itilmişsin, o kuyu o kadar karanlık ki, aynadaki yansımanı bile göremiyorsun. Güzelliğinin ve kendinin farkında değilsin.' Bu cümlesi yankılanıyor kulaklarımda. Haklıydı. Kendimi o kör kuyuda bir kurtarıcıyı beklerken yaşlandırıyorum. Gönderilen her dikenli halatı bir kurtarıcı bilip, ellerimi kesme pahasına asılıyorum ve her asılmanın sonunda, kopan o halatla birlikte aşağıda buluyorum kendimi tekrar ve tekrar.</p>
<p>'Bir kurtarıcı beklemek yerine, o kuyudan kurtulmak için basamaklar inşa etmen gerekiyor kendine. Gerekirse tırnaklarınla kazıyacaksın, ellerini yaralayacaksın ama bunu başarman gerekiyor.'</p>
<p>Sahiden, neyi bekliyordum? Kimi bekliyordum? Ailem tarafından bile dışlanıyorum. Yalnızlaştırılıyorum. Kendimden başka kimim var ki? O basamakları birer birer inşa etmem gerektiğini tekrar ediyorum kendi kendime. Kalkıp yürümeye başlıyorum usulca sahilde. Rüzgarın yüzümü okşamasına izin veriyorum. Geçecek biliyorum, zor da olsa bir gün bu boşluk hissinin yerini, güzel duygularla dolduracağım...</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x_633376c7bbeed.jpg" alt="" width="723" height="482"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadın Neden Kırmızıyı Severdi Ki?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/2-kadin-neden-kirmiziyi-severdi-ki</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/2-kadin-neden-kirmiziyi-severdi-ki</guid>
<description><![CDATA[ Not: Kırmızı Şemsiyeli Kadın giriş ve 1. bölümünün ardından 2. Bölümüdür. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6327915579f49.jpg" length="77053" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 19 Sep 2022 00:46:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>marfrancesniko</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yanındaki kadının evine gelmişlerdi sonunda. Kadın</em>&nbsp;<em>binaya girerken arkasını d&ouml;n&uuml;p g&uuml;l&uuml;msedi ve kapı kapandı. Kadının g&ouml;receğini bilerek o da g&uuml;l&uuml;msedi. Ardından sokağın sonundaki k&ouml;şeden sağa d&ouml;nd&uuml;. Koşmaya başladı. Boğazının yandığını hissedebiliyordu. Dudakları titriyordu. Evine kadar koştu. İlk defa bir şey i&ccedil;in acele etmiş, ilk defa bir şey i&ccedil;in koşmuştu. Dairenin kapısını a&ccedil;arken g&ouml;zleri de buğulanmaya başlamıştı. Girer girmez dizlerinin bağı &ccedil;&ouml;z&uuml;ld&uuml;. Kapattığı kapıya dayadı sırtını. Kapının yanındaki sehpadan zarfı aldı. Kartı a&ccedil;ar a&ccedil;maz tuttuğu yaşlar y&uuml;z&uuml;ne boca etti. Kabullenmek istemediği ger&ccedil;eklik y&uuml;z&uuml;ne soğuk su gibi &ccedil;arpmışt</em>ı.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>****</p>
<p></p>
<p>Kırmızı tuğlalı binaların tablo gibi manzaralarına alışmış da olsa izlemekten alıkoyamadı kendisini. Kırmızı tuğlalı binaların yağmur sonrası nemli kokusu taze kahve kokusu ile karışırken işe odaklanması m&uuml;mk&uuml;n değildi. Sandalyedeki paltosunu &uuml;zerine ge&ccedil;irdi ve dolabını kilitleyerek dışarı &ccedil;ıktı. Kırmızı tuğlalı binalar, yağmur sonrası nemli kokusu bir şey anımsatıyordu. Ancak eksik bir şeyler vardı. Yıllardır her yağmur kokusunda aradığı, her kahvecide tanıdık gelen bir şey. Cevap uzak olduğu kadar yakındı.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>"Hakan Bey hepinizi toplantı i&ccedil;in odasına &ccedil;ağırıyor."</p>
<p></p>
<p>Aklında kendisinden bağımsız ilerleyen olaylar dizisi, masasındaki telefondan gelen tiz ses ile b&ouml;l&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Asla aşağı inmediğini kanıtlarcasına kuru olan kahverengi paltosu, d&uuml;zenlediği son yazıların yanında sessizliğini koruyordu. Paltosu ve &ccedil;antası ile birlikte mavi dosyadaki yazıları da alarak hemen &uuml;st kattaki edit&ouml;r&uuml;n odasına gitti.</p>
<p></p>
<p>Ekip arkadaşlarının hepsi oradaydı, edit&ouml;r dışında.</p>
<p></p>
<p>Masanın u&ccedil; tarafındaki sandalyesine yerleştikten sonra camdan bakınmaya başladı. Kırmızı tuğlalı binalar, yağmur sonrası nemli koku ve- Ve ne vardı? Eksik par&ccedil;a neydi? Kahve kokusunu anımsatıyordu.</p>
<p></p>
<p>"Sen ne dersin?"</p>
<p></p>
<p>Yine kendisine hitap edilmesiyle d&uuml;ş&uuml;nceleri b&ouml;l&uuml;nm&uuml;şt&uuml;.</p>
<p></p>
<p>"Konu neydi?"</p>
<p></p>
<p>"Derginin yeni sayısı satış rekorunu kırdı ya onu kutlamak i&ccedil;in yemeğe gideceğiz yarın. Sen ne dersin?"</p>
<p></p>
<p>Dergi satış rekoru mu kırmıştı? Rekoru kırmak kutlanacak bir şey miydi? Sahi en son ne zaman katkısı olduğu 70 sayfalık b&uuml;y&uuml;k puntolu kitapları okumuştu?&nbsp;</p>
<p></p>
<p>"&Uuml;zg&uuml;n&uuml;m gelemeyeceğim."</p>
<p></p>
<p>"Mızık&ccedil;ılık yapma ama. Ne zaman kutlama yemeği olsa her seferinde bahane buluyorsun."</p>
<p></p>
<p>Sarışın kadına anlam veremedi. Mızık&ccedil;ılık mı yapıyordu ger&ccedil;ekten? Her seferinde mi? Gitmek zorunda hissettiği i&ccedil;in gideceği bir yere gitmek istemiyordu. Yapmacık g&uuml;l&uuml;şlerin altında derme &ccedil;atma &ccedil;atı katlarına sakladıkları gizli kıskan&ccedil;lığın kahkahalarına katlanmak istemiyordu. Sarışın kadına başını anlamsızca sallayarak saatine baktı. 17.40. Edit&ouml;r her zamanki gibi 10 dakika ge&ccedil; kalmıştı.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>"Ge&ccedil; kaldığım i&ccedil;in &uuml;zg&uuml;n&uuml;m arkadaşlar direkt konuya giriyorum."</p>
<p></p>
<p>Her hafta sonu toplantısının klasik giriş c&uuml;mlesini tekrarlamıştı kır sa&ccedil;lı adam. Hemen bitirip evine gitmek istiyordu ancak kır sa&ccedil;lı edit&ouml;rleri lafa tuttuk&ccedil;a tutuyordu. Saat 17.55 olmuştu.</p>
<p></p>
<p>"Evet arkadaşlar gelecek haftanın başında Eyl&uuml;l ayı programının ortalarına girmiş olacağız kendinizi ona g&ouml;re hazırlayın."</p>
<p></p>
<p>Eyl&uuml;l ayı. Eyl&uuml;l'de bir şeyler olduğunu hatırlıyordu. Tekrar yağmur ve kırmızı tuğlalı binalar.</p>
<p></p>
<p>"Hakan Bey, Bazı arkadaşlarımızı yemeğe gelmeye ikna edemiyoruz. Siz bir el atsanız iyi olur."</p>
<p></p>
<p>Aklı Eyl&uuml;l ayındayken sarışın kadının hala onu kolundan tutup yemeğe s&uuml;r&uuml;klemeye &ccedil;alışmasını d&uuml;ş&uuml;nmek istemiyordu.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>"Arkadaşlar hepiniz yarın gelmek zorundasınız, yarın ekibimize yeni katılan yazarlarımız&nbsp; da bizimle olacak. L&uuml;tfen gelin ve m&uuml;mk&uuml;nse normal davranın."</p>
<p></p>
<p>Başını saklamakla yetindi. Normal davranmak. Neye g&ouml;re normal davranacaktı ki? Herkesin kabul edip yaptıkları ger&ccedil;ekten normal miydi? Kahverengi paltosu onu anlıyordu.</p>
<p></p>
<p>Herkes gibi ayaklanıp paltosunu giydi ve mavi dosyalı belgelerini &ccedil;antasına attı. Yorulmuştu. D&uuml;ş&uuml;nceleri onu yoruyordu.</p>
<p></p>
<p>"Ha arkadaşlar, yarın akşama kadar metinlerinizi mail adresime g&ouml;nderin. Genel m&uuml;d&uuml;re sunacağım."</p>
<p></p>
<p>İsteyeceği son şey bile değildi &ouml;yk&uuml;lerine zorla yazmak. Her seferinde eksikliğini hissettiği bir duygu ile yazmak istemiyordu. Hikayesi k&ouml;t&uuml; bir hikaye değildi ancak diğerleri kadar oturmamıştı. Hala kahve kokusu eksikti. Hala bir şey eksikti. Ama edit&ouml;r asla anlamayacaktı. Ekip de asla anlamayacaktı. Başını sallamakla yetindi.</p>
<p></p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k demir kapının yanındaki kutudan isminin yazılı olduğu kırmızı şemsiyeyi aldı. Yağmur yağıyordu hala. Kırmızı tuğlalı binaların rengi koyulaşmıştı. Daha az &ouml;nce tozlu turuncu değil miydi?</p>
<p></p>
<p>Sadece y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Aklını boşaltabildiği kadar boşalttı ve hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden kontrol&uuml; elden bıraktı. Kahve kokusunun onu g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yere gitmek istiyordu. Eve gitmesi gerektiğini, yazması gereken yazıları her şeyi silip atmak istiyordu. Uzun zamandır aklını kurcalayan kahve kokusunu bulmak istiyordu. Eksik par&ccedil;ayı, kahve ve yağmur sonrası toprak kokusunu, kırmızı tuğlalı binaları. Sadece aramak istiyordu. Bulmak ile bulmamak arasında kalmak belki, belki de sadece kafasını kurcalayan şeyi &ccedil;&ouml;zmek. Kim bilir tam ulaşacağı an kaybedeceği bir par&ccedil;asını arıyordu belki de. Yağmurun onu g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yeri takip etti sadece. Kahverengi paltosu ıslandığında eve girmişti.</p>
<p></p>
<p>&Ccedil;antasını ve paltosunu askıya astıktan sonra kendini koltuklardan birine attı. Yorulmuştu. Yağmur yağdığı i&ccedil;in bacakları da ağrıyordu. G&ouml;zlerini kapatsa sabaha kadar uyuyacak uykusu olmasına rağmen uyuyamıyordu. Kahve kokusunu &ouml;zlemişti.</p>
<p></p>
<p>"Kahve kokusunu bulamadın mı?"</p>
<p></p>
<p>Başını kaldırıp tekli koltukta oturan adama baktı. Kahve kokusunu anlayan tek kişi oydu.</p>
<p></p>
<p>"Bulmam mı gerekiyordu?"</p>
<p></p>
<p>"Soruyu değiştirelim biraz. Bulmak i&ccedil;in mi arıyorsun yoksa aramayı sevdiğin i&ccedil;in mi bulmuyorsun?"</p>
<p></p>
<p>İsterse bulabilirdi mesela. Sadece bulmamayı tercih ediyordu.</p>
<p></p>
<p>"Her ikisi de diyemez miyiz?"</p>
<p></p>
<p>"Evet mi hayır mı sorusuna hem evet hem hayır diyebilir misin?"&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Diyebilir miydi? Diyemezdi. Belki diyebilirdi. Ama diyemeyeceğini karşısındaki adam da kendisi kadar iyi biliyordu. Soruyu cevapsız bırakmakla yetindi.</p>
<p></p>
<p>"Balık aldım gelirken."</p>
<p></p>
<p>*****</p>
<p></p>
<p>"Yani kısaca adam kadının gizemini &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışıyor, &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alıştık&ccedil;a merakı artıyor ve bu merak da aşka d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor, değil mi?"</p>
<p></p>
<p>Kadın elindeki bardağa biraz daha su koydu ve başını salladı. Kırmızı Şemsiyeli Kadın i&ccedil;in başka bir g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n de fikrini alması gerekiyordu. Edit&ouml;r veya sarışın kadın gibi insanlara ihtiyacı yoktu.</p>
<p></p>
<p>"Ve kadın, adam ona soru sorduğu zaman g&uuml;l&uuml;mseyerek arkasını d&ouml;n&uuml;p gidiyor, doğru mu?"</p>
<p></p>
<p>Başını tekrar salladı. Sanırım bilinci onu terk ediyordu.</p>
<p></p>
<p>"Ancak yanlış bir şeyler var."</p>
<p></p>
<p>Yanlış bir şey mi? Dalıp gitmeye hazırlanan bakışları, yanlış s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; duyunca p&uuml;r dikkat kesilmişti. Yanlış bir şeyler olma ihtimali yoktu. Doğru yazmıştı. Doğru yazmıştı, değil mi? Sorgulayan g&ouml;zleri, &ouml;nce şaşkınlıkla sonra tekrar sorgulayan bir ifadeyle baktı karşısındaki adama.</p>
<p></p>
<p>"Farkındasın değil mi?"</p>
<p></p>
<p>"Neyin?"</p>
<p></p>
<p>"Yanlış giden şeyin. Hayır, eksik olan şeyin."&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Kadın sustu. Tartışmak istemiyordu. Eksik şeyi bulabilseydi ona sormak zorunda kalmazdı. Doğru hissi aramaktan yorulmuştu. Adamın elindeki kibrite uzandı.</p>
<p></p>
<p>"Buyrunuz matmazel."</p>
<p></p>
<p>Kendi kibritini &ccedil;akar &ccedil;akmaz adama da uzattı elindeki ateşi. Daha sonra pencere kenarına gidip kendini zehirleyen dumanı hissetmek istercesine yavaş yavaş i&ccedil;ine &ccedil;ekti. Zehrin rahatlatan y&uuml;z&uuml;yd&uuml;. G&uuml;l&uuml;msedi. Zehrin rahatlatan y&uuml;z&uuml;ne yakışan, acının tatlı tebess&uuml;m&uuml;yd&uuml;.</p>
<p></p>
<p>"Bug&uuml;n sana bir mektup geldi."</p>
<p></p>
<p>Başını pencereden kaldırıp adama &ccedil;evirdi. Elindeki mektubu sehpaya bırakıp tabakları toplamaya başlamıştı adam. Adamı g&ouml;rmezden gelerek sehpadaki mektuba izmaritini bastı. Mektubun ucunu yırtarak a&ccedil;mayı denedi ama zarf tamamen parampar&ccedil;a olmuştu. Yırtmayı denedik&ccedil;e elleri daha da uyuşuyordu. G&ouml;z kapaklarının yavaş yavaş kapanmaya başladığını fark etti. Bir yere sızıp kalacaktı kesin yine. G&ouml;zleri kapanmıştı bile.</p>
<p></p>
<p>"Yatağına g&ouml;t&uuml;relim artık seni."</p>
<p></p>
<p>G&ouml;zlerini a&ccedil;tı o sırada gen&ccedil; kadın. Sehpanın yanına oturup uyuyakalmıştı yine. Karşısındaki adamın onu kaldırmasına izin verdi ve yine ona tutunarak odasına gitti. Kapısı kapandığında artık tek başınaydı.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>*****</p>
<p><em>Kadının arkasından bakakaldı adam. Aklındaki sorular her zamanki gibi tatlı bir tebess&uuml;mle cevapsız kalmıştı. Ancak bu seferkinin farklı olduğunu i&ccedil;ten i&ccedil;e hissedebiliyordu gen&ccedil; adam. Kadının y&uuml;z&uuml;ndeki tebess&uuml;m, hayal kırıklığı ve k&uuml;&ccedil;&uuml;mseme dolu g&ouml;zlerle her zamankinden farklı bir anlam kazanmıştı. Onu ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; yerde, yine aynı elbise ve aynı şemsiye ile yine yağmurun altında aynı bakışı sunmuştu. Biliyordu gen&ccedil; adam. Kadının zamanının geldiğini i&ccedil;ten i&ccedil;e hissediyordu ancak kabullenemiyordu. Sanki onunla hayata başlamış ve yine onunla bitirecekmişcesine yaşıyordu. Ama zihninin en derinlerinde bastırmaya &ccedil;alıştığı o ses kendisine fısıldıyordu. Gidecekti. Hayatını adayacağı kadın gidecekti. Kırmızı Şemsiyeli Kadın. Sahi Kadın kırmızıyı &ccedil;ok severdi. Neden severdi ki? Bunu da soramamıştı. Belki de sormuştu. Hatırlayamıyordu. Kadına o kadar &ccedil;ok soru sormuştu ki... Ancak hatırladığı tek şey hi&ccedil;bir sorusuna cevap alamadığıydı. Her seferinde g&uuml;l&uuml;mser ve giderdi.</em></p>
<p><em>Kırmızı şemsiyesini hava durumuna bakmaksızın yanında taşırdı. Yağmuru beklerdi Kadın. Kırmızıya ulaşmak i&ccedil;in varması gereken griyi beklerdi yağmurda. Ama adam anlayamamıştı. Adam zaten hi&ccedil;bir zaman anlamazdı. Sadece sorular sorardı. Hoş, zaten g&ouml;rse anlayacağı sorulardan hi&ccedil; vazge&ccedil;memişti. Kendisine bakardı gen&ccedil; adam. S&uuml;rekli izlerdi ama g&ouml;rmezdi. Belki de sorular sormak yerine g&ouml;rmeyi &ouml;ğrenseydi farklı olacaktı. Kadına ihtiyacı da kalmayacaktı. Kadın biliyordu. Gen&ccedil; adam i&ccedil;in kendisi sadece cevaplara ulaşmak istediği bir ara&ccedil;tı. Cevaplar... Cevaplar ayrılık demekti. Bu y&uuml;zden hi&ccedil; sevmezdi Kadın cevaplamayı. Aramak yerine direkt ulaşmayı isteyen bu gen&ccedil; adamın cevapları aldığında kendisine ihtiya&ccedil; duymayacağını biliyordu. Adını bile hatırlamayacaktı belki de Kadının. İstediği bu değildi. Hayatından gelip ge&ccedil;miş biri olmak istemiyordu. Hayatına anlam veren kişi olmak istiyordu. Fakat olmuyordu. Gen&ccedil; kadın ne kadar uğraşırsa uğraşsın adam g&ouml;rm&uuml;yordu. G&ouml;rmeye k&ouml;r birine daha fazla etrafını anlatmak istemiyordu. Gitmeliydi. Belki yeniden başlamalıydı. Sahi en başta nasıl başlamışlardı?</em></p>
<p><em>"Kimsiniz?" Diye sormuştu gen&ccedil; adam. Sevdiği kadına ilk rastladığı o yağmurlu akşamda, onu ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; yerde, sorduğu ilk soru bu olmuştu. Ve yine ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; yerde, son g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde sorduğu son soru da bu olmuştu. "Kimsiniz?" Kimdi bu kadın? Sevdiği kadın, hakkında hi&ccedil;bir şey bilmediği, hi&ccedil;bir zaman tanımadığı, asla tanıyamayacağı, Kırmızı Şemsiyeli Kadın. Kimdi ki Kırmızı Şemsiyeli Kadın? Sahi, Kadın neden kırmızıyı severdi ki?</em></p>
<p><em></em></p>
<p>"Kadın neden kırmızıyı severdi?"</p>
<p></p>
<p>"Bilmem neden severdi ki?"</p>
<p></p>
<p>Kırmızıyı neden severdi ki Kadın? Kim bilebilirdi ki sebebini? Basit insanlara derin bir kadını anlatmaya &ccedil;alışıyordu. Kadın kimdi ki? Neden yağmurda kırmızı arardı?</p>
<p>"Sen neden kırmızıyı seviyorsun?"</p>
<p></p>
<p>"Bilmem neden seviyorum ki?"</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Bavul Dolusu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-bavul-dolusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-bavul-dolusu</guid>
<description><![CDATA[ Geçmişinden kaçmak için yaşadığı şehri terk edip başka bir şehre doğru yolculuğa çıkan yabancıyı gideceği yerde bir sürpriz beklemektedir. ]]></description>
<enclosure url="https://biroykununsatirlari.files.wordpress.com/2021/04/pexels-photo-2289944.jpeg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 17 Sep 2022 15:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, kurgu, düzyazı, öykü, hikâye, geçmiş, anılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1.0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bulutlu bir g&uuml;nd&uuml;. Şehrin otogarı &ccedil;ok yoğun değildi ama tenha da sayılmazdı. Otob&uuml;s&uuml;ne yetişmeye &ccedil;alışan insan kalabalığının arasında bir yabancı da vardı. Elindeki &ccedil;ek&ccedil;ekli bavuluyla otob&uuml;s&uuml;n&uuml;n olduğu perona doğru ilerliyordu. Bavulu &ccedil;ok ağır sayılmazdı, terk etmek &uuml;zere olduğu bu şehirden ayrılırken yanına yalnızca birka&ccedil; par&ccedil;a kıyafet ve elektronik cihazlarını almıştı. İnsanların arasından sıyrılıp peronuna vardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1.0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1.0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Koltuk numaranız ka&ccedil;?&rdquo; diye sordu muavin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1.0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1.0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt;">&ldquo;Otuz,&rdquo; diye cevapladı yabancı.</span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Muavin onun bavulunu bagaja yerleştirirken otob&uuml;se binip arka taraftaki koltuğuna ilerledi. Her zaman yaptığı gibi tekli koltuklardan birini almıştı, yanında yabancılarla seyahat etmeyi oldu olası sevmiyordu. Cam kenarındaki koltuğuna oturup arkasına yaslandı. Artık yabancı olduğu ve her tarafı onu &ouml;ld&uuml;ren anılarla dolu olan bu şehre son kez ş&ouml;yle bir baktı. Bu şehir ona artık bir anlam ifade etmiyordu, bu şehir onun i&ccedil;in bir anlam ifade etmeyi bırakalı &ccedil;ok uzun zaman olmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Beş dakika sonra otob&uuml;s hareket etti. Devasa otob&uuml;s geri geri giderek perondan &ccedil;ıkarken yabancının y&uuml;z&uuml;nde bir tebess&uuml;m oluştu. Nihayet buradan ayrılıyordu ve &ccedil;ok istediği o yeni başlangıcı yapabilecekti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Otob&uuml;s otogardan ayrılıp yola koyuldu. B&uuml;t&uuml;n hayatının ge&ccedil;tiği şehir arkasında kalırken yeni bir sayfa a&ccedil;acağı şehre giden yollar &ouml;n&uuml;nde uzanıyordu. Buradan y&uuml;zlerce kilometre uzaklıktaki şehirde kendisine 1+1 eşyalı bir daire tutmuştu. Şu an eşya konusunda d&uuml;ş&uuml;nmek, telaş etmek ve masraf yapmak istemiyordu. İnternet &uuml;zerinden iletişime ge&ccedil;tiği ev sahibi apartmana vardığı zaman kapıcıyla g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p evin anahtarlarını alabileceğini ona s&ouml;ylemişti. Ev hakkındaki her şeyi halletmişti, tek yapması gereken yeni evine ulaşıp oraya yerleşmekti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Muavin ikram arabasını hazırlarken ona kısa bir bakış attı. Son g&uuml;nlerde hi&ccedil; iştahı olmadığı i&ccedil;in doğru d&uuml;r&uuml;st bir şeyler yiyemiyordu ama sıcak bir kahve i&ccedil;mek ona iyi gelebilirdi. Sonu&ccedil;ta yeni başlangıcını zinde bir kafayla yapması gerekiyordu. Yeni şehirdeki evini tutmuş olsa da o şehirde daha &ouml;nce hi&ccedil; bulunmamıştı ve şehrin otogarından evine gidene kadar epey zaman harcayacaktı. T&uuml;m bu s&uuml;re&ccedil;te ihtiyacı olan en &ouml;nemli şey zinde kalmaktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Başını cama yaslayıp yolu izlemeye başladı. &Ccedil;oğu bu şehrin plakasına sahip olan arabalar hem bulundukları y&ouml;nden hem de karşı y&ouml;nden hızla ge&ccedil;iyordu. Bu arabalar ona hayat yolunda yol alan insanları hatırlattı. İnsanlar da &uuml;st&uuml;nde yalnızca bir kez yolculuk yaptıkları hayat yolunda hızla yol alıyor, &ccedil;oğu zaman yanından ge&ccedil;ip gittiği şeyleri fark edemiyordu. O da bu yolda &ccedil;ok mu hızlı yol alıyordu? Yaşadığı şehri terk etme kararını &ccedil;ok hızlı mı vermişti? Bunun hakkında biraz daha d&uuml;ş&uuml;nemez miydi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Hayır,&rdquo; dedi kendi kendine. &ldquo;Yeterince d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Onu bu şehri terk etmeye zorlayan şey ge&ccedil;mişin ta kendisiydi. Bu şehirde yaşadığı t&uuml;m seneler boyunca birbirinden k&ouml;t&uuml; şeyler yaşamış, &ccedil;oğu g&uuml;n&uuml; savaş gibi ge&ccedil;mişti; sevdiği insanlardan kazıklar yemiş, g&uuml;venip sırtını yasladığı kişiler tarafından sırtına onlarca han&ccedil;er saplanmıştı. Burada yaşadığı s&uuml;re&ccedil;te iyi g&uuml;nleri olmamış mıydı? Elbette olmuştu. Yalnız kalmadan &ouml;nce beraber &ccedil;ok g&uuml;zel zaman ge&ccedil;irdiği arkadaşları olmuştu, &uuml;niversitede istediği b&ouml;l&uuml;m&uuml; okumuştu -her ne kadar iş hayatında bu meslekten tiksinmiş olsa da-, ona g&uuml;zel şeyler hissettiren sevgilileri olmuştu -her ne kadar onlar da kalbini parampar&ccedil;a yaparak ondan ayrılsa da-, pek &ccedil;ok şehri gezip farklı k&uuml;lt&uuml;rler tanımıştı. T&uuml;m bunlar onlarca b&ouml;l&uuml;m&uuml;n olduğu &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml;n sadece bir sayfası olsa da yaşanmıştı ve ona kendini iyi hissettirmişti ama o &ouml;yk&uuml;ye baktığında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; tek şey k&ouml;t&uuml; şeyler ve acı veren ge&ccedil;miş oluyordu. Sanki t&uuml;m iyi g&uuml;nleri siyah bir k&acirc;ğıdın &uuml;st&uuml;ndeki beyaz noktalarmış gibi hissediyordu ve zaman ge&ccedil;tik&ccedil;e grileşiyorlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1.0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Siz ne alırsınız?&rdquo; diye soran muavinle i&ccedil;ine g&ouml;m&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; d&uuml;ş&uuml;ncelerinden kurtuldu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1.0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1.0cm; line-height: normal;"><span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12pt;">&ldquo;Bir kahve alayım,&rdquo; dedi kısık sesle. &ldquo;&Uuml;&ccedil;&uuml; bir arada olsun.&rdquo;</span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Muavin kaynar suyu karton bardağa doldururken bardağa dolan su gibi zihnine dolan anılara lanet okudu. T&uuml;m ge&ccedil;mişini arkasında bırakmaya karar verdiği ve bu y&ouml;nde en b&uuml;y&uuml;k adımı attığı esnada bir anda ortaya &ccedil;ıkan bu d&uuml;ş&uuml;nceler de neyin nesiydi? Neden hatırlayıp kendine acı &ccedil;ektiriyordu?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Buyurun,&rdquo; deyip bardakla kahve paketini uzattı muavin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Kahve paketini a&ccedil;ıp kahveyi bardaktaki suya d&ouml;kmeye başladı. Kahveyle bulanan su, anılarla bulanan zihnine benziyordu. Otob&uuml;se binerken duru olan zihni otob&uuml;se bindikten sonra i&ccedil;eri akın eden anılarla beraber bulanmaya başlamıştı. Oysaki o ge&ccedil;mişi unutacağına ve onu asla hatırlamayacağına dair yemin etmişti fakat unuttuğu başka bir şey vardı: İnsan hafızası kontrol edilecek bir şey değildi, onun ne yapacağına veya yapmayacağına kimse karar veremezdi. &Uuml;stelik o ge&ccedil;mişiyle, yaşadıklarıyla, anılarıyla y&uuml;zleşmeyi denememişti bile, tek yaptığı arkasına bakmadan ka&ccedil;mak olmuştu. İnsan, her şeyden ve herkesten ka&ccedil;abilirdi ama kendisinden ka&ccedil;amazdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Hayır,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Ge&ccedil;miş ge&ccedil;ti ve gelecek geliyor.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Kendini buna inandırdıktan sonra buharı t&uuml;ten kahvesinden b&uuml;y&uuml;k bir yudum i&ccedil;ti. Başını koltuğa yaslayıp g&ouml;zlerini kapattı, yapacağı yeni başlangıcı d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı. &Ccedil;alıştığı şirketin taşındığı şehirdeki şubesindeki işi hazırdı; orada eski iş yerine nazaran pozisyonunu y&uuml;kseltebilir ve iyi arkadaşlar bulabilirdi; yeni evi eskisi gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml; ama orada eski evinde bulamadığı huzuru bulabilirdi; yeni komşuları da sıcakkanlı ve tatlı insanlar olursa onlarla arkadaş olabilir ve apartmanda huzurla yaşayabilirdi.&nbsp; Bunlar hakkında d&uuml;ş&uuml;nmek y&uuml;z&uuml;nde bir g&uuml;l&uuml;msemenin &ccedil;i&ccedil;ek gibi a&ccedil;masını sağladı. Umut, karanlık geceye doğan bir ışık gibiydi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">İki saat sonra bir dinlenme tesisinde mola verdiler. &Uuml;st&uuml;ne ceketini alıp otob&uuml;sten indi. Tesis binasının &ouml;n&uuml;nde durup bir dal sigara yaktı. &ldquo;İllet&rdquo; dediği sigarayı bırakmayı &ccedil;ok kez denemişti ama bunda bir t&uuml;rl&uuml; başarılı olamamıştı. Ne zaman sigarayı bıraktığını s&ouml;ylese ya o g&uuml;n ya da ertesi g&uuml;n k&ouml;t&uuml; bir şey yaşıyordu ve teselliyi yine bir dal sigarada buluyordu. Sigara artık onun arkadaşına, dert ortağına d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;; bunun kendisi de farkındaydı ve bu hoşuna gitmeye de başlamıştı. En azından ona yamuk yapmayan, arkasından kuyusunu kazmayan ve destek olmasa da k&ouml;stek de olmayan bir dostu vardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Tanımadığı biri yanına yaklaştı. &ldquo;&Ccedil;akmağınızı kullanabilir miyim?&rdquo; diye sordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Ceketinin cebinden &ccedil;akmağını &ccedil;ıkarıp ona uzattı. Yanındaki kişi sigarasını yaktıktan sonra &ccedil;akmağı teşekk&uuml;r ederek ona geri verdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Yolculuk nereye?&rdquo; diye sordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Tanımadığı kişinin y&uuml;z&uuml;ne bir s&uuml;re dikkatle baktı. Emin değildi ama aynı otob&uuml;ste yolculuk yaptıklarını sanıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;&hellip;&rsquo;ya,&rdquo; diye cevap verdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Orada birka&ccedil; kez bulundum,&rdquo; dedi yanındaki. &ldquo;G&uuml;zel şehirdir. Oralı mısınız?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Değilim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Ziyaret etmeye gidiyorsunuz o h&acirc;lde?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Hayır, orada yaşamaya başlayacağım.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Yeni taşındınız demek. Hayırlı olsun.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Ne işle uğraşıyorsunuz?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Tanımadığı bu yabancının bu kadar kişisel sorular sorması sinirini bozsa da belli etmedi. &ldquo;Bir şirkette &ccedil;alışıyorum,&rdquo; dedi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Yeni bir iş yeri ilk başta insanı &ccedil;ok gerer ama zamanla alışırsınız.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Ben de &ouml;yle umuyorum,&rdquo; dedi. Sonra &ccedil;ok soğuk davrandığını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş olmalı ki devam etti: &ldquo;Siz ne işle uğraşıyorsunuz?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Ben mi? Memurum ben. Birka&ccedil; g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne ailemin yanına gidiyorum, annem biraz rahatsızlandı da.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Ge&ccedil;miş olsun. Ciddi bir durumu yoktur umarım.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;&Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r yok ama ben yine de yanında bulunmak istedim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;En iyisini yapmışsınız.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Aklına kendi ailesi gelince kara bulutlar zihnini tekrardan sardı. Onun yalnızlığı ilk kez hissettiği yer &ccedil;oğu insan gibi aile evi olmuştu. Hen&uuml;z bir &ccedil;ocukken tek başına odasında, yorganın altında ağladığı gecelerde kimse onu duymamış, t&uuml;m hı&ccedil;kırıklarını i&ccedil;ine atmıştı. Kalbi par&ccedil;alara ayrılırken ve o t&uuml;m par&ccedil;aları yalnız başına toplarken bu d&uuml;nyada herkesin yalnız olduğunu ve &ouml;yle de kalacağını anlamıştı. En nihayetinde bu d&uuml;nyaya tek başımıza geliyorduk ve bu d&uuml;nyada &ccedil;oğu anımızı, &ouml;zellikle de başkalarına en &ccedil;ok ihtiyacımız olduğu anları, tek başımıza ge&ccedil;iriyorduk. İnsan kahkahalarına eşlik edecek birilerini &ccedil;ok kolay buluyordu ama konu kedere eşlik etmek olunca hi&ccedil; kimseyi yanında bulamıyordu. İyi g&uuml;nlerimizde başrol&uuml; oynayan insanlar, k&ouml;t&uuml; g&uuml;nlerimizde sadece birer fig&uuml;rana d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Gideceğiniz şehirde daha &ouml;nce hi&ccedil; bulundunuz mu?&rdquo; diye sordu yanındaki yabancı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Hayır,&rdquo; dedi bulanık bir sesle. Ge&ccedil;mişi hatırladık&ccedil;a zihni gibi sesi de bulanıklaşıyordu. &ldquo;İlk kez gidip g&ouml;receğim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Tamamen yabancı bir şehre alışmak sizin i&ccedil;in uzun zaman alır. Oraya taşınmayı siz mi istediniz?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Evet, yabancı bir şehir olmasını bizzat ben istedim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Doğru s&ouml;yl&uuml;yordu. Taşınacağı şehrin daha &ouml;nce adım bile atmadığı bir şehir olmasını &ouml;zellikle istemişti, daha &ouml;nce g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir yere gitmek onun i&ccedil;in bir başlangı&ccedil; sayılmazdı. Onun istediği tertemiz, &uuml;zerinde hi&ccedil;bir lekenin olmadığı bir sayfa a&ccedil;maktı ve gideceği yerde her şeyin yabancı olmasının buna fayda sağlayacağına inanıyordu. Yeni şehir, yeni iş yeri, yeni iş arkadaşları, yeni ev, yeni komşular ve yeni sokaklar. Eğer her şey yeni olursa, eskiye dair hi&ccedil;bir şey kalmazsa o da yeni bir insan olabilirdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Sıfırdan başlamak iyidir,&rdquo; dedi yabancı g&uuml;l&uuml;mseyerek. Sanki onun d&uuml;ş&uuml;ncelerini okuyordu. &ldquo;Size şehre alışma konusunda başarılar dilerim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim, sağ olun,&rdquo; dedi. Adını bile bilmediği yabancıya zoraki bir g&uuml;l&uuml;mseme g&ouml;nderdikten sonra otob&uuml;se ilerledi. Cam kenarındaki yerine oturup kulaklıklarını taktı. Şarkı dinlemek kafasındaki sesleri bastırma konusunda yardımcı olabilirdi &ccedil;&uuml;nk&uuml; o sesleri duymaya şu an hi&ccedil; tahamm&uuml;l&uuml; yoktu. Ge&ccedil;miş sanki ona yapışmıştı ve bir g&ouml;lge gibi onu takip ediyordu. Ge&ccedil;mişten o şehri terk ederken kurtulmuş olması gerekirdi ama ge&ccedil;miş şimdi sanki yol arkadaşıymış gibi onunla beraber yolculuk ediyordu. Bunun hakkında d&uuml;ş&uuml;nmek onu sinirlendirdi, g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; bir şarkı a&ccedil;ıp sesi y&uuml;kseltti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Eğer iş yerinde onun yerine daha az tecr&uuml;beli birini y&uuml;kseltmeseydiler ve ona hakkı olan pozisyonu verseydiler belki de yaşadığı şehri terk etmek istemeyecekti. &Uuml;stelik bu haksızlığı dile getirip hakkını aramaya kalktığında herkes onunla dalga ge&ccedil;miş, onu bencil ve kıskan&ccedil; olmakla su&ccedil;lamıştı. T&uuml;m bunlar onun i&ccedil;in olduk&ccedil;a k&uuml;&ccedil;&uuml;k d&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml;yd&uuml; ve kesinlikle kabul edilemezdi. Bu olaydan sonra zaten son zamanlarda iletişiminin zayıfladığı iş arkadaşlarıyla iletişimini tamamen kesmiş, başka bir şehre tayin olmak istemişti. Bu isteği kısa s&uuml;rede kabul olunca senelerdir yaşadığı şehre uzak yabancı bir şehre tayini &ccedil;ıkmıştı, o da hi&ccedil; beklemeden internetten bir daire kiralamış, ardından da bir otob&uuml;s bileti satın almıştı. İş yerindeki hi&ccedil; kimseyle vedalaşmamış, ayda yılda bir g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; diğer arkadaşlarına da haber verme zahmetine girmemişti. Umursanmadığını bilen her insan gibi o da konuşarak ne &ccedil;enesini ne de kalbini yormuştu. Sessiz vedalar aslında en g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; olanlardı, o da g&ouml;r&uuml;n&uuml;şte sessiz ama aslında &ccedil;ok g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; bir veda etmişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Yine yapıyorsun,&rdquo; diye mırıldandı boğuluyormuş gibi hissederken. &ldquo;Hatırlıyorsun! Kes şunu.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">M&uuml;ziğin sesini a&ccedil;sa da d&uuml;ş&uuml;ncelerinin sesi de aynı d&uuml;zeyde y&uuml;kseldi. Her anı bir film şeridi gibi g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erken onları g&ouml;rmezden gelmeye &ccedil;alışıyordu ama anılar baktığı her yerdeydi. Ka&ccedil;maya &ccedil;alıştığı ge&ccedil;miş tam karşısındaydı, onunla y&uuml;zleşmek i&ccedil;in buradaydı; o ise yine ka&ccedil;mak istiyordu, ge&ccedil;mişi ve ge&ccedil;mişin acı dolu anılarını g&ouml;rmek istemiyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Sadece g&uuml;zel bir hayatım olmasını istiyorum,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; acı i&ccedil;inde. &ldquo;Mutlu olmak istiyorum, eğlenmek istiyorum, g&uuml;lmek istiyorum, &ccedil;evremde olan iyi insanlar istiyorum ama sanırım &ccedil;ok şey istiyorum ya da bir yerde yanlış yapıyorum. Belki de yanlışın ta kendisiyim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Yanlış yaptığı bir şey vardı: Ka&ccedil;mak. Hem ge&ccedil;mişinden hem ge&ccedil;mişiyle y&uuml;zleşmekten hem de -ki bu en k&ouml;t&uuml;s&uuml;yd&uuml;- kendisinden ka&ccedil;ıyordu. Ka&ccedil;mayı bırakıp kendisiyle y&uuml;zleşse, ge&ccedil;mişin yara izlerini kıyafet gibi giymiş o kişiyle y&uuml;zleşse ve onu ger&ccedil;ekten arkasında bıraksa istediği ilerlemeyi yapabilecekti ama ka&ccedil;arak onu sadece yanında bir y&uuml;k olarak taşıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Yolculuğun kalan birka&ccedil; saatinde de anı denizinde bir su altına inerek bir de su y&uuml;zeyine &ccedil;ıkarak zaman ge&ccedil;irdi. Artık istediği o berrak zihinden &ccedil;ok uzaktaydı ve her tarafı anılarla doluydu. T&uuml;m bu anılardan nefret ediyor, onları yakarak yok etmek istiyordu ama &ouml;fkesinin zarar verdiği tek şey kendisinden başkası değildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Otob&uuml;s yabancı şehrin otogarına girince hızla ayağa kalkıp ceketini &uuml;zerine giydi. Şimdi de t&uuml;m su&ccedil;u otob&uuml;se atıyor, bu otob&uuml;s&uuml;n ona iyi gelmediğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Bir an &ouml;nce bu otob&uuml;sten inmeli, temiz havayı i&ccedil;ine &ccedil;ekmeli ve bu sa&ccedil;ma d&uuml;ş&uuml;ncelerden kurtulmalıydı. Yaşadığı şehirden kalkıp ta buralara kadar yeni bir başlangı&ccedil; yapmak i&ccedil;in gelmişti, her şeyi arkasında bırakmıştı, bu gayesine uygun davranmak zorundaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Otob&uuml;s peronda durunca muavinden sonra otob&uuml;sten inen ilk kişi oldu. Olduğu yerde durup derin bir nefes aldı, bu yabancı şehrin serin havası onun ciğerlerine doldu. Havada her otogarda olduğu gibi h&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir şeyler vardı, bunu hissettiğinde y&uuml;z&uuml; d&uuml;şt&uuml;. Buraya mutlu olmak i&ccedil;in gelse de kendisini şu anda hi&ccedil; mutlu hissetmiyordu. Kafasını iki yana sallayarak otob&uuml;s&uuml;n yanındaki bagaja y&uuml;r&uuml;d&uuml;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Koltuk numaranız ka&ccedil;tı?&rdquo; diye o meşhur soruyu sordu muavin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Otuz,&rdquo; diye cevapladı tekrar. &ldquo;Şu siyah olan benim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Muavin yabancının g&ouml;sterdiği siyah bavulu bagajdan &ccedil;ıkarıp yere koydu. Yabancı ona teşekk&uuml;r ederek bavulu &ccedil;ekmek i&ccedil;in hızlı bir hareket yaptı ama bavul ağır olduğu i&ccedil;in sarsıldı. Şaşkına d&ouml;nm&uuml;ş bir şekilde bavula baktı. Olduk&ccedil;a hafif olan bavul bir anda nasıl olmuş da bu kadar ağırlaşmıştı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Bunun benim olduğundan emin misiniz?&rdquo; diye sordu muavine. &ldquo;Benim bavulum hafifti, bu olduk&ccedil;a ağır.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Bakın k&acirc;ğıtta otuz yazıyor,&rdquo; diyen muavin bavulun kulpuna taktığı k&acirc;ğıdı g&ouml;sterdi. &ldquo;Sizin koltuk numaranız da otuz değil miydi?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;&Ouml;yleydi,&rdquo; dedi şaşkın bir şekilde. &ldquo;G&ouml;r&uuml;n&uuml;ş olarak da benim bavulum aslında. Neyse, kusuruma bakmayın, aklım karıştı herh&acirc;lde."<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bir anda kilolarca ağırlaşan bavuluyla beraber y&uuml;r&uuml;meye başladı. Otogarın i&ccedil;ine girince bir otob&uuml;s firmasının b&uuml;rosunda oturan bir kişiye evini tuttuğu semtin adını s&ouml;yleyip oraya nasıl gidebileceğini sordu. O kişi ona bir otob&uuml;s numarası s&ouml;yleyip otob&uuml;s duraklarının yerini de tarif etti. Ona teşekk&uuml;r ettikten sonra onun tarif ettiği yere ilerledi. Burada bir&ccedil;ok otob&uuml;s durağı vardı, sırasıyla hepsinin &uuml;st&uuml;nde yazan numaralara baktıktan sonra &ouml;ğrendiği numaranın yazdığı perona ilerledi. Otob&uuml;s&uuml;n gelmesini beklerken ev sahibini aradı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Merhaba, ben şehre geldim de size kapıcının numarasını soracaktım.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Apartmana gittiniz mi?&rdquo; diye sordu ev sahibi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Hen&uuml;z gitmedim, gitmeden &ouml;nce kapıcının numarasını almak istedim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Kapıcı evde olmaz diye korkuyorsanız korkmanıza gerek yok, mutlaka evdedir, sizin geleceğinizden de haberi var ama illa numarasını istiyorsanız size mesaj atabilirim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Haber verdiniz demek, teşekk&uuml;r ederim. Ben her ihtimale karşı numarasını alırsam &ccedil;ok iyi olur.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Hayhay, hemen şimdi g&ouml;nderiyorum numarayı.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Sağ olun, bekliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Telefonu kapattıktan bir dakika sonra ev sahibi dediği gibi kapıcının numarasını attı. Numarayı &ldquo;Kapıcı&rdquo; diye rehberine kaydettiği sırada otob&uuml;s de perona geldi. Ağır mı ağır bavulunu almadan &ouml;nce şof&ouml;re evin olduğu yerden ge&ccedil;ip ge&ccedil;mediğini sordu ve olumlu cevap alınca bavuluyla beraber otob&uuml;se bindi. Otob&uuml;s evinin hemen arka tarafındaki caddeden ge&ccedil;iyordu, yol &uuml;st&uuml;ndeki bir marketin &ouml;n&uuml;nde durak olduğu i&ccedil;in de evi bulmakta zorlanmayacağı aşik&acirc;rdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;İşler yavaştan yoluna koyuluyor sanki,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Ah bir de şu bavulun neden ağırlaştığını anlayabilseydim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Hareket saati gelen otob&uuml;s yola koyulduğunda arkasına yaslanıp birazdan g&ouml;receği şehri izlemek i&ccedil;in rahat bir pozisyon aldı. Meraklı g&ouml;zleri g&ouml;receği şeyleri ka&ccedil;ırmamak adına adeta d&ouml;rt a&ccedil;ılmıştı. Yeni şehirleri, yeni yerleri keşfetmek i&ccedil;in her zaman hevesliydi fakat şu an bu merakın yanında derin bir h&uuml;z&uuml;n de vardı. Kendisini her yerini bildiği o tanıdık şehirde de yalnız hissediyordu ama bu seferki yalnızlığı tek kişilik bir yalnızdı, yanında sahte arkadaşları yoktu. Hayatında ger&ccedil;ek bir şeyler isterken en sonunda ger&ccedil;ek bir yalnızlığa sahip olmuştu, bunun farkında olmak onu &uuml;z&uuml;yordu. D&uuml;nyadaki g&uuml;zel şeylerin ger&ccedil;ekliğinden emin olmak &ccedil;ok zordu ama k&ouml;t&uuml; olan her şey saf ger&ccedil;eklikten oluşuyordu. Nefretin, &ouml;fkenin, d&uuml;şmanlığın yalan olduğunu hi&ccedil; g&ouml;rmemişti ama yalan olan &ccedil;ok sevgi, sevin&ccedil; ve dostluk g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Başını &ccedil;evirip otob&uuml;ste onunla beraber yolculuk eden insanlara baktı. Yaşlı bir adam şof&ouml;r koltuğunun arkasında, yaşlı bir kadın da diğer taraftaki koltukta tek başına oturuyordu; d&ouml;rtl&uuml; koltukların ikisinde kendi arasında sohbet eden iki gen&ccedil; kız vardı, diğer tarafta bir erkek kulaklıkla m&uuml;zik dinliyordu; onun oturduğu koltuğun yan tarafındaki koltukta evli olduklarını sandığı bir &ccedil;ift oturuyordu, kadın adamın omzuna yatmıştı, adam da elini kadının bacağına koymuştu. Ne huzurlu g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlardı. O da bir g&uuml;n kendisini b&ouml;yle bir manzaranın i&ccedil;inde g&ouml;rebilecek miydi? Artık karşısına kalbini kırmak yerine onu mutlu edecek birisi &ccedil;ıkacak mıydı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">İhtimalleri d&uuml;ş&uuml;nmeyi bırakıp &ouml;n&uuml;ne d&ouml;nd&uuml;. Bir şeyi beklemek ya da bir şeyin olmasını ummak onun ger&ccedil;ekleşmesine yardımcı olmuyordu, eğer bir şey olacaksa bu en beklenmedik anda birdenbire ger&ccedil;ekleşiyordu. Bu şekilde d&uuml;ş&uuml;nerek bu yaşına kadar gelmişti, bu yaştan sonra da d&uuml;ş&uuml;ncelerini değiştirmeye &ccedil;alışacak değildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Otob&uuml;s bu yabancı şehrin caddelerinde, sokaklarında dura kalka ilerlerken o da sessizce etrafı izledi. Yollarda bir dolu araba ve kaldırımlarda y&uuml;r&uuml;yen bir dolu insanla hayat telaşı bu şehirde de hız kesmeden devam ediyordu. D&uuml;nyaya uzak bir k&ouml;şeden onu izlemek insana ne &ccedil;ok şey d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;yor ve insanın ne &ccedil;ok şeyi fark etmesini sağlıyordu. Bu caddeler, sokaklar, binalar, insanlar ona yabancıydı ama hi&ccedil;biri daha &ouml;nce g&ouml;rd&uuml;klerinden farklı değildi. Hayat burada da devam ediyordu, insanlar burada da yaşıyordu, g&ouml;z&uuml;ne &ccedil;arpan belirgin bir farklılık yoktu. Mek&acirc;n farklıydı, oyuncular farklıydı ama senaryo aynıya benziyordu. Bu aynı senaryoda yeni bir başlangı&ccedil; yapabilecek miydi? Kaşlarını &ccedil;atarak yere baktı. Bunun hakkında d&uuml;ş&uuml;nmek istemiyordu, hi&ccedil;bir şey hakkında d&uuml;ş&uuml;nmek istemiyordu. Burada yeni bir başlangı&ccedil; yapmak i&ccedil;in vardı ve bunu yapacaktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">İneceği durağa yaklaştığında koltuktan kalkıp otob&uuml;s&uuml;n orta kısmına koyduğu bavuluna ilerledi. Bavulunu eline aldığında bavul ona biraz daha ağırlaşmış gibi geldi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Deliriyor muyum?&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Bavul neden durduk yere ağırlaşsın? En başından beri bu kadar ağırdı da ben mi fark etmedim?"<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Otob&uuml;s durakta durup kapıları a&ccedil;ılınca d&uuml;ş&uuml;ncelerinden kurtulup ağır bavuluyla birlikte otob&uuml;sten indi. Marketin hemen arka tarafında kalan apartmana doğru y&uuml;r&uuml;rken kendi kendine s&ouml;yleniyordu. Yeni evine girer girmez yapacağı ilk iş bavulu a&ccedil;arak i&ccedil;inde ne olacağına bakmak olacaktı. Bunun i&ccedil;inde bu kadar ağır ne olduğunu &ccedil;ok merak ediyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Arka sokağa d&ouml;n&uuml;nce burasının caddenin aksine olduk&ccedil;a sakin olduğunu g&ouml;rd&uuml;. B&uuml;y&uuml;k bir k&ouml;pek kaldırımın kenarında uyuyordu, orta yaşlı bir kadın da ondan yaklaşık yirmi metre &ouml;tede ağır adımlarla y&uuml;r&uuml;yordu. Olduğu yerde durup yeni sokağına baktı. Kaldırımlarda &ccedil;ok sık olmasa da belli aralıklarla ağa&ccedil;lar vardı, apartmanlar dip dibe değildi ve hepsinin &ccedil;evresinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k de olsa bah&ccedil;eleri vardı. İlerleyen g&uuml;nlerde burada y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapmayı &ccedil;ok seveceği kesindi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir tebess&uuml;m ederek yeşil boyalı apartmana y&uuml;r&uuml;d&uuml;. &nbsp;En alttaki zilin &uuml;st&uuml;nde &ldquo;kapıcı&rdquo; yazıyordu. Zili &ccedil;aldı. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden otomatiğe basıldı ve kapı a&ccedil;ıldı. Apartmanın g&ouml;sterişli kapısını itip i&ccedil;eri girdiğinde burnuna ferah bir koku &ccedil;arptı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Hoş geldiniz,&rdquo; dedi karşıdan gelen orta yaşlı bir adam. &ldquo;12 numaraya taşınan siz misiniz?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Hoş buldum,&rdquo; diye cevap verdi. &ldquo;Evet, benim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Ev sahibi geleceğinizi haber vermişti,&rdquo; dedi kapıcı. &ldquo;Size dairenize kadar eşlik edeyim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim ama siz anahtarı verin, gerisini ben hallederim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Kapıcıdan evin anahtarını aldıktan sonra asans&ouml;rle evinin bulunduğu altıncı kata &ccedil;ıktı. Her katta iki daire vardı ve dairelerin kapıları karşılıklıydı; asans&ouml;r daire kapılarının arasındaydı, onun karşısında da merdivenler vardı. Apartmanın koridoru &ccedil;ok geniş değildi ama eski apartmanına g&ouml;re daha b&uuml;y&uuml;kt&uuml; ve duvarlar krem rengine boyandığı i&ccedil;in &ccedil;ok ferah g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Bavulunu adeta s&uuml;r&uuml;kleyerek 12 numaralı kapının &ouml;n&uuml;ne getirdi. Patlayacakmış gibi duran bavula ters ters baktıktan sonra elindeki anahtarı yuvasına sokup yeni evinin kapısını ilk defa a&ccedil;tı. Akşam&uuml;zeri olduğu i&ccedil;in evin i&ccedil;i loştu, kapının yanındaki lamba anahtarına basıp ışıkları yaktı. K&uuml;&ccedil;&uuml;k hol&uuml;n lambası yandığında hol&uuml;n hemen ilerisindeki salon da aydınlandı ve o zaman evin i&ccedil;ini g&ouml;rebildi. Salonun ortasında biri vardı, hı&ccedil;kırarak ağlıyor ve acı i&ccedil;inde bir şeyler s&ouml;yl&uuml;yordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">&ldquo;Yapamıyorum,&rdquo; diyordu. &ldquo;Ge&ccedil;mişin acı dolu anılarından kurtulamıyorum, olmuyor.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Salonun ortasında ağlayan bu kişi kendisinden başkası değildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Korku i&ccedil;inde geriye ka&ccedil;tığında arkasındaki bavula &ccedil;arpıp onu yere devirdi. Fermuarı patlayan bavulun i&ccedil;inden yere anılar sa&ccedil;ıldı. Kurtulmak i&ccedil;in y&uuml;zlerce kilometre yol kat ettiği, yaşadığı şehri terk ettiği ge&ccedil;mişin acı dolu anıları burada, yeni bir başlangı&ccedil; yapmak i&ccedil;in bulunduğu şehirdeydi. Bavulunu dolduran anılar onun etrafında d&ouml;n&uuml;yor, t&uuml;m ger&ccedil;eklikleriyle v&uuml;cuduna kırba&ccedil; gibi &ccedil;arpıyordu. Otob&uuml;se binerken zihni berrak olmasına rağmen yolculuk boyunca ge&ccedil;mişi o hatırlamış, bu anıları bavuluna o doldurmuştu ve artık ka&ccedil;acak hi&ccedil;bir yeri yoktu. Ge&ccedil;mişinden, anılarından ve en &ouml;nemlisi kendisinden nereye giderse gitsin ka&ccedil;amayacaktı. Yapması gereken şey bu d&uuml;nyadaki en acı dolu ama en gerekli şeydi: Y&uuml;zleşmek. Kendisiyle y&uuml;zleşmek zorundaydı yoksa a&ccedil;tığı her yeni kapının ardında aynı manzarayı g&ouml;recekti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">Ge&ccedil;miş ge&ccedil;memişti ve ge&ccedil;miş ge&ccedil;medik&ccedil;e gelecek de gelmeyecekti.</span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: justify;"><span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-indent: 1cm; line-height: normal; text-align: center;"><em><strong><span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;">SON</span></span></strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mektup</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mektup</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mektup</guid>
<description><![CDATA[ Sadece o küçük penceremde başladı herşey,senin bana ilk kez gözüktüğün o pemceremde ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63211c2d0bee1.jpg" length="79020" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 03:11:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>AhmetÇ.</dc:creator>
<media:keywords>aşk, edebiyat, kitap</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Herzaman ki gibi i&ccedil;in'de gezinen hisselerini g&uuml;zel y&uuml;z&uuml;ne yansıtmayan bir ifadeyle, kitapları karıştırıyordu bayan S. G&ouml;z&uuml;ne yeşil cilt &ccedil;ekilmiş &uuml;st&uuml;nde ne bir isim nede bir k&uuml;nye bulunmayan k&uuml;&ccedil;&uuml;kten bir kitap ilişti,yavaşca kitabın ilk sayfasını a&ccedil;tı, &ouml;n&uuml;ne aniden kalın bir zarf d&uuml;şt&uuml;.Zarf'ın da &uuml;st&uuml;nde hi&ccedil;birşey yazılı değildi.Bu bayan S.'i biraz şaşırtmıştı.Aslında herg&uuml;n hemde herg&uuml;n kitaplığında ki kitapları karıştırır ve incelerdi ama nedense bu kitap hi&ccedil; dikkatini &ccedil;ekmemişti.Yerdeki d&uuml;şen zarfa uzanıp,sık&ccedil;a oturup kitap okuduğu kahverengi deri koltuğuna &ccedil;&ouml;kt&uuml; Ve yavaş&ccedil;a zarfı a&ccedil;ıp okumaya başladı;</p>
<p>"sana bu yazdıklarımı anlatmayı &ccedil;ok isterdim ama hayatın sanki insanı zincire vurmuş&ccedil;asına y&ouml;nlendirmesi y&uuml;z&uuml;nden hi&ccedil; ama hi&ccedil;birzaman s&ouml;yleyemedim.Şimdi yine o kahverengi koltuğundasındır umarım,yine hi&ccedil;bir mimik ve ifade oluşmamıştır o g&uuml;zel &ccedil;ehrende.L&uuml;tfen&nbsp; şaşırma ve korkma sevgilim. seni &ccedil;ok iyi tanıyorum,belkide bu y&uuml;zdendir sana ulaşamamam. Seni senden daha iyi tanıyabilecek kadar sevmem ve hi&ccedil;bir zaman kendimi sana tanıtabilecek cesaret sahip olamamam.Sana kendimi tanıtmak istemiyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; tanıtsamda aklında kalabilecek biri olmadığım i&ccedil;in hatırlamayacağına o kadar eminim ki.seni 12 yıl boyunca uzaktan, masumiyetle, utanga&ccedil;lıkla, korkaklık ve &ouml;zg&uuml;vensizlikle sevdim.Bana neden beni sevdin diye sorma, bunun hi&ccedil;bir sebebi yok &ccedil;&uuml;nk&uuml; sen bir neden ve sonuca bağlanamayacak kadar &ouml;zelsin benim i&ccedil;in.Seni ilk kez Viyana'nın dar sokaklarında g&ouml;rd&uuml;m, o kadar kendinden emin ve g&uuml;zellikle salına salına y&uuml;r&uuml;yordun ki belkide ilk anda sana vurulmuştum,bense hi&ccedil; fark edemeyeceğin bir yerdeydim. O dar sokakların ve şehrin b&uuml;t&uuml;n kasvestinin arasında sıkışıp kalmış, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir ayakkabı tamir d&uuml;kkanındaydım.Sen salına salına y&uuml;r&uuml;rken, bense elimde ki siyah kunduraları tamir etmekle meşguld&uuml;m. Hayatın insana ne getireceği belli olmaz, işte o siyah kunduraları tamir ettiğim sırada elime vurduğum &ccedil;ekicin acısıyla kafamı kaldırdığım anda g&ouml;rd&uuml;m seni,g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m anda b&uuml;t&uuml;n acı hissiyat'ı bir anda yokolup gitmişti,o an bana acıyı unutturacak kadar g&uuml;zel'din.G&ouml;zlerim sende takılı kalmıştı sadece sende,&ouml;ylesine dalmıştım ki sana; o k&uuml;&ccedil;&uuml;k penceremden zarif adımlar eşliğinde yavaş yavaş kaybolduğun sırada bile g&ouml;zlerimi ayıramadım.O g&uuml;n işten &ccedil;ıkıp eve geldiğimde senin hayalin eşliğinde yatağıma girdim.Evimiz k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;,gecekondu'dan bozma bir evdi,o g&uuml;zel Viyana'nın g&ouml;r&uuml;nmeyen yerindeydi.ben sana 16 yaşımda aşık oldum S. en &ccedil;ocukca hislerim ve gen&ccedil;likteki cesaretimin zirvede&nbsp; olduğu sırada,senin hayalin ile koca bir adam oluyordum sanki.O g&uuml;n g&ouml;z&uuml;me uyku girmedi,bir sağa bir sola d&ouml;n&uuml;p durdum ve sabah yine bitkin bir şekilde ayakkabı d&uuml;kkanına geldim.Aslında b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n o dar sokaklarda g&ouml;z&uuml;m seni aradı,her saniye o kadar &ccedil;ok farklı simaların ge&ccedil;tiği sokağa baktım ki akşama kadar sadece 5 ayakkabı tamir edebilmiştim.Ustam bana g&ouml;z ucuyla bakıp bakıp durdu,beni &ccedil;ok severdi,&ccedil;alışkan bir &ccedil;ocuktum ama o g&uuml;n hicbir iş yapamamıştım ve bu onu biraz kızdırmıştı.Biranda bana haykırdı"hey,ne bu sokakta aradığın senin,&ouml;n&uuml;m&uuml;zde bir s&uuml;r&uuml; iş var ve&nbsp; sen hala o sa&ccedil;ma sokağı izliyorsun" Hi&ccedil;birşey diyemedim kafamı tekrardan &ouml;n&uuml;mdeki ayakkabı tamir makinasına eğip &ccedil;alışmaya devam ettim.Sen o kadar aklımdaydın ki bu durum beni korkutuyordu aslında,&ccedil;&uuml;nk&uuml; hersaniye seni d&uuml;şl&uuml;yordum.o k&uuml;&ccedil;&uuml;k penceremden ge&ccedil;tiğin&nbsp; an sanki bir sinama şeridi gibi aklımdan ge&ccedil;ip duruyordu.Yine Viyana'yı daha g&uuml;zel g&ouml;steren yağmurlu bir havada bir g&ouml;z&uuml;m ayakkabıda bir g&ouml;z&uuml;m sokakta işimle meşg&uuml;lken,o sinama perdesini anımsatan pencereme sen geldin. Elinde simsiyah bir şemsiye vardı, o g&uuml;zel başına taktığın şapka kumral sa&ccedil;larında ayrı bir g&uuml;zel duruyordu,ellerin sımsıkı yapışmıştı şemsiyene,g&ouml;zlerin dimdik sokağa meydan okurcasına bakıyordu.Bana neden bu anıları bu kadar iyi hatırladığımı sorma S. İnsan kendi kaderini yaşarmış,bense senin hayalin ile kendi kafamda kurduğum kaderimi yaşıyordum,nasıl unutayım ki? İnsan kaderini yaşama mecburiyetindedir,bense herg&uuml;n kendi kaderime c&uuml;retk&acirc;r bir şekilde seni fısıldıyordum.İşte o g&uuml;n imkansız bir olaymış gibi g&ouml;z&uuml;n&uuml; &ccedil;alıştığım d&uuml;kkana &ccedil;evirdin,g&ouml;zlerinde ki ateş beni bir mum gibi eritmişti.Kapıyı yavaşca a&ccedil;tın"merhabalar,Ayakkabımın topuk kısmı s&uuml;rekli y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m yollarda kayıyor,acaba herhangi bir şey yapabilirmisiniz?"Hi&ccedil;birsey s&ouml;yleyemedim sana karşı,adeta dilim kenetlenmiş,kelimeler boğazımda d&uuml;ğ&uuml;mlenmişti.Sadece sana baktım sonra ustam konuşmaya başladı"eğer sizin i&ccedil;in sorun olmazsa ayakkabıyı bana uzatırmısınız hanımefendi,bir incelemek isterim"Sen tabi deyip karşımda ki sandalyeden bozma tabureye oturdun ve zarif ayaklarından o topukları minicik ayakkabını &ccedil;ıkardın.G&ouml;zlerim hala senin b&uuml;y&uuml;l&uuml; g&uuml;zelliğin etkisindeydi.H&acirc;la g&ouml;zlerime inanamıyordum, tam karşımda b&uuml;t&uuml;n zer&acirc;afetinle oturuyordun.Ustam'ın bana seslenmesi ile birlikte g&ouml;zleri mi senden ayırabilmiştim"Oğlum bunların altlarına birer macun &ccedil;ek sonra temizleyip hanımefendiye ver"Elime senin o pahabi&ccedil;ilmez ayakkabılarını uzatıyordu ustam,ne kadar sevinsem az gelirdi bu &acirc;n i&ccedil;in.Hemen ayakkabıları alıp işime koyuldum,sanki bir sanaatkar ed&acirc;sıyla&nbsp; &ouml;zenle tamir ediyordum,o sırada bir g&ouml;z&uuml;mde sendeydi;kollarını dizlerinin &uuml;zerine koymuş,başını ellerinin avu&ccedil; i&ccedil;lerine dayamış bir şekilde dışarıda ki yağan yağmuru izliyordun. Bir yana da seninle daha fazla aynı ortamda vakit ge&ccedil;irebilmek i&ccedil;in işimi o kadar fazla uzatıyordum ki bu ustam'ın dikkatinden ka&ccedil;mamıştı"Hadi be oğlum bekletme hanımefendiyi,biraz acele et"bu talimattan sonra işimi,i&ccedil;im el vermeyerekten'de olsa biraz daha hızla koyuldum. Ayakkabıları tamir edip sana doğru uzattım"Teşekk&uuml;r ederim"deyişin hala o anki gibi aklımdadır.Sen o k&uuml;&ccedil;&uuml;k d&uuml;kkandan &ccedil;ıktıktan sonra ustam'a bir ma&acirc;zeret uydurup işten ka&ccedil;mıştım,amacım seni takip etmekti.Hal&acirc; o &ccedil;ocuk&ccedil;a davranışıma g&uuml;lerim.Ellinde şemsiyenle d&uuml;kkandan iki sokak uzaklıkta ki bir kitap&ccedil;ıya girdin,yavaş&ccedil;a d&uuml;kkanın pencerisinden seni izlemeye koyuldum.O kadar g&uuml;zel incelikte ilgileniyordun ki kitaplarla,her bir kitabın kapağını a&ccedil;tığında ki dudakların'da ki masum tebess&uuml;m,bir tabloya dokunur gibi kitaplara dokunuşun,o koca koca kitaplarla dolu rafların arasında ki s&uuml;z&uuml;l&uuml;ş&uuml;n,bana dışarıda ki yağan yağmuru unutturuyordu.&Uuml;st&uuml;m sırıksıklam kalmıştı o g&uuml;n, baştan ayağı sırılsıklamdım hem yağmur ıslatmıştı beni hemde senin aşkın.Kitap&ccedil;ıdan &ccedil;ıktıktan sonra onun iki apartman yanında ki bir yalıya girdin,işte ozman bir imkansızlık deryasına attığımı anlamıştım kendimi.En acısı'da neydi biliyormusun seni o yalı'dan g&ouml;zlerim ile uğurladıktan sonra,o gecekondu gibi evime girmekti.Artık işten &ccedil;ıktıktan sonra herg&uuml;n seni izlemek i&ccedil;in evinin &ouml;n&uuml;ne gidiyordum,şehrin k&uuml;&ccedil;&uuml;k dar sokaklarına bakan penceren herzaman a&ccedil;ıktı.Genellikle saat 8 sularında pencereden ucu hafiften g&ouml;z&uuml;ken kahverengi koltuğuna oturuyordun,saatlerce orada oturuşun ve benim karşı kaldırımda seni o saatlerin yıllara b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; bir evrende izleyişim.Vakit b&ouml;yle aktı durdu bayan S. biz insanların hayellerini,beklediklerini ve telaşlarını umursamadan aktı,yaşım artık 21'di kocaman bir gen&ccedil; olmuştum artık,senin o pencerin baktığı sokakta'da b&uuml;y&uuml;d&uuml;m desem yalan olmaz'dı.Senin haftada 3 kez m&uuml;tem&acirc;diyen kitap&ccedil;ıya uğraman ve herg&uuml;n o aldığın kitapları okuman,beni'de bir okuma aşığı yapmıştı.Neredeyse b&uuml;t&uuml;n kazandığım paraları sırf seninle eş değer olabilmek i&ccedil;in kitaplara harcıyordum.O kadar &ccedil;ok kitap okuyordum ki kendime ait bir k&uuml;taphane bile kurmaya başlamıştım.Kitapları okurken hep altında &ccedil;izdiğim yerlere senin baş harf'ini eklerdim.Şimdi işte bu elinde ki&nbsp; zarfın &ccedil;ıktığı kitap benim o kadar okuma emeklerimin karşılığı olduğu şiir kitabım. İ&ccedil;inde ki b&uuml;t&uuml;n şiirler sana ad&acirc;nmıştı,hayatım gibi.Bir g&uuml;n seninle benim'de sayem ile kitap&ccedil;ıda karşılaştık,benim sayemde diyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; hersaniye o &acirc;n i&ccedil;in g&ouml;z kolluyordum.Elinde bir ka&ccedil; kitap ile rafların arasında dolaşırken yavaş&ccedil;a yaklaştım sana bir esintinin yaparağa yaklaştığı gibi.Oscar wilde'nin Reading zindanı baladı kitabının &ouml;n&uuml;nde durdun,zarif parmaklarını kitaba uzatıp yine aynı tebess&uuml;mle incelemeye başladın"Şair oscar wilde'nin son kitabıdır kendisi, asılmak &uuml;zere olan bir mahkumu ve cezaevinde ki olayları 109 bentlik şiir şeklin'de anlatır.Tavsiye ederim"hafif irkilmeyle birlikte o toprak kadar kahverengi g&ouml;zlerini bana &ccedil;evirdin,sanki kim bu yabancı ed&acirc;sıyla bana baktın ve şu kelimeler d&ouml;k&uuml;ld&uuml; ağzından."Galiba kitaplar hakkında fazla bilgilisiniz,şiirleri severim cidden" ve yine o g&uuml;zel g&ouml;zlerini kitaba &ccedil;evirdin"Evet kitap okumaya bayılırım,hele ki konu şiirler olunca bambaşka bir ilgiyle yaklaşırım kitaplara"yine hafif bir tebess&uuml;mle g&ouml;zlerini bana &ccedil;evirdin,sanki bayılacak gibiydim bakışların altında."İsminiz bana bağışlarmısınız beyfendi?"Heyecandan kekelediğimi mi bile farketmeyerek cevapladım sorunu"Andrew,Andrew terrie"</p>
<p>yavaş&ccedil;a elini bana uzatıp"Memnun oldum andrew bende sonia"ilk kez işte ozman temas edebilmiştim o g&uuml;zel v&uuml;cuduna,ellerin bir t&uuml;y yumuşaklığınday'dı hi&ccedil; bırakmak istemedim.Bir iki ayak &uuml;st&uuml; sohbetimizden sonra bana yine g&ouml;r&uuml;şelim diyerek &ccedil;ıktın kitap&ccedil;ı'dan ve herzaman ki gibi bana senin gidişini izlemek d&uuml;şm&uuml;şt&uuml; ardından, İşte b&ouml;yle b&ouml;yle seninle birka&ccedil; anılar girdabı ile tam 12 yıl boyunca&nbsp; sevdim ve hala daha sevmeye devam ediyorum.Elinde ki kitabı sana vermek &ccedil;ok zor oldu,kitab&ccedil;ıyla uzun bir s&uuml;redir olan dostluğumuz sayesinde aslında.Kendim ayakkabı tamiri işiyle uğraştığım i&ccedil;in kitabın ciltlemesini kendi emeğim ile yaptım bu y&uuml;zden ne bir k&uuml;nyesi ne de bir ismi var.Kitap&ccedil;ıya herg&uuml;n yalvararak bu kitabı aldığın kitapların arasına saklamasını istedim zorda olsa en sonunda kabul etti ve bu sayede kitap ile mektup sana ulaşmış oldu.Aslında bunu yapma cesaretini kendinde nasıl buldun diye sorsan bilmiyorum derim,nedense hep i&ccedil;imde acaba seninde bana karşı hisserin var mı diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m,&ccedil;&uuml;nk&uuml; hep seni takip ettim ve hi&ccedil;bir erkekle dolaştığını g&ouml;rmedim.Aslında buda beni sana karşı cesaretlendirmiş olabilir,insan sevince ne kadar c&uuml;retk&acirc;r olabiliyor dimi?Beni l&uuml;tfen yanlış anlama S. sana bu mektubu yazmam gerekiyordu,ya yazmayarak kendimi t&uuml;keticektim ya'da yazarak i&ccedil;imdekinleri.Uzun bi m&uuml;ddetten sonra sana yazmaya b&ouml;yle karar verdim işte,eminim beni anlarsın.Sana mektubu bitirirken bir şiir daha hediye etmek istiyorum.Oscar vilde'den bahsedince bir anlık ilham ile d&ouml;k&uuml;ld&uuml; satırlara.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Sen yıldızların seyrine daldığın biranda,</p>
<p>Sırtına uzanır zarifce bir el;</p>
<p>&Ouml;nce anlamassın ne olduğunu,</p>
<p>T&acirc;ki acı bir his dokunana kadar y&uuml;reğine.</p>
<p>D&ouml;nmek istersin ardına,bakmak istersin</p>
<p>Fakat kalbine uzanmış o han&ccedil;erin,</p>
<p>Batmasıyla,</p>
<p>Ancak dizlerinin &uuml;zerine &ccedil;&ouml;kersin.</p>
<p>Sanki yıldız ve ay son bir iyilik i&ccedil;in,</p>
<p>D&uuml;ş&uuml;r&uuml;r hainin g&ouml;lgesini &uuml;zerine.</p>
<p>Kapkara bir s&uuml;liet durur &ouml;n&uuml;nde.</p>
<p>Konuşmak,bağırmak,g&ouml;rmek istersin</p>
<p>Fakat ağzına dolan kan,</p>
<p>Susturur seni.</p>
<p>Bunca yıl g&ouml;remediğin şey;</p>
<p>Bir karanlık olunca,</p>
<p>G&ouml;stermez kendini.</p>
<p>Serilirsin toprağın soğumuş bedenine,</p>
<p>sarılırsın ona bir evlat şevkatiyle.</p>
<p>Sıkarsın kumları elinin titremesiyle,</p>
<p>G&ouml;zlerin takılı kalır, hainin g&ouml;lgesine.</p>
<p>Ruhun ayrılırken kaskatı bedeninden,</p>
<p>Bakarsın sırtındaki han&ccedil;erin failine.</p>
<p>Anlayamadın hala değil mi,</p>
<p>Hainin kendin olduğunu.</p>
<p>Anlayamadın değil mi,</p>
<p>Han&ccedil;erin aşk olduğunu.</p>
<p>Anlamayadın değilmi,</p>
<p>Katiline vurulduğunu.</p>
<p>Tıpkı oscar wilde'nin dediği gibi;</p>
<p>"Herkes &ouml;ld&uuml;r&uuml;r sevdiğini"</p>
<p>Ve bir &ouml;l&uuml;m ancak bu kadar</p>
<p>G&uuml;zel olabilir'di.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Belkide o k&uuml;&ccedil;&uuml;k pencerenden bir kez olsun kafanı &ccedil;evirirsen beni g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n,sevgilerimle bayan S.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Andrew"</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kafasını elinde ki mektuptan ayırıp sokağı g&ouml;ren penceresine &ccedil;evirdi bayan S. ve Andrew'i ilk kez ozaman farketti.Ger&ccedil;ekten'de onu izliyordu,tebess&uuml;mle ile bakıyordu bayan S.'e ve ikisi uzun bir s&uuml;re o k&uuml;&ccedil;&uuml;k pencereden birbirlerine baktılar.Belkide aşklar bir pencereden bakılası kadar yakındır bize.İste asıl mesele o penreye nasıl bakıcağımızdaydı,t&uuml;m aşıklar o k&uuml;&ccedil;&uuml;k delik kadar yakındırlar birbirine...&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KENDİMİ KANDIRDIĞIMI SANDIĞIM SAHNELER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kendimi-kandirdigimi-sandigim-sahneler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kendimi-kandirdigimi-sandigim-sahneler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://1.bp.blogspot.com/-1fiyz_TgGoc/YUyNRElElfI/AAAAAAAAAzc/xyeDg5SMabsC3o2RP0_yQQczM4qGVB2jgCLcBGAsYHQ/w640-h426/hulki-okan-tabak-Z3rRKj4e6FE-unsplash.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 10 Sep 2022 10:33:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>anlam, insan, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">Her g&uuml;n aynı sahneler de aynı pozu verdiğimi b</span><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">aşıma gelen garip olaylardan anlıyordum ya da ben o olayları garip bulduğum i&ccedil;in olaylar garipleşiyordu. Anlamadığım şey olağanca bir hayatın i&ccedil;inde olağanca yaşadıklarım . O zaman beni yanıltan neydi? Ya ben yanılgı sandığım bir grup zihin engellerine takılı kaldıysam? Bir s&uuml;r&uuml; soru var aklımda d&ouml;n&uuml;p duran , kendi kendimi yiyip bitirdiğim ve bir t&uuml;rl&uuml; cevap bulamadığım . Evrenin tam merkezinde kaybolsam ama bu kayboluşumun farkındayken kaybolmak gibi olsa bu durum. Ait olduğum semti , sokağı , evi , sevdiklerimi g&ouml;z&uuml;mde b&uuml;y&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;m insanları bile &ouml;zler miyim ?&nbsp; G&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; sevip b&uuml;y&uuml;tenler g&uuml;neşli g&uuml;nlerde yağmuru aramaya &ccedil;ıkarken mavinin geniş d&uuml;zl&uuml;klerinde g&uuml;neşin tadını &ccedil;ıkarmak m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;? Ya orada da i&ccedil;imdeki yenilmişliğin alasını yaşayan asık suratlı halime denk gelirsem ? Ger&ccedil;i durumu da değerlendirebilirim sonu&ccedil;ta yenikte olsa onu o g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkarabilmiş olmakta başarıydı belki de...</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: times; font-size: large;">SAHNE&nbsp;</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">Ormanın derinliklerinden gelen boğuk sesler sisli geceyi g&ouml;zl&uuml;yordu. Tıpkı bir seri katilin kurbanını uzaktan izlemesi gibi , avlanmaya hazır olan d&uuml;ş&uuml;nce bulutları yery&uuml;z&uuml;ne inmiş zihinlere in kurmuş tilkiler ve kuyrukları birbirlerini kovalamaya &ccedil;oktan başlamıştı. Bu olaya şahit olan gece ve gecenin oyuncuları yukarıdan kargaşanın i&ccedil;erisinde sıkışıp kalan başrol&uuml;n ne tepki vereceğini merakla beklemeye başladılar. Başrol&uuml;m&uuml;z aitlik hissinin diplerini sıyıran bir gen&ccedil;ti ,asıl oyunu sergileyecek olmanın da vermiş olduğu baskıyı bir t&uuml;rl&uuml; &uuml;zerinden atamıyordu. Ona verilmesi gereken eğitimi vermeden , prova etmeden ,tecr&uuml;belerini daha hayata uygulayacak duruma gelmemişken birden kendini bu sahnenin tam ortasında bulmuştu .Ne yapması gerektiğini bilmeyen başrol yanıp s&ouml;nen ışıklar arasında ilk c&uuml;mlesini okumaya başladı.&nbsp;</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">-R&uuml;zgarın g&uuml;z&uuml;n yaprakları savurduğu gibi savruluyorum, bozuk duygularım beni mahvediyor , kaybediyorum , kayboluyorum...</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">İlk &ouml;nce karşısında birbirlerini yiyen tilkilere bakar sonra seyircilere , &ouml;n taraftan gelen g&uuml;l&uuml;şmeler sinirini bozsa da repliğine devam eder.&nbsp;</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">- Yok mu yardıma gelen beni soğuk savruluşlardan kurtarmak isteyen .&nbsp;</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">İ&ccedil;indeki sesten kocaman bir kahkahayla karışık bağırtı&nbsp;</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">-YOK , der&nbsp;&nbsp;</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">Korkuyla sahnenin i&ccedil;inde turlar, endişeli bakışları beynine giden sinirlerle konuşmaya yeltenir . Fakat daha ağzını a&ccedil;amadan seyirciden gelen yumurtayla ne olduğunu şaşırır gen&ccedil; başrol.</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">-Doğru oyna şu oyunu, der seyirci.</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">Oyuna dahil olan seyirci diğer seyircileri de fikirlerine alet edince , oyun birden savaş alanına d&ouml;ner. T&uuml;m g&uuml;c&uuml;yle bağırır başrol</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">-Durun ! der&nbsp;</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">-Durun ! ! Burası benim sahnem ,benim oyunum ,benim hayallerim , sizin değil&nbsp; dahil olmak istediğiniz hayat , ruh benim . Sahip olduğum d&uuml;ş&uuml;ncelere, oyunlara diyaloglara hatta belki monologlara bile saygı duymak zorundasınız . Kafanıza g&ouml;re buraya &ccedil;ıkıp s&ouml;z sahibi olamazsınız ! Tamam benim kafam &ccedil;ok karışık , hangi rol&uuml; bazen nasıl oynayacağımı bilemiyorum , karıştırdığım replikler oluyor bazen &ouml;ğrenmem gereken şeyleri &ouml;ğrenemiyorum . Soru soramadığım , &ccedil;ekindiğim i&ccedil;in beni su&ccedil;layamazsınız .Sırf beğendiğim oyunları sevmediniz diye&nbsp; de beni&nbsp; karalayamazsınız . Canımı acıtmak i&ccedil;in savurduğunuz g&uuml;z yaprakları benim oyunculuğumdan bir şeyler g&ouml;t&uuml;r&uuml;rken , tilkilerimi kovalayamazsınız . Saygı g&ouml;sterip yeri geldiğinde yanlışlarımı s&ouml;yleyip uyarabilirsiniz ama yaptığım başarılı işlerin sonunda alkışlamayı da bilmelisiniz . Sanat&ccedil;ının ve oyuncunun en&nbsp; b&uuml;y&uuml;k alıcısı ve destek&ccedil;isi sizken beni yerden yere vurmanız sizden de g&uuml;zellikler g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. L&uuml;tfen beni ezmeyin ayaklarınızın altında ,benim sizinle birlikte &ouml;ğrenmeye ve y&uuml;kselmeye ihtiyacım var. Durun artık , durun ...</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">Başarılı bir şekilde oyununu&nbsp; bitiren gen&ccedil; , sahneden alkışlarla iner</span><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: xx-large;">&nbsp;. Perde kapanırken uğultular salonu doldururken, gece ve gecenin oyuncuları gencin performansından ne kadar etkilendiklerini ayın ışık g&ouml;sterisinden belli eder . Gen&ccedil; artık daha umutlu ve gururludur...</span></p>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Caveat; font-size: x-large;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; SON&nbsp;</span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadrajdaki Dünyalar | 10. Kare: Randevu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kd-10kare-randevu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kd-10kare-randevu</guid>
<description><![CDATA[ Kadrajdaki Dünyalar&#039;ın 10. Bölümü | Çocukluğundan beri fotoğrafçılıkla uğraşan ve bu alanda lisans eğitimi alan Göksel&#039;in çektiği fotoğrafları paylaştığı &quot;kadrajdakidunyalar&quot; isimli bir sosyal medya hesabı vardır. Genç fotoğrafçı bir gün fotoğraf çekimi için gittiği Kadıköy&#039;de eve dönmeden önce bir kafeye oturur, bu kafede sahne alan gencin fotoğraflarını çeker ve sonrasında bir tanesini hesabında paylaşmaya karar verir. Fotoğrafı paylaştığı günün akşamında mesaj kutusuna düşen bir mesaj her şeyi değiştirmek üzeredir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_631b24a5d8ab5.jpg" length="36867" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 09 Sep 2022 15:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, düzyazı, roman, kurgu, kadrajdaki dünyalar, fotoğraf, video, müzik, fotoğrafçı, müzisyen, aşk, arkadaşlık, genç, gençlik, İstanbul, üniversite</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Mutfakta ikramları hazırlayan G&ouml;ksel d&uuml;n akşam babasının aldığı mozaik pastayı tabaklara yerleştirdikten sonra tadını herkesin sevdiği soğuk kahvesinin i&ccedil;ine de birka&ccedil; buz attı. Gen&ccedil; kadın kahve i&ccedil;meyi seviyordu fakat sıcaklığın 30 dereceyi aştığı yaz g&uuml;nleri sıcak kahve yerine soğuk kahveler i&ccedil;meyi tercih ediyordu ve bug&uuml;n de buzlu kahvesinden yaptı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkramları tepsiye yerleştirip mutfaktan &ccedil;ıktı. Salona girdiğinde Ahsen&rsquo;i koltuğun &uuml;st&uuml;nde bıraktığı gibi buldu. Arkadaşının sesini duyan Ahsen omzunun &uuml;st&uuml;nden ona baktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Mozaik pasta mı o?&rdquo; dedi tabaklara bakan Ahsen.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet,&rdquo; diye onayladı G&ouml;ksel. Tepsiyi sehpanın &uuml;st&uuml;ne bıraktı. &ldquo;Babam d&uuml;n almış.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok severim,&rdquo; deyip dudaklarını yaladı. &ldquo;Her zaman aldığı tatlıcıdan mı almış?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hı hı. Hepimizin favorisi olan yerden.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Oley be! Kesesine bereket.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Afiyet olsun bebeğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen hi&ccedil; beklemeden mozaik pastadan bir &ccedil;atal yedi. Engin&rsquo;in uzun yıllardır alışveriş yaptığı tatlıcının t&uuml;m tatlıları &ccedil;ok lezzetliydi, &ouml;zellikle de mozaik pastası herkesin favorisiydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Adamlar efsane yapıyor,&rdquo; dedi Ahsen dolu ağzıyla. &ldquo;Acaba &ccedil;alışan arıyorlar mı? Ben zevkle d&uuml;kk&acirc;nda durur ve t&uuml;m tatlıları yerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel g&uuml;lerek, &ldquo;İlk g&uuml;nden kovulur, &uuml;st&uuml;ne de yediğin t&uuml;m tatlıların parasını &ouml;demek zorunda kalırsın,&rdquo; dedi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tatlılara ne olduğunu sorduğumda, &lsquo;Hangi tatlılar?&rsquo; desem bence sıkıntı &ccedil;ıkmaz. Tatlı mı? Hi&ccedil; haberim yok. Kesinlikle hepsini mideme indirmedim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İki dostun kahkahaları salonda yankılandı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşte bu y&uuml;zden b&ouml;yle işlerde &ccedil;alışmıyorsun,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;D&uuml;kk&acirc;nı batırırsın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Batırırım valla. Bu kadar g&uuml;zel tatlı mı yapılır? Tarifini verseler keşke.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Senin karnın a&ccedil; sanki. A&ccedil; mısın? A&ccedil;san s&ouml;yle bak. Evime gelen misafiri a&ccedil; a&ccedil; oturtmam, hemen gider d&uuml;nk&uuml; yemekleri ısıtırım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen g&uuml;lerek, &ldquo;Sadece mozaik pasta &acirc;şığıyım,&rdquo; dedi. &ldquo;Karnım tok g&uuml;zelim. Ahu&rsquo;yla beraber m&uuml;kellef bir kahvaltı ettik.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Emin misin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Olduk&ccedil;a.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir s&uuml;re ikisi de konuşmadan tatlıdan yiyip kahveden i&ccedil;tiler. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yarın buluşuyorsunuz yani?&rdquo; dedi Ahsen saniyeler sonra. &ldquo;Yemeğe &ccedil;ıkıyorsunuz.&rdquo; <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen başını &ccedil;evirip yanında oturan G&ouml;ksel&rsquo;e baktığında arkadaşının da kendisine baktığını g&ouml;rd&uuml;. Birka&ccedil; saniye bakışan ikili aynı anda &ccedil;ığlık attı. El ele tutuşup, birbirlerini sarsarken bağırmaya devam ettiler. Uzun zamandır onları bu kadar heyecanlandıran bir olay yaşamamışlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İlk buluşmanın bu kadar &ccedil;abuk olacağını beklemiyordum,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; g&uuml;nde teklif etti resmen, &uuml;stelik bir akşam yemeği randevusu. &Ccedil;ok romantik.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Daha &ouml;nceki hafta kafeye gittiğimiz akşam annemlere hi&ccedil; akşam yemeği randevusuna &ccedil;ıkmadığımı s&ouml;ylemiştim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel o g&uuml;n&uuml; hatırlayarak. &ldquo;Bu kadar kısa s&uuml;rede bu durumun değişeceğini, &uuml;stelik bunun o akşam y&uuml;z y&uuml;ze tanıştığım G&ouml;khan sayesinde olacağı aklımın ucundan bile ge&ccedil;mezdi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu hayata aklımıza bile gelmeyecek şeyleri yaşamaya geldik kızım, daha anlayamadın mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Anladım ama her defasında şaşırıyorum işte.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde G&ouml;ksel de g&uuml;l&uuml;msedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Şu teklif olayını başından anlat,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Neler konuştunuz? Mesajları a&ccedil;sana.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ya biz mesajları okurken mesaj atarsa ve mesajı saniyesinde g&ouml;rm&uuml;ş olursam?&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Ben de kendimi şu camdan aşağı atarım valla.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Daha neler! &Ccedil;alışmıyor mu kızım bu &ccedil;ocuk? Ancak mesai bitiminde yazar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Umarım dediğin gibi olur.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sosyal medya hesabına giren G&ouml;ksel mesajlar sayfasının en &uuml;st&uuml;nde olan G&ouml;khan&rsquo;la konuşmasını a&ccedil;tı ve ekranı &uuml;ste kaydırıp d&uuml;n akşamki mesajlaşmanın başlangıcını buldu. Pazar g&uuml;n&uuml; G&ouml;khan, Aras&rsquo;la olan &ouml;zel dersinden sonra akşam G&ouml;ksel&rsquo;e mesaj atmıştı ve ikili g&uuml;nlerinin nasıl ge&ccedil;tiğine dair kısa bir sohbet etmişti. G&ouml;khan G&ouml;ksel&rsquo;in sorusu &uuml;zerine Aras&rsquo;la yaptıklarından, &uuml;zerinde &ccedil;alıştıkları par&ccedil;alardan ve biraz da &ccedil;ocuğun ailesinden bahsetmişti. T&uuml;m g&uuml;n&uuml; ailesiyle evde ge&ccedil;iren G&ouml;ksel de ailecek kahvaltı ettiklerinden, film izlediklerinden, akşam&uuml;st&uuml; market alışverişi yaptıklarından bahsetmişti. İkili bir saat kadar sohbet ettikten sonra G&ouml;khan&rsquo;ın &ccedil;ok yorgun olduğunu, bir duş alıp hemen uyuyacağını s&ouml;ylemesiyle vedalaşmıştı. Pazartesi g&uuml;n&uuml;yse, yani d&uuml;n, G&ouml;khan mesai &ccedil;ıkışı eve geldikten sonra yine ona mesaj atmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşte buradan başlıyor,&rdquo; dedi d&uuml;nk&uuml; konuşmanın başını bulan G&ouml;ksel. &ldquo;&Ccedil;abuk oku.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Okumak benim işim bebeğim,&rdquo; diyen Ahsen telefonu eline aldı. &ldquo;Bir edebiyat&ccedil;ı olduğumu hatırlatırım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen mesajları okumaya başladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Selam, nasılsın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Selam. İyiyim, senden ne haber?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: İş &ccedil;ıkışı yorgundum ama biraz dinlendim, daha iyiyim şimdi. Ne yapıyorsun, g&uuml;n&uuml;n nasıl ge&ccedil;ti?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: İyi yapmışsın. Yemek yedikten sonra odama &ccedil;ekildim, yaptığım buzlu kahveyi i&ccedil;ip sosyal medyada takılıyorum &ouml;yle. G&uuml;n boyunca evdeydim, bir şeyler izleyip yemek yaptım; her zamanki şeyler. Sende durumlar nasıl?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Afiyet olsun. Yemeğe ne yaptın? Ben de iş &ccedil;ıkışı direkt eve geldim, yemek sipariş edip yedim, duş alıp gevşedim ve şimdi de koltukta uzanıp seninle konuşuyorum işte. Benim de her zamanki şeyler, bir değişiklik yok<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Sağ ol, sana da afiyet olsun. Tavuk soteyle pilav yaptım, tavuk sotede biraz acemiyim ama bizimkiler beğendi. Gittik&ccedil;e gelişiyorum <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: &Ccedil;ok severim ve senin de gayet g&uuml;zel yaptığına eminim. S&ouml;ylediğin gibi yemek yapmak p&uuml;f noktalarının zamanla &ouml;ğrenildiği bir şey, kimse annesinin karnından aş&ccedil;ı &ccedil;ıkmıyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Orası &ouml;yle, ben de &ouml;ğreniyorum işte<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: İyi yapıyorsun, yemek yapmak &ccedil;ok keyifli<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Bence de, &ouml;zellikle de m&uuml;zik dinleyerek yapınca. Hem aş&ccedil;ı hem de şarkıcı havasına giriyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Hahaha, hangimiz girmiyoruz ki? Kaşığı da mikrofon olarak kullanıyor musun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Yemek yaparken beni izlemeyi nasıl başardın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Kahkaham apartmanın t&uuml;m katlarından duyulmuş olmalı, muhtemelen komşular deli olduğumu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor ama uzun bir mesainin ardından g&uuml;lmek iyi geldi<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Aynısını ben de yapıyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; ve aksini iddia edenler de dahil herkesin aynı şeyi yaptığından eminim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Ben de &ouml;yle. En azından senin sesin g&uuml;zel, benimkiyse akordu bozuk bir enstr&uuml;man gibi<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Kimsenin rahatsız olmadığı bir ortamda şarkı s&ouml;ylemenin hi&ccedil;bir sakıncası yok bence hatta bir t&uuml;r terapi olduğuna inanıyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Kesinlikle, inanılmaz iyi hissettiriyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: M&uuml;zik ruhun gıdası ve şifasıdır<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Ger&ccedil;ekten &ouml;yle, g&uuml;zel bir benzetme oldu<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: M&uuml;zikle ge&ccedil;en 11 senelik ge&ccedil;mişime dayanarak g&uuml;zel olduğu kadar doğru bir benzetme olduğunu da rahatlıkla s&ouml;yleyebilirim. Ger&ccedil;i bu s&uuml;re enstr&uuml;man &ccedil;alarak ge&ccedil;en yıllarımı kapsıyor, m&uuml;ziğin bendeki yeriyse kendimi bildim bileli apayrı<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Senin de ayrıntıları hayal meyal hatırladığın ama &ccedil;alan şarkıdan keyif aldığını anımsadığın anıların vardır o zaman. Ben en &ccedil;ok ailecek yaptığımız yolculuklarda arabanın radyosundan y&uuml;kselen şarkıları b&uuml;y&uuml;k bir keyifle dinlediğimi hatırlıyorum, ayrıntılar &ccedil;ok bulanık ama hissettiğim keyif netliğini koruyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Benim de benzer anılarım var. Hayatının b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu yollarda ge&ccedil;miş biri olarak araba yolculuklarında m&uuml;zik bana eşlik eden yol arkadaşıma d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Arabanın arka koltuğunda oturur, yolu izleyerek &ccedil;alan şarkıları dinler ve hayallere dalardım. G&uuml;zel zamanlardı<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: G&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nde canlandı şu an o anlar. Ger&ccedil;ekten g&uuml;zel zamanlardı ve senin de benzer anılara sahip olmana sevindim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Ortak noktalarımızın giderek artması &ccedil;ok hoş<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: &Ouml;yle<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: &Ouml;yle</i><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen burada durup incecik bir ses &ccedil;ıkardı ve G&ouml;ksel&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Aranızdaki &ccedil;ekim o kadar kuvvetli ve belirgin ki,&rdquo; dedi samimiyetle. &ldquo;Bir kitap okuyormuşum gibi hissediyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Burada &ccedil;ok utandım,&rdquo; diye itiraf etti G&ouml;ksel. Ahsen okurken o da arkadaşına eşlik ediyordu. &ldquo;Sanki karşımda duruyormuş da g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine bakarak g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yormuş gibi hissettim ve kızardım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel hisler bunlar. İnsan gen&ccedil;ken b&ouml;yle g&uuml;zel şeyler hissetmeli, kalbini k&uuml;t k&uuml;t attıracak şeyler yaşamalı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklıyım tabii. Okumaya devam.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: İşte g&uuml;n&uuml;n nasıl ge&ccedil;ti?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Ani bir konu değişimi oldu ama anlatayım: Sabahtan birka&ccedil; yeni enstr&uuml;man geldi, bu tarz teslimatlar genelde hafta başında oluyor ve ben de enstr&uuml;manların bakımlarını yapıyorum, akordunu yapıyorum. Sabahtan da bu işlerle uğraştım, &ouml;ğleden sonraysa mağaza canlandı ve gelen m&uuml;şterilerle ilgilendim. Gitar bakmaya gelen iki kişi vardı, onlara birka&ccedil; gitar g&ouml;sterip &ouml;zelliklerini anlattım hatta seslerini dinlemek istedikleri i&ccedil;in gitarları &ccedil;aldım. Normalde &ccedil;ok bilindik m&uuml;zikler &ccedil;alıp m&uuml;şterilerin gitarın sesini daha iyi anlamalarını sağlarım fakat bug&uuml;n şov yapasım geldi ve zor par&ccedil;alar &ccedil;alıp onları etkilemeyi tercih ettim. Bazı m&uuml;şteriler yaptığım mesleği hor g&ouml;r&uuml;yor, bana tepeden bakıyor ve hadlerini bildirmek zorunda kalıyorum. Bug&uuml;nk&uuml;ler de ben gitarlardan konuşurken &ccedil;okbilmiş olduğumu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş olmalı ki gitarları &ccedil;almamı istediler, akıllarınca beni mort edeceklerdi ama ne diyebilirim ki? Ava giderken avlandılar. Y&uuml;zlerindeki şok ifadesini hi&ccedil; unutmayacağım, bense onlara d&uuml;nyanın en sevimli g&uuml;l&uuml;msemesini g&ouml;nderdim. Mağazadan ayrılışlarını g&ouml;rmen gerekiyordu, iş arkadaşlarımla dakikalarca g&uuml;ld&uuml;k<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Sert kayaya &ccedil;arpmışlar. &Ccedil;ok iyi yapmışsın, mort olmayı hak etmişler. B&ouml;yle hadsiz insanlara haddini bildirmek gerekiyor, sen de olabilecek en iyi ve kibar şekilde bildirmişsin. Y&uuml;z ifadelerini de mağazadan ayrılmalarını da tahmin edebiliyorum, &ccedil;ok keyif verici<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Bir daha mağazanın &ouml;n&uuml;nden bile ge&ccedil;eceklerini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Onlara unutulmaz bir ders vermek i&ccedil;in sınavlarda g&ouml;sterdiğim performanstan bile daha iyisini g&ouml;sterdim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Seni epey sinir etmiş olmalılar<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Fazlasıyla ettiler ama karşılığını verdiğim i&ccedil;in keyfim yerinde. Bu da b&ouml;yle bir anımdır işte<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Ben de keyiflendim, anlatmakla iyi yaptın<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: O zaman arada anlatırım b&ouml;yle olayları<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Mutlaka anlat, dinlemesi keyifli oluyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Hayhay, sen yeter ki iste<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen bu mesajı okuduktan sonra başını &ccedil;evirip muzip bir ifadeyle G&ouml;ksel&rsquo;e baktı ve onunla g&ouml;z g&ouml;ze gelince ona g&ouml;z kırptı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayhay, sen yeter ki iste,&rdquo; dedi G&ouml;khan&rsquo;ın mesajını tekrar ederek. &ldquo;36 senelik birikimimle bu adam tamamdır, diyorum ben; bana aksini s&ouml;yletemezsiniz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bir kahkaha patlatırken Ahsen de ona katıldı. İki dost bir s&uuml;re birlikte g&uuml;ld&uuml;ler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen ger&ccedil;ekten delisin,&rdquo; dedi G&ouml;ksel biraz sonra. &ldquo;Yorumlarını sonraya sakla. &Ouml;d&uuml;m kopuyor mesaj atacak diye, &ccedil;abuk ol.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;K&ouml;t&uuml;y&uuml; &ccedil;ağırma kızım,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Okuyorum işte.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: &Ccedil;ok sık başına geliyor mu b&ouml;yle olaylar?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Pek sayılmaz ama h&acirc;l&acirc; daha olması gerekenden fazla. Bug&uuml;nk&uuml;ler gibi beni rencide etmeye &ccedil;alışanlar daha nadir oluyor fakat ben sanki bir şey bilmiyormuşum da s&uuml;s olarak orada duruyormuşum gibi davranan kişilerle daha sık karşılaşıyorum. Onlara doğrusunu s&ouml;ylemek istesem de ısrarla aksini iddia edenler oluyor. İnsanlarla uğraşmak &ccedil;ok zor ger&ccedil;ekten ama yapacak bir şey yok<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Bazı insanlar ger&ccedil;ekten &ccedil;ok kaba ve onların seviyesine d&uuml;şmeden onlarla konuşmaya &ccedil;alışmak &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;. Ger&ccedil;ekten zor bir iş yapıyorsun, kolay gelsin<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Teşekk&uuml;r ederim. Her işte olduğu gibi benimkinde de zorluklar var ama alıştım artık, gerekeni hemen yapıyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Haklısın, her işin kendine g&ouml;re zorlukları var. Neyse, bunlar can sıkıcı konular ve uzun bir iş g&uuml;n&uuml;nden sonra bunlardan konuşmak istediğin son şey olmalı<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: G&uuml;n&uuml;m&uuml;n nasıl ge&ccedil;tiğinden bahsetmeyi seviyorum, bahsettim de ve dediğin gibi tatsız konulara girmeyelim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Kesinlikle<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Aslında sana sormak istediğim bir soru var<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Nedir?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Hafta i&ccedil;i bir akşam m&uuml;sait misin?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Herhangi bir g&uuml;n m&uuml;?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Evet. Eğer m&uuml;saitsen birlikte akşam yemeği yiyelim mi?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Olabilir. Sen hangi g&uuml;nler m&uuml;saitsin?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Salı ve &ccedil;arşamba m&uuml;saitim mesela. Sen?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: &Ccedil;arşamba ben de m&uuml;saitim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Buluşalım mı?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Olur, buluşalım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Kadık&ouml;y&rsquo;de bildiğim g&uuml;zel bir restoran var, d&uuml;zg&uuml;n m&uuml;şterileri olan sakin bir yer. Keyifli bir sohbet eşliğinde akşam yemeği yemek i&ccedil;in son derece uygun. Ne dersin? Kadık&ouml;y&rsquo;e gelebilir misin? İş &ccedil;ıkışımdan sonra orada buluşabiliriz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Kulağa makul geliyor. Sen işten ka&ccedil;ta &ccedil;ıkıyorsun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Akşam yedide mesaim bitiyor. Restoran iş yerime yakın, iskeleye de yakın. Eğer vapurla gelirsen seni karşılayabilirim ve restorana da beraber ge&ccedil;eriz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: &Ccedil;ok iyi olur. Kadık&ouml;y&rsquo;&uuml; pek bilmiyorum, restoranı bulma sorunundan da kurtulmuş olurum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Bunu tahmin ettiğim i&ccedil;in dedim zaten. Seni iskeleden alırım, restorana da beraber ge&ccedil;eriz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Tamam, bana uyar. Sen yedide hemen işten &ccedil;ıkıyor musun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: &Ccedil;arşamba &ccedil;ıkarım, işim olduğunu s&ouml;ylediğimde mağaza sorumlusu m&uuml;saade eder. Normalde mağazayı kapatıp &ouml;yle &ccedil;ıkıyoruz ama işi olan mesai biter bitmez &ccedil;ıkabiliyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Peki, ben de ona g&ouml;re yola &ccedil;ıkarım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Tamam. Yemeği ben ısmarlamak istiyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: &Ccedil;ok incesin ama Alman usul&uuml; yapsak daha iyi olur, diğer t&uuml;rl&uuml;s&uuml; i&ccedil;ime sinmez<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Tamam, sen nasıl istersen &ouml;yle olsun. Buluşmaya ben davet ettiğim i&ccedil;in ısmarlamak istemiştim ama madem Alman usul&uuml; istiyorsun, &ouml;yle yaparız<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: &Ccedil;ok memnun olurum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: O zaman &ccedil;arşamba akşamı buluşuyoruz?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Anlaştık<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Ayrıntıları yine konuşuruz, nasıl olsa &ouml;n&uuml;m&uuml;zde iki g&uuml;n var<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;k: Aynen, haberleşiriz yine<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bundan sonra G&ouml;khan yorgun olduğunu s&ouml;yleyerek uyumaya gidiyordu, ikili vedalaşıyordu ve mesajlaşma da sona eriyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ay &ccedil;ok tatlı &ccedil;ocuk.&rdquo; Ahsen&rsquo;in ilk tepkisi bu oldu. &ldquo;&Ccedil;ok kibar konuşuyor ve senin isteklerine de &ouml;nem veriyor. Alman usul&uuml; olsun deyince hemen kabul etmiş. Bu adam ger&ccedil;ekten tamamdır kızım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel g&uuml;lerek, &ldquo;Deli,&rdquo; dedi. &ldquo;Kibar değil mi? Direkt kabul etti, hi&ccedil; ısrar etmedi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben kadına hesap &ouml;detmem, dediğini d&uuml;ş&uuml;nsene. Korkun&ccedil;.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Saniyesinde engeli basardım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;E herh&acirc;lde kızım. Hanzolarla işimiz yok.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aynen &ouml;yle. Neyse ki G&ouml;khan &ouml;yle biri değil.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok tatlı birine benziyor, ben sevdim. Akşama mesaj atar yine, ayrıntıları konuşursunuz. Ne giymeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun peki?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, kesin yazacak,&rdquo; diye onayladı G&ouml;ksel. &ldquo;Ne giyeceğime karar veremedim, yardımcı olursun değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Soruyor musun bir de? İlk buluşmanız olacak, restoranda akşam yemeği yiyeceksiniz ve bu da demek oluyor ki şık olman gerek.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Elbise mi giyeyim?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Olabilir. Hadi kalk, sana g&uuml;zel bir kombin yapalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ayaklanan ikili G&ouml;ksel&rsquo;in odasına gitti. Bir saati aşkın bir s&uuml;re boyunca G&ouml;ksel kıyafetlerini ve ayakkabılarını denedi, ikili G&ouml;ksel&rsquo;in nasıl bir sa&ccedil; ve makyaj yapabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Yorucu dakikaların ardından G&ouml;ksel ne giyeceğine, nasıl bir sa&ccedil; ve makyaj yapacağına karar verdi. Akşama doğru Ahsen gitti, evde tek kalan G&ouml;ksel de salonu toparladıktan sonra yemek yapmak i&ccedil;in mutfağa girdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in ebeveynleri G&uuml;zin ve Engin 10 dakika arayla eve d&ouml;nd&uuml;ler. Saatler 19.36&rsquo;yı g&ouml;sterirken aile mutfaktaki yemek masasında toplandı. Yemek i&ccedil;in fazla vakti olmayan G&ouml;ksel hazır &ccedil;orbayla makarna pişirmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Artık her g&uuml;n yemekleri sen yapıyorsun,&rdquo; diye bir yorumda bulundu babası. &ldquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızım b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş de bize yemek pişiriyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Siz &ccedil;alışıyorsunuz, ben de ev işlerini hallediyorum,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Yorgun argın eve d&ouml;n&uuml;nce bir de yemekle uğraşmanızı istemem. Hem yemek yapmak &ccedil;ok eğlenceli, bana da uğraş &ccedil;ıkıyor işte.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sağ ol bebeğim,&rdquo; dedi annesi. &ldquo;Ellerine sağlık.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Afiyet olsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yemek yerken &uuml;&ccedil;&uuml; de g&uuml;n&uuml;n&uuml;n nasıl ge&ccedil;tiğini anlattı. Annesiyle babasının anlatacak farklı şeyleri yoktu, bu y&uuml;zden G&ouml;ksel Ahsen&rsquo;le oturup zaman ge&ccedil;irdiklerinden bahsetti. Ailesi Ahsen&rsquo;in geleceğini biliyordu hatta yemeğe kalmasını da istemişlerdi fakat G&ouml;ksel bunu Ahsen&rsquo;e s&ouml;yleyince Ahsen, &ldquo;Başka bir zaman gelirim,&rdquo; demişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yarın akşam yemeğini dışarıda yiyeceğim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel yemeğin sonlarına doğru. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yle mi?&rdquo; dedi annesi. &ldquo;Kiminle buluşacaksın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;khan&rsquo;la.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Engin &ouml;ks&uuml;r&uuml;nce G&ouml;ksel babasına baktı. Pe&ccedil;etesine uzanıp ağzını silen Engin de kızına d&ouml;nd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Buluşabilirim değil mi?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel &ccedil;ekinerek. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Gelecek zaman ekiyle konuştuğuna g&ouml;re &ccedil;oktan karar vermişsiniz,&rdquo; dedi Engin. &ldquo;Bizlik bir durum kalmamış.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Size her zaman şuraya şununla gidiyorum deyip gittiğim i&ccedil;in şimdi de &ouml;yle yaptım, yapmasa mıydım?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yok canım, git tabii. Nerede yiyeceksiniz yemeği?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kadık&ouml;y&rsquo;de bir restoranda.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ka&ccedil;ta?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;khan işten yedide &ccedil;ıkıyor, ondan sonra buluşacağız. İş yeri iskeleye yakınmış, beni alacak ve birlikte restorana gideceğiz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne işi? &Ouml;ğrenci değil miydi bu delikanlı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;ğrenci ama &ccedil;alışıyor da.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Nerede &ccedil;alışıyormuş?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bir m&uuml;zik mağazasında satış danışmanlığı yapıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi, peki. Yarın buluşuyorsunuz yani?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, gidebilirim değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel destek bulmak i&ccedil;in annesine baktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Gidebilirsin tabii,&rdquo; dedi G&uuml;zin g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Bize arada durum g&uuml;ncellemesi vermeyi unutma l&uuml;tfen. Buluştuk, restorana geldik, &ccedil;ıktık, yoldayım gibi mesajlarla bizi haberdar et.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ederim elbette,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eğer hoşuna gitmeyen bir durum olursa,&rdquo; dedi babası. &ldquo;Restoranın tuvaletine gidip bizi ara. &Ccedil;ocuğu daha &ouml;nce g&ouml;rm&uuml;ş olabilirsin, mesajlaşırken anlaşıyor da olabilirsiniz ama y&uuml;z y&uuml;ze her şey &ccedil;ok farklı olabilir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; sen de bizim gibi biliyorsun bebeğim, dışarıda nasıl insanlar olduğunu da. Sana şimdi burada kıyamet senaryoları sıralamayacağım ama her an her şey olabilir; bu y&uuml;zden eğer bir şey seni rahatsız ederse, bu sadece bir his bile olabilir, hemen bizi ara ve biz seni almaya gelene kadar tuvaletten ayrılma olur mu? Telefonun da l&uuml;tfen seslide olsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Farkındayım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel başını sallayarak. &ldquo;Dikkatli olacağım, sizi de merakta bırakmayacağımdan emin olabilirsiniz. Dediğin gibi bir şeyler ters giderse de hemen ararım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşler ters giderse kendini yalnız ve &ccedil;aresiz hissetme,&rdquo; diye ekledi annesi. &ldquo;Biz buradayız.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Siz varken kendimi hi&ccedil; yalnız ve &ccedil;aresiz hissetmiyorum ve yanımda olduğunuzu biliyorum, teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Elbette yanındayız,&rdquo; dedi babası. &ldquo;Benim k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızım gen&ccedil; bir kadın olmuş da randevuya &ccedil;ıkıyor. Bu akşam bu ger&ccedil;ekle y&uuml;zleşeceğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu ger&ccedil;ekle y&uuml;zleşen tek sen değilsin,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Ama her d&ouml;nemin tadını &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ıkar elbette. Gen&ccedil;lik avcuna doldurduğun bir su gibi, sen onu i&ccedil;meye &ccedil;alışırken o parmaklarının arasından akıp gidiyor. Son damlası da akıp gidene kadar her damlasının tadını &ccedil;ıkar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;zel bir benzetme oldu. Aklımda tutacağım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yemekten sonra odasına &ccedil;ekilen G&ouml;ksel, beş dakika &ouml;nce G&ouml;khan&rsquo;ın kendisine mesaj attığını g&ouml;rd&uuml;. Saat 20.11&rsquo;di, gen&ccedil; adam işten evine d&ouml;nm&uuml;ş olmalıydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Selam, ne yapıyorsun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun g&ouml;nderdiği mesaja dokunup konuşma sayfasını a&ccedil;tı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Selam, akşam yemeğini yiyip odama &ccedil;ekildim; sen ne yapıyorsun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Cevabı &uuml;&ccedil; dakika i&ccedil;inde geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Afiyet olsun, ben de kendime yorgunluk kahvesi yapıp koltuğa uzandım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel d&uuml;ş&uuml;ncesinde haklıydı: G&ouml;khan evine d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Teşekk&uuml;r ederim, sana da afiyet olsun<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı anında g&ouml;r&uuml;ld&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Teşekk&uuml;rler. G&uuml;n&uuml;n nasıl ge&ccedil;ti, neler yaptın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;n&uuml; onun hakkında konuşup yarınki buluşmaya hazırlanmakla ge&ccedil;mişti fakat ona elbette b&ouml;yle s&ouml;ylemedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Arkadaşımla g&ouml;r&uuml;şt&uuml;m, onun dışında her zamanki gibiydi. Sen neler yaptın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;dan da benzer bir cevap geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>İşteydim, benim de her zamanki gibiydi. Yarın nasıl yapalım? <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kalbinin heyecanla &ccedil;arpmaya başladığını hissetti. Ger&ccedil;ekten buluşuyorlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Altıya doğru evden &ccedil;ıkıp otob&uuml;sle Emin&ouml;n&uuml;&rsquo;ne ge&ccedil;erim, oradan da Kadık&ouml;y vapuruna binip karşıya ge&ccedil;erim. 35 ge&ccedil;e vapur kalkıyor sanırım, 20 dakikaya Kadık&ouml;y&rsquo;e varır. 19.05 gibi inerim, sen beş dakikaya iskeleye gelir misin? Duruma g&ouml;re bir sonraki vapura da binebilirim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı ona g&ouml;nderdiğinde G&ouml;khan anında g&ouml;rd&uuml; ve yarım dakika sonra cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Gelirim, sen 35 ge&ccedil;e vapuruna bin. İskelede seni karşılarım, sonra da restorana ge&ccedil;eriz. Dediğim gibi iskeleye yakın, 10 dakikalık y&uuml;r&uuml;me mesafesinde ama y&uuml;r&uuml;mek istemezsen Martı gibi bir ara&ccedil;la da gidebiliriz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın onun y&uuml;r&uuml;mek istemeyeceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p alternatifler bulması hoşuna gitti. Gen&ccedil; adam yine d&uuml;ş&uuml;nceliliğini konuşturuyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Y&uuml;r&uuml;mekten hoşlanırım, sohbet ederek y&uuml;r&uuml;r&uuml;z. Bu arada restoranın adı ne?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona restoranın adını yazınca haritadan baktı. Kadık&ouml;y&rsquo;&uuml;n merkezinde olan restoran fotoğraflardan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kadarıyla &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir yer değildi, m&uuml;tevazı bir yere benziyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Dediğin gibi iskeleye uzak değil, y&uuml;r&uuml;r&uuml;z<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona hızlıca cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tamamdır. Yarın da haberleşiriz zaten, &ccedil;ıkarken yazarsın</i><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel sonraki mesajını biraz &ccedil;ekinerek yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>İstersen birbirimizin numarasını alalım, o şekilde daha kolay haberleşiriz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajını g&ouml;ndermeden &ouml;nce derin bir nefes aldı. Bunu yapmaya kesinlikle ihtiyacı vardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben de aynı şeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum ama &ouml;nce sen yazdın<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bu ilk mesajdan sonra gelen ikinci mesajda G&ouml;khan&rsquo;ın cep numarası yazıyordu. G&ouml;ksel numaranın &uuml;st&uuml;ne tıklayıp arama sayfasını a&ccedil;tı ve numarayı rehberine &ldquo;G&ouml;khan&rdquo; diye kaydetti. O esnada G&ouml;khan&rsquo;dan yeni bir mesaj geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bana mesaj atarsan ben de seninkini kaydederim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bildirim penceresinden mesajı okuduktan sonra ona nereden ve nasıl bir mesaj atabileceğini d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı. En sonunda SMS atmaya karar verdi ve se&ccedil;tiği emojiyi G&ouml;khan&rsquo;ın numarasına g&ouml;nderdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;nderdiği emoji g&uuml;neşin &ouml;n&uuml;nde bir bulutun olduğu emojiydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sadece saniyeler sonra G&ouml;khan da ona SMS g&ouml;nderdi. Gen&ccedil; adamın g&ouml;nderdiği mesajda da iki tane emoji vardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yıldız ve Ay emojisi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in y&uuml;z&uuml;ne olduk&ccedil;a geniş bir g&uuml;l&uuml;mseme yayıldığında dudakları aralandı ve &uuml;st dişleri g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Kendi kendine kıkırdadıktan sonra sosyal medya hesabındaki konuşmalarına girdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kaydettin sanırım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan birka&ccedil; saniye i&ccedil;inde mesajı g&ouml;rd&uuml; ve onu cevapladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kaydettim. Son derece yaratıcı bir emoji tercihi olduğunu da s&ouml;ylemeliyim, G&ouml;k<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;ld&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben de seninkilerin de &ouml;yle olduğunu belirtmeliyim, G&ouml;k<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın da g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hissetti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sana ayak uydurdum. Yarın sen evden &ccedil;ıkarken yazarsın, işte olduğum i&ccedil;in hemen g&ouml;remeyebilirim fakat sen beni haberdar et. Vapura bindiğinde de yaz, ben de ona g&ouml;re işten &ccedil;ıkıp seni karşılamaya gelirim, olur mu?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona &ccedil;abucak cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tabii ki haber veririm, merak etme. Sen de işten &ccedil;ıktığında haber verirsin<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Yirmi d&ouml;rt saatten daha az bir s&uuml;re sonra karşı karşıya geleceklerdi. &Ccedil;ok az kalmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tamamdır, yarın yine haberleşiriz. Ben şimdi ev işlerini halledeyim, yarın m&uuml;sait olamayacağım malum; aradan &ccedil;ıksın. Sen evden &ccedil;ıkarken yazarsın<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bu akşam uzun uzun sohbet etmeyeceklerine sevindi. Yarın y&uuml;z y&uuml;ze geldiklerinde konuşacak konularının kalmasını istiyordu, suspus oturmaktan ve randevunun k&ouml;t&uuml; ge&ccedil;mesinden korkuyordu. Mesajlaşırken sohbetleri &ccedil;ok keyifliydi, y&uuml;z y&uuml;ze de aynı şekilde olmasını umdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Anlaştık. Sana kolay gelsin, yarın g&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Cevabı birka&ccedil; saniye i&ccedil;inde geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Teşekk&uuml;r ederim. G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z G&ouml;k, iyi akşamlar<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona, &ldquo;Sana da iyi akşamlar&rdquo; yazdıktan sonra konuşma sayfasından ayrıldı. Kalbi k&uuml;t k&uuml;t atıyordu. Komodinin &uuml;st&uuml;ndeki matarasından biraz su i&ccedil;tikten sonra yatağa uzandı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yarın b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;">***<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ertesi sabah erkenden kalkan G&ouml;khan ilk iş olarak tıraş oldu. Birazcık uzayan kılları kirli sakal gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor, ona karizmatik bir hava katıyordu fakat gen&ccedil; adam sakalı h&acirc;l&acirc; kendisine yakıştırmıyordu ve akşam da G&ouml;ksel&rsquo;le buluşacağı i&ccedil;in, &uuml;stelik ilk defa, sakallarını ve bıyıklarını g&uuml;zelce tıraş etti. Gece de olduk&ccedil;a sıcaktı, &uuml;st&uuml; &ccedil;ıplak ve cam a&ccedil;ık uyumasına rağmen terlemişti; k&ouml;t&uuml; koktuğunu hissederek d&uuml;n akşam duş almış olmasına rağmen tekrardan aldı ve t&uuml;m v&uuml;cudunu iyice keseledi. Duştan &ccedil;ıktıktan sonra deodorantıyla resmen ikinci bir duş aldı, tıraş losyonunu yanaklarına dairesel hareketlerle s&uuml;r&uuml;p masaj yaptı; sadece &ouml;nemli g&uuml;nlerde s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; nemlendiricisini de yine y&uuml;z&uuml;ne ve boynuna s&uuml;rd&uuml;. En son bir şey i&ccedil;in bu kadar hazırlandığı g&uuml;n neye hazırlandığını ve ne zaman hazırlandığını hatırlayamayacağı kadar eskiydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sol g&ouml;ğ&uuml;s hizasında kısa bir c&uuml;mlenin yazdığı beyaz tiş&ouml;rt&uuml;yle a&ccedil;ık mavi renk kot pantolonunu giydi. D&uuml;n akşam dolabının &ouml;n&uuml;nde ge&ccedil;irdiği bir bu&ccedil;uk saatin sonunda bu ikiliyi giymeye karar vermişti. Evden &ccedil;ıkmadan &ouml;nce a&ccedil;ık gri renkli omuz &ccedil;antasına diş fır&ccedil;asıyla macununu, deodorant ve parf&uuml;m&uuml;n&uuml;, naneli şekerini ve tarağını koyup c&uuml;zdanında yeteri kadar nakit olduğundan ve maaş kartının da i&ccedil;inde olduğundan emin oldu. İşten &ccedil;ıkıp G&ouml;ksel&rsquo;in yanına gitmeden &ouml;nce takacağı y&uuml;z&uuml;klerini de &ccedil;antasının &ouml;n g&ouml;z&uuml;ne attı. İş yerinde sadece k&uuml;peleriyle burun piercingini takabiliyordu. Y&uuml;z&uuml;k ve bileklik gibi takılar enstr&uuml;manlara zarar verebileceğinden onların takılması yasaktı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hazırlanma s&uuml;reci uzun s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in evden ge&ccedil; &ccedil;ıkan gen&ccedil; adam şanslıydı ki bu sabah trafik &ccedil;ok yoğun değildi ve işe zamanında varabildi. Akşam biraz erken &ccedil;ıkacağı i&ccedil;in sabahtan da ge&ccedil; kalması hoş olmazdı ama tam vaktinde mağazanın kapısından girdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan mağazada &ccedil;alışırken hemen karşı yakadaki G&ouml;ksel de &ouml;ğlene doğru uyandı, kahvaltısını edip duşa girdi ve nadiren yaptığı bir şeyi yaparak k&ouml;p&uuml;kle sa&ccedil;larını şekillendirerek dalgalarını belirginleştirdi. Deniz dalgasını andıran sarı sa&ccedil;ları omuzlarından g&ouml;ğ&uuml;slerine kadar uzanıyordu. Sa&ccedil;larını b&uuml;y&uuml;k oranda makineyle kuruttuktan sonra tamamen kuruması i&ccedil;in kendi h&acirc;line bıraktı. Sa&ccedil;ları kururken video izleyip bir yandan da oje s&uuml;rd&uuml;. Saat beş olduğunda d&uuml;n Ahsen&rsquo;le beraber se&ccedil;tiği mavi elbisesini giydi. İnce askılı mavi elbisenin &uuml;st&uuml;nde minik beyaz &ccedil;i&ccedil;ek desenleri vardı, bel kısmı v&uuml;cuda tam oturuyordu ve etek kısmı da &ccedil;ok hafif boldu. Dizlerinin bir karış &uuml;st&uuml;nde biten bu elbisesini gen&ccedil; kadın seviyordu ve bug&uuml;n i&ccedil;in de iyi bir se&ccedil;im olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Takı olarak g&uuml;m&uuml;ş halka k&uuml;pelerini ve yine g&uuml;m&uuml;ş g&uuml;neş kolyesini taktı. D&uuml;nden sonra bu kolye &ccedil;ok daha anlamlı geliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Makyajını her zamanki gibi sade ve g&uuml;nl&uuml;k tuttu. G&ouml;z altlarını kapatıcıyla kapatıp maskarasını s&uuml;rd&uuml;, dudaklarına ve yanaklarına da pembe tonlarındaki rujunu s&uuml;rd&uuml;. Parf&uuml;m&uuml;n&uuml;n kokusu kalıcıydı ve kolay u&ccedil;muyordu, bu y&uuml;zden G&ouml;khan&rsquo;ı kokusuyla boğmamak adına birka&ccedil; fıs sıkmakla yetindi. Her zamanki gibi boynuna, gerdanına ve el bileklerine sıktı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Beyaz baget &ccedil;antasına c&uuml;zdanını, naneli şekerini, ıslak mendilini, kulaklık kutusunu ve daha sonra tazelemek i&ccedil;in rujunu koydu. Kulaklıklarını takıp telefonunu eline aldıktan sonra aynasının karşısına ge&ccedil;ti ve bir fotoğraf &ccedil;ekip Ahsen&rsquo;e g&ouml;nderdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben &ccedil;ıkıyorum, şans dile<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bir şey unutmadığından emin olduktan sonra odasından &ccedil;ıktı. Kalbi hızla &ccedil;arpıyordu, evin kapısının &ouml;n&uuml;nde durup elini kalbinin &uuml;st&uuml;ne koydu. &ldquo;Sen de bir dur be!&rdquo; diye s&ouml;ylendi. &ldquo;Sabahtan beri k&uuml;t k&uuml;t atmaktan yorulmadın mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Derin bir nefes alıp birka&ccedil; saniye nefesini tuttu ve yavaş&ccedil;a verdi. Bunu &uuml;&ccedil; kez tekrarladıktan sonra telefonunun ekranını a&ccedil;ıp bu sefer G&ouml;khan&rsquo;a mesaj attı. Bunun i&ccedil;in sosyal medyayı değil de mesajlaşma uygulamasını tercih etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Merhaba. Ben şimdi evden &ccedil;ıkıyorum, haberin olsun. Vapura binerken de yazarım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı iki tik olduğunda gen&ccedil; adamın internetinin a&ccedil;ık olmasına sevindi. Mesajı hemen g&ouml;remeyebilirdi ama iletildiğini bilmek rahatlattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tam kapıyı a&ccedil;acağı sırada Ahsen&rsquo;den cevap geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;z kamaştırıyorsun resmen, G&ouml;khan&rsquo;ı b&uuml;y&uuml;leyeceksin. Bol şans bebeğim, umarım &ccedil;ok keyifli ge&ccedil;er<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen&rsquo;in tatlı s&ouml;zlerinin gerginliğini biraz da olsa azalttığını hissetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Teşekk&uuml;r ederim g&uuml;zelim, iyi enerjilerini eksik etme<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen ona hemen cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>O iş bende bebek. Seni seviyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;l&uuml;mseyerek, &ldquo;Ben de seni&rdquo; yazıp sarı kalp emojisi koyduktan sonra mesajı g&ouml;nderdi. Beyaz bez ayakkabılarını giyip evden &ccedil;ıktı. Elbisesi ve &ccedil;antasıyla şıklığı yakalarken ayakkabılarıyla da spor g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; korudu. G&ouml;khan&rsquo;ın ne giyeceğini bilmiyordu ama kafede ve sosyal medya hesabından g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kadarıyla genelde spor tarzda giyiniyordu, bu akşam i&ccedil;in de spor g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; koruyacak bir şıklığı olacağını d&uuml;ş&uuml;nerek kendisi de &ouml;yle giyindi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Otob&uuml;s durağına m&uuml;zik dinleyerek y&uuml;r&uuml;d&uuml;, otob&uuml;sle iskeleye gidene kadar da m&uuml;zik dinledi. Otob&uuml;s kalabalıktı ama neyse ki klimaları a&ccedil;ıktı ve sıcaktan terlemeden iskeleye ulaşmayı başardı. Emin&ouml;n&uuml; deli gibi kalabalıktı, kendisini insan selinin arasında bulan G&ouml;ksel kalabalıkla beraber y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Hemen sağında Japon turistler y&uuml;r&uuml;yordu, yaşlı kadınla g&ouml;z g&ouml;ze geldiğinde ona tebess&uuml;m etti ve kadın da kendisine aynı şekilde karşılık verdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bildirim geldiğinde bakışlarını anında telefonuna &ccedil;evirdi ve beklediği kişinin mesaj attığını g&ouml;rd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Selam<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>D&uuml;n dediğim gibi yoğunluktan ancak şimdi bakabiliyorum telefona. Ne yaptın, iskeleye vardın mı?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bu kalabalık arasında y&uuml;r&uuml;rken mesaj yazması &ccedil;ok zor olduğu i&ccedil;in cevap yazmayı iskeleye varana kadar etkiledi. Kısa s&uuml;rede iskeleye ulaşıp turnikeden ge&ccedil;ti. Vapurun kalkmasına daha yedi dakika vardı, vapur hen&uuml;z iskelede de değildi; gen&ccedil; kadın da bekleyen insanların arasına ge&ccedil;ti ve G&ouml;khan&rsquo;la olan konuşmasını a&ccedil;tı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, vardım. Vapur yedi dakika sonra kalkacak, bekliyorum şu an<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Vapur bir dakika sonra iskeleye yanaştı, i&ccedil;indeki yolcuların tamamı indikten sonra kapılar a&ccedil;ıldı ve G&ouml;ksel&rsquo;le beraber bekleyen yolcular vapura bindi. O esnada G&ouml;khan gen&ccedil; kadına cevap verdi. G&ouml;ksel de dışarıda boş bir yere oturduktan sonra onun mesajına baktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tamam, hareket edince de yaz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben de son işlerimi halledip &ccedil;ıkacağım. Sen Kadık&ouml;y&rsquo;e vardığında ben de iskelede olurum diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel gergin bir nefes aldı. Taş &ccedil;atlasa yirmi beş dakika sonra yan yanaydılar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yazarım, sen de &ccedil;ıkınca yaz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Kalkış saati gelen vapur yavaş&ccedil;a iskeleden ayrılıp yola koyuldu. G&ouml;ksel dalgaların sesini de duymak i&ccedil;in m&uuml;ziğin sesini biraz kıstı, r&uuml;zg&acirc;rın y&uuml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nde u&ccedil;uşturduğu sa&ccedil;ının &ouml;n tutamlarını kulaklarının arkasına sıkıştırdı ve mavi g&ouml;zlerini İstanbul manzarasına odaklayıp şehri izlemeye başladı. Vapur yolculuğu yapmayı &ccedil;ok seviyordu, son vapur yolculuğunun &uuml;st&uuml;nden de uzun zaman ge&ccedil;tiği i&ccedil;in yolculuğun keyfini &ccedil;ıkardı. <span style="mso-tab-count: 1;"> </span>Yolculuğun ilk yarısında uzaklaştığı Avrupa Yakası&rsquo;nı seyretti, ikinci yarısında da yaklaştığı Anadolu Yakası&rsquo;nı izledi. Vapur limandaki devasa y&uuml;k gemilerinin yanından usulca ge&ccedil;ip Kadık&ouml;y İskelesi&rsquo;ne yaklaşırken G&ouml;ksel&rsquo;in kalp atışları da hızlandı. Bakışlarını yaklaştıkları iskeleden alıp telefonuna &ccedil;evirdi. G&ouml;khan&rsquo;dan h&acirc;l&acirc; bir cevap yoktu. Ona iş yerinden ayrıldığı zaman mesaj atmasını s&ouml;ylemişti fakat aradan ge&ccedil;en dakikalar boyunca G&ouml;khan&rsquo;ın sesi sedası &ccedil;ıkmamıştı. G&ouml;ksel onun iş yerinden &ccedil;ıkıp iskeleye doğru yola koyulduğunu umdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Vapurun hızını iyice d&uuml;ş&uuml;r&uuml;p iskeleye yanaştığı esnada G&ouml;khan G&ouml;ksel&rsquo;e mesaj attı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kıyıdayım. Yanaşan vapur seninki olmalı<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bu mesajı okuyan G&ouml;ksel başını kaldırıp kıyıya baktı. B&uuml;y&uuml;k bir kalabalık vapura binmek i&ccedil;in iskelede bekliyordu, iskele binasının arkasındaki sahil yolu da her zamanki gibi kalabalıktı. Bu kalabalıkta G&ouml;khan&rsquo;ı g&ouml;rmesinin imk&acirc;nı yoktu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tam olarak neredesin?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Vapur durduğunda insanlar &ccedil;ıkışa doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı, G&ouml;ksel de ayağa kalkıp onların peşinden ilerledi. Bu sırada kulaklıklarını &ccedil;ıkarıp kutusuna koydu. Merdivenlerden alt kata inip vapurdan sırayla inen kalabalığın arkasına ge&ccedil;tiğinde telefonunun &ouml;n kamerasını a&ccedil;ıp y&uuml;z&uuml;ne bakma fırsatını buldu. Makyajı olduğu gibi duruyordu, sa&ccedil;larının &ouml;n tutamlarını kulak arkasından &ccedil;ıkarıp d&uuml;zeltti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İyi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ayağı iskeleye basmıştı ki G&ouml;khan ona cevap verdi. Gen&ccedil; kadın mesaja bakmak i&ccedil;in kalabalığın arasından sıyrılmayı bekledi. İskele binasının &ccedil;ıkış tarafında y&uuml;r&uuml;rken kalabalık biraz da olsa azaldı, G&ouml;ksel de onun mesajına bakabildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>İskele binasının hemen &ouml;n&uuml;ndeyim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadın sırtını dikleştirip derin bir nefes aldı. G&ouml;khan&rsquo;la aralarında sadece birka&ccedil; metre olmalıydı. Kendisine rahat olması gerektiğini hatırlatarak &ccedil;ıkışa y&uuml;r&uuml;d&uuml;. &Ouml;n&uuml;nde y&uuml;r&uuml;yen kalabalık farklı y&ouml;nlere dağıldığında onların ilerisinde duran G&ouml;khan&rsquo;ı g&ouml;rd&uuml;. Mavi bir kotla beyaz tiş&ouml;rt giyen gen&ccedil; adam iskele binasının &uuml;&ccedil; metre kadar ilerisinde ellerini &ouml;n&uuml;nde birleştirmiş bekliyordu. Kahverengi sa&ccedil;larını sola doğru tarayarak &ouml;zenle şekillendirmişti, tıraşlı y&uuml;z&uuml; p&uuml;r&uuml;zs&uuml;zd&uuml; ve sağlıkla ışıldıyordu, kavisli kaşlarının altındaki kahverengi g&ouml;zleri merakla iskeleden &ccedil;ıkanları inceliyordu. Bir saniye sonra o da G&ouml;ksel&rsquo;i fark etti ve hoş bir g&uuml;l&uuml;mseme ifadesine yayıldı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Birbirlerine y&uuml;r&uuml;yen gen&ccedil;ler ortada buluştular.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Merhaba,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;msemeye devam ederken. &ldquo;Hoş geldin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Merhaba,&rdquo; diye karşılık verdi G&ouml;ksel. Gen&ccedil; kadın da g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu. &ldquo;Hoş buldum. &Ccedil;ok bekletmedim umarım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayır, ben de az &ouml;nce geldim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan elini G&ouml;ksel&rsquo;e uzattığında G&ouml;ksel onun elini tuttu. Gen&ccedil; adamın marjinal y&uuml;z&uuml;kleri yine parmaklarını s&uuml;sl&uuml;yordu. G&ouml;ksel bir anlığına y&uuml;z&uuml;klere baktığı sırada G&ouml;khan&rsquo;ın kendisine yaklaştığını fark ederek irkildi. Gen&ccedil; adam y&uuml;z&uuml;n&uuml; onun y&uuml;z&uuml;ne yaklaştırdığında sol yanağını &ccedil;evirdi ve G&ouml;khan&rsquo;ın yanağının kendi yanağına değmesine izin verdi. Gen&ccedil; adamın boynundan ferah bir parf&uuml;m kokusu y&uuml;kseliyordu, bu hoş kokuyu &ccedil;abucak i&ccedil;ine &ccedil;ekti. Aynı saniyelerde G&ouml;khan da ondan y&uuml;kselen &ccedil;i&ccedil;eksi parf&uuml;m kokusunu duymuştu ve tıpkı gen&ccedil; kadının yaptığı gibi o da parf&uuml;m kokusunu i&ccedil;ine &ccedil;ekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Nasılsın?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan geri &ccedil;ekildiğinde.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyiyim, sen nasılsın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seni g&ouml;rd&uuml;m daha iyi oldum diyeyim,&rdquo; dedi i&ccedil;tenlikle. &ldquo;Yolculuğun nasıl ge&ccedil;ti?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Keyifliydi. M&uuml;zik dinleyerek manzarayı izlemek, esintiyi y&uuml;z&uuml;mde hissetmek iyi geldi. Vapura binmeyeli uzun zaman olmuştu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Vapur yolculuklarının keyifli olduğu bir ger&ccedil;ek.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yle. Sen ne yaptın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Mağazadaki son işlerimi halledip &uuml;st&uuml;m&uuml; değiştirdim ve seni karşılamaya geldim. Tam zamanında yetiştim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, &ouml;yle oldu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir an sustular. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun,&rdquo; dedi G&ouml;khan biraz sonra. &ldquo;Elbise yakışmış.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mavi G&ouml;khan&rsquo;ın en sevdiği renkti ve ilk buluşmalarında G&ouml;ksel&rsquo;i maviler i&ccedil;inde karşısında bulmak onun &ccedil;ok hoşuna gitmişti. Gen&ccedil; kadının &uuml;st&uuml;ne giydiği a&ccedil;ık mavi elbisenin tonu beyaz tenine &ccedil;ok yakışmıştı ve g&ouml;k mavisi rengindeki g&ouml;zlerini ortaya &ccedil;ıkarmıştı. G&ouml;khan onun g&ouml;zlerini ilk kez g&uuml;n ışığında g&ouml;r&uuml;yordu ve bu masmavi g&ouml;zlerin b&uuml;y&uuml;leyici g&uuml;zelliğine ilk kez şahitlik ediyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel utanga&ccedil;&ccedil;a g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;&Ccedil;ok incesin. Sen de iyi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim. Senin kadar şık olamadım, elbise giyeceğini s&ouml;yleseydin ben de ona g&ouml;re bir şeyler bulurdum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bence gayet iyi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Peki, sen &ouml;yle diyorsan &ouml;yleyimdir. Gidelim mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Gidelim,&rdquo; diye onayladı G&ouml;ksel. &ldquo;Ne taraftan?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Beni takip et.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili yan yana sahil boyunca y&uuml;r&uuml;meye başladı. İş &ccedil;ıkışı olduğu i&ccedil;in etraf kalabalıktı. Bu kalabalıkta G&ouml;khan&rsquo;ı kaybetmek istemeyen G&ouml;ksel gen&ccedil; adama yaklaştı, bunu fark eden G&ouml;khan&rsquo;sa g&uuml;l&uuml;msedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İş yerin nerede?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İ&ccedil;eride,&rdquo; dedi G&ouml;khan ileriyi işaret ederek. &ldquo;Şu labirentin i&ccedil;inde bir yerde.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yakınmış.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;S&ouml;ylemiştim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evin de bu taraflarda mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayır, Merdivenk&ouml;y&rsquo;de oturuyorum. Daha i&ccedil;eride, G&ouml;ztepe&rsquo;ye yakın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Orası uzakmış.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet ama seviyorum, g&uuml;zel yer.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hi&ccedil; bulunmadım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Normal. Yaşamadığın s&uuml;rece yolunun d&uuml;şeceği bir yer değil.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sahil yolundan i&ccedil;eri giren gen&ccedil;ler caddede y&uuml;r&uuml;meye devam ederken G&ouml;ksel&rsquo;in telefonu &ccedil;almaya başladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Affedersin,&rdquo; dedi telefonunu &ccedil;antasından &ccedil;ıkarırken. G&ouml;khan ona anlayışla baktığında aramayı yanıtladı. Arayan annesiydi. &ldquo;Efendim?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne yaptın g&uuml;zelim?&rdquo; dedi telefonun ucundaki G&uuml;zin. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kadık&ouml;y&rsquo;deyim,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;ksel. &ldquo;Restorana gidiyoruz şimdi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seni iskelede karşıladı değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Her şey yolunda mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, merak etme. Sen ne yapıyorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eve geldim şimdi de seni bir arayayım dedim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Babam da geldi mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayır, hen&uuml;z gelmedi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam. O zaman ben kapatayım şimdi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Arada mesaj yazarak durum g&uuml;ncellemesi yap, aklımız sende kalmasın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yaparım. &Ouml;p&uuml;yorum seni, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z bebeğim, kendine dikkat et. Ha unutmadan iyi eğlenceler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel g&uuml;lerek. &ldquo;G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadın aramayı sonlandırıp telefonunu yeniden &ccedil;antasına koydu. G&ouml;khan ona yan g&ouml;zle bakıp tekrardan &ouml;n&uuml;ne d&ouml;nd&uuml;. Birka&ccedil; dakika boyunca hi&ccedil; konuşmadan y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler. G&ouml;ksel genelde etrafı inceleyip arada G&ouml;khan&rsquo;a ka&ccedil;amak bakışlar attı, yere bakarak y&uuml;r&uuml;yen G&ouml;khan da G&ouml;ksel&rsquo;e kıyasla gen&ccedil; kadına daha &ccedil;ok baktı. G&uuml;neşin parlak ışıkları altında sa&ccedil;ları altın gibi parlayan G&ouml;ksel&rsquo;den g&ouml;zlerini alması sandığından daha zordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Karşıya ge&ccedil;eceğiz,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Bu caddenin sonunda.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yolun karşısına ge&ccedil;en ikili cadde boyunca y&uuml;r&uuml;meye devam ettiler. Şimdi yerleri değişmişti; G&ouml;ksel solda, G&ouml;khan da sağdaydı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu tarafa hi&ccedil; gelmedim sanırım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;G&uuml;zel yerlermiş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kadık&ouml;y&rsquo;de gidecek &ccedil;ok yer var,&rdquo; dedi G&ouml;khan ona bakarak. &ldquo;Bug&uuml;n bir tanesini daha aradan &ccedil;ıkarıyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sayende.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kadık&ouml;y&rsquo;e geldiğinde nerelerde takılıyorsun genelde?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;oğunlukla Caferağa, Moda ve Caddebostan&rsquo;da zaman ge&ccedil;iriyorum. &Ccedil;oğu kişi gibi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Moda &ccedil;ok g&uuml;zel.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bence de, Kadık&ouml;y&rsquo;de en sevdiğim yerlerden biri.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bir ortak noktamız daha varmış,&rdquo; dedi G&ouml;khan anlamlı bir bakışla. &ldquo;Bir g&uuml;n oraya da gideriz belki.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Neden olmasın?&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Sahilde oturup bir şeyler yiyip i&ccedil;er, sohbet ederiz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan daha ilk buluşmanın ilk dakikalarından geleceğe y&ouml;nelik bir plan yaptığı i&ccedil;in bunu &ccedil;ekinerek s&ouml;ylemişti fakat G&ouml;ksel&rsquo;in verdiği bu cevap onu hem rahatlattı hem de sevindirdi. Bu plana olumlu baktığına g&ouml;re kendisi hakkında da olumlu izlenimleri vardı. En azından o b&ouml;yle umdu &ccedil;&uuml;nk&uuml; kendisi G&ouml;ksel hakkında son derece olumlu izlenimlere sahipti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Moda da bunun i&ccedil;in bi&ccedil;ilmiş kaftan, &ouml;zellikle de yaz akşamlarında.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Az &ouml;nceki sessizliğin yarattığı gerginlik kırılmıştı ve iki gen&ccedil; de yolun kalanını daha rahat y&uuml;r&uuml;d&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşte geldik,&rdquo; dedi G&ouml;khan dış cephesi siyah ve beyaz boyalı restoranın &ouml;n&uuml;ne vardıklarında. &ldquo;Burası. Hadi girelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel restoranın tasarımını beğendiğini g&ouml;steren bir ifade takınarak girişine ilerledi. G&ouml;khan durup ona &ouml;ncelik verdiğinde gen&ccedil; adama bir g&uuml;l&uuml;mseme yollayarak restoranın kapısından i&ccedil;eri girdi. Restoran tıpkı fotoğraflarda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; gibiydi: Orta b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki restoran a&ccedil;ık renklerle d&ouml;şenmişti, masaların arasında garsonların rahat&ccedil;a hareket edebileceği kadar mesafe vardı, i&ccedil;erisi &ccedil;ok g&uuml;zel aydınlatılmıştı ve &ccedil;eşitli k&ouml;şelere koyulan aynalarla i&ccedil;eriye daha geniş ill&uuml;zyonu verilmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hoş geldiniz,&rdquo; dedi onları karşılayan bir garson.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hoş bulduk,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Bu sabah arayıp G&ouml;khan Uygur adına bir rezervasyon yaptırmıştım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; garson elindeki k&acirc;ğıda g&ouml;z gezdirdikten sonra cam kenarındaki &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; masayı işaret etti. &ldquo;B&ouml;yle buyurun,&rdquo; dedi. &ldquo;Ben de men&uuml;lerinizi getireyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederiz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel &ouml;nde, G&ouml;khan arkada cam kenarındaki masaya ilerlediler. Masada d&ouml;rt sandalye vardı, cam kenarındaki sandalyelere karşılıklı oturdular. G&ouml;ksel eteğini d&uuml;zelttikten sonra &ccedil;antasını &ccedil;ıkarıp yan sandalyeye bıraktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Cici bir yere benziyor,&rdquo; diye bir yorumda bulundu. &ldquo;M&uuml;tevazı bir havası var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yle,&rdquo; dedi G&ouml;khan restorana kısa bir bakış atarak. &ldquo;Seviyorum burayı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Garson masaya gelip elindeki iki men&uuml;y&uuml; gen&ccedil;lerin &ouml;n&uuml;ne bıraktığında ikisi de men&uuml;y&uuml; a&ccedil;ıp incelemeye başladı. Bu kadar &ccedil;ok se&ccedil;enek olmasını beklemeyen G&ouml;ksel şaşırarak sayfaları &ccedil;evirdi. Ne yiyebileceğine dair en ufak bir fikri bile yoktu, G&ouml;khan&rsquo;dan tavsiye istemeye karar verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tavsiye edebileceğin bir yemek var mı?&rdquo; diye sordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan men&uuml;den başını kaldırıp ona baktı. &ldquo;Burada yediğim her şeyden memnun kaldım,&rdquo; dedi. &ldquo;Ama favorim biftekleri. Izgarada pişiriyorlar, yanında da pilav ve salatayla servis ediyorlar. Tek kelimeyle enfes.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel onun dediği yemeği buldu. Yanına iştah kabartan bir g&ouml;rsel koymuşlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;rseldeki kadar lezzetli,&rdquo; diye ekledi G&ouml;khan. &ldquo;Biftek seviyorsan deneyebilirsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Severim,&rdquo; deyip ona baktı G&ouml;ksel. &ldquo;Senin &ouml;nerine g&uuml;venip biftek sipariş edeceğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Pişman olmayacağının garantisini veriyorum. Ben de tavuk sote s&ouml;yleyeceğim, sen ge&ccedil;en g&uuml;n yaptığını s&ouml;ylediğinden beri canım &ccedil;ekiyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel şaşırarak, &ldquo;Canının bu kadar &ccedil;ekeceğini bilseydim s&ouml;ylemezdim,&rdquo; dedi. &ldquo;K&ouml;t&uuml; hissettim bak şimdi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Daha ilk andan seni k&ouml;t&uuml; hissettirdiğimi s&ouml;ylersen asıl ben k&ouml;t&uuml; hissederim G&ouml;k.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam, lafımı geri alıyorum. Ben biftek s&ouml;yleyeyim, sen de tavuk sote s&ouml;yle ve afiyetle yiyelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşte bu &ccedil;ok daha g&uuml;zel bir c&uuml;mle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Garsona siparişlerini verdiler, i&ccedil;ecek olarak da sadece su istediler. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;n&uuml;n nasıldı?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan. &ldquo;Neler yaptın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;ğlene kadar uyudum,&rdquo; diye s&ouml;ze girdi G&ouml;ksel. &ldquo;Bu sıralar gece ge&ccedil; saatlere kadar bir şeyler izleyip okuduğum i&ccedil;in g&uuml;ne de ge&ccedil; başlıyorum. Kendime g&uuml;zel bir kahvaltı hazırlayıp karnımı doyurdum, sonra da hazırlanmaya başladım ve işte buradayım. Benimki bu kadar, anlatacak kayda değer şeyler yok. Senin g&uuml;n&uuml;n nasıldı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de t&uuml;m g&uuml;n işteydim,&rdquo; dedi G&ouml;khan omuz silkerek. &ldquo;M&uuml;şterilerle ilgilen, enstr&uuml;manları g&ouml;sterip bilgi ver, onları uğurla, enstr&uuml;manları yerleştir ve etrafı toparla d&ouml;ng&uuml;s&uuml; devam etti. Bug&uuml;n sakindi neyse ki, &ccedil;ok yorulmadım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seviyor musun işini? Bir yandan okula devam edip bir yandan da &ccedil;alışmak zor oluyordur.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşimin m&uuml;zikle i&ccedil; i&ccedil;e olmasını seviyorum,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;khan. &ldquo;Eğer bir m&uuml;zik mağazasında &ccedil;alışmasaydım bu işi tiksinerek yapardım muhtemelen ama danışmanlığını yaptığım şey enstr&uuml;manlar olduğu i&ccedil;in keyif alıyorum. Hem okumak hem de &ccedil;alışmak elbette zor fakat ge&ccedil;inmek i&ccedil;in tek &ccedil;arem bu. Herkes gibi karşılamak zorunda olduğum bir ton gider var ve hepsini tek başıma karşılıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kaşlarını kaldırdı. Aklından ge&ccedil;en bir s&uuml;r&uuml; d&uuml;ş&uuml;nce ve dilinin ucuna kadar gelen sorular vardı fakat bunları sormanın haddi olmadığına inandığı i&ccedil;in hi&ccedil;birini dile getirmedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Uuml;stelik İstanbul gibi yerde,&rdquo; diye cevap verdi. &ldquo;Her şey diğer şehirlere oranla birka&ccedil; kat daha pahalı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne yazık ki ama şik&acirc;yet etmiyorum. Kimse olmak istediği yere elini kolunu sağlayarak ulaşamıyor, oraya kazık &ccedil;akıp duramıyor da; o yere ulaşmak da o yerde kalabilmek de zor ve ben bunu başardığımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Şu an burada olduğuna g&ouml;re başarmışsın demektir ve bu gurur duyulacak bir şey.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan başını yere eğip g&uuml;l&uuml;msediğinde G&ouml;ksel bu g&uuml;l&uuml;msemedeki h&uuml;zn&uuml; fark etti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim G&ouml;k,&rdquo; dedi yeniden onun mavi g&ouml;zlerine bakarak. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onlarla ilgilenen garson elinde bir şişe su ve iki bardakla masaya geldi. Elindekileri ikisinin oturmadığı tarafa bıraktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Başka bir isteğiniz var mı?&rdquo; diye sordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan G&ouml;ksel&rsquo;e baktığında gen&ccedil; kadın başını iki yana salladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Şimdilik yok,&rdquo; dedi G&ouml;khan garsona. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederiz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili masada yeniden yalnız kaldığında G&ouml;ksel su şişesine uzandı. G&ouml;khan&rsquo;a sorup onun da istediğini duyunca iki bardağa da su doldurdu. G&ouml;khan sağ eliyle bardağa uzandığı esnada G&ouml;ksel onun bileğindeki d&ouml;vmeyi net olarak g&ouml;rebildi. D&ouml;vmede Latince olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; bir c&uuml;mle yazıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;D&ouml;vmen &ccedil;ok g&uuml;zel,&rdquo; dedi gen&ccedil; adamın g&ouml;zlerine bakarak. &ldquo;Anlamı ne?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan sudan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yudum i&ccedil;ip bardağı masaya bıraktıktan sonra elini kaldırıp d&ouml;vmeyi ikisinin de g&ouml;rebileceği şekilde tuttu. &ldquo;<i>M&uuml;zik ruhun gıdasıdır</i> yazıyor,&rdquo; diye a&ccedil;ıkladı. &ldquo;Latince.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kaşlarını memnun bir ifadeyle kaldırdı. &ldquo;Vay,&rdquo; dedi sesli harfi biraz uzatarak. &ldquo;Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok g&uuml;zelmiş, g&uuml;zel d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şs&uuml;n.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim. Ben de seviyorum, anlamı &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tahmin edebiliyorum,&rdquo; dedikten sonra onun sol pazısındaki d&ouml;vmeyi işaret etti. &ldquo;Bu d&ouml;vmenin de tasarımını &ccedil;ok beğendim. Fikir sana mı ait?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan sol pazısındaki d&ouml;vmesine bakarken g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;D&ouml;vme sanat&ccedil;ısı arkadaşıma gitar d&ouml;vmesi yaptırmak istediğimi s&ouml;yledim,&rdquo; dedi o g&uuml;n&uuml; hatırlayarak. &ldquo;Benim aklımda sade bir d&ouml;vme fikri vardı fakat arkadaşım gitarın etrafına nota portresi &ccedil;izme fikrini &ouml;ne s&uuml;rd&uuml;. Fikri beğendim, onun &ccedil;izdiği tasarımı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde de hemen ertesi g&uuml;n soluğu st&uuml;dyosunda aldım ve bu d&ouml;vmeyi yaptırdım. Fikir de tasarım da arkadaşıma ait.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşinde iyi bir d&ouml;vme sanat&ccedil;ısına benziyor. &Ccedil;izimleri &ccedil;ok g&uuml;zel, tasarım fikirleri de yaratıcıymış.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yledir. T&uuml;m d&ouml;vmelerimi ona yaptırdım, bundan sonrakileri de ona yaptırmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Boynunda,&rdquo; dedi G&ouml;ksel eliyle kendi boynuna dokunarak. &ldquo;Orada da bir d&ouml;vme olduğunu fark ettim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan başını sola &ccedil;evirirken parmaklarıyla da d&ouml;vmesine dokundu. D&ouml;vmesinin nerede olduğunu aramadı, parmakları direkt olarak d&ouml;vmeyi buldu. Kulağının hemen altında k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir sol anahtarı vardı, olduk&ccedil;a sadeydi ve zarif g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Boynunun sol tarafında bir sol anahtarı,&rdquo; diye konuştu G&ouml;ksel. &ldquo;Ayrıca şah damarının yanında. Hayati bir b&ouml;lgede t&uuml;m hayatını temsil eden bir sembol&uuml; taşıyorsun. &Ccedil;ok ince d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şs&uuml;n.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in bu s&ouml;zleri G&ouml;khan&rsquo;ı şaşkına &ccedil;evirdi. Gen&ccedil; adam etkilenmiş bakışlarla karşısında oturan gen&ccedil; kadına baktı. G&ouml;ksel s&ouml;ylediği her şeyde haklıydı, G&ouml;khan d&ouml;vmeyi yaptırırken t&uuml;m bunlara dikkat etmişti. Gen&ccedil; kadının bunu anlaması onda bir hayranlık uyandırdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ger&ccedil;ekten &ouml;yle,&rdquo; dedi. Hayranlığı sesinden anlaşılıyordu. &ldquo;Ayrıca sol anahtarı tiz sesleri g&ouml;sterir ve benim de tiz bir sesim var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunu bilmiyordum. D&ouml;vme şimdi daha anlamlı oldu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan dudağını dişledi. &ldquo;Derin birisin G&ouml;ksel, &ccedil;ok da dikkatlisin ve ben bunu sevdim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili arasında sessiz, uzun ve derin bir bakışma ge&ccedil;ti. G&ouml;zler kalbin aynasıydı, onların g&ouml;zleri de kalplerinden ge&ccedil;enleri yansıtıyordu. G&ouml;khan karşısında oturan kadına hayranlıkla bakıyor, onun her y&ouml;nden ilgi &ccedil;ekici biri olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor ve onu daha yakından tanımak i&ccedil;in sabırsızlanıyordu; G&ouml;ksel karşısında oturan adama ilgiyle bakıyor, onun derinlerine daldık&ccedil;a merakı artıyor ve &ccedil;ok daha fazlasını &ouml;ğrenmek istiyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Senin d&ouml;vmen var mı?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan. &ldquo;Ya da yaptırmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hen&uuml;z yok,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;ksel. Onun g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine uzun uzun bakmak onu utandırmamış, aksine onunla daha &ccedil;ok konuşmak istemesine neden olmuştu. &ldquo;Ama yaptırmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Cesaretimi toplayabilirsem ve iyi bir d&ouml;vmeci bulursam yaptırmak isterim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne yaptırmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bir fotoğraf makinesi yaptırmak isterdim. Benim i&ccedil;in anlamı &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir alet ve v&uuml;cudumda taşımak hoş olurdu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek, &ldquo;Sormam hataydı,&rdquo; dedi. &ldquo;Elbette bir fotoğraf makinesi d&ouml;vmesi yaptırmak istersin. Nasıl bir d&ouml;vme olacağını ve nerede taşımak isteyeceğini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n m&uuml;?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Pek sayılmaz ama kolumun arka tarafı olabilir diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ouml;zellikle makine başında &ccedil;ekim yaparken g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;nebilir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;D&ouml;vme yaptırma konusunda &ccedil;ok kararlı mısın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Dediğim gibi isterim ama hen&uuml;z cesaret edemiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan dirseklerini masaya yerleştirip &uuml;st g&ouml;vdesiyle birlikte başını da G&ouml;ksel&rsquo;e yaklaştırdı. &ldquo;Peki seni cesaretlendirsem nasıl olur?&rdquo; diye sordu. &ldquo;&Ccedil;ok iyi bir d&ouml;vme sanat&ccedil;ısını da tanıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Senin d&ouml;vmelerini yapan arkadaşın mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ta kendisi. Seni onunla tanıştırabilirim, karşında ger&ccedil;ek bir profesyonel bulunca i&ccedil;inin rahatlayacağından eminim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel karşısındaki geniş omuzlarla kaslı kollara değil de G&ouml;khan&rsquo;ın y&uuml;z&uuml;ne bakmak i&ccedil;in &ccedil;aba sarf ediyordu. Gen&ccedil; adamın pazılarının bu kadar şiş olduğunu daha &ouml;nce fark etmemişti. Gitar &ccedil;almak bu kadar kas yapar mı yoksa iyi bir kol rutini mi var, diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Olabilir,&rdquo; dedi yavaş&ccedil;a. &ldquo;Bunun &uuml;zerinde biraz d&uuml;ş&uuml;neyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;D&uuml;ş&uuml;n bakalım,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;D&ouml;vme sanat&ccedil;ısı hakkında endişelenme, arkadaşıma gidebiliriz ve ortaya muhteşem bir eser &ccedil;ıkaracağının garantisini veriyorum. Acıma konusunda da &ccedil;ekiniyorsan gayet dayanılabilir bir acı olduğunu da rahatlıkla s&ouml;yleyebilirim. Mesela bir kadın arkadaşım ağda ve epilasyondan sonra d&ouml;vme acısının hi&ccedil;bir şey olduğunu s&ouml;ylemişti.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce kadınlar olarak deri &uuml;st&uuml;ndeki acılara &ccedil;ok alışkınız. Mantıklıymış bak, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce hak verdim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;rd&uuml;n m&uuml;? Seni cesaretlendireceğimi s&ouml;ylemiştim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu konuda başarılı olacak gibisin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aksi m&uuml;mk&uuml;n değil.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili g&uuml;l&uuml;şt&uuml;. İkisi de buraya gelmeden &ouml;nce bu randevunun k&ouml;t&uuml; ge&ccedil;me ihtimalini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;; karşı taraf ya da kendileri bir şeyden memnun olmayıp bunu belli edebilirdi, suspus oturabilirlerdi hatta biri sa&ccedil;ma bir bahane ileri s&uuml;r&uuml;p &ccedil;abucak gidebilirdi fakat buluşmanın ilk dakikalarında olmalarına rağmen her şey iyi gidiyordu ve ikisi de keyifli hissediyordu. İlk dakikalar ve izlenimler kritik bir &ouml;neme sahipti ve ikisi de kritik anları ge&ccedil;tiğinin farkındaydı. Bu, g&uuml;zel bir ilk randevu oluyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Benim de merak ettiğim iki konu var,&rdquo; dedi G&ouml;khan.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Nedir?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sa&ccedil;ların,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&ouml;zleriyle gen&ccedil; kadının sa&ccedil;larını işaret ederek. &ldquo;Rengi ve şekli doğal mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sa&ccedil;ları G&ouml;ksel&rsquo;in en &ccedil;ok soru aldığı konuydu, neredeyse tanıştığı herkes bu konuda ona soru sormuştu; dolayısıyla gen&ccedil; kadın bu soruya alışkındı. İ&ccedil;inde yaşadığı toplumda sarışınlar azınlıkta olduğu i&ccedil;in sarı sa&ccedil;larının dikkat &ccedil;ektiğini biliyordu, &uuml;stelik sa&ccedil;larının &ccedil;ok hoş dalgaları vardı ve bu da ekstra olarak dikkat &ccedil;ekiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşte o milyonluk soru,&rdquo; dedi işi şakaya vurarak. &ldquo;Evet, rengi de şekli de doğal.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İlk c&uuml;mlesi G&ouml;khan&rsquo;ı g&uuml;ld&uuml;rd&uuml;. &ldquo;Merak etmemek elde değil,&rdquo; dedi gen&ccedil; adam. &ldquo;Doğal sarışın olduğun belli oluyor aslında ama emin olmak istedim. Sa&ccedil;ların ger&ccedil;ekten &ccedil;ok hoş, hem renk hem de şekil olarak.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ailende de birileri sarışın olmalı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;T&uuml;m aile sarışın ya da kumralız. Hem anne hem de baba tarafından atalarım Balkan g&ouml;&ccedil;meni, dolayısıyla a&ccedil;ık ten ve sarı sa&ccedil; genleri &ccedil;ok baskın. Annem de benim gibi sarışın mavi g&ouml;zl&uuml;, babam kumral mavi g&ouml;zl&uuml;; ağabeyim bizim kadar a&ccedil;ık sarı değil ama babam kadar kumral da değil, koyu sarı sa&ccedil;larıyla ışığa g&ouml;re değişen mavi-yeşil g&ouml;zleri var. Aile boyu b&ouml;yleyiz yani.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Balkan g&ouml;&ccedil;meni misiniz? Şimdi anlaşıldı. Malum Anadolu insanı genelde benim gibi koyu renk sa&ccedil;lı ve g&ouml;zl&uuml; oluyor, senin gibilerde illa bir g&ouml;&ccedil;menlik oluyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, haklısın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seviyor musun sarışın olmayı? &Ccedil;ok dikkat &ccedil;ekiyor, rahatsız edici oluyor mu?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yani,&rdquo; dedi G&ouml;ksel başını biraz yana eğerek. &ldquo;Sarışın olmayı seviyorum ve dediğin gibi dikkat &ccedil;ekiyor ama her zaman iyi anlamda olmuyor. Benden hoşlanmayan insanların hakkımda, &lsquo;Aptal sarışın!&rsquo; dediği sayısız anım var, ısrarla sa&ccedil;larımın boya ve g&ouml;zlerimin lens olduğunu iddia eden kişiler de oldu. &Ouml;zellikle ilk&ouml;ğretim ve lise zamanlarında dış g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;m y&uuml;z&uuml;nden beni &ouml;tekileştirmeye &ccedil;alışan, dışlayan, zorbalık yapan birka&ccedil; kişi oldu. İlkokuldayken sa&ccedil;larım beyaza yakın bir sarıydı; albino olduğumu s&ouml;yleyip bununla dalga ge&ccedil;en, daha ileri gidip ailemin sa&ccedil;larımı bu renge boyadığını savunan sınıf arkadaşlarım vardı. Akran zorbalığı &ccedil;oğu &ccedil;ocuğun başına gelen korkun&ccedil; bir şey ama ailem ve &ouml;ğretmenler araya girince bu durumun &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ebildik. Bunları ilk duyduğum zaman &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;m, anneme gidip, &lsquo;Ben albino muyum?&rsquo; diye sorduğumu anımsıyorum, albinonun ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim bile olmadan. Benim i&ccedil;in zordu ama ailemin varlığıyla atlattım. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e t&uuml;m bunların kıskan&ccedil;lık sonucu yapıldığını da anladım ve hi&ccedil; takmadım. Bazen sa&ccedil;ma sapan fısıltılar duymaya devam ediyorum ama sadece g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorum. Sarışın olmaktan mutluyum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in ge&ccedil;mişinden ve kendisine yapılan zorbalıktan bahsetmesi G&ouml;khan&rsquo;ı şaşırttı. Bunu anlatmayı tercih etmeyebilirdi, sonu&ccedil;ta hassas bir konuydu fakat bu k&ouml;t&uuml; tecr&uuml;besinden cesurca bahsetti. G&ouml;ksel&rsquo;in yaşadığı bu k&ouml;t&uuml; şeyleri geride bıraktığı, aştığı ve artık insanların s&ouml;ylediklerini umursamadığı belliydi ve belki de bu umursamazlık gen&ccedil; kadına rahat&ccedil;a anlatma imk&acirc;nı veriyordu. G&ouml;khan onun t&uuml;m bunları kendisiyle paylaşmasından memnun oldu. Birine ge&ccedil;mişinden bahsetmek, &ouml;zellikle de k&ouml;t&uuml; bir ge&ccedil;mişten bahsetmek, ona duyulan yakınlığın bir g&ouml;stergesiydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunları yaşamış olman &ccedil;ok &uuml;z&uuml;c&uuml;,&rdquo; dedi G&ouml;khan saniyeler sonra. &ldquo;Bazı &ccedil;ocuklar ger&ccedil;ekten &ccedil;ok zalim oluyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; ebeveynlerinden b&ouml;yle g&ouml;r&uuml;yor. Ailesinden g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; psikolojik ve fiziksel şiddetin acısını okulda zayıf ve farklı g&ouml;rd&uuml;kleri kişilerden &ccedil;ıkarıyorlar. Senin de dediğin gibi işin i&ccedil;inde kıskan&ccedil;lık da olunca zorbalıkları akıl almaz boyutlara ulaşabiliyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok haklısın. Ailem s&uuml;rekli okuluma gelip &ouml;ğretmenlerimle g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in bana &lsquo;ana kuzusu&rsquo; da diyorlardı. Onların ailesinin bir kere bile okula geldiğini g&ouml;rmedim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Onlar sevgisiz b&uuml;y&uuml;yordu, senin sevgi dolu b&uuml;y&uuml;mene katlanamadılar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Uuml;z&uuml;c&uuml;. O zamanlar onlardan nefret ettiğimi hatırlıyorum ama şimdi sadece &uuml;zg&uuml;n hissediyorum onlar i&ccedil;in. Umarım ger&ccedil;ekleri onlar da fark edip değişmiş ve daha iyi insanlar olmuşlardır.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hi&ccedil; sanmıyorum ama umarım değişmişlerdir. Senin bunları aştığın belli ama kim bilir ka&ccedil; kişide kapanmayacak yaralar a&ccedil;tılar ya da baktıklarında h&uuml;z&uuml;nlendikleri yara izleri bıraktılar?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Zorbalığın yara izini ben de taşıyorum aslında,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. Bir tutam sa&ccedil;ını kulağının arkasına sıkıştırırken g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Belli belirsiz bir yara izi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kız &ccedil;ocuğunun k&acirc;busundan geriye kalan bir hatıra ama ben o k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız &ccedil;ocuğuna sarılıp sa&ccedil;larını okşadım ve ona hepsinin geride kaldığını, onların dediklerinin hi&ccedil;birinin ger&ccedil;ek olmadığını s&ouml;yledim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın y&uuml;z&uuml;ne geniş bir g&uuml;l&uuml;mseme yayıldı. &ldquo;O k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız &ccedil;ocuğunun seninle gurur duyduğuna eminim,&rdquo; dedi saf inan&ccedil;tan oluşan bir sesle. &ldquo;Bir k&ouml;şeden seni izlemeye devam edecek ve bu onun s&ouml;nd&uuml;r&uuml;lmeye &ccedil;alışılan ışığını parlatmayı s&uuml;rd&uuml;recek.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Asıl ben onunla gurur duyuyorum. O bu kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmasaydı ben de olamazdım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kesinlikle gurur duyulmayı hak eden bir &ccedil;ocuk, sen de &ouml;ylesin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel ona şirin bir g&uuml;l&uuml;mseme g&ouml;nderdiğinde G&ouml;khan da ona aynı şekilde karşılık verdi. Bir s&uuml;re sonra siparişleri geldi. Nefis kokuların y&uuml;kseldiği tabaklar sahiplerinin &ouml;n&uuml;ne koyuldu. İkiliye başka bir istekleri olup olmadığını soran garson olumsuz yanıt alınca onlara, &ldquo;Afiyet olsun,&rdquo; diyerek masadan uzaklaştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Leziz g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Hemen tadına bakacağım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Afiyet olsun,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;khan. &ldquo;Ben de tavuk soteyi deneyeceğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bı&ccedil;akla bir par&ccedil;a kestiği bifteğin tadına baktığında beğendiğini g&ouml;steren bir ses &ccedil;ıkardı. O esnada ucunda tavuk par&ccedil;asının olduğu &ccedil;atalı ağzına yaklaştıran G&ouml;khan g&ouml;zlerini kaldırarak gen&ccedil; kadına baktı. Onun kendisine baktığını fark eden G&ouml;ksel utanarak ağzındaki lokmayı hemen yuttu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tadı ger&ccedil;ekten g&uuml;zelmiş,&rdquo; dedi tebess&uuml;m ederek. &ldquo;&Ouml;neri i&ccedil;in teşekk&uuml;rler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Onu sesinden anladım,&rdquo; diye mırıldandı G&ouml;khan. Ardından y&uuml;ksek sesle devam etti: &ldquo;Rica ederim, afiyet olsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir s&uuml;re sessizce yemeklerini yediler. &Ouml;ğlen yemeğini saatler &ouml;nce yiyen G&ouml;khan acıkmıştı, kahvaltıyla duran G&ouml;ksel de kurt gibi a&ccedil;tı ve ikisi de karnını doyurmaya odaklandı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen yemeğini sevdin mi?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel dakikalar sonra.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet,&rdquo; dedi G&ouml;khan başını sallayarak. &ldquo;&Ccedil;ok lezzetli. İstersen tadına bakabilirsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sana afiyet olsun, teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bence tadına bakmalısın. Seninkinden lezzetli olup olmadığını merak ettim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunu aş&ccedil;ılar yapıyor, elbette benimkinden lezzetlidir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Deneyip karar ver bence.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Peki,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir par&ccedil;a yiyeceğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın tabağının k&ouml;şesindeki bir par&ccedil;a tavuğa &ccedil;atalını batırıp ağzına attı ve &ccedil;iğnemeye başladı. G&ouml;khan kendisini izliyordu, bu onu utandırsa da bakışlarını gen&ccedil; adamın g&ouml;zlerinden ayırmadı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Nasıl?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Leziz,&rdquo; dedi lokmasını yutan G&ouml;ksel. &ldquo;Benimki bunun yanından bile ge&ccedil;emez. Sen de biftek ister misin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayır, teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yine sessizce yemek yedikleri uzun dakikalar ge&ccedil;ti. İkisi de karşı tarafa yakalanmadan birbirine ka&ccedil;amak bakışlar attı. Beraber sohbet etmeyi sevmişlerdi ama beraber sessiz kalmak da garip bir şekilde hoşlarına gitmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel tabağındaki salatanın son par&ccedil;alarını yerken yemeğini bitiren G&ouml;khan kendisine bir bardak su doldurdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sana da doldurayım mı?&rdquo; diye sordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Olur,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Sağ ol.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan G&ouml;ksel&rsquo;in bardağını da doldurdu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Doydun mu?&rdquo; dedi G&ouml;khan.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Doydum,&rdquo; dedi G&ouml;ksel başını sallayarak. &ldquo;Sen?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de doydum. O zaman iki T&uuml;rk kahvesi s&ouml;yleyeceğim, ben ısmarlıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İlla bir şey ısmarlayacaksın yani? Tamam, &ouml;yle olsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kahveni nasıl i&ccedil;ersin?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan garsona seslenmeden &ouml;nce.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Orta.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Saniyeler sonra onların masasına gelen garson iki orta T&uuml;rk kahvesi siparişini alıp boşları topladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Videodan ne haber?&rdquo; dedi G&ouml;khan masada tekrar yalnız kaldıklarında. &ldquo;İstediğin etkileşimi aldın mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Beklediğimden de fazlasını aldım,&rdquo; diye cevapladı G&ouml;ksel. &ldquo;Dokuz y&uuml;ze yakın beğeni ve onlarca yorum geldi. Paylaştığım ilk videoda bu kadar g&uuml;zel geri d&ouml;n&uuml;ş almak &ccedil;ok iyi hissettirdi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tebrik ederim, t&uuml;m bu etkileşimi hatta daha fazlasını hak eden muhteşem bir videoydu. Arkadaşlarından da geri d&ouml;n&uuml;şler almışsındır herh&acirc;lde?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim ve evet, yakın arkadaşlarımdan g&uuml;zel geri d&ouml;n&uuml;şler aldım. &Ouml;zellikle b&ouml;l&uuml;mden arkadaşlarımdan aldığım yorumlar ekstra mutlu etti. Neticede bu alanda uzman kişiler ve videoyu bir uzmanın g&ouml;z&uuml;nden izlediler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yaptığın iş hakkında o alanda bilgili birinin &ouml;vg&uuml; dolu konuşması ger&ccedil;ekten de g&uuml;zel bir his.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Senin de buna benzer tecr&uuml;belerin var o h&acirc;lde?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, var. &Uuml;zerinde &ccedil;alıştığım bestelerimle şarkılarımın bir kısmını ev arkadaşım Yağız&rsquo;a dinletiyorum ve ondan aldığım g&uuml;zel geri d&ouml;n&uuml;şler hem iyi hissettiriyor hem de daha iyisini yapmam i&ccedil;in motive ediyor. Bana eserlerim hakkında teknik bilgiler de verip neleri değiştirebileceğim s&ouml;yl&uuml;yor, bu da ufkumun a&ccedil;ılmasında &ouml;nemli bir rol oynuyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aynısını yaşıyorum,&rdquo; dedi G&ouml;ksel şaşırarak. &ldquo;B&ouml;l&uuml;mden arkadaşlarım fotoğraf ve videolarım hakkında teknik yorumlar yapıyor ve bu yorumları neleri daha farklı ve iyi yapabileceğim konusunda ufkumu a&ccedil;ıyor. Dıştan bir g&ouml;z&uuml;n bakması, &uuml;stelik uzman bir g&ouml;z&uuml;n, &ccedil;ok şeyi değiştiriyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kesinlikle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen eserlerini yalnızca Yağız&rsquo;a mı dinletiyorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Şimdilik evet. Zaten aynı evde yaşadığımız i&ccedil;in &ccedil;alıp s&ouml;ylerken duyuyor, anlık olarak yorumlarını duyma şansım oluyor. Yağız m&uuml;zik konusunda &ccedil;ok yetenekli ve donanımlı biri; o da benim gibi gitar &ccedil;alıyor ve hem gitar hem de m&uuml;zik konusunda sahip olduğu bilgi birikiminin farkındayım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O da mı gitar &ccedil;alıyor? Ne kadar &ccedil;ok ortak noktanız varmış.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek. Bu durumdan memnun olduğunu hi&ccedil; gizlemiyordu. &ldquo;&Ccedil;ok iyi gitar &ccedil;alıyor, bateride de kendisini geliştirmeye devam ediyor ve harika bir y&uuml;ksek bariton. Onun da kendisine ait eserleri var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Senin gibi &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;ym&uuml;ş desene.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ve senin gibi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın bu ani c&uuml;mlesi G&ouml;ksel&rsquo;i şaşırttı. Gen&ccedil; kadının dudakları yukarı kıvrıldığında G&ouml;khan da tebess&uuml;m etti ve ikili aynı anda geniş&ccedil;e g&uuml;l&uuml;msedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Seninle konuşurken bu s&ouml;z&uuml; inanılmaz fazla kullanıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;nl&uuml;k hayatında da sık&ccedil;a kullandığını sanıyorum,&rdquo; diye karşılık verdi G&ouml;khan. &ldquo;&Ccedil;ok kibar birisin, nezaket sahibisin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kabalığın pop&uuml;lerleştiği g&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasında nezaket nadir rastlanır h&acirc;le geldi ama ben onu korumaya devam edeceğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısın. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kaba olmak marifet sayılıyor, kibar insanlar salak yerine koyuluyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Pek &ccedil;ok kez yaşadım, yaşamaya da devam edeceğim ama onlar gibi olmaktan iyidir diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Elbette iyidir. Bu &ouml;zelliğini seviyorum G&ouml;k, seni ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde kibar biri olduğunu anlamıştım ve yanılmadığımı g&ouml;rmek g&uuml;zel.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Neler hissettiğin ve d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n konusunda &ccedil;ok a&ccedil;ıksın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biliyorum. Bu durum seni rahatsız ediyor mu?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayır,&rdquo; dedi G&ouml;ksel başını iki yana sallayarak. &ldquo;Ben de senin bu &ouml;zelliğini sevdim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan başını eğip g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde g&ouml;zleri kısıldı, &ccedil;evresi kırıştı ve elmacık kemikleri belirginleşti. G&uuml;lmek bir insana en &ccedil;ok yakışan şeydi ve G&ouml;khan&rsquo;ın g&uuml;l&uuml;ş&uuml;nde hem &ccedil;ekicilik hem de &ccedil;ocuksu bir sevimlilik vardı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunu duyduğuma &ccedil;ok sevindim,&rdquo; dedi G&ouml;khan yeniden G&ouml;ksel&rsquo;e baktığında. Gen&ccedil; kadını g&uuml;l&uuml;mseyerek kendisini izlerken bulunca ifadesi durgunlaştı. G&ouml;ksel&rsquo;in iri mavi g&ouml;zlerinde yumuşak bir ifade vardı, pembe dudakları hoş bir g&uuml;l&uuml;msemeyle s&uuml;slenmişti ve baş d&ouml;nd&uuml;recek kadar g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. G&ouml;khan hızlıca &ccedil;arpan kalbinin baskısını g&ouml;ğs&uuml;nde hissedince derin bir nefes alma ihtiyacı duydu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>En son ne zaman birine bakarken kalbi b&ouml;yle k&uuml;t k&uuml;t atmıştı?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Uzun zaman &ouml;nceydi. Yıllar &ouml;nce. Lise aşkının yanında bu kadar heyecanlandığını, kalbinin g&ouml;ğs&uuml;nden fırlayıp &ccedil;ıkacakmış gibi attığını hatırlıyordu. Ergenliğin getirdiği o deli doluluk ve hayata dair hi&ccedil;bir kaygısının olmadığı o g&uuml;nlerdeki vurdumduymazlığı ona duygularını en yoğun h&acirc;liyle yaşatmıştı. Şimdiyse hayatın ger&ccedil;ekleriyle tanışmış ve yaşam telaşında koşuşturan bir yetişkin olarak aynı heyecanı yeniden hissediyordu ve bu &ouml;ncekinden &ccedil;ok daha kuvvetliydi. Artık bir &ccedil;ocuk değildi, kendi ayakları &uuml;st&uuml;nde duran bir yetişkindi ama bu heyecanın ayaklarını yerden kestiğini hissetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Burayı ne zaman keşfettin?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel konuyu değiştirerek. &ldquo;G&uuml;zel bir yermiş, sevdim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Birinci sınıfın bahar d&ouml;neminde keşfettim sanırım,&rdquo; dedi G&ouml;khan d&uuml;ş&uuml;nceli bir sesle. &ldquo;Kadık&ouml;y&rsquo;&uuml; yeni yeni &ouml;ğrendiğim zamanlardı. G&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml; beğendiğim mek&acirc;nlara girip bir şeyler sipariş ederdim ve mek&acirc;nı, m&uuml;şterileri, &ccedil;alışanları incelerdim. Bazı yerleri &ccedil;ok sevdim, bazılarından nefret ettim ve aylarca s&uuml;ren bu deneme yanılma maceralarıyla ara sıra gelip vakit ge&ccedil;irdiğim mek&acirc;nları buldum. Burayı da seviyorum, bazen arkadaşlarımla ya da tek başıma bir şeyler yiyip i&ccedil;meye geliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok iyi yapmışsın. Kadık&ouml;y&rsquo;de adımbaşı işletmeler var fakat kendine uyan d&uuml;zg&uuml;n bir yer bulmak &ccedil;ok zor, işin i&ccedil;ine fiyat ve lezzet de girince se&ccedil;enekler iyiden iyiye azalıyor. Burayı iyi keşfetmişsin, hem mek&acirc;n hem de konumu g&uuml;zel.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kadık&ouml;y benden sorulur.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O kadar diyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, bu konuda m&uuml;tevazı olamayacağım. Buraları avucumun i&ccedil;i gibi bilirim. Nerede ne yapılır, nereye gidilir, ne yiyip i&ccedil;ilir; iyi bilirim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Uuml;niversite &ouml;ncesi hi&ccedil; Kadık&ouml;y&rsquo;de bulunmuş muydun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, ailemle birka&ccedil; kez İstanbul&rsquo;a gelip Kadık&ouml;y&rsquo;&uuml; de gezmiştik ama &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nk&ouml;r&uuml; bir geziydi. Bir restoranda babamın &uuml;stleriyle akşam yemeği yemiş, sonra Moda&rsquo;da oturmuştuk. 13 yaşındaydım ve bulunduğumuz k&uuml;&ccedil;&uuml;k şehirlerden sonra Kadık&ouml;y&rsquo;&uuml;n b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ve kalabalığının nasıl başımı d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; şimdi bile hatırlıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok normal. Ailen şimdi ne yapıyor? Ankara&rsquo;da olduklarını s&ouml;ylemiştin, ufukta bir ziyaret var mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın suratı asılırken gen&ccedil; adam bir anlığına camdan dışarı baktı. Onun ifadesindeki bu değişimi fark eden G&ouml;ksel&rsquo;in de y&uuml;z ifadesi değişti. Bazı şeylerden ş&uuml;phelense de bunu mesajlaşırken anlayamamıştı fakat G&ouml;khan şimdi kanlı canlı karşısında otururken verdiği bu tepki ş&uuml;phelerinin altının boş olmadığını ona g&ouml;sterdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ailemle g&ouml;r&uuml;şm&uuml;yorum,&rdquo; dedi G&ouml;khan yeniden ona baktığında. &ldquo;Uzun zaman &ouml;nce konuştuğum kuzenim Ankara&rsquo;ya taşındıklarından ve babamın yarbaylığa terfi ettiğinden bahsetmişti. Tek bildiğim bunlar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Duydukları karşısında şaşıran G&ouml;ksel konuşmadan &ouml;nce bir s&uuml;re bekledi. Bu &ccedil;ok hassas bir konuydu ve kelimelerini &ouml;zenle se&ccedil;mesi gerekiyordu fakat sorun şuydu ki ne s&ouml;yleyeceğini bilmiyordu. Bu durumda bir şey s&ouml;yleneceğinden bile ş&uuml;pheliydi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Anladım,&rdquo; dedi saniyeler sonra. &ldquo;Bilmeden bir yaraya dokunup acıttıysam &ouml;z&uuml;r dilerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayır, elbette hayır,&rdquo; dedi G&ouml;khan başını hızla iki yana sallayarak. &ldquo;Birbirimizi yeni yeni tanıyoruz, sorular sormamız en doğal şey. Bu meseleyi de ardımda bıraktım, &ouml;n&uuml;me bakıyorum; hayat devam ediyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısın, ne olursa olsun hayat devam ediyor. Peki onlarla g&ouml;r&uuml;şmeme sebebin ne? İstemiyorsan cevap vermeyebilirsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan kollarını &ouml;n&uuml;nde bağlayıp, dirseklerini masaya yaslarken yeniden camdan dışarı baktı. &ldquo;Konservatuvar okumamı istemiyorlardı,&rdquo; deyip G&ouml;ksel&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Onların isteklerini yerine getirmektense kendi hayallerimin peşinden gitmeyi tercih ettim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel o konuşmayı tekrar hatırladı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&ldquo;Genel olarak sanat alanında eğitim veren &uuml;niversite sayısı ve kontenjanları az,&rdquo; dedi G&ouml;khan, bu durumun canını sıktığını belli eden bir ifadeyle. &ldquo;İnsanımız sanatı hor g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, &ccedil;ocukları da bu alanda eğitim almasın istediği i&ccedil;in maalesef bu alanlara talep &ccedil;ok az oluyor.&rdquo;<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>&ldquo;&Ccedil;ok haklısınız. Yeni nesille beraber bu durumun d&uuml;zeleceğini umuyorum. Gen&ccedil;ler arasında sanata ilgi duyan fazlasıyla kişi var ve bir şekilde ailelerine bunu kabul ettirenlerin sayısı da zamanla artacaktır diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, b&ouml;yle olmasını da diliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">O anda G&ouml;khan&rsquo;ın g&ouml;zlerinde beliren h&uuml;zn&uuml;n nedenini şimdi anlıyordu. Aslında gen&ccedil; adam kendi tecr&uuml;belerinden bahsediyordu, kendi ailesinden &ouml;rnek veriyordu. O anda gen&ccedil; adamın ses tonundan hi&ccedil;bir şey anlamak m&uuml;mk&uuml;n değildi fakat ruhun aynası olan g&ouml;zlerinin i&ccedil;inde kalp kırıklıklarının ve h&uuml;zn&uuml;n yansımasını g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tepkileri ne oldu peki?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bilmem,&rdquo; dedi G&ouml;khan omuz silkerek. &ldquo;İstanbul&rsquo;a gelmek i&ccedil;in K&uuml;tahya&rsquo;dan ayrıldım ve K&uuml;tahya&rsquo;daki her şeyi, herkesi orada bıraktım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir daha hi&ccedil; konuşmadılar, diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; gen&ccedil; kadın. Evden ayrıldı ve arkasına bakmadı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Anladım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel ikinci kez. G&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Seneye konservatuvarı da bitiriyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in &ouml;zel hayatına saygı duyarak ayrıntıları sormaması, konunun tat ka&ccedil;ırıcı olduğunu bildiği i&ccedil;in hemen konuyu değiştirmesi G&ouml;khan&rsquo;ı hem rahatlattı hem de memnun etti. Karşısında oturan gen&ccedil; kadına her ge&ccedil;en dakika daha &ccedil;ok &ccedil;ekiliyor, onun olaylara olgun yaklaşımlarını g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e ondan daha &ccedil;ok etkileniyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yle umuyorum,&rdquo; diye cevap verdi. &ldquo;Son sene de aksilikler &ccedil;ıkmazsa &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yaz mezun oluyorum. Konservatuvar mezunu olan diplomalı bir m&uuml;zisyen olacağım. Bunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k&ccedil;e, &lsquo;Vay be!&rsquo; diyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel g&uuml;lerek, &ldquo;B&ouml;yle s&ouml;yleyince kulağa aşırı havalı geliyor,&rdquo; dedi. &ldquo;Konservatuvar mezunu diplomalı m&uuml;zisyen. &Ccedil;ok iyi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen de Fotoğraf ve Video mezunu diplomalı fotoğraf&ccedil;ı ve video grafiker olacaksın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Doğru, haklısın. Bu da kulağa havalı geliyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; havalı. Herhangi bir sanat dalında eser vermek i&ccedil;in eğitimli olmaktan ziyade bu dallara eğilimli olmak; biraz yetenekli, &ccedil;ok&ccedil;a &ccedil;alışkan olmak gerekiyor ama eğilimli olduğun dalda eğitimli de olmak ve bunu da diploma gibi bir belgeyle tescillemek ayrı g&uuml;zel.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Katılıyorum. Eğer bu b&ouml;l&uuml;mde okumasaydım da fotoğraf ve video &ccedil;ekmeye devam ederdim fakat bu alanda lisans eğitimi almak, işin uzmanları tarafından eğitilmek bana kendi kendime &ouml;ğrenemeyeceğim ya da &ccedil;ok uzun seneler sonra &ouml;ğreneceğim şeyleri &ouml;ğretti. &Ouml;zellikle teknik olarak &ccedil;ok geliştim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;S&ouml;ylediklerinin altına imzamı atıyorum,&rdquo; dedi G&ouml;khan hayali bir imza atarak. &ldquo;M&uuml;ziği bir okyanus olarak ele alırsak ben yalnızca kıyısını biliyordum, konservatuvarda okumaya başlayınca a&ccedil;ıldım ve derinlerini keşfetmeye başladım. &Ouml;nceden eserlere iyi ya da k&ouml;t&uuml; g&ouml;z&uuml;yle bakardım, şimdiyse onları teknik olarak yorumlayacak donanıma sahibim. Bu kadar geliştiğimi g&ouml;rmek &ccedil;ok sevindiriyor. &Uuml;stelik daha bir senem var ve &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yaz şu an olduğum konumun da ilerisinde olacağım ve bundan sonra her zaman bir adım ileri gideceğim. T&uuml;m bunları g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurunca konservatuvar okumanın hayatımda verdiğim en iyi karar olduğunu g&ouml;n&uuml;l rahatlığıyla s&ouml;yleyebilirim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onu ilgiyle dinleyen G&ouml;ksel, G&ouml;khan konuşmasını bitirince tebess&uuml;m etti. G&ouml;khan&rsquo;ın m&uuml;zik hakkında konuşurken g&ouml;zlerinde yanan ateşi g&ouml;rmekten hoşlanmıştı. M&uuml;zik onun en b&uuml;y&uuml;k tutkusuydu ve bu her h&acirc;linden anlaşılıyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Senin adına &ccedil;ok sevindim,&rdquo; dedi i&ccedil;tenlikle. &ldquo;İkimizin de &ccedil;ok severek okuduğu bu b&ouml;l&uuml;mleri başarıyla bitirip bu alanlarda &ccedil;ok iyi işler &ccedil;ıkaracağından eminim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de &ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Garson onların sipariş ettiği kahveleri getirdi. Kahvelerin yanında bir bardak su ve &ccedil;ikolata ikramı da vardı. İkisi de kahvesini orta istediği i&ccedil;in garson beyaz fincandaki bol k&ouml;p&uuml;kl&uuml; kahveleri rastgele onların &ouml;n&uuml;ne bıraktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor,&rdquo; dedi G&ouml;ksel fincana bakarak. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederim, kesene bereket.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Afiyet olsun,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kahvesinden bir yudum i&ccedil;erken G&ouml;khan da i&ccedil;ti. G&ouml;khan daha &ouml;nce burada kahve i&ccedil;tiği i&ccedil;in tadına aşinaydı, ilk kez i&ccedil;en G&ouml;ksel ise kahveyi beğendi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sevdin mi?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sevdim,&rdquo; diye onayladı G&ouml;ksel. &ldquo;Tekrardan teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tekrardan afiyet olsun. Şimdiden kırk yıllık hatırımız oldu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir an afallayan G&ouml;ksel utanga&ccedil;&ccedil;a g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Bunun i&ccedil;in mi kahve ısmarladın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Olabilir,&rdquo; dedi G&ouml;khan muzip bir sesle. &ldquo;Ge&ccedil;en g&uuml;n mesajlaşırken buzlu kahve i&ccedil;tiğini de s&ouml;yleyince kahve sevdiğini anladım ve ısmarlamak istedim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, severim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;En sevdiğin kahve hangisi? Hadi biraz klişe sorular soralım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kıkırdadı. &ldquo;Kahveyi &ccedil;ok seviyorum, tek bir favorim yok ama en &ccedil;ok filtre kahve i&ccedil;iyorum; espresso, T&uuml;rk kahvesi ve kapu&ccedil;inoyu da seviyorum. Kışın sert kahveleri daha &ccedil;ok tercih ederken yazın yumuşak kahveler hoşuma gidiyor, &ccedil;oğunlukla da buzlu bir şeyler i&ccedil;iyorum. Dediğim gibi tek bir tane kahve s&ouml;ylemem m&uuml;mk&uuml;n değil ama en &ccedil;ok bu d&ouml;rd&uuml;n&uuml; i&ccedil;iyorum. Sen neler seviyorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Favorim T&uuml;rk kahvesi,&rdquo; dedi G&ouml;khan hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden. &ldquo;Sadesini de i&ccedil;erim, aromalı olanları da i&ccedil;erim. Kapu&ccedil;inoyu ben de severim, senin aksine soğuk kış g&uuml;nlerinde i&ccedil;mekten &ccedil;ok hoşlanıyorum. Bir mek&acirc;nda cam kenarındaki bir masada otururken arkadaşlarım varsa onlarla sohbet ederek, tek başımaysam dışarıyı izleyerek, &ouml;zellikle yağan karı ya da yağmuru, sıcak sıcak i&ccedil;mek &ccedil;ok keyif veriyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yle bir ortamda elbette sıcak ve yumuşak kahveler i&ccedil;mek &ccedil;ok keyifli oluyor, ben genel konuştum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kış geldiğinde yapalım o zaman. Kapu&ccedil;inosu enfes olan muhteşem bir kahveci biliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Anlaştık.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;l&uuml;şerek kahvelerinden birer yudum i&ccedil;tiler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;En sevdiğin m&uuml;zisyen ve gruplar hangileri?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan. &ldquo;Ben benimkilerden bahsettim ama sen hi&ccedil; anlatmadın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Dinlediğim tarzları s&ouml;yledim ama m&uuml;zisyenlerden hi&ccedil; bahsetmedim ger&ccedil;ekten,&rdquo; dedi G&ouml;ksel buna şaşırarak. &ldquo;Yabancılardan favorilerimi hemen s&ouml;yleyeyim: The Weeknd ve <i>Cigarettes After Sex</i>. Yerli olarak da son zamanlarda pop&uuml;ler olan &ccedil;oğu grubu severek dinliyorum; <em>Son Feci Bisiklet, Yaşlı</em><i>&nbsp;Amca</i>, <i>Dolu Kadehi Ters Tut</i>, <i>İkiye On Kala</i> vesaire. <i>Duman</i>, <i>maNga</i>, <i>mor ve &ouml;tesi</i>, <i>Pinhani</i> gibi efsane grupları da belirtmem lazım, onları dinleyerek b&uuml;y&uuml;d&uuml;m. &Ccedil;ok isim var ama aklıma gelenler bunlar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Duydukları karşısında keyiflenen G&ouml;khan &ouml;nce kahvesinden bir yudum daha i&ccedil;ti. &ldquo;M&uuml;zik zevkine hayran kaldığımı itiraf etmeliyim,&rdquo; dedi onun g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakarak. &ldquo;The Weeknd<i> </i>ve <i>Cigarettes After Sex</i>&rsquo;i dinlemiyorum ama yerli olanların hepsine aşinayım. Ben de saydığın gruplar ve o d&ouml;nemdeki diğer grupları dinleyerek b&uuml;y&uuml;d&uuml;m, bahsetmiştim zaten.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, yaşıtımız &ccedil;oğu kişinin &ccedil;ocukluğunun en pop&uuml;ler isimleriydi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yle. <i>Yaşlı Amca</i>&rsquo;yı da severek dinliyorsun demek.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, d&ouml;nemin en iyi gruplarından olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ccedil;ok g&uuml;zel şarkıları var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Favorin hangisi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel cevap vermeden &ouml;nce bir an duraksadı. &ldquo;Muhtemelen <i>Giderdi Hoşuma</i>.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan sırıtmamak i&ccedil;in kendini frenleyerek kibarca g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;<i>Tuz kokardı şarkılar</i>. Bu c&uuml;mleyi se&ccedil;me nedenin anlaşılıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O fotoğrafı &ccedil;ekerken bu şarkıyı s&ouml;ylediğin i&ccedil;in a&ccedil;ıklamaya bu c&uuml;mleyi yazmıştım. &Ccedil;ok sevdiğim bir c&uuml;mle ve fotoğrafla da uyumlu olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O şarkıyı mı s&ouml;yl&uuml;yordum?&rdquo; dedi G&ouml;khan şaşırarak. &ldquo;Bu par&ccedil;ayı &ccedil;alarken orada durup izlediğini anlamıştım ama fotoğrafta bu par&ccedil;ayı s&ouml;ylediğimi hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmemiştim. Sanırım şarkıyı tahmin ettiğimden daha &ccedil;ok severek dinleyip &ccedil;alıyormuşum. Fotoğrafta y&uuml;z ifadem &ccedil;ok huzurluydu ve &ccedil;ok sevdiğim par&ccedil;alardan birini &ccedil;aldığımı d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;<i>Giderdi Hoşuma</i>&rsquo;yı s&ouml;yl&uuml;yordun,&rdquo; diyen G&ouml;ksel o akşamı hatırladı. Eğer o akşam kendisine sahnedeki gen&ccedil;le tanışıp bir akşam yemeğine &ccedil;ıkacağı s&ouml;ylenseydi buna asla inanmazdı ama şu an bir restoranda onun karşısında oturuyordu. &ldquo;İkinci kıta kısmını &ccedil;alıyordun hatta, nakarattan hemen &ouml;nceki kısım. İki fotoğrafını &ccedil;ekmiştim, paylaştığımı daha &ccedil;ok beğendiğim i&ccedil;in onu attım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İki fotoğraf mı? Duruyorsa ikinciyi de g&ouml;rebilir miyim? Merak ettim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Duruyor olması lazım,&rdquo; diyen G&ouml;ksel &ccedil;antasına uzandı. &ldquo;Galerimde olmalı. Hemen bulurum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel hesabında paylaşmayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; fotoğrafları topladığı klas&ouml;r&uuml; a&ccedil;ıp biraz yukarı &ccedil;ıktı. Mayıs ayında &ccedil;ok az fotoğraf &ccedil;ekip d&uuml;zenlediği i&ccedil;in G&ouml;khan&rsquo;ın fotoğraflarını bulması kısa s&uuml;rd&uuml;. G&ouml;khan&rsquo;ın g&ouml;zlerinin a&ccedil;ık olduğu ve gen&ccedil; adamın seyircilere baktığı fotoğrafı a&ccedil;ıp ekranı G&ouml;khan&rsquo;a &ccedil;evirdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşte,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Tam burada nakarata girmiştin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ekrandaki fotoğrafına baktığında y&uuml;z&uuml;nde hayranlık i&ccedil;eren bir ifade oluştu. Fotoğrafta G&ouml;khan doğrudan karşıya bakıyordu, dudakları aralıktı, elleri gitarın &uuml;st&uuml;ndeyken sağ ayağını da bar taburesinin ayakları arasındaki demire koymuştu. Y&uuml;z ifadesinde şarkının nakarat kısmının hareketli olmasından kaynaklı oluşan bir neşe vardı. Nakaratı s&ouml;ylerken g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hatırladı, bu fotoğrafın &ccedil;ekilmesinden saniyeler sonra olmalıydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Enfes bir fotoğrafmış,&rdquo; dedi G&ouml;ksel&rsquo;e baktığında. &ldquo;&Ccedil;ektiğin t&uuml;m fotoğraflar gibi. Sanki k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kafede değil de konserde binlerce kişinin &ouml;n&uuml;nde sahne alıyormuşum gibi bir havası var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sana g&ouml;ndermemi ister misin?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok isterim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hemen e-posta adresine atayım o zaman,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. Galeriden &ccedil;ıkıp e-posta uygulamasına girdi. &ldquo;Adresini g&ouml;nderdiğim postadan bulurum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&Ouml;yle de yaptı. G&ouml;khan&rsquo;a g&ouml;nderdiği e-postayı bulup oradan ona g&ouml;nderilmek &uuml;zere yeni bir e-posta sayfası a&ccedil;tı ve fotoğrafı ekledi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Mesajla g&ouml;nderince kalitesi &ccedil;ok mu bozuluyor?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok,&rdquo; dedi G&ouml;ksel ona bakarak. &ldquo;Bu y&uuml;zden genelde bir internet sitesine y&uuml;kleyip link oluşturuyorum ama &ccedil;ok az sayıda fotoğraf i&ccedil;in direkt postayla g&ouml;nderdiğim de oluyor.&rdquo; <i>G&ouml;nder</i> yazan yere dokundu. &ldquo;G&ouml;nderdim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim, indiririm sonra.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Rica ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>G&ouml;ksel&rsquo;in e-posta uygulamasını kapattığı sırada G&ouml;khan onun telefonunun ekranına baktı. Gen&ccedil; kadının duvar k&acirc;ğıdında bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml; fotoğrafı vardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Duvar k&acirc;ğıdını da sen mi &ccedil;ektin?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet,&rdquo; diye onayladı G&ouml;ksel. &ldquo;Ge&ccedil;en yaz &ccedil;ekmiştim, o g&uuml;nden beri bu var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Değiştirmediğine g&ouml;re &ccedil;ok beğenmiş olmalısın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, g&ouml;z&uuml;m de alıştığı i&ccedil;in değiştirmedim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel ekranına kısa bir bakış attı. Bu fotoğrafı ge&ccedil;en yaz ailesiyle beraber Rumelifeneri&rsquo;ne gittikleri zaman &ccedil;ekmişti. O g&uuml;n masmavi g&ouml;ky&uuml;z&uuml; pamuğu andıran bembeyaz bulutlarla s&uuml;slenmişti ve gen&ccedil; kadın da fotoğraf makinesine sarılıp g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n birka&ccedil; fotoğrafını &ccedil;ekmişti; aralarından favorisi bu olmuştu ve bir senedir duvar k&acirc;ğıdı olarak kullanıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biz de fotoğraf &ccedil;ekilelim mi?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan biraz &ccedil;ekinerek. &ldquo;Birlikte.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel başını kaldırıp G&ouml;khan&rsquo;a baktığında gen&ccedil; adamın sağ elini ensesine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, gergin bir tavırla ensesindeki sa&ccedil;larla oynadığını g&ouml;rd&uuml;. Kendisiyle g&ouml;z g&ouml;ze gelince hızlı bir tebess&uuml;m&uuml; y&uuml;z&uuml;ne kondurdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ekilelim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Kimden &ccedil;ekelim?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Benim telefon kameram pek iyi sayılmaz, seninki daha iyidir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam, o zaman benden &ccedil;ekelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kamerasını a&ccedil;ıp ilk olarak kendi tipine baktı. Yemek yerken silinen ruju hari&ccedil; makyajı olduğu gibi duruyordu, sa&ccedil;ları da d&uuml;zg&uuml;nd&uuml;. Rahat bir nefes vererek telefonu sağ eline aldı ve masanın kenarına getirip ikisini birden kadraja aldı. G&ouml;khan y&uuml;z&uuml;n&uuml; kameraya yaklaştırıp kameradaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne bakarken G&ouml;ksel kıkırdadı. Gen&ccedil; adam sa&ccedil;larını d&uuml;zeltti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İlk fotoğrafımızda d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;ıkayım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde. &ldquo;Ben hazırım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O zaman poz verelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kadrajın sağında, G&ouml;khan da solundaydı. İkisi de biraz &ouml;ne eğilmişti, aralarında k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir mesafe vardı. G&ouml;z g&ouml;ze geldiklerinde bakışlarını ka&ccedil;ırıp telefona baktılar.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;l&uuml;mse,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;&Ccedil;ekiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan başını daha d&uuml;z tutup burun kemerinin g&ouml;r&uuml;nmemesini sağladı, başını &ccedil;ok az sağa yatırıp g&uuml;l&uuml;mseyerek kameraya baktı; G&ouml;ksel&rsquo;se onun aksine başını biraz daha yan tutup sol elini de &ccedil;enesinin altına yasladı ve o da g&uuml;l&uuml;mseyerek poz verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel başparmağıyla deklanş&ouml;re dokunup kendisinin ve G&ouml;khan&rsquo;ın ilk fotoğrafını &ccedil;ekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamamdır,&rdquo; derken telefonu indirdi ve &ccedil;ektiği fotoğrafı a&ccedil;tı. Camdan i&ccedil;eri giren g&uuml;n batımı ışığı iki gencin cildini altın gibi parlak, mermer gibi p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z g&ouml;stermişti. G&ouml;khan&rsquo;ın karamel rengindeki g&ouml;zleri sarı ışık altında kehribar gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu, aynı ışık G&ouml;ksel&rsquo;in irislerinin &ccedil;evresindeki yeşil-gri &ccedil;izgileri ortaya &ccedil;ıkarıp masmavi g&ouml;zlerini t&uuml;m ayrıntılarıyla g&ouml;stermişti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Nasıl?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan. &ldquo;Ben de bakayım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel telefonu G&ouml;khan&rsquo;a doğru &ccedil;evirip fotoğrafı gen&ccedil; adamın da g&ouml;rmesini sağladı. G&ouml;khan fotoğrafa baktığında y&uuml;z&uuml;ne bir g&uuml;l&uuml;mseme yayıldı. İkisi de &ccedil;ok iyi &ccedil;ıkmıştı ve yan yana hoş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel bir fotoğraf olmuş,&rdquo; dedi G&ouml;khan gen&ccedil; kadına bakarak. &ldquo;&Ccedil;ok beğendim. Bunu da bana atar mısın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>&ldquo;Ben de beğendim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Atarım tabii.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bu fotoğrafı da G&ouml;khan&rsquo;a posta yoluyla g&ouml;nderdi. Bir s&uuml;re sessiz kalıp kahvelerini i&ccedil;tiler. Restoranın i&ccedil;inden diğer masadakilerin konuşma sesleriyle kısık seste &ccedil;alan m&uuml;ziğin sesi y&uuml;kseliyordu ama ortam g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; değildi, sokaktaki hareketlilik de dakikalar &ouml;ncesine g&ouml;re azalmıştı ve etraf sakinlemişti. Birka&ccedil; dakika etrafı izleyen G&ouml;ksel kahvesinin son yudumunu da i&ccedil;tikten sonra bakışlarını camdan i&ccedil;eri &ccedil;evirdi ve fincanı tabağın &uuml;st&uuml;ne bıraktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadın karşısında oturan G&ouml;khan&rsquo;a baktığında gen&ccedil; adamın kahvesini &ccedil;oktan bitirdiğini, arkasına yaslanmış şekilde camdan dışarıyı izlediğini g&ouml;rd&uuml;. G&ouml;khan&rsquo;ın bakışları dalgındı, bir şeyler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor gibiydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;khan?&rdquo; dedi G&ouml;ksel.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan bakışlarını gen&ccedil; kadına &ccedil;evirdi. &ldquo;Efendim?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Dalıp gittin,&rdquo; diye devam etti G&ouml;ksel. &ldquo;İyi misin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyiyim. Susunca g&ouml;zlerim daldı &ouml;yle.&rdquo; Onun &ouml;n&uuml;ndeki boş fincana baktı. &ldquo;Sen de bitirmişsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne yapalım? Kalkalım mı? Biraz y&uuml;r&uuml;r&uuml;z.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Olur, y&uuml;r&uuml;yelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili ayaklanırken G&ouml;ksel annesine hızlıca bir mesaj yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Şimdi restorandan &ccedil;ıkıyoruz, biraz y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapacağız. İskeleye doğru y&uuml;r&uuml;r&uuml;z, oradan da vapura binip gelirim. Yemek &ccedil;ok keyifliydi, her şey yolunda; beni merak etmeyin. İkinizi de &ouml;p&uuml;yorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Beraber kasaya ilerlediler. G&ouml;ksel yediği bifteğin &uuml;cretini &ouml;derken G&ouml;khan da tavuk soteyle kahveleri &ouml;dedi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kahve i&ccedil;in tekrardan teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel restorandan &ccedil;ıktıklarında. &ldquo;Biftek &ouml;nerisi i&ccedil;in de. &Ccedil;ok keyifli bir yemekti.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunu duyduğuma sevindim,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Ve rica ederim, afiyet olsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kaldırımda yan yana y&uuml;r&uuml;meye başladılar. Geldikleri yoldan geri d&ouml;n&uuml;yorlardı. Etraf geldikleri zamana g&ouml;re daha tenhaydı, saat akşam dokuza yaklaştığı i&ccedil;in sıcaklık da biraz d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Y&uuml;r&uuml;rken soru-cevap yapmaya ne dersin?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan. &ldquo;Tek şart kısa ve net cevaplar vermek olsun. B&ouml;ylece birbirimiz hakkında hızlı bir şekilde daha &ccedil;ok şey &ouml;ğreniriz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;zel fikir,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Yapalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam, o zaman ben başlıyorum: En sevdiğin fotoğraf&ccedil;ı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Daha ilk sorudan bu kadar zorlayacaksan işimiz var. Tek bir isim s&ouml;ylemem m&uuml;mk&uuml;n değil.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Birka&ccedil; tane s&ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ara G&uuml;ler, İbrahim Zaman, İzzet Keribar, Sabit Kalfagil; Mitch Dobrowner, Sarah Moon, Lauren E. Simonutti, William Eggleston. Bu alanın en b&uuml;y&uuml;k isimlerinden birka&ccedil;ı ve idol&uuml;m olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kişiler. Sıra bende: Hayatının sonuna kadar tek bir şarkı dinleyecek olsan bu hangisi olurdu?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;<i>Oyuncak D&uuml;nya</i>,&rdquo; dedi G&ouml;khan hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden. &ldquo;Yavuz &Ccedil;etin&rsquo;in par&ccedil;ası.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;abuk bir cevap oldu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;D&uuml;ş&uuml;nmeme gerek yok. Bu d&uuml;nya &uuml;zerindeki en sevdiğim şarkı. Aynı soruyu ben de sana soruyorum o zaman.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok şaşırtıcı bir cevap olacağının farkındayım ama <i style="mso-bidi-font-style: normal;">Aerosmith</i>&rsquo;in <i>Dream On</i> par&ccedil;asını s&ouml;yleyeceğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne?&rdquo; diyen G&ouml;khan adımlarını durdurdu. &ldquo;Ciddi misin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ger&ccedil;ek bir efsanedir ve &ccedil;ok sevdiğim bir şarkıdır.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Klasiklerden biri. S&ouml;zleri benim i&ccedil;in bir şeyler ifade ediyor. Tamam, şimdi ben soruyorum: Yaşadığın şehirler arasında en sevdiğin hangisi oldu? İstanbul hari&ccedil;.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hım, Bolu derdim sanırım. Orayı seviyordum. Senin İstanbul&rsquo;da en sevdiğin il&ccedil;e?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Beyoğlu, a&ccedil;ık ara. Liseyi orada okumuştum ve yapmayı en sevdiğim şey okuldan arta kalan zamanlarda ara sokaklarında dolaşıp fotoğraf &ccedil;ekmekti. O zamanlardan kalma y&uuml;zlerce fotoğrafı h&acirc;l&acirc; saklıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bir g&uuml;n g&ouml;rmek isterim. Bundan yıllar &ouml;nce &ccedil;ektiğin fotoğraflara bakmak ilgin&ccedil; olurdu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Şimdikilere g&ouml;re olduk&ccedil;a amat&ouml;rler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunu g&ouml;rmek asıl g&uuml;zel olan şey &ccedil;&uuml;nk&uuml; aynı zamanda ne kadar geliştiğini de g&ouml;rm&uuml;ş olurum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısın, bir g&uuml;n bakarız. Yeni soru: M&uuml;zikle ilgili en b&uuml;y&uuml;k hayalin ne?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seyircilerin ben kendi şarkılarımı s&ouml;ylerken bana eşlik ettiğini g&ouml;rmek, onlarla birlikte şarkılarımı s&ouml;ylemek. Benim sıram: Eğer fotoğraf&ccedil;ılıkla ilgili bir b&ouml;l&uuml;m okumasaydın hangi b&ouml;l&uuml;m&uuml; okurdun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hım, biraz d&uuml;ş&uuml;neyim,&rdquo; deyip birka&ccedil; saniye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; G&ouml;ksel. &ldquo;G&ouml;rsellikle ilgili hi&ccedil;bir b&ouml;l&uuml;m olmayacağını varsayarsam Psikoloji ya da Sosyoloji okumayı d&uuml;ş&uuml;nebilirdim. Peki ya sen? Konservatuvar okumasaydın ne okurdun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;M&uuml;zik &Ouml;ğretmenliği.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;M&uuml;zikle ilgili bir b&ouml;l&uuml;m okumasaydın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sorun b&ouml;yle değildi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hadi ama, ne kastettiğimi biliyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Muhtemelen bir şey okumazdım. Derslerim k&ouml;t&uuml;yd&uuml; ve m&uuml;zik hari&ccedil; hi&ccedil;bir şeye ilgim yoktu. Arkadaşlarım ders &ccedil;alışırdı, bense gitar &ccedil;alıp şarkı s&ouml;ylerdim. Sıra bende: Lisenin sana kazandırdığı en g&uuml;zel şey?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel cevap vermeden &ouml;nce bir s&uuml;re G&ouml;khan&rsquo;ın s&ouml;ylediklerini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Gen&ccedil; kadın eğer fotoğraf&ccedil;ılıkla ilgili bir b&ouml;l&uuml;m okumasaydı okuyabileceği iki b&ouml;l&uuml;m saymıştı fakat işin ger&ccedil;eği şuydu ki bu b&ouml;l&uuml;mlerin birinde okusaydı okulu bitirmeden kaydını dondurur ve fotoğraf&ccedil;ı olma hayalinin peşinden giderdi. Fotoğraf onun en b&uuml;y&uuml;k tutkusuydu ve başka hi&ccedil;bir şeye bu kadar tutkulu değildi. Bu konuda G&ouml;khan&rsquo;la benzer d&uuml;ş&uuml;ncelere sahipti, bunu fark etse de gen&ccedil; adama bir şey demedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ahsen,&rdquo; diye cevap verdi sorusuna. &ldquo;Ve haftanın beş g&uuml;n&uuml; Beyoğlu&rsquo;nda olup &ccedil;evreyi keşfetme şansı. Onun dışında lisenin &ccedil;ok da g&uuml;zel bir yanı yoktu. Benim sıram: Şu zamana kadar en &ccedil;ok mutlu olduğun an?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Konservatuvara se&ccedil;ilenlerin a&ccedil;ıklandığı listenin ilk sırasında kendi adımı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m an,&rdquo; dedi G&ouml;khan kocaman g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Hayatımın en iyi anıydı. Şimdi benim sıram: Fotoğrafımı paylaştığın g&uuml;n&uuml;n akşamında sana mesaj attığımı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde ne hissettin ve d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel adımlarını yavaşlatırken bakışlarını G&ouml;khan&rsquo;dan alıp &ouml;n&uuml;ndeki yola &ccedil;evirdi. &ldquo;&Ccedil;ok şaşırdım h&acirc;liyle,&rdquo; diye cevap verdi. &ldquo;Ama fotoğrafını &ccedil;ektiğim kişiden b&ouml;yle g&uuml;zel bir geri d&ouml;n&uuml;ş almak, iltifatlarını duymak &ccedil;ok iyi hissettirmişti. Ben sorayım: Konumdaki g&ouml;nderilere bakmak nereden esti? Bunu s&uuml;rekli yapıyor musun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bazen,&rdquo; dedi G&ouml;khan omuz silkerek. &ldquo;Kimin neler paylaştığına bakıyorum. O g&uuml;n de bir s&uuml;redir bakmadığım i&ccedil;in bakmak istemiştim, i&ccedil;imden bir ses bakmamı s&ouml;ylemişti. İ&ccedil;ime doğmuş sanırım. Fotoğrafı g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez hayran kalmıştım, fotoğrafın ambiyansından o kadar etkilenmiştim ki i&ccedil;indekinin ben olduğumu fark etmem birka&ccedil; saniyemi aldı. Daha &ouml;nce hi&ccedil; bu kadar g&uuml;zel bir fotoğrafım olmamıştı, hemen seninle iletişime ge&ccedil;tim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bir saniye,&rdquo; dedi G&ouml;ksel şaşırarak. &ldquo;En g&uuml;zel fotoğrafın olduğunu mu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Elbette. Aynı zamanda en sevdiğim fotoğrafım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel başını yere eğip g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek ona baktı. Gen&ccedil; kadının g&uuml;l&uuml;ş&uuml;nde &ccedil;ocuksu bir neşe vardı ve bu neşe bulaşıcıydı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunu duyduğuma ne kadar sevindiğimi ifade edemem ama bizzat g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum,&rdquo; dedi G&ouml;khan&rsquo;a bakarak. &ldquo;Bir fotoğraf&ccedil;ının duyabileceği en g&uuml;zel şeyleri duydum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;rd&uuml;m,&rdquo; diye onayladı G&ouml;khan. &ldquo;İlerleyen g&uuml;nlerde yenilerini de &ccedil;ekersin belki. Haberim varken kadrajına girmeyi de &ccedil;ok isterim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen de istiyorsan &ccedil;ekerim elbette. Bir g&uuml;n ayarlarız.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ayarlayalım.&rdquo; Yumruğunu ona uzattı. &ldquo;O zaman anlaştık?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel de elini yumruk yapıp onunkiyle tokuşturdu. &ldquo;Anlaştık.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir yol ayrımına geldiler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sahilden y&uuml;r&uuml;yelim mi?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan. &ldquo;Biraz kalabalık olur ama g&uuml;n batımını izleriz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sahil y&uuml;r&uuml;y&uuml;şlerine bayılırım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Hadi gidelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de &ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;l&uuml;mseyerek sola d&ouml;nd&uuml;ler ve sahile doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler. G&uuml;neş ufuk &ccedil;izgisinde batıyor, denizi altın renkli ışıklara boyuyordu. Manzara b&uuml;y&uuml;leyiciydi ve b&ouml;yle bir manzarayı seyretmek insana huzur veriyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kıyıdaki yola vardıklarında G&ouml;ksel &ccedil;antasından telefonunu &ccedil;ıkardı. &ldquo;Bu manzara kesinlikle &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirilmeyi hak ediyor,&rdquo; dedi. &ldquo;Fotoğrafını &ccedil;ekeceğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunu yapacağından adım gibi emindim,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;&Ccedil;ek bakalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel telefonunu a&ccedil;tığında annesinin cevap verdiğini g&ouml;rd&uuml;. Kamerayı a&ccedil;madan annesinin mesajını okudu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Her şeyin yolunda olduğunu ve keyifli vakit ge&ccedil;irdiğini duyduğumuza &ccedil;ok sevindik bebeğim. Keyifli y&uuml;r&uuml;y&uuml;şler. Biz de seni &ouml;p&uuml;yoruz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadın g&uuml;l&uuml;mseyerek kamerayı a&ccedil;ıp manzarayı kadrajına aldı. A&ccedil;ı ve ışık ayarlarını yaparken y&uuml;z&uuml; her zamanki gibi ciddileşti. Onun bu ifadesine tanık olan G&ouml;khan&rsquo;sa ilgiyle onu izliyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;T&uuml;m o harika fotoğraf ve videoların ardında b&ouml;yle ciddi bir y&uuml;z var demek,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel ona yandan bir bakış attığında bakışlarını ka&ccedil;ırdı. Gen&ccedil; kadın g&uuml;ld&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Niye o kadar dikkatle inceledin?&rdquo; diye sordu iki fotoğraf &ccedil;ektikten sonra.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;alışırken &ccedil;ok ciddi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun,&rdquo; diye cevapladı G&ouml;khan. &ldquo;O ilgimi &ccedil;ekti.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;P&uuml;r dikkat yaptığım işe odaklanıyorum, ondan.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İzlemesi keyifli ama senin i&ccedil;in rahatsız edici olmalı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yani, hoşlandığım s&ouml;ylenemez.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Y&uuml;r&uuml;meye devam edelim mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Edelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sahil yolu G&ouml;khan&rsquo;ın da dediği gibi kalabalıktı ve ikili gibi y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe &ccedil;ıkan, bir yere oturup manzarayı izleyen &ccedil;ok kişi vardı. İki gen&ccedil; sakin adımlarla sessizlik i&ccedil;inde kaldırımda y&uuml;r&uuml;yor, manzaranın tadını &ccedil;ıkarıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın sağında y&uuml;r&uuml;yen G&ouml;ksel sağ taraftaki g&uuml;n batımına bakarken G&ouml;khan&rsquo;ı da uzun uzun inceleme fırsatı buldu. G&ouml;khan&rsquo;ın y&uuml;z&uuml;nde en beğendiği kısım gen&ccedil; adamın kavisli d&uuml;zg&uuml;n kaşlarıyla badem şeklindeki iri kahverengi g&ouml;zleri olmuştu. Gen&ccedil; adamın yumuşak, samimi ve anlamlı bakışları vardı; k&ouml;t&uuml; niyetli biri olmadığı bakışlarından anlaşılıyordu. Kanatları biraz geniş olan burnunun ortasında bir kemer vardı, burnuyla dudaklarının arasındaki a&ccedil;ıklık normalden genişti ve hemen altında pembe renkli dolgun dudakları yer alıyordu. Y&uuml;z&uuml; her zamanki gibi sinekkaydı tıraşlıydı, cildindeki sivilce lekeleri, g&ouml;zenekler ve &ouml;zellikle burnuyla yanaklarının i&ccedil; kısımlarındaki g&uuml;neş lekeleri belli oluyordu. Kusursuz değildi, doğaldı ve onu &ccedil;ekici yapan şey de buydu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yine vapura mı bineceksin?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan. G&ouml;ksel&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde gen&ccedil; kadının g&ouml;zlerini ka&ccedil;ırdığını g&ouml;rd&uuml;. Kendisine baktığını anlayınca g&uuml;l&uuml;msedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet,&rdquo; diye onayladı G&ouml;ksel ve ona baktı. &ldquo;Geldiğim şekilde d&ouml;nerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O zaman istikamet iskele.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen eve nasıl d&ouml;n&uuml;yorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Otob&uuml;se biniyorum. Hemen caddeden ge&ccedil;iyor. Seni yolcu ettikten sonra binerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yolunu benim i&ccedil;in uzatmayacaksan tamam.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Uzatmıyorum ama uzatırdım da. Fatih&rsquo;ten ta Kadık&ouml;y&rsquo;e geldin, elbette seni karşılayıp yolcu da edeceğim. Senin sağ salim vapura bindiğini g&ouml;r&uuml;nce ben de otob&uuml;s&uuml;me binip evime giderim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel duyduklarından memnun oldu. Eğer yer değiştirmiş olsaydılar o da aynısını yapardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok incesin,&rdquo; dedi g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;&Ouml;yleyse dediğin gibi istikamet iskele.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İskeleden uzak değillerdi, kısa s&uuml;rede ulaşacaklardı ve bu da yan yana ge&ccedil;irdikleri son dakikalar olduğu anlamına geliyordu. İkisi de bunun farkındaydı. İlk buluşma olduğu i&ccedil;in &ccedil;ok uzun s&uuml;re yan yana durmamışlardı ama ge&ccedil;irdikleri kısa vakti olduk&ccedil;a verimli ge&ccedil;irmişlerdi. Buluşma i&ccedil;in ikisinin fikirleri de olumluydu ve başka buluşmalar da yapabileceklerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı. Bunu istiyorlardı da.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;n&uuml;n en g&uuml;zel vaktinde vapura bineceksin,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Fotoğraf, belki de video &ccedil;ekersin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Makinem olsaydı mutlaka &ccedil;ekerdim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Telefon kamerasıyla bir şeyler &ccedil;ekerim artık. Telefonum da kaliteli &ccedil;ekiyor ama bir makine de etmiyor tabii.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Herh&acirc;lde canım. Telefonlarla da aynı kalitede g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler &ccedil;ekilseydi profesyonel makinelere gerek olmazdı, elbette fark olacak.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Canım</i>. G&ouml;ksel, G&ouml;khan&rsquo;ın bunu lafın gelişi ve ağız alışkanlığıyla s&ouml;ylediğini bilse de bu kelimeyi duyunca tuhaf hissetti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Orası &ouml;yle. Vapura binince bakarım artık.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İskeleye vardılar. Emin&ouml;n&uuml; İskelesi diğerlerinden daha ileride olduğu i&ccedil;in biraz daha y&uuml;r&uuml;meleri gerekiyordu. Etraf kalabalık olduğu i&ccedil;in fark etmeden birbirlerine yaklaştılar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu caddeden mi biniyorsun?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel sağdaki caddeyi işaret ederek.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Buradan da ge&ccedil;iyor,&rdquo; dedi G&ouml;khan başını sallayarak. &ldquo;Boğa&rsquo;ya d&ouml;n&uuml;p i&ccedil;eriye ilerliyor, normalde o taraftan biniyorum ama bug&uuml;n hemen şuradaki duraktan binerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi bari, yakınmış.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yakın yakın. Sen beni d&uuml;ş&uuml;nme, seni yolcu ettikten sonra biner giderim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu akşam ger&ccedil;ekten &ccedil;ok keyifliydi,&rdquo; dedi G&ouml;ksel adımlarını iyice yavaşlatarak. &ldquo;&Ccedil;ok iyi zaman ge&ccedil;irdim. Her şey i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Benim i&ccedil;in de &ccedil;ok keyifliydi ve ben de harika zaman ge&ccedil;irdim,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;lerek. Sırıtmasının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ememişti. &ldquo;Senin de b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmene &ccedil;ok sevindim. Bir g&uuml;n yine buluşabiliriz, sen de istersen.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Olabilir,&rdquo; dedi G&ouml;ksel bir tel sa&ccedil;ını kulağının arkasına sıkıştırarak. &ldquo;Konuşuruz zaten, ayarlarız.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Konuşuruz,&rdquo; diyen G&ouml;khan&rsquo;ın bunu yapmaktan &ccedil;ok keyif aldığı belli oluyordu. &ldquo;İkimiz de İstanbul&rsquo;dayız sonu&ccedil;ta ve &ouml;n&uuml;m&uuml;zde koca bir yaz var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in vapura bineceği iskeleye ulaştılar. Vapur iskeleye yanaşmıştı ve Emin&ouml;n&uuml;&rsquo;nden binen yolcular iniyordu. Ekrandaki saatse bir sonraki vapurun 4 dakika sonra kalkacağını g&ouml;steriyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Birazdan kalkıyormuş,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;O zaman yavaştan vedalaşalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadına d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde karşı karşıya geldiler, ona bir adım yaklaştı. İkilinin ayakları birbirine değmek &uuml;zereydi. G&ouml;ksel g&ouml;zlerini kaldırıp G&ouml;khan&rsquo;ın y&uuml;z&uuml;ne bakarken gen&ccedil; adam da onun y&uuml;z&uuml;ne baktı. Birka&ccedil; saniye boyunca etraflarından ge&ccedil;en insanların arasında hareketsizce durup birbirlerine baktılar.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;zler kalbin aynasıydı ve o aynada k&uuml;t k&uuml;t atan iki kalbin yansıması vardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kendine iyi bak,&rdquo; dedi G&ouml;ksel saniyeler sonra. Utanmıştı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen de kendine iyi bak,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Tekrardan g&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona yaklaştığında bu sefer neyin geleceğini bildiği i&ccedil;in yanağını zarif&ccedil;e sola &ccedil;evirdi ve gen&ccedil; adamın yumuşak yanağını kendi yanağında hissetti. Bu sefer burnuna gelen koku tıraş losyonunun ferah kokusu oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere,&rdquo; dedi G&ouml;ksel geri &ccedil;ekildiğinde. &ldquo;Hoş&ccedil;a kal.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen de hoş&ccedil;a kal, G&ouml;k.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel ona bir g&uuml;l&uuml;mseme g&ouml;nderdiğinde G&ouml;khan da aynı şekilde karşılık verdi. Gen&ccedil; kadın iskelenin i&ccedil;ine girip turnikelere ilerledi ve kartını okutup turnikeden ge&ccedil;ti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel!&rdquo; diye seslendi G&ouml;khan. G&ouml;ksel arkasını d&ouml;n&uuml;p ona baktı. &ldquo;Eve varınca haber etmeyi unutma, aklım sende kalmasın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam,&rdquo; dedi G&ouml;ksel g&uuml;lerek. &ldquo;Ederim. D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi yolculuklar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sana da.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel ona el salladığında G&ouml;khan da sağ elini kaldırarak karşılık verdi. Gen&ccedil; kadın iskeleye yanaşan vapura y&uuml;r&uuml;rken G&ouml;khan da olduğu yerde durup onu seyretti. G&ouml;ksel&rsquo;in omuzlarından sırtına doğru yayılan dalgalı sarı sa&ccedil;ları her adım attığında zarafetle hareket ediyor, sırtına &ccedil;arpıyordu. G&ouml;khan i&ccedil;in etraftaki herkes, her şey bulanıklaşırken G&ouml;ksel netliğini korudu ve zarif adımlarla y&uuml;r&uuml;yen gen&ccedil; kadın saniyeler i&ccedil;inde g&ouml;zden kayboldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Pardon!&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan kendisinden yol isteyen bir kadının sesiyle kendine gelip kenara &ccedil;ekildi. Kadın ona alttan bir bakış atıp iskeleye ilerlerken G&ouml;khan da geriye gitti. G&ouml;ksel&rsquo;le buluştuğundan beri bakmadığı telefonunu &ccedil;antasından &ccedil;ıkarıp internetini a&ccedil;tığında G&ouml;ksel&rsquo;in kendisine g&ouml;nderdiği e-postalar ve Yağız&rsquo;ın attığı mesajlar geldi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Buluştunuz mu? (19.10)<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bak ya, internetini kapatmış bir de (19.10)<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Buluştunuz diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum ve bol şans diliyorum. Y&uuml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; kara &ccedil;ıkarma aslan par&ccedil;ası, hadi g&ouml;reyim seni (19.10)<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Meraktan &ccedil;atlamak &uuml;zereyim (19.41)<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Umarım her şey yolunda gidiyordur, evrene iyi enerji g&ouml;ndermekten trafoya d&ouml;nd&uuml;m (19.58)<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bunca zamandır internetin kapalı olduğuna ve beni arayıp ağlamadığına g&ouml;re buluşma &ccedil;ok iyi gidiyor demektir. Aferin ko&ccedil;um, b&ouml;yle devam (20.30)<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan bir kahkaha patlattığında elini ağzına bastırıp başını da yere eğdi. Birka&ccedil; kişi ona bakarken utandığını hissetti ama &ccedil;aktırmadı. Sanki kendi kendine g&uuml;lmemiş gibi kenara ilerledi ve iskeledeki vapura baktı. Buradan G&ouml;ksel&rsquo;i g&ouml;rmeyi beklemiyordu ama vapur kalkana kadar bekleyecekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Saniyeler sonra telefonu &ccedil;almaya başladığında irkildi. Arayan kişi Yağız&rsquo;dı. Aramasını kabul etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;A&ccedil;tığına g&ouml;re ayrıldınız,&rdquo; diye konuştu Yağız. &ldquo;Nasıl ge&ccedil;ti?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Telefonun başında hazırda mı bekliyordun ruh hastası?&rdquo; sorusu G&ouml;khan&rsquo;ın ağzından d&ouml;k&uuml;len ilk şey oldu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tabii lan. Sanki kızla sen değil de ben buluşuyormuşum gibi gergindim. Neyse onu bunu boş ver, nasıl ge&ccedil;ti?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seviyorum lan seni,&rdquo; dedi G&ouml;khan.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eyvahlar olsun!&rdquo; dedi Yağız y&uuml;ksek sesle. &ldquo;Bana ilan-ı aşk ettiğine g&ouml;re buluşma kesin &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; ge&ccedil;ti. Senin adına &uuml;z&uuml;ld&uuml;m kardeşim ama ben kadınlardan hoşlanıyorum, duygularına karşılık veremem.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan bir kahkaha attı. &ldquo;T&uuml;h, yine sap kaldım desene. Şaka bir yana buluşma harika ge&ccedil;ti.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Harbi mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Harbi. İnanılmaz tatlı biri, &ccedil;ok keyifli vakit ge&ccedil;irdim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Oh! Hem rahatladım hem de sevindim. Neler yaptınız?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Akşam yemeği yedik, sonra kahve ısmarladım; &ccedil;ıkışta da sahilde y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yaptık ve az &ouml;nce de yolcu ettim. Vapuru birazdan kalkacak, kalkmasını bekliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kızı bırakıp gidemediğine g&ouml;re ger&ccedil;ekten iyi ge&ccedil;miş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, ger&ccedil;ekten g&uuml;zel ge&ccedil;ti. G&ouml;ksel de &ccedil;ok keyifli vakit ge&ccedil;irdiğinden bahsetti ve zaten son derece mutlu g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Bir daha buluşmaktan bile bahsettik.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O m&uuml;layim, sevimli suratının altında ger&ccedil;ekten bir fl&ouml;rt&ouml;z yatıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Belki de.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel nasıldı? G&uuml;n ışığında uzun uzun incelemişsindir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel bir kadın, &ccedil;ok duru bir g&uuml;zelliği var. S&uuml;rekli onu seyretmemek i&ccedil;in kendimi zorlamam gerekti. Mavi bir elbise giymişti, tırnaklarında da mavi ojeler vardı ve bu ikiliye bir de masmavi g&ouml;zleri eklenince benim durumumu d&uuml;ş&uuml;n.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Mavi elbise mi? İlk buluşmanızda en sevdiğin rengi mi giydi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet ve daha g&uuml;zel olan şey mavinin en sevdiğim renk olduğunu bilmeden bunu yapması.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kızı &ccedil;ok merak ettim, hi&ccedil; fotoğrafı yok mu?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Asıl bombayı s&ouml;ylemedim,&rdquo; dedi G&ouml;khan aklına gelen şeyle. &ldquo;Beraber fotoğraf &ccedil;ekildik.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hadi canım. Ciddi mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ciddi tabii. E-posta adresime g&ouml;nderdi, indirince sana da atarım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Fotoğrafınızı niye e-posta adresine g&ouml;nderdi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;WhatsApp&rsquo;tan atınca g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi &ccedil;ok bozuluyormuş. Benim sahnedeki fotoğrafımı da aynı yolla g&ouml;ndermişti.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kız fotoğraf&ccedil;ı, o daha iyi bilir tabii. Neyse sen fotoğrafı hemen indirip bana da g&ouml;nder. İkinizi yan yana g&ouml;reyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;nderirim,&rdquo; diye onayladı G&ouml;khan. G&ouml;ksel&rsquo;in vapurunun hareketlendiğini fark etti. &ldquo;G&ouml;ksel&rsquo;in vapuru kalkıyor, ben de otob&uuml;se binip eve ge&ccedil;eyim. &Ccedil;ok g&uuml;zel bir g&uuml;nd&uuml; ama deli gibi yoruldum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biraz neler konuştuğunuzdan bahset, merakım giderilsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ailesinden bahsetti, Balkan g&ouml;&ccedil;meni olduklarını &ouml;ğrendim. Bu arada doğal sarışınmış, aile &uuml;yeleri de onun gibi sarı ya da kumral sa&ccedil;lı ve renkli g&ouml;zl&uuml;ym&uuml;ş. D&ouml;vmelerimden konuştuk, ona anlamlarını s&ouml;yledim; o da bir fotoğraf makinesi yaptırmayı istiyormuş, ona &Ccedil;ağlar&rsquo;ı tavsiye ettim ve o da bu konuyu d&uuml;ş&uuml;neceğini s&ouml;yledi. Kendi alanlarımız hakkında konuştuk, bol bol m&uuml;zikten ve fotoğraftan bahsettik. Biraz okul anılarını anlattı. Aklıma gelenler bunlar. Konu benim aileme de geldi ve ona ailemle g&ouml;r&uuml;şmediğimi s&ouml;yledim. &Ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Olanları anlatmamışsındır herh&acirc;lde?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Anlatmadım, o da ayrıntıları sormadı zaten ve bu hareketi ona olan hayranlığımı artırdı. Kişisel alanıma &ccedil;ok saygılı, sınırı asla aşmıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu &ccedil;ok g&uuml;zel bir şey.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biliyorum. Hoşuma gitmeyen tek bir tane hareketi olmadı. Oturup kalkması, konuşması, h&acirc;l ve hareketleri ne kadar iyi aile terbiyesi aldığını ve kendisini geliştirdiğini g&ouml;steriyor. Tam bir İstanbul hanımefendisi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen bu kızdan hoşlanmışsın G&ouml;k.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, sanırım hoşlandım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Şimdi kalbin k&uuml;t k&uuml;t &ccedil;arpıyordur, salak salak g&uuml;l&uuml;yorsundur, s&uuml;rekli onu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsundur; fotoğraf &ccedil;ekmişsiniz, şimdi ona bakıp bakıp durursun da. Tatlı heyecanlar bunlar G&ouml;k.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kimlik numaramı da verseydin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Telefonun ucundaki Yağız kahkaha atarken G&ouml;khan da g&uuml;ld&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tanıyorum malımı,&rdquo; dedi Yağız. &ldquo;Sen yine de &ccedil;ok kaptırma kendini. Başlarda her şey g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;r ama insanların ger&ccedil;ek y&uuml;z&uuml; zamanla ortaya &ccedil;ıkar ve kişiyi &ccedil;ok &uuml;zebilir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biliyorum kardeşim, teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne demek, her zaman kardeşim benim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili vedalaştıktan sonra G&ouml;khan telefonu kapattı. Birka&ccedil; dakika sonra gen&ccedil; adam onu evine g&ouml;t&uuml;recek otob&uuml;steydi, cam kenarındaki bir koltukta oturuyordu; kulaklıklarından Yavuz &Ccedil;etin&rsquo;in sesi y&uuml;kseliyordu, az &ouml;nce indirdiği G&ouml;ksel&rsquo;le olan fotoğraflarına bakıyordu. G&ouml;ksel&rsquo;in y&uuml;z&uuml;n&uuml; yakınlaştırıp uzun uzun inceledi. Gen&ccedil; kadının y&uuml;z&uuml; mermer gibi beyazdı, damarları fotoğraftan bile g&ouml;r&uuml;n&uuml;rken birka&ccedil; sivilce lekesiyle &ccedil;illeri de belli oluyordu. Sarı kaşları ince ve seyrekti, &ccedil;ok a&ccedil;ık renkli olduğu i&ccedil;in g&ouml;ze &ccedil;arpmıyordu ve bu onun ifadesine bir yumuşaklık katıyordu; masmavi b&uuml;y&uuml;k g&ouml;zleri onun y&uuml;z&uuml;nde g&ouml;ze &ccedil;arpan ilk yerdi ve &ccedil;ekici bakışlara sahip olan bu g&ouml;k mavisi g&ouml;zler insanı b&uuml;y&uuml;l&uuml;yordu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k ve d&uuml;zg&uuml;n bir burnu vardı, b&uuml;y&uuml;k g&ouml;zleriyle dolgun pembe dudaklarının arasında bir d&uuml;ğme gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan bu g&uuml;zel y&uuml;ze saatlerce bakabileceğini hissetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Fotoğrafı uzaklaştırıp yan yana duran ikisine baktı. G&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlardı. Dış g&ouml;r&uuml;n&uuml;şleri birbirlerinden &ccedil;ok farklıydı fakat bu tezatlıkta bir uyum vardı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ekranı kapatıp camdan dışarı bakarken kendi kendine g&uuml;l&uuml;msedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;">***<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Vapura binen G&ouml;ksel ilk iş olarak annesini aradı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bebeğim?&rdquo; diye a&ccedil;tı telefonu G&uuml;zin.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Vapurdayım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Birazdan kalkıyor, d&ouml;n&uuml;yorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yle mi? &Ccedil;ok uzun bir buluşma olmadı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İlk buluşma i&ccedil;in yeterli bence. Yemek yedik, bana kahve ısmarladı; sonra sahilde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yaptık ve iskeleye ulaştık.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seni hem karşıladı hem de yolcu etti yani? Aferin, kibar &ccedil;ocukmuş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, h&acirc;l&acirc; kıyıda bekliyor. Vapur kalkınca gidecektir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Randevu nasıldı peki?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;zeldi, keyifli vakit ge&ccedil;irdim. Ger&ccedil;ekten kibar biri, hoşsohbet ve samimi. Otururken hi&ccedil; sıkılmadım ya da gergin hissetmedim, aksine son derece farklı konularda keyifli sohbetler edip g&uuml;zel vakit ge&ccedil;irdik.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunu duyduğuma sevindim. Hadi ge&ccedil;miş olsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kıkırdadı. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederim. Vapurdan sonra otob&uuml;sle eve d&ouml;nerim, haberiniz olsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam bebeğim. İyi yolculuklar, evde g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kıyıda duran ve telefonla konuşan G&ouml;khan&rsquo;a biraz baktıktan sonra arka tarafa ilerleyip boş bir koltuğa oturdu. Kulaklıklarını takıp bir şarkı a&ccedil;tıktan sonra mesajlaşma uygulamasına girdi ve Ahsen&rsquo;e bir ses kaydı attı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Selam, az &ouml;nce ayrıldık ve şu an vapurdayım. Randevu &ccedil;ok g&uuml;zeldi, olduk&ccedil;a keyifli vakit ge&ccedil;irdim; G&ouml;khan da ge&ccedil;irdiğini s&ouml;yledi ve zaten bunu fazlasıyla belli etti. Pek &ccedil;ok konudan sohbet ettik, bir an bile sıkılmadım. Ayrıntıları telefondan anlatmayı sevmediğimi biliyorsun ama &ccedil;ok iyi bir randevu olduğunu bil. Y&uuml;z y&uuml;ze gelince uzun uzadıya konuşuruz. Bu arada elbisemi de beğendi ve g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; s&ouml;yledi. İyi bir se&ccedil;im yapmışız, bunun i&ccedil;in ayrıca teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yolculuk boyunca m&uuml;zik dinleyip olanları d&uuml;ş&uuml;nen gen&ccedil; kadın bir s&uuml;re &ccedil;ekildikleri fotoğrafa da baktı. Fotoğrafta kendisini de G&ouml;khan&rsquo;ı da beğenmişti, ikisi de iyi &ccedil;ıkmıştı. İkisinin de mutlu olduğu ve iyi vakit ge&ccedil;irdiği y&uuml;zlerindeki samimi g&uuml;l&uuml;msemelerden anlaşılıyordu. G&ouml;ksel bu fotoğrafa baktığında bug&uuml;n&uuml; hatırlayıp hissettiği t&uuml;m g&uuml;zel şeyleri yeniden hissedeceğini, fotoğrafa g&uuml;l&uuml;mseyerek bakacağını biliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Vapur Galata Kulesi&rsquo;nin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;ip iskeleye doğru yol alırken Ahsen de ona bir ses kaydı g&ouml;nderdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşte bu be! G&uuml;zel ve keyifli vakit ge&ccedil;irdiğinizi duyduğuma &ccedil;ok ama &ccedil;ok sevindim bebeğim. Ayrıntıları duymak i&ccedil;in sabırsızlanıyorum, en kısa s&uuml;rede g&ouml;r&uuml;şmeliyiz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ses kaydını dinleyen G&ouml;ksel kendi kendine g&uuml;ld&uuml; ve ona onaylayıcı bir mesaj attı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tamam bebeğim, haberleşiriz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Vapurdan indikten sonra otob&uuml;s durağına y&uuml;r&uuml;d&uuml; ve onu evine g&ouml;t&uuml;recek otob&uuml;se bindi. Yoğun bir trafiği atlatıp evine d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde saatler akşam 10&rsquo;u ge&ccedil;iyordu. Sokakta oturduğu apartmana y&uuml;r&uuml;rken, kulaklıklarını &ccedil;ıkarıp &ccedil;antasına koydu. Evlerden ışıklar y&uuml;kseliyordu fakat sokakta kimsecikler yoktu. Hızlı adımlarla apartmana ulaşıp anahtarıyla kapıyı a&ccedil;tı. Asans&ouml;r &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kattaydı; onun gelmesini beklerken, mesajlaşma uygulamasına girip G&ouml;khan&rsquo;a mesaj yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben eve vardım, haberin olsun<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Asans&ouml;rle evinin olduğu kata &ccedil;ıktı. Anahtarla evinin kapısını a&ccedil;ıp i&ccedil;eri girdiği esnada salondan &ccedil;ıkan babasını g&ouml;rd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hoş geldin g&uuml;zelim,&rdquo; dedi Engin.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hoş buldum,&rdquo; deyip i&ccedil;eri girdi. &ldquo;Hazırda mı bekliyordun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Belki,&rdquo; dedi babası sesini biraz incelterek. &ldquo;Nasıldı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Annem anlatmıştır.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben senden duymak istiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zeldi, &ccedil;ok iyi vakit ge&ccedil;irdim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu kadar mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">O esnada G&uuml;zin de salondan &ccedil;ıkıp ikisinin yanına geldi ve kızının yanağını &ouml;pt&uuml;. &ldquo;Hoş geldin bebeğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hoş buldum. Yorucu bir akşamdı, ilk iş olarak elbiseden ve makyajımdan kurtulmak istiyorum. Yanınıza gelirim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel y&uuml;z&uuml;ndeki makyajı silip y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkadıktan sonra elbisesini de &ccedil;ıkarıp rahat kıyafetler giydi. Sa&ccedil;larını tepeden salaş bir topuz yaptı. Ensesi biraz nefes almayı hak etmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Odasından &ccedil;ıkmadan &ouml;nce telefonunu kontrol ettiğinde G&ouml;khan&rsquo;ın yazdığını g&ouml;rd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tamam, ben de vardım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajını okuduktan sonra ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Senin i&ccedil;in &ccedil;ok uzun ve yorucu bir g&uuml;n oldu, yatıp dinlenmeye bak<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Odasından &ccedil;ıkıp salonda oturan ebeveynlerinin yanına gitti. Annesiyle babası b&uuml;y&uuml;k koltukta oturuyordu, ikisinin arasına sığıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Siz ne yaptınız?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yemek yedik,&rdquo; diye cevap verdi G&uuml;zin. &ldquo;Sonra da oturduk bir şeyler izliyoruz işte.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Siz neler yaptınız?&rdquo; diye sordu Engin.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;khan&rsquo;ın s&ouml;ylediği restorana gittik,&rdquo; diye anlatmaya başladı G&ouml;ksel. &ldquo;Beni iskelede karşıladı ve restorana beraber ge&ccedil;tik. Yemek yedik, sonra bana kahve ısmarladı. Bol bol sohbet ettik, birbirimizi tanıdık. &Ccedil;ıkışta sahilden y&uuml;r&uuml;d&uuml;k, bana iskeleye kadar eşlik edip beni yolcu etti. İyi birine benziyor, hoşuma gitmeyen ya da beni rahatsız eden hi&ccedil;bir hareketi olmadı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seni karşılaması ve yolcu etmesi g&uuml;zel davranışlar. Bu hareketleriyle g&ouml;z&uuml;me girdi. Y&uuml;z&uuml;n&uuml;n net g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; bir fotoğrafı var mı bu delikanlının? Merak ettim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bug&uuml;nden fotoğrafımızı g&ouml;stereyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Fotoğraf mı &ccedil;ekildiniz?&rdquo; dedi annesi şaşırarak.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet,&rdquo; dedi G&ouml;ksel biraz utanarak. &ldquo;Hatıra kalsın dedik.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Galerisinden fotoğrafı a&ccedil;ıp annesiyle babasına g&ouml;sterdi. İkisi de son derece dikkatli bakışlarla G&ouml;khan&rsquo;ı incelerken G&ouml;ksel dudaklarını birbirine bastırdı. Ebeveynlerinin G&ouml;khan&rsquo;ın tipinden karakter analizi yaptığını biliyordu ve şaşırtıcı olan şey bu konudaki fikirlerinde hi&ccedil;bir zaman haksız &ccedil;ıkmamalarıydı. Yaşları gereği sahip oldukları tecr&uuml;beler onları insan sarrafına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rm&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hoş &ccedil;ocukmuş,&rdquo; dedi G&uuml;zin. &ldquo;Eli y&uuml;z&uuml; d&uuml;zg&uuml;n, m&uuml;layim birine benziyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;K&uuml;peleri ve piercingi var,&rdquo; dedi Engin eşine yandan bir bakış atarak. &ldquo;Yakıştırmış da kendine ama marjinal bir tarzı olduğu belli oluyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biraz &ouml;yle,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Tarzını beğeniyorum ben. Hi&ccedil; benlik değil ama ona yakışıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;D&ouml;vmeleri de vardır.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;D&ouml;vmeli, k&uuml;peli ve piercingli bir erkekle seni kırk yıl d&uuml;ş&uuml;nsem yine de yan yana hayal edemezdim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;khan yeni tanıştığım bir <i>arkadaşım</i> babacığım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Arkadaşların arasında da b&ouml;yle biri olmadı ki.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Her şeyin bir ilki vardır.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tarzını saymazsak y&uuml;z&uuml; cidden m&uuml;layim, tam iyi aile &ccedil;ocuğu. Ailesi hakkında bir şeyler &ouml;ğrendin mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın s&ouml;yledikleri aklına gelince G&ouml;ksel&rsquo;in &uuml;st&uuml;ne bir ağırlık &ccedil;&ouml;kt&uuml;. &ldquo;Babası yarbaymış, annesi ev hanımıymış ve Ankara&rsquo;da yaşıyorlarmış.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yarbay mı?&rdquo; dedi Engin şaşırarak.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ankara&rsquo;da mı?&rdquo; dedi G&uuml;zin de.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İkinize de evet,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok y&uuml;ksek bir r&uuml;tbe,&rdquo; dedi Engin. &ldquo;&Ouml;yle her g&uuml;n yarbay g&ouml;remezsin yani. Ankara&rsquo;daymışlar bir de, ziyarete gidiyor muymuş G&ouml;khan?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ailesiyle g&ouml;r&uuml;şmediğini s&ouml;yledi. Ebeveynleri konservatuvar okumasını istememişler ama G&ouml;khan hayallerinin peşinden gitmeyi tercih etmiş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir s&uuml;re hi&ccedil;biri konuşmadı. G&uuml;zin ve Engin sessizce bakıştı, ikisi de duydukları karşısında &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Cesur &ccedil;ocukmuş,&rdquo; dedi Engin bir s&uuml;re sonra. &ldquo;İstanbul gibi bir şehirde aile desteği olmadan hem &ccedil;alışıp hem de okumak &ccedil;ok zor iş ama başarmış. Son senesi olduğunu s&ouml;ylemiştin değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, bir terslik &ccedil;ıkmazsa o da seneye mezun olacak.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ailesiyle hi&ccedil; mi g&ouml;r&uuml;şm&uuml;yorlarmış?&rdquo; diye sordu G&uuml;zin.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sormadım ama sanırım hi&ccedil; g&ouml;r&uuml;şm&uuml;yorlar. Anladığım kadarıyla kalkıp İstanbul&rsquo;a gelmiş ve bir daha hi&ccedil; g&ouml;r&uuml;şmemişler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Nasıl ebeveynmiş onlar? &Ccedil;ocukları kalkıp İstanbul gibi bir şehre gidiyor ve umurlarında bile olmuyor. Bu &ccedil;ocuk &uuml;&ccedil; yıldır ne yapıyor ne ediyor, ne yiyip ne i&ccedil;iyor, hayatını nasıl idame ettiriyor, hi&ccedil; merak etmemişler mi? Ben seni aynı şehirde merak ediyorum, dışarıda olduğunda ulaşamazsam kafayı yerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok &uuml;z&uuml;c&uuml; bir konu,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Bu konuyu konuşmayalım. Bug&uuml;n&uuml;n g&uuml;zel noktalarına odaklanmak istiyorum, k&ouml;t&uuml; olanlara değil.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısın bebeğim,&rdquo; diyen Engin kızının sa&ccedil;larını okşadı. &ldquo;Randevunun g&uuml;zel ge&ccedil;mesine sevindim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben daha &ccedil;ok sevindim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&Uuml;&ccedil;&uuml; de g&uuml;l&uuml;şt&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Biraz ebeveynleriyle oturan G&ouml;ksel babasının omzuna yatarak onlarla beraber televizyon izledi. Ailesiyle ge&ccedil;irdiği bu anlar en huzurlu hissettiği zaman dilimiydi. Muhteşem ge&ccedil;en bir ilk randevunun ardından ailesiyle vakit ge&ccedil;irmekse onun zaten y&uuml;ksek olan moralini iyice y&uuml;kseltti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel saatler 22.47&rsquo;yi g&ouml;sterirken odasına &ccedil;ekildi. Yatağına otururken telefon ekranını da a&ccedil;tı. G&ouml;khan dakikalar &ouml;nce cevap vermişti, konuşmalarına girdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Aynı zamanda &ccedil;ok keyifli bir g&uuml;nd&uuml;, modum y&uuml;ksek. Kendime bir papatya &ccedil;ayı yapıp bacaklarımı uzatarak yatağıma yattım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek sırtını baza başlığına yasladı ve o da bacaklarını uzattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Afiyet olsun, iyi yapmışsın<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona cevap verdikten sonra mesajlaşma uygulamasından &ccedil;ıkarak sosyal medya hesabına girdi. Vapurdayken aklı olanları d&uuml;ş&uuml;nmekle fazlasıyla meşgul olduğu, hava da iyiden iyiye karardığı i&ccedil;in fotoğraf &ccedil;ekmek aklına gelmemişti ama bug&uuml;nden geriye &ccedil;ok g&uuml;zel fotoğraflar kalmıştı: Kadık&ouml;y&rsquo;de &ccedil;ektiği g&uuml;n batımı fotoğrafları. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&Ccedil;ektiği ikinci fotoğrafın ışığını daha &ccedil;ok sevdiği i&ccedil;in bunu hikayesine atmaya karar verdi. Normalde b&ouml;yle bir fotoğrafı hikayesine atmazdı, &ccedil;ok klasik bir fotoğraftı ama fotoğrafın ardındaki &ouml;yk&uuml; eşsiz olduğu i&ccedil;in bug&uuml;nden bir hatıra olarak hikayesinde durmasını istiyordu. Fotoğrafın &uuml;st&uuml;ne herhangi bir yazı, konum bilgisi ya da başka bir şey eklemeden &ouml;ylece paylaştı. Kendisi fotoğrafın nerede &ccedil;ekildiğini de ne anlattığını da biliyordu, bu hikayeyi g&ouml;recek olan G&ouml;khan da biliyordu ve bu yeterliydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel hesabına bakmadığı s&uuml;re&ccedil;te paylaşılan yeni g&ouml;nderi ve hikayelere baktı. Saat 11 olduğunda G&ouml;khan ona mesaj attı. Yağız&rsquo;a ikisinin fotoğrafını atan gen&ccedil; adam Yağız onu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml; arayınca yarım saat arkadaşıyla konuşmuş, ona bug&uuml;nden ayrıntılı olarak bahsetmişti. G&ouml;ksel&rsquo;i ilk kez g&ouml;ren Yağız da onu g&uuml;zel bulmuştu ve ikiliyi yakıştırmıştı. Bunu duyan G&ouml;khan biraz utansa da duyduklarından kesinlikle hoşnut olmuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel hesabında biraz daha oyalandıktan sonra onun mesajını a&ccedil;tı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sağ olasın. Sen ne yaptın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Biraz bizimkilerle oturduktan sonra odama &ccedil;ekildim, uzanıyorum ben de &ouml;yle<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan saniyeler i&ccedil;inde onun mesajını g&ouml;rd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sen de iyi yapmışsın. Papatya &ccedil;ayı beni bayağı mayıştırdı, birazdan yatar uyurum. Sana iyi geceler dileyip yavaştan ka&ccedil;ayım, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z G&ouml;k<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bu akşamın onun i&ccedil;in g&uuml;zel ve keyifli ge&ccedil;tiğini bilse de bug&uuml;n&uuml;n gen&ccedil; adam i&ccedil;in yorucu olduğunun da farkındaydı ve G&ouml;khan&rsquo;ın yatıp dinlenmesi gerektiğini biliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sana da iyi geceler, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın mesajını g&ouml;rd&uuml;kten sonra &ccedil;evrim dışı olmasını izledi. G&ouml;khan uygulamadan &ccedil;ıkınca onun isminin &uuml;st&uuml;ne dokunup <i>kişi bilgisi</i> sayfasını a&ccedil;tı. G&ouml;khan profil fotoğrafında bir sandalyede oturuyordu, kucağında beyaz Fender&rsquo;ı vardı ve klavyeye bakarak gitarını &ccedil;alıyordu. Başı eğik olduğu i&ccedil;in y&uuml;z&uuml; tam olarak g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu ama yukarı kıvrılan dudakları belli oluyordu. Hakkında kısmındaysa sağ bileğindeki d&ouml;vme yazıyordu: <i>Musica est cibus pro anima</i>.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tam da ondan beklenen bir profile sahipti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel sosyal medya hesabından bir bildirim gelince, bildirim penceresini a&ccedil;ıp gelen bildirime baktı. Bildirimde G&ouml;khan Uygur&rsquo;un hikayesini beğendiği yazıyordu. Bir g&uuml;l&uuml;mseme y&uuml;z&uuml;ne yayılırken, bildirime dokunup hikayesini a&ccedil;tı. Hikayesini g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leyenler kısmında G&ouml;khan en baştaydı ve profil fotoğrafının alt k&ouml;şesinde bir kalp vardı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan da bu fotoğrafın nerede &ccedil;ekildiğini ve ne anlattığını biliyordu ve bu beğeni bunu g&ouml;sterme yoluydu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">O gece iki gen&ccedil; de ge&ccedil; saatlere kadar uyumadı, uyuyamadı. İkisi de yatağında uzanıp birlikte ge&ccedil;irdikleri zamanı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, yaşadıklarını kafasında yeniden canlandırdı. Hissettikleri g&uuml;zel duygular kalplerinin her bir ritminde kanla beraber t&uuml;m v&uuml;cutlarına pompalandı ve yaşamın kaynağı o sıvının ulaştığı her h&uuml;crede yaşamın en g&uuml;zel duygularını hissettiler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen haklıydı: İnsan gen&ccedil;ken b&ouml;yle g&uuml;zel şeyler hissetmeli, kalbini k&uuml;t k&uuml;t attıracak şeyler yaşamalıydı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hissediyorlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yaşıyorlardı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gül ve Ateş(Evlilik&#45;1)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gul-ve-atesevlilik-1</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gul-ve-atesevlilik-1</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b619188c099.jpg" length="73490" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 08 Sep 2022 17:45:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynep_edaq2</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, romantizm, kurgu, tarihikurgu, genelkurgu, entrika, savaş, evlilik, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şehrazat,Vezir Kays'ın namı komşu &uuml;lkeleri bile ulaşmış g&uuml;l bah&ccedil;esinde y&uuml;r&uuml;rken aklında tek bir d&uuml;ş&uuml;nce vardı o da &ouml;ld&uuml;kten sonra bile karısına sadık olan bu adamı kendisiyle evlenmeye nasıl ikna edeceğiydi. Vezir Kays ve karısı Helma daha 17 yaşlarında birbirini g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez aşık olup 19 yaşlarında ilk ve tek &ccedil;ocukları Navid'i kucaklarına almışlardı.Daha sonraları -her ne kadar şifacılar bulmaya &ccedil;alışsa da-bilinmeyen bir sebebten &ccedil;ocuk sahibi olamamasına rağmen Vezir Kays ne kalbine ne de haremine başka bir kadın sokmamış eşine sadık kalmıştı.</p>
<p>Onların aşkı Şehrazat dahil b&uuml;t&uuml;n gen&ccedil; kızların yaşamak isteediği t&uuml;rden bir aşktı.Belki bu kadar g&uuml;zel bir aşkın lanetiydi belki de herkesin bu aşkı kıskanmasının nazarıydı bilinmez Helma Hatun 35 yaşında bu d&uuml;nyadan g&ouml;&ccedil; edip girmişti. O g&uuml;nden sonra Kays gerek babası gerekse de &ccedil;evresi tarafından s&uuml;rekli evlilik baskısı alsa da o bu baskılara boyun eğmeyip karısına sadık kalmaya devam etmişti. Şehrazat,Vezir Kays'ın sarayına gelmeden &ouml;nce beyazlar i&ccedil;inde Helma Hatun'un mezarını ziyaret edip vicdan azabını ge&ccedil;irinceye kadar &ouml;z&uuml;rler dilemiş ve toprağına birbirinden g&uuml;zel g&uuml;ller diktirmesine rağmen hala daha Vezir Kays'ın g&uuml;l bah&ccedil;esinde gezerken Halime Hatun'un ruhunu hissediyordu.</p>
<p>Homasının kılıcına sarıldığını fark eden Şehrazat kendilerine birilerinin yaklaştığını fark ettiğinde vicdan azabıyla boğuşan o masum kız gitmiş yerine her zaman ki gibi g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve umursamaz g&ouml;z&uuml;ken Prenses Şehrazat ge&ccedil;mişti. "Prensesim"dedi &uuml;zerinde ipek kumaştan yapılmış bir kaftan giyen adam"Vezir Kays Hazretleri sizi i&ccedil;eriye davet ediyor" Şehrazat planının ilk aşamasını tamamlamanın sevinciyle dolup taşsa da bir prensese yakışır vakur bir ifadeyle"Vezir Kays'a s&ouml;yleyin davetini kabul ediyorum"dedi. Kaftan giyen adam &ouml;nde Şehrazat ve Homası arkasında saraya girdiler.Vezir Kays'ın sarayı diğer asilzadelerin yaşadığı saraylara g&ouml;re daha sadeydi. Vezir Kays ve adamları, Prenses Şehrazat'ı sarayın girişinde karşılayıp yarım reverans yapıp sarayın i&ccedil;ine buyur ettiler.</p>
<p>Şehrazat her ne kadar i&ccedil;indeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın korkudan tir tir titremesine rağmen bir Prensese yakışır bir şekilde dik ve korkusuz bir halde kendisi i&ccedil;in hazırlanan divana oturdu.Prenseslerinin oturmasıyla &ouml;nce r&uuml;tbe sırasına g&ouml;re Vezir Kays ondan sonra da r&uuml;tbelerine g&ouml;re diğer g&ouml;revliler oturdu. S&ouml;ze ilk &ouml;nce Vezir Kays başladı ve o insanı korkutan kalın sesiyle"Sizleri sarayımızda ağırlamak benim i&ccedil;in bir onurdur Prensesim"dedi ve Şehrazat'ın niyetini anlamak i&ccedil;in g&ouml;zlerine Şehrazat'ın g&ouml;zlerine dikti. Bu bakışmadan g&ouml;zlerini ka&ccedil;ıran ilk kişi Şehrazat olmuştu.Şehrazat bakışlarını ka&ccedil;ırmasına rağmen korktuğunu belli etmemek i&ccedil;in g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğunu belli ettiği zannettiği sesiyle"Benim i&ccedil;in de g&uuml;lleriyle dillere destan olmuş bu sarayı g&ouml;rmek bir onurdur"dedi. Konuyu uzatmaktan hi&ccedil; hoşlanmayan Vezir Kays,Şehrazat'ın saraya gelme amacını &ouml;ğrenmek amacıyla "Evet,g&uuml;llerimizin o kadar hayranı olmuşsunuz ki g&uuml;nlerdir bah&ccedil;emden ayrılmıyorsunuz"dedi.</p>
<p>"Sadece g&uuml;llerin değil sarayınızında hayranıyım"dedi Şehrazat,Vezir Kays'ın aksine konuya nereden gireceğini bilememenin verdiği tedirginlikle konuyu başka taraflara &ccedil;ekiyordu. "Teşekk&uuml;r ederim Prensesim eşimin mezarına da en sevdiği g&uuml;llerden dikmişsiniz"dedi Vezir Kays bu sefer konuya direk girerek. Şehrazat,mezarlığa gittiği an Vezir Kays'ın kulağına gideceğini bildiğinden hi&ccedil; şaşırmamış aksine konuya daha rahat girebilmenin verdiği saygınlıkla"Eşinizden &ouml;z&uuml;r dilemek amacıyla mezarını ziyaret ettim"dediğinde Vezir Kays ve adamlarının y&uuml;z&uuml;nde olduk&ccedil;a şaşkın bir ifade belirmişti. "Neden?"dedi Vezir Kays şaşkınlığını meraklı bir sese bırakırken"Eşimden &ouml;z&uuml;r dilediniz" "Ben"dedi Şehrazat her ne kadar bakışlarını ka&ccedil;ırmamaya &ccedil;alışsada pelerini sıkıca tutarak ondan destek aldı ve ciddi bir ses tonuyla"Sizinle evlenmek istediğim i&ccedil;in eşinizden &ouml;z&uuml;r diledim" Şehrazat'ın itirafı karşısında daha da şaşıran Vezir Kays ve adamları kendisinden 38 yaş b&uuml;y&uuml;k ve Sultan'ın bile korkudan ağzını a&ccedil;amadığı adama evlilik teklif eden bu gen&ccedil; kızı daha da ilgili bir şekilde incelemeye başladılar.</p>
<p>"Demek benimle evlenmek istiyorsunuz"dedikten sonra Vezir Kays y&uuml;kses sesle kahkaha attığında bu kahkaya alışık olmayan adamları bu sefer bakışlarını Vezir Kays'a dikmişlerdi. "Evet"dedi Şehrazat,Vezir Kays'ın kahkahasından sonra &ccedil;ekingen bir sesle"Sizinle evlenmek istiyorum" "Neden?"diye sordu Vezir Kays bir anda ciddileşerek"Etrafınızda sizinle evlenmek isteyen bunca erkek varken ben?" "&Ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil;biri sizin bana sağlayacağınız kadar g&uuml;&ccedil; ve otorite sağlayamaz"dedi Şehrazat y&uuml;reğinden ge&ccedil;en cevapları s&ouml;ylerken. "Yani benimle g&uuml;&ccedil; ve otorite sağlamak i&ccedil;in evlenmek istiyorsunuz &ouml;yle mi?"dedi Vezir Kays k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyici bir ses tonuyla. Şehrazat ,Vezir Kays'ın k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyici tavrına rağmen konuşmaya devam etti.Biliyorduki bug&uuml;n Vezir Kays'ı ikna etmek i&ccedil;in ilk ve son g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. "Evet,sizinle g&uuml;c&uuml;n&uuml;z i&ccedil;in evlenmek istiyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; başka t&uuml;rl&uuml; halkıma yardımcı olamam.Babam ve saray eşrafı tarafından g&uuml;&ccedil;s&uuml;z olduğum i&ccedil;in ciddiye alınmıyorum ama sizinle evlenirsem elde ettiğim g&uuml;&ccedil;le en azından ciddiye alınırım" Şehrazat'ın cevabı &uuml;zerine daha da meraklanan Vezir Kays"Neden halkı bu kadar &ouml;nemsiyorsunuz?Sizden &ouml;nceki prensesler gibi s&uuml;sl&uuml; kıyafetler giyip etrafta dolaşmıyorsunuz?diye sordu. "Daha ge&ccedil;en hafta bana bağlılık yemini bulunan muhafız alayı sırf beni ve &uuml;lkemizi korumak i&ccedil;in savaşa giderken benim boş oturmam ne kadar doğru" Şehrazat'ın cevaplarından etkilenen Vezir Kays belki de kendisi i&ccedil;in en &ouml;nemli olabilecek soruyu sordu. "Neden diğer yaşıtlarınız gibi sevdiğiniz bir erkekle evlenmek varken halkınız i&ccedil;in kendinizi feda ediyorsunuz?" "Ben"dedi Şehrazat kendi yaşıtında bir kız &ccedil;ocuğu gibi aşka duyduğu &ouml;zlemi sesine de yansıtarak"K&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;mden beri sizin ve eşinizin aşk hikayesini dinleyerek b&uuml;y&uuml;d&uuml;m ve hayallerimde sevdiğim erkeği hayal ettim ama ne yazık ki ne o aşkı ne de o sevgiyi yaşadım şimdi ise babam tarafından sevmediğim bir erkekle evlendiriliyorum en azından sizinle evlenirsem az da olsa halkıma yardımcı olabilirim" Vezir Kays sorularına devam ederken i&ccedil;eriye gen&ccedil; bir adam girdiğinde kapının dışında bekleyen şifacıyı g&ouml;rd&uuml;.</p>
<p>Gen&ccedil; adam,Vezir Kays'ın kulağına eğildi ve bir şeyler fısıldadı ve bunun &uuml;zerine Vezir Kays başını sallayıp ayağa kalktı. "Şimdilik bu kadar yeter sizinle sohbet etmek bir zevkti prensesim" Vezir Kays'ı ikna etmek i&ccedil;in tek şansını kaybetmemek i&ccedil;in heyecanla araya kalktı ve"Benim i&ccedil;in sorun değil ben beklerim" "Prensesim"dedi Vezir Kays,Şehrazat'ı başından savabilmek i&ccedil;in"Bana d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in biraz zaman verin sizinle en yakın zamanda tekrar g&ouml;r&uuml;şeceğiz" "Peki"diyebildi Şehrazat,Vezir Kays'ın g&ouml;z&uuml;nde şımarık bir gen&ccedil; kız gibi g&ouml;r&uuml;nmemek i&ccedil;in. Vezir Kays'ın orta yaşlı adamı hari&ccedil; herkes yarım reverans yapıp yukarıya doğru &ccedil;ıktılar. Vezir Kays'ın &ccedil;ıkmasından sonra orta yaşlı adam Şehrazat'a d&ouml;n&uuml;p"Buyrun size arabaya kadar eşlik edeyim"dedi. Şehrazat gittiğinden emin olabilmek i&ccedil;in bu yolu izlediklerini bildiğinden ses &ccedil;ıkarmadan ayağa kalktı ve arabaya kadar orta yaşlı adamın kendisine eşlik etmesine izin verdi. Arabada sadece Homası olduğundan Şehrazat merak dolu bir sesle"Homa acaba Vezir Kays'ın rahatsızlığı ne olabilir?"diye sordu. "Prensesim sizi sarayından g&ouml;ndermeye cesaret ediyorsa mutlaka &ouml;nemli bir hastalığa yakalanmış olmalı" Şehrazat geleceğinin sağlığı hakkında bilgi sahibi bile olmadığı adama bağlı olmasının verdiği sıkıntıyla"Eğer Vezir Kays hedefimize ulaşmadan &ouml;l&uuml;rse Homa işte o zaman bizim i&ccedil;in her şey bitmiş olur" Sarayına vardığına etrafta bir karmaşanın h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;nce aklına ilk savaş geldi ve bir Prensese yakışmayacak bir davranış olan koşmaya benzer y&uuml;r&uuml;y&uuml;şle sarayın i&ccedil;ine girdi ve &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkan ilk cariyeye endişeli bir ses tonuyla"Neler oluyor?"diye sordu. "Abiniz Prens Arash bug&uuml;n babanızın buyruğuyla saraydan ayrılıp g&ouml;revli olduğa şehire g&ouml;nderiliyor"dedi cariye mutsuz bir ses tonuyla. Sarayda Prenslerin cariyeleri ayrı haremlerde kalırlardı ve bir Prens başka bir Prensin hizmetli cariyesi dahil hi&ccedil;bir cariyesine g&ouml;z dikemezdi eğer g&ouml;z dikerse sonucu kınanma ve g&ouml;zden d&uuml;şme olurdu.Abisi saraydan adamları dahil sadece 5 cariye g&ouml;t&uuml;rebilir geri kalan cariyeler şanslılarsa burada Prenslerinin d&ouml;nmesini beklerdi. "Abim daha yeni geldi neden bu kadar erken gidiyor?"diye sordu</p>
<p>Şehrazat meraklı bir ses tonuyla. "Babanız savaş sebebiyle sınırların korunması i&ccedil;in abinizi Melik olduğu Bacergah'a geri g&ouml;ndereceğini s&ouml;yledi." Babasının niyeti olduk&ccedil;a a&ccedil;ıktı.Veliaht olarak belirlediği oğlunu korumak i&ccedil;in abisini feda edecekti.Şehrazat hizmet&ccedil;inin yanından bir Prensese yakışmayacak şekilde koşarak abisinin odasına geldi ve dışarıda duran ağalara abisine geldiğini haber vermesini istedi. İ&ccedil;eriye girdiğinde hazırlanan abisini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde endişeli bir halde"Abi"diye seslendi.Annesi &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nden beri ilk defa kendisi i&ccedil;in birilerinin endişelenmesi Prens Arash'ı g&uuml;l&uuml;msetmişti.Birileri tarafından &ouml;nemsenmek &ccedil;ok g&uuml;zelmiş diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; Arash "Gel kardeşim" Şehrazat, abisinin bu durumu bu kadar &ccedil;abuk kabul etmesine karşı sitem ederek"Abi ne yapıyprsun Allah Aşkına?Bırak hazırlanmayı ben gidip babamla konuşacağım"dediğinde Arash k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;kten beri kızkardeşini sakinleştirmek i&ccedil;in yaptığı gibi eliyle kızkardeşinin başını okşayıp"Babamla bu konu hakkında asla konuşmayacaksın Şehrazat babamın seni de hedef almasını istemiyorum"dedi. Şehrazat sızlanarak "Ama bu haksızlık babamın seni feda etmesine izin vermemi nasıl beklersin?"dediğinde abisi yaşına yakışır bir tecr&uuml;beyle"Eğer tahtı hedefliyorsam bazı riskleri de g&ouml;ze almak zorundayız anladın mı beni?" Şehrazat anlamak istememesine rağmen anladım anlamında huzursuzca başını salladı ve bunun &uuml;zerine abisi tekrardan kızkardeşinin başını okşayıp"Aferin benim akıllı kardeşime"dedi ve hazırlıklarına devam etmeye başladı. Leyla her ne kadar abisine bug&uuml;n i&ccedil;in daha fazla k&ouml;t&uuml; haber vermek istemese de Vezir Kays hakkında &ouml;ğrendiği bilgiyi s&ouml;ylemek zorunda hissettiğinden"Abi"diye seslendi.</p>
<p>Abisi gidecek eşyalarıyla ilgilendiğinden ilgisiz bir ses tonuyla"Efendim"dediğinde Şehrazat bir &ccedil;ırpıda"Vezir Kays hasta"dedi. Aldığı haberden dolayı elindeki kitapları yere d&uuml;ş&uuml;ren Prens Arash şaşkınlıkla"Ne?"diye tepki verdi ve d&uuml;şen kitapları &ouml;nemsemeden kızkardeşine yaklaşıp"Anlat"dedi. "Bug&uuml;n Vezir Kaysla g&ouml;r&uuml;ş&uuml;rken i&ccedil;eriye saray hekimlerinden biri girdi ve ona bana saygısını bile sundurmadan Vezir Kays'ın odasına &ccedil;ıkardılar ve bana gitmem gerektiği s&ouml;ylendi ve gittiğimden emin olmak i&ccedil;in peşime bir adam bile taktılar" Vezir Kays her ne kadar tarafsız g&ouml;z&uuml;kse bile destekleri sayesinde hayatta kalmayı başarmıştı Arash eğer şimdi Vezir Kays'ın rahatsızlığı ortaya &ccedil;ıkarsa Arash'ın can g&uuml;venliğini kimse sağlayamazdı. "Şehrazat"dedi Arash temkinli bir ses tonuyla"Bu haber ikimizin arasında kalmalı anladın mı?Eğer bu duyulursa benim tahta &ccedil;ıkmam imkansıza yakın bir hal alır" "Sen merak etme abi"dedi Şehrazat abisine g&uuml;ven veren bir sesle"Vezir Kays'ın hasta olduğunu ikimizden başka kimse bilmeyecek" Şimdiye kadar g&uuml;venirliliğinden ve tecr&uuml;besizliğinden ş&uuml;phe ettiği kızkardeşi adamlarından daha &ccedil;ok işe yaramış ve ona &ccedil;ok &ouml;nemli bilgiler getirmişti. "Şehrazat"dedi temkinli ses tonunu s&uuml;rd&uuml;rerek"Sana g&uuml;veniyorum ama şunu unutma eğer Vezir Kaysla evlenmek istiyorsan hastalığı duyulmadan &ouml;nce her şeyi halletmelisin"</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Görünmez Sokağın Hikayesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gorunmez-sokagin-hikayesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gorunmez-sokagin-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63165278da9eb.jpg" length="52180" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 05 Sep 2022 22:50:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yazar_Nisa2</dc:creator>
<media:keywords>hayat, duygular, arayış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Sokaklar derin sessizlikler bazen g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ler kimi zaman sadece kalabalıktan oluşan bir yerdi g&ouml;z&uuml;mde ta ki garip bir yerle tanışana kadar. Hayatımın en k&ouml;t&uuml; haftalarından biriydi. Yalnızdım, işimden atılmak &uuml;zereydim. Ailem dağılmıştı ve evden &ccedil;ıkmak zorunda kalmıştım.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Şimdilerde adının bile pek bilinmediği bir otel odasında kalıyorum otel odası demek bile b&uuml;y&uuml;k kalır sanırım en iyisi k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir pansiyon diyeyim. Bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k pansiyonun bulunduğu sokak b&uuml;y&uuml;k ama bir o kadar da k&uuml;&ccedil;&uuml;k gibi.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Cama oturmuş &ouml;ylece b&uuml;y&uuml;k kocaman modern evlerin, modern sokaklarına bakıyorum. Zaman kavramını unutmuş gibiydim ya da anılarımı kaybetmeye başlıyordum bilmiyorum. &Ccedil;ocukken d&uuml;nyayı rengarenk g&ouml;r&uuml;rd&uuml;m basit oyunlarla hayatımı feth etmiş olurdum. Sokaklar evimdi u&ccedil;an kuşlar ve o harika g&ouml;ky&uuml;z&uuml; umudum dahası hayalimdi.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">İnce zayıf bir &ccedil;ocuktum sakin ama sinirli bir kişiliğim vardı. Basit şeylerle mutlu olmak o zamanlar &ccedil;ok daha kolaydı. Hani hep sorarlar ya b&uuml;y&uuml;y&uuml;nce ne olacaksın diye benim o soruya cevabım hep değişirdi ama bir g&uuml;n avukat olmaya karar vermiştim.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Nihai hedefim bu olmuştu. &Ccedil;ok &ccedil;alıştım &ccedil;ok emek verdim ama işler hi&ccedil; beklemediğim gibi gitmemişti. Gitmiş olsaydı zaten şu an burada olmazdım herhalde. Yalnızdım k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir odada kaybolmuş gibi hissediyordum. Uzunca bir s&uuml;re dalmıştım g&ouml;z&uuml;m&uuml;n hep aynı noktada olmasından bunu anladım ya da hissettim.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Kendimi o cam kenarından koparıp yatağa attım. Atmadan &ouml;nce kahve bardağımı rasgele bir şeyin &uuml;st&uuml;ne bıraktım. G&ouml;zlerimi tavana diktim &ouml;ylece durmuş d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum. &Ccedil;ok ilgin&ccedil; bir bilgi &ouml;ğrenmiştim ge&ccedil;enlerde bazen basit tesad&uuml;fler iyi şeylere sebep olabiliyordu.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Her neyse insan kendini ifade edemediği zaman sesli d&uuml;ş&uuml;ncelerini sadece i&ccedil;inden ge&ccedil;irirmiş. Biz buna i&ccedil; ses desekte aslında &ouml;yle bir şey yokmuş. Garip ama ilgin&ccedil;te. G&ouml;zlerimi kapattım uyumayı deniyordum yine.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Ama d&uuml;ş&uuml;ncelerim buna izin vermemişti. Yavaş&ccedil;a kalktım ve bu hi&ccedil; gibi hissettiren odadan ka&ccedil;maya karar vererek &uuml;st&uuml;me bir mont ge&ccedil;irdim ve pansiyondan ayrıldım. Bu sokak normal bir sokağa benzemiyordu asla. Yapısı bozuk kaldırımlar eski evler ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k teneke kutularında yanan ateşlerle doluydu bu sokak.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Y&uuml;r&uuml;meye ne kadardır devam ettiğimi ve ne aradığımı bilmeden gidiyordum. Bilinmezlik en &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; yollardan biriydi diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m bir an. Hava tahminimden de hızlı değişmişti soğuk iliklerime kadar işliyordu.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Bu y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m sokağın yolları da ge&ccedil;erken duyduğum hikayeleri de diğer sokaklara hi&ccedil; benzemiyordu. Burası belki de şimdiki g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n ne hale geldiğini en a&ccedil;ık g&ouml;steren yerdi yani sanırım.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Y&uuml;r&uuml;yordum ağır nefesler ve d&uuml;ş&uuml;nceler altında. Birka&ccedil; insana rastladım kimileri benim gibi bir d&ouml;nemde olduğundan bahsederken kimileri de modern hayat yaşayan diğer insanlara olan kızgınlığını dile getiriyordu.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Y&uuml;r&uuml;mek bir&ccedil;ok şeyin ka&ccedil;ış noktası olsa da bazı tesad&uuml;flerinde doğuş noktasıydı. Loş bir karanlıkta ilerlerken g&ouml;z&uuml;me yapısı pek d&uuml;zg&uuml;n olmayan bir kaldırımda oturan bir gen&ccedil; g&ouml;rd&uuml;m. Y&uuml;z hatları kızgın ve &uuml;zg&uuml;n arasında gidip geliyordu uzaktan bakınca. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu belli ki derin bir nefes aldı ve hı&ccedil;kırarak ağlamaya başladı.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">O an orada &ouml;ylece kalmıştım. Kaşlarımı &ccedil;attım gidip gitmemek arasında hızlı bir karar vermem gerekiyordu. O gen&ccedil; orada &ouml;ylece duruyordu ve giderek soğuyan hava da pek yardımcı olmuyordu &ccedil;&uuml;nk&uuml; ince bir hırkayla oturuyordu. Anladığım kadarıyla kimse de yanına gelmeyecekti. Daha fazla dayanamazdım bu-bu bana yakışmazdı.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">O y&uuml;zden durduğum yerden y&uuml;r&uuml;y&uuml;p yanına yaklaştım. Benden korkmasın diye de elimi onun omzuna koydum. Ama ne yazık ki bu d&uuml;ş&uuml;ncem pek başarılı bir şekilde ger&ccedil;ekleşmemişti. Hızla yanına gelen bana d&ouml;nd&uuml;.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Yaptığım harekete anlam veremediğinden kaşlarını &ccedil;attı ve ne kadar d&uuml;zg&uuml;n bir ses i&ccedil;in uğraşsa da olmayan o titrek ama kendinden emin sesiyle "Kusura bakmayın ama size benim omzuma dokunma ve yanıma oturma cesaretini kim verdi?" demişti.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Onun bu sorusunu daha &ouml;nceden tahmin ediyormuş&ccedil;asına hafif g&uuml;lerek cevap verdim. "Diyelim ki sana yardım etmek isteyen bir dostum. L&uuml;tfen beni yanlış anlama." Dedim. O da y&uuml;z&uuml;me baktı bir s&uuml;re iyi biri olduğuma yarı ş&uuml;pheyle ikna olmuş şekilde hala titreyen sesiyle "Peki o halde. Nasıl olsa herkes gibi gelip ge&ccedil;ici biri olacaksın. Sen hi&ccedil; insanlardan &ouml;lesiye nefret ettin mi?" demişti.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Bu soruyu o kadar beklemiyordum ki şaşkınca y&uuml;z&uuml;ne baktım. Şaşkınlığımı koruyarak sorusuna cevap verdim. "Bu sebebine g&ouml;re değişir. S&ouml;ylesene neden nefret ediyorsun?" diye sormuştum. Y&uuml;z&uuml;nde kırgınlık ve &ouml;fkeyi g&ouml;rd&uuml;m bir saniye i&ccedil;in. Soruma &ouml;fkeli tonda cevap vermişti. "İnsan parasıyla d&uuml;nyayı alacağını zanneden bir varlık. Bencil ve kendi doğrularından hayatta bakan bir varlık. Bir nevi aile mirasını da s&uuml;rd&uuml;ren kişi diyebiliriz. Şu sokağın ismi neden g&ouml;r&uuml;nmez sokak bilir misin?" demişti. Şaşkın ve kaşlarım &ccedil;atık halde "Hayır bilmiyorum." Dedim o bu cevabı bekliyormuş&ccedil;asına g&uuml;ld&uuml; ve hızlı ama sakince konuya girdi.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">"Bu sokakta yaşayan insanların &ccedil;oğu toplumdan daha doğrusu zengin ya da modern kesimden dışlanmış kişiler. Buradaki hayat felsefesi hayatta kal adı altında ge&ccedil;iyor. İnsanlar o modern hayatın altında kaldı. Onlar gibi değiliz diye bizi yok saydılar ve burası kimsenin uğramadığı acı ve m&uuml;cadelenin ge&ccedil;tiği g&ouml;r&uuml;nmez sokak oldu. Kimileri hayallerini feda etti kimileri sevgilerini. Bende az &ouml;nce ikisini de kaybettim. G&ouml;r&uuml;nmez sokak bir feda et ya da devam et algısını s&uuml;ren acı dolu zor ama sevginin sonuna kadar savaştığı hayallerin k&uuml;&ccedil;&uuml;k ekmek kırıntısı olduğu bir yer. İşte burası bu y&uuml;zden g&ouml;r&uuml;nmez sokak oldu. Silinen bir sokak ne acı." Demişti.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Onun bu s&ouml;ylediklerinden sonra sadece sustum. Haklıydı biz sadece tek pencereyi g&ouml;r&uuml;rd&uuml;k. Diğerleri bizi ilgilendirmezdi ki. Benim sessizliğimi fark edince bana baktı ve tekrardan konuştu.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">"Bu sokağın hikayesini hayatta ge&ccedil;irmeyi, insanlara seslenmeyi &ccedil;ok istiyordum ama yapamam. Ancak sen bunu başarabilirsin hayalimi ger&ccedil;eğe d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r ve sevgiyle kal olur mu?" demişti.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Sessizlik &ccedil;&ouml;km&uuml;şt&uuml; onun son s&ouml;zlerinden sonra. Uzunca bir s&uuml;re d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m belki de o kadar uzun değildi kim bilir. Ona g&uuml;l&uuml;msedim ve hi&ccedil;bir şey demeden yanından ayrılıp doğruca pansiyona doğru koştum. Hızlı nefesler hızlı saniyeler arasında yarışıyordum zamanla. Odama hızla atıldım montumu gelişi g&uuml;zel attım ve &ccedil;ekmecelerde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir defter aramaya başladım.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Birka&ccedil; dakika sonunda bulmuştum hızla atan kalbimi g&ouml;rmezden gelerek elime aldığım ilk kalemle bu sokağın hikayesini yazmaya başladım. Hoş yapabilir miydim bilmiyordum ama denemeye değerdi değil mi? Saatlerce belki de g&uuml;nlerce o hik&acirc;yeyi yazmak i&ccedil;in uğraşmıştım.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Olup olmadığıyla ilgilenmiyordum işte o an hayatımda ilk defa &ouml;zg&uuml;rce bir kararın peşinden koşmayı &ouml;ğrenmiştim. Bundan &ouml;nceki yaşadığım durum ve hayatım artık yerini ger&ccedil;ek bir işe bırakmıştı. Tabi yazarken fark ettiğim bir ger&ccedil;ek dışında.</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Aynanın &ouml;n&uuml;nde kendime bakarken yok olduğumu birileri tarafından bana seslenildiğini duydum. İşte o an aslında bir hastane odasında yattığımı ve bunun sadece bir &ouml;yk&uuml; olduğunu anladım. G&ouml;r&uuml;nmez Sokağın Hikayesi hayallerimle birlikte benimle gelmişti...</span><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><br style="box-sizing: border-box; color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;" /><span style="color: #333333; font-size: 18px; background-color: #ffffff;">Hikaye Sonu.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadrajdaki Dünyalar | 9. Kare: Pişti Lakaplılar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kd-9kare-pisti-lakaplilar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kd-9kare-pisti-lakaplilar</guid>
<description><![CDATA[ Kadrajdaki Dünyalar&#039;ın 9. Bölümü | Çocukluğundan beri fotoğrafçılıkla uğraşan ve bu alanda lisans eğitimi alan Göksel&#039;in çektiği fotoğrafları paylaştığı &quot;kadrajdakidunyalar&quot; isimli bir sosyal medya hesabı vardır. Genç fotoğrafçı bir gün fotoğraf çekimi için gittiği Kadıköy&#039;de eve dönmeden önce bir kafeye oturur, bu kafede sahne alan gencin fotoğraflarını çeker ve sonrasında bir tanesini hesabında paylaşmaya karar verir. Fotoğrafı paylaştığı günün akşamında mesaj kutusuna düşen bir mesaj her şeyi değiştirmek üzeredir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630dfe99bf173.jpg" length="51960" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 31 Aug 2022 15:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, düzyazı, roman, kurgu, kadrajdaki dünyalar, fotoğraf, video, müzik, fotoğrafçı, müzisyen, aşk, arkadaşlık, genç, gençlik, İstanbul, üniversite</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">G&uuml;ne erken başlayan G&ouml;ksel kahvaltısını ettikten sonra salona ge&ccedil;ti. Koltukta uzanırken sosyal medya hesabına girdi. Sabah uyanır uyanmaz yaptığı ilk şey G&ouml;khan&rsquo;la olan mesajlaşmasını a&ccedil;ıp d&uuml;n akşamın bir r&uuml;ya olmadığından, ger&ccedil;ek olduğundan emin olmak olmuştu. Şimdi de mesajlar sayfasına girip en &uuml;stte duran sohbete baktı. G&ouml;khan Uygur&rsquo;la olan sohbeti orada duruyordu ve gen&ccedil; adam profil fotoğrafından kendisine g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ona <i style="mso-bidi-font-style: normal;">g&uuml;naydın</i> mesajı atmalı mıydı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onunla sohbet etmeye devam etmek, hakkında daha &ccedil;ok şey &ouml;ğrenmek istiyordu ama ona mesaj atmayı şimdilik d&uuml;ş&uuml;nmeyerek ana sayfasına geri d&ouml;nd&uuml;. Birka&ccedil; dakika boyunca yeni paylaşımlara baktı, hikayeleri izleyip g&ouml;nderileri inceledi. &Ccedil;ok severek takip ettiği bir fotoğraf&ccedil;ı yeni bir fotoğraf atmıştı. Onun yeni fotoğrafını incelerken kendisinin hesaba bir s&uuml;redir hi&ccedil;bir şey atmadığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Aslında elinde bir s&uuml;r&uuml; fotoğraf vardı fakat bu sıralar i&ccedil;inden paylaşım yapmak gelmiyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Galerisini a&ccedil;ıp hesabında paylaşmayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; fotoğrafları topladığı klas&ouml;re girdi. Klas&ouml;r&uuml;n en yeni &uuml;yesi iki g&uuml;n &ouml;nce d&uuml;zenleme işini tamamen bitirerek kaydettiği ve telefonuna da attığı İstanbul videosuydu. Videoyu a&ccedil;ıp baştan izlemeye başladı. Bunu yaparken d&uuml;n akşam Emrah&rsquo;ın kendisine s&ouml;ylediklerini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ve bu, videoya daha objektif bakmasına yardımcı oldu. Video ger&ccedil;ekten &ccedil;ok iyiydi hatta kusursuz denilecek kadar iyiydi. Gerek &ccedil;ekim a&ccedil;ıları gerek ışık ayarlamaları gerek videoların orijinal sesleri ve G&ouml;ksel&rsquo;in eklediği m&uuml;zik sesi gerekse sahneler arası ge&ccedil;iş muhteşemdi. Bir dakikalık kısa film tadında olan video İstanbul&rsquo;un &ouml;ne &ccedil;ıkan yerlerini, hayat koşuşturmasını ve şehrin ambiyansını &ccedil;ok iyi yansıtıyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadın &ccedil;ok iyi iş &ccedil;ıkarmıştı ve bir s&uuml;redir bunu ertelese de videoyu bug&uuml;n hesabında paylaşmaya karar verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tekrardan hesabına girip yeni g&ouml;nderi sayfasını a&ccedil;tı ve galerisinden videoyu bulup se&ccedil;ti. Videoyu yayıma hazırlarken yaptığı ilk şey konum bilgisine İstanbul&rsquo;u eklemek oldu, b&ouml;ylece İstanbul konumunda paylaşılan g&ouml;nderilere bakan herkes bu videoyu g&ouml;rebilecekti; ikinci olarak da videosuna bir s&uuml;redir aklında olan kısa a&ccedil;ıklamayı yazıp birka&ccedil; tane de etiket ekledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Caddelerden dolup taşan kalabalığıyla, semalarından eksik olmayan martılarıyla ve hi&ccedil; bitmeyen koşuşturmasıyla İstanbul g&uuml;nl&uuml;kleri. #istanbul #turkey #video #videography #videographer<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Videoyu paylaştığında oturduğu yerden sı&ccedil;radı. &ldquo;Ger&ccedil;ekten paylaştım!&rdquo; dedi heyecanla. &ldquo;İlk videomu paylaştım resmen.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ayağa kalkıp bir s&uuml;re salonun i&ccedil;inde hızlıca y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Yaşadığı heyecan tatlı bir heyecan olduğu i&ccedil;in kendisine bunu sonuna kadar hissetmek i&ccedil;in izin verdi. Severek yaptığı bu işin kendisine hissettirdiği bu tatlı heyecan ve gerginliği en az yaptığı iş kadar seviyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Takip&ccedil;ilerim izleyecek,&rdquo; diye konuştu. &ldquo;Arkadaşlarım izleyecek. Akın, Sinem, b&ouml;l&uuml;mdekiler; Ahsen, Emrah hatta G&ouml;khan da izleyecek. Ailem izleyecek, tanımadığım kişiler de izleyecek. Tanrı&rsquo;m!&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sessizce &ccedil;ığlık attı. Bu kesinlikle fotoğraf paylaşmaya benzemiyordu. Gen&ccedil; kadın en son bir paylaşımı i&ccedil;in bu kadar heyecanlı olduğunda ilk fotoğrafını paylaşıyordu ve aradan ge&ccedil;en uzun aylardan sonra ilk kez o g&uuml;nk&uuml; heyecanını hatta daha fazlasını hissediyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir bardak soğuk su i&ccedil;tikten sonra tekrar koltuğa oturdu ve telefonunu eline aldı. Videosuna şimdiden d&ouml;rt beğeni gelmişti bile. G&uuml;l&uuml;mseyerek arkasına yaslanırken kendisi de videoyu izledi. Bir grup g&uuml;vercinin kanat &ccedil;ırpıp havalanmasıyla başlayan video g&uuml;n batımında yavaş&ccedil;a iskeleden uzaklaşan feribot ve kıyıda y&uuml;r&uuml;yen, kameranın &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;en insanlarla devam ediyordu. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sahnede bir fotoğraf&ccedil;ının vitrinindeki makineler vardı, onu takip eden d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; sahnede gitar &ccedil;alarak şarkı s&ouml;yleyen bir sokak sanat&ccedil;ısı yer alıyordu. Videonun altı saniyesini kaplayan performansından sonra G&ouml;ksel&rsquo;in Galata K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;nde y&uuml;r&uuml;rken etrafı &ccedil;ektiği video vardı ve bu videonun arka planında da sokak sanat&ccedil;ısının &ccedil;aldığı şarkının sesi kullanılmıştı. Onu takip eden videoda G&ouml;ksel vapurdan Boğaz&rsquo;ı ve şehrin iki yakasını kayda almıştı, videonun orijinalindeki dalga sesine kısık sesle &ccedil;alan m&uuml;ziği de eklemişti ve birka&ccedil; efektle videonun g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; zenginleştirmişti. Denizden sonra Beyoğlu sokakları ve o sokakları s&uuml;sleyen tarih&icirc; binalar kadraja giriyordu. G&ouml;ksel bu kısımlarda videoların orijinal sesini tamamen kısıp videoda kullandığı fon m&uuml;ziği kullanmıştı. Videonun son sahnesi de İstiklal Caddesi&rsquo;nde &ccedil;ekilmişti; İstiklal Caddesi&rsquo;ndeki meşhur kırmızı tramvay kalabalığın arasında yavaş&ccedil;a g&ouml;zden kayboluyor ve kararan ekranla video sona eriyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Videoyu izlemeyi bitirdiğinde y&uuml;z&uuml;nde memnun bir g&uuml;l&uuml;mseme vardı. Videosu ger&ccedil;ekten de g&uuml;zeldi ve insanlardan alacağı geri d&ouml;n&uuml;şleri iple &ccedil;ekiyordu. Bunun i&ccedil;in &ccedil;ok beklemesine de gerek yoktu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;">***<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Cep telefonundan bir <i>Athena</i> şarkısının sesi y&uuml;kselirken tezg&acirc;hın başındaki G&ouml;khan da bulaşıkları yıkamakla meşguld&uuml;, bir yandan da kadife gibi yumuşacık sesiyle adaşı olan soliste eşlik ediyordu. &Ouml;zellikle tek kaldığı tatil d&ouml;nemlerinde ev işlerini yaparken hareketli rock şarkıları ona bu işleri yapması i&ccedil;in g&uuml;&ccedil; veren tek şeydi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tencerenin dibini kafa sallayarak ovalarken ayağıyla da yerde ritim tutmuştu. Tencerenin de yemek kalıntılarından arındığından emin olduktan sonra yıkadığı bulaşıkları durulamaya ge&ccedil;ti. Suyun aşırı sıcak olmamasına dikkat ederek musluk başlığını sıcak su tarafına &ccedil;evirdi ve bulaşıkları durulamaya başladı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Dinlediği şarkı sakin ge&ccedil;iş kısmından sonra tekrar ivme kazandığında, &ldquo;Kuralı yok, kuralı yok,&rdquo; diye şarkıyı s&ouml;ylemeye devam etti. &ldquo;Hayat senin gibi delisi yok / Yaşıyorum gelişine, takılıyorum kafama g&ouml;re.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şarkının sesi y&uuml;ksekti, G&ouml;khan da şarkıyı y&uuml;ksek sesle s&ouml;yl&uuml;yordu ve temiz kullanmak yerine solist gibi kirleterek kullandığı sesiyle komşularına adeta mini bir konser veriyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yaşıyorum ben kafama g&ouml;re / Kafama g&ouml;re / Kafama g&ouml;re.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şarkının can alıcı ve bol g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; kapanış kısmında komşuları umursamadan, diyaframına y&uuml;klenerek gırtlağını sıktı ve solistle eş zamanlı olarak bağırdı. Temiz sesine g&ouml;re hi&ccedil; de yumuşak olmayan ve seksi denilebilecek kadar etkileyici olan kirli sesi hem oturduğu apartmanın t&uuml;m katlarından hem de apartmanın olduğu sokaktan duyuldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Athena</i>&rsquo;nın şarkısı bittikten sonra <i>Duman</i>&rsquo;ın <i>Sor Bana Pişman Mıyım</i> par&ccedil;ası &ccedil;almaya başladı. <i style="mso-bidi-font-style: normal;">Duman</i>, G&ouml;khan&rsquo;ın en sevdiği gruplardan biriydi ve bu şarkıları gen&ccedil; adamın en sevdiği ve onda &ouml;zel bir yeri olan par&ccedil;alarından biriydi. G&ouml;khan bu şarkıya da eşlik ederek, bulaşıkların hepsini durulayıp kurumaları i&ccedil;in bulaşık sepetine yerleştirdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bulaşık işini bitirdikten sonra havluyla ellerini kurulayıp masanın &uuml;st&uuml;ndeki telefonunu aldı. Şarkıyı durdurup, m&uuml;zik dinlediği uygulamayı kapatırken mutfaktan &ccedil;ıkarak salona girdi. Dakikalardır ayakta durarak bulaşık yıkadığı i&ccedil;in beli ağrımıştı, kendisini koltuğa atıp uzandı. &Ccedil;amaşır makinesi durana kadar biraz dinlenmeye karar verdi, sonrasında &ccedil;amaşırları balkona asacaktı -ki bu onun en sevmediği ev işlerinden biriydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sabah uyandığında sosyal medya hesabına girmişti. G&ouml;ksel&rsquo;e <i>g&uuml;naydın</i> mesajı atmayı d&uuml;ş&uuml;nse de &ouml;ncesinde kahvaltı etmek, bulaşıkları ve &ccedil;amaşırları yıkamak gibi işleri olduğu ve gen&ccedil; kadınla d&uuml;nk&uuml; gibi anlık olarak mesajlaşamayacağı i&ccedil;in mesaj atmayı ertelemişti; ana sayfasındaki yeni paylaşımlara bakarak uygulamadan &ccedil;ıkmıştı. Şu an saatler 12.49&rsquo;u g&ouml;steriyordu ve G&ouml;khan hesabına yeniden girdi. Takip ettiği hesaplardan birka&ccedil;ı yeni hikaye atmıştı fakat G&ouml;khan&rsquo;ın dikkatini &ccedil;eken şey ana sayfasının en &uuml;st&uuml;ndeki video oldu. Videoyu G&ouml;ksel paylaşmıştı. Meraklanan gen&ccedil; adam videoyu izlemeye başladı. Bir grup g&uuml;vercinin kanat &ccedil;ırpıp havalanmasıyla başlayan videonun g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi videonun profesyonel makineyle &ccedil;ekildiğini belli ediyordu. G&uuml;vercinlerden sonra kadraja vapur girince G&ouml;khan g&uuml;n batımında kaydedilen bu videonun ambiyansına hayran kaldı. Bir g&uuml;l&uuml;mseme dudaklarına yerleşirken videoyu b&uuml;y&uuml;k bir beğeni, hayranlık ve memnuniyetle izledi. Hem a&ccedil;ılarıyla hem ışıklarıyla hem odak noktalarıyla hem &ccedil;ekim teknikleriyle hem de videoların &uuml;st&uuml;nde yapılan d&uuml;zenlemeleriyle bir profesyonelin imzasını taşıyan bu İstanbul videosu kusursuz bir işti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sadece fotoğraf &ccedil;ekme konusunda muhteşem değilmişsin,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;S&uuml;rprizlerle dolusun G&ouml;k.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Videonun a&ccedil;ıklama kısmında bir şeyler yazdığını fark edince orayı okudu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Caddelerden dolup taşan kalabalığıyla, semalarından eksik olmayan martılarıyla ve hi&ccedil; bitmeyen koşuşturmasıyla İstanbul g&uuml;nl&uuml;kleri.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;l&uuml;msemesi genişlerken videoyu beğendi. Video yayımlanalı 20 dakika olmuştu ve şimdiden 37 beğeni almıştı bile. Gen&ccedil; adam videonun daha &ccedil;ok kişiye ulaşmasını umdu. Bu muhteşem işi herkes g&ouml;rmeliydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Diğer yeni paylaşımlara bakmadan, mesaj sayfasına girip en &uuml;stte duran konuşmayı a&ccedil;tı ve parmaklarını ekranda gezdirip mesaj yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>T&uuml;naydın<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Videonu şimdi izledim ve tek kelimeyle bayıldım, harika iş &ccedil;ıkarmışsın. Nasıl oluyor da beton yığını olan bu şehri kadrajına aldığında bu kadar muhteşem g&ouml;sterebiliyorsun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajları ona g&ouml;nderdi. Onunla konuşmaya devam etmek, onu daha yakından tanımak istiyordu ve bu video ikisi i&ccedil;in de g&uuml;zel bir aracı olmuştu. G&ouml;ksel&rsquo;in fotoğraf&ccedil;ı kimliğinin yanında bir de video grafiker kimliğiyle tanışıyordu ve onun bu &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml;l&uuml;ğ&uuml; ona olan ilgisiyle merakını da artırıyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın keşfet kısmında gezinerek ge&ccedil;irdiği birka&ccedil; dakikanın ardından G&ouml;ksel ona cevap verdi. Gen&ccedil; adam mesajlara anında atlamamak i&ccedil;in bir dakika hesabında oyalandıktan sonra mesajlara baktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>T&uuml;naydın<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim, bunu duyduğuma ger&ccedil;ekten sevindim. Soruna cevap verecek olursam İstanbul&rsquo;un beton yığınlarına değil de ruhuna odaklanıyorum ve &ccedil;ekimlerimi de bu ruhu ortaya &ccedil;ıkaracak şekilde ger&ccedil;ekleştiriyorum; d&uuml;zenleme yaparken de bu ruhu besleyecek şeyler yapıyorum ve sonu&ccedil; da bu şekilde oluyor diyebilirim. B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmen beni mutlu etti<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun mesajlarını okuyunca g&uuml;l&uuml;msedi &ccedil;&uuml;nk&uuml; G&ouml;ksel&rsquo;in de g&uuml;l&uuml;msediğini biliyordu. Gen&ccedil; kadının g&uuml;l&uuml;mseyince yukarı kıvrılan dolgun pembe dudaklarını, kısılan masmavi g&ouml;zlerini ve etrafına sa&ccedil;tığı ışığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce bakışları yoğunlaştı. Onun y&uuml;z&uuml;n&uuml; defalarca kez kafasında canlandırmaya &ccedil;alışmış, neye benzediğini hayal etmişti fakat ge&ccedil;en cumartesi karşısında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; gen&ccedil; kadın onun t&uuml;m hayallerinin &ouml;tesindeydi. G&ouml;khan karşısında bu kadar gen&ccedil; ve g&uuml;zel bir kadın g&ouml;rmeyi beklemiyordu. G&ouml;ksel&rsquo;in daha adını bile bilmediği zamanlarda onun sanat&ccedil;ı kişiliği ilgisini &ccedil;ekmiş, onu tanımak istemesini sağlamıştı ve ge&ccedil;en hafta onu kanlı canlı karşısında g&ouml;r&uuml;nce bu istek artmıştı. &Ouml;yle ki bu g&uuml;&ccedil;l&uuml; isteği bastıramamış -bunu da istememiş- ve onu &ouml;nce takip etmiş, sonra da mesaj atmıştı. Bu iki adımın son zamanlarda attığı en iyi iki adım olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yaptığın iş &ccedil;ok kolaymış gibi konuşuyorsun ama bir şeyin ruhunu ortaya &ccedil;ıkarıp onu karşı tarafa hissettirmenin ne kadar zor olduğunu &ccedil;ok iyi biliyorum. Sen bu zor işi başarıp ne kadar profesyonel olduğunu kanıtladın ve sanat&ccedil;ı kişiliğine olan hayranlığımı artırdın<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">D&uuml;r&uuml;stt&uuml;, i&ccedil;tendi; her zamanki gibi ve b&ouml;yle olmaktan &ccedil;ekinmiyordu. Saklayacak hi&ccedil;bir şeyi yoktu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ouml;zellikle video &ccedil;ekimi ve d&uuml;zenlemesi konusunda almam gereken uzun bir yol var ama bir başka sanat&ccedil;ıdan b&ouml;yle iltifatlar almak &ccedil;ok değerli, teşekk&uuml;r ederim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in iki dakika sonra g&ouml;nderdiği bu mesaj ne kadar al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olduğunu g&ouml;steriyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kendine haksızlık etme bence, o yolda &ccedil;ok emin adımlarla ilerleyip herkesin kolay kolay ulaşamayacağı bir noktaya ulaşmışsın ve bununla g&ouml;n&uuml;l rahatlığıyla &ouml;v&uuml;nebilirsin<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı g&ouml;nderdikten birka&ccedil; saniye sonra G&ouml;ksel mesajını g&ouml;rd&uuml;. Onun da kendisi gibi evde olduğunu ve yapacak bir işi olmadığını, muhtemelen paylaştığı videoya gelen bildirimleri takip ettiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ulaştığım noktadan memnunum ama hen&uuml;z hedefime yaklaşmış bile sayılmam. Y&uuml;ksek hedeflere sahip olmak şu an olduğun konumla ilgili memnuniyetsiz hissetmeme yol a&ccedil;abiliyor ama kendime ve bulunduğum konuma gereken değeri vermeye &ccedil;alışıyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun ne demek istediğini anladı. Yetersizlik hissini, memnuniyetsizlik duygusunu ve bu ikisinin kişiye ne kadar iğren&ccedil; bir baskı yaptığını bundan seneler &ouml;nce tecr&uuml;be etmişti. &Ccedil;evresinde ona m&uuml;zik konusunda inanan, destek olan kimse yoktu ve G&ouml;khan da m&uuml;zik konusunda yetersiz olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p bulunduğu konumla ilgili memnuniyetsiz hissetmişti. Ulaşmak istediği konuma asla ulaşamayacağını, idol&uuml; olan m&uuml;zisyenler kadar iyi m&uuml;zik yapamayacağını d&uuml;ş&uuml;nerek uzun aylar ge&ccedil;irmişti fakat sonrasında neden b&ouml;yle hissettiğini bulup buna neden olan fakt&ouml;rleri yok etmişti. İnsanların d&uuml;ş&uuml;nceleri &ouml;nemini yitirdiğinde gen&ccedil; adam da olmak istediği konuma doğru &ouml;ncekinden &ccedil;ok daha emin ve sağlam adımlarla y&uuml;r&uuml;meye kaldığı yerden devam etmişti. Şimdiyse yirmi bir yaşına girmek &uuml;zere olan gen&ccedil; bir konservatuvar &ouml;ğrencisi ve m&uuml;zisyen olarak olmak istediği konumdan sadece birka&ccedil; adım uzaklıktaydı. Başarmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bulunduğun konum değer verilmeyi kesinlikle hak eden bir konum. Kendine haksızlık etmemelisin G&ouml;k<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı ona g&ouml;nderdiğinde G&ouml;ksel mesajını anında g&ouml;rd&uuml;. Gen&ccedil; kadının konuşma sayfasında beklediğini g&ouml;rmek gen&ccedil; adamı g&uuml;l&uuml;msetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Teşekk&uuml;r ederim, etmemeye &ccedil;alışıyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sen ne yapıyorsun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in ikinci mesajında sorduğu soru hoşuna gitti. Konuşmayı devam ettirdiğine ve ne yaptığıyla ilgilendiğine g&ouml;re her şey yolunda demekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>İzin g&uuml;n&uuml;m olduğu i&ccedil;in akşam kafeye gitmeden &ouml;nce ev işlerini hallediyorum. Kahvaltı ettikten sonra bulaşıkları yıkadım, şimdi de &ccedil;amaşır makinesinin bitmesini bekliyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona her zamanki gibi ayrıntılarla dolu olan bu mesajı g&ouml;nderdiğinde G&ouml;ksel mesajını anında g&ouml;rmedi. Gen&ccedil; adam biraz hayal kırıklığı yaşarken gen&ccedil; kadının arayı &ccedil;ok a&ccedil;madan kendisine yazmasını umdu fakat işler istediği gibi gitmedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in paylaştığı videoyu izleyen Ahsen arkadaşını aradığında G&ouml;ksel bu ani aramaya şaşırarak telefonu a&ccedil;tı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne yaptın kızım sen?&rdquo; diye bağırarak konuşmaya girdi Ahsen. &ldquo;O video da neyin nesiydi? Bayıldım! Ne ara &ccedil;ekip d&uuml;zenledin? Hi&ccedil; de haber vermiyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kıkırdadı. &ldquo;İzledin demek. &Ccedil;ok tatlısın, seni ham diye yerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Asıl ben seni yerim yetenek abidesi. Hemen videonun arka planını d&ouml;k&uuml;l.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yılbaşından beri hoşuma giden şeylerin videolarını &ccedil;ekmiştim, biriktiklerini g&ouml;r&uuml;nce hepsini birleştirip bir İstanbul videosu yapmaya karar verdim ve ortaya bu video &ccedil;ıktı. D&uuml;ş&uuml;ncelerin neler?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Dediğim gibi bayıldım,&rdquo; diye cevap verdi Ahsen. &ldquo;&Ccedil;ekim teknikleri olsun, sahneler arasındaki ge&ccedil;işler olsun, d&uuml;zenlemeler olsun, m&uuml;zik ve ses efektleri olsun her şey kusursuz olmuş. Film tadında olmuş resmen, harika iş &ccedil;ıkarmışsın. Seninle gurur duyuyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel duygu dolu bir sesle. &ldquo;Bunu duyduğuma &ccedil;ok ama &ccedil;ok sevindim. Paylaşıp paylaşmamak konusunda &ccedil;ok kararsızdım ama şu an iyi ki paylaşmışım diyorum. O kadar motive oldum ki hemen evden &ccedil;ıkıp yeni bir video &ccedil;ekimine başlayabilirim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen bir kahkaha atarken, &ldquo;Bu kadar yetenekli ve donanımlıyken durduğun hata,&rdquo; dedi. &ldquo;Bence bundan sonra daha sık video &ccedil;ekip paylaşmalısın hatta videoların i&ccedil;in başka bir hesap bile a&ccedil;abilirsin. Kendini fotoğraf konusunda kanıtladın, sıra videoya gelmiş de ge&ccedil;iyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben tek hesapla zor uğraşıyorum, ne ikinci hesabı hem de video paylaştığım bir ikinci hesap? O işler o kadar kolay değil canım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hi&ccedil;bir iş kolay değil ama mezun olduktan sonra bunun hakkında d&uuml;ş&uuml;nmelisin. Şu an okul zamanının b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; meşgul ediyor, yorucu olduğunu da biliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;nce bir mezun olayım da bunu sonra d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;z. Kibar s&ouml;zlerin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim bebeğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne demek bal peteğim, her zaman. Ne yapıyorsun şimdi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen her zaman her konuda G&ouml;ksel&rsquo;e destek olan, ona inanan ve başardığı şeylerle gurur duyan muhteşem bir dost olmuştu. G&ouml;ksel&rsquo;in lisede arkadaşlardan yana y&uuml;z&uuml; pek g&uuml;lmemişti ama Ahsen&rsquo;le olan dostluğu hepsine bedel bir dostluk olmuştu. Yedi senedir tanışan ve her ge&ccedil;en g&uuml;n aralarındaki dostluk bağı kuvvetlenen ikili bu g&uuml;zel dostluğun sonuna kadar devam edeceğini biliyordu. G&ouml;ksel fotoğraf ve video alanında inşa etmek istediği kariyerinde ve bu yolda attığı adımlarda en &ccedil;ok Ahsen&rsquo;in desteğini g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;; aynı şekilde Ahsen de edebiyat alanında kurmak istediği kariyeri ve &ccedil;evirmen olma hayali konusunda en &ccedil;ok G&ouml;ksel&rsquo;in desteğini g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. İki dost da birbirine inanıyor, destek oluyor ve bir sonraki adımı atması i&ccedil;in cesaret veriyor, gerekirse arkadaşının bacağını itip o adımı arkadaşına attırıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Videoya gelen bildirimleri kontrol ediyorum,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Sen ne yapıyorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Vantilat&ouml;r karşısında uzanıp telefonda takılıyordum,&rdquo; diye karşılık verdi Ahsen. &ldquo;Evde tekim ve sıcak y&uuml;z&uuml;nden bir şey yapasım gelmiyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Asu nerede?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Asu, Ahsen&rsquo;in ondan iki yaş k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız kardeşiydi. Ege &Uuml;niversitesinde Psikoloji b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde birinci senesini bitirip ge&ccedil;en g&uuml;nlerde İstanbul&rsquo;a, ailesinin yanına d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Arkadaşlarıyla buluşmaya gitti. Lisedekilerle buluşacakmış.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Buluşsun bakalım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Ahsen, ben sana bir şey s&ouml;yleyeceğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne s&ouml;yleyeceksin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;khan d&uuml;n akşam bana yazdı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;khan mı?&rdquo; diyen Ahsen ilk başta G&ouml;khan&rsquo;ın kim olduğunu hatırlayamadı. Hatırlayınca g&ouml;zleri fal taşı gibi a&ccedil;ıldı. &ldquo;Ne?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen bağırınca, G&ouml;ksel telefonu kulağından uzaklaştırıp y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturdu. Bu ani bağırışa hazırlıksız yakalanmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne yazdı?&rdquo; dedi Ahsen y&uuml;ksek sesle konuşmaya devam ederek. &ldquo;Anlatsana kızım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Merhaba, yazıp nasıl olduğumu sormuş,&rdquo; diye cevapladı G&ouml;ksel. &ldquo;Sana s&ouml;ylemedim ama pazartesi g&uuml;n&uuml; beni takip etti, salı da ben takip ettim; d&uuml;n akşam da mesaj attı işte. Epey sohbet ettik, sonra ben uyumaya gittim. Biraz &ouml;nce de t&uuml;naydın yazıp videomu izlediğine ve &ccedil;ok beğendiğine dair mesaj attı, senin aradığın sırada mesajlaşıyorduk yine.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Senin ben ger&ccedil;ekten sa&ccedil;ını başını yolacağım!&rdquo; diye bağırdı Ahsen. &ldquo;Takipleştiğinizi neden s&ouml;ylemiyorsun? Bostan korkuluğu muyum kızım ben?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>&ldquo;&Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir olay olmadığı i&ccedil;in s&ouml;ylemek istemedim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne demek &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir olay değil? Seninle y&uuml;z y&uuml;ze tanıştıktan sonra hesabını takip etmesi b&uuml;y&uuml;k olay değil de ne b&uuml;y&uuml;k olay? &Ccedil;ocuğun ilgisini &ccedil;ekmişsin besbelli ve sana mesaj atarak bunu kanıtlamış. Neler konuştunuz?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onun bu c&uuml;mlesi G&ouml;ksel&rsquo;i utandırdı. G&ouml;khan&rsquo;ın ilgisini &ccedil;ektiğini anlamıştı, gen&ccedil; adam da onun ilgisini &ccedil;ekiyordu fakat bunu bir başkasının ağzından duyunca utandı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Epey sohbet ettik,&rdquo; dedi G&ouml;ksel d&uuml;n akşamı hatırlayarak. &ldquo;M&uuml;zikten, tatilde neler yaptığımızdan, g&uuml;nl&uuml;k hayatımızdan, İstanbul'dan bahsettik; biraz ge&ccedil;mişten konuştuk. Mesela asker &ccedil;ocuğu olduğunu ve şehir şehir gezerek b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &ouml;ğrendim, kendi şarkılarını yaptığını s&ouml;yledi, şu an tek yaşadığından bahsetti. Yeni tanışan iki kişi nelerden konuşursa onlardan konuştuk yani.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Asker &ccedil;ocuğu muymuş?&rdquo; dedi Ahsen şaşırarak. &ldquo;&Ccedil;ok havalı be! Tek yaşıyormuş bir de. Nerede oturuyormuş?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kadık&ouml;y&rsquo;deymiş evi. Şu an tek yaşadığını s&ouml;yledi, sanki &ouml;ncesinde yaşamıyormuş gibi bir anlam &ccedil;ıkardım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;ncesinde ev arkadaşı vardı belki de. Ailesi neredeymiş?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Liseyi K&uuml;tahya&rsquo;da bitirip İstanbul&rsquo;a taşındığından bahsetti, ailesinin g&uuml;ncel konumunu bilmiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İleride &ouml;ğrenirsin. İlk akşamdan bu kadar şeyden bahsettiyse zamanla daha da a&ccedil;ılır.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;receğiz artık,&rdquo; demekle yetindi G&ouml;ksel. &ldquo;Durum b&ouml;yle bebeğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Video hakkında neler s&ouml;yledi?&rdquo; diye sordu Ahsen.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok beğendiğini s&ouml;yledi. Sanat&ccedil;ı kişiliğime karşı &ccedil;ok kibar ve destekleyici şeyler s&ouml;yl&uuml;yor ve a&ccedil;ık&ccedil;ası aşırı hoşuma gidiyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bak sen,&rdquo; dedi Ahsen g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Sanat&ccedil;ı kişiliğine olan yaklaşımı mı hoşuna gidiyor yoksa direkt G&ouml;khan mı hoşuna gidiyor?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kızarırken, &ldquo;Bu da nereden &ccedil;ıktı şimdi?&rdquo; dedi. &ldquo;Bu dediğimden bunu mu anladın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Başka bir şey mi anlamam gerekiyordu?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hi&ccedil;bir şey anlaman gerekmiyor. Daha yeni tanıştık ve birbirimiz hakkında &ouml;ğreneceğimiz &ccedil;ok şey var. Evet, ondan iyi bir enerji alıyorum fakat buna illa bir isim vermek zorunda değilim ya da bunu bir duygu olarak sınıflandırmam da gerekmiyor. Sadece s&uuml;recin tadını &ccedil;ıkarıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Elbette bunlar i&ccedil;in &ccedil;ok erken,&rdquo; dedi Ahsen ciddileşerek. &ldquo;Ben de dalga ge&ccedil;iyordum. Tabii G&ouml;khan&rsquo;ın senden etkilendiği, ilgisini &ccedil;ektiğin belli fakat bunlar tek başına hi&ccedil;bir anlama gelmez. Konuşun, sohbet edin, bir şeyler paylaşın; birbirinizi tanıyın. Dediğin gibi bu bir s&uuml;re&ccedil; ve &ouml;nemli olan da tadını &ccedil;ıkarmak. Neler olacağını hep beraber g&ouml;receğiz. Her zaman burada olduğumu aklından &ccedil;ıkarmıyorsun değil mi balım?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek, &ldquo;&Ccedil;ıkarmıyorum elbette ve bunun i&ccedil;in sana minnettarım,&rdquo; dedi i&ccedil;tenlikle. &ldquo;Gelişmelerden bahsederim. Sa&ccedil;ımın başımın yolunmasını istemiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Telefonun ucundaki Ahsen tatlı bir kahkaha attı. &ldquo;Ha ş&ouml;yle,&rdquo; dedi g&uuml;lmeye devam ederken. &ldquo;Ayağını denk al, haddini bil. Y&uuml;z y&uuml;ze g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nce daha ayrıntılı konuşuruz ama &ouml;nemli gelişmeleri haber etmeyi unutma. Şimdi konuştuğunuzu da bildiğim i&ccedil;in iyice merak ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Merakından &ccedil;atlarsın değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Valla &ccedil;atlarım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili g&uuml;l&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam o zaman,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Ben şimdi kapatayım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kapat tabii,&rdquo; dedi Ahsen anlamlı bir sesle. &ldquo;G&ouml;khan Bey&rsquo;i &ccedil;ok bekletme.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Videonun bildirimlerini takip edeceğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tabii canım, kesin video bildirimleri i&ccedil;indir. Neyse, seni bozmadan kapatayım telefonu. G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z yine.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sus kız, &ccedil;ok konuşma. Hadi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z, &ccedil;ok &ouml;p&uuml;yorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen kıkırdadı. &ldquo;Ben de &ouml;p&uuml;yorum balım. &Ccedil;av.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;r&uuml;şmeyi sonlandıran G&ouml;ksel sosyal medya hesabına girdi. Videosuna beş yeni beğeni gelmişti, beğenenlere baktıktan sonra G&ouml;khan&rsquo;ın dakikalar &ouml;nce g&ouml;nderdiği mesajı a&ccedil;tı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>İzin g&uuml;n&uuml;m olduğu i&ccedil;in akşam kafeye gitmeden &ouml;nce ev işlerini hallediyorum. Kahvaltı ettikten sonra bulaşıkları yıkadım, şimdi de &ccedil;amaşır makinesinin bitmesini bekliyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Tek yaşamak, bir evi tek başına idare etmek d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nden &ccedil;ok daha zor ve zahmetli bir işti. Evde yapılacak işler bitmek bilmezdi, &uuml;stelik G&ouml;khan haftanın altı g&uuml;n&uuml; tam zamanlı olarak bir mağazada &ccedil;alışıyordu ve G&ouml;ksel onun ne kadar yoğun olduğunu tahmin bile edemiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kolay gelsin. Ev işleri zordur, &ouml;zellikle tek yaşarken daha da zor oluyordur<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı ona g&ouml;nderdi. Araya birka&ccedil; dakika girdiği i&ccedil;in G&ouml;khan onun mesajını anında g&ouml;rmedi ama G&ouml;ksel gen&ccedil; adamın kısa s&uuml;rede kendisine d&ouml;neceğini bilerek konuşma sayfasından ayrıldı. O esnada bir yeni bildirim geldi. Meraklanan G&ouml;ksel bildirimler sekmesine girince videosuna yapılan yeni bir yorum olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Videoyu Ahsen yapmıştı ve ş&ouml;yle yazmıştı:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bu muhteşem videoyu izleyene kadar İstanbul&rsquo;un bu kadar g&uuml;zel olduğunu fark etmemiştim. Harika bir iş &ccedil;ıkarmışsın, bir dakikalık videodan daha &ccedil;ok şehri tanıtmak i&ccedil;in &ccedil;ekilmiş bir kısa filme benziyor. Bayıldım, ellerine sağlık bal peteğim.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen yorumunun sonuna bir de sarı kalp emojisi koymuştu. Onun bu tatlı yorumunu okuyan G&ouml;ksel geniş&ccedil;e g&uuml;l&uuml;msedi ve i&ccedil;inin sıcacık olduğunu hissetti. Ahsen onu arayıp &ouml;vg&uuml; dolu bir s&uuml;r&uuml; şey s&ouml;ylemesine rağmen herkesin g&ouml;rebileceği şekilde yorum yaparak sosyal medyadan da dostuna destek olmayı da ihmal etmemişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir s&uuml;re tatlı tatlı sırıttıktan sonra arkadaşına cevap yazdı:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kibar ve motive edici c&uuml;mlelerin i&ccedil;in &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim bebeğim, beğenmene &ccedil;ok sevindim.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Yorumunun sonuna kahverengi bir kalp koyup yorumunu paylaştı. Kahverengi de Ahsen&rsquo;in en sevdiği renklerden biriydi ve kahverengi kalp emojisini de fazlasıyla kullanıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Keyfi tavan yapan G&ouml;ksel ekranın &uuml;st&uuml;nde yeni bir bildirim g&ouml;r&uuml;nce dikkatini oraya odakladı. Tıpkı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; gibi G&ouml;khan mesajını kısa s&uuml;rede g&ouml;r&uuml;p ona cevap vermişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sağ olasın. Alıştığım i&ccedil;in zorluğuna kolaylığına bakmadan hallediyorum bir şekilde. Okul zamanları bir ev arkadaşım var ama tatillerde aile evine d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in birka&ccedil; ay her şeyi ben yapıyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın bu mesajını okuyunca kaşlarını kaldırdı. G&ouml;khan&rsquo;ın bir ev arkadaşı olduğunu ama tatillerde aile evine gidebileceğini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmediği i&ccedil;in şaşırdı. Ev arkadaşı aile evine gidiyordu, peki ya G&ouml;khan?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Okul zamanları işin daha kolay oluyordur o zaman. Sen 12 ay burada mısın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadın onun ağzını aradığı bu mesajı G&ouml;khan&rsquo;a g&ouml;nderdiğinde G&ouml;khan mesajını saniyesinde g&ouml;rd&uuml;. Kalp atışlarının hızlandığını hisseden G&ouml;ksel yutkundu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, buradayım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Yani bu aile evine gitmediği anlamına mı geliyordu? <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&ldquo;Genel olarak sanat alanında eğitim veren &uuml;niversite sayısı az, kontenjanları da sınırlı. İnsanımız sanatı hor g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, &ccedil;ocukları da bu alanda eğitim almasın istediği i&ccedil;in maalesef bu alanlara talep &ccedil;ok az oluyor.&rdquo;<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>&ldquo;&Ccedil;ok haklısınız. Yeni nesille beraber bu durumun d&uuml;zeleceğini umuyorum. Gen&ccedil;ler arasında sanata ilgi duyan fazlasıyla kişi var ve bir şekilde ailelerine bunu kabul ettirenlerin sayısı da zamanla artacaktır diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, b&ouml;yle olmasını da istiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onunla bu konuşmayı ger&ccedil;ekleştirirken G&ouml;khan&rsquo;ın y&uuml;z&uuml;nden ge&ccedil;en h&uuml;z&uuml;n ifadesini hatırladı. Bunu kendisinin uydurduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml; ama şimdi belki de uydurmadığını, G&ouml;khan&rsquo;ın bir saniyeliğine de olsa ger&ccedil;ekten h&uuml;z&uuml;nlendiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Belki arada ziyaret ediyordur ama gidip uzun s&uuml;reli kalmıyordur,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Bu konuyu &ccedil;ok merak etmişti ama &ccedil;ok &ouml;zel ve ince bir mesele olduğu i&ccedil;in sormayacaktı. Eğer gen&ccedil; adam anlatmak isterse anlatırdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Arkadaşın normalde nerede yaşıyor? Biraz ondan bahsetmek ister misin?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel konuyu değiştirip yine merak ettiği bir başka konuyu a&ccedil;tı. G&ouml;khan&rsquo;ın ev arkadaşı olduğunu s&ouml;ylemesi ilgisini &ccedil;ekmişti. Gen&ccedil; adam da her zamanki gibi sorusuna i&ccedil;tenlikle ve ayrıntılardan bahsederek cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bahsedeyim: İsmi Yağız, yaşıtız ve hatta aynı burcuz. Konservatuvar se&ccedil;melerinin olduğu g&uuml;n tanıştık. Daha ilk dakikadan onunla &ccedil;ok iyi arkadaş olacağımı hissetmiştim ve o da b&ouml;yle hissettiğini s&ouml;yledi. O g&uuml;n birbirimizin numarasını aldık ve sonu&ccedil;lar a&ccedil;ıklanana kadar da iletişimde kaldık. Sonu&ccedil;ların a&ccedil;ıklandığı g&uuml;n ikimiz de se&ccedil;ildiğimizi &ouml;ğrendik, sonra da şimdi yaşadığımız evi tuttuk; 3 senedir de beraber yaşıyoruz. Kendisi en yakın arkadaşım olur, tanıdığım en &ouml;zel insanlardan birisi ve yollarımız kesiştiği i&ccedil;in &ccedil;ok mutluyum. Normalde Balıkesir&rsquo;de ailesiyle beraber yaşıyor. D&uuml;nya tatlısı bir ailesi var ve ben de bu 3 senelik s&uuml;re&ccedil;te pek &ccedil;ok kez Balıkesir&rsquo;e gidip evlerinde kaldım, onlarla vakit ge&ccedil;irdim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bu uzun mesajı y&uuml;z&uuml;nde tatlı bir g&uuml;l&uuml;msemeyle okudu. G&ouml;khan duygularını, d&uuml;ş&uuml;ncelerini dillendirmekten &ccedil;ekinmeyen, bu konuda a&ccedil;ık olan biriydi ve onun bu tavrından G&ouml;ksel hoşlanmıştı. Toplumda duygularını g&ouml;stermemek hatta duygulara sahip olmamak konusunda erkeklere dayatılan korkun&ccedil; bir baskı vardı fakat G&ouml;khan bunları aşmış biri olduğunu belli ediyordu. &Ouml;zellikle i&ccedil;inde yaşadıkları toplumu g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınca G&ouml;ksel bunun son derece zor ve cesaret gerektiren bir eylem olduğunu biliyordu ve bunu başardığı i&ccedil;in ona saygı duydu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ona ne kadar değer verdiğin bu mesajdan bile anlaşılıyor. Hakkında bu kadar iyi ve g&uuml;zel d&uuml;ş&uuml;nebileceğimiz dostlara &ccedil;ok nadir sahip oluyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar &ccedil;oğu zaman hayal kırıklığı olmaktan &ouml;teye gidemiyor ne yazık ki. Ger&ccedil;ek bir dosta sahip olman &ccedil;ok g&uuml;zel. İnsanın ger&ccedil;ek bir dostu varken başka hi&ccedil; kimseye ihtiyacı olmuyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın samimiyetinin kendisine de ge&ccedil;tiğini fark eden G&ouml;ksel, son derece i&ccedil;ten bir tavırla yazdığı bu mesajı ona g&ouml;nderdi. Bu konulardan genelde bu kadar erken bahsetmezdi ama karşısındaki kişi sayesinde normalde olduğundan daha &ccedil;abuk a&ccedil;ılıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>O kadar haklısın ki. &Ccedil;oğu insanın hayal kırıklığı olduğu bu d&uuml;nyada ger&ccedil;ek dostlara sahip olmak benim i&ccedil;in bir elmasa sahip olmaktan &ccedil;ok daha kıymetli. Senin de var mı b&ouml;yle dostların? B&ouml;yle konuştuğuna g&ouml;re var<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Y&uuml;z&uuml;ndeki geniş g&uuml;l&uuml;msemeyle birlikte ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, var hatta kendisiyle tanıştın da; Ahsen en yakın arkadaşımdır. Ge&ccedil;en cumartesi yanımızda olan ama seninle karşılaşmadan &ouml;nce vedalaştığımız iki kişi de &ccedil;ok değer verdiğim arkadaşlarımdandır<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Videosuna bir yeni yorum yapıldığına dair bir bildirim alan G&ouml;ksel, konuşma sayfasından &ccedil;ıkıp videosunu a&ccedil;tı. Videosuna yorum yapan kişi Akın&rsquo;dı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tek kelimeyle muhteşem. Videoyu &ccedil;ekip d&uuml;zenleyen eline koluna sağlık, kusursuz bir iş &ccedil;ıkarmışsın.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun &ouml;vg&uuml; dolu bu yorumunu okuyan G&ouml;ksel g&uuml;ld&uuml;. Akın muhteşem bir fotoğraf&ccedil;ı olmasının yanında video &ccedil;ekip d&uuml;zenleme konusunda da tam bir ustaydı. G&ouml;ksel ondan &ccedil;ok şey &ouml;ğrenmişti ve bir noktada onu hocası olarak g&ouml;r&uuml;yordu. Bu y&uuml;zden Akın&rsquo;dan b&ouml;yle laflar duymak onun i&ccedil;in gurur vericiydi. Akın bir işi kolay kolay beğenmez, her şeye bir kulp takardı ama G&ouml;ksel&rsquo;in videosuna <i>kusursuz</i> yorumunda bulunması bu işi ne kadar beğendiğini ve aynı zamanda G&ouml;ksel&rsquo;in videosunun ne kadar &uuml;st d&uuml;zey bir iş olduğunu g&ouml;steriyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ğs&uuml; kabaran G&ouml;ksel ona cevap verdi: <i>&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim, bu iltifatları senden duymak benim i&ccedil;in değerli. Beğenmene &ccedil;ok sevindim.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Videoyu paylaşmasının &uuml;st&uuml;nden kısa bir s&uuml;re ge&ccedil;mesine rağmen arkadaşlarından bu kadar g&uuml;zel geri d&ouml;n&uuml;şler almak onu inanılmaz sevindirdi, aynı zamanda, &ldquo;Neden daha &ouml;nce paylaşmadım?&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nmesine yol a&ccedil;tı. G&ouml;ksel videosunun basit bir iş olduğunu, paylaşılmaya değer olmadığını d&uuml;ş&uuml;nerek yine kendisine haksızlık etmişti ama &ouml;yle olmadığını arkadaşlarından gelen yorumlar sonucunda daha iyi idrak etmişti. Ge&ccedil; olsun g&uuml;&ccedil; olmasın, diye d&uuml;ş&uuml;nerek G&ouml;khan&rsquo;la konuşmasını geri a&ccedil;tı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ahsen&rsquo;le &ccedil;ok yakın olduğunuz her h&acirc;linizden belli oluyordu, bu y&uuml;zden şaşırmadım. Diğer iki kişiyi sahne alırken arkadan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; anımsıyorum hatta bir tanesi &ccedil;ok uzun duruyordu. Yanlış hatırlamıyorsam senin karşında oturuyordu<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın masalarına kısa bir s&uuml;re baktığını biliyordu fakat bu kadar dikkatli olmasına şaşırdı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Doğru hatırlıyorsun ve bahsettiğin kişi Şevval, kendisi 1,75 metrelik boyuyla ger&ccedil;ekten de uzundur. Ahsen&rsquo;in sınıftan &ccedil;ok yakın bir arkadaşı, iki seneyi aşkındır ben de tanıyorum ve birlikte zaman ge&ccedil;iriyoruz. D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; ve son kişi de Sinem, o da benim sınıftan yakın bir arkadaşım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Arkadaş grubundan bahsettiği bu mesajı ona g&ouml;nderdi. G&ouml;khan kadar ayrıntı vermemişti -gen&ccedil; adam bunu yapmasını da istememişti- ama yeni tanıştığı biriyle konuştuğu ve normalde ne kadar mesafeli olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;nce bu kadar bahsetmesi bile g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş bir olay değildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Uzunmuş cidden. Sen ve Ahsen de kısa değilsiniz ama sizin yanınızda bile daha yapılı duruyordu. Senin boyun ka&ccedil;?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın bu sorusu G&ouml;ksel&rsquo;i şaşırttı. Konunun kendi boyuna geleceğini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmemişti. Kendi kendine g&uuml;lerek ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>1,68&rsquo;im, sen?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ge&ccedil;en hafta onu kafede g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde boyunu merak etmişti ve bug&uuml;n G&ouml;khan&rsquo;ın bu konuyu a&ccedil;masına, ona da bu soruyu soracak fırsatı vermesine sevindi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Daha uzun duruyorsun. En az 1,70 olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;m<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben de 1,81&rsquo;im<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">İkilinin arasındaki boy farkını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce G&ouml;khan tam da G&ouml;ksel&rsquo;in beklediği boylardaydı hatta geniş omuzları ve uzun, ince bacakları G&ouml;ksel&rsquo;e onun daha uzun olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. Gen&ccedil; adam kilolu biri değildi ama kalıplı olduğu da su g&ouml;t&uuml;rmez bir ger&ccedil;ekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>O g&uuml;n giydiğim spor ayakkabıların topukları biraz y&uuml;ksek, ondandır<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel boyundan memnundu ama biraz daha uzun olsaydı buna kesinlikle hayır demezdi; bu y&uuml;zden bazı ayakkabılarını biraz topuklu alıp 1,70&rsquo;in &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkmayı seviyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Şimdi anlaşıldı ama 1,68 de kısa bir boy değil, &ouml;zellikle T&uuml;rkiye ortalamasını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona bu mesajı g&ouml;ndermişti ki &ccedil;amaşır makinesinin bittiğini haber veren sesini duydu. Gen&ccedil; adam koltuktan kalkarken G&ouml;ksel&rsquo;e ikinci bir mesaj yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Makine bitti, &ccedil;amaşırları serip hemen d&ouml;nerim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ekranını kilitlediği telefonunu salonda bırakıp banyoya y&uuml;r&uuml;d&uuml;. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir banyoları vardı ama &ccedil;amaşır makinesi i&ccedil;in k&ouml;şede kullanışlı bir alan oluşturulduğu i&ccedil;in makine i&ccedil;eride neredeyse hi&ccedil; alan kaplamıyordu, kirli sepetini de makine &uuml;st&uuml;ne koyarak onun da ekstra yer kaplamasının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mişlerdi. Yaşadıkları ev k&uuml;&ccedil;&uuml;k olunca hem G&ouml;khan hem de Yağız eşyalarını sığdıracak ve minimum alan kaplayacak yerler bulma konusunda epey başarı g&ouml;stermişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">30 derecede yıkadığı renkli &ccedil;amaşırları mavi &ccedil;amaşır sepetine doldurduktan sonra ağır sepeti kucaklayarak banyodan &ccedil;ıktı. Havanın sıcak olmasına g&uuml;venerek bu akşam sahnede giymeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; gri pantolonu da yıkamıştı. Saatler şimdi &ouml;ğlen biri g&ouml;steriyordu, evden akşam altıdan sonra &ccedil;ıkıyordu ve bu beş saatlik s&uuml;re&ccedil;te pantolonun kurumasını umdu. Kurumazsa da bir başka pantolon giyebilirdi ama bug&uuml;n i&ccedil;in hazırladığı kombini değiştirmek istemiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Salona geri d&ouml;n&uuml;p doğrudan balkona y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Oturdukları evin ortalama b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kte g&uuml;zel ve ferah bir balkonu vardı, G&ouml;khan bazı yaz akşamlarında burada oturup kitap okumaktan, bir şeyler izlemekten ya da m&uuml;zik dinlemekten keyif alıyordu. Yazın evde &ccedil;oğunlukla tek olduğu i&ccedil;in burası onun kafa dinleme yeriydi, tabii bir de &ccedil;amaşır asma g&ouml;revini &uuml;stlenmiş durumdaydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yağız&rsquo;la beraber balkonun iki kenarındaki demirlere bağladıkları iki &ccedil;amaşır ipine &ccedil;amaşırlarını sermeye giriştiğinde bir şarkı mırıldanmaya başladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne giyerse giderdi hoşuma / &Ouml;yle tatlı bela ki başıma / Darlamasa bir de her durumda / &Ouml;yle bir seveceğim ki sonra&hellip;&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Son zamanlarda bu şarkıyı &ccedil;ok sık dinliyor, dinlerken de eşlik ediyordu; bunun G&ouml;ksel sayesinde olduğunun gayet farkındaydı ve bundan hi&ccedil; şikayet&ccedil;i değildi hatta hoşnuttu. Bir m&uuml;zisyen ve b&uuml;y&uuml;k bir m&uuml;ziksever olarak anısı olan, anlam y&uuml;klediği, bağ kurduğu onlarca şarkı vardı ve <i>Giderdi Hoşuma</i> da G&ouml;ksel sayesinde o şarkıların arasına eklenmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şarkıyı s&ouml;yleyerek &ccedil;amaşırları serdikten sonra sepeti balkonda bırakıp salona d&ouml;nd&uuml;. Telefonunu eline aldığında G&ouml;ksel&rsquo;in cevap yazdığını g&ouml;rd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, ortalamanın biraz &uuml;st&uuml;ndeyim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kolay gelsin<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ekrana g&uuml;l&uuml;mseyerek baktı. Gen&ccedil; kadının kibarlığını seviyordu. G&ouml;ksel&rsquo;in kibarlığı kabalıktan da kaba insanlardan da hi&ccedil; hoşlanmayan G&ouml;khan&rsquo;ı mıknatıs gibi &ccedil;ekiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Teşekk&uuml;r ederim, hallettim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sen ne yapıyorsun şimdi?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona cevap yazdı ve tam da beklediği gibi mesajı hemen g&ouml;r&uuml;lmedi. O sırada G&ouml;ksel bilgisayarından haber okumakla meşguld&uuml;. Gen&ccedil; kadın sosyal medya platformlarından yalnızca Instagram&rsquo;ı kullandığı i&ccedil;in haberleri sosyal medyadan takip edemiyordu, bunun i&ccedil;in Google&rsquo;dan yararlanıyordu ve &ouml;zellikle &ouml;ne &ccedil;ıkan haberleri okuyup g&uuml;ndemden uzak kalmıyordu. &Uuml;lke g&uuml;ndemini g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e canı fazlasıyla sıkılsa ve bazen bir s&uuml;re g&uuml;ndemden uzak dursa da sonunda kendini yine haber sitelerinde haberleri okurken buluyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&Ouml;ne &ccedil;ıkan birka&ccedil; haberi okuyup ekonomi hakkında son g&uuml;ncellemeleri de &ouml;ğrendikten sonra yine canı sıkılmış bir şekilde siteyi kapattı. Bu artık onun i&ccedil;in bir kısır d&ouml;ng&uuml; h&acirc;line gelmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Telefonunu eline aldığında G&ouml;khan&rsquo;ın iki dakika &ouml;nce kendisine cevap verdiğini g&ouml;rerek konuşmalarını a&ccedil;tı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Haberlere bir bakayım dedim, tadım ka&ccedil;mış bir şekilde siteden ayrıldım; her zamanki gibi<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Son derece d&uuml;r&uuml;st ve i&ccedil;ten bir dille yazdığı bu mesajı ona g&ouml;nderdikten sadece saniyeler sonra G&ouml;khan mesajı g&ouml;rd&uuml;. Onun bu tavrının genel mi yoksa kendisine &ouml;zel mi olduğunu merak etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bu g&uuml;ndem karşısında tadı ka&ccedil;mayan var mıdır ki? Ben akıl sağlığım i&ccedil;in nadiren haber okuyorum, g&uuml;ndeme ne kadar az maruz kalsam o kadar iyi. &Ccedil;ok &ouml;nemli bir şey olursa kulağıma geliyor zaten<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;la bu konuda aynı şekilde d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in rahatlayarak ona cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Seninle daha fazla aynı fikirde olamazdım. Ben de, artık haber falan okumayacağım, desem de yine kendimi okurken buluyorum. G&uuml;ndemi takip etsem ayrı dert, etmesem ayrı dert. Tadımın ka&ccedil;masına alıştığım i&ccedil;in o kadar sorun yaratmıyor sanırım, alışkanlık oldu<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel sehpanın &uuml;st&uuml;ndeki b&uuml;y&uuml;k bardaktan biraz su i&ccedil;erken G&ouml;khan da gen&ccedil; kadına cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Haklısın, hepimiz alıştık. Sen yine de g&uuml;ndeme fazla maruz kalma, durduk yere canın sıkılmasın<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Virg&uuml;lden sonraki kısım G&ouml;ksel&rsquo;i g&uuml;l&uuml;msetti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Siteyi kapattım zaten. &Ouml;zellikle ilk videomu paylaşıp g&uuml;zel geri d&ouml;n&uuml;şler aldığım bug&uuml;n keyfimin ka&ccedil;masını hi&ccedil; istemiyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bug&uuml;n onun i&ccedil;in ger&ccedil;ekten de g&uuml;zel bir g&uuml;nd&uuml; ve b&ouml;yle devam etmesini istiyordu. Yeni tanıştığı G&ouml;khan&rsquo;dan, en yakın arkadaşı Ahsen&rsquo;den ve &ccedil;ok yakın bir arkadaşı, aynı zamanda alanıyla ilgili &ccedil;ok şey &ouml;ğrendiği Akın&rsquo;dan videosu hakkında &ccedil;ok g&uuml;zel yorumlar duymuştu; kendisini muhteşem hissediyordu ve bunun tadını &ccedil;ıkarmak istiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bu ilk videon muydu? &Ccedil;ektiğin ilk video olamaz diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, paylaştığın ilk video olsa gerek, değil mi?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın mesajındaki şaşkınlığı hissedince g&uuml;ld&uuml;. Gen&ccedil; adam onun yaptığı işleri takdir ediyordu ve sadece bir anlığına da olsa bunun G&ouml;ksel&rsquo;in &ccedil;ektiği ilk video olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmek onun aklını başından aldı. Video &ccedil;ok &uuml;st d&uuml;zey bir işti ve G&ouml;ksel bile b&ouml;yle bir videoyu ancak uzun yıllar kazandığı deneyimler sonucunda &ccedil;ekebilirdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, hesabımda paylaştığım ilk video. Fotoğrafa videodan daha yakın olsam da ve fotoğraf &ccedil;ekmeyi daha &ccedil;ok sevsem de şimdiye kadar bir s&uuml;r&uuml; video &ccedil;ekip d&uuml;zenlemelerini yaptım. Bu video bu yıl i&ccedil;inde &ccedil;ektiğim videolardan oluşuyor, arkasında uzun bir video ge&ccedil;mişi ve &uuml;&ccedil; yıllık lisans eğitimi yatıyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan gibi o da kendisinden uzun uzun bahsetmeye başlamıştı ama bunun farkında olmadan mesajı ona g&ouml;nderdi. Bir kişinin insan ilişkilerinde karakteri &ouml;nemli bir yere sahip olsa da karşıdaki insanın karakteri de bir o kadar &ouml;nemli bir yere sahipti ve karşı tarafın konuşma şekli, tavırları, enerjisi ve tutumu ilişkinin temellerini oluşturan asıl şeydi. İki taraf da aynı yaklaşımı sergilediğinde ilişki gelişiyor ve zamanla da g&uuml;&ccedil;leniyordu; aynı şekilde bu durumun tam tersi de yaşanabiliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Videolarda yeteneğin a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor fakat tecr&uuml;ben ve donanımın da belli oluyor. İlerleyen zamanlarda daha &ccedil;ok video &ccedil;ekip paylaşmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor musun? Bence kesinlikle d&uuml;ş&uuml;nmelisin<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı okuyan G&ouml;ksel&rsquo;in y&uuml;z&uuml;nde memnun bir ifade belirdi. G&ouml;khan&rsquo;ın kendisine karşı bu kadar kibar, destekleyici ve motive edici s&ouml;zler s&ouml;ylemesinden hoşlanıyordu. Gen&ccedil; adamın verdiği desteğin onda birini vermeyen yakınları olmuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim, sen b&ouml;yle dedik&ccedil;e motivem artıyor ve evet, ileride daha &ccedil;ok video paylaşmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Hesabım fotoğraf ağırlıklı olmaya devam edecek ama arada videolar da paylaşmak, hesaba hareket katmak istiyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Videosuna gelen yeni bildirimlere bakmak i&ccedil;in mesaj sayfasından ayrıldı. Beş yeni beğenisi ve bir yeni yorumu vardı. Takip&ccedil;ilerinden biri, &ldquo;&Ccedil;ok başarılı&rdquo; yazıp sonuna alkış emojisi eklemişti. Geniş&ccedil;e g&uuml;l&uuml;mseyen gen&ccedil; fotoğraf&ccedil;ı onun yorumunu beğendikten sonra, &ldquo;Teşekk&uuml;r ederim&rdquo; diye cevap verdi. Kısa s&uuml;rede aldığı bu g&uuml;zel geri d&ouml;n&uuml;şler onun i&ccedil;ini kıpır kıpır yapmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan cevap yazınca gen&ccedil; adamla konuşmasına geri d&ouml;nd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Rica ederim, ben yalnızca ger&ccedil;ekleri s&ouml;yl&uuml;yorum. Hem yeni videoları hem de fotoğrafları merakla bekliyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>İlgin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim. Sen de biraz kendi eserlerinden bahsetmek ister misin? Hep benden konuşmayalım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel, G&ouml;khan&rsquo;ın sanat&ccedil;ı kişiliğini ve ortaya koyduğu m&uuml;zik eserlerini merak ediyordu. G&ouml;khan&rsquo;ın gen&ccedil; yaşına rağmen ne kadar &uuml;st d&uuml;zey bir gitarist olduğunu ve &ccedil;ok iyi şarkı s&ouml;ylediğini biliyordu; onun gibi iyi, &uuml;stelik bu alanda eğitimli bir m&uuml;zisyenin ortaya koyacağı eserleri de h&acirc;liyle merak ediyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bahsedecek &ccedil;ok fazla bir şey hen&uuml;z yok ama olanlardan bahsedebilirim. Gitar &ccedil;almaya başlamadan birka&ccedil; ay &ouml;nce şarkılar yazmaya başlayan biri olarak bu konuda &ccedil;ok uzun bir ge&ccedil;mişim olduğunu s&ouml;yleyebilirim fakat yaşımı g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alacak olursak yazdığım şeylerin olduk&ccedil;a amat&ouml;r ve bazılarının utandırıcı bile olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz. Gitar &ccedil;almayı epey epey &ouml;ğrendikten sonra kendi bestelerimi de yapmaya başladım ve zamanla bunlar &uuml;zerinde &ccedil;alışarak geliştirdim; şu anda da demo h&acirc;linde epey bestem var ve hepsi tamamlanmayı bekliyor. Hen&uuml;z tam anlamıyla bitmiş şarkılarım yok fakat bu yaz en azından birka&ccedil; tanesini bitirmek istiyorum. Bu d&ouml;nem t&uuml;m ilgimi bir şarkı &uuml;zerinde yoğunlaştırdım, s&ouml;zlerini ve bestesini yazmakla uğraşıyorum. Onu bitirdikten sonra da yine tek bir şarkıya odaklanarak devam edeceğim ve bu şekilde yarım kalan projeleri tamamlayacağım. En azından şimdilik b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bir g&uuml;n kendi m&uuml;ziğimi yayımladığımda bunun &uuml;st d&uuml;zey bir iş olduğundan emin olmak istiyorum ve t&uuml;m &ccedil;abam bunun i&ccedil;in. Hen&uuml;z yaşım &ccedil;ok gen&ccedil;, bir şeyler yayımlamak i&ccedil;in aceleci davranıp seneler sonra onlara burun kıvırmaktansa sanat&ccedil;ı kişiliğime ve sanatıma geniş bir zaman verip hem s&uuml;recin tadını &ccedil;ıkarıyorum hem de kendimi geliştiriyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın g&ouml;nderdiği bu mesaj son derece uzundu fakat G&ouml;ksel her satırını ilgiyle okudu. İfade g&uuml;c&uuml; gelişmiş gen&ccedil; adam kendisini &ccedil;ok iyi ifade etmişti ve bunu her zamanki gibi i&ccedil;ten bir şekilde yapmıştı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>En iyisini yapıyorsun. Bu kadar gen&ccedil;ken ve &ouml;n&uuml;nde y&uuml;r&uuml;yeceğin upuzun bir yol varken acele etmene hi&ccedil; gerek yok; yaz, bestele, &ccedil;al, dinle, beğen ya da beğenme, değiştir, geliştir. Sanat&ccedil;ının tatmin etmesi gereken ilk kişinin kendisi olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum ve sen de kendini ne zaman tatmin edersen o zaman sanatını ilgilisine sunabilirsin<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Yazdığı mesajı okuduktan sonra ona g&ouml;nderdi ve mesajı &ccedil;oğu zaman olduğu gibi saniyesinde g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. Başka erkeklerle konuşmaya başladığı ilk g&uuml;nlerde aynı ilgiyi onlardan da g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; fakat G&ouml;khan&rsquo;da farklı bir şeyler vardı; gen&ccedil; adamla sanat gibi, &uuml;stelik m&uuml;zik, ilgisini &ccedil;eken bir konu hakkında konuşuyordu, ikili birbirine sanatlarından bahsediyordu ve G&ouml;ksel bu sohbetten son derece keyif alıyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Mesajı okurken ben yazdım sandım, tıpatıp aynı şekilde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum ve kendimi tatmin etmek i&ccedil;in s&ouml;ylediğin adımları takip ediyorum. Bir başka sanat&ccedil;ının da b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bilmek &ccedil;ok iyi hissettirdi, konuştuğumuz &ccedil;oğu konuda aynı fikirde olduğumuzu bilmek de &ouml;yle. Sağ ol G&ouml;k<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Kaşları yukarı kalkan G&ouml;ksel&rsquo;in y&uuml;z&uuml;n&uuml; utanga&ccedil; bir g&uuml;l&uuml;mseme s&uuml;sledi. Bu ani c&uuml;mle karşısında utansa da bunu duymaktan memnun olmuştu &ccedil;&uuml;nk&uuml; kendisi de aynı şekilde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu, G&ouml;khan&rsquo;ın aksine bunu ilk kez dile getirecek cesareti yoktu sadece.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben de &ouml;yle hissediyorum ve sen de sağ ol G&ouml;k<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajın son kelimesine mesajı yazan G&ouml;ksel g&uuml;ld&uuml;, mesajı okuyan G&ouml;khan g&uuml;ld&uuml;. İsim benzerliği ve lakap ikizliği konusunda sahip oldukları bu ortak noktanın ikisi de farkındaydı ve bunu biraz garipseseler de bu durum hoşlarına gitmiyor da değildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Lakaplarıyla pişti olan ilk ve tek ikili biziz muhtemelen. İsminin bir &ouml;yk&uuml;s&uuml; var mı? Ailen neden bu adı se&ccedil;miş?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun ilk c&uuml;mlesini okuyan G&ouml;ksel g&uuml;lmeye devam etti. <i>Pişti Lakaplılar</i>. Onunla kendisini b&ouml;yle adlandırabilirdi. Bu durum ve isim hem komikti hem de bir anlamı vardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>O h&acirc;lde kendimize &ldquo;Pişti Lakaplılar&rdquo; diyebiliriz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, ismimin &ccedil;ok sevdiğim bir &ouml;yk&uuml;s&uuml; var. Benden beş yaş b&uuml;y&uuml;k bir ağabeyim var, adı Giray. Annem bana hamile olduğunu &ouml;ğrendiğinde ağabeyimle benzer bir isim koymayı istemiş, babam da bunun &ccedil;ok g&uuml;zel bir fikir olduğunu s&ouml;ylemiş ve isim arayışına girmişler. G&ouml;k&rsquo;le başlayan bir isim koymaya karar vermişler, G&ouml;k&ccedil;e&rsquo;yle G&ouml;ksel arasında kalmışlar ve karar vermek i&ccedil;in doğumumu beklemişler. Doğum g&uuml;n&uuml;m gelip &ccedil;atmış, aralık ayına rağmen hava a&ccedil;ık ve g&ouml;k masmaviymiş. Sapsarı sa&ccedil;larım ve kocaman mavi g&ouml;zlerimle hayatlarına girdiğimde adıma da karar vermişler. G&ouml;zlerim g&ouml;ğ&uuml;n rengindeymiş, sa&ccedil;larım g&uuml;neşi ve beyaz y&uuml;z&uuml;m pamuğa benzeyen bulutları anımsatıyormuş -ki babam k&uuml;&ccedil;&uuml;kken pamuk gibi yumuşacık olduğumu da s&ouml;yler. Bunlara ek olarak G&ouml;ksel hem annemin adı G&uuml;zin&rsquo;le hem de ağabeyimin adı Giray&rsquo;la uyumlu bir isim, babamın adı da Engin ve benim hayatım da g&ouml;kle ilgili her şey gibi engin olsun diye adımı G&ouml;ksel koymuşlar. G&ouml;ksel; g&ouml;kle ilgili, semavi anlamlarına geliyor ve hem ismimi hem de ardında yatan bu g&uuml;zel &ouml;yk&uuml;y&uuml; seviyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bu &ouml;yk&uuml;den ne zaman bahsetse i&ccedil;i sıcacık olan G&ouml;ksel bu mesajı yazarken de aynı sıcaklığı kalbinde hissetti ve yumuşacık olmuş bir şekilde mesajı G&ouml;khan&rsquo;a g&ouml;nderdi. Hi&ccedil; ş&uuml;phe yoktu ki ailesi gen&ccedil; kadının bu hayatta en değer verdiği şeydi ve b&ouml;ylesine g&uuml;zel bir ailesi olduğu i&ccedil;in kendisini &ccedil;ok şanslı hissediyor, bunun i&ccedil;in ş&uuml;krediyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Hahaha, &ccedil;ok sevdim ve bence de diyebiliriz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ikinci mesajını G&ouml;ksel&rsquo;in isminin &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml; anlattığı mesajı alıntılayarak yazdı:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Vay, ger&ccedil;ekten &ccedil;ok g&uuml;zel bir &ouml;yk&uuml;s&uuml; varmış ve d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce &ccedil;ok anlamlı. G&ouml;kle ilgili her şey gibi engin bir hayatının olmasını istemeleri ne kadar ince d&uuml;ş&uuml;nceli insanlar olduğunu kanıtlıyor, g&uuml;zel d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şler. G&ouml;ksel de &ccedil;ok g&uuml;zel bir isim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek onu cevapladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, &ouml;ylelerdir ve teşekk&uuml;r ederim. Senin isminin bir &ouml;yk&uuml;s&uuml; var mı?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona cevap yazmaya başladığında gen&ccedil; kadın uzun bir şeyin geleceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ve beklediği gibi G&ouml;khan ona uzun bir mesaj g&ouml;nderdi. Onun isminin de bir &ouml;yk&uuml;s&uuml; olduğuna sevinerek merakla gen&ccedil; adamın mesajını okudu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, var. Babam milliyet&ccedil;i bir adam, ailesi de &ouml;yle hatta bu durum onun asker olmasında &ouml;nemli bir rol de oynamış. Babamın adı G&ouml;ktuğ eski T&uuml;rkler d&ouml;neminden kalma bir isim; anlamları Tanrı&rsquo;dan tuğ almış, Tanrı&rsquo;nın y&ouml;netme g&uuml;c&uuml; verdiği kişi demek. Annemin adı Hande, soyadımız da Uygur biliyorsun ve Uygurlar da eski T&uuml;rkler. Annemle babam bir oğulları olacağını &ouml;ğrendiklerinde babam adıma direkt karar vermiş. G&ouml;khan, eski T&uuml;rklerde g&ouml;k Tanrısı demek, babamın ismiyle benzer ve ilgi &ccedil;ekici bir &ouml;zelliği daha var: Babamla annemin isimlerinin ilk &uuml;&ccedil; harfinin birleşiminden oluşuyor. &Ccedil;ocuklar bir yarısını anneden, diğer yarısını da babadan alır ve onlar ismimin de aynı şekilde olmasını istemişler<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel az &ouml;nce hissettiği sıcaklığı tekrardan hissetti. Bu &ccedil;ok tatlı bir &ouml;yk&uuml;yd&uuml;. Ona i&ccedil;inden ne ge&ccedil;iyorsa filtrelemeden yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>İ&ccedil;im sıcacık oldu şu an. Adının &ccedil;ok şirin bir &ouml;yk&uuml;s&uuml; varmış, &ouml;zellikle adının onların isimlerinin birleşimi olması &ccedil;ok &ccedil;ok tatlı. Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok iyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şler. G&ouml;khan g&uuml;zel bir isim, &ouml;yk&uuml;s&uuml; de g&uuml;zelmiş<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; adamdan hızlı bir cevap geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Teşekk&uuml;r ederim, adımı ben de severim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bu kısa cevaptan sonra konuyu dağıtmadan konuşmaya devam etmek istedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Babanın r&uuml;tbesi ne?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;dan cevap gelmeden &ouml;nce bir yudum daha su i&ccedil;ti. &Ouml;ğlen olmasıyla beraber hava sıcaklığı yine katlanılmaz derecelere ulaşmıştı ve g&uuml;neş alan salon da gittik&ccedil;e ısınıyordu. Az sonra sıcağa dayanamayıp klimayı a&ccedil;acağını bilse de bunu şimdilik erteledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yarbay oldu<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel şaşkınlık bildiren bir ses &ccedil;ıkardı. Asker&icirc; r&uuml;tbeleri &ccedil;ok bilmiyordu ama yarbayın y&uuml;ksek bir r&uuml;tbe olduğundan da haberi vardı ve bu kadar y&uuml;ksek bir r&uuml;tbe duymayı beklemiyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bayağı r&uuml;tbeliymiş<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajına kaşlarını &ccedil;atarak baksa da yazacak daha iyi bir şey bulamadı ve mesajı g&ouml;nderdi. Neyse ki G&ouml;khan ona yardımcı oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, binbaşının bir &uuml;st&uuml; ve epey kıdemli bir r&uuml;tbe. Babam Harp Okulu mezunu, h&acirc;l ve hareketleriyle tam bir asker olarak yetişmiş biri; tuttuğunu koparan bir adam da olunca askerlik tam da onun mesleğiydi ve o da yıllar i&ccedil;inde terfi ederek y&uuml;kselmeye devam etti<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel askerleri bilirdi. Ortaokulda bir sınıf arkadaşının da babası r&uuml;tbeli bir askerdi ve o da G&ouml;khan&rsquo;ın anlattığı gibi bir adamdı. G&ouml;ksel onu birka&ccedil; kez okulda g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; ve adamın duruşundan bile asker olduğu anlaşılıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span><i>Anladım. Peki annen ne yapıyor ve şimdi nerede yaşıyorlar?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">&Ccedil;ok &ouml;zele girmediğini umarak ona bu mesajı g&ouml;nderdi. Hazır konusu a&ccedil;ılmışken bir şeyler &ouml;ğrenmek istiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Annem ev hanımı ve şu an Ankara&rsquo;dalar<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ortak bir noktaları daha olduğunu fark eden G&ouml;ksel sevinerek ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Benim de ağabeyim eşiyle beraber Ankara&rsquo;da yaşıyor. Seninkiler merkezinde mi oturuyor?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan bu mesaja cevap yazmak i&ccedil;in aceleci davranmadı. G&ouml;ksel 10 saniye kadar mesajın altındaki <i>az &ouml;nce g&ouml;r&uuml;ld&uuml;</i> yazısına baktı. Gen&ccedil; adamın da yazdığı mesaja baktığını hissetti. Bu duraksama garip bir hissin bedenine yayılmasına neden olurken G&ouml;khan nihayet ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ağabeyin evli demek, ne iş yapıyor?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Rahat bir nefes alsa da i&ccedil;indeki o garip hissin varlığını koruduğunu biliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Coğrafya &ouml;ğretmeni ve orada &ccedil;alışıyor. Eşi de edebiyat &ouml;ğretmeni ve ge&ccedil;en sene hayatlarını birleştirdiler. Bir yandan da g&ouml;r&uuml;mceyim yani<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">İ&ccedil;indeki garip hissi yok etmek i&ccedil;in espri yapmaya &ccedil;alıştı fakat bunda ne kadar başarılı olduğundan ş&uuml;phe etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Fena olanlardan mısın yoksa? Hi&ccedil; &ouml;yle birine de benzemiyorsun aslında <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Başarılı olduğunu g&ouml;rmek gen&ccedil; kadını sevindirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Elbette değilim. Ağabeyimin eşi Banu abla &ccedil;ok tatlı bir kadın ve birbirimizi severiz, iyi anlaşırız<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel onları en son kış tatilinde İstanbul&rsquo;a geldiklerinde g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; ve &ccedil;ok &ouml;zlemişti. Bu yaz geleceklerini de biliyordu ama hen&uuml;z zamanı kesinleşmemişti. &Ccedil;i&ccedil;eği burnunda &ccedil;iftin baş başa gezip tozmak istediğini ebeveynleri gibi o da biliyordu ve buna saygı duyuyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ne g&uuml;zel, adına sevindim. Ebeveynlerin ne yapıyor peki? Sen de biraz bahsetmek ister misin?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bu sorunun geleceğini tahmin eden gen&ccedil; kadın ailesinden memnuniyetle bahsetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Olur tabii, bahsedeyim. Annem bir şirketin pazarlama departmanında m&uuml;d&uuml;r yardımcısı olarak &ccedil;alışıyor, babam da bir mağaza zincirinin bir şubesinde m&uuml;d&uuml;r. İkisi de İşletme mezunu, &uuml;niversitede sınıf arkadaşıymışlar ve uzun yıllardır bu sekt&ouml;rde &ccedil;alışıyorlar<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı g&ouml;nderdikten sonra videosuna bakmak i&ccedil;in konuşma sayfasından ayrıldı. Videosu gelen 12 yeni beğeniyle beraber 80 beğeniye ulaşmıştı. Videoyu daha yeni atmış sayılırdı, bu y&uuml;zden hi&ccedil; de fena bir etkileşim değildi. Memnun bir ifadeyle g&uuml;l&uuml;msedi. G&uuml;n&uuml;n ilerleyen saatlerinde daha fazla etkileşim ve geri d&ouml;n&uuml;ş almayı umdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Seninkiler de işlerinde kıdemli kişilermiş. Bu kadar farklı iş gruplarında &ccedil;alışan b&uuml;y&uuml;klerden sonra sen fotoğraf&ccedil;ı olmaya nasıl karar verdin?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın mesajını okuduğunda bu soruya sevindi &ccedil;&uuml;nk&uuml; fotoğraf&ccedil;ılığa başlama &ouml;yk&uuml;s&uuml; anlatmayı sevdiği bir &ouml;yk&uuml;yd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ortaokula başladığım d&ouml;nem ailem bana kapaklı bir telefon almıştı, şu antika olanlardan ve ger&ccedil;ek anlamda tek işlevi arama yapmaktı. Birka&ccedil; ay sonra babam kendisine yeni bir telefon aldı, eskisini ise b&uuml;y&uuml;k ısrarlarım sonucu bana vermeyi kabul etti. Telefonun benimkinin aksine kamerası vardı ve yaşım da k&uuml;&ccedil;&uuml;k olunca bu bana &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir olay gibi geliyordu. İlk fotoğraflarımı o telefonda &ccedil;ekmeye başladım; g&uuml;n doğumlarıyla batımlarını, caddeleri, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m g&uuml;zel şeyleri, arkadaşlarımı&hellip; Kamera tost makinesi gibi &ccedil;ekiyordu ama ben fotoğraf &ccedil;ekmenin verdiği hazzı sevmiştim. Bir g&uuml;n annem telefonumu incelerken &ccedil;ektiğim fotoğrafları bulmuş, kaliteleri k&ouml;t&uuml; olsa da fotoğrafların ruhu olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş ve bunu sevmiş; beni yanına &ccedil;ağırıp &ccedil;ok g&uuml;zel fotoğraflar &ccedil;ektiğimi s&ouml;ylediğinde ne kadar mutlu olduğumu tahmin edebilirsin. Fotoğraf meselesini babama anlatınca ikisi bana bir s&uuml;rpriz yaparak fotoğraf makinesi aldılar. Başlangı&ccedil; seviyesinde ikinci el bir makineydi, buram buram yaşanmışlık kokuyordu ve onu h&acirc;l&acirc; daha saklıyorum. Aldığım en g&uuml;zel, en anlamlı hediye. Ortaokul boyunca onunla makine kullanmayı &ouml;ğrendim, liseyi kazandığımda ailem bana hediye olarak profesyonel bir makine aldı ve ben de işi bir ileri noktaya taşıdım. Liseye giderken tek hobim fotoğraf &ccedil;ekmekti, yavaştan videolar da &ccedil;ekmeye başlamıştım ve bu alanda &ccedil;alışmak istediğimden kesinlikle emindim. Lise d&ouml;neminde analog ve polaroid makineleri de aldım; şimdi filmleri inanılmaz pahalı olduğu i&ccedil;in nadiren kullansam da o zamanlar sık&ccedil;a kullanırdım. 12. sınıfa ge&ccedil;tiğim d&ouml;nem aileme fotoğraf&ccedil;ılık alanında eğitim alıp bu sekt&ouml;rde &ccedil;alışmak istediğimi s&ouml;ylediğimde beni desteklediler ve ne okumak istiyorsam onu okuyabileceğimi s&ouml;ylediler. Yine d&uuml;nyanın en mutlu insanıydım tabii. Uzunca araştırmalar yaptıktan sonra YT&Uuml;&rsquo;deki bu b&ouml;l&uuml;m&uuml; keşfettim ve bana &ccedil;ok şey katacağını d&uuml;ş&uuml;nerek tercih listemin başına yazdım ve kazandım da. Gerisi de akademik olarak eğitilmeye başladığım, ger&ccedil;ek anlamda geliştiğim ve h&acirc;l&acirc; devam eden bu &uuml;niversite s&uuml;reci işte. Aşırı uzun oldu ama fotoğraf ge&ccedil;mişimden bahsetmeyi seviyorum, umarım sıkıcı olmamıştır<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Uzunluğuyla bir destana benzettiği bu mesajı G&ouml;khan&rsquo;a &ccedil;ekinerek g&ouml;nderdi ve mesaj bir anda t&uuml;m ekranı kaplayarak yukarıya kadar taştı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Orhun Yazıtları bile bu kadar uzun değil be kızım,&rdquo; diye s&ouml;ylendi. &ldquo;&Ccedil;ocuk sorduğuna soracağına pişman olmuştur.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Amanın! Bu ne uzun bir mesaj b&ouml;yle? Bilseydim kahvemi hazırlardım. Dur okuyayım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın tepkisini &ccedil;ok sevimli buldu ve g&uuml;ld&uuml;. Gen&ccedil; adamın her konuda yumuşak olmasından, yeri geldiğinde komiklikler yapmasından kesinlikle hoşlanıyordu. Asıl hoşuna giden şeyse bunların asla zorlama yapıldığını hissetmemesiydi. G&ouml;khan&rsquo;ın samimi olduğunu biliyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan mesajı okuyup ona cevap verene kadar aradan iki dakika ge&ccedil;ti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ouml;ncelikle hi&ccedil; sıkıcı olmadığını, mesajını bir kitap okuyormuş gibi ilgiyle ve merakla okuduğumu s&ouml;ylemeliyim. Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok g&uuml;zel bir hik&acirc;ye. Sevdiğin şeye d&ouml;rt elle sarılman takdire şayan, ailenin bu konuda sana hem maddi hem de manevi olarak destek olması da &ccedil;ok kıymetli. Şimdi geldiğin noktaya baktıklarında seninle gurur duyduklarından eminim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Okuduklarından memnun kalan G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;msedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ailem en b&uuml;y&uuml;k şansım, eğer onlar olmasaydı şu an olduğum yerde olamazdım ve bunun i&ccedil;in her g&uuml;n ş&uuml;krediyorum. Onların benimle gurur duyması &ccedil;ok iyi hissettiriyor, daha iyisi olmam i&ccedil;in de motive oluyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;dan hızlı bir cevap geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kesinlikle şanslısın ve senin adına &ccedil;ok sevindim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel konuyu ona &ccedil;evirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Peki sen gitar &ccedil;almaya nasıl merak saldın? Ailende başka m&uuml;zisyenler de var mı?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan mesaj yazmaya başlayınca yine uzun bir mesaj geleceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; fakat beklediği kadar da uzun bir cevap alamadı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Hayır, bu konuda ilk ve tekim. M&uuml;zik dinlemek k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocukken de en b&uuml;y&uuml;k hobimdi, dinlediğim m&uuml;zisyenler gibi m&uuml;zik yapmak istiyordum ve sonra, &ldquo;Neden yapmayayım ki?&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p ilk gitarımı satın aldım. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden m&uuml;zik en b&uuml;y&uuml;k tutkum oldu ve konu buralara kadar geldi<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel onun son c&uuml;mlesinde bahsettiği durumu &ccedil;ok iyi biliyordu &ccedil;&uuml;nk&uuml; aynısını yaşamıştı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Dinlediğin m&uuml;zisyenler bilseydi seninle gurur duyardı. İlk gitarını saklıyor musun? İlk yol arkadaşları hep &ouml;zel oluyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı g&ouml;nderdikten sonra kısa s&uuml;ren bir durgunluk yaşandı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Hayır<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Akşam i&ccedil;in ne giyeceğime karar veremedim de yardımcı olmak ister misin?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun bu ani sorusuna şaşırdı fakat kabul etti. Onun onayını alan G&ouml;khan koltuktan kalkıp odasına ilerledi. Kapıdan i&ccedil;eri girdiği anda ilk yaptığı şey derin bir nefes almak oldu. Varlığından nefret ettiği o ağırlığı yine g&ouml;ğs&uuml;nde hissediyordu. Eğer yapabilseydi elini g&ouml;ğs&uuml;ne sokarak o ağırlığı g&ouml;ğs&uuml;n&uuml;n i&ccedil;inden s&ouml;k&uuml;p alırdı ve k&uuml;lleri bile kalmayıncaya dek yakardı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Dolabının kapaklarını a&ccedil;ıp tiş&ouml;rtlerine g&ouml;z gezdirdi. G&ouml;z&uuml;ne &ccedil;arpanlar beyaz renkli olanlar oldu. İkisi de bisiklet yaka olan tiş&ouml;rtlerin birinin &ouml;n&uuml;nde bir yazı yazıyordu, diğerinin &uuml;st&uuml;nde de a&ccedil;ık gri renkte &uuml;&ccedil;gen desenleri vardı. İkisini yan yana yatağına serip fotoğraflarını &ccedil;ekti ve G&ouml;ksel&rsquo;e g&ouml;nderdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Konuyu değiştirmek i&ccedil;in daha yaratıcı şeyler bulabilirdi ama başarılı olduğu i&ccedil;in bunu dert etmedi. Tek istediği konunun bir an &ouml;nce değişmesiydi ve bu ger&ccedil;ekleşmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kısa s&uuml;rede ona cevap verdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Uuml;&ccedil;gen desenli olanı daha &ccedil;ok beğendim. Altına ne giymeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Kendini yatağına atıp sırtını duvara yasladıktan sonra ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Eğer akşama kadar kurursa gri kot pantolonumu giymeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Se&ccedil;tiğin tiş&ouml;rtle yakışacaktır<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Konuşma sayfasından ayrılmayan G&ouml;ksel bu mesajı da anında g&ouml;rd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>O h&acirc;lde iyi bir tercih yapmışım, bence de yakışacaktır<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sahnede nasıl g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;ne dikkat ediyorsun sanırım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Konunun iyiden iyiye değişmesiyle rahatlayan G&ouml;khan o ağırlığın etkisinin de ge&ccedil;meye başladığını hissetti. Bu his artık kısa s&uuml;reliydi fakat o kısa s&uuml;reye tahamm&uuml;l etmesi bile olduk&ccedil;a zordu. O ağırlığı hi&ccedil;bir zaman hi&ccedil;bir şekilde hissetmemeyi dilerdi ama bunun i&ccedil;in daha zamanının olduğunu biliyordu; daha doğrusu bir g&uuml;n hissetmeyeceğini umuyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, sahnede iyi g&ouml;r&uuml;nmek benim i&ccedil;in &ouml;nemli. Yaptığım işe &ccedil;ok kıymet veriyorum ve bu işi yaparken hem performans hem de g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş olarak kendimin en iyi versiyonu olmalıyım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan genel olarak kılık kıyafetine dikkat eden, gireceği ortama g&ouml;re giyinmesini bilen, rahatını bozmadan şık olmaya &ouml;nem veren biriydi. Asker bir babanın oğlu olarak &ccedil;ocukluğu boyunca &uuml;st&uuml;ne başına ailesi tarafından &ccedil;ok &ouml;zen g&ouml;sterilmişti ve bu da zamanla gen&ccedil; adamda bir alışkanlık h&acirc;line d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Grunge tarzda giyinmeyi; baskılı tiş&ouml;rtleri, yırtık pantolonları, kıyafetlerdeki metal ayrıntılarını, aksesuar takmayı da &ccedil;ok seviyordu fakat bunları yalnızca uygun ortamlarda giyiyordu. Daha resm&icirc; yerlerde g&uuml;nl&uuml;k hayatının aksine son derece klasik ve şık giyinmesini de biliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Orada seni izleyen, fotoğraflarını &ccedil;eken, videonu kaydeden onlarca insan olduğunu da g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alırsak b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmekte &ccedil;ok haklısın. T&uuml;m g&ouml;zler &uuml;zerindeyken insan elbette iyi g&ouml;r&uuml;nmek ister<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun mesajını okuduğunda g&uuml;l&uuml;msedi. G&ouml;ğs&uuml;ndeki ağırlığın yerini az &ouml;nceki tatlı hisse bırakmasına sevindi. G&ouml;ksel&rsquo;in sohbetini seviyordu ve onunla konuşmaktan hoşlanıyordu; bunu yaparken k&ouml;t&uuml; hissetmek istediği son şey bile değildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Aynen &ouml;yle<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı g&ouml;nderdikten sonra ekranın sağ &uuml;st&uuml;ndeki saate baktı. Saatin &ouml;ğleden sonra &uuml;&ccedil; olmak &uuml;zere olduğunu g&ouml;r&uuml;nce g&ouml;zleri irileşti. Zaman ne ara bu kadar hızlı ge&ccedil;mişti?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Şimdi de ben m&uuml;saadeni isteyeceğim. Akşam kafeye gitmeden &ouml;nce yemek ve biraz temizlik yapmam gerek. Cumartesileri izin g&uuml;n&uuml;m olduğu i&ccedil;in ev işlerini ancak bug&uuml;n halledebiliyorum. Sonra tekrar konuşuruz, olur mu?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Sohbete devam etmeyi &ccedil;ok istese de s&ouml;ylediği gibi yapacak işleri vardı ve halletmesi gerekiyordu. Diğer g&uuml;nler bir şeyler yapacak enerjiyi kendisinde &ccedil;ok nadir buluyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Olur elbette. Sana ev işlerinde kolaylıklar, aksam i&ccedil;in kafede de bol şans ve iyi eğlenceler dilerim. Kendine iyi bak, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde &uuml;st beyaz dişleri g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Gen&ccedil; kadının kibarlığı ve d&uuml;ş&uuml;nceliliğine yine d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim G&ouml;k, sağ ol. Sen de kendine iyi bak, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bir s&uuml;re daha ekrana baktıktan sonra &ouml;nce konuşma sayfasından sonra da uygulamadan &ccedil;ıktı. D&uuml;n akşam g&uuml;nlerdir aradığı cesareti bulup ona mesaj attığı i&ccedil;in &ccedil;ok mutluydu. G&ouml;ksel tam da tahmin ettiği gibi &ccedil;ok tatlı biriydi, gen&ccedil; kadının sohbetinden de son derece hoşlanmıştı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın ayağa kalkıp salonu s&uuml;p&uuml;rmek i&ccedil;in salona ilerlediği saniyelerde G&ouml;ksel de oturduğu koltuktan kalkıp klimayı a&ccedil;tı. Elektrik faturasının cep yakacağını biliyordu ama şu an kendisi de yanıyordu ve en azından klimayı biraz &ccedil;alıştırıp odadaki sıcak havayı yok etmesi gerekiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Klimayı a&ccedil;ıp pencereyi kapattıktan sonra yeniden koltuğa oturdu. İzlediği diziye devam edecekti ama &ouml;ncesinde videosuna gelen son bildirimleri kontrol etti. Videosuna gelen yeni beğeniler ve yorumlar vardı. Yorumların biri aylardır hesabını takip eden bir takip&ccedil;isinden ve diğeri de yakın arkadaşı Sinem&rsquo;den gelmişti. Takip&ccedil;isi, &ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel bir video olmuş. Ellerinize sağlık.&rdquo; yazmıştı. Takip&ccedil;isinin yorumunu beğenip ona teşekk&uuml;r ettikten sonra Sinem&rsquo;in yorumunu okudu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kadrajına giren canlı ya da cansız her şeyi zirveye taşımana bayılıyorum, sihirli ellerinle onlara yepyeni bir kimlik kazandırıyorsun. M&uuml;kemmel bir video olmuş, Ahsen&rsquo;in de dediği gibi kısa film tadında bir video ve her saniyesinden b&uuml;y&uuml;k keyif aldım. Emeğine sağlık g&uuml;zelim benim.<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Sinem yorumunun sonuna da &uuml;&ccedil; tane sarı kalp koymuştu. Onun bu tatlı yorumunu okuyan G&ouml;ksel alt dudağını &ouml;ne &ccedil;ıkarıp &uuml;st dudağının &uuml;st&uuml;ne getirdi ve duygu dolu bakışlarla telefon ekranına baktı. Bu yorum onun i&ccedil;ini hem sıcacık hem de yumuşacık yapmıştı. Sinem yakın bir arkadaşıydı ama aynı zamanda o da bir fotoğraf&ccedil;ı ve video grafikerdi; bu y&uuml;zden ondan b&ouml;yle bir geri d&ouml;n&uuml;ş almak G&ouml;ksel i&ccedil;in ekstra &ouml;nemli ve gurur vericiydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Şu an sen de sihirli kelimelerinle beni &ccedil;ok ama &ccedil;ok mutlu ettin Si, t&uuml;m bunları senden duymak &ccedil;ok kıymetli. Teşekk&uuml;r ederim bebeğim, beğenmene &ccedil;ok sevindim. <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel de yorumunun sonuna &uuml;&ccedil; tane sarı kalp koyduktan sonra yorumunu g&ouml;nderdi. Bu videoyu paylaşmak bu hesabı a&ccedil;maktan sonra bu hesapla ilgili verdiği en iyi ikinci karardı, artık bundan emindi. Videoyu paylaşalı hen&uuml;z birka&ccedil; saat olmasına rağmen şimdiden aldığı t&uuml;m bu g&uuml;zel geri d&ouml;n&uuml;şler onu d&uuml;nyanın en mutlu insanına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rm&uuml;şt&uuml; ve G&ouml;ksel kendisini bulutların &uuml;st&uuml;nde gibi hissediyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Telefonundan bir şarkı a&ccedil;tıktan sonra ayağa kalkıp salonun i&ccedil;inde dans etmeye başladı. Kollarını iki yana a&ccedil;mış yavaş&ccedil;a etrafında d&ouml;nerken, g&ouml;zlerini kapatıp kocaman sırıttı. Uzun zamandır hi&ccedil; bu kadar iyi hissetmemişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;">***<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>
<p class="MsoNormal">Uzun dakikaların ardından salonu s&uuml;p&uuml;rmeyi ve etrafı toparlamayı bitiren G&ouml;khan yorgun bedenini koltuğun &uuml;st&uuml;ne attı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;ya izin g&uuml;nleri dinlenmek i&ccedil;in var,&rdquo; diye s&ouml;ylendi. &ldquo;Ev işlerini yapmak mağazada &ccedil;alışmaktan daha yorucu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Birka&ccedil; dakika dinlenmişti ki telefonu &ccedil;almaya başlayınca, poposunu kaldırıp altındaki telefonunu aldı. Onun burada olduğunu fark etmemişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yağız&rsquo;dan gelen bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml; araması vardı. G&uuml;l&uuml;mseyerek kabul etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu ne h&acirc;l G&ouml;k?&rdquo; dedi Yağız onu koltukta bitkin ve sa&ccedil;ı başı dağınık şekilde yatarken g&ouml;r&uuml;nce. &ldquo;İyi misin oğlum?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sana da merhaba,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;80 derece sıcakta temizlik yapan biri ne kadar iyi olursa o kadar iyiyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yağız ona anlayışla baktı. &ldquo;Kıyamam. Niye daha erken saatte yapmadın? &Ouml;ğleden &ouml;nce hava bu kadar sıcak olmuyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İşim vardı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne işi?&rdquo; diye sordu Yağız. &ldquo;İzin g&uuml;n&uuml;n değil mi bug&uuml;n?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ge&ccedil; uyandım,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;khan. &ldquo;Kahvaltıdan sonra da bir arkadaşımla sohbet ettim, ondan temizlik de şimdiye kaldı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Benden başka kiminle bu kadar sohbet ediyorsun lan?&rdquo; dedi Yağız kaşlarını &ccedil;atarak. &ldquo;Yokluğumda &uuml;st&uuml;me g&uuml;l m&uuml; kokladın? Yazıklar olsun!&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan kahkaha attı. &ldquo;Bir s&uuml;r&uuml; arkadaşım olduğunu unuttun sanırım,&rdquo; dedi sırıtarak. &ldquo;Hepsiyle de keyifli ve uzun sohbetler ediyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yağız ona g&ouml;zlerini kısarak baktı. &ldquo;Unutmadım herh&acirc;lde ama kahvaltıdan bu yana ge&ccedil;en bu saatler boyunca benden başka kiminle bu kadar sohbet etmiş olabilirsin ki? Kerem mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayır, G&ouml;ksel&rsquo;le konuşuyorduk.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yağız duyduğu bu yabancı isim karşısında şaşırdı. G&ouml;khan&rsquo;ın t&uuml;m arkadaşlarını tanıyordu ve G&ouml;ksel diye bir arkadaşı olmadığından emindi. En azından &ouml;nceden.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel kim?&rdquo; diye sordu Yağız.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan onun bu h&acirc;linden son derece memnun olduğunu belli eden sinsi bir g&uuml;l&uuml;msemeyle ekrana bakıyordu. Yağız&rsquo;ın k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;zleri sakalları uzamış ve biraz da bronzlaşmış yakışıklı y&uuml;z&uuml;nde merakla parlıyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yeni bir arkadaşım,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;msemeye devam ederek. &ldquo;Kendisi fotoğraf&ccedil;ı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Fotoğraf&ccedil;ı mı?&rdquo; dedi Yağız şaşırarak. Hemen sonrasında g&ouml;zleri kocaman b&uuml;y&uuml;d&uuml; ve bağırdı: &ldquo;Hassiktir!&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan bir kahkaha daha attı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Lan o mu?&rdquo; dedi Yağız. &ldquo;O hesabın sahibi mi? G&ouml;k m&uuml;?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ta kendisi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne zaman tanıştınız? Nasıl oldu? Neler yaşandı? &Ccedil;abuk anlat yoksa ilk feribotla İstanbul&rsquo;a gelip ağzını burnunu kırarım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Caydırıcı bir tehdit,&rdquo; dedi G&ouml;khan korkarak. &ldquo;Ge&ccedil;en hafta arkadaşlarıyla beraber yine kafeye gelmiş. &Ccedil;ıkışta kapının &ouml;n&uuml;nde bir kadın g&ouml;rd&uuml;m, i&ccedil;eride g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m ama tanımadığım biriydi; elindeki fotoğraf makinesiyle fotoğraf &ccedil;ekiyordu, ona ş&ouml;yle bir bakıp y&uuml;r&uuml;yordum ki biri, &lsquo;G&ouml;k!&rsquo; diye seslenince durdum ve sesin geldiği y&ouml;ne d&ouml;nd&uuml;m. Seslenen kişi de i&ccedil;eride g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m gen&ccedil; bir kadındı ama kendisini tanımıyordum ve bana seslenme ihtimali yoktu. Yanımdaki kadın, &lsquo;Hemen geliyorum,&rsquo; dediğinde ona seslendiğini anladım ve o anda kafamda bir ampul yandı. O kadın G&ouml;k deyince cevap vermişti ve fotoğraf makinesi vardı. Bana d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde g&ouml;z g&ouml;ze geldik, onun da y&uuml;z&uuml;nde bir şaşkınlık g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde ş&uuml;phelerim arttı. Ben o olup olmadığını anlamak i&ccedil;in konuşmaya başladığımda o da cevap verdi ve &ccedil;ok ge&ccedil;meden buraya ikinci gelişi olduğunu ve fotoğrafımı &ccedil;eken o fotoğraf&ccedil;ı olduğunu s&ouml;yledi. Ayak&uuml;st&uuml; onunla ve arkadaşıyla sohbet ettim, sonra hemen gittiler. Pazartesi akşamı ben takip ettim, salı da o takip etti. Ondan karşılık g&ouml;ren G&ouml;khan durur mu? Elbette durmaz. D&uuml;n mesaj attım: &lsquo;Merhaba, nasılsın?&rsquo; Klişe ama iş g&ouml;rd&uuml;. D&uuml;n akşam biraz sohbet edip birbirimizi biraz daha tanıdık ama &ccedil;ok konuşmadık. Bir akşam yemeğinden d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve yorgun olduğunu s&ouml;yleyip uyumaya gitti. Bug&uuml;n de bir video paylaşmıştı, hesabındaki ilk videoydu ve ger&ccedil;ekten muhteşemdi. Ben de t&uuml;naydın yazıp videoyu beğendiğimi s&ouml;yledim, konuşma onun fotoğraf&ccedil;ılık ve video grafikerliğinden başlayıp yine bambaşka konulara evrildi ve epey sohbet ettik. &Ccedil;ok tatlı biri, kibar ve d&uuml;ş&uuml;nceli; sohbeti de &ccedil;ok keyifli, kendini geliştirmiş k&uuml;lt&uuml;rl&uuml; biri olduğu anlaşılıyor ve her konuda &ccedil;ok rahat konuşabiliyorum, sohbeti asla sıkmıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın konuştuğu esnada onu ilgiyle dinleyen Yağız, arkadaşı konuşmayı bitirdiğinde başını ekrana yaklaştırıp hınzır bir ifadeyle kameraya baktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu m&uuml;layim y&uuml;z&uuml;n&uuml;n altında bir fl&ouml;rt ustası yatıyor senin,&rdquo; dedi. Geri &ccedil;ekilip işaret parmağını ona salladı. &ldquo;Hoşlandın mı kızdan?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İlgimi &ccedil;ekiyor diyeyim, hoşuma giden &ouml;zellikleri de var tabii. Ayrıca fl&ouml;rt ustası falan ayıp oluyor. Hayatımda &uuml;&ccedil; kızla falan fl&ouml;rt etmişimdir, duyan da hovardayım sanacak.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Az kişiyle fl&ouml;rt etmiş olabilirsin ama fl&ouml;rt etme konusunda yetenekli olduğun bir ger&ccedil;ek. Kadınları kibarlığın, centilmenliğin ve tatlı konuşmanla etkiliyorsun; yakışıklılığın ve m&uuml;zisyenliğin de cabası.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hadi hadi, gaz vermeye &ccedil;alışma. Herkesle i&ccedil;imden geldiği gibi konuşuyorum işte, kimisi ilgimi &ccedil;ekince daha samimi oluyorum sadece.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yav he he. Sen bu palavraları başkasına anlat, bana G&ouml;ksel&rsquo;den bahset.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan yatmaktan vazge&ccedil;ip oturma pozisyonuna ge&ccedil;ti ve sırtını koltuğun arkasına yaslayıp telefonu da y&uuml;z hizasına kaldırdı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Adı G&ouml;ksel ama arkadaşları genelde G&ouml;k diyormuş ve lakabı sayılırmış,&rdquo; diye anlatmaya başladı G&ouml;khan. &ldquo;Profilinde de bu y&uuml;zden <i>G&ouml;k</i> yazıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bak sen,&rdquo; dedi Yağız kaşlarını kaldırarak. &ldquo;Acaba başka kime arkadaşları G&ouml;k diyor?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan sırıtarak, &ldquo;Tanıyorum sanki ya,&rdquo; dedi. &ldquo;G&uuml;zel bir tesad&uuml;f.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bence de bu arada. Daha dakika bir gol bir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yıldız Teknik &Uuml;niversitesinde Fotoğraf ve Video diye bir b&ouml;l&uuml;mde son senesine ge&ccedil;miş, 21 yaşında, Yay burcu ve doğma b&uuml;y&uuml;me İstanbullu. Kendisinden 5 yaş b&uuml;y&uuml;k bir ağabeyi varmış, adı Giray, Ankara&rsquo;da coğrafya &ouml;ğretmeniymiş ve Bade adında bir edebiyat &ouml;ğretmeniyle evliymiş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yuh yuh yuh!&rdquo; diye araya girdi Yağız. &ldquo;Lan daha ikinci g&uuml;nden bunları mı konuştunuz?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ailelerimizden bahsettik,&rdquo; diye onayladı G&ouml;khan. &ldquo;Ben de bahsettim. Anlattığına g&ouml;re &ccedil;ok iyi bir ailede b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş, onu her konuda destekleyen ebeveynleri var ve G&ouml;ksel de onlardan sevgiyle bahsetti. Ailesine ne kadar değer verdiği anlaşılıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi aile kızı demek,&rdquo; dedi Yağız şakayla karışık. &ldquo;Dış g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml; nasıl peki?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;zel,&rdquo; dedi G&ouml;khan onun y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;ne getirerek. &ldquo;Sarışın, karanlıkta &ccedil;ok dikkat edemedim ama doğal muhtemelen; boyayla elde edilemeyen doğal sarı tonları vardır ya, onlardan. Masmavi g&ouml;zleri var, tam g&ouml;k mavisi renginde ve inanılmaz g&uuml;zeller. Boyu 1,68 imiş, uzun sayılır; ideal kilo aralığında olmalı, şekilli bir v&uuml;cudu var. Sa&ccedil;ları onu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde dalgalıydı ama kendi şekli mi yoksa işlem mi vardı, anlayamadım. Dediğim gibi karanlıkta aşırı dikkat edemedim ama g&uuml;zel bir kadın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu dikkat edememiş h&acirc;lin mi? Kızın DNA kodlarına varana kadar incelemişsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Abart,&rdquo; diyen G&ouml;khan kızardı. &ldquo;İlk kez g&ouml;r&uuml;nce h&acirc;liyle inceledim ama o kadar da dikkat edemedim, &ccedil;ekindim de.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yemiş gibi yapayım,&rdquo; dedi Yağız dilini sallayarak. &ldquo;Bu arada boy muhabbeti yapmanız da dikkatimden ka&ccedil;madı. Boydan da attı mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan g&uuml;lerek, &ldquo;He attı,&rdquo; dedi. &ldquo;Laf arasında sordum &ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen de s&ouml;yledin mi boyunu?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hı hı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Boydan attın mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kıza niye ilk g&uuml;nden boydan atayım oğlum? Abazan mıyım ben?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yağız g&uuml;r sesiyle bir kahkaha patlattığında sesi salonun i&ccedil;inde yankılandı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tepkilerine bayılıyorum,&rdquo; dedi sırıtarak. &ldquo;İlerleyen g&uuml;nlerde atarsın, o da atar belki.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tabii efendim,&rdquo; dedi G&ouml;khan.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yağız &ouml;ncekinden &ccedil;ok daha g&uuml;r bir kahkaha attığında bu sefer G&ouml;khan da g&uuml;ld&uuml;. İkilinin neredeyse t&uuml;m konuşmaları espriler ve kahkahalarla ge&ccedil;iyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;z&uuml;mden yaş geldi,&rdquo; dedi Yağız g&ouml;z&uuml;n&uuml; silerken. &ldquo;Daha iyi bir cevap olamazdı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yapıyorum bu iletişim sporunu,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;lerek.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben aradığımda da konuşuyor muydunuz?&rdquo; diye sordu Yağız. &ldquo;Bu arada Instagram&rsquo;dan mesajlaşıyorsunuz değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet ama temizlik &ouml;ncesi konuşmayı bitirdik. Halletmem gereken ev işlerim olduğunu s&ouml;yledim, malum tek bir izin g&uuml;n&uuml;m olunca hepsini bug&uuml;n yapmak zorunda kalıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen de haklısın. Konuşursunuz yine.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aynen, yazarım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bak bak. Kız &ccedil;ok hoşuna gitti galiba?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sohbeti keyifli. M&uuml;zikle de ilgili biri, epey bilgili biri olduğu da anlaşılıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hım,&rdquo; dedi Yağız imalı bir tonda kelime sonunu uzatarak. &ldquo;Hangi tarzları dinliyormuş?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok sert rock t&uuml;rleri, metal ve rap hari&ccedil; &ccedil;oğu tarzı dinliyormuş. Favorileri olarak pop, alternatif, soul ve R&amp;B&rsquo;yi saydı, klasik m&uuml;ziklerden de &ccedil;ok fazla eser biliyormuş ve bazı akşamlar uzun saatler boyunca ruhunu dinlendirmek i&ccedil;in dinliyormuş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sakin m&uuml;ziklerden hoşlanıyor o h&acirc;lde.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet ve onu ger&ccedil;ekte tanısan bunu direkt anlarsın. Kendisinin de ağırbaşlı, sakin ve yumuşak bir havası var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Konuşmaya devam ederseniz İstanbul&rsquo;a d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde biz de tanışırız elbette.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Senden bahsettim zaten.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hastasın bana,&rdquo; dedi Yağız başını iki yana sallayarak. &ldquo;Ama ka&ccedil; kere dedim herkesin yanında bu kadar belli etme diye? Bizi ateşlere attıracaksın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan başını koltuğun arkasına yaslayıp kahkaha attıktan sonra, &ldquo;Ruh hastası,&rdquo; dedi. &ldquo;Ev arkadaşım olduğunu s&ouml;ylemiştim, o da senden bahsetmek isteyip istemeyeceğimi sorunca bahsettim. Ayrıca kim bizi ateşe atıyormuş? Onların kafasını taşa s&uuml;rt&uuml;p alev &ccedil;ıkartmayayım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Erkek be! Hem de &uuml;&ccedil; r&rsquo;li.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sus artık,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;lerken. &ldquo;İki dakika ciddi kalamaz mısın oğlum sen?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kalamam canım. Neyse, hakkımda neler dedin kıza? K&ouml;t&uuml; konuşmadın umarım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seni yerden yere vurdum. &lsquo;Bir ev arkadaşım var ki hi&ccedil; sorma, d&uuml;şman başına,&rsquo; dedim. &lsquo;Kendisini hi&ccedil; sevmem ama bu ekonomide tek yaşamak m&uuml;mk&uuml;n olmadığı i&ccedil;in mecburen katlanıyorum.&rsquo; Kız da acıdı bana.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Şu tesad&uuml;fe bak, ge&ccedil;en ben de aynı şeyleri bizimkilere s&ouml;yledim. İşte kalp kalbe karşı yavrum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ger&ccedil;ek aşk dediğin budur işte.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne sandın? Şaka bir yana benden g&uuml;zel bahsettin inşallah?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tabii ki g&uuml;zel bahsettim. Ne kadar muhteşem biri olduğunu hatta ailenin de aynı şekilde olduğunu s&ouml;yledim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bak ya,&rdquo; dedi Yağız g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;O senin muhteşemliğinden kaynaklanıyor kardeşim. &Ouml;zledim ulan seni.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de &ouml;zledim,&rdquo; dedi G&ouml;khan ciddileşerek. &ldquo;Aileni &ouml;zlediğin i&ccedil;in erkenden gittiğini biliyorum ama burada da ben &ouml;zl&uuml;yorum seni. Sizinkiler ne yapıyor?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hem aile &ouml;zlemi hem de İstanbul&rsquo;un telaşından ka&ccedil;ma isteği,&rdquo; dedi Yağız. Elini sa&ccedil;larına sokup sa&ccedil;larını karıştırdı. Uzun sa&ccedil; tutamları geniş alnına dağılıyordu. &ldquo;Bizimkiler de iyi, yuvarlanıp gidiyorlar. Annemle babam &ccedil;alışıyor, Yiğit de yavaştan sınava hazırlanmaya başladı. İlk geldiğimde epey takıldık da artık &ccedil;ok ellemiyorum, seneye sınava girecek &ccedil;ocuk ve ders &ccedil;alışması gerek. Dışarı &ccedil;ıkıp arkadaşlarımla takılıyorum genelde.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yiğit, Yağız&rsquo;ın ondan d&ouml;rt yaş k&uuml;&ccedil;&uuml;k, 17 yaşındaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k erkek kardeşiydi ve 12. Sınıfa ge&ccedil;mesiyle beraber &uuml;niversite sınav maratonuna girmiş bulunuyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;En iyisini yapıyorsun,&rdquo; dedi G&ouml;khan. Gen&ccedil; adamın hi&ccedil; kardeşi yoktu ama Yiğit&rsquo;i kendi &ouml;z kardeşiymiş gibi seviyordu ve ikili &ccedil;ok da iyi anlaşıyordu. &ldquo;Sınava da sayısaldan girecek zaten ve epey iyi bir sıralama yapması lazım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Orası &ouml;yle. O da bunun farkında ve &ccedil;alışmaya başladı. Temeli iyi, zeki ve başarılı bir &ccedil;ocuk; d&uuml;zg&uuml;nce de &ccedil;alışırsa iyi bir sıralama yapacağından ş&uuml;phem yok.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Benim de yok. Annenle baban ne yapıyor? İyilerdir umarım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyiler iyiler. Annem daha d&uuml;n akşam yemek masasında seni sordu, &lsquo;Ne zaman gelecek?&rsquo; diyor. &Ouml;zlemiş seni.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan duygulanarak dudaklarını aşağı doğru kıvırdı. &ldquo;Ben de onu ve t&uuml;m ev halkını &ouml;zledim,&rdquo; dedi i&ccedil;tenlikle. &ldquo;Yaz sonuna doğru gelme planlarım var bakalım, yaklaştık&ccedil;a kesinleşir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Gel gel. Birka&ccedil; g&uuml;n tatil yapıp İstanbul&rsquo;a beraber d&ouml;neriz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;zel fikir aslında, ilerleyen haftalarda bakarız. Sen ne yapıyorsun, tatil nasıl ge&ccedil;iyor?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Harika ge&ccedil;iyor,&rdquo; dedi Yağız. Oturduğu koltuktaki duruşunu d&uuml;zeltip sırtını dikleştirdi. &ldquo;Haziran genel olarak evde oturup dinlenmekle ve ailemle vakit ge&ccedil;irmekle ge&ccedil;ti. Bu haftayla beraber dışarı &ccedil;ıkıp arkadaşlarımla takılmaya başladım, buluşup bir yerlere gidiyoruz ya da birlikte bir şeyler &ccedil;alıp s&ouml;yl&uuml;yoruz. St&uuml;dyodaki bateriye kavuştum sonunda, st&uuml;dyoya gittiğimizde deli gibi onu &ccedil;alıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Gitarın pabucunu dama mı attın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biraz &ouml;yle oldu ama bateriye yeni kavuştuğum i&ccedil;in biraz hevesimi alıyorum. Gitarın benim i&ccedil;in ne kadar farklı ve &ouml;zel bir yeri olduğunu biliyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunu bildiğim i&ccedil;in sordum zaten. Gitarsız bir Yağız d&uuml;ş&uuml;nemiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Emin ol ben de d&uuml;ş&uuml;nemiyorum. Sen neler yapıyorsun? G&ouml;ksel&rsquo;le konuşmak dışında tabii.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan g&uuml;ld&uuml;. &ldquo;K&ouml;pek gibi &ccedil;alışıyorum,&rdquo; dedi hislerini en d&uuml;r&uuml;st bi&ccedil;imiyle ifade ederek. &ldquo;Dokuz saat mesai mağazayı a&ccedil;ıp kapatmakla beraber on saati buluyor, ortalama iki saat de yolda ge&ccedil;iyor ve g&uuml;n&uuml;n on iki saati, yani yarısı sadece işe gidiyor. Bazı g&uuml;nler sakin oluyor, genelde oturuyoruz ama bazı g&uuml;nler &ccedil;ok yoğun ve yorucu ge&ccedil;iyor; eve pestilim &ccedil;ıkmış h&acirc;lde d&ouml;n&uuml;yorum. Para kazanmak &ccedil;ok zor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yağız ona anlayışla baktı. G&ouml;khan kendi parasını kazanmak zorundaydı ve bu y&uuml;zden İstanbul&rsquo;a geldiğinden beri &ccedil;alışıyordu. İlk bir ay bir kafede garsonluk yapmıştı fakat berbat &ccedil;alışma koşullarından &ouml;t&uuml;r&uuml; işi bırakmıştı. G&uuml;nde on iki saate varan mesaisi oluyordu ve karşılığında &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k bir &uuml;cret alıyordu, o da buna daha fazla dayanamayıp istifa etmişti. Birka&ccedil; g&uuml;n iş aradıktan sonra şu an &ccedil;alıştığı mağazayla bir iş g&ouml;r&uuml;şmesine gitmişti, konservatuvar &ouml;ğrencisi olması işi alması konusunda b&uuml;y&uuml;k rol oynamıştı. G&ouml;khan&rsquo;ın g&uuml;&ccedil;l&uuml; iletişim yeteneği, kibarlığı, ikna kabiliyeti m&uuml;zik bilgisiyle birleşince mağaza sorumlusu Ayşeg&uuml;l ondan &ccedil;ok memnun kalmıştı ve G&ouml;khan birka&ccedil; g&uuml;nl&uuml;k deneme s&uuml;recinin ardından orada &ccedil;alışmaya başlamıştı. Her iş gibi bu işin de yorucu y&ouml;nleri vardı fakat sabit &ccedil;alışma saatleri, g&uuml;n&uuml;nde tak diye yatan maaşı ve &uuml;st&uuml;ne aldığı primler onu &ccedil;alışma konusunda motive ediyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu hayatta ne zor değil ki?&rdquo; diyen Yağız i&ccedil; &ccedil;ekti. &ldquo;En azından bu şekilde ge&ccedil;ecek son yaz tatilin. Seneye mezun olduğumuzda ikimiz de &ouml;n&uuml;m&uuml;ze bakabilecek, sevdiğimiz işi yapabileceğiz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aynen &ouml;yle,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Bu ger&ccedil;eğe tutunuyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bizimkiler nasıl? G&ouml;r&uuml;ş&uuml;yor musun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ve Yağız&rsquo;ın &ccedil;ok fazla ortak arkadaşı vardı ama G&ouml;khan onun İstanbul&rsquo;da yaşayan yakın arkadaşlarından bahsettiğini hemen analdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hafta başında Barışların yanındaydım, biraz m&uuml;zik &ccedil;alıp bolca sohbet ettik. Seni sordular, selam da s&ouml;ylemişlerdi ama aklımdan &ccedil;ıktı tabii, şimdi hatırladım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aleyk&uuml;mselam,&rdquo; diye karşılık verdi Yağız. &ldquo;Onlar nasıl? Ne yapıyorlar?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyiler, m&uuml;zikle uğraşmaya tam gaz devam ediyorlar. Onlar hari&ccedil; kimseyle g&ouml;r&uuml;şmedim hen&uuml;z, işten vakit bulamıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Okuldakilerin yarısı evine d&ouml;nd&uuml;, yarısı da tatilde zaten. Senin m&uuml;zik s&uuml;reci nasıl gidiyor? &Ccedil;alışıyor musun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tabii ki. Vakit bulduk&ccedil;a gitarın başına ge&ccedil;iyorum; yazıyorum, besteliyorum, &ccedil;alıyorum, s&ouml;yl&uuml;yorum. Dediğim gibi bu yaz birka&ccedil; eseri bitirmek hedefim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Daha biten yok herh&acirc;lde?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayır, hem &ccedil;ok vakit bulamıyorum hem de m&uuml;kemmeliyet&ccedil;i delinin teki olduğum i&ccedil;in s&uuml;rekli bir şeyleri daha iyi yapmak i&ccedil;in uğraşıyorum. Yine de yakın zamanda sana bir şeyler dinletmeyi umuyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok merak ediyorum. Ortaya efsane işler &ccedil;ıkacağından eminim ve d&ouml;rt g&ouml;zle, pardon, kulakla bekliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;l&uuml;şt&uuml;ler. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İnancın &ccedil;ok değerli,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederim kardeşim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne demek G&ouml;k, her zaman. Sen yine de G&ouml;ksel&rsquo;le sohbete &ccedil;ok dalıp şarkıları boşlama.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan g&uuml;lse de utanmıştı. Onunla sohbet ederken zamanın nasıl ge&ccedil;tiğinin ger&ccedil;ekten farkına varmıyordu ve bunun &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mesi gerekecekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İlk zamanlar normal değil mi bunlar?&rdquo; dedi. &ldquo;Uzun uzun sohbet etmeler, birbirini tanımalar, yakınlaşmalar&hellip; Bir de şu an sadece mesajlaşıyoruz ve bu y&uuml;zden iletişim uzuyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yakında buluşursunuz belki,&rdquo; dedi Yağız ve g&ouml;z kırptı. &ldquo;Sohbetiniz iki g&uuml;nde ailelerden bahsedecek kadar koyulaşmışsa buluşma da yakındır diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Buluşun, karşı karşıya oturup bir şeyler yiyip i&ccedil;in, sohbet edin, hareketlerinizi g&ouml;zlemleyin, birbirinizi yakından tanıyın. Bu arada o da İstanbul&rsquo;da değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, Fatih&rsquo;te oturuyormuş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biraz uzaktaymış ama bir feribota bakar yani, ikiniz de İstanbul&rsquo;dasınız sonu&ccedil;ta. Baktın kızın sohbeti ger&ccedil;ekten hoşuna gidiyor, buluşma teklif et. &Ccedil;ok bekleme derim ben.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Benim de planlarım o y&ouml;nde,&rdquo; dedi G&ouml;khan. G&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Hafta i&ccedil;i yemeğe &ccedil;ıkmayı teklif etmeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Sence &ccedil;ok mu erken?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bak sen,&rdquo; dedi Yağız kaşlarını kaldırarak. &ldquo;Erken falan değil bence. Birbirinizi daha &ouml;nceden g&ouml;r&uuml;p ayak&uuml;st&uuml; de olsa sohbet ettiniz sonu&ccedil;ta, mesajlaşmanız da gayet g&uuml;zel gidiyor gibi ve buluşmanızda bir sakınca g&ouml;rm&uuml;yorum. Aynı şehirdeyken g&uuml;nlerce mesajlaşmak sa&ccedil;ma olurdu asıl, yan yana olmak varken mesajı kim ne yapsın bu devirde? Sen teklif et, o da kabul eder zaten.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eder değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eder,&rdquo; dedi Yağız ikinci heceyi uzatarak. &ldquo;Sen de kızın hoşuna gitmişsin ki seninle mesajlaşıyor, ailesinden bahsediyor. &Uuml;stelik bu kız seni iki kez g&ouml;rd&uuml;, sen sahnedeyken belki de saatlerce seni izledi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısın, g&uuml;zel bir noktaya parmak bastın. O zaman ben duruma g&ouml;re ortam m&uuml;sait olduğunda teklif ederim. Kabul etmezse var ya &ccedil;ok pis g&ouml;t olurum. Hesabı kapatır giderim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yağız birka&ccedil; g&uuml;r kahkahayı arka arkaya patlattığında G&ouml;khan da acı acı g&uuml;ld&uuml;. Bunun ihtimali bile gen&ccedil; adamın &ouml;d&uuml;n&uuml; koparmaya yetiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aynı şimdi olduğu gibi &ccedil;ok pis g&uuml;lerim,&rdquo; dedi Yağız kahkahalarını susturabildiğinde. &ldquo;Ama merak etme, b&ouml;yle bir şey yaşanmaz. Sen kardeşine g&uuml;ven.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Umarım yaşanmaz,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&ouml;zlerini biraz a&ccedil;arak. &ldquo;En son biriyle randevuya &ccedil;ıktığımda iki sene &ouml;ncesiydi, İpek&rsquo;le &ccedil;ıkmıştık ama zaten arkadaş olduğumuz i&ccedil;in o kadar gerilmemiştim. G&ouml;ksel&rsquo;le daha &ouml;nce aynı ortamda hi&ccedil; uzun s&uuml;re bulunmadık.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Her şeyin bir ilki vardır, derler. Sen k&ouml;t&uuml;y&uuml; &ccedil;ağırma, pozitif d&uuml;ş&uuml;n; zaten ben bir aksilik &ccedil;ıkacağını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Gelişmelerden haberdar edersin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ederim elbette,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;O zaman ben artık kapatayım. Daha odamı da toplayacağım ve yemek yapacağım; sonra da duşa girip kafe i&ccedil;in hazırlanacağım. Sonra yine konuşuruz, tamam mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam kardeşim. Sana kolay gelsin, akşam i&ccedil;in de iyi eğlenceler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim. &Ouml;p&uuml;yorum seni, kendine iyi bak.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de &ouml;pt&uuml;m,&rdquo; deyip ona &ouml;p&uuml;c&uuml;k attı Yağız. G&ouml;khan g&uuml;ld&uuml;. &ldquo;G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan aramayı sonlandırıp telefonla yavaş&ccedil;a &ccedil;enesine vurmaya başladı. Bu olaydan en yakın arkadaşına bahsetmek, onun fikirlerini almak iyi gelmişti. İ&ccedil;i rahatlamış bir şekilde koltuktan kalktı. Yakın arkadaşla sohbet etmek, g&uuml;l&uuml;p eğlenmek g&uuml;zel eylemlerdi ama ev işleri diye bir hayat ger&ccedil;eği vardı ve yapılmak &uuml;zere G&ouml;khan&rsquo;ı bekliyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Odasına girdiğinde ilk iş olarak G&ouml;ksel&rsquo;in akşam i&ccedil;in se&ccedil;tiği tiş&ouml;rt&uuml; daha sonra &uuml;t&uuml;lenmek &uuml;zere sandalyenin sırtına bıraktı. G&uuml;l&uuml;mseyerek tiş&ouml;rte baktıktan sonra odasını toplarken dinlemek i&ccedil;in bir şarkı a&ccedil;tı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;<i>Simidini fırlatırdı / Kaparlardı martılar&hellip;</i>&rdquo;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadrajdaki Dünyalar | 8. Kare: Duyguların Adım Sesleri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kd-8kare-duygularin-adim-sesleri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kd-8kare-duygularin-adim-sesleri</guid>
<description><![CDATA[ Kadrajdaki Dünyalar&#039;ın 8. Bölümü | Çocukluğundan beri fotoğrafçılıkla uğraşan ve bu alanda lisans eğitimi alan Göksel&#039;in çektiği fotoğrafları paylaştığı &quot;kadrajdakidunyalar&quot; isimli bir sosyal medya hesabı vardır. Genç fotoğrafçı bir gün fotoğraf çekimi için gittiği Kadıköy&#039;de eve dönmeden önce bir kafeye oturur, bu kafede sahne alan gencin fotoğraflarını çeker ve sonrasında bir tanesini hesabında paylaşmaya karar verir. Fotoğrafı paylaştığı günün akşamında mesaj kutusuna düşen bir mesaj her şeyi değiştirmek üzeredir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_6304950a84a72.jpg" length="94979" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 23 Aug 2022 16:43:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, düzyazı, roman, kurgu, kadrajdaki dünyalar, fotoğraf, video, müzik, fotoğrafçı, müzisyen, aşk, arkadaşlık, genç, gençlik, İstanbul, üniversite</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Sıcak bir temmuz akşamıydı. Deniz tarafından gelen tatlı esinti tuz kokusunu etrafa dağıtıyor, dalgaların sesi şehrin sesine karışıyordu. Boğaz&rsquo;ın yanındaki Boğazi&ccedil;i K&ouml;pr&uuml;s&uuml; manzaralı restorandaki bir masada Din&ccedil;erler ve Demirkanlar oturuyordu. Bu akşam yemeği iki ailenin aylar sonra dışarıda yediği ilk akşam yemeğiydi. Yemekte b&uuml;y&uuml;kler iş hayatından, &uuml;lkedeki g&uuml;ncel şeylerden konuşurken gen&ccedil;ler de sessizce yemeklerini yiyordu. Ne G&ouml;ksel ne de Emrah sohbet etme havasındaydı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;T&uuml;m derslerini verdiğini duydum,&rdquo; dedi Emrah&rsquo;ın annesi. Muhatabı G&ouml;ksel&rsquo;di. &ldquo;Tebrik ederim, artık son senen.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, hepsini verdim,&rdquo; diye onayladı G&ouml;ksel. &ldquo;&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bizim hergelenin alttan dersleri kaldı,&rdquo; dedi Emrah&rsquo;ın babası oğluna yandan bir bakış atarak. &ldquo;Neyse ki daha iki senesi var.&rdquo; G&ouml;ksel&rsquo;e baktı. &ldquo;Seni bu başarından &ouml;t&uuml;r&uuml; tebrik ediyorum g&uuml;zelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel ona cevap verecekti ki Emrah &ouml;nce davrandı:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sadece bir dersim kaldı, o da hocanın y&uuml;z&uuml;nden oldu. Aynı dersten &ccedil;ok kişi kaldı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Y&uuml;zlerce &ouml;ğrencisi olan hocalardan birisi demek ki,&rdquo; diye araya girdi G&ouml;ksel. &ldquo;Her b&ouml;l&uuml;mde b&ouml;yle hocalar maalesef ki oluyor ama ben Emrah&rsquo;ın o dersi seneye vereceğinden eminim. End&uuml;striyel Tasarım zaten yeterince zor bir b&ouml;l&uuml;m, Emrah gayet iyi iş &ccedil;ıkarıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah, G&ouml;ksel&rsquo;e minnet dolu bir bakış attığında gen&ccedil; kadın ona tatlı bir g&uuml;l&uuml;mseme g&ouml;nderdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Duydun,&rdquo; dedi Emrah babasına. &ldquo;B&ouml;l&uuml;m&uuml;m gayet zor olmasına rağmen G&ouml;ksel&rsquo;in de dediği gibi iyi iş &ccedil;ıkarıyorum, hakkımı yeme.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel &ouml;yle diyorsa,&rdquo; dedi babası. Emrah&rsquo;ın ailesi G&ouml;ksel&rsquo;i &ccedil;ok severdi; onun kibar, ağırbaşlı ve olgun karakterini takdir ediyorlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel onlara bir g&uuml;l&uuml;mseme g&ouml;nderdikten sonra yemeğine devam etti. Sipariş ettiği sebze yemeğinin tadını sevmişti; sebzeler son derece tazeydi ve az yağlı yemek olduk&ccedil;a hafifti. Gen&ccedil; kadının et yemekleriyle arası &ccedil;ok yoktu, &ouml;zellikle dışarıda yemekten hi&ccedil; hoşlanmıyordu &ccedil;&uuml;nk&uuml; genelde yemeğin &ccedil;ok ağır bir tadı oluyordu ve bu da onun midesini bulandırıyordu. Buranın et yemeklerinin g&uuml;zel olduğunu biliyordu, bir iki sefer kendisi de denemişti ama bu sıcakta tercih etmedi. Onun tam karşısında oturan Emrah&rsquo;sa i&ccedil;inde sebzeler olan et sotesini iştahla yiyordu. Emrah &uuml;&ccedil; yıldır spor yaptığı i&ccedil;in onun karbonhidrat ve protein ağırlıklı beslendiğini, eti de olduk&ccedil;a sevdiğini biliyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah &uuml;st&uuml;ndeki mavi g&ouml;zleri fark edince başını kaldırıp karşısında oturan G&ouml;ksel&rsquo;e baktı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tadı &ccedil;ok g&uuml;zel sanırım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel &ccedil;enesiyle tabağı işaret ederek. &ldquo;&Ccedil;ok iştahlı yiyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;zel,&rdquo; diye onayladı Emrah. &ldquo;İstersen tadına bakabilirsin. Şu k&ouml;şesine hi&ccedil; dokunmadım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir par&ccedil;a yiyebilirim,&rdquo; diyen G&ouml;ksel &ccedil;atalını tabağın en k&ouml;şesinde duran et par&ccedil;asına uzattı. Normalde &ccedil;ok samimi olduğu arkadaşları hari&ccedil; diğerlerinin tabağından yemek yeme huyu yoktu fakat Emrah&rsquo;ın iştahlı yiyişi onu meraklandırmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel &ccedil;atalına aldığı par&ccedil;ayı yerken Emrah onu izledi. Ağzındaki eti yavaş&ccedil;a &ccedil;iğneyen G&ouml;ksel bakışlarını Emrah&rsquo;a &ccedil;evirdi. Gen&ccedil; adamın kahverengi g&ouml;zleri kendi y&uuml;z&uuml;ne odaklanmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Nasıl?&rdquo; diye sordu Emrah. &ldquo;Sevdin mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel ağzındaki lokmayı yuttuktan sonra, &ldquo;Sevdim,&rdquo; dedi. &ldquo;Tadı &ccedil;ok hafif, az baharatlı ve az yağlı; tam da sevdiğim gibi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de &ouml;yle seviyorum. Et gurmesi sayılırım ve et konusunda burası benden tam not aldı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel g&uuml;lerek, &ldquo;Bunu restoranın sahibine de s&ouml;ylemelisin,&rdquo; dedi. &ldquo;Bundan memnun olacağına eminim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Et gurmesi olarak tescillendiğim g&uuml;n kendisiyle konuşmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum,&rdquo; dedi Emrah. &Uuml;st dişlerini g&ouml;sterecek şekilde g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Bakarsın yemekleri beleşe getiririm. G&uuml;nl&uuml;k olarak almam gereken protein miktarını ve et fiyatlarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce benim i&ccedil;in epey iyi olurdu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Geleceğin Vedat Milor&rsquo;u.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah kalın ve g&uuml;r sesiyle kahkaha attığında masadakilerin bakışları ona d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Ben sadece etlere h&acirc;kimim, onun gibi birinin yakınından bile ge&ccedil;emem.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne oluyor?&rdquo; diye sordu Emrah&rsquo;ın annesi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel&rsquo;le et gurmeliğim hakkında konuşuyorduk,&rdquo; dedi Emrah annesine bakarak. &ldquo;Bir g&uuml;n bunu tescillendirirsem bedavaya et yiyebileceğimi s&ouml;yledim, o da bana, &lsquo;Geleceğin Vedat Milor&rsquo;u,&rsquo; dedi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen ve gurmelik mi? End&uuml;striyel tasarımcı adayı ve sporcu sıfatlarının yanına bir sıfat daha eklemeyi mi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Elbette hayır. Şaka yapıyordum sadece ama bir anlığına kendimi gurme olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce eğlendim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Aile b&uuml;y&uuml;kleri yeniden iş sohbetine dalarken Emrah oflayarak &ouml;n&uuml;ne d&ouml;nd&uuml;. Hem o hem de G&ouml;ksel sessizce yemeklerini yedi. G&ouml;ksel yemeğini bitirdikten sonra birka&ccedil; fotoğraf &ccedil;ekmek i&ccedil;in masadan kalkarken Emrah da ona eşlik etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İş muhabbetlerinden i&ccedil;im şişmişti,&rdquo; dedi Emrah ellerini pantolonunun ceplerine sokarken. &ldquo;Biraz deniz havası alalım. Sen &ccedil;ekimini nerede yapacaksın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Manzara g&uuml;zel olursa şehri &ccedil;ekebilirim ya da mek&acirc;nı &ccedil;ekerim. Sen ne yapacaksın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yanında durup nasıl &ccedil;alıştığını izleyeceğim. Hesabındaki fotoğraflardan sonra senin &ccedil;alışırken nasıl g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; daha &ccedil;ok merak ettim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O niyeymiş?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ok g&uuml;zel fotoğraflar &ccedil;ekiyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in bu beklenmedik iltifat karşısında yanakları pembeleşti. Emrah ilk kez ona iltifat ediyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ah, teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Utandın,&rdquo; dedi Emrah g&uuml;lerek. Dikkatli bakışlarından G&ouml;ksel&rsquo;in kızaran yanakları ka&ccedil;madı. &ldquo;&Ccedil;ok tuhafsın ger&ccedil;ekten. Başkası olsa &ouml;v&uuml;n&uuml;r, sen ise utanıyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İltifat senden gelince &ccedil;ok beklenmedik oldu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısın. Sana daha &ouml;nce iltifat ettiğimi hatırlamıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bunun ilk sefer olduğunu bilse de bir şey s&ouml;ylemedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Deniz kenarına ulaşan ikili korkuluklara yaslandı. Emrah manzarayı izlerken G&ouml;ksel makinesiyle ilgilenmeye başladı. Şehir manzarasını da g&uuml;zelce aydınlatılmış ve s&uuml;slenmiş mek&acirc;nın i&ccedil;ini de &ccedil;ekmeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Beni &ccedil;eker misin?&rdquo; diye sordu Emrah.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel şaşırarak ona baktı. &ldquo;Seni mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet,&rdquo; dedi. V&uuml;cudunu G&ouml;ksel&rsquo;e &ccedil;evirip kal&ccedil;asını korkuluklara yasladı. &ldquo;Senin gibi bir profesyonelin kadrajına girmek isterim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İstiyorsan &ccedil;ekeyim tabii. Nerede poz vermek istersin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu işi bilen sensin, sen s&ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel mek&acirc;nın i&ccedil;ini inceledikten sonra, &ldquo;Korkuluklara yaslanıp poz verebilirsin ya da masaların birine oturabilirsin,&rdquo; dedi. Mavi g&ouml;zlerini Emrah&rsquo;ın y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evirdi. &ldquo;Hangisini tercih edersin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ayakta kalsam daha iyi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah, G&ouml;ksel&rsquo;in y&ouml;nlendirmeleriyle &ccedil;ok g&uuml;zel ışık alan bir yerde durdu. Korkuluklara yaslanan gen&ccedil; adamın arkasında Boğaz ve İstanbul manzarası vardı, birka&ccedil; adım solundaysa i&ccedil;inde yapma &ccedil;i&ccedil;eklerin olduğu bir vazo duruyordu ve sarı ışıklar onun kumral sa&ccedil;larının rengini ortaya &ccedil;ıkarırken kahverengi g&ouml;zlerini de sanki bal rengindeymiş gibi g&ouml;steriyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Poz verebilirsin,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;&Ouml;ncesinde istersen sa&ccedil;ını ve kıyafetlerini d&uuml;zelt.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sa&ccedil;ımla kıyafetlerimde bir sorun mu var?&rdquo; diye sordu Emrah.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Pek sayılmaz ama sa&ccedil;larının &ouml;n&uuml;n&uuml; d&uuml;zeltsen fena olmaz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen ger&ccedil;ekten &ccedil;ok ince şeylere dikkat ediyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Her fotoğraf&ccedil;ı gibi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah sa&ccedil;larının &ouml;n&uuml;n&uuml; d&uuml;zeltti. &ldquo;Oldu mu?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, şimdi poz ver bakalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah ciddi bir ifadeyle kameraya baktı. Emrah, kemikli y&uuml;z&uuml; sayesinde yaşından daha olgun g&ouml;r&uuml;nen yakışıklı bir gen&ccedil;ti. A&ccedil;ık kahverengi g&ouml;zleri beyaz y&uuml;z&uuml;nde, kalın kaşlarının altında zek&acirc;yla parlıyordu. Kemerli burnu, dolgun dudakları ve geniş &ccedil;enesiyle g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir ifadeye sahipti. Fiziksel olarak sahip olduğu g&uuml;&ccedil;, y&uuml;z hatlarında da mevcuttu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Beni &ouml;ld&uuml;recekmişsin gibi bakıyorsun,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Biraz daha sevimli g&ouml;r&uuml;nmeyi dener misin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne?&rdquo; Emrah afalladı. &ldquo;Nasıl bakıyorum?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Az sonra &uuml;st&uuml;me atlayıp beni gırtlaklayacak gibi bakıyorsun. Zaten sert bir y&uuml;z&uuml;n var, iyice sertleştirmesin mi diyorum?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah başını biraz yere eğip g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde G&ouml;ksel deklanş&ouml;re basıp bu anı &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirdi. Fotoğrafta Emrah&rsquo;ın kısılan g&ouml;zleri adeta yok olurken g&uuml;&ccedil;l&uuml; beyaz dişleri de parıl parıl parlıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sakın bana az &ouml;nce fotoğrafımı &ccedil;ektiğini s&ouml;yleme,&rdquo; dedi Emrah g&uuml;lmeyi kestiğinde. G&ouml;ksel g&ouml;zlerini ka&ccedil;ırınca başını iki yana salladı. &ldquo;G&uuml;lerken fotoğrafımın &ccedil;ekilmesinden hi&ccedil; hoşlanmam.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bence i&ccedil;ten bir fotoğraf oldu. Gel de bak istiyorsan.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel Emrah&rsquo;a &ccedil;ektiği fotoğrafı g&ouml;sterdi. Fotoğraf ger&ccedil;ekten de &ccedil;ok i&ccedil;tendi ve Emrah da olduk&ccedil;a hoş &ccedil;ıkmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Nasıl ya?&rdquo; diye mırıldandı Emrah. G&ouml;ksel&rsquo;in g&ouml;zlerine baktı. &ldquo;G&uuml;zel bir fotoğraf olmuş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sana s&ouml;ylemiştim. Hadi bir tane daha g&uuml;lmediğin ama &ouml;ld&uuml;recek gibi de bakmadığın bir poz ver.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sert y&uuml;z hatlarımın olması benim elimde değil.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ama o hatların en sert h&acirc;lini kullanmamak senin elinde. Hadi şu masaya otur, elini &ccedil;enene yasla ve tebess&uuml;m ederek kameraya bak.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Peki, nasıl istersen.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah, G&ouml;ksel&rsquo;in dediklerini birebir yaptı. G&ouml;ksel onun karşısına oturup makineyi y&uuml;z&uuml;ne yaklaştırdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok yakın değil mi sanki?&rdquo; dedi Emrah.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu işi bilen bendim, unuttun mu az &ouml;nce dediğini?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi, tamam.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah yeniden tebess&uuml;m edip doğrudan kameraya baktı. G&ouml;ksel her şeyin m&uuml;kemmel olduğuna emin olduktan sonra deklanş&ouml;re bastı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Nasıl oldu?&rdquo; diye sordu Emrah.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel &ccedil;ektiği fotoğrafı a&ccedil;ıp &ouml;nce kendisi inceledi. Hem arkadaki mek&acirc;n hem de Emrah &ccedil;ok g&uuml;zel &ccedil;ıkmıştı. Gen&ccedil; adamın etkileyici ve derin bakışlarının bu fotoğrafın odak noktası olmasını isteyen fotoğraf&ccedil;ı bunu başarmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bence olduk&ccedil;a iyi bir fotoğraf olmuş,&rdquo; deyip fotoğrafı Emrah&rsquo;a g&ouml;sterdi. &ldquo;Sen ne dersin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah uzun uzun fotoğrafı inceledi. &ldquo;Sen ger&ccedil;ekten de muhteşem bir fotoğraf&ccedil;ısın,&rdquo; dedi. Karşısında oturan kadına baktı. &ldquo;&Ccedil;ok beğendim. İkisini de bana atar mısın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eve ge&ccedil;tikten sonra atarım ve &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kesinlikle hesabımda paylaşacağım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok memnun olurum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili tekrardan deniz kenarına y&uuml;r&uuml;d&uuml;. G&ouml;ksel mek&acirc;nın ve şehir manzarasının birer fotoğrafını &ccedil;ektikten sonra makinesini kapattı. Burada &ccedil;ok farklı fotoğraflar &ccedil;ekemeyeceğini bildiği i&ccedil;in boşuna efor sarf etmesine gerek yoktu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Masada bana arka &ccedil;ıktığın i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi Emrah. &ldquo;Babamı bilirsin, bazen &ccedil;ok &uuml;st&uuml;me gelebiliyor ve bunu herkesin yanında yapmaktan da &ccedil;ekinmiyor. Sen araya girince daha fazla konuşmadan sustu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;K&ouml;t&uuml; bir niyeti olmadığına eminim ama bu konuları başkalarının yanında a&ccedil;maması daha iyi olur elbette. Sonu&ccedil;ta hepimiz senin iyiliğini istiyoruz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Niyet kadar onu g&ouml;sterme şekli de &ouml;nemli. Neyse işte, sağ ol.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Rica ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah &ouml;n&uuml;ne d&ouml;n&uuml;p, manzaraya bakarken G&ouml;ksel de &ccedil;antasından telefonunu &ccedil;ıkarıp internetini a&ccedil;tı. Sosyal medya hesabından bir yeni bildirim gelmişti ama bu bildirim ne beğeni ne yorum ne de takip bildirimiydi; bu bir mesaj bildirimiydi. Gen&ccedil; kadın bildirim penceresini aşağı &ccedil;ekip gelen mesaja baktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&ouml;khan Uygur: Merhaba, nasılsın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">T&uuml;k&uuml;r&uuml;ğ&uuml; nefes borusuna ka&ccedil;an G&ouml;ksel &ouml;ks&uuml;r&uuml;rken, elini gerdanına bastırıp olası bir &ouml;ks&uuml;r&uuml;k silsilesinin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ti. Kocaman a&ccedil;ılan g&ouml;zleriyle ekrana baktı, doğru g&ouml;r&uuml;p g&ouml;rmediğini anlamak i&ccedil;in mesajı bir kez daha okudu ve gayet doğru g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona mesaj atmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kalbi g&uuml;m g&uuml;m atan G&ouml;ksel eğer yalnız olduğu bir yerde olsaydı buna sesli bir tepki verebilirdi ama i&ccedil;inde bulunduğu ortam y&uuml;z&uuml;nden t&uuml;m tepkisini i&ccedil;inden vermek zorunda kaldı. İ&ccedil;inde bir volkan patlasa da duygularından oluşan lavları dışarı fışkırtmak yerine i&ccedil;eride tuttu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel Emrah&rsquo;a kısa bir bakış attıktan sonra telefonunun ekranını kapattı. Oysaki Emrah mesajı g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; ve bu mesajın G&ouml;ksel&rsquo;in &uuml;zerinde yarattığı şok etkisini fark etmişti. Yine de bir şey &ccedil;aktırmadı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Beni saymazsak sadece iki fotoğraf &ccedil;ektin,&rdquo; dedi Emrah. &ldquo;Başka &ccedil;ekmeyecek misin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ekecek &ccedil;ok bir şey yok,&rdquo; dedi G&ouml;ksel d&uuml;ş&uuml;nceli bir sesle. Aklı h&acirc;l&acirc; mesajdaydı. &ldquo;Manzarayla mek&acirc;nı &ccedil;ektim, onlar da yeter. Boşu boşuna hafızayı doldurmaya gerek yok.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce haklısın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili bir s&uuml;re konuşmadan sessizliğin ve deniz kokusunun tadını &ccedil;ıkardı. Boğaz&rsquo;dan esen r&uuml;zg&acirc;r G&ouml;ksel&rsquo;in sarı sa&ccedil;larını adeta dans ettiriyordu. Gen&ccedil; kadın dalgın g&ouml;zlerle manzaraya bakarken Emrah da onu inceliyordu. G&ouml;ksel&rsquo;in sevgilisi olmadığından emindi, G&ouml;khan Uygur adlı kişinin ona attığı mesaj da bir sevgiliye atmak i&ccedil;in fazla resm&icirc;ydi ama bu gencin ona attığı mesajın G&ouml;ksel&rsquo;i heyecanlandırdığı kesindi. Gen&ccedil; adam G&ouml;ksel&rsquo;in şu an bile onu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;nden emindi. Anlaşılan insanlarla fazla muhatap olmayan G&ouml;ksel kendisini aşarak yeni biriyle tanışmıştı. Emrah kendi kendine g&uuml;l&uuml;msedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben masaya d&ouml;neceğim,&rdquo; deyip Emrah&rsquo;a baktı G&ouml;ksel. Onu kendisini izlerken bulunca afalladı. &ldquo;Gelecek misin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Geleyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Masaya d&ouml;nen gen&ccedil;ler ailelerini bıraktığı gibi buldu. Tatil planları hakkında konuşan b&uuml;y&uuml;kler, onların geldiğini g&ouml;r&uuml;nce susup dikkatlerini gen&ccedil;lere verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne yaptınız?&rdquo; diye sordu Emrah&rsquo;ın annesi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biraz deniz havası aldık,&rdquo; diye cevapladı Emrah. &ldquo;G&ouml;ksel fotoğraflarımı &ccedil;ekti, sonra etrafı &ccedil;ekti.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Fotoğrafları merak ettim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel eve d&ouml;n&uuml;nce bana atacak, sana da g&ouml;steririm. Muhtemelen hesabımda paylaşacağım zaten.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel&rsquo;in her zamanki gibi harika bir iş &ccedil;ıkardığından eminim. Bu konuda &ccedil;ok yetenekli ve bilgili.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Kendimi geliştiriyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Pek de al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml;s&uuml;n,&rdquo; dedi Emrah&rsquo;ın babası.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haddinden fazla,&rdquo; diye araya girdi Emrah. &ldquo;Eğer bir işte fazla iyiysen bununla &ouml;v&uuml;nmeyi bilmen gerekiyor ama G&ouml;ksel değil &ouml;v&uuml;nmek, ne kadar iyi olduğunun farkında bile değil.&rdquo; G&ouml;ksel&rsquo;e baktı. &ldquo;En iyisi olmak istediğini biliyorum ama şu an olduğun pozisyon da herkesin kolay kolay ulaşamayacağı bir yerde. Bence fotoğraf&ccedil;ı kişiliğine gereken değeri vermen gerek.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu laflar G&ouml;ksel&rsquo;i şaşkına &ccedil;evirdi. Emrah&rsquo;tan bu tarz bir konuşma beklemiyordu. &ldquo;Fotoğraf konusunda iyi olduğumu biliyorum ama bunun hakkında &ouml;v&uuml;nmek hi&ccedil; benlik değil. Ben fotoğrafımı &ccedil;ekerim, yorumunu da diğerlerine bırakırım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Diğerlerinin seni &ouml;vmesindense senin kendine hak ettiğin takdiri vermen bence daha &ouml;nemli, G&ouml;k.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Elbette veriyorum ama gelişim bir s&uuml;re&ccedil; ve ben de gelişmeye devam ediyorum. Şu an bulunduğum konumdan memnunum ama hep daha iyisini istiyorum, bunun i&ccedil;in de &ccedil;abalıyorum. İnsanların da yaptığım işi takdir etmesi tabii ki &ccedil;ok hoşuma gidiyor ama bununla &ouml;v&uuml;necek d&uuml;nyadaki son kişi falanım. Biraz da kişilikle ilgili ve ben de b&ouml;yleyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsan bana da saygı duymak d&uuml;şer ama ger&ccedil;ek anlamda bu işte &ccedil;ok iyisin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim, sağ ol.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onların bu konuşması ebeveynlerini şaşırttı. G&ouml;ksel&rsquo;le Emrah&rsquo;ın farklı karakterlere sahip oldukları i&ccedil;in &ccedil;ok anlaşamadıklarını, aile buluşmaları hari&ccedil; nadiren g&ouml;r&uuml;şt&uuml;klerini biliyorlardı ve aralarındaki bu mesafe onlara ikilinin birbirinden hazzetmediğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rt&uuml;yordu. Bu akşam G&ouml;ksel&rsquo;in okul konusunda Emrah&rsquo;a arka &ccedil;ıkması ve Emrah&rsquo;ın G&ouml;ksel&rsquo;in fotoğraf&ccedil;ılığı hakkında &ouml;vg&uuml; dolu s&ouml;zler s&ouml;ylemesi gen&ccedil;lerin ebeveynlerine d&uuml;ş&uuml;nceleri konusunda yanıldıklarını g&ouml;stermişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel&rsquo;in fotoğraf&ccedil;ılık alanındaki d&uuml;ş&uuml;nceleri senin spor hakkındaki d&uuml;ş&uuml;ncelerine benziyor,&rdquo; diye bir yorumda bulundu Emrah&rsquo;ın annesi Aslı. &ldquo;İkiniz de yaptığınız işlerde olduk&ccedil;a iyi olsanız da her zaman daha iyisini istiyor ve bunun i&ccedil;in &ccedil;aba g&ouml;steriyorsunuz. Doyumsuzsunuz, m&uuml;kemmeliyet&ccedil;isiniz. Fazlası diğer her şey gibi zarar olan bu iki şeyi dozunda tuttuğunuz s&uuml;rece sizi istediğiniz yere g&ouml;t&uuml;receğinden eminim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, biraz benziyor,&rdquo; diye annesine katıldı Emrah. &ldquo;Ben G&ouml;ksel&rsquo;in aksine biraz &ouml;v&uuml;n&uuml;yorum sadece. &Uuml;&ccedil; senede &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;d&uuml;m, benden daha uzun zamandır spor yapan adamları bile ge&ccedil;tim ve bunu dillendirmekten &ccedil;ekinmiyorum. G&ouml;ksel gibi ben de daha iyisini hatta en iyisini istiyorum ama onun aksine bug&uuml;n&uuml;me de fazlasıyla odaklanıyorum.&rdquo; Gen&ccedil; adam bakışlarını G&ouml;ksel&rsquo;e &ccedil;evirdi. &ldquo;G&ouml;k daha &ccedil;ok yarın odaklı yaşıyor. &lsquo;Bug&uuml;n iyiyim ama yarın daha iyi olmam gerek&rsquo; diyor. G&uuml;zel bir d&uuml;ş&uuml;nce ama bug&uuml;n&uuml; yarının g&ouml;lgesinde bırakınca insan bug&uuml;n&uuml;n g&uuml;zelliklerini g&ouml;remeyebiliyor. Benim dikkat &ccedil;ekmek istediğim nokta da buydu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onun bu bilge c&uuml;mleleri G&ouml;ksel&rsquo;in d&uuml;ş&uuml;ncelerinde bir aydınlanmanın ortaya &ccedil;ıkmasını sağladı. Emrah s&ouml;ylediklerinde haklıydı: G&ouml;ksel yarın odaklı biriydi ve yarın, bug&uuml;n olduğundan bir adım daha ileride olmaya &ccedil;alışırken bug&uuml;n olduğu konumun tadını &ccedil;ıkaramıyor, bu şekilde kendisine de haksızlık yapabiliyordu. &Ccedil;ok iyi bir fotoğraf&ccedil;ı olduğunu biliyordu, &ouml;zellikle gen&ccedil; yaşını dikkate alınca ama ulaşmak istediği noktaya h&acirc;l&acirc; &ccedil;ok uzak olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in kendisini k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;rebiliyordu. Bunun farkındaydı ama bu ger&ccedil;eği bir başkasının ağzından duymak ona k&ouml;t&uuml; hissettirdi ve bir noktada aydınlanma yaşamasına neden oldu. Kendisine haksızlık ediyordu ve bunu bir an &ouml;nce sonlandırması gerekiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne demek istediğini anladım,&rdquo; diye karşılık verdi G&ouml;ksel. &ldquo;Haklılık payın var. Aradaki dengeyi sağlamak i&ccedil;in &ccedil;abalıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bundan sonra daha &ccedil;ok &ccedil;abalayacaktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Başarılı olacağını umuyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de &ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil;ler birbirine g&uuml;l&uuml;msedi. Bu şimdiye kadar onların arasında ge&ccedil;en en samimi konuşmaydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İki aile masada yarım saat kadar oturduktan sonra kalkmaya karar verdi. Aile babaları hesabı &ouml;demek i&ccedil;in kasaya ilerlerken diğerleri de ayaklanıp yavaş&ccedil;a restorandan &ccedil;ıktılar. Saatler akşam onu ge&ccedil;mesine rağmen cadde h&acirc;l&acirc; son derece kalabalıktı, ara&ccedil;larla yayalar yolları kaplıyordu. Yoğun insan kalabalığının arasında onlar da kendi ara&ccedil;larına ilerlediler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Cuma akşamını herkes dışarıda ge&ccedil;iriyor anlaşılan,&rdquo; dedi G&ouml;ksel&rsquo;in yanında y&uuml;r&uuml;yen Emrah.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yle g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Ama bu şehrin kalabalığı hi&ccedil;bir zaman bitmiyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Orası &ouml;yle. Umalım da &ccedil;ok trafik olmasın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Engin&rsquo;le Hakkı diğerlerinin yanına gelince iki aile de kendi arabasına bindi. Babalar şof&ouml;r koltuğuna, anneler &ouml;ndeki yolcu koltuğuna ve gen&ccedil;ler de arka koltuklara oturdu. Annesinin oturduğu tarafa oturan G&ouml;ksel bir s&uuml;re bekleyip ebeveynlerinin konuşmadığını g&ouml;r&uuml;nce &ccedil;antasından telefonunu &ccedil;ıkardı. İnternete bağlandıktan sonra sosyal medya hesabına girdi. Kalbi yeniden hızlıca &ccedil;arpmaya başlarken mesaj kutusunun en &uuml;st&uuml;nde duran G&ouml;khan&rsquo;ın mesajını a&ccedil;tı. G&ouml;khan ona bu mesajı atalı &uuml;&ccedil; saat olmuştu. Gen&ccedil; adamın daha kısa s&uuml;rede mesajına cevap almayı beklediği kesindi ama bu akşam meşgul olan G&ouml;ksel ona ancak şimdi cevap verebilecekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Merhaba. İyiyim, teşekk&uuml;r ederim; sen nasılsın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Biraz resm&icirc; olduğunu biliyordu ama G&ouml;khan&rsquo;la samimi olmadıkları i&ccedil;in bu resmiyetin gerekli olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Gen&ccedil; kadın samimi olmadığı herkesle bu şekilde konuşuyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel mesajı g&ouml;nderip ana sayfasına geri d&ouml;nd&uuml;. Bu akşam i&ccedil;in hazırlanmaya başladığı andan itibaren hesabına bakamamıştı. Takip ettiği kişilerin son birka&ccedil; saatte yaptığı paylaşımlara bakmaya başladı. Severek takip ettiği ve Amerika&rsquo;da yaşayan bir video grafiker New York&rsquo;ta &ccedil;ektiği bir videoyu paylaşmıştı. G&ouml;ksel videoyu b&uuml;y&uuml;k bir hayranlıkla izledi. Video grafikerin kullandığı &ccedil;ekim teknikleri ger&ccedil;ekten muhteşemdi. G&ouml;ksel videoyu beğenip kaydetti. Bir g&uuml;n aynı tekniklerle video &ccedil;ekmeyi mutlaka denemeliydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Paylaşılanlara bakmayı yeni bitirmişti ki G&ouml;khan ona cevap verdi. Gen&ccedil; adamın birka&ccedil; dakika i&ccedil;inde verdiği bu hızlı cevaba şaşırırken annesiyle babasını yeniden kontrol etti. Babası p&uuml;r dikkat aracı s&uuml;rerken annesi de camdan dışarıyı izliyor, bir yandan da radyodaki haberleri dinliyordu. G&ouml;ksel ikisinin de kendisiyle ilgilenmediğine emin olunca dikkatini yeniden telefonuna verdi. Şu an gergin ve heyecanlıydı, b&ouml;yle hissettiği zamanlarda da mantıklı konuşma konusunda zorluk &ccedil;ektiği i&ccedil;in ebeveynlerinin onunla ilgilenmemesi işine geliyordu. G&ouml;khan&rsquo;la konuşmaya ve onun kendisine neden mesaj attığını anlamaya odaklanmak istiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben de iyiyim, teşekk&uuml;r ederim. Ne yapıyorsun? Sanırım pek uygun bir zamanda yazmadım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın mesajını okuduktan sonra ona cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Dışarıda olduğum i&ccedil;in telefona bakma fırsatını ancak şimdi bulabildim. Bir akşam yemeğindeydim, artık m&uuml;saitim. Sen ne yapıyorsun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajını g&ouml;nderdikten saniyeler sonra G&ouml;khan mesajı g&ouml;rd&uuml;. Gen&ccedil; adamın başka bir uğraşı olmadığını anlayıp t&uuml;m dikkatini kendisine verebileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. İlk mesajlaşmalarında da G&ouml;khan ona saniyeler i&ccedil;inde cevap vermişti fakat &ccedil;ok kısa bir konuşma ger&ccedil;ekleştirdikleri i&ccedil;in mesajlaşma hemen bitmişti ama bu akşam uzun s&uuml;rebilirdi ve bu gen&ccedil; kadının kalp atışlarını sanki hızlı değilmiş gibi daha da hızlandırıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>İyi o zaman, m&uuml;sait olmana sevindim. Ben de gitar &ccedil;alıyordum, yeni bitirdim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Araba durunca, G&ouml;ksel başını kaldırıp camdan dışarı baktı. &Ouml;ndeki ara&ccedil;ların ilerisindeki trafik lambasının kırmızı ışığı yanıyordu. Yoğun bir trafiğin i&ccedil;indeydiler ve eve gitmeleri yine saatleri bulabilirdi. Yollarının &ccedil;ok uzun olduğunu anlayıp tekrar telefonuna baktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Gitarını yarın akşama mı hazırlıyorsun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı anında g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde G&ouml;khan&rsquo;ın şu an kendisinden başka bir şeyle ilgilenmediğinden emin oldu. Gen&ccedil; adam şu an Kadık&ouml;y&rsquo;deki evinin salonunda koltuğa uzanmıştı ve G&ouml;ksel&rsquo;le konuşuyordu. Gen&ccedil; kadının kendisine cevap verdiğini g&ouml;r&uuml;nce elinden bıraktığı Fender&rsquo;ı ise yerde &ouml;ylece duruyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Klasik gitarımı yarın akşama &ccedil;oktan hazırladım. Bir de elektro gitarım var, zamanımın &ccedil;oğunu da onu &ccedil;alarak ge&ccedil;iriyorum aslında ve bug&uuml;n de kendi projelerim &uuml;st&uuml;nde &ccedil;alıştım. Mesai &ccedil;ıkışından sonra eve d&ouml;ner d&ouml;nmez m&uuml;ziğe sarılıyorum, şu an evde tek yaşadığım i&ccedil;in yapacak daha iyi bir aktivitem de yok<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun kendisi hakkında verdiği bu bilgiler G&ouml;ksel&rsquo;in kaşlarını kaldırmasına neden oldu. G&ouml;khan kendi m&uuml;ziğini yapıyordu ve tek başına yaşıyordu, en azından <i>şu an</i>.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kendi m&uuml;ziğini yapıyorsun demek. Hangi tarz ya da tarzlarda peki?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı yine anında g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. G&ouml;khan&rsquo;ın mesaj sayfasında beklediğini d&uuml;ş&uuml;nmek ona sanki G&ouml;khan karşısındaymış ve g&uuml;zel kahverengi g&ouml;zleriyle kendisine bakıyormuş gibi hissettiriyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Blues ve rock tarzlarını karıştırıp şarkılarımda kullanmayı seviyorum. İki tarzı dinleyerek b&uuml;y&uuml;memin bunda b&uuml;y&uuml;k etkisi var<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sen hangi tarzları dinlemeyi seviyorsun peki?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun g&ouml;nderdiği ilk mesajı okuyunca G&ouml;ksel&rsquo;in aklına gelen ilk isim Yavuz &Ccedil;etin oldu. &Ccedil;etin de blues ve rock tarzlarında şarkılar yapan bir m&uuml;zisyendi. G&ouml;khan&rsquo;ın ge&ccedil;en hafta onun par&ccedil;asını &ccedil;aldığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse gen&ccedil; adam onu dinliyordu ve belki de ondan ilham almıştı. Ona sormaya karar verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Hangi m&uuml;zisyenlerden etkilendin mesela?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona biraz uzun bir cevap verdi. Onun kendisi hakkında bu kadar a&ccedil;ık olması ve G&ouml;ksel istemeden bu kadar bilgi paylaşması gen&ccedil; kadını şaşırttı. G&ouml;ksel kendisi hakkında son derece ketum biriydi ve G&ouml;khan gibi paylaşımcı kişiler ona her zaman garip geliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>En b&uuml;y&uuml;k ilham kaynağım Yavuz &Ccedil;etin&rsquo;dir. Hen&uuml;z k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocukken onun gibi m&uuml;zik yapmayı kafama koymuştum. Kendisi ilk gitarımı almamda &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir etkiye sahiptir. Onun dışında Duman&rsquo;ın gitaristi Batuhan Mutlugil ve mor ve &ouml;tesi&rsquo;nin solisti Harun Tekin diğer iki ilham kaynağım ve idollerimdir. Severek dinlediğim bir s&uuml;r&uuml; m&uuml;zisyen, grup var ama başta gelenler bunlardır. Biraz uzun bir mesaj oldu ama m&uuml;zikten konuşmayı severim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Son c&uuml;mlesi G&ouml;ksel&rsquo;i g&uuml;l&uuml;msetti. Gen&ccedil; adamın i&ccedil;tenliği g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lecek kadar ger&ccedil;ekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Hepsi efsane isimler. Kim bilir seninle birlikte ka&ccedil; kişiye daha ilham kaynağı olmuşlardır? Duman ve mor ve &ouml;tesi benim de severek dinlediğim gruplardır. &Ccedil;ok g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; olan rock t&uuml;rleri, metal ve rap hari&ccedil; &ccedil;oğu t&uuml;r&uuml; dinlerim. Favorilerim alternatif, soul, R&amp;B ve poptur. Klasik m&uuml;zikleri bunlar kadar sık dinlemem ama eser bilgim geniştir, &ouml;zellikle ruhumu dinlendirmek istediğim akşamlarda a&ccedil;ıp uzun saatler boyunca dinlerim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan mesajı saniyesinde g&ouml;rse de cevap vermesi o kadar hızlı olmadı. Kısa bir durgunluğun yaşandığı esnada G&ouml;ksel camdan dışarıya baktı. Akşam yemeğini yemek i&ccedil;in tercih ettikleri Beşiktaş her zamanki gibi kalabalıktı ama az &ouml;nceki dehşet trafiği atlatmışlardı. Yol h&acirc;l&acirc; dolu olsa da en azından ilerleyebiliyorlardı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Cuma akşamı Beşiktaş&rsquo;a yemeğe gelmek &ccedil;ok da iyi bir fikir değilmiş,&rdquo; dedi babası. &ldquo;Avrupa Yakası buraya yığılmış, Anadolu tarafı da Kadık&ouml;y&rsquo;dedir şimdi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;En yoğun kısmı atlattık,&rdquo; diye cevap verdi G&uuml;zin. Arkasını d&ouml;n&uuml;p kızına baktı. &ldquo;Sen ne yapıyorsun bebeğim?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Arkadaşımla mesajlaşıyorum,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;ksel. &ldquo;Yolumuz uzun ve zamanın ge&ccedil;mesine ihtiyacım var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi bakalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Annesi &ouml;n&uuml;ne d&ouml;n&uuml;nce kaşlarını &ccedil;attı. <i>Arkadaşım</i> mı? O an b&ouml;yle s&ouml;ylemesi gerektiğini biliyordu, G&ouml;khan&rsquo;la da arkadaş olma yolunda ilerliyorlardı ama bu akşam gen&ccedil; adamla doğru d&uuml;r&uuml;st ilk kez sohbet ettiklerini g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınca bu kelimenin doğru olmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. En azından şimdilik.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Dikkatini yeniden telefonuna verdi. G&ouml;khan ona cevap vermişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>A&ccedil;ık&ccedil;ası tam da senden beklediğim tarzları dinliyormuşsun. Bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama sana bakınca bu tarz m&uuml;zikleri dinlediğin anlaşılıyor: G&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; olmayan, insanı huzurla dolduran ve derin d&uuml;ş&uuml;ncelere iten m&uuml;zikler<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bu yorumu birka&ccedil; kişiden daha duyduğu i&ccedil;in hi&ccedil; şaşırmadı. G&ouml;khan&rsquo;ın demeye &ccedil;alıştığı şeyi de &ccedil;ok iyi anlamıştı. İnsanların yaydığı enerjiler onların dinlediği m&uuml;zikler konusunda karşı tarafa ipucu veriyordu. Sa&ccedil; kesimleri, makyaj tarzları, giyim tarzları hatta konuşma şekilleri bile dinledikleri m&uuml;ziklerden izler taşıyabiliyordu. G&ouml;khan&rsquo;ın da tarzına bakarak onun rock dinleyicisi olduğunu anlamıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Demek istediğin şeyi anladım ve ge&ccedil;mişte birka&ccedil; kişiden de bu yorumu duydum. Senin de rock dinlediğin belli oluyor mesela<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona hızlı bir cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Genelde b&ouml;yle s&ouml;ylerler<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel buna ne yazacağını d&uuml;ş&uuml;nmeye başlamıştı ki G&ouml;khan&rsquo;ın yeni bir mesaj yazdığını g&ouml;r&uuml;nce onu beklemeyi tercih etti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tatilin nasıl ge&ccedil;iyor? Neler yapıyorsun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın bu soruyu sorarak konuyu değiştirmesine ve yeni bir konu a&ccedil;masına sevindi. Onun hakkında meraklıydı ve gen&ccedil; adamın kendisi hakkında anlatacağı şeyleri duymak istiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Zamanımın &ccedil;oğu evde ge&ccedil;iyor; başta fotoğraflar olmak &uuml;zere bir şeylerle uğraşıyorum, vakit ge&ccedil;iriyorum. Sende durumlar nasıl?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı ona g&ouml;nderip onun vereceği cevabı d&ouml;rt g&ouml;zle bekledi. G&ouml;khan ge&ccedil;en hafta kendi hayatından birazcık da olsa bahsetmişti ama şimdi daha ayrıntılı anlatmasını umuyordu. Kısa bir bekleyişin ardından G&ouml;khan ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Anladığım kadarıyla okul maratonundan sonra dinlenmeye bakıyorsun ki &ccedil;ok da haklısın, okul s&uuml;reci her &ouml;ğrenci i&ccedil;in son derece yorucu oluyor. Bana gelecek olursam ge&ccedil;en hafta bahsettiğim m&uuml;zik mağazasında satış danışmanlığı yapıyor ve haftanın altı g&uuml;n&uuml; orada &ccedil;alışıyorum; cumartesi akşamları Par&ccedil;a&rsquo;da sahne alıyorum ve boşta kalan zamanlarımda da genelde eserlerimin &uuml;zerinde &ccedil;alışıyorum, arkadaşlarımla vakit ge&ccedil;iriyorum. Tatil yaptığım s&ouml;ylenemez ama sevdiğim işleri yaptığım i&ccedil;in keyifli ge&ccedil;iyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun yaptıklarından bu kadar uzun ve ayrıntılı bahsetmesini beklemiyordu ama bundan hoşnut oldu. G&ouml;khan hayatı hakkında a&ccedil;ık birine benziyordu ve bu a&ccedil;ıklık G&ouml;ksel&rsquo;in kafasındaki soru işaretlerini gideriyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, ger&ccedil;ekten yorucu bir seneydi ve ben de dinlenmeye bakıyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Senin i&ccedil;inse yoğun bir yaz oluyormuş ama keyif alıyorsan sıkıntı yok demektir. Sahne almaktan, arkadaşlarınla vakit ge&ccedil;irip sosyalleşmekten hoşlanan birine benziyorsun<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Karşı taraf hakkında direkt soru sormak yerine varsayımlarda bulunarak merak edilen konuda bilgi edinmek g&uuml;zel bir taktikti, G&ouml;ksel de bunu uyguladı ve başarılı da oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kesinlikle &ouml;yleyim. Dışarıya &ccedil;ıkmaktan, insanlarla zaman ge&ccedil;irip sosyalleşmekten b&uuml;y&uuml;k keyif alırım. Bu y&uuml;zden bu yoğunluk beni o kadar da yormuyor hatta iyi geldiğini bile s&ouml;yleyebilirim. Sen bu konularda nasıl birisin? Benim tam tersimmişsin gibi hissediyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bu mesajı okuyunca onun tespitine g&uuml;l&uuml;msedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, ben sosyal birisi sayılmam, fazla arkadaşım da yoktur ama olanlarla iletişimde kalmaktan hoşlanırım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın cevabı her zamanki gibi hemen geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Az olsun &ouml;z olsun diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor olmalısın. Benim arkadaşım &ccedil;oktur ama dostum olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m, kendimi a&ccedil;ıp kişisel şeylerimi paylaştığım insan sayısı &ccedil;ok azdır. İnsan herkesle arkadaş olabiliyor ama herkesle dost olamıyor neticede<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Neyse, derin konulara girmeyeyim. Bir Yenge&ccedil; burcu olarak derinlere dalmak benim i&ccedil;in &ccedil;ok kolay ama şu an dalmasam daha iyi, seni de sıkmayayım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Peş peşe gelen bu iki mesajı okuyan G&ouml;ksel kendi kendine g&uuml;ld&uuml;. &ldquo;Demek Yenge&ccedil; burcusun,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;O h&acirc;lde doğum g&uuml;n&uuml;n yaklaştı, belki de ge&ccedil;ti bile.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Parmaklarını klavyede gezdirip ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, &ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum ve s&ouml;ylediklerine tamamen katılıyorum. Derinlere girme meselesine gelecek olursam ben de derinlere dalmayı severim, bundan sıkılmam yani<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı ona g&ouml;nderip onun cevabını bekledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bunu duyduğuma sevindim ama bu akşamlık derinlere dalmasak daha iyi. Bir soru sorayım: Sen hangi bur&ccedil;sun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">İ&ccedil;ten i&ccedil;e derin meselelere girmemelerine sevinerek -&ccedil;&uuml;nk&uuml; bunun i&ccedil;in &ccedil;ok erken olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu- ona cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Doğum g&uuml;n&uuml;m 6 Aralık, Yay burcuyum ve t&uuml;m &ouml;zelliklerini olmasa da bir&ccedil;oğunu taşırım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona bu mesajı g&ouml;nderdikten sonra camdan dışarı baktı. Onları &ccedil;evre yoluna g&ouml;t&uuml;recek t&uuml;nelin i&ccedil;inde ilerliyorlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Emrahlar nerede?&rdquo; diye sordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Arkamızdaydılar,&rdquo; diyen babası dikiz aynasından arkaya baktı. &ldquo;Sanırım şu beyaz arabanın arkasındalar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel arka camdan baktığında babasının dediği beyaz arabanın arkasındaki Emrahların arabasını g&ouml;rd&uuml;. Şof&ouml;r koltuğunda oturan Hakkı&rsquo;yı se&ccedil;ebiliyordu ama karanlık ara&ccedil;taki anneyle oğul g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, onlar,&rdquo; diye onayladı. &ldquo;İyi bari, &ccedil;ok arkada kalmamışlar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kalmazlar,&rdquo; dedi babası. &ldquo;Hakkı&rsquo;da o g&ouml;z yok.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel tekrar telefonuna baktığında G&ouml;khan&rsquo;ın cevap verdiğini g&ouml;rd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yay bur&ccedil;larıyla anlaşırım, senin de Yay olmana sevindim. Peki ka&ccedil; yaşındasın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Demek sevindin,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. G&ouml;khan&rsquo;ın kullandığı bu kelime se&ccedil;imi onu g&uuml;l&uuml;msetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span><i>Yirmi bir yaşımdayım ama bu aralıkta yirmi iki olacağım. Sen ka&ccedil; yaşındasın ve doğum g&uuml;n&uuml;n ne zaman?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel dışarı bakıp babasıyla konuştuğu i&ccedil;in ona bir dakika kadar ge&ccedil; cevap vermişti ama G&ouml;khan mesajı saniyesinde g&ouml;r&uuml;p hızlıca cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>9 Temmuz&rsquo;da yirmi bir olacağım ben de<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ondan yedi ay b&uuml;y&uuml;k olduğunu fark edince şaşırdı. Onunla hemen hemen aynı yaşlarda olduğunu biliyordu fakat ondan b&uuml;y&uuml;k olacağını hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmemişti. Yedi ay &ccedil;ok kısa bir zaman dilimiydi, arada bir yıl bile yoktu fakat G&ouml;ksel yine de şaşırdı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ccedil;ok az kalmış<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı kısa olsa da yazacak başka bir şey bulamadı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki hafta<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan da kısa bir cevap yazınca konuşmayı uzatma ihtiyacı hissetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Planlar var mı?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajına kaşlarını &ccedil;atarak baksa da g&ouml;nderdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben bir plan yapmadım ama arkadaşlarım s&uuml;rpriz bir kutlama hazırlayabilir, sağ olsunlar hi&ccedil; unutmazlar</i><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; adamın &ccedil;evresinin geniş olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce buna hi&ccedil; şaşırmadı. G&ouml;khan&rsquo;ın doğum g&uuml;n&uuml; yazın olduğu i&ccedil;in okul arkadaşlarının b&uuml;y&uuml;k kısmı evine d&ouml;nm&uuml;ş oluyordu ama gen&ccedil; adamın İstanbul&rsquo;da da bir s&uuml;r&uuml; arkadaşı vardı ve onlar da bir şeyler hazırlıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Doğum g&uuml;nlerinde hatırlanmak insanı mutlu ediyor, kutlamalar da eğlenceli ge&ccedil;iyor. Arkadaşların s&uuml;rpriz bir kutlama hazırlarsa harika vakit ge&ccedil;ireceğinden eminim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona cevap verdikten sonra konuşma sayfasından ayrılıp m&uuml;zik dinlediği uygulamayı a&ccedil;tı. Hen&uuml;z yolları uzundu ve akşam yapılan araba yolculuklarında m&uuml;zik dinlemeye bayılıyordu. &Ccedil;antasından kulaklıklarını &ccedil;ıkarıp taktı ve en sevdiği m&uuml;zisyenlerden biri olan The Weeknd&rsquo;in şarkılarını karışık &ccedil;almada a&ccedil;tı. Bu adamın şarkılarını akşam yolculuklarında dinlemekten b&uuml;y&uuml;k zevk alıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;la olan konuşma sayfasına geri d&ouml;n&uuml;p gen&ccedil; adamın attığı mesajı okudu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kesinlikle katılıyorum. Haftaya g&ouml;receğim bakalım neler olacağını<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel konuyu değiştirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ccedil;alıştığın mağaza da Kadık&ouml;y&rsquo;de mi?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bu sefer G&ouml;khan onun mesajını saniyesinde g&ouml;rmedi. Bir işi &ccedil;ıktığını d&uuml;ş&uuml;nen G&ouml;ksel ekranını kilitleyip, &ccedil;alan şarkıyı dinleyerek camdan dışarısını seyretti. İstanbul&rsquo;un akşamlarını g&uuml;nd&uuml;zlerinden daha &ccedil;ok seviyordu. Şehrin her noktasından y&uuml;kselen rengarenk ışıklar beton mezarlığına renk katıyor ve şehri biraz daha canlı g&ouml;steriyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&Ccedil;alan şarkıya ve yola dalıp şarkı bitene kadar ge&ccedil;en birka&ccedil; dakikada etrafı izledi. Yeni bir şarkı &ccedil;almaya başlayınca, kendine gelip telefonunun ekranını a&ccedil;tı. G&ouml;khan ona iki dakika &ouml;nce cevap vermişti. Konuşmalarına girdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, işim de evim de Kadık&ouml;y&rsquo;de. Sen nerede yaşıyorsun?</i><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel konservatuvarın da &ouml;nceden Kadık&ouml;y&rsquo;de olduğunu biliyordu. Şimdilerde konservatuvar binasında restorasyon işlemi yapılıyor, bina başka bir ama&ccedil;la kullanıma hazırlanıyordu; konservatuvar ise Maltepe&rsquo;ye taşınmıştı. G&ouml;khan okulu Kadık&ouml;y&rsquo;de diye oraya yerleşmiş olmalıydı, &ccedil;alıştığı yerleri de oradan ayarlaması gayet normal bir durumdu. İstanbul gibi b&uuml;y&uuml;kşehirlerde trafik &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir sorundu ve insanlar da trafiğe minimum oranda maruz kalmak i&ccedil;in oturacakları yeri okullarına ya da iş yerlerine yakın semtlerde se&ccedil;iyorlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben de Fatih&rsquo;te oturuyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan mesajını &uuml;&ccedil; saniye i&ccedil;inde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde araya birka&ccedil; dakika girmiş olsa da tekrardan sanki karşılıklı konuşuyorlarmış gibi mesajlaşmaya devam edeceklerini anladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Tesad&uuml;fe bak, benim okulumun ana kamp&uuml;s&uuml; de orada ve h&acirc;liyle arada yolum d&uuml;ş&uuml;yor. Fatih &ccedil;ok kalabalık bir yer, yerli yabancı sayısız turist var. Yine de tarih&icirc; havası ve eski binalarından hoşlanıyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;<i>Tesad&uuml;fe</i> bak.&rdquo; Onun kelime se&ccedil;imi bu sefer G&ouml;ksel&rsquo;e kaşlarını kaldırttı. İstanbul &Uuml;niversitesinin merkez kamp&uuml;s&uuml; on yıllardır Fatih&rsquo;teydi, G&ouml;ksel de G&ouml;khan&rsquo;ın bu &uuml;niversitenin konservatuvarında okuduğunu ondan mesaj geldiği g&uuml;nden beri biliyordu fakat konservatuvarın farklı bir il&ccedil;ede hatta karşı kıtada olmasından dolayı onun bu &uuml;niversite b&uuml;nyesinde bir &ouml;ğrenci olduğu hakkında hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmemişti. Sanki G&ouml;khan bir başka &uuml;niversitedeymiş gibi hissetmişti ama gen&ccedil; adam onun evine dakikalar uzaklıkta olan &uuml;niversitenin konservatuvarında &ouml;ğrenciydi ve s&ouml;ylediği gibi Fatih&rsquo;teki kamp&uuml;se gerek okulla ilgili işler gerek bazı etkinlikler gerekse arkadaşlarıyla zaman ge&ccedil;irmek i&ccedil;in geliyor olmalıydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, &uuml;niversitenin g&uuml;zel bir kamp&uuml;s&uuml; var. Genel olarak Fatih&rsquo;te aşırı tarih&icirc; yer bulunuyor, senin de dediğin gibi bu da inanılmaz turist &ccedil;ekiyor. Burası turistler i&ccedil;in farklı ve ilgin&ccedil; yeni bir yer ama burada doğup b&uuml;y&uuml;yen benim i&ccedil;in artık sihirli olmaktan &ccedil;ok uzak. Kalabalık &ccedil;ok yorucu, bana kalacak olursa beş dakika durmam ama &uuml;niversiteyi bitirene kadar buradayım mecburen<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bu sefer kendisi hakkında o ayrıntı verdi ve bundan rahatsızlık duymadan mesajı ona g&ouml;nderdi. G&ouml;khan&rsquo;ın sohbetinden hoşlanmıştı. Gen&ccedil; adam i&ccedil;ten bir şekilde konuşuyordu ve bunu yaparken mesafesini koruması, laubali olmaktan &ccedil;ok uzak olması G&ouml;ksel&rsquo;in takdirini kazanmıştı. G&ouml;khan insanlarla nasıl iletişim kurması gerektiğini kesinlikle biliyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Fatih&rsquo;i mi sevmiyorsun yoksa genel olarak İstanbul&rsquo;u mu sevmiyorsun?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona hızlıca cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Genel olarak İstanbul&rsquo;u sevmiyorum. Kocaman bir beton mezarlığına d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş, farklı milletlerden milyonlarca insanı i&ccedil;ine hapsetmiş ve ruhsuz gri binaların arasında onları yavaş&ccedil;a &ouml;ld&uuml;ren hastalıklı bir şehir. Eskiden &ccedil;ok g&uuml;zel bir şehirmiş ama o g&uuml;zel ruhunu &ouml;ld&uuml;r&uuml;p mezarına da beton d&ouml;km&uuml;şler<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan mesajını g&ouml;rse de bir s&uuml;re hi&ccedil;bir eylemde bulunmaması ona fazla s&uuml;sl&uuml; konuştuğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rtt&uuml;. Belki de bu kadar betimleme yapmasına gerek yoktu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">O b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken G&ouml;khan nihayet cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>İstanbul hakkında yazılan t&uuml;m tanımlamaları elbette okumadım ama bu tanımlama okuduklarım arasında favorilerimden biri oldu. &Ccedil;ok g&uuml;zel tanımladın, ben de &uuml;z&uuml;lerek hak verdim. N&uuml;fus şimdikinin yarısı olsa, beton yığınlarının yarısından &ccedil;oğu yıkılıp d&uuml;md&uuml;z edilse ve yerlerine ağa&ccedil;lar dikilse belki de d&uuml;nyanın en g&uuml;zel şehri olabilecek bir şehir ama g&ouml;&ccedil; almaya ve betona g&ouml;m&uuml;lmeye devam ediyor. &Uuml;z&uuml;c&uuml; bir konu, bu y&uuml;zden daha fazla konuşmayalım. Neticede &uuml;z&uuml;c&uuml; şeylerden konuşmak i&ccedil;in mesajlaşmıyoruz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek bir anlığına camdan dışarı baktı. Mesajlaşmaya başladığından beri bunun ka&ccedil;ıncı g&uuml;l&uuml;msemesi olduğunu bilmiyordu bile.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bunu biz bile d&uuml;ş&uuml;nebiliyorken bu alanda uzman ve yetkili insanların bu konuda hi&ccedil;bir şey yapmaması ironik ama dediğin gibi bu konular hakkında konuşmak i&ccedil;in mesajlaşmıyoruz. Ben de sana bir soru sorayım: Sen nerede doğup b&uuml;y&uuml;d&uuml;n?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Kendisinin t&uuml;m hayatı İstanbul&rsquo;da ge&ccedil;tiği i&ccedil;in bu konuda anlatacak &ccedil;ok bir şeyi yoktu fakat G&ouml;khan&rsquo;ın olmasını umdu. B&ouml;ylece hem konuşacak konuları olurdu hem de G&ouml;khan hakkında yeni şeyler &ouml;ğrenebilirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; adam ona cevap yazmaya başladı ve bu uzun bir s&uuml;re devam etti. G&ouml;ksel bu kadar uzun yazdığına g&ouml;re anlatacak farklı şehir deneyimleri olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek sevindi. G&ouml;khan&rsquo;ın mesajını saniyelerce beklemek zorunda kaldı fakat sonunda okunacak uzun bir mesaj aldı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Şimdi anlatacaklarımdan sonra muhtemelen bu soruyu hi&ccedil; sormamış olmayı dileyeceksin ama ben anlatmaya başlayayım. Bir asker &ccedil;ocuğuyum ve her asker &ccedil;ocuğu gibi benim de &ccedil;ocukluğum farklı şehirlerde ge&ccedil;ti. Ailem aslen Sakaryalı ama ben Elazığ&rsquo;da d&uuml;nyaya geldim. Bebekliğim Elazığ&rsquo;da ge&ccedil;ti, okula Aydın&rsquo;da başlayıp ilk&ouml;ğretimi Aydın&rsquo;la beraber Bayburt, Bolu ve Kırşehir&rsquo;de okudum. Liseye Kırşehir&rsquo;de başlayıp ikinci senesinde K&uuml;tahya&rsquo;ya taşınmamızla birlikte kalan &uuml;&ccedil; sınıfı K&uuml;tahya&rsquo;da okuyup oradan mezun oldum. 18 senelik hayatımda altı şehir gezdikten sonra kapağı İstanbul&rsquo;a attım işte ve &uuml;&ccedil; senedir de buradayım. Okuması bile yorucu olan, yaşamasıysa dehşet derecede yorucu olan bir hayat hik&acirc;yesi<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bu mesajı okuduktan sonra başının d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hissetti. Gen&ccedil; kadın ona nerede doğup b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sorarken aklında asla b&ouml;yle bir mesaj alacağı d&uuml;ş&uuml;ncesi yoktu. Askerlerin şehir şehir gezdiğini bilse de bu kadar kısa s&uuml;rede bu kadar şehir gezeceklerini d&uuml;ş&uuml;nmezdi. G&ouml;khan&rsquo;ın da dediği gibi bu son derece yorucu olmalıydı, &ouml;zellikle k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar i&ccedil;in. S&uuml;rekli şehir değiştirmek &ccedil;evre, okul, &ouml;ğretmen ve arkadaş değiştirmek demekti ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk i&ccedil;in bu ekstra zor olmalıydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ger&ccedil;ekten de okurken yoruldum. S&uuml;rekli şehir değiştirmek senin i&ccedil;in zor olmadı mı? Bir yere alışmışken tak diye kendini hi&ccedil; bilmediğin bir şehirdeki bir okulda, &ccedil;evrende hi&ccedil; tanımadığın &ouml;ğretmenler ve &ouml;ğrencilerin olduğu başka bir yerde bulmak &ccedil;ok da hoş olmasa gerek<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona &ouml;nceki mesaja g&ouml;re hızlı bir cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Değildi zaten ama bir noktada alıştım ve g&uuml;zel olan taraflarına odaklanıp keyfini &ccedil;ıkardım. Konarg&ouml;&ccedil;er bir yaşam s&uuml;rmek sosyal, girişken ve &ccedil;evresi geniş biri olmamda &ccedil;ok etkili oldu. Uygurlar yerleşik hayata ge&ccedil;en ilk T&uuml;rkler ama biz onlardan değildik. Bu, yapmayı sevdiğim bir espridir<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun bu esprisi G&ouml;ksel&rsquo;i g&uuml;ld&uuml;rd&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ccedil;ok iyi espri, sevdim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bu g&ouml;&ccedil;ebe hayatın olumlu taraflarına odaklanman mantıklı bir karar olmuş ve &uuml;st&uuml;nde g&uuml;zel etkiler bırakmış, kişiliğini inşa etmiş. Bundan sonra sanırım bir s&uuml;re bir yerde sabit kalmak istersin<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Engin&rsquo;le G&uuml;zin kızlarının g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; fark ettiler ama hem arkadaşıyla mesajlaşmaya devam ettiği hem de kulağında kulaklıkları olduğu i&ccedil;in kim olduğuna dair bir soru sormadılar. Karı koca birbirine meraklı meraklı bakmakla yetindi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bir sene daha garanti İstanbul&rsquo;dayım ama sonrası i&ccedil;in neler olacağı hakkında en ufak bir fikrim yok. Y&uuml;ksek ihtimalle bir s&uuml;re daha İstanbul&rsquo;da dururum. Buranın kalabalığı beni de &ccedil;ok yoruyor ama &ouml;zellikle m&uuml;zik alanında burada işler yapmak diğer şehirlere kıyasla daha kolay<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">&Ccedil;oğu sekt&ouml;rde durum aynı olduğu i&ccedil;in G&ouml;ksel onun ne demek istediğini &ccedil;ok iyi anladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>İnsan &ccedil;ok olunca fırsatlar da &ccedil;ok oluyor. Umarım sen de g&ouml;nl&uuml;nden ge&ccedil;en neyse onu başarırsın ve gelecek planlarını da dilediğin gibi inşa edebilirsin<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun bu kibar mesajı ve g&uuml;zel dilekleri G&ouml;khan&rsquo;ı mutlu etti. G&ouml;ksel&rsquo;in ince tavırları hoşuna gidiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim. Hem ben hem de &uuml;lkenin mevcut şartlarına rağmen hayalleri i&ccedil;in didinip &ccedil;abalayan t&uuml;m gen&ccedil;ler g&ouml;nl&uuml;nden ne ge&ccedil;iyorsa onu elde edebilir umarım. Hepimiz bunu hak ediyoruz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Senin ne gibi gelecek planların var? Bahsetmek ister misin?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel ona yine g&uuml;l&uuml;mseyerek cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ne kadar g&uuml;zel ve ince bir dilek bu. Hayallerimize ulaşmak i&ccedil;in diğer &uuml;lkelerdeki yaşıtlarımızdan ka&ccedil; kat daha fazla &ccedil;abalayıp, resmen m&uuml;cadele ettiğimizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek kesinlikle hepimiz hayallerimize ulaşmayı hak ediyoruz, hem de dibine kadar<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Kendi gelecek planlarımdan bahsedebilirim elbette. En b&uuml;y&uuml;k hayalim b&uuml;y&uuml;k şirketlerle b&uuml;y&uuml;k projelerde &ccedil;alışmak. Mesela &uuml;nl&uuml; dergilerin fotoğraf ve video &ccedil;ekimleri, k&ouml;kl&uuml; şirketlerin reklam &ccedil;ekimleri yer almak istediğim projelerden. Bir st&uuml;dyo kurup normal insanlar i&ccedil;in &ccedil;ekimler yapmaktansa sekt&ouml;r&uuml;n hareketli ve asıl can damarında işin uzmanlarıyla beraber &ccedil;alışmak istiyorum. Bu dediklerim tabii ki ben mezun olur olmaz ger&ccedil;ekleşmeyecek hatta muhtemelen ger&ccedil;ekleşmesi yıllar alacak ama buna g&ouml;re bir kariyer şekillendirmesi yapmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Biraz ayrıntılı konuştum ama umarım a&ccedil;ıklayıcı olmuştur<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Gelecek planlarından uzun uzun bahsettiği bu mesajı ona g&ouml;nderdi. G&ouml;khan&rsquo;ın samimiyeti ve kendisinden uzun uzun bahsetmesi G&ouml;ksel&rsquo;in de kendisinden uzunca bahsetmesini sağlamıştı. Gen&ccedil; kadın ikili ilişkilerinde karşıdaki kişinin tavırlarına g&ouml;re tavır almayı, kendisine nasıl yaklaşılıyorsa karşı tarafa da &ouml;yle yaklaşmayı &ouml;ğrenmişti ve G&ouml;khan i&ccedil;in de şu an aynısını yapıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>B&uuml;y&uuml;k hayallerin varmış ama hepsini tek tek ger&ccedil;ekleştireceğinden eminim. Hesabındaki fotoğraflar gen&ccedil; yaşına rağmen ne kadar profesyonel olduğunun kanıtı ve zamanla daha da gelişeceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek kendini g&ouml;rmek istediğin o b&uuml;y&uuml;k projelerin i&ccedil;inde bulunacağından hi&ccedil; ş&uuml;phem yok<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun bu mesajı G&ouml;ksel&rsquo;i g&uuml;l&uuml;msetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim, ben de b&ouml;yle umuyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel Fatih&rsquo;e yaklaştıklarını fark ettiğinde telefonun ekranını kapatıp bir kulaklığını da kulağından &ccedil;ıkardı. G&ouml;khan&rsquo;la mesajlaşırken dakikaların ge&ccedil;ip gittiğini fark etmemişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel aramıza d&ouml;nd&uuml;,&rdquo; dedi dikiz aynasından ona bakan babası. &ldquo;Kiminle konuşuyordun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Arkadaşımla,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;ksel. &ldquo;Yeni tanıştığım biri. Biz yemekteyken mesaj atmış da ancak yemekten sonra d&ouml;nebildim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kimmiş bu yeni arkadaş?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;khan. Hesabımda fotoğrafını paylaştığım m&uuml;zisyen gen&ccedil;. O fotoğraftan sonra tanıştık.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne?&rdquo; diyen G&uuml;zin omzunun &uuml;st&uuml;nden arka koltukta oturan kızına baktı. &ldquo;O &ccedil;ocukla mı tanıştınız? Ne zaman?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Fotoğrafı paylaştığım g&uuml;n&uuml;n akşamı fotoğrafı g&ouml;r&uuml;p mesaj atmıştı, kendi hesabında paylaşmak i&ccedil;in izin istedi ve ben de paylaşabileceğini s&ouml;yledim. Ge&ccedil;en hafta da kızlarla yine o kafeye gittik ve &ccedil;ıkışta tanışıp biraz sohbet ettik, takipleştik falan.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Engin ve G&uuml;zin birbirine şaşkınlıkla baktılar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Daha &ouml;nce hi&ccedil; bahsetmedin,&rdquo; dedi annesi yeniden kızına bakarak. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bahsi a&ccedil;ılmadığı i&ccedil;indir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi bakalım. Ne yapıyormuş bu G&ouml;khan? Tanıştığınıza g&ouml;re biliyorsundur herh&acirc;lde.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İstanbul &Uuml;niversitesi Devlet Konservatuvarında &ouml;ğrenci, &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki sene son senesiymiş onun da.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bak sen, konservatuvar &ouml;ğrencisiymiş demek. &Ccedil;ok da se&ccedil;kin bir okulda eğitim g&ouml;r&uuml;yor, m&uuml;zikle arası &ccedil;ok iyi olmalı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yle zaten. &Ccedil;ok iyi gitar &ccedil;alıp &ccedil;ok da g&uuml;zel şarkı s&ouml;yl&uuml;yor, gen&ccedil; yaşına rağmen bu işte usta denecek kadar iyi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne g&uuml;zel. Sanatla ilgilenen gen&ccedil;leri takdir ediyor ve destekliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Engin &ccedil;ok ilgili g&ouml;r&uuml;nmemeye &ccedil;alışarak sordu: &ldquo;Nereliymiş, nereden gelmiş, ailesi ne iş yapıyormuş?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;zin ona uyarıcı bir bakış atsa da Engin omzunu silkti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Babamın klasik soruları,&rdquo; dedi G&ouml;ksel baygın bir bakışla. &ldquo;Ailesi aslen Sakaryalıymış ama kendisi Elazığ&rsquo;da doğmuş, babası asker olduğu i&ccedil;in de şehir şehir gezerek b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Asker mi?&rdquo; dedi Engin şaşırarak. &ldquo;R&uuml;tbesi neymiş?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Baba! Elbette sormadım r&uuml;tbesini falan.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kendisi s&ouml;ylemiştir belki diye dedim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;S&ouml;ylemedi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;ğrenirsin zamanla,&rdquo; demekle yetindi Engin. G&ouml;khan&rsquo;ın babasının asker olduğunu duyunca rahatladı. Asker &ccedil;ocuklarının genelde daha iyi yetiştirilmiş, terbiyeli ve eğitimli olduğuna &ccedil;ok kez şahit olmuştu. &ldquo;Daha yeni tanışmışsınız. Birbirinizi ger&ccedil;ek anlamda tanımak i&ccedil;in zamanınız var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, &ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Arabanın i&ccedil;ine bir sessizlik yayıldı ve bu sessizlik eve varana kadar devam etti. Oturdukları sokağa vardıklarında Engin arabayı park etmeden &ouml;nce G&ouml;ksel&rsquo;le G&uuml;zin ara&ccedil;tan indi. O esnada Emrahların siyah arabası da sokağın başında belirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hah, Aslılar da geldi,&rdquo; dedi G&uuml;zin. &ldquo;Biraz arkada kalmışlardı ama yetiştiler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel yol boyunca telefonuyla ilgilendiği i&ccedil;in Emrahların nerede olduğunu g&ouml;rmemişti, bu y&uuml;zden bir yorum yapmadı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hakkı arabayı anneyle kızın &ouml;n&uuml;nde durdurunca Aslı&rsquo;yla oğlu ara&ccedil;tan inip diğerlerinin yanına gitti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok keyifli bir akşamdı,&rdquo; dedi Aslı. &ldquo;En kısa zamanda tekrar yapalım ama bu sefer bizde toplanalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bizim i&ccedil;in de &ouml;yleydi,&rdquo; dedi G&uuml;zin. &ldquo;Hepimizin m&uuml;sait olduğu bir g&uuml;n b&uuml;y&uuml;k bir zevkle geliriz. &Ouml;yle değil mi G&ouml;ksel?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kesinlikle,&rdquo; dedi G&ouml;ksel başını sallayarak. &ldquo;Belki Emrah&rsquo;ın daha &ccedil;ok fotoğrafını &ccedil;ekerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah ona baktı. &ldquo;Ben de seni &ccedil;ekeceksem neden olmasın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Fotoğraf &ccedil;ekmeyi seviyorum, &ccedil;ekilmeyi değil.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Birka&ccedil; fotoğraf i&ccedil;in hatırımı kırmayacağına inanıyorum. Ben de g&uuml;lerken fotoğrafımın &ccedil;ekilmesini sevmezdim ama sen &ccedil;ektin ve ortaya &ccedil;ok g&uuml;zel bir fotoğraf &ccedil;ıktı. Senin gibi fotoğraf konusunda uzman, a&ccedil;ı ve pozlara h&acirc;kim birinin de kadrajda nasıl g&ouml;r&uuml;neceğini merak ediyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O g&uuml;n gelince bakarız, şimdiden s&ouml;z vermeyeyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel fotoğraf &ccedil;ekmeye &acirc;şıktı, fotoğrafının &ccedil;ekilmesindense nefret ediyordu. Fotojenik biri olmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu ve her ne kadar poz verme konusunda &ccedil;ok bilgili olsa da kamera karşısında heyecanlandığı ve utandığı i&ccedil;in asla poz veremiyordu. Kameranın &ouml;n&uuml; onun i&ccedil;in gerginlik, arkası da huzur kaynağıydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İki aile vedalaştıktan sonra evlerine dağıldı. G&ouml;ksel elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkayıp odasına kapandı. Onun i&ccedil;in uzun ve yorucu bir akşam olmuştu, gen&ccedil; kadın artık ayaklarını uzatıp dinlenmek istiyordu. &Uuml;st&uuml;ndeki pembe elbiseyi &ccedil;ıkarıp yerine sarı pijama takımını giydi, sa&ccedil;larını tepeden &ccedil;ok sıkı olmayacak şekilde at kuyruğu yaptı ve &ouml;nceliğini bu akşam &ccedil;ektiği fotoğraflara verdi. İstanbul manzarası, mek&acirc;nın i&ccedil;i ve Emrah&rsquo;ın iki fotoğrafı olmak &uuml;zere &ccedil;ektiği d&ouml;rt fotoğrafı fotoğraf makinesinden telefonuna aktardı. Bir s&uuml;re fotoğrafları inceledi. Boğazi&ccedil;i K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml; fotoğrafın merkezine alarak &ccedil;ektiği manzara fotoğrafını olduk&ccedil;a sevmişti, g&ouml;nderi atabileceği kadar şaşaalı bir fotoğraf değildi ama hikayesine atabilirdi. Bunun hakkında d&uuml;ş&uuml;nmeyi sonraya bırakarak Emrah&rsquo;ın fotoğraflarını bir internet sitesine y&uuml;kleyip gen&ccedil; adamın fotoğrafları kalitesi bozulmadan indirebilmesi i&ccedil;in bir link oluşturdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&Uuml;nl&uuml; bir mesajlaşma uygulamasına girip kişileri arasından Emrah&rsquo;ı buldu. Oluşturduğu linki ona g&ouml;nderdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bu linke tıklayarak fotoğraflarına ulaşabilir ve kaliteleri bozulmadan telefonuna indirebilirsin</i><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı da ona g&ouml;nderip uygulamadan &ccedil;ıktı. G&ouml;ksel &ccedil;ektiği fotoğrafların &uuml;st&uuml;nde d&uuml;zenlemeler yapmayı da &ccedil;ok seviyordu ama Emrah&rsquo;la samimi olmadıkları i&ccedil;in d&uuml;zenlenme işini kendi zevkine g&ouml;re yapması i&ccedil;in gen&ccedil; adama bıraktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sosyal medya uygulamasına girdi. G&ouml;khan dakikalar &ouml;nce ona cevap yazsa da onun mesajına ancak şimdi bakabildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>B&ouml;yle olacağını biliyorum ve rica ederim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın ona olan inancı ve kibar s&ouml;zleri hoştu. Gen&ccedil; adam onunla yeni tanışmalarına rağmen bu kısacık s&uuml;rede fotoğraf&ccedil;ılığı hakkında G&ouml;ksel&rsquo;in &ccedil;oğu arkadaşından daha destekleyici şeyler s&ouml;ylemişti ve onu motive etmişti. Bunu yaparken de o kadar i&ccedil;tendi ki G&ouml;ksel onun ger&ccedil;ekten d&uuml;r&uuml;st olduğunu anlayabiliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Aradan ge&ccedil;en uzun dakikalar i&ccedil;in bir a&ccedil;ıklama yapma ihtiyacı hissederek ona mesaj yazmaya başladı, aynı zamanda konuşmayı da devam ettirecekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yoğun bir akşam trafiğini atlatıp eve yeni girebildim, eve girip &uuml;st baş değiştir falan derken anca şimdi yazabiliyorum, kusura bakma<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yarın yine kafede &ccedil;ıkacak mısın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Yazdığı mesajları bir kez okuduktan sonra art arda ona g&ouml;nderdi. G&ouml;ksel mesajlaşırken &ccedil;ok ge&ccedil; cevaplar verilmesinden hoşlanmaz, kendisi de mesajı g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez cevap verir ve araya zaman girmişse a&ccedil;ıklamasını yapardı. G&ouml;khan&rsquo;la da yeni tanıştığı i&ccedil;in ona &ouml;zellikle a&ccedil;ıklama yapmak istedi. Onunla sanki y&uuml;z y&uuml;ze konuşuyormuş gibi mesajlaşırken bir anda ortadan kaybolmuştu ve G&ouml;khan&rsquo;ın bunu sanki s&uuml;rekli yapıyormuş gibi d&uuml;ş&uuml;nmesini istemiyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah&rsquo;tan cevap gelince ekranın &uuml;st&uuml;nde beliren bildirime dokunup onunla olan konuşma sayfasına girdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Teşekk&uuml;r ederim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Fotoğraflar ger&ccedil;ekten &ccedil;ok g&uuml;zel, emeğine sağlık<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Parmaklarını klavyede hızlıca gezdirip ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Asıl ben teşekk&uuml;r ederim, beğenmene sevindim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Odası G&ouml;ksel&rsquo;in odasının hemen &uuml;st&uuml;nde olan Emrah bu mesajı okuyunca kıs kıs g&uuml;ld&uuml;. G&ouml;ksel ona hemen cevap verdiğine g&ouml;re telefonu elindeydi ve bu da G&ouml;khan Uygur isimli gen&ccedil;le konuştuğunun kanıtıydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yere bakan y&uuml;rek bakan seni,&rdquo; dedi kendi kendine. &ldquo;Hayırlı işler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sırıtarak ona cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Paylaşacağım zaman seni etiketleyeyim mi?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel tavana kısa bir bakış atıp mesaj yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Nasıl istersen &ouml;yle yap, bana fark etmez<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bu akşam ikilinin arkadaşlıkları i&ccedil;in bir kilometre taşıydı. Masada G&ouml;ksel&rsquo;in Emrah&rsquo;a arka &ccedil;ıkması, onun fotoğraflarını &ccedil;ekmesi, ikilinin deniz kenarında ettikleri sohbet ve Emrah&rsquo;ın onun fotoğraf&ccedil;ılığı hakkında &ouml;vg&uuml;ler yağdırıp gen&ccedil; kadın hakkında son derece doğru olan varsayımlarda bulunarak onu desteklemesi beş senelik arkadaşları s&uuml;resince ilk kez yaşanan olaylardı ve ikili arasındaki mesafeyi azaltmayı başarmıştı. G&ouml;ksel ve Emrah bu zamana kadar &ccedil;ok iyi anlaşamadıklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu, bu doğruydu da ama bu akşam fark etmişlerdi ki ikisi de b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e ve hayata daha olgun bakmaya başladık&ccedil;a aslında birbirlerini anlayabiliyorlardı. Ayrıca ikisi de karşı tarafın kendisinden pek de hoşlanmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu fakat bu akşam ikisi de yanıldığını g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>O zaman etiketlerim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Eser sahibi her zaman belirtilmeli<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel Emrah&rsquo;ın bu mesajlarını okuyunca tebess&uuml;m etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>D&uuml;r&uuml;st olmam gerekirse bu konuda ben de b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum ve etiketlemenden memnun olurum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun mesajlarını anında g&ouml;ren Emrah bunu da anında g&ouml;rd&uuml;. G&ouml;ksel&rsquo;in odasının hemen &uuml;st&uuml;ndeki kendi odasında olan gen&ccedil; adam &uuml;st&uuml; &ccedil;ıplak bir şekilde yatağında uzanıyordu ve telefonunda G&ouml;ksel&rsquo;le olan konuşma sayfası a&ccedil;ıktı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Elbette etiketlerim G&ouml;k<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>İyi geceler<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;den de <i>iyi geceler</i> diye cevap gelince uygulamadan &ccedil;ıkıp telefonunu komodine koydu ve onu G&ouml;khan&rsquo;la konuşmaya devam etmesi i&ccedil;in rahat bıraktı. Eğer bir şeyler varsa ya da olursa bunu &ouml;ğreneceğini biliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir s&uuml;re G&ouml;ksel&rsquo;den cevap bekleyen ama alamayan G&ouml;khan ayağa kalkıp Fender&rsquo;ını amfiden ayırdı ve duvardaki askısına astı. Hazır eli değmişken dağılan etrafı da ş&ouml;yle bir topladı. Bu akşam işten &ccedil;ıktıktan sonra G&ouml;ksel&rsquo;e mesaj atmıştı, evine gidene kadar ge&ccedil;en s&uuml;rede ondan herhangi bir cevap alamamıştı; eve gelip yarım saat kadar uzanmış, bu esnada da yine telefonda vakit ge&ccedil;irmişti fakat G&ouml;ksel&rsquo;den cevap gelmemişti. Bir an mesajı silmeyi d&uuml;ş&uuml;nse de sonra bunun iyi bir fikir olmadığına kanaat getirmiş, onun işi olabileceğini ve mesajı g&ouml;r&uuml;nce cevap yazacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p m&uuml;zikle ilgilenmeye başlamıştı. Klasik gitarının bakımlarını yapıp yarın i&ccedil;in hazırladıktan sonra elektro gitarına sarılmış ve bir bu&ccedil;uk saat kadar son zamanlarda &uuml;zerinde &ccedil;alıştığı besteleri &ccedil;almıştı. Gitar &ccedil;alarken sık sık telefonunu kontrol etse de G&ouml;ksel&rsquo;den cevap gelmemişti. Gen&ccedil; kadın nihayet ona cevap yazabildiğinde G&ouml;khan&rsquo;ın mesajının &uuml;st&uuml;nden &uuml;&ccedil; saat ge&ccedil;mişti ve birka&ccedil; dakika i&ccedil;inde onun cevap verdiğini g&ouml;ren G&ouml;khan gitarını resmen yere atıp telefonuna sarılmıştı. Uzun dakikalar boyunca onunla mesajlaşan gen&ccedil; adam bu sohbetten son derece keyif almıştı, G&ouml;ksel&rsquo;in sohbetinden fazlasıyla hoşlanmıştı. Onunla konuşurken zamanın nasıl ge&ccedil;tiğini anlamayan G&ouml;khan, G&ouml;ksel bir anda cevap vermeyi bıraktığında saatin gece yarısına yaklaştığını fark ederek şoke oldu. Onun cevap vermediği aralıkta salonu toparlayan gen&ccedil; adam telefonunu yeniden eline aldığında mesaj bildirimini g&ouml;rd&uuml; ve sevinerek konuşma sayfasına girdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yoğun bir akşam trafiğini atlatıp eve yeni girebildim, eve girip &uuml;st baş değiştir falan derken anca şimdi yazabiliyorum, kusura bakma<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yarın yine kafede &ccedil;ıkacak mısın?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadının ilk mesajda yaptığı a&ccedil;ıklama onu g&uuml;l&uuml;msetti. A&ccedil;ıklama yapma zorunluluğu asla yoktu ama karşı tarafı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p a&ccedil;ıklama yapmasından kesinlikle memnun oldu. G&ouml;khan da &ouml;nemsediği insanlara bazı nedenlerle ge&ccedil; d&ouml;n&uuml;nce sebebini mutlaka belirtiyordu ve bu onun i&ccedil;in karşı tarafa değer verdiğini g&ouml;stermenin bir yoluydu. G&ouml;ksel&rsquo;in kendisine hen&uuml;z değer vermediğini biliyordu, bunun i&ccedil;in &ccedil;ok erkendi ama onun da b&ouml;yle bir huyu olmasına sevindi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Uzun parmaklarını klavyede gezdirip ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yerli bir fotoğraf&ccedil;ının profilinde gezinen G&ouml;ksel, G&ouml;khan&rsquo;dan mesaj gelince yarım dakika kadar bekleyip onun mesajını a&ccedil;tı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Hi&ccedil; &ouml;nemli değil. İstanbul trafiğinden kurtulup sağ salim evine vardıysan sıkıntı yok<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, yarın akşam yine sahnedeyim. Bu yaz istisnasız her cumartesi oradayım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Vardım vardım, bir trafik krizini daha atlattım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Bu yaz senin i&ccedil;in dolu dolu ge&ccedil;ecek gibi duruyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan onun bu iki mesajını saniyesinde g&ouml;rd&uuml;. Gen&ccedil; adam şu an kendisinden kilometrelerce uzakta, karşı yakadaydı ama ikisi de aynı mesaj sayfasındayken aradaki bunca mesafeye rağmen onu hemen karşısında hissediyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sevindim. Bana gelecek olursam evet, bu yaz benim i&ccedil;in yoğun ve dolu dolu ge&ccedil;ecek. Yaz ayları benim i&ccedil;in &uuml;niversiteye başladığımdan beri yoğun ge&ccedil;iyor aslında. &Ccedil;alışma hayatının yanında iki senedir kafede sahne alıyorum, bu yaz bir de gitar dersi verdiğim &ouml;ğrencim var ve &uuml;&ccedil;&uuml; birden beni fazlasıyla meşgul ediyor. Senin bu yaz i&ccedil;in planların var mı?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın kendisi hakkında verdiği bu bilgileri ilgiyle okuyan G&ouml;ksel, onun bir &ouml;ğrencisi olmasına şaşırdı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>&Ouml;zel ders veriyorsun demek. İlk &ouml;ğrencin mi?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Benim yaz i&ccedil;in &ouml;yle &ouml;zel bir planım yok. Ebeveynlerim izne &ccedil;ıktığında hep beraber tatile gidip 1-2 hafta ailecek kafa dinliyoruz, onun dışında da genelde İstanbul&rsquo;da oluyorum ve arkadaşlarımla vakit ge&ccedil;iriyorum. Y&uuml;ksek ihtimalle bu yaz da benzer şekilde ge&ccedil;er<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel odasının kapısı tıklatılınca hızlıca telefonunun ekranını kapatıp, &ldquo;Gel,&rdquo; diye seslendi. Kapı a&ccedil;ılınca babasının uzun bedeni g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Babası akşam yemeği i&ccedil;in giydiği kıyafetleri &ccedil;ıkarmış, onun yerine pijama takımını giymişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Annenle ben yatmak i&ccedil;in odamıza &ccedil;ekileceğiz de &ouml;ncesinde sana bakmak istedim,&rdquo; dedi odaya girip. &ldquo;Ne yapıyorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hi&ccedil;,&rdquo; dedi G&ouml;ksel hemen. &ldquo;Sosyal medyada takılıyordum &ouml;yle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Emrah&rsquo;a fotoğraflarını g&ouml;nderdin mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, az &ouml;nce g&ouml;nderdim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İkinizin hi&ccedil; anlaşamadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum ama bu akşam olanlar yanıldığımı g&ouml;sterdi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Babası yatağın ayak ucuna oturup kızına baktı. G&ouml;ksel&rsquo;in babası Engin ellilerinin ortasında, kumral sa&ccedil;ları yer yer kırlaşmış, mavi g&ouml;zl&uuml; karizmatik bir adamdı. Ağırbaşlı, g&ouml;rg&uuml;l&uuml; ve nazik tavırlarıyla &ccedil;evresinin saygısını kazanmıştı. Kızı G&ouml;ksel de onun bu &ouml;zelliklerini takdir eder, ona b&uuml;y&uuml;k saygı duyardı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Emrah ve ben &ccedil;ok farklı karakterlere sahibiz,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Bunu en iyi ikimiz biliyoruz ama hi&ccedil; anlaşamıyor da değiliz. Hayata baktığımız pencereler ve hayattan istediklerimiz farklı diyelim fakat bu birbirimizi anlamamıza engel değil elbette.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, Emrah&rsquo;ın karakteri senden &ccedil;ok zıt ama ikinizin yeri gelince anlaşabildiğini g&ouml;rmek beni sevindirdi,&rdquo; dedi babası samimi bir şekilde. &ldquo;Masada okul konusunda ona arka &ccedil;ıkman da &ccedil;ok g&uuml;zel bir davranıştı. Senden daha azını beklemezdim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Emrah&rsquo;ın okul konusunda elinden geleni yaptığını biliyorum, takdir edilmeye ihtiyacı var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Her &ccedil;ocuğun takdir edilmeye ihtiyacı vardır,&rdquo; dedi babası net bir sesle. &ldquo;&Ouml;zellikle de ebeveynleri tarafından.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Engin şefkatle kızının sarı sa&ccedil;larını okşadı. &ldquo;Sen yaz boyunca evdesin, istediğin saatte uyuyup uyanabilirsin ama yarın işe gitmesi gereken annenle ben uyumak zorundayız,&rdquo; deyip yataktan kalktı. &ldquo;Sana iyi geceler g&uuml;zelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Size de iyi geceler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Babası odadan &ccedil;ıktığında G&ouml;ksel bir s&uuml;re onun arkasından baktı. Geniş bir g&uuml;l&uuml;mseme y&uuml;z&uuml;n&uuml; s&uuml;slerken ailesi konusunda ne kadar şanslı olduğunu bir kez daha fark edip bunun i&ccedil;in ş&uuml;kretti. Evin dışında k&ouml;t&uuml; şeyler yaşasa da ne zaman evinin kapısından i&ccedil;eri girse yuvasında olduğunu bilmişti, annesiyle babasının şefkatine sığınıp onların yanında huzur bulmuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Telefonunun ekranını a&ccedil;tığında G&ouml;khan&rsquo;ın kendisine cevap verdiğini g&ouml;rd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, ilk &ouml;ğrencim. 13 yaşında bir oğlan &ccedil;ocuğu. Sekiz aydır ders veriyorum, daha yeni sayılır<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Anladım. İstanbul devasa bir şehir olduğu i&ccedil;in burada da yapılacak bir s&uuml;r&uuml; şey var aslında<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Onun mesajlarını okuduktan sonra bir s&uuml;re cevap olarak ne yazabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Babasının yanına gelmesi dikkatini dağıtmıştı. &Ouml;nceki mesajlara ş&ouml;yle bir g&ouml;z gezdirdikten sonra ona cevap verdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Epey de k&uuml;&ccedil;&uuml;km&uuml;ş. Nasıl ilerliyor dersleriniz? <o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Evet, İstanbul bu konuda &ccedil;ok se&ccedil;enek sunuyor. &Ouml;zellikle yaz aylarında festivaller, konserler d&uuml;zenleniyor ve ben de m&uuml;sait olduk&ccedil;a katılıyorum. Eğlenceli oluyor<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajları saniyesinde g&ouml;r&uuml;ld&uuml; ve G&ouml;khan cevap yazmaya başladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>G&uuml;zel ilerliyor. &Ouml;ğrencim Aras &ccedil;ok yetenekli, bir o kadar da hırslı bir &ccedil;ocuk ve sekiz ayda &ccedil;ok yol kat etti. Aynı disiplinle &ccedil;alışmaya devam ederse geleceği &ccedil;ok parlak bir gitarist olabilir<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Konserlere sık gider misin?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;khan b&ouml;yle dediğine g&ouml;re Aras ger&ccedil;ekten de gelecek vaat eden bir &ccedil;ocuk olmalı,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Gen&ccedil; adamın ne kadar usta bir gitarist olduğunu biliyordu ve onun gibi usta birinden bu yorumları duymak herkesin başına gelmezdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ne g&uuml;zel. Senin gibi bir hocası varken motivesini kaybetmeyeceğine ve senden &ccedil;ok şey &ouml;ğreneceğine eminim<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal"><i>Yani, konserden konsere akmam ama sevdiğim m&uuml;zisyenler geldik&ccedil;e ve fırsat bulduk&ccedil;a gidiyorum. Senin konserlerle aran nasıl?<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın y&uuml;z ifadesini g&ouml;remese de yazdığı ilk mesajı okuduğunda g&uuml;l&uuml;msediğini hissetti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Teşekk&uuml;r ederim, &ccedil;ok incesin. Konserlere gitmeyi &ccedil;ok severim ama ben de ancak fırsat bulunca gidebiliyorum<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona kısa bir cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Anladım<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Telefon ekranına boş boş baktı. Bir şeyler yazmak istese de yazacak bir şey aklına gelmiyordu. Bu akşam onun i&ccedil;in olduk&ccedil;a uzun ve yorucu ge&ccedil;mişti, v&uuml;cudu ona artık dinlenmesi gerektiğine dair işaretler g&ouml;nderiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onun tek kelimelik bu mesajı G&ouml;khan&rsquo;ı duraklatırken gen&ccedil; adam nasıl bir cevap verebileceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Bunun gibi tek kelimelik mesajlardan hi&ccedil; hoşlanmazdı, başka biri olsaydı g&ouml;r&uuml;ld&uuml; atar ge&ccedil;erdi ama G&ouml;ksel&rsquo;le ilk sohbetlerinde b&ouml;yle bir şeyi elbette yapmayacaktı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir s&uuml;re d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kten sonra parmaklarını klavyede gezdirip bir mesaj yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Belki bir g&uuml;n birlikte gideriz<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;H&ouml;st! Hızın 200, yavaş lan!&rdquo; dedi kendi kendine. &ldquo;Sil bunu sil. Daha ilk g&uuml;nden ne konseri ne birlikte gitmesi, daha neler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yazdığı mesajı g&ouml;ndermeden silip boş g&ouml;zlerle ekrana bakmaya başlamıştı ki G&ouml;ksel&rsquo;in yazdığını g&ouml;rd&uuml;. Cevap bulma y&uuml;k&uuml;nden kurtulduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p sevinmek &uuml;zereydi fakat G&ouml;ksel&rsquo;in mesajını okuduğunda suratı d&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Ben artık m&uuml;saadeni isteyeyim. Benim i&ccedil;in uzun ve yorucu bir g&uuml;nd&uuml;, artık yatıp dinlensem iyi olacak<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Derin bir nefes alırken ona cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Elbette, m&uuml;saade senindir. İyi geceler, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Mesajı g&ouml;nderdiğinde G&ouml;ksel mesajını anında g&ouml;rd&uuml; ve ona hızlı bir cevap yazdı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Sana da iyi geceler. G&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Ona bu mesajı g&ouml;nderen G&ouml;ksel &ouml;nce konuşma sayfasından, sonra da uygulamadan &ccedil;ıktı. Telefonunu komodine bırakıp yatağına uzandı ve başını yastığına koydu. Elini &ccedil;arpan kalbinin &uuml;zerine yerleştirirken bakışlarını da tavana sabitledi. Kaşlarını &ccedil;atarak konuşmalarını, birbirlerine s&ouml;ylediklerini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;; telefonuna kısa bir bakış attı, kaşlarını biraz havaya kaldırıp sevimli bir ifade takındı. Aynı saniyelerde şehrin diğer yakasında oturan G&ouml;khan da aynı pozisyondaydı; koltukta uzanıyordu, sol kolunu da başının altına koymuş tavanı izliyordu. Sağ eliyle karnındaki telefonuna dokunduğunda hoş bir g&uuml;l&uuml;mseme y&uuml;z&uuml;nde &ccedil;i&ccedil;ek gibi a&ccedil;tı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KOZMOS</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kozmos</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kozmos</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_6301e3ba3b5fc.jpg" length="56595" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 21 Aug 2022 10:51:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Slyheti</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KOZMOS</p>
<p>Kozmos adı verilen bir şirket kurulmuştu 2046 senesinin girişinde.&nbsp; D&uuml;ş&uuml;nce g&uuml;c&uuml;n&uuml;n ve beyin kontrol&uuml;n&uuml;n insan &uuml;zerinde olan etkilerini, ne kadar kontrol altında tutabildiğimizi g&ouml;rebilmek i&ccedil;indi. İnsan oğlunun yıllarca ka&ccedil;tığı bir ger&ccedil;ekliği bulmak, kapasitemizi &ouml;ğrenebilmek, insanın neden en &uuml;st&uuml;n ırk olabildiğini tam anlamı ile anlayabilmek i&ccedil;in kurulmuştu. Kuzgun diğer on denek ile&nbsp; g&ouml;zlerinde bulunan siyah kumaş par&ccedil;aları eşliğinde bir odaya girdi. &Ouml;nlerini g&ouml;remedikleri i&ccedil;in adının Mustafa olduğunu bildiği orta yaşlarda bir adam onlara yol g&ouml;steriyordu. En sonunda bir yere oturdular ve derin derin nefes almaya başladılar. Kimisi stres i&ccedil;erisinde kimisi ise heyecan i&ccedil;erisindeydi. Kuzgun ne olacağını bilmeden &ouml;ylece oturuyordu, ne bir stres ne bir heyecan vardı i&ccedil;erisinde. Kendi kapasitesine inanmak istiyordu ama bilinci olabilecekleri algılamakta zorluk &ccedil;ekiyordu.</p>
<p>Mustafa Bey en sonunda ortamda bulunan sessizliğe bir son verdi. &ldquo;Cesur davranmanız gerekecek.&rdquo; Derin bir nefes aldı ve y&uuml;zlerce deneğe tekrar tekrar s&ouml;ylediği c&uuml;mleleri yeniden yeni bir denek grubuna sarf etti. &ldquo;Derin bir nefes alın ve nefesinizin zihninizde toplandığını hissetmeye &ccedil;alışın.&rdquo;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Aldığınız her nefesin, her h&uuml;crenize g&uuml;&ccedil; verdiğini d&uuml;ş&uuml;necek ve zihninizde oluşacak olan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye yardımcı olmasını sağlayacaksınız.&rdquo; Diye devam etti s&ouml;z&uuml;ne.</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Sizin beyniniz, sizin kontrol&uuml;n&uuml;z.&rdquo;&nbsp; Dedi ve sol elinde duran beyaz balonu bembeyaz odanın i&ccedil;erisine bıraktı. Balon aşağıya doğru inerken konuşmaya devam etmek adına boğazını temizledi. &ldquo;Cesur davranmanız gerektiğini hatırlatmak isterim. Korkmadan denemeniz gerekiyor.&rdquo; Diye sonlandırdı ve bir yudum su aldı bardağından.</p>
<p></p>
<p>Kuzgun duyduklarını sindirirken bir kere daha derin bir nefes aldı ve hayal etmesi gereken şeyi bulmakla uğraşmadı. Birka&ccedil; saniye ardından Mustafa Bey konuşmasına devam etti. &ldquo;Kırmızı bir oda d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.&rdquo; İki derin nefes sonrasında konuşmasına devam etti. &ldquo;Bu kırmızı oda sizin zihniniz.&rdquo;</p>
<p></p>
<p>Sağ eliyle alnında duran birka&ccedil; par&ccedil;a teri sildi ve konuşmasına d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Şimdi ise i&ccedil;ine beyaz bir balon yerleştirin. Bu ise sizin beyninizi potansiyeline ulaştırmanıza engel olan&nbsp; her şey.&rdquo; Bunu y&uuml;z kere hatırlatmak istemiyordu ama devam etti. &ldquo;Cesur olmak zorunda olduğunuzu tekrar hatırlatıyorum.&rdquo; Sesi nahif ve insanları rahatlatmaya yetecek kadar yumuşak &ccedil;ıkıyordu. &ldquo;O balonu patlatmak sizin kapılarınızı a&ccedil;acak, zincirleriniz kırılacak ve nihayetinde &ouml;zg&uuml;r kalacaksınız.&rdquo;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Ancak bunu aranızdan herkes yapamayacak ve yapamayanlara elveda etmek zorunda kalacağız.&rdquo; Şimdi denekleri zor kısım bekliyordu. Herkes sırayla g&ouml;z&uuml;n&uuml; a&ccedil;acak ve kırmızı odayı g&ouml;rmeye &ccedil;alışacaklardı. İnsanların b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğu &ouml;ncelikle beyaz odayı g&ouml;r&uuml;yor ve balonu se&ccedil;emiyorlardı, &ccedil;ok az bir kısmı beyaz odayı g&ouml;rd&uuml;kten sonra kırmızıya &ccedil;evirebiliyordu. İşte şimdi Kuzgun stres olmuştu. Ne olacağını bilmiyordu ve hen&uuml;z buradan gitmek istemiyordu. Kırmızı oda zihninde &ccedil;oktan canlanmıştı bile. Eksik olanın cesareti olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Oturduğunuz yerin sağında iğneler var. Sırayla başlayın. &Ouml;ncelikle Elfin.&rdquo; Elfin g&ouml;z bandını yavaş&ccedil;a &ccedil;ıkardı ve kırmızı oda karşısında şaşkınlığa uğradı. Ortada duran beyaz balona doğru gitti ve hızlıca patlatıp dışarı y&ouml;neldi. Yeni balonlar konuldu ve sırayla herkes yaptı. Kuzgundan &ouml;nce duran &uuml;&ccedil; kişi yapamayıp &ccedil;ıkış kapısına y&ouml;nelmişlerdi.</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Yapabilirim.&rdquo; Diye telkin etti kendini Kuzgun. Yapmak zorunda hissediyordu kendini, eğer yapamazsa kendi kapasitesini asla bilemeyecek ve bilin&ccedil;altı ile asla tanışamayacağını biliyordu. Kozmos onun i&ccedil;in bir şanstı.</p>
<p>&ldquo;Kuzgun.&rdquo; Dedi Mustafa Bey sakin bir şekilde yeni balonu yere bırakırken. Kuzgun g&ouml;z bandını &ccedil;ıkardı ve yanına bırakılmış uzun ince g&uuml;m&uuml;ş iğneyi alıp ayağa kalktı. Karşısında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; g&ouml;r&uuml;nt&uuml; beyaz idi. G&ouml;zlerini kırpıştırdı ve derin bir nefes aldı. G&ouml;zlerini sımsıkı yumduktan sonra derin bir nefes daha aldı ve g&ouml;zlerine a&ccedil;tı. Yavaş bir şekilde kırmızıya boyanan odanın i&ccedil;erisinde yerde duran beyaz balon kendini belli etmişti. Beyaz balon ger&ccedil;ek miydi yoksa zihninde oluşturduğu bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; m&uuml;? Ger&ccedil;ek olması gerekiyordu &ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;t&uuml;n balonun patlama seslerini duymuştu.</p>
<p>Kendi i&ccedil;erisinde ne yapması gerektiğini sorguladı. Kendini, o balonun patlaması sonucunda &ouml;zg&uuml;r kalacağına adapte etmişti ancak sadece kendinin değil şu ana kadar bastırdığı her şeyin de &ouml;zg&uuml;r kalacağının farkındaydı. Derin bir nefes aldı. Bunu yapması gerekiyordu. Bunu yapacak cesarete sahip olmak zorundaydı &ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;t&uuml;n hayatını omuzlarında duran ge&ccedil;mişin y&uuml;kleri ile yaşayamazdı. Ona engel olan ve korku veren şey ise buydu zaten. O y&uuml;kleri omzuna unutabilmek ve taşımaya alışmak i&ccedil;in atmıştı ama şimdi tekrar &ouml;n&uuml;ne alıp b&uuml;t&uuml;n y&uuml;kleri tek tek ayıklaması gerekecekti.</p>
<p>&ldquo;Yapabilirsin.&rdquo; Dedi kendine i&ccedil;inden. İğneyi baş ve işaret parmağının arasında d&ouml;nd&uuml;rd&uuml; ve sıkıca kavradı. Balona yavaş yavaş yaklaştığı sırada i&ccedil;erisinde b&uuml;y&uuml;k bir korku yangını s&ouml;n&uuml;yor yerini cesaretine bırakıyordu.</p>
<p>Balonun yanına geldiğinde duraksadı ve g&ouml;zlerini kapatıp birka&ccedil; saniyesini orada ge&ccedil;irdi. G&ouml;zlerini a&ccedil;tığında hızlıca yere eğilip balonu patlattı. Balonun yankılanan sesi kulaklarını aşarken i&ccedil;indeki rahatlamayı tanımlayamıyordu bile.</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Tebrik ederim Kuzgun Bey. Sol taraftan &ccedil;ıkıp kartınızı alabilirsiniz. Bir sonraki seansta g&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere.&rdquo; Dedi Mustafa Bey. Kuzgun sesin geldiği yere doğru d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde kırmızı oda kaybolmuş yerine ilk başta g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; beyaz yer gelmişti. Başıyla Mustafa Bey&rsquo;in tebrik dileğini kabul etti ve bahsi ge&ccedil;en yerden dışarıya &ccedil;ıktı. Kartını aldı ve evine gitmek i&ccedil;in otob&uuml;s durağında beklemeye başladı. Kuzgun sakin, tek yaşayan bir beyefendiydi. &Ccedil;ok fazla tanıdığı insan yoktu ve bu ona huzur veriyordu. Ge&ccedil;mişini sevmez konuşmaktan hoşlanmazdı. Sıradan bir insan olmaktan memnundu ve bundan asla şikayet&ccedil;i olmamıştı. Cesur bir adam değildi ve belki de hayatında yaptığı en cesurca şey ge&ccedil;mişini zihninde a&ccedil;mak olacaktı.</p>
<p></p>
<p>İnsanların b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğu i&ccedil;in bu cesaret gerektiren bir şeydi. Yaşamak, d&uuml;ş&uuml;nmek cesaret isteyen şeylerdi. Zihni yeniliklere a&ccedil;mak ve onu geliştirmek i&ccedil;in fedakarlıklar yapmak cesaret gerektiren bir işti. Bug&uuml;n bir&ccedil;ok insan d&uuml;nya &uuml;zerinde korkaklık yapmış olsa bile Kuzgun şirketten g&uuml;l&uuml;mseyerek &ccedil;ıkmıştı &ccedil;&uuml;nk&uuml; kendi bileğini b&uuml;kmeyi başardığını biliyordu.</p>
<p>İşin en zor ve cesur olunması gerektiği kısımda buydu ya işte. Kendi bileğinizi b&uuml;k&uuml;p, kendinizi s&uuml;rekli aşmanız gerekiyordu. Kulaklıklarını kulağına taktı ve şarkının bedenine, zihnine iyi gelmesine izin verdi. Otob&uuml;sten gelen konuşma seslerini kulaklığın ardından duyabiliyordu. Umursamadı ve bundan haz almaya &ccedil;alıştı. Şimdiden oluşan değişimlerin farkında olabiliyordu. Belki psikolojik olarak belki de bu şekilde olması gerektiğinden b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor ve beyni buna odaklanıyordu. Mutlu olmaya.</p>
<p>Rahatlamış ve birazda y&uuml;klerinden kurtulmuş gibiydi. En azından şu an b&ouml;yle hissediyordu ve bundan memnundu.</p>
<p>Zihin, d&uuml;ş&uuml;nce, bilgi, evren ve bu tarz her şey &ccedil;ok karmaşık gelmişti her zaman Kuzgun&rsquo;a. Her zaman kendini bu evrenden, bu d&uuml;zenden dışlanmış hissederdi l&acirc;kin şimdi &ccedil;ok daha ait hissediyordu kendini. Bu d&uuml;zenin olmasa bile bu evrenin bir par&ccedil;asıydı ve orta boyutlarda beyaz bir balon evrenin onu kabul etmesi i&ccedil;in bir sebep vermişti sanki. G&ouml;zlerini kapattı ve d&uuml;ş&uuml;nmekten &ccedil;ekinmedi.</p>
<p>Bug&uuml;n birka&ccedil; kişi daha ruhundaki prangalardan kurtulmuştu, bug&uuml;n birka&ccedil; insan daha i&ccedil;lerindeki ışığı g&ouml;rm&uuml;ş ve umutlarını tazelemişti. Bug&uuml;n birka&ccedil; insan daha hayata tutunmak i&ccedil;in sebep bulmuştu. Bunun verdiği k&uuml;&ccedil;&uuml;k ama tatlı huzur ile uykuya daldı Kuzgun.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şekerli Pansuman</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sekerli-pansuman</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sekerli-pansuman</guid>
<description><![CDATA[ Pamuk tarlasında nasırlaşan minik elleri, defterin yapraklarını çevirmesini zorlaştırıyordu. Arada ellerini birbirine kenetliyor, inceliyor ve takılan derileri koparıyordu.
Öğretmeni, boş bir sayfa açıp onları en çok etkileyen anıyı yazmalarını istemişti. Tüm telaşı bundandı. Bir an önce boş sayfaya ulaşıp en güzel anısını kaleme almak istiyordu. Boş sayfaya ulaştığında kalemi aldı ve duraksadı birden. Sahi ne yazacaktı?
Bu sefer sorusuna cevap bulamamanın telaşıyla elindeki derileri koparmaya başladı. Çektikçe hızla kanamaya başladı deri. Elindeki kana baktı ve gülümsedi. Ne yazacağını bulmuştu.
Bir gün okulun önüne gelen pamuk şekeri satıcısının tezgahına koşuyordu. O hızla düşmüş ve pamuk toplamaktan nasırlaşan elleri kanamıştı. Yine de kalkmış, şekeri almış ve ellerine pansuman yapmıştı. Hayret artık acımıyordu. Rengi ve tadı dışında topladığı pamuktan bir diğer farkı dikenli saplarının olmayışıydı. Rahatça tutuyordu ve işte yarasına sebep olan pamuk merhem olmuştu bu sefer. Evet yazmalıydı bunu. Ama ellerinin kanadığını hatırladı acıyla. Öğretmeni ecza dolabında bulunan pamukla sildi Seyit &#039;in ellerini ve bastı yarasına. Fakat daha da acıdı Seyit in elleri. Halbuki pamuk şekerini bastığında eline hiç acımamış ve hemen geçmişti sızısı. 

Zil çaldığında  tüm çocuklar bir hızla pamuk şekeri tezgahına koştular. Fakat Seyit koşmadı. Elindeki pamuğa baktı uzun süre ve ağladı,ağladı,ağladı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_63013d014e3d5.jpg" length="63956" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 20 Aug 2022 22:59:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kalender</dc:creator>
<media:keywords>Pamuk şekeri, pamuk, anı</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gölgelik</title>
<link>https://edebiyatblog.com/golgelik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/golgelik</guid>
<description><![CDATA[ Nerede doğmuş ve nerede geçmişse çocukluğun oraya aitsindir. Memleket dediğin en çok çocukluğundur. Koşup oynadığın tozlu yollar, kovaladığın tavuk veya kuzular.
Gitsen bir gün çıkıp uzak diyarlara yine de yokta bulduğun o huzuru ararsın. Artık geri kalan yaşamında dönmek ve dinlenmek istersin. Yaşamın orada son bulsun istersin en çok.
Evlatların olur, torunların, eserlerin. Orada anıp huzur içinde karşılamak istersin geldiklerinde de. Hayatın son demleridir belki ama sen yeni filizler dikersin bahçeye. Gölgelikler oluşturursun gönül evinde. Gelirse oğlun, kızın, torunların gölgelikte oturmalıdırlar bir yaz mevsimiyse. Veya sıcak bir yuva izlenimi vermesi gerekir dinlenmene en uygun bir odanın. Soba sıcaklığını duyumsamaları gerekir. O yüzden en çetin kış hazırlıkları yakacak üzerine verilir. En çetin mücadele kışa ait huzurlu bir odanın oluşması üzerinedir.
Öyle de olur aslında. Başarır. Torunu da gelir yazın gölgeliğine kızı da oğlu da kardeşleri de. Kış olur yine aynı kadro sıcaktan kaçtığı gibi gölgeliğe, soğuktan da sığınır sıcak yuvanın meskenine.
Huzurludur, mutludur ve de hoştur gönlü bu yüzden. Ve yine bu yüzden borçlu hisseder kendini her şeyin sahibine. Yumuşak kalbini daha da yumuşatır herkese. Dili tatlı, şerbetlidir. Eli cömert, maharetli.
Zor da olsa nefes alışları, dinlemez devam eder çabalamaya. Oturduğu yerden alır verir zikrini ve tamam eder.
Borçluyum diye düşünür. &quot;Sağlam olan gönlüm yeter canın yarımsa da!&quot; deyip günün en uzun ve sıcak olduğu vakitlerde aç ve susuz kalmak için çırpınır durur. Oruç onun borcunu ödemesinin en çetin işidir. Bu yüzden tercih eder. Kolay olsa herkes yapar. Zor olanı ise yüreği olan  yüreği olan tek. 

Bir gün yine uzun ve sıcak günün öğle vaktinde aç ve susuz bedeni yorgun düşüp bayılır. Borcunu ödeyemediği içindir ama sızısı. Yorgun düşer lakin memleketinden gider yine de. .  Gider ama dönemez. Memleket öksüz, kızı oğlu torunu gözü yaşlı. Memleket  gözü yaşlı, kızı oğlu torunu öksüz kalır.
Tam olamaz yarım can. Ama zaten tam olan yeşil gönül canı da tamam eder gittiği yerde. Ebedi memlekette muhakkak. Edebî memlekette tanış olduğu nice memleket yoldaşlarına kucak açacak o yürek. Yeşil bir yüreğin aydınlığında huzura erecek memleketten kopup ebedi memlekette kavuşan binbir çeşit yürekler.

Şimdi yazlardan temmuz. Ihlamurlar çiçek verdi çoktan. Sıcaklar almış başını gidiyor. Ama bahçede gölgelikler var. Nice bayramların arifesinde ve bayramların cıvıl cıvıl gününde gölgelik altında buluşacak kızlar, oğlanlar, torunlar var. Asıl bir memleket var en koyu gölgeliği seçip de kendisi en başa kurulacak olan en vakur duruşuyla... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_6300f426121e2.jpg" length="102887" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 20 Aug 2022 17:57:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kalender</dc:creator>
<media:keywords>Memleket, çocuk, torun, gölge.</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>İyi Ki Doğdun</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iyi-ki-dogdun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iyi-ki-dogdun</guid>
<description><![CDATA[ Bugün, günlerden sensizlik içinde sen. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6269618d79289.jpg" length="29985" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 20 Aug 2022 10:05:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp;</strong></em><b><i> Aynı sıralarda oturduğumuz yıllar g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;iyor şimdi,&nbsp; hani sen&nbsp; ders kitabını getirmemiş ve benim kitabıma bakarak dersi dinliyordun ya ama ama&ccedil; dersi dinlemekten &ccedil;ok&nbsp; kitabın &uuml;st&uuml;ne yazı yazıp benimle uğraşmaktı. &Ouml;zledim o g&uuml;nleri,&nbsp; beden derslerinde bana basketbol oynamayı &ouml;ğretirdin biraz kızgın &ccedil;ok&ccedil;a azim ile. Ama bilirsin ben hemen &ouml;ğrenen birisi değilim ve hi&ccedil; olmadım.&nbsp; Beceriksiz demiştin hatta bu y&uuml;zden ama yaptığım kurabiyeleri hepsini sen yerdin. Hatta &ccedil;ok iyi hatırlıyorum kurabiye kabını yere atıp kırmıştın bir keresinde sebebi ise&nbsp; kurabiyelerin bitmesi ve senin bir tane bile yememen olmuştur.&nbsp; O hallerimi hatırladık&ccedil;a daha &ccedil;ok gelir oldum okulumuza,&nbsp; bizi biz yapan tek yere.&nbsp; Koridorlardan ge&ccedil;erken beni nasıl koruduğun geliyor aklıma.&nbsp; Merdivenleri &ccedil;ıkarken de ceza aldığımız o anlar.&nbsp; Hepsini tekrar tekrar yaşamak istiyorum.&nbsp; Bozuk bir plak gibi baştan sona oynayalım seninle bu koridorlarda hi&ccedil; bıkmadan ve t&uuml;kenmeden... zaman t&uuml;ketti,&nbsp; bıktırdı ve bug&uuml;n senin 20. yaş g&uuml;n&uuml;n benim senden uzak oluşumun 6. senesi.&nbsp; Dile mi kolay yoksa y&uuml;rek mi alışkın bu &ouml;zlemlere?&nbsp; &Ccedil;&ouml;zemiyorum.&nbsp; Ama bilmeni istediğim bir şey;&nbsp; "Her yazgı birer imtihan ve imtihan dolu bu yaşam da yaşınla yaşadıkların aynı olmuyor ve sen yaşadıklarınla yaşını aynı tutmaya &ccedil;alış,&nbsp; hayata inat."&nbsp; Doğum g&uuml;n&uuml;n kutlu olsun,&nbsp; iyi ki doğdun. ????????</i></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kasımpatı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kasimpati-3439</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kasimpati-3439</guid>
<description><![CDATA[ Çiçek huzur güzel ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62ff82f5049c9.jpg" length="71650" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 19 Aug 2022 15:33:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kasımpatı&nbsp;</p>
<p>Papatyagillerden asil &ccedil;i&ccedil;ek&nbsp;</p>
<p>Krizantem diye de bilinir...</p>
<p>Cenaze &ccedil;i&ccedil;eği de denir adına&nbsp;</p>
<p>&Ouml;l&uuml;ms&uuml;z aşk ve platonik aşkı hatırlatır...</p>
<p>T&uuml;rl&uuml; renkleri , katmerli &ccedil;i&ccedil;ekleriyle g&ouml;z alıcıdır...</p>
<p>İyimserliği de &nbsp;&ccedil;ağrıştırır diye &ouml;ğrendik...</p>
<p>Kasımpatı gibi iyimser ve iyimserliği &ccedil;ağrıştıranlar</p>
<p>&Ccedil;ıksın daim yolunuza diyorum artık...</p>
<p>Ne &ccedil;ok vardı evimizin bah&ccedil;esinde</p>
<p>Parlak,canlı ve rengarenk&nbsp;</p>
<p>Beyaz papatya ile g&uuml;zel aranjman yapar</p>
<p>G&ouml;n&uuml;l alırdın...</p>
<p>Sen gidince papatyalar da krizantemler de</p>
<p>&Ouml;ks&uuml;z &nbsp;kaldı annem...</p>
<p>Tıpkı seni sevenlerin boynu b&uuml;k&uuml;k kaldığı gibi</p>
<p>Onların da boynu b&uuml;k&uuml;k yıllardır &nbsp;annem...Belhi&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Önlükten Kazağa</title>
<link>https://edebiyatblog.com/onlukten-kazaga</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/onlukten-kazaga</guid>
<description><![CDATA[ Bundan otuz sene önce bu oda, yine aynı manzarayla karşılaşmıştı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62ff40e95b3d6.jpg" length="47149" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 19 Aug 2022 10:50:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>TUĞBA İNCEOĞLU</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, kurgu, sahte, anı, kız, erkek, çocuk, hafıza, okul</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">Ahmet yine kuşluk vaktinde kalktı. Daha doğrusu annesi kaldırdı. &ldquo;Hadi oğul, sabah namazı vakti.&rdquo; Ahmet isteksizce g&ouml;zlerini a&ccedil;tı. B&uuml;t&uuml;n kardeşleri halen koyun koyuna uyuyorlardı. Ge&ccedil; yattığı gecelerin sabahında olduğu gibi &ldquo;Birazcık daha uyuyam be kız. Ne olur bırak be kız. Yatak sıcak be kız. Kız ana ya&hellip;&rdquo; demek istedi. O sabahlarda annesi bu laflara pes etmez kalkıncaya kadar d&uuml;rter dururdu onu. Bazen bu d&uuml;rtmeler işe yaramaz &ouml;nce babasının g&uuml;rleyen sesi duyulurdu kapının ardından. O da yetmezse babası Ahmet&rsquo;i tekme tokat d&ouml;şekten kaldırırdı. Korkuyla uyanan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşleri ağlamaya başlardı. Ahmet babasının g&uuml;rleme sesini duymadan fırlardı yataktan, h&acirc;l&acirc; sızlayan, acıyan etlerini hissederek. &Uuml;st&uuml;ne hırkasını ge&ccedil;irdi. Bah&ccedil;edeki hel&acirc;ya girdi. &Ccedil;ıkınca tuvaletin bir duvarına bitişik yapılmış yalakta ellerini yıkadı. Titreye titreye abdestini aldı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">Odaya d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde kardeşlerinin hepsi kalkmış, annesi d&ouml;şekleri toplamış, babası namaza durmuştu. Dedesi evlerini inşa ederken bu odanın kapısının yerini Kıble&rsquo;ye g&ouml;re belirlemişti. Hatta t&uuml;m evi bu odanın kapısına g&ouml;re ayarlamıştı. O namaz kılarken biri &ouml;n&uuml;nden yanından ge&ccedil;mesin, kapıdan baksın arkasını g&ouml;rs&uuml;n, onun da namazı bozulmasın, ge&ccedil;en kişi de mekruh davranışta bulunmuş olmasın diye yapmıştı bunu. Ahmet seccadesini babasının arka &ccedil;aprazına serdi. Niyet edip &ldquo;Allah&uuml; Ekber&rdquo;&nbsp;deyip başladı namazına. Namazını kılarken aklında okulu vardı. D&uuml;n gece yorganın altında minik feneriyle tamamlamıştı matematik &ouml;devini. Okumak ne g&uuml;zel şey! &Ouml;ğretmenim &ccedil;ok sevinecek bitirdiğimi g&ouml;r&uuml;nce. Bug&uuml;n teneff&uuml;slerde kitabımın kalan sayfalarını okurum. Zati sonra bubam beni bekler. &Ccedil;ok taşıncak şey kaldıydı. Olsun be. Taşırım ben onları hemencik. Yarınki sınava da akşam gene yorgan altında &ccedil;alışırım. Ahmet secdeye vardı. Allah&rsquo;ım sen izin ver, b&uuml;y&uuml;y&uuml;nce &ouml;ğretmen olayım. Doğruldu. Seneye kasabadaki o &ouml;ğretmen okulunda okuyayım. Tekrar secdeye vardı. &Uuml;niversiteyi de Ankara&rsquo;da. Ayağa kalktı. Bubam gibi, onun bubası, hatta onunda bubası gibi bu k&ouml;y&uuml;n al-sat&ccedil;ısı olmayayım. Bu k&ouml;yden gideyim. Az kaldı, son sene. Lise, &uuml;niversite sonra başka k&ouml;yler belki başka kasabalar&hellip; Babası başını &ouml;nce sağa &ccedil;evirdi, o da &ldquo;Es Selamu Aleykum ve Rahmetullah&rdquo; sonra sola &ccedil;evirdiler, &ldquo;Es Selamu Aleykum ve Rahmetullah&rdquo;. Ahmet seccadesini yerden aldı, katladı, kenardaki hasır sepetin i&ccedil;ine koydu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">&ldquo;Ne &ccedil;abuk bitirdin lan namazını?&rdquo; Babası ona bakıyordu. Hızlıca yanına gitti, eğilip yerden onun seccadesini alırken; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">&ldquo;Sen daha yeni başlarken geldim ben buba,&rdquo; diye cevapladı. &ldquo;Aynı zamanda başladık nirdeyse.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">Annesi elinde tepsi, kolunun altına sıkıştırdığı &ouml;rt&uuml;yle i&ccedil;eriye girdi. &ldquo;Allah kabul etsin.&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">Ahmet tahta yer sofrasını ortaya koydu, &ouml;rt&uuml;y&uuml; aldı, &uuml;st&uuml;ne serdi. Tepsiyi de onun &uuml;st&uuml;ne koydular. Kimse hadi demeden Ahmet&rsquo;in kardeşleri mahmur bakışlarıyla odaya gelip tepsinin &ccedil;evresine sıralandılar. Boy boy altı &ccedil;ocuk; d&ouml;rd&uuml; erkek, ikisi kız. En b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; on bir yaşında en k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml; &uuml;&ccedil;. &Ouml;nce iki el kol başladı tepsinin &uuml;st&uuml;nde hareket etmeye, az sonra on d&ouml;rt el kol daha ilave oldu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">&ldquo;Ana, sen neden yemiyon bu sabah?&rdquo; diye sordu Ahmet annesinin onları izlediğini g&ouml;r&uuml;nce.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">&ldquo;Hi&ccedil;, canım istemidi.&rdquo; Eller durdu, y&uuml;zler kadına d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Midem bulanıyo...&rdquo; derken herkes yine yemeğe başlamıştı. &ldquo;Siz yiyin ben sonra yirim.&rdquo; S&ouml;zleri havada kaldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">Hızla yaptıkları kahvaltıdan arta kalanları annesi hızla toparladı. Ahmet kapının arkasında asılı olan &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;ne elini uzatırken babasının sesini duydu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">&ldquo;Ulan Ahmet, bug&uuml;n benle işe geliyon.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">&ldquo;Buba ama okul&hellip;&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">Abbas Efendi t&uuml;m heybetiyle kapının aralığında durmuş oğluna bakıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">&ldquo;Başlatma okuluna!&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">Ahmet bir an duraksadı. Ama. Ama okul! &ldquo;Ben okula gitmek istiyom, seninle gelmek değil,&rdquo; diye itiraz edemedi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>&ldquo;&Ccedil;abuk giyin &ccedil;ıkcaz! Emin Ağa&rsquo;yı bekletmek olmaz.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">Pantolonunu, kazağını giydi. Babasının peşine takıldı.<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-no-proof: yes;">Bundan otuz sene &ouml;nce bu oda, yine aynı manzarayla karşılaşmıştı. Ahmet&rsquo;in babasının da eli &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;ne giderken kendi babasının &ldquo;Bug&uuml;n benle işe geliyon!&rdquo; demesiyle kazağına ulaşmış, bir daha o &ouml;nl&uuml;k hi&ccedil; giyilmemişti. İnsan hafızası ne gariptir, yaşamımız boyunca edindiğimiz anılarımızın ka&ccedil;ı ger&ccedil;ek ka&ccedil;ı sahte anıdır bilemeyiz. Abbas Efendi bu anısını &ldquo;Bir g&uuml;n sabah bubam işe gidiyordu. &lsquo;Buba, bug&uuml;n ben senlen işe geleyim,&rsquo;&rdquo; diye anlatır durur.<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölü Koltuk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olu-koltuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olu-koltuk</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fcd42a00277.jpg" length="62186" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 17 Aug 2022 15:18:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Esma Gülsüm Cırt</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Yağmurlu bir Pazar akşam&uuml;st&uuml;yd&uuml;. Kapı zili durmadan &ccedil;alıyordu. Sirsu k&uuml;frederek kapıyı a&ccedil;maya gitti. Kapıyı a&ccedil;tı. Kapıdaki Sirsu&rsquo;nun ağzından &ccedil;ıkan k&uuml;fre aldırmadı. Alışkındı. Her zerresiyle alışmıştı ona. Kapıdaki kişi karşısındakinin k&uuml;f&uuml;r fırtınası esen g&uuml;l dudağına baktı. O dudağı &ouml;pmek i&ccedil;in nelerini vermezdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Yine ne i&ccedil;in geldin Ş?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">İsmini bilmemesi en iyisiydi Sirsu i&ccedil;in. Eğer kimliğini &ouml;ğrenirse aklından bile ge&ccedil;iremezdi neler olacağını. Bu y&uuml;zden tedirgindi. Tanışırken de &ldquo;Ş&rdquo; diye tanıtmıştı kendini sevdiği kadına. Bilmesini istemediği bir sırrı vardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Alnına ne oldu senin?&rdquo; diye endişelenmişti Ş. Sirsu yerli yersiz bir sakinlikle elini &ldquo;boşver&rdquo; anlamında salladı. Bilmesini istemiyordu. Ş yanında kalan tek kişiydi, onu kaybedemezdi. Canavarını &ouml;ğrenip de diğerleri gibi gitsin istemiyordu. Babası ve kendi ruhu gibi&hellip;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Oturma odasına geldiklerinde Sirsu bir şey unutmuş gibi yatak odasına gitti. Eline ge&ccedil;en ilk bez par&ccedil;asıyla ağlayarak duvardaki kan lekelerini temizledi. Babasının ona<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>verdiği tek emanet, bir par&ccedil;a hastalıktı sadece. Babası da s&uuml;rekli kafasını duvara vururdu. Ondaki canavar kendisindeki canavarın ruh değiştirmiş haliydi. Sirsu s&uuml;rekli babasını izlerdi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlarda neden b&ouml;yle yaptığını anlayamazdı. Ama şimdi anlıyordu. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e beyninin i&ccedil;indeki anlamsız sesler de artmaya başlıyordu. Her ge&ccedil;en g&uuml;n beyninin her bir h&uuml;cresini &ouml;ld&uuml;r&uuml;yordu ses vir&uuml;s&uuml;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Kilitli kapının şiddetli bir şekilde vurulmasıyla Sirsu daldığı karanlık ge&ccedil;mişinden &ccedil;ıktı. Elindeki bezi yatağın altına atıp, g&ouml;zlerini sildikten sonra kapıyı a&ccedil;tı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Bug&uuml;n ne oluyor sana Sirsu? Sabah telefonlarıma da cevap vermedin. Senin i&ccedil;in endişeleniyorum artık. Eğer bir şey olduysa dostun olarak dinlerim. Her zaman yanındayım, biliyorsun.&rdquo; Ş, &ldquo;dostun&rdquo; kelimesini i&ccedil;i acıya acıya s&ouml;ylemişti. A&ccedil;ılamamıştı ona. Nedeni ise onun kabul etmeyeceğiydi. Nitekim bu doğruydu. Sirsu yeni bir aşka bu haldeyken başlayamazdı. Hayatındaki adamdan canavarını gizleyemezdi. Eğer bu durumu ortaya &ccedil;ıkarsa, ya aşkından ya da canavarından vazge&ccedil;ecekti. Bu ikilemde kalmamak i&ccedil;in insanlara soğuk davranıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Yok bir şeyim, telefonumu unutmuşum da onu almaya geldim.&rdquo; bahanesiyle telefonunu aldı ve tekrar Ş&rsquo;yle beraber oturma odasına geri d&ouml;nd&uuml;. Koltuğa oturduğunda babasının kanlı y&uuml;z&uuml;n&uuml; karşısında g&ouml;rd&uuml;. İstemsizce acıyla karışık<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir &ccedil;ığlık &ccedil;ıktı Sirsu&rsquo;nun ağzından. Oturduğu yerden kalktı hemen. Ş endişeli g&ouml;zlerle Sirsu&rsquo;ya bakıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Sirsu s&uuml;rekli &ldquo;İyiyim, iyiyim, iyiyim&hellip;&rdquo; diyerek kendini avutuyordu. G&ouml;zlerini sıkıca yummuştu. Eğer a&ccedil;arsa babasının kanlı y&uuml;z&uuml;n&uuml; tekrar g&ouml;recekti. Kafasındaki seslere odaklanmamalıydı. Ş, onun canavarını g&ouml;rmemeliydi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; canavarı g&ouml;ren herkes canavardan bir par&ccedil;ayla yaşamak zorunda kalıyordu. G&ouml;z&uuml;n&uuml; a&ccedil;madan Ş&rsquo;ye &ldquo;Beni dışarı &ccedil;ıkart. Hemen, şimdi dışarı &ccedil;ıkart beni, ne olur.&rdquo; Diye yalvarıyordu. Ş, eli ayağına dolanmış bir şekilde Sirsu&rsquo;ya ayakkabılarını giydirip, dışarı &ccedil;ıkarttı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Y&uuml;z&uuml;nde damla<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>damla yağmuru hissedince, g&ouml;z&uuml;n&uuml; a&ccedil;tı Sirsu. Ş, tedirgin g&ouml;zlerle Sirsu&rsquo;ya bakıyordu. Haklı olarak, ne olduğunu anlamamıştı. &ldquo;Gel, oturalım şuraya. Az nefes alalım, &ccedil;ok korktun.&rdquo; Diyerek binanın &ouml;n&uuml;ndeki tahta bankı işaret etti. Sirsu banka oturdu, Ş de yanına. Uzun bir sessizlik oldu aralarında. Konuşacakları şeyi olmadıklarından değil, sırlarının korkutuculuğundan. Onları susturan şey sırlarıydı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Babam yağmurun &ccedil;ok iyi bir arınma şekli olduğunu s&ouml;ylerdi, haklıymış.&rdquo; Dedi karşı camdaki s&uuml;mb&uuml;llere g&ouml;z&uuml;n&uuml; daldıran Sirsu. &ldquo;Yağmur, Allah&rsquo;ın vermiş olduğu kutsal bir su sanki. V&uuml;cudunu değil, zihnini arındıran bir su.&rdquo; Diye ekledi Ş&rsquo;ye bakarak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Ş cevap verecekken, Sirsu&rsquo;nun telefonu &ccedil;almaya başladı. G&ouml;zlerini ve başını &ouml;z&uuml;r diler gibi yapıp, telefonu a&ccedil;tı. O sırada Ş, kendi hayatını d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı. Aslında hayat denilen illeti yaşayamamıştı. Hep başkaları i&ccedil;in yaşamıştı, Sirsu&rsquo;yu tanımadan &ouml;nce. Onunla karşılaştıktan sonra hayatı sıradanlaşmıştı. Sıradanlığı hep isterdi Ş. Fakat ne annesi sıradandı ne de hayatı. D&uuml;zeni yoktu. Hayatı boyunca oradan oraya savrulmuştu. Annesinin ona verdiği vicdan azabıyla yaşıyordu. Keşke annesine &ldquo;dur&rdquo; diyebilseydi. En azından b&ouml;yle k&ouml;şe bucak saklanmazdı kimseden&hellip;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Arayan annemmiş. Babamın mezarına gitmemi istiyor. &Ouml;l&uuml;m yıld&ouml;&hellip;&rdquo; ağlamaya başladı Sirsu. Ş ona<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>sarıldı. Bırakmak istemezcesine sımsıkı bir şekilde sarıldı.<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Birka&ccedil; dakika ge&ccedil;tikten sonra bıraktı Ş, Sirsu&rsquo;yu. O birka&ccedil; dakikayı &ouml;mr&uuml;n&uuml;n sonuna kadar unutamazdı. &ldquo; Arabayla bırakayım mı, ister misin?&rdquo; diye sordu ona. &ldquo;Ben kendim giderim. Senin işin vardır.&rdquo; Diye reddetti Sirsu da. Aslında bilseydi, onun i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n hayatını bıraktığını; annesini, vicdanını, ruhunu. &ldquo;Bilmemeli.&rdquo; Diye defalarca i&ccedil;inden sayıklıyordu Ş. Eğer Sirsu bilirse Ş&rsquo;nin hayatını, kendi annesinin ruhunu incitirdi. Annesinin ruhu incinirse, kendi vicdanı sızlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Sirsu mezara vardı. Babasının ismi olduğu mermerdeki siyah yazıya uzun uzun baktı. Soğuk, beyaz mermere oturdu. &ldquo;Nasılsın baba, umarım iyisindir. Yattığın yer ıssız, b&ouml;ceklerle dolu, biliyorum ama benim yapabileceğim bir şey yok. Seni ka&ccedil; kere o ıssız kara topraktan &ccedil;ıkarmayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Yapamam baba bunu. Kıyamete kadar bekle. Ben de bekliyorum kıyameti Ş&rsquo;yle, annemle, seninle, canavarımla, ruhumla. İnanıyorum ki, bir g&uuml;n kalbimden &ccedil;ıkıp yanımda olacaksın ve beraber ahireti bekleyeceğiz. Canavarını da merak etme. &Ccedil;ok iyi bakıyorum ona. O da gelecek benimle toprağa. Başka birine bulaştırmayacağım bu vir&uuml;s&uuml;, <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>s&ouml;z veriyorum sana.&rdquo; Diye uzun uzun konuştu soğuk toprakla. Sirsu korkmazdı mezarlardan. Babası ona &ldquo;Bu d&uuml;nyada korkman gereken tek şey insanlardır. &Ouml;l&uuml;lerden asla korkma Sirsu&rsquo;m.&rdquo; Demişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Gece şimdi siyah bir kedinin t&uuml;yleri gibi simsiyahtı. Sirsu hala mezardaydı. Uzun yıllar &ouml;yle &ccedil;ok ağlamıştı ki artık akıtacak bir damla bile kalmamıştı g&ouml;z&uuml;nde. Sirsu, ge&ccedil;mişine daldı. Kendisini bildi bileli babasının canavarı vardı. Sirsu korkmadı babasından. Eğer korksaydı, şimdiki Sirsu olamazdı. İ&ccedil;indeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızı kimse korkutamazdı. Canavarı bile&hellip;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">K&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde annesi işe gittiğinde o sayıklamaya başlardı. İ&ccedil;indekileri kusardı babası duvara. Kan ve g&ouml;zyaşı olurdu duvar. Sonra biraz durulup uyumaya başladığı zaman, Sirsu mutfaktan bez alıp babasının kanlı alnını silerdi. Anlamazdı Sirsu. Sorular sorardı ona. &ldquo;Baba neden b&ouml;ylesin? Ne oluyor sana?&rdquo; diye defalarca soru sorardı. Sorular, merakını beraberinde getirir, ş&uuml;pheye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;rd&uuml;. Babası da bunu anlamış gibi &ldquo; Hastalık işte, biliyorsun Sirsu&rsquo;m. Benden uzak dur, ne olur. Sana bir şey olmasın.&rdquo; Derdi. Ama Sirsu, babasına var g&uuml;c&uuml;yle sarılırdı. &Uuml;st&uuml; başı kan olsa da babasının alnını silerdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Ge&ccedil;mişe dair tek &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; şey, anılarının olmamasıydı. Babasıyla anısı yoktu Sirsu&rsquo;nun. Olan anılar da kanlı bir y&uuml;zden ibaretti. Babası ne onu parka g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şt&uuml; ne ona dondurma almıştı ne de ona s&uuml;rpriz yapmıştı. &ldquo;Anı&rdquo; diye bir şey yoktu sanki onun yaşadığı d&ouml;nemin l&uuml;gatında. Ama Sirsu, t&uuml;m bunlara rağmen babasını olduğu gibi kabul etti. Hi&ccedil;bir zaman nefret etmedi ondan.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">G&uuml;n ağarıyordu. G&uuml;neş, babasının toprağına inat&ccedil;ı ve parlak ışınlarını yansıtıyordu. Etraftaki ağa&ccedil;lar sonbaharın verdiği h&uuml;z&uuml;nle yapraklarını d&ouml;k&uuml;yordu. Mezarlıkta bulunan mezarların topraklarını tupturuncu yapraklar kaplamıştı. Sirsu, kendi gibi soğuk olan mezarın beyaz mermerinden kalktı. Mezarlıktan ayrılmak &uuml;zereydi ki, arkasını d&ouml;n&uuml;p i&ccedil;ten bir g&uuml;l&uuml;msemeyle &ldquo; Belki bu son gelişimdir baba. İznin varsa toprağından biraz almak isterim.&rdquo; Dedi. Topraktan bir avu&ccedil; aldı, kokladı, i&ccedil;ine &ccedil;ekti kokuyu. Hırkasının cebinden pe&ccedil;ete &ccedil;ıkardı. Elindeki toprağı nazik&ccedil;e pe&ccedil;eteye koydu. Pe&ccedil;eteyi de cebine yerleştirdi. Sirsu, arkasına bile bakmadan, g&ouml;z&uuml;nde yaşlarla mezarlıktan ayrıldı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Evin kapısına vardığında, Ş&rsquo;nin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>siyah spor ayakkabısını g&ouml;rd&uuml;. Hırkasının cebinde evin anahtarını olmadığını fark ettiğinde anımsadı ge&ccedil;en akşam neler olduğunu. Zili &ccedil;aldı. <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Ş, kapıyı hemen a&ccedil;tı. &ldquo;Nerede kaldın be Sirsu? &Ouml;ld&uuml;m meraktan. Az daha eve gelmeseydin mezarlığa doğru&hellip;&rdquo; derken omzundaki iki kolu farketti Ş. Ardından hı&ccedil;kırık sesi geldi o g&uuml;l dudaktan. &ldquo;Sakin ol, ge&ccedil;ti her şey, ben yanındayım. &ldquo; diye sakinleştirmeye &ccedil;alıştı Sirsu&rsquo;yu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Ş aldı sevdiği kadını, oturttu mutfaktaki sandalyeye. Bir şeyler hazırlamıştı ona. B&uuml;t&uuml;n gece &ldquo;o uyumamıştır&rdquo; diye uyumamıştı o da. &ldquo;&Ouml;z&uuml;r dilerim, seni de beklettim b&uuml;t&uuml;n gece.&rdquo; Dedi yemeğini yerken Sirsu. &ldquo;Seni &ccedil;ok iyi anlıyorum Sirsu. &Ouml;z&uuml;r dilenecek bir şey yok, merak etme. &ldquo; diyerek g&uuml;l&uuml;msedi ona. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">G&uuml;neş tepeye vardığında, Kadık&ouml;y&rsquo;&uuml;n<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve Marmara&rsquo;nın g&uuml;zel manzarasını izliyorlardı birlikte. Sirsu g&ouml;zlerini kapatmış, esintinin y&uuml;z&uuml;ne vurmasına izin veriyordu. Ş ise Sirsu&rsquo;nun y&uuml;z&uuml;ne bakıyordu. Onu hak edecek ne yapmıştı, bilmiyordu. Ancak kaderi b&ouml;yle devam etsin, eceline kadar yanında olsun isterdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo; Maviyi seviyorum Ş. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; mavi umudun rengidir. Herkese yakışan tek renktir. Babama bile yakışırdı mavi. Fakat o hep kırmızıyı sevdi. Ne zaman yanına gitsem kırmızıya b&uuml;r&uuml;n&uuml;rd&uuml;. &Ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde bile kırmızıydı. &ldquo; diye dalgın dalgın konuştu Sirsu. İ&ccedil;indeki &ccedil;ığlıkları atmak istiyordu o sadece. Haklıydı da. Yanındaki ağlayan kıza<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>baktı. G&ouml;z&uuml;nden damlayan g&ouml;zyaşlarına dayanamadı. &ldquo;Ama sen hep mavi giyiniyorsun. Demek ki umutlusun.&rdquo; Diyerek Sirsu&rsquo;ya sarıldı. &ldquo;Ben umutlu değilim, g&uuml;&ccedil;l&uuml;y&uuml;m. Babam g&uuml;&ccedil;l&uuml; değildi. Babam mavinin g&uuml;c&uuml;n&uuml; g&ouml;remedi sadece. Ama ben g&ouml;r&uuml;yorum. &ldquo; dedi karşısındaki maviliklere bakarak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">G&uuml;neş battığında Ş ayağa kalkarak &ldquo;Ben gideyim artık. Hem annem bekliyor zaten beni. Hoş&ccedil;a kal.&rdquo; Deyip, Sirsu&rsquo;ya sarıldı. &ldquo;Her şey i&ccedil;in teşekk&uuml;rler. Yani&hellip; Anladın işte sen.&rdquo; Diyerek Ş&rsquo;ye g&uuml;ld&uuml; Sirsu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Sirsu, Ş&rsquo;yi uğurladıktan sonra kahvesini alıp, bilgisayarını a&ccedil;tı. Arama butonuna &ldquo;Ş ile başlayan erkek isimleri&rdquo; yazdı. İlk &ccedil;ıkan sayfaya girdi. 78 tane isim vardı karşısında. &Ccedil;alışma masasının &ccedil;ekmecesinden kalemle not kağıdını alıp b&uuml;t&uuml;n isimleri yazdı. Ona yakışmayan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>isimleri tek tek eledi. Tamı tamına 60 tane ismin &uuml;zerine &ccedil;izgi atmıştı. Geriye kalan 18 isme ş&ouml;yle bir g&ouml;z attı. İ&ccedil;lerinden bir isim ona &ccedil;ok yakışırdı: &ldquo;Şahap&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Sirsu birdenbire irkildi. Babasının adını, arkadaşına yakıştırıyordu. Olmamalıydı. Yapmamalıydı. Aniden ayağa kalktı. Odasında tek bir tablo vardı. Onun karşısında durdu ve tabloyu dikkatlice incelemeye başladı. Tabloda bir ağacın altında bir kız vardı. Tabloyu kaldırdığında babasının kanını<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>duvarda g&ouml;rd&uuml;. Annesi evin her yerini temizlediğinde, Sirsu aceleyle kendi odasındaki duvara &ccedil;ivi &ccedil;akmış, babasının yaptığı bir tabloyu o kanlı duvara <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp;</span>asmıştı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Kanı g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e beynindeki ses artıyordu. Duvara alnını hızlıca vurmaya başladı. Babasının duvardaki kurumuş kan lekesine kendi kanını da ekliyordu. Birka&ccedil; dakika sonra, kendine geldiğinde, duvardaki kırmızıya baktı. Karşı duvara ge&ccedil;erek diz &ccedil;&ouml;kt&uuml; oraya. &ldquo;&Ouml;z&uuml;r dilerim baba. Kendime &lsquo;yapma&rsquo; dedik&ccedil;e yapıyorum bu işkenceyi. Canavarımı durduramadığım i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilerim senden. Senin adını başkasına yakıştırdığım i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilerim baba. <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Binlerce defa &ouml;z&uuml;r dilerim.&rdquo; Dedi hı&ccedil;kıra hı&ccedil;kıra. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Ş, annesini g&ouml;rmek i&ccedil;in hapishaneye gitti. Annesine i&ccedil;i burkularak sarıldı. &ldquo;Nasılsın oğlum? Sirsu nasıl?&rdquo; dedi sandalyeye oturduklarında. &ldquo;Hala sorduğuna inanamıyorum anne. Kızın babasını git &ouml;ld&uuml;r, sonra &lsquo;nasıl?&rsquo; diye sor. Sa&ccedil;ma gelmiyor mu bu soru sana?&rdquo; diye cevap verdi Ş. Sirsu&rsquo;nun babasının, annesi tarafından bı&ccedil;aklandığı anı asla unutamazdı o. &Ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde. O an sanki yirmi yaş b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hissetmişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;İnan bana &ccedil;ok pişmanım oğlum. Keşke yapmasaydım. G&ouml;z&uuml;m d&ouml;nm&uuml;şt&uuml; işte. Bir anlık bir &ouml;fkeyle yaptım. Ama ben o adamı seviyordum oğlum. Hem de canımdan &ccedil;ok seviyordum. Sevdiğim adamın adını sana verdim. Sevdiğimdendi hepsi. Sen aşktan, sevdadan ne anlarsın ki?&rdquo; demişti Ş&rsquo;nin annesi. İşte şimdi devreler yanmıştı. Ş&rsquo;nin damarına basılmıştı. Adam &ouml;ld&uuml;rmek sevda mıydı? G&ouml;z&uuml;n&uuml; yumup ağzını a&ccedil;tı Ş; &ldquo;Anne ben senin &lsquo;git o kıza yardım et&rsquo; dediğin kıza aşık oldum. Kendi adımdan utandığım i&ccedil;in s&ouml;yleyemediğim kıza aşık oldum. Sirsu bana hayat hikayemi soracak. Ben o kıza ne diyeceğim anne? &lsquo;Benim babam yok, annem de hapiste&rsquo; diyeceğim utana sıkıla. Neden senin hapiste olduğunu soracak. İşte o zaman ben bunu a&ccedil;ıklayamam ona. Ben kendime a&ccedil;ıklayamadığımı ona nasıl a&ccedil;ıklayayım anne. Ben senin aşkını, sevdanı anlayamam belki, fakat gelip de bana sevdayı &ouml;ğretme. Ben sevdayı senin babasını &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n kızdan &ouml;ğrendim. Senden &ccedil;ok utanıyorum anne. Hem de &ccedil;ok.&rdquo; Dedi. Kalktı, gitti annesinin haykırışlarına aldırmadan. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Ş yola koyuldu. Ger&ccedil;ekleri anlatacaktı Sirsu&rsquo;ya. Adının Şahap olduğunu, annesini, onu sevdiğini. &Ccedil;ok şey gizlemişti. Sırları ağır geliyordu ona. Fazlasıyla karanlıktı Ş&hellip;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Gece vakti olmuştu. Etraf zifiri karanlıktı. Sirsu eline boyayı, fır&ccedil;ayı almış resim yapıyordu, babası gibi. Bir ses duydu. Telefonu &ccedil;alıyordu. Hemen a&ccedil;tı. &ldquo;Sirsu rahatsız ettiysem &ouml;z&uuml;r dilerim. Bir şey demek i&ccedil;in geldim. Bu saatte<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>eve girmem doğru olmaz. Aşağıya in, bekliyorum seni.&rdquo; Dedi Ş, Sirsu&rsquo;nun konuşmasına m&uuml;saade etmeden. Sirsu olanlara şaşırmıştı. Ne olduğunu anlayamadan binadan &ccedil;ıktı. G&ouml;zleri Ş&rsquo;yi aradı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Banktayım Sirsu.&rdquo; Diye bir fısıltı duydu. Sesin geldiği y&ouml;ne doğru hızlıca d&ouml;nd&uuml;. Banka oturmuş Ş&rsquo;yi g&ouml;rd&uuml;. İ&ccedil;ini tanımlayamadığı bir his kapladı. K&ouml;t&uuml;l&uuml;kten uzak, saflığa yakın bir histi bu. &ldquo;Gecenin bir vakti niye &ccedil;ağırdın beni Ş?&rdquo; diye sordu hissettiği duyguyu bir kenara koyarak. &ldquo;Sana anlatacaklarım var ama &ouml;nce bir otur.&rdquo; Dedi Ş. Oturdu Sirsu. Hazırlıksızdı duyacağı şeylere. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Sen beni merak ediyorsun değil mi Sirsu? Kim olduğumu, seni nasıl bulduğumu falan merak ediyorsun, biliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Kim merak etmez ki seni? Adını, iki sene &ouml;nce tanıştığımızda, Ş olduğunu s&ouml;ylemen başlı başına merak konusu zaten. Benden sakladığın ne varsa şimdi anlat, vakit varken.&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;İnan bana senin karşına b&ouml;yle &ccedil;ıkmak istemezdim. Ben bu hayatı ıskaladım. Şimdi de kendim i&ccedil;in, senin i&ccedil;in,<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bizim i&ccedil;in yaşayacağım. İznin varsa.&rdquo; Demişti. Hata yapmıştı. &Ouml;nce kendinden bahsetmesi gerektiği yerde &ccedil;ıkma teklifi etmişti pat diye. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Sirsu afalladı. Neye uğradığını şaşırdı. &ldquo;Konu bu muydu? Sen kendinden bahsedecektin hani?&rdquo; dedi Ş&rsquo;ye. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Haklısın. Sonda s&ouml;ylemem gerekeni başta s&ouml;yledim. Akıl mı kaldı?&rdquo; diyip g&uuml;ld&uuml;. &ldquo;Adım Şahap Yıldırım. Seninle aynı yaştayım. Senin gibi işsiz bir gazeteciyim. Ben de senin gibi kitapları seviyorum. Huyumuz suyumuz aynı. <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Fakat birbirimizden tek farkımız, ailemiz.&rdquo; İ&ccedil;i burkuldu. Annesine verdiği s&ouml;z&uuml; &ccedil;iğniyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Ailemiz derken? &ldquo; Anlayamamıştı Sirsu. &lsquo;Yıldırım&rsquo; ona bir yerde tanıdık geliyordu. Elbette bu topraklarda, bu soyadı &ccedil;ok meşhurdu ancak bir yerde g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Zaten Şahap da lafı dolaştırmadan s&ouml;yledi ger&ccedil;eği, &ldquo;Benim annem senin babanın katili Sirsu. Bunun i&ccedil;in senden annem adına milyonlarca kez &ouml;z&uuml;r dilerim.&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Anlamıştı şimdi. G&ouml;rm&uuml;şt&uuml; o kadını. &lsquo;&Ccedil;ocukluk aşkını evlendiği i&ccedil;in &ouml;ld&uuml;ren kadın&rsquo; dı o. Sevdası o kadar derinmiş ki &ccedil;ocuğuna sevdiği adamın adını koymaya bile utanmamış. &ldquo;Evet, haklısın ailelerimiz farklı. Ama annenin işlediği bir su&ccedil; y&uuml;z&uuml;nden sakın benden &ouml;z&uuml;r dileme. Anneni asla affedemem. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o sadece babamı &ouml;ld&uuml;rmedi. Annemin g&uuml;l y&uuml;z&uuml;n&uuml; soldurdu. Evimizin b&uuml;t&uuml;n renklerini siyahlaştırdı. Benim de &ccedil;ocukluğumu &ouml;ld&uuml;rd&uuml;.&rdquo; <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Haklısın.&rdquo; Diyebildi sadece. Haklıydı. &ldquo;Peki &ccedil;ıkma teklifim? Cevapsız bıraktın onu. &ldquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;Zaman ver bana sadece. Olur mu?&rdquo; dedi Sirsu. Aslında kendisine bile itiraf edemediği duygular besliyordu Ş&rsquo;ye ya da Şahap&rsquo;a. Sadece o duyguları rafa kaldırmıştı&hellip;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Aradan ge&ccedil;en bir ayda birbirlerini hi&ccedil; g&ouml;rmediler. Sirsu artık duygularından emindi. Hoşlanma falan değildi. Ge&ccedil;en zamanda bir gece bile fotoğrafına bakmadan uyuyamadı. Şahap da aynı durumdaydı. Yanacaklardı. Kendi cehennemlerinde yanacaklardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yanmak bir nevi kavrulmaktır. Kavrularak da k&uuml;l olunurdu. Onlar k&uuml;l olup kendi cennetlerini yaşatacaklardı birbirlerine. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Sirsu, sevginin iyileştirici g&uuml;c&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;. Babasından ona<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ge&ccedil;en ses vir&uuml;s&uuml; artık yoktu. Babasının mezarına gidip s&ouml;z vermişti. Ge&ccedil;mişi g&ouml;mecekti. Şahap ile birlikte bir &ouml;m&uuml;r ge&ccedil;ireceklerine dair s&ouml;z vermişti babasına. Duvarındaki kanı silerek, canavarını i&ccedil;ine<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>g&ouml;md&uuml; o. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Şahap, sevginin cesaretli g&uuml;c&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;. Artık Ş harfine sığınmıyordu. Utanmıyordu. Annesini hapishanedeki o tahta sandalyeye g&ouml;md&uuml;. Ge&ccedil;mişini g&ouml;md&uuml; utanga&ccedil;lığına. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Yine bir akşam&uuml;st&uuml;yd&uuml;. Kavuşmuşlardı. Sadece elleri, kolları değil, ruhları da kavuştu. Maviliklere daldılar yine saatlerce. Umut yerini heyecana bırakmıştı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">&ldquo;İyi ki sen.&rdquo; Dediler birbirlerine.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Yandılar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Kavruldular.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">K&uuml;l oldular.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif';">Ve cennet oldular&hellip;<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sarı papatyam, mutluluk, doğum günü</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sari-papatyam-mutluluk-dogum-gunu-3422</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sari-papatyam-mutluluk-dogum-gunu-3422</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fbb5f5a7c55.jpg" length="34801" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 16 Aug 2022 18:52:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sarı Papatyam&nbsp;</p>
<p>"Sarı Papatyam" derdi kızına annesi&nbsp;</p>
<p>Annesinin adıydı kızının adı...</p>
<p>En &ccedil;ok papatyayı severdi annesi...</p>
<p>Belki annesinin bu &ccedil;i&ccedil;eği sevmesine sebep ; annesinin hayatının da papatya gibi sade duru vakarlı olmasındandı...</p>
<p>Sarı Papatyası ile annesi arasındaki benzerlikler, yıllar ge&ccedil;tik&ccedil;e daha da belirginleşti...</p>
<p>Kim nasıl tanımlar bilmiyorum.</p>
<p>İster metafizik, ister kan bağı, ister aktarım soya &ccedil;ekim &nbsp;ya da ada &ccedil;ekim , ister genetik densin adına benzerlikler aşikardı...</p>
<p>Bah&ccedil;ede o g&uuml;n annesinin ektiği papatyalara uzun uzun baktı...</p>
<p>Ge&ccedil;mişle bug&uuml;n arasında bağ kurulduğundan mı bilinmez;yoksa hayatına anlam kattığı i&ccedil;in mi , papatyaları seyrederken ayrı bir mutluluk hissederdi...</p>
<p>Sarı Papatyasının doğum g&uuml;n&uuml;yd&uuml; ya bug&uuml;n daha bir hislendi...Papatyalara uzun uzun baktı g&ouml;zleri doldu...</p>
<p>"Sevgiyle gelen her şey değer buluyor...</p>
<p>Ne &ccedil;ok ş&uuml;kredecek mutlu olacak şeyim var diye mırıldandı...</p>
<p>Yolun bahtın a&ccedil;ık olsun Sarı Papatyam&nbsp;</p>
<p>Doğum g&uuml;n&uuml;n kutlu olsun" diye defalarca tekrarladı kendi kendine , bu doğum g&uuml;n&uuml;nde beraber değillerdi...</p>
<p>Ardından "Rabbim iyilerle eş Hızır as ile yoldaş eylesin "diye uzun uzun dua etti ,kızına ve diğer &ccedil;o&ccedil;uklarına...</p>
<p>"Anne anne anneee!!! "sesiyle irkildi birden..</p>
<p>"Anne ben geldim "diyordu sanki arkadan bir ses...</p>
<p>Emin olamadı , arkasını d&ouml;nd&uuml; Sarı Papatyasıydı sesin &nbsp;sahibi...</p>
<p>İ&ccedil;i i&ccedil;ine sığmadı, kalbi yerinden fırlayacak gibiydi adeta...</p>
<p>Sarıldılar uzun uzun. Ne olduğuna anlam veremeden ikisi de g&ouml;z yaşlarını tutamadı...</p>
<p>Sevgi &nbsp;b&ouml;yle bir şey miydi?Anlatılamayan ama &nbsp;yaşanan &nbsp;...</p>
<p>"İyi ki doğdun &nbsp;SARI PAPATYAM "diye sımsıkı sarıldı bir kez daha ..</p>
<p>Belhi</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadrajdaki Dünyalar | 7. Kare: Takipçi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kd-7kare-takipci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kd-7kare-takipci</guid>
<description><![CDATA[ Kadrajdaki Dünyalar&#039;ın 7. Bölümü | Çocukluğundan beri fotoğrafçılıkla uğraşan ve bu alanda lisans eğitimi alan Göksel&#039;in çektiği fotoğrafları paylaştığı &quot;kadrajdakidunyalar&quot; isimli bir sosyal medya hesabı vardır. Genç fotoğrafçı bir gün fotoğraf çekimi için gittiği Kadıköy&#039;de eve dönmeden önce bir kafeye oturur, bu kafede sahne alan gencin fotoğraflarını çeker ve sonrasında bir tanesini hesabında paylaşmaya karar verir. Fotoğrafı paylaştığı günün akşamında mesaj kutusuna düşen bir mesaj her şeyi değiştirmek üzeredir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fb6ffddc117.jpg" length="84719" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 16 Aug 2022 16:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, düzyazı, roman, kurgu, kadrajdaki dünyalar, fotoğraf, video, müzik, fotoğrafçı, müzisyen, aşk, arkadaşlık, genç, gençlik, İstanbul, üniversite, romantik, romantizm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">A&ccedil;ık olan balkon kapısından odanın i&ccedil;ine ılık yaz akşamı havasıyla şehrin g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml; giriyordu ama odanın i&ccedil;indeki g&uuml;r&uuml;lt&uuml; şehrinkini bastırıyordu. B&uuml;y&uuml;k amfinin &uuml;st&uuml;nde oturan Barış beyaz Fender&rsquo;ı &ccedil;alıyordu, Sarp da bateride ses denemeleri yapmakla meşguld&uuml;; koltuğa yayılarak oturan G&ouml;khan ise onları izlemekle yetiniyordu. Saatler akşam dokuzu ge&ccedil;erken iş &ccedil;ıkışı hemen buraya gelen G&ouml;khan biraz yorgun hissediyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Gitarın tonu enfes,&rdquo; dedi Barış. Başını kaldırıp gitarın sahibi G&ouml;khan&rsquo;a baktı. &ldquo;Ne yapıyorsun oğlum bu gitarlara? Bana da &ouml;ğret.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek, &ldquo;&Ccedil;ok kurcalıyorum,&rdquo; diye cevap verdi. &ldquo;Neticede insan yapımı bir alet ve belli bir &ccedil;alışma mekanizması var, onu &ccedil;&ouml;z&uuml;nce işler kolaylaşıyor. Doğasını bozmadan izimi bırakıyorum diyelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen gitara resmen başka bir kimlik kazandırmışsın. Fender da &ccedil;aldım Stratocaster da &ccedil;aldım ama seninkinde farklı bir şeyler var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Her gitarist kendi gitarında kendi imzasını taşır, gitarların eşsiz olmasının sebebi de budur. İltifatların i&ccedil;in de teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Barış amfinin &uuml;st&uuml;nden kalkarken gitarı bırakmadı. &ldquo;Şu eşsiz canavarla bir par&ccedil;a &ccedil;alalım bakalım,&rdquo; dedi. Sarp&rsquo;a d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Bizim şarkıyı &ccedil;alalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kayda da alalım,&rdquo; dedi Sarp. Kendi telefonunu arkadaşına uzattı. &ldquo;B&ouml;yle bir canavarda şarkımızı &ccedil;alarken bunun &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirilmesini isterim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok haklısın,&rdquo; diyen Barış telefonu kameranın ikisini de &ccedil;ekebileceği bir k&ouml;şeye koydu. &ldquo;Kayda başlıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bası ben &ccedil;alayım mı?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan. &ldquo;Notaları biraz hatırlıyorum, bir yerde yazıyorsa rahat&ccedil;a &ccedil;alarım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;K&acirc;ğıtlarda var,&rdquo; diyen Barış masayı işaret etti. &ldquo;Ana riff &uuml;st&uuml;nden ilerliyor zaten, &ccedil;alması &ccedil;ok kolay.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan notaların yazdığı k&acirc;ğıdı bulup notalara ş&ouml;yle bir g&ouml;z gezdirdi. Bas gitarı eline alırken k&acirc;ğıdı da nota sehpasına yerleştirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bas &ccedil;almayalı ne kadar oldu?&rdquo; diye sordu Barış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aylar oldu,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;En son şubatta mı ne Yağız&rsquo;ınkini &ccedil;almıştım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bakalım paslanmış mısın?&rdquo; diyen Barış g&uuml;ld&uuml;. Telefondan kaydı başlatıp diğerlerinin yanına gitti. &ldquo;Hazırsak başlıyoruz. Son iki &uuml;&ccedil; d&ouml;rt.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sarp bateriyi &ccedil;almaya başladıktan birka&ccedil; saniye sonra Barış gitarı &ccedil;almaya başladı, onu da G&ouml;khan takip etti. &Ccedil;aldıkları par&ccedil;a Barış, Sarp ve şu an aralarında olmayan bas&ccedil;ı arkadaşları Kuzey&rsquo;in bir s&uuml;redir &uuml;zerinde &ccedil;alıştıkları şarkıydı. G&ouml;khan hepsini yakından tanıdığı ve onlarla zaman ge&ccedil;irdiği i&ccedil;in &ccedil;alıştıkları şarkıları biliyor, şimdi olduğu gibi bazen onlarla beraber &ccedil;alıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Barış şarkıyı s&ouml;ylemeye başladı. Şarkı s&ouml;zleri &uuml;zerinde h&acirc;l&acirc; &ccedil;alışıyorlardı ama s&ouml;zleri b&uuml;y&uuml;k oranda tamamlamış sayılırlardı. Şarkı s&ouml;zlerinin yazımı ve şarkının bestelenmesi aşamasını genelde Barış yapıyordu; d&uuml;zenlemeleriyse grup&ccedil;a yapıyor, şarkılara son h&acirc;lini birlikte veriyorlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Barış nakarata girdiğinde G&ouml;khan ona eşlik etmeye başladı. Barış yan g&ouml;zle G&ouml;khan&rsquo;a bakarken G&ouml;khan ona g&ouml;z kırptı. G&ouml;khan arkadaşlarının m&uuml;zik tarzını seviyordu -grup rock t&uuml;r&uuml;nde şarkılar yapıyordu ve G&ouml;khan da b&uuml;y&uuml;k bir rock m&uuml;zik hayranı ve dinleyicisiydi-, yaptıkları şarkıları da beğeniyordu ve bu y&uuml;zden şarkıların notalarını, s&ouml;zlerini hatırlaması zor olmuyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Barış y&uuml;ksek bir baritondu ama daha &ccedil;ok pes seslerini kullanmayı seviyordu, G&ouml;khan da son derece tiz bir tenordu ve &ccedil;oğunlukla tiz seslerini kullanmayı tercih ediyordu fakat par&ccedil;anın nakaratında şarkının yazıldığı aralığa bağlı kalarak orta tonlu g&ouml;ğ&uuml;s sesiyle şarkıyı s&ouml;yledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şarkının iki kıta ve iki nakarat kısmı bitince solosunun olduğu ge&ccedil;iş kısmı geldi. Barış G&ouml;khan&rsquo;ın gitarıyla soloyu &ccedil;almaya başladığında memnun bir g&uuml;l&uuml;mseme takındı. Gitarın tonu ger&ccedil;ekten enfesti ve bakımı G&ouml;khan gibi bir usta tarafından d&uuml;zenli olarak yapıldığı i&ccedil;in sesi tertemiz &ccedil;ıkıyordu. B&ouml;yle usta bir elin değdiği gitarı &ccedil;almak Barış i&ccedil;in benzersiz bir tecr&uuml;beydi. Gen&ccedil; adam G&ouml;khan&rsquo;ın gitaristliğine gıpta ediyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Solo boyunca G&ouml;khan beklediğinden iyi bir performans sergiledi. Aylardır bas gitar &ccedil;almamasına ve şarkının notalarını tam olarak ezbere bilmemesine rağmen &ccedil;alarken hi&ccedil; zorluk yaşamadı. Bu da doğal olarak onu sevindirdi. Gitar &ccedil;almaya klasikle başlamış, birka&ccedil; ay sonra elektro gitarla amfi alarak yıllar boyunca bu ikisini &ccedil;almıştı ve iki gitarda da olduk&ccedil;a iddialıydı; bas gitarsa bu ikisine g&ouml;re &ccedil;ok daha nadir &ccedil;aldığı ve kendisine pek g&uuml;venmediği bir gitar t&uuml;r&uuml;yd&uuml; ama onda da epey yol kat ettiğini bu performansla beraber fark etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şarkı bittiğinde Barış bir ıslık &ccedil;aldı. &ldquo;Gitar değil bu, canavar,&rdquo; dedi G&ouml;khan&rsquo;a d&ouml;nerek. &ldquo;Soloyu &ccedil;alarken ellerimin arasından fırlayıp kendi kendine &ccedil;alacağını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan başını kaldırıp kahkaha attı. &ldquo;O senin ustalığından kaynaklanıyor kardeşim,&rdquo; dedi. &ldquo;&Ccedil;alınan gitar elbette &ouml;nemlidir ama iş onu &ccedil;alan kişide biter.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eyvallah kardeşim ama senden ipu&ccedil;ları alacağım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne zaman istersen.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Barış, G&ouml;khan&rsquo;dan &uuml;&ccedil; yaş b&uuml;y&uuml;kt&uuml; ve Bilgisayar M&uuml;hendisliği mezunuydu. On ay bir yerde bilgisayar m&uuml;hendisi olarak &ccedil;alışmıştı ama m&uuml;ziğe ağırlık vermek istediği i&ccedil;in işten ayrılıp kendisini tamamen m&uuml;ziğe adamıştı. B&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; sevmiyor değildi ama onun asıl tutkusu m&uuml;zik yapmaktı. &Ouml;yle ki gen&ccedil; adam son zamanlarda m&uuml;zik alanında lisans eğitimi almayı bile d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Seneye &uuml;niversite sınavına girip konservatuvarların yetenek sınavlarına hazırlanmak gibi planlar yapmaya başlamıştı. G&ouml;khan&rsquo;ın konservatuvar &ouml;ğrencisi olması ve okulundan &ouml;vg&uuml;yle bahsetmesi bu konuda ona hem istek hem de cesaret vermişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sarp da Elektrik-Elektronik M&uuml;hendisliği &ouml;ğrencisiydi. Aslında bu sene mezun olması gerekiyordu ama birka&ccedil; dersini veremediği i&ccedil;in okulu uzamıştı. B&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n zor olması ve gen&ccedil; adamın da asıl &ouml;nceliği m&uuml;ziğe vermesi bunda b&uuml;y&uuml;k paya sahipti. Sarp da tıpkı Barış gibi kariyerini m&uuml;zikte ilerletmek, sahnede bateri &ccedil;alıp eğlenmek istiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Gitarı sahibine vereyim,&rdquo; diyen Barış gitarı G&ouml;khan&rsquo;a uzattı. &ldquo;Bir şeyler &ccedil;almaya ne dersin?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan gitarı alıp omzuna asarken, &ldquo;Olabilir,&rdquo; dedi. &ldquo;<i>Kurtar Beni</i> &ccedil;alayım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Muhteşem bir se&ccedil;im. Hep beraber &ccedil;alalım.&rdquo; Sarp&rsquo;a d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;&Ccedil;alarız değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yavuz &Ccedil;etin &ccedil;alınmaz mı?&rdquo; dedi Sarp. &ldquo;G&ouml;k m&uuml; s&ouml;yleyecek?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;S&ouml;ylerim,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Kendimi bildim bileli s&ouml;ylediğim par&ccedil;alardandır.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam o zaman.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">O sırada i&ccedil;eri Barış&rsquo;ın kız arkadaşı El&ccedil;in girdi. Dakikalar &ouml;nce telefon g&ouml;r&uuml;şmesi yapmak i&ccedil;in balkona &ccedil;ıkan gen&ccedil; kadın nihayet konuşmasını bitirebilmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;El&ccedil;in de d&ouml;nd&uuml;,&rdquo; dedi Barış. &ldquo;Ne dedikodu yaptınız be kızım?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biraz &ouml;yle oldu,&rdquo; diyen El&ccedil;in onun yanağını &ouml;pt&uuml;. &ldquo;Ama performansınızı dinledim, her zamanki gibi &ccedil;ok iyiydi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Dedikodu yaparken bir yandan da bizi dinledin yani? Yeme beni kızım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne yiyeceğim yahu? Dinledim diyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi bakalım, &ouml;yle olsun. Şimdi bir şarkı daha &ccedil;alacağız, G&ouml;khan s&ouml;yleyecek.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">El&ccedil;in G&ouml;khan&rsquo;a bakarken g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Sahneyi işin &uuml;stadına bırakıyorsunuz yani,&rdquo; dedi. Kendisini koltuğun &uuml;st&uuml;ne attı. &ldquo;Dinlemedeyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan da ona bir g&uuml;l&uuml;mseme g&ouml;nderdikten sonra Barış&rsquo;ın yerini aldı. Mikrofonu kendi ağız hizasına getirirken Barış da cep telefonunu koyduğu k&ouml;şeden alıp kız arkadaşına verdi ve onları kaydetmesini rica etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Başlıyorum o zaman,&rdquo; diyen G&ouml;khan arkadaşlarına baktı. &ldquo;Hazır mısınız?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sarp ve Barış onu onayladıktan sonra G&ouml;khan par&ccedil;aya girdi. Şarkının bol distorsiyon efektli kirli girişi bile gen&ccedil; adamı mutlu etmeye yetiyordu. Tam bir ustalık işi olan bu şarkı onun en sevdiği &Ccedil;etin par&ccedil;alarından biriydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Barış da ikinci bir elektro gitarla ona eşlik etmeye başlarken Sarp da bateriyi &ccedil;alıyordu; koltukta oturan El&ccedil;in&rsquo;se onları kaydediyor, bir yandan da p&uuml;r dikkat dinliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml; g&ouml;rd&uuml;m, morlara b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş,&rdquo; diye şarkıyı s&ouml;ylemeye başlayan G&ouml;khan&rsquo;ın sesi biraz yorgundu ama h&acirc;l&acirc; kontroll&uuml; &ccedil;ıkıyordu. &ldquo;Bakır gibi yakıyordu g&uuml;neş / O kadar yakın ki karşıda dağlar / Elimle vursam yıkılacak gibi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; m&uuml;zisyen arada klavyeye baksa da bakışları &ccedil;oğunlukla karşısında, aralık duran perdeden g&ouml;r&uuml;nen karşı binalardaydı. Bu par&ccedil;a onun i&ccedil;inde bir yerlere dokunuyordu ve b&ouml;yle bir par&ccedil;ayı s&ouml;ylemek onu uzak diyarlara alıp g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Barış ona yalnızca nakaratın belli kısımlarında eşlik etti, geri kalan t&uuml;m yerlerde G&ouml;khan şarkıyı tek başına s&ouml;yledi. Ses konusunda &ccedil;ok da iyi g&uuml;n&uuml;nde olduğu s&ouml;ylenemezdi ama bu şarkı s&ouml;ylemesine engel değildi. Onun i&ccedil;in şarkı s&ouml;ylerken asıl &ouml;nemli olan şey teknik olarak kusursuz bir şekilde s&ouml;ylemek değildi; asıl &ouml;nemli olan şey şarkıyı hissederek s&ouml;ylemek ve aynı duyguları dinleyiciyi de hissettirebilmekti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkinci nakaratın ardından şarkının efsanevi solosu başlıyordu ve neyin geleceğini bilen Barış&rsquo;la Sarp birbirlerine bakıp g&uuml;l&uuml;msedi. G&ouml;khan&rsquo;ın bu şarkıyı ne kadar iyi &ccedil;aldığını biliyorlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mikrofon ayağından biraz uzaklaşan G&ouml;khan bakışlarını gitarın klavyesinde sabitledi ve şarkının solosunu &ccedil;almaya başladı. Yoğun bir iş g&uuml;n&uuml;n&uuml;n ardından normal olarak yorgundu ama şarkıyı &ccedil;almaya başladığından beri biraz da olsa yorgun hissetmiyordu. M&uuml;zik onun ruhunu besleyen yeg&acirc;ne şey olmasının yanı sıra onun ruhunu dinlendirip onu huzurla dolduran şeydi de.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Parmakları perdeler arasında adeta mekik dokurken g&uuml;l&uuml;msemesi gittik&ccedil;e genişledi, dişleri g&ouml;r&uuml;nd&uuml; ve yaptığı şeyden zevk aldığını belli eden bir g&uuml;l&uuml;ş y&uuml;z&uuml;n&uuml; sardı. Başını kaldırıp sağa sola sallarken v&uuml;cudu da başına eşlik ediyordu. Klavyeye bakmıyordu ama nereye dokunması gerektiğini &ccedil;ok iyi bilen parmakları klavyede doğru yerlere dokunup şarkıyı kusursuz bir bi&ccedil;imde &ccedil;alıyordu. Gen&ccedil; m&uuml;zisyen idol&uuml; Yavuz &Ccedil;etin&rsquo;in t&uuml;m şarkılarını adı soyadı gibi iyi biliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Solo bittikten sonra son kez nakaratı s&ouml;ylemeye hazırlanan G&ouml;khan nakarata girmeden &ouml;nce omzunun &uuml;st&uuml;nden Barış&rsquo;a baktı ve gen&ccedil; adamın kendisine g&uuml;l&uuml;mseyerek baktığını g&ouml;rd&uuml;. G&ouml;khan ona g&ouml;z kırptıktan sonra nakaratı s&ouml;ylemeye başladı, Barış da ona eşlik etti. Şarkının kapanışında &Ccedil;etin onlarca kez &ldquo;kurtar beni&rdquo; diyordu ve art arda tekrar eden bu kısım &ccedil;ok iyi bir nefes kontrol&uuml; gerektiriyordu. Hem sesi hem de bedeni yorgun olan G&ouml;khan&rsquo;ı bu kısımda Barış destekledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;zlerini sımsıkı yuman G&ouml;khan peş peşe, &ldquo;Kurtar beni,&rdquo; derken h&uuml;zn&uuml;n v&uuml;cudunu ele ge&ccedil;irdiğini hissetti. Yavuz &Ccedil;etin bu şarkıda defalarca kez bu iki kelimeyi s&ouml;ylemesine rağmen onu kimse kurtarmamıştı ve m&uuml;zisyen hen&uuml;z otuz yaşındayken intihar ederek yaşamına son vermişti. Bu şarkı onun yardım &ccedil;ığlıklarıydı ama kimse duymamıştı, ona elini uzatıp onu kurtarmamıştı. Şarkıyı bunun bilincinde olarak dinlemek ve s&ouml;ylemek onu ezelden beri &uuml;z&uuml;yordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Grup şarkıyı bitirince El&ccedil;in de kaydı durdurdu ve bağırarak onları alkışladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Muhteşemdiniz,&rdquo; dedi g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Kulaklarımın pası silindi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">El&ccedil;in diğerlerinin yanına ilerlediğinde Barış ona doğru uzanıp, &ldquo;Hım,&rdquo; dedi ve kız arkadaşının dudaklarını &ouml;pt&uuml;. &ldquo;Demek kulaklarının pası silindi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aynen &ouml;yle oldu.&rdquo; G&ouml;khan&rsquo;a baktı. &ldquo;Her zamanki gibi &ccedil;ok iyiydin G&ouml;k. Bu adamın şarkılarını ayrı s&ouml;yl&uuml;yorsun, &ccedil;ok hissederek okuyorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; hissediyorum,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Birer bira i&ccedil;elim,&rdquo; dedi Barış. Gitarı &ccedil;ıkarıp yere bıraktı. &ldquo;Dolapta var. Soğuk soğuk dikelim kafaya.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Diğerleri de kabul edince dolaptan d&ouml;rt kutu bira &ccedil;ıkardılar. Balkona &ccedil;ıkan d&ouml;rtl&uuml;den Barış ve El&ccedil;in duvar kenarında yan yana oturdular, G&ouml;khan ve Sarp da sırtlarını korkuluğa verip onların karşısında yan yana oturdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İş nasıl gidiyor?&rdquo; diye sordu Sarp.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Her zamanki gibi,&rdquo; dedi G&ouml;khan. Birasından bir yudum i&ccedil;ti. &ldquo;Yoğun ve yorucu ge&ccedil;iyor, &ouml;zellikle bug&uuml;n &ccedil;ok yoruldum. Bir tane m&uuml;şteri geldi, ona bir s&uuml;r&uuml; gitar g&ouml;sterdim; bilgili biriydi, gitarları &ccedil;alıp benimle uzun uzun sohbet etti ve doğal olarak &ccedil;ok yoruldum. Neyse ki bir gitarı satın aldı da o kadar zahmete değdi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne aldı?&rdquo; dedi Barış.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Klasik bir Cordoba aldı. İyi para saydı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seneler &ouml;nce en kralı birka&ccedil; bin lira olan gitarların geldiği noktaya bak anasını satayım. İyi ki zamanında almışız da kullanıyoruz yoksa bu devirde &ccedil;ok zor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yle. &Ouml;zellikle profesyonel olanlar dehşet pahalı. Fiyatları duyan ka&ccedil;ıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklı olarak,&rdquo; dedi El&ccedil;in. &ldquo;Ge&ccedil;en haftalarda Barış bana da başlangı&ccedil; seviyesinde bir gitar almak istedi ama fiyatları g&ouml;r&uuml;nce, &lsquo;Boş ver aşkım, gitarı ben &ccedil;alarım,&rsquo; dedi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">D&ouml;rtl&uuml; g&uuml;l&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde kahkaha sesleri sokakta yankılandı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen de &ccedil;ok hevesli değildin zaten,&rdquo; dedi Barış. &ldquo;Fiyatları g&ouml;r&uuml;nce azıcık olan hevesin de yok oldu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Gitara o kadar para vermem i&ccedil;in cidden aşkıyla yanıp tutuşmam gerekiyor ama &ouml;yle bir durum olmadığı i&ccedil;in bunu da rafa kaldırdık. Sen &ccedil;al gitarı, ben de dinlerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Dinle bakalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Barış onun yanağından makas aldığında El&ccedil;in g&uuml;l&uuml;msedi. Bir seneyi aşkındır birlikte olan &ccedil;iftin tatlı bir ilişkisi vardı. Bu sıralar araları limoni olsa da Sarp&rsquo;ın da bir kız arkadaşı vardı ve biraz &ccedil;alkantılı bir ilişkileri olsa da onlar da tatlı bir ikiliydi. G&ouml;khan bu grupla bir araya geldiğinde yanlarında genelde birinin kız arkadaşı oluyordu ve aralarında şimdi olduğu gibi tatlı konuşmalar ve sevgi g&ouml;sterileri yaşanıyordu. Bu anlara şahitlik eden G&ouml;khan&rsquo;sa argo bir tabirle sap hissediyordu. Gen&ccedil; adamın hayatında iki senedir hi&ccedil; kimse yoktu. &Uuml;niversitenin birinci senesinde okuldan bir kızla d&ouml;rt ay s&uuml;ren bir ilişki yaşamıştı ve &ccedil;ok ge&ccedil;meden ona karşı olan sevgisinin aşk değil de tamamen arkadaş&ccedil;a bir sevgi olduğunu fark ederek bunu dile getirmişti. Kız arkadaşı İpek de benzer şeyler s&ouml;ylemişti ve ikili arkadaş kalmaya karar vermişti. İpek de G&ouml;khan gibi son senesine ge&ccedil;mişti, kemanla &ccedil;ello &ccedil;alıyordu ve ikili okulda karşılaştıklarında ayak&uuml;st&uuml; sohbet edip birbirlerinin h&acirc;lini hatırını soruyorlardı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; derin duygusal boşluğun etkisiyle İpek&rsquo;i sevdiğini zannettiğini biliyordu ve bu duygusal boşluğun farkında olduğu i&ccedil;in uzun bir s&uuml;re kimseyle fazla yakınlaşmamış, mesafesini korumuştu. Duygusal boşluktan kurtulduktan sonraysa karşısına bir ilişki i&ccedil;ine girmek isteyeceği kimse &ccedil;ıkmamıştı. &Ccedil;evresindeki t&uuml;m kızlar arkadaşıydı ve hi&ccedil;birine başka bir g&ouml;zle bakmıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;k!&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sarp&rsquo;ın sesiyle d&uuml;ş&uuml;ncelerinden kurtulup kendisine geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Efendim?&rdquo; dedi arkadaşına bakarak. &ldquo;Bir şey mi diyordun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;k kelimesi onun aklına birini getirmişti: Dalgalı sarı sa&ccedil;ları ve g&ouml;k mavisi g&ouml;zleriyle duru bir g&uuml;zelliğe sahip olan gen&ccedil; bir kadını. Cumartesinden bu yana ge&ccedil;en iki g&uuml;n boyunca G&ouml;khan sık sık onu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yağız ne yapıyor, konuşuyor musunuz?&rdquo; diye sordu Sarp.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Konuşuyoruz tabii,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;En son konuştuğumuzda t&uuml;m g&uuml;n&uuml;n&uuml; evde ge&ccedil;irip dinlendiğinden bahsetmişti. İyice dinlenip kafasını topladıktan sonra arkadaşlarıyla takılacağından ve m&uuml;ziğe ağırlık vereceğinden s&ouml;z etti.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yağız&rsquo;ın eve kapandığını da mı duyacaktım?&rdquo; dedi Barış şaşkın bir sesle. &ldquo;Arabayla Balıkesir sokaklarının tozunu attırdığını, arkadaşlarıyla vakit ge&ccedil;irdiğini ve m&uuml;ziğe odaklandığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İlerleyen g&uuml;nlerde b&ouml;yle yapar ama bu sene ger&ccedil;ekten &ccedil;ok yorucuydu ve o da &ouml;ncesinde iyice dinlenmek istedi. Batı tarafına gidip tatil yapabileceğini de s&ouml;ylemişti ama son g&uuml;ncellemelerden haberim yok. En son cuma konuştuk.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Gitmiştir belki de,&rdquo; dedi El&ccedil;in. Erkek arkadaşına baktı. &ldquo;Biz de denize gidelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Gidelim bebeğim,&rdquo; dedi Barış bir elini onun omzuna atıp. &ldquo;Planı yapıp ilk fırsatta gideriz, olur mu?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Olmaz mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili &ouml;p&uuml;şmeye başladığında G&ouml;khan bakışlarını Sarp&rsquo;a &ccedil;evirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sende durumlar nasıl?&rdquo; diye sordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne durumu?&rdquo; dedi Sarp onun kastettiği şeyi anlamayarak. G&ouml;khan karşılarında oturan ikiliyi işaret etti. &ldquo;Ha, o mesele. Konuşmuyoruz h&acirc;l&acirc;. Mesajlarıma ve aramalarıma cevap vermiyor, ben de saldım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne oldu ki?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hatırlayınca bile sinirim bozuluyor ama anlatayım. Birka&ccedil; ay &ouml;nce Lale&rsquo;ye yazan bir lavuk vardı, başlarda arkadaş&ccedil;a yazsa da &ccedil;ok ge&ccedil;meden niyetini belli edip buluşma teklifi etmiş ve benimki de erkek arkadaşı olduğunu s&ouml;yleyerek kibarca reddetmiş ve konuşmayı bitirmişler. Her şey kulağa gayet normal geliyor ama &ouml;yle değil işte. Benimkinin hesabında benimle fotoğrafları var, altlarında da sevgi s&ouml;zc&uuml;kleri, kalpler havada u&ccedil;uşuyor; yani sevgili olduğumuz &ccedil;ok a&ccedil;ık ve net. Bu lavuk da bunu bildiği h&acirc;lde yazmış buna. Duyunca &ccedil;ıldırdım ama benimki sakinleştirdi, zaten s&ouml;z konusu o olunca pamuğa d&ouml;n&uuml;şmem dakikalar alıyor.&rdquo; Sarp durup i&ccedil; &ccedil;ekti. &ldquo;Lale&rsquo;nin de bir arkadaşı var, kız benden hi&ccedil; hoşlanmıyor ama benimki bunu kabul etmiyor tabii. &lsquo;Sana &ouml;yle geliyordur, niye sevmesin?&rsquo; diyor. Bunlar ge&ccedil;en hafta bir mek&acirc;na gidip eğleneceklerini s&ouml;ylediler, benim işim olduğu i&ccedil;in gidemedim ama onlar gittiler. Gittikleri mek&acirc;nda tahmin et kim varmış ve onu kim davet etmiş?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yok artık,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m şey değildir umarım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Var artık kardeşim, var artık. Bu sefer &ouml;yle bir &ccedil;ıldırdım ki o bile sakinleştiremedi. O arkadaşına ağzıma geleni saydım, rezil r&uuml;sva ettim. Lale de başlamaz mı sen bana g&uuml;venmiyor musun da o gelmişse ne olacak, y&uuml;z&uuml;ne bile bakmadım da niye kıza o kadar ağır konuştun da beni rezil ettin de bir s&uuml;r&uuml; laf. Bir g&uuml;zel birbirimize girdik, bir ton laf saydık ve o g&uuml;nden beri konuşmuyoruz. Ben fazla tepki g&ouml;stererek hata yaptım fakat o da onu o kız hakkında uyarmama rağmen beni ciddiye almayarak hata yaptı. Kızın beni sevmediği ve bizi ayırmak istediği Ay&rsquo;dan g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Sonra ben buna aramızı d&uuml;zelteyim diye aradım, yazdım ama hanımefendi asla cevap vermedi; ben de boş verdim. İ&ccedil;ten i&ccedil;e haklı olduğumu biliyor, gururunu yenip bunu kabul edecek ve bana yazacak, adım gibi biliyorum. Ka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r ne yazdım ne de aradım, ondan gelecek adımı bekliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İkinizin de haklı olduğu taraflar var, haksız olduğu taraflar var; bu y&uuml;zden en iyisi ikinizin de sakinleştiği ve olaya objektif bakmaya başladığı zaman g&uuml;zelce konuşup sorunu &ccedil;&ouml;zmek. &Ouml;z&uuml;rlerinizi dilersiniz, birbirinizi dinleyip anlarsınız ve konuyu tatlıya bağlarsınız.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O kızla arkadaşlığını bitirdikten sonra benim i&ccedil;in t&uuml;m sorunlar ortadan kalkacak -ki birazcık tanıyorsam bitirmiştir zaten.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bir zahmet. Sevgilisi olduğunu bildiği h&acirc;lde neden ondan hoşlanan bir &ccedil;ocuğu onunla aynı ortama sokuyor ki? Kesinlikle art niyet var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Var tabii anasını satayım! Kız resmen bizi ayırmayı kafasına koymuş ama bilmediği şey bizim aramızdaki sevgi onun kafasının alamayacağı kadar &ccedil;ok. Neyse bak, sinirleniyorum. Ulan benim gibi sakin bir adamı bile delirtiyorlar. Gelmiş de kız arkadaşımın olduğu ortama ona y&uuml;r&uuml;yen lavuğu sokuyor. El&ccedil;in, sa&ccedil;ını başını yolayım, dedi de kabul etmedim. Keşke etseydim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Barış&rsquo;ın yanağını &ouml;pen El&ccedil;in adını duyunca Sarp&rsquo;a baktı. &ldquo;Ne oldu?&rdquo; diye sordu. &ldquo;Adım ge&ccedil;ti.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;k&rsquo;e Lale meselesini anlatıyordum,&rdquo; diye cevap verdi Sarp. &ldquo;Sen kızın sa&ccedil;ını başını yolmak isteyince kabul etmemiştim ya, keşke etseydim diyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ay şu mesele. H&acirc;l&acirc; konuşmadınız değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Cık. Hanımefendi hen&uuml;z gururunu yenip haklı olduğumu kabullenmedi ama elbet kabullenecek ve yazacak.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biraz ağır konuştun sen de ama o kız dediğin her şeyi hak etti. Lale yıllardır seninle beraberken aranıza başka birini sokmaya &ccedil;alışmak ne demek? Hadsiz! Lale umarım onunla konuşmayı kesmiştir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seninle de konuşmadı değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayır, ben de ulaşmaya &ccedil;alıştım ama ulaşamadım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sarp başını korkuluklara yaslarken ofladı ve bira kutusunu kafasına dikip yarısını i&ccedil;ti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Dertlendi,&rdquo; dedi Barış. &ldquo;Siniri ge&ccedil;ince ulaşır sana, merak etme kardeşim. İki yetişkin insansınız, konuşup halledersiniz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hanımefendi zahmet edip ulaşırsa halledeceğiz,&rdquo; dedi Sarp. &ldquo;Dolapta bira var değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onun bu lafı diğerlerini g&uuml;ld&uuml;rd&uuml;. Sarp bir kutu daha bira alırken d&ouml;rtl&uuml; uzun dakikalar boyunca sohbet edip vakit ge&ccedil;irdi. Saatler gece 11&rsquo;i ge&ccedil;erken G&ouml;khan evine d&ouml;nmek i&ccedil;in ayaklandı. Yarın yine iş vardı, mesaisi 10&rsquo;da başlasa da erkenden kalkıp işe gitmek i&ccedil;in yola &ccedil;ıktığından geceleri &ccedil;ok ge&ccedil;e kalmadan ev işlerini halledip uyuyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yine g&ouml;r&uuml;şelim,&rdquo; dedi Barış. &ldquo;Arayı &ccedil;ok a&ccedil;mayalım G&ouml;k.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z tabii,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;khan. &ldquo;Buralardayım biliyorsunuz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Arkadaşlarıyla vedalaşan G&ouml;khan evden ayrıldı. Barışların evi kendi evine uzaktı, dolayısıyla yolu uzundu ama saat ge&ccedil; olduğu i&ccedil;in fazla trafik olmayacaktı. Durağa y&uuml;r&uuml;rken kulaklıklarını takıp m&uuml;zik dinlediği uygulamaya girdi. Yerli rock şarkılarının olduğu &ccedil;alma listesini a&ccedil;tı. Neredeyse b&uuml;t&uuml;n yerli rock gruplarını bilen, b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğunu da dinleyen gen&ccedil; adamın bu &ccedil;alma listesinde yalnızca &ccedil;ok severek dinlediği ve &ccedil;almayı bildiği, kafede &ccedil;almayı tercih ettiği par&ccedil;alar yer alıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mahalle arasından &ccedil;ıkıp cadde &uuml;st&uuml;ndeki durağa ulaşması birka&ccedil; dakikasını aldı. Durakta iki gen&ccedil; kız oturuyordu, G&ouml;khan da durağın yan tarafına ge&ccedil;ip ayakta dikildi. Otob&uuml;s&uuml; beklerken sosyal medya hesabına girdi, onun aktif olmadığı birka&ccedil; saatte paylaşılan hikayelerle g&ouml;nderilere baktı. Hafta i&ccedil;i olduğu i&ccedil;in doğru d&uuml;r&uuml;st paylaşım yoktu, birka&ccedil; yeni paylaşıma baktıktan sonra otob&uuml;s&uuml; geldi ve gen&ccedil; adam da otob&uuml;se bindi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Otob&uuml;s beklediği gibi dolu değildi. Cam kenarındaki boş bir koltuğa oturdu, sırtına taktığı gitarı &ccedil;ıkarıp bacaklarının arasına koyarak &ouml;n koltuğa yasladı ve m&uuml;ziğin sesini biraz daha arttırdı. Akşam vakti bunun gibi dolu olmayan otob&uuml;slere binmeyi, m&uuml;zik dinleyerek ışıl ışıl şehri izlemeyi ve d&uuml;ş&uuml;ncelerinde kaybolmayı seviyordu. İstanbul aşırı kalabalık bir şehirdi ama bu kalabalıkta onun ilhamını uyandıran bir şeyler vardı. G&ouml;khan bunu şehirde birbirinden farklı milyonlarca insanın yaşamasına, her birinin kendine &ouml;zg&uuml; hayat hik&acirc;yesine; bu hayatta bir yeri olmasına ve hayat akışının i&ccedil;inde yol almasına bağlıyordu. T&uuml;m bu hayat koşuşturması onu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren ve ona ilham veren şeydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Birka&ccedil; şarkıyı camdan dışarısını izleyerek dinledi. Onun caddeye sabitlenmiş baygın bakışlarını değiştiren şey &ccedil;almaya başlayan yeni şarkı oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>Giderdi Hoşuma<o:p></o:p></i></p>
<p class="MsoNormal">Bakışları canlanırken bir tebess&uuml;m de dudaklarına yuva yaptı. Bu şarkıyı uzun zamandır severek dinliyor ve &ccedil;alıyordu; şimdiyse bu şarkının bir &ouml;yk&uuml;s&uuml; vardı, anısı oluşmuştu. G&ouml;ksel bu şarkıya bir &ouml;yk&uuml; kazandırmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Telefonunun ekranını a&ccedil;ıp sosyal medya hesabına girdi. Arama motoruna o hesabın adını yazdı: kadrajdakidunyalar. G&ouml;ksel&rsquo;in hesabı aşağıda &ccedil;ıkınca, ekrana dokunup hesabını a&ccedil;tı. Profil fotoğrafında bir analog kameranın fotoğrafı olan, isim kısmında &ldquo;G&ouml;k&rdquo;, biyografisinde &ldquo;D&uuml;nya kadrajımıza yansıdığı kadardır.&rdquo; yazan bu hesap hakkında sadece &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;nce hi&ccedil;bir bilgiye sahip değildi; şimdiyse bu hesabın sahibinin adını, y&uuml;z&uuml;n&uuml;, ses tonunu, konuşma şeklini, g&uuml;l&uuml;msemesini biliyordu; onu tanıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İlk g&uuml;nden beri onu merak ediyordu ve sanki evren de ona kıyak ge&ccedil;erek ikisini karşı karşıya getirmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ne yeni bir hikayenin ne de yeni bir g&ouml;nderinin olduğu hesaba ş&ouml;yle bir g&ouml;z gezdirdikten sonra bakışlarını <i>takip et</i> butonuna &ccedil;evirdi. Bunu yapmayı cumartesi akşamından beri d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu ama bir t&uuml;rl&uuml; cesaret edememişti. G&ouml;khan genel olarak girişken biri olsa da bazı durumlarda &ccedil;ekingen olabiliyordu, bu da b&ouml;yle olduğu durumlardan biriydi. G&ouml;ksel&rsquo;le tanışmış olsa da onu ger&ccedil;ek anlamda tanımıyordu ama emin olduğu bir şey vardı: Onu tanımak istiyordu. Bunun i&ccedil;inse somut bir adım atması gerekiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yaparsın oğlum,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Alt tarafı bir takip.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel&rsquo;in onu geri takip etmemesinden korkuyordu. Eğer gen&ccedil; kadın da onu takip etmezse bunun cesaretini kıracağını, onun daha hayatına giremeden sessizce uzaklaşacağını biliyordu ama neler olacağını da denemeden bilemezdi. Bu y&uuml;zden derin bir nefes aldı ve parmağını <i>takip et</i> butonuna yaklaştırıp usulca dokundu. Buton maviden griye d&ouml;nerken gen&ccedil; adamın kahverengi g&ouml;zleri de b&uuml;y&uuml;d&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İşte, yapmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Artık G&ouml;ksel&rsquo;i takip ediyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Uygulamadan &ccedil;ıkıp ekranı kapattıktan sonra bakışlarını yeniden camdan dışarıya odakladı. Otob&uuml;s ışıl ışıl caddelerden, daha loş olan sokaklardan; farklı ara&ccedil;ların ve insanların arasından ge&ccedil;erken m&uuml;zik dinleyerek t&uuml;m bu anları seyretti. G&ouml;ksel&rsquo;i takip etmek onu heyecanlandırmıştı, şehri izlemek kendisini biraz da olsa sakinleştirir zannetse de t&uuml;m yol boyunca onu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ve kendisini geri takip etmesini umdu. Eğer gen&ccedil; kadından da bir adım g&ouml;r&uuml;rse cesaret bulacağını biliyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Otob&uuml;s, oturduğu sokağın altındaki daha işlek olan sokağa ulaştığında ayağa kalkıp d&uuml;ğmeye bastı. Saatin neredeyse gece yarısı olması nedeniyle etraf g&uuml;nd&uuml;ze g&ouml;re &ccedil;ok daha tenhaydı ama h&acirc;l&acirc; sokakta y&uuml;r&uuml;yen birka&ccedil; insana rastlamak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;. G&ouml;khan soğuk kış gecelerinde bu sokakları bomboş g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;, mevsimlerden yaz oluncaysa az da olsa insanlarla karşılaşıyordu. S&ouml;z konusu İstanbul gibi bir metropol olunca sokakların saat fark etmeksizin insanlar ve arabalara ev sahipliği yapması olduk&ccedil;a normal bir durumdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Otob&uuml;s durakta durduğunda ara&ccedil;tan indi. Ellerini pantolonunun ceplerine sokup eve doğru y&uuml;r&uuml;meye başladığı sırada yeni bir şarkı &ccedil;almaya başladı: <i>Kendime Yalan S&ouml;yledim</i>. Gen&ccedil; adamın ruh h&acirc;li bir anda değişirken adımlarına h&uuml;z&uuml;n karıştı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tıpkı sağ bileğindeki d&ouml;vmede yazdığı gibi m&uuml;ziğin ruhun gıdası olduğuna inanıyordu ama bazı şarkıların boğazda nasıl acı tat bıraktığını da biliyordu. Bu şarkı da onlardan bir tanesiydi. Konu sadece şarkı da değildi: Şarkının klibi de onun i&ccedil;inde aynı yere dokunuyordu. Klipteki adamın Fender marka gitarı, gen&ccedil;liğinde gitar &ccedil;alarken i&ccedil;inde bulunduğu o kalabalık ve şaşaalı ortam; orada tanıştığı bir kadınla bir ilişki yaşaması ama kadının onu terk etmesi, adamın eve d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde evde kimseyi bulamayışı; t&uuml;m &ouml;mr&uuml;n&uuml; gitar &ccedil;alarak yaşamaya devam etmesi ama artık onu izleyecek hi&ccedil; kimsenin kalmaması G&ouml;khan&rsquo;ın boğazında tadı son derece acı olan bir yumruya neden oluyordu. O klipte kendisini g&ouml;r&uuml;yordu ve sonunun da &ouml;yle olmasından korkuyordu. Bazen tıpkı o adam gibi yapayalnız kaldığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; de oluyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Eve bu d&uuml;ş&uuml;ncelerle vardı ve onu bekleyen hi&ccedil; kimsenin olmayışını d&uuml;ş&uuml;nmemeye &ccedil;alışarak Fender&rsquo;ını salondaki askısına astı. Birka&ccedil; saniye gitarına baktı, sapındaki Fender yazısını inceledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yine baş başa kaldık kadim dostum,&rdquo; diye fısıldadı. &ldquo;Herkes gittiğinde sadece sen kalıyorsun.&rdquo; Bakışlarını hemen yan taraftaki klasik gitarına &ccedil;evirdi. &ldquo;Siz kalıyorsunuz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kendi kendine g&uuml;l&uuml;msedikten sonra salondan &ccedil;ıktı. Artık yatağına uzanıp dinlenmeye ge&ccedil;ebilirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;">***<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ertesi g&uuml;n her zamanki saatte uyanan G&ouml;khan evden &ccedil;ıkmadan &ouml;nce duş alıp kahvaltı etti. Haziranın son g&uuml;nleri son derece sıcak ge&ccedil;iyordu, bu y&uuml;zden evden &ccedil;ıkarken &uuml;st&uuml;ne kısa kollu ince bir tiş&ouml;rtle kot şortunu giydi; iş yerinde giymek i&ccedil;in de siyah kotunu &ccedil;antasının i&ccedil;ine koydu. İş yerindeki kılık kıyafet d&uuml;zenlemesi şort giymesini engelliyordu ama mağaza klimalı olduğu i&ccedil;in bu sorun yaratmıyordu. &Uuml;st&uuml;neyse t&uuml;m &ccedil;alışanlar gibi iş yerinin logosunun olduğu siyah bir polo yaka tiş&ouml;rt giyiyordu ve onu da soyunma odasında bırakıyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Her sabah olduğu gibi bu sabah da trafikte uzun dakikalar harcadıktan sonra nihayet iş yerine varabildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;naydın,&rdquo; dedi i&ccedil;eri girdiğinde.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;naydın,&rdquo; dedi Ufuk isimli diğer satış danışmanı. Ufuk, otuzlarının başında ve uzun yıllardır bu sekt&ouml;rde &ccedil;alışan gen&ccedil; bir adamdı. G&ouml;khan&rsquo;dan yaş&ccedil;a bir hayli b&uuml;y&uuml;k olduğu i&ccedil;in ikili arasında ağabey kardeş ilişkisi vardı. G&ouml;khan onu sever, sayardı. &ldquo;Biraz geciktin. Trafik &ccedil;ok mu k&ouml;t&uuml;yd&uuml;?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hem de ne k&ouml;t&uuml;,&rdquo; dedi G&ouml;khan &ccedil;antasını omzundan indirirken. &ldquo;Yol mu kapalıymış, kaza mı olmuş, anlamadım ama ana yol fel&ccedil; olmuş durumdaydı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Olabilir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan soyunma odasında &uuml;st&uuml;n&uuml; değiştirdikten sonra mağazanın i&ccedil;ine geri d&ouml;nd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kahvaltı ettin mi?&rdquo; diye sordu Ufuk. &ldquo;Gelirken poğa&ccedil;a aldım, sıcak &ccedil;ay da var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ettim ağabey, teşekk&uuml;r ederim. Sana afiyet olsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&Ouml;ğleye kadar olan vakit &ccedil;oğu zaman olduğu gibi son derece sakin ge&ccedil;ti. Mağazanın canlanmaya başladığı saatler 12&rsquo;den sonrasıydı. Saatler &ouml;ğleden sonra 2&rsquo;yi g&ouml;sterirken liseli bir gen&ccedil; kız biraz &ccedil;ekinerek mağazaya girdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hoş geldiniz,&rdquo; diye onu karşılayan kişi G&ouml;khan oldu. &ldquo;Size nasıl yardımcı olabilirim?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hoş buldum,&rdquo; dedi kız ona alttan bakarak. Minyon yapılı kız, G&ouml;khan&rsquo;dan 20 cm kadar kısaydı. &ldquo;Gitarlara bakmak istiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yardımcı olayım,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek. M&uuml;şterilere g&ouml;sterip &ouml;zelliklerinden bahsetmeyi en sevdiği enstr&uuml;man elbette gitarlardı. &ldquo;Aklınızda bir marka, model var mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İki senedir Midex marka bir klasik gitar &ccedil;alıyorum ama bir &uuml;st d&uuml;zeye &ccedil;ıkmak, daha profesyonel bir gitar almak istiyorum. Uygun fiyatlı g&uuml;zel modeller g&ouml;sterebilirseniz &ccedil;ok mutlu olurum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Elbette. B&uuml;t&ccedil;eniz ne kadar? Ona g&ouml;re size se&ccedil;enekler sunabilirim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;2 bin 500, belki 3 bin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam, buyurun bakalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona &uuml;&ccedil; tane gitar g&ouml;sterdi. Kız &ccedil;alıp &ccedil;alamayacağını sorunca ona &ccedil;alabileceğini s&ouml;yledi. Gen&ccedil; kız gitarların &uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml; de biraz tıngırdatıp seslerini dinledi, onları test etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu g&uuml;zelmiş,&rdquo; dedi krem renkli gitar i&ccedil;in. &ldquo;Fiyatı ne kadar?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;3,200 ama indirim yapabiliriz. İsterseniz m&uuml;d&uuml;r&uuml;me sorabilirim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi olur.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ayşeg&uuml;l Hanım!&rdquo; diye seslendi G&ouml;khan. &ldquo;Bakar mısınız?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kasanın orada Ufuk&rsquo;la sohbet eden Ayşeg&uuml;l ikilinin yanına ilerledi. G&ouml;khan ona gitarın fiyatını s&ouml;yleyip ne kadar indirim yapabileceklerini sordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;%10 indirim yaparız,&rdquo; diye cevap verdi Ayşeg&uuml;l. &ldquo;Fiyatı da yanlış hesaplamadıysam 2,880 liraya d&uuml;ş&uuml;yor. Almak istersen k&uuml;suratı atıp 2,800 yaparız.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aslında iyi bir indirim,&rdquo; dedi gen&ccedil; kız. &ldquo;Ben aileme de bir sorayım. Onlar kabul ederse alabilirim ancak. İndirimin bir s&uuml;resi var mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yok,&rdquo; dedi Ayşeg&uuml;l başını iki yana sallayarak. Tebess&uuml;m etti. &ldquo;Almaya karar verirsen anlaştığımız fiyattan alabilirsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Peki, teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Biz teşekk&uuml;r ederiz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ayşeg&uuml;l uzaklaştığında kız yeniden G&ouml;khan&rsquo;a baktı. G&ouml;khan&rsquo;ın kendisine yaş&ccedil;a daha yakın oluşu ve kibarlığı iyi hissettirmişti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aslında bakmak istediğim bir enstr&uuml;man daha var,&rdquo; dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hangisi?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Keman ama onu şu an satın alamam, sadece fiyat ve model &ouml;ğrenmek istiyorum. Zaten &ccedil;almayı da bilmiyorum ama &ouml;ğrenmeyi &ccedil;ok istiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Elimizde g&uuml;zel modeller var,&rdquo; diyen G&ouml;khan kemanların olduğu standa y&uuml;r&uuml;d&uuml;, gen&ccedil; kız da onu takip etti. &ldquo;Başlangı&ccedil; i&ccedil;in bu modelleri tercih etmenizi tavsiye ederim,&rdquo; dedi bir raftaki kemanları işaret ederek. &ldquo;Fiyatları diğerlerine g&ouml;re &ccedil;ok daha uygun ama daha kaliteli bir şey isterseniz bu markayı ve kemanlarını tavsiye ederim.&rdquo; &Uuml;st taraftaki kemanları g&ouml;sterdi. &ldquo;Biraz daha para verirsiniz ama uzun s&uuml;re &ccedil;alabilirsiniz, ger&ccedil;ekten &ccedil;almayı &ouml;ğrendiğinizi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde daha profesyonel modelleri tercih edebilirsiniz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sesleri nasıl?&rdquo; diye sordu gen&ccedil; kız. &ldquo;Siz &ccedil;alabiliyor musunuz?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok az.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;alabilir misiniz?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kızın bu isteği G&ouml;khan&rsquo;ı şaşırttı. Ondan enstr&uuml;man &ccedil;almasını rica eden m&uuml;şterilerle her g&uuml;n karşılaşmıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Birka&ccedil; ses &ccedil;ıkarabilirim sanırım,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Hangisini &ccedil;alayım?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Şunu,&rdquo; diyen gen&ccedil; kız &uuml;st raftaki kahverengi kemanı işaret etti. O keman G&ouml;khan&rsquo;ın g&ouml;stermediği, olduk&ccedil;a pahalı olan bir kemandı. &ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yledir,&rdquo; diyen G&ouml;khan kemana baktı. &ldquo;En iyi kemanlarımızdan biri, h&acirc;liyle pahalı da. Dilerseniz g&ouml;sterdiklerimden birinin sesine bakalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bunu da duymak istiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O h&acirc;lde &ccedil;alayım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan kemanı alıp omzuna yerleştirdi ve yayı eline alarak &ccedil;enesini kemana yasladı. &ldquo;&Ccedil;almayı bildiğim &ccedil;ok kısa bir kısım var,&rdquo; dedi kıza bakarak. &ldquo;Birka&ccedil; saniyelik bir şey.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Dinliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan yayı telle buluşturduğunda mağazanın i&ccedil;ini kemanın tiz sesi doldurdu. Gen&ccedil; adam keman &ccedil;almayı bilmiyordu, sadece &uuml;nl&uuml; bir eserin k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kısmını &ccedil;almayı &ouml;ğrenmişti. Parmakları tuşenin &uuml;st&uuml;nde dururken yayı da tellerin &uuml;st&uuml;nde harekete ge&ccedil;irdi ve hoş bir ezgi tıpkı bir nehir gibi mağazanın i&ccedil;inde akmaya başladı. Notaların sesi akan suyun sesi gibi yatıştırıcı ve huzur vericiydi. Bu rahatlatıcı m&uuml;ziğin bedenindeki gerginliği alıp g&ouml;t&uuml;rmesine izin verdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel,&rdquo; dedi gen&ccedil; kız, G&ouml;khan &ccedil;almayı bitirdiğinde. &ldquo;Kemanın ger&ccedil;ekten şahane bir sesi varmış, siz de &ccedil;ok g&uuml;zel &ccedil;aldınız. Kemanın fiyatı ne kadar?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Fiyatı 16 bin lira. Profesyoneller i&ccedil;in &uuml;retilmiş bir kemandır ve &ouml;nde gelen bir markanın &ouml;zel bir modelidir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tipinden, sesinden ve fiyatından anlaşılıyor,&rdquo; dedi gen&ccedil; kız i&ccedil;ten i&ccedil;e duyduğu fiyat karşısında şok yaşarken. &ldquo;Peki şu siyah kemanı &ccedil;alabilir misiniz?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Elbette. Aynısını bir de bundan dinleyelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan aynı melodiyi g&ouml;sterdiği daha uygun fiyatlı kemanda &ccedil;aldı. Diğer kemanla sesleri arasında bir fark doğal olarak vardı ama bu kemanın da ses kalitesi hi&ccedil; fena değildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu da &ccedil;ok g&uuml;zelmiş,&rdquo; dedi gen&ccedil; kız. &ldquo;Bu ne kadar?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu da 3,500 lira. Biraz pahalı ama dediğim gibi daha uzun s&uuml;re kullanırsınız ve daha rahat bir &ccedil;alma deneyimi yaşatır.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Umarım bir g&uuml;n yaşayabilirim. İlgilendiğiniz ve beni kırmayıp kemanları &ccedil;aldığınız i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Rica ederim. Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kesinlikle oldunuz. Gitar konusuna gelecek olursam ailemle g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p eğer onay verirlerse bu gitarı alacağım. Gitarın o zamana kadar satılıp satılmadığını ya da elinizde aynısından olup olmadığını &ouml;ğrenmek i&ccedil;in mağazayı arayabilir miyim?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tabii ki arayabilirsiniz. Ben size kartımızı vereyim, sabah 10.00 ve akşam 19.00 saatleri arasında arayıp bilgi alabilirsiniz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan kıza mağazanın kapısına kadar eşlik edip onu uğurladıktan sonra mağazanın i&ccedil;ine geri d&ouml;nd&uuml;. &Ouml;zellikle gen&ccedil;lerin mağazaya gelip fiyatları duyduktan sonra hayal kırıklığı i&ccedil;inde mağazadan ayrılmasına &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yordu. Kendisi de bir piyano sahibi olmak istese de kuyruklu modelleri milyonlarca liraya satılan bu enstr&uuml;manı satın alması maalesef ki m&uuml;mk&uuml;n değildi, bu y&uuml;zden bir şeyi isteyip de maddi imk&acirc;nsızlıklar y&uuml;z&uuml;nden alamamak nedir iyi bilirdi. Elinden gelen tek şey bir şeylerin değişmesini ummaktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kıza g&ouml;sterdiği enstr&uuml;manları yerlerine g&uuml;zelce yerleştirip telefonunu eline aldı. Barış ona d&uuml;n akşam &ccedil;ektikleri videoları g&ouml;ndermişti. Videoları izlemeyi mesai &ccedil;ıkışına erteleyip arkadaşına bir teşekk&uuml;r mesajı yazdı. Bu uygulamadan &ccedil;ıktıktan sonra sosyal medya hesabına girdi. Hi&ccedil; yeni bildirimi yoktu ama yine de bildirim sayfasını a&ccedil;ıp sayfayı yeniledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hayır, G&ouml;ksel onu h&acirc;l&acirc; geri takip etmemişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Belki de g&ouml;rmemiştir,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Daha takip edeli bir g&uuml;n olmadı, g&uuml;n i&ccedil;inde geri d&ouml;ner belki.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;khan!&rdquo; diye seslendi Ufuk. Gen&ccedil; adam telefonunu kapatıp ona d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Bir m&uuml;şteri seni soruyor. Buraya geldiğinde sen yardımcı olmuşsun sanırım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hemen geliyorum,&rdquo; derken telefonunu cebine soktu ve kasaya doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İşte, onun &ccedil;alıştığı mağazadaki bir g&uuml;n&uuml; genel olarak b&ouml;yle ge&ccedil;iyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;">***<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Aynı g&uuml;n saat 11&rsquo;i ge&ccedil;e uyanan G&ouml;ksel birka&ccedil; dakika boyunca yatakta uzanıp kendine gelmeye &ccedil;alıştı. Gece 3&rsquo;e kadar dizi izlemişti ve evde de kimse olmayınca bu saate kadar uyumuştu. Hafta i&ccedil;i annesiyle babası erkenden işe gidiyordu, bu da evin boş ve dolayısıyla sessiz olmasına neden oluyordu; G&ouml;ksel de rahat&ccedil;a uyuyabiliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yataktan kalkıp birka&ccedil; gerinme hareketi yaptıktan sonra esneyerek odadan &ccedil;ıktı. Her g&uuml;n uyanır uyanmaz yaptığı şeyi yaparak banyonun yolunu tuttu. İhtiyacını giderip elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkadıktan sonra sabah bakımını yaptı. Cilt bakımına &ouml;zen g&ouml;steren ve her g&uuml;n aksatmadan yapmaya &ccedil;alışan gen&ccedil; kadın k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir rutine sahipti. Hem hassas hem de kuru bir cilde sahip olduğu i&ccedil;in cildini hem nemlendirmek hem de g&uuml;neşten korumak zorundaydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Pijamalarından kurtulup &uuml;st&uuml;ne salaş bir tiş&ouml;rtle şort giyip mutfağa ge&ccedil;ti. Kendi kendine şarkı s&ouml;yleyerek kahvaltısını hazırladı, sofraya yerleştirdi ve bilgisayarını da masaya koyup sandalyeye oturdu. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasındaki &ccedil;oğu gen&ccedil; gibi onun da tek başına yemek yerken bir şeyler izleme alışkanlığı vardı hatta yalnızken bir şeyler izlemeden artık yemek yiyemiyordu. Severek takip ettiği İngiliz bir fotoğraf&ccedil;ının vlog videosunu a&ccedil;ıp kahvaltısını etti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Kahvaltıdan sonra salona ge&ccedil;mişti ki telefonunun olmadığını fark edince, odasına d&ouml;n&uuml;p komodinin &uuml;st&uuml;ndeki telefonunu aldı. D&uuml;n akşamdan beri dizi izlediği i&ccedil;in telefonuna hi&ccedil; bakmamıştı. İnternetini a&ccedil;ıp evlerindeki ağa bağlandığında kullandığı uygulamalardan ve sosyal medya hesabından yeni bildirimler geldi. G&ouml;ksel uygulamalardan gelen bildirimleri g&ouml;z ardı edip sosyal medya hesabına girdi. Fotoğraflarına gelen &uuml;&ccedil; yeni beğenisi ve bir yeni takip&ccedil;isi vardı. Bu d&ouml;rt bildirim de her sosyal medya kullanıcısı gibi G&ouml;ksel&rsquo;in de s&uuml;rekli aldığı ve alışkın olduğu bildirimlerdi. Gen&ccedil; kadın bildirimlere ş&ouml;yle bir bakıp &ouml;nceki sayfaya geri d&ouml;n&uuml;yordu ki onu takip eden hesabın adını g&ouml;r&uuml;nce, bundan vazge&ccedil;ip g&ouml;zlerini kocaman a&ccedil;tı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onu takip eden hesap G&ouml;khan Uygur&rsquo;a aitti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bildirimin &uuml;st&uuml;ne dokunduğunda onu takip eden hesabın profili a&ccedil;ıldı. İrileşen mavi g&ouml;zlerini hesabın profil fotoğrafında, biyografisinde ve g&ouml;nderilerinde gezdirdiğinde bunun G&ouml;khan&rsquo;ın hesabı olduğundan emin oldu. Gen&ccedil; adam 13 saat &ouml;nce, yani d&uuml;n gece 11 sularında G&ouml;ksel&rsquo;in hesabını takip etmişti. Onunla y&uuml;z y&uuml;ze tanışıp ayak&uuml;st&uuml; sohbet ettikleri cumartesi g&uuml;n&uuml;nden iki g&uuml;n sonra.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel b&ouml;yle bir adım beklemiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;la konuştuğunda onun sandığı gibi havalı bir tip olmadığını hatta son derece kibar ve sevecen biri olduğunu anlamış, ondan pozitif bir enerji almıştı ama bu kadardı, dahası yoktu. O akşam tanışmış, ayak&uuml;st&uuml; sohbet etmiş ve yollarına devam etmişlerdi. Eğer bir daha kafeye giderlerse onu orada g&ouml;receğini, belki de yine sohbet edeceklerini biliyordu ama bu bir ihtimaldi ve ger&ccedil;ekleşmesi kesin değildi. O zamana kadar onunla bir daha g&ouml;r&uuml;şmeyeceğini, ikisinin de birbirlerinin varlığını unutup hayatlarına devam edeceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Oysa G&ouml;khan d&uuml;n akşam onu takip ederek G&ouml;ksel&rsquo;in bu d&uuml;ş&uuml;ncelerini yerle bir etmişti. Gen&ccedil; adam sosyal medyadan onu takip ederek onunla etkileşimde kalmayı, paylaştıklarını g&ouml;rmeyi tercih etmişti. Bu da g&ouml;steriyordu ki karşı taraftan pozitif enerji alan tek kişi G&ouml;ksel değildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadın şaşkın bakışlarını telefon ekranından ayırırken belli belirsiz tebess&uuml;m etti. Bu olay onu fazlasıyla şaşırtsa da hoşuna da gitmişti. Y&uuml;z&uuml;ndeki minik tebess&uuml;mle salona ilerleyip koltuğa oturdu. Planı izlenecek filmler listesinden bir film se&ccedil;ip izlemekti ama bakışlarını pencereye odaklayan G&ouml;ksel karşı apartmanı seyredip d&uuml;ş&uuml;ncelere g&ouml;m&uuml;lmeyi tercih etti. Kafeye gittiği ilk akşamı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;; G&ouml;khan&rsquo;ı ilk kez g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, ilk kez dinlediği, onun fotoğraflarını &ccedil;ektiği o akşamı kafasında yeniden canlandırdı. Fotoğrafları g&ouml;ren annesinin bir tanesini hesabında paylaşabileceğini s&ouml;ylediği g&uuml;n&uuml; ve ertesi g&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p fotoğrafı son anda konum bilgisi ekleyerek paylaştığı anı hatırladı. O g&uuml;n&uuml;n akşamı mesaj kutusuna d&uuml;şen yeni mesaj, G&ouml;khan&rsquo;la olan ilk konuşması g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;ndeydi. Fotoğrafın birka&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;inde bin 500 y&uuml;z beğeniyi ge&ccedil;mesi, gen&ccedil; kadının aldığı &ouml;vg&uuml; dolu yorumlar, kazandığı yeni takip&ccedil;iler; hesabın bir anda artan etkileşimleri ve g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; t&uuml;m ilgiyi hepsi d&uuml;n yaşanmış gibi hatırlıyordu. Ardından ge&ccedil;en akşamı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;; kafeye ikinci kez gittiği cumartesi akşamını ve orada sahne alan G&ouml;khan&rsquo;ın performansını baştan sona izleyip arada ona eşlik ettiği akşam hafızasında tazeliğini koruyordu. Kafeden ayrıldığı anı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken g&ouml;zleri kısıldı. Gen&ccedil; adamla ilk kez g&ouml;z g&ouml;ze geldiği anın, ilk kez karşı karşıya konuşmalarının; ona fotoğraf&ccedil;ı olduğunu s&ouml;ylemesinin ve ayak&uuml;st&uuml; ettikleri sohbetin her bir anını hatırlıyordu. G&ouml;khan&rsquo;ın kendininkilere bakan kahverengi g&ouml;zlerini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;; karamel tonundaki badem g&ouml;zler sıcak bakışlara sahipti ama aynı zamanda tıpkı bir kara delik gibi &ccedil;ekiciydi. G&ouml;ksel bu g&ouml;zlerden bir t&uuml;rl&uuml; g&ouml;zlerini ayıramadığı o anı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;nde &uuml;rperdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Evin kapısı &ccedil;aldığında oturduğu yerde resmen sı&ccedil;radı. Başparmağıyla damağını ittikten sonra koltuktan kalkıp kapıya doğru ilerledi. Hafta i&ccedil;i bu saatte evin kapısının &ccedil;almasına hi&ccedil; alışkın değildi, &uuml;stelik herhangi bir şey de sipariş etmemişti. Meraklanmış bir şekilde kapıya y&uuml;r&uuml;d&uuml; ve kapı d&uuml;rb&uuml;n&uuml;nden dışarı baktı. Kapının dış tarafında Emrah&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;nce merakı yerini şaşkınlığa bıraktı. Onu hafta i&ccedil;i bu saatte ilk defa kapılarının &ouml;n&uuml;nde g&ouml;r&uuml;yordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bug&uuml;n kesinlikle tuhaf bir g&uuml;n oluyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kapıyı a&ccedil;tığında Emrah başını ona doğru &ccedil;evirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;T&uuml;naydın,&rdquo; dedi gen&ccedil; adam. 1,84 metrelik uzun boyu, geniş omuzları, kaslı ve yapılı v&uuml;cuduyla o da bir kapıya benziyordu. &ldquo;Rahatsız ettiğim i&ccedil;in kusura bakma.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;T&uuml;naydın,&rdquo; diye karşılık verdi G&ouml;ksel. &ldquo;Rahatsız etmedin. Yardımcı olabileceğim bir şey var mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Var,&rdquo; dedi Emrah başını sallayarak. &ldquo;S&uuml;t&uuml;n&uuml;z var mı?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onun bu sorusu G&ouml;ksel&rsquo;in şaşkınlığını arttırdı. &ldquo;S&uuml;t m&uuml;?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, s&uuml;t. Annem d&uuml;n yemek yaparken benim s&uuml;t&uuml;m&uuml; kullanmış ve bunu az &ouml;nce buzdolabını a&ccedil;tığımda fark ettim ne yazık ki. Kısa s&uuml;rede evden &ccedil;ıkmam gerek, sipariş vermekle ya da markete gidip gelmekle uğraşmak istemedim ve sana sormaya geldim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yulaf mı yiyeceksin?&rdquo; <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet. Sporcuların beslenme şekillerini bildiğini bilmiyordum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hakkımda bilmediğin &ccedil;ok şey var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısın,&rdquo; dedi Emrah g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;S&uuml;t?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Var. Biraz beklersen getiririm.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah elindeki su bardağını G&ouml;ksel&rsquo;e uzattığında G&ouml;ksel nasıl olur da onu fark etmediğini sorguladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Buna doldurabilirsin,&rdquo; dedi Emrah. &ldquo;&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hemen d&ouml;nerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kapıyı aralık bırakıp elindeki bardakla mutfağa y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Annesi bazen Emrah&rsquo;ı evde eksik olan bir malzeme i&ccedil;in G&ouml;ksellere g&ouml;nderirdi, bazen de yaptığı yemeklerden bir tabak da onlara ikram ederdi ama Emrah ilk kez kendi ihtiyacı i&ccedil;in onların kapısını &ccedil;almıştı. Emrah s&ouml;ylediği gibi s&uuml;t&uuml; markete giderek ya da internetten sipariş ederek alabilirdi ama ger&ccedil;ekten vakti olmayacak olmalıydı ki daha &ouml;nce hi&ccedil; yapmadığı bir şeyi yaparak s&uuml;t&uuml; G&ouml;ksel&rsquo;den rica etmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bardağı doldurduktan sonra kapıya geri d&ouml;nd&uuml;. Emrah bıraktığı yerde bıraktığı şekilde duruyordu. Gen&ccedil; kadın bu esnada onu inceleme fırsatı da buldu. Emrah&rsquo;ın &uuml;st&uuml;nde kırmızı polo yaka bir tiş&ouml;rt vardı, altındaysa yumuşak kumaştan bir şort vardı fakat evden &ccedil;ıkmadan &ouml;nce bunu değiştireceği belliydi. G&ouml;ksel onun kılık kıyafetine dikkat ettiğini biliyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Buyur,&rdquo; deyip bardağı ona uzattı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tekrardan &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi Emrah bardağı alırken. &ldquo;Şu an hayatımı kurtarmasan da bana &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k iyilik yaptın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Lafı bile olmaz,&rdquo; dedi G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Bu arada cuma g&uuml;n&uuml; akşam yemeğine geliyorsun değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, sen?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de geliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Cuma akşamı Din&ccedil;er Ailesi&rsquo;yle Demirkan Ailesi fırsat bulduk&ccedil;a beraber &ccedil;ıktıkları aile yemeklerinden bir tanesine &ccedil;ıkacaklardı. G&ouml;ksel&rsquo;in ebeveynleri Emrah&rsquo;ı ve ailesini seviyordu, aynı şekilde Emrah&rsquo;ın ebeveynleri de G&ouml;ksel&rsquo;i ve ailesini seviyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O zaman orada g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z,&rdquo; dedi Emrah. &ldquo;Kendine iyi bak.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z. Sen de kendine iyi bak.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Emrah ona g&uuml;l&uuml;msediğinde G&ouml;ksel de aynı şekilde karşılık verdi. Gen&ccedil; adam merdivenleri &ccedil;ıkarken G&ouml;ksel onu seyretti. Emrah&rsquo;ın kılsız, uzun ve kaslı bacakları merdivenleri saniyeler i&ccedil;inde hızlıca &ccedil;ıkıp g&ouml;zden kaybolduğunda G&ouml;ksel de evine girdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Odak noktası biraz da olsa dağılan gen&ccedil; kadın televizyondan ailecek dizi/film izledikleri &uuml;cretli bir platformu a&ccedil;ıp listesinde gezinmeye başladı. G&ouml;ksel sinemaya ilgili biriydi, fırsat bulduk&ccedil;a ve merak ettiği filmler sinemalara geldik&ccedil;e arkadaşlarıyla ya da tek başına sinemaya gidip film izlemekten hoşlanırdı. &Ouml;zellikle son senelerde &ccedil;evrim i&ccedil;i &uuml;cretli platformların y&uuml;kselişiyle beraber artık evinde oturduğu yerden dizilerle filmleri izleyebiliyordu ve bundan da hoşlanıyordu. Bu platformlarda yer almayan ya da sinemada izlemek istediği yapımları da sinema salonunda izliyordu. Sinemanın onun i&ccedil;in bir katkısı da vardı: Gen&ccedil; kadın yapımları izlerken yeni ve farklı bir s&uuml;r&uuml; &ccedil;ekim tekniği g&ouml;r&uuml;yordu ve bu teknikler onun ufkunu genişletirken sanat&ccedil;ı kişiliğinin gelişmesine yardımcı oluyor, kendi &ccedil;ekimleri i&ccedil;in de ilham veriyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir filmde karar kılıp, filmi izlerken i&ccedil;mek i&ccedil;in kendisine buzlu kahve hazırladı. O esnada yeniden sosyal medya hesabına girip G&ouml;khan Uygur&rsquo;un profiline baktı, mavi butonun i&ccedil;inde yazan <i>sen de takip et</i> yazısını okudu. G&ouml;ksel bu hesapta arkadaşı diyemeyeceği, bazısıyla bir iki kez fotoğraflar hakkında kısa konuşmalar yaptığı bazısıyla da hi&ccedil; konuşmadığı fotoğraf&ccedil;ılıkla ilgili eğitim alan ya da almış birka&ccedil; kişiyi takip ediyordu ama G&ouml;khan&rsquo;ın durumu bunlardan biraz farklıydı. G&ouml;khan&rsquo;a da arkadaşım diyemezdi, onunla sadece bir kez y&uuml;z y&uuml;ze gelmişlerdi ve birka&ccedil; dakikalık kısa bir sohbet etmişlerdi; G&ouml;khan fotoğraf&ccedil;ı değildi ve bu alanla ilgisi varmış gibi de g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu, onu sadece ismen tanıyordu ve fotoğraf gibi bir ortak noktası olmadığı bu yabancıyı takip edip etmemek konusunda &ccedil;ok kararsızdı. Onu geri takip etmeyerek kabalık da edebilirdi, takip ederek d&uuml;nden meraklı gibi de g&ouml;r&uuml;nebilirdi ve her iki se&ccedil;enek de onun i&ccedil;in aynı derecede korkutucuydu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kişisel hesabımı takip etmedi ki sonu&ccedil;ta,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Fotoğraflarımı paylaştığım hesabımı takip etti ve bu hesabı takip eden bir s&uuml;r&uuml; tanımadığım insan var, onları takip etmediğim gibi G&ouml;khan&rsquo;ı da takip etmeyebilirim. Ama onu tanıyorum. Kırk yıllık dostum değil sonu&ccedil;ta ama bir kere mesajlaştık, ge&ccedil;en g&uuml;n de y&uuml;z y&uuml;ze tanıştık ve sohbet ettik; Ahsen bile onunla tanıştı ve sohbet etti. Geri takip etmezsem kabalık etmiş olurum. Of! Ne yapacağım şimdi? Ya takip edince d&uuml;nden meraklı olduğumu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse ne olacak? Beni takip eden kendisi, o zaman d&uuml;nden meraklı olan o olmuyor mu? B&ouml;yle bir şey d&uuml;ş&uuml;nmesi sa&ccedil;malık olur.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sakin ol kızım,&rdquo; dedi derin bir nefes alırken. &ldquo;Yine kafanda bin tane senaryo yazdın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bunun hakkında d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in zamanı vardı, acele etmeden d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p bir karara varacaktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Salona geri d&ouml;n&uuml;p filmi başlattı ve izlemeye başladı. Filmin ilk dakikalarında bu d&uuml;ş&uuml;nceler h&acirc;l&acirc; zihnini meşgul etse de ilerleyen dakikalarda takip olayını kafasından tamamen &ccedil;ıkararak filme odaklandı. Film G&ouml;ksel&rsquo;in bir s&uuml;redir izlemek istediği bir filmdi, beklentileri y&uuml;ksekti ve filmin tam da beklediği gibi heyecanlı, aksiyon dolu ve hareketli kurgusu onu i&ccedil;ine &ccedil;ekmeyi başardı. Filmi g&uuml;n&uuml;n en sıcak olduğu saatlerde, &ouml;ğlen 13-15 arasında, izlediğinden dolayı klimanın kumandasını alıp klimayı a&ccedil;mak i&ccedil;in ayağa kalkmak dışında filmi yerinden hi&ccedil; kalkmadan izledi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Film bittiğinde saat 15.30&rsquo;a geliyordu. Televizyonla klimayı kapatıp ayağa kalktı. Filmi &ccedil;ok beğendiği ve listesinden bir film daha eksildiği i&ccedil;in mutluydu. Okul d&ouml;nemi dersleri y&uuml;z&uuml;nden hobilerine zaman ayırmak i&ccedil;in zaman bulması zor oluyordu, o da bunlar i&ccedil;in tatilleri, &ouml;zellikle uzun yaz tatilini, tercih ediyordu. Yazın klimalı evinde oturup dizi/film izlemeyi seviyordu. Dışarısı &ccedil;ok sıcak olduğu i&ccedil;in &ouml;zellikle &ouml;ğlen vakitleri bu aktiviteyi yapmak i&ccedil;in en uygun zaman dilimiydi; dışarı &ccedil;ıkacağı zamanları da havanın daha az sıcak olduğu akşam&uuml;st&uuml; ve akşam saatlerine denk getirip yazın yakıcı sıcaklarından olabildiğince uzak durmaya &ccedil;alışıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mutfağa girip akşam yemeği i&ccedil;in malzemeleri &ccedil;ıkarmaya girişti. Yaz tatillerinde okulu olmadığı ve ebeveynleri &ccedil;alıştığı i&ccedil;in yemekleri &ccedil;oğunlukla G&ouml;ksel yapıyordu, bu akşam i&ccedil;in de mercimek &ccedil;orbasıyla makarna yapacaktı. Akşam yemeğini hazırlarken severek dinlediği Taylor Swift&rsquo;in şarkıları ona eşlik etti. B&uuml;y&uuml;k bir alternatif m&uuml;zik hayranı olarak Amerikalı m&uuml;zisyenin son iki alternatif alb&uuml;m&uuml;n&uuml; diğer alb&uuml;mlerinden daha &ccedil;ok dinliyordu, yalnızken onları s&ouml;yl&uuml;yordu da. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yemeklerin altını kapatıp dinlenmek i&ccedil;in odasına &ccedil;ekildiğinde telefonunu eline aldı. Sosyal medya hesabına girdi, ana sayfasındaki yeni hikayelere ve g&ouml;nderilere bakıp bazılarını beğendi ve kendisini yine aynı profilde buldu. D&uuml;ş&uuml;nceleri &ouml;ğlene g&ouml;re &ccedil;ok daha durgundu ve i&ccedil;inde olduğu karmaşadan kurtulmuştu. G&ouml;khan&rsquo;ın fotoğraflarına baktı, paylaşımlarını inceledi ve takip ettiği hesaplara g&ouml;z gezdirdi. Gen&ccedil; adam y&uuml;zlerce hesabı takip ediyordu, bunların &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğu kendisi gibi gen&ccedil;lerin, arkadaşlarının kişisel hesaplarıydı; bir kısmı takip ettiği yerli ve yabancı m&uuml;zisyenlere aitti, birka&ccedil; tanesi de m&uuml;zik topluluklarının hesabıydı. Son derece sıradan, tam da onun gibi bir m&uuml;zisyenden beklenecek bir takip edilen listesiydi. G&ouml;ksel&rsquo;in &ccedil;ektiği fotoğrafları paylaştığı hesabı bu listede g&ouml;ze &ccedil;arpan tek farklı hesaptı ve bunu fark etmek G&ouml;ksel&rsquo;e değişik hissettirdi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadın G&ouml;khan&rsquo;ın takip ettiği hesaplara baktığı uzun dakikaların ardından profil kısmına geri d&ouml;nd&uuml;. <i>Sen de takip et</i> yazısı ona g&ouml;z kırpmaya devam ediyordu. G&ouml;khan&rsquo;dan gelen bu adım onu şaşırtmıştı, gen&ccedil; adamın kafasından neler ge&ccedil;tiğini bilmiyordu ama kendi kafasından ge&ccedil;eni biliyordu: O da G&ouml;khan&rsquo;ı takip etmek istiyordu. &Ccedil;ekingenliği varlığını h&acirc;l&acirc; koruyordu ama ilk adımı G&ouml;khan&rsquo;ın atması ona da adım atmak i&ccedil;in ihtiyacı olan cesareti vermişti. Sosyal medya &uuml;zerinden basit bir takip, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir adım. T&uuml;m yolculuklar bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k adımla başlamıyor muydu zaten?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Parmağını <i>sen de takip et</i> yazısının &uuml;zerine, takip butonuna dokundurduğunda mavi butonun rengi griye d&ouml;nd&uuml;. Kalbi heyecanla &ccedil;arpmaya başlarken derin bir nefes aldı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Artık G&ouml;khan&rsquo;ı takip ediyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Onun adımına karşılık o da bir adım atmıştı ve bunun devamını merakla bekliyordu. Devamı olup olmayacağını bile bilmiyordu ama hen&uuml;z kabul etmemiş olsa da devamının olmasını diliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center;">***<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Mesaisinin son saatinde mağazaya gelen &uuml;&ccedil; m&uuml;şteriyle ilgilenen G&ouml;khan kapanışa yakın Ufuk&rsquo;a kasadaki paranın sayımında yardım etti, Ayşeg&uuml;l&rsquo;e de g&uuml;n hakkında rapor verdi. Bug&uuml;n onun i&ccedil;in diğer g&uuml;nlere g&ouml;re biraz daha yoğun bir g&uuml;n olmuştu ve yorgun hissediyordu. Tek isteği evine gidip, ayaklarını uzatarak uzanmaktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Saat 19.00 olduğunda G&ouml;khan kapıda asan tabelayı kapalıya &ccedil;evirdi. Bir iş g&uuml;n&uuml;n&uuml;n daha sonuna gelmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bug&uuml;n&uuml; de bitirdik,&rdquo; dedi Ayşeg&uuml;l. &ldquo;Hazırlanıp &ccedil;ıkabilirsiniz beyler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Arka taraftaki soyunma odasına ilerleyen G&ouml;khan &uuml;st&uuml;n&uuml; değiştirip kendi tiş&ouml;rt&uuml;yle şortunu geri giydi. Bezgince dolabının kapağını kilitleyip, &ccedil;antasını omzuna asarken diğer eliyle de telefonunu eline aldı. Yoğunluk y&uuml;z&uuml;nden birka&ccedil; saattir bakamadığı telefonunu internete bağladı. Sosyal medya hesabından bir bildirim geldiğinde yorgun g&ouml;zleri bir anda irileşti ve heyecanla bildirimi okudu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><i>kadrajdakidunyalar seni takip etmeye başladı</i>.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hızlıca bildirimin &uuml;st&uuml;ne dokunup bildirim sayfasını a&ccedil;tı. Fotoğraf&ccedil;ı iki saat &ouml;nce onu geri takip etmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan sırıtarak, &ldquo;Evet be!&rdquo; dedi ve yumruk yaptığı elini g&ouml;vdesine doğru indirdi. &ldquo;İşte bu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">D&uuml;n onu takip etmeden &ouml;nce G&ouml;ksel&rsquo;in kendisini geri takip etmemesinden korkuyordu, bug&uuml;n de takip etmesinin &uuml;st&uuml;nden uzun saatler ge&ccedil;mesine rağmen gen&ccedil; fotoğraf&ccedil;ıdan bir adım g&ouml;remeyince ger&ccedil;ekten de takip etmeyeceğinden endişe etmeye başlamıştı ama bu bildirimle beraber t&uuml;m korkuları yok olarak tarihe karıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Yorgunluğu bir anda ge&ccedil;en G&ouml;khan sırıtarak kapıya y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Kapıyı a&ccedil;tığı sırada i&ccedil;eri girmeye hazırlanan Ufuk&rsquo;la burun buruna geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne oldu?&rdquo; diye sordu Ufuk. &ldquo;Bir anda y&uuml;z&uuml;nde g&uuml;ller a&ccedil;mış. Mesai bittiği i&ccedil;in bu kadar mutlu olamazsın herh&acirc;lde?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;zel bir haber aldım diyeyim,&rdquo; dedi G&ouml;khan ayrıntı vermeden.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne haberi? Hayırdır inşallah?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hayırlı ağabey, hayırlı,&rdquo; dedi başını sallayarak. &ldquo;Hadi ben ka&ccedil;tım. Yarın g&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi bakalım, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z G&ouml;k.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Soyunma odasından &ccedil;ıkan G&ouml;khan kasadaki Ayşeg&uuml;l&rsquo;le de vedalaştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi akşamlar Ayşeg&uuml;l Hanım,&rdquo; dedi elini kaldırarak. &ldquo;Yarın g&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sana da iyi akşamlar G&ouml;khan, yarın g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek mağazadan &ccedil;ıkarken Ufuk ve Ayşeg&uuml;l şaşkın bakışlarla onun arkasından baktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne olmuş?&rdquo; diye sordu Ayşeg&uuml;l. &ldquo;Ağzı kulaklarına varıyordu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;zel bir haber almış,&rdquo; diye cevap verdi Ufuk. &ldquo;Ne olduğunu s&ouml;ylemedi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Allah Allah. Yakında &ccedil;ıkar kokusu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Neye bu kadar sevindiğini &ccedil;ok merak ettim. Yaşını g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alırsam g&ouml;n&uuml;l işi olma ihtimali &ccedil;ok y&uuml;ksek.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;n&uuml;l işi mi?&rdquo; dedi Ayşeg&uuml;l şaşırarak. &ldquo;Hayatında bir kız mı var?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sanırım artık var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ayşeg&uuml;l kaşlarını kaldırırken Ufuk ona omzunu silkerek karşılık verdi. Otuzlarının ikinci yarısındaki kadın biraz &ouml;nce G&ouml;khan&rsquo;ın &ccedil;ıktığı kapıya bakarken kendi kendine g&uuml;l&uuml;msedi. Yirmilerinin başındayken aşkın insana nasıl hissettirdiğini iyi bilirdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Caddede durağa doğru y&uuml;r&uuml;yen G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;msemeye devam ediyordu. Dokuz saatlik yoğun bir mesainin ardından adımları olmaması gereken kadar hızlı ve canlıydı. Sevinci i&ccedil;inden taşıyordu, mutluluğu y&uuml;z&uuml;nden okunuyordu. Kulaklıklarını takıp m&uuml;zik dinlediği uygulamaya girerken kendi kendine g&uuml;ld&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Biraz korkarak biraz da &ccedil;ekinerek attığı ilk adıma karşı G&ouml;ksel de bir adım atmıştı ve bu gen&ccedil; adama ikinci adımı atmak, o yolda y&uuml;r&uuml;mek i&ccedil;in ihtiyacı olan cesareti vermişti. Yol ayaklarının altında uzanıyordu ve o yolda y&uuml;r&uuml;mek i&ccedil;in sabırsızlanıyordu.<o:p></o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ARAYIŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arayis-3420</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arayis-3420</guid>
<description><![CDATA[ Tesadüfler hayat akışının bize hazırladığı gerçeklerdir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fb7540d9a1d.jpg" length="72450" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 16 Aug 2022 13:46:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, kurgu, durum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Ağustos ortası beklenmedik bir yağış, fırtına. Mekanı su basmıştı. Elektrik şalterleri indirilmiş, &ccedil;alışanlar pa&ccedil;aları sıvamış, naylon terliklerle, fır&ccedil;a elde suları uzaklaştırmaya &ccedil;alışıyorlardı. Yağmurun biraz hafiflediği kısa anlarda işe yarar gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor, ancak m&uuml;thiş bir patlama sesi gibi g&ouml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;yle daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; gelen su kendine daha geniş alanlar buluyordu. Ağa&ccedil; dalları r&uuml;zg&acirc;ra direnemeyerek kopuyor oraya buraya savruluyordu. Dışarıda olmamak en g&uuml;venli se&ccedil;imdi, ama işte olmak bir mecburiyetti. Tek bir m&uuml;şteri &ccedil;alışanlarla birlikte bu mağduriyeti yaşıyordu. Geldiğinde hen&uuml;z hava patlamamış olsa bile, &ouml;nceden bilinen bu felakette dışarı &ccedil;ıkması ne se&ccedil;im, ne de mecburiyetti. Bir arkadaş buluşmasıydı nihayetinde&hellip; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Dilek ge&ccedil;ici işe başlamış bir lise &ouml;ğrencisiydi. &Ccedil;alışanların en k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml; ve tecr&uuml;besizi. İ&ccedil;ten i&ccedil;e geldiği i&ccedil;in kızılan m&uuml;şteriyle irtibata o layık g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Bir ihtiyacınız var mı, iyi misiniz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Yok yavrum, sadece şaşkınım. Buraya her zaman gelmem, su basıyor muydu burayı yağmurda. Kırk yılda bir evden &ccedil;ıkmaya karar verdim başıma gelene bak, diye g&uuml;l&uuml;mseyerek konuştu kadın.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Ben de yeniyim, bir aydır &ccedil;alışıyorum. Ben varken olmadı, ama daha &ouml;nceleri birka&ccedil; kere olmuş. Endişelenmeyin. Birazdan diner. Biz buradayız.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Kendim i&ccedil;in değil arkadaşım i&ccedil;in endişeliyim. Gelmiş ama i&ccedil;eriye girememiş. Ana giriş de su doluymuş ge&ccedil;ememiş, orada bir kurulukta bekliyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">O esnada telefonu &ccedil;aldı kadının. Cevap verdi:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Hi&ccedil; sorma arkadaşım, ben de &ccedil;alışanlarla su geldik&ccedil;e geri &ccedil;ekiliyorum. Şu anda tezg&acirc;hın arkasında bekliyoruz. İ&ccedil;eri ge&ccedil;tin mi sen? Giriştesin&hellip;.. <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Ana binada mı?....<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Ben kafe b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden &ccedil;ıkamam, ayağımda bez ayakkabılar ıslanırsa, idrar yolu enfeksiyonu tetiklenir. Ne yapalım?.... Tamam arkadaşım, başka zaman g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z&hellip;.&Ouml;yle yap&hellip; Ben de burası m&uuml;sait olunca &ccedil;ıkarım herhalde&hellip;. Aaaaa evet, ben de karşılaştım sabah Mevl&uuml;t arkadaşla. Burada yeni işe başlamış. Yanında demek, o ilgilenir seninle. Nasıl olsa hemen gidemeyeceksin. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Bir m&uuml;ddet sonra elinde bez ayakkabıları, ayağında naylon terliklerle pa&ccedil;alar sıvalı, Dilek&rsquo;in tuttuğu şemsiye ile ana binaya giriş yaptı kadın. Yine kahkahalar eşliğinde &ldquo;manzaramı beğendin mi&rdquo; diyerek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Yaaa, canım, senden kadın tuvaletinden kağıt havlu veya pe&ccedil;ete getirmeni rica etsem. Ayaklarımı kurulayıp giyineyim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Zaten tuvalet kapısının &ouml;n&uuml;nde olduklarını fark eden arkadaşı hemen denileni yapmak &uuml;zere harekete ge&ccedil;ti. &Ccedil;ıkışta b&uuml;ro gibi bir odaya sesleri takip ederek buldu arkadaşını.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Zerrinciğim bu kızımız lisede &ouml;ğrenci imiş. Benim de fikrimi sordu, yazar &ccedil;izer olduğumuzu anlayınca. Okul değiştirmek istiyormuş. Bu sene 10.sınıfı tekrara kalmış. Okulunda mutlu da değilmiş. Sağlık meslek lisesi istiyor, sen bilirsin ge&ccedil;ebilir mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Puanla sanıyorum t&uuml;m okullarda ge&ccedil;işler. Kontenjanlarına bakıp puanları kendisininkine uyuyorsa talep edebilir. Ama en doğrusu gidip okul ile g&ouml;r&uuml;şmek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Dilek:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Biz gittik g&ouml;r&uuml;şt&uuml;k, kendi okuluna dilek&ccedil;e ver dediler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-&Ouml;yle yap o zaman, dedi Zerrin. Ama &ouml;nce puan ve kontenjan durumlarını internetten araştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Tek bir tercih hakkım varmış, ben mutlaka gitmek istiyorum. Erken nakil istemem işe yarar mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Bildiğim kadarıyla puan &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re ve yer olması halinde merkezi olarak yapılıyor. Ama sen 10.sınıfsın. Meslek liselerinde branşlaşma var. Onun usul&uuml; farklı olabilir. Yine de en doğrusu okulundan &ouml;ğrenmen. Her sene kurallar değişiyor. Ben de yakın zamanda takip edemedim. Sen hangi okuldasın?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Anadolu lisesindeyim, sağlık istemiştim olmadı. İ&ccedil;imde kalmasın diyorum. Yıl boyunca &ccedil;alıştığım i&ccedil;in yorgundum, derslere &ouml;nem veremedim. Beynimde olanları bile yani bildiklerimi kağıda d&ouml;kememe sorunu yaşadım. Ama bu sene okula t&uuml;m g&uuml;c&uuml;m&uuml; vereceğim. &Uuml;niversite i&ccedil;in para da biriktirdim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">- &Ccedil;ocuğum, amacın &uuml;niversite ise olduğun okul en doğru yer. Sağlık lisesi &ccedil;alışanları artık tam yetkili mezun olamıyor, yardımcı olarak &ccedil;alışabiliyorlar. Sağlık alanında &uuml;niversiteden meslek sahibi olabilirsin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Aslında ben okulda arkadaşlarımla, kimi &ouml;ğretmenlerle &ccedil;ok ters d&uuml;şt&uuml;m, sağlık olmasa da okul değiştireceğim.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">- İmam Hatip Lisesi davranışları ile daha problemsiz &ouml;ğrencilerin olduğu yer. Oraya git. Senin puanın ka&ccedil;?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Olduk&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;k bir puan s&ouml;yleyince , din ile ilgili daha fazla ders onu zorlayacağını belirtip &ouml;nerisinden vazge&ccedil;iyor Zerrin.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Aslında gayet iyi ezber yaparım. Zorlanmam. Ama ben bu il&ccedil;e dışına gitmek istiyorum.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Evladım, nereye gidersen git kendini de birlikte g&ouml;t&uuml;receksin. Kendinden ka&ccedil;amazsın. Sen bakış a&ccedil;ını değiştir. Her yerde her t&uuml;rl&uuml; insan var. Burada da vardır. Dedikoducusu, entrikacısı, şirreti, kıskancı&hellip; Sen bu t&uuml;r insanlarla nasıl başa &ccedil;ıkacağını &ccedil;&ouml;z. Mek&acirc;n değiştirmek senin hayatında hi&ccedil;bir şeyi değiştirmez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Kadın:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">- Biz de bug&uuml;n mekan değiştirip arkadaş&ccedil;a sohbetle efk&acirc;r dağıtalım dedik, bak başımıza gelenlere. Eve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;z risk altında. Burada da g&uuml;n&uuml;n &ldquo; en aptalları&rdquo; olarak meşhur olduk. Eminim &ccedil;alışanlar bu havada, bu manyak kadınlar belasını mı arıyor, buraya gelmişler diyorlardır. Bizim daha &ouml;nceki buluşmamızda da sis basmıştı, karşıda kaldık hatırlıyor musun? Sen olmasan ben korkun&ccedil; paniklerdim. Bizim bir araya gelmemiz doğa &uuml;st&uuml; olaylara yol a&ccedil;ıyor diyeceğim nerdeyse&hellip;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">Az sonra Mevl&uuml;t yanlarına gelmişti. Kahvaltının hazır olduğunu s&ouml;yledi. İki kadın bomboş restoranta y&ouml;neldiler. Dilek ile ne zaman isterse arayabileceğini belirterek vedalaşıp teşekk&uuml;r ettiler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">-Bug&uuml;n buraya her şeye rağmen gelmemizin sebebi bu kızcağız mı acaba dedi, kadın. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR" style="font-size: 12.0pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Biz arayışta iken bulunmamız istenen yere &ccedil;ekilmiş olmayalım.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇOK KISA BİR ANDI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cok-kisa-bir-andi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cok-kisa-bir-andi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fb393b05f90.jpg" length="63582" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 16 Aug 2022 09:29:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>zaman insan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{" style="font-size: medium; font-family: verdana;" :="">&Ccedil;ok kısa bir andı. Etra</span><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{" style="font-size: medium; font-family: verdana;" :="">fımda d&ouml;n&uuml;p g&ouml;z&uuml;m&uuml;n beni yanıltmadığını sandığım bir &ccedil;izgi, insanların boyunlarını sımsıkı sarmış bir tel &ouml;rg&uuml;, kan boyunlarından b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cutlarını boyamıştı. Kırmızının eşsiz tonu beni bir an i&ccedil;in durdurmuştu. Sessiz ve sinsi bir g&uuml;l&uuml;ş canlandı y&uuml;z&uuml;mde. Bunu sevmiştim , sonra elimle kendi boynumu yokladım , kara cılız sırıtan bir kelebek geldi elime, y&uuml;z&uuml;me yakınlaştırıp koklarken kocaman bir &ccedil;ığlıkla elimden u&ccedil;up gitti . G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde u&ccedil;ak boyutuna geldikten sonra g&ouml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;yle kayboldu. Ellerimi sesin kavurduğu kulaklarıma koyup olduğum yere sindim. Ayakkabılarım kan i&ccedil;inde kalmıştı. Sert bir koku havayı rehin almış&nbsp; i&ccedil;indeki insanları ve beni boğmaya &ccedil;alışıyordu. Ayağa kalkıp birka&ccedil; adım attıktan sonra , şapkalı g&uuml;neş g&ouml;zl&uuml;kl&uuml; birini durdurup saati sordum. G&uuml;neş tepedeydi evet ama bir belirsizlik vardı bu kentte... Adam durup bana doğru d&ouml;nd&uuml; soluk benizli gen&ccedil; biriydi. G&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ıkarttı fakat g&ouml;z kapakları kapalıydı. Anlamayıp yanına yaklaştım ve " G&ouml;zleriniz neden kapalı nasıl bu şekilde y&uuml;r&uuml;yorsunuz . " dedim. Bir tepki alamayınca "Beyefendi iyi misiniz ." diye sordum. Biraz bekledi ve kolundaki saate &ccedil;evirdi kafasını ,</span><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{" style="font-size: medium; font-family: verdana;" :=""> bu bekleyişler beni oldum olası geriyordu. Kafamı&nbsp; kafasına doğru eğip saati sordum. Aslında sormak yerine bileğini tutup bakabilirdim ama bu d&uuml;ş&uuml;nce beni rahatsız etti. Fazla &uuml;zerinde durmadım tam saate bakacakken adam g&ouml;zlerini a&ccedil;ıp &uuml;zerime doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı. G&ouml;zlerinden kan pıhtıları d&ouml;k&uuml;l&uuml;yordu ayaklarımın altında zaten kaldırım boylu boyunca kırmızıydı. Korkarak gerilemeye başladım " Durun beyefendi beni g&ouml;rebiliyor musunuz ? L&uuml;tfen &uuml;zerime gelmeyin ." dedim. İki kolunu bedenimin etrafına sarıp sıkmaya başladı g&ouml;zlerinden akan kan damlacıkları ağzıma doluşuyordu. O damlaların kahkahalarını ağzımın i&ccedil;inde hissediyordum . &Ccedil;ığlık, &ccedil;ığlık &ccedil;ığlıklar saldırmaya başladı v&uuml;cuduma. Tek kelime edemeden adama doğru bir hamle yapmaya kalktım bileğini tutup &uuml;st&uuml;mden atmaya &ccedil;alışırken saatin 13:30 olduğunu fark ettim . Hamlem ters tepti ve adam beni itti ve ben kan g&ouml;l&uuml;n&uuml;n tam ortasında g&ouml;m&uuml;l&uuml; kaldım. &Ccedil;ırpınmaya &ccedil;alışıyordum yukarıda insanlar ve i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m g&ouml;l &ccedil;ırpınışlarımı engelledi kan damlacıkları o an bir zincir olup b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cudumu sardı. Kan damlacıklarının kahkahası yavaş yavaş kulağımı terk ederken kan ağzımdan i&ccedil;eri boğazıma mideme b&uuml;t&uuml;n organlarıma yerleşke kuruyordu . Sonra bir askere d&ouml;n&uuml;ş&uuml;p ellerinde t&uuml;feklerle zihnimi ele ge&ccedil;irmeye başladılar. Ben &ouml;ylece hareketsiz g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; izledim, bu sırada sokağı esir alan kan g&ouml;l&uuml; mideme doluştu sevin&ccedil;le. Ve semti boyayan bu korkun&ccedil; kan s&uuml;r&uuml;s&uuml; yok oldu . Etrafı kızıllığa boyayan g&ouml;zbebeklerim bir el tarafından kapatıldı yerini karanlığa teslim etti kanın yıkıcı rengi. Tam her şey bitti derken bir ses duydum. "Hanımefendi , pardon saati sormuştunuz saat 13:30, daldınız. dedi. "Pardon, hava &ccedil;ok sıcakta ne yaptığımın farkında değilim ." dedim. Adam g&uuml;neş g&uuml;neş g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; takıp yanımdan uzaklaştı. Kafamı kaldırıp sokağa ş&ouml;yle bir baktım ne kan ne g&ouml;l ne de boğazında tel &ouml;rg&uuml; olan insanlar . Hi&ccedil;bir şey yoktu gayet normal bir akış vardı. Bir soluk aldım ve kolumdaki saati d&uuml;zelttim . O sırada saat 13:33't&uuml;&nbsp; zaman bayağı hızlıydı. Adımlarımı da ona uydurup ben de hızlı hızlı sokağın &ccedil;ıkışına doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadrajdaki Dünyalar | 6. Kare: Kalbin Aynası</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kd-6kare-kalbin-aynasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kd-6kare-kalbin-aynasi</guid>
<description><![CDATA[ Kadrajdaki Dünyalar&#039;ın 6. Bölümü | Çocukluğundan beri fotoğrafçılıkla uğraşan ve bu alanda lisans eğitimi alan Göksel&#039;in çektiği fotoğrafları paylaştığı &quot;kadrajdakidunyalar&quot; isimli bir sosyal medya hesabı vardır. Genç fotoğrafçı bir gün fotoğraf çekimi için gittiği Kadıköy&#039;de eve dönmeden önce bir kafeye oturur, bu kafede sahne alan gencin fotoğraflarını çeker ve sonrasında bir tanesini hesabında paylaşmaya karar verir. Fotoğrafı paylaştığı günün akşamında mesaj kutusuna düşen bir mesaj her şeyi değiştirmek üzeredir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f156abb8eab.jpg" length="26709" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 09 Aug 2022 16:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, düzyazı, roman, kurgu, kadrajdaki dünyalar, fotoğraf, video, müzik, fotoğrafçı, müzisyen, aşk, arkadaşlık, genç, gençlik, İstanbul, üniversite</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">G&ouml;zler kalbin aynasıdır, derler. G&ouml;zlerin insanın i&ccedil;inden, kalbinden, ruhundan ne ge&ccedil;iyorsa onu d&uuml;r&uuml;st&ccedil;e yansıttığına; yalan s&ouml;ylemediğine inanılır. G&ouml;zler ruhun en &ccedil;ıplak h&acirc;lidir, orada maskeler yoktur ve t&uuml;m duygular olduğu gibidir.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;zleri ilk kez birleşen bu iki gencin bakışları da ruh h&acirc;llerini birebir yansıtıyordu. Şaşkınlık ikisinin g&ouml;zlerinde de ev sahibiydi; G&ouml;khan neler olduğunu anlamaya &ccedil;alışırken ortaya &ccedil;ıkan şaşkınlık ifadesiyle gen&ccedil; kadına bakıyordu, G&ouml;ksel de t&uuml;m akşam bir k&ouml;şede sessizce oturduktan sonra &ccedil;ıkışta onunla karşı karşıya gelmenin yarattığı şaşkınlık ifadesiyle gen&ccedil; adama bakıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;k,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; G&ouml;khan. &ldquo;Fotoğraf&ccedil;ı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; adamın kaşları &ccedil;atılırken bakışlarındaki şaşkınlık yok oldu ve yerini sorgulayıcı bir ifade aldı. Karşısındaki sarışın kadın kendi yaşlarında olan son derece gen&ccedil; biriydi. O hesabın sahibi hakkında kafasında farklı tiplemeler yaratmış olsa da hi&ccedil;birinde şu an karşısında olan gencecik, sarışın, mavi g&ouml;zl&uuml; ve g&uuml;zel bir kadını d&uuml;ş&uuml;nmemişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Her biri bir saat gibi hissettiren birka&ccedil; saniyenin ardından bakışlarını ka&ccedil;ıran kişi G&ouml;ksel oldu. Gen&ccedil; kadının yapmak istediği şey arkasını d&ouml;n&uuml;p bir an &ouml;nce buradan uzaklaşmaktı. Yapmaması i&ccedil;in hi&ccedil;bir neden yoktu ama gitmek istediğinde sanki ayakları olduğu yere &ccedil;akılmış gibi hissetti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi akşamlar,&rdquo; dedi G&ouml;khan. Onun gitmek istediğini v&uuml;cut dilinden anlayan gen&ccedil; adamın onu durdurmak i&ccedil;in aklına gelen ilk şey bu oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bakışlarını yeniden ona &ccedil;evirdiğinde dikkatle y&uuml;z&uuml;ne bakan kahverengi g&ouml;zlerle karşılaştı. &Ccedil;ok koyu renkli olmayan sık ama kısa kirpiklerle &ccedil;evrili bu a&ccedil;ık kahverengi g&ouml;zler arkadaş canlısı bakıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi akşamlar,&rdquo; diye karşılık verdi G&ouml;ksel. Onu konuşmaya iten şeylerin ne olduğunu anlamıştı ve onun y&uuml;z&uuml;ndeki bu merak gen&ccedil; kadını konuşmaya devam ettirdi: &ldquo;Performansınız &ccedil;ok g&uuml;zeldi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Beğenmenize sevindim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu konuşma ikisi i&ccedil;in de son derece tanıdıktı. Aynı c&uuml;mleleri bundan birka&ccedil; hafta &ouml;nce de s&ouml;ylemişlerdi. İlk seferde aralarında kilometreler vardı ve konuşmayı sosyal medya &uuml;zerinden ger&ccedil;ekleştirmişlerdi; şimdiyse karşı karşıya duruyorlardı ve G&ouml;ksel anonim kimliğinden &ccedil;ok uzaktaydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kafeye ilk kez geldiniz sanırım,&rdquo; dedi G&ouml;khan temkinle. &ldquo;Uzun zamandır burada sahne aldığım i&ccedil;in d&uuml;zenli m&uuml;şterileri tanırım, sizi ise ilk kez g&ouml;r&uuml;yorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel onun amacının ne olduğunu hemen anladı: Gen&ccedil; adam kendisinin ağzını arıyordu. Gen&ccedil; kadının dikkatini &ccedil;eken asıl şeyse gen&ccedil; adamın &ldquo;G&ouml;k&rdquo; ve fotoğraf&ccedil;ı ayrıntılarını hatırlaması ve karşısındaki kadının @kadrajdakidunyalar hesabının sahibi fotoğraf&ccedil;ı olup olmadığını anlamak i&ccedil;in girişimde bulunması oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aslında ikinci gelişim,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;ksel. Devam etmeden &ouml;nce derin bir nefes aldı. &ldquo;Ge&ccedil;tiğimiz ay da gelmiştim. Sizin fotoğrafınızı &ccedil;ekip hesabında paylaşan fotoğraf&ccedil;ıyım. Hatırlıyorsunuzdur belki, konuşmuştuk.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadın gerilse de bunu belli etmeme konusunda son derece başarılı davrandı. G&ouml;khan&rsquo;sa duyduğu bu c&uuml;mle karşısında kaşlarını kaldırıp g&ouml;zlerini de biraz a&ccedil;tı. Karşısındaki kadın ger&ccedil;ekten de o fotoğraf&ccedil;ıydı, @kadrajdakidunyalar isimli sosyal medya hesabının sahibiydi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gizemli fotoğraf&ccedil;ı şu an kanlı canlı karşısında duruyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hatırlıyorum elbette,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Ger&ccedil;ekten muhteşem bir fotoğraftı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; diyen G&ouml;ksel konuşmanın başından beri ilk kez g&uuml;l&uuml;msedi. Buna karşılık olarak G&ouml;khan da g&uuml;l&uuml;msedi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;r&uuml;n&uuml;şe g&ouml;re yolunuz bu taraflara tekrardan d&uuml;şm&uuml;ş,&rdquo; dedi G&ouml;khan birka&ccedil; saniye sonra. &ldquo;Yanlış hatırlamıyorsam Kadık&ouml;y&rsquo;e &ccedil;ok sık gelmediğinizi s&ouml;ylemiştiniz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, aynen b&ouml;yle s&ouml;ylemiştim,&rdquo; diye onayladı G&ouml;ksel. Onun ayrıntıları hatırlamasına şaşırdı. &ldquo;Arkadaşlarımla cumartesi gecesini bu taraflarda ge&ccedil;irmek istedik. Biliyorsunuz ki Kadık&ouml;y bunun i&ccedil;in &ccedil;ok uygun bir yer.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kesinlikle &ouml;yle. Umarım sizin i&ccedil;in keyifli bir akşam olmuştur.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Fazlasıyla keyifliydi. Ge&ccedil;en sefer kafenin ambiyansını ve m&uuml;şterilerini beğenmiştim, bug&uuml;n i&ccedil;in de arkadaşlarımla burada karar kıldık. Kadık&ouml;y&rsquo;de fazlasıyla mek&acirc;n olsa da d&uuml;zg&uuml;n bir yer bulmak son derece zor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısınız. Şehir kalabalık olunca binbir &ccedil;eşit insan oluyor, h&acirc;liyle insan da huzurla oturup keyifli vakit ge&ccedil;ireceği yerler arıyor. <i>Par&ccedil;a</i> bu konuda &ccedil;ok iyidir; alkol olmadığı i&ccedil;in sarhoş derdi yok, m&uuml;şterilerin &ccedil;oğu da &uuml;niversite &ouml;ğrencileri ve temiz gen&ccedil;ler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, g&uuml;zel bir yer ger&ccedil;ekten.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Birka&ccedil; metre &ouml;teden onların sohbetini dinleyen Ahsen kulaklarına inanamıyordu. G&ouml;ksel&rsquo;le G&ouml;khan konuşmuştu ve G&ouml;khan&rsquo;ın o meşhur fotoğraftan haberi vardı. Sorun şuydu ki Ahsen&rsquo;in bundan haberi yoktu, G&ouml;ksel ona bunu anlatmamıştı. B&ouml;yle bir şeyi ondan gizlediği i&ccedil;in Ahsen&rsquo;in gazabı onu bekliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu arada,&rdquo; dedi G&ouml;khan yine son derece temkinli bir şekilde. &ldquo;Adınız G&ouml;k m&uuml;?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel,&rdquo; diyen gen&ccedil; kadın g&uuml;l&uuml;mser gibi oldu. &ldquo;Arkadaşlarım genelde kısaca G&ouml;k der, lakabım sayılır.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bu tanıdık c&uuml;mle karşısında G&ouml;khan&rsquo;ın y&uuml;z&uuml;nde bir g&uuml;l&uuml;ş oluştu. Gen&ccedil; adamın orta b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki beyaz dişleri y&uuml;z&uuml;n&uuml; inci gibi s&uuml;slerken g&ouml;zleri de biraz kısıldı ve &ccedil;evresi kırıştı. &Ccedil;ocuksu g&uuml;l&uuml;ş&uuml; şirindi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de G&ouml;khan,&rdquo; derken g&uuml;l&uuml;msemeye devam etti ama hemen devamında ciddileşti: &ldquo;Adının kısaltması ve lakabı G&ouml;k olan bir başka kimse. Tanıştığıma memnun oldum, G&ouml;ksel.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; adam ona elini uzattığında G&ouml;ksel kendisine uzatılan ele baktı. Oval şeklinde d&uuml;zg&uuml;nce kesilmiş pembe tırnaklarla uzun ince parmaklara sahip bu kılsız beyaz el son derece temiz, bakımlı ve zarif g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Parmaklarına taktığı y&uuml;z&uuml;kler de ona şıklık katmıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de tanıştığıma memnun oldum,&rdquo; deyip onun elini tuttu ve onunla tokalaştı gen&ccedil; kadın. &ldquo;G&ouml;khan.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel hızlı bir tokalaşma yapmayı d&uuml;ş&uuml;nse de G&ouml;khan onun elini uzun parmaklarıyla kavradığında aceleci davranmadı. G&ouml;khan&rsquo;ın eline g&ouml;re daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k olan eli onun sıcak elinin arasında birka&ccedil; saniye durduktan sonra gen&ccedil; kadın elini kendine doğru &ccedil;ekti, G&ouml;khan da parmaklarını a&ccedil;ıp onu serbest bıraktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu kadar gen&ccedil; olmanızı beklemiyordum,&rdquo; dedi G&ouml;khan d&uuml;r&uuml;st&ccedil;e. &ldquo;Fotoğraflarınız son derece profesyonel olduğu i&ccedil;in daha b&uuml;y&uuml;k olduğunuzu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel bunu duymaktan memnun olduğunu belli eden bir sesle. &ldquo;Fotoğraf&ccedil;ılık alanında eğitim almanın &ccedil;ok şey kattığını s&ouml;yleyebilirim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;ğrenci misiniz?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, Yıldız Teknik &Uuml;niversitesinde Fotoğraf ve Video b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde son sınıf &ouml;ğrencisiyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Video alanında da eğitim alıyorsunuz demek? B&ouml;l&uuml;m&uuml;n adını ilk kez duydum ama kulağa fazlasıyla havalı geliyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sadece iki &uuml;niversitede olduğu i&ccedil;in ilk kez duymanız normal. Fotoğraf&ccedil;ılık ve video alanında eğitim veren &uuml;niversite sayısı olduk&ccedil;a az.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Genel olarak sanat alanında eğitim veren &uuml;niversite sayısı ve kontenjanları az,&rdquo; dedi G&ouml;khan, bu durumun canını sıktığını belli eden bir ifadeyle. &ldquo;İnsanımız sanatı hor g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, &ccedil;ocukları da bu alanda eğitim almasın istediği i&ccedil;in maalesef bu alanlara talep &ccedil;ok az oluyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok haklısınız. Yeni nesille beraber bu durumun d&uuml;zeleceğini umuyorum. Gen&ccedil;ler arasında sanata ilgi duyan fazlasıyla kişi var ve bir şekilde ailelerine bunu kabul ettirenlerin sayısı da zamanla artacaktır diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, b&ouml;yle olmasını da diliyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan&rsquo;ın y&uuml;z&uuml;nden h&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir ifade ge&ccedil;ti. &Ccedil;ok hızlı beliren ve aynı hızla kaybolan bir ifadeydi ama G&ouml;ksel bunu fark etti ve bu g&ouml;zlerini kısmasına neden oldu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de b&ouml;yle umuyorum,&rdquo; diyen gen&ccedil; adam i&ccedil;tenlikle g&uuml;l&uuml;msedi. G&ouml;ksel az &ouml;nceki ifadeyi kendisinin uydurmuş olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Ben de konservatuvar &ouml;ğrencisiyim bu arada, İstanbul &Uuml;niversitesinde okuyorum ve sizin gibi son seneme ge&ccedil;miş bulunmaktayım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eğitimli olduğunuz belli oluyor,&rdquo; dedi G&ouml;ksel bu bilgiyi zaten bildiğini hi&ccedil; &ccedil;aktırmadan. &ldquo;Gitar dalında mı eğitim alıyorsunuz?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet ve teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili arasındaki sohbetin derinleştiğini fark eden Ahsen kenarda durmak yerine konuşmaya dahil olmaya karar verdi ve onlara yaklaştı. İkisinin bakışları da ona d&ouml;nd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Merhaba,&rdquo; dedi Ahsen G&ouml;khan&rsquo;a bakarak. &ldquo;Performansın &ccedil;ok g&uuml;zeldi, &ouml;zellikle son par&ccedil;a efsaneydi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Merhaba,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederim. Keyif aldıysan amacıma ulaştım demektir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kesinlikle aldım. G&ouml;k&rsquo;&uuml;n &ouml;nerilerine her daim g&uuml;venirim, bu sefer de beni şaşırtmadı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen&rsquo;le beraber G&ouml;khan da G&ouml;ksel&rsquo;e bakınca gen&ccedil; kadın utandığını hissetti. Kendisine bakan bu iki &ccedil;ift kahverengi g&ouml;z karşısında utanga&ccedil;&ccedil;a g&uuml;l&uuml;msedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok incesin,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Seni de biraz beklettim, kusura bakma.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hi&ccedil; sorun değil,&rdquo; dedi Ahsen i&ccedil;tenlikle. Sorun onu bekletmesi değildi, sorun G&ouml;khan&rsquo;la konuştuğundan ona bahsetmemesiydi ve Ahsen bunun hesabını soracaktı. &ldquo;O meşhur fotoğraf &uuml;zerinde konuştuğunuza kulak misafiri oldum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Meşhur,&rdquo; diyen G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Beğeni sayısına bakacak olursak ger&ccedil;ekten de meşhur sayılır. Son baktığımda bin 600&rsquo;&uuml; ge&ccedil;mişti. İ&ccedil;inde olduğum bir fotoğrafın bu kadar b&uuml;y&uuml;k kitlelere ulaşacağı aklımın ucundan bile ge&ccedil;mezdi ama fotoğrafın bu kadar s&uuml;kse yapmasına &ccedil;ok sevindim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">En azından profilimde gezindiğini itiraf etti, diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; G&ouml;ksel. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel bir his olsa gerek,&rdquo; dedi Ahsen.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, &ouml;yle,&rdquo; deyip G&ouml;ksel&rsquo;e baktı G&ouml;khan. &ldquo;Bir fotoğraf&ccedil;ı i&ccedil;in de fotoğrafının bu kadar kişiye ulaşıp beğenilmesi eşsiz bir his olmalı.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Haklısın,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. Teklifsiz konuştuğunu fark etse de G&ouml;khan&rsquo;ın Ahsen&rsquo;le senli benli konuşmasından yola &ccedil;ıkarak sorun olmayacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p devam etti: &ldquo;Hem diğerlerinden hem de fotoğrafını &ccedil;ektiğin kişiden olumlu geri d&ouml;n&uuml;şler almak eşsiz bir his. Severek yaptığın bir işin diğerlerinden de takdir g&ouml;rmesi &ccedil;ok değerli.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;khan ona anlayışla baktı. Gen&ccedil; kadının bahsettiği durumu &ccedil;ok iyi biliyordu. Bu hayatta severek yapılacak şeyler kolay bulunmuyordu, onu bulup hayatının bir par&ccedil;ası h&acirc;line getirmekse &ccedil;ok daha zordu ama insan bunu başarabildiğinde ve bu konuda &ccedil;evresinden de olumlu geri d&ouml;n&uuml;şler aldığında, motive edici şeyler duyduğunda k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk gibi seviniyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok kıymetli,&rdquo; diye ona katıldı G&ouml;khan. &ldquo;Seni &ccedil;ok iyi anlıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili birbirine g&uuml;l&uuml;mserken Ahsen dudaklarını aşağı kıvırıp onlara baktı. İkisinin y&uuml;z&uuml;nde de aynı hisleri paylaşan iki insanın sahip olduğu anlayış ifadesi vardı. İnsanları birbirine yaklaştıran şey de bu anlayış duygusuydu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu arada ben G&ouml;khan,&rdquo; diyen gen&ccedil; adam Ahsen&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Az &ouml;nce <i>G&ouml;k</i> diye seslendiğinde &uuml;st&uuml;me alınıp sana bakma sebebim benim arkadaşlarımın da bana <i>G&ouml;k</i> diye seslenmesi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hadi ya,&rdquo; dedi Ahsen kaşlarını kaldırarak. &ldquo;Tesad&uuml;fe bak. Ben de Ahsen; tanıştığıma memnun oldum, G&ouml;khan.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de &ouml;yle, Ahsen.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Tokalaştılar.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Burada d&uuml;zenli mi &ccedil;ıkıyorsun?&rdquo; diye sordu Ahsen.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet,&rdquo; diye onayladı gen&ccedil; adam. &ldquo;&Ccedil;ok &ouml;nemli bir işim olmadık&ccedil;a her cumartesi akşamı buradayım. Sahne almaya bayılıyorum, bana kalsa her akşam gelirim ama asıl işim ve okulum buna ne yazık ki zaman bırakmıyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Asıl işin mi?&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Başka bir yerde mi &ccedil;alışıyorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, bir m&uuml;zik mağazasında satış danışmanlığı yapıyorum. Okul varken yarı zamanlı, yaz tatilinde de tam zamanlı &ccedil;alışıyorum. Haftada bir g&uuml;n de buradayım işte.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Konservatuvar okuyordun değil mi?&rdquo; diyen kişi Ahsen oldu. G&ouml;khan başını salladı. &ldquo;Hem konservatuvar hem m&uuml;zik mağazası hem de canlı m&uuml;zik&hellip; Y&uuml;r&uuml;yen bir m&uuml;ziğe d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şs&uuml;n adeta.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O h&acirc;lde d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m şeyden ziyadesiyle memnun olduğumu s&ouml;ylemem gerekir,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;lerek. &ldquo;Sen ne yapıyorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;ğrenciyim ben de.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne okuyorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Boğazi&ccedil;i &Uuml;niversitesinde İngiliz Dili ve Edebiyatı &ouml;ğrencisiyim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne g&uuml;zel. Memnun musun b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Son derece. B&uuml;y&uuml;k bir edebiyatsever olarak aşkla okuyorum. Olduk&ccedil;a zor bir b&ouml;l&uuml;m, ilk senemde puanlarım &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k gelince yapamayacağımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p bırakmak bile istemiştim ama yaz tatilinde g&uuml;zelce kafamı dinleyip ikinci seneye zinde bir kafayla ve d&uuml;zenli bir &ccedil;alışma programıyla başlayınca puanlarım bir anda y&uuml;kseldi. Artık son sınıfım, &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki seneyi de sağ salim atlatıp yazın mezun olmak istiyorum. Ayak&uuml;st&uuml; t&uuml;m eğitim hayatımı anlattım, kafa şişirdiysem affola.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kesinlikle şişirmedin. Edebiyat okumanın zor olduğunu başka kişilerden de duymuştum, onlar da dediklerine benzer şeyler s&ouml;ylemişlerdi. &Uuml;niversite genel olarak zor, sevmediğin bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; okumak da bu d&ouml;nemi işkenceye &ccedil;eviriyor ama senin de dediğin gibi severek okuyunca insan t&uuml;m zorluğuna katlanıyor hatta zorluğunu bile seviyor. Konservatuvar okumak da zor ama zorluğuna bile &acirc;şığım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Seni &ccedil;ok iyi anlıyorum.&rdquo; Ahsen, G&ouml;ksel&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Bu konuda sen de bizimle aynı fikirdesin, değil mi G&ouml;k?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;yleyim,&rdquo; diye onayladı G&ouml;ksel. &ldquo;Okuduğun b&ouml;l&uuml;m&uuml; severek okumak &ccedil;ok g&uuml;zel bir şey, herkese nasip olmasa da bu şansa sahip insanlar olarak kıymetini de biliyoruz diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kesinlikle.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bilmemiz de gerekir,&rdquo; dedi G&ouml;khan G&ouml;ksel&rsquo;in g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakarak. Gen&ccedil; kadının g&ouml;k mavisi rengindeki g&ouml;zleri inanılmaz g&uuml;zeldi. Gen&ccedil; adam bu g&ouml;zlerin onun ismine ilham olup olmadığını merak etti. &ldquo;&Uuml;lke şartlarında ve mevcut eğitim sisteminde &ouml;ğrenciler r&uuml;zg&acirc;rda u&ccedil;an bir yaprak gibi oradan oraya savruluyor, yolunu bulmak isterken tamamen kayboluyor. Neyse, bunlar derin konular ve ayak&uuml;st&uuml; konuşulacak meseleler değiller.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İki konuda da haklısın,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. Bir anlığına Ahsen&rsquo;e baktı. İkili g&ouml;zleriyle anlaşıp gitme konusunda hemfikir oldu. &ldquo;O zaman biz yavaştan gidelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tanıştığıma &ccedil;ok memnun oldum,&rdquo; dedi G&ouml;khan. Konuşmanın devam etmesini i&ccedil;ten i&ccedil;e diliyordu ama ortama ayak uyduracaktı. &ldquo;Fotoğraf i&ccedil;in hazır y&uuml;z y&uuml;zeyken bir kez daha teşekk&uuml;r edeyim. Fotoğrafı b&uuml;t&uuml;n arkadaşlarım da &ccedil;ok beğendi hatta şu an hesabımdaki g&ouml;nderiler arasında en fazla beğeniye sahip olan fotoğraf.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Asıl ben teşekk&uuml;r ederim ve bunu duyduğuma &ccedil;ok sevindim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel bunu da zaten biliyordu ama hi&ccedil; &ccedil;aktırmadı. Fotoğrafın altına gelen yorumların hepsini tek tek okumuştu, &ouml;vg&uuml; dolu o yorumlar gen&ccedil; fotoğraf&ccedil;ıyı &ccedil;ok sevindirmişti ve motive etmişti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de tanıştığıma memnun oldum,&rdquo; dedi G&ouml;ksel bir s&uuml;re sonra. &ldquo;Sana iyi akşamlar dilerim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili tokalaştıktan sonra G&ouml;khan Ahsen&rsquo;le de tokalaştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kendine iyi bak,&rdquo; dedi Ahsen.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Siz de kendinize iyi bakın,&rdquo; diye karşılık verdi G&ouml;khan. &ldquo;İyi akşamlar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; adam onlara g&uuml;l&uuml;msediğinde kızlar da ona g&uuml;l&uuml;msedi, ardından sokağın başına doğru y&uuml;r&uuml;meye başladılar. G&ouml;ksel&rsquo;le Ahsen G&ouml;ksel&rsquo;in ailesinin arabasına ilerlerken G&ouml;khan onlara bakıyordu. G&ouml;ksel&rsquo;in Hyundai marka beyaz arabanın şof&ouml;r koltuğuna, arkadaşının da yolcu koltuğuna oturmasını seyretti. Arabanın &ouml;n tarafı bulunduğu tarafa baktığı i&ccedil;in ikiliyi &ccedil;ok rahat g&ouml;r&uuml;yordu. G&ouml;ksel &ccedil;antasını arka koltuğa bırakırken, emniyet kemerini takarken, anahtarı takıp aracı &ccedil;alıştırırken ve ellerini direksiyona g&ouml;t&uuml;r&uuml;p arabayı hareket ettirirken bakışlarını gen&ccedil; kadından ayırmadı. Gaza basıp yola koyulan G&ouml;ksel kafenin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erken G&ouml;khan&rsquo;a baktı ve gen&ccedil; adamla g&ouml;z g&ouml;ze geldi. Kafenin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;tiği iki saniye boyunca g&ouml;zlerini kendisine bakan kahverengi g&ouml;zlerden ayırmadı, o kahverengi g&ouml;zler de kendisinin mavi g&ouml;zlerinden ayrılmaya niyetli değildi. Birbirlerinin g&ouml;r&uuml;ş a&ccedil;ısından &ccedil;ıkana kadar kenetli kalan g&ouml;zler bu geceye nokta koyan şeylerdi, aynı zamanda bir sonraki c&uuml;mleyi başlatacak olan hamle de onlardı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&Ouml;n&uuml;ne d&ouml;nen G&ouml;ksel&rsquo;in bakışları bir anlığına dikiz aynasına gittiğinde h&acirc;l&acirc; aynı yerde duran G&ouml;khan&rsquo;ın arkalarından baktığını g&ouml;rd&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Demek onunla konuştun ama bana anlatmadın!&rdquo; diyen Ahsen&rsquo;in sesiyle ona d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; sırada arkadaşı onun kolunu &ccedil;imdikleyince acıyla inledi. &ldquo;Bir de, &lsquo;Acaba fotoğraftan haberi olsaydı ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;?&rsquo; dediğim zaman utanmadan fikirler y&uuml;r&uuml;tt&uuml;n, sanki &ccedil;ocukla konuşmamış gibi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Canımı yaktın,&rdquo; diyen G&ouml;ksel eliyle onun &ccedil;imdiklediği yeri okşadı. &ldquo;Araba kullanıyorum yahu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Başlatma şimdi arabana da d&ouml;k&uuml;l. Ne zaman ve nasıl konuştunuz?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Fotoğrafı paylaştığım g&uuml;n&uuml;n akşamında konuştuk. Benden fotoğrafı kendi hesabında da paylaşmak i&ccedil;in izin istemişti, ben de paylaşabileceğini s&ouml;yledim. Olay bundan ibaret, abartılacak bir yanı olmadığı i&ccedil;in anlatmadım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ocuğa Kadık&ouml;y&rsquo;e sık gelmediğini bile s&ouml;ylemişsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bana kafeye d&uuml;zenli mi geldiğimi yoksa yolumun ilk kez mi d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sorduğunda yolumun ilk kez d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, Kadık&ouml;y&rsquo;e &ccedil;ok sık gitmediğimi s&ouml;yledim. Laf arasında olan bir şeydi, hatırlaması onun bileceği iş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Orası &ouml;yle ama yine de bana anlatman gerekirdi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ouml;ğrendin işte,&rdquo; diye ge&ccedil;iştirdi G&ouml;ksel. &ldquo;Y&uuml;z y&uuml;ze de tanışmış olduk. Hem sen niye <i>G&ouml;k</i> diye bağırdın ki? Bilerek yaptın değil mi?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, bilerek yaptım. Belki &ccedil;ocuğun dikkatini &ccedil;ekersin, sohbet edersiniz ve ona fotoğraftan bahsedersin diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Tabii &ccedil;ocuğun fotoğraftan &ccedil;oktan haberi olduğundan, kendi hesabında bile paylaştığından ve adının G&ouml;khan olduğundan haberim yoktu. G&ouml;k, diye bağırdığımda bana doğru &ouml;yle bir d&ouml;nd&uuml; ki sanki ona seslenmişim gibiydi. O an şaşırmıştım ama şimdi nedenini anlıyorum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek başını iki yana salladı. Ara sokaktan caddeye &ccedil;ıkarken sessiz kaldı, aracı caddedeki ara&ccedil;ların arasına sokup yolda ilerlemeye başlayana kadar ge&ccedil;en birka&ccedil; saniyede de sessizliğini korudu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Benim o fotoğraf&ccedil;ı olduğumdan ş&uuml;phelendiği i&ccedil;in konuştu,&rdquo; diye cevap verdi. &ldquo;Elimde bir fotoğraf makinesi vardı, bana <i>G&ouml;k</i> diye seslenmiştin ve onun fotoğrafını &ccedil;ektiğim kafenin &ouml;n&uuml;ndeyim; h&acirc;liyle o fotoğraf&ccedil;ı olabileceğimi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ve &ouml;ğrenmek istedi. S&ouml;yleme taraftarı değildim fakat artık karşı karşıya gelince ve konuşunca s&ouml;ylemek en doğrusuydu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi birine benziyor,&rdquo; dedi Ahsen omuz silkerek. &ldquo;Ben sevdim. Kibar, g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; ve hoşsohbetti; &uuml;stelik konservatuvar &ouml;ğrencisi. &Ccedil;ekici bir havası olduğunu da kabul etmek gerekir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen, G&ouml;ksel&rsquo;e anlamlı bir bakış attı. İkisinin arasındaki enerjiyi ve &ccedil;ekimi hissetmişti.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de negatif bir enerji almadım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel arkadaşına bakarak. &ldquo;Dediğin gibi iyi birine benziyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sayesinde &ccedil;ok keyifli bir akşam ge&ccedil;irdik. M&uuml;zisyenliği m&uuml;thiş, virt&uuml;&ouml;z denecek kadar iyi ve sadece yirmilerinin başında. Bundan on sene sonra nasıl bir noktaya gelecek acaba? Kim bilir, belki &ccedil;ok &uuml;nl&uuml; bir m&uuml;zisyen olur ve biz de kariyerine şahit oluruz. Kafeyi de &ccedil;ok beğendim, bir ara yine gidelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Benim i&ccedil;in de keyifli bir akşamdı ve gen&ccedil; hakkında s&ouml;ylediklerine de katılıyorum. Kafeye de gideriz elbette, ne zaman istersen bebeğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen ona &ouml;p&uuml;c&uuml;k attı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sinirin ge&ccedil;ti mi?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel. &ldquo;Sa&ccedil;ımı başımı yolmayacak mısın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen başını koltuğa yaslayıp kahkaha attığında G&ouml;ksel de g&uuml;ld&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yolmamı istiyorsan yolarım,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Ama bence son derece g&uuml;zel, keyifli ve eğlenceli bir akşamın sonunda sa&ccedil;larının yolunmasını istemezsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aslına bakarsan hi&ccedil;bir zaman bunu istemem.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili yine g&uuml;l&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde bu &ouml;nceki seferden daha sesli oldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu y&uuml;zden ayağını denk al kızım,&rdquo; dedi Ahsen. G&ouml;z kırptı. &ldquo;Goygoy bir kenara, gencin &ccedil;aldığı son şarkıyı araştıracaktım.&rdquo; &Ccedil;antasından telefonunu &ccedil;ıkardı. &ldquo;<i>Ben de m&uuml;zisyeni oynarım şimdi </i>diye bir c&uuml;mle ge&ccedil;iyordu değil mi par&ccedil;ada?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen arama motoruna bu c&uuml;mleyi yazıp <i>ara</i> tuşuna dokunduğunda aradığı şarkıyı buldu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yavuz &Ccedil;etin&rsquo;in bir şarkısıymış,&rdquo; dedi ekrandakilerini okurken. &ldquo;Adı da <i>Oyuncak D&uuml;nya</i> imiş.&rdquo; Ekranı aşağı kaydırdığında şarkının s&ouml;zlerinin yazdığını g&ouml;rd&uuml;, biraz altta da <i>hakkında</i> b&ouml;l&uuml;m&uuml; vardı. &ldquo;Yuh! 2001 yılında &ccedil;ıkmış. Şarkı neredeyse bizimle yaşıt.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yavuz &Ccedil;etin ismi tanıdık geliyor,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Kim olduğuna bakar mısın?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bakayım,&rdquo; diyen Ahsen bu sefer m&uuml;zisyeni aradı. Kısa bir s&uuml;re yazanlara g&ouml;z gezdirdi. &ldquo;1970 doğumluymuş, m&uuml;zisyen ve gitarist olduğu, iki tane de alb&uuml;m &ccedil;ıkardığı yazıyor. 2001 yılında intihar etmiş.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Arkadaşının s&ouml;ylediği son c&uuml;mle G&ouml;ksel&rsquo;in kafasında bir ampul yaktı. &ldquo;K&ouml;pr&uuml;den atlayarak mı intihar etmiş?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Adamla ilgili hatırladığın ayrıntı bu mu ger&ccedil;ekten? Dur ona da bakayım. Herkes neden &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; merak etmiş olacak ki <i>kullanıcılar bunları da sordu </i>kısmındaki en başta yazan soru bu.&rdquo; Ahsen orada yazanları da hızlıca okudu. &ldquo;Adamla ilgili hatırladığın ayrıntının bu olmasına mı yoksa doğru hatırladığına mı &uuml;z&uuml;lsem bilemedim şu an. Kendisine yoğun depresyon teşhisi koyulmuş, bir hafta hastanede tedavi g&ouml;rm&uuml;ş ve iyileştiği s&ouml;ylenerek taburcu edilmiş; 15 Ağustos 2001 g&uuml;n&uuml; de Boğazi&ccedil;i K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;nden atlayarak intihar etmiş. &Ccedil;ok gen&ccedil;miş, &uuml;z&uuml;ld&uuml;m. Biz de şu an tam olarak Boğazi&ccedil;i K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;ne gidiyoruz.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bir haftalık tedavi sonrası iyileştiği mi s&ouml;ylenmiş?&rdquo; dedi G&ouml;ksel kaşlarını kaldırarak. &ldquo;Yoğun depresyon bir haftada iyileşen bir hastalık mıymış yahu? Hi&ccedil;bir uzmanlığım yok ama kulağıma pek m&uuml;mk&uuml;n gelmedi a&ccedil;ık&ccedil;ası.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bana da pek oluru varmış gibi gelmedi ama uzmanlığım olmadığı i&ccedil;in yorum yapmayacağım. Sen bu ayrıntıyı nereden biliyorsun?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Birka&ccedil; yerde kendisiyle &ouml;vg&uuml;yle bahsedildiğini okumuştum, o arada intiharını da okumuş olmalıyım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ekranda yazanları okuyan Ahsen, &ldquo;Kendisinden gitarın virt&uuml;&ouml;zlerinden biri diye bahsetmişler,&rdquo; dedi. &ldquo;Blues s&ouml;yl&uuml;yormuş. Hi&ccedil; dinlemediğim i&ccedil;in tanımamam normal ama epey efsane birine benziyor, <i>Oyuncak D&uuml;nya</i>&rsquo;yı bir de kendisinden dinleyelim bakalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel radyodan <i>Oyuncak D&uuml;nya</i>&rsquo;yı a&ccedil;tı. Daha dakikalar &ouml;nce duydukları gitar girişini yeniden duydular. Şarkı başlar başlamaz insana h&uuml;zn&uuml; hissettiriyordu. Kısa bir girişten sonra Yavuz &Ccedil;etin&rsquo;in sesi duyuldu. &Ccedil;etin de şarkıyı duygu dolu bir sesle okuyor, dinleyiciye bir şeyler anlatıyordu. Tıpkı G&ouml;khan gibi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel arabayı anayola s&uuml;rerken ikili hi&ccedil; konuşmadan şarkıyı dinledi. Yoruldukları i&ccedil;in konuşmaya h&acirc;lleri pek kalmamıştı ama dinledikleri şarkının g&uuml;zelliği de onları sessizliğe iten &ouml;nemli bir etkendi. Şarkının s&ouml;zleri iki gen&ccedil; kadını da ge&ccedil;mişe, &ccedil;ocukluklarına g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şt&uuml; ve onlara eskiyi hatırlatıp onları d&uuml;ş&uuml;nmeye itmişti. Şarkıda bahsi ge&ccedil;en oyunbozanları tanıyorlardı; diğer &ccedil;ocukları &uuml;zen ve oyunun kurallarını bozan o mızık&ccedil;ılar her ortamda olurdu ve herkes hayatında bir kez de olsa onları tanırdı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Şarkının s&ouml;zl&uuml; kısmı bittiğinde ikisi de neyin geleceğini &ccedil;ok iyi biliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel şarkıymış ger&ccedil;ekten,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Dinleyeceğim şarkılar arasına eklendi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben de dinlerim,&rdquo; diye ona katıldı Ahsen. &ldquo;Sanırım hayatımda ilk kez Blues t&uuml;r&uuml;nde bir şarkı dinledim ve sevdim. Bu akşam her konuda verimli oldu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gitar solosu kısmını dinlerken yine sessiz kaldılar. Yavuz &Ccedil;etin bu &uuml;lkenin en iyi gitaristlerinden biriydi ve bu şarkıdaki gitar performansı da olağan&uuml;st&uuml;yd&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Kulaklarım,&rdquo; diyen Ahsen elleriyle kulaklarına dokundu. &ldquo;Kutsandılar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel kahkaha attı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu gitar &ccedil;almak değil; bu artık gitarın kendisi olmak, gitara d&ouml;n&uuml;şmek,&rdquo; diye devam etti Ahsen. &ldquo;Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok &uuml;st d&uuml;zey bir gitaristmiş ve bunca zamandır dinlemediğim i&ccedil;in &ccedil;ok eksik hissediyorum şu an. G&ouml;khan&rsquo;ın hakkını da yememek lazım, bu kadar zor bir par&ccedil;ayı kusursuz &ccedil;almak her babayiğidin harcı değildir; &ccedil;ocuk sahneyi yıkıp ge&ccedil;ti.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Adamdan virt&uuml;&ouml;z diye bahsetmelerinin bir sebebi olmalıydı,&rdquo; dedi G&ouml;ksel arkadaşına kısa bir bakış atıp. &ldquo;Ge&ccedil; olsun g&uuml;&ccedil; olmasın g&uuml;zelim. G&ouml;khan konusunda da haklısın, bu akşam saygımı kazandı. Tabii bu onun i&ccedil;in hi&ccedil;bir anlam ifade etmiyordur ama olsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Senin gibi bir m&uuml;zikseverin saygısını kazanmak gayet de anlam ifade edecek bir şey. M&uuml;zik konusunda ne kadar bilgili olduğunu &ccedil;ok iyi biliyorum, aynı zamanda ne kadar se&ccedil;ici olduğunu da. Bir şeyi beğendiysen o şey ger&ccedil;ekten g&uuml;zeldir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim g&uuml;zelim,&rdquo; deyip onun yanağından makas aldı G&ouml;ksel. &ldquo;Beni onurlandırdın.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ger&ccedil;ekleri s&ouml;yledim yalnızca.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili Fatih&rsquo;e olan yolculukları boyunca şarkılar dinledi, onlara eşlik etti ve arabanın i&ccedil;inde adeta mini bir konser verdi. Trafik her cumartesi akşamı olduğu gibi yoğundu, saatlerini de yolda ge&ccedil;irdiler ama en nihayetinde gece yarısında Fatih&rsquo;e ulaşmayı başardılar. Ahsen G&ouml;ksel&rsquo;e g&ouml;re biraz daha g&uuml;neyde oturuyordu, G&ouml;ksel avcunun i&ccedil;i gibi bildiği ara sokaklarda arabayı s&uuml;r&uuml;p Ahsen&rsquo;in oturduğu sokağa geldi. Hızını iyice yavaşlatan G&ouml;ksel, Ahsenlerin yaşadığı pembe boyalı apartmanın &ouml;n&uuml;nde aracı durdurdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;K&uuml;rk&ccedil;&uuml; d&uuml;kk&acirc;nına geri d&ouml;nd&uuml;m,&rdquo; diyen Ahsen başını uzatıp oturdukları apartmana baktı. &ldquo;Salonun lambası yanıyor, bu da demek oluyor ki bizimkiler uyumamış ve beni bekliyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Y&uuml;ksek ihtimalle benimkiler de uyumamıştır,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Onlar da haklı. &Uuml;lke o kadar tehlikeli bir yere d&ouml;n&uuml;şt&uuml; ki evdeki her birey eve sağ salim d&ouml;nmeden herkes diken &uuml;st&uuml;nde oluyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ah ah, hi&ccedil; a&ccedil;ma bu konuyu. &Ccedil;ok doluyum, konuşmaya başlarsam susmam. Bu akşam da başımıza bir şey gelmeden sağ salim eve d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z i&ccedil;in şanslıyız. Sen de d&ouml;n&uuml;ş yolunda &ccedil;ok dikkatli ol, eve varınca da haber et.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam bebeğim, ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkili vedalaştıktan sonra Ahsen arabadan indi. G&ouml;ksel camı a&ccedil;ıp onun apartmana ilerlemesini izledi. Kapının &ouml;n&uuml;nde duran Ahsen zile bastıktan sonra arkasını d&ouml;n&uuml;p G&ouml;ksel&rsquo;e baktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hadi git sen,&rdquo; dedi başıyla sokağı işaret ederek.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Eve girdiğini g&ouml;reyim de gideceğim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;İ&ccedil;im rahat etsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Senin i&ccedil;ini yerim sarı civciv.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Apartman kapısı otomatiğe basılarak a&ccedil;ıldı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aha a&ccedil;tılar,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Ben giriyorum, sen de dediğim gibi d&ouml;n&uuml;ş yolunda dikkatli ol ve eve varınca haber et.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Annenlere selamlarımı s&ouml;ylersin. &Ouml;p&uuml;yorum hepinizi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aleyk&uuml;mselam.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ahsen apartmana girdiğinde G&ouml;ksel de gaza basıp yeniden yola koyuldu. İleriden sola d&ouml;n&uuml;p yukarı doğru &ccedil;ıkmaya başladı. Saatler gece yarısını ge&ccedil;tiği i&ccedil;in ara sokaklarda in cin top oynuyordu. G&ouml;ksel akşam vakitleri araba s&uuml;rmeyi &ccedil;ok sevse de son birka&ccedil; aydır etrafta gezen tekinsiz tipler arttığı i&ccedil;in eskisi kadar kendini g&uuml;vende hissetmiyordu. Kapıları kilitlediğine emin olduktan sonra fonda &ccedil;alan şarkıyı değiştirdi. <i>Cigarettes After Sex</i> adlı &ccedil;ok sevdiği grubun <i>Opera House</i> adlı şarkıları &ccedil;almaya başladığında sesi y&uuml;kseltti. Bu par&ccedil;ayı &ccedil;ok seviyordu, araba s&uuml;rerken dinlemeye de bayılıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Hızını yavaş tutan G&ouml;ksel sokak lambalarının sarı ışıklarıyla aydınlanan sokaklardan ge&ccedil;erken &ccedil;alan şarkıyı dinleyip bug&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Fazlasıyla eğlendiği ve keyifli vakit ge&ccedil;irdiği bir g&uuml;n olmuştu. Gen&ccedil; kadın i&ccedil;in bir kez gelinen bu kısa hayatta g&uuml;zel anılar biriktirmek en &ouml;nemlisiydi. Hayatı kumbaraya benzetecek olursa g&uuml;zel anılar o kumbaranın i&ccedil;ine attığı şeylerdi ve g&uuml;zel anılar paralardan &ccedil;ok daha değerliydi. Bundan yıllar sonra geriye d&ouml;n&uuml;p baktığında kumbarasının g&uuml;zel anılarla dolup taştığını g&ouml;rmek istiyordu. Bug&uuml;n de kumbarasına attığı değerli anılardan biri olmuştu ve bug&uuml;n&uuml; her zaman g&uuml;zel hatırlayacaktı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Telefonu &ccedil;almaya başlayınca, hızını iyice d&uuml;ş&uuml;r&uuml;p telefonuna uzandı. Arayan kişi babasıydı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Efendim?&rdquo; diye a&ccedil;tı telefonu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;ksel, neredesin g&uuml;zelim?&rdquo; diye sordu babası. &ldquo;&Ccedil;ok mu trafik var?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ahsen&rsquo;i eve bıraktım, geliyorum. Birka&ccedil; dakikaya evde olurum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İyi bari. Gecikince merak ettim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Merak etme canım, geldim sayılır. K&ouml;pr&uuml; trafiği yine &ccedil;ok fenaydı ama oradan kurtulalı &ccedil;ok oldu.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam bebeğim, dikkatli ol.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evde g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel telefonu kapatıp hızını az &ouml;nceki seviyeye getirdi. Mahalle arasından caddeye &ccedil;ıktığında şehrin kalabalığına geri d&ouml;nd&uuml;. Cadde, mahalle arasının aksine ışıl ışıl, g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; ve insanlarla doluydu. Kendi tarafındaki camı &uuml;stten biraz a&ccedil;ıp ılık yaz havasının y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;arpmasını sağladı. R&uuml;zg&acirc;r y&uuml;z&uuml;nden sa&ccedil;larının bozulacağını biliyordu ama zaten eve gittiği i&ccedil;in bunu umursamadan r&uuml;zg&acirc;rı y&uuml;z&uuml;nde hissetmek istedi. &Ouml;zellikle deniz kenarında araba s&uuml;rerken deniz havasının y&uuml;z&uuml;n&uuml; okşamasını, tuz kokusunun ciğerlerini doldurmasını &ccedil;ok seviyordu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Caddede biraz ilerledikten sonra yine mahalle arasına girdi ve doğruca kendi oturdukları sokağa s&uuml;rd&uuml;. Oturduğu yer Ahsen&rsquo;in oturduğu yere g&ouml;re biraz daha merkezi ve hareketli olduğu i&ccedil;in buradaki sokaklarda insanlarla ara&ccedil;lara rastladı. Apartmanların g&ouml;lgesinde kalan tanıdık sokaklardan ge&ccedil;ip kendi oturduğu krem renkli beş katlı apartmana ulaşmayı başardı. Şanslıydı ki hemen apartmanın &ouml;n&uuml;nde boş bir park yeri vardı, arabayı dikkatlice oraya park etti ve eşyalarını alarak ara&ccedil;tan indi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Uzun ve h&acirc;liyle yorucu bir g&uuml;nd&uuml;, gen&ccedil; kadın da yorulmuştu ve pijamalarını giyip yatağına uzanmak i&ccedil;in sabırsızlanıyordu. Apartmana ilerleyip kapı şifresini girdikten sonra apartmanın i&ccedil;indeydi. Asans&ouml;r&uuml;n beşinci katta olduğunu g&ouml;r&uuml;nce oflayarak onu bulunduğu kata, zemine &ccedil;ağırdı. Beşinci katta Emrah&rsquo;la ailesi yaşıyordu, bu da demekti ki apartmana en son onlardan biri girmişti. G&ouml;ksel bu kişinin Emrah olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Gen&ccedil; adamın arkadaş &ccedil;evresi genişti ve &ouml;zellikle hafta sonu akşamlarında onlarla dışarı &ccedil;ıkmayı seviyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Asans&ouml;r zemin kata ulaşınca G&ouml;ksel asans&ouml;re bindi, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; katın d&uuml;ğmesine bastı ve sırtını aynaya yasladı. G&ouml;khan&rsquo;ın kendisine bakan yumuşacık bir kahverengi tonundaki g&ouml;zleri aklına gelince kaşlarını &ccedil;attı. B&uuml;t&uuml;n akşam boyunca onunla bir kez bile g&ouml;z g&ouml;ze gelmemeyi başarmıştı ama Ahsen&rsquo;in farklı planları vardı. G&ouml;ksel yapı olarak biraz &ccedil;ekingen biri olduğu i&ccedil;in insanlarla konuşma konusunda &ccedil;ok girişken sayılmazdı. G&ouml;khan&rsquo;la mesajlaştığında gen&ccedil; adam kendisini kafeye her zaman beklediğini, eğer fotoğraf&ccedil;ı olduğunu belirtirse onu hatırlayacağını s&ouml;ylemiş olsa da G&ouml;ksel oraya gittiğinde sanki t&uuml;m bunlar yaşanmamış gibi davranmayı tercih etmişti. Akşamın sonuna kadar istediği de olmuştu, G&ouml;khan&rsquo;la g&ouml;z g&ouml;ze bile gelmemişti ama &ccedil;ıkışta yağmura yakalanır gibi Ahsen&rsquo;e yakalanmıştı. G&ouml;khan kendisine hitaben konuştuğunda h&acirc;liyle ona cevap vermek zorunda kalmıştı ve konuşma ilerleyince, gen&ccedil; adamın da bir şeyleri anladığını g&ouml;r&uuml;nce fotoğraf&ccedil;ı olduğunu dile getirmişti. O an &ccedil;ok gerilse de şu an onunla konuştuğu i&ccedil;in memnun bile hissediyordu. Gen&ccedil; adam Ahsen&rsquo;in de dediği gibi kibar, g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; ve hoşsohbet biriydi. G&ouml;ksel ondan iyi bir enerji almıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Asans&ouml;r&uuml;n kapıları a&ccedil;ılınca, d&uuml;ş&uuml;ncelerinden sıyrılıp asans&ouml;rden &ccedil;ıktı. Annesini a&ccedil;ık daire kapısında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde irkildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Hoş geldin bebeğim,&rdquo; dedi annesi G&uuml;zin. Kızını ş&ouml;yle bir s&uuml;zd&uuml;. &ldquo;Epey yorgun g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; epey yorgunum,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &Ccedil;antasını annesine uzattı. &ldquo;Ve hoş buldum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Gen&ccedil; kadın ayakkabılarını &ccedil;ıkarıp eve girdiğinde annesi onun yanağını &ouml;pt&uuml;. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Nasıldı bakalım g&uuml;n&uuml;n?&rdquo; diye sordu. &ldquo;Neler yaptınız?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">İkisi birden salona ilerledi. Ailenin babası Engin de salondaydı. G&ouml;ksel babasıyla da selamlaşıp onun yanağını &ouml;pt&uuml; ve onun yanına oturdu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel bir g&uuml;n ge&ccedil;irdim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Kadık&ouml;y&rsquo;e gittik. Biraz &ccedil;arşısında gezdik hatta Ahsen&rsquo;in de etkilemesiyle bir şapka aldım; Moda&rsquo;ya inip sahilde oturduk ve dondurma yedik, akşam da canlı m&uuml;ziği olan bir kafeye ge&ccedil;ip orada oturduk.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne g&uuml;zel,&rdquo; dedi annesi. &ldquo;Kız kıza gezmek &ccedil;ok iyi gelmiştir.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, geldi. Kızların da &ccedil;ok selamı var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Aleyk&uuml;mselam,&rdquo; dedi Engin. &ldquo;Şapkanı g&ouml;ster bakalım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;antamda ve &ccedil;antam da &ccedil;ok uzakta şu an. Sarı bir balık&ccedil;ı şapkası, &ouml;n&uuml;nde beyaz bir papatya var.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Başka bir renk olması m&uuml;mk&uuml;n değil,&rdquo; diyen annesi g&uuml;l&uuml;msedi. G&ouml;ksel&rsquo;in sarı rengini ne kadar sevdiğini biliyordu. &ldquo;G&uuml;le g&uuml;le kullan bebeğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&uuml;zel g&uuml;nlerde kullan,&rdquo; dedi babası da. &ldquo;Bir ara takar g&ouml;sterirsin.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İkinize de teşekk&uuml;r ederim ve g&ouml;steririm elbette. Siz neler yaptınız?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ben t&uuml;m g&uuml;n evdeydim,&rdquo; dedi G&uuml;zin. &ldquo;Baban da birka&ccedil; saatliğine mağazaya uğradı. Toplantın vardı değil mi hayatım?&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Evet, toplantıya girip geldim. Anneni de akşam yemeğine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;m. Baş başa yemeğe &ccedil;ıkmayalı biraz olmuştu, arayı kapattık.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok iyi yapmışsınız,&rdquo; dedi G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Romantik akşam yemekleri g&uuml;zel şeyler. Hen&uuml;z bir tanesine gitmedim ama g&uuml;zel olsa gerek.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Annesiyle babası g&uuml;l&uuml;şt&uuml;ler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bir İstanbul beyefendisi hayatına girdiğinde sık sık &ccedil;ıkarsınız,&rdquo; dedi babası. &ldquo;Gen&ccedil;ken b&ouml;yle randevuların tadı bir başka oluyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;İstanbul beyefendileri romanlarda kaldı sanki,&rdquo; dedi G&ouml;ksel bir g&ouml;z&uuml;n&uuml; kısarak. &ldquo;G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde olduk&ccedil;a ender g&ouml;r&uuml;l&uuml;yorlar.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bizim zamanımızda bile enderdiler,&rdquo; dedi annesi. Eşine baktı. &ldquo;Ama ben bir tanesini buldum, bulmuşken de nik&acirc;hı kıyıp iki de &ccedil;ocuk yaptım. Senin de karşına &ccedil;ıkacağına inanıyorum, &ccedil;ıkmazsa da sorun değil tabii.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Annesiyle babası birbirlerine g&uuml;l&uuml;msediğinde G&ouml;ksel de sırıtarak ikisine baktı. Yaşları elliyi ge&ccedil;en, yirmi dokuz senedir evli olan annesiyle babasının h&acirc;l&acirc; ilk g&uuml;nk&uuml; gibi birbirlerini sevmesi, sık sık fl&ouml;rtleşmesi ve birbirlerine g&uuml;zel s&ouml;zler s&ouml;ylemeleri i&ccedil;ini sıcacık yapıyordu. Annesiyle babası gen&ccedil; kadın i&ccedil;in ger&ccedil;ek aşkın kanıtıydı. Aşk hi&ccedil;bir zaman kolay bulunabilir ya da kolay ulaşılabilir bir şey olmamıştı, bu y&uuml;zden ger&ccedil;ek aşk bulunduğunda bu &ccedil;ok değerli bir madeni bulmakla eş değerdi. G&ouml;ksel de ebeveynleri sayesinde bunu biliyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Fotoğrafınızı Ahsen&rsquo;in hikayesinde g&ouml;rd&uuml;m,&rdquo; dedi G&uuml;zin. &ldquo;Hepiniz &ccedil;ok tatlı &ccedil;ıkmışsınız.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Teşekk&uuml;r ederiz,&rdquo; dedi G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Bir s&uuml;r&uuml; fotoğraf &ccedil;ektik, makineden alınca g&ouml;steririm. Moda&rsquo;da sahilde otururken onlarcasını &ccedil;ektik. Kadrajın &ouml;n&uuml;nde olmayı sevmeyen benim bile bir s&uuml;r&uuml; fotoğrafımı &ccedil;ektiler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ne g&uuml;zel yapmışlar,&rdquo; dedi babası. &ldquo;Fotoğrafının &ccedil;ekilmesinden hoşlanmaman normal, buna saygı da duyuyorum ama bu kadar g&uuml;zel bir kızken kameralardan s&uuml;rekli ka&ccedil;man kendine haksızlık yapıyorsun gibi geliyor. Nadir de olsa kadrajın i&ccedil;ini s&uuml;slemelisin. O fotoğrafların da harika olduğuna eminim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Ya baba!&rdquo; dedi G&ouml;ksel kelimenin sonunu uzatarak. Onun yanağını &ouml;pt&uuml;. &ldquo;&Ccedil;ok tatlısın, &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Engin de onun yanağını &ouml;p&uuml;p sa&ccedil;larını okşadı. G&ouml;ksel&rsquo;in ondan beş yaş b&uuml;y&uuml;k, adı Giray olan bir ağabeyi vardı. Giray iki senedir Ankara&rsquo;da yaşıyor, orada bir lisede coğrafya &ouml;ğretmeni olarak &ccedil;alışıyordu ve ge&ccedil;en yaz hayatını bir meslektaşıyla birleştirmişti. Engin iki &ccedil;ocuğunu da &ccedil;ok seviyor, ikisine de &ccedil;ok değer veriyordu ama kızı G&ouml;ksel&rsquo;in yeri onda daha bir başkaydı. Bunda G&ouml;ksel&rsquo;in k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk ve aynı zamanda kız &ccedil;ocuğu olmasının etkisi b&uuml;y&uuml;kt&uuml;. Gen&ccedil; kadın babasının g&ouml;z&uuml;nde asla b&uuml;y&uuml;m&uuml;yordu ve her zaman da beyaza yakın sarı dalgalı sa&ccedil;ları renkli tokalarla toplanmış, kocaman mavi g&ouml;zleri pembe yanaklı beyaz y&uuml;z&uuml;nde zek&acirc;yla parlayan; ince sesiyle tatlı tatlı konuşan, babasının kucağından inmeyen ve ona bitmek t&uuml;kenmek bilmeyen sorularını sıralayan o k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız &ccedil;ocuğu olarak kalacaktı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;O senin tatlılığın prensesim benim,&rdquo; dedi Engin. &ldquo;Hadi kalkıp elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıka, &uuml;st&uuml;n&uuml; değiştirip rahat kıyafetlerini giy de dinlenmeye &ccedil;ekil. Ne kadar yorulduğun g&ouml;zlerinden okunuyor.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Trafik kadar hi&ccedil;bir şey yormadı,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Nefret ediyorum bu şehrin kalabalığından da bitmek bilmeyen trafiğinden de. Mezun olunca k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir beldeye taşınıp d&uuml;ğ&uuml;n fotoğraf&ccedil;ılığı yapacağım.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Annesiyle babası g&uuml;l&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;G&ouml;r&uuml;nt&uuml; y&ouml;netmeni olma hayalin &ccedil;ok &ccedil;abuk değişmiş bakıyorum,&rdquo; dedi annesi. &ldquo;Hem fotoğraf hem de video alanında b&uuml;y&uuml;k şirketlerle, isimlerle &ccedil;alışmak istiyordun.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Vazge&ccedil;tim ve beni buna İstanbul zorladı. Bu şehirde g&ouml;r&uuml;nt&uuml; y&ouml;netmeni olacağıma k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir beldede kendi st&uuml;dyomda gelin damat &ccedil;ekerim daha iyi.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel b&ouml;yle s&ouml;ylese de annesinin de dediği gibi bu sekt&ouml;rde b&uuml;y&uuml;k hedefleri vardı. B&uuml;y&uuml;k şirketlerle, &uuml;nl&uuml; markalarla ve isimlerle hem fotoğraf hem de video &ccedil;ekimleri ger&ccedil;ekleştirmek istiyordu. Kendi st&uuml;dyosunu kurmak da istekleri arasındaydı ama sekt&ouml;r&uuml;n bu tarafında da aktif olarak &ccedil;alışmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;D&uuml;ğ&uuml;n fotoğraf&ccedil;ılığında iyi para var,&rdquo; diye bir yorumda bulundu babası. &ldquo;Bence gayet iyi bir kariyer planlaması.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yok, kalsın,&rdquo; diyen G&ouml;ksel ayağa kalktı. &ldquo;İstanbul&rsquo;u sevmiyorum ama bir s&uuml;re daha mecburen dayanacağım. Şimdi izninizle elimi y&uuml;z&uuml;m&uuml; yıkayıp &uuml;st&uuml;m&uuml; değiştireceğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Tamam g&uuml;zelim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Banyoda elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkayıp temizlenen G&ouml;ksel odasına girip &uuml;st&uuml;ndeki beyaz bluzla sarı kot pantolonu &ccedil;ıkardı ve pijama takımını giyerek sa&ccedil;larını gevşek bir bi&ccedil;imde at kuyruğu yaptı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Annesiyle babasına iyi geceler dilemek i&ccedil;in odasından &ccedil;ıkmıştı ki kapı &ouml;n&uuml;nde annesiyle karşılaştı. G&uuml;zin elinde bir papatya &ccedil;ayıyla G&ouml;ksel&rsquo;in odasına girmeye hazırlanıyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Yatmadan bunu i&ccedil; de daha rahat uyu bebeğim,&rdquo; dedi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;&Ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;ncelisin, teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; deyip kupayı elinden aldı ve masasının &uuml;st&uuml;ne bıraktı. &ldquo;İ&ccedil;ince uyku kalitem artıyor ger&ccedil;ekten.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Bu y&uuml;zden yaptım zaten kuzum.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">O sırada salonun lambasını kapatıp odadan ayrılan Engin de eşiyle kızının yanına geldi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Sen eve sağ salim d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re artık huzurla uyuyabiliriz,&rdquo; deyip kızının alnını &ouml;pt&uuml;. &ldquo;Sen de &ccedil;ayını i&ccedil;ip uyu, g&uuml;zelce dinlen bebeğim.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">&ldquo;Planlarım o y&ouml;nde,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Size iyi geceler.&rdquo;<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&ouml;ksel annesi ve babasıyla &ouml;p&uuml;şt&uuml;kten sonra odasına girdi. Annesinin yaptığı papatya &ccedil;ayını alarak yatağına ilerledi. Yorgunluk, dakikalar ge&ccedil;tik&ccedil;e varlığını daha &ccedil;ok belli etmişti ve gen&ccedil; kadın yatağa girdikten sonra bir daha kalkamayacağını, derin bir uykuya dalacağını biliyordu. Pikesini kaldırıp sırtını bazanın başlığına yaslayarak yatağa uzandı. Papatya &ccedil;ayından k&uuml;&ccedil;&uuml;k yudumlar alarak i&ccedil;erken sessizliği dinleyip iyice gevşedi. Saatlerce İstanbul&rsquo;un g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;n&uuml; dinledikten sonra artık evinde, yumuşacık yatağında sessizlik i&ccedil;inde uzanmak kadar huzur verici bir şey yoktu. Son yudumu da i&ccedil;tikten sonra kupayı komodinine bıraktı, aynı komodinin &uuml;st&uuml;ndeki gece lambasını kapattı ve başını yastığa koyup kısa s&uuml;rede uykuya daldı.<o:p></o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SAUDADE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/saudade-3369</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/saudade-3369</guid>
<description><![CDATA[ Başka bir Dünya... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f00584b784b.jpg" length="79168" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 07 Aug 2022 21:33:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Slyheti</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<!--StartFragment-->
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">SAUDADE:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">G&uuml;nlerden Pazartesi idi. Hande u&ccedil;ağından indiğinde havayı i&ccedil;ine &ccedil;ekti ve g&ouml;zlerini etrafında gezdirdi. Kanada&rsquo;nın kuzeyinde bulunan Saudade adasında g&uuml;n batmak &uuml;zereydi. Hande bu ortalama b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğe sahip adanın sahibinin kızıydı. Saudade adı verilen şirket babası Murat Bey&rsquo;e aitti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Adanın tam ortasında neredeyse altmış d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k bir alan yarım daire i&ccedil;erisinde kapatılmıştı. İ&ccedil;eriye girdiğiniz zaman sizi kocaman binaların, ormanlık alanların, g&ouml;llerin, k&ouml;pr&uuml;lerin olduğu modern ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yaşam alanı bekliyordu. Saudade adasının kapalı havasına rağmen &ccedil;emberin i&ccedil;erisinde oluşturulmuş olan sim&uuml;lasyon sayesinde g&uuml;nl&uuml;k g&uuml;neşlik bir hava yaşanıyordu i&ccedil;eride. Dış mek&acirc;nda var olan, araştırma ekiplerinin ve kontrol panellerinin bulunduğu b&uuml;y&uuml;k binalarda gezdirdi g&ouml;zlerini Hande. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">A bloğundan yeni &ccedil;ıkmış olan Deniz Bey hızlı adımlarla Hande&rsquo;nin yanına ulaşmıştı. İ&ccedil;erisinde bir endişe bulunuyordu. Her şeyin kusursuz bir şekilde hazırlanmış olması gerekiyordu, kusur &ccedil;ıkmasından tırsıyordu i&ccedil;inde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Hoş geldiniz.&rdquo; Dedi merdiven basamaklarını inen Hande&rsquo;ye karşı. Deniz kendi i&ccedil;inde bu kadından haz etmiyordu. İşin başında olmasaydı y&uuml;z&uuml;ne bakacağı bir insan bile değildi ancak ekmek parasıydı ya işte, sesini &ccedil;ıkaramıyordu. Hande biraz bencil, kırk yaşlarına yaklaşmış bir kadındı, aynı zamanda m&uuml;hendislik yapıyordu ve buranın tasarlanmasında b&uuml;y&uuml;k bir rol oynamıştı. Babasının yerini doldurmaya başladığından beri i&ccedil;erisinde var olan bencillik adeta harlanmış ve daha da &ccedil;oğalmıştı. Bu y&uuml;zden genelde &ccedil;alışanları tarafından sevilmezdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Denekler geldi mi?&rdquo; diye sordu Hande.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Hepsinin hafızası temizlendi efendim. İ&ccedil;eri alındılar hepsi uyandırılmayı bekliyor.&rdquo; Hande memnuniyetle başını salladı. &ldquo;G&uuml;zel.&rdquo; İnsanlar &uuml;zerinde uygulanan bir deney yapmak başta Deniz&rsquo;e hoş gelmemiş olsa bile kendini bunun zararsız olduğuna inandırmak istemişti. Deneklerin sim&uuml;lasyon i&ccedil;erisinde ge&ccedil;irecekleri tam y&uuml;z g&uuml;nleri vardı. Y&uuml;z g&uuml;n i&ccedil;erisinde deneklerin &uuml;zerinde ila&ccedil;lar denenecek ve zamanla oluşan etkileri g&ouml;zlemlenecekti. Bunların hepsinin yanında yirmili yaşlarına yaklaşmış yaklaşık y&uuml;z insanın hayata sıfırdan başladıklarında neler yapacaklarını, ne gibi tepkiler g&ouml;stereceklerini ve birbirleri ile uyum sağlayıp sağlayamayacaklarını da raporlayacaklardı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Hande s&ouml;ze girmeden &ouml;nce boğazını temizledi ve yanındaki g&ouml;revlinin uzaklaşması i&ccedil;in bir kaş hareketi yaptı. G&ouml;revli uzaklaşır uzaklaşmaz başını Deniz&rsquo;e doğru &ccedil;evirdi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;&Ouml;zel bir istekte bulunacağım ve bu aramızda kalacak.&rdquo; Deniz şaşkınlık i&ccedil;erisinde başıyla onayladığını belli eden bir hareket yaptı. &ldquo;İlaca olumsuz reaksiyon g&ouml;steren b&uuml;t&uuml;n denekleri &ouml;ld&uuml;receksin ve ardından raporuna da bu &ouml;l&uuml;m&uuml;n ila&ccedil; sebebiyle olduğunu yazacaksın.&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ama&hellip;&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ve bunların hepsinin yanında olurda herhangi bir denek sorun &ccedil;ıkarırsa sual etmeden &ouml;ld&uuml;r. Gerekirse yenisini getirtiriz. Benim d&uuml;zenimi bozmaya c&uuml;ret edecek her insanı &ouml;l&uuml; olarak istiyorum. Denizin dibine g&ouml;mersiniz.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Deniz nutku tutulmuş bir şekilde dinliyordu Hande Hanım&rsquo;ı. Derin bir nefes aldı ve son s&ouml;zlerinden sonra itiraz etmekten vazge&ccedil;erek başını iki yana olumlu anlamda salladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;G&uuml;zel, ben şimdi odama gidiyorum ortalıktan kaybolayım deme.&rdquo; Deniz kafasını eğip bir kere daha sorgulamadan başıyla onayladı. Hande kumral sa&ccedil;larını omuzlarından alıp arkasına attı ve B bloğa doğru ilerlemeye başladı. Deniz laboratuvara doğru ilerlerken i&ccedil;indeki sese h&acirc;kim olamıyordu. Yanlış bir şeyler oluyordu ve buna nasıl engel olacağını bilmiyordu. Bir insanın canını nasıl alabilirdi bir insan aklı varmıyordu. Bloğuna girdiğinde laboratuvara doğru ilerledi. İ&ccedil;eriden gelen yoğun telefon sesi susmak bilmiyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Alo?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Denekleri uyandırın.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Tamam efendi-&ldquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Y&uuml;z&uuml;ne kapanan telefon ile g&ouml;zlerini devirdi Deniz. Laboratuvardan uyandırmak i&ccedil;in gerekli olan malzemeleri aldı ve sim&uuml;lasyon alanına doğru ilerlemeye başladı. A blok ile sim&uuml;lasyon merkezinin arasında neredeyse beş y&uuml;z metre vardı. Hızlı adımlarla ilerlemeye başladı Deniz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Hande odasına gelen eşyaları yerleştirmiş ardından da ofisine ge&ccedil;iş yapmış ve deneklerin uyandırılması i&ccedil;in gereken emri vermişti. Kusur istemiyordu hi&ccedil;bir şeyde. Bunun yanında kusur oluşturabilecek herhangi bir şey olursa ondan kurtulmak i&ccedil;in her şeyi g&ouml;ze almıştı. Babasını gururlandıracak ve bu deneyden bir şekilde olumlu sonu&ccedil; alacaktı &ouml;yle ya da b&ouml;yle. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Milyarlar harcanan bu deneyden &ccedil;oğu insanın haberi vardı ve buraya gelen insanların tamamı g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak se&ccedil;ilmişti. Ancak bazı şeylerden sonradan haberleri olmuştu deneklerin. Hafızalarını kaybedeceklerinden habersiz gelen y&uuml;z insanın sorun &ccedil;ıkarması beklenirdi elbette. Kim b&ouml;yle bir şey isterdi değil mi? Hande her iki denek i&ccedil;in bir personel g&ouml;revlendirmişti, bu sayede kargaşa ortamı engellenerek denekler sim&uuml;lasyon i&ccedil;in hazır bir hale getirilmişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Sim&uuml;lasyon merkezine girdiğinde yorgunluğun verdiği his ile birlikte dizlerine koydu ellerini. Derin bir nefes aldı ve ardından dikleştirdi bedenini. İ&ccedil;eride duran g&ouml;revliler gri &uuml;niformalarını giymişti. &Uuml;zerlerindeki Saudade yazısının parlaklığı g&ouml;z kamaştırıyordu. İ&ccedil;erisi uzay mekiklerini andırıyordu, gri her yerin bolca teknoloji i&ccedil;erdiği bir yerdi. Merkezde kontrol panellerinin bazıları bulunuyordu. Daha kritik olanlar A bloğun &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; katında bulunmaktaydı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Devrim emir geldi, uyandırıyoruz.&rdquo; Deniz b&uuml;t&uuml;n getirdiği malzemeleri gerekli yerlere yerleştirerek Devrim&rsquo;in uyandırmak i&ccedil;in gerekli şeyleri yapışındaki telaşı izledi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Uyanıyorlar.&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bu kadar hızlı mı?&rdquo; dedi Deniz şaşkınlık i&ccedil;erisinde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Beş dakika i&ccedil;erisinde b&uuml;t&uuml;n denekler uyanmıştı. Deneklerden bir tanesi olan &Ccedil;ağla yanında bulunan denek partneri Mert ile uyanmıştı. Her şeyden habersiz bir şekilde uyanmış olan diğer denekler g&ouml;zlerini g&ouml;lden ayıramıyorlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Neden buradayız.&rdquo; Dedi deneklerden birisi olan Derya. &Ccedil;ağla sesini &ccedil;ıkarmadan g&ouml;revli olarak d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; kişinin g&ouml;ldeki deneklerin yanına gelişini izledi. &ldquo;Merhaba arkadaşlar.&rdquo; Dedi Deniz. Peşinden gelen diğer g&ouml;revliler de durdular ve deneklerin kendilerine gelişlerini izledi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Hepinize eviniz g&ouml;sterilecek. G&ouml;revlilerinizin adları ceplerinizdeki k&acirc;ğıtlarda yazıyor. G&ouml;revliniz aynı kişiyse partnersiniz demektir.&rdquo; Herkes ne olduğunu anlamadan tek tek ceplerindeki k&acirc;ğıtlarda yazan yazıları okumaya başladılar. Sıra &Ccedil;ağla&rsquo;ya geldiğinde &ldquo;Deniz.&rdquo; Dedi ve Deniz bir hışımla yanına gelip k&acirc;ğıdı aldı elinden. Normal şartlarda k&acirc;ğıtlardan hi&ccedil;birinde onun adının yazmıyor olması gerekiyordu. Sorgulamadı ve deneğin yanında durdu. Sıra Mert&rsquo;e geldiğinde o da aynı ismi zikretti ağzında. Deniz diğerlerini beklemeden deneklerini aldı ve g&ouml;l&uuml;n birka&ccedil; metre ilerisinde olan kul&uuml;beye doğru ilerledi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>&ldquo;Burası sizin eviniz.&rdquo; Dedi eliyle kul&uuml;beyi g&ouml;stererek. &ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zelmiş.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Uyandığınızda elinizde bir bilgilendirme k&acirc;ğıdı olması gerekiyordu.&rdquo; Dedi Deniz &ccedil;ekingen bir ses tonuyla. Mert konuşmamakta ısrarcı davranıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Burası neresi?&rdquo; diye s&ouml;ze girdiği &Ccedil;ağla. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Saudade.&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Orası neresi.&rdquo; Diye diretti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Kanada&rsquo;ya ait pek bilinmeyen bir şehirdesiniz. Daha &ouml;nce duyduğunuzu zannetmiyorum burası biraz k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yer.&rdquo; Dedi ve susması i&ccedil;in tanrıya dua etti i&ccedil;erisinden.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Peki.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla kabullenircesine. Kafası h&acirc;l&acirc; karışıktı &Ccedil;ağla&rsquo;nın. Keza Mert&rsquo;in de &ouml;yleydi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Benimle iletişime ge&ccedil;mek isterseniz şurada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z kırmızı d&uuml;ğmeye basmanız yeterli. Kısa s&uuml;re i&ccedil;erisinde gelirim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sen nerede kalıyorsun ki?&rdquo; dedi &Ccedil;ağla. Deniz i&ccedil;inden lanet okuyordu Hande&rsquo;ye. Bunu Deniz&rsquo;i bilerek zora sokmak i&ccedil;in yaptığını fark edebiliyordu. Derin bir nefes aldı. Zaten sim&uuml;lasyon i&ccedil;erisindeki insanların g&ouml;revlileri de sim&uuml;lasyon i&ccedil;erisinde kalmak zorundaydı. Bu nedenle hem &ouml;ld&uuml;rme g&ouml;revini hem de bu iki deneği salmıştı &uuml;zerine. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;A1 caddesinde bulunan 3. g&ouml;kdelende. Sorun mu var?&rdquo; dedi Deniz artık soru istemediğini belli edecek şekilde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sorun yok.&rdquo;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Dedi Mert uyarır bir halde &Ccedil;ağla&rsquo;ya bakarken. &Ccedil;ağla homurdandı ve evin i&ccedil;erisinde gezinmeye başladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;G&ouml;kdelenler i&ccedil;erisindeki bir şehirde b&ouml;yle k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve şirin bir kul&uuml;be &ccedil;ok garip, &ccedil;ok g&uuml;zel.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bence de.&rdquo; Dedi Mert başıyla destekleyerek kendini. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Baksana bir buraya.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla sesinin derinlerinden gelen bir heyecan i&ccedil;erisinde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Dışarı &ccedil;ıkalım mı? Gezer sonra geri geliriz. Hem yurtdışında b&ouml;yle ufak şirin bir yere gelmişken g&ouml;rmeden geri d&ouml;nmek olmaz değil mi?&rdquo; Mert partnerinde olan ani duygu değişimlerine anlam veremiyor olsa bile umursamadan uyum sağlamaya &ccedil;alıştı. &Ouml;ğrendiği &uuml;zere burada kısa bir s&uuml;reliğine duruyorlardı. &Ouml;nemli olanın tadını &ccedil;ıkarmak olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in olabildiğince ses &ccedil;ıkarmamaya &ccedil;alışacaktı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Hande Hanım.&rdquo;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Hande oturduğu sandalyeyi pencereden sesin geldiği y&ouml;ne doğru &ccedil;evirdi. Personellerden bir tanesi karşısında dikiliyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Dinliyorum.&rdquo;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Hande tahamm&uuml;ls&uuml;zl&uuml;k ile homurdandı. &ldquo;Evet?&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Deneklerin hepsi uyandı efendim. Sorunsuz bir şekilde hepsi konaklayacakları yerlere yerleştirildi. G&ouml;revliler denekleri ile tanıştı ve g&ouml;revlilerde kendi evlerine yerleştiler. Sokaklardaki ve sim&uuml;lasyonun tepesindeki hareketli kameralar etkinleştirildi.&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Tamamdır, &ccedil;ekilebilirsin.&rdquo; Dedi Hande y&uuml;z&uuml;ne yerleştirdiği zafer tebess&uuml;m&uuml; ile. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Bu sırada &Ccedil;ağla ve Mert komşuları ile karşılaşmış ve tanışmışlardı. Merve, Burak, Kerem ve Sima yanlarında bulunan iki katlı evi paylaşıyorlardı. &ldquo;Yarın ilk ila&ccedil; g&uuml;n&uuml;.&rdquo; Dedi Sima.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Nelerle karşılaşacağız bakalım. O bilgilendirme metni &ccedil;ok kafa karıştırıcıydı.&rdquo; Dedi Merve bakışlarını Simanın &uuml;zerinden &ccedil;ektikten sonra.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">G&uuml;n batışı sim&uuml;lasyon olsa bile insana huzur verecek cinstendi. Denekler bir adada olduklarını bilmeden huzur i&ccedil;erisinde yaşayıp gidiyorlardı. Kimsenin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bunu bozmaya niyeti yoktu şimdilik. İlk bir hafta ila&ccedil;lar d&uuml;zenli bir şekilde verildi ve hi&ccedil;bir denekte yan etki g&ouml;sterilmedi. Girilen ikinci hafta belki de yarı yarıya indirecekti denek sayısını. Hepsinin vebali Deniz&rsquo;in &uuml;zerinde olacaktı ve hen&uuml;z buna hazır değildi. G&uuml;nlerden pazartesi &Ccedil;ağla spor salonunda ok&ccedil;uluk konusunda kendisini iyiden iyiye geliştirmişti. Başını koşu bandında koşan Mert&rsquo;e &ccedil;evirdi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bana mı bakıyorsun sen?&rdquo; dedi Mert sırıtarak. &ldquo;Hayır.&rdquo; Dedi ve oku hedefe fırlattı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;On ikiden vurduğuna g&ouml;re kesinlikle bana bakıyordun. Şans işte.&rdquo; Dedi ve kahkaha attı Mert.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Kafana bir elma alda bakalım şans mı değil mi. Belki senin şansın vardır da kafandan vururum. Okunu hedeften aldıktan sonra tekrar nişan aldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Peki bug&uuml;nden itibaren g&ouml;zlem haftamızın başlaması hakkında ne diyorsun?&rdquo; dedi Mert.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Her şey Cuma belli olacak. Ne yalan s&ouml;yleyeyim şu ana kadar kimsenin &ouml;lmemesini bile şans olarak değerlendiriyorum.&rdquo; Oku fırlattıktan sonra derin bir i&ccedil; &ccedil;ekti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Burada bir hata var Mert.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ne gibi?&rdquo; dedi merakla Mert. Şimdiye kadar &Ccedil;ağla&rsquo;dan burası hakkında bir&ccedil;ok teori dinlediği i&ccedil;in şaşıracağı bir şey s&ouml;ylemesini umdu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Kimse sesini &ccedil;ıkarmıyor ama bir gariplik var işte. &Ouml;rneğin ge&ccedil;en g&uuml;n bir annem var olduğunu hatırladım ama ismini bilmiyorum.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ya ben de bir sorun var ya da ger&ccedil;ekten bir hata var.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla yayı bir kenara bırakıp.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ben annemin adını biliyorum. Senin annenin adı da mutlaka yazıyordur bilgi kağıdında.&rdquo; Dedi Mert.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ne k&acirc;ğıdı.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;İkinci g&uuml;n Deniz&rsquo;in bıraktığı k&acirc;ğıtlar. Kayıt k&acirc;ğıtlarımız.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Peki, onu okumadan &ouml;nce de biliyor muydun annenin adını?&rdquo;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ldquo;Ya da annen hi&ccedil; aklına geldi mi?&rdquo; dedi &Ccedil;ağla birka&ccedil; adım daha Mert&rsquo;e yaklaşırken.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Mert d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Ger&ccedil;ekten de anne adını okuyana kadar aklında hi&ccedil;bir şey canlanmamıştı. Normal şartlarda annesine d&uuml;şk&uuml;n birisi olduğunu biliyordu ama g&ouml;zlerini burada a&ccedil;ar a&ccedil;maz d&uuml;ş&uuml;nebildiği tek şey hi&ccedil;likti. Zihni pırıl pırıl sanki yeniden yaratılmış gibiydi. Bu y&uuml;zden ne d&uuml;ş&uuml;nmeye zorlamıştı kendini ne de sorgulamaya. Deneklerin haberi olmadan onları uysallaştırmak i&ccedil;in ayrı bir ila&ccedil; hazırlanmış ve uyandırılmadan kısa bir s&uuml;re &ouml;nce kanlarına enjekte edilmişti. Zihni yumuşatıp d&uuml;ş&uuml;nmelerini &ouml;nleyecek g&uuml;zel bir form&uuml;ld&uuml; bu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Hande, elinde tuttuğu k&acirc;ğıtları masaya koydu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sima denilen kızın sonu&ccedil;ları olumsuz g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor. Hastalığında hi&ccedil;bir gelişme yok tam tersine kız gittik&ccedil;e k&ouml;t&uuml;leşiyor.&rdquo;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Dedi Deniz&rsquo;e d&ouml;nerek. Deniz irkildi. Bunun sonunun ne olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nmek bile istemiyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Birka&ccedil; g&uuml;n daha beklememiz gerekmez mi efendim?&rdquo; dedi &ccedil;ekingen bir ses tonuyla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Tanrı aşkına s&ouml;yler misin neyi bekleyeceğiz? Daha da rezil bir hal alacak ve belki de bulaştırıcı olacak hastalık. Buna g&ouml;z yumamam. Katiyen olmaz b&ouml;yle bir şeyi kabul edemem. Bulaşıcı &ccedil;ıkacak herhangi bir şey sonumuzu getirir. Bir&ccedil;ok şeyi bu deneye bağladım ben. Sana s&ouml;ylediğimi yapacaksın Deniz. O kızın sabaha kadar infaz edilmesini istiyorum. Derhal!&rdquo; dedi Hande sinirlerine h&acirc;kim olamadığı bariz bir şekilde belli iken. Derin bir i&ccedil; &ccedil;ekti. Olumsuz hi&ccedil;bir şeye yer yoktu o sim&uuml;lasyon i&ccedil;erisinde. Olumsuzluk demek başarısızlığa yakın olmak demekti ve buna asla izin vermeyecekti. Sinirle soludu ve başını ne yapacağını d&uuml;ş&uuml;nen, &ccedil;aresizce &ccedil;are arayan Deniz&rsquo;e &ccedil;evirdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ne duruyordun sen burada hala! &Ccedil;ekil git de g&ouml;revini yap.&rdquo; Deniz odadan &ccedil;ıktıktan sonra ellerini hafiften beyazlarının olduğu sa&ccedil;larında gezdirdi. &Ccedil;alışan insanlardan nefret ediyordu i&ccedil;inden. Hepsi emir almaya muhta&ccedil;tı ve bu durum onu &ccedil;ileden &ccedil;ıkarıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Deniz endişesini belli etmemeye &ccedil;alışarak sim&uuml;lasyon merkezine giriş yaptı. &ldquo;Beni i&ccedil;eri alın.&rdquo; Dedi ve g&ouml;revliler hemen Deniz&rsquo;i i&ccedil;eriye girmeye uygun bir şekilde hazırladılar. &Ouml;ncelikle gri &uuml;niformasını giydirdiler ve ardından i&ccedil;erideki mekanizmaları rahatlıkla g&ouml;rebileceği bir g&ouml;zl&uuml;k yerleştirdiler. Deniz i&ccedil;eriye girdiğinde yanında hi&ccedil;bir silah bulunmuyordu. Bu nedenle sessiz bir şekilde bitirmeliydi bu işi. Tek başına halledecek olması onu daha da panikletiyordu. &Ouml;ncelikle Simanın konakladığı yere gitti Deniz kendini sakinleştirmeye &ccedil;alışırken.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Sima bah&ccedil;ede oturuyor elindeki dergiyi inceliyordu. Deniz kimsenin duymayacağına emin olduktan sonra kızcağıza seslenip yanına &ccedil;ağırdı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Senin sorumlun ile bir sorun yaşadığını duydum Sima. Biliyor musun bilmiyorum ama ben g&ouml;revlilerden sorumlu kişiyim. Bu y&uuml;zden seninle bu konu hakkında konuşmamız lazım. L&uuml;tfen benimle birlikte gelir misin?&rdquo; dedi ve y&uuml;r&uuml;meye başladılar birlikte. Ormanın i&ccedil;erisine iyice girmişlerdi ki Deniz durdu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sorunlu insanlara aramızda yer yok ne yazık ki.&rdquo; Dedi ama farkında olmasa bile sesi titriyordu. Kız Deniz&rsquo;e g&ouml;re &ccedil;ok kısa kalıyordu. Kahverengi g&ouml;zlerini kızın mavi g&ouml;zlerine dikti ve son kez baktığını bilerek baktı. Elini kızın ağzını ve burnunu kapatacak şekilde y&uuml;z&uuml;ne g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Sima şaşkınlıkla g&ouml;zlerini a&ccedil;tı. Her yanını korku sarmıştı. &Ccedil;ığlık atmayı denedi ama ağzını saran elden dolayı sesi &ccedil;ıkmıyordu bile. Deniz g&ouml;zleri dolu bir şekilde konuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;&Ouml;z&uuml;r dilerim.&rdquo; Dedi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;&Ccedil;ok &ouml;z&uuml;r dilerim.&rdquo; Kızı yere d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;kten sonra başını sert kayalığa &ccedil;arptırdı. Yaptığı şeyin farkına vardıktan sonra elini &ccedil;ekti hızlıca. Kızı kollarından tuttu ve sim&uuml;lasyonun i&ccedil;inde kimsenin rahatlıkla bulamayacağı bir yere bıraktı. Elleri titriyordu. Kendine lanet etti. Tekrar tekrar kendine ne yaptığını soruyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bir insanı nasıl &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m ben!&rdquo; dedi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Nasıl?&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Şok olmuştu ve ne hissetmesi gerektiğini bilmiyordu, bilemiyordu. Kızın y&uuml;z&uuml; g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nden gitmezken bu vicdanla nasıl yaşayacağını sorguladı. Nasıl g&ouml;z yumacaktı ki vicdanı bu işe. Bilmiyordu. Kendinden bir seri katil oluşacaktı &ccedil;ok yakında. Eline, yakasına bir&ccedil;ok insanın kanı bulaşacaktı ve bunu bilmek Deniz&rsquo;i adeta i&ccedil;ten i&ccedil;e &ccedil;&uuml;r&uuml;t&uuml;yor, insaniyetini elinden alıyordu. Titreyen eline telefonunu aldı ve Hande&rsquo;nin yanında &ccedil;alışan personellerden bir tanesini aradı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Hande Hanım&rsquo;a işinin hallolduğunu s&ouml;yleyebilir misin?&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Tamam, efendim.&rdquo; Dedi karşıdaki ses. Telefonu kapattıktan sonra kızarmış g&ouml;zlerini sıkıca kapatıp tekrar a&ccedil;tı. Bununla yaşamayı eninde sonunda &ouml;ğrenmesi gerekecekti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;&Ccedil;ağla.&rdquo; Dedi Mert. &Ccedil;ağla mutfağın kapısını kapattıktan sonra Mert&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Efendim.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sanırım haklısın.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bana haklı olduğumu mu s&ouml;yledin?&rdquo; &Ccedil;ağla sırıttı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;G&ouml;zlerimi burada a&ccedil;tığımda sanki uyuşmuş gibiydim. Ger&ccedil;ekten ne olduğunu anlamak i&ccedil;in &ccedil;abalamadım bile. Fark ettiğim kadarıyla ger&ccedil;ekten annemi hatırlamıyordum, aklıma bile gelmemişti.&rdquo; Sustu, derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Buraya gelmeden &ouml;ncesini de hatırlamadığımı fark ettim.&rdquo; Dedi ve &Ccedil;ağla sırıtmasını g&uuml;lmeye &ccedil;evirdi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Biliyordum!&rdquo; dedi ve Mert&rsquo;in yanına oturdu. Gri yastığı kucağına aldıktan sonra konuşmaya başladı &Ccedil;ağla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ben de aynı şeyleri yaşadım ama bir fark var.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla. Mert ş&uuml;pheyle &ccedil;evirdi kafasını.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ben az bile olsa bir şeyler hatırlıyorum.&rdquo; Mert merakla dinliyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ne gibi şeyler?&rdquo; dedi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bir maket. D&uuml;nya maketi hatırlıyorum. Panelden yansımıştı ve etrafında birka&ccedil; tane yıldız, gezegen de vardı. Sonra maket d&ouml;nmeye başlıyor ardından da yakınlaşıyordu ama daha fazla detay hatırlamıyorum.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sen s&ouml;yleyince kafamda canlandı bir şeyler ama ne bilmiyorum.&rdquo; Dedi Mert. &ldquo;Biz hep birlikte miydik buraya gelene kadar. Acaba partnerim hep sen miydin?&rdquo; dedi &Ccedil;ağla kolunu koltuğa yaslayarak. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Onu bilemem ama bundan sonra &ouml;yle olacağı kesin.&rdquo; Dedi ve g&uuml;l&uuml;msedi Mert.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;&Ccedil;&ouml;zmemiz gereken &ccedil;ok şey var gibi duruyor.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla. Mert başıyla onu onayladı. Kapı &ccedil;aldığında irkildi &Ccedil;ağla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Mert bir koşuda kapıya ulaştıktan sonra karşısında Kerem&rsquo;i g&ouml;rmeyi planlamıyordu. Telaşlı olan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; Mert&rsquo;i endişelendirmişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Selam Mert. Rahatsız ediyorum gece gece kusura bakmayın ama Sima yok. &Ccedil;oktan evde olması gerekiyordu. Siz g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z m&uuml; hi&ccedil;?&rdquo; dedi bir &ccedil;ırpıda Kerem. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ne rahatsızlığı lafı olmaz. Bir dakika bekle, ben iki g&uuml;nd&uuml;r g&ouml;rmedim ama belki &Ccedil;ağla g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;&Ccedil;ağla, gelsene bir.&rdquo; Diye seslendi i&ccedil;eriye Mert. İ&ccedil;ine bir kurt d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;En son ne zaman Sima&rsquo;yı g&ouml;rd&uuml;n?&rdquo; &Ccedil;ağla duraksadı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bu sabah evden &ccedil;ıktığını g&ouml;rd&uuml;m.&rdquo; Dedi sakince.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Mert kapının hemen yanında, beyaz duvarda duran kırmızı d&uuml;ğmeye bastı. &ldquo;Deniz&rsquo;i &ccedil;ağırdım. Siz de kendi g&ouml;revlinizi &ccedil;ağırın eğer bilgileri yoksa aramaya &ccedil;ıkarız.&rdquo; Dedi Mert.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&Ccedil;ağla Kerem&rsquo;i i&ccedil;eriye davet ettikten sonra beklemeye başladılar. Bu sırada Deniz &ccedil;ağrıyı aldıktan hemen sonra yola koyulmuştu. Bu &ccedil;ağrının Sima ile ilgili olacak olması her ne kadar onu telaşlandırsa bile soğukkanlılığını korumaya devam etmesi gerekiyordu. Her ne kadar profesyonel davranırsa o kadar iyi olurdu kendisi i&ccedil;in. Birka&ccedil; dakika i&ccedil;erisinde yanlarına varmıştı. Evin a&ccedil;ık kapısından i&ccedil;eriye girdiğinde iki denekten fazlası toplanmıştı i&ccedil;eride. G&ouml;revlilerden Melis&rsquo;te buradaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sorun nedir?&rdquo; dedi Deniz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sima yok.&rdquo; Dedi Mert. Deniz elinden geldiğince renginin atmaması i&ccedil;in uğraştı. Midesinde beliren ani mide bulantısına ses vermedi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Melis sana haber vermeni s&ouml;ylememiş miydim?&rdquo; dedi Deniz. Melis başıyla olumsuz cevap verirken Deniz terlemeye başlamıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Neyi?&rdquo; dedi Kerem oturduğu yerden kalkarak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sima evine g&ouml;nderildi bu akşam. İla&ccedil;lar etki etmedi tedavisini g&ouml;rmesi i&ccedil;in hastaneye g&ouml;nderdik.&rdquo; Dedi Deniz sesini kontrol altına alarak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;İyi mi peki?&rdquo; dedi &Ccedil;ağla. Deniz başıyla olumlu anlamda işaretler yaptı. Kerem i&ccedil;ine gelen rahatlama ile derin bir nefes bıraktı ve koltuğa geri oturdu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Dağılabiliriz arkadaşlar. Sorun yok.&rdquo; Dedi ve evden apar topar &ccedil;ıktı Deniz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">G&uuml;nler g&uuml;nleri kovalamaya devam ettiğinde cuma g&uuml;n&uuml; &ccedil;oktan gelmiş ge&ccedil;mişti. &Ccedil;ağla ve Mert giden insan sayısının fazla olmasının &uuml;st&uuml;ne ila&ccedil; g&uuml;n&uuml;n&uuml;n sabahında keşif yapmaya &ccedil;ıkmışlardı. Evlerinin arka bah&ccedil;esinden &ccedil;ıkıp d&uuml;md&uuml;z y&uuml;r&uuml;m&uuml;şlerdi. Bir ara &Ccedil;ağla yorulduğu i&ccedil;in mızmızlanıp Mert&rsquo;i sinir etmişti ve ormanın i&ccedil;erisinde herhangi bir ağacın dibine oturmuşlardı. Biraz soluklandıktan sonra işlerine, y&uuml;r&uuml;meye, geri d&ouml;nm&uuml;şlerdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Baksana bir Mert.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla dehşet dolu sesiyle.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bu kurumuş leke kan lekesi mi bana mı &ouml;yle geliyor.&rdquo; Mert &ouml;n&uuml;ne d&ouml;n&uuml;p birka&ccedil; adım ile taşa yaklaştı. &ldquo;Bu&hellip;&rdquo; dedi biraz daha yaklaşarak. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Kan sanırım.&rdquo; <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Dedi Mert. İkisinin de aniden beti benzi attı. Derin bir nefes aldı &Ccedil;ağla. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Kimin kanı acaba?&rdquo; dedi &Ccedil;ağla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;İlerlemeye devam edelim.&rdquo; Diye &ccedil;ekiştirdi &Ccedil;ağla&rsquo;yı Mert. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Bu sırada Hande ila&ccedil;ların ikinci haftasının verdiği heyecan ile &ouml;len kişilerin sayısının az olmasının zevkini &ccedil;ıkarıyordu. Şu ana kadar sadece 4 denekten olumsuz sonu&ccedil; alınmıştı. Her ne kadar bu sayı onu rahatsız etse bile bu haftadan sonra daha fazla olacağını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yordu. Odasından dışarıya &ccedil;ıktı ve derin bir nefes alıp verdi. Sim&uuml;lasyon merkezine doğru hızlı adımlarla ilerliyordu. İ&ccedil;eri girdiğinde herkes duraksadı. Bazıları işlerine devam ederken diğerleri Hande&rsquo;nin kaş hareketi &uuml;zerine onu hazırlamaya başlamışlardı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Deniz Hande&rsquo;yi karşılamak i&ccedil;in sim&uuml;lasyon girişinde bekliyordu. Hande Hanım hızlı bir şekilde hazırlandıktan sonra i&ccedil;eriye alındı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Merhaba Deniz.&rdquo; Dedi en samimiyetsiz hali ile. Deniz&rsquo;in y&uuml;z&uuml;nde mimik oynamadı. &ldquo;Merhaba efendim.&rdquo; Demekle yetindi sadece. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;İla&ccedil; işleri nasıl gidiyor. İkinci haftanın ilk ila&ccedil;ları i&ccedil;ildi mi?&rdquo; cevabını bildiği soruları soruyordu sırf konuşabilmek adına. Deniz homurdandı ve başını olumlu anlamda aşağı yukarı salladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sabah saatlerinde herkes kahvaltısıyla birlikte i&ccedil;ti. Eksik yok.&rdquo; Dedi Deniz ve ardından şehrin g&ouml;beğine doğru ilerlemeye başladılar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;L&uuml;tfen ila&ccedil;larını almadığını s&ouml;yle. Bu sersemliğini başka neye bağlayabilirim bilmiyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml;.&rdquo; Dedi Mert &Ccedil;ağla&rsquo;yı d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; yerden kaldırırken. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Lavabodan aşağıya d&ouml;kt&uuml;k ya.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla. Mert kıkırdadı ve &Ccedil;ağla&rsquo;yı kaldırdı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Hava g&uuml;nl&uuml;k g&uuml;neşlikti. Hava durumlarını sim&uuml;lasyonda kontrol eden panelin g&ouml;revlisi Yusuf Bey kahvesini yanlışlıkla kontrol paneline d&ouml;kt&uuml;. Aceleyle d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml; yeri silse bile &Ccedil;ağla ve Mert&rsquo;in g&ouml;z&uuml;nden yaşananlar ka&ccedil;mamıştı. G&uuml;nl&uuml;k g&uuml;neşlik havada birden bulutlar &ccedil;ıkmış, birka&ccedil; par&ccedil;a damla su y&uuml;zlerine d&uuml;şm&uuml;ş ve ardından eski haline geri d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. &Ccedil;ağla şaşkınlığıyla birlikte Mert&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;G&ouml;rd&uuml;n m&uuml;?&rdquo; dediler ikisi birlikte aynı anda. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Evet.&rdquo; Diye de cevapladılar birlikte. &ldquo;Sanki kontrol edilir gibi değil miydi?&rdquo; dedi &Ccedil;ağla yolda y&uuml;r&uuml;meye devam ederken. Havaya bakarak y&uuml;r&uuml;meye devam ederken &Ccedil;ağla tekrar takılıp d&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bir d&uuml;şmeden y&uuml;r&uuml; be.&rdquo; Dedi Mert. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&Ccedil;ağla şok i&ccedil;erisinde takılıp d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; şeye bakıyordu. Rengi gitmiş bir beden kanlar i&ccedil;erisinde yatıyordu. &Ccedil;ağla korku i&ccedil;erisinde kendini geri geri ittirirken kafasını bir şeye daha &ccedil;arptı. Arkasını d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; zaman karşılaştığı duvar benzeri şey ile b&uuml;t&uuml;n hafızası yerine gelmişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ceset var.&rdquo; Dedi Mert. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sima&rsquo;nın cesedi var burada &Ccedil;ağla.&rdquo; Diye devam etti s&ouml;z&uuml;ne.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Biz bir sim&uuml;lasyondayız Mert. Burası Kanada&rsquo;nın bilinmeyen k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şehri değil.&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ceset.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla o tarafa doğru d&ouml;nerek. &ldquo;Burada bir tane değil tam d&ouml;rt tane var ondan Mert.&rdquo; Şoka uğramış olmasına rağmen y&uuml;z&uuml;nde mimik oynatmadı &Ccedil;ağla. Mert ise h&acirc;l&acirc; idrak etmeye &ccedil;alışıyordu haliyle. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Yani şimdi ila&ccedil;lara olumsuz tepki veren insanları evlerine tedaviye yollamıyorlar mıydı?&rdquo; dedi Mert.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Hayır, tam tersine &ouml;ld&uuml;r&uuml;yorlardı Mert!&rdquo; Mert g&ouml;zlerini &Ccedil;ağlaya sabitledi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bir şekilde buradan &ccedil;ıkmamız lazım ve derhal buradan uzaklaşmalıyız. Eğer g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zden ve bildiğimizden ş&uuml;phelenirlerse sonunda varacağımız yer burası olur.&rdquo; Dedi Mert &Ccedil;ağla&rsquo;yı geldikleri y&ouml;ne doğru &ccedil;ekerken. &ldquo;Eve gideriz. İyice d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r taşınır, biraz g&ouml;zlemler sonra bir plan kurarız. &Ccedil;ağla! Kendine gel d&ouml;nmemiz lazım.&rdquo; &Ccedil;ağla başını iki yana salladıktan sonra derin bir nefes aldı ve koşar adımla evin yolunu tuttular.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Hande hızlı ve sert adımlarla A bloğun yolunu tutmuştu. Sinirle burnundan soluyarak i&ccedil;eriye girdi. &ldquo;Nerede o akılsız? &Ccedil;abuk buraya getirin!&rdquo; a bloktaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k ofisine ge&ccedil;erken i&ccedil;inden k&uuml;f&uuml;rler savuruyordu. Ne kadar sorumsuzca bir hareketti b&ouml;yle! G&ouml;rev başında değil bir şey i&ccedil;erek, nefes almadan &ccedil;alışmaları gerekirken şu hallere nasıl geldiklerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Sorumsuz insanların hepsinden nefret ediyordu. Hem para alıyor hem de hata yapıyordu &uuml;st&uuml;ne &uuml;stl&uuml;k!<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Efendim.&rdquo; Diye i&ccedil;eriye girdi Deniz yanında Yusuf ile.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bu mu o sorumsuz?&rdquo; dedi Hande daha yeni oturduğu koltuktan hızlıca kalkarken. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Evet efendim.&rdquo; Dedi Deniz Yusuf&rsquo;u &ouml;ne doğru ittirirken. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Kusursa bakmayın l&uuml;tfen. Nasıl olduğunu anlayamadım bile. &Ccedil;ok az d&ouml;k&uuml;ld&uuml; sorun olmaz diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Hızlıca temizledim ama o sırada olan olmuş. Tekrar &ccedil;ok &ouml;z&uuml;r dilerim.&rdquo; Dedi Yusuf b&uuml;y&uuml;k bir pişmanlık ile. Hande birka&ccedil; adım &ouml;ne doğru geldi ve sağında duran masaya elini koyarak ritim tutmaya başladı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Deniz.&rdquo; Dedi sakinliğini korumak adına derin bir nefes alırken. İ&ccedil;inde ki &ouml;fke b&uuml;y&uuml;meye devam ediyordu. Kendini dinginleştiremedi ve yeniden bencilce bir karara vardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Affedilemez bir hata yapıldı. D&ouml;k&uuml;len sıvı panelden sızdıysa diğer sisteme de zarar verebilir.&rdquo; Başını aşağıya doğru indirdikten sonra tekrar g&ouml;zlerini Deniz&rsquo;e sabitledi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sen ne yapman gerektiğini biliyorsun.&rdquo; Dedi ve koltuğuna ge&ccedil;ip oturdu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;&Ccedil;ıkabilirsiniz.&rdquo; Yusuf ne olacağını bilmediği i&ccedil;in meraklı g&ouml;zlerle Deniz&rsquo;e bakıyordu. Deniz&rsquo;in ise a&ccedil;ıklayabileceği ya da s&ouml;yleyebileceği hi&ccedil;bir şey yoktu. İnfazını<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ger&ccedil;ekleştirmeyecekti. Bloktan &ccedil;ıkar &ccedil;ıkmaz durdurdu Yusuf&rsquo;u.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Derhal gidiyorsun buradan. Limandan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir tekne bul ve git. Yoksa hoş şeyler olmayacak. Derhal!&rdquo; dedi Deniz. Yusuf neler olacağını anlamış olacak ki koşarak uzaklaştı bloktan. Deniz derin bir nefes aldı. Bu b&ouml;yle nereye kadar devam edecekti bilmiyordu ama biran &ouml;nce bitmesi i&ccedil;in her şeyi yapmaya hazırdı. Daha fazla buna katlanamaz ve vicdanının omuzlarına daha fazla y&uuml;k y&uuml;kleyemezdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Sim&uuml;lasyon merkezine giriş yaptığında g&ouml;revliler onu hazırlamak adına &uuml;niformasını giydirdiler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;G&ouml;zl&uuml;k nerede?&rdquo; dedi Deniz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;&Ccedil;ıkarken getirmediniz ki efendim.&rdquo; Dedi g&ouml;revli &ccedil;ocuk. Deniz nerede bırakmış olabileceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Tamamdır, derhal alın beni i&ccedil;eriye.&rdquo; Diye emri verdikten sonra hızlıca i&ccedil;eriye girip kendi konakladığı eve doğru ilerledi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Bu sırada &Ccedil;ağla ve Mert kendi evlerinde kalmış kare camlara sahip, rengi yeşile kayan bir g&ouml;zl&uuml;k bulmuşlardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Deniz&rsquo;in mi dersin?&rdquo; dedi Mert.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Normal bir g&ouml;zl&uuml;k m&uuml; bu şimdi?&rdquo; dedi ve eline alıp g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; g&ouml;z&uuml;ne taktı. Evin i&ccedil;erisinde oluşan b&uuml;y&uuml;k değişim ile şaşkınlığına hakim olamadı. Beyaz duvarlar kiremit rengiydi. Oturdukları o m&uuml;kemmel gri koltuk taş &uuml;zerine konmuş kuş t&uuml;y&uuml; minderlerden oluşuyordu. Duvarlarda gezdirdi g&ouml;z&uuml;n&uuml; &Ccedil;ağla. B&uuml;y&uuml;k bir şekilde işlenmiş Saudade yazısı dikkat &ccedil;ekiyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Biz&hellip;&rdquo; dedi &Ccedil;ağla dili tutulmuştu adeta.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Biz ger&ccedil;ekten bir sim&uuml;lasyondayız.&rdquo; Mert g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; &Ccedil;ağla&rsquo;dan alıp ardından kendisi takınca aynı mekanizmayı kendi g&ouml;zleriyle g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Eğer bu Deniz&rsquo;e aitse almak i&ccedil;in buraya gelecektir. Dışarıya &ccedil;ıkalım.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla ve bu seferde o s&uuml;r&uuml;kledi Mert&rsquo;i dışarıya. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;G&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; bana ver bir.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla g&ouml;z&uuml;nden g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ekiştirirken.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Tamam, tamam sakin ol.&rdquo; Dedi ve &ccedil;ıkarıp verdi g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; Mert. İkisinin de kalp atışları hızlanmış, istemsizce strese girmişlerdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ne g&ouml;r&uuml;yorsun?&rdquo; dedi Mert sabırsızca. O kadar heyecanlıydı ki anlatmaya kelimeler yetmezdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sanırım g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sağlayan kilit noktalar var. Her binanın &uuml;zerinde kilit noktalar var. Buradan &ccedil;ıkacağız Mert.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Tam anlamıyla on tane kilit noktası var.&rdquo; Diye ekledi. &ldquo;Koş Mert, yayı ve okları almamız lazım.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Spor salonuna doğru koştukları sırada Mert &ldquo;Ne yapacaksın?&rdquo; diye sordu. &ldquo;Kilit noktaları vuracağım.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla eline yayını alırken. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Tam on beş tane var oktan. Ekstra beş şansımız var Mert.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla sesinin titrediğinin farkında bile değildi. Yaşadığı stresin haddi hesabı yoktu. Mert &Ccedil;ağla&rsquo;nın ellerini tuttu ve kendine &ccedil;evirdi. İkilinin g&ouml;zleri birbirine kenetlendiği sırada Mert &Ccedil;ağla&rsquo;yı kendine &ccedil;ekti ve sıkı sıkı sarıldı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;O beş oka ihtiya&ccedil; bile duymayacaksın.&rdquo; Dedi Mert fısıldayarak. Başına bir &ouml;p&uuml;c&uuml;k kondurdu ve ardından derin bir nefes alıp<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kadını rahatlatmaya &ccedil;alıştı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Alnına bir &ouml;p&uuml;c&uuml;k daha kondurduktan sonra ayırdı bedenini kendinden. &ldquo;Sen demiştin ya bundan &ouml;ncesini bilmem ama bundan sonra partneriz diye.&rdquo;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Evet, demiştim.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla ağlamaklı gelen sesiyle. Mert onu dinginleştiriyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Birlikte kurtulacağız bu işten.&rdquo; Dedi ve bir elini bırakıp ok &ccedil;antasını sırtladı Mert.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">İkisi birlikte kendilerine y&uuml;ksek ve rahatlıkla atış yapabilecekleri, g&ouml;r&uuml;ş alanı geniş bir yer bulurken Deniz her yerde g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; arıyordu. Kendi i&ccedil;erisinde bu g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; bulan birisi olursa ne olur onu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. &Ccedil;alan telefonunu a&ccedil;madan her yeri aramaya devam etmişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Bu sırada Hande hatalı personelin deniz yolu ile adadan ayrıldığını duyunca k&uuml;plere binmiş ve hareket halinde bulunan k&uuml;&ccedil;&uuml;k tekneyi denizin derin sularına g&ouml;ndermişti. Deniz&rsquo;e ulaşamamak onu daha &ccedil;ok sinirlendirdiği i&ccedil;in oturduğu yerden kalkmış odayı tam d&ouml;rt kere hızlıca turlamıştı. Kelimenin tam anlamıyla s&uuml;rekli burnundan soluyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Mert ben burada ilk &uuml;&ccedil; oku g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne fırlatacağım. Sen o sırada Merve, Burak ve Kerem&rsquo;i buraya getir.&rdquo; Mert başını olumlu anlamda sallayarak hemen harekete ge&ccedil;ti. Koşarak evlerinin olduğu yere geldiğinde evin i&ccedil;erisinde birisi vardı. Deniz olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in ses &ccedil;ıkarmadan yanda bulunan eve girdi. Tam da istediği gibi i&ccedil;eride bulması gereken herkes vardı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>&ldquo;Gidiyoruz!&rdquo; dedi Mert. Herkes şaşkınlıkla onu izlerken anlam vermeye &ccedil;alışıyorlardı aynı zamanda.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bakın şimdi&hellip;&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Mert olayı diğerlerine anlatırken &Ccedil;ağla derin bir nefes alarak ilk oku g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne fırlatmıştı. Cızırtılarla birlikte gelen sesler eşliğinde g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n neredeyse yarısı simsiyah olmuştu. İkinci oku yayına yerleştirdikten sonra g&ouml;r&uuml;ş alanındaki diğer merkez noktaya fırlattı okunu. Tam on ikiden! G&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n diğer yarısı da karanlığa b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;nde g&ouml;ky&uuml;z&uuml; olarak bildikleri yerde d&ouml;rt tane daha merkez noktası kalmıştı. Şimdi sıra binalardan birisini se&ccedil;meye gelmişti. &Ccedil;ağla okunu yayına yerleştirdikten sonra binalardan bir tanesini hedefi haline getirmişti. Ardından g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne son kez daha bakmış ve ani karar değişikliği ile batı tarafında bulunan merkez noktasına okunu sert bir şekilde yollamıştı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Tekrar tam on ikiden! &Ccedil;ağla zafer ile g&uuml;l&uuml;mserken karşısında bulunan k&uuml;&ccedil;&uuml;k şehrin binalarından yansıyan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n sarsıldığını ve koyu bir renk aldığını fark etti. Batı tarafındaki binalardan bir tanesi tamamen yıkıldı ve g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nde diğer binaya hasar verdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Hızlı bir şekilde okunu alıp tam tersi y&ouml;n&uuml;nde bulunan merkez noktasına yolladıktan sonra g&ouml;zlerine inanamadı. Şehrin diğer yakasında bulunan binalardan bir tanesi yere g&ouml;m&uuml;l&uuml;rken diğer binalar alttan sarsılmıştı. Deprem olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; bu sarsıntı birka&ccedil; dakika s&uuml;rd&uuml;.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Hande sim&uuml;lasyonun i&ccedil;erisinde olan şeyleri duyduğunda siniri on kat artmıştı. Derin bir nefes aldı ve hızlı adımlarla ana kontrol panellerinin olduğu binaya ge&ccedil;ti. &ldquo;Neler oluyor!&rdquo; dedi bağırarak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Kontrol merkezlerinde arıza var efendim.&rdquo; Dedi personelin birisi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Ne demek arıza var. Kameraları kontrol etmediniz mi?&rdquo; diye sordu telaşla. Bu nasıl bir şeydi b&ouml;yle.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Buyurun hep birlikte bakalım.&rdquo; Dedikten sonra kamera kayıtlarını b&uuml;y&uuml;k ekrana yansıttı g&ouml;revli.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">B&uuml;y&uuml;k ekranda sırtında yayı ile merkez noktaları hedeflemiş olan &Ccedil;ağla vardı. &ldquo;Bu ne b&ouml;yle!&rdquo;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>dedi Hande elini masaya sert&ccedil;e vurarak. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;&Ccedil;abuk bulun o kadını. Gerekeni yapın ve son verin şu işe. Sim&uuml;lasyon yıkılıyor!&rdquo; dedi Hande telaş i&ccedil;erisinde olduğunu belli etmemeye &ccedil;alışarak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Bu sırada Mert ve yanındakiler &Ccedil;ağla ile buluşmayı başarmıştı. &Ccedil;ağla &ccedil;ıktıkları tepeden kendi kaldıkları evin y&ouml;n&uuml;n&uuml; bularak o tarafta bulunan kontrol merkezine bir atışını ger&ccedil;ekleştirdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Kapıları a&ccedil;acak merkezi bulmam lazım. Deniz kesin giriş &ccedil;ıkış yapıyordur buraya. Ayrıca bizi buraya sokmaları i&ccedil;in de bir kapıya ihtiya&ccedil;ları var.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Bu kadar iyi yay kullanabiliyor olman beni şaşırttı.&rdquo; Dedi ve g&uuml;ld&uuml; Burak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Tek şaşkınlığının bu olması ne kadar garip.&rdquo; Dedi Mert.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Buldum!&rdquo; diye bağırdı heyecanla &Ccedil;ağla. &Ccedil;ıkış yapacak oldukları i&ccedil;in heyecanlıydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Merkezlerin patlamasıyla birlikte kararan hava g&ouml;r&uuml;ş alanını kısıtlıyordu. Yıkılan binaların enkazlarının yanında ayakta kalan binalardan gelen ışıklar s&ouml;nmek &uuml;zereydi. Bazıları gidip geliyordu. Ger&ccedil;ek g&ouml;ky&uuml;z&uuml; g&ouml;r&uuml;n&uuml;r bir hal almıştı. Mert diğerlerinden uzaklaşarak şehre baktı. Yukarıda bu dairesel alanın dışında bir yerde şimşek &ccedil;akıyordu ama hava tam olarak karanlık değildi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Her şey birbirine girmişken Hande h&acirc;l&acirc; kameradan &Ccedil;ağla&rsquo;yı izliyordu. G&ouml;revliler sim&uuml;lasyona giriş yapmak i&ccedil;in uğraşıyorlardı bir yandan. Hande &Ccedil;ağla&rsquo;nın hedef aldığı noktanın neresi olduğunu anlar anlamaz riskli bir emir verdi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;D&ouml;nd&uuml;rme işlemini başlatın!&rdquo; İ&ccedil;erideki her şeyi tersle d&uuml;z edecek bir işlemin komutunu vermişti az &ouml;nce. Batı tarafından tahliye edilen deneklerin bazıları B bloğunda bulunan boş odalara yerleştirilmişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Yerin derinden sarsılması ile birlikte sim&uuml;lasyonu i&ccedil;erisi d&ouml;nmeye başladı. Bazı bina yıkıntıları &uuml;st &uuml;ste gelerek daha fazla arbede &ccedil;ıkarıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;&Ccedil;ağla at şu oku!&rdquo; diye bağırdı Kerem.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Kes sesini de odaklansın kız.&rdquo; Dedi Mert hiddetle. &Ccedil;ağla g&ouml;zlerini Mert&rsquo;in g&ouml;zlerine dikti. G&ouml;zl&uuml;kle birlikte binaların &uuml;zerinde bulunan merkezlere son kez baktı. Sarsıntı ile birlikte t&ouml;kezlediği sırada g&ouml;zl&uuml;k bulunduğu binadan aşağıya doğru d&uuml;şt&uuml;. &Ccedil;ağla sinirle i&ccedil;erisinden bir k&uuml;f&uuml;r savururken diğer herkes ne yapacaklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Mert elini &ccedil;ağlanın eline g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. &ldquo;G&ouml;zlerini kapat ve d&uuml;ş&uuml;n.&rdquo; Diye fısıldadı kulağına.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&Ccedil;ağla derin bir nefes aldı ve merkezleri hayal etti. Aldığı oku kuzeye doğrulttu ve hareket halinde olan binaların oluşturduğu gri toz bulutunu umursamadan oku fırlattı. Binalar yerin i&ccedil;erisine doğru ilerlemeye başladığında yıkılan bir bina g&ouml;ze battı. &Ccedil;ağla yeni okunu en son karşılarında olduğunu bildiği kapının anahtarı olan merkez noktasına doğrulttu ve birka&ccedil; saniye derin nefes ardından oku fırlattı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Karşılarında a&ccedil;ılan delik sayesinde kapıyı bulduklarını g&ouml;rd&uuml;ler ve neşe i&ccedil;erisinde bir haykırış &ccedil;ıktı ağızlarından. Karşılarında yavaş&ccedil;a a&ccedil;ılan aydınlığa giden daire sayesinde g&ouml;zleri ışık g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; hepsinin. Derin bir nefes daha aldı &Ccedil;ağla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Bu sefer sağ kısımlarında kalan merkez noktasına k&ouml;r atış yaptı. Bu sefer a&ccedil;ılan kapının i&ccedil;erisinden g&ouml;revliler giriş yapmıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Hadi gidiyoruz!&rdquo; dedi Mert ve herkes hareket haline ge&ccedil;iş yaptı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Hande h&acirc;l&acirc; Deniz&rsquo;e ulaşmaya &ccedil;alışıyordu ancak deniz o arbede i&ccedil;erisinde hayatını kaybetmişti. Hayatını kaybeden bir &ccedil;ok insan vardı ve i&ccedil;eriye giren g&ouml;revlilerin &ccedil;oğu &uuml;zerlerine d&uuml;şen binalardan &ouml;t&uuml;r&uuml; g&ouml;zlerini kapatmıştı hayata. Hande odasından dışarıya kontrol merkezinin kuzeyine gitmişti. Oradan &ccedil;ıkacak olan denekleri karşılamayı bekliyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Kerem, Merve, Burak, Mert ve &Ccedil;ağla &ccedil;ıkış kapısına ulaştıklarında kuzey kapısı kapanmış ve &uuml;st&uuml;ne &uuml;stl&uuml;k i&ccedil;eriden b&uuml;y&uuml;k bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml; kopmuştu. A bloktaki kontrol panelinde arıza oluştuğu i&ccedil;in sistem devre dışı kalmıştı. Hande karşısında bulunan bir avu&ccedil; genci &ouml;ld&uuml;rmemek i&ccedil;in kendini zor tutuyordu. &Ccedil;ağla yanağından akan kanı sildi. Sanırım yanağı kesilmişti. Umursamadı ve okunu yayına yerleştirerek Hande&rsquo;ye doğrulttu. &Uuml;zerinde bulunan Saudade yazısı parlaklığını h&acirc;l&acirc; koruyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sen kimsin?&rdquo; dedi Mert.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sizin sahibinizim ben. Siz kimsiniz biliyor musunuz?&rdquo; dedi Hande k&uuml;&ccedil;&uuml;mser bir tavırla.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sanırım senin sayende biz kim olduğumuzu bilmiyoruz.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla titreyen sesiyle. İ&ccedil;i &ouml;fke ile harlanıyordu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Sen bizim kişiliğimizi &ccedil;aldın ama biz hepimiz kendimizi yeniden yaratacağız ve kimse buna engel olamayacak.&rdquo; Diye devam etti s&ouml;z&uuml;ne. G&ouml;z&uuml; kararmış her şeyi yapabilecek bir hale gelmişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Hande&rsquo;nin yanında beliren iki g&ouml;revlinin elinde silah vardı. Silahların hepsi bir kere ateşlendi ve iki kişi yere serildi. &Ccedil;ağla&rsquo;nın i&ccedil;i yanıyordu ama belli etmedi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Kafasını Mert&rsquo;in olduğu yere &ccedil;evirdiğinde Mert ayaktaydı, ş&uuml;kretti. G&ouml;r&uuml;ş&uuml; bulanıklaşmış biraz g&ouml;zleri dolmuştu. Merve ve Kerem yerde kanlar i&ccedil;erisinde yatıyordu. &Ccedil;ağla birka&ccedil; adım geriye &ccedil;ekilerek etrafı g&ouml;zlemledi. Patlayıcı i&ccedil;eren bir varil aşınmış bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye sahipti. Okunu iyice &ccedil;ekti ve nişan alanını birka&ccedil; saniye i&ccedil;erisinde değiştirerek varile fırlattı okunu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Oluşan patlama Hande&rsquo;nin sağında birka&ccedil; metre &ouml;tesinde duran ve silahını Mert&rsquo;e doğrultmuş olan g&ouml;revlinin &ouml;l&uuml;m&uuml;ne sebep olmuştu. Hande ve diğer g&ouml;revli daha ne olduğunu anlayamadan &Ccedil;ağla diğer oku g&ouml;revlinin alnına &ccedil;oktan yollamıştı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Son iki ok.&rdquo; Dedi &Ccedil;ağla fısıldayarak. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Bir oku aldı ve yayına yerleştirdi. &ldquo;Sen durmayacaksın.&rdquo; Dedi. Hande şaşkınlık i&ccedil;erisinde olan ifadesini stabil bir hale getirdikten sonra &Ccedil;ağla&rsquo;ya sabitledi g&ouml;zlerini. Mert ve Burak h&acirc;l&acirc; neler olduğunu anlamaya &ccedil;alışıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">&ldquo;Biz duramayız.&rdquo; Dedi ve hedefi kafasından kadının karnına y&ouml;neltti. Bunun hemen ardından ok yaydan &ccedil;ıktı ve Hande acı i&ccedil;erisinde inledi. &ldquo;Gidiyoruz.&rdquo; Koşarak birka&ccedil; metre ilerisinde olan tekneye koştular. Diğer deneklerin arasına karışarak o g&uuml;n o adadan ayrılmak i&ccedil;in yola koyuldular. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">Mert ve &Ccedil;ağla s&ouml;yledikleri gibi o g&uuml;nden sonra birbirlerinden hi&ccedil; ayrılmadılar. Deniz vicdanının kurbanı olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu ama Saudade bir s&uuml;r&uuml; insanın canını almıştı Deniz gibi. Hande ise kendi k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nde boğularak, acı i&ccedil;erisinde &ouml;lm&uuml;şt&uuml;. Belki de huzura ermişti kim bilir? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;">O g&uuml;nden sonra Saudade şirketi tamamen kapanmış ve bu hayata kattığı tek şey bir aşk olarak bilinmişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ansi-language: TR;"><o:p>&nbsp;</o:p></span></p>
<p></p>
<!--EndFragment-->]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Su Kuşu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/su-kusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/su-kusu</guid>
<description><![CDATA[ Hikayenin hiçbir zaman gerçekleşmemesi dileği ile... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62ef8f9e80e87.jpg" length="78766" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 07 Aug 2022 14:11:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Beş yaşından beri suyun i&ccedil;indeydi.&nbsp; Ama katıldığı bir yarışmada ayağına bir kramp girmesi sonucunda boğulma tehlikesi ge&ccedil;irir. O g&uuml;nden beri suya mesafelidir, Sude. Aslında annesi suda doğum yaptığından, doğduğundan beri suyun i&ccedil;inde demek daha doğru olur.&nbsp;</p>
<p>Yazın sahil kıyısına gittiklerinde i&ccedil;i gider.&nbsp; Her suya yaklaştığında nefesi tıkanır ve bayılacak gibi olur. Babası polis olduğundan bir&ccedil;ok şehir gezmişlerdir. Bu y&uuml;zden pek arkadaşlık bağı yoktur. Bunun i&ccedil;in ailesi tekrar başlaması gerektiğini, b&ouml;ylece tekrar sosyalleşebileceğini s&ouml;yler. Her seferinde red eder. Kendince bir taktik geliştirmiştir. Okulla ev arasında mekik dokuyacak, kimseyle konuşmayacak, ve hafta sonları dışarı &ccedil;ıkmayacaktır. Eğer bir arkadaşı bile olursa ve ona bağlanırsa, bir taşında s&ouml;z konusu olduğunda bir telefon veya internetle sınırlayamacağı kadar bağlanır. Ayrılık zamanı geldiğinde anormallik derecesinde &uuml;z&uuml;l&uuml;r, hatta kahrolur. Kararlıdır, &uuml;niversiteyi kendi istediği şehirde okuyacaktır. Ondan sonra oraya k&ouml;k salacaktır. Lisenin son yılında, liseler arası y&uuml;zme yarışına katılır. Son zamanlarda ailesinden iyice uzaklaşmıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yalnızlığın sorumlusunun onların olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Eğer yarışmayı kazarnırsa, gideceği okulda burslu okuyacaktır. Kazanmıştır da... Hem okulunu, hem de milli y&uuml;z&uuml;c&uuml; olma yolundaki ilk adımını atar. Ta ki &uuml;niversitenin ilk yılında aşk sandığı bir duyguya kapılana kadar.&nbsp;</p>
<p>&Uuml;niversiteyi Antalya'da okuyacaktır. Babası zorda olsa son g&ouml;rev yerini kızının kazandığı şehre &ccedil;ıkartır. Sude, başta karşı &ccedil;ıksa da, durumu değiştiremez. Neticede tek evlattır. Hi&ccedil; bilmedikleri bir şehirde kızlarını tek başına bırakamazlar. Koca bir yaz, taşınma ve yerleşmeye gider.&nbsp;</p>
<p>Hem okula gider, hem de hafta sonları anterman yapar. Okulda tanındık&ccedil;a herkes ona "Su Kuşu" demeye başlar. Okulu temsilen bir&ccedil;ok yarışmaya katılır. Bu yarışmalardan aldığı derece ile hem okulunu, hem de ailesini gururlandırır. Ama bu başarılar Sude'yi hi&ccedil;bir zaman mutlu etmez.&nbsp; Bu esnada bunun farkında olan erkek arkadaşı, zaman zaman Sude'yi antermanlardan alı koymaya başlar. Beyin uyuşturucu ila&ccedil; verip, ufak ufak hırsızlığa alıştırır. Bağımlılık arttık&ccedil;a hırsızlık derecesi de y&uuml;kselecektir. Ailedeki bağı ikinci kez kopma aşamasına gelir.&nbsp; Birka&ccedil; kez psikoloğa g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler. D&uuml;zelme belirtisi g&ouml;sterse de, tamamen iyileşemez. Erkek arkadışının verdiği ila&ccedil; da tahlillerde belli olmaz. Doktor her defasında "Psikolojik" der. Y&uuml;zmeye gittik&ccedil;e daha az zaman vermeye başlar. Hatta okuldan ka&ccedil;ıp, sevgilisiyle uyuşrucunun yoğun olduğu mekanlara gider. Artık tam anlamıyla hırsızlığa programlanmış bir bağımlıdır. Eve gitmez olmuştur. Ailesi ilanlarla kızlarını aramaya başlar. Her ge&ccedil;en g&uuml;n umutları t&uuml;kenir. Ve bir g&uuml;n...&nbsp;</p>
<p>Babasına bir anons gelir. Bu ihbar, banka soygunu ihbarıdır. Soyguncuların arasında kızları da vardır. Ama baba bundan habersiz olay yerine gider. T&uuml;m uyarılara rağmen teslim olmayan hırsızlar i&ccedil;in baskın yapıp, bankaya dalarlar ve acı ger&ccedil;ek ile o zaman karşılaşır. Kızı g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş bir şekilde elinde silahla masum bir kadını rehin almıştır. Baba bir an dumura uğrar. Sude, "Bize bir araba ayarlayın, yoksa kadın &ouml;l&uuml;r" der. Babası ikinci bie şok yaşar. Kızına ne olmuştur b&ouml;yle?&nbsp; O esnada babasını polis arkadaşı Sude'yi yaralayarak rehineyi kurtarır. Silah sesiyle kızının yere d&uuml;şmesi bir olmuştur. Dikkatleri dağılan acemi hırsızlar, o an yakalanır. Baba kızının yanına koşar. Yaşadığını anlayınca kısa bir bir sevin&ccedil; yaşar. Ama ger&ccedil;ek herzaman acıdır. Kızını kendi elleriyle hapse g&ouml;nderecektir. Ağlayarak kelep&ccedil;eler, kızının dokunmaya kıyamayı bileklerine. Ambulansa kadar yanında y&uuml;r&uuml;r. İki yıl altı ay hapis cezası alır, Sude. Artık onun adı, "Su Kuşu" değil, parmaklıkların ardındaki "Bağımlı Kuş" olmuştur. Hapisten &ccedil;ıktıktan sonra, yoğun bir tedavi s&uuml;reci sonucunda iyileşmiştir. Ama hi&ccedil;bir şey eskisi gibi değildir. Medya tarihinde şu başlık atılmıştır, "Su Kuşumuz parmaklıklar ardında."&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Gelincik Hikayesi...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-gelincik-hikayesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-gelincik-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[ Sevdiklerimiz hakkında ne pahasına olursa olsun kendilerini dinlemeden hüküm vermemeliyiz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c1a82d35453.jpg" length="59272" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 06 Aug 2022 15:33:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Bir zamanlar k&ouml;y&uuml;n birinde g&ouml;rkemli bir d&uuml;ğ&uuml;n yapılmış. Yakışıklı mı yakışıklı bir delikanlı ile d&uuml;nyalar g&uuml;zeli bir gen&ccedil; kız evlenmişler. D&uuml;ğ&uuml;nleri dillere destan olmuş. Herkes onların d&uuml;ğ&uuml;nlerini konuşuyorlarmış.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>D&uuml;ğ&uuml;n yapıldıktan sonra herkes kendi işinde g&uuml;c&uuml;nde &ccedil;alışmaya başlamış. Yeni evli &ccedil;ift de ge&ccedil;imini sağlamak amacıyla k&ouml;ydeki evlerinden uzakta olan babalarından kendilerine d&uuml;ğ&uuml;n hediyesi olarak verilen tarlayı ekerek ge&ccedil;inme &ccedil;abası i&ccedil;ine girmişler.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Evin erkeği her g&uuml;n erkenden tarlaya gidiyormuş. &Ouml;ğleyin yemeğini karısının azığına koyduğu m&uuml;tevazı yiyecekler ile idare ediyormuş. Gen&ccedil; evliler hayatlarını bu şekilde kazanmaya &ccedil;alışıyorlarmış. Erkek her sabah erkenden tarlaya gittiği i&ccedil;in hanımın canı sıkılıyormuş. Ev işlerinden arta kalan zamanını komşuları ile ge&ccedil;iriyormuş.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Aradan yıllar ge&ccedil;miş, &ccedil;ocukları olmuyormuş. &Ccedil;eşitli tedavi yolları denemişler gitmedikleri doktor kalmamış, yine de &ccedil;ocukları olmamış. &Ccedil;ocuklarının olmamasına her ikisi de &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yorlarmış. Komşuları da kadına acıyarak baktıkları i&ccedil;in kadın bir kat daha fazla &uuml;z&uuml;l&uuml;yormuş. Adam ge&ccedil;en bu yıllar boyunca her sabah tarlaya gitmek zorunda kalıyormuş. Adam tarlaya gittiğinde hanımının evde canı &ccedil;ok sıkılmaya başlamış. Artık evde yalnız kalamıyormuş. Adamcağız iki arada bir derede kalmış. Tarlaya gidip &ccedil;alışmak zorunda imiş. Tarlaya gittiğinde ise hanımı evde sıkılıyormuş. Aklı daima evde kalıyormuş. Tarlada &ccedil;alışmasından da bir t&uuml;rl&uuml; verim alamamaya başlamış. Adam bu işin b&ouml;yle gidemeyeceğini anlıyormuş fakat bir t&uuml;rl&uuml; &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulamıyormuş.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bir g&uuml;n tarlada &ccedil;alışken bir gelincik yavrusu bulmuş. Hemen aklına bunu eve g&ouml;t&uuml;r&uuml;r ve karısına sevdirebilirse kendisinin tarlada olduğu zamanlarda karısının da gelincik yavrusu ile oyalanacağını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş. Gelincik yavrusunu alarak akşam eve gelmiş. Karısına &ldquo;bak sana bug&uuml;n ne hediye getirdim. Bunu &ccedil;ok seveceksin&rdquo; diyerek gelincik yavrusunu karısına vermiş. Karısı gelincik yavrusunu g&ouml;r&uuml;nce &ccedil;ok sevmiş. Onu hemen eline almış bir &ccedil;ocuk gibi &ouml;perek g&ouml;ğs&uuml;ne yaslamış. Hemen komşularına giderek gelincik yavrusunun ne ile beslendiğini &ouml;ğrenmiş ve akşamdan onu kendi elleriyle beslemiş. O gece kadıncağız bir başka rahat uyumuş. Gelincik yavrusuna bir şey oldumu diyerek sık sık uyanmış fakat bundan &ccedil;ok memnunmuş. Ertesi sabah mutluluğuna diyecek yokmuş. Kocasını bir başka mutluluk i&ccedil;inde tarlaya uğurlamış. Hanımın mutlu olduğunu g&ouml;ren koca ise artık g&ouml;z&uuml; arkada kalmadan tarlaya gitmiş. Tarlada &ccedil;alışırken bir daha evi ve hanımını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yormuş. İşlerine daha &ccedil;ok zaman ayırıyormuş.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Aradan yıllar ge&ccedil;miş, gelincik yavrusu b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş. Artık yetişkin bir gelincik olmuş. Evde herkes mutlu imiş. Kadın her sabah kocasını uğurladıktan sonra gelinciğe bakıyormuş. Onun yiyeceklerini hazırlıyormuş. Zaman zaman da gelincik ile konuşuyormuş.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>G&uuml;nler b&ouml;yle ge&ccedil;ip giderken ailenin bir &ccedil;ocuğu d&uuml;nyaya gelmiş. Artık kadın kendilerinden başka iki cana bakmak zorundaymış. Gelinciğe eskisinden daha fazla sevgi g&ouml;stermeye &ouml;zen g&ouml;sterirken kendi &ccedil;ocuğuna da t&uuml;m sevgisini veriyormuş. Eski zamanların geride kaldığını d&uuml;ş&uuml;nerek şimdi canının sıkılmasını bırakın zamanı yetmiyormuş. Akşam eve gelen kocasıyla bile ilgilenemiyormuş. Kocası bazen kendisine takılarak &ldquo;benimle hi&ccedil; ilgilenmiyorsun, benim pabucumu dama atıldı&rdquo; diyormuş.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>G&uuml;nler b&ouml;yle ge&ccedil;ip giderken komşuları kadının evine gelip &ldquo;bu gelinciği artık kovalamalısın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; gelincik kıskan&ccedil; hayvandır senin sevginin b&ouml;l&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yani &ccedil;ocuğunu sevdiğini g&ouml;r&uuml;nce kıskanarak &ccedil;ocuğuna zarar verebilir&rdquo; demeye başlamışlar. Aynı şekilde kocası da &ldquo;artık bu hayvanı g&ouml;nderelim bak &ccedil;ocuğumuz da var artık canın sıkılmaz. Gelincik &ccedil;ocuğumuza zarar verebilir&rdquo; diyerek gelinciğin gitmesini istiyormuş. Fakat kadın &ldquo;hayır ben bu gelinciği bir yere g&ouml;nderemem benim en sıkıntılı g&uuml;nlerimde o bana yar ve yarenlik yaptı&rdquo; diyerek gelinciği g&ouml;ndermiyormuş.</strong></em></p>
<p></p>
<p><em><strong>Komşulardan ve kocasından gelen t&uuml;m baskılara rağmen kadın gelinciği g&ouml;ndermiyormuş. Hatta onu daha sevmeye başlamış.</strong></em></p>
<p><em><strong>G&uuml;nlerden bir g&uuml;n, kadın kocasını tarlaya yolcu ettikten sonra evin eşiğinde otururken komşuları gelmiş ve onlarla konuşmaya dalmış. Bu konuşma sırasında bebek beşiğinde uyuyormuş. Gelincikte evin i&ccedil;inde bebeğin yanında uyuyormuş. Dış kapı eşiğinde konuşurken evin i&ccedil;inden bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml;n&uuml;n geldiğini duymuşlar. Komşuları, kadına &ldquo;bak biz sana dememiş miydik, gelincik &ccedil;ocuğa zarar verdi, onu &ouml;ld&uuml;rd&uuml;&rdquo; diyerek kadını heyecanlandırmışlar. Bir hışımla kadın yerinden kalkmış ve odanın kapısını a&ccedil;mış. Bir de ne g&ouml;rs&uuml;n gelinciğin ağzı kanlar i&ccedil;inde a&ccedil;ılan kapıdan dışarıya doğru ka&ccedil;ıyormuş. Bunu g&ouml;ren kadın beyninden vurulmuşa d&ouml;nm&uuml;ş. Hemen eline aldığı bir sopa ile gelinciğe vurmaya başlamış. &Ouml;yle bir vurmuş ki dakikalarca s&uuml;rm&uuml;ş. Artık gelincik orada hayatını kaybetmiş, fakat kadın hırsını hala alamamış. Bir zaman sonra &ccedil;ocuğu aklına gelmiş. Elindeki sopayı fırlatıp, koşarak eve girmiş ve &ccedil;ocuğunun yattığı beşiğin yanına varmış. Birde ne g&ouml;rs&uuml;n ki; Beşiğin &uuml;zerinde kocaman bir yılan fakat yılanın başı yok. Yılan &ouml;lm&uuml;ş. Gelincik yılandan &ccedil;ocuğu kurtarmış. Kapı a&ccedil;ıldığında da yılanın başı ağzında ve her tarafı kanlar i&ccedil;indeymiş. Kadın yavrusunu kurtaran ve uzun zamandır hayat arkadaşı olan gelinciği kendi elleri ile &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;ş. G&uuml;nlerce kendine gelememiş ve s&uuml;rekli ağlamış.</strong></em></p>
<p><em><strong><span style="text-decoration: underline;">Alıntı</span>.</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Suya benzer insan yüreği</title>
<link>https://edebiyatblog.com/suya-benzer-insan-yuregi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/suya-benzer-insan-yuregi</guid>
<description><![CDATA[ İnsanları suya benzemesi nasıl su koyulduğu kabın şeklini alıyorsa insanlar da yaşadığı çevre ve olaylardan etkilenip o yerin şeklini alır ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e6813fb142d.jpg" length="68527" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 18:40:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Özlem ceylan</dc:creator>
<media:keywords>İnsanlar, hayat, su, yasam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir su gibi saf ve berrak tır &ccedil;ocukların y&uuml;rekleri, ne hainlik vardir nede fesatlık d&uuml;ş&uuml;ncelerinde. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e zaman ge&ccedil;tik&ccedil;e Nasıl bir su koyulduğu kabın şeklini alıyorsa insanlar da yaşadıkları şehirlerin, ortamların şekilleri ni alıyorlar farkına bile varmadan mesela bir aile d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n ki hayatda hi&ccedil; bir şey bilmeyen okumamış değilde cahil insanlar da orada yeni yetişen bir &ccedil;ocuğu ne kadar eğitip yetistirebilecek ki ? tıpkı bir&nbsp; s&uuml;rahi den bir bardağa d&ouml;k&uuml;len su gibi dar &nbsp;bir alanda kalmıştır .insan eğer ki kendi ni yetiştirmek isterse o kişi akan su gibi akmalı. ilme irfana bulmali yolunu hayat yolunda geldiği cahhillige inat. &ouml;yle bir yetistirmeli ki kendini ,ondan olan &nbsp;yeni nesiller daha bilin&ccedil;li sağlıklı d&uuml;ş&uuml;nceli insanlar yetismeli hayatdaKimilerinin y&uuml;rekleri hır&ccedil;ın denizlerdeki dalgaların sahile vurduğu gibi hircinlasiyor s&ouml;z ge&ccedil;iremiyor &nbsp;o asi hır&ccedil;ın y&uuml;reğine. &nbsp;&nbsp;<br />Kimileri sapsade bir hayat yaşamayı sever bu hayatda durgun ve sakin bir deniz gibi u&ccedil;suz &nbsp;bucaksız olsada hayatları. Aynı moloton şeyleri yaşar dururlar aslında&nbsp;<br />Bazen de bir yağmur olur insan Damla Damla can &nbsp;verir hayat verir başka insanlara besin olur toprağa mesela doktor bir hayat kurtarır Rabbimiz in rahmetiyle bir &ouml;ğretmen pırıl pırıl yeni nesiller yetiştirir g&uuml;zel gelecek g&uuml;nlere&nbsp;<br />Ne kadar. temiz olursa olsun kirlenir o berrak sular &ccedil;amurlara karışınca &nbsp;ne yazzak ki insan oğlu &ccedil;evresinden etkilenerek k&ouml;t&uuml; işler yapar &ccedil;amurlara karışır kirlenip saflığını yitirir peki ya nasıl temizlenir bu &ccedil;amurlu sular yine suyu suyla yıkamak gerek temiz yağmur gibi insanlar o &ccedil;amurlu insanlara el uzatarak beyinlerini ve g&ouml;n&uuml;llerini temizlerler Rabbimiz in yardımı ve Kendi iradeleri yle temizlenmiş olurlar o &ccedil;amurlar dan topluma &nbsp;yine arındırılmış su olarak geri d&ouml;ner saf ve temiz h&acirc;liyle işte bu su d&ouml;ng&uuml;s&uuml; devam edip durur insanlar arasında s&uuml;rekli doğumdan &ouml;l&uuml;me kadar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>kanatları delik kelebek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kanatlari-delik-kelebek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kanatlari-delik-kelebek</guid>
<description><![CDATA[ Annesinin ve ablasının katillerini öldürdükten sonra otuz yılını hapishanede geçiren umutsuz bir adamın hikâyesidir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e69cf7615db.jpg" length="59018" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 18:19:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Yeşilada</dc:creator>
<media:keywords>Hapis mahkum seksenler idam intihar anne abla intikam kış soğuk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>1975, İstanbul </strong></em></p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Karanlık sorgu odasındaki iskemleye oturttular beni. Loş ışık kafamın &uuml;st&uuml;n&uuml; aydınlatıyordu. Bir sağ yanımda bir sol yanımda olmak &uuml;zere iki polis, baştan savmayı arzulayan bakışlarla g&ouml;zlerime baktılar. Mesai saatlerinin sonlarına denk gelmem dezavantajdı benim i&ccedil;in. İki polis de birbirinden sinirliydi. Sağımdaki polisin sa&ccedil;ları kırlaşmıştı ancak yaşı k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Sa&ccedil;larını kırlaştıran sadece yılların birbirini kovalamasından doğmuyordu demek ki. Uzun yıllardır evli olmalıydı, parmağındaki y&uuml;z&uuml;k eskimişti. Diğer polis daha uysaldı. Konuşmaya başlayan değil diğer polisin s&ouml;ylediklerini destekleyen c&uuml;mleler kuruyordu bir tek. Ağzını a&ccedil;tığı an kurduğu c&uuml;mlelerin doğruluğunu eleştirecekti &ccedil;&uuml;nk&uuml; sağımdaki polis. Solumdaki polis uysal g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;nden &ouml;d&uuml;n vermeyen bakışlarıyla baksa da en az diğer polis kadar &ouml;fkeliydi. Bir cinayet işlenmişti ve elimdeki tabancayla beni ilk g&ouml;ren bu iki polis olmuştu.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Susma delikanlı. Seni beklemek zorunda değiliz. Anlat artık. Neden yaptın?&rdquo; dedi sağımdaki polis. Sorgu odasındaki ışık bı&ccedil;ak gibi kesiyordu g&ouml;zlerimi. Barut kokan parmaklarımla kafamı kaşıdım. &Ccedil;enemi g&ouml;ğs&uuml;me g&ouml;md&uuml;m. Işık artık g&ouml;zlerime değil enseme vuruyordu. &Ouml;n&uuml;mdeki ceviz ağacından yapılmış masada rastgele atılmış tonla fotoğraf ve dosya vardı. i&ccedil;lerinde ben, annem, ablam ve bu cinayete sebep olan iki adam vardı.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Bir neden yok. Yaptım. Bir daha olsaydı, bir daha yapardım,&rdquo; kelimeleri d&ouml;k&uuml;l&uuml;rken ağzımdan, solumdaki polis elindeki kalemin ucunu masaya vuruyordu.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Polisler birbirlerine ka&ccedil;amak bir bakış atıyor, serinkanlı ve kendimden emin s&ouml;zlerime şaşkınlıkla bakıyorlardı. &ldquo;On beş yaşındaki bir &ccedil;ocuğa g&ouml;re fazla cesursun fakat bu cesurluğunun bir anlamı kalmayacak. Konuşsan da konuşmasan da sonun hapis,&rdquo; diyen solumdaki polise temkinle baktım.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kaybedecek bir şeyim yok.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Ben doğarken g&ouml;zlerine perde inen bir babam varmış. Bug&uuml;n şafak vaktine kadar bir annem ve bir ablam vardı. 1960&rsquo;ın sert bir kış sabahında zorluklarla d&uuml;nyaya gelirken de sadece annem ve ablam varmış yanımda. Tozlu İstanbul sokaklarında yırtık terliğimle y&uuml;r&uuml;rken elimden d&uuml;ş&uuml;rmediğim leblebi tozuyla İspanyol pa&ccedil;a pantolon giyen gen&ccedil;lere hayranlıkla bakardım. Ge&ccedil;en her yılda heyecanım biraz daha artardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biliyordum ki bir g&uuml;n ben de o pantolonlardan giyeceğim, bir g&uuml;n ben de sa&ccedil;larımı uzatacağım. Sokaklarda elinde makasla tetikte bekleyen bir babam olmayacaktı. Fakat T&uuml;pgaz veya yağ kuyruğuna gideceğim zaman şimdiki kısa ve askıları olan pantolonum olmayacaktı. Ama sa&ccedil;larımın hayalimin aksine hep kısaydı. Annem bitlenmemden korkardı. Ne ablam ne de ben bir kez olsun uzatamadık sa&ccedil;larımızı. Birazcık dibi karardı mı sa&ccedil;larımın, kolumdan tuttuğu gibi berbere s&uuml;r&uuml;klerdi. Sa&ccedil;larım kesilirken aynadaki yansımamı g&ouml;rmek istemiyor, berberin boncuklu perdesine g&ouml;z&uuml;m&uuml; dikiyordum. Karasineklerden rahatsız olan şişman berber, her ay farklı desenli boncuklu perde taktırırdı d&uuml;kk&acirc;nının kapısına. D&uuml;kk&acirc;na giren veya &ccedil;ıkan olduğunda boncukların &ccedil;ıkardığı tiz ses kulaklarımı tırmalardı.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Cumartesi g&uuml;nleri &ouml;ğle saatinde okuldan &ccedil;ıktığımda ilk işim mahallede oynatılan ayıları izlemek i&ccedil;in metrelerce yolu koşmak oluyordu. Bazen koşarak yetişemeyeceğimi anlayıp at arabalarının arkasına binerdim. At arabalarının arkasından giderken tahta okul &ccedil;antamı ka&ccedil; defa yere d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;m bilmiyorum. Ayı, adam elindeki tefe her vurduğunda iki ayak &uuml;zerine &ccedil;ıkıyordu. Hokkabazları kıskandıran o adamın karşısında b&uuml;y&uuml;lenmemek elde değildi. Okul d&ouml;n&uuml;ş&uuml; &uuml;zerimdeki siyah &ouml;nl&uuml;kle akşama kadar Laklak oynar, gazoz kapağı biriktirirdim. Kış kendisini g&ouml;stermeye başladığında pencere kenarında Tarkan okur, karate filmleri izlerdim. Bir hayal de okuduğum kitaplardan sonra kurardım. B&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;mde benim de Tarkan gibi olacağımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;m. Tarkan kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml;, Tarkan gibi b&uuml;y&uuml;k bir kahraman olacağımı sanırdım. Her izlediğim karate filmlerinden sonra ayna karşısına ge&ccedil;er, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m hareketleri yapmaya &ccedil;alışırdım. Mahallemizde televizyon sahibi olan ilk aile &uuml;st komşumuzdu. Akşam oldu mu, ablamla komşuya gider, dizi bitene kadar evimize d&ouml;nmezdik. Bu durumdan rahatsız olan annem &ccedil;ok ge&ccedil;meden bizim evimize de bir televizyon aldı. B&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir &ccedil;atalla kanalları g&ouml;steren televizyonumuz Laklak oynarken arkaya devrilip bozuldu. Bu y&uuml;zden komşuya misafirliğe geleceğimizi haber verirken oturur birazcık komşunun televizyonunu izlerdik.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Televizyonumuz hemen bozuldu ama kaset &ccedil;alarımız daha d&uuml;ne kadar Bedia Akart&uuml;rk ve Orhan Gencebay &ccedil;alıyordu. Annemin silik yazısıyla yaptığı şarkı listesiyle kaset&ccedil;iye gittiğimde discoya giden gen&ccedil;leri g&ouml;r&uuml;rd&uuml;m. Hippi veya arabesk tarzında giyinen gen&ccedil;lere imrenerek bakardım. Kadınlar, Epa topuklu ayakkabıları giyer, sa&ccedil; bandı takarlardı. Yılmaz G&uuml;ney, C&uuml;neyt Arkın, Filiz Akın filmlerini izlemek ayrıcalıktı bu gen&ccedil;ler i&ccedil;in. Ben ise ondan bundan duyduğum kadarıyla filmlerin konusu ancak &ouml;ğrenebilirdim.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Sonum hapis. Konuşsam da konuşmasam da. Yine de sorgu odasını kaplayan sessizliği bozup s&ouml;ze başlamam bekleniyordu benden. Burnumun ucuna bir karasinek kondu. Elimle kovalayıp acele etmeden iki polise baktım.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Bir ablanız var mı amirim?&rdquo; karasinek tekrar &ccedil;ullanıyor &uuml;zerime. Sağımdaki polis &ouml;n&uuml;mdeki masaya oturup alayla y&uuml;z hatlarımı inceliyor.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Yok.&rdquo;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Başımı salladım. &ldquo;Tahmin etmeliydim. Yoksa o adamları neden hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; sormazdınız.&rdquo; Sinek yılmadan &uuml;zerime gelmeye devam ediyordu.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Olayı saniye saniyesine biliyoruz. Yine de senden duymak istiyoruz. Başla bakalım delikanlı,&rdquo; diye bir serzenişte bulunuyor solumdaki polis. G&uuml;n ışığının İstanbul sokaklarına vurduğu dakikalar canlanıyor kafamda. Soğukkanlı davranmaya &ccedil;alışıyor, kaşlarımı &ccedil;atıyordum.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;İstanbul&rsquo;u bilirsin ağabey. Şey, yani amirim. İnsanı nasıldır bilirsin. Her t&uuml;rl&uuml; pisliği yaşatır i&ccedil;inde. Hep de &ouml;yle insanlar denk gelir bize. Bug&uuml;n, bu sabah da &ouml;yleleri denk geldi bize. Bir yanımda annem bir yanımda ablam sabah yolda y&uuml;r&uuml;yoruz. Fabrikada &ccedil;alışıyor ablam. Her sabah işine annemle ben bırakırız. Sonra annem işe, ben okula. Yol &ccedil;alışması mı ne varmış amirim.&rdquo; C&uuml;mleler ardı sıra geldik&ccedil;e boğazım d&uuml;ğ&uuml;m d&uuml;ğ&uuml;m oluyordu. Benden istemesinler o dakikaların ayrıntılarını. Devamını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k&ccedil;e bir tuhaf oluyordum. Sineği kovaladık&ccedil;a inatla burnumun ucuna konmaya &ccedil;alışıyordu.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Evet delikanlı. Yol &ccedil;alışması varmış. Sonra?&rdquo;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Ana yolu kapatmışlar. Ne yapalım ne edelim derken, ara sokaktan devam edelim dedik. Girdik ıssız bir sokağa. İn-cin top oynuyor amirim. Etraf aydınlık ama g&uuml;neş yok daha ortalıkta. &Ouml;yle y&uuml;r&uuml;rken işte&hellip;&rdquo; durumumun iyiye gitmediğini sezen solumdaki polis masadaki s&uuml;rahiden su doldurup elime tutuşturdu.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bir yudum alıp devam ettim. &ldquo;İki tane &ccedil;akal &ccedil;ıktı karşımıza. Baktım, annem de ablam da tedirgin. Diken &uuml;st&uuml;ndeler. Kollarından tutup sokaktan &ccedil;ıkarmama vakit kalmadan o iki &ccedil;akaldan biri beni tuttuğu gibi sırtına aldı. Engel olmayayım diye yoldan bulduğu bir iple beni ağaca bağladı.&rdquo; Sandalyeyi arkaya fırlatıp ayağa kalktım. Ağlamaya başlamıştım. Karasinek h&acirc;l&acirc; peşimdeydi.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Polisler h&uuml;z&uuml;nle beni izlediler. Başka zaman olsa sandalyeyi o şekilde fırlattım diye azar işitmem gerekirdi ama bu sefer g&ouml;rmezden geliyorlardı. &ldquo;Ne yaptılar sonra?&rdquo;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Ne yapsınlar amirim? Elim kolum bağlı, hareket edemiyorum. O iki &ccedil;akal&hellip; G&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nde&hellip; Anla işte amirim. S&ouml;ylettirme.&rdquo; İnce g&ouml;mleğimi yukarıya sıvayıp ipin tenimdeki izlerini g&ouml;sterdim polislere. &ldquo;Sinirden beni bağladıkları ipi kopardım.&rdquo; Yer yer morluklar ve bir&ccedil;ok derin &ccedil;izikler vardı. &ldquo;Ama &ccedil;ok ge&ccedil;ti. O iki &ccedil;akal anneme ve ablama tecav&uuml;z ettikten sonra tek kurşunla &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler. Birinin tabancası ipi kopardığımda ayaklarımın ucuna d&uuml;ş&uuml;nce tabancayı kaptığım gibi namluyu adamlara doğrulttum. Bir tane ablama tecav&uuml;z edene bir tane anneme tecav&uuml;z edene&hellip; Silah seslerini duyup da soluğu yanımızda alanlar &ccedil;oktan polisi aramışlardı zaten. Gerisi malum. Yani haklı olsam da sonum hapis.&rdquo;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Sorgu odasının k&ouml;şesine sindim. Polisler zorla ayağa kaldırıp &ccedil;ıkardılar odadan. Yerlerde gezinen g&ouml;zlerindeki h&uuml;z&uuml;n g&ouml;zlerimden ka&ccedil;mamıştı. Duvara konan karasineğe bir tokat yapıştırdım. Siyah bir benek gibi duvara yapışmış sineği izlerken beni adliyeye g&ouml;t&uuml;rmek i&ccedil;in kollarımdan tutan polislere karşı alayla g&uuml;l&uuml;msedim.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Mahkeme. Haklı sanığa otuz yıl hapis. Haksız olsaydı m&uuml;ebbet hapis. Bileğimdeki kelep&ccedil;enin bıraktığı morluklar, zihnimde canlılığını koruyan o g&uuml;n, annemi ve ablamı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m son saniyede bana attıkları bakış, parmaklarımdaki barut kokusu yirmi kişilik koğuşuma konulduğum saniyeden itibaren zihnime kazınmış durumda. Kalın ve k&ouml;hne duvarlara sahip mahpushaneye adımımı attığımda son kez kafamı kaldırıp g&uuml;neşe baktım. Kuşların sesini dinledim. Derince bir nefes aldım. Bu ge&ccedil;ici mutluluğu uzun s&uuml;re tatmama izin vermediler. Uzun karanlık bir koridordan ge&ccedil;irdiler beni ve benim gibileri. K&uuml;f ve kan kokan onlarca koğuşu arkamızda bıraktık. O kadar itiş-kakışın arasında yine karanlık ve pis kokan bir yere soktular bizi. Kırık tahta bir sandalyeye oturdum. Bir adam b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir makasla arkama ge&ccedil;ip sa&ccedil;larımı kesmeye başladı.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &Ouml;n&uuml;mdeki otuz yıl boyunca uzatamayacağım sa&ccedil;larım tel tel yere d&uuml;şerken d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m tek şey annemdi.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Benim gibi yirmi kişinin daracık bir koğuşta buluştuğu ilk zamanlar tam bir k&acirc;bus gibiydi. Uykuda, havalandırma saatlerinde, yemek saatlerinde nefes aldırmadan aralıksız işkenceler ediyorlardı. G&uuml;nler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovaladık&ccedil;a bir kabullenme, bir boş vermişlik artık yapılanları hi&ccedil;miş gibi g&ouml;rmemizi sağladı.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; En &ccedil;ok yapılan işkencelerden biri falakaydı. Ayak tabanı veya avu&ccedil; i&ccedil;i gibi v&uuml;cudun kaslı yerlerine cop, zincir veya kalasla saatlerce vuruluyordu. Altında bir sebep yatmadan sadece zevk i&ccedil;in yapılan bu işkencede &ccedil;oğu mahk&ucirc;m sakat kaldı. Gardiyanların g&uuml;l&uuml;p eğlenmek i&ccedil;in yaptığı işkenceler mahk&ucirc;mların kendilerinin insan olduklarını unutturuyordu. Mahk&ucirc;mları &ccedil;ırıl&ccedil;ıplak soyup kurt k&ouml;peklerini &uuml;zerlerine salıyorlardı. Diğer dışta kalan mahk&ucirc;mlar ise bu manzarayı izlemek zorundaydı.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Gardiyanlar canları sıkıldığında ellerinde kalaslarıyla koğuşlara girer mahk&ucirc;mların ranzalarının altlarına girmelerini isterdi. Bir ranzanın altına birden fazla mahk&ucirc;m sığmadığı i&ccedil;in &ccedil;oğu kez gardiyanlardan dayak yedim. Yıllar ge&ccedil;tik&ccedil;e mahk&ucirc;mlarda hastalıklar beliriyordu. Her hafta bitlenmeye karşı sa&ccedil;larımız ve sakallarımız kesiliyordu. Banyo ise ayda bir sefer sabunsuz yapılırdı. Yirmi kişiyi aynı anda yıkamak i&ccedil;in hortumla tazyikli suyu mahk&ucirc;mların &uuml;zerine fışkırtıyorlardı. Bizler h&uuml;crelerimize gardiyanların yat-s&uuml;r&uuml;n komutuyla d&ouml;nerdik. Bizlerde en &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;len hastalık veremdi. Vereme yakalanan mahk&ucirc;mlar sağlıklı mahk&ucirc;mlarla aynı yerde yemek yemez, aynı yerde uyumazlardı. Gardiyanlar vereme yakalanmış mahk&ucirc;mları kandırır, balgamlarını test yapılacak deyip karavandaki yemeklere karıştırır ve bu yemekleri t&uuml;m mahk&ucirc;mlara yedirirlerdi. Bunu fark etmek biraz ge&ccedil; olsa da elimizden hi&ccedil;bir şey gelmediği i&ccedil;in kabullenmek zorundaydık &ccedil;&uuml;nk&uuml; koğuşta konuşma, g&uuml;lme ve d&uuml;ş&uuml;nme yasağı vardı. Bizlerden birinin bu eylemlerden birinin yaptığını g&ouml;ren gardiyanlar canları nasıl istiyorsa işkenceye başlıyorlardı. Bazen de geceleri ansızın koğuşa girer ve bizlere işkence ederlerdi.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Artık birilerine insan olduğumuzu kanıtlamak i&ccedil;in sağlam delillere ihtiyacımız vardı. Yaşadıklarımız, tazeliğini koruyan o manzaralar, v&uuml;cudumuzdaki derin yaralar bize insan olduğumuzu unutturuyordu. Değersiz bir par&ccedil;a etten farkımız kalmamıştı. Ge&ccedil;en o kadar yılda kemiklerimin sayılacağı kadar zayıflamıştım. Eski g&ouml;r&uuml;nt&uuml;mden eser kalmamıştı. Geceleri gardiyan baskınlarına kendimi hazırlıyordum artık. Yasak olduğunu bile bile geceleri annemi ve ablamı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum. Hayatta olsalardı nasıl olurdu? Bir daha olsaydı o adamları &ouml;ld&uuml;r&uuml;r m&uuml;yd&uuml;m?</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &Ccedil;&uuml;r&uuml;meye y&uuml;z tutmuş bedenim yapılan işkencelere tutsak kalmıştı. Acıyla besleniyor acıyla duruyordum. İşkencelere alışmış, onlar olmadan bir saatimi ge&ccedil;iremiyordum. Konuşmak nasıl bir şey? Nefes almak nasıldı? Peki ya g&ouml;ky&uuml;z&uuml;? Koğuşun penceresinden sızan g&ouml;ky&uuml;z&uuml; otuz yıldır gri buluttan ibaretti. G&uuml;neş g&ouml;rmeyen tenim buruşmuş, &ccedil;elimsiz kalmıştı. Kırk beş yaşındaki bir adama g&ouml;re fazla yaşlı g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordum. Neredeyse konuşmayı unutacaktım. Koğuşumdaki yirmi adamla seneleri ge&ccedil;irmeme rağmen isimlerini bilmiyordum ve hatta işkence sırasında ettikleri feryatlar dışında ses tonlarını duymamıştım.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; 2005&rsquo;in baharında elinde copla koğuşuma gelen bir gardiyan o haberi verdi. Bitti, dedi. &Ouml;zg&uuml;rs&uuml;n. Otuz yılını doldurdun, dedi. Yırtık kıyafetlerimi giyindim. İlk defa dayak yemeden koğuşumdan &ccedil;ıktım. Donuk bakışlı bir&ccedil;ok mahk&ucirc;m beni g&ouml;z hapsine almıştı. Boyası kalkmış duvarların arasından y&uuml;r&uuml;rken ge&ccedil;en otuz yıpranmış yılın her saniyesi kafamda canlandı. Buraya d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m ilk zamanlar otuz yılın bir &ccedil;ırpıda ge&ccedil;mesini isterken şimdi ayaklarım geri geri gidiyordu. Acıyla ge&ccedil;ecek g&uuml;nlerimin olmayacağını s&ouml;yleyen cezaevi m&uuml;d&uuml;r&uuml;ne bakarken g&ouml;zlerim doldu. İnsan hi&ccedil; acıyı &ouml;zler mi? Sanırım ben, &ouml;zleyeceğim.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; İki asker cezaevinin devasa kapısını a&ccedil;tıkları anda nefesim daraldı. Duman altı olan koğuşun havasına alışmış ciğerlerim oksijeni tanıyamadı. Yabancılık &ccedil;ekti ilk başta. Y&uuml;r&uuml;meye başladım. Bir şans daha verselerdi bana, her şey başka olur muydu? Ge&ccedil;en otuz yılda bir yuvam olur muydu?</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Nereye gideceğim? Gidecek yerim mi var?</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Adım adım y&uuml;r&uuml;yerek uzaklaştım cezaevinden. Bir s&uuml;re sonra koşmaya başladım &ccedil;elimsiz bacaklarıma y&uuml;klenerek. Tesad&uuml;f ki otuz yıl &ouml;nce iki &ccedil;akalın beni bağladıkları ağaca vardım. Bambaşka olmuş şimdi buralar. Tek katlı evler yerine apartmanlar yapılmış, yollar yapılmış. Ana yolda yol &ccedil;alışması falan da yok artık. G&uuml;neş tam tepemde. Kuşların sesi ortalığı inletiyor. Yine şafak vakti. Kimse yok. Daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;y&uuml;m artık. Değil iki, on tane &ccedil;akal gelse yine de anneme ve ablama zarar vermelerine izin vermem.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Ağacın tam yanındaki banka oturdum. Ağacın dibinde &ccedil;atlamış bir kozalak g&ouml;rd&uuml;m. Elime aldım. Yaşama son vermek ne kadar g&uuml;nah? &Ccedil;ok acı &ccedil;ektiriyor mu? &Ccedil;atlamış kozalak iyice &ccedil;atlıyor. İ&ccedil;indeki kelebeğin &ccedil;abasını g&ouml;rebiliyordum. Kelebeğin &ccedil;ıkmasını bekleyeceğim ve sonra, &ouml;zlemimi &ccedil;ektiğim acıya kavuşacağım. Bu kadar kolay mıydı sahiden bir yaşama son vermek? İlahi adalet var derler. Elbet bir g&uuml;n ben ve ailem de g&ouml;recektir g&uuml;neşi. Ama bu hasrete son vermek lazım. Kelebek &ccedil;atlamış kozalağı kanadıyla aralıyordu. Yardım etmedim. Bana da yardım etmediler. Demediler hi&ccedil;bir zaman, yaşıyorsun iyi hoş da bunun k&ouml;t&uuml; yanları da olacak, diye.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Sonunda kelebek kozalağından &ccedil;ıktı. &Ccedil;ırptı kanatlarını. Katettiği her yolda bir damla g&ouml;zyaşı yuvarlandı yanaklarımdan. Kelebeğin arkasından gittim. Ama bir terslik vardı. Kelebek u&ccedil;amıyor, sendeliyordu. Al&ccedil;alıyordu ama yılmıyordu. U&ccedil;maya &ccedil;alıştık&ccedil;a yere &ccedil;akılıyordu. Tekrar tekrar deniyordu ama nafile, başaramıyordu. Sonunda kanatları sert kaldırımla buluştu. &Ccedil;ırpındı ama kalkamadı ayağa. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kimse &ouml;ğretmemiş ona u&ccedil;mayı. Tıpkı bana yaşamayı &ouml;ğretmedikleri gibi. Acı &ccedil;ekmedi kelebek. Kanatları delik olduğu i&ccedil;in u&ccedil;amadığını fark etti ve pes etti. Ben ise yaşamayı &ouml;ğrenemediğim i&ccedil;in pes ediyordum otuz yıl ge&ccedil; kalmış olsam da.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kanatları delik kelebeği orada bırakıp ağacın yanına d&ouml;nd&uuml;m. &Ccedil;&ouml;p konteynırının kenarında bulunan birka&ccedil; eşyayı bağladıkları kalın ipi s&ouml;kt&uuml;m. Şanslı g&uuml;n&uuml;mdeydim ki pes etmeme yardım eden şeyler &ccedil;ıkıyordu karşıma. İpi ağaca sardım. Bankın &uuml;zerine &ccedil;ıkıp ipi boynuma doladım. Bir saniye, sadece bir saniye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p kendimi ipe teslim edecektim.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; G&uuml;neş y&uuml;kseliyordu ama h&acirc;l&acirc; kimsecikler sokakta g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu. Bu sessizlik tenime &uuml;rperti veriyordu. Ama korkmuyordum. Acıya kavuşuyordum, anneme ve ablama kavuşuyordum. Son kez derin bir nefes alıp bedenimi serbest bıraktım. Artık ne nefes alabiliyor ne kuşları duyabiliyordum ne de g&uuml;neşi g&ouml;rebiliyordum. Tam da istediğim gibi.</p>
<p style="text-align: center;">&amp;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Siyasi nedenlerden dolayı h&uuml;k&uuml;met tarafından o g&uuml;n sokağa &ccedil;ıkma yasağı kararı alınmıştır. Ne yazık ki hayatına son veren mahk&ucirc;mun cansız bedenini bir hafta sonra askerler fark etmiştir. Mahk&ucirc;mun bir kolu &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r ve bedeninden kopup yere d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Bu haber, &ccedil;ocukların g&ouml;rmemesi i&ccedil;in gazetelerde yayımlanmamıştır. Mahk&ucirc;mun cenaze t&ouml;renine bir imam ve birka&ccedil; askerden başka kimse katılmamıştır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadrajdaki Dünyalar | 4. Kare: Meraklı Bir Yabancı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kd-4kare-merakli-bir-yabanci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kd-4kare-merakli-bir-yabanci</guid>
<description><![CDATA[ Kadrajdaki Dünyalar&#039;ın 4. Bölümü | Çocukluğundan beri fotoğrafçılıkla uğraşan ve bu alanda lisans eğitimi alan Göksel&#039;in çektiği fotoğrafları paylaştığı &quot;kadrajdakidunyalar&quot; isimli bir sosyal medya hesabı vardır. Genç fotoğrafçı bir gün fotoğraf çekimi için gittiği Kadıköy&#039;de eve dönmeden önce bir kafeye oturur, bu kafede sahne alan gencin fotoğraflarını çeker ve sonrasında bir tanesini hesabında paylaşmaya karar verir. Fotoğrafı paylaştığı günün akşamında mesaj kutusuna düşen bir mesaj her şeyi değiştirmek üzeredir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62dd306a80487.jpg" length="61222" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 18:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, düzyazı, roman, kurgu, kadrajdaki dünyalar, fotoğraf, video, müzik, fotoğrafçı, müzisyen, aşk, arkadaşlık, genç, gençlik, İstanbul, üniversite</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tatlı bir esinti salonun a&ccedil;ık pencerelerinden perdeleri havalandırarak i&ccedil;eri giriyor, odada geziniyordu. Fonda yerli alternatif gruplardan birinin şarkısı a&ccedil;ıktı, sesi &ccedil;ok y&uuml;ksek olmayan şarkıyla sokaktan gelen sesler i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;iyordu. B&uuml;y&uuml;k koltuğun &uuml;st&uuml;nde oturan G&ouml;ksel&rsquo;in &uuml;st&uuml;nde kısa bir şortla askılı bir bluz vardı, sarı sa&ccedil;larını sıcak hava y&uuml;z&uuml;nden tepeden dağınık bir topuz yapmıştı ve kucağına koyduğu bilgisayarda &ccedil;alışıyordu. Yılbaşından beri d&uuml;zensiz aralıklarla şehrin farklı noktalarında videolar &ccedil;ekmiş, hoşuna giden manzaraları kaydetmişti ve kahvaltısını yaptıktan sonra &ccedil;ektiği videoları birleştirip tek bir video hazırlamak i&ccedil;in &ccedil;alışmaya başlamıştı. Amacı kısa film tadında olan bir İstanbul videosu hazırlamaktı. Videoyu bitirdikten sonra hesabında paylaşmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Bu onun paylaşacağı ilk videosu olacaktı ve gen&ccedil; kadın bunun i&ccedil;in son derece heyecanlıydı. Ge&ccedil;en sonbaharda a&ccedil;tığı hesabında şimdiye kadar kırk yedi fotoğraf paylaşmıştı, sayısı altı y&uuml;ze merdiven dayanan takip&ccedil;ilerini de bu fotoğraflarla kazanmış ve bu zamana kadar onlardan &ouml;vg&uuml; dolu sayısız geri d&ouml;n&uuml;ş almıştı; şimdiyse onu fotoğraf&ccedil;ı olarak tanıyan takip&ccedil;ilerinin karşısına ilk videosuyla &ccedil;ıkmaya hazırlanıyordu ve onların ne tepki vereceğini &ccedil;ok merak ediyordu. Dileği bu ilk videosunu da fotoğrafları kadar beğenmeleriydi. Okulda video &ccedil;ekimleri ve d&uuml;zenlemeleri yapmıştı fakat hepsi &ouml;deviydi ve herhangi bir yerde paylaşmamıştı. Şimdi d&uuml;zenlediği bu video kendi isteğiyle &ccedil;ekip d&uuml;zenleme ve paylaşıma hazırlama bakımından da bir ilkti.</p>
<p>Buzlu kahvesinden bir yudum i&ccedil;erken &ccedil;ektiği videoyu izleyip nasıl bir d&uuml;zenleme yapabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Videosu bir grup g&uuml;vercinin kanat &ccedil;ırpıp havalanmasıyla başlıyordu, onların d&uuml;zenlemesini bitirmiş ve ortaya &ccedil;ıkan sonucu gayet beğenmişti; şu an iskeleden kalkan ve yavaş&ccedil;a kıyıdan uzaklaşan bir feribotun videosu vardı, yolda y&uuml;r&uuml;yen insanlar kameranın &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;iyor ve feribot da arkada, deniz &uuml;st&uuml;nde uzaklaşmaya devam ediyordu.</p>
<p>Bardağını koltuğun koluna koyup videoyu d&uuml;zenlemeye başladı. Aklına bir fikir gelmişti. Dakikalar boyunca bu videonun d&uuml;zenlemesiyle uğraşsa da nihayet yapmak istediği şeyi yaptı ve videoyu istediği şekle getirdi. Y&uuml;z&uuml;nde memnun bir g&uuml;l&uuml;msemeyle ekrana bakarken arkasına yaslandı. Videoları d&uuml;zenlemeye başlamadan &ouml;nce &ccedil;ektikleri arasında bir uyum yakalayamamaktan, videoyu akıcı h&acirc;le getirememekten korkuyordu ama işler gayet yolunda gidiyordu ve videoları farklı g&uuml;nlerde, farklı yerlerde ve g&uuml;n&uuml;n farklı saatlerinde &ccedil;ekmiş olsa da birbiriyle olduk&ccedil;a uyumlu olduklarını anlamıştı.</p>
<p>İki saat boyunca oturduğu yerden hi&ccedil; kalkmadan videonun d&uuml;zenlemesini yaptı. Sayısı on beşe ulaşan videolardan sadece sekiz tanesini videosunda kullanmaya karar verdi ve diğer yedisini başka videolarda kullanmak &uuml;zere kenara ayırdı. Video d&uuml;zenleme işi yorucu olsa da gen&ccedil; kadın bunu yaparken b&uuml;y&uuml;k keyif aldı. Okul haricinde video kurgulaması ve d&uuml;zenlemesi yapmak ona iyi hissettirdi.</p>
<p>Saat &ouml;ğleden sonra 4&rsquo;&uuml; ge&ccedil;tiğinde bilgisayarını kapatıp yanına koydu. Koltuğun koluna koyduğu cep telefonunu eline aldı. Yeni bir takip&ccedil;isi olduğuna dair bir bildirim gelmişti. G&ouml;ksel sosyal medya hesabına girip kendisini takip eden hesaba baktı. &Uuml;sk&uuml;dar &Uuml;niversitesinde G&ouml;rsel İletişim Tasarımı b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde okuyan bir kadındı. Onu tanıyıp tanımadığını anlamak i&ccedil;in profil fotoğrafını inceledi ve en sonunda tanımadığına kanaat getirdi, ismi de hi&ccedil; tanıdık gelmiyordu.</p>
<p>Yeni takip&ccedil;isinin profilinden &ccedil;ıkıp kendi profiline girdi. İki g&uuml;n &ouml;nce paylaştığı Galata K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml;n fotoğrafı &uuml;&ccedil; y&uuml;z elli k&uuml;sur beğeni ve &uuml;&ccedil; yorum almıştı. Bu beğeni sayısı onun alışık olduğu aralıktaydı. G&ouml;khan Uygur isimli gen&ccedil; m&uuml;zisyenin fotoğrafının bin 600 beğeniyi ge&ccedil;mesine, hepsi &ouml;vg&uuml; dolu dokuz yorum almasına &ccedil;ok sevinse de diğer g&ouml;nderilerinin şimdilik bu kadar etkileşim almadığını biliyordu ama g&uuml;n&uuml;n birinde hepsinin bu kadar &ccedil;ok kişiye ulaşmasını umuyor, bunun i&ccedil;in &ccedil;abalıyordu.</p>
<p>G&ouml;khan&rsquo;ın fotoğrafını a&ccedil;ıp fotoğrafa baktı. Bu fotoğrafı &ccedil;ekip &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştiren kişi G&ouml;ksel&rsquo;di ama fotoğrafı bu kadar g&uuml;zel yapan şey fotoğraftaki gen&ccedil; m&uuml;zisyenin y&uuml;z&uuml;ndeki adanmışlık ifadesi ve huzurdu. Şarkı s&ouml;ylemek bu gencin d&uuml;nyada yapmayı en sevdiği şeydi, bunu bu fotoğrafa bakan herkes anlayabilirdi ve G&ouml;ksel bu fotoğrafın bu kadar beğenilmesinin sırrının da bu olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Bu fotoğrafla ilgili onu en &ccedil;ok memnun eden şey ise G&ouml;khan&rsquo;ın bu fotoğrafı g&ouml;rmesi, &ccedil;ok beğendiğini s&ouml;yleyerek kendi hesabında paylaşmak i&ccedil;in izin alması ve fotoğrafın onun hesabını da s&uuml;sl&uuml;yor olmasıydı. Gen&ccedil; kadının fark ettiği bir başka şey de vardı: Bu fotoğraf sadece kendi hesabında değil, G&ouml;khan&rsquo;ın hesabında da en fazla beğeni alan g&ouml;nderiydi. G&ouml;khan&rsquo;ın paylaşımına da beş y&uuml;z&uuml; aşkın beğeni gelmişti ve fotoğrafın altına fotoğrafın ne kadar g&uuml;zel olduğuna dair onlarca yorum yapılmıştı. Gen&ccedil; fotoğraf&ccedil;ı eserine yapılan bu tatlı yorumları y&uuml;z&uuml;nde geniş bir g&uuml;l&uuml;msemeyle okumuştu.</p>
<p>Hikaye arşivine girdi. Burayı nadiren kullandığı i&ccedil;in arşivdeki fotoğrafların sayısı da son derece azdı. &Ouml;yle ki Galata Kulesi&rsquo;nden &ouml;nce attığı son hikayeyi mart ayında paylaşmıştı. İstiklal Caddesi&rsquo;nin bir fotoğrafıydı, g&ouml;nderi atacak kadar beğenmese de bir k&ouml;şede kalmasına da g&ouml;z yumamamış ve hikayesine atmıştı. Buraya attığı fotoğrafları da &ouml;ne &ccedil;ıkarılanlar kısmına ekliyordu ve b&ouml;ylece bu fotoğraflar da profilinde durmuş oluyordu.</p>
<p>Galata Kulesi&rsquo;nin fotoğrafına dokunduğunda g&ouml;z&uuml; sol alttaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenme kısmına gitti. 417 kişi hikayesini g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemişti. Listeyi a&ccedil;ıp kimlerin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;ne ş&ouml;yle bir g&ouml;z atarken beklenmedik bir isim g&ouml;r&uuml;nce durakladı.</p>
<p>G&ouml;khan Uygur hikayesini g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemişti.</p>
<p>İnce kaşları havaya kalkarken hesaba dokunup profiline girdi. Hi&ccedil; ş&uuml;phesiz ki bu profil gen&ccedil; m&uuml;zisyene aitti.</p>
<p>&ldquo;Neden hikayeme bakmış ki?&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; G&ouml;ksel. &ldquo;Onun fotoğrafını paylaşmamın ve konuşmamızın &uuml;zerinden iki haftadan uzun bir s&uuml;re ge&ccedil;ti. Bunca zaman sonra profilime girip niye hikayeme baktı?&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan&rsquo;ın kendisinin hesabını incelediğini g&ouml;rmek onu şaşırttı ama bunu bu kadar a&ccedil;ık bir şekilde belli etmesine daha &ccedil;ok şaşırdı. Bu tarz şeyler genelde sahte hesaplardan yapılırdı ama gen&ccedil; adamın kimliğini gizlemek gibi bir kaygısı olmadığı belliydi.</p>
<p>G&ouml;ksel g&ouml;zlerini kısarak bir s&uuml;re onun hesabına baktıktan sonra uygulamadan &ccedil;ıktı ve odasına doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Hi&ccedil; &ccedil;ekinmen yok anlaşılan,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Stalker.&rdquo;</p>
<p>Beş dakika sonra apartman merdivenlerinden iniyordu. D&uuml;n akşam annesi ona bir alışveriş listesi hazırlamıştı, o da listedekileri almak i&ccedil;in yakınlardaki bir markete gidiyordu. Serin apartmandan &ccedil;ıkınca sıcak hava y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;arptı. Kendi kendine g&uuml;l&uuml;mseyerek apartmanın biraz ilerisinde park h&acirc;linde duran arabalarına doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Annesi iş yerinin servisiyle gidip geldiği, babası da İstanbul&rsquo;un kanser eden trafiğine girmek yerine toplu taşıma ara&ccedil;larını tercih ettiği i&ccedil;in araba hafta i&ccedil;i genelde kullanılmıyordu ve &ccedil;oğu zaman G&ouml;ksel&rsquo;e kalıyordu. Bug&uuml;n de evlerine &ccedil;ok da yakın olmayan markete gitmek i&ccedil;in arabaya binmeyi tercih etti.</p>
<p>Şof&ouml;r koltuğuna oturup arabayı &ccedil;alıştırdıktan sonra ilk yaptığı iş her zamanki gibi kapıları kilitlemek oldu. Dikkatli bir şekilde iki aracın arasından &ccedil;ıktıktan sonra gaza basıp sokakta ilerlemeye başladı.</p>
<p>&ldquo;Hi&ccedil; sanmıyorum ama umarım ben d&ouml;nene kadar kimse oraya park etmez,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.</p>
<p>İstanbul&rsquo;da sadece araba kullanmak değil, park yeri bulmak da &ccedil;ok zordu ve G&ouml;ksel bundan resmen nefret ediyordu. Defalarca kez dakikalarca park yeri aramak ve evinin ya da gittiği yerin &ccedil;ok uzağına park etmek zorunda kalmıştı. B&ouml;yle bir şehirde şof&ouml;r olunca da normalde &ccedil;ok sessiz ve sakin biri olmasına rağmen araba kullanırken agresif ve hazırcevap birine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yordu. Sırf gen&ccedil; bir kadın olduğu i&ccedil;in ona trafikte t&uuml;rl&uuml; zorbalıklar yapmaya &ccedil;alışan insanlara ancak bu şekilde diş ge&ccedil;irebiliyordu. Zamanla onlarla anlayacağı dilden konuşmayı &ouml;ğrenmişti.</p>
<p>Birka&ccedil; dakika sonra markete ulaştı. Marketin &ccedil;evresinde bir tur attıktan sonra boş bulduğu bir yere arabayı park edip &ccedil;antasını alarak arabadan indi. Annesinin almasını istediği şeyleri cep telefonuna not etmişti, alacağı şeylerin &uuml;cretini de yine annesi vermişti. Yakıcı g&uuml;neşin altında hızlı adımlarla markete ilerledi. Klimaları &ccedil;alışan market dışarıya g&ouml;re olduk&ccedil;a serindi ve bu serin havada alışveriş yapmak G&ouml;ksel&rsquo;in hoşuna gidiyordu.</p>
<p>Bir alışveriş arabası aldıktan sonra b&uuml;y&uuml;k markette gezmeye başladı. Telefonunun ekranında alışveriş listesi a&ccedil;ıktı. Reyonlarda sırasıyla gezip karşısına &ccedil;ıkan &uuml;r&uuml;nleri sepetine attı. Liste &ccedil;ok uzun değildi ama listedeki &uuml;r&uuml;nlerin &ccedil;oğu b&uuml;y&uuml;k ve ağır şeyler olduğu i&ccedil;in markete arabayla gelmişti. T&uuml;m bunları eve kadar elinde taşıması m&uuml;mk&uuml;n değildi.</p>
<p>Tatlı reyonuna gelince durup raflara baktı. Son aylarda abur cubur yemeyi &ccedil;ok azaltmıştı ama canı &ccedil;ok tatlı &ccedil;ekince tablet &ccedil;ikolatalardan yiyordu. &Uuml;&ccedil; tablet &ccedil;ikolatayı da sepetine attıktan sonra alışveriş listesini bir kez daha kontrol etti. Listede yazan her şeyi aldığından emin olunca kasaya ilerledi. Kasada bekleyen birka&ccedil; kişi vardı ama sıranın ona gelmesi &ccedil;ok da uzun s&uuml;rmedi. Gen&ccedil; kadın aldıklarına y&uuml;kl&uuml; bir miktar &ouml;dedikten sonra kendi kendine s&ouml;ylenerek elindeki poşetlerle beraber marketten &ccedil;ıktı.</p>
<p>&ldquo;&Ouml;dediğim &uuml;creti duyan marketi satın aldığımı sanır,&rdquo; dedi poşetleri bagaja yerleştirirken. &ldquo;Her şey &ccedil;ok ama &ccedil;ok pahalı.&rdquo;</p>
<p>Oturdukları sokağa d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde park yeri dolmuştu.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok şaşırdım,&rdquo; diye s&ouml;ylenerek başka park yeri aradı. Neyse ki sokağın biraz aşağısında boş yer vardı. Orayı da başkası kapmadan &ouml;nce aracı oraya s&uuml;r&uuml;p dikkatlice park etti. G&ouml;ksel on sekizine girer girmez ehliyetini almıştı ve yaklaşık &uuml;&ccedil; bu&ccedil;uk senedir d&uuml;zenli olarak araba kullanıyordu, bu sayede şof&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ok gelişmişti. İstanbul gibi bir şehirde bile herhangi bir sorun yaşamadan araba s&uuml;rebiliyordu. Tabii bunda ehliyet almadan &ouml;nce babasıyla beraber boş arazilerde yaptığı s&uuml;r&uuml;ş denemelerinin payı da b&uuml;y&uuml;kt&uuml; ama bu onun iyi bir s&uuml;r&uuml;c&uuml; olduğu ger&ccedil;eğine g&ouml;lge d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;yordu.</p>
<p>Arabadan indiğinde bir &uuml;st katlarında oturan ailenin oğlu Emrah&rsquo;la karşılaştı.</p>
<p>&ldquo;Selam,&rdquo; dedi Emrah.</p>
<p>&ldquo;Merhaba,&rdquo; diye karşılık verdi G&ouml;ksel.</p>
<p>&ldquo;Ne yapıyorsun?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Markete gidip geldim. Sen ne yapıyorsun?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben de spor salonundan d&ouml;n&uuml;yorum. Poşetlerin &ccedil;oksa eve taşımana yardım edeyim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben hallederim, teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Olmaz &ouml;yle,&rdquo; dedi Emrah. &ldquo;Arabayla gittiğine g&ouml;re epey şey almışsındır. Hepsini tek başına taşımana bir centilmen olarak g&ouml;z yumamam.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Peki, bu kibar teklifi geri &ccedil;evirmek kabalık olur.&rdquo;</p>
<p>İkili bagajdaki poşetleri b&ouml;l&uuml;ş&uuml;p apartmana doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı.</p>
<p>&ldquo;Okulun ne &acirc;lemde?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel.</p>
<p>&ldquo;Bir dersimi veremedim ama onun dışında fena değil.&rdquo;</p>
<p>Emrah, G&ouml;ksel&rsquo;den bir yaş k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml; ve Marmara &Uuml;niversitesinde End&uuml;striyel Tasarım b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde ikinci sınıf &ouml;ğrencisiydi. Emrah ve ailesi G&ouml;ksellerin apartmanına beş sene &ouml;nce taşınmıştı, ikili de birbirini o zamandan beri tanıyor olsa da samimi oldukları s&ouml;ylenemezdi. Emrah, G&ouml;ksel&rsquo;in tam zıttı bir karaktere sahipti. İkili ilk başlarda beraber dışarı &ccedil;ıkıp bir şeyler yapmaya &ccedil;alışmışlardı ama kafa yapıları ve takılmayı sevdikleri ortamlar hi&ccedil; uyuşmadığı i&ccedil;in bunu bir daha yapmamışlardı. Bir araya geldikleri zamanlar iki ailenin beraber akşam yemeği ya da kahvaltı yedikleri g&uuml;nler oluyordu. Onun dışında &ccedil;ok nadir iletişime ge&ccedil;iyorlar, birbirlerini g&ouml;rd&uuml;klerinde ayak&uuml;st&uuml; sohbet etmekle yetiniyorlardı.</p>
<p>&ldquo;Seneye telafi edersin,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;&Uuml;niversitenin en iyi yanlarından biri de telafi hakkının olması.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;yle yapacağım artık. Senin okuldan ne haber diye soracağım ama ne kadar başarılı olduğunu bildiğim i&ccedil;in t&uuml;m dersleri verdiğini de tahmin ediyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet, hepsini verdim. Son senemde kafamın alttan aldığım derslerle de meşgul olmasını istemediğim i&ccedil;in bu sene biraz daha &ccedil;ok &ccedil;alıştım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bu lafını bazıları yiyebilir ama ben onlardan biri değilim. B&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;, kameraları ne kadar sevdiğini ve okulunu da nasıl bir aşkla okuduğunu &ccedil;ok iyi biliyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Haklısın. Sevdiğim b&ouml;l&uuml;mde okuduğum i&ccedil;in şanslıyım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kesinlikle &ouml;ylesin.&rdquo;</p>
<p>Apartmana giren iki komşu asans&ouml;re ilerleyip asans&ouml;r&uuml; &ccedil;ağırdı.</p>
<p>&ldquo;Bug&uuml;n keyfin yerinde g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor,&rdquo; dedi Emrah. &ldquo;İyi bir şeyler mi oldu?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;yle mi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorum?&rdquo; dedi G&ouml;ksel şaşırarak. &ldquo;Evet, iyi şeyler oluyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Neler olduğunu sorsam &ccedil;ok mu &ouml;zele girmiş olurum?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayır, olmazsın. Okul dışında &ccedil;ektiğim videoları d&uuml;zenliyorum ve hepsinden bir İstanbul videosu hazırlayıp hesabımda paylaşmaya hazırlanıyorum. &Ccedil;ektiğim fotoğrafları paylaştığım bir sosyal medya hesabım var, orada son zamanlarda g&uuml;zel geri d&ouml;n&uuml;şler aldım ve videoyu da yakın zamanda paylaşacağım i&ccedil;in heyecanlıyım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sosyal medya kullandığını bilmiyordum. Hesabının adını s&ouml;yle de takip edeyim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kadrajdaki d&uuml;nyalar.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kadrajdaki d&uuml;nyalar mı? Kişisel bir hesap değil sanırım ama ismini sevdim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet, değil ve teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>Asans&ouml;r oldukları kata gelince ikili asans&ouml;re bindi. G&ouml;ksel &ouml;nce kendisinin oturduğu d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; katın, ardından Emrah&rsquo;ın oturduğu beşinci katın d&uuml;ğmesine bastı.</p>
<p>&ldquo;Eve gidince takip ederim,&rdquo; dedi Emrah. &ldquo;A&ccedil;ık&ccedil;ası &ccedil;ektiğin fotoğrafları da merak ediyordum. Senin gibi farklı birinin kadrajından d&uuml;nyayı g&ouml;rmek değişik bir deneyim olacaktır.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sence farklı biri miyim?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet. &Ccedil;evresi geniş biri olduğumu biliyorsun ama senin gibisini ben bile g&ouml;rmedim. Her anlamda farklısın.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Eğer farklı olmaktan kastın sosyal biri olmamak, kendi h&acirc;linde yaşamaktan keyif almak, Fotoğraf ve Video gibi bir b&ouml;l&uuml;mde okumaksa evet, farklıyım ama genel olarak bakınca ben de bir insanım işte.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Genel olarak bakınca hepimiz insanız ama bizi farklılaştıran şeyler ayrıntılarımız. Seninkiler de epey &ouml;zg&uuml;n.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İltifat sayayım mı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Nasıl istersen.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;O h&acirc;lde teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>Asans&ouml;r d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; kata geldiğinde kapıları a&ccedil;ıldı. G&ouml;ksel Emrah&rsquo;ın elindeki poşetlere uzandı.</p>
<p>&ldquo;Yardım ettiğin i&ccedil;in &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi. Poşetleri eline aldı. &ldquo;Kendine dikkat et.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z G&ouml;k.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel ona bir g&uuml;l&uuml;mseme g&ouml;nderdikten sonra asans&ouml;rden indi. Evine girip poşetlerle mutfağa ilerledi ve aldıklarını yerlerine yerleştirmeye başladı. &Ouml;nceden bu yerleştirme işini yapmaktan hi&ccedil; hoşlanmazdı ama &uuml;niversiteye başlayıp yetişkinlik hayatına adım attıktan sonra ehliyetini de alınca annesi ondan belli aralıklarla alışverişe &ccedil;ıkıp evdeki eksikleri almasını rica etmeye başlamıştı; G&ouml;ksel de &uuml;&ccedil; senedir k&uuml;&ccedil;&uuml;k ihtiya&ccedil; alışverişlerini -geniş &ccedil;aplı alışverişleri hafta sonları ailecek yapıyorlardı- yapa yapa buna alışmış hatta hoşlanmaya başlamıştı. Bug&uuml;n de aldıklarını şarkı mırıldanarak yerlerine yerleştirip mutfaktaki işini bitirdi.</p>
<p>Salona geri d&ouml;n&uuml;p koltuğa kuruldu. Videosunu d&uuml;zenlemeye devam etmeden &ouml;nce telefonunu eline aldı ve birinin hesabını takip ettiğine dair yeni bir bildirim olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Onu takip eden bu hesap Emrah&rsquo;tan başkası değildi. Gen&ccedil; adam s&ouml;ylediği gibi evine gidince onu takip etmişti. G&ouml;ksel bildirimin &uuml;st&uuml;ne dokunup onun hesabını a&ccedil;tı.</p>
<p><em>Emrah Demirkan</em></p>
<p><em>M&Uuml; End&uuml;striyel Tasarım</em></p>
<p>Profilinde yazanlar bu ikisinden ibaretti: İsmi ve okulu. Son derece sade olan hesabın profil fotoğrafında da Emrah&rsquo;ın sol taraftaki kameraya ciddi bir ifadeyle bakıp poz verdiği bir fotoğraf vardı. Gen&ccedil; adamın kemerli burnu ve k&ouml;şeli &ccedil;enesi bu a&ccedil;ıdan son derece belirgindi. Belirgin olan bir diğer şey de gen&ccedil; adamın ciddi mizacının sahip olduğu karizmaydı. Emrah yakışıklı bir gen&ccedil;ti.</p>
<p>G&ouml;ksel ona takip isteği g&ouml;nderdi. Bir kişisel hesaba sahip olmadığı i&ccedil;in aile &uuml;yelerini ve arkadaşlarını bu hesabından takip ediyor, b&ouml;ylece onların paylaşımlarını ka&ccedil;ırmamış oluyordu. Tek bir hesapta hem tanıdığı insanların paylaşımlarını hem de severek takip ettiği fotoğraf&ccedil;ı ve video grafikerlerin paylaşımlarını g&ouml;rmek ona &ccedil;ok pratik geliyordu ve bunu seviyordu.</p>
<p>Emrah onun takip isteğini bir dakika i&ccedil;inde kabul ettiğinde onun bu hızı G&ouml;ksel&rsquo;i şaşırttı. Onun da bir yere uzanıp telefonuna baktığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Emrah&rsquo;ın yoğun bir spor programı olduğunu ve her spor d&ouml;n&uuml;ş&uuml; doğal olarak bir s&uuml;re uzanıp dinlendiğini biliyordu. G&ouml;ksel onun spor konusunda bu kadar tutkulu ve istikrarlı olmasını takdir ediyordu. Kendisinin de aynı istikrarı g&ouml;sterip sporu bırakmayacağını bilse o da bunu hayatının bir par&ccedil;ası h&acirc;line getirmek istiyordu ama şimdilik g&ouml;beğiyle yaşamına devam ediyordu.</p>
<p>Ana sayfasında yeni bir paylaşım g&ouml;remeyince telefonunu bir kenara koydu, bilgisayarını kucağına aldı ve video d&uuml;zenleme işine yeniden girişti.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Caddebostan Sahili sıcak yaz akşamının tadını &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in deniz kenarına akın eden insanlarla doluydu. Denizden kıyıya doğru esen r&uuml;zg&acirc;r deniz kokusunu etrafa yayıyor, dalgaların huzur verici sesi de konuşma seslerine karışıyordu. Sahil kalabalıktı, insanlar &ccedil;oğunlukla gruplar h&acirc;linde oturuyor ve sohbet ediyordu. O insanlardan ikisi de G&ouml;khan ve okuldan arkadaşı Kerem&rsquo;di. Kerem, Sanat Tarihi &ouml;ğrencisiydi, bir yandan da gitar &ccedil;alıyordu ve G&ouml;khan&rsquo;la da okulda d&uuml;zenlenen bir m&uuml;zik etkinliğinde tanışıp arkadaş olmuşlardı. İkilinin ortak y&ouml;nleri, ilgi alanları vardı ve bu onları kısa s&uuml;rede yakın arkadaş h&acirc;line getirmişti.</p>
<p>&ldquo;Nereden aldık bu &ccedil;ekirdeği?&rdquo; diye s&ouml;ylendi G&ouml;khan. &ldquo;Bırakamıyorum illeti.&rdquo;</p>
<p>İkili buraya gelirken marketten &ccedil;ekirdekle kola almıştı ve sahilde dakikalardır &ccedil;ekirdek &ccedil;itliyordu.</p>
<p>&ldquo;Sigara bağımlılığı da neymiş &ccedil;ekirdek &ccedil;itleme bağımlılığının yanında?&rdquo; dedi Kerem.</p>
<p>G&ouml;khan plastik bardaktaki kolasından b&uuml;y&uuml;k bir yudum i&ccedil;ti. &ldquo;&Ccedil;ok da tazeymiş. Yarın &ccedil;ıkacak sivilcelerim de &ccedil;ok taze olacak.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Senin y&uuml;z&uuml;nde doğru d&uuml;r&uuml;st sivilce g&ouml;rmedim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Cips ve &ccedil;ekirdeği &ccedil;ok ka&ccedil;ırmadığım s&uuml;rece kolay kolay &ccedil;ıkmaz ama bu sefer ipin ucu ka&ccedil;tı. İki kişi koca paketi bitirdik.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yarın sahnede k&ouml;t&uuml; g&ouml;r&uuml;n&uuml;r&uuml;m diye endişe ediyorsun ama sen her h&acirc;linle yakışıklısın kardeşim, endişelenme.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet, sahnede iyi g&ouml;r&uuml;nmek benim i&ccedil;in &ouml;nemli.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İyi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun zaten. Kirli sakal da ayrı bir hava katmış, genelde tıraşlısın ama sakal yakışıyor sana.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan sakallarını ovdu. &ldquo;&Ouml;yle mi diyorsun? Ben y&uuml;z&uuml;m biraz dinlensin diye uzatmıştım. Kendime sakalı yakıştıramıyorum, doğru d&uuml;r&uuml;st &ccedil;ıkmıyor da.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Daha yirmi bir yaşındasın, y&uuml;z&uuml;n&uuml;n oturması i&ccedil;in birka&ccedil; senen var ama sakalın sana yakıştığından emin olabilirsin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yirmi bir,&rdquo; dedi G&ouml;khan d&uuml;ş&uuml;nceli bir sesle. &ldquo;Şunun şurasında &uuml;&ccedil; hafta sonra yirmi bir oluyorum ger&ccedil;ekten. Zaman ne kadar &ccedil;abuk ge&ccedil;iyor. &Uuml;niversiteye başladığım g&uuml;n daha d&uuml;n gibi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayat bir nehir gibi hızlı akmasıyla meşhurdur. &Uuml;niversitenin ilk g&uuml;n&uuml;n&uuml; ben de &ccedil;ok net hatırlıyorum, şimdiyse son sınıfa ge&ccedil;tim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayat, sahip olduğumuz her şeyi alıp g&ouml;t&uuml;rmesiyle de meşhurdur ama şimdi o konulara hi&ccedil; girmeyeceğim,&rdquo; diyen G&ouml;khan derin bir nefes aldı. &ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel bir akşam, bunun tadını &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in buradayız. &Uuml;stelik yarın izin g&uuml;n&uuml;m, &ouml;ğlene kadar uyuyabilir ve akşama kadar da canım ne isterse onu yapabilirim; akşama da &uuml;&ccedil; hafta sonra ilk defa sahne alacağım ve bunu yapmayı o kadar &ouml;zledim ki yarın akşamı iple &ccedil;ekiyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ge&ccedil;en hafta neden gitmedin? Sınavlar bitmişti.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yoğun bir okul d&ouml;nemi ve sınav haftası olduğu i&ccedil;in ge&ccedil;en hafta dinlenmek istedim. T&uuml;m hafta sonu evdeydim, &ccedil;ok iyi geldi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok iyi yapmışsın. Yarın da &ouml;zlediğin sahneye kavuşacaksın. Bizimkilerle akraba ziyaretine gitmeyecek olsam ben de izlemeye gelirdim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yaz boyunca her cumartesi sahne alacağım, bir tanesine illa denk gelirsin.&rdquo;</p>
<p>Aralarında kısa bir sessizlik yaşandı. G&ouml;khan kolasından bir yudum i&ccedil;erken karanlık denize baktı. Etraftaki ışıklandırmalar suyun &uuml;st&uuml;nde yansımalar meydana getiriyor, denizin yer yer g&ouml;r&uuml;nmesini sağlıyordu. Birka&ccedil; saniye &ccedil;evresindeki sesleri duymazdan gelip yalnızca dalga seslerine odaklandı, denizi dinledi. Bu onun yapmayı &ccedil;ok sevdiği bir eylemdi.</p>
<p>&ldquo;Doğum g&uuml;n&uuml;nden konu a&ccedil;ılmışken,&rdquo; dedi Kerem. G&ouml;khan dikkatini ona verdi. &ldquo;9 Temmuz &ccedil;ok yaklaştı. Planlar var mı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Benim bir planım yok,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;&Ccedil;alışıyorum zaten, o g&uuml;n de koşuşturmayla ge&ccedil;er. Arkadaşlarım bir s&uuml;rpriz d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsa orasını bilemem, o g&uuml;n gelince g&ouml;r&uuml;r&uuml;m.&rdquo; Kerem&rsquo;e anlamlı bir bakış attı. &ldquo;Ağzımı mı arıyorsun sen?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bilmem,&rdquo; dedi Kerem de anlamlı bir sesle. &ldquo;Belki evet, belki de hayır.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan g&uuml;lerek onun koluna dokundu. &ldquo;Karda ayak izlerin belli oluyor kardeşim, biraz daha pratik yapman lazım.&rdquo;</p>
<p>Kerem kahkaha attı. &ldquo;Şanslıyım ki ağzını aramak gibi bir niyetim yoktu o h&acirc;lde. Cidden merak ettiğim i&ccedil;in sormuştum. Bir planın olsaydı kendimi dahil edecektim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Olursa s&ouml;ylerim elbette, ayıpsın. Senin gitar &ccedil;alışmaları nasıl gidiyor? D&uuml;zenli &ccedil;alıyor musun?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;alıyorum elbette,&rdquo; dedi Kerem başını sallayarak. &ldquo;Final haftası gitar &ccedil;alma l&uuml;ks&uuml;m olmadı ama tatil başladığından beri g&uuml;n&uuml;m&uuml;n &ccedil;oğunu gitar &ccedil;alarak ge&ccedil;iriyorum. Zaman ge&ccedil;tik&ccedil;e bu enstr&uuml;mana daha &ccedil;ok bağlanıyorum, daha &ccedil;ok severek &ccedil;alıyorum. Bunu bana sen s&ouml;ylemiştin: Gitarda geliştik&ccedil;e &ccedil;almayı daha &ccedil;ok seversin, gitara bağımlı olursun. Ger&ccedil;ekten de &ouml;yleymiş.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bu zehir kana bir kez girdiğinde ondan kurtulmak m&uuml;mk&uuml;n olmuyor,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Ben kurtulmak istemiyorum, orası ayrı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben de istemiyorum. Bir g&uuml;n buluşup beraber gitar &ccedil;alalım mı? Belki bana yeni şeyler &ouml;ğretirsin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Muhteşem bir fikir. İlk fırsatta ger&ccedil;eğe d&ouml;n&uuml;şt&uuml;relim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;almayı &ouml;ğrendiğim birka&ccedil; par&ccedil;ayı &ouml;ğrendikten sonra yapalım. Yorumlarını dinlemeyi &ccedil;ok isterim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Meraklandım bak. Hangi par&ccedil;aları &ouml;ğreniyorsun?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;S&uuml;rpriz olsun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hım, gizemliyiz de. Peki, nasıl istersen &ouml;yle olsun.&rdquo;</p>
<p>İki gen&ccedil; kolayla &ccedil;ekirdeği bitirince ayağa kalkıp sakin adımlarla sahil boyunca y&uuml;r&uuml;meye başladı. G&ouml;khan ellerini şortunun cebine sokup tuz kokusunu i&ccedil;ine &ccedil;ekti. Yaz akşamları yapmayı en sevdiği aktivite deniz kenarında &uuml;st&uuml;nde ince kıyafetlerle y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapmaktı. Bu y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş boyunca ona genelde arkadaşları eşlik etse de gen&ccedil; adam tek başına m&uuml;zik dinleyerek y&uuml;r&uuml;meyi, hayat hakkında d&uuml;ş&uuml;nmeyi de seviyordu. G&ouml;khan&rsquo;ın ilk bakışta fark edilen &ouml;zg&uuml;venli ve sosyal kişiliğinin altında sadece en yakınlarının bildiği derin ve duygusal bir kişi daha yatıyordu ve bu kişi de genelde o tek başınayken ortaya &ccedil;ıkıyordu.</p>
<p>&ldquo;Hava dehşet g&uuml;zel,&rdquo; diyen Kerem onu d&uuml;ş&uuml;ncelerinden ayırdı. &ldquo;Sıcak ama &ouml;ld&uuml;ren bir sıcak değil, denizden de tatlı tatlı esiyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;En g&uuml;zel havalar,&rdquo; dedi G&ouml;khan arkadaşına bakarak. &ldquo;İnsanı ilhamla dolduruyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sanat&ccedil;ı kişiliğinin en basit şeylerden bile ilham almasına bayılıyorum. Kimi sanat&ccedil;ılar i&ccedil;in ilham almak &ccedil;ok zordur, &ccedil;ok nadir şeylerden ilham alırlar ama senin i&ccedil;in b&ouml;yle bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapmak bile ilhamını uyandırmaya yetiyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayata biraz romantik bakıyorum, hayalperest biriyim ve ayrıntıları fark etme konusunda da iyiyim. T&uuml;m bunlar &uuml;st &uuml;ste gelince en ufak şeyi bile romantize edip ilham bulabiliyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tam bir Yenge&ccedil; burcusun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Huyum kurusun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yok, kurumasın; g&uuml;zel bir şey bence. Bir sanat&ccedil;ının ihtiyacı olan t&uuml;m &ouml;zelliklere sahipsin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bana g&ouml;re sanat&ccedil;ı olmak i&ccedil;in belli başlı &ouml;zelliklere sahip olmaya gerek yok. Ben ortaya koyulan sanata bakar, gerisiyle de ilgilenmem. Her sanat&ccedil;ının kendine has bir kişiliği ve tarzı var, ortaya koydukları eserler de onların i&ccedil; d&uuml;nyasının bir aynası oluyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yeteneğe de mi ihtiya&ccedil;ları yok?&rdquo; diye sordu Kerem başını G&ouml;khan&rsquo;a doğru &ccedil;evirerek.</p>
<p>&ldquo;Bunun yetenekten &ccedil;ok i&ccedil;g&uuml;d&uuml;yle ilgili olduğuna inanıyorum. On yaşımda gitarı elime ilk kez aldığımda beni onu &ccedil;almaya iten şey de bu i&ccedil;g&uuml;d&uuml;yd&uuml;, bana şarkılar yazdırıp beste yaptıran da aynı i&ccedil;g&uuml;d&uuml;yd&uuml;. Yetenek bence &ccedil;ok abartılıyor, eğer hedefin i&ccedil;in &ccedil;alışmıyor ve ona ulaşmak &ccedil;aba g&ouml;stermiyorsan o yetenek susuz kalan bir &ccedil;i&ccedil;ek gibi kuruyup &ouml;l&uuml;yor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bak bu konuda haklısın. Tezimi fena &ccedil;&uuml;r&uuml;tt&uuml;n, susuyorum.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan g&uuml;lerek arkadaşının omzuna kolunu attı. &ldquo;Fikrini &ccedil;&uuml;r&uuml;tmek gibi bir amacım asla yoktu, yalnızca kendi fikrimi belirttim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yine de &ccedil;&uuml;r&uuml;tt&uuml;n.&rdquo;</p>
<p>İkili g&uuml;l&uuml;şt&uuml;. Kerem, G&ouml;khan&rsquo;ın en yakın arkadaşlarından biriydi. G&ouml;khan ona &ccedil;ok değer veriyordu ve aynı değeri Kerem&rsquo;in de kendisine verdiğini biliyordu. Kerem&rsquo;le vakit ge&ccedil;irmeyi, onunla her konuda sohbet etmeyi; şimdi olduğu gibi g&uuml;l&uuml;p eğlenmeyi ya da k&ouml;t&uuml; hissettiğinde bunu &ccedil;ekinmeden onunla paylaşıp canını sıkan şeylerden bahsetmeyi seviyordu. Ger&ccedil;ek bir dosta sahip olmak hi&ccedil; de kolay rastlanan bir şey değildi, bunu adı gibi iyi bilen G&ouml;khan da onunla olan dostluğuna fazlasıyla kıymet veriyordu.</p>
<p>&ldquo;Yarın kafede neler &ccedil;almayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?&rdquo; diye sordu Kerem. &ldquo;&Ccedil;alma listeni şimdiden oluşturduğuna eminim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Beni &ccedil;ok iyi tanıyorsun,&rdquo; dedi G&ouml;khan bundan son derece hoşnut olduğunu belli eden bir y&uuml;z ifadesiyle. &ldquo;&Uuml;&ccedil; haftalık aranın acısını &ccedil;ıkarmak gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nerek &ccedil;ok &ouml;zel par&ccedil;alar se&ccedil;tim. Yavuz &Ccedil;etin, Duman, mor ve &ouml;tesi, Seksend&ouml;rt, maNga başta olmak &uuml;zere efsane isimlerden &ccedil;alacağım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bunu ka&ccedil;ıracağıma inanamıyorum. Benim geleceğim bir g&uuml;n de &ccedil;al l&uuml;tfen.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;alarım elbette hatta istek par&ccedil;a bile s&ouml;yleyebilirsin. Sen yarın ailenle ge&ccedil;ireceğin vaktin tadını &ccedil;ıkar; ben her hafta sonu aynı yerde, aynı saatte, aynı şeyi yapıyorum nasıl olsa.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İstek par&ccedil;a demek. Bunun hakkında d&uuml;ş&uuml;neceğim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bolca vaktin var.&rdquo;</p>
<p>İkili, sahilde biraz daha sohbet ederek y&uuml;r&uuml;d&uuml;kten sonra ayrıldı. Kerem onu Maltepe&rsquo;deki evine g&ouml;t&uuml;recek otob&uuml;s&uuml;n durağına y&uuml;r&uuml;rken G&ouml;khan da kendi bineceği otob&uuml;s&uuml;n durağına doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı. İlk iş olarak kulaklıklarını takıp yerli rock şarkılarından birini a&ccedil;tı, sesi y&uuml;kseltti ve m&uuml;ziğin ruhunu beslemesine izin verdi. M&uuml;zik onun ruhunu besliyordu, tıpkı sağ bileğindeki d&ouml;vmede yazdığı gibi: &ldquo;Musica est cibus pro anima.&rdquo; T&uuml;rk&ccedil;esi <em>m&uuml;zik ruhun gıdasıdır</em> olan bu c&uuml;mle onun i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k anlam ifade ediyordu ve bunu bileğinde taşımaktan &ccedil;ok memnundu.</p>
<p>Kısa bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;şten sonra durağa vardı. Durak boştu, banka oturup otob&uuml;s&uuml; beklemeye başladı ve bu sırada sosyal medya hesabına girdi. Kerem&rsquo;le ge&ccedil;irdiği birka&ccedil; saatlik s&uuml;re&ccedil;te hesabına girmemişti ve bu s&uuml;re&ccedil;te arkadaşları yeni hikayeler paylaşmıştı. Evlerine d&ouml;n&uuml;p yaz tatilinin tadını &ccedil;ıkaran arkadaşlarının eğlenceli cuma akşamı hikayelerini izledi. Bir arkadaşı konsere gitmiş ve sanki kameraman oymuş gibi t&uuml;m konseri kayıt altına alıp hikayesine atmıştı, gen&ccedil; adam g&ouml;zlerini devirip onun hikayelerini hızlıca ge&ccedil;ti.</p>
<p>&ldquo;Başladı hikayelerden konser izleme mevsimi,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Milletin para verip gittiği konseri yine onlar sayesinde bedavaya izliyoruz. Hizmete bak be!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;Otob&uuml;s&uuml; gelince, otob&uuml;se binip evine doğru yola koyuldu. Otob&uuml;s &ccedil;ok dolu olmadığı i&ccedil;in cam kenarındaki boş bir koltuğa oturabildi. Sabah sekiz bu&ccedil;uktan beri ayaktaydı, g&uuml;n&uuml;n&uuml;n dokuz saati her zamanki gibi işte ge&ccedil;mişti ve mesai &ccedil;ıkışı da Kerem&rsquo;le buluşup iki bu&ccedil;uk saat onunla vakit ge&ccedil;irdiği i&ccedil;in olduk&ccedil;a yorulmuştu. Bir an &ouml;nce evine gidip, ayaklarını uzatarak dinlenmek istiyordu.</p>
<p>Evine varabildiğinde saat 22.30&rsquo;u g&ouml;steriyordu. Salona girip kendisini koltuğun &uuml;st&uuml;ne attı ve koltuğa boylu boyunca uzandı.</p>
<p>&ldquo;Evim evim g&uuml;zel evim,&rdquo; dedi. &ldquo;Yoruldum yahu.&rdquo;</p>
<p>Başını &ccedil;evirip salona baktı. D&uuml;n akşam salonu temizleyip d&uuml;zenlediği ve i&ccedil;eri o zamandan beri ilk kez şimdi girdiği i&ccedil;in salon son derece temizdi ve her şey yerli yerindeydi. Elektro gitarı bile yerde ya da koltuğun &uuml;st&uuml;nde olmak yerine duvardaki askısında asıyordu. Beyaz Fender&rsquo;ının ortalıkta değil de yerinde durması salonun derli toplu olduğunu kanıtlamaya tek başına yetiyordu &ccedil;&uuml;nk&uuml; G&ouml;khan s&uuml;rekli onu &ccedil;aldığı i&ccedil;in sadece en ayrıntılı temizliklerde onu yerine asıyor, geri kalan t&uuml;m zamanlarda da bambaşka yerlerde bırakıyordu.</p>
<p>Gen&ccedil; adam temizlikten sonra adeta parlayan m&uuml;zik k&ouml;şesini inceledi. Yağız giderken kendi gitarlarını g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in m&uuml;zik k&ouml;şeleri biraz &ccedil;ıplak g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu ama G&ouml;khan bu sadeliği sevmişti. M&uuml;zik k&ouml;şesinin en &ouml;nemli par&ccedil;aları olan kahverengi klasik gitarıyla beyaz elektro gitarı b&uuml;t&uuml;n ihtişamlarıyla duvarda asılı duruyordu. Şarkı yazdığı defterlerini, kalemliğini ve diz&uuml;st&uuml; bilgisayarını masanın &uuml;st&uuml;ne yerleştirmişti. Masanın iki yanında da &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k olmayan iki hoparl&ouml;r vardı. İki ayaklı orguyla onun altına yerleştirdiği amfisi de masanın &ccedil;aprazında masayla beraber bir L şekli oluşturacak şekilde duruyordu. Elektro gitar pedalları amfinin &ouml;n&uuml;nde yerde duruyordu, mikrofonu da orgun yanındaydı. Yaz boyunca evdeki zamanının &ccedil;oğunu ge&ccedil;ireceği bu mini st&uuml;dyosunu d&uuml;n b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;zenle hazırlamıştı. Hem eğitim hayatı hem de iş hayatı derken &uuml;niversiteye başladığından beri m&uuml;zikle ilgilenecek aşırı vakti olmamıştı. &Uuml;&ccedil; yıllık bu zaman diliminde yalnızca birka&ccedil; şarkısını tamamlamış olsa da gen&ccedil; m&uuml;zisyenin demo h&acirc;linde pek &ccedil;ok bestesi, şarkısı vardı ve hepsi bilgisayarının hafızasında tamamlanacağı g&uuml;n&uuml; bekliyordu. Bu yaz m&uuml;ziğine ağırlık verip &ouml;nce şu an s&ouml;zlerini yazıp bir yandan da bestesini yaptığı şarkısını, ardından diğer projeleri tamamlamayı planlıyordu.</p>
<p>Yirmi dakika koltukta uzanıp biraz da olsa dinlendikten sonra &uuml;st&uuml;n&uuml; değiştirmek ve elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkamak i&ccedil;in ayaklandı. &Ouml;nce odasına girip &uuml;st&uuml;ndeki tiş&ouml;rtle şorttan kurtuldu, onun yerine eski tiş&ouml;rtlerinden biriyle uzun eşofmanını giydi. Tam zamanlı &ccedil;alışmaya başlayalı beş g&uuml;n olmuştu ama bu beş g&uuml;nde bile kilo vermişti. Bir &ouml;ğrenci olarak genelde karbonhidrat ağırlıklı ve &ccedil;ok sağlıklı olmayan bir şekilde beslendiği i&ccedil;in g&ouml;beği vardı. Yoğun olarak &ccedil;alıştığı bu beş g&uuml;nde g&ouml;beği g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r bir şekilde k&uuml;&ccedil;&uuml;lm&uuml;şt&uuml;, gen&ccedil; adam ilerleyen zamanlarda daha da zayıflayacağını biliyordu ve bundan memnundu. &Ouml;zellikle bu kış birka&ccedil; kilo birden almıştı, yoğun iş hayatı aldığı bu kiloları verme konusunda ona fazlasıyla yardımcı olacaktı.</p>
<p>Elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkadıktan sonra salona geri d&ouml;nd&uuml;. Masanın &uuml;st&uuml;nde duran diz&uuml;st&uuml; bilgisayarını alarak koltuğa kuruldu. Saat &ccedil;ok ge&ccedil; olmuştu, hi&ccedil; h&acirc;li de kalmamıştı ve her ne kadar bug&uuml;n akşam olunca şarkısı &uuml;zerinde &ccedil;alışacağını planlasa da bunu yarına erteleyerek yattığı yerden dizi izlemeye karar verdi. Gen&ccedil;lerin evinde bir televizyon yoktu, hem &ccedil;ok pahalı olduğu hem de neredeyse hi&ccedil; izlemedikleri i&ccedil;in televizyon almamışlardı. Haberleri internetten takip ediyor, dizi ve filmleri de yine internetten a&ccedil;ıp bilgisayarlarından izliyorlardı.</p>
<p>Bu ay başında izlemeye başladığı diziyi a&ccedil;tı ve gece 1&rsquo;e kadar başka hi&ccedil;bir şeyle ilgilenmeden &uuml;&ccedil; b&ouml;l&uuml;m birden izledi. İki b&ouml;l&uuml;m boyunca g&ouml;zleri tamamen a&ccedil;ık olsa da &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; b&ouml;l&uuml;mde g&ouml;zleri kısıldı, uykusu geldi ama b&ouml;l&uuml;m&uuml; bitirmek i&ccedil;in kendini zorlayıp son dakikaya kadar dayandı.</p>
<p>Ağzını kocaman a&ccedil;ıp esnerken bilgisayarı masadaki yerine geri koydu ve uyuşuk adımlarla salonun &ccedil;ıkışına y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Diğer dairelerden gelen t&uuml;m seslerin kesildiğini de o an fark etti. Şu an apartmanda ayakta olan tek kişi kendisiydi. Sessizliğe g&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş apartmandaki evinin karanlık koridorunda odasına ilerledi. Işığı a&ccedil;maya gerek duymadan &uuml;st&uuml;ndeki tiş&ouml;rt&uuml; &ccedil;ıkararak kendisini yatağa attı. Uykuya dalması bir dakika bile s&uuml;rmedi.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Ertesi g&uuml;n G&ouml;khan i&ccedil;in biraz ge&ccedil; başladı. Saat 11&rsquo;i ge&ccedil;e son derece din&ccedil; ve a&ccedil; uyanan gen&ccedil; adam &ouml;nce kendisine g&uuml;zel bir kahvaltı hazırlayıp karnını doyurdu, sonra salona ge&ccedil;ip şarkısının ge&ccedil;iş kısmının s&ouml;zleri ve bestesi &uuml;zerinde &ccedil;alıştı; pek &ccedil;ok not alıp aklındaki besteleri daha sonra &uuml;zerinde &ccedil;alışmak i&ccedil;in kaydetti. Şarkı i&ccedil;in onlarca c&uuml;mle yazmıştı, t&uuml;m bu c&uuml;mlelere şarkıda yer veremeyeceği i&ccedil;in aralarından se&ccedil;mesi gerecekti aksi takdirde şarkı on dakika gibi bir uzunluğa sahip olabilirdi. G&ouml;khan şarkının d&ouml;rt dakika kadar bir uzunlukta olmasını ve yazdığı s&ouml;zler arasından en &ccedil;arpıcı olanlara şarkıda yer verip az s&ouml;zle &ccedil;ok şey anlatmak istiyordu.</p>
<p>Saat &ouml;ğleden sonra 4&rsquo;e kadar şarkı &uuml;st&uuml;nde &ccedil;alıştıktan sonra hazırlanmaya başladı. Altı g&uuml;nl&uuml;k sakal ve bıyığını tıraş edip duş aldı. Duş sonrası belinde havluyla dolabının &ouml;n&uuml;nde durup ne giyebileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &Uuml;&ccedil; hafta sonra ilk kez sahne alacağı i&ccedil;in biraz şık g&ouml;r&uuml;nmek istiyordu. Birka&ccedil; defadan fazla giymediği mavi g&ouml;mleğini eline alıp ş&ouml;yle bir baktı.</p>
<p>&ldquo;Bu kadar şık olmaya da gerek yok,&rdquo; deyip yerine astı. &ldquo;Orkestrada sahne almıyorum sonu&ccedil;ta.&rdquo;</p>
<p>En sevdiği renk olan maviden vazge&ccedil;meyip kısa kollu mavi tiş&ouml;rt&uuml;n&uuml; giymeye karar verdi, pantolon olarak da boru pa&ccedil;a siyah kot pantolonunu se&ccedil;ti.</p>
<p>&ldquo;Bayağı şıksın G&ouml;khan, aynen,&rdquo; dedi aynadaki yansımasına bakarken. &ldquo;Grand tuvalet oldun. Şıklık pa&ccedil;alarından akıyor.&rdquo;</p>
<p>Kendi kendine g&uuml;l&uuml;p sa&ccedil;larını her zamanki gibi şekillendirdi. Gen&ccedil; adam spor giyinmeye &ccedil;ok alışkındı ve kıyafette onun i&ccedil;in tek kriter rahatlıktı. G&ouml;mlek, kumaş pantolon ya da ceket gibi par&ccedil;aları &ccedil;ok &ccedil;ok &ouml;zel bir g&uuml;n olmadık&ccedil;a giymekten hi&ccedil; hoşlanmıyordu.</p>
<p>Parmaklarına y&uuml;z&uuml;klerini takıp parf&uuml;m&uuml;nden de birka&ccedil; fıs sıktıktan sonra hazırlanması tamamdı. Odasından &ccedil;ıkıp salona girdi ve duvardaki klasik gitarını indirip kılıfına yerleştirdi. Ge&ccedil;en akşam bakımlarını yaptığı gitarı bu akşam i&ccedil;in hazırdı.</p>
<p>Evde gezip her yerin kapalı olduğundan ve bir şeyini unutmadığından emin olunca evden ayrıldı. Kafede akşam 8&rsquo;de &ccedil;ıkacaktı ama &ouml;ncesinde saat 5&rsquo;te Aras&rsquo;la gitar dersi vardı ve şimdi de oraya gidiyordu. Okul d&ouml;nemi onunla &ccedil;arşamba g&uuml;nleri g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yor olsa da yaz tatilinde hafta i&ccedil;leri &ccedil;alıştığı i&ccedil;in buna zaman ayırması zor olacağı i&ccedil;in bu haftaki derslerini cumartesi işlemeye karar vermişti. Aslında gen&ccedil; adamın i&ccedil;inden ge&ccedil;en pazar g&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p tatil g&uuml;n&uuml; olan cumartesiyi kafeye kadar tamamen evde ge&ccedil;irmek olsa da Aras&rsquo;ın ailesi yarın ailecek gezmeye gideceklerini s&ouml;ylediği i&ccedil;in geriye sadece bug&uuml;n kalmıştı. G&ouml;khan bu meseleye bir netlik kazandırması gerektiğini aklına not etmişti.</p>
<p>Gen&ccedil; adam, Arasların G&ouml;ztepe&rsquo;deki evine gitmek i&ccedil;in otob&uuml;s&uuml; kullandı. Trafikte biraz zaman kaybetse de saat 5&rsquo;teki derslerine yetişmeyi başardı. Ona kapıyı Aras&rsquo;ın annesi Dilan a&ccedil;tı.</p>
<p>&ldquo;Hoş geldin G&ouml;khan,&rdquo; diye karşıladı onu. &ldquo;Gel i&ccedil;eri.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hoş buldum,&rdquo; diyen G&ouml;khan ayakkabılarını &ccedil;ıkarıp eve girdi.</p>
<p>&ldquo;G&ouml;khan ağabey!&rdquo; diye bağıran Aras odasından &ccedil;ıkıp koşar adımlarla G&ouml;khan&rsquo;a ilerledi. &ldquo;Hoş geldin. Gelmeni d&ouml;rt g&ouml;zle bekliyordum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;ğrendiği şarkıyı sana &ccedil;almak i&ccedil;in sabırsızlanıyor,&rdquo; dedi Dilan. &ldquo;Ka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r i&ccedil;i i&ccedil;ine sığmıyor.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan g&uuml;lerek Aras&rsquo;ın sa&ccedil;larını karıştırdı. &ldquo;Bak sen. Geldim işte, &ccedil;alarsın şimdi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hemen başlayalım,&rdquo; dedi Aras. &ldquo;Gitarımı hazırladım, notlarımı hazırladım hatta parmaklarımı bile ısıttım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bayağı hazırlıklısın bakıyorum. Aferin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;devime iyi &ccedil;alıştım.&rdquo;</p>
<p>Aras onun elinden tutup odasına g&ouml;t&uuml;rmeye başladı.</p>
<p>&ldquo;Bir şey ister misin?&rdquo; diye seslendi Dilan. &ldquo;Soğuk bir i&ccedil;ecek?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Su iyi olur,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan&rsquo;la Aras k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğun odasına girdiler. Aras s&ouml;ylediği gibi gitarıyla notlarını hazırlamış ve yatağının &uuml;st&uuml;ne koymuştu.</p>
<p>&ldquo;T&uuml;m hafta par&ccedil;ayı &ccedil;alıp durdum,&rdquo; dedi Aras. &ldquo;Bu haftaki dersimiz ge&ccedil; olduğu i&ccedil;in bolca pratik yapma fırsatım da oldu.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Aferin,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;&Ccedil;al bakalım par&ccedil;ayı.&rdquo;</p>
<p>Aras sandalyeye oturup gitarını kucağına alırken G&ouml;khan da yatağa oturdu. &Ccedil;ocuk, par&ccedil;ayı &ccedil;almaya başladığında hocası p&uuml;r dikkat onu dinlemeye başladı. Aras bu par&ccedil;ayı &ccedil;almaya &ccedil;alışırken klavyeyi kavrayış şeklinden dolayı istediği performansı g&ouml;steremiyordu; G&ouml;khan ona bu konuda yardımcı olup, &ouml;nemli noktaları g&ouml;sterince &ccedil;ocuk sorunu anlayıp ortadan kaldırmak i&ccedil;in &ccedil;alışmalara başlamıştı ve bunda başarılı da olmuştu. Aras ge&ccedil;en haftaya kadar bir t&uuml;rl&uuml; g&uuml;zel &ccedil;alamadığı bu par&ccedil;ayı bug&uuml;n son derece iyi ve neredeyse kusursuz &ccedil;aldı. Par&ccedil;a bittiğinde G&ouml;khan onu alkışladı.</p>
<p>&ldquo;Muhteşem,&rdquo; dedi i&ccedil;tenlikle. &ldquo;Eline, y&uuml;reğine sağlık. Sen bu işi bitirmişsin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ger&ccedil;ekten mi?&rdquo; dedi g&ouml;zleri parlayan Aras. &ldquo;Beğendin mi?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bayıldım. S&ouml;ylediğim şeylere dikkat &ccedil;ekince performansın boyut atlamış, sen de fazlasıyla pratik yapıp işin en &ouml;nemli kısmını halletmişsin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim G&ouml;khan ağabey. Hepsi senin sayende oldu.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Estağfurullah. Ben &ouml;ğrettim, evet ama &ouml;ğrenmek i&ccedil;in bu kadar hevesli ve &ccedil;alışkan olmasaydın iş bu noktaya gelmezdi.&rdquo;</p>
<p>Odanın kapısı aralandığında Dilan başını i&ccedil;eri uzattı. &ldquo;Girebilir miyim?&rdquo; diye sordu.</p>
<p>&ldquo;Elbette,&rdquo; dedi G&ouml;khan.</p>
<p>Dilan i&ccedil;eri girdiğinde elindeki tepsi g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Tepsinin i&ccedil;inde iki bardak limonata, tabakta birka&ccedil; kurabiye ve G&ouml;khan&rsquo;ın istediği su vardı.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;alışırken atıştırırsınız,&rdquo; deyip tepsiyi masaya koydu. &ldquo;Kurabiyeyi sen geliyorsun diye yaptım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Neden zahmet ettin?&rdquo; dedi G&ouml;khan mahcup olarak.</p>
<p>&ldquo;Ne zahmeti canım? Hem Aras da &ccedil;ok seviyor, yersiniz işte.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ellerine sağlık, &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Afiyet olsun. Size iyi dersler. Bir şeye ihtiyacınız olursa seslenmeniz yeterli.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tabii. Teşekk&uuml;r ederiz.&rdquo;</p>
<p>Dilan odadan &ccedil;ıktığında G&ouml;khan kalkıp Aras&rsquo;ın yanına oturdu. &ldquo;Sadece tek bir yerde biraz zorlandığını g&ouml;rd&uuml;m,&rdquo; dedi. &ldquo;Hadi o kısma yoğunlaşalım.&rdquo;</p>
<p>İkili bir saati aşkın ders yaptı. G&ouml;khan Aras&rsquo;a &ouml;ğrenmesi i&ccedil;in biraz daha zor bir par&ccedil;ayı &ouml;dev verdi, par&ccedil;ayı kendisi &ccedil;aldı ve Aras&rsquo;a bazı p&uuml;f noktaları g&ouml;sterdi. G&ouml;khan kendi gitarından bu par&ccedil;ayı &ccedil;alarken Aras ona aşk dolu g&ouml;zlerle bakıp hayranca izledi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğun G&ouml;khan&rsquo;ın kahverengi klasik gitarına b&uuml;y&uuml;k bir ilgisi vardı, G&ouml;khan&rsquo;ın ustalığına ise hayrandı. Hedefi g&uuml;n&uuml;n birinde onun kadar iyi gitar &ccedil;almaktı.</p>
<p>&ldquo;Bug&uuml;nl&uuml;k bu kadar,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Haftaya kadar bu par&ccedil;ayı &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışırsın. Diğer par&ccedil;ada da zorlandığın kısmı g&ouml;sterdiğim şekilde &ccedil;alıp zorlanmayı yok etmeye &ccedil;alışalım, olur mu?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tabii ki hocam, siz nasıl isterseniz.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan g&uuml;lerek onun sa&ccedil;larını karıştırdı. &ldquo;Ben bir annene bakayım, sen de odanı topla hadi.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan, Aras&rsquo;ın odasından &ccedil;ıkıp salona ilerlediğinde Dilan&rsquo;ı i&ccedil;eride otururken buldu.</p>
<p>&ldquo;Bitti mi?&rdquo; diye sordu Dilan.</p>
<p>&ldquo;Bitti,&rdquo; diye onayladı G&ouml;khan. &ldquo;Bu haftalık bu kadar.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Nasıl ilerliyor?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok iyi. Aras yetenekli bir &ccedil;ocuk ama daha &ouml;nemlisi &ouml;ğrenmeye &ccedil;ok hevesli ve &ccedil;ok da &ccedil;alışkan. Genelde ilk sekiz ayda bu kadar ilerleme olmaz ama Aras son derece iyi gidiyor. Yaz sonuna kadar aynı hızda ilerlerse bir tık &uuml;st d&uuml;zey bir gitar alabilir.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ger&ccedil;ekten mi?&rdquo; dedi duydukları karşısında duygulanan Dilan. &ldquo;Benim k&uuml;&ccedil;&uuml;k kurabiye canavarıma bak sen. Seni &ccedil;ok seviyor ve ne kadar iyi gitar &ccedil;aldığından, &ccedil;ok tatlı bir dille ona da &ouml;ğrettiğinden bahsediyor. Burada senin de emeğin &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k G&ouml;khan, &ccedil;ok sağ ol.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben de onu seviyorum ve beraber zaman ge&ccedil;irmekten keyif alıyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bir işin yoksa akşam yemeğine kalmaya ne dersin? Ferhat da birazdan gelir, hep beraber yeriz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim ama gitsem daha iyi olur sanırım,&rdquo; dedi G&ouml;khan &ccedil;ekinerek.</p>
<p>&ldquo;Acelen mi var?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yok ama ne bileyim, siz yemeğinizi ailecek yeseniz daha iyi olur.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Duymamış olayım. Bize eşlik etmen hepimizi &ccedil;ok mutlu eder, l&uuml;tfen kırma bizi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Peki. Teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>Aras&rsquo;ın babası Ferhat işten d&ouml;n&uuml;nce hep beraber masaya oturdular. Birka&ccedil; yıldır sadece Yağız&rsquo;ın ailesiyle yemek masasına oturan G&ouml;khan kendisini son derece gergin hissediyordu ama bunu belli etmeme konusunda &ccedil;ok başarılıydı. Yemek masası gen&ccedil; adam i&ccedil;in aile sıcaklığını hissettiği bir yer olmaktan &ccedil;ok uzaktı. Yağız&rsquo;ın ailesiyle tanıştıktan sonra bu sıcaklığı hissetmiş, ailecek yenen yemeklerin aslında ne kadar g&uuml;zel olabileceğini fark etmişti. Şu an oturduğu bu yemek masasındaki ortam da hoşuna gitti.</p>
<p>&ldquo;Okul nasıl gidiyor?&rdquo; diye sordu Ferhat. &ldquo;Ge&ccedil;en iki haftada sınavların vardı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Finallere girdim,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Sonu&ccedil;lar iyi. Bu seneyi de hallettim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok sevindim,&rdquo; diye araya girdi Dilan. &ldquo;Tebrik ederim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Şimdi de &ccedil;alışmaya mı başladın?&rdquo; dedi Ferhat.</p>
<p>&ldquo;Tam zamanlı &ccedil;alışmaya ge&ccedil;tim. Haftanın altı g&uuml;n&uuml; &ccedil;alışıyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;O zaman &ccedil;arşambaları da işte olacaksın.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet. Aslında ben de sizinle bu konuyu konuşmak istiyordum. Cumartesi g&uuml;nleri izin g&uuml;n&uuml;m, onun dışında her g&uuml;n &ccedil;alışıyorum ama pazar g&uuml;nleri mağazayı birka&ccedil; saat daha erken kapatıyoruz. Size de uyarsa Aras&rsquo;la yaz boyunca pazar g&uuml;nleri g&ouml;r&uuml;şelim diyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sen ne zaman uygunsan biz de ona uyarız. &Ccedil;alışıyorsun sonu&ccedil;ta, iş &ccedil;ıkışı buraya gelip bir de gitar dersi vermeni isteyemeyiz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;alışanın h&acirc;linden anlarız,&rdquo; diye eşine arka &ccedil;ıktı Dilan. &ldquo;&Uuml;stelik &ouml;ğrencisin de. Sen pazar diyorsan pazar olsun. Sen ne dersin Aras?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;G&ouml;khan ağabey ne zaman yapmak isterse o zaman yapsın,&rdquo; dedi Aras. &ldquo;Bana g&uuml;n fark etmez ki. Bundan sonra s&uuml;rekli evdeyim sonu&ccedil;ta.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;O zaman anlaştık,&rdquo; diyen G&ouml;khan ona yumruğunu uzattı.</p>
<p>&ldquo;Anlaştık,&rdquo; deyip k&uuml;&ccedil;&uuml;k yumruğunu G&ouml;khan&rsquo;la tokuşturdu Aras.</p>
<p>Akşam yemeği bol sohbetli ve keyifli ge&ccedil;ti. Sıcak bir aile ortamında akşam yemeği yemek G&ouml;khan&rsquo;a iyi geldi. Kış tatilinde Yağız&rsquo;la beraber Balıkesir&rsquo;e gittiğinden bu yana, yani d&ouml;rt aydır, b&ouml;yle bir aile ortamında bulunmamıştı ve masada oturup g&uuml;lerken bu ortamı &ouml;zlediğini hissetti. İ&ccedil;inde varlığını reddedemeyeceği bir burukluk da vardı ama huzur duygusu daha ağır bastı.</p>
<p>&ldquo;Ellerine sağlık Dilan abla,&rdquo; dedi yemek bittikten sonra. &ldquo;Yemeklerin hepsi &ccedil;ok lezzetliydi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Afiyet olsun G&ouml;k, her zaman beklerim. Burası senin de evin sayılır.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim. Benim i&ccedil;in &ccedil;ok keyifli bir akşamdı ama artık yavaştan ka&ccedil;ayım. Cumartesi trafiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsem kafeye varmam kolay olmayacak hatta ge&ccedil; bile kaldım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Z&uuml;lfikar bir şey demez,&rdquo; dedi Ferhat. &ldquo;Anlayışla karşılar. Sen yine de bizimle olduğunu s&ouml;yle hatta selamlarımızı da ilet.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Baş&uuml;st&uuml;ne.&rdquo;</p>
<p>Ev halkıyla vedalaşan G&ouml;khan kafeye gitmek i&ccedil;in apartmandan ayrıldı. Kesinlikle ge&ccedil; kalmıştı. Kafenin sahibi Z&uuml;lfikar&rsquo;ı aramak i&ccedil;in telefonunu &ccedil;ıkarırken adımlarını da hızlandırdı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadrajdaki Dünyalar | 3. Kare: Gizemli Fotoğrafçı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kd-3kare-gizemli-fotografci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kd-3kare-gizemli-fotografci</guid>
<description><![CDATA[ Kadrajdaki Dünyalar&#039;ın 3. Bölümü | Çocukluğundan beri fotoğrafçılıkla uğraşan ve bu alanda lisans eğitimi alan Göksel&#039;in çektiği fotoğrafları paylaştığı &quot;kadrajdakidunyalar&quot; isimli bir sosyal medya hesabı vardır. Genç fotoğrafçı bir gün fotoğraf çekimi için gittiği Kadıköy&#039;de eve dönmeden önce bir kafeye oturur, bu kafede sahne alan gencin fotoğraflarını çeker ve sonrasında bir tanesini hesabında paylaşmaya karar verir. Fotoğrafı paylaştığı günün akşamında mesaj kutusuna düşen bir mesaj her şeyi değiştirmek üzeredir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d40a277e7ee.jpg" length="68993" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 18:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, düzyazı, roman, kurgu, kadrajdaki dünyalar, fotoğraf, video, müzik, fotoğrafçı, müzisyen, aşk, arkadaşlık, genç, gençlik, İstanbul, üniversite</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak bir haziran g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. Ayın ortasının gelmesiyle beraber havalar iyice ısınmaya, g&uuml;neş İstanbul&rsquo;u kavurmaya başlamıştı. &Ouml;nceki iki haftada finallerini başarıyla veren G&ouml;ksel bug&uuml;n hem kafa dağıtmak hem de birka&ccedil; fotoğraf &ccedil;ekmek i&ccedil;in dışarı &ccedil;ıkmıştı. Gen&ccedil; kadın &ccedil;oğu zamanın aksine bug&uuml;n yalnız değildi, yanında liseden arkadaşı Ahsen de vardı ve ikili g&uuml;n&uuml; Beyoğlu civarında ge&ccedil;iriyordu. Sokakta y&uuml;r&uuml;yen y&uuml;zlerce kişinin arasındaki iki gen&ccedil; kadın hemen g&ouml;ze &ccedil;arpıyordu. Kafasında krem rengi bir şapka olan G&ouml;ksel&rsquo;in g&uuml;zel y&uuml;z&uuml; şapkanın g&ouml;lgesine saklanmıştı, &uuml;st&uuml;nde kahverengi bir bluzla şapkasıyla aynı tonda krem rengi bir şort vardı, boynundan aşağı da fotoğraf makinesi sarkıyordu. Onun hemen yanında y&uuml;r&uuml;yen Ahsen de kırmızı elbisesiyle metrelerce &ouml;teden belli oluyordu; bu iddialı renk onun beyaz tenine &ccedil;ok yakışmış, kahverengi boyalı uzun sa&ccedil;larıyla da b&uuml;y&uuml;k bir uyum yakalamıştı.</p>
<p>&ldquo;Galata&rsquo;ya gidelim mi?&rdquo; diye sordu Ahsen. &ldquo;Belki birka&ccedil; fotoğrafımı &ccedil;ekersin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İyi fikir,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Bug&uuml;n &ccedil;ok g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun, &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirmek lazım. Hem belki kulenin de fotoğraflarını &ccedil;ekerim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi Ahsen g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Sen de &ccedil;ok hoşsun. Ben de seni &ccedil;ekeyim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayır,&rdquo; diye atıldı hemen G&ouml;ksel. Kameranın &ouml;n&uuml;nde olmaktan nefret ederdi. &ldquo;Benim yerim kameranın arka tarafı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hi&ccedil; de bile. İtiraz kabul etmiyorum G&ouml;ksel Hanım, bug&uuml;n birka&ccedil; fotoğrafınızı &ccedil;ekeceğim.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel oflasa da bir şey s&ouml;ylemedi. Fotoğraf &ccedil;ekmeyi ne kadar seviyorsa fotoğrafının &ccedil;ekilmesini de o kadar sevmiyordu. Bilgisayarında, telefonunda, hafıza kartlarında binlerce fotoğraf vardı ama kendisinin olduğu fotoğraf sayısı olduk&ccedil;a azdı. Onların neredeyse tamamı da arkadaşlarıyla &ccedil;ekildiği fotoğraflardı.</p>
<p>&ldquo;Senin finallerin ne &acirc;lemde?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel konuyu değiştirip. &ldquo;A&ccedil;ıklandılar mı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bir tane kaldı sadece,&rdquo; dedi Ahsen. Y&uuml;z&uuml;ne d&uuml;şen bir tutam sa&ccedil;ını zarif bir hareketle kulağının arkasına sıkıştırdı. &ldquo;O da en zor olanı. Bug&uuml;n yarın a&ccedil;ıklanır ama kalmadım diye umuyorum.&rdquo;</p>
<p>Ahsen, Boğazi&ccedil;i &Uuml;niversitesinde İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyordu. Onun da G&ouml;ksel gibi &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; senesiydi. İsteyerek yazdığı bir b&ouml;l&uuml;m olmasına rağmen ilk senesinde b&ouml;l&uuml;m onu &ccedil;ok zorlamıştı ve b&ouml;l&uuml;m&uuml; bırakmayı bile d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Birinci sınıf derslerinin &ccedil;oğunu kıl payı vermiş, iki tanesini de alttan almak zorunda kalmıştı ama yaz tatilinde epey kafa dinleyip, b&ouml;l&uuml;m hakkında araştırmalar yaparak ikinci senesine daha zinde ve hazırlıklı başlamıştı. Bu &ccedil;alışmaları sonu&ccedil; vermiş, notları bir anda y&uuml;kselmiş ve Ahsen&rsquo;in tutkusu da yeniden canlanmıştı. Şimdi b&ouml;l&uuml;mde olduk&ccedil;a başarılı bir &ouml;ğrenciydi ve mezun olduktan sonraki hedefi &ccedil;evirmenlik yapmaktı.</p>
<p>&ldquo;Ge&ccedil;eceğine eminim,&rdquo; deyip dirseğiyle onu d&uuml;rtt&uuml; G&ouml;ksel. &ldquo;&Ccedil;alışkan ve başarılı bir &ouml;ğrencisin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben de ge&ccedil;eceğimi umuyorum. B&uuml;t&uuml;nleme sınavına &ccedil;alışmayı hi&ccedil; istemiyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bu sıcak ve g&uuml;zel g&uuml;nlerde kimin i&ccedil;inden &ccedil;alışmak geliyor ki? İnsanın tek istediği dışarı &ccedil;ıkıp g&uuml;zel havanın tadını &ccedil;ıkarmak oluyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Neyse ki tam da onu yapıyoruz,&rdquo; diyen Ahsen arkadaşının koluna girdi. &ldquo;Bayılıyorum yaza.&rdquo;</p>
<p>İkili sakin adımlarla insanların arasından sıyrılıp Galata&rsquo;ya doğru yol aldı. Havanın g&uuml;zelliğini fırsat bilen İstanbullular sokağa d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Sokaklar, caddeler reng&acirc;renk kıyafetler giymiş insanlarla dolup taşıyordu. Kimisinin adımları telaşlı, kimisinin sakindi; kimisi tek başına kulağında kulaklıklarıyla y&uuml;r&uuml;yordu, kimisi yanında bir ya da birden fazla kişiyle sohbet ederek ilerliyordu; kimisinin g&ouml;zlerinin i&ccedil;i g&uuml;l&uuml;yordu, kimisinin y&uuml;z&uuml; bir deniz kadar durgundu. Her zamanki gibi bu şehrin kalabalığında v&uuml;cutları bir arada olan insanların ruhları birbirinden &ccedil;ok uzakta ve &ccedil;ok farklıydı.</p>
<p>İkili Galata&rsquo;ya vardı. Galata yine kalabalıktı ama onların Galata&rsquo;ya &ccedil;ıkmak gibi bir fikirleri olmadığı i&ccedil;in bunu dert etmediler. G&ouml;ksel &ccedil;ok sevdiği bu kuleyi g&ouml;r&uuml;p birka&ccedil; fotoğrafını &ccedil;ekmek i&ccedil;in buradaydı, Ahsen de kuleyle fotoğrafının &ccedil;ekilmesini istediği i&ccedil;in buradaydı.</p>
<p>&ldquo;Buraya gelmeyeli epey olmuştu,&rdquo; dedi Ahsen kuleye bakarken. &ldquo;Tarih&icirc; havasını &ouml;zlemişim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben de &ouml;yle,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. Fotoğraf makinesini a&ccedil;tı. &ldquo;Bu a&ccedil;ıdan muhteşem g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel kuleyi kadrajına alıp g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; ayarlarken Ahsen de g&uuml;l&uuml;mseyerek onu izliyordu. G&ouml;ksel&rsquo;in fotoğraf &ccedil;ekerken ciddileşmesini ve y&uuml;z&uuml;ndeki o adanmışlık ifadesini izlemeyi &ccedil;ok seviyordu. Arkadaşının bir şeye bu kadar tutkuyla bağlı olup o şeyi de &ccedil;ok iyi yapması onu gururlandırıyordu.</p>
<p>G&ouml;ksel deklanş&ouml;re basıp her zamanki gibi muhteşem bir fotoğraf &ccedil;ekti. O &ccedil;ektiği fotoğrafa bakarken Ahsen de kafasını uzatıp ona eşlik etti.</p>
<p>&ldquo;Kusursuz,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Yapıyorsun bu işi kızım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;yle mi dersin? Bana sıradan geldi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hi&ccedil; de bile. Bulunduğumuz yerden &ccedil;ekilebilecek en g&uuml;zel fotoğrafı &ccedil;ektin.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyip i&ccedil;ten i&ccedil;e mutlu oldu. Yaptığı işin takdir edilmesi hoşuna gidiyordu.</p>
<p>&ldquo;Senin sıran,&rdquo; deyip sağ eliyle kuleyi g&ouml;sterdi. &ldquo;Ge&ccedil; bakalım karşıma.&rdquo;</p>
<p>Ahsen k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar gibi sevinerek G&ouml;ksel&rsquo;in karşısına ge&ccedil;ti. G&ouml;ksel ona biraz uzaklaşmasını s&ouml;yleyip dizini kırarak yere &ccedil;&ouml;meldi. Arkadaşına nasıl poz vermesi gerektiğiyle ilgili birka&ccedil; y&ouml;nlendirmede bulunduktan sonra m&uuml;kemmel duruşu buldu.</p>
<p>&ldquo;Hi&ccedil; bozma,&rdquo; deyip parmağını deklanş&ouml;re g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. &ldquo;Biraz g&uuml;l&uuml;mse.&rdquo;</p>
<p>Ahsen &ccedil;ekici bir şekilde g&uuml;l&uuml;mseyince G&ouml;ksel fotoğrafını &ccedil;ekti. Ahsen hemen farklı bir poz verip bu sefer ciddi bir ifadeyle kameraya baktı. G&ouml;ksel bunu da &ccedil;ektikten sonra makineyi y&uuml;z&uuml;nden uzaklaştırdı.</p>
<p>&ldquo;Nasıl oldular?&rdquo; diyen Ahsen arkadaşına doğru atıldı. &ldquo;Bakayım.&rdquo;</p>
<p>İkili fotoğraflara baktı.</p>
<p>&ldquo;Ay &ccedil;ok g&uuml;zel,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Hadi birka&ccedil; tane daha &ccedil;ek ama bu sefer yandan olsun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Fotoğraf başına beş lira,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;&Uuml;creti &ccedil;ekim sonrası alırım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ha ha ha, amma da komiksin sen.&rdquo;</p>
<p>Ahsen yeniden kuleye yaklaşırken G&ouml;ksel de sırıttı. Onun i&ccedil;inde aslında &ccedil;ok eğlenceli ve espri yeteneği gelişmiş biri vardı ama bunu &ccedil;ok az kişi g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. G&ouml;ksel&rsquo;in birine bu tarafını g&ouml;stermesi i&ccedil;in o kişiyi sevmesi ve ona kendini yakın hissetmesi gerekiyordu. Aksi takdirde &ccedil;oğu zaman olduğu gibi soğuk ve mesafeli kişiliğiyle &ouml;ne &ccedil;ıkıyordu.</p>
<p>Ahsen yan durdu, başını biraz kaldırıp kuleye baktı. &ldquo;Burnum nasıl g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor? Kocaman &ccedil;ıkmıyor değil mi?&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel bir s&uuml;re doğru a&ccedil;ıyı aradıktan sonra onu nihayet buldu. Arkadaşının makinedeki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne baktı. &ldquo;Burnun kocaman değil ki kocaman &ccedil;ıksın,&rdquo; dedi. &ldquo;Kaşlarını &ccedil;ok az yukarı kaldırıp minicik tebess&uuml;m et.&rdquo;</p>
<p>Ahsen onun s&ouml;ylediğini yaptı.</p>
<p>&ldquo;Sakın bozma, &ccedil;ekiyorum.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel fotoğrafı &ccedil;ektikten sonra Ahsen ona doğru d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Hadi bir tane de g&uuml;lerken &ccedil;ek,&rdquo; dedi. &ldquo;Cici kız elbiseme uyumlu bir poz vereyim.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel ona zaman tanıyarak &uuml;st&uuml;n&uuml; d&uuml;zeltip g&uuml;lmesine m&uuml;saade etti. Ahsen ona onaylayıcı bir bakış atınca da deklanş&ouml;re basıp onu &ccedil;ekti.</p>
<p>&ldquo;Ay yeter,&rdquo; deyip koşarak onun yanına gitti Ahsen. &ldquo;Etraf kalabalık ve bakanlar oldu. Utandım yahu.&rdquo;</p>
<p>Ahsen son iki fotoğrafı da uzun uzun inceledi.</p>
<p>&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; deyip G&ouml;ksel&rsquo;in yanağına bir &ouml;p&uuml;c&uuml;k kondurdu. &ldquo;Hepsi &ccedil;ok g&uuml;zel olmuş. Ellerine sağlık bir tanem. Artık aralarından bir ya da iki tanesini se&ccedil;ip hesabımda paylaşırım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;O zaman eve gidince fotoğraflar &uuml;st&uuml;nde biraz oynarım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Sen de aralarından en beğendiğini paylaşırsın.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok iyi olur. Kendimi bir profesyonelin ellerine bırakmak &ccedil;ok işime gelir.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Profesyonel olmak i&ccedil;in kırk fırın ekmek yemem gerek ama kibar s&ouml;zlerin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bırak bu m&uuml;tevazı tavırları. Ne kadar iyi olduğunu herkes biliyor.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel utanga&ccedil;&ccedil;a g&uuml;l&uuml;mseyip başını biraz yere eğdi.</p>
<p>&ldquo;Daha fotoğraf &ccedil;ekecek misin?&rdquo; diye sordu Ahsen.</p>
<p>&ldquo;Sanmıyorum,&rdquo; diye cevapladı G&ouml;ksel. &ldquo;&Ccedil;eksem de &ouml;ncekinden farklı olmayacak, bu y&uuml;zden boşu boşuna hafızayı doldurmaya gerek yok.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Mantıklı. O zaman dondurma yiyelim mi?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İşte bu &ccedil;ok daha mantıklı.&rdquo;</p>
<p>İki arkadaş biraz y&uuml;r&uuml;d&uuml;kten sonra karşılarına &ccedil;ıkan ilk marketten dondurma aldılar. G&ouml;ksel &ccedil;ok sevdiği Maraş dondurmasını tercih ederken Ahsen de iyice serinlemek adına buzlu olanlardan aldı. İkili dondurmalarını yiye yiye Karak&ouml;y&rsquo;e doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı.</p>
<p>&ldquo;Bunu &ccedil;ok &ouml;zlemişim,&rdquo; dedi Ahsen.</p>
<p>&ldquo;Neyi?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel.</p>
<p>&ldquo;Seninle beraber dışarıda bir şeyler yapmayı, zaman ge&ccedil;irmeyi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben de &ccedil;ok &ouml;zlemişim.&rdquo;</p>
<p>İkili başta okul olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok nedenden &ouml;t&uuml;r&uuml; marttan beri g&ouml;r&uuml;şememişlerdi. Arada telefon &uuml;zerinden iletişime ge&ccedil;seler de y&uuml;z y&uuml;ze iletişime ge&ccedil;meleri, yan yana gelip bir şeyler yapmaları ancak bug&uuml;n&uuml;, haziranın ortasını bulmuştu.</p>
<p>&ldquo;Biraz da deniz kenarına gidelim,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Tuz kokusunu i&ccedil;ime &ccedil;ekmek istiyorum.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel&rsquo;in aklına bir anda o şarkı s&ouml;z&uuml; geldi: <em>Tuz kokardı şarkılar.</em> Gen&ccedil; kadının kaşları havaya kalkarken zihni onu ayın başına g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. G&ouml;khan Uygur isimli gen&ccedil; m&uuml;zisyenin fotoğrafı b&uuml;y&uuml;k bir patlama yaşamış, bin 500&rsquo;den fazla beğeni alarak hesabının en &ccedil;ok beğenilen fotoğrafı olmuştu -ki bu sayı onun takip&ccedil;i sayısının neredeyse &uuml;&ccedil; katıydı. Bunun yanında bu iki haftalık s&uuml;re&ccedil;te kırktan fazla takip&ccedil;i kazanmıştı ve hesaptaki etkileşim birdenbire &ccedil;ok y&uuml;kselmişti. Hesabının ve fotoğraflarının g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; t&uuml;m bu ilgi onu şaşırtsa da hoşuna da gitmişti.</p>
<p>&ldquo;Hey!&rdquo; diye seslendi Ahsen. &ldquo;Aramıza d&ouml;n.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel irkilerek kendine gelip arkadaşına baktı. &ldquo;Ne diyordun?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Asıl sen ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordun? Dalıp gittin kızım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Galata&rsquo;nın fotoğrafını hikayeme atsam mı diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum,&rdquo; diye &ccedil;ok hızlı bir yalan uydurdu G&ouml;ksel. &ldquo;Final haftası boyunca hesaba hi&ccedil;bir şey atamadım, arayı kapatmam gerek.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Doğru,&rdquo; dedi Ahsen. Bu yalanı yemişe benziyordu. &ldquo;En son deli beğeni alan o genci atmıştın. Son beğeni sayısı ka&ccedil;?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bin 500 k&uuml;sur.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Feci bir sayı. &Ouml;zellikle takip&ccedil;i sayını g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınca.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hi&ccedil; beklemediğim bir patlama yaşadı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Gencin haberi olsaydı ne tepki verirdi acaba? Ben &ccedil;ok havalanırdım.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel o gen&ccedil;le irtibata ge&ccedil;tiğini, onun kim olduğunu &ouml;ğrendiğini ve gencin bu fotoğrafı kendi hesabında paylaştığını kimseye anlatmamıştı. Ahsen t&uuml;m bu olanları duysa G&ouml;ksel ona anlatmadı diye onun sa&ccedil;ını başını yolardı ama G&ouml;ksel olanların &uuml;st&uuml;nde durmak istemediği i&ccedil;in her şeyi kendisine saklamayı tercih etmişti.</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Muhtemelen o da havalanırdı,&rdquo; dedi d&uuml;ş&uuml;nceli bir sesle. &ldquo;Enstr&uuml;man &ccedil;alanların &ccedil;oğu &ccedil;ok havalı tipler zaten.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bak bu bayağı doğru. Hepsinin burnu Kafdağı&rsquo;nda.&rdquo;</p>
<p>Kısa s&uuml;rede Galata K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;ne vardılar. G&ouml;ksel yine kamerasına sarılıp şehirde en sevdiği yerlerden biri olan bu yeri kadrajına aldı. Kadrajında karşıdaki Galata K&ouml;pr&uuml;s&uuml;, &ccedil;evresindeki binalar ve deniz vardı. Gen&ccedil; fotoğraf&ccedil;ı a&ccedil;ı ve ışık ayarlarını yaparken ikili yolun yan tarafında duruyordu.</p>
<p>&ldquo;D&uuml;nyanın en ciddi işini yapıyor gibisin,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;İşini bu kadar ciddiye alman &ccedil;ok g&uuml;zel.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek deklanş&ouml;re bastı ve g&uuml;zel bir fotoğraf &ccedil;ekti. Bu a&ccedil;ıdan pek &ccedil;ok fotoğraf &ccedil;ekse de şimdi &ccedil;ektiği bu fotoğraf onun favorilerinden biri oldu.</p>
<p>&ldquo;Ben de seni &ccedil;ekmek istiyorum,&rdquo; dedi Ahsen, G&ouml;ksel işini bitirince. &ldquo;Bug&uuml;n &ccedil;ok g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun ve bu g&uuml;zellik &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirilmeyi hak ediyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Burada mı?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel. &ldquo;Bu kalabalığın i&ccedil;inde?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet, manzara da &ccedil;ok g&uuml;zel.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayır.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet. Benim istediğim her şeyi yaptırdığımı biliyorsun, fazla zorlama da kamerayı bana verip poz d&uuml;ş&uuml;nmeye başla bebeğim.&rdquo;</p>
<p>Ahsen onun t&uuml;m itirazlarına rağmen kamerayı alıp G&ouml;ksel&rsquo;i k&ouml;pr&uuml; korkuluklarının &ouml;n&uuml;nde durdurdu, kendisi de kaldırımın &ouml;teki tarafında durup makineyi y&uuml;z&uuml;ne yaklaştırdı.</p>
<p>&ldquo;A&ccedil;ısı &ccedil;ok uzak,&rdquo; dedi. &ldquo;Şu yuvarlağı mı &ccedil;eviriyordum?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;S&ouml;ylemiyorum. Kendin bul.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bulurum ki. İzle şimdi.&rdquo;</p>
<p>Ahsen biraz uğraşsa da nihayet uzaklığı istediği şekle getirdi. G&ouml;ksel ona bir makineyi temel olarak kullanmayı &ouml;ğretmişti; anlatılanlar gen&ccedil; kadının kafasını &ccedil;ok karıştırsa da ve duyduklarını aklında pek tutamasa da biraz uğraşınca hallediyordu.</p>
<p>&ldquo;G&uuml;l&uuml;mse,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;&Ccedil;ekiyorum.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;msediğinde Ahsen onun fotoğrafını &ccedil;ekti. Bunu fark eden G&ouml;ksel poz vermeyi bırakıp hemen arkadaşına doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Bu sırada Ahsen onun bir fotoğrafını daha &ccedil;ekti.</p>
<p>&ldquo;Bir saniye yerinde dursan &ouml;l&uuml;rs&uuml;n,&rdquo; diye s&ouml;ylendi. &ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel &ccedil;ıktın.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel onun elinden makineyi alıp &ccedil;ekilen fotoğrafları a&ccedil;tı. Son fotoğrafta G&ouml;ksel biraz utanga&ccedil; biraz da şaşkın bir ifadeyle arkadaşına doğru y&uuml;r&uuml;yordu.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok sevimli &ccedil;ıkmışsın,&rdquo; dedi Ahsen incecik bir sesle. &ldquo;Bu g&uuml;zel y&uuml;z&uuml; kameranın arkasına sakladığına inanamıyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben de &ouml;n&uuml;ne almak i&ccedil;in bu kadar &ccedil;aba g&ouml;stermene. Benim yerim kameranın arkası.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hi&ccedil; de bile.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel diğer fotoğrafı a&ccedil;tı.</p>
<p>&ldquo;Muhteşem,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Artık kişisel bir hesap a&ccedil;man ve bu g&uuml;zel fotoğrafları paylaşman gerekiyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kendimi paylaşmaktansa &ccedil;ektiğim şeyleri paylaşmayı tercih ediyorum ama iltifatın i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim. Fotoğrafları saklayacağım.&rdquo;</p>
<p>İki arkadaş bir s&uuml;re k&ouml;pr&uuml;n&uuml;n kenarında durup etrafı izlediler. Buradan İstanbul olduk&ccedil;a g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. İnsana hem şehrin i&ccedil;inde olduğunu hem de şehrin dışında bir noktadan şehri izliyormuş gibi hissettiriyordu. Hem yaşamın i&ccedil;inde hem de yaşamın dışında. İkili buranın verdiği bu hissiyatı seviyordu.</p>
<p>&Ccedil;ok oyalanmadan yeniden y&uuml;r&uuml;meye başladıklarında gittikleri y&ouml;n Emin&ouml;n&uuml; tarafıydı.</p>
<p>&ldquo;Bug&uuml;nk&uuml; fotoğraflardan hesabına atmayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n var mı?&rdquo; diye sordu Ahsen. &ldquo;Son zamanlarda hesabı &ccedil;ok boşladın.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Farkındayım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel d&uuml;ş&uuml;nceli bir sesle. &ldquo;Eve gidince bakarım ama muhtemelen bir şey paylaşırım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;K&ouml;pr&uuml;den &ccedil;ektiğin fotoğraf enfes oldu, onu g&ouml;nderi olarak paylaşıp Galata Kulesi&rsquo;ni de hikayene atabilirsin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Olabilir. Hikayeme genelde g&ouml;nderi atacak kadar beğenmediğim ama paylaşmak istediğim fotoğrafları atıyorum, onu da atabilirim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kesinlikle atmalısın. Arşivinde &ccedil;&uuml;r&uuml;mesin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;O hesabı da tam bu y&uuml;zden a&ccedil;tım: Fotoğraflarım arşivde &ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;p gitmesin diye.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok da g&uuml;zel yaptın,&rdquo; diyen Ahsen onun koluna girdi. &ldquo;Hesabını &ccedil;ok seviyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim. &Ccedil;ok tatlısın.&rdquo;</p>
<p>Ahsen başını onun başına yaslayıp g&uuml;l&uuml;msedi.</p>
<p>&ldquo;Sana asıl ne diyeceğim,&rdquo; dedi Ahsen başını onun başından kaldırıp. &ldquo;Hazır finaller bitmişken ve bu senenin de sonuna gelmişken bir akşam &ccedil;ıkıp bunu kutlayalım diyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Olabilir. Aklından ge&ccedil;en ne?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kız kıza eğlenceli bir akşam ge&ccedil;irmek istiyorum. Ben Şevval&rsquo;i &ccedil;ağırırım, sen de Sinem&rsquo;e teklif edersin. Kalabalık olalım ki tadı &ccedil;ıksın. Ne dersin?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok iyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şs&uuml;n. Sinem bildiğim kadarıyla hen&uuml;z Ankara&rsquo;ya annesini ziyarete gitmedi, akşama mesaj atıp sorarım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Şevval kesin gelir. Sen Sinem&rsquo;e sor, o da tamam derse hafta sonu buluşuruz. Nasıl plan?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Muhteşem. D&uuml;r&uuml;st olmam gerekirse b&ouml;yle bir şeye &ccedil;ok ihtiyacım vardı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bir de bana sor! Bu sene aşırı zordu, ders &ccedil;alışmaktan başka hi&ccedil;bir şey yapamadım resmen. Kız kıza bir akşam beni kendime getirecek tek şey.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Beni de &ouml;yle. Nereye gidelim peki?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Buluruz bir yer. Kızlarla konuşalım da hep beraber karar veririz.&rdquo;</p>
<p>G&uuml;n&uuml;n kalanını beraber ge&ccedil;iren iki dost evlerine ancak akşam d&ouml;nd&uuml;ler. İkisi de Fatih&rsquo;te oturuyordu ama oturdukları semtlerin arasında biraz mesafe vardı. G&ouml;ksel İstanbul&rsquo;da her yerin birbirine uzak olmasını sevmiyordu ama doğduğundan beri bu şehirde yaşadığı i&ccedil;in bu duruma alışmıştı.</p>
<p>Gen&ccedil; kadın eve girip elindeki ayakkabılarını ayakkabılığa bıraktı. Evde hem salonun hem de yatak odasının ışıkları yanıyordu. Salona doğru ilerlediğinde babasını koltukta oturmuş televizyon izlerken buldu. Babası onun sesini duyunca ona d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Hoş geldin bebeğim,&rdquo; dedi g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Nasıl ge&ccedil;ti g&uuml;n&uuml;n?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hoş buldum,&rdquo; deyip babasının yanına oturdu. &ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel ge&ccedil;ti. Ahsen&rsquo;i &ccedil;ok &ouml;zlemiştim, onu yeniden g&ouml;rmek iyi geldi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Epeydir g&ouml;r&uuml;şmemiştiniz sanırım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Marttan beri g&ouml;r&uuml;şmemiştik. Size de &ccedil;ok selam s&ouml;yledi, yanaklarınızdan &ouml;p&uuml;yor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sağ olsun cimcime.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Annem odada ne yapıyor?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Duş aldı, giyiniyordu.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam, ben de &uuml;st&uuml;m&uuml; değiştireyim o zaman.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkayıp odasına &ccedil;ekildi. &Ccedil;antasını masasının yanına attıktan sonra makinesini de masanın &uuml;zerine bıraktı.</p>
<p>&ldquo;Yorulmuşum yahu,&rdquo; dedi kendi kendine. Kollarını iki yana a&ccedil;ıp gerindikten sonra &uuml;st&uuml;ne şortuyla askılısını giydi. Telefonuyla makinesini alıp yatağına kuruldu. Bir yandan v&uuml;cudunu dinlendirirken bir yandan da makinesindeki fotoğrafları telefonuna attı. Ciddi bir ifadeyle fotoğrafları d&uuml;zenlemeye başladı. Bu an gen&ccedil; fotoğraf&ccedil;ının en ciddi g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; andı.</p>
<p>G&ouml;ksel&rsquo;in fotoğrafları d&uuml;zenlemeyi bitirdiği sırada odasının kapısı tıklatıldı. Gelen kişi onun da tahmin ettiği gibi annesiydi.</p>
<p>&ldquo;Merhaba bir tanem,&rdquo; dedi annesi g&uuml;l&uuml;mseyerek. Onun yanına oturdu. &ldquo;Hoş geldin.&rdquo;</p>
<p>Anne kız birka&ccedil; dakika G&ouml;ksel&rsquo;in g&uuml;n&uuml;n&uuml;n nasıl ge&ccedil;tiği hakkında konuştu. Annesi G&ouml;ksel&rsquo;in &ccedil;ektiği fotoğrafları inceledi, başta Ahsen&rsquo;in fotoğrafları olmak &uuml;zere hepsini &ccedil;ok beğendi. Annesinden de onay almak G&ouml;ksel&rsquo;i sevindirdi.</p>
<p>&ldquo;Hem arkadaşınla gezmişsin hem eğlenmişsin hem de işini yapmışsın,&rdquo; dedi annesi. &ldquo;Her zamanki gibi formundasın.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ama canım &ccedil;ıktı. Bir s&uuml;re uzanacağım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok yer gezmişsiniz, &ccedil;oğunu da y&uuml;r&uuml;m&uuml;şs&uuml;n&uuml;z, &ccedil;ok doğal.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kalabalık da &ccedil;ok yoruyor insanı. Sokaklarda birilerine &ccedil;arpmadan y&uuml;r&uuml;meye &ccedil;alışırken şekilden şekle giriyorsun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Alan olarak &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k olmayan şehirde on altı milyon insan yaşıyor, &ccedil;ok normal. Neyse sen dinlen. Babanla bana yorgunluk kahvesi yapacağım, ister misin?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayır, size afiyet olsun.&rdquo;</p>
<p>Annesi odadan &ccedil;ıkınca G&ouml;ksel başını yastığa koyup Ahsen&rsquo;in fotoğraflarını ona g&ouml;nderdi. Ardından sosyal medya hesabına girip takip ettiği kişilerin neler paylaştığına baktı. Hesabında &ccedil;oğunlukla yerli yabancı fotoğraf&ccedil;ıları takip etse de yakın arkadaşlarını, b&ouml;l&uuml;mden arkadaşlarını ve başka &uuml;niversitelerde fotoğrafla ilgili b&ouml;l&uuml;mde okuyan birka&ccedil; kişiyi de takip ediyordu. Hem kendi b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde okuyanların hem de benzer b&ouml;l&uuml;mde okuyanların yaptıkları işleri g&ouml;rmek onun ufkunun a&ccedil;ılmasında, yeni şeyler &ouml;ğrenmesinde &ouml;nemli bir role sahipti ve G&ouml;ksel&rsquo;e g&ouml;re bu hesabın en verimli noktası da buydu.</p>
<p>Ana sayfasındaki birka&ccedil; fotoğrafı beğendikten sonra kendisi de bir fotoğraf atmaya karar verdi. Galata K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;nde &ccedil;ekip &uuml;st&uuml;nde minik d&uuml;zenlemeler yaptığı fotoğrafı konum bilgisi ya da a&ccedil;ıklama eklemeden direkt paylaştı.</p>
<p>&ldquo;Sonunda bir yaşam belirtisi g&ouml;sterdim,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Tabii bunu ka&ccedil; kişi umursuyor orası tartışılır.&rdquo;</p>
<p>Bir s&uuml;re Galata Kulesi&rsquo;nin fotoğrafını inceledikten sonra onu da hikayesinde paylaşmaya karar verdi. Fotoğrafın pek bir numarası yoktu ama fena bir fotoğraf olmamıştı, Ahsen de beğendiğini s&ouml;yleyince hikayesine attı. Hikayesinde nadiren bir şeyler paylaşırdı, onlar da bunun gibi aşırı beğenmediği ama paylaşmak istediği fotoğraflar olurdu. Tam da b&ouml;yle bir fotoğraf olan Galata Kulesi&rsquo;ni hikayesinde paylaşıp uygulamadan &ccedil;ıktı.</p>
<p>Sinem&rsquo;le kısa bir mesajlaşma yaptı. Ona hafta sonu dışarı &ccedil;ıkıp zaman ge&ccedil;irme planları olduğunu, gelmek isteyip istemeyeceğini sordu; Sinem de pazar akşamı Ankara&rsquo;ya gidebileceğini fakat cumartesi g&uuml;n&uuml; boş olduğunu, onlara memnuniyetle eşlik edeceğini s&ouml;yledi ve b&ouml;ylece Sinem&rsquo;in geleceği kesinleşti. Bu meseleyi de a&ccedil;ıklığa kavuşturan G&ouml;ksel telefonunu komodine bıraktı. Bug&uuml;n &ccedil;ok yorucu bir g&uuml;n olmuştu, artık dinlenebilirdi.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>G&ouml;khan g&ouml;zlerini a&ccedil;tığında saat &ouml;ğleden sonra 2&rsquo;yi ge&ccedil;iyordu. Kafasını yastıktan kaldırmadan komodindeki telefonuna uzandı. Saati g&ouml;r&uuml;nce oflayarak sırt&uuml;st&uuml; d&ouml;nd&uuml;. Uyuduğunda saat sabaha karşı 4&rsquo;e geldiği i&ccedil;in ancak bu saatte uyanabilmişti. D&uuml;n neredeyse b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n m&uuml;zikle ilgilenmişti; gitar &ccedil;almıştı, şarkı s&ouml;z&uuml; yazmıştı, beste yapmıştı. Final haftası boyunca kendi sanatıyla ilgilenecek vakti ve h&acirc;li olmamıştı, bu y&uuml;zden iki haftada kendi eserlerinden uzak kalmıştı fakat sınavlar bitince d&ouml;rt elle gitarına ve eserlerine sarılmıştı.</p>
<p>Ev arkadaşı Yağız cuma sabahı Balıkesir&rsquo;e d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;, evde tek kalan G&ouml;khan da bu hafta sonunu evde ge&ccedil;irmeye karar vermiş ve d&uuml;n ne işe ne de kafeye gitmişti. Bug&uuml;n pazardı, bug&uuml;n&uuml; de evde ge&ccedil;irecekti. Yarınsa satış danışmanlığı yaptığı m&uuml;zik mağazasında tam zamanlı &ccedil;alışmaya başlıyordu ve okulu başlayana kadar haftanın altı g&uuml;n&uuml; orada &ccedil;alışacaktı. G&ouml;khan yaptığı işi seviyordu, m&uuml;zik aletleriyle i&ccedil; i&ccedil;e olmaktan ve onlar hakkında m&uuml;şterilerle sohbet etmekten hoşlandığı i&ccedil;in bu işi zevkle yapıyordu.</p>
<p>Gen&ccedil; adam yatağında doğrulup odasına baktı. Birka&ccedil; eşya ortalıktaydı ama odası dağınık sayılmazdı. Son g&uuml;nlerde odasına sadece &uuml;st&uuml;n&uuml; değiştirmek ve uyumak i&ccedil;in girdiğinden burada pek işi olmuyordu ama salon i&ccedil;in aynı şeyi s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n değildi. G&ouml;khan zamanının &ccedil;oğunu salonda ge&ccedil;iriyordu; gitarını orada &ccedil;alıyor, şarkılarını orada yazıyordu ve bu y&uuml;zden etraftaki k&acirc;ğıdın, kalemin, penanın haddi hesabı yoktu. Salon ne kadar dağınık olsa da aradığı her şeyi anında bulmak gibi bir yeteneğe sahip olduğu i&ccedil;in o dağınıklığa &ccedil;ok dokunmazdı fakat yarın tam zamanlı &ccedil;alışmaya başlayacağı i&ccedil;in bu akşam orayı temizleyip toparlaması gerekiyordu. &Ccedil;alışmaya başladıktan sonra evi temizleyip d&uuml;zenlemek i&ccedil;in pek vakti olmuyordu, bug&uuml;n hazır vakti ve h&acirc;li varken temizliği aradan &ccedil;ıkaracaktı.</p>
<p>Ayağa kalkıp kaba bir ses &ccedil;ıkararak gerindi. Altına giydiği eşofman kal&ccedil;alarından d&uuml;şmek &uuml;zereydi. Bir eliyle eşofmanı yukarı &ccedil;ekiştirirken diğer eliyle de &ccedil;ıplak karnını kaşıdı. Evde tek başına olduğu sıcak yaz akşamlarında &uuml;st&uuml; &ccedil;ıplak uyumayı seviyordu. Nasıl olsa onu g&ouml;ren de ona laf edecek biri de yoktu.</p>
<p>&ldquo;Ne uyumuşum be,&rdquo; diye mırıldandı.</p>
<p>Pencerenin &ouml;n&uuml;ne y&uuml;r&uuml;y&uuml;p g&uuml;neşliği &ccedil;ekti ve camı a&ccedil;tı. Tek bir bulutun bile olmadığı masmavi g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde g&uuml;neş insanı kavururcasına parlıyordu. Gencin y&uuml;z&uuml;nde sevimli bir g&uuml;l&uuml;mseme peyda oldu. Yaz mevsimini seviyordu. Sıcak hava, masmavi g&ouml;ky&uuml;z&uuml; ve uzun saatler boyunca d&uuml;nyayı aydınlatan g&uuml;neş onun ruhuna &ccedil;ok iyi geliyordu, &ccedil;ok da ilham oluyordu.</p>
<p>Telefonunu alarak odasından &ccedil;ıktı. Banyoda işlerini hallettikten sonra salona girdi. Her yerin her yerde olduğu salona kısa bir bakış attıktan sonra d&uuml;n gece yazdığı şarkı s&ouml;zlerini hemen buldu. Koltuğa oturup yazdıklarına ş&ouml;yle bir g&ouml;z gezdirdi. Şimdiye kadar pek &ccedil;ok konu hakkında şarkı yazmıştı ama şu an &uuml;zerinde &ccedil;alıştığı şarkı onun i&ccedil;in en duygusal ve kişisel olanlardan bir tanesiydi. Yazdığı şarkılar ezelden beri kendi hislerinden, deneyimlerinden oluşuyordu ama bu kadar &ccedil;ıplak bir şarkıyı ilk defa yazıyor, acıyı ilk kez bu kadar yoğun işliyordu. &Uuml;niversiteye kadar genelde aşk hakkında, hayalleri hakkında şarkılar yazardı; hayatının kırılma noktasını hen&uuml;z yaşamadığı o d&ouml;nemleri &ouml;zl&uuml;yordu, o k&uuml;&ccedil;&uuml;k oğlan &ccedil;ocuğunu &ouml;zl&uuml;yordu. &Uuml;niversiteye başladığından beri genelde karanlık teması olan şarkılar yazıyordu; ge&ccedil;mişini, hayal kırıklıklarını, yalnızlığını, hayatın acı y&uuml;z&uuml;n&uuml; kaleme alıyordu.</p>
<p>K&acirc;ğıdı masaya bırakıp telefonunu eline aldı. İnternete bağlandığında bir mesaj bildirimi geldi. Gitar dersi verdiği &ouml;ğrencisi ona bir video atmıştı. G&ouml;khan bildirimin &uuml;st&uuml;ne tıklayıp mesaj sayfasına girdi.</p>
<p><em>Merhaba G&ouml;khan ağabey. Bir t&uuml;rl&uuml; &ccedil;alamadığım o kısmı nihayet &ccedil;alabiliyorum. M&uuml;jdesini bu videoyla vermek istedim. Sabrın ve &ouml;ğrettiğin teknikler i&ccedil;in &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim.</em></p>
<p>&nbsp; G&ouml;khan mesajı okuyunca g&uuml;l&uuml;msedi ve videoyu a&ccedil;ıp izlemeye başladı. G&ouml;khan&rsquo;ın &ouml;ğrencisi Aras on &uuml;&ccedil; yaşında bir oğlan &ccedil;ocuğuydu. Gen&ccedil; adam sekiz aydır ona &ouml;zel ders veriyordu. Aras yeteneği olan bir &ccedil;ocuktu, &ccedil;ok hırslıydı da ve sıfırdan başlamasına rağmen sekiz ayda &ccedil;ok yol kat etmişti. G&ouml;khan&rsquo;la haftada bir g&uuml;n iki saat boyunca g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yorlardı, G&ouml;khan ona haftalık &ouml;devler veriyordu ve bu şekilde dersleri devam ediyordu. Aras&rsquo;ın babası G&ouml;khan&rsquo;ın sahne aldığı kafenin sahibi Z&uuml;lfikar&rsquo;ın arkadaşıydı. Adam, oğlu i&ccedil;in gitar kursu baktıklarını ama &ccedil;ok pahalı olduğu i&ccedil;in bunu karşılamakta zorlanacaklarını Z&uuml;lfikar&rsquo;a s&ouml;ylemişti; Z&uuml;lfikar da ona G&ouml;khan&rsquo;dan bahsetmiş, onun konservatuvar &ouml;ğrencisi ve m&uuml;kemmel bir m&uuml;zisyen olduğunu s&ouml;yleyerek Aras&rsquo;a gitar dersi verebileceğini dile getirmişti. Z&uuml;lfikar G&ouml;khan&rsquo;a bu durumu anlatıp, k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğa ders verip veremeyeceğini sorunca G&ouml;khan aileyle ve &ccedil;ocukla tanışmak istemişti, tanışıp hepsini &ccedil;ok sevince de gitar kursundan &ccedil;ok daha uygun bir fiyata ona gitar dersi vermeye başlamıştı. Buradan kazandığı para G&ouml;khan&rsquo;ın ay sonunu getirmesi konusunda ona epey yardımcı oluyordu.</p>
<p><em>Harikasın, aynen b&ouml;yle devam. Parmakların hakkında s&ouml;ylediğim şeyleri dinleyince performansının ne kadar değiştiğini g&ouml;r&uuml;yorsun. Haftaya bu konuda biraz daha pratik yapalım ama sen şimdi bu şarkıya odaklan, g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde baştan sona &ccedil;almanı isteyeceğim.</em></p>
<p>G&ouml;khan ona cevap verdikten sonra mesajlaşma uygulamasından &ccedil;ıktı. Bu g&uuml;zel haberi almak onu sevindirmişti. Aras potansiyeli olan bir &ccedil;ocuktu, onun gelişimine katkıda bulunmaktan memnun oluyordu; ayrıca bu işi Z&uuml;lfikar sayesinde bulduğu i&ccedil;in ona karşı da sorumlu hissediyordu ve Aras&rsquo;ın ailesinin Z&uuml;lfikar&rsquo;a kendisi hakkında k&ouml;t&uuml; şeyler s&ouml;ylemesini istemiyordu.</p>
<p>Ayağa kalkıp amfiye bağlı elektro gitarını kucağına aldı. Telleri biraz tıngırdattıktan sonra &uuml;st&uuml;nde &ccedil;alıştığı şarkıyı &ccedil;almaya başladı. G&ouml;zleri kapalıydı ama parmakları perdeler arasında ustaca geziniyor, tellere zarafetle dokunuyordu. Cuma akşamı bestelemeye başladığı şarkının giriş kısmını birka&ccedil; kez &ccedil;alıp kulağa nasıl geldiğini iyice dinledi. G&ouml;khan Blues ve rock dinleyerek b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;, bu şarkısında da ikisini harmanlayarak kullanacaktı; tıpkı diğer şarkılarında olduğu gibi. &Ouml;zellikle &uuml;niversiteye başladıktan sonra Blues m&uuml;ziğin h&uuml;zn&uuml;n&uuml; şarkılarının s&ouml;zlerinde ve gitarın ritminde kullanmaya ağırlık vermişti ama şarkılarının temelini oluşturan rock m&uuml;zikten, sert ve kirli gitar riff&rsquo;lerinden vazge&ccedil;memişti.</p>
<p>&ldquo;G&uuml;zel,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; giriş kısmı i&ccedil;in. &ldquo;Bateriyle de birleşince kaymak gibi olur.&rdquo;</p>
<p>Şarkıyı s&ouml;ylemeye başladığında g&uuml;zel sesi salonun i&ccedil;ini doldurdu. G&ouml;khan m&uuml;kemmel bir tenordu, ince ama keskin sesi elektro gitarla birleştiğinde adeta parlıyordu. Tiz seslerini kullanmakta hi&ccedil; zorlanmıyor, pes seslerini de okulda &ouml;ğrendiği teknikler ve sayısız pratik sonucunda birka&ccedil; seneye g&ouml;re &ccedil;ok daha rahat kullanıyordu. Yine de onu dinlemeyi keyifli h&acirc;le getiren şey g&ouml;ğ&uuml;s sesiyle desteklediği tiz sesleriydi. Gen&ccedil; m&uuml;zisyen &ccedil;oğu şarkıcı gibi şarkılarının kıta kısımlarında daha yumuşak, kısmen pes sesler kullanıyordu, tiz seslerini nakaratta g&ouml;steriyor ve en tizlerini şarkının sonuna doğru kullanıp ortalığı resmen kasıp kavuruyordu.</p>
<p>Nakarata girdiğinde sesi artık t&uuml;m apartmandan duyuluyordu. G&ouml;khan bunun farkındaydı ama umursamadan hem s&ouml;ylemeye hem de &ccedil;almaya devam etti. G&uuml;nlerden pazardı fakat saat bir hayli ge&ccedil; olduğu i&ccedil;in bu saatte herkesin uyanık olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Komşuları onu bir s&uuml;re hoş g&ouml;rebilirdi. Yağız da G&ouml;khan da enstr&uuml;man &ccedil;alarken s&uuml;reyi m&uuml;mk&uuml;n olduğunca kısa tuttuğu ve komşuları da bunu bildiği i&ccedil;in aralarında herhangi bir tartışma yaşanmıyordu. Bazen kendilerini m&uuml;ziğe &ccedil;ok kaptırsalar ve komşulardan uyarı alsalar da onlarla nazik&ccedil;e konuşup konuyu tatlıya bağlıyorlardı.</p>
<p>Nakaratı birka&ccedil; kez &ccedil;alıp kulağına hoş gelmeyen bazı noktaları tespit etti ve hemen not alarak yapabileceği değişimleri yazdı. Şarkının s&ouml;zlerini kısa s&uuml;rede yazıp bestesini de aynı zamanda yapmış olsa da şu an şarkı &ccedil;ok hamdı ve G&ouml;khan&rsquo;ın şarkı &uuml;zerinde yapacağı sayısız değişim vardı. Gen&ccedil; m&uuml;zisyen şarkılarının tek bir notasından tek bir hecesine kadar her par&ccedil;asının kusursuz olması ve hi&ccedil;bir p&uuml;r&uuml;z olmadan akıp gitmesi i&ccedil;in &ccedil;ok &ccedil;abalıyordu.</p>
<p>Gitarla k&acirc;ğıdı bir kenara bırakıp telefonunu yeniden eline aldı. &Ouml;ğrencisi Aras ona cevap vermişti.</p>
<p><em>Teşekk&uuml;r ederim G&ouml;khan ağabey. Gitarı elime aldığım t&uuml;m zamanlarda bu şarkı &uuml;zerinde &ccedil;alıştığıma emin olabilirsin. Bir sonraki dersimiz i&ccedil;in &ccedil;ok heyecanlıyım.</em></p>
<p>G&ouml;khan ona cevap yazdı.</p>
<p><em>Aferin, pratik yapmaya devam. Haftaya seni bomba gibi g&ouml;rmek istiyorum.</em></p>
<p>Midesinin kazındığını hisseden G&ouml;khan mutfağa y&ouml;neldi. Buzdolabını a&ccedil;ıp i&ccedil;ine baktı. Kısa s&uuml;rede bir mutfak alışverişi yapması gerekse de bug&uuml;nl&uuml;k kahvaltı hazırlayacak malzemesi vardı. Kaşarı &ccedil;ıkarıp sucukla da birka&ccedil; saniye bakıştı ama onu bir başka g&uuml;n yemek &uuml;zere bırakmaya karar verdi. Onun gibi hem &ccedil;alışıp hem de okuyan bir &ouml;ğrenci i&ccedil;in kaşarlı ve sucuklu tost yemek ne yazık ki l&uuml;ks sayılacak bir durumdu.</p>
<p>Kahvaltısını yirmi dakika i&ccedil;inde hazırlayıp yedikten sonra mutfaktan &ccedil;ıktı. Bulaşık yıkama merasimini &ccedil;oğu g&uuml;n olduğu gibi akşam yemeğinden sonraya erteledi. Yağız&rsquo;ın aile evinden getirdiği bol miktardaki kap kacak sayesinde s&uuml;rekli bulaşık yıkamak zorunda kalmıyorlardı. Bu şekilde de yıkanacak bulaşık sayısı artıyordu ama hepsini tek bir seferde yıkamak iki seferde yıkamaktan daha kolay geliyordu.</p>
<p>G&ouml;khan kendini koltuğa atıp şişen g&ouml;beğini ovaladı, bir yandan da telefonunu a&ccedil;tı. Aras ona, &ldquo;O iş bende hocam,&rdquo; yazmıştı. Onun mesajını okuduktan sonra sosyal medya hesabına girdi. Takip ettiği kişiler d&uuml;n akşamdan bu yana bir s&uuml;r&uuml; yeni paylaşım yapmıştı. Birka&ccedil; dakika boyunca paylaşılan yeni şeylere baktı. D&uuml;n cumartesi akşamı olduğu i&ccedil;in arkadaşları gezmeye gitmiş ve bolca şey paylaşmıştı. Koltukta tembelce yatarken onların eğlence fışkıran hikayelerini izledi. Yazın gelmesiyle beraber bu tarz hikayelerin artacağını biliyordu ama onun i&ccedil;in bu yaz da &ouml;nceki iki yaz gibi &ccedil;alışmakla ge&ccedil;ecekti. Eğer şansı olursa eyl&uuml;lde birka&ccedil; g&uuml;n denize girip son yaz sıcaklarının tadını &ccedil;ıkarabilirdi.</p>
<p>Ana sayfasındaki t&uuml;m yeni paylaşımlara baktıktan sonra mesaj sayfasına girdi. Finallerin bitmesiyle kendi kabuğuna &ccedil;ekildiği, hi&ccedil; kimseyle konuşmadığı i&ccedil;in hi&ccedil; yeni mesajı yoktu. Son mesajlaşması cuma g&uuml;n&uuml; Yağız&rsquo;la olmuştu, evine ulaşan Yağız ona fotoğraf atarak bunu haber vermişti ve ikili kısa bir konuşma ger&ccedil;ekleştirmişti. G&ouml;khan onu bug&uuml;n yarın aramayı aklına not edip mesaj sayfasından &ccedil;ıkacaktı ki birka&ccedil; sohbet alttaki hesap g&ouml;z&uuml;ne takıldı. @kadrajdakidunyalar isimli hesabın profil fotoğrafının &ccedil;evresinde yeni bir hikaye paylaştığını g&ouml;steren pembe-turuncu bir halka vardı. G&ouml;khan kavisli kaşlarını havaya kaldırdı. Bu iki haftalık s&uuml;re&ccedil;te birka&ccedil; kez bu hesaba bakmıştı ama hesabın sahibi onun fotoğrafını paylaştıktan sonra adeta kayıplara karışmıştı. Şimdiyse uzun bir zamandan sonra yaşam belirtisi g&ouml;stererek hikaye atmıştı. Merakına yenik d&uuml;ş&uuml;p hesaba girdi. Hesapta yeni bir g&ouml;nderi paylaşıldığını g&ouml;r&uuml;nce o fotoğrafı a&ccedil;tı. Galata K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;nden &ccedil;ekilen bu hoş fotoğraf on dokuz saat &ouml;nce paylaşılmıştı. Fotoğrafı uzun uzun inceledi ve fotoğrafın her ayrıntısının &ccedil;ok g&uuml;zel olduğuna kanaat getirdi. Binalar, binaların arasında zarafetle y&uuml;kselen Galata Kulesi, deniz, vapur, bulutsuz mavi g&ouml;ky&uuml;z&uuml; ve martılar bir yapbozun par&ccedil;aları gibi birbirini tamamlamış ve ortaya bir tabloya benzeyen bu fotoğrafı &ccedil;ıkarmıştı.</p>
<p>Gen&ccedil; adamın kahverengi g&ouml;zleri beğeni sayısına gitti. Fotoğraf yaklaşık &uuml;&ccedil; y&uuml;z beğeni almıştı. Onun bin 500 k&uuml;sur beğeni alan fotoğrafını ge&ccedil;emeyeceği belliydi. Bu gizemli fotoğraf&ccedil;ının en &ccedil;ok beğeni alan fotoğrafının kendi fotoğrafı olduğunu bilmek hoşuna gidiyordu.</p>
<p>Fark etmeden yine ekranı aşağı kaydırıp hesaptaki diğer fotoğraflara bakmaya başladı. Kadrajına aldığı her şeyi g&uuml;zelleştiren, onları başka bir boyuta taşıyan bu fotoğraf&ccedil;ı olduk&ccedil;a yetenekliydi.</p>
<p>&ldquo;G&ouml;k,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Kimsin sen?&rdquo;</p>
<p>Bir s&uuml;re gidip geldikten sonra i&ccedil;indeki meraka karşı koymayı bırakıp hikayeye bakmaya karar verdi. Onu tanımıyordu, onu takip de etmiyordu ama ne paylaştığını g&ouml;rmek istiyordu. Hesabın sahibi hikayelerine bakan kişileri kontrol ediyorsa onu g&ouml;recekti ve muhtemelen tanıyacaktı ama gen&ccedil; adam bunu umursamadı. Hesap neticede kişisel bir hesap değildi, gizli bir hesap da değildi. B&ouml;yle bir hesap kullanan birisi hikayesine kimlerin baktığını uzun uzun incelemezdi. En azından o b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmek istedi ve hikayeyi a&ccedil;tı.</p>
<p>Galata Kulesi. Yine muhteşem bir a&ccedil;ı, muhteşem ışık ve y&uuml;ksek kaliteli bir fotoğraf. Bu fotoğraf da Galata K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;yle aynı zaman diliminde, on dokuz saat &ouml;nce paylaşılmıştı. Anlaşılan, fotoğraf&ccedil;ı d&uuml;n o civarda bir gezintiye &ccedil;ıkmıştı.</p>
<p>&ldquo;Yani İstanbul&rsquo;da yaşıyor,&rdquo; diye mırıldandı. &ldquo;&Ccedil;ok zekisin G&ouml;khan, anlamak zor olmadı mı?&rdquo;</p>
<p>Kendi kendine s&ouml;ylendikten sonra hikayeyi kapattı ve fotoğraf&ccedil;ının hikayesine bakanları incelememesini umdu. Son fotoğrafının paylaşılmasının &uuml;st&uuml;nden bir g&uuml;n ge&ccedil;meden aldığı beğeni sayısına bakacak olursa hesabı fazla etkileşim alıyordu, bu da hikayesini y&uuml;zlerce kişinin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; anlamına geliyordu ve fotoğraf&ccedil;ının t&uuml;m bu kişilere tek tek bakması i&ccedil;in en kaba tabirle hayatsız biri olması gerekirdi. Fotoğraf&ccedil;ının hesabına farklı yerlerden fotoğraflar attığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;nce; bunları &ccedil;ekmek, d&uuml;zenlemek ve paylaşmak i&ccedil;in harcadığı vakit de g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınınca meşgul biri olduğu ortadaydı.</p>
<p>En azından G&ouml;khan &ouml;yle umdu.</p>
<p>&ldquo;Sahte hesap bazen cidden gerekli oluyor,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Bu devirde kendi hesabından stalk yapan tek enayi benim muhtemelen.&rdquo;</p>
<p>Kendisini daha fazla ele vermeden hesaptan &ccedil;ıktı. Ge&ccedil;mişte yanlışlıkla beğendiği g&ouml;nderiler, takip ettiği ya da takip isteği attığı hesaplar dikkate alınınca bir profilde gezinmek G&ouml;khan i&ccedil;in bir mayın tarlasında y&uuml;r&uuml;mekle eş değerdi. Zamanında bu konuda &ccedil;ok&ccedil;a mağdur olan gen&ccedil; adam sosyal medyada artık son derece dikkatli geziniyor, parmaklarının dokunduğu yerlere ekstra &ouml;zen g&ouml;steriyordu.</p>
<p>Telefonu &ccedil;almaya başlayınca irkildi. Arayan kişi &ccedil;alıştığı mağazanın sorumlusu Ayşeg&uuml;l&rsquo;d&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Efendim Ayşeg&uuml;l Hanım?&rdquo; diye a&ccedil;tı telefonu.</p>
<p>&ldquo;Merhaba G&ouml;khan,&rdquo; dedi telefonun ucundaki ince ses. &ldquo;Pazar g&uuml;n&uuml; rahatsız ediyorum ama iş hakkında konuşmak i&ccedil;in aradım. M&uuml;sait misin?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;M&uuml;saitim, sizi dinliyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Patron d&uuml;n akşam arayıp pazartesi g&uuml;n&uuml; yeni enstr&uuml;manlar geleceğini s&ouml;yledi. Temizliği, bakımı, yerleştirilmesi yapılacakmış. Bize ekstra iş y&uuml;k&uuml; &ccedil;ıktı ama senin tam zamanlı &ccedil;alışmaya başlayacağını, pazartesi de mağazada olacağını s&ouml;yledim. Yarın sabah ge&ccedil; kalma olur mu? Patron, &ccedil;ok erken gelmez, dedi ama şimdi adamlara belli de olmaz. Bir anda gitarı, kemanı, onu bunu mağazanın &ouml;n&uuml;ne yığabilirler. Sen mesai saatinden &ouml;nce mağazada ol, enstr&uuml;manlar gelince bakımlarını yaparsın, akort edersin, yerleştirirsin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Elbette,&rdquo; dedi G&ouml;khan başını sallayarak. &ldquo;Erkenden orada olurum, ne gerekiyorsa da yaparım.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan taşıma işlerinden hoşlanmıyordu ama enstr&uuml;manları eline alıp onların bakımını yapmaya, onları akort etmeye başladığında i&ccedil;i huzurla doluyordu. Enstr&uuml;manın ne olduğunun bir &ouml;nemi yoktu, parmakları enstr&uuml;mana dokunduğunda mutlu oluyordu. Gitarlarla, kemanlarla, &ccedil;ellolarla, sazlarla, piyanolarla ve daha pek &ccedil;ok enstr&uuml;manla ilgilenip onları bilgisi dahilinde &ccedil;almak onun i&ccedil;in bir terapiydi.</p>
<p>M&uuml;zik; onun ciğerlerine dolan hava, damarlarında dolaşan kan, tenine dokunan g&uuml;neş kadar hayatiydi.</p>
<p>&ldquo;Bu senenin ilk tam zamanlı iş g&uuml;n&uuml;ne bu kadar yoğun başlamanı istemezdim ama şansına b&ouml;yle denk geldi işte,&rdquo; dedi Ayşeg&uuml;l. &ldquo;Hafta sonu dinlenebildin mi bari?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Dinlendim,&rdquo; diye onayladı G&ouml;khan. &ldquo;İzin verdiğiniz i&ccedil;in tekrardan teşekk&uuml;r ederim. Yarın olduk&ccedil;a din&ccedil; bir şekilde orada olacağım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bunu duyduğuma sevindim ve rica ederim. Mesai saatinden on beş dakika kadar erken gelsen yeter, sakın &ccedil;ok erkenden uyanıp yollara d&uuml;şme, olur mu?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Olur, d&uuml;şmem.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İyi bakalım. Sabah yine haberleşiriz. Ben şimdi ne seni ne de kendimi pazar pazar işle fazla meşgul etmeden telefonu kapatayım. Yarın g&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam Ayşeg&uuml;l Hanım. G&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan telefonu kapattıktan sonra karnının &uuml;st&uuml;ne koydu.</p>
<p>&ldquo;Bir de bu iş &ccedil;ıktı,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;O zaman ben yavaştan kalkıp evi temizlemeye girişeyim ki akşama dinleneyim.&rdquo;</p>
<p>Gen&ccedil; adam ayağa kalkıp temizlik i&ccedil;in hazırlıklara başladı. Okul arkadaşları evlerine geri d&ouml;n&uuml;p yaz tatilinin tadını &ccedil;ıkarmaya başlamış olabilirdi fakat &ccedil;alışıp para kazanmak zorunda olan G&ouml;khan&rsquo;ın b&ouml;yle bir imk&acirc;nı ne yazık ki yoktu. Onu motive eden tek şey bunun bu şekilde ge&ccedil;ecek son yaz tatili olmasıydı. Seneye mezun olunca kendi yolunu nihayet &ccedil;izebilecekti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadrajdaki Dünyalar | 2. Kare: Bir Yeni Mesaj</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kd-2kare-bir-yeni-mesaj</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kd-2kare-bir-yeni-mesaj</guid>
<description><![CDATA[ Kadrajdaki Dünyalar&#039;ın 2. Bölümü | Çocukluğundan beri fotoğrafçılıkla uğraşan ve bu alanda lisans eğitimi alan Göksel&#039;in çektiği fotoğrafları paylaştığı &quot;kadrajdakidunyalar&quot; isimli bir sosyal medya hesabı vardır. Genç fotoğrafçı bir gün fotoğraf çekimi için gittiği Kadıköy&#039;de eve dönmeden önce bir kafeye oturur, bu kafede sahne alan gencin fotoğraflarını çeker ve sonrasında bir tanesini hesabında paylaşmaya karar verir. Fotoğrafı paylaştığı günün akşamında mesaj kutusuna düşen bir mesaj her şeyi değiştirmek üzeredir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c95ca6388f9.jpg" length="46362" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 18:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, düzyazı, roman, kurgu, kadrajdaki dünyalar, fotoğraf, video, müzik, fotoğrafçı, müzisyen, aşk, arkadaşlık, genç, gençlik, İstanbul, üniversite</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir s&uuml;re hareket etmeden elindeki telefona bakan G&ouml;ksel kendine geldiğinde yatağına ilerleyip yatağın kenarına oturdu. &Uuml;st&uuml;ndeki şaşkınlığı atmayı başarıp ona bu mesajı atan hesabın profiline girdi. G&ouml;zlerinin ilk odağı profil fotoğrafı oldu. Bir masada oturduğu belli olan gen&ccedil; erkeğin &uuml;st&uuml;nde mavi bir g&ouml;mlek vardı, kahverengi sa&ccedil;larını sola doğru &ouml;zenle taramıştı ve y&uuml;z&uuml;ndeki hoş g&uuml;l&uuml;msemeyle kadraja bakıyordu. G&ouml;ksel bakışlarını onun y&uuml;z&uuml;nde gezdirdiğinde bunun d&uuml;n akşamki gen&ccedil; olduğundan emin oldu.</p>
<p>Ger&ccedil;ekten oydu.</p>
<p>Herkese a&ccedil;ık bu profilin sekiz y&uuml;z k&uuml;sur takip&ccedil;isi, bir o kadar takip ettiği hesap ve sayısı yirmiyi ge&ccedil;meyen g&ouml;nderisi vardı. Biyografı kısmındaysa şunlar yazıyordu:</p>
<p><em>İ&Uuml; Devlet Konservatuvarı</em></p>
<p><em>Solist/Gitarist</em></p>
<p>Gen&ccedil; kadının y&uuml;z&uuml;ne hem şaşkınlık hem de hayranlık i&ccedil;eren bir ifade yayıldı. İ&Uuml;, İstanbul &Uuml;niversitesinin kısaltmasıydı, oranın konservatuvarı da olduk&ccedil;a se&ccedil;kin bir sanat okuluydu ve orada okumaya hak kazanmak her babayiğidin harcı değildi. İlgisi iyice artan G&ouml;ksel ekranı kaydırıp hesapta paylaşılan g&ouml;nderileri incelemeye ge&ccedil;ti. G&ouml;khan Uygur isimli gen&ccedil; son fotoğrafını iki ay &ouml;nce paylaşmıştı. Fotoğrafta Boğaz&rsquo;ı arkasına alan gen&ccedil;, ellerini &uuml;st&uuml;ndeki montun ceplerine sokmuş, kameraya bakıp g&uuml;l&uuml;mseyerek poz vermişti.</p>
<p>&ldquo;O,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; y&uuml;z&uuml;n&uuml; daha b&uuml;y&uuml;k ekranda g&ouml;rme şansı yakalayan G&ouml;ksel. &ldquo;Ger&ccedil;ekten d&uuml;n akşamki gen&ccedil;.&rdquo;</p>
<p>Diğer fotoğraflara da hızlıca baktı. Fotoğrafların &ccedil;oğunda G&ouml;khan ve iki gitar vardı; kafede &ccedil;aldığı kahverengi klasik gitar ve beyaz bir elektro gitar. Kalan birka&ccedil; fotoğraf da kalabalık gruplarla &ccedil;ekildiği fotoğraflardı. Geniş bir &ccedil;evreye sahip sosyal birisi olduğu hem takip&ccedil;i sayısından hem fotoğraflarına gelen y&uuml;zlerce beğeniden hem de fotoğraflardaki insan sayısından anlaşılıyordu.</p>
<p>Hesabı haddinden fazla incelediğini fark eden G&ouml;ksel mesaj sayfasına geri d&ouml;n&uuml;p onun isteğini kabul etti. Mesajı bir kere daha okuyup nasıl bir cevap verebileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. G&ouml;khan ona son derece kibar ve teklifli bir dille mesaj yazmıştı, o da aynı şekilde karşılık vermeliydi. Biraz d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kten sonra ince parmaklarını klavyenin &uuml;zerinde gezdirmeye başladı.</p>
<p><em>Merhaba. İlginiz ve kibar s&ouml;zleriniz i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim, b&ouml;yle bir geri d&ouml;n&uuml;ş almak beni sevindirdi. Fotoğrafı kaydedip dilediğiniz her yerde paylaşabilirsiniz elbette. İsterseniz fotoğrafı e-posta adresinize g&ouml;nderebilirim, kalitesi de bozulmamış olur.</em></p>
<p>Mesajı ona g&ouml;nderip mesaj sayfasından &ccedil;ıktı ve birka&ccedil; saat &ouml;nce paylaştığı fotoğrafa gelen beğenileri a&ccedil;tı. Birka&ccedil; beğeni tanıdıklarından gelirken geri kalan beğeniler de her zaman olduğu gibi bizzat tanımadığı ama onu takip eden kişilerden gelmişti. G&ouml;ksel bu hesabın sahibi olduğunu gizlemiyor, hem aile &uuml;yelerini hem de arkadaşlarını takip ediyordu fakat burada kişisel hi&ccedil;bir şeyini paylaşmıyordu. &Ouml;yle ki hesabının isim kısmında tam adı yerine sadece &ldquo;G&ouml;k&rdquo; yazıyordu ve profil fotoğrafında kendisi yerine analog kamerasının bir fotoğrafı vardı. Kadrajına yansıyan şeyleri anonim bir kimlikle paylaştığı bu hesabı seviyordu, bu hesap onun ilhamını ve motivesini din&ccedil; tutuyordu.</p>
<p>Kısa bir arayıştan sonra fotoğrafı beğenenler arasındaki o ismi buldu: G&ouml;khan Uygur. Bir s&uuml;re bu isme baktıktan sonra uygulamadan &ccedil;ıktı ve telefonun ekranını kapattı.</p>
<p>İnsanın aklına gelmeyen başına gelir, derlerdi. Gen&ccedil; kadının şu an yaşadığı durumu daha iyi &ouml;zetleyen bir c&uuml;mle yoktu. Bu zamana kadar paylaştığı pek &ccedil;ok fotoğrafa fotoğrafı &ccedil;ektiği yerin konumunu eklemişti, hem takip&ccedil;ilerinden soranlar olduğu i&ccedil;in hem de daha &ccedil;ok kişinin fotoğrafı g&ouml;rmesi a&ccedil;ısından bunu yapardı. Bu fotoğrafa konum bilgisini eklerken de amacı buydu. Fotoğrafını &ccedil;ektiği gencin konumdaki g&ouml;nderilere bakacağı, bu fotoğrafı g&ouml;receği ve kendisiyle iletişime ge&ccedil;eceği aklının ucundan bile ge&ccedil;meyen bir durumdu ama işte başına gelmişti.</p>
<p>Sırtını yatak başlığına yaslayıp dizlerini de g&ouml;vdesine doğru &ccedil;ekti. Aslında ders &ccedil;alışmak i&ccedil;in masa başına ge&ccedil;mesi gerekiyordu fakat şu an t&uuml;m odağı bu olay &uuml;zerinde yoğunlaşmıştı ve konuşma sona ermeden dikkatini derse veremeyeceğini biliyordu. Birka&ccedil; dakika kendini oyaladıktan sonra telefonunu yeniden eline aldı. Neyse ki G&ouml;khan da ona cevap vermek i&ccedil;in &ccedil;ok beklememişti.</p>
<p><em>Asıl ben bu g&uuml;zel fotoğraf ve izniniz i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim. Fotoğrafı memnuniyetle paylaşacağım. Sizin i&ccedil;in zahmet olmayacaksa @***@gmail.com adresine fotoğrafı g&ouml;nderebilirsiniz. </em></p>
<p>Gencin kibar olduğu kesindi ama fotoğrafı paylaşabilmek i&ccedil;in sahte bir kibarlıkta mı bulunuyordu yoksa kibarlığı i&ccedil;ten miydi, bunu s&ouml;ylemek G&ouml;ksel i&ccedil;in zordu fakat o da kibarlıktan geri durmadı.</p>
<p><em>Ben de bundan memnun olurum. D&uuml;n akşamki performansınız &ccedil;ok g&uuml;zeldi, ben de o anın &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirilmeyi hak ettiğini d&uuml;ş&uuml;nerek fotoğrafınızı &ccedil;ektim.</em></p>
<p><em>Fotoğrafı da ilk fırsatta yazdığınız e-posta adresine g&ouml;ndermiş olurum.</em></p>
<p>Gencin onu yanlış anlamamasını umarak mesajları ona g&ouml;nderse de bundan anında pişman oldu.</p>
<p>&ldquo;Niye lafı uzattım ki?&rdquo; dedi kendi kendine. &ldquo;Bir de iltifat ettim &ccedil;ocuğa. Teşekk&uuml;r edip ge&ccedil;sene işte.&rdquo;</p>
<p>O, kendi kendine kızarken G&ouml;khan mesajını g&ouml;rd&uuml; ve ona cevap yazmaya başladı. Sanki G&ouml;khan karşısındaymış gibi toparlanan gen&ccedil; kadın, ondan gelecek cevaba odaklandı.</p>
<p><em>&nbsp;&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim, hem kibar s&ouml;zleriniz hem de fotoğraf i&ccedil;in. Kafeye d&uuml;zenli gelen biri misiniz yoksa yolunuz ilk defa mı d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;?</em></p>
<p>&ldquo;Bana bunu sorduğuna g&ouml;re kendisi orada d&uuml;zenli &ccedil;ıkıyor olmalı,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;D&uuml;zenli &ccedil;ıkıyorsa d&uuml;zenli m&uuml;şterileri de en azından sima olarak tanıyordur.&rdquo;</p>
<p>Ona cevap vermeden &ouml;nce komodindeki su şişesine uzanıp bir yudum su i&ccedil;ti. Lafı kendisinin uzattığını d&uuml;ş&uuml;nse de ona soru sorarak bunu G&ouml;khan yapmıştı. G&ouml;ksel onun kendisini yanlış anlamamasına, soru sorarak konuyu değiştirmesine sevindi.</p>
<p><em>Kadık&ouml;y&rsquo;e &ccedil;ok sık gitmiyorum, kafeye de yolum ilk kez d&uuml;şm&uuml;şt&uuml; ve i&ccedil;eride de &ccedil;ok oturmadan kalktım.</em></p>
<p>Gereksiz ayrıntılar verdiğini bile bile mesajı ona g&ouml;nderdi ve hi&ccedil; beklemediği bir şey oldu: Mesajı anında g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. G&ouml;khan mesaj sayfasından &ccedil;ıkmamıştı. Bunu fark etmek onu gerdi.</p>
<p><em>Anladım. Ben her cumartesi orada &ccedil;ıkıyorum, sınavlarım sebebiyle &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki iki hafta &ccedil;ıkamayabilirim ama sonrasında yolunuz yine d&uuml;şerse beklerim. Fotoğraf&ccedil;ı olduğunuzu s&ouml;ylemeniz sizi hatırlamam i&ccedil;in yeterli.</em></p>
<p>&nbsp;Gencin onun gelip gelmemesiyle ilgilenmediğini biliyordu ama centilmence davranması hoşuna gitti. Bu devirde bu seviyede bir kibarlık bile o kadar azalmıştı ki bunun değerini bilen herkes gibi G&ouml;ksel de gencin bu tavrına aynı kibarlıkla yaklaştı.</p>
<p>&nbsp;<em>Aklıma not ettim. Sınavlarınızda da şimdiden başarılar dilerim.</em></p>
<p>Gen&ccedil; sanki karşısındaymış gibi y&uuml;z&uuml;ne bir g&uuml;l&uuml;mseme yerleştirdi ama bunu fark etmedi.</p>
<p><em>Mutlaka beklerim ve &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim, &ccedil;ok incesiniz.</em></p>
<p>G&ouml;khan&rsquo;ın mesajını okuduktan sonra konuşmanın sonuna geldiklerini anladı. Beklediğinden uzun s&uuml;ren fakat tam da kararında olan bir konuşma ger&ccedil;ekleştirmişlerdi.</p>
<p><em>Rica ederim. İyi akşamlar.</em></p>
<p>G&ouml;khan&rsquo;dan da aynı şekilde karşılık gelince telefonunu komodine koyup yatağa uzandı. İlk kez yaşadığı bu olay onu heyecanlandırmıştı. Daha &ouml;nce fotoğrafını &ccedil;ektiği insanların fotoğraflarının &ccedil;ekildiğinden haberi vardı, onların yorumlarını sıcağı sıcağına duymuştu fakat ilk kez birinin fotoğrafını haberi olmadan &ccedil;ekmiş, hesabında paylaşmış ve hi&ccedil; beklemediği bir şekilde fotoğrafını &ccedil;ektiği kişi fotoğrafı g&ouml;rerek onunla iletişime ge&ccedil;miş, kendisine g&uuml;zel s&ouml;zler s&ouml;ylemişti.</p>
<p>G&ouml;khan&rsquo;ın fotoğrafı beğenmesine sevinmişti.</p>
<p>&ldquo;Kibardı,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;İnsanlarla nasıl konuşması gerektiğini de kesinlikle biliyor. Ben de fena iş &ccedil;ıkarmadım hani.&rdquo;</p>
<p>Sol tarafının &uuml;zerine yatıp başını kolunun &uuml;st&uuml;ne yasladı. Ders &ccedil;alışmayı bir s&uuml;re daha erteleyebilirdi.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>&nbsp;G&ouml;khan&rsquo;la Yağız ertesi g&uuml;n okuldaydı. Birka&ccedil; kişi enstr&uuml;manlarını &ccedil;alarken G&ouml;khan bir sandalyede oturmuş bir yandan onları dinlerken diğer yandan da telefonuyla oynuyordu. Sosyal medya hesabı a&ccedil;ıktı, d&uuml;n akşam konuştuğu fotoğraf&ccedil;ının profilindeydi ve onun paylaştığı fotoğrafları inceliyordu. Fotoğraf&ccedil;ının bir amat&ouml;r olmadığı hatta bir profesyonel olduğu hesaptaki fotoğraflardan anlaşılıyordu. Hesaptaki t&uuml;m fotoğraflar muhteşem fotoğraf &ccedil;ekme teknikleriyle &ccedil;ekilmiş, ince d&uuml;zenlemelerden ge&ccedil;miş ve kusursuz h&acirc;line gelmişti. Gen&ccedil; adam bu yetenek hakkında daha &ccedil;ok bilgiye sahip olmak istese de hesapta hesap sahibine dair hi&ccedil;bir bilgi yer almıyordu. Hesabın isim kısmında <em>G&ouml;k</em> yazıyordu -bu onun ismi de lakabı da &ouml;ylesine yazılmış bir kelime de olabilirdi-, biyografisinde de gen&ccedil; adamın okur okumaz &ccedil;ok beğendiği bir c&uuml;mle yazıyordu: &ldquo;D&uuml;nya, kadrajımıza yansıdığı kadardır.&rdquo; Hesabın adını a&ccedil;ıklayıcı nitelikte olan bu c&uuml;mlenin fotoğraf&ccedil;ıya ait olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.</p>
<p>G&ouml;khan d&uuml;n paylaşılan kendi fotoğrafını tekrar a&ccedil;tı. D&uuml;n akşam iş &ccedil;ıkışı kafenin konumunu a&ccedil;ıp neler paylaşıldığına bakmak istemişti ama b&ouml;yle bir fotoğraf g&ouml;rmeyi hi&ccedil; beklemiyordu. Kafeye gelen m&uuml;şterilerin fotoğraflarının arkasında &ccedil;ıkmaya alışkındı veya videosunun &ccedil;ekilmesine fakat daha &ouml;nce sahne alırken kendisini profesyonel bir kamerayla &ccedil;eken birisine hi&ccedil; denk gelmemişti. Bu fotoğrafı g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez fotoğrafa hayran kalmıştı ve fotoğrafa dikkatli baktığında şoke olmuştu: Fotoğraftaki kişi kendisinden başkası değildi. Gerek &ccedil;ekim a&ccedil;ısı gerek ışık ayarlamaları gerekse fotoğrafın &uuml;st&uuml;nde yapılan d&uuml;zenlemelerle bir profesyonelin elinden ge&ccedil;tiği belli olan bu fotoğrafa bayılmıştı ve hemen fotoğrafın sahibiyle iletişime ge&ccedil;ip kendi hesabında da paylaşmak i&ccedil;in izin istemişti. Fotoğraf&ccedil;ının kendisine verdiği nazik cevaplardan da son derece memnun olmuştu. Şimdiyse bu fotoğraf dokuz y&uuml;z k&uuml;sur beğeniyle fotoğraf&ccedil;ının hesabında duruyordu ve bu hesapta bu kadar beğeni alan başka bir fotoğraf yoktu.</p>
<p>Gen&ccedil; adam hesabın takip ettiklerine bakmak i&ccedil;in ana sayfaya geri d&ouml;nm&uuml;şt&uuml; ki arkasından arkadaşı Yağız&rsquo;ın sesi y&uuml;kseldi:</p>
<p>&ldquo;G&ouml;k,&rdquo; dedi onun omzunun &uuml;st&uuml;nden ekrana bakan Yağız. &ldquo;Kim bu G&ouml;k?&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan başını &ccedil;evirip ona bakarken Yağız da onun yanındaki sandalyeye oturdu.</p>
<p>&ldquo;Ben de bilmiyorum,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Cumartesi akşamı kafeye gelip benim bir fotoğrafımı &ccedil;ekmiş ve d&uuml;n de hesabında paylaşmış. İş &ccedil;ıkışı konumdaki g&ouml;nderilere bakarken g&ouml;rd&uuml;m ben de ve fotoğrafı kendi hesabımda da paylaşmak i&ccedil;in kendisiyle iletişime ge&ccedil;tim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne fotoğrafıymış o? G&ouml;ster bakayım.&rdquo;</p>
<p>&nbsp;G&ouml;khan, fotoğrafı a&ccedil;ıp arkadaşına g&ouml;sterdi. Yağız bir ıslık &ccedil;aldı.</p>
<p>&ldquo;G&uuml;zel fotoğrafmış,&rdquo; dedi memnun bir ifadeyle dudaklarını aşağı kıvırarak. &ldquo;Makineyle &ccedil;ekildiği ve tecr&uuml;beli ellerden ge&ccedil;tiği belli. Dokuz y&uuml;z k&uuml;sur da beğeni almış. &Uuml;nl&uuml; olmuşsun kardeşim.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan g&uuml;lerek omzuyla onun omzuna yavaş&ccedil;a vurdu. &ldquo;Artık seni tanımam. T&uuml;m dostluğumuz buraya kadardı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ah sırtım!&rdquo; diyen Yağız y&uuml;z&uuml;n&uuml; acıyla buruştururken elini de sırtına g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. &ldquo;Sahte bir dostun han&ccedil;eri saplandı.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan başını arkaya yaslayıp bir kahkaha attığında Yağız da ona eşlik etti. Birka&ccedil; meraklı g&ouml;z onlara d&ouml;nse de &ccedil;ok eğlenen iki dost onları fark etmedi bile.</p>
<p>&ldquo;Salak,&rdquo; dedi biraz yatışan G&ouml;khan. &ldquo;Bir an sırtına cidden bir şey oldu sandım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Han&ccedil;er sapladın, daha ne olsun birader?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sen bu oyunculuk yeteneğiyle m&uuml;zik değil de tiyatro b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; tercih etmeliydin bence.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sen de fotoğraf&ccedil;ılık yazmalıydın. Bırak tanımıyorum ayaklarını da s&ouml;yle bakalım kim bu G&ouml;k? Erkek mi, kadın mı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bilmiyorum, dedim ya. Tanısam tanıyorum derim, senden mi saklayacağım oğlum?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Niye stalk yapıyorsun o zaman?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Stalk falan yapmıyorum. Fotoğrafın son durumuna bakmak i&ccedil;in girdim &ouml;yle.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İyi bakalım, &ouml;yle olsun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Fotoğrafı paylaşayım mı?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan konuyu değiştirerek. &ldquo;Ne dersin?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Paylaş gitsin. G&uuml;zel fotoğraf.&rdquo;</p>
<p>Yağız ayağa kalkıp gitar &ccedil;alan gen&ccedil;lerin yanına gittiğinde G&ouml;khan yine yalnız kaldı. Bir s&uuml;re daha fotoğrafa baktıktan sonra paylaşmaya karar verdi. D&uuml;n akşam fotoğraf&ccedil;ıyla konuşmasından kısa bir s&uuml;re sonra fotoğraf&ccedil;ı fotoğrafı e-posta adresine g&ouml;ndermişti. E-posta adresinden fotoğraf&ccedil;ının kimliği hakkında bilgi alabileceğini d&uuml;ş&uuml;nse de e-posta adresinin isminin de &ldquo;kadrajdakidunyalar&rdquo; olduğunu g&ouml;r&uuml;nce bunun m&uuml;mk&uuml;n olmayacağını anlamıştı.</p>
<p>Gen&ccedil; adam fotoğrafı se&ccedil;ip bir s&uuml;re a&ccedil;ıklama kısmına ne yazabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. En sonunda aklına fotoğrafı &ccedil;eken kişinin yazdığı a&ccedil;ıklama geldi: &ldquo;Tuz kokardı şarkılar.&rdquo; Evet, kendisinin de &ccedil;ok sevdiği bu c&uuml;mleyi yazabilirdi. Uzun ince parmaklarını klavyenin &uuml;zerinde gezdirip bu şarkı s&ouml;z&uuml;n&uuml; yazdıktan sonra, &ldquo;Fotoğraf: @kadrajdakidunyalar&rdquo; diye ekleyip fotoğrafı &ccedil;eken kişiyi de belirtti. Kendisi de bir sanat&ccedil;ı olduğu i&ccedil;in telif hakları konusunda hassastı ve bu hakkın yok sayılmasına tahamm&uuml;l&uuml; yoktu.</p>
<p>Fotoğrafı takip&ccedil;ilerinin beğenisine sunduktan sonra ayağa kalkıp o da diğerlerinin yanına ilerledi. Yağız ve birinci sınıflardan bir delikanlı gitarlar hakkında sohbet ediyordu. G&ouml;khan da sessizce onları dinlemeye başladı. İki gen&ccedil; de m&uuml;zik hakkında konuşmayı, arkadaşlarıyla fikir alışverişinde bulunmayı &ccedil;ok seviyordu ama gen&ccedil;ler G&ouml;khan&rsquo;ın on -ki bu s&uuml;re onun hayatının yarısına tekab&uuml;l ediyordu-, Yağız&rsquo;ın da sekiz senedir &ccedil;aldığı gitar hakkında sohbet etmeyi ayrı bir seviyordu. Hayatlarının en b&uuml;y&uuml;k par&ccedil;ası h&acirc;line gelen bu enstr&uuml;man hakkında hi&ccedil; bıkmadan konuşabilirlerdi.</p>
<p>&ldquo;Bu yaz eve d&ouml;n&uuml;nce haftada birka&ccedil; g&uuml;n bir yerlerde &ccedil;almayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum,&rdquo; dedi gen&ccedil;. &ldquo;Daha iyi bir gitar almak i&ccedil;in para biriktirmem gerek.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bir yerde &ccedil;almaktansa d&uuml;zenli olarak gideceğin bir iş bulursan onu yapmanı &ouml;neririm,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Kimse haftada birka&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;in &ccedil;ok iyi para vermez.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Katılıyorum,&rdquo; dedi Yağız. &ldquo;Gitar &ccedil;alarak bir ayda kazanacağın parayı işine g&ouml;re bir haftada bile kazanabilirsin. Sevdiğin işi yapmak &ouml;nemli tabii ama para biriktirmek istiyorsan d&uuml;zenli iş şart.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Uuml;niversite mezunlarının iş bulamadığı yerde ben nasıl iş bulacağım orası tartışılır ama uygun yerlere başvuru yaparım,&rdquo; dedi gen&ccedil;. Belli etmese de morali bozulmuştu. &ldquo;Neyse, bunları finallerden sonra d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m. Şu an t&uuml;m odağım finallerde.&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;En iyisi,&rdquo; diyen Yağız g&uuml;l&uuml;mseyerek onun omzunu sıktı. &ldquo;&Ouml;nemli olan okulun.&rdquo;</p>
<p>İki gen&ccedil; g&uuml;n&uuml; okulda ge&ccedil;irdikten sonra akşam&uuml;st&uuml; okuldan ayrıldılar. Evde yemekleri yoktu ama biraz paraları vardı ve onlar da akşam yemeğini dışarıda yemeye karar verip her zaman gittikleri bir mek&acirc;na gittiler.</p>
<p>&ldquo;Ne yiyelim?&rdquo; diye sordu Yağız.</p>
<p>&ldquo;Canım etli bir şeyler &ccedil;ekiyor,&rdquo; diye yanıt verdi G&ouml;khan men&uuml;ye bakarken. &ldquo;Sanırım k&ouml;fte ekmek yiyeceğim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Olabilir, o zaman iki k&ouml;fte ekmek s&ouml;yl&uuml;yoruz.&rdquo;</p>
<p>Bir garsona siparişlerini verdiler.</p>
<p>G&ouml;khan yemeklerini beklerken telefonuna bakmaya karar verdi. İnternetini a&ccedil;tığı zaman sosyal medya hesabından bir s&uuml;r&uuml; bildirim geldi. T&uuml;m bildirimler bug&uuml;n paylaştığı fotoğraf i&ccedil;in gelmişti. Hesabına girip fotoğrafını a&ccedil;tı. Yakın arkadaşları fotoğrafın altına &ouml;vg&uuml; dolu yorumlar yapmıştı. G&ouml;khan y&uuml;z&uuml;nde sevimli bir g&uuml;l&uuml;msemeyle yorumları beğendi.</p>
<p>&ldquo;Niye g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorsun lan?&rdquo; dedi Yağız.</p>
<p>&ldquo;Fotoğrafımın altına gelen yorumları okudum,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&ouml;zlerini kaldırıp arkadaşına bakarak. &ldquo;G&uuml;zel şeyler yazmışlar.&rdquo;</p>
<p>Yağız da kendi telefonunu &ccedil;ıkarıp G&ouml;khan&rsquo;ın hesabına girdi. Fotoğrafa gelen yorumların yarısı fotoğrafın ne kadar g&uuml;zel olduğuyla ilgiliydi.</p>
<p>&ldquo;Burada takdiri fotoğrafı &ccedil;eken kişi toplamış,&rdquo; dedi Yağız. &ldquo;Yorumların yarısı fotoğrafa yapılan &ouml;vg&uuml;lerden oluşuyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Fotoğraf &ccedil;ok g&uuml;zel olduğu i&ccedil;in normal,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Fotoğraf&ccedil;ının hak ettiği takdiri almasına sevindim.&rdquo;</p>
<p>Fotoğrafı beğenen kişileri a&ccedil;ıp dikkatle incelemeye başladı. Yaklaşık elli isme baktıktan sonra arkadaşlarının arasında duran hesabı g&ouml;rd&uuml;. Fotoğrafın sahibi fotoğrafını beğenmişti.</p>
<p>&ldquo;O da beğenmiş,&rdquo; diye mırıldandı G&ouml;khan.</p>
<p>&ldquo;Kim?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;G&ouml;k,&rdquo; dedi ona ilk kez ismiyle hitap ederek. &ldquo;Fotoğraf&ccedil;ı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Beğenir tabii,&rdquo; dedi Yağız. &ldquo;Fotoğrafını &ccedil;ektiği kişi tarafından takdir edilmek hoşuna gitmiştir.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Takdir edilmeye &ccedil;ok alışkın olduğunu sanıyorum. Hesabında paylaştığı fotoğrafların hepsi &ccedil;ok g&uuml;zel.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Oturup onlara mı baktın?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ş&ouml;yle bir g&ouml;z gezdirdim canım,&rdquo; deyip kıpkırmızı kesildi. &ldquo;D&uuml;n fotoğrafımı paylaştığını g&ouml;r&uuml;nce hesabına hızlıca baktım, o arada g&ouml;rd&uuml;m. Oturup stalk yapmadım yani.&rdquo;</p>
<p>Yağız arkasına yaslanıp g&uuml;r bir sesle kahkaha attı. İ&ccedil;erideki birka&ccedil; g&ouml;z onlara d&ouml;n&uuml;nce G&ouml;khan eliyle y&uuml;z&uuml;n&uuml; sakladı.</p>
<p>&ldquo;Utandın,&rdquo; diyen Yağız işaret parmağını hınzır bir ifadeyle ona salladı. &ldquo;Domates G&ouml;khan. Pardon G&ouml;k.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan uzanıp onun koluna bir tane yapıştırdı. &ldquo;Uğraşma oğlum benimle.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Seninle uğraşmak &ccedil;ok zevkli. Utanıp kızarmana bayılıyorum, domatese d&ouml;n&uuml;yorsun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Şimdi ben de senin suratını patlıcana d&ouml;nd&uuml;receğim,&rdquo; deyip yumruğunu g&ouml;sterdi G&ouml;khan. &ldquo;Kendisiyle tanışmak ister misin?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yok canım, ben yedim de geldim.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan &ccedil;antasından su şişesini &ccedil;ıkarıp biraz su i&ccedil;ti. Bu sırada kızaran y&uuml;z&uuml; yavaştan da olsa tekrar beyaza d&ouml;nmeye başladı.</p>
<p>&ldquo;Bu fotoğraf&ccedil;ı ilgini &ccedil;ekmiş gibi,&rdquo; dedi Yağız. &ldquo;D&uuml;nden beri hesabında epey zaman ge&ccedil;irmişsin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne ilgimi &ccedil;ekmesi canım?&rdquo; diye y&uuml;kseldi G&ouml;khan. &ldquo;Beni &ccedil;ektiği fotoğrafı beğenince hesabına ş&ouml;yle bir baktım ve g&uuml;zel fotoğrafları olduğunu g&ouml;rd&uuml;m.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hem d&uuml;n hem de bug&uuml;n yaptın.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bug&uuml;nk&uuml; fotoğrafın beğeni sayısına bakmak i&ccedil;indi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İyi bakalım,&rdquo; dedi Yağız ona yemediğini belli eden bir bakış atarak. &ldquo;Sen &ouml;yle diyorsan.&rdquo;</p>
<p>Konunun uzamamasına sevinen G&ouml;khan telefonunu eline alıp yeniden sosyal medya hesabına girdi. Takip ettiği hesapların g&uuml;n i&ccedil;inde paylaştıklarına bakıp bazı g&ouml;nderileri de beğendi. Gen&ccedil; adam sosyal medyada fazla zaman ge&ccedil;iren biri değildi, buna zamanı da yoktu; okul ve iş onu fazlasıyla meşgul ediyordu, geri kalan zamanlarda da normal olarak dinlenmeye vakit ayırıyordu. G&uuml;n i&ccedil;indeki boş zamanlarını sosyal medyada ge&ccedil;iriyor, kısa dakikalarını arkadaşlarının ve takip ettiği m&uuml;zisyenlerin neler paylaştığına bakarak harcıyordu.</p>
<p>Siparişleri gelince &ccedil;ok a&ccedil; olan iki gen&ccedil; k&ouml;fte ekmeklere adeta g&ouml;m&uuml;ld&uuml;ler. &Uuml;niversitesinin ilk senesinden beri geldikleri bu yerin yemekleri olduk&ccedil;a lezzetliydi ve fiyatları da cep yakan t&uuml;rden değildi. &Ccedil;oğu &ouml;ğrenci gibi ikisinin de aylık gelirleri &ccedil;ok azdı ve bu az miktarla &ccedil;ok fazla gideri karşılamak zorunda oldukları i&ccedil;in bir şey alırken ilk kriterleri ucuzluk oluyordu.</p>
<p>&ldquo;Uzun zamandır kırmızı et yiyememiştik,&rdquo; dedi yemeğini bitiren G&ouml;khan. &ldquo;&Ouml;zlemişim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;En az iki hafta daha yiyemeyiz,&rdquo; dedi arkadaşı. &ldquo;Ger&ccedil;i o zamana okul bitiyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Aile evinde hi&ccedil; yoktan haftada bir yersin tabii.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Birka&ccedil; g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne sen de gel istiyorsan,&rdquo; diye &ouml;neride bulundu Yağız. &ldquo;Batı tarafına gidip tatil yaparız, arabayla gezeriz. Sana da değişiklik olur.&rdquo;</p>
<p>Yağız aslen Balıkesirliydi ve ailesiyle beraber orada yaşıyordu. &Uuml;&ccedil; senelik dostlukları s&uuml;resince G&ouml;khan onunla beraber pek &ccedil;ok kez Balıkesir&rsquo;e gidip onun ailesinin evinde kalmış ve muhteşem zamanlar ge&ccedil;irmişti.</p>
<p>&ldquo;Okul biter bitmez tam zamanlı &ccedil;alışmaya ge&ccedil;eceğim,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Sezon sonuna doğru gelebilirim ya da patrondan birka&ccedil; g&uuml;nl&uuml;k izin alıp yaz ortasında da gelebilirim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben senenin yorgunluğunu hemen at diye dedim ama sen ne zaman istersen gelebilirsin. Orası senin de evin, biliyorsun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Biliyorum kardeşim, teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan camdan dışarı baktı, g&ouml;zleri sokağa daldı ve sessizce i&ccedil; &ccedil;ekti. Ge&ccedil;mişten bir anı hatırladı, verdiği acıya alıştığı ve geride bıraktığı bir andı ama aklına geldiğinde sızısını h&acirc;l&acirc; hissediyordu. İnsanın alışmak zorunda kaldığı bir durumu beyni kabul etse bile kalbi bu konuda hep yaralı kalırdı ve bu durum insanın aklına her geldiğinde kalbin &uuml;st&uuml;ndeki yaraya bir miktar tuz d&ouml;kerdi. Hayat bir yara a&ccedil;mak ve onun &uuml;st&uuml;ne tuz basmaktan hi&ccedil;bir zaman &ccedil;ekinmez, fırsatını bulur bulmaz bunu b&uuml;y&uuml;k bir gaddarlıkla yapar ve buna yaşamak derdi.</p>
<p>&ldquo;Hey!&rdquo; diye seslendi Yağız. &ldquo;D&uuml;nyadan G&ouml;khan&rsquo;a. Aramıza d&ouml;n.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan daldığı d&uuml;ş&uuml;ncelerden sıyrılıp arkadaşına baktığında y&uuml;z&uuml;ndeki b&uuml;t&uuml;n h&uuml;z&uuml;n kayboldu.</p>
<p>&ldquo;Bir şey mi diyordun?&rdquo; diye sordu.</p>
<p>&ldquo;Ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordun &ouml;yle?&rdquo; dedi Yağız. &ldquo;Daldın gittin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;nemli bir şey değildi.&rdquo;</p>
<p>Yağız ona anlayışla baktı. Arkadaşının aklına neyin geldiğini, onun moralini neyin bozduğunu anlamıştı.</p>
<p>&ldquo;Kalkalım mı?&rdquo; diye sordu G&ouml;khan. &ldquo;Biraz sahilde y&uuml;r&uuml;r&uuml;z.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sahilde y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe asla hayır demem,&rdquo; diyen Yağız &ccedil;antasına uzandı. &ldquo;Hadi gidelim.&rdquo;</p>
<p>İkili yediklerinin &uuml;cretini &ouml;dedikten sonra mek&acirc;ndan ayrıldı. Sahile &ccedil;ok uzak sayılmazlardı, bu y&uuml;zden kısa bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş sonrası sahile vardılar. Hava son derece sıcaktı ama denizden esen r&uuml;zg&acirc;r insanı ferahlatıyordu. G&ouml;khan g&ouml;vdesini denize doğru d&ouml;nd&uuml;, g&ouml;zlerini kapattı ve derin bir nefes alarak tuzlu deniz kokusunu ciğerlerine &ccedil;ekti. &Ouml;zellikle İstanbul&rsquo;a taşındıktan sonra ne zaman hayat koşuşturmasından uzaklaşmak, ara vermek, kafasını dinlemek istese soluğu deniz kenarında alıyor; kendisini iyi hissedene kadar sahilde vakit ge&ccedil;iriyor ve dalgaların onun zihnindeki her şeyi i&ccedil;ine katıp kendisinden uzaklaştırmasına izin veriyordu. İnsanın bazen bir deniz kenarında vakit ge&ccedil;irmeye, eğer buna imk&acirc;nı yoksa da en azından başını kaldırıp g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakmaya ihtiyacı vardı. Bu iki engin mavilik insanı yatıştırıyor, ona nefes aldırıyordu.</p>
<p>G&ouml;khan g&ouml;zlerini a&ccedil;ıp Yağız&rsquo;ı aradı. Arkadaşı da hemen onun sol tarafında duruyor ve kısık g&ouml;zleriyle manzarayı izliyordu.</p>
<p>&ldquo;Kim ne derse desin bu şehri seviyorum,&rdquo; dedi Yağız. &ldquo;Ayrılık vaktimiz yine yaklaşıyor. Balıkesir&rsquo;e gidince birka&ccedil; g&uuml;n şehrin sakinliğinde kafa dinlesem de hemen sonrasında İstanbul&rsquo;u &ouml;zl&uuml;yorum, arkadaşlarımı &ouml;zl&uuml;yorum, okulu &ouml;zl&uuml;yorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bu kadar kalabalık olmasaydı ve her yerine hoyrat&ccedil;a betonlar dikilmeseydi &ccedil;ok daha g&uuml;zel bir şehir olurdu,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;&Ccedil;ok kalabalık, &ccedil;ok karışık, &ccedil;ok yorucu. Bazen buradan ka&ccedil;ıp kafa dinlemek gerekiyor, sen de yaz tatilinin tadını &ccedil;ıkar.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İki bu&ccedil;uk ay dinlenir, eyl&uuml;l&uuml;n başında soluğu yine burada alırım. Okulda son senemize başlayacağız, her g&uuml;n&uuml;n&uuml; dolu dolu ge&ccedil;irmek ve g&uuml;zel anılarımın sayısını katlamak istiyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Katlarız elbette,&rdquo; diyen G&ouml;khan onun omzunu sıktı. &ldquo;Daha &ouml;n&uuml;m&uuml;zde koca bir sene var.&rdquo;</p>
<p>İki gen&ccedil; yavaş adımlarla sahil boyunca y&uuml;r&uuml;meye başladı. Bir s&uuml;re sessizlik i&ccedil;inde ilerlediler, dalga seslerini dinlediler. G&uuml;neş batma aşamasına ge&ccedil;miş, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; renklendirmeye başlamıştı. İkisi de g&uuml;n&uuml;n bu zamanını seviyordu, &ouml;zellikle de şimdi olduğu gibi deniz kenarında olduklarında. G&uuml;n&uuml;n bu vaktinde trafik inanılmaz yoğun oluyordu, keza insan kalabalığı da ve İstanbul&rsquo;un bu yoğunluğunun i&ccedil;ine karışmaktansa deniz kıyısında huzur bulmayı tercih ediyorlardı.</p>
<p>&ldquo;Sınavlardan &ouml;nceki son huzurlu g&uuml;n&uuml;m&uuml;z,&rdquo; dedi Yağız. &ldquo;Yine boyumuzun &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;n&uuml; alacağımız bir final haftası olacak.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İki bu&ccedil;uk senede boyumun &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;n&uuml; &ccedil;ok iyi aldım,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;khan. &ldquo;1 metre 81 santimetreyim. Biraz k&ouml;t&uuml; bir espri oldu ama kusuruma bakma. Bu d&ouml;nem &ccedil;ok &ccedil;alıştım biliyorsun. Vize sonu&ccedil;larım &ccedil;ok iyiydi, inanıyorum ki finaller de &ouml;yle olacak.&rdquo;</p>
<p>Yağız g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde ufak g&ouml;zleri adeta yok oldu. &ldquo;Ben de &ccedil;alıştım ama s&ouml;z konusu bizim okul olunca her an her şey olabilir. En son boyumun &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;n&uuml; aldıklarında 1 metre 79 santimetreydim. Bakalım bu sefer ne &ccedil;ıkacak ya da boyumun &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;n&uuml; alabilecekler mi? Umuyorum ki almazlar.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Almazlar. İkimiz de &ccedil;alışıyoruz, bunu da hallederiz.&rdquo;</p>
<p>Konservatuvar okumak k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlardan beri gitar &ccedil;alan, şarkı s&ouml;yleyen, m&uuml;zikle i&ccedil; i&ccedil;e olan iki gencin de en b&uuml;y&uuml;k hayaliydi. Yetenek sınavlarını başarıyla ge&ccedil;ip konservatuvarda okumaya hak kazandıktan sonra ikisi de &ouml;ğrenmeye ve gelişmeye a&ccedil;ık bir tavır sergilemiş, m&uuml;ziğin her alanına ilgi duyarak ve okulun onlara sunduğu t&uuml;m imk&acirc;nlardan sonuna kadar faydalanarak kendisini geliştirmeye odaklanmıştı.</p>
<p>&ldquo;B&uuml;t&uuml;nlemelere kalmadan bir an &ouml;nce evime d&ouml;nmek istiyorum,&rdquo; dedi Yağız. &ldquo;Ailemi &ouml;zledim. G&ouml;r&uuml;şmeyeli epey oldu.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Haftaya kavuşursunuz umarım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Umarım kardeşim. Sen tatilde &ccedil;alışmak dışında ne yapmayı planlıyorsun?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Şarkıların &uuml;zerinde &ccedil;alışacağım. Yarım kalan &ccedil;ok proje var, onları tamamlamakla uğraşacağım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bana da g&ouml;nder. Kulaklarım kaliteli bir şeyler dinlesin.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan ilk gitarını aldığından beri kendi şarkılarını yazıp besteliyordu fakat bu zamana kadar onları ev arkadaşı, aynı zamanda en yakın arkadaşı olan Yağız&rsquo;dan başkasına dinletmemişti. Gen&ccedil; m&uuml;zisyen şarkı yazma konusunda son derece yaratıcı, &uuml;retken ve yetenekliydi fakat yaşı hen&uuml;z &ccedil;ok gen&ccedil;ti; bu y&uuml;zden şarkılarını paylaşmak i&ccedil;in acele etmiyor, onların &uuml;zerinde uzun uzun &ccedil;alışıp m&uuml;kemmel h&acirc;line gelmeleri i&ccedil;in uğraşıyordu. G&uuml;n&uuml;n birinde insanlarla sanatını paylaştığında bunun &uuml;st d&uuml;zey bir iş olduğundan emin olmak istiyordu.</p>
<p>&ldquo;Bitenleri g&ouml;nderirim elbette,&rdquo; diyen G&ouml;khan&rsquo;ın y&uuml;z&uuml;nde arkadaşının iltifatından dolayı tatlı bir g&uuml;l&uuml;mseme vardı. &ldquo;Sen de kıymetli yorumlarını yaparsın.&rdquo;</p>
<p>Yağız onun omzuna kolunu atıp arkadaşını kendisine &ccedil;ekti ve kafasını kafasına yasladı.</p>
<p>&ldquo;Bizi sevgili sanıp taşlayacaklar şimdi,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Ahlaklarını bozup T&uuml;rk aile yapısına zarar veriyoruz şu an.&rdquo;</p>
<p>Yağız i&ccedil;ten bir kahkaha attı. &ldquo;Hissediyorum geliyorlar.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan ondan uzaklaşıp ellerini ceplerine soktu. &ldquo;Finaller &ouml;ncesi lin&ccedil; edilip hastanelik olmayalım şimdi. Bu v&uuml;cutlar bize sağlam lazım.&rdquo;</p>
<p>İki kafadar kendi aralarında g&uuml;l&uuml;şerek sahilde biraz daha y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Batmakta olan g&uuml;neş, yery&uuml;z&uuml;n&uuml; altın renkli ışıklarıyla sularken g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; de kızılın her tonuna b&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;. İki yakanın arasındaki yer yer kızıl ve sarıya boyanan deniz yavaş&ccedil;a dalgalanıyor, denizin iki yakasındaki hayatsa t&uuml;m hızıyla akmaya devam ediyordu. Yollar arabadan, kaldırımlar insandan ge&ccedil;ilmiyordu ama deniz kenarında y&uuml;r&uuml;yen bu iki gen&ccedil; şehrin telaşındansa denizin sakinliğine ve g&uuml;zelliğine odaklanmayı tercih etmişti. Yağız&rsquo;ın evine d&ouml;nmesine daha zaman olsa da sınavlar başladıktan sonra bu kadar rahat bir kafayla burada y&uuml;r&uuml;yemeyeceğini bildiği i&ccedil;in bu anın tadını &ccedil;ıkarıyordu, G&ouml;khan da bunun bir s&uuml;reliğine ge&ccedil;irecekleri son anları olduğunu bildiği i&ccedil;in anı yaşıyordu. Yağız Balıkesir&rsquo;e d&ouml;n&uuml;nce G&ouml;khan evlerinde yalnız kalacaktı. G&ouml;khan&rsquo;ın &ccedil;ok arkadaşı vardı, onlar sık sık evlerine de geliyordu ama hi&ccedil; kimse en yakın arkadaşının yerini tutmuyordu ve G&ouml;khan onu &ccedil;ok &ouml;zl&uuml;yordu. Bu yaz tatili de b&ouml;yle olacaktı ama en azından bunun bu şekilde ge&ccedil;ecek son yaz tatili olması onu teselli ediyordu. İkilinin &uuml;niversiteden mezun olduktan sonra m&uuml;zik d&uuml;nyasına atılmak ve beraber profesyonel olarak m&uuml;zik yapmak gibi hayalleri vardı.</p>
<p>&ldquo;Manzara &ccedil;ok g&uuml;zel,&rdquo; diyen Yağız durdu. Cebinden telefonunu &ccedil;ıkardı. &ldquo;Bir fotoğrafımı &ccedil;eksene şurada.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan onun telefonunu aldığında Yağız da deniz kenarına ge&ccedil;ip &uuml;st&uuml;n&uuml; d&uuml;zeltti. G&ouml;khan kamerayı a&ccedil;ıp kadraja Yağız&rsquo;ı ve arkasındaki manzarayı aldı.</p>
<p>&ldquo;Nasıl g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor?&rdquo; diye sordu Yağız. &ldquo;Fotoğraflara h&acirc;kim olan sensin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Dalga ge&ccedil;mek i&ccedil;in mi fotoğraf &ccedil;ektiriyorsun oğlum?&rdquo; diye sitem etti G&ouml;khan. &ldquo;Telefonunu denize fırlatırım bak.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Fırlat da peşinden sen de nasıl denizi boyluyorsun g&ouml;r bakayım.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan ona bir el hareketi yaptı.</p>
<p>&ldquo;Terbiyesizlik yapma da nasıl g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; s&ouml;yle G&ouml;k.&rdquo;</p>
<p>Yağız, G&ouml;k&rsquo;&uuml; bastırarak s&ouml;yledi. G&ouml;khan bunu fark etse de fark etmemiş gibi davrandı.</p>
<p>&ldquo;Biraz soluna d&ouml;n&uuml;p ellerini ceplerine sokabilirsin,&rdquo; dedi G&ouml;khan. &ldquo;Aşağıdan &ccedil;ekeyim de daha uzun &ccedil;ık.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Adam gibi adam,&rdquo; dedi Yağız elini sallayarak. &ldquo;Poz vermeye başlıyorum şimdi.&rdquo;</p>
<p>Yağız birka&ccedil; poz verdi, G&ouml;khan da biraz eğilerek onu aşağıdan &ccedil;ekti. Yağız adının hakkını tam veremese de buğday tenli, koyu kestane sa&ccedil;lı ve ufak kahverengi g&ouml;zl&uuml; yakışıklı bir gen&ccedil;ti. Şimdi olduğu gibi kirli sakalları y&uuml;z&uuml;ndeyken olduğundan daha olgun g&ouml;r&uuml;nse de g&ouml;zlerindeki gen&ccedil;lere &ouml;zg&uuml; o parıltı onun toyluğunu ele veriyordu.</p>
<p>&ldquo;Nasıl &ccedil;ıktım?&rdquo; diye soran Yağız arkadaşının elinden telefonu aldı. Yağız G&ouml;khan&rsquo;ın aşağıdan &ccedil;ekme taktiğiyle ger&ccedil;ekten olduğundan daha uzun ve ince &ccedil;ıkmıştı. Aslında kısa bir gen&ccedil; değildi ama yanlış a&ccedil;ıdan &ccedil;ekildiği i&ccedil;in olduğundan 10 santimetre daha kısa &ccedil;ıktığı bir ton fotoğrafı vardı. Neyse ki G&ouml;khan onu bu şekilde hi&ccedil; harcamıyor, her zaman doğru a&ccedil;ıdan &ccedil;ekmeye &ouml;zen g&ouml;steriyordu. &ldquo;Bir fotoğraf&ccedil;ı tarafından fotoğraf makinesiyle &ccedil;ekilmesem de g&uuml;zel &ccedil;ıkmayı başarmışım. İşte insanın karizması olacak.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Karizmadan &ccedil;ok egon var sanki,&rdquo; dedi G&ouml;khan kaşlarını kaldırarak.</p>
<p>&ldquo;Ben yalnızca ger&ccedil;ekleri s&ouml;yl&uuml;yorum canım,&rdquo; dedi sırıtarak. &ldquo;Neyse, teşekk&uuml;r ederim. Fotoğrafın &uuml;zerinde biraz oynayıp bir ara paylaşırım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;O bir ara bir g&uuml;n de olabilir, on sene de.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tanıyorsun malını.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tanımaz mıyım?&rdquo;</p>
<p>İkili, kendi arasında konuşmaya devam ederek insanların arasına karıştı ve ufuk &ccedil;izgisinde kaybolan g&uuml;neş gibi insanlar arasında g&ouml;zden kayboldu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadrajdaki Dünyalar | 1. Kare: Tuz Kokan Şarkılar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadrajdakidunyalar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadrajdakidunyalar</guid>
<description><![CDATA[ Kadrajdaki Dünyalar&#039;ın 1. Bölümü | Çocukluğundan beri fotoğrafçılıkla uğraşan ve bu alanda lisans eğitimi alan Göksel&#039;in çektiği fotoğrafları paylaştığı &quot;kadrajdakidunyalar&quot; isimli bir sosyal medya hesabı vardır. Genç fotoğrafçı bir gün fotoğraf çekimi için gittiği Kadıköy&#039;de eve dönmeden önce bir kafeye oturur, bu kafede sahne alan gencin fotoğraflarını çeker ve sonrasında bir tanesini hesabında paylaşmaya karar verir. Fotoğrafı paylaştığı günün akşamında mesaj kutusuna düşen bir mesaj her şeyi değiştirmek üzeredir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c0373d74f7d.jpg" length="37448" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 18:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, düzyazı, roman, kurgu, kadrajdaki dünyalar, fotoğraf, video, müzik, fotoğrafçı, müzisyen, aşk, arkadaşlık, genç, gençlik, İstanbul, üniversite</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadrajdaki Dünyalar | 5. Kare: Dalgalarla Demlenen Anlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kd-5-kare-dalgalarla-demlenen-anlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kd-5-kare-dalgalarla-demlenen-anlar</guid>
<description><![CDATA[ Kadrajdaki Dünyalar&#039;ın 5. Bölümü | Çocukluğundan beri fotoğrafçılıkla uğraşan ve bu alanda lisans eğitimi alan Göksel&#039;in çektiği fotoğrafları paylaştığı &quot;kadrajdakidunyalar&quot; isimli bir sosyal medya hesabı vardır. Genç fotoğrafçı bir gün fotoğraf çekimi için gittiği Kadıköy&#039;de eve dönmeden önce bir kafeye oturur, bu kafede sahne alan gencin fotoğraflarını çeker ve sonrasında bir tanesini hesabında paylaşmaya karar verir. Fotoğrafı paylaştığı günün akşamında mesaj kutusuna düşen bir mesaj her şeyi değiştirmek üzeredir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e67daf18eba.jpg" length="157227" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 17:17:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>eylemoykuozdemir</dc:creator>
<media:keywords>edebiyat, düzyazı, roman, kurgu, kadrajdaki dünyalar, fotoğraf, video, müzik, fotoğrafçı, müzisyen, aşk, arkadaşlık, genç, gençlik, İstanbul, üniversite</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>K&ouml;pr&uuml; trafiği sabah ve akşam vakitleri olduğu kadar yoğun değildi. Fatih&rsquo;ten yola &ccedil;ıkan G&ouml;ksel dakikalar sonra k&ouml;pr&uuml;ye ulaşabildi. Radyodan &ccedil;alan şarkının sesi y&uuml;kselirken, G&ouml;ksel de gaza basıp arabayı hızlandırdı.</p>
<p>&ldquo;Manzaranın g&uuml;zelliğine bak,&rdquo; dedi yolcu koltuğunda oturan Ahsen camdan dışarısını işaret ederek. &ldquo;Enfes g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Kameran nerede?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;antamda,&rdquo; dedi G&ouml;ksel başıyla arka koltuğu işaret ederek. &ldquo;Ben araba kullandığım i&ccedil;in bug&uuml;nl&uuml;k fotoğraf&ccedil;ı sen oluyorsun demek.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Biraz &ouml;yle olacak,&rdquo; diyen Ahsen onun &ccedil;antasına uzanıp i&ccedil;indeki fotoğraf makinesini &ccedil;ıkardı. &ldquo;Hatıralar biriktirmeye şimdiden başlayalım.&rdquo;</p>
<p>Ahsen makineyle uğraşırken, G&ouml;ksel de g&uuml;l&uuml;mseyerek arabayı s&uuml;rmeye devam etti. Gen&ccedil; kadının siyah maskara s&uuml;rerek &ouml;ne &ccedil;ıkardığı mavi g&ouml;zleri p&uuml;r dikkat yola odaklanmıştı.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ekiyorum bak,&rdquo; dedi Ahsen.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ek,&rdquo; dedi G&ouml;ksel e harfini biraz uzatarak. &ldquo;Neyi istiyorsan onu &ccedil;ek, tabii &ccedil;ok abartma; kameranın da bir hafızası var.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;T&uuml;m hafızanı dolduracağım, g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n sen.&rdquo;</p>
<p>İki arkadaş g&uuml;l&uuml;şt&uuml;ler.</p>
<p>Ahsen, masmavi g&ouml;k ve denizle i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;en Anadolu Yakası&rsquo;nı kadraja alıp bu g&ouml;rkemli manzaranın bir fotoğrafını &ccedil;ekti. Makineyi elinden bırakmadan k&ouml;pr&uuml;ye d&ouml;nd&uuml; ve &ouml;nlerinde uzanıp giden k&ouml;pr&uuml;n&uuml;n de bir fotoğrafını &ccedil;ekti.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel oldular,&rdquo; dedi heyecanlı bir sesle. &ldquo;Bunları bana at.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Atarım tabii.&rdquo;</p>
<p>Ahsen fotoğraf &ccedil;ekme işinden sonra video &ccedil;ekmeye karar verdi ve G&ouml;ksel&rsquo;in ona &ouml;ğrettiği şekilde video kaydını başlattı. Ahsen manzarayı &ccedil;ekerken G&ouml;ksel ona kısa bir bakış attı. Dostunun video &ccedil;ektiğinden haberi yoktu. Onun fotoğraf &ccedil;ektiğini d&uuml;ş&uuml;nerek bakışlarını tekrardan yola odakladı.</p>
<p>Ahsen on saniye kadar manzarayı &ccedil;ektikten sonra kadrajı ilerledikleri yola &ccedil;evirdi. Boğazi&ccedil;i K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;n&uuml;n dev ayaklarından birini &ccedil;ekip kadrajı yavaş&ccedil;a &ouml;nlerindeki yola indirdi, birka&ccedil; saniye boyunca da yolu &ccedil;ektikten sonra kamerayı G&ouml;ksel&rsquo;e &ccedil;evirdi.</p>
<p>&ldquo;Bug&uuml;nk&uuml; istikametimiz neresi G&ouml;k Hanım?&rdquo; diye sordu Ahsen. &ldquo;Bizi nereye g&ouml;t&uuml;r&uuml;yorsunuz?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Video mu &ccedil;ekiyorsun?&rdquo; dedi G&ouml;ksel şaşırarak. G&uuml;ld&uuml;. &ldquo;Seni ka&ccedil;ırıyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Beni ka&ccedil;ırmana gerek yok ki. Ben seninle her yere gelirim.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel ona şirin bir ifadeyle bakıp &ouml;p&uuml;c&uuml;k attı. &ldquo;Yerim seni. Bug&uuml;nk&uuml; durağımız Kadık&ouml;y olacak, kız kıza bir cumartesi akşamı ge&ccedil;ireceğiz. Şevval ve Sinem de gelecek, onlarla karşıda buluşacağız.&rdquo;</p>
<p>Ahsen kamerayı kendisine &ccedil;evirdi. &ldquo;G&ouml;ksel Hanım zengin olduğu i&ccedil;in biz onun arabasıyla gidiyoruz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Peki bundan benim neden haberim yok?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bu ekonomide araba sahibi olmak ve onun deposunu doldurup kullanmak zenginlik g&ouml;stergesi sayılıyor canım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Araba ve yakıt fiyatlarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce haklısın.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Her neyse, tatsız şeylerden konuşmayalım,&rdquo; dedi Ahsen. Makineyi yeniden G&ouml;ksel&rsquo;e &ccedil;evirdi. &ldquo;Bug&uuml;nk&uuml; planımızdan bahsetmek ister misin G&ouml;k?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bahsedeyim,&rdquo; diyen G&ouml;ksel arabayı biraz yavaşlattı. &ldquo;Şevval ve Sinem&rsquo;le Kadık&ouml;y&rsquo;de buluşup biraz deniz havası almayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz, belki biraz &ccedil;arşıda gezip bir şeyler bakarız; akşam olunca bir mek&acirc;na girip bir şeyler i&ccedil;eceğiz, m&uuml;zik dinleyeceğiz, eğleneceğiz. Nereye gideceğimize tam olarak karar vermedik ama Kadık&ouml;y&rsquo;de buluruz bir yer.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;G&uuml;zel bir g&uuml;n olacak.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kesinlikle &ouml;yle olacak.&rdquo;</p>
<p>Ahsen kaydı bitirdi. &ldquo;Bug&uuml;nden g&uuml;zel bir anı olarak kalır. Bunu da bana atman gerektiğini s&ouml;ylememe gerek yok herh&acirc;lde?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Elbette yok.&rdquo;</p>
<p>İkili dakikalar sonra &Uuml;sk&uuml;dar&rsquo;a vardı. K&ouml;pr&uuml; &ccedil;ıkışında biraz yoğunluk olsa da &ccedil;ok zaman kaybetmeden Kadık&ouml;y&rsquo;e doğru devam ettiler. G&ouml;ksel &uuml;&ccedil; hafta sonra, Ahsen&rsquo;se neredeyse iki ay sonra ilk defa Anadolu Yakası&rsquo;na geliyordu.</p>
<p>&ldquo;Anadolu&rsquo;yu &ouml;zlemişim,&rdquo; dedi Ahsen camdan dışarı bakarken. &ldquo;Kızlarla buluşalım da biraz &ccedil;arşıda gezelim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Olur,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Biraz dolaşırız.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sorsan İstanbul&rsquo;da yaşıyoruz ama oturduğumuz semtin dışına nadiren &ccedil;ıkabiliyoruz. Hayatım okulla ev arasında ge&ccedil;iyor, kalan zamanlarda da gezeyim desem ya zamanım ya da param olmuyor. Kadık&ouml;y&rsquo;e gelmeyeli iki ay oldu, istediğim gibi gezmeyeli ise daha da uzun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Arabanız yok ama olsa da trafik y&uuml;z&uuml;nden insan bir yere gitmeye &ccedil;ekiniyor, toplu taşımaya bineyim desen &ccedil;ok kalabalık, ne olduğu belirsiz bir s&uuml;r&uuml; tip de cabası ve o hengamede saatlerini yolda ge&ccedil;irmen gerekiyor. &Ouml;ğrencisin, okuldan kalan zamanını da h&acirc;liyle yollarda ge&ccedil;irmek istemiyor, evinin ya da okulunun yakınındaki yerlere gidiyorsun. Artık yaz tatilindeyiz, vakit ve nakit bulduk&ccedil;a şehrin farklı noktalarına gidip gezeriz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Durum daha iyi &ouml;zetlenemezdi, ağzına sağlık. A&ccedil;ılışı bug&uuml;n Kadık&ouml;y&rsquo;le yapıyoruz, sonraki g&uuml;nler i&ccedil;in de planlar yaparız. Bu son yaz tatilimiz, tadını &ccedil;ıkarmak istiyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben de &ouml;yle.&rdquo;</p>
<p>Kadık&ouml;y&rsquo;e vardıklarında saat &ouml;ğleden sonra 4&rsquo;&uuml; ge&ccedil;iyordu. Şevval&rsquo;le Sinem&rsquo;i bekledikleri yerden alıp Kadık&ouml;y&rsquo;&uuml;n merkezine doğru devam ettiler.</p>
<p>&ldquo;Beklediğimden erken geldiniz,&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Cumartesi trafiğinde sizi epey bekleyeceğimizi Sinem&rsquo;e s&ouml;ylemiştim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yoğunluk hen&uuml;z artmadı,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Bundan sonra sıkıntılı saatler başlıyor. Neyse ki biz bir araya geldik ve artık trafikle &ccedil;ok da işimiz yok. Kadık&ouml;y merkeze gidip biraz dolaşalım diyoruz, ne dersiniz?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bana uyar,&rdquo; dedi Şevval.</p>
<p>&ldquo;Bana da uyar,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;Kız kıza biraz &ccedil;arşı gezelim. Uygun fiyatlı g&uuml;zel bir şeyler bulursam alırım belki. Malum yaz geldi, insan cıvıl cıvıl giyinip s&uuml;slenmek istiyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Mağazaları gezeriz,&rdquo; dedi Ahsen ona bakarak. &ldquo;Akşam 7&rsquo;ye kadar vaktimiz var, ondan sonra oturmak i&ccedil;in bir mek&acirc;na gideriz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Nereye gideceğiz harbiden?&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Birka&ccedil; yer konuştuk ama bir karara varmadık.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Benim dediğim yer fena değildi ama fiyatları biraz tuzlu olmakla beraber i&ccedil;inde takılan garip tipler var,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Mek&acirc;n alkoll&uuml; olunca gayet olağan bir durum. Kadık&ouml;y&rsquo;&uuml; biliyorsunuz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Alkoll&uuml; bir yere gitmeyelim,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;İ&ccedil;ip i&ccedil;ip kı&ccedil;ı başı dağıtıyorlar, sonra bizim başımızı ağrıtmasınlar. Efendi gibi gidip soğuk meşrubatlarımızı i&ccedil;elim, sohbet edelim; m&uuml;zik dinleyelim, eğlenelim.&rdquo;</p>
<p>Ahsen &ouml;n&uuml;ne d&ouml;n&uuml;p yanında oturan G&ouml;ksel&rsquo;e baktı. &ldquo;Senin ge&ccedil;en ay gittiğin kafe nasıldı?&rdquo; diye sordu. &ldquo;G&uuml;zel yere benziyordu.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel ona kaşlarını kaldırarak baktı.</p>
<p>&ldquo;Şu meşhur olan fotoğrafı &ccedil;ektiğin kafe mi?&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;Neydi adı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Par&ccedil;a Kafe*,&rdquo; diye yanıtladı G&ouml;ksel. &ldquo;İ&ccedil;eride &ccedil;ok oturmadım ama g&uuml;zel bir yere benziyordu.&rdquo;</p>
<p>[*<em>Bahsi ge&ccedil;en kafenin ismi tamamen kurmaca olup o civarda bu isimde herhangi bir işletme bulunmamaktadır. (Yazar notu)]</em></p>
<p>&ldquo;Alkoll&uuml; m&uuml;?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayır, m&uuml;şterilerden hi&ccedil;birinin alkol i&ccedil;tiğini g&ouml;rmedim. Daha &ccedil;ok gen&ccedil;lerin gittiği, uygun fiyatlı, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir işletmeydi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Canlı m&uuml;ziği nasıl?&rdquo; diye sordu Ahsen. &ldquo;Sahne alan gencin performansını sevdin mi?&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel ona cevap vermeden &ouml;nce sola d&ouml;n&uuml;p hızını biraz yavaşlattı. Gidecekleri yere varmalarına &ccedil;ok az kalmıştı ve artık yavaştan park yeri aramaya başlayabilirdi.</p>
<p>&ldquo;Beğendim,&rdquo; dedi o g&uuml;n&uuml; hatırlayarak. &ldquo;G&uuml;zel bir sesi vardı, gitarı da &ccedil;ok iyi &ccedil;alıyordu.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Oraya gidelim mi?&rdquo;</p>
<p>Ahsen&rsquo;in bu ani sorusuyla G&ouml;ksel neye uğradığını şaşırdı. Hızını daha da yavaşlatırken yan koltukta oturan arkadaşına biraz b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş g&ouml;zleriyle baktı.</p>
<p>&ldquo;Siz ne dersiniz kızlar?&rdquo; diyen Ahsen arka koltuktakilere d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Alkols&uuml;z, uygun fiyatlı, gen&ccedil;lerin takıldığı ve canlı m&uuml;ziği g&uuml;zel olan bir mek&acirc;n. T&uuml;m kriterlerimize uyuyor bence.&rdquo;</p>
<p>Sinem&rsquo;le Şevval kendi arasında bakıştı.</p>
<p>&ldquo;Bana uyar,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;Kulağa makul geliyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bana da uyar,&rdquo; dedi Şevval omuz silkerek. &ldquo;Kız gecesi i&ccedil;in g&uuml;zel bir mek&acirc;na benziyor.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel konuşulanları dehşet i&ccedil;inde dinliyordu. Par&ccedil;a Kafe&rsquo;ye mi gidiyorlardı yani? G&ouml;khan&rsquo;ın sahne aldığı kafeye ve tam da onun sahne aldığı cumartesi g&uuml;n&uuml;nde? Gen&ccedil; kadın buna hi&ccedil; hazır değildi.</p>
<p>&ldquo;Sen ne dersin G&ouml;k?&rdquo; dedi Ahsen arkadaşına bakarak. &ldquo;Gidelim mi?&rdquo;</p>
<p><em>Ben her cumartesi orada &ccedil;ıkıyorum, sınavlarım sebebiyle &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki iki hafta &ccedil;ıkamayabilirim ama sonrasında yolunuz yine d&uuml;şerse beklerim. Fotoğraf&ccedil;ı olduğunuzu s&ouml;ylemeniz sizi hatırlamam i&ccedil;in yeterli.</em></p>
<p>G&ouml;khan&rsquo;ın bu mesajını hatırladı. Gen&ccedil; adamın tamamen kibarlık yaptığını, yolunun bir daha oraya d&uuml;ş&uuml;p d&uuml;şmeyeceğiyle ilgilenmediğini biliyordu ve kendisi de yolunun bir daha oraya d&uuml;şeceğini zannetmiyordu. Şimdiyse &uuml;&ccedil; arkadaşı birden oraya gitmeye onay vermişti ve G&ouml;ksel&rsquo;e de fikrini sorup konuyu kesinleştirmek &uuml;zereydiler. &Uuml;&ccedil;&uuml; birden bunu kabul etmişken G&ouml;ksel&rsquo;in reddetmesi pek m&uuml;mk&uuml;n değildi, hem bunu reddetmek i&ccedil;in bir nedeni de yoktu ve o da arkadaşlarına uydu.</p>
<p>&ldquo;Gidelim,&rdquo; diye cevapladı. Kendi gerginliğini azaltmak, ortamı da neşelendirmek i&ccedil;in eğlenceli bir şey s&ouml;yleme ihtiyacı hissetti: &ldquo;Şanslısınız ki yolu biliyorum.&rdquo;</p>
<p>Arabanın i&ccedil;inden g&uuml;l&uuml;ş sesleri y&uuml;kseldiğinde G&ouml;ksel de tebess&uuml;m etti.</p>
<p>&ldquo;Sen haftalar sonra bile hesabıma girip stalk yaptın,&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &ldquo;Ben de haftalar sonra sahne aldığın kafeye geliyorum. Yine.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel arabayı caddenin altındaki bir ara sokağa park ettikten sonra arkadaş grubu ara&ccedil;tan inip caddeye y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Kadık&ouml;y&rsquo;&uuml;n merkezi yerlerinden birindeydiler, kız kıza mağaza gezmeye başladılar. Yaz sezonunun a&ccedil;ılmasıyla beraber kıyafetlere, ayakkabılara, aksesuarlara ve takılara renk gelmiş, mağazalar şenlenmişti ama fiyatlar cep yaktığı i&ccedil;in bir şey alamayacaklarını, sadece bakmakla yetineceklerini daha gezinin başında anladılar.</p>
<p>Yol &uuml;st&uuml;nde karşılarına &ccedil;ıkan bir mağazanın kapısının &ouml;n&uuml;nde rengarenk şapkaların olduğu bir reyon vardı. Hepsi beğendiği birer şapkayı başına takıp birbirlerine baktı.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok yakıştı G&ouml;k,&rdquo; dedi Ahsen, G&ouml;ksel&rsquo;in başındaki &ouml;n&uuml;nde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir beyaz papatya olan sarı şapkaya bakarken. &ldquo;Sarı kesinlikle senin rengin. Alsana bunu.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Ama kim bilir ne kadardır? Gelin şu aynada bir hatıra fotoğrafı &ccedil;ekelim, fiyatını sonra sorarız.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel &ccedil;antasından kamerasını &ccedil;ıkardı. Reyonun &uuml;st&uuml;ndeki aynanın karşısına ge&ccedil;en d&ouml;rtl&uuml; kısa bir &uuml;st baş d&uuml;zeltmesinden sonra poz verdi ve G&ouml;ksel deklanş&ouml;re basarak fotoğraf &ccedil;ekti. &Uuml;&ccedil; &ccedil;ift meraklı g&ouml;z hemen kendisine d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Tamam yahu g&ouml;steriyorum fotoğrafı,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Aslanın antilobu yemesini ve sıranın kendisine gelmesini bekleyen sırtlanlar gibi bakıyorsunuz.&rdquo;</p>
<p>Diğerleri onun bu c&uuml;mlesine g&uuml;lerken G&ouml;ksel de &ccedil;ektiği fotoğrafı a&ccedil;ıp arkadaşlarına g&ouml;sterdi. Hepsinden fotoğrafı beğendiklerini belli eden nidalar y&uuml;kseldi.</p>
<p>&ldquo;Fotoğrafı biraz d&uuml;zenleyip hepinize g&ouml;nderirim. Siz s&ouml;ylemeden ben s&ouml;yleyeyim.&rdquo;</p>
<p>Mağazanın i&ccedil;ine girip şapkaların fiyatını sorduklarında tanesinin 30 lira olduğunu &ouml;ğrendiler.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok uygun,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Hemen al. Ger&ccedil;ekten aşırı yakıştı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;yle mi dersin?&rdquo; dedi G&ouml;ksel.</p>
<p>&ldquo;Evet. Kızlar sizce de &ccedil;ok yakışmadı mı?&rdquo;</p>
<p>Diğerleri de yakıştığını s&ouml;yleyince G&ouml;ksel şapkayı satın aldı.</p>
<p>&ldquo;Senin y&uuml;z&uuml;nden 30 liram gitti,&rdquo; dedi şakayla karışık. &ldquo;İkna yeteneğin beni korkutuyor.&rdquo;</p>
<p>Ahsen sırıtarak, &ldquo;&Ouml;zel g&uuml;c&uuml;m,&rdquo; dedi. &ldquo;G&uuml;le g&uuml;le kullan bebeğim. Bu yaz vazge&ccedil;ilmez aksesuarlarından biri olacak, g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;G&ouml;relim bakalım ve teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>D&ouml;rtl&uuml; bir saat kadar mağazalarda gezdi. Sinem birka&ccedil; par&ccedil;a kıyafet denese de hi&ccedil;birinin &uuml;zerindeki duruşunu beğenmedi ve mağazalardan eli boş ayrıldı.</p>
<p>&ldquo;Biraz sahile inelim mi?&rdquo; diye bir &ouml;neride bulundu Şevval. &ldquo;Dondurma yiyip y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yaparız.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;G&uuml;zel fikir,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Saat daha erken zaten. Biraz sahilde takıldıktan sonra kafeye ge&ccedil;eriz. Siz ne dersiniz kızlar?&rdquo;</p>
<p>Ahsen ve Sinem de planı sevince karar verildi. Kısa bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;n ardından G&ouml;ksel&rsquo;in arabasına ulaştılar. G&ouml;ksel biraz haritadan bakarak biraz da doğa&ccedil;lama takılarak trafiğin i&ccedil;ine &ccedil;ok girmeden ara sokaklardan kısa s&uuml;rede sahile ulaştı. Cumartesi g&uuml;n&uuml; kalabalığı sahilde daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;l&uuml;yordu. Temmuz ve ağustos sıcakları bastırmadan &ouml;nce yazın tadını &ccedil;ıkarmak isteyen bir s&uuml;r&uuml; kişi sahile akın etmişti. Bu kalabalıkta park yeri bulması biraz uzun s&uuml;rse de nihayetinde bir k&ouml;şeye aracını park etmeyi başardı.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok ters girdim ama kısa s&uuml;re duracağımıza g&uuml;veniyorum,&rdquo; dedi kontağı kapatırken. &ldquo;Umarım sıkıntı &ccedil;ıkmaz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bir şey olmaz,&rdquo; diyen Ahsen emniyet kemerini &ccedil;ıkardı. &ldquo;Millet nasıl park ediyor da bir sorun &ccedil;ıkmıyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bende millette olan şanstan pek yoktur ama her neyse. Hadi gidelim.&rdquo;</p>
<p>Ara&ccedil;tan inen kız grubu sahile doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı. Moda&rsquo;daydılar ve hepsi burayı &ccedil;ok severdi. &Ouml;zellikle bunun gibi sıcak yaz akşamlarında tanıdıklarıyla burada zaman ge&ccedil;irmekten, y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapmaktan, sohbet etmekten hoşlanıyorlardı.</p>
<p>&ldquo;Sahile inmeden şuradan dondurmaları alalım,&rdquo; dedi Ahsen arkalarında kalan bir yeri g&ouml;stererek. &ldquo;Dondurmaları g&uuml;zel oluyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kesin sıra var,&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Benimki de laf işte. Bu şehirde nerede sıra yok ki? Gidip biraz da orada bekleyelim.&rdquo;</p>
<p>Gen&ccedil;ler g&uuml;l&uuml;şerek Ahsen&rsquo;in s&ouml;ylediği dondurmacıya gitti. Dondurmacıda ger&ccedil;ekten de sıra vardı ama korktukları kadar da değildi. Sıranın en arkasına ge&ccedil;ip beklemeye başladılar.</p>
<p>&ldquo;Saat ka&ccedil; oldu?&rdquo; diye sordu Ahsen.</p>
<p>G&ouml;ksel cep telefonunun ekranını a&ccedil;tı. &ldquo;18.24 olmuş,&rdquo; dedi. &ldquo;Yedi gibi kafeye ge&ccedil;eriz diyorduk ama artık m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Canlı m&uuml;ziğin ka&ccedil;ta başladığını biliyor musun?&rdquo; dedi Sinem.</p>
<p>&ldquo;Hi&ccedil;bir fikrim yok. Ben gittiğimde saat sekiz bu&ccedil;uk sularıydı ve gen&ccedil; &ccedil;oktan sahnedeydi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İyi o zaman,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Daha vakit var. Ben zaten yediden sonra ge&ccedil;eriz anlamında demiştim. Canlı m&uuml;zik o kadar erken başlamaz. En erken sekiz gibi başlar.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Doğru,&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Millet akşam gezmesine geliyor sonu&ccedil;ta, yedide hava bile kararmıyor. En ge&ccedil; bir bu&ccedil;uk saate gideriz, o zaman yavaştan başlamış olur.&rdquo;</p>
<p>Vaktin iyice yaklaştığını fark eden G&ouml;ksel gerildi. G&ouml;khan onun ne adını ne y&uuml;z&uuml;n&uuml; ne de sesini biliyordu, onu tanıması m&uuml;mk&uuml;n bile değildi ama kendisinin onu tanıyor olması tek başına gen&ccedil; kadını germeye yetiyordu. İkisi de birbiri i&ccedil;in yabancıdan fazlası değildi, tek fark G&ouml;ksel G&ouml;khan hakkında biraz da olsa bilgiye sahipti.</p>
<p><em>Fotoğraf&ccedil;ı olduğunuzu s&ouml;ylemeniz sizi hatırlamam i&ccedil;in yeterli.</em></p>
<p>Elbette bunu yapmayacaktı. Arkadaşlarıyla beraber bir masaya ge&ccedil;ip oturacak, eğlenmesine bakacak ve G&ouml;khan&rsquo;ın fotoğrafını &ccedil;eken fotoğraf&ccedil;ı olduğuna dair en ufak işaret bile g&ouml;stermeyecekti.</p>
<p>Sıra kendilerine gelince dondurmalarını alan grup sakin adımlarla sahile doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı. Denizden esen r&uuml;zg&acirc;r, sa&ccedil;larını u&ccedil;uştururken deniz kokusunu da ciğerlerine dolduruyordu. Sessizliklerini bozmayan kızlar manzarayı izlemeyi tercih etti. Final haftası hepsi i&ccedil;in son derece yorucu ge&ccedil;mişti ve şimdi deniz kenarındayken biraz huzur bulmak istiyorlardı.</p>
<p>G&ouml;ksel kamerasını &ccedil;ıkarıp denizin fotoğrafını &ccedil;ekti, ardından sahili kadrajına alıp orayı da &ccedil;ekti. Ahsen onun sol elindeki dondurmayı alırken gen&ccedil; fotoğraf&ccedil;ı şaşırarak ona baktı.</p>
<p>&ldquo;Fotoğraf &ccedil;ekiyormuşsun gibi poz ver hadi,&rdquo; dedi Ahsen telefonunu ona doğrultarak. &ldquo;Ben de seni &ccedil;ekeyim.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel kamerayı yeniden y&uuml;z&uuml;ne yaklaştırıp sol g&ouml;z&uuml;n&uuml; kapattı. Ahsen onu bu şekilde &ccedil;ekerken G&ouml;ksel de Ahsen&rsquo;i &ccedil;ekti.</p>
<p>&ldquo;Muhteşem bir fotoğraf oldu,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel &ccedil;ıktın.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Işık g&uuml;zel &ccedil;&uuml;nk&uuml;,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Atarsın bana.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sen de &ccedil;ok g&uuml;zelsin bebeğim ve elbette atarım.&rdquo;</p>
<p>Bu ani iltifat karşısında G&ouml;ksel utanarak teşekk&uuml;r etti.</p>
<p>&ldquo;Birinden de d&ouml;rd&uuml;m&uuml;z&uuml; &ccedil;ekmesini isteyelim,&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Bug&uuml;nden bir hatıra kalsın.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sahile ulaşınca rica ederiz,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Şevval&rsquo;in de dediği gibi hatıra kalır.&rdquo;</p>
<p>D&ouml;rtl&uuml; arkadaş grubu Moda Sahili&rsquo;nde uzun dakikalar ge&ccedil;irdi. Biraz y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yaptıktan sonra &ccedil;imlerin &uuml;st&uuml;ne oturdular, sohbet edip bolca g&uuml;ld&uuml;ler, bir s&uuml;r&uuml; fotoğraf &ccedil;ekildiler. Bir saat on beş dakika kadar sahilde vakit ge&ccedil;irdikten sonra kafeye ge&ccedil;mek i&ccedil;in ayaklandılar. Saat 19.52&rsquo;yi g&ouml;steriyordu, trafiğin durumunu da hesaba katarlarsa Kadık&ouml;y&rsquo;&uuml;n i&ccedil;inde kalan kafeye varmaları biraz zaman alacaktı.</p>
<p>Şof&ouml;r koltuğuna oturan G&ouml;ksel kafenin tam konumunu g&ouml;rmek i&ccedil;in navigasyonu a&ccedil;tı. Ge&ccedil;en sefer kafeye yaya olarak gittiği i&ccedil;in ara&ccedil;la nasıl bir rota izleyeceğini g&ouml;rmek i&ccedil;in navigasyondan destek alması şarttı. Bulundukları konumdan kafenin konumuna bir yol tarifi &ccedil;ıkarıp gaza bastı.</p>
<p>&ldquo;Caddenin bir arka sokağındaymış,&rdquo; dedi Ahsen ekrana bakarken. &ldquo;Merkezde ama biraz ara sokakta kalıyor. Sen nereden buldun burayı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Cadde aşırı kalabalık olduğu i&ccedil;in bu sokaktan y&uuml;r&uuml;rken karşıma &ccedil;ıktı,&rdquo; dedi G&ouml;ksel o g&uuml;n&uuml; hatırlayarak. &ldquo;Yorulmuş ve susamıştım, canlı m&uuml;zik de olduğunu g&ouml;r&uuml;nce girip oturdum. Tamamen tesad&uuml;f eseri yani.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tesad&uuml;f eseri karşına &ccedil;ıkan kafede &ccedil;ektiğin fotoğraf bin 600 k&uuml;sur beğeni alıp sana onlarca takip&ccedil;i kazandırdı. Bazı tesad&uuml;fler ger&ccedil;ekten &ccedil;ok hoş olabiliyor, bu da onlardan bir tanesi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kimin aklına gelirdi, &ouml;yle değil mi? D&uuml;nya ilgin&ccedil; bir yer.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kesinlikle &ouml;yle.&rdquo;</p>
<p>Radyoyu a&ccedil;an G&ouml;ksel m&uuml;zik dinlediği uygulamaya girdi. Hem şehrin hem de batmakta olan g&uuml;neşin ışıklarından ilham alarak &ccedil;ok sevdiği bir şarkıcının &ccedil;ok sevdiği bir şarkısını a&ccedil;tı.</p>
<p><em>The Weeknd, Blinding Lights</em></p>
<p>Arabanın i&ccedil;i bir anda hareketlenirken herkes oturduğu yerden dans etmeye başladı. Hi&ccedil;birinin g&uuml;zel bir sesi olmasa da hep bir ağızdan şarkıya eşlik etmelerinin yaydığı enerji g&uuml;zeldi. &Ouml;n koltukta oturan Ahsen sahnede binlerce kişinin &ouml;n&uuml;nde konser veriyormuş gibi bir tavırla şarkıyı s&ouml;ylerken arka koltuktaki Şevval ve Sinem de onun arka vokalleriymiş gibi dans ederek ona eşlik ediyordu. Şof&ouml;r koltuğunda oturan G&ouml;ksel&rsquo;se arabayı kullandığı i&ccedil;in yavaş&ccedil;a yerinde sallanıyor ve parmaklarıyla direksiyonda ritim tutuyordu.</p>
<p>Yol boyunca aynı enerjiyle şarkı s&ouml;yleyip dans eden grup trafiğe rağmen hi&ccedil; sıkılmadan en nihayetinde kafenin olduğu yere vardı. G&ouml;ksel arabayı kafenin olduğu sokağın başına park etmeden &ouml;nce ara&ccedil;takiler indi. Gen&ccedil; yaşına rağmen iyi bir s&uuml;r&uuml;c&uuml; olan G&ouml;ksel arabayı biraz k&uuml;&ccedil;&uuml;k olan duvar kenarındaki boş yere başarıyla park etti. Gen&ccedil; kadın kontağı kapatırken bakışlarını hemen ilerideki Par&ccedil;a Kafe&rsquo;ye dikti. Kafenin kapısı i&ccedil;erisi gibi sarı ışıklarla aydınlatılıyordu, &ldquo;canlı m&uuml;zik&rdquo; tabelası yine yanıp s&ouml;n&uuml;yordu. Her şey haftalar &ouml;nce olduğu gibiydi.</p>
<p>Kontağı kapattı, &ccedil;antasına uzandı ve derin bir nefes alarak arabadan indi.</p>
<p>&ldquo;Hadi gidelim,&rdquo; diyen Ahsen onun koluna girdi. &ldquo;Umarım yer kalmıştır. &Ccedil;ok kalabalık bir yer mi?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayır, ge&ccedil;en sefer de boş yerler vardı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İyi o zaman.&rdquo;</p>
<p>Ahsen ve G&ouml;ksel &ouml;nde kol kola y&uuml;r&uuml;rken Şevval&rsquo;le Sinem de hemen arkalarından ilerledi. D&ouml;rtl&uuml; arkadaş grubu kafenin kapısından i&ccedil;eri girdi. Sarı ışıklarla aydınlatılan kafenin i&ccedil;i kalabalıktı, &ccedil;oğunluğu gen&ccedil;lerden oluşan m&uuml;şteriler masalara dağılmıştı. Diğer kızlar boş masa bakınırken G&ouml;ksel&rsquo;in bakışları ilk olarak sahneye odaklandı.</p>
<p>Sahne boştu.</p>
<p>Y&uuml;ksek bar taburesiyle mikrofon ayağı sahnede &ouml;ylece duruyordu. G&ouml;khan&rsquo;a dair hi&ccedil;bir iz yoktu. Ne sahnenin &uuml;st&uuml;nde ne de &ccedil;evresinde burada sahne alan gence ait gitar, su şişesi, şarkı s&ouml;zlerine ya da notalarına bakabileceği k&acirc;ğıtlar gibi şeyler vardı.</p>
<p>&ldquo;Şu k&ouml;şeye ge&ccedil;elim mi?&rdquo;</p>
<p>Ahsen&rsquo;in sorusuyla dikkatini sahneden aldı. Arkadaşı ona hemen &ccedil;aprazlarında yer alan duvar kenarındaki bir masayı işaret ediyordu.</p>
<p>&ldquo;Olur,&rdquo; diyen G&ouml;ksel kafenin i&ccedil;ine baktı. Sahneye yakın olan t&uuml;m masalar doluydu, boş olan birka&ccedil; masa da bunun gibi arka taraflarda kalanlardı. &ldquo;&Ccedil;ok da bir alternatifimiz yok.&rdquo;</p>
<p>Grup masaya ilerledi. G&ouml;ksel sahneyi g&ouml;ren tarafta duvar kenarına, Ahsen onun yanına; Şevval G&ouml;ksel&rsquo;in karşısına ve Sinem de Ahsen&rsquo;in karşısına oturdu.</p>
<p>&ldquo;Ambiyansı &ccedil;ok hoş,&rdquo; dedi Şevval kafeyi incelerken. &ldquo;Renk tercihleri &ccedil;ok iyi olmuş.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben de sevdim,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Sıcak bir havası var. Canlı m&uuml;ziğini de beğenirsek arada gelip oturabileceğimiz yeni bir yer keşfettik demektir.&rdquo;</p>
<p>Bir garson masalarına geldiğinde G&ouml;ksel onun ge&ccedil;en sefer siparişini alan garson olduğunu hatırladı. Garson da G&ouml;ksel&rsquo;i hatırlamış gibi bir ifadeyle gen&ccedil; kadına baktı. G&ouml;ksel&rsquo;in toplumda az rastlanan dalgalı sarı sa&ccedil;larıyla mavi g&ouml;zleri hatırlanması konusunda &ouml;nemli bir role sahipti.</p>
<p>&ldquo;Hoş geldiniz,&rdquo; diyen garson elindeki iki men&uuml;y&uuml; masaya bıraktı.</p>
<p>&ldquo;Hoş bulduk,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Canlı m&uuml;zik ne zaman başlayacak acaba ya da bug&uuml;n var mı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sekizde başlıyor aslında ama bug&uuml;n m&uuml;zisyen arkadaş biraz gecikti, az sonra burada olur.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel boğazını temizleyip men&uuml;lerden birini aldı ve incelemeye başladı. Ge&ccedil;en sefer i&ccedil;tiği Churchill&rsquo;in tadını beğenmiş olsa da bug&uuml;n farklı bir şeyler denemek istiyordu. Kafenin men&uuml;s&uuml; hem i&ccedil;ecek hem yiyecek hem de tatlı bakımından son derece zengindi. Yemeği evde yiyip &ccedil;ıksa da karnının biraz acıktığını hisseden gen&ccedil; kadın tatlı listesine g&ouml;z gezdirirken, Ahsen de başını uzatıp men&uuml;ye baktı.</p>
<p>&ldquo;Ben biraz acıktım,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Tatlı mı yesek?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Aynısını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum,&rdquo; diyen G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Hem kafalarımız hem de midelerimiz aynı &ccedil;alışıyor bizim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bu y&uuml;zden en yakın arkadaşız bebeğim,&rdquo; deyip onun yanağını &ouml;pt&uuml;. &ldquo;Ne yiyelim? Ağır bir şey olmasın, bu sıcakta hi&ccedil; gitmez.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Aslında ıslak keki g&ouml;z&uuml;me kestirmiştim. &Ccedil;ok severim bilirsin. Siz ne alacaksınız kızlar?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Se&ccedil;enek &ccedil;ok,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;Karar vermek de epey zor.&rdquo;</p>
<p>Kısa bir konuşmadan sonra siparişlerine karar verdiler. Hepsi tatlı olarak ıslak kekte fikir birliğine varırken, i&ccedil;ecek olarak Sinem&rsquo;le G&ouml;ksel limonatada, Ahsen&rsquo;le Şevval de soğuk kahvede karar kıldılar ve siparişlerini verdiler.</p>
<p>&ldquo;M&uuml;şterilerin neredeyse hepsi gen&ccedil;ler cidden,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;Tam &ouml;ğrenci mek&acirc;nı. Fiyatları da diğer kafelere g&ouml;re bir tık uygun.&rdquo; G&ouml;ksel&rsquo;e baktı. &ldquo;G&uuml;zel bir yer keşfetmişsin G&ouml;k.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;yle oldu,&rdquo; diye cevap verdi G&ouml;ksel. &ldquo;Umarım tatlılarla i&ccedil;ecekler de g&uuml;zel gelir.&rdquo;</p>
<p>Kafenin kapısından i&ccedil;eri giren G&ouml;khan biraz hızlı y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in nefesi hızlanmıştı. Kafenin i&ccedil;ine ş&ouml;yle bir bakıp sahneye doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı. İ&ccedil;erisi son derece kalabalıktı ve bu kalabalığı g&ouml;rmek onu mutlu etmişti.</p>
<p>Masalarının yanından ge&ccedil;en gence yan g&ouml;zle bakan G&ouml;ksel onun sırtındaki gitar &ccedil;antasını fark ettiğinde başını ona doğru &ccedil;evirdi. Oturduğu yerden gencin sadece sol profilini g&ouml;rebilse de bu gencin G&ouml;khan olduğunu hemen anladı. Geniş omuzları ve uzun ince bacaklarıyla zarif bir v&uuml;cut yapısına sahip olan G&ouml;khan, G&ouml;ksel&rsquo;in zannettiğinden daha uzundu. G&ouml;ksel ge&ccedil;en sefer onu taburede otururken izlediği i&ccedil;in boyunun uzunluğunu g&ouml;rme şansı olmamıştı, hesabındaki grup fotoğraflarında da yanındakilerin yanında &ccedil;ok uzun durmadığı i&ccedil;in ortalama bir boya sahip olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml; ama anlaşılan G&ouml;khan&rsquo;ın arkadaşları da kendisi gibi uzun olduğu i&ccedil;in gen&ccedil; adam aralarında sırıtmamıştı.</p>
<p>&ldquo;Geldi,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;Sahne alan &ccedil;ocuk bu, değil mi?&rdquo;</p>
<p>Bakışlarını G&ouml;khan&rsquo;dan ayırmayan G&ouml;ksel onun sırtındaki &ccedil;antayı &ccedil;ıkarıp sahneye bırakmasını ve arka taraftaki kapıdan ge&ccedil;ip mutfak tarafına girmesini izledi.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;antasını sahneye bıraktı,&rdquo; diye ona cevap veren kişi Ahsen oldu. &ldquo;O olmalı. Birazdan sahneye de &ccedil;ıkar. Akşam başlıyor kızlar.&rdquo;</p>
<p>Mutfağa giren G&ouml;khan, kafenin sahibi Z&uuml;lfikar&rsquo;ın da burada olduğunu g&ouml;rd&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Merhaba ağabey,&rdquo; dedi. &ldquo;Geciktiğim i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilerim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sorun değil,&rdquo; diyen Z&uuml;lfikar onun omzunu sıktı. &ldquo;Hoş geldin. Ferhatlar nasıl?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İyiler, sana da &ccedil;ok selam s&ouml;ylediler.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Aleyk&uuml;mselam.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben burada ses ve parmak egzersizlerini yaptıktan sonra sahneye &ccedil;ıkacağım hemen.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam oğlum.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan bir bardak su i&ccedil;ip soluklanmak i&ccedil;in kendisine zaman verdi.</p>
<p>&ldquo;Hoş geldin G&ouml;khan,&rdquo; dedi garson olarak &ccedil;alışan Doğuş. &ldquo;Uzun zamandır yoktun.&rdquo;</p>
<p>İkili nasıl olduklarına, neler yaptıklarına dair kısa bir sohbet ettiler. Doğuş G&ouml;khan&rsquo;dan &uuml;&ccedil; yaş b&uuml;y&uuml;kt&uuml; ve yaşları arasındaki bu yakınlık onların iyi anlaşmasını sağlıyordu.</p>
<p>&ldquo;&Uuml;&ccedil; haftadır yokluğun &ccedil;ok belli oluyordu,&rdquo; dedi Doğuş. &ldquo;Şimdi yine sesini a&ccedil;acaksın değil mi?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;lerek. &ldquo;Operacıya d&ouml;n&uuml;şeceğim yine.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hadi bakalım, kolay gelsin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Doğuş!&rdquo; diye seslendi mutfakta &ccedil;alışan kadın. &ldquo;Bu ıslak keklerden ka&ccedil; tane olacaktı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;D&ouml;rt tane abla,&rdquo; dedi Doğuş. &ldquo;İki limonata ve iki tane de buzlu kahve var.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam. Ben onları hazırlarken sen de şu T&uuml;rk kahvelerini g&ouml;t&uuml;r, sonra da havu&ccedil;lu kekler var.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İkisini birden g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&uuml;m abla, ayıpsın.&rdquo; G&ouml;khan&rsquo;a d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Sana sahnede bol şans.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; dedi G&ouml;khan g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Sana da kolay gelsin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Eyvallah.&rdquo;</p>
<p>Doğuş siparişleri alarak, mutfaktan &ccedil;ıkarken G&ouml;khan da ayağa kalkıp ses a&ccedil;ma egzersizlerini yapmaya başladı, bir yandan da parmak egzersizlerini yapıyordu. Normalde ikisini sırayla yapsa da bug&uuml;n vakti olmadığı i&ccedil;in ikisini aynı anda yapmak ve ısınma kısmını m&uuml;mk&uuml;n olan en kısa s&uuml;rede bitirmek zorundaydı.</p>
<p>Beş dakika boyunca mutfağı sesiyle doldurduktan ve parmaklarını da gitar &ccedil;almaya hazırladıktan sonra hazır olduğuna karar verdi. Aynanın karşısında &uuml;st&uuml;n&uuml; başını d&uuml;zeltti, bir şişe suyunu aldı ve sahneye &ccedil;ıkmak i&ccedil;in mutfaktan ayrıldı.</p>
<p>G&ouml;khan platformun &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkıp hazırlıklara başladığında G&ouml;ksel onu fark etti. Gen&ccedil; adamın mikrofon ayağını d&uuml;zeltmesini, gitarını kılıfından &ccedil;ıkarmasını, tabureye oturup gitarını kucağına yerleştirmesini izledi.</p>
<p>&ldquo;Ses deneme bir iki,&rdquo; diye kontrol yapan gen&ccedil; adamın sesi gayet net duyuldu. &ldquo;Hoş geldiniz. Hepinize g&uuml;zel bir akşam dilerim.&rdquo;</p>
<p>Birka&ccedil; tele dokunup doğru sesi aradıktan sonra ilk şarkısına girdi. Bu akşamın ilk şarkısı olarak <em>Son Feci Bisiklet</em> grubunun <em>Elektrot</em> adlı par&ccedil;asını se&ccedil;mişti. Bu şarkıyı gitarda &ccedil;almayı da s&ouml;ylemeyi de &ccedil;ok keyifli buluyordu.</p>
<p>&ldquo;Bu işler biraz b&ouml;yledir,&rdquo; diye şarkıya girdiğinde onu izleyen G&ouml;ksel g&ouml;zlerini kıstı. &ldquo;Deneyip de tutunamayan bilir.&rdquo;</p>
<p>Şarkıya biraz titrek sesle giren gen&ccedil; m&uuml;zisyen bunu anında fark etti. Derin bir nefes alıp duruşunu d&uuml;zeltirken v&uuml;cudunu rahatlatması gerektiğini kendisine hatırlattı. G&ouml;zlerini kapattı, ortamdan soyutlandı ve şarkıyı daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir sesle s&ouml;ylemeye başladı.</p>
<p>&ldquo;Bu şarkı &ccedil;ok g&uuml;zel,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Ama &ccedil;ocuk pek iyi girmedi. İlk şarkısı olmasına veriyorum, birazdan a&ccedil;ılır diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Sonu&ccedil;ta G&ouml;ksel beğenmiş, g&uuml;zel s&ouml;yl&uuml;yordur.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İlk şarkısı diyedir,&rdquo; diye ona katıldı G&ouml;ksel. &ldquo;Gencin sesi ger&ccedil;ekten g&uuml;zel.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan kafa sesiyle nakarata girdiğinde g&ouml;zlerini a&ccedil;ıp dinleyicilerine baktı. Şarkının orijinaline g&ouml;re &ccedil;ok daha y&uuml;ksek perdeden okuduğu bu nakarat kısmında sesi bir anda parıl parıl parlamaya başladı. Tam bir tenor olan G&ouml;khan tiz seslerini ustalıkla kullanıyordu.</p>
<p>&ldquo;Vay!&rdquo; dedi Ahsen memnun bir y&uuml;z ifadesiyle. &ldquo;Bu y&uuml;kselişi hi&ccedil; beklemiyordum. Bayağı tiz bir sesi var, belli. Keyiflendim bak, uzun zamandır g&uuml;zel bir canlı m&uuml;zik dinlemiyordum.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan ilk şarkısına devam ederken grubun verdiği siparişler geldi. Doğuş tepsidekileri masaya yerleştirirken Ahsen ona yardımcı oldu.</p>
<p>&ldquo;Afiyet olsun,&rdquo; dedi Doğuş. &ldquo;Başka bir isteğiniz var mı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Şimdilik yok,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederiz.&rdquo;</p>
<p>Siparişlerin hepsini masaya yerleştiren Doğuş boş tepsiyle uzaklaştı.</p>
<p>&ldquo;Kızlar gecesinin şerefine ilk yudumlarımızı hep beraber i&ccedil;elim,&rdquo; diyen Sinem bardağını kaldırdı. &ldquo;Bize!&rdquo;</p>
<p>Diğerleri de ona eşlik edip bardaklarını kaldırdı ve hep bir ağızdan tekrar ettiler: &ldquo;Bize!&rdquo;</p>
<p>İ&ccedil;eceklerin tadını beğenen kızlar ıslak keki de sevdiler. Yedikleri en iyi ıslak kek olmasa da bir&ccedil;ok yerde yediklerinden daha lezzetli ve tazeydi.</p>
<p>&ldquo;G&uuml;zel bir se&ccedil;im yapmışız,&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;G&ouml;ksel&rsquo;in zevkine g&uuml;venmek hi&ccedil; hayal kırıklığına uğratmıyor.&rdquo;</p>
<p>Onun bu c&uuml;mlesi G&ouml;ksel&rsquo;i utandırdı. Gen&ccedil; kadın g&uuml;l&uuml;mseyerek, &ldquo;Bunu duymak &ccedil;ok sevindirdi,&rdquo; dedi. &ldquo;Afiyet olsun g&uuml;zelim.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan şarkının nakaratını son kez s&ouml;ylemeye başladığında G&ouml;ksel ona baktı. G&ouml;zleri a&ccedil;ık gen&ccedil; m&uuml;zisyenin bakışları seyircilere odaklanmıştı. Gitar klavyesine bakmadan par&ccedil;ayı bu kadar rahat &ccedil;alması G&ouml;ksel&rsquo;in ilgisini &ccedil;ekti. Gen&ccedil; m&uuml;zisyenin hareketleri sanki par&ccedil;ayı kendisi bestelemiş gibi rahattı. G&ouml;ksel onun şarkıyı sayısız kere &ccedil;aldığını, b&ouml;ylece t&uuml;m notaları ezberlediğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Bu d&uuml;nya aklındakine uymadı, uymasın,&rdquo; derken tam sesini kullanan G&ouml;khan&rsquo;ın sesi hacmini geri kazandı.</p>
<p>Gen&ccedil; m&uuml;zisyen şarkının son c&uuml;mlesini s&ouml;ylerken G&ouml;ksel de sessizce ona eşlik etti:</p>
<p>&ldquo;Uymasın.&rdquo;</p>
<p>Şarkısını bitiren G&ouml;khan yere koyduğu su şişesine uzandı. K&ouml;t&uuml; bir başlangı&ccedil; yapsa da şarkının devamında &ccedil;ok iyi performans sergilemişti ama bir sonraki par&ccedil;aya ge&ccedil;meden &ouml;nce bir yudum su i&ccedil;ip derin bir nefes almaya ihtiya&ccedil; duydu.</p>
<p>Suyunu i&ccedil;tikten sonra oturuşunu d&uuml;zeltti ve bir sonraki par&ccedil;asını &ccedil;almaya başladı. Bu akşamın ikinci par&ccedil;ası <em>Seksend&ouml;rt </em>grubunun <em>Kendime Yalan S&ouml;yledim</em> adlı şarkısıydı. Eski bir par&ccedil;a olsa da hem şarkının hem de klibinin G&ouml;khan&rsquo;daki yeri h&acirc;l&acirc; tazeliğini koruyordu.</p>
<p>&ldquo;Terk edilmiş bir şehrin ortasındayım,&rdquo; diye şarkıya girdi. Sesi duygu y&uuml;kl&uuml;yd&uuml; ve şarkının sahip olduğu h&uuml;zn&uuml; olduk&ccedil;a iyi yansıtıyordu. Onun bu muhteşem yorumunu duyan birka&ccedil; kişi ona eşlik etmeye başladı. G&ouml;khan arada klavyeye baksa da asıl odak noktası seyircilerdeydi. Ona eşlik eden bu yabancı simalar şarkının h&uuml;zn&uuml;ne rağmen ona iyi hissettiriyordu.</p>
<p>&ldquo;Kendime yalan s&ouml;yledim,&rdquo; diye nakaratı s&ouml;ylemeye başladığında şarkıya eşlik eden insan sayısı da arttı. Şarkı eski olmasına rağmen bu kadar insanın şarkıyı hatırlaması şarkının muhteşem bir iş olduğunun kanıtıydı. &ldquo;Yalnızım, bunu ben istedim,&rdquo; derken seyircilere baktı. Hayır, yalnız değildi. Buraya geldiğinde &ouml;yleydi ama artık değildi. Şimdi arkadaşları ve sahne aldığı yerde ona eşlik eden seyircileri vardı.</p>
<p>&ldquo;Yaşadığım ne varsa ben se&ccedil;tim, ben istedim,&rdquo; satırı onun şu an hissettiklerini anlatıyordu. &ldquo;Artık sabah uyandığım ses annem değil / Bazı şeyler kaybetmeden fark edilmiyor / Bedenim burada fakat ruhum kabul etmiyor.&rdquo;</p>
<p>İkinci kıtanın sonunda şarkının orijinal versiyonundan daha tiz bir notaya &ccedil;ıkarak tekrar nakarata girdi. Bir kişi ıslık &ccedil;aldığında G&ouml;khan ona kısa bir bakış atıp g&uuml;ld&uuml;.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ocuk bayağı iyiymiş cidden,&rdquo; dedi omzunun &uuml;st&uuml;nden onu izleyen Şevval. &ldquo;Sesi &ccedil;ok g&uuml;zel, gitarı da &ccedil;ok g&uuml;zel &ccedil;alıyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tavırları &ccedil;ok rahat,&rdquo; diyen Ahsen aklına gelen repliğe g&uuml;ld&uuml;. &ldquo;&Ccedil;ok rahat, &ccedil;ok profesyonel.&rdquo;</p>
<p>Masadakiler g&uuml;l&uuml;şt&uuml;.</p>
<p>&ldquo;G&ouml;ksel&rsquo;in neden onun fotoğrafını &ccedil;ektiğini daha iyi anlıyorum,&rdquo; diye devam etti Ahsen yanında oturan arkadaşına bakarak. &ldquo;Gen&ccedil; yaptığı işte &ccedil;ok iyi, bunu severek yaptığı da belli ve bu ikisi birleşince sana ilham oldu.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Haklısın,&rdquo; dedi G&ouml;ksel d&uuml;r&uuml;st&ccedil;e. &ldquo;İnsanların yaptığı işi y&uuml;zlerinde bunu yapmaktan memnun bir ifadeyle, aynı zamanda o işe tamamen odaklanmış bir şekilde yaptıklarını g&ouml;rmek bana &ccedil;ok ilham oluyor. &Ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirilmeyi hak eden en değerli anlardan olduklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel, Ahsen&rsquo;in bilgisayar başında eser okurken, &ccedil;eviri yaparken; masada ders &ccedil;alışırken, kitap okurken; kitap&ccedil;ıda gezinirken, kitapları incelerken sayısız fotoğrafını &ccedil;ekmişti ve t&uuml;m bu fotoğraflarda ona ilham olan şey Ahsen&rsquo;in y&uuml;z&uuml;ndeki ifadeydi. O ifadede memnuniyetle adanmışlık vardı ve gen&ccedil; fotoğraf&ccedil;ı insanların fotoğrafını &ccedil;ekerken bu ifadeleri kadrajına almaya bayılıyordu. G&ouml;khan&rsquo;ın da sahne alırken y&uuml;z&uuml;nde bu iki ifade vardı. Bu iki ifadeyi t&uuml;m &ccedil;ıplaklığıyla g&ouml;rmek G&ouml;ksel&rsquo;in ilhamını uyandırarak bin 600&rsquo;den fazla beğeni alan o meşhur fotoğrafı &ccedil;ekmesine neden olmuştu.</p>
<p>&ldquo;Fotoğrafları g&uuml;zel ve &ouml;l&uuml;ms&uuml;z yapan şey de duygular bence,&rdquo; diye bir yorumda bulundu Sinem. &ldquo;Fotoğrafta sadece bir yol bile olsa o yol sende bir duygu uyandırıyor; belki yolun ıssızlığı, belki o anki hava durumu, belki aklına gelen g&uuml;zel bir tatil yolculuğu, belki de h&uuml;z&uuml;nl&uuml; vedalar sana bir şeyler hissettiriyor ve o fotoğraf o hislerle birleşerek asıl &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kazanıyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne g&uuml;zel konuştun,&rdquo; dedi G&ouml;ksel g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;&Ccedil;ok haklısın. Fotoğrafların i&ccedil;eriği farklı olsa da hepsinin ortak bir y&ouml;n&uuml; var: Sana bir şeyler hissettirmek. Bundan daha g&uuml;zel olan şeyse insanların aynı fotoğrafa bakıp farklı şeyler hissedebilmeleri, objektife yansıyan karelerin objektif olmayışı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Birtakım kelime oyunları,&rdquo; diye konuşmaya dahil oldu Ahsen. &ldquo;Edebiyat&ccedil;ı olan Şevval&rsquo;le benim ama edeb&icirc; konuşan siz oldunuz. İkinizin de muhteşem konuştuğunu belirterek s&ouml;ylediklerinize tamamen katılıyorum. Bunun şerefine garsondan fotoğrafımızı &ccedil;ekip bu anı da &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirmesini ve o fotoğrafa bakıp ileride g&uuml;zel şeyler hissetmemizi sağlamasını rica edeceğim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Harika fikir,&rdquo; diyen G&ouml;ksel &ccedil;antasına uzandı ve fotoğraf makinesini &ccedil;ıkardı. &ldquo;Bu akşamdan anı kalsın.&rdquo;</p>
<p>Ahsen elini kaldırınca masaların arasında gezinen Doğuş onu g&ouml;rerek masalarına ilerledi.</p>
<p>&ldquo;Rica etsem fotoğrafımızı &ccedil;ekebilir misiniz?&rdquo; diye sordu Ahsen.</p>
<p>&ldquo;Elbette,&rdquo; dedi Doğuş.</p>
<p>G&ouml;ksel ona makineyi uzattığında gen&ccedil; adam makineyi alıp ş&ouml;yle bir inceledi.</p>
<p>&ldquo;Sağ &uuml;stteki tuşa basıp &ccedil;ekebilirsiniz,&rdquo; diye a&ccedil;ıkladı G&ouml;ksel.</p>
<p>&ldquo;Kullanmayı biliyorum,&rdquo; dedi Doğuş. &ldquo;Bir d&ouml;nem fotoğraf makineleriyle yakındım. Sizin makineniz de epey g&uuml;zel bir makineye benziyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Fotoğraf mı &ccedil;ekiyordunuz?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel.</p>
<p>&ldquo;Ben değil, eski kız arkadaşım &ccedil;ekiyordu. Fotoğraf&ccedil;ılık onun en b&uuml;y&uuml;k tutkusuydu, ben de onun sayesinde epey şey &ouml;ğrenmiştim. Aslında &ccedil;ok g&uuml;zel bir alan ama sizin de bildiğiniz &uuml;zere fotoğraf&ccedil;ılıkla ilgili her şey fazlasıyla pahalı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Maalesef. &Uuml;lkemizde bir alanla uğraşmak, bir hobi edinmek imk&acirc;nsıza yakın h&acirc;le geldi.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne yazık ki. Siz de hobi olarak mı ilgileniyorsunuz?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hobi olarak başladı ama işim olma yolunda ilerliyor. Bu alanda lisans eğitimi alıyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne g&uuml;zel. Hangi b&ouml;l&uuml;m?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Fotoğraf ve Video diye bir b&ouml;l&uuml;m.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Video var bir de,&rdquo; dedi Doğuş kaşlarını kaldırarak. &ldquo;&Ccedil;ok havalı. Eğitim hayatınızda başarılar dileyeyim o h&acirc;lde.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim, sağ olun.&rdquo;</p>
<p>Masadakiler birka&ccedil; poz verdiğinde Doğuş onları &ccedil;ekti. İlk fotoğrafta hepsi g&uuml;l&uuml;mseyerek kameraya baktı, ikincide Ahsen G&ouml;ksel&rsquo;e yaslanırken Şevval de Sinem&rsquo;e arkadan sarılıp &ccedil;enesini omzuna yasladı, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; ve son fotoğrafta da G&ouml;ksel Ahsen&rsquo;e yaslanırken Şevval da Sinem&rsquo;in sırtına elini koyarak poz verdi.</p>
<p>&ldquo;İsterseniz inceleyin, beğenmezseniz birka&ccedil; tane daha &ccedil;ekerim,&rdquo; diyen Doğuş makinesini G&ouml;ksel&rsquo;e uzattı. &ldquo;Ben işime d&ouml;neyim, siz tekrar seslenirsiniz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamamdır,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederiz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Rica ederim, ne demek.&rdquo;</p>
<p>Fotoğrafları inceleyen kızlar &uuml;&ccedil; fotoğrafı da beğendi. Doğuş&rsquo;un fotoğraflar konusunda bilgisi olduğu anlaşılıyordu. Gen&ccedil; adam odak, a&ccedil;ı, ışık gibi şeylere dikkat ederek fotoğrafları &ccedil;ekmiş ve ortaya son derece g&uuml;zel fotoğraflar &ccedil;ıkarmıştı.</p>
<p>&ldquo;Hi&ccedil; de amat&ouml;r değil,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;S&ouml;ylediği gibi bir şeyler &ouml;ğrenmiş.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bir eski sevgiliden alınabilecek maksimum verimi almış desene,&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;K&ouml;t&uuml; biten ilişkinin ardında g&uuml;zel bir şey kalmış.&rdquo;</p>
<p>Masadan kahkaha sesleri y&uuml;kseldi.</p>
<p>&ldquo;İyi dedin krali&ccedil;e,&rdquo; dedi Ahsen. Ellerini ona bir şey takdim eder gibi uzattı. &ldquo;Tacını d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;şs&uuml;n canım, &ccedil;abuk tak.&rdquo;</p>
<p>Masadakiler yeniden g&uuml;lerken bu &ouml;ncekinden daha uzun s&uuml;rd&uuml;. G&ouml;ksel g&uuml;lerken başını Ahsen&rsquo;in omzuna yasladı, Ahsen de başını onun başına yasladı.</p>
<p>&ldquo;Delisiniz siz,&rdquo; dedi G&ouml;ksel h&acirc;l&acirc; sırıtırken. &ldquo;Bundan yıllar sonra bile bu fotoğraflara baktığımızda bu akşamı b&ouml;yle hatırlayacağız: Bol kahkahalı, eğlenceli ve samimi. Ve bu &ccedil;ok g&uuml;zel.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kesinlikle,&rdquo; diye ona arka &ccedil;ıktı Sinem. &ldquo;&Ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirilmeyi hak eden g&uuml;zel bir akşam oluyor.&rdquo;</p>
<p>İkinci par&ccedil;asından sonra hi&ccedil; beklemeden &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; par&ccedil;asına ge&ccedil;en G&ouml;khan&rsquo;ın sıradaki şarkısı <em>mor ve &ouml;tesi</em> grubundan <em>Oyunbozan</em> oldu. Harun Tekin, G&ouml;khan&rsquo;ın en sevdiği m&uuml;zisyenlerden biriydi ve onu şarkı s&ouml;ylemeye başlatan kişilerdendi. Gen&ccedil; adam hayranı olduğu bu grubun b&uuml;t&uuml;n şarkılarını bilse de sahne alırken en meşhur olanları &ccedil;alıyor ve seyircinin kendisine eşlik etmesinden hoşlanıyordu. Oyunbozan da fazlasıyla sevdiği bir par&ccedil;aydı.</p>
<p>&ldquo;Kanun mu bu yalnızlık?&rdquo; diye şarkıya girdiğinde G&ouml;ksel ona baktı. Gen&ccedil; m&uuml;zisyen g&ouml;zlerini kapatmış, kendisini bulunduğu ortamdan soyutlamıştı. Y&uuml;z&uuml;nde yine aynı adanmışlık ifadesi, huzur duygusu vardı. Bu gen&ccedil;, gitar &ccedil;alıp şarkı s&ouml;ylerken en sevdiği şeyi yapıyordu, buna hi&ccedil; ş&uuml;phe yoktu; bunu onu izleyen herkes &ccedil;ok rahat anlayabilirdi.</p>
<p>Kızlar onunla beraber şarkıyı s&ouml;ylerken G&ouml;ksel fotoğrafları telefonuna atmakla uğraştı. Her fotoğrafa yaptığı gibi bu fotoğraflara da minik de olsa birka&ccedil; dokunuş bırakmaktan geri durmayarak ışık ve renklerin tonuyla oynadı. Bu işi normalde olduğundan daha kısa tutsa da birka&ccedil; dakika uğraştı.</p>
<p>&ldquo;Hallettin mi?&rdquo; diye sordu Ahsen.</p>
<p>&ldquo;Evet,&rdquo; diye onayladı G&ouml;ksel. &ldquo;Link oluşturup gruba atacağım şimdi.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel fotoğrafları her zaman kullandığı internet sitesine y&uuml;kleyip bir link oluşturduktan sonra linki kızlarla olan sohbet grubuna g&ouml;nderdi. Ahsen hemen fotoğrafları indirip kısa bir d&uuml;ş&uuml;nme s&uuml;resinin ardından ikinciyi, onun G&ouml;ksel&rsquo;e yaslandığı ve Şevval&rsquo;in de Sinem&rsquo;e sarıldığını, hikayesinde paylaşmaya karar verdi.</p>
<p>&ldquo;Bunu atıyorum,&rdquo; dedi kızlara. &ldquo;Tamam mı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel fotoğraf,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;At tabii. Bizi etiketle de biz de senden alırız.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayhay,&rdquo; diyen Ahsen sosyal medya hesabına girip fotoğrafı hikayesinde paylaşmak &uuml;zere se&ccedil;ti ve &uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;n birden hesaplarını etiketleyerek kalp koydu. &ldquo;Etiketledim. İsteyen benden alıp kendi hikayesine ekleyebilir.&rdquo;</p>
<p>Ahsen hikayesini paylaşıp telefonunu kaldırdı. Sinem&rsquo;le Şevval fotoğrafı kendi hikayelerine eklemek i&ccedil;in telefonla uğraşırken G&ouml;ksel bakışlarını sahneye &ccedil;evirdi. Şarkısını az &ouml;nce bitiren G&ouml;khan gitarını kenara koymuş su i&ccedil;iyordu. Onun biraz mola verdiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.</p>
<p>Bir masaya siparişlerini bırakan Doğuş kızların masasına yaklaştı. &ldquo;Fotoğraflar nasıl?&rdquo; diye sordu. &ldquo;Beğendiniz mi?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zeller,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederiz. Elinize sağlık.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Rica ederim,&rdquo; dedi Doğuş g&uuml;l&uuml;mseyerek. &ldquo;Beğenmenize sevindim.&rdquo;</p>
<p>Diğer kızlar da ona teşekk&uuml;r ettiğinde Doğuş&rsquo;un sevinci &ccedil;oğaldı. Eline profesyonel bir kamera alıp fotoğraf &ccedil;ekmeyeli bir seneyi ge&ccedil;mişti ve bu kadar uzun bir s&uuml;reden sonra ilk kez fotoğraf &ccedil;ekip fotoğrafların da fotoğrafını &ccedil;ektiği kişiler tarafından beğenilmesi gen&ccedil; adamın hoşuna gitti. Y&uuml;z&uuml;nde bir g&uuml;l&uuml;msemeyle masadan ayrıldı.</p>
<p>&ldquo;İyi &ccedil;ocuğa benziyor,&rdquo; diye bir yorumda bulundu Sinem. &ldquo;&Ccedil;ok kibar.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;M&uuml;şteri olduğumuz i&ccedil;in kibar davranıyordur,&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Ama bana da k&ouml;t&uuml; biri izlenimi vermedi. İ&ccedil;ten bir havası var.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben sevdim,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Kibar birine benziyor ger&ccedil;ekten ve fotoğraflarla ilgili.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Senin i&ccedil;in yeterli iki etmen,&rdquo; diye cevap verdi Ahsen. &ldquo;Fotoğraf tek başına bile yeterli.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;oğu zaman &ouml;yle.&rdquo;</p>
<p>Kısa bir moladan sonra G&ouml;khan yeni şarkısına girdi. Sıradaki par&ccedil;ası <em>Pinhani</em> grubunun <em>Beni Sen İnandır</em> adlı meşhur şarkısıydı. Gen&ccedil; m&uuml;zisyen ayağıyla yerde ritim tutarken son derece rahat bir tavırla telleri tıngırdatmaya başladı. Tavırları her zamanki gibi &ouml;zg&uuml;ven doluydu.</p>
<p>Şarkıya girdiğinde masadaki kızlar ona eşlik etti. Elini &ccedil;enesine yaslayan G&ouml;ksel oturduğu yerde yavaş&ccedil;a sallanarak &ccedil;ok sevdiği bu şarkıyı s&ouml;yl&uuml;yor, bu sırada da gen&ccedil; m&uuml;zisyeni dikkatle inceliyordu. G&ouml;khan &uuml;st&uuml;ne ge&ccedil;en seferki gibi d&uuml;z bir tiş&ouml;rt giymişti, bu seferki renk tercihiyse maviden yana olmuştu; boru pa&ccedil;a bir siyah kot bacaklarını sarıyordu, ayaklarında da beyaz spor ayakkabıları vardı. K&uuml;peleri yine kulaklarındayken y&uuml;z&uuml;kleri de uzun, ince parmaklarını s&uuml;sl&uuml;yordu. Badem şeklindeki iri kahverengi g&ouml;zleri yeni tıraşlı p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z y&uuml;z&uuml;nde parıldıyor, seyircilerle gitar klavyesi arasında mekik dokuyordu. Gerek farklı tarzıyla gerek &ouml;zg&uuml;ven dolu hareketleriyle g&ouml;ze &ccedil;arpan bir havası olan bu gencin aurası &ccedil;ekiciydi.</p>
<p>G&ouml;khan&rsquo;ın bakışları G&ouml;ksellerin oturduğu k&ouml;şeye kayınca gen&ccedil; kadın bakışlarını ondan alıp masaya indirdi. Onların oturduğu masaya bakan G&ouml;khan, Ahsen&rsquo;le g&ouml;z g&ouml;ze geldi. Gen&ccedil; adam kısacık bir s&uuml;re ona baktıktan sonra masanın geneline de ş&ouml;yle bir baktı. Ahsen&rsquo;in yanında, Sinem&rsquo;le Şevval&rsquo;in de karşısında oturan G&ouml;ksel&rsquo;i g&ouml;rd&uuml;. Daha &ouml;nce burada g&ouml;rmediğine emin olduğu bu iki yabancı simaya bakıp bakışlarını gitar klavyesine &ccedil;evirdi. İ&ccedil;erisi &uuml;&ccedil; hafta &ouml;nce sahne aldığı cumartesi akşamına g&ouml;re daha kalabalıktı, tanıdık simaların yanında ilk kez g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; pek &ccedil;ok sima da vardı ve bu farklı kalabalık onun hoşuna gitti. Kalabalık &ouml;n&uuml;nde sahne almak onun i&ccedil;in ne zor ne de korkutucuydu, tam aksine bundan b&uuml;y&uuml;k zevk alıyordu.</p>
<p>İlerleyen dakikalarda G&ouml;khan farklı par&ccedil;aları &ccedil;alıp s&ouml;ylerken kızlar da masada koyu bir sohbete daldılar. Biraz okuldan konuşup dersler hakkında sohbet ettiler. Fotoğraf ve Video &ouml;ğrencisi olan G&ouml;ksel&rsquo;le Sinem ve İngiliz Dili ve Edebiyatı &ouml;ğrencisi olan Ahsen&rsquo;le Şevval &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınıfın finallerini başarıyla verip alttan ders bırakmadan b&ouml;l&uuml;mlerinde d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; ve son senelerine ge&ccedil;mişti. İki grup da bu senenin zor olduğunu s&ouml;yleyip bazı durumlardan yakınsa, birka&ccedil; hocanın kulaklarını &ccedil;ınlatsa da severek okudukları b&ouml;l&uuml;mde son senelerine ge&ccedil;tikleri i&ccedil;in mutluydular. &Uuml;niversitenin bitiyor olduğu, yetişkinlik hayatının koşar adımlarla kendilerine yaklaştığı ve dışarıdaki koca d&uuml;nyanın onları beklediği ger&ccedil;ekleri gen&ccedil;leri biraz h&uuml;z&uuml;nlendirip korkutsa da bunun hakkında &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;nmeyip akşamın tadını &ccedil;ıkarmayı tercih ettiler. Konu her zaman olduğu gibi g&ouml;n&uuml;l işlerine geldiğinde Şevval fl&ouml;rt ettiği &ccedil;ocukla h&acirc;l&acirc; birbirlerini tanıma aşamasında olduğunu s&ouml;yledi, Ahsen&rsquo;le G&ouml;ksel&rsquo;in aşk hayatı uzun zamandır olduk&ccedil;a durgundu, bu y&uuml;zden onlar bir şey anlatmasa da gecenin bombasını Sinem patlattı.</p>
<p>&ldquo;İki haftadır falan biriyle konuşuyorum,&rdquo; dedi. &ldquo;Her g&uuml;n sohbet ediyoruz. Kibar ve ilgili birine benziyor ama başlarda hepsi b&ouml;yle olduğu i&ccedil;in &ccedil;ok kaptırmıyorum kendimi. Birbirimizi tanımaya y&ouml;nelik sohbet ediyoruz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne?&rdquo; dedi G&ouml;ksel y&uuml;ksek sesle. &ldquo;İki haftadır her g&uuml;n konuşuyorsun ve bana daha yeni mi s&ouml;yl&uuml;yorsun? &Ccedil;abuk ayrıntıları d&ouml;k&uuml;l!&rdquo;</p>
<p>Sinem g&uuml;lerek, &ldquo;Ortada ciddi bir şey olmadığı i&ccedil;in s&ouml;ylemek istemedim,&rdquo; dedi. &ldquo;İsmi Berat, Mekatronik M&uuml;hendisliği okuyor, benimle yaşıt. Bizim &uuml;niversitede.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Nasıl? Bizim &uuml;niversitede bir de.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet. Grafik Tasarım okuyan bir arkadaşı varmış, bizim fak&uuml;lteye geldiğinde beni g&ouml;rm&uuml;ş ve dikkatini &ccedil;ekmişim; sonra birka&ccedil; sefer daha gelip biz konuşurken adımı ve b&ouml;l&uuml;m&uuml;m&uuml; duymuş, stalk sonucu da hesabımı bulmuş. Seni de tanıyor bu arada, senin sayende adımın Sinem olduğunu &ouml;ğrenmiş. &lsquo;Sarışın arkadaşına &ccedil;ok şey bor&ccedil;luyum,&rsquo; dedi. Bir adım atıp atmama konusunda &ccedil;ok teredd&uuml;t etmiş ama &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki sene son senem olduğunu &ouml;ğrendiği ve &ccedil;ok ge&ccedil; olmasından korktuğu i&ccedil;in istek atmaya karar vermiş. Profil fotoğrafını g&ouml;r&uuml;nce siması tanıdık geldi, ben de isteğini kabul edip geri d&ouml;nd&uuml;m ve akşamına ilk mesaj geldi. Son finalimizin olduğu g&uuml;nd&uuml; işte, o g&uuml;nden beri konuşuyoruz. Tatlı bir &ccedil;ocuk, sohbeti de keyifli.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Vay anasını!&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Yere bakan y&uuml;rek yakan Sinem&rsquo;e bak sen. Te Yıldız Kamp&uuml;s&uuml;&rsquo;ndeki &ccedil;ocuğu etkilemişsin, yetmemiş birka&ccedil; sefer de ayağına getirmişsin. Yakışır kankama.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ay konuşma b&ouml;yle,&rdquo; dedi Sinem utanarak. &ldquo;O anlatınca yeterince utandım zaten.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tatlı utanga&ccedil;lıklar bunlar. O ka&ccedil;ıncı sınıfmış?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Onun da son senesi olacak. İkimiz de mezun olup gitmeden yazmak istemiş.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Nerede yaşıyor peki?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel.</p>
<p>&ldquo;İstanbul&rsquo;da o da.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bak sen,&rdquo; dedi G&ouml;ksel anlamlı bir sesle. &ldquo;Ortak noktalar ne kadar da &ccedil;ok.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;En ge&ccedil; temmuzda buluşma teklif etmezse hi&ccedil;bir şey bilmiyorum,&rdquo; dedi Ahsen. &ldquo;Nerede yaşıyormuş?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Uuml;sk&uuml;dar. Evet, bana &ccedil;ok yakın, biliyorum. Şimdi buluşma i&ccedil;in &ccedil;ok erken ama ilerleyen zamanlarda olabilir elbette. Konuşmaya devam edersek ben de bir g&ouml;rmek isterim. Oturup kalkması, konuşması, tavırları nasıl; insan merak ediyor h&acirc;liyle.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tabii ki canım. G&ouml;rmeden olmaz zaten.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;G&ouml;rmek demişken biz de g&ouml;relim bakalım Berat Bey&rsquo;i,&rdquo; dedi G&ouml;ksel.</p>
<p>&ldquo;Boydan gelir mi?&rdquo; diyen Şevval masayı kahkahalara boğdu.</p>
<p>&ldquo;Deli,&rdquo; dedi Sinem g&uuml;lerek. &ldquo;Boydan da attı bu arada. Ge&ccedil;en g&uuml;n Dolmabah&ccedil;e Sarayı&rsquo;na gitmiş, orada birka&ccedil; fotoğraf &ccedil;ekilince de, &lsquo;Sen fotoğraf&ccedil;ısın, se&ccedil; bakalım birini de paylaşayım,&rsquo; deyip birka&ccedil; fotoğrafını atmıştı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bahaneye bak,&rdquo; dedi ağzı a&ccedil;ık kalan Ahsen. &ldquo;Fena birine benziyor, korktum ben bundan.&rdquo;</p>
<p>Sinem, Berat&rsquo;ın kendisine attığı fotoğraflar arasında en beğendiğini a&ccedil;ıp kızlara g&ouml;sterdi. Berat uzun boylu, biraz zayıf, koyu kahverengi sa&ccedil;ları ve son derece koyu renkli g&ouml;zleri olan buğday tenli hoş bir gen&ccedil;ti.</p>
<p>&ldquo;Eli y&uuml;z&uuml; de d&uuml;zg&uuml;nm&uuml;ş,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Fotoğraf da g&uuml;zelmiş. Bunu mu paylaştı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet,&rdquo; diye onayladı Sinem. &ldquo;Ben de bunu beğendim, o da bunu attı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hoş &ccedil;ocukmuş,&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Tipi de tam m&uuml;hendis tipi. M&uuml;hendislik diye bir meslek hi&ccedil; olmasa bile, &lsquo;Bu &ccedil;ocuk m&uuml;hendis,&rsquo; derdim. O derece.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;alışkan birine de benziyor,&rdquo; dedi Ahsen.</p>
<p>&ldquo;Ortalaması 3,3&rsquo;m&uuml;ş,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;B&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; &ccedil;ok seviyor ve ger&ccedil;ekten de &ccedil;ok &ccedil;alışıyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;G&uuml;zel g&uuml;zel,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Ailesinden hi&ccedil; bahsetti mi?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bahsetti. Babası da makine m&uuml;hendisiymiş, bir fabrikada &ccedil;alışıyormuş, annesi insan kaynakları uzmanıymış; kendisinden d&ouml;rt yaş b&uuml;y&uuml;k ve evli bir ablasıyla &uuml;&ccedil; yaş k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir erkek kardeşi varmış. Biraz kalabalık bir ailesi var, &ouml;zellikle benim tek &ccedil;ocuk olduğumu ve babamla yaşadığımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce.&rdquo;</p>
<p>Sinem&rsquo;in ebeveynleri o ortaokuldayken boşanmıştı. Sinem liseye ge&ccedil;ene kadar annesiyle İstanbul&rsquo;da yaşamıştı, onun liseye gideceği d&ouml;nem annesi iş dolayısıyla Ankara&rsquo;ya taşınacağını s&ouml;ylemişti ve o da Ankara&rsquo;ya gitmek, babasını bırakmak istemediğini s&ouml;yleyerek İstanbul&rsquo;da babasıyla kalmıştı. Baba kız yıllardır Ateşehir&rsquo;de 2+1 k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir evde birlikte yaşıyordu.</p>
<p>&ldquo;Ne olacak canım?&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Ben de &uuml;&ccedil; kardeşim ve a&ccedil;ık&ccedil;ası kalabalık aileleri &ccedil;ok eğlenceli buluyorum. Bizim evde gırgır şamata hi&ccedil; eksik olmaz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Aileden aileye de değişir şimdi ama demek istediğim bu konuda ortak noktamız olmamasıydı. Her neyse işte canım, iyi aile &ccedil;ocuğuna benziyor kısacası. Bir anda şak diye hayatıma girdi, devamının nasıl olacağını g&ouml;receğim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Konuşmaya devam ettiğine g&ouml;re onunla konuşmak hoşuna gitti sanırım?&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Seni tanıyorum, eğer negatif bir enerji alsaydın ya da hoşuna gitmeyen bir şeyler olsaydı bunu anında dile getirip konuşmayı keserdin. Devam ettiğine g&ouml;re her şey yolunda demektir.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Aynen &ouml;yle. Komik biri, eğlenceli, hoşsohbet; aynı zamanda anlayışlı, samimi, olgun. Kesin bir yargıya varmam i&ccedil;in aradan &ccedil;ok uzun zaman ge&ccedil;meli elbette ama şimdiye kadar g&ouml;rd&uuml;klerim, hissettiklerim rahatsız etmedi. Hayırlısı diyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayırlısı g&uuml;zelim. Umarım ne yaşanırsa yaşansın seni mutlu eden, kalbini kırmayan bir sonucu olur.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ya G&ouml;k, &ccedil;ok tatlısın! Teşekk&uuml;r ederim sarı civcivim benim, umarım hayırlısı olur.&rdquo;</p>
<p>İkili el ele tutuşup birbirlerine g&uuml;l&uuml;msedi.</p>
<p>Akşamın ilerleyen saatlerinde pek &ccedil;ok konudan konuşup sohbet eden kızlar son derece eğlenceli vakit ge&ccedil;irdi. Bu esnada sahnede gitarıyla şahaneler yaratan G&ouml;khan&rsquo;ın performansı da hepsinden b&uuml;y&uuml;k beğeni topladı. Mek&acirc;nı ve canlı m&uuml;ziği seven kızlar G&ouml;ksel&rsquo;e bu g&uuml;zel yer &ouml;nerisi i&ccedil;in teşekk&uuml;r etmeyi ihmal etmediler. Onların burayı sevdiğini duymak G&ouml;ksel&rsquo;i sevindirdi. Gen&ccedil; kadın da bu akşam burada son derece keyifli vakit ge&ccedil;irdi. Hem siparişlerini beğendi hem kafenin hizmetinden hoşnut kaldı hem de G&ouml;khan&rsquo;ın performansını sevdi.</p>
<p>Saatler 22.30&rsquo;u ge&ccedil;erken kafenin i&ccedil;indeki kalabalık biraz azalmıştı. Masalar yavaş&ccedil;a boşalırken kızlar da &ccedil;ok ge&ccedil; olmadan kalkmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Şevval&rsquo;le Sinem Anadolu&rsquo;da yaşasalar da biri Ataşehir diğeri de Beykoz&rsquo;da oturduğu i&ccedil;in yolları uzundu; karşıya ge&ccedil;ip Fatih&rsquo;e gidecek G&ouml;ksel&rsquo;le Ahsen&rsquo;in yolu zaten &ccedil;ok uzundu. Kendilerini ve ailelerini endişelendirmemek i&ccedil;in &ccedil;ok ge&ccedil; saatlere kalmadan eve d&ouml;nmenin en iyisi olduğunu hepsi biliyordu.</p>
<p>Şişenin dibinde kalan suyu kafasına diken G&ouml;khan bu akşamın son par&ccedil;asını &ccedil;almak &uuml;zereydi. Boş şişeyi arkaya koyarken kucağındaki gitarı d&uuml;zeltti ve en sevdiği m&uuml;zisyenin, en b&uuml;y&uuml;k idol&uuml;n&uuml;n en sevdiği şarkısını &ccedil;almak i&ccedil;in parmaklarını tellere g&ouml;t&uuml;rd&uuml;.</p>
<p>İlk kez dinlediği g&uuml;n&uuml; hatırlayamadığı ama ilk kez hatasız bir şekilde &ccedil;aldığı g&uuml;n&uuml; d&uuml;n gibi hatırladığı, ruhunun en derin noktalarına ulaşıp o noktalara dokunmayı başaran, onun i&ccedil;in bir eşi benzeri daha olmayan şarkıyı &ccedil;almaya başlar başlamaz g&ouml;zleri kapandı. Notaları ezbere bilen parmakları tellere zarif&ccedil;e dokunup şarkının yumuşacık giriş kısmını &ccedil;alarken bedeni de yavaş&ccedil;a sallanıp kendisini şarkının b&uuml;y&uuml;s&uuml;ne bıraktı.</p>
<p>Onu p&uuml;r dikkat izleyen G&ouml;ksel ondaki bu değişimi fark etmişti. Gen&ccedil; m&uuml;zisyenin v&uuml;cut dili bu şarkının ondaki yeri hakkında &ccedil;ok şey s&ouml;yl&uuml;yordu ve &ccedil;almaya başladığı şarkının onun i&ccedil;in ne kadar &ouml;zel olduğunu şu an onu dikkatle izleyen herkes g&ouml;rebilirdi.</p>
<p>&ldquo;Oyuncak d&uuml;nya,&rdquo; diye şarkıya giren G&ouml;khan g&ouml;zlerini a&ccedil;ıp sahnenin karşısında oturan m&uuml;şterilere baktı. Masadakiler kendi aralarında sohbet etmeye dalmış, dikkatlerini G&ouml;khan&rsquo;dan almıştı. &ldquo;Oyuncak d&uuml;nya / Bu oyun &ccedil;ok kolay, sen de oyna.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel şarkıyı bilmiyordu, ilk kez şimdi dinliyordu ama şarkının sahibinin de şarkıyı bu kadar hissederek s&ouml;yleyip s&ouml;ylemediğini merak etti.</p>
<p>&ldquo;Kır ve d&ouml;k, yap ve boz / Yeniden başla / Hepimiz &ccedil;ocuklarız aslında.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan iki saattir şarkı s&ouml;yl&uuml;yordu ama sesinde yorgunluğa dair bir emare yoktu, sesi h&acirc;l&acirc; parıl parıl parlıyordu.</p>
<p>&ldquo;Kimisi askercilik oynar / Kimisi hırsız polis oynar / Kimisi evcilik oyunu oynar / Ben de m&uuml;zisyeni oynarım şimdi.&rdquo;</p>
<p>Şimdinin sonunu biraz uzatarak s&ouml;yledikten sonra &ouml;ne doğru eğilip gitarı o şekilde &ccedil;aldı. Biraz sonra başını kaldırıp g&ouml;zlerini kapattı ve ikinci kıta kısmına kadar da o şekilde &ccedil;aldı. Onun bu performansını ilgiyle izleyen G&ouml;ksel kendisini tiyatro izliyormuş gibi hissediyordu. G&ouml;khan seyircilere bir &ouml;yk&uuml; anlatıyor, bunu yaparken duygu dolu bir ses tonu ve hissettiği her şeyi &ccedil;ok iyi yansıtan v&uuml;cut hareketlerini kullanıyordu.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok dikkatli izliyorsun,&rdquo; dedi Ahsen arkadaşına bakarak.</p>
<p>&ldquo;Dikkatle izlemeyi hak eden bir performans,&rdquo; dedi G&ouml;ksel d&uuml;r&uuml;st&ccedil;e. &ldquo;&Ccedil;ok hissederek &ccedil;alıp s&ouml;ylemiyor mu sence de?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet, &ouml;yle s&ouml;yl&uuml;yor. Onun i&ccedil;in &ouml;zel bir şarkı olduğu belli.&rdquo;</p>
<p>Gen&ccedil; kadın &ouml;yle olduğunu biliyordu.</p>
<p>&ldquo;Bazı &ccedil;ocuklar hi&ccedil; uslanmazlar,&rdquo; diye şarkının ikinci kıta kısmına giren G&ouml;khan bakışlarını yere sabitledi. &ldquo;Onlar hep oyunbozan oldular / Durmadan &uuml;zd&uuml;ler diğer &ccedil;ocukları / Hep bozuldu oyunun kuralları.&rdquo;</p>
<p>Derin bir nefes alıp yutkunan gen&ccedil; m&uuml;zisyen başını kaldırdı, sırtını dikleştirdi ve şarkının devamını kafenin girişine bakarak s&ouml;yledi.</p>
<p>&ldquo;Kimileri saklamba&ccedil; oynar / Kimileri kovalamaca oynar / Kimileri doktorculuk oynar / Ben de m&uuml;zisyeni oynarım şimdi&hellip;&rdquo;</p>
<p><em>Şimdi</em> kelimesinin sonunu uzatırken diyaframına y&uuml;klenip g&ouml;ğ&uuml;s sesini kafa b&ouml;lgesine kadar taşıdı ve saniyeler boyunca sesini bu pozisyonda tutarak şarkının s&ouml;zl&uuml; kısmının kapanışını başarıyla yaptı.</p>
<p>Asıl şov da bundan sonra başlıyordu.</p>
<p>M&uuml;şterilerin ilgisini &ccedil;ektiğini biliyordu, kendisine y&ouml;nelen bakışları da hissediyordu ama gen&ccedil; m&uuml;zisyen bakışlarını gitarın klavyesine odaklayıp bu d&uuml;nyada en &ccedil;ok sevdiği ve en iyi yaptığı şeyi yaptı: Gitar &ccedil;aldı.</p>
<p>&ldquo;Solo,&rdquo; diye mırıldandı G&ouml;ksel. &ldquo;Hem de klasik gitarla.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan&rsquo;ın parmakları klavyenin &uuml;st&uuml;nde yere basan adımlar gibi hareket ederken G&ouml;ksel o adımların ardında bıraktığı ayak izlerinin ruhuna bulaştığını hissetti. B&uuml;t&uuml;n akşam boyunca performansıyla g&ouml;z dolduran gen&ccedil; adam şimdi işi belki de en ileri seviyeye taşımıştı. Gen&ccedil; yaşına rağmen gitar &ccedil;almadaki ustalığını ilk kez bu kadar a&ccedil;ık g&ouml;steriyor, inanılmaz zor bir par&ccedil;a &ccedil;almasına rağmen bunu sanki d&uuml;nyanın en kolay işiymiş gibi yapıyordu ve yine tavırları o kadar rahat ve &ouml;zg&uuml;ven doluydu ki gen&ccedil; kadın ona hayranlık beslemekten başka yapacak bir şey bulamıyordu.</p>
<p>Notalar bir anda tizleştiğinde Ahsen dudaklarını u harfini s&ouml;yl&uuml;yormuş gibi b&uuml;zd&uuml;. &ldquo;Sen neymişsin b&ouml;yle ya?&rdquo; dedi. &ldquo;İlk şarkısına detone giren &ccedil;ocukla bu &ccedil;ocuk aynı kişi mi şimdi?&rdquo;</p>
<p>Sinem&rsquo;le Şevval de arkalarına d&ouml;nm&uuml;ş p&uuml;r dikkat G&ouml;khan&rsquo;ı izliyordu. Onun bu olağan&uuml;st&uuml; performansı kafedeki herkes gibi onların da ilgisini &ccedil;ekmişti.</p>
<p>G&ouml;khan bakışlarını sol taraftaki masalara &ccedil;evirdiğinde kendisini g&uuml;l&uuml;mseyerek izleyen simaları g&ouml;rd&uuml;. Gen&ccedil; adam g&uuml;l&uuml;mseyerek dikkatini yeniden klavyeye odakladı. Zor bir şarkı &ccedil;alıyordu ve hata yapma l&uuml;ks&uuml;n&uuml; kendine tanımamıştı. T&uuml;m bakışlar &uuml;st&uuml;ndeyken bu geceyi muhteşem bir performansla kapatmak, insanlar evine d&ouml;nerken onların aklında bu performansla kalmak, sohbetlerinde biraz da olsa yer edinmek istiyordu.</p>
<p>Sinem telefonunu eline aldığında G&ouml;ksel bir anlığına ona baktı. Sinem kamerasını a&ccedil;ıp kamerayı video moduna aldı ve kayda başlayıp bu olağan&uuml;st&uuml; performansı &ccedil;ekmeye başladı. G&ouml;ksel bu videoyu arkadaşından kesinlikle isteyecekti.</p>
<p>Şarkı biraz yavaşlayınca G&ouml;khan t&uuml;m kafenin i&ccedil;ine bakma fırsatı yakaladı. İ&ccedil;ten g&uuml;l&uuml;msemeler, hayran bakışlar ve kendisini kaydeden cep telefonları&hellip; Gen&ccedil; adam bundan daha g&uuml;zel bir manzara olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yordu. M&uuml;zikle ilgilendiği i&ccedil;in uzun yıllar boyunca hor g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş, bu tutkusu y&uuml;z&uuml;nden aşağılanmıştı ama son &uuml;&ccedil; senedir gitarı eline aldığında, mikrofonun başına ge&ccedil;tiğinde hayranlık dolu ve takdir eden bakışları g&ouml;rmek, i&ccedil;ini sıcacık yapan yorumlar duymak bu uğurda g&ouml;zden &ccedil;ıkardığı her şeye değdiğini g&ouml;steriyordu.</p>
<p>Verdiği t&uuml;m m&uuml;cadele, g&ouml;ze aldığı ve g&ouml;zden &ccedil;ıkardığı her şey tam da bu an i&ccedil;indi, bu bakışları g&ouml;rmek i&ccedil;indi.</p>
<p>Boğazının acıdığını hissederken yutkundu, bakışlarını klavyeye odakladı ve şarkının son kısmına ge&ccedil;ti. Şarkı kaybettiği ivmeyi kat kat geri kazanırken gen&ccedil; adamın parmakları insan&uuml;st&uuml; bir şekilde hareket etmeye başladı. G&ouml;zleri klavyede olsa da şu an hissettikleri o kadar yoğundu ki klavyeyi g&ouml;rm&uuml;yordu bile. Parmakları dokunmaları gereken yerleri ezbere biliyordu ve sanki buna programlanmış bir makineymiş gibi g&ouml;revini yerine getiriyordu.</p>
<p>Bir gen&ccedil; ıslık &ccedil;alarken diğeri de bağırdı. G&ouml;khan onların sesini &ccedil;ok uzaklardan geliyormuş gibi boğuk duydu. Şu an yaptığı şeye o kadar odaklanmış durumdaydı ki biri ona vursa dahi bunu hissetmesi uzun zaman alırdı.</p>
<p>G&ouml;ksel&rsquo;in g&uuml;l&uuml;msemesi genişlerken Ahsen yan g&ouml;zle ona baktı. Arkadaşının y&uuml;z&uuml;nde hayranlık, memnuniyet ve takdir i&ccedil;eren bir ifade vardı. Onun gen&ccedil; m&uuml;zisyenin sanat&ccedil;ılığını beğendiğini biliyordu ama bir şeyi daha biliyordu: Bu akşam G&ouml;ksel&rsquo;in gen&ccedil; m&uuml;zisyenin sanat&ccedil;ı kişiliğine olan hayranlığı daha da artmıştı.</p>
<p>G&ouml;khan penasını tellere birka&ccedil; kez sert&ccedil;e vurup şarkıyı bitirdiğinde bu bir &ouml;yk&uuml;n&uuml;n son satırı kadar &ccedil;arpıcı bir kapanış oldu.</p>
<p>Kafenin i&ccedil;inden alkış ve ıslık sesleri y&uuml;kselirken G&ouml;khan bulunduğu ana geri d&ouml;n&uuml;p başını kaldırdı ve i&ccedil;eri baktı. Performansı boyunca onu hayranlıkla izleyen y&uuml;zler şimdi onu alkışlıyor, ona ıslık &ccedil;alıyordu.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim,&rdquo; diyen gen&ccedil; adam geniş&ccedil;e g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu ama bu g&uuml;l&uuml;mseme utanga&ccedil; bir g&uuml;l&uuml;msemeydi. &ldquo;Bu, akşamın son par&ccedil;asıydı. Hepinize g&uuml;zel akşamlar dilerim.&rdquo;</p>
<p>Onu alkışlayan G&ouml;ksel durdu.</p>
<p>&ldquo;Ne performanstı be!&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Gen&ccedil; canavar gibiydi. Biz de kalkalım mı artık? Bu akşamı zirvede kapatalım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kalkalım,&rdquo; diyen Ahsen saate baktı. &ldquo;Oo bayağı da ge&ccedil; olmuş zaten.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel de saate baktığında saatin 22.41 olduğunu g&ouml;rd&uuml;. &Ouml;yle g&uuml;zel bir akşamdı ki vaktin nasıl ge&ccedil;tiğini ne de o ne diğerleri anlamıştı.</p>
<p>Kızlar kendi arasında hesap muhabbeti yaptıktan sonra Ahsen&rsquo;le Şevval hesabı &ouml;demek i&ccedil;in kasaya ilerledi. Ahsen G&ouml;ksel&rsquo;le kendisinin aldıklarını &ouml;deyecekti, Sinem de Şevval&rsquo;e kendi aldıklarının parasını vermişti.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ektiğin videoyu eve ge&ccedil;ince bana g&ouml;nderebilir misin?&rdquo; diye sordu G&ouml;ksel.</p>
<p>&ldquo;G&ouml;nderirim tabii,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;Genci dinlemekten b&uuml;y&uuml;k keyif aldım ger&ccedil;ekten. İyi ki buraya gelmişiz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İyi olduğunu s&ouml;ylemiştim ama bu kadarını ben de beklemiyordum. Keyifli bir akşam oldu sahiden.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;khan da sahneyi toplamaya ge&ccedil;mişti. Gitarını dikkatlice kılıfına yerleştirip duvara yasladıktan sonra boş şu şişesini &ccedil;&ouml;pe attı, tabureyle mikrofon ayağını da sahnenin en arka kısmına koydu.</p>
<p>Hesabı &ouml;deyen Ahsen&rsquo;le Şevval masaya geri d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Gidebiliriz,&rdquo; dedi Ahsen. G&ouml;ksel&rsquo;in kendisine uzattığı &ccedil;antasını aldı. &ldquo;Teşekk&uuml;r ederim bebeğim.&rdquo;</p>
<p>Arkadaşları &ccedil;ıkışa y&uuml;r&uuml;rken G&ouml;ksel başını &ccedil;evirip son kez sahneye baktı. Sahneyi toplayan G&ouml;khan gitar &ccedil;antasını omzuna astıktan sonra sahneden indi ve mutfak tarafına y&uuml;r&uuml;d&uuml;. G&ouml;khan&rsquo;ın mutfak kapısını a&ccedil;ıp g&ouml;zden kaybolmasını izledikten sonra arkasını d&ouml;nerek arkadaşlarının peşine takıldı.</p>
<p>&ldquo;Efsane bir akşamın sonuna geldik,&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Kesinlikle tekrar edelim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bence de,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;&Ccedil;ok keyif aldım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ederiz elbette,&rdquo; diyen Ahsen g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Yaz uzun ve hepimiz İstanbul&rsquo;dayız.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;ğrenci olarak ge&ccedil;irdiğimiz belki de son yaz,&rdquo; deyip i&ccedil; &ccedil;ekti Şevval. &ldquo;G&uuml;zel ge&ccedil;irelim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Atma şu zehirli oku kızım işte, atma.&rdquo;</p>
<p>Kızlar g&uuml;l&uuml;şt&uuml;.</p>
<p>&ldquo;O zaman biz gidelim,&rdquo; dedi Sinem. &ldquo;İleriden otob&uuml;se bineriz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben bırakırım canım,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Karanlıkta y&uuml;r&uuml;meyin oraya.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Orası dediğin iki adımlık yer yahu. Sohbet ederek y&uuml;r&uuml;r&uuml;z biz. Hem sizin gideceğiniz tarafa da ters kalıyor zaten, şimdi hi&ccedil; fazladan trafiğe girme g&uuml;zelim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sinem haklı,&rdquo; dedi Şevval. &ldquo;Burada vedalaşıp ayrılalım. Eve ge&ccedil;ince haber ederiz, siz de edin.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İyi madem,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. &ldquo;Dikkatli olun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Siz de.&rdquo;</p>
<p>Gen&ccedil; kızlar kısa bir vedalaşmanın ardından ayrıldı. Sinem&rsquo;le Şevval caddeye doğru y&uuml;r&uuml;rken Ahsen&rsquo;le G&ouml;ksel bir s&uuml;re ikilinin arkasından baktı.</p>
<p>&ldquo;Kaldık baş başa,&rdquo; dedi Ahsen. G&ouml;ksel&rsquo;e &ccedil;apkın bir bakış attı. &ldquo;Romantik olmaya &ccedil;alışacaktım ama k&ouml;pr&uuml; trafiğinin bizi beklediğini hatırladım şu an.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok tatsız,&rdquo; dedi G&ouml;ksel y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturarak. &ldquo;İyi tarafından bakacak olursak uzun bir s&uuml;re daha beraberiz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok haklısın bebeğim,&rdquo; deyip onun yanağını &ouml;pt&uuml; Ahsen. &ldquo;Hadi gidelim.&rdquo;</p>
<p>Ahsen ilerideki arabaya doğru y&uuml;r&uuml;meye başladığında G&ouml;ksel de ona eşlik edecekti ama şu an sokağın ne kadar g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; fark edince fotoğrafını &ccedil;ekmeye karar verdi. &Ccedil;antasından kamerasını &ccedil;ıkardıktan sonra kaldırımın ucuna y&uuml;r&uuml;y&uuml;p işletmelerin ışıklandırılmalarıyla aydınlatılan sokağı kadrajına aldı. Y&uuml;z ifadesi ciddileşirken kameranın ayarlarını g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; istediği şekle getirmek i&ccedil;in değiştirmeye başladı.</p>
<p>Onun yokluğunu fark eden Ahsen adımlarını durdurdu. Arkasına baktığında G&ouml;ksel&rsquo;in kafenin &ouml;n&uuml;nde durduğunu ve fotoğraf &ccedil;ektiğini g&ouml;rd&uuml;. G&uuml;l&uuml;mseyerek onu beklemeye başlamıştı ki kafenin kapısındaki hareketlilik dikkatini &ccedil;ekti. Biri kafeden &ccedil;ıkıyordu.</p>
<p>Bu kişi gen&ccedil; m&uuml;zisyenden başkası değildi.</p>
<p>G&ouml;khan kafenin &ouml;n&uuml;nde duran G&ouml;ksel&rsquo;i fark etse de t&uuml;m odağını fotoğrafa veren G&ouml;ksel onu fark etmedi. Gen&ccedil; adam ona baktığında onu i&ccedil;eride g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anımsadı. K&ouml;şedeki masada oturan kız grubunun sarışın &uuml;yesi olmalıydı. Gen&ccedil; adam ona ş&ouml;yle bir bakıp ileri doğru bir adım attı.</p>
<p>&ldquo;G&ouml;k!&rdquo;</p>
<p>Ahsen&rsquo;in sesi sokakta yankılandığında G&ouml;khan başını &ccedil;evirip onun olduğu tarafa baktı. Onlardan birka&ccedil; metre uzakta duran gen&ccedil; kadını g&ouml;rd&uuml;. Onun kim olduğunu bilmiyordu ama bu akşam kafede g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;ne emindi.</p>
<p><em>Fotoğraf &ccedil;eken sarışın kadının oturduğu masada.</em></p>
<p>&ldquo;Hemen geliyorum,&rdquo; dedi G&ouml;ksel. Deklanş&ouml;re bastı. &ldquo;&Ccedil;ektim bile.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;ksel kamerayı y&uuml;z&uuml;nden uzaklaştırdığında yanındaki genci fark etti. Mavi tiş&ouml;rtle siyah kot pantolonun tanıdıklığı onu irkiltirken başını kaldırıp yanındaki gen&ccedil; adamın y&uuml;z&uuml;ne baktı.</p>
<p>G&ouml;ksel&rsquo;in mavi g&ouml;zleriyle G&ouml;khan&rsquo;ın kahverengi g&ouml;zleri ilk kez buluştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayalci Dede</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayalci-dede</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayalci-dede</guid>
<description><![CDATA[ Öykü, Drama ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e5a5a7a62f8.jpg" length="23277" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 00:43:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Betül FIRAT</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sırtında y&uuml;k&uuml; b&uuml;t&uuml;n sokakları arşınlardı Hayalci Dede. Hayal satardı insanlara. &Ccedil;ocukla &ccedil;ocuk olurdu; &ouml;yle ki bir g&uuml;n &ccedil;ocuklarla oyuna dalmış ve hayal satmayı unutmuştu. B&uuml;t&uuml;n hayaller elinde kaldı. Ee... g&uuml;nl&uuml;k olanlar &ccedil;&ouml;pe tabii. Yine işe &ccedil;ıktığı bir g&uuml;n, sokaklarda hayallerim var diye bağırırken &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;tiği evin penceresi a&ccedil;ıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Dur hayalci! Bana g&ouml;re nelerin var bakalım?&rdquo; dedi orta yaşlarında bir kadın.&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Hayalci Dede ş&ouml;yle bir &ccedil;uvalını kavradı, aradığını yerini tespit etmek ister gibi. Sonra da;</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Dileğiniz nedir?&rdquo; diye sordu; cevabını bildiği halde.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;Kadın ş&ouml;yle bir s&uuml;zd&uuml; dedeyi.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Şu şişmanlıktan kurtulsam aslında,&rdquo; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hayalci Dede vakit kaybetmeden elinde tuttuğu kutuyu uzattı. İmk&acirc;nsızı istemişti kadın ama bi&ccedil;are aldı kutuyu, &uuml;cretini uzatıp. Siftahını yapan dede devam etti yoluna. Bir &ccedil;ocuğu istediği topa, bir genci de hayalini kurduğu elbiseye kavuşturduktan sonra; bug&uuml;nl&uuml;k yeter diyerek tuttu evinin yolunu. Her dileği ger&ccedil;ekleştirirdi. E.. Tabi bir ka&ccedil;ı hari&ccedil;. Kadere nasıl h&uuml;kmetsin ki.</p>
<p style="text-align: justify;">Sokaklar Hayalci Dede&rsquo;nin sayılırdı. Kimse garipsemiyordu. Herkese bir &ccedil;are bulmaya &ccedil;alışırken kendine &ccedil;aresi var mıydı bilen yoktu. Kimse sormaya da cesaret edemiyordu. Belki de &ccedil;ok ilgili değillerdi. Kimse Hayalci Dede&rsquo;nin k&uuml;&ccedil;&uuml;k boh&ccedil;aya benzer torbasına o kadar şeyin nasıl sığdığını da merak etmemişti. Kendi halinde bir seyyar satıcıydı herkese g&ouml;re. Neden &ouml;zellikle bu mahallede gezerdi onu da bilen yoktu ama alışmıştı herkes. Mutsuz bir mahalleydi burası. Hatta adı bile varlığına yaraşır şekilde &lsquo;Kutsuz&rsquo; konulmuştu. Hayalci Dede hayal satmak i&ccedil;in daha iyi bir yer bulamazdı. Ger&ccedil;i buradaki insanları hi&ccedil;bir şey mutlu edemiyordu. Ellerine ge&ccedil;enler ge&ccedil;ici olarak mutlu ediyor sonra eski bedbaht hallerine d&ouml;n&uuml;yorlardı. Hayalci Dede seyyar satıcı olarak ekmeğini &ccedil;ıkarıyordu ama garipsemiyor da değildi. Belki de kendisine &ouml;yle gelmişti nerden bilebilirdi ki?</p>
<p style="text-align: justify;">Hayalci Dede her zaman hayalleri ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in uğraşırdı. Eski varlıklı ve rahat g&uuml;nlerini &ouml;zlemiyor değildi. İsteği olan insanlar gelip onu bulurdu ve sokak sokak gezmesine gerek kalmazdı. &Ccedil;ok şik&acirc;yet&ccedil;i değildi halinden aslında ama aklına daha iyi bir iş de gelmemişti. Varlığını kaybedince bu mahalleye yerleşmek zorunda kaldı. Ne eşi kaldı ne dostu; &ccedil;ocukları bile bakmaz oldu y&uuml;z&uuml;ne. Hala anlayamıyordu nasıl bu hale d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;. Kendi insanların hayalleriyle ilgilenirken &ccedil;ocuklarına bırakmıştı b&uuml;t&uuml;n varlığının y&ouml;netimini. Hesap kitap adamı değildi zaten. &Ccedil;ocuklarından başka kime g&uuml;venebilirdi ki insan. Bir gecede iflas ettiği haberini getirdi ortanca oğlu. B&uuml;y&uuml;k oğlu konuşmaya tenezz&uuml;l bile etmemişti. Kızı ise kendisiyle birlikte gelmek istedi ama Dede&rsquo;nin g&ouml;nl&uuml; el vermedi. Hepsinin ailelerinin yanında &ccedil;ocuklarının başında olmasını salık verdi. Bu mutsuz ve huysuz mahalleyi buldu sonra da. Ortanca oğlu kısa bir s&uuml;re sonra &ccedil;ok varlıklı hale gelse de babasına bir oda verme teklifinde bulunmamıştı. Sadece giderlerini karşılamaya yanaşmış kız kardeşinin ısrarıyla ama Hayalci Dede kabul etmemişti. Şunun şurasında ne kadar &ouml;mr&uuml; kalmıştı ki! Ne yapacaktı bu yaşta varlığı? Nasıl olsa kendisi g&ouml;&ccedil;t&uuml;kten sonra zaten &ccedil;ocuklarınındı. Herkes mutlu olsundu, onun derdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hayalci Dede&rsquo;nin ortanca oğlu hep kızar s&ouml;ylenirdi babasına; bizim rızkımızı herkesle paylaşıyorsun, diye ve kendine h&acirc;kim de olamazdı. Sonunda da varlıklı olmanın yolunu bulmuştu. Her şey mubahtı rahat yaşamak i&ccedil;in ortanca oğula g&ouml;re. &Ccedil;evresindeki insanları umursamaz ve sadece kendini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;. Babasının tam aksiydi yani. Hayalci Dede&rsquo;nin b&uuml;y&uuml;k oğlu ise varlıkta g&ouml;z&uuml; olmasa da başarıdan b&uuml;y&uuml;k haz alıyordu. Varlıklı olup olmamak değil, onun i&ccedil;in tek kıstas elde etmekti. Babası arada gurur duyuyor olsa da b&uuml;y&uuml;k oğluyla o da paylaşmayı bilmiyordu. Ger&ccedil;ekten &ccedil;ocuklarının nasıl bu hale geldiğini ciddi anlamda d&uuml;ş&uuml;nmesi gerekiyordu. Kızı ise varlığı olmasa da bilirdi paylaşmayı. Huyu suyu yumuşaktı. Kendine bazen yeterdi bazen yetmezdi. Hayalci Dede;</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Vermek saadettir. Alandan &ccedil;ok vereni mutlu eder.&rdquo; Der dururdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece kızı dinlemiş olacak ki s&ouml;z&uuml;n&uuml; bir tek o uymuştu bu s&ouml;ze. O da eksik, fazla demez ayarını bilmezdi. &Ccedil;ocuklarının bir ortası yoktu Hayalci Dede&rsquo;nin. Ya hi&ccedil; bilmezler paylaşmayı ya da paylaşırken sınırları olmazdı. Nerede nasıl bir hata yapmıştı da bu hale nasıl gelmişti anlayamadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Fakirlik kokan evinden &ccedil;ıkıp caddeleri, sokakları arşınlamaya başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&ldquo;Hayallerim var, dileğinizi s&ouml;yleyin.&rdquo; Diyerek birka&ccedil; hayal daha sattı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra bir kadın durdurdu seyyar satıcıyı.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Benim hayalim zor ama yine de bana g&ouml;re bir şeylerin var mı heybende?&rdquo; diye sordu kadın.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;Hayalci Dede anlamlı anlamlı baktı kadına. Sanki dertleri birdi ya da &ouml;yle gelmişti bilemedi. Kafasını kaldırıp balkonundan sallanan kadına baktı.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&ldquo;Nedir hayaliniz, ne dilerdiniz bu yaşlı seyyar satıcıdan.&rdquo; deyiverdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın h&uuml;z&uuml;nlenmişti birden, g&ouml;zleri doldu; kimlerden medet ummaya başlamıştı. Acıdı haline, kendine, yaşamına.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Yıllar &ouml;nce terkedildim sevdiklerim tarafından. Geri getirebilir misin onları?&rdquo; dedi lafı uzatmadan.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;Hayalci Dede yanılmamıştı. İnsanları kendi kadar iyi bilirdi. Bir bakış ve duruşu şıp diye &ccedil;&ouml;z&uuml;verirdi. Heybe bile denemeyecek torbasını bir yokladı. Sonra bir mektup zarfı &ccedil;ıkardı. İ&ccedil;inde ne yazdığını s&ouml;ylemeden hatta sattığı hayalin &uuml;cretini bile almadan kadının sarkıttığı sepete bırakıp gitti elindekini.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Hey nereye gidiyorsun, ne kadar &uuml;creti, ya ger&ccedil;ek olursa seni nasıl bulurum?&rdquo; diye bağırıyordu kadın arkasından.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;D&uuml;ş&uuml;nd&uuml; Dede, bulsa ne olacaktı ki g&ouml;n&uuml;lden bir hediyenin lafı mı olacaktı. &Ouml;zel bir &lsquo;hayal&rsquo; di bir de bu. Kadının hayali ger&ccedil;ek olursa kendisini şanslı sayıp bir hayal de kendisine a&ccedil;abilirdi belki. Kim bilir belki de son dileği gerecek olurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">G&uuml;nler g&uuml;nleri takip ederken her g&uuml;n hangi cadde veya sokakta olursa olsun o kadının evinin oralarda dolanır, g&ouml;r&uuml;nmeden gerisin geriye d&ouml;nerdi. Bir g&uuml;n yine o sokağa uğradığında kadının balkonunda renk renk &ccedil;i&ccedil;ekler, g&uuml;zel bir masa ve keyifle g&uuml;len kadını g&ouml;rd&uuml;. Yalnız yaşıyor diye bildiği kadını etrafında insanlar da vardı. &Ccedil;ocukları herhalde diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Mektup geldi aklına. Kendi &ccedil;ocukları i&ccedil;in dokunaklı bir şekilde yazmış ve son arzusunu bu mektupta dile getirmişti. &Ouml;lmeden &ouml;nce &ccedil;ocukları B&uuml;y&uuml;k oğlu Azim, ortanca oğlu Hırs ve kızı Merhamet ile bir araya gelip onlarla d&uuml;nya g&ouml;z&uuml;yle bir an keyifli vakit ge&ccedil;irmek istiyordu. Varlıklıyken yazdığı vasiyette bu d&uuml;ş&uuml;ncelere benzerdi. Varlıklarını nasıl olsa paylaşmanın bir yolunu bulurlardı ama babalarını kaybedince bir daha&hellip; Mutluluğu nasıl bulacaklardı. Kadına verdiği mektubun aynısını yazamazdı; o onun hayaliydi ve ger&ccedil;ek olmuştu. Farklı bir şeyler d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Sonunda da bir şeyler buldu, yazdı ve yolladı.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;<em>Ben Hayalci Dede, sizin babanız. Bug&uuml;ne kadar sayısız hayali ger&ccedil;ekleştirdim. Bir kendime olmadı dermanım. Siz benim &ccedil;ocuklarımın bana layık birer evlat olmanızı diliyorum şimdi t&uuml;m kalbimle. Bir g&uuml;n &ccedil;ocuklarınız b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;nde dedeleri sorduğunda onlara &lsquo;Hayalci Dedeniz&rsquo; diye başlayın beni anlatırken lafa.&rdquo; </em>diye yazdı hayalini Hayalci Dede.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu son dileğiydi onun. &Ccedil;ocuklarını etrafında g&ouml;rmek, sevgilerini hissederek veda etmek istiyordu hayata. Hayatta azmiyle &ccedil;ok varlıklı olmuş, hırsları y&uuml;z&uuml;nden t&uuml;m varlığını kaybetmiş, hayatta en &ouml;nemli şeyin merhamet olduğunu anlamış ve &ccedil;ocuklarının kendi hayatının bir d&ouml;nemini yaşattıklarını anlamıştı koyduğu isimlerle. Bir de kaybettiği eşi Sevgi vardı tabi. Hırsları y&uuml;z&uuml;nden ilk başta kaybettiği ve g&ouml;zden &ccedil;ıkardığı. O y&uuml;zdendir ki artık herkese sevgiyle yaklaşır &ouml;mr&uuml;n&uuml;n sonuna kadar hayal satardı Hayalci Dede. Bir g&uuml;n kendi hayalinin de ger&ccedil;ek olması i&ccedil;in bekleyecekti &ouml;mr&uuml;n&uuml;n sonuna kadar. Belki de &ouml;mr&uuml; vefa etmeyecekti. Hayalleri ger&ccedil;ekleştirmeye devam edecekti ne olursa olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rüzgar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruzgar-3294</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruzgar-3294</guid>
<description><![CDATA[ Gökyüzüne açılan bir çift el...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e55dbeb444f.jpg" length="60354" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 30 Jul 2022 19:36:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Slyheti</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Turuncuya &ccedil;alan g&ouml;ky&uuml;z&uuml;, k&uuml;&ccedil;&uuml;k kasabanın her yaprağını sarsan hafif bir r&uuml;zgar vardı bug&uuml;n. Bug&uuml;n esen r&uuml;zgar kasabada ki bir&ccedil;ok insan i&ccedil;in &ouml;nemsiz olsa bile, yerleşkenin yoğun olduğu &ccedil;arşının biraz gerisinde, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir bah&ccedil;eye sahip iki katlı beyaz evin verandasında ki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nem arz ediyordu. Yeşim k&uuml;&ccedil;&uuml;k ellerini, i&ccedil;indeki yaraları rahatlatsın diye r&uuml;zgara emanet etmişti. Kasıklarının hemen &uuml;zerinde bulunan morluğa &ccedil;are olmadıysa bile ellerini rahatlatıyordu.</p>
<p>Yere &ccedil;&ouml;meldiği sırada acıyla g&ouml;zlerini buruşturdu, bir&ccedil;ok &ccedil;ocuğun h&uuml;ng&uuml;r h&uuml;ng&uuml;r ağlamasına vesile olacak yaralara sahipti ama bu yaraları sarabilecek bir anneye veyahut bir babaya sahip değildi.</p>
<p>Sadece bedeninin değil ruhunun da yaralandığını biliyordu k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k yaşında. Kirli hissediyordu, her ne kadar yıkanırsa yıkansın, su teninde ne kadar gezinirse gezinsin kirli ellerin &uuml;zerinde gezindiği yerleri temizleyemiyordu.</p>
<p>Ge&ccedil;en ay altı yaşına basmıştı minik kız. &Ouml;z babası olmadan, &uuml;vey babasıyla ge&ccedil;irdiği ilk doğum g&uuml;n&uuml;yd&uuml;.</p>
<p>Bir&ccedil;ok &ccedil;ocuk gibi, Yeşim&rsquo;de hayatındaki ilklere &ouml;nem veriyordu belirli bir zamana kadar. İlk ata binişi, ilk arkadaşı, ilk dondurması, ilk defa bir ineği yakından g&ouml;rmesi,&nbsp; ilk yediği dayak, ilk morartısı, ilk defa bir erkeğin cinsel organını g&ouml;rmesi, ilk bayılma, ilk tecav&uuml;z&hellip;</p>
<p>Arkadaşlarından bir tanesinin de &uuml;vey babası vardı. Yeşim o kadar saftı ve o kadar masumdu ki b&uuml;t&uuml;n &uuml;vey babaların aynı şeyi yaptığını d&uuml;ş&uuml;nerek arkadaşına &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yordu. Hayat ağacı ona &ccedil;&uuml;r&uuml;k meyvelerini veriyor olsa bile yine de g&uuml;l&uuml;msemeye &ccedil;alışıyordu.</p>
<p>Annesine s&ouml;ylememesi i&ccedil;in tembihlenmişti, sessiz olması ve g&uuml;lmesi i&ccedil;inde tembihlenmişti. O adam evlerine adım attığından beri &ccedil;arşıya arkadaşlarının yanına gidemiyordu. Annesi bilseydi ona yardımcı olurdu diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; Yeşim. Lakin annesi bilirse ona bir zarar gelir diye de korkuyordu.</p>
<p>G&uuml;neş kaybolurken evin bah&ccedil;esine arabası ile birlikte &uuml;vey babası girdi. Arabayı park etti ve dışarıya &ccedil;ıktı. Yeşim g&ouml;r&uuml;nmemek i&ccedil;in acı i&ccedil;erisinde kalktı ve evin arkasında bulunan kapıdan i&ccedil;eriye girdi.</p>
<p>&ldquo;Yeşim.&rdquo; annesinin sesi kulaklarında &ccedil;ınlarken ellerini yumdu ve gelen sızıyla birlikte g&ouml;zlerini yumdu.</p>
<p>&ldquo;Efendim annecim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Burada duran oyuncaklarını odana kadar &ccedil;ıkar sonra gel g&uuml;zelim yemek yiyelim.&rdquo; annesinin yanağına bir &ouml;p&uuml;c&uuml;k bıraktı ve oyuncakları alıp odaya koştu. Aşağı kattan gelen sesleri duyabiliyordu. &Uuml;vey babası annesine duşa gireceğini s&ouml;yl&uuml;yordu. Yeşim korkudan ne yapacağını bilemeyip aşağıya doğru adımladı.</p>
<p>&ldquo;Selam ufaklık.&rdquo; dedi adam yukarıya doğru ilerlerken.</p>
<p>Annesi konuşma bittikten sonra Yeşim&rsquo;e d&ouml;nd&uuml; ve ona odasına gidip bir s&uuml;re daha oyun oynamasını s&ouml;yledi. Yeşim uslu bir kız olmaya devam etti ve odasına &ccedil;ıktı. Halbuki uslu bir kız olmak onu &ccedil;ok &uuml;z&uuml;yordu. Aynı şeyi o adamda s&uuml;rekli s&ouml;yl&uuml;yordu. Uslu bir kız olmalı ve sesini &ccedil;ıkarmamalıydı. O kadar zordu ki onun i&ccedil;in.</p>
<p>&ldquo;Buraya gel.&rdquo; dedi babası itaatkar bir tonda. Yatak odasına girdiğinde korkudan titriyordu ama belli olmaması i&ccedil;in dua etti. Adının Ozan olduğunu bildiği bu adam onun korkulu r&uuml;yalarıydı. Bazı geceler korkudan uykusundan uyandığı bile oluyordu. Kapını kilitlenme sesini duyduğunda iliklerine kadar batmıştı korkuya.</p>
<p>&ldquo;Bıraksan beni istemiyorum.&rdquo; dedi titreyen sesiyle. Ağlamaklı &ccedil;ıkan sesi kulaklarında yankılanınca b&uuml;y&uuml;k bir azar işiteceğini ya da tokat yiyeceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Sana isteğini sormadım zaten.&rdquo; dedi Ozan kemerini bir k&ouml;şeye atarken. Yeşim &ccedil;oktan ağlamaya başlamıştı, susturabilmek adına bir tokat attı. Sızlayan yanağı ile yere d&uuml;ş&uuml;nce Yeşim ağlamasını susturmak i&ccedil;in nefesini tuttu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızı yerden kaldırıp soyduktan sonra yatağa fırlatmıştı. Kısa s&uuml;rmesini umuyordu kendi i&ccedil;inde Ozan.</p>
<p>Karısı evdeydi ve fazla bir şansı yoktu. &Uuml;st&uuml;ne doğrulduğunda Yeşim acı i&ccedil;erisinde b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;ığlık atabilmek i&ccedil;in ağzını a&ccedil;mıştı ki Ozan&rsquo;ın eli susturmak i&ccedil;in ağzını ve burnunu buldu. Ozan kızın nefes almasına izin vermeyecek kadar &ccedil;ok sıkıyordu y&uuml;z&uuml;n&uuml;. G&ouml;zlerini kocaman a&ccedil;tı Yeşim. Nefes almak istiyordu, oyun oynamak ve koşuşturmak istiyordu. &Ouml;nce oyunlarını, sonra &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, şimdi ise nefesini alıyordu. Yeşim acı i&ccedil;erisinde &ccedil;ırpındı.</p>
<p>Sağ eliyle boynunu &ccedil;izmeye &ccedil;alıştı Ozan&rsquo;ın. Etki etmedi. Vurmayı denedi ama &uuml;st&uuml;nde olan kocaman adamı etkileyecek kadar sert vuramadı bile. &Ccedil;ırpınışları zamanla son buldu. Ozan&rsquo;ın eli ağzından hi&ccedil; &ccedil;ekilmedi. Yaklaşık iki dakika boyunca nefessiz kalmıştı ve &ouml;yle kalmaya da devam ediyordu.</p>
<p>Bayıldığını g&ouml;ren Ozan i&ccedil;inden bir k&uuml;f&uuml;r savurdu. İşi bitmişti. Pantolonunu giydi ve uyanması i&ccedil;in kıza kolonya koklattı. Ge&ccedil;en sefer bu şekilde uyandırabilmişti. Tepki alamadı. Kolonyayı komodine bırakıp kızı kucağına aldı. Kalp atışını dinlemek i&ccedil;in kulağını g&ouml;ğ&uuml;s kafesine yasladı. İ&ccedil;inden bir k&uuml;f&uuml;r daha savurdu. Kızı bir palavra gibi fırlattı ve arka kapıdan &ccedil;ıkmak i&ccedil;in aşağı indi. Karısı mutfakta olmalıydı şimdi.</p>
<p>Sessiz sedasız kimseye fark ettirmeden o g&uuml;n kayboldu ortalıktan. Yeşim&rsquo;in umutlarını g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şt&uuml; o g&uuml;n esen r&uuml;zgar, oyuncaklarını, ruhunu ve bir de nefesi r&uuml;zgara karışmıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir anda...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-anda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-anda</guid>
<description><![CDATA[ İnsanın iki dünya arasında sıkışıp kalmışlığın sersemliği. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e5179ae66b3.jpg" length="71809" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 30 Jul 2022 14:37:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İki d&uuml;nya arasında yaşıyorum.Zorluklarla ve koşturmacalarla ge&ccedil;en zaman i&ccedil;inde yaşarken, bir anda kendimi huzurun ortasında yaşamak istediğim anda buluyorum.</p>
<p>Hayal kurmadığım zaten hayalimin ger&ccedil;ek olduğu s&uuml;re&ccedil;leri yaşıyorum.</p>
<p>Diğer zamanda başlıyor beni d&uuml;ş&uuml;nceler almaya planlar yaparken hayaller kurmaya başlıyorum bir işin &uuml;stesinden gelmeye &ccedil;abalıyorum.</p>
<p>Birilerini memnun etme d&uuml;ş&uuml;ncesi, hep dikkatli olmak kimsenin hakkı ge&ccedil;mesin derdi.</p>
<p>Aklına edeni anlık yapamama gayesi i&ccedil;inde kendinle &ccedil;atışma halinde olmak.</p>
<p>Diğer tarafta ise kafanda hi&ccedil;bir şey d&uuml;ş&uuml;nmeden yaşamak iyi k&ouml;t&uuml; demeden korkmadan &ccedil;ekinmeden anı g&uuml;zelliklerle yaşamak kadar huzur veren zaman yoktur.</p>
<p>İşte iki d&uuml;nya arasında sıkışıp kalmak bu olsa gerek bir anda değişen yaşam...</p>
<p>R&uuml;ya Gibi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gecenin Döngüsü (3. Bölümünden kesit)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gecenin-dongusu-3-bolumunden-kesit</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gecenin-dongusu-3-bolumunden-kesit</guid>
<description><![CDATA[ Aşık olmaktan korkar mısınız? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e30e4e03013.jpg" length="58239" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Jul 2022 01:33:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeyneppiyan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>DÜNYA VE ATLAS</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dunya-ve-atlas</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dunya-ve-atlas</guid>
<description><![CDATA[ Ölümde tadılan hisler.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62deddeb9f576.jpg" length="64765" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 21:18:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Slyheti</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, atlas, ölüm, hayat, felsefe, psikolojik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />Beyaz uzun elbisesi r&uuml;zgara karışan D&uuml;nya b&uuml;t&uuml;n edasıyla ve b&uuml;t&uuml;n dikkati ile ilerliyordu karmaşık kayalıkların i&ccedil;erisinde. Annesine daha &ouml;nce binlerce kez sormuştu isminin neden D&uuml;nya olduğunu. Annesi ise cevabın D&uuml;nya'da gizli olduğunu s&ouml;ylemişti k&uuml;&ccedil;&uuml;kken ona. Kız şimdi daha iyi anlıyordu isminin neden D&uuml;nya olduğunu. D&uuml;nya b&uuml;t&uuml;n insanların yaşam alanıydı, annesi bu ismi kızına koyarken onu tanıyan b&uuml;t&uuml;n insanların evi olsun, herkese o kadar iyi hissettirsin, bir o kadar da iyi hissetsin diye &nbsp;d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Ancak D&uuml;nya, kalbine, i&ccedil;ine aldığı b&uuml;t&uuml;n insanları kaldıramıyordu artık.</p>
<p>&nbsp;Annesinin tezini &ccedil;&uuml;r&uuml;tm&uuml;ş, bir&ccedil;ok insanın mezarı olmuştu. Bu hayatta en sevdiği insan olan annesine bir yuva &nbsp;olmak isterken mezar olmuştu ve şimdi, karşısında duran eşsiz denizde onun mezarı olacaktı. Kayalıkların u&ccedil; kısmına doğru iyice ilerlerken kayalıkların bittiği u&ccedil;ta oturan bir erkek bedeni g&ouml;r&uuml;yordu buğulu g&ouml;zleriyle. D&uuml;nya temkinli adımlar ile ilerledi oturan adama doğru. Beyaz elbisesi kefen gibi etrafını sararken u&ccedil;urumda oturan &ccedil;ocuk adım sesleri ile g&ouml;zyaşlarını sildi ve ayağa kalkıp arkasını d&ouml;nd&uuml;. Karşısında duran beyazlar i&ccedil;erisindeki kızın dolmuş g&ouml;zleri karşısında kaşlarını &ccedil;attı.&nbsp;</p>
<p>"Merhaba." dedi usulca Atlas. "Adın ne?" &nbsp;kızı &uuml;rk&uuml;tmemeye &ccedil;alışıyordu.</p>
<p>&nbsp;Kendinden birka&ccedil; yaş k&uuml;&ccedil;&uuml;k olduğunu tahmin ettiği kız onu derinden, kalbinden etkilemişti tek bir bakışta. Kızın g&ouml;ky&uuml;z&uuml; ve denizin renkleriyle harmanlanmış, baktığınızda boğulabileceğiniz kadar g&uuml;zel mavi g&ouml;zleri, uzun ince ve hafif kavisli kaşları, kiraz gibi kızarmış dudakları ve y&uuml;z&uuml;ne uyumlu g&uuml;zel bir burnu vardı.&nbsp;</p>
<p>Atlas ona birka&ccedil; adım daha yaklaştı. Sadece g&uuml;zellik değildi onu etkileyen. Hissettiği o enerji gittik&ccedil;e bedenini esir alıyordu adeta. Atlas ilk g&ouml;r&uuml;şte aşka inana birisi değildi ama hayatın onu inanmadığı şeylerle sınamasına alışmıştı. Bu y&uuml;zden kalbinde hissettiği bu amansız hisler onu şaşırtmamıştı.</p>
<p>"D&uuml;nya." dedi kız ağlamaklı olan sesiyle. "Senin adın ne?" diye sordu sıra arkadaşını tanımaya &ccedil;alışan &ccedil;ocuklar gibi, &ouml;l&uuml;m arkadaşını tanımaya &ccedil;alışan D&uuml;nya.&nbsp;</p>
<p>Atlas ise donup kalmıştı kızın karşısında. İsmi kendisi gibi etkilemişti onu. D&uuml;nya u&ccedil;urumun kenarına doğru yaklaştığında eliyle durdurdu Atlas.&nbsp;</p>
<p>"Adım Atlas." dedi narin sesiyle. "Ne i&ccedil;in buradasın." dedi oğlan usulca. Biliyordu ama ondan duymak istemişti. Buraya atlamak i&ccedil;in geldiği &ccedil;ok belliydi.&nbsp;</p>
<p>"Sen neden buradaysan ben de o y&uuml;zden buradayım." dedi ve u&ccedil;urumun sonuna birka&ccedil; adım daha attıktan sonra denize doğru d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>&nbsp;"Dur!" dedi Atlas derin bir i&ccedil; &ccedil;ekerek.</p>
<p>"Atlama." onun geliş sebebi de gitmekti bu yaşamdan, yaşamına eklenmiş b&uuml;t&uuml;n y&uuml;kleri d&ouml;kecekti bu denize kendiyle beraber.&nbsp;</p>
<p>L&acirc;kin bu g&uuml;zel kızın, bu g&uuml;zel g&ouml;zlerinin D&uuml;nya'ya kapanması adil olmazdı.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;"Eğer beni vazge&ccedil;irmek i&ccedil;in aklında planlar kuruyorsan denize d&ouml;n y&uuml;z&uuml;n&uuml; beraber kurtulalım buradan." dedi D&uuml;nya. Ağlıyor olmasına rağmen sesi p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z &ccedil;ıkıyordu şimdi. Atlas dediğine katılır gibi d&ouml;nd&uuml; y&uuml;z&uuml;n&uuml; denize. Korkmuyorlardı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; karanlıkta yaşayan birisini karanlık ile tehdit edemezdiniz.&nbsp;</p>
<p>"Atlas." dedi sakince D&uuml;nya.</p>
<p>"Neden atladığını sormayacağım. Sen de sorma. Sadece her konuda yalnızken bu konu da da yalnız olacağımı d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m." dedi başını Atlas'a doğru &ccedil;evirerek.</p>
<p>"&Ouml;l&uuml;rken bile yalnız olman adil olmaz değil mi? Biz boşuna denk gelmiş olamayız. Her ne olursa olsun, ikimiz de bug&uuml;n burada &ouml;lecektik. Mezarımız olacaktı burası. Ben de sana neden sormayacağım D&uuml;nya. Sadece..." dedi başını denize &ccedil;evirirken.&nbsp;</p>
<p>"Korkuyor musun?"diye ekledi. G&ouml;zleri kızın okyanus g&ouml;zleriyle buluştuğunda cevabını almıştı.</p>
<p>&nbsp;Korkmuyorlardı tabii ki, emin olmak i&ccedil;in sadece g&ouml;z g&ouml;ze gelmeleri yetmişti.&nbsp;</p>
<p>"Bu hayat tıpkı şey gibi..." dedi Atlas s&ouml;z&uuml;n&uuml; devam ettirirken derin bir nefes verdi. &nbsp;</p>
<p>"&Ouml;lmek i&ccedil;in ağlayan birisini &ouml;lmek ile tehdit etmek gibi." diye bitirdi s&ouml;z&uuml;n&uuml;.</p>
<p>&nbsp;"Bug&uuml;n bana yol g&ouml;sterdiğin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim." dedi Atlas yeniden sadece denize g&ouml;z kırpmadan bakan kıza d&ouml;nerek.</p>
<p>"Yani sen benim haritaya d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş halimsin." dedi D&uuml;nya Atlas'a d&ouml;nerken, etkilendiği ses tonundan belli oluyordu. Şok olmuş gibiydi D&uuml;nya. &nbsp;Başıyla onayladı Atlas. "Yani senin haritanım." dedi g&uuml;l&uuml;mseyerek. "D&uuml;nya yok olursa haritanın anlamı kalmaz ." &nbsp;dedi Atlas. O sırada ikilinin elleri sıkıca birleşti.</p>
<p>"Olmayan bir yolda harita kullanamazsın." dedi D&uuml;nya fısıldayarak. Başıyla onayladı yeniden Atlas. &nbsp;"Yani benim haritamsın." diye yineledi s&ouml;z&uuml;n&uuml; D&uuml;nya fısıldayarak. "Beraber silinelim b&uuml;t&uuml;n evrenden." birbirlerinin g&ouml;zlerine baktılar yeniden teredd&uuml;t etmeden.</p>
<p>"Teşekk&uuml;r ederim." dedi D&uuml;nya. &Ouml;l&uuml;m arzusu korkuyu bastırdığı sırada Atlas konuştu.</p>
<p>"Bir..."&nbsp;</p>
<p>"İki..." &nbsp;</p>
<p><em>"&Uuml;&ccedil;..."</em> &nbsp;havada &nbsp;s&uuml;z&uuml;l&uuml;p denizin eşsiz suları ile karışan bu iki bedenin elleri hi&ccedil; ayrılmadı ve dedikleri gibi beraber silindiler bu evrenden.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Nefesleri el eleyken t&uuml;kendi. Yeni tanışan bu iki gen&ccedil; mezarlarını birbirleri ile paylaştılar ve D&uuml;nya yuva olabilecekken son kez birinin mezarı oldu... &nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KANLI PAPATYA 6.BÖLÜM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-6bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-6bolum</guid>
<description><![CDATA[ Kanlı Papatya 6.Bölüm ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61db2964dc5fb.jpg" length="49688" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 20:37:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Burçin Gökçe</dc:creator>
<media:keywords>Egemen Mira polisiye aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p style="text-align: center;"><strong>&nbsp;<em>6.B&Ouml;L&Uuml;M</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><br /><strong><em>&rdquo;&Ouml;zlerken mi &ouml;l&uuml;n&uuml;yor yoksa &ouml;zlemeden mi? diriliyor insan..&rdquo;</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em></em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu gece y&uuml;reğim her şeyi daha iyi anlıyor ya da &ouml;yle olmasını istediğim i&ccedil;in oluyordur bilmiyorum. Yorgunum. Dinlenemiyorum. Bu şehrin her zerresi beni yoruyor, değersizleşiyorum. Ruhumu en &ccedil;ok kendime kızarken buluyorum. Yaptıklarım yapamadıklarıma karışıyor, t&uuml;keniyorum. Her masal g&uuml;zel sonlanır ya hani, bu masalın ne başı belli oldu ne de sonu, katili kim diye sorsalar işte ben olurdum. Ulan İstanbul ciğerimi yakıyorsun bana kaybettiklerimi geri ver, kazanmadıklarını &nbsp;al ger&ccedil;i verebileceğine inanmıyorum. Şimdi ıssızlığınla başbaşayım anlamadığım yalan masallarla avut. Yeter ki anlat&hellip; kuş olmadan u&ccedil;muşum kanat takmama gerek kalmamış&hellip; Neyse Egemen toparla kendini, kaptırma katili bulup, ona olanların hesabını soracaksın oğlum kendini yıpratma desem de nafile. Eve gitmek istemiyorum ama Safir&rsquo;le G&ouml;lge bensiz yapamazlar gitmek zorundayım, oysaki ruhum bedenimden ummadığım yerlere gideli &ccedil;ok oldu. Ayyaş gibiyim. Etrafa savruluyorum. Bir gram sevincim vardı şimdi o da yok. Keşke burada olsan sana sarılıp dertlerimi unutmaya ihtiyacım var yoksun işte kahroluyorum. &Ouml;zledim hi&ccedil; olmadığı kadar,beni senin yanına g&ouml;ms&uuml;nler diri ya da &ouml;l&uuml; m&uuml; farketmez, yanında kollarının arasında olup teselli bulmaya ihtiyacım var. Lanet olsun hatıralarımız gitmiyor, aklımdan yeter şu sokaklardan ne zaman mutlu ge&ccedil;eceğim cevap veriyorum hi&ccedil;bir zaman, şu sokakta sarıldığımı, diğer yerde ilk kez seni &ouml;pt&uuml;ğ&uuml;m, &ouml;b&uuml;r tarafta g&uuml;l&uuml;şlerinin masumluğunu unutamıyorum d&ouml;n&uuml;p dolaşıp başa geliyorum. Sonunda eve geldim, kapıyı a&ccedil;tım i&ccedil;eri girmek bana ağır geliyordu ,G&ouml;lge gelip kucağıma atlayana kadar sen gidince annesiz kaldı. Diğer yarımın sensiz kalması gibi, i&ccedil;eri girdim. Odama &ccedil;ıktım, uyumak istedim az da olsa uyumak, bu sefer başaracağıma eminim&hellip;</p>
<p style="text-align: center;"><br /><strong>5 SAAT SONRA&hellip;</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><br />Beynim o kadar uyuşmuş ki yataktan kalmaya mecalim kalmamıştı. Beni yoran belirsizlikti ve yıkılmama ramak kala &uuml;zerime g&uuml;n doğdu. Ayağa kalksam yine devrilecekmişim hissiyle yaşamak nedir kimse bilmez&hellip; sabahı nasıl ettim bilmiyorum da gece ne yaptıysam kafayı felaket bulmuşum. Yataktan kalktım. Y&uuml;z&uuml;m&uuml; yıkadım. Mutfağa indim. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorumda bu sefer karakolda sabahlamadım, şaşırdım. Uğur bile aramadı sessizlik neden &ccedil;&ouml;zemedim sonu umarım iyi olur. Kahve yapıp i&ccedil;mem gerekiyordu, ancak o paklar. Kahveyi yudumladığım her an soru işaretleriyle karşılaşıyordum, ne yazık ki cevaplarını hala bulamadım. Karakola gitmem gerekti, evden &ccedil;ıktım, arabaya bindim. &nbsp;Yola koyuldum, yaklaştık&ccedil;a i&ccedil;imdeki &ouml;fkeyi susturmam imkansızdı. &nbsp;Karakola geldim, arabadan inmeye &ccedil;alıştım zor oldu ama indim, i&ccedil;eri girdim &nbsp;Uğur yanıma yaklaştı ve<br />_Tedirgin bir şekilde. Abi incelemen gereken acil dosyalar var Mira cinayetinin g&ouml;rg&uuml; tanıklarının d&ouml;k&uuml;manları.<br />_Egemen kızgın bir tavırla. Bu dosyalar şu saate kadar neredeydi neden benim şimdi haberim oluyor sorumsuz tavırların hoşuma gitmiyor Uğur kendine &ccedil;eki d&uuml;zen ver artık.<br />_Uğur&rsquo; un tedirginliği artarak. Abi sen uyuyorsundur ya da iyi değilsindir diye aramadım.<br />_Egemen&rsquo;in siniri şiddetlenince. Uğur en gereksiz zamanlarda kapımın dibinden ayrılmıyorsun. Başlatma şimdi uyumama da iyi olmama da bir daha b&ouml;yle bir şey olmasın olursa eğer kendi istifa dilek&ccedil;eni yaz beni oyalama. Benim odama kahve g&ouml;nder hızlı ol bekliyorum.<br />_Uğur rahatlamış bir şekilde. Tamam abi hemen g&ouml;nderiyorum. Diyerek ayrıldı.<br />Odama girdim, dosyayı incelerken en son Mira&rsquo;nın Erina&rsquo;yla konuştuğunu fark ettim ve ben sorduğumda konuşmadım demişti bu işin sonu iyiye gitmiyorda bakalım. İti an &ccedil;omağını hazırla diye boşuna dememişler soğuk nevale geliyor, kendini hangi yalanlarla acaba savunacak.&nbsp;<br />_Egemen net bir tavırla. Bakıyorumda odamın yolunu bulmuşsun.<br />_Erina ketum bir şekilde. Boş boş konuşma bir gelişme var mı diye sormaya geldim.<br />_Egemen ş&uuml;pheli bir bi&ccedil;imde. Seni bu konu neden ilgilendiyor a&ccedil;ık a&ccedil;ık s&ouml;ylesene hem a&ccedil;ılmış olursun.<br />_Erina sinirlenerek. Zevzek zevzek konuşma Egemen. Mira benim en yakın arkadaşım tabi ki sorucam.<br />_Egemen bağırarak. Erina git işine bak b&ouml;yle yaparak canımı sıkıyorsun ayağımın altında seni g&ouml;rmek istemiyorum beni anladın mı?<br />_Erina &uuml;zg&uuml;n bir şekilde. Egemen &ccedil;ok yanlış yapıyorsun tek &uuml;z&uuml;len sen değilsin, hırpalanan, dağılan, kendini d&uuml;nyada tek yaratılmış insan gibi burnun dikinde davranıyorsun Mira ile tek ortak &ouml;zelliğinizde buydu. Ş&ouml;yle d&ouml;n&uuml;p aynaya baktın mı nasıl birine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;ne, ne olduğuna hala bu hareketlerine devam ettiğine g&ouml;re değişen bir şey olmamış yazık.<br />_Egemen denilenleri umursamayarak. Ne diyorsun sen ya bana hayat dersi verme artık odamdan &ccedil;ıkar mısın?<br />_Erina&rsquo;nın g&ouml;zleri dolarak. Tamam Egemen sen nasıl istersen şunu bil ki sen bu halinle Mira&rsquo;nın taparak anlattığı adam değilsin, değişmişsin umarım bunun farkına varırsın diyerek.<br />Erina haklı mıydı,değiştim mi? off korktuğum şey başıma geldi, ne dedim ben &ouml;yle kıza, ah Egemen s&ouml;yle s&ouml;yle şimdi otur burada vicdan azabı &ccedil;ek. Aferin sana bravo gidip &ouml;z&uuml;r dilemem gerekiyor şimdi bunu ger&ccedil;ekten yapacak mıyım &uuml;zg&uuml;n&uuml;m yapmak zorundasın. Odamdan &ccedil;ıktım. Tam &nbsp;Uğur&rsquo;un Erina&rsquo;ın odasına giderken g&ouml;rd&uuml;m bunlar ne karıştırıyolar hani Uğur Erina&rsquo;yı ilk defa g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; bunlar ne peşindeler bulmam lazım, bir dakika Erina oğlumu geri ver mi dedi orada noluyor ne oğlu ne sa&ccedil;malıyor bu ikisi deliricem birisi artık a&ccedil;ıklasın yoksa sonu hi&ccedil; iyi olmayacak.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DERTLERDEN HAYATA AKMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dertlerden-hayata-akmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dertlerden-hayata-akmak</guid>
<description><![CDATA[ Hayata bakış öyküsü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62dc37f753511.jpg" length="83431" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 23 Jul 2022 21:04:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikâye, pozitif, psikoloji, felsefe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Otob&uuml;sle kısa bir yolculuktan sonra, yirmi dakika y&uuml;r&uuml;me zahmetine katlandığınızda eşsiz mekanlarda bulabileceğinizi biliyorsunuzdur, eğer İstanbul&rsquo;da yaşıyorsanız. B&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir kapıdan girdiğinizde araba park alanını karşınızda bulmak sizi hayal kırıklığına uğratmasın. Bu son &ccedil;ağın d&ouml;rt tekerleğe alışık insanı i&ccedil;in sonradan eklendiği belli yeşillik i&ccedil;eresinde, biraz &ouml;tede g&ouml;r&uuml;nen tarihi binanın manzara ziyafeti, hemen yanınızda oraya sizi ulaştıracağını m&uuml;jdeleyen arnavut kaldırımlı yaya yolundan belli oluyor. Beklenen kişi g&ouml;r&uuml;ş alanında yok, acaba nerede? Akıllı telefonlarla &ccedil;&ouml;z&uuml;lebilecek bu mesele biraz da y&uuml;z kızartıyor. Ana girişin hemen karşısında bekleyen siyah kot takımlı delikanlı o muymuş! Tanımadan &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erek gitmiş demek&hellip;o da telefondan soruyor: &ldquo;Siyah g&ouml;mlek ve pantolonlu, şapkalı siz miydiniz?</p>
<p>Uzun sa&ccedil;larını kısa kestirmiş gen&ccedil; adam, maske ile &ouml;rt&uuml;lm&uuml;ş ağız burun&hellip;.Ama g&ouml;zlerden tanınmalıydı. İri simsiyah badem g&ouml;zler başkalarında bulunmayan bir sihirli bakışa sahip. Y&uuml;r&uuml;meye başlıyorlar davetk&acirc;r arnavut kaldırımından. Kadın &ldquo;Biliyor musun Arnavutluk&rsquo;ta da bu yapıda yollara &lsquo;T&uuml;rk kaldırımı&rsquo; diyorlarmış, bu binayı hizmetlerinden &ccedil;ok memnun kaldığı i&ccedil;in padişah bir paşaya hediye etmiş. Arazisiyle birlikte&hellip;Bir ara &ouml;zel kurum işletiyordu, şimdi devlet kurumu işletiyor. Misafirhane olarak konaklayanlar olabiliyor.&rdquo; &ldquo;Saray gibi debdebeli&rdquo; &nbsp;&ldquo;İ&ccedil;erisi &ouml;yle zaten, haydi girip gezelim&rdquo; Bina girişinde onları bir uyarı tabelası karşılıyor. &ldquo;İnşaata girmek tehlikeli ve yasaktır.&rdquo; &ldquo;Şanssızlık beni illaki bulacak. Burada da peşimi bırakmadı.&rdquo;</p>
<p>-Tek g&uuml;zelliği bina değil, bah&ccedil;esindeki y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş alanına bayılacaksın. Senin burayı keşfetmeni istememin nedeni, evine y&uuml;r&uuml;me mesafesi, doğa i&ccedil;inde ve sessiz. Rahat&ccedil;a sohbet edebiliriz. Sen de ne zaman istersen buraya gelip ruhunu dinlendirebilirsin. Nasılsın, neler yaptın? Nasıl ge&ccedil;iyor g&uuml;nlerin. Seni &ccedil;ok iyi g&ouml;rd&uuml;m.</p>
<p>-İyiyim, Bayramdan &ouml;nce boya yaptık, babam amcalarınla sa&ccedil;ını kesmemizi istemiyorsan bayramdan &ouml;nce kestir dedi, mecburen kestim.</p>
<p>-Zorunda kalman iyi olmamış, onlar hoş karşılamazsa baban eleştiriye maruz bırakmamak i&ccedil;in tedbir almış sanırım. &Ccedil;ok mu zor oldu?</p>
<p>-Yok, k&ouml;k&uuml; bende, yine uzatacağım nasıl olsa&hellip;</p>
<p>-Şu yolun kenarındaki kanala bakar mısın? Bunlar orijinal, yağmur sularına o kadar g&uuml;zel y&ouml;n veriyor ki, kimi zaman yolun altından karşı kıyıya ge&ccedil;iyor, g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;? Yıllar &ouml;nce bunun d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi m&uuml;thiş. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z m&uuml;hendislerinin yaptığı yollarda bu aklı g&ouml;rmemek &uuml;z&uuml;c&uuml;.</p>
<p>-Yol da b&ouml;yle değildir, asfalt &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Ağa&ccedil;lar &ccedil;ok eski g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor, ka&ccedil; yaşındadırlar acaba, ka&ccedil; insan, ka&ccedil; nesil g&ouml;rm&uuml;şlerdir?</p>
<p>-&Ccedil;ok, bazıları eğri&hellip;R&uuml;zg&acirc;ra yağmura g&ouml;re şekil almış.</p>
<p>-Şu sanki devrilecek gibi. Bir yağmur fırtınada gider.</p>
<p>-Bence yanındaki ağa&ccedil; onu korumak destek olmak i&ccedil;in dallarını &ouml;n&uuml;ne doğru uzatmış. Ona yaslanır en fazla, kolay yıkılmaz.</p>
<p>-Kalını anne ince olan yavrusu gibi. Birbirine destek oluyorlar sanki. Ama buradaki &ccedil;ok yamuk b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş, ilerideki dalı da dimdik g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne uzanıyor.</p>
<p>-Hayata g&ouml;re şekil almasını beceriyorlar. Yaşamak b&ouml;yle bir şey.</p>
<p>-İnsanlar hakkında, &ouml;nlerinden gelip ge&ccedil;enler hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlar acaba? Zavallıcıklar kısacık &ouml;m&uuml;rleri var. Biz y&uuml;zyıllardır buradayız, bunlar yaşadıklarını anlamadan g&ouml;&ccedil;&uuml;p gidiyorlar, diyorlar mıdır?</p>
<p>-Belki de. Biz kelebeğin &ouml;mr&uuml;n&uuml; iki g&uuml;n deyip nasıl değerlendiriyorsak. Zaman bizim tanımımızla var, onlarda nasıl? Yani ağa&ccedil;lar ve kelebekler&hellip; Uzaya giden insanın &uuml;&ccedil;-d&ouml;rt yıl kaldığında d&ouml;n&uuml;ş&uuml; ile ilgili bir teori var biliyor musun?</p>
<p>-D&uuml;nyada &uuml;&ccedil; d&ouml;rt yıl, onlara iki ay gibi olurmuş.</p>
<p>-Evet bak kendin s&ouml;yledin. Zaman bizim icadımız. Belki geriye gidiyoruzdur. Belki aynı anda &uuml;&ccedil; beş zaman vardır yaşanan&hellip;</p>
<p>-Hep gezegenlerin d&ouml;n&uuml;ş&uuml; ile d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yor ya, g&uuml;neş sistemimiz de bir şeyin etrafında hareket halindeymiş, biliyor muydunuz?</p>
<p>-Evet, &ccedil;ekim kuvvetleri onları birbirine bağlı birlikte hareket ettiriyor.</p>
<p>-Benim daha &ccedil;ok fizik, biyoloji gibi konuları &ouml;ğrenmem lazım.</p>
<p>Bilimsel sohbetler umut vericiydi. Demek merak ettiklerinin peşinde yolculuklar yapmış. Ruhu dinginleşmiş.</p>
<p>- Bir fare deneyi var, belirli bir sayıda fareyi, erkekli dişili bir mek&acirc;na kapatıyorlar. &Ccedil;oğalıp enerjilerini harcayacak yer bulamayınca farklı şeyler olmaya başlamış. Zira burada yiyecek hazır geliyor, d&uuml;şmandan ka&ccedil;ma dertleri yok, yuva dertler yok. Birbirlerine şiddet uygulamaya başlamışlar. Gittik&ccedil;e g&uuml;&ccedil;l&uuml;ler ve zayıflar diye sınıfsal tabakalar oluşmuş. İnsanlar i&ccedil;in de b&ouml;yle değil mi? B&uuml;t&uuml;n insanlar Elon Mask olamaz değil mi? Yani bu sağlıklı değil. İnsanların da sınıfsal farklılıkları zengini fakiri olması lazım.</p>
<p>-TLC diye bir kanal var. &Ouml;zellikle ev inşası, tadilatı gibi programlar var. Orada insanların &uuml;&ccedil; y&uuml;z m2 evler istemeleri, sonsuzluk havuzları inşa etmeleri beni rahatsız ediyor. Bizim bilin&ccedil;li varlıklar olmamız nedeniyle hayvanlardan ayrı olarak diğer canlıları da umursamalıyız.</p>
<p>Kafası karışmış olabilir. Fareler nezdinde bulunduğu yeri kabullenme merhalesine gelmiş bir ruhu, kendi bakış a&ccedil;ısını sunarak alt&uuml;st etmek iyi bir tercih değilmiş gibi g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Ama hızla uzaklaştı bu d&uuml;ş&uuml;nceden. Yapay hi&ccedil;bir paylaşımın karşı tarafa can olamayacağı a&ccedil;ıktı. &nbsp;</p>
<p>-Bak burada şelale var. İnsan yapımı&hellip;</p>
<p>-M&uuml;thiş, ne kadar da doğal g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. İnsanlar fotoğraf &ccedil;ektiriyorlar.</p>
<p>-Senin de bir fotoğrafını alabiliriz.</p>
<p>-İstemem. Ben sevmiyorum.</p>
<p>-Hayret b&uuml;t&uuml;n herkes bayılıyor, g&uuml;nde sekiz on fotoğraf paylaşan arkadaşım var. Ben de &ccedil;ok sevmem.</p>
<p>-Bakın orada bir kaplumbağa, yanına gidiyorum.</p>
<p>Uzaklaştı &ccedil;imenlikten su kenarına, onu hayvancıkla sabitlemek i&ccedil;in fotoğrafın tuşuna bastığı anda geri d&ouml;nm&uuml;şt&uuml; delikanlı:</p>
<p>-Fotoğrafımı mı &ccedil;ektiniz? L&uuml;tfen siler misiniz?</p>
<p>-Zaten istediğim olmadı, Arkadan y&uuml;z&uuml;n g&ouml;r&uuml;nmeden &ccedil;ekecektim, o anda d&ouml;nd&uuml;n.</p>
<p>-Ka&ccedil;tı kaplumbağa &ccedil;&uuml;nk&uuml;&hellip;</p>
<p>Gizlenmek, yok olmak istemesini anlıyordu. Hassas bir y&uuml;reğin kaldıramayacağı kadar &ccedil;ok şey yaşamıştı.</p>
<p>-Kolun iyileşti mi?</p>
<p>Sıvadı giysisini, g&ouml;stererek iyileştiğini s&ouml;yledi.</p>
<p>Son g&ouml;r&uuml;şmelerinde sohbeti bitirip masanın diğer tarafına ge&ccedil;tiğinde yerlerin kan i&ccedil;inde olduğunu g&ouml;rm&uuml;ş &uuml;rpermişti: Ama o b&uuml;y&uuml;k bir sakinlikle kolunda kabuklaşmış yaraları farkında olmadan soyduğunu s&ouml;yl&uuml;yordu. Bileği ile dirsek arası &ccedil;izik ve yaralarla doluydu, yoğun bir kan akıyordu. Başkaları odaya gelmeden hemen temizlediler. G&ouml;r&uuml;lmesi ile yapılacak izahat sıkıntısını ona yaşatmaktansa nedenlerini sonradan dinlemek &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;.</p>
<p>Gen&ccedil; ruhun kolundan akan kanlar hi&ccedil;bir şeydi. Y&uuml;reğinden akan kanlar b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n hayatını kaplamış, yaşama arzusunu t&uuml;ketmişti. Dersleri &ccedil;abalamasına rağmen b&uuml;y&uuml;k bir y&uuml;k oluyordu ona. Sınıf tekrarına şaşırmadı. Onun adalet duygusundaki sarsılmaz g&uuml;&ccedil;, devamsızlıktan kalması gerektiğini, zaten ge&ccedil;erse haksızlık olacağını s&ouml;yletiyordu...</p>
<p>-Kardeşlerimle annemi ziyarete gittik.</p>
<p>-&Ccedil;ok sevindim. Nasıl ge&ccedil;ti?</p>
<p>-Biz ona iyi gelir diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k ama, bizimle hi&ccedil; konuşmadı, her zaman &ouml;yle zaten. Babam gitmemizi istemiyor. Anneannemin kendisi ile ilgili bir şeyler anlatacağını bildiği i&ccedil;in&hellip; Ama benimle &nbsp;birlikte gitmelerine izin verdi kız kardeşlerime. Ben de onlar g&ouml;rs&uuml;n diye gittim.</p>
<p>-Seni annenin bu durumu nasıl etkiledi? Ka&ccedil; yaşında ayrıldınız?</p>
<p>-Ben bildim bileli annem konuşmaz, bizimle ilgilenmez. Sadece babamla, o da kavga eder. Anneannem babamı su&ccedil;luyor, onun y&uuml;z&uuml;nden hastalandığını s&ouml;yl&uuml;yor.</p>
<p>-Ama altı kardeştiniz, demek ki iyi ge&ccedil;indikleri olmuş. Bu zaten onları ilgilendirir. Sen nasıl etkilendin?</p>
<p>-Hi&ccedil; etkilenmedim. K&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;kten beri alışkınım. Annem akşamları babam geldiğinde yemek yapardı. Ben okuldan gelince dolapta ne varsa yerdim. Veya basit yemekler pişirmeyi &ouml;ğrendim, &ouml;yle karnımızı doyururduk. O dizilerini izler, bizimle uğraşmazdı. Ama ilkokula başladığımda okuma yazma &ouml;ğrenmeme yardım etti. Babam da hep işte olurdu. Sonra o memlekette kaldı, biz buraya g&ouml;&ccedil; ettik. D&ouml;rt sene de &ouml;yle uzak yaşadık. Geldiğinde annem gitti.</p>
<p>Demek k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşından itibaren kardeşlerinin sorumluluğu omzundaydı. Okul veli sorumlulukları, hastalandıklarında doktor yolu, resmi işlemleri&hellip;. Babası &ccedil;oktan oğluna devretmişti. Zira başka bir işe yaramadığını s&ouml;yl&uuml;yordu. Gelecek yıl okula devamı da tehdit altındaydı.</p>
<p>-Sabahleyin bir telefon g&ouml;r&uuml;şmesi yaptım. Kendisi başkalarına destek olan tanıdığım biri şu anda zor g&uuml;nler ge&ccedil;iriyor. Dışarıdan nasıl bir destek alırsan al, i&ccedil;indeki hayat enerjisini bulmayı ancak kendisinin başaracağını s&ouml;yledim. Hepimiz dibe ineriz bazen. Nasıl &ccedil;ıktığımız &ouml;nemli. Ona da mutlaka &ccedil;ıkış yolu bulacağını s&ouml;yledim. Bağışıklığını g&uuml;&ccedil;lendirmesini, zira bedenimizin bizi desteklediğini, kendisini iyi hissettiren şeyleri beyninde &ccedil;ivilemesini istedim. Sık sık onları yaparsak, arkası g&uuml;zel geliyor. Yani hepimiz insanız. Dik durmayı beceremediğimiz zamanlar olur. Genelde ge&ccedil;miş ve gelecek bizi hasta eder. Aslında ge&ccedil;miş yaşanmış bitmiştir, gelecek endişesi de erken. Gelince yaşarsın. Şu an ne var ona bak. İşte karga, bağırıyor, arkadaşını &ccedil;ağırıyormuş bak geldi. G&ouml;r&uuml;yor musun?</p>
<p>-Burası &ccedil;ok g&uuml;zelmiş. Ara sıra gelirim. Arkadaşıma bilgisayar gerekiyordu, birlikte topladık. O Yemenli. T&uuml;rk&ccedil;esi iyi değil. &Ccedil;alıştırmayı başardım, &ccedil;ok sevindim. Şimdi de etrafımda &ccedil;ok sık Arap&ccedil;a konuşan insanlar duyuyorum. Onları anlamak, daha doğrusu insanların hepsinin konuştuklarını anlamak hoşuma gidiyor.</p>
<p>-Aslında ben seni &uuml;zen o g&uuml;n&uuml; konuşacaktım. Ama o kadar mutlu g&ouml;rd&uuml;m ki, yeniden moralsizleştirmek istemedim. Ama ne zaman modun d&uuml;şerse, bana yazacaksın veya arayacaksın. Konuşacağız.</p>
<p>Artık beş kardeş yaşıyor olmanın, eksik birinin feci yok oluş anına, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir y&uuml;reğin tanıklığındaki travması&hellip;. Karartılmayacak kadar g&uuml;zel bir g&uuml;n&hellip; Umut dolu&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uyan</title>
<link>https://edebiyatblog.com/uyan-3226</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/uyan-3226</guid>
<description><![CDATA[ Affet bizi doğa anne. 
Kabul et kurbanlarını. 
Affet bizi doğa anne. 
Kalplerimiz sana ait.
Affet bizi doğa anne.
Duy sesimiz, 
Çağırıyoruz çırağını,
Duy sesimizi, 
Al, götür kurbanlarını. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62daef106a255.jpg" length="17707" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 22 Jul 2022 21:34:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>krmv_qrb</dc:creator>
<media:keywords>Cadı, fantastik</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gecenin Döngüsü (Tanıtım)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gecenin-dongusu-tanitim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gecenin-dongusu-tanitim</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Pişt&quot; sesi ile arkama baktığımda, okulun duvarına yaslanmış 3 kişi duruyordu. Okulda ilk günüm ve kimseyi tanımıyordum. 5 saniye kadar kısa bir süre ortada duran kişiye baktıktan sonra yoluma devam ettim.

Aynı ses yine aynı şekilde pişt dediğinde, durup :

&quot;Bana mı dediniz?&quot; Diye yanıt verdim.

Yeşilin karaya çalan gözleri olan çocuk cevap verdi: 

&quot;Evet, seni eve bırakacağız.&quot; 

&quot;Anlamadım.&quot; Diye yanıt verirken, cevap geldi.

&quot;Baban gelmeyecek, bekleme boşuna!&quot; Ses tonunda ki alaycı konuşması canımı sıkmıştı, onun gibi umursamaz davranıp gerek olmadığını söyleyip, yoluma devam ettim.

Ne kadar zaman geçtiğinin farkında olmadan dalmışım yeşil gözlerin sahibinin söylediklerine. Eve gidip babamla konuşmak tek isteğimdi.

Aniden bir el omzuma dokundu, arkama dönmemle yeşil gözlerin sahibi karşımda duruyordu. Derin bir nefes alıp, neden geldiğini sordum. Bana tatlı bir dille ifade edince beraber yürümekte sakınca görmedim.

Az ötede sarışın, mavi gözlü diğeri ise kahverengi ve kehribar gözlere sahip duran 2 kişi duruyordu. Yanımıza yaklaşıp beraber yürümeye başladık.

Üçünün çocukluk arkadaşı, benden 4 yaş büyük olduklarını ve adlarının Oğuz, Ali ve Kerim olduğunu tek öğrenebilmiştim çünkü yeşil gözlü sürekli ters ve sinirli bir şekilde bana bakmaya devam etti yol boyunca.

1, 2, 3... Günler hızla devam ederken, edindiğim arkadaş anne ve babamın yoğun çalışmasından dolayı yokluğunu aratmamaya başladı.

Ve ben artık tüm günümü onlarla geçirirken, birine aşık olacağım hiç aklıma gelmezdi. İlk aşk, ilk heyecan, ilk mutluluk derken tüm hayatım &#039;o&#039; olmuştu.

Ama işte her güzel gün, bir gün son buluyordu. 

An gelir hayatım olduğunu düşündüğüm kişi bir anda yok olabiliyormuş. Ve anlarsın ki hayatının tüm neşesi bir tek kişi ile hayat bulurken, yokta olabiliyormuş.

Ve ondan sonra hiçbir gelecek, giden günlerin yerini alamadı.

Çünkü artık giden hayatını yaşadı, kalan ise hayatın ne olduğunu unuttu.





 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d8458dd120a.jpg" length="27152" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 22 Jul 2022 14:50:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeyneppiyan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gecenin Döngüsü (Wattpad)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gecenin-dongusu-wattpad</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gecenin-dongusu-wattpad</guid>
<description><![CDATA[ Gökyüzüne yakınmışım gibi hissettim elimi uzatsam, yıldızlara dokunabilir miydim?

Elimi yavaşca gökyüzüne doğru uzattım, ama birden yağmur yağmaya başladı. 

Gökyüzü bile istemiyor beni, gece bana küs, neden bu uzaklık?
 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d67fbb5b8bd.jpg" length="52605" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 15 Jul 2022 21:09:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeyneppiyan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 27.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-27bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-27bolum</guid>
<description><![CDATA[ Hokus Pokus Finale Doğru Son 3 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d122644432c.jpg" length="78325" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 15 Jul 2022 15:49:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 26.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-26bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-26bolum</guid>
<description><![CDATA[ Hokus Pokus Finale doğru ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d1212dc1b2f.jpg" length="82112" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 15 Jul 2022 15:48:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜL VE ATEŞ(DEĞİŞİM)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gul-ve-atesdegisim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gul-ve-atesdegisim</guid>
<description><![CDATA[ GÜL VE ATEŞİN DEVAMI ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b619188c099.jpg" length="73490" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Jul 2022 22:15:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynep_edaq2</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, romantizm, kurgu, tarihikurgu, genelkurgu, entrika, savaş, evlilik, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>DEĞİŞİM</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719">Prenses Şehrazat aldığı haberin etkisiyle soluğu Annesi Malika Sultan'ın dairesinde almıştı.Dairenin &ouml;n&uuml;nde bekleyen Harem ağlarına geldiğimi haber verin dediğinde Harem Ağası, annesinin yanında Sultan Alaeedin'in olduğunu &ouml;nemli bir şey olmadık&ccedil;a i&ccedil;eriye kimsenin alınmaması emrinin verildiğini s&ouml;yleyip eğer &ouml;nemli bir şey ise i&ccedil;eriye haber verebileceklerini s&ouml;yleyince Şehrazat y&uuml;z&uuml;nde alaycı bir ifade belirdi. İ&ccedil;eriye girip annesi ve babasına ne s&ouml;yleyecekti beni bir mal gibi kararımı sormadan verebilirsiniz?Ben sizin i&ccedil;in neyim? Aklında bunca soru varken Şehrazat yorgun bir sesle"Gerek yok yarın sabah gelirim"dedi ve odasına doğru giderken g&ouml;zlerinden akmak i&ccedil;in ısrar eden g&ouml;zyaşlarına direndi.</a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719"> Her ne kadar ailesi onu kukla olarak g&ouml;rse de yine de o bir prensesti ve duygularını toplum i&ccedil;inde ifade edemezdi. Yumruk yaptığı ellerinden g&uuml;&ccedil; alarak dik bir halde odasına y&uuml;r&uuml;d&uuml;.Odasında onun &uuml;st&uuml;n&uuml; değiştirmek amacıyla bekleyen cariyeleri g&ouml;r&uuml;nce onu g&ouml;zetlemeleri amacıyla annesi ve babası tarafından konan cariyelere adete &ouml;fkesini anne ve babasından &ccedil;ıkarırcasına daha &ouml;nce konuşmadığı kadar y&uuml;ksek bir sesle"Hepiniz odamdan defolun"dedi. Prenseslerinden b&ouml;yle bir tepki beklemeyen cariyeler şaşkınlıkla dolu olsa Sultandan ve g&ouml;zdeden aldıkları yetkiden dolayı kibirli bir sesle"Sizin &uuml;st&uuml;n&uuml;z&uuml; değiştirmeden hi&ccedil;bir yere gidemeyiz"diyen cariyesine o zamana yapmadığı bir şey yapıp tokat attı ve odadakilerin duyması i&ccedil;in kibir ve kızgınlık dolu bir sesle"Bundan sonra kimden yetki aldığına bakılmaksızın emrimi &ccedil;iğneyen ve g&ouml;rmezden gelen herkesin cezasını vereceğim anladınız mı?"dediğinde odadan hi&ccedil;bir ses &ccedil;ıkmadı.</a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719"> Şehrazat sorusuna cevap vermeyen cariylere sesini daha da y&uuml;kselterek"Anladınız mı diye sordum"dediğinde hepsi tek bir ağızdan"Anladık prensesim"dediler ve can korkusuyla odayı bir an &ouml;nce terk ettiler. Cariyelerin yanında g&uuml;&ccedil;l&uuml; duran o kadın cariyelerin odayı terk etmesiyle kendini yatağa attı ve sarsıla sarsıla ağlamaya başladı.Ağlamanın şiddeti arttık&ccedil;a y&uuml;reğindeki &ouml;fke ve intikam hisside artıyordu. Bir s&uuml;re ağladıktan sonra sakinleşen Şehrazat kıpkırmızı g&ouml;zleriyle odasındaki aynanın karşısına ge&ccedil;ti ve kendisine s&ouml;z verir bir sesle"Bug&uuml;n benim son ağlayışım olacak bug&uuml;nden sonra beni kim ağlatıysa g&ouml;z&uuml;nden benim g&ouml;z&uuml;mden akan yaşın 2 katı akmadık&ccedil;a onların peşini bırakmayacağım"dedi </a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719">Sabahleyin d&uuml;nk&uuml; ağlama krizinden dolayı kıpkırmızı olan g&ouml;zlerini zar zor a&ccedil;ıp etraftaki g&uuml;r&uuml;lt&uuml;y&uuml; anlamaya &ccedil;alışıyordu.G&uuml;r&uuml;lt&uuml;n&uuml;n atmasından dolayı zar zor yataktan kalkıp ayaklarını s&uuml;rerek kapının oraya gitti ve kapıyı a&ccedil;ıp orada bulunan Homasına"Bu g&uuml;r&uuml;lt&uuml; de ne?"diye sordu. Homası"Prensesim bug&uuml;n askerlerimiz savaşa gideceğinden onları uğurlamanız i&ccedil;in sizi hazırlamak istiyorlar" Prensesin g&ouml;revlerinden bir tanesi savaşa gidecek olan savaş&ccedil;ıları savaşta kahramanlık g&ouml;sterip &uuml;lkesini savunsun diye en g&uuml;zel şekilde giydirilip s&uuml;slendirilir ve askerleri uğurlamak amacıyla bir ka&ccedil; g&uuml;zel s&ouml;z s&ouml;yler ve savaşın komutanının bileğine elbisesinden kesilmiş bir kumaş bağlardı. </a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719">Şehrazat bug&uuml;n yataktan &ccedil;ıkmak istememesine rağmen kimsenin bir şeylerden ş&uuml;phelenmemesi i&ccedil;in g&ouml;revini yerine getirmeliydi. "Eğer beni hazırlamak istiyorlarsa niye dışarıda bekliyorlar i&ccedil;eri ge&ccedil;selerdi ya"dediğinde cariyelerin kendisine attığı korku dolu bakışları g&ouml;rd&uuml;. "Şey Efendim"dedi Homa cariyelere yan bir bakış atıp"D&uuml;n gece hepsini odadan kovduğunuz i&ccedil;in odanıza girmeye korkuyorlar" Prenses Şehrazat insanların hi&ccedil;bir zaman kendisinden korkmasını istememişti ama bug&uuml;n ilk defa sana hizmet edenlerin sana saygı duyması i&ccedil;in senden korkmaları gerektiğini &ouml;ğrenmişti. "S&ouml;yle onlara"dedi Şehrazat sert bir sesle"Odaya girebilirler" Odaya tekrardan kabul edilen cariyeler Şehrazata bug&uuml;n daha bir &ouml;zenli davranıyorlar en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şeyde Şehrazat'ın iznini istiyorlardı. Şehrazat her ne kadar sert durmaya &ccedil;alışsa da aslında i&ccedil;ten i&ccedil;e hayalkırıklığıyla dolu olan bir deryada y&uuml;z&uuml;yordu.Şimdiye kadar ona efendileri gibi davranmamalarının nedeni Şehrazat'ın ona insan gibi muamale yapması mıydı?</a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719"> Şehrazat kıpkırmızı elbisenin &uuml;zerine takılan kilolarca m&uuml;cevherden dolayı savaş alanına kendisine eşlik edecek temsilci muhafızın koluna girerek gidecekti. Şehrazat'ın hazır olduğunu bildirdiklerinde i&ccedil;eriye Shoyon girdi.Shoyon aşık olduğu kadına karşı hayranlık dolu bakışlarını gizlemeyip"&Ccedil;ok g&uuml;zel olmuşsunuz Prensesim"dedi. Hala daha d&uuml;nk&uuml; konuşmaların etkisinde olan Şehrazat ,Shoyon'un iltifatına karşın son derece gergin bir sesle"Teşekk&uuml;r ederim Shoyon "dedi ve Shoyon'un koluna girip t&ouml;renin başlayacağı yere doğru y&uuml;r&uuml;meye başladılar. Şehrazat aralarındaki gerginliğin sebebi olarak kendini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nden onunla sohbet etmek i&ccedil;in aklına gelen ilk soruyu sordu. "Shoyon normalde bana senin alt r&uuml;tbelerinden biri eşlik etmesi gerekmiyor muydu?"diye sorduğunda Shoyon sahiplenici bir sesle"Ben varken başka bir erkeğin sana dokunmasına izin vereceğimi mi sandın?" "Shoyon"dedi Şehrazat d&uuml;nk&uuml; konuşamadan dolayı duyduğu vicdan azabıyla. "L&uuml;tfen"dedi Shoyon &ccedil;aresiz bir sesle"En azından sana duyduğum aşkı ve kıskan&ccedil;lığı dile getirmeme izin ver" "Tamam"dedi Şehrazat bu zamana kadar ona arkadaşlık yarenlik yapan insanı kırmamak i&ccedil;in"Aşkını ve kıskan&ccedil;lığını dile getirebilirsin" "Teşekk&uuml;r ederim"dedi Shoyon nihayet şehirdeki b&uuml;t&uuml;n kızların hayran kaldığı o muhteşem g&uuml;l&uuml;msemesi y&uuml;z&uuml;nde tekrardan belilirken. "Asıl ben teşekk&uuml;r ederim"dedi Şehrazat kendisine karşılık vermediğini dile getirse de onu sevmeye devam eden adama minnetini belli eden bir sesle. Sarayın dış avlusuna girdiğinde askerler hayranlık dolu bakışlarını Prenseslerine diktiler.Askerlerin kendisine olan bu hayranlık dolu bakışlara alışıp bunlarla yaşamayı &ouml;ğrenmişti. Shoyon t&ouml;ren gereğince Prensesi babası Sultan Alaeddinin yanındaki tahta oturtuktan sonra Sultanına reveransını yapıp b&ouml;l&uuml;ğ&uuml;ndeki yerini aldı.B&ouml;l&uuml;ğ&uuml;ndeki askerler Prensesle olan nişandan haberdar oldukları i&ccedil;in kıskan&ccedil;lık dolu bakışlarla Shoyon'a bakıyorlardı. Shoyon'un bakışlar karşısında hissettiği tek şey gururdu.Herkesin istediği kadını elde etmenin zaferiyle b&ouml;b&uuml;rlenmesine engel olamıyordu. Sultan Alaeddin Ak&ccedil;andan kendine &ouml;zel elmas işlemeli kılıcını eline alıp havaya kaldırdı ve askerleri gaza getirmek i&ccedil;in y&uuml;ksek sesle bir motivasyon konuşması yaptı. "Askerlerim; Bug&uuml;n burada Sultanınızı,&uuml;lkenizi,halkınızı en &ouml;nemlisi de namusunuzu korumak i&ccedil;in bulunuyorsunuz. "Şimdi bana cevap verin Sultanınızı koruyacak mısınız?"diye sorduğunda b&uuml;t&uuml;n askerler"Evet"diye bağırdı. "&Uuml;lkenizi?"diye de sorunca yine b&uuml;t&uuml;n askerler hep bir ağızdan"Evet"diye bağırdı. "Halkınızı?"diye sorduğunda askerler t&uuml;kenmeyen bir heyecanla"Evet"diye bağırdılar. "Namusunuzu?"diye sorduğunda babası,askerler de son kez"Evet"dediler ve bunun &uuml;zerine babası elindeki kılıcı daha da y&uuml;kselterek"Kazanız m&uuml;barek olsun arslanlarım" Babasının t&ouml;rendeki konuşması bittikten sonra sırada b&uuml;t&uuml;n askerlerin beklediği etkinliğe ge&ccedil;ilmişti.Prenses,&ouml;nce komutanlarına kendi elbisesinden bir kumaş bağlayacak ondan sonra da her askerlerle muhatap olup koluna beyaz bir kumaş bağlayacaktı. Şehrazat &uuml;zerindeki elmas işlemeli elbisesi ve m&uuml;caverhatlarıyla ayağa kalkıp &ouml;nce ordunun komutanına kırmızı elbisesinden kesilmiş kumaşı komutanın bileğine bağladı ve ona g&ouml;z alıcı bir g&uuml;l&uuml;msemesiyle"Size uğur getirmek i&ccedil;in bu kumaşı bağlıyorum.Umarım bu uğur size savaşta &ouml;n&uuml;n&uuml;ze &ccedil;ıkan b&uuml;t&uuml;n engelleri aşmanıza yardımcı olur" Prensesin bileğine bağladığı kumaşı &ouml;pen komutan s&ouml;z veren bir sesle"Bu uğuru &ouml;l&uuml;nceye kadar bileğimden &ccedil;ıkarmayacağım prensesim"dedi ve babasına doğru ilerleyip babasının elmaslarla işlenmiş kılıcını aldı ve &ouml;p&uuml;p sadakatini tekrar dile getirdi. "Size yemin ederim Sultanım bu kılıcı bize savaş a&ccedil;an gavurun gırtlağına saplayacağıma,kahramanlık yapanları &ouml;d&uuml;llendireceğimi,savaştan ka&ccedil;anları-kendim bile olsa-cezalandıracağım"dedi ve elmas işlemeli kılıcı kaftanına sokup beline taktı. Komutan'ın sırasının bitmesiyle sıra prensesi g&ouml;rmek isteyen askerlere ge&ccedil;mişti.Prenses ordudaki 1.499 erkeğe sırayla g&uuml;l&uuml;mseyip şans dilemişti taki sıra Shoyon'a gelinceye kadar. Shoyon savaş d&ouml;n&uuml;ş&uuml; karısı olacak prensesine yaklaştı ve bileğine beyaz kumaş bağlanırken uyaran bir ses tonuyla"Unutma Şehrazat d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p karar vermen i&ccedil;in 3 ayın var 3 ay sonra sen dahil kimse sana kavuşmama engel olamaz"dediğinde Şehrazat anladım anlamında gergince başını salladı ve bunun &uuml;zerine Shoyon nişanlısının elini &ouml;p&uuml;p sırasına ge&ccedil;ti. Şehrazat giydiği elbise taktığı kilolarca m&uuml;cevheratla daha fazla ayakta kalamadığından Homasının koluna girdi. Homa kendisine tututan Prensesin b&uuml;t&uuml;n ağırlığını kendine alarak t&ouml;renden sonra odasına taşıdı. Şehrazat odaya girdiğinde cariyeleri &uuml;st&uuml;ndeki m&uuml;cavheratları tek tek kutularına alıp Homanın eşliğiyle Prensesin m&uuml;caveharaterinın saklandığı odaya koydular.M&uuml;cavehatlerin &ccedil;ıkmasının ardından sıra kıyafetlere ge&ccedil;ti. &Ouml;nce Prensesin elbisenin &uuml;st&uuml;ndeki elmasları alıp en son elbiseyi &ccedil;ıkartıp Prenses'e savaş boyunca giymesi gereken kırmızı sade bir elbise giydirip odadan &ccedil;ıktılar. Odada yalnız kalan Şehrazat kendini yatağa bıraktı ve Shoyon'un dediklerini d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı.Abisini ve kendisini babasının kurduğu gelecekten kurtarması i&ccedil;in sadece 3 ayı vardı. </a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719">D&uuml;n abisine g&ouml;nderdiği mesajın cevabını merak ettiğinden Homasını i&ccedil;eriye &ccedil;ağırıp merak dolu bir sesle"Anlat abim mesajıma ne cevap verdi?"diye sordu. Homa konuşmaya başlamadan &ouml;nce kimsenin onları dinlemediğinden emin olmak i&ccedil;in odayı kontrol etti ve kimsenin onları dinlemediğine kanaat verdikten sonra mesajı iletti. "Sizi bu akşam arka bah&ccedil;e de bekliyor" Şehrazat buluşma saatinin akşam olmasından dolayı yatağa uzanıp dinlenmeye başladı.Bug&uuml;n abisiyle yaptığı plana g&ouml;re hayatı bir daha eskisi gibi olmayacaktı. Şehrazat &uuml;zerindeki kırmızı elbisesinin &ccedil;ok s&uuml;sl&uuml; olmasından dolayı saray eşrafından birine yakalanma korkusuyla &uuml;zerine siyah bir pelerin almıştı ama arka bah&ccedil;eye girdiğinde muhafızlarda dahil kimse yoktu ve bundan ş&uuml;phelenen Şehrazat,Homasına seslendi. "Neler oluyor burada?Neden bir tane bile asker yok?"</a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719"> Homa da muhafızların olmamasından dolayı tedirgin bir halde belindeki kılıcı daha da sıkı tutarak"Bilmiyorum Prensesim ama belki de bu abinizin size bir zarar vereceğinin g&ouml;stergesidir"dedi. Şehrazat yıllarca k&ouml;şede fark edilmeyi bekleyen k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; asiliği meydana &ccedil;ıkararak"Umrumda değil bug&uuml;n burada &ouml;lsem bile kaderimi değiştirmek i&ccedil;in savaşacağım"dediğinde ağacın arkasından &ccedil;ıkan ağabeyini g&ouml;rd&uuml;. Ağabeyi ona doğru y&uuml;r&uuml;rken gurur dolu bir ifadeyle kardeşine"Doğru cevap buydu kardeşim bu gece ikimiz de &ouml;lecek olsak bile kaderimizi değiştirmek i&ccedil;in savaşmalıyız." Ağabeyini g&ouml;ren Şehrazat hemen yarım bir reverans yaptı ve aklındaki ilk soruyu dile getirdi. "Arka bah&ccedil;edeki askerleri siz mi kaldırdınız?" "Sana sorduğun cevabını s&ouml;ylerim ama?" "Ama?"diye tekrar etti Leyla kafası karışmış bir halde hala reveransta beklerken.</a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719"> "Kardeşimin benim yanımda artık reverans yapmasını istemiyorum"dedi &ouml;z kardeş olmamalarına rağmen ona &ouml;z abisinden daha sıcak bir sesle konuşan abisine Şehrazatta bir kardeş sıcaklığıyla"Peki abicim"dedi Bunca zamandır tek &ccedil;ocuk olan b&uuml;y&uuml;yen Arash- ge&ccedil;mişte her ne kadar Şehrazattan abi kelimesini de duysa da-bu kadar sıcak tonda kendisine abi denmesine şaşırsada ilk defa bu kelimeyi sevmişti. Arash gizemli bir tonda "Evet,kardeşim nasıl ki abini destekleyenler varsa beni de destekleyen devlet adamları ve komutanlar var" Şehrazat merak dolu bir sesle"O adamlar peki benimle iş birliği yaptığını biliyorlar mı?"diye sorduğunda Prens Arash"Hayır"dedi ve d&uuml;r&uuml;st&ccedil;e"Benimm tarafımda olduğunu g&ouml;steren bir şey yapmadık&ccedil;a da s&ouml;ylemeyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum" </a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719">"Ben de bug&uuml;n bu konuyu konuşmak i&ccedil;in geldim babam beni Rezan Paşa'nın oğlu Shoyonla evlendirmek istiyor"deyip abisinin tepkisini g&ouml;rmek i&ccedil;in ona baktığında abisinin hi&ccedil; şaşırmadığını g&ouml;r&uuml;nce o kadar zamandır kendisinden ger&ccedil;ekleri saklayan abisine kırılmış bir sesle"Sen de mi biliyordun benim hakkımda &ccedil;ıkan evlenme kararını?" </a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719">Abisi"Evet,biliyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; beni de Rezan Paşa'nın kızı Anahitayla evlendirmek istiyorlar"dediğinde Şehrazat şaşkınlık dolu bir sesle"Bu nasıl olur?Hanedanın aynı aileden iki kişiyle evlenmesi yasaktır" B&uuml;y&uuml;k b&uuml;y&uuml;k dedeleri II.Akbar tahttayken kanunnameye yazdırdığı ilk kanun:Hanedandan 2 kişi aynı aileden iki kişiyle evlenmek isterlerse hanedandan olanların stat&uuml;leri d&uuml;ş&uuml;r&uuml;l&uuml;r hane halkından 2 kişi ise s&uuml;rg&uuml;n edilir" Dedelerinin bu yasayı koymasının en b&uuml;y&uuml;k sebebi g&uuml;c&uuml; aynı ailede toplanmaması ve en b&uuml;y&uuml;k g&uuml;c&uuml;n hanedanda kalmasını ama&ccedil;lıyordu. "Bunun anlamı"dedi Şehrazat heyecandan b&uuml;y&uuml;yen g&ouml;zleriyle. "Evet"dedi abisi Şehrazat'ın aklındakileri onaylayan bir sesle"Stat&uuml;m&uuml; d&uuml;ş&uuml;r&uuml;p abinin tarafındaki Rezan Paşa'nın g&uuml;c&uuml;n&uuml; arttıracaklar" Şehrazat itiraz eden bir sesle"Vezir Kays asla buna izin vermez"dedikten sonra aklına gelen bir fikirle g&uuml;l&uuml;msemeye başlayıp"Vezir Kays"diye tekrar etmeye başladı. Kardeşinin aklından ge&ccedil;en planları merak eden Arash"Aklından neler ge&ccedil;iyor?"diye sordu. </a></strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1243430719">Şehrazat g&ouml;zlerinde ortaya &ccedil;ıkan deli cesaretiyle"Vezir Kaysla evleneceğim"dedi. Kardeşinin Vezir Kaysla evlenme fikrine şaşıran Arash"Vezir Kays &ouml;len eşinden sonra hayatına hi&ccedil;bir kadın sokmamışken sen nasıl başaracaksın onunla evlenmeyi?"diye sorduğunda Şehrazat sesine de yansıyan o deli cesaretiyle"Hen&uuml;z bilmiyorum ama plan yapmak i&ccedil;in 3 ayımız var"</a></strong></em></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kar Tanesi Tanıtım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kartanesi-bellaelliehall-3162</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kartanesi-bellaelliehall-3162</guid>
<description><![CDATA[ Kar Tanesi Tanıtım
 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622489b213cca.jpg" length="57359" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Jul 2022 16:04:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bella Ellie Hall</dc:creator>
<media:keywords>Kar tanesi, anne, anne özlemi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&ouml;kten d&uuml;şen pamuk şekerlere g&uuml;l&uuml;msedi. Annesine d&ouml;nd&uuml; ve işaret parmağıyla g&ouml;ğ&uuml; g&ouml;sterdi. Annesi ona g&uuml;l&uuml;msedi.Avucunu a&ccedil;ıp sokağın ortasında g&ouml;kten yağan pamuk şekerleri yakalamaya &ccedil;alıştı, avucuna d&uuml;şen kar tanelerine baktı ve avucundaki kar taneleri kırmızıya bulandı.Bu kar tanesinin kırmızıya bulandığı yolda yeni aşklar ve yeni aileler bulunacaktı..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;apos;Gece 2&amp;apos;</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gece-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gece-2</guid>
<description><![CDATA[ &#039;Ve zamanla hayaller de kaybolur...&#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62ceacb9a4643.jpg" length="18108" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Jul 2022 14:32:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeyneppiyan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vaveyla | 2. Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/Vaveyla-3146</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/Vaveyla-3146</guid>
<description><![CDATA[ O gün, o an, o saniye yanına gitmek için aldığım karara lanet okudum. Gözyaşlarımı sinirle silerken sıkıntıyla nefes verdim. Beni bu kadar kısa sürede tanıyıp da bu denli canımı yakacak sözcükleri acımasızca söylemesi haksızlıktı. Ona karşı durmaya çalıştığım dik duruş, beni bir nebze olsun rahatlatsa da bana en çok dokunan cümlesi beynimde dönüp dolaşıyor ve asla susmuyordu.

Yeniden hatırladığım cümleyle gözlerimi kapattım ve Yunus&#039;un silüetinin zihnime düşmesine izin verdim.

&quot;Ruhun çığlık çığlığa, bunu görmüyor musun?&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62adf07bcd96f.jpg" length="36042" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 12 Jul 2022 09:17:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>gokyuzunungrimsitonu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Mehmet K&ouml;se.</p>
<p dir="ltr">Elindeki siyah tahta kalemi, beyaz tahta &uuml;zerinde kaydırmayı sonlandırdı; ortaya &ccedil;ıkan isim ve y&uuml;z&uuml;ndeki kocaman g&uuml;l&uuml;msemesi ile bize d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; sırada bakışlarım esmer tenini buldu.</p>
<p dir="ltr">"Merhaba, arkadaşlar. Ben, Mehmet K&ouml;se. Bu sene, T&uuml;rk Dili ve Edebiyatı dersinde benimle berabersiniz."</p>
<p dir="ltr">Hemen arkamda kalan iki kızın sessiz kıkırtıları kulağıma ilişmiş ve kızlardan birinin c&uuml;mlesi, g&ouml;zlerimi devirmeme neden olmuştu. "Bana uyar."</p>
<p dir="ltr">"Evet, bir bakalım," derken takmış olduğu yuvarlak g&ouml;zl&uuml;kleri hafif&ccedil;e burnunun &uuml;zerine indirmiş ve meşe rengindeki masasına uzanıp eline aldığı kağıdı incelemeye başlamıştı.</p>
<p dir="ltr">"Mevcudumuz, altmış beş kişi. Bu g&uuml;zel."</p>
<p dir="ltr">Kendi mırıltılarına yine kendisi eşlik ettiği sırada t&uuml;m sınıf olarak sessizce onu takip ediyorduk. İnceliyor olduğu kağıtta gezinen g&ouml;zleri kısılmıştı, hafif&ccedil;e &ccedil;atılan kaşları ise y&uuml;z hatlarındaki keskinliği daha belirgin bir hale getirmişti.</p>
<p dir="ltr">"Bu sene &uuml;niversite okumak istemiş ve abisi onu desteklemiş. Vokal M&uuml;ziği Fak&uuml;ltesi'nde yer alan Enstr&uuml;mantal M&uuml;zik b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde ve sanırım Piyano dalını se&ccedil;miş. Yani, duyduğum dedikodular bu y&ouml;nde."</p>
<p dir="ltr">Hemen yanımda kalarak bana doğru eğilmiş olan İdil'in bu fısıltısı, hafif&ccedil;e kaşlarımın &ccedil;atılmasına neden olmuştu. Kimden bahsettiğini anlamaya &ccedil;alışırken ise bakışlarım yeniden İdil'i buldu.</p>
<p dir="ltr">Bahsetmiş olduğu kişiyi fark ettiğim sırada alay dolu bir kıkırtı bıraktım. Hayranlıkla onu izlemeyi s&uuml;rd&uuml;rmekte olan İdil, dersin başlamış olmasını umursamamıştı ve bana Yunus Emre Akg&ouml;z'&uuml; anlatmaya devam ediyordu.</p>
<p dir="ltr">"Ne kadar şanslı olduğumuzun farkında mısın?"</p>
<p dir="ltr">Kaşlarım yeniden hafif&ccedil;e &ccedil;atıldığında ne demek istediğini anlamaya &ccedil;alışıyordum. Onu bulan bakışlarıma anlamsız bir bakış bahşeden İdil, hemen ardından bakışlarını yeniden Yunus'a &ccedil;evirdi.</p>
<p dir="ltr">"T&uuml;m birinci sınıfların alması gereken ortak dersler var ve bu derslerde neredeyse beş sınıfa b&ouml;l&uuml;n&uuml;yoruz. Ama biz onunla aynı sınıfa d&uuml;şt&uuml;k. Tanrım, seni seviyorum!"</p>
<p dir="ltr">Artık tutamadığım kahkahamı &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne kavuşturduğumda birka&ccedil; bakışın bana d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; fark ettim. Kırmızı ruj s&uuml;rm&uuml;ş olduğum dudaklarımı birbirine bastırıp bakışları &uuml;zerimde olan &ouml;ğretmene utan&ccedil;la g&uuml;l&uuml;msedim. G&uuml;l&uuml;ş&uuml;me tebess&uuml;m ederek cevap vermesi kalbimi yumuşatırken &uuml;zerimde tuhaf bir etki bırakmıştı.</p>
<p dir="ltr">"Pekala, altmış beş kişi ortak bir ders i&ccedil;in olduk&ccedil;a ideal. &Ouml;ncelikle, aranızda alttan ders alanların olduğundan eminim, gelecek on dakikalık konuşma i&ccedil;in onlardan &ouml;z&uuml;r diliyorum. Beni dinlemekten pek hoşlanmayacaklar ama," Elini havada sallarken omuzlarını silkti. "Burada patron benim."</p>
<p dir="ltr">Bu birka&ccedil; kıkırdamayı beraberinde getirdiğinde g&uuml;l&uuml;msedim.</p>
<p dir="ltr">Kesinlikle okuldaki favori &ouml;ğretmenim olmaya adaydı. Yaşının yirmilerinin sonlarında olduğunu tahmin edebiliyordum; kollarını dirseklerine kadar kıvırmış olduğu bej rengindeki g&ouml;mleğinin altında kalan v&uuml;cudu ise fit bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;me sahipken yarattığı t&uuml;m bu kombin &ouml;zg&uuml;nl&uuml;k kokuyordu. P&uuml;r&uuml;zs&uuml;z esmer y&uuml;z&uuml;, g&uuml;l&uuml;yor olduğu zamanlarda olduk&ccedil;a g&uuml;zel ancak ciddiyken fazlasıyla &ccedil;ekiciydi. Takmış olduğu yuvarlak retro tarzı g&ouml;zl&uuml;kler, bu &ccedil;ekiciliğin y&uuml;zdelik oranını arttırıyordu. Bir&ccedil;oğunu sol tarafına doğru yatırmış olduğu sa&ccedil;ları ise, olduk&ccedil;a canlı g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.</p>
<p dir="ltr">Bu kadar karizmatik olması karşısında şaşkınlığımı gizlemeye gerek duymuyordum &ccedil;&uuml;nk&uuml; karşımda bunu olduk&ccedil;a hak eden bir adam vardı.</p>
<p dir="ltr">"Bug&uuml;n &uuml;niversite hayatınızın ilk g&uuml;n&uuml; ve hatta bazılarınızın ilk dersi. &Uuml;st sınıflara rezil olurum &ouml;nyargısıyla heyecanlı oluşunuzu gizlemeyin, l&uuml;tfen. Onlar da direkt olarak &uuml;&ccedil; ya da d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; sınıftan başlamadı. Bu sıralarda oturup, tıpkı sizin gibi ilk g&uuml;n heyecanı yaşadılar. Demek istediğim, başkalarının d&uuml;ş&uuml;nceleri i&ccedil;in kendi duygularınızı baltalamayın. &Uuml;niversite hayatı, yetişkinlik d&ouml;nemi i&ccedil;in bir ge&ccedil;iş d&ouml;nemi niteliği taşır. Bu nedenle, bazı zamanlarda &uuml;zerinizdeki sorumluluğun y&uuml;k&uuml; altında ezilecek gibi olacaksınız, bunu doğal karşılayın. Kimse, m&uuml;kemmel değil. Hem ne demişler? D&uuml;şeceksiniz ki, daha sağlam ayağa kalkın. Her zaman kendiniz olun ve bundan gurur duyun, bunu sevin. İnsanların duygu ve d&uuml;ş&uuml;ncelerine daime saygılı olun, ancak kendi d&uuml;ş&uuml;ncelerinizi edinmekten kendinizi alıkoymayın. Bunun aksi, tamamen kendi benliğinize hakaret olacaktır. Şimdi, hadi biraz rahatlayalım."</p>
<p dir="ltr">Şefkat dolu bir ses tonuyla dillendirdiği kelimelerine kimi zaman ara verirken, verdiği bu aralarda bakışlarını usulca sınıfta gezdirmişti. Heyecanla yerinde kıpırdanan birka&ccedil; &ouml;ğrenciye sevimli bir g&uuml;l&uuml;ş bırakmıştı, hemen ardından beline yasladığı elleriyle kaldığı yerden devam etmişti. Ancak her seferinde t&uuml;m sınıfın mimiklerine dikkat kesilmişti.</p>
<p dir="ltr">Birka&ccedil; dakika g&ouml;zleriyle sınıfi taramasına, birbirine kavuşturmuş olduğu elleri eşlik ederken g&uuml;l&uuml;ş&uuml;n&uuml; y&uuml;z&uuml;nden silmedi.</p>
<p dir="ltr">"Kendinizi ve sınıf arkadaşlarınızı biraz daha tanımak adına k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir uygulama yapacağız. Herkesin d&uuml;n gece uyumadan &ouml;nce d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; son şeyi yazmasını istiyorum. Bu bir hayal olabilir, bir eleştiri olabilir, hatta bir dedikodu bile olabilir!"</p>
<p dir="ltr">Sahte heyecanı ile t&uuml;m sınıfın havasını dağıtarak her bir &ouml;ğrenciyi kendine hayran bırakmaya devam eden &ouml;ğretmen, sıraların arasında gezinmeyi s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yordu. Elini sa&ccedil;larına daldırdığında ise kalın dudakları kıvrıldı.</p>
<p dir="ltr">"Yazacağınız yazıların anonim olmasını istiyorum. Kimse kağıda adını ya da onu tanımlayacak herhangi bir şey yazmayacak,"</p>
<p dir="ltr">Anlatımını g&uuml;&ccedil;l&uuml; kılabilmek adına beden dilini kullanmayı ihmal etmeyerek ellerini havada sallamaya başladı. Mimiklerine d&uuml;şen ciddiyet ise, p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z y&uuml;z hatlarına kolayca yerleşti.</p>
<p dir="ltr">"On beş dakika sonra yazdıklarınızı toplamaya başlayacağım. Daha sonra, bana katlanmış olarak gelen bu kağıtları se&ccedil;menizi isteyeceğim. Ve yine kimse isim vermeyecek, bu kağıtları sınıfta okuyacağız."</p>
<p dir="ltr">Soran bakışlarıyla yeniden sınıfı izlerken olumlu mırıltılar eşliğinde g&uuml;l&uuml;msedi. "Başlıyoruz."</p>
<p dir="ltr">"Ona aşkımı ilan etmek i&ccedil;in &ccedil;ok mu erken?"</p>
<p dir="ltr">Bakışları iki &ouml;n &ccedil;aprazımızda oturan Yunus'ta takılı kalmış olan İdil, ısrarla onu izlemeye devam ediyordu. Şaşkınca ona bakmayı s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m sırada hayretle mırıldandım.</p>
<p dir="ltr">"Ciddi misin, İdil?"</p>
<p dir="ltr">Kıkırdarken bana d&ouml;n&uuml;p utan&ccedil;la başını &ouml;ne doğru eğdi.</p>
<p dir="ltr">"Tamam tamam, bunu bir ders daha erteleyeceğim. &Ccedil;ıkış yapmalarından beri ertelemiyormuşum gibi."</p>
<p dir="ltr">Sessiz kahkaham onu da g&uuml;l&uuml;msettiği sırada başımı alayla iki yana doğru sallayıp bakışlarımı parmaklarım arasında olan kağıda indirdim.</p>
<p dir="ltr">"Bir bakalım," diye mırıldanırken d&uuml;n gece en son ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; hatırlamaya &ccedil;alışıyordum. Sıraların arasında dolaşan &ouml;ğretmen, t&uuml;m sevecenliğiyle dikkatimi dağıtsa da daha iyi odaklanabilmek adına g&ouml;zlerimi yumdum.</p>
<p dir="ltr">Eskişehir'e geliş nedenim olan ge&ccedil;mişim, yeniden i&ccedil;imde huzursuz bir his yaratmışken alt dudağımı dişlerim arasına sıkıştırdım. G&ouml;zlerimi araladığımda dudağımı dişlemeye devam ediyor ve aynı zaman diliminde kırmızı renkteki kalemi kağıt &uuml;zerinde gezdirmeyi s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yordum.</p>
<p dir="ltr">Sınıftaki hafif uğultu, dikkatimi arada bir zedelerken kendi kendine s&ouml;ylenen İdil, dikkatimin dağılmasındaki en b&uuml;y&uuml;k etkendi. Bunu sinir bozucu bulsam da asıl sinirlenmem gereken şeyin tek fısıltıda dağılan dikkatim olduğunu fark ediyordum. T&uuml;m bu fark ediliş ise sinirimin daha &ccedil;ok bozulmasına neden oluyordu.</p>
<p dir="ltr">"Evet, bu kadar."</p>
<p dir="ltr">Kalemi kağıdın kenarına bırakmış ve son kontrol&uuml; yapmadan kağıdı ikiye katlamıştım. Son kontrol&uuml; yapmak i&ccedil;in yazdıklarımı okuyacak olursam, y&uuml;ksek ihtimal ile bu duygu karmaşasından asla &ccedil;ıkamayacak ve sınıfı ağlayarak terk edecektim.</p>
<p dir="ltr">"Kağıtlarınızı arkadan &ouml;ne doğru bana g&ouml;nderir misiniz?"</p>
<p dir="ltr">&Ouml;ğretmenin yumuşak ses tonu, t&uuml;m kibarlığıyla yeniden d&ouml;rt duvar arasını doldurmuş ve birka&ccedil; kişinin y&uuml;z&uuml;ndeki tebess&uuml;me neden olmuştu. İdil, elimden almış olduğu kağıdı &ouml;ndeki &ccedil;ocuğa uzattığında yanımdaki kıza karşı kısa bir g&uuml;l&uuml;ş g&ouml;nderdim.</p>
<p dir="ltr">"Umarım Tanrı bize k&ouml;t&uuml; bir şaka yapmaz ve kendi kağıtlarınızı &ccedil;ekmezsiniz."</p>
<p dir="ltr">&Ouml;ğretmen, yeniden sıraların arasında dolaşmaya başladığında sınıftaki uğultu ses d&uuml;zeyini y&uuml;kseltmişti ve kendi sırası dışındaki &ouml;ğrenciler kendi aralarında konuşmaya başlamıştı. Bazılarının yeni tanışmış olduğu i&ccedil;in sergilediği &ccedil;ekingen tavırları g&uuml;l&uuml;mseyerek izlediğim sırada naif bir ses tonu &ccedil;ok daha yakından duyulur hale gelmişti.</p>
<p dir="ltr">"&Ccedil;ek bakalım."</p>
<p dir="ltr">Sol tarafımda kalan &ouml;ğretmene g&uuml;l&uuml;mserken elinde tutmuş olduğu kağıtlardan birini kavradım. Elini hafif&ccedil;e yanımda kalan İdil'e doğru uzattığında bakışlarını takip edip İdil'e baktım.</p>
<p dir="ltr">"Umarım, Yunus'tur."</p>
<p dir="ltr">&Ouml;ğretmenin gidişi sonrası dilemiş olduğu dileğin, kağıdı a&ccedil;tıktan sonra d&uuml;şen y&uuml;z&uuml;yle beraber suya d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlarken kıkırdadım. İdil ise sinirle mırıldandı.</p>
<p dir="ltr">"Bu ne, Tanrı aşkına?"</p>
<p dir="ltr">İdil'in ince parmakları arasında tuttuğu kağıtta yazan 'Yunus Emre Akg&ouml;z' yazısına şaşkınlıkla baktım.</p>
<p dir="ltr">"Anlaşılan birileri bu kağıdın Yunus'a gitmesini umuyordu."</p>
<p dir="ltr">İdil, kullandığım alaycı dil ile kıkırdamaya başladıktan birka&ccedil; saniye sonra duraksadı, donuklaşan y&uuml;z hatlarına kaşlarımı &ccedil;atarak bakındığım sırada bakışlarını takip ettim. İki sıra &ouml;n&uuml;m&uuml;zde kalan Yunus'un bakışları &ouml;nce İdil'deyken, daha sonra bana ulaştı. Birka&ccedil; saniye ifadesiz y&uuml;z&uuml;yle kahve g&ouml;zbebeklerime kilitlenen bakışlar, gereksiz bir şekilde karnıma garip bir ağrı sokmuştu. Bakışlarını biraz daha alta indirip &ouml;nce bulunduğum sıraya, daha sonra ise &ouml;n&uuml;ndeki kağıda &ccedil;evirdi. Yeniden sırama baktığında ise usulca kaşlarımı &ccedil;attım.</p>
<p dir="ltr">"Derdi ne bunun?"</p>
<p dir="ltr">"B-ben..."</p>
<p dir="ltr">İdil, &ccedil;oktan &ouml;n&uuml;ne d&ouml;n&uuml;p elindeki kağıdı okumaya başlayan Yunus'u izlemeye devam ederken bakışlarım onu buldu.</p>
<p dir="ltr">"Bilmiyorum ama sanırım adını s&ouml;ylerken duymuş olmalı."</p>
<p dir="ltr">Omuz silkip elimdeki kağıdın varlığını fark edince hızla d&ouml;rt kere katlanmış olan kağıdı a&ccedil;tım.</p>
<p dir="ltr">"Hakan Tuna mı?"</p>
<p dir="ltr">H&acirc;l&acirc; kağıt dağıtmakta olan &ouml;ğretmen, sevecen tavırlarıyla &ouml;ğrencilerin arasında geziniyor ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k esprileriyle onlara kağıt se&ccedil;erken yardımcı oluyordu. Mırıltım ile dikkatini &ccedil;ekmiş olduğum İdil ise k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kahkaha attı.</p>
<p dir="ltr">"Sanırım senin kağıdın sahibiyle, benim kağıdın sahibi arkadaş. Biri gece yatmadan &ouml;nce Yunus'u, diğeri de Hakan'ı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. Aman, ne kadar &ouml;zg&uuml;n."</p>
<p dir="ltr">G&ouml;zlerini sinirle devirip bakışlarıyla yeniden &ouml;ğretmeni bulduğunda kıkırdadım. Birka&ccedil; saniyenin ardından onu taklit ederek kahvelerimin bulduğu &ouml;ğretmeni izlemeyi s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;m.</p>
<p dir="ltr">"Herkes kağıdını aldı, değil mi?"</p>
<p dir="ltr">Sınıftan y&uuml;kselen uğultu ile g&uuml;l&uuml;msedi. Bakışları t&uuml;m sınıfı taradığı sırada kalın dudakları yeniden aralandı. Dilini dudaklarının birleştiği sol kısımda birka&ccedil; saniye gezdirirken sınıftaki y&uuml;zleri izlemeye devam ediyordu.</p>
<p dir="ltr">"Peki herkes kağıdını okudu mu?"</p>
<p dir="ltr">Yeniden y&uuml;kselmiş olan uğultu ile g&uuml;l&uuml;msemesi b&uuml;y&uuml;yen &ouml;ğretmen, g&ouml;mleğinin iliklenmiş olan &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; d&uuml;ğmesiyle oynamaya başladı.</p>
<p dir="ltr">"Peki kim okuduğu kağıdı bizimle paylaşmak ister? Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok beğendiğiniz bir yazı oldu mu?"</p>
<p dir="ltr">G&ouml;mleğinin d&uuml;ğmesiyle oynamayı bırakmıştı, masasına doğru ilerlediği sırada hızla sınıfı taramaya devam ediyordu. Kal&ccedil;asını masaya yasladı ve g&uuml;l&uuml;msedi. Bakışları havada bir el g&ouml;rmesiyle b&uuml;y&uuml;d&uuml; ve heyecanla orayı işaret etti.</p>
<p dir="ltr">"Hah, işte bir g&ouml;n&uuml;ll&uuml;!"</p>
<p dir="ltr">Omuz hizasında bitmekte olan siyah sa&ccedil;larını d&uuml;zelten kız, usulca ayağa kalktı ve &uuml;zerindeki beyaz elbiseyi d&uuml;zeltti. Alt dudağını b&uuml;k&uuml;p hafif&ccedil;e yanağına dokunurken kağıdı parmak u&ccedil;larında tutmaya devam ediyordu.</p>
<p dir="ltr">"Bu yazı..." diyen mırıltısı sessiz sınıfta can bulduğu sırada g&ouml;zlerini kıstı. Doğru kelimeyi arıyor oluşunu fark ettiğimde g&uuml;l&uuml;msedim. Yazının sahibine saygısızlık etmekten &ccedil;ekindiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m sırada onu izlemeyi s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;m. "Beni hem h&uuml;z&uuml;nlendirdi, hem de rahatlattı. Bu nedenle t&uuml;m sınıfın duymasını istedim."</p>
<p dir="ltr">"Bu &ccedil;ok g&uuml;zel," diye mırıldanan &ouml;ğretmen, kıza g&uuml;&ccedil; vermek adına g&uuml;l&uuml;mseyişini b&uuml;y&uuml;tt&uuml;. "Devam et l&uuml;tfen."</p>
<p dir="ltr"><i>"Bir bakalım, aslında bunu her gece</i><br /><i>d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum ama neden... Neden şu an yazmak zor geliyor? Ben her gece g&uuml;n&uuml;n sonunda yorgun bedenini yatakla buluşturduğunda, zihninin acı &ccedil;ekmesine engel olmak adına, normal bir hayat dilemeyi d&uuml;ş&uuml;nmemek adına, g&ouml;zlerini sıkıca yuman o k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğum. D&uuml;ş&uuml;nmeyi bırakamıyorum, bunun olmasını deli gibi istesem de, bırakmak imkansız geliyor. Anne ve babamla yaşadığım bir ev, normal bir kız arkadaş, normal bir okul hayatı ve daha sonrasında gelen normal bir iş hayatı. Bunlara asla sahip olamamak bir yana, hen&uuml;z &ccedil;ocukluğumu dahi yaşayamadan hangi yetişkinlik d&ouml;neminden bahsediyordum ki? Bunlar yoruyor. Bedenimin yorgunluğunu hi&ccedil;bir zaman &ouml;nemsemeyişim, iki g&uuml;n dinlendiğimde yeniden doğmuş gibi hissedeceğimi bildiğim i&ccedil;indi. </i></p>
<p dir="ltr"><i>Ama, ruhum... Ruhum yoruluyor, zihnim bağırıyor. Bunları g&ouml;rmezden gelmek, g&uuml;&ccedil;. Ama asla anlatamıyorum. T&uuml;m bu kalabalığın i&ccedil;inde deli gibi yalnız olduğumu kimseye fark ettiremiyorum. T&uuml;m bunları başka bir y&uuml;ze karşı s&ouml;ylemek, zor geliyor. Bunu asla beceremiyorum ve asla beceremeyeceğim. Ama t&uuml;m bunlar, ruhumu kemiriyor. T&uuml;m her şey gibi bunu da kimseye anlatamıyorum."</i></p>
<p dir="ltr">Kızın bakışları &ouml;ğretmeni bulduğunda sınıfa &ccedil;&ouml;ken kasvetli havayı dağıtmak ister gibi g&uuml;l&uuml;msedi. Bakışlarım, &ouml;ğretmeni taklit edip sınıfta dolandığı sırada tek bir y&uuml;z&uuml;n kağıdı okuyan kıza d&ouml;n&uuml;k olmadığını fark etmiştim.</p>
<p dir="ltr">Yunus Emre Akg&ouml;z, giyiyor olduğu siyah g&ouml;mleğin &uuml;zerinde kırışmasına neden olacak kadar rahat bir bi&ccedil;imde oturduğu sırasında hafif&ccedil;e &ouml;ne doğru eğilmişti. Dirseklerine kadar kıvırdığı g&ouml;mleğinin kolları altındaki beyaz teni, birka&ccedil; damara ev sahipliği yapması dışında p&uuml;r&uuml;zs&uuml;zd&uuml;. Sıkı bacaklarını saran kotu, oturuyor olmasıyla birlikte baldırlarını daha &ouml;n plana &ccedil;ıkarır hale gelmişti. İpeksi sa&ccedil;ları alnına d&ouml;k&uuml;l&uuml;yordu ancak O, g&ouml;r&uuml;ş a&ccedil;ısına girmekte olan sa&ccedil; tutamlarına aldırmıyordu. Sağ elindeki bi&ccedil;imli parmakları arasına sabitlediği kalem ile &ouml;n&uuml;ndeki kağıda karaladığı resmi devam ettirirken yazıyı okuyan kızın tekrar konuşmasıyla onunla aynı anda fısıldadı.</p>
<p dir="ltr"><i>"Ve ben, ruhumun &ouml;l&uuml;ş&uuml;ne tanıklık ediyorum."</i></p>
<p dir="ltr"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Suskunluğun Çaresizliği</title>
<link>https://edebiyatblog.com/suskunlugun-caresizligi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/suskunlugun-caresizligi</guid>
<description><![CDATA[ Ve kız dinlemek istiyordu onu, sesini ondan çıkan kelimeleri ancak o suskunluğun çaresizliğine bürünmüştü. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f0589f2aa28.jpg" length="40390" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 12 Jul 2022 01:32:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&nbsp; Kapalı olan g&ouml;zleri etrafı dinliyordu, burnuna gelen menekşe kokusu, kulağında tatlı bir melodi bırakan cırcır b&ouml;ceğinin sesi. Y&uuml;z&uuml;nde gezen r&uuml;zgarın dokunuşuyla g&ouml;zleri a&ccedil;tı ve aklına gelen ilk soruyu onu sallayan kişiye sordu.</em></strong></p>
<p><strong><em>_S&ouml;ylesene kazanmak i&ccedil;in aynı zamanda da kaybetmeli miyiz?.&Ouml;nce bir ka&ccedil; adım sesi ve ardından o g&ouml;r&uuml;ş a&ccedil;ısına girmişti, kahverengi sa&ccedil;ları alnına d&uuml;şerken hafif kısık g&ouml;zleri ile &ccedil;ok g&uuml;zeldi.&nbsp;</em></strong></p>
<p><strong><em>_Evet, yani teknik olarak her kazanan birer kaybedendir. Yukarıda u&ccedil;an g&uuml;vercine baktı ve onun uzun bir cevap vermesini sağlayabilecek bir soru sordu.&nbsp;</em></strong></p>
<p><strong><em>_Peki, kaybeden aynı zamanda da kazanır mı?. &Ouml;nce bir kıkırtı sesi y&uuml;kseldi, o g&uuml;lm&uuml;şt&uuml; sesi &ccedil;ok g&uuml;zeldi.</em></strong></p>
<p><strong><em>_Evet, ancak her kazanan mutlu olmuyor yada her kaybeden &uuml;zg&uuml;n olacak diye bir kaide yok.</em></strong></p>
<p><strong><em>&nbsp;Verdiği cevaplar a&ccedil;ıklayıcı ve kısaydı ama o, onun sesini daha &ccedil;ok duymak istiyordu hi&ccedil; susmasın ve hep konuşsun istiyordu. Bu y&uuml;zden alakasız bir soru y&ouml;neltti.</em></strong></p>
<p><strong><em>&nbsp;_S&ouml;ylesene, g&ouml;zlerinde bir onu yaşatmayı nasıl başardın?. Donuk g&ouml;zler vardı şimdi g&ouml;zlerinin yansımasına d&uuml;şen ve bu g&ouml;zlerin i&ccedil;inde &ccedil;ok&ccedil;a h&uuml;z&uuml;n vardı, &ccedil;aresizlik kuşatmıştı her yanı. Konuşmadı gen&ccedil; adam sustu, suskunluğunu r&uuml;zgar ile paylaştı o da bulutlara ulaştırdı ve bulutlar onun &ccedil;aresizliğine ağladı...</em></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vişne Zamanı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/visne-zamani</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/visne-zamani</guid>
<description><![CDATA[ Deneme ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c8a9836214a.jpg" length="48021" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 09 Jul 2022 01:03:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>EzoSayn2</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Bu parş&ouml;mende &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş vişne lekeleri var. Eller, g&ouml;zyaşları ama en &ccedil;ok &ccedil;&uuml;r&uuml;k vişne. Gizlemek i&ccedil;in &ccedil;ok &ccedil;aba sarf ettiğim en sonunda &ouml;yle bir yere gizlediğim i&ccedil;in yerini bulamadığım vişneler. Bekleyen her şey &ccedil;&uuml;r&uuml;r lakin hi&ccedil;bir &ccedil;&uuml;r&uuml;mseme lekeleriyle yeniden bir hayat inşa edemez. M&uuml;rekkebini takas pazarında mezata &ccedil;ıkarmasını istiyorum kalemimin. İ&ccedil;i boşalan bir şeyi yeniden doldurmak ve yeniden yeniden yazmak. Yazmanın insana verdiği haz &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m bir zaman diliminde aralayıp penceremi hayasızca bağırıyorum sokak k&ouml;peklerine. En &ccedil;ok kediler g&uuml;l&uuml;yor halime yine de.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kedilerin belirli bir &ouml;rg&uuml;te mensup olduklarına neredeyse emin olduğumdan asla bulaşmam akıllı halimle. Bu y&uuml;zden hızlıdan pencereden geri sokuyorum g&ouml;vdemi iki g&ouml;ze sahip olan evime. Şerhim var &ouml;l&uuml;lerin bize dar ettiği yery&uuml;z&uuml;ne. Kapı zillerinin &uuml;st&uuml;ndeki isimler yalan. Bulamıyorum aradığım y&uuml;zleri, bulamıyorum dairelerin duvarlarına karışmış acılarını. Vişnelerden evvel &ccedil;&uuml;r&uuml;yen tek şey zaman</p>
<p style="font-weight: 400;">Herkes her şeyi biliyor. Susuyorlar. Herkes yutuveriyor kabul etmediğini. Oysa neydi insan</p>
<p style="font-weight: 400;">İki g&ouml;z odaya 50 yıl harcayan , yine de hi&ccedil;bir şey yokmuş&ccedil;asına ağzını sıkı sıkıya kapayan. Yanı başında &ouml;lse biri aman ha ben buradayken olmaz diyecek kadar &ccedil;ıkarlarına sarılan. Neydi insan? Kapı zillerine &ouml;lm&uuml;şlerini bırakıp kapı ardında kendini en donanımlı ş&ouml;valye sanan ? Antre boşluklarını bile andıramayacak yoksunluktaki yansımaları , ellerine bakacak cesareti g&ouml;steremeyen esaretleri kadar var olamayandan başka ne olabilir ki insan</p>
<p style="font-weight: 400;">D&uuml;ş&uuml;nmenin ardında bir ordu var. K&ouml;r&uuml; k&ouml;r&uuml;ne inan&ccedil;tan birazda cehaletten uzak. Cehalet demişken hakkını veren tanıdıklarım var. &Ouml;yle cesur &ouml;yle kabalar</p>
<p style="font-weight: 400;">Sığabildikleri bir tek d&uuml;nya var. Portakaldan &ouml;teye ge&ccedil;meyen ama renkten de pek haberdar sayılmazlar</p>
<p style="font-weight: 400;">Ziyadesiyle doymuş ama ruhları a&ccedil;lıktan saldıranlar</p>
<p style="font-weight: 400;"></p>
<p style="font-weight: 400;">C&uuml;mlenin anlamını yalnızca noktalamayı yanlış yere koymak bozmaz, yanlış yere attığım her adım bu paragraftaki her c&uuml;mleyi asıyor yalnızlıklarından. Parş&ouml;men renk değiştiriyorken, c&uuml;mlelerin i&ccedil;i boşalıp akıyor , birikecek hi&ccedil;bir derinlik bulamıyorken bir şarkı &ccedil;alıyor arka mahallede</p>
<p style="font-weight: 400;">Sanki annemin &ccedil;ekmecesinden &ccedil;ıkıp gelmiş bu s&ouml;zler , k&uuml;&ccedil;&uuml;kken o &ccedil;ekmeceyi hep merak eder hane boşalır boşalmaz kurcalamaya giderdim</p>
<p style="font-weight: 400;"></p>
<p style="font-weight: 400;">Tıkış tıkış bir &ccedil;ekmece i&ccedil;inde annemden , babamdan, kardeşlerimden ah kardeşlerim ki g&ouml;rmesinler i&ccedil;imin &ccedil;&uuml;r&uuml;yen vişnelerini.</p>
<p style="font-weight: 400;"></p>
<p style="font-weight: 400;">Minnettarım bu amansız &ccedil;ileye. Ne kadar yok saysanız da bu d&uuml;nya &uuml;zerindeki izlerimi, ne kadar erkekseniz başıma vururken elinizi, ne kadar yaralıysanız &ccedil;ocukluğunuzdan t&uuml;m bunları affınıza sığdıramadığınızdan her sabah bayram ayakkabısı gibi koyduğunuzdan yatağımın kenarına, mutluluk sayıyorum tek başıma topraktan yetişip k&ouml;ks&uuml;z bir fesleğenden olma hayatımı. Ne suyunuza ne saksınıza muhtacım.</p>
<p style="font-weight: 400;">&nbsp;Yalnızca &ccedil;orakta olsa toprağa.....</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;apos;Ayrılık&amp;apos;</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ayrilik-3120</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ayrilik-3120</guid>
<description><![CDATA[ Bazı gitmeler mecburiyettendir, peki senin ne gibi bir mecburiyetin vardı da gittin?

Ben yıllarca bu soruyu beynimden atmaya çalıştım, olmadı sen gittin ve her şey o gün son buldu.

Peki ben neden yeniden buraya, bu şehre geri döndüm?

İntikam için mi? Sevdiğim için mi? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c808675f077.jpg" length="32082" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 08 Jul 2022 13:41:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeyneppiyan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;apos;Gece&amp;apos;</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gece-3097</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gece-3097</guid>
<description><![CDATA[ Arkamı dönmemle kapkara gözlerle gözlerim buluştu. Bir an sanki her şey suspus olmuş da sadece ikimiz varız.

Aşk hangi nokta da başlıyor ve hangi noktada son bulması gerekiyordu.

Aşkın başladığı tarihi biliyordum. Ama bittiği tarihi bilmiyordum, gerçekten de bitmiş miydi?

Zaman duracaksa şimdi durmalı...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_600x460_62c368ef6abe7.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 05 Jul 2022 01:29:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeyneppiyan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAVGA OLMUŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kavga-olmus</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kavga-olmus</guid>
<description><![CDATA[ Okul öyküsü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c35f1fc702e.jpg" length="32213" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 05 Jul 2022 00:45:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, öğrenci, okul, kavga</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Pazar yerinin arkası kalabalıktı. Az &ouml;tede arabalarını ev gibi kullanan &ccedil;ingenelerden bir ka&ccedil;ı oraya doğru seyirtti.&nbsp; &Ouml;ğrenci kalabalağının ortasında orta boylu bir delikanlı yerde kıvranan daha ufak tefek birini tekmeliyordu. Ağzından k&uuml;f&uuml;rler sa&ccedil;arak, tehditler savurarak biteviye vuruyordu. Arasıra yere eğilip, yakasından tuttuğu &ccedil;ocuğu yerden uzaklaştırıp yumrukla tekrar yere yapıştırıyordu. Kalabalık sadece seyrediyor, kavgaya m&uuml;dahele etmiyorlardı. Esmer birka&ccedil; adam ortaya daldı, delikanlıyı tuttular. Biri de yerdeki delikanlıyı toparlamaya&nbsp; &ccedil;alışıyordu.</p>
<p>-Yeter niye kavga ediyorsunuz, bu kadar vurulur mu, senden k&uuml;&ccedil;&uuml;k hem de&hellip;</p>
<p>-Bırakın abi, hak etti. Arkamızdan konuşuyor, k&uuml;f&uuml;r ediyor. Kendini bir b.. zannediyor.Şimdi de konuşsun g&ouml;reyim. Biz yumuşak davrandık&ccedil;a iyice azıttı. Kız demiyor, aile demiyor. Onun iyi bir derse ihtiyacı vardı. Aldı bug&uuml;n dersini.</p>
<p>-Talip, hadi gidelim. Yeter bu ona.</p>
<p>Bilal koşarak uzaklaşmaya &ccedil;alışıyordu ki kalabalığın yanına motorsikletli birinin geldiğini ve Talip&rsquo;in &ouml;n&uuml;n&uuml; kestiğini g&ouml;rd&uuml;. Durdu. Geri d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>-Ben size benim haberim olmadan hi&ccedil; bir halt yemeyeceksiniz demedim mi?</p>
<p>-İyi de abi, bu sana g&uuml;venip rahat durmadı. Biz bırakmıştık işin peşini. Arkamızdan bir torba laf etmiş &ldquo;yok onlar da kim oluyormuş, benim arkamı g&ouml;rd&uuml;ler, donlarına sı&hellip;.. Her kuşun eti yenmez.&rdquo; &nbsp;İnanmadım. &Ccedil;ağırdım Mehmet&rsquo;i. Onun yanında sordum. &ldquo;Evet s&ouml;yledi&rdquo; dedi. G&uuml;nah benden gitti. Adam olacak. Kimsenin arkasından laga luga yapmayacak.</p>
<p>-Bak bir daha olmasın. Ben de sizi uyarıyorum. Herkes dayılık yapmaya kalkarsa benim ayarlarım bozulur. Ben o zaman size ne yaparım, onu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Daha &ccedil;ocuksunuz, boyunuzdan b&uuml;y&uuml;k işlere kalkışmayın. Doğru d&uuml;zg&uuml;n gidip gelin okulunuza.</p>
<p>Okulda sıradan bir g&uuml;nd&uuml;. M&uuml;d&uuml;r yardımcıları okulun son g&uuml;nlerinde yapılan sınavların aksamaması i&ccedil;in oradan oraya koşturmakta, hoparl&ouml;rden duyurularla sınav yeri ve zamanı i&ccedil;in son anda ortaya &ccedil;ıkan değişiklikleri kotarmaya &ccedil;alışmaktaydılar. Yusuf da elinde kalemlik, kelebek sistemi dedikleri ortak sınavlarda, bir &ouml;nceki ders &ouml;ğrenilen sınav yerine, &nbsp;b&uuml;t&uuml;n &ouml;ğrenciler gibi ulaşmaya &ccedil;alışmaktaydı. Y&uuml;z&uuml;ndeki morluğu ve patlak dudağını soranları ge&ccedil;iştirdi.</p>
<p>&Ouml;ğle sonrası, n&ouml;bet&ccedil;iler Yusuf&rsquo;u disiplin kurulu i&ccedil;in &ccedil;ağırdılar. Sınıf arkadaşları meraklı g&ouml;zlerle baktılar. Demek ki Yusuf yine rahat durmamış, bir kavgaya karışmıştı. Cezalar alsa da diğer &ouml;ğrenciler i&ccedil;in bu fark edilir şekilde olmuyordu. &Ouml;nemsemediler. Eren;</p>
<p>-Dışarıda kavgaya karışmış diye duydum, dedi.</p>
<p>-Bizim okuldan &ouml;ğrencilerle mi? Dışarıda olduysa bir şeycik olmaz. Okul dışındaki ile kimse ilgilenmez.</p>
<p>Sonraki dersin ortasında geldi Yusuf. Hi&ccedil; konuşmadı. Sınıfta yakın arkadaşı yoktu. Sıraya yattı, dersle de ilgilenmedi. &Ouml;ğretmenler y&uuml;z&uuml;n&uuml;n halini g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e &uuml;zerine gitmediler, sınıfa soran bir iki &ouml;ğretmen de ne olduğunu &ouml;ğrenemedi.</p>
<p>O g&uuml;n Talip ve Bilal, Eren&rsquo;i bah&ccedil;enin k&ouml;şesine g&ouml;t&uuml;r&uuml;p konuştular. Yusuf kantine giderken g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; onları. Ertesi g&uuml;n Eren de disiplin kuruluna &ccedil;ağırıldı. D&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde;</p>
<p>-Kavga ile ilgili sordular. Ben karışmadım, g&ouml;rmedim, sonradan duyduğumu s&ouml;yledim.</p>
<p>Dedi. Bilal kavgalarıyla &uuml;nlenmişti okulda. Daha ilk g&uuml;nlerde bir &ccedil;ocukla takışmış. Onun topladığı serserilerle okul bah&ccedil;e kapısı &ouml;n&uuml;nde birbirlerine girmişlerdi. D&ouml;v&uuml;ş sporları yaptığı i&ccedil;in dayak yememiş, birinin silah &ccedil;ıkardığını g&ouml;rd&uuml;kleri esnada birka&ccedil; &ouml;ğretmen m&uuml;dahelesi ile kalabalık inanılmaz hızda dağılmıştı. Bir başka kavgası kız ile olmuştu. Bir kızla bir erkeğin okul koridorunda kavgasını &ouml;ğretmenler bile g&uuml;nlerce sınıflarda &ldquo;bir yaşlarına daha girdiklerinden&rdquo; bahisle g&ouml;zleri hayretten kocaman bir şekilde anlatmışlardı. Başka bir kavgası yabancı asıllı bir &ouml;ğrenci ileydi. B&uuml;t&uuml;n bunlar onu disiplin kurulunun m&uuml;davimi yapmıştı. O nedenle &ccedil;ağrıldığında &ldquo;ooooooo&rdquo; sesleri eşlik ederek yolculanmıştı.</p>
<p>Talip daha belalı bir &ccedil;ocuktu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k, b&uuml;y&uuml;k demeden herkese kafa tutuyordu. &Ouml;ğretmenlerle her g&uuml;n derste bir sebepten tartışma &ccedil;ıkarırdı. Sınıftakiler onun bu hallerinden bıksalar da seslerini &ccedil;ıkaramıyorlardı. Zira ne yaparsa yapsın ona bir şey olmuyordu. Canı istemediğinde derse girmiyor, &ouml;ğretmenden sonra gelip defalarca yok yazılıyor ama yine de devamsızlıktan kalma sorunu olanlar arasında adı ge&ccedil;miyordu. M&uuml;d&uuml;r yardımcısından torpilli olduğu s&ouml;yleniyordu. Herkese k&uuml;kreyen M&uuml;r&uuml;vvet Hanım, onunla konuşurken &ldquo;Talip&ccedil;iğim&rdquo; diye yumuşayıveriyordu. Onca olay &ccedil;ıkarmasına rağmen disipline hi&ccedil; &ccedil;ağırılmamıştı. Sonunda bir ders onun da disiplin kuruluna &ccedil;ağırıldığını duydular.</p>
<p>Okulun son haftası &ouml;ğrencilerin b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğu devam etmedi. Karne g&uuml;n&uuml; son kez geldiler.</p>
<p>Yeni eğitim d&ouml;neminde Bilal ve Talip&rsquo;i g&ouml;remediler. Okulda olmayışları kendi tercihleri mi, yoksa okul idaresinin isteği ile mi asla bilemediler.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YUVA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yuva</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yuva</guid>
<description><![CDATA[ Yuvasını arayan bir ruhun öyküsü...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c33f2478aa8.jpg" length="27969" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 04 Jul 2022 22:27:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nghncsknr</dc:creator>
<media:keywords>yuva, aşk, ev</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sarı sa&ccedil;ları d&ouml;k&uuml;l&uuml;p başının tepesini boş bırakmış kırmızı tenli adam onuncu evin kapısına anahtarı taktığında kilidi &ccedil;evirmeden doğruldu ve arkasında bekleyen &ccedil;ifte, daha doğrusu kadına baktı. &Ccedil;ivit mavisi g&ouml;zleri kırmızı y&uuml;z&uuml;nde parıldarken sıcak y&uuml;z&uuml;nden şakaklarından s&uuml;z&uuml;len terleri g&ouml;mleğinin cebinde duran kumaş mendile sildi. &ldquo;Bu sefer olsun inşallah!&rdquo; Trabzon ağzı kullandığı kelimelerin her birindeki seslere karışmıştı, dudaklarına sarkmış sarı pala bıyığı konuştuk&ccedil;a bir k&uuml;rk gibi kıpırdanıyor ve dikkat dağıtıyordu.</p>
<p>G&ouml;zlerini adamın bıyığından kahverengi kapıya &ccedil;evirdi ve g&uuml;l&uuml;msemeye &ccedil;alıştı. Ev bulmanın bu kadar zor olacağını nasıl tahmin edebilirdi? Daha doğrusu bulamamanın&hellip; Zira haftalardır ilanları kolluyor, alyansı parmağına takıldığı andan beri yaşayacağı evi sabırsızca d&uuml;şl&uuml;yordu. K&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nden beri her detay kafasında canlanır ve defterlerini s&uuml;slerdi. Perdelerden halılara, halılardan ekmek sepetine kadar b&uuml;t&uuml;n eşyalar zihninde kurduğu yuvanın i&ccedil;ine yerleşmiş halde sevdiği adamı beklemişti, nihayet o insanla tanıştığında ve bu g&uuml;zel olaya adım attıklarında hayallerini ger&ccedil;ekleştireceği i&ccedil;in &ccedil;ok heyecanlanmıştı ancak işler istediği gitmemişti. D&uuml;nyanın belki de en b&uuml;y&uuml;k kanunu buydu: Neyi &ccedil;ok istersen o senin imtihanın olur. Olmuştu işte! Baktığı ilanlar, gezdiği evler&hellip; Hi&ccedil;biri i&ccedil;inde yaşamak, k&ouml;k salmak istediği yuvanın sıcaklığını bahşetmemişti. Soğuk, dar, ruhsuz duvar par&ccedil;alarından oluşan k&uuml;meslerden ka&ccedil;mak i&ccedil;in bahane &uuml;retmeyi &ccedil;ok uzun zaman &ouml;nce bırakmıştı. Yani altı ev &ouml;nce&hellip;</p>
<p>&ldquo;İnşallah,&rdquo; dedi nişanlısıyla aynı anda ve birbirine kenetlenmiş ellerini ayırmadan emlak&ccedil;ı amcanın a&ccedil;tığı kapıdan i&ccedil;eri girdiler. İlk olarak &ccedil;ok da geniş olmayan bir antre karşıladı onları. Beyaz duvarda eski ev sahibinden kalma yuvarlak kesim bir ayna vardı ve k&ouml;şede ahşap bir ayakkabılık unutulmuştu. Birka&ccedil; adım atıp etrafında d&ouml;nd&uuml;, yuvasına buradan girdiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p kalbinde oluşan hisleri dinledi ancak hi&ccedil;bir şey duyamadı. Yine de pes etmeyip adamı takip etmeye devam etti. Karşılarına &ccedil;ıkan ilk oda mutfaktı. Krem rengi dolapları ve lacivert zemin rengiyle değişik bir ambiyans oluşturmuştu.</p>
<p>Durdu ve burada sevdiği adam i&ccedil;in yemek pişirdiğini hayal etti ancak o his yine gelmemiş, aksine lacivert zemine takılı kalmıştı. <em>Koyu zemin ne alaka Nazlı? Bu neyin fantezisi? </em></p>
<p>Mutfaktan sonra b&uuml;y&uuml;k oturma odasına ge&ccedil;tiler. Camlar &ccedil;ocuk parkına bakıyordu, yemek masası koyulacak kadar b&uuml;y&uuml;kt&uuml; ancak bir duvar komple kiremitle kaplıydı. <em>Duvarı &ouml;rd&uuml;kten sonra &uuml;st&uuml;ne sıva &ccedil;ekmeye &uuml;şenmişler sanki doğal g&ouml;r&uuml;n&uuml;m diye yakında evleri tuğla halde bırakacaklar artık! </em></p>
<p>Oturma odasından sonra i&ccedil;erideki odaları gezmek i&ccedil;in uzun bir koridoru aştılar. Koridorun ortasında banyo ve tuvalet i&ccedil;in ayrılmış iki alan vardı. Banyonun kalebodurunun pembesi o kadar parlaktı ki g&ouml;zleri acıdan kısılmıştı. <em>Anladık banyoya girenin k&ouml;r olması istenmiş &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu &ccedil;irkinliği herkes g&ouml;rmemeli, en azından uzunca s&uuml;re bakmamalı. Ka&ccedil;, ka&ccedil;, ka&ccedil;! </em></p>
<p>Banyodan ko&ccedil;arcasına &ccedil;ıktı, tuvalete bakma gereği bile g&ouml;rmedi aynı olduklarına emindi. Sıkılmaya, yedinci defa ka&ccedil;mak i&ccedil;in bahane uydurup uyduramayacağını d&uuml;ş&uuml;nmeye başlamıştı.</p>
<p>&Ccedil;ocukluk hayaliydi bu, her gece yetimhanene duvarlarına bakar ve gelecekteki evini d&uuml;şlerdi. T&uuml;m yaşamı yurt k&ouml;şelerinde, bir ranzanın alt katında, pencereden dışarı bakıp, yabancı insanların evlerine imrenerek ge&ccedil;mişti. İnsanlar yuva dedikleri evlerine kavuşmuştu, bir şekilde o &ccedil;atının altındaydılar. Yalnızlığa mahk&ucirc;m bırakılmış bir kız &ccedil;ocuğunun yuvaya sahip olmak istemesi su&ccedil; muydu? Değildi. O zaman neden kavuşamıyordu bir t&uuml;rl&uuml;?</p>
<p>Kendi aralarında ev hakkında konuşan adamlara boş g&ouml;zlerle baktı. Olmamıştı işte, bu da olmamıştı ve bu olmayacaksa bir daha asla olmazdı! Belki de evren onun evlenmesini, bir aile kurmasını ya da ne bileyim mutlu olmasını istemiyordu. Nasıl gelmişse bu g&uuml;ne bundan sonra da aynısı olacaktı. Kurduğu hayallerin yıkılışına kimseyi tanık etmek istemediğinden odaların en k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;ne girdi, kahverengi balkon kapısını zorlu bir kilit m&uuml;cadelesinden sonra neredeyse kırarak a&ccedil;tı ve kendini temiz havaya bıraktı. G&ouml;zyaşları yanaklarından s&uuml;z&uuml;l&uuml;yor, kırılan umutlarının altında f&uuml;tursuzca eziliyordu. Anne babasız b&uuml;y&uuml;mek bir zaman sonra eskisi kadar acıtmamıştı ancak muhabbet esnasında sorulan &lsquo;nerede yaşıyorsun&rsquo; sorusunun cevabını verememek, ge&ccedil;iştirmek &ccedil;ok zordu. &ldquo;Bir evim var, benim bir evim var,&rdquo; diye bağırmak istedik&ccedil;e on silleyi &uuml;st &uuml;ste yiyordu. Sanırım başına gelen en g&uuml;zel mucize <em>onu</em> bulmaktı.</p>
<p>Kolları beline dolanmış, ellerini karnında kenetlemişti. Derin bir nefes aldı, ağladığını belli etmemek i&ccedil;in konuşmaya yanaşmadı, sadece başını sevdiği adamın omzuna bırakıp karşısındaki deniz manzarasını seyretti. Sanki yıllardır bunu yapıyormuş gibi&hellip; Doğduğu g&uuml;nden beri yeri bu omuz, bu g&uuml;&ccedil;l&uuml; kolların arasıymış gibi&hellip; Pencereden dışarı bakarken hep onu beklemiş gibi&hellip; Bir &ccedil;atı altında huzurla demlenmiş bir &ccedil;ayı yudumlar, sıradan bir yaz akşamında balkona &ccedil;ıkıp manzarayı tembel bir muhabbet eşliğinde seyreder, seyrederken iki kişilik bir gelecek d&uuml;şler gibi&hellip;</p>
<p>Buydu işte, aradığı <em>his</em> buydu: Aitlik, teslimiyet&hellip; Perdeler, halılar, ekmek sepetleri, yemek tabakları, b&uuml;y&uuml;k ekran televizyon değil; sımsıcak kollar, g&uuml;venilir bir sarılma, muhabbet, tebess&uuml;m, sıcaklık...</p>
<p>&ldquo;Burası,&rdquo; dedi başını adamın g&ouml;ğs&uuml;ne yaslayıp kalp atışlarını daha net duyarken. &ldquo;Burası olsun evimiz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Emin misin? Beğenmediysen başka evlere de bakabiliriz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayır,&rdquo; dedi kollarını bedenine sıkıca dolarken. G&ouml;zlerini kapatmış yeni bir gelecek d&uuml;şl&uuml;yordu, zihninde canlanan yaşanmamış anılarla g&uuml;l&uuml;mserken akan yaşlarını saklamadı. &ldquo;Benim <em>yuvam</em> burası.&rdquo; &nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vaveyla | 1. Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/Vaveyla</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/Vaveyla</guid>
<description><![CDATA[ O gün, o an, o saniye yanına gitmek için aldığım karara lanet okudum. Gözyaşlarımı sinirle silerken sıkıntıyla nefes verdim. Beni bu kadar kısa sürede tanıyıp da bu denli canımı yakacak sözcükleri acımasızca söylemesi haksızlıktı. Ona karşı durmaya çalıştığım dik duruş, beni bir nebze olsun rahatlatsa da bana en çok dokunan cümlesi beynimde dönüp dolaşıyor ve asla susmuyordu.

Yeniden hatırladığım cümleyle gözlerimi kapattım ve Yunus&#039;un silüetinin zihnime düşmesine izin verdim.

&quot;Ruhun çığlık çığlığa, bunu görmüyor musun?&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62adf07bcd96f.jpg" length="36042" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 Jul 2022 20:35:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>gokyuzunungrimsitonu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>'İnsan ruhu ne kadar y&uuml;ce de, yaptıkları ne kadar aşağılık!'</p>
<p>Okuduğum c&uuml;mleyle dudaklarım istemsizce b&uuml;k&uuml;l&uuml;rken, kitabın kapağını usulca kapattım. Birka&ccedil; saniye Anne Frank'in Hatıra Defteri kitabının kapağını inceleyip kitabı hemen yanımda kalan beyaz renkteki komodine bırakmamla kendimi yatağa atmamın arasında sadece birka&ccedil; saniye vardı. Bu birka&ccedil; saniye i&ccedil;inde bile beynim bu c&uuml;mle hakkında kendi i&ccedil;erisinde hararetli bir tartışmaya girmiş ve bu durum başımı ağrıtmaya başlamıştı.</p>
<p>Sahiden, insanlar bu denli y&uuml;ce bir ruha sahipken neden eylemlerinden k&ouml;t&uuml;l&uuml;k akmaya devam ediyordu? Neden h&acirc;l&acirc; kadınlara, erkek &ccedil;ocuklarına, kız &ccedil;ocuklarına, hayvanlara tecav&uuml;z ediyorduk? Neden &uuml;lkeler kendi &ccedil;ıkarları i&ccedil;in başka &uuml;lkelerdeki insanların &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ellerinden alıyordu da, neden h&acirc;l&acirc; savaş i&ccedil;indeydik? Neden hala yoksulluk vardı? &Ccedil;ocuklarına bakamadığı i&ccedil;in yan odada intihar eden anne, bu esnada o soğuk havada &ccedil;ocukları &uuml;ş&uuml;mesin diye ellerine sa&ccedil; kurutma makinesi tutuşturmuştu ya hani, neden o annenin vicdanına sahip değildik? O annenin ruhu gibi değil miydi en başta, doğduğunda, t&uuml;m bu savaş &ccedil;ıkartanlar, tecav&uuml;z edenler? Tıpkı o anne gibi doğmamış mıydı ruhları?</p>
<p>Bundan emin değildim ama kitaptaki bu c&uuml;mleye milyonlarca kez katılırken aklımdaki t&uuml;m bu d&uuml;ş&uuml;ncelerden &ccedil;ıkan tek bir sonu&ccedil; vardı: Yan odada intihar etmeden hemen &ouml;nce, &ccedil;ocuklarının ısınması isteğiyle ellerine sa&ccedil; kurutma makinesi tutuşturan annenin y&uuml;ce ruhu gibi olsaydı t&uuml;m k&ouml;t&uuml;lerin ruhu; şu an beni ağlatacak dereceye gelen taciz, yoksulluk ve savaş gibi kavramların varlığı hi&ccedil;bir zaman olmayacaktı.</p>
<p>T&uuml;m bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken yatağımın hemen yanında kalan pencereden dışarı bakıyordum. G&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne takılan bakışlarım, bunu seviyordum.</p>
<p>Kitap okurken arada bir duraksayıp c&uuml;mlelerin &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nmeyi seviyordum. T&uuml;m bunları yaparken de g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nde serili bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml; olması hoşuma gidiyordu. Yatağımın hemen pencere kenarında olmasının nedeni buydu.</p>
<p>"Sedanur!"</p>
<p>Odamın kapısının hızla a&ccedil;ılmasıyla g&ouml;zlerim b&uuml;y&uuml;rken odaya giren ev arkadaşım Elif'e baktım.&nbsp;</p>
<p>"Ge&ccedil; kalıyoruz." H&acirc;l&acirc; yatıyor olmam ile kalın kaşları &ccedil;atıldı ve sinirle homurdandı. "Tanrım, şaka gibisin!"</p>
<p>"Hey," diye itiraz ederek siyah renge sahip kanken &ccedil;antamı omuzlarıma usulca taktım ve komodinin &uuml;zerindeki telefonumla beraber kitabımı elime aldım.&nbsp;</p>
<p>"Hazırım zaten! Hem ilk g&uuml;nden dersimin &ouml;ğleden sonra olması, bana bu tembellik hakkını sunuyor."</p>
<p>***</p>
<p>"Burada olduğun i&ccedil;in mutluyuz, Sedanur. Not ortalaman olduk&ccedil;a y&uuml;ksek ve Anadolu &Uuml;niversitesi, başarılı &ouml;ğrencileri her zaman b&uuml;y&uuml;k bir mutlulukla karşılar."</p>
<p>Danışman &ouml;ğretmen, kemik g&ouml;zl&uuml;klerini d&uuml;zeltirken h&acirc;l&acirc; g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu. G&uuml;l&uuml;ş&uuml;ne karşılık olarak tebess&uuml;m ettim ve bana uzatıyor olduğu kağıdı aldım.</p>
<p>"Burada ders programın var. Şimdi bir bakalım." derken bana vermiş olduğu kağıdın kopyasına g&ouml;z gezdirmeye başladı. Onu taklit ederek bakışlarımı kağıda indirdim.</p>
<p>"M&uuml;hendislik Fak&uuml;ltesi, Mimarlık b&ouml;l&uuml;m&uuml;. Ve beş yıllık programa dahilsin."</p>
<p>Kendine, yine kendi mırıltılarıyla eşlik ederken onu yakalamaya &ccedil;alışıyordum.&nbsp;</p>
<p>"İlk senende İngilizce hazırlık okumuşsun."&nbsp;</p>
<p>T&uuml;m bunları elindeki kağıttan g&ouml;r&uuml;yor olsa bile hızla başımı sallayıp onu onayladım.</p>
<p>"Birinci sınıf not ortalaman da olduk&ccedil;a iyi."</p>
<p>Yeniden onaylama gereği duymadan, oturduğum deri koltukta arkama yaslanıp kağıda g&ouml;z atmasını izledim.</p>
<p>"İkinci senende yani bu sene ise, toplam altı ders alacaksın. Ha bir de..."&nbsp;</p>
<p>Kaşlarımı kaldırdığım sırada bakışlarını kağıttan ayırıp g&ouml;zlerimle buluşturdu.&nbsp;</p>
<p>"&Uuml;niversitemizde bulunan ancak İngiltere'deki&nbsp; okulunda almamış olduğun &uuml;&ccedil; ders var. Bu dersleri birinci sınıflarla alttan alacaksın, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadarıyla ders kredin buna yetiyor."</p>
<p>Bunu bekliyor olsam da sıkıntı dolu bir nefes vermeyi bu odadan &ccedil;ıktıktan sonraya erteledim ve kaşlarımı hafif&ccedil;e kaldırıp danışman &ouml;ğretmene baktım.&nbsp;</p>
<p>"Alttan almam gereken derslerin isimleri nedir, efendim?"</p>
<p>Samimiyet dolu tebess&uuml;m&uuml; eşliğinde parmaklarıyla saymaya başladı.&nbsp;</p>
<p>"T&uuml;rk Dili ve Edebiyatı, Temel Matematik ve T&uuml;rk Tarihi."</p>
<p>Anladığımı belirten birka&ccedil; mırıltı sonrasında nihayet &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;me kavuşmuş ve danışman &ouml;ğretmenin odasından &ccedil;ıkabilmiştim. Elimde tutmuş olduğum biri alacağım derslerin listesi, diğeri ders programımın olduğu kağıtlara g&ouml;z gezdirirken, T&uuml;rk Dili ve Edebiyatı dersi i&ccedil;in ikinci kata doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım.</p>
<p>Dersliğe girdiğimde t&uuml;m g&ouml;zlerin &uuml;zerime &ccedil;evrilmesine aldırmamaya &ccedil;alıştığım sırada orta sıralardan birine doğru ilerledim. Tekli olan sıra sisteminde, sınıf mevcudu fazlaydı. Ya da &uuml;zerimde toplanmış g&ouml;zlerin &ccedil;oğunluğu nedeniyle ben b&ouml;yle hissediyordum.</p>
<p>"Merhaba!"&nbsp;</p>
<p>Tatlı bir ses tonu d&uuml;ş&uuml;ncelerimi bı&ccedil;ak misali keskince b&ouml;lerken başımı hafif&ccedil;e sesin geldiği y&ouml;ne doğru &ccedil;evirdim.</p>
<p>"Burası boş mu?"</p>
<p>Hemen yan sırayı g&ouml;sterdiğinde başımla onayladım. "Evet, elbette."</p>
<p>"Teşekk&uuml;r ederim."</p>
<p>Uzun ve simsiyah sa&ccedil;lara sahip kız, yanımdaki sıraya yerleşirken bakışlarımı &uuml;zerinden &ccedil;ektim. Ancak &ccedil;ekingen mırıltısını işittiğimde g&ouml;z ucuyla yeniden ona doğru d&ouml;nd&uuml;m.&nbsp;</p>
<p>"Ben, İdil."</p>
<p>Uzatmış olduğu elini ellerimin arasına alıp hafif&ccedil;e sıkarken g&uuml;l&uuml;msedim.&nbsp;</p>
<p>"Ben de Sedanur."</p>
<p>G&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; sınıftaki ses d&uuml;zeyi bir anda sıfırlandığında kaşlarımı kaldırıp neler olduğunu anlamaya &ccedil;alıştım. İdil'in hayran dolu fısıltısına kulak kesildim.</p>
<p>"Tanrım, o burada." derken alt dudağını ısırmış dersliğin kapısına doğru bakıyordu.&nbsp;</p>
<p>"Yunus Emre Akg&ouml;z, burada."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Büyümek İsteyen Çocuk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/buyumek-isteyen-cocuk-3066</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/buyumek-isteyen-cocuk-3066</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b497981313f.jpg" length="20508" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 Jul 2022 00:30:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>BYNGC</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız dalından yeni kopardığı g&uuml;l&uuml; koşarak babasına g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. "Bak baba, &ccedil;ok g&uuml;zel." Elindeki beyaz g&uuml;le hayran hayran bakıyordu. Babası el &ccedil;apasıyla toprağı &ccedil;apalamaya ara verip, kızına d&ouml;nd&uuml; ve g&uuml;l&uuml;mseyerek "Evet, kızım &ccedil;ok g&uuml;zel." diye onayladı k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızını.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız g&uuml;l&uuml; koklayarak etrafında d&ouml;nd&uuml;. D&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde u&ccedil;uş u&ccedil;uş olan beyaz elbisesi k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızı mutlu etmiş olacaktı ki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız kıkırdadı. D&ouml;nd&uuml;k&ccedil;e eteğine yapışmış toprak etrafa sa&ccedil;ılıyordu. Dizleri, ayakkabısı, beyaz dantelli &ccedil;orabı, hatta sa&ccedil;larının u&ccedil;larında bile toprak vardı. Bu hali ne k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın ne de babanın umrunda değildi. İkisi de toprak ve &ccedil;amur i&ccedil;indelerdi ve bundan gayet memnundular.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Vakit g&uuml;zel bir ilkbahar ikindisiydi. Baba-kız evlerinin bah&ccedil;elerinde &ccedil;i&ccedil;ek ekiyorlardı. Daha &ccedil;ok baba &ccedil;i&ccedil;ek ekiyordu; kızı da etrafta koşuşturuyor, yaramazlık yapıyor ve g&uuml;l&uuml;c&uuml;kler sa&ccedil;ıyordu.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Baba, kendisine uzatılan g&uuml;l&uuml; alıp, kızının sarı sa&ccedil;larının arasından ge&ccedil;irerek kulak arkasına sıkıştırdı. "Ama &ccedil;i&ccedil;ekler dalında g&uuml;zeldir. Bir daha koparma onları, olur mu?" diyerek k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızı tatlı bir dille uyardı. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız, dudaklarını birbirine bastırıp başını olumlu anlamda salladı. "Tamam babacım."</p>
<p></p>
<p>Gen&ccedil; adam tebess&uuml;m ederek el &ccedil;apasıyla toprağı &ccedil;apalamaya devam etti. "Hadi seninle bir oyun oynayalım." dedi baba, kızının artık toprakla oynamaktan sıkıldığını fark ederek.</p>
<p></p>
<p>"Yaşasın!" diye zıpladı k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız. "Olur, ne oyunu?" K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız heyecanlanmıştı.</p>
<p></p>
<p>"Oyunun adı: Bin bir surat."</p>
<p></p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız, "O nasıl bir oyun ki baba?" dedi merakla.</p>
<p></p>
<p>Baba, "Ben sana bir kelime s&ouml;yleyeceğim, sen de o kelimeyi y&uuml;z&uuml;nle anlatacaksın." diye oyunu a&ccedil;ıkladı. Gen&ccedil; adam biraz d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kten sonra "mutlu" dedi. "Mutlu bir kız ol." K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız y&uuml;z&uuml;ne b&uuml;y&uuml;k bir tebess&uuml;m iliştirdi. Baba, "aferin." dedi ve sonra da "şimdi de şaşkın ol." dedi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız ağzını kocaman a&ccedil;ıp ellerini &ccedil;enesine dayadı. Babası bu haline g&uuml;l&uuml;msedi. "Peki, korkun&ccedil; ol." deyince de kızı y&uuml;z&uuml;n&uuml; ekşilterek cevap verdi. "Peki ya iyiler nasıl olur?" diye sorduğunda kızı g&uuml;l&uuml;mser bir ifade yerleştirdi y&uuml;z&uuml;ne. "K&ouml;t&uuml;ler nasıl olur?" dediğinde de y&uuml;z&uuml; ağlamaklı bir ifadeye d&ouml;nd&uuml;. Baba b&uuml;t&uuml;n cevaplara karşın tebess&uuml;m etti. "Aferin, hepsini doğru bildin." dedi yaptığı işe devam ederek.</p>
<p></p>
<p>"Baaak" dedi k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız bilmiş bir edayla. "Hepsi doğru işte" diye &ouml;v&uuml;nd&uuml; kendisiyle &ouml;nce, sonra da "&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben b&uuml;y&uuml;d&uuml;m baba." dedi omzuna d&uuml;şen bir tutam sa&ccedil;ı eliyle arkaya doğru savurarak.</p>
<p></p>
<p>"Daha değil k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızım, daha değil." dedi baba, sesinde i&ccedil;ten gelen bir keder vardı. "Daha b&uuml;y&uuml;mene &ccedil;ok var."</p>
<p></p>
<p>"Nedenmiş o? B&uuml;t&uuml;n cevaplarım doğru. Hepsini bildim." K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız kollarını g&ouml;ğs&uuml;nde birleştirip bir ayağını kızgınlıkla yere vurdu. Babasının bu cevabına bir anlam verememişti. Onu k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;rmesi hi&ccedil; hoşuna gitmemişti &uuml;stelik. Ayrıca b&uuml;t&uuml;n cevapları doğruysa neden b&uuml;y&uuml;memiş olsun ki?&nbsp;</p>
<p></p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızı b&uuml;y&uuml;kmekte &ccedil;ok aceleciydi. Baba bunun farkındaydı. El &ccedil;apasını bir kenara bırakıp kızının &ouml;n&uuml;ne dizlerini &ccedil;&ouml;kerek oturdu. Topraklı elleriyle k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızının k&uuml;&ccedil;&uuml;k topraklı ellerini tuttu. Y&uuml;zleri aynı hizadaydı. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın hayal kırklığı ve kızgınlık barındıran iri ela g&ouml;zlerinin tam i&ccedil;ine baktı.</p>
<p></p>
<p>Baba, "Bu d&uuml;nyada iyilerin ağladığını, k&ouml;t&uuml;lerin g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; fark ettiğinde b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş olacaksın." dedi ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın eline bir &ouml;p&uuml;c&uuml;k kondurdu. "B&uuml;y&uuml;mek i&ccedil;in hi&ccedil; acele etme. Bir g&uuml;n istesen de istemesen de b&uuml;y&uuml;mek zorunda kalacaksın." K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız, babasının ona ne demek istediğini o an anlamadı. Anlaması i&ccedil;in &ouml;nce b&uuml;y&uuml;mesi gerekiyordu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kapıların Ardındaki  Veda</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iki-kapi-arasinda-veda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iki-kapi-arasinda-veda</guid>
<description><![CDATA[ Ölümüne iki saat kalmış bir dostunuza son sorunuz ne olurdu? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62bf6a7f791ac.jpg" length="44824" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 20:06:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>BYNGC</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kapı kapandı, bir kapı a&ccedil;ıldı. Kapının eşiğinden ge&ccedil;ti, ardından o kapı da kapandı. Ardı ardına ge&ccedil;ti b&uuml;t&uuml;n soğuk, hastane kapılarını. Artık karşısındaydı o son kapı. İ&ccedil;ten i&ccedil;e hi&ccedil; istemedi a&ccedil;ılmasını o kapının. &Ccedil;ok ge&ccedil;medi ki a&ccedil;ıldı o kapı da. Eşikten ge&ccedil;erken adımları daha da yavaşladı. Hi&ccedil; varmak istemediği bir yere vardı. Hi&ccedil; varacağını d&uuml;ş&uuml;nmediği bir yere vardı. Ve son kapı da ardından kapandı. Artık b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n, olmak istemediği yere varmıştı. Soğuk, beyaz hastane odası... Karşısında &ccedil;ocukluğu...&nbsp;</p>
<p>Odaya girdiğinde b&uuml;t&uuml;n g&ouml;zler ona &ccedil;evrildi. Tek bir kişi... Tek bir kişi tebess&uuml;m etti ona. En ufak bir tebess&uuml;me bile en &ccedil;ok ihtiyacı olan o kişi... Soğuk oda kalabalıktı ama bir o kadar da sessiz... İnsanlar aralarında bir şeyler konuşuyordu ama hepsi birer uğultu...&nbsp;</p>
<p>Yavaş adımlarla y&uuml;r&uuml;d&uuml;, o hi&ccedil; varmak istemediği kişiye. Vardığı yer bir hastane yatağıydı. Bir &ouml;l&uuml;m d&ouml;şeği... &Uuml;st&uuml;nde yorgun mu yorgun zayıf bir beden... Ne garipti, insanın bir zamanlar dostum diye sarıldığı kişiyi &ouml;l&uuml;m d&ouml;şeğinde ziyaret etmek. &Uuml;stelik &ccedil;ok değil, iki saat sonra &ouml;leceğini bilmek...&nbsp;</p>
<p>Her şeye rağmen tebess&uuml;m&uuml;ne, tebess&uuml;mle karşılık verdi adam. Başıyla selamladı. &Ccedil;ıt &ccedil;ıkarmadı iki eski dostan hi&ccedil;biri. Oysaki ne &ccedil;ok konuşurlardı &ccedil;ocukken ne &ccedil;ok g&uuml;l&uuml;ş&uuml;rlerdi. B&uuml;y&uuml;mek miydi onları susturan? Yoksa iki saat sonra aralarına girecek olan &ouml;l&uuml;m m&uuml;yd&uuml; seslerini kesen? O meşhur &ouml;l&uuml;m sessizliği bu muydu? Daha iki saatleri yok muydu ebedi suskunluk i&ccedil;in?</p>
<p>Doktorların &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; zaman buydu: 2 saat. "Akşamı g&ouml;rmez," demişlerdi ondan i&ccedil;in. Ne kolaydı zaman vermek. Halbuki saat gece yarısına yaklaşmıştı. "&Ouml;ld&uuml;rmeyen Allah, &ouml;ld&uuml;rm&uuml;yor işte." diye ge&ccedil;irdi i&ccedil;inden adam. Sonra hal&acirc; eski dostuyla hi&ccedil; konuşmadığını fark etti. Sadece birbirlerine baktılar uzun s&uuml;re. &Ouml;l&uuml;m d&ouml;şeğindeki adamın y&uuml;z&uuml; beyazdı. Hastane duvarlarına mı benzemişti teni? İnsan en &ccedil;ok neyi izlerse ona mı benzer? "Keşke hastanelerin hepsi denize, suya baksa; hi&ccedil; olmadı ormana, ağaca..." diye i&ccedil;inden ge&ccedil;irmişti ki adam son s&ouml;z&uuml;nden vazge&ccedil;ti. Ormana bakmasın hastaneler, ne ağaca ne toprağa... Toprak da &ouml;l&uuml;m demekti. Hastaneler biraz yaşam, biraz &ouml;l&uuml;m olsa da kimse &ouml;lmek i&ccedil;in girmezdi bu soğuk, d&ouml;rt duvar arasına... Denize baksın b&uuml;t&uuml;n hastaneler. Deniz gibi sonsuzluğu anlatsın. Mezarlığa baksın b&uuml;t&uuml;n saraylar. Mizan gibi adeleti anlatsın.</p>
<p>"Neden sessizsiniz, konuşsanıza." dedi yaşlı bir kadın.&nbsp;</p>
<p>Ne konuşacaktı adamlar?</p>
<p>Ne soracaktı adam?</p>
<p>&Ouml;l&uuml;m d&ouml;şeğindeki birine ne sorulurdu?</p>
<p>İki saat sonra &ouml;lecek birine ne sorulurdu, ne denirdi?</p>
<p>"Nasılsın?" mı, &ccedil;ok anlamsız. "Seni de iyi g&ouml;rd&uuml;m." m&uuml;, &ccedil;ok yalan. "Nasıl hissediyorsun?" mu, &ccedil;ok h&uuml;z&uuml;nl&uuml;.&nbsp;</p>
<p>"Korkuyor musun?" Adamın i&ccedil;i &uuml;rperdi. Elbette b&ouml;yle bir şey sormadı ama bir an sormak istedi. "&Ccedil;ok korkuyorum." dese ne yapardı? Sarılıp "ge&ccedil;ecek" mi deyecekti?</p>
<p>Adam bir şey fark etti. "O" an geldiğinde s&ouml;zler nasıl da anlamını yitirmişti b&ouml;yle?&nbsp;</p>
<p>"Susmak" aslında ne kadar da anlamlıymış. İnsan yaşarken hi&ccedil; fark etmiyormuş oysa.</p>
<p>Hasta adam, eski dostuna doğru elini uzattı. Y&uuml;z&uuml;nde zoraki bir tebess&uuml;m vardı ama bu "zoraki" tebess&uuml;m&uuml;n anlamı o kadar başkaydı ki... Kimsenin g&uuml;c&uuml;ne gitmedi. Eski dostu da uzattı elini. Birbirlerinin elini parmak u&ccedil;larından tuttular. Biri g&uuml;&ccedil; almak istedi, diğeri g&uuml;&ccedil; vermek... Kimse kimseye ne g&uuml;&ccedil; verdi ne de kimse kimseden g&uuml;&ccedil; aldı. Kısa bir anlığına g&ouml;zler de birbirine kenetlendi. İkisinin de kulağında yalnızca o ses vardı: İki &ccedil;ocuğun cıvıltılı kahkahası. Sıcak bir yaz akşamından s&uuml;z&uuml;len bu kahkaha r&uuml;zgarı, soğuk hastane duvarlarına &ccedil;arpıp tenlerini &uuml;rpertti ve usulca uğultuya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Havada tutuşan soğuk eller birbirinden ayrıldı.</p>
<p>Yolcu yolunda gerekti.&nbsp;</p>
<p>İki taraf i&ccedil;in de...</p>
<p>Adam: "Hoş&ccedil;akal." dedi. Ne kadar anlamsız gelse de... Artık bir şey demeliydi. İki saat de olsa "Hoş&ccedil;a" -kalmasını istedi eski dostu. Hasta adam başını hafif&ccedil;e eğerek aldı eski dostunun vedasını.&nbsp;</p>
<p>Adam, arkasını d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde ister istemez dolmuştu g&ouml;zleri. Yaşla dolu g&ouml;zleri kapıyı buldu ve yavaş adımlarla y&uuml;r&uuml;d&uuml; kapıya doğru. Kim bilir ka&ccedil; vedaya şahit olmuştu şu tahta kapı... Ka&ccedil; mezar ge&ccedil;irmişti eşiğinden? Ka&ccedil; feryat duymuştu?&nbsp;</p>
<p>Sahi o kapının da &ouml;z&uuml; toprak değil miydi?</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beklenti Kabuğu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/beklenti-kabugu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/beklenti-kabugu</guid>
<description><![CDATA[ Arkadaşının sürekli beklentiler ile yaşamasına dayanamayan kızımızın, arkadaşına verdiği mesaj. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6271943fe4651.jpg" length="33714" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Jun 2022 19:05:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleynaergn</dc:creator>
<media:keywords>Yara, evlilik, beklenti, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Arkadaşım yine karşıma ge&ccedil;miş ağlıyordu. Yine o adam i&ccedil;in ağlıyordu. &ldquo;Ben,&rdquo; dedi hı&ccedil;kırırken. &ldquo;Ben &ccedil;ok mu şey istiyorum? Hani ortada bir birliktelik varsa insan karşısındakine sevgi ve saygı g&ouml;stermez mi? Ya evin kapısından girdiğinde bir selam vermez mi? H&acirc;lini hatrını sormaz mı? K&uuml;&ccedil;&uuml;k s&uuml;rprizleri ge&ccedil;tim zaten g&ouml;rmedim ben s&uuml;rpriz yaptığını, insan bir kez olsun sevdiğini dile getirmez mi? Yok. Hi&ccedil;biri yok.&rdquo; Acıyla g&uuml;l&uuml;msedi. Dayanamadı, bir kez daha hı&ccedil;kırdı. Elinde kullana kullana buruşan ve ıslanan pe&ccedil;eteyle bir kez daha burnunu sildi. &ldquo;Ge&ccedil;en g&uuml;n hasta oldum. Hastaneye gittim, o g&ouml;t&uuml;rmedi. Zaten hi&ccedil; g&ouml;t&uuml;rmez. Ka&ccedil; serum yedim bilmiyorum. Ka&ccedil; ila&ccedil; verildi saymadım. Eve geldim. O da eve geldi. Hi&ccedil;bir şey demedi. İnsan bir &lsquo;ge&ccedil;miş olsun&rsquo; demez mi? Neyim olduğunu sormaz mı? Sormadı.&rdquo;<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; İki yıllık evli olan arkadaşıma baktım. Onu uyarmıştım. Defalarca kez &ldquo;Bu adamdan sana hayır gelmez,&rdquo; demiştim ama o beni dinlememiş &ldquo;Evlenince d&uuml;zelir,&rdquo; d&uuml;ş&uuml;ncesiyle o adamla bir yuva kurmuştu. Şimdi o adam i&ccedil;in ağlıyordu. Teselli etmeyi bırakmıştım. Hi&ccedil;bir tesellim bir işe yaramıyordu.&nbsp;<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; Arkadaşımın g&ouml;zlerine baktım. Soğuktu ifadem. Ciddiydim. Aklının başına gelmesini istiyordum. O bana &uuml;zg&uuml;nce bakıyordu. H&acirc;l&acirc; bu durumun değişeceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r gibi bakıyordu. Yutkundum. Kurumuş dudaklarımı dilimle ıslattım. &ldquo;Bazen bazı durumlar i&ccedil;in beklentiye girilmemesi gerekir.&rdquo; Soğuk sesimle devam ettim konuşmama. Anlasın diye tane tane konuştum.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;O adam senin i&ccedil;in bir yara. &Uuml;zeri beklenti kabuğuyla kaplanmış bir yara. Sen her beklentiye girdiğinde o kabuğu yoluyor, o yarayı deşiyorsun. Ve sen her beklentiye girdiğinde kan kaybediyorsun.&rdquo; &Ccedil;enemle onu işaret ettim.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kaşlarını &ccedil;attı. S&ouml;zlerimin nereye varacağını d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı. &Ccedil;ok bekletmedim. &ldquo;Seni teselli etmeyeceğim. Sana umut verici konuşmalar yapmayacağım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar boş. Seni kurtaracak olan benim i&ccedil;i boş teselli s&ouml;zlerim değil, senin o kabuğu yolmaman ve iyileşmesi i&ccedil;in &ccedil;abalaman. Sana defalarca o adamdan sana hayır gelmeyeceğini s&ouml;yledim. Bak ne haldesin? O adamın g&ouml;stereceği en ufak bir davranışa muhta&ccedil; kalmışsın.&rdquo;&nbsp;<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; Dost acı s&ouml;ylerdi. Acı ama ger&ccedil;ek. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturdu. Ben ise durmadım. İki yıl boyunca kardeşim dediğim insanın bu denli acı &ccedil;ekmesi canıma tak etmişti. Elimden bir şey gelmemesi ise sinirimi bozuyordu. Ağzımdan &ccedil;ıkan s&ouml;zc&uuml;kler bu iki yılın izlerini taşıyordu. &ldquo;Kendine gel. Beklentiye girme artık. O adamın b&ouml;yle olduğunu kabullen. O adam en başından beri b&ouml;yleydi. Evlenince de b&ouml;yle. Değişmedi, değişmeyecek.&rdquo; Başımı iki yana salladım. O ise bir hı&ccedil;kırık daha ka&ccedil;ırdı ağzından. Derin bir nefes verdim. Ciddiyetimden &ouml;d&uuml;n vermedim.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Kabullendiğinde ne yapacağına karar ver. Kapanmayan ve asla da kapanmayacak olan bir yarayla hayatına devam mı etmek istiyorsun yoksa o yaradan kurtulmak ve &ouml;n&uuml;ne bakmak mı istiyorsun?&rdquo;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yabancı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yabanci-3037</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yabanci-3037</guid>
<description><![CDATA[ Texting şeklinde kısa bir kitap.
Wattpad üzerinden de okuyup oylayabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62bdc904c1c4c.jpg" length="25845" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Jun 2022 19:04:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>from_misr</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 5.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-5bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-5bolum</guid>
<description><![CDATA[ Kesit: 

Ben bir savaşçıyım, krallara boyun eğmeyen, eğdirten.

Ben bir savaşçıyım, krala gücünü veren.

Ben bir savaşçıyım, oyunun seyrini değiştiren.

Ve ben bir ressamım, olacakları resmeden. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6233979b8d611.jpg" length="44993" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 30 Jun 2022 18:30:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>İkimizdik...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ikimizdik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ikimizdik</guid>
<description><![CDATA[ Asıl bencil olan, ikimizdik... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b999144eb51.jpg" length="105306" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 14:48:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>bencil, duvar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İkimizde duvarlar arasında sıkışıp kalmıştık. Ama aramızda bir fark vardı...</p>
<p>Senin duvarlarını sen, benim duvarlarımı insanlar &ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Ve sen bana bencil demiştin...</p>
<p>Benim duvarlarımı yıkmak i&ccedil;in insanlardan, senin duvarlarını yıkmak i&ccedil;in kendinden kurtulman gerekiyordu.</p>
<p>Ben insanlara zarar vermemek i&ccedil;in kendimden kurtulurken, sen kendine zarar veremediğin i&ccedil;in su&ccedil;u olmayan insanlardan kurtuldun, zarar verdin.</p>
<p>Asıl bencil olan, ikimizdik.</p>
<p>Yoksa neden, hak etmeyenlere zarar verelim?</p>
<p>Yoksa neden bu duvarlar arasında olalım?</p>
<p>Asıl bencil olan, ikimizdik...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>beklemek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/beklemek-3003</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/beklemek-3003</guid>
<description><![CDATA[ umut heyecan ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62bd9992d2c5d.jpg" length="41244" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 13:37:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>umut, beklemek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BEKLEMEK</p>
<p>''Beklemekten yoruldum ''dedi &ccedil;o&ccedil;uk annesine</p>
<p>''Neden bu bıkkınlığın'' dedi g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine</p>
<p>Sevgiyle bakarak annesi&nbsp;</p>
<p>''B&uuml;y&uuml;mek istiyorum tavsiye vermek istiyorum herkese</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; dinlemekten bıktım artık herkesten&nbsp; tavsiye&nbsp;</p>
<p>Olmak istiyorum ben de dinlenilen bilge...</p>
<p>Hem her konuşan bilge değil zaten</p>
<p>Verdikleri tavsiye de işe yaramıyor &ccedil;oğunun&nbsp;</p>
<p>Sen k&uuml;&ccedil;&uuml;ks&uuml;n hele bir dinle diyorlar her zaman...&nbsp;</p>
<p>Benim&nbsp;</p>
<p>Konuşacağım vakit ne zaman&nbsp;</p>
<p>Yoruldum hem de bıktım afra tafradan</p>
<p>Heyecanım ka&ccedil;ar diye de korkuyorum bir yandan''...</p>
<p>Annesi dedi&nbsp;</p>
<p>''Akıl yaşta değil baştadır '' demiş atalar</p>
<p>Her yaşta vardır g&uuml;zel hatıralar...</p>
<p>Korkma k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;m b&uuml;y&uuml;rs&uuml;n vardır herşeyin vakti zamanı,&nbsp;</p>
<p>Zamanın insanı olmak i&ccedil;in beklemelisin doğru zamanı ...BELHİ</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HOKUS Pokus 3.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-3bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-3bolum</guid>
<description><![CDATA[ Kesit: 

Ben bir savaşçıyım, krallara boyun eğmeyen, eğdirten.

Ben bir savaşçıyım, krala gücünü veren.

Ben bir savaşçıyım, oyunun seyrini değiştiren.

Ve ben bir ressamım, olacakları resmeden. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6233949923f90.jpg" length="64397" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 11:28:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, kitap, hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 2.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-2bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-2bolum</guid>
<description><![CDATA[ Kesit: 

Ben bir savaşçıyım, krallara boyun eğmeyen, eğdirten.

Ben bir savaşçıyım, krala gücünü veren.

Ben bir savaşçıyım, oyunun seyrini değiştiren.

Ve ben bir ressamım, olacakları resmeden. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623397e59d16a.jpg" length="30186" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 11:15:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, kitap, hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ FİNAL / DENİZ SARGUT &#45; DENİZDEN SESLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-final-deniz-sargut-denizden-sesler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-final-deniz-sargut-denizden-sesler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b8f1f44c47a.jpg" length="52736" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 02:55:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>DİANE&rsquo;NİN LANETİ FİNAL</p>
<p>Kan kırmızısı duvarların arasında ihtişamla parlayan altın şamdanların sardığı bir odaydı burası. Uzandığım yatağın d&ouml;rt k&ouml;şesinde asılı olan t&uuml;l perdeler, pencereden i&ccedil;eriye giren r&uuml;zgara eşlik ediyordu. Her şey hem &ccedil;ok berrak hem de bulanıktı. Onca şatafatın arasında ge&ccedil;miş, bir toz bulutuyla &ouml;rt&uuml;lm&uuml;ş gibiydi. Nerede olduğumu &ccedil;ok iyi biliyordum ama buraya nasıl geldiğimi bir t&uuml;rl&uuml; anımsayamıyordum. Sessizce yerimden kalkarak kapıya doğru y&ouml;neldim. Dışarıdan hararetle tartışan insanların sesleri geliyordu. Ne dediklerini anlamaya &ccedil;alışırken bana doğru gelen ayak seslerini işittim. Telaşla yatağa geri d&ouml;n&uuml;p uyuyor taklidi yapmak isterken kitaplarla dolu bir rafa &ccedil;arparak hepsinin ortalığa d&ouml;k&uuml;lmesine neden oldum. Sakarlığım sonucu ortaya &ccedil;ıkan bu sesi duyan kişiler hızla odaya girdiler. İşte şimdi tam karşımdaydılar&hellip;</p>
<p>Kinsey ve Ulrich&rsquo;in karşıma dikilmesi benim i&ccedil;in bile hi&ccedil; s&uuml;rpriz değildi. Benden nefret ettiklerini anlamak pek de zor değildi.</p>
<p>&ldquo;Sonunda kendine gelmişsin&rdquo; dedi Kinsey &uuml;stten bir bakış atarak.</p>
<p>&ldquo;Benden ne istiyorsunuz?&rdquo; diye bağırdım anlamsızca.</p>
<p>&ldquo;Senden &ccedil;ok fazla şey isteyeceğiz ama ilk olarak ger&ccedil;eği itiraf ederek başlayabilirsin&rdquo; dedi Ulrich g&uuml;lerek.</p>
<p>&ldquo;Ne ger&ccedil;eğinden bahsediyorsunuz?&rdquo; dedim gergin bir sesle.</p>
<p>&ldquo;Bu kadar oyun yeter&rdquo; dedi Kinsey y&uuml;ksek sesle ve devam etti &ldquo;Kim olduğunu bilecek kadar şahidimiz var dedi. C&uuml;mlesini bitirirken eliyle &ccedil;enemi geriye doğru itmişti. İ&ccedil;imden y&uuml;kselen &ouml;fkenin dinmesini diledim.</p>
<p>&ldquo;Bu sa&ccedil;malığa daha fazla katlanmayacağım, kesin artık!&rdquo; diyerek kapıya y&ouml;neldim. Ulrich, beni kolumdan tuttuğu gibi duvara fırlattı. Hissettiğim acıyla g&ouml;zlerimin dolması bir olmuştu.</p>
<p>&ldquo;Neden burada olduğunu merak ediyorsan s&ouml;yleyeyim. O &ccedil;ok sevdiğin dostun Keitha seni sattığı i&ccedil;in buradasın&rdquo; dedi t&uuml;k&uuml;r&uuml;rcesine. Beynimden vurulmuşa d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;m. Ne? Ama nasıl? Keitha bile benim hakkımdaki ger&ccedil;eği bilmiyordu ki. Bana bunu nasıl yapmıştı?</p>
<p>&ldquo;&Uuml;stelik yalnızca o da değil&rdquo; dedi Kinsey, yılan gibi tıslayarak. Bu konuşmadan olduk&ccedil;a keyif aldığı ortadaydı. &ldquo;Yıllardır aradığımız o kahin bize kendi ayaklarıyla geldi biliyor musun? Hem de o &ccedil;ok sevdiğin Darian sayesinde&rdquo; dedi acımasızca.</p>
<p>&ldquo;Darian mı?&rdquo; diye fısıldayabildim yalnızca. Ruhum bedenimden &ccedil;ekilmiş gibi hissediyordum.</p>
<p>&ldquo;Ne yoksa o k&uuml;&ccedil;&uuml;k kalbin kırıldı mı?&rdquo; diyerek kahkaha attı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;* * *</p>
<p>Ateş ve su. İmkansızlıkların m&uuml;mk&uuml;n olabileceğinin bir g&ouml;stergesi gibiydi. Kayalıkların &uuml;zerinde dudaklarımız birleştiğinde sanki t&uuml;m d&uuml;nya &ouml;n&uuml;m&uuml;ze serilmişti. G&ouml;zlerimi a&ccedil;tığımda Darian ile g&ouml;z g&ouml;ze geldik. Artık her şey &ccedil;ok netti. En b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanım tam da şu an g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine bakıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜL VE ATEŞ(GERÇEKLER)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/http%3Adomain.comcroncheck-scheduled-posts</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/http%3Adomain.comcroncheck-scheduled-posts</guid>
<description><![CDATA[ GÜL VE ATEŞİN DEVAMI ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b619188c099.jpg" length="73490" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Jun 2022 17:28:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynep_edaq2</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, romantizm, kurgu, tarihikurgu, genelkurgu, entrika, savaş, evlilik, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>GER&Ccedil;EKLER</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Ağır ağır giden at arabasında gergin bir sessizlik vardı.Şehrazat,ilk defa şehrin &ouml;teki y&uuml;z&uuml;yle karşılaşmanın verdiği heyecanla at arabasının k&uuml;&ccedil;&uuml;k penceresinden şehri izlemekten kendini alamıyordu. Annesinin g&ouml;ğs&uuml;nde a&ccedil;lıktan ağlayan bebeklerini sakinleştirmeye &ccedil;alışan annelerin &ccedil;aresizliği Şehrazat'ı tozpembe yaşadığı d&uuml;nyadan uzaklaştırmıştı</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>.Hemen ne olur ne olmaz diye yanına aldığı altın keselerini onlarla paylaşmak i&ccedil;in hamle yaptığında abisi uyaran bir sesle"Yapma"dediğinde Şehrazat"Neden?"diye sordu"Neden paramızı onlarla paylaşamıyorum?" "&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu altın kesesini onlara attığın an halkı kendi tarafına &ccedil;ekiyormuş gibi bir hamle olarak algılanacak ve şimdiye kadar sana bir kere bile sesini y&uuml;kseltmemiş olan sevgili babamız seni bir anda tahtına g&ouml;z dikmiş bir d&uuml;şman olarak algılayabilir" Babasının halkının fakirlik i&ccedil;inde yaşamasına rağmen hi&ccedil;bir şey yapmaması ger&ccedil;eği Şehrazat'ın şimdiye kadar hi&ccedil; bilmediği bir duyguyu harekete ge&ccedil;irdi.Bu duygu &ouml;yle bir şeydi ki bu d&uuml;nyada en sevdiği insana hesap soran bir sesle"Neden?Neden bu insanların fakirlik &ccedil;ekmesine izin veriyorsun?"diye sormak istiyordu. Şehrazat'ın kalbi belki de babasının ger&ccedil;ekleri bilmediğini yanındaki vezirlerinin onu kandırdığını s&ouml;yleyerek ona k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir umut vermek istiyordu ve Şehrazat bu umuda sıkıca sarılarak"Belki de babamızın,halkının bu durumundan haberi yok ne de olsa bu b&ouml;lgeleri y&ouml;neten Amirler var"dedi ama abisi konuşmasa da bakışlarıyla da Şehrazat'ın k&uuml;&ccedil;&uuml;kte olsa sığındığı umut balonunu patlatıp ger&ccedil;ekleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne sermişti.</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Kızkardeşinin y&uuml;z&uuml;nde ,babalarının ger&ccedil;ek y&uuml;z&uuml;yle y&uuml;zleşmenin verdiği hayalkırıklığının h&uuml;z&uuml;nle birleşmiş g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; izlemeye daha fazla katlanmadığından anlayışlı bir sesle"İstersen geri d&ouml;nelim bu kadar gezdiğimiz yeter"dediğinde Şehrazat itiraz eder bir sesle"Hayır"dedi pelerini sıkıca sıkarak"Devam etmek istiyorum" Şehrin her yeri fakir ve &ccedil;aresiz insanlarla doluydu.Bu fakir insanlar yardım isteyen g&ouml;zlerini Şehrazatların ge&ccedil;mekte olan arabasına dikip"Ne olur diyorlardı 1 haftadan beri ağzımıza bir lokma ekmek girmedi" Kızkardeşinin pelerini sıkıca sıkıp sessizce akan g&ouml;zyaşlarını saklamaya &ccedil;alıştığını g&ouml;r&uuml;nce arabacıya emir veren bir sesle"Arabayı Dara'ya s&uuml;r"dedi. Dara'ya geldikleri zaman diğer şehir b&ouml;lgelerinden farklıydı.Burada bir tane bile fakir bulamazdınız.</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Bunun sebebi ise şehirin etrafındaki muhafızların denetimi &ccedil;ok sıkı tuttumasından kaynaklanıyordu. Eğer fakir bir erkek bu g&ouml;sterişli ve israfın olduk&ccedil;a yaygın olduğu bu şehre girerse 80 sopa fakir bir kadın girerse 40 fakir bir&ccedil;ocuk yanlışlıkla bile şehre girse 10 sopa ceza alıyordu.</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Birg&uuml;n Şehrazat fakir bir kadının 40 sopa yediğini g&ouml;r&uuml;nce dayanamayıp m&uuml;dahale etmek istemişti ama dadısından daha &ouml;nce duymadığı sert bir sesle"Bu &uuml;lkenin kurallarına uymazsan Prenses bile olsan cezalandırılsın o y&uuml;zden bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; aklına kaydet"demişti. Şehrazat kadına inen her sopa darbesinde ağlamış ve 10.sopadan sonra ağlayarak"Dadı"demişti"Ne olur artık gidelim" Dadısı,Şehrazat'ın bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;den yeterince ders aldığını d&uuml;ş&uuml;nerek"Tamam"demişti eski şefkatli haline b&uuml;r&uuml;nerek"Sana birbirinden g&uuml;zel kumaşlar alalım" Bu olay yaşandığında Şehrazat 10 yaşındaydı ama ge&ccedil;en 8 senede aklından o olayla ilgili tek bir anı bile silinmemişti.</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>"Ben"dedi Şehrazat,abisinin s&ouml;ylediklerine inanmamanın verdiği utan&ccedil;la bakışlarını yere dikerek"Sana inanmadığım i&ccedil;in &ccedil;ok &uuml;zg&uuml;n&uuml;m kimbilir benim babama olan mutlak inancım sana ne kadar komik gelmiştir" "Hayır"dedi abisi,kardeşini anlamanın verdiği anlayış dolu bir sesle"Ben de ilk bu manzarayla &ccedil;ok şaşırdım bizi sevgi ve şefkatla b&uuml;y&uuml;ten adamın halkına bunları yapacağına asla inanmak istemedim" "Ben halkım i&ccedil;in ne yapabilirim?"diye sordu Şehrazat ona &ouml;ğretilen ilk şey bir prensesin halkın ihtiya&ccedil;ları i&ccedil;in &ccedil;abalamak olduğuydu. "Tahta benim &ccedil;ıkmama yardım edebilirsin ama"Arash,kız kardeşinin kalbini kırmak i&ccedil;in c&uuml;mlenin devamını getiremedi. "Ama benim hi&ccedil;bir g&uuml;c&uuml;m yok değil mi ?"dedi Şehrazat ge&ccedil;ekler canını yaksa da ger&ccedil;ekleri konuşmaktan hi&ccedil;bir zaman korkmamıştı. "Ben bunu demek istemedim benim g&ouml;z&uuml;mde sen binlerce erkekten daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve akılsın ama benim i&ccedil;in &ouml;z abini karşını alabilir misin?"</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Şehrazat her ne kadar annesi tarafından tahta &ccedil;ıkması i&ccedil;in siyaseten g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir evlendirilmek istese de &Ouml;z abisinin babası gibi alemci olduğunu herkes biliyordu ve abisi başa ge&ccedil;tiği an halkın bu fakirliğe daha fazla katlanamayacağını da biliyordu. Şehrazat artık bir &ccedil;ocuğun bile babası y&uuml;z&uuml;nden acı &ccedil;ekmesine izin vermeyecek en &ouml;nemlisi de bu &uuml;lkenin prenseslerini g&uuml;&ccedil;s&uuml;z halde bırakan y&ouml;netimi değiştirecekti. "Alabilirim ama senden tek bir istediğim var" &Uuml;veykardeşinden b&ouml;yle bir cevap beklemeyen Arash şaşkınlık dolu bir sesle"Nedir istediğin?"diye sorduğuna &Uuml;vey kızkardeşinin daha &ouml;nce g&ouml;zlerinde g&ouml;rmediği bir parıltı g&ouml;rd&uuml;.</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>"Benden sonra artık bu &uuml;lkenin prensesleri de y&ouml;netimde s&ouml;z hakkı olacak ve en &ouml;nemlisi biz artık bu &uuml;lke i&ccedil;in sadece s&uuml;s bebeği olmayacağız" Arash yemin eder bir sesle"Sana s&ouml;z veriyorum kardeşim tahta ge&ccedil;tiğim an seni başdanışmanım yapacağım" Şehrazat ,abisinin yemini i&ccedil;in bir teminat istediğinden kuşkulu bir sesle"Eğer yeminini tutmazsan karşılığında benim ellerimde can vermeyi kabul ediyor musun?" "Sana s&ouml;z veriyorum"dedi abisi ve kuşağından &ccedil;ıkardığı han&ccedil;erle elini kesti ve kanlı han&ccedil;eri tekrar kabzasına s&ouml;k&uuml;p kardeşine verdi"Eğer s&ouml;z&uuml;m&uuml; tutmazsam bu kanlı han&ccedil;erle canımı al."</strong></em></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anne Lütfen Ölme</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anne-lutfen-olme</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anne-lutfen-olme</guid>
<description><![CDATA[ KATLEDİLEN TÜM KADINLARA İTHAFEN... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b1f5bf0437c.jpg" length="47798" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jun 2022 19:18:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Adım Ayşe. Beş yıllık evliyim ve bir kızımız var. Kızımızın adı da Esra. K&ouml;m&uuml;r karası g&ouml;zleri d&uuml;nyamı aydınlatıyor. Evliliğimden bahsetmeden &ouml;nce nasıl tanıştığımızı anlatmak isterim. Beş yıl &ouml;nce annem ile market alışverişine &ccedil;ıkmıştık. Annem tek başıma &ccedil;ıkmama &ccedil;ıkmama izin vermezdi. Bu y&uuml;zden arkadaş &ccedil;evrem yok. Alışveriş işi de olmasa g&uuml;ny&uuml;z&uuml; g&ouml;receğim de yok aslında. O g&uuml;n alışverişe &ccedil;ıktığımızda market kapısının &ouml;n&uuml;nde kaderim beni bekliyormuş meğer. Markette g&ouml;lge gibi bizi takip etti. Kasanın &ouml;n&uuml;ne geldiğimizde sırasını bize verip sırıttı. O anda bir şeyler olduğunu sezmiştim ama &ccedil;okta &uuml;zerinde durmadım.</p>
<p>O olayın &uuml;zerinden bir hafta ge&ccedil;ti ve tek laf edilmedi. Ben de sormadım. Beni akşam yemeklerinden sonra odama g&ouml;nderirlerdi. Ben odaya ge&ccedil;ince aralarında fısıltılarla konuşurlardı. Bir akşam beni odama g&ouml;nderdiklerinde gizli gizli mutfağa ge&ccedil;ip dinledim. Bir hafta &ouml;nceki alışveriş olayından bahsediyorlardı. O zaman anladım yanımdayken neden hi&ccedil; konusu a&ccedil;ılmayıp unutulmuş gibi yapıldığını. Sonra yine gizlice odama ge&ccedil;tim. Başımı yastığa g&ouml;m&uuml;p saatlerce ağladım. Ailemin tek &ccedil;ocuğu olduğum i&ccedil;in yalnız bir &ccedil;ocukluk ge&ccedil;irdim. Okul ve ev arasında gidip geldiğim i&ccedil;in arkadaş &ccedil;evrem de olmadı. Sığınacak, sesimi duyuracak kimse yok. Bu y&uuml;zden ağlaya ağlaya kaderime razı oldum.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Sabah kahvaltısında tam bir sessizlik hakimdi. Birbirimizin g&ouml;zlerine bakmadan lokmaları art arda boğazımıza diziyorduk. Evde sadece &ccedil;ay kaşığının bardağı d&ouml;vercesine &ccedil;ıkardığı sesler yankılanıyordu. Asker gibi tek sıra dizilmiş lokmalar boğazı ge&ccedil;ip mideye inince kahvaltı faslı da bitmiş oldu. Kahvaltıdan sonra babam sessizce &ccedil;ıkıp gitti. Annemle başbaşa kaldığımızda beni karşısına alıp akşama g&ouml;r&uuml;cilerin geleceğini s&ouml;yledi. Bağırdım, istemediğimi s&ouml;yledim. Hatta ağlayarak ayaklarına kapandım ama nafile... Onlar &ccedil;oktan kalemimi kırmıştı. Evi temizleyip toplayınca bayrmdan kalma elbisemi &uuml;zerime ge&ccedil;irdim.</p>
<p>Akşam &uuml;zerine doğru babam tıraş olmuş, kendine &ccedil;eki d&uuml;zen verimiş olarak geldi. Uzatmayacağım burayı... Akşam yemeğinden sonra Hikmet ve ailesi g&ouml;r&uuml;c&uuml; olarak geldi. Hal hatır sorma, havalardan sulardan konuşma faslı bitince, Allah'ın emri, Peygamberin kavliyle beni istediler. Babam da verdi ve koca evine giden ilk adım atılmış oldu. Nişan &ccedil;ok uzamadı. Bir ay i&ccedil;inde tabiri caiz ise yangından mal ka&ccedil;ırır gibi evlendik.</p>
<p>Cicim ayları bizim i&ccedil;in ge&ccedil;erli değildi. Baba evi ne ise, koca evi de aynıydı. Bir yıl sonra kızımız Esra d&uuml;nyaya geldi. Sevinememiştim bile. Onun da sonu benim gibi olacaktı. Baskılar ben hamileyken bile vardı. Bir de kızımız olunca iyice arttı. Şiddette boş durmada tabi o da geldi. B&ouml;yle b&ouml;yle beş yılı devirdik. Beşinci yılın sonunda canıma tak dedi ve kızımızın sonu bana benzemesin diye boşanma davası a&ccedil;tım. Bu s&uuml;re&ccedil;te uzaklaştırma cezası aldı Hikmet. Ama bu karar onu durdurmaya yetmedi. Tehditler savurmaya devam ediyordu. Evden adım atamıyorduk. Komşuların yardımı ile ihtiya&ccedil;larımızı karşılıyorduk. Birg&uuml;n camımıza b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir taş atıldı. Hikmet'in yaptığını anlayıp Esrayı odasına kapattım. Salona ge&ccedil;tiğimde kırık camdan gelen kurşun kalbime isabet etti. Kanlar i&ccedil;inde yere yığıldım. Son duyduğum ses kızımın şu c&uuml;mlesi oldu, "Anne l&uuml;tfen &ouml;lme."&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SON MEKTUP: Merhaba...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/son-mektup-merhaba</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/son-mektup-merhaba</guid>
<description><![CDATA[ Beklenen son mektup... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b2035d78594.jpg" length="85690" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 21 Jun 2022 20:44:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nghncsknr</dc:creator>
<media:keywords>aşk, ayrılık, acı, vuslat, hasret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&Ccedil;orak topraklar &uuml;zerine kurulmuş birka&ccedil; evden birinde yaşıyordu Mavi. Solmuş kırmızı rengi, d&ouml;k&uuml;len &ccedil;atısı, t&uuml;ten bacası ve zili asla &ccedil;almayan evinde kimsesizliğin i&ccedil;inde kimse olarak v&uuml;cut bulmuştu. Her g&uuml;n, eskimiş kahverengi &ccedil;er&ccedil;eveli penceresinin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;iyor, &ccedil;aresizce uzun patikayı g&ouml;zl&uuml;yor, mavi &uuml;niformalı adamın ufukta belirmesiyle kendini pencerenin dışındaki ıssız d&uuml;nyaya atıp koşmak i&ccedil;in can atıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Beklediği g&uuml;n sayısı gittik&ccedil;e artıyordu. &Uuml;mitsizce postacının yolunu g&ouml;zleyen Mavi, b&uuml;t&uuml;n sabrıyla pencerenin &ouml;n&uuml;nden ayrılmıyordu. Oysa beklediği mektupta iki satıra bile razıydı. Beklediği onca zamana karşı tek bir mektup ve i&ccedil;inde tek bir c&uuml;mle. Bu Mavi'yi mutlu yeterdi. En azından g&ouml;ğs&uuml;n&uuml;n &uuml;zerindeki inan&ccedil; y&uuml;k&uuml; kalkar, rahat bir nefes alırdı s&uuml;rg&uuml;n edildiği sessizliğin isli havasında. Tek bir c&uuml;mleyle varlığına dair duyduğu ş&uuml;pheler yok olur, bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k kasabanın i&ccedil;indeki &lsquo;hi&ccedil;&rsquo; olmaktan kurtulurdu. Yastığına akıttığı yaşların gidecek bir yeri olurdu kendisinin aksine. Hapsedilmiş h&uuml;rriyetinin esaretini unuturdu. Belki g&uuml;l&uuml;mserdi bile...</p>
<p style="text-align: justify;">Şakağını &ccedil;aresiz bir saflıkla pencereye yaslamış, g&uuml;neşin son ışıklarının esmer y&uuml;z&uuml;ne d&uuml;şmesine izin vermişti. Bir g&uuml;n daha bitiyordu. Mektup i&ccedil;in son saatler, diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Artık istememesine rağmen kabullenerek pencerenin &ouml;n&uuml;nden ayrılmalıydı. Son beş dakika. Sonrasında bug&uuml;nl&uuml;k bekleyişi g&uuml;n doğana kadar sonlanacaktı lakin g&uuml;n doğmaya başladığı anda yine buraya geri d&ouml;necekti. Umudu kırılıp g&ouml;zlerine yaş olarak dağılmak &uuml;zereyken i&ccedil;ini &ccedil;ekti, g&ouml;zlerini kırptı birka&ccedil; kez.</p>
<p style="text-align: justify;">Dalgın bir şekilde patikaya baktığında uzaklardan beliren karanlık kafa ile yerinde dikleşti. Bir bisiklet &uuml;zerinde, hayal ettiğinden daha hızlı bir şekilde yaklaşanın postacı olduğuna emin olmadan kendini i&ccedil;inde yaşadığı zindanda dışarıya attı ve &ccedil;ıplak ayaklarını yaralayan taşları umursamadan toprak &uuml;st&uuml;nde adeta u&ccedil;ar gibi koşmaya başladı. Bisikletli adam iyice g&ouml;r&uuml;ş alanına girdiğinde onun beklediği kişi olduğunu g&ouml;r&uuml;nce daha &ccedil;ok hızlandı. Nefes nefeseydi şimdi. Ciğerleri yerinden &ccedil;ıkacak, boğulacaktı sanki ama hi&ccedil;biri durmasına sebep olmadı. Sonunda bisikletin &ouml;n&uuml;n&uuml; kestiğinde postacının ani bir frenle durmasını sağladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Postacı bunca yıldır mektup taşıyordu, bir s&uuml;r&uuml; hevesle mektup bekleyen insan g&ouml;rm&uuml;ş hatta bazılarının mektupları dayanamadan karşısında a&ccedil;tığına şahit olmuştu ancak hi&ccedil;biri bu kadın kadar heyecanlı değildi. Kimse mektuba ulaşmak i&ccedil;in aradaki mesafeyi aşmaya &ccedil;alışmamıştı. Oysa bu kadın, kendisine mektup gelip gelmediğini umursamadan koşmuştu.&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Geldi mi?&rdquo; Dudaklarından g&uuml;&ccedil;l&uuml;kle kopan ve d&uuml;zensiz nefesleriyle birleşen harflerin sonuna soru işareti kondurduğu anda v&uuml;cudu korkudan titriyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ya benim i&ccedil;in değilse mektup? Ya benim i&ccedil;in gelmemişse bu adam? O zaman ne yaparım? O zaman bu &ccedil;aresizlik ve kırılmaktan un ufak olmuş umutlarımla, hangi &ccedil;atı paklar benim hayal kırıklığımı?</em></p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Adınız?&rdquo; diye sordu postacı bisikletinden inip arkasındaki sepete eğilirken. Elinde &uuml;st &uuml;ste bağlanmış b&uuml;y&uuml;k bir mektup yığını dışında mektup kalmamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Mavi.&rdquo;</p>
<p style="text-align: justify;">Postacı duraksadı. Bu o meşhur Mavi. Bekleyen Mavi. Kasabanın bekleyen efsanesi. İlk &uuml;&ccedil; ay postanenin kapısından ayrılmamıştı. Sabah g&uuml;neşin doğuşuyla postanenin &ouml;n&uuml;ndeki banka oturuyor ve g&uuml;neş batana kadar orada bekliyordu. Bu bekleyişi g&ouml;rmeye dayanamayan postane memuru onunla uzun bir konuşma ger&ccedil;ekleştirmişti. Babacan ve derdini anladığını belirten bir g&uuml;l&uuml;msemeyle kadının &uuml;z&uuml;nt&uuml;den bembeyaz kesilmiş esmer y&uuml;z&uuml;ne bakmış: &ldquo;Ayrılık varsa vuslat da vardır,&rdquo; demişti. &ldquo;Evine git kızım, eğer beklediğin gelirse biz onu sana ulaştırırız.&rdquo;</p>
<p style="text-align: justify;">Mavi, bu s&ouml;zlerin &uuml;zerine amansız bekleyişini sırtına atıp evine d&ouml;nm&uuml;şt&uuml; ama kendini penceresinin yola bakan pervazından uzaklaştıramamıştı. G&uuml;n&uuml;n &ccedil;oğunda orada durur, yoldan ge&ccedil;enlerin tuhaf ama bu duruma alışmış bakışlarını g&ouml;r&uuml;p hissetmeden beklemeye devam ederdi. Dilden dile yayılıvermişti kadının bekleyişi. Beklemek deyince akıllara her zaman onun adı geldi. B&uuml;y&uuml;k bir fedak&acirc;rlıkla, pes etmeden, yorulmadan, bıkmadan, bir &lsquo;ah&rsquo; bile demeden beklemesi insanlara hem garip geliyor hem de duyanları duygulandırıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">&Uuml;st &uuml;ste dizilmiş ve ince bir iple bağlanmış mektup yığınının &uuml;zerinde yazan isimle postacı g&uuml;l&uuml;msedi ve bekleyişin sonlanmasında ufak da olsa parmağı olduğu i&ccedil;in mutlulukla uzanıp yığını sepetten &ccedil;ıkardı. Uzatılan, tahmin edemeyeceği kadar &ccedil;ok sayıda olan mektup destesine bakakaldı Mavi. Titreyen elleri bile donmuşken, ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Beklemeye o kadar alışmıştı ki g&ouml;rd&uuml;klerine inanmak neredeyse imk&acirc;nsızdı. Postacı sabırla kadının yığını kucaklamasını, sevin&ccedil;ten ağlamasını hatta &ccedil;ığlıklar atmasını bekledi ama hi&ccedil;biri ger&ccedil;ekleşmedi. Esarete alışmış, g&uuml;neşten uzak yaşamış ruhlar dışarıya attıkları ilk adımda t&ouml;kezler, etraflarını g&ouml;remezler. Nasıl ki g&ouml;zler yavaş&ccedil;a g&uuml;neşe alışır, Maria'nın zihni de mektupların varlığına &ouml;yle alıştı. Uzandı, paketin ipini parmaklarına ge&ccedil;irdi ve teşekk&uuml;r etmeden mimiksiz suratıyla arkasını d&ouml;n&uuml;p, koştuğu yolu ağır adımlarla geri y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Postacının arkasından attığı bakışlar karşısında hissiz ve tepkisizdi. Umursayamıyordu. D&uuml;ş&uuml;nemiyordu. Kalbi g&ouml;ğ&uuml;s kafesinin i&ccedil;inde son vuruşlarını ger&ccedil;ekleştiriyordu sanki.</p>
<p style="text-align: justify;">Sessiz evden i&ccedil;eri girdiğinde ilk defa kendini yalnız hissetmedi. Kocaman bir ruh vardı parmaklarının arasında. Kararmış odaları aydınlatan loş mum ışığı eşliğinde hol&uuml;n ortasına &ccedil;&ouml;kt&uuml;. Paketi uyuşuk hareketlerle a&ccedil;ıp mektupların dağılmasına izin verdi. Sanki karşısındaydı. Kelimeler v&uuml;cut bulmuş, eşsiz bir benzerlik ve hasretini &ccedil;ektiği &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n sesiyle karşısında duruyordu. G&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu kelimeler. Ağlıyordu. &Ouml;zl&uuml;yordu kelimeler, sinirleniyordu. Her duygu, hissetmeyi unuttuğu her duygu canlanıp karşısında beliriyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk mektubu eline aldı. Zarar vermeye korkarak &ouml;nceden a&ccedil;ılıp kontrol edilmiş zarfı a&ccedil;tı ve sararmış mektubu dışarı &ccedil;ıkarıp dikkatle kat yerlerinden a&ccedil;tı.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>Merhaba. </em></span></p>
<p style="text-align: justify;">Koskocaman k&acirc;ğıdın en &uuml;st&uuml;nde bu yazıyordu. Merhaba. Yıllar &ouml;ncesinden bir merhaba.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>Bilirsin g&ouml;kleri ne kadar &ccedil;ok sevdiğimi, seni de &ouml;yle seviyorum. G&ouml;ğe her baktığımda sen geliyorsun aklıma. Ruhunu g&ouml;r&uuml;yorum bulutların arasından parlayan mavi g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde. Annen sana bu ismi verdiğinde benim &ouml;zlemimi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş olmalı. &Ouml;zledik&ccedil;e seni g&ouml;reyim istemiş. Hep seni g&ouml;reyim, seni hep seveyim istemiş. Burası sana &ccedil;ok uzak. Yazdıklarım eline ne zaman ulaşır, ulaştığında sağlam kalır mı, bilmiyorum. Ben sana ulaşacağını &uuml;mit ederek yazıyorum. Bizim esaretimiz ruhlarımıza ait değil. Senin esaretin bir kasabaya ya da eve bağlı değil. Benim esaretim ise yalnızca sana, yalnız... Zindanda değilim, karanlıkta değilim, korkmuyorum, &uuml;ş&uuml;m&uuml;yorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; sen yanımdasın. Mesafelerin hi&ccedil;bir &ouml;nemi yok. G&ouml;zlerimi kapattığımda seni g&ouml;rebiliyorsam, &ccedil;ektiğim işkencelerin &ouml;nemi yok. Kavuşur muyuz, d&uuml;nya g&ouml;z&uuml;yle g&ouml;r&uuml;r m&uuml;y&uuml;m seni bir daha? Keşke g&ouml;rebilsem canlı canlı, sevsem sa&ccedil;larını, baksam g&ouml;zlerine ve g&uuml;l&uuml;ş&uuml;n&uuml;n sıcaklığını hissetsem. İşte o zaman ger&ccedil;ekten yaşamış olurum. Nice şiirler okuruz birbirimize, kitaplarda sevdiğimiz satırların altını &ccedil;izeriz, hasbihal ederiz uzun uzun. Sen duygularını dile vurmazsın biliyorum. Ben anlatırım i&ccedil;imden ge&ccedil;enleri, sen g&uuml;l&uuml;mseyerek dinlersin beni. Ne g&uuml;zel g&uuml;l&uuml;msersin ama&hellip; Anlatmaya kalksam satırlar, asırlar s&uuml;rer. Bende oluşturduğu hislere girmiyorum bile, burada tek bir k&acirc;ğıt hakkımız var, kalem arkaya ge&ccedil;irdiği i&ccedil;in daha fazla yazamıyorum &ouml;z&uuml;r dilerim, affet beni bu seferlik. Yeniden merhaba.</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>Senin&hellip;</em></span></p>
<p style="text-align: justify;">G&uuml;l&uuml;msedi. Bekleyişinin ilk g&uuml;n&uuml;nden beri dudakları ilk kez bu kadar i&ccedil;ten kıvrılmıştı. Onun kelimelerini okumak, varlığını hissetmekle aynıydı. Saatlerce mektupları zaman sırasıyla okudu durdu. Bazı mektupları iki, bazılarını on kez okudu. Hepsinde g&uuml;l&uuml;yordu dudakları. Okuduk&ccedil;a ruhuna vurduğu kilitler &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;yordu. Kanatlarını a&ccedil;mış h&uuml;rriyeti uzaklara, ona doğru u&ccedil;maya hazırlanıyordu. Son mektubu eline aldığında g&uuml;n doğmak &uuml;zereydi. Tek damla yaş d&uuml;ş&uuml;rmemiş g&ouml;zleri zarfın i&ccedil;inden &ccedil;ıkan iki k&acirc;ğıtta dolandı ve diğerinden daha beyaz ve b&uuml;y&uuml;k olan k&acirc;ğıdı aldı &ouml;nce.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Merhaba. </em>Yazıyordu k&acirc;ğıtta sadece. Krem tonlarındaki k&acirc;ğıdın geri kalanında &lsquo;a&rsquo; harfinde durmuş kalemin peşinde bıraktığı m&uuml;rekkep izi aşağılara doğru uzadık&ccedil;a uzuyordu. Diğer k&acirc;ğıdı aldı eline korkuyla. K&uuml;&ccedil;&uuml;k dikd&ouml;rtgen k&acirc;ğıt sadece bir kere katlanmıştı. İki yandan tutup a&ccedil;tı ve daktilo harflerinin sistematik d&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; takip etti g&ouml;zleri. Okudukları zihnine ulaşıp idrak etmesini sağladığında v&uuml;cudundaki t&uuml;m g&uuml;&ccedil; &ccedil;ekilmiş gibi sırtını yere bıraktı. Mektupların arasına uzanmış, son mektubu kalbine bastırmışken kuru g&ouml;zleri yaşlarla doldu, g&uuml;l&uuml;mseyen dudakları aşağı doğru b&uuml;k&uuml;ld&uuml; ve kalbi acıyla burkuldu. Ruhu esaretini okuduğu kelimelerle geri alırken, kulaklarında bir ses dalgalandı.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir g&uuml;l&uuml;n biraz daha g&uuml;l,&nbsp;<br />Bir h&uuml;zn&uuml;n biraz daha h&uuml;z&uuml;n&nbsp;oluşu gibiydik.&nbsp;<br />Ayrıyken de, birlikteyken de...&nbsp;<br />Yaşadık: bir kayboluşun kayboluşu...&nbsp;</em></p>
<p style="text-align: justify;">Tavana baktı. İ&ccedil;ini &ccedil;ekti ağlarken son kez.</p>
<p style="text-align: justify;">Ertesi sabah Mavi, pencerede olmasına alışkın olan komşularının endişeleri sayesinde yıllarca beklediği mektupların arasında son nefesini vermiş halde komşuları tarafından bulundu. Herkes onu &ouml;ld&uuml;renin bekleyişi olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Oysaki &ouml;l&uuml;m&uuml; ancak &ouml;l&uuml;m &ccedil;ağırabilirdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ATEŞ VE KÜL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/https%3Awww.wattpad.comstory301166787utm_sourceandroid%26utm_mediumlink%26utm_contentstory_info%26wp_pagestory_details_button%26wp_unameHasret023%26wp_originatorA0XInKje5iEaYFuBNZRzSakK3fsblMHPgX8zrDYgN6YvfGZ52gy6p3orhwHFRNBhD9ODpjKzedTAg3TfH1fD4cRKMqj3hnhcDCyq5SvkKWpBZAGKH8dz0DWHTxRVi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/https%3Awww.wattpad.comstory301166787utm_sourceandroid%26utm_mediumlink%26utm_contentstory_info%26wp_pagestory_details_button%26wp_unameHasret023%26wp_originatorA0XInKje5iEaYFuBNZRzSakK3fsblMHPgX8zrDYgN6YvfGZ52gy6p3orhwHFRNBhD9ODpjKzedTAg3TfH1fD4cRKMqj3hnhcDCyq5SvkKWpBZAGKH8dz0DWHTxRVi</guid>
<description><![CDATA[ Yirmi dört yaşında ki yazarlık bölümü öğrencisi Deniz Kutlu gerçeklerin ve yalanların olduğu bir hikayeye düşer. 

Sert, kumarbaz ve semt sahibi olan Bora Saygın&#039;ın bir intikam meselesi vardır. Bu intikam göründüğü gibi olmayıp arkasında bambaşka yalanlar ve gerçeklerin saklı olduğu bir intikamdır. 

Bora, bu intikamı almak için Deniz ile yakınlaşmaya başlar. Deniz&#039;in yüreğine düşen aşk ateşi hiç istemese bile Bora&#039;nın da kalbine işlemiştir. 

Bu intikamı almak için yeminler eden Bora, yeminini tutar ve intikamını alır. Bu intikam Deniz&#039;i şoke ederken Bora ardına bile bakmadan Deniz&#039;i terk eder. Buradan sonra olacaklar ikisinin de kaderini baştan yaratır ve sonları tahmin edemeyecekleri bir şekilde sonlanır.

&amp;&amp;&amp;

Adam ateş, kadın deniz... Denizin ortasında ateş yanar mı hiç? 

Kadın kül, kadın adama kül... Adam kadına ateş, yüreğine yangın yeri... 

Ruhunun başlangıcı ve sonu... Ruhunun ateşine, deniz olan kül...

&amp;

Yayım Tarihi: 21.06.2022

Dipnot: Bu kitapta küfür, +18 sahneler, şiddet gibi ögeler bulunmaktadır. Ona göre başlayınız. Bu kitap iki kitaptan oluşacak bir seridir.

Beğenmeniz dileğiyle... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b18a55c84f0.jpg" length="40434" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 21 Jun 2022 12:12:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hasret</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, Bora</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;Sevgili iyi kilerim, en değerlilerim, yıldızlarım...</p>
<p>Siz benim ışık kaynağımsınız. Bu satırları yazarken en i&ccedil;ten duygularımla yazıyorum. Size olan sevgimle yazıyorum. Bu yola yeni başladım ve bu kitap benim ikinci kitabım. Bu kitabı yazarken en i&ccedil;ten duygularımla ve en i&ccedil;ten s&ouml;zlerimle yazdım. Size bir ışık olabilmek i&ccedil;in, bulunduğunuz bu zorlu hayat s&uuml;recinde yolunuza &ccedil;ıkan engelleri aşabilmek i&ccedil;in, &ccedil;aresiz olmadığınızı bilmeniz i&ccedil;in yazdım. Ne zaman &uuml;z&uuml;lseniz, şaşırsanız, ağlasanız, kızsanız, g&uuml;lseniz, mutlu olsanız ben ve satırlarım yanınızda olacağız.&nbsp;</p>
<p>Size bir anımdan bahsetmek istiyorum. Ben ilkokul 3. sınıfa giderken halam işaret dili kursuna giderdi. Ta o zamandan beri işaret dili &ouml;ğrenirim. Halamla bir keresinde ben de gitmiştim ve &ccedil;ok eğlenmiştim. İşaret dili hocamız Mesut Yazıcı &ouml;yle eğlenceli ve iyi bir hocaydı ki anlatamam. G&uuml;n&uuml;n sonunda da hik&acirc;yeler anlattık birbirimize. Sonra halam benim hayal d&uuml;nyamın &ccedil;ok geniş olduğunu s&ouml;yledi. Mesut hoca tabi hemen "Ooo" falan dedi. Benim okulum olduğu i&ccedil;in her g&uuml;n gidemiyordum bu y&uuml;zden diğer haftaya benim yazdığım bir hik&acirc;ye getirmemi istediler. Bende heyecanla kabul ettim.</p>
<p>Akşam eve gittiğimde elime kağıt kalem aldım ve bir k&ouml;şeye sinip g&ouml;zlerimi kapattım. O zamanlar da fabl okurdum. Dedim ki g&uuml;zel bir fabl masalı yazayım. D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m... D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m... D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m...</p>
<p>G&ouml;zlerimi a&ccedil;tım ve yazmaya başladım. Yatana kadar yazdım. Hatta annem beni yattı sanarken ben biraz daha yazmış bir kısmını bitirmiştim. Ertesi g&uuml;n okuldan gelince yine yazdım. Sonra ki g&uuml;n bir daha, bir daha ve bir daha... Bir hafta boyunca yazmış ve ortaya elimden geldiğince g&uuml;zel bir hik&acirc;ye &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışmıştım. Fabl yazmıştım ve ilk halama okutmuştum.&nbsp;</p>
<p>Halam g&ouml;zlerini yazdığım satırlarda gezdirirken &ouml;yle heyecanlıydım ki... Sonu&ccedil;ta ilk defa bir şeyler yazmıştım ve bunları ilk defa birisi okuyordu.&nbsp;</p>
<p>Halamın g&ouml;zleri bana d&ouml;nd&uuml; ve g&uuml;l&uuml;mseyerek bana "&Ccedil;ok g&uuml;zel olmuş fıstığım, aferin." demişti. O an sanki her şey benim olmuş gibi &ccedil;ok sevinmiştim. Yazdığım şey basitti ama sanki &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir iş başarmışım gibi sevinmiştim. &Ccedil;ocuğum ya işte.&nbsp;</p>
<p>Ertesi g&uuml;n kursa gittik ve hik&acirc;yemi Mesut hoca dahil kurstaki herkes &ccedil;ok beğendi. O g&uuml;n bana Mesut hoca "Senin i&ccedil;inde bir cevher var, &ccedil;ok yeteneklisin." demişti. O kadar mutlu olmuştum ki... Bunu anlatamam.&nbsp;</p>
<p>Benim hayatımı etkileyen en b&uuml;y&uuml;k s&ouml;zlerden biri olmuştu. Yeteneklerimi keşfetmeye başladım sonra. Nelerden hoşlandığımı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. M&uuml;zik, resim, kitaplar... Yaptım, yapmaya ve bir şeyler başarmaya devam ettim.&nbsp;</p>
<p>Sonra birka&ccedil; bir şey daha yazdım ama ilk yazdığım fablım ile kayboldular. Bir daha bulamadım. Pek hatırlamıyorum nasıl olduğunu ama kaybettiğimde &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;m. Aradan &ccedil;ok uzun zaman ge&ccedil;ti. Artık ortaokuldaydım, 7. Sınıfta. Yine karaladım bir şeyler.&nbsp;</p>
<p>Şiir yazmaya başladım, yazılar yazdım, şarkılar yazdım. Ama hik&acirc;ye yazmadım. Aklımda bir konu yoktu. Liseye gelene kadar kendimce bir şeyler karaladım ve kimseye g&ouml;stermedim.&nbsp;</p>
<p>Lisede Wattpad ile tanıştım. Oradaki yazarlara baktık&ccedil;a neden bende yazmıyorum dedim. Aylarca bir konu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. O sırada da karantina vardı yani evdeydik. Zamanım boldu ama kafam bomboştu. Yazacak herhangi bir konu bulamadım. Tabi biz o sırada online eğitim g&ouml;r&uuml;yorduk ve okula sınavlara girmek i&ccedil;in gidecektik.&nbsp;</p>
<p>Okula gittim, sınava girdim. Sınavın yarısında kafamda bir ampul belirdi. Ne olduğunu anlamadım ama aklıma bir şeyler gelmeye başladı. Tam da sınavın ortasında, &uuml;stelik matematik sınavında!&nbsp;</p>
<p>Tabi ben kafamdaki senaryolar y&uuml;z&uuml;nden sınava odaklanamadım ama elimden geleni yaptım. Eve gelince kağıt kalem aldım ve kitabımın konusunu yazmaya başladım. İlk kurgum Ateş Ve K&uuml;l oldu ama ilk yazdığım kitabım Karanlığın Fısıltısı. Ger&ccedil;ekten nasıl oldu h&acirc;l&acirc; anlamış değilim:)</p>
<p>Bu kitabı yazarken bazen &ccedil;ok duygulandığım, bazen sinirlendiğim, bazen de g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m anlar oldu. Her hik&acirc;ye mutlu sonla bitmez. Bu kitabın sonunu s&ouml;yleyemem ama &ccedil;ok ağlayacağımız zamanlar olacak. Bazı satırların altını &ccedil;izeceğiz ve geri d&ouml;n&uuml;p o satırları okuduğumuzda aslında bizi anlatan c&uuml;mleleri &ccedil;izdiğimizi anlayacağız.</p>
<p>Bazı c&uuml;mleler okuyacağız "Nasıl da beni anlatıyor." dediğimiz. Bazı anlar olacak o c&uuml;mleleri tekrar ettiğimiz. Her satırda kendimizi g&ouml;receğiz. Ama asla unutmamanızı istediğim bir şey olacak.&nbsp;</p>
<p>Siz en &ccedil;ok kendinizi sevin. Kendinizi mutlu edin. Sıkıntılı mı hissediyorsun, kaldır kafanı g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bak, maviliklere bak. Ağlıyor musun, denizleri d&uuml;ş&uuml;n. Dalgalarını, fırtınalarını...</p>
<p>Belki de denizler g&ouml;zyaşlarından oluşmuştur ve her bir dalgası ruhumuzun fırtınasıdır. Kim bilir...</p>
<p>Ağlamak i&ccedil;in beklediğiniz geceleri d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Nasıl da zordu değil mi? Ne i&ccedil;in ağlamıştınız, sizi o hale getiren kimdi, hangi şarkılar g&ouml;zyaşlarınıza eşlik etti? Peki hi&ccedil; yıldızları izlediniz mi? Kayan yıldızları izlediniz mi? G&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki yerini kayarak terk eden ve ardında bir dilek bırakan yıldızlar...</p>
<p>Yıldızlar gibi olun ne kadar kaysanız da, d&uuml;ş&uuml;p yaralansanız da arkanızda her zaman g&uuml;zel bir dilek bırakın.&nbsp;</p>
<p>Siz yıldızlar kadar parlak, değeri hi&ccedil;bir şeyle &ouml;l&ccedil;&uuml;lemeyecek kadar değerlisiniz. Siz benim karanlığımı aydınlatan yıldızlar ve en g&uuml;zel dileklerimsiniz.</p>
<p>Sizler iyi ki varsınız ve iyi ki benim parlayan yıldızlarımsınız...&nbsp;</p>
<p>Sizleri seviyorum, &ccedil;ok seviyorum.&nbsp;</p>
<p>Gecenin karanlığını b&ouml;l&uuml;şelim ve yıldızlara bakalım sonra g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n beyaz prensesi Ay'a...&nbsp;</p>
<p>Parlamaktan vazge&ccedil;meyin. Unutmayın, yıldızlar asla s&ouml;nmez. Biri gitse de diğeri gelir ve g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n en g&uuml;zel k&ouml;şesine yerleşir. Siz benim yıldızlarımsınız. Asla s&ouml;nmeyecek olan yıldızlarım...</p>
<p>Hadi, kaldır kafanı bak g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne. G&ouml;rd&uuml;n m&uuml; milyonlarca parlayan yıldızı? Şimdi aynanın karşısına ge&ccedil;, bak kendine. Sakın kendine k&ouml;t&uuml; s&ouml;zler s&ouml;yleme. İyi bak, g&ouml;zlerine bak. G&ouml;rd&uuml;n m&uuml; g&ouml;zlerinde parlayan yıldızları? Sen parlayan bir yıldızsın, g&uuml;zelliğinle g&ouml;zleri kamaştıran.&nbsp;</p>
<p>O kadar değerlisiniz ki...&nbsp;</p>
<p>Varlığınız i&ccedil;in hepinize minnettarım yıldızlarım.&nbsp;</p>
<p>Kalbimin en g&uuml;zel k&ouml;şesinde her zaman parlayacaksınız.&nbsp;</p>
<p>En g&uuml;zel dileklerim sizlerle...</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x_62b18a567ae9e.jpg" alt="" /></p>
<p>Sizleri kelimelerin kifayetsiz kaldığı kadar &ccedil;ok seviyorum...&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;">-Hasret Yağcı-&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En yakınını kayıp etmek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/en-yakinini-kayip-etmek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/en-yakinini-kayip-etmek</guid>
<description><![CDATA[ cinayet büro da çalışan kösem gittiği cinayet mahalinde en yakın arkadaşını ölü olarak bulur ve bu olayın peşinden giderken  yeni insanlar ve yeni olaylar la tanışır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b0f2ad3f613.jpg" length="48992" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 21 Jun 2022 01:22:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nursarag</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&uuml;naydın.evet yine her sabah olduğu gibi saat 4'de uyandım .Uykunu aldın mı?diye soracak olursanız tabiki'de almadım .Ama artık her sabah aynı saatte uyanınca alışıyorsun.her neyse&nbsp;</p>
<p>3 saat sonra rutin olan &ccedil;oğu şeyi halletmiş&nbsp;</p>
<p>tim sadece giyinmek ve sakinleştirici etkisi olan haplarımı i&ccedil;mek kalmıştı</p>
<p>Bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken telefonum &ccedil;aldı</p>
<p>Arayan kız kardeşim di bekletmeden a&ccedil;tım .</p>
<p>Kız kardeşim:bak tamam biliyorum ge&ccedil; kaliyor olabilirsin ama bende annemde seni &ccedil;ok &ouml;zledik ve ayrıca imza g&uuml;n&uuml;me gelicekmisin diye sormam gerekiyor .</p>
<p>Ben:bende sizi &ccedil;ok &ouml;zledim.ayrica sormana bile gerek yok tabiki gelicem.</p>
<p>Kız kardeşim:tamam tamam sorry hadi neyse ge&ccedil; kalma &ouml;ptumm.</p>
<p>Ben:hadi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z bende &ouml;pt&uuml;m.</p>
<p>Telefonu kapattım ve giyindim .altıma gri eşofman &uuml;st&uuml;me kalın askılı atlet onun &uuml;st&uuml;ne de yeşil kareli, fazlasıyla uzun ve geniş olan g&ouml;mleğimi giyidim .parf&uuml;m&uuml;m&uuml; sıkıp dudak yağımı s&uuml;rd&uuml;m.her zaman ki gibi eyleynir &ccedil;ektim .Artık evden &ccedil;ıkma vaktim gelmişti &ccedil;antamı alıp &ccedil;ıkacaktım ama aklıma kardeşim i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli bir g&uuml;n olduğu ve fazlasıyla g&uuml;zel olmam gerektigi gelmişti.O y&uuml;zden &ccedil;ıkmadan &ouml;nce &ccedil;antama 2,3 tane makyaj malzemesi attım, anahtarı aldım ve evden &ccedil;ıktım</p>
<p>30dakika sonra</p>
<p>K&ouml;sem b&uuml;ro'suna varmıştı ve b&uuml;ro daki 3 yılık arkadaşı cenk e &ccedil;oktan sorular sormaya başlamıştı:</p>
<p>K&ouml;sem:cenkk naber ?.yeni vaka oldu-</p>
<p>mu?.d&uuml;n başın ağırıyordu bu g&uuml;n iyimisin?</p>
<p>K&ouml;sem bir iki saniye durduktan sonra tekrar konuşmaya başladı:</p>
<p>K&ouml;sem:ah &Ouml;z&uuml;r dilerim bir anda &ccedil;ok fazla soru sordum.</p>
<p>Cenk: merak etme sorun yok .gayet iyyim ve de yeni bir vaka var evet.</p>
<p>K&ouml;sem:A anlatsana ne olmuş?</p>
<p>Cenk:kurban otuz yedi yaşında kadın adı: sebil &ouml;lmez .olay yerine hen&uuml;z gidemiyoruz .</p>
<p>K&ouml;sem: neden?.</p>
<p>Cenk:eve zehirli bir gaz enjekte edilmiş ve bu zehirli gaz tam 12 saat boyunca etkisni yitirmiyor .cinayet akşam 11.00 da olduğu i&ccedil;in de...</p>
<p>K&ouml;sem:daha iki saat var.</p>
<p>Cenk:aynen &ouml;yle.</p>
<p>Ben o sırada bizim k&ouml;şedeki cafe'den kahve almaya gidicem sende gelicekmisin.</p>
<p>K&ouml;sem:iyi ki sordun cenk şuan en &ccedil;ok ihtiyacım olan şey .</p>
<p>Cenk:iyi o zaman k&ouml;semcim girin koluma da gidelim .</p>
<p>Sırıttım ve&nbsp;</p>
<p>Ben:peki cenk&ccedil;im .</p>
<p>Dedim ve koluna girdim abim gibiydi bana kendimi iyi hissettiriyordu ama kimse r&uuml;yamda beni seven adam gibi iyi hissettirmeyecekti orası ayrı .her neyse b&uuml;ro'dan &ccedil;ıkmıştık k&ouml;şedeki cafe ye doğru y&uuml;r&uuml;yorduk cenk in kolundan &ccedil;ıktım ve &ccedil;antamdan nane yağı &ccedil;ıkarıp cenk 'e uzattım.</p>
<p>Cenk:ne bu?.</p>
<p>Ben:nane yağı. D&uuml;n Başım ağrıyor demiştin bende başına s&uuml;resin diye getirdim .&nbsp;</p>
<p>Cenk:ah evet senin yağlara olan ilgin ve g&uuml;venin.şu an basım ağrmasa da &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim birtanem.</p>
<p>Dedi.&ccedil;anatamı kapatıp cenkin koluna girdim .kafeye girdik .Cenk konuşmaya başladı:</p>
<p>Cenk:bacakların ağrımıştır senin otur istersen.</p>
<p>Ben:evet haklısın.</p>
<p>Dedim ve cam kenarındaki 2 kişilik masayı g&ouml;stererek bak ben şurdayım dedim.tamamdirr diye seslendi.</p>
<p>Cam kenarındaki masaya oturdum &ccedil;antamı sandelyenin koluyla bacağımın arasındaki boşluğa koydum telefonumu &ccedil;ıkardım ve Hamza 'yı aramak i&ccedil;in kişilere girdim Hamza yı buldum ve arama tuşuna bastım 3-4 saniye bekledikten sonra hamza nın sesi gelmişti.tabi bende hemen telefonu kulağıma koydum</p>
<p>O konuşmaya başlamıştı bile .d&uuml;n gece eve ge&ccedil; gelmiştim ge&ccedil; ten kastım gece 3 t&uuml; .eve gelir gelmez de uyumuştum onu aramadıgim i&ccedil;in bana kızıyordu şimdi haklıydı ama kendimi her zaman haklı &ccedil;ıkaran bir yapya sahibtim bu y&uuml;zden ona tamam haklısın falan demek yerine napiyim</p>
<p>&ccedil;ok uykum vardı dedim daha da sinirlenmek yerine" tamam bak sende haklısın ama bir daha sakın unutma" demişti .işte bu y&uuml;zden bu &ccedil;ocuk en yakın arkadaşlarımdan biriydi .bunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken hadi ben işe ge&ccedil;iyorum g&ouml;r&uuml;r&uuml;z demişti .bende sende dikkat et kendine dedim ve telefonu kapattım ben telefonu kapatır kapatmaz cenk elindeki kahveler le masaya yaklaşmıştı bile bende hızlıca telefonumdan saate baktım 15 dakika ge&ccedil;mişti bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken cenk &ccedil;oktan oturmuş daldigim i&ccedil;in adımla bana sesleniyordu.</p>
<p>K&ouml;sem:heh kusura bakma ya</p>
<p>Cenk:sorun yok alıştım artık o kadar yıldır.</p>
<p>Cenk haklıydı yılardır bu tarz dalmalarim vardı ama sanki bu ara daha da artmıştı ama nedenini hakkında hi&ccedil; bir fikrim yok.</p>
<p>1saat sonra</p>
<p>Kahvelerimizi i&ccedil;ip sohbetimizi etmiştik ve artık b&uuml;ro ya gidip g&uuml;nl&uuml;k işleri hallettikten sonra olay yerine gitmek vardı.Aslinda illa bizim olay yerine gitmemize gerek yoktu ama m&uuml;d&uuml;r bizi zorunlu olarak g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu bunun sebebiyse her şeyden teori &uuml;retip katili daha hızlı yakalamizdi. Bizim i&ccedil;inde avantaj olduğu i&ccedil;in bir şey demiyorduk.</p>
<p>Her neyse işte g&uuml;nl&uuml;k işleri de halletmiş tık ve s&uuml;re de dolmuştu şimdi olay yerine gidiyorduk arabaya &ccedil;oktan binmistik giderken aklimda tek bir şey vardı kız kardeşimin şu an nasıl heycanlı olduğu . Sanki ondna daha &ccedil;ok ben heyecan yapıyormuş gibi hissediyordum &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Sonunda en &ccedil;ok istediği şey oluyordu kitabını &ccedil;ıkar mıştı ve bu g&uuml;n imza g&uuml;n&uuml; vardı</p>
<p>Bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken m&uuml;d&uuml;r aradı&nbsp;</p>
<p>M&uuml;d&uuml;r:K&ouml;sem Kısıklı 'daki ışıkların orda kaza g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;nde bir cinayet olmuş acilen oraya gitmeniz lazım .</p>
<p>K&ouml;sem: tamamdir.</p>
<p>Deyip kapattım cenk nereye gideceğimizi tarif ettim giderken aklımdaki d&uuml;ş&uuml;nce acaba kim bu tarz bir şeyi birine karşı planlarlar ,o kişi ona ne yapmış olabilirkiydi sonu&ccedil;ta &ouml;l&uuml;m yani .ama o kadar yıl sonunda bunlara alışıyordunuz.neyse cinayet mahaline varmıştık. Daha arabadan inmeden bir şey dikkatimi &ccedil;ekmişti annem ordaydi .orada ne işi vardıki&nbsp;</p>
<p>Duraksadiktan sonra hemen arbadan inip yanına gittim ağlıyordu sanki caninda bir par&ccedil;a gitmiş gibiydi .</p>
<p>Agliyarak bana cesed torbasını işaret etti .durakladım kız kardeşimin o ceset torbasının i&ccedil;inde olması d&uuml;şncesi ellerimin titremesine neden olmuştu .cesed torbasının yanına koşarak gitmek istiyordum ama sadece yavaş&ccedil;a adımlar atabiliyordum sanki t&uuml;m v&uuml;cudum yavaşlamış her şey durmuş gibiydi .</p>
<p>Cesed torbasının yanına geldiğimde dizlerimın bağı &ccedil;&ouml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml; dizlerim b&uuml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml; ve yere oturmuş tum&nbsp;</p>
<p>Cesed torbasının fermanını a&ccedil;tım&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ 11 / DENİZ SARGUT &#45; DENİZDEN SESLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-11-deniz-sargut-denizden-sesler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-11-deniz-sargut-denizden-sesler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62afca28b023a.jpg" length="48070" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 20 Jun 2022 04:16:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>DİANE&rsquo;NİN LANETİ &ndash; 11</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ldquo;Kehanet&rdquo;</p>
<p>O g&uuml;n dersin nasıl ge&ccedil;tiğini hi&ccedil; anlayamadım. Zaman su gibi akıp gidiyordu. Riley&rsquo;in birka&ccedil; kez beni d&uuml;rterek &ldquo;Bu da ne oluyor&rdquo; bakışı attığını hatırlıyorum. Darian&rsquo;a durumu fark ettirmeden &ccedil;&ouml;zmem imkansızdı. Ben de &ldquo;Sonra anlatırım&rdquo; demekle yetindim. Dersin bitmesini ve insanların ardı arkası kesilmeyen sorularını dinlemeyi hi&ccedil; istemiyordum. Zilin &ccedil;almasıyla birlikte g&ouml;zler &uuml;zerimize &ccedil;evrilmişti ancak sonu&ccedil; hi&ccedil;te beklediğim gibi olmadı. Alacağı cevaptan korkan insanlar tek bir soru bile sormadı. Riley, hayal kırıklığına uğramış vaziyette sınıfı terk etti. Arkasından seslensem de beni duymazlıktan geldi. &Uuml;stelik bu hayatta en &ccedil;ok nefret ettiğim şeyin duyulmamak olduğunu da gayet iyi biliyordu.</p>
<p>Boşalan sınıfların arasından bah&ccedil;enin &ouml;teki yanına ge&ccedil;tik. Ne Kinsey ne de başka biri o g&uuml;n&uuml;n tadını ka&ccedil;ıramazdı. Darian ile birlikte ormanın derinliklerinde bir koy bulmuştuk. Bu kadar g&uuml;zel bir yeri bunca yıldır nasıl g&ouml;rememiştik? &Uuml;stelik burayı o kadar kolay bulmuştuk ki sanki her g&uuml;n buraya geliyorduk. Darian&rsquo;ın ellerini sa&ccedil;larımın i&ccedil;inden ge&ccedil;irip usulca yanağımı okşayışını izledim. G&ouml;zlerimi kapatsam d&uuml;nyadaki t&uuml;m huzuru ben &ccedil;alacak gibiydim.</p>
<p>&ldquo;Okuldaki saldırılar devam ediyormuş&rdquo; dedi vereceğim tepkiyi merak edercesine.</p>
<p>&ldquo;Hala hayatta olduğumuz i&ccedil;in şanslıyız&rdquo; dedim omuz silkerek.</p>
<p>&ldquo;Bunların bir nedeni olmalı&rdquo; diye fısıldadı. G&uuml;zelim hava kapanmaya başlamıştı. Griye d&ouml;nen g&ouml;ky&uuml;z&uuml;, her an ağlamaya başlayabilirdi. Zaman ne kadar da &ccedil;abuk ge&ccedil;iyordu.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Darian bana &ldquo;Sana eve kadar eşlik edeyim&rdquo; dediğinde &uuml;ş&uuml;meye başlamıştım. Her zamanki yol ayrımına kadar beraber y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;k. V&uuml;cudumdan bir &uuml;rperti ge&ccedil;ti. Anın i&ccedil;inde kalmakta epey zorlanıyordum. Y&uuml;z&uuml;me d&uuml;şen bir damla yaşı g&ouml;stererek &ldquo;Gitsen iyi olur, birazdan yağmur bastıracak&rdquo; dedim. Veda etmek i&ccedil;in bana sarıldığında bir hayalet misali i&ccedil;imden ge&ccedil;işini izledim. Ona başka bir şey s&ouml;ylemeden doğruca eve gittim. Saatler gece yarısını g&ouml;sterdiğinde g&ouml;ky&uuml;z&uuml; son derece gergindi. Ardı arkası kesilmeyen şimşeklerin nereye indiği de belli değildi. Yağmur, damlaları son s&uuml;ratle yere d&uuml;şerken vardıkları noktada k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir g&ouml;l oluşturuyorlardı. İşte yine ordaydılar. G&ouml;lgeler&hellip; Perdelerin arkasına saklanmış bir halde onları izliyordum. Bu gece &ccedil;ok &ouml;fkeliydiler neredeyse hızlarına yetişemiyordum. O gece yatağa girdiğimde y&uuml;reğime geceden kalma kabuslar hakimdi. Korkularıma meydan okumaktan başka şansım yoktu. Ama bir şey &ccedil;ok garipti. Hi&ccedil;bir duygu ger&ccedil;ekten tenime işlemiyordu.</p>
<p>&nbsp;Sabah uyandığımda g&ouml;z&uuml;m&uuml; daha &ouml;nce hi&ccedil; g&ouml;rmediğim bir yerde a&ccedil;tım. İhtişamlı bir avizenin tam altında yatıyordum. G&uuml;neş, odayı hen&uuml;z yeni aydınlatmaya başlamışken ben, bu koca sarayda ne işim olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölüm Çiçeği</title>
<link>https://edebiyatblog.com/%C3%B6l%C3%BCm-%C3%87i%C3%A7e%C4%9Fi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/%C3%B6l%C3%BCm-%C3%87i%C3%A7e%C4%9Fi</guid>
<description><![CDATA[ 11 oyuncu ve onları yok etmek için tasarlanmış bir oyun. Bu oyunu oynamaya cesaret edebilir misin?

Korkular ilk başta cezbedicidir, peki ya sonra? Bununla başa çıkabilecek misin?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62adf07bcd96f.jpg" length="36042" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 18 Jun 2022 18:37:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>gokyuzunungrimsitonu</dc:creator>
<media:keywords>Genç kurgu, gizem, gerilim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: left;">Annemin arkasına koyduğum yastıkla birlikte "Rahat mısın?" diye sordum. Bana cevap veremezdi, konuşamazdı veya hareket edemezdi ama g&ouml;zlerime baktığında anlıyordum onu.</p>
<p dir="ltr">Annem ben on iki yaşından beri makinelere bağlı, &ouml;l&uuml; bir bedenin i&ccedil;indeydi. Tedavisi olduğunu s&ouml;yleyen doktorlara karşı sadece susmakla yetindim &ccedil;&uuml;nk&uuml; benim bu tedaviyi karşılayacak bir g&uuml;c&uuml;m yoktu.</p>
<p dir="ltr">Babam ise... Onu hatırlamıyordum. Ne anılarımda ne de hayatımda hi&ccedil;bir zaman olmamıştı.</p>
<p dir="ltr">Yanda duran eldivenlerimi elime ge&ccedil;irdim. Ceketimi giydiğimde doktor girmişti i&ccedil;eri. Annemi kontrol ettikten sonra bana d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p dir="ltr">"Daha fazla nefes alabileceğini sanmıyorum Buket. Tedavi olmazsa fişini &ccedil;ekmeliyiz."</p>
<p dir="ltr">Derin bir nefes aldığımda anneme baktım. G&uuml;l&uuml;msedim ona. &Uuml;zg&uuml;n değildim. Uzun zamandır onsuz bir hayat s&uuml;r&uuml;yordum zaten ama onunla birlikte olmayı dilerdim.</p>
<p dir="ltr">Hastaneden &ccedil;ıktığımda bir banka oturdum. Sessizce etrafı seyrettim. O sırada telefonuma mesaj gelmişti. Telefonumu &ccedil;ıkarıp mesaja baktım.</p>
<p dir="ltr"><i>"&Ouml;l&uuml;m &ccedil;i&ccedil;eğim olmak ister misin? Seninle &ccedil;ok eğleneceğiz...</i></p>
<p dir="ltr"><i>Finalinde sizi milyoner edecek bir oyuna ne dersiniz? Hayatınızı değiştirmeye cesaret edebilir misiniz? Cevabınız evet ise l&uuml;tfen bize ulaşın... Sizin gibi oyuncuları kaybetmek istemiyoruz."</i></p>
<p dir="ltr">Alayla g&uuml;l&uuml;p mesajı okumayı bıraktım. Dolandırmak i&ccedil;in &ccedil;ok anlaşılır bir taktik değil mi bu? Biraz daha gelişmeliler.</p>
<p dir="ltr">Bir mesaj daha geldi telefona.</p>
<p dir="ltr"><i>"Dolandırıcı olduğumuzu d&uuml;ş&uuml;nmen kırıcı..."</i></p>
<p dir="ltr">Mesajı okuduğum an kaşlarım &ccedil;atıldı. Ayağa kalktığımda etrafa baktım. Kimdi bunlar?</p>
<p dir="ltr">"<i>Bu oyunun sahibi."</i></p>
<p dir="ltr">Bir mesaj daha... Gittik&ccedil;e korkutucu olmaya başlayan bu mesajları g&ouml;rmezden gelecektim sadece.</p>
<p dir="ltr"><i>"&Ccedil;ok şey kaybedeceksin &ouml;l&uuml;m &ccedil;i&ccedil;eğim..."</i></p>
<p dir="ltr">Son mesajdan sonra k&uuml;f&uuml;r mırıldanıp numarayı aradım. Bir ka&ccedil; saniye bekledikten sonra a&ccedil;ılmıştı.</p>
<p dir="ltr">"Kimsiniz bilmiyorum ama..."</p>
<p dir="ltr">"Bizi aradığın i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederiz. Size g&ouml;nderilen linke tıklayıp oyunumuza kayıt olabilirsiniz. İyi g&uuml;nler."</p>
<p dir="ltr">Kapanmıştı. Bunlar benimle dalga mı ge&ccedil;iyorlardı? Oyunlarına tabi ki kayıt olmayacaktım. Link geldiğinde direkt mesajı sildim. Hastaneye geri d&ouml;necek iken telefon &ccedil;aldı. Bilinmeyen bir numaraydı. A&ccedil;tım.</p>
<p dir="ltr">"Alo?"</p>
<p dir="ltr">"Neden o eldivenleri takıyorsun Buket?"</p>
<p dir="ltr">Ellerimdeki eldivene baktım. Yabancı sese karşı "Kimsiniz?" dedim.</p>
<p dir="ltr">"Sana anılarını geri verecek kişi..." dedi ve benim bir şey dememe kalmadan y&uuml;z&uuml;me kapadı. Sıkkınlıkla nefes verirken o link yeniden gelmişti.</p>
<p dir="ltr">Banka oturdum. Bir eldivenlerime bir de hastaneye baktım. Uzunca bir s&uuml;re d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kten sonra linke tıklayıp kayıt oldum. &Ouml;n&uuml;me bir yazı &ccedil;ıkmıştı.</p>
<p dir="ltr"><b>&Ouml;l&uuml;m &Ccedil;i&ccedil;eği... Hoşgeldin!</b></p>
<p dir="ltr"><i>Oyunun kuralları;</i></p>
<p dir="ltr"><i>1-İntihar edemezsiniz.</i></p>
<p dir="ltr"><i>2- Oyun kaybedene veya kazanılana kadar oynanmak zorundadır.</i></p>
<p dir="ltr"><i>3- G&ouml;revleri yapmamak gibi bir se&ccedil;eneğiniz yoktur.</i></p>
<p dir="ltr"><i>4- Oyundan &ccedil;ıkarsanız korkularınız en b&uuml;y&uuml;k cezanız olacaktır!</i></p>
<p dir="ltr"><i>Bol sans!</i></p>
<p dir="ltr"><i>Oyun oynamaya hazır mısınız?</i></p>
<p dir="ltr">Kabul ettim. Ve tam o zaman başlamıştı işte pişmanlığım, acılarım, anılarım...</p>
<p dir="ltr"><i>Kabul ettin &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;lmek isteyeceksin, kabul ettin &ccedil;&uuml;nk&uuml; bedeninden nefret edeceksin.</i></p>
<p dir="ltr"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>UMUT HEP VAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/umut-hep-var</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/umut-hep-var</guid>
<description><![CDATA[ Karanlıkta kalmış her kadın ve melek annem için… ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62ad0a8ec1dbd.jpg" length="58860" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 18 Jun 2022 02:17:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yan masaldaki kız</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>İstanbul i&ccedil;in r&uuml;zgarlı bir g&uuml;nd&uuml;, mevsim ise g&uuml;zd&uuml;. Ebru&rsquo;nun sa&ccedil;ları topluydu bu y&uuml;zden U&ccedil;uşan sa&ccedil;lar tedirgin edici olabilirdi. Dans eden etekler, g&ouml;ze giren tozlar&hellip; R&uuml;zgarlı havaları hi&ccedil; sevmezdi. Dışarıdan gelebilecek en ufak bir badire Ebru i&ccedil;in her zaman b&uuml;y&uuml;k bir sorun olmuştu. Kaldırımda, vitrinlerdeki &uuml;r&uuml;nleri incelemeden, sonbaharın dalından kopardığı yaprakların rengini fark etmeden, arabaların &uuml;zerinde uyuyan kedileri sevmeden, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n mavisini g&ouml;rmeden yani etrafında akıp giden hayatı fark etmeden y&uuml;r&uuml;yordu Ebru. Tek g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; yoldu &ccedil;&uuml;nk&uuml; tek amacı da hedefine ulaştıktan sonra işini halletmek ve aynı hızla eve d&ouml;nmekti. &Ccedil;antasına, bebeğini korumaya &ccedil;alışan bir anne edasıyla sarılmış, hedefine doğru ilerlerken saate baktı, bir bu&ccedil;uğa geliyordu, hedefine giden yolun kalanını, varma s&uuml;resini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. İki olduğunda hedefine varmış olmalıydı. Mesafesi kısaydı, soluklanmak i&ccedil;in zamanı bile kalacaktı. Cadde kalabalıktı, insanlara &ccedil;arpmadan y&uuml;r&uuml;mek zorlaşıyordu. Hayat aceleciydi, zaman duraksamayı olağan kılmıyordu. Kalbi hızla &ccedil;arpıyordu, ceketini &ccedil;ıkarmayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ama bu d&uuml;ş&uuml;nce zihninin tetiklenmesine sebep oldu. Giydiği bluzun dekoltesini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, acaba dikkat &ccedil;ekici veya abartılı mıydı? Huzursuz olmuştu, yakasını yukarıya doğru &ccedil;ekiştirmeye başladı, hararetini arttıran ceketinin fermuarını da sonuna kadar &ccedil;ekti. Bir yılan gibi d&uuml;ş&uuml;nceleri zihninde s&uuml;z&uuml;l&uuml;rken irkildi. Hedefine varmıştı, g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &ccedil;ıkarıp, beyaz kapıyı aralayarak i&ccedil;eriye girdi ve derin bir oh &ccedil;ekti. Burası onun i&ccedil;in g&uuml;venli b&ouml;lgeydi. Girişteki boy aynasında kendisine baktı. Ceketinin fermuarını a&ccedil;ıp, sa&ccedil;larını saldı. Bluzunun &ouml;n&uuml;n&uuml; d&uuml;zelttikten ve eteğiyle renginin uyumlu olup olmadığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kten kısa bir s&uuml;re sonra i&ccedil;eriye doğru ilerledi. Kapıyı araladığı andan beri burnuna gelen lavanta kokusu huzurlu hissetmesine sebep olmuştu, aşina olduğu bu yer, hep lavanta kokuyordu. Masasında oturan sekretere doğru yaklaştı, hafif&ccedil;e &ouml;ks&uuml;r&uuml;p boğazını temizledikten sonra ise &uuml;rkek bir ser&ccedil;e gibi konuşmaya başladı.</span></p>
<ul>
<li><span>Merhaba, &Ouml;zge Hanım ile saat ikide randevum var benim ama&hellip;</span></li>
</ul>
<p><span>Sekreter Ebru&rsquo;yu s&uuml;zd&uuml;kten sonra g&uuml;l&uuml;msedi, zaten &uuml;rkekliği ve &ouml;ğretmenine malumat veren &ouml;ğrenci edası ona bakarken sekreteri her zaman g&uuml;l&uuml;msetiyordu.</span></p>
<ul>
<li><span>Hoş geldiniz Ebru Hanım, bir s&uuml;re sizi bekleteceğim. &Ouml;zge Hanımın seansı bitmek &uuml;zeredir. Size bir şeyler ikram etmemi ister misiniz?</span></li>
<li><span>Su alabilirim, teşekk&uuml;r ederim.</span></li>
<li><span>Tabii Ebru Hanım.</span></li>
</ul>
<p><span>Arkasında duran turuncu koltuklara doğru d&ouml;nd&uuml;, bekleyen &uuml;&ccedil; kişi olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Tekli koltuğa doğru ilerledi. Etrafı kısa bir s&uuml;re s&uuml;zd&uuml;kten sonra dikkatini tırnaklarının kenarındaki derileri yolmaya verdi. Bir yandan da zihninde yılanları usulca s&uuml;z&uuml;l&uuml;yordu. Onunla birlikte bu turuncu koltuklarda bekleyen insanlar hakkında d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı. Şekerini yerken, bacağını sallayarak telefondan &ccedil;izgi film izleyen &ccedil;ocuğu ele aldı &ouml;nce. Neden psikologa geliyordu acaba bu sevimli kız? K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k d&uuml;nyasında, ona ağır gelen kim bilir nedir diye tahminlerde bulunmaya başladı ve bulduğu sebeplerin hepsi dramatik bir temaydı. &Ccedil;ocuğa i&ccedil;ten i&ccedil;e &uuml;z&uuml;lmeye başladı. Dram olmasa, şu an parkta olurdu zaten diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Sıra &ccedil;ocuğun annesine gelmişti, yılanlar bu sefer de onun i&ccedil;in s&uuml;z&uuml;l&uuml;yordu. Kadının y&uuml;z&uuml; Ebru&rsquo;ya g&ouml;re &ccedil;ok g&uuml;zeldi, peki k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; neresinde saklıydı diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; hemen. İyi veya k&ouml;t&uuml; olsa dahi bunu bilemezdi, kadını tanımıyordu. &Ouml;n yargı g&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in kendisini uyardı ve yılanlarını ortamdaki son g&ouml;zlemine, liseli gen&ccedil; kıza y&ouml;neltti. Gen&ccedil; kızın kulaklığındaki m&uuml;zik sesini dışarıdan duyabiliyordu. Bu sırada suyunu getiren delikanlıya kafasını kaldırmadan teşekk&uuml;r etti. Suyunu yudumlarken etrafı s&uuml;zd&uuml;. Kliniğin dekorasyonu her geldiğinde incelediği bir detay oluyordu. &Ouml;zellikle bekleyen sayısı &ccedil;ok ve ortam kalabalıksa gerginliğini atmak i&ccedil;in her zaman &ouml;n&uuml;nde duran halının &uuml;zerindeki şekilleri inceliyor ve otuz &uuml;&ccedil; tane olduğunu bilmesine rağmen yeni baştan sayıyordu. Bekleme s&uuml;resi, gerginliği ve ortamdaki insan sayısına g&ouml;re ka&ccedil; kere saydığı değişiyordu. Saate baktı, biri elli dokuz ge&ccedil;iyordu. Endişelenmeye başlamıştı. Şimdiye kadar doktorun odasının &ouml;n&uuml;nde olmalıydı. Seans ge&ccedil; başlarsa ge&ccedil; bitecekti ve bu y&uuml;zden eve daha ge&ccedil; d&ouml;nebilecekti. Zihninde yılanları usulca s&uuml;z&uuml;l&uuml;yordu. Ge&ccedil; saatte trafik olabilirdi, hoş ger&ccedil;i İstanbul&rsquo;da trafik olmadığı saat yoktu&hellip; Karanlığa kalmaktan korkuyordu. Derin bir nefes aldı. Psikologun &ouml;ğrettiği nefes egzersizlerini yapmaya başladı. G&ouml;zlerini kapattı. İ&ccedil;inden &uuml;&ccedil; kere &ldquo;sakin ol, g&uuml;vende olacaksın&rdquo; diye tekrar etti.</span></p>
<ul>
<li><span>Ebru Hanım&hellip; </span></li>
</ul>
<p><span>İrkildi. Hızlıca g&ouml;zlerini a&ccedil;tı.</span></p>
<ul>
<li><span>&Ouml;zge Hanım seansınız i&ccedil;in hazır. Buyurun l&uuml;tfen&hellip;</span></li>
<li><span>Aa, teşekk&uuml;r ederim </span></li>
</ul>
<p><span>Bekleme salonundan ayrılmadan &ouml;nce son bir kez &ccedil;ocuğa g&ouml;z ucuyla baktı. İ&ccedil;inden &ldquo;umarım hep mutlu olur&rdquo; diye ge&ccedil;irdi. Merdivenleri i&ccedil;inden sayarak &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kata &ccedil;ıktı. Doktorun odasının kapısı a&ccedil;ıktı, i&ccedil;eriden gelen vanilya kokusu yaklaştık&ccedil;a artıyordu. Odaya girmek i&ccedil;in bir adımı kalmıştı. Ağzını a&ccedil;madan &ouml;ks&uuml;rerek boğazını temizledi.</span></p>
<ul>
<li><span>Merhaba, &Ouml;zge Hanım.</span></li>
<li><span>Merhaba Ebru Hanım, hoş geldiniz. </span></li>
</ul>
<p><span>Doktor Ebru odaya girince ayağa kalkmıştı. &Ouml;zge, insanı daha g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez enerjisiyle kucaklayan, i&ccedil;ten, sıcak ve g&uuml;zel bir kadındı. Ebru, iki yıldır terapiye geliyordu. Teoride iki, pratikte bir yıldır geliyordu aslında. Terapilerinin ilk senesi online olarak g&ouml;r&uuml;şm&uuml;şlerdi. Son bir senedir ise her Perşembe saat ikide, &Ouml;zge&rsquo;nin Kadık&ouml;y&rsquo;deki ofisinde g&ouml;r&uuml;şmelerine devam etmişlerdi. Ebru&rsquo;nun saate bakmadığı tek yer bu odaydı. Ebru &ccedil;antasını ve ceketini askıya asarak her seans olduğu gibi pencereye bakan koltuğa oturdu. Onu &ccedil;ok &uuml;zecek şeylerden bahsederken g&ouml;z teması kurmak zor oluyordu, i&ccedil;inin derinliklerine indiği her konuşmada pencereden g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakarak rahatlıyordu.</span></p>
<ul>
<li><span>Nasılsınız Ebru Hanım?</span></li>
<li><span>İyiyim teşekk&uuml;r ederim &Ouml;zge Hanım. Ya siz nasılsınız?</span></li>
<li><span>Ben de iyiyim teşekk&uuml;r ederim. &Ouml;ncelikle, g&uuml;n&uuml;n&uuml;z nasıl ge&ccedil;iyor? Bug&uuml;n nasıl başladı sizin i&ccedil;in?</span></li>
<li><span>Her g&uuml;n olduğu gibi bug&uuml;n de saat onda uyandım. G&ouml;z&uuml;m&uuml; a&ccedil;tığım an aklıma gelen ilk d&uuml;ş&uuml;nce &ldquo;bug&uuml;n terapi var&rdquo; oldu. Bu beni yataktan &ccedil;ıkmak i&ccedil;in istekli hale getirdi. Y&uuml;z&uuml;m&uuml; yıkamaya gittiğimde ise aynaya baktığım an gerildim. Terapiye gelmek i&ccedil;in dışarıya &ccedil;ıkmam gerektiği ger&ccedil;eği bir anda i&ccedil;imi kararttı. Derin bir nefes aldıktan sonra harekete ge&ccedil;tim. &Ouml;nce kendime hafif bir kahvaltı hazırladım. Dışarı &ccedil;ıktığımda gergin olduğum i&ccedil;in midem bulanabiliyor biliyorsunuz ki&hellip;</span></li>
<li><span>Evet biliyorum tabii ki, terapi g&uuml;nleri hafif bir kahvaltı yapmanız konusunda birlikte bir karara varmıştık zaten, konuştuklarımızı uyguluyor olmanız ne g&uuml;zel&hellip;</span></li>
</ul>
<p><span>Ebru, takdir edildiğini hissettiği i&ccedil;in g&uuml;l&uuml;msedi, onay almak alışık olmadığı bir duyguydu.</span></p>
<ul>
<li><span>Keşke her şey hafif kahvaltı etmek kadar kolay olsa &Ouml;zge Hanım&hellip;</span></li>
</ul>
<p><span>G&uuml;l&uuml;mseme sırası bu sefer de &Ouml;zge&rsquo;ye ge&ccedil;mişti.</span></p>
<ul>
<li><span>İnsanın kendisi i&ccedil;in m&uuml;cadele etmesi elbette kahvaltı kadar kolay bir mesele değil Ebru Hanım. Karın doyurmak mutfak işi, ruhu doyurmak ise bizim işimiz ve elbette olduk&ccedil;a meşakkatli. Ama ilk g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z g&uuml;n&uuml; baz alarak, şu an geldiğiniz noktayı d&uuml;ş&uuml;necek olursak vadileri aştınız emin adımlarla. Kolay değildi ama istekliydiniz ve g&uuml;c&uuml;n&uuml;z sizi bug&uuml;n evden &ccedil;ıkıp Kadık&ouml;y&rsquo;e her hafta gelecek bir noktaya ulaştırdı. Kendinizle gurur duymalısınız.</span></li>
<li><span>Teşekk&uuml;r ederim ama ben kendimi sizin beni desteklediğiniz kadar takdir edemiyorum maalesef.</span></li>
<li><span>Biliyorsunuz ki agorafobi basit bir hastalık değil. İyileşme s&uuml;reci sancılı ve olduk&ccedil;a uzun. Amacımız koşmak değil, y&uuml;r&uuml;yerek de yolumuzu ilerleyebiliriz. S&uuml;rece dahil olmanız ve istikrarınız bitiş &ccedil;izgisinin zafer ile sonu&ccedil;lanacağının kanıtıdır. </span></li>
<li><span>Bazen d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum da, iki sene &ouml;nce annemi kaybetmeseydim, yani annem &ouml;lmeseydi eğer bug&uuml;n yine bu noktada olur muydum?</span></li>
<li><span>Elbette yaşadığınız bu b&uuml;y&uuml;k kayıp sizi sarstı ve hastalığınızı i&ccedil;inizdeki karanlık mahzenden &ccedil;ıkardı. Ama bu olay yaşanmasaydı ve hastalık a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmasaydı da i&ccedil;inizde yine sizi ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in pusuya yatmış bir avcı gibi bekliyor olacaktı.</span></li>
<li><span>Evet doğru s&ouml;yl&uuml;yorsunuz&hellip; Yine de bir&ccedil;ok sefer kendimi hep aynı d&uuml;ş&uuml;nceyle otururken buluyorum. Her şey &ccedil;ok farklı olabilirdi&hellip; Her şey &ccedil;ok farklı olsaydı ben nasıl olurdum? Kaybetmeye mecbur bırakılmasaydım yani annemi, kendimi, hayatı&hellip; O zaman korkmazdım belki de hayatın akışına karışmaktan... Kim bilir&hellip;</span></li>
<li><span>Her şey &ccedil;ok farklı olabilirdi d&uuml;ş&uuml;ncesi sizi hangi ger&ccedil;ekliğe g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor Ebru Hanım?</span></li>
<li><span>Aileme ve k&acirc;busa &ccedil;evrilen hayatımın tam da ortasına maalesef. Annemi kaybettiğimde yirmi altı yaşındaydım. Yediği kurşunlardan sonra yere yığılışını unutmak i&ccedil;in t&uuml;m &ouml;mr&uuml;m&uuml; verebilirdim. Ve annemin yere yığılış sebebinin babam ve elindeki tabanca oluşu da geldiğim en karanlık ger&ccedil;eklerden biri. Ger&ccedil;i t&uuml;m &ccedil;ocukluğum babamın &ouml;fkesine maruz kalarak ge&ccedil;ti. Annemi babamdan korumak &ccedil;ocukken benim vazifem gibi hissederdim hep. Araya girdiğimde ise babam daha &ccedil;ok sinirlenir, annemi ondan daha &ccedil;ok sevmeme katlanamaz, bu sefer hem annemi hem de beni d&ouml;verdi. Yediğimiz dayaktan sonra ağlamaya bile korkardık annemle. Ağlarsak daha &ccedil;ok sinirlenirdi. Hoş sinirlenmediği bir şey de yoktu ya&hellip; Yemek yerken sofrada &ccedil;atalı yere d&uuml;ş&uuml;rsek bile babam &ouml;fkelenirdi. Hi&ccedil; unutmuyorum hatta ilkokuldayken sınıftan bir arkadaşımın evine gitmiştim &ouml;dev yapacaktık, akşam yemeğine de kalmamı teklif etmişlerdi, yemeğe oturduğumuzdaysa arkadaşım kaşığını yere d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. Babası ona vuracak diye &ccedil;ok korkmuştum. Oysa arkadaşımın babası g&uuml;l&uuml;msedi, kaşığı yerden alarak arkadaşıma doğru uzattı ve &ldquo;koş yenisini getir bakalım&rdquo; diyerek yemeğine devam etti. İnsan &ccedil;ocukken evde ne g&ouml;r&uuml;yorsa, t&uuml;m d&uuml;nyayı bundan ibaret sanıyor. Bu y&uuml;zden d&uuml;nyayı g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e, kendi d&uuml;nyamın ve r&uuml;yalarımın ne kadar karanlık olduğunu anlayıp bir kere daha hayata kırılmıştım.</span></li>
<li><span>R&uuml;ya demişken Ebru Hanım, k&acirc;buslarınız hala devam ediyor mu?</span></li>
<li><span>Verdiğiniz ila&ccedil;tan sonra daha derin uyumaya başladım ama ara ara k&acirc;buslarım hala oluyor.</span></li>
<li><span>En son ne zaman k&acirc;bus g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z?</span></li>
<li><span>D&ouml;rt g&uuml;n &ouml;nce &Ouml;zge Hanım.</span></li>
</ul>
<p><span>&Ouml;zge &ouml;n&uuml;ndeki deftere kısa bir not aldı. Ebru, doktorun not aldığını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; her sefer i&ccedil;inden demek ki &ouml;nemli bir şey s&ouml;yledim diye ge&ccedil;iriyordu.</span></p>
<ul>
<li><span>Peki, bana d&ouml;rt g&uuml;n &ouml;nce g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z k&acirc;bustan bahseder misiniz Ebru Hanım?</span></li>
<li><span>Tabii&hellip; R&uuml;yamda eski iş yerimdeydim, biliyorsunuz ki yaşadığım taciz olayına kadar &ouml;zel bir şirkette insan kaynakları b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde &ccedil;alışıyordum. </span></li>
<li><span>Evet, biliyorum tabii ki, devam edin l&uuml;tfen&hellip;</span></li>
<li><span>İş yerindeki eski masamda bilgisayarın başında harıl harıl bir şeyler yazıyordum. Şirket karanlıktı, sadece benim masamın tepesinde sorgu odalarını andıran bir ışık vardı. Sonra karanlıktan bana doğru yaklaşan ayak sesleri duydum. Ayak sesleri yaklaştık&ccedil;a ışığın parlaklığı d&uuml;ş&uuml;yordu, etrafı g&ouml;remiyordum. Biri elini omzuma koydu. Arkamı d&ouml;nmeden hızlıca koşmaya başladım. Karanlık olduğu i&ccedil;in hi&ccedil;bir şey g&ouml;rmeden koşuyordum. Koştuk&ccedil;a arkamdaki ayak sesleri bana doğru yaklaşıyordu, bazen tam beni kovalayan kişinin nefesini ensemde hissediyordum. O zaman daha da hızlı koşuyordum. En sonunda b&uuml;y&uuml;k bir u&ccedil;urumdan d&uuml;şermişim gibi bir hisle uyandım.</span></li>
<li><span>Sizi kovalayan kişi kimdi sizce Ebru Hanım?</span></li>
<li><span>Elbette, eski patronum. Ensemdeki nefesinin kokusunu bile aldım r&uuml;yamda biliyor musunuz? Uyandığımda ise tıpkı o olayın yaşandığı g&uuml;n olduğu gibi karnıma bı&ccedil;aklar saplanıyordu.</span></li>
<li><span>Yanlış hatırlamıyorsam patronunuzdan şik&acirc;yet&ccedil;i olmuştunuz değil mi?</span></li>
<li><span>Tabii ki&hellip; Ama kadının beyanı esastır h&uuml;km&uuml;ne rakip olarak karşımda &uuml;lkemize g&ouml;re en &ouml;nemlisi bir erkek vardı, &uuml;stelik zengin bir erkek&hellip; Elbette şik&acirc;yetim sonucu karakola &ccedil;ağırıldıktan sonra gecenin sonunda patronum elini kolunu sallayarak &ccedil;ıkan taraf, bense yaşadığım cinsel istismar ve sorgudaki ayıplar bakışlar sonucu ağlayarak eve d&ouml;nen taraftım. </span></li>
<li><span>İş yerindeki g&uuml;venlik kameralarına erişmeniz m&uuml;mk&uuml;n olmamıştı değil mi?</span></li>
<li><span>O geceden sonra bir daha işe gitmedim. İş yerinden birka&ccedil; arkadaşımla daha sonrasında telefonla konuştuğumuzda kamera g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerine ulaşıp ulaşamayacaklarını sordum. Tepkileri ise, &ldquo;patron g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri &ccedil;oktan silmiştir, uğraşma kaybeden sen olursun&rdquo; olmuştu. O g&uuml;n bir kere daha anladım ki &Ouml;zge Hanım, kadına şiddet sadece erkeğin veya toplumun değil, kadının da kadına yaptığı bir meseleydi. Ben de pes ettim. Mecalim yoktu. Yataktan &ccedil;ıkmak bile benim i&ccedil;in yorucuydu. Zavallı annecim o zamanlar yaşıyordu. Her g&uuml;n yatağıma yemek getiriyor, sa&ccedil;larımı okşayıp ağlıyor, bense tepki vermeden duvara bakıp, bir tek perdeleri a&ccedil;arsa, kapat diyerek onu uyarıyordum. İş yerindeki olaydan sonra evden hi&ccedil; &ccedil;ıkmamıştım, ta ki annemin cenazesine gidene kadar&hellip; Kalabalık i&ccedil;inde oturup ağlayarak boş tesellileri dinledim ve insanların tamamen gideceği g&uuml;n&uuml; bekledim sabırsızlıkla. Sonra da benim paha bi&ccedil;ilmez yalnızlığım başladı zaten. Babamın mahkemesine bile gidemedim, oysa ne &ccedil;ok isterdim h&acirc;kimin verdiği ceza kararından sonra onun y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rmeyi&hellip; Evden ilk &ccedil;ıkışım da bir senenin sonunda, siz beni ofisinize gelmeye ikna ettiğinizde oldu. </span></li>
<li><span>Peki, evde g&uuml;nleriniz nasıl ge&ccedil;iyor Ebru Hanım? &nbsp;Neler yapıyorsunuz mesela?</span></li>
<li><span>Her g&uuml;n belli bir saatte uyanıyorum, kahvaltımı yaparken bir yandan gazete okuyorum. Haberler g&uuml;ne negatif başlamam i&ccedil;in yeterli oluyor. Hemen hemen her g&uuml;n bir yeni kadın cinayeti haberi oluyor. Okuduk&ccedil;a geriliyorum ama bir yandan da okuyorum. Annemin haberinin &ccedil;ıktığı gazeteyi de hala saklıyorum. Okuduğum her haberde, &ouml;nce kendi yaşadığım ger&ccedil;ekliği unutuyorum &ouml;ld&uuml;r&uuml;len kadınlar i&ccedil;in isyan ediyorum. Sonra aklıma benim de bu cinayetlerle hayatı s&ouml;nd&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş bir kadının kızı olduğum aklıma geliyor. İsyanım b&uuml;y&uuml;yor. Annemin &ouml;l&uuml; bedeniyle baş başa kalıyorum sanki. O zaman hemen masadan kalkıyorum. Kahvaltımı toplayıp, evi temizlemeye başlıyorum. Tek başıma yaşadığım i&ccedil;in ev &ccedil;ok fazla pislenmiyor, neden her g&uuml;n temizlik yapıyorum diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r, yine de kendimi alıkoyamazdım ilk başlarda. Siz bir de obsesif olduğumu s&ouml;ylediğinizde bazı şeyler daha da netleşti zihnimde. O y&uuml;zden artık kendimi belli &ouml;l&ccedil;&uuml;de frenleyip, belli &ouml;l&ccedil;&uuml;de de serbest bırakıyorum. Obsesifliğin yarattığı takıntılarla kendimce y&ouml;ntemlerle baş ediyorum. Ama bazen, okuduğum haberin detay ve dehşetine g&ouml;re kendimi &ouml;yle &ccedil;ok kaptırıyorum ki, temizlik bittiğinde, ellerimin halini g&ouml;r&uuml;yorum ve ancak o zaman kendimi ne kadar hırpaladığımı anlıyorum, kendimden ka&ccedil;mak i&ccedil;in tabii b&uuml;t&uuml;n m&uuml;cadelem&hellip; Daha sonra g&uuml;zel bir duş alıyorum. Duştan sonra bir s&uuml;re kitap okuyorum. Kitaptan kafamı kaldırdığımda akşam yemeği saatimin yaklaştığını g&ouml;r&uuml;yorum. Kalkıp kendime yemek hazırlıyorum. Yemeğimi yerken genelde televizyon izlemiyorum. Kedi, k&ouml;pek videoları yerine haberleri izlemeyi se&ccedil;sem iştahımın ka&ccedil;acağını biliyorum. Bazen akşamları dizi izliyorum, bazen resim yapıyorum, bazen ise &ccedil;i&ccedil;eklerimle ilgileniyorum derken temizliğin de yorgunluğuyla uykum gelmiş oluyor ve yatağıma ge&ccedil;iyorum.&nbsp; </span></li>
<li><span>Gazete okumak veya televizyonda haber izlemek size ne hissettiriyor Ebru Hanım?</span></li>
<li><span>Evden iki senedir doğru d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;ıkmayarak ne doğru bir karar verdiğimi &Ouml;zge Hanım&hellip;</span></li>
</ul>
<p><span>&Ouml;zge&rsquo;nin y&uuml;z&uuml;ne buruk ve minik bir tebess&uuml;m yayılıyor&hellip;</span></p>
<ul>
<li><span>İzlediğim veya okuduğum her haber, duyduğumuz onca isim ve yittiğini bildiğimiz onca hayat beni dehşete d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yor. Ayrıca dışarıya &ccedil;ıkma konusundaki korkumu da tetikliyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dışarıya &ccedil;ıktığım her an ben de &Ouml;zgecan Aslan, Emine Bulut, Pınar G&uuml;ltekin, Ceren Damar, Mehtap B&uuml;lb&uuml;l, Helin Paland&ouml;ken, Deniz Aktaş gibi sosyal medyada fotoğrafları boy boy paylaşılan ama ruhu asla huzur bulmayan, adaletin hak vermediği, ismini bildiğim veya bilmediğim nice kadından biri olabilirim &Ouml;zge Hanım. Bu korku beni hayattan alıkoyuyor. Eğer bir umut olsaydı, bu d&uuml;zenin değişeceğine dair en ufak bir kırıntı&hellip; Belki de korkmazdım. Belki de evden &ccedil;ıkmak bu kadar zor olmazdı o zaman ya da işe geri d&ouml;nmek&hellip; Diyorum ya kendimi hep aynı d&uuml;ş&uuml;nceyle otururken buluyorum. Her şey &ccedil;ok farklı olabilirdi&hellip; Her şey &ccedil;ok farklı olsaydı ben nasıl olurdum? </span></li>
</ul>
<p><span>Kendini yine pencereden g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakıp zihnindeki t&uuml;m yılanları kusarken bulmuştu Ebru. Zamanı kontrol etti. S&uuml;relerinin bitmek &uuml;zere olduğunu g&ouml;rd&uuml;.</span></p>
<ul>
<li><span>Biraz su rica edebilir miyim &Ouml;zge Hanım?</span></li>
<li><span>Tabii ki Ebru Hanım, buyurun l&uuml;tfen.</span></li>
</ul>
<p><span>Ebru suyunu i&ccedil;tiği s&uuml;rede ise &Ouml;zge, karşısında duran yaralı kadına ve onun i&ccedil;indeki kırılmış &ccedil;ocuğa baktı, y&uuml;z&uuml;ne yansıtmamaya dikkat ettiği bir h&uuml;z&uuml;nle&hellip;</span></p>
<ul>
<li><span>Sizi bug&uuml;n yine epey yorduk Ebru Hanım. İsterseniz burada bir virg&uuml;l koyup, seansımıza haftaya kaldığımız yerden yine devam edelim. Olur mu?</span></li>
<li><span>Olur tabii. Kendimi dağılmış bir yapboz gibi hissediyorum, eve gidip par&ccedil;alarımı birleştirsem iyi olacak&hellip;</span></li>
<li><span>Bug&uuml;n kendinizi fazla yormayın. Temizlik ve haberleri es ge&ccedil;ebilirsiniz. Ruhunuzun ve zihninizin karanlık kutularını a&ccedil;tığımız her g&uuml;n yapbozunuzun bir par&ccedil;asını daha bulacaksınız. Resmi tamamladığımızda ne b&uuml;y&uuml;k ve ne zor bir iş başardığınızı bir kere daha fark edip, kendinizle gurur duyacaksınız. </span></li>
<li><span>O g&uuml;n&uuml;n gelmesi i&ccedil;in hem sabırsız hem de endişeliyim. Ama başaracağımıza inanıyorum, desteğiniz g&ouml;nl&uuml;me umut filizleri serpiyor.</span></li>
<li><span>Teşekk&uuml;r ederim, desteğim terapiye olan istikrarınız ve şeffaflığınız sayesinde anlamlı oluyor. Bu yolda birlikte ilerliyoruz.</span></li>
</ul>
<p><span>Ebru doktora g&uuml;l&uuml;msedikten sonra ayağa kalkarak, ceketine doğru y&ouml;neldi. &Uuml;zerini giyindikten sonra &Ouml;zge&rsquo;ye doğru yaklaşarak elini uzattı, tokalaştılar.</span></p>
<ul>
<li><span>Haftaya g&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere Ebru Hanım, iyi g&uuml;nler dilerim.</span></li>
<li><span>Teşekk&uuml;r ederim &Ouml;zge Hanım, iyi g&uuml;nler. Hoş&ccedil;a kalın&hellip;</span></li>
<li><span>Hoş&ccedil;a kalın Ebru Hanım.</span></li>
</ul>
<p><span>Odadan &ccedil;ıktığı an sonbahara yenik d&uuml;şen bir yaprak gibi hafiflediğini ama elbet baharda yeniden yeşereceğini hissetti. Merdivenleri indiğinde bekleme salonunda, yukarı &ccedil;ıkmadan &ouml;nce g&ouml;zlemlediği anne ve kızı da oradaydı. G&ouml;z ucuyla onlara baktıktan sonra kapıya doğru y&ouml;neldi. Kız &ccedil;ocuğunun kahkahaları ve koşturma sesi bir an arkasına d&ouml;nmesine sebep oldu. &Ccedil;ocuk koşarak sekretere doğru sevin&ccedil; i&ccedil;inde haykırıyordu.</span></p>
<ul>
<li><span>İrem abla! İrem abla! Benim bir kardeşim olacakmış biliyor musun? Annem beni meğer buraya s&uuml;rprizi a&ccedil;ıklamak i&ccedil;in getirmiş. Ben de abla oluyorum İrem abla!</span></li>
<li><span>Ah canım, bu ne tatlı bir haber &ccedil;ok sevindim!</span></li>
</ul>
<p><span>Ebru şahit olduğu olay sonrasında hızlıca arkasına d&ouml;n&uuml;p kapıya doğru y&uuml;r&uuml;meye devam etti. Y&uuml;r&uuml;rken g&uuml;l&uuml;msediğini hissediyordu. &Ccedil;ocuk hakkında d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; k&ouml;t&uuml; senaryoların ger&ccedil;ek olmadığını g&ouml;rmek onu rahatlatmıştı. Beyaz kapıyı aralayıp dışarıya &ccedil;ıktığında, havayı derin bir nefesle i&ccedil;ine &ccedil;ekti. Yerdeki kırıntıları minik gagasıyla toplayan kuşa baktı, kafasını g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne kaldırarak bir kez daha g&uuml;l&uuml;msedi. Hayata inat umut hep var diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Umut hep var&hellip;</span></p>
<p><span>-Yan masaldaki kız.</span></p>
<p><span>(Ay&ccedil;a DURAK)</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Işık ve Karanlığın Savaşı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/isik-ve-karanligin-savasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/isik-ve-karanligin-savasi</guid>
<description><![CDATA[ Zamanla ışığın kaçtıkça yaktığını, teslim oldukça ısıttığını öğrenirsiniz, hiç şüphesiz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62ace07199cdd.jpg" length="95486" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Jun 2022 23:13:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>karanlık, ışık, savaş, kazanmak, kaybetmek, nezaket, bağırış, acı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir g&uuml;neş ışığı s&uuml;zmesi i&ccedil;eri girdi. Onun etrafındaki kuş kanadı gibi narince yaptığı dans, birileri i&ccedil;in kabaca uyandırılmak demekti.</p>
<p>Sudan incelmiş, g&uuml;&ccedil;s&uuml;z kalmış kapaklar bu narin ışığa karşı direniş sergilemeye &ccedil;alışmış, y&uuml;reğinden ruhuna ge&ccedil;en yanma hissini sahiplendiğini fark ettiğinde pes etmek durumunda kalarak a&ccedil;ılmıştı.</p>
<p>İş, a&ccedil;ılmakla bitecek gibi g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu; &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu.</p>
<p>Karanlıktan tutulmuş, kırmızılar tarafından sarılmış bu g&ouml;zler, ışığın i&ccedil;eriye girmesiyle, narin dansını burada devam ettirmek istediğini hissetti.</p>
<p>Hızla kapanan kapaklar, gece mavisinde bir denizi yaratan g&ouml;zlerinden şaşılacak şekilde gelen damlalar ile kurumuş dudakları a&ccedil;ılarak, "Of! Of!" demesine sebebiyet vermişti.</p>
<p>Oysa y&uuml;reği ile ruhu arasında gezinen ışık s&uuml;zmesi ona, "Of değil, af," diye fısıldıyordu. Bu ise onda garip bir y&uuml;rek ağırlığı oluşturuyordu.</p>
<p>Tam sol tarafında taş dese taş değil, yılan dese yılan değil; kara delik taşıyordu adeta. Elini oraya koyduğunda, i&ccedil;eri &ccedil;ekilmesinden korkarak geri &ccedil;ekmek mecburiyetinde kalıyor, bu ağırlığın &ouml;nce ruhunu ardından da bedenini ezmeye başladığını fark ediyordu.</p>
<p>Fakat ne ağırlığı ne ezilmeyi ne de huzursuzluğu gidermek i&ccedil;in &ccedil;abası yoktu. Artık, yoktu.</p>
<p>Kafasının altındaki yastığı kendi elleriyle &ccedil;ekmesine rağmen, boşluğa d&uuml;şen kafası onu bir anlığına duraklatsa da ellerindeki yastığı kafasının &uuml;zerine kapatarak; d&uuml;n gece ka&ccedil;abilmeyi dilediği o karanlığı kendi yaratmıştı şimdi.</p>
<p>Işık bu sefer kaybetmiş olsa da bir g&uuml;n kazanacağını biliyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ışığın yanıklarından herkes ka&ccedil;ar, ka&ccedil;ar ve bir g&uuml;n elbet teslim olurdu. Zamanla ışığın ka&ccedil;tık&ccedil;a yaktığını, teslim olduk&ccedil;a ısıttığını &ouml;ğrenirsiniz, hi&ccedil; ş&uuml;phesiz.</p>
<p>Bu y&uuml;zden ışık, y&uuml;z&uuml;nde beliren ince ve yine narin tebess&uuml;m&uuml;n&uuml; birka&ccedil; kuşun cıvıltısı ile sunmuştu bile &ccedil;oktan.</p>
<p>Bu tebess&uuml;me karşılık bir sinir ortaya &ccedil;ıkmış, yastığının u&ccedil;larını kulaklarını kapatacak şekilde katlamıştı bile elleri sert&ccedil;e.</p>
<p>Ellerinin sertliği, ışığın doğasına zıtlık kurma arzusuyla bu hale geldiği gibi, yine bu arzuyla kendine zarar vermeye engel olamamıştı.</p>
<p>"Of, yeter ya!" diyerek &ouml;ylesine savuşturulan yastık y&uuml;z&uuml;nden, yatağa yapışık komodine sert&ccedil;e &ccedil;arpan ve olduk&ccedil;a tok bir ses &ccedil;ıkaran el; karanlığın ışığın tebess&uuml;m&uuml;ne karşı olan susturma denemesiydi.</p>
<p>Denemesiydi &ccedil;&uuml;nk&uuml; ışık biliyordu ki, bu susturma şekli sayesinde ışığa geliş yollarına birer kestirme ekleniyordu. Sadece bir m&uuml;ddet daha sabretmesi gerekiyordu bu altı boş olan, i&ccedil;i can yakan ve &uuml;zeri &ouml;rt&uuml;len susturma şekline karşı.</p>
<p>"Ah!"</p>
<p>Ağızdan istemsizce etrafa yayılan ve b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de etki yaratan ses, &ouml;nce ışığa bir işaret olarak, tekrar narince dans etmesine vesile oldu.</p>
<p>Ardından ise karanlığa bir uyarı olarak, taşları kıracak olan suyun kaynağına &ouml;rt&uuml; &ouml;rt&uuml;nmesine sebep oldu.</p>
<p>Her iki tarafında olduk&ccedil;a &ccedil;ekişmeli olması beklenen bu savaşta, ışık nedensizce bir sakinlik, dinginlik ve nezaket i&ccedil;erisindeydi.</p>
<p>Karanlıksa tam tersiydi. T&uuml;m silahlarını karşıya y&ouml;neltmiş, &ouml;fke ve hiddetini kullanmaktan &ccedil;ekinmiyordu.</p>
<p>Belki de kaybetmesine neden olan da buydu.</p>
<p>Hi&ccedil;bir karanlık silahı beyaza doğru y&ouml;neltmekten &ccedil;ekinmeyişindendi...</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ışık yani beyaz, kendini karanlığa y&ouml;neltmekten ve değmekten olduk&ccedil;a &ccedil;ekiniyordu. Galiba karanlıkta bunu bir silah misali korku olarak kullanıyordu, ışığa karşı.</p>
<p>Peki yine de ışığın bu kadar sakin, dingin ve nezaket i&ccedil;inde olmasının nedeni neydi?</p>
<p>Kim bilir...&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>O ve Bay Tin &#45; Esir Kuşlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/o-ve-bay-tin-esir-kuslar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/o-ve-bay-tin-esir-kuslar</guid>
<description><![CDATA[ Bir kuşu nasıl esir edebilirsiniz? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62acab7bf020a.jpg" length="71068" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Jun 2022 13:18:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>BYNGC</dc:creator>
<media:keywords>Kuş, esir, hikaye, soru, diyalog, umut, kafes, özgürlük, esaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>O, ucuna ip bağladığı kırmızı oyuncak yelkenlisini &ccedil;eke &ccedil;eke sahil boyu y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Hava pusuluydu o g&uuml;n. Saat &ouml;ğlen olmasına rağmen kapalı, biraz da esiyordu. Ne de olsa yaz bitiyordu. O, yazın bitmesini istemiyordu. Hep yaz olsun, okul tatil olsun, o da sahilde denizi seyretsin istiyordu. &Uuml;stelik denizi seyrederken hi&ccedil; yalnız olmazdı. Bay Tin de mutlaka ona eşlik ederdi. Hatta O, Bay Tin'e eşlik ederdi.</p>
<p>Bay Tin, O'nun en yakın arkadaşıydı. Hemen sahilin bitiminde eski bir barakada yaşardı. &Ccedil;oğu zaman da g&uuml;nlerini sahilde ge&ccedil;irirdi. Balık tutardı, kuşları beslerdi, bankta oturup gazetesini okurdu ya da uyuklardı. Hava &ccedil;ok soğuk olduğunda bir ateş yakar ısıtırdı kendini. O, Bay Tin'i &ccedil;ok severdi. &Ouml;zellikle de hikayelerini...</p>
<p>Kimileri Bay Tin i&ccedil;in deli derdi. Hikayeleri uydurma, kendisi b&uuml;y&uuml;k bir yalancı, ge&ccedil;mişinde de b&uuml;y&uuml;k su&ccedil;lar işlediği i&ccedil;in şimdi de kimi kimsesi yoktu. Yani onu tanımayanlar &ouml;yle derdi. O, buna inanmazdı. Hi&ccedil; inanmadı. Ona g&ouml;re Bay Tin, b&uuml;y&uuml;k bir kahramandı. Bay Tin'in kendini adlandırdığı gibi: "Hayat Kahramanı".</p>
<p>"Ge&ccedil; kaldın." dedi Bay Tin, O'ya bakmadan. Oyuncak yelkenlisinin zeminde &ccedil;ıkardığı rahatsız takırtıdan anlamıştı, O'nun geldiğini. Bay Tin, o sırada &ccedil;&ouml;melmiş kuşlara yem atıyordu.</p>
<p>"&Ouml;ğretmen yine &ccedil;ok &ouml;dev verdi." O da, Bay Tin'in yanına &ccedil;&ouml;kt&uuml;. "Annem de yapmadan &ccedil;ıkamazsın, dedi. Anca gelebildim." O, yine hayıflanıyordu. Bay Tin hi&ccedil; şaşırmadı. O'nun her zamanki haliydi.</p>
<p>O, dirseklerini dizlerinin &uuml;zerine dayayıp, yanaklarını iki yumruğunun arasına sıkıştırıp Bay Tin'i izlemeye koyuldu.&nbsp;</p>
<p>Aralarında kısa bir sessizlik oldu. Bay Tin, bu sessizliği bilirdi. O, yine tuhaf sorularından birini sormaya hazırlanıyordu. Yaşlı adam kuşlara yem atmaya devam etti.</p>
<p>"Bay Tin," diye sorusuna giriş yaptı O. "Bu kuşlar sizin mi? Sizinse diğer kuşlardan onları nasıl ayırıyorsunuz? Hi&ccedil;, bir başkasının kuşunu beslediniz mi? Eğer sizin kuşlarınızsa neden &ouml;zg&uuml;r bırakıyorsunuz? Ya ka&ccedil;arlarsa ya sizi terk ederlerse korkmuyor musunuz?" O, hi&ccedil; nefes almadan b&uuml;t&uuml;n sorularını bir solukta sıraladı. Ama tuhaftır ki O, soru sorarken yorulsa bile Bay Tin dinlemekten yorulmuyordu. Hatta tam tersi her soruda daha fazla dikkat kesiliyordu. Bu saygısıydı zaten O'yu, ona bağlayan.&nbsp;</p>
<p>Bay Tin tebess&uuml;m etti.&nbsp;</p>
<p>O, Bay Tin'in tam yanında durduğu i&ccedil;in yaşlı adamın sadece kırışık y&uuml;z&uuml;n&uuml;n yarısını g&ouml;r&uuml;yordu. O, gayriihtiyari yaşlı adamın alnındaki &ccedil;izgileri saymaya &ccedil;alıştı. Eski bir sorusu geldi aklına: "Ka&ccedil; kırışık &ccedil;izginiz var, Bay Tin? Onları seviyor musunuz, annem sevmiyor da." O, bu hatırasının &uuml;zerine kıkırdadı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Bay Tin, bu sorusunun &uuml;zerine ona, "Bilmem, hi&ccedil; &uuml;t&uuml;lemeye &ccedil;alışmadım, hi&ccedil; de beceremem" demişti. Sonra O'nun, onu anlamadığını fark ettiğinde yine b&ouml;yle tebess&uuml;m edip sorusunu cevaplamıştı. "&Ccedil;ok şey yaşadım, O. Koca bir hayat, koca bir &ouml;m&uuml;r... B&uuml;t&uuml;n hatıralarımı sayabilseydim, onların da sayısını bilmiş olurdum. Hatıraları g&uuml;zel yapan &ccedil;okluğudur, &ccedil;izgilerim de &ccedil;ok olduk&ccedil;a g&uuml;zel."&nbsp;</p>
<p>Elbette O, Bay Tin'i her zaman anlamıyordu. Hatta &ccedil;oğu zaman hi&ccedil; anlamıyordu. Yine de Bay Tin'e soru sormak g&uuml;zeldi. Bay Tin'i dinlemek g&uuml;zeldi. Bay Tin'le konuşmak g&uuml;zeldi.</p>
<p>O, eski hatırasından kopup şu ana d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde, Bay Tin kuşlara yem atmayı kesmişti. Başını hafif&ccedil;e g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne kaldırıp, taze deniz havasını kokladı. O sırada O da g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne kaldırdı kafasını. &Ccedil;ok bulut vardı, hem de &ccedil;ok... Ama O'nun g&ouml;zlerine takılan kuş s&uuml;r&uuml;s&uuml; oldu. Kuşlar ahenk i&ccedil;inde s&uuml;z&uuml;l&uuml;yordu g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde. O, cevabını almakta sabırsızlanmıştı. Ama biliyordu ki Bay Tin, ge&ccedil; cevap verse de mutlaka bir cevap verirdi.</p>
<p>Ve yine &ouml;yle oldu.</p>
<p>"Bir kuşu esir etmenin &uuml;&ccedil; yolu vardır, O." diye s&ouml;ze girdiğinde Bay Tin, O dikkat kesilmişti &ccedil;oktan. Şimdi dikkatle dinlemenin sırası O'daydı. "Birincisi, onu kafese koymaktır. Orada seninle sonsuza denk kalabilir ama g&ouml;z&uuml; hep g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kte kalır." İkisi de sanki s&ouml;zleşmişler gibi g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne baktılar kısaca. Sonra Bay Tin devam etti s&ouml;z&uuml;ne: "İkincisi, daha acımasızca..." Burada Bay Tin'in sesi katılaştı. "Onun kanadını kırarsın." Sesi tekrar eski haline geldi. "B&ouml;ylelikle senden başka kimsesi olmayacağını bildiğinden, e tabii g&uuml;c&uuml; de olmadığından sana muhta&ccedil; kalır ama garip bir şekilde minnettar da olur, sanki kanadını kıran sen değilmişsin gibi..."</p>
<p>"Nefret etmez mi?" diye atıldı O, iki s&ouml;z&uuml;n arasına merakla.</p>
<p>"Eder. Etmez olur mu? İ&ccedil;ten i&ccedil;e nefret eder ama hep muhta&ccedil; olduğu taraf ağır basar da susar."</p>
<p>"Peki ya &uuml;&ccedil;? &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; se&ccedil;enek ne?" O, iyice iştahlanmıştı. Kocaman g&ouml;zleriyle yaşlı adamın y&uuml;z&uuml;n&uuml;n yarısını arşınlıyordu.</p>
<p>Bay Tin, k&uuml;&ccedil;&uuml;k dostunu daha fazla meraklandırmadan s&ouml;z&uuml;ne devam etti: "Onu u&ccedil;amayacağına inandırırsın..."</p>
<p>O'nun kafası karışmıştı. O da ne demekti? Kuş, hi&ccedil; bir şeye inanır mıydı? Kuşlar d&uuml;ş&uuml;nmezdi ki inansınlar. O hemen bunu da sormak istedi ama duraksadı. Biliyordu ki Bay Tin, bu soruya hemen cevap vermezdi. Son bir soru hakkı kalmıştı, O'nun. İ&ccedil;ten i&ccedil;e bunu biliyordu. Bay Tin'in s&ouml;zlerini bir kez daha tarttı aklından. Tekrar tekrar d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; cevapları. Bir Bay Tin'e baktı, bir de yerdeki yemlenen kuşlara... Ne kafeste esirlerdi ne de kanatları kırık... &Ouml;yleyse Bay Tin, onları nasıl esir etmişti kendine? Nasıl olur da u&ccedil;up gitmeden &ouml;ylece dururlardı?&nbsp;</p>
<p>O, sorusunu bulmuştu: "Bay Tin, bu kuşlar ne kafesteler ne de kanatları kırık, yine de burada sizinleler. O zaman geriye tek bir se&ccedil;enek kalıyor: U&ccedil;amayacaklarına inanmışlar. Peki ya nasıl, nasıl inandırdınız bunu onlara?"</p>
<p>Bay Tin, derin bir nefes aldı ve hafif&ccedil;e başını O'ya doğru eğdi. Sanki bir sır veriyormuş gibi sağ elinin tersini, dudağının sol kenarına dayadı. Gizli bir sır... Kuşlardan bile gizlediği bir sır... Sol avucunu biraz aralıyarak, elindeki yemleri g&ouml;sterdi ve cevabı fısıldadı, O'nun kulağına: "Onlara umut verdim."&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜL VE ATEŞ(Prenses)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gul-ve-atesprenses</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gul-ve-atesprenses</guid>
<description><![CDATA[ Gül ve Ateşin 3.bölümü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6285f77bebba0.jpg" length="73962" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 16 Jun 2022 18:30:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynep_edaq2</dc:creator>
<media:keywords>tarihikurgu, saray, entrika, halk, adalet, prens, prenses</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir prensesin sabah rutini her zaman aynıdır.Sabah g&uuml;neş doğduktan sonra nedimeler tarafından uyandırılıp g&uuml;l sularıyla y&uuml;z&uuml;n&uuml;n yıkanmasını beklemek nedimelerin sana g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;lmen i&ccedil;in uyguladığı bakımlara katlanmak a&ccedil; bir karınla seni bir oyuncak bebek gibi s&uuml;slenmelerini bitirdikten sonra kilonu korumak i&ccedil;in &ouml;n&uuml;ne konulan iki par&ccedil;ayla karnını doyurmaya &ccedil;alışıp akşamleyin ise ailedeki b&uuml;t&uuml;n erkeklerin &ouml;n&uuml;ne et koyulurken &ouml;n&uuml;ne koyulan bir kase &ccedil;orbayla b&uuml;t&uuml;n geceyi ge&ccedil;irmekti.</p>
<p>Şehrazat b&uuml;t&uuml;n bunlardan daha fazlası olmak istiyordu.Ailesi ve halkı tarafından bir s&uuml;s bebeği gibi g&ouml;r&uuml;nmektense halkı i&ccedil;in &ccedil;abalayan bir prenses olmak istiyordu.Bu fikri annesine ilk a&ccedil;tığında annesinden ilk tokatını yemişti. Annesi &ouml;fkeden b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş g&ouml;zleriyle"Sakın"demişti"Bir daha ağzından b&ouml;yle bir şey duymayacağım" Şehrazat yediği tokatın etkisiyle korku dolu bir sesle"Tamam annecim"demesine rağmen annesi b&uuml;t&uuml;n hocalarını değiştirmiş okuduğu t&uuml;m kitapların moda ve prenseslerin g&ouml;revleri hakkında olduğundan emin oluncaya kadar kızını rahat bırakamamıştı.,</p>
<p>Şehrazat o g&uuml;n hayallerini kimseye s&ouml;ylememesi gerektiğini &ouml;ğrenmişti ve bu y&uuml;zden &ccedil;ok g&uuml;vendiği yardımcıları hari&ccedil; gizli yerini kimse bilmiyordu.Bu gizli yerde devletin yasakladığı kitapları okuyordu.Bu kitaplar daha &ccedil;ok adalet,halkın isyan ederek hak ettiği zenginliğe kavuşacağını konu edenen kitapları okuyordu. Bu kitapları ilk kez &uuml;vey abisi Arash'ın odasında g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;.Kitabı ilk okumaya başladığında babası hakkında yazılan d&uuml;ş&uuml;nceleri okuyup &ouml;fkelenmişti.O zamanlar babası Şehrazat'ın g&ouml;z&uuml;nde yenilmez bir kahramandı. Arash,Şehrazat'ın gizlediği kitapları bulmuş olmasının verdiği endişeli bir sesle"Şehrazat"diye konuşmaya &ccedil;alıştığında Şehrazat &ouml;fke dolu g&ouml;zleriyle hi&ccedil;bir kelime etmeden elindeki kitabı yere atıp elbisenin eteklerinden tutarak uzaklaşmıştı. Şehrazat o g&uuml;nden itibaren 3 g&uuml;n boyunca odasından &ccedil;ıkmamış &Uuml;vey Abisi Arash ise 3 g&uuml;n boyunca s&uuml;rekli kızkardeşinin odasında dolaşmış &uuml;vey kız kardeşinin odasına girecek cesareti kendinde bulamamıştı. Arash'ın bu hareketleri sarayda abi ve kız kardeşinin arası a&ccedil;ıldı şeklinde yorumlanmış ve gerek Arash'ın taraftarları gerek de Sultan'ı ve Prens Mohsen'in taraftarları arasında olası bir taht kavgası i&ccedil;in &ouml;nlem almaya başlamışlardı.</p>
<p>Her ne kadar iki oğlunun da canını almamaya yemin eden Prens Alaeddin can ve tahtını kaybetmenin korkusundan 3.g&uuml;n&uuml;n akşamında oğlu Prens Arash ve kızı Prenses Şehrazat'ı huzuruna &ccedil;ağırmıştı. Prens Arash silah taşıma izni olduğundan babasının huzuruna &uuml;st&uuml; aranmadan &ccedil;ıkamazdı. Prens Arash &uuml;st&uuml;n&uuml;n atanmasının bitmesini beklerken kızkardeşi yanından ge&ccedil;erek babasının huzuruna girdi. Akbaroğullarında kadınların silah taşıması yasaktı ve eğer Prensesin ailesinden değilseniz yanlışlıkla bile olsa Prensese dokunacak olursanız dokunan parmaklarınız kesilir ve hayvanların yemisi i&ccedil;in onların &ouml;n&uuml;ne atılırdı.</p>
<p>Bu y&uuml;zden Prensesin hizmetinde yalnızca kadınlar olur ve Prensesi korumak i&ccedil;in kadınların komutanı olan Homa g&ouml;revlendirilirdi. Homa sadece Sultan'ın komutanı Ak&ccedil;an'a hesap verir,Prensesi i&ccedil;in bir tehlike sezdiğinde Sultan hari&ccedil; herkesin canını alabilirdi. Eğer Prenses,Homadan her ne sebepten olursa olsun &ouml;nce &ouml;l&uuml;rse Homa kendini g&ouml;revinde başarısız sayar ve kendi canına kendi kıyar ve &ouml;b&uuml;r d&uuml;nyada Prensesine kavuşacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;.</p>
<p>Arash &uuml;st&uuml;n&uuml;n aranması bitince muhafizlar eşliğinde babasının huzuruna girdi. İ&ccedil;eri girdiğinde kızkardeşinin elmas işlemeli elbisesiyle babasının yanındaki tahta yerini aldığında g&ouml;rd&uuml;.Bu elbiseyi kardeşi babası ve devlet adamlarının huzuruna &ccedil;ıkarken giyerdi.Prensesin &uuml;zerindeki elbise de ne kadar elmas par&ccedil;ası varsa imparatorluğun g&uuml;c&uuml; ve azameti o kadar fazla olduğuna yorulurdu.</p>
<p>Babasının,kardeşine olan bakışlarını g&ouml;r&uuml;nce aklından ge&ccedil;en ilk d&uuml;ş&uuml;nce kızkardeşinin babasına g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kitapları anlattığıydı. İki kardeşin birbirine olan sert bakışlarından rahatsız olan Alaeddin sert bir sesle konuşmaya başlayarak b&uuml;t&uuml;n dikkatleri &uuml;zerine &ccedil;ekti. "Arash nasıl b&ouml;yle davranırsın?"diye hesap sorucu bir sesle sorduğunda Arash,kızkardeşinin babasına her şeyi anlattığından emindi ama bir anlık kızkardeşine g&uuml;venen tarafına kızmadan edemedi ve i&ccedil;inden"Aptal kendi &ouml;z abisi varken seni mi destekleyeceğini zannettin"diye ge&ccedil;irmeden edemedi.</p>
<p>Yasaklı kitapları okunmasından tek rahatsız olan babası da değildi kendi taraftarlarından bazıları da bu kitaplardan uzak durmasını s&ouml;yl&uuml;yor eğer uzak durmassa kendi desteklerini de &ccedil;ekeceklerini s&ouml;yl&uuml;yorlardı ve şuan da zar zor bulduğu desteği de kaybetmek &uuml;zereydi.</p>
<p>"Baba"dedi gerekirse kendisini affetmesi i&ccedil;in yalvarmaya hazır bir ses tonuyla"A&ccedil;ıklayabilirim" Babası sus anlamında elini havaya kaldırdığından Arash istemeye istemeye sustu. Oğlunun susmasından sonra kızına d&ouml;nen babası kızına d&ouml;n&uuml;p alaycı bir sesle"Ne dersin kızım kendisini a&ccedil;ıklamasına izin verelim mi?"dediğinde Şehrazat acımasız bir sesle"Evet,izin verelim babacığım ben de &ccedil;ok merak ediyorum neler s&ouml;ylecek?"</p>
<p>Arash'ın emri altında &ccedil;alışan adamları,bir insana adanmışlığın verdiği korkusuzlukla"Bizi s&ouml;yleyin efendim hdeflerimize ulaşabilmek i&ccedil;in size ihtiyacımız var"dedikleri halde Arash b&uuml;t&uuml;n su&ccedil;u kendi &uuml;st&uuml;ne almakta kararlıydı. "Hepsi benim su&ccedil;um efendim l&uuml;tfen beni affedin"dediği anda babası i&ccedil; salonu dolduran bir kahkaha atıverdi ve Arash kafası karışık bir halde babasına ve kızkardeşine baktı. "Arash her zaman her şeyi ciddiye alan bir &ccedil;ocuk oluşmuştur.Baksana sırf kızkardeşini bir &ccedil;arşıya g&ouml;t&uuml;rmedi diye ne kadar &uuml;z&uuml;lm&uuml;ş"dediğinde Arash şaşkınlık dolu bir sesle"&Ccedil;arşı mı?"diye tekrar ettiğinde Şehrazat,abisinin ağzından bir şey ka&ccedil;ırmasını engellemek i&ccedil;in konuya dalıp k&uuml;sk&uuml;n bir sesle"Yine unuttun değil mi ağabeycim?En iyisi Homa'ya s&ouml;yleyeyim de benimle beraber &ccedil;arşıya gelsin"dediğinde Arash itiraz eder bir sesle"Gerek yok yarın seni Amol'a g&ouml;t&uuml;receğim"dedi.</p>
<p>İki kardeşin arasının Prensesin k&uuml;stah ve şımarık tavırlarından dolayı bu kavgayı &ccedil;ıkarttığını &ouml;ğrenen devlet adamları derin bir nefes almıştı.Sultan Alaeddin ise saraydaki endişe dolu ortamın sakinleşmesiyle bu gece Harem de eğlence yapılmasını emredip kalabalığı dağıttı. Prens Arash,kızkardeşinin onu satmamasının verdiği rahatlıkla en azından bu gece huzur dolu bir uyku &ccedil;ekecekti.</p>
<p>Prens Arash odasına girdiği an adamları etrafından toplanıp hep bir ağızdan endişe dolu bir sesle"Efendim ne oldu?Babanız niye &ccedil;ağırmış Prenses Şehrazat g&ouml;rd&uuml;klerini anlatmış mı?diye etrafını sardığında kafası hala da karışık olan Arash"Yarın Şehrazatla &ccedil;arşıya gidiyorum"dediğinde etrafında ki adamları anlamamış g&ouml;zlerini Prens Arash'a dikmiş a&ccedil;ıklamanın devamını bekliyordu ama Prens Arash da hi&ccedil;bir şey anlamadığından adamlarının sorularını yarına erteleyip endişenin ve stresin verdiği yorgunlukla yatağına uzandı.</p>
<p>Yarın sabah tebdil-i kıyafet dışarı &ccedil;ıkacak olan Arash gen&ccedil; bir asilzade halinde giyinmişti normalde halkın arasında dolaşmak i&ccedil;in onlar gibi giyinirdi ama bu ziyaretten babası haberdar olduğundan kurallara g&ouml;re giyinmek zorundaydı. Biraz sonra kızkardeşi Şehrazat her ne kadar tebdil-i kıyafette olsa bir Prensesin uymak zorunda olduğu kurallara uyarak mavi ipek bir elbise giymiş sa&ccedil;larını ise &ouml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml; ve Arash'a g&uuml;venmediğini belli edercesine yanına Homasını almıştı. Abisini g&ouml;ren Homa yarım yaptığı bir reveransla elini uzatıp"Ağabeyciğim"dediğinde Arash kızkardeşinin elini &ouml;p&uuml;p"Kızkardeşimm"deyip g&ouml;rg&uuml; kurallarını yerine getirdikten sonra Şehrazat abisi Arash'ın koluna girip kendilerini bekleyen at arabasına doğru y&uuml;r&uuml;meye başladılar ve Homa da sanki emir almış gibi 5 adım arkadan onları takip ediyordu.</p>
<p>"D&uuml;n beni babama ispiyonlamadığın i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim"dedi Arash,Homa'nın duymaması i&ccedil;in kısık bir sesle. " Teşekk&uuml;r etmek i&ccedil;in hen&uuml;z erken daha hi&ccedil;bir şeye karar vermedim"dedi d&uuml;nk&uuml; şımarıklığının aksine acımasız ve soğuk bir sesle konuşuyordu.</p>
<p>"Peki tam kararını ne zaman vermiş olacaksın?"diye sorduğunda Şehrazat saraydaki g&ouml;zlerden de uzaklaşmanın etkisiyle abisinin kolundan &ccedil;ıkıp Homa'ya y&ouml;neldi ve Arash'ın anlamayacağı bir &ccedil;abukla &ccedil;ekip kılıcı abisinin boynuna dayadı ve soğuk ve acımasızlık dolu bir sesle"Beni o kitaplarda anlatılan yere g&ouml;t&uuml;r eğer s&ouml;ylediklerin doğruysa yemin ederimm sırrını bir &ouml;m&uuml;r saklayacağım yalansa yine sana yemin ederim ki senin canını vatana ihanetten bir kılı&ccedil; darbesiyle alırım"dedi.</p>
<p>Kılı&ccedil;'ın o soğukluğunu hisseden Arash g&ouml;zlerini bir dakika bile olsun kızkardeşinden &ccedil;ekmeyip"Tamam seni oralara g&ouml;t&uuml;receği ama "dedi ve ona karşılacağı manzaralara dayanamayacağını belli eden bir sesle son kez uyaran bir sesle"Emin misin?diye sorduğunda bu koskoca imparotorlukta g&ouml;steriş yapmak dışında hi&ccedil;bir işe yaramadığını d&uuml;ş&uuml;nen Şehrazat bir kez olsun işe yarama &uuml;midiyle"Eminim"dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TATLI (ÇÜRÜK) ELMA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tatli-curuk-elma</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tatli-curuk-elma</guid>
<description><![CDATA[ Kitaplar, elmalar ve öyküler.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62aa3109aac15.jpg" length="46906" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 15 Jun 2022 22:21:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nghncsknr</dc:creator>
<media:keywords>insan, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Eski ahşap kapıyı itip i&ccedil;eri girdiğinde burnuna dolan tatlı kitap kokusuyla birlikte adımları birka&ccedil; saniye donakaldı ve kendini uzun soluklu bir romandan tek nefeslik bir &ouml;yk&uuml;n&uuml;n i&ccedil;ine bırakıverdi. Sonbaharı geride bırakıp y&uuml;z&uuml;n&uuml; kışa &ccedil;evirmiş olan g&ouml;ky&uuml;z&uuml;, kar tanelerinin habercisiymiş&ccedil;esine kızıla b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş ve soğuk havaya acılı bir r&uuml;zg&acirc;r eklemişti. Sahaftan i&ccedil;eri girdiği anda v&uuml;cudu ısınmış, atkısına g&ouml;md&uuml;ğ&uuml; burnu kitapların sıcaklığına g&uuml;venerek &ouml;zg&uuml;rleşirken onu &ccedil;ağıran sıra sıra rafların arasına karıştı.</p>
<p>Kendini bildi bileli yerinde duran ve &ouml;ncesinde geniş bir ge&ccedil;mişe sahip olan bu sahaf gen&ccedil; kıza d&ouml;rt mevsim ev sahipliği yapıyordu. Kahverengi, sarı ve bordo tonları g&uuml;n&uuml;n her vaktinde d&ouml;n&uuml;p duran gramofonla birleşir, cam kenarındaki k&ouml;şeye yerleştirilmiş karşılıklı koltuklar ile birleşerek konuklarını orta &ccedil;ağdan kalma bir zaman kaps&uuml;l&uuml;n&uuml;n i&ccedil;ine alıverirdi. Yeşim, bu konukların en s&uuml;reklisiydi. Haftanın her g&uuml;n&uuml; fırsat bulduk&ccedil;a ziyaret eder, rafların arasında dolaşıp dokunmaya kıyamadığı kitapları seyredip bazılarını inceleyerek kendine ait zaman akışını hızlandırır veya yavaşlatırdı.</p>
<p>&Ouml;nce sahafın sahibi Mustafa Bey ile kısa bir hasbihal etti, ardından en sevdiği b&ouml;l&uuml;me yani &ouml;yk&uuml; kitaplarının arasına karıştı. Gelmiş ge&ccedil;miş en iyi &ouml;yk&uuml;c&uuml;lerin eserleri kimi ciltli ilk basımlarıyla, kimi yıpranmış ikinci el yaşanmışlıklarıyla bir aradaydı. Boyunun ulaşabildiği son rafı g&ouml;zleriyle s&uuml;zerken kırmızı, dışı deri bir ciltle kaplanmış yeni ama bir o kadar eski bir kitaba rastladı. Yan taraftaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k basamak sayesinde kitabı alıp okuma k&ouml;şesine &ccedil;ekilirken bir yandan cildi inceliyor, ka&ccedil; yılına ait olduğunu bulmaya &ccedil;alışıyordu. İşin tuhaf tarafı kitabın &uuml;zerinde yazarın adı ya da yayınevi yazmıyordu. Yalnızca altın sarısı harflerle işlenmiş bir başlık yazılıydı: <em>Tatlı <span style="text-decoration: line-through;">&Ccedil;&uuml;r&uuml;k</span> Elma&hellip; </em></p>
<p>&Ccedil;&uuml;r&uuml;k kelimesinin &uuml;st&uuml;nden ince bir &ccedil;izgiyle ge&ccedil;ilmişti. Merakı git gide artarken yerine iyice yerleşti ve bacak bacak &uuml;st&uuml;ne atarak rahat bir pozisyona ge&ccedil;ti. İ&ccedil; kapakta bir şey bulurum umuduyla sayfaları karıştırmaya karar verdiğinde kitabın kapağını a&ccedil;tı ve &ouml;yk&uuml;n&uuml;n ilk kelimesiyle karşılaştı:</p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #e03e2d;"><strong>G&ouml;kten D&uuml;şt&uuml; Elma ama Nasıl Elma? </strong></span></p>
<p><em>Tatlı, kokusu insanı mest eden elmalar g&ouml;kten d&uuml;şmeye başladığında kimse bu durumu garipsememiş, aksine &ccedil;ılgınlar gibi hik&acirc;yelerinin sonunda kendi bahtlarına ne d&uuml;şeceğini merakla beklemeye başlamışlardı. Doğu masallarının sonunda g&ouml;kten her daim &uuml;&ccedil; elma d&uuml;şer; kimin ne isteği varsa, hepsi onun başına&hellip; Bunu bilen insanlar başlarındaki şapkaları &ccedil;ıkarmış, sa&ccedil;larını r&uuml;zg&acirc;ra bırakmıştı. Herkes kırmızı, parlak ve tatlı elmaların g&uuml;zellik getireceğini, b&uuml;t&uuml;n sıkıntıları alıp g&ouml;t&uuml;receğini ve mutlu son vereceğini zannediyordu. Kimisi sevdiğine kavuşmak, kimisi zengin olmak, kimisi sağlık, kimisi h&uuml;rriyet d&uuml;şl&uuml;yordu. Oysa kimse bunları hak edip hak etmediğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yordu. Karşılıksız bir şekilde elmalara denk gelecek ve hi&ccedil;bir şey yapmadan arzularına kavuşacaklardı&hellip; G&ouml;zleri a&ccedil;lığa b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş, iştahları kabarmış insan topluluğu sokaklarda birbirini itip kakar ve &ouml;n&uuml;ndeki engelleri hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden yok etmeye dalmıştı. Kan bir s&uuml;re sonra &ouml;rme taşlı sokakların oluklarında birikmiş, acı dolu &ccedil;ığlıklar evlerin arasında yankılanmaya başlamış ve t&uuml;m şehir ezik elma kokusuna bulanmıştı. Bir kez olsun dursalar, vaziyetin ne olduğunu g&ouml;r&uuml;p belki de d&uuml;şt&uuml;kleri k&ouml;r &ccedil;ukurdan &ccedil;ıkmaya karar vereceklerdi ama hi&ccedil;birinin durmaya niyeti yoktu. </em></p>
<p><em>Zira dursalardı, g&ouml;kten d&uuml;şen tatlı elmaların esasında &ccedil;&uuml;r&uuml;klerle dolu olduğunu g&ouml;receklerdi. </em></p>
<p>Hik&acirc;ye bitmiş, Gen&ccedil; kız kitabın kapağını kapattığında &ccedil;&uuml;r&uuml;k elma kokusu burnunun direğini sızlatıyordu. Başını kaldırıp kitaptan ayrıldığında ise &ouml;n&uuml;nde bir sepet &ccedil;&uuml;r&uuml;k elma duruyordu. Eğer hik&acirc;yedeki insanlar g&ouml;kten &ccedil;&uuml;r&uuml;k elma yağdığını g&ouml;rselerdi, artlarına bakmadan ka&ccedil;ar ve burun kıvırırlardı. K&ouml;r olmuş g&ouml;zleri &ccedil;&uuml;r&uuml;k elmaların sağlam elmalardan daha lezzetli ve tatlı olduğunu g&ouml;rmezdi. G&uuml;l&uuml;msedi, eğilip bir tane elma aldı ve ısırıp bahtına d&uuml;şecek olanı kabullendi.</p>
<p>Elinden başka bir şey gelmezdi&hellip;</p>
<p></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NİKAH</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nikah</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nikah</guid>
<description><![CDATA[ Gelin ve damat yerine oturdu, sıra kırmızı cübbeli adamdaydı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a8f16a8f359.jpg" length="52800" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Jun 2022 23:37:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif şık</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><b>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;NİKAH</b></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Perde iki yana a&ccedil;ılıyor. Ortamda koyu bir sessizlik hakim. Siyah takım elbiseli, siyah kravatlı g&uuml;vey; arkasından kabarık eteğine tekmeler atarak y&uuml;r&uuml;yen beyaz kuğunun elini tuttu. Sahnede el ele ilerlediler. İlk &ouml;nce kadın, sonra erkek dikd&ouml;rtgen masa etrafındaki yerlerine oturdular. Birbirlerine ışıl ışıl parlayan g&ouml;zlerle bakarken; ağızları kulaklarına değil, g&ouml;klere varıyordu. Onların yerleştiğini g&ouml;ren şahitler de yerlerini aldılar. Sıra bende şimdi. Kırmızı c&uuml;bbemi giyiyorum, elime defterimi alıp, masada boş kalan son sandalyeye doğru ilerliyorum.</p>
<p></p>
<p>- Adınız soyadınız? diye soruyorum. Biraz sonra soyadını alacağa adama, aşkla bakan kadına.</p>
<p></p>
<p>- Selma Şakiroğlu diyor.</p>
<p></p>
<p>- Sizin adınız soyadınız? diye yan tarafıma tekrar ediyorum. Cevap vermiyor, g&ouml;zlerindeki siyahla beyazın yer değiştirirken, başı &ouml;nce geriye sonra yana d&uuml;ş&uuml;yor. Sandalyeden yere hızlı bir iniş yapıyor. Yerde elif misali duran v&uuml;cudun titrediğini g&ouml;r&uuml;yorum.</p>
<p></p>
<p>-Ambulansı arayın diye bağırıyorum. Bir yandan da yapabileceğim bir şey olup olmadığını anlamaya &ccedil;alışıyorum.</p>
<p></p>
<p>-Bir şey yiyip i&ccedil;ti mi? diye soruyorum.</p>
<p></p>
<p>- Yok i&ccedil;medi diyor birisi. Sesin geldiği y&ouml;ne bakmadan tekrar,</p>
<p></p>
<p>-Sabah kahvaltı yapmadı mı? Ne zamandır a&ccedil;? diye soruyorum.</p>
<p></p>
<p>-Yaptı diyor bu sefer aynı ses.</p>
<p></p>
<p>Bağrışlar, ağlaşmalar arasında bir ses;</p>
<p></p>
<p>- Yine geldiler diyor. Tam g&uuml;n&uuml;n&uuml; buldular.</p>
<p></p>
<p>- O ne demek? diyorum &uuml;rpererek.</p>
<p></p>
<p>- Marazlı bu &ccedil;ocuk, yok yere kızın da başını yakacaklar zaten diye cevap veriyor.</p>
<p></p>
<p>- İlacı var mıydı? Almış mıydı?</p>
<p></p>
<p>- Almıştı diyor Selma. G&ouml;z&uuml; inci dolu, tedirgin, biraz da sitemli.</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Etrafıma bakıyorum. Hindi gibi kabararak i&ccedil;eri giren kayınvalide şimdi s&ouml;nm&uuml;ş bir balon gibi duruyor bir kenarda. Kocası yok, ambulansa yol g&ouml;stermeye gitmiş olmalı. O esnada ellerinde &ccedil;antalarıyla &uuml;&ccedil; adam i&ccedil;eri giriyor. Yerde dut ağacı gibi silkelenen adamı, sedyeye alıp, ilk m&uuml;dahaleyi yapıyorlar. En sonunda da ambulansa taşıyorlar. Onlarla birlikte salonda boşalıyor. C&uuml;bbemi &ccedil;ıkarıp, eve gidiyorum.</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Hoş geldin bey.&rdquo; diyerek karşılıyor karım. Yemeğimi yerken olanları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Kısa bir meslek hayatım olmasına rağmen &ccedil;ok fazla şey g&ouml;rd&uuml;m. Eski sevgilisini g&ouml;r&uuml;nce masayı terk edenler, tecav&uuml;zc&uuml;s&uuml;yle evlendirilenler hatta silah zoruyla evlendirilenler...</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yemeğim bitince bir kağıt kalem alıyorum &ouml;n&uuml;me. Yazmaya başlıyorum ilk c&uuml;mleleri:</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&ldquo; Perde iki yana a&ccedil;ılıyor. Ortamda koyu bir sessizlik hakim.&rdquo;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ &#45; BÖLÜM 10 / DENİZ SARGUT &#45; DENİZDEN SESLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-10-deniz-sargut-denizden-sesler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-10-deniz-sargut-denizden-sesler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a73711bfff7.jpg" length="35913" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Jun 2022 16:11:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">DİANE&rsquo;NİN LANETİ- B&Ouml;L&Uuml;M 10</p>
<p style="text-align: center;">&nbsp; &nbsp; &ldquo;Aşkın G&ouml;lgesinde&rdquo;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ertesi g&uuml;n okula giderken m&uuml;thiş bir hisle doluydum. Sanki g&uuml;neşin yakıcı rengi tenimde geziniyor ama bana dokunamıyordu. Ben oradaydım. &Ccedil;i&ccedil;ekler daha canlı, renkler daha cazipti. Kuşların cıvıltısı bir melodi gibi &ccedil;ınlıyordu kulaklarımda. Nehrin &ccedil;ok uzaklardan şırıl şırıl akışını duyuyordum. Ben de o yolda usulca y&uuml;r&uuml;yor ama ne havaya dokunabiliyor ne de o sıcaklığı hissedebiliyordum.</p>
<p>Thedora&rsquo;nın Bah&ccedil;esi&rsquo;ne vardığımda ise buranın daha &ouml;nce hi&ccedil; olmadığı kadar dingin g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Huzur, bir hayalet gibi etrafımızda kol geziyordu sanki. Tam sınıfa gireceğim anda Darian&rsquo;ın dışarıya &ccedil;ıkıyor oluşu aramızda olan bu ilgin&ccedil; durumu daha heyecanlı bir hale getirmişti.</p>
<p>&ldquo;Ben de seni bekliyordum&rdquo; dedi usulca. G&ouml;zlerinde kendi yansımamı g&ouml;rebiliyordum. Ah, o g&ouml;zleri&hellip; Geceyi aydınlatan bir ay gibi ışıl ışıldı. O g&uuml;n o g&ouml;zlerde yalnızca kendimi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; sanmıştım. Benim i&ccedil;in bu kadar parladığını&hellip; Ama onun yalnızca bakışlarının g&uuml;zel olabileceğini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmemiştim.</p>
<p>&ldquo;Sanki uzun zaman ge&ccedil;ti gibi&rdquo; dedim telaşlanarak. D&uuml;n nehrin kenarındayken beni &ouml;pt&uuml;ğ&uuml; anı aklımdan &ccedil;ıkaramıyordum.</p>
<p>&ldquo;Sensiz ge&ccedil;en her an &ouml;yleydi&rdquo; dedi ve elimi tutarak sınıftan i&ccedil;eriye &ccedil;ekti. Ben daha o anın şaşkınlığı ve utancı i&ccedil;indeyken sınıftaki herkesin bizi izlediğini fark ettim. Ben, sınıfın hangi k&ouml;şesine doğru gideceğimizi merak ederken o, beni bir kez daha şaşırttı. İlk defa kendi grubundan, soylulardan uzak bir noktada duruyordu. Riley&rsquo;in ondan nefret eden bakışlarını g&ouml;rmezden gelmiş, Keitha&rsquo;yı da ge&ccedil;erek sıranın en arka tarafına oturmuştu. Beni de kendi yanına &ccedil;ekti. Sınıftaki herkes meraklarını saklama gereği bile duymadan kafalarını &ccedil;evirmiş bize bakıyordu. Belki bu durum herkesin kafasını karıştırmıştı belki de şaşkına uğratmıştı. Ancak bir tek Kinsey&rsquo;in bakışları nefret doluydu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>utanç duygusu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/utanc-duygusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/utanc-duygusu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a51878d2644.jpg" length="18439" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Jun 2022 01:34:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mete Çebi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun s&uuml;re &ccedil;ıkmamak &uuml;zere eve girmişti. Eve girdiği gibi soyunup, duş aldı, ılık su v&uuml;cudundan akarken yorucu olan hayatı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.<br />&nbsp;Yatak odasına ge&ccedil;ince kurulandı, &nbsp;giyinmek istemedi, &nbsp;işte o an odanın bir k&ouml;şesinde onu bekleyen k&ouml;t&uuml; niyetli d&uuml;ş&uuml;nceler kafatasını istila etti ve asla susmadılar. &nbsp;Yalnızlık &ccedil;ekiyordu, &nbsp;kimseyi kendi k&uuml;lt&uuml;r birikimine eşit g&ouml;rm&uuml;yordu veya seks&uuml;el olarak doyum alamıyordu, kadınlara bir obje olarak baktığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; kendini ayıpladı.<br />- Saat ka&ccedil;tı? G&uuml;nlerden, Mevsimler den neydi? &nbsp;O d&ouml;nemin Cumhurbaşkanı kimdi? &nbsp;Sağ parti mi iktidardı? &nbsp;Solculara hapishanelerde hala işkence ediyorlar mıydı? &nbsp;Yaratıcı da bunları bilmiyordu, cevapları okuyana bırakmış zihnini beyaz kağıda akıtmayı tek gaye almıştı.<br />&Ccedil;ıplak bedenini aynada g&ouml;r&uuml;nce kendine y&uuml;kseldi, bedenini hissetmek i&ccedil;in meme u&ccedil;larına dokundu, kulak arkasına, son olarak boynuna dokundu, sertleşmişti, yalnızlıktan bu hale geldiğini biliyordu utan&ccedil; duydu ama durdurmadı kendini, kaygan olması i&ccedil;in bir &ccedil;eşit yağ d&ouml;kt&uuml; v&uuml;cuduna, penisini eline aldı, &ccedil;oğu erkekten b&uuml;y&uuml;k bir penise sahipti, bunun gurur duyulacak bir şey olmadığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.<br />- Şaşırdığını biliyorum, seni daha detaylı bir mast&uuml;rbasyon anına getirmek i&ccedil;in araya girdim, &ccedil;ok uzatmadan Cem&rsquo;in yalnızlığı ile utancını okuyalım.<br />&nbsp;Sevgilisinin oda da bıraktığı i&ccedil; &ccedil;amaşırı aldı, i&ccedil;ine &ccedil;ekti kokusunu g&uuml;zel kokuyordu, penisini tekrar eline alıp ileri geri yapmaya devam etti, bir s&uuml;re sonra yatağa s&uuml;rtmeye başladı sonra yastığa ge&ccedil;ti, eline aldı tekrar hızlandı hareketleri ve en son bedeninden terler akarken b&uuml;t&uuml;n g&uuml;c&uuml;yle bağırdı, deli gibi titrerken boşaldı, b&uuml;t&uuml;n soyu aktı i&ccedil;inden, yoğun, beyaz-saydam bir sıvı onun tohumlarıydı. Nefes alıp verdi, eli testislerindeydi okşadı sarkık testislerini, erkek bedenin garip olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, işte o an kafatasının k&ouml;t&uuml; niyetliler tarafından istila edildiğini anladı korku duydu. Bir sigara i&ccedil;mek istedi ama bir t&uuml;rl&uuml; bulamıyordu &ccedil;ırıl&ccedil;ıplak bedeni ile b&uuml;t&uuml;n evi dolaştı, penisi &ouml;l&uuml; bir beden gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;p, b&uuml;z&uuml;şm&uuml;şt&uuml;, k&uuml;fretti i&ccedil;inden sigara i&ccedil;emezse rahatlayamazdı, &ccedil;ıkıp alması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, giyinip dışarı &ccedil;ıkmak istemiyordu, bir anda koltuğa uzandı ve seks ve yalnızlık hakkında d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.<br />- Cem koltukta uzanıyor ve yalnızlığı ile mutluluk duyuyordu bu sefer, ani ruh değişimleri tam da kendisinden beklenen şeylerdi.<br />Balkonda &uuml;ş&uuml;yordu ama i&ccedil;eri girmedi yılın son soğuk r&uuml;zgarları bedenine vururken sessizce oturdu, ne aradığını unutmuştu &ccedil;ıplak bir şekilde balkon da oturduğunu daha yeni anımsadı, dışarıdan sesler geliyordu anlam veremiyordu. İ&ccedil;eriye girdi kahve yaptı i&ccedil;erken tat almadı keyfi yoktu, yorgundu kitap okumak istese okuyamaz, bir şeyler yazmak istese yazamazdı, kendine bir soru sordu aniden yalnızlık denilen şey bu muydu?<br />-Anlamsız gelen yazıların derin anlamları olabilir.<br />Sınırları yoktu sınırları olmayışına &ouml;fkelendi, duygularını gizliyordu, a&ccedil;ık&ccedil;a yaşayamadığı her şeye &uuml;z&uuml;ld&uuml;. Hayatı boyunca sağlam ilişkisi olmadı, olaylardan uzak kalamadı. Artık bunun gibiler &ccedil;ok artmıştı, hep b&ouml;yleydi hayat iğren&ccedil; bir d&ouml;ng&uuml;yd&uuml; karmaşaya &nbsp;tapan biz insanlar değil, tanrının kendisiydi. &Ccedil;ıplaktı kahvesini bitirdi i&ccedil;erken bir damlasını g&ouml;ğs&uuml;ne d&uuml;ş&uuml;rd&uuml; hafif sızladı temiz teni, g&ouml;zleri ne renkti unutmuştu.<br />-Cem yazdığım en garip karakter, bende neleri unutacağını ve nelere utanıp, kızacağını bilmiyorum.<br />K&ouml;t&uuml; niyetli d&uuml;ş&uuml;ncelerin istilası s&uuml;rerken cem hala &ccedil;ıplaktı ve sigara i&ccedil;ememişti, kahve bardağını i&ccedil;tiği yerde bırakıp yatak odasına gitti, istilanın başladığı yerdi burası. Islanan &ouml;rt&uuml;ye baktı, &ccedil;ıkardığı kıyafetlere, nedensiz bir hi&ccedil;lik duydu hi&ccedil; oluşuna utandı.<br />-&Ouml;yk&uuml;n&uuml;n sonuna geliyoruz yaratıcı bu utan&ccedil; duyulacak yazıyı daha fazla uzatmak istemiyor.<br />K&ouml;t&uuml; niyetli d&uuml;ş&uuml;nceler kazandıklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p kafatasından uzaklaştılar, ıslak &ouml;rt&uuml; kurumaya karar verdi, yere &ouml;ylece atılan kıyafetler g&uuml;zelce topladılar kendilerini dolaptaki yerlerini aldılar, kahve bardağı yıkadı kendisini raftaki yerini aldı, arayıp bulamadığı sigara &ccedil;ekmecenin g&ouml;z&uuml;nde bir anda var oldu.<br />Bir titreme ile nefes nefese uyandı, &nbsp;ne olduğunu anlamadı &ccedil;evresine bakındı hemen her şey &ccedil;ok ger&ccedil;ekti &uuml;rperdi &uuml;st&uuml;ne baktı &ccedil;ıplak değildi &ouml;rt&uuml;y&uuml; kontrol etti ıslanıp &ouml;ylece kurumuşa &nbsp;benzemiyordu. Saat ve tarihi &ouml;ğrenmek i&ccedil;in telefonuna baktı g&ouml;rd&uuml;klerinin bir r&uuml;ya olduğunu daha yeni anladı, telefonun ekran ışığı parladı &ouml;nce g&ouml;z&uuml;n&uuml; aldı sonra tarihi ve saati g&ouml;rebildi.<br />Tarih: 14.04.2021<br />Saat: 10:42</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ah Bu Yangın Beni Öldürüyor</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ah-bu-yangin-beni-olduruyor</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ah-bu-yangin-beni-olduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Vedalar... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a237a7df7f0.jpg" length="34994" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Jun 2022 21:11:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nghncsknr</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Her insan, vedalarıyla birlikte doğardı. G&ouml;zlerini, bir g&uuml;n kapatacağını bilerek a&ccedil;ar; ilk adımını, y&uuml;r&uuml;yemeyeceğini bilerek atardı. İlk gidişler, esasında son değildi. Her insan hayatında birden fazla veda barındırır ve onların h&uuml;zn&uuml;yle yaşardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Kışın soğuk r&uuml;zg&acirc;rını ciğerlerine hapsederken dudaklarının arasından karanlığa kayıp diyen buhara puslu g&ouml;zleriyle bakıyordu. Her ne olduysa yine bir şekilde kendini burada bulmuştu. Giderken aklında geri d&ouml;nmek olmazdı. Bir kere yola &ccedil;ıkmışsa geride bıraktığı her şey onun i&ccedil;in sisli bir perdenin arkasında, yaşanmış anılar olarak kalır ve unutulup yeri geldiğinde hatırlanmak i&ccedil;in rafa kaldırılırdı. Zaman kavramı, ayın bulutların arasından yansıyan ışığına g&ouml;re şekillenmişti zihninde. Yazacak kelime bulamayan bir yazarın &ccedil;aresizliği &ccedil;&ouml;km&uuml;şt&uuml; omuzlarına. Kendine &ouml;fkeliydi ama g&ouml;zleri buna inatla ağlamamak i&ccedil;in direniyordu. Yalnızlığı, &uuml;zerine bir yorgan gibi &ouml;rt&uuml;lm&uuml;ş vedasına incelikle işlenmişti. Hani bir soru vardı, kalana mı zor, gidene mi? Asla sorunun cevabını tam anlamıyla veremiyordu. Bir insan aynı anda hem kalan hem de giden olabilir miydi? İnsan veda ederken terk edilir miydi?</p>
<p style="text-align: justify;">Kollarını g&ouml;vdesine sarıp titremesini gidermeye &ccedil;alışarak &ouml;n&uuml;ndeki banka oturdu. Soğuğun yaşarttığı g&ouml;zleri bunu beklediğini belli etmemeye &ccedil;alışırcasına &ouml;n&uuml;ndeki manzaraya dikilmişti. İlk yaşandığında olayın şokundan idrak edemediği &ccedil;oğu şeyi, &uuml;zerinden ge&ccedil;en zamana karşı yeni yeni anlıyor anladığı her saniyede bir par&ccedil;a daha sarsılıyordu. Anlatmak istiyordu i&ccedil;inden ge&ccedil;enleri. Bu acıyla yaşamanın ne kadar zor olduğunu, koparıp atmak i&ccedil;in elinden gelen her şeyi yaptığını ama başaramadığını anlatmak istiyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Terk edilmiş ve terk edilmeye mahk&ucirc;mdu b&uuml;t&uuml;n şehirler aslında. Tarih boyunca &ccedil;ıkan her savaş ve &ouml;l&uuml;mde bir par&ccedil;a bırakılır o şehirden. Yavaş yavaş eksilir insanlar. Eksildik&ccedil;e k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;r ruhlar. K&uuml;&ccedil;&uuml;ld&uuml;k&ccedil;e kaybolur. Kaybolmuştu. &Ouml;l&uuml; ve terk edilmiş şehrin sokaklarında, limanında, evlerinde, &ouml;l&uuml;lerinin arasında kaybolmuştu. Gidenin ardında kalmış, el sallamasına fırsat kalmadan kendini de terk etmişti. Yağmurları durmuş, r&uuml;zg&acirc;rı esemeyecek kadar kaybetmişti şiddetini. &Ccedil;ok &uuml;ş&uuml;yordu, bedeni titriyordu ama &uuml;ş&uuml;yen ruhuydu. Kim bilir ne kadar zamandır nefes alamıyordu. Gidecek, ka&ccedil;acak, u&ccedil;acak g&uuml;c&uuml; kalmamıştı. Yorulmuş, t&uuml;kenmiş bir asker kadar perişan halde bekliyordu son vedasını.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>&ldquo;Ah bu yangın beni &ouml;ld&uuml;r&uuml;yor yavaş, yavaş. Kor kor ateşler yanıyor i&ccedil;imde&hellip;&rdquo;</em> Takılı kalmış bir plak gibi aynı kısım defalarca tekrarlanıyor i&ccedil;inde. Şarkının s&ouml;zlerine kapılıyor, lal olmuş dilinin ahıyla eziliyor. Bir ah &ccedil;ıkıyor dudaklarında ve kalabalığın i&ccedil;inde sakladığı ne kadar yaş varsa hepsi veda ediyor g&ouml;z pınarlarına. El ele tutuşup g&ouml;ğe s&uuml;z&uuml;len ruhlar kadar &ouml;zg&uuml;r bir şekilde aşağı bırakıyorlar kendilerini. Herkes, etrafındaki herkes veda ediyor ona.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Vedalar ayırır insanları,&rdquo; derdi dedesi. &ldquo;Giden veda etti mi bir daha geri gelmez.&rdquo; Dedesi bu s&ouml;zleri s&ouml;ylediğinde hen&uuml;z k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;, ne anlama geldiğini anlamamış sadece kafasını sallayarak onun yaşlı g&ouml;zlerini silmişti. Şimdi daha iyi anlıyordu işte. Dedesinin g&ouml;zlerinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; hisler kırgınlıktı. Kalbinde ise sessiz bir vedanın acısı vardı. Elinde olsaydı onu iyileştirmek i&ccedil;in her şeyi yapardı ama yapamamıştı. Biliyordu ki hi&ccedil; kimse, hi&ccedil;bir şey, yery&uuml;z&uuml;ndeki her &lsquo;hi&ccedil;&rsquo; bir araya gelse bile bu hissi silip atamıyor, bir vedanın ardındaki k&uuml;lleri u&ccedil;uramıyordu. Oysa m&uuml;mk&uuml;n olsaydı, ilk dedesinde sonra kendisinde denerdi. K&uuml;lleri u&ccedil;urur, rahat bir nefes alırdı. O kadar &ccedil;ok ihtiyacı vardı ki&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Terk edilmiş bir insanın ilk d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; şey, yaşamının bir daha asla aynı olamayacağıdır. Bir gidiş bin ayrılık demektir aslında. Her anı ayrılıkla y&uuml;zleşir, boşluklar doldurulamayacak kadar &ccedil;oktur. &Ccedil;aresizlik, ne yapacağını bilmezlik ele ge&ccedil;irir insanı. Otogarlar, havaalanları, limanlar, evlerin &ouml;n&uuml;&hellip; Ağzına kadar su ile doldurulmuş kaplar, yaşlı g&ouml;zler ve korkulu y&uuml;rekler. Herkes d&ouml;n&uuml;şlere doğru umutla bakar, el sallar ama hisler bellidir. Ya bir daha g&ouml;remezsem?</p>
<p style="text-align: justify;">Ne &ccedil;ok veda eder insan. Okula gitmek i&ccedil;in evden &ccedil;ıktığın ilk anda başlar veda. Her akşam eve geri d&ouml;neceğini bilerek &ccedil;ıkarsın, kimilerine g&ouml;re bu bir veda sayılmaz ama &ouml;yledir. Bazen gidersin ve istesen bile geri d&ouml;nemezsin. İlkokul biter ortaokula; ortaokul biter liseye ge&ccedil;ersin. Her g&uuml;n evden &ccedil;ıkarsın, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z diyerek kapatırsın kapıyı; ben geldim, diyerek girersin eve. Sonra &uuml;niversite zamanı gelir ve gidersin. Uzağa, ailenden ayrı bir yere yerleşirsin. Hayatlarına veda edeceğin yeni insanlar tanırsın. Kimisi dost olur, kimisi sadece arkadaş. Fark etmez, yıllar sonra yine veda edersin. &Uuml;z&uuml;l&uuml;rs&uuml;n, s&uuml;rekli ge&ccedil;mişi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rs&uuml;n. G&uuml;zel veya k&ouml;t&uuml; her g&uuml;n senin i&ccedil;in bambaşka anlamlar taşır. O g&uuml;nlere de veda edersin. Ka&ccedil;ınılmazdır vedalar, istemesen bile kapına dayanır ve seni ellerinden tutarak uzaklara &ccedil;eker. Birini seversin, kalbinin kapılarını a&ccedil;arsın. Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden vedaları, tutarsın ellerinden. Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmezsin sevdiğin kalbin bir g&uuml;n sana veda edeceğini. Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r m&uuml; insan? Yaşamış olmasına rağmen d&uuml;ş&uuml;nmez, getirmez aklına. Sonra aniden y&uuml;zleşiverir ger&ccedil;ekle. Kalbinin kapıları, acı bir veda ile kapanır.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk gecenin hissizliği hala hatırasındaydı. Işıklarını a&ccedil;madan saatlerce evin ortasında oturmuştu. Zihni s&uuml;rekli aynı şeyleri tekrar ediyor, idrak etmeye &ccedil;alışıyordu. Birdenbire &ccedil;ıkmıştı hayatından, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir veda busesi konmuştu ruhuna. Ruhu bu &ouml;p&uuml;c&uuml;ğ&uuml;n soğukluğunu ikinci kez hissettirdiğinde ağlamaya başlamıştı. Oturmuş, saatlerce belki de g&uuml;nlerce ağlamıştı. Hi&ccedil; dinmemişti yaşları, kendine sarılmıştı sanki sarılırsa ge&ccedil;ecekti. O sarılsaydı ge&ccedil;erdi ama yoktu. Ah vedalar&hellip; Ne &ccedil;ok &uuml;zer insanları. Ne &ccedil;ok hırpalar, ufalar, yok olmaya yaklaştırır&hellip; G&ouml;zyaşları, t&uuml;kendiğini hissettiği anda yeniden yerlerini alıyordu. İnsan v&uuml;cudunda bu kadar &ccedil;ok yaş olduğundan haberi yoktu, o zaman &ouml;ğrenmişti. Acı ile yaşamayı &ouml;ğrenmişti. Terk edildikten sonra terk etmeyi &ouml;ğrenmişti. Gitmek artık sandığı kadar zor değildi. G&ouml;zlerini kapatıyor ve vazge&ccedil;iyordu. Her şeyi bir kenara bırakıp arkasını d&ouml;n&uuml;yordu. Artık kimse ona dur diyemiyordu ki. Ne gidendi, ne kalan. Arada kalmış bir kimsesizdi.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;n&uuml;ndeki manzaranın yapay ışıklarından g&ouml;ğe &ccedil;evirdi g&ouml;zlerini. &Ouml;nce aya veda etti. Saatler sonra gidecek, yerini g&uuml;neşe verecekti. Bulutlara bakılacak olursa, &ccedil;oktan yola koyulmuştu belki de. G&ouml;zlerini kapatıp boğazına tırmanan hı&ccedil;kırıklara veda etti. Ciğerlerini titreten bir şiddetle bedeninden ayrılmalarına izin verirken nefes almaya &ccedil;alıştı. Hı&ccedil;kırıkları gidince, kapalı g&ouml;zlerini s&uuml;sleyen g&ouml;zyaşlarına veda etti. Bu veda diğerlerine g&ouml;re biraz uzun s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. Elini y&uuml;reğine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;, altında barınan acıya iyi geceler diledi. Biliyordu, ne kadar veda ederse etsin o hep orada kalacaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>VAPUR HEYBELİADA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/vapur-heybeliada</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/vapur-heybeliada</guid>
<description><![CDATA[ Yalnız bir adamdı.

Yalnız bırakılmıştı.

Ve o tepki bile veremeyecek kadar acı çekerken en büyük düşmanı, kader , onun karşısına yeni bir zorluk dikecekti.

Hem de en beklemediği zaman ve mekanda tanışacağı kadın aracılığıyla dikilecekti karşısına.

Peki o, buna göğüs gerebilecek miydi? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a2254f04949.jpg" length="38801" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Jun 2022 19:54:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>iremcoskun</dc:creator>
<media:keywords>aşk, özlem, pişmanlık, yabancı, geçmiş, anı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>R&uuml;zgar, İstanbul'un kendine has kokusunu taşıyarak esiyordu. Kafasında bulanıklaşan y&uuml;zlere f&uuml;tursuzca &ccedil;arpıyordu. Denizin cansızlığı, martıların &ouml;t&uuml;şleriyle şenlenen vapura tezattı. &Ouml;yle siyahtı ki derinlikler, y&uuml;zeyin maviliğini s&ouml;m&uuml;r&uuml;yordu. <i>En azından belli ediyor</i>, diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; gen&ccedil; adam. <i>En azından diğer kardeşleri gibi i&ccedil;ine d&uuml;şeni &ouml;ld&uuml;receğini saklamıyor. </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Varoluşunun başladığı yere, Heybeliada'ya, gidiyordu. Vapur hen&uuml;z harekete ge&ccedil;memişti. Boğazın ayırdığı iki yakada milyonlar yaşıyorken i&ccedil;erideki zavallı yorgun adam yalnızca izleyebiliyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; korkaktı. Kimseyi yanında tutamayacak, &ouml;fkeye sarılıp s&uuml;k&ucirc;tu terk edemeyecek kadar korkaktı.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&Ccedil;enesi kasıldı. Ağır ağır kırmızı koltuktan kalktı ve sessizce &uuml;st kata &ccedil;ıktı. Anında g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n şiddetiyle karşılaşmıştı. R&uuml;zgar &ouml;yle deli esiyor, bulutlar &ouml;yle &ouml;fkeli k&uuml;kr&uuml;yordu ki&nbsp; &uuml;ş&uuml;meden beş saniye dayanamıyordu insan. &Ccedil;ok kısık bir sesle "Size yapılan neydi?" diye fısıldadı. Ne olabilirdi ki bu hiddetin sebebi?</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Ama bunu d&uuml;ş&uuml;nerek kafasını yormayacaktı. Bug&uuml;n yorgunluğu ve sakinliği ardında bırakacaktı. Karamsar d&uuml;ş&uuml;ncelere kapılmayacaktı. Onca yıldan sonra sadece bir muhteşem g&uuml;n ge&ccedil;irecekti, o kadar.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Koltuklardan birine oturdu. Demir parmaklıklara dirseğini, yumruğunu da yanağına yasladı. &Ouml;ylece İstanbul'un g&uuml;zelliğini izleyecekti. İstanbul'u izleyecek ve onun o kendine has kokusunu ciğerlerine &ccedil;ekecekti.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Yanındaki koltuğun gıcırtısı ile g&ouml;zleri sağına d&ouml;nd&uuml;. Kalp atışları kulaklarında &ccedil;ınlamaya başlamıştı. G&ouml;ğs&uuml;nde paslanmış bir yere d&uuml;şen yıldırım g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nde canlanıvermişti aniden. Ellerinin titreyişi, dilinin kuruyuşu, irileşen kahverengi g&ouml;zlerinde yıllar sonra beliren aynı ışık&hellip; Hepsi bir saniye i&ccedil;inde ger&ccedil;ekleşmişti</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Yanına oturan kadını &ccedil;ok iyi tanıyordu.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Kadın, ona soğuk bir bakış attı. Hi&ccedil;bir tanıdıklık belirtisi g&ouml;stermemişti. Bu, g&ouml;ğs&uuml;ne hafif bir ağırlık &ccedil;&ouml;kmesine vesile oldu. Yıllar, duyguları da tozlandırır mıydı?</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Aralarında rahatsız edici bir sessizlik vardı. Hani iki yabancının arasında olan tuhaf &ccedil;ekimserlik vardır da ikisi eş kutuplu mıknatıslar gibi birbirlerinden m&uuml;mk&uuml;n olduğunca uzak dururdu. Aynı şey değildi bu, değil mi? <i>Olmamalıydı.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Saniyeler ilerlerken artık daha fazla&nbsp; dayanamayacağını hissediyordu. Elleri yumruk olmuş, bedeni iyice kasılmıştı. Dudakları aralanmıştı ki buz gibi bir ses ondan &ouml;nce davrandı. "G&uuml;zel, değil mi?" Gen&ccedil; kadının ilk s&ouml;zleriyle kanın yanaklarına oturduğunu izledi. "G&uuml;zel olan ne?" diye sordu titrek bir sesle. Donuk yeşil g&ouml;zleri kendisininkilere dikilmişti. Bir anlığına o g&ouml;zlerin z&uuml;mr&uuml;tlerle s&uuml;slenmiş bir &ccedil;ift bı&ccedil;ak olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmekten kendini alamadı. "G&ouml;ky&uuml;z&uuml;," dedi kadın keskin bir sesle. "G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde hi&ccedil; ışık yok. Rahatsız edici bir fırtına yok. Islaklık, g&uuml;r&uuml;lt&uuml; ve &ouml;l&uuml;m getirenler yok. Yalnızca okşayıcı r&uuml;zgar ve dingin karanlık bulutlar var."</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Gen&ccedil; adam y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturdu. Ağa&ccedil;ları &acirc;deta u&ccedil;uran okşayıcı bir r&uuml;zgar mı? Baktık&ccedil;a nefesinin dışarı &ccedil;ıkmasını engelleyecek boşlukta dingin karanlık bulutlar mı?<i> Kesinlikle yanılıyor,</i> diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.&nbsp; Aynı zamanda garip bir rahatsızlıkla &ccedil;evrelenmişti. Tanıdığı kişinin b&ouml;yle c&uuml;mleler kuracağını d&uuml;ş&uuml;nemiyordu bile.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Al&ccedil;in ışığı severdi</i>, dedi i&ccedil;inden. <i>Ama aradan &ccedil;ok uzun yıllar ge&ccedil;ti.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Adı bile aydınlıktı o kızın. Karanlık, ne zamandır bu kadar sinir bozucuydu?</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Yanılıyorsun." dedi aniden. Al&ccedil;in'in kalemle &uuml;zerinden ge&ccedil;ilmiş kaşlarından biri kalktı. Her c&uuml;mlesini tek nefeste tamamladı gen&ccedil; adam. "Yağmur, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n g&ouml;zyaşlarıdır. G&ouml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;leri haykırışlardır. '&Ouml;l&uuml;m getirenler' dediğin yıldırım ve şimşek ise g&ouml;ğ&uuml;n &ouml;fkesinin dışavurumudur. Onlar değerli. Baktık&ccedil;a bir insanın i&ccedil;ine akan duygularının g&uuml;n&uuml;n sonunda nasıl patlayarak dışarı &ccedil;ıktığını hatırlatır. Onlar olmadan r&uuml;zgar yalnızca tehlikenin boş &ccedil;ınlamaları. Kara bulutlar dingin değil, boğucu &ccedil;&uuml;nk&uuml; kapana sıkıştığını hatırlatıyor. Kapkara bir fanusa kapatılmışsın gibi yapayalnız karanlıkla kalıyorsun."</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Dudaklarını b&uuml;kt&uuml; kadın. Etkilenmişe benziyordu. Gen&ccedil; adam ise o c&uuml;mlelerin az &ouml;nce dudaklarından dışarı &ccedil;ıktığına inanmak istemiyordu. Yanaklarındaki kan yine yoğunlaşıyordu. Cidden, bu nasıl bir sohbetti?</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Al&ccedil;in "Karanlıktan nefret eder gibi konuştun."&nbsp; dedi yavaş&ccedil;a. G&ouml;zlerini ka&ccedil;ırdı gen&ccedil; adam, dudaklarını ısırıyordu. "Karanlıktan nefret etmiyorum ama hoşuma da gitmiyor. Işık, bana birini hatırlatıyor." Kadın &ouml;nce bir şey diyecekmiş gibi dudaklarını araladı ama sonra hemen kapattı. Sessizlik yine başlamıştı.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Dakikalar ge&ccedil;ti. Vapur hen&uuml;z hareket ediyordu. Birka&ccedil; kere Al&ccedil;in'in g&ouml;zlerinin kendisine kaydığını hissetmişti. Dayanılmaz sessizlikleri vapurun i&ccedil;indeki insanlar i&ccedil;in ge&ccedil;erli&nbsp; değildi. O ikisi dışında herkes bir meşgale ile ilgileniyordu. Kimi telefon g&ouml;r&uuml;şmesi yapıyordu, kimi ise b&uuml;feden aldığı bir şeyi yiyordu. &Ccedil;ocuk sesleri, tartışmalar, kahkahalar derken anlamıştı ki bu ara&ccedil; ger&ccedil;ekten yaşıyordu.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Al&ccedil;in de rahatsızdı sanki. Yeşil g&ouml;zlerini ona y&ouml;neltti, yutkundu ve&nbsp; "O kadar g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden konuştuk. Biraz da&nbsp; normal sohbet edelim mi?" dedi. Gen&ccedil; adam hemen atıldı. "Elbette!" diye biraz y&uuml;ksek sesle tepki verince birka&ccedil; kişi onlara baktı. Kulaklarının yandığını hissetti. Al&ccedil;in sessizce kıkırdadı.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Peki, adın ne?"</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Sorusu beynine inen bir &ccedil;eki&ccedil; etkisi yaratmıştı. Şaşkınlıkla g&ouml;zleri irileşti. Hayal kırıklığını en derininde hissediyordu. En nefret ettiği soru olması bir yana<i> onun</i> sorması canını yakmıştı. Al&ccedil;in'in kaşları hafif&ccedil;e &ccedil;atıldı. G&ouml;n&uuml;ls&uuml;zce sorusunu cevapladı. "Affan," dedi. "Adım Affan Safa."</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Al&ccedil;in'in dudakları hafif&ccedil;e titredi. <i>Sen g&uuml;lemezsin ki,</i> dedi Affan i&ccedil;inden &ouml;fkeyle. <i>Senin adın da pek normal değil.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Aklına nanosaniyeler i&ccedil;ine gelen ve giden anıyla morali biraz olsun d&uuml;zeldi.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Gri şehrin ıssız sokağındakiler iki &ccedil;ocuktan fazlası değildi fakat k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k d&uuml;nyaları, belki de y&uuml;zlerce yetişkini i&ccedil;inde barındırabilecek kadar genişti. &Ccedil;ocuklardan biri, kız olan, kumral sa&ccedil;larını savurarak kafasında uydurduğu bir sahneyi kendi kendine canlandırırken oğlan kahkahalarla g&uuml;l&uuml;yordu. Binaların birinden a&ccedil;ılan cam ve "Kesin g&uuml;r&uuml;lt&uuml;y&uuml;!" diye haykıran kadının sesiyle hemen iki &ccedil;ocuk hemen sustu. Birbirlerine birka&ccedil; saniye baktılar ve patlarcasına g&uuml;lerek koşmaya başladılar. Sokağın &ccedil;ıkışında g&uuml;lerek oturdular. </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Sohbet edelim mi?"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Dudaklarını b&uuml;zen kızın sorusuna oğlan sıcacık bir tebess&uuml;mle cevap verdi. "Olur tabii."</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Kaşlarını kaldıran Al&ccedil;in, heyecanla "Hep sana bir soru sormak istemiştim." dedi. Affan cesaretlendirircesine g&uuml;l&uuml;mseyince "Adın neden Affan?" diye sordu hemen. &Ccedil;ocuğun anında y&uuml;z&uuml; d&uuml;şt&uuml;.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Annem ve babam k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten uzak durmamı ve bana yapılanlara iyilikle yanıt vererek insanlara &ouml;rnek olmamı istemiş." </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Al&ccedil;in dudağını ısırdı. "K&ouml;t&uuml; bir anlamı yok ki!" S&ouml;zlerine karşın Affan kaşlarını &ccedil;attı. "Ama &ccedil;ok alışılmadık olduğu i&ccedil;in insanlar tuhaf tuhaf bakıyor."</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Kız kumral sa&ccedil;larını eliyle kulağının arkasına attı. "Boş versene onları! Adın &ccedil;ok g&uuml;zel senin." Hafif bir g&uuml;l&uuml;msemeden sonra ikisi de eski neşelerine d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. Affan g&uuml;lerek "Ah Al&ccedil;in, neden Al&ccedil;in'sin sen?" diye dayısından s&uuml;rekli duyduğu bir c&uuml;mleyi alıntıladı. Al&ccedil;in hafif&ccedil;e kıkırdadı.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>&nbsp;Kollarını kocaman a&ccedil;arak "Ben doğduğumda b&ouml;yle kıpkırmızıymışım. Babam da bana o an bu ismi vermek istemiş." dedi. Ardından gururlu bir ifadeyle "Al&ccedil;in 'k&uuml;&ccedil;&uuml;k kırmızı kuş' demek. 'Işıl' ne demek biliyorsun zaten. Parlak!" derken son kelimesini haykırmıştı. </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Affan g&uuml;l&uuml;msemeye devam etti. Bu şekilde k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;zleri daha da k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;yordu. "Tam senlik bir isim. Işık, g&uuml;neş, elmaslar&hellip; Tanımın bu olsa gerek." </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>G&uuml;l&uuml;şen &ccedil;ocuklar kendilerini kaldırıma bıraktılar. Kafalarının acısına rağmen g&uuml;lmeyi kesmediler.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Ta ki "Eve d&ouml;n artık Işıl!" diye bağıran kızın &ccedil;atallaşmış sesine kadar. Al&ccedil;in g&ouml;zlerini bıkkınlıkla yumdu. "Geliyorum Zemheri!" Burnundan soluyarak kaldırımdan kalktı. Oğlan, kaldırımdan kalkarken elinde olmadan &ccedil;atallaşmış olsa da o kızın sesinin tanıdık olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&Acirc;na d&ouml;nen Affan g&ouml;zlerini kırpıştırdı.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Al&ccedil;in kendini zapt ederek "Ailen senden nefret mi ediyordu?" diye sordu. İ&ccedil; yanağını dişlediği belliydi. "Eh, bu konuyu epey d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Onlar y&uuml;z&uuml;nden yeni insanlarla tanışmaya korkuyorum." Hafif alaycı bir tavırla s&ouml;ylediklerine g&uuml;l&uuml;msedi kadın.&nbsp; "&Ouml;zel bir sebebi var mı bu ismin yoksa sırf farklı olsun diye mi?" Affan'ın y&uuml;z&uuml;nde acılı bir g&uuml;l&uuml;mseme yer edindi. "Affan 'k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten uzak duran' anlamına geliyor."</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Al&ccedil;in ilgiyle bayıldığı bulutlara &ccedil;evirdi y&uuml;z&uuml;n&uuml;. "Aslında fena değilmiş anlamı ama biraz garip." Gen&ccedil; adam cevap vermedi. Bu mevzunun uzamasını pek istemiyordu.<i> G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden sonra isimler,</i> diye i&ccedil;inden konuştu. <i>Havadan sudan konuşmak b&ouml;yle mi oluyor?</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Nerelisin?"</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Affan tuhaf bir ifadeyle, g&ouml;zlerini&nbsp; yummuş kadına baktı. "Kayseriliyim de ne-" derken s&ouml;z&uuml; kesildi.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Ka&ccedil; yaşındasın?"</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Biyografimi &ccedil;ıkaracak herhalde,</i> diye d&uuml;ş&uuml;nmekten kendini alamadı. "26 yaşında-" C&uuml;mlesi yine kesilmişti.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"En sevdiğin renk ne?"</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Kendini hızına ayak uyduramadığı bir r&ouml;portajın tam ortasındaymış gibi hissediyordu. Bu sefer b&ouml;l&uuml;nmemek i&ccedil;in tek kelimeyle yetinecekti: "Mavi"</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Neden Heybeliada'ya gidiyorsun?"</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Bu sefer duraksadı. G&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;ne vapurdaki gen&ccedil; kızın sevin&ccedil; &ccedil;ığlıklarıyla Heybeliada'yı g&ouml;sterişi geldi.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Orada bir anım var." diye s&ouml;ze başladı. Al&ccedil;in, derin bakışlarla sanki bilmiyormuş gibi devamını bekliyordu. Bu konuşma gittik&ccedil;e tuhaflaşıyordu. G&ouml;zlerinin g&uuml;zelliğine takılmamaya &ccedil;alışarak devam etti. "&Ccedil;ocukken bir- bir arkadaşım vardı ve biz -yani daha &ccedil;ok o- gezmeyi &ccedil;ok seviyorduk. Deniz, g&uuml;neş, yeşillik gibi şeyler bizi &ccedil;ekiyordu. Bu y&uuml;zden s&uuml;rekli ben ailemi gitmeye ikna ederdim, o da bizimle gelirdi. Se&ccedil;imlerimiz genelde adalar olurdu ve bir g&uuml;n yolumuz Heybeliada'ya da d&uuml;şt&uuml;. Sonra orada-" Lafını tamamlayamadı. Yanaklarına kan oturmuştu, g&ouml;zlerini ka&ccedil;ırdı.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Sadece '&ccedil;ocukluk arkadaşı' değildiniz, değil mi?" dedi Al&ccedil;in bilge bir tavırla. "Karşılıklı ya da değil, o senin &ccedil;ocukluk aşkındı."</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Kendinden &ouml;yle bir bahsediyor ki sanırsın başkası, </i>dedi Affan'ın kafasından bir ses.<i>&nbsp; </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Buna pek takılmadı. Kendisini tamamen ona odaklamıştı. "Sanırım&hellip;" dedi yavaş&ccedil;a. "Sanırım &ouml;yleydi." Buz gibi de olsalar bakışlarını g&ouml;zlerinden ayıramıyordu. Ya da y&uuml;z&uuml;nden, sa&ccedil;larından, boynundaki siyah inci kolyeden&hellip; Derin, karanlık suların kendisini &ccedil;ektiğini hissediyordu.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Yine bir vapurdaydı. Yanında Al&ccedil;in, karşısında Heybeliada, arkasında ailesi vardı. Reverans yaparak Al&ccedil;in'e g&uuml;l&uuml;msedi. "&Ouml;nden buyurun, matmazel."&nbsp; Al&ccedil;in dudaklarına g&ouml;z alıcı bir g&uuml;l&uuml;mseme yerleştirdi.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Ka&ccedil; yaşındaydılar? On &uuml;&ccedil;? On d&ouml;rt? Her şekilde bir gen&ccedil;lik pırıltısı vardı ikisinde de. Heyecanları &ouml;yleydi, acemilikleri ya da bitmeyen enerjileri de. Al&ccedil;in, seke seke y&uuml;r&uuml;yordu. Affan'ın ise onu uyarmaktan dilinde t&uuml;y bitmişti.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Al&ccedil;in, bak bir şey olacak bileğine. Al&ccedil;in? Al&ccedil;in! Kime diyorum ben?"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Yine "Al&ccedil;in!" diye bağırırken kolundan tutuldu ve bir ağacın ardına &ccedil;ekildi. Al&ccedil;in hınzır bir g&uuml;l&uuml;msemeyle "Aileni atlattıktan sonra g&ouml;rmek istediğim bir yer var." dedi. Kaşlarını kaldıran Affan ufak bir kahkaha patlattı. Al&ccedil;in'in y&uuml;z&uuml; buruşunca elinden tutarak gen&ccedil; kızla annesini aramak i&ccedil;in otları ge&ccedil;ti. </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>İki ağa&ccedil; kadar &ouml;teden babasının annesiyle piknik planını konuştuğunu işitti. Bir sevin&ccedil; nidası koptu dudaklarından. Ağa&ccedil;ların arasından ona &ouml;fkeyle bakan annesine kolunu tutmakta olan Al&ccedil;in'i g&ouml;sterdi. "Arkadaşımla biraz sohbet etmek istiyorum m&uuml;saadenizle." C&uuml;mlesi bittiği an vurguladı. "Yalnız bir şekilde!"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Annesinin &ccedil;atılan kaşları tehlike alarmı veriyordu. O dudaklarını araladığı an babası "İyi, gidin siz." dedi. Annesinin babasına bakışını g&ouml;r&uuml;nce g&uuml;lmemek i&ccedil;in zor duran Affan, konu uzamadan hemen gitmek i&ccedil;in harekete ge&ccedil;mişti ki annesinin sesi kulaklarına doldu. "Ge&ccedil; kalmayın sakın!" Al&ccedil;in'le bakışırken ikisi de sırıtıyordu ve senkronize bir şekilde "Peki!" diye bağırdılar.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Bak, nasıl hallettim hemencecik!" diye kendini &ouml;vd&uuml; Affan, Al&ccedil;in'i takip ederken. "Pek bir şey yapmadın, baban yaptı." diye burun kıvırdı Al&ccedil;in. G&ouml;zlerini devirdi gen&ccedil; oğlan. "Bir kez de takdir etsen &ouml;l&uuml;rs&uuml;n zaten!"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Aynen bu şekilde yeşil ormanda atıştıkları sırada bir a&ccedil;ıklığa varmışlardı. Geniş bir alanda &ccedil;imler, &ccedil;i&ccedil;eklerle cirit atarken daireye benzer a&ccedil;ıklığın tam ortasından ge&ccedil;en derenin sesi &acirc;deta kulaklarını okşuyordu.&nbsp; </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"G&uuml;zel, değil mi?"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Oysa manzarayla ilgilenmiyordu Affan. G&ouml;zleri gen&ccedil; kıza sabitlenmişti. "Evet, g&uuml;zel."</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Kalbi sanki suyla birlikte akıyormuş gibiydi. Suyun taşlara vuruşu d&uuml;zenli ve yavaş sesler &ccedil;ıkarıyordu. &Ccedil;ok hoş bir melodiydi bu. G&ouml;zlerini kapayan gen&ccedil; kız elini suya değdirdiğinde sanki o d&uuml;zen bozulmuş, nehir daha bir hızlı akmaya başlamıştı. Al&ccedil;in &ccedil;imlere, derenin kenarına oturdu ve ayaklarını suya soktu.&nbsp; Affan hemen yanında yerini aldı. Birbirlerine baktıkları sırada kalpleri hi&ccedil; olmadığı kadar hızlı &ccedil;arpıyordu. İki gencin y&uuml;zleri gittik&ccedil;e birbirlerine yaklaşıyordu. Esmer &ccedil;ocuk, kızın sıcak nefesini dudaklarında hissedebiliyordu. Yeşil g&ouml;zler, bir orman gibi alev alev yanıyordu.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Devamında olan olayı hatırlayınca yine utandığını hisseden Affan yutkundu ve y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evirmişti. Hava gitgide yumuşuyor gibiydi.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Derin bir hikayen var sanırsam." G&ouml;zleri yine o muhteşem y&uuml;ze d&ouml;nd&uuml;. Kadın, "Kimdi o şanslı kız?" diye sorduğunda g&ouml;zlerinde derin b&ouml;lgeler belirdi. Tekd&uuml;ze bir tonlamayla "G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden yery&uuml;z&uuml;ne inen en g&uuml;zel kuştu ama pek şanslı değildi." dedi. "Benimle karşılaşmıştı. Bundan &ouml;tesi olamaz." Al&ccedil;in hemen kaşlarını &ccedil;attı. "Neden ki?" Keyifsiz bir g&uuml;l&uuml;şle cevapladı onu Affan. R&uuml;zgar gittik&ccedil;e şiddetleniyordu. "Kaderin pek benden yana olduğu s&ouml;ylenemez."</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Derin bir nefes aldı ve anlatmaya başladı. "Biz aynı sokakta yaşıyorduk. Yani zaten tanışıklığımız vardı. İkimiz de pek sevilmezdik. Sanırım bizi birlikte takılmaya iten de bu oldu." G&ouml;zleri yine g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne dalmıştı şimdi. "Ayrılmaz bir ikili olmuştuk. Zannedersin ki karınlarından bağlılar da ayrılamıyorlar. Aynı sokak, aynı okul, biraz ısrarla aynı sınıf hatta aynı sıraları paylaşıyorduk." Affan'ın y&uuml;z&uuml;nde hafif bir g&uuml;l&uuml;mseme vardı. Al&ccedil;in'in y&uuml;z&uuml;ndeki ifade anlaşılmazdı.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Birlikte yeni yerleri gezip g&ouml;rd&uuml;k. Lunaparklara gittik, alışverişlere &ccedil;ıktık." Hafif bir hı&ccedil;kırıkla devam etti. "Ortaokul bittikten sonra &ccedil;ıkmaya başladık. Her şey &ccedil;ok g&uuml;zeldi, her şey! Ta ki annemle babamın &ouml;l&uuml;m&uuml;ne kadar&hellip;" G&ouml;zlerinin dolduğunu hisseden Affan hemen bakışlarını bulutlara &ccedil;evirdi. "O feci trafik kazasından sonra oldu ne olduysa. Reşit değildim ve akrabalarım &ouml;lm&uuml;şt&uuml;</strong></p>
<p></p>
<p><strong>. Bir&ccedil;ok işlemden sonra bir yetimhaneye verildim. Yetimhane dışında da g&ouml;r&uuml;şmeye &ccedil;alıştık ama bir şeyler değişiyordu. Daha bir &ccedil;ekimserdi, daha &uuml;zg&uuml;nd&uuml;. Heyecanını kaybetmiş gibiydi. Fakat o sıralar buna takılamadım bile. Derin bir yas i&ccedil;erisindeydim ve o bana olduk&ccedil;a yardımcı olmasına rağmen mutsuzdu. Sebebini sonradan &ouml;ğrendim." Nefeslenir gibi g&uuml;ld&uuml;. "Kız kardeşinin -ki kendisini hi&ccedil; g&ouml;rmedim- uzun yıllardır sağlık problemleri vardı. Sanırım adı multiple sklerozdu. Bu y&uuml;zden kız y&uuml;r&uuml;rken bile &ccedil;ok zorlanıyormuş. Tedavisine de yurt dışında devam edilmeliymiş falan. Bu y&uuml;zden ailesi taşınmaya karar verdi." Derin bir i&ccedil; &ccedil;ekti. "Sonrasındaysa&hellip;"</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Affan devamında olanları anlatırken bir nevi anlattıklarını yeniden yaşıyordu.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Esmer bir delikanlı yetimhanenin taş duvarlarını bomboş g&ouml;zlerle izliyordu. Odası &ccedil;ok sadeydi. Yalnızca bir yatak, dolap ve komodin bulunuyordu. Kapısı &ccedil;alındı. Ruhsuz bir sesle "Gir." dediğinde yetimhane g&ouml;revlisi her sabahki gibi kocaman g&uuml;l&uuml;msemesiyle "Arkadaşın seni ziyarete geldi Affan." dedi. Ayağa kalkan delikanlı başını aşağı yukarı sallayarak cevap verdi. Belli etmek istemese de şu g&uuml;nlerde Al&ccedil;in'i pek g&ouml;rmek istemiyordu. Al&ccedil;in onun mutlu anılarıydı. &Uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml;yle onun mutluluğunu kirletme hakkına sahip değildi.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Kadın &ccedil;ıktıktan sonra y&uuml;z&uuml;nde hafif bir g&uuml;l&uuml;msemeyle Al&ccedil;in Işıl Leylifer salınarak k&uuml;&ccedil;&uuml;k odaya giriş yaptı. "Yine mi duvarları seyrediyorsun sen?" derken takındığı g&uuml;l&uuml;msemesi farklıydı. Her zamankinden daha yapmacıktı. Affan, gen&ccedil; kız onun yanağına bir &ouml;p&uuml;c&uuml;k kondururken bile &ccedil;ok daha yoğun hareket ettiğini fark etmişti. Sanki zamanını ziyan etmekten korkuyordu.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"D&ouml;rt duvar arasında sıkışacak mıyız? Haydi, gidelim uzak diyarlara!" diye bağırırken bir anda donakaldı. Sanki kendi dediği kendi canını yakmıştı.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Ben pek-" diye itiraz edecek olan Affan'ın s&ouml;z&uuml;n&uuml; hemen kesti. "İtiraz yok! Hem bug&uuml;n senin doğum g&uuml;n&uuml;n. Kutlama yapmamamı bekleyemezsin!" El mahk&ucirc;m durumu kabullenen Affan bir an donakaldı. "Bug&uuml;n benim doğum g&uuml;n&uuml;m m&uuml;yd&uuml;?" Al&ccedil;in g&ouml;zlerini devirdi. "Senin daha kendinden haberin yok!" diye isyan etti. Ardından hoş bir g&uuml;l&uuml;msemeyle "Bug&uuml;n harika olacak." dedi fakat kapı kapanırken delikanlı onun dudaklarından bir hı&ccedil;kırık ka&ccedil;tığını duyar gibi oldu.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Al&ccedil;in s&ouml;z&uuml;n&uuml; tutmuştu. Sabah g&uuml;zel bir kafede kahvaltı ettikten sonra vapurla boğaz turu yapmış, bir festivale katılmış, restorana gitmiş, lunaparkta eğlenip akşam saatlerinde zar zor ayrılmışlardı. Yetimhanenin yolunu tutan Affan elini cebine attığında telefonunu Al&ccedil;in'de unuttuğunu fark etti. Bir koşu gen&ccedil; kızın evinin yolunu tutmuştu. Tam sokağın girişine gelmişken zaten k&ouml;t&uuml;leşen havanın tam olarak fırtınaya d&ouml;nmesiyle sırılsıklam olmuştu. Binaya koşarken g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;ne bir an inanamadı.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Bavullar hazırlanmış, araba &ccedil;alışıyordu ve arka koltuğa uzanan bir siluet varken Al&ccedil;in ise ağlıyordu. Şişip kızaran g&ouml;zlerini sildiğinde sağına baktı ve bir şok ge&ccedil;irdi.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Affan hayatı boyunca yalnızca ailesi &ouml;l&uuml;nce b&ouml;ylesine donakalmıştı. Sevdiği kız ona m&uuml;kemmel bir g&uuml;n armağan ettikten sonra doğum g&uuml;n&uuml;nde ondan habersiz bir şekilde onu terk edecekti. </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Işıl, haydi kızım. Zemheri rahatsızlandı."</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>İkisini de transtan &ccedil;ıkaran Al&ccedil;in'in annesinin bağırışı olmuştu. </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Anne, bekle!"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Gen&ccedil; kız hemen Affan'ın &ouml;n&uuml;ne gelmişti ki Affan geriledi. Ona b&ouml;ylesi bir yalan s&ouml;ylendiğine halen inanamıyordu. </i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Affan ben-"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Beni bırakacaktın."</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>S&ouml;zleri keskindi ve olduk&ccedil;a a&ccedil;ıktı. Beyninin bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; s&uuml;rekli aynı şeyi tekrar ediyordu.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Seni terk edecekti.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Seni terk edecekti.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Seni terk edecekti.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Seni terk edecekti.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Al&ccedil;in daha da beter ağlamaya başlamıştı. "Seni bırakmayacaktım ama fikirlerini değiştiremiyorum. 'Zemheri'yle biri gitsin, ben burada kalayım' desem de kabul etmiyorlar."</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Affan elini sa&ccedil;ına ge&ccedil;irdi. Olana inanamıyordu. "O zaman bana s&ouml;yleseydin b&ouml;yle bir anda &ouml;ğrenmezdim!"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Benimle konuşmuyordun ki!" Al&ccedil;in'in boğazı kısılmıştı ki sesi korkun&ccedil; &ccedil;ıkıyordu. Sesinin bu hali bir şeyi anımsatıyor gibiydi ama o an buna odaklanamayacak kadar &ouml;fkeliydi. "Sana ne zaman ulaşmaya &ccedil;alışsam bana hep o boş g&ouml;zlerinle baktım. Ailenin &ouml;l&uuml;m&uuml;&nbsp; y&uuml;z&uuml;nden ne kadar acı &ccedil;ektiğini de anlayamıyordum &ccedil;&uuml;nk&uuml; sen o kadar sakindin ki! En azından ortalığı yıksaydın neye nasıl tepki vereceğini az da olsa anlardım ama o an bunu yapamadım &ccedil;&uuml;nk&uuml; seni hepten kaybetmekten korktum!"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Dehşet verici bir fısıltıyla "Beni şimdi de kaybetmedin mi?" dedi.</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Al&ccedil;in bir an dondu. Y&uuml;z&uuml; kire&ccedil;ten daha a&ccedil;ık bir tondaydı şimdi. "Hayır, hayır&hellip;"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Sen beni doğduğum g&uuml;nde &ouml;ld&uuml;rd&uuml;n Al&ccedil;in Işıl Leylifer."</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>Arkasını d&ouml;nd&uuml;. Şimdi sırtının arkasında bir adamın ateşe verilen &ccedil;ocukluğu vardı</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><i>"Bu yol senin se&ccedil;imindi ve bu gece ayrılıyoruz. Hoş&ccedil;a kal!"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Nefesi kesilen Affan demir parmaklıklara zar zor tutundu. Bu olayı her hatırladığında aynı şeyler oluyordu: Midesi bulanıyor, başı d&ouml;n&uuml;yor, g&ouml;zleri kararıyordu. Kolunu kavrayan el ile g&ouml;zleri ona &ccedil;evrildi. Gen&ccedil; kadının surat ifadesi korkun&ccedil;tu. "Sanırım senin kim olduğunu şimdi anladım.<i>"</i></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Sen kız kardeşim Işıl'ın sevgilisiydin, değil mi?"</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Dev bir şok&hellip; Asla olabileceği aklının ucundan bile ge&ccedil;meyecek bir olay&hellip; Topraktan yapılan kuleyi tek seferde yıkan bir yıldırımın etkisine sahipti şu an Affan'ın suratına bakmak.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Ne yani? Sen-"</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>"Ben, Zemheri Leylifer. Bahsettiğin kızın ikiz kardeşiyim."</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Zemheri'nin g&ouml;zleri şimdi hakikati yansıtan acıyla doluydu. İlk kez sesi titriyordu konuşurken. "Sana k&ouml;t&uuml; bir haberim var." dedi. "Kız kardeşim bir yıl &ouml;nce kanserden vefat etti."</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Ve kuş &ouml;ld&uuml;.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>G&ouml;ky&uuml;z&uuml; &ccedil;&ouml;kt&uuml;.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Orada, vapurun &uuml;st katının dış b&ouml;lgesinde &ccedil;akılı kalan bir adam vardı. Esmer teni, siyah sa&ccedil;ları ve kahverengi g&ouml;zleriyle bir dış g&ouml;z i&ccedil;in fazlasıyla sıradan biriydi. Ama o, d&uuml;nyada var olan en g&uuml;zel &ccedil;i&ccedil;ek bah&ccedil;esinin sahibiydi fakat yağmur yağdığında &ccedil;i&ccedil;ekler &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;. Yağmurun i&ccedil;inde su yoktu &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Hayal kırıklığı, pişmanlık, &ouml;fke ve en &ccedil;ok da acı vardı.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>G&ouml;ky&uuml;z&uuml; bu kez &ouml;ld&uuml;rmek i&ccedil;in askerlerini hizalamıştı.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>G&uuml;neş a&ccedil;tı, Zemheri gitti ve insanlar dışarı &ccedil;ıktı. Sonunda Heybeliada'nın &ouml;n&uuml;ndeydiler. Yolculardan biri, &ccedil;ığlık atarak denizi g&ouml;sterdi. Bir anda &ccedil;ığlıklar sarmıştı yolcu furyasını fakat &ccedil;ok ge&ccedil;ti.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Denizin &uuml;st&uuml;nde bir adamın cesedi y&uuml;z&uuml;yordu.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Her ne kadar kimse bilmese de, a&ccedil;ık g&ouml;zleri denizin siyahlığının i&ccedil;inde k&uuml;&ccedil;&uuml;k, kırmızı bir kuşun yemyeşil g&ouml;zlerine bakıyordu.</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SATRANÇ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/satranc</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/satranc</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629fb399621b2.jpg" length="57120" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Jun 2022 23:25:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif şık</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><i><b>SATRAN&Ccedil;</b></i></span></p>
<h2 class="western" align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"></span><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>&nbsp; &nbsp; Salona girdiğimde, sehpanın &uuml;st&uuml;nde duran paket dikkatimi &ccedil;ekiyor. Doğum g&uuml;n&uuml;m i&ccedil;in hediye gelen bu kutuyu </span></span></span><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>b&uuml;y&uuml;k bir merakla a&ccedil;maya başlıyorum . İ&ccedil;inden ahşap oyma bir satran&ccedil; takımı &ccedil;ıkıyor. Elime alıp incelemeye, tahtanın &uuml;st&uuml;ne tek tek yerleştirmeye başlıyorum. Ben onları hayranlıkla seyrederken bir kuvvet beni satran&ccedil; takımının i&ccedil;ine doğru &ccedil;ekiyor.</span></span></span></h2>
<h2 class="western" align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>&nbsp; &nbsp; Bir piyon olarak tahtada yer alıyorum. Ben ne olduğunu anlamaya &ccedil;alışırken; bir ses duyuyorum. Sesin geldiği y&ouml;ne baktığımda, veziri g&ouml;r&uuml;yorum. &ldquo;Hey! Ka&ccedil;ıncı kez sesleniyorum sana? Gel artık.&rdquo; diyerek azarlıyor beni. Onu takip etmeye başlıyorum. Bir odaya girince, b&uuml;t&uuml;n taşların toplanıp, şahı dinlediğini g&ouml;r&uuml;yorum. Bir savaş planı anlatıyor şah, benimle birlikte iki piyonu daha g&ouml;steriyor; &ldquo;Sizden tek istediğim rakibin kalesine ulaşmanız&rdquo; diyor. Diğerlerine d&ouml;nerek anlatmaya devam ediyor. Bense pozisyonumla ilgili d&uuml;ş&uuml;nmeye başlıyorum. &ldquo;Tam bana layık yerdeyim.&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nmeye başlıyorum. &ldquo;&Ouml;mr&uuml;m boyunca</span></span></span> <span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>piyonluk yaptım.&rdquo;</span></span></span></h2>
<h2 class="western" align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>&nbsp; Şahın y&uuml;kselen sesiyle d&uuml;ş&uuml;ncelerimden sıyrılıyorum. Diğerleriyle birlikte yerime ge&ccedil;iyorum. Karşı takım da yerleşince savaş başlıyor. Sıra bana geldiğinde iki adım &ouml;ne &ccedil;ıkıyorum ve sonrasında hedefime doğru dikkatli bir şekilde hareket ediyorum. Bu arada d&uuml;şmanlarımdan eleyebildiğimi eliyorum; </span></span></span><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>bu sırada </span></span></span><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>bir iki defa yenilme tehlikesiyle karşılaşıyorum. Birinde at, diğerindeyse fil kurtarıyor ve beni kurtardıktan hemen sonra ikisi de yeniliyor. Geriye d&ouml;n&uuml;p baktığımda kaybetmek &uuml;zere olduğumuzu g&ouml;r&uuml;yorum. </span></span></span></h2>
<h2 class="western" align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>&nbsp; &nbsp;Diğer iki piyonla birlikte kaleye ulaştığımızda; y&uuml;kselme hakkını elde ediyoruz. O zaman aklıma &lsquo;piyonun sı&ccedil;rayış yapıp, y&uuml;kselebilen, tek taş&rsquo; olduğu geliyor. Diğer ikisi kale olmayı se&ccedil;iyor; bense vezirliği se&ccedil;iyorum. Bir başına kalmış şahı &uuml;&ccedil; taraftan kuşatıyoruz ve savaşı kazanıyoruz. &Ouml;mr&uuml;mde ilk defa y&uuml;kselmiş olmanın verdiği gurura, savaşı kazanmış olmanın verdiği </span></span></span><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>sevin&ccedil; de</span></span></span><span style="color: #00b0f0;"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span> </span></span></span></span><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>ekleniyor. Şarkılar s&ouml;yleyerek, zaferimizi kutlamaya başlıyoruz.</span></span></span></h2>
<h2 class="western" align="justify"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: medium;"><span>&nbsp; G&ouml;z&uuml;m&uuml; a&ccedil;tığımda kendimi yatakta buluyorum. R&uuml;yamda &ccedil;alan şarkının, alarm olduğunu fark ediyorum. Sonrasında &uuml;st&uuml;m&uuml; değiştirip, sı&ccedil;rayış yapacağım g&uuml;ne kadar, piyonu olduğum işime gitmek &uuml;zere evden &ccedil;ıkıyorum.</span></span></span></h2>
<p><br /><br /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ON BEŞ DAKİKA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/on-bes-dakika</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/on-bes-dakika</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629f9347ceffb.jpg" length="34528" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Jun 2022 21:06:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şevin Semiz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p></p>
<p>ON BEŞ DAKİKA</p>
<p>Denizin dalgalara karışan şırıltısını duyuyordu kulaklarında, g&ouml;zleri, maviliğin &uuml;zerinde par&ccedil;alanan g&uuml;neşi. Kumrular sefere &ccedil;ıkmış s&uuml;z&uuml;m s&uuml;z&uuml;m s&uuml;z&uuml;lerek yol alıyorlardı. Belli ki hi&ccedil;birinin acelesi yoktu. Sabah erken kalkmıyor, s&uuml;t sağmıyor, soba yakmıyor, ekmek yapmıyor, koyun g&uuml;tm&uuml;yordu. Suyun &uuml;zerinde sadece s&uuml;z&uuml;l&uuml;yorlardı, ne g&uuml;zeldi kumru olmak. Hayal ettikleri her yere hi&ccedil;bir şeye ihtiya&ccedil;ları olmadan u&ccedil;arak gidebiliyorlardı, &uuml;stelik g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n i&ccedil;ine bile girebiliyorlardı. Hani şu hi&ccedil; yemediği pamuk şekerler gibiydi bulutlar. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;şleri de benzemiyordu onlara, k&uuml;&ccedil;&uuml;k adımlarla, arkalarında minicik izler bırakarak gidiveriyorlardı. Ne tatlıydı kumru olmak, g&uuml;neşin ışığı onların t&uuml;ylerindeki renklerle buluşunca hi&ccedil; g&ouml;rmediği g&uuml;zelliği g&ouml;rebiliyordu &uuml;zerlerinde. Kanatlarını a&ccedil;ınca t&uuml;m d&uuml;nyayı da kucaklayabiliyordu. Hele deniz olmak, ne muhteşemdi. Sabahları g&uuml;neş onu sımsıcak yapıyor, geceleri ay ona ninniler okuyordu. &Uuml;stelik hi&ccedil;bir bedel &ouml;demiyorlardı. Onlar birbirinin en iyi dostuydu, tamamlanıyorlardı birlikte. Dalgalar denizlerle sabaha kadar sohbet ediyordu. Keşke bir dağ, bir kumru, bir g&uuml;neş, ya da bir ay olabilseydi. İsmi g&uuml;neşti ama denizi yoktu. İsmine hakkını verdiği tek şey; kıvrım kıvrım deniz dalgası sa&ccedil;larıydı. G&uuml;neş, ağzını bir ceviz b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde a&ccedil;mış bunları hayal ederken, annesinin : &ldquo;G&uuml;neş ekmekleri &ccedil;ıkar&rdquo; sesiyle uyandı. Annesine i&ccedil;ten i&ccedil;e &ccedil;ok kızdı, onun hayalini sonlandırdığı i&ccedil;in. K&uuml;&ccedil;&uuml;k elleriyle tandırın i&ccedil;ine daldı, ekmeği bir elinden diğer eline alarak sıcaklığını atmak istercesine, diğer ekmek yığının i&ccedil;erisine koydu. İ&ccedil;erisi, tandırdan &ccedil;ıkan sıcaklıkla ısınmıştı, buhar ise annesinin g&ouml;zl&uuml;klerini buluta &ccedil;evirmişti. Annesine bunu s&ouml;ylediğinde ise, &ldquo;her şeyi hayal etme&rdquo; diye azar işitti. Hayallere neden bu kadar karşıydı ki insanlar, kimseye zararı olmayan bir şeye bu kadar karşı olmak b&uuml;y&uuml;mek miydi bilemiyordu. Annesi karşısındaydı, beyaz yemenisinin altından onunkine benzeyen sa&ccedil;ları &ccedil;ıkmış, alnından akan terler tandıra yapınca &lsquo;cız&rsquo; diye ses &ccedil;ıkarıyordu. G&ouml;zleri, mavi deniz gibi bir v&uuml;cudu ıslatırcasına ıslaktı, yemenisiyle alnına yapışan terleri ise belli aralıklarla siliyordu. Y&uuml;z&uuml;ndeki belli belirsiz &ccedil;izgileri silse de ge&ccedil;miyordu, galiba hi&ccedil; de ge&ccedil;meyecekti. Sarı olan sa&ccedil;larını annesinden, kahverengi g&ouml;zlerini ise babasından armağan almıştı G&uuml;neş.</p>
<p>Tandırda ekmekler pişmeye devam ediyordu. Karanlık bir h&uuml;creye benzeyen kare şeklinde bir odanın i&ccedil;inde kara delik gibi bir delik vardı. Bu delikte herkesin karnını doyurabileceği sıcacık, lezzetli ekmekler &ccedil;ıkıyordu. G&uuml;neş, her g&uuml;n o ekmekleri par&ccedil;alara ayırarak o &ccedil;ok sevdiği kumruları besliyordu. Nihayet annesinin işi bitmiş, eve gitme vakti gelmişti G&uuml;neş i&ccedil;in. Annesinin ise h&acirc;l&acirc; yapılacak &ccedil;ok işi vardı. G&uuml;neş, evlerinin soba kurulan odasına girdi ve sobanın onun i&ccedil;in ayrılmış arkasına ge&ccedil;ti, sırt &uuml;st&uuml; uzandı, &ccedil;ok yorulmuştu. Sanki b&uuml;t&uuml;n ekmekleri annesi değil de o yapmıştı. Sobanın i&ccedil;inde yanan odunların &ccedil;ıtırtısı eşliğinde derin bir uykuya daldı. Sabah yeniden doğmuş gibi uyandı. Bir aralık annesinin sobanın &uuml;zerinde ısıttığı sıcacık s&uuml;tten i&ccedil;tiğini hatırladı, sonrası derin bir uykuydu. &Ccedil;ok erken uyuduğu i&ccedil;in sabah da &ccedil;ok erken kalkmıştı, uyandığında daha kimsecikler uyanmayacak kadar erken. Koşarak mutfağa gitti, saatin ka&ccedil; olduğunu merak ediyordu. Saat mutfak duvarında asılı değildi, onu asacak &ccedil;ivileri olmadığı i&ccedil;in duvarın dibinde &ouml;ylece ge&ccedil;ip gidiyordu. Saat, d&ouml;rde beş dakika kala olarak g&ouml;steriyordu. Bu kadar erken uyuduğunu tahmin etmemişti, tekrar uyuyacak kadar uykusu gelmiyordu. En sevdiği inek Pa&ccedil;o&rsquo;yu sevmeye giderek zamanın daha &ccedil;abuk ge&ccedil;eceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Dışarıya a&ccedil;ılan kapının s&uuml;rg&uuml;s&uuml;n&uuml; &ccedil;ekerek sağ bacağını &lsquo;Bismillah&rsquo; diyerek, tam da ona &ouml;ğrettikleri gibi attı. Daha sol bacağını atamamışken havada kaldı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; karşısında inanılmaz bir şey g&ouml;r&uuml;yordu. G&ouml;rd&uuml;klerinin kanıtlamak istercesine defalarca g&ouml;zlerini a&ccedil;tı ve kapattı. Evet evet bu denizdi, hem de şu &uuml;zerinde; g&uuml;neşin par&ccedil;alandığı, kumruların s&uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;, dağların konuştuğu, ayın ninniler s&ouml;ylediği deniz. Demek artık deniz onların k&ouml;y&uuml;ne gelmeye karar vermişti. Mutluluktan iki ayağını birden kaldırarak olduğu yerde tepindi, ne yapacağını şaşırdı, mutluluk &ccedil;ığlıkları atarak bunu paylaşmak istiyordu denizle. Herkesi uyandırırım korkusuyla, i&ccedil;ine attı sevin&ccedil; naralarını. Onu &uuml;rk&uuml;tmeden yavaş adımlarla yanına yaklaştı. Şimdi ona dokunma vaktiydi, zaten dalgaların sesi onu &ccedil;ağırıyordu. Yaklaştı ta dibine, suyu t&uuml;m v&uuml;cuduna hi&ccedil; acele etmeden s&uuml;rd&uuml;k&ccedil;e s&uuml;rd&uuml;. Sıcak değildi, hen&uuml;z g&uuml;neş ısıtmamıştı. Ayaklarını suyun dibine uzatarak o anın keyfini &ccedil;ıkarmaya başladı, dalgalar ayaklarından bacaklarına kadar yalarken onu ne kadar sevdiğini, her g&uuml;n hayalini kurduğunu anlattı. Y&uuml;z&uuml;ne oturan mutluluk kelimelerine akıcılık verircesine hi&ccedil; durmadan konuştu. Bir anda deniz, ayaklarının altından yok olup gitti. Yoksa yine hayal mi g&ouml;r&uuml;yordu, oysa denizin suları h&acirc;l&acirc; v&uuml;cudundayken. Yapacak bir şeyinin olmadığını fark ettiği anda gerisin geriye eve d&ouml;nd&uuml;. Evdeki saat d&ouml;rd&uuml; &ccedil;eyrek ge&ccedil;iyordu. G&uuml;n boyu boynunu b&uuml;kerek dolaştı etrafta. Ertesi g&uuml;n aynı saatte tekrar kalktı, mutfağa gitti, saate baktı, dışarıya a&ccedil;ılan kapının s&uuml;rg&uuml;s&uuml;n&uuml; a&ccedil;arak &ccedil;ıktı. Yine deniz karşısındaydı, yine tam d&ouml;rd&uuml; &ccedil;eyrek ge&ccedil;e kayboldu. O g&uuml;nden sonra deniz, onu her g&uuml;n aynı saatte tam on beş dakikalığına ziyaret ediyordu. G&uuml;neş, hi&ccedil; bıkmadan usanmadan her g&uuml;n aynı saatte misafirini karşılıyor, onu ne kadar &ccedil;ok sevdiğini anlatıyor, kalanına da yaptığı şeylerden bahsediyordu.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖLÜMCÜL SIR (Bölüm 7)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumcul-sir-bolum-7</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumcul-sir-bolum-7</guid>
<description><![CDATA[ Zamanın en iyi öğretmen olduğunu bize kim gösterecek? Tabii ki de zaman... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629df809f1ae9.jpg" length="61098" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 15:50:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melekk</dc:creator>
<media:keywords>Zaman(, ) Öğretmen(, ) Şiir(, ) Katil(, )</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ 9 &amp;quot;İHANET&amp;quot; &#45; DENİZ SARGUT / DENİZDEN SESLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-9-ihanet-deniz-sargut-denizden-sesler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-9-ihanet-deniz-sargut-denizden-sesler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629d4e6414f46.jpg" length="44820" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 03:47:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">DİANE&rsquo;NİN LANETİ B&Ouml;L&Uuml;M -9</p>
<p style="text-align: center;">&ldquo;İHANET&rdquo;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Keitha, her zamanki gibi sabah y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml; yapmak i&ccedil;in ormana &ccedil;ıkmıştı. Yolda bulduğu şifalı otları da toplayarak akşam i&ccedil;in dinlendirici bir &ccedil;ay yapmayı planlıyordu. Sınırların dışına &ccedil;ıkmayı sevmese de &ccedil;izginin &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;mek hoşuna gidiyordu. Yine de eski g&uuml;nleri d&uuml;şlemekten kendini alamıyordu. Thedora&rsquo;nın d&uuml;zeni olmasaydı hayatı nasıl olurdu? Bu soruyu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p duruyordu. Belki &ouml;zg&uuml;rce orman perilerinin arasına karışırdı. Uzun sa&ccedil;larını savurarak &ccedil;ayırlarda yalınayak dolaşırdı. Aldığı her nefes, d&uuml;nyaya bir armağan olurdu. Doğayla birlikte doğar ve b&uuml;y&uuml;rd&uuml;. İyileştirme g&uuml;c&uuml;n&uuml; t&uuml;m insanlığa ulaştırabilmek i&ccedil;in elinden geleni yapardı. Belki o zaman bir hikayenin baş kahramanı olabilirdi. Kendi hikayesini yazardı ve y&uuml;zyıllar boyunca onun hikayesi anlatılırdı. Ne hayal ama&hellip; Oysa şimdi tek yaptığı kendisini ait hissetmediği bir yerde d&ouml;rt duvar arasında kapılı kalmaktı. Bu konuda yalnız olmadığını biliyordu. Yalnızca kimsenin y&uuml;ksek sesle konuşmaya cesareti yoktu. Ancak Kinsey&hellip; Burnu yere d&uuml;şse eğilip almayan Altın Saraylı, ona gelmişti. Hem de onunla arkadaş olmak istemişti. Bu arkadaşlık i&ccedil;inse elbette bir şartı vardı. Gizlilik&hellip; Hi&ccedil; kimse onların bu yakınlığı bilmeyecekti. Tek şartı buydu. Bu durum Keitha i&ccedil;in onur kırıcı olsa da onu reddedememişti. Bir soyluyla vakit ge&ccedil;irmek onun i&ccedil;in yeterli olmalıydı. Bu durum ne zaman canını sıksa en azından o beni anlıyor diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Ancak durumun hi&ccedil;te sandığı gibi olmadığını anladığında &ccedil;ok ge&ccedil; kalmıştı. Bu &ldquo;gizli&rdquo; arkadaşlıkları başladıktan &ccedil;ok kısa bir s&uuml;re sonra Kinsey niyetini a&ccedil;ık etmişti. Keitha&rsquo;dan birini izlemesini ve ona rapor vermesini istiyordu. &Uuml;stelik bu bir rica da değildi. Keitha, onun i&ccedil;in basit bir kuklaydı. Onu, asıl hedefine ulaşmak i&ccedil;in kullanmıştı. İlk başlarda biraz dirense de Kinsey&rsquo;in baskılarına dayanamayarak o, ne derse yapmaya başlamıştı. Yalnızca Kinsey&rsquo;in Daphne ile neden bu kadar ilgilendiğini anlamlandıramıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>730 Gün Sonra</title>
<link>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra-2796</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra-2796</guid>
<description><![CDATA[ 730 Gün Sonra  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f168510f15a.jpg" length="35158" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 05 Jun 2022 20:22:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>730 Gün Sonra</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kırgın çiçekler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kirgin-cicekler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kirgin-cicekler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629bc9a943510.jpg" length="70407" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 05 Jun 2022 00:08:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Sevgisizlik, saygısızlık, kırılganlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;KIRGIN &Ccedil;İ&Ccedil;EKLER</strong></p>
<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Vakit varken toplayın tomurcukları&nbsp; &ccedil;&uuml;nk&uuml; zaman hızlı akıp gidiyor.</strong></p>
<p><strong> Bug&uuml;n g&uuml;l&uuml;mseyen bir&nbsp; &ccedil;i&ccedil;ek yarın &ouml;lebiliyor.&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp; Sevgi ile sulanmamış ,saygı ile beslenmemiş&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&ccedil;i&ccedil;ekler g&ouml;r&uuml;yorum. Boyunları b&uuml;k&uuml;k kafalarını kaldırmaya mecealleri bile kalmamış ,kalp atışları yavaşlamış, umutlarını tek tek toparağa salmış kırgın &ccedil;i&ccedil;ekler...</strong></p>
<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp;<strong>Dallanıp budaklanmak istiyorlar.</strong></p>
<p><strong> R&uuml;zg&acirc;r m&uuml;sade etmiyor. Savrulu</strong><strong>yor her bir yaprakları ,</strong></p>
<p><strong>Tutunucak dalları, kırılıyor tek tek d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor birer birer her bir yaprağı ayrı bir g&ouml;zyaşı.&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;Birde&nbsp; &nbsp;G&uuml;neşin yakıcı sıcaklığından korkup soluyor ,</strong><strong>kuruyorlar .Yanmaktan korkup i&ccedil;lerine sinen,&nbsp; kırılan cevresine k&uuml;sen&nbsp; kırgın &ccedil;i&ccedil;ekler.&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp; &nbsp;Kırıklıkları yerden, korudukları topraktan tekrar yeşermek istiyorlar. Tutunup sımsıkı varlığına,&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Son g&uuml;c&uuml;yle belki kafalarını kaldırıp renklerini g&ouml;stermek istiyorlar.</strong></p>
<p><strong>&nbsp; &nbsp;R&uuml;zg&acirc;r ve G&uuml;neşin inadına yeniden canlanıyorlar. Yaşama uğruna&nbsp; ,R&uuml;zg&acirc;r ve G&uuml;neş'e sanki savaş a&ccedil;ıyorlar.Yeniden ve yeniden</strong></p>
<p><strong>yeşeriyorlar .Savaştan korkanlar&nbsp; yaşamaya hakkım yok diyerek yaşama k&uuml;s&uuml;yor yada yaşama k&uuml;st&uuml;r&uuml;l&uuml;p &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;yorlar.&nbsp;</strong></p>
<p><b>Kırgın &ccedil;i&ccedil;ekler halen savaşlarını s&uuml;rd&uuml;rmekte tomurcuklar sulansın , beslensinler &ccedil;i&ccedil;ekler solmasın soldurulmasın...</b></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</strong></p>
<p><strong></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bendeki sen ile sendeki sen</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bendeki-sen-ile-sendeki-sen</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bendeki-sen-ile-sendeki-sen</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629a0cbb4aa04.jpg" length="54202" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 03 Jun 2022 16:36:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bendeki sen ile&nbsp; sendeki sen&nbsp;&nbsp;</strong></p>
<p><b>Bendeki sen, yaralı bir kuş gibi &ccedil;ırpınarak yardım beklemekteydi. T&uuml;m benliğim ile yardımına koşmaya hazırdım kimsesiz olmadığının yanında ben&nbsp; varım demek&nbsp; i&ccedil;in elimden gelen fedakarlık ların hepsini yaptığımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.&nbsp;</b></p>
<p><b>Oysa sende ki sen yapmadığımı hi&ccedil; bir fedakarlıkta bulunmadığımı dile getiriyor .</b><b></b></p>
<p><b>Beni su&ccedil;luyordu ...</b></p>
<p><b>Zamanımın yettiği s&uuml;rece hep yanındaydım. Yaralarını sarmak seni iyileştirmek istiyordum.</b><b></b></p>
<p><b>Sana belkide senden daha yakındım sen farkında olmadın.&nbsp;</b></p>
<p><b>Bende ki sen &ouml;yle masum du ki tıpkı bir &ccedil;ocuğun masum olduğu kadar .kırılgan ve&nbsp; hassas tı aynı bir cam gibi kırmaktan korktuğum .</b></p>
<p><b>Bende ki sen sahipsiz bırakılmıştı sanki yalnız bırakılmıştı &uuml;zg&uuml;nd&uuml; &ccedil;aresiz d&ouml;rt duvarlara ruhu sıkışmış acı &ccedil;ekiyordu.</b></p>
<p><b>Kimseye kendini anlatamamış.&nbsp; Etrafındakilere artık yabancılaşmış bendeki sen kurtarıcısını bekliyordu.</b></p>
<p><b>&nbsp;&Ouml;yle olmadığını anladım&nbsp; &ccedil;ok zaman sonra .</b></p>
<p><b>Hepsi bende ki sen miş meğer&nbsp;</b></p>
<p><b>Sendeki sen&nbsp; bendeki senden&nbsp; &ccedil;ok farklıymış.&nbsp;</b></p>
<p></p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖLÜMCÜL SIR (Bölüm 6)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumcul-sir-bolum-6</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumcul-sir-bolum-6</guid>
<description><![CDATA[ Gökhan&#039;ın kupasını kıran Ezgi, kupayı tekrar alabilecek mi? Eğlence gecesinin sonunda ne sonuçlarla karşılaşacak? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629a012968688.jpg" length="61131" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 03 Jun 2022 15:41:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melekk</dc:creator>
<media:keywords>Ezgi(, ) Kurgu(, ) Dedektif(, ) Gerilim(, ) Kitap(, )</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz &#45; Final</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-final</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-final</guid>
<description><![CDATA[ 16. Bölüm Final ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628be9784da44.jpg" length="47782" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Jun 2022 18:21:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Sıfır d&ouml;rt, sıfır sekiz.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Karanlık her yer, sessiz ve ıssız. Yağmur yağıyor, soğuk &ccedil;ok soğuk. &Uuml;ş&uuml;yen bedenim değil, ruhumdu. &Uuml;st&uuml;mde ince bir hırka ve eşofmanım var. Benim dışımda kimse gecenin bu saatinde kaldırımda oturamazdı tabii. Yere d&uuml;şen her yağmur tanesi i&ccedil;imi &uuml;rpertiyordu. Bir yanım korkak diğer yanım cesuru oynuyordu. Evde, sıcacık yatağımda uyumak varken neden mi buradayım?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Gecenin bir saatinde telefonum &ccedil;aldı. Bize d&ouml;nmek i&ccedil;in yola &ccedil;ıkan abimin arabası tırın altında kalmış. Ve kurtarılamamış. Tır şof&ouml;r&uuml;n&uuml;n durumu ise ağırmış. Benim y&uuml;z&uuml;mden. Hen&uuml;z bitmedi. Babam, bana yeni d&ouml;nm&uuml;şken &ouml;l&uuml;m sırası ona ve kardeşlerime gelmesin diye evden ayrıldılar. Benim y&uuml;z&uuml;mden. Elini bana uzatan herkes k&ouml;t&uuml; bir şekilde nasibini alıyordu. Emin olduğum bir şey vardı. Şu ana kadar hi&ccedil; inanmamıştım ya da inanmak istememiştim fakat t&uuml;m olanların nedenini buna bağlıyordum. Uğursuz'dum ve bu benim lanetim olmuştu. Bedelini ise sevdiklerimin canı ile &ouml;d&uuml;yordum. Kendi ellerim ile almıştım canlarını. Sevdiklerimin katiliydim ben. Keşke, keşke her şeyi değiştirebilseydim. İlk kendi canımı alırdım.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>------------</span></p>
<p><span>Elimde sıkıca tuttuğum anahtara baktım. Bir şey yapmalıydım. Islanan sa&ccedil;larımı g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nden &ccedil;ektim. Yağmurun şiddeti artıyordu. Ayağa kalktım. Hırkayı &ccedil;ıkartıp yere fırlattım. Korunmam değil korumam gerekiyordu. Olmadı. Teker teker &ccedil;ıktım merdivenleri. Anahtarı deliğe sokup sola &ccedil;evirerek a&ccedil;tım kapıyı. Girdim i&ccedil;eri, kapattım kapıyı. Anahtarı yere attım. Boş evde yankılanan ses kulağımı acıtmıştı. &Ccedil;ok dağınıktı ev. Her g&uuml;n toplamak i&ccedil;in saatlerimi harcadığım ev benim ellerimle dağılmıştı. Ayakkabılarımı &ccedil;ıkarttım. Yanyana getirip kenara koydum. Cam par&ccedil;alarının &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;meye başladım. Hissizdim artık. Canım acımıyordu artık. İnsan kaybedince &ouml;ğreniyormuş demek ki bazı şeyleri. Sessizdim, kimsesizdim yine. Bitik bir haldeydim. Abimin &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; &ouml;ğrenince sinir krizi ge&ccedil;irmiştim. Babam da apar topar &ccedil;ocuklar ile &ccedil;ıkıp gidince sakinleştirecek kimsem kalmamıştı. Kendi kızının Uğursuz'luğuna şahit olmuştu. Korkmuştu benden. D&uuml;ne kadar yaralarımı sarmak isteyen adam benden korkup ka&ccedil;mıştı. Yine yapmıştı bunu. Yaşanan her bir olay benim su&ccedil;umdu. Benim! Doğmamış olmayı dilerdim. Hi&ccedil; var olmamış olmayı, aldırılmayı dilerdim. En başından kıymalıydım canıma. Sevdiklerimi bu d&uuml;nyadan silmemiş olurdum.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Yerlerde cam kırıkları, duvarlarda fırlatılan cisimlerin izleri, par&ccedil;alanmış yastıklar, bağırmaktan kısılan ses ve kan &ccedil;anağına d&ouml;nm&uuml;ş g&ouml;zler. Attığım her adımda bir cam par&ccedil;ası saplanıyordu ayağıma. Umurumda değildi. Kalp sızımın yanında bu bir hi&ccedil;ti. Kendimi silmek i&ccedil;in hala bir şansım vardı değil mi?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Cam par&ccedil;alarına dikkat etmeden banyoya ilerledim. Aynadaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;m midemi bulandırıyordu. Kendimi bir hayalet gibi hissediyorum. T&uuml;m mutlu hayatların olduğu bir yerde, perde arkasında g&ouml;r&uuml;nmez bir şekilde dolaşıyordum. Kendimden &ouml;yle nefret ediyordum ki bunu yapacaktım. Suyu sonuna kadar a&ccedil;tım ve k&uuml;veti doldurmasına izin verdim. Kardeşlerimin &ouml;nceden kaldığı odaya ilerledim. Oyuncakları, kuyafetleri yerli yerindeydi. Dişlerimi sıktım, zor olsa da yutkundum. Benim y&uuml;z&uuml;mden. Her şey benim y&uuml;z&uuml;mden. Elime, kokularının en &ccedil;ok sindiği pijamalarını alıp banyoya geri d&ouml;nd&uuml;m. Paspas benim kanımla renklenmişti. Su yarısına kadar dolmuştu bile. K&uuml;vetin i&ccedil;ine girdim. Bacaklarımı uzattım su ise akmaya devam ediyordu. Su hafif kırmızılaşıyordu. Elimde tuttuğun pijamaları burnuma g&ouml;t&uuml;rerek kokuyu i&ccedil;ime &ccedil;ektim. Masumluğun, saflığın kokusu vardı adeta. Bu kokudan bile mahrum bırakmıştım kendimi. Bug&uuml;n bu iş bitecekti..</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>'Allah'ım bunun i&ccedil;in bana kızma olur mu? Halimi g&ouml;r&uuml;yorsun. Elimden başka hi&ccedil;bir şey gelmiyor. Tek &ccedil;arem bu. Benim dikenim herkesin canını acıtıyor. Herkesin hayatını solduruyorum. Bu defa kendi dikenimi kendime batıracağım. Affet beni l&uuml;tfen..'</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Su boynuma kadar y&uuml;kselmişti. Yavaş yavaş yolun sonuna geliyordum. G&uuml;nah olduğunu bile bile işliyordum. Umarım affedilirim. Sarıldığım pijamalar ile birlikte g&ouml;m&uuml;ld&uuml;k suya.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>'Ben Eslem, diğer adı ile Uğursuz.</span></p>
<p><span>Annesinin aşkını elinden alan, babasının g&ouml;z&uuml;n&uuml; korkutan, abisinin ve ablasının hayatını karartan biri. Doğduğum an hayat ile m&uuml;cadelem başlamıştı. Her şeyden bir haberdim. Bu denli sonu&ccedil;lanacağını bilemedim. &Ccedil;ocuktum, benim sokakta ip atlamam gerekirdi. O iple kendimi asmayı d&uuml;ş&uuml;nmem değil. Hi&ccedil; arkadaşım olmadı, hi&ccedil; okula gitmedim. Ablamla abla-kardeş ilişkimiz hi&ccedil; olmadı. Onu da ben kopardım hayattan. Kendimi tanımıyorum bile. Hangi rengi, hangi yemeği severim bilmiyorum bile. Şimdi sıra kendimde. Hayatsız hayatıma son noktayı koyacağım..'</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>'</span><span>Yanınıza gelmeyeceğim. Uğursuz'luğumu bu kez uzak tutacağım sizden. Affedin beni. Abla, abi sizi &ccedil;ok seviyorum. Huzurla uyuyun..'</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SANA DOĞRU/2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sana-dogru2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sana-dogru2</guid>
<description><![CDATA[ Ölümün açtığı en büyük yara kimsesizliktir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_6298b7d89c107.jpg" length="77706" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Jun 2022 16:15:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nghncsknr</dc:creator>
<media:keywords>kırmızı, kırmızı ip, Japon efsaneleri, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"><em>//Karanlığın İ&ccedil;inde Kalanlar//</em></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"><em>&nbsp;</em></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Sıradan bir g&uuml;nd&uuml;. Belki de canımı sıkan en b&uuml;y&uuml;k ger&ccedil;ek, bug&uuml;n&uuml;n diğer g&uuml;nlerden farklı olmamasıydı. Dizilerde veya filmlerde k&ouml;t&uuml; bir şey yaşanmadan saniyeler &ouml;nce, kişinin kalbi ağrır, fotoğraf &ccedil;er&ccedil;evesi kırılır, bir huzursuzluk &ccedil;&ouml;ker insanın i&ccedil;ine&hellip; Oysa dediğim gibi, olduk&ccedil;a sıradan bir g&uuml;nd&uuml;.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Her zaman ki saatimde uyanmış, g&uuml;nl&uuml;k rutinimi ger&ccedil;ekleştirmeden &ouml;nce sevdiğim adama g&uuml;naydın mesajı atmıştım. Her zaman benden yarım saat &ouml;nce uyanır, kahvesini alır ve bilgisayarının başına oturarak kahvesi soğuyana kadar yazardı. G&uuml;naydın mesajından sonra evimin sessizliği dağılsın diye hareketli bir şarkı a&ccedil;mış ve s&ouml;zlere eşlik ederek hazırlanmaya başlamıştım.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">O g&uuml;n&uuml;n hangi noktaya evirileceğini anlamış gibi zorlu dakikaların sonunda siyah yarım kollu bir elbisede karar kılmıştım. Belki de bug&uuml;n&uuml; sıradanlıktan uzaklaştıran tek an o siyah elbiseyi giyinip, evden &ccedil;ıktığım andı, gerisi olduk&ccedil;a sıradandı.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Otob&uuml;s yayınevine yakın durakta durana kadar onunla konuşmuş ve dudaklarımdan eksik olmayan bir g&uuml;l&uuml;msemeyle ofise ge&ccedil;erek yeni başladığım tasarımın başına oturmuştum. Anlaşması ancak tamamlanmış ve son kararı verilmiş olan klasik bir aşk romanının kapağına uygun yazı stilini se&ccedil;meye &ccedil;alışırken telefonum &uuml;&ccedil; kere &ccedil;almış ama yoğunluktan ve ortamın hararetinden sesini kısmak durumda kalmıştım. Telefon ikinci ve son kez &ccedil;aldığında ise Nida Hanımın yanına &ccedil;ağırıldığım i&ccedil;in sonra d&ouml;nerim diyerek a&ccedil;madım. Ama telefon bir daha hi&ccedil; &ccedil;almadı, hi&ccedil;&hellip;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Mesai saati sona erdiğinde g&uuml;n&uuml;n yorgunluğunu omuzlarıma atarak işten &ccedil;ıkmış ve d&uuml;n gece s&ouml;z verdiğim yemeği hazırlamak i&ccedil;in markete uğradım. En sevdiği makarnadan yapmam karşılığında en sevdiğim tatlıyı yapacaktı, doğrusu tatlıyı yapmasa bile ona yemek hazırlardım. Başka bir ihtiyacı var mı diye sormak i&ccedil;in aramasına geri d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde telefonumu a&ccedil;madı. Belki de hala masasının başındaydı, kelimelerinin arasına kaybolmuş ve d&uuml;nyayla bağını kesmişti.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Elimde torbalarla &uuml;&ccedil; kat merdiveni ona yemek yapacak olmanın heyecanıyla &ccedil;ıkıp, &ccedil;antamdaki anahtarı tek elimle bulup kapıya takarak kilidi tek hamlede d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;mde karanlık karşıladı beni. Dışarıdan da ışıkların kapalı olduğunu g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m ama hol&uuml;n ışığını her zaman a&ccedil;ık bırakırdı, karanlıkta kalmayı sevmezdi o. Elektrikler gitse bile mum yakar, fenerle aydınlatırdı evinin odalarını. Benim kalbimi de &ouml;yle aydınlatmıştı. Her odasına bir mum bırakmış, o mumun ateşini hep taze tutmuştu, oysa saniyeler sonra kalbimin i&ccedil;indeki t&uuml;m ışıklar solacak, karanlığın sonsuz gibi bir zaman dilimi i&ccedil;erisinde baki kalacaktı.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Evin i&ccedil;ine girip kapıyı arkamdan kapatmıştım. &ldquo;Ben geldim,&rdquo; demiştim hala g&uuml;l&uuml;mseyen sesimle.<span>&nbsp;</span><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">Ben geldim, sana geldim.</em><span>&nbsp;</span>&ldquo;Neredesin?&rdquo; Bu cevapsız sorular sonraki g&uuml;nlerde devam edecekti.<span>&nbsp;</span><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">Ben geldim, sen neredesin?<span>&nbsp;</span></em>Ve asla, asla cevap alamayacaktım, tıpkı telefonlarıma alamadığım gibi&hellip;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Sabah nasıl sıradan bir g&uuml;ne uyanmışsam, adımlarım k&ouml;t&uuml; ihtimallere inanmak istemezcesine hızlı ve alışıldıktı. Elimdekileri bırakmadan, bir an &ouml;nce g&uuml;venilir kucağına kavuşmak i&ccedil;in oturma odasına gittiğimde karşılaştığım karanlığı aydınlattım ve tam o anda karanlığa g&ouml;m&uuml;ld&uuml;m. Elimde ne var ne yoksa hepsi yerle buluşurken dudaklarım sımsıkı kapanmış, g&ouml;zlerim kırpılmaksızın &ouml;ylece ona kilitlenmişti.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Yere yığılışım, onun havada asılı olan bedeni kadar hafif olmuştu ama benim dizlerim acımıştı. Onun canı yanmazken ben acıların i&ccedil;inde kalakalmıştım.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">O her şeyden ka&ccedil;mayı başarmıştı ama ben ne ondan ka&ccedil;abilmiştim ne de &ouml;l&uuml;m&uuml;nden.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Elimde olsa unuturdum o anı. Onu unutur ve terk ederdim bu şehri. Kalbim adını &ouml;l&uuml;m&uuml;n kanlı harfleriyle yazmış, aşkın bencilliğine sarılmış bir y&uuml;reği olmasaydı onu ve geri kalan her şeyi unuturdum ama yapamadım. Onu unutmak kendimi terk etmek, yaşadıklarımıza ihanet etmek olurdu. Tıpkı, ben k&uuml;&ccedil;&uuml;kken arkasına bakmadan her şeyi terk ederek babama ve kızlarına ihanet eden annem gibi &ccedil;ekip gitmek demekti ama ben &ouml;yle olmayacaktım. Unutmak kolaydı, esas zor olan kalıp her şeyi ayrıntısıyla hatırlamaktı. Ben kaldım, hatırladım, gecelerce ağladım ve nihayetinde karanlığa g&ouml;m&uuml;ld&uuml;m.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">G&ouml;z&uuml;mden akmaya cesaret edemeyen yaşlarım, hislerini dondurmuş zihnim ve acıyı ince bir elektrik akımı gibi ruhuma salan kalbimle birlikte belki saatlerce orada oturmuştum. &Ccedil;ok ge&ccedil;miş ya da ge&ccedil;memişti, bilmiyorum. Tek yaptığım ipin ucunda sallanan rengi solmuş bulut kadar beyaz bedenini seyretmekti. Sonra bir &ccedil;ığlık, bir feryat duydum. Aydınlanmış d&uuml;nyanın i&ccedil;inde a&ccedil;ık kalmış ve işlevini kaybetmiş sarı bir ışığın, &ouml;l&uuml; y&uuml;z&uuml;ne vurduğu keskinlik kadar acı bir &ccedil;ığlıktı beni i&ccedil;ine daldığım topraktan &ccedil;ıkaran. Bir daha g&ouml;remeyeceğimi biliyormuş gibi doya doya izlemiştim onun g&uuml;zel suretini. Kız kardeşinin &ccedil;ığlıkları ardından kalabalığı getirirken ben oturduğum yerden kalkmış ve pencerenin kenarında bulmuştum kendimi. Kız kardeşinin sesi, komşuların meraklı sorularına, hayret feryatlarına ve sonunda polis sirenlerine d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Birinin kolumu tuttuğunu, beni sarstığını ve bana sorular sorduğunu hayal meyal hatırlıyorum. Boynu ipten ayrılmış, bedeni evin ortasına yatırılmıştı. &Uuml;zerine bir &ouml;rt&uuml; &ouml;rtm&uuml;şler, sarılmayı sevdiğim bedeni şişmiş halde benden uzakta yatarken tek derdim buymuş gibi inip kalmayan g&ouml;ğs&uuml;ne bakıyordum.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Acı o kadar saattir kalbimdeydi ki beynim ger&ccedil;eği idrak ettiğinde ağlamayı bile fırsat bulamadan alıp g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şlerdi bedenini. Sokağa inmiş, yanımda ağlayan annesi, kız kardeşi ve en az benim kadar sessiz olan babasıyla birlikte bindirildiği arabanın arkasında kalakalmıştım.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Kimsesiz, annesini, babasını kaybetmiş bir &ccedil;ocuk gibi kalabalığın i&ccedil;inde, onca insanın arasında yapayalnızdım. Gideceğim y&ouml;n&uuml;, d&ouml;keceğim yaşı bilmiyordum. Ben &ouml;ylece uzaklaşan arabaya bakarken, benim bilmediğim ve hesaplayamadığım bir şey olmuştu. Araba sağa d&ouml;nerek g&ouml;zden kaybolurken zihnimin b&uuml;t&uuml;n temelleri depreme kapıldı, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler birbirine karıştı. Sinsi bir &ccedil;ınlama kulaklarımı ele ge&ccedil;irirken t&uuml;m g&uuml;c&uuml;m ellerimden ve ayaklarımdan &ccedil;ekilmiş, dizlerim asfaltın k&ouml;relmiş taşlarına &ccedil;arpmıştı. G&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;ne karanlık &ccedil;&ouml;k&uuml;yor, karanlığa k&uuml;&ccedil;&uuml;k yıldızlar kayıyordu. Sesler buğulu ve uzak &ccedil;ınlamalar gibiydi. Suratıma su &ccedil;arpılıyor, &uuml;ş&uuml;yorum. Bedenimi kaldırıyor biri, taşınıyorum. Kapalı g&ouml;zlerimin i&ccedil;i cayır cayır yanıyor, ince bir damla g&ouml;z&uuml;m&uuml;n kenarından sızıyor, şimdi nefes alamıyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Bir anda ip ge&ccedil;iriyorlar boynuma, nefesim kesiliyor toprakta uyanıyorum. Sağım solum boş. Kimsem yok, &ouml;l&uuml;p &ouml;lmediğini bilmediğim bir annem ve gidişle kahrolmuş bir babam var oysa. &Uuml;&ccedil; kız kardeşim, babaannem var. Kimsem yok değil ama yok işte. Yapayalnız kalmışım toprağın altında.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">Uyanıyorum, her şey farklı. Renkler solmuş, o gitmiş yok artık. Bir yatağa uzanmış, bekliyorum. Ka&ccedil; yıl oldu? Ne kadar zaman ge&ccedil;ti onsuz? Yattığım yerde sağa d&ouml;n&uuml;yorum, onun yatağındayım ama o yok. Bacaklarımı karnıma kadar &ccedil;ekiyor ve yalnız kaldığım yatakta k&uuml;&ccedil;&uuml;ld&uuml;k&ccedil;e k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;yorum. Kısık bir inilti &ccedil;ıkıyor dudaklarımdan, yaşlarımla buluşuyor yastık. Sesim &ccedil;ıkmıyor, bedenim fırtınaya kapılmış gibi sarsılıyor. Artık olmadığını d&uuml;ş&uuml;nmek bile nefesimi kesmeye yeterken bu ger&ccedil;eği bilmek &ouml;l&uuml;me yaklaştırıyor beni. Sımsıkı sarıldığım yastıkta, sesimi &ccedil;ıkarmadan ağlarken karanlığın i&ccedil;indeki ilk anım bu oluyor.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-add-space: auto;&quot;}">&Ccedil;ok sıradan bir g&uuml;nd&uuml;. Aklınızın alamayacağı kadar sıradan. O son kez aradı, ben a&ccedil;madım ilk kez ve o &ouml;ld&uuml;. Bir ilmek attı, bıraktı kendini; bir kuş misali salınırken havada ne kanat &ccedil;ırptı ne ses &ccedil;ıkardı&hellip;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzun Şapkalı Adam (Fedai)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/uzun-sapkali-adam-fedai</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/uzun-sapkali-adam-fedai</guid>
<description><![CDATA[ (!!!UYARI!!! BİRAZDAN OKUYACAKLARINIZIN YAŞANAN VEYA YAŞANMIŞ OLAYLAR İLE HİÇBİR İLGİSİ YOKTUR. OLAYLAR VE KARAKTERLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜ OLUP HİKAYEDE YAŞANAN OLAYLAR İLE İLGİLİ YORUMLAR HİÇBİR SİYASİ FİKRİ TEMSİL ETMEMEKTEDİR.)   ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_6297033d9c575.jpg" length="73607" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 01 Jun 2022 09:08:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, diktatör, dünya, şehir, düzen, sistem, yazar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>(!!!UYARI!!! BİRAZDAN OKUYACAKLARINIZIN YAŞANAN VEYA YAŞANMIŞ OLAYLAR İLE Hİ&Ccedil;BİR İLGİSİ YOKTUR. OLAYLAR VE KARAKTERLER TAMAMEN HAYAL &Uuml;R&Uuml;N&Uuml; OLUP HİKAYEDE YAŞANAN OLAYLAR İLE İLGİLİ YORUMLAR Hİ&Ccedil;BİR SİYASİ FİKRİ TEMSİL ETMEMEKTEDİR.) &nbsp;</p>
<p>Tamam. Burada dur. Geniş bir sokak. Meşguliyetlerin de boğulmuş bu sokak dolu insanların belki de duyduğun ilk kaygı duygusunun kokusu alınabilecek kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml;. Kendilerinden başka kimseyi d&uuml;ş&uuml;nmeyen bu insanların yaşadığı kafa karışıklığı sokağa bile yansımış , normalde sadece ge&ccedil;ip gidenler şimdi adımlarını " Ben de buradayım " demek i&ccedil;in sert bir şekilde atarken sokağı kaosa boğuluyordu . Ama bu beni şuan &ccedil;ok da ilgilendirmiyor. Eski bir dostu g&ouml;rmem gerek.</p>
<p>Bir ka&ccedil; sokak ileride inşaatı tamamlanmamış iki katlı bir beton yığını(ev) var. Eski dostum orada olmalı. İkinci katından sesler geliyordu. Belli ki buradaydı. Birden yıllardır g&ouml;r&uuml;şmenin getirdiği bir gerginlik i&ccedil;imi kapladı. "Hadi." dedim i&ccedil;imden ve beton yığının i&ccedil;ine daldım. Hızlı adımlarla 2. kata &ccedil;ıktım ve evet karşımdaydı.</p>
<p>Fedai: Elgin ... ben geldim.</p>
<p>Elgin: O hoş geldin. Buyur otur bir şeyler ikram edeyim sana.</p>
<p>Fedai: Umursamaz tavrının arkasında takındığı endişeli adamı g&ouml;rebilen belki de tek kişiyim ve bana bile mi b&ouml;yle davranıyorsun. Ger&ccedil;ekten yaşlanmışsın.</p>
<p>Elgin: Kibarlık ettiğim i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilerim zira yıllardır g&ouml;r&uuml;şmediğin bir arkadaşına iyi davranmak kabalık olarak kabul ediliyor bu zamanda galiba.</p>
<p>Derin bir i&ccedil; &ccedil;ektikten sonra devam ettim;</p>
<p>Fedai: Sen ciddi misin? Dışarıda insanlar birbirlerini vurma seviyesine gelmiş , Delayn tutuklanmış , polisler sokaklarda g&ouml;stericileri durdurmaya &ccedil;alışıyor ve t&uuml;m bunların sebebi olan sen hala kibarlık diyorsun.</p>
<p>Elgin:....</p>
<p>Fedai: Ve t&uuml;m bu kaos , asla ger&ccedil;ekleşmeyecek &uuml;topik bir hayal i&ccedil;in. Seni uyarmıştım.</p>
<p>Elgin: Ve bende sana defalarca a&ccedil;ıklamıştım. İnandığım değerler uğruna savaşmaktan beni kimse alıkoyamaz.</p>
<p>Elgin: Delayn'i neden bu işe dahil ettin peki? Onun su&ccedil;unu ne?</p>
<p>Elgin: Ben hi&ccedil;bir şey yapmadım. Kendisi yaptı ne yaptıysa.</p>
<p>Fedai: Ger&ccedil;ekten yaşlanmışsın. Hıııımm ....eskizi bana ver.&nbsp;</p>
<p>Pişmanlıkla dolu bir y&uuml;z ifadesi ile arkasındaki kolilere doğru y&ouml;neldi. Onu ilk defa b&ouml;yle g&ouml;r&uuml;yordum ve bu ger&ccedil;ekten tuhaftı. Hi&ccedil; sorgulamadan , canından daha kıymet verdiği kitabını bana verdi. Bir s&uuml;re ikimizin de eli eskizin &uuml;zerinde kaldıktan sonra kulağıma eğilip " Ona iyi bak" dedi. Pişmanlık duygusunun bitirdiği bir adam vardı resmen karşında. Hi&ccedil;bir şey demeden kitabı elinden &ccedil;ekerek aldım. Hızlı adımlar ile beton yığınından dışarı &ccedil;ıktım sonrada o sokağı terk ettim. Meydana doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım ve bir yandan da eskize ne yapmam gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.</p>
<p>İnsanlar protesto i&ccedil;in şimdiden gruplaşmaya başlamışlardı. Haklarını istiyorlardı ama bunu haksız yollardan elde etmek onlar i&ccedil;in sıkıntı değil gibiydi &ccedil;&uuml;nk&uuml; aralarından ge&ccedil;erken &ccedil;oğunda silah olduğunun farkına varmıştım. &ldquo;Ne kadar da salaklar. " dedim i&ccedil;imden. Ger&ccedil;ekten ; yanlış eylemlerin meydana getirdiği ve engel olmak istedikleri sorunu , o soruna neden olabilecek başka bir eylem ile mi durduracaklardı. Komik kısmı ise cesaret aldıkları ve şu anda hapiste olan kişinin tamda olmamaları i&ccedil;in uyardığı şeylere d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şlerdi. Sadece bulunmak i&ccedil;in bulunuyorlardı , doğru insanlar ile doğru bir harekete d&ouml;n&uuml;şebilecek bu eylemde. Kendilerini bir yere ait hissetme duyguları onları o kadar aciz kılıyordu ki ... "Neyse" dedim sessizce. Giderek artan kalabalıktan ayrılırken eskiz ile ilgili ne yapmam gerektiğine kafa yormaya devam ettim. Zarar veremezdim &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir emek ve yılların değeri vardı i&ccedil;inde ama basit bir şekilde saklayamazdım da . En sonunda aklıma sandığa koyup g&ouml;mmekten başka bir şey gelmemişti.</p>
<p>Kasaba gidecek ve kitabı , kimsenin bulamayacağı bir yere g&ouml;mecektim. Kasabadakiler &ccedil;oğu şeyi umursamayan insanlardı zaten. Dikkat &ccedil;ekmezdi. Ama bir araca ihtiyacım vardı.</p>
<p>Ben kalabalıktan ayrıldığımı sandık&ccedil;a yeni insanlar gelip kendimi yeni bir kaosun i&ccedil;inde bulmama sebep oluyorlardı. Nereden bir ara&ccedil; bulabileceğimi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken g&ouml;z&uuml;me ; sakatlanmış bir kız &ccedil;ocuğunu yerden kaldırmaya &ccedil;alışan , ortalamadan biraz daha yaşlı bir adam takıldı. Nedenini anlayamadığım bir bi&ccedil;imde yardım etmek geldi i&ccedil;imden. Yanlarına gittim ve ayağı sakatlanmış baygın kızı sırtıma aldım.</p>
<p><br />İsmini bilmediğim adam: &Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim beyefendi. Ben Martuh . Sizin adınız nedir?</p>
<p>Fedai: Fedai. Nereye gidiyorsunuz.</p>
<p>Martuh: Arabamız ileride. Şehirdeki olaylardan dolayı kızımı kasaba g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordum.</p>
<p><br />Parmağı ile ilerideki bir noktayı g&ouml;sterdi ancak giderek artan kalabalıktan dolayı bir şey olup olmadığı belli olmuyordu ama bu benim kasabaya gitme yolum olabilir.</p>
<p>Fedai: Ben kızını arabaya g&ouml;t&uuml;rmene yardım edeyim sende beni kasabaya g&ouml;t&uuml;r.</p>
<p>Martuh: Tamam , anlaştık.</p>
<p><br />Bir ordu gibi sokağa d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml; insanlar , yanlarına aldıkları silahlar ile. Bu gece ger&ccedil;ekten şehir kana bulanabilirdi. Bu sivil orduyu yararcasına Martuh`un g&ouml;sterdiği yere doğru ilerledik. Bir s&uuml;re sonra kalabalığı sonunda aşmayı başardık ve arabada g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde idi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k de olsa omuzlarımda birini taşıyarak o kalabalığı aşmak cidden beni yormuştu. &Ccedil;ocuğu nazik&ccedil;e arka koltuğa oturttum. Nasıl bir kaza ge&ccedil;irdiğini bilemiyordum ama şuan zedelenmiş bir bacağa sahipti ve baygındı. Bildiğim şey ise bunun başına gelmesinin sebebi o kalabalıktı. Ger&ccedil;ekten de komikti. Ancak kimse g&uuml;lm&uuml;yordu. Bizde arabaya bindik ve yola koyulduk. Ben bir s&uuml;re daha bu durumu d&uuml;ş&uuml;nmeye devam ettim. Sorsak oradaki insanlara ; &ccedil;ocuklarının geleceği i&ccedil;in endişeliler , şu bu haklarını falan &ccedil;aldılar vesaire vesaire. Pek &ccedil;oğu , uğuruna m&uuml;cadele verdikleri şeylere sahip &ccedil;ıkmaktan bile acizdi. Daha &ouml;nce de dediğim gibi sadece var olmak i&ccedil;in varlar. Kendi aciz hayatlarından ve beceriksizliklerinden uzaklaşıp kendilerini bir yere ait hissetmek i&ccedil;in şuan birilerine sıkmaktan bile korkmayacak kadar acizler , zavallılar. Kendileri olmaktansa başka biri olmak onlara &ccedil;ok daha kolay geliyordu ve şimdi o adam hapiste. Bu gece kesin &ccedil;ok kan d&ouml;k&uuml;lecek ve bu &ccedil;ok komik olacak.</p>
<p><br />Artık şehrin dışına , kasabaya doğru giden ana yola girmiştik. Martuh bana d&ouml;n&uuml;p ;</p>
<p><br />Martuh: Yardımınız i&ccedil;in tekrar teşekk&uuml;r ederim. Kasabaya neden gidiyorsunuz peki?</p>
<p>Fedai: Sadece kısa bir işim var. onu halledip ayrılmayı planlıyorum.</p>
<p>Martuh: Şehre d&ouml;nmek tehlikeli olabilir. Sizi evimizde ağırlamaktan onur duyarız.</p>
<p>Fedai: Zahmet vermek istemem. Zaten şehre d&ouml;nmem gerekiyor. Orada da tamamlamam gereken işlerim var.</p>
<p><br />&ldquo;Ger&ccedil;ekten bir işim mi var şehirden? &ldquo; diye ge&ccedil;irdim i&ccedil;imden . Aslında sadece g&ouml;stericilerin arsına karışıp tutuklananları ve &ouml;lenleri izlemek istediğimden geri d&ouml;necektim. Ger&ccedil;ek buydu ama bu ne kadar normal bulabilirdi ki ?</p>
<p><br />Martuh: &Ccedil;ok meşgul birisi olmalısınız. İsteseniz işinizi halledince sizi şehre ben g&ouml;t&uuml;reyim. Benimde bu gece ki işim son işim olacak. Şehir artık &ccedil;ok tehlikeli , kızım ve annem ile vakit ge&ccedil;irmek istiyorum.</p>
<p>Fedai: Sizin işiniz nedir sorabilir miyim?</p>
<p>Martuh: G&uuml;venli g&uuml;&ccedil;lerindenim . Bu g&uuml;n son g&uuml;n&uuml;m. Normalde ayrılacaktım işten ancak son g&uuml;nlerde şehir &ccedil;ok karışık. Şu işler bitsin kasabada kızım ve yaşlı annem ile yaşayacağım.</p>
<p><br />Dur bir saniye . Vay canına . Ge&ccedil;ekten &ccedil;ok komik. Keşke bunu dışarıya da yansıta bilseydim ama anlık donmuş bir y&uuml;z ifadesi ile &ouml;ylece kalakaldı.</p>
<p><br />Martuh: İyi misin?</p>
<p>Fedai: Evet iyiyim. Sadece G&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;lerinden olabileceğini tahmin etmemiştim ondan dolayı biraz şaşırdım.</p>
<p>Martuh: Bu iş i&ccedil;in fazla yaşlandım ama bu gece son olacak.</p>
<p>***</p>
<p>Bir ka&ccedil; saatin ardından kasabaya vardık. Birbirlerine benzeyen ancak ayrı birka&ccedil; evden oluşan , yeşil bir &ccedil;ayıra kurulmuş , şehirden ve toplum hayatından uzaklaşmak isteyenlerin toplandığı k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yer. Y&ouml;neticiler buraya pek bulaşmaz , zaten burada da su&ccedil; işleyecek insanlar gelmez. Toplum tarafından dışlanmış ,fabrikalarda &ccedil;alışamayacak kadar yaşlı yada sakat bir avu&ccedil; insan. Bir nevi g&uuml;venli b&ouml;lge gibidir. Sadece akraban varsa , birileri ile dostluğun varsa veya buradakiler i&ccedil;in iyi bir şey yaptıysan yerli halkı tarafından kabul edildiğin bir yer. Hem şehre bağlı hem de şehre bağlı olmayan... Araf&rsquo;ta olan bir yer.</p>
<p>Martuh : Yardımların i&ccedil;in teşekk&uuml;rler Fedai. Evim hemen şurada. İşini bitirdiğin zaman gelirsin. Seni şehre geri g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>Fedai: Teşekk&uuml;r ederim. Ben işimi halledince haber veririm sana.</p>
<p><br />Birlikte arabadan indik ve Martuh kızını alıp evine girdi. Benim ise artık bu eskizden kurtulmam gerekiyordu. Gelmeyeli yıllar oluyordu ama gene de burada dedemin bir evi olduğunu hatırlıyorum. İllaki i&ccedil;erisinde bu kitabı koymak i&ccedil;in kullanabileceğim sadık , kutu gibi bir şey vardır. Bir s&uuml;re hatırlamaya &ccedil;alıştım evin nerede olduğunu. En sonunda eve giden yolu hatırlamaya başladım. Dedem &ouml;leli yıllar oluyordu ve onun ailemizden benden sonra kalan tek kişi olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek de karşılaştığımda illaki evinin hangisi olduğunu anlardım. Yaklaşık beş dakikalık sessiz ve temiz hava i&ccedil;eren bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;şten sonra o derme &ccedil;atma ev karşımdaydı.</p>
<p><br />Kapı sıkışmış ve a&ccedil;ılmıyordu. Bir iki adım geri &ccedil;ekilip kapıya omzum ile sert bir şekilde vurduktan sonra kapı ile birlikte yere kapaklandım. Omzumu ovuşturarak yerden doğruldum ve direkt karşımda o belirdi. Dedemin ; k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocukken asla dokunmama izin vermediği , eve girişte kapının karşısındaki raflarda duran orta boylardaki sandık. Sebebini anlayamadığım bir şekilde kimseye dokundurtmaz , i&ccedil;inde ne olduğunu da kimseye s&ouml;ylemezdi. Daha pek &ccedil;ok sebepten dolayı bir s&uuml;re sonra &ldquo;Deli bu ihtiyar&rdquo; demeye başlamışlardı. Sandığı g&ouml;rmemle t&uuml;m bunları anımsamaya başlamıştım. Ger&ccedil;i artık &ccedil;ok da umurumda değil i&ccedil;inde ne olduğu. Bende deli olduğunu d&uuml;ş&uuml;nenlerdendim zaten. Hatırlıyorum da durduk yere yanıma gelir ve &ldquo;Sana mirasım olan b&uuml;y&uuml;k hazinemi yıldızlara sakladım&rdquo; gibi şeyler s&ouml;ylerdi. Tabi ki de bu c&uuml;mleleri beş parasız olduğu ger&ccedil;eğini değiştirmiyordu. Yavaş&ccedil;a sandığa yaklaşıp elime aldım. Elime alana kadar hi&ccedil; umurumda değildi ancak a&ccedil;mak i&ccedil;in kapağına elimi uzattığımda sanki i&ccedil;inde &ouml;nemli bir şey varmış gibi heyecanlandım. A&ccedil;tım. Hi&ccedil;bir şey yoktu. Bomboştu i&ccedil;i. Yıldız desenleri ile s&uuml;slenmiş boş bir sandık.</p>
<p>Umursamaz tavrımı tekrar takındım ve evden sandıkla birlikte dışarı &ccedil;ıktım. Evin arkasında deniz , aşağısında ise kayalık vardı. Arka tarafa doğru y&ouml;neldim. Evin arkasında bir k&uuml;rek bir &ccedil;apa vardı. Yıllardır kimsenin dokunmadığı &ccedil;ok belliydi. Her yerleri &ouml;r&uuml;mcek ağı ve pas ile kaplıydı. K&uuml;reği elime aldım. &Uuml;st&uuml;ndeki kirleri temizledim ve yeri kazmaya başladım. Ufak bir &ccedil;ukur a&ccedil;tıktan sonra eskizi dedemin sandığının i&ccedil;ine koyup &ccedil;ukura attım e &ccedil;ukurun &uuml;st&uuml;n&uuml; kapattım.</p>
<p>&ldquo;Bitti.&rdquo; dedim i&ccedil;imden denize bakarken. Hemen ayrılmadım ama. Tam u&ccedil; noktaya oturup ayaklarımı aşağıdaki kayalıklara doğru sallandırırken g&uuml;neşi kucaklayan o denizin inanılmaz g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne şahitlik ettim bir s&uuml;re&nbsp;</p>
<p>***</p>
<p>Kapının ziline bastım. Kapıyı Martuh a&ccedil;tı;</p>
<p><br />Fedai: Gidebiliriz</p>
<p>Martuh: Tamam birazdan geliyorum.</p>
<p><br />2-3 dakika sonra ise tekrar dışarı &ccedil;ıktı ve birlikte arabaya binip yola koyulduk.</p>
<p><br />Akıntıya karşı y&uuml;zen bir balık gibiydik adeta. Artık huzuru tatmak isteyen bir kesim hızla ka&ccedil;ıyordu şehirden. Biz ise kana susamış gibi şehre d&ouml;n&uuml;yorduk.</p>
<p><br />Martuh: İnsanlar ger&ccedil;ekten kafayı yemiş.</p>
<p>Fedai: Neden ki?</p>
<p>Martuh: Baksana. İnsanlar evlerini terk ediyorlar g&uuml;vende hissedemedikleri i&ccedil;in.</p>
<p>Fedai: ....</p>
<p>Martuh: Şehre neden d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hala anlayamadım ama hava kararınca sokaklarda dolaşmasan iyi olur. Zaten toplaşmaya başlamışlardı biz kasabaya giderken. Gece olunca saldırır bu &ccedil;akallar.</p>
<p>Fedai: Diyecek bir şey bulamıyorum. Bizi &ouml;l&uuml;me g&ouml;t&uuml;ren eski doğamızdan ayrılarak oluşturduğumuz bu yeni doğa y&uuml;z&uuml;nden kaosa s&uuml;r&uuml;kleniyoruz. Aynı anda hem haklı hem de haksız olabileceğimiz ger&ccedil;eğini basit zihinlerde bir mantıkla uyuşmuyor bu da sahiplerini sorun &ccedil;ıkartan kişileri yok etmeye ya da susturmaya meyilli yapıyor .</p>
<p>Martuh: ... Kimsin sen? Yanlış anlama ama hi&ccedil; de b&ouml;yle c&uuml;mleler kuracak birine benzemiyorsun.</p>
<p>Fedai: Bazı şeyleri d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in fazlaca vaktim vardı diyelim.</p>
<p>Martuh : Ama cidden neden d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; merak ediyorum.</p>
<p>Fedai: Bir dostum ile buluşup ona kasabadaki işimi hallettiğimi s&ouml;yleyeceğim. Başına bir iş a&ccedil;maması i&ccedil;in de bu gece yanında kalacağım. Dediğin gibi gece olunca sokaklar tehlikeli bir hal alacak ve o başını belaya sokmayı seven bir bunak.</p>
<p>Martuh: Baban falan mı , yoksa ...</p>
<p>Fedai: Aile dostu diyelim.</p>
<p>***</p>
<p>Hava artık tamamen kararmıştı ve ben daha &ouml;nce bu kadar &ouml;fkeli bir kalabalık g&ouml;rmemiştim. Aralarından zar zor sıyrılarak beton yığınına varmıştım. İnsanlar y&uuml;zlerini bez maskelerle kapatmış , bazılarını ellerinde &ccedil;eşitli sloganların yazdığı pankartlar, bazılarının ellerinde ise &ccedil;eşitli k&uuml;&ccedil;&uuml;k silahlar vardı. Korku ile kontrol edilen kalabalık insanlar artık &ouml;fke ile kontrolden &ccedil;ıkmıştı. Kalabalıktan y&uuml;kselen sesler arasında ben beton yığının i&ccedil;ine girmiş , hızlıca ikinci kata &ccedil;ıkmıştım ancak Elgin burada değildi. Var olan &uuml;&ccedil; beş eşyasını da burada bırakıp gitmişti. Bir m&uuml;ddet &ouml;ylece kalakaldım. &ldquo;Nereye gitmiş olabilir ki?&rdquo; sorusunu d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyordum. Kitaplarının olduğu kolilere doğru y&ouml;neldim. Bunları yanında g&ouml;t&uuml;rmemesi beni asıl endişelendiren şeydi. Normalde de s&uuml;rekleri burayı terk eder , birka&ccedil; g&uuml;n ortalıkta g&ouml;r&uuml;nmedikten sonra tekrar geliri ama her seferinde kitaplarını da yanına alırdı. Bu kadar &ccedil;ok kitabı nasıl yanında taşıdığını asla anlayamazdım ama o hep bunu yapardı. Bu sefer ise hepsi buradaydı ama o yoktu.</p>
<p><br />Dışarıdan gelen kaos sesleri giderek y&uuml;kseliyordu ve ben burada daha fazla zaman kaybedemezdim. Y&uuml;kselen sa&ccedil;ma sloganlar ve t&uuml;m o bağırma ve &ccedil;ığlıklar arasında kaosun kokusunu almak istiyordum. &ldquo;Ge&ccedil;mişini bilmeyen cahillerin , kendilerini yok eden atalarına hasreti&rdquo;. Sonu&ccedil;ta kendimizin gelecekte oluşturabileceği h&uuml;zne , &ouml;fkeye , kine karşı dayanıklılığı g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n h&uuml;zn&uuml;ne , &ouml;fkesine , kinine şahit olarak kazanırız. Aldığımız her darbe vicdanımızı biraz daha k&ouml;reltir. Duygular insanı insan yapsa da onu zayıf kılan yegane şeylerden biri idi .</p>
<p><br />Dışarı &ccedil;ıktım. İnsanlar y&ouml;netim binasının olduğu y&ouml;ne doğru adeta akıyorlardı. &Ouml;fke ile taşmış ve şimdi t&uuml;m zalimleri boğmak i&ccedil;in sokakları dolduran bir taşkın. Silah sesleri y&uuml;kselmeye başlamıştı kalabalıktan. Belli ki polisler durdurmaya &ccedil;alışıyorlar ve bunu da zor yoldan yapmak dışında bir se&ccedil;enekleri yok. G&ouml;remesem de i&ccedil;imden bir ses başarılı olamayacaklarını s&ouml;yl&uuml;yor.</p>
<p><br />Akıntıya bıraktım kendimi daha fazlasını g&ouml;rebilmek i&ccedil;in. İlerledik&ccedil;e &ouml;lm&uuml;ş veya yaralanmış sivil sayısı giderek artıyordu ama sadece yakınları d&ouml;n&uuml;p bakıyor gibiydi. &Ccedil;oğunluk ise etrafında dolaşarak sloganlar s&ouml;ylemeye , bağırmaya devam ediyordum. Kendimi tutmaya &ccedil;alışsam da bazen dayanamıyor ; tebess&uuml;m ediyor , etrafımdakilerin dikkatini &ccedil;ekmemek i&ccedil;in olabildiğince sessiz bir şekilde g&uuml;l&uuml;yordum. Bu zamana kadar &ccedil;ıkan isyanlarda zalimleri devirmek i&ccedil;in bağıran asiler ama&ccedil;larını başardıklarında yeni zalimlere d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şlerdi. Ger&ccedil;ekten bir şeyleri değiştirmek i&ccedil;in &ccedil;abalayan insanlar ise sloganları ve y&uuml;ksek &ccedil;ıkan sesleri ile değil bilgi ile besledikleri fikirleri ile başarmayı denemişler ve bir noktaya kadar da başarmışlardı. Aynı hataları defalarca yapmaları istemsizce sırıtmama neden oluyordu.</p>
<p><br />Ta ki bir silah seslerinden bir &ccedil;ok yakınımda duyulana kadar. Tebess&uuml;m&uuml;n&uuml; saklamaya &ccedil;alışan y&uuml;z&uuml;m yavaş yavaş endişeye b&uuml;r&uuml;n&uuml;yordu ama merakıma yenilip silah sesinin olduğu y&ouml;ne y&ouml;neldiğim. Bir polisti bu. Anlaşılan g&ouml;stericilerden biri ondan &ouml;nce davranmıştı. &Ccedil;ok da umursamamıştım y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rene kadar. Bu Martuh`du. Yanına gittim. Daha &ouml;nce de g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nde can &ccedil;ekişenleri g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m ama uzun zamandan sonra ilk defa karşımda k, kişi i&ccedil;in &uuml;z&uuml;l&uuml;yordum. Yanına vardım ;</p>
<p><br />Martuh: Fedai ... Sen misin?</p>
<p>Fedai: Kendini yorma. Seni bir hastaneye g&ouml;t&uuml;receğim. Biraz dayan!</p>
<p><br />Hi&ccedil;bir şey demedi. &Ouml;ks&uuml;rd&uuml; . Sonrada ... Kurşun kalbine &ccedil;ok yakın bir yere gelmişti. Ben Martuh`un cansız bedenin başında dururken kalabalık etrafımızdan akıyordu. &Ouml;ylece kalakalmıştım. Ağlamıyordum ama artık g&uuml;lmekte istemiyordum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ARKADAŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arkadas</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arkadas</guid>
<description><![CDATA[ İki arkadaş bir gün karşılaşırlar.... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62964864af11b.jpg" length="42629" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 May 2022 19:55:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif şık</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;ARKADAŞ</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Seda, alışveriş merkezinde gezinirken eski arkadaşı Candan&rsquo;ı g&ouml;rd&uuml;. Liseyi aynı sınıfta okumuşlardı. İkisinin de ailelerinin maddi durumu pek iyi değildi. Diğer arkadaşları gibi marka kıyafetler giyinemez, istedikleri gibi gezip tozamazlardı. Ancak Candan&rsquo;da farklı bir hal vardı. &Ouml;yle ki onu ilk kez g&ouml;ren hal ve hareketlerinden zengin bir aileye mensup olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;. &Ouml;yle kibar, &ouml;yle naifti. S&uuml;rekli yapılı sa&ccedil;ları, mis gibi kokan parf&uuml;m&uuml;yle Seda&rsquo;dan &ccedil;ok farklıydı. Birbirlerini uzun s&uuml;redir g&ouml;rmemişlerdi. Seda, onun şimdi nerede, ne yaptığını &ccedil;ok merak ediyordu. Hal hatır sorup, kahve i&ccedil;meye davet etti.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Sohbet s&uuml;rerken Seda s&uuml;rekli pahalı &ccedil;antasını g&ouml;stermeye &ccedil;alışıyor, &ouml;zellikle kolundaki altın bileklikle oynuyordu. Candan&rsquo;ın &uuml;st&uuml; başı her zamanki gibi temiz ve &ouml;zenliydi. Seda bilgi almak i&ccedil;in sorular soruyordu. Seda;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;"Bluzunu &ccedil;ok sevdim. Nereden? " diye sordu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; "Yerli bir markadan aldım."dedi Candan. Bu kısa cevap tatmin etmemişti Seda&rsquo;yı.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;"Ben de evlendim &uuml;&ccedil; sene &ouml;nce, iki &ccedil;ocuğum var. Sen evlendin mi?" diye sordu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Candan "Evlendim ama eşim &ccedil;ocuk istemedi" diye cevap verdi. Şaşırdı Seda. Kendisi ikinciyi hemen yapmak istemediğinde eşi "Ben seni &ccedil;ocuk i&ccedil;in aldım." diye azarlamıştı onu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; "&Ccedil;ocuklar b&uuml;y&uuml;d&uuml;, y&uuml;ksek lisans yapmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum." dedi Seda tekrar, bozuntuya vermemeye &ccedil;alışarak.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;"Senin adına &ccedil;ok sevindim." dedi Candan. İ&ccedil;ten konuşuyor ancak anlatmıyordu. Zaten hep b&ouml;yle i&ccedil;tendi Candan. Zamanında Seda&rsquo;ya &ccedil;ok yardım etmişti aslında. Oysa Seda şu an anlam veremediği şekilde onu ezmek istiyor, &lsquo;Ben senden &uuml;st&uuml;n&uuml;m.&rsquo; demek istiyordu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; O bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken Candan &ldquo;Ben kalkayım." dedi. Araba kullanmayı bilmemesine rağmen &ldquo;Arabamla bırakayım.&rdquo; dedi Seda. Candan "Arabam var, teşekk&uuml;r ederim." diye karşılık verdi.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Seda d&uuml;ş&uuml;ncelere daldı. Bir zamanlar ikisi eşitti ama şimdi kendisi y&uuml;kselmişti. Karşısındakinin konumunu bilmiyor, &ouml;ğrenmek i&ccedil;in can atıyordu. Candan&rsquo;ın sesiyle d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyasından uyandı. "G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z" diyordu Candan.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Seda "Sosyal medyan var mı?&rdquo; diye sordu son kez. Takipleşmeye başladılar, daha sonra vedalaşıp ayrıldılar. O gider gitmez Seda hemen telefonunu eline aldı. Biraz &ouml;nce girdiği sayfa ekranda belirdi. G&ouml;rd&uuml;kleriyle kendini ezilmiş hissetmeye başladı.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Candan psikoloji bitirmiş ve y&uuml;ksek lisansını &ccedil;oktan yapmıştı. Klinik psikolog olmuştu ve g&ouml;r&uuml;nen o ki bu alanda en iyiler arasına girmişti. Beş sene &ouml;nce g&ouml;rkemli bir d&uuml;ğ&uuml;nle evlenmişti. Candan&rsquo;ın eşini araştırmaya başladı b&uuml;y&uuml;k bir merakla. Bir yandan da i&ccedil;inden &lsquo;Kurtoğlu&rsquo; diye tekrar ediyordu. &Uuml;nl&uuml; bir markaydı bu, Candan&rsquo;ın eşi kurmuştu. &Uuml;st&uuml;ndeki &lsquo;yerli marka&rsquo; dediği eşine ait bir tasarımdı. Candan bunların hi&ccedil;birinden bahsetme gereği duymamıştı.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Lise hayatı boyunca arkadaşlarının sahip olduklarına bakar, i&ccedil; ge&ccedil;irirdi. Kendinde olmayan şeyler i&ccedil;in hep ezilmiş hissederdi. Evlenip, zengin olduğunda, bir zamanlar ulaşamadığı l&uuml;ks markalara sahip olunca bu duyguyla vedalaşmıştı. Annelik de eklenince bir daha hi&ccedil; gelmez sanmıştı.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bug&uuml;ne kadar kendisini herkesten &uuml;st&uuml;n g&ouml;r&uuml;rd&uuml;. &lsquo;Evli ve iki &ccedil;ocuk annesi, zengin, gen&ccedil; bir kadındı.&rsquo; Ama şimdi yine gelmişti eski k&acirc;busu. Ruhu sıkılıyor, sanki b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada ufacık kalmış gibi hissediyordu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bu duyguyla baş etmesi gerekirdi. Y&uuml;ksek lisans tamamlayabilir, bir &ccedil;ocuk daha yapardı. Hatta iş kadını olabilmek i&ccedil;in gerekli adımları atardı. İkinci bir se&ccedil;enek daha vardı tabi. Bu duyguyu hi&ccedil; gelmeyecek şekilde yok etmek.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Kendisi i&ccedil;in en iyisi olacağına inandığı kararı verdi. Gururunu bir kenara koydu, zaten yeterince k&uuml;&ccedil;&uuml;k d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;şt&uuml; kendi kendini. Candan&rsquo;a mesaj yazdı "Bana yardım eder misin?"</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsanlı Şapka ve Evsiz Adam</title>
<link>https://edebiyatblog.com/insanli-sapka-ve-evsiz-adam</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/insanli-sapka-ve-evsiz-adam</guid>
<description><![CDATA[ Bir şapka ne kadar değerli olabilir? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629b75cf80591.jpg" length="63290" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 May 2022 14:31:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>BYNGC</dc:creator>
<media:keywords>Evsiz, sınıf farkı, açlık, saygı, sevgi, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Evsiz adam, hızla karıştırdığı &ccedil;&ouml;plerin arasından, elini zafer kazanmış gibi g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne kaldırdı. Kararmış parmaklarının arasında tuttuğu, birka&ccedil; ısırık alınmış ekmek par&ccedil;asına bir m&uuml;cevher bulmuş gibi baktı. Gibisi fazlaydı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o ekmek par&ccedil;ası, onun i&ccedil;in m&uuml;cevherin ta kendisiydi. Hemen yan tarafta duran tahta banklardan birine oturdu. Onu hi&ccedil; yalnız bırakmayan t&uuml;yl&uuml; arkadaşı da hemen yanında bitti. Evsiz adam hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden ekmeği ikiye b&ouml;ld&uuml; ve en yakın arkadaşına ikram etti. Evsiz adam b&uuml;y&uuml;k bir a&ccedil;lıkla biraz bayatlamış ekmeği iştahla yemeğe başladı. Ekmeğinden bir par&ccedil;a kalmıştı ki yemekten vazge&ccedil;ti. Yıpranmış, her yeri yama yapılmış pantolonun cebinden bir mendil &ccedil;ıkardı ve son ekmek par&ccedil;asını, mendili ile sardı. Arkadaşının karnı doymamış olacaktı ki o son par&ccedil;ayı dilenircesine g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakıyordu. Evsiz adam ekmeği ceketinin cebine attı. Geceyi d&uuml;ş&uuml;nmesi gerekiyordu, her zaman bu kadar tazesini bulamıyordu, hatta bazen hi&ccedil; bulamıyordu, kimi geceleri a&ccedil; uykuya dalıyordu. Arkadaşının başını okşadı. Evsiz adam başını olumsuz bir şekilde salladı. Hayır, diyemedi. Dilsizdi evsiz adam. Arkadaşı anlayışla karşıladı. Evsiz adamın en yakın arkadaşı sadık bir k&ouml;pekti. Evsiz adam biraz daha dinlenmek i&ccedil;in bankta oturmaya devam etti. Bir &ccedil;ocuk parkındaydı. Daha &ouml;nce buraya kadar gelmemişti. Rutinlerinden uzaklaşmak ona iyi gelmiyordu. Bir s&uuml;re bankta oturup etrafı izledi, parkta oynayan &ccedil;ocuklara baktı, onların neşesine hayran kalmıştı. En son ne zaman &ccedil;ocuk olmuştu? Hatırlayamadı. Belki de hi&ccedil; &ccedil;ocuk olmamıştı. Evsiz adam yaşlıydı. Beyaz, uzun arka sa&ccedil;ları vardı, başının &ouml;n&uuml; keldi, toplansa &uuml;&ccedil; tel sa&ccedil; anca vardı. Beyaz sakalları g&uuml;rd&uuml; ama bir o kadar da uzun... Sa&ccedil;ı sakalına karışmıştı. Yanında bir hareketlilik hissettiğinde kısa bir zaman &ouml;nce yanından usulca ayrılan dostunun geri geldiğini fark etti. Bu sefer dostu yalnız değildi. İri dişlerinin arasında tuttuğu, siyah, b&uuml;y&uuml;k bir f&ouml;tr şapka vardı. Evsiz adam şaşırmamıştı. Yaramaz dostu ona hep k&uuml;&ccedil;&uuml;k hediyeler bulup getirirdi. O da peşinden gelen bir sahibi varsa geri verir, yoksa hediyesini kabul ederdi. Evsiz adam g&uuml;l&uuml;mseyerek şapkayı aldı ve başına &ouml;zenle ge&ccedil;irdi. G&uuml;zel bir şapkaydı. Bununla kendini asil hissetti, birka&ccedil; saniyeliğine. K&ouml;peği birka&ccedil; kez havladı. İkisi de g&uuml;zel bulmuştu.&nbsp;</p>
<p>Evsiz adam biraz daha dinlendikten sonra kalktı yerinden, farklı bir yerdeydi tanımak istedi. Evler bir farklıydı bu mahallede. Eski ama bir o kadar g&ouml;sterişliydi. Neredeyim acaba, diye bir d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Dip dibe inşaa edilmiş barok tarzı binalar, s&uuml;s su havuzları, heykeller... Burası evsiz adamın geldiği mahalleye hi&ccedil; benzemiyordu. Binaların &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erken k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir pastanenin &ouml;n&uuml;nde duraksadı. Evsiz adam, pastanenin vitrinine dizilmiş pastaları, kekleri, şekerlemeleri izlemeye koyuldu. G&ouml;z&uuml;, hemen en ortadaki &ccedil;ikolatalı pastaya ilişti. Zihni, &ccedil;ocukluğunda annesinin yaptığı &ccedil;ikolatalı pastalara gitti. Tadını hayal meyal hatırlasa da annesin o sıcak g&uuml;l&uuml;msemesi g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nden hi&ccedil; gitmiyordu. Evsiz adamın yıllardır hayali, koca bir dilim &ccedil;ikolatalı pasta yemekti. Belki tadını da hatırlamak istiyordu ama asıl y&acirc;d etmek istediği annesinin hatıralarıydı. İşte b&ouml;yleydi hayat, ne kadar yaş alırsak alınsın hep bir anne hatırası aratırdı, dokunduğun bir &ccedil;i&ccedil;ekte, yediğin bir yemekte, sarıldığın bir kedide, tutunduğun bir hayalde...&nbsp;</p>
<p>"Efendim, buyrun i&ccedil;eriye, kapıda beklemeyin." diye sıraladı, pastanenin i&ccedil;inden &ccedil;ıkan bir adam. Beyaz iş &uuml;niforması, siyah mutfak &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; ve b&uuml;y&uuml;k, komik beyaz şapkası... "Fırından yeni &ccedil;ıkmış, tam ağzınıza layık bir cevizli kekim var, bayılacaksınız." Pastane &ccedil;alışanı ısrarla evsiz adamı i&ccedil;eri davet ediyordu. Evsiz adam ise kaşları yukarı kalkmış, alnı kırış kırış olmuş bir şekilde şaşkınlıkla adamın onu i&ccedil;eri davet ediş sebebini anlamaya &ccedil;alışıyordu. Daha &ouml;nce hi&ccedil; b&ouml;yle bir muamele g&ouml;rmemişti. Genelde vitrinlerine bile bakmalarından rahatsız olurlardı ve onu hi&ccedil; hoş olmayacak şekilde kovarlardı. Şimdi ise bir de d&uuml;kkana davet ediyorlardı.&nbsp;</p>
<p>Evsiz adam, dilsiz olduğu i&ccedil;in "Benim hi&ccedil; param yok." diyemedi, sessiz sedasız d&uuml;kkanın &ouml;n&uuml;nden &ccedil;ekilmeye &ccedil;alıştı ama pastane &ccedil;alışanı gitmesine hi&ccedil; izin verecekmiş gibi durmuyordu. Evsiz adamın koluna yapıştığı gibi i&ccedil;eri &ccedil;ekti, bin bir ısrar ile.</p>
<p>Evsiz adam daha ne olduğunu anlamadan kendini pastanenin cam k&ouml;şesinde otururken buldu. Pastaların biri gidiyordu, biri geliyordu. &Uuml;stelik b&uuml;t&uuml;n &ccedil;alışanlar ona h&uuml;rmet ediyordu. Evsiz adam daha &ouml;nce hi&ccedil; b&ouml;yle bir saygıyla karşılaşmamıştı ve sebebini aşırı merak etse de aldığı ilgiden ve &ouml;n&uuml;ne koyulan pasta dilimlerinden aşırı memnundu. "Sanırım Tanrı'nın ikramı" diye d&uuml;ş&uuml;nerek anın tadını &ccedil;ıkarmaya karar verdi, daha doğrusu &ccedil;eşit &ccedil;eşit pastaların...&nbsp;</p>
<p>Evsiz adam karnı tıka basa doymuş bir şekilde i&ccedil;eceğini yudumlarken, pastane &ccedil;alışanlarının onun hakkında aralarında konuştuklarını fark etti. "Kıyafetine baksana yırtık pırtık sanki buralı gibi değil." dedi garson bir kız. "Kokusu da bir ağır, kim bilir hangi parf&uuml;m markasını kullanıyor, tabii bizim burnumuz alışık değil." diye devam ettirdi başka bir garson. "Ama şu şapkasına bir baksana. Sence buralı olmasa &ouml;yle &ouml;zel tasarım, pahalı bir şapka takabilir mi?"</p>
<p>Evsiz adam şimdi anlamıştı her şeyi. B&uuml;t&uuml;n bu saygının, değerin, h&uuml;rmetin sahibi o değil, kendine bile ait olmayan şapkasıydı. Evsiz adam artık gitmesi gerektiğini fark etti. Yerinden usulca kalktı. Karnı şiş, sırtı ağırdı. Yıllardır hi&ccedil; doymadığı kadar doymuş, doğduğundan beri hi&ccedil; saygı g&ouml;rmediği kadar sayılmıştı ama aslında bir şapka kadar değeri olmadığını fark etmişti. Sahi &ouml;yleydi değil mi? Şapkası olmasa bu d&uuml;kkanda bırak saygı g&ouml;rmeyi, d&uuml;kkana adımını dahi atmasına izin vermezlerdi. &Ccedil;alışanlar biraz sonra alacakları y&uuml;kl&uuml; bahşişin hayaliyle "insanlı şapka"nın g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakıyorlardı. "Afiyet olsun, efendim. Umarım memnun kalmışsınızdır, efendim..." diye son h&uuml;rmetlerini g&ouml;stermeye devam ettiler ama onların sandıklarının aksine evsiz adamın onlara şapkasından başka verecek değerli hi&ccedil;bir şeyi yoktu. Evsiz adam da &ouml;yle yapacaktı zaten. Elini şapkasına doğru g&ouml;t&uuml;rd&uuml;, birka&ccedil; saat i&ccedil;inde varlığına &ccedil;ok alışmış olsa da ondan vazge&ccedil;mesi gerektiğinin farkındaydı. Eli tam f&ouml;tr şapkasının kenarını kavramıştı ki duyduğu bir &ccedil;ocuk sesiyle eli havada asılı kaldı. "Aaa baba bak! Senin kayıp şapkan!" Evsiz adam iri iri olmuş, yaşlı g&ouml;zleriyle başını pastanenin kapısına doğru &ccedil;evirdi. Kapıda iki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk ve anne ile babaları duruyordu. Kısa bir an g&ouml;z g&ouml;ze geldiler, kısa bir sessizlik oldu, her şey kısacık s&uuml;rd&uuml;. Lakin evsiz adam i&ccedil;in iyi bir hayat dersi geliyordu.&nbsp;</p>
<p>"Seni hırsız seni!" diyerek i&ccedil;eri girdi kadın. "Bey bak, bu senin şapkan! Demek ki k&ouml;peğini ona bir şeyler &ccedil;alsın, diye eğitmiş. Bu ne rezillik?!" Kadın işaret parmağını sallaya sallaya bağırıyordu evsiz adama.&nbsp;</p>
<p>Pastane &ccedil;alışanı araya girdi. "Aman efendim ne oluyor?" Onlar da şakındı bu duruma. Her şey kısa bir anda ger&ccedil;ekleşmişti. Kısacık bir anda...&nbsp;</p>
<p>Kadın kibirli bir bakışla &ccedil;alışana baktı. "Bu hırsız, k&ouml;pekleri eğitip kendine &ccedil;ete kurmuş. Belli ki siz de bunun gibileri pastanenize alıp destekliyorsunuz. Bir daha adımımı atmam ben buraya."&nbsp;</p>
<p>"Hanım gel, &ouml;nemli değil. Şapkayı geri alacak değiliz." dedi şapkanın asıl sahibi adam. Pastane &ccedil;alışanlarına geri d&ouml;n&uuml;p "siz de m&uuml;şterilerinize dikkat edin, b&ouml;yle işletme olmaz." diyerek karısının kolundan tutup dışarıya doğru &ccedil;ekti. Kadın, evsiz adama tiksinircesine bakıp pastaneden &ccedil;ıktı ve s&ouml;ylene s&ouml;ylene sokağı terk etti.</p>
<p>Evsiz adam mahcuptu. Aslında bir su&ccedil;u yoktu. Ne şapkayı o &ccedil;almıştı ne de bu pastaneye kendi isteğiyle girmişti. B&uuml;t&uuml;n su&ccedil;lar onun &uuml;st&uuml;ne kalmamış gibi, pastane &ccedil;alışanları da ona tiksinircesine bakıyordu. Pastane sahibi elini uzattı. Artık hi&ccedil; saygısı kalmadığı g&ouml;zlerinden belliydi. Evsiz adam başı &ouml;ne eğik şapkasını &ccedil;ıkardı ve pastane sahibine doğru uzattı. Artık hi&ccedil; kimse tenezz&uuml;l edip onun y&uuml;z&uuml;ne bile bakmıyordu. Pastane sahibi eliyle kapıyı g&ouml;sterdi. "Defol! Buradan bir daha ge&ccedil;tiğini bile g&ouml;rmeyeceğim." Evsiz adamı itekleyerek pastanenin dışına attı.&nbsp;</p>
<p>Evsiz adam, az &ouml;nce yaşadıklarının şaşkınlığını dahi &uuml;zerinden atamadan evi gibi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; mahallesinin yolunu tuttu. Evsiz adam yeniden insan olmuştu, zaten "insanlı şapka" olmak ona kısacık bir zaman da olsa ağır gelmişti.&nbsp;</p>
<p>Bir anda, bir şapkaya sahip olmuştu adam. O mu şapkaya sahipti, şapka mı ona?.. Bilemedi. Şapkayı bıraktığında &ouml;zg&uuml;rleşmişti. &Ouml;yleyse şapkayı taktığı anda, o artık şapkanın esiriydi. Evsiz adam cevabı buldu. Şapka bir insana sahip değildi, insanlara sahipti. Şapka kiminse en insan oydu.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ BÖLÜM 8 &#45; DENİZ SARGUT / DENİZDEN SESLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-8-deniz-sargut-denizden-sesler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-8-deniz-sargut-denizden-sesler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6293f6abbef16.jpg" length="41497" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 30 May 2022 01:43:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;DİANE'NİN LANETİ B&Ouml;L&Uuml;M 8 - "AŞK"</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Yıllardır okula aynı yoldan gidip geliyordum ama bu yolun ne kadar g&uuml;zel olduğunu Darian sayesinde keşfetmiştim. Ona bakmadan y&uuml;r&uuml;meye &ccedil;alışırken etrafımdaki g&uuml;zellikleri yeni fark ediyordum. Yolun iki yanına sıralanmış yaşlı ağa&ccedil;lar bilgece bizi izliyordu sanki. Bir altın saraylının ge&ccedil;tiği bu yol onları da heyecanlandırmıştı. Tabi bu konuda kimse beni ge&ccedil;emezdi. Darian, d&uuml;ş&uuml;ncelerimi fark etmiş&ccedil;esine birden duraksadı.</p>
<p>&ldquo;Nehrin sesini duyuyor musun?&rdquo; diye mırıldandı. Ağa&ccedil;ların arasından elen sese kulak kesilerek.</p>
<p>&ldquo;Evet, ormanın i&ccedil;inden k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir nehir ge&ccedil;iyor. Bilmiyor muydun?&rdquo; dedim şaşırarak.</p>
<p>&ldquo;Bu civara pek gelmiyorum&rdquo; dedi. Haklıydı. Onun burada ne işi olurdu ki?</p>
<p>&ldquo;G&ouml;rmek ister misin?&rdquo; diye sordum.</p>
<p>&ldquo;İyi olur. Hem biraz dinleniriz&rdquo; diyerek ağa&ccedil;ların arasına daldı. Ben de onu peşinden ilerledim. Yolumuzu kesen dalları atlattıktan sonra enfes bir alana gelmiştik. Sıkışık kayalıkların arasından fışkıran nehrin g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml; ve yemyeşil orman &ouml;rt&uuml;s&uuml;yle harika bir tablonun i&ccedil;erisindeydik. Sanki usta bir ressam bizi yıllar &ouml;nce &ccedil;izip kendisinden başka hi&ccedil; kimsenin bilmediği bir yere gizlemişti. &Ouml;zeldik biz. &Ouml;zel ve &ouml;nemli. Sanki bizi izlemek i&ccedil;in gelecek onlarca sevenimiz olacaktı.</p>
<p>&ldquo;Biraz oturalım mı?&rdquo; diyerek kayalıkları işaret etti. Ben de kabul ettim. Şimdi ortam daha gergindi. Y&uuml;r&uuml;rken en azından birbirimizin y&uuml;z&uuml;ne bakmak zorunda kalmıyorduk. Yine de derin bakışlarının nehre dalması sonucu y&uuml;z&uuml;n&uuml; rahatlıkla inceleyebilmiştim. Keskin y&uuml;z hatları sayesinde beyaz teni olduğundan daha sert duruyordu. Buz mavisi g&ouml;zleri h&uuml;z&uuml;nle g&ouml;lgelenmiş gibiydi. &ldquo;Neden?&rdquo; diye sordu i&ccedil;imden defalarca. Neden buradasın? G&ouml;zlerindeki keder miydi seni bana getiren?</p>
<p>&ldquo;Sana olan bu ilgimin nedenini merak ediyorsundur&rdquo; dedi aniden başını bana doğru &ccedil;evirerek. Bu ani &ccedil;ıkışı, başımı sallayarak ge&ccedil;iştirdim.</p>
<p>&ldquo;Aslına bakarsan bu sorunun cevabını ben de merak ediyordum. Uzun zamandır seni izliyorum&rdquo; dedi manidar bir g&uuml;l&uuml;şle.</p>
<p>&ldquo;Ne demek istiyorsun?&rdquo; diye sordum. Kafam iyice karışmıştı.</p>
<p>&ldquo;Sen diğer herkesten farklısın&rdquo; dedi tek kaşını havaya kaldırarak. Ağzında yarım bir g&uuml;l&uuml;ş vardı. Gerildiğimi hissettim.</p>
<p>&ldquo;Enerjin, g&uuml;l&uuml;ş&uuml;n, g&ouml;z alıcı g&uuml;zelliğin&hellip;&rdquo; Derin bir nefes aldığımı hissetim ancak nefesim beni yarı yolda bıraktı. Darian, ayağa kalkarak yanıma gelmiş, aramızdaki mesafeyi kapatmıştı. Onun bu kadar yakınımda olması bana kendimi &ccedil;ok iyi hissediyordu. Hem ateş hem de su gibiydi. Y&uuml;ksek aurası benim i&ccedil;imdeki ateşi de canlandırıyordu.</p>
<p>Dudaklarımız birleşirken g&ouml;zlerimi kapadım. Yanımda o varken başka bir şey g&ouml;rmeye ihtiyacım yok gibi hissediyordum. Ruhumuzdaki ateş, ger&ccedil;ekleri g&ouml;remeyeceğimiz kadar bizi k&ouml;r edene dek bedenlerimizi sarmaya devam etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Leydi Apolenea</title>
<link>https://edebiyatblog.com/leydi-apolenea</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/leydi-apolenea</guid>
<description><![CDATA[ Bu yeni serinin ilk bölümünde henüz büyümemiş Apolenea&#039;nın çocukluğundan gençliğine kısa bir özetle anlatıcaz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6293810decb9e.jpg" length="58995" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 May 2022 17:22:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Castrum</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Apolenea &ccedil;&ouml;kmekte olan bir asil ailenin kızı olarak d&uuml;nyaya gelmişti. Ailesi ne kadar asil olsada k&ouml;ye h&uuml;kmeden asil bir aileydi ve bu k&ouml;y&uuml;n adı Kanom idi. Babası Vladiv annesi ise Taryaydı. Apolenea &ccedil;ocukluğunda ele avuca sığmayan yaramaz bir kız &ccedil;ocuğu olmakla birlikte zeki ve sinsiydide. &Ouml;yleki k&ouml;y ortamında az da olsa alabildiği eğitimden bile ka&ccedil;mayı bir şekilde başarır yerine kendisine benzeyen diğer kız &ccedil;ocuklarını ge&ccedil;irirdi. Apolenea 8 yaşına geldiğinde k&ouml;ylerine yapılan bir yağmacı baskınında annesi onu korurken ağır bir yara aldı ve bu yara sonucunda annesini kaybetti ve bu onun i&ccedil;in zorlu d&ouml;nemlerin başlangıcı olmakla birlikte kendini su&ccedil;lamaya başlamıştı.Bu sebepten &ouml;t&uuml;r&uuml; ileride alacağı kılı&ccedil; eğitimlerinde annesi i&ccedil;in &ccedil;abalayacaktı. Babası sonradan Kral tarafından g&ouml;revlendirilerek ş&ouml;valye olmuştu ve bu &ccedil;&ouml;kmekte olan bu asil aile i&ccedil;in y&uuml;kselişin umut kaynağı olmuştu. Başkent Darbal'a giden Apolenea burda daha iyi bir eğitim almaya başlamıştı lakin kendisindeki asi ruh sebebiyle burdaki derslere de kolay kolay girmiyordu, &ouml;zellikle babasının yeni evliliğinden olma karısı ve &uuml;vey kardeşi Baldir'e daha &ccedil;ok ilgi verilmesi onu arka plana itmişti bu y&uuml;zden Apolenea'ya pek karışılmıyordu. Apolenea 14 yaşına geldiğinde resmen bir savaş&ccedil;ı eğitimi almaya başlamıştı ama tabi ki bundan babasının haberi yoktu. Peki bu eğitimi nasıl alıyordu? Laska isimli ve kendisinden 8 yaş b&uuml;y&uuml;k olan gen&ccedil; bir kadın savaş&ccedil;ıdan. Bu kadın sonrasında Apolenea'nın en iyi arkadaşlarından birisi olacaktı. Apolenea bu eğitimlerde eline kılıcın kalemden daha &ccedil;ok yakıştığını g&ouml;rd&uuml; ve isteği ve azmi alevlendi ve 4 sene boyunca eğitimlerine devam etti fakat yaşı artık b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş gen&ccedil; bir kadın olmuş ve evlilik &ccedil;ağı gelmişti. 18 yaşında olan gen&ccedil; leydi babasının bulduğu bir Lord ile evlendirilmek &uuml;zere g&ouml;r&uuml;şt&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Apolenea'nın isteği aslında kendi hanesini kurmaktı &ccedil;&uuml;nk&uuml; babasına karşı olan sevgisini yitirmişti ve kendi ailesini kurmak istiyordu, babasının bulduğu gen&ccedil; sayılabilecek bir yaş olan 32 yaşındaki Lord Olek ile evlenmeyi kabul etse de leydinin kafasındaki planlar farklıydı ama gelin g&ouml;r&uuml;n ki bu mantık evliliği ileride alevli duyguların oluşacağı bir evliliğe d&ouml;n&uuml;şecekti. Apolenea 14 yaşına kadar kendisinin farkına varamamış babasının g&ouml;lgesinde kalmış o yaşından itibaren artık kendini g&ouml;stermeye karar vermişti.Gen&ccedil; leydinin &ouml;n&uuml;nde uzun yılllar ve bu yılların getireceği olaylarla birlikte zorluklarda olacaktı. Apolenea &ccedil;&ouml;kmekte olan Kubroving hanesini yeniden mi y&uuml;kseltecekti yoksa kendi hanesini mi kuracaktı veya kocasının mensup olduğu Gunvaring hanesinin i&ccedil;inde kaybolup gidecek miydi?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜL VE ATEŞ(Halk)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gul-ve-ateshalk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gul-ve-ateshalk</guid>
<description><![CDATA[ İmparotorluk savaşları ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6285f77bebba0.jpg" length="73962" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 May 2022 11:42:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynep_edaq2</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, romantizm, kurgu, tarihikurgu, genelkurgu, entrika, savaş, evlilik, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1230253387" title="HALK"><span style="color: #000000;">Uzak imparatorluğun birinde halk Akbaroğulları y&ouml;netimde 50.yıllarını ge&ccedil;iriyordu.Akbaroğulları g&uuml;&ccedil;leri ve kahramanlıklarıyla tanınıyordu.Halk arasında dolaşan s&ouml;ylentilere g&ouml;re II.Akbar sırf g&uuml;c&uuml;n&uuml; koruyabilmek i&ccedil;in arslanlarla talim yaptığı bundan dolayı v&uuml;cudunun arslanın sebep olduğu yararlarla dolu olduğundan bahsediyorlardı.</span></a></p>
<p><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1230253387" title="HALK"><span style="color: #000000;"> Akbaroğulları yiğit ve kahraman olmalarına rağmen halkın menfaatlerini her zaman &ouml;n sıraya koymuş halka zarar veren kişi kendi soylarından bir kişi bile olsa acınmamış elleri ve ayakları kesilerek sokak meydanlarında gezdirilmişti. Akbaroğulları y&ouml;netiminde ki adalet ve zenginlik ortamı Sultan Ahmad &ouml;l&uuml;p yerine oğlu Sultan Alaeddin ge&ccedil;tiği andan itibaren değişmeye başlamıştı.Sultan Alaeddin eğlenceye d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; sebebiyle hareminden &ccedil;ıkmazdı. Babasından emanet kalan Vezir Kaysın uyarmalarına rağmen &uuml;lkeyi kendisine yapılan yağcılık ve hediye edilen cariyelerin g&uuml;zelliklerine g&ouml;re atadığı paşaların ağır vergileri sebebiyle halk g&uuml;nden g&uuml;ne fakirleşiyor buna sebep &uuml;lkede hırsızlık ve r&uuml;şvet&ccedil;ilik olayları artıyordu.</span></a></p>
<p><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1230253387" title="HALK"><span style="color: #000000;"> Sultan ve Haremi halkın durumundan habersiz zevk ve sefa i&ccedil;inde yaşamaya devam ediyorlardı.Halkın arasında dolaşılan s&ouml;ylentilere Prenses Şehrazat bir girdiği elbiseyi bir daha giymiyor bir taktığı takıyı tekrar takmıyordu. Halk,Sultanlarının kendilerini d&uuml;ş&uuml;nmeyip kendini haremine kapatmasına katlanamamalarına rağmen Vezir Kays'dan &ccedil;ekindikleri i&ccedil;in isyan edemiyorlardı.Vezir Kays'ın acımasızlığını bileyen yoktu.&Ccedil;ocuğu yaramazlık yapan aileler &ccedil;ocuklarını korkutup uslandırmak amacıyla eğer uslu durmazsan seni Vezir Kays'a vereceğim diye tehdit ederlerdi. Vezir Kays anlatılanlara g&ouml;re 15 yaşında &uuml;st&uuml;n zekası ve kılı&ccedil; kullanma alanındaki yeteneğiyle o zamanlar bir şehzade olan Prens Ahmad'in dikkatini &ccedil;ekmiş veliaht şehzade olmasına rağmen Prens Ahmadden korkmayıp hatalarını s&ouml;ylemesi sebebiyle Prens Ahmad'in yanındaki yerini almıştı. Prens Ahmad sultan olduğunda Vezir Kays devlet kademelerinden hızlı bir şekilde y&uuml;kselerek Vezir olarak imparotorluktaki yerini almış adaletli olması ve kafire olan acımasız tavrı sebebiyle vezirliğini sağlamlaştırmıştı. </span></a></p>
<p><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1230253387" title="HALK"><span style="color: #000000;">Sultan Alaeddinin başarısız y&ouml;netimden dolayı halk ve kendileri i&ccedil;in endişelenen bazı devlet adamları Vezir Kays'a Sultan Alaeddin'i devirip yerine ge&ccedil;mesi gerektiğini s&ouml;ylemiş ve her t&uuml;rl&uuml; isyanda onun yanında olacaklarına dair yemin etmelerine rağmen kendisinin bug&uuml;nlere gelmesinde &ouml;nemli yer oynayan Sultan Ahmad'e &ouml;l&uuml;m d&ouml;şeğindeyken verdiği s&ouml;zden dolayı Sultan Alaeddin'i korumaya devam ediyordu. </span></a></p>
<p><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1230253387" title="HALK"><span style="color: #000000;">Sultan Alaeddin her ne kadar hareminden &ccedil;ıkmasa da &uuml;lkedeki g&uuml;c&uuml;n&uuml; kaybedeceğini d&uuml;ş&uuml;nen y&ouml;neticilerden biri her g&uuml;n kapısını &ccedil;alıp Vezir Kays'ın her an bir isyan başlatabileceğini s&ouml;ylerek Sultan Alaeddinden biran &ouml;nce &ouml;nlem almasını s&ouml;yl&uuml;yorlardı ama Vezir Kays'ın,&ouml;lmek &uuml;zere olan babasına verdiği yemini bildiğinden y&ouml;neticilerine sakin olmasını s&ouml;yleyip geri yolluyordu. .Sultanın bu rahat tavrına daha fazla katlanamayan r&uuml;şvet&ccedil;i y&ouml;neticiler padişahın g&ouml;zdesi Malika Sultan'ı eğer Vezir Kays bir isyan &ccedil;ıkarıp &uuml;lkenin başına ge&ccedil;erse oğlu Prens Mohsen'in başa ge&ccedil;mek yerine sarayın zindanlarında &ccedil;&uuml;r&uuml;teceği yalanlarıyla doldurup Sultan Alaeddin'in yanına g&ouml;ndermişti. Melika Sultan cilveli halleriyle Sultan Alaeddin'in ağzından girip burnundan &ccedil;ıkıp Sultan'ı y&ouml;neticilerin istediği kıvama getirmişti. Sultan Aleaddin artık o ipek yatak &ouml;rt&uuml;lerinde rahat rahat uyuyamıyor muhafızlarının ona ihanet edip &ouml;ld&uuml;receği endişesiyle onlarla yalnız kalamıyor yemeklerini bile &ccedil;eşnicibaşlarına en az 2-3 kez tattırıyordu hatta bir keresinde cariyelerinden biri ona meyve soğmak i&ccedil;in eline bı&ccedil;ağı aldığında Sultan Alaeddin can korkusuyla cariyesinin boğazına yapışmıştı. Cariye boğazına yapışan Sultandan &ccedil;ığlıkları sayesinde kurtulmuştu.</span></a></p>
<p><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1230253387" title="HALK"><span style="color: #000000;">O g&uuml;nden sonra halk ve saray y&ouml;netimi arasında Sultan'ın delirdiğine y&ouml;nelik s&ouml;ylentiler alıp y&uuml;r&uuml;m&uuml;ş Sultan'ın koynuna giren cariyeler can korkusuyla b&uuml;t&uuml;n gece uyuyamıyorlardı. İşlerin daha da k&ouml;t&uuml;ye gittiğini fark eden r&uuml;şvet&ccedil;i y&ouml;neticiler bir kez daha Melika Sultan'ın aklına girip Sultan Alaeddin'in yanına g&ouml;ndermişlerdi.G&uuml;nlerdir uykusuz kalan ve aklını ka&ccedil;ırma noktasına gelen Sultan Alaeddin g&ouml;zdesinin s&ouml;ylediklerini hemen kabul edip sabah olmasını bile beklemeden ikinci en &ouml;nemli vezir'i olan Reza'ya haberi ulaştırmak amacıyla bir ulak g&ouml;nderdi. Aylardır bu haberin &ouml;zlemiyle yanan Reza sonunda beklediği haberi almıştı.O gece evdeki herkesi uyandırıp Sultan'ın o mutlu haberini konak halkına vermişti. </span></a></p>
<p><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1230253387" title="HALK"><span style="color: #000000;">Oğlu Shayan mutlu haber karşısında yakında karısı olacak Prenses Şehrazat'ın yanına koşmak isterken kızkardeşi Anahita aldığı haberin karşısında g&ouml;zyaşlarını tutamıyordu.Hakkında karısını &ouml;ld&uuml;rmekte dahil bir&ccedil;ok katliamda karıştığına dair s&ouml;ylentiler yayılan Prens Arash'a eş olmak gen&ccedil; bir kadın i&ccedil;in cehennemde yanmakla aynı anlama geliyordu. Bu işten en karlı &ccedil;ıkan Vezir Reza &ccedil;ok yakında g&ouml;z diktiği makama erişmenin hayaliyle &ccedil;evresindeki duyguselinden bir habersiz ulağa cevabıyla beraber saraya geri g&ouml;nderdi.</span></a></p>
<p><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1230253387" title="HALK"><span style="color: #000000;"> "Sultanımız,efendimiz ;</span></a></p>
<p><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1230253387" title="HALK"><span style="color: #000000;"> &Ouml;ncelikle beni ve ailemi kendi ailenizle akraba yapmaya layık g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z i&ccedil;in en derin ş&uuml;kranlarımızı sunar sizin tahtınıza g&ouml;z diken başta Vezir Kays olmak &uuml;zere diğer vatan hainlerinin kellelerini m&uuml;stakbel damadınız Shayanla beraber &ouml;n&uuml;n&uuml;ze sereceğiz.</span></a></p>
<p><a href="https://www.wattpad.com/myworks/311068087/write/1230253387" title="HALK"><span style="color: #000000;"> Sevgi ve saygılı her daim size duacı olan aciz kulunuz Reza Paşa</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAHARAT KAVGASI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/baharat-kavgasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/baharat-kavgasi</guid>
<description><![CDATA[ BAHARATLAR ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62bca0313950b.jpg" length="93519" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 May 2022 18:33:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>baharat, mutfak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BAHARAT KAVGASI</p>
<p>Taht kavgası ,baht kavgası ,ekmek kavgası ,gelecek kaygısı derken...</p>
<p>Yepyeni bir kavgamız oldu...</p>
<p>Baharat kavgası ,yani mutfaktaki taht kavgası...</p>
<p>Nasıl bastırılır ,nasıl tatlıya bağlanır doğrusu bilemiyorum ?</p>
<p>Ge&ccedil;mişten g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze aktarılan bir deneyim de yok&nbsp; ?</p>
<p>Bakalım...&Ouml;nce kulak verelim tuza...</p>
<p>TUZ</p>
<p>''Bensiz olmaz ,ben buraların Sultanıyım '' diyor</p>
<p>''Sadece sofra değil benim yerim...Hayatın her yerinde bana &nbsp;rastlarsınız...</p>
<p>D&uuml;nyaya yeni gelen her bebek benimle tanışsa iyi olur,kışın kapanan yollarda karla m&uuml;cadele&nbsp; bensiz olmaz diye efeleniyordu diğerlerine karşı...</p>
<p>KARABİBER:</p>
<p>''Benim yerim senden &ouml;nemsiz değil...Lezzetim ş&ouml;yle dursun ,grip ve soğuk algınlığında benden kimse vaz ge&ccedil;emez..</p>
<p>Hem bilmez misin benim bir adım da kara altın.''..</p>
<p>Durur mu ordan hemen atıldılar&nbsp; ,</p>
<p>NANE ve KEKİK:</p>
<p>''Biz mide dostuyuz bizi yabana atmayın''...</p>
<p>Birden mutfak karıştı ,hepsi birbirine laf yetiştirmeye &ccedil;alışıyordu ki;evin hanımı aniden&nbsp; girdi mutfağa...</p>
<p>G&ouml;zlerine inanamadı...</p>
<p>"Ne oldu size b&ouml;yle,nedir derdiniz ben hanginizi ihmal ettim ?</p>
<p>Beraberce g&uuml;&ccedil;l&uuml; beraberce mutlu değil miydik ? diye konuşurken daldı gitti,yıllar &ouml;ncesine hani ilk zamanlar yemek yapmayı tam beceremiyordu...Her yemekte bir baharat ya&nbsp; eksik ya da fazla oluyordu...Zaman i&ccedil;inde &ccedil;ok emek vermişti,hangi yemeğe,hangi baharat hangi miktarda kullanılmalı iyice ustalaşmıştı...</p>
<p>Her şey yolunda gidiyordu ki,bu isyan karşısına &ccedil;ıktı karşısına ne yapacaktı ,şaşkın bir o kadar da &ccedil;aresiz hissediyordu kendini...</p>
<p>Uzun s&uuml;re boş boş daldı gitti...</p>
<p>Baharatlar hanımı ne kadar &uuml;zd&uuml;klerinin farkına vardılar.Birşeyler yapmalıydılar...</p>
<p>KARABİBER, usulca sokuldu birden,y&uuml;ksek bir sesle hapşırdı evin hanımı...</p>
<p>Mutfakta birden hava değişti...Herkes usulca kavanozlarına d&ouml;nd&uuml;ler...Evin hanımı mutlu bir o kadar da şaşkındı ...</p>
<p>Dudaklarından ''Sevgi emek ister ,emek verilen sevgi de geri d&ouml;ner s&ouml;zleri d&ouml;k&uuml;l&uuml;verdi''...BELHİ</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYALCİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayalci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayalci</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62910748a9e97.jpg" length="68501" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 27 May 2022 20:16:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kendisini bildi bileli hayalleriyle uyur, ger&ccedil;ek hayata uyanırdı. İstediği yere gittiği, istediğini yapabildiği bir hayal kapısı vardı. G&uuml;n&uuml;n yorgunluğunu o hayal kapısının arkasında bırakıyordu. Bu y&uuml;zden kendine bir lakap bile bulmuştu. Hayalciydi. Bir hayal ettiği yerlere gitmeyi ve oraya &ouml;zg&uuml; fikirler bulup hayata ge&ccedil;irmeyi &ccedil;ok istiyordu. Sonra d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, "Neden olmasın?" Bunu yapabileceği bir meslek vardı. Mimar olacaktı. B&ouml;ylelikle hem işini yapacaktı, hem de hayalindeki yerleri g&ouml;recekti.&nbsp;</p>
<p>Bunun i&ccedil;in &ccedil;ok &ccedil;alıştı ve b&ouml;yle yıllar ge&ccedil;ti. Artık hayali hayal olmaktan &ccedil;ıkmış ve hedef olmuştu. İşe başlamıştı başlamasına ama daha hi&ccedil;bir yeri g&ouml;rememişti. Ama onun yerine iş yerinde kocaman bir odası, &ccedil;ok g&uuml;zel bir evi vardı. Artık bulutların &uuml;st&uuml;nde değildi, ger&ccedil;ekle y&uuml;z y&uuml;zeydi.&nbsp;</p>
<p>Bir g&uuml;n evinde &ccedil;alışırken mola vermeye karar verdi. G&ouml;zleri yorgunluktan kıpkırmızı olmuştu. Mutfağa ge&ccedil;erken g&ouml;z&uuml; koridordaki aynaya takıldı. Karşısına ge&ccedil;ti, artık kırk yaşındaydı ve g&ouml;z kenarlarında &ccedil;izgiler oluşmaya başlamıştı. Bu &ccedil;izgiler mutluluğun değil, kocaman bir pişmanlığın &ccedil;izgileriydi. Eve ş&ouml;yle bir baktı, son model televizyonu, sehpanın &uuml;st&uuml;nde duran kumandası, koltukları ve bah&ccedil;esinde havuzu, rengarenk g&uuml;lleri... Sahi o kumandayı en son ne zaman eline almıştı ya da bah&ccedil;edeki g&uuml;llerin hangisini kendisi dikmişti? Hepsi bah&ccedil;ivanın marifetiydi. Sonra d&ouml;n&uuml;p aynaya bir daha baktı. Bu aynayı da kendisi se&ccedil;memişti. &Uuml;zerinde başkasının emeği vardı. Ahşap oymaları el iş&ccedil;iliğiydi. Halbuki gen&ccedil;ken kendisi de ahşap oymacılığı ile uğraşmış ve bir&ccedil;ok ayna yapmıştı. Ama iş hayatı bu uğraşı elinden almıştı. Yani kendisi de anlardı bu işlerden.&nbsp;</p>
<p>Sonra tekrar &ccedil;alışma odasına girdi. Masanın &uuml;zerinde kocaman bir kağıt ve kağıdın &uuml;zerinde bir s&uuml;r&uuml; &ccedil;izgiler... Bu hayat ona ait onun değildi. Hi&ccedil;bir şey ona ait değildi. Hepsi emanetti. Garajdaki son model araba bile.&nbsp;</p>
<p>Ve en sonunda karar verdi. Bu emanet hayattan kurtulacaktı. Ertesi g&uuml;n ilk işi istifa etmek oldu. Belki yaz mevsiminde tatil k&ouml;y&uuml;ne gidemeyecekti. Ama deniz kenarı olan bir yerde m&uuml;tavizi bir hayat kurabilirdi. Belki b&ouml;yle bir evi olmayacaktı. Zaten bu ev koca bir hayal kırıklığı ile doluydu. Kısacası hayal kapısını tekrar aralayacaktı.&nbsp;</p>
<p>Evi, arabayı her şeyini sattı. İzmir'e yerleşti ve orada eğitmenlik yapmaya başladı. Evinin bah&ccedil;esinde belki havuzu yoktu ama g&uuml;lleri dikmek i&ccedil;in kocaman bir alanı vardı. &Ccedil;alıştığı kurumda hayatının aşkı ile tanıştı, evlendi ve bir kızları oldu. Adını Hayal koydular. Artık &ccedil;ok mutluydu. Tek bir şey kalmıştı o da emanet hayatından o da aynaydı. Bu ger&ccedil;ekleri g&ouml;steren o aynayı bırakamazdı. Gece yatağa uzandı ve eşiyle, kızıyla birlikte hayal kapısını a&ccedil;tılar.&nbsp;</p>
<p>Hoşgeldin Hayalci, eşi G&uuml;l ve kızları Hayal.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; -SON-</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sana Doğru</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sana-dogru</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sana-dogru</guid>
<description><![CDATA[ Kırmızı ip efsanesi ile birbirine bağlanan hayatlar...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628f249d58723.jpg" length="56674" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 May 2022 09:59:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nghncsknr</dc:creator>
<media:keywords>kırmızı, kırmızı ip, Japon efsaneleri, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Okuduğum her kitap, dinlediğim her şarkı, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m her somut ger&ccedil;eklik r&uuml;yalarıma yerleşip bilin&ccedil;altımı şekillendirir.<span>&nbsp;</span>G&ouml;zlerimi kapattığım anda daldığım uyku, ardından kırmızı beneklerle dolu karanlık getirirken g&uuml;n i&ccedil;inde karşılaştığım her şey surete b&uuml;r&uuml;nerek karanlığa yerleşir ve paralel bir evren oluşur zihnimde.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ben o paralel evrenin i&ccedil;erisinde boyuttan boyuta atlarım, mutlu olurum, ağlarım, kimsesiz kalırım, sevdiğim herkesi kaybederim. Bir ses kalır kulağımda sadece. O sese tutunur, r&uuml;yalarıma onu da davet ederim. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; seyrederim saatlerce. R&uuml;yalar yedi saniye s&uuml;rer derler bu k&uuml;lliyen yalan, ben onun g&uuml;zel g&ouml;zlerini yedi asır izler dururum. Hi&ccedil; sıkılmam &uuml;stelik. İnsan hasretinden yandığı, vuslatını d&ouml;rt g&ouml;zle beklediği birinden nasıl sıkılırdı ki? Sırf onu daha uzun seyredebilmek i&ccedil;in r&uuml;yalarımı uzun tutmaya &ccedil;alışır, y&ouml;nlendiririm.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bilim d&uuml;nyası bu duruma lucid r&uuml;ya diyor. Lucid r&uuml;ya, insanın uyku esnasında r&uuml;ya bilincinde olması ve dilediği şekilde r&uuml;yalarını şekillendirebilmesi demektir. Dilerseniz u&ccedil;abilir, daha &ouml;nce yemediğiniz bir yiyeceği dahi hayal ederek yiyebilirsiniz. Bunu fark ettiğimde onu kaybedeli altı ay olmuştu. Altı ay b&uuml;y&uuml;k bir sessizlik i&ccedil;erisinde onun i&ccedil;in acı &ccedil;ekerek ge&ccedil;erken ağlayarak daldığım uykumun kolları arasında r&uuml;yama konuk oldu. Gitmek istiyordu ve ben yeniden bunu kaldıramazdım. T&uuml;m g&uuml;c&uuml;m&uuml; kullanarak ona kal demeyi başardığımda beni şaşırtarak karşımda oturmaya devam etti ve bende sabaha kadar onu izledim.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir insan kazaya kurban giderek can verdiğinde, karşı tarafı su&ccedil;lamak o kişinin yakınları i&ccedil;in bir ka&ccedil;ış noktasıdır. Birini su&ccedil;lamak, &uuml;zerinize y&uuml;klenmiş pişmanlığın azalmasını sağlar. Lakin sevdiğiniz adam kendini hasırdan &ouml;r&uuml;lm&uuml;ş bir iple tavana astığında, ipi su&ccedil;layamazsınız. Veyahut ayaklarının dibinde durup d&uuml;şmesini engelleyen ama tek bir darbeyle yere serilerek bedenin aşağı s&uuml;z&uuml;lmesini ve ip ge&ccedil;irilmiş boynun kırılmasını sağlayan sandalyeye lanetler okuyamazsınız. İşin acı tarafı bu ya, su&ccedil;lu bellidir ama siz onu bile su&ccedil;layamazsınız.</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Kırmızı ipi takip et,&rdquo; dedi g&ouml;zlerime &ccedil;arpan g&uuml;neş y&uuml;z&uuml;nden solmaya başlayan r&uuml;yamın i&ccedil;erisinde fısıltıyla. &ldquo;O seni aydınlığa kavuşturacak.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;">Kırmızı ip.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunu neden istemişti? Kırmızı ipin bizimle ne ilgisi vardı?</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Beni bir daha d&uuml;ş&uuml;nme.&rdquo; Bu m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;yd&uuml;? G&ouml;rd&uuml;klerimden sonra, yaşadıklarımdan sonra, hissettiğim onca aşk ve acıdan sonra, d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml;m litrelerce g&ouml;zyaşından sonra onu d&uuml;ş&uuml;nmemem, unutmam m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;yd&uuml;? Sırf onu g&ouml;rebilmek i&ccedil;in uyuyorken, varlığını silip atmam akıl karı mıydı?</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Bunu yapamam,&rdquo; dediğim anda bedeni gittik&ccedil;e kayboluyordu. &ldquo;Bunu yapamayacağımı biliyorsun.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Sen her şeyi yapabilirsin,&rdquo; uzanıp son kez elimi tuttu ama dokunuşunu hissedemedim. &ldquo;Bunu &ccedil;oktan başardın.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Neden yaptın bunu?&rdquo; Neden kıydın canına? Neden ka&ccedil;tın? Neden ittin sandalyeyi? Bunu bana, bize neden yaptın?</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Kırmızı ipi takip et,&rdquo; dedi ve acı dolu g&uuml;l&uuml;msemesi eşliğinde yok oldu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tabutunun arkasından nasıl kalakaldıysam, r&uuml;yamın ortasında da &ouml;yle yalnız kalmıştım. Oturduğu sandalye, &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki masa, etrafımızdaki duvarlar ve birlikte gezdiğimiz yerlerin temsili &ccedil;izimleri teker teker yok oldu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ve ben g&ouml;zlerimi a&ccedil;tım.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yalnızlığım, a&ccedil;ılmış g&ouml;zlerimden s&uuml;z&uuml;len sessiz yaşların damladığı yastığıma &ccedil;arpıp, odamın boş beyaz duvarlarına hapsolmuştu. Hislerimin &uuml;zerine yerleştireceğim maskeyi takmam i&ccedil;in hen&uuml;z &ccedil;ok erkendi. &Ouml;nce yataktan kalkmayı başarmam, banyoya kapanıp iki saat ağlamam ve sonra sıcak duşun altında şişmiş g&ouml;zlerimi kendine getirmem gerekiyordu. Sıcak su tenime işleyene kadar ağzına kadar dolmuş k&uuml;vetin i&ccedil;ine uzanacak ve bir anda kendimi suyun altına hapsederek boğularak &ouml;lmenin nasıl bir his olduğunu anlamaya &ccedil;alışacaktım. Ben ne kadar anlamaya &ccedil;alışırsam &ccedil;alışayım hi&ccedil;bir deneme, nefesini halatla kesmiş bir adamın hissettikleriyle aynı olmayacaktı. Onu anlayamayacaktım. Ben &ouml;lmekten korkan bir aptaldım.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yataktan kalktım. Islak yanaklarımı s&uuml;sleyen yaşlarım eşliğinde odamdan &ccedil;ıkacakken sol ayağımın takılmasıyla t&ouml;kezleyerek d&uuml;şt&uuml;m. Diz kapaklarım halımın sert y&uuml;zeyi y&uuml;z&uuml;nden acıyla sızlarken başımı eğip neye takıldığıma baktım. Sağ ayağıma bağlı kırmızı y&uuml;n ip, hen&uuml;z unutamadığım r&uuml;yamı hatırlatmıştı.</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Kırmızı ipi takip et.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzanıp ipi &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alıştım ama o kadar k&ouml;r bir d&uuml;ğ&uuml;mle bağlanmıştı ki kesmem gerekiyordu. Oturduğum yerden &ccedil;alışma masama uzanıp &uuml;zerindeki makası aldım ve ipi tam ayak bileğimden kesmeye &ccedil;alıştım fakat yine hi&ccedil;bir işe aramadı. Y&uuml;n bir ipti ama hi&ccedil;bir şekilde kesilmiyordu. Bu nasıl m&uuml;mk&uuml;n olabilirdi? Eğer biri ayağıma ip bağlamışsa, ben bunu neden fark etmedim? Bu ip ne kadar zamandır bendeydi? Ve nereye bağlıydı?</p>
<p style="font-weight: 400;">Mantık kurallarına g&ouml;re bir yere bağlı olan herhangi bir şeyin, &ouml;teki ucu mutlaka olmalıdır. D&uuml;nya, birbirine bağlı doğru par&ccedil;alarından ibaretti. Her başlangı&ccedil; bir son ve her son bir başlangıca bağlıysa bu ipinde bir sonu olmalıydı. Ayağa kalkıp ipin ucunun kime ait olduğunu bulmam gerekiyordu lakin ben d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m yerden kalkamıyordum. Yolun sonunu g&ouml;rmek, ona arkamı d&ouml;nmek demekti. Bu gidişini kabullenmek ve r&uuml;yalarımda bile olsa onu bir daha asla g&ouml;remeyeceğim demekti. Buna hazır değildim. Kulağımdaki veda s&ouml;zlerin silemez, onu unutamazdım.</p>
<p style="font-weight: 400;">Devam etmem gerekiyordu. O gitmeyi tercih etmişti ama ben burada kalmıştım. Beni d&uuml;ş&uuml;nmemişti bile. &Ouml;ylece arkasını d&ouml;nm&uuml;ş ve gitmişti. Bana bir veda bile etmemişti. Yalnızca on dakikalık bir ses kaydı vardı geride bıraktığı ve ben g&uuml;nlerce, aylarca, yıllarca onu dinlemiştim sadece. O sesi dinlemiş ve ağlamış, alışınca ağlamayı bırakarak sadece kalbimi karartmıştım. Artık kan akmıyordu yaramdan ama kabukta tutmamıştı. Ayağa kalkıp ipin peşine takılırsam, o yaranın vaziyeti ne olacaktı? Kanayacak mıydı, kabuk mu tutacaktı?</p>
<p style="font-weight: 400;">&Ccedil;aresiz bir i&ccedil; &ccedil;ekişle kapattım ellerimi y&uuml;z&uuml;me. Yaşlarım, yolunu bulamamışlığıma karışarak bileklerime s&uuml;z&uuml;l&uuml;rken sendeleyerek ayağa kalktım. Gevşek bir şekilde yere dağılmış olan ipi elime alıp hala yanaklarımı s&uuml;sleyen yaşlarımla odamdan &ccedil;ıktım. Kısa koridor boyunca uzayan ipi takip etmeye başladığımda artık her şey i&ccedil;in &ccedil;ok ge&ccedil;ti. Attığım hi&ccedil;bir adımın geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; yoktu. Evden &ccedil;ıkacak ve kendimi İstanbul&rsquo;un karmaşasına bırakarak sonuma gidecektim. Onu bırakacaktım tıpkı beni bıraktığı gibi.</p>
<p style="font-weight: 400;">&Uuml;zerimi değiştirmemiştim. Ayağıma ge&ccedil;irdiğim ev terliklerimle apartmandan &ccedil;ıktığımda y&uuml;z&uuml;me &ccedil;arpan ılık hava ruhuma sıcak bir esinti savurdu. İpi elimden bırakmadan sokağa &ccedil;ıktım. Şimdi sağa d&ouml;nmem gerekiyordu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu sokakta g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m onu ilk kez. İlk kez burada g&uuml;l&uuml;msemişti bana ve ilk kez bu sokakta gitmişti benden. Yeşil arabanın arkasında, tahtadan bir tabutun i&ccedil;erisinde g&ouml;zleri ebediyete kapanmışken, arkasından ağlayan insanları hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden uzaklaşmıştı. Annesini, babasını, kardeşini, beni&hellip; Kimseyi d&uuml;ş&uuml;nmemişti.</p>
<p style="font-weight: 400;">G&ouml;zlerimi ipten ayırmadan sokağın sessizliğine dokunarak bastım taşlara. Anayola inen yokuşu inerken elimdeki ip gerginleşip bollaşıyordu ama asla yok olmuyordu. Bu garipliğin ger&ccedil;ekliğini kabul etmek, realist d&uuml;ş&uuml;ncelerime olduk&ccedil;a zıttı lakin mantıklı d&uuml;ş&uuml;nmeyi &ccedil;ok zaman &ouml;nce bırakmıştım. Hayatım, eşini ve &ccedil;ocuklarını terk etmiş bir anne, toprak yiyen babaanne, bulduğu her taşı eve getiren bir baba, aklını yemek yapmakla bozmuş bir abla ve sa&ccedil;larını kopartarak k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşında kel kalmış bir kardeşle ge&ccedil;mişti. Buna rağmen aralarından sağlam &ccedil;ıkabilmeyi, kendime d&uuml;zg&uuml;n bir hayat kurmayı başarmıştım. Onlara arkamı d&ouml;nmemiştim ama kendime &ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m g&uuml;venli &ccedil;itin ardına ge&ccedil;melerine izin vermemiştim. Mantığım ya da &ouml;yle olduğunu varsaydığım zihnim hayatımdan gitmiş olan o adam sayesinde beni ger&ccedil;ek benliğime geri d&ouml;nd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. İ&ccedil;ime g&ouml;md&uuml;ğ&uuml;m t&uuml;m &ouml;l&uuml;ler mezarlarından &ccedil;ıkmış, s&uuml;r&uuml;ne s&uuml;r&uuml;ne şehrimi istila etmişlerdi. Bir &ouml;l&uuml;m bin &ouml;l&uuml;y&uuml; diriltmişti. Ka&ccedil;mak, duvarlar &ouml;rmek, onlara ge&ccedil;iş izni vermemek boşunaydı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Artık bende o kalabalık evin delilerinden biriydim.</p>
<p style="font-weight: 400;">İpi daha sıkı tuttum. Bu aklımı tamamen kaybettiğimi tescillemek i&ccedil;indi. İlerledik&ccedil;e bollaşan ipi elime sardık&ccedil;a, yumuşak ama keskin dokusu yeri geldiğinde sıklaştığı i&ccedil;in avcumun i&ccedil;ini kesiyordu. Kesiklerden s&uuml;z&uuml;len kan, ayağıma bağlı olan kısmın &uuml;zerine damlıyor, y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m yolda benden ve ge&ccedil;mişimden izler bırakıyordu. Kan akıyordu, ben y&uuml;r&uuml;mekten vazge&ccedil;miyordum.</p>
<p style="font-weight: 400;">Artık anayoldaydım. İp sola d&ouml;n&uuml;yordu, sola d&ouml;nd&uuml;m. Yanımdan gelip ge&ccedil;en arabaların g&uuml;r&uuml;lt&uuml;leri insanların g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;ne karışıyordu. Bir k&ouml;pek yeni doğan g&uuml;neşin ilk ışıklarından ka&ccedil;arak g&ouml;lgeye sığınmıştı. Bir kedi, otob&uuml;s durağının kenarına yerleştirilmiş plastik kabın i&ccedil;ine eğilerek kana kana su i&ccedil;iyordu.</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Su yaratılmamış olsaydı susamayı bilmezdik. Hasret varsa bir yerde mutlaka vuslat da olmuş olmalı. Kavuşmasak &ouml;zlemezdik.&rdquo; Der Nazan Bekiroğlu. Hasretim i&ccedil;ime kor gibi d&uuml;şm&uuml;şken, &ouml;l&uuml; bir adama kavuşmanın tek yolu yine &ouml;l&uuml;md&uuml;.</p>
<p style="font-weight: 400;">&Ouml;zlediğim &ouml;l&uuml; değilse, aksine &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kse bu kırmızı ip beni vuslata mı g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu? Kavuşmak i&ccedil;in &ouml;zl&uuml;yorsak, sonuma kavuşmaya mı gidiyordum?</p>
<p style="font-weight: 400;">Kenardaki parkın i&ccedil;ine dalıyordu ip. Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden &ccedil;imlerin i&ccedil;ine daldım. Taze kesilmiş &ccedil;imlerin yeşil kokusu ciğerlerime doluyordu. Birlikte yaptığımız piknikler, g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z, sustuğumuz anlar, karşıladığımız g&uuml;neşler, dertleştiğimiz yıldızlar ve diz dize okuduğumuz kitaplardan oluşan anıları ezer gibi basıyordum &ccedil;imlere. Her adımımda can veren milyonlarca canlıyı d&uuml;ş&uuml;nemeden, tazeliğin keyfini &ccedil;ıkaramadan yamulan &ccedil;imlerin acısını umursamadan boş &ccedil;ocuk parklarının arasından ge&ccedil;tim. Yol uzun bir sokağa sapıyordu.</p>
<p style="font-weight: 400;">&Ouml;n&uuml;mdeki yokuşa baktım. Hava gittik&ccedil;e sabah mahmurluğunu bırakıyor yerini yakıcı bir g&uuml;neşe devrediyordu. Sa&ccedil; diplerimden enseme ve ensemden sırtıma doğru s&uuml;z&uuml;len ter damlaları pijamamdan kendini belli ediyordu. Bacakları kısa pijamamın a&ccedil;ıkta bıraktığı bileğime bağlı olan kırmızı ip elimde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yumak haline gelmişti. Yaklaşıyor olmalıydım. Sonuma doğru atacağım adımlar azalıyordu ve yol azaldık&ccedil;a kalbim korkuyla doluyordu. G&uuml;&ccedil;s&uuml;z bir nefes dudaklarımdan serbest kalırken bacaklarım kat ettiği onca mesafeye dayanamayarak titredi ve kaldırıma ani bir &ccedil;&ouml;k&uuml;ş yapmamı sağladı. Sırtım arkamdaki apartmanın p&uuml;r&uuml;zl&uuml; y&uuml;zeyine yaslanırken g&ouml;zlerimi kapattım. Ne yapıyordum ben?</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu yol, bu gidiş nereyeydi? Aklımı tamamen kaybetmiş olmalıydım. &Ouml;yle ki topladığı taşlarla balkonumuzu &ccedil;&ouml;kerten ve o taşların arasında kalarak ayağını kıran babam daha aklı başında olmalıydı. Onun bir amacı vardı. Taşları toplar, topladığı yerlere ve t&uuml;rlerine g&ouml;re kategorize ederdi. Biliyorum, annemin terk edişini unutmaya &ccedil;alışıyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; gitmiş olsa bile hala seviyordu onu. İnsanoğlu b&ouml;yleydi. En acımasız darbelerle yıkılır ama darbeyi vuran kişiyi sevmekten vazge&ccedil;mezdi. Canını iyileştiren değil de yakan daha &ccedil;ok değerli olurdu. Ben ne yapıyordum? Beni yıkıp moloz haline getiren adamın arsından tuttuğum yasa boğularak can veremesem bile &ccedil;ırpınıyordum. Zalime zafer sevinci mi yaşatacaktım?</p>
<p style="font-weight: 400;">Oturduğum yerden kalktım. Yokuşa d&ouml;nd&uuml;m yeniden ve d&uuml;zelmiş nefeslerimle tırmanmaya başladım. Yokuş d&uuml;ze &ccedil;ıktığında şakaklarım terden boncuk boncuk olmuş, z&uuml;l&uuml;flerim yanaklarıma yapışmıştı. Kızardığına emin olduğum yanaklarım alev alev yanıyordu. Diz kapaklarımın arkası bile terden sırılsıklamdı. Terliğim yarı yolda ayağımdan &ccedil;ıktı, geri d&ouml;n&uuml;p giyindim ve yoluma devam ettim.</p>
<p style="font-weight: 400;">İşe giden insanların g&ouml;zleri ne kadar tuhaf bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; sergilediğime delildi. Benim de işe gitmem gerekiyordu. Her sabah olduğu gibi &uuml;zerimi giyinip yayınevine gitmem ve masama oturup kulaklıklarımı takarak onun sesini dinlemem, sessiz yardım &ccedil;ağrısına geri d&ouml;nemediğim i&ccedil;in pişman olmam ve aynı anda kitap kapağı tasarlamam gerekiyordu. Yeni bir kitaptaydı sıra. Konusu ger&ccedil;ek kimliğine arkasını d&ouml;n&uuml;p paralel d&uuml;nyada yaşayan &ouml;zel g&uuml;&ccedil;lere ait bir kızın &ouml;z&uuml;n&uuml; aramasıydı. Bir yola &ccedil;ıkıyordu. Yola &ccedil;ıkış amacı g&uuml;c&uuml;nden kurtulmakken ona daha &ccedil;ok bağlandığını fark ediyor ve kaybettiği ger&ccedil;eklerin aslında yalanlardan ibaret olduğunu anlıyordu. G&uuml;zeldi. Teması ateşti ve ger&ccedil;eklikle fantastiği birleştirip ortaya ilgin&ccedil; bir hik&acirc;ye &ccedil;ıkarmıştı. Okurken kitaba nasıl bir kapak tasarlayabileceğimi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Alevler i&ccedil;inde ayakta durmuş ejderha d&ouml;vmeli bir kız ilk d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;md&uuml; lakin fazla klişeydi. Eğer bug&uuml;n işe gitseydim, t&uuml;m g&uuml;n ekrana boş boş bakacaktım. Oysa şimdi g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nde beliren taslak kesinlikle o kitaba uygundu. G&ouml;lgelerin i&ccedil;inde alevlerden oluşmuş bir beden. Hem karanlıkta hem de parlıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Işık varsa g&ouml;lge de mutlaka vardır. Kız ışıktı ve yol arkadaşı g&ouml;lgeydi. Birbirlerini tamamlıyorlardı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Girdiğim mahallenin Arnavut taşlı yolunda yorgunluktan t&ouml;kezleye t&ouml;kezleye y&uuml;r&uuml;rken tanıdıklığı kafamı karıştırmıştı. Yol boyunca uzayan kafeler, k&ouml;pek gezdiren insanlar ve sokağı dolduran hafif şarkı sesleri eşliğinde gittik&ccedil;e gerginleşen ipi takip ederken, kafelerin bah&ccedil;esinde oturmuş d&uuml;nyada hi&ccedil; dert yokmuş, kimseyi kaybetmeyecekmiş&ccedil;esine kahkahalarla g&uuml;len insanların yakalarına yapışıp, bu d&uuml;nyada &ouml;l&uuml;m var &ouml;l&uuml;m, diye bağırmak ve g&uuml;l&uuml;şlerini soldurarak acı ger&ccedil;eği y&uuml;zlerine vurmak istiyordum. Bu beni k&ouml;t&uuml; bir insan yapardı biliyorum. K&ouml;t&uuml; olmayan insan var mıydı ki? Kimin kalbi saf iyilikle doluydu?</p>
<p style="font-weight: 400;">Gittik&ccedil;e b&uuml;y&uuml;yen yumağa karışmış kan lekesi ve acısına bağışıklık kazandığım yaram ile birlikte y&uuml;r&uuml;me devam ederken mahalleyi s&uuml;sleyen eski taşlar zihnime saklanmış bir şarkıyı canlandırmıştı.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"><strong data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;}"><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">Biten sevgilerin ardından,</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;}"><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">Ağlayamam ben b&ouml;yle yas tutamam.</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Uzun s&uuml;redir yas i&ccedil;erisindeydim. Nefes alıp verişim bile peşinden bir yas s&uuml;rg&uuml;n&uuml; getiriyordu. Karalar i&ccedil;erisinde sonsuza kadar kalmak ve ağlaya ağlaya k&uuml;&ccedil;&uuml;lmekti istediğim. Ancak b&ouml;yle olmadı. Onun ardından, karanlığımı da peşimde g&ouml;t&uuml;rerek insanların arasına karıştım. Evde yalnız kalırsam onu boğan ip beni de boğacaktı. Babama bunu yapamazdım.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;}"><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">&Ouml;psem bebek g&ouml;zlerinden &ccedil;ok ağlatırlar,</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;}"><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">Sarsam seni kollarımdan bir g&uuml;n alırlar.</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Ben sana sıkı sıkı sarılmışken, kendini benden alan yine sendin. Bu kırmızı ipin sonu sana &ccedil;ıkabilirdi ama sen bu ihtimali de benden aldın.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;}"><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">B&ouml;yle mi olmalı solmalı sevgililer&hellip;</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">B&ouml;yle olmalı. Hasretin olduğu yerde vuslat varsa, vuslatın olduğu yerde de hasret kesin vardır. Işığın g&ouml;lgeyi getirmesi, her başlangıcın bir sona d&ouml;n&uuml;şmesi gibi. Yeşerdiği gibi solmalı sevgililer, tıpkı &ouml;l&uuml;m&uuml;n karanlık y&uuml;z&uuml; gibi.</p>
<p style="font-weight: 400;">B&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; y&uuml;z&uuml;nden parmaklarımı i&ccedil;ine hapseden y&uuml;n bir anda ucu kızarmış ellerimden &ccedil;&ouml;z&uuml;lerek yere d&uuml;şerken, g&uuml;neşin acımadan tenime işlediği ışınlar uzun bir g&ouml;lgeyle &ouml;rt&uuml;lm&uuml;şt&uuml; ve ben bu sayede rahat bir nefes almıştım. Başımı kaldırıp g&ouml;lgenin kime ait olduğuna bakacakken, yerdeki yumağın gittik&ccedil;e kısaldığını fark ettim. Elektrikli s&uuml;p&uuml;rgenin d&uuml;ğmesine bastığınızda kablo kendiliğinden kısalır ya, kırmızı ipe de işte aynen &ouml;yle olmuştu. Kısalmış kısalmış ve sonunda d&uuml;md&uuml;z kalmıştı. Bitmişti. Başladığım yol, bitmiş ben sonuma gelmiştim. Kalbimin yerinde huzursuzca kıpırdanıyor ve g&ouml;zyaşlarımı g&ouml;zlerimi zorluyordu. Ağır ağır kaldırdım başımı ve arkasındaki g&uuml;neş y&uuml;z&uuml;nden karanlık g&ouml;r&uuml;len siluetine baktım.</p>
<p style="font-weight: 400;">D&uuml;nya &ccedil;oğu zaman s&uuml;rprizlerle doludur. İyi ve k&ouml;t&uuml; binlerce s&uuml;rprizle birlikte yaşıyoruz, bundan ka&ccedil;ınmak uzak kalmak ve reddetmek gibi bir hakkımız yok. Karşımıza ne &ccedil;ıkıyorsa kabullenmek zorundayız. Karşımda duran adamın ger&ccedil;ekliğini idrak edebilmem kısa s&uuml;rm&uuml;ş, s&uuml;rprizin şokunu atlatmam ise birka&ccedil; dakikamı almıştı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Onu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m ilk anda, hayatıma bir daha girmemesini dilemiştim. Korkum, bana yaşadıklarımı unutturacak olmasınaydı. Eğer ona bu izni verirsem, en az ailem kadar tuhaf olan kişiliği ve sonsuz enerjisiyle birlikte kılıcını kuşanacak ve benim bitmesine hazır olmadığım yas s&uuml;rg&uuml;n&uuml;me amansız bir dalış ger&ccedil;ekleştirecekti. Buna hazır değildim, eskiyi silip atmaya ve yeniye kucak a&ccedil;maya, normalliğimi kaybetmeye, ger&ccedil;ek anlamda delirmeye hazır değildim. Ona bunu yapamazdım. Bile bile ateşe itmek demekti bu. Kendim yanmaya dayanamazken, onu nasıl yakabilirdim?</p>
<p style="font-weight: 400;">Ellerimi alnıma siper edip y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rmeye &ccedil;alıştım. İri kahve g&ouml;zleri &uuml;zerime kitlenmişti. O da benim gibi şok ge&ccedil;iriyor olmalıydı. Bu ip onda bitene kadar bir s&uuml;r&uuml; ihtimal sayabilirdim size ama onun adını en son d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;m. Bu imk&acirc;nsız denebilecek kadar kesin bir d&uuml;ş&uuml;nceydi. O olamazdı. Olmamalıydı. Boşluk olmalıydı karşılaştığım. U&ccedil;urum olmalıydı. Kaderim bu adama değil &ouml;l&uuml;me kavuşmalıydı. Bana ondan başka yol olmamalıydı. Nasıl? Nasıl ona &ccedil;ıkar bu yol nasıl?</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Kırmızı ip efsanesi,&rdquo; dedi aramızdaki sessizlik benim &ccedil;aresiz &ccedil;ığlıklarıma d&ouml;n&uuml;şmeden. &ldquo;Bazı anların ger&ccedil;ekliğine inanamazsın, işte bu da o anlardan biri.&rdquo; G&ouml;zlerindeki şaşkınlık, bariz bir neşeye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;rken arkamı d&ouml;n&uuml;p gitmeye yeltendim ama ip sağ olsun buna izin vermedi. Gidemiyordum. Uzaklaşabilmem i&ccedil;in onunda peşimden gelmesi gerekiyordu ama esas uzaklaşmak istediğim oydu.</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Seni ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde,&rdquo; dedi ben arkamı d&ouml;nm&uuml;ş olduğum yerde &ccedil;aresizce kıvranırken. &ldquo;Kaderimizin bir şekilde ortak bir payda da birleşeceğini anlamıştım.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;">Onu ilk kez, bir arkadaşın ricasıyla y&uuml;n almak i&ccedil;in d&uuml;kk&acirc;nına gittiğimde g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m. Ondan &ouml;nce girdiğim d&uuml;kk&acirc;nında, renk skalasına g&ouml;re dizilmiş y&uuml;nlerin sıcaklığını seyrederken nihayet kapı a&ccedil;ılmış ve y&uuml;z&uuml;n&uuml; kapatmış kutularla birlikte i&ccedil;eri girmişti. S&ouml;ylene s&ouml;ylene elindeki kutuyu d&uuml;kk&acirc;nın ortasına pat diye bırakıp i&ccedil;eride olduğumu bilse asla kullanmayacağına emin olduğum bir k&uuml;fr&uuml; y&uuml;ksek sesle s&ouml;ylemiş ardından raflara dizilmiş y&uuml;nlere d&ouml;nerek &ouml;z&uuml;r dilemişti. Evet, benden değil y&uuml;nlerden &ouml;z&uuml;r dilemişti. Garip olduğunu belki de o anda anlayıp mek&acirc;nı son hızla terk etmeliydim ama bunun yerine kalmaya devam etmiştim. Zaten ben ka&ccedil;maya fırsat bulamadan beni fark etmiş ve k&uuml;f&uuml;r ettiğini duyduğumu anlayınca utan&ccedil;tan kıpkırmızı kesilmişti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Her a&ccedil;ıdan farklıydı. Y&uuml;z&uuml; daha &ccedil;ok g&uuml;l&uuml;yor, daha &ccedil;ok konuşuyor ve daha &ccedil;ok dinliyordu. Ben istediğim y&uuml;nleri beklerken i&ccedil;eri giren m&uuml;şterinin ayak&uuml;st&uuml; anlattığı olayı p&uuml;rdikkat dinlemiş, dinlediği şeylere uyumlu tepkiler vermişti. Ona baktığım zaman, boynuna dolanmış hasır ip g&ouml;rmek gibi bir şansınız yoktu. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z ve g&ouml;rebileceğiniz tek şey etrafa yaydığı enerjisiydi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Beni ona ikinci kez g&ouml;t&uuml;ren şey ise sadece kuru bir bahaneydi. &Ouml;rg&uuml; &ouml;rmek istiyordum. Aslında istemiyordum ama istiyormuş gibi yapmış ve kendimi o cam tezg&acirc;hın arkasında yanında otururken bulmuştum. Uzun ince parmakları arasında duran şişleri y&uuml;n ipe ge&ccedil;irip &ccedil;ıkartırken o kadar alışıldık duruyordu ki varlığını yadırgayamamıştım. Oturmuş, hi&ccedil; işim g&uuml;c&uuml;m yokmuş gibi onu izlemiştim. Değişik hik&acirc;yeleri vardı. Annesinden kalan y&uuml;n d&uuml;kk&acirc;nında &ccedil;alışıyor, yine annesinden &ouml;ğrendiği &ouml;rg&uuml;y&uuml; yapıyor ve d&uuml;kk&acirc;nın m&uuml;şterisiz olmasını umursamadan saatlerce y&uuml;nlerin arasında bekliyordu. Onun da hik&acirc;yesi, yaraları, dertleri vardı belki de ama belli etmiyordu. Benim gibi yasa g&ouml;m&uuml;lmek yerine konuşuyor ve g&uuml;l&uuml;yordu. Farklıydık. &Ccedil;ok farklıydık hem de. Ben bir &ouml;l&uuml;m&uuml;n peşine karanlıkla boğuşurken o bilmediğim bir dertten ka&ccedil;mak i&ccedil;in kendini aydınlığa siper ediyordu. T&uuml;m bu farklılıklara rağmen onun yanında hi&ccedil; konuşmadan otururken, i&ccedil;ime dolan sakinliğin varlığını silip atamıyordum.</p>
<p style="font-weight: 400;">Olmuyordu işte. İhanet ve yorgunluk t&uuml;m bedenimi ele ge&ccedil;irmiş, gideceğim yolları kapamıştı. Bana kırmızı ipi takip etmemi s&ouml;yl&uuml;yordu ama bu hale gelmeme sebep olan, onu unutmamı engelleyen yine onun hayali bedeniydi. Git derken bile onu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum, giderken bile onu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum, gitmiş sona varmışken bile onu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.</p>
<p style="font-weight: 400;">&Ouml;zg&uuml;r bırak beni. Bırak ki seveyim, sevileyim. Bırak ki sonuma doğru bir adım daha atabileyim. Bırak ki &ouml;zg&uuml;rleşeyim, unutayım seni. Git ve g&ouml;t&uuml;r peşinden acımasız &ouml;l&uuml; bedenini. Geriye sadece adın kalsın, onu da yaşadığımız &uuml;&ccedil; beş g&uuml;zel g&uuml;n&uuml;n hatırına saklayayım. Anlatmadığın, bilmediğim ne sırrın varsa ol omuzlarımdan git. Bırak beni yaşayayım, yeniden sevebileyim. Ben &ouml;lemem. Babama bunu yapamam. Bir gidişi daha kaldıramaz o, biliyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;">&ldquo;Senin i&ccedil;in zor biliyorum.&rdquo; &Ccedil;ok zor, tarifsiz bir zorluk bu. Nefes alamamak, y&uuml;r&uuml;yememek, daracık sokakta iki duvarın arasına sıkışmak gibi. &ldquo;Ama b&uuml;y&uuml;k terk edişler bir adımla başlar.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;">G&ouml;zlerim &uuml;zerine kapanırken karanlığımın i&ccedil;inde beliren soluk silueti sisler i&ccedil;inde uzaklaşıyordu. Elimi uzatsam onu tutabilir, girmemesi i&ccedil;in &ccedil;abalayabilirdim ama artık ona kal diyecek g&uuml;c&uuml;m kalmamıştı. Her gece r&uuml;yalarıma onu &ccedil;ağırmak ve gitmemesi i&ccedil;in yalvarmak, her sabah ağlayarak uyanmak ve yine ağlayarak yıkanmak, durmadan usanmadan son s&ouml;zlerini dinleyerek g&uuml;n&uuml;m&uuml; yasa boğmak, kalbime &ccedil;&ouml;km&uuml;ş katranla birlikte nefes dahi alamamak o kadar yormuştu ki beni, kalması i&ccedil;in tek harf &ccedil;ıkartamadım dudaklarımdan. T&uuml;m harfleri, heceleri yuttum ve ona izin verdim. Artık istediği yere gidebilirdi, benim gideceğim gibi.</p>
<p style="font-weight: 400;">T&uuml;m yara izlerimle, karanlıkta kala kala solmuş y&uuml;z&uuml;mle, bir &ouml;l&uuml;mle hırpalanmış kalbimle, yeninden sevmek i&ccedil;in can atan ruhumla ona d&ouml;nd&uuml;m ve aramızdaki son bir metreyi iki adımda aşarak kollarımı bedenine doladım. Başım g&uuml;venilir g&ouml;ğs&uuml;ne yaslandığı anda b&uuml;t&uuml;n gidişlere el sallamış, kapılarımı kapatıp s&uuml;ng&uuml;lerini &ccedil;ekmiştim.</p>
<p style="font-weight: 400;">&nbsp;&ldquo;Kim demiş y&uuml;n ip hayat değiştirmez diye?&rdquo;<span>&nbsp;</span>&nbsp;</p>
<p style="font-weight: 400;">Aramızdaki kırmızı ip artık g&ouml;r&uuml;lmeyecek kadar kısaydı. Bu yakınlığa ve s&ouml;ylediği şeyin doğruluğuna karşı dudaklarım iki yana kıvrılırken, g&ouml;zlerimden d&ouml;k&uuml;len mutluluk g&ouml;zyaşları ruhumun solmuş dallarına yeşillik veriyordu. Sa&ccedil;larımı okşayan elleri taze bir g&uuml;venin eteklerine sığınmamı sağlamış, insanoğlunun en b&uuml;y&uuml;k yanlışının ne olduğunu anlamamı sağlamıştı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Biri &ccedil;ıkıyordu karşımıza ve biz onu seviyorduk. Sevdiğimiz kişinin kaderimiz olduğunu, sonumuzun o kişiyle vuku bulduğunu ve noktayı onun yanında koyacağımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. O kişi bizi aniden terk ettikten sonra d&uuml;nya &uuml;zerinde ayakta dururken sarsılıp d&uuml;şmemiz kendi d&uuml;ş&uuml;ncelerimize duyduğumuz g&uuml;vendendi. Biz kimdik ki? Nereden bilebilirdik o kişinin kim olacağını? En b&uuml;y&uuml;k yanılgım en b&uuml;y&uuml;k s&uuml;rprizim olarak kollarımın arasındayken, kırmızı bir ipin iki ucunda tek kişi olmuşken kimse bana kesinlikten bahsetmesin.</p>
<p style="font-weight: 400;">Derler ki kaderlerimiz, biz daha d&uuml;nyaya gelmemişken yazılmıştır. Kaderimiz, kaderimizde olan kişi, yalnızlığımız ve kavuşacağımız zaman anbean yazılmışken biz her şeyden habersizce d&uuml;nyaya g&ouml;zlerimizi a&ccedil;ar ve yaşamaya başlarız yazılmış olanı. Zaman i&ccedil;inde karşımıza &ccedil;ıkan insanlara bağlanır &uuml;mitlenir, o kişiyi bulduğumuzu d&uuml;ş&uuml;nerek seviniriz. Oysa biz ne kadar bulduk diye sevinirsek sevinelim, doğru kişi o değildir. Hi&ccedil; beklemediğiniz bir yerde, hi&ccedil; ummadığınız bir insandır bizi esas bekleyen.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kırmızı bir ip beni yollara d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. O ipi takip etmeseydim, ona doğru yol almasaydım gitmesine izin vermediğim hayaletin sisleri arasında can verecektim. O ipi takip ettim ve şimdi gelmesine izin verdiğim adamın sevgisinin kolları arasında canlanıyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gidiş varsa, yeni bir gelişte mutlaka vardır. Kırmızı y&uuml;n ip esasında hayatı değiştirmiyor, geri veriyordu. Bana hayatımı, onu getirmişti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Size bağlı ipi takip etmekten korkmayın. Kendinizi &ouml;zg&uuml;r bırakın ve sonunuza doğru korkusuzca ilerleyin.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kollarınızı o kişiye doladığınız anda b&uuml;t&uuml;n endişeler son buluyor, buhar olup ge&ccedil;mişin &uuml;zerine yağıyor. Ge&ccedil;miş durmak bilmeyen yağmur sularıyla sele kapılırken dalgalara karışarak uzaklara, &ccedil;ok uzaklara s&uuml;r&uuml;kleniyor. Ne insanlar kalıyor ne de vedalar. Her &ouml;l&uuml;m terk ediyor isli yuvayı, sadece bir ger&ccedil;ek olarak kalıyor. İnsana verilmiş zamanlı bir bilet gibi. Belki aniden belki yavaş yavaş. Zamanı gelene kadar yaşamlı insan, vazge&ccedil;memeli nefes almaktan. Sen yoruldum dediğin anda &ouml;n&uuml;ne bir liman &ccedil;ıkar, dinlenmek i&ccedil;in durduğun limana yerleşiverirsin.</p>
<p style="font-weight: 400;">Acı i&ccedil;erisinde ge&ccedil;irdiğim her g&uuml;n&uuml;n pişmanlığıyla daha sıkı sarıldım ona. Hi&ccedil;bir zaman sonları sevmedim, vedalar sonun habercisidir ben hi&ccedil; veda edemedim. En b&uuml;y&uuml;k vedamın ardından omuzlarımdan kalkmış olan y&uuml;kler, ruhuma nahif bir hafiflik vermişti. Burnumun g&ouml;m&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; g&ouml;mleğine daha &ccedil;ok sokuldum. Kalp atışları kulağıma dolarken yaşayan birini sevmenin ne kadar g&uuml;zel bir şey olduğunu hatırladım ve yeninden mutlu oldum.</p>
<p style="font-weight: 400;"><span data-original-tag="O:P">&nbsp;</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span data-original-tag="O:P">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölümcül Sır (Bölüm 5)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumcul-sir-bolum-5</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumcul-sir-bolum-5</guid>
<description><![CDATA[ Evet... Ezgi&#039;nin bir kupa almasi gerekiyor. Dna numûnelerini alabilecek mi? Bu bölümde göreceğiz... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62744b6f9cc29.jpg" length="21810" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 May 2022 20:49:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melekk</dc:creator>
<media:keywords>Kupa(, ) Dna(, ) Görev(, ) Hastane(, ) Gerilim(, )</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kayıp Ruhlar Zinciri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kayip-ruhlar-zinciri-2668</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kayip-ruhlar-zinciri-2668</guid>
<description><![CDATA[ Sekiz kişi, bir helikopter kazası.

Denizin ortasında ıssız bir ada, adanın ortasında hafızasını kaybetmiş kayıp ruhlar ve siyah dumanları etrafı kaplamış kocaman helikopter enkazı.

Yedi kişinin özenle denizin kenarına dizilmiş bedenleri ve üstünde dehşet verici bir not ; 

&quot;Merhaba Kayıp Ruhlar Zinciri.&quot;

Hayatta kalmak için ne gerekliydi? Sadece isimlerini hatırladıkları hafızaları mı? Hayır, hayır. Hayatta kalmaları için tam olarak yardım bulmaları gerekliydi.

Yaşam ve ölüm arasında kalmış sekiz kayıp ruhun hayat yoklaması başlıyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d9d90cb0c6e.jpg" length="44555" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 May 2022 15:03:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>gokyuzunungrimsitonu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜNLÜK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunluk</guid>
<description><![CDATA[ günlük, heyecan ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c5f60b0492f.jpg" length="74980" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 May 2022 18:12:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>heyecan, günlük</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>SEVGİLİ&nbsp; G&Uuml;NL&Uuml;K</p>
<p>Merhaba Sevgili g&uuml;nl&uuml;k ,</p>
<p>Ben d&uuml;nyadayken ....</p>
<p>Meraklıyız hep bizden olmayana yaa bir de , uzaklarda ne var &nbsp;bir bakayım dedim...</p>
<p>Hep aynı yerdeyim...</p>
<p>Gezegenimdeyim , biraz gezeyim etrafı ş&ouml;yle&nbsp;</p>
<p>Yaa &ccedil;ok mu uzaklaştım acaba?</p>
<p>Ka&ccedil; mil , ka&ccedil; ışık hızı &ouml;tedeyim...Yalnızım &uuml;stelik...</p>
<p>Ne yapacağım &nbsp;şimdi ben...</p>
<p>-Alo alo efendim...Beni duyuyor musunuz ?</p>
<p>-Bağlantı yok ...Ne yapacağım...</p>
<p>Dışarıda farklı farklı canlılar...</p>
<p>Ahh meraklı olmak neler a&ccedil;tı&nbsp; başıma...</p>
<p>D&uuml;nya denen yerde yapayalnız ne yapacağım ?</p>
<p>En sakin yere iniş yapayım en iyisi...</p>
<p>Korkutuyor beni&nbsp; kalabalıklar ve s&uuml;rekli hareket eden canlılar...</p>
<p>O da ne ?</p>
<p>Karaisalı yazıyor ineceğim yerde...</p>
<p>Neyseki &ccedil;eviri programı &ccedil;alışıyor ...</p>
<p>-Aloo aloo ses ver nerdesin,gezegenden &ccedil;ok uzaklaştın &ccedil;abuk merkeze d&ouml;n?</p>
<p>İnanamıyorum beni buldular ,yaşasın gezegenime d&ouml;n&uuml;yorum...</p>
<p>Hoş&ccedil;a kal D&uuml;nya,hoş&ccedil;a kalın D&uuml;nyalılar elveda !</p>
<p>Tanışmak başka zamana kaldı Elveda ! BELHİ&nbsp;&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ BÖLÜM 7 / DENİZ SARGUT&#45; DENİZDEN SESLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-7-deniz-sargut-denizden-sesler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-7-deniz-sargut-denizden-sesler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628c018052e5f.jpg" length="73333" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 May 2022 00:50:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">DİANE&rsquo;NİN LANETİ B&Ouml;L&Uuml;M 7</p>
<p style="text-align: center;">&ldquo;Kurban&rdquo;</p>
<p>Leydi Sarah&rsquo;ın beti benzi atmış bir haldeydi. Ayakta durmakta zorlanıyor gibiydi. Sınıftaki herkes az sonra duyacaklarından dolayı olduk&ccedil;a gergindi. Konunun ne olduğu malumdu ama Leydi bize neyi a&ccedil;ıklayacaktı?</p>
<p>&ldquo;Bildiğiniz &uuml;zere d&uuml;n k&ouml;t&uuml; bir olay yaşadık&rdquo; dedi kısık bir sesle. Sınıftan y&uuml;kselen fısıltılar konunun herkesi etkisi altına aldığını bir kez daha g&ouml;sterdi. Eliyle g&uuml;r&uuml;lt&uuml;y&uuml; susturarak konuşmasına devam etti.</p>
<p>&ldquo;D&uuml;n bulduğumuz ceset alt sınıflardan Bonnie&rsquo;ye aitti. Kim tarafından yapıldığı hen&uuml;z bilinmese de kendisi vahşice katledildi. Yapılan araştırmalara g&ouml;re &uuml;&ccedil; parmak tekniğiyle ruhunun &ccedil;alındığı tespit edildi. &Uuml;stelik Bonnie, bulduğumuz tek kurban da değildi&rdquo; dedi. Yaşanan o korkun&ccedil; olayın bir kere ile sınırlı kalmaması beni derinden sarsmıştı. Bu durum sınıftaki herkesi şok etmişti. Peki, diğer kurbanlar kimdi?</p>
<p>&ldquo;Okulu boşalttıktan sonra bodrum katı ve yangın merdivenleri olmak &uuml;zere iki kurban daha tespit ettik. Yangın merdivenlerinde bulduğumuz ceset Mary&rsquo;ye aitti. Onu da d&uuml;n, g&uuml;n i&ccedil;erisinde kaybettiğimizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Ancak bodrum katında bulduğumuz ceset birka&ccedil; g&uuml;n &ouml;nce yaşamını yitirmişti. Onun adı da Alex&rdquo; dedi. Alex&rsquo;in adını s&ouml;ylerken sesi giderek kısılmıştı. Alex mi? Alt sınıflardan bir &ouml;ğrenciydi o da. Ancak &ouml;yle hayat dolu ve neşeliydi ki okulda onu tanımayan hatta sevmeyen bile yoktu. En azından ben &ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;m. Durum hi&ccedil;te benim sandığım gibi değilmiş. Onun kadar harika bir insanın bir g&uuml;n &ouml;lebileceğine inanmayan herkesin benimle aynı acıyı paylaştığını hissediyordum.</p>
<p>&ldquo;Bu cinayetler i&ccedil;in bir ş&uuml;pheliniz vardır herhalde&rdquo; diye araya girdi Riley, &ouml;fkeyle dişlerini sıkıyordu. Leydi Sarah, aptal biri değildi. Ge&ccedil;mişte bu olayları kimin başlattığını da Riley&rsquo;in kimleri su&ccedil;ladığını da &ccedil;ok iyi biliyordu. Ancak bunu y&uuml;ksek sesle s&ouml;ylemenin ne yeri ne de zamanıydı.</p>
<p>&ldquo;Hen&uuml;z elimizde hi&ccedil; ipucu yok maalesef. Yalnızca bunu yapan kişilerin aradığı bir şey olduğundan eminiz. Onu bulana kadar da durmayacak&rdquo; dedi net bir şekilde. Biraz &ccedil;ekinerek de olsa Altın Saraylıların olduğu y&ouml;ne doğru baktım. Y&uuml;zleri ifadesiz g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Onlar da bizim gibi bu korkun&ccedil; olayın etkisindeydi sanki. Hi&ccedil; telaşlanmamış, kendilerini savunmak zorunda hissetmemişlerdi. Kendilerini su&ccedil;lu hissetmiyorlardı. Belki de su&ccedil;lu değillerdi. Darian, aniden başını &ccedil;evirerek bana baktığında uzun s&uuml;redir onları izlediğimi fark ettim. Kahretsin. Daha dikkatli olmalıydım. Onlar &ccedil;ok profesyoneldi. Bense telaşlanarak &ouml;n&uuml;me d&ouml;nmekle yetindim.</p>
<p>&ldquo;Bu durumun sorumluları ortaya &ccedil;ıkana kadar hepinizin tehdit altında olduğunu &uuml;z&uuml;lerek itiraf ediyorum. Thedora&rsquo;nın Bah&ccedil;esi&rsquo;ndeki t&uuml;m &ouml;nlemleri arttıracağız ama sizden de ayrıca dikkatli olmanızı istemekle g&ouml;revliyiz. Ancak &ouml;nemli bir ayrıntıyı unutmamak gerekir. Thedora, vakti zamanında t&uuml;m bu pislikleri temizlerken onlar gibi olmamaya yemin etti. Kimse kara b&uuml;y&uuml;ye elini s&uuml;rmeyecek. Onlara benzediğiniz vakit onlar gibi yargılanma vaktiniz de gelmiştir diyerek bir hışımla sınıftan dışarı &ccedil;ıktı Leydi. Onu ilk defa b&ouml;yle &ouml;fkeli g&ouml;r&uuml;yordum. Sınıftan &ccedil;ıkmadan &ouml;nce g&ouml;z ucuyla Kinsey&rsquo;e baktığına yemin edebilirdim. Kurallarına sıkı sıkı bağlı yaşayan Leydi Sarah, elbette d&uuml;zeninin bozulmasından hi&ccedil; hoşlanmamıştı. Yoksa bu okuldaki hi&ccedil; kimsenin artık bizi ger&ccedil;ekten umursadığını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yordum.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Okuldan &ccedil;ıkarken Darian&rsquo;ın yine benim peşime takıldığını fark ettim. Adımlarımı hızlandırmak istesem de az sonra bu fikirden caydım. Bana yetiştiğinde &ldquo;Eve kadar eşlik edeyim&rdquo; dedi. Onaylarcasına y&uuml;r&uuml;meye başladım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2645</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2645</guid>
<description><![CDATA[ 15 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628be9784da44.jpg" length="47782" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 May 2022 23:07:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>On beş</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Uyandığında odasında tek başınaydı. Ağızında ila&ccedil; tadı vardı. Hi&ccedil; sevmezdi bu tadı. Bayıldıktan sonra babası kucaklayıp yatağına taşımış olmalıydı. Hafızasını yokladığında hatırladığı şey &ccedil;ektiği şiddetli ağrıydı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kapı a&ccedil;ıldı ve elindeki tepsi ile i&ccedil;eri girdi adam. Tepsi de bir kase &ccedil;orba, bir bardak su ve ila&ccedil;lar vardı.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Uyandın mı kızım? Nasılsın, ağrın var mı?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-İyiyim, biraz mayışık hissediyorum. Ağrı bayıldıktan sonra ge&ccedil;ti sanırım.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Seni yatağına yatırdıktan sonra arkadaşımı aradım. Kızı hemşire, sağ olsun ağrı kesici iğne yaptı. &Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r daha iyisin.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Tepsiyi kucağına koyarak kızına &ccedil;orbayı i&ccedil;irmeye başladı. Terk ettiği kızına zarar gelecek diye &ccedil;ok korkuyordu. Onu bu hale neyin getirdiğini merak ediyordu aslında. T&uuml;m yaşananları t&uuml;m detayları ile bilmiyordu. Ve biri artık anlatmalıydı. Adam eve geldiğinde kapının &ouml;n&uuml;nde &uuml;zerine 'ESLEM' yazan bir sopa vardı. Kızının ge&ccedil;mişini bilmediği i&ccedil;in anlam veremedi g&ouml;r&uuml;nce. &Ccedil;orbasını bitiren kızına vitamin ilacını da i&ccedil;irdikten sonra tepsiyi masaya bıraktı. Yorgun g&ouml;r&uuml;nen kızına soracağı sorularla onu daha da yoracaktı. Bekletemezdi soruları ve gittik&ccedil;e artıyordu. Yanıtsız kalamazdı daha fazla.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Kızım, belki yeri değil ama daha fazla erteleyemem. Konu sensin, yaşadıkların. Neler yaşadın, neler yaşattı bilmek istiyorum. Seni daha iyi korumak istiyorum. O kadının a&ccedil;mış olduğu her bir yaraya merhem olmak istiyorum. Tamam, evimizdeyiz yanyanayız hep ama bununla kalmıyor. Anlat, anlat ki m&uuml;dahale edebileyim. Kapının &ouml;n&uuml;nde sopa var ve adın yazıyor. Ne anlama geliyor bu?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Eslem'in kafasına annesinin s&uuml;rprizi takıldı. Bir insanın g&ouml;z&uuml; bu denli d&ouml;nm&uuml;ş olamazdı. Kadın, kocasına hala aşıktı fakat bu aşk değil korkutucu bir saplantı. Tedavi olması gereken hastalardan biriydi. Her insan yaptıklarından pişmanlık duyuyor. Kadın ise pişmanlığına pişmanlık ekliyor.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Nereden başlayayım?</span></p>
<p><span>Biraz uzun olacak. Bir yaşıma kadar her şey &ccedil;ok iyiydi. Beni &ouml;ğrenince bırakıp gitmişsin. Neden aldırmadı bilmiyorum ama &ccedil;ok hırslıydı. Ben doğduktan sonra iyi baktı bana yedirdi, i&ccedil;irdi, giydirdi. Tekrarladığı tek şey vardı 'Geri d&ouml;necek'. Bir yaşımdan sonrasıydı olanlar. O kapının &ouml;n&uuml;ndeki sopayla hep d&ouml;verdi beni. K&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;m daha kendimi ne kadar koruyabilirdim ki? Hi&ccedil; yemek vermezdi, bazen yapar bazen yapmazdı. Ablama karşı hep iyiydi. Ona vurduğu tek an beni elinden almaya &ccedil;alıştığı andı. O uyuduğunda ablam beni odaya g&ouml;t&uuml;r&uuml;rd&uuml;, kapıyı kilitlerdi ve karnımı doyururdu. Bazen kanayan yerlere kendince pansuman yapardı. Senin gidişinle kafayı yedi, psikolojisi bozuldu o kadar bağlıymış sana. Gitme sebebin ben olduğum i&ccedil;inde bana &ccedil;ektirdi hep. Her g&uuml;n farklı şeyler yapardı. Bir g&uuml;n mesela &uuml;zerimdeki kıyafetleri &ccedil;ıkartıp sokakta bıraktı beni. Ablam engel olmaya &ccedil;alışsa da istediği olmuştu. Gelen ge&ccedil;er bakardı &ccedil;ok utanmıştım. Mutluluğunuzu bozdum benden &ouml;nce &ccedil;ok iyiymişsiniz. Ablama anlattırırdım arada. O da gitti artık. Bir ben hayattayım o da sayılırsa tabii.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>G&ouml;z&uuml;ndeki yaşı silip anlatacaklarını bitirdi. Anlattık&ccedil;a k&ouml;t&uuml; oluyordu. Babası, kızının neler yaşadığını bilmeliydi her detayı ile. Kafasını yere eğdi. Duyduklarından sonra kızının y&uuml;z&uuml;ne bakacak cesareti kalmamıştı adamın. İkisi de bir s&uuml;re sessiz kaldı. Kızı yeterince &uuml;zg&uuml;n ve yorgundu. Olayları t&uuml;m ayrıntıları ile anlatmamasına rağmen iki tarafta k&ouml;t&uuml; olmuştu. Biri yaşadıkları i&ccedil;in biri duydukları i&ccedil;in.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Ben &ccedil;ıkayım da sen dinlen. Ağrın olursa seslenirsin.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Ağır adımlar ile kapıya doğru ilerledi adam. Kapıdan tam &ccedil;ıkacakken aklına gelen soru ile tekrar kızına d&ouml;nd&uuml;.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Neden eve gelmemi istedin? Başka bir şey mi oldu? O kadın mı yine bir şey peşinde?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Eslem'in i&ccedil;indeki korku tekrar g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkmıştı. Kendi ağrısından abisini unutmuştu. Acaba kadın bir şey yapmış olabilir miydi? Hızlı bir şekilde babasına durumu &ouml;zetleyip abisine ulaşmasını istedi. Babası da telaşlı bir şekilde &Ouml;mer'i aradı. Telefon a&ccedil;ıldı ama a&ccedil;an kişi &Ouml;mer değildi.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Merhaba?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Merhaba?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Ben &Ouml;mer oğlumu aramıştım ama yanlış numarayı mı tuşladım?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Olabilir beyefendi. &Ouml;mer diye biri yok burada. Kimsiniz siz?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Beni boşverin asıl siz kimsiniz? Defterden kontrol ettim şimdi doğru numarayı tuşlamışım. &Ouml;mer oğlum nerede?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Amcacığım ne ısrarcı &ccedil;ıktın ya? Yok &ouml;yle biri burada hasta mısın nesin?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kapandı telefon. Yanlış numarayı tuşlama ihtimalini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; fakat defterde yazılı olan numarayı yazmıştı. Daha &ouml;nce de aramıştı adam ve &Ouml;mer'in sesini duymuştu. Şimdi neden b&ouml;yle olmuştu anlayamadı. Ters giden bir şeyler vardı ve ne yapacağını bilmiyordu.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-2 G&uuml;n Sonra-</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Bir Pazar g&uuml;n&uuml; sabahına a&ccedil;tı g&ouml;zlerini. Kara bulutlar, sağanak yağmur ve sert bir r&uuml;zgar vardı. Sanki bulutlar ağlıyor gibiydi. A&ccedil;tığı camı r&uuml;zgara karşı koyarak kapattı. Banyoya ilerledi, elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkadı. Keyifliydi, enerjik hissediyordu kendini. Abisini r&uuml;yasında g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; ve hayatta olduğuna &ccedil;ok emindi. Her ne kadar merak ediyor olsa da, sesini duyacağını biliyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Babası ve kardeşleri hen&uuml;z uyanmamıştı. Mutfağa ilerleyip kapıyı kapattı. &Ouml;nce &ccedil;ay suyunu ocağa koydu. O ısınırken, şarkı a&ccedil;mak i&ccedil;in eline babasının telefonunu aldı. &Uuml;stten bildiri gelmişti. Kayıtlı olmayan bir numaran bir mesaj vardı. Tıkladı ve mesajı okumaya başladı.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>'Abi benim &Ouml;mer, iyiyim demek istedim. Telefonum &ccedil;alındı onun işlemleri ile uğraştım. Habersiz bıraktım sizi de &ouml;z&uuml;r dilerim. Eslem'e iyi olduğumu s&ouml;ylersin merak etmesin. Ona da s&uuml;rprizim var bunun i&ccedil;in meraklansın cadı. İki g&uuml;n sonra d&ouml;neceğim inşallah g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z. &Ccedil;ıkmadan haber veririm. Allah'a emanet olun abi. &Ccedil;ocuklara dikkat et.'</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Körük köyü</title>
<link>https://edebiyatblog.com/koruk-koyu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/koruk-koyu</guid>
<description><![CDATA[ Korku hikayem  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628a6f193a64e.jpg" length="75316" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 May 2022 20:14:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>krmv_qrb</dc:creator>
<media:keywords>Büyü, cin, körük, köy, körükköyü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x_628a6f1957d6c.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ressam</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ressam</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ressam</guid>
<description><![CDATA[ ...Yaklaşıp resimlere yakından baktı. Ürkütücü derecede gerçekçi görünüyorlardı. Koyu tonların hakim olduğu resimlerde karanlık ve kasvetli bir hava vardı. Resimler o kadar gerçekçiydi ki çocukların gözlerindeki korkuyu neredeyse hissediyordu. Melih tabloları incelerken omzuna dokunan bir el ile sıçrayarak küçük bir çığlık attı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62896610ce709.jpg" length="47272" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 May 2022 01:24:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>AlacakaranlikOykuler</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Gecenin sessizliğinde sokaktaki tek g&uuml;r&uuml;lt&uuml; arabasından &ccedil;ıkan hırıltıydı. En y&uuml;kseği altı veya yedi katlı nispeten modern g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; apartmanlar arasında sanki oraya ait değilmiş ama ezelden beri de oradaymış gibi duran eski iki katlı ahşap evin &ouml;n&uuml;ne park etti. Hatırladığından daha eski g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu artık. &Uuml;st katta bulunan k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;alışma odasında loş bir ışık geliyordu. Ge&ccedil;en hafta o ışığı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nden beri i&ccedil;inde ablasını tekrar g&ouml;rebileceğine dair bir umut belirmişti. Ama bu umudu kısa s&uuml;rd&uuml;. Evi g&ouml;zlerken g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kadın ablası değildi. &Ccedil;ocukluğundan hatırladığı yaşlı kadına &ccedil;ok benziyordu ama o olması neredeyse imkansızdı. Kadın yaşıyorsa bile en az doksan yaşında olmalıydı. Motoru kapatıp arabadan &ccedil;ıktı. Sokak lambalarının cılız ışıklarına rağmen bah&ccedil;edeki dikenli &ccedil;alıları, yabani otları, bah&ccedil;enin sonunda rahatlıkla g&ouml;rebildiği b&uuml;y&uuml;k &ccedil;ınar ağacını se&ccedil;ebiliyordu. Evin arkasında, bah&ccedil;enin uzak k&ouml;şesinde, g&ouml;remediği ama orada olduğunu bildiği bir de kuyu vardı. &Ccedil;ocukken babası uyarmış ve &uuml;st&uuml; tahtalarla kapalı olmasına rağmen etrafında dolaşmasının tehlikeli olduğunu s&ouml;ylemişti. Bah&ccedil;e kapısına doğru ilerledi. G&ouml;z&uuml;n&uuml; &uuml;st kattaki pencereden ayırmadan ahşap kapıyı araladı. Ev kadar yaşlı kapı menteşeleri gıcırdayarak d&ouml;nd&uuml;. G&ouml;zlerini pencereden ayırmıyordu. Pencerede bir g&ouml;lgenin kıpırdadığını g&ouml;r&uuml;r gibi oldu. Biraz bekledi. Herhangi bir ses duymayınca kapıyı bırakıp y&uuml;r&uuml;meye devam etti. Alt katın giriş kapısı sokağa bakıyordu ve orada kimse oturmuyordu. &Uuml;st kata &ccedil;ıkan merdivenlerin olduğu arka tarafa doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Ablasıyla g&ouml;lgesinde oyunlar oynadığı &ccedil;ınarın dalları hafif esintide sallanarak onu selamladı. Sonra kuyuya baktı. Yirmi yıl &ouml;nce buradan taşınırlarken hatırladığı gibi duruyordu. &Uuml;zerini kapatan tahtalar &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, birka&ccedil;ı da d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Temkinli adımlarla merdiveni &ccedil;ıkmaya başladı. Kapının &ouml;n&uuml;ne geldiğinde i&ccedil;eride bir ışık yandı. Olduğu yerde kaldı. Muhtemelen o yaşlı kadın &ouml;lm&uuml;ş ve eve başkası taşınmıştı. Ama g&ouml;rmek zorundaydı. Kalp atışları hızlandı. Evin kapısı a&ccedil;ıldı. Kendini yaşlı kadının &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; y&uuml;z&uuml; ile karşılaşmaya hazırladı ancak beklediği olmadı. Onun yerine kırk yaşlarında bakımlı ve diri v&uuml;cutlu bir kadın a&ccedil;tı kapıyı. Gece kadar siyah olan sa&ccedil;larını arkada topuz yapmıştı. Yakası boynunu kapatan, kolları bileklerine inen ve boyu da ayaklarını g&ouml;stermeyecek kadar uzun lacivert bir elbise giyiyordu. Elbisesi, sa&ccedil; şekli ve y&uuml;z hatlarıyla onu andırıyordu. Kızı olsa bu kadar benzerdi diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ama &ccedil;ocuğu olmadığını da biliyordu. Kadının k&ouml;m&uuml;r karası g&ouml;zlerindeki sinsi bakışı da tanıdı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&ldquo;Hayır bu olamaz&rdquo; diye ge&ccedil;irdi i&ccedil;inden. Kadın geniş ağzındaki dişleri g&ouml;stererek g&uuml;l&uuml;msedi karşısındaki adama.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Beni g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;ne sevinmedin mi Melih?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">İsmini s&ouml;ylerken ilk hecede biraz duraklayıp s&ouml;ylemişti. Me lih.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih'in şaşkınlıktan ağzı a&ccedil;ık kaldı. Bu ses tonu, bu g&uuml;l&uuml;mseme, ismini s&ouml;yleme şekli, hepsi aynıydı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ne o, dilini mi yuttun ufaklık? dedi kadın.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih bu c&uuml;mleyi duyduğunda bir an ge&ccedil;mişe daldı. Anıları kafasının i&ccedil;inden ge&ccedil;meye başladı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;">&nbsp;</p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; Annesinin tatlı sesi r&uuml;yasını b&ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde yeni evlerinin olduğu sokağa d&ouml;nm&uuml;şlerdi. Ablasına sesleniyordu.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Melike, Melikecim.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Ablasının kulağındaki kulaklıktan dışarı m&uuml;zik sesi geliyordu. G&ouml;zleri kapalı ama uyumuyordu. Melih sese uyanmıştı. Annesi ona bakıp g&uuml;l&uuml;msedi. O yaz annesinin g&uuml;l&uuml;msemesini son g&ouml;r&uuml;ş&uuml; olacağını bilmeden aynı i&ccedil;ten g&uuml;l&uuml;msemeyle karşılık verdi.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Geldik mi anne?&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Evet tatlım geldik.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih buna sevinmişti. İlk kez taşınıyorlardı ve bu s&uuml;re&ccedil;te hem sıkılmış hem de yorulmuştu. Melih ablasının elini tuttuğunda Melike g&ouml;zlerini a&ccedil;ıp ona baktı. Kulaklığı kulağından indirdi.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Geldik kızım, dedi annesi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Araba iki katlı ahşap evin &ouml;n&uuml;nde durduğunda &ouml;nce Melike kendini dışarı attı. Arkasından Melih indi. Ahşap &ccedil;itleri yer yer sarmaşıkların istilasına uğramış, bah&ccedil;esinde &ccedil;imlerden daha &ccedil;ok ayrık otları olan ama arka taraftaki heybetli &ccedil;ınar ağacının g&uuml;zelliği diğer her şeyi g&ouml;rmezden gelmenizi sağlayacak iki katlı ahşap bir evdi burası. Yer yer boyaları d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Melih &ccedil;itin kapısını a&ccedil;ıp bah&ccedil;eye girdi. Babaları bagajdaki eşyaları &ccedil;ıkarmakla meşguld&uuml;. Melike evi yukarıdan aşağı s&uuml;zd&uuml;. Sokaktaki diğer evlere hem &ccedil;ok benziyor hem de onlardan &ccedil;ok farklı duruyor gibi garip bir havası vardı. Kardeşi bah&ccedil;ede koşarken onun yanına doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Anneleri de arkalarından baktı. Yeni evleri olan alt katın giriş kapısı sokağa bakıyordu. Melike kapıyı yokladı ama kilitliydi. Sağa doğru y&uuml;r&uuml;y&uuml;p evin yan tarafına ge&ccedil;ti. Melih g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir salyangozu inceliyordu. Yan taraftaki pencerelerden i&ccedil;eri baktı. Sıradan ahşap bir evdi işte. Melih salyangozu bırakıp ağaca doğru koşmaya başladı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ne kadar b&uuml;y&uuml;k bir ağa&ccedil; b&ouml;yle!&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Evin sonundan sola d&ouml;nd&uuml; ve sesi birden kesildi. Melike bir an duraksayıp dinledi ama kardeşinin sesini duyamayınca ismini seslenerek arka tarafa doğru koştu. Sola d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde evin &uuml;st katına &ccedil;ıkan merdivenlerin ortasında duran yaşlı kadını g&ouml;rd&uuml;. Gri sa&ccedil;ları arkasında topuz yapılmıştı. Uzun lacivert bir elbise giyiyordu. Elbisesi o kadar uzundu ki ayaklarını g&ouml;remiyorlardı. Y&uuml;z&uuml;nde, etrafta koşturan &ccedil;ocukları hi&ccedil; sevmeyen huysuz bir ihtiyarın somurtkan ifadesi vardı. Melike k&ouml;şeden d&ouml;n&uuml;nce kadının g&ouml;zleri ona kaydı. Birden y&uuml;z&uuml;&nbsp; değişti ve g&uuml;zel bir tebess&uuml;mle aydınlandı. G&ouml;zlerinin i&ccedil;i parıldamıştı adeta.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Kusura bakmayın hanımefendi. Kardeşim biraz meraklıdır o y&uuml;zden koşuyordu.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melike kardeşinin arkasına gelip kollarını omzuna koyduğunda Melih rahatlamıştı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Siz yeni kiracılar olmalısınız. Hi&ccedil; &ouml;nemli değil yavrum. Kusura bakacak bir durum yok. Gen&ccedil;lik enerjisinin tadını bende bilirim, diyerek g&uuml;l&uuml;msedi korkuyla bekleyen &ccedil;ocuklara. Annesi arka tarafa koşan Melike'yi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde elindekileri kaldırıma bırakıp arkalarından koşmuştu. O da k&ouml;şeyi d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde kadını g&ouml;rd&uuml;, hızla &ccedil;ocuklarına g&ouml;z atıp kadına d&ouml;nd&uuml;;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Merhaba. Gelir gelmez yaramazlık mı yaptı yoksa bizimkiler?&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Merhaba, hoş geldiniz. Hayır, sadece bu ufaklık beni g&ouml;rmeyi beklemiyordu herhalde. Şaşırdı biraz o kadar.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Babası da soluğu yanlarında almıştı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Hah, buradasınız. Melda Hanımla tanışmışsınız. Bu eşim Figen. Bunlarda Melike ve Melih.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-&Ccedil;ok memnun oldum efendim. Tekrar hoş geldiniz. Melike, ne g&uuml;zel bir ismin var &ouml;yle. Neyse daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;şeceğiz zaten. Ben sizi işlerinizden alıkoymayayım.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Arkasını d&ouml;n&uuml;p &ccedil;ıkarken durup tekrar onlara d&ouml;nd&uuml;.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Yalnız şuradaki kuyuya dikkat etmelisiniz. Eliyle bah&ccedil;enin k&ouml;şesini g&ouml;sterdi. &Uuml;zeri kapalı ancak ne olur ne olmaz oraya pek yaklaşmayın &ccedil;ocuklar, dedi ve eve girdi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;"><span class="wixGuard">​</span></span></span></span><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; Melih&rsquo;in odası arka taraftaydı. K&uuml;&ccedil;&uuml;k penceresinden yukarı &ccedil;ıkan merdivenin ilk basamakları ve soldaki kuyunun bir kısmı g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Melike&rsquo;nin odası da hemen yanındaydı ve bah&ccedil;eye bakıyordu. Melih &ccedil;oktan uyumuştu. Melike de başını yastığa koyar koymaz uyudu. Sabaha karşı Melih'in omzunu sarsmasıyla g&ouml;zlerini yarım da olsa a&ccedil;abildi.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ne oldu Melih, niye uyandın?&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Kabus g&ouml;rd&uuml;m abla, o kadın beni kovalıyordu.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Hangi kadın Melih? R&uuml;ya g&ouml;rm&uuml;şs&uuml;n sadece. Hadi yat uyu artık.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Yanında yatabilir miyim? &Ccedil;ok korkuyorum.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Ondan kurtulamayacağını bildiği i&ccedil;in kenara kaydı ve kardeşine yer a&ccedil;tı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;">&nbsp;<span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Eve ilk taşınmaları ve Melih'in yaşlı ev sahibesi Melda Hanım ile tanışması bu şekilde olmuştu. Yaz aylarının o g&uuml;zel g&uuml;neşli g&uuml;nlerini &ccedil;oğunlukla bah&ccedil;ede ge&ccedil;irmişlerdi. Ablası &ccedil;ınara yaslanmış m&uuml;zik dinlerken o da bah&ccedil;ede koşturup oynardı. Bir g&uuml;n bah&ccedil;ede oynarken başını kaldırıp &uuml;st kattaki pencereye baktığında yaşlı cadının (ona bu ismi takmıştı &ccedil;&uuml;nk&uuml; bakışlarından hi&ccedil; hoşlanmıyordu) ağacın altında oturan ablasına bakarak g&uuml;l&uuml;msediğini g&ouml;rd&uuml;. Kadının g&ouml;zleri ablasından Melih'e kaydığında y&uuml;z&uuml;ndeki g&uuml;l&uuml;mseme silinip yerini tiksintiye benzer bir ifade aldı. Geniş ağzı kulaklarına kadar uzayıp uzun sivri dişlerini g&ouml;stererek sırıttı Melih'e. Melih korkudan &ccedil;ığlık atıp ablasının yanına koştu. Ablası g&ouml;zlerini a&ccedil;arak kulaklıklarını indirdi ve &ouml;nce &uuml;zerine atlayıp kendisine sarılan kardeşine sonrada etrafına bakındı. Kimse yoktu.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ne oldu Melih?&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-O bir cadı, diyerek parmağıyla &uuml;st katın penceresini g&ouml;sterdi.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Kim? Melda Teyze mi? O sadece k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklardan pek hoşlanmayan yaşlı bir kadın, diyerek başını okşadı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ama g&ouml;rd&uuml;m! Uzun sivri dişleri vardı. Ağzı kocamandı!&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melike g&ouml;zlerini korkuyla a&ccedil;tı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ne diyorsun? Ya bizi kazanda kaynatıp yerse! Arkasından bir kahkaha patlattı ve kardeşini &ouml;pt&uuml;.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Hayal g&uuml;c&uuml;n &ccedil;ok geniş kardeşim. O sadece yaşlı bir kadın. Muhtemelen camdan yansıyan g&uuml;neş y&uuml;z&uuml;nden veya aşağıdan baktığın i&ccedil;in yanlış g&ouml;rm&uuml;şs&uuml;n. Evet geniş bir ağzı var ama kimseyi yemeyecek emin olabilirsin.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-&Ouml;yle mi diyorsun abla?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Tabi ki &ouml;yle. Cadı veya canavar diye bir şey yoktur. Senin gibi akıllı &ccedil;ocukların hayal g&uuml;c&uuml; &uuml;retir t&uuml;m bunları. İstersen birlikte onu ziyarete gidebiliriz, ne dersin?&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Hayır! Onun evine gitmek istemiyorum.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-O zaman ben tek giderim. Yanımda bir korumam olsa daha rahat ederdim tabi ama neyse. Gelmek istemiyorsan seni zorlayamam.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Kardeşine ka&ccedil;amak bir bakış attıktan sonra ayağa kalkıp yukarı &ccedil;ıkan merdivenlere y&uuml;r&uuml;meye başladı. Melih ablasının arkasından korku dolu g&ouml;zlerle baktı. Sonra cesaretini topladı ve arkasından bağırdı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Beni de bekle!</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Elinden tutup merdivenleri&nbsp; &ccedil;ıktılar.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ne diyeceğiz peki kadına?&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Sen konuşma işini bana bırak, diyerek kardeşine g&ouml;z kırptı ve kapıyı tıklattı. Biraz beklediler. Kulağını kapıya yanaştırıp dinledi ama ses yoktu.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Belki uyuyordur. Yaşlılar genelde uyur.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih buna &ccedil;ok sevindi ve arkalarını d&ouml;n&uuml;p inecekken i&ccedil;erden bir ses duyuldu.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Geliyorum.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih'in sevinci yarım kaldı. Yaşlı kadın kapıyı a&ccedil;ıp kardeşleri g&ouml;r&uuml;nce g&uuml;l&uuml;msedi. Uzun sivri dişleri yoktu. Melike kardeşine bakıp g&uuml;l&uuml;msedi ve kadına d&ouml;n&uuml;p başıyla selam verdi.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Merhaba Melda Teyze. Nasılsınız? Bir ihtiyacınız var mı diye sormak istedik.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Merhaba &ccedil;ocuklar. Ne kadar d&uuml;ş&uuml;ncelisin Melikeciğim. Teşekk&uuml;r ederim. İ&ccedil;eri girmez misiniz? Limonata yapmıştım, bu sıcakta iyi gider. Hepsini kendim i&ccedil;emem zaten.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Limonata fikri hoşlarına gitmişti. Ayakkabılarını &ccedil;ıkarırken belki de bu kadın o kadarda korkun&ccedil; biri değildir diye ge&ccedil;irdi i&ccedil;inden. Ablası &ouml;nden girdi i&ccedil;eri. Solda kapısı kapalı bir oda vardı. Sağda mutfak ve banyo yanyanaydı. Koridorun sonunda sokağa bakan salonu g&ouml;sterdi kadın.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ge&ccedil;in bakalım salona, bende limonataları getireyim.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Zahmet etmeyin ben yardımcı olayım, diyerek kadının arkasından mutfağa y&ouml;neldi Melike.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih tek başına girdi salona. Eski koltuklar, eski bir k&uuml;t&uuml;phane ve k&ouml;şede eski bir masa vardı. Eve eski bir koku hakimdi. Yaşlılığın kokusu b&ouml;yle olsa gerek diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Ama en &ccedil;ok ilgisini &ccedil;eken şey duvarlarda asılı duran tablolardı. O kadar &ccedil;oklardı ki duvarlarda neredeyse boş yer yoktu. Her tabloda farklı bir &ccedil;ocuğun resmi vardı. Aynı koltuğa oturmuşlardı ancak arka planlar değişikti. Kiminde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir pencere olan bir duvarın &ouml;n&uuml;ndelerdi. Bir diğerinde penceresiz ahşap bir duvarın. &Uuml;stelik &ccedil;ocuklardan bazılarının kıyafetleri &ccedil;ok eski &ccedil;ağlardan kalma gibiydi. Yaklaşıp resimlere yakından baktı. &Uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; derecede ger&ccedil;ek&ccedil;i g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlardı. Koyu tonların hakim olduğu resimlerde karanlık ve kasvetli bir hava vardı. Resimler o kadar ger&ccedil;ek&ccedil;iydi ki &ccedil;ocukların g&ouml;zlerindeki korkuyu neredeyse hissediyordu. Melih tabloları incelerken omzuna dokunan bir el ile sı&ccedil;rayarak k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ığlık attı. Melda Hanım elini hemen &ccedil;ekti.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Sakin ol ufaklık bir şey yok. Dalıp gitmişsin.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Ablası elinde &uuml;&ccedil; bardakla bir tepsi tutar halde kadının ardından odaya girdi.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ne oldu Melih?&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Bir şey yok abla, resimlere bakarken biraz dalmışım sanırım. Melda teyzenin geldiğini fark etmedim.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melike tepsiyi masaya bıraktıktan sonra o da duvarlarda asılı duran resimlere bakmaya başladı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Bunlar &ccedil;ok g&uuml;zeller. Siz mi yaptınız?&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Evet kızım. K&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;mden beri resim yapmayı &ccedil;ok severim. Hi&ccedil; evlenmedim ve hi&ccedil; &ccedil;ocuğum olmadı. O y&uuml;zden &ccedil;ocukları resmetmeyi seviyorum.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Hepsi neden korkmuş gibi bakıyorlar? diye araya girdi Melih.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Soru hoşuna gitmemiş gibi y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturan Melda Hanım yine de g&uuml;l&uuml;mseyerek ona d&ouml;nd&uuml;.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ailemi erken yaşta kaybettim. Benim i&ccedil;in korku i&ccedil;inde ge&ccedil;en yıllardı. Bu resimlerime de yansıyor sanırım. Belki o y&uuml;zdendir. Ne derler bilirsiniz. Yazarlara fikirlerinin, ressamlara kattıkları duyguların kaynağı sorulmaz.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih ne demek istediğini anlamamıştı ama Melike anlayışla g&uuml;l&uuml;msedi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Hala &ccedil;iziyor musunuz? En son ne zaman &ccedil;izdiniz? diye sorarak konuyu değiştirdi.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ah, uzun zamandır &ccedil;izmedim canım. &Ouml;zlemedim desem yalan olur. Elime yeniden fır&ccedil;a almak bana iyi gelirdi.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Yılların kırışıklığıyla kaplanmış ellerine baktı bir s&uuml;re. Sonra başını kaldırıp Melike'ye d&ouml;nd&uuml;.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Resmini &ccedil;izmemi ister misin? Belki paslanmış olabilirim ama bir deneyebiliriz. Ne dersin?&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Benim resmimi mi yapacaksınız? Y&uuml;z&uuml;nde bir g&uuml;l&uuml;mseme belirdi Melikenin. Bilmem ki. Size zahmet vermek istemem.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Sa&ccedil;malama l&uuml;tfen diye kıkırdadı Melda Hanım. G&ouml;zlerinin i&ccedil;inde mutluluk ışıkları yanmıştı. Hem bana arkadaş olursun hem de &ccedil;ok sevdiğim bu uğraşı tekrar yapma fırsatım olur. Yarın akşam&uuml;st&uuml; bekliyorum seni. Ailenden izin alman sorun olacaksa bende konuşabilirim.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-&Ccedil;ok sevinirim Melda Teyze. Daha &ouml;nce kimse benim i&ccedil;in b&ouml;yle bir şey yapmamıştı. İzin konusunda sıkıntı olacağını sanmıyorum. Yarın akşam&uuml;st&uuml; g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z o halde.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Tamam o zaman, anlaştık. Hadi limonatalar ılımadan i&ccedil;in.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih isteksizce bardağın birini alıp eski koltuğa oturdu. G&ouml;zleri hala tablolardaki &ccedil;ocuklardaydı. Yardım istercesine bakıyorlardı kendisine. Limonatalar bitince teşekk&uuml;r edip evden ayrıldılar.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-G&ouml;rd&uuml;n m&uuml; bak canavar değil sadece yalnız ve yaşlı bir kadınmış, diyerek kardeşinin omzuna elini attı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Evet sanırım &ouml;yle. Ama yine de ondan pek hoşlanmadım abla.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Biraz duraksadıktan sonra daha yumuşak bir ses tonuyla devam etti.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Yarın ger&ccedil;ekten gidecek misin?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Tabi gideceğim. B&ouml;yle bir fırsat ka&ccedil; kere gelir?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ama o kadınla başbaşa kalmanı hi&ccedil; istemiyorum.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Neden?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Sana bakışları hoşuma gitmiyor. Hem neden t&uuml;m tablolarda kız &ccedil;ocukları var?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Erkeklerden hoşlanmıyor olabilir. Hi&ccedil; evlenmemiş ve &ccedil;ocuğu yok. Belki beni kızı veya torunu gibi g&ouml;r&uuml;yordur, olamaz mı?&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Evet olabilir ama yine de i&ccedil;im rahat değil abla.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Tanıdık&ccedil;a sende alışırsın ona, dedi kardeşine ve birlikte eve d&ouml;nd&uuml;ler. Akşam yemeğinde olanları anlattılar. Ailesi de kadını fazla yormaması ve derslerini ihmal etmemesi karşılığında gidebileceğini s&ouml;yledi. Melike buna &ccedil;ok sevinmişti ancak Melih i&ccedil;in aynı şey s&ouml;ylenemezdi. O gece yattığında aklı ablasındaydı ve uykuya dalmakta zorlandı. Hayal g&uuml;c&uuml; ona t&uuml;rl&uuml; oyunlar oynuyordu ve hepside olduk&ccedil;a korkun&ccedil;tu. Tam uykuya dalma anındaki o ince perdenin arkasına ge&ccedil;miştiki kulağına bir gıcırtı sesi geldi. G&ouml;zlerini a&ccedil;ıp geceyi dinledi. D&uuml;zenli aralıklarla gelen gıcırtı seslerini dinledi. Birisi merdivenlerden iniyordu. Karşısındaki pencereye baktı. Bir g&ouml;lge ay ışığının girdiği pencerenin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;ti. Melih&rsquo;in g&ouml;zleri irileşti. O yaşlı cadı gecenin bu vakti niye bah&ccedil;eye insindi? &ldquo;Belki hayvanlar i&ccedil;in artık yemekleri koyuyordur&rdquo; dedi kafasındaki bir ses. &ldquo;Bu saatte mi?&rdquo; diye cevapladı bir diğeri. En iyisi kalkıp bakmaktı ama bacakları yataktan &ccedil;ıkmakta isteksizdi. Yine de kendini zorlayıp pencereye gitti. T&uuml;l perdenin arkasından g&ouml;rebildiği kadarıyla kuyuya baktı. Bir karaltı kuyunun &ouml;n&uuml;nde &ccedil;&ouml;melmiş bir şeyler yapıyordu. Kollarının hareketinden anladığı kadarı ile kuyudan bir ip &ccedil;ekiyordu. Ne olduğunu net g&ouml;remesede olanları ay ışığı altında belli belirsiz anlayabiliyordu. Kuyunun yanına koyduğu kovanın iplerini &ccedil;&ouml;zd&uuml;kten sonra kovayı alıp arkasını d&ouml;nd&uuml;. Melih&rsquo;e doğruca pencerenin arkasından kendisine bakıyormuş gibi geldi. Nefesini tutup yatağına koştu ve &ouml;rt&uuml;n&uuml;n altına girdi. &ldquo;Hayır beni g&ouml;rmemiştir&rdquo; dedi kendine. &ldquo;Odam karanlıktı ve beni g&ouml;rmemiştir.&rdquo; &ldquo;Hem susamıştır belki ve kuyudan su almak i&ccedil;in inmiştir.&rdquo; &ldquo;O yaşta bir kadın nasıl kuyudan su &ccedil;ekebilir?&rdquo; &ldquo;Beni g&ouml;rd&uuml;yse bile ne olacak ki&rdquo; Aklından bunları ge&ccedil;irirken sakinleşti ve tuttuğu nefesini yavaş&ccedil;a verdi. Yine de kadının merdivenlerden &ccedil;ıkarken &ccedil;ıkardığı gıcırtılar kesilene kadar &ouml;rt&uuml;n&uuml;n altından &ccedil;ıkmadı. Sonra huzursuz bir uykuya daldı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;">&nbsp;</p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; Akşam olduğunda Melike &ccedil;ok heyecanlıydı. Melih&rsquo;te onunla gelmek istemişti. İlk kez bir ressam g&ouml;receği i&ccedil;in heyecanlı olduğunu s&ouml;yledi. Ama asıl amacı ablasını yalnız bırakmak istememesiydi. Eve geldiklerinde Melda Hanım onları bekliyordu. Melih&rsquo;i g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;ne sevinmediyse bile bunu belli etmedi. Soldaki odanın kapısı bu sefer a&ccedil;ıktı. Karşı duvarda bah&ccedil;eyi g&ouml;ren pencerenin altında eski bir berjer vardı. Tablodaki &ccedil;ocukların oturduğu berjerdi bu. Kapının sağında bir sandalye ve &ouml;n&uuml;nde de tuval hazır bekliyordu. Bu odada da herşey eskiydi ve eski kokuyordu. Tuvalin yanında bir sehpa vardı. &Uuml;zerinde fır&ccedil;alar, boya kutuları ve bir palet vardı. Melda Hanım Melike&rsquo;ye karşıdaki koltuğu g&ouml;sterip kendi sandalyesine oturdu. Melih kapının ağzında duruyordu hala. Melda Hanım ona d&ouml;n&uuml;p;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Bir ressamın &ccedil;alışmasını bitmeden izlemek uğursuzluk getirir, dedi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih i&ccedil;eri girip soldaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir taburenin &uuml;zerine oturdu. G&ouml;zleri ablası ve yaşlı cadı arasında gidip geliyordu.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Nasıl oturmalıyım? B&ouml;yle iyi mi? diye sordu Melike.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Kendini nasıl rahat hissediyorsan &ouml;yle otur tatlım.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melike arkasına yaslanıp rahat bir pozisyon aldıktan sonra hazır olduğunu s&ouml;yledi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melda Hanım palete siyah bir boya d&ouml;kt&uuml;. Fır&ccedil;asını alıp tuvale s&uuml;rmeye başladı. Melih de odaya g&ouml;z gezdiriyordu. Burada da tablolar vardı. Bazıları karşı duvara yaslanmış yerde duruyordu. Tabloların &uuml;zerinde tozdan sararmış bir &ouml;rt&uuml; vardı. Bu odaya en son ne zaman girdi acaba diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Odayı incelerken sehpanın yanındaki bir kova dikkatini &ccedil;ekti. Gece g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m (veya g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; sandığım) kova bu muydu diye inceledi. Kovanın yanından siyah, parlak bir sıvı akmıştı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Melda Teyze, su i&ccedil;ebilir miyim? diye sordu Melih.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">İsteksizce kafasını ona &ccedil;eviren kadın zoraki g&uuml;l&uuml;msedi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Tabi, mutfaktan alabilirsin.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih mutfağa gitti. Tezgahtaki s&uuml;rahinin i&ccedil;inde su vardı. Bir bardağa doldurdu ve tadına baktı. Evet normal bir suydu bu. Tekrar odaya d&ouml;nd&uuml;.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Suyu dışarıdaki kuyudan mı alıyorsunuz? diye sordu.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Kadın &ccedil;alışırken rahatsız edilmekten hoşlanmadığını belli eder bir bakış attı k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğa.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Hayır ufaklık. Onu da nereden &ccedil;ıkardın? Suyu zehirli olduğu i&ccedil;in o kuyu kapalı ve yıllardır kullanılmıyor. Neden sordun?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih d&uuml;n gece g&ouml;rd&uuml;klerini sormak istediyse de vazge&ccedil;ti. Sadece omuz silkti ama g&ouml;z&uuml; kovadaydı hala. Yanından akmış olan siyah sıvı paletteki siyah boyaya benziyordu.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Boyalarınızı nereden alıyorsunuz? diye tekrar araya girdi Melih.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Kadın sinirlenmeye başladığını belli eden bir nefes alıp verdi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-&Ouml;yle her yerde bulamayacağın &ouml;zel bir boyadır bu ufaklık. Kendim hazırlıyorum.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melda Hanım Melih&rsquo;in g&ouml;zlerinin kovaya kaydığını farkettiğinde y&uuml;z ifadesi değişti.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Meraklı olmanı anlıyorum ufaklık. Ancak &ccedil;alışırken odaklanmak &ccedil;ok &ouml;nemlidir ve b&ouml;l&uuml;nmeyi hi&ccedil; sevmem.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">G&ouml;zlerindeki tiksintiyi g&ouml;ren Melih oturduğu taburede sinmişti. Ablası hemen s&ouml;ze karıştı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Sıkıldıysan eve gidebilirsin Melih. Bende Melda Teyzeyi &ccedil;ok yormayacağım zaten. Birazdan gelirim eve.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih isteksizde olsa kalkıp ablasına baktı ve iyi akşamlar dileyip evden &ccedil;ıktı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Kardeşimin kusuruna bakmayın Melda Teyze, dedi, kendisi &ccedil;ok zeki ve meraklı bir &ccedil;ocuk. Ve ilk kez bir ressam g&ouml;r&uuml;yor. Tabi bende.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-&Ouml;nemli değil canım. Sanırım bende biraz heyecanlandım. Uzun zamandır elime fır&ccedil;a almamıştım.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Bitene kadar ne &ccedil;izdiğinize bakamayacağım değil mi?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Doğru tahmin ettin, dedi kadın g&ouml;zleri parlarken.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;">&nbsp;</p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ablası eve geldiğinde Melih hen&uuml;z uyumamıştı. Odasına gidip o gittikten sonra neler olduğunu sordu. Ablası da biraz konuşup kalktığını s&ouml;yledi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-D&uuml;n gece onu g&ouml;rd&uuml;m abla.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Kimi? Melda Teyzeyi mi?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Evet. Kuyudan kova ile bir şey &ccedil;ektiğini g&ouml;rd&uuml;m. Sehpanın yanındaki kovaydı belki emin değilim.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Melda Teyze belki altmışbeş belki de yetmiş yaşında olmalı. Kuyudan bir şey &ccedil;ekmesi pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;z&uuml;km&uuml;yor. &Uuml;stelik oranın yıllardır kapalı olduğunu s&ouml;yledi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Evet biliyorum ama ya yalan s&ouml;yl&uuml;yorsa?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Bak canım kardeşim. Biliyorum ondan pek hoşlanmadın ama o sadece yalnız ve yaşlı bir kadın. Artık onun hakkında b&ouml;yle şeyler d&uuml;ş&uuml;nme olur mu? dedi ve kardeşinin ellerini avu&ccedil;larının i&ccedil;ine alarak sıktı. Alnından &ouml;pt&uuml;. Melih &ouml;z&uuml;r diledi ve ellerini &ccedil;ekip odasına d&ouml;nmek istediği sırada ablasının parmak u&ccedil;larındaki siyahlığı g&ouml;rd&uuml;.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ellerine ne oldu abla?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ha bu mu, dedi ve parmaklarına baktı. Palet ve fır&ccedil;aları incelerken elime bulaşmış olmalı. Ne kadar g&uuml;zel bir renk değil mi? &Ccedil;ok hoş, &ccedil;ok zarif, &ccedil;ok g&uuml;zel.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Abla?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melike dalıp gittiği parmak u&ccedil;larından ayrılıp kardeşine baktı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Merak etme yıkarım ve ge&ccedil;er.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-İyi geceler abla, seni seviyorum.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Bende seni kardeşim. İyi geceler.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;">&nbsp;</p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ertesi g&uuml;n Melike yine bir saat kadar o odaya gitti. Melih gitmedi. Daha doğrusu ablası gelmesine gerek olmadığını s&ouml;yleyip yalnız gitti. Geldiğinde &ccedil;ok yorgun olduğunu ve uyumak istediğini s&ouml;yleyip hemen odasına &ccedil;ekildi. Melih kalkıp yanına gitmek istediyse bile onu g&ouml;rmezden gelip odasının kapısını kapattı. Babası bir şey mi oldu der gibi annesine ve Melih&rsquo;e baktı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Kızımız ergenlik &ccedil;ağına girdi artık ve bazen yalnız kalmak isteyebilir, dedi annesi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Babası olayı anladığını g&ouml;sterir bir bakış atıp okuduğu kitaba d&ouml;nd&uuml;. Melih ise huzursuzdu. Yaşlı cadının ablasına bir şey yaptığı d&uuml;ş&uuml;ncesi aklından &ccedil;ıkmıyordu. Yatağında yattı ve&nbsp; &ldquo;O sadece yalnız ve yaşlı bir kadın.&rdquo; &ldquo;Tekrar resim yapma fırsatı bulduğu i&ccedil;in heyecanlı&rdquo; &ldquo;Ayrıca erkek &ccedil;ocuklarınıda sevmediği belli&rdquo; şeklinde d&uuml;ş&uuml;ncelerle kendini rahatlatmaya &ccedil;alıştı ancak uykuya dalarken kafasındaki huzursuz d&uuml;ş&uuml;nceler hala oradaydı. Melih uykuya daldığında Melda Hanım&rsquo;ın merdivenlerden inip kuyuya gitmesini ve elindeki kova ile geri d&ouml;nmesini de duymadı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;">&nbsp;</p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; Sonraki &uuml;&ccedil; g&uuml;n boyunca Melike her akşam resminin &ccedil;izildiği o koltukta bir saat kadar oturdu. Her ge&ccedil;en g&uuml;n tuvaldeki boşluklar azalıyordu. Melike artık akşam yemeklerini &ccedil;ok az yiyordu. G&ouml;zlerindeki boş ifade sadece Melih&rsquo;i tedirgin ediyor gibiydi. Anne ve babası okul, dersler veya sınavlar y&uuml;z&uuml;nden stres yaptığını ve ergenliğinde buna sebep olabileceğini s&ouml;yl&uuml;yordu. Onlara g&ouml;re bu ge&ccedil;ici bir durumdu ve zamanla d&uuml;zelecekti. Ancak Melih bundan o kadar emin değildi. Ablasında bir terslik olduğunu seziyor ama ne olduğunu tam olarak anlayamıyordu. Sanki ablası hayata k&uuml;sm&uuml;ş gibiydi. Eski neşesi ve enerjisi yoktu. Onunla da eskisi gibi konuşmuyordu artık. Gidip kendi g&ouml;zleriyle g&ouml;rmeliydi ve ertesi akşam ablası &ccedil;ıktıktan yarım saat sonra o da &ccedil;ıktı. Kapıyı tıklattı ve bekledi. Sabırsızlanıyordu ve tekrar tıkladı kapıyı, bu sefer biraz daha sert vurmuştu. Yaşlı kadın kapıyı a&ccedil;tı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;">​<span style="font-family: play,sans-serif;">-Evet ufaklık, ne istiyorsun?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ablama bir şey s&ouml;yleyecektim.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Melike bu akşam gelmedi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Nasıl gelmedi? Yarım saat &ouml;nce buraya gelmek i&ccedil;in evden &ccedil;ıkmıştı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Olabilir ama buraya gelmedi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih kapının a&ccedil;ık kısmından i&ccedil;eriyi g&ouml;rmeye &ccedil;alıştı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Abla! Abla! Orada mısın?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">İ&ccedil;eriden ses gelmedi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ne yaptın ona cadı!</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-B&uuml;y&uuml;klerinle biraz daha saygılı konuşmalısın ufaklık.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Bana ufaklık deme! Ablama bir şey yaptın sen biliyorum. Abla!</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Kadını kenara itip kendini i&ccedil;eri attı. Kadının dur ne yapıyorsun demesine aldırmadan &ccedil;alışma odasına daldı. Berjer boştu. Tuvalde ablasının bitmiş resmini g&ouml;rd&uuml;. G&ouml;zleri korku i&ccedil;indeki ablası ondan yardım istiyormuş gibi bakıyordu. Kadın hızla odaya girip sandalyenin &uuml;st&uuml;ndeki &ouml;rt&uuml;y&uuml; tuvalin &uuml;st&uuml;ne attı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Başkasının evine izinsiz giremezsin ufaklık. Derhal evimi terk et!</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih ablasına bir ka&ccedil; kez daha seslendi ama cevap alamadı. G&uuml;r&uuml;lt&uuml;y&uuml; duyan anne ve babası koşarak geldiler.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ne oluyor burada? Melih ne yapıyorsun oğlum? dedi babası.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ablam yok baba. Bu kadın ona bir şey yaptı!</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Nasıl yok ne demek bir şey yaptı? Melda Hanım ne oluyor?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Bilmiyorum Mustafa Bey. Bu ufaklık gelip ablasını sordu bende burada olmadığını s&ouml;yledim. Bana inanmayıp evime zorla girdi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih bir şey s&ouml;ylemek i&ccedil;in ağzını a&ccedil;acak oldu ama babası susturdu onu.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Resim &ccedil;alışması i&ccedil;in size gideceğini s&ouml;yledi bize.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Evet resmi bug&uuml;n bitirecektik. Bende onu bekliyordum ama belki &ouml;devi filan vardır ondan gelmemiştir diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Buyurun i&ccedil;eri bakın isterseniz.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Anne ve babasının y&uuml;zlerinden giderek artmakta olan panik okunabiliyordu. Annesi&nbsp; i&ccedil;eri girdi ve hızlıca odalara baktı. Melike yoktu. Dışarı &ccedil;ıkıp kafasını salladı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Tamam panik yapmayalım. Sen polisi ara bende etrafa bakacağım dedi babası.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih&rsquo;te babası ile birlikte sokağa koştu. Ablasının ismini bağırarak sokakta onu aradılar. Babası Melih&rsquo;i annesinin yanına g&ouml;nderdi ve arabaya binip g&ouml;zden kayboldu. Melih koşarak arkadaki kuyuya gitti ve tahtaları kaldırmaya &ccedil;alıştı. Tahtalar yerinden kıpırdamadı. Melda Hanım kapısının &ouml;n&uuml;nde onu izliyordu. Melih ayağa kalkıp ona baktı. Kadının y&uuml;z&uuml;nde yine o sinsi g&uuml;l&uuml;ş&uuml; g&ouml;rd&uuml;. Ama bir şeyler farklıydı. O an korkudan ve aklı sadece ablasında olduğundan kadında neyin farklı olduğunu anlayamadı. Annesinin yanına d&ouml;nd&uuml;. O da sokağa &ccedil;ıkmış kızının ismini bağırıyordu. Gidip annesine sarıldı. G&ouml;zyaşları akmaya başlayan annesi oğluna sıkıca sarıldı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Onu bulacağız oğlum merak etme.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih&rsquo;in g&ouml;zleri de ablasını bir daha g&ouml;remeyeceği korkusuyla dolmuştu. Yaşlı cadıda neyin farklı olduğu d&uuml;ş&uuml;ncesi kıymık gibi beynine takılmıştı ve bir yandan da onu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Polisler geldiğinde durumu anlattılar. Son g&uuml;nlerde iştahının olmadığını ve i&ccedil;ine kapandığını dinleyen polisler bunun bir evden ka&ccedil;ma vakası olabileceğini ve &ccedil;ok &ccedil;abuk fark ettikleri i&ccedil;in kısa zamanda bulacaklarını s&ouml;ylediler. Melih ev sahibesi ile de konuşmak isteyen memura yolu g&ouml;sterdi ve birlikte &uuml;st kata &ccedil;ıktılar. Kadın t&uuml;m sorulara cevap verirken Melih&rsquo;te kadını inceliyordu. Beynine takılan kıymıktan kurtulmak i&ccedil;in bir ipucu aradı ama neyin farklı olduğunu bulamadı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;">&nbsp;</p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&nbsp; &nbsp; Haftalar ge&ccedil;miş Melike&rsquo;den bir haber alınanamıştı. Babası &ccedil;ok belli etmese de annesi perişan haldeydi. Polisler olayın ka&ccedil;ırılma olabileceği ihtimalini de değerlendirdiklerini ve arama alanını genişlettiklerini s&ouml;yleselerde bu ailenin y&uuml;reğine su serpmemiş aksine dahada &ccedil;&ouml;kertmişti. Melih bah&ccedil;ede bekleyip kadını g&ouml;zetlemeyi kendine g&ouml;rev bilmişti ancak kadın o g&uuml;nden sonra dışarı hi&ccedil; &ccedil;ıkmadı. Sadece &ccedil;alışma odasının penceresinden birka&ccedil; kez g&ouml;rd&uuml; onu. Annesi o evde daha fazla kalmak istemediğini s&ouml;ylediğinde Melike&rsquo;nin kaybolmasının ardından bir ka&ccedil; ay ge&ccedil;mişti. Evden ayrılmadan &ouml;nce Melih&rsquo;te babası ile birlikte &uuml;st kata &ccedil;ıktı. Kadın m&uuml;sait olmadığını s&ouml;yleyerek kapıyı a&ccedil;madan konuştu. &Ccedil;ok &uuml;zg&uuml;n olduğunu da ekledi tabi. Melih kadının aslında bir şey sakladığından neredeyse emindi. Ama ona kimsenin inanmayacağını biliyordu. Babası veda ettikten sonra aşağı indiler ve o mahalleyi terk ettiler. Melih ertesi yıl ablasının kaybolduğu g&uuml;n evin &ouml;n&uuml;ne geldi. Kadın evde yoktu. Bah&ccedil;e bakımsızdı. Sonraki yıllar da gelmeye devam etti ve kimseyi bulamadı. Kadının &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Ta ki &uuml;st katın penceresinde ışık g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ge&ccedil;en haftaya kadar.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;">&nbsp;</p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&nbsp; &nbsp; T&uuml;m bu anılar aklından hızla ge&ccedil;erken yirmi yıldır beynine saplı duran kıymık yavaş&ccedil;a &ccedil;ıkmaya başladı. Tanıştıkları g&uuml;n kadının &ldquo;Gen&ccedil;lik enerjisinin tadını bende bilirim&rdquo; s&ouml;z&uuml; geldi aklına. Pencereden s&uuml;rekli ablasını izlemesi, ona olan ilgisi ve bakışlarını hatırlıyordu. O g&uuml;n kadında farkettiği ama tam olarak anlayamadığı o farklılığıda biliyordu artık. Kadının sa&ccedil;ındaki beyazlar azalmıştı! Nasılda g&ouml;z&uuml;mden ka&ccedil;tı diyerek kendine kızması bir işe yaramazdı artık. Zira o sadece on yaşında korkmuş bir &ccedil;ocuktu. Kıymık artık tamamen &ccedil;ıkmıştı. Biliyordu. Kadın ablasının gen&ccedil;lik enerjisini &ccedil;ekip almış ve onunla gen&ccedil;leşmişti. Peki ama ablasına ne olmuştu? O neredeydi? Onun &ouml;lmediğini biliyordu. &Ouml;yle olsa kadının evine dalıp odaya baktığında ablasının eşyalarını veya en azından kan g&ouml;r&uuml;rd&uuml;m diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Kadın Melih&rsquo;in y&uuml;z&uuml;ndeki &ldquo;her şeyi &ccedil;&ouml;zd&uuml;m&rdquo; aydınlanmasını g&ouml;rd&uuml; ve sırıttı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Demek sırrımı artık biliyorsun.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ablama ne yaptın? Nerede o? diyerek kadının &uuml;zerine y&uuml;r&uuml;y&uuml;p yakasına yapıştı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Kadın &ccedil;evik bir hareketle Melih&rsquo;in bileklerinden tutup iterek kurtuldu. Melih kadının g&uuml;c&uuml; karşısında afalladı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-B&uuml;y&uuml;klerine karşı saygılı olmayı hala &ouml;ğrenememişsin anlaşılan, diyerek aşağılayan bir ifadeyle baktı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih kadına vurmak i&ccedil;in yumruğunu salladı ama kadın aynı &ccedil;evik hareketle kenara &ccedil;ekilince Evin i&ccedil;ine doğru sendeledi.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Hayır hayır. Hi&ccedil; yakıştıramadım sana ufaklık.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Ufaklık kelimesi Melih&rsquo;i daha da sinirlendirdi. Sendelediği yerden doğruldu ve t&uuml;m g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullanarak kadının &uuml;st&uuml;ne atıldı. Kadın g&uuml;&ccedil;l&uuml; kolları ile onu durdurup itti. Melih a&ccedil;ık duran kapının ağzına sırt&uuml;st&uuml; d&uuml;şt&uuml;. V&uuml;cudunun &uuml;st kısmı evin i&ccedil;inde bacakları dışarıda kalmıştı. Kadının g&ouml;zlerindeki acımasız bakışlar karşısında y&uuml;reği korkuyla doldu. Aynı zamanda v&uuml;cuduna adrenalin pompalanıyordu. Kadın pen&ccedil;e gibi ellerini birleştirip boynunu sıkmak i&ccedil;in &ouml;ne uzatarak Melih&rsquo;in &uuml;zerine atıldı. Melih son anda bacaklarını kendine &ccedil;ekti ve ayaklarını kadının g&ouml;ğs&uuml;ne dayadı. Adrenalinin verdiği kuvvetle kadını &uuml;zerinden itti. Hızla geriye savrulan kadın eskimiş merdiven korkuluğunu par&ccedil;alayarak aşağı d&uuml;şt&uuml;. Kırılan tahtaların sesleri arasında kadının &ccedil;ığlıkları giderek uzaklaştı. Melih doğrulup aşağı bakmak i&ccedil;in yanaştı. Yukarıdan bakınca dev bir solucanın ağzına benzeyen kuyunun tahtaları kırılmıştı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Lanet cadı! dedi ve arkasından t&uuml;k&uuml;r&uuml;p eve girdi. &Ouml;nce &ccedil;alışma odasına baktı. Her şeyin &uuml;zeri &ouml;rt&uuml;l&uuml;yd&uuml;. Uzun zamandır kullanılmamış gibiydi. Ablasının kadını ne kadar gen&ccedil;leştirmiş olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Yirmi yıl mı? Otuz mu? Kadının şimdiki yaşına ve kuvvetine bakarak hızla bir hesap yaptı ve en az elli yıl gen&ccedil;leştirmiş olmalı diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Oturma odasına girdi. Ablasının tablosu oradaydı. Onun korku dolu y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;nce g&ouml;zlerinden bir ka&ccedil; damla yaş s&uuml;z&uuml;ld&uuml;. Ablası ve diğer tablolardaki &ccedil;ocuklar yardım dilercesine bakıyordu Melih&rsquo;e.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Ne yapmam gerekiyor? Sizi nasıl kurtaracağım?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Hi&ccedil;biri cevap vermiyordu. Sadece ona bakıyorlardı. &ldquo;Kurtar bizi!&rdquo;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">G&ouml;zlerindeki yaşları elinin tersiyle sildi. Telefonunu &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in ceplerini yoklarken eli &ccedil;akmağına değdi. &Ccedil;akmağı &ccedil;ıkarıp yaktı. Tablolardaki &ccedil;ocukların y&uuml;zlerindeki korku ve yardım &ccedil;ığlıkları yerini umut dolu bir ifadeye bıraktı. Ya da Melih&rsquo;e &ouml;yle geldi. Resimler y&uuml;z ifadelerini değiştiremezdi ama &ouml;yleydi işte. Ablasının g&ouml;zleri parlıyordu. &Ccedil;akmağın alevi parlak siyah boya &uuml;zerinde parlayarak t&uuml;m &ccedil;ocukların g&ouml;zlerini doldurdu. Melih bir elindeki &ccedil;akmağa bir tablolara baktı. Ablasının tablosunun k&ouml;şesini tutuşturmak i&ccedil;in &ccedil;akmağı yanaştırdı. Yıllanmış tuval hemen alev aldı. &Ouml;nce k&uuml;&ccedil;&uuml;k olan alevler hızla tabloyu sarmaya başladı. Alevlerin arasında ablasının g&uuml;l&uuml;msemesini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sandı. Sonra alevler t&uuml;m tabloyu kapladı ve yanan siyah boya tablodan akarak ahşap zemine d&uuml;şt&uuml;. Melih&rsquo;in i&ccedil;ini bir huzur kaplamıştı. Ablasının artık acı &ccedil;ekmediğini ve huzura kavuştuğunu bilmenin huzuruydu bu. Diğer tablolara bakarken dışarıdan acı bir &ccedil;ığlık y&uuml;kseldi. Melih a&ccedil;ık duran kapıya baktı ve &ccedil;ığlığı tekrar duydu. Koşarak kapıyı kapattı ve odaya d&ouml;nd&uuml;. Tablodaki alevler arkasındaki ahşap duvarıda sarmaya başlamıştı bile. Eski tahtalar tutuşmaya d&uuml;nden hazır gibiydi. Hızla &ccedil;akmağını &ccedil;ıkarıp duvardaki diğer tablolardan bazılarının daha k&ouml;şelerini sırayla tutuşturmaya başladı. Kapı yumruklandı. Melih yanan tablolara son kez bakıp koridora &ccedil;ıktı ve &ccedil;alışma odasına koştu. Tam odaya girdiğinde kapı par&ccedil;alanarak a&ccedil;ıldı. V&uuml;cudu siyah bal&ccedil;ık gibi sıvıyla kaplanmış kadın &ccedil;ığlık atarak odaya koştu. Ona gen&ccedil;lik enerjisini veren ve tablolara hapsettiği &ccedil;ocuklar birer birer yanıyordu. Melih ise &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klerine kavuşuyorlar diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. &Ccedil;alışma odasındaki tuvali de tutuşturmaya &ccedil;alışırken kadın arkasını d&ouml;n&uuml;p &ccedil;alışma odasına geldi.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Seni k&uuml;&ccedil;&uuml;k pislik! Ne yaptığını sanıyorsun? Beni b&ouml;yle alt edebileceğini mi sandın, ha?</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Melih &uuml;st&uuml;nden bal&ccedil;ık damlayan kadına baktı. Tablolar yandık&ccedil;a y&uuml;z&uuml;ndeki kırışıklarda artıyordu. Kadının y&uuml;z&uuml;nde &ouml;fkenin yanı sıra korku ve acı da vardı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Bence işe yarıyor gibi cadı, diye cevap verdi.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">Kadın ellerini &ouml;ne uzatıp atıldı ancak sendeleyip d&uuml;şt&uuml;. Melih kadına baktığında ayağının yerinde olmadığını g&ouml;rd&uuml;. Tahtakurularının i&ccedil;ten i&ccedil;e yediği bir tahta par&ccedil;ası gibi ufalanmıştı. Kadın acı ve &ouml;fke dolu g&ouml;zlerle kafasını kaldırdı. Sa&ccedil;ları hızla beyazlayıp seyreldi ve ufalandı. Kadın ellerine baktı. Onlarda hızla kırışıp kararmaya başladığında acı dolu bir &ccedil;ığlık attı. Melih olanları inanamayan g&ouml;zlerle izlerken burnuna gelen yakıcı dumanla kendine geldi. Ceketini y&uuml;z&uuml;ne kaldırıp yerde inleyen ve kıvrılan şeyin (ona artık yaşlı kadın veya cadı diyemezdi) etrafından dolanarak koridora &ccedil;ıktı. Alevler &ccedil;oktan koridoru sarmıştı. Son kez odaya baktı. Elindeki &ccedil;akmağı yakıp yerde kıvranan şeyin &uuml;zerine attı. Siyah bal&ccedil;ık anında alev alarak parladı ve &ccedil;alışma odasını kapladı. Melih kendini son anda dışarı atabildi. Az daha kırık korkuluktan aşağı d&uuml;şecekti. Merdivenlerden koşarak indi ve sokağa koştu. Arabasının kapısını a&ccedil;ıp son kez eve baktı. Y&uuml;kselen siyah dumanlar arasında parlak beyaz bulut k&uuml;meleri g&ouml;rd&uuml;. Veya g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sandı. T&uuml;m bu gece ona hayal gibi geliyordu. Diğer apartmanlardan birka&ccedil; ışık yanınca hemen arabasına binip uzaklaştı. Dikiz aynasından dumanların arasından y&uuml;kselirken r&uuml;zgarda dağılıp kaybolan beyaz bulut k&uuml;melerine baktı.&nbsp;</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">-Artık &ouml;zg&uuml;rs&uuml;n&uuml;z, dedi ve bir daha arkasına bakmadan uzaklaştı.</span></span></span></p>
<p class="font_8" style="font-size: 20px;"><span style="font-style: normal;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: play,sans-serif;">&nbsp; &nbsp; Ertesi g&uuml;n haberlerde eski ahşap bir evin yandığı haberini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde televizyonun sesini a&ccedil;tı. Sunucu evin yıllardır kullanılmadığı i&ccedil;in boş olduğunu ve can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu s&ouml;yl&uuml;yordu. Evin &ouml;n&uuml;nden &ccedil;ekilmiş bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; g&ouml;steriliyordu. Yetkililer evin bah&ccedil;esindeki kuyunun tehlikeli olduğunu ve betonla kapatacaklarını s&ouml;yl&uuml;yordu. Melih televizyonu kapatıp komodinin &uuml;zerindeki aile fotoğrafına bakıp ablasına g&uuml;l&uuml;msedi.&nbsp;</span></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nedret &amp;amp; Nilrafya</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nedret-nilrafya</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nedret-nilrafya</guid>
<description><![CDATA[ Dünyayı iyilik kurtarcak ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628941ad38026.jpg" length="43022" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 May 2022 22:47:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>İyilik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hır&ccedil;ın dalgalara kafa tutmuş ince y&uuml;rekli zarif bir kaptan Nedret amca. Yıllarca sevmiş sevdirmiş, hep bir anlam aramış mutlaka bir nedeni olmalı boşu boşuna olmamıştır diye&nbsp; hep bir arayış i&ccedil;inde olmuş.Tabi herkes gibi azınlıkta bir konumda olunca baş edemeyip kendi kabuğuna &ccedil;ekilmiş. Uzun bir sefer d&ouml;n&uuml;ş&uuml; rıhtıma yaklaşmaktaydı Nedret kaptan. Gemiyi g&ouml;ren&nbsp; Nilrafya hemen limana koştu. &Ccedil;ok &ouml;zlemişti Nedret amcayı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; uzun zamandır yoktu &ouml;zletmişti kendini. Başından ge&ccedil;enleri anlatmaya başladı Nilrafya.Ge&ccedil;enlerde dere kenarında oturuyordum g&ouml;z&uuml;me bir tane balık s&uuml;r&uuml;s&uuml; &ccedil;arptı. Uzun s&uuml;re izledim onları tabi orada oldukları i&ccedil;in şaşırdım biraz. &Uuml;st &uuml;ste her g&uuml;n gittim farklı gelmişlerdi bana s&uuml;r&uuml;den ayrılanlar olmuş belli ki sayılar azalmıştı. Her ge&ccedil;en g&uuml;n daha da azalarak sadece bir tane kalmıştı geriye. Sonra uzun s&uuml;re gidemedim.Yine bir g&uuml;n yolum d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde kalan tek balıkta yoktu. Yerinde kocaman bir kurbağa vardı. Acaba kurbağa balıkları yiyor muydu anlam veremedim bir t&uuml;rl&uuml; Nedret amca. Ah Nilrafya onlar balık değil iribaş kurbağaların yavrusu yani zamanla değişip d&ouml;n&uuml;ş&uuml;rler. Bak g&uuml;zel kızım sen sen ol bir şeyi d&ouml;rt mevsimde g&ouml;rmeden yorumlama. Bir ağa&ccedil; d&uuml;ş&uuml;n mesela aynı ağa&ccedil; ilkbaharda g&ouml;rm&uuml;ş birine g&ouml;re mis kokulu &ccedil;i&ccedil;ekli olur ; sonbaharda g&ouml;rm&uuml;ş birine g&ouml;re kurumuş, hayat faaliyetlerini kaybetmiş,cansız g&ouml;r&uuml;n&uuml;r ama ağa&ccedil; aynı ağa&ccedil;tır de mi Nilrafya? Kurbağa da bu misal belli bir d&ouml;nem balık g&ouml;rd&uuml;n belli bir d&ouml;nem kurbağa.Oysa ki her d&ouml;neminde g&ouml;rsen bu karmaşada kalmazdın. Aynı mahkeme, farklı konu, farklı karar. İnsanlık i&ccedil;in de aynısı s&ouml;z konusu Nilrafya. Bir kişiyi her anında bilmeden eleştiremeyiz. Belli bir konuya g&ouml;re o iyidir bu k&ouml;t&uuml;d&uuml;r diyemeyiz. Bu y&uuml;zden &ccedil;ok g&uuml;zel bir &ouml;rnekle geldin g&uuml;zel kızım. Bu kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir olay bu kadar derin anlamlar i&ccedil;erebiliyormuş ben de bunu &ouml;ğrenmiş oldum. Peki Nedret amca artık şu esrarengiz yanlarını anlatmanın zamanı gelmedi mi ? Niye d&uuml;nyadan, insanlardan en &ouml;nemlisi de kendinden koşar adım ka&ccedil;ıyorsun ? Bu u&ccedil;suz bucaksız sulara niye kendini bırakıyorsun ? İnsanlardan ka&ccedil;tım Nilrafya. K&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden, somurtkan y&uuml;zlerden, hayatı sorgulamadan yaşayanlardan ka&ccedil;tım. Değiştirmeye &ccedil;alıştım onları baktım onlar beni değiştiriyor ben de oradan uzaklaştım. Bilmem okyanusta bir damla bıraktımı hikayem&nbsp; ama inan &ccedil;ok &ccedil;abaladım ve sonra anladım ki şu senin kurbağalar misali; iribaş bile kurbağaya d&ouml;n&uuml;ş&uuml;rken değişir ama ruh aynı ruh, kalp aynı kalp. İ&ccedil; değişmedikten sonra dışının y&uuml;zbin kere değişmesine ne hacet.Ben de bıraktım &ccedil;abalamayı ka&ccedil;tım ka&ccedil;tım sadece ka&ccedil;tım. Bilin&ccedil;li bir kişi kaybetmez Nedret kaptan ; ya kazanır ya ders ders alır. Gittik&ccedil;e daha da kayıtsız kalırsak d&uuml;zen bize değil de biz d&uuml;zene uyarsak nasıl yol kathediceğiz. Ufak da olsa olmazlara k&ouml;t&uuml;l&uuml;klere karşı koymazsak iyilik nasıl kurtaracak bu d&uuml;nyayı ? Toplumu bu kadar k&ouml;rleştiren&nbsp; herkesin kabuğuna &ccedil;ekilmesinden değilmidir zaten. Belki de bir &ccedil;ocuğun başını okşasaydık, bir&nbsp; sokak hayvanı ile dolaşıp k&ouml;şebaşı bir kaldırımda beraber iki lokma yeseydik, bir tenhada bir mısrada bir romanın sonunda bir teyzem g&uuml;l&uuml;ş&uuml;nde bir amcanın ağlayışını birlik olsaydık d&uuml;nyayı işte o zaman kurtarırdı iyilik. Bence iyiliği bir sahaftan bir &ccedil;i&ccedil;ekciden bir yazardan hayatın y&uuml;k&uuml;n&uuml; sırtlanmış bir kimseden &ouml;ğrenmeliyiz. Bunları yapsak ger&ccedil;ekten d&uuml;nya daha da hızlı d&ouml;necek Nedret amca. Gel &ccedil;ık o kabuğundan ben de sana bildiğim &ccedil;ok g&uuml;zel bir hikaye ile &ouml;rnekleyebilirim bu durumu Nedret amca. Bu hikaye tırtılın kelebeğe d&ouml;n&uuml;ş&uuml;me hikayesi.Tırtıllar &ccedil;ok yemekten b&uuml;y&uuml;y&uuml;p ve şişiyorlar aynı zamanda v&uuml;cutlarında bir sıvı&nbsp; birikiyor. Bu da onları yavaş yavaş &ouml;ld&uuml;r&uuml;yor. Bazı tırtıllar ise bu olumsuz durumla savaşabilen h&uuml;creler bulunduyor daha dogrusu hayal g&uuml;&ccedil;leriyle kendileri &uuml;retebiliyor. Bu h&uuml;crelere hayalci h&uuml;creler diyorlar. Kelebeğe d&ouml;n&uuml;şebilen her tırtılda bulunan bir h&uuml;cre. Bu hayalci h&uuml;creler tırtılın farklı kısımlarında k&uuml;meleniyorlar. Tırtılın &ouml;len h&uuml;creler ile beslenip kendilerini yenileyip başka bir hayata hazırlıyorlar. Yani kelebek olmaya. Anlatacağım şu ki her bir &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;n sonunda bizde hayalci h&uuml;crelerimizi kullanıp bir kelebeğe d&ouml;n&uuml;şebilmeliyiz. Kendimizce inanmayarak yapamayacağımızı d&uuml;ş&uuml;nerek tarihten silinip gitmenin hi&ccedil;bir anlamı yok. D&uuml;ş&uuml;nceler bulaşıcıdır Nedret amca. Sabah sokağa&nbsp; &ccedil;ıktığımızda mesela g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z kişilere selam verip g&uuml;l&uuml;msersek onlarda pozitif başlamazmı g&uuml;ne? Sen&nbsp; hayata ne nispette gidersen hayatta sana o nispette gelir. Sebepsiz yere yakınlarımıza sevdiğimizi s&ouml;ylersek mutlu olmazlarmı bu da iyilik değil midir ? İyi olmak &ccedil;ok kolay Nilrafya kızım &ouml;nemli olan davranabilmek. Tamam haklısın Ben kabuğumdan &ccedil;ıkmam gerek d&uuml;ş&uuml;nce yapımı değiştirdim diyelim hayatı bir şeye bağlanmadan g&uuml;n&uuml;birlik yaşayan &ccedil;oğunluklara neyi nasıl &ouml;ğretebilirsin ki. Bir insan bence bir şeye bağlanırsa iyilik yayılabilir , hi&ccedil;bir şeye anlam vermeden anlamaya &ccedil;alışmadan nefsin yazdığı oyunlarda oynanırsa iyiliğe dair &ccedil;okta duygu barınmaz bence o bedende. İyiliğe bağlı kalsınlar demiyorum ki ben Nedret Kaptan normal işleri gibi iyiliği de g&uuml;n&uuml;birlik yapsınlar. Mesela hayvanlar i&ccedil;in bir su kabı koymak sokağa, oraya buraya &ccedil;&ouml;p atarak &ccedil;evreyi kirletmemek, hadi hi&ccedil;bir canlı i&ccedil;in hi&ccedil;bir şey yapılmasın elimizdeki nimetleri&nbsp; israf etmemekte bir iyilik&nbsp; değilmidir. Hep bug&uuml;n de bekliyorken ben başka yarındayım ben başka zamandayım. Hayatımın zamlandığı&nbsp; d&ouml;nemlerdeyim. Nedret kaptan yine uzun bir yolculuğa &ccedil;ıkıp aylarca gelmedi.Oysaki iki ay kadar bir s&uuml;rede gelirdi hep. Nilrafya &ccedil;ok bekledi ama bir g&uuml;n kara haberi geldi. Okyanusun derin sularında geminin battığı ve i&ccedil;indekilerin arama &ccedil;alışmalarının s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; ama hi&ccedil; bir gelişme olmadığı ortaya &ccedil;ıktı. Nilrafya anın şaşkınlığı ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml; ile sokaklarda dalgın dalgın y&uuml;r&uuml;yordu. Bir an g&ouml;z&uuml;ne k&ouml;şe başındaki lokanta &ccedil;arptı maddi durumu olmayıp sokakta yaşayan birka&ccedil; kişiye her vakit yemek veren iş yeri şimdi onları yaka pa&ccedil;a kovuyordu. Bir sokak ileride yine bu duruma benzer bir olaya tanık oldu. Sokak hayvanlarına et veren kasabın bug&uuml;nlerde onları kapının &ouml;n&uuml;nden şiddetle kovduğunu g&ouml;rd&uuml;. Kapı &ouml;n&uuml;nde kendi aralarında konuşan teyzelerden durumun neden b&ouml;yle olduğunu &ouml;ğrendi Nilrafya. Nedret Kaptan kazancının bir kısmını belirli aralıklarda bu esnaflara verip her g&uuml;n o masumların&nbsp; doyurulmasını istemiş. Nedret Kaptan &ouml;l&uuml;ncede hemen y&uuml;z değiştirip ger&ccedil;ek y&uuml;zleri ortaya &ccedil;ıkmıştı. Nedret amca hep derdi iyiliğin şartı beştir evlat diye; tez olmalı, gizli olmalı, g&ouml;zde b&uuml;y&uuml;t&uuml;lmeli, s&uuml;rekli olmalı ve yerini bulmalı. O zaman anlamalıydım. Ama şu an anlıyorum ki topluma karışmadan uzaktan yapılan iyilikler d&ouml;n&uuml;p arakaya bakmayı gerektiriyormuş. Sen insanlara değil de insanların&nbsp; seni değiştirdiği noktada olgunlaşılıyormuş. İşte o zaman olmazlara inat daha da iyilikle kucaklamak gerekiyormuş d&uuml;nyayı.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2618</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2618</guid>
<description><![CDATA[ 14 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62840ef32ad3c.jpg" length="26399" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 May 2022 15:10:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>On d&ouml;rt</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Hayat, Eslem'in umduğu gibi ilerlemiyordu. Başında yine bir bela vardı. Bu defa hedef abisiydi. Oysaki adamın hi&ccedil;bir su&ccedil;u yoktu. Tek istediği kardeşlerinin sağlığı ve mutluluğuydu. Beladan babasına hen&uuml;z s&ouml;z etmemişti. Abisine ulaşamamak onu daha da telaşlandırıyordu. Evde eli kolu bağlı şekilde beklemek sinirlerini bozuyordu. Yapacağı bir şey olmalıydı. Bir ileri bir geri y&uuml;r&uuml;yerek ne yapacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Elinde sıkı sıkı tuttuğu telefon ile babasını aradı. Haberi olmalıydı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Efendim kızım?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Baba, eve gelebilir misin?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Sesin neden k&ouml;t&uuml; geliyor? Bir şey mi oldu?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Oldu ya da olacak bilmiyorum. Eve gel ne olur. B&ouml;yle anlatamam.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Hemen geliyorum.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kapattığı telefonu koltuğa fırlattı. Babası sesinden bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamıştı. Gitmiyordu da. Elini sa&ccedil;larına gezdirdi. Dudaklarını ısırmaktan kanatmıştı farkında değildi. İki dakika sonra kapı &ccedil;aldı. Babası gelmiş olamazdı herhalde. İş ve ev arası mesafe uzaktı. Attığı adımlar ile kapıya ulaştı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Kim o?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Ses yoktu. Kapı deliğinden baktığında da kimseyi g&ouml;remedi. Zilin &ccedil;aldığına emindi. Yanlış duymuş olamazdı. Birinin olmadığından emin olmak i&ccedil;in kapıyı a&ccedil;tı. Yerde bir zarf duruyordu. Eline aldı ve kapıyı kapattı. İ&ccedil;inden bir fotoğraf ve yazılı bir kağıt &ccedil;ıktı. Fotoğraf abisine aitti. &Ccedil;ok &ouml;zlemişti onu. İ&ccedil;indeki korku gitgide b&uuml;y&uuml;yordu. Dolu g&ouml;zleri ile yazıyı okumaya başladı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>'Kararını verdin mi? Yanıt bekliyorum hala. Ya benim olanı geri vereceksin ya da sevdiklerin &ouml;l&uuml;r! Eski sokağına geri d&ouml;nerek yanıtını verebilirsin. Bekliyorum g&uuml;zel kızım.'</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Eline bir fırsat ge&ccedil;mişti. T&uuml;m olanlara bir son verebilirdi. Kağıdı katlayarak cebine koydu. Kardeşlerini uyarmak i&ccedil;in yanlarına gitti.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-&Ccedil;ocuklar, benim biraz işim var dışarıda. Babam gelecek zaten birazdan ve anahtarı var. Onun dışında kapıyı kimseye a&ccedil;mıyorsunuz tamam mı?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Tamam ama &ccedil;abuk gel. &Ccedil;ikolata da alır mısın?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-S&ouml;z veriyorum alacağım.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kardeşlerini &ouml;perek odanın kapısını kapattı ve dolaptan siyah kap&uuml;şonlu montunu alarak &ccedil;ıktı evden. Delikten &ccedil;ıkardığı anahtarı da cebine sıkıştırdı. Bir yandan koşuyor bir yandan d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. İki t&uuml;rl&uuml; de ona zararı olacaktı sonu&ccedil;ta. Doğru karar vermeliydi. Y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;arpan soğuk r&uuml;zgar onu kendine getiriyordu. Sevdiklerinin canı karşılığında kendi hayatından vazge&ccedil;ecekti. İ&ccedil;inden tekrarladı c&uuml;mleyi. Kararını vermişti. Vazge&ccedil;ecekti, yapacaktı bunu. Onları kurtarmak i&ccedil;in başka şansı yoktu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Sokağın başına geldiğinde etrafta kimse yoktu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Geldim, bak buradayım. Yalvarırım bırak onları. Ne istiyorsan al benden ama ne olur dokunma onlara.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Boş sokakta sesi yankılanıyordu. Ne gelen vardı ne giden. Kaldırımın ucuna oturup ağlamaya başladı. Tam her şey &ccedil;ok iyi giderken s&uuml;rekli bir sorunla karşı karşıya kalıyordu. Bu sefer ki sorun &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;kt&uuml;. Takati kalmamıştı. Elleri iki yana d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. G&ouml;zyaşları yanaklarını sırılsıklam ediyordu. Bir yerden zil sesi duyuyordu. Ses kısık olduğu i&ccedil;in nereden geldiği anlaşılmıyordu. Buğulu g&ouml;zleri ile etrafı taradığında karşı kaldırımda ekranı yanıp s&ouml;nen telefonu g&ouml;rd&uuml;. Ağrıyan dizlerini zorlayarak kalktı ayağa. On beş adım sonrası yere &ccedil;&ouml;kt&uuml;. Ekranda 'bilinmeyen numara' yazıyordu. Annesi onca şeyden sonra &ouml;nlem almaya &ccedil;alışıyor gibiydi. Bu &ccedil;abası boşaydı. &Ccedil;alan telefonu a&ccedil;arak susturdu. Kulağına g&ouml;t&uuml;rerek yorgun sesini duyurdu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Geldim, yoksun. Onlar i&ccedil;in hayatımdan vazge&ccedil;erim. Yeter ki dur artık. Yaptıkların yetmedi mi? Babamı mı istiyorsun, al. Rahat bırak artık kardeşlerimi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Karşı taraftan bir s&uuml;re ses &ccedil;ıkmadı. Tam telefonu kapatacakken duyuldu acımasız kadının sesi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Yine yalvarıyorsun durmam i&ccedil;in, hep istediğim gibi. Bana ne kadar kafa tutsan da aslında hi&ccedil; değişmemişsin. Hala aynı &ccedil;ocuksun ve ben seni yine sobeledim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Derin bir sessizlik oluştu.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Sana bir s&uuml;rprizim olacak benim g&uuml;zel, masum g&ouml;r&uuml;nen kızım. Annenin sana &ccedil;ok g&uuml;zel bir hediyesi var. Evde seni bekliyor.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>G&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;ne kardeşleri gelince panikledi. Yapmış olamazdı değil mi?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Eğer kardeşlerimin kılına zarar geldiyse seni bulur &ouml;ld&uuml;r&uuml;r&uuml;m. Onları canlı g&ouml;remezsem seni &ouml;ld&uuml;r&uuml;r&uuml;m.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Git de g&ouml;r.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Telefon suratına kapandı. Yerden destek alarak kalktı ayağa. Hızlı adımlarla geldiği yolu geri d&ouml;n&uuml;yordu. Aklından bir s&uuml;r&uuml; şey ge&ccedil;iriyordu. Eğer babası eve varmışsa, kadının &ccedil;ocuklara ulaşması zor olabilirdi. K&ouml;t&uuml; his yoktu bu kez i&ccedil;inde. Koşmaya hali kalmamıştı. Bacaklarında ağrı vardı. Bu ağrı k&ouml;t&uuml;ye işaretti. Ne zaman ağrısı olsa d&uuml;ş&uuml;p bayılıyordu. Kardeşleri i&ccedil;in sıktı dişini. Sağa sola tutunarak ilerlemeye devam etti. G&uuml;&ccedil; bela eve ulaştığında aklına gelen şey ile olduğu yerde durdu. Az kalsın unutuyordu. Verdiği s&ouml;z&uuml; tutacaktı. Etrafı siyah g&ouml;r&uuml;yordu. Derin bir nefes alıp verdi. Yavaş yavaş g&ouml;r&uuml;ş&uuml; d&uuml;zeliyordu. Tutunarak y&uuml;r&uuml;meye devam etti. Ağrısı şiddetleniyordu. Sağ eli ile sol kolunu sıkmaya başladı. Acı odağını değiştirirse ağrıyı daha az hissedeceğini biliyordu. Marketin kapısını a&ccedil;arak i&ccedil;eri girdi. &Ccedil;ikolata reyonundan eline aldığı iki &ccedil;ikolatayı kasaya g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Cebinden &ccedil;ıkardığı on lira ile &ouml;dedi. G&ouml;zlerini kapatıp a&ccedil;arak siyahlığı gidermeye &ccedil;alışıyordu. Para &uuml;st&uuml;n&uuml; ve &ccedil;ikolatalara elini uzattı ama sağ tarafında kalıyordu. Eli boşluğa d&uuml;şt&uuml;. Kasiyerin yardımı ile alıp cebine koydu. Kolunu sıkmaya devam etti. Dayanacak g&uuml;c&uuml; kalmamıştı. Bir sağa bir sola yalpalayarak y&uuml;r&uuml;yordu. Merdivenleri teker teker soluklanarak &ccedil;ıktı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Cebindeki anahtarı unutup kapıyı &ccedil;aldı. İki &ccedil;ocuğun sesini duyunca sanki t&uuml;m ağrısı ge&ccedil;miş gibiydi. Y&uuml;z&uuml;nde tebess&uuml;m oluştu. Kapı a&ccedil;ıldı. Karşısında kızına korku ile bakan bir baba, hayatta olan kardeşleri vardı. &Ccedil;ikolataları &ccedil;ocuklara uzatarak konuştu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Tuttum, s&ouml;z&uuml;m&uuml; tuttum.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>D&ouml;nen başına ve kararan g&ouml;zlerine daha fazla karşı koyamadı. Olduğu yerde yığıldı.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAHVE İLE HASBİHAL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kahve-ile-hasbihal</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kahve-ile-hasbihal</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628c8f7733b25.jpg" length="59086" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 May 2022 12:42:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>bayram, temizlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KAHVE İLE HASBİHAL</p>
<p>&nbsp;Yapılacak onca iş ,d&uuml;zeltilecek dolap,&ccedil;ekmece bir de hava sıcak...Off off demenin de faydası yok..Ertelesen ne olacak ...Bayram geldi geliyor, az zaman kaldı...Taktik değiştireyim&nbsp; dedim&nbsp; bu kez ...&Ouml;nce bol k&ouml;p&uuml;kl&uuml; kahvemi i&ccedil;eyim ,sonra başlayayım işlere...</p>
<p>&nbsp;Alırım yumuşacık bezleri fazla kimyasallara maruz kalmadan bitiririm işlerimi...Kahve i&ccedil;erken neler d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m neler...Vaktin nasıl&nbsp; ge&ccedil;tiğini anlamamışım,dalmışım hayallere... Bu &ouml;n kahve iyi geldi,işimi bitirince de i&ccedil;ip keyfini &ccedil;ıkartırım mis gibi tertemiz evimin...Arada mızmızlansam da seviyorum galiba iş yapmayı ,hem de ş&uuml;kretmeyi... Ş&uuml;kredecek ne &ccedil;ok şey var dedim.En başta o işleri yapabilecek sağlık,d&uuml;ş&uuml;nme yetisi ve eski&nbsp; de olsa bir evim,evimin neşesi ailem...</p>
<p>&nbsp;Birden utandım yery&uuml;z&uuml;nde bunca acı, elem,haksızlık varken temizliği dert&nbsp; etmekten...G&ouml;n&uuml;ller kirlendi.y&uuml;rekler sevgisiz ,insanlar saygısız diye mırıldandım durdum..Yoksa hep b&ouml;yleydi de ben mi yeni fark ediyorum diye i&ccedil;ge&ccedil;irdim...</p>
<p>Bayram gele hoş gele</p>
<p>Bin bir dertleri def ede diye diye bitirdim işleri...</p>
<p>G&ouml;n&uuml;ller sevgisiz y&uuml;rekler</p>
<p>Merhametssiz kalpler</p>
<p>Tertemiz olsun &ccedil;o&ccedil;uklar</p>
<p>Hep g&uuml;ls&uuml;n isterim t&uuml;m samimiyetimle...BELHİ</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Umuda Yolculuk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/umuda-yolculuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/umuda-yolculuk</guid>
<description><![CDATA[ Bir bekleyiş hikayesi... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6287ecd54db0e.jpg" length="39874" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 May 2022 22:33:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif şık</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i><b>UMUDA YOLCULUK</b></i></span></span></p>
<p align="center"></p>
<p align="left"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i><b> </b></i><span>Evinden &ccedil;ıktı, biraz &ouml;nce yaşadıklarını sindirebilmek i&ccedil;in, apartmanın &ouml;n&uuml;ndeki </span><span>mermer </span><span>eşiğe oturdu. </span><span>Şubat ayının olanca soğuğuna rağmen b&uuml;t&uuml;n bedeni </span><span>kızgın bir ateşle </span><span>yanıyordu. </span><span>Kocasının bilmem ka&ccedil;ıncı defa onu aldattığını &ouml;ğrenmişti. &ldquo;Hi&ccedil; mi sevmedi bu adam beni?&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; </span><span>bir s&uuml;re. </span><span>Bu d&uuml;nyaya g&ouml;z&uuml;n&uuml; a&ccedil;tığı ilk andan itibaren onu kimse sevmemişti </span><span>zaten</span><span>; annesi, babası, kardeşleri...</span></span></span></p>
<p align="left"></p>
<p align="left"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><span> Evlenirken onu &ccedil;ok seven bir koca hayal etmişti, sevgi doluydu kocası. Herkesi severdi </span><span>kocası aslında </span><span>bir tek kişi hari&ccedil;. Birka&ccedil; kez bırakıp gitmeyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Ailesinin &ldquo;Git intihar et daha iyi&rdquo; demesi &uuml;zerine, vazge&ccedil;mek zorunda kalmıştı. B&uuml;t&uuml;n yaşanmışlıkları i&ccedil;in ağladı ve yaşanmamışlıkları i&ccedil;inde. </span><span>Cebinden not defterini &ccedil;ıkardı, &ldquo;B&Uuml;T&Uuml;N &Ouml;MR&Uuml;MCE BEKLEDİM SENİ, KUTUPTA YAZ GİBİ.&rdquo; diye yazdı. </span></span></span></p>
<p align="left"></p>
<p align="left"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> G&ouml;zlerinden akan damlaları sildi. G&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; takıp, yoldan ge&ccedil;en arabalardan sarı olanını durdurdu. </span></span></p>
<p align="left"></p>
<p align="left"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><span> - Nereye gidiyoruz? diye sordu </span><span>arabanın sahibi.</span><span> Bu soru d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rd&uuml; bir s&uuml;re onu. &Ccedil;ocuklarının yanına gitmeyi ge&ccedil;irdi aklından. </span><span>Belki onlar annelerinin ellerinden tutarlardı.</span></span></span></p>
<p align="left"></p>
<p align="left"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> - Ben yolu tarif edeceğim dedi, s&uuml;r&uuml;c&uuml;ye kalan b&uuml;t&uuml;n umuduyla. Araba kıvrımlı yollarda giderken, yeni hayatına doğru yavaş&ccedil;a ilerledi.</span></span></p>
<p align="left"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mutluluk kavanozu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mutluluk-kavanozu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mutluluk-kavanozu</guid>
<description><![CDATA[  Doğum günümde kendime yaptığım Mutluluk kavanozum böylece hikayede de yerini almıştır  . ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628aaff96a355.jpg" length="50371" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 May 2022 18:23:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Mutluluk, küçük mutluluklar, hediye, farkındalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;MUTLULUK KAVANOZU</strong></p>
<p><b>23.05.2021 Bug&uuml;n G&uuml;lce' nin&nbsp; doğum g&uuml;n&uuml;yd&uuml; doğum g&uuml;nleri onların&nbsp; evlerinde değerli olduğunu hissettirmek i&ccedil;in kutlanılır ,iyi ki doğdun hayatıma anlam kattın mesajını veriyordu.</b></p>
<p><b> Doğum g&uuml;n&uuml; olan kişiye ,s</b><b>adece minik bir pasta yeterdi, onların mutlu olmasına &ouml;yle şatafatlı hediyelere yer yoktu onların evlerinde m&uuml;tevazilik sinmişti şahsiyetlerine.</b></p>
<p><b>G&uuml;lce kimseden birşey beklemeden kendime hediye edeceğim bir şey olmalı diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.</b></p>
<p><b>&Ouml;ncelikle kendime ,kendim değer vermem gerekir ve kendimi mutlu edecek bir şey yapmam gerekli diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.&nbsp;</b></p>
<p><b>Ne yapsam ? Ne yapabilirim d&uuml;ş&uuml;n d&uuml;ş&uuml;n </b></p>
<p><b>Buldum evet bu cok g&uuml;zel bir fikir "evde kullanmadığım kavanozlarımdan birini s&uuml;sleyerek kendime mutluluk kavanozu yapabilirim "dedi . Bug&uuml;n&uuml;n tarihini de attı i&ccedil;ine..</b></p>
<p><b>Kavanoz arkadaşla sohbet etti biraz dedi ki ona "bug&uuml;n seninle bir anlaşma yapıcaz ben sana bir yıl i&ccedil;inde bana gelen mutlulukları anlatsam sende bunları i&ccedil;inde saklasan&nbsp;</b><b>olur mu? "</b></p>
<p><b>Kavanoz arkadaş "neden olmasın ben zaten i&ccedil;inde birşeyler saklanmak i&ccedil;in icat edilmişim. Sakladığım en g&uuml;zel şey sanırım mutluklar olmalı "diye cvp verdi .</b></p>
<p><b>"Peki dedi anlaştık &ouml;yleyse &ccedil;ok sevindim "</b></p>
<p><b>&Ccedil;ok mutlu oldu G&uuml;lce." Hadi &ouml;nce bu mutluluğu&nbsp; fısıldadım sana sakla bunu "</b></p>
<p><b>Tarih tarih bir yıl i&ccedil;inde mutlu olduğu anılarını biriktirmeye başlamıştı. Kavanoz arkadaş bu mutluluğuna ortaktı .</b></p>
<p><b>&nbsp;Ara ara sohbet ederlerdi mutluluk kavanozu ile bazen mutluluktan yaşlarla dolardı g&ouml;zleri bazen sevin&ccedil; dolu kahkahalar atardı. G&uuml;lce mutluluk kavanozu ile &ccedil;ok mutlu olmuştu kendisine &ccedil;ok g&uuml;zel bir hediye yaptığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu mutluluğu daha da artıyordu.&nbsp;</b></p>
<p><b>Kendini k&ouml;t&uuml; hissettiğinde,g&uuml;n&uuml; sıkıntılı ge&ccedil;tiğinde hemen mutluluk kavanozun'a koşar onunla teselli bulurdu. "İyi ki mutluluklarımı saklıyorsun "diye teşekk&uuml;r etti&nbsp;</b></p>
<p><b>Tam bir yıl ge&ccedil;mişti &uuml;zerinden .Ertesi sene yine doğum g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. Ge&ccedil;en sene kendisine&nbsp; hediye ettiği mutluk kavanozu bu sene nasıl mutluklar saklamış i&ccedil;inde onları&nbsp; hediye edecekti bu sene de kendisine ...</b></p>
<p><b>Kavanozun kapağını a&ccedil;tı g&uuml;n g&uuml;n ,</b></p>
<p><b>Tarih tarih mutlu olduğu anılar saklıydı. Mutluluk kavanozu saklamıştı t&uuml;m mutluluklarını G&uuml;lce'nin</b></p>
<p><b>İ&ccedil;inden bir mutluluk anısı &ccedil;ıkardı bir tarihte oğlu ona okuldan gelirken bir g&uuml;l ile&nbsp; eve gelmişti. Annecim bu sana demişti.&nbsp;</b></p>
<p><b>Bir&nbsp; tarih daha &ccedil;ıkardı, kızı ' annecim iyiki sen benim annemsin 'demişti.&nbsp;</b></p>
<p><strong>Bir tarih daha&nbsp; eşinin ona iltifat etiği zamanları vardı .</strong></p>
<p><strong>Bir tarih ve bir tarih daha arkadaşları sevdikleri ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;klerinide ona g&uuml;zel şeyler s&ouml;ylendiğinde&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Tek tek mutluluk kavanozun'a vermişti t&uuml;m mutlukları&nbsp; o g&uuml;n yine &ccedil;ok mutlu oldu .</strong></p>
<p><strong>G&uuml;lce'ye kimsenin doğum g&uuml;nlerinde ona hediye vermesi gerekmiyordu sevdikleri ona vermişti zaten anılarında farkına varmadan.&nbsp;</strong></p>
<p><b>Mutluluk kavanozun'a "bu sene artık mutluklar mızı paylaşmam gerek seni anlatmam gerek "dedi.</b></p>
<p><b>Mutlululuk kavanozunu herkezin duyması gerek mutluluklar paylaştık&ccedil;a &ccedil;oğalır &ccedil;&uuml;nk&uuml;&nbsp; sevdiklerinle paylaştı mutluluk kavanozunu G&uuml;lce&nbsp;</b></p>
<p><b>Onlarda &ccedil;ok mutlu oldu.</b></p>
<p><b>Kendine verdiği değer aslında sevdiklerinden de gelmişti b&ouml;ylece.&nbsp;</b></p>
<p><b></b></p>
<p><strong>Ne kadar &ccedil;ok mutlu anıları oluyormuş insanın aslında d&uuml;nyalık koşuşturmaca hi&ccedil; farketmiyor insan belkide mutluluklar diyince aklımıza bir s&uuml;r&uuml; maddi değer gelir .</strong></p>
<p><b>G&uuml;lce 'nin nekadar &ccedil;ok seveni değer vereni varmış meğer.&nbsp;</b></p>
<p><strong>İnsan b&ouml;yle manevi değerlerle ile mutlu olur .</strong></p>
<p><b>Bu şekil sebeplerle ...</b></p>
<p><b>G&uuml;lce mutlulukla dolu dolu gecen </b></p>
<p><b>bir yıl oldugunu ,</b></p>
<p><b>Mutluluk kavanozu ile farketmisti .Mutluluk kavanozu b&ouml;ylece&nbsp; daha cok mutluluk &ccedil;oğaltmak icin insanlara &ouml;rnek oldu .</b></p>
<p><b>Mutlu anılarınızı biriktirin&nbsp; bakın g&ouml;receksiniz ne kadar cok mutlu anı&nbsp; biriktirmişsiniz kendinize.</b></p>
<p><b>Hep mutlu kalmanız dilegiyle .</b></p>
<p></p>
<p><strong></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖLÜMCÜL SIR (BÖLÜM 4)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumcul-sir-bolum-4</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumcul-sir-bolum-4</guid>
<description><![CDATA[ Ezgi, Dedektif&#039;in yeni göreviyle karşılaşacak. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62877989578f1.jpg" length="41978" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 May 2022 14:22:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melekk</dc:creator>
<media:keywords>Kurgu[, ] Dedektif[, ] Polisiye[, ]</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜL VE ATEŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gul-ve-ates</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gul-ve-ates</guid>
<description><![CDATA[ Uzak imparotorluğun birinde Sultan&#039;ın güzeller güzeli kızı Prenses  Şehrazat daha 18 yaşındaki imparotorluğun kanlı savaşında tarafını  seçmişti bu savaşta imparotorluğunu zirveye taşıyacaktı ya da imparotorluğu bir daha kurulamamak üzere yıkılacaktı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6285f77bebba0.jpg" length="73962" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 May 2022 20:12:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynep_edaq2</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, romantizm, kurgu, kadın, erkek, evlilik, aşk, genel kurgu, ferhat ile şirin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>&Ouml;NS&Ouml;Z</strong></em></span></p>
<p>Bug&uuml;n Sarayda bir panik havası esiyordu.Sultan'ın kızı Prenses Şehrazat babasının en &ouml;nemli adamlarından biri olan 55 yaşındaki Vezir Kays ile evlenecekti.Halk ve saray eşrafı tahtı sağlamlaştırmak i&ccedil;in yapılan bu t&uuml;r evliliklere alışkındı ama bu evliliğin herkesi şaşırtan noktası g&uuml;zelliğiyle nam salmış olan Prenses Şehrazat'ın bu evliliği istemesiydi.</p>
<p>Babası Sultan Alaeddin ilk &ouml;nce karşı &ccedil;ıktığı bu evliliğe Vezirinin isyan etmesinden korktuğu i&ccedil;in onay vermişti.Vezir Kays saray ve &ccedil;evresinde Sultandan daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;yd&uuml;.&Uuml;lke sefillik i&ccedil;inde y&uuml;z&uuml;rken her gece alem yapan Sultana insanların isyan etmemesinin sebebi de Vezir kaysdi.</p>
<p>Vezir Kays,Prenses Şehrazatın dedesine &ouml;l&uuml;m d&ouml;şeğindeyken bir s&ouml;z vermişti.Her ne olursa olsun Sultan'ı ve Sultan'ın ailesini koruyacaktı.</p>
<p>Prenses Şehrazat bindiği tahtıravanla&nbsp; halkın i&ccedil;inden ge&ccedil;erken halkın&nbsp; saray eşrafına ak&ccedil;eler i&ccedil;in dilendiğini yalvardığını dinliyordu.Tahtıravanın kapısını a&ccedil;ıp &uuml;zerinde ve halkın parasını yiyip hi&ccedil;bir şey yapmayan saray eşrafının keseler dolusu ak&ccedil;esini alıp halka sa&ccedil;mak istiyordu ama aklından ge&ccedil;eni yaptığı an babası,kızını kendine tehdit olarak algılayıp oynunu başlamadan biterebilirdi.</p>
<p>Prenses Şehrazat s&ouml;z veren bir sesle"Birazcık daha sabredin babamın oturduğu tahtı alıp sizi kim en iyi y&ouml;netecekse ona altına sermeme az kaldı"dedi.</p>
<p></p>
<p><em>Prens Arash elinde ulağın az &ouml;nce ulaştırdığı haberle y&uuml;z&uuml;nde uzun zamandır belirlemeyenA bir g&uuml;l&uuml;mseme belirmşti. &Uuml;vey kız&nbsp; kardeşi Şehrazat ona verdiği ilk s&ouml;z&uuml; yerine getirip Vezir'i evlenmeye ikna etmiş ve ilk hamlesini&nbsp; yapmış ve sırasını Prens Arash'a devretişmişti.</em></p>
<p><em>Prens Arash yanında bulunan adamlarına tehlikeli bir g&uuml;l&uuml;msemenin hakim olduğu y&uuml;z&uuml;yle"Sevgili Nişanlım Anahitaya ve ailesine hediyeleri teslim edip nikah hazırlıklarına başlamasını s&ouml;yleyin"dediğinde adamlarından daha gen&ccedil; olanı kuşku dolu bir sesle"Ama Efendim,Anahita ve ailesi sizin yerinize Prens Mohsen'i destekliyor ve bu evlilik sizi resmen tuzağa &ccedil;ektiklerinin habercisi olacak"</em></p>
<p><em>"Korkma"dedi Prens Arash bir şeyleri bilmenin rahatlığıyla"Kızkardeşim Şehrazat bana verdiği s&ouml;z&uuml; tuttu sıra bende"</em></p>
<p><em>Prens Arash'ın etrafındaki adamlar, Prenses Şehrazat'a bu kadar g&uuml;venen efendilerini anlamasalarda teslimiyet dolu bir sesle hep bir ağızdan"Tamam Efendim"dediler ve g&ouml;revlerini yapmak &uuml;zere efendilerinin yanından ayrıldılar.</em></p>
<p><em>Prens Arash bah&ccedil;esinde gen&ccedil; korumasıyla yalnız kalınca demin ona soru soran gence d&ouml;n&uuml;p onun g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğu kadar zeki olup olmmadığını &ouml;l&ccedil;mek i&ccedil;in bir soru sormaya&nbsp; karar verdi.</em></p>
<p><em>"S&ouml;yle bana gen&ccedil; g&uuml;l m&uuml; daha tehlikelidir?Yoksa Ateş mi?"diye sorunca gen&ccedil; koruma d&uuml;ş&uuml;nmeden kendinden emin bir halde "Tabii ki de ateş efendim"diye cevap verince Prens Arash "Yanlış tabii ki de g&uuml;l"</em></p>
<p><em>Aklı karışan gen&ccedil; tam neden diye soracakken Prens Arash gen&ccedil;ten &ouml;nce davranıp gencin sorusuna bah&ccedil;esinden kopardığı kırmızı bir g&uuml;lle cevap verdi.</em></p>
<p><em>"Ateş&nbsp; b&uuml;y&uuml;k ve tehlikeli olduğundan dolayı kimse onun yanına bile yaklaşamaz korkar.G&uuml;l ise g&uuml;zelliği ve k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nden dolayı dikenleriyle"dediği an elinden akmakta olan kanı g&ouml;sterip" İnsanların ellerini kesse bile insanlar ondan uzaklaşmayı bile akıllarına getiremezler"</em></p>
<p><em></em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tanrı İle Sözleşme</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tanri-ile-sozlesme</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tanri-ile-sozlesme</guid>
<description><![CDATA[ Tanrı ile sözleşme olur mu? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6286762e4e380.jpg" length="114743" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 May 2022 19:55:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>BYNGC</dc:creator>
<media:keywords>Tanrı, dua, aşk, hayal, beklenmedik, hikaye, hayal</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir g&uuml;n Tanrı ile s&ouml;zleştim. Yani ben s&ouml;z verdim, O&rsquo;da duydu. Birine bir iyilik yapacaktım. Kime yaptığım, ne yaptığım &ouml;nemli değildi. Birine karşılıksız iyilik yapacaktım ve karşılığını yalnızca Tanrı'dan bekleyecektim. Bir isteğim vardı Tanrı'dan. Yıllarca hayalini kurduğum, bir t&uuml;rl&uuml; ger&ccedil;ekleştiremediğim bir h&uuml;lya&hellip; Ne yaptıysam olmadı, kime gittiysem y&uuml;z &ccedil;evirdi; aradım, taradım&hellip; Bir diyar diyar gezmediğim kalmıştı. İlk gitmem gereken yere en son ulaştım. Dayandım Tanrı'nın y&uuml;ce kapısına. &Ccedil;ok methini duydum, yana yakıla gelen kullarını geri &ccedil;evirmez imiş. Kulu, O&rsquo;na y&uuml;r&uuml;rse; O, kuluna koşar imiş. Temizlendim, paklandım; başladım, el a&ccedil;ıp dua etmeye, usul&uuml; buymuş. Dedim ya hep hayalini kurduğum bir şey vardı. Bir tek onu istedim. Dahasını istesem zor gelmezmiş elbet ama benim de g&ouml;z&uuml;m bu hayalden gayrısını g&ouml;rmez idi. Tek şartım vardı, o da hayalim en kısa zamanda ger&ccedil;ekleşsin. Daha sabredecek g&uuml;c&uuml;m kalmamıştı. Yeni yetme bir kuldum o zamanlar, nereden bilecektim Tanrı'ya zaman verilmeyeceğini? Ellerimi y&uuml;z&uuml;me kapadım, işe koyuldum.</p>
<p>Bir iyilik yapmalıydım. Birinin hayatına dokunmalıydım. O biri beni &ouml;yle &ccedil;ok sevmeliydi ki birdenbire, &ldquo;Seni karşıma Tanrı &ccedil;ıkardı&rdquo; demeliydi. Desin ki Tanrı dostu olduğumu kanıtlayabileyim. Sonu&ccedil;ta dost, dosta verdiği s&ouml;z&uuml; tutar, değil mi? &Ccedil;arşı pazar gezdim. Nerede yaşlı g&ouml;rsem yardımına koştum, elini &ouml;pt&uuml;m; &ccedil;ocuk g&ouml;rd&uuml;ysem başını okşadım, şeker verdim ama bana yetmedi. Daha b&uuml;y&uuml;k bir şey yapmalıydım, yani kendimce b&uuml;y&uuml;k. B&uuml;y&uuml;k iyiliğin, hediyesi de b&uuml;y&uuml;k olurdu. Aradım, taradım; bulduğum b&uuml;y&uuml;k iyiliklere ne param yetti, ne yaşım&hellip; Bırakmalıydım belki de, vazge&ccedil;meliydim bu sevdadan. Hem Tanrı ile s&ouml;zleşme mi olurmuş? O isterse zaten verirdi, benim iyiliğime mi ihtiyacı vardı? Gen&ccedil; aklım işte, bir umut aradım kendimce.</p>
<p>Bir ara pişman oldum. Ya s&ouml;z&uuml;m&uuml; ben tutamazsam ya Tanrı'nın hoşuna gidecek bir iyilikte bulunamazsam&hellip; Olur da b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n kaybedersem&hellip; Hayalim hep hayal olarak kalırsa&hellip; Delirecek gibiydim. Gibisi fazla, belki de farkında değildim ama delirmiştim &ccedil;oktan. G&ouml;z&uuml;m&uuml; karartmıştım artık, bir iyilik bulacaktım ve s&ouml;z&uuml;m&uuml; tutacaktım.</p>
<p>Bizim evin orada bir inşaat vardı. Arada sırada yevmiye i&ccedil;in &ccedil;alışmaya giderdim. Malum hayat zordu, hasta bir anam vardı. El mahkum ne iş bulursam yapardım, bazen g&uuml;nde birka&ccedil; işte &ccedil;alışırdım, akşam eve d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde sevindirirdim anamı. Yine bir g&uuml;n inşaattayım. Sırtımda siz deyin 10 kilo, ben deyim 20 kilo bir &ccedil;uval&hellip; Bir oraya gidiyordum, bir buraya; birini bırakıyordum, &ouml;b&uuml;r&uuml;n&uuml; alıyordum. Omuzlarımda &ccedil;ıkan nasırlar nasıl sızlıyordu, anlatamam. Bir an canıma tak etti ve git gide ağırlaşan &ccedil;uvalı bir kenara hoyrat&ccedil;a savurdum. Alnımdan aşağı s&uuml;z&uuml;len boncuk boncuk terleri elimin tersiyle silerken, kurumuş boğazımdaki gıcığı &ouml;ks&uuml;rerek gidereceğim sırada onu g&ouml;rd&uuml;m. Bir damla t&uuml;k&uuml;r&uuml;k genzimde &ouml;ylece kalakaldı. Hani insan yeri geldi mi okyanusları ge&ccedil;ebilecek kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; ama bir kaşık suda boğulabilecek kadar da acizmiş ya, işte tam da onu yaşadım. &Ouml;lsem &ouml;lemiyorum, yaşasam buna yaşamak denmezdi. Resmen boğuluyordum.</p>
<p>&Ouml;yle bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml; vardı ki, ceylan gibi. Sa&ccedil;ları &ouml;yle g&uuml;zel, &ouml;yle bakımlıydı ki, sanki ipek b&ouml;cekleri &ouml;zenerek &ouml;rm&uuml;ş gibi. Hele ya o g&ouml;zleri&hellip; Ah kendine gel oğlum, &ouml;yle bakma! Anlayacaktı, k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;recekti beni. Beline kadar uzanan sa&ccedil;larını savurarak g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nden y&uuml;r&uuml;y&uuml;p ge&ccedil;ti. O ge&ccedil;ti, ben de kendimden ge&ccedil;tim. Kısa bir an g&ouml;zleri g&ouml;zlerime değdi sanki, belki de değmedi, ben &ouml;yle sandım. Hayalimi ger&ccedil;ek, ger&ccedil;eğimi hayal yapmıştı bu kız. Tek duamdı o benim. Tek hayalim. Tek isteyim. Ahu&hellip; Adı gibi g&uuml;zel ve zarif. Enseme yediğim şaplak beni i&ccedil;ine s&uuml;r&uuml;klendiğim hayal d&uuml;nyamdan &ccedil;ekip &ccedil;ıkardı. Bana orada da rahat yoktu zaten. &ldquo;Ne dikilip duruyorsun oğlum boş boş, daha tonla &ccedil;uval taşınacak. Ustabaşına s&ouml;yleyeceğim senin bu hallerini.&rdquo; Aman s&ouml;yle, s&ouml;ylemezsen hatrım kalır. Aldım &ccedil;uvalı tekrar nasır tutmuş omuzlarımın &uuml;zerine. Sanki canım yoktu benim. Sanki insan değildim ben. Ne sevmeye hakkım vardı ne de sevilmeye&hellip; Ne yerdeki ottan ne de havada u&ccedil;uşan toz tanelerinden bir farkım yoktu benim.</p>
<p>İnşaattan eve d&ouml;nerken uzun ve dar bir yol vardı. Bu yol i&ccedil;imi kasvete boğsa da kestirme diye ge&ccedil;erdim hep. O g&uuml;n yine ge&ccedil;iyordum bu yoldan. Yolun sonuna geldiğimde yerde boylu boyunca uzanmış bir adamla karşılaştım. &Ouml;nce bir korkmadım değil. Sarhoş olup sızmış mıydı, -Allah ge&ccedil;inden versin- &ouml;lm&uuml;ş m&uuml;yd&uuml;, hi&ccedil; belli değildi. Temkinli adımlarla yaklaştım yanına, hareketsizce yattığını sandığım adam aslında elini g&ouml;ğs&uuml;ne koymuş bir şeyler sayıklıyordu. O an anladım, adam kalp krizi ge&ccedil;iriyordu. &Ccedil;ok mu ge&ccedil; kalmıştım bilmiyordum ama bir şeyler yapmam gerekiyordu. Hi&ccedil; de anlamazdım bu ilk yardım işlerinden. Filmlerden g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadarıyla birka&ccedil; şey yapmaya &ccedil;alıştım. Boynuna kadar iliklenmiş d&uuml;ğmeleri a&ccedil;tım &ouml;nce, sonra ellerimi birleştirip birka&ccedil; kez g&ouml;ğs&uuml;ne bastırdım. Cahilceydi belki yardımım, belki de destek olmak isterken k&ouml;stek oluyordum. Bilmiyordum. Sadece bir şeyler yapmak istedim. Adamı sırtıma aldığım gibi ana caddeye &ccedil;ıktım. Bir taksi &ccedil;evirdim koyuldum hastane yoluna. Hastaneye ulaştıktan sonrası kolaydı. Pek bekleyemedim zaten. Anam ge&ccedil; kalırsam korkar, endişelenirdi. &Uuml;st&uuml;me d&uuml;şen g&ouml;revi yerine getirdiğimi umut ederek oradan uzaklaştım ve evimin yolunu tuttum.</p>
<p>G&uuml;nler g&uuml;nleri kovaladı. Evden işe, işten eve&hellip; G&uuml;nlerim bu d&ouml;ng&uuml;den ibaretti. Anamın hastalığı g&uuml;nden g&uuml;ne artmıştı. Acı &ccedil;ekiyordu, ses etmese bile g&ouml;zlerinde g&ouml;r&uuml;yordum o kederi. &Ccedil;ok canı yanıyordu. &Ccedil;aresi de yoktu &uuml;stelik. Belki &ccedil;are vardı da biz ulaşamıyorduk. Sorsan her şeyin başı sağlıktır derler, parası olmayana sağlık bile vermezler. Vermediler. Bir kış g&uuml;n&uuml; tek dayanağım anamı da toprağın altına uğurladım. Bundan b&ouml;yle kışlar da benim d&uuml;şmanımdı. Ben hayalime kavuşmak i&ccedil;in dua ederken ne hayalim ger&ccedil;ek oldu ne de ger&ccedil;eğim benimle kaldı. Yapayalnız hissediyordum kendimi. Bu koca d&uuml;nya da bir başına yalnız ve yorgun&hellip; Ne kadar kendime engel olmaya &ccedil;alışsam da -Allah affetsin- kalbim isyan i&ccedil;indeydi. Bir g&uuml;nde sahip olduğum her şeyimi kaybetmiştim. Anamı ve hayallerimin ger&ccedil;ek olacağına dair umudumu&hellip;</p>
<p>Sağ olsunlar, konu komşu taziyeye geldi bir s&uuml;re. Başım kalabalıkken ne kadar yalnız olduğumu bir s&uuml;re algılayamadım, anlamadım daha doğrusu. Birer birer eksilirken insanlar evimden, başımdan, i&ccedil;imden&hellip; Sorguladım kendimi. Ben kimim, neyim? Eskiden sorsalardı &ldquo;anamın oğluyum&rdquo; derdim. O gitti. Peki ben şimdi kimim? Cevabı boş, boyası akmış duvarlardan bekledim. Vermediler. Cevabı yoksa bu sorunun, yoksa ben kimse miyim?</p>
<p>Kapı &ccedil;aldı.</p>
<p>Taziye i&ccedil;in gelmiştir. Bir kişi daha kaldıramazdı yorgun başım. G&uuml;n batmak &uuml;zereydi. Neden bu kadar ge&ccedil; gelirlerdi ki sanki? Yarın olsaydı ya. &Ccedil;alar &ccedil;alar giderdi.</p>
<p>A&ccedil;madım kapıyı.</p>
<p>Yine &ccedil;aldı kapı.</p>
<p>Duymazlıktan geldim.</p>
<p>Git artık git.</p>
<p>Israrla bir daha &ccedil;aldı.</p>
<p>Pes etmiş bir şekilde y&uuml;r&uuml;d&uuml;m kapıya doğru. Ben ileriye gittik&ccedil;e sanki ayaklarım geri &ccedil;ekiyordu beni. &Ccedil;ok yorgundum. Bu misafir gitsin koyup başımı uyuyacaktım. Ya da en azından başımı yastığa koymuş olacaktım. Y&uuml;z&uuml;mdeki bıkkın ifadeyi hi&ccedil; değiştirmeye zorlamadan a&ccedil;tım kapıyı. Cenaze evine alacaklı mı gelmişti?</p>
<p>Kapı a&ccedil;ıldı ama ben mi a&ccedil;tım, ilahi bir g&uuml;&ccedil; m&uuml; a&ccedil;tı hi&ccedil; bilemedim. Kapıyı a&ccedil;mamla &ouml;ylece donup kalmam bir olmuştu. Y&uuml;z&uuml;mde ne bıkkınlık ne korku ne de başka bir duygu kalmıştı. Tutuk bir dille, donuk bakışlarla kapının ardında kalmıştım.</p>
<p>&ldquo;Başınız sağ olsun, demeye geldik babamla.&rdquo; G&ouml;zlerimi kırpıştırdım. &ldquo;Hıı&hellip;&rdquo; Karşımdaki kız elindeki tepsiyi tutmam i&ccedil;in bana uzattı. &ldquo;Sizin i&ccedil;in yaptı annem bu yemeği. Bizim oranın adetidir de.&rdquo; Bir tepsiye baktım, bir de kıza. &ldquo;Hıı&hellip;&rdquo; Ahu&hellip; Bu o muydu? G&ouml;zlerim fazla yorgunluktan hayaller g&ouml;rd&uuml;rm&uuml;yordu bana değil mi? &ldquo;Oğlum almayacak mısın bizi i&ccedil;eri?&rdquo; Başımı yana &ccedil;evirdim. Karşımdaki adam benim i&ccedil;in daha b&uuml;y&uuml;k bir şaşkınlıktı. Karşımda duran kızın babası&hellip; Ahu&rsquo;mun babası bir akşam vakti hastaneye yetiştirdiğim adamdı.</p>
<p>&ldquo;Bu&hellip; buyurun.&rdquo; Onlar yanımdan usulca ge&ccedil;erken boşluğa dalıp gittim. İnsan kış soğuğunda terler mi? Terlemek ne kelime, yanıyordum. Yandım anam! Allah&rsquo;ım sen yakma beni.</p>
<p>&ldquo;Gelsene oğlum i&ccedil;eri, buz kesti ev!&rdquo;</p>
<p>*</p>
<p>Bir mucize olmuştu. Olmuştu işte. Duam kabul olmuştu. Ben s&ouml;z&uuml;m&uuml; tutmuştum. Tanrı da tutmuştu. Hem de en beklemediğim, en muhta&ccedil; olduğum anda ger&ccedil;ekleşmişti dileğim. Hayalim ger&ccedil;ekleşmekte o kadar ge&ccedil; kalmıştı ki bana g&ouml;re. Hi&ccedil; olmaz sanmıştım. Tanrı beni sevmiyor sanmıştım. Meğersem tanrıya zaman verilmezmiş. En iyisini hep o bilirmiş. Benim en b&uuml;y&uuml;k hayalim, tek duam; her şeyimi kaybettiğimi sandığım anda birdenbire ger&ccedil;ekleşivermişti. Şimdi karım ve iki &ccedil;ocuğumla anamın mezarının yanı başındayım. Kimsesiz değildim artık, hi&ccedil; olmamıştım.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2590</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2590</guid>
<description><![CDATA[ 13 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62840ef32ad3c.jpg" length="26399" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 May 2022 11:00:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>On &uuml;&ccedil;</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"Odamda g&uuml;nlerdir yalnızım, ziyanı yok d&uuml;nyada da yıllarca yalnız değil miydim?"</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Yayılan k&ouml;t&uuml; koku ve bağırışlara a&ccedil;tı g&ouml;z&uuml;n&uuml;. Hemen &ccedil;ocukların yanına koştu. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; manzara ile neye uğradığını şaşırdı. &Ccedil;ocuklar telaşlı ve korkak bakışlar ile ablalarına bakıyorlardı. Eslem aceleci bir tavırla &ccedil;ocukları mutfaktan &ccedil;ıkarttı. Yanan halıyı su ile s&ouml;nd&uuml;rmeye &ccedil;alıştı. Allah'tan &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k değildi de &ouml;nlemeyi başarabilmişti. &Ccedil;ok korkmuştu o da, uyandığı gibi yangını ve &ccedil;ocukları g&ouml;r&uuml;nce aklı &ccedil;ıkmıştı. Kapının eşiğine baktığında ise yaşlı g&ouml;zlerle birbirine bakan iki &uuml;zg&uuml;n y&uuml;z g&ouml;rd&uuml;.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Sizin bu saatte ayakta ne işiniz var? Nasıl oldu da mutfak bu hale geldi?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Babam işe gidince biz de uyanalım, kahvaltı hazırlayalım dedik. Sana s&uuml;rpriz yapacaktık abla.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Evet s&uuml;rpriz oldu ama korku dolu bir s&uuml;rpriz. Ya size bir şey olsaydı? Ne yapardım ben. Ben hazırlarım size kahvaltı yasak size mutfak.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-&Ouml;z&uuml;r dileriz. S&ouml;z sensiz bir şey yapmayacağız. Babama s&ouml;yleme olur mu? &Ccedil;ok kızar, d&ouml;ver o da.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Size zarar verecek bir şey asla yapmaz. Buna m&uuml;saade etmem. Hem o &ccedil;ok seviyor sizi. Gelin sarılacağım size.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>K&uuml;&ccedil;&uuml;k adımlar ile Eslem'in yanına gidip sıkıca sarıldılar. Kendi ailelerinin onlara yaptığı eziyetin başkasından geleceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlar. Eslem bile bazen d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yor değil. Bazı şeyler hala aşılamadı. İ&ccedil; savaş devam ediyor. Babası ile konuşmalıydı bu konuyu. &Ccedil;ocukları rahatlatabilirdi belki. En &ccedil;ok onların sevgiye ihtiyacı var. Şimdilik rafa kaldırdı.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Hadi bakalım, a&ccedil;ın televizyonu &ccedil;izgi film seyredin. Ben buraları toparlayıp kahvaltı hazırlayayım.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kafa sallayarak &ccedil;ıktılar mutfaktan. Eslem dağınıklığa el atıp &ccedil;ay suyu koydu. Buzdolabından &ccedil;ıkarttığı kahvaltılıkları bir bir dizdi masaya. &Ccedil;ocukların sevdiğini bildiği i&ccedil;in onlara omlet yaptı. Son olarakta dolaptan &ccedil;ıkardığı portakal suyunu doldurdu bardaklara. Kendi kupasına da demlediği &ccedil;ayı doldurduktan sonra &ccedil;ocukların yanına ilerledi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Kahvaltı hazır mutfağa gelin. Koşmadan gidin ama.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&Ccedil;ocukların arkasından giderken kapı &ccedil;aldı. Delikten baktığında elinde kutu, şapkalı ve başı &ouml;ne eğik biri vardı. A&ccedil;tı kapıyı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Eslem hanım siz misiniz?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Eslem hanım? Siz kimsiniz?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Size bir teslimat vardı onu getirdim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Neden soyadım da s&ouml;ylenmedi? Nereden geliyorsunuz?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Eslem hanım demem s&ouml;ylendi. Bilgi veremiyorum ne yazık ki. Buyrun, iyi g&uuml;nler.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kutuyu eline verdikten sonra merdivenleri ikişer inerek uzaklaştı adam. Eslem'in dikkatini &ccedil;eken şey adamın kafasını hi&ccedil; kaldırmayışıydı. &Uuml;zerindeki siyah ceket ona bir yerden tanıdık gelmişti. Kapıyı kapattı ve yere oturup kutuyu a&ccedil;tı. Kendi fotoğrafları vardı. Sokakta kaldığı ilk zamanlarda &ccedil;ekilmiş fotoğraflardı. O geceye dair hatırlayabildiği &uuml;&ccedil; şey vardı. Yağmur, titreyişi ve maskeli adam. Adamı g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; fakat kameranın flaşı y&uuml;z&uuml;ne bakmasına izin vermemişti. Kutunun kenarına bant ile yapıştırılan bir kağıt vardı. Kağıdı yırtmadan bantları dişi ile kopardı. Kağıdın kenarında k&uuml;&ccedil;&uuml;k kan lekeleri vardı. Bu onu &uuml;rk&uuml;tmeye yetmişti.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>'Bunu sen istedin k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım. Elimden aldığın ne varsa canını yaka yaka alacağım. İlk kimden başlasam acaba? Şehir dışında olan biricik abinden mi? Yoksa peşinden ayrılmayan k&uuml;&ccedil;&uuml;k k&ouml;pek yavrularından mı? Ben kararımı verdim. Sıra sende!'</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Aklına gelen ilk d&uuml;ş&uuml;nce ile salona ilerledi ve eline telefonu aldı. Abisinin numarasını tuşladı ve dua ederek a&ccedil;ılmasını bekledi. Bir ileri bir geri y&uuml;r&uuml;yordu. İ&ccedil;inde k&ouml;t&uuml; bir his oluşuyordu. Kendisi y&uuml;z&uuml;nden abisine bir şey olsun istemiyordu. Bir sesini duysaydı rahatlayacaktı ama duyduğu ses telesekreterin sesiydi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>'Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor. L&uuml;tfen daha sonra tekrar deneyiniz.'</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2589</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2589</guid>
<description><![CDATA[ 12 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62840ef32ad3c.jpg" length="26399" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 May 2022 10:58:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>On iki</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Hayır ya, ben uyandıracağım.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Hep sen uyandırıyorsun haksızlık bu.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Bir kere de ben uyandırsam ne olacak? Babam bana dedi.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Hayır bana da dedi. Ablamı ben uyandıracağım. &Ccedil;ekil kenara.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>İki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk ablalarını uyandırmak i&ccedil;in kendi aralarında tartışıyorlardı. İkisi g&uuml;ne &ccedil;ok mutlu ve enerjik başlamışlardı. Herkes evdeydi ve ablalarına s&uuml;rprizleri vardı. Kim uyandıracak kavgasını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;rken tek g&ouml;z&uuml; a&ccedil;ık olan Eslem devreye girdi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Kavgaya gerek kalmadı &ccedil;ocuklar. Sesinize uyandım. Gelin bakayım kucağıma.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>G&uuml;len y&uuml;zleri ile yatağa atladılar. Birbirlerini &ouml;p&uuml;yor, gıdıklıyor eğleniyorlardı. İlk lafa giren b&uuml;y&uuml;k kardeş Yiğit oldu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Hadi gel abla, sana s&uuml;rprizimiz var. Babam bizi bekliyor gitmezsek kızar.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Ne s&uuml;rpriziymiş bu? Bakalım bakalım.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Eslem &uuml;zerine hırkasını giyerken bir yandan yataktan inip koşan kardeşlerine bağırdı.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Koşmayın, d&uuml;ş&uuml;p kıracaksınız bir yerinizi.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Biz k&uuml;&ccedil;&uuml;k değiliz abla. Ben sekiz, Yiğit abim on yaşında. O da d&uuml;şm&uuml;yor.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Niye, b&uuml;y&uuml;kler d&uuml;şmez mi hi&ccedil;?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-D&uuml;şenler yıkılanlardır. Seni hi&ccedil; yıkılırken g&ouml;rmedik. &Ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml;n sen s&uuml;per kahramanlar gibi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Aile, hi&ccedil; var olmayan. Baba, bir var bir yok. Anne, yaptıklarından zerre pişmanlık duymayan biri. Abla, yok artık. V&uuml;cudundaki yaralar yeni iyileşiyordu. Kalp yarası ise asla ge&ccedil;meyecek bir yaraydı. T&uuml;m bunlara iyi dayanmıştı. Dıştan mutlu gibi g&ouml;z&uuml;kse de aklı hep ge&ccedil;mişte kalacaktı. &Ccedil;abalıyordu, savaşıyordu yeni d&uuml;zene alışmak i&ccedil;in. Bazen başarıyordu da. Daha fazlası gelmiyordu elinden.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-&Ccedil;ocuklar gelsenize artık. Sizi bekliyorum burada.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&Ccedil;ocuklar, Eslem'in elinden tutarak mutfağa g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Masanın &uuml;zerinde mumları yanan bir pasta, karşısında ise &uuml;&ccedil; g&uuml;len y&uuml;z vardı. Ne olduğunu anlayamadı ilk başta. Alkış sesinden ve kurulan c&uuml;mlelerden anlayabilmişti.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-İyiki doğdun abla, iyiki doğdun abla.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-İyiki doğdun Eslem, iyiki doğdun Eslem.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Daha &ouml;nce kutlayan olmadığı i&ccedil;in bu yılda aynısı olur diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Beklenti i&ccedil;ine girmemişti hi&ccedil;. İ&ccedil;ten i&ccedil;e &ccedil;ok mutluydu hissedebiliyordu. G&ouml;zlerinin ışıltısından anlaşılıyordu. İlk doğum g&uuml;n&uuml;n&uuml; sokakta kaldığı zaman &ccedil;&ouml;pte bulduğu par&ccedil;alanmış kek ile kutlamıştı. Dilediği dilek d&uuml;n gibi aklındaydı. Şimdiye bakacak olursa kabul oldu diyebilirdi. Bu sene dileyeceği dilek daha farklı olacaktı. Yavaş adımlarla pastanın karşısına ge&ccedil;ti. Babası ve kardeşleri hala alkışlamaya devam ediyordu. Eğildi ve g&ouml;zlerini kapattı. Kapattığı an ablasının y&uuml;z&uuml; belirdi. Dileğine odaklandı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>'Gittiği yerde &ccedil;ok rahat etsin. Onun i&ccedil;in huzuru ve mutluluğu diliyorum.'</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>G&ouml;zlerini araladı ve y&uuml;z&uuml;ndeki g&uuml;l&uuml;mseme ile &uuml;fledi mumları. Tek tek sarıldı ailesine. Belki de en mutlu olduğu andı. Bir yarası daha kapanmıştı.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Unutulmak, insanın sırtına y&uuml;klenen en zor y&uuml;kt&uuml;r. Hatırlanmak, bir insanın hayatında &ouml;nemli bir yere sahip olmak &ccedil;ok &ouml;zel duygulardır. Eslem, bunların &ouml;nemini biliyor ve ona g&ouml;re yaşıyordu hayatını. Bu kez unutulmamıştı. Pastanın mumlarını be defa tek başına s&ouml;nd&uuml;rmedi. S&ouml;nd&uuml;rmeyecekti de.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;</span></p>
<p><span>-Eslem, kızım sana bir kargo geldi şimdi. &Ouml;mer abinden hem de.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Babası, kutuyu masaya bırakarak odadan &ccedil;ıkmıştı. Eslem, heyecanlı bir şekilde a&ccedil;tı kutuyu. &Ouml;n&uuml;nde beyaz bir defter ve not vardı. Defteri biraz inceleyip notu okumaya başladı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Kimsesiz kalmak, b&uuml;y&uuml;mek bir &ccedil;ocuğun atlatabilmesi zor şeydir. Sen yaşadığın en zor s&uuml;re&ccedil;te bile diğer &ccedil;ocuklara umut oldun. Kendini unutup onlarla ilgilendin. Belki bazıları bu kadar şanslı değillerdi ama sen onlara hep iyi geldin. Yiğit ve Mustafa senin sayende bir aileye sahipler. Sen hayatımda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m en g&uuml;&ccedil;l&uuml; insansın. Yanında olamasam da her zaman aklımda ve kalbimdesin. Kalbimdesiniz. Sana bu defteri almamın sebebi, kendini iyi hissettiğin her an yaz. İyi anılarınla dolup taşsın bu defter. En kısa zamanda kavuşmak dileğiyle. İyiki doğdun ve iyiki varsın. Seni ve sizi &ccedil;ok seven abiniz &Ouml;mer...</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Damlayan g&ouml;zyaşı kağıdı ıslatmıştı. &Uuml;z&uuml;nt&uuml;den değil mutluluktan ağlıyordu. Yazılanlar onu &ccedil;ok duygulandırmıştı. M&uuml;cadelesini herkes g&ouml;rd&uuml; ve sonunda başardı. İstediği noktadaydı. Bir kişi hari&ccedil;. Onu da i&ccedil;inde yaşatıyordu. Kağıdı katlayıp kutusuna geri koydu. Salona ilerledi ve telefonu eline aldı. Abisini arayıp onu sevdiğini s&ouml;yleyecekti. &Ccedil;aldı, &ccedil;aldı ve sonunda a&ccedil;ıldı.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-M&uuml;sait miydin?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Size her zaman m&uuml;saitim abiciğim. İyisiniz değil mi?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Evet, evet &ccedil;ok iyiyiz. Doğum g&uuml;n&uuml;m&uuml; kutladık beraber. Hediyeler almışlar bana. Ve senin hediyeni de aldım. Notu da.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-İyi, g&uuml;n&uuml;nde aldığına sevindim. Nasıl peki beğendin mi?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-&Ccedil;ok beğendim ve birazdan ilk anımı yazmaya başlayacağım. Abi, seni &ccedil;ok seviyorum. Yanımda olduğun i&ccedil;in, bana abilik yaptığın i&ccedil;in de &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim. İyiki varsın.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Sen benim kardeşimsin bu b&ouml;yle kalacak hep. Bende seni seviyorum. Buradaki işlerimi bitirir bitirmez geleceğim yanınıza. Şimdi kapatmam gerek. &Ccedil;ocukları &ouml;p yerime ve &ccedil;ok dikkat edin kendinize. Allah'a emanet olun canımın i&ccedil;leri.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Kendine &ccedil;ok dikkat et. Allah'a emanet ol. G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Arkadan gelen sesler ile yanlış zamanda aradığını fark etti Eslem. Bilemezdi tabii, ne yaptığını. S&ouml;ylemek istediklerini s&ouml;ylediği i&ccedil;in i&ccedil;i rahattı. Masaya kalemini ve yeni defterini koydu. İ&ccedil;inde biriktirdiklerini yazmaya başladı..</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2549</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2549</guid>
<description><![CDATA[ 11 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62840ef32ad3c.jpg" length="26399" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 May 2022 00:11:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>On bir</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&Ouml;l&uuml;m, ka&ccedil;ınılmaz bir sondur. Bazen bir tercih bazen ise zamanı gelmiştir. Onun ki tercih oldu. Ardında bıraktığı kişileri d&uuml;ş&uuml;nmedi onu d&uuml;ş&uuml;nmedikleri gibi. Bunca zamandır onunla verdiği m&uuml;cadele de onu yine yalnız bıraktı. Korkularının esiri oldu. Ayaklarının altında kırık bir tabure, boynunda nefesini kesen d&uuml;ğ&uuml;ml&uuml; bir halat, elinde sıkıca tuttuğu kağıt par&ccedil;ası. B&ouml;yle veda etmişti her şeye. Hayatsız bir hayatı vardı. Onu isteyen tek bir kişi dahi yoktu. Eslem bile yeni hayatına dahil etmemişti onu. Sevgisizliği o da dibine kadar hissetmişti.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span>&mdash;&mdash;&mdash;</span></p>
<p><span>Donuk bakışlar, buz gibi eller, kırmızı burun ve g&ouml;z hizasında mezar taşı. Ona dair aklında kalan tek anı, kapının arkasına saklanmış dayak yiyen kardeşini izlemesiydi. Nasıl tepki verilebilirdi b&ouml;yle bir şeye? Kızmalı mı, kırılmalı mı, bencillik yapıp isyan mı etmeliydi? Bilemedi.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Toprağa dokundu, kuruydu. Yanında getirdiği su şişesinin kapağını a&ccedil;tı ve toprağı suladı. &Ouml;mer, elindeki zarfı Eslem'e verip geri &ccedil;ekildi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span>Elinde kalan tek eşya, ablasının ona bıraktığı mektuptu. Kendisini asmadan &ouml;nce Eslem'i arayıp onu son kez g&ouml;rmek istemişti. Eslem, eve gittiğinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; şey başı aşağı d&uuml;şm&uuml;ş ablasıydı. Ge&ccedil; kalmıştı. Bir kez daha. Avucunda sıkıca tuttuğu kağıdı a&ccedil;ıp donuk bakışları ile okumaya başladı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>'Eslem! Uğur'um,</span></p>
<p><span>&Ouml;z&uuml;r dilerim. Her şey i&ccedil;in. Belki bu yaptığıma kızacaksın ama başka &ccedil;arem yoktu. Dayanacak g&uuml;c&uuml; bulamıyorum artık. Bittim ben. T&uuml;kendim. G&uuml;&ccedil;l&uuml; değilim senin gibi. Aldığım her darbe ile daha da g&ouml;m&uuml;ld&uuml;m. En &ccedil;ok kendime kızgınım. Seni koruyamadığım i&ccedil;in. Ablalık yapamadığım i&ccedil;in. Benden nefret etme olur mu? Bende &ccedil;ocuktum ve ne yapmam gerekiyor bilmiyordum ki. Aklım ermiyordu hi&ccedil;bir şeye. Annem sana korkun&ccedil; şeyler yaşatırken bana bunun oyun olduğunu s&ouml;ylemişti. İnanmamıştım. Canının acıdığını g&ouml;rebiliyordum. O ise sana ulaşmamı her defasında engelliyordu. &Ouml;z&uuml;r dilerim. Senin kardeşliğini hak etmediğim gibi yaşamayı da hak etmiyorum. Hep mutlu ol herkesten daha &ccedil;ok hak ediyorsun. Seni &ccedil;ok seviyorum, Uğur'um. Hoş&ccedil;akal..'</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Uğur'um diye tekrarladı i&ccedil;inden. Tek kelime ve insanın hayatını mahvedecek g&uuml;ce sahip. Ablası, kullandığı kelime ile kardeşine umut olmuştu. Mezarın başına ge&ccedil;ti, yazılan yazılarda gezdirdi elini.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Huzurlu uyu, abla.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Arkasını d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde hı&ccedil;kırarak ağlayan babasını g&ouml;rd&uuml;. Yanına yaklaşarak kısık ses tonu ile konuştu.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Bu sizin eseriniz. Sen ve o kadının. Beni yanına aldın ama onu kurtaramadın. Ağlayarakta geri getiremezsin. Seninle yaşıyor olmam seni affettiğim anlamına gelmez. Aşamadığım &ccedil;ok şey var hala. Sil yaşını eve gidelim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&Ouml;mer abisinin kolunun altına girerek &ccedil;ıkışa ilerlediler. Babası &ouml;n koltuğa, Eslem ise arka koltuğa ge&ccedil;mişti. Kendi ile &ccedil;elişki i&ccedil;erisindeydi. Ailesi y&uuml;z&uuml;nden o da inanmıştı uğursuz olduğuna. Kimseye iyi gelmediğini yıllar &ouml;nce idrak etmişti. Yutkunmayı zorlaştıran bir durum. &Ccedil;ok kez duymuştu 'Uğursuz'sun' kelimesini. Ablası iyi anlamda s&ouml;yleyince doğruluğunu tartıyordu kendi &ccedil;apında.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Değiştirmesen olur mu? Seviyorum bu şarkıyı.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&Ouml;mer, Eslem'in sorusuna cevap olarak elini radyodan &ccedil;ekti. Eslem, şarkıyı onu anlattığı i&ccedil;in seviyordu. S&ouml;zlerinde derin anlamlar vardı.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>G&uuml;ld&uuml;m ağladım ve sevdim</span></p>
<p><span>Terk ettim ve terk edildim</span></p>
<p><span>Hi&ccedil; bakmadan arkama geldim yolun sonuna</span></p>
<p><span>G&ouml;zlerimi a&ccedil;amadım sonsuza dek k&ouml;r kaldım</span></p>
<p><span>Kalktım, d&uuml;şt&uuml;m hep yenildim</span></p>
<p><span>Umutlarımı kaybettim</span></p>
<p><span>Koydum y&uuml;kseğe &ccedil;ıta, sessiz &ccedil;ığlıklar attım</span></p>
<p><span>Kanla, terle, g&ouml;z yaşıyla denedim aşamadım</span></p>
<p><span>Madem kırıldı kalem</span></p>
<p><span>Vazge&ccedil;tim her şeyden</span></p>
<p><span>Bir ben vardı bende</span></p>
<p><span>Sırra bastı kadem</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;</span></p>
<p><span>Evin &ouml;n&uuml;ne geldiklerinde arabadan ilk inen babası oldu. Eslem tam kapıyı a&ccedil;acak iken &Ouml;mer durdurdu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Eslem, seninle konuşmak istiyorum.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Bir şey mi oldu?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Oldu gibi. Manisa'ya d&ouml;nmem gerekiyor. Amcamın şirkette bana ihtiyacı var. Oğlu batırdı işleri ben toparlayacağım.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Ne kadar s&uuml;recek peki?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Bilmiyorum, en fazla bir ay.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Y&uuml;z&uuml; d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. &Ouml;nce ablasını kaybetti şimdi de abisi yalnız bırakıyordu. İ&ccedil;inde k&ouml;t&uuml; bir his oluşmuştu Eslem'in. Bir şey olacak gibi geliyordu ona. Birden b&ouml;yle hissetmesi hayra alamet değildi.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-İyi olacak mısın orada?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Hi&ccedil; merak etme, &ccedil;ok iyi olacağım.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kafa sallayarak indi arabadan peşinden de abisi. Bırakmak istemezcesine sardı k&uuml;&ccedil;&uuml;k kolları ile abisinin g&ouml;vdesini. İstemiyordu gitmesini belli de ediyordu. Birine daha bir şey olmasını istemiyordu haklı olarak.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-İyi olduğundan emin olmak i&ccedil;in arada yoklayacağım seni.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Sende rapor vereceksin ona g&ouml;re. G&uuml;&ccedil;l&uuml; olacaksın, &ouml;zellikle k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşlerin i&ccedil;in. G&uuml;c&uuml;nden destek alıyorlar. Bırakma kendini.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Biliyorum, g&ouml;zlerinde g&ouml;r&uuml;yorum. Teşekk&uuml;r ederim her şey i&ccedil;in.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Siz iyi olun gerekirse canımı veririm. Ben yokken canınızı sıkan bir durum olursa ara hemen gelirim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-İlla ki olur. Biri bitse biri başlıyor. Acil bir şey olmazsa aramam ama.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Tamamdır anlaştık. Ben gideyim, toparlanayım akşam kuzenimle &ccedil;ıkacağız haber veririm.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Peki, &ccedil;ok dikkat et kendine olur mu? &Uuml;ş&uuml;tme, hasta olma, kalın giyin.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Aklın kalmasın aradığında sesim hep iyi &ccedil;ıkacak. Hadi &ccedil;ık yukarı &ccedil;ocuklar &ouml;zlemişlerdir ablalarını.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Dedi ve el salladı. &Ouml;mer, işini halletmek i&ccedil;in hemen arabaya bindi ve yola koyuldu. Eslem ise k&ouml;t&uuml; bir şey olmaması i&ccedil;in dua ediyordu..</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2548</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2548</guid>
<description><![CDATA[ 10 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62840ef32ad3c.jpg" length="26399" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 May 2022 00:09:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Sessizliğin i&ccedil;indeyim,</span></p>
<p><span>&Ccedil;ok karanlık bir yerdeyim.</span></p>
<p><span>Uzat bana ellerini,</span></p>
<p><span>Korkuyorum, derindeyim.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Acı &ccedil;ekmek nedir? K&uuml;&ccedil;&uuml;kken bisikletten d&uuml;ş&uuml;p dizini incitmek mi? Top oynarken d&uuml;şmek mi? Bunların hi&ccedil;biri ger&ccedil;ek acıyı tarif bile edemez. Ger&ccedil;ek acı, anneni kaybetmektir. Sevgisizliği dibine kadar hissetmektir ve her karşına &ccedil;ıkan kişi de sevgiyi, değeri aramaktır. Bir insan annesini kaybettiğinde, kendi d&uuml;nyasını da kaybetmiştir.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Eslem, annesi ile bir tane bile g&uuml;zel anı yakalayamamıştı. Annesi ile saklamba&ccedil; oynardı k&uuml;&ccedil;&uuml;kken. Anne, korkun&ccedil; bir ebe kızı ise masum bir oyuncuydu. Her sobelendiğinde sonu k&ouml;t&uuml; biterdi. Oysa ki, sobelenmemek i&ccedil;in &ccedil;ok dua ederdi. Neden kabul olmadığını da bir t&uuml;rl&uuml; anlayamazdı. Bir yerde hata yaptığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml; hep. Annesi ile yakalayamadığı g&uuml;zel anları babası ile yakalamak istiyordu artık. Ailenin ne demek olduğunu bilmek, hatırlamak istiyordu. Dışarıdan bakıldığında olgun bir kız gibi dursa da, i&ccedil;inde bir &ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;t&uuml;yordu. Yeniden kaybedemezdi..</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>1 Ay Sonra</span></p>
<p><span>Babasına isteğini s&ouml;ylemesinin &uuml;zerinden tam bir ay ge&ccedil;mişti. Yeniden başlamak i&ccedil;in tek şansları vardı. Ge&ccedil; kalınan her şeye yetişmek i&ccedil;in tek şans. Babası, bunu şimdilik g&uuml;zel değerlendiriyordu. Kızını ve iki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğu kira da kaldığı evine getirmişti. Evde yeni d&uuml;zeni az da olsa oturtabilmişlerdi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar &ccedil;ok sevin&ccedil;lilerdi. Birilerinin onlara sahip &ccedil;ıkması mutlu ediyordu.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Eslem'in i&ccedil;inde korku vardı. Sanki her an yeni yakaladıkları mutlulukları bozulacak gibi geliyordu ona. Belli etmemeye &ccedil;alışıyordu. Bir yandan ise aklı &Ouml;mer abisindeydi. Annesini kaybetmişti o da ve cenaze işlemleri i&ccedil;in memleketi olan Manisa'ya gitmişti. Onun bu hayata tutunmasının tek sebebi annesiydi. (Kalp krizi nedeni ile kaybetmişti.) Kimsesiz değildi &Ouml;mer. &Uuml;&ccedil; tanr g&uuml;zel kardeşi vardı. Hayatının geri kalanını onlara adayacaktı. Mezar başında annesine verdiği s&ouml;z buydu.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;</span></p>
<p><span>-Kızım ben &ccedil;ıkıyorum. Allah'a emanet olun. Bir şey olursa ara ev telefonundan tamam mı?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Tamam, dikkatli ol.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Babasını işe yolcu ettikten sonra &ccedil;ocuklara bakmak i&ccedil;in odanın kapısını araladı. İkisininde keyfi yerindeydi. Ellerinde &ccedil;ikolata, &ccedil;izgi film seyrediyorlardı. Onların bu g&uuml;zel haline i&ccedil; &ccedil;ekip salona ge&ccedil;ti. &Ouml;mer abisinin numarasını tuşlayıp aradı. Bir &ccedil;aldı, iki &ccedil;aldı, &uuml;&ccedil; &ccedil;aldı fakat a&ccedil;madı. Israrcı davranmak istemediği i&ccedil;in kapattı telefonu. Nasıl olsa geri d&ouml;n&uuml;ş yapardı. Koltuğa oturmasına ramak kala kapı &ccedil;aldı. Delikten baktığında annesinin olduğunu g&ouml;rd&uuml;. A&ccedil;mak ve a&ccedil;mamak arasında kararsızdı. A&ccedil;maktan başka şansı yoktu farkındaydı. Evde yokuz numarasını yapamazdı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Kapının arkasında beklediğini biliyorum.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Diğer tarafta sen olunca insan korkuyor. Teredd&uuml;tte kaldım.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Bu sefer korkutmaya gelmedim emin ol.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Değilim.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Korkundan i&ccedil;eriye almayacaksın herhalde.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Senden korkmuyorum.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Dedi ve kapıyı a&ccedil;tı. Ge&ccedil;mesi i&ccedil;in kenara kaydı. Kadın, karşısında cesaretli birini g&ouml;rmeyi beklemiyordu. Kızın soğukkanlılığını hissetmişti. Bakışlarından anlaşılıyordu. Salona ge&ccedil;erken şaşkınlığını gizleyemedi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Kısa s&uuml;rede iyi yerleşim. Baban nerede?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Ne istiyorsun?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>İki g&ouml;z de birbirine nefret ile bakıyordu. &Ccedil;ekilen acılar farklı, istekler aynıydı aslında. İki tarafta aile olmak istiyordu. Biri korkusuna diğeri ise aşkına yenilmişti. Kendilerini kontrol edebilselerdi, kendilerine g&uuml;venebilselerdi farklı olabilirdi her şey. Bir yuvanın yıkımı bu kadar kolay olamazdı hem.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Asıl sen neyin peşindesin? Bir sonraki planın ne?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Bir sonraki? İlk planım neymiş?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-İlki, sevdiğim adamı elimden almaktı. Tebrikler, başarılı oldun.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Sen ger&ccedil;ek bir ruh hastasısın. Ben senin karnındaydım be, nasıl bunu planlayabilirdim? Beni aldırmayıp doğuran sensin. Asıl sana tebrikler hayatımı mahvettin.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Bizi bu hale getiren sensin. Sen olmasaydın ailem dağılmayacaktı. Biz savrulmayacaktık b&ouml;yle.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Aldırsaydın &ouml;ğrendiğin an. Ne dememi bekliyorsun? V&uuml;cudum da tek sağlam yer bırakmadın. Merdivenden yuvarlandım, &ccedil;ıplak halimle soğuk havada iki g&uuml;n kapının &ouml;n&uuml;nde bıraktın, sopayla d&ouml;vd&uuml;n. Sen, doğar doğmaz bana hayatın acımasız olduğunu g&ouml;sterdin. Sen daha da acımasızsın.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>İki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğun odadan &ccedil;ıkıp yanlarına gelmesi ile susmuştu. Onların yanında konuşamazdı.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Siz niye &ccedil;ıktınız? Hadi gelin başka bir &ccedil;izgi film a&ccedil;ayım size.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Biz korktuk. Bağırıyordun sen.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Korkmayın, sadece konuşuyorduk. Bağırma yok.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&Ccedil;ocukların elinden tutup k&uuml;&ccedil;&uuml;k odalarına geri g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Geri d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde ise daha sakin bir tonda konuşuyordu.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Daha fazla sorun &ccedil;ıkarmadan git artık.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-İstediğini alamayacaksın. Kocamı yeniden almana izin vermem.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Tek isteğim sıcak bir yuva. Beni seven, &ouml;nemseyen bir ailem olsun istiyorum. Neden bir kez de benim a&ccedil;ımdan bakmıyorsun?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Yuvaymış, hadi oradan. Ne zaman keseceksin bu masum kız ayaklarını. Seni d&ouml;vd&uuml;ğ&uuml;mde bile bir başkasına gider hemen ağlardın. Hala &ouml;ylesin.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Canımı acıttığın bir kez olsun aklına gelmedi mi? Sen bir &ccedil;ocuğa, kendi &ccedil;ocuğuna neler yaşattın hala idrak edemiyor musun? Nasıl bir zihniyete sahipsin, nasıl bir insansın sen ya?!</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Eslem, &ccedil;ocukları korkutmamak i&ccedil;in sakin kalmaya &ccedil;alışıyordu. Bu kadın biraz daha burada kalırsa elinden bir kaza &ccedil;ıkacaktı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Defol git, defol. Asıl ben senin hayatımı mahvetmene izin vermeyeceğim. Sen aslında zayıf bir kadınsın. Ger&ccedil;ekleri hazmedemeyip, &ouml;fkesini masum birinden &ccedil;ıkaracak kadar zavallısın. &Ouml;nceden olsa evet, korkardım. Şimdi, sana sadece acıyorum. Benden aldığın ne varsa hepsinin en g&uuml;zelini yazacağım. Senin yaşayamadığın ne varsa ben yaşayacağım.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Ağır ve uzun konuşmanın ardından kadının g&ouml;z&uuml;ne korkusuzca bakıyordu. Başı dik, eli kapıyı g&ouml;steriyordu. Kadının cevap vermesine izin vermeden kolundan tutup dışarı attı. Kapının kapanması ile yere &ccedil;&ouml;kmesi bir oldu. Bacakları titriyordu. Kollarını kavuşturdu, başını dizine yaslayıp saymaya başladı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Bir, iki, &uuml;&ccedil;, d&ouml;rt, beş, ge&ccedil;ecek. Ge&ccedil;ireceğim. Sakin ol, sakin. Az kaldı ge&ccedil;ecek.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kapı sesi duyduğu halde başını kaldırmadı. Bir ileri bir geri sallanıyordu. &Ccedil;ocuklardan biri elinde bir bardak su ile ablasının yanına geldi. Suyu yere indirdi ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k elleriyle elini tuttu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>-Sana su getirdim. Gelirken birazcık d&ouml;kt&uuml;m ama bak dolu hala. Hadi i&ccedil; abla, korkuyorum.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Başını kaldırıp kardeşine baktı. Yalancı bir tebess&uuml;m ile yerdeki suyu alıp i&ccedil;ti. İşte, kardeşlik b&ouml;yle bir şey. İki, &uuml;&ccedil; ay &ouml;ncesine kadar birbirlerine yabancılardı. İşler değişti tabii. Babası, &Ouml;mer abisi ve iki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşi ile aile olmuşlardı. Eslem i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemliydi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Hayat istediği kadar adil olmasın. Her şey elinizden alınabilir. Kazanmaya yakınken birden yenilgiye uğrayabilirsiniz hatta. Unutmayın, bir kapı kapanır ve bir kapı a&ccedil;ılır..</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayrılık Düğümleri&#45;2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ayrilik-dugumleri-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ayrilik-dugumleri-2</guid>
<description><![CDATA[ Muhacirliğin esiri, gurbet yolcusu, vuslat şerbeti ve aşk...  ]]></description>
<enclosure url="https://www.eskiturkiye.net/thumb/eski-trabzon-1936.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 May 2022 22:46:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nghncsknr</dc:creator>
<media:keywords>ayrılık, aşk, acı, ihtilal, muhacirlik, gurbet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Ayağını taşların arasındaki boşluğa koyup iki hamlede duvara, kocasının yanına oturdu ve onun gibi semayı seyre daldı. Yıldızlar, lacivert g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne dağılmış zamansızlığın i&ccedil;inde her şeyden bihaber duruyorlardı. O kadar yakın g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlardı ki sanki uzansa tutabilecekti. Uzanmadı, tutabilse bile bu saatten sonra faydası yoktu.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&ldquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel,&rdquo; dedi belli belirsiz ve devam ettiler suskunluğa. Konuşmak, kelimeleri birleştirmek anlamsızdı. Bu saatten sonra s&ouml;ylenecek s&ouml;zlerin gelecekteki h&uuml;km&uuml; belirsiz hatta yerine g&ouml;re ge&ccedil;ersizdi ancak bakışlarından kopup gelen kelamlara dur demek imk&acirc;nsızdı. Onca yıllık suskunluk, dağılıp yerini mora, kızıla ve griye bırakan lacivertin peşinden gitmeyen yıldızların huzurunda g&ouml;zden g&ouml;ze, ruhtan ruha, y&uuml;rekten y&uuml;reğe ulaşan bir uğurlamaya d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">Babam, kardeşim, sen&hellip; &Ouml;nce Allah&rsquo;a sonra birbirinize emanetsiniz. Bilmem bu iş nereye &ccedil;ıkar, kimi kimden ayırır uzaklara koyar. Bilmem d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n var mıdır, d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde burada mıyım? Belki yaşarım, belki &ouml;l&uuml;y&uuml;md&uuml;r &ccedil;oktan. Aklım, y&uuml;reğim sizde; o uzun yolda olacaktır. Sanma ki burada rahat olacağız, sizi merak ederken nasıl rahat olabilirim? Ah gelebilsem, şu kahrolası bacağım sağlam olsaydı da yolu birlikte y&uuml;r&uuml;yebilseydik. Bilsem size engel olmayacağım anamı sırtıma alıp &ccedil;ileyi sizinle g&ouml;ğ&uuml;slerim. Bu saatten sonra ne ben yolcu olabilirim ne de sen kalabilirsin. İkimiz yaşayamadıklarımızla &lsquo;ah&rsquo; eder, pişmanlıkla uğraşırız. Senden istediğim tek bir şey var: Beni affet.</em></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Cevap verememişti Seher, bakışmaları yarım Kadir&rsquo;in sahibine teslim edeceği y&uuml;z&uuml;k cebinin k&ouml;şesinde kalmıştı. Daha sabah ezanı bile okunmamıştı, &ouml;nce Kadir indi duvardan cepkenini d&uuml;zeltip elini uzattı ve Seher&rsquo;in inmesine yardımcı oldu. &Ccedil;almaya devam eden kapıyı a&ccedil;tıklarında karşı evde d&ouml;rt yaşındaki kızıyla birlikte yaşayan Dikran&rsquo;ı g&ouml;rmek karı kocayı ve kapı sesine uyanan ahaliyi şaşırtmıştı. Kırklı yaşlarındaki zayıf, tıknaz adam kızının k&uuml;&ccedil;&uuml;k elini bırakmadan bah&ccedil;eye girdi hızlıca. G&ouml;zleri yaşlı, hali perişan. Eşini kaybedeli bir sene bile olmamıştı, y&uuml;reğindeki acı yetmezmiş gibi Ermeni vatandaşa da muhacirlik emri verilmişti. T&uuml;rkler nasıl batıya giden kervandaysa Ermeniler doğuya giden kervandaydılar. Yolculuk kesindi peki ya son?</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&ldquo;Size emanet,&rdquo; dedi Dikran ve kızının elini bırakıp uyku ile uyanıklık arasında kalmış olanları izleyen komşularına doğru itti. &ldquo;Ben sizi tanıyorum, iyi insanlarsınız eşim &ouml;ld&uuml;kten sonra bize &ccedil;ok yardımcı oldunuz. Ben yaşlıyım, zayıfım yoldan sağ &ccedil;ıkamam onu yalnız bırakamam siz ona aile olun.&rdquo; Elinin tersiyle &ccedil;&ouml;km&uuml;ş kırışık y&uuml;z&uuml;ne bulaşmış yaşlarını sildi. &ldquo;Onun ailesi olun yalvarırım.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Kapısına geleni daha &ouml;nce hi&ccedil; geri &ccedil;evirmemiş olan Hacı Baba uykulu g&ouml;zlerle olanları anlamaya &ccedil;alışan ama anlayamayan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın elini tuttu, gelinin eline tutuşturdu elini. &ldquo;Sen merak etme, aklın arkada kalmasın &ouml;nce Allah&rsquo;a sonra bize emanet.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">D&uuml;lgerdi Dikran, b&uuml;y&uuml;k dedelerinin g&ouml;&ccedil; etmesiyle Trabzon&rsquo;a yerleşmiş baba mesleğini s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. Tahtadan oyuncak, ev eşyaları, bilyaliler yapardı. Etiyle s&uuml;t&uuml;yle kimseye karışmaz kendi halinde ailesiyle yaşardı. Altı ay &ouml;nce vefat etmişti eşi Leniya, onun &ouml;l&uuml;m&uuml;yle daha &ccedil;ok &ccedil;&ouml;km&uuml;ş aylarca g&uuml;lmemişti y&uuml;z&uuml;. Kızı Nazenig ise beş yaşında annesiz kalmıştı ve bu durum Seher&rsquo;e kendini hatırlatıyordu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın a&ccedil;ık kahverengi sa&ccedil;larını sevdi şefkatle, kendine &ccedil;ekti sıkı sıkı sardı minik bedenini. Değil Ruslar, d&uuml;nyanın en g&uuml;&ccedil;l&uuml; insanı gelse ayıramazdı Nazenig&rsquo;i ondan.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&ldquo;Dikran efendi merak etme, kızın bana emanet.&rdquo;<span>&nbsp;</span><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">O benim hem kızım, hem kardeşim, hem kaderdaşım.</em></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Dikran arkasına bir kez olsun bakmadan evden &ccedil;ıkıp kendi kervanına giderken Nazenig her şeyden habersiz el sallıyordu babasına. Elinde tahtadan oyma bir at, kısa hayatının en uzun yolculuğuna &ccedil;ıkacağından habersiz yeni ailesinin sinesinde&hellip;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Ezan okunduğunda abdestler alındı, namazlar kılındı avu&ccedil;lar semaya a&ccedil;ıldı herkesin y&uuml;reğinden aynı dua zikredildi. Seher Nazenig&rsquo;i sıkı sıkı giydirip sa&ccedil;larını &ouml;rerken sıkı sıkı tembihliyordu. &ldquo;Senin adın Nazenin, tamam mı? Kim sorarsa benim kardeşimsin, tamam mı?&rdquo; Her s&ouml;ylediğini başını sallayarak onaylayan Nazenin hi&ccedil; soru sormuyor sessizce b&uuml;t&uuml;n geleceğini kabulleniyordu. Her şey hazırlandığında Kadir&rsquo;in hazırlattığı at arabası kapıya gelmiş, eşyalarla dolduruluyordu.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&ldquo;Mutfakta sizi epey idare edecek yemek var uzun s&uuml;re pişirmezsiniz sadece ısıtırsınız. Sobayı sabahtan yak, akşam odunla harlarsın.&rdquo; D&ouml;n&uuml;p arkada kalan koca eve baktı. Bu eve ilk girdiği g&uuml;n bu şekilde &ccedil;ıkacağını s&ouml;yleselerdi asla inanmazdı. Her şeye inanır ama buna inanmazdı. S&ouml;ylenecek, tembihleyecek bir s&uuml;r&uuml; şey vardı ama hangisini s&ouml;yleyeceğini bilmiyordu. Anlatmaya başlasa susamayacak, arabaya binip yola &ccedil;ıkamayacaktı. &ldquo;Dikkatli olun,&rdquo; dedi g&ouml;zleri hala evin pencerelerinde dolanırken. &ldquo;Allah&rsquo;a emanetsiniz.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Annesinin elini &ouml;pt&uuml;, sıkı sıkı sarıldılar. Teyzeden &ccedil;ok anne olmuştu Seher&rsquo;e Asiye Hanım. Ona yuva olmuş, sığınacak bir &ccedil;atı vermişti. D&ouml;n&uuml;p bulamamaktan korktu, annesini ikinci kez kaybetmek istemiyordu. &ldquo;Yolun a&ccedil;ık olsun kızım, sağlıcakla git sağlıcakla d&ouml;n birbirinize g&ouml;z kulak olun. &Uuml;zerimizde &ccedil;ok emeğin var, Allah senden razı olsun hakkını helal et.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&ldquo;Ben helal ettim annem, asıl sen helal et bir yanlışım olduysa affet.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&ldquo;Helal olsun g&uuml;zel kızım, helal olsun!&rdquo;&nbsp;<span>&nbsp;</span>Son kez sarıldılar. Herkes vedalaşmış arabaya doluşmuşlardı. Son kez, g&ouml;zlerine son kez bakmak i&ccedil;in Kadir&rsquo;e d&ouml;nd&uuml; gen&ccedil; kız. D&ouml;nd&uuml;, bende kalayım, demek istedi kendini tuttu. Kadir&rsquo;in g&ouml;zlerinde daha &ouml;nce g&ouml;rmediği bir duygu dolanıyor, yerinde duramıyordu.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&ldquo;Seher,&rdquo; S&rsquo;yi yorgun h&rsquo;ye bağladı belirsiz bir r&rsquo;ye kattı.&nbsp;<span>&nbsp;</span>&ldquo;Bu sana ait.&rdquo; İki g&uuml;n &ouml;nce kendi elleriyle tasarlayıp bi&ccedil;imlendirdiği y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; sıkıştığı k&ouml;şeden &ccedil;ıkartıp, Seher&rsquo;in eline uzandı ve avcunun ortasına bıraktı. G&uuml;m&uuml;ş halkanın ortasına kondurulmuş parlak mavi taşa baktı Seher.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">Affettim. Ben sana hi&ccedil; darılmadım ki! Senin bir su&ccedil;un yoktu, kimsenin su&ccedil;u yoktu herkes kendince doğruyu yaptı. Şimdi gidiyorum, varsın kavuşmamız mahşere kalsın ben seni orada da beklerim.</em></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Arabaya bindi, Leyla&rsquo;nın yanına oturdu. Kare &ccedil;arşafının eteklerini d&uuml;zeltirken camdan son baktı. Ana oğul yan yana durmuş gidişlerini seyrediyordu. Boğazı d&uuml;ğ&uuml;m d&uuml;ğ&uuml;m oldu, tek damla yaş d&uuml;şmedi g&ouml;zlerinden. &Ouml;n&uuml;ne d&ouml;nd&uuml;, yanında oturan h&uuml;z&uuml;n i&ccedil;indeki Leyla&rsquo;ya baktı. Kucağında annesinin &ccedil;eyiz olarak işlettiği mavi boh&ccedil;ası vardı. Ağabeyinin aldığı g&uuml;m&uuml;ş ayna, sayfaları dolmayı bekleyen bir defter ve birka&ccedil; par&ccedil;a kıyafet. B&uuml;t&uuml;n eşyası bu, ziyneti g&ouml;zyaşları.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">*</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"><span data-original-tag="O:P">&nbsp;</span></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Vapurun d&uuml;d&uuml;ğ&uuml; limana yaklaştıklarını haber verircesine &ccedil;aldığında uzaktan g&ouml;r&uuml;nen şehri Trabzon&rsquo;u izliyordu g&ouml;zler. Yol kurbanlarının y&uuml;reğinde kıpırtı, heyecan, bıraktığını bulamama korkusu h&uuml;k&uuml;m s&uuml;r&uuml;yor. Yolda verdikleri kayıpların acısı y&uuml;reklerinde, yaklaştık&ccedil;a uzaklaşıyorlar sanki limandan. Oysa Samsun&rsquo;dan vapura binene kadar her şey olup bitmişti bile. Hacı Baba yolun ağırlığına dayanamamış, son nefesini kızlarının kucağında vermişti. Muhacirlerden birka&ccedil; adamın yardımıyla uygun bir yere defnedilmişti ama başında bekleyemeden yola devam edilmesi gerekiyordu, &uuml;&ccedil; İhlas bir Fatiha okuyup sıra Yasin&rsquo;e gelemeden zorlu yolun &ccedil;oğunu aşmış koca y&uuml;rekli adamı, babalarını yapayalnız bırakmak zorunda kalmışlardı. &Ccedil;ok az kalmıştı, vapura bindikten sonra İstanbul&rsquo;a ge&ccedil;ecek uzak akraba Hatice Hanım ve eşi S&uuml;leyman&rsquo;ın evinde kalacaklar her şey d&uuml;zeldiğinde geri d&ouml;neceklerdi. Hacı Baba&rsquo;nın vefatının ardında yola bir başlarına devam etmek zorunda kalmışlardı. Eşyaları her duruşta azalıyor, olabildiğince paraya d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yordu. Saldırıya uğramış bir k&ouml;y&uuml;n i&ccedil;inden ge&ccedil;erken, ceset yığınlarının arkasında eşkıyalardan saklanırken, Harşit &ccedil;ayının sularına kapılmadan sağ salim karşıya ge&ccedil;meyi başarırken, bırakılmış evlerde gecelik konaklarken hissetmemeye &ccedil;alıştıkları yorgunluk vapura bindikleri anda kendini hissettirmişti. Başını omzuna yaslayan Leyla, dizlerine uzanan Nazenin&hellip; Seher i&ccedil;in dinlenmek diye bir kelime yoktu. G&ouml;z&uuml; her zaman ona emanet edilen canların &uuml;zerindeydi. Dilinde onları sağ salim ulaştırmanın duası vardı ve İstanbul&rsquo;un masalları s&uuml;sleyen manzarasını g&ouml;rene kadar devam ediyordu.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Şimdi geri d&ouml;n&uuml;yordu. Her şey bitmişti, d&ouml;n&uuml;yor olmasına rağmen inanamıyordu. Vapur durduğunda kıyıya varmalarını sağlayacak olan kayığa insanların yardımıyla indiler. Limana vardıklarında Leyla ile yan yana durdular, karşılarında duran yabancı şehre bakakaldılar. Trabzon neredeydi? Ne yapmışlardı bu şehre? Ne hale getirmiş, nasıl yakıp yıkabilmişlerdi? Şehir b&ouml;yleyse i&ccedil;indekiler ne haldeydi Allah&rsquo;ım? Buldukları ilk arabaya ellerindeki son parayı verdiler, t&uuml;m yolu k&uuml;&ccedil;&uuml;k camlardan k&uuml;l olmuş şehri izleyerek ge&ccedil;tiler. Yıkılan ve yenisi yapılan binalar, k&ouml;şe başlarında dağ oluşturmuş Rus askerlerin eşyaları, değişmiş mahalle adları, kapanmış, yakılmış T&uuml;rk d&uuml;kk&acirc;nları&hellip; Her adımda dehşete d&uuml;ş&uuml;yorlardı. Ortahisar&rsquo;a geldiklerinde arabacıyı durdurdu Seher. Aşağı inip G&uuml;lbahar Hatun&rsquo;un t&uuml;rbesine yaklaştı, sağ ayakla i&ccedil;eri girdi. Bulduğu hal karşısında ne yapacağını bilemedi. Elleri &ouml;rt&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinde titreyerek dolaşırken başını g&uuml;&ccedil; dilercesine taşa yasladı.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"><em data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;mso-bidi-font-style: normal;&quot;}">Bana t&uuml;m bunlara karşı dayanma g&uuml;c&uuml; ver. Ey Allah&rsquo;ım, bana g&uuml;&ccedil; ver. Sabır ver, dayanmama direnmeme yardım eyle. Bu şehrin kalıntılarının altında kalmama fırsat verme. Bu zamana kadar dayandım ne olur bundan sonra da dayanmama izin ver. Sen Hak&rsquo;sın, karşında isyancı olmama m&uuml;saade etme.</em></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&Uuml;&ccedil; İhlas bir Fatiha okudu, G&uuml;lbahar Hatun&rsquo;un ruhuna hediye etti. Arabaya binip yola devam ederken eve varana kadar g&ouml;zlerini bir kez olsun a&ccedil;madı. &Uuml;&ccedil; katlı evin &ouml;n&uuml;nde inip arabacıya parasını verdikten sonra tahta kapıya dokundu usulca. Kapı hafif bir gıcırtıyla a&ccedil;ılırken korkuyla i&ccedil;eri girdiler. Evi bıraktıkları halden eser yoktu. Elma ağa&ccedil;ları kesilmiş, kurumuş dallar yerde k&uuml;me halinde duruyordu. Avludaki masa kırılmış, tabureler sobanın yanında duruyor.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&ldquo;Anne,&rdquo; diye seslendi Leyla. &ldquo;Biz geldik anne! Ağabey!&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Sonunda tahta merdivenlerde Kadir&rsquo;in aksak adımlarının sesi duyulduğunda Seher&rsquo;in hasretle parlayan g&ouml;zlerinden yıllar sonra ilk kez yaş aktı. &Ouml;yle ani bir yaş bombardımanıydı ki bu ne engel olabildi ne silebildi. Boğazına dizilmiş yutkunmaktan bitap d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; hı&ccedil;kırıklar havaya karışmış, dizleri bedenini taşıyamaz olmuştu. Yere d&uuml;şt&uuml;, yumrukları toprak zemine &ccedil;arpıyor &ccedil;ektiği onca acı, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; y&uuml;zlerce ceset, toprağa g&ouml;md&uuml;ğ&uuml; babasının ardından anasız kalmış bebekler gibi ağlıyordu. Memleketini k&uuml;le &ccedil;evirmişler, her şeyi mahvetmişler bu yıkıntılar nasıl toparlanacak? Toparlanacak g&uuml;c&uuml; nereden bulacak? Seher nasıl normale d&ouml;necek?</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Başındaki &ouml;rt&uuml;ye değen eller ile başını kaldırıp yaşlı g&ouml;zlerinin buğusunun ardından karşısında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;ne inanamadığı kocasına baktı. Parmağında ona verdiği y&uuml;z&uuml;k, ş&uuml;k&uuml;r dolu hı&ccedil;kırıklarıyla Kadir&rsquo;in ellerini tuttu. &ldquo;Yaşıyorsun, ş&uuml;k&uuml;rler olsun yaşıyorsun.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&ldquo;D&ouml;nd&uuml;n,&rdquo; dedi Kadir hayal olmadığından emin olmak ister gibi ellerini sımsıkı tutarken. &ldquo;Sağ salim d&ouml;nd&uuml;n.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">*</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Ertesi sabah uzun zaman &uuml;st&uuml;ne ilk kez dingin bir uykunun kollarından sıyrıldı. Abdestini aldı, sabah namazını kıldı, bug&uuml;ne &ccedil;ıkaran Rabbine ş&uuml;kretti, &ouml;lenlerinin ruhuna sureler okudu. Kollarını yukarı sıvayıp bah&ccedil;eye indi. Elma ağacının dallarından ateş yaktı, kırılmış masayı kenara aldı, par&ccedil;alara ayırdı. Ayrılan her par&ccedil;ada yenilendi, yanan her dal par&ccedil;asında g&ouml;rd&uuml;klerini k&uuml;le &ccedil;evirdi r&uuml;zg&acirc;ra bıraktı. Mutfağa gitti b&uuml;y&uuml;k bakır tencereyi kucakladı, &ccedil;eşmenin başına gitti i&ccedil;ini suyla doldurdu. Havaya kaldıracağı anda Kadir tencerenin diğer tarafından tuttu. G&ouml;zleri birka&ccedil; saniye birbirine takılı kaldı, ilk g&uuml;l&uuml;mseyen Kadir oldu.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Eksikleriyle, fazlasıyla yıkılıp kalmışlığıyla&hellip; Elde kalanlarla yeniden birleşip aile olacaklardı. Araya giren zaman ne alıp g&ouml;t&uuml;rd&uuml;yse g&ouml;ğ&uuml;slenecek, kabullenerek geleceğe bakacaklardı sadece. B&ouml;yle olmalıydı, insan yaşamak istiyorsa &ouml;n&uuml;ne bakmalı, gerekirse muhacirliği bile unutmalıydı. Unuturdu tabii ki, insan kelimesinin anlamı boşuna unutan demek değildi. Tarihi unutur, bug&uuml;ne &uuml;z&uuml;l&uuml;r, geleceğe y&uuml;r&uuml;rd&uuml;. Unuturdu insan, &ouml;l&uuml;m&uuml; de unuturdu kayboluşu da&hellip; Seher&rsquo;de unutacaktı elbet, &ouml;n&uuml;ne bakmalıydı. Unutmayacağı tek şey ellerini tutan eller, onunla birlikte ağlayan g&ouml;zler, onunla birlikte tencereyi sobanın &uuml;zerine bırakan hayat arkadaşıydı. İnsan k&ouml;t&uuml; g&uuml;nleri g&uuml;zel g&uuml;nlerle unuturdu, o da &ouml;yle yapacaktı.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KRİSTAL ÇOCUK…</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kristal-cocuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kristal-cocuk</guid>
<description><![CDATA[ Güncel kavramların hayatımızdaki algılama şekline eleştirel bir bakış öyküsü... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62824170944bb.jpg" length="59904" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 May 2022 15:27:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, Durum, Mizahi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Evle okul arası mekik dokuyarak ge&ccedil;en g&uuml;nlerine baktı Hasan. Bir de okuduğu yazıya &hellip;.1995 sonrası doğanlar 'kristal &ccedil;ocuk' mu? "Hasaaan!" diye seslendi annesi:</p>
<p>- &nbsp;Odandaki kirli &ccedil;amaşırları ver, makinayı a&ccedil;ıyorum. Yıkansın.</p>
<p>"<em>İlk bakacağımız yer onların g&ouml;zleridir, iri, etkili, anlamlı ve bilge g&ouml;zlere sahiptirler</em>."</p>
<p>Koştu aynaya. G&ouml;zlerini kocaman a&ccedil;tı. Bir yandan &ccedil;arklı bakış attı kendine. Etkili mi etkili. Sonra sınıftaki Meryem'i d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. G&uuml;zel Meryem'e bakıyormuş gibi baktı aynaya. Herg&uuml;n i&ccedil;ini okumasına dua ederek bakıyordu ona, manalı, manalı. Bilge g&ouml;zler, nasıl olur? Aferim demişti ge&ccedil;en hafta tarih &ouml;ğretmeni. Savaşın nedenlerinden birini bilmişti. Atmıştı da tutmuştu ama, onu &ccedil;abucak g&ouml;md&uuml; i&ccedil;ine. Bilmişti sonu&ccedil;ta. Hem de hi&ccedil; bilmeyerek icadetmişti. Bilgeydi o zaman&hellip;.</p>
<p>- Hasaaaan!...Kime diyorum, odana kokudan girilmiyor, ver şu terli, kokmuş formalarını, &ccedil;oraplarını.</p>
<p><em>"Mutluluk ve sevin&ccedil; verirler, bağışlayıcıdırlar." </em></p>
<p>Odaya dağıldı Hasan, Sandalyenin &uuml;st&uuml;nde altında, yerde i&ccedil;i dışına &ccedil;ıkmış ne kadar giysisi varsa topladı, seyirtti annesinin yanına, b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n sırıtarak:</p>
<p>-Getirdim anneciğim, sen olmasan pislikte boğulurum, iyi ki varsın, iyi ki annemsin.</p>
<p>Annesi g&ouml;zlerini kısarak alttan yukarı baktı:</p>
<p>- Hayırdır, ne istiyorsun, neyin yolunu yapıyorsun yine? Vallahi bende para mara yok. Bırakmadı baban.<em>&nbsp;</em></p>
<p>-Estağfirullah anne, bir şey istemiyorum. Sen mutlu ol diye s&ouml;yledim. Sen bana kızıyorsun ama ben sana hi&ccedil; g&uuml;cenmiyorum.</p>
<p>-Allah Allah&hellip; G&uuml;cenin beyefendi!... Sen bana lafla dil d&ouml;keceğine, odanı topla, temiz tut. Ben &ouml;yle daha mutlu olurum. Hele bir de okuldan "senin oğlun bizim medarı iftiharımız" diye arasınlar; bak sana mutluluktan g&ouml;bek atmıyor muyum! Yetmez, bir de toplarım eşi dostu, s&uuml;nnetten sonra ikinci bir eğlence şerefine&hellip;.</p>
<p>Bağışlayıcı bağışlayıcı hi&ccedil; karşılık vermeden odasına d&ouml;nd&uuml; Hasan. Bilgisayarına g&ouml;m&uuml;ld&uuml; tekrar.</p>
<p><em>"Kristal &Ccedil;ocuklar b&uuml;y&uuml;kleri olan İndigo &Ccedil;ocuklar'la, benzer &ouml;zellikleri paylaşırlar. İndigoların ruhları savaş&ccedil;ıdır, ama&ccedil;ları eski d&uuml;ş&uuml;nceleri yani &ouml;nceki eğitim, y&ouml;netim ve yasal sistemleri yok etmektir."</em></p>
<p>İşte cevap buydu. Eğitimle, okul idaresiyle, kurallarla uyuşamamasının nedeni 1995'ten sonra doğmasıydı. Kendi su&ccedil;u değildi. Hangi y&ouml;netim bunu bilmez de bu &ccedil;ocuklara yasa, kural dayatır. Eğitimi değiştirmez. Turan geldi aklına. Son matematik sınavında en y&uuml;ksek puanı almıştı. O acaba kristal &ccedil;ocuk değil miydi? Ya da savaş&ccedil;ı ruhunu yitirmiş miydi?</p>
<p><em>&nbsp;"Başlıca d&uuml;şmanları psikiyatrik tedavilerdir, onlara ila&ccedil; tedavileri uygulandığında duyarlılıklarını, ruhsal yeteneklerini ve enerjilerini yitirirler."</em></p>
<p>Hasan maden bulmuş defineci gibi yazıyı anlamaya &ccedil;alışıyordu. X,Y,Z kuşağı duymuştu,okumuştu &nbsp;ama bunu ilk defa g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Turan kesin buna maruz bırakıldı. O bir kristal &ccedil;ocuk değil. Kendisi kristal. Yani &ccedil;ok değerli bir maden.</p>
<p><em>"M&uuml;zikten etkilenirler ve şarkı s&ouml;ylerler" </em></p>
<p>Son ses a&ccedil;tı m&uuml;ziği. Annesi kapıyı sert&ccedil;e a&ccedil;arak:</p>
<p>-Oğlum, komşuların da bigisayarı, m&uuml;zik aletleri var. Onların yok zannediyorsan var yani. &Ccedil;abuk kıs şunun sesini. Benimki de kafa yahu&hellip;..</p>
<p>- Ben y&uuml;ksek sesle seviyorum, kafamı dağıtıyorum.</p>
<p>-Ne var kafanda dağıtacak? Ne oldu? Bir şey mi oldu okulda? Bana anlat. Dağıtınca gitmez o. Giden senin beyin h&uuml;crelerin oluyor. Onlar okulda lazım &ccedil;ocuğum.</p>
<p>-Hadi oturdum yanına, anlat bakayım.</p>
<p>-&Ouml;zel bir şey olmadı. Kafam genelde bozuk. Olmasın mı daha&hellip;Koronası bizi buldu, enflasyon vurdu, bizi buldu, okul da ne &ouml;ğrettikleri belli değil. Sanki ben Malazgirt savaşını anlatacağım patrona, ya da kafiyeli reklam yazdıracaklar. Ne işime yarayacak? &Uuml;niversiteyi bitirsem bile iş bulacağım ş&uuml;pheli.<em>&nbsp;</em></p>
<p>-Oğlum sen bunlara mı kafa yordun? Gitme okula, Tarih, Edebiyat, Matematik &ouml;ğrenme. Evde ben sana yemek yapmayı, temizlik yapmayı &ouml;ğreteyim. Onlar kesin lazım. Patron istemese karın isteyecek. Ne &ouml;ğrenmek istiyorsun? Bu bilgisayar mereti &nbsp;akşama kadar elinde. &nbsp;Sor bakalım &ouml;ğrenmek istediğin orada yok mu? İlla ki vardır. Sen istedin de &ouml;ğrenecek kaynak mı bulamadın? Teknoloji biliyor dedim ge&ccedil;en g&uuml;n Mahmut Amca'na. Akşama kadar elinde dedim. Python biliyor mu diye sana sorduydum ya? Adını benden duydun be &ccedil;ocuğum. Matematiği nasıl diye sordu? Diplerde demedim yine, idare ediyor dedim. Matematiği iyi olacak diyor. Yoksa teknoloji filan &ouml;ğrenemezmişsin.</p>
<p>- Amaaan anne, yeter. İyi ki de bir akraba var. Herkes Mahmut olacak bu s&uuml;lalede.</p>
<p>- Mahmut olma sen Hasan ol!... Babanın eline bakmayan Hasan!...Herg&uuml;n şikayet eden değil, &ouml;zenilen Hasan ol! Başka anneler &ccedil;ocuklarına Hasan Amcan iyi yaptı diye anlatsınlar.</p>
<p>Odadan &ccedil;ıkarken "m&uuml;ziği a&ccedil;ma son ses" diye tembihledi.</p>
<p><em>"Şefkatli, duyarlı ve empatikdirler - Konuşmaya başlayınca ge&ccedil;miş yaşam anılarını anlatırlar - Sanat&ccedil;ı ve yaratıcıdırlar - Sebze ve meyveleri tercih ederler - Denge duyguları m&uuml;kemmeldir - Ge&ccedil; konuşurlar." &hellip;.</em></p>
<p>Ge&ccedil;miş yaşamlarını anlatır, evet. Sanat&ccedil;ı mıdır kendisi. Daha herhangi bir hobi edinememişti. M&uuml;zikle ilgisi dinlemekten, resimle ilgisi boyama kitabı karalamaktan, yazı ile ilgisi klavyede mesajlaşmaktan &ouml;te değildi. Sebze ve meyve tercihinde zihninde olayı bitirdi. En &ccedil;ok etyemezlere s&ouml;ylenirdi. Etli her t&uuml;rl&uuml; yemek favorisiydi. Sayfayı kapattı sinirle Hasan.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ BÖLÜM 6 / DENİZ SARGUT&#45; DENİZDEN SESLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-6-deniz-sargut-denizden-sesler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-6-deniz-sargut-denizden-sesler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628181970f108.jpg" length="54564" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 May 2022 01:43:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;DİANE'NİN LANETİ B&Ouml;L&Uuml;M 6</p>
<p>Darian ile birlikte sınıfa doğru y&uuml;r&uuml;rken t&uuml;m g&ouml;zlerin &uuml;zerimizde olduğunu hissediyordum. Bu ikilinin kolay kolay yan yana gelmediğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek bu durum pek de şaşırtıcı değildi.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;" Y&uuml;z&uuml;ndeki ifadenin nedenini s&ouml;ylemeyecek misin?" diye sorduğunda d&uuml;n gece olanları bildiğinden ş&uuml;phelendim. Bah&ccedil;ede g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m g&ouml;lgelerle onun bir ilgisi olabilir miydi?&nbsp;</p>
<p>&nbsp;"Korkun&ccedil; bir kabusla başladığım bir g&uuml;nd&uuml;, hepsi bu" dedim umursamaz bir ifadeyle.</p>
<p>&nbsp;"Belki g&uuml;n&uuml;n geri kalanı g&uuml;zel olur" dedi hafif&ccedil;e sırıtarak.</p>
<p>&nbsp;"Belki" diye mırıldandığımda &ccedil;oktan sınıfa gelmiştik. Ona daha fazla bir şey s&ouml;ylemeden kendi yerime ge&ccedil;tim. Bu duruma bir tepki g&ouml;sterdiyse de farketmemiştim. Ancak durumu asla g&ouml;z&uuml;nden ka&ccedil;ırmayacak birka&ccedil; kişi her zamanki yerimizde beni bekliyordu. Riley, Darian ile beni yan yana g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in olduk&ccedil;a gergin duruyordu. Sonu&ccedil;ta bir Altın Saraylı ile ne gibi bir işim olabilirdi ki?</p>
<p>&nbsp;"Sana bir şey mi s&ouml;yledi?" derken &ouml;fkesini kontrol etmeye &ccedil;alışıyor gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Ancak benim sabırsız orman kızım hen&uuml;z benim cevabımı beklemeden ortaya atılmıştı.</p>
<p>&nbsp;"Umarım, tahmin ettiğim tarzda bir şey s&ouml;ylemiştir" diye kıkırdadı.</p>
<p>&nbsp;"Onlarla aramızda hi&ccedil;bir şey olamaz" diyerek s&ouml;z&uuml;n&uuml; kesti Riley.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;"Hey, ben de burdayım" diyerek dikkatlerini tekrar &uuml;zerime &ccedil;ektim.&nbsp;</p>
<p>"Evet, seni dinliyoruz" dediler hep bir ağızdan. Ben de d&uuml;n olanları biraz eksik bir şekilde anlattım. S&ouml;yleyeceklerim bittiğinde hepsi olduk&ccedil;a şaşkın g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.</p>
<p>"Hen&uuml;z biz bile evine gelmemişken Darian'ın seni eve bırakmasına nasıl izin verebildin ?" dedi Riley. D&uuml;n onun teklifinin reddettiğim i&ccedil;in bu duruma daha fazla i&ccedil;erlemişti.&nbsp;</p>
<p>"Bunu ben istemedim, olaylar birden o şekilde gelişti" diyerek kendimi savundum. Leydi Sarah'ın i&ccedil;eri girmesiyle kimse daha fazla &uuml;zerime gelemedi. Ancak Leydi'nin y&uuml;z&uuml;ndeki kasvet t&uuml;m sınıfın i&ccedil;ine işlemişti.&nbsp;</p>
<p>"Size a&ccedil;ıklamam gereken bir konu var" dediğinde sesi titriyordu. Duyacaklarıma hen&uuml;z hazır değildim ama bundan başka &ccedil;arem yoktu. Ger&ccedil;ekler hi&ccedil; kimse i&ccedil;in ka&ccedil;ınılmaz değildi.</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hoşgeldin Yüreğime(Boş Sayfa)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hosgeldin-yuregime-2438</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hosgeldin-yuregime-2438</guid>
<description><![CDATA[ Hoşgeldin Yüreğime serisinin devamı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/img_6274d5e91b22a1-12494027-23813546.gif" length="1467686" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 May 2022 00:45:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynep_edaq2</dc:creator>
<media:keywords>hoşgeldin, yüreğime, Ömür, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;m&uuml;r bir s&uuml;redir bilgisiyarın ekranına bakıyordu.Eli ne zaman bilgisayarın tuşlarında gezinse iki dakika ge&ccedil;meden o c&uuml;mleleri siliyordu.En son &ccedil;ıkan kitabı listeler de 1 numara olunca yayın evi tarafından yeni kitabı b&uuml;y&uuml;k bir heyecanla ve merakla bekleniyordu.Yayınevinden g&uuml;nde maksimum&nbsp; 2 veya 3 telefon alıyordu ve her seferinde aynı soru soruluyordu.<em>"Yeni kitabı ne zaman yayımlayacağız</em><em>?</em></p>
<p>&Ouml;m&uuml;r hep aynı cevabı veriyordu."Yakında &ccedil;oMk yakında".&Ouml;m&uuml;r de neden b&ouml;yle bir sorun yaşadığını bilmiyordu.Yazmaya ilk babasının ona aldığı kalemle başlamıştı o g&uuml;nden sanra yazmak &Ouml;m&uuml;r i&ccedil;in hava ve su kadar zorunluydu ve Leyla zorunlu olduğu bir şeyi yapmamanın verdiği gerginlikle ne nefes alabiliyor ne de yaşayabiliyordu.</p>
<p>Bilgisiyarın &ouml;n&uuml;nde biraz daha oturduktan sonra biraz rahatlayabilmek i&ccedil;in balkona &ccedil;ıkmaya karar verdi.Balkona giderken annesinin ve komşuları Nergis Teyze'nin sesini duydu.</p>
<p>Nergis Teyze mahallenin &ccedil;&ouml;p&ccedil;atanıydı.Mahalle de ne kadar bekar varsa hepsini evlendirmeye yemin etmişti ve &Ouml;m&uuml;r hari&ccedil; bu amacında başarılı olduğu bile s&ouml;ylenebilirdi.</p>
<p>Mahallede bekar kalan tek kız &Ouml;m&uuml;r olduğundan Nergis Teyze kafayı &Ouml;m&uuml;r'e takmıştı.Herg&uuml;n elinde &ouml;ve &ouml;ve bitiremediği bekar erkek fotoğraflarıyla geliyordu.&Ouml;m&uuml;r birka&ccedil; defa bu fotoğrafları yırtıp kadına ters s&ouml;ylediğinden annesiyle Nergis Teyze bunu &ouml;m&uuml;rden gizli bir şekilde y&uuml;r&uuml;tmeye &ccedil;alışıyorlardı ama &Ouml;m&uuml;r annesinin Nergis Teyzeden sonra koşa koşa yanına gelip tanımadığı erkeklerin&nbsp; fotoğrafını g&ouml;sterip onlar hakkında bilgi vermesinden her şeyi anlıyordu.</p>
<p>&Ouml;m&uuml;r balkona &ccedil;ıkabilmek i&ccedil;in annesi ve komşusunun olduğu odaya girince biran da ortalığı bir sessizlik kapladı.</p>
<p>&Ouml;m&uuml;r,annesinin y&uuml;zlerce tekrarından sonra hanımefendilere yakışan ses ve duruşla"Hoşgeldiniz Nergis Teyzeciğim"</p>
<p>&Ouml;m&uuml;rden b&ouml;yle bir duruş beklemeyen Nergis şaşkınlık dolu bir sesle"Hoşbulduk kızım nasılsın?Nasıl gidiyor senin şu yazarlık kariyerin?"&Ouml;m&uuml;r,Nergis Teyze'nin yazarlık kariyeni sorarken ki alay dolu sorusunu duyunca yine kendini tutamayıp"İyi gidiyor Nergis Teyze kendi paramı kazanıyorum.Kendi param demişken oğlun nasıl Nergis Teyze hala daha yattığı yerden baba parası mı yiyor?"diye sorduğunda Nergis Teyze'nin sinirden ve utan&ccedil;tan kızaran y&uuml;z&uuml;n&uuml; b&uuml;y&uuml;k bir keyifle izledi.</p>
<p>Annesi uyaran bir ses tonuyla"&Ouml;m&uuml;r"dedi"Senin yazı işlerin yok mu gitte onları hallet"</p>
<p>Yazı konusunun a&ccedil;ılmasıyla &Ouml;m&uuml;r'&uuml;n demin yerine gelen keyfi ka&ccedil;tı ve asık bir suratla "Dinleniyorum anneciğim"dediğinde annesi uyarı dolu bakışlarını kızına atarak"Yeter bu kadar dinlenme hadi artık odana"dedi.</p>
<p>"Tamam annecim"dedi &Ouml;m&uuml;r normalde Nergis Teyze'yi evden g&ouml;nderinceye kadar onların yanında otururdu ama annesinin kızdığı zaman i&ccedil;inden &ccedil;ıkan canavardan &ccedil;ekindiğinden itiraz etmeden odasına &ccedil;ekildi.</p>
<p>Odasına giderken annesinin Nergis Teyze'yi teselli etmek i&ccedil;in"Sen ne bakıyorsun bizi deli kızın s&ouml;ylediklerine?Onun dilinin kemiği yoktur biliyorsun"dediklerini duyunca i&ccedil;ten i&ccedil;e annesine de kızıyordu.</p>
<p>Neden&nbsp; yazarlık kariyerine saygı duymayan insanlara sırf kendisinden b&uuml;y&uuml;k olduğundan dolayı saygı duymalıydı?Onların s&ouml;ylediklerine sessizce katlanıp bir k&ouml;şede kukla gibi g&uuml;l&uuml;msemeye devam etmeliydi?</p>
<p>Annesi,komşu Nergis'i yolcu edince bir hışımla &Ouml;m&uuml;r'&uuml;n odasına geldi ve sinirli bir sesle"Sen bu &ccedil;eneye sahip olduk&ccedil;a evde kalmaya devam edeceksin"dediğinde &Ouml;m&uuml;r,annesini daha da kızdıracak lafların ağzından &ccedil;ıkmasına engel olamadı.</p>
<p>"Ne g&uuml;zel ben de bunu istiyordum"</p>
<p>&Ouml;m&uuml;r'&uuml;n laflarına daha da kızan annesi" Vallahi bu kız beni &ouml;ld&uuml;recek"diye s&ouml;ylenmeye başladığında &Ouml;m&uuml;r,annesinin laflarını ezberlediğinden annesinin arkasından lafları tekrar etmeye başladı.<em></em></p>
<p>"Ah Y&uuml;ce Rabbi izin vermedi ki bir tane daha &ccedil;ocuğum olmasına eğer bir tane daha &ccedil;ocuğum olmuş olsa hi&ccedil; buna muhta&ccedil; olur muydum.Onu evlendirir g&uuml;zeller g&uuml;zeli bir toruna sahip olurdum"s&ouml;ylenmeyi bitirdiğinde kızının arkasından laflarını tekrar ettiğini duyunca"Allah'ım"dedi isyan edercesine bir sesle"Benim gibi bir kadından b&ouml;yle tebiryesiz bir kız nasıl &ccedil;ıktı?"dediğinde &Ouml;m&uuml;r hazırcevaplığına yakışır bir tavırla"Belki hastanede karıştırmışlardır beni"</p>
<p>"Keşke"dedi annesi umut dolu bir sesle"Keşke seni hastane de karıştırmış olsalar da bende senin gibi bir baş belasından kurtulabilsem"</p>
<p>Kızının evlendirilme konusundan rahatsız olan babası ne zaman komşu Nergis gelse evden bir yolunu bulup dışarı ka&ccedil;ıyordu.&Ouml;m&uuml;r onun i&ccedil;in Allah'ın ona bir hediyesiydi.Karısı k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştan beri d&uuml;zensiz adetlerin sebep olduğu yumurta azlığından beri tedavi g&ouml;r&uuml;yordu.Adnan karısını ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde karısının g&uuml;zelliğine meftun olduğundan"Tamam"demişti"Varsın &ccedil;ocuğumuz da olmasın yeter ki Necmiye'm benim olsun gerisi &ouml;nemli değil"</p>
<p>Evliliklerinin ilk yıllarında ikisi de &ccedil;ocuksuz olmayı kabul etmemişti ama karısı ilerleyen yıllarda ne zaman &ccedil;ocuklu bir kadın g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde g&ouml;zyaşına boğuluyordu.Artık işler &ouml;yle bir noktaya varmıştı ki Adnan,karısının kendisine bir zarar vemesinden korkuyordu.</p>
<p>O h&uuml;z&uuml;n dolu yıllarda doktor bir arkadaşıyla konuşurken arkadaşı ona T&uuml;rkiye&nbsp; de&nbsp; gelişmekte olan bir y&ouml;ntemden bahsetmişti.Bu y&ouml;ntem T&uuml;rkiye de yeni duyulmaya başlandığını anlattığı an soluğu karısının yanına almış ona heyecan dolu bir sesle"Hazırlan"demişti"İzmir'e gidiyoruz"</p>
<p>Karısı ve kendisi son bir kez daha &ccedil;ocuk i&ccedil;in denemeye karar verdiklerinde karısı 30 yaşında kendisi 35 yaşlarına merdiven dayamaktaydı.İlk ay karısı bu t&uuml;p bebek y&ouml;ntemi tutsun diye gitmedik ne hoca bırakmıştı ne de t&uuml;rbe.</p>
<p>Adnan her ne kadar karısına hacılara hocalara para yedirdiği i&ccedil;in kızsa da kendisi de karısından farksızdı.İzmirdeki b&uuml;t&uuml;n fakir mahalleri dernekleri ziyaret etmiş hepsine neredeyse b&uuml;t&uuml;n parasını yatırıp onlardan tek bir şey istemişti o da karısıyla&nbsp; bir &ccedil;ocuğa sahip olabilmeleri i&ccedil;in dua etmeleriydi.</p>
<p>Doktor'un t&uuml;p bebek y&ouml;nteminin işe yarayıp karısının hamile kaldığını s&ouml;yledikleri g&uuml;n&uuml; hala unutamıyordu.O g&uuml;n karısı ve kendisi saatlerce secdeye kapanmışlar Allah'a onlara sonunda bir yavru verdiği i&ccedil;in ş&uuml;kretmişlerdi ve o h&uuml;z&uuml;n dolu yıllar yerini mutlulukla ge&ccedil;en 31 seneye kendilerini bırakmışlardı ve karısı şimdi bu hediyeyi onlardan alıp başkalarına vermeye &ccedil;alışıyordu&nbsp;</p>
<p>Eve geldiğinde hayatındaki iki en &ouml;nemli kadının yine kavga edip ayrı k&ouml;şelere &ccedil;ekildiğini g&ouml;r&uuml;nce kızının yine kendisine g&ouml;sterilen talipleri rededdiğini anladığında y&uuml;z&uuml;nde keyifli bir g&uuml;l&uuml;mseme belirlemesine engel olamadı.</p>
<p>Kocasının y&uuml;z&uuml;nde&nbsp; keyifli bir g&uuml;l&uuml;mseme g&ouml;ren Necmiye kızgınlık dolu bir sesle"Hep senden y&uuml;z buluyor bu deli kız"dediğinde Adnan kıskan&ccedil; bir baba tonuyla"Kızımız evlenmek istemiyorsa evlenmesin ben onu hi&ccedil;bir erkekle paylaşamam"</p>
<p>"Peki ya biz &ouml;l&uuml;nce ne olacak?"diye sordu Necmiye,kızının geleceğini d&uuml;ş&uuml;nmenin verdiği endişe dolu bir sesle.</p>
<p>"Ne olacakmış?"dedi Adnan kızının geleceğini garanti altına almanın verdiği g&uuml;venle"Bu evde para kaygısı olmadan huzurlu bir &ouml;m&uuml;r ge&ccedil;irecek"dediğinde Necmiye endişe dolu bir sesle"Ama yalnız bir &ouml;m&uuml;r ge&ccedil;irecek bir erkeğe aşık olmamanın bir evlada sahip olamamanın pişmanlığıyla yaşıyacak"dedi ve g&ouml;zlerini kocasına dikip h&uuml;z&uuml;n dolu bakışlarla"Sen kızına b&ouml;yle bir &Ouml;m&uuml;r'&uuml;&nbsp; m&uuml; layık g&ouml;r&uuml;yorsun?"diye sorduğunda Adnan cevap veremedi.Onun tek istediği her anne ve babanın dileğiyle aynıydı o da&nbsp; &nbsp;kızının mutlu bir hayat s&uuml;rmesiydi.</p>
<p>"&Ouml;m&uuml;r k&uuml;&ccedil;&uuml;kken bile bebeklerinden nefret eder birisi onunla evcilik oynamak istiyenleri&nbsp; bile onları d&ouml;ver sonra sen onu evcilik oynamaya zorladığında&nbsp; benim kucağımı yatıp saatlerce ağlardı"</p>
<p>"Sen kabul etmek istemesen de kızımız b&uuml;y&uuml;d&uuml;"dedi Necmiye kocasının hala kızını bir &ccedil;ocuk olarak&nbsp; g&ouml;rmesinin verdiği bıkkınlıkla"Artık kendi yuvasını kurmalı ki bizden sonra da &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; zaman mutlu olduğu zaman tıpkı senin gibi &Ouml;m&uuml;r gibi yayında olabilecek birilerine ihtiyacı var"</p>
<p>Karısının s&ouml;ylediklerinde haklılık payı olduğunu biliyordu.&Ouml;m&uuml;r duygularını &ccedil;ok belli etmeyen bir &ccedil;ocuktu eğer bir de yanında annesi ve babasından başka biri yoksa ne kadar &uuml;zg&uuml;n olursa olsun ne konuşurdu ne de bir damla g&ouml;zyaşı akıtırdı.</p>
<p>&Ouml;m&uuml;r k&uuml;&ccedil;&uuml;kken bir kere onu teyzesine bırakıp karı koca tatile &ccedil;ıkmışlardı.Tatilin 5.g&uuml;n&uuml;nde Necmiye'nin ablası arayıp endişe dolu bir sesle &Ouml;m&uuml;r'&uuml;n ateşler i&ccedil;inde yattığını s&ouml;ylemişti.Apar topar kızının yanına d&ouml;nd&uuml;klerinde kızı kendisine sıkıca sarılıp ağlayarak&nbsp; başvurduğu&nbsp; yazı&nbsp; yarışmmasına kabul edilmediğini s&ouml;ylemişti.İ&ccedil;indeki derdi ve g&ouml;zyaşını akıtan kızı hızlı bir iyileşme s&uuml;recine girmişti ve biliyordu ki onlar olmasa kızı aynı şeyleri bu sefer daha ağır bir şekilde yaşayacaktı.</p>
<p>"Aklında biri var mı?"diye sordu Adnan&nbsp; buruk bir sesle.</p>
<p>Kocasının ikna olasına&nbsp; şaşıran Necmiye,kocasının vazge&ccedil;me ihtimaline karşın hemen konuya girdi."Evet,bir oğlan var adı Serkan 35 yaşında yazılımcı"</p>
<p>"35 mi?"dedi Adnan huysuz bir sesle"Bu yaşına kadar neden evlenememiş?Acaba bir kusuru var da bizden mi gizliyorlar?"</p>
<p>"Senin de kızın 30 yaşında onda da bir kusur olduğundan mı yalnız?"diye sorduğunda Necmiye,kocası hemen itiraz eden bir sesle"Hayır,benim kızım m&uuml;kemmel"dedi.</p>
<p>Kocasının bu hallerini g&ouml;ren Necmiye'nin aklına annesinin s&ouml;yledikleri geldi.Annesi elindeki bastonda gelin gitmek &uuml;zere olan kızına"Unutma erkek ka&ccedil; yaşına gelirse gelsin &ccedil;ocuktur &ouml;nemli olan senin olgun bir tavırla y&ouml;netmendir"dediğinde annesinin ne kadar haklı olduğunu anlayamamıştı.</p>
<p>Necmiye yakışan bir olgunlukla"&Ccedil;ocuğu g&ouml;rmeden b&ouml;yle yalan yanlış konuşman hi&ccedil; hoş değil unutma senin de bir evladın var biri senin evladının arkasından b&ouml;yle konuşsa ne kadar &uuml;z&uuml;l&uuml;rs&uuml;n"dediğinde Adnan karısının bir kez daha haklı &ccedil;ıkmasının verdiği husursuzlukla"Tamam,tamam bir şey demedik"dedi.</p>
<p>"Kızla kim konuşacak bu talip meselesini?"diye sordu Adnan bu talip kelimesinin ağzında bırıktığı tatsız tatdan kurtulmak i&ccedil;in suya uzandığı zaman karısı bombayı patlattı.</p>
<p>"Sen konuşacaksın"dedi Necmiye kızının kendisini dinlemeyeceğini bildiğinden.</p>
<p>"Hayır"dedi Adnan kararlı olduğunu belli etmek i&ccedil;in y&uuml;ksek &ccedil;ıkan bir ses kullasana da karısının o hayır diyemediği h&uuml;z&uuml;n dolu bakışlarını g&ouml;r&uuml;nce teslim olmuş bir sesle"Tamam"dedi.</p>
<p>Adnan kızının odasına &ccedil;ekimser bir halde bir iki kez duyulması zor bir şekilde vursa da &Ouml;m&uuml;r sesi duymuş ve kapıyı a&ccedil;mıştı.Karşısında babasını &Ouml;m&uuml;r g&uuml;l&uuml;c&uuml;klerini saklamıyor ve neşeli bir sesle"Hoşgeldin babacım"dediğinde Adnan odadaki koltuğa yerleşip kızının neden bu kadar mutlu olduğunun merakıyla"Hayırdır iyi bir şey mi oldu?En son b&ouml;yle mutlu olduğunda kitabın listelerde 1 numara olmuştu."</p>
<p>Kızı mutluluk sa&ccedil;an sesiyle"Evet bug&uuml;n iyi bir şey oldu yakışıklı babam yanıma geldi g&uuml;lmek i&ccedil;in bundan daha iyi bir sebep mi olur?"dediğinde Adnan kararından d&ouml;nmek &uuml;zeriydi ama daha sonra karısının azabından &ccedil;ekindiğinden derin bir nefes alıp konuya girmeye karar verdi.</p>
<p>"Annen sana uygun birini bulmuş"dediğinde &Ouml;m&uuml;r ihanete uğramış bir ifadeyle"Sen de mi baba?"dedi.</p>
<p>Adnan &ccedil;aresiz olduğunu belli eden bir sesle"Kızım annen senin geleceğin&nbsp; i&ccedil;in &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yor en azından bir kere buluşsan da annenin g&ouml;nl&uuml; olsa"</p>
<p>"Baba,annemin g&ouml;nl&uuml; ne zaman olacak Allah aşkına?Onun g&ouml;nl&uuml; olsun diye bir s&uuml;r&uuml; istemediğim insanla g&ouml;r&uuml;şt&uuml;m hala da g&ouml;r&uuml;şmem isteniyor"dedi &Ouml;m&uuml;r isyan edercesine bir sesle.</p>
<p>"Bu sefer buluşmaya benim i&ccedil;in gider misin?"diye sordu Adnan,anne kartının işe yaramaması &uuml;zerine kendi g&ouml;n&uuml;l bağını kullanmaya karar verdi.</p>
<p>"Baba"dedi &Ouml;m&uuml;r babasını redetmesinin verdiği imkansızlık ve g&ouml;r&uuml;c&uuml; usulu buluşmalara duyduğu nefretin arasında sıkışmış bir sesle.</p>
<p>"Bak baban olarak s&ouml;z veriyorum eğer bu g&ouml;r&uuml;şmede de kendine uygun birine bulamassan seni bir daha asla b&ouml;yle işlere s&uuml;r&uuml;klemeyeceğim"</p>
<p>&Ouml;m&uuml;r,babasını tanıyordu o birine s&ouml;z verdiyse mutlaka yerine getirirdi ve b&ouml;ylece hem &Ouml;m&uuml;r babasının ricasını kırmayacak hem de bu evlilik meselesinden kurtulacaktı.</p>
<p>&Ouml;m&uuml;r kaderin &ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ağlardan habersiz kendi planının işe yaracağını zannederek"Tamam"dedi babasına"Sizin istediğiniz gibi olsun bulaşacağım talibimle"</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BATTANİYE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/battaniye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/battaniye</guid>
<description><![CDATA[ Onda büyük bir sır vardı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627ead32b4929.jpg" length="69758" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 22:12:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif şık</dc:creator>
<media:keywords>battaniye, öykü, sır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-size: medium;"><i><b>BATTANİYE</b></i></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Birg&uuml;l, </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">ah cancağızım</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">, ah! B&ouml;yle mi olacaktı ayrılığımız? Ben şimdi ne olurum, nereye atarlar </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">beni, </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">acaba yakarlar mı? Birg&uuml;l ahhh!</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Ben </span></span>Yusuf&rsquo;un<span style="color: #00b0f0;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> </span></span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">elleriyle &ouml;rm&uuml;ş olduğu battaniyeyim. </span></span>Yusuf <span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">bir kız g&ouml;rm&uuml;ş &ccedil;eşme başında, g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez &acirc;şık olmuş, bir hediye ile a&ccedil;ılmak istemiş. El &ouml;rg&uuml;s&uuml; battaniye, kilim yapıp satan bir d&uuml;kk&acirc;nları varmış. &lsquo;Battaniyecinin &ccedil;ocuğu altın k&uuml;pe vermez ya.&rsquo; deyip, başlamış beni </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">&ouml;rmeye</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">. Her ilmekte sevdiği kızın yeşil g&ouml;zlerini; ince telli, kıvrım kıvrım sa&ccedil;larını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş. Battaniyesinin bitmesine yakın binbir heyecan duymuş. &lsquo;Ne diyecek, ne yapacak ?&rsquo; diye </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">d&uuml;ş&uuml;nmekten </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">uykusuz kalmış. &Uuml;&ccedil; gecenin sonunda ben &ccedil;ıkmışım ortaya. Y&acirc;rin dizlerini &ouml;rtecek kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k ama her ilmekte sevda kokan, aşkın kırmızı renginde ben. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Birg&uuml;l&rsquo;</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">e</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> &ccedil;eşme başında s&uuml;sl&uuml; p&uuml;sl&uuml; bir paket i&ccedil;inde verdi beni Yusuf. </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Almak istemedi &ouml;nce, </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Birg&uuml;l ailesin</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">den &ccedil;ekindi bence. Daha sonra aldı paketi</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">. Yusuf &ldquo;Ailemi g&ouml;ndereceğim&rdquo; diye fısıldadı; utanga&ccedil; </span></span>bir şekilde<span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">aşağı yukarı </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">başını salladı Birg&uuml;l. Eve geldiğimde &ouml;ğrendim ki ben, Birg&uuml;l&rsquo;</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">e</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> verilen ilk hediyey</span></span>d<span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">im ve Yusuf ne kadar yangınsa, </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">o </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">da o kadar yangın</span></span>dı<span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> Yusuf&rsquo;</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">a</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Yusuf &rsquo;</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">un</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> ailesi istemeye geldi ama Birg&uuml;l&rsquo;</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">&uuml;n</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> babası razı olmadı.&ldquo;Bizim kızımız yokluk ne dedir hi&ccedil; bilmedi, fakire veremem bir tanecik kızımı.&rdquo; dedi. İki &acirc;şık &ccedil;aresizdiler; ka&ccedil;mak istediler ama Birg&uuml;l, ailemi &uuml;zemem, deyip vazge&ccedil;ti. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden de ailesi uygun g&ouml;rd&uuml;kleri biriyle evlendirdi </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">onu.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Mutlu bir evliliği vardı Birg&uuml;l&rsquo;</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">&uuml;n</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> y&uuml;reğindeki kor hari&ccedil;. Hi&ccedil; unutmadı Yusuf&rsquo;</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">u,</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> yıllar akıp ge&ccedil;ip yaşlandığında bile. Sevdası aklına d&uuml;şt&uuml;k&ccedil;e bana sarıldı. G&ouml;z&uuml;nden bile sakladı &ccedil;ekmecede sakladı. Elleriyle yıkadı her seferinde, &ouml;zenle kuruttu. Dizlerine her &ouml;rtmesinde severek, </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">okşayarak</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"> &ouml;rtt&uuml;. Tiftik tiftik olduğumda bile bırakmadı </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">beni</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">. Ailesi; &ldquo;</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">A</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">t artık şu eski battaniyeyi</span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">&rdquo; </span></span><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">diyerek, bir s&uuml;r&uuml; battaniye aldı ona. &ldquo;Siz bilmezsiniz, el &ouml;rg&uuml;s&uuml;n&uuml;n yeri başkadır.&rdquo; diye cevap verdi her seferinde bıkıp usanmadan.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Bug&uuml;n, bu sabah uyanmadı Birg&uuml;l. Şimdi bana ne olacak bilinmez ya atarlar ya yakarlar; kapkara bir sevdanın tek şahidi olduğumu bilmeden.</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YOLCULUK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yolculuk-2476</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yolculuk-2476</guid>
<description><![CDATA[ Yolculuğun özüneyse, son durakta bekleyen mutluluktur. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627ea79287b22.jpg" length="62616" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 21:52:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zenasra</dc:creator>
<media:keywords>Hikâye, kısa hikâye, yolculuk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ayna karşısında dip boyası gelen sa&ccedil;larındaki yoğun akları fark eden M&uuml;jde, dehşetle irkildi. T&uuml;m t&uuml;ylerini diken diken eden bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kendisine ait olabilir miydi? Aynaya bakmayalı sanki yıl mı ge&ccedil;mişti? Kabullenemediği bu durumdan kurtulmak i&ccedil;in derhal kuaf&ouml;re gitmeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Ancak o olaylı boşanma s&uuml;recinden sonra, birka&ccedil; kez tatil i&ccedil;in geldiği bu şehre yerleşeli iki hafta gibi bir s&uuml;re ge&ccedil;mişti. Nereye, kime gidecekti? Bildiğini sandığı şehir ona yabancıydı, o ise şehrin misafirinden &ouml;teye ge&ccedil;ememişti hen&uuml;z. Tıpkı &ccedil;ok iyi tanıdığını sandığı kocası, &ccedil;evresindeki dostları ve hatta &ccedil;ocukları gibi, bu tatlı sahil şehri de ona tepeden bakan ucube bir beton yığını oluvermişti o dakika...&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Sırf sessizlik işkencesinden kurtulmak i&ccedil;in televizyon kumandasına uzandı. G&ouml;z&uuml;, telefonundayken, kulağına dolan sesle bakışları televizyona kaydı.&nbsp;</p>
<p>"&Uuml;nl&uuml; işadamı Selim Arslan'la aşk yaşayan manken &Ouml;zge Olcay'dan &ccedil;ok &ouml;zel a&ccedil;ıklamalar... Az sonra..."</p>
<p>O iki ismi duyduğu an elleri, dizleri &ccedil;&ouml;z&uuml;ld&uuml; birdenbire. Bir zamanlar en yakını saydığı, &ccedil;ocuklarının babası olan Selim ve kızı yaşındaki sevgilisinden bahsediyordu bu magazin haberi. &Uuml;lkede bunlardan başka haber mi kalmadı diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; bir an. Ancak boşanmadan evvel kendisinin de aynı haberlere konu olduğunu, cemiyet hayatında zarafet timsali sayılıp dergilere verdiği r&ouml;portajları, boy boy fotoğraflarını anımsadı. Dopdolu sandığı bomboş g&uuml;nlerin kendisinden neler g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;yse şimdilerde kendini belli eder olmuştu. Televizyonda r&ouml;portajı verilen kızı dinlerken, gen&ccedil;liğini ve o şaşaalı g&uuml;nleri &ouml;zlediğini hissetti. Alışkanlıklar kolay terk edilebilir duygular değildi. O da yıllarca bu iki y&uuml;zl&uuml; hayata alışmıştı. M&uuml;kemmel aile portresi &ccedil;izerken i&ccedil;indeki mutsuzlukları, acıları ve yok sayılışları s&uuml;sl&uuml; aldatmacalarla bastırmayı &ouml;ğrenmişti. Başka t&uuml;rl&uuml;s&uuml;n&uuml; de bilmiyordu. Dolgun bir nafakayla kapı dışarı edilişi sonrası ilk kez varlık amacını sorguluyor ve her şeyi en baştan &ouml;ğreniyordu. Bir başına bu yaralarla nasıl baş edilirdi ki?</p>
<p></p>
<p>Kırk beş yıllık hayatının en ağır sınavını verip kurtulduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, y&uuml;zleşmelerinin bitmeyişine i&ccedil;ten i&ccedil;e k&uuml;fredip bir sigara yaktı. Derin bir nefes &ccedil;ekti, g&ouml;zleri boşluğa dalarken... B&ouml;ylece ge&ccedil;en &uuml;&ccedil; beş saniyenin ardından derin bir uykudan uyanmış gibi başını kaldırıp odayı s&uuml;zmeye başladı. Ben neredeyim dercesine korkulu ve yabancı g&ouml;zlerle baktı eşyalara, duvarlara. G&ouml;zpınarlarından sızan yaşlar sağanağa d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; anda, koşarak dışarı &ccedil;ıktı.</p>
<p></p>
<p>Evin bah&ccedil;esindeki havuzun başında buldu kendini. G&ouml;ğ&uuml;s kafesinde b&uuml;y&uuml;yenler, her nefeste kalbini ve ciğerlerini sıkıştırıyordu. T&uuml;kendiğini hissetti. Olduğu yere yığılırcasına oturdu. Ayaklarını saran su, g&ouml;zlerinden akanların aksine buz gibi soğuktu. Başını &ouml;ne eğip suya yansıyan suretini, hı&ccedil;kırıklarla sarsılan bedenini izledi. İ&ccedil;indeki ateş, t&uuml;m ruhunu tutuşturduğu anda kurtuluş yolu ararcasına havuzun derinliklerine bıraktı bedenini.</p>
<p></p>
<p>&nbsp;Hareketsizce dibe s&uuml;z&uuml;l&uuml;rken g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nden binlerce sahne ge&ccedil;ti... G&ouml;rmezden geldiği, &uuml;st&uuml;n&uuml; &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml; ne varsa en &ouml;nce onlar firar zihninin mezarlığından. Arkadaşlarıyla g&ouml;r&uuml;şmesinin kısıtlanmasından başlayan film, doğum sancılarıyla kıvranırken, eşinin başka kollarda olduğu ve iş gezisi yalanıyla hastaneye dahi gelmeye gerek g&ouml;rmediği ger&ccedil;eğine kadar uzandı. Ne yiyeceğinden, ne giyeceğine, nerede kimle g&ouml;r&uuml;şeceğinden, ne konuşacağına kadar eşi ve onun ailesi tarafından karar veriliyordu. Hatta ger&ccedil;ek ismi olan Hatice bile kayınvalidesi tarafından demode bulunarak M&uuml;jde olarak değiştirilmemiş miydi? Nefessizlik ciğerlerini yakarken &ouml;nceleri karşı &ccedil;ıkmadan uyguladığı her direktifin benliğini kuşatan ipler olduğunun farkına vardı. G&ouml;n&uuml;ll&uuml; bir kuklaya d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş, olmadığı biri gibi yaşamaya mahkum etmişti kendini. Ne ağır bir bedel &ouml;demişti b&ouml;yle!&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Bedenindeki son g&uuml;&ccedil;le y&uuml;zmeye başladı ve başını sudan &ccedil;ıkarıp ciğerlerini havayla buluşturdu yeniden. Bitkin şekilde &ouml;ks&uuml;rerek havuzdan &ccedil;ıktı. Bir m&uuml;ddet oturarak nefesini d&uuml;zenlemeye &ccedil;alıştı. Sakinleştiğinde arkasına d&ouml;n&uuml;p l&uuml;ks hapishanesini izledi boş g&ouml;zlerle. Yerinden kalkıp sarsak adımlarla i&ccedil;eriye doğru ilerledi.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Islak kıyafetleriyle titremesine aldırmadan ayna karşısında yeniden kendini incelemeye başladı. Bu kez derin derin baktı her ayrıntısına... sa&ccedil;larındaki aklar değildi bu defa kabullenemediği şey. D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, onca zaman Selim Arslan'ın karısı olmaktan başka hi&ccedil;bir vasfı olmamıştı. Evlilikle kazandıkları, boşanmayla u&ccedil;up gitmiş havası s&ouml;nm&uuml;ş bir balon gibi inişe ge&ccedil;mişti hayatı. Hak etmediğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; bu savruluşa kendisinin izin verdiğini biliyordu artık. Kendine acıyamıyordu bile... Sudan &ccedil;ıkmış balık kadar sona yakın, yeni doğmuş bebek kadar hayatın başında hissediyordu. Bu ikilem, ruhunun derinliklerinde k&ouml;t&uuml;mserlik ve &uuml;mitvarlığın meydan savaşına d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yordu her an. Hangi tarafın galip geleceğini bilemiyordu. D&uuml;ğ&uuml;mlenen d&uuml;ş&uuml;ncelerini &ccedil;&ouml;zmeye zorladığı zihninde aradığını bulmuş gibi duruşunu dikleştirdi bir an. Aynı anda acı bir tebess&uuml;m yayıldı dudaklarına. G&ouml;zlerinden keskin bir ışıltı ge&ccedil;ti. "Bu hikaye, başladığı yerde bitmeli" dedi kendi kendine. Kararını vermişti. &Uuml;st&uuml;ndeki ıslak kıyafetlerden kurtulup telefonu eline aldı. Bir otob&uuml;s firmasının numarasını &ccedil;evirdi. Konuştuğu firma personeline &Ccedil;anakkale'ye giden ilk otob&uuml;ste yer ayırtmak istediğini s&ouml;yledi. Personel, yolcunun isim ve soyismini sorduğunda başı dik şekilde iki s&ouml;zc&uuml;k d&ouml;k&uuml;ld&uuml; dilinden, "Hatice Varol."&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevgili Oroperi 32</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevgili-oroperi-32</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevgili-oroperi-32</guid>
<description><![CDATA[ Daha önceki mektuplara Instagram profilimden ulaşabilirsiniz
 Instagram: @yns_emre_bal ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627b905c97c77.jpg" length="49185" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 16:31:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yunus Emre Bal</dc:creator>
<media:keywords>sesli, hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölümcül Sır(Bölüm 3)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumcul-sirbolum-3</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumcul-sirbolum-3</guid>
<description><![CDATA[ Ezgi&#039;yle Dedektif Yavuz buluşmasında neler konuşacak? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627cc16fca8e3.jpg" length="22687" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 May 2022 11:15:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melekk</dc:creator>
<media:keywords>ölümcül, sır, bölüm, 3</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gündelik İşkenceler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gundelik-iskenceler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gundelik-iskenceler</guid>
<description><![CDATA[ Birey kalabilmek ve iz b ı r a k a b i l m e k. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627c473f5e75a.jpg" length="72314" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 May 2022 02:31:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mete Çebi</dc:creator>
<media:keywords>işkence, gündelik, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Birey kalabilmeli insan, aksi şekilde toplumun i&ccedil;inde &ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;p yok olma olasılığı var. İz bırakmalı arkasından insan yoksa adı bile unutuluyor iki kuşak sonrasında. Hayatımda &ccedil;abaladığım iki şey bunlardı. Birey kalabilmek ve iz b ı r a k a b i l m e k.</p>
<p>Bir bunalım kış ayının sabahı g&ouml;zlerimi dinmeyen isyanım ile uyandım. Duş almak istedim, aldım da. Beni eksilten bir g&uuml;n&uuml;n sabahındaydım yine, dışarı &ccedil;ıkmam ve d&uuml;şmanlarım ile vakit ge&ccedil;irmem gerekiyordu, umarım dayanabilirim diye ge&ccedil;irdim i&ccedil;imden. Her g&uuml;n&uuml;n bana acı &ccedil;ektirdiği bir olayı oluyordu, bazen acı ile alay ediyordum ama kimi acılar oluyordu ki alay ettik&ccedil;e kıvranıyordu beni. Yorulmuştum artık y&uuml;z&uuml;me yapıştırdığım aptal bir g&uuml;l&uuml;msemeden, yine yapamadım ama evden &ccedil;ıkmadan son kez aynaya baktım o aptal g&uuml;l&uuml;mseme orada mı diye.</p>
<p>G&uuml;ndelik işkencelerim daha evden &ccedil;ıktığım an marketin &ouml;n&uuml;nde D. İle karşılaşmam ile başlamıştı, alt komşum insanın ruhunu t&uuml;keten biriydi. Sadece g&uuml;naydınlaştık, fakat o bile ruhuma ilk damla zehri d&uuml;ş&uuml;rmeye yetti.</p>
<p>Evet ben b&ouml;yle biriyim işte, ben Bay Z. Bulunduğu y&uuml;zyılda kendini kaybetmiş, hatta kendini bulamamış hatta karşılaşmamış biriyim. İnsanlarla ilişkileri zorunlu, sevgisi kusurlu, bağlılığı korkulu. Bağlanmaya korkan, sevgisini g&ouml;steremeyen, ilişkilerin de hep kendini zorunda hisseden bir insanım. İnsan kalmaya &ccedil;alışan, &ouml;teki renklerin sahibi, ara renklerin arayıcısı. Benliğine aşık m&uuml;nzevi biriyim. G&uuml;nlerce ne yazacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p sonra unutan, bir oturuşta şiirler yazan ama asla yayınlatamayan bir adsız şair.</p>
<p>Aşk şiirlerinden nefret ediyorum, sokakta y&uuml;r&uuml;rken birisini duydum y&uuml;ksek sesle vıcık vıcık bir aşk şiiri okuyordu, adımlarımı hızlandırdım. Bu y&uuml;zyılda kim aşık olacak kadar akılsız olabilir dedim i&ccedil;imden, ama yine de saygı duydum benim doğrum genel olamazdı o doğru tekti, benimdi. O sokağı boylu boyunca y&uuml;r&uuml;d&uuml;m, yol ayağımın altında akıp gidiyordu, ilerledik&ccedil;e her adımda yeni bir şiir okudum i&ccedil;imden, yine unutacağım adsız tarihsiz bir şiirdi. İ&ccedil;imden, ruhuma ruhumdan, s&ouml;zc&uuml;klere aktı ve y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m kaldırım taşlarının altına saklandı s&ouml;zc&uuml;kler. Geri d&ouml;n&uuml;p toplamaya hevesim yoktu, belki bir sokak kedisi bulur oynardı, sahip &ccedil;ıkar diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.</p>
<p>Sessiz bir kafeye oturdum şimdi, zihnimin sesini dindirmek i&ccedil;in. Defter almıştım daha yeni, zihnimi ona kusup zehirleyecektim defteri. Kafeye gelmeden kitap&ccedil;ıya uğradım, şiirim bittiği an ile denk d&uuml;şt&uuml;, kitapları karıştırdım hatta kitap&ccedil;ıda &ccedil;alışan kızıl sa&ccedil;ları olan, belli ki orta yaşlı bir kadınla konuştum ayak&uuml;st&uuml;. Onunla &uuml;lkenin halinden bahsettik. &Uuml;&ccedil; kitap aldım ve &ccedil;ıktım, onlarcası evde okunmayı bekliyor dedim i&ccedil;imden, kendimle konuştum. Sonra kendimi susturup iki g&uuml;zel roman ve bir şiir kitabı aldım. &Ouml;zdemir Asaf aldım, Y a l n ı z l ı k&nbsp;</p>
<p>P a y l a ş ı l m a z</p>
<p>Kahve s&ouml;yledim. Şekerli i&ccedil;erdim hep, şekere bağımlı gibiyim bunu d&uuml;zeltmem gerekiyor ama neyse, bu şimdinin konusu değil. G&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;m&uuml; d&uuml;zeltip a&ccedil;tım defteri yazmaya başladım, az &ouml;ncede dediğim gibi defteri zehirlemeye.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kimse ile uyumlu olmam gerekmiyor, bir muhalif duruş sergileme değil benim ki. Kendi renklerimle var olma isteği. İnsanların &ccedil;oğu bana garip geliyor, biliyorum ki bende onlara garibimdir. Zaten bu y&uuml;zyıl garipliklerin &ccedil;ağı. İstemsizce ge&ccedil;tiğim sokaklar, istemeden verdiğim s&ouml;zler, zoraki sevdiğim insanlar yok benim. Net olmanın verdiği rahatlık işte bu. Herkesin bir doğrusu vardır, doğruları ile yaşamalı bir insan. Herhangi birine asla kızmadım, doğrusu benim doğruma uymuyor diye. Uzunca dinledim, kendi mantığım ile fikrimi sundum ve asla bir kabul edilme beklemedim.&nbsp; Ne değişecekti ki kabul edilseydim, benim benzerimden bir tane daha var. D&uuml;ş&uuml;ncesi bile korkun&ccedil;tu. Benzerim olmasın benim, hatta kimse kimsenin benzeri olmasın. Herkesin bir &ccedil;izgisi, herkesin bir doğrusu, herkesin farklı renk ile yazdığı bir kalem olsun isterim. Hi&ccedil;bir zaman birinin y&uuml;z&uuml;ne nefret kusmadım, bir tartışmada haklı &ccedil;ıkmaya &ccedil;alışmadım, zaten tartışma ortamından olabildiğince ka&ccedil;ınırım. Kendi doğrularımı ancak b&ouml;yle koruyabilirim. İnsan insanı değiştirir, insanların beni değiştirmesine izin vermedim. Beni beslesinler, fikir &uuml;retebilsinler. Bana &ouml;yle bir şey ile gelsinler ki uyumayı unutayım, g&uuml;nlerce d&uuml;ş&uuml;neyim &uuml;zerine. Her şeye ben diye başlayınca bencillik ile su&ccedil;lanıyor insan. Ne sa&ccedil;ma. Bencillik ile ben olabilmeyi karıştırıyor insanlar. Birey olmak, kendi kendine yetebilmek benim arzum. M&uuml;nzevilik, insanlardan sonsuza dek ka&ccedil;mak değil benim d&uuml;ş&uuml;ncem. İnsan diğer insanların arasında yaşamalı, yaşamalı ki farklılaşsın beslensin &uuml;retebilsin. Benim d&uuml;ş&uuml;ncem insanlara en mantıklı mesafece, &ccedil;izgide durabilmek. Alacağını alıp &ouml;n&uuml;ne bakmalı kişi, bakmalı ki yol alabilsin. Yol alabilsin ki kendi olsun. Benim arzularım, benim yalnızlıklarım, benim kalabalıklarım, benim seslerim, benim mesafelerim, benim avareliklerim, benim hoppalıklarım. Ben, ben olmaya başardığım da bu yazı anlam kazanacak. Ben olmaya başaranlara, o azınlıkta olanlara tebriklerim ile. Ben &ccedil;ağının bir manifestosu olarak, benden sonrasına bir iz bu yazı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bay Z.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben yazarken kahve geldi, soğumadan bir yudum aldım. Karşı masamda birisi hararetli şekilde bir şeyler yapıyor, &ccedil;alışıyor belli ki. Az &ouml;nce telefonu &ccedil;aldı, masadan kalktı arayana cevap verdi. Kahvemden bir yudum daha alıp k&ouml;t&uuml; bir şiir yazmak geldi i&ccedil;imden, şiir yazardım ama asla beğenmezdim .</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; K&Ouml;T&Uuml; ŞİİR SENFONİSİ</p>
<p>Bir masada iki insan</p>
<p>S&ouml;zler d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor masaya</p>
<p>Kelimeleri topluyorlar masadan uzaklaşmadan.</p>
<p>Beyaz bir r&uuml;ya hayal ettim,</p>
<p>Hayalim ile avundum</p>
<p>Ben bu akşam&uuml;st&uuml;, hayallerimde kayboldum.</p>
<p>İlgiye k&uuml;st&uuml;m, &ccedil;ağ ile savaştım</p>
<p>K&ouml;t&uuml; kelimeleri birleştirip,</p>
<p>K&ouml;t&uuml; şiirler yazdım</p>
<p>Yok olmak istedim, hi&ccedil;liğe g&ouml;m&uuml;ld&uuml;m</p>
<p>Var olmak istedim, &ccedil;oğunluğa taptım.</p>
<p>K&ouml;t&uuml;l&uuml;klerde boğuldum, iyiliği aradım</p>
<p>Bu akşam&uuml;st&uuml; ben, yalnızca bu şiirde vardım.</p>
<p>Kalemin g&uuml;c&uuml;ne inandım, &ccedil;ağ dışı kaldım</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ağ ekranlardan, maskelerden ibaretti.</p>
<p>Sefilliğe taptım, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; aradım</p>
<p>Ararken yoruldum, sa&ccedil; tellerimi kopardım mesela</p>
<p>&Ccedil;izik attım hayata</p>
<p>Bir trans bireyin dilinin altındaki neşterdi yaşamın &ouml;zeti</p>
<p>Herkesler taşıyamazdı yaşamın keskinliğini</p>
<p>D&uuml;nya griydi</p>
<p>Hayat g&ouml;kkuşağıydı, soldu</p>
<p>Yaşam keskindi, ellerimize kıymığı battı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yaşanılmış bir y&uuml;zyılın, yaşayamamış biri olarak g&ouml;r&uuml;r&uuml;m kendimi. Neden bilmem hep dondurulduğumu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m. Sanki ben doğmuşum belli bir yaşımda beni dondurmuşlar, sonra uyanma vaktim gelmiş ve uyandırmışlar. Garip d&uuml;ş&uuml;nceler peşimi bırakmıyor, ne yazsam bu d&uuml;ş&uuml;ncelerim y&uuml;z&uuml;nden garip bir hale d&ouml;n&uuml;yor.</p>
<p>&Ccedil;izik attım hayata diye yazdım şiirimde, neydi &ccedil;izik. Nasıl &ccedil;izik atmıştım yaşayamadığım hayata? &nbsp;Bak yine yapamadığım şeylerden bahsediyorum. Bu huyumu sevmesem de &uuml;zerinde &ccedil;ok durmuyorum. Ben yazma cesareti g&ouml;sterip &ccedil;izik attığımdan bahsetmişim. Ya diğer yaşadıkları hayata &ccedil;izik atanlar?</p>
<p>Kahvemden son yudumu aldım, ters &ccedil;evirdim. İ&ccedil;e doğru derdi herkes dışa doğru kapadım, inandığımdan değil, inanmamda zaten. Benim ki sisteme, alışılan her şeye bir başkaldırı. Kahvem soğuya dursun, amaaan soğusa ne olacak kime baktıracağım ki? Kadermiş sı&ccedil;ayım b&ouml;yle kadere! Neyse sakinleşmem gerekiyor. Kahveden aldığım son yudum da ağzıma azıcık telvesinden geldi. Kaderime şekil verecek telveden birazını yutmuştum. Yutmasaydım acaba at olup murat mı, yoksa uzunca gidilecek bir yolumu g&ouml;sterecekti bana, kaderimin hangi tarafını yutmuştum acaba. Neyse yine d&uuml;ş&uuml;ncelerin tırmalamaları bunlar. Telve ağzıma geldiği an iğrendim zaten, hi&ccedil; sevmem.</p>
<p>Kahve ben bunları yazarken soğudu, telve şekil verdi t&uuml;m fincana. Kapalı fincana yan g&ouml;zle baktım, ters halde neler saklıyordu acaba, a&ccedil;tığım an başlayacaktı fısıltılara. Kahvenin bu d&uuml;z olduğuna inanılan d&uuml;nyaya g&ouml;re ters hali bana bir ilham verdi. Ve bir şiir daha yazdım. Bu yazı, bu &ouml;yk&uuml;, bu şehir, bu ger&ccedil;ek&ccedil;ilik ya da bu kurmaca işte tam olarak bu nokta ve bu şiir ile bitiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sevişme &ouml;ncesi y&uuml;kseklikten asılıyor birisi</p>
<p>Y&uuml;kseklikten asılan insan yaşamının neresinde olduğunu</p>
<p>bilebilir mi?</p>
<p>Bilinmezliğin i&ccedil;inde yolunu kendi se&ccedil;ene</p>
<p>Yanlış yolu se&ccedil;ti diye</p>
<p>Kim haklı şekilde kızabilir.</p>
<p>Kızgınlığın i&ccedil;inde kırdıklarına karşı samimi &ouml;zr&uuml;n&uuml; kim sunabilir?</p>
<p>Y&uuml;kseklikten asılan biri ne kadar y&uuml;kseklikte olduğunu bilebilir mi?</p>
<p>Yalnızlığın i&ccedil;inde biri yalnızlığını &ouml;l&ccedil;ebilir mi?</p>
<p>G&uuml;nahkar biri diğer g&uuml;nahkarlar ile kendini kıyaslayıp aklanabilir mi?</p>
<p>Sevişme &ouml;ncesi y&uuml;kseklikten asılıyor birisi</p>
<p>Kendisi ya da hi&ccedil;biri</p>
<p>Hi&ccedil;bir şey ya da &ccedil;oğu olağan şeyler</p>
<p>D&uuml;zl&uuml;kte y&uuml;r&uuml;rken ayağı takılan birinin</p>
<p>Elinden kim tutabilir?</p>
<p>Asılanların arasından kurtulan birisi</p>
<p>Asılmanın h&uuml;zn&uuml; değil sevinci</p>
<p>Sevabı değil g&uuml;nahı</p>
<p>Anlatıcının kafasının karışıklığı&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11.12.2021&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bay Z.</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ayrılık Düğümleri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ayrilik-dugumleri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ayrilik-dugumleri</guid>
<description><![CDATA[ Gurbet, muhacirlik, hasret ve bitmeyen hüzün... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627f6b4bdd40c.jpg" length="49793" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 May 2022 16:43:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nghncsknr</dc:creator>
<media:keywords>ayrılık, aşk, acı, ihtilal, muhacirlik, gurbet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Son kez sıcak suyun i&ccedil;ine bıraktığı k&acirc;seyi durulamak i&ccedil;in kenardaki maşayı kullandı. &Uuml;zerinden buhar y&uuml;kselen porseleni kurulama bezinin i&ccedil;ine alıp etrafındaki su damlalarını silerken parmakları k&acirc;senin kırık kenarında duraksadı, ufacık kırıkta bin hasar aldı altmış bin can verdi de bir &lsquo;ah&rsquo; demedi.&nbsp;<span>&nbsp;</span>Diyemedi. Yolun suskunluğu dilini sarmış, yorgunluk g&ouml;z pınarlarına oturmuş kalkmak nedir bilmiyordu. Ge&ccedil;en zamanın peşine takılmış onunla birlikte duruyor, onunla birlikte ilerliyor; en son ne zaman kendine kaldı onu bile hatırlamıyor. Kırık kenardan eline yapışan k&uuml;&ccedil;&uuml;k par&ccedil;alar canını yakıyor mu, ondan bile emin değil. Kurulanmış k&acirc;seyi ters bir şekilde al&ccedil;ak masanın &uuml;zerine, diğer bulaşıkların yanına iliştirdi. Kararmış ve şekil değiştirmiş kaşıklar; &ccedil;izilmiş veyahut kırılmış birka&ccedil; par&ccedil;a tabak, kulpunun yarısı kırılmış ateşe temas etmekten kararmış demlik. &Uuml;&ccedil; par&ccedil;a eşyadan fazlası yok, olanın da sağlamlığı şaibeli.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">&ldquo;Seher abla!&rdquo; İ&ccedil; merdivenden gelen ayak sesleri, heyecanla adını s&ouml;yleyen Leyla&rsquo;ya aitti. Yitip gitmiş, birka&ccedil; kırıntıyla savrulup duran enerjisiyle belini doğrulttu ve kapının eşiğinde duran gen&ccedil; kıza d&ouml;nd&uuml;. Elinin tersiyle alnında biriken terleri silerken iki yıl &uuml;st&uuml;ne ilk kez heyecanla parlayan &ccedil;imen yeşili g&ouml;zler r&uuml;zg&acirc;r oluşturup amansız bir umut kapısını a&ccedil;maya &ccedil;alışsa da kendini hemen kaptırmadı.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">&ldquo;Seher abla.&rdquo; Leyla bu kapıyı zorlamaya hatta kırmaya kararlıydı. Aylardır bu haberi vermeyi bekliyor, secdeye kapanıp saatlerce dua ediyordu Rabbine. İşte olmuştu, duaları karşılığını bulmuş yolculuğun başından beri g&uuml;lmeyen g&ouml;zleri nihayet g&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. &ldquo;Trabzon kurtulmuş! Ruslar &ccedil;ekip gitmiş memleketimizden abla!&rdquo; İki adımda Seher&rsquo;in yanına yaklaştı, ellerini tuttu. &ldquo;Bitti abla, bitti.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Ger&ccedil;ekten bitmiş miydi? İki yıl &ouml;nce &ccedil;ıktıkları yolculuk yerini geri d&ouml;n&uuml;şe mi bırakmıştı? Hızla atmaya başlayan kalbini tuttu korkuyla. &ldquo;Leyla,&rdquo; harfler titriyor, birleşiyor heceler &ccedil;ığ olup Seher&rsquo;in &ccedil;aresiz dilinden taşıyor. Bitişin ucundan tutuyorlar birlikte, eksiklikle, hi&ccedil;likle, yoklukla birbirlerine sarılıyorlar. Aştıkları yollar, i&ccedil;inden ge&ccedil;tikleri fırtınalar, azgın sular, hır&ccedil;ın yağmurlar&hellip; Hepsi geri de kalmış birer k&acirc;bustan ibaret, &ouml;nlerinde bir gelecek geleceğin ucunda umut var.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Karanlık İstanbul&rsquo;un g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;n&uuml;n &uuml;zerine akşam ezanıyla birlikte &ccedil;&ouml;kmeden &ouml;nce Hatice Hanım&rsquo;ın bah&ccedil;esindeki &ccedil;eşmenin başına ge&ccedil;ip abdestini tazeliyor Seher. Ezanın okunmasını beklerken herkesin i&ccedil;eride olmasını fırsat bilerek bah&ccedil;edeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k havuzun kenarına ilişiyor, batan g&uuml;neşten geride kalan denize yansımış son kızıllığı seyrediyor oturduğu yerden. İki yıl &ouml;nce, sıcak ile soğuk arasına kalmış bir bahar sabahında &ccedil;ıktığı evine geri mi d&ouml;necekti şimdi? Yarabbi ger&ccedil;ekten doğduğu, b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml; topraklara d&ouml;necek, ardında bıraktıklarına kavuşacak mıydı? Eğer bu bir kandırmacaysa son nefesini vermeye razıydı, yeter ki y&uuml;reği bu defa gafil avlanmasın, dualarının kabul olduğunu g&ouml;n&uuml;l g&ouml;z&uuml;yle g&ouml;rs&uuml;n. Y&uuml;reği &ouml;zlemle dolup taşarken başını &ouml;ne eğdi, sol elinin y&uuml;z&uuml;k parmağında bir başına kalmış y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n mavi taşına dokundu usulca. İ&ccedil;inden yayılan ılık sevdanın sıcağına kıvrıldı, bah&ccedil;eye d&ouml;k&uuml;len yaprakların arasına masmavi parlayan taşı sol yanına bastırdı. Elinde avucunda bir tek bu g&uuml;m&uuml;ş y&uuml;z&uuml;k kalmıştı. Sabahın ilk ışıkları, yola &ccedil;ıkmak i&ccedil;in bekleyen at arabasının k&uuml;&ccedil;&uuml;k camlarına &ccedil;arparken gitmeye mecbur olduğunu bile bile kalmak istediğini s&ouml;ylemek i&ccedil;in d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; hayat arkadaşı cebinden bu y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ıkarmış, vedayı mavi taşın keskin ucuna yerleştirip kadının avcuna bırakmıştı. Yarı g&uuml;ler, yarı ağlar vaziyetteydi ancak g&ouml;zlerinden yaş d&ouml;k&uuml;lm&uuml;yordu. Hi&ccedil; ağlamamıştı, hi&ccedil;. Yola &ccedil;ıktıklarında, bir canı o yolda geri de bıraktıklarında, şahit oldukları karşısında veyahut Trabzon&rsquo;da bıraktıklarından haber alamadığında&hellip; Bir kere olsun d&ouml;k&uuml;lmemişti inci tanesi yaşları yanaklarından. Bir kere &lsquo;of&rsquo; dememiş, isyan etmemiş karanlığın biteceğini d&uuml;şleyerek dua &uuml;st&uuml;ne dua, hatim &uuml;st&uuml;ne hatim indirmişti. Nihayet bitmişti, bitmişti değil mi? İnanamıyordu hala! &Uuml;&ccedil; g&uuml;n sonra hasretin k&ouml;r ibresi vuslata d&ouml;necek, İstanbul limanından bindiği gemiyle yuvasına d&ouml;necekti. Peki, bıraktığı gibi bulabilecek miydi? İşte bundan &ccedil;ok koruyordu Seher.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">İstanbul&rsquo;a ilk geldiklerinde sahip oldukları eşyaların neredeyse &ccedil;oğunu geride bırakıp, elde kalan para edebilecek malları satarak kazandıkları parayla birlikte Hatice Hanım&rsquo;ın kocası S&uuml;leyman Efendinin bulduğu arabaya bindiler birlikte. Seher, yanında Leyla. Leyla&rsquo;nın kucağında lacivert kumaştan &uuml;st&uuml; pembe işlemeli bir boh&ccedil;a var. İ&ccedil;inde iki par&ccedil;a kıyafet, yarısı kırılmış bir ayna, gencecik yaşında g&ouml;rd&uuml;klerini sığdırmaya yetmeyecek bir defter var. Leyla&rsquo;nın karşısında gelişten ve gidişten bihaber, yolu bazen y&uuml;r&uuml;yerek bazen kucakta aşan Nazenig daha doğrusu Nazenin oturuyordu. Yere bile değmeyen ayaklarında k&uuml;&ccedil;&uuml;k iskarpinler, &uuml;zerinde eski bir elbiseden bi&ccedil;ilmiş k&uuml;&ccedil;&uuml;k elbise var. Başına ise kulaklarını kapatacak şekilde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ouml;rt&uuml; bağlanmış, babasından ayrılırken sahip olduğu ismi gibi kıyafetleri de onunla birlikte değişmiş bambaşka biri yapıvermiş onu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k parmakları arasında tahtadan bir at d&ouml;n&uuml;yor, muhacirliğin nasibini almış oyuncak sevimli mavi g&ouml;zlerinin ışığında parıldıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Liman kalabalığına karışıyorlar hep birlikte. Seher iki kardeşinin, can yoldaşının, dert ortaklarının, kaderdaşlarının ellerini sıkı sıkı tutarak onları bekleyen Reşadiye vapuruna doğru S&uuml;leyman Efendi&rsquo;nin ardından y&uuml;r&uuml;yor. Biletleri kesiliyor, vedalar ediliyor ve nihayet vapura biniyorlar. Vapurun arkasına, kenarda buldukları yere oturuyorlar yan yana. İkisinin de g&ouml;zleri İstanbul&rsquo;un karmaşasına dalıyor h&uuml;z&uuml;nle, Nazenin her şeyden bihaber el sallıyor onlara kapılarını a&ccedil;an S&uuml;leyman Efendiye.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Neredeyse iki yıl &ouml;nce 15 Mart sabahında &ccedil;ıktıkları muhacirlik yolu onları aylar s&uuml;ren bir m&uuml;cadeleden sonra İstanbul&rsquo;un kollarına ulaştırmıştı. Y&uuml;reklerinde g&ouml;rd&uuml;kleri nice vahşetin yarası, ister bedenen ister ruhen parampar&ccedil;a olmuş psikolojileriyle İstanbul&rsquo;da yaşayan uzak akrabalarının evlerine ulaştıklarında, t&uuml;m yaşananların birer yanılsama olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı. O sabah evden &ccedil;ıkmamış, arabayla gidebildikleri kadar gidip yolun sona erdiği yerde paralarının &ccedil;oğunu k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir takaya binmek i&ccedil;in kaptanın eline saymamış, denizin bittiği yerde hır&ccedil;ın Harşit &ccedil;ayını aşmamış derenin i&ccedil;inde biriken ceset yığınlarını g&ouml;r&uuml;p de yaşam m&uuml;cadelesi y&uuml;z&uuml;nden g&ouml;rmezden gelmemiş gibi&hellip;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">*</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Muhacirlik&hellip; Menzili bilinmeyen, karşına &ccedil;ıkartacakları tahmin edilemeyen, g&uuml;nlerce uykusuz, a&ccedil; biila&ccedil; halde &uuml;mitsizlik ve korku i&ccedil;inde ge&ccedil;en sonu sonsuz, varışı belirsiz, yaşamı amansız &ouml;l&uuml;m&uuml; hak bir yolculuk.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">&ldquo;Muhacirlik var!&rdquo; diye bağırmıştı tellak Şark Meydanının ortasında olanca sesiyle. İşinde g&uuml;c&uuml;nde olan halk her şeyi bırakıp tellağın ağzından &ccedil;ıkacak haberin devamını beklemeye koyulmuştu. &ldquo;Muhacirlik var emir &ccedil;ıktı. Vali Cemal Azmi Bey şehir merkezini Ordu&rsquo;ya taşıyor. Halkın şehri boşaltması, Giresun tarafına doğru acilen yola &ccedil;ıkması, ayağına bağ olacak eşyayı burada bırakması ancak &ccedil;ok aciliyeti olanları yanına alması, hayati ehemmiyette olanlardan başkasını y&uuml;k etmemesi&hellip;&rdquo; B&ouml;yle devam ediyordu tellak ama kimsede dinleyecek hal kalmamıştı. Kimisi kendi arasında konuşmaya kimisi de işini olduğu gibi bırakıp evine koşmaya başlamıştı. Tarih belli değildi ama Vali şehri Ordu&rsquo;ya taşımaya karar verdiyse Rus ordusu yakında demekti.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Kadir almak &uuml;zere olduğu kitabı tezg&acirc;ha geri bırakıp kendi arasında konuşan adamlara başıyla selam vererek Kitap&ccedil;ı Hamdi&rsquo;nin d&uuml;kk&acirc;nından &ccedil;ıktı. Uzun Sokaktan Tabakhane&rsquo;ye indi, k&ouml;pr&uuml;den ge&ccedil;ti Ortahisar&rsquo;a vardı. Yokuşu s&uuml;ratle tırmandı, yanında ge&ccedil;enlere yalnızca baş selamı verdi. Nihayet eve vardığında bah&ccedil;enin tahta kapısını a&ccedil;ıp kendini i&ccedil;eri zor attı.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">&ldquo;Hacı Baba!&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Duyduklarını evdekilere nasıl haber vereceğini d&uuml;ş&uuml;nmek aklına hi&ccedil; gelmemişti. Kendini yola &ouml;yle bir atmıştı ki endişesi d&uuml;ş&uuml;ncelerine engel olmuş, hızına hız katmıştı. Elindekileri bah&ccedil;enin ortasındaki tahta sofranın &uuml;zerine bıraktı, asma kemerin altından ge&ccedil;ip yukarı &ccedil;ıkan basamakları &uuml;&ccedil;er beşer tırmandı. &ldquo;Hacı Baba,&rdquo; diyerek odaya girdiğinde evin b&uuml;t&uuml;n ahalisini bir arada buldu. Annesi, Hacı Baba, Seher, Leyla&hellip; Hepsi bir kenara oturmuş, sessizlik i&ccedil;inde beklemekteydiler. Y&uuml;zlerindeki h&uuml;zne bakılırsa haberi &ccedil;oktan almışlardı. &ldquo;Muhacirlik,&rdquo; dedi yine de, devamını getirmesine gerek yoktu.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Nefes nefese odaya girmiş olan Kadir&rsquo;i g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; anda endişeyle ayağa kalktı Seher. Ağırlığını sağlam ayağına vermiş, ayakta zar zor duruyordu gen&ccedil; adam. Muhacirlik haberini aldığı gibi eve koşmuş olmalıydı ki ayağının rahatsızlığını d&uuml;ş&uuml;nmemiş, koşmuştu. &ldquo;Otur ş&ouml;yle, dinlen.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Dinlenme zamanı mıydı? Yola &ccedil;ıkılmalıydı. Ruslar geliyordu, burada durulur muydu? İyi de nasıl y&uuml;r&uuml;yecekti onca yolu? Sakat bir ayakla gidişi belirsiz, amansız, sonsuz yola &ccedil;ıkılır mıydı? &Ccedil;ıksa bile birlikte y&uuml;r&uuml;d&uuml;klerini yavaşlatmak dışında ne işe yarardı? Annesine baktı g&ouml;z ucuyla, ciğer hastası kadın nasıl y&uuml;r&uuml;yecekti onca yolu?</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">&ldquo;Ne olacak şimdi?&rdquo; Kız kardeşinin sorusu &ccedil;aresizliğine &ccedil;aresizlik katmıştı. &ldquo;Gidecek, bırakacak mıyız Trabzon&rsquo;u?&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Trabzon&rsquo;u bırakmak&hellip; Bu hır&ccedil;ın, d&ouml;rt mevsimi bir g&uuml;ne sığdıran, Karadeniz&rsquo;e bağlanmış inci tanesini bırakmak m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;yd&uuml;? &Ouml;yle bir noktaya gelmişlerdi ki b&uuml;t&uuml;n imk&acirc;nsızlıklar m&uuml;mk&uuml;n kılınmış, yolculuk belli yolcuya kabullenmek dışında hi&ccedil;bir şey kalmıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">&ldquo;Biz gideceğiz,&rdquo; diyor Hacı Baba g&uuml;&ccedil;l&uuml; durmaya &ccedil;alışarak. &ldquo;Sen burada duracak annene bakacaksın, Asiye hasta onca yolu y&uuml;r&uuml;yemez.&rdquo; Dilinin altında yatan, sen y&uuml;r&uuml;yemezsin, lafını yutmasına g&ouml;z yumdu. B&ouml;yle bir haldeyken gurur son mevzuydu ki araya ayrılık, koskocaman bir hicran yarası girecekken birine darılmanın hi&ccedil;bir anlamı yoktu. Yine de o uzun ve zorlu yolda birlikte olamayacak olmak &uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne &uuml;z&uuml;nt&uuml; katıyordu.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">&ldquo;Hazırlanın, taşıyabildiğinizi alın. B&uuml;t&uuml;n takıları paraya &ccedil;evirin yolda lazım olur, bankada ne varsa &ccedil;ek Kadir Rus itine g&uuml;ven olmaz. Seher, kızım elden &ccedil;ıkarılabilecek eşyaları topla bug&uuml;n yarın satalım. Hadi, oturmayın!&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Hacı Baba&rsquo;nın emriyle ev ahalisi istemeden de olsa ayaklandı. Her şey birka&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;inde hallolmuştu. B&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir boh&ccedil;aya kıyafetler, battaniyeler yerleştirilmiş; bir başka boh&ccedil;anın i&ccedil;ine porselen k&acirc;seler, orta boylu bir demlik, &uuml;&ccedil; par&ccedil;a tabak; cam kavanozların i&ccedil;ine &ccedil;ay, yazdan kalma kurumuş fındık, kuş &uuml;z&uuml;m&uuml; doldurulmuştu. Yola &ccedil;ıkmadan bir g&uuml;n &ouml;nce Seher kollarını yukarı sıvadı, yaşmağını sıkıca bağladı ve bah&ccedil;eye a&ccedil;ılan mutfağa attı kendini. Ay tepede parlıyor, mum ışığıyla birleşerek mutfağı aydınlatıyordu. On beş g&uuml;n yetecek kadar hamur yoğurdu, i&ccedil;ine tava peyniri, patates kavurması ve haşlanmış pazı koyup sac &uuml;zerinde kızarttı birazını eve bıraktı &ccedil;oğunu geniş tepsinin i&ccedil;inde biriktirdi &uuml;st&uuml;n&uuml; kapattı. Ağzına kadar dolu bir tencereyle patates haşladı, &uuml;&ccedil; tepsi b&ouml;rek a&ccedil;tı, yetmedi lahana sarması sardı. Sanki ne yapsa yetersiz kalıyordu. Evin i&ccedil;i, bah&ccedil;e, mahalle hatta t&uuml;m Trabzon mutfaktan &ccedil;ıkan kokularla dolmuştu. Ateş başında durmaktan terlemiş, yaşmak kafasından kaymıştı. Sarı sa&ccedil;larını kulağının arkasına itip ağır bir nefes bıraktı havaya. Yapmalı, yapmalı, bozulmayacak yemekler yapmalı. Yol uzun, yemek bulmak zor yapabileceği kadar yemek yapmalı ama ne kadar yapmalı? Ka&ccedil; g&uuml;n s&uuml;rer buradan İstanbul? G&uuml;n yeter mi, aylar s&uuml;rer. Ya bu yol hi&ccedil; bitmezse? Ya bu yolun geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmaz, geride bıraktıklarına kavuşamazsa?</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">&ldquo;Seher.&rdquo;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Yapacağı &lsquo;son&rsquo; yemeği mutfak dolaplarını izleyerek d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken arkasından gelen sesle yerinde sı&ccedil;radı. İlk defa, evlendiklerinden beri ilk defa adıyla seslenmişti ona Kadir. Annesini beş yaşında t&uuml;berk&uuml;lozdan, babasını ise Balkan Harbinde kaybetmişti. Hayatta kalan son akrabası annesinin teyzekızı Asiye&rsquo;ydi ve babasının cepheye gittiğinden beri onlarla birlikte kalıyordu. Bu eve ilk geldiğinde on beş yaşındaydı. Kadir ile nişanlandığında on yedi, evlendiğinde on sekiz&hellip; Bir senedir evliydiler ama bunca zamandır bir kere bile adıyla seslenmemiş, g&ouml;z g&ouml;ze bile gelmemişlerdi. Sesinden adını duymak saatlerdir hareket etmesini sağlayan kukla iplerini teker teker keserken kocasına d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Dinlenmen gerek.&rdquo;<span>&nbsp;</span><em>&Ouml;n&uuml;nde uzun bir yol var. Dursan bile dinlenemeyeceğin, başı da sonu da yorgunluk olan bir yol. M&uuml;cadele edeceğin, topla t&uuml;fekle olmasa da savaşacağın, imtihanla dolu bir yol. Kırk yıl uyusan bile uyandığında &uuml;st&uuml;nden atamayacağın, zihninden silemeyeceğin bir yorgunluk seni bekliyor, ne kadar aş pişirirsen pişir bu yolda a&ccedil;lık da olacak susuzlukta, muhacirliğin kanunu bu...</em></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :=""><em>&ldquo;</em>Daha bitmedi, hem uykum yok.&rdquo;<span>&nbsp;</span><em>Nasıl uyuyayım? Seni ardımda bırakırken, &ouml;n&uuml;mdeki yolun korkun&ccedil;luğunu unutup nasıl uyuyayım? G&ouml;zlerim &uuml;zerine kapandığında nice felaket birikir ardında, o karanlığın i&ccedil;ine adım adım ilerlerken ben nasıl uyuyayım? Memleketimi, anamın mezarını, babamın hatırlarını, seni sevdiğim bu evi nasıl bırakayım? Yol uzun, ne olmuş? Bitmeyecekse uzun olmasının ne anlamı var? Sonu sana &ccedil;ıkmayacaksa imtihanın ne anlamı var? Sen bana &lsquo;Seher&rsquo; demişsin, uykunun ne gereği var?</em></p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">&ldquo;Bah&ccedil;eye gelsene.&rdquo;</p>
<p>Kadir aksayan adımlarla bah&ccedil;eye giderken ellerini beline bağladığı beyaz beze silip pişen b&ouml;reğin &uuml;zerini sini beziyle &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml; gibi mutfaktan &ccedil;ıktı. Kalbi yarını unutmuş gibi heyecanla atıyor, elleri titriyordu. Entarisini avcunun i&ccedil;ine hapsedip ağır adımlarla bah&ccedil;e duvarına oturmuş, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; izleyen Kadir&rsquo;in yanına yaklaştı.&nbsp;</p>
<p style="font-weight: 400;"></p>
<p style="font-weight: 400;"></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: right;" data-original-attrs="{" :=""><em>devam edecek...</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KIŞ KOKUSU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kis-kokusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kis-kokusu</guid>
<description><![CDATA[ Akacak kanın damarda durmaması gibi, kaçışı yoktur bazı gerçeklerin... Korkular cesaretle takas edilirse şayet, yaralar yeni doğmuş mutluluklara evrilir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627b455806b8a.jpg" length="153119" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 May 2022 01:44:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zenasra</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, kadın, adam, aşk, şiir, hediye, yağmur, öykü, kısa öykü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aralık ayının t&uuml;m h&uuml;zn&uuml;n&uuml; y&uuml;klenen bulutlar, i&ccedil;ini d&ouml;k&uuml;p şehri yıkamaya başladığında, camdaki davetkar pıtırtılara kayıtsız kalamayan adam, oturduğu bilgisayar başından kalkıp yağmuru izlemeye başladı.</p>
<p>Yağmurun birikintiler ve&nbsp; minik bir nehir gibi akıntılar oluşturduğu caddeyi seyretmek, adamda derin bir huzur uyandırıyordu. Bir&ccedil;oklarının aksine, sisli ve kasvetli havaya eşlik eden damlalar onun ruhunda g&uuml;neşi doğuran eşsiz bir manzaraydı. Perdeleri sıyırdı, pencereyi ardına kadar a&ccedil;ıp isle karışık ıslak toprak kokusunu derin bir nefesle ciğerlerine doldurdu. Duyduğu memnuniyet y&uuml;z&uuml;nde tebess&uuml;me d&ouml;n&uuml;şt&uuml; ve bir an teşekk&uuml;r edercesine bakışlarını g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evirdi. Doğum g&uuml;n&uuml;nde kar g&ouml;rmeye alışık olsa da,&nbsp; doğa ona bu defa armağan olarak yağmurunu sunmuştu.</p>
<p>Soğuk havaya aldırmadan, otuz altıncı yaş g&uuml;n&uuml; hediyesi saydığı yağmur sesi ve toprak kokusunun t&uuml;m evi sarması i&ccedil;in pencereyi a&ccedil;ık bıraktı. Ardından bilgisayarı dizlerinin &uuml;st&uuml;ne alıp koltuğa oturdu. Yağmur pıtırtılarına klavye tıkırtıları karışmış odadaki sessizliği delen zil, adamın irkilmesine sebep oldu. Beklediği kimse yoktu, şimdiye dek evine &ccedil;at kapı misafir gelmişliği de vaki değildi. Bilgisayarı koltuğun &ouml;n&uuml;nde duran masaya bırakıp kapıya doğru ilerledi. Merakla kapı merceğinden baktığında, karaltıdan başka bir şey g&ouml;remedi. Harekete duyarlı lambanın yanmayışına lanet edip geleneksel y&ouml;ntemi uygulayarak "Kim o?" diye seslendi. Ancak kapıdaki kişiden cevap gelmedi. Bu&nbsp; gizemden hoşlanmayan adam, sinirle kapıyı a&ccedil;tığında elinde pasta kutusu, y&uuml;z&uuml;nde muhteşem g&uuml;l&uuml;ş&uuml;yle iş arkadaşı kadını g&ouml;rd&uuml;. Yağmurdan korunmak i&ccedil;in başına ge&ccedil;irdiği siyah montunun t&uuml;yl&uuml; kap&uuml;şonu ve karanlık, kadının dolunayı andıran y&uuml;z&uuml;n&uuml; se&ccedil;ilmez kılıp gizlemişti. R&uuml;yalarında bile kalbini delicesine &ccedil;arptıran bu kadını karşısında g&ouml;rmeyi beklemediği i&ccedil;in şaşkınlıkla bakakaldı adam. Kalbi seri atışlarla g&ouml;ğ&uuml;s kafesini&nbsp; daraltırken dizlerinin &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;p d&uuml;şeceğini hissetti o an. Kendini toparlamak i&ccedil;in bir eli kapı kolunu tutarken diğer elini kapı pervazına dayadı. Ancak dışarıdan bakıldığında sergilediği bu tavır, misafirini buyur etmemek i&ccedil;in kapı &ouml;n&uuml;ne kendini siper ettiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren bir eylem gibiydi. Mimiksiz y&uuml;z&uuml;, t&uuml;m duygularını &ouml;yle ustalıkla kamufle ediyordu ki, i&ccedil;inde fırtınalar koparken dışında yaprak kımıldamıyordu. Kontrol&uuml;n&uuml; asla kaybetmeyen ciddi yapısı ve soğuk g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;, bu anlık heyecan dalgasını atlatmasını kolaylaştırsa da bastırdığı her şeyin bir dalgayla kıyıya vurabilme ihtimali tatsız ve tedirgin ediciydi adam i&ccedil;in.</p>
<p>Kapıyı a&ccedil;masını izleyen &uuml;&ccedil; beş saniyede, y&uuml;kselen duygularını dizginleyebilmesi i&ccedil;in hatırı sayılır bir &ccedil;aba harcayarak hayli yoruldu adam. Ev sahibinden davet gelmeyeceğini anlayan kadınsa, y&uuml;z&uuml;nde solmaya meyletmiş cansız bir g&uuml;l&uuml;şle konuşmaya &ccedil;alıştı. "M&uuml;sait değilsin anlaşılan, habersiz geldim benim hatam... Eee şey, doğum g&uuml;n&uuml;n kutlu olsun." deyip pastayı adama uzattı.&nbsp;&nbsp; Adam pastayı alırken kadının gitmek &uuml;zere olduğunu ve yanlış anlaşıldığını fark etti. "Teşekk&uuml;r ederim, i&ccedil;eri gelsene." Kelimeleri hava kadar soğuk olan adam, kadını g&ouml;n&uuml;ls&uuml;zce davet ediyormuş gibiyken, i&ccedil;indeki &ccedil;ocuk, oracıkta kadının boynuna sarılmıştı bile...</p>
<p>"Rahatsızlık vermeyeyim, iyi g&uuml;nler sana..."</p>
<p>Kadın, bu zoraki davete icabet etmekteki g&ouml;n&uuml;ls&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;sterdi. Samimiyet denizinden ge&ccedil;meyen s&ouml;zc&uuml;kleri limanına kabul etmesi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemezdi zira.</p>
<p>Kadının kırgınlığı y&uuml;z&uuml;ne yansıyınca; adam, beklemeksizin davetini daha i&ccedil;ten şekilde yineledi. "Ne rahatsızlığı, l&uuml;tfen gel. Pastayı bir başıma kestirmeyeceksin değil mi?" Koca bedenini kapının &ouml;n&uuml;nden &ccedil;ekip girmesi i&ccedil;in kadına yol g&ouml;sterdi. "Buyurun hanımefendi..." diyerek y&uuml;z&uuml;ne yerleşen tebess&uuml;mle g&ouml;z kırptı.</p>
<p>Beklediği daveti alan kadın, i&ccedil;eri girdi. Kapıyı kapattıklarında &uuml;zerindeki ıslak montu &ccedil;ıkaran kadın, imalı şekilde "Bir an kovacaksın sanmıştım ama neyse..." deyip adama baktı. Kadının g&ouml;nl&uuml;n&uuml; alabilmek i&ccedil;in nezaket silahına davranan adam, montu kadının elinden alıp vestiyere astı. Bir yandan da iğnelemeye g&uuml;lerek cevap verdi. "Neden kovayım arkadaşım? Kusura bakma, kimseyi beklemiyordum şaşkınlıktan oldu ne olduysa. B&uuml;nyem b&ouml;yle hoş s&uuml;rprizlere alışık değil. Barıştık mı?" &ouml;z&uuml;r i&ccedil;erikli a&ccedil;ıklamayı kabul eden kadın, "Barıştık." deyip g&uuml;ld&uuml;. Adamın yol g&ouml;stericiliğinde salona doğru ilerlediler. İlerledik&ccedil;e soğuyan havaya anlam veremeyen kadın, salondaki a&ccedil;ık pencereyi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde adama şaka yollu "Size yaz gelmiş anlaşılan beyefendi. Ama biz sıradan &ouml;l&uuml;ml&uuml;ler b&ouml;yle havalarda &uuml;ş&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zden kapıları, camları kapatır ısınmaya &ccedil;alışırız." deyip g&uuml;ld&uuml;. Adam pencereyi kapatırken yeni bir durum izahına koyuldu "Yağmurlu havayı ve toprak kokusunu &ccedil;ok severim ben. O y&uuml;zden a&ccedil;mıştım pencereyi. Benim gibi tuhaf &ouml;l&uuml;ml&uuml;ler de &uuml;ş&uuml;r hanımefendi."</p>
<p>"Yağmuru ben de &ccedil;ok severim ama sen bir &uuml;st seviyeye taşımışsın sevgini. Saygı duyarım." Diyen kadın, montunun sıcaklığıyla gevşeyen bedeninde soğuğu yoğun şekilde hissedip elleriyle kollarını ovuşturmaya başladı. Kadının &uuml;ş&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;ren adam, bir dakika beklemesini s&ouml;yleyip odadan &ccedil;ıktı. Ardından yatak odasına ge&ccedil;ip gardıroptan aldığı siyah &nbsp;hırkasını kadına verdi.&nbsp;</p>
<p>Hırkayı &uuml;st&uuml;ne ge&ccedil;iren kadın, adama teşekk&uuml;r etti. &Uuml;st&uuml;ne birka&ccedil; beden b&uuml;y&uuml;k gelen hırkanın kollarını kıvırmaya koyuldu. Başını kaldırıp kendisini izleyen adamla g&ouml;z g&ouml;ze gelince mahcup şekilde g&uuml;l&uuml;msedi. Adamın sa&ccedil;ları ve sakallarındaki aklardan başka&nbsp; olgunluk emaresi bulunmayan y&uuml;z&uuml;n&uuml;, duygusuz g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;ne tezatlık arz eden g&ouml;zlerindeki derinliği ve g&uuml;l&uuml;ş&uuml;n&uuml;n g&uuml;zelliğini&nbsp; g&ouml;rmekten duyduğu heyecan her ge&ccedil;en g&uuml;n, i&ccedil;inde yepyeni &ccedil;i&ccedil;ekler a&ccedil;tırıyordu. Ancak susuyordu kadın. Aralarındaki &ccedil;ekimden adı kadar emin olsa da kokusu duyulmasın diye suskunluk &ouml;rt&uuml;s&uuml;yle saklıyordu y&uuml;reğinin t&uuml;m &ccedil;i&ccedil;eklerini...&nbsp;</p>
<p>Kadınla g&ouml;z g&ouml;ze gelince, &ccedil;ocuksu bir tavırla elini sa&ccedil;larına daldırıp ensesine indirdi adam. &Ouml;zel misafirine ikramda bulunabilmek i&ccedil;in kahve teklif etti. Teklifine olumlu yanıt alması &uuml;zerine de&nbsp; mutfağa ge&ccedil;ti.&nbsp;</p>
<p>Adam, mutfakta kahveleri hazırlarken oturduğu odaya g&ouml;z gezdirdi kadın. Bir berjer, bir k&ouml;şe koltuğu, duvarda mavinin her tonuna ev sahipliği yapan deniz ve g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n resmedildiği bir tablo, duvara monte edilmiş geniş ekran bir televizyon ve ortada duran ahşap masadan oluşuyordu t&uuml;m dekorasyon.</p>
<p>Kimi zaman g&ouml;zlerini kapatıp d&uuml;şlediği manzaraya neredeyse bire bir uyan bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;, şaşırtmamıştı kadını. Adama yardımcı olmak i&ccedil;in masadaki bilgisayarı koltuğa kaldırmak istedi. A&ccedil;ık durumdaki bilgisayar ekranında g&ouml;z&uuml;ne ilişen dizeleri, bir hazine avcısı merakı ve ilgisiyle okudu.</p>
<p>"Yıllanmış sevin&ccedil;ler meskeninde</p>
<p>&Ouml;l&uuml;m&uuml; uyuturken dizlerimiz</p>
<p>Soluksuz bıraktık tek heceyi</p>
<p>Sırrı yitik aynamıza yansıdı suretimiz</p>
<p>Başlarımız &ouml;ne eğikti&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Silik varlığımız koptu sayfalardan</p>
<p>Yabancılaşmak,&nbsp;</p>
<p>En tesirli zehirdir her zaman..."</p>
<p>Yaşam alanını, evini tahayy&uuml;lde zorlanmamışsa da kendisine sorulsa, adamın, şiir okuyacak ya da sevebilecek son insan olduğunu s&ouml;ylerdi muhtemelen. Hem hayret verici hem de hayranlık uyandırıcı bulmuştu bu durumu. En keyifli yanılgısı, aklının ve kalbinin bir k&ouml;şesine kazınırken, elinde fincanlarla odaya giren adamı g&ouml;r&uuml;nce afalladı. &Ccedil;ocuksu bir panikle bilgisayarı aldığı yere koymaya &ccedil;alıştı, "Şey... bilgisayarı alayım demiştim... yardım olsun diye." Kadının mahcup haline g&uuml;l&uuml;mseyerek karşılık verdi adam, "Yardım etmekten şu dakika vazge&ccedil;tiğini g&ouml;rmek, işte bu biraz &uuml;zd&uuml;." deyip fincanı kadına uzattı.&nbsp;</p>
<p>İ&ccedil;ilen kahveler, kesilen pasta eşliğinde iş ve hayata dair bir&ccedil;ok konuda sohbet ettiler. Kimi zaman y&uuml;kselen kahkahalarla oluşan samimiyet ortamından cesaretle, az evvel okuduğu dizelerden dem vurdu kadın. Şiirden aldığı mesajı kurcalamak i&ccedil;in fırsat kolluyordu adeta. Biraz utanga&ccedil;lık, biraz sabırsızlık karması ruh halini yansıtan titrek sesiyle "Aşık olmak mı seni b&ouml;ylesine korkutan?" diye sordu. "Korkmak mı?..." dedi adam ve sustu. Sigarasından derin bir nefes &ccedil;ekip elini kır&ccedil;ıl sakallarında gezdirdi bir s&uuml;re. D&uuml;ş&uuml;ncelerini karşısındakine net şekilde aktarabilmek i&ccedil;in doğru s&ouml;zc&uuml;kleri se&ccedil;iyor gibiydi.</p>
<p>İzmariti k&uuml;l tablasına bastırırken ara verdiği konuşmasına devam etti. "Haksız sayılmazsın, belirli bir sınırı olmayan her şey beni &uuml;rk&uuml;t&uuml;yor. &Ccedil;izgisiz kağıt g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m an bile gerilirim biliyor musun? Oldum olası d&uuml;zg&uuml;n yazı yazamam &ccedil;izgisiz kağıda.&nbsp; &Ouml;n&uuml;mde duran o beyaz sayfayı g&ouml;r&uuml;nce kara kara d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m; acaba nerden başlasam, nasıl yazsam diye. Uzun uzun bakışırım beyaz kabusumla, ellerim titrer, avu&ccedil;larım terler. Bir şekilde kendimi toplar g&uuml;zel bir iş &ccedil;ıkarmak &uuml;midiyle kalemi kağıtla buluştururum. Ancak bu beceriksizliğim &ouml;yle işlemiştir ki kanıma, sonu&ccedil; değişmez. Titreyen elinse, kullandığın kalem kusursuz da olsa &ouml;nemi yoktur. Yazım... g&ouml;r&uuml;p g&ouml;rebileceğin en rezil g&ouml;r&uuml;nt&uuml; budur belki de! Aşk da b&ouml;yle, ne yazık ki... Sonsuz g&uuml;venir, sınır tanımadan bağlanırsın. Bardağın dolu tarafı sende denizlere, okyanuslara tekab&uuml;l ediyorken; karşındaki, yavaş yavaş hayalindekini sevmeye başlar.&nbsp; Ardından da senden uzak "o" insanı yaratmak &uuml;zere sinsice harekete ge&ccedil;er. Netice ne olur sence? Sınırsız beklenti ve doymak bilmeyen vahşi bir hayvan gibi &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ullanmış değiştirme teşebb&uuml;sleri! Kimse &ouml;z&uuml;nde kim olduğunla ilgilenmez ve yapabildiğin kadarıyla yetinmez. Herkes kendince g&uuml;zel g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &ouml;tekiyle, berikiyle kıyaslar, hep kendi idealini dayatır. &Ouml;n&uuml;ne sunulan kalıba uymadığın zaman da mutsuzluk nağmeleri d&ouml;k&uuml;lmeye başlar. Su&ccedil;lu ilan edilirsin. Aradaki t&uuml;m bağlar usul usul boynuna dolanır ve beklemediğin bir anda sehpaya tekme vurulur. Sevdiğim kadınlar, infazcım olmaktan hi&ccedil; &ccedil;ekinmediler." Adamı dikkatle dinleyen kadın, bu konuşmanın i&ccedil;inde alevden bir fırtına estirdiğini hissetti. Aşktan b&ouml;ylesine ka&ccedil;an birine ne denilebilirdi ki? Aralarında var olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ekim de kendi hisleriyle yarattığı bir kurmacaydı belki. İ&ccedil;indeki son &uuml;mit k&uuml;le d&ouml;n&uuml;şmeden, zor da olsa, duygularını dile getirmeye karar verdi. "Demek b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun... Sana bir &ccedil;izgisiz kağıt vemek isterdim. Yazı yazmak yerine resim yapmayı denemen i&ccedil;in. Sonsuz mutluluk ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n anahtarı, tecr&uuml;be etmediğin bir şeyde gizlidir bazen..." Ağzından &ccedil;ıkan s&ouml;zleri işittiğinde, cesaretinden eser kalmadığını hissetti. Utan&ccedil; ve umutsuzluğun haletiruhiyesini ele ge&ccedil;irmesiyle g&ouml;zleri dolan kadın, ayağa kalktı ve hızla odayı terk etti. Beklemediği bir cevap alan adamsa şaşkınlık i&ccedil;inde &ouml;ylece kalakaldı. Bir şey yapması gerekti; bir s&ouml;z s&ouml;ylemesi... D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;... Belki de sadece hissettiğini yapması lazımdı. Koridoru ge&ccedil;en kadın, dış kapıyı a&ccedil;mak &uuml;zereyken kolunda hissettiği el ile durdu ve arkasına d&ouml;nd&uuml;. Duyduğu &ccedil;ekime karşı koymayarak g&ouml;ğ&uuml;s g&ouml;ğse geldiği adamın boynuna sarıldı. Aynı anda adam da kadının beline kollarını dolayıp titrek bir sesle&nbsp; kulağına fısıldadı, "Resim yapmayı sen&nbsp; &ouml;ğret bana, al siyah kalemi elimden renkli boyalarını karıştır ruhuma..."</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölümün Pelerini  Bölüm 2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumun-pelerini-bolum-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumun-pelerini-bolum-2</guid>
<description><![CDATA[ Ölü bedenlerin karanlığa hapsolması en büyük ceza mıydı yoksa bu ceza sadece bana mı özeldi? .. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b65ed14c922.jpg" length="39124" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 May 2022 14:35:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yaren Böçkün</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, peri, 2</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<strong>KAVUŞMA</strong></p>
<p>&nbsp;&Ouml;l&uuml; bedenlerin karanlığa hapsolması en b&uuml;y&uuml;k ceza mıydı yoksa bu ceza sadece bana mı &ouml;zeldi?&nbsp; Tanrı a&ccedil;mayacaktı belki bana kollarını ama bu ceza ile de sınırlı kalmayacaktı.</p>
<p>&nbsp;Hak etmiştim belki t&uuml;m cezaları ama g&ouml;rmemiş miydi t&uuml;m &ccedil;ektiğim acıları, yaşadıklarımı Tanrı? Yaşarken a&ccedil;mamıştı bana kollarını ama ben yine de ona kollarımı a&ccedil;ıp gelmişken bu muydu karşılığı?</p>
<p>&nbsp;En b&uuml;y&uuml;k korkum karanlıkken neden şimdi hapsolmuştum buraya? &Ouml;l&uuml;m son vermeyecek miydi korkularıma oysaki?&nbsp; Korkularımla y&uuml;zleşeceksem kalırdım hayatta, her şeye yeniden devam ederdim. Kurtulmak i&ccedil;in ka&ccedil;mamış mıydım zaten yaşadıklarımdan?</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Sorularımı karanlığa g&ouml;m&uuml;p hareket etmek istedim ama kuş t&uuml;y&uuml; kadar hafif hissettiğim bedenime bu isteğimi yaptıramadım. Nerede olduğumu merak edip etrafa bakmak istedim ama karanlık bana yardımcı olmuyordu. Her bakmaya &ccedil;alıştığım yerde birer birer korkularımı g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e daha da &uuml;rkt&uuml;m.&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zlerimden istemsiz yaşların aktığını hissediyordum. İ&ccedil;imdeki korku volkanı patlamak ister gibi t&uuml;m feryatlarımı serbest bıraktı ama hayır dudaklarım arasından hi&ccedil;bir ses &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne kavuşmadı, kavuşamadı.&nbsp;</p>
<p>Bir anda yer yarıldı da uzandığım yerden aşağıya savruldum. Boşlukta s&uuml;z&uuml;lmeye başladık&ccedil;a kulaklarımı tok bir ses kapladı.&nbsp;<em>"Hayat &ouml;n&uuml;ne mucizeleri dolaylı yollarla sunacak. Sabret! Savaş!"&nbsp; &nbsp; &nbsp;</em>Ses kesilince sert bir yere &ccedil;arptım ve canım &ccedil;ok fazla yandı.&nbsp;</p>
<p>Ciğerlerim sanki havaya muhta&ccedil; gibi i&ccedil;ini derin bir nefesle doldurdu. Rahatlamam gereken yerde ciğerlerimin yanması ile şiddetlice &ouml;ks&uuml;rd&uuml;m. "Hasta uyandı!" Duyduğum bu ses ile algılarım yeniden aktifleşti. Bir el sırtımı, diğeri de başımı kavrayıp yattığım yerden dikleşmemi sağladı.&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zlerimi olabildiğince yumdum, yeniden karanlıkla y&uuml;zleşmek istemiyordum. Dudaklarıma değen soğuk cam ile ağzım aralandı ve dudaklarım arasından i&ccedil;imi ferahlatacak hayat suyu girdi. Suyu yutmak i&ccedil;in beynimden bir komut bekliyor ama yapamıyordum. Dudaklarımdan &ccedil;eneme doğru su yavaş yavaş yolunu değiştirdi.&nbsp;</p>
<p>Naif bir ses suyu yutmam gerektiğini s&ouml;yl&uuml;yor ama ben yine de yapamıyordum.&nbsp;<em>"Yutkun!"&nbsp;</em>Aynı ses kulaklarıma yeniden ulaşınca beklediğim emir buymuş gibi suyu yutmaya başladım. Boğazımdan ge&ccedil;en su beni rahatlatırken istemsiz bir şekilde sevinmiştim. Bu ses Tanrı'ya aitti ve Tanrı bana her şeyi kolaylaştırıyordu.&nbsp;</p>
<p>Tok ve kalın bir ses bulunduğum yeri hakimiyeti altına almıştı. "G&ouml;zlerini neden hala a&ccedil;madı? 1 hafta oldu."&nbsp; İlk birka&ccedil; saniye sessizlik s&uuml;rd&uuml; daha sonra yeniden naif bir ses kulaklarımı kapladı. "Hastamız yeni yeni kendine geliyor, zamanla eski sağlığına kavuşacak."&nbsp;</p>
<p>L&uuml;tfen korktuğum şey olmasın, l&uuml;tfen şu an Tanrı'ya kavuşmuş olayım. "&Ccedil;ıkın odadan." &Ouml;nce bir emir verildi, daha sonra sessiz sedasız odadan &ccedil;ıkış sesleri.G&ouml;zlerim merak i&ccedil;inde a&ccedil;ılmayı beklerken korkularım daha &ccedil;ok kendini belli ediyordu.&nbsp;</p>
<p>Ya cennetin kapıları şu an benim i&ccedil;in a&ccedil;ılmıştı ya da Tanrı beni cennetine layık g&ouml;rmeyecek kadar yaşatıyordu.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölümcül Sır(Bölüm 2)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumcul-sir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumcul-sir</guid>
<description><![CDATA[ Bakalım Ezgi nelerle karşılaşacak? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6279888ce7019.jpg" length="58053" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 May 2022 00:29:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melekk</dc:creator>
<media:keywords>Kağıt, şiir, kayıp, hüzün</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2375</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2375</guid>
<description><![CDATA[ Sıfır dokuz ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62175e9b4ece2.jpg" length="19492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 09 May 2022 23:43:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords>Uğursuz, sıfır, dokuz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><b>On</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Sessizliğin i&ccedil;indeyim,</b></span></p>
<p><span><b>&Ccedil;ok karanlık bir yerdeyim.</b></span></p>
<p><span><b>Uzat bana ellerini,</b></span></p>
<p><span><b>Korkuyorum, derindeyim.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Acı &ccedil;ekmek nedir? K&uuml;&ccedil;&uuml;kken bisikletten d&uuml;ş&uuml;p dizini incitmek mi? Top oynarken d&uuml;şmek mi? Bunların hi&ccedil;biri ger&ccedil;ek acıyı tarif bile edemez. Ger&ccedil;ek acı, anneni kaybetmektir. Sevgisizliği dibine kadar hissetmektir ve her karşına &ccedil;ıkan kişi de sevgiyi, değeri aramaktır. Bir insan annesini kaybettiğinde, kendi d&uuml;nyasını da kaybetmiştir.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><span><span class="Apple-converted-space"><b></b></span></span></p>
<p><span><b>Eslem, annesi ile bir tane bile g&uuml;zel anı yakalayamamıştı. Annesi ile saklamba&ccedil; oynardı k&uuml;&ccedil;&uuml;kken. Anne, korkun&ccedil; bir ebe kızı ise masum bir oyuncuydu. Her sobelendiğinde sonu k&ouml;t&uuml; biterdi. Oysa ki, sobelenmemek i&ccedil;in &ccedil;ok dua ederdi. Neden kabul olmadığını da bir t&uuml;rl&uuml; anlayamazdı. Bir yerde hata yaptığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml; hep. Annesi ile yakalayamadığı g&uuml;zel anları babası ile yakalamak istiyordu artık. Ailenin ne demek olduğunu bilmek, hatırlamak istiyordu. Dışarıdan bakıldığında olgun bir kız gibi dursa da, i&ccedil;inde bir &ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;t&uuml;yordu. Yeniden kaybedemezdi..</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>1 Ay Sonra</b></span></p>
<p><span><b>Babasına isteğini s&ouml;ylemesinin &uuml;zerinden tam bir ay ge&ccedil;mişti. Yeniden başlamak i&ccedil;in tek şansları vardı. Ge&ccedil; kalınan her şeye yetişmek i&ccedil;in tek şans. Babası, bunu şimdilik g&uuml;zel değerlendiriyordu. Kızını ve iki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğu kira da kaldığı evine getirmişti. Evde yeni d&uuml;zeni az da olsa oturtabilmişlerdi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar &ccedil;ok sevin&ccedil;lilerdi. Birilerinin onlara sahip &ccedil;ıkması mutlu ediyordu.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Eslem'in i&ccedil;inde korku vardı. Sanki her an yeni yakaladıkları mutlulukları bozulacak gibi geliyordu ona. Belli etmemeye &ccedil;alışıyordu. Bir yandan ise aklı &Ouml;mer abisindeydi. Annesini kaybetmişti o da ve cenaze işlemleri i&ccedil;in memleketi olan Manisa'ya gitmişti. Onun bu hayata tutunmasının tek sebebi annesiydi. (Kalp krizi nedeni ile kaybetmişti.) Kimsesiz değildi &Ouml;mer. &Uuml;&ccedil; tanr g&uuml;zel kardeşi vardı. Hayatının geri kalanını onlara adayacaktı. Mezar başında annesine verdiği s&ouml;z buydu.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;</b></span></p>
<p><span><b>-Kızım ben &ccedil;ıkıyorum. Allah'a emanet olun. Bir şey olursa ara ev telefonundan tamam mı?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Tamam, dikkatli ol.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Babasını işe yolcu ettikten sonra &ccedil;ocuklara bakmak i&ccedil;in odanın kapısını araladı. İkisininde keyfi yerindeydi. Ellerinde &ccedil;ikolata, &ccedil;izgi film seyrediyorlardı. Onların bu g&uuml;zel haline i&ccedil; &ccedil;ekip salona ge&ccedil;ti. &Ouml;mer abisinin numarasını tuşlayıp aradı. Bir &ccedil;aldı, iki &ccedil;aldı, &uuml;&ccedil; &ccedil;aldı fakat a&ccedil;madı. Israrcı davranmak istemediği i&ccedil;in kapattı telefonu. Nasıl olsa geri d&ouml;n&uuml;ş yapardı. Koltuğa oturmasına ramak kala kapı &ccedil;aldı. Delikten baktığında annesinin olduğunu g&ouml;rd&uuml;. A&ccedil;mak ve a&ccedil;mamak arasında kararsızdı. A&ccedil;maktan başka şansı yoktu farkındaydı. Evde yokuz numarasını yapamazdı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Kapının arkasında beklediğini biliyorum.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Diğer tarafta sen olunca insan korkuyor. Teredd&uuml;tte kaldım.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Bu sefer korkutmaya gelmedim emin ol.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Değilim.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Korkundan i&ccedil;eriye almayacaksın herhalde.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Senden korkmuyorum.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Dedi ve kapıyı a&ccedil;tı. Ge&ccedil;mesi i&ccedil;in kenara kaydı. Kadın, karşısında cesaretli birini g&ouml;rmeyi beklemiyordu. Kızın soğukkanlılığını hissetmişti. Bakışlarından anlaşılıyordu. Salona ge&ccedil;erken şaşkınlığını gizleyemedi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Kısa s&uuml;rede iyi yerleşim. Baban nerede?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Ne istiyorsun?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>İki g&ouml;z de birbirine nefret ile bakıyordu. &Ccedil;ekilen acılar farklı, istekler aynıydı aslında. İki tarafta aile olmak istiyordu. Biri korkusuna diğeri ise aşkına yenilmişti. Kendilerini kontrol edebilselerdi, kendilerine g&uuml;venebilselerdi farklı olabilirdi her şey. Bir yuvanın yıkımı bu kadar kolay olamazdı hem.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Asıl sen neyin peşindesin? Bir sonraki planın ne?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Bir sonraki? İlk planım neymiş?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-İlki, sevdiğim adamı elimden almaktı. Tebrikler, başarılı oldun.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Sen ger&ccedil;ek bir ruh hastasısın. Ben senin karnındaydım be, nasıl bunu planlayabilirdim? Beni aldırmayıp doğuran sensin. Asıl sana tebrikler hayatımı mahvettin.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Bizi bu hale getiren sensin. Sen olmasaydın ailem dağılmayacaktı. Biz savrulmayacaktık b&ouml;yle.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Aldırsaydın &ouml;ğrendiğin an. Ne dememi bekliyorsun? V&uuml;cudum da tek sağlam yer bırakmadın. Merdivenden yuvarlandım, &ccedil;ıplak halimle soğuk havada iki g&uuml;n kapının &ouml;n&uuml;nde bıraktın, sopayla d&ouml;vd&uuml;n. Sen, doğar doğmaz bana hayatın acımasız olduğunu g&ouml;sterdin. Sen daha da acımasızsın.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>İki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğun odadan &ccedil;ıkıp yanlarına gelmesi ile susmuştu. Onların yanında konuşamazdı.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Siz niye &ccedil;ıktınız? Hadi gelin başka bir &ccedil;izgi film a&ccedil;ayım size.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Biz korktuk. Bağırıyordun sen.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Korkmayın, sadece konuşuyorduk. Bağırma yok.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>&Ccedil;ocukların elinden tutup k&uuml;&ccedil;&uuml;k odalarına geri g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Geri d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde ise daha sakin bir tonda konuşuyordu.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Daha fazla sorun &ccedil;ıkarmadan git artık.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-İstediğini alamayacaksın. Kocamı yeniden almana izin vermem.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Tek isteğim sıcak bir yuva. Beni seven, &ouml;nemseyen bir ailem olsun istiyorum. Neden bir kez de benim a&ccedil;ımdan bakmıyorsun?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Yuvaymış, hadi oradan. Ne zaman keseceksin bu masum kız ayaklarını. Seni d&ouml;vd&uuml;ğ&uuml;mde bile bir başkasına gider hemen ağlardın. Hala &ouml;ylesin.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Canımı acıttığın bir kez olsun aklına gelmedi mi? Sen bir &ccedil;ocuğa, kendi &ccedil;ocuğuna neler yaşattın hala idrak edemiyor musun? Nasıl bir zihniyete sahipsin, nasıl bir insansın sen ya?!</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Eslem, &ccedil;ocukları korkutmamak i&ccedil;in sakin kalmaya &ccedil;alışıyordu. Bu kadın biraz daha burada kalırsa elinden bir kaza &ccedil;ıkacaktı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Defol git, defol. Asıl ben senin hayatımı mahvetmene izin vermeyeceğim. Sen aslında zayıf bir kadınsın. Ger&ccedil;ekleri hazmedemeyip, &ouml;fkesini masum birinden &ccedil;ıkaracak kadar zavallısın. &Ouml;nceden olsa evet, korkardım. Şimdi, sana sadece acıyorum. Benden aldığın ne varsa hepsinin en g&uuml;zelini yazacağım. Senin yaşayamadığın ne varsa ben yaşayacağım.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Ağır ve uzun konuşmanın ardından kadının g&ouml;z&uuml;ne korkusuzca bakıyordu. Başı dik, eli kapıyı g&ouml;steriyordu. Kadının cevap vermesine izin vermeden kolundan tutup dışarı attı. Kapının kapanması ile yere &ccedil;&ouml;kmesi bir oldu. Bacakları titriyordu. Kollarını kavuşturdu, başını dizine yaslayıp saymaya başladı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Bir, iki, &uuml;&ccedil;, d&ouml;rt, beş, ge&ccedil;ecek. Ge&ccedil;ireceğim. Sakin ol, sakin. Az kaldı ge&ccedil;ecek.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Kapı sesi duyduğu halde başını kaldırmadı. Bir ileri bir geri sallanıyordu. &Ccedil;ocuklardan biri elinde bir bardak su ile ablasının yanına geldi. Suyu yere indirdi ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k elleriyle elini tuttu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Sana su getirdim. Gelirken birazcık d&ouml;kt&uuml;m ama bak dolu hala. Hadi i&ccedil; abla, korkuyorum.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Başını kaldırıp kardeşine baktı. Yalancı bir tebess&uuml;m ile yerdeki suyu alıp i&ccedil;ti. İşte, kardeşlik b&ouml;yle bir şey. İki, &uuml;&ccedil; ay &ouml;ncesine kadar birbirlerine yabancılardı. İşler değişti tabii. Babası, &Ouml;mer abisi ve iki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşi ile aile olmuşlardı. Eslem i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemliydi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Hayat istediği kadar adil olmasın. Her şey elinizden alınabilir. Kazanmaya yakınken birden yenilgiye uğrayabilirsiniz hatta. Unutmayın, bir kapı kapanır ve bir kapı a&ccedil;ılır..</b></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2374</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2374</guid>
<description><![CDATA[ Sıfır sekiz ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62175e9b4ece2.jpg" length="19492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 09 May 2022 23:41:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords>Uğursuz, sıfır, sekiz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><b>Sekiz</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>G&ouml;zlerini a&ccedil;tığında nasıl oldu da kendini bu ortamda buldu hatırlayamadı. Baş ağrısı vardı, y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturdu. Sağında babası, solunda ablası ve karşısında kaşları &ccedil;atık annesi vardı. Sessizliği bozan ilk kişi annesi oldu.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Niye &ouml;lmedin sen?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Keşke o sessizlik sonsuza kadar s&uuml;rseydi de bu soruyu duymasaydı. Bir anne, evladına nasıl b&ouml;yle bir şey s&ouml;yleyebilirdi? Onca yaşanan şeyden sonra bir de. T&uuml;m bakışlar kadına y&ouml;nelirken Eslem yanıtladı.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Yaşıyor gibi miyim? Beni ne hale getirdiğinin hala farkında değil misin? Senin y&uuml;z&uuml;nden bu haldeyim.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Sesler yavaş yavaş y&uuml;kselmeye başlıyordu. Birbirlerine nefretle bakan anne-kız i&ccedil;in bug&uuml;n hesaplaşma g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. Bir yandan kendini anlatmak i&ccedil;in sıra bekleyen baba vardı tabii. Ailesini bu hale getiren asıl su&ccedil;lu babaydı. Aciz, korkak ve zavallı biriydi. Karısını, iki kız &ccedil;ocuğunu bırakıp on yedi yıl boyunca aramayan sorumsuz bir baba. Şimdi ne y&uuml;zle &ccedil;ıkıp gelmişti ki? Ne dilenecekti, af mı? &Ccedil;ok ge&ccedil;. Sevgi mi? Hak etmiyor bile.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Eslem, sakinleş biraz l&uuml;tfen. Sana bir şey olsun istemiyorum ne olur.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Ablası yine korkaklığını g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkarmıştı. Eslem ise onun y&uuml;z&uuml;ne bile bakmadan koltuğun k&ouml;şesine sinmiş olan babasına d&ouml;nd&uuml;. Baba kelimesi midesini bulandırıyordu. Karşısındaki adam onun i&ccedil;in bir yabancıdan farksızdı. Nasıl bir hayattı bu, herkes işlediği g&uuml;nahların &uuml;zerini &ouml;rtme derdindeydi. Bazıları da nasıl arttırabilirim d&uuml;ş&uuml;ncesindeydi. Her şey i&ccedil;in &ccedil;ok ge&ccedil; kalındı. Telafisi olmayan hatalar yapıldı. Bunun gibi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Seni tanımıyorum biliyor musun? Aklımda hi&ccedil; yer edinmemişsin. Bir fotoğrafın dahi yok cebimden &ccedil;ıkartıp g&ouml;sterebileceğim. Sende tanımıyorsun ki. İlkim olan her şeyi ka&ccedil;ırdın mesela. İlk adımıma, ilk kelimeyi s&ouml;yleyişime, ilk d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;me şahit olamadın. Sana kızgın değilim. Sana &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum. B&ouml;yle bir kadınla evli olduğun i&ccedil;in. Kaybeden taraf olduğun i&ccedil;in.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>S&ouml;zlerden &ccedil;ok birbirlerine olan bakışları can yakıyordu. Asıl s&ouml;ylemek istediğini g&ouml;zleri ile yabancı adama aktarmıştı. Adam tek kelime edemedi. Ne diyebilirdi ki? &Ouml;z&uuml;r dilese her şey eskisi gibi olamazdı ya. Pişmanlığı ile yanıp kavrulurdu ancak. İkisininde birbirine ihtiyacı vardı belki de fakat yanlış zamandı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Eslem, daha fazla kalmak istemedi. Annesi denen kadına baktık&ccedil;a kusma isteği geliyordu. Ablasını zaten g&ouml;rmezden geliyordu. Babasına diyecek bir şey yoktu. Zamanında kimseye g&ouml;r&uuml;nmeden sessizce kapattığı kapıyı şimdi b&uuml;y&uuml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml; ile kapatıyordu. Dışarıya &ccedil;ıktığında onu yağmur bekliyordu. Ev g&ouml;r&uuml;ş hizasından &ccedil;ıktığında ıslak kaldırıma &ccedil;&ouml;km&uuml;şt&uuml;. O sırada ise ona doğru gelen &Ouml;mer'i g&ouml;rd&uuml;.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Ani bir sinirle binadan &ccedil;ıkınca kendine zarar vereceğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Biraz korkuttun beni. Ş&uuml;k&uuml;r iyisin. Bakmadığım yer kalmadı. Şans eseri g&ouml;rd&uuml;m seni. Ne işin var senin burada?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>&Ouml;mer bir yandan s&ouml;zlerini sıralayıp bir yandan montunu kıza giydiriyordu. Merak ettirmişti kız kendini. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar arasında adamı anlayan tek kişi bu kızdı. Eslem, yorgun bakışları ile adama bakıp fısıldadı.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Bana acıyor musun?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Hayır, sana neden acıyayım ki?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Kendimi ne zaman &ouml;ld&uuml;rmeliyim?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Eslem, ne &ouml;l&uuml;m&uuml; ne sa&ccedil;malıyorsun?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-İstediğim cevapları vermiyorsun bana.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Cevaplamak istemediğim sorular soruyorsun.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Eslem, &Ouml;mer'i ş&uuml;phelendirdi bir kere. Artık adamın bakışları hep &uuml;zerinde olacaktı. Buna kendini hazırlamalıydı. Hem tenha sokakta olmaları hem de b&ouml;yle sorular sorulması adamı yeterince tedirgin etmişti.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Başım &ccedil;ok ağrıyor. Binaya g&ouml;t&uuml;r&uuml;r m&uuml;s&uuml;n beni.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Tamam.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Adam kucağına aldı ve ağır adımlar ile arabaya ilerlediler. Elinde tuttuğu anahtar ile arabanın kapısını &ccedil;ok zorlanmadan a&ccedil;tı. Kızı arka koltuğa yatırdıktan sonra s&uuml;r&uuml;c&uuml; koltuğuna ge&ccedil;ip aracı &ccedil;alıştırdı. Ve kimsesizler yurduna geri d&ouml;nd&uuml;ler..</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>G&uuml;ld&uuml;m, ağladım ve sevdim.</b></span></p>
<p><span><b>Terk ettim ve terk edildim.</b></span></p>
<p><span><b>Hi&ccedil; bakmadan arkama geldim yolun sonuna.</b></span></p>
<p><span><b>G&ouml;zlerimi a&ccedil;amadım, sonsuza dek k&ouml;r kaldım.</b></span></p>
<p><span><b>Kalktım, d&uuml;şt&uuml;m hep yenildim.</b></span></p>
<p><span><b>Umutlarımı kaybettim.</b></span></p>
<p><span><b>Koydum y&uuml;kseğe &ccedil;ıta, sessiz &ccedil;ığlıklar attım.</b></span></p>
<p><span><b>Kanla, terle, g&ouml;z yaşıyla denedim aşamadım.</b></span></p>
<p><span><b>Madem kırıldı kalem,</b></span></p>
<p><span><b>Vazge&ccedil;tim her şeyden,</b></span></p>
<p><span><b>Bir ben vardı bende,</b></span></p>
<p><span><b>Sırra bastı kadem..</b></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ &#45; BÖLÜM 5 / DENİZ SARGUT&#45; DENİZDEN SESLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-5-deniz-sargut-denizden-sesler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-5-deniz-sargut-denizden-sesler</guid>
<description><![CDATA[ Riley’i görmeyi beklerken Darian ile karşılaşmak görmeyi beklediğim en son şeydi. Yıllardır eve gidip gelirken bu yolu kullanırdım... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62784a3de7a88.jpg" length="56031" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 09 May 2022 01:56:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">DİANE&rsquo;NİN LANETİ</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Riley&rsquo;i g&ouml;rmeyi beklerken Darian ile karşılaşmak g&ouml;rmeyi beklediğim en son şeydi. Yıllardır eve gidip gelirken bu yolu kullanırdım. Onu daha &ouml;nce buradan ge&ccedil;erken hi&ccedil; g&ouml;rmemiştim. Aslında bu yolda herhangi birini g&ouml;rmek de pek m&uuml;mk&uuml;n değildi. İnsanlardan olduk&ccedil;a uzak doğayla i&ccedil; i&ccedil;e bir yerdeydim. Darian ise yanından ge&ccedil;meye bile cesaret edemediğim Altın Saray&rsquo;da yaşardı. Hoş artık eski şatafatından eser yoktu ama yine de buraya &ccedil;ok uzaktı. Hem de &ccedil;ok. Buna rağmen aniden arkamı d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m onu hi&ccedil; şaşırtmamıştı. Neredeyse bu anı beklediğini d&uuml;ş&uuml;nmeye başlamıştım ki s&ouml;zc&uuml;kler dudaklarını aşmayı başardı.</p>
<p>&ldquo;Hey, ormanda y&uuml;r&uuml;rken seni g&ouml;r&uuml;ncee selam vermek istedim. Okuldaki olaydan olduk&ccedil;a etkilenmiş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordun&rdquo; dedi. Darian, benimle g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine bakarak konuşsa da aramızda camdan bir duvar vardı. O, beni aynanın &ouml;teki tarafından izliyordu.</p>
<p>&ldquo;Hey, sanırım herkes i&ccedil;in zor bir g&uuml;nd&uuml;&rdquo; diyebildim. Okulun bah&ccedil;esinde Riley ile olan konuşmalarımızı duymuş olabilir miydi? Umarım duymamıştır diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.</p>
<p>&ldquo;Birlikte y&uuml;r&uuml;yelim mi?&rdquo; dedi ve cevabımı beklemeden y&uuml;r&uuml;meye başladı. Ben de ona eşlik ettim. Birka&ccedil; yıldır aynı sınıfta olmamıza rağmen zorunda kalmadık&ccedil;a hi&ccedil; konuşmamıştık. Bazı zamanlar beni izlerken yakalardım onu. Sadece o kadardı.</p>
<p>&ldquo;Bug&uuml;n yaşananlar herkesi derinden sarsmış olmalı&rdquo; dedi az &ouml;nceki fikrime katılarak.</p>
<p>&ldquo;Sen olduk&ccedil;a iyi duruyorsun&rdquo; dedim kendimi tutamayarak. Bunu bir iltifat olarak almış olmalı ki g&uuml;l&uuml;msedi.</p>
<p>&ldquo;Duygularımı belli etmeyi pek sevmem&rdquo; dedi usulca. Suda kendi yansımama bakıyor gibiydim ama o su, benim &uuml;zerime gelmemeliydi.</p>
<p>&ldquo;Fark ettiğin &uuml;zere benim duygularımı da herkes g&ouml;rebilir&rdquo; dedim &ldquo;herkes&rdquo; kelimesine vurgu yaparak. Bundan pek hoşlanmamış gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.</p>
<p>&ldquo;Arkadaşın da senin i&ccedil;in olduk&ccedil;a endişelenmiş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu&rdquo; dedi Riley&rsquo;i kastederek.</p>
<p>&ldquo;Evet, iyi olduğumdan emin olmak istedi. Bu y&uuml;zden gelenin o olduğunu zannettim&rdquo; dedim.</p>
<p>&ldquo;Ama gelen bendim&rdquo; dedi aralarındaki gizli husumeti fısıldarcasına. Ağzımızdan &ccedil;ıkan s&ouml;zc&uuml;kler hızlı adımlarımıza pek yetişememişti. Ormanın sonundaki yol ayrımına gelmiştik. Burası bir karar verme yeriydi.</p>
<p>&ldquo;Ne taraftan gidiyorsun?&rdquo; diye sordu. Tepedeki evleri g&ouml;stererek sol taraftaki yolu işaret ettim.</p>
<p>&ldquo;O halde benim geri d&ouml;nme vaktim geldi, iyi olduğuna sevindim&rdquo; dedi. Y&uuml;z&uuml; g&uuml;l&uuml;yordu peki ya g&ouml;zleri?</p>
<p>&ldquo;Yarın g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z&rdquo; diyerek ona işaret ettiğim yoldan y&uuml;r&uuml;meye başladım. Arkama hi&ccedil; bakmamalıydım. Benden ş&uuml;phelenmesine izin veremezdim. Doğruca tepedeki evlere doğru tırmanmaya başladım. Bug&uuml;n eve d&ouml;n&uuml;ş yolu biraz zahmetli olacaktı. Yokuşu bitirdiğimde yavaş&ccedil;a bir evin kapısına doğru yaklaştım. Anahtarımı arama bahanesiyle &ccedil;antamı karıştırırken arkama baktım. Ortalarda kimsecikler yoktu. Hen&uuml;z orman yolundan &ccedil;ıkmamış olma ihtimalinden dolayı geri d&ouml;nmeyi g&ouml;ze alamadım. Tepeyi aşarak yol ayrımın &ouml;teki tarafına ge&ccedil;tim. Yaşanan bu zorlu g&uuml;n&uuml;n ardından olduk&ccedil;a yorulmuş, nefes nefese kalmıştım. Darian&rsquo;a s&ouml;ylediğimin aksine yol ayrımının sağ tarafında kalan karanlık ormanın derinliklerinde iki katlı ahşap bir evde oturuyordum. Bu ev, bana b&uuml;y&uuml;kannemden yadigar kalmıştı. Benim dışımda da burayı bilen hi&ccedil; kimse yoktu. b&ouml;ylesi herkes i&ccedil;in daha iyi olurdu. Yoksa hi&ccedil;liğin ortasındaki bu ev, herkesin başını derde sokabilirdi.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Eve girdikten sonraki birka&ccedil; saat boyunca d&uuml;ş&uuml;nmemi engelleyecek işler ile kendimi oyaladım. Evi baştan aşağıya temizleyerek t&uuml;ts&uuml;ledim. Akşam yemeği i&ccedil;in lezzetli yiyecekler hazırladım. Ardından da kendimi sıcak su dolu bir k&uuml;vete bıraktım. Su bana iyi gelecek ve t&uuml;m k&ouml;t&uuml; d&uuml;ş&uuml;ncelerimi g&ouml;t&uuml;recekti.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Saatler gece yarısını ge&ccedil;tiğinde yatağıma &ccedil;ekilerek biraz kitap okumak istedim. Ancak bu isteğim ormanda yankılanan bir uğultuyla son buldu. Yavaş&ccedil;a yatağımdan &ccedil;ıkarak pencereye y&ouml;neldim. Perdeyi aralayarak uğultunun geldiği yeri g&ouml;rmeye &ccedil;alıştım. Yere &ccedil;&ouml;ken sis, t&uuml;m g&ouml;r&uuml;ş alanıma engel oluyordu. Uğultulara eklenen uluma sesiyle yerimden sı&ccedil;radım. Hemen balkona &ccedil;ıkarak gelen kişinin kim olduğunu &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alıştım ama bir sonu&ccedil; alamadım. Bu sorunun cevabını &ouml;ğrenmek zorundaydım. T&uuml;m cesaretimi toplayarak evden dışarıya &ccedil;ıktım. Sisler adeta benimle alay edercesine etrafımda d&ouml;n&uuml;p duruyordu. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m tek şey ağa&ccedil;ların arasından ge&ccedil;en g&ouml;lgeler oldu&hellip;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ertesi sabah, g&uuml;ne korkun&ccedil; bir baş ağrısıyla başladım. Gece boyunca d&uuml;ş&uuml;nmekten uyuyamamıştım. G&ouml;lgeleri g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m anda sisler, yanlarına ulumalarını da alarak kaybolmuşlardı. Geriye yalnızca ben kalmıştım. Thedora&rsquo;nın Bah&ccedil;esi&rsquo;ne vardığımda her zamanki neşemden eser yoktu. D&uuml;ş&uuml;ncelerimin arasında kaybolduğum i&ccedil;in t&uuml;m yolu nasıl geldiğimi de hi&ccedil; anlamamıştım. Bizimkilerden birini g&ouml;rme umuduyla bah&ccedil;enin kapısından ge&ccedil;tim. Bug&uuml;n ortalık epey sessiz duruyordu. Riley nerede diye etrafıma bakınırken onun sesiyle irkildim.</p>
<p>&ldquo;Hey, olduk&ccedil;a solgun g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun yoksa yolda gelirken bir hayalet mi g&ouml;rd&uuml;n?&rdquo; dedi dalga ge&ccedil;ercesine.</p>
<p>&ldquo;Hen&uuml;z değil&rdquo; diye yanıt verdim. Hen&uuml;z değil ama her an olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabah Kehaneti</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sabah-kehaneti</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sabah-kehaneti</guid>
<description><![CDATA[ Rüyamda beni yakalayan derin şüphe uykumla bir çırpıda vücut bulmuştu ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6276d7678bde6.jpg" length="48103" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 May 2022 23:34:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynepyadasude</dc:creator>
<media:keywords>Sabah, kehanet, rüya, uyku</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #b96ad9;">Uyandım,hafif kımıldattığım başımla ayni anda y&uuml;z&uuml;me vuran g&uuml;n ışığı daha sabahın ilk saatlerinde g&uuml;n&uuml;n keyifsiz ge&ccedil;eceğinin habercisiydi.Oldum olası sevmem bu ışığı, yapay bi mutluluk tadı bırakır ağzımda.Sanki zorunlu uyanışımı aslında istekli uyanışa d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek istercesine inatla her a&ccedil;ıdan yakalar uykunun kuruttuğu y&uuml;z&uuml;m&uuml;.Direnen g&ouml;z kapaklarımı hafif&ccedil;e aralamaya zorladım ve başardım g&uuml;n&uuml; kendime aymayı.Bi değişiklik yapıp ilk saate bakmadım,yanıbaşımdaki pencereden yeni g&uuml;n yeni umutlar felsefemi yola koydum ve başladım alabildigine g&ouml;z dolduran masmavi g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakarken nice hayaller kurmaya...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şimdi Bana Kaybolan Yıllarımı Verseler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/simdi-bana-kaybolan-yillarimi-verseler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/simdi-bana-kaybolan-yillarimi-verseler</guid>
<description><![CDATA[ Bir çay molasında kaybolan gençliğiyle bugünü arasında gidip gelen bir kadının bilinç yolculuğu... ]]></description>
<enclosure url="https://i.pinimg.com/564x/6e/55/5c/6e555c660fa1e3694c7571848c6b10b2.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 06 May 2022 19:32:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nghncsknr</dc:creator>
<media:keywords>geçmiş, bugün, sahip olduklarımız, mola, yorgunluk, yaşam, anne, evlat, eş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">&ldquo;Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler..."</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Sezen Aksu&rsquo;nun plaktan &ccedil;ıkan cızırtılı sesi kulaklarıma asil bir ş&ouml;len bırakıyordu. Arkama yaslandım, ayaklarımı &ouml;n&uuml;mdeki sehpaya uzatıp bedenimi rahata erdirecekken parmaklarım f&uuml;tursuz bir başkaldırışla hemen yanında duran k&uuml;&ccedil;&uuml;k saksıya &ccedil;arptı. Harika, &ccedil;ok iyi m&uuml;kemmel! K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k balkonum sizlere &ouml;m&uuml;r, &uuml;zerine bir k&uuml;rek toprak da siz atmak ister misiniz?</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Ama hayır! Moral bozmak yok, sakin olalım ka&ccedil;mıyor ya birazdan temizlerim ortalığı. &Ouml;nce &ccedil;ayımı i&ccedil;meli, kokusunu i&ccedil;ime &ccedil;ekip sonbaharı izlemeliyim. Toprağı temizlemek kolay, zor olan bir daha bu fırsatı bulmak! G&ouml;z ucuyla yere, on yıl &ouml;nce b&uuml;y&uuml;k bir kavgayla yolları ayırdığım lise arkadaşımı g&ouml;rm&uuml;ş gibi bakıp havalı bir &ccedil;ene kaldırışıyla balkonun a&ccedil;ık penceresine d&ouml;nd&uuml;m. Oh arabalar vızır vızır, maşallah herkesin de dışarıda işi var. Kız yavaş y&uuml;r&uuml; yavaş, acelen mi var? Sanki arkandan atlı kovalıyor. Ey gidi gen&ccedil;lik! Yaşarken &ouml;yle yavaş ve bitmeyecek gibiydi ki buna inat hızlanırdık. Aynı şu kulağında kulaklıkla insanlara &ccedil;arpmadan y&uuml;r&uuml;meye &ccedil;alışan kısa sa&ccedil;lı, uzun boylu kızcağız gibi&hellip; Keşke camdan dışarı sarkıp kızım kulaklığı &ccedil;ıkar arabaları duymayacaksın diye bağırsam. Bağırsam ne olacak? Başını kaldırıp &lsquo;sana ne be&rsquo; dese uyarımla kalır, &uuml;st&uuml;ne cevap da veremem.&nbsp; Yok, bu yaştan sonra saygısız veletlerle uğraşamam.</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler&hellip;</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Ah, ah! Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler&hellip; Ellerimden kayıp giden gen&ccedil;liğimi, gereksiz yere kırılmasına izin verdiğim kalbimi, annemin sıcak &ccedil;&ouml;rek pişirdiği sabahları, ablamla kıyafet i&ccedil;in birbirimizi yediğimiz o hafta sonlarını, lisedeki ger&ccedil;ek olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m ve evlilik hayalleri kurduğum o &ccedil;ocuksu ilk aşkımı&hellip; T&uuml;m bunları geri verseler, beş saniyeliğine olsun soluklansam. Şu balkona oturmayı bile nimet saymayacak kadar rahat olduğum g&uuml;nlere d&ouml;nsem başka ne isterim ki?</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler&hellip;</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Kapı &ccedil;alsa, bir kutu bulsam b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e. İ&ccedil;ini a&ccedil;tığım gibi ge&ccedil;mişin girdabına kapılsam. Yemek pişirme derdi yok, birazdan &ccedil;ocuklar eve gelecek erişteli &ccedil;orba yaptım kesin &ldquo;Yemem,&rdquo; deyip mızıldanacak kocaman a&ccedil;tıkları g&ouml;zleriyle &ccedil;ikolatalı ekmek isteyecekler. Ana y&uuml;reği bu, dayanır mı? Zararlıysa zararlı s&uuml;r yesin, oh eli y&uuml;z&uuml; &ccedil;ikolata oldu bir de duş alsın. &Uuml;niversitedeki ben olsa &ouml;yle mi yapardı? Eğitim almıştı o, &ccedil;ocuk nasıl doğru yetiştirilir biliyordu. Disiplin oluşturmak ve bunu &ccedil;ocuğa uyarlamak en kolayıydı, yersen!</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler&hellip;</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">G&uuml;zel olurdu. Yaşamın teorisini &ouml;ğrenip sıra pratiğe gelince kalakalırdım. Okul biterdi, sınavlar başlardı. Koşturmazdım, yerimde can &ccedil;ekişirdim. Saatlerce bir sandalyenin başına oturur &ouml;n&uuml;mdeki kitaplarla soluksuz bir aşk yaşardım. Sorular ka&ccedil;ardı, ben yakalardım. &Ccedil;ok gezen Coğrafya, Muhteşem Y&uuml;zyıla zerre benzemeyen ama Kanuni gibi etrafta dolanan heybetli Tarih, o endamlı Matematik, şiirle romanla kalp &ccedil;almaya &ccedil;alışan Edebiyat, konuştuğumuz gibi olmayan o afili T&uuml;rk&ccedil;e! Hi&ccedil;biriyle s&uuml;rekli bir ilişkimiz olmazdı, bir onunla bir bununla gezer dururdum. Bel fıtığı, boyun fıtığı, beyin fıtığı&hellip; Sınavdan bir g&uuml;n &ouml;nce basardım eriği fosfor versin diye, kuruyemişi damardan alır okunmuş pirinci dilaltı niyetine saklardım. Bismillah de başla ilk sorudan t&ouml;vbe bismillah de bitir sınavı, sonra otur sonucu bekle.</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler&hellip;</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Aynen Sezen, versinler. Versinler ama &ccedil;ocuklar uyuduktan sonra versinler. &Ouml;devleri bitsin, masalları okunsun, kıyafetlerini de &uuml;t&uuml;leyeyim sabaha kalınca ağlayarak yapıyorum. Beslenmeleri i&ccedil;in b&ouml;rek yapmak lazım, gezi i&ccedil;in belge doldurulacak, birazdan koridorda belirir b&uuml;y&uuml;k olan. Utana sıkıla yanıma yanaşır, &ldquo;Karton var mı?&rdquo; diye sorar. Saate bakarsın gece yarısı, &ccedil;ocuğun g&ouml;z&uuml;nde &ccedil;apak var, belli uykuya dalacakken gelmiş aklına. Ee hani kaybolan yıllarımı vereceklerdi? Azıcık daha beklesinler, acelesi yok ya &ouml;nce &ouml;dev yapmamız lazım.</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler!</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Versinler, ne değişir? Tek bir s&ouml;z s&ouml;ylemeye hakkım yok. En nihayetinde kaybolan yıllar ge&ccedil;mişte kalmadı mı? Ge&ccedil;mişin telafisi ne zaman olmuş ki şimdi olsun. Ancak oturur yaptıklarıma &uuml;z&uuml;l&uuml;r, yapamadıklarıma pişman olurum. G&uuml;lerim, kahkahalarla g&uuml;lerim. O k&ouml;rpe kız &ccedil;ocuğuna, hi&ccedil;bir şey bilmeyen gen&ccedil; kıza, bildiğini sanan gen&ccedil; kadına bakar katıla katıla g&uuml;lerim. Sabırsızlanırım, hemen geri d&ouml;nmek isterim. Beni bekleyenler var, kaybolan yıllarla ne yapayım? Eşim Bey gelecek, &uuml;st&uuml;m&uuml; değiştirmeliyim. Bu akşam i&ccedil;in g&uuml;zel bir film buldum, ikimizde sızmazsak onu seyrederiz. Makinede &ccedil;amaşırlar var asılacak. Yemeğin sosu yapılıp eklenecek, annemin hastane randevusu alınacak, ha unutmadan kaybolan yıllar da geri verilecek, boşu boşuna elimizde durmasın yazık.</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler!</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Sezen&rsquo;in sesi aynı noktada defalarca d&ouml;nmeye devam ederken daha fazla dayanamayıp uzattığım ayaklarımı yere indirdim. Verme kardeşim verme! Aynı g&uuml;nleri tekrar yaşayacaksam buraya gelmemin anlamı ne? Yer toprak i&ccedil;inde, &ccedil;ay soğumuş, insanlar evimin sokağını ardında bırakmış sonbahar bile yalnız kalmış. Bekliyorum, zilin &ccedil;almasını bekliyorum. Geleceğim bile bende değilken ge&ccedil;mişi alsam ne yazar? Vermesinler, bana ge&ccedil;mişi vermesinler. Bana gecenin k&ouml;r&uuml;nde &ouml;dev yapmak isteyen oğlumu versinler. Bana film izlerken sonunu g&ouml;remeden uyuya kalan kocamı versinler. Bana &ccedil;ikolatalı ekmek isteyen &ccedil;ocuklarımı versinler. Kaybolan yıllarım &ccedil;izilmiş, aynı noktaya takılı kalmış o plakta kalsın ben bu balkonda oturup soğuyan &ccedil;ayımla bir &uuml;mit onları bekleyeyim.</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">Yerler toprak olmuş, olsun. Ben &ouml;nce &ccedil;ayımı i&ccedil;eyim.</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;">13.11.21</p>
<p style="padding-left: 40px; text-align: justify;"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hoşgeldin Yüreğime</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hosgeldin-yuregime</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hosgeldin-yuregime</guid>
<description><![CDATA[ Serkan 35 yaşında annesinin kendisini gönderdiği görücü usülu  buluşmalardan kaçmak için hazırladığı bahanelerle tanırırdı.Bir gün annesine bugün bulaşacağı kadına dürüst olacağına  söz verdi.

Ömür 30 yaşında ülkenin tanıdığı en büyük edebiyat yazarlarından bir tanesi olmasına rağmen kalbi aşka kapalı annesinin ayarladığı görücü usulü bulaşmarında onunla buluşan erkeklerin yüzüne gerçeği söylemesiyle meşhurdu.Ta ki annesine bugün bulaşacağı randevuda daha az kırıcı olacağını söylediği zamana kadar.

Birbirinden deli iki  insanın çıkarları üzerine başlayan  oyunun  birbirlerine hissetmeye başladıkları duygularla beraber daha da karmaşıklaşması. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/img_6274d5df548578-28553124-71995702.gif" length="1467686" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 06 May 2022 11:14:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynep_edaq2</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, romantizm, kurgu, kadın, erkek, evlilik, aşk, genel kurgu, ferhat ile şirin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><em>Kadın sevdiği adama veda ederken kelimelerin ağzından şiir gibi d&ouml;k&uuml;lmesine engel olamamıştı"Sen Ferhat olmak nedir bilir misin?" Adam,kadının s&uuml;rekli kendisini hikayelerdeki aşıklarla kıyaslamasının verdiği bıkkınlıkla"O kadar da cahil değilim ben de bu hikayeleri dinleyerek b&uuml;y&uuml;d&uuml;m ama artık sen de b&uuml;y&uuml; ve bu aşkların sadece hikayelerde var olabileceğini kabul et" "Haklısın,bu hikayeler ge&ccedil;mişte kaldı.Ne sen adaşın Ferhat gibi benim i&ccedil;in dağ delebilirsin ne de bana kavuşmak i&ccedil;in canından vazge&ccedil;ebilirsin ama en &ccedil;ok canımı yakan nokta ben de adaşım Şirin gibi değilim en fazla senin i&ccedil;in iki damla g&ouml;zyaşı akıtırım sonra da seni hi&ccedil; sevmemiş&ccedil;esine hayatma yeni Ferhatlar sokarım tıpkı senin bu g&ouml;r&uuml;şmeden sonra hayatına sokacağın Şirinler gibi"</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;">S<span style="color: #000000;">erkan ,annesinin buluşması i&ccedil;in ayarladığı yazar kızın kitabını okurken bu kız ile d&uuml;ş&uuml;ncelerinin bu kadar uyumlu olmasına şaşırmıştı.Serkan da g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Ferhatlar ve Şirinler'in sadece isim olarak var olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.D&uuml;nya da ne aşk kalmıştı ne de aşka harcanan emek. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Bir kız ve oğlan birinci buluşmadan birbirlerine seni seviyorum derken &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; buluşmada ayrılıyorlardı. Serkan şimdiye kadar &ccedil;ıktığı hi&ccedil;bir kadına seni seviyorum dememiş onun yerine c&uuml;zdanında duran siyah kartı onların hizmetine sunmuştu.Kızlar ise karta seni seviyorum s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nden daha &ccedil;ok değer vermişlerdi. Serkan &ccedil;ıktığı kızların y&uuml;zelselliğine en fazla 2 ay tahamm&uuml;l edebiliyor 3.ay da yanında bambaşka kadınlar beliriyordu.&nbsp; </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">&nbsp;Serkan kitabın ona uyandırdığı d&uuml;ş&uuml;ncelerle i&ccedil; hesaplaşma yaparken yanına g&uuml;nl&uuml;k bir buluşmaya gelirmiş gibi kot pantolon ve mavi d&uuml;z bir g&ouml;mlek giyen kadın yaklaştı. "Merhaba ben"diye o ince ama tonlaması dengede olan insanı başka alemlere s&uuml;r&uuml;kleyen o sesiyle. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Serkan kızı her zaman yanına yaklaşıp onla fl&ouml;rt etmeye &ccedil;alışan kadınlardan biri sandığından umursamaz bir ses tonuyla"Daha sonra canım benim şuan randevum var"dedi. "Randevuz olduğunu biliyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; buluşacağınız kadın benim"dedi karşısında duran kadın rahat bir şekilde sandalyesine kurulurken. "Nasıl olur?"dedi Serkan şaşkınlık dolu bir sesle.Şuan karşısında duran kız annesinin anlattığından daha farklı biriydi. Annesi kızı anlatırken beğeni dolu sesiyle kız o kadar hanımefendi o kadar eteği belinde bir kız ki b&uuml;t&uuml;n damat anneleri sırada demişti. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;">Boran ise annesinin anlattıklarına karşı kaşlarını dikleştirerek"Yine beni para</span> kaynağı olan kızlardan biri"demişti annesine. Annesi oğlunun cevabı karşısında y&uuml;z&uuml;nde oluşan g&uuml;l&uuml;msemeye engel olamayarak"Kızın para durumu gayet iyi"demişti. Serkan kızın kitabını okuduktan sonra annesine hak vermişti.Bu g&uuml;zel kitapların yazarının parasız kalmasına imkan yoktu. "Beğenmediniz galiba beni"dedi kız,Serkan'ın lafına alınmak yerine memnun olması Serkan'ın kız hakkında daha meraklı olmasına yol a&ccedil;ıyordu. "Hayır,&ouml;yle demek istemedim"dedi Serkan kırdığı potu telafi etmeye &ccedil;alışıken daha fazla hata yapmanın verdiği utan&ccedil;la.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Kız,Serkan'ın acayip taraflarını g&ouml;rmesine rağmen y&uuml;z&uuml;nde tatlı bir g&uuml;l&uuml;msemeyle hala karşısında oturuyordu. "&Ouml;nemli değil genellikle oğluna gelin aramak i&ccedil;in bize gelen annelerin yanında daha sessiz ve sakin oluyorum o y&uuml;zden ger&ccedil;ek kişiliğimi g&ouml;remiyorlar" "Bence b&ouml;yle olmanız daha iyi inanın sizden &ouml;nce annemin hayalini kurduğu gelin modelleriyle buluşmuş biri olaraktan"dedi sesindeki bıkmışlık tonuna hakim olamayarak. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">"Ailelerimiz b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;ze kendi se&ccedil;imlerimizin onlardan farklı olabileceğine inanmak istemiyorlar eğer bizim b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; inanırsalar artık işe yaramayacaklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlar"dedi tecr&uuml;be dolu sesiyle. "Yazar olduğunuz &ccedil;ok belli,sesiniz,kelimeleri kullanış bi&ccedil;iminiz"dedi Serkan hayranlık dolu bir sesle. "Teşekk&uuml;r ederim"dedi gen&ccedil; kız utanga&ccedil; bir g&uuml;l&uuml;msemeyle.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Sohbetin geri kalanı da &ccedil;ok zevkli ge&ccedil;mişti.Serkan kıza yazarlıkla merak ettiklerini soruyor kız b&uuml;y&uuml;k bir</span></p>
<p><span style="color: #000000;">sabırla hi&ccedil;bir konuyu atlamadan cevap veriyordu.Ayrılma vakitleri geldiğinde Serkan kıza elini uzatıp"Sizinle tanışmak,sohbet etmek &ccedil;ok g&uuml;zeldi ama ben evlenmeyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum"dedi. Kız da kendisine uzatılan eli sıkıp"Evet,g&uuml;zel bir sohbet oldu ve ben de evlenmeyi d&uuml;ş&uuml;nmediğimden aynı karara varmak beni mutlu etti"dedi ve elini &ccedil;ekerken o demin ki eğlenceli ve narin kız gitmiş yerine acımasız bir kız gelmişti."Hoş&ccedil;akalın o zaman"dedi ve Serkan'ı arkasında bırakarak &ccedil;ıkışa ilerledi.</span></p>
<p></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/img_6274d7d9e4f0b9-81454468-17188092.gif" alt="" width="737" height="415" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölümcül Sır (Bölüm 1)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/orman</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/orman</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Bana ilham veriyorsun.&quot;
&quot;Hatta en büyük ilham kaynağım sensin...&quot;
Dedi gözlerimin içine bakarak.

&quot;Birazdan en büyük eserimin sebebi olacaksın...&quot; Gözlerindeki vahşilikle karışmış ışıltıyı ilk defa görüyordum.
Elindeki parlak ve keskin neşteri bağlı bileklerime sanat inşa eder gibi büyük bir özenle sürttü, ardında süzülen kanlara aldırmadan...
Teslim olmuştum...





 Ablasının öldürülmesiyle sarsılan Tıp öğrencisi bir kadın...Ardından gelen ölümlerle bilmeden ruhunu iblise satar.Bir yandan gizli aşkını sürdürürken, bir yandan çıkmaza sürüklenen cinayetleri Özel Dedektif Yavuz&#039;la çözebilecek mi? Yoksa içindeki şüphelere esir mi olacak?

 Kan ve vahşet içerir.(+18) ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62744ccf5890c.jpg" length="43091" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 06 May 2022 01:12:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melekk</dc:creator>
<media:keywords>Dedektif, Gizem, Cinayet, Şiir</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Daha, Biraz Daha</title>
<link>https://edebiyatblog.com/daha-biraz-daha</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/daha-biraz-daha</guid>
<description><![CDATA[ Doluydu içi, taşıyordu. Verdiği her nefeste biraz daha boşaltıyor, yine de yetmiyordu. Dahası, biraz dahası lazımdı.   ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6274150d907b7.jpg" length="109082" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 May 2022 21:19:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>acı, ağlamak, yazmak, mürekkep, yaş, gözyaşı, mektup</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">M&uuml;rekkebe batırdığı kalemiyle k&acirc;ğıda ne yazacağını bilemeyen k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız, kalemin ucundan k&acirc;ğıda damlayan m&uuml;rekkebe baktı.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">K&acirc;ğıdı kirlenmişti.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Hi&ccedil; umurunda değildi.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ve bu umursamazlık onun i&ccedil;in normal değildi.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Derin bir nefes &ccedil;ekti i&ccedil;ine, g&ouml;ğ&uuml;sleri yavaş&ccedil;a şişerken.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Şişen g&ouml;ğ&uuml;slerini yine yavaş&ccedil;a boşalttı.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">İ&ccedil;ine &ccedil;ektiği nefes ona yeterli gelmiyordu. Daha fazlasını, biraz dahası istiyordu, i&ccedil;ine &ccedil;ekebilmek i&ccedil;in.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ama i&ccedil;inde başka nefesin sığabileceği yer yoktu.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Doluydu i&ccedil;i, taşıyordu. Verdiği her nefeste biraz daha boşaltıyor, yine de yetmiyordu. Dahası, biraz dahası lazımdı.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">İşte tamda bu y&uuml;zden elinde m&uuml;rekkebe bandırılmış bir kalem, &ouml;n&uuml;nde m&uuml;rekkeple lekelendiği halde umursamadığı k&acirc;ğıdı vardı.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">İ&ccedil;ini boşaltmak i&ccedil;in.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Daha, biraz daha boşaltmak i&ccedil;in.&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Kalemi k&acirc;ğıda yakınlaştırdı, ucunu yavaşlıkla k&acirc;ğıda değdirdi. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ne yazacağını bilmiyordu. K&acirc;ğıdın &uuml;zerin de dağılmaya başlayan m&uuml;rekkep, kadına hoş bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; sunmuştu. Hoşuna gitmişti, m&uuml;rekkebin kağıtta dağılışını izlemek...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bir an, kalbine de t&uuml;m duyguların b&ouml;yle işlediğini fark etti. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Nefret, &ouml;zlem, aşk, acı, sevin&ccedil;... İ&ccedil;inde hissettiği her ne varsa, aynı bu m&uuml;rekkebin k&acirc;ğıt &uuml;zerinde dağılışı gibi yavaş&ccedil;a kalbinde dağılıyordu. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bilinmez, hangisinin kalbi tamamen sardığı. Kalbin hangi renge, o rengin hangi duyguya ait olduğu, bilinmez...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız, kalemin k&acirc;ğıda olan temasını kopartarak, g&ouml;zlerini kapattı. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">İ&ccedil;ini boşaltması gerekiyordu ama hangi kelimeler, kuracağı hangi c&uuml;mleler, &uuml;st &uuml;ste dizeceği hangi paragraflar i&ccedil;ini boşaltmasını sağlardı, bilmiyordu. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ne yazarsa rahatlardı?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ne yazarsa i&ccedil;inde yer a&ccedil;ılırdı?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ne yazarsa, rahatlamış, ferahlamış hissederdi?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ne yazarsa g&ouml;nl&uuml; ferahlardı?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ya da ne yaparsa ona fayda verirdi?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Kapalı g&ouml;z&uuml;nden s&uuml;z&uuml;len bir damla yaş, az &ouml;nce k&acirc;ğıda yayılmayı bırakan m&uuml;rekkep lekesinin &uuml;zerine d&uuml;şt&uuml;. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Leke, m&uuml;mk&uuml;nm&uuml;ş gibi biraz daha b&uuml;y&uuml;d&uuml;. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">G&ouml;z&uuml;nden yaşın s&uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlayan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız, g&ouml;zlerini kırpıştırarak a&ccedil;tı. K&acirc;ğıdın &uuml;zerine d&uuml;şen yaşı, biraz daha dağılan lekeyi g&ouml;rd&uuml;. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Belki de ağladığı her duygusu da kalbinde b&ouml;yle biraz daha dağılıyordu. O ağladık&ccedil;a, kalbini biraz daha sarıyordu...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu y&uuml;zden miydi, hissettiği her şey i&ccedil;in, her zaman yas tutmamasının gerekmesi?</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayat ve kadın</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayat-ve-kadin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayat-ve-kadin</guid>
<description><![CDATA[ Bir keresinde , hep unuttuğum, hep bir kenara attığım umutlarımı buldum, tam da koltuğun altında.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6273e3dd466c7.jpg" length="33152" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 May 2022 14:59:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Leyla Aghayeva Yavuz</dc:creator>
<media:keywords>Kadın, yalnızlık, deneme, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HAYAT VE KADIN<br />Bir keresinde , hep unuttuğum, hep bir kenara attığım umutlarımı buldum, tam da koltuğun altında. Koltuk eski mi eski, yıpranmış, evet yıpranmış. &Uuml;stelik bin bir anılarla dolmuş. K&uuml;f kokuyor koltuklar, sinmiş yoksulluk, sevgisizlik, adaletsizlik, kimsesizlik...<br />Kimsesizlik! Soğuk, karanlık, &ccedil;aresiz bir kelime. Kendime en &ccedil;ok yakıştırdığım kelime. Soğuk, buz gibi ama masum ama.. ama işte...<br />Umutlarım da tıpkı koltuğum gibi eski ve k&uuml;fl&uuml;yd&uuml;. Sanki, sanki umutlarımın canı &ccedil;ıkmıştı. Umutlarım yıpranmıştı. Sol tarafta yamalar vardı, hem de bir s&uuml;r&uuml; yama...<br />Kimsesizliğim ile umutlarımı karşılaştırdım. Heyecanlıydım! Karşılaştırdım ama korkudan da titriyordum. Ellerim, ellerime takıldı g&ouml;zlerim. Buruş buruş, lekeliydiler. Tırnaklarım bakımsızdı, ne &ccedil;ok yaşanmışlık vardı, ne &ccedil;ok acı vardı...<br />Ka&ccedil; kere o ellerle sevgiye sarıldım, ka&ccedil; kere korkmadan, evet korkusuzca sıktım g&uuml;lleri, topladım, kokladım. Acıyı, ellerimden akan kanın izleri, yaraların izlerini sonradan fark ettim.<br />Yedi kişilik bir ailede kimsesizliği tatmak marifettir. Yalnızlıkla, &ccedil;aresizlikle tanışmak da marifet. &Uuml;vey babamın tacizlerinden ka&ccedil;arken &ldquo;hayat&rdquo; ile tanışmak. Tanışmakla kalmayıp, hayatın i&ccedil;ine girmek. &uuml;rkek&ccedil;e, &ccedil;aresizce, KİMSESİZCE.<br />Hayat ile yetinmedim, yetinmek &ccedil;ok istedim, hayat olmadım, &ldquo;hayat&rdquo; ile kadın oldum.<br />Hen&uuml;z yaşım 15 ti. Sa&ccedil;larımda yıldızlar, g&ouml;zlerimde h&uuml;z&uuml;n. &ldquo;Hayat&rdquo; g&uuml;zel derlerdi hep. Hayat g&uuml;zel ise &ldquo;hayat kadını&rdquo; olmak &ccedil;ok daha g&uuml;zel ve gurur verici olmalıydı. &Ouml;yle olmalıydı, &ouml;yle dediler bana. Hen&uuml;z yaşım on beşti. Hayat ile tanıştım, tanışmak ben istedim ama kadın olmak &ccedil;aresizlikti.<br />Yedi kişilik geniş mi geniş bir ailede yalnızlığın dibine vurmak, kimsesizliği iliğinize kadar hissedebilmek marifetti. Ben marifetliydim. &Ccedil;ok iyi yemek pişirirdim mesele, &ccedil;ocuk bakardım. Kardeşlerime hep ben bakardım. Annem &ccedil;alışırdı, annem hep yorgundu.<br />&ldquo;Mahalenin diline d&uuml;şmektense bu adamın kahrını &ccedil;ekerim&rdquo; diyordu. Ama kahrı, acıyı &ccedil;eken bendim.<br />Umutlarıma baktım, solumda. Kimsesizliğimi en ağır şekilde sağıma koydum. Umutlarımın yamaları sıkıca dikilmişti. Yakından bakınca kan izleri duruyordu. Kimsesizliğim hep yanımda oldu. Haksızlık edemem şimdi...<br />Umutlarım yokken kimsesizliğim vardı. Kimsesizliğim ağır ama alıştığım bir şey. Benimle b&uuml;t&uuml;nleşmiş, benimle bir olmuş. Umutlarım , keşke&rsquo;lerimin &ouml;n&uuml;ne ısrarla ge&ccedil;en umutlarım. K&uuml;fl&uuml; kanepenin i&ccedil;inden &ccedil;ıkan &ldquo;yaşayamadıklarım&rdquo;.<br />Son nefesle mi aklınıza geldim. Bir ben varım, benden de uzak, bir ben varım &ouml;l&uuml;m&uuml; tattıran. Umutlarım havada asılı kaldı. Başka kızlara, başka kadınlara, başka kimsesizlere. Ben hayata katılmak isterken, tecr&uuml;belerimle &ldquo; hayatın kadını&rdquo; olmuşum. Tam 40 yıldır umutlarımı hi&ccedil; g&ouml;rmeden yaşamışım.<br />LEYLA AGHAYEVA YAVUZ</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AKŞAM YEMEĞİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/aksam-yemegi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/aksam-yemegi</guid>
<description><![CDATA[ Güzel bir akşam yemeği hazırlığındaydı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6272be46c9a04.jpg" length="61669" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 May 2022 20:36:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif şık</dc:creator>
<media:keywords>akşam yemeği</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><b>AKŞAM YEMEĞİ</b></span></p>
<p align="left"><i style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Akşam yemeğe, g&uuml;zel bir domates &ccedil;orbası yapayım. Bol soğanlı, bol sarımsaklı. Onu k&ouml;zlensin diye fırına atacağım, bir de patates k&ouml;zleyeyim. D&uuml;nden de limonata yapmıştım, dolapta, buz gibi olmuştur. Tavıklu, nohutlu bir pilav, yanına da islim kebabı. Tadından yenmez. Yanına da ayran yapayım, limonata gitmez. D&uuml;nden kalan b&ouml;reği de ısıtıyım, ne g&uuml;zel olmuştu &ouml;yle. İncecik, nar gibi de kızarmıştı. Kendi kendime şaşırdım. Tatlı olarakta tiramisu yapayım. Yanına da bir kahve...</i></p>
<p align="left"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: small;"><i>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Allah&rsquo;ım, bitmedi bu trafik, eve varayım da yapayım. Offf!</i></span></span></p>
<p align="left"><i style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Giderken muzla &ccedil;ilek alayım. Muzları halka halka doğrarım. &Ccedil;ilekleri k&uuml;p k&uuml;p doğrayıp,biraz da &ccedil;ikolata ekleyeyim. Oh mis! Gel keyfim gel.</i></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Eve varınca tencereye </span><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">tava ne varsa indiriyorum ahşap tezgaha. Dolaptan </span><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">yiyecekleri </span><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">&ccedil;abucak </span><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">&ccedil;ıkarıp, </span><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">fırına girecekleri fırına, diğerlerini doğrama tahtasına koyuyorum. Yemekteyiz yarışmacısı edasıyla paldır k&uuml;ld&uuml;r dalıyorum mutfağa. Bir yandan da saat tutuyorum, olur ya yarın bir g&uuml;n katılırım, rezil olmayayım. En son kontrol edeyim dumanı t&uuml;ten yemekleri. Bu kadar şey hazırlamışken fotoğrafını &ccedil;ekmemek olmaz. Telefonu alıp, birka&ccedil; tane fotoğraf &ccedil;ekiyorum. Beğenmiyorum, </span><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">bu konuda başarılı değilim zaten. Sonra video a&ccedil;ıyorum; &ldquo;Bug&uuml;n akşam men&uuml;m&uuml;z b&ouml;yle. İşten gelip bir &ccedil;ırpıda hazırlayıverdim.&rdquo; diyorum. Daha sonra masanın fotoğrafını &ccedil;ekip, sosyal medyaya atıyorum.</span></p>
<p align="left"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: small;"><span></span><i>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Eh, ne yapalım, &lsquo;Masası da g&uuml;zel değil.&rsquo; desinler. Sanki kendileri </i><i>&ccedil;ok g&uuml;zel hazırlıyor. </i></span></span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; Eşim eve geldiğinde &ldquo;Kıtlıktan mı &ccedil;ıktık be hanım?&rdquo; diyor.</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;&Ccedil;ok acıktım bug&uuml;n.&rdquo; diye karşılık veriyorum.</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Beyaz porselen kaselere domates &ccedil;orbasını koyup, biraz kaşar ekliyorum. Yanına kendim yaptığım; tereyağlı, baharatlı ekmek kıtırlarını koyuyorum. B&uuml;y&uuml;k bir iştahla &ccedil;orbayı i&ccedil;tikten sonra bir bardak su i&ccedil;iyorum.</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &ldquo;Oh, ben doydum. Elime sağlık.&rdquo; deyip, eşimin &ldquo; Bu kadar yemeği ben mi yiyeceğim?&rdquo; diye soran bakışlarını g&ouml;rmezden gelerek masadan kalkıyorum.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çul Çürüten</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cul-curuten</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cul-curuten</guid>
<description><![CDATA[ Öykü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6272a7e2db772.jpg" length="81237" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 May 2022 19:22:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yazarelifguler</dc:creator>
<media:keywords>Öykü, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;UL &Ccedil;&Uuml;R&Uuml;TEN&nbsp;</p>
<p>&ldquo;Ne ehlikeyf adamsın be! D&uuml;nya yansa bir bardak su d&ouml;kmezsin &uuml;st&uuml;ne. Dert yok, tasa yok. Ekmek elden, su g&ouml;lden yaşa bakalım beyzadem.&rdquo; dedi Celal yine haset dolu bakışlarıyla.&nbsp;<br />&ldquo;Namıdiğer &ccedil;ul &ccedil;&uuml;r&uuml;ten o. Bilmiyorsan tanıştırayım. Anası bunu bir &ccedil;ulun &uuml;st&uuml;nde d&uuml;nyaya getirmiş, o g&uuml;n bug&uuml;nd&uuml;r de kimse kaldıramamış beyzademizi o &ccedil;ulun &uuml;st&uuml;nden. Orada onu unutmuşlar zahar. Baksana ne anası ilgilenir, baba desen bunun y&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ulsuz kalınca terk-i diyar etmiş zaten.&rdquo; diye gevrek gevrek g&uuml;ld&uuml; adının hakkını veremeyen Rahim.<br />&ldquo;Sus ulan mahşer midillisi. Anasını babasını karıştırma.&rdquo; deyip iyi bir fır&ccedil;a &ccedil;ekti Celal Rahim'e. L&acirc;kin Rahim bunu anlayacak kapasitede değildi. Girdiği her ortamda patavatsızlığıyla, ondan daha da beteri hakarete varan acımasız eleştirileriyle nam salmıştı.<br />Sabri her zamanki tavrıyla kulakları dış d&uuml;nyaya kapalı, ağzından tek kelime &ccedil;ıkmaz, mimikleri kıpırtısız h&acirc;lde elinde misvağıyla uğraşır dururdu. Sanırdınız misvakla doğmuş. Ondan başka dostu yok. Kimselerle muhabbet etmeyen Sabri'nin i&ccedil;ine hapsettiği c&uuml;mleler, herg&uuml;n ucunu a&ccedil;tığı, soyduğu, kesip yonttuğu, liflerini eliyle taradığı şu misvağın i&ccedil;inde mi can buluyordu kimbilir, misvak gitgide daha da bir parlıyor, g&uuml;zelleşiyordu. Birg&uuml;n Sabri'nin yerine o dile gelirse şaşmamalıydı.<br />Sabri kendisine y&ouml;neltilen lafları umursamıyordu ki. Arsız bir sinek gibi vızıldasa da kulağının dibinde bu s&ouml;ylenenler, elini kaldırıp kovalamaya bile tenezz&uuml;l etmezdi. &ldquo;S&ouml;yleyene değil, s&ouml;yletene bak.&rdquo; dedirtir, herkesi u&ccedil;suz bucaksız sabrı ve metanetiyle ağzı a&ccedil;ık izlemeye sevk ederdi. Bir tiyatro oyunu gibi herg&uuml;n k&ouml;y kahvesinde canlandırılan seyirlik bir g&ouml;steriye d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml; bu s&uuml;rgit konuşmalar. Sabri dışında herkes aktifti bu oyunda. Seyirciler bile hayret nidalarıyla katılıyor, kimisi laf atıyor ortaya, kimi de başını iki yana sallıyor, oyuna hareket getiriyorlardı. Durağan olan tek şey Sabri&rsquo;nin kendisiydi. Herg&uuml;n heyecan ve merak eşliğinde bir tepki bekleseler de Sabri'den, yine heybeleri boş d&ouml;n&uuml;yorlardı oyundan.<br />Korunmaya ihtiyacı yoktu Sabri'nin ama Kahveci Mehmet Amca epey &uuml;z&uuml;l&uuml;r bu duruma, i&ccedil;i Sabri'yi sahiplenme i&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;yle dolarak bozmaya &ccedil;alışırdı oynanan oyunu. Hele ki Sabri'nin babasızlığını, kollayanı olmadığını bildiğinden yaşanan bu trajik sahnelere m&uuml;dahil olur, savardı herkesi Sabri'nin başından. Savardı savmasına da, ertesi g&uuml;n yine aynı hadisenin tekerr&uuml;r etmesine mani olamazdı. &ldquo;Ah be &ccedil;ocuk,&rdquo; derdi i&ccedil;inden &ldquo;ne derdin var bu kadar? Nasıl kapattın kendini d&uuml;nyaya tek bir kel&acirc;m etmeyecek kadar?&rdquo; diye s&ouml;ylenip dururdu kendi kendine. Sabri dile gelmeyince, zamanında anasıyla dedesiyle konuşmaya &ccedil;alışmıştı elbet Kahveci, olayın i&ccedil; y&uuml;z&uuml;n&uuml; &ouml;ğrenmek, Sabri'ye yardım eli uzatmak i&ccedil;in. Ama &ouml;yle ketum insanlardı ki ailesi. Kendileri hakkında ser verip sır vermezler, k&ouml;y ahalisinin arasına karışıp hasbihal etmeye niyetleri bile olmazdı hi&ccedil;. Birka&ccedil; yıl olmuştu başka bir yerden bu k&ouml;ye g&ouml;&ccedil;eli. Ama kimseler nereden geldiklerini tam olarak bilmezdi. &nbsp;Bu aile kendi ıssızlığında yaşamayı se&ccedil;mişti. Mecburi h&acirc;ller dışında ne anası, ne dedesi iletişim kurardı k&ouml;yl&uuml;yle. O y&uuml;zden bu ailenin hikayesi maalesef s&ouml;ylenti şeklinde dilden dile dolaşırdı k&ouml;yde. Yok kan davasından ka&ccedil;mışlar, yok kıtlıktan ka&ccedil;mışlar, yok efendim birg&uuml;n patlak verecek gizli bir plan i&ccedil;in buraya konuşlanmışlar. Rivayetler b&ouml;yle s&uuml;r&uuml;p gidiyordu. İşin aslına astarına vakıf olamayanlar bu y&uuml;zden gemi azıya alıp bi&ccedil;are Sabri'ye y&uuml;kleniyorlardı.<br />Sabri &ouml;ğleden ikindi vaktine kadar kahvede elinden ve ağzından d&uuml;ş&uuml;rmediği misvakı ile, akşam&uuml;st&uuml; oldu mu iner dere kenarına, başlar t&uuml;rk&uuml;ler s&ouml;ylemeye. B&uuml;t&uuml;n derdini, kederini bu t&uuml;rk&uuml;lerle nehire akıttığı i&ccedil;in belki de gamsız olmuştu kimbilir. Canı sıkıldı mı tepelere &ccedil;ıkar, &ccedil;oban misali gezinir dururdu dağ bayır. Neyse ki, kahvede huzurunu ka&ccedil;ırmaya &ccedil;alışanlar buralarda musallat olmazdı ona. Yalnızlığı ile başbaşa dolaşırken dili a&ccedil;ılır, mimikleri harekete ge&ccedil;erdi. O da b&ouml;yle tutunuyordu hayata.<br />Ne anası doğru d&uuml;r&uuml;st y&uuml;z&uuml;ne bakar, ne dedesi kol kanat gererdi. İkisi de t&uuml;m g&uuml;n tarlada tapanda, herkesten uzak sadece &ccedil;alışmaya adarlardı kendilerini. Sabri hep bir işin ucundan tutmak istemiş, onların sevgisine, ilgisine mazhar olabilmek i&ccedil;in &ccedil;ok uğraşmıştı yıllarca. Ama her defasında &ldquo;ayak altından &ccedil;ekil&rdquo; diyen bakışlarına maruz kalmış dedesinin ve annesinden de beklediği şefkati g&ouml;remeyince uğramaz olmuştu yanlarına. Akşamdan akşama sofrada bir tas &ccedil;orba i&ccedil;mek tek ortak paydası olmuştu onlarla. Babası da birka&ccedil; yıl &ouml;nce &ccedil;ekip gidene kadar aynı miza&ccedil;la yaklaşmıştı Sabri'ye. Hi&ccedil;bir yaptığını beğenmez, onu s&uuml;rekli hor g&ouml;r&uuml;r, karşısındaki insan değil de bir pa&ccedil;avraymış gibi ayaklar altına alırdı her s&ouml;z&uuml;, her hareketiyle.&nbsp;<br />Sabri sorgulamadı mı, sorguladı elbet. L&acirc;kin, anası a&ccedil;madı ağzını, g&ouml;z&uuml;n&uuml; devirdi yere; dedesi y&uuml;z&uuml;n&uuml; &ccedil;evirdi, uzaklaştı yanından; babası desen bir tokat aşketti ki y&uuml;z&uuml;ne, daha Sabri'de ne soracak cesaret kaldı, ne konuşmaya hacet. Konu a&ccedil;ılamadan kapandı y&uuml;z&uuml;ne taş duvarlar ardında. Bir daha da kurcalamadı. Ne babasının gidişine dair sual etti, ne de bunca yıl zindan ettikleri hayatın hesabını sordu geride kalanlara. &Ouml;ğrense ne fark ederdi, h&uuml;km&uuml;n&uuml; yitirmişti herşey. Aile olmanın miadı dolmuştu. O da tepkisiz kalmayı se&ccedil;ti hayata, insanlara karşı. &Ouml;ylece kabullendi kendisine dayatılan herşeyi.<br />&nbsp;Misvak onun tek &ccedil;aresiydi. Onu ilmek ilmek işlerken sabır tohumlarını ekiyordu aynı anda kalbine. Bu sayede sessiz kalabiliyordu kendisine dadananlara. Onu sık sık ağzına g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu ki bu şekilde ağzını a&ccedil;ıp k&ouml;t&uuml; bir kel&acirc;m etmiyordu, ondan her daim bunu bekleyenlere karşı. Hoş, sadece k&ouml;t&uuml; s&ouml;ze değil, iyi s&ouml;ze de engeldi ağzının kilidi. Zira, yanında y&ouml;resindeki insanların &ccedil;oğu dedikodu d&uuml;şk&uuml;n&uuml;yd&uuml;, dalavereciydi, muhatabının kusurunu &ouml;rtmek yerine a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in binbir d&uuml;zen kuran karaktere sahiptiler. İyi niyetliler de tek t&uuml;k se&ccedil;iliyordu ama Sabri k&uuml;sm&uuml;şt&uuml; bir kere insanlığa. Onların iyi niyetleri derya denizde bir damla suydu. Ne kendilerine hayırları olurdu, ne Sabri'ye cansuyu verebilirlerdi. Dert insana anlatılmazdı. Akıp giden suya, aman vermez dağlara anlatılırdı.<br />Herşeyden şikayet&ccedil;iydi buradaki ahalinin &ccedil;oğu. &Ccedil;ay a&ccedil;ık olmuş, k&ouml;p&uuml;r&uuml;rd&uuml; kimisi hemen. Tavlada hile yapılmış, cıngar &ccedil;ıkarırlardı. Aylarca bor&ccedil;larını &ouml;demez, bakkal veresiyeyi kesince kapısına dayanırlardı. &ldquo;Senin horozun, senin ke&ccedil;in bağıma, bah&ccedil;eme girdi" deyip taşlı sopalı kavgaya tutuşurlardı. Karşı k&ouml;yden bir kıza aşık olan gen&ccedil;ler o k&ouml;y&uuml;n delikanlılarından veto yiyince hazmedemez, maiyetini toplayıp baskına giderlerdi. &Ccedil;oğu kez de ava giden avlanırdı. Herkes b&ouml;yle olacak değildi ya; iyi niyetliler, sakin miza&ccedil;lılar da vardı elbet, vardı da etkisiz eleman olmuşlardı bunca hırsın, g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;şl&uuml;ğ&uuml;n, katakullinin i&ccedil;erisinde. Sabri etliye s&uuml;tl&uuml;ye karışmaz, &ldquo;&ccedil;ul &ccedil;&uuml;r&uuml;ten&rdquo; pozisyonunu korumaya devam ederdi t&uuml;m bu hareketliliğin i&ccedil;inde.<br />İşte bir g&uuml;n yine bir vaka ile k&ouml;y meydanı yıkılıyordu. K&ouml;y&uuml;n gen&ccedil;lerinden biri, kavgalı oldukları karşı k&ouml;yden bir kızı ka&ccedil;ırdı sonunda, &uuml;stelik de nişanlı bir kızı. B&ouml;yle bir olay olur da, ortalık yangın yerine d&ouml;nmez mi? Eli sopalı, tırpanlı kız tarafı vardı k&ouml;y meydanına. Ahali sindi, ses seda kesildi. Kahvedekiler dağıldı. &Ccedil;ul &ccedil;&uuml;r&uuml;ten Sabri ile Mehmet Amca'dan başka kimse kalmadı ortalıkta. Sabri yine tepkisiz, kılını kıpırdatmadan oturuyor, arada misvağını yontuyor. Mehmet Amca &ccedil;ok yalvardı: &ldquo;Oğlum, gir kahveye. Bunlar seni mazlum g&ouml;r&uuml;p, hın&ccedil;larını senden &ccedil;ıkarırlar. Gel, etme&rdquo; dese de nafile. Sabri kendi d&uuml;nyasında yine sus pus, elini eteğini &ccedil;ekmiş herşeyden, mıh gibi &ccedil;akılı oturduğu yere. Ta ki k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kız &ccedil;ocuğu meydanda g&ouml;r&uuml;n&uuml;p de &ouml;&ccedil; almaya gelen gen&ccedil;lerin eline ge&ccedil;ene dek. Ağlayan kızı kollarından &ccedil;ekiştirip kaldırıyorlar havaya, sesleniyorlar: &ldquo;Kızımıza g&ouml;z diken hain, neredeysen &ccedil;ık karşımıza, getir kızı bu &ccedil;ocuğu diyet olarak alıp gitmemizi istemiyorsan.&rdquo; &Ccedil;ocuğun anası d&ouml;v&uuml;n&uuml;yor: &ldquo;Yok mu yavrumu kurtaracak bir yiğit? El kadar bebemi yem etmeyin bu zalimlere" diyor ama duyan yok, ses eden yok.&nbsp;<br />Onca yıl dili bağlanmış, eli ayağı adeta nadasa &ccedil;ekilmiş Sabri vicdanını, yiğitliğini hayata k&uuml;st&uuml;rmemiş olacak ki &ouml;yle bir &ccedil;ıkıyor ki er meydanına, hepsinin hakkından geliyor. Kızcağızın burnu bile kanamadan ellerinden &ccedil;ekip alıveriyor. Ortalık s&uuml;tliman olmuş, kapı pencere ardına gizlenen başlar &ccedil;ıkıveriyor ortaya birer birer. Kahveci Mehmet Efendi bir nutuk &ccedil;ekiyor k&ouml;yl&uuml;ye: &ldquo;&Ccedil;ul &ccedil;&uuml;r&uuml;ten dediğiniz adamın tek su&ccedil;u &ccedil;ul &ccedil;&uuml;r&uuml;tmek olsun. Sizin vicdanınızın, merhametinizin, insanlığınızın &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;şl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n yanında onunki ne ki?&rdquo;<br />O olaydan sonra Sabri kendi ger&ccedil;ekliğiyle y&uuml;zleşti. Kahramanlığını g&ouml;ren dedesiyle anası daha fazla y&uuml;z &ccedil;eviremez oldular ondan. Kilitli sandıklar a&ccedil;ıldı, gizlenen t&uuml;m mazi ortaya d&ouml;k&uuml;ld&uuml; ve bir bomba gibi d&uuml;şt&uuml; Sabri'nin kucağına. Babası bildiği adam &ouml;z babası değildi. Kardeşinin yaptığı hatanın cezasını t&ouml;re gereği elleriyle kestikten sonra babasıyla, karısıyla ve istenmeyen bir &ccedil;ocukla bu k&ouml;ye sığınmışlardı. Sabri'yi g&ouml;zden &ccedil;ıkarmıştı annesi de, amcası da. Ancak dedesi kıyamadı, engel oldu yaşanacaklara. Bu y&uuml;zdendi anne baba sevgisini, şefkatini hi&ccedil; tatmamış olması Sabri'nin. Babası bildiği amcası da bu y&uuml;k&uuml; daha fazla sırtlanmak istemeyince sırra kadem basmıştı. Demek dedesinin hep y&uuml;z&uuml;n&uuml; &ccedil;evirmesi, uzaklaşması; annesinin g&ouml;z&uuml;n&uuml; yere devirmesi hep bu acıyı dile getirememektenmiş.<br />Sabri artık ne bu olaydan sonra ne de &ouml;ğrendiği acı hakikatten &ouml;t&uuml;r&uuml; buralarda kalamazdı. Artık &ccedil;&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; &ccedil;uldan kurtulmanın, yeni hayatına b&uuml;r&uuml;nmenin zamanı gelmişti. Topladı tası tarağı. Zaten tek dostu, sakinleştiricisi misvakından başka pek de birşeyi yoktu ya. Bir g&uuml;n sessizce &ccedil;ulun &uuml;st&uuml;nden kalktı; &ccedil;&uuml;r&uuml;memiş, kokuşmamış bir yaşam bulmak &uuml;midiyle yola revan oldu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seçim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/secim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/secim</guid>
<description><![CDATA[ Bakalım, doğru seçimi yapmana neden olacak bir seçim yapmış mıyım ben?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627134b01fa5d.jpg" length="123722" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 May 2022 16:57:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>aşk, çiçek, kelebek, kalp, cam, görmek, duymak, sevmek, umut, seçim, şans</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">Bir &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;tı kalbimde, mis kokular yayacağını sandığım; sen tarafından kopartılan. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Olsun diye fısıldadı dudaklarım, ka&ccedil;ınmadı kirlenmekten ellerim; yeni &ccedil;i&ccedil;ek tohumları ekerken topraktan. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sen ise g&ouml;rd&uuml;n &ccedil;abamı, istediğimi bir &ccedil;i&ccedil;ek; durdun.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ektim bir &ccedil;i&ccedil;ek, b&uuml;y&uuml;d&uuml; bir &ccedil;i&ccedil;ek; izin verdin, umutlar ekildi i&ccedil;ime, senin ellerin tarafından.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dedim, oluyor, senden de geliyor bana, benden sana giden gibi; kalp atışları. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Duymak istedim, duyur istedim; ka&ccedil;mayı se&ccedil;tin, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m halde, atan kalbini.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Camdan bir kutuya gizlediğin o kalbi, bulduğum s&uuml;rece sakladığın yeri; g&ouml;rebiliyorum, ne i&ccedil;in attığına kadar. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ka&ccedil;ışın bu y&uuml;zden, gizlenmek istediğinden; saklanacak yerler arayabilmek i&ccedil;in. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Biliyor musun, istesem bulurum. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Biliyor musun, istesem bulmam.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Biliyor musun, istesem seni &ccedil;ok severim.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Biliyor musun, istesem seni hi&ccedil; sevmem.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Biliyor musun, istesem senden nefret ederim.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Biliyor musun, istesem senden nefret etmem.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Biliyor musun, istesem, istediğim şeyleri istemeyi bırakırım. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ve biliyor musun, istesem, istemediğim şeyleri istemeye başlarım. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Hadi, se&ccedil; birini ve istememe neden ol. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Unutma, sen se&ccedil;iyorsun.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ve unutma, her zaman sana vermem, se&ccedil;im şansını. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">İstediğim i&ccedil;in veriyorum, bu şansı. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW23036934 BCX8"><span class="NormalTextRun SCXW23036934 BCX8">Bakalım, doğru se&ccedil;imi&nbsp;yapmana neden olacak bir se&ccedil;im yapmış mıyım ben?</span></span><span class="EOP SCXW23036934 BCX8" data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ &#45; BÖLÜM 4  / DENİZ SARGUT &#45; DENİZDEN SESLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-4-deniz-sargut-denizden-sesler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-4-deniz-sargut-denizden-sesler</guid>
<description><![CDATA[         İçimde yükselen korkuları bastırabilmeyi çok isterdim... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_626f1d44e0388.jpg" length="29031" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 02 May 2022 02:47:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;DİANE'NİN LANETİ -&nbsp; B&Ouml;L&Uuml;M 4</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; İ&ccedil;imde y&uuml;kselen korkuları bastırabilmeyi &ccedil;ok isterdim. O an orada hi&ccedil;bir şey yokmuş&ccedil;asına durabilmeyi&hellip; Ancak gencecik bir kızın cansız bedeni havada asılı dururken bu pek m&uuml;mk&uuml;n değildi. &Uuml;stelik bu kız olabilecek en k&ouml;t&uuml; şekilde ruhu &ccedil;alınarak &ouml;lm&uuml;şt&uuml;. Birinin ruhunu &ccedil;almak demek onun etiyle kemiğini birbirinden ayırmak demekti. Hatta &ccedil;ok daha fazlası. Birini &ouml;ld&uuml;rmenin en vahşi yollarından biriydi. Herkesin cesaret edebileceği bir iş de değildi. Birinin ruhunu &ccedil;aldığınızda kendi ruhunuzda da onarılamayacak bir delik a&ccedil;ardınız. Bunu ancak &ccedil;izginin &ouml;teki tarafında olanlar, karanlığın en dibinde olanlar g&ouml;ze alabilirdi. Bu y&ouml;ntem &ccedil;ok uzun zaman &ouml;nce Altın Saraylılar&rsquo;ın kendilerinden olmayanlara uyguladığı bir teknikti. Kendilerinden olmayanlara ve onlara istedikleri kehaneti vermeyenlere&hellip; Birinin ruhunu &ccedil;almak onlar i&ccedil;in hem bir d&uuml;şmanı alt etmek hem de kendi g&uuml;&ccedil;lerini arttırmak demekti. Bu y&uuml;zden de &uuml;&ccedil; parmak izi karanlık d&ouml;nemlerde olduk&ccedil;a pop&uuml;lerdi. Thedora&rsquo;ya kadar&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m korkun&ccedil; manzaranın &uuml;st&uuml;ne Darian ile &ccedil;arpışmamız ben de şok etkisi yaratmıştı. İ&ccedil;imden bir ses bana &ldquo;ka&ccedil;&rdquo; diye fısıldıyordu. Ben ise o sese inat edercesine yerimde durmuş onun g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakıyordum. Aramızda g&ouml;r&uuml;nmez, soğuk bir duvar vardı. Ancak o konuşup buzları eritmek yerine soğuk bakışlarıyla i&ccedil;imi kazıyordu. Sanki baktığı g&ouml;zlerim değil de ruhum gibiydi. Her şeyi biliyormuş&ccedil;asına sessizce bana hesap soruyordu. &nbsp;Onun karşısında kendimi &ccedil;ok savunmasız hissediyordum. Tek kelime dahi etmeden bah&ccedil;eye &ccedil;ıktığımda koridordan &ccedil;ığlıklar y&uuml;kseliyordu. Fırtına &ouml;ncesinin sessizliği dineli uzun zaman olmuştu. Artık kimse g&uuml;vende olmadığını biliyordu ancak ben bundan emindim. Herkes bu vahşetten kimleri sorumlu tutması gerektiğini gayet iyi biliyordu. Ancak bu durum her zamanki gibi yine kapalı kapılar ardında kalacaktı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hen&uuml;z kimsenin başını kaldırmaya niyeti yoktu.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ouml;ğrencilerin neredeyse hepsi benim ardımdan bah&ccedil;eye fırladı. Korkudan şoka girmiş y&uuml;zler git gide y&uuml;kselen &ccedil;ığlıklara eşlik ediyordu. G&ouml;rd&uuml;kleri manzara, y&uuml;zyıllar &ouml;ncesinde kalması gerekirken g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar gelmişti. Bir&ccedil;oğu ge&ccedil;mişte yaşanan bu olayları ailelerinden duyar ve bir efsane olduğuna kanaat getirirdi. Ancak bug&uuml;n işlerin hi&ccedil;te &ouml;yle olmadığını fark etmişlerdi. Onlar i&ccedil;in bunu kabullenmek olduk&ccedil;a zordu. Benim i&ccedil;in de &ouml;yle. Her ne kadar hatırlamak istemesem de daha &ouml;nce de b&ouml;yle bir durumla karşı karşıya kalmıştım. &Uuml;stelik o zamanlar yapayalnızdım. Hem yaşadığım korkun&ccedil; trajediyi anlatabileceğim kimsem yoktu hem de &ccedil;evrem insanlarla doluydu. Neden diye sormuştum kendime yalnızca. Bunu neden yaşadın? Aldığım cevaptan hi&ccedil; hoşlanmadığım i&ccedil;in de o konuyu sonsuza kadar kapattığımı sanmıştım. Meğer her şey buraya kadarmış. Şimdi ruhumdan dışarıya &ccedil;ıkmayı bekleyen her ne varsa giderek y&uuml;kseliyor. Duygularımın taşmasından ve kendimi kaybetmekten &ccedil;ok korkuyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Riley&rsquo;in beni kolumdan &ccedil;ekiştirmesiyle kendime geldim. Beni tutup kalabalıktan uzağa bah&ccedil;enin tenha bir k&ouml;şesine getirdi. Sonunda rahat bir nefes alabilmiştim. Ben kargaşaya uzaktan bakmaya daha alışkındım. Bu tarz durumların i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;mde ne yapacağımı bilemiyordum.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Kimlerin yaptığını biliyorsun değil mi? Bu sefer kolay kurtulamayacaklar&rdquo; dedi sinirle.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Hey, sessiz ol! Seni duyacaklar&rdquo; dedim telaşla.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;İlk kez bu kadar b&uuml;y&uuml;k bir hamle yaptılar. Bu cesareti nereden alıyorlar?&rdquo; dedi daha sessiz bir sesle.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Onlar hanedan mensubu. Elini kolunu sallayan herkes onlara ithamda bulunamaz&rdquo; dedim.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Ben herkes değilim&rdquo; dedi net bir şekilde. Doğru s&ouml;yl&uuml;yordu, değildi. &Ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve eski bir ailenin soyundan geliyordu. Ancak elimizde hi&ccedil; kanıt yoktu. Biz yalnızca biliyorduk.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Ben de en az senin kadar &ouml;fkeliyim. Ama burası yeri ve zamanı değil&rdquo; dedim s&ouml;zc&uuml;klerimin onu sakinleştirmesini &uuml;mit ederek. &nbsp;Tam bir şey daha s&ouml;yleyecekti ki Leydi Sarah&rsquo;ın bah&ccedil;eye &ccedil;ıkmasıyla t&uuml;m dikkatler ona &ccedil;evrildi. Kendisi bize bu olay karşısında soğuk kanlılığımızı korumamızı, bildiklerimizi anlatmamızı ve olayın zanlısı bulunana kadar kendimizi korumamızı nasihat ediyordu. &nbsp;G&uuml;venli sınırlarla diye de eklemeyi unutmamıştı. Kendinizi g&uuml;venli sınırlarla koruyun. Kısacası Thedora&rsquo;nın kurallarının dışına &ccedil;ıkmadan sihrinizi kullanın demişti. Ardından da hepimizi evlerimize g&ouml;nderdi. Riley, eve d&ouml;n&uuml;ş yolunda bana eşlik etmek i&ccedil;in &ccedil;ok ısrar etse de sonunda onu, buna ihtiyacım olmadığı konusunda ikna etmeyi başarabildim. Biraz yalnız kalmaya ihtiyacım vardı.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ağzıma takılan bir şarkıyı mırıldanarak eve doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım. G&ouml;z&uuml;m kalabalıkta ondan başka hi&ccedil; kimseyi g&ouml;rmemişti. Şimdi de başka hi&ccedil; kimseyi g&ouml;rmek istemiyordu. Bu y&uuml;zden de hi&ccedil; oyalanmadan eve gitmek istemiştim. Tamamen kendim olabildiğim yere. Bir s&uuml;re sonra arkamdan gelen ayak seslerini işittim. Biri bana yetişmeye &ccedil;alışıyordu. Riley&rsquo;in beni yalnız bırakmak istemeyeceğini biliyordum. Sitemkar bir g&uuml;l&uuml;msemeyle ona d&ouml;nd&uuml;m. G&uuml;l&uuml;ş&uuml;m yarım bir şekilde havada asılı kaldı. Karşımda g&ouml;rmeyi hi&ccedil; beklemediğim biri vardı. Darian belki de hayatında ilk kez birinin ardından geliyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"></p>
<p style="text-align: justify;"></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;DENİZ SARGUT</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ &#45; DENİZ SARGUT</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-deniz-sargut</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-deniz-sargut</guid>
<description><![CDATA[ DİANE&#039;NİN LANETİ FRAGMAN - DENİZ SARGUT - DENİZDEN SESLER - ERTUĞRUL HİLMİ KAYA ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_626da634a31b3.jpg" length="52373" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 May 2022 00:12:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut, video, fragman, teaser</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Denizden Sesler'den herkese merhaba! Her hafta pazartesi g&uuml;n&uuml; yayınlanan "Diane'nin laneti" adlı fantastik hikayeye biraz yakından bakmaya ne dersiniz?</p>
<p></p>
<p>Ya en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanınız şu anda g&ouml;zlerinizin i&ccedil;ine bakıyorsa?</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Bu g&uuml;zel video ve seslendirme i&ccedil;in Ertuğrul Hilmi Kaya'ya teşekk&uuml;r ederim. Kendisini merak ediyorsanız İnstagram : Artugrulll</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp Hastalanınca, Aşk yolunda</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kalp-hastalaninca-ask-yolunda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kalp-hastalaninca-ask-yolunda</guid>
<description><![CDATA[ Alt tarafı kalbim sen diye atarken duracak, bedenimde senin kokun kalacak, gözlerimde senin yansıman olacak, o kadar. 
***
Sen sadece ve sadece ben gidene kadar bizi yaşatmama izin ver, ben başka bir dilek dilemem, gözlerimin değmesinden utandığım yıldızımızdan. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626d9853556bd.jpg" length="67092" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 30 Apr 2022 23:13:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>aşk, acı, ölüm, kalp, hastalık, hasta, sevmek, hasta, yıldız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">G&ouml;r&uuml;yorsun yerdeyim, d&uuml;şm&uuml;ş&uuml;m, her yerimden kanlar sızıyor, delik deşik olmuşum; kalbime kadar. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bir de sen vuruyorsun, ruhumu altına aldığın ayaklarınla. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu nasıl sevmek? Bu nasıl kırmak istememek? Bu nasıl kaybetmemek i&ccedil;in savaşmak?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">En &ccedil;ok bilerek yapman koyuyor. &Ouml;nceden g&ouml;rmezdin, bilmezdin, yapardın; affı vardı. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ama şimdi... Ama şimdi, g&ouml;r&uuml;yorsun, biliyorsun, yapıyorsun; şimdi niye affı var o halde?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">&Ccedil;&uuml;nk&uuml; benim kalbim daha fazla dayanmayacak. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sen sandın ki, ben kalbim hasta deyince, &ouml;yle mecazi anlam y&uuml;kledim c&uuml;mleme. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yanlış sandın be sevdiğim, yanlış sandın. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Benim kalbim sahici hasta. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Hem de en sahicisinden... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Kalbim son atışlarını da seninle ger&ccedil;ekleştirmek istiyor; iyi veya k&ouml;t&uuml;... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ve biliyorum ki, sen bana b&ouml;yle yaptık&ccedil;a benim kalbim daha da hasta oluyor, iyileşme umutlarına k&uuml;s&uuml;yor. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Belki de diyor ki senin seven g&uuml;zel kalbim; &ldquo;eğer iyileşirsem, onunla biteceğiz; ben yaşarken.&rdquo;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ben, ben kaybedeyim ama biz kazanalım istiyorum be sevdiğim, &ccedil;ok şey mi istiyorum? </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Alt tarafı kalbim sen diye atarken duracak, bedenimde senin kokun kalacak, g&ouml;zlerimde senin yansıman olacak, o kadar. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">&Ccedil;ok şey mi bunlar, &ouml;l&uuml;me adım adım y&uuml;r&uuml;yen biri i&ccedil;in? </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">S&ouml;ylesene sevgilim, kalbimin b&ouml;yle hasta olduğunu bilsen, beni &ouml;l&uuml;me g&ouml;t&uuml;recek kadar, ne yaparsın?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yine b&ouml;yle mi davranırsın mesela? </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bence hayır sevgilim, davranmazsın. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sanırım ondan senden gizleyişim bu hasta ve sana meftun kalbi... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Şu kısa s&uuml;recek olan yaşamımda, her şeye rağmen, iyi ki seni sevdi bu kalp, onu daha da hasta etmene rağmen... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Benim ardımdan, beni sevdiğinden &ccedil;ok daha g&uuml;zel seveceğin sevgililerin olacak, bu azıcık acıtıyor. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ama mutlu olacaksın be sevgilim. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Benim ardımdan mutlu olacaksın... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Senin kalbinde g&uuml;zel sever, bilirim. Sadece insan se&ccedil;er, beni se&ccedil;medi mesela. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sen beni sadece seviyorsun, g&uuml;zel ve d&uuml;zg&uuml;n yapmıyorsun bunu. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">&Uuml;zg&uuml;n&uuml;m kalbim, seni biraz daha g&uuml;&ccedil;s&uuml;z kılan bu ger&ccedil;ekleri rahat&ccedil;a s&ouml;yleyebildiğim i&ccedil;in. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Neyse sevgilim...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sen sadece ve sadece ben gidene kadar bizi yaşatmama izin ver, ben başka bir dilek dilemem, g&ouml;zlerimin değmesinden utandığım yıldızımızdan. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çorapsız Uyuma, Ayakların Üşür</title>
<link>https://edebiyatblog.com/corapsiz-uyuma-ayaklarin-usur</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/corapsiz-uyuma-ayaklarin-usur</guid>
<description><![CDATA[ Beni sana sevgilim diyemeyecek kadar yaraladın ya, bende sana seni seviyorum yerine, “Çorapsız uyuma, ayakların üşür,” derim, senin dilinde seni seviyorum olacak şekilde.   ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626d87373c2fd.jpg" length="101515" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 30 Apr 2022 22:00:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>aşk, acı, mezar, yara, kırık, parça, gölge, sevgili, soğuk, sevmek, gece</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">Sen iyi değilsin diye, kendi iyi olmayışımı karanlık bir g&ouml;lgenin ardına gizledim. Hoş, senin beni hapis etmek i&ccedil;in yarattığın karanlıkta g&ouml;z&uuml;km&uuml;yordu bu g&ouml;lge, işime geliyordu gizlemek konusunda k&ouml;t&uuml; oluşumu. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ama sonra sen, ben tam hapis olduğum karanlıkta geceye ay gibi y&uuml;kselmişken, g&uuml;neşi istediğini s&ouml;yledin. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bana gelip, beni yok etmek istemediğini s&ouml;ylerken, ay olduğumu bile bile g&ouml;zlerime bakarak g&uuml;neşi istediğini s&ouml;yledin. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ay olan ben, senin i&ccedil;in kendimi yitirdim, g&uuml;neş oldum. Ne zordur sen bilir misin, insanın kendini bulduktan sonraki yitirişini, &uuml;stelik bunu bir başkası i&ccedil;in istemeyerek yapmasını? </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bilmezsin, bilemezsin. En azından benden sonrası i&ccedil;in, bilmediğine eminim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben hep kendin ol istedim, hi&ccedil; yitirme istedim kendini; benim i&ccedil;inde olsa... O bencilliği yapamam ne sana ne de bir başkasına; her ne kadar senin yokluğun ve varlığın, başkalarının yokluğunu değiştirmeyecek olsa da. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">G&uuml;neş oldum, g&uuml;nd&uuml;z&uuml; doğurdum. G&ouml;lgem g&ouml;r&uuml;nd&uuml;... G&ouml;lgem g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;ne t&uuml;m sırlarıyla serildi, kollarını sana uzattı sarıl diye. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sen ise umursamadın. Benim dokunamadığım g&ouml;lgemi kırdın, par&ccedil;aladın. T&uuml;m par&ccedil;alar sanki g&uuml;neşin ışığında yanmış da k&uuml;l olmuş gibi ayaklarının altında ezildi kaldı. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu sefer de bana, beni umursadığını benden gizleyeceğini s&ouml;yledin. Yani bana dolaylı yoldan beni umursamayacağını s&ouml;yledin. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yutkundum. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">G&ouml;zlerimde hissettiğim yaşları tavana kaldırdığım kafamla geri g&ouml;nderdim. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sesimi &ccedil;ıkarmadım... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ne dediysen yaptım... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ama sonra g&ouml;rd&uuml;m ki, senin dediklerin ile yaptıkların birbirlerini tutmuyor. Hep bir ikilemde kalıyorsun, beni &ouml;ld&uuml;r&uuml;yorsun o ikilemde. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">&Ouml;ld&uuml;m... &Ouml;ld&uuml;m... Ve dirildim. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Nasıl oldu bilmem ama dirildim. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">İ&ccedil;imdeki bize dair s&ouml;nd&uuml;rmemek i&ccedil;in ağlamadığım umutlardan mı yoksa başka bir şeyden mi bilmiyorum sevgili ama dirildim. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Belki de sadece dirildiğimi sanmışımdır, hala &ouml;l&uuml;y&uuml;md&uuml;r? </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sen bilirsin, sen beni hep g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Sadece g&ouml;rmezden gelirsin... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sonra nasıl oldu bilinmez, biz iyi olduk sevgili. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Senin beni onca par&ccedil;alamana, onca yitirmene rağmen, biz yine iyi olduk sevgili.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">S&ouml;ylesene, ge&ccedil;mişi her g&uuml;n tekrar tekrar yaşayan ben, senin bu kırıklarını nasıl umutların altına saklamayı başarıyorum? </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Biliyorsun değil mi, bunu da biliyorsun? Ama g&ouml;rmezden geliyorsun işte... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Gelmesen sevgili? Beni g&ouml;rmezden gelmesen? </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu sayede bende kendimi mezarımın başında &ccedil;i&ccedil;ek ekerken, senin mezarıma arkanı d&ouml;nm&uuml;ş gidiyor olduğunu hissetmem. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ah sevgili ah!</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Beni sana sevgilim diyemeyecek kadar yaraladın ya, bende sana seni seviyorum yerine, &ldquo;&Ccedil;orapsız uyuma, ayakların &uuml;ş&uuml;r,&rdquo; derim, senin dilinde seni seviyorum olacak şekilde. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sen bıraktın bana, &ldquo;&Ccedil;orapsız uyuma, ayakların &uuml;ş&uuml;r,&rdquo; demeyi, yani seni seviyorum demeyi. Ne olacak, senin demediğin t&uuml;m sevgi itiraflarını&nbsp;ben derim, dilime yapışmaz...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yumurta Akı Gibi Değer</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yumurta-aki-gibi-deger</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yumurta-aki-gibi-deger</guid>
<description><![CDATA[ Zaman, yumurta akı gibi akışkan bir sıvıydı. Bizlerse içinde yer alan, yumurta sarısıydık.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626bf5d0570bf.jpg" length="94593" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 17:27:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>yumurta, zaman, değer vermek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">Zaman, yumurta akı gibi akışkan bir sıvıydı. Bizlerse i&ccedil;inde yer alan, yumurta sarısıydık.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dikkat etmeliydik ki, patlamayalım. Patlarsak yumurta sarısı misali dağılırdık zamanın i&ccedil;inde... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dikkat edin, kimseler patlatmasın sizleri... Geri toparlanamazsınız. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">İşte kendinize tam da b&ouml;yle değer vermeli, kendinize değer verir gibi başkalarına da değer vermelisiniz. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu sayede ne patlarsınız ne de patlatırsınız... Ne su&ccedil;lu ne de kurban olursunuz... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bir hi&ccedil; gibi?...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bir hi&ccedil; gibi...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mumun Üzerindeki Özlem Ateşi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mumun-uzerindeki-ozlem-atesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mumun-uzerindeki-ozlem-atesi</guid>
<description><![CDATA[ Şimdi masam da yanan, etrafa sarı ışıklar yanan mumumun sönme vakti, aynı içimde geçmişe karşı yanan özlem ateşi gibi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626bf41523581.jpg" length="24829" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 17:20:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>özlem, ateş, geçmiş, gelecek, çocuk, mum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">Dışarıda damlaların akış hızının arttığına dair gelen seslerle birlikte kesilen elektrikleri evimiz karanlığa b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş, ufak bir korkuya hapsetmişti beni.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Her &ccedil;ocuk gibi karanlıkla aramda pek de iyi bir bağ bulunmazdı. Ondan korkardım ama bir yandan da ona karşı olan merakımı dizginlemeye &ccedil;alışırdım. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Evde elektriklerin gitmesiyle beraber yalnız olduğum odada beni ufak bir telaş sarar, yalnız kalmak istediğim bu odada ki yalnızlığıma lanet ederdim. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Mutfakta elleri k&ouml;p&uuml;k k&ouml;p&uuml;k olan annem artık ezbere bildiği eşyalarının arasından bir bez alarak ellerini hemen &ouml;ylesine kurular, dolapta yine ezbere bildiği mumlardan birka&ccedil; tanesini alırdı.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Aldığı mumlar i&ccedil;in &ccedil;ekmeceden demir, pek kullanmadığımız bardak altlıklarını &ccedil;ıkartır, yaktığı mumu eriterek mumun sabit kalması i&ccedil;in tabağa akıtırdı. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Her zaman mumların d&uuml;şmesinden korkan ben, elektrikler geldiği zaman s&ouml;nd&uuml;rmesine bayılırdım. Hangi &ccedil;ocuk sevmezdi ki mumu &uuml;flemeyi?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Gerek pastanın &uuml;zerinde olsun gerekse korktuğumuz karanlığı aydınlatan sarı birer yıldız olsun, s&ouml;nd&uuml;rmesi her zaman &ccedil;ok zevkli gelirdi. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sadece hi&ccedil;bir zaman &uuml;flenen pasta mumlarıyla dilenen dileklere anlam veremez, sadece &uuml;flemek ile yetinirdim. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Neden bir ateşi s&ouml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;mde sırf s&ouml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m g&uuml;n doğduğum g&uuml;n diye dileğim ger&ccedil;ek olacaktı ki?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Annem tabaklara yerleştirdiği mumlar ile yanıma gelir, karanlıktan korktuğumu bildiği i&ccedil;in benimle konuşmaya ve g&uuml;lmemi sağlamaya &ccedil;alışırdı.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ama bilirdim ki, korktuğumu s&ouml;ylersem bunun bir sa&ccedil;malık olduğunu s&ouml;yler, beni bilmeden &uuml;zerdi. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bende susmayı tercih ederek yavaş&ccedil;a karanlığa alışan g&ouml;zlerimle kendimi koltuğa atar, uyuyacağımı bile bile uyumam diyerek &uuml;zerimi bir battaniye ile &ouml;rterdim. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Karanlığı dışında severdim aslına birden giden elektrikleri.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">G&ouml;zlerimin alıştığı o karanlıkta yatmak, sobanın i&ccedil;eriye yaydığı sıcaklığa daha da fazla odaklanmamı ve hissetmemi sağlardı. O zamanlar uyumak daha bir keyifli olurdu, babamın sobaya &ouml;zellikle attığı portakal kabuklarıyla. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Şimdi ş&ouml;yle d&ouml;n&uuml;p bakıyorum da hayatımın en kalıcı anlarının o karanlıktan oluştuğunu g&ouml;r&uuml;yorum rahatlıkla, o anları yaşarken pek rahat olamasam da. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu benim i&ccedil;in aynı, bir k&acirc;ğıdı siyaha boyayıp kirlenen ellerime &uuml;z&uuml;lmem gibi. Ama sonrasında kendime siyaha boyadığım sayfalar i&ccedil;in aldığım beyaz kalemimle &ccedil;izdiklerim ve yazdıklarım var, ruhumun sanıldığı gibi siyah değil de beyaz olduğunu kanıtlayan. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ve ben bug&uuml;n burada oturmuş, d&uuml;n kesilen elektriklerin ardından ge&ccedil;mişin bana getirdiği o şeyleri akıtıyorum buraya, siyah bir renkle. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ge&ccedil;miş bazen, &ouml;ylesine okunmuş kitap sayfaları gibi &ccedil;ıkıveriyor karşımıza. Ve biz o sayfaları a&ccedil;ıp tekrardan okuduğumuz da hi&ccedil; bilmediğim şeyleri g&ouml;rerek kendimize kızıyoruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; okuduğumuzu sanmıştık...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Şimdi masam da yanan, etrafa sarı ışıklar yanan mumumun s&ouml;nme vakti, aynı i&ccedil;imde ge&ccedil;mişe karşı yanan &ouml;zlem ateşi gibi.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyaz Ayı&amp;apos;nın Lekesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/beyaz-ayinin-lekesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/beyaz-ayinin-lekesi</guid>
<description><![CDATA[ Ya inandığın gibi yaşardın ya da yaşadığın gibi inanırdın. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626bf2929e0fc.jpg" length="42607" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 17:13:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>ayı, kan, leke, suç, toplum, baskı, suçlu, katil, anne, acı, ayrılık, ölüm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">Bir anlık sessizlik doğacak olan y&uuml;rek yanıklarını ifade ediyordu yine. Su&ccedil;suzların su&ccedil;uydu elbet ki su&ccedil;suz olmaları. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızının &ouml;n&uuml;ne atlayan babanın su&ccedil;suzluğunu ifade eden şeydi kızını masumca koruma isteği. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bir anlık patlayan silah sesinin ardından ortalık sessizliğe b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız kapattığı g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;ne babasının ona doğum g&uuml;n&uuml; hediyesi olarak aldığı b&uuml;y&uuml;k beyaz oyuncak ayıyı koymuş ve sarılmıştı.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Baba nereden bilebilirdi ki bembeyaz ayı kendi kanıyla kızını koruma uğrana lekelenecek? Bilseydi...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın arkasından gitmemesi i&ccedil;in bağıran anne, kızını bile su&ccedil;layamazdı. K&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml; o, &ccedil;ocuktu. Ve onun masumluğu babasının &ouml;l&uuml;m sebebi olmasını engellerdi. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yine de kadın i&ccedil;inde bir şeylerin koptuğunu ve asla bir araya gelemeyecek şekilde par&ccedil;alara ayrıldığını hissetti. İ&ccedil;i sızladı. Kalbinin tam ortasında yer verdiği ve t&uuml;m damarları ona bağlayan kadın nefesinin kesildiğini, o an &ouml;leceğini sandı. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sonra bir an y&uuml;z&uuml;ne ayıcığını kapatmış olan kızına g&ouml;zleri kaydı. Hızla koşturup ona sarıldı. Tam arkasında, kızından saklaması gereken ve sarılıp sarmalamak istediği sevdiği vardı. Ama yapamazdı. Kızını, biriciğine bunu yapamazdı.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">&nbsp;</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yıllar ge&ccedil;miş, beyaz ayıcığın &uuml;zerinde ki kanlı lekeler gen&ccedil; kızın ve sa&ccedil;ları ağaran annesinin y&uuml;reğinde ki &ouml;zlem gibi ge&ccedil;memiş, gitmemişti. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Gen&ccedil; kız elinde ki ayıcığı y&uuml;z&uuml;ne tutup babasının onun i&ccedil;in kendini feda ettiği o sahneyi ka&ccedil;ırdığı yere ayak bastı. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">O... Hep kendini su&ccedil;lamış ardından da babasının ona kendine bunu yaptığı i&ccedil;in kızacağını d&uuml;ş&uuml;nerek kendini su&ccedil;lamayı bırakmıştı. Bu onu haklı ilan etmezdi ama o bildiği, inandığı gibi yaşamanın &ouml;nemini biliyordu.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ya inandığın gibi yaşardın ya da yaşadığın gibi inanırdın. Ve yaşadığın gibi inanman demek, &ccedil;evrenin toplumun algılarını benimsemen demekti. Bu... Doğru değildi! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu ona inanıyordu...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölülerin Toplumda Yerleri Yoktur</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olulerin-toplumda-yerleri-yoktur</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olulerin-toplumda-yerleri-yoktur</guid>
<description><![CDATA[ Çünkü ölülerin yarınları, gelecekleri yoktur... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626bef1312b7e.jpg" length="33284" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 16:59:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>ölü, gelecek, yaşam, gün, dün, güven, acı, yalnızlık, baskı, toplum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">Gen&ccedil; kız yalnız olduğu evin duvarlarına tutundu. Duvarlarla konuşsa, tepki vermedikleri i&ccedil;in değil, onu sarıp sarmalamadıkları i&ccedil;in vururdu. Teki kırık olan kanadı ona geri verilmiş, ardından da ikincisiyle beraber alınmış gibi hissediyordu. Hoş, u&ccedil;amama konusunda pek bir değişiklik yoktu. Ama tek kanatlıyken gelecekte u&ccedil;ma hayalleri kurabilirdi. Şimdi o da yoktu elinde. Ve o u&ccedil;anları g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e i&ccedil;inde ki acıyı dindirmek i&ccedil;in ne yaptığını bilmeden bir şeyler yapıyordu.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Kız, tutunduğu duvara bile g&uuml;venemeyerek kendisini yere bıraktı. Dizlerinin &uuml;zerine d&uuml;şerken &uuml;zerinde bulunan &ccedil;antasının varlığından bile bir haberdi. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">"&Ouml;l&uuml;lerin toplumda yerleri yoktur." dedi yaşlar &ccedil;enesine doğru akarken. Ve devam ettirdi i&ccedil;inden, "&Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;l&uuml;lerin yarınları, gelecekleri yoktur." diye. G&uuml;l&uuml;msedi... Bu g&uuml;l&uuml;mseyiş yağmurdan &ouml;nce ki son g&uuml;zel karelerdi belki de.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Kendisi de bir &ouml;l&uuml;yd&uuml;. Yarını, geleceği yoktu. Ve bu onun toplumda bir yeri olmadığını g&ouml;sterirdi. Sorun, canını yakan, onu bu hale getirense &ccedil;evresindekilerin onu zorla topluma karıştırmaya &ccedil;alışmasıydı. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu yaptıklarını bilmeden de olsa yapıyorlar, sanki sığmayacak bir eşyayı &ccedil;uvala g&ouml;zleri bağlı şekilde bastırdık&ccedil;a bastırıyorlar gibiydi. &Ccedil;uvalın yırtılıp yıpranması olasıydı ama zamanı belli değildi hen&uuml;z. Yırtılıp yırtılmayacağını bilemem, ama yarınlar i&ccedil;in &ccedil;ok yıprandığını ve yarınlarda kesin bir patlak vereceğini biliyorum.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Siyah ve Beyazın Arasında</title>
<link>https://edebiyatblog.com/siyah-ve-beyazin-arasinda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/siyah-ve-beyazin-arasinda</guid>
<description><![CDATA[ Galiba o, siyah ve beyaz renklerinin birbirine karışmasını engelleyen o ince çizgiydi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626bebbd6057a.jpg" length="25917" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Apr 2022 16:44:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>yalnızlık, acı, siyah, beyaz, rose, soğuk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">Gen&ccedil; kız bedenine &ccedil;arpan r&uuml;zgarla sayesinde varlığını hissederken i&ccedil;inde ki hi&ccedil;lik hissiyatına anlam veremedi. O bir hi&ccedil;ken onların var olması, mutlu olması canını yakıyordu. Kendisi yoktu, hi&ccedil;ti. Ama vardı... R&uuml;zg&acirc;rın hissettirdiği varlığı sadece bedenseldi. Ama o, ruhen yoktu. Ruhu bedeninden ayrılmak istiyor, bunun i&ccedil;in gen&ccedil; kızın canını yakıyordu. Ruhu &ccedil;ığlıklar atıyor, adeta varlığın i&ccedil;inde ki yokluğu yaşatıyordu. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Gen&ccedil; kız d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, yoktu. Ve vardı da. O bu haldeyken onlar varlardı. Yok olmalılardı... Bir daha d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ve onların kendisi i&ccedil;in yok olabilmesinin en g&uuml;zel yolunun, sahte varlığını ger&ccedil;ek bir yoklukla ta&ccedil;landırmak olduğuna karar verdi. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Belki de buradan atlarsa, alamadığı nefesler olacaktı onu ger&ccedil;ek yaşama tutunduran. Şu an aldığı nefeslerde boğulurken, ger&ccedil;ekten boğuluyor olmanın onun i&ccedil;in &ouml;d&uuml;l olacağını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Şimdi ki boğuluşu sonsuzluğa yayılmışken, ger&ccedil;ekten boğulacak olması birka&ccedil; dakikaya sığıyordu. Kurtuluş, diye ge&ccedil;irdin i&ccedil;inden.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Tutunduğu demirlerin şiddetlenen r&uuml;zgarla beraber bedeniyle sarsıldığını hissetti. Aklına gelen şeyle hafif&ccedil;e g&uuml;l&uuml;msedi. Rose, &ouml;lmek istemiş, ardından gelen prensinin birka&ccedil; kelimesiyle hayata tutunmuştu. Hayata tutunmasını sağlayan prens, hi&ccedil; beklemedikleri bir &ouml;l&uuml;mle hayata olan aşkını sonsuzlaştırmıştı. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Belki, dedi gen&ccedil; kız. Belki, beni de hayata birka&ccedil; kelimeyle tutundurmaya &ccedil;alışan, hatta başaracak olan birisi olur, dedi. Ardından tutunduğu demirleri bırakarak geriye doğru birka&ccedil; adım attı. G&ouml;zlerini kapatarak kollarını a&ccedil;tı r&uuml;zg&acirc;ra karşı. Tekrar varlığını hissetti bedeninin. &Uuml;ş&uuml;yordu ve bedeni zonkluyordu. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">"Ben, beni &ouml;lmek isterken hayata bağlayacak, ardında da sahip olduğu yaşama arzusunu bana bırakarak beni bırakacak birini istemiyorum. Bu y&uuml;zden, &ouml;lmek isteyende, kendini hayata geri bağlayacak olan da kendini her şeye rağmen terk edecek olan de benim." dedi gen&ccedil; kız g&ouml;z yaşlarını kurutacağını bildiği r&uuml;zg&acirc;r y&uuml;z&uuml;nden akıtırken. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dudağının &uuml;zerine değen tuzlu tatla g&uuml;l&uuml;msedi. Yalnızlık... Her şeyim kendimim. Her şeyim... Kaybetmekten korkacağım tekim, benim. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yalnızlık acı vericiydi. Yalnızlığın verdiği acı, damağında ki acı tadın boğazından ge&ccedil;erek tekrar o tadı istemene sebep oluyordu. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Gen&ccedil; kız &ouml;zg&uuml;rd&uuml;. Kollarını kuşlar gibi a&ccedil;arak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kanıtlamak istedi. Yalnızlığıyla &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kısıtlayan da oydu.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Belki, yalnızlığını bırakarak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n tadını kuşlar gibi &ccedil;ıkarabilirim diye ge&ccedil;irdi i&ccedil;inden. Tekrar tebess&uuml;m etti. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Neden herkesin istediği &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe sahip olan kuşların &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne sahip olarak kimsenin farkında olmadığı &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n bedelini &ouml;demek istesin ki? </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">O, yalnız iyiydi. Ama k&ouml;t&uuml;yd&uuml; de. Hem iyi hem de k&ouml;t&uuml; nasıl olabiliyordu?</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Galiba o, siyah ve beyaz renklerinin birbirine karışmasını engelleyen o ince &ccedil;izgiydi. Veya orada yer alanlardan bir tanesiydi.</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kağıt Helva Gibi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kagit-helva-gibi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kagit-helva-gibi</guid>
<description><![CDATA[ Aşk, belki de kağıt helva yemek gibiydi... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626b08290edd9.jpg" length="63177" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 28 Apr 2022 23:10:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayy Parçası</dc:creator>
<media:keywords>aşk, kağıt helva</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">K&acirc;ğıt helva gibi pul pul d&ouml;k&uuml;len duygular, parmak u&ccedil;larıyla toplanarak tadılır. Bir dikkat bir &ouml;zen vardır, tek bir par&ccedil;a bile israf olmasın diye... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Isırılan k&acirc;ğıt helva gibi yavaş&ccedil;a ezilen kalpler var, k&ouml;şeleri gibi saman tadı veren. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Biraz sabredince, ısırıklara devam edince tatlı kısmı gelir damağımıza, daha &ccedil;ok ezdiğimiz k&acirc;ğıt helvadan. </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">İşte o sabır, ezilen kalplere de bir tat verir, daha &ccedil;ok ezilmeleri i&ccedil;in... </span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>
<p><span data-contrast="auto">Aşkın tadı belki de ezilerek &ccedil;ıkıyordur? Ve en &ccedil;okta edilen sabırdan sonra gelen tatla...</span><span data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335559739="" :160="" 335559740="" :259="">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇİÇEKLİ HIRKA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cicekli-hirka</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cicekli-hirka</guid>
<description><![CDATA[ Genç bir kız açtı kolinin ağzını. Günlerdir ışık görmemiştim. Üstümdeki poşeti kibarca yırttı. .. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6269d8f8df950.jpg" length="78308" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 28 Apr 2022 03:00:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlgün</dc:creator>
<media:keywords>Hırka, hikaye, çiçek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gen&ccedil; bir kız a&ccedil;tı kolinin ağzını. G&uuml;nlerdir ışık g&ouml;rmemiştim. &Uuml;st&uuml;mdeki poşeti kibarca yırttı. Nefes aldım. En &uuml;stten aldı beni. Benden beş tane daha vardı altta. Kırışıklıklarımı eliyle d&uuml;zeltti, rafa koydu. Burada daha &ccedil;ok bekler miyim diyordum ki o geldi.&nbsp; Sarı sa&ccedil;ları iki yandan bağlanmıştı. Birazdan annesi olduğunu &ouml;ğreneceğim eli sımsıkı tutmuştu Defne.&nbsp; <em>Ablası bu kıyafetin &uuml;st&uuml;ne sıcak tutacak bir cicimiz var mı</em> dedi annesi.&nbsp; <em>Bakın bunları biraz &ouml;nce koliden &ccedil;ıkardım</em> dedi gen&ccedil; kız. Defne giydi beni, annesi <em>&ccedil;ok yakıştı kızıma</em> dedi.</p>
<p>&Ccedil;ıkarmadı beni Defne. Kırmızı jilesinin &uuml;st&uuml;nde rengarenk benle koyuldu yola. Defneyle &ccedil;ok gezdim. Piyano kursuna &ccedil;ok gittim mesela. Y&uuml;zmeye giderken de en &ccedil;ok beni giyerdi. Ne yakışırdı sapsarı sa&ccedil;ları &uuml;st&uuml;me. Yıkanmayı da severdim o zamanlar mis gibi bir deterjan vardı. S&uuml;mb&uuml;l s&uuml;mb&uuml;l kokardım. Defne &ccedil;ok ağlardı bazen. Arkadaşları &ccedil;elme atınca, Ali sa&ccedil;ını &ccedil;ekince, annesi o g&uuml;n dersini &ccedil;alışmadı diye kızınca. Birka&ccedil; kez birlikte uyuduk Defneyle.&nbsp; Annesi kızdı sonra pijamalarını giymedi diye.&nbsp; Herkes &ouml;verdi beni, <em>hırkan ne g&uuml;zelmiş</em> derlerdi Defneye s&uuml;sl&uuml; kadınlar. Bir g&uuml;n s&uuml;sl&uuml; bir kadın değil de k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kız beğendi beni.&nbsp; <em>Keşke benim olsa</em> dedi. Olanlar oldu o g&uuml;n. Defnenin annesi geldi &uuml;st&uuml;nden aldı beni. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın yanında yerleri silen kadına verdi. <em>K&uuml;&ccedil;&uuml;ld&uuml; bu zaten</em> dedi. <em>Hasret giysin g&uuml;le g&uuml;le</em>. Hasretmiş adı. G&ouml;zleri parladı Hasretin. Giydi beni. Defne hi&ccedil; ağlamadı arkamdan.</p>
<p>O akşam k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir eve girdim Hasretle. <em>&Ccedil;ıkar </em>dedi annesi hırkayı. &nbsp;<em>Giyip k&ouml;t&uuml; etme iki komşu g&ouml;rmeden&hellip; </em>G&uuml;zelce katladı beni&hellip; Eski bir dolabın i&ccedil;ine &ouml;zenle yerleştirdi. &nbsp;&Ccedil;ok uzun zaman kaldım dolapta hi&ccedil; &ccedil;ıkmadım. Et kokan bir sabah giydi beni Hasret. &nbsp;El &ouml;pt&uuml; har&ccedil;lık topladı sonra şeker aldık her evden birlikte. Cebime doldurdu şekerleri... Sonra katladı beni annesi gibi dolabın i&ccedil;ine koydu. Ondan sonra her sabah geldi cebimden bir şeker alıp kapattı dolabın kapısını. &Ccedil;ok sıkılıyordum burada.&nbsp; Hep b&ouml;yle devam etti Hasretlerde.&nbsp; Ne zaman ben &ccedil;ıksam ya evde bir kalabalık oluyordu ya da bir kalabalık eve gidiliyordu.</p>
<p>Bir g&uuml;n sığmadım Hasretin kollarına ne de b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml; bu kız.</p>
<p><em>Atılır m</em>ı dedi annesi. <em>K&ouml;yle yollarım ben onU yeğenim giyer</em>. Eski beyaz bir arabayla &ccedil;ıktım yola. Pembe ve beyaz birer kilotlu &ccedil;orap, birka&ccedil; hikaye kitabı ve plastik kaplar eşlik etti bana.&nbsp; Evin kapısını Elif diye bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir a&ccedil;tı. Kolide beni g&ouml;r&uuml;nce &ccedil;ok sevindi. Ertesi g&uuml;n okula giderken giydi. Annesi k&ouml;t&uuml; etme diyordu ama Elif beni her g&uuml;n giyiyordu. Yaz gelene kadar pembelerim soldu, beyazlarım mahvoldu.</p>
<p>Bir dahaki kışa Elif&rsquo;e de olmadım. Ve hazin sonum gelmişti. <em>Eskimiş artık bu</em> dedi Elifin annesi. Kahroldum. Elinde bir makasla geldi sonra. Kollarım bir yana savruldu g&ouml;vdem bir yana. Ben b&ouml;yle acı bilmem hayatta. Yer silinir bunlarla dedi. Ka&ccedil; kez girdim &ccedil;amaşır suyuna bilmem ka&ccedil; kez battım k&ouml;r &ccedil;ivilere sayamam.&nbsp; İşi bitince b&uuml;t&uuml;n pa&ccedil;alarımı koyardı bir kovaya.</p>
<p>Bir gece yarısı &ccedil;&ouml;p bidonuna atıldım sonra. Yakıcı bir sıcakta &ccedil;&ouml;pl&uuml;ğe. Şimdi g&uuml;neşin alnında ağır ağır eriyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DIANE&amp;apos;NİN LANETİ BÖLÜM 3</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-3</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-3</guid>
<description><![CDATA[ Darian’ın her zamanki umursamaz haliyle başını çevirip önüne dönmesini bekledim. Bunu çok sık yapardı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6266958508d9c.jpg" length="96488" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 25 Apr 2022 03:43:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">DIANE'NIN LANETİ - B&Ouml;L&Uuml;M 3</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Darian&rsquo;ın her zamanki umursamaz haliyle başını &ccedil;evirip &ouml;n&uuml;ne d&ouml;nmesini bekledim. Bunu &ccedil;ok sık yapardı. Onu arada bana bakarken yakaladığım zamanlar &ccedil;oktu ama Darian ile uzun s&uuml;re g&ouml;z g&ouml;ze kalmak havayı yakalamakla eş değerdi. Leydi Sarah&rsquo;ın ani bir şekilde sınıfa girmesiyle başımı &ccedil;evirmek zorunda kaldım. Ancak onun g&ouml;zlerinin hala &uuml;zerimde olduğunu biliyordum. Yalnızca bunun nedenini merak ediyordum. Leydi Sarah&rsquo;ın elindeki &ccedil;ubuğu tahtaya vurmasıyla herkes yerine ge&ccedil;ti. Keitha az sonra gireceği sınavdan dolayı gergin bir şekilde yerine ge&ccedil;ti. Benim arkamda, Vincey&rsquo;in yanında oturuyordu. Vincey, telekinezi yoluyla nesneleri harekete ge&ccedil;irebiliyordu. Beşer olan her nesnenin g&uuml;c&uuml; onun iki parmağının arasındaydı. Sınıfımızın dahilerinden biriydi. Thedora&rsquo;nın Bah&ccedil;esi&rsquo;nde kendini daha &ccedil;ok yeni icatlar bulmaya adamış olsa da bazı geceler k&uuml;&ccedil;&uuml;k ka&ccedil;amaklar yaptığını biliyordum. İlk g&uuml;nk&uuml; kadar taze olmasa da i&ccedil;inde hala bir par&ccedil;a sihir vardı. O sihre tutunduğu s&uuml;rece de parlamaya devam edecekti. Benim yanımda da Riley oturuyordu. Riley benim bu d&uuml;nya &uuml;zerindeki en yakın arkadaşlarımdan biriydi. Kalbimde taşıdığım yalanla birine karşı ne kadar yakın olunabilirse onunla da o kadar yakındım. Kendisi Altın Saraylılar kadar olmasa da asil bir aileden geliyordu. Bir hanedan &uuml;yesi olmayabilirdi ama en az onlar kadar zengindi. Herk&uuml;l&rsquo;&uuml;n soyundan gelen kalabalık bir aileye mensuptu. Ailesi, Altın Saraylılar&rsquo;ın can d&uuml;şmanıydı. Onun sihri ise sahip olduğu g&uuml;&ccedil;l&uuml; kollarıydı. G&uuml;&ccedil;lerini kontrol altında tutmak adına kendisini spora vermişti. Ancak d&ouml;v&uuml;ş sporlarında karşısına &ccedil;ıkmaya cesaret edebilen pek rakibi yoktu. Okulun hem en sevilen hem de en &ccedil;ok korkulan &ouml;ğrencilerinden biriydi. Dikkatimi Keitha&rsquo;a geri &ccedil;evirdim. Heyecandan teni bembeyaz olmuştu.</p>
<p>Ona destek olmak i&ccedil;in koluna dokunarak &ldquo;Hey, sakin ol. Bu soruların hepsi senin i&ccedil;in &ccedil;ocuk oyuncağı. Kendine g&uuml;ven&rdquo; dedim. C&uuml;mlemim bitişiyle kendimi bir ormanın kıyısında buldum. Sessizliğin h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; karanlık bir ormandı. Burayı daha &ouml;nce hi&ccedil; g&ouml;rmemiştim. Keitha&rsquo;nın yaşadığı topraklara da hi&ccedil; benzemiyordu. Ormanın derinliklerine doğru birka&ccedil; adım attım. Tanıdık bir sesin fısıltılarını işitiyordum. Sese doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım. Ağlayan bir kadının sesiydi. Karşısında ona bağırıp &ccedil;ağıran bir kadın daha vardı. &ldquo;Bize yalan s&ouml;yledin&rdquo; c&uuml;mlesi t&uuml;m ormanda yankılandı.</p>
<p>Leydi Sarah&rsquo;ın Keitha&rsquo;yı tahtaya kaldırmasıyla ben de sınıfa geri d&ouml;nd&uuml;m. Sıranın &uuml;zerinde a&ccedil;ık duran defterimi karalamaya başladım. Ana geri d&ouml;nmem gerekiyordu. Nasılsa Keitha birazdan tahtada harikalar yaratacaktı. Hen&uuml;z birka&ccedil; dakika bile ge&ccedil;mediğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken &ldquo;Zil &ccedil;aldı&rdquo; diyen Riley&rsquo;in sesiyle irkildim. Keitha, sınavına bitirmiş ve tam puan almıştı. Ben ise bu s&uuml;re zarfında yalnızca defterimi karalamıştım. Zaman benim ezeli d&uuml;şmanımdı.</p>
<p>Sınıftan ilk &ccedil;ıkan kişi Leydi Sarah oldu. Koridora &ccedil;ıkmasıyla &ccedil;ığlığının t&uuml;m okulu inletmesi bir oldu. Telaşla peşinden koşarak biz de koridora &ccedil;ıktık. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m manzara tek kelimeyle korkun&ccedil;tu. &Uuml;st sınıflardan adını bilmediğim bir kız, pencerenin &ouml;n&uuml;nde asılı bulunmuştu. Ancak dehşet verici anın asıl sebebi bu değildi. Gen&ccedil; kızın v&uuml;cudundaki t&uuml;m kan &ccedil;ekilmişti. Bedeni sanki yıllar &ouml;nce &ouml;lm&uuml;ş birinin cesediymiş&ccedil;esine havada asılı duruyordu. Alnının tam ortasında da &uuml;&ccedil; parmaklık bir iz vardı. Biri onun ruhunu &ccedil;almıştı.</p>
<p>İrkilerek geri &ccedil;ekilmeye &ccedil;alışırken ona &ccedil;arptım. Kime &ccedil;arptığımı g&ouml;rmek isterken g&ouml;zlerimiz tekrar buluştu. Darian sanki her şeyi biliyormuş&ccedil;asına g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine bakıyordu.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KELEBEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kelebek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kelebek</guid>
<description><![CDATA[  

Eski evimizin bahçesine, dolgun yapraklarının üstüne birer ışıltı düşmüş gibi görünen, haşmetiyle göz dolduran, portakal ağacının tam altına, boylu boyunca uzandım... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6265603873cae.jpg" length="58277" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 Apr 2022 14:51:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şevin Semiz</dc:creator>
<media:keywords>kelebek, hikaye, bahçe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KELEBEK</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eski evimizin bah&ccedil;esine, dolgun yapraklarının &uuml;st&uuml;ne birer ışıltı d&uuml;şm&uuml;ş gibi g&ouml;r&uuml;nen, haşmetiyle g&ouml;z dolduran, portakal ağacının tam altına, boylu boyunca uzandım. Ev karşımdaydı, taştan yapılmış yalancı bir şatoyu andırıyordu, &uuml;&ccedil;gen &ccedil;atısına konmuş tombul g&uuml;vercin, korkak g&ouml;zlerle etrafına bakıyor ben ise keyifle onu izliyorum. Etrafı yeşile boyanmış, evin k&uuml;&ccedil;&uuml;k penceresine vuran g&uuml;neş hoyrattı, inceden yakıyordu bacaklarımı. Y&uuml;z&uuml;m ağacın g&ouml;lgesinde, taze havayı soludum &ouml;nce, kapadım g&ouml;zlerimi. O an ne olduysa r&uuml;zgar t&uuml;m g&uuml;c&uuml;yle savurdu zihnimi ge&ccedil;mişe. &nbsp;Annemin o tok sesi &ccedil;ınlatıyordu kulaklarımı, haydi Nadia uyan artık diyordu ve bunu birka&ccedil; kez tekrarlıyordu. Uyanmadığımı g&ouml;r&uuml;nce &ouml;p&uuml;c&uuml;kler konduruyordu yanaklarıma, nemli dudakları ıslattığı yanaklarıma canlılık veriyordu, g&uuml;l&uuml;mseyip şımarıyordum. Annem g&uuml;zel kadındı. Taze beyaz teni, canlı kumral sa&ccedil;ları, g&uuml;neş sarısı g&ouml;zleri vardı. Sa&ccedil;ları, ensesine yapıştırılmış yuvarlak bir sa&ccedil; yığını gibi sıkı sıkıya toplu, g&ouml;zlerini &ouml;rseleyen kak&uuml;lleri ise daima d&uuml;zd&uuml;. Sersem sersem kalktığım yataktan, miss gibi kızarmış ekmek kokuları ve muhteşem g&ouml;r&uuml;nen kahvaltı beni kendime getiriyordu. İki odası, bir salonu ve şahane bir bah&ccedil;esi olan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir evimiz vardı. Bah&ccedil;esinde, tam da portakal ağacının g&ouml;lgesinde, ayaklarımıza dolanan Boby eşliğinde, inanılmaz neşeli kahvaltılar ediyorduk.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; *</p>
<p>Annemin tuhaf halleri vardı. &Ouml;nce g&uuml;l&uuml;yor, sonra bir bı&ccedil;ak kesmiş&ccedil;esine bir anda duruyordu. Kumral sa&ccedil;larının g&ouml;lgesinde yarım kalmış bir umut ışığı, sadece ben de parlıyordu. Değdiği başka yerlerde s&ouml;n&uuml;yordu. Anlıyordum, hen&uuml;z &ccedil;ocuktum fakat bazı şeyleri &ouml;yle iyi anlıyordum ki&hellip; Babamın bizi terk edişinin olgunluğuydu bu. Hafızamda yeri yoktu babamın, annemin nezdinde babam; zıpkın gibi, yakışıklı bir delikanlıydı. Uzunca boylu, g&ouml;zleri yeşil ve sa&ccedil;ları sarıydı. Defalarca betimlediği halde, g&ouml;z&uuml;mde dahi canlandırmazdım hayalini. Hakkında hi&ccedil; k&ouml;t&uuml; konuşmazdı, yine de sevmezdim babamı. Terk etmişti bizi, sevemezdim. O vakitler en g&uuml;zel anılarımı paylaşıyorduk birlikte, &ouml;yle iyi bakıyordu ki bana, giden babamın yokluğunu hissetmiyordum bile.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; *</p>
<p>Annem en &ccedil;ok kitap okumayı severdi.&nbsp; Ben, bana kitap okuduğu saatleri. İnsanı alıp g&ouml;t&uuml;ren ses tonu huzura, huzur da uykuya g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu beni. &Ouml;ğrettiği her işte, &ouml;ğ&uuml;tlediği her s&ouml;zden &ouml;nce &ldquo;kişiliğine sağlam temeller atmak istiyorum Nadia&rdquo; derdi. Hatta bir g&uuml;n en sevdiği, el işlemeli cam vazosunu kırmıştım. Y&uuml;z&uuml;nde daha &ouml;nce hi&ccedil; g&ouml;rmediğim bir ifade ve kırılmış vazonun par&ccedil;alarını elini keseceği korkaklığı ile hafif&ccedil;e tutarak:</p>
<p>-Bunu sen mi kırdın Nadia?</p>
<p>-Hayır, anneciğim Boby kırdı.</p>
<p>Korkmuştum, yalan s&ouml;ylemiştim.&nbsp; Omuzlarımdan tuttu, kurumuş bir yaprağın rengini andıran g&ouml;zlerini g&ouml;zlerime dikti, derin derin baktı &ouml;nce.&nbsp; O an &ouml;yle heybetli bir hal almıştı ki bu bende korku yerine, gurur uyandırmıştı.</p>
<p>-Ni&ccedil;in doğruyu s&ouml;ylemiyorsun, dedi</p>
<p>Şaşırmıştım, oysa rol&uuml;m&uuml; &ccedil;ok iyi yaptığımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum. Nasıl da anlamıştı.</p>
<p>-Bak Nadia ben senin annenim, bir vazo i&ccedil;in canını yakmam. Doğruyu s&ouml;ylememen beni &ccedil;ok &uuml;zd&uuml;. Ger&ccedil;ek canını yaksa dahi ondan ka&ccedil;ma, her ne olursa olsun ka&ccedil;ma.</p>
<p>Ehemmiyetli bir şey s&ouml;yleyeceği belliydi, daha bir dik ve asil duruşuyla b&uuml;y&uuml;l&uuml;yordu beni.&nbsp; Sesinin tonunu biraz daha y&uuml;kselterek, şu s&ouml;zleri ilave etti:</p>
<p>-Biliyor musun Nadia &ccedil;ok sevdiğim yazar, Ambose BİERCE&rsquo;nin bir s&ouml;z&uuml; var &ldquo;Bir insanın hayatta yiyebileceği en b&uuml;y&uuml;k &ccedil;elme, kendi yalanın ayağına dolaşmasıdır.&rdquo;Bunu hi&ccedil;bir zaman unutma sevgili kızım.</p>
<p>Ne dediğini anlamadığım halde başımla onaylamıştım. &Ccedil;ok doğru bir şey s&ouml;yl&uuml;yordu biliyordum. Bu s&ouml;z&uuml; ardına onurlu bir tebess&uuml;m bırakmıştı dudağımda.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;*</p>
<p>Ge&ccedil;imimizi sağlamak i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k annemden kalan y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n&uuml; satmıştı, iyi para etmişti, epeyce ge&ccedil;inmiştik. Fakat g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e yadigar para bitiyor, yediğimiz şeyler azalıyor, bazı g&uuml;nler a&ccedil; bile yatıyorduk. &Ccedil;oğu zaman bize bahşedilen bu sefil hayat i&ccedil;in tanrıya isyan ediyor ve dudaklarından eksik etmediği sigarasını daima t&uuml;tt&uuml;r&uuml;yordu.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; *</p>
<p>O g&uuml;n kendi kendime uyanmıştım. Annemin o tatlı tatlı uyandırmalarına alışık olduğumdan, şaşırmıştım. R&uuml;ya mı g&ouml;r&uuml;yordum? G&ouml;zlerimi kuvvetlice ovuşturdum, bir kez daha baktım etrafıma, bir kez daha&hellip; Evet yoktu. &Ouml;yle sevin&ccedil; kaplamıştı ki i&ccedil;imi. Annemden erken uyanmıştım, bu sefer ben onu uyandıracaktım. Annemin aksine sa&ccedil;larım sarı ve kıvırcıktı. G&ouml;zlerim ise iri ve yeşildi. Annemin g&ouml;z&uuml;nde babama benziyordum ama bunu asla kabul etmiyor, tersini iddia ediyor, &ouml;yle olmasını istiyordum. &nbsp;Dağınık sa&ccedil;larıma, &ccedil;apaklı g&ouml;zlerime, kı&ccedil;ımın arasına ka&ccedil;mış geceliğime aldırmadan, d&uuml;nyanın en g&uuml;zel &ouml;p&uuml;c&uuml;ğ&uuml;n&uuml; konduracağımın hayali ile fırladım yataktan. &Ccedil;ıplak ayaklarımın yere değmesiyle bir &uuml;rperti kapladı i&ccedil;imi, umursamadım. Koştum anneme, derin bir nefes aldım &ouml;nce, zihnim bana oyun oynuyordu, ben anneydim, o &ccedil;ocuk. Nihayet bir anne edasıyla girdim odaya. Yatağında g&ouml;remediğim annemin, sallanan ayaklarını g&ouml;rd&uuml;m, yavaş yavaş yukarı &ccedil;ıktı g&ouml;zlerim. Ah Tanrım r&uuml;zgar estik&ccedil;e hafızam tazeleniyor, o anları ilk g&uuml;nk&uuml; gibi hatırlıyordum. Tazelen hafızam y&uuml;reğime inanılmaz acılar veriyor. Annemdi bu, tavanda asılı; sarı, siyah &ccedil;izgileri olan bir ipti boynundaki. O g&uuml;zel boynu, teni bu lanet ipin hışmına uğramıştı, mosmordu&hellip; Beyaz geceliği &uuml;st&uuml;ndeydi, y&uuml;z&uuml;nde acı bir tebess&uuml;m vardı, &ccedil;ektiği acıların zaferiydi bu. Bir &ccedil;aput gibi sallanan ayakları, buz gibiydi. Tıpkı bir bardak gibi cansız bedeni karşımdaydı, ne yapacağımı bilmez haldeydim. Ne olduğunu anladığım an ağlamaya başladım, ben de o an g&ouml;zyaşlarımda boğulmak istedim. Kendime geldiğimde, yatağın kenarında, olduk&ccedil;a eski olan komodinin &uuml;st&uuml;ndeki, par&ccedil;aları birleştirilmiş kırık bir vazoya ilişti g&ouml;zlerim, hemen altında bir not: &ldquo;Bir insanın hayatta yiyebileceği en b&uuml;y&uuml;k &ccedil;elme, kendi yalanın ayağına dolaşmasıdır.&rdquo; Ben ger&ccedil;ek kalamadım&hellip; &nbsp;Seni seviyorum bunu hi&ccedil;bir zaman unutma. Sevgili kızım Nadia.</p>
<p>Keşke o vazoyu kırdığım g&uuml;n canımı yaksaydın anne, o g&uuml;n&uuml; unuturdum bu g&uuml;n&uuml; asla unutmayacağım, dediğimi hatırlıyorum en son&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; *</p>
<p>Yanağım konan kelebek, uyandırdı beni ge&ccedil;mişimden, tıpkı annem gibi. Belki de oydu, demek isterdim ki: Babam bizi yalnız bırakmıştı, şimdi ise senin bıraktığın yalnızlıkla yaşıyorum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BOŞAMAYIN SAYIN HÂKİM!</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bosamayin-sayin-hakim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bosamayin-sayin-hakim</guid>
<description><![CDATA[ Kurgu, Hikaye, Mizah ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62652be1b780b.jpg" length="39523" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 Apr 2022 13:55:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, kurgu, mizah</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>-Ne istersen yaparım. Yeter ki vazge&ccedil; gitmekten&hellip;.Eve d&ouml;n&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ben bu hale gelecek adam mıydım? Yalvarıyorum, şu hale bak. Diz &ccedil;&ouml;kmediğim kaldı, yakında onu da yaparım. &Ccedil;i&ccedil;ek aldım bug&uuml;n&hellip; &Ouml;mr&uuml;mde ilk değil desem, yalan&hellip;.Bir tanışma faslında almıştım, bir de&hellip; bir de&hellip; Bir kere daha aldım, kesin aldım ama o ne zamandı, ne i&ccedil;indi hatırlayamadım. Bu kadınları anlamak m&uuml;mk&uuml;n değil arkadaş!</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sa&ccedil;ını s&uuml;p&uuml;rge ederlerdi hani. Vallahi g&ouml;rmedik. Biz &ouml;ylesine rastlamadık. Kadın bir aydır evde yok. Anasında kalıyor. Ne olduğunu da anlamadım. Bir akşam kavga ettik. &Ccedil;ocukla kavga ettik aslında. Bilgisayarından tanımadığı erkeklerle mesajlaşıyormuş. Daha on beş yaşında. Elbette kızacağım. Sonra nasıl oldu ne oldu anlamadan hanımla bağrışmaya başladık. "Bitti" dedi. Ne bitti? Deterjan mı, ekmek mi bu!&hellip;. Bitince &ccedil;arşıdan alırsın. Ertesi akşam eve geldim, ne hatun var ne &ccedil;ocuklar&hellip; Ooooohhh, bir g&uuml;zel kafamı dinledim. Dolapta ne varsa yedim i&ccedil;tim. Meyve aldım yanıma, televizyonun karşısında gel keyfim gel.&nbsp; Herkes kendini bulunmaz hint kumaşı sanıyor. Sizin yoksa kocanız, babanız benim de yok karım, kızlarım&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir hafta abur cubur, k&ouml;fte kızart, omlet filan idare ettik. Benim aş&ccedil;ılığım buraya kadar. Salata yaparım bir de. Ama işin k&ouml;t&uuml;s&uuml; yemeyi &ccedil;ok sevmem. Bunlarla &ouml;ğ&uuml;n ge&ccedil;irememem. Sulu yemek olacak ki karnım doysun. Hanımın sarmasından, s&uuml;tlacından vazge&ccedil;emem ki. Kimse eline su d&ouml;kemez. B&uuml;t&uuml;n s&uuml;lale bayılır yemeklerine.&nbsp; Her hafta sarma yapsa yerim. Ama yapmaz. Neymiş, &ccedil;alışıyormuş. Ayda bir kere tenezz&uuml;l ederse midemiz bayram eder. İ&ccedil;ime konuştum, yine de bir şey demedim. Sadece pazar g&uuml;nleri, ne yemek yapacağını sorarım, malzemeleri alayım diye. Semt pazarından taze taze&hellip; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ev berbat, temizlik yapacak o. Kirli &ccedil;amaşırların da halledilmesi lazım. Benim dış işlerim var. İki işte birden &ccedil;alışıyorum. Hafta sonu m&uuml;şterilerle g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p, haftalık işlerimi planlamam lazım, d&ouml;n&uuml;şte alış veriş işini halletmeye &ccedil;alışıyorum yine de. Ben almasam, hayatta gidip pazardan alış veriş yapmaz. Taze sebze meyveyi doldurur getiririm. Yarısı &ccedil;&ouml;p olur atılır. Pişirmez. &Ccedil;ok alıyormuşum. Sen yap da biz yemezsek o zaman &ccedil;ok derim. Ama pişmediği, hazırlanmadığı i&ccedil;in &ccedil;&ouml;pe gidiyor.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sebep budur diye ge&ccedil;irildiyse akıllardan, kesinlikle değil. Mesele yapmadım ki! Yani bunun i&ccedil;in tartışmadık. Evimiz kendimizin. Kardeşler birer kat yaptı, girişte biz oturuyoruz, &uuml;stte ağabeyim ve kardeşim. Onları mı mesele yapıyor diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. S&ouml;yleseydi, hallederdim sorun neyse. Zaten g&uuml;nd&uuml;z evde yok. Hafta i&ccedil;i kardeşimin eşi, &ccedil;ocuklarıyla ara sıra gelir. Yardımcı olmaya &ccedil;alışır. Akşam yemeğini alır da gelir, birlikte yeriz. Kardeşim işten ge&ccedil; &ccedil;ıkıyor, eve gelmesi dokuzu buluyor. Hem onların akşamında bir değişiklik oluyor, hem de ailece g&ouml;r&uuml;şm&uuml;ş oluyoruz. Bulaşıklar fazlaca oluyor ama makine var sonu&ccedil;ta. Parmağı yorulacak.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sordum, evi mi değiştirelim, bir arada olmamızdan mı rahatsızsın, diye. Ne dediydi bana: "Evliliğimize benim a&ccedil;ımdan bak, şu g&uuml;zellikten vazge&ccedil;memelisin, diyeceğin bir şey bul s&ouml;yle" dedi. O an kal, geldi bana bir şey diyemedim. "Seni seviyorum" dedim sadece. Daha ne olsun? Sevgi bir evliliği y&uuml;r&uuml;tmek i&ccedil;in yeterli değil mi? Her g&uuml;n g&uuml;listanlık olmaz ya&hellip; Bazen tuzu, biberi sorunlar, tartışmalar da olur. Bunlar her evlilikte var. Başka kadınlara bakmam, i&ccedil;kim yok, kumarım yok. Evden işe, işten eve&hellip;. Başka ne yapar bir erkek? Bir kadın ne bekler kocasından?</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;En sevmediğim şeydi, etrafımda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m. Kadınlar evlenmek i&ccedil;in can atar, &ccedil;ocuklar olur, sudan sebeplerle ayrılır. Sanki damızlık olarak kullanılmış gibi gelir bana erkek. Başıma geldi işte. Sebepsiz ayrılmak istiyor, karım. Yorulmuş, bıkmış, bir sene uzaklaşmak istiyormuş. Allah aşkına &ccedil;ok film seyreder bu&hellip;.Hangi filmden &ouml;rnek almış olabilir, bu sosyete martavallarını? Ben hi&ccedil; film seyretmem. Haber seyrederim, ma&ccedil; seyrederim. Evimize taşınınca ikinci televizyonu aldım yatak odasına. Zira televizyonsuz uyumuyor. Uykusu gelmiyormuş. En ge&ccedil; onda yatarım ben. Yoksa uykusuzluk ertesi g&uuml;n&uuml; sersemlik, baş ağrısı yapar bana.&nbsp; Evde ışık, ses de olsun istemem. Ama &ccedil;ocuklar b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e, anneleri de dırdır edince bıraktım kontrol&uuml;. İstedikleri zaman yatıyorlar. Yatak odası salona uzak. Kapıları da &ouml;rt&uuml;ld&uuml; m&uuml; ses ve ışık gelmiyor. D&ouml;rt senedir b&ouml;yle. Daha ne yapayım? Yatak odasında televizyonu a&ccedil;ıp sesini kısarak seyretmesine de katlandım. Alt yazılı ecnebi filmleri izliyor, ne anlıyorsa&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beni kaale almayacak, anlaşıldı. Kimin s&ouml;z&uuml;n&uuml; dinler bu, acaba? Araya birilerini koyayım bari. Annem konuşmak istiyor. Kabul etmiyor. Nihayet bir g&uuml;n eve gelmeyi kabul etti. Annem de kardeşimden indi. Ben evden &ccedil;ıktım, yanlarında beklemedim. &nbsp;Ona: "Yanına memlekete gelip bir ay, bir bu&ccedil;uk ay kaldığında hi&ccedil; &ccedil;ocuklarından bir haber sordun mu, eşinden bir selam aldın mı?" diye sormuş. Annem bunu niye bana sorsun. Yalnız yaşıyor memlekette. Ben kış hazırlıkları, sağı solu toplamak i&ccedil;in gidiyorum. &Ccedil;oğu zaman sabah &ccedil;ıkıp akşam eve yorgun geliyorum. Kendisine de s&ouml;ylemiştim. Arayamıyorum diye. Annem: "Kendiniz birbirinizi buldunuz, anlaştınız evlendiniz. Şimdi de katlanmak lazım. Zorunuz ne? Ayrılık &ccedil;ocuklar i&ccedil;in k&ouml;t&uuml; olur?" demiş eklemiş: "Aradın mı, aramadın mı diye &ccedil;ocuklarını niye sorayım? Selam varsa iletir, yoksa yoktur. Ne karışırım ben sizin işinize" demiş. O da: "Şimdi de karışmayın &ouml;yleyse. Haklısınız, biz karar verdik evlenmeye şimdi de ayrılmaya&hellip;Bu sizinle ilgili bir mesele değil" demiş. Bu kadar pervasız. Bir b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;n yuva yıkılmasın diye &ccedil;abalıyor. Bunun umuru değil, burun kıvırıyor.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;ocuklarım bari durumu anlasa benden yana olsalar. Olmazlaaar. &Ouml;teden beri anacıdırlar. Dur bakayım ne dedi bana: "Senden hi&ccedil;bir şey beklemiyor ve istemiyorum. Şimdiye kadar yapmadığın babalığı şimdi yap. Tek isteğim bu."&nbsp; Fes&uuml;phanallah. Ben yapmadımsa kim yaptı babalığı. Akşamdan akşama evdeyim. Dersleri filan oluyor. Anası ilgileniyor. Deniz isterler yazın. Ara sıra g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&uuml;m. Y&uuml;zme &ouml;ğrendiler. Hafta sonları arabamla başka bir il&ccedil;eye y&uuml;zme dersine taşıdım. Anneleri de gelir, beraber gider gelirdik. Başka bir şey yapmaya hayat meşgalesinden vakit mi kalıyor? Onlara pek bulaşmam. Yemekte &ccedil;eneleri d&uuml;şer. Ben de konuşmalarını istemem. Bir kızdığım budur. Yemek i&ccedil;in sofraya oturulduysa herkes sessizce yemeğini yer kalkar. Sohbeti sonra yaparsın. Salonda &ccedil;oğu zaman olmazlar. Odalarına &ccedil;ekilirler. Seslenirim, &ccedil;ayımı tazeleyin diye, ona bile beş karış surat ederek yaparlar. Babaya saygı da sevgi de kalmadı. Anneleri de ya mutfakta ya kızların odasında ders yapmadalar. B&uuml;y&uuml;k kız yanında refakat edecek kimse olmazsa ders &ccedil;alışamıyormuş. Annesi &ouml;ylece oturur yanında, kitap okur. Ben de kendi kendime televizyonla&hellip;..Yine yaranamadım. İstedikleri nedir anlamadım ki?</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aslında benim şikayet etmem dertlenmem gerekirdi. Almadılar beni aralarına, tek başıma bıraktılar. O zaman tepki g&ouml;sterse miydim? İşte şimdi t&uuml;mden beni &ccedil;ıkartmak istiyorlar hayatlarından. B&uuml;y&uuml;k kızın okulunu değiştirmişler haberim yok. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın da veli toplantısına gidilecekti, vallahi hi&ccedil; mecalim yok. Giderim dedim ama, Pazar Pazar bu kafayla taaa yarım saatlik yola gidemem şimdi. Araba kullanmadan ge&ccedil;tim, Pazar trafiği zıvanadan &ccedil;ıkarır beni. Zaten iyi bir liseye gidiyor. Ne diyecekler? Ya para isterler, ya her zamanki yaptıkları lakırdıları s&ouml;ylerler. &nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evlenmeyin diyeceğim herkese&hellip; Ama&nbsp; şu durumdan niye şikayet&ccedil;iyim? Yine başa d&ouml;nd&uuml;k. Zaten zar zor evlenmiştim otuzlu yaşlarımda. Bekar kaldım diyemeyeceğim, yalnız kaldım. Evi pislik g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor, mutfak berbat, yemek pişirmekten bıktım. &Ccedil;amaşır yıkamasını &ouml;ğrendim bu yaştan sonra. Gerek var mıydı? Bu kadının inadı inat.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜNÜN MENÜSÜ &#45;TAKVİM YAPRAĞI &#45;1</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunun-menusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunun-menusu</guid>
<description><![CDATA[ Her gün bir yaprağını kopardığımda bana, günü, tarihi gösteren bir takvimim var odamda.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626438e091420.jpg" length="119818" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 23 Apr 2022 20:40:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Çocukbayramı, Nisan, TBMM, Ulusal, çocuklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div><strong><em>TAKVİM YAPRAĞI&nbsp;</em></strong></div>
<div>
<p>Her g&uuml;n bir yaprağını kopardığımda bana, g&uuml;n&uuml;, tarihi g&ouml;steren bir takvimim var odamda. O her g&uuml;n ilgi istiyor, dokunmamı, okumamı, g&uuml;ne onunla başlamamı, g&uuml;n&uuml; onunla paylaşmamı istiyor.<br />Duvara ilk taktığım g&uuml;n&uuml; hatırlıyorum. Hi&ccedil; bitmeyecekmişcesine &ccedil;oktu. Kocaman bir tomar, bir s&uuml;r&uuml; yaprak. Ona ilk defa bambaşka bir g&ouml;zle baktım. G&ouml;z&uuml;m gitgide incelen bedenine takıldığında anladım. Ahh! Benim tek, tek yapraktan meydana gelen takvimim. Sen meğerse bana her g&uuml;n, g&uuml;n&uuml; hatırlatmaktan &ccedil;ok daha &ouml;nemli bir şey yapıyormuşsun. Ne kadar aptalım. &ldquo;Ge&ccedil;ip gitmeyi&rdquo; anlatmışsın bunca g&uuml;n. Elimin altından u&ccedil;up giden g&uuml;nleri, neredeyse g&ouml;z&uuml;me sokmuşsun da ben anlamamışım. Her g&uuml;n yaprağını koparırken, aslında hayatımdan bir g&uuml;n&uuml;n daha gittiğini, kalanların, var olanların değerini, gerektiğini anlatmışsın da, şu benim sağır kalbim duymamış seni bu g&uuml;ne kadar...<br />Yaprağını koparıp, kenara koyarken, benimle konuştuğunu neden hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmedim? Neden duymadım bunca zamandır s&ouml;ylediklerini? Şimdi neredeyse bir &ccedil;ırpıda sayabileceğim zarif yapraklarını g&ouml;r&uuml;nce anladım, s&ouml;yleyeceğin şeyler olduğunu. Her g&uuml;n bana; &ldquo;Bug&uuml;n benden bir yaprak daha koparırken hayatından bir g&uuml;n daha gidiyor. Bunu hatırla! Bak, beni buraya takarken koskocaman bir tomardım. Şimdi ise ipinceciğim. Benim yapraklarım mı sadece eksilen? Hayatın bu kadar hızlı akıp gittiğini, sana daha başka nasıl anlatabilirim? Bırak artık g&uuml;nlerini boşa ge&ccedil;irmeyi! Sen, sana s&ouml;ylediklerimi duy! Unutma ve hayatına sahip &ccedil;ık!&rdquo; demişsin de ben... Ah ben, ne salakmışım, sevgili takvimim? Neredeyse bir yıldır birlikteyiz. Seni bu kadar ge&ccedil; duyduğum i&ccedil;in affet beni!..</p>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eski dostluklar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eski-dostluklar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eski-dostluklar</guid>
<description><![CDATA[ Dostlarınız birer birer hayatınızdan çıktığında geriye yalnızca anılar kalır. Bazı dostluklar ölür, anılar baki kalır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62631e653ff53.jpg" length="71495" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 23 Apr 2022 00:31:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>BYNGC</dc:creator>
<media:keywords>Dost, yalnız, yabancı, hikaye, kurgu, yabancılaşmak, sır, kıskançlık, hüzün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Eee daha daha nasılsınız?"<br />"İyiyiz işte yuvarlanıp gidiyoruz." Beklediğim cevap bu değildi. Aslında beklediğim bir cevap da yoktu. Sadece artık konuşacak bir konumuz olsun istiyordum. "Anladım." diyip masa &ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml; incelemeye devam ettim.<br />"Senin &ccedil;oluk &ccedil;ocuk ne yapıyor? B&uuml;y&uuml;m&uuml;şlerdir." Bu soruyu &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kez sormuştu. Son bir saatte bir değişiklik olmadığını d&uuml;ş&uuml;nerek, "B&uuml;y&uuml;d&uuml;ler." diye ge&ccedil;iştirdim. Karşılığında yapmacık bir g&uuml;l&uuml;mse ortaya koydu ve başını telefonuna &ccedil;evirdi.<br />"Şekerim sa&ccedil;ların ne kadar g&uuml;zel. Ne yaptın b&ouml;yle, sırrı ne?" Yapmacık g&uuml;l&uuml;msemesi anında ger&ccedil;ek, hoşnut bir sırıtmaya d&ouml;nd&uuml; ve sorunun sahibine iştahlı iştahlı &ccedil;ok pahalıya aldığı, bilmem ne marka kremini anlatmaya başladı.<br />Şuradan almış, b&ouml;yle bir &ouml;zelliği varmış, s&ouml;ylemesi ayıpmış ama şu kadar paraya almış... O hi&ccedil; değişmemişti ama biz değişmiştik.<br />Biz eski lise arkadaşlarıydık. En yakın d&ouml;rt arkadaş... Okul bitti ve biz &ccedil;il yavruları gibi dağılmıştık. Sonra bulduk işte bir şekilde birbirimizi. Bulduk bulmasına ama... Eski dostluğumuzdan eser yoktu artık. Eskiden sabahtan akşama kadar konuşur, hi&ccedil; susmazdık. Hep konuşacak bir konumuz olurdu. Şimdi ise... İki kelimeyi bir araya getiremez olmuşuz. Kendi hayatlarımıza adapte olup, birbirimizi tanımaz olmuşuz. Oysaki biz &ccedil;ok iyi dostlardık. Bilmezdik birbirimize paramızla hava atmayı. Birimizin durumu k&ouml;t&uuml;yse hepimiz fakir taklidi yapar, incitmezdik birbirimizi.<br />"Eyl&uuml;l," adımın seslenildiğini duyduğumda uzun bir uykudan uyanmış gibi sersemledim. "Daldın gittin."<br />Başımı kaldırıp bir zamanlar en yakın dostum olan kişiye baktım. "&Ouml;yle mi, farkında değildim."<br />Hadi sor, neyim olduğunu, ne yaşadığımı, neye &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m&uuml; sor. Cevap vermezsem, &uuml;stele, s&ouml;ylemezsem k&uuml;seceğini s&ouml;yle. Beni d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, beni merak ettiğini belli et. L&uuml;tfen benim, senin aldığın takıya, edindiğin mevkiye merakım yok. Beni sen ilgilendirirsin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben seni, sen olduğun i&ccedil;in sevmiştim. Beni, senin sahip oldukların değil, sahip olurken ne yaşadıkların ilgilendirir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ger&ccedil;ek dostlar bununla ilgilenir.<br />Ya da bilmiyorum. Belki de ger&ccedil;ek bir dost hi&ccedil; edinmemişimdir.<br />"Anladım tatlım."<br />"O hep b&ouml;yleydi zaten. Hi&ccedil; konuşmazdı." diyip kıkırdadı biri oradan.<br />Komik olan neydi?<br />Yaz ayında, buz gibi olan masada bir telefon sesi duyuldu. "Ah, eşim arıyor." "Canım, geldin mi?" Kısaca etrafına bakındı. Kafenin &ouml;n&uuml;ne bir araba yanaştığında el salladı. Y&uuml;z&uuml;nde kocaman bir g&uuml;l&uuml;mseme belirdi. "Geliyorum." diyip telefonu kapattı. Yarım yamalak birer bakış atıp her birimize, ceketini ve &ccedil;antasını alıp hışımla kalktı. "Hepinize kocaman &ouml;p&uuml;c&uuml;kler atıyorum. Bir daha mutlaka buluşmalıyız. Bana da beklerim tabii." İ&ccedil;ten olmasa bile, bir sarılma bekliyordu insan tabii.<br />Ardından bakarken, "Ay g&ouml;rg&uuml;s&uuml;z, bir de g&ouml;z&uuml;m&uuml;ze sok istersen. Yok şunu aldım, yok bunu yaptım. Vır vır konuştu. Ben eskiden de sevmezdim onu zaten."<br />Bazı bağlar kopar ama siz koptuğunu &ccedil;ok ge&ccedil; anlarsınız ya, bizimki de &ouml;yle bir şeydi demek ki. Koptuğunu yeniden birleştiğimizde anlamıştım. Biz bitmiştik. Aramızda ne var ne yoksa kaybetmiştik. Geriye baktığımda g&uuml;zel anılarım vardı. Şimdi ise &ouml;n&uuml;mde kocaman bir boşluk duruyordu. Ve belliydi, bu boşluk dolamayacak kadar b&uuml;y&uuml;k ve k&uuml;stahtı.<br />Onun gidişini aratmayacak kadar bir hışımla ben de kalktım masadan.<br />Meraklı bakışların odağına girdiğimde g&ouml;zlerimdeki hayal kırıklığını saklamaya &ccedil;alışıyordum. "Ben de gideyim o zaman."<br />"Sen nereye, ne g&uuml;zel oturuyorduk."<br />G&uuml;zel?<br />"Kaybettiğim bir şeyleri arayacağım. İzninizle.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2149</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2149</guid>
<description><![CDATA[ Sıfır yedi ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62175e9b4ece2.jpg" length="19492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 21 Apr 2022 21:46:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords>Uğursuz, sıfır, yedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><b>Yedi</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Gece onlar i&ccedil;in pek de g&uuml;zel ge&ccedil;memişti. Yağmur kırık camlardan i&ccedil;eriye giriyordu. Isınma sorunu yaşarlarken bir de &uuml;st&uuml;ne ıslaklık &ccedil;ıkmıştı. &Ouml;mer ve Eslem n&ouml;betleşerek ayakta kaldılar. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocukları kendilerinden daha &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı. Bu kadar sorunun &uuml;st&uuml;ne sabah erken saatlerde her biri farklı bir yerde para toplamaya &ccedil;ıkmıştı. &Ouml;mer, &ccedil;ocuklara geri d&ouml;neceğini s&ouml;yleyerek annesinin yanına gitmişti. G&uuml;n&uuml;n sonunda kazanılan para ile gereken yapılacaktı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Eslem, bir mağazanın &ouml;n&uuml;nde oturmuş dileniyordu. &Uuml;st&uuml;nde ıslak battaniye, yerde k&uuml;&ccedil;&uuml;k mendili ile bekliyordu. Yoldan ge&ccedil;en insanlardan bazıları acıyan g&ouml;zlerle bakıyordu. Bu durum Eslem i&ccedil;in &uuml;z&uuml;c&uuml;, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o bakışlar ablasını hatırlatıyordu. Onu bu enkazdan &ccedil;ıkaramayan ablasının ona korkan g&ouml;zlerle attığı bakışları. Onu hi&ccedil; aramayan, bulmaya &ccedil;alışmayan ablasını. Başını dizlerine yaslayıp battaniye ile başını kapattı. Kimseyi g&ouml;rmek istemiyordu. İnsanların ona attığı bakışları g&ouml;rmek istemiyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Mağazadan &ccedil;ıkan iki ayrı ses duyuldu. Anne kız tartışıyorlar gibiydi. Asıl dikkat &ccedil;eken şey konuşanların kim olduğuydu.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Kızım c&uuml;zdanımdan para &ccedil;ıkar da şu dilenciye ver. Acınacak halde.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Kız, &ccedil;ıkardığı parayı mendile bıraktı ve arkalarına bakmadan ilerlemeye başladılar. Eslem ise duyduğu ses ile dehşete d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. O sesler hayatını zindana &ccedil;eviren annesine ve korkak ablasına aitti. &Ouml;rt&uuml;y&uuml; gizlice kaldırıp gittiklere y&ouml;ne baktı. Annesi &ouml;nde ablası geride ilerliyordu. Ablasının bir anlık arkasına d&ouml;n&uuml;p bakması ile g&ouml;z g&ouml;ze geldiler. Kız kardeşini kokusundan tanımıştı. İ&ccedil;ten i&ccedil;e yaşadığına ş&uuml;krediyordu. &Ouml;zlemişti onu, annesi elini kolunu bağlamasaydı &ccedil;oktan arar bulurdu. Eslem o evden ka&ccedil;ıp kendini kurtarmıştı evet ama sıkıntılar bitmemişti. Babası bir gece ansızın eve gelip k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızını g&ouml;rmek istemişti. Olan biten her şeyi yeni &ouml;ğrenen baba, t&uuml;m pişmanlığı ile geri d&ouml;nm&uuml;şt&uuml; artık. Kızının peşindeydi. Onda a&ccedil;tığı k&ouml;t&uuml; yaraları sarmak istiyordu ve bu pek m&uuml;mk&uuml;n değildi. Ablası, kardeşini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ailesi ile paylaşır mıydı?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>&mdash;&mdash;&mdash;</b></span></p>
<p><span><b>G&uuml;n&uuml;n sonunda t&uuml;m &ccedil;ocuklar binada toplanmışlardı. Biri hari&ccedil;. Eslem, Ayşeg&uuml;l'&uuml; g&ouml;remeyince diğer &ccedil;ocuklara sordu. Hep birlikte d&ouml;nmeleri gerekiyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Siz niye eksiksiniz? Ayşeg&uuml;l nerede?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Ayşeg&uuml;l geri d&ouml;nmek istemedi. Bir kadını annesi sandı onun peşinden gidiyordu. Koştum ona ama gelmedi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Ne demek annesi sandı ya? Onu bırakıp giden annesinin peşine mi d&uuml;şecekmiş. Bunca zamandır tek başınıza buradasınız ve bir kere olsun sizi arayan olmadı neyi idrak edemiyorsunuz hala?! Siz artık kim-se-siz &ccedil;ocuklarsınız. Hangi anne &ccedil;ocuğunun dilenmesini ister he? Hangi anne evladına 'dilenci' diyerek ona para atar? Bırakıp gittiler sizi işte vazge&ccedil;in onlardan..</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>K&ouml;şe de olanı izleyen &Ouml;mer'i g&ouml;r&uuml;nce kendini dizginlemeye &ccedil;alıştı. &Ccedil;ok sinirliydi, en &ccedil;okta kendine. Kendine sahip &ccedil;ıkamadığı i&ccedil;in, kendini koruyamadığı i&ccedil;in, karşı gelemediği i&ccedil;in. &Ccedil;ocuklar korkudan yerlerinden kıpırdayamıyorlardı. Eslem'in ise bağırmaktan sesi kısılmıştı. Bir anlık patlama ile &ouml;fkesi daha da alevlendi. Aklına gelen fikirle birlikte kapıdan &ccedil;ıkarken &Ouml;mer kolunu sıkıca kavradı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Sen bazı ger&ccedil;eklerin farkında olabilirsin onlar daha &ccedil;ocuk. Onlara nefreti, &ouml;fkeyi &ouml;ğretemezsin. Kendine gel!</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Bana ne yapacağımı s&ouml;yleme. İki yardımın dokundu diye sana boyun eğecek değilim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Kolunu ondan kurtarıp koşar adımlarla binadan ayrıldı. Aklında tek yer vardı. Annesine gidecekti ve hesap soracaktı. Y&uuml;r&uuml;d&uuml;, koştu ve sonunda vardı. Bir odanın ışığı yanıyordu. Anıları canlandı bir anlığına. Bu sefer etki altına girmeyecekti. İ&ccedil;inde tuttuğu t&uuml;m kini, nefreti kusacaktı. Yerde bulduğu b&uuml;y&uuml;k taşı cama fırlattı. Nefes alışverişi hızlanıyordu her hareketinde. Kırılan cam ile annesi ve ablası aşağıya bakmaya başladılar. Annesi şok olmuştu Eslem'in yaşadığını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Anne, senden nefret ediyorum. Senden tiksiniyorum. Hayatım boyunca hep korku ile yaşattın beni seni asla affetmeyeceğim. Seni sevdiğim tek bir g&uuml;n bile olmadı, olmayacak. Senden &ouml;yle nefret ediyorum ki keşke hi&ccedil; olmasaydım, keşke annem sen olmasaydın. Ya ben senin kızınım ya, evladınım, kanınım nasıl yaparsın bunu ya! Hi&ccedil; mi i&ccedil;in sızlamadı, hi&ccedil; mi oturup kendini sorgulamadın ben ne yapıyorum diye? Bir adama olan aşkın y&uuml;z&uuml;nden hayatımı cehenneme &ccedil;evirdiğin i&ccedil;in senden hep nefret edeceğim!!</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Sesi sokakta yankılanıyordu. Başka binalarda kafalar dışarı &ccedil;ıkmıştı bile. İnsanlar olanı biteni seyretmeyi severler, yardım etmek kimsenin aklına gelmez. Biz de b&ouml;yle aciz korkaklarız.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Kaldırıma &ccedil;&ouml;k&uuml;p hı&ccedil;kıra hı&ccedil;kıra ağlıyordu. Canı &ouml;yle yanıyordu ki o yangını s&ouml;nd&uuml;rmeye kimsenin g&uuml;c&uuml; yetmezdi. Ablası, aşağıya inmişti. Kardeşini sarıp sarmalamak istedi fakat Eslem izin vermedi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Sen peki? G&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nde oldu her şey. Neden dur demedin? Neden izin verdin buna? Sende mi nefret ediyorsun yoksa? O adamın gidişinden sende mi beni sorumlu tutuyorsun? Ne istediniz benden, ne yaptım size?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Sesi bug&uuml;n fazlasıyla kısılmıştı. Son s&ouml;zlerini fısıldayarak s&ouml;ylemişti. G&uuml;c&uuml; bitmişti artık. İ&ccedil;indekileri bıraktı rahat hissediyordu. Yukarıdan onu duygusuz ifade ile izleyen annesini g&ouml;r&uuml;nce &ccedil;abasının boşa gittiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Ağlama kesilmişti her iki tarafta da. Eslem, bug&uuml;nk&uuml; haykırışlardan sonra yorgun d&uuml;ş&uuml;p binaya d&ouml;nmek istedi. G&uuml;&ccedil; bela ayağa kalkıp ağır adımlarla ilerlemeye başladı. Yolun ortasında duran adamın omuzuna &ccedil;arpıp yere d&uuml;şerken duyduğu tek ses vardı.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Kızım!!</b></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GELSİN DE ALSIN AKLIM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gelsin-de-alsin-aklim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gelsin-de-alsin-aklim</guid>
<description><![CDATA[ Gelsin de alsın aklım.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625f17ce0c544.jpg" length="52646" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Apr 2022 23:17:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlgün</dc:creator>
<media:keywords>Kurgu, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gelsin de alsın aklım. Kış boyu dua ettik iki damla su d&uuml;şs&uuml;n de serpilsin diye şu ekinler. Abdestimiz tam geziyoruz ş&uuml;k&uuml;r ama Yaradan&rsquo;ın da bir bildiği var muhakkak ki kışın bir gram vermedi yağmuru, şimdi tepemizden akıtıyor. Tam hasattan sonra, otlar yerde, yarın da yağarsa bir daha kurumaz bu! Gitti mi y&uuml;z d&ouml;n&uuml;m yonca &ccedil;&ouml;pe. Verdiğim g&uuml;bre mazot parası da yanıma k&acirc;r.</p>
<p>Hanım halimi g&ouml;rmez, tutturmuş bir taraftan &uuml;&ccedil; ay Allah&rsquo;ın k&ouml;y&uuml;ne hapsediyormuşum onu.&nbsp; Buranın temizliği de zormuş. Eve fare giriyormuş. Şu bah&ccedil;edeki sedirin &uuml;st&uuml;nde ka&ccedil; yazı heba olmuş. Kendi gelinlerini her yıl beş yıldızlı otele g&ouml;t&uuml;r&uuml;yormuş abisi! &Ccedil;ocuklar ayrı şikayet&ccedil;i! Neymiş arkadaşları tatile gidiyormuş yazları, onlar babalarının tatil k&ouml;y&uuml;ne! Şimdilik en k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n, Ekin&rsquo;in sesi &ccedil;ıkmıyor biraz b&uuml;y&uuml;s&uuml;n o da depoda buğdayların arasında gezinmekten bıkınca başlar. Depo g&uuml;zel oldu ama, damı da &ccedil;inko yaptırdım. Y&uuml;zyılın yağmuru yağsa da g&uuml;vende&nbsp; buğdaylar. Bari&nbsp; bu para etse de ge&ccedil;en seneki bor&ccedil;ları kapatsam.</p>
<p>Allah&rsquo;ım dursun şu yağmur! &Uuml;&ccedil; &ccedil;ocuğumun rızkı i&ccedil;in dursun. Ettiğim b&uuml;t&uuml;n yağmur dualarını gelecek kışa kabul et Yarabbim! Ertelerler mi bor&ccedil;ları? Ah se&ccedil;im senesi olsaydı. Annemi dinleyecektim annemi. Okuyup memur olacaktım. Buraları da satıp savacaktım. Ben b&ouml;yle hayatın&hellip;.</p>
<p>Hepsinin sesi kesildi bir anda. Moralim bozuk ya yanıma gelip dırdır etmeyi kestiler en azından. Hanım kek mi ne yaptı i&ccedil;eride mis gibi de kokuyor. B&uuml;y&uuml;k kız Başak kesin telefona daldı yine. İnternet &ccedil;ekiyor bug&uuml;n demek. Toprak da televizyona dalmıştır. Oğlum Ekin kendince şarkılar s&ouml;yl&uuml;yor.</p>
<p>Ne yapsam&nbsp; Ne etsem? Dev bir &ccedil;adırım olsa da &ccedil;eksem yoncaları &uuml;st&uuml;ne. Alsaydım şu sıkmalı yonca makinesini! Yeni nesil bu. Balyayı paketli atıyor. Yağmur da yağsa telef olmuyor. Hangi parayla alıyım o da 200.000 lira anasını satıyım.</p>
<p>Anamı mı arasam bir dua etse dursa yağmur. M&uuml;barek kadın vesselam. Bir yağmur kesme duası vardı şifalı dualar kitabında, onu okusa.&nbsp;</p>
<p>-Alo ana, ne yapıyorsun? Burada da yağmur var ana &ccedil;ok var. Dua et dursun. Yok yok yağmasın dursun. Yoncayı bi&ccedil;tim yerde. Biliyorum ana rızkı H&uuml;da verir. Yok &uuml;zm&uuml;yorum kendimi valla. Nasip. Bor&ccedil; &ccedil;ok yok az var. Az da değil de. &Ouml;denir be ana.</p>
<p>Toprak geldi i&ccedil;eriden. Baba diyor &ccedil;ok okudum . Ne okudun kızım?</p>
<p>-Dua</p>
<p>- Ne Duası?</p>
<p>-Yağmur.</p>
<p>- Ne zaman?</p>
<p>- D&uuml;n.</p>
<p>- Ne diyorsun be kızım! Şimdi yağmur duasının sırası mı? İstemiyorum yağmuru falan.</p>
<p>Bozuluyor.</p>
<ul>
<li>Git yine dua et yağmasın.</li>
</ul>
<p>Haydaa g&ouml;zleri doluyor. Ne hassas &ccedil;ocuk bu b&ouml;yle. Anasına &ccedil;ekmediği kesin de. Anam arıyor yağmur kesme duasın okumuş. G&ouml;k g&uuml;rl&uuml;yor.</p>
<p>&Ccedil;ok ge&ccedil;miyor aradan yarım saat oluyor olmuyor. Kesiliyor yağmur. Musluğu kapatmışsın gibi&hellip;. Toprak koşuyor yanıma yine &ldquo;<em>dua ettim baba&rdquo;</em> diyor. <em>&ldquo;Allah&rsquo;ım dedim&rdquo;</em> diyor <em>&ldquo;yanlış dua etmişim yağmur yağmaması gerekmiş&rdquo;</em>. Bir g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor y&uuml;reğim g&uuml;l&uuml;yor. Anam arıyor sonra <em>&ldquo;durdu de&nbsp; mi Yağmur?&rdquo;</em> diyor.&nbsp; Durdu ana durdu Yağmur.</p>
<p>Hanım geliyor i&ccedil;eriden bir tepside kekler &ccedil;aylar. Sedirin &uuml;st&uuml;ne usulca oturuyor. <em>&ldquo;Hadi sevin&rdquo;</em> diyor kesildi Yağmur. <em>&ldquo;Hayde&rdquo;</em> diyorum &ldquo;<em>ben kendim i&ccedil;in mi &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum! &Uuml;&ccedil; &ccedil;ocuğumuzun rızkını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;y&uuml;m sen sanki keyfimden davranıyormuşum gibi yap&nbsp; oldu mu!&rdquo;</em> Ters ters bakıyor.</p>
<p>-Artık daha &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;neceksin o zaman diyor.</p>
<p>- Neden?</p>
<p>-Yağmur geliyor</p>
<p>-Aman dur, yeni kesildi yağmur</p>
<p>-O değil d&ouml;rd&uuml;nc&uuml;</p>
<p>- Ne?</p>
<p>-Hamileyim bence kız. Bu da yağmur olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİANE&amp;apos;NİN LANETİ &#45; BÖLÜM 2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti-bolum-2</guid>
<description><![CDATA[ DENİZ SARGUT ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625ca4e282985.jpg" length="93657" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 18 Apr 2022 02:38:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye, kurgu, sihir, denizdensesler, denizsargut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DIANE&rsquo;NIN LANETİ B&Ouml;L&Uuml;M 2</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Okulun bah&ccedil;esinden i&ccedil;eriye girdiğimde ortalık her zamanki gibi g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml;yd&uuml;. Ger&ccedil;eklikten kopuk sahte samimiyetler ortalıkta kol geziyordu. Bir&ccedil;ok grup birbiriyle kaynaşmış gibi g&ouml;z&uuml;kse de bu durum sadece y&uuml;zeyseldi. İ&ccedil;ten i&ccedil;e herkes birbirinden &uuml;st&uuml;n olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Ama ne yazık ki bir&ccedil;oğu bu &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; sağlayacak donanıma sahip değildi. &Ccedil;oğu kişinin yetenekleri k&ouml;relmiş, bitme noktasına gelmişti. Eski sihirbazlar efsanelerde kalmıştı. Bu durumu bir yana koyarsak t&uuml;m bu insanların hem fikir olduğu tek bir konu vardı. O da Altın Saraylılar&hellip; Kendileri d&uuml;nyamızı y&ouml;netmiş eski bir ailenin soyundan geliyorlar. Karanlık g&uuml;nlerin yegane sahipleri&hellip; G&uuml;&ccedil; uğruna yapmayacakları bir şey yok. &Ouml;yle ki adete acımasızlık kelimesinin suretine b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şler. Uzun zamandır oynanan bu tatlı oyunu kabullenmiş g&ouml;z&uuml;kseler de bunun ger&ccedil;ek olduğuna pek inanan yok. Herkes onların zamanı gelene kadar rol yaptıklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlar. Pek haksız da sayılmazlar. Ancak insanları ortak bir fikirde buluşturan konu bu değil. Onların d&uuml;nyamızın geri kalanından apayrı ir d&uuml;nya yaşamalarının hi&ccedil; adil olmaması&hellip; Kraliyet soyundan geldikleri i&ccedil;in istedikleri her şeye hemen sahip olabiliyorlar. Buna hi&ccedil; eksilmeyen g&uuml;&ccedil;leri de dahil. Bu aile ge&ccedil;mişte ne yapmış olursa olsun bug&uuml;n hala aynı stat&uuml;lerini korumaya devam edebiliyor. Hatta herkesin bildiği ama sadece kapalı kapılar ardında konuşulan bir s&ouml;ylentiye g&ouml;re kendi b&ouml;lgelerinde kara b&uuml;y&uuml; yapmaya devam ediyorlar. Ancak nasıl oluyorsa g&uuml;n&uuml;n sonunda hi&ccedil;bir şey yokmuş gibi aramızda gezmeye geliyorlar. Onlarda bu durumun farkında. Ne olursa olsun herkes Thedora&rsquo;nın kurallarına uymak zorunda. Uymayanlar ya da uymadıkları a&ccedil;ığa &ccedil;ıkanlar bunun sonucuna katlanmak zorunda kalacaklardır. Eh, hen&uuml;z eline asıl g&uuml;c&uuml; ge&ccedil;irmeyen hi&ccedil; kimse de bunun olmasını istemez &ouml;yle değil mi?</p>
<p>Sınıftan i&ccedil;eriye girmeden &ouml;nce sınıf kapısından ş&ouml;yle bir i&ccedil;eriye baktım. Burayı benim i&ccedil;in yaşanılır kılan yegane insanlardan biri olan Keitha, tahtanın &ouml;n&uuml;nde durarak karmaşık bir matematik problemini &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışıyordu. Benim g&uuml;zeller g&uuml;zel orman kızım bir dahiydi. Esmer bir teni ve g&uuml;r kıvırcık sa&ccedil;ları vardı. Doğanın o vahşi ve &ouml;zg&uuml;r kadınlarından biriydi. Ormanın derinliklerinde yaşarlar, eski dilde şarkılar s&ouml;ylerler ve doğanın sunduğunu insanlara &ccedil;oğaltarak verirlerdi. Ancak son zamanlarda o da eskisi gibi değildi. İ&ccedil;indeki &ouml;zg&uuml;r ruhu neredeyse kaybetmek &uuml;zereydi. O g&uuml;zel sa&ccedil;larını bile sımsıkı tepeden toplar, sabahtan akşama kadar matematik &ndash; fizik problemleriyle uğraşırdı. Thedora&rsquo;nın bize miras olarak bıraktığı şeylerden biri de buydu. Canımızı kurtarmak i&ccedil;in ruhumuzu feda etmek zorundaydık. Eskiden onu daha iyi anlıyordum ama son zamanlarda i&ccedil;imde anlamlandıramadığım bir &ouml;fke vardı. Keitha&rsquo;nın başını sorulardan asla kaldırmayacağını fark ettiğimde yanına giderek selam verdim. Bug&uuml;n olduk&ccedil;a gergin g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Hatta bana selam vermek yerine şikayet ederek konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Ah, bug&uuml;n yine harika g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun tabi t&uuml;m gece problemlerle boğuşan sen değildin&rdquo; dedi elini başına koyarak.</p>
<p>&ldquo;T&uuml;m problemlere rağmen sen de &ccedil;ok hoş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun&rdquo; dedim elimle tahtayı işaret ederek. Biraz yalan s&ouml;ylemiş olabilirim ama hen&uuml;z bu yalanın rengine karar vermek i&ccedil;in &ccedil;ok erkendi.</p>
<p>&ldquo;Her neyse, nerede kaldın? Bir an i&ccedil;in bug&uuml;n hi&ccedil; gelmeyeceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m&rdquo; dedi. Sanki &ouml;yle bir şansım varmış gibi.&nbsp; Arada ka&ccedil;aklık yaptığım doğruydu ama nedeni hi&ccedil;te onların d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; gibi bir şey değildi.</p>
<p>&ldquo;Uyuyakalmışım&rdquo; diyerek kendi sırama ge&ccedil;tim. Birazdan Leydi Sarah gelecek ve beynimizi işe yaramaz şeylerle dolduracaktı. &Ccedil;antamın i&ccedil;inden eşyalarımı almaya &ccedil;alışırken sağ &ccedil;aprazımdaki gruba g&ouml;z&uuml;m takıldı. Altın Saraylılar her zamanki gibi duvar k&ouml;şesine ge&ccedil;miş kendi aralarında konuşuyorlardı. Etraflarında dolaşan hava gibi onların bizden farkını ortaya koymaya yeterdi. D&ouml;rt kişiydiler: &Uuml;&ccedil; erkek, bir kız&hellip; İsimleri; Darian, Owen, Ulrich ve Kinsey&rsquo;di. Ger&ccedil;ekten de isimlerine yakışır şekilde altın gibi parlıyorlardı. Kinsey&rsquo;in beline kadar gelen altın sarısı sa&ccedil;ları vardı. Burnu hep havadaydı. Kendi grubundan olanlar dışında hi&ccedil; kimseyle muhatap olmazdı. Owen&rsquo;ın her halinden Kinsey&rsquo;e aşık olduğu ortadaydı. Ancak bu durumun Kinsey&rsquo;in pek umrunda olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Ulrich ise grubun en eğlenceli adamıydı. Hatta bazen sınıftakilerle bile konuştuğu olurdu. Darian ise&hellip; Darian tam da şuan g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine bakıyordu.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>CAM BARDAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cam-bardak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cam-bardak</guid>
<description><![CDATA[ Havada uçan bardak tam kafasının üstünden geçti. Annesi koştu yanına, önce onu kucakladı, sonra babasına bağırdı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625b6554b94eb.jpg" length="50623" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 17 Apr 2022 03:55:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlgün</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, şiddet, tartışma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>CAM BARDAK</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Havada u&ccedil;an bardak tam kafasının &uuml;st&uuml;nden ge&ccedil;ti. Annesi koştu yanına, &ouml;nce onu kucakladı, sonra babasına bağırdı.</p>
<p><em>- &Ccedil;ocuğun kafasını yaracaktın, ne yaptığının farkında mısın sen? </em></p>
<p><em>- Sen farkında mısın? Huzur bırakmadın insanda. </em></p>
<p><em>- Her g&uuml;n delirtmek zorunda mısın beni! </em></p>
<p>Elif titreyen elleriyle kulaklarını kapattı. Babasının ağzından t&uuml;k&uuml;r&uuml;kler fırlıyor, annesi ise bir eliyle kalbini tutuyor diğer eliyle dizini d&ouml;v&uuml;yordu. Aynı senaryo tekrar hayat buluyordu milyonuncu kez. &nbsp;Yarım saat sonra annesi el &ccedil;antasını hazırlamıştı bile! İ&ccedil;ine iki &ccedil;orap, iki don, iki etek iki de g&ouml;mlek koymuştu. Tam Elif&rsquo;in dolabını a&ccedil;arken babası durdurmuştu. <em>Sen nereye gidiyorsan git &ccedil;ocuk burada kalacak </em>demişti. Annesi ağlayarak evden &ccedil;ıkmış, babası kanepede uyumuş, Elif de salonda devrilen saksılara baş başa kalmıştı. Ertesi g&uuml;n sabah kahvaltısında simit olduğunu &ccedil;ok iyi biliyordu. Bu sefer annesinin gelmesi ka&ccedil; g&uuml;n s&uuml;recekti acaba? Geldiği g&uuml;n yemeğe gidilecek, ardından akşam keyifli bir &ccedil;ay i&ccedil;ilecekti. Annesi bol bol &ouml;pecekti onu gelince biliyordu.</p>
<p>Hafta sonu olmadan babası ile gidip anneannesigilden almışlardı annesini. <em>&Ccedil;ocuk ka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r kabus g&ouml;r&uuml;yor</em> dedi babası sesini kısmaya &ccedil;alışarak. Ama her şeyi duyuyordu Elif. İ&ccedil;inden dua etti. &nbsp;Allah&rsquo;ım bir daha b&uuml;y&uuml;k kavga olmasın dedi. Bir dahaki b&uuml;y&uuml;k kavga okul hen&uuml;z tatil olmadan vuku bulmuştu. Bu sefer mutfak masasının altına saklanmış, kavga bitince &ccedil;ıkmıştı. Babasının annesinin &ccedil;antasının i&ccedil;inden son anda &ccedil;ıkardığı &ccedil;i&ccedil;ekli elbisesi yatağının &uuml;st&uuml;ndeydi. Bundan sonraki kavga da yaz gelmeden gelecekti.</p>
<p>Şimdi neşeli g&ouml;z&uuml;ken bir bayram g&uuml;n&uuml;de salonun bir k&ouml;şesinde oturuyordu Elif. Az &ouml;nce kavga ettiği kocası ile g&ouml;z g&ouml;zeydi. Annesi bir yandan salon masasındaki sofrayı s&uuml;sl&uuml;yor bir yandan da sabrın ve saygının &ouml;neminden s&ouml;z ediyordu.&nbsp; <em>Haydi kavurmaya</em> diye seslendi sonra. <em>Hikmet şu salonun penceresine de a&ccedil;ıver kokmasın etraf</em> dedi . Annesinin on iki kişilik tabak takımıydı sofradaki. on iki kişilik su takımı da vardı bunun; ama d&ouml;rt bardağı salondaki kavgalar sırasında yok olmuştu. Hatta birisi babasının kafasında par&ccedil;alanmıştı. Birisi de&nbsp; kendi kafasında par&ccedil;alanmak &uuml;zereyken salon penceresine &ccedil;arparak metfa olmuştu. Neyse ki bu softaya hi&ccedil;bir zaman on iki kişi oturulmamıştı.</p>
<p><em>Aman </em>dedi annesi<em>. Bu gen&ccedil;ler de dertsiz başlarına dert arıyorlar Hikmet. Sabır mabır kalmamış. Hata da senin şu kızın da bak. Karşımda, y&uuml;z&uuml;ne de s&ouml;ylerim. İnsan biraz b&uuml;y&uuml;r canım. Ahmet laf etti diye mesaiyi kabul etmesine k&uuml;sm&uuml;ş. Sen misin şu kızına laf diyen. Sen git de evini barkını bırak Esralarda sabahla o gece. Evli barklı kadın olacak iş mi?</em></p>
<p>Babası salatanın suyuna bandığı ekmeği ağzına atarken<em> &ouml;yle olmaz kızım </em>dedi.<em> Hayır yani o Esra kim, ne olduğu belirsiz kız. Madem kafa dinleyecektin buraya gelseydin ya. Hayır yani ortada kızıp evi terk edecek bir şey de yok. Her şeye b&ouml;yle kızıp k&uuml;sersen olmaz. Bak bebek bekliyorsunuz ona yazık sonra.</em></p>
<p>Elif titreyen elerini masanın altına sakladı. Ahmet ise titreyen sesini saklayamadan anlatıyordu<em>:&nbsp; Ben o yoruluyor diye laf etim. Hem ne işi var o kadar erkeğin arasında o saatte. Zaten sinir oluyorum işyerindeki o yavşaklara. Ger&ccedil;ekten &ccedil;ocuk gibi Elif. K&uuml;&ccedil;&uuml;kken hi&ccedil; mi kızmadınız yani? En ufak s&ouml;ze tahamm&uuml;l&uuml; yok. &nbsp;Prenses m&uuml;barek. Ben &ouml;yle b&uuml;y&uuml;medim valla, annemin ka&ccedil; terliğinin kafamda patladığını bilmem ben</em>.</p>
<p><em>Prenses o prenses </em>dedi annesi.<em> İşte fanusta b&uuml;y&uuml;nce b&ouml;yle oluyor. Cam fanus&hellip;</em></p>
<p>Cam fanus, cam bardak dedi i&ccedil;inden Elif. Doğru, cam bardaklar kafamda u&ccedil;ucunca bir nevi cam fanusta b&uuml;y&uuml;d&uuml;m. Sabırmış&hellip;</p>
<p><em>Şimdikilerin hepsi cam fanusta b&uuml;y&uuml;yor</em> dedi sonra babası. <em>Aman siz ufaklığı &ouml;yle b&uuml;y&uuml;tmeyin.</em></p>
<p><em>B&uuml;y&uuml;tmem baba</em> dedi Elif. <em>Hatta b&ouml;yle b&uuml;y&uuml;t&uuml;r&uuml;m. Her şeye alışsın de mi?</em></p>
<p>Elindeki bardağı salondaki b&uuml;feye fırlattı hızlıca. Babasının ağzında kalakaldı kavurma dolu ekmek dilimi. Annesinin ise tek eli kalbine tek eli dizine gitti. &nbsp;Ahmet, Elif&rsquo;e doğru koştu, ellerini tuttu. &nbsp;On iki kişilik su takımı bu son darbeyle yedi kişilik olmuştu. Modası &ccedil;oktan ge&ccedil;miş salon b&uuml;fesinin camı da yere inmişti. Ahmet&rsquo;i ittirdi &ouml;fkeyle Elif. Yerdeki cam kırıklarının &uuml;st&uuml;nden atlayarak y&uuml;r&uuml;d&uuml; sokak kapısına doğru. Y&uuml;z&uuml;nde mağrur bir ifade... İ&ccedil;inden bir yerlerde, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kızın başını okşayıp g&ouml;z kırpıyordu ona&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayatın Arka Perdesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayatin-arka-perdesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayatin-arka-perdesi</guid>
<description><![CDATA[ Hikayeler-1 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625b2e0307843.jpg" length="76535" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 16 Apr 2022 23:59:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, öykü, genç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Okuldan arda kalan vakitlerinde &ccedil;alışmak zorunda olan Sinan&rsquo;ın aklına yeni bir fikir daha gelmişti ve evinin arka tarafında kalan k&uuml;&ccedil;&uuml;k alanda bir şeyler yetiştirip satacaktı. Elbette bu konu hakkında pek bir bilgisi yoktu ama &ouml;ğrenmesinin zor olmayacağını tahmin edebiliyordu. Okul, &ouml;dev ve bulabildiği herhangi bir işte &ccedil;alışmak dışında boş kalan t&uuml;m zamanlarını bah&ccedil;eye ayıracak b&ouml;ylece pazarda bir şeyler satarak ailesine yardımcı olabilecekti. Belki biraz fazla kazanır ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşine bir bayramlık bile alabilirdi. Kendisi başkalarının verdiği eski kıyafetleri giymeye alışmıştı ama kardeşi yılda bir defa bile olsa yeni elbiseler giymek istiyordu. Komşusundan emanet aldığı el arabasıyla pazarda k&uuml;&ccedil;&uuml;k taşıma işleri yapıyor ve akşamları tezgahları toplamaya yardım ediyor b&ouml;ylelikle eline biraz para ge&ccedil;iriyordu. Bu defa kazandığı parayla biraz tohum satın almış ve kafasına koyduğu şeyi yapmak i&ccedil;in yola koyulmuştu. Evi uzaktı ve y&uuml;r&uuml;yerek gelmek zorunda olduğu i&ccedil;in &ccedil;ok yorulmuştu. Annesi ona dinlenmesini tembih etmişti ama o hemen bah&ccedil;eye koştu ve orayı &ccedil;apalamaya başladı daha sonra tohumları ekerek hafif&ccedil;e suladı. Sıra &ouml;devini yapmaya gelmişti ama &ouml;devini yaparken uyuyakalacak kadar yorgundu. &Ouml;devinin başında bir s&uuml;re uyuduktan sonra gece yarısı uyanmıştı ve hemen kaldığı yerden devam etmiş, &ouml;devini aksatmamıştı. Zaten onun okulda başarılı olmasının en &ouml;nemli sebeplerinden biri derslerine ve &ouml;devlerine &ouml;zen g&ouml;stermesiydi.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Aradan belirli bir s&uuml;re ge&ccedil;miş ve domatesler satılacak kıvama gelmişti. &Uuml;stelik gayet bereketli bir toprağı vardı bu y&uuml;zden beklediğinden daha fazla domates yetişmişti. Heyecanla bunları pazara g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir tezgah a&ccedil;mıştı ve biriktirdiği temiz poşetleri kullanıyordu. Poşetlerin hepsinin aynı renk olmasına &ouml;zenle dikkat etmişti &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar farklılıktan dolayı temiz olmadığını d&uuml;ş&uuml;nebilir ve ondan satın almazlardı o zamanda b&uuml;t&uuml;n emeği ve g&uuml;n&uuml; boşa gider, hayalleri suya d&uuml;şerdi. Neyse ki ilk m&uuml;şterisi gelmişti ve yanda bulunan tezgahın terazisini kullanarak ilk satışını yapmıştı. O g&uuml;n g&uuml;zel satış olmuş ve oradan memnun ayrılmıştı. Sonrasında s&uuml;re&ccedil; aynı şekilde devam etti,&nbsp; hatta o kadar iyi gidiyordu ki kardeşiyle birlikte annesi ve kendisine de bayramlık almayı d&uuml;ş&uuml;necek duruma gelmişti. Evin ihtiya&ccedil;larına katkı sağlıyor bir yandan da para biriktiriyordu. Yaptığı hesap doğru ilerlerse bayrama kalmadan kıyafet paraları tamam olacaktı.</p>
<p>&nbsp;Yine pazarda tezgah a&ccedil;tığı bir g&uuml;n&uuml;n akşamıydı ve bayram yaklaşıyordu. Elindeki t&uuml;m domatesleri satmasına rağmen paranın yetersiz kalmasından korktu ve eskiden yaptığı gibi tezgahları toplamaları yardım etmek istediğini s&ouml;yledi. Pazarcılar kabul etmişlerdi, zaten onlarında yardıma ihtiyacı vardı. Nihayet eline bir miktar para ge&ccedil;mişti. Yine saat &ccedil;ok ge&ccedil; olmuştu ve eve y&uuml;r&uuml;yerek gitmesi gerekiyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; evin masrafları vardı ve bayramlık alacağına da s&ouml;z vermişti. Aslında taksi o kadar pahalı değildi ama yine de onu sarsabilirdi. Yolu yarılamıştı ama yine de şehir merkezinden olduk&ccedil;a uzaktaydı. Sokağın ıssızlığı ve yanıp s&ouml;nen sokak lambaları insanın i&ccedil;ine işliyordu. &Uuml;stelik etraftan gelen k&ouml;pek seslerini de gittik&ccedil;e yaklaşıyor gibi hissediyordu. Sinan&rsquo;ın elini cebine g&ouml;t&uuml;r&uuml;p paraların orada olduğunu hissetmesi ve bayramlıkları d&uuml;şlemesi i&ccedil;ine işleyen korkuları yok etmeye yetmemişti. İ&ccedil;inde k&ouml;t&uuml; bir his vardı ve yanılmamıştı. Karşıdan 25-30 yaşlarında &uuml;&ccedil; sarhoş geliyordu ve niyetleri gayet a&ccedil;ıktı. &Ouml;nce birisi ona omuz attı ve &ouml;n&uuml;ne baksana diyerek su&ccedil;u ona y&uuml;klemeye &ccedil;alıştı ancak Sinan oradan kurtulmak i&ccedil;in arkasına bile bakmadan &ouml;z&uuml;r dilemiş ve yoluna devam etmeye &ccedil;alışmıştı. Arkasından yaklaşan adam, dur bakalım &ouml;yle &ccedil;arpıp ka&ccedil;mak var mı ? kuru bir &ouml;z&uuml;rle kurtulamazsın diyerek omzuna yapıştı. Diğeri ona eşlik ederek bu seferlik seni affedebiliriz ancak bize bir miktar &ouml;deme yapman gerekiyor dedi. Ama hi&ccedil; param yok ki diyen Sinan kendini inandıramadı ve burnunun tam ortasına yediği kafa darbesiyle savruldu. Tam kafasını kaldırıyordu ki diğeri g&ouml;z&uuml;ne bir yumruk savurdu neyse ki sıyırmıştı. Hemen doğrulup ka&ccedil;mak istedi ama bu m&uuml;mk&uuml;n değildi. Son &ccedil;ırpınışlarla karşı koymaya &ccedil;alışarak birisini yere devirdi. Ama kalıplı olan diğer adam onu yakaladı ve &ouml;ld&uuml;resiye d&ouml;vd&uuml;. Sıra parasını almaya gelmişti ama Sinan &ccedil;ok inat etti. Bu sırada yerde yatan adam kalmış ve dayak yemeyi hazmedememişti. Cebinden &ccedil;ıkardığı bir &ccedil;akıyı Sinan&rsquo;a sapladı. Onlar hemen ka&ccedil;ıştılar ama Sinan yere d&uuml;ş&uuml;p kaldı elinde tuttuğu paralar kanlar i&ccedil;erisindeydi. Uzaktan yanan ışıkları ve bağırış seslerini duyuyordu. Parasının elinde olduğunu hissederek g&uuml;l&uuml;msedi ve g&ouml;zleri kapandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Esaret</title>
<link>https://edebiyatblog.com/esaret</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/esaret</guid>
<description><![CDATA[ Aşk dediğimiz duygu hislerinin hislere denk gelmesidir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625a9e1827ad1.jpg" length="39832" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 16 Apr 2022 13:46:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>esaret, vera, vaha, ev, mektup</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; &nbsp;Vakti zamanında kızın biri hayran olduğu yazara mektup yazar ve onu dedesinin evinden yazarın &ccedil;alıştığı yayınevine g&ouml;nderir. O sıralar da kız adını sevdiği bir şiir de ge&ccedil;en Vera adını koyar. G&uuml;nler ge&ccedil;erken kız tekerli sandalye ile bah&ccedil;eden &ccedil;ıkar mektubu almak i&ccedil;in yazar dan geri d&ouml;n&uuml;ş almıştır bunun sevinci ile fazla hızlı iter ve sandalye yokuş aşağı d&uuml;şer. O sıralarda yazar mektubu bırakmış giderken yere d&uuml;şen kızı g&ouml;r&uuml;r ve onu dedesinin evine kadar g&ouml;t&uuml;r&uuml;r tabi kızın evi zanneder. Yazar , Bir ka&ccedil; g&uuml;n Vera ile mektuplaşırken yardım ettiği o kızı da unutamıyordu. Ve bir karar alarak ona mektup yazar t&acirc;bi kızın evine derken dedesinin evine yollar ama adını ikinci adı olan Vaha olarak yazar.&nbsp;</strong></em></p>
<p><em><strong>&nbsp; &nbsp;Gel zaman git zaman bunlar 1 yıl b&ouml;yle konuşur Vera yazar beye, Vaha Vera ya. 99 depremi olduğu zaman Vera hayatını kaybeder ve vaha iki mektubun da aynı anda kesildiğini anlayınca o eve gider ve &ouml;ğrendikleri onu &ccedil;&ouml;kertir. Vera 3 yıl &ouml;nce ge&ccedil;irdiği kazadan hem k&ouml;r hem de engelli olarak kurtulur.</strong></em><em><strong><br /></strong></em></p>
<p><em><strong>Dedesi ile mektupları yazar. bunca zaman Vera Vaha ya evinden yazarken, yazar beye de dedesinin evinden yazdığı i&ccedil;in adresler den anlamaz ama dedesi bunu bildiği halde susar birşey demez.</strong></em></p>
<p><em><strong>Rivayete g&ouml;re Vaha Vera'nın mezarının yanına boş bir mezar yaptırır. Vera'nın mezarının &uuml;st&uuml;ne menekşe boş mezara da karanfil ektirir...</strong></em></p>
<p><em><strong>&nbsp;</strong></em></p>
<p><em><strong>&nbsp;</strong></em></p>
<p><em><strong>&nbsp;</strong></em></p>
<p><em><strong>&nbsp;</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Lacivert Koltuk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/lacivert-koltuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/lacivert-koltuk</guid>
<description><![CDATA[  Yataktan  kalkıp  mutfağa  doğru hızlı ama tedirgin adımlarla ilerledi genç kadın. Ayağına bir şeyler takılıp sendeledi. Koridordaki halıydı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625959dc2e179.jpg" length="89746" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 15 Apr 2022 14:29:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Banu Katırcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, koltuk, lacivert</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>LACİVERT KOLTUK</strong></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yataktan &nbsp;kalkıp &nbsp;mutfağa &nbsp;doğru hızlı ama tedirgin adımlarla ilerledi gen&ccedil; kadın. Ayağına bir şeyler takılıp sendeledi. Koridordaki halıydı... &ldquo; Bu halı da nereden &ccedil;ıktı ?&rdquo; diye ge&ccedil;irdi aklından. Evde halı sevmezdi ki. Mutfağından alışkın olmadığı sesler geliyordu. &nbsp;Mutfağının kapısından baktı. Kendi mutfağı değildi burası . &nbsp;Kahvaltı hazırlanmış &nbsp;, &ccedil;ay demlenmiş , taze simit kokusu mutfağın baş k&ouml;şesine kurulmuştu. Arkası d&ouml;n&uuml;k adam , evyede bir şeyler yıkıyordu. &Uuml;rperdi gen&ccedil; kadın. Yıkadığı domatesleri masaya koymak &uuml;zere d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; an adamla g&ouml;z g&ouml;ze geldi. Kumral , hafif dalgalı sa&ccedil;ları beyaz keten g&ouml;mleğinin yakasında geziniyordu. Kot pantolonu sanki boyunu daha da uzun g&ouml;stermiş gibiydi. &nbsp;Adam, reverans hareketi ile gen&ccedil; kadını masaya davet etti. Gen&ccedil; kadın &ccedil;ığlık atmak istedi. Neler olduğunu anlayamıyordu. Hazır kahvaltı masasına oturmuş , &ccedil;ayı &ouml;n&uuml;ne gelmişti. Evlendiği g&uuml;nden beri ilk defa b&ouml;yle bir manzara ile karşılaşıyordu.&nbsp; Bu hoş adam kimdi ve nasıl b&ouml;yle rahat &nbsp;davranabiliyordu ? &nbsp;Kocası neredeydi ?</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Adam, işe &ccedil;ok ge&ccedil; kaldığını ,kahvaltıda ona eşlik edemeyeceğini , onun g&uuml;zel g&ouml;zlerinden g&uuml;n boyu uzak kalacağından dolayı mutsuz olduğunu s&ouml;yledi . Gen&ccedil; kadın , uykusundan daha ayılamadığını , g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yanın devam ettiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Adam evden ayrılıncaya kadar sevgi s&ouml;zc&uuml;kleri havalarda u&ccedil;uşuyordu. Gen&ccedil; kadın, kapanan kapının ardından bakakaldı.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bulunduğu mutfak kendi mutfağı değildi. Yavaş&ccedil;a oturduğu yerden kalktı. Korku dolu adımlarla salona doğru ilerledi. Burası kendi evi değildi. &Uuml;zerine baktı. Şık bir gecelik vardı. Hi&ccedil; gecelik giymezdi ki. Lacivert saten gecelik ve takımı olan sabahlık ile&nbsp; u&ccedil;uş u&ccedil;uş bir havası vardı. &nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hoş g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; bir salondaydı. K&uuml;f &nbsp;yeşili duvarlara lacivert koltuklar &ccedil;ok yakışmış diye hızlıca d&uuml;ş&uuml;n&uuml;verdi. Duvarlardaki tablolar, sehpaların &uuml;zerinde fotoğraf &nbsp;&ccedil;er&ccedil;eveleri , televizyondan biraz uzakta &nbsp;duran renkli yer minderleri , nişlere serpiştirilmiş mumlar , tam k&ouml;şede k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kitaplık , masanın &uuml;zerinde b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir cam vazo i&ccedil;erisinde papatyalar vardı. Papatyalar canlıydı. Cam vazonun i&ccedil;ine beyaz &ccedil;akıl taşları ve bir tane de nazar boncuğu bırakılmıştı. Aslında salona bakarken ,salonun kendisine hi&ccedil; de yabancı gelmediğini fark etti gen&ccedil; kadın. Televizyonun siyah ekranında birden yansımasını g&ouml;rd&uuml;. Dişiliği hissedilen bir kadın duruyordu karşısında. Pijama ve eşofmandan oluşan dar hayatını kocası &ccedil;izmişti.&nbsp; Hoşuna gitti bu yeni g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Papatyaların yanında duran b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir zarf dikkatini &ccedil;ekti. Zarfı almak i&ccedil;in ilerlerken fotoğraf &ccedil;er&ccedil;evelerine daha da yaklaşmıştı. Fotoğraflarda &nbsp;biraz &ouml;nce mutfaktaki adamla &nbsp;kendisini g&ouml;rd&uuml; gen&ccedil; kadın. Korkudan elleri titreyerek zarfı a&ccedil;tı .</p>
<p>&ldquo; Şaşırdın değil mi ? Okuduğun kitaptaki salonun ortasındasın işte. Kendi evinde de yer minderleri&nbsp; kullanmak istemiştin o satırları okurken . İmrenmiştin. Artık&nbsp; sen de canlı &ccedil;i&ccedil;ek alacaktın evine ve cam vazonun i&ccedil;ine &ccedil;akıl taşları koyacaktın. &nbsp;Anlamış olman gerekli ,ben okuduğun kitaptaki baş karakterim. Sen şimdi korkudan bayılırsın . Bilirim ben seni . Git mutfağa da bi bardak su i&ccedil;. Sakinleş biraz. Kitabı, &nbsp;benden iğrenerek okuyorsun . Ben sadece kitaptaki karakterlerin değil senin de d&uuml;ş&uuml;ncelerini okuyabiliyorum. İnsanların mutsuzluklarından keyifle beslendiğimi ve her fırsatta k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yaparak kendi mutluluğumu artırdığımı da&nbsp; biliyorsun. İşte, ben de senin benden nefret ettiğini biliyorum. Dedim ya , sen kitabı okurken d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n her şeyi biliyorum. &ldquo;Kitaptaki adamla evli olsam keşke&rdquo; demiştin kendi kocana bakarak. Lacivert koltuklarda kahve i&ccedil;meyi, yer minderlerinde televizyon izlemeyi istemiştin. İşte hepsine sahipsin şimdi. Ne oldu ? Aklın başına geldi mi biraz ? &rdquo;</p>
<p>Gen&ccedil; kadının elleri h&acirc;l&acirc; titriyordu. Başkarakterin s&ouml;ylediği her şey doğruydu. Evet &ouml;ncelikle bir bardak su i&ccedil;meliydi. Mutfakta s&uuml;rahiyi almak &uuml;zereyken bir zarf daha g&ouml;rd&uuml;. Biraz daha sakin bir şekilde zarfı a&ccedil;ıp okudu.</p>
<p>&ldquo; Umarım en &ouml;nemli kısmı hatırlıyorsundur ? Kitapta , senin karşı komşunun g&ouml;z&uuml; sabah ki hoş adam diye i&ccedil;inden ge&ccedil;irdiğin&nbsp; kocandaydı . Senin yerine ge&ccedil;ebilmek i&ccedil;in ne planladığını okumuştun. İşte şimdi korkmaya başlayabilirsin.&rdquo;</p>
<p>Baş karakter doğru s&ouml;yl&uuml;yordu. Psikopat bir kadındı karşı komşusu . Kitaptaki kocasına g&ouml;z koymuş ve t&uuml;rl&uuml; planlar yaparak gen&ccedil; kadını &ouml;ld&uuml;rmeyi hedeflemişti.</p>
<p>Gen&ccedil; kadın bu oyunun bir par&ccedil;ası olmayı kabul etmiş gibi hemen yatak odasına gitti. Koridordaki halıyı ayağı ile kenara ittirdi. U&ccedil;uş u&ccedil;uş olan geceliğini &ccedil;ok sevmişti. &Uuml;zerini değiştirdi. Yeni haliyle g&uuml;nl&uuml;k kıyafetleri bile &ouml;nceden &nbsp;giydiklerinden daha g&uuml;zeldi. Kendisini &ouml;zel hissetti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Akıllıca davranmalıydı. &Ccedil;ok zamanı yoktu. Başkarakter ile iş birliği yapabilirdi. En &ouml;nemlisi de psikopat komşu , onun planlarını bildiğini bilmiyordu.</p>
<p>Yatak odasından &ccedil;ıkıp banyoya gittiğinde aynaya yapıştırılmış bir zarf daha g&ouml;rd&uuml;.&nbsp; Sakinleşmişti artık.</p>
<p>&ldquo; Bir an &ouml;nce tansiyon&nbsp; ila&ccedil;larını i&ccedil;melisin. Ge&ccedil;en g&uuml;n unuttuğunda ne sıkıntılar yaşadığını hatırla. Bu arada acaba ben seninle iş birliği yapacak&nbsp;&nbsp; mıyım ? Bunu da d&uuml;ş&uuml;n istersen .&rdquo;</p>
<p>&nbsp;D&uuml;ş&uuml;ncelerini okuduğunu bir an i&ccedil;in unutmuştu. Kitaptaki eşi ,mutfakta ilacını tazecik simidin yanına bir bardak su ile hazırlamıştı. İlacını i&ccedil;erken kitaptaki kocasının, sabahki hoş g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; i&ccedil;i titreyerek tekrar hatırladı.</p>
<p>&Ccedil;ayını alıp,&nbsp; lacivert koltuklara oturup plan yapacaktı. G&uuml;zel salonuna ge&ccedil;tiğinde bir zarf daha ;</p>
<p>&ldquo;Yeni hayatına ve yeni kocana ışıltılı&nbsp; g&ouml;zlerle&nbsp; bakarken &nbsp;kitabı okumayı akıl edemedin. Aptal seni. İlacını dikkatsizce i&ccedil;iverdin. Sence o doğru ila&ccedil; mıydı?&nbsp; Psikopat komşun, kitaptaki kocan simit almaya gittiğinde eve sessizce girip değiştirdi ilacını. On sayfa sonrasındaki planını uyguladı. Yazık olacak sana . &nbsp;Şimdi git ve hayalindeki salonunda lacivert koltuğuna otur . &Ccedil;ayını i&ccedil;erken de kendi cenaze t&ouml;renini planla . Bir par&ccedil;a da simit alsaydın bari . Sen seversin &ccedil;ayının yanına simidi .&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Banu&nbsp; KATIRCIOĞLU</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2066</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2066</guid>
<description><![CDATA[ Sıfır altı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62175e9b4ece2.jpg" length="19492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 20:36:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords>uğursuz, aile, eslem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Altı</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Bug&uuml;n g&uuml;nlerden Pazartesi. Kimsesizliğin yaklaşık birinci ayındalardı. Arayan, soran yok. Bir &ccedil;&ouml;p gibi hissediyordu kendini gen&ccedil; kız. Konteynıra fırlatıldıktan sonra bir daha bakılmayan bir &ccedil;&ouml;p.<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>Halini, sağlığını ve bulunduğu konumu merak eden dahi yok. Annesinin peşine d&uuml;şmemesi onu &ccedil;ok da &uuml;zm&uuml;yordu ama ablası onun i&ccedil;in &ccedil;abalayabilirdi. Ablası, her ne olursa olsun g&uuml;n&uuml;n sonunda hep yanındaydı. Kızı asıl &uuml;zen de buydu. Diğer bir ihtimali de d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Belki annesi yasakladı bulmaya &ccedil;alışmasını. Kendisi de &ouml;lmesini istediği kızını bulmak ile uğraşmazdı. Peki, babası o ne durumdaydı? O da mı merak etmiyordu evladını. Sorumluluğundan korkup, bir korkak gibi ka&ccedil;ıp giden babası. İlk evladına g&ouml;sterdiği şefkati, sevgiyi neden Eslem'e de g&ouml;stermedi?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;</strong></p>
<p><strong>Cebinden &ccedil;ıkardığı kibrit kutusunun i&ccedil;inde kalan son kibriti yaktı. Şiddetli yağmura yakalanmışlardı t&uuml;m &ccedil;ocuklar. Hepsi bir araya toplanıp &uuml;zerlerindeki battaniye ile ısınmaya &ccedil;alışıyorlardı. Bazı &ccedil;ocuklar yağmura yakalanmıştı, kurumaları uzun s&uuml;recekti. Ateşin sıcaklığı parmağını yakınca bırakmak zorunda kaldı. Isınmak i&ccedil;in tek şansları buydu. Sağdan soldan topladıkları k&uuml;&ccedil;&uuml;k odun par&ccedil;alarını birleştirip ateş yakmaya &ccedil;alışmışlardı. Fakat t&uuml;m &ccedil;abalar sonu&ccedil;suz kaldı. Bir ileri bir geri sallanarak battaniyeye sıkıca sarıldılar. Kız, &uuml;zerindeki &ouml;rt&uuml;y&uuml; alıp &ccedil;ocukların &uuml;zerine serdi. Bir &ccedil;ocuğun daha &ouml;l&uuml;m&uuml;ne şahit olamazdı. Onları, kendinden daha &ccedil;ok &ouml;nemsiyordu. Kendisi dayanabilirdi bu felakete fakat onlar &ccedil;abuk pes edebilirdi..</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Binanın i&ccedil;inden gelen hışırtı sesleri ile t&uuml;m g&ouml;zler aynı y&ouml;ne kaydı. Ellerinde bir s&uuml;r&uuml; poşet, sa&ccedil;ları sırılsıklam olan kahramanları gelmişti. T&uuml;m &ccedil;ocuklar sevin&ccedil;le ayağa kalktılar. &Ccedil;ok sevdikleri &Ouml;mer abileri gelmişti. Onları bu soğukta da yalnız bırakmayan, d&uuml;ş&uuml;nen biri. Poşetler a&ccedil;ıldı, karınlar doydu. Ayaklara &ccedil;orap, kazaklar ve hırkalar giyildi. Yemekler bol kahkalar ile yenildi. Onların elinden her şeyi alabilirsiniz fakat g&uuml;l&uuml;şlerini asla..</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Gitmek i&ccedil;in yağmurun dinmesini bekleyen &Ouml;mer 'in sırtına ıslak sa&ccedil;larından su damlıyordu. Bir k&ouml;şede oturmuş dinleniyordu. O da yorgundu. Hem ruhen hem fiziken s&uuml;ren bir yorgunluğu vardı. Hasta annesinin durumu pek de iyi değildi. Her an her şey olabilirdi. Korkusu vardı elbette, annesini kaybetmek istemiyordu. Derinden aldığı nefesi tek seferde geri verdi. Elindeki &ouml;rt&uuml;y&uuml; ona uzatan Saye'ye &ccedil;evirdi kafasını.</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>-Tam kurumaz ama en azından ıslaklığını alır. &Uuml;ş&uuml;t&uuml;p hasta olmanızı istemem. Burada kolay ısınamazsınız.</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Dedi ve elindeki &ouml;rt&uuml;y&uuml; adama uzattı. Adam y&uuml;z&uuml;ndeki buruk g&uuml;l&uuml;mseme ile alıp dediğini yaptı. Ayaklanıp camdan dışarı bakınca yağmurun arttığını g&ouml;rd&uuml;. Dinecek gibi durmuyordu ve anlaşılan bu gece &ccedil;ocuklar ile kalacaktı. Hem aklı da kalmamış olurdu. Annesinin yanında ona bakacak hasta bakıcı vardı. İ&ccedil;i az da olsa rahat edebilirdi. Bu geceyi de bir şekilde atlatmalılardı. Aslında her g&uuml;n onlar i&ccedil;in zorlu ge&ccedil;iyordu. Ama g&uuml;n&uuml;n sonunda hep bir arada uyudukları i&ccedil;in pek de sorun etmiyorlardı. Dışarıdan bakıldığında kendi ailelerini kurmuş gibi duruyorlardı. Hepsi kardeş gibi yakınlaşmışlardı birbirlerine. Kimsesizliğin i&ccedil;inde bir kez daha bunu yaşayamazlardı..</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KANLI PAPATYA 5. BÖLÜM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-5bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-5bolum</guid>
<description><![CDATA[ Kanlı Papatya 5. Bölüm ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61db203d74f9d.jpg" length="49688" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 23:40:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Burçin Gökçe</dc:creator>
<media:keywords>Egemen Mira</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>5.B&Ouml;L&Uuml;M</strong></p>
<p style="text-align: right;"><br /><em><strong>Yorulduğumda seni hissedemeyeceksem yok olsun bu d&uuml;nya</strong></em>&hellip;</p>
<p><br />Karanlık bir yerdeydim. Bedenim tutulmuş kendimi bile kaldıramıyordum. <strong>Gece nasıl uyumuşsam bir dakika ben neredeyim?</strong>Etrafıma bakındığımda yine karakoldaydım. &nbsp;Allah&rsquo;ım ben yaşıyor muyum yaşamıyor muyum? Şu an onu da bilmiyorum. Gidip bir kahve alsam a&ccedil;ılırım diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum &nbsp;o sırada Uğur yanıma geldi.<br />_Abi ben de seni arıyordum.<br />_Ah Egemen şom ağzını niye a&ccedil;ıyorsun ki.<br />_Alınmaz bir şekilde Uğur.Efendim abi bir şey mi dedin.<br />_Bir şey yok Uğur. Ne s&ouml;yleyeceksin.<br />_Mobese kayıtlarını incelerken iki kişi olaya şahit olduklarını s&ouml;ylediler tam olarak y&uuml;zlerini g&ouml;rmemişler ama anlatabileceklerini s&ouml;yl&uuml;yorlar.<br />__Tamam Uğur. Onları sorgu odasına al ben bir kahve alıp geleceğim. <strong>Yavaş yavaş yaklaşıyorum sanırım buluyorum derken kendi benliğimden kaybolmam umarım.</strong><br />Odamdan &ccedil;ıkıp mutfağa indim. Tam kahve alacağım zaman ellerim titredi ve yere d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;m. Vazge&ccedil;tim almadan sorgu odasına girdim. İki tane iri yarı, 30-35 yaşlarında adamlardı bana bakıyorlar şu sorguya gelen insanların bana bakmasından nefret ediyorum cenabet mi var y&uuml;z&uuml;mde aval aval bakıyorlar.Elimden bir kaza &ccedil;ıkmadan bitiririm. Sorgu odasına girdim.&nbsp;<br />_G&ouml;rg&uuml; tanığının biri. &nbsp;Bu muymuş Egemen komiser ben de daha gaddar biri sandım bunu nasıl polis yapmışalarsa.<br />_Egemen sinirlenerek. Siz kendinizde misiniz burası polis karakolu ve siz de ş&uuml;phelisiniz dikkat edin de elimde kalmayın yoksa sonu k&ouml;t&uuml; olur.<br />_G&ouml;rg&uuml; tanığı ukala bir şekilde. Baksana laflara sanki babasının yeriymiş gibi davranıyor tam bir zengin z&uuml;bbesi.<br />_Egemen daha fazla sinirlenerek. Lan oğlum bak s&ouml;ylediğin laflara dikkat et birazdan olacaklar canını acıtacak.<br />_G&ouml;rg&uuml; tanığı &nbsp;yine alaycı bir şekilde. Tamam be size iki lak lak etmeye gelmiyor.&nbsp;<br />_Egemen uyarmayarak kamerayı kapatıp. Şimdi sana gelelim sen ne demiştin tekrar s&ouml;ylemek ister misin sen ve ben varız hem seni duyamamıştım şimdi net duyarım.<br />_G&ouml;rg&uuml; tanığı tırsmış bi&ccedil;imde.Yok amirim kendi kendime geveliyordum sizi ilgilendirmiyor.<br />_Egemen kendinden emin tavırda. Lan it &ouml;nce sayıp s&ouml;versin şimdi yalvarmaya başlarsın seni elimden kimse alamaz duydun mu tek tek ne g&ouml;rd&uuml;n hepsini anlatıyorsun yoksa buradan cesedin &ccedil;ıkar.<br />_G&ouml;rg&uuml; tanığı korkarak. Abi balkondaydım, sadece eve bir adamın geldiğini saatlerce kapıda bekleyip zorla i&ccedil;eri girdiğini g&ouml;rd&uuml;m zaten y&uuml;z&uuml;n&uuml; kapatmıştı kimse baya tecr&uuml;beli birine benziyor.<br />_Egemen dişini sıkarak. Lan bana bak doğruyu s&ouml;yle kimdi ka&ccedil; kişilerdi boyunu yaşını y&uuml;z hatlarını tahmin etmeye &ccedil;alış yoksa seni h&uuml;creye atarım daha &ccedil;ıkamazsın anladın mı?<br />_G&ouml;rg&uuml; tanığı. Abi sen ne diyorsun g&ouml;z&uuml;n&uuml;n yağını yiyim bu kadar bilmiyorum ne olur h&uuml;creye atmayın.<br />_Egemen. Uğur al şunu g&ouml;z&uuml;m g&ouml;rmesin nereden aldıysan şaklabanı yerine bırak.<br />_Uğur.Tamam abi.<br />Artık yeter , dayanamıyorum nefes alamıyorum boğazımda d&uuml;ğ&uuml;mleniyor s&ouml;ylemek istediğim s&ouml;zler. Onu &ccedil;ok &ouml;zledim nedense hep &ouml;zlediğimin acısıyla yaşıyorum. Bu acı her ge&ccedil;en g&uuml;n durmaksızın &ccedil;oğalıyor ve ben durduramıyorum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAYIP KRALİÇE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kayip-kralice</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kayip-kralice</guid>
<description><![CDATA[ Korku muydu hareketlerimi yöneten?Yoksa mecburiyet mi?Artık kendime soru sorduğumda cevabı veremiyordum.

&quot;Binlerce kez pişmanlık yaşadım buraya geldiğim için.Ama asıl ironik olan ne biliyor musun?Buraya geleceğimi bile bile o kovuğa girerdim.Hemde düşünmeden.&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6217984cc75dc.jpg" length="52231" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 22:57:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zehra GÖKNAR</dc:creator>
<media:keywords>Kraliçe, Kraliyet, Yönetmek, Fantastik</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2036</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2036</guid>
<description><![CDATA[ Sıfır beş ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62175e9b4ece2.jpg" length="19492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 21:52:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beş</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>2 ay &ouml;nce</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>-Sen benim bu d&uuml;nyada yaptığım en b&uuml;y&uuml;k hatasın. Ne g&uuml;nah işledim de bedeli sen oldun ya? Uğursuz birisin ve bunu t&uuml;m d&uuml;nyaya yayıyorsun. Senden nefret ediyorum. &Ouml;lsen de kurtulsam artık!!</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>S&ouml;zleri attığı tekmeden daha &ccedil;ok yakıyordu i&ccedil;imi. Onun omuzlarında bir y&uuml;kt&uuml;m. &Ouml;yleyse neden almadı canımı? Karnında iken aldırmalıydı beni. O zaman yazık olmazdı.</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Ben, acımasızca d&ouml;v&uuml;l&uuml;r iken kapının kenarına &ccedil;&ouml;km&uuml;ş vaziyette beni izleyen ablamı g&ouml;rd&uuml;m. Ağlıyordu, korkuyordu ve o da benim gibi &ccedil;aresizdi. Kurtarmaya &ccedil;alışsa ne olacağını biliyordu. T&uuml;m cesaretimi toplayıp bir g&uuml;n bu evden gideceğim.</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Ağızımdan, kaşımdan akan kanlar yere damlıyordu. Annemin yanımdan gidişi ile ablam beni kaldırmaya geldi. Ağır adımlarla banyoya g&ouml;t&uuml;rd&uuml; beni. Soğuk su ile yavaş&ccedil;a kanayan yaralarıma merhem olmaya &ccedil;alışıyordu. İ&ccedil;ime su serpemezdi ama, bilmiyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></strong></p>
<p><strong>&mdash;&mdash;&mdash;</strong></p>
<p><strong>Babam, annemin ikinci kez hamile olduğunu &ouml;ğrenince annemi terk etmiş. Ve bir daha d&ouml;nmemiş. Ablamın anlattığına g&ouml;re &ccedil;ok mutlularmış ta ki, ben olana kadar. Babam beni &ouml;ğrenince korkmuş, hep tek &ccedil;ocuk olsun istemiş ve &ccedil;areyi bırakıp gitmekte bulmuş. Yanlış bir yol izledin be baba. T&uuml;m sorumluluk annemin sırtında y&uuml;k olmaya başlamış. &Ccedil;ok ağlamış, yalnız kalmış, ona yardım eli uzatan tek kişi ablammış. Doğum sırasında babamı bir şekilde getirmişler ve o g&uuml;ndem itibaren hayat m&uuml;cadelem başlamıştı. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bedenime bir&ccedil;ok şeyi sığdırmaya &ccedil;alıştım. Babam annem kadar zalim değildi neyse ki. Annem her g&uuml;n &ccedil;eşitli işkencelerle canımı acıtırdı. Ablam engel olmaya &ccedil;alışırdı ama ucu ona da dokunurdu. Annem bana, elinden kocasını aldığım i&ccedil;in nefret doluydu. Tek merak ettiğim şey şu, babam gitmeseydi beni ne bekliyor olacaktı? T&uuml;m bu zorluğa rağmen beni d&uuml;nyaya getiren kadın, şimdi yok etmeye &ccedil;alışıyordu.</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Su&ccedil;suzdum. Olanlardan habersiz k&uuml;&ccedil;&uuml;k masum bir &ccedil;ocuktum. Babamın gidişi ile t&uuml;m sinirini benden &ccedil;ıkarmamalıydı. Aksine daha &ccedil;ok sarılmalıydı bana. &Uuml;zg&uuml;n&uuml;m anne, b&ouml;yle olsun istemezdim. Ama bana yaşattıkların i&ccedil;in sana asla hakkımı helal etmeyeceğim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Benden &ccedil;ok şey koparıldı. &Ccedil;ocukluğum, mutluluğum elimden alındı. İlk adımlarımı annemden ka&ccedil;arken &ouml;ğrendim. İlk d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;m&uuml; annemin beni merdivenlerden itmesi ile &ouml;ğrendim. Hi&ccedil; okula gitmedim, hi&ccedil; arkadaşım olmadı. Hi&ccedil; parka gitmedim, hi&ccedil; elimde tuttuğum bir balonum olmadı. O balonu patlatarak korkuttular beni. Hi&ccedil; salıncağa binmedim, hi&ccedil; &ouml;zg&uuml;r hissetmedim. Ama artık &ouml;yle değildi. Ka&ccedil;tım, korku ile yaşadığım o yerden ka&ccedil;tım. Şimdi boş bir arazi de yaşayan yardıma muhta&ccedil; biriyim. Benim gibi kimsesiz olan &ccedil;ocuklara ablalık yapıyorum. Birbirimize yaslanarak yaşama tutunmaya &ccedil;alışıyoruz. Ne kadar başarabilirsek tabii..</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2035</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2035</guid>
<description><![CDATA[ Sıfır dört ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62175e9b4ece2.jpg" length="19492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 21:50:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords>Uğursuz, kimsesiz, eslem, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><b>D&ouml;rt</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>İnsan yalnız doğar yalnız &ouml;l&uuml;r. Belirli bir yaşa kadar bakılır sonra bırakılırsınız. &Ouml;l&uuml;nce bile tabutu taşımak i&ccedil;in d&ouml;rt kişi gerekir. D&ouml;rt kişi, o bile zor.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Hava soğuk, yıkık bir binanın i&ccedil;inde ısınmaya &ccedil;alışan saf, masum bedenler. Terkedilmiş, yok sayılmış k&uuml;&ccedil;&uuml;k bedenler. Biri kağıt toplayarak, biri &uuml;zerindeki yırtık kıyafeti ile yardım toplayarak, biri ne yapacağını dahi bilmeden yaşamaya &ccedil;alışıyor. Sokakta g&ouml;r&uuml;nce bakışlarınızı ka&ccedil;ırdığınız bu &ccedil;ocuklar, hayata tutunmaya &ccedil;alışıyor. Bir daha d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Gen&ccedil; kız, &uuml;zerine &ouml;rt&uuml;len battaniye ile a&ccedil;tı g&ouml;zlerini. Karşısındaki adamı, k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklara yardım ederken g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Yine de zarar vermeyeceğinden emin değildi. Herkese karşı ş&uuml;phe ile yaklaşıyordu. &Ccedil;ocuklar hari&ccedil;. Onların korunmaya ihtiyacı vardı.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Sende mi d&uuml;şt&uuml;n bu &ccedil;ukura?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Cevaplamadı. Tek yaptığı battaniyeye sarılmaktı. Adam &uuml;stelemek istemedi. Kucağındaki poşetleri kızın yanına bıraktı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Bak burada giyecek, yiyecek var. Elimden bir tek bu kadarı geliyor, &uuml;zg&uuml;n&uuml;m. Yine gelirim ama olur mu?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Ger&ccedil;ekten &uuml;zg&uuml;nd&uuml;. Hasta annesine bakmakla birlikte onlara de elinden geldiğince el uzatıyordu. İ&ccedil;i huzursuzdu, hangi birine yardım eli uzatabilir ki, &ccedil;oklardı. Adam ayaklandı, yorgun bakışlı kıza son kez bakıp binayı terk etti. Kız ise anında cama y&ouml;nelmişti, gittiğinden emin olmak i&ccedil;in. Adam bindiği aracı &ccedil;alıştırarak oradan uzaklaştı. Kız rahatlamıştı. Ona bırakılan poşetleri kurcaladı. Giydi, yedi, i&ccedil;ti. Kısa s&uuml;reliğine de olsa rahatlayabilirdi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ona da yardım eli uzatan biri &ccedil;ıkmıştı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;&mdash;</b></span></p>
<p><span><b>&bull;D&ouml;rt g&uuml;n sonra&bull;</b></span></p>
<p><span><b>Yeni bir g&uuml;n, yeni umutsuzluk ve yeni macera. Hasta, ağrılı bir v&uuml;cut, şiş ve &ccedil;&ouml;k&uuml;k g&ouml;zler, a&ccedil; bir mide ve titreyen beden. Kız, &uuml;ş&uuml;yen bedenini zor da olsa harekete ge&ccedil;irdi. Kaldığı katın alt katında &ccedil;ocuklar kalıyordu. Yanlarına gittiğinde hepsini yere &ccedil;&ouml;km&uuml;ş vaziyette buldu. Hepsinin elleri y&uuml;zlerinde ağlıyorlardı. Birka&ccedil; adım daha attı ve g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; manzara onu &uuml;rk&uuml;tm&uuml;şt&uuml;. Yerde cansız bir beden yatıyordu. İ&ccedil;ini korku kapladı gen&ccedil; kızın. Daha &ouml;nce canlı şahit olmamıştı b&ouml;yle bir duruma. B&uuml;y&uuml;k bir şoka girmişti. Aldığı nefes boğazında d&uuml;ğ&uuml;mlendi. G&ouml;zyaşı hazırda bekler gibi usulca akmaya başladı. Kim sorumlu tutulacaktı?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Yaşadığı onca olaya karşı tepkisini bir şekilde koruyan kız, bu sefer koruyamadı. Duvara &ccedil;&ouml;k&uuml;p hı&ccedil;kırarak ağlamaya başladı. &Ccedil;ok kasmıştı kendini. Eli kolu bağlıydı. Kendine bile bakamıyordu. Yazık değil miydi, g&uuml;nah değil miydi? Bunu hak edecek ne yaptı o &ccedil;ocuk? Yaşayacak &ccedil;ok g&uuml;zel şeyleri olması gerekirken hayatı kimsesizlerin arasında son buldu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Dizlerine dokunan minik ellerle kaldırdı başını. Buğulu g&ouml;zlerini eliyle sildi ve ona dokunan kız &ccedil;ocuğuna baktı. G&ouml;zleri kıpkırmızı olmuştu ağlamaktan.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Abla, bizim sonumuz da b&ouml;yle olur mu? Korkuyorum, ben annemi istiyorum.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-&Ccedil;ok &uuml;zg&uuml;n&uuml;m k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;m, &ccedil;ok.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>İki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız birbirlerine sarılarak ağlamaya devam ettiler. Korkuyorlardı, en ufak sesten, karanlıktan, &ouml;l&uuml;mden, insanlardan. Korkunun ecele faydası var mıydı, yoktu. Bu hayatı onlar se&ccedil;memişti. Onlara bu k&ouml;t&uuml;ğ&uuml; yaşatan aileleriydi. En b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah onlarındı. Bedeli ağır bir g&uuml;nah.</b></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2017</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-2017</guid>
<description><![CDATA[ Sıfır üç ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62175e9b4ece2.jpg" length="19492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Mar 2022 14:15:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords>Uğursuz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><b>&Uuml;&ccedil;</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Abla, abla a&ccedil; g&ouml;zlerini. &Ouml;ld&uuml; m&uuml; acaba kıpırdamıyor. Buz gibi de olmuş.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Onu d&uuml;rten minik ellerle araladı g&ouml;zlerini. Bu sefer korkuyu hissetmedi. Karşısında k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar vardı endişeli g&ouml;zlerle bakan. Onlar da zarar vermezdi herhalde. &Ccedil;ocuklar birbirlerine bakarken, kız ayağa kalkıp &uuml;zerini silkeledi. Her yerde gazete par&ccedil;aları vardı. Ne olduğunu &ouml;nce kavrayamadı sonra &ccedil;ocuklara sormak aklına geldi.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-O g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; ses neydi? S-siz mi yaptınız?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>K&uuml;&ccedil;&uuml;kler birbirlerine bakıp kendi aralarında fısıldamaya başladı. Onlar da sesi duymuştu fakat kızın abarttığı kadar g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; bir ses değildi. İ&ccedil;lerinden bir tanesi &ouml;ne &ccedil;ıkıp soruyu yanıtladı.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Hayır, biz &ccedil;ıkarmadık ama ben g&ouml;rd&uuml;m. Ses senin gazetelerinden geldi. Onlar d&uuml;şt&uuml; aşağıya.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Kız, inanamadı duyduklarına. Emindi b&uuml;y&uuml;k bir ses duyduğuna. Korkmakta da haklıydı. Hayatının her anında korkuyu hissedince haliyle bırakmak kolay olmuyordu. O d&uuml;ş&uuml;ncelerle boğuşurken, k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğun ona uzattığı su şişesine d&ouml;nd&uuml; bakışları. G&uuml;l&uuml;mseyerek bakıyordu k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-İ&ccedil;inde az var ama i&ccedil;mek istersen alabilirsin abla.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Teşekk&uuml;r ederim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Elinden aldığı şişenin kapağını a&ccedil;arak i&ccedil;ti suyu. &Ccedil;ok &ccedil;ocuk vardı burada. Ama neden, bu yaşta tehlikeli sokaklarda ne yapıyorlardı? Onlara sahip &ccedil;ıkan biri, birileri yok muydu? Ya başlarına bir şey gelseydi, kim verecek bunun hesabını? Daha fazla kendini tutamayıp sordu sorusunu.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Siz burada mı kalıyorsunuz? Aileniz nerede?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Başlar &ouml;ne eğildi. Bazılarının g&ouml;zleri dolu dolu. En &ccedil;okta onların aileye ihtiyacı vardı. Uykuya dalmadan &ouml;nce başlarını okşayan, ona masallar anlatan, huzur dolu bir yuvaya ihtiya&ccedil;ları vardı. Onun yerine ise ıssız, sessiz, soğuk, tenha sokaklarda yaşamaya &ccedil;alışıyorlardı. Onları bu hale getirenler sıcak yataklarında rahat uyku &ccedil;ekerken, bu &ccedil;ocuklar hangi poşet daha sıcak tutar derdindelerdi.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Sarışın, mavi g&ouml;zleri dolu dolu olan kız &ccedil;ocuğu gen&ccedil; kızın dizine oturarak cevaplamaya &ccedil;alıştı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Benim kimsem yok. Annem beni doğurduğu g&uuml;nden beri hep canımı acıttı. Ağlattı beni, &ccedil;ok &uuml;zd&uuml;. Bende ona ceza olsun diye ka&ccedil;tım evden. O da vazge&ccedil;ti galiba benden.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Gen&ccedil; kız, k&uuml;&ccedil;&uuml;k kıza sarılıp başını okşadı. Buna bir cevap verilemezdi. Nasıl avutabilirdi onu, ne ile oyalayabilirdi? Herkesi derin bir h&uuml;z&uuml;n kaplarken dışarıdan gelen araba sesi ile t&uuml;m &ccedil;ocuklar dışarıya koştu. Kız sadece camdan bakmakla yetindi. Siyah, spor bir arabanın i&ccedil;inden bir gen&ccedil; adam &ccedil;ıktı. Bagajdan poşetler &ccedil;ıkarıp &ccedil;ocukları etrafına topladı. Gen&ccedil; kız ise g&uuml;&ccedil; bela yapıştırdığı gazeteleri toplayıp, yere serdi. Tekrar cama y&ouml;nelip g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne baktı. Tek bir yıldız dahi yoktu. Olsaydı dileyeceği tek bir dilek vardı. Kurtulmak, bunu dileyecekti. Ne şekilde, nasıl olacak bilinmez tek isteği buydu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>İnsanlar g&ouml;zlerini kapatınca karanlığı g&ouml;r&uuml;rler. Bu kız ise beyaz ışık g&ouml;r&uuml;yor. Yakın zamanda kavuşacağı o beyaz ışığı.</b></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR NEFES BİN RUH</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-nefes-bin-ruh</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-nefes-bin-ruh</guid>
<description><![CDATA[ Tren istasyona ulaştığında gece oldukça ilerlemiş, sabahın ışıkları kendini göstermek için yavaştan hazırlanıyordu. Leila beline kadar uzanan, kömür karası saçlarının dibine kadar ıslandığını esen soğuk rüzgâr saçlarını okşayınca fark etti. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623a3f91122ee.jpg" length="141970" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 23 Mar 2022 12:29:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>galeria.faustina</dc:creator>
<media:keywords>nefes, ruh</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tren istasyona ulaştığında gece olduk&ccedil;a ilerlemiş, sabahın ışıkları kendini g&ouml;stermek i&ccedil;in yavaştan hazırlanıyordu. Leila beline kadar uzanan, k&ouml;m&uuml;r karası sa&ccedil;larının dibine kadar ıslandığını esen soğuk r&uuml;zg&acirc;r sa&ccedil;larını okşayınca fark etti. Trenin sıcağından bir anda bozkırın soğuğuna inmek biraz i&ccedil;ini titretmişti. Yanına aldığı ebruli iplikten haroşa &ouml;rg&uuml;l&uuml; beresini takarak sa&ccedil;larını aceleyle bereye tıkıştırdı. Ağır adımlarla istasyonun i&ccedil;ine y&ouml;neldi ve oradaki bankların birine kendini bırakıp biraz dinlenmeye karar verdi. Olduk&ccedil;a uzun s&uuml;redir yollardaydı. İki g&uuml;n evvel hastanede ge&ccedil;irdiği zor n&ouml;betten &ccedil;ıkar &ccedil;ıkmaz, aylardır planladığı yolculuğuna &ccedil;ıkmıştı. Erivan&rsquo;dan G&uuml;mr&uuml;&rsquo;ye gelene kadar elbette uyumuştu. Ancak G&uuml;mr&uuml;&rsquo;den T&uuml;rkiye&rsquo;ye ge&ccedil;iş yapıp Kars&rsquo;tan trene bindiği andan itibaren hi&ccedil; uyumamıştı. B&uuml;y&uuml;kannesinin kendi annesinden duydukları kadarıyla hasretle anlattığı memleketi T&uuml;rkiye&rsquo;yi epeydir ziyaret etmek istiyordu. Aslında Leila &uuml;niversite yıllarında tıbbiyeliler buluşması i&ccedil;in İstanbul&rsquo;a bir kez gelmişti. Hem u&ccedil;akla gelmiş olması hem de o seyahatin bir etkinlik d&acirc;hilinde ger&ccedil;ekleşmesi vesilesiyle İstanbul&rsquo;u layıkıyla keşfedememişti. Bu sefer b&uuml;y&uuml;kannesinin memleketine tecr&uuml;beli sayılabilecek bir &ccedil;ocuk cerrahı olarak geliyordu. Hem de İstanbul&rsquo;dan &ouml;nce ona sıklıkla anlatılan bir Anadolu kazasında birka&ccedil; g&uuml;n ge&ccedil;irmeyi kafasına koymuştu.</p>
<p>Leila uyandığında g&uuml;n doğmuş ve istasyon geceye nazaran biraz daha hareketlenmişti. Kendisine bir kahve alıp daha sonra yola koyulmaya karar verdi. B&uuml;y&uuml;kannesinin ailesinin burada yaşadığını, daha sonra Erivan&rsquo;a g&ouml;&ccedil; ettiklerini aile arasında anlatılanlardan hep duyardı. B&uuml;y&uuml;kannesinin de aslında bu anıları kendinin hatırlamadığını bilir, ancak onun heyecanına bir anda kendisi de kapılırdı. Divrik denilen kasabayı o g&uuml;nden beri hep merak eder, nasıl bir yer olabileceğine dair tahminlerde bulunurdu. B&uuml;y&uuml;kannesinin sokağındaki konakları, o konaklardaki &ccedil;ocuklarla oynanan oyunları hayal ederdi. Hekimliğinin 10. yılında ona g&ouml;nderilen bir hediye kitabın i&ccedil;erisinde Divriği Şifahanesi&rsquo;ni g&ouml;rm&uuml;ş ve buranın b&uuml;y&uuml;kannesinin doğduğu yer olduğunu fark etmişti. Hem ge&ccedil;mişin parmak izleriyle buluşmak hem de bundan 800 yıl &ouml;nce mesleğini icra eden &uuml;stadlarının nefeslerini dinlemek i&ccedil;in bu seyahati planlamıştı.</p>
<p>Dikkatle bakılmadık&ccedil;a fark edilmesi epey zor olan istasyon b&uuml;fesinden aldığı kahvesini yudumlayarak y&uuml;r&uuml;meye başladı. İstasyon binasından &ccedil;ıkıp ana yola ge&ccedil;mek i&ccedil;in merdivenleri &ccedil;ıkmaya başladı. Gar binası yolun ve yerleşim alanların altında, bir &ccedil;ukurda gizlenir gibiydi adeta. Aslında &ccedil;ok da şaşırmamak gerekirdi, &ccedil;&uuml;nk&uuml; etrafı &ccedil;evreleyen dağlar ancak evlere yer a&ccedil;mış gibiydi. İstasyon, hastane ve askeriye &ccedil;ukurda kendilerine zar zor yer bulmuştu. Merdivenleri &ccedil;ıkıp hafif bir yokuştan ilerlediğinde konaklar yavaş yavaş kendini g&ouml;stermeye başlamıştı. Ana yola a&ccedil;ılan, bir arabanın bile anca ge&ccedil;ebildiği dar sokakların iki yanı tarihi konaklarla &ccedil;evriliydi. Bu dar sokaklardan birine y&ouml;neldi, hangisi olduğunun &ccedil;ok da &ouml;nemi yoktu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil;bir sokak Leila i&ccedil;in tanındık bilindik değildi. Konakların bazılarında perdeler vardı. Herh&acirc;lde h&acirc;l&acirc; insanlar yaşıyor olmalı diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Bazılarında ise restoran ya da m&uuml;ze olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ibareler vardı. Yazıları okumak i&ccedil;in uğraştı. Aslında Leila T&uuml;rk&ccedil;e bilmiyordu ancak b&uuml;y&uuml;kannesinin ailesinden kalan bazı kitapları biraz karıştırmış ve aşina olduğu s&ouml;zc&uuml;klere rastlamıştı. Belki b&uuml;y&uuml;kannesi birka&ccedil; yıl daha burada yaşayabilseydi, ondan &ouml;ğrenebilirdi.</p>
<p>Konaklarla dolu sokaklara rastgele gire &ccedil;ıka y&uuml;r&uuml;m&uuml;ş ve en sonunda şehrin ortasından ge&ccedil;en yola gelmişti tekrar. Kendisine hediye edilen kitapta g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; şifahanenin, bu yolun karşısında, dağın yamacına kurulmuş, kendisine el salladığını fark etti. Yolun karşısına ge&ccedil;mek i&ccedil;in aceleci bir tavra b&uuml;r&uuml;nd&uuml;. Neden bu kadar heyecanlandığını bilmiyordu. &Ouml;n&uuml;ndeki yolu rahatlıkla ge&ccedil;ip, tarihi hamamın yanından hafif&ccedil;e tırmanmaya başladı. Kalbinin &ccedil;arpıntısı artmıştı. Birka&ccedil; dakika i&ccedil;erisinde kendini şifahanenin yanı başında buldu. Durup derin birka&ccedil; nefes alarak biraz sakinleşmek i&ccedil;in kendini kenarda duran bir taşın &uuml;st&uuml;ne bıraktı. Elindeki kahvenin boş bardağını buralara kadar getirdiğini ancak &ccedil;antasını a&ccedil;maya yeltendiğinde fark etmişti. Trenden indiği andan itibaren tuhaf bir tesir altına girmiş ve hafif bir sarhoşluk emaresiyle şaşkın şaşkın buraya kadar gelmişti. Bardağı buruşturup &ccedil;antasına koyarken kendisini buralara kadar s&uuml;r&uuml;kleyen kitabı &ccedil;antasından &ccedil;ıkardı. Sayfaları hızlıca karıştırıp, şifahanenin olduğu b&ouml;l&uuml;m&uuml; a&ccedil;tı. Ardından b&ouml;l&uuml;m&uuml;n başında yer alan b&uuml;y&uuml;k fotoğrafa ve &ouml;n&uuml;ndeki taşlara işlenmiş detaylarla ruha gelen yapıya baktı. Fotoğraftakinden daha heybeti duruyordu. Aslında bu yapı bir şifahane ve bir caminin birlikteliğinden oluşuyordu. Nefesini kontrol edebilir h&acirc;le geldiğinde taşlardaki detayları yakından g&ouml;rmek i&ccedil;in ayaklandı.</p>
<p>Şifahanenin giriş kapısı b&uuml;t&uuml;n g&ouml;rkemiyle karşısındaydı. Kapının sağ ve sol yanında yer alan s&uuml;slemeler ilk bakışta b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle simetrik durmaktaydı. Ancak hem elindeki kitaptan aldığı bilgiler hem de yakından incelediğinde fark ettiği detaylar doğrultusunda adeta iğne ile işlenmiş narinlikteki detayların birbirinden farklı olduğunu anlamıştı. Her bir bezemenin, bulunduğu yerde olmak adına &ccedil;ok ge&ccedil;erli sebepleri vardı. İnsan bedenini, ruhunu anlatan tasvirler bulunuyordu. İyilik-k&ouml;t&uuml;l&uuml;k, g&uuml;zellik-&ccedil;irkinlik gibi manevi tartışmaları barındıran bezemeler de olduk&ccedil;a fazlaydı. Her bir detay bir hik&acirc;ye, bir &ouml;ğ&uuml;t ve bir bilgi i&ccedil;eren detaylarla doluydu. Ancak detaylardan biri olduk&ccedil;a ilgisini &ccedil;ekmişti. Kapının &uuml;zerindeki ters hilal simgesinin altında, Davut Yıldızı ve onun yanında ha&ccedil; bulunuyordu. Babasının merakı sayesinde tarih ile haşır neşir olan birisi i&ccedil;in bunların anlamlarını kestirmek pek de zor olmamıştı. Aslında şifahanenin girişinde bir mesaj olduğunu Leila da hemencecik anlamıştı. Burası bir şifahane, modern deyimle bir hastane bir deva mek&acirc;nıydı ve buraya girebilmek i&ccedil;in herhangi bir şart yoktu. Yani b&uuml;t&uuml;n dinler, ırklar ve mezhepler bu şifahaneye girebilir ve şifa bulabilirdi. Bu detay aslında kendisi ile ge&ccedil;miş arasındaki k&ouml;pr&uuml;y&uuml; &ccedil;ok iyi anlatan bir detaydı. Kendisi de &ouml;mr&uuml;n&uuml; insanlara şifa dağıtmaya adamış gen&ccedil; bir hekimdi. Ve yemin ettiği g&uuml;nden beri her kim olursa olsun şifasını dağıtmaya &ccedil;alışmış, dertlere &ccedil;are olmak i&ccedil;in uykusuz kalmış, &ccedil;ocuklarının başında bekleyen annelerin ellerini tutarak onlara bir kardeş gibi destek olmuştu. Hatta kendini o kadar bu işe adamıştı ki kendi hayallerinde anne olmaya hi&ccedil; yer bulamamıştı.</p>
<p>Kapının tesirinden biraz sıyrılıp i&ccedil;eriye girmek i&ccedil;in hareketlendi. Kapının yanında duran, yaşının epey ileri olduğu belli olan adam Leila&rsquo;ya bakarak başıyla selam verdi. Leila heyecanlanmıştı. Aslında ailesi, ge&ccedil;mişi, şifahane ya da burayla ilgili bir s&uuml;r&uuml; şey &ouml;ğrenebilirdi. T&uuml;rk&ccedil;e bilmediğini hatırlamasıyla heyecanı biraz s&ouml;n&uuml;mlendi. Ağır adımlarla kapıdan ge&ccedil;erek i&ccedil;eriye doğru ilerledi. Sağlı sollu odaların a&ccedil;ıldığı geniş bir avlu Leila&rsquo;yı karşıladı. Giriş aksının karşısında, avlunun bir k&ouml;şesini oluşturan b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir eyvan vardı. Bu eyvan avluya g&ouml;re y&uuml;ksekteydi ve birka&ccedil; basamak kullanılarak ulaşılıyordu. Avlunun tam ortasında yerde spiral şeklinde a&ccedil;ılmış suyolları ve tam spiralin merkezinde yer alan bir şadırvan vardı. Leila bu detayı kitapta g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. 800 yıl &ouml;nce ruh ve sinir hastalıkları tedavisinde su sesinden faydalanmak amacıyla yapılmış bir sistemdi bu spiral. M&uuml;zik ve su sesi ile tedavi bu şifahanede kullanılan bir y&ouml;ntemdi. B&uuml;y&uuml;k eyvana yaklaşmadan &ouml;nce avluyu &ccedil;evreleyen k&uuml;&ccedil;&uuml;k odalara g&ouml;z atmak istedi. Hasta odaları olarak kullanılan bu odalar olduk&ccedil;a k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;. Duvarları şaşırtmacalı &ouml;r&uuml;lm&uuml;ş taşlarla bezeliydi. Odaların yanı başından &uuml;st kata uzanan bir merdiven vardı. Merdivenler olduk&ccedil;a tuhaf bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;me sahipti; hi&ccedil;bir basamak birbirinin eş &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde değildi. Hatta bazıları olduk&ccedil;a y&uuml;ksekti. Leila bu durumu pek anlamlandıramamıştı. Okuduğu kitapta da bu detaya hi&ccedil; rastlamamıştı. Giriş kapısında taşa sanat yapanların merdivenleri bu kadar &uuml;st&uuml;nk&ouml;r&uuml; yapmış olması pek de anlamlı değildi. Kapıdaki yaşlı adama gidip sormamak i&ccedil;in kendini zor tutuyordu. Zaten nasıl soracaktı ki? En iyisi bu merdiveni &ccedil;ıkıp yukarıda ne olduğunu keşfetmekti. Tuhaf merdiveni &ccedil;ıkarken basamakların dengesizliği nedeniyle d&uuml;şeyazdı. Sağlıklı ve gen&ccedil; bedeniyle &ccedil;ıkarken zorlandığı merdivenleri hastaların nasıl &ccedil;ıktığına hayret etti. Merdivenlerin bittiği yer olduk&ccedil;a k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir hole a&ccedil;ılıyordu. Bu holden kapıları ancak g&ouml;ğ&uuml;s mesafesine denk gelen beş odaya giriliyordu. Odalardan birine y&ouml;nelerek, kafasını &ccedil;arpmadan odaya girdi. Herh&acirc;lde bu kapılardan ge&ccedil;en &uuml;statlar her daim zinde, farkında ve uyanık olmalılar diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Aksi halde odasına gelmek isteyen bir hekim 36 saatlik n&ouml;betin ardından yatağına ulaşabilmek i&ccedil;in bir hayli &ccedil;ileli bir yolculuk yaşayacaktı. Hafif&ccedil;e g&uuml;l&uuml;msedi kendi kendine ve uzun saatler s&uuml;ren mesailerini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Bu mesleğin doğası gereği hep din&ccedil; ve farkında olmak gerekti. Hataya yer yoktu bu meslekte. İnsanlar hayatlarını emanet ederlerdi ve Leila gibi diğer hekimler de her ne olursa olsun işlerini en iyi yapmak i&ccedil;in savaşırlardı. Kafa dağınıklığı, ailevi problemler, g&ouml;n&uuml;l meseleleri, şifa dağıtılan kapının ardında kalmalıydı. Başkalarına şifa dağıtmak i&ccedil;in adanmış &ouml;m&uuml;rler 800 yıl &ouml;nce de bug&uuml;n de hep insanlığın daha iyi olması i&ccedil;in savaşmaktaydılar.</p>
<p>Odalar aşağıdaki hasta odalarına nazaran biraz daha b&uuml;y&uuml;kt&uuml; ancak yine herhangi bir işleme yoktu. Sade ve dingindi. K&ouml;şede bir yatak ve yanında ebruli bir kilimin &uuml;zerinde bir rahle ve kandil yer alıyordu. Temsili d&uuml;zenlenmiş odanın bir hekim odası olduğunu anladığında aklına tuhaf merdiven geldi. Hastaların nasıl &ccedil;ıktığına hayret ettiği o basamaklar belki de hastalar &ccedil;ıkmasın diye yapılmıştı. Hekimin sağlığı ve g&uuml;venliği i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lm&uuml;ş detay, ustaca bir mimariyle sunulmuştu. Bu durum Leila&rsquo;yı etkilemişti. Aklına &uuml;niversite yıllarında beraber sık&ccedil;a vakit ge&ccedil;irdiği, fak&uuml;ltenin en g&uuml;zel kızı olduğuna b&uuml;t&uuml;n herkesin hem fikir olduğu Lilit gelmişti. Lilit iki sene &ouml;nce hayatını kurtardığı bir kadının kocası tarafından bı&ccedil;aklanmıştı. Acil servise doğum sancısıyla gelen kadının kocası, b&uuml;t&uuml;n hastaneye dehşeti yaşatmış ve d&uuml;nyalar g&uuml;zeli Lilit&rsquo;i arkadaşlarından ve ailesinden koparmıştı. Keşke Lilit&rsquo;i koruyabilseydi. Lilit tek bir &ouml;rnek değildi&hellip; Zaten kendisi de sıklıkla tedavisini yaptığı &ccedil;ocukların aileleri tarafından tehdit ve zorbalığa maruz kalmıyor muydu?</p>
<p>D&uuml;ş&uuml;nceleriyle verdiği hararetli tartışmayı alt kattan gelen bir ses b&ouml;lm&uuml;şt&uuml;. Leila duyduğu sesin tesiriyle merdivenlere y&ouml;neldi. &Ccedil;ıkarken zorlandığı merdivenleri telaşla indi. Ses kapının karşısındaki eyvandan geliyordu. Kapıda duran yaşlı adam eyvanın farklı k&ouml;şelerine hareket ederek melodik ve şiirsel bir şeyler s&ouml;yl&uuml;yordu. Adam hareket ettik&ccedil;e sesin verdiği tını ve his değişiyordu. Kimi zaman pes kimi zaman tiz oluyordu. Leila bu detayı kitapta g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Hastaların şifası i&ccedil;in Kuran&rsquo;dan ayetler okunuyordu. Eyvanın duvarlarında yer alan motifler ise sesi farklı frekanslara &ccedil;eviriyor ve bu frekanslar da odalarda yatan hastalar i&ccedil;in şifa oluyordu. Ancak Leila bu sesin bu denli t&uuml;yleri diken diken eden bir etkiye sahip olduğunu elbette okuyunca hissedememişti. Anlamadığı, bilmediği daha &ouml;nce hi&ccedil; duymadığı bu şeyin nasıl olup kendisini tesiri altına aldığını anlayamadı. Eyvanın basamaklarının birine oturup g&ouml;zlerini kapatarak kendisini o sese bıraktı. G&ouml;zlerinden ellerine d&uuml;şen minik damlaları silmeden yaşlı adamla hi&ccedil; konuşmadan yaptıkları sohbete bıraktı kendini&hellip;</p>
<p>Yaşlı adama kapıdan ge&ccedil;erken soramadığı her şeyin cevabını almıştı aslında. Aynı dili konuşamadıklarını sanmıştı. Aslında tam olarak aynı dili konuşuyorlardı. Aynı taşlarda parmak izleri vardı ikisinin de. Tıpkı 800 yıl &ouml;nceki &uuml;statları gibi&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İKİNCİ SAYFA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ikinci-sayfa</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ikinci-sayfa</guid>
<description><![CDATA[ Her gece yatağıma sabahın hayaliyle giriyorum.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623875f4251ce.jpg" length="55504" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 15:56:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şevin Semiz</dc:creator>
<media:keywords>İkinci, sayfa</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İKİNCİ SAYFA</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her gece yatağıma sabahın hayaliyle giriyorum. İ&ccedil;imde anlamını bilmediğim yığınla duygunun arasından bir tanesini dahi &ccedil;ıkarıp tanımlayabilsem o zaman şu sarı lekeleriyle, gıcırtısının buluştuğu o rahatsız d&ouml;şeğimde g&uuml;zel bir uyku &ccedil;ekeceğim. D&ouml;şeğimin rahatsızlığıyla buluşan alacalı duygularım bende uyku falan bırakmadı. Bu sabah da g&ouml;zlerimin altındaki mor s&uuml;mb&uuml;llerle uyandım (b&ouml;yle s&ouml;yleyerek rahatlatmaya &ccedil;alışıyorum kendimi) sa&ccedil;ımı yıllar &ouml;nce aldığım; lastikli, kadifeli, pembe bir tokayla topluyorum. Bu sa&ccedil; modelim de &uuml;st&uuml;mdeki tek renk olan tokam gibi hi&ccedil; değişmedi. D&uuml;ğ&uuml;ne mi gidiyorum sonu&ccedil;ta, el &lsquo;&acirc;lemin evini temizlemeye gidiyorum. El &acirc;lem dediğim; &uuml;&ccedil; yıldır her g&uuml;n evini pir&uuml;pak ettiğim, kendime pişirmediğim yemekleri ona pişirdiğim, ne işle meşgul olduğunu hen&uuml;z bilmediğim, az konuşan, gizemli, kibar bir adam. Kendimi fark ettiğim zamanlarda onu da fark ettim. Gizemi ve kibarlığı beni meraka saldı. Artık attığı her adım dikkatimden ka&ccedil;mıyordu. Nasıl y&uuml;r&uuml;yor, nasıl konuşuyor, nasıl bakıyor bunların hepsini kazıdığım beynimde enine boyuna inceliyordum. Bana olduk&ccedil;a kibar davranıyor, bir an sefaletin i&ccedil;inden geldiğim yoksulluğumu unutturuyor, saraydaki bir prenses gibi hissettiriyordu. Ben de rol&uuml;m&uuml; &ccedil;ok iyi yapıyor, tam da bir prenses gibi davranıyordum. Tabii o evin i&ccedil;inde kalıyordu bu hallerim. Sanırım hallerim, hallere g&ouml;re değişiyordu. Evi temizleyip, yemekler pişirmesem kendimi daha da kaptırırdım rol&uuml;me herhalde. İşte bunlar, aklı bir karış havada Leyla olmaktan kurtarıyor, ş&ouml;yle bir silkelenip kendime gelmemi sağlıyordu.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; *</p>
<p>Sabah erkenden gittiğim i&ccedil;in kapıyı yavaş&ccedil;a a&ccedil;ıp onu uyandırmak istemiyorum. Uyandığında g&uuml;zel bir kahvaltı g&ouml;rmeyi hak ediyor. Onun i&ccedil;in alelacele mutfağa girip işe koyuluyorum. Mutfağın geniş pervazlı penceresinden g&uuml;neş vuruyor, hi&ccedil; b&ouml;ylesini g&ouml;rmemiştim, hissediyordum. O anda pencereye vuran g&uuml;neşin, &ccedil;i&ccedil;eklere kana kana su i&ccedil;irmeye &ccedil;alıştığını anlayınca s&uuml;rahiyi kaptığım gibi ağzına kadar doldurup tek tek şefkatle suladım. Sulanan &ccedil;i&ccedil;ekler her bir damlası i&ccedil;in teşekk&uuml;r edercesine g&uuml;ne a&ccedil;ıldılar.</p>
<p>Masanın &uuml;st&uuml;n&uuml; şenlendirmek i&ccedil;in sofrayı serdim, beyefendinin en sevdiği şekilde pişirdiğim yumurtasını, kiraz re&ccedil;elini, bir dilim peynir, bir dilim ekmek ve iki &uuml;&ccedil; tane zeytinle sofrayı tamamladım. Yanına g&uuml;zel bir &ccedil;ay demlemeyi de unutmadım. Ah, bana kalsa neler hazırlardım da b&ouml;yle seviyordu kendisi, aksi bir şey yaptığımda y&uuml;z&uuml; başka bir h&acirc;l alıyordu. O ifadeyi g&ouml;rmemek i&ccedil;in ne dediyse harfiyen uyguluyordum. Merdivenlerden tıkırtıların geldiğini duyunca sofrayı son kez g&ouml;zden ge&ccedil;irdim, her şey tastamamdı. Kağnı gibi y&uuml;r&uuml;yordu,&nbsp; hi&ccedil;bir şey i&ccedil;in acele etmediği g&uuml;nlerden biriydi yine, zaten bir kez olsun bile o halini g&ouml;rmemiştim. Her zaman ki gibi, grand tuvalet masanın baş k&ouml;şesine oturdu. Kısık sesiyle &lsquo;g&uuml;naydın&rsquo; dedi. G&ouml;zl&uuml;klerinin &uuml;st&uuml;ne d&uuml;şen bir tutam sa&ccedil;larını aynı yavaşlığıyla geriye doğru savurdu. Her hareketinde s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; g&uuml;zel kokular mutfağın i&ccedil;ine yayılıyordu. Kahvaltısını keyifle yapıyordu; &ccedil;atalıyla peynirin ucundan azıcık kesiyor, ekmeğinden bir &ccedil;imdik koparıp &ouml;yle atıyordu ağzına. Yavaş&ccedil;a kaldırdığı bardağından i&ccedil;tiği &ccedil;ayıyla yediklerini yumuşatıyordu. G&ouml;z&uuml;m&uuml;n ucuyla her yaptığını izlerken ağzından tek kelime bile &ccedil;ıkmıyordu. Dedim ya, gizemliydi. Nihayet bitirdiği kahvaltısının ardından, teşekk&uuml;r edip sıcak bir g&uuml;l&uuml;mseme fırlattı, evet ellerime sağlıktı. Elini y&uuml;z&uuml;ne koyup d&uuml;ş&uuml;nmeye başlayınca i&ccedil;imi bir korku kapladı, normalde kahvaltısını bitirdiği gibi evden &ccedil;ıkardı. Bir m&uuml;ddet b&ouml;yle durduktan sonra &lsquo;sana bir g&ouml;rev vereceğim&rsquo; dedi. Eyvah! Dedim i&ccedil;imden nedense, bu g&ouml;rev beni &uuml;rk&uuml;tm&uuml;şt&uuml;. Benimle gel deyince, ellerimde kalan bulaşık sularını eteğimle kurutarak peşine takıldım. Birlikte &uuml;st kata &ccedil;ıktık, yıllardır kilitli olan odanın kapısında durup cebinden anahtarı &ccedil;ıkardı, o anahtarla kapıyı yavaş&ccedil;a a&ccedil;tı. Kapının a&ccedil;ılmasıyla ağzıma giren toz bulutları kısacık bir &ouml;ks&uuml;rmeme neden oldu. G&ouml;zlerim kocaman a&ccedil;ılmıştı, o an aynada kendimi g&ouml;rebilseydim g&ouml;zlerimin, kırmızı başlıklı kızın babaannesinin kadar kocaman olduğunu g&ouml;rebilirdim. Karşımda devasa bir k&uuml;t&uuml;phane vardı. Rafların &uuml;stleri yırtıcı hayvan postları, i&ccedil;i doldurulmuş kuşlar, kapının solunda kalan pencereye doğru masa, &uuml;st&uuml;nde kuru kafalar. Ne ilgin&ccedil; bir ortamdı b&ouml;yle. Bu gizemli kibar adama merakım daha da arttı o an. Kısa bir sessizliğin ardından:</p>
<p>-Burayı d&uuml;zenlemeni ve kitapların tozlarını almanı istiyorum. Bunları yaparken &ouml;zen g&ouml;sterirsen sevinirim, hepsi benim i&ccedil;in &ccedil;ok kıymetli. Bundan sonra her g&uuml;n buraya da el atarsın.</p>
<p>Emredersiniz deyip başımı &ouml;ne doğru salladım. Bu konuşmanın ardından odadan &ccedil;ıkarak beni bu ilgin&ccedil; ortamla baş başa bıraktı. Kitaplardan birini elime aldım sonra, hepsi tek tek ellerimden, g&ouml;zlerimden ge&ccedil;ti. O g&uuml;nden sonra başladı her şey, okuduk&ccedil;a merakım ikiye katlanıyordu, bir tek kişiye değildi bu merak, i&ccedil;inde bulunduğum her şeye karşıydı. Giden tek şey ise i&ccedil;imdeki toz bulutuydu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DIANE&amp;apos;NİN LANETİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dianenin-laneti</guid>
<description><![CDATA[ DIANE&#039;NIN LANETİ BÖLÜM 1 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6237ccf45fb7a.jpg" length="90356" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 03:55:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, öykü, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Thedora&rsquo;nın Bah&ccedil;esi&hellip; Mavi kayalıkların ardında saklı kalmış bir cennet. Dalgaların sesi &ccedil;ok yakından gelse de hen&uuml;z g&ouml;rmek pek m&uuml;mk&uuml;n değil. Onun i&ccedil;in biraz daha yol gideceğiz. Az ileride g&uuml;neşin bizi selamlayacağından eminim. Y&uuml;zyıl kadar &ouml;nce Leydi Thedora&rsquo;nın elleriyle işlenmişti burası. Kendisi bizim d&uuml;nyamızın kurtarıcısı ve birleştiricisiydi. Biz kim miyiz? Bizler, tepeden tırnağa sihirle donatılmış olanlarız. Her birimizin kendine has bir yeteneği var. G&ouml;kkuşağının farklı renkleriyiz sadece. Ama hepimiz o ışığı i&ccedil;imizde taşıyoruz. Bazılarımız biraz fazla parlıyor, bazılarımızın ışığı ise s&ouml;nmek &uuml;zere. Ben de s&ouml;nmek &uuml;zere olan yıldızlardan biriyim. Saklı yeteneğimi bilen pek kişi yok. Diğerleri sadece g&ouml;sterdiğim kadarını g&ouml;rebilirler. Buna rağmen yalnızım, diğerleri gibi değilim. Ama herkes beni &ccedil;ok sever, ben yalnızca onlara ait değilim. Bu sırrı herkesten saklamak zorundayım. O y&uuml;zden de onlara farklı bir y&ouml;n&uuml;m&uuml; g&ouml;steriyorum. Ger&ccedil;ek sandıkları her şey k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yansımadan ibaret yalnızca.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;ok uzun bir zaman &ouml;nce yeteneklerini parlatmak yerine başka yetenekleri yakıp ge&ccedil;mek isteyenler vardı. Altın Saraylılar&hellip; D&uuml;nyamıza h&uuml;kmederek kendilerinden olmayan herkesi ortadan kaldırdılar. Y&uuml;zyıllar boyunca onların esareti altında yaşadık. Benim soyumdan gelenlerin bir&ccedil;oğu onların hırslarına kurban edildi. Bu y&uuml;zden kendimi iyi saklamalıyım. Bu Thedora&rsquo;nın son arzusuydu. İşlerin iyice &ccedil;ığırından &ccedil;ıktığı bir g&uuml;nde Thedora herkesi bir araya toplayacak hayalin peşindeydi. Altın Saraylılar da onun peşinde&hellip; Leydi Thedora bu hayali ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in &ccedil;ok kanlı bir savaşa girdi. &Ccedil;ok kayıp verdik. Bir&ccedil;ok yetenek yok olmanın eşiğine geldi. Bir&ccedil;oğu da mazinin kalbine saplı kaldı. Ama sonunda istediği zaferi elde ettik. Tabi ki bunun da bir bedeli olacaktı. Eski karanlık g&uuml;nlerimize geri d&ouml;nmemek i&ccedil;in her şeyi yapmaya hazırdık. Bu fikir pek &ccedil;oğunun hoşuna gitmedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kontrols&uuml;z g&uuml;c&uuml; bırakacak ve yeteneklerini ehlileştireceklerdi. Ancak Thedora artık eskisi kadar sabırlı değildi. Onları, bunu yapmaya mecbur etti. Nasıl yaptığı konusuna sonra değineceğim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben ge&ccedil;mişte, gelecekte ve her yerdeyim.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi hepimiz bir arada Thedora&rsquo;nın Bah&ccedil;esi denilen bu okulda eğitim g&ouml;r&uuml;yoruz. Ka&ccedil;acak bir yerimiz, kendimize ait bir şeyimiz yok. Sahip olduğumuz yetenekleri modern bilime uyarlıyor ve olabildiğince yokmuş gibi davranıyoruz. Bir&ccedil;ok kişinin ışığı s&ouml;nme noktasında. Kim olduklarını ve olabileceklerini hatırlayamıyorlar. Ancak bu durumu halen kabullenmeyenler de var. Altın Saraylılar&hellip; Onların soyundan gelen bir grup &ouml;ğrenci de bizimle birlikte eğitim g&ouml;r&uuml;yor. İ&ccedil;lerimizde en g&uuml;&ccedil;l&uuml;leri hala onlar ama bu oyunu kabul etmiş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlar. R&uuml;zgar y&ouml;n değiştirmeye başladı. Fırtına t&uuml;m bah&ccedil;emizi talan etmek &uuml;zere. Herkesin aradığı ve sakladığı bir şey varken kime g&uuml;venebilirsin? Ben Daphne, size t&uuml;m ger&ccedil;ekleri anlatmayı geldim.</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;DENİZ SARGUT</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Devam edecek...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dans &#45; Birinci Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dans-birinci-bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dans-birinci-bolum</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Mutluluğu, en karanlık zamanlarda bile, sadece ışığı açmayı hatırlarsa bulur.&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6237a2b9e8f01.jpg" length="23545" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 00:49:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Venomiee</dc:creator>
<media:keywords>Dans, mutluluk, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-p-id="b23dbd324b36b4ba66310c611c3aa026"><b>B&ouml;l&uuml;m şarkısı:&nbsp; 1 -)&nbsp;</b><b>Hauser&nbsp; - Oblivion (Piazzolla)&nbsp;</b></p>
<p data-p-id="08e9b2a588e8ea3038ba66ef299ef215"><b>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;2-) Hauser - Adagio ( Secret Garden)</b></p>
<p data-p-id="a6e7b49199b5ccee55e1eef69f7ace40"><b>Dans ettikleri son sahnenin m&uuml;ziği:&nbsp; A Piazzolla - Libertango&nbsp;</b></p>
<p data-p-id="50c9fef059a7a4adc393a7649373dae9"><b>Şarkılar ile okunması tavsiyedir.&nbsp;</b></p>
<p data-p-id="31753c6c86c16b507dd6c7a805ae6f88"><b>"Mutluluğu, en karanlık zamanlarda bile, sadece ışığı a&ccedil;mayı hatırlarsa bulur."</b></p>
<p data-p-id="5b773461f14e2a9bdbbad0d9b041b702"><b>- J.K.Rowling</b></p>
<p data-p-id="dbd86af07ca82740269efcbe0f8a8f48">Umutların var olduğu hayat; aslında ilk doğduğumuz andan itibaren i&ccedil;imizde filizlenmeye başlar. Aylar ge&ccedil;se de yıllar ge&ccedil;se de umut, varlığını asla unutmadığımız ancak yerini asla kestiremediğimiz bir yerde filizlenmeye devam eder. Hayatımızın ilk adımlarını atarken her an d&uuml;şme ihtimalimiz aklımıza gelir. Beynimizin i&ccedil;inde tehlike &ccedil;anları &ccedil;almaya başlarken artık atacağımız her adım teredd&uuml;tle atılan adımlara d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. Yaşadığımız veya yaşayacağımız olayların aslında iyi gitmediğini fark ettiğimiz zaman d&uuml;ş&uuml;ncelerimizden bir ders &ccedil;ıkarırız. &Ouml;rneğin g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; bir g&uuml;l&uuml; teredd&uuml;ts&uuml;z bir şekilde elinize aldığınız zaman bir sızı hissedersiniz. Dikeni olduğunu zihniniz g&ouml;rmezden gelmiştir. Onun istediği sadece o g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; g&uuml;le ulaşmak ve onu elde etmektir. Bu y&uuml;zden o dikeni g&ouml;rmezden gelmiştir. Ancak &ouml;nemli olan, g&uuml;le ulaşırken dikeni de g&ouml;rmek bunun bilincinde olarak g&uuml;le ulaşmaktır. İşte hayat da b&ouml;yledir. Hayallerimize ve hedeflerimize giden yolda bir g&uuml;l&uuml;n dikeni misali yolumuza &ccedil;ıkan engelleri g&ouml;rmeli ve bunun bilincinde yolumuza devam etmeliyiz. Ne pahasına olsun vazge&ccedil;memeliyiz &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir insanın hayallerinden vazge&ccedil;mesi kendisinden vazge&ccedil;mesi demektir.</p>
<p data-p-id="8d6bc82860ea155706fda5df36c24a85">Bir insan kendinden vazge&ccedil;erse bir hayatın &ccedil;ırpınışları başlar. G&ouml;zlerinden yaşadığı zorluklar bir film şeridi gibi akıp ge&ccedil;er. Bundan sonrası insanın parmaklarının arasındadır. D&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; yerden ayağa kalkarak savaşı kaybetmediğini g&ouml;stermek ve yahut tamamen karanlığa kendisini teslim etmek onun elindedir.</p>
<p data-p-id="59238f3e9292b7f5e037612ce0f2995d">Hala kendisinden ve hayallerinden vazge&ccedil;meyen insanlar i&ccedil;in ise iş biraz değişir. Hayat, onları vazge&ccedil;irmek i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; acımasızca oyunları onlara karşı oynar. Bu oyunda herkes acımasızdır. Sizler de hayatın size oynadığı oyunlara karşı acımasız olmalısınız veya hayalinize olan bağlılığınız bir g&uuml;&ccedil; olabilir aslında. Ayakta kalabilmektir belki de t&uuml;m mesela.</p>
<p data-p-id="3ee1ec0c6757e6419b030d37c063dffc">Hayatını, hayallerini dansa adayan Fiona i&ccedil;in t&uuml;m mesela ayakta durup hayatın t&uuml;m zorluklarına savaşabilmekti. Hayatın ona oynadığı acımasız oyunlardan m&uuml;ziğin ritmini hissederek savaşıyordu. Yaşadığı zorluklar, onu bazen zorlasa da dans onun t&uuml;m benliğine bir ila&ccedil; olmuştu. Her ne kadar yaşadığı &uuml;lke de bu zor olsa da Fiona buna aldırmıyordu. &Ccedil;evresinde ona karşı edilen onca s&ouml;z&uuml; umursamıyordu. Hayatını insanların gereksiz kelimeleri ile değiştirmeyecek kadar aklı başında biriydi.</p>
<p data-p-id="4d9b488e5a9b2bc60ec143ecbd78e9e6">Onun tek bir amacı vardı ve o da &ouml;lene kadar dans etmekti. Ne pahasına olursa olsun bunu kimse değiştiremezdi.</p>
<p data-p-id="ec72a399568bd129cbdfbc040ac3367a">Kimisi i&ccedil;in danstır hayata bağlayan kimisi ise bir tatlı g&uuml;l&uuml;ş... Fiona, adımlarını sessiz atmaya &ouml;zen g&ouml;steriyordu. Sabahın ilk ışıkları sokaklar da kimse olmazdı. Bu y&uuml;zden kendi elleriyle yaptığı dans odasına şimdi gitmeliydi.</p>
<p data-p-id="f578c2ba7ef0ea088ffaa2016e00a059">Kalbi her an yakalanma olasılığına karşı hızlı atarken durdu ve ses yaptığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; ayakkabılarını &ccedil;ıkartıp hızlı adımlarla y&uuml;r&uuml;meye başladı. Komşularından daha doğrusu onun komşusu olmayacak kadar ondan nefret eden insanlara yakalanmaktan korkuyordu. Bu kasaba ona ve hayallerine karşıydı. Hayatın zorlukları bir yana, bu kasabadaki insanlar onun i&ccedil;in ayrı bir zorluktaydı.</p>
<p data-p-id="d9f9c7cf4152b7304df0dea5b6834d2a">Dansın şeytan işi olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorlardı. Elinden magazin dergilerini eksik etmeyen kadınlar Fiona'ya baktıkları zaman dudaklarında ağır ithamlar bulunduruyorlardı. Ona şeytanın kızı diyorlardı. Dans ve diğer yeniliklere kulaklarını kapamış olan kasaba halkı, Fiona'nın dans etmesini şeytan işi olarak g&ouml;r&uuml;yorlardı. Oysa Fiona, bu ithamlara g&uuml;l&uuml;mseyerek ge&ccedil;iyordu. Dans onun i&ccedil;in &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kt&uuml;. Dans, bir &ccedil;ıkış anahtarıydı. Sonu hayallerine &ccedil;ıkan bir &ccedil;ıkış anahtarı.</p>
<p data-p-id="d12bd80d92db14d828165dc6032d1a90">İster onu sevmeyen komşuları olsun ister bir başkası, Fiona hayallerine gitmekten vazge&ccedil;meyecekti. Ne pahasına olsun &ouml;lene kadar dans edecekti.</p>
<p data-p-id="eafb9e82b6812963876b8aeeb9e73a6b">Adımlarını hızlandıran Fiona, kendisine &ccedil;arpan beden ile aniden durdu. Kalbi b&uuml;t&uuml;n hızıyla &ccedil;arparken bakışlarını ona bakan y&uuml;ze &ccedil;evirdi.</p>
<p data-p-id="45693d70890a7a35b502bcca39cbe53d">"Logan..." İsmi dudaklarından d&ouml;k&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; zaman karşısındaki gen&ccedil; adam kızı kolundan tutup hızla dans barakasının i&ccedil;ine &ccedil;ekti.</p>
<p data-p-id="aca1ea6c7aed1c8600b1791e6f7bd9e6">"Bu saatte burada ne işin var Fiona?"</p>
<p data-p-id="700c6b38a012c031ae2f0ce62c80b2d3">"Bunu sana benim sormam gerekiyor." Kaşları yukarı kalkan Fiona elini &ccedil;enesine yerleştirdi. "Bu saatte ne yapıyorsun?"</p>
<p data-p-id="589ef63a45387072f8e7c5e12d3184ac">Bakışlarını Fiona'dan ka&ccedil;ıran gen&ccedil; adam kısa s&uuml;ren sessizlikten sonra "Seni arıyordum." Diyebildi.</p>
<p data-p-id="d9aaa2e5eb3d30911ead9c28106cc651">"Neden?"</p>
<p data-p-id="f73d482021642ab3fecd0f0c4c844d85">"İyi olduğundan emin olmak istedim. David..." dediğine yumruk yaptığı elini duvara vurmak istedi ancak sakin olmak zorunda kaldı.</p>
<p data-p-id="ca1bc8d68c38c05cbf8ec240d72ad4b6">"İyiyim Logan. Sadece basit bir s&ouml;z savaşıydı." Fiona, ge&ccedil;en g&uuml;n David ile s&ouml;z savaşı yaptığını hatırladı. Yine dansı hakkında laf dalaşına girmişti. Bazı insanların dedikleri ger&ccedil;ek anlamıyla sinirini bozuyordu. Bu insanlardan biri de David'di. Ancak o g&uuml;n kendisi ile s&ouml;z dalaşına giren David, Fiona'nın &uuml;zerine y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; zaman kasabaya b&uuml;y&uuml;k bir kargaşa h&acirc;kim olmuştu. Logan, bu kasaba da belki de Fiona'nın ger&ccedil;ek anlamda koruyucusu David'in &uuml;zerine gitmişti. Ona zarar vereceğinden korkmuştu. Logan i&ccedil;in Fiona d&uuml;nyalara bedel tek insandı ve onun kılına zarar gelse bunun acısını David'den feci bir şekilde alacağı da a&ccedil;ıktı.</p>
<p data-p-id="586eb8e1138735a5fbc03399fa232084">"&Uuml;zerine y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml; Fiona. Sana bir şey yapmasından korktum."</p>
<p data-p-id="710cf37a13ce06f5669249506c46c5f8">Fiona g&uuml;l&uuml;msediği zaman elini Logan'nın omzuna koydu. Ailesini bir kazada kaybetmişti Fiona. &Ouml;ks&uuml;zd&uuml;. Teyzesinin yanına bu kasabaya geldiği zaman olduk&ccedil;a &uuml;rkekti. Korkuyordu. İnsanların ger&ccedil;ek y&uuml;zlerini kendi yaşıtlarına g&ouml;re daha &ouml;nce g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Şaşıyordu. Neden insanlar ger&ccedil;ek, tamamen i&ccedil;ten davranmıyorlardı? Neden kendisine ait olmayan maskeleri y&uuml;zlerine ge&ccedil;iriyordu?</p>
<p data-p-id="f0df1e0b6b4c328f5c1989718ee112de">Bunu hi&ccedil;bir zaman &ccedil;&ouml;zememişti ancak tek bildiği insanlar kendilerine bir b&uuml;y&uuml;k beden gelen maskeleri takınca daha da can yakıyordu. Ancak Logan bu d&uuml;ş&uuml;ncelere &ccedil;elişmesine sebep olan tek kişiydi.</p>
<p data-p-id="a212c40eeeb88730d428fdf87a18e56b">Diğer kasaba sakinleri gibi kendisine acınası bakışlarını &ccedil;evirip onu k&ouml;t&uuml;lememişti. Aksine ona 'Ben yanındayım' dercesine elini uzatmıştı. Fiona ilk baş korkuyordu. Belki de o da maske takan kişilerden biriydi. Bunu bilemezdi. Yine de &ccedil;evresindeki onca insana rağmen onun Logan'nın elinden tuttu.</p>
<p data-p-id="65ccd354c7f8c628a0296843df22a921">Zaman ge&ccedil;tik&ccedil;e Logan, Fiona i&ccedil;in ailesinden biri oldu. Baştaki teredd&uuml;d&uuml;n&uuml; anlasa da onu tanıdık&ccedil;a, Loganı &ccedil;&ouml;zd&uuml;k&ccedil;e i&ccedil;i daha da huzurla doluyordu. O arkadaştan &ouml;te bir dosttu onun i&ccedil;in.</p>
<p data-p-id="50264bb1c93fe702a58ca883cd178e47">"Sen yanımdasın Logan. Kimse bana bir şey yapamaz merak etme."</p>
<p data-p-id="5efe7c234a5b0d83039cf2f15f7bd407">Logan, bakışlarını ka&ccedil;ırıp bir adım atarak duvara yaslandığı zaman duraksadı. "Bir g&uuml;n yanında olamamaktan korkuyorum. Belki de ne sa&ccedil;malıyorsun diyeceksin ancak bu beni korkutuyor."</p>
<p data-p-id="c900c9720b42f75715c77be069bf603a">"Sen... Farklısın Logan." Dediğinde Fiona hızla g&ouml;zlerini karşısındaki duvara &ccedil;evirdi. "Bunu seninle ilk tanıştığım g&uuml;nde s&ouml;ylemiştim. Sadece insanlara kıyasla s&ouml;ylemiyorum bunu. Beni anlıyorsun. D&uuml;ş&uuml;ncelerimi tahmin edebiliyorsun. En &ouml;nemlisi s&uuml;rekli beni d&uuml;şmekten kurtarıyorsun. Kendi canını hi&ccedil;e sayarak bana gelen karanlığa rağmen sen beni koruyorsun."</p>
<p data-p-id="4bd11dbd684f4c7817c4e1b4fcc78c73">G&ouml;zleri dolduğu zaman bir adım atarak Logan'nın elinden tuttu. "Bunun ne kadar b&uuml;y&uuml;k bir şey olduğunu bilemezsin. Bunun ne kadar b&uuml;y&uuml;k bir olay olduğunu bilemezsin."</p>
<p data-p-id="7e05d4a9308954b3a29bb6dc0cc4bde4">Logan'nın dudaklarından bir kahkaha &ccedil;ıktığı zaman ayağa kalkarak gen&ccedil; kadını kendisine &ccedil;ekti.</p>
<p data-p-id="825d60fd34ed69635cadf66e605a78bd">"Bilemem. Ama tahmin edebilirim." Dediği zaman g&uuml;l&uuml;msedi. "Benimle dans eder misiniz hanımefendi?"</p>
<p data-p-id="080bdcaf8c3fe3d490b782903562ef9c">Fiona g&uuml;ld&uuml;. "Tabi ki. Ama bu sefer şarkı se&ccedil;imi tamamen size ait."</p>
<p data-p-id="a4a1f0b64b90c33ca80552ded1f16b2d">Fiona, dans pistinin ortasına doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; zaman bakışlarını Logan'a &ccedil;evirdi. "Canlı m&uuml;zik mi?"</p>
<p data-p-id="2f6c8eb5b06d1f2fd776f27b35c8b434">"Kesinlikle..." Logan'nın arkadaşı &ccedil;ello &ccedil;alıyordu. Fiona'ya bir s&uuml;rpriz yapmak istemişti ve bu sefer dans edecekleri m&uuml;zik canlı bir m&uuml;zik olacaktı. Fiona'nın buna bayıldığını ve bunun onu daha da heyecanlandırdığını biliyordu.</p>
<p data-p-id="0023a0e44358034e65db582f3b6f2c64">Enstr&uuml;man par&ccedil;aya giriş yaptığı zaman Fiona konsantre olmak adına g&ouml;zlerini kapattı. M&uuml;ziğin ritmi dans eden gen&ccedil;lerin kalbini sarmaladığında Logan ellerini Fiona'nın beline sarmaladı. Daha sonra onu kolundan tutup geniş bir yuvarlak &ccedil;izmesine sebep olacak derecede d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; zaman Fiona g&uuml;ld&uuml;. Bu hissi seviyordu. Kendini bir kuşa benzetiyordu. G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde &ouml;zg&uuml;rce u&ccedil;an bir kuş... Mutluydu. Huzurluydu.</p>
<p data-p-id="b3a951e90c8b6dea55d38e14d1667813">Logan kolundan tutup gen&ccedil; kadını kendisine &ccedil;ektiği zaman belinden tutup onun &uuml;zerine doğru eğildi. Bunu yaparken olduk&ccedil;a yavaştı. Kollarında d&uuml;nyanın en hassas vazosunu taşıyor gibi hissediyordu. Kırılma ihtimalini g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurarak nazik&ccedil;e d&ouml;nmeye başladı onunla birlikte.</p>
<p data-p-id="02a0e686c7b324d4690759705a0bd2e8">Fiona g&ouml;zlerini a&ccedil;mamakta ısrarcıydı. Lakin gereksiz bir heyecana s&uuml;r&uuml;klenmişti kalbi. Neden bu kadar &ccedil;ok heyecanlandığını kendisi de bilmiyordu. Belki m&uuml;ziğin akşındaydı belki de dansın o tutkusu y&uuml;z&uuml;ndendi. Buna net bir cevap vermek zordu.</p>
<p data-p-id="5313196c33feb49b44c6450d23ce0e55">Logan, gen&ccedil; kadını kendine doğru &ccedil;ektiği zaman yavaş yavaş m&uuml;ziğin sonuna geldiğini hissetti. Ellerini Fiona'nın beline yerleştirip onu kaldırdığı zaman hızla d&ouml;nmeye başladı. M&uuml;ziğin yavaşlamasına eş zamanlı olarak Logan'da yavaşlıyordu.</p>
<p data-p-id="92f671340a09faf0b760081bbd2023e5">Fiona m&uuml;ziğin bittiğini hissettiğinde g&ouml;zlerini a&ccedil;ıp a&ccedil;mamakta kararsız kalmıştı. Nedenini bilmediği heyecanı kalbini sardığı zaman hızla g&ouml;zlerini a&ccedil;tı. Karşısında ona bakmakta olan Loganı g&ouml;rd&uuml;. Havadaki garip ortamı değiştirmek adına bir adım geriledi.</p>
<p data-p-id="5a62a66beded9f0614bf2b393767b129">"M&uuml;zik &ccedil;ok g&uuml;zeldi."</p>
<p data-p-id="5fb78787f2f0382b12354e3379c467d6">Logan bir anlığına duraksasa da g&uuml;l&uuml;msedi. "Evet, Jordan'nın yeni bestesi. Onun bu kadar başarılı olduğunu g&ouml;rmek beni &ccedil;ok gururlandırıyor." Ardından devam etti.</p>
<p data-p-id="17cff8112e78a55017596d638716a095">"Hayallerinin peşinden gidiyor tıpkı senin gibi."</p>
<p data-p-id="5b55dc3766a3b1ac6d28cbf98de3a28a">Fiona g&uuml;l&uuml;msedi. "Burada &ccedil;ok uzun s&uuml;re kaldık. Biraz dışarı &ccedil;ıkalım. Az sonra işe gitmem gerek."</p>
<p data-p-id="eda6a35e34fde435654251381ba51af7">Dans barakasından &ccedil;ıkan ikili, &ccedil;evresindeki insanlara aldırmadan y&uuml;r&uuml;yorlardı. Logan ona laf eden insanlara bir şey yapmayacağına dair arkadaşına s&ouml;z vermişti. Sakin kalmak zorundaydı, en azından Fiona i&ccedil;in.</p>
<p data-p-id="aebd2b6e45c80d754e4130323a7e5bf1">"Teşekk&uuml;rler Logan." Dediği zaman Fiona g&uuml;l&uuml;mseyerek devam etti. "Bug&uuml;n ki dansın i&ccedil;in. Canlı m&uuml;zikte dans etmeyi &ccedil;ok sevdiğimi biliyorsun. Bug&uuml;n de kendimi bir kuş gibi hissettim. Teşekk&uuml;rler."</p>
<p data-p-id="93e08b4463e4d5bc81ccc2eecd26e322">"Bana teşekk&uuml;r etmene gerek yok Fiona. Konu sen olunca her şeyi yapabileceğimi biliyorsun."</p>
<p data-p-id="d92a9849f7d067f26957df5cf9eab90c">"Biliyorum ama yine de teşekk&uuml;r etmeden yapamıyorum."</p>
<p data-p-id="571a150621ebb33f0130d43b698049b3">Fiona, arkadaşına bakarken ona seslenen sesi g&ouml;rmezden gelmek istiyordu ancak yapamıyordu. Arkasına d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; zaman bu kasaba da ona en &ccedil;ok kin besleyen adamı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde y&uuml;z&uuml;ndeki g&uuml;l&uuml;mseme yok oldu. Kendisi sorun değildi Logan i&ccedil;in endişeleniyordu. Kavga &ccedil;ıkmasını istemiyordu bu arkadaşının işini riske sokabilirdi.</p>
<p data-p-id="098d7707cf9789537ec46c789f924f27">"Şeytanın kızı, dansından vazge&ccedil;miyor yine. Şaşırtmıyorsun beni." Fiona, Dustin'e baktı. Ona doğru bir adım atmak istedi ancak Logan elini sıkıca tuttu. Onunla laf dalaşına girmesini istemiyordu.</p>
<p data-p-id="57b31e0a33192f734950ffcdfe4ad275">"Hayatı dans olan bir insan neden dansından vazge&ccedil;sin? Sen mesela..." dediğinde bir adım attı Dustin'e doğru. "Kasaba da ismi &ccedil;abuk yayılan bir kitap vardı. Sahipsiz yazarın kaleme aldığı, betimlemelerle bu kitabın ger&ccedil;ek mi yoksa hikaye mi olduğu iklimine d&uuml;ş&uuml;ren o yazar. O sendin."</p>
<p data-p-id="4f8ab5ed25c945226b762245d2f275d2">Dustin'nin meydan okurcasına olan g&uuml;l&uuml;msemesi y&uuml;z&uuml;nden silinmişti. İfadesiz bir şekilde Fiona'ya bakıyordu.</p>
<p data-p-id="e216b535a359d277bf85fbb64a6e2d9d">"Dans etmek, kelimeleri toparlayıp bir kitap haline d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek bunlar ne zamandan beri k&ouml;t&uuml;leniyor? İşin k&ouml;t&uuml; tarafı ne biliyor musun gelişmelere kulak kapatmak. Bu kasabadaki insanların &ccedil;oğu dans ettiğim i&ccedil;in bana laf ediyorlar. Dans etmenin neresi k&ouml;t&uuml; ya da kitap yazmanın?"</p>
<p data-p-id="21b73fb4b47db7d9104f0235042ad160">Dustin g&uuml;l&uuml;msedi. "Her şeyi neden bir tutuyorsun? Dans farklı."</p>
<p data-p-id="046ca42e02b330a44c3d36d69660eeff">"Hayır değil. Aslında..." dediğinde Fiona duraksadı. Aklına gelen d&uuml;ş&uuml;nceyle g&uuml;l&uuml;msedi. "Sorun burada değil ki. Sorun ne dans etmekte ne de yazar olmakta. Sorun bunca insanın yeni yeteneklere g&ouml;zlerini ve kulaklarını kapatmasında. Eğer i&ccedil;inde bir cevher varsa bile bunu keşfedememekte. Bu &ccedil;ok yazık."</p>
<p data-p-id="55c4612a712f097ac2fc4fd9d61d5515">Dustin bir iki adım atarak Fiona'nın &uuml;zerine y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; zaman Logan hızla Fiona'nın &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ti. İkili arasında bir gerilim vardı. Ne yapacağı hakkında bir fikri olmayan Fiona, Logan'nın elinden tuttu.</p>
<p data-p-id="0f80f6f984b3b9b7a350e7d83c211376">"Gidelim..."</p>
<p data-p-id="83217aae38bb7575fd1bc960de762310">"Dustin ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun inan bana umurumda değil. Zaten insanların d&uuml;ş&uuml;ncelerine karışamam onları değiştiremem. Buna sonsuza dek saygı duyarım ancak Fiona'nın &uuml;zerine y&uuml;r&uuml;mene izin vermem, veremem."</p>
<p data-p-id="b6ab71eabafa272d085e87fbefe727ce">Logan bir adım daha atarak aralarındaki mesafeyi azalttığında Fiona'nın kendisini duymaması i&ccedil;in sesini al&ccedil;alttı.</p>
<p data-p-id="937cc968f4043c7b47dd5c1b11c6b4c9">"Sevdiğim insanları ne pahasına olsun korurum. Onların kılına zarar gelse yapamayacağım şey olmaz Dustin. Fiona benim ailemden birisi ve onun canı yanarsa eğer... Onu canını yakanın d&uuml;nyası k&uuml;l olur. Beni anladın değil mi?"</p>
<p data-p-id="10466acf04398794390f8fbe8ba29616">"Beni tehdit mi ediyorsun?"</p>
<p data-p-id="d115e2c06ed0524e7f0232979e719a06">"Konu Fiona ise inan bana tehdit az kalır."</p>
<p data-p-id="37cb16fc32babf4bf10e4fd99bafed0d">Logan bir adım geriye doğru attığı zaman bakışlarını ona merakla bakmakta olan Fionaya &ccedil;evirdi. G&ouml;zlerindeki endişeyi rahatlıkla okuyabiliyordu. Bu y&uuml;zden onu rahatlamak adına g&uuml;l&uuml;msedi ve elinden sıkıca tuttu.</p>
<p data-p-id="8bad65632eee98313d7d5a4f28666e65">"Gidelim mi?"</p>
<p data-p-id="29b40a39bcad7875fb929f19abd8e37a">Fiona, Logan'nın ona ne s&ouml;ylediğini merak etse de arkadaşının bu teklifini kabul etti. Daha fazla burada kavga &ccedil;ıkabilirdi ve Fiona kavga &ccedil;ıkmasını istemiyordu. Bu y&uuml;zden Dustini arkalarında bırakarak y&uuml;r&uuml;meye devam ettiler.</p>
<p data-p-id="b39d576b8ec8bbdab160c7ed912ae94c">Bir s&uuml;re ikisi de konuşmadı. Fiona ona aşağılayıcı g&ouml;zlerle inceleyen insanları hissediyordu. G&ouml;zlerindeki aşağılama ve &ouml;fkenin nedenini hi&ccedil;bir zaman anlayamamıştı. Yine de bunu umursamıyordu. Eğer kafasına taksaydı hayalleri yolunda d&uuml;şer dururdu. Bu y&uuml;zden ne ona edilen kelimeleri ne de aşağılayıcı bakışları umursuyordu. Tek umursadığı şey annesi gibi dans konusunda başarılı olmaktı.</p>
<p data-p-id="f6c1c6475ceb8824f6d0f432384fd29b">G&ouml;zleri dolduğu zaman bakışlarını yere &ccedil;evirdi. Annesini ve babasını &ccedil;ok &ouml;zl&uuml;yordu. Bazen d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu da bu kadar m&uuml;cadele nasıl edebilmişlerdi. Bazen Fiona'nın hayata teslim olası geliyordu ancak daha sonra aklına ailesi ve Logan gelince işler değişiyordu. Annesi de b&ouml;yle miydi? Onların da dayanma sebebi sevdikleri miydi?</p>
<p data-p-id="77cc8736c4778ca5904bc11ab2344e68">Daha ne kadar bu baskıya dayanacaktı?</p>
<p data-p-id="f026ddc70cc500ea88dca1e9d696398b">"Sana &uuml;z&uuml;lme demeyeceğim ama her zaman yanındayım Fiona."</p>
<p data-p-id="6f6a17ee895da63e00476d1f97bf6613">"Logan!" Bakışları Logan'nın patronuna kaydı Fiona'nın. G&uuml;l&uuml;msedi. Ona şaşırmıyordu. Yine işini ekip kendisini g&ouml;rmeye gelmesi Logan'nın her g&uuml;n yaptığı bir şeydi. Patronundan azar işiteceğine emindi. Birka&ccedil; adım atarak bu durumu d&uuml;zeltmek istese de Logan koşarak patronunun yanına gitti.</p>
<p data-p-id="745fe32c6ec871b12b861d306343183d">Fiona ise koşarak &ccedil;alıştığı pastanenin kapısından giriş yaptı. Patronun bakışlarından ka&ccedil;arak mutfağa doğru y&ouml;neldi. Mutfaktaki &ccedil;alışanlar onu g&ouml;rd&uuml;kleri anda susup işlerinin başına ge&ccedil;tiler. Fiona ise sıradaki sipariş ile ilgileniyordu.</p>
<p data-p-id="eca1d5e63fa950e0aba506e8b3675428">"Robinson gece eve geldiği zaman y&uuml;z&uuml;nden d&uuml;şen bin par&ccedil;aydı. Ne olduğunu sormak konusunda &ccedil;ekindim a&ccedil;ık&ccedil;ası. Ancak daha sonra bana geldi ve konuştuk."</p>
<p data-p-id="af5d385538b9bd6c8d9cd6cb6413681e">"Konu ne?"</p>
<p data-p-id="2159e464799a195ee98a8fdd2affc97d">"Savaşlar arasında direnen &uuml;lkeleri araştıran bir gazetece varmış. Bizim kasabaya gelmek istiyormuş."</p>
<p data-p-id="44f899469fe8afdb7c43fa053348083c">Fiona'nın kalbi hızlandı. Halkın bunu olumlu karşılamayacağını elbette biliyordu ama &ouml;nemli olan bu değildi. Artık sesini duyurma imkanı vardı. Dansın, evrensel bir dal olduğunu s&ouml;yleyecekti. Hayallerin peşinden gitmenin iyi bir şey olduğunu d&uuml;nyaya haykırma şansı vardı.</p>
<p data-p-id="6b33dde483d58562e44ded1dfd0b09d5">"Ne olacağını sorduğum zaman bilmiyorum dedi. Elinden geleni yapacak. Umarım gazeteci fazla inat&ccedil;ı biri değildir."</p>
<p data-p-id="9fedc6570ca692b1435ca6f1758f77bc">Fiona, arkasını d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; zaman bir adım attı. Kadın bakışlarını kendisine &ccedil;evirdiği zaman g&uuml;ld&uuml;.</p>
<p data-p-id="845029c9c6f26d88ae075c07f9f587de">"Ne oldu? Bir an i&ccedil;in &uuml;mitlendin değil mi? Fiona, Fiona.."</p>
<p data-p-id="57e5774e809eeed1110565685d75ae89">Kadın bir adım daha attığı zaman "Sorun &ccedil;ıkaran hep sizin gibi inat&ccedil;ı insanlar farkında mısın?" dediğinde devam etti.</p>
<p data-p-id="c7a21855debe9f94b7cc51968fe5684d">"Topluma uyum sağlamak yerine hep başını kaldırıp isyan ediyorsun. Hayatının dans olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorsun. Dans sana ne kazandırıyor? Kendini yakmaktan başka ne yapıyorsun?"</p>
<p data-p-id="2cf11b4083880168611d164954ecb22b">"Sırf kendini de değil..." dedi diğer kadın. "Başkalarını da etkiliyorsun. Bırak, savaşma işte. Savaştık&ccedil;a kaybedersin."</p>
<p data-p-id="3cb07bb5bedb00a1f23ca16e1ea21e69">"Sipariş iki..." Garson mutfağa seslendiği zaman Fiona hazırladığı yemeği garsona verdi. Ardından arkasını d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; zaman g&uuml;l&uuml;msedi.</p>
<p data-p-id="7dff984248467c193d36fc8b9451ba80">"Savaşmak, &ccedil;abalamak kaybettirmez. Bir savaşta kimin kazanacağını veya kaybedeceğini siz dahil kimse bilemez. &Ccedil;ok &ccedil;aba g&ouml;steriliyorsa karşısındaki kişiye rağmen o savaş kazanılabilir. Ben hayallerim ve geleceğim adına savaşıyorum. Biz sorun &ccedil;ıkaran insanlar değiliz. Biz kendi hayalleri i&ccedil;in savaşan insanlarız. Asıl siz... Sizin gibi her gelişmeye g&ouml;zlerini kapatan insanlar &ouml;nce aynaya ge&ccedil;ip kendine bakmalı. G&ouml;zlerini a&ccedil;malılar."</p>
<p data-p-id="5fd05d1cd608e9ab96c88b01b7616d6b">"İnsanlar adına karar veremezsin!" dediğinde karşısındaki kadın bir adım geri &ccedil;ekildi Fiona.</p>
<p data-p-id="e37d6e85aba5bcc98b2adc00e6424c76">"Evet, siz de veremezsiniz." Diyerek cevapladı onu.</p>
<p data-p-id="adf0a4f62aefb554b85dd993818b7bad">Bu iş kavgaya kadar gidebilirdi. Kadın onun &uuml;zerine bir adım daha attığında mutfağa patronu girdi. Bakışları &uuml;&ccedil;l&uuml;n&uuml;n arasında gidip gelirken Fiona'nın yanında durdu.</p>
<p data-p-id="e9131d1f3ecbc40c21735b5a7c9ee613">"Ne oluyor burada?"</p>
<p data-p-id="4b328aa0de1669d38d32c293dbdefa23">&Ccedil;alışan kadın Fiona'yı parmağı ile işaret ederek "Bize cevap veriyor olacağı bu!" dedi. Kendinden olduk&ccedil;a emindi. G&ouml;zlerini yeniden Fionaya &ccedil;evirmişti. Ona olduk&ccedil;a kızgındı.</p>
<p data-p-id="1648fb77f96ecb5b1f226dd63431e055">"Size ka&ccedil; kere dedim hanımlar iş yerinde bu konuları konuşmak yasak. Belki o size cevap verdi evet ama sizin de bu konuyu uzatmanızın alemi yok. Burası bir iş yeri ve burada kavga istemem. Anlaşıldı mı?"</p>
<p data-p-id="521b62abc00deb04821edce5f53b3991">Kadının y&uuml;z&uuml;ndeki g&uuml;l&uuml;mseme silindiğinde şaşırmıştı. Patronun kendisine hak vereceğini ve Fiona'yı işten &ccedil;ıkartacağını sanmıştı. Ancak karşısında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; adam Fiona'nın yanında durmuştu.</p>
<p data-p-id="65a756d699d63e479c7d5a940d1acb17">"Ama..." diyerek konuşmak istedi ancak patronun onu dinler gibi bir hali yoktu.</p>
<p data-p-id="110396c0951461af0df30932cef9b6d3">"Siparişleri hazırlayın hadi!" diyerek arkasına bakmadan mutfaktan ayrıldığı zaman Fiona işine kaldığı yerden devam etti. Onu g&ouml;ren insanların ona karşı konuşmaları canını sıkıyordu. Bazen umursamamak, aldırmamak kolay oluyordu ama bazen kendinizi cevap vermek zorunda hissediyordu. Elinde değildi. Yaptığı şey g&uuml;nah değildi. Yaptığı şey sadece kendi hayatının, geleceğinin peşinden gitmekti. Buna neden b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;fkeyle bakıyorlardı anlamıyordu.</p>
<p data-p-id="d856d8e45af040586a6d583ae79cc238">İ&ccedil;indeki sesi dinleyerek sakin olmaya &ccedil;alıştı. Siparişleri hazırlarken aklı Logan'daydı. Bu sefer başı belaya girmiş miydi bilmek istiyordu. Ancak o şanslıydı. Bir şey olmayacağını umarak g&uuml;n&uuml;n geri kalanını siparişleri tamamlamak ile ge&ccedil;irdi.</p>
<p data-p-id="23b27562fb77b1d2486aba1bb69d7389">D&uuml;ş&uuml;nceleri, zihninde karmaşaya sebep olurken dansın kendisine en iyi gelecek se&ccedil;enek olacağını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Akşam saatinde pastaneden ayrılarak kasabanın meydanına geldi. G&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne baktığı zaman g&uuml;l&uuml;msedi.</p>
<p data-p-id="b96de6123c005684184175ec9e20a903">"Bug&uuml;n nasılsınız bilmiyorum. Ama ben ne olursa olsun bana ne denilirse denilsin iyiyim. İyi olacağım anne. Senin yolundan gitmek istiyorum. Senin gibi iyi bir dans&ccedil;ı olmak istiyorum. Bazen..." dediğinde duraksadı.</p>
<p data-p-id="09041442bfbf33858f1259508be2e5cc">"Bazen b&uuml;t&uuml;n bunlara nasıl dayandığını aklım almıyor. Bunun i&ccedil;in bir insan &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmalıymış. Belki sende seni seven insanlara tutundun. Babama, bana. İnsanların seslerine kulaklarını tıkadın. B&ouml;yle bitmemesi gerekiyordu. Sizi b&ouml;yle kaybetmek canımı yakıyor. Bu y&uuml;k &ccedil;ok fazla."</p>
<p data-p-id="8c7da893173440fefa153336800e7f62">Hı&ccedil;kırdığı zaman ellerini yumruk yaptı.</p>
<p data-p-id="2cb86fb0b080fd390a6dfb1f5618a2db">"Hayallerim ve sizin adınıza savaşmaktan başka ne yapabilirim ki. Senin &ouml;nderliğinde gideceğim anne. Sonuna kadar savaşacağım. Senin ve babam i&ccedil;in."</p>
<p data-p-id="1cbc7a453e9db24885d011866100679f">Ayağı kalktığı zaman etrafını kontrol ettikten sonra dans barakasına gitmek i&ccedil;in koştu. Ancak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; manzara onu olduğu yere kilitlemeye yetmişti. Dizlerinin &uuml;zerine d&uuml;şmek &uuml;zereyken kolundan tutulduğu zaman başını reddedercesine sağ ve sola sallamaya başladı. Bu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; şey doğru olamazdı. Dans barakası yerle bir olmuştu.</p>
<p data-p-id="e1823342ee73a1dd23e571bf29805861">"Hayır, hayır, hayır..."</p>
<p data-p-id="34d2ba3dc942084b4641f4a7534da990">"Fiona..."</p>
<p data-p-id="d9c2f53e136b1cfeb4b7e9abb17b3f04">"Logan... T&uuml;m emeklerimi &ccedil;&ouml;pe atmışlar. G&ouml;r&uuml;yor musun?" Ayağa kalkarak dans barakasına gitmek istedi ancak Logan onu tutuyordu.</p>
<p data-p-id="511d5e3e11f58403f6fe9c4ecf3b7990">"Neden yaptılar bana bunu, neden? Anlamıyorum. Ben sadece dans etmek istedim. S&uuml;rekli bunun k&ouml;t&uuml; bir şey olduğunu vurguladılar. G&uuml;nah işler gibi baktılar bana. Bana s&ouml;z s&ouml;yleyebilirler ama ellerim ile her bir duvarını &ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m barakamı neden yıktılar..."</p>
<p data-p-id="83d1f64e08ec35271f40f9a859aebb79">"Fiona.." demek istemişti ki Logan, Fiona hızla onu sarmalayan ellerden kurtuldu.</p>
<p data-p-id="80e4030ab38bb66d00c7c53bf091be91">"Ne yapacağım şimdi ben? Onca emeğim &ccedil;&ouml;pe gitti."</p>
<p data-p-id="cf5028577f033ca2a5099a0818b0fcbe">"Hayır gitmedi."</p>
<p data-p-id="aa13a9a87f4cad0922043c3b01fc9e9d">Fiona arkadaşına bakarak bağırdı. "Evet gitti. Ne yapabilirim şimdi ha ne? S&ouml;ylesene bana ne yapabilirim? Dansın şeytan işi olduğunu s&ouml;yleyen insanlarla aynı yerde yaşadığım yetmiyormuş gibi şimdi yuvamın yıkıldığını g&ouml;r&uuml;yorum. Ben o olmadan ne yapacağım Logan s&ouml;yle bana ne yapacağım?"</p>
<p data-p-id="7ea5203417b792ad821b58f63073b883">Logan kızın kolundan tutarak onu s&uuml;r&uuml;klemeye başladı. İkiliyi merakla izleyen kasaba halkı onları takip ediyordu. Ne olacaklarını b&uuml;y&uuml;k merakla izliyorlardı. Fiona ise arkadaşına direniyordu. Kendisini bırakmasını istiyordu ancak Logan'nın bunu hayatta yapmayacağını biliyordu.</p>
<p data-p-id="9527a04aaf36e037b59ce31db77aecad">"Ne yapıyorsun Logan? Bırak beni!"</p>
<p data-p-id="9c17cbabd39a1edb396fde46b636ee57">"Bak bana. Fiona bana bak!" Fiona arkadaşına baktığı zaman kolunu ondan kurtardı. G&ouml;zleri dolu bir şekilde Logan'a baktı.</p>
<p data-p-id="4bf9cef7d41a15e186432fea57e6e4b9">"Sen bu değilsin. Sen az &ouml;nce kendini yere bırakan kız değilsin. Evet belki dans barakan yıkılmış olabilir ama s&ouml;yle bana bu kadar mı, ger&ccedil;ekten bu kadar mı hayır değil. Dansın ne yeri olur ne zamanı. Dans g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki bulutlar da bile olur. &Ouml;nemli olan m&uuml;ziğin ritminde kaybolabilmek değil mi?"</p>
<p data-p-id="5023688b92fb090b2c768b60db9ded70">Logan arkadaşlarına işaret verdiği zaman devam etti. "Şimdi b&uuml;t&uuml;n bu halka, daha doğrusu b&uuml;t&uuml;n bu g&ouml;zlerini ve kulaklarını kapatan insanlara dansın mek&acirc;na bağlı kalmayacağını g&ouml;stermek istiyorum."</p>
<p data-p-id="75aa6b8dd053a194ffef381cdedacd6e">Logan birka&ccedil; adım atarak g&ouml;mleğin d&uuml;ğmelerinden bir iki tanesini a&ccedil;tı ve ardından Fiona'nın &ouml;n&uuml;ne gelip elini ona uzattı.</p>
<p data-p-id="d49ec7831be7548b04629a6c1810cc5e">"Benimle dans edin hanımefendi inanın buna pişman olmayacaksınız."</p>
<p data-p-id="2a49cf7113053c2d743078a47101b365">Fiona d&uuml;ş&uuml;nmeden Logan'nın elini tuttuğu zaman canlı m&uuml;zik kasabayı etkisi altına almıştı. Fiona m&uuml;ziği duyar duymaz g&uuml;l&uuml;msedi. Meydan okur dans hareketlerini sergilerken g&ouml;zlerini yumdu. Ah Tango en sevdiği dans &ccedil;eşidiydi. Ellerini Loganın g&ouml;ğs&uuml;ne yaslayıp kendini hızla geriye ittiği zaman m&uuml;zik hızlandı. İkisi de birbirine meydan okuyorlardı.</p>
<p data-p-id="67653500cfc3b704f9a0b7daaa5e038c">G&uuml;l&uuml;mseyerek arkasını d&ouml;nd&uuml; ve kendini partnerinin kollarına attı Fiona. Logan ise onu tuttuğu gibi havaya kaldırdı. İkisi hızla d&ouml;nerken g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorlardı. Sanki kasabadaki b&uuml;t&uuml;n insanlara meydan okuyorlardı.</p>
<p data-p-id="3b9f3c4582d642123b6758a55fa8a2e4">Fiona, b&uuml;t&uuml;n bu olan biteni hayranlıkla takip ediyor diğer yandan kendini Logan ve m&uuml;ziğin kollarına bırakıyordu. Yine o hissi yakalamıştı zihni. Kuş olmuştu ve adeta u&ccedil;uyordu. Logan elinden tutup onu bir daire &ccedil;izer gibi d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; zaman kendisi de d&ouml;nmeyi ihmal etmedi. B&uuml;y&uuml;k oynuyorlardı. Tam da kendilerine yakışır şekilde!</p>
<p data-p-id="89ebe92bb0d6a278a3a42339a35146a5">Asla pişman olmayacağı tek konuydu dans ve Fiona b&uuml;t&uuml;n bu insanlara bu konu da ne kadar iyi olduğunu g&ouml;stermek istiyordu. Kendisine &uuml;mitle diyen kadından tutun, &ouml;fkeyle &uuml;zerine y&uuml;r&uuml;yen D&uuml;stin'e hadlerini bildirmek istiyordu.</p>
<p data-p-id="d71f0fd0047594633983465c4ee6c71b">M&uuml;ziğin sonlarına doğru ikisi de hareketlerini bir tık seviyeye taşıyorlardı. Ger&ccedil;ek anlamda kuş olup bu diyardan u&ccedil;arcasına dans ediyorlardı. İşte herkesin sevmediği sadece ikisinin anladığı bir duygu; dans ederken &ouml;zg&uuml;r olmak!</p>
<p data-p-id="a87f566060923ec8589b5634f14f9a8a">İkisinin de bu heyecanı ve hissi kalplerine kadar yaşıyorlardı. M&uuml;zik biterken Logan, kızın belinden tutarak hızla &uuml;st&uuml;ne y&uuml;klendi. Fiona ise g&ouml;zlerini a&ccedil;arak arkadaşına baktı. M&uuml;ziğin sesi kesilirken tek duyulan şey soluk sesleriydi.</p>
<p data-p-id="09c5a7f0b6645392d994b5104d8d0222">"Sen harikasın, biliyorsun değil mi Logan?"</p>
<p data-p-id="58680e32db0147e2a995126e1d842470">"Senin kadar olmamam Fiona."</p>
<p data-p-id="6f6032b63cab2e7043e2990727c6745d">G&uuml;ld&uuml;ler. Fiona etrafındaki insanlara bakarken &ccedil;oğunun y&uuml;z ifadesinin karmaşık bir ifadeye b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;yordu. Onları etkilemişlerdi. G&uuml;l&uuml;mseyerek ayağa kalktığı zaman kendisi ile ve arkadaşı ile gurur duydu. Kasaba halkı evlerinde d&ouml;nerken tek kelime etmemişlerdi onlara. İnsanların aklı karmakarışıktı.</p>
<p data-p-id="1f75352cdd3ba8dc605a9b81b41a90c2">Fiona yere oturduğu zaman Logan onun yanına oturdu.</p>
<p data-p-id="27989bb200e5babeab396f2d618e36a9">"Sence başardık mı?"</p>
<p data-p-id="8f7b01e140d775be5bfc03f017d94399">"Bilmem. Sanırım oldu." Fiona ona baktı. G&ouml;zlerindeki yaşları silerken g&uuml;ld&uuml;. "Canlı m&uuml;zik ve tango. Bu hayatımda yaptığım en m&uuml;kemmel şey olabilirdi."</p>
<p data-p-id="0319c63a2a493fd0257067296576c229">Sırtını taş duvara verdiği zaman Logan ona d&ouml;nd&uuml;. "Sanırım sana bir şey s&ouml;ylemem gerek."</p>
<p data-p-id="92fefe135a2df31793c93af36c040f77">Fiona bakışlarını Logana &ccedil;evirdi. B&uuml;y&uuml;k bir dikkatle onu dinliyordu.</p>
<p data-p-id="e23842334c81b8255926cad31072db68">"Biliyorsun iki aydır yoktum. Bu s&uuml;re senden uzakta kalmak &ccedil;ok zordu. Ben... Bizim i&ccedil;in &ccedil;ok &ccedil;abaladım. Bu kasabadan &ccedil;ıkmanın elbet bir anahtarı olacağını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. &Ccedil;ok sakin kalabiliyorsun ama bazen sana s&ouml;ylenen laflar hoşuna gitmiyor biliyorum. Seni &uuml;zg&uuml;n g&ouml;rmek istemiyorum Fiona. Bu y&uuml;zden bu iki ay her yeri gezdim. &Ccedil;ok &ccedil;abaladım ve sanırım &ccedil;ıkış biletimizi buldum."</p>
<p data-p-id="fdd43d4b97d983b561305475fc976ca2">Fiona şaşkınlıkla arkadaşını dinliyordu. Duydukları kulağa ger&ccedil;ek denilmeyecek derecede g&uuml;zel geliyordu. Bunun doğru olma olasılığı ka&ccedil;tı bilmiyordu ama i&ccedil;ten i&ccedil;e bu kasabadan ayrılmayı istiyordu. Bunun ger&ccedil;ekleşecek olması onu şimdiden heyecanlandırmaya yetmişti bile.</p>
<p data-p-id="543182f3ea37b295082790e817945698">Logan cebinden &ccedil;ıkarttığı k&acirc;ğıdı ona uzattı. Fiona k&acirc;ğıdı eline aldığında yazıyı yavaş bir şekilde okudu.</p>
<p data-p-id="370ea9ebd13d5723013e9edb8f42babe"><b>ULUSLARARASI DANS YARIŞMASI</b></p>
<p data-p-id="1af4612f848633d5feec1fad8c40ad32"><b>&Uuml;lkeler arası dans yarışmasına hepiniz hoş geldiniz! Katılım aşağıda belirtilen adrese bizzat gelinerek yapılmaktadır. &Ouml;n elemeleri ge&ccedil;en katılımcılar ana yarışmaya katılmaya hak kazanacaklardır.</b></p>
<p data-p-id="6e2fd7a94990f95f9166722c47ce13ab">Fiona, Logan'a baktı. Elleri titriyordu. Bu ger&ccedil;ek olamayacak derece de g&uuml;zeldi.</p>
<p data-p-id="009b5b89cfdffa5b64e67fc749e2d13b">"Bu ger&ccedil;ek mi?"</p>
<p data-p-id="62f019f834a67114f16b75a4919998f0">"Evet Fiona. Ger&ccedil;ek..." Fiona g&uuml;l&uuml;msedi. Kalbi hızla atarken g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evirdi bakışlarını. Bu kasabadan kurtulacaktı. Hayallerine adım adım yaklaşacak olması onu &ccedil;ok heyecanlandırıyordu. Bu yarışma hem bu kasabadan kurtulmasına hem de hayalleri i&ccedil;in olduk&ccedil;a g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir anahtardı.</p>
<p data-p-id="e27e64eb6bff6afcf83681c33eeb44d0">"Başaracağız değil mi Logan? Kazanacağız."</p>
<p data-p-id="25690fc4e12019243ac4454a8173da72">"Eğer inanırsan her şey olur Fiona. Kendine inan &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben sana inanıyorum." Fiona, başını arkadaşının omzuna yasladığı zaman g&uuml;l&uuml;msedi. Kararlıydı. Hayalleri i&ccedil;in, geleceği i&ccedil;in savaşacaktı.</p>
<p data-p-id="8fbdd0edc74821c44b654d0888a7a2d6">O yarışmaya gidecek ve bundan asla pişman olmayacaktı.</p>
<p data-p-id="dce9ad0ab622bee8547afb209e0183b3">"Sizin yolunuzdan gidiyorum anne, baba. Bu kasabadan ayrılacağım ve o yarışmadan birinci olarak ayrılacağım. Bunu sizin i&ccedil;in yapacağım."</p>
<p data-p-id="bd74b63464c392602cb7e26b92d0e511">G&ouml;zlerini yavaş&ccedil;a yumduğunda Fiona artık emindi. Vazge&ccedil;mek yoktu. Bu insanların arasında nasıl &ccedil;abaladıysa orada da &ccedil;abalayacaktı. Hi&ccedil;bir zaman savaşta kimin kazanacağını bilemezsiniz ancak g&ouml;stermiş olduğunuz &ccedil;aba karşınızda ne kadar kişi olursa olsun kazanmanıza değecektir.</p>
<p data-p-id="fd65b218a2b54a006feffb4a53f877cb">Şimdi Fiona i&ccedil;in savaş zamanı!</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Son</title>
<link>https://edebiyatblog.com/son-1982</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/son-1982</guid>
<description><![CDATA[ —Ben küçükken sürekli aynı kabusu görürdüm. Annemin dedemi ziyaret etmek için uçakla yola çıkacağı gün hasta olurdum. Ağrılarımın acısıyla kıvranırken annem dayanamaz ve o günkü uçuşunu iptal edip beni hastaneye götürürdü. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623774514401a.jpg" length="53001" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 20 Mar 2022 21:37:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>anne, çocuk, geçmiş, rüya, pişmanlık, tercih</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&mdash;Ben k&uuml;&ccedil;&uuml;kken s&uuml;rekli aynı kabusu g&ouml;r&uuml;rd&uuml;m. Annemin dedemi ziyaret etmek i&ccedil;in u&ccedil;akla yola &ccedil;ıkacağı g&uuml;n hasta olurdum. Ağrılarımın acısıyla kıvranırken annem dayanamaz ve o g&uuml;nk&uuml; u&ccedil;uşunu iptal edip beni hastaneye g&ouml;t&uuml;r&uuml;rd&uuml;. Ertesi g&uuml;n ise u&ccedil;ağı d&uuml;şer ve &ouml;l&uuml;rd&uuml;. Her gece bu kabusla kan ter i&ccedil;erisinde , ağlayarak uyanırdım. Bir tek şey değişirdi r&uuml;yalarımda. Ger seferinde hastalığımı daha da şiddetli ge&ccedil;irirdim. Sanki kader felaketi haber ediyormuş gibiydi. Anneme hi&ccedil;bir zaman r&uuml;yalarımı anlatmadım. En sonunda o g&uuml;n geldi. Şuan o g&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyorum. Birebir aynı şeyi yaşıyor olmama rağmen anneme "Bana bir şey olmaz. Sen git." diyememiştim. Hastalıktan kıvranıyordum ve iyileşmek istemiştim. Diyemedim. Hala bunun acısını yaşıyorum.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Bunu başka birine anlatmak seni rahatlatıyor mu?</p>
<p>&mdash;Hayır.</p>
<p>&mdash;Bak. O vakitlerde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuktun. Tahminim r&uuml;yalarını b&ouml;ylesine bir kaybın psikolojik etkileri sonucu hikayene sonradan eklediğin y&ouml;n&uuml;nde.</p>
<p>&mdash;Hayır. Uydurmuyorum o r&uuml;yaları g&ouml;rd&uuml;m.</p>
<p>&mdash;Sakin ol.... Bak su&ccedil;luluk duygusu seni t&uuml;ketiyor. U&ccedil;ağın d&uuml;şmesi ve ya hasta olman senin su&ccedil;un değildi. Bunun y&uuml;k&uuml;nden kurtulamazsan korkarım ki ileride ciddi sorunlar doğurabilir.&nbsp;</p>
<p>Sinirden elim ayağın titriyordu. Sakinliğimi korumaya &ccedil;alışarak;</p>
<p>&mdash;Sanırım seansın sonuna geldik doktor .</p>
<p>Diyerek odasını terk ettim. İnsan kalabalığının arasına karışıp evime doğru yol aldım. &Ouml;fke ve pişmanlık ayaklarıma g&uuml;&ccedil; veriyor ve bedenim bu , kaos i&ccedil;erisinde harmanlanmış insan topluluğunu yarıyordu adeta. En sonunda apartmanıma &nbsp;varmayı başarmıştım. Katıma &ccedil;ıkıp yaptığım hatanın ve bencilliğimin lekesini gizlemek istercesine hareketler ile dairene girdim. 10. Katta kalıyordum. Burası şerhin dumanının biriktiği ve insanı zehirlediği bir kattı. Bu evden nefret ediyordum. Varlığım , elimdeyken kaderi değiştirme şansımı teptiğim ve annemin &ouml;l&uuml;m&uuml;ne sebep olduğum ger&ccedil;eğini y&uuml;z&uuml;me vuruyordu. Ne doktorlar ne de ila&ccedil;ların bir faydası vardı. Aslında &ccedil;&ouml;z&uuml;m basit ve bir o kadar da zordu. G&uuml;nahımın lekesi bedenime işlemiş ve ruhuma işkence ediyordu. Asıl varlığımı g&uuml;nah y&uuml;kl&uuml; bu bedenden kurtarma d&uuml;ş&uuml;ncesi , &nbsp;her annemin &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; aklıma getirdiğimde daha da cazip bir hal alıyordu. Bedenimin artık bunu kendine şartlandırmasından olsa gerek , salondaki camı a&ccedil;arken kontrol bende değilmiş gibi hissediyordum. R&uuml;zgar zehir dumanı salona doldururken asla boş kalmayan o yoldan ge&ccedil;en arabaların g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml; insanı sağır ediyordu. Ama ben kendimi uzun zamandır hi&ccedil; olmadığım kadar iyi hissediyordum. Cama tutunup ayaklarımı dışarı sarkıtırken i&ccedil;imden "Kaderin beni uyarmış olmasına rağmen bir şey yapmadım. Ben katilim." Diyordum. Bir s&uuml;re &ouml;yle kaldıktan sonra r&uuml;zgarın hızını tenimde hissetmeye cesaret edebildim. Sağır eden g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ye her saniye daha da yaklaşırken temizlendiğimi hissediyordum. G&ouml;z&uuml;m&uuml; kapatıyor ve annemi tekrar g&ouml;rebilecek olmanın mutluluğunu yaşıyordum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖZKURBANLAR DÜĞÜN SALONU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ozkurbanlar-dugun-salonu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ozkurbanlar-dugun-salonu</guid>
<description><![CDATA[ Hayriye Pelinin hayallerindeki ve hayatındaki düğün...Bazı sosyolojik iğneler :) ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623641b772b36.jpg" length="52668" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 23:49:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlgün</dc:creator>
<media:keywords>Düğün, Hayaller, Hayatlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hi&ccedil;bir şey hayallerindeki gibi değildi. Oturup uzun uzun nikah, d&uuml;ğ&uuml;n hayalleri kurmuyordu &ouml;nceden de elbet; ama d&uuml;ğ&uuml;n nikah denilince kendisini hep eski bir yalının ya da k&ouml;şk&uuml;n merdivenlerinden inerken d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. &Ouml;zkurbanlar d&uuml;ğ&uuml;n ve balo salonunun bu hayallerde yeri yoktu. Hele oradaki post bıyıklı piyanist şant&ouml;r&uuml;n. Ortada bir piyanist olacak idiyse de bu papyonlu ve piyanolu biri olmalıydı. <em>&ldquo;Buraya verdiğimiz parayla hayalimdeki nikahı yapabilirdik&rdquo; </em>dedi Hasancan&rsquo;a.&rdquo;<em>Daha az kişiyle tabi</em>&rdquo; diye ekledi. <em>&ldquo;Yani elli kişi falan &ccedil;ağırırdık mis gibi&rdquo;</em>. Yalı olmazdı da k&ouml;şk olurdu, merdiveni olsaydı, şant&ouml;r olmasaydı, daha az g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; olsaydı yeterdi.</p>
<p>Rujunu yeniledi gelin odasında. &Ouml;n&uuml;ndeki kuruyemiş tabağından iki tane leblebi aldı. İ&ccedil;eride yazın en pop&uuml;ler şarkıları &ccedil;alıyordu. Salonu g&ouml;steren kameraya baktı. Annesi, babası, kayınvalidesi ve kayınbabası girişte gelenleri karşılıyordu. Tanımadığı bir kadın girdi i&ccedil;eri iki &ccedil;ocukla. Kolunun yarısı kalın bileziklerle doluydu, &nbsp;boynunda koca bir gerdanlık. Kırmızı dar bir elbise giymiş, yanakları i&ccedil;in de galiba bir ton allık kullanmıştı. M&uuml;stakbel eşine d&ouml;nerek:</p>
<p>- Şu gelene bak tam &ldquo;the gelin&rdquo; dedi.</p>
<p>- &ldquo;B&uuml;y&uuml;k konuşma&rdquo; dedi Hasancan.</p>
<p>- &nbsp;Slaytı verdin de mi?</p>
<p>- Verdim verdim.</p>
<p>Salondan gelen m&uuml;zik sesi giderek y&uuml;kseliyordu. Kamera insanlara tek tek yaklaşıyor, kadraja giren herkes elindeki &ccedil;atalı bı&ccedil;ağı bırakıyordu. İki teyze baş başa vermiş konuşuyorlardı. Biri konuşurken eliyle ağzını kapatıyordu. &ldquo;<em>Bunu siyasiler yapıyor konuşurken g&ouml;r&uuml;yor musun T&uuml;rk kadınının politik tedbirini&rdquo; </em>dedi.</p>
<p>Gelin odasının kapısından piyanist şant&ouml;r girdi. Evet dedi giriş şarkımız bu, dans şarkımız bu, hazır mıyız? Hayriye Pelin ve Hasancan &ccedil;ifti.&nbsp; <em>&ldquo;Pelin yeterli&rdquo;</em> dedi Pelin. <em>&ldquo;Peki&rdquo;</em> dedi piyanist. Beş dakikaya &ccedil;ağırıyorum. Pelin ve Hasancan &ccedil;iftini kocaman alkışlarla &ccedil;ağırdı şant&ouml;r. <em>&ldquo;Ben dedim mi b&ouml;yle bir şey ona!&rdquo;</em> dedi Pelin. <em>&ldquo;Allah aşkına kocaman alkışlar diye &ccedil;ağırmak nedir? &Ouml;zkurbanlar yetmedi bir de kocaman alkış. Birazdan da &ccedil;ocukları pistten alalım der&rdquo;.&nbsp;&nbsp;&nbsp; </em></p>
<p>Piste ge&ccedil;tiler. Takım elbise giymiş bir &ccedil;ocuğu annesi kolundan &ccedil;ekerek aldı pistten. &ldquo;<em>K&uuml;&ccedil;&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğa kravatlı takım giydirmek ne dedi hi&ccedil; haz etmem&rdquo;</em>. <em>&ldquo;Pardon matmazel y&uuml;ksek lord Pelin hanım bizim burada b&ouml;yle&rdquo;</em> dedi Hasancan.</p>
<p>İlk dans bitti, t&uuml;m &ccedil;iftler pistte dans etti. Birisi gelinin kız kardeşinin eteğine bastı, kız kardeş, sinirli bakışlar fırlattı. &Ouml;n masalarda oturan sarışın kadın kocası onu dansa kaldırmadığı i&ccedil;in sinirliydi muhtemelen. Dans birden bire bitti. Ani gelen sessizliğe yakalandı kocasının elinden tutup masaya y&uuml;r&uuml;yen kadının <em>&ldquo;gelin de k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;km&uuml;ş</em>&rdquo; s&ouml;zleri. O kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k m&uuml; g&ouml;steriyordu acaba? On &uuml;&ccedil; cm topuklu, makyaj, hi&ccedil; mi kar etmemişti. Neyse dedi, g&uuml;zel tarafından bak. Kuzenleri yanına geldi gelinin. &nbsp;Biri diğerine <em>&ldquo;yok kuzum hi&ccedil; bana g&ouml;re değil bu d&uuml;ğ&uuml;n işleri belki kumsalda k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir nikah g&uuml;n batımında &rdquo; </em>diyordu. İ&ccedil;inden &ldquo;<em>&Ouml;zkurbanlar ve muadillerinde d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n&uuml; g&ouml;rmek i&ccedil;in sabırsızlanıyorum&rdquo;</em> dedi Pelin. <em>&ldquo;O g&uuml;n sana g&uuml;n batımını anımsatacağım.&rdquo;&nbsp; &nbsp;</em></p>
<p>G&ouml;z&uuml; misafirlere hoş geldin demek i&ccedil;in masaları dolaşan kayınvalidesi ve kayınpepeline takıldı. Sonra bir k&ouml;şede heyecan i&ccedil;inde damadın anneannesi ile konuşan annesine baktı. &nbsp;Derken m&uuml;zik başladı tekrar. S&ouml;zc&uuml;klerin g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;n&uuml;n yerini tavukları pişirmişem aldı. Kabarık elbise giymiş k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kız kendi ekseninde d&ouml;n&uuml;yor, etekleri kabardık&ccedil;a g&uuml;l&uuml;yordu</p>
<p>Sıra slayta geldi. Hareketli bir m&uuml;zik fotoğraflara eşlik ediyordu. Slayttaki sarmaş dolaş fotoğrafları koyup koymamak hususunda &ccedil;ok kararsız kalmış, bir anda gelen istek ve cesaretle hepsini y&uuml;klemişti. &ldquo;<em>Ne gerek var buna</em> &ldquo;demişti Hasancan. Fotoğraflar akın akın ge&ccedil;ti. T&uuml;rk kadını t&uuml;m &ouml;zen y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;sterdi ve konuşurken dudak hareketlerini gizleyerek yaptı dedikodusunu. T&uuml;rk erkeği havaya baktı. Gelinin babası karısını d&uuml;rterek &ldquo;<em>bunlar ne zaman tatile gitti&rdquo;</em> diyordu. &ldquo;<em>Bir de buraya koymuş edepsiz&rdquo;</em>. Derin, hi&ccedil;birini duymadı ama anladı. Hayattan &Ouml;zkurbanlar&rsquo;ın intikamını almış gibiydi.</p>
<p>Nihayet nikah memuru geldi, <em>&ldquo;iyi g&uuml;nde ve k&ouml;t&uuml; g&uuml;nde hastalıkta ve sağlıkta&rdquo;</em> dedi. <em>&ldquo;&Ouml;l&uuml;m sizi ayırana dek&rdquo;</em> demedi. <em>&ldquo;Gelini &ouml;pebilirsiniz&rdquo; </em>de demedi. Zaten bu &Ouml;zkurbanlar gibi yerlerde s&ouml;ylenmezdi. Alkış kıyamet. İ&ccedil;inden keşke filmlerdeki gibi kısa bir sessizlik koysaydım &ldquo;evet&rdquo;in &ouml;n&uuml;ne diye ge&ccedil;irdi Pelin.</p>
<p>Ardından Ankara&rsquo;nın bağları başladı. B&uuml;kl&uuml;m b&uuml;kl&uuml;m yolları&hellip; İnsanlar birbirlerini zorla piste kaldırıyordu. Masadan kalkan elbiseli her kadın &ouml;nce eteğini d&uuml;zeltiyor sonra ağır hareketlerle başladığı oyuna coşkuyla devam ediyordu.</p>
<p>Piyanist şant&ouml;r takı t&ouml;reninin başladığını basın a&ccedil;ıklaması edasıyla duyurdu. Pelin&rsquo;e beş bilezik, bir set, bir s&uuml;r&uuml; de altın ve para takıldı. Altınlardan hemen kurulmak istedi. Şunlar yerine incecik bir pırlanta daha iyi olurdu. Ger&ccedil;i o da para etmiyormuş satınca dedi. Hi&ccedil;biri olmasa o da olurdu. Ama merdivenlerden inmekte aklı kalmıştı. Altınları gelin odasında &ccedil;ıkartıp geldi. G&uuml;venlik olarak odaya damadın eniştesi bırakılmıştı. &ldquo;<em>Enişten d&uuml;ğ&uuml;n altınlarını değil de merkez bankası rezervini koruyor edasında&rdquo;</em> dedi Pelin.</p>
<p>Neşeli bir m&uuml;zikle pasta geldi. <em>&ldquo;Kimse pastayı ne i&ccedil;in alkışladığını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yor&rdquo; </em>dedi Pelin. &ldquo;<em>Sahi pasta ne i&ccedil;in alkışlanır?&rdquo;</em> Papyonunu &ccedil;ıkardı Hasancan, <em>&ldquo;sen sorgulayasın diye&rdquo;</em> olabilir dedi. Herkes ortası kalpli dondurmalı pastasını yedi. &ldquo;<em>Bu daha ekonomik herhalde dedi&rdquo;</em> Pelin, &ldquo;<em>keşke pasta maket olmasaydı ama&rdquo;.</em> Hasancan, g&ouml;zlerini devirdi.</p>
<p>Fotoğraflar &ccedil;ekildi, kimse aynı anda poz veremedi, hepsi birer R&ouml;nesans tablosu gibiydi. Herkes teker teker ayrıldı salondan. &ldquo;<em>Siz oturun şurada her şeyi araba yerleştirelim sonra inersiniz&rdquo; </em>dedi gelinin annesi. Pelin, &ccedil;ıkardığı ayakkabılarını &Ouml;zkurbanlar d&uuml;ğ&uuml;n salonunun parlak zeminine fırlattı. &Ccedil;ok yoruldum dedi. Zaten ses &ccedil;ok y&uuml;ksekti başım ağrıdı.</p>
<ul>
<li>Tam olarak ne bekliyordun acaba ?</li>
<li>Anlamadım, başım ağrıyor dedim ne var alakası var?</li>
<li>Hayır gece boyu etraftaki her şeyi eleştirdin, gereksiz g&ouml;rd&uuml;n ve k&uuml;&ccedil;&uuml;msedin. &Ccedil;ok g&uuml;zel, peki, buradaki piyanist şant&ouml;r piyanist, masalar kokteyl masası olsaydı, zaman zaman piyano zaman zaman keman &ccedil;alsaydı, i&ccedil;eri girenler daha kibar takılar taksaydı bir şey mi değişiyordu? İkisi de gereksiz bence sadece ikincisi modern g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; bir gereksizliği ifade ediyor. Modern g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; gereksizlikleri de eleştiri miydin acaba? Orada da sosyolojik &ccedil;ıkarımlar yapar mıydın kripto entelekt&uuml;el seni!</li>
<li>Sadece takıldım ne var bunda alınacak?</li>
<li>Yok bir şey!</li>
</ul>
<p>Sandalyesini uzağa &ccedil;ekti Pelin. Hasancan&rsquo;a arkasını d&ouml;n&uuml;p bacak bacak &uuml;st&uuml;ne attı, kollarını kavuşturdu.</p>
<ul>
<li>&ldquo;Aaa k&uuml;st&uuml; m&uuml; bunlar&rdquo; diye i&ccedil;eri girdi kayınvalide. <em>&ldquo;Ne oldu?&rdquo;</em></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Yok bir şey diyerek başını salladı ikisi de. <em>&ldquo;Ayol&rdquo;</em> dedi, &ldquo;<em>Ne diyorum; siz eve ge&ccedil;meden gelin bizde hep beraber takılanları sayalım. Yarın balayına gideceksiniz zaten sonra fırsat olmaz. Ne dersiniz? Siz bilirsiniz tabi altın y&uuml;ksek ya şimdi haftaya ons mons bir şey olacakmış d&uuml;şer sayalım satın işte gitmeden&rdquo;.</em></p>
<p>&nbsp;Bir saat sonra Pelin ve Hasancan eşofmanla halının &uuml;st&uuml;nde oturmuş, altın sayıyordu, Kayınvalide g&ouml;r&uuml;mceye isimleri s&ouml;yl&uuml;yor, <em>&ldquo;komşu fahriyeden bir gram altın&rdquo; </em>diyor, sonra da <em>&ldquo;22 ayar&rdquo;</em> diye ekliyordu. Kayınpeder, &nbsp;kağıtta toplama yapıyordu. Bir saat sonra hasılat ortaya &ccedil;ıkmıştı. Telefondaki hesapla kağıttaki birbirini tutuyordu. Hasancan Peline d&ouml;nd&uuml; sessizce sordu. <em>&ldquo;Evet buna ilişkin yorum ve eleştirilerinizi dinliyorum sayın Lord?&rdquo;</em></p>
<p><em>&ldquo;Allah bereket versin&rdquo;</em> dedi yerden aldığı bir deste parayı &ccedil;enesine s&uuml;rterek Pelin. Muzip bir g&uuml;l&uuml;şle ekledi: &ldquo;<em>adetlerimiz ne g&uuml;zel gen&ccedil; &ccedil;iftlere destek oluyorlar! Şu altın kutularını atmadan iyice bakalım bir daha &ccedil;&ouml;pe gitmesin de aman&rdquo;</em> diye ekledi pe&ccedil;eteye sardığı b&ouml;rekle ağzına doldururken.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dans</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dans-1970</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dans-1970</guid>
<description><![CDATA[ Karanlık; duyguları, düşünceleri en önemlisi ise kalbimizi ele geçirdiğinde içimizdeki benliğimizin ayağa kalkacak gücü kalmıyordu. Ellerinden hayatının kayıp gidişini, yerle bir oluşunu anlatılamaz bir öfkeyle karşılaşıyordu... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6223e1604e281.jpg" length="48134" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 21:34:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Venomiee</dc:creator>
<media:keywords>dans, aşk, müzik, senaryo</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Giriş&nbsp;</p>
<p data-p-id="a0aa7c375e433cc2d2bb4bbeceffb4b9"><b>M&uuml;zik: Hauser - Adagio ( Secret Garden)</b></p>
<p data-p-id="20497e2867d70e4dfb2187bc622155cc">Karanlık; duyguları, d&uuml;ş&uuml;nceleri en &ouml;nemlisi ise kalbimizi ele ge&ccedil;irdiğinde i&ccedil;imizdeki benliğimizin ayağa kalkacak g&uuml;c&uuml; kalmıyordu. Ellerinden hayatının kayıp gidişini, yerle bir oluşunu anlatılamaz bir &ouml;fkeyle karşılaşıyordu. Nefret ve kırgınlıkları benden ziyade yaşadığı &ccedil;evredeki insanlaraydı. Hatta belki kadereydi.</p>
<p data-p-id="de8934f84581d898942df37f1ab828d4">Kaderin ağlarını ilmek ilmek &ouml;rd&uuml;ğ&uuml; şu hayatta, m&uuml;cadele etmek ve hayallerinin peşinden gitmek bir nevi intihar sayılırdı. Ellerinden, g&uuml;ndemden hi&ccedil; d&uuml;şmeyen ve s&uuml;rekli aynı konuları tekrar eden moda dergilerini d&uuml;ş&uuml;rmeyen, kafaları bin bir d&uuml;ş&uuml;nceyle dolu insanların kahkahaları gelirdi kulaklara. M&uuml;cadele etmek ve yahut hayallerinin peşinden gitmek onlar i&ccedil;in bir bez par&ccedil;ası niteliğindeydi. Oysa ger&ccedil;ekten b&ouml;yle mi olmalıydı? M&uuml;cadele etmek ve hayallerinin peşinden gitmek kolayca terk edilen bir konu muydu? Bu sorunun cevabı koca bir sessizlikti. Kimisi i&ccedil;in ise bir aptallıktı. M&uuml;cadele etmek, sadece boş yere &ccedil;ırpınmak olduğunu savunurlardı. Ancak &ouml;yle miydi ger&ccedil;ekten?</p>
<p data-p-id="2df9cd4890ba915cee714fc044237093">M&uuml;cadele etmek boş bir &ccedil;ırpınış mıydı?</p>
<p data-p-id="949b6dbaa627cc5182cce2dba6e83aaa">Fiona i&ccedil;in b&ouml;yle değildi. Belki de onun m&uuml;cadelesi bu y&uuml;zden bu kadar zordu. Hayatı dans olan gen&ccedil; kız, dansın şeytan işi olduğunu s&ouml;yleyen insanlar arasında yaşıyordu. Ancak yine de ama&ccedil;larından ve hayallerinden vazge&ccedil;miyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan, hayallerinden ve ama&ccedil;larından vazge&ccedil;erse hayatından vazge&ccedil;miş olurdu.</p>
<p data-p-id="419f85fa98e79156cede0fa6d8b6c4b1"><b><i>"Zihnimde bin bir t&uuml;rl&uuml; sorular vardı. Cevapları m&uuml;ziğin ritminde saklı olan..."</i></b></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KİME, NASIL?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kime-nasil</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kime-nasil</guid>
<description><![CDATA[ Sizden gelen fotoğrafların küçük öyküsü: ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6235b0f437524.jpg" length="92797" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 13:35:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şevin Semiz</dc:creator>
<media:keywords>hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KİME, NASIL?</p>
<p>&Uuml;niversiteden arkadaşlarıyla toplanmalarının yirminci yılıydı. Masada kahkahalar, dedikodular, heberler bir saniye bile eksikliğini g&ouml;stermiyordu. Herkesin onca yıla sığdırdığı hikayesi bir g&uuml;nde buluşunca, kelimeler birbiriyle dans ediyordu. Şimdi sıra yılın geleneğindeydi, her yıl masada v&uuml;cut bulan o soru &ccedil;arpıp duruyordu dillere. Kimisi soru karşısında heyecanla cevap verip, coşkuyla anlatırken, kimisi de hayatın boşvermişliğine kapılıp gidiyordu. Masanın geleneği haline gelen 'Bu sene hayaliniz ne' sorusu, bi anda y&uuml;z ifadelerinde değişiklik yaratıp, ciddiyetle cevaplanıyordu. Ki &ouml;yle de olmalıydı, bu sorunun kutsallığı &uuml;z&uuml;rene yeminler bile edilmişti, hayalini el uzatabilecek eller bile aranıyordu. Herkes sorusunu cevaplarken Beyaz'ın kafası, dumanlı dumanlı esiyordu, hemen bir hayal uydurmalıydı. Hayalini masaya koyacak kadar cesareti yoktu &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Şu par&ccedil;alı bulutların i&ccedil;inden s&uuml;z&uuml;l&uuml;p g&uuml;neşe dokunmayı, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde yıldızların &uuml;zerine yağmur gibi yağmasını beklemeyi, t&uuml;m gezegenlerin g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde toplanıp rengarenk ışıklar sa&ccedil;masını istemeyi kime nasıl anlatabilirdi ki. Bir resim gibi canlanırken kafasında hayali, sıra ona gelmişti. Hayal uydurmaya &ccedil;alışırken bile o &ccedil;ok sevgili hayalini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Anlatsa hepsi birden g&uuml;lmezler miydi, ka&ccedil; yaşında kadınsın b&uuml;y&uuml; artık demezler miydi, ya da belki dalga ge&ccedil;tiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerdi. T&uuml;m bunlar kafasının i&ccedil;inde &ccedil;alkalanırken: 'Ka&ccedil; zamandır terfi etmek istiyordum, yakında olacak gibi' diyiverdi. Masadakiler b&uuml;y&uuml;k bir coşkuyla karşıladı, hayal olmayan hayali.</p>
<p>Şevin SEMİZ</p>
<p>Fotoğraf: G&uuml;lbeyaz</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HANZADE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hanzade</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hanzade</guid>
<description><![CDATA[ Sizden gelen fotoğrafların küçük öyküsü: ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6235a4f5e4379.jpg" length="54377" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 12:40:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şevin Semiz</dc:creator>
<media:keywords>hanzade</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HANZADE</p>
<p>B&uuml;y&uuml;k gemiler, k&uuml;&ccedil;&uuml;k tekneleri doğurmuyor muydu zaten. Ne diye b&uuml;y&uuml;k gemiler bu kadar değerliydi, ne diye k&uuml;&ccedil;&uuml;k tekneler hor g&ouml;r&uuml;l&uuml;yordu, d&uuml;ş&uuml;n d&uuml;ş&uuml;n kafayı yiyecekti Hanzade, bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k tekne i&ccedil;in bu kadar d&uuml;ş&uuml;nmek fazla değil miydi hem? <br />Kıyıya &ccedil;ekilmiş gelen ge&ccedil;enleri izliyordu, balıkların daveti boşaydı, onu denize &ccedil;ekecek bir g&uuml;&ccedil; lazımdı. İnsan diyorlardı adına, değişik halleri vardı onların, bazen &ccedil;ok &ouml;fkeli olabiliyorken bazen o kadar mutlu oluyorlardı ki, anlam vermeye aklı ermiyordu. Onlar isterse o da mutlu olabilirdi. Sesini &ccedil;ıkarabilse, ah &ccedil;ıkarabilse, neler s&ouml;yleyecekti şu insan denen varlıklara. Ni&ccedil;in onu kıyıda bir başına bıraktıklarını haykıracaktı. Onu sadece doğa anlıyordu, ne istediğini biliyordu ama onu denize kavuşturacak g&uuml;ce sahip değildi. Onu anlamayan, hayaline kavuşturabilecek tek varlık şu insanoğluydu. Hanzade karşıki dağlara derdini a&ccedil;tık&ccedil;a of &ccedil;ekiyordu dağlar, oflar denizin i&ccedil;ini kabartıyordu, dalga dalga olup ancak birer ikişer damla Hanzade'ye ulaşıyordu. Hanzade bunu bildiği i&ccedil;in her g&uuml;n i&ccedil; &ccedil;ektiriyordu karşıki dağlara, o hırpalanmış, zincirlenmiş bedenine birer damla su yağsın diye. Bazen de g&uuml;neşe kızıyordu, bedenine yapışan&nbsp; bir iki damla suyu &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;p kuruttuğu i&ccedil;in. Her k&uuml;&ccedil;&uuml;k tekne onun gibi değildi tabii, bazı k&uuml;&ccedil;&uuml;k teknelerin ufak da olsa şansı oluyordu denizin &uuml;st&uuml;nde. Şimdi ise karşısında o k&uuml;&ccedil;&uuml;k şanslı teknelereden biri ge&ccedil;iyordu Hanzade'yi selamlayarak. Yine b&ouml;yle derdini anlatırken karşıdaki yeşili yemyeşil yapan dağlara, miss kokulu denizine, birden bir kız yanaştı yanına. İnsanoğluydu bu da işte, Hanzade zarar g&ouml;rmekten korktuğu i&ccedil;in titremeye başladı, dağlar ve deniz onun i&ccedil;in endişeleniyordu. Ne zaman yanaşsa bir insanoğlu, ona zarar vermeden ge&ccedil;ip gitmiyordu &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Kız yanaştı Hanzade'ye, hırpalanmış, soyulmuş v&uuml;cudunu tatlı tatlı okşamaya başladı, Hanzade g&ouml;zyaşlarını denizle buluşturdu, dağlar kahkaha attık&ccedil;a kuşlar u&ccedil;uştu. Kız, onu ni&ccedil;in burada yalnız bıraktıklarını sordu. Ah bir konuşabilseydi, anlatabilseydi derdini, insanoğluydu o iletişimi hi&ccedil; olmayan. Kız, &ccedil;antasından değişik bir alet &ccedil;ıkarttı, kumların i&ccedil;ine bata &ccedil;ıka Hanzade'den uzaklaşmaya başladı. G&ouml;z&uuml;n&uuml; şu hayin g&uuml;neş yakmış olmali ki kısık kısık bakıyordu Hanzade'ye. Kız, şu değişik aleti Hanzade'ye doğru uzattı: 'g&uuml;l&uuml;mse' &ccedil;ekiyorum' dedi. Hanzade ne dediğini anlamasa da hissetti, tatlı bir tebess&uuml;mle hayatında ilk defa poz verdi.</p>
<p>Şevin SEMİZ</p>
<p>Fotoğraf: Şeyda Y&Uuml;KSEL</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kabuk bağlamış yaralar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kabuk-baglamis-yaralar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kabuk-baglamis-yaralar</guid>
<description><![CDATA[ Kalbimde kabuk bağlamış yaraların açıldığını hissettim. Sızısı bedenime değil ruhuma dişlerini geçirdi, ruhumu kanattı. Karşımda duran adamın eseriydi o yaralar.  ]]></description>
<enclosure url="" length="54377" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 20:59:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Duyguknoglu</dc:creator>
<media:keywords>Yara, acı, aşk, geçmiş</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tarhana Çorbası</title>
<link>https://edebiyatblog.com/banu-katircioglu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/banu-katircioglu</guid>
<description><![CDATA[ Hikaye ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6234d5712b7e6.jpg" length="42559" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 17:18:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Banu Katırcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>tarhana. çorba, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>TARHANA &Ccedil;ORBASI Hep isterdi aslında evlenmeyi ... Sobası &ccedil;ıtır &ccedil;ıtır yanan sıcacık evinde onu bekleyen bir eşin hayali ile dolanır dururdu. Fabrika &ccedil;ıkışı taze ekmek alıp da eve geldiğinde eşi a&ccedil;malıydı kapıyı. Eşinden sonra onu karşılayan mutfaktan gelen sarımsaklı tarhana &ccedil;orbasının kokusu nasıl da g&uuml;zel olurdu. &Uuml;zerine tereyağlı, sal&ccedil;alı ve hafif naneli bir sos. Biraz da pul biber. Az ama. Acıyı pek sevmezdi. Hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem. Hayal de Ethem &lsquo;den. Fabrikaya iş&ccedil;i olarak girdiğinde &ldquo;Burada &ccedil;alışan hanımlar arasında illaki kendime g&ouml;re birisi &ccedil;ıkar&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Fabrikadan &ouml;nce &ccedil;alıştığı hastanedeki temizlik işinde de , mahalle kahvesinde esnafa &ccedil;ay dağıtırken de, meydandaki lokantada bulaşık yıkarken de odun ,k&ouml;m&uuml;r &ccedil;uvallarını taşırken de ,park eden arabalara değnek&ccedil;ilik yaparken de hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem . Hayal de Ethem&rsquo;den. Yaşlı anasının Ethem&rsquo;e kız bakacak sağlığı kalmamıştı. Aslında sağlığı kalmadığından değil de Ethem&rsquo;ine kimseleri layık g&ouml;remediğindendi. Anasının yanında hi&ccedil; sesini &ccedil;ıkaramıyordu ki Ethem. Anasının yaptığı vıcık vıcık yağlı patatesli b&ouml;reği , &ccedil;iğ soğanlı taze fasulyeyi, diri kalmış makarnayı , sal&ccedil;ası hafif k&uuml;f kokan pırasayı &ldquo;Ellerine sağlık&rdquo; diyerek yerdi de tarhana &ccedil;orbasını i&ccedil;emezdi. Yapamıyordu işte anası. Sarımsaklı , tereyağlı ,sal&ccedil;alı , hafif naneli yapamıyordu . Anasının &ccedil;orbası , &ccedil;orba gibi kokmuyordu. Anası b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n evde yatıyordu. Hasta olduğundan değil tembelliğinden. Babası da inşaatta &ccedil;alışırken sakarlığından beşinci kattan d&uuml;ş&uuml;p de &ouml;ld&uuml;kten sonra hepten tembelleşmişti. Yatmadığı zamanlarda da kapının &ouml;n&uuml;nde komşularıyla oturup konuşur da konuşurdu. Anasının bu davranışlarını sevmezdi Ethem. Evi temizlese, kenarları iplik iplik &ccedil;ıkmış ,rengi solmuş halıları &ccedil;ırpsa, bulaşıkları yağlı yağlı kokmadan yıkasa, televizyonun tozunu alıp &uuml;zerine dantel bir &ouml;rt&uuml; &ouml;rt&uuml;p ucunu ekranının &ouml;n&uuml;ne sarkıtsa, yatağını toplasa , &ccedil;arşafını silkeleyip katlasa , sobayı d&uuml;zg&uuml;n yakmadığı i&ccedil;in evin her tarafına dağılan k&uuml;lleri silse,s&uuml;p&uuml;rse diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken de hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem. Hayal de Ethem&rsquo;den. Ablası vardı bir de Ethem&rsquo;in. İki sokak &ouml;tede otururdu. Damı akan , pencerelerinden bı&ccedil;ak gibi soğuk giren, kapı &ouml;n&uuml; yazın bile &ccedil;amurlu bir evde ; pısırık ,tıknaz, hi&ccedil;bir işi kendisine yakıştıramadığı i&ccedil;in bir t&uuml;rl&uuml; iş bulamayan , g&uuml;n&uuml;n birinde at yarışlarından vurgunu vuracağını d&uuml;ş&uuml;nen bir adamla yaşardı. Hi&ccedil; şikayet etmezdi kocasından. İ&ccedil;ki i&ccedil;miyor , d&ouml;vm&uuml;yordu ya . Yetiyordu ablasına . Kocası taş dizerken kahvede o da evde yatıyordu tıpkı anası gibi . &Ccedil;ocukları olmamıştı . &Ouml;nceleri pek &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Ama sonradan rahata alışmış kocası da ses etmeyince ablası da kabullenmişti . Ablasının evinde de g&uuml;zel yemek kokuları olmazdı. &ldquo; Hi&ccedil; değilse ablamın evinde tarhana &ccedil;orbası i&ccedil;ebilsem&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken de hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem. Hayal de Ethem&rsquo;den. Birka&ccedil; kız g&ouml;stermişti ablası . Ethem beğenmiş ama kızların hi&ccedil; birisi yanaşmamıştı tanışmaya. Ethem&rsquo;in şaşı g&ouml;zleri mi , trakt&ouml;r kazasında kısa kalan bacağı mı yoksa &ccedil;ocukluğunda sobanın &uuml;zerine d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml; kolonyadan parlayan alevlerin y&uuml;z&uuml;ne hediye olsun diye serpiştiriverdiği izler miydi bu tanışmaya engel olan ? &Ccedil;alışmaya yeni başladığı fabrika , iyi bir başlangı&ccedil; olabilirdi Ethem i&ccedil;in. Hanım hanımcık , aklı başında , evinin i&ccedil;ini mis gibi sarımsaklı tarhana &ccedil;orbası kokusu ile dolduracak , y&uuml;z&uuml;ndeki yanık izlerini tiksinmeden &ouml;pecek bir hanım bulabilirdi. Bir de akşamları diğerinden kısa olan bacağının ağrısını hafifletebilmek i&ccedil;in kantaron yağı s&uuml;rmeliydi. Yazın birlikte topladıkları kantarondan yapmalıydı hanımı bu yağı. &ldquo;Ethem&rsquo;im senin i&ccedil;in yapıyorum&rdquo; demeliydi. Hem de g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakarak diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem. Hayal de Ethem&rsquo;den. Yemekten sonra sobanın yanına oturduğunda kahvesini de getirmeliydi hanımı. Mutfakta işini hemencecik bitirip o da yanına gelip oturmalıydı. Birlikte televizyona bakarken ekranın &uuml;st&uuml;nden hafif&ccedil;e sarkan dantel &ouml;rt&uuml;y&uuml; kaldırmak i&ccedil;in yerinden doğrulurken , hanımı Ethem&rsquo;ine kıyamayıp kendisi d&uuml;zeltivermeliydi. Hazır ayaktayken bu sefer de mutfaktan elma tabağı getirmeliydi. Kabuğunu incecik soyduğu elma dilimlerini tabağa yerleştirip ikisinin arasına koymalıydı. Elma alırken tabaktan ara sıra birbirlerine değmeliydi elleri. Hanımı yer minderinin yanında duran boş kahve fincanını fark edip hemen almaya niyetlenmeli biraz mahcup bakmalıydı Ethem&rsquo;inin g&ouml;zlerine. Şimdi de Ethem kıyamamalıydı . &ldquo; Boş ver kalkma, koyuver yana&rdquo; deyip sıcacık elini tutmalıydı. Bir taraftan da hanımının akşam&uuml;zeri aceleyle yıkayıp soba borusunu &uuml;zerindeki demir &ccedil;ubuklara gelişig&uuml;zel bırakıverdiği Ethem&rsquo;inin &ccedil;oraplarının ucundan zaman zaman su damlamalı ,soba cossss diye cevap vermeliydi &ccedil;oraplara. Hayal etmekten hi&ccedil; vazge&ccedil;medi Ethem . Hayal de Ethem &lsquo;den. Banu KATIRCIOĞLU 18.03.2022 Niğde</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAKİKAT</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hakikat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hakikat</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6234594ff2b5e.jpg" length="74124" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 13:07:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şevin Semiz</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HAKİKAT<br />G&ouml;zlerimi a&ccedil;tığımda g&uuml;neş hen&uuml;z uğramamıştı. Yeni bir sabaha uyanma telaşı idi uykularımı alt &uuml;st eden. Aylardır istisnasız her g&uuml;n g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m r&uuml;yadan uyanışım, uykusuz bir bekleyiş h&acirc;line b&uuml;r&uuml;n&uuml;yordu. Bug&uuml;n yine o r&uuml;ya ile uyandım, her zamankinden farklı oluşu, saatin en erken vaktine denk gelmeseydi. Uyku tutturmayan bu r&uuml;yanın saati, h&acirc;li ile huzurumu da bozdu. Sabaha kadar yapabileceğim tek şey, d&uuml;ş&uuml;nmek oldu. Uykularımda hezeyan ettiren, beni bu h&acirc;le getiren şey neydi? &nbsp;Neden her Allah&rsquo;ın g&uuml;n&uuml; Bursa&rsquo;yı r&uuml;yamda g&ouml;r&uuml;yordum anlayamıyordum. &Uuml;stelik bir tura &ccedil;ıkmış gibi her g&uuml;n farklı bir mek&acirc;nına uğruyordum. &Ccedil;aresiz uyandığım yatağımdan, pencerenin kenarında duran berjere oturdum. Cam &ccedil;er&ccedil;evenin ardından dışarıyı izlerken, aslında kafamın i&ccedil;indeki d&uuml;ş&uuml;ncelerle boğuşuyordum. G&uuml;neşin şavkı odanın i&ccedil;ine sızmaya başladığı saatler d&uuml;ş&uuml;ncelerimden biraz da olsa sıyrılıp kendime gelebildim. &Ouml;yle ki aklımdan ge&ccedil;en: &ldquo;belki de bu şehir beni &ccedil;ağırıyordur&ldquo; suali ne yapsam da gitmiyordu d&uuml;ş&uuml;ncelerimden. Uzun bir m&uuml;ddet bu suali d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, cevabı birdenbire beliriverdi kafamda: &ldquo;tabi ya bu şehir beni &ccedil;ağırıyordu, &ccedil;ağırmasa ne diye her g&uuml;n r&uuml;yalarımdaydı&ldquo; &nbsp;her şey kafamda netleşmişti. Başka bir a&ccedil;ıklaması olamazdı, bundan kesinlikle emindim artık. Bir an evvel harekete ge&ccedil;me d&uuml;ş&uuml;ncesiyle yerimden fırladım. Kahverengi varaklı başlığı ile koca yatağın i&ccedil;inde t&uuml;y gibi uyuyan karımı uyandırmaya yeltendim. Onu &uuml;rk&uuml;tmekten korktuğum i&ccedil;in sakin bir ses tonuyla uyanmasını isteyip, d&uuml;rt&uuml;kledim. Uykusunun en g&uuml;zel yerinde uyandırmış olmalıyım ki, bir s&uuml;re uyanmamak i&ccedil;in direndi. Nihayet uyanıp mahmur ve telaşlı g&ouml;zlerle: &ldquo;ne oldu&ldquo; diye soruverdi. B&uuml;t&uuml;n bu olanlar &ccedil;ok ani geliştiğinden, &ouml;nce ne diyeceğimi bilemedim. Kısa bir sessizlikten sonra, tekrar aynı soruyu y&ouml;neltince konuşmaya karar verdim. Fakat &ouml;yle ki, bu sefer de nereden başlayacağımı bilemiyordum. Karımı tanıyordum, belli ki vereceği cevaptan korkuyordum. Yine kısa bir sessizlik ve anlamsız bakışmaların &uuml;zerine, sitem etmenin zamanı gelmişti:<br />-Konuşsana be adam, sabahın bu k&ouml;r saatinde uyandırıp ne diye konuşmuyorsun?<br />-Konuşacağım konuşmasına ama nereden başlayacağımı bilemiyorum.<br />-Bence artık bir yerlerden başla, zira uykumun en g&uuml;zel yerinde uyandırılmamın nedenini &ouml;ğrenmek istiyorum.<br />Karımın uykusundan uyandırıldığı vakit, huysuz ve aksi birine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; biliyordum. Kısa bir s&uuml;re bunun pişmanlığını yaşayarak tekrar s&ouml;ze atıldım:<br />-Bursa&rsquo;ya gitmek istiyorum<br />-A a bu saatte mi?<br />-Hayır, bu saatte değil fakat bug&uuml;n uygun bir saatte.<br />-Ne işin var ayol senin orada, bu vakitte o nereden aklına geldi? Yoksa şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n r&uuml;yalardan &ouml;t&uuml;r&uuml; m&uuml;?<br />-Evet canım, r&uuml;yalardan &ouml;t&uuml;r&uuml;. Ka&ccedil; zamandır aklımı kurcalayıp duruyor. Bug&uuml;n karar verdim, bu şehir beni &ccedil;ağırıyor.&nbsp;<br />-Aaa şekerim sen kafayı yemişsin, d&uuml;nyada olmaz. Bu yaşta tek başına ta oralara gitmene m&uuml;saade edemem.<br />-O h&acirc;lde sen de gel, beraber gitmiş oluruz.<br />-Torun ne olacak, ona kim bakacak?<br />-Onu hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmedim fakat belki bir h&acirc;l &ccedil;aresini buluruz.<br />-Hi&ccedil; sanmıyorum<br />-O zaman hi&ccedil; kusura bakma hayatım, gitmeye kararlıyım.<br />Bunu s&ouml;yledikten sonra suratında şaşırmış bir ifade vardı. Sanırım kocasını ilk defa bu kadar kararlı g&ouml;r&uuml;yordu. Hem de karısının s&ouml;z&uuml;n&uuml; dinlemeyecek kadar. Cevap vermemeyi tercih ederek sustu. Tekrar başını yastığa koyup arkasını d&ouml;nd&uuml;. Şimdi, t&uuml;y gibi uyuyan kadın yerine ağırlaşmış bir beden yatıyordu sanki. Yeniden d&uuml;ş&uuml;ncelerimin ortasında &ccedil;ırpınırken, kaşıdığım &ccedil;enemin etkisiymiş gibi aklıma geliverdi: &ldquo;tabi ya bug&uuml;n evlilik yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml;zd&uuml;&rdquo; hi&ccedil;bir yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; atlamadığım ve hi&ccedil;bir yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml;nde ayrı olmadığımız gibi bug&uuml;n de aynısını istiyordu. Fakat i&ccedil;imdeki Bursa&rsquo;ya gitme fikrine, yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml;m&uuml;z dahi engel olamıyordu. Tabi, gitmeden &ouml;nce mutlaka g&ouml;nl&uuml;n&uuml; yapmalıydım. Geceliğimi &ccedil;ıkarmadan, uyuyan karımı kendi ile baş başa bırakarak mutfağa ge&ccedil;tim. &ldquo;Bir kuş s&uuml;t&uuml; eksik&rdquo; denecek kadar olmasa da, ş&ouml;yle m&uuml;kellef bir kahvaltı hazırladım. İşimi bitirip tekrar odaya d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde, karımı ağlarken buldum. Yatağın kenarına ilişip neden ağladığını sordum:<br />-Bug&uuml;n beni bırakıp nasıl gidersin dedi.<br />İllegal bir iş yapıyormuşum gibi olayı bu denli abartması biraz sinirlerimi bozsa da, belli etmedim. Ne de olsa kadınlar hassas varlıklardı. Yaradılışlarından &ouml;t&uuml;r&uuml; m&uuml;d&uuml;r bilmem, bizim i&ccedil;in o kadar da &ouml;nemli olmayan meseleler, onlar i&ccedil;in g&ouml;zyaşı d&ouml;kt&uuml;recek kadar m&uuml;himdir. E bunu anlamak da bize d&uuml;şmeli ki, kırılan kalplerine &ccedil;are bulalım. Ellerini avu&ccedil;larımın i&ccedil;ine alıp: &ldquo;Bug&uuml;n&uuml; unutmadığımı, sadece g&uuml;n&uuml;n geri kalanında birlikte olamayacağımızı&rdquo; s&ouml;yledim. &nbsp;Yaptığım s&uuml;rprizi g&ouml;stermek i&ccedil;in doğruca mutfağa g&ouml;t&uuml;rd&uuml;m, kendi ellerimle hazırladığım kahvaltı masasını g&ouml;r&uuml;nce, g&ouml;zlerinde su damlacıkları beliriverdi. O an bir kez daha anladım ki: İşte bu kadar basitti o hassas kalpleri onarabilmek. Sandalyesini &ccedil;ekip masanın başk&ouml;şesine oturttum ve minik radyomuzdan şarkımızı a&ccedil;tım. Hazırladığım s&uuml;rpriz yanaklarındaki gamzelere yaramıştı. Uzunca bir sohbetten sonra, yeniden Bursa mevzunu a&ccedil;tım. G&ouml;z&uuml;mdeki istekten ve jestimden olacak ki, &ccedil;ok fazla direnmeden ikna oldu. Hemen elime telefonu alıp k&uuml;&ccedil;&uuml;k oğlumu aradım. Bug&uuml;n i&ccedil;in Bursa bileti ve orda kalacak bir pansiyon ayarlamasını rica ettim. Ne olduğunu sorsa da, sonra anlatırım diyerek ge&ccedil;iştirdim. Zira olanları anlatacak kadar vaktim yoktu. Sofradan kalkar kalkmaz karım k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir bavul hazırladı ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir vedalaşmanın ardından evden &ccedil;ıktım. Evin &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ağırdığım taksiye binip havaalanın yolunu tuttum. Yol boyu aklımda olan tek şey Bursa idi. &Ouml;yle heyecanlıydım ki, kalbimi &ccedil;ıkarıp elime alsam bir atışta g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne u&ccedil;acak gibiydi. Havaalanına ulaştığımda, bir anlık pişmanlık duygusu ilişti i&ccedil;ime. Bir şeyler kesinleştiği vakit bu duygu olur hep bende. Bir r&uuml;ya uğruna kalkıp ta Bursa&rsquo;ya gitmek akıl k&acirc;rı mıydı bilemiyordum. Ama bu kadar geldiysem, elbet vardır bir sebebi diye d&uuml;ş&uuml;nerek kaldığım yerden devam ettim. Beni artık hi&ccedil;bir şeyin durdurmasını istemiyordum. &nbsp;Elimi hızlı tutup b&uuml;t&uuml;n işlemlerimi bitirdikten sonra nihayet u&ccedil;ağa bindim. İşlerimi halletmemin ferahlığı ile rahat bir nefes aldım. İnsan bolluğunun yaşandığı toplu taşımalarda h&acirc;liyle &ccedil;eşit &ccedil;eşit tipler ve her birinin gideceği bir yerler oluyordu. Bunun yanında; &ccedil;ocuk sesleri, bebek ağlamaları, birbiriyle hen&uuml;z tanışıp sohbet edenler, mecburi g&uuml;l&uuml;mseyen hostesler eşliğinde tam bir saat s&uuml;ren yolculuğumun ardından Bursa&rsquo;ya ulaştım. Uzun zamandır yolculuk yapmadığımdan &ouml;t&uuml;r&uuml; kalabalık ve g&uuml;r&uuml;lt&uuml;y&uuml; pek yadırgadım. Bavulumun yanımda olmasından dolayı bir&ccedil;ok insandan &ouml;nce havaalanını terk ettim. &nbsp;Kapının &ouml;n&uuml;ne geldiğimde yolcu avına &ccedil;ıkmış taksicilerden bir tanesine el salladım, sıradaki ilk araca binip beni Koza Han&rsquo;a g&ouml;t&uuml;rmesini s&ouml;yledim. &Ouml;nceden zihnimde kararlaştırmıştım, en &ccedil;ok nereyi &ouml;zlediysem ilk oraya gidecektim. İ&ccedil;imde en &ccedil;ok &ouml;zlemini duyduğum yer Koza Han&rsquo;dı. Yol boyu konuşan taksici sayesinde &ccedil;abuk varmıştım. Hoş sohbetli taksiciye; parasını &ouml;deyip selamet ettim, onun da beni Allah&rsquo;a emanet etmesiyle vedalaştık. Sevgiliye kavuşan delikanlı heyecanı vardı kalbimde. Nasıl da &ouml;zlemişim, kokusunu i&ccedil;ime &ccedil;ektik&ccedil;e ge&ccedil;mişin o tozlu yollarından tekrardan ge&ccedil;iyordum sanki. Han&rsquo;ın heybetli kapısından girerken, ka&ccedil; y&uuml;zyıl &ouml;nce yapılmış bu Osmanlı mimarisinin h&acirc;l&acirc; dimdik ayakta duruşu, beni bir kez daha şaşırttı. Kesme taş ve tuğlaların birleşimiyle oluşan Koza Han, şimdiki alışveriş merkezlerine taş &ccedil;ıkarır cinstendi. İ&ccedil;eriye adım attığım gibi ortada duran mescit, salonun ortasında ışıldayan bir gelin gibiydi. &nbsp;Etrafını sarmış &ccedil;eşmelerden su değil de şifa akıyordu sanki. Bundan nasiplenmek isteyen insanlar, bu yaz sıcağında ne de g&uuml;zel serinliyorlardı. Hele şu abdest alan ihtiyarlar, her bir su damlasını gururla v&uuml;cutlarına s&uuml;r&uuml;p tazeleniyorlardı. Etrafta t&uuml;rl&uuml; insan vardı, belli ki bir&ccedil;oğu turistti, bu g&uuml;zelliklerden paylarına d&uuml;şeni almaya gelmişlerdi. İpek kokulu d&uuml;kk&acirc;nların i&ccedil;leri tıklım tıklım alıcılarına a&ccedil;ılmıştı. Gelen misafirlerini i&ccedil;tenlikle ağırlayan esnafların keyfi pek de yerindeydi. Ihlamur kokusu i&ccedil;inde kalmış masalardan boş bulduğuma oturdum. G&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; k&ouml;rpe delikanlıdan, ş&ouml;yle g&uuml;zel bir tavşankanı &ccedil;ay istedim. Zira, yorgunluğumu başkası alamazdı. Derdimin dermanını getiren delikanlıya, keyiften bir bahşiş verdim. Sıcak &ccedil;ayımın tazeliğini bozmadan yudumlarken birdenbire bir ses duydum. Sese doğru baktığımda; takım elbiseli, temiz y&uuml;zl&uuml;, &ouml;zenle taranmış g&uuml;neş sarısı sa&ccedil;larıyla tam bir beyefendiyi andıran, 40-45 yaşlarında bir adam mescidin etrafında bağıra bağıra geziniyordu. Adamın feryatlarını sanki bir tek ben duyuyordum. Bir aralık derdini sormak i&ccedil;in ayaklandım, bir başkasının adama doğru y&ouml;neldiğini g&ouml;r&uuml;nce vazge&ccedil;ip kalktığım yere tekrar oturdum. Gizleyemediğim merak duygusu g&ouml;zlerimin y&ouml;n&uuml;n&uuml; değişmesine engel oluyordu, sabitlediğim g&ouml;zlerimi bu iki adamdan ayıramıyordum. Akranı gibi g&ouml;r&uuml;nen &ouml;teki adam, onu sakinleştirmeye &ccedil;alışıyor, mescitten akan sularla y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkayıp rahatlamasını sağlıyordu. Tek başına m&uuml;dahale etmekte zorlandığını g&ouml;r&uuml;nce yardım etmeye karar verdim. Yanlarına yaklaştığım iki adam beni g&ouml;r&uuml;nce ş&ouml;yle bir baktılar. Az &ouml;nce ki bağıran, beni g&ouml;r&uuml;p &ccedil;ığlığı basınca ne yapacağımı bilmez h&acirc;lde geriye doğru &ccedil;ekildim. &nbsp;&Ouml;tekisi telaşlandığımı g&ouml;r&uuml;nce:<br />-Korkama beyim, bir zararı yoktur. Ben şimdi onu iyi edeceğim dedi.<br />İ&ccedil;indeki merhamet duygusu sesine yansımıştı. Kalpleri ile konuşan insanları her zaman &ccedil;ok sevmişimdir. O an da bu adama, &ouml;yle kanım ısındı işte. Bu y&uuml;zden de, yanlarından ayrılmak istemedim. Adam sakinleşince &ouml;tekisi ayağa kalktı. T&uuml;m bu yaşananları merak ettiğimden, sordum:&nbsp;<br />-Nesi var bu adamın?<br />-Uzun hik&acirc;ye beyim<br />-Anlatırsan dinlerim, meraklandım doğrusu<br />Bunu dememle yıllardır anlatacak birini arıyormuş da kimse merak edip sormuyormuş&ccedil;asına hemen kabul etti. Ayakta olmaz deyip masaya davet ettim. Ona nasıl hitap edeceğimi bilemediğimden, ismini sordum:<br />-İsmim Cavit beyim<br />-Ben de Orhan, memnun oldum Cavit.<br />Birbirimizle tanışmanın memnuniyeti bitince, şu gen&ccedil; delikanlıdan bir &ccedil;ay daha istedim. Gelen &ccedil;ayından g&uuml;&ccedil; kuvvet alıyormuş&ccedil;asına yudum yudum i&ccedil;ip anlatmaya başladı:<br />-Şimdi beyim, aha şurada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n garibin babası zamanında &ccedil;ok meşhur bir meddahmış. Bilirsin şimdilerde pek nadirdir bu meddahlık işi. Ben de bu meddahlığa merak saldığımdan, vakit bulduk&ccedil;a yaparım. Ge&ccedil;im sağlamam ama bir &ccedil;eşit hobi olarak d&uuml;ş&uuml;n. Bu y&uuml;zdendir ki, bunların hayatları dikkatimi &ccedil;ekmişti. Bu garip, yine bir g&uuml;n b&ouml;yle bağıra bağıra dolanıyordu ortalıkta, onu &ouml;yle g&ouml;r&uuml;nce telaşlandım. E h&acirc;li ile meraklandım da, sorunca anlattı arkadaşlar, &ouml;yle &uuml;st&uuml;nk&ouml;r&uuml; anlattılar ama benim dikkatimi pek &ccedil;ekti, meddahlık işinden midir bilmem, &ccedil;ok meraklandım. Varıp yanına gidince kabul etmedi beni. Yine duydum ki: &Ouml;yle don pa&ccedil;a giyinenleri istemezmiş, grand tuvalet gittin miydi yanaştırırmış yanına, yaşadıklarından &ouml;t&uuml;r&uuml; derlermiş hekimler. Bunu duyunca daha bir meraklandım, &ccedil;ektim takım elbiseyi &uuml;st&uuml;me vardım gittim yanıma, şefkatle yaklaşınca sevdi beni garip. O g&uuml;nden sonra &ouml;yle de b&ouml;yle de gitsem kabul ediyordu. Bir g&uuml;n yine yanındaydım, birdenbire ceketinin cebinden eski bir defter &ccedil;ıkardı. Bu babamın anı defteridir dedi. Ben daha sormadan okuyabilirsin deyince a&ccedil;tım i&ccedil;ini okumaya başladım. İzin verirsen bir meddah havasıyla anlatıvereyim.<br />Tamam deyip, anlatmasını istedim. Başladı anlatmaya:<br />İcra ettiği meddahlık işini &ccedil;ok seven Hasan Efendi, k&ouml;y k&ouml;y kasaba kasaba gezip o g&uuml;zel hik&acirc;yelerini halkla buluştururmuş. Bu hik&acirc;yelerin i&ccedil;inde &ouml;yle bir hik&acirc;ye varmış ki, nereye gitse en &ccedil;ok o sevilirmiş. Gel g&ouml;relim ki bu hik&acirc;ye, Hasan Efendi&rsquo;ye ait bir hik&acirc;ye değilmiş. Fakat her kim beğenirse ona, ben yazdım diye yalan s&ouml;ylermiş. S&ouml;ylermiş s&ouml;ylemesine ama her s&ouml;ylediğinde vicdanın sızısından &ouml;l&uuml;rm&uuml;ş. &nbsp;Bu hik&acirc;yenin ger&ccedil;ek sahibi, ta gen&ccedil;lik yıllarından tanıdığı bir arkadaşına aitmiş. &Uuml;stelik arkadaşı ile ilgili tek hatırladığı şey, &nbsp;avucunun i&ccedil;inde koca siyah benmiş. Yıllardır bu ger&ccedil;eği sadece kendi bilirmiş. Yalanı bir kere s&ouml;ylemiş, bir daha nasıl toparlayacağını bilemiyormuş. Bunun i&ccedil;in her gece d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p &uuml;z&uuml;l&uuml;rm&uuml;ş. &Uuml;stelik arkadaşının hakkına girdiği i&ccedil;in de, mutsuzluğu bir iken bin olurmuş. Yine b&ouml;yle bir gecenin sabahı, sıkıntıdan patlamak &uuml;zereyken, &uuml;st&uuml;n&uuml; başını giyip &ccedil;ıkmış evden. Aman Allah&rsquo;ım bir de ne g&ouml;rm&uuml;ş, sanki bir zaman makinesindeymiş gibi o eski Bursa&rsquo;nın i&ccedil;ine d&uuml;ş&uuml;vermiş. Etraf doluymuş; fesli beyefendiler, entarili hanımefendiler, &ccedil;arıklı &ccedil;ocuklar&hellip; &Ouml;nce şaşırmış kalmış, sonra d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş de aklına gelivermiş: &ldquo;&Ouml;yle ya benim derdimin dermanı şimdilerde değil, eskilerde&rdquo; Tabana kuvvet verip Koza Han&rsquo;ın yolunu tutmuş. Han&rsquo;ın &ouml;n&uuml;ne geldiğinde, koca koca Osmanlı T&uuml;rk&ccedil;esi ile: &ldquo;Beylik H&acirc;n-ı Ced&icirc;d-i &Acirc;mire&rdquo; yazıyormuş. Bu heybetli kapıdan i&ccedil;eri girmiş, o uzun uzun han yollarını ge&ccedil;tikten sonra avluya &ccedil;ıkmış. Avlunun ortasında ışık gibi parlayan mescidin etrafında; ceketlerini omuzlarına asmış, feslerini geriye itmiş, &ldquo;Yarabbi ş&uuml;k&uuml;r&rdquo;diye diye abdest alan ticaret beylerini g&ouml;r&uuml;vermiş. Bir hoşuna gitmiş ki bu manzara, Hasan Efendi&rsquo;nin y&uuml;z&uuml;nde g&uuml;ller a&ccedil;tırmış. Han&rsquo;a ş&ouml;yle bir g&ouml;z gezdirirken, bir kalabalık g&ouml;r&uuml;p meraklanmış. Varmış gitmiş o kalabalığın i&ccedil;ine, bakmış ki kalabalığın ortasında heybetli bir adam. Merak edip beylerden birisine sormuş:<br />-Efendi kimdir bu adam?<br />-Yahu nasıl tanımazsın efendi<br />-Vallahi tanımıyorum<br />-Bu koca Han&rsquo;ın mimarı, Abd&uuml;lal&icirc; b. Puladşah&rsquo;dır.<br />Bunu duyan Hasan Efendi, bir &ccedil;ocuk gibi heyecanlanıvermiş. Dalmış kalabalığın i&ccedil;ine, iki eliyle yara yara Abd&uuml;lal&icirc;&rsquo;nin &ouml;n&uuml;ne dikilmiş. Ağzını doldura doldura derdini anlatmış. Abd&uuml;lal&icirc;, Hasan Efendi&rsquo;yi b&uuml;y&uuml;k bir ciddiyetle dinledikten sonra:<br />-&ldquo;Hel&acirc;llik dilemesin efendi&rdquo; demiş. Bu cevap Hasan Efendi&rsquo;yi pek memnun etmemiş, hayal kırıklığını da alıp, varmış gitmiş H&ucirc;d&acirc;vendig&acirc;r Camii&rsquo;ne. D&uuml;ş&uuml;ncelerine dalmış y&uuml;r&uuml;rken, yolda Evliya &Ccedil;elebi&rsquo;yi g&ouml;r&uuml;vermiş. Şaşırmış kalmış, artık birilerine sormadan bu zatları şıp diye tanıyormuş. Ne yapacağını bilemezken, birdenbire kolundan tutup durdurmuş ve sormuş:<br />-Hayırdır efendim, siz buralarda ne arıyorsunuz?<br />-Bursa&rsquo;nın keşfine geldim efendi, ne diye sorarsın demiş. Hasan Efendi, daha Evliya &Ccedil;elebi&rsquo;nin sualini cevaplamadan başlamış derdini anlatmaya. Onu dinleyen &Ccedil;elebi&rsquo;nin cevabı da Mimar Abd&uuml;lal&icirc; gibi &ldquo;hel&acirc;llik dilemelisin efendi&rdquo; olmuş. Daha b&uuml;y&uuml;k bir hayal kırıklığı yaşayan Hasan Efendi, kaldığı yerden devam etmiş. Varmış gitmiş H&uuml;d&acirc;vendig&acirc;r Camii&rsquo;ye. Yine bir kalabalık g&ouml;rm&uuml;ş, amma bu sefer ki kalabalık başkaymış, kahkahalarla g&uuml;len bir s&uuml;r&uuml; insan varmış, merak edip bakıvermiş. Bir de ne g&ouml;rs&uuml;n, kalabalığın ortasında atışan Karag&ouml;z ile Hacivat. &Ouml;teki insanlar gibi, dikilmiş onların atışmalarını izlemiş. Aman bir g&uuml;l&uuml;vermiş ki, o anda &nbsp;ne dert kalmış ne tasa. Kalabalık son bulup herkes dağıldığında, Hasan Efendi&rsquo;de &ccedil;aresiz ayrılıvermiş oradan. Tam buradan ayrılmadan, &ouml;yle birini g&ouml;rm&uuml;ş ki ayakları yerden kesilip tir tir titreyivermiş. Bu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; I.Murad&rsquo;tan başkası değilmiş. Demişler ki: I.Murad yaptırdığı H&uuml;d&acirc;vendig&acirc;r Camii&rsquo;nin son h&acirc;lini ş&ouml;yle bir gezmeye gelmiş. Hasan Efendi, caminin etrafında gezen I.Murad&rsquo;ın yanına bir &ccedil;ırpıda koşup, el etek &ouml;p&uuml;p derdini anlatıvermiş. Ama ne &ccedil;are, I. Murad&rsquo;da tıpkı diğerleri gibi &ldquo;hel&acirc;llik dilemesin efendi&rdquo; demiş. Eğilip teşekk&uuml;r eden Hasan Efendi, I.Murad&rsquo;ın da yanından ayrılıvermiş. Gelmişken caminin ilk h&acirc;llerini g&ouml;rmek isteyen Hasan Efendi, Bismillah deyip, son cemaat yerine ayak basıp camiden i&ccedil;eri girmiş. Osmanlı tarihinde bir ilk olan, camii ve medresenin birleşiminin bu ilk h&acirc;llerini hayranlık i&ccedil;erisinde uzun uzun seyretmiş. Gezisine son verip dışarı &ccedil;ıkmış ki ne g&ouml;rs&uuml;n, H&uuml;d&acirc;vendig&acirc;r&rsquo;ın kanlı g&ouml;mleğini taşıyan askerler. Bir kez daha şaşırıp kalmış, zamandan zamana zıplayıp duruyormuş. Tabana kuvvet verip bu sefer de Yıldırım Camii&rsquo;nin yolunu tutmuş. Tam camiye varacakken &ldquo;Dr. Osman Şevki Uludağ&rdquo; ile karşılaşmış. Hasan Efendi ş&ouml;yle bir oh &ccedil;ekip: Bu b&uuml;y&uuml;k sanat&ccedil;ıdır, derdime derman bulur demiş. Varıp gidip, anlatmış derdini bu b&uuml;y&uuml;k sanat&ccedil;ıya. Ne yazık, o da tıpkı diğerleri gibi &ldquo;hel&acirc;llik dilemesin efendi&rdquo; demiş. Yine bir hayal kırıklığı ile yoluna kaldığı yerden devam etmiş. Kendi kendine: Demek ki: &ldquo;Uludağ bu b&uuml;y&uuml;k sanat&ccedil;ıdan ismini almış&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken Yıldırım Camii&rsquo;ye gelivermiş. Osmanlı mimarisinin ilk hastanesiyle karşılaşan Hasan Efendi, ilim bilen insan derdime &ccedil;are bulur deyip, &nbsp;paldur k&uuml;ld&uuml;r girivermiş i&ccedil;eri. Onu karşılayan, o meşhur Molla G&uuml;r&acirc;n&icirc; olmuş. Molla G&uuml;r&acirc;n&icirc;, &nbsp;Hasan Efendi&rsquo;yi telaşlı g&ouml;r&uuml;nce:<br />-Ne oluyor b&ouml;yle efendi demiş.&nbsp;<br />Hasan Efendi, telaş i&ccedil;inde mollaya derdini anlatmış. Farklı bir cevap beklerken &ldquo;hel&acirc;llik dilemelisin efendi&rdquo; c&uuml;mlesini bir kez daha duymuş. İnat etmiş bir kere, derdine derman bulacakmış. Sıradaki adresi, Yeşil Camii&rsquo;ymiş. Tabana kuvvet verdiği yollardan ge&ccedil;erken, bir de bakmış ki o meşhur &ldquo;Atıcılar&rdquo; mahallesindeymiş. Osmanlı&rsquo;nın atıcılık ve binicilik yapan yiğitleri, Hasan Efendi&rsquo;ye bir at hediye etmişler. Buna &ccedil;ok sevinen Hasan Efendi, atın &uuml;st&uuml;nde d&ouml;rtnala vurup, bir &ccedil;ırpıda Yeşil Camii&rsquo;ye gelivermiş. O g&uuml;zel &ccedil;inilerinden adını alan bu camii pek de g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yormuş. Caminin b&acirc;nisi ve m&uuml;tevaziliği ile bilinen &Ccedil;elebi Sultan Mehmed&rsquo;i g&ouml;ren Hasan Efendi, atını hızlı hızlı bağlayıp koşmuş Sultan Mehmed&rsquo;in yanına. Anlatmış da anlatmış derdini, o da diğerleri gibi &ldquo;hel&acirc;llik dilemelisin efendi&rdquo; diyivermiş. Buradan da derman bulamayan Hasan Efendi, atına binip Muradiye Camii&rsquo;ne gitmiş. Bir bakmış ki, caminin bah&ccedil;esinde II. Murad ve Şehzade Mustafa sohbet ediyor. Aman yine bir heyecan sarmış ki Hasan Efendi&rsquo;yi, atını ağaca bağlarken eli ayağı birbirine dolaşmış. Desturla varmış yanlarına, anlatmaya başlamış derdini ama nafile. II. Murad&rsquo;tan da aynı cevabı duymuş. Keder ve &uuml;z&uuml;nt&uuml; i&ccedil;inde atına binip, Orhangazi Camii&rsquo;ne gitmiş. İnşaat h&acirc;lindeki camiyi g&ouml;zetleyen Orhan Bey&rsquo;i g&ouml;r&uuml;nce, son &ccedil;are deyip varmış yanına. Yine anlatmış da anlatmış derdini. Ne yazık, yine &ldquo;hel&acirc;llik dilemelisin efendi&rdquo; c&uuml;mlesini duymuş. Hasan Efendi&rsquo;nin d&uuml;nyası başına yıkılmış. Arkadaşının izini bilmezmiş ki hel&acirc;llik dilesin. &Ccedil;aresizlikler i&ccedil;inde s&uuml;rm&uuml;ş atını Cumalıkızık&rsquo;a. Bu g&uuml;zel k&ouml;ye varan Hasan Efendi, oracıkta atını azat edivermiş. K&ouml;y&uuml;n i&ccedil;inde sallana sallana Cin sokağa gitmiş, o daracık sokağın orta yerinde diz &ccedil;&ouml;k&uuml;p Allah&rsquo;a dua etmiş. Hasan Efendi, duasının en ulvi yerinde bir ses duyuvermiş. Bir de bakmış, k&ouml;y halkının insanları telaş i&ccedil;inde yanına doluşmuş. &nbsp;Belki y&uuml;z tane insanın buraya nasıl sığdığına hayret emiş. Meraklanarak sormuş:<br />-Hayırdır efendiler, siz neyden ka&ccedil;tınız b&ouml;yle? Efendilerden biri:<br />-Yunan askerlerinden beyim.<br />Tam o sırada bir bakmış ki, bu kalabalığı g&ouml;ren Yunan askerleri hayretler i&ccedil;inde geri geri ka&ccedil;ıvermiş. Hasan Efendi bu duruma &ccedil;ok g&uuml;lm&uuml;ş. Derdini bir defa da k&ouml;yl&uuml;lere s&ouml;ylemek isteyen Hasan Efendi, başlamış anlatmaya. Son bir kez, hep bir ağızdan: &ldquo;hel&acirc;llik dilemelisin efendi&rdquo; c&uuml;mlesini duymuş.&nbsp;<br />-Ya işte beyim, Hasan Efendi&rsquo;nin anı defterinde yazanlar bunlar. B&ouml;yle insanların ruhları hassas olur, ne inan&ccedil; ne saygı ama! G&ouml;r&uuml;yor musun ne h&acirc;le d&uuml;şm&uuml;ş. &nbsp;İşte bundan tam on yıl &ouml;nce de, &nbsp;Cin sokakta Hasan Efendi&rsquo;yi elinde bir defterle &ouml;l&uuml; h&acirc;lde bulmuşlar. Ondan geriye kalan da bu defter olmuş. Bu garibe de ne olduğu bilinmez, babasının ardında b&ouml;ylece kalakalmış. E kim bilir, d&ouml;rt duvar arasında ne yaşanmış.&nbsp;<br />Cavit, c&uuml;mlelerini tamamlarken sağ elimle sol elimin avucundaki koca beni kapatıverdim. Hatırama geliyordu: gen&ccedil;lik yıllarında arkadaşıma anlattığım hik&acirc;ye, heyecanla dinlemesi, avucumun i&ccedil;indeki bene hayret etmesi&hellip; Ben, b&uuml;t&uuml;n bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken Cavit m&uuml;saade isteyip kalktı masadan. Kalbimdeki &ccedil;arpıntıdan bir s&uuml;re kıpırdayamadım. Bir an, meczup diye andıkları bu adamla g&ouml;z g&ouml;ze geldim. Demek, r&uuml;yalarımın kahramanı olan bu adamın babası: Hasan Efendi&rsquo;ydi. Benden alamadıkları hel&acirc;llik y&uuml;z&uuml;nden, b&uuml;t&uuml;n hayatları mahvolmuştu. &Uuml;stelik hakikat başkaydı: Gen&ccedil;liğimin deli dolu &ccedil;ağlarında, kimden duyduğumu hatırlayamadığım bu hik&acirc;yeyi, Hasan Efendi&rsquo;ye ben anlatmıştım. Bunca yıldır, bu yalandan &ouml;t&uuml;r&uuml; bir kere bile vicdan azabı duymamıştım. Hatta t&uuml;m bu olanları hatırlamıyordum bile. Aklımdaki bu d&uuml;ş&uuml;nceler, g&ouml;zlerimden akan yaşlara sebep oldu. Bıraksalar, oracıkta &ccedil;ocuk gibi ağlayacaktım. Hesabı &ouml;dedikten sonra, Hasan Efendi&rsquo;nin oğluna doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;m. Onu &uuml;rk&uuml;tmemek i&ccedil;in yavaş hareket ediyordum. Yanına vardığımda, korkarcasına elleriyle geriye doğru ittirdi beni. Hi&ccedil;bir şey yapmadan, avucumdaki beni usulca g&ouml;sterdim: &ldquo;Babana hik&acirc;yeyi anlatan bendim&rdquo; dedim. Bu s&ouml;ylediklerim karşısında, elleriyle kafasına vurup vurup g&uuml;lmeye başladı. O anda seviniyor mu, &uuml;z&uuml;l&uuml;yor mu anlam veremedim. Ani bir hareketle, boynuma sarılıp h&uuml;ng&uuml;r h&uuml;ng&uuml;r ağladı. Kollarıyla boynumu kenetleyen bu garibi, sakinleştirmek pek bir zor oldu. Uzun bir m&uuml;ddetten sonra sakinleşince, ayağa kalkıp g&ouml;mleğimi &ccedil;ekiştirmeye başladı. Nereye gideceğimizi biliyordum; o y&uuml;zden ne soru sordum, ne de itiraz ettim. Tıpkı Hasan Efendi gibi tabanlarımıza kuvvet verip, Ahmet Paşa Mezarlığına doğru yol aldık. Yolumuzun &uuml;zerinde bize bir at veren olmadı fakat bir atın &uuml;zerindeymiş&ccedil;esine hızlı vardık. &Ccedil;i&ccedil;ek bah&ccedil;esinin b&uuml;lb&uuml;l&uuml; gibi duran Hasan Efendi&rsquo;nin mezarlığı başında, diz &ccedil;&ouml;kt&uuml;m toprağa. Ben değil efendi, sen hakkını hel&acirc;l et!</p>
<p>ŞEVİN SEMİZ</p>
<p><br /><br /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tenebris (Giriş &#45; Sonbahar Gelirken)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tenebris-giris-sonbahar-gelirken</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tenebris-giris-sonbahar-gelirken</guid>
<description><![CDATA[ Tüm bunlara rağmen işin aslında savaş Terra&#039;ya ölümden başka bir şey getirmemiştir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6230c71214d3e.jpg" length="31012" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Mar 2022 20:04:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, roman, savaş, barış, tanrı, kul</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Savaş , barıştan &ouml;nce gelir ama savaş barışı getirmez. Huzur ve mutluluğa duyulan hasret bahanesiyle gizlenen kin ve &ouml;fke , barış adına girilen savaşları doğurur. Kusurumuzu ihtiya&ccedil;larla kapatır , zaman zaman da su&ccedil;u kul olmakta bulur t&uuml;r&uuml;m&uuml;z. T&uuml;m bunlara rağmen işin aslında savaş Terra'ya &ouml;l&uuml;mden başka bir şey getirmemiştir. Katiplerin anlattığı hikayeleri dinleyen gen&ccedil;lerin kabuslarında yeniden doğar. İlk nedeni bilinmese de asırları s&uuml;sleyen bir savaştan bahsedilir. Tarlalardan kılı&ccedil; ve kafatası hasat edildiği , g&uuml;nebakanların boynunun bir t&uuml;rl&uuml; d&uuml;zelmediği , g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n kızıla b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; ve yer yer kanın sağnak sağnak yağdığı bir d&ouml;nem. Masumlar &ouml;l&uuml;yorken tarafların artık iyice inceldiği ve sırf &ouml;ld&uuml;rmek i&ccedil;in &ouml;ld&uuml;renlerin doğduğu bir yer olmuştu Terra.<br />Hayatta kalan &ccedil;ift&ccedil;ilerin "Kıyamet geldi." dediği bir g&uuml;n taraflar , bu karanlığa son vermek i&ccedil;i meydana &ccedil;ıktılar. İki taraf da kibirlerini bir k&ouml;şeye atamamış ve bir galip belirlemek i&ccedil;in son kez ordularını toplamıştı.<br />Savaş ; barışa mazeret olmaktan &ccedil;ıkmış , sadece var olmak i&ccedil;in var olmuş ve t&uuml;m Terra'ya ger&ccedil;ek y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;stermişti.&nbsp;<br />Tarafların komutanları son kez meydana &ccedil;ıktı. Pugnator , at &uuml;zerinde mızrağını son kez &ccedil;ekti. D&uuml;şmanlarının kanıyla kızıla b&uuml;y&uuml;nm&uuml;ş zırhı atı zorlasa da şahlandı ve mızrağı ile g&ouml;ğ&uuml; yardı. Mızrak yetersizlikten besleniyordu. T&uuml;ketiyor ve kişiyi amacı uğruda her şeyi yapabilecek hale getiriyordu ancak tatminsizliği asla aşamıyordu. Mızrağın esiri bir s&uuml;re sonra sadece &ouml;lmek i&ccedil;in &ouml;ld&uuml;r&uuml;yordu. Yetersizlik duygusunun acınası haldeki dışa vurumu. Viator , uzun kılıcı g&ouml;renleri dehşete d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yordu. Son verdiği her &ouml;m&uuml;rle daha da uzamış gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;rd&uuml; askere. Bir savurmasıyla birlikleri dağıttığı s&ouml;ylenirdi. Kılı&ccedil; ,sahibinin &ouml;fkesi ile besleniyordu. Bedeni t&uuml;keten bu his kılıcın beden &uuml;zerindeki hakimiyetini sağlıyordu. Bir s&uuml;re sonra kişi &ouml;ld&uuml;rmek zorunda olduğu i&ccedil;in değil bundan zevk aldığı i&ccedil;in &ouml;ld&uuml;r&uuml;yordu. Bu ağır ve uzun kılıca rağmen hızından &ouml;d&uuml;n vermezdi. Bu iki heybetli &ouml;l&uuml;m &nbsp;el&ccedil;i son kez karşı karşıya geldiler. Askerlerin bir kısmının g&ouml;z&uuml;n&uuml; kan b&uuml;r&uuml;m&uuml;şken &ccedil;oğunluk ne olursa olsun kıyametin geldiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı. Sonbahar r&uuml;zgarları esmeye başlamıştı.</p>
<p>&Ccedil;arpışmalarıyla toz dumana karıştı. İki g&uuml;&ccedil;l&uuml; aslanım birbirlerini bir t&uuml;rl&uuml; devirememesi gibiydi. Y&uuml;zleri , akan kanlarıyla temizlenmiş ; yorgun d&uuml;şm&uuml;ş bedenlerini ayakta tutan tek şey ise hırsları olmuştu. İki aslanda son kez k&ouml;şelerinden y&uuml;kseldi . Son gelirken araları bir ışıkla b&ouml;l&uuml;nd&uuml;. G&ouml;k asırlar sonra temizlendi ve Deus indi yere semadan.</p>
<p>------</p>
<p>Kinlerinin esiri olmuş bu iki ruhu ayırdı ve ilahi g&uuml;c&uuml;yle Terra'yı temizledi. Sonra iki lidere d&ouml;nd&uuml;. &Uuml;rk&uuml;ten bir ses ile şunları s&ouml;yledi:</p>
<p>&mdash;Siz kirlisiniz. Soyunuz da kirli olacak. Zira arkanızdan gelenlerden bazıları vardır ki sizin evladınız olmaları i&ccedil;in kan bağına gerek yoktur. Ruhlarınız g&uuml;nahkar , silahlarınız ve bedenleriniz lanetlidir. Nihayetinde &ouml;l&uuml;m, &ouml;ld&uuml;rd&uuml;klerinizin ruhunu huzura kavuşturacaktır.</p>
<p>İki lideri de elleriyle g&ouml;ğe kaldırdı ve boyunlarını kırdı. Savaş yaralarında akan kanlar yere değdiğinde &ccedil;i&ccedil;ekleri a&ccedil;tırdı. Terra bu varlıkta huzuru bulmuştu. Deus Terra halkına armağanlarda bulundu.&nbsp;</p>
<p>Bunların ilki suydu. Su , Terra'yı temiz kıldı.&nbsp;</p>
<p>İkinci armağan Videns'di. 8 kişi se&ccedil;ti ve bu kişilere su aracılığıyla b&uuml;y&uuml;y&uuml; bahşetti. Onları Terra halkını korumakla sorumlu kıldı.</p>
<p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; armağan Caesar'dı. Terra halkında temiz birisini se&ccedil;ti ve ona Terra'yı y&ouml;netme yetkisini bahşetti. Su ona g&uuml;&ccedil; , hayat ve insanlık verdi.</p>
<p>Terra hızlı bir toparlanma s&uuml;recine girdi. Kralın &ouml;nderliğinde Terra barış ve huzurun h&uuml;k&uuml;mdar olduğu bir diyar oluyordu. Katipler t&uuml;m bunları kaydetti. Bazıları ise bu varlığı tanrı bildi. Katipler onlara "Fides" dedi.</p>
<p><br />Savaş &ouml;l&uuml;m&uuml; getirir. Kaybedince kaybedilene karşı hasret doğar. Savaş durumunda kaybedilen barıştır. Yokluğunda varlığına duyulan hasret b&uuml;y&uuml;r. Savaşlar barış uğuruna veya bahanesiyle yapılır ancak &ccedil;oğunlukla &ouml;l&uuml;m ve h&uuml;z&uuml;nden başka bir şey getirmez. Barış vasıtasıyla ulaşılması istenilen huzur ise şahsın en temel yaşam gere&ccedil;lerinden biridir.<br />Kişiyi bu &uuml;mit hayatta tutar ancak toplumlar bu ama&ccedil; uğuruna kendilerine &ouml;nderlik yapacak bir lidere ihtiya&ccedil; duyarlar.<br />Terra i&ccedil;in bu &ouml;nder Caesar'dı. &nbsp;Caesar ; g&uuml;c&uuml; eline aldı ve Terra'yı , o arzulanan barış ve huzurun diyarı haline getirdi. Terra'nın kalbi olan Urbs'u kurdu ve diyarı buradan y&ouml;netti. Katipler ise Urbs'un hemen dışında kurulan Digit'e yerleşti ve buradan tarihe şahitlik ettiler. Bu barış ortamı y&uuml;zyıllar s&uuml;rd&uuml;. Suyun g&uuml;c&uuml; sayesinde Caesar ve Videns'ler bu s&uuml;re boyunca hayatta kaldılar.</p>
<p>Ge&ccedil;en uzun zamanın ardından suyun yerini bilen nesillerin &ouml;m&uuml;r mumları s&ouml;nd&uuml;. Sadece bazı Katiplerin ellerinde bulunan eski belgelerde suyun yeri yazıyordu ancak onlarda bu bilgiyi saklamayı tercih ettiler. Caesar'da bu konuda Katiplere hak veriyordu. Zira Pusnator'un ve Vintor'un neslinin kinini hissedebiliyordu.</p>
<p>Barış , ge&ccedil;mişin kini geleceği tehdit edene kadardır. Nihayetinde topraklar kanla sulanır. &Ouml;l&uuml;m , yaşamın kıymetini bilmemiz i&ccedil;indir ve intikam duygusu bedeni t&uuml;keten bir zehirdir.&nbsp;<br />Caesar bundan dolayı ş&uuml;phe ve korku i&ccedil;indeydi ve haklıda &ccedil;ıkmıştı. Kendilerine "İnfectus" diyen bir &ouml;rg&uuml;t Caesar y&ouml;netimine karşı baş kaldırdı. Deus'u şeytan ve Pugnator'u şehit olmuş bir kahraman bildiler ve kendisinin getirmek istediğine inandıkları d&uuml;zeni Terra'da mutlak kılmak istediler. G&uuml;c&uuml;n sudan geldiğini biliyorlardı bu y&uuml;zden Digit'i ateşe verdiler. Caesar duruma m&uuml;dahale etmek i&ccedil;in Digit'e mitleri g&ouml;nderdi. İrili ufaklı &ccedil;atışmalar haftalarca s&uuml;rd&uuml; ancak hi&ccedil;bir taraf &uuml;st&uuml;nl&uuml;k kuramadı. Bu s&uuml;re&ccedil;te bir s&uuml;r&uuml; Katip hayatını kaybetti ve onlarca kaynak yok oldu. Deus'un Terra'yı cezalandırdığını d&uuml;ş&uuml;nen Fides'ler irili ufaklı topluluklar halinde Urbs'u terk edip Montes'in y&uuml;ksek dağlarına yerleştiler.</p>
<p>Sonbahar sert r&uuml;zgarlarıyla Terra'da iyice kendini hissettirmeye başlamıştı. Haftalar ayları getirdi ancak &ccedil;atışmalar bitmemiş , daha da şiddetli bir şekilde Urbs'a taşınmıştı. Urbs'ta yaşayanlar sık sık g&uuml;ne &ccedil;atışmaların g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;yle uyanıyordu. Katiplerin &ccedil;oğu İnfectus tarafından katledilmişti. Kalan az sayıda kişi de kurtarabildikleri kadar kaynakla g&uuml;venli yerler aramaya &ccedil;alıştılar ancak başaramadılar. Biliyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben İnfectusların elinden kurtulmayı başarmış ve sonbaharda hayatta kalmış son katibim. Vazifemi yerine getiriyor ve artık sadece h&uuml;zn&uuml;n yetiştiği bu toprakların tarihini "Tenebris" adını verdiğim bu kitaba yazıyorum. Yaşadıklarımın ve yaşayacaklarımın benden sonraki nesle ders olması ; belki de ufak bir ihtimal dahilinde bile olsa , bir yolu bulunması durumunda Terra'yı kurtarmalarında işlerine yaraması &uuml;midiyle yazıyorum. Zira yaşananlar karşısında , kişiyi ayakta tutan umut duygusunu bende sağlayan tek şey bu d&uuml;ş&uuml;nceler.</p>
<p>Urbs'un geniş bir sokağında ; Mitlerin ve İnfectusların girdiği b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;atışmanın ortasından , bir videns tarafından son anda kurtarılıp saraya g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;m. Caesar'ın huzuruna &ccedil;ıktım ve orada &ouml;ğrendim. Ben hayatta kalan son katiptim.</p>
<p>Sarayda &ouml;zel olarak korumaya alındım. Tenebris'i de işte o g&uuml;nlerde yazmaya başladım. &Uuml;zerlerinde tehdit edilebilme ihtimalime &nbsp;karşın eşim ve &nbsp;daha bebek olan oğlum , Terra'da ki en g&uuml;venli yerlerden biri olan Ultima'ya yerleştirildi. G&uuml;nler giderek zorlaşıyor , &ccedil;atışmaların sıklığı artıyordu. Artık Terra'da barıştan eser kalmamıştı. Huzur , tekrardan hasret duyulan olmaya başlamıştı. Mit ve İnfectus grupları arasındaki &ccedil;atışmalardaki dengenin bozulması ise &ccedil;ok uzun s&uuml;rmeyecekti. İnfectuslardan bir ka&ccedil;ının suyun yerini bulduğuna dair duyum alan bir mit b&ouml;l&uuml;ğ&uuml; gizlice onları takip etti. Hayatta kalan ve saraya ulaşmayı başarmış son askerin anlattıklarına g&ouml;re bir şey , onlar ulaşmadan t&uuml;m İnfectus &uuml;yelerini &ouml;ld&uuml;rm&uuml;ş. Arkadaşlarının &ccedil;ığlıkları arasında canını zor kurtarmış.&nbsp;</p>
<p><br />Aradan 2 g&uuml;n ge&ccedil;ti. Caesar ve Vidensler zayıf d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. G&ouml;ky&uuml;z&uuml; kararmaya başlamış ve r&uuml;zg&acirc;r kanın kokusu taşıyordu. En sonunda sonbahar geldi.</p>
<p>Urbs , Terra'da daha &ouml;nce g&ouml;r&uuml;lmemiş canlıların saldırısına uğradı. G&ouml;rd&uuml;kleri t&uuml;m canlıları vahşice &ouml;ld&uuml;r&uuml;yorlardı. Mitler şehrin sokaklarında halkı korumaya &ccedil;alışırken bir yandan da Vidensler halkı Ultima'ya tahliye etmeye &ccedil;alışıyordu. B&uuml;y&uuml;k bir grup sarayın kapılarına dayandı , sanki Caesar'ı istiyorlarmış gibi. Sarayda bulunan iki Videns saray ahalisinden kurtarabildiklerini Ultimay'a g&ouml;nderdi. Artık sarayda, &nbsp;taht odasında sadece ben , Caesar ve iki Videns vardı. Yaratıklar taht odasının kapısını zorluyordu ve i&ccedil;eri girmeleri an meselesiydi. Caesar , uzun zamandır sakladığı bir silahı &ccedil;ıkardı. Pusnator'un mızrağı.&nbsp;</p>
<p>Ben olanlara anlam veremiyordum. Kafamda bin bir d&uuml;ş&uuml;nce , panik ve korku i&ccedil;erisindeydim. Artık belliydi. Taht odasının kapısının kırılmasına saniyeler kala Videnslerin bir bana d&ouml;nd&uuml;. Bir ge&ccedil;it a&ccedil;tı ve "Tenebris'i koru" deyip beni ge&ccedil;ide itti. Taht odasını girişlerini g&ouml;rd&uuml;m ve kendimi Desert'da buldum.</p>
<p>Terra ; uzun bir yazdan sonra sonbaharı o kadar şiddetli yaşamıştı ki , o g&ouml;lgesi g&uuml;ven veren ağa&ccedil;ların yaprakları doğmamak &uuml;zere &ouml;lm&uuml;ş olabilirdi. Huzursuzluğu taşıyan r&uuml;zgar artık Urbs'ta akan kanların kokusundan başka bir şey getirmiyordu.<br />Sonbahar , t&uuml;m &ccedil;i&ccedil;ekleri soldurmuştu.</p>
<p>G&uuml;nlerce Ultima'ya ulaşmaya &ccedil;alıştım.<br />Sıfır erzak , haritasız ve pusulasız neredeyse &ouml;l&uuml;yordum. O kafile ile karşılaşmam ger&ccedil;ekten b&uuml;y&uuml;k şanstı. Bana yolu g&ouml;sterip erzak verdiler. Sorduğumda Ultima'dan keşif yolculuğuna &ccedil;ıktıklarını ve Urbs'a gittiklerini &ouml;ğrendim. Gitmemeleri i&ccedil;in &ccedil;ok dil d&ouml;ksem de ikna edemedim. Sonu&ccedil; olarak yollarımız ayrıldı. Ben bir hafta sonra Ultima'ya varmış , eşim ve &ccedil;ocuğuma kavuşmuştum ancak o kafileden bir daha haber alınamadı.&nbsp;</p>
<p>Yaşananlarda binlerce kişi &ouml;lm&uuml;ş ; bir&ccedil;ok &ccedil;ocuk yetim , &ouml;ks&uuml;z kalmıştı. Şuan bu satırları yazarken daha yeni y&uuml;r&uuml;meye başlamış oğlum ve sonbaharın etkisini &uuml;zerinden atamamış eşim yan odada uyuyorlar. Şimdilik onların yanında duracağım ama bir g&uuml;n yola &ccedil;ıkmam gerektiğini biliyorum. Tenebris'i tamamlayacak ve başaramamam durumunda Terra'yı kurtarma yolundan gidecek yeni kişilere bir yol haritası bırakmış olacağım. Bunu ben yapmazsam kimse yapmaz. Tek dileğim Terra'nın eski barış dolu g&uuml;nlerine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml; biricik evladım ve eşimle g&ouml;rmek.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;lmemeliyim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus Tanıtım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-tanitim-911</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-tanitim-911</guid>
<description><![CDATA[ Hiçbir yalan bu kadar tatlı olmamıştı ve hiçbir gerçek bu kadar acı olmamıştı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61a8d585a03fe.jpg" length="40667" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Mar 2022 22:04:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Montaigne</title>
<link>https://edebiyatblog.com/montaigne</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/montaigne</guid>
<description><![CDATA[ Montaigne Denemeler kesit ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_617bcd89c5630.jpg" length="38491" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Mar 2022 12:07:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Montaigne, deneme</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAPININ ARDI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kapinin-ardi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kapinin-ardi</guid>
<description><![CDATA[ Çok değil bir yıl önce kamelyada keyifli akşam çayları içtiğiniz komşunuz şimdi düşmanınızsa? Sizin veya onun düşmanlıkta hiçbir payı olmadan. Onun çaldığı kapıyı açmak hiç bu kadar zor gelmiş miydi? Savaşlar, çatışmalar bir gün biter, geriye &quot;insan&quot; kalır &quot;saf ve temiz çocuklar&quot;la birlikte. Büyülü gerçeklikte kısacık bir insan hikayesi.... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622de4aa9550d.jpg" length="67273" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 15:36:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>İlgün</dc:creator>
<media:keywords>Savaş, Komşu, İnsan....</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KAPININ ARDI</p>
<p>Odadaki pencerenin birinin &ouml;n&uuml;, s&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş davlumbazla, diğerininki ise koca bir mermer par&ccedil;asıyla kapatılmıştı. Eva, iki &ccedil;ocuğunu battaniyenin altına almış ısıtmaya &ccedil;alışıyordu. Adem, s&ouml;nmek &uuml;zere olan muma tutarak bir diğerini yaktı. Uzaktan bir patlama sesi geldi. İrkildi Eva, uyanan kızını &ldquo;bir şey yok&rdquo; diyerek teskin ettin. Sessizce konuştu Adem&rsquo;le.</p>
<p>- Elektrik gelir mi ki?</p>
<p>- Bilmiyorum.</p>
<p>- Donacak &ccedil;ocuklar.</p>
<p>- T&uuml;p&uuml; getiririm akşam yine, su kaynatırız.</p>
<p>- Biraz mercimek kaldı iki paket de makarna&hellip; Soğan, sal&ccedil;a yok ama mercimeği haşlarım&nbsp; bug&uuml;n.</p>
<p>-&nbsp; Bir de bana kızıyordun evi depo yapıyorsun diye&hellip;</p>
<p>- Hatırlıyor musun ilk b&uuml;y&uuml;k kavgamız&hellip;. 5 kilo kuruyemiş&hellip;</p>
<p>Sessizce g&uuml;lmeye başladılar. Adem&rsquo;in g&uuml;l&uuml;ş&uuml; g&ouml;zyaşına karıştı.</p>
<p>- Hayır tamam o zaman anladım Eva, her şey g&uuml;ll&uuml;k g&uuml;listanlıktı kızdın da, ortalık karışıp raflar&nbsp; boşaldı, sen o zaman da laf etmiştin. İyi ki dinlememişim seni.</p>
<p>- İyi ki&hellip; Tahmin etmemiştim her şeyin bu kadar k&ouml;t&uuml; gidebileceğini... Keşke daha fazla alabilseymişsin, eridi gitti her şey &uuml;&ccedil; ayda.</p>
<p>- &Uuml;&ccedil; ay oldu mu?</p>
<p>- &Uuml;&ccedil; Ocakta market rafları boştu Adem, hatırlamıyor musun? Arın&rsquo;ın doğum g&uuml;n&uuml;nde.</p>
<p>- Doğru.</p>
<p>Utanmış&ccedil;asına başını &ouml;b&uuml;r tarafa &ccedil;evirdi, g&ouml;zlerini Eva&rsquo;dan ayırdı Adem. &Uuml;&ccedil; g&uuml;n olmuştu elektrikler kesileli. Belediye binası on &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;nce bombalanmıştı. Ulusal yayının gideli &uuml;&ccedil; hafta kadar olmalıydı. Menşiki&rsquo;lerle Acur&rsquo;lar ne zaman &ccedil;atışmaya başlamıştı hatırlamıyordu. Ama &uuml;&ccedil; yıl &ouml;nce buraya taşındıklarında Menşiki komşularının onları kızartılmış sıcacık pişilerle karşıladığını &ccedil;ok iyi hatırlıyordu. Hatta şimdi pencereden bakıp g&ouml;remediği kamelyada i&ccedil;tikleri akşam &ccedil;aylarını&hellip; Ta ki Beru&ccedil;ay&rsquo;da bomba patlayana kadar. Ardından &uuml;&ccedil; Menşiki eylemcinin vurulması.&nbsp; Bahrat&rsquo;ın &uuml;lkeye girmesi&hellip; Cehennem gibiydi son &uuml;&ccedil; ay.</p>
<p>- En son ne zaman Kamelya&rsquo;da &ccedil;ay i&ccedil;tik hatırlıyor musun Eva?</p>
<p>- Sare doğmamıştı. Benim karnım burnumdaydı. Ne pişi yemiştim o akşam. Hasbek&rsquo;in annesi ne g&uuml;zel yapmıştı. Burnuma geliyor kokusu &ccedil;ok acıktım zaten.</p>
<p>- Benim de... Her şey bir bitsin kocaman bir sofra kuralım Eva, boydan boya, kola reklamlarındaki gibi, kuş s&uuml;t&uuml; eksik&hellip; Herkes birarada.</p>
<p>- Herkes bir arada olamayacak Adem. &Ccedil;ok eksik olacak.</p>
<p>Sessizliğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml; oda tekrar. Kapının vurulmasıyla birlikte Adem&rsquo;in dalmış g&ouml;zleri, kocaman a&ccedil;ıldı. Hızla ayağa kalktı Eva.</p>
<p>-&ldquo;Kim ki&rdquo; dedi. &ldquo;Dur yavaş yavaş git&rdquo;.</p>
<p>Kapının deliğinden baktı Adem. Yan komşuları, Menşiki Hasbek, elinde av t&uuml;feğiyle oradaydı. Yutkundu sakince.</p>
<p>-&ldquo;A&ccedil;ın ben Hasbek&rdquo; diyordu</p>
<p>-&ldquo;A&ccedil;ma&rdquo; dedi Eva . &ldquo;A&ccedil;ma Adem&rdquo;.</p>
<p>Kapının deliğinden Eva da baktı. Hızla salona koştu sonra. Masayı s&uuml;r&uuml;klemeye başlamıştı.</p>
<p>- &ldquo;Kapıya yaslayalım&rdquo; dedi</p>
<p>- Sa&ccedil;malama Eva. Hasbek işte. Tamam a&ccedil;mayacağım.</p>
<p>-&nbsp; &ldquo;Adem a&ccedil; kapıyı&rdquo; dedi kapının arkasındaki ses.</p>
<p>Eva olduğu yere oturup ağlamaya başladı.</p>
<p>-&ldquo;Adem evdesiniz biliyorum a&ccedil;ın kapıyı&rdquo; diyordu Hasbek.</p>
<p>Eva, başını iki yana salladı ağlayarak.&nbsp; Adem&rsquo;in yaptığı g&ouml;z işareti ile kalktı yerinden, salona ge&ccedil;ti tekrar, salon kapısını kapattı. Yere oturup, &nbsp;kanepede uyuyan &ccedil;ocuklarının &uuml;zerine kapandı. Kapı gıcırtısı hi&ccedil; bu kadar korkun&ccedil; gelmemişti. Sessizce nefes alarak dinlemeye &ccedil;alıştı kapıyı. Olmadı. Yavaş&ccedil;a kalktı. Salonun kapısını araladı, ev kapısını g&ouml;zledi. Hasbek, t&uuml;feği tek eline almış, diğer elini evinin kapısına uzatmış, i&ccedil;eriden uzatılan pişi dolu tepsiyi alıyordu. Tepsiyi Adem&rsquo;e verdi. T&uuml;feği g&ouml;zleriyle işaret etti, bunun i&ccedil;in kusura bakma der gibiydi. Mahcup&ccedil;a başını eğdi ve evine girdi.</p>
<p>Kapıyı kapattı Adem. Elinde bir tepsi pişi, Eva&rsquo;yla g&ouml;z g&ouml;zeydi. Utanga&ccedil;lığını kelimelerle &ouml;rtmek istercesine &ldquo;t&uuml;pte yaptılar demek ki&rdquo; dedi Eva. Pişinin kokusuna uyanan kızına baktı. Tepsinden&nbsp; bir tane alıp yedirmeye başladı&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 22.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-22bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-22bolum</guid>
<description><![CDATA[ Hokus Pokus ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622ddd86ae9ed.jpg" length="57756" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 15:04:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>hokuspokus kelebek</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ben Deli Değilim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ben-deli-degilim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ben-deli-degilim</guid>
<description><![CDATA[ Hayatınızın akışını sadece büyük olaylar mı değiştirebilir yoksa minik olaylar da değiştirebilir mi? Eski bir yüzük bulmak mesela... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622dd38b9eb74.jpg" length="54341" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 14:24:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Damla Demir</dc:creator>
<media:keywords>şizofreni, deli, yüzük, arkadaş, cinayet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><strong>BEN DELİ DEĞİLİM</strong></p>
<p><em>Acımasız olan hayat mıdır insanlar mı? İnsanlar acımasız olmasa hayat da tatlı olurdu. Ben acımasız hayatın i&ccedil;ine doğan Derya. Yıllar &ouml;nce bir yetimhanenin kapısının &ouml;n&uuml;ne annem ve babam tarafından bırakılmışım. Daima kendi ayaklarının &uuml;zerinde durmuş, hayallerinin peşinden &ouml;lesiye koşmuş Derya'yım ben. Yetimhanedeyken tanıştığım ve şuan aynı evde yaşadığım 4 arkadaşım bu acımasız hayatımın en tatlı yanı. Arya, Sena, Pelin ve &Ouml;zg&uuml;r. 5 kız kardeşiz biz.</em><em> <br /><br />Bug&uuml;n yeniden bir iş g&ouml;r&uuml;şmesine gidiyorum. Bu ka&ccedil;ıncı iş g&ouml;r&uuml;şmesi hatırlamıyorum, en son saymayı bıraktığımda 9&rsquo;du. Daima biz size d&ouml;neriz dediler , bilin bakalım d&ouml;nen oldu mu? Tabii ki hayır. İş g&ouml;r&uuml;şmesi yapacağım şirkete girip &uuml;st kata &ccedil;ıktım. Cv me baktılar, bana bir ka&ccedil; soru sordular. Ve işte o klasik c&uuml;mle gelmek &uuml;zereydi ki ben erken davrandım. "Siz bana d&ouml;nersiniz. Cv mi alabilir miyim?" Birbirlerine şaşkın şaşkın baktılar. İ&ccedil;lerinden biri cv mi uzattı ve "Yarın mı başlarsın, bug&uuml;n m&uuml;?" dedi. Bu c&uuml;mleyi daha &ouml;nce duymadığım i&ccedil;in her zaman s&ouml;ylediğim c&uuml;mlelerden birini tekrarladım. "Kimse işe almazsa tecr&uuml;be nasıl edinebilirim?" dedim. Sonra sert sert bana bakıp "Duymuyorsun galiba bug&uuml;n m&uuml; başlayacaksın yarın mı?" dedi. Ve ben yine sa&ccedil;malamaya devam ettim. Bağırarak "Aman be almazsanız almayın ben de şirketinize&nbsp; meraklı değilim." dedim. E haliyle sinirlenip beni kapının &ouml;n&uuml;ne koydular. Evet ilk işim yalnızca 1 dakika s&uuml;rd&uuml;. Bence b&uuml;y&uuml;k başarı. Bir ka&ccedil; saatliğine izin aldığım kafe de ki garsonluk işime devam etmek &uuml;zere kafeye d&ouml;nd&uuml;m. Bu kafe antika m&uuml;zik kutularını andırıyordu. Kafeye genellikle elit insanlar gelirdi. Bu y&uuml;zden burada &ccedil;alışmak bana huzur veriyor. M&uuml;şteriler kalktıktan sonra masaları silerken masalardan birinin &uuml;zerinde bir y&uuml;z&uuml;k fark ettim. Eski bir y&uuml;z&uuml;kt&uuml;, &uuml;zerinde el işlemeleri vardı ve değerli bir y&uuml;z&uuml;ğe de benzemiyordu. Belki almaya gelen olur diye cebime koydum. Akşam olunca başka bir garson geldi ve g&ouml;revimi devredip eve d&ouml;nd&uuml;m. Kızlar &ccedil;oktan eve d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. Arya bir şirkette avukat olarak &ccedil;alışıyor. Sena edebiyat &ouml;ğretmenliği okumuştu ama atanamadığı i&ccedil;in benim gibi bir kafede &ccedil;alışıyor. Pelin bir kuaf&ouml;rde &ccedil;alışıyor. &Ouml;zg&uuml;r ise m&uuml;zik &ouml;ğretmeni. Yemeği hazırlamışlar ve beni bekliyorlardı. Hem yemek yedik hem de bug&uuml;n yaşadığım &nbsp;ilk işe alınma anımı anlattım. Eee kısa da olsa alındım sonu&ccedil;ta. <br /><br /></em></p>
<p><em>Yemeği yiyip masayı toparladık biraz sohbetten sonra saatin 12 olduğunu fark ettik. Yatma vakti gelmişti. Sena ile aynı odada kalıyoruz. Odaya gidip &uuml;zerimi değiştirirken cebimde duran y&uuml;z&uuml;k d&uuml;şt&uuml;. Ben de alıp parmağıma taktım. Pijamalarımı giyindim ve yatağa yattım. Y&uuml;z&uuml;k garip bir şekilde parmağıma takınca daha g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. G&ouml;zlerimi kapattım ve y&uuml;ksek bir yerden d&uuml;şecekken birden g&ouml;zlerimi a&ccedil;tım. Bulunduğum oda benim odam değildi, Sena da yanımda yoktu. Ve sabah olmuştu. O kadar yorgunken daha uyuyamamıştım bile. Kıyafetlerim sa&ccedil;ım her şey değişmişti ama y&uuml;z&uuml;k h&acirc;l&acirc; parmağımdaydı. Odaya birden biri girdi ve &ccedil;ığlık attı. E ben de korktum ve &ccedil;ığlık attım. Sonra evden hızlıca &ccedil;ıktım. Mahalle bizim mahalleydi ama her yer &ccedil;ok değişikti. Bir b&uuml;feye girdim ve gazete aldım. Yıl 2010' du e haliyle &ccedil;ok şaşırmıştım. O yılda ben yetimhanedeydim. Hızla yetimhanenin olduğu yere gittim. Ziyaret&ccedil;i olarak giriş yaptım. Arya'yı &nbsp;g&ouml;rd&uuml;m, &nbsp;bankta oturuyordu. Yanına gittim. Beni g&ouml;r&uuml;nce &ccedil;ok şaşırdı. Arkadaşı Derya'ya &ccedil;ok benzediğimi s&ouml;yledi. Benim o olduğumu bilmiyordu tabii. Sonra beni Derya'ya yani k&uuml;&ccedil;&uuml;k bana g&ouml;t&uuml;rmek i&ccedil;in elimi tuttu. Peşinden gittim. İ&ccedil;imde k&ouml;t&uuml; bir his vardı ama yine de gittim. K&uuml;&ccedil;&uuml;k Derya'yı bulduk. Ama garip bir şey vardı. Benim k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;m beni g&ouml;remiyordu. Arya nasıl g&ouml;remezsin burada işte dedi. Ama g&ouml;remiyordu. Ben onu g&ouml;rebiliyordum. Koridorun sonunda ki b&uuml;y&uuml;k aynada yansımam olmadığını fark eden Arya &ccedil;ığlık attı ve ka&ccedil;maya başladı. Ben de hızlıca oradan uzaklaştım. Tekrar d&ouml;nmek i&ccedil;in o eve gitmem gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Benim uyandığım odanın balkon kapısı a&ccedil;ıktı. Bir şekilde tırmanıp i&ccedil;eri girdim. Yatağa yattım ve g&ouml;zlerimi kapadım. Ama işe yaramadı. Evden ayrıldım. Saat ile ilgisi olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m ve saatin gece 12 olmasını bekledim. 12 olunca tekrar eve d&ouml;nd&uuml;m, yatağa uzandım. Yine bir yerden d&uuml;şer gibi oldu aniden sı&ccedil;radım. G&ouml;zlerimi a&ccedil;tığımda Sena yanımdaydı. G&ouml;rd&uuml;klerimin r&uuml;ya olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m ve y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; parmağımdan &ccedil;ıkarıp tekrar uyudum. Sabah olduğunda normal hayatımızın devam edeceğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Kahvaltıyı hazırladım ve kızları uyandırmaya gittim. Herkesi uyandırmıştım ama Arya uyanmamıştı. Halbuki her sabah en erken o kalkardı. Arya'yı gıdıklamaya başladım. Ama &ouml;l&uuml; biri gıdıklanamaz değil mi? Onun &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anladığımda dizlerimin &uuml;zerine &ccedil;&ouml;kt&uuml;m, şok i&ccedil;indeydim. Onun &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n y&uuml;z&uuml;kle bir ilgisi olabilir miydi?.. Arya'nın &ouml;l&uuml;m&uuml; hepimizi &ccedil;ok &uuml;zm&uuml;şt&uuml;. Ertesi g&uuml;n onu her zaman ziyaret edebileceğimiz bir mezarlığa uğurladık...</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;2 g&uuml;n sonra tekrar işlerimize devam etmek zorundaydık. Tekrar kafeye d&ouml;nd&uuml;m. Y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n sahibinin geleceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m ama gelen olmadı. Belki de Arya'nın &ouml;l&uuml;m&uuml;yle bu y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n bir ilgisi yoktu. Bu olasılıkları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken kafenin kamera kayıtlarına bakmak geldi aklıma. Kayıtlara baktığımda o masaya oturan kişi ile ilgili olan kısımların silindiğini fark ettim. Masa da biri yemek yemişti ama kim olduğunu bilmiyordum. Daha fazla tedirgin olmaya başladım sonra y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; &ccedil;&ouml;pe atmaya karar verdim. Y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; &ccedil;&ouml;pe attım, &nbsp;kafeden ayrıldım ve &nbsp;eve d&ouml;nd&uuml;m. Sofrayı hazırladık ve yemek yemeye başladık. Kimse konuşmuyordu. Ben de sessizliği bozmadım. Sofrayı toparladık ve salona ge&ccedil;tik. Sessizlik devam ediyordu. Onlara y&uuml;z&uuml;k olayını anlatmalı mıydım bilmiyordum. Gece ge&ccedil; vakitlerde tekrar odalarımıza &ccedil;ekildik. &Uuml;zerimi değiştirirken cebimden bir şey d&uuml;şt&uuml;. D&uuml;şen şey y&uuml;z&uuml;kt&uuml;. Ne yapacağımı şaşırdım. Elim ayağım titremeye başladı. &Ccedil;ok korktum. Onu &ccedil;&ouml;pe attığıma emindim. Nasıl tekrar cebime girmişti ki?.. Belki kafe &ccedil;alışanlarından biri parmağımda g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r ve benim olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p cebime koymuştur diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Kendimi rahatlatmanın tek yolu buydu. Y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; Arya'nın kaldırılacak eşyalarının i&ccedil;ine koydum. Yatağa d&ouml;nd&uuml;m. </em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Sabah uyandığımda Sena buz gibiydi. &Ouml;lm&uuml;ş olmaması i&ccedil;in &ccedil;ok dua ettim ama &ouml;lm&uuml;şt&uuml;. Arya gibi o da ayrılmıştı aramızdan. Ben &ccedil;ığlık atınca kızlar hemen geldi. Y&uuml;z&uuml;k geldi aklıma ve koşup y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; koyduğum yere baktım y&uuml;z&uuml;k yoktu. Sonra y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; Pelinin parmağında g&ouml;rd&uuml;m. O y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; nasıl bulduğunu sordum. </em><em>Pelin eşyaların arasında bir şey ararken y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; bulmuş ve Arya'nın olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p parmağına takmış. Benim g&ouml;rd&uuml;klerimi b&uuml;y&uuml;k ihtimalle o da g&ouml;rm&uuml;ş. Ama y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n lanetli olabileceğini aklına getirmemiş. Y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; ondan aldım ve bende kalmasına karar verdim. Sena'yı defnettikten sonra hayatımız daha da değişti. Bir arkadaşımızı kaybetmenin yasını tutarken ikinci bir yas hepimize ağır gelmişti. Kafa dağıtmak i&ccedil;in biraz y&uuml;r&uuml;yor ve olanları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum. Deniz kenarında bir banka oturdum. Y&uuml;z&uuml;k elimdeydi. Denize atmaya karar verdim. Ve hızla eve d&ouml;nd&uuml;m. Saat ge&ccedil; olmuştu bir an &ouml;nce yatmak istiyordum. &Uuml;zerimi değiştirdim ama bu kez y&uuml;z&uuml;k yoktu. Pijamalarımı giyindim ve yattım. Y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n parmağımda olduğunu fark etmemiştim... </em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Yine bir yerden d&uuml;şecek gibi olup aniden sı&ccedil;radım. Uyandığımda yanımda benden bir tane daha vardı. Ama garip bir şekilde Sena yoktu. Sanki &ouml;l&uuml;nce ge&ccedil;mişten de silinmişti. Hızla evden &ccedil;ıkmam gerekiyordu. Odadan &ccedil;ıkacakken &Ouml;zg&uuml;r ile &ccedil;arpıştık. "Sakin ol yahu, ne bu acele?" dedi. Yok bir şey deyip onu odadan uzaklaştırmaya &ccedil;alıştım ama ikinci ben işi bozdu. O da kalkıp &Ouml;zg&uuml;r'e g&uuml;naydın deyince, &Ouml;zg&uuml;r olduğu yere bayıldı. Ben yine gece yarısını bekledim ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze d&ouml;nd&uuml;m. &Ouml;zg&uuml;r'&uuml;n yanına koştum. Ve &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anladım. Ama Pelin yoktu. Sonra kapının &ouml;n&uuml;nde siren sesi duydum. Polisler kapıyı a&ccedil;mamı istedi, ben de a&ccedil;tım. Beni bir hastane odasına g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ler ve beyaz bir &ouml;nl&uuml;k giydirdiler. Doktorlar kendi aralarında konuşurken duydum şizofreni hastasıymışım. Arya'yı, Sena&rsquo;yı, &Ouml;zg&uuml;r&rsquo;&uuml; benim &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; s&ouml;yl&uuml;yorlar. Hepsini eve hapsetmişim bir tek Pelin kurtulmuş. Bunları ben yapmadım y&uuml;z&uuml;k lanetli dedim ama beni kimse dinlemedi. Belki bu olanlar ger&ccedil;ek belki de değil, bilmiyorum. Tek bildiğim ben deli değilim...</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 18.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-18bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-18bolum</guid>
<description><![CDATA[ Hokus Pokus  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622c9cea548df.jpg" length="36387" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 12 Mar 2022 16:14:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bölüm 2: Oyun</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bolum-2-oyun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bolum-2-oyun</guid>
<description><![CDATA[ daha büyük planlar dönerken de olsa aşk oyuna gelmez. geri dönüşü olmaz.
ileride devam edecek olan bir kurgunun ilk bölümleridir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611fc7eb61051.jpg" length="18465" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 12 Mar 2022 14:38:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>oyun, saldırı, patlama, rol, rol yapmak, söylenmeyenler, veda, geçmiş, ölüm, plan, planlar, saldırgan, çığlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>B&ouml;l&uuml;m 2: Oyun</p>
<p>Alda &ccedil;alışma odasında evrak işleri ile uğraşırken bir yandan kulaklığından dinlediği m&uuml;zikle birlikte parmaklarıyla masada ritim tutuyordu. Sonra m&uuml;zik sesinin ardında başlama işaretinin verildiğini işitti. &ldquo;Son kontroller hazır, başlıyoruz.&rdquo; Bir duraksama olduktan sonra &ldquo;Bu ses sisteminin i&ccedil;ine sen mi girdin Alda? Burada iş yapmaya &ccedil;alışıyoruz.&rdquo; Sitemle konuşan ses işitildi. G&uuml;lmek, o an ruh haliyle uyuşmasa da kıkırdadı. &ldquo;Ah, ben sadece gerginliğinizi alsın diye yaptım. İyilik de yaramıyor. Her neyse sen bakma bana, bizim kahveleri iyice soğutmaya bak-&rdquo; kapı &ccedil;alındı ve i&ccedil;eriye Ulrich girdi. Masanın &ouml;n&uuml;ndeki koltuklara ge&ccedil;ip oturdu. Alda s&ouml;z&uuml;n&uuml; tamamlamadı. Onun yerine kafasını kaldırıp neden geldiğini sorarcasına baktı nedenini bilse de. Ama Ulrich sadece g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakıyor, konuşmuyordu.</p>
<p>Neden sonra nefes alıp s&ouml;ze girdi. &ldquo;Benim dosyalarımı masama koyacaktın?&rdquo; &ldquo;Ah, doğru ya! &Uuml;zg&uuml;n&uuml;m, aklıma bir şey takılmıştı. O y&uuml;zden yeniden inceledim ama geri vermeyi unutmuşum.&rdquo; Alda sandalyesini geri &ccedil;ekerek masadan kalktı ve raftaki dosyaya y&ouml;neldi. Sonra aklına başka bir şey gelmiş gibi masasının &uuml;zerindeki telefona eğildi. &ldquo;Birka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r işler &ccedil;ok yoğun. Aynı yerdeyiz ama bir t&uuml;rl&uuml; konuşamadık. Hazır buradasın. İ&ccedil;ecek bir şeyler s&ouml;yleyeceğim.&rdquo; Birka&ccedil; numara tuşladı ve sonra onları silip son aranan numarayı aradı. &ldquo;&Ccedil;ok zamanım yo-&rdquo; &ldquo;Benim odama iki soğuk kahve g&ouml;nderin.&rdquo; Telefonu kapattı ve &ldquo;Ah, hadi ama! Daha geleli beş dakika bile olmadı.&rdquo; dedi.</p>
<p>&nbsp;Sonra raftaki dosyayı alıp Ulrich&rsquo;in &ouml;n&uuml;ndeki sehpaya bıraktı. Ardından normalde yapacağı gibi onun yanına değil de karşısındaki koltuğa ge&ccedil;ti. İşlerin &ccedil;ok zorlaşmamasını umuyordu ve bu y&uuml;zden o anlarda onun o kadar yakınında olmak istemedi. G&ouml;z g&ouml;ze geldiklerinde ikisinin de kesinleştirdiği şeyler havada mutsuz sonun melodisini &ccedil;aldı.</p>
<p>Alda, onun ne olacağını anladığını anladı. Ulrich ise zaten olacakları bilme derecesinde anlasa da umutlarının geri d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lemez şekilde son buluşunu g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Kafasını &lsquo;yazık&rsquo; der gibi salladı. Alda artık saklanması gerekenlerin miadı dolduğundan ona karşı rol yapmayacaktı. G&ouml;zleri onu affetmesi i&ccedil;in yalvarır gibi bakıyordu.</p>
<p>Merkez salondan ve ana laboratuvardan gelen iki b&uuml;y&uuml;k patlama duyuldu. Raftaki dengesi hassas olan bir iki biblo yere d&uuml;ş&uuml;p par&ccedil;alandı. İkisi de şok i&ccedil;inde olmasalar da ayağa fırladılar. Alda, ona daha fazla bakamayıp g&ouml;zlerini par&ccedil;alanan biblolara &ccedil;evirdi. Ulrich, artık Alda g&ouml;rmese de kırık kırık bakmıyordu. Artık g&ouml;zlerinde sıcak duyguların kaybolmasından oluşan soğukluk vardı sadece. Sert bir sesle &ldquo;Alda.&rdquo; dedi. &ldquo;Her şeye rağmen, <em>seni &ouml;l&uuml;nceye kadar seveceğim</em>.&rdquo; Alda onu g&ouml;rebileceği son zamanlar olduğunun yeni farkına varmış gibi şaşkınlıkla ona baktı. Tavandan tozlar ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k par&ccedil;alar d&uuml;şerken yere &ccedil;&ouml;kt&uuml;. Y&uuml;z&uuml;nde planlandığı gibi dehşet ifadesi vardı. Ancak o sırada planları unutmuştu Alda. Şu zamana kadar belki de ilk kez hissettikleri y&uuml;z&uuml;ne yansımıştı. Başkası g&ouml;rse fark etmeyecek şekilde bile olsa Ulrich fark etmişti. Bu sefer şok sırası ondaydı. &Ccedil;atılı kaşları d&uuml;zelse de hala biraz sert bakıyordu. Sonra Alda koridordan gelen sesleri fark edince az zamanı kaldığını anladı ve kendini toparladı. Muhtemelen merkezdeki ajanlardan birinin yerleştirdiği kamerayı hatırladı ve kendisini korkuyormuş gibi yere atıp başını sakladı kameradan. Binanın i&ccedil;inden saldırının sesleri gelmeye devam ediyordu. &ldquo;&Uuml;zg&uuml;n&uuml;m Ulrich. Başka insanlar olup başka hayatlar yaşasaydık bunun &ccedil;ok daha uzun s&uuml;rmesini dilerdim. <em>Diğer insanlar i&ccedil;in değil belki ama sadece sana karşı &uuml;zg&uuml;n&uuml;m</em>.&rdquo;</p>
<p>Ulrich kafasını salladı ve Alda&rsquo;nın &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ti. Kapı kırılarak a&ccedil;ıldı. &ldquo;<em>Oyununu oynayacağım</em>.&rdquo; Alda onun sesini son kez duydu b&ouml;ylece. Ve Alda&rsquo;yı korumaya &ccedil;alışır gibi onlara doğru gelmeye başlayan maskeli adama yumruğunu salladı. Alda odanın k&ouml;şesine doğru s&uuml;r&uuml;nerek ka&ccedil;maya &ccedil;alışırken başka uzun boylu bir saldırgan onu sa&ccedil;larından tutup duvara &ccedil;arptı. Bunu yaparken s&uuml;rekli &ldquo;&Ouml;z&uuml;r dilerim. &Ouml;z&uuml;r dilerim &ouml;z&uuml;r dilerim&hellip;&rdquo; diye mırıldanıyordu. Alda, hali olmasa da tebess&uuml;m etti. &ldquo;Sadece biraz zarar vereceksin. Bu zorunlu. Seni affetmem gereken bir şey yapmadın merak etme.&rdquo; Bu sırada Ulrich ve odaya ilk giren saldırgan cephesinde durum ilgin&ccedil;ti. İkisi de duygularla değil oyun gereği d&ouml;v&uuml;ş&uuml;yorlardı. Sonra bir an Ulrich yumruğunu boşa salladı bilerek. Ve diğeri artık bitiş vuruşunu yapmak i&ccedil;in izin almış oldu. Uzun boylu &ccedil;ocuk bu sırada Alda&rsquo;yı son kez duvara &ccedil;arptı, i&ccedil;inden artık bitmesini isteyerek. Sonunda Alda&rsquo;nın i&ccedil; kanaması başlamıştı. Bu y&uuml;zden rahatlayarak rol&uuml;n&uuml;n gerektirdiğini yapmaya devam etti. Onu ortaya doğru fırlattı. Yanında da yine k&ouml;t&uuml; durumda olan Ulrich vardı. Alda &ccedil;ığlık atarak ağlıyordu. Ardından iki yandan onlara ila&ccedil; enjekte edildi. Alda&rsquo;ya kısa s&uuml;re i&ccedil;inde kameraya g&ouml;stermeden bir de panzehir yapıldı. Ulrich, Alda&rsquo;ya doğru d&ouml;nd&uuml; zorlukla. İkisi de birbirlerini son kez g&ouml;recekti. Ve g&ouml;zleri birbirinden ayrılmazken Alda, Ulrich&rsquo;in hareketsizleşen g&ouml;ğs&uuml;nden &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anladı. G&ouml;zleri hala daha ondayken. Elini zar zor kaldırıp onları kapattı. Boğazından bir başka &ccedil;ığlık y&uuml;kseldi. &Ccedil;ığlığı bedeninin hissettiği acıdan değil ruhunun duyduğu acıdan kaynaklanmıştı. Ve o da kısa s&uuml;re sonra bayıldığından durdu.</p>
<p>sevgilerle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bölüm 1: Veda</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bolum-1-veda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bolum-1-veda</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan rollerle dolu bir veda konuşması. 
İleride devam edecek olan bir kurgunun ilk bölümleridir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611eda6c10ab4.jpg" length="88079" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 12 Mar 2022 14:32:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>rol, rol yapmak, söylenmeyenler, veda, geçmiş, plan, planlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>B&ouml;l&uuml;m 1 : Veda</p>
<p>Dolu bir g&uuml;n&uuml;n ardından laboratuvardan &ccedil;ıkıp &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; askıya astı Alda. Bir yandan merkez salona ilerlerken bir yandan da ağrıyan belini esnetiyordu. Yorgunluğu birden &ouml;nemli bir sorun gibi gelirken adımlarını mutfağa y&ouml;nlendirdi ve kahve alıp salona ge&ccedil;ti. Birileri var mı diye hızlı bir g&ouml;z atmanın ardından bir tek Ulrich&rsquo;i g&ouml;rd&uuml;. Hava kararalı &ccedil;ok olsa da anlaşılan o ki birikmiş makaleleri okumak i&ccedil;in doğru zamandı. Alda&rsquo;nın i&ccedil;inde Ulrich&rsquo;in &ccedil;alışkanlığından dolayı takdir ve imrenme duyguları uyandı.</p>
<p>Yanına ulaştı ve karşısındaki koltuğa attı kendisini. Bakışları pencerelerden g&ouml;r&uuml;len manzaraya ve g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne kaymıştı. İ&ccedil;eride aydınlatma iyi olsa da hava kararmıştı ve araştırma merkezinin bulunduğu konumdan &ouml;t&uuml;r&uuml; yıldızlar se&ccedil;ilebiliyordu. Doğayı g&ouml;rmek, &ccedil;ok uzun zamandır ayrıcalıktı. Alda&rsquo;nın ilgi alanları arasında tarih olmasa da en az y&uuml;zyıldır sadece parası fazla olanların ger&ccedil;ek doğayı g&ouml;rebildiğini biliyordu. Doğal ormanlar, kendi habitatında yaşayan hayvanlar, yıldızlı bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml;&hellip; Araştırma merkezi i&ccedil;in y&uuml;ksek miktarda para d&ouml;n&uuml;yordu ve onlar b&ouml;yle bir &ccedil;alışma ortamına sahip oldukları i&ccedil;in şanslılardı. Ger&ccedil;i Alda, genel olarak hep ayrıcalıklı kesimdeydi. Ancak o da bunun eşine az rastlanır t&uuml;rden olduğunu biliyordu.</p>
<p>Birden dalıp gittiğini fark etti ve kahvesinden bir yudum alırken Ulrich&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;. Alda&rsquo;yı izliyordu. &ldquo; Okuduğun makaleden daha mı ilgincim?&rdquo; g&uuml;l&uuml;msedi. Fakat dikkatinin dağılmadığını g&ouml;r&uuml;nce g&uuml;l&uuml;msemesi kayboldu. Ciddileşti. &ldquo;Ne oldu?&rdquo; Ulrich, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yormuş gibi g&ouml;zlerini &ccedil;evirdi ve kısa bir s&uuml;re sonra yeniden g&ouml;z g&ouml;zeydiler. &ldquo;Aslında benim merak ettiğim sana <em>ne olduğuydu</em> Alda.&rdquo; Arkasını yasladığı koltuktan ileriye doğru kaykıldı ve dirseklerini dizlerine yaslayıp onu inceledi. &ldquo;Artık yıldızlara bakarken g&ouml;zlerin g&uuml;lm&uuml;yor. Hatta kendine ağlıyor gibisin.&rdquo; Alda ağzını a&ccedil;ıp itiraz edecekken devam etti. &ldquo;Tamam, ağlamayı mecaz anlamda kullandım. Ama ger&ccedil;ekten sana ne oldu? Bana anlatmadığın şeylerin olduğunu biliyorum ama hem sonu&ccedil;larından endişeleniyorum hem de sakladığın şeyi merak ediyorum.&rdquo; Dinlerken o hi&ccedil; fark etmeden y&uuml;z&uuml; d&uuml;şt&uuml; Alda&rsquo;nın. Bunu fark ettiğinde hemen toparlandı. Bir şeyleri belli ettiğini hi&ccedil; anlamamıştı. Ne Ulrich ne Alda, hi&ccedil;bir zaman c&uuml;mlelerinde s&ouml;ylemek istediklerinin tamamını s&ouml;ylemezdi. Bu y&uuml;zden Alda, Ulrich&rsquo;in sadece o an g&ouml;zlem yapmadığını ve uzun s&uuml;redir a&ccedil;ık verdiğini anladı. Geri toparlanır bir şey değildi bu ama belki merakının y&ouml;n&uuml;n&uuml; &ccedil;evirebilirdi.</p>
<p>Aklına hala daha kendisini beklediği gelince ona baktı ve geleceği, olacakları d&uuml;ş&uuml;nmemeye &ccedil;alıştı. &Ccedil;aresiz ve a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmış g&ouml;r&uuml;nebilmek i&ccedil;in omuzlarını d&uuml;ş&uuml;r&uuml;p v&uuml;cudunu saldı. &ldquo;Zeki olman kesinlikle &ccedil;ok g&uuml;zel bir şey ama beni b&ouml;yle &ccedil;abuk okuyabileceğini d&uuml;ş&uuml;nmemiştim.&rdquo; Ulrich&rsquo;in problemleri &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışırken de yaptığı parmaklarını &ccedil;ıtlatması durdu. Pes etmiş gibi derin bir nefes aldı Alda. &ldquo;Ben&hellip; Evet, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m birka&ccedil; şey var ama o anlatamadığım boşluk vardı ya. Onunla ilgili sorunlar &ccedil;ıktı. Bunu &ouml;nce kendim halletmem lazım. Ama merak etme, hala daha araştırmanın başında durmaya devam edebilecek kadar becerikliyim sorun y&ouml;netiminde.&rdquo; İletişime a&ccedil;ık g&ouml;r&uuml;nebilmek ve sakladığı bir şey olmadığını belirtebilmek i&ccedil;in ellerini masanın &uuml;zerinde a&ccedil;tı. &ldquo;Bir halledeyim sana anlatacağım zaten neler olduğunu.&rdquo; Ellerini hayır anlamında salladı. &ldquo;Bunu da sen merak ediyorsun diye anlatmayacağım zaten. Anlattığımda ben de rahatlarım biraz daha.&rdquo; G&uuml;l&uuml;msedi. Artık ş&uuml;pheleri ortadan kalkmış olmalıydı. Bundan sonra Alda&rsquo;nın t&uuml;m hareketlerini planlayarak yapması gerekiyordu. Daha fazla saklayamadığı h&uuml;zn&uuml;, kuşandığı &ccedil;aresizlik pelerininin ibaresi olarak g&ouml;rmesini umarak baktı. O da bu şekilde anlamış olacak ki sorgulayan bakışlarını yumuşattı ve ayağa kalkıp Alda&rsquo;nın koltuğunun arkasına ge&ccedil;ip hafif&ccedil;e sarıldı. Alda da kafasını ona doğru eğdi. İkisi de fark edilmemesini umarak bir veda sarılışı yapıyorlardı aslında ki ikisi de sezdirdiklerini anlamadı. Alda, Ulrich&rsquo;in yakında eve gideceğine yordu bu hissi. Ulrich ise zaten vedanın nedenini biliyordu, şaşırmadı.</p>
<p>Yerine ge&ccedil;erken &ldquo;Tamam, sen nasıl istersen. Bu arada merak ettiğin makaleyi de yanıma getirmiştim.&rdquo; dedi. Dosyayı uzattı. &ldquo;Sen sonra benim odama bırakırsın. Bu projenin bir s&uuml;re saklı kalması lazım. Ahlaki olarak tartışmalı bir deney. Ve hazır başlanmışken devamı gelse bir işe yarar en azından.&rdquo; Dosyayı elinden aldı. Aslında Ulrich&rsquo;ten projenin amacını anlamıştı ama materyalleri merak etmişti. Bir s&uuml;re inceledikten sonra merak ettikleri kafasında yerini buldu ve b&ouml;ylece neden ahlaki olarak tartışıldığını ve Ulrich&rsquo;in saklamak isteme sebebini anladı. İnsan deneyi yapmak yasakken deneyde adamın &ouml;l&uuml;mc&uuml;l hastalığı olan kızı kullanılmıştı. Bu kızın yaşadıkları kadar olmasa da elinde olmadan kendi &ccedil;ocukluğunu ve yapılanları hatırladı. Ulrich&rsquo; e daha fazla a&ccedil;ık vermemek i&ccedil;in hemen aklından sildi. &ldquo;Ben bir s&uuml;re incelesem olur mu? Yarın sen yoksun sanırım, ben senin odana bırakırım.&rdquo; Kafasını salladı. &ldquo;Hatırlıyor musun Ulrich? Akademideyken bilim ahlakı dersini aldığımız zamanları. Farklı akademilerdeydik ama bu ders her akademide aynı işlenirdi. Hi&ccedil; bahsetmedim sanırım, hi&ccedil;bir zaman verilen &ouml;devleri sevememiştim. Ve dersten hi&ccedil;bir şey hatırlamıyorum desem?&rdquo; g&uuml;ld&uuml;. Ulrich ise aklı dolu olduğundan tebess&uuml;m etmekle yetindi. &ldquo;Alda, sence bilim uğruna zaten yaşama ince ipliklerle tutunan bir canlının &uuml;zerinde deney yapmak neden bu kadar yasak? Zaten ufacık şeylerle &ouml;lebilecek o canlı kısa &ouml;mr&uuml;nde insanlığa faydalı olacak. Anlamak zor.&rdquo; Alda, tuzağa &ccedil;ekilmeye &ccedil;alışıldığının farkındaydı. Ya da belki Ulrich, kalan ş&uuml;phelerini gelecek cevapla silmeye &ccedil;alışacaktı. Alda&rsquo;nın bunu anlaması ise hem kendini hem de Ulrich&rsquo;i tanıması sayesinde oldu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; s&ouml;yledikleri onun olamayacak kadar kendisininkine benziyordu. Ama daha &ouml;nce bu y&ouml;n&uuml;n&uuml; ona hi&ccedil; g&ouml;stermediğinden ona istediği cevabı verdi. Şok olmuş şekilde baktı ve &ldquo;Ulrich, bu&hellip; Dediğim gibi dersten hi&ccedil;bir şey hatırlamıyor olabilirim ama bence ge&ccedil;ilmemesi gereken sınırlar var hayatta. Yaşama saygı duymak gibi. Sen her yaşamın ayrı bir ağırlığı olduğunu s&ouml;ylemez misin? B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hi&ccedil; aklıma getirmezdim.&rdquo; Anlamaz ve kınar gibi bakmaya &ccedil;alıştım. O ise teslim olur şekilde ellerini kaldırdı. &ldquo;Haklısın. Savunduğumdan değil ama bazen yaşamı değersiz hissettiğim de oluyor.&rdquo; Kolundaki saate baktı ve &ldquo; &Uuml;zg&uuml;n&uuml;m saat epey ge&ccedil; olmuş benim artık kalkmam gerek. Sen buralardasın sanırım. Dosyayı alırım &ouml;b&uuml;r g&uuml;n.&rdquo; dedi. Arkasını d&ouml;nmeden &ouml;nce &ldquo;Kendine iyi bakmayı unutma.&rdquo; diye ekledi. Ulrich salondan &ccedil;ıktıktan sonra dik tuttuğu sırtını kamburlaştırdı iki y&uuml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hissettiği i&ccedil;in. Ona yapacağı şeylerin tam tersini s&ouml;ylemişti. Kendi yapacaklarından ve yaptıklarından nefret etse de planlarını engelleyemez, durduramazdı. Bunu istemezdi de.</p>
<p>Sevgilerle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KADERİNDE YAŞAMAK VARSA!....</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kaderin-de-yasamak-varsa</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kaderin-de-yasamak-varsa</guid>
<description><![CDATA[ Hikaye,kurgu ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622b51d8c5b9a.jpg" length="49733" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 11 Mar 2022 16:43:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, kurgu, sağlık, hastane</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hastane yoğun bakım &ouml;n&uuml;&hellip;.Endişeli bekleyişler&hellip; Bir iki kişi k&ouml;şelerde g&ouml;zyaşı d&ouml;k&uuml;yor. Kalabalık grup halinde ne olup bittiğini yeni gelenlere yeniden anlatanların hastası en son gelen&hellip; &Uuml;&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r n&ouml;bette bekliyordu Nuray&hellip;Park yerinde bekleyen ara&ccedil;larında yuyarak ayakta kalmaya &ccedil;alışıyorlardı eniştesi ile.O da hi&ccedil; gitmemişti eve&hellip; Ablası kalbiyle imtihanda&hellip;.D&uuml;ş&uuml;nceleri allak pullak&hellip;Su&ccedil;luluk duygusunu bir t&uuml;rl&uuml; atamıyordu i&ccedil;inden. 12 yaşındaki yeğeninin ıslak mavi g&ouml;zlerle işyerinin danışma b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde beklerken onu g&ouml;r&uuml;nce "annem kalp krizi ge&ccedil;irdi hastanede, sana ulaşamamışlar, yengem git haber ver diye g&ouml;nderdi beni" diye hı&ccedil;kırıklara boğulması gitmiyordu g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nden.</p>
<p>Eli ayağı boşalmış, yeğenini eve geri g&ouml;nderip &ccedil;alışma odasına d&ouml;nerek durumu aktarmıştı. Yan masadaki arkadaşı hemen aracıyla hastaneye ulaştırmayı teklif etti. Nuray &ouml;nce eşini aramak aklına geldi. Kritik zamanlarda işe yaraması gerekiyordu. Onun bulunduğu yere zaman kaybetmemek i&ccedil;in arkadaşının g&ouml;t&uuml;rmesini rica etti. Sonra yol &uuml;zerinde bekleyen eşiyle devam ettiler. Yoğun bakımın &ouml;n&uuml; kalabalıktı:Eşi,kaynanası, kayınpederi, kızları, g&ouml;r&uuml;mcesi&hellip;.</p>
<p>İki g&uuml;nd&uuml;r devam eden g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı gece &ccedil;ekilmez hale gelmiş. Yakındaki hastaneye gitmişler gecenin &uuml;&ccedil;&uuml;nde. Sabah mesai başlayana kadar esaslı bir tetkik, tedavi, teşhis olmamış. Sabah acil n&ouml;betinde dahiliye doktoru,&nbsp; g&ouml;revi devralır almaz ablasının bir şansı olarak, kalp krizi ge&ccedil;irdiğini anlamış. Tam techizatlı ve doktor refakatinde bir ambulans tahsis edip b&uuml;y&uuml;k hastaneye sevk etmiş. O arada eşi, kızları s&uuml;rekli Nuray'ı aramış. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sevk edilirken durumun ciddiyetini anlayıp teyzelerinin yanlarında olması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şler. Ama bir t&uuml;rl&uuml; ulaşamamışlar.</p>
<p>Nuray o sabah işe nasıl geldiğini hatırlamaya &ccedil;alışıyor, işyerinde hangi meşguliyetlerin onu ulaşılmaz kıldığını hatırlayıp kızgınlıklarla doluyordu: Bir &ccedil;alışan planladığı toplantı i&ccedil;in birlikte yer incelemesi ve programın ayrıntılarını raporlayıp onaylaması i&ccedil;in onu konferans salonuna s&uuml;r&uuml;klemişti. Zemin katta olan bu mekanda telefon &ccedil;ekmiyordu. Olduk&ccedil;a uzun s&uuml;re kaldılar. Provaların bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; izledi. Yukarı &ccedil;ıkarken, bir başka &ccedil;alışan &ouml;n&uuml;n&uuml; kesmişti. &Ccedil;ay ikramına hayır demedi. O arada işyerinde yaptığı bir &ccedil;alışmanın m&uuml;d&uuml;r&uuml; tarafından nasıl yanlış anlaşılıp eleştirildiğini aktardı. M&uuml;d&uuml;r&uuml;ne aracılık yapıp doğruyu izah etmesini istiyordu Nuray'dan. &Ccedil;alışma odasının olduğu katta tadilat vardı. Usta gelip bir soruna bulduğu &ccedil;&ouml;z&uuml;m alternatiflerinden birisine karar vermesini istiyordu. Yoksa işler ilerlemezdi. Odasına girerken masasının &ouml;n&uuml;ndeki ziyaret&ccedil;i koltuklarının dolu olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Epeydir kendisini bekliyorlardı. Diğer arkadaşı ile halledebileceklerini s&ouml;ylediğinde, başlangı&ccedil;ta kendisiyle olduklarını s&uuml;reci devam ettirmek i&ccedil;in kendisiyle g&ouml;r&uuml;şmelerinin daha doğru olduğunu s&ouml;ylediler. &Ouml;ğle paydosu yaklaşmıştı. Masada bıraktığını yeni fark ettiği telefonunu ancak o zaman g&ouml;rd&uuml;. Sabit telefon &ccedil;aldığında &ouml;nce ona bakmayı se&ccedil;ti. Girişte Hakan isimli bir &ccedil;ocuğun onu g&ouml;rmek istediğini bildirdiler.</p>
<p>İş odaklı &ccedil;alışan beyni, sağlıklı iletişimi s&uuml;rd&uuml;rmenin &ccedil;alışanlarda sağladığı memnuniyeti bilmesi, vaktinde yapılan işlerin daha değerli olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmesi, &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak tercih edildiğinde buna hayır dememesi&hellip;.Hepsi artık olumlu olmaktan &ccedil;ıkmış, hayatının şu anda yaşadığı &ccedil;aresizliğine ger&ccedil;ek bir su&ccedil; unsuru olmuşlardı.</p>
<p>Kendisi olsaydı, acaba sabahlara kadar m&uuml;dahele edilmemesine izin verir miydi? Ger&ccedil;i gece aramamışlardı, k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklarını bırakacak yeri olmaz diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerinden. Ama bir şeylere ge&ccedil; kalmanın acısını &ccedil;ok ağır &ouml;d&uuml;yordu. 13 yaşında kendisi, 16 yaşında ablası babasız kalmışlardı. Kalp krizinden &ouml;lm&uuml;şt&uuml; babası. Hastalandığını hi&ccedil;e sayıp işe gittiği fabrika yolunda hem de&hellip; Kız kardeşi diyaliz hastasıydı, kansızlık ile seyreden şikayeti hastaneye ilk gidişinde diyaliz odasında bitmişti. Geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmadan &ouml;ylece devam ediyordu. Hastalıklara karşı merakı belki hayatın onu buraya itmesindendi. Mecbur kalmıştı &ouml;ğrenmeye.</p>
<p>Yoğun bakımın kapısı her a&ccedil;ıldığında ortalık birden sessizleşiyor, t&uuml;m dikkatler oradan &ccedil;ıkan kişiye y&ouml;neliyordu. Bazen bir sağlık &ccedil;alışanı elinde bir takım malzemelerle ge&ccedil;ip gidiyor, bazen elleri ceplerinde&nbsp; umarsız y&uuml;r&uuml;yor, hastaları i&ccedil;in bilgi soranlara saati s&ouml;yleyip, bilgi vereceklerine dair cevapla ge&ccedil;iştiriyordu. Bir de i&ccedil;eri girecek hasta veya g&ouml;revli i&ccedil;in a&ccedil;ılıyordu kapı. O zaman ilgi merakla karışıyordu.. Acaba o hasta da kendi hastaları gibi bir şey i&ccedil;in mi buradaydı? Veya yardımcı personelse daha cesur yaklaşıp, i&ccedil;eriye hasta ismini s&ouml;yleyip iyi mi diye haber vermesini rica ediyorlardı. Veya "annen burada, kardeşin burada" &nbsp;gibi&nbsp; mesajlar iletmelerini istiyorlardı.</p>
<p>K&ouml;r bir kuyuda beklemek gibiydi yoğun bakım &ouml;n&uuml;.Nuray sadece bilgi verileceği saate odaklanıyordu. Ablasını g&ouml;rememişti. Buna rağmen bırakıp d&ouml;nmek imkansızdı.Ara sıra hizmetliler &ccedil;ığırtkanlık i&ccedil;in kapı &ouml;n&uuml;nde beliriyor, hasta adını s&ouml;yleyip yakınını sorguluyor, sonra da eline bir re&ccedil;ete veya ihtiya&ccedil; listesi tutuşturuyordu. En azından yakınında olmalı, bu defa bir şeylere ge&ccedil; kalmamalıydı. Nuray diğer akrabaların da vekili olarak en uygun kişi diye bırakılmıştı. Sorun &ccedil;&ouml;zebilirdi. Ablasının eşi de sağa sola gitme, ihtiya&ccedil; temin etme bir de arabayı barınak olarak kullandırtmak i&ccedil;in oradaydı. İlk geldiği g&uuml;ne g&ouml;re daha sakindiler.</p>
<p>Hastaneye ulaştıklarında &uuml;ş&uuml;d&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in arabadan montunu almaya gitmiş, arabanın anahtarını araba i&ccedil;inde unutup kapının kilit d&uuml;ğmelerini bastırıp kapatmıştı. İ&ccedil;eri gelip eşine s&ouml;ylediğinde, ne hasta yakını olması, ne kafasının dağınıklığı gerek&ccedil;e olmamış, eşi k&uuml;plere binmişti. Gidip anahtarcı bulup a&ccedil;tırmak işi ile uğraştığı i&ccedil;in sonrasında &ccedil;ekip gitmiş, arayıp da sormamıştı. &Ccedil;ocukları ananesine bıraktığını kız kardeşinin telefonundan &ouml;ğrenmişti Nuray. Uyku onun vazge&ccedil;ilmeziydi. Ama işte endişe v&uuml;cudunu da farklı &ccedil;alıştırıyor, iki saat uyku ile yetinebiliyordu. Eniştesi arabada iken o yoğun bakım &ouml;n&uuml;nde bekliyor, o geldiğinde ya birlikte bekliyorlar, ya kantine gidip &ccedil;ay i&ccedil;iyorlar ya da arabaya gidip orada dinlenmeye &ccedil;alışıyorlardı. &nbsp;Zira yoğun bakım &ouml;n&uuml;nde ayakta bekliyorlar, bir m&uuml;ddet sonra yoruluyorlardı. Durumda herhangi bir değişiklik yoktu. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; g&uuml;n makinelerden ayırıp ayağa kaldıracaklarını, sadece bir kişinin girip kısa bir s&uuml;re g&ouml;rebileceğini, &ccedil;amaşır getirmelerini haber verdiler. Eşi Nuray'ın girmesinin doğru olacağını s&ouml;yledi. Giysileri g&ouml;revliye verdiler, beklemeleri istendi. Bir s&uuml;re sonra Nuray i&ccedil;eri girdi. Bir koridor ve koridora a&ccedil;ılan kapılar vardı. Ablasının nerede olduğunu soracaktı ki, &ccedil;ift kanat s&uuml;rg&uuml;l&uuml; kapı a&ccedil;ıldı, pembe geceliğiyle ablasını ayakta g&ouml;rd&uuml;. Koştu hemen kolundan tuttu. Ablası:</p>
<p>-Tuvalete gidelim, dedi</p>
<p>Sağa sola bakarak, tuvalet levhasını kolladılar, hemen arkalarında olduğunu fark edip girdiler.</p>
<p>-Ka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r, sadece yatıyorum, ayaklarım tembelleşti.</p>
<p>-İyi misin? Ağrın sızın veya bir şikayetin var mı?</p>
<p>-İlk g&uuml;n vardı. Ama sonra ge&ccedil;ti. İyiyim. D&uuml;n doktorlar konuşurken duydum. Bir kriz daha ge&ccedil;irmişim.</p>
<p>-Bize iyi olduğunu s&ouml;ylediler hep. Bekliyoruz, kapıdayız. Bir isteğin olursa, yardımcılara s&ouml;yle, onlar kapıya iletiyor.</p>
<p>-Sana haber vermelerini s&ouml;yledim. Ne zaman geldin sen hastaneye?</p>
<p>-İlk g&uuml;n &ouml;ğlen geldim. Hemen ulaşamamışlar. Hakan işyerime gelip haber verdi.</p>
<p>-Ahmet &nbsp;ağlıyor, kızlar perişan. Bir aklı başında sen varsın diye istedim gelmeni. Onlar telaştan &uuml;z&uuml;nt&uuml;den perişan oldular. Neyse, her şey olacağına varır. Sen kafana takma. &Ouml;mr&uuml;m&uuml;z varmış ki yaşadık. Benden sonra kimseyi almadılar yatak yok, diye. Telefonla konuşurken duyuyorum. Ben geldim, nasip, &ouml;lmeyecekmişim demek ki, aldılar yoğun bakıma.</p>
<p>-Allah'ıma ş&uuml;k&uuml;rler olsun. Doktorların dediğini yap, sakın kendini zorlama. Biz senden iyi haberler bekliyoruz. Yemek veriyorlar mı?</p>
<p>-Bug&uuml;n &ccedil;orba i&ccedil;tim, ilk kez. Ben zaten ne yapabilirim, yat diyorlar yatıyoruz.</p>
<p>O sırada tuvalet kabini a&ccedil;ıldı, bir sigara dumanı yayıldı i&ccedil;eriye. &Ccedil;ıkan hasta;</p>
<p>-&Ccedil;ok canım &ccedil;ekmişti. Yarısını i&ccedil;tim. Doktorlar duymasın.</p>
<p>-Kalp krizi mi sizin hastalığınız da?</p>
<p>-Evet, kriz ge&ccedil;irmişim.</p>
<p>-Siz kendinizi d&uuml;ş&uuml;nmeden sigara mı i&ccedil;tiniz? Doktorların onca gayreti boşa gidiyor. &Ouml;lmek mi istiyorsunuz?</p>
<p>-Bana bir şey olmaz. Sigara i&ccedil;mesem &ouml;lecek gibiydim.</p>
<p>-Allah akıl fikir versin ne diyeyim&hellip;</p>
<p>Nuray, ablasını tuvaletten &ccedil;ıkarıp geldiği odaya yolculadı, dışarı &ccedil;ıktı. Genel bilgilendirme saatinde, doktor, ablasına &nbsp;anjio işlemi yapacaklarını bildirdi. Bir &ouml;zel hastanede ancak bu işlem olabiliyordu.</p>
<p>Haber akrabalara hemen u&ccedil;uruldu. Hastane yeniden doldu. Kaynanası ağıtlar yakarak ağlarken Nuray "&ouml;lm&uuml;ş gibi ağlama" dedi kızgınlıkla. Sağlığında kıymet vermeyenlerin sonra &uuml;z&uuml;nt&uuml; ve ağlama seramonilerinde hep bir sahtekarlık sezinlerdi. Ağlamak&hellip;.Ne i&ccedil;in, kime faydası var!... Şov yapmaya yarıyor sadece. G&ouml;steriye gelenler h&uuml;srana uğramasın. Hasta ziyaretleri, &nbsp;en &ccedil;ok da cenaze evlerinde bu g&ouml;steriye muhta&ccedil; kişileri tatmin i&ccedil;in&hellip;Oradan uzaklaştıklarında, en azından ellerinde , &hellip;..yakını &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;ş, ağlıyordu desinler, diye. Annesi ağlardı en &ccedil;ok, babası i&ccedil;in&hellip;.Hem de bah&ccedil;eye &ccedil;ıkardı. Evde ağlamazdı. Niye?</p>
<p>Ablası ambulansla akrabalar &ouml;zel ara&ccedil;larıyla koştular hastaneye. Anjio sonrası gen&ccedil; doktor Nuray ile eşini a&ccedil;ıklama i&ccedil;in &ccedil;ağırdı. Ana arter % 100 tıkalıymış. Ne zaman yeniden kalp krizi ge&ccedil;irir, belli olmazmış. &Ouml;l&uuml;mc&uuml;l olabilirmiş. Stend takılana kadar &nbsp;kalp yoğun bakımı olan bir hastanede kalmalıymış.</p>
<p>Yoğun bakım yapılan hastaneye d&ouml;nd&uuml;klerinde hastane doktoru da&nbsp; ana damarının tıkalı olduğunu, stend takılması gerektiğini, hastanede bu malzemenin kurul kararıyla ihtiya&ccedil; belirlendikten sonra getirtildiğini, on beş g&uuml;n s&uuml;re alacağını bu nedenle başvuru işlemlerini hemen yapılmasını istedi .Evet yapılacak bir iş&hellip;Hem de zamanla yarışılacak&hellip; Koşturuldu, devlet daireleri arasında. Eniştesi bu işi g&ouml;r&uuml;mce kocası olan başka bir enişteyle halletti. O enişte de olduk&ccedil;a becerikli. Gitmeden hastane hizmetlisinin o gece n&ouml;bet&ccedil;i olanına r&uuml;şvet vermiş. Yoğun bakım i&ccedil;inde olan, g&ouml;zetim odası dedikleri ayrı bir yere alındığında Nuray ablasına refakat edebilecek geceleyin. &Uuml;&ccedil; yataklı bir oda bu. Kasığında kum torbası bekletildi, kalkması kanamaya yol a&ccedil;acağı i&ccedil;in yasaktı. Yattığı yerden hafif başını y&uuml;kselterek &ccedil;orbasını i&ccedil;irdi Nuray. &nbsp;Diğer hastalara da refakat&ccedil;ilik yaptı. Biraz sohbet ettiler. Sonra fark ettiler ki, hem ablası yoruluyor hem diğer hastalar sesten uyuyamıyor. Sustular&hellip;</p>
<p>Bir hafta tamamlandığında "taburcusun" dediklerinde yaşandı esas panik. Nuray'ın kulaklarında gen&ccedil; doktorun s&ouml;zleri: "Sakın eve g&ouml;t&uuml;rmeyin, hastaneye uzak eviniz, kritik zamanda yetiştiremeyebilirsiniz" . Stend malzemesi gelmemişti hen&uuml;z. Yoğun bakım &uuml;nitesi kriz ge&ccedil;irmediğinde yedi g&uuml;nden fazla yatamazmış. Normal kalp hastası servisine alın ricaları beyhude, &ouml;yle bir servis yok, diye diretiyorlar. Ne yapmalı?</p>
<p>Kanun paradan yana &ccedil;alışır her &uuml;lkede. Kalp doktorunun &ouml;zel muayenehanesi olduğu yardımcı hizmetlilerden &ouml;ğreniliyor. Yolu da o &ouml;neriyor: "Muayenehanesinde g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n, muayene &uuml;creti &ouml;deyin, rica edin doktora"</p>
<p>İş aleminde bu yamuk yollara direnen Nuray olduk&ccedil;a endişeli&hellip;R&uuml;şvet almayı da vermeyi de o g&uuml;ne kadar &ouml;ğrenememiş. Babasına, annesine s&ouml;yleniyor i&ccedil;inden, doğrucu yetiştirmek zorunda mıydılar? Biraz pisliklere de batıra &ccedil;ıkara yetiştirselerdi ya!... Zannediyor ki, evlatların geni anneden babadan, kişiliği de onların verdiği eğitimden oluşur.</p>
<p>Baş eğmemeyi, gerekirse işten ayrılmayı se&ccedil;mişti o g&uuml;ne kadar. Maliye Bakanlığı &ccedil;alışanı iken ayrılıp &ouml;zel teşebb&uuml;se ge&ccedil;mesi bu y&uuml;zdendi. &Ouml;zel teşebb&uuml;s sadece k&acirc;ra odaklanır, diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. İşte hayat onu bir kere daha d&uuml;r&uuml;st yaşama isteği ile imtihan ediyordu. Mecbur gittiler hastaneye &ccedil;ok uzak olmayan muayenehaneye. Sıraları gelince alındı i&ccedil;eriye. D&uuml;r&uuml;st&ccedil;e meramını aktardı Nuray!...</p>
<p>-Ablamın doktorusunuz, eve g&ouml;t&uuml;rmemizin risk olduğunu takdir edersiniz. Bir hafta daha tutmanızı rica ediyoruz. Stend o g&uuml;ne kadar getirilir. L&uuml;tfen bize bu iyiliği yapın!... &Uuml;&ccedil; tane evladı var. Daha &ccedil;ok gen&ccedil;. &nbsp;Bize bu acıyı, pişmanlığı yaşatmayın. &Ccedil;aremiz sizsiniz.</p>
<p>Kabul etti, doktor. Muayene &uuml;cretine mi tav oldu, yoksa durumun vehametine mi ikna oldu, belirsiz. Ama Nuray, ablasını kurtardığı i&ccedil;in bir hafta daha, doktora minnettarlığına mukabil dualar ederek&nbsp; mutlu d&ouml;nd&uuml; hastaneye. Oradan da eve ve işine. &Ccedil;ocukları da hasret kalmıştı ona. İşyeri de suistimale gelmezdi.</p>
<p>Stend iki hafta olmasına rağmen gelmedi. Tam da ihale yenilenme zamanıymış, belki bir-iki hafta daha s&uuml;rermiş. Başka bir &ccedil;are d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;. Hastanede bu tedavi alınamadığına dair belge imzalatılırsa &ouml;zel hastanede yaptırma imkanı var. Sigorta karşılamadan &ouml;zel hastanenin tedavi masrafını karşılayacak b&uuml;t&ccedil;e kimse de yok. En azından Nuray'da yok. Olan varlığını diğer hasta kardeşine kullanmıştı. Yine tanıdık arandı, onlar araya sokuldu, c&uuml;z' bir bedele anlaşıldı, ve en kısa s&uuml;rede yapılması i&ccedil;in ricalar edildi. Bir Cuma g&uuml;n&uuml; ablası eve taburcu edildi. Korkulu bekleyiş başlamışken ertesi g&uuml;ne bir hasta ameliyatının iptal olduğu, doktorun bu saatte ablasını operasyona alabileceği haberi geldi.</p>
<p>Ertesi g&uuml;n&uuml; seferber olunan bu hastane ser&uuml;veni Nuray'ın sonrasında doktorla bir bilgisayar ekranının karşısında bitti:</p>
<p>-Bak, burası kalbin yarısı. Diğer yarısı g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor, &ccedil;&uuml;nk&uuml; kan gitmiyor. İki kere balon şişirdim, a&ccedil;ılmadı. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;, son kez denedim, oldu. Bak şimdi, kalbi nasıl g&ouml;receksin. G&ouml;rd&uuml;n m&uuml;, b&uuml;t&uuml;n damarlar nasıl kan ile doldu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAYIP RUHLAR ZİNCİRİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kayip-ruhlar-zinciri-1888</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kayip-ruhlar-zinciri-1888</guid>
<description><![CDATA[ Sekiz kişi, bir helikopter kazası.
Denizin ortasında ıssız bir ada, adanın ortasında hafızasını kaybetmiş kayıp ruhlar ve siyah dumanları etrafı kaplamış kocaman helikopter enkazı.
Yedi kişinin özenle denizin kenarına dizilmiş bedenleri ve üstünde dehşet verici bir not ; 
&quot;Merhaba Kayıp Ruhlar Zinciri.&quot;
Hayatta kalmak için ne gerekliydi? Sadece isimlerini hatırladıkları hafızaları mı? Hayır, hayır. Hayatta kalmaları için tam olarak yardım bulmaları gerekliydi.
Yaşam ve ölüm arasında kalmış sekiz kayıp ruhun hayat yoklaması başlıyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d9d90cb0c6e.jpg" length="44555" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 12:17:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gokyuzunungrimsitonu</dc:creator>
<media:keywords>ıssızada, kaçış, gerilim, psikoloji, ölüm</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zorba ve Irk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zorba-ve-irk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zorba-ve-irk</guid>
<description><![CDATA[ Hiç bir başkasının sırrını ölesiye merak ettiniz mi? Zaman zaman öyle bir istek gelse de, özel deyip geçiyoruzdur muhtemelen... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62ae18c9bf176.jpg" length="40449" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 04 Mar 2022 22:32:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>BYNGC</dc:creator>
<media:keywords>Zorbalık, ırkçılık, günlük, öfke, kızgınlık, psikoloji, kıskançlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hi&ccedil;bir başkasının sırrını &ouml;lesiye merak ettiniz mi? Zaman zaman &ouml;yle bir istek gelse de, &ouml;zel deyip ge&ccedil;iyoruzdur muhtemelen. Sanki kendimizde sakladığımız onlarca sır yokmuş gibi. Bazen sırlarımız a&ccedil;ığa &ccedil;ıkacak diye &ouml;d&uuml;m&uuml;z kopuyor. Belki komik, belki h&uuml;z&uuml;nl&uuml; sırlarımız var. Gizli kalması gereken, delillerini &ccedil;oktan yok ettiğimiz bu sırlar, bir bir ortaya &ccedil;ıksaydı ne hissederdiniz? Utan&ccedil;? Korkun&ccedil;? Aptal? H&uuml;z&uuml;n?..</p>
<p>&nbsp; Elbette hepimizin olmuştur ortaya sa&ccedil;ılmış birka&ccedil; sırrı. Hadi itiraf edelim, hepimiz o meşhur 'yerin dibini' g&ouml;rm&uuml;ş&uuml;zd&uuml;r.</p>
<p>*</p>
<p>&nbsp; Soğuk duvarlarla &ccedil;evrili bir odanın i&ccedil;erisindeydiler. Birka&ccedil; arkadaş, birka&ccedil; kendini bilmez ve o.</p>
<p>&nbsp; O, iyi birisiydi. Yani galiba... Kimse tanımak istemedi onu. Belki de tanımaktan korktular.&nbsp; Kimseye k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; dokunmamıştı, en azından. Bu d&ouml;rt duvar arasındaki hi&ccedil; kimseye...</p>
<p>&nbsp; "Allah'ım &ccedil;ok mutsuzum ben burada." Kısa g&uuml;l&uuml;şmeler... "Kimse sevmiyor beni. Hep dışlanıyorum. Kimse beni arasına kabul etmiyor." Birka&ccedil; kıkırdama ve mah&ccedil;up g&ouml;zler... "Tek bir arkadaşım vardı, o da gitti, kimse kalmadı yanımda. Kimse konuşmuyor, dalga ge&ccedil;iyorlar benimle."&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mah&ccedil;up g&ouml;zlerin sahibi kızıyordu. G&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yabancı ellerden almaya yelteniyordu ama nafile...&nbsp;</p>
<p>&nbsp; Kız, g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; alay ederek okumaya devam etti. Eski, yıpranmış defteri, sanki kendine ait bir şeymiş gibi avu&ccedil;larının arasında sımsıkı tutuyordu.</p>
<p>&nbsp; O, yeniden g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; almaya yeltendi. "Dalga ge&ccedil;men bittiyse artık geri verir misin?"</p>
<p>&nbsp; Alaycı kız dudaklarını b&uuml;z&uuml;p arkasını d&ouml;nd&uuml;. Defterin bir sayfasını &ccedil;evirdi hoyrat&ccedil;a. G&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; okumaya devam etti. "Aşık oldum." Alaycı kızın y&uuml;z&uuml;nde sinsi bir g&uuml;l&uuml;mse peydahlandı. B&uuml;t&uuml;n g&ouml;zler g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n sahibine &ccedil;evrildi. Elinde olsaydı yerin dibine girmek isterdi. Kıpkırmızıydı ve g&ouml;zlerini utan&ccedil;la ka&ccedil;ırıyordu. Ve evet, aşık olduğu kişi şu an, bu d&ouml;rt duvar arasındaydı.</p>
<p>&nbsp; "Ah işte en merak ettiğim kısım başladı." Kız sabırsızlıkla yerinde kıpırdandı ve okumaya devam edeceği sırada, odanın kapısı a&ccedil;ıldı ve i&ccedil;eriye giren orta yaşlı kadın ile bug&uuml;nk&uuml; zorbalığın sonuna geldi. Utanmaktan kıpkırmızı olmuş y&uuml;z&uuml;yle defteri ilk fırsatta eline alıp yerine oturdu.</p>
<p>&nbsp; Bu uğradığı ilk zorbalık değildi. Son da olmadı. Belkş de bilinen bilinmeyen, &ccedil;ok fazla haksızlığa uğradı.</p>
<p>&nbsp; Bir sebebi var mıydı, peki?</p>
<p>&nbsp; Hayır...</p>
<p>&nbsp; Etnik k&ouml;keni farklıydı. Hakkında tek bilinen buydu. Aynı &ccedil;atının altında, aynı g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne farklı pencerelerden bakmak dışında, kimsenin ondan bir farkı yoktu. Varsa bile nereden bilsinler ki? Kimse ona hi&ccedil; kendini tanıtma fırsatı vermemişti. Bu da bir zorbalıktı aslında. O zamanlar ona bakmıştı herkes sadece, g&ouml;rmek kimsenin aklına gelmemişti. Nasıl kırıldığını, nasıl &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, kendini nasıl yalnız hissetiğini g&ouml;rmemişti kimse.</p>
<p>&nbsp; Belki de g&uuml;n geldi, aynı pencereden, aynı g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne baktı, o d&ouml;rt duvar arasındaki herkes ama artık farklı &ccedil;atılar altındaydılar.</p>
<p>&nbsp;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir g&uuml;n mutlaka, herkes kendi kalbinin ekmeğini yer.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>A TAKIMI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/a-takimi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/a-takimi</guid>
<description><![CDATA[ DİKKAT! BU KİTAP BİR; ‘KLİŞELER KOMEDİSİDİR.’
Aklınıza gelen bütün klişelerin mizah malzemesi yapıldığı bir kitap düşünün! Ya da düşünmeyin, zaten doğru yerdesiniz…
6 farklı kişi, 6 farklı hayat ve aynı üniversite de bu hayatları birleştiren bir proje.
Kamerayı elime alıp deneme amaçlı kayıt düğmesine bastım. “Merhaba! Ben Nisa Nur Yılmaz. Bu da okulumuzda düzenlenen ‘Şehrin Sesleri’ adlı projesindeki ilk video belgesi kaydı.”
“Feyzoo! Buraya gel, Nisa bir şeyler yapıyor.” Mehmet ben daha ne olduğunu anlayamadan kamerayı aldı, yüzünü çektiğinin farkında bile değildi. “Ulan, bu ne?” Mehmet kameraya müzmin bir gülüş atarken, Fatih elinden çekip almıştı, bu duruma bir son vermek adına elimi; ‘geri istiyorum’ manasında salladım, sahibine geri döndüğünde kameranın yönünü karşıya çevirdim. 
“Bunlar Fatih ve Mehmet, takımın en neşeli çifti.” Kamera açısını onlardan ayırdım, köşede elektro gitarının akorduyla oynayan Alp’e sabitledim. “Alp ile tanışın takımın ağır abisidir.” Yanına yaklaşıp kamerayı dibine kadar götürdüm. “Çek kamerayı dibimden!” Ekrana bir fiske vurdu, yamulttuğu ekranımı tekrar düzeltip diğer bir üyeye ilerledim.
“Selam puf.” Ben Arya’nın pelüş köpeğini severken elimden bir hışımla çekip aldı, göğsüne bastırdığında cevabı da gecikmemişti. “Onun adı puf değil Puffy.” Kamera ile onu çektiğimi fark etmiş olacak ki kendi tarzında poz vermeye başlamıştı bile. “Arya ise takımımızın prensesi.”
“Her zaman öyleydim.” Saçlarını savurarak kamera kadrajını terk ettiğinde bende takımın son üyesine çevirdim. “Elindeki telefonu bırakıp kameraya bakar mısın?” Kameraya bakması için omzundan dürtmeye çalışsam da silkerek elimi geri itiyordu. “Olmaz! Cem’e göndermeli story atıyorum.” “Takımın son üyesi Beril, çok sevecendir.”
Gördüğünüz gibi hepsi ayrı telden çalan 5 takım üyesiyle işim hiç de kolay olmayacak gibi duruyor…
BU KİTABIN TÜM HAKLARI;
-Nisa&#039;nın elinden düşürmediği kamerasında,
-Alp&#039;in elektro gitarında,
-Arya&#039;nın Puffy&#039;sinde,
-Beril&#039;in telefonunda,
-Fatih&#039;in &#039;Ulan!&#039;larında
ve
-Mehmet&#039;in kestiği kızlarda GİZLİDİR... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_62201c5d8891a.jpg" length="50864" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 03 Mar 2022 04:41:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>_iirazz</dc:creator>
<media:keywords>takım, hikaye, proje, üniversite</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>İZMİRLİ FAUSTİNA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/izmirli-faustina</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/izmirli-faustina</guid>
<description><![CDATA[ Annia Galeria Faustina&#039;nın İzmir&#039;e olan sevgisi ve kocası imparator Marcus Aurelius&#039;un büyük aşkı...  ]]></description>
<enclosure url="" length="50864" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 02 Mar 2022 14:00:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>galeria.faustina</dc:creator>
<media:keywords>izmir, aşk, roma, imparator, sevgi, vefa, kadın, tarih, kültür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>&ldquo;Marcus at arabasını s&uuml;ren askere dur emrini verdiğinde surların heybeti geride kalmış, ucu bucağı g&ouml;r&uuml;nmeyen eşsiz mavi onu b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n selamlıyordu. O muhteşem meltemle birlikte genizlere ulaşan kokuyu &ccedil;ekmek i&ccedil;in acele ve b&uuml;y&uuml;k adımlarla arabadan indi. Adımlarının b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; sadece telaşının eseri değildi elbette. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o heybetli, zeki ve bilge Roma İmparatoru Marcus Aurelius&rsquo;tu. Marcus son birka&ccedil; yıldır omuzlarında taşıdığı y&uuml;k&uuml;n ağırlığı ve onu bu y&uuml;klerin altında tek başına bırakan karısının yokluğu ile epey hırpalanmıştı. Yine de imparator hala &ouml;mr&uuml;n&uuml;n yarısından fazlasını ge&ccedil;irmiş bir adama g&ouml;re olduk&ccedil;a g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;me sahipti. Arabanın yanında duran askerlerin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erken g&ouml;lgesi bile etrafındakileri hala titretebilecek tesirdeydi. Marcus, maviliği karşısına alarak eşsiz manzaraya bakarken aklında tek bir kişi vardı. Derin bir nefes aldığında i&ccedil;ine dolan koku o heybetli adamı k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuğa d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rebilirdi. Yeşilin her tonunun ayrı bir esansı vardı ve bu esanslar, denizin tuzu ile karışıp Marcus&rsquo;un başını d&ouml;nd&uuml;r&uuml;yordu. Tıpkı Faustina gibi&hellip;</em></p>
<p><em>Annia Galeria Faustina. Roma İmparatoru Marcus&rsquo;un cesur, c&ouml;mert, zeki ve bir o kadar da g&uuml;zel karısı Faustina. İncecik boynuna, narin bileklerine ve k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k ayaklarına rağmen nasıl da g&uuml;&ccedil;l&uuml;yd&uuml;. Karşısındaki denize ve ona eşlik eden yemyeşil şehrin Faustina&rsquo;yı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rmesi &ccedil;ok da şaşırılacak bir şey değildi. Nazlı nazlı dalgalar ile Faustina&rsquo;nın sa&ccedil;larının ne kadar benzediğini, o baş d&ouml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; kokunun her gece sarılarak uyuduğu kadının kokusu olduğunu sadece Marcus biliyordu ancak Faustina&rsquo;nın bu şehri ne kadar sevdiğini Romalı olup da bilmeyen yoktu. </em></p>
<p><em>Marcus bug&uuml;n Faustina&rsquo;yı son kez &ouml;pmek i&ccedil;in buradaydı. G&uuml;zel karısına son kez dokunabilmek, ona bu hayattan giderken yapamadığı vedayı yapmak i&ccedil;in gelmişti onca yolu. Birka&ccedil; zaman &ouml;nce Aristide&rsquo;den aldığı mektubu okurken g&ouml;zyaşlarını tutamamıştı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;zel Faustina&rsquo;nın hayranı olduğu şehir koskoca bir harabeye d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Faustina&rsquo;yı kaybedişinin ikinci senesinde b&uuml;y&uuml;k bir deprem şehri darmadağın etmiş ve bir s&uuml;r&uuml; insan &ouml;lm&uuml;şt&uuml;. İmparatorluk i&ccedil;in durmaksızın at sırtında ge&ccedil;irdiği g&uuml;nlerin ardından onu bekleyen Faustina&rsquo;sıyla bu şehirde hasret giderirlerdi. Aşk, tutku ve hasret dolu anıların sokakları toza b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Aristide&rsquo;nin mektubu imparatoru derinden sarsmış ve şehrin yeniden inşası i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n imkanları seferber etmişti. O talihsiz g&uuml;nlerin &uuml;zerinden kısa bir zaman ge&ccedil;miş olmasına rağmen şuan g&ouml;rd&uuml;kleri i&ccedil;ini biraz da olsun huzura kavuşturmuştu. Şehir artık harabe değildi. Bir yanda hala imparatorluğun neferleri b&uuml;t&uuml;n g&uuml;c&uuml;yle &ccedil;alışırken bir yanda b&uuml;t&uuml;n g&ouml;rkemiyle yeni agora Marcus&rsquo;a selam veriyordu.&nbsp; Hen&uuml;z tamamlanan agoraya bakarken, derin maviliğin &uuml;zerinden kendisine aşk dolu bakışlarla g&uuml;l&uuml;mseyen Faustina&rsquo;yı g&ouml;rd&uuml;. &Ouml;nce y&uuml;z&uuml;ne d&uuml;şm&uuml;ş sa&ccedil;larını kaldırarak karısının yanaklarına bir buse kondurdu ve ardından incecik bileklerini kavrayarak Faustina&rsquo;yı kendine doğru &ccedil;ekti. Kıvrımlı beline sarılarak o eşsiz kokuyu son kez i&ccedil;ine &ccedil;ekti. Faustina sadece g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor,&nbsp; kocasını aşklarının tanığı olan şehre yaptıkları i&ccedil;in minnet ve ş&uuml;kran dolu bakışlarla s&uuml;z&uuml;yordu. </em></p>
<p><em>Faustina b&ouml;yle ge&ccedil;en saatlerin ardından Marcus&rsquo;un kendini saran ellerini tutarak soğuk dudaklarına g&ouml;t&uuml;r&uuml;p &ouml;p&uuml;c&uuml;klere boğarak vedasını yaptı. Marcus o anın geldiğini anlamıştı ve oda ellerini Faustina&rsquo;nın ince parmaklarına dolayarak sevgilisine veda etti. Faustina g&ouml;zden kaybolunca, imparator ağır adımlarla arabasına doğru y&ouml;neldi. Karısının aşık olduğu şehri eski g&uuml;zel g&uuml;nlerine kavuşturarak hayatına y&ouml;n veren kadına bir nebze olsun teşekk&uuml;r edebilmek istemişti. Arabaya binerken y&uuml;z&uuml;n&uuml; ıslatan yaşları silip, Faustina&rsquo;nın ellerine kondurduğu &ouml;p&uuml;c&uuml;klere dalarak kudretli Roma&rsquo;ya doğru yola &ccedil;ıktı. &rdquo;</em></p>
<p>Gen&ccedil; kadın elinde tuttuğu defteri kapatıp, başını g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne kaldırdığında saat &ouml;ğleyi biraz ge&ccedil;mişti. Karşısında duran taş kemere tekrar hayranlıkla baktı. Kemerin arkasından kendini g&ouml;steren sıralı s&uuml;tunlar, anlatacak &ccedil;ok şeyi olan eski taşlar ve stoanın zemini insanı olduk&ccedil;a etkiliyordu. Ancak gen&ccedil; kadın kendini tam &ouml;n&uuml;nde duran kemerin alnına bakmaktan alıkoyamıyordu. Yazdığı satırların c&uuml;mlelerini tamamlamadan agoraya gelmiş ve o da Marcus gibi Faustina&rsquo;ya ş&uuml;kranları sunmak i&ccedil;in son noktayı burada koymak istemişti. Biraz &ouml;nce satırlara işlediği Faustina b&uuml;t&uuml;n muhteşemliğiyle karşısındaydı. Marcus Aurelius ne kadar da haklıydı. Kendinden emin duruşu, sade g&uuml;zelliği ile birleşince ne kadar da etkileyici oluyordu. O b&uuml;t&uuml;n Roma&rsquo;yı cesareti ile kendine hayran bırakan, fikirleri ile Romalı kadınları aydınlatan, imparatorluğun kararlarında imzası olan Faustina&rsquo;ydı. G&ouml;z bebeklerinin derinliklerine işleyen g&uuml;neşe aldırış etmeden elindeki defteri havya doğru kaldırıp, Faustina&rsquo;ya doğru bir reverans yaptı:</p>
<p>&nbsp; &nbsp; - Annia Galeria Faustina&rsquo;ya&hellip; İzmirli Faustina&rsquo;ya&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAYIP RUHLAR ZİNCİRİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kayip-ruhlar-zinciri-1488</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kayip-ruhlar-zinciri-1488</guid>
<description><![CDATA[ Sekiz kişi, bir helikopter kazası.
Denizin ortasında ıssız bir ada, adanın ortasında hafızasını kaybetmiş kayıp ruhlar ve siyah dumanları etrafı kaplamış kocaman helikopter enkazı.
Yedi kişinin özenle denizin kenarına dizilmiş bedenleri ve üstünde dehşet verici bir not ; 
&quot;Merhaba Kayıp Ruhlar Zinciri.&quot;
Hayatta kalmak için ne gerekliydi? Sadece isimlerini hatırladıkları hafızaları mı? Hayır, hayır. Hayatta kalmaları için tam olarak yardım bulmaları gerekliydi.
Yaşam ve ölüm arasında kalmış sekiz kayıp ruhun hayat yoklaması başlıyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d9d90cb0c6e.jpg" length="44555" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Mar 2022 08:09:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>gokyuzunungrimsitonu</dc:creator>
<media:keywords>kayıp, ruh, zincir, gerilim, kaçış</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>İsimsizler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/isimsizler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/isimsizler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621a1825a4524.jpg" length="105315" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 22:58:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Onur Gökdemir</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>NEFS</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nefs-1811</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nefs-1811</guid>
<description><![CDATA[ Dışarıda boğuk bir karanlık vardı, yağmur ha yağdı ha yağacak. Havada asılı gri bulutlar perdelere yansımış, oradan da içeri giriyordu... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6218ff0180968.jpg" length="47747" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 19:14:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şevin Semiz</dc:creator>
<media:keywords>nefs, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p></p>
<p>Nefs</p>
<p>Dışarıda boğuk bir karanlık vardı, yağmur ha yağdı ha yağacak. Havada asılı gri bulutlar perdelere yansımış, oradan da i&ccedil;eri giriyordu. Odanın i&ccedil;i ışığa ihtiya&ccedil; duyulmayacak karanlıktaydı. Renkli mobilyalarla d&ouml;şenmiş odanın penceresinin hemen &ouml;n&uuml;nde, karşılıklı durmuş iki tane tek kişilik koltuklar, Savaş i&ccedil;in tam da d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lecek yerdi. Karısını kapıdan yolladıktan hemen sonra salondaki, o d&uuml;ş&uuml;nce koltuklarından birisine poposunu yerleştirdi. Sağ kolunu kaldırdı ve dirseğini dik bir şekilde koltuğun kenarına koydu, elini yumruk yaparak &ccedil;enesine dayadı, &ouml;ylece durdu, başparmağını gevşetti, &ccedil;enesinin altına yaydı. B&ouml;yle yaparak d&uuml;ş&uuml;ncelerini sabitlemeye &ccedil;alışıyordu sanki. Bir an karısının bu yağmurda nasıl gideceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, sonra bir parmak tozu iter gibi bu d&uuml;ş&uuml;ncesini bir kenara itti. Asıl d&uuml;ş&uuml;nmesi gereken şey başkaydı. Arkadaşının şu bahsettiği adam, s&ouml;ylediği s&ouml;zler h&acirc;l&acirc; aklındaydı: &ldquo;seni alıp başka d&uuml;nyalara g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor&rdquo; demişti. Arkadaşının bunu anlatırken ki heyecanını getirdi g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;ne, anlık bir tebess&uuml;m etti. İşaret parmağıyla başparmağını aynı hizaya gelmeyecek şekilde birleştirdi &ldquo;bir kereden ne olacak&rdquo; diyerek d&uuml;ş&uuml;ncelerinin sessizliğini bozdu. Kafasının i&ccedil;indeki sesler &ouml;yle &ccedil;oktu ki, hemen yanında davul zurna &ccedil;alsalar fark etmeyecekti. Kollarını bacaklarının &uuml;st&uuml;ne koydu, buz gibi elleriyle bacaklarını tuttu bir anda, i&ccedil;i &uuml;rperdi. Başını yere eğerek bacaklarından &ccedil;ektiği ellerini kafasına koydu bu sefer. Sesleri susturmaya &ccedil;alışır gibi sessizce nefes alıp veriyordu. Ne yapsa da o sesler bir t&uuml;rl&uuml; susmuyordu. D&uuml;ş&uuml;nceleri v&uuml;cudunu da etkiliyordu, t&uuml;m v&uuml;cudu parmak u&ccedil;larına kadar titriyordu. O seslerden birine kulak vermiş olacak ki, aniden ayağa kalktı, yanında duran k&uuml;&ccedil;&uuml;k sehpanın; demir, paslı ayaklarına, ser&ccedil;e parmağını &ccedil;arptı. Hissettiği acı y&uuml;z&uuml;ne yansımıştı. Acıyla sıktığı y&uuml;z&uuml;, burnunda uzunlu kısalı, beş altı tane &ccedil;izik oluşturmuştu. &Ccedil;ok s&uuml;rmeyen acılardan biriydi bu, ayak parmak ucunu vurmak, &uuml;stecilik acısı kalbine de vurmuyordu. Keşke her acı b&ouml;yle olsa dedi i&ccedil;inden, oysa acısız bir hayat d&uuml;ş&uuml;nemiyordu. Onu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;remeyecek kadar acımasızdı hayat&hellip; Eliyle ağzını sıkı sıkıya kapamış, salonun bir ucundan diğerine gidip geliyordu. Bu h&acirc;li tıpkı, bebek bekleyen bir babayı andırıyordu fakat i&ccedil;indeki h&acirc;l başkaydı. Belki yirmi kere gidip geldi bu salonda; karısını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, bug&uuml;n gelmeyecekti, annesinde kalacaktı, &ouml;yle s&ouml;ylemişti. D&uuml;ş&uuml;ncelerinden başını kaldırıp, duvarda asılı duran saate baktı. Yelkovanla akrep birbirini kovalıyordu, ge&ccedil; kalmamalıyım dedi yine sessizliğini bozarak. Hızlıca evin, &ccedil;ıkış kapısına y&ouml;neldi, kapının yanında duran askılıktan montunu bulup &uuml;st&uuml;ne ge&ccedil;irdi. Bir an &ouml;nce dışarı &ccedil;ıkmak istiyordu. Derin bir nefes aldıktan sonra kapının kolunu tuttu; soğuktu, elleri de soğuktu. Dışarıda kalan ayakkabılarını giymek i&ccedil;in eğildi. Her zaman kerata yardımıyla giydiği ayakkabılarını, bu sefer başparmağının yardımıyla giydi. Onu alıp kullanarak vakit kaybetmek istemiyordu. Koridorun hemen sağındaki metal kapılı asans&ouml;re y&ouml;neldi. Asans&ouml;r altıncı kattaydı, o ise &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; katta, bu da bir vakit kaybıydı, merdivenleri kullanmak onu hızlandıracaktı. Hemen merdivenlere y&ouml;nelerek hızlıca indi, aşağıya sanki ışınlanmış gibiydi. Dışarı &ccedil;ıktığında, bir oksijen t&uuml;p&uuml;nden kurtulmuş&ccedil;asına rahat nefes alabildiğini hissetti. Defalarca soluduğu hava toprak kokuyordu ve bu onun &ccedil;ok hoşuna gidiyordu. Başı yerde hızlı adımlarla ilerliyordu, yerde oluşan k&uuml;&ccedil;&uuml;k su birikintisine g&ouml;z&uuml; ilişti, reng&acirc;renk bir şeyler parıldıyordu. Kafasını kaldırıp g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne doğrulttu g&ouml;zlerini, karanlıktan aydınlığa ge&ccedil;iş yapan bu g&ouml;zler, ani bir kamaşma yaşadı. Tam da tahmin ettiği gibi, g&ouml;kkuşağıydı suya vuran renkli ışıltı. Uzun bir m&uuml;ddet g&ouml;zlerini ayırmadı ta ki sulanan g&ouml;zlerinin isyan etmesine kadar. Bu bile yetmişti ona &ldquo;doğa insanı nasıl da b&uuml;y&uuml;l&uuml;yor&rdquo; dedi i&ccedil;inden ve ardından ona eşlik eden &ldquo;yapma&rdquo; sesini duydu. Yeniden kafasındaki o sesler birbirine girdi. Elini &ccedil;enesine ge&ccedil;irerek d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı. D&uuml;ş&uuml;nd&uuml; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;&hellip; İnsan kalabalığının &ccedil;ok olduğu bu kaldırımın ortasında tıpkı bir heykel gibi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu, gelen ge&ccedil;en onun omuzlarına &ccedil;arpıyordu fakat bunların hi&ccedil;birini hissetmiyordu. Kafasındaki bir sesi sessizce tekrarladı: &ldquo;bir kereden bir şey olmaz&rdquo; bunu dedikten hemen sonra kaldığı yerden y&uuml;r&uuml;meye başladı, bu sefer daha da hızlıydı, belki izin verilse u&ccedil;acak gibiydi. İrili ufaklı binaların olduğu dar sokaklardan ge&ccedil;iyor, milyon tane insanla yan yana y&uuml;r&uuml;yordu. Satıcıların seslerini, m&uuml;şterilerin pazarlıklarını, telefonla konuşan insanları, yolun ortasında sohbet edenleri, hi&ccedil; birini duymuyordu, t&uuml;m d&uuml;nyaya kulaklarını kapatmış gibiydi. Fakat bir his vardı ki i&ccedil;inde sanki herkes ona ş&uuml;pheli bakıyor gibiydi. Bu su&ccedil;luluk duygusu onun kafasını yerden kaldırmasına izin vermiyordu, ara sıra &ccedil;arptığı insanların k&uuml;fr&uuml;n&uuml; bile duymuyordu. Sanki duyduğu, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; her şey onu oracıkta ele verecekti. Aradığı adrese &ccedil;ok az kalmıştı ve sabrı gitgide azalıyordu, y&uuml;r&uuml;m&uuml;yor koşuyordu. Aniden durdu, aradığını bulmuştu. Kafasını kaldırdığında karşısında olduk&ccedil;a eski, yıkık d&ouml;k&uuml;k bir bina vardı. Kapısı g&ouml;z&uuml;kmeyecek kadar eski ve kirliydi. Kapının &ouml;n&uuml;ne geldiğinde yutkundu, boğazına ka&ccedil;an t&uuml;k&uuml;r&uuml;ğ&uuml; onu birka&ccedil; dakika boyunca &ouml;ks&uuml;rtt&uuml;. Nihayet son bulan &ouml;ks&uuml;r&uuml;ğ&uuml; biraz da olsa onu rahatlattı. Elleri buz gibi bir soğuğa maruz kalmış&ccedil;asına zangır zangır titriyordu, titreyen ellerini duvara monte edilmiş d&uuml;ğmelerin &uuml;zerinde gezdirdi ve iki numara yazan d&uuml;ğmeye usulca bastı. &Ouml;nce zil sesi duyuldu ardından bir titreşimle kapı a&ccedil;ıldı. Binanın asans&ouml;r&uuml; yoktu, yılan gibi kıvrımları olan merdivenlerin tırabzanlarını tuta tuta ikinci kata ulaştı. Kapı a&ccedil;ıktı, kapının ardında onu bekleyen iri kıyımlı bir adam vardı. Hi&ccedil; de samimi olmayan bir g&uuml;l&uuml;msemeyle &ldquo;hoş geldin&rdquo; dedi. Hoş buldum diyerek i&ccedil;eri girdi. Kapıdan i&ccedil;eri adımını attığı andan sonrası ona şok etkisi yarattı. G&ouml;rd&uuml;kleri inanılmazdı, bu hi&ccedil; de beklemediği bir şeydi. Sanki bir k&uuml;t&uuml;phaneydi burası, neredeyse hi&ccedil; boş duvar yoktu, hepsi &ccedil;eşit &ccedil;eşit kitaplarla doluydu. Kitapların orta yerinde ise; yumuşak, kahverengi, deri koltuklar vardı. Bu koltukların birinde; siyah takım elbiseli, kel, top sakalı olan, uzunca bir adam oturuyordu. Top sakalı kelliğini kapatan bir aksesuar gibi duruyordu. Bacak bacak &uuml;st&uuml;ne atarak yayıldığı koltuğunda sigarasını i&ccedil;iyor ve bunu olduk&ccedil;a keyif alarak yapıyordu. Alaycı bir ses tonuyla &ldquo;hoş geldin&rdquo; dedi. Eliyle koltuğu işaret ederek oturmasını istedi. Savaş, emir alan bir robot gibi denileni yaptı. Birka&ccedil; dakika oluşan bu sessizliği bozan Savaş oldu. Sesi titreyerek:</p>
<p>-Buraya arkadaşımın tavsiyesiyle geldim</p>
<p>-Biliyorum adın Savaş olmalı, olduk&ccedil;a dakiksin diyerek sigarasından bir yudum daha aldı. Ona daha yakın olan Savaş, bu i&ccedil;tiğinin sigara olmadığını anladı. Adam, Savaş&rsquo;ın tedirginliğini fark etti, bu ona daha da keyif veriyordu. Zayıf kişilikli insanlar onun i&ccedil;in bulunmaz bir nimetti. Savaş&rsquo;a rahat olmasını s&ouml;yledi. Koltuğun k&ouml;şesine ilişmiş olan Savaş adamın talimatıyla sırtını yasladı. Tek başına dumanı t&uuml;tt&uuml;remeyen bu adam, hemen &ouml;n&uuml;ndeki sehpaya doğru y&ouml;neldi. &Uuml;zerinde duran paketten bir duman &ccedil;ıkardı, Savaş&rsquo;a uzattı ona eşlik etmesini s&ouml;yledi. &Ouml;nce reddetse de kurduğu h&acirc;kimiyete engel olamadı. Adamın yaktığı ateşle dumanı i&ccedil;ine &ccedil;ekti, &ccedil;ektik&ccedil;e keyfi yerine geldi, v&uuml;cudu rahatladı. Tam istediği kıvama gelene kadar i&ccedil;mesine izin verdi. Kıvamı tutturan adam, Savaş&rsquo;ın elinden dumanını kesti ve sordu:</p>
<p>-Ne istiyorsun?</p>
<p>-Bu işleri bırakalı &ccedil;ok oldu, sadece biraz keyif almak istiyorum. Fazlasını istemiyorum.</p>
<p>-Belli ki seviyorsun, bak h&acirc;l&acirc; vazge&ccedil;memişsin, ne diye kendini keyif aldığın şeyden mahrum ediyorsun.</p>
<p>-Karım hamile</p>
<p>-&Ccedil;ok daha iyi ya</p>
<p>-İyi olan ne?</p>
<p>Bunun ardından alaycı g&uuml;l&uuml;msemesini yine attı, ayakta dikilen o iri kıyımlı adama, sert bir bakışla birlikte karşıyı g&ouml;stererek bir el işareti yaptı. Adam bunu hemen anladı, raflara doğru y&ouml;neldi, rafın k&ouml;şesinde g&ouml;r&uuml;nmez bir yere dokundu ve hemen geri &ccedil;ekildi. &Ccedil;ekilmesiyle, kitap dolu raf kendi etrafında bir tur attı, tak diye durdu. Kitapları ardına bırakan rafta k&uuml;&ccedil;&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k b&ouml;lmeler vardı. Savaş şaşkınlıktan neredeyse k&uuml;&ccedil;&uuml;k dilini yutacaktı. Adam ilk kez ayağa kalktı, raflara doğru ağır adımlarla ilerledi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k b&ouml;lmelerden bir tanesine elini daldırdı. Kahverengi minik bir kaps&uuml;l &ccedil;ıkardı; saydamdı, i&ccedil;inde beyaz toz birikintisi vardı. Kaps&uuml;l d&ouml;nd&uuml;k&ccedil;e i&ccedil;indeki toz tersine d&ouml;n&uuml;yordu, tıpkı bir kum saati gibiydi fakat bu saat hızlıydı, hi&ccedil; beklemiyordu. Adam sanki &ccedil;ok değerli bir elması tutuyormuş gibi, kaps&uuml;l&uuml; iki parmağının arasına sıkıştırdı. Otuz iki dişiyle birden kahkahayı patlattı, bunu yaparken aldığı haz zirveye ulaşmıştı. Birdenbire dişlerini dudaklarının arkasına sakladı, ciddiydi. T&uuml;m dikkatini Savaş&rsquo;a vererek:</p>
<p>-Bu elimde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n &ouml;l&uuml;y&uuml; diriltir. Etkisini sabaha kadar anlatsam bitmez ama sana şu kadarını s&ouml;yleyeyim: Bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k hap sana geleceğini g&ouml;sterir, neye uğradığını şaşırırsın.</p>
<p>T&uuml;m bunları yaparken, alıcısının kanına işlemiş bir pazarlamacı edasıyla dudağının kenarına bir tebess&uuml;m iliştirdi. Savaş b&uuml;y&uuml;lenmiş gibiydi, sonunda s&ouml;ylediği şey hem sa&ccedil;ma geliyor, hem de acaba mı dedirtiyordu. Ne kadar inanmak istemese de acaba demekten de alıkoyamıyordu kendini. İstemsizce iki dudağının arasına boşluğu yapıştırmıştı, adam bu boşluğu yakalamıştı bir kere. Boşlukları en g&uuml;zel o fırsata &ccedil;evirirdi. Ses tonu, sevdiği kıza a&ccedil;ılan bir delikanlı gibi etkileyiciydi. Se&ccedil;tiği kelimeler, kurduğu c&uuml;mleler en can alıcı yerdendi. O anlattık&ccedil;a Savaş&rsquo;ın ağzının kenarından salyalar akıyordu, adam bu hali g&ouml;r&uuml;nce sustu başardığını biliyordu, onu ikna etmek hi&ccedil; de zor olmamıştı. Avını ağına alıp, bug&uuml;n&uuml;n k&acirc;rını epeyce &ccedil;ıkarmıştı. İri kıyımlı bu adama yine bir işaret &ccedil;aktı, o da hemen anladı, tıpkı diğerlerinde olduğu gibi, hi&ccedil; konuşmadan anlaşan bu iki adam ezberden gidiyordu. Az sonra paketlediği hapları getirdi. Savaş&rsquo;a doğru uzattı, tam paketi alacakken elinin tersiyle ittirdi.&rdquo;Almıyorum vazge&ccedil;tim&rdquo; diyerek ayağa fırladı, kapıya doğru y&ouml;neldi. Adam bu hareketi hi&ccedil; beklemiyordu, son kozunu hemen kullanmalıydı, onu en hassas yerinden vurmalıydı, tam da o anda:</p>
<p>-&Ccedil;ok pişman olacaksın, sen gelmeden &ouml;nce aynısını i&ccedil;tim. Şimdi etkisini g&ouml;steriyor, &ouml;yle g&ouml;steriyor ki senin doğacak oğlun &ccedil;ok işkenceler g&ouml;recek &ccedil;ok. Vah ki vah h&acirc;line!</p>
<p>Bunu s&ouml;ylerken &ouml;yle emindi ki kendinden, sanki karşısında bir film a&ccedil;ıkmış ve o filmi izliyormuş gibi rol kesiyordu, ağzını şapırdatarak yazık &ccedil;ok yazık diyordu. Cinsiyetini bilişi onu şaşırttı. Savaş en &ccedil;ok bundan etkilendi, adamın h&acirc;lleri ona anlamsız bir g&uuml;ven veriyordu. Bulanık kafası daha da bulandı, acaba mı diye diye geri d&ouml;nd&uuml; aniden. Cebinden paraları &ccedil;ıkardı; hızlıydı, vazge&ccedil;memeliydi, bir an &ouml;nce halletmeliydi. Cebinden &ccedil;ıkardığı paraları, iri kıyımlı adama uzattı ve elindeki paketi aynı hızlılıkla kendine doğru &ccedil;ekti. Adam zafer coşkusuyla: Hi&ccedil; pişman olamayacaksın delikanlı, oğlun ve senin i&ccedil;in mutlu son diyerek alaycı g&uuml;l&uuml;msemesini son kez fırlattı. Savaş arkasına bile bakmadan &ccedil;ıktı bu eski binadan. Koşmaya başladı, bir şeylerden ka&ccedil;ıyormuş&ccedil;asına, nereye gittiğini bilmeden koşuyordu. Onu ne &ccedil;arptığı insanlar, ne de yediği k&uuml;f&uuml;rler durduruyordu. Karşısına &ccedil;ıkan maviliğe kadar koştu, onu ancak bu mavilik durdurabildi. Artık bu durduğu yerde oturmak istedi, ş&ouml;yle bir g&ouml;z gezdirdikten sonra g&uuml;zel bir kayalık se&ccedil;erek onun &uuml;st&uuml;ne usulca oturdu. Dalga sesleriyle ruhunu dinlendirmeye &ccedil;alışsa da kafasındaki seslere, uğultulara bir t&uuml;rl&uuml; engel olamadı. Adamın s&ouml;yledikleri kafasının i&ccedil;inde bozuk plak gibi defalarca tekrarladı. Ortalığın bir an &ouml;nce ıssızlaşmasını bekliyor ve bir an &ouml;nce şu geleceği g&ouml;rmek istiyordu. Maviliğin derinliklerine daldı, g&ouml;zleri sabitlendi, uzun bir s&uuml;re izledi karşıyı. &Ouml;yle bir dalmıştı ki bir &ccedil;ocuğun &ldquo;ağabey, su ister misin?&rdquo; demesiyle daldığı yerden kendine geldi, su istemediği h&acirc;lde aldı. Yanında insan istemiyordu, herkesten uzak, sessizlik istiyordu. Nihayet istediği oldu, ortalık derin bir sessizliğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml;. Kolundaki saate baktı, saat tam &uuml;&ccedil;&uuml; g&ouml;steriyordu. Kaps&uuml;l&uuml;n i&ccedil;indeki toz gibi hızlıydı zaman. Tam zamanı diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, montunun i&ccedil; cebine elini soktu, &ccedil;ok ge&ccedil;meden aradığı paketi buldu. Matruşka gibi sarmalanmış paketin i&ccedil;inden kaps&uuml;l&uuml; &ccedil;ıkardı. Parmaklarının arasına alıp bir hamlede ağzına g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Yanındaki suya ilişti g&ouml;z&uuml;, şişeyi alıp kapağını a&ccedil;tı, bir yudum i&ccedil;ti. &Ouml;yle sıkı tutmuştu ki, sıktığı şişenin i&ccedil;indeki sular ağzının kenarından aktı geldi. Saatler ge&ccedil;tik&ccedil;e başı d&ouml;n&uuml;yordu. G&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml; bir a&ccedil;ılıyor, bir kararıyordu. Kafası bir o yana bir bu yana gelip giderken, denizin &uuml;st&uuml;nde bir şeyler g&ouml;rmeye başladı. Kısılan g&ouml;zlerinin yuvalarını a&ccedil;maya &ccedil;alıştı, b&ouml;yle yaparak g&ouml;rd&uuml;klerini netleştirmeye &ccedil;alışıyordu. Netleşen g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n ne olduğunu birka&ccedil; dakikadan sonra anladı; &uuml;zerinde kırmızı bir tiş&ouml;rt, altında lacivert bir şort, kahverengi ayakkabı ve kemeriyle birbirine uyumlu bir erkek &ccedil;ocuğu. Kaşları &ccedil;atık, dudakları b&uuml;z&uuml;k, &ouml;fkeliydi. Yumruklarını sıkarak &ldquo;beni kurtar baba&rdquo; diyordu. Bunu defalarca tekrar ediyordu. Savaş artık duymak istemiyordu. Elleriyle kulaklarını tıkadı, başını eğdi g&ouml;zlerini sıkı sıkıya yumdu fakat bastırmaya &ccedil;alıştığı ses i&ccedil;indeydi. Ne yaptıysa ses gitmiyordu. Buradan uzaklaşırsa sesin gideceğini d&uuml;ş&uuml;nerek oturduğu yerden kalktı. Yalpalıya yalpalıya y&uuml;r&uuml;meye başladı. Kaps&uuml;l bedenini ve ruhunu &ouml;yle yavaşlatmıştı ki saatler sonra evin yolunu buldu. Apartmanın kapısı a&ccedil;ıktı; i&ccedil;eri girdi, girdiği anda yere d&uuml;şt&uuml;, başını merdivenin k&ouml;şesine &ccedil;arptı, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir sıyrıkla başı kanamaya başladı, acısını duymuyordu. Duyduğu tek şey &ldquo;beni kurtar baba&rdquo; diye bağıran bir &ccedil;ocuk sesiydi. D&uuml;şe kalka evin kapısının &ouml;n&uuml;ne geldi, uyuşmuş bedeninde ellerini kullanmak onu zorlasa da anahtarı buldu, kapıyı a&ccedil;tı, kendini i&ccedil;eri atarak kapıyı b&uuml;y&uuml;k bir g&uuml;mb&uuml;rt&uuml;yle kapattı. Duyduğu ses h&acirc;l&acirc; onunlaydı, peşini bırakmıyordu. Belli belirsiz &ccedil;ığlıklar atıp, kuş gibi kollarını &ccedil;ırpıyordu. &ldquo;oğlumu kurtarmalıyım&rdquo; diyerek evin i&ccedil;inde meczup gibi dolanıyordu. Uzaktan gelen sesle irkildi, sesin y&ouml;n&uuml;ne doğru g&ouml;zlerini &ccedil;evirdi, gelen karısıydı. Onun bu h&acirc;lini g&ouml;ren karısı ne olduğunu anlamak i&ccedil;in &ouml;nce bir s&uuml;zd&uuml;, sonra koşarak yanına geldi. Ne oldu sana diye bağırdı, telaşlıydı, kocasının h&acirc;line bir anlam vermeye &ccedil;alışıyordu. Savaş karısının omuzlarından tutup sert bir şekilde koltuğun &uuml;zerine fırlattı. Salondan &ccedil;ıkıp mutfağa doğru koştu. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ekmecelerden ilk baştakini kendine doğru &ccedil;ekti, eliyle karıştırdı, ayıklayarak aradığı şeyi buldu. Siyah saplı keskin bir bı&ccedil;ağı tutuğu gibi eline alıp havaya kaldırdı. Kendisini şaşkınlıkla izleyen karısına doğru gitti. Homurdanarak &ldquo;oğlumuzu kurtarmalıyım&rdquo; dedi. Karısı ona yakalanmamak i&ccedil;in koşmaya başladı, yetişip kolundan tutuğu karısını yere yatırdı. &ldquo;Yapma&rdquo; diye haykırırken sapladı bı&ccedil;ağı, soluğunu kesti. Havası s&ouml;nen bir balon gibi, şiş karnı kan boşaldık&ccedil;a s&ouml;nmeye başladı. Elindeki bı&ccedil;ağı yere fırlattı, geriye doğru s&uuml;rt&uuml;nerek sırtını duvara yasladı. &ldquo;Kurtardım!&rdquo;diye diye sevin&ccedil; nidaları attı. G&ouml;ğs&uuml;ne doğru &ccedil;ektiği dizlerinin ortasına kafasını g&ouml;md&uuml;, derin bir uykuya daldı. Kendine geldiğinde, k&uuml;&ccedil;&uuml;k zifiri karanlık bir odanın i&ccedil;indeydi. Ne olduğunu anlayamadı, yaptığı hi&ccedil;bir şeyi hatırlamıyordu. Ama biz hatırlıyorduk: yenik d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; nefsiyle, b&uuml;t&uuml;n hayatını mahvetmişti.</p>
<p>Şevin SEMİZ</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz-1807</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz-1807</guid>
<description><![CDATA[ Sıfır iki  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62175e9b4ece2.jpg" length="19492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 13:23:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords>uğursuz, hikaye, dram</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><b>İkinci</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Hayat, kimsesizler i&ccedil;in &ccedil;okta kolay değildi. Herkesin yolu farklıdır. Kimi yolun başında, kimi kaybolmuş, kimi sonunda. Dertler farklı dursa da, akan g&ouml;zyaşları hep aynıdır. &Ccedil;ekilen i&ccedil;ler, bağlanan kollar, yalvaran g&ouml;zler.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Bu kız yolun başında artık. Ona eziyet eden bir ailesi, uğursuz g&ouml;z&uuml;yle bakan annesi, aşağılayan babası yoktu artık. O da isterdi diğer &ccedil;ocuklar gibi şımartılarak b&uuml;y&uuml;meyi. Hayat mı zalimdi yoksa insanlar mı?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>&Ccedil;&ouml;plerin arasında uyuyarak ge&ccedil;irmişti geceyi. Yağmurlu ve sert esen r&uuml;zgarla m&uuml;cadele veriyordu. İnce hırkası onu ısıtacak tek şeydi. O soğuk i&ccedil;ine işlemişti bir kere. Nasıl ısınabilir ki? G&uuml;&ccedil; bela &ccedil;&ouml;plerin arasından sıyrılıp ayağa kalktı. Her yeri pislikle batmıştı. &Uuml;zerini silkeledi, şapkayı kafasından &ccedil;ıkardı. Etrafa baktığında birka&ccedil; insanın koşuşturduğunu g&ouml;rd&uuml;. Ellerini cebine koyup ilerlemeye başladı. Kendine kalacak bir yer bulması gerekiyordu. Sokakta yatamazdı daha fazla. Cebinde ne parası ne pulu vardı. O cehennemden ka&ccedil;arak iyi mi etti bilemedi. Yağmurdan ka&ccedil;arken doluya tutulmak olmazdı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>İlerledi nereye gideceğini bilmeden &ouml;ylece ilerledi. Telefon kul&uuml;besine rastladı. Şanslıydı ki biri kart bırakmıştı. Numarayı &ccedil;evirdi ve biraz beklemenin ardından pes edip kapatacak iken bir ses duydu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Alo?</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Sustu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Alo, kimsiniz?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Nefesini tuttu.</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Bu ka&ccedil;ıncı ama şikayet edeceğim en sonunda!</b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Kapandı. Tuttuğu nefesi bıraktı. Ablasına sesini duyursaydı daha da k&ouml;t&uuml; olabilirdi her şey. Onu bulup &ouml;ld&uuml;rmeye gelebilirlerdi. Başladığı yere geri d&ouml;n&uuml;p &ccedil;&ouml;pleri karıştırdı. Her poşetin i&ccedil;ini a&ccedil;ıp gazete par&ccedil;ası arıyordu. Bir planı vardı kendi kendine uğur olacaktı. Bulduklarını başka bir &ccedil;&ouml;p poşetinde toplayıp yola koyuldu. Hi&ccedil; bilmediği caddelerden, g&ouml;rmediği insanların yanından ge&ccedil;iyordu. Bakışlar &uuml;zerindeydi ve bunu hissediyordu. Gergindi, korkak ve bir o kadar da yalnız. Boş bir arazi gibi bir yere geldiğinde birka&ccedil; k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk g&ouml;rd&uuml;. Onun gibilerdi. Kimsesizlerdi. İstenmeyenlerdi. Uğursuzlardı. Yıkık d&ouml;k&uuml;k bir binanın merdivenlerini &ccedil;ıktı. Kendine g&ouml;re bir yer bulduğunda &ccedil;&ouml;pten bulduğu gazeteler ile camları kaplamaya başladı. Bant olmadığı i&ccedil;in su ile yapacaktı bunu. Denedi, ilk gazete yapıştı. İkinci, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;, beşinci her gazete su ile cama yapışıyordu. Yorulunca dinlenmek i&ccedil;in yırtık poşetin &uuml;zerine oturdu. Bacaklarını uzattı , derin nefesler &ccedil;ekiyordu. Dizginlemeye &ccedil;alıştı kendini. B&ouml;yle b&ouml;yle uyuyakaldı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Sessizliğin ortasında duyduğu g&uuml;r&uuml;lt&uuml; ile aniden bacaklarını kendine &ccedil;ekip sallanmaya başladı. Bir yandan s&ouml;yleniyor bir yandan sayıyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>-Ben bir şey yapmadım. Yapma, bir, iki , &uuml;&ccedil; vurma, gelme, bitti, gitti, ge&ccedil;ti şş ge&ccedil;ti. Uğursuz değilim ben. &Ouml;z&uuml;r dilerim.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></b></span></p>
<p><b><span></span><br /></b></p>
<p><span><b>Kalp atışları gitgide artıyordu. Bu sefer kolay sakinleşecek gibi değildi. Sallanması arttı. Saymak işe yaramıyordu. Sık alınan verilen nefesler başını d&ouml;nd&uuml;r&uuml;yordu. G&ouml;zleri kapalı bir şekilde ayağa kalkmayı denedi. D&ouml;nen başı buna izin vermedi. Başının d&ouml;nmesi ile kendini yerde bulması bir oldu.</b></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HUZURSUZLUK EVİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/huzursuzluk-evi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/huzursuzluk-evi</guid>
<description><![CDATA[ yaşlılık, yalnızlık ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62171de808976.jpg" length="119762" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 08:57:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Serve</dc:creator>
<media:keywords>huzursuzluk, evi, yaşlılık, yalnızlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; HUZURSUZLUK EVİ</p>
<p>Koşar adımlarla y&uuml;r&uuml;yen insanlar, durmaksızın korna &ccedil;alan arabalar, &ccedil;&ouml;pleri eşleyen kediler, daldan dala konan kuşlar, yelkovanla kovalamaca oynayan akrep, bir arada olup da birbirini tanımayan durakta otob&uuml;s bekleyen bir yığın yolcu&hellip;</p>
<p>Saat ka&ccedil;&nbsp; acaba? Bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k odada her g&uuml;n birbirinin aynı gibi olsa da zaman akıyor, sokaktaki kiraz ağacı dallarını bayram &ccedil;ocuğu gibi s&uuml;slemiş, sokak boylu boyunca mis gibi ıhlamur kokuyor, rengarenk hercai menekşeler bah&ccedil;elerde yerini almış, ağa&ccedil;lar yeşermeye başlamış. G&ouml;&ccedil;men kuşlar da yavaş yavaş d&ouml;n&uuml;yor. Koltuğu camın kenarına almak iyi olmuş; en azından dışarıyı izliyor da d&uuml;nyanın d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ayırdına varıyor.</p>
<p>Bu sabah pek keyfi yok gibi; g&ouml;revlinin getirdiği kahvaltı tepsisi de orada &ouml;ylece duruyor, hi&ccedil; dokunmamış. G&uuml;ne dair pek &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;nce var kafasında, bir dolu plan; ama hi&ccedil;birini yapacak g&uuml;c&uuml; yok. Yataktan &ccedil;ıkmak i&ccedil;in bile uzunca bir s&uuml;re d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Kalkıp da ne yapacaktı? Belki biraz daha uyurum diye g&ouml;zlerini kapattı. Bir m&uuml;ddet &ouml;ylece yatmaya devam etti yatağında. Gen&ccedil;ken de sevmezdi uykuyu, yaşlanınca daha az uyur oldu. G&ouml;zlerini kapatmaktan, g&ouml;zleri acıdı; uyumak i&ccedil;in zorlamanın daha fazla anlamı yoktu. Kalktı&hellip; &Uuml;zerini giyindi; giyimine pek d&uuml;şk&uuml;nd&uuml;. Ne kadar keyifsiz olursa olsun kıyafetlerini se&ccedil;mek i&ccedil;in uzunca bir s&uuml;re uğraşırdı;&nbsp; bug&uuml;n pantolonunun &uuml;zerine g&ouml;mlek uydursa, kravatı tutturamadı, kravat uysa g&ouml;mleğini beğenmedi. Sonunda hoşuna giden bir g&ouml;mlek ve kravat se&ccedil;ip hazırlandı, itina ile tıraşını oldu. &Ccedil;ıktı&hellip; Her zaman gittiği parka gidip, bir banka oturdu. A&ccedil;ık hava iyi geldi, neşe ile oynayan &ccedil;ocuk seslerine karışan seyyar satıcı sesleri hala yaşadığını anımsattı ona. Ne kadar s&uuml;re oturmuş, &ccedil;ocukları, kuşları, y&uuml;r&uuml;yen insanları izlemiş, saat ka&ccedil; olmuş, &ouml;nemi yoktu; zaten g&uuml;n i&ccedil;inde yapacak işi de yoktu. Akşam serinliği &ccedil;ıkmaya başlayınca &uuml;ş&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; duyumsadı. Yakınlarda zaman zaman gittiği bir kıraathane vardı. Emekli insanların geldiği, biraz siyaset, biraz ekonomi, biraz spor konuştuğu, kimisinin tavla oynadığı, kimisinin bulmaca &ccedil;&ouml;zd&uuml;ğ&uuml;, ufak bir kıraathane. Bir sandalye &ccedil;ekti, her zamanki gibi sade bir kahve s&ouml;yledi. Yan masada oturanlar kıyasıya tavla oynuyor, karşı masadakiler ise hararetle bir şey tartışıyor. Son zamanlara kadar &ouml;mr&uuml;nde hi&ccedil; gitmemiş&nbsp; kahveye; ama bu aralar ya parka gidiyor &nbsp;ya kahveye. Ne yapsın başka t&uuml;rl&uuml; vakit ge&ccedil;miyor.</p>
<p>Bir s&uuml;re de kahvede oturduktan sonra artık geri d&ouml;nmenin zamanı gelmişti. Bu sefer yolu biraz daha uzatarak, geldiği yolu değiştirerek geri d&ouml;nd&uuml;; yaklaştık&ccedil;a adımları yavaşladı; sanki bir adım ileri iki adım geri. Sonunda yol bitmiş; bah&ccedil;e kapısına gelmişti, titrek ellerle kapının kolunu tuttu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uğursuz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ugursuz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ugursuz</guid>
<description><![CDATA[ Sıfır bir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62175e9b4ece2.jpg" length="19492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Feb 2022 13:34:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Creamisim</dc:creator>
<media:keywords>uğursuz, aile, eslem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Her şey &ccedil;ocukluk travmaları ile başladı. On yedi yaşındaki bir kıza g&ouml;re yaşadığı atlatılacak t&uuml;rden şeyler değildi. &Uuml;stelik yeni bir olay değil, bebeklikten bu yaşına kadardı. Her g&uuml;n yaşadığına lanet etti. O evden, yapılan işkencelerden nasıl sağ &ccedil;ıktı bilmiyordu. &Ccedil;areyi, esiri olduğu evden ka&ccedil;arak bulmuştu. O aileye bir daha geri d&ouml;nemezdi. Tek şansı buydu. Ka&ccedil;tı ama travmaları ile.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Bir g&uuml;n gecenin bir yarısı ıssız sokaklarda dolaşırken yağmura yakalandı. Yağmur &uuml;st&uuml;ne &ccedil;iseleyince korkup dizlerinin &uuml;zerine &ccedil;&ouml;kt&uuml;. Sırtındaki kap&uuml;şonlu hırkayı &uuml;zerine serdi. B&ouml;ylelikle yeni bir işkenceden korunacaktı. &Ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Elleri ile dizlerini sardı. Başını yere eğerek ileri geri sallanıyordu. Hayatında hi&ccedil;te g&uuml;zel anılar yoktu. Ailesinin onu yağmurlu havada, &uuml;st&uuml; &ccedil;ıplak vaziyette dışarıda bırakmıştı. Sokaktan ge&ccedil;en her insan kızı izlemişti. Yine aynı şeyler olacak korkusu vardı i&ccedil;inde. Sallandı, durmadı. Yağmurun şiddeti korkusunu arttırdı. Daha &ccedil;ok sallandı. Bir yandan kısık sesi ile sayıklıyordu.</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>-Bit artık. Bitti. Ge&ccedil;ecek. Ge&ccedil;ti. Hıhı ge&ccedil;ti. Dur, dur diyorum. Yapma, dokunma, vurma. Bitti değil mi?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></strong></p>
<p></p>
<p><strong>Bitmedi, bitmeyecekti. Asıl şimdi başlıyordu hayat ile m&uuml;cadelesi. V&uuml;cudundaki t&uuml;m yaralar sarılabilirdi, ama i&ccedil;indekiler &ouml;yle kolay kapanmayacaktı.</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Başını hafif&ccedil;e kaldırdı. Y&uuml;z&uuml;ndeki yaralar ıslandığı i&ccedil;in acısı artıyordu. Aldırmadı. Sırılsıklamdı. Kalkıp gitse dahi gidecek yeri yoktu. Ona el uzatacak ne ailesi ne bir dostu vardı. Tek başınaydı. Ailesi uzatılan elleri kırmak ile meşguld&uuml;. Şapkasını taktı. Başını yerden kaldırmadan &ouml;ylece y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Sessizdi, bir tek yağmur sesi duyuluyordu. Bir s&uuml;re &ouml;ylece y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Ta ki, &ccedil;&ouml;p yığınlarının yanına gelene kadar. Durdu, yutkundu. V&uuml;cudu titriyordu ve ısınması gerekti. &Ccedil;&ouml;p&uuml; karıştırması doğru olur muydu? Bu geceyi atlatabilmesi i&ccedil;in başka se&ccedil;eneği yoktu. Belki işine yarayacak hir şey bulabilirdi. &Ouml;n&uuml;ndeki poşeti yırtarak başladı. Aradığını bulamadı. Devam etti bakmaya. Midesi daha fazla dayanamayınca &ouml;ğ&uuml;rmeye başladı. Biraz durup dinlenmek istedi. O esnada boş sokakta yankılanan bir ses vardı. Etrafa baktığında elinde kamera, y&uuml;z&uuml;nde maske olan biri onu &ccedil;ekiyordu. Hemen başını dizine koyup, elleri ile başını savundu. Sallanmaya başladı. O geceyi hatırladı, herkesin onu &ccedil;ıplak vaziyette izlediği o geceyi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>-Bakma ne olur, bakma. Git, bit, bitsin. Bakma, bakmasın.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Hem sallanmaya hem sayıklamaya devam etti. Sakinleşmeye &ccedil;alışıyordu bir yandan da. İ&ccedil;inden saymayı deniyordu. Biraz da olsa işe yarardı bu y&ouml;ntem. Sayıları saydık&ccedil;a sallanması durdu. Sıkıca kapattığı g&ouml;zlerini a&ccedil;tı. Maskeli kimseye bakmadan &ccedil;&ouml;plerin arkasına girdi. Korkuyordu. Zihninde &ccedil;ok şey dolaşıyordu. Fakat tek hissettiği şey korkuydu. Zordu, hemde &ccedil;ok.</strong></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kanlı Papatya 4.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-4bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-4bolum</guid>
<description><![CDATA[ Kanlı Papatya 4.Bölüm ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61db2964dc5fb.jpg" length="49688" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 22:10:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Burçin Gökçe</dc:creator>
<media:keywords>Sevgi, polisiye, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><strong>4.B&Ouml;L&Uuml;M</strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>Yokluğunu varlığına katmak mı işte ben on da varım&hellip;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">Gecelerin ısssızlığı &nbsp;beni &uuml;rk&uuml;t&uuml;yordu. Şehir de sanki kimse yokmuş gibi sessizdi. Adımlarım yolları ezberleyip bedenimi y&ouml;nlendiriyordu. Beynimi kemiren d&uuml;ş&uuml;ncelerle sokaklar dolu geliyordu. Erina ne s&ouml;ylemeye &ccedil;alıştı dediği doğru muydu? bu sorulara cevap bulamıyordum. Kafayı sıyırmama ramak kalmıştı. Artık dayanacak g&uuml;c&uuml;m kalmadı hem &ouml;zl&uuml;yorum hem de alışamıyorum olmuyor işte yapamıyorum. B&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya duysun &nbsp;onu benden alsan da kalbimden s&ouml;kemezsin bakışlarını, g&uuml;l&uuml;şlerini, dokunuşlarını unutturamazsın aklıma dahi gelmezdi onun dediğim dedik tavırları ama insanoğlunun aklına geliyormuş,burnunun dikine gitmesini &ouml;zleyeceğim. Kime ne anlatacağımı bilmiyorum yoruyor bir yerden sonra&hellip; ayakta duracak takatim bile kalmamış herhalde i&ccedil;meden sarhoş oldum dedikleri bu olsa gerek &nbsp;eve gitmem lazımdı. Anılarımızı g&ouml;z&uuml;mde canlanıdırıyorum da biz bunu haketmdik &nbsp;başımın ağrısı beni &ouml;ld&uuml;r&uuml;yordu.&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><br />Eve geldim. Kapıyı a&ccedil;tım. İ&ccedil;eriye girdiğim an G&ouml;lge&rsquo;yle Safir kapının &ouml;n&uuml;ne geldi, &uuml;zg&uuml;n&uuml;m kızım ve oğlum annenizin g&uuml;l&uuml;şleri eksik diyemedim. En &ccedil;ok da bu kahrediyor. Odama &ccedil;ıkıp uyumam lazım tabi uyuyabilirsem. Yine girecek r&uuml;yalarıma biliyorum g&ouml;zlerimi usulca kapattım. <strong>Yeşillik &nbsp;bir ormanda y&uuml;r&uuml;yorum adımla biri sesleniyordu sanki etrafıma bakındığımda kimse yoktu bir kere daha seslendiğinde &ouml;n&uuml;mde belirdi. Beyaz elbiseli biriydi. Yakından baktığımda Mira&rsquo;ymış, sarılmak i&ccedil;in ona doğru koştum tam sarıldım derken bedeni kayboldu. Arkama d&ouml;n&uuml;p tekrardan baktığımda ordaydı.&nbsp;</strong><br />_Egemen ben &ccedil;ok korkuyorum etrafım s&uuml;rekli karanlık bana yardım et.<br />_Mira korkma bak ben buradayım sana bir şey olmasına asla izin vermeyeceğim.<br />_Yapamıyorum elimde değil seni hep izliyorum bazı zamanlar dokunmak istiyorum sana sarılıp her şeyin ge&ccedil;eceğine inanmak istiyorum ama olmuyor. Sen başka yerdesin ben başka yerde aramızda bir duvar var aşmak istesek de aşamıyoruz. En son ne zaman senin sa&ccedil;larını okşadım kokunu i&ccedil;ime &ccedil;ektim hatırlıyor musun? hep kendimizi kandırıyoruz &nbsp;sen benim &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;m&uuml; kabullenemiyorsun ben de senden ayrılışımı.<br />_Hepsi benim hatam bunların olmasına ben sebep oldum.<br />_Senin hi&ccedil;bir su&ccedil;un yok beni anlıyor musun?<br />_Ben sensiz yapamıyorum d&uuml;nya d&ouml;nm&uuml;yor sanki diğer yanım hep eksik dolmuyor dolduramıyorum tam doldu derken i&ccedil;imde bir yanılgı oluşuyor.<br />_Hi&ccedil; konuşmayalım kalplerimiz konuşsun belki seni son g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m olabilir belkide değil &nbsp;l&uuml;tfen konuşma son defa sana sarılıp sa&ccedil;larını okşamak bana verebileceğin en g&uuml;zel hediye olur. <strong>Sustum &ouml;ylece &nbsp;başka bir şey yapmaya g&uuml;c&uuml;m yetmedi sonra</strong><br />_Egemen gitmem gerek seni &ccedil;ok sevdiğimi asla unutma hep yanındayım sadece sen g&ouml;remiyorsun sevgilim.<br />_Mira gitme.<br />_Gitmem gerek &uuml;zg&uuml;n&uuml;m.<br />Mira diye bağırarak uyandım bu nasıl bir r&uuml;ya ger&ccedil;ek gibiydi. Bakışları, dokunuşları hatta sarıldığı o an inanmakta zorluk &ccedil;ekmiştim. Yanılmışım. Yataktan kalktım. Elimi yıkadım. Hazırlanıp karakola gitmek i&ccedil;in yola &ccedil;ıktım. Evde daha fazla kalsaydım bir şeyler rayından &ccedil;ıkacaktı.Karakola vardım. Arabadan indim. İ&ccedil;eri girdim.<br />_Uğur.<br />_Efendim abi.<br />_Hemen sokaktaki mobese kamera kayıtlarını istiyorum.<br />_Tamam abi de daha &ouml;nce g&ouml;nderilmişti.<br />_O zaman nerede Uğur &nbsp;g&ouml;rebiliyorsan s&ouml;yle.<br />_Tamam abi anlaşıldı sen yine ters tarafından kalmışsın.<br />_Bana laf yetiştirene kadar bulmuştun Uğur ha gayret.He bu arada kim bunlar hapishanenin &ouml;n&uuml; dolmuş mahkumla niye ilgilenmiyorsunuz oğlum şunun tipine bak bir de kaş g&ouml;z işareti yapıyor tıkın şunu h&uuml;creye.<br />_Onların davası kapanmadı savcılıktan onay bekleniyor. İlgilenen kişi de Erina diye biri sanırım.<br />_Erina mı o ne alaka.<br />_Bilmiyorum abi bize &ouml;yle s&ouml;ylendi.<br />_Tamam git sen bana kamera kayıtlarını getir teker teker inceliyorsun yanına birini al 1 saate kadar burada olacaksın oyalanmak yok.<br />_Tamam abi haberleşiriz.<br />_Hadi fırla.<br />Erina yine ne işler karıştıryor &ouml;nce bebek olayı sonra burada g&ouml;rev alması &ccedil;ok tuhaf yakında &ccedil;ıkar kokusu da ne zaman merak konusu ben neden bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum ki gidip neden sormuyorum. Her zaman ki gibi ketum ve dik başlıydı.yanına yaklaştım ve<br />_Erina ne işler karıştıryorsun ve neden hala buradasın?<br />_Egemen sen ne zaman benim hayatımla ilgilenmeye başladın?<br />_Lafı &ccedil;evirme ne demek istediğimi gayet iyi anlıyorsun.<br />_Hayır anlamıyorum Mira&rsquo;nın katilini bul seni &ouml;yle anlayacağım.<br />_Bu seni ilgilendirmez.<br />_O zaman benimde burada &ccedil;alışmam seni ilgindirmez dikkat et yanlış sularda y&uuml;z&uuml;yorsun bak acıyorum sana ikinci defa uyarıyorum hadi ben gidiyorum seni d&uuml;ş&uuml;ncelerinle baş başa bırakıyorum.<br />_Erina yakında foyan ortaya &ccedil;ıktığında bu kadar eğlenebilecek misin acaba?<br />_Egemencim bunları d&uuml;ş&uuml;nme ben hep eğlenirim ama seninle değil. Beni &ccedil;ok tuttun daha amirime dosyaları g&ouml;t&uuml;receğim, savcılığa &ccedil;ıkacak mahkumlarım var g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.<br />_G&ouml;r&uuml;şmeyelim ya bence.<br />_Sana &ouml;zel kendimi kamufle edemem Egemen bak yardak&ccedil;ında geldi gidin bulun şu katili bu beni daha &ccedil;ok neşelendirir.<br />_Dava soruşturmalarını hızlandırıyorum o kişi her kimse yakaldığımda burnundan getireceklerimi unutmasın.<br />_ Erina kendinden emin bir tavırla.Mesaj bence yerine gitmiştir hadi bana m&uuml;saade.<br />Erina her neyden bahsediyor bilmiyorum ama &nbsp;bu kızın bildiği bir şeyler var benden gizliyor &nbsp;yakında bulucağım. &nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖZGÜRLÜK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ozgurluk-1782</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ozgurluk-1782</guid>
<description><![CDATA[ Özgürlük adlı kısa bir hikaye. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62166f3470390.jpg" length="106747" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 20:30:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>bbeyzabektass</dc:creator>
<media:keywords>özgürlük, hikaye, küçük çocuk, anne</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&Ouml;ZG&Uuml;RL&Uuml;K</strong></p>
<p><em>K&uuml;&ccedil;&uuml;k elleri ile, y&uuml;z&uuml;n&uuml; kapatmıştı &ccedil;ocuk. O karşısındakini g&ouml;remiyorsa, karşısındaki de onu g&ouml;remez sanıyordu. Sessiz ge&ccedil;en iki saatin ardından, hala kurtarılmayı bekliyordu. Annesi onu asla bırakmazdı, i&ccedil;inde bir yerlerde biliyordu. &Ccedil;aresiz bir şekilde yere diz &ccedil;&ouml;km&uuml;ş, sessizce ağlıyordu. Eğer boğazında biriken hı&ccedil;kırıkları serbest bırakırsa, karşısındaki dev gibi adam kızardı. &Ccedil;ok korkuyor ve titriyordu...</em></p>
<p><em>Artık tutamadığı hı&ccedil;kırıkları onu boğmaya başlamıştı. Ağzından ka&ccedil;ırdığı k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir nida ile birlikte dev adamın arkasını d&ouml;n&uuml;p, g&ouml;zleri ile minik &ccedil;ocuğu bulması bir oldu. "SİZE &Ccedil;IT SESİ BİLE DUYMAYACAĞIM DEMEDİM Mİ, KESİN SESİNİZİ." adamın bu s&ouml;zleri s&ouml;ylemesi ile birlikte diğer &ccedil;ocuklarda &ccedil;ok korktular ve ağlamaya başladılar. Sert adam kaş yapayım derken g&ouml;z &ccedil;ıkarmıştı, artık işi daha zordu. Ellerini y&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ekti &ccedil;ocuk, sakin kaldı ve yalnız &ouml;leceği hissini kafasından def etmeye &ccedil;alıştı.</em></p>
<p><em>Dışarıda oyun oynaması gereken &ccedil;ocuk, burada diz &ccedil;&ouml;km&uuml;ş dev gibi adamların arasından sağ &ccedil;ıkmayı bekliyordu. Dolu olan g&ouml;zlerini sildi ve beklemeye devam etti, biliyordu annesi gelip kurtaracaktı onu. Her &ccedil;ocuk gibi değildi o, annesi onu ninni s&ouml;yleyerek değil Duman-Elleri Ellerime s&ouml;yleyerek uyutuyordu. Aklına gelen şey ile yerinden kalktı &ccedil;ocuk, diğer &ccedil;ocuklar ağlamayı kessin ve dev adam onlara kızmasın diye şarkı s&ouml;ylemeye karar verdi. "Elleri ellerime, g&ouml;zleri g&ouml;zlerime Sa&ccedil;ları sa&ccedil;larıma, karışan Bir sen olsan." Cesaretine hayran kalan diğer &ccedil;ocuklar, sustular ve olacakları beklemeye başladılar. Adam t&uuml;m &ccedil;ocukların sustuğunu g&ouml;r&uuml;nce, k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğa uymaya karar verdi ve şarkıya devam etti, "Seni g&ouml;rd&uuml;m g&ouml;reli şaşırdım Dolaşırım bi başıma Seni bildim bileli ka&ccedil;ırdım Şu aklı başımdan" "Ka&ccedil;ırdım", kısmını duyan &ccedil;ocuklar tekrardan &uuml;rkt&uuml;ler ve birbirlerine yaklaştılar.</em></p>
<p><em>Adam sustu ve arkasına d&ouml;nd&uuml;. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk yerine geri sindi ve i&ccedil;inden "Kuşlar kadar &ouml;zg&uuml;r olmak istiyorum. Buradan &ccedil;ıkıp annemin elini tekrar tutacak kadar &ouml;zg&uuml;r, bu olayları unutup tekrar dışarıya &ccedil;ıkacak kadar şımarık. Ben tekrar &ccedil;ocuk olmak istiyorum." dedi. Dışarıdan gelen sesler artınca, i&ccedil;eriye yeni &ccedil;ocuklar getirildiğini g&ouml;rd&uuml;ler. Korkunun kokusu var mıydı? Varmış, korkunun kokusunu alıyor artık her şeyin bitmesini diliyorlardı. Yeni gelen &ccedil;ocuklarda yere oturtturuldu.</em></p>
<p><em>&Ccedil;aresizliği sonuna kadar tatmış olan &ccedil;ocuklar, seslerini &ccedil;ıkaramıyor ve sadece &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klerine kavuşmayı istiyorlardı. Mesela 16 numaralı &ccedil;ocuk, annesini bir daha &uuml;zmeyeceğine yeminler ediyordu i&ccedil;inden. 28 numaralı olan ise, bir daha uzaklara ka&ccedil;an topun peşinden gitmeyeceğini s&ouml;yl&uuml;yordu. Ve son gelen 40. &ccedil;ocuk, o herkesten farklı bir şey istiyordu. O tekrardan &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; annesi kısıtlasın istiyordu, bu adamların değil. Elinden telefonunu almasını ve "Yeter oğlum artık uyuma vakti." demesini. Ama hepsinin kaderleri şimdi bu b&uuml;y&uuml;k dev adamların elindeydi, kim bilir ka&ccedil; kez ellerini kana bulamış ve defalarca &ccedil;ocuk ka&ccedil;ırmışlardı. Her şey hazırdı artık. &Ccedil;ocuklar deney odalarına alınacak ve &uuml;zerlerinde yeni ila&ccedil;lar denenecekti. Şanslı olan yaşayacak, şanssız olan &ouml;lecekti. Belki de tam tersi... 1'den başlayıp sıra ile almaya başladılar &ccedil;ocukları. Elleri ile y&uuml;z&uuml;n&uuml; kapatmış olan &ccedil;ocuğun numarası ise 5'di. Yavaş yavaş azalmaya başlayan &ccedil;ocuk sayısı, diğerlerini tedirgin etmişti. K&uuml;&ccedil;&uuml;k y&uuml;rekleri ile b&uuml;y&uuml;k dualar ediyor, kurtulacaklarına olan inan&ccedil;larını koruyorlardı. Yaşlı bir kadın gelip &ccedil;ocuğun elini tuttu. Birlikte karşıdaki odaya doğru k&uuml;&ccedil;&uuml;k adımlarla ilerlemeye başladılar. Zaten karanlık olan bu geniş alan, &ccedil;ocuğun i&ccedil;indeki karanlıkla karışmış minik y&uuml;reğine cehennemi yaşatıyordu.</em></p>
<p><em>Tam yolun yarısını yarılamışlardı ki, polis sesleri duyuldu. "KİMSE KIPIRDAMASIN!" Annesinin korku dolu y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;ren &ccedil;ocuk, başından beri dilediği şeyin ger&ccedil;ek olması ve artık &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne kavuşmasının mutluluğunu yaşıyordu. &Ccedil;ocukların ağlama sesi ile yaşlı kadının kolundan &ccedil;ekmesine panik olan &ccedil;ocuk, polislerin arkasında duran annesine doğru koşmaya başladı. &Ccedil;ocuğun deyimi ile dev adamlar, &ccedil;ocuğun koşmasına engel olmak i&ccedil;in &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;tiler. Boyunun kısa olmasından yararlanan &ccedil;ocuk, adamın bacak arasından hızlıca ge&ccedil;ip annesine yani &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne doğru koşmaya devam etti. Onu şimdi kim durdurabilirdi ki? Keskin bir kurşun sesi ile &ccedil;ocuk olduğu yere mıhlandı, g&ouml;zleri karardı ve yere d&uuml;şt&uuml;. Annesinin ve diğer &ccedil;ocukların g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nde acımasız bir kurşuna kurban giden &ccedil;ocuk, hafızalarda asla unutulmayacak bir olay olarak yerini aldı.</em></p>
<p><em>Annesinin y&uuml;z&uuml;ne baktığında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe, belki bedeni değil ama ruhu kavuşmuştu. Annesinin feryatları ile karışan g&ouml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;, polislerin bile t&uuml;ylerini &uuml;rpertmişti. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğu vuran dev adam, annesinin y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;nce pişman olmuştu ama ne fayda. &Ccedil;ocukluklarınızı, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml; ve daha da &ouml;nemlisi ruhunuzu dev adamlara teslim etmeyin. Asıl &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k bedenin değil, ruhundur. İstediğiniz her hangi bir yere kilitleyin birisini, o kişi d&uuml;ş&uuml;nebildiği, yazabildiği ve olmak istediği kadar &ouml;zg&uuml;rd&uuml;r. Kendinizi &ouml;zg&uuml;r bırakın. Sadece bedenlerinizi değil, ruhlarınızı da "&ouml;zg&uuml;r" bırakmanız dileğiyle...</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AŞKIN ADI VATAN (ASKER)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/askin-adi-vatan-asker</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/askin-adi-vatan-asker</guid>
<description><![CDATA[ Aşıksın
Aşıksın
Aşıksın
Sen aşıksın arkadaş

Aah ah ah aah
Aşıksın

Bizim timde benimle beraber söylemeye başlayınca bütün askerler gülerek alkış tutarken ben hala abime bakarak söylemek istediğim manayı gözlerimle anlatmaya çalışıyordum.

Saklama hiç boşuna
Acırım gözyaşına
Derdini anlat bana
Sen aşıksın arkadaş

   
Abim sonunda ne demek istediğimi anlamış olacak ki kıza bakarak bir şeyler söyledi kız abimin söyledikleriyle gülerek bana bakıp tekrar abime baktı ve başını aşağı yukarı salladı abim kızın cevabına sevinmiş olacak ki gülerek kalkıp kızı da kaldırarak döndürmeye başladı ben müziği kapatarak onları alkışlayınca bütün askerlerde ıslıklar eşliğinde alkışlamaya başladı...


&quot;BİZİM İÇİN AŞKIN ADI VATAN&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6200404176831.jpg" length="47258" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 20:10:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şerife uzun</dc:creator>
<media:keywords>Asker, komutan, asena, üsteğmen</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşkın Vicdan Hikayesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/askin-vicdan-hikayesi-1744</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/askin-vicdan-hikayesi-1744</guid>
<description><![CDATA[ Sana benzedim… ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621229df2b9e0.jpg" length="33957" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 20 Feb 2022 14:47:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nazım Köyce</dc:creator>
<media:keywords>aşk, vicdan, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Her insan kendine benzeyeni sever, en &ccedil;ok. Belki de sana benzemediğim i&ccedil;in sevmedin beni, kim bilir. Ben de sana benzemek istedim sonra. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sosyal medyada bir kızla tanıştım. &Ouml;nce o mesaj attı, &ldquo;Şiirleriniz &ccedil;ok g&uuml;zel, ilgiyle takip ediyorum.&rdquo; diye yazdı. Teşekk&uuml;r ettim ve b&ouml;ylece başladık bir aşk ser&uuml;venine, tabii ona g&ouml;re aşk. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sizli bizli konuşmalar, senli benliye d&ouml;nd&uuml;. Telefonlarımızı verdik birbirimize. Geyik muhabbetleri gırla, kakara kikiri, mesajlarda, g&uuml;l&uuml;c&uuml;k emojileri, &ccedil;i&ccedil;ek b&ouml;cek emojileri, kalp emojileri, &ouml;p&uuml;c&uuml;k emojileri havada u&ccedil;uşmaya başladı. Kız halinden &ccedil;ok memnundu. Sonra &ldquo;Seni seviyorum.&rdquo; dedi. &ldquo;Ben de seni seviyorum.&rdquo; dedim. Seni &ouml;zl&uuml;yorum, ben de&hellip; Sensiz yapamam, ben de&hellip; Sen benim her şeyimsin, sen de benim&hellip; Hayatıma renk kattın, <span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>sen de benim hayatıma&hellip; </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aslında zerre kadar sevgi yoktu i&ccedil;imde. Senin bana yaptığın gibi yapıyordum işte, sen oluyordum,<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>sana benziyordum.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&Ouml;nce umut vererek sevdiğime inandırıp sonra da ayrılacaktım hi&ccedil;bir şey yokmuş gibi. Kendimden tiksinti duydum bir an. Sen de duyuyor musun bilmiyorum? Her neyse. Yaptığımın &ccedil;irkin bir şey olduğunun farkındaydım.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İyice inandırmıştım onu sevdiğime. Buluşmalarımız oldu, kahve fasılları, muhabbetler, &ouml;p&uuml;şmeler, k&uuml;smeler, barışmalar, tripler, adam gibi sevgili olmuştuk, sırılsıklam aşıktık&hellip; O aşıktı.&nbsp;</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sevgisinin nirvanaya ulaştığı zamanlardı ve artık soğumuş gibi davranmaya başladım. Kurbanımın &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n farkındaydım. Umursamadım, umursamıyormuş gibi yapıyordum, aslında umursuyordum, &uuml;z&uuml;l&uuml;yordum perişan olmuş h&acirc;line. G&ouml;r&uuml;ld&uuml; yazdığı halde mesajlarına cevap vermez oldum. Sinirleniyordu; &ldquo;Neyin var senin Allah&rsquo;ın belası! Hani &ccedil;ok seviyordun şerefsiz!&rdquo; diye k&uuml;f&uuml;rl&uuml; mesajlar atıyordu. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir hafta falan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m h&acirc;lde mesaj atmadım. Sonra bir arkadaşının facebooktaki paylaşımında, onun hastanede olduğunu &ouml;ğrendim. Arkadaşlarına durumunun &ccedil;ok ciddi olduğunu ve dua etmelerini istiyordu.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">O an vicdanım silahı &ccedil;ekip kafama dayadı ve ateş etti. &lsquo;&Ouml;lmelisin sen pislik adam&rsquo; dedi. &lsquo;Haklısın&rsquo; dedim. &Ouml;fkeli bir katilin kurbanının boğazını sıkar gibi sıkıyordu sanki boğazımı. Nefes alamıyordum. Telaşla hastaneye koştum. Ve yine beni g&uuml;l&uuml;mseyerek karşıladı. Seven insanlar b&ouml;yledir işte, ağzına da s*&ccedil;san g&uuml;lerek karşılıyor. Şimdi sen gelsen ben de seni b&ouml;yle karşılardım. Uzaktan bakınca aptallık gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor ama n&rsquo;apsın, seviyordu ve ayrılmak istemiyordu.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kendimden iğrendim o g&uuml;n hastanede. Meğer sen ne kadar o*ospu &ccedil;ocuğuymuşsun. Ne kadar adi ve şerefsiz bir kişiliğin varmış. Sana benzemekten utandım, tiksinti duydum.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sonra ne mi oldu o kadına? Bir m&uuml;ddet sonra kendisi ayrıldı. Bir m&uuml;ddet dediğim iki yıl. Sinsice yaptım bu işi, planlı programlı, &uuml;zmeden, sezdirmeden, incitmeden, ayırdım onu kendimden. Senin gibi seviyormuş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;p umut verdikten sonra pat diye ayrılmadım. Bir hayatın anasını ağlatmadım, bir kalbi par&ccedil;alayıp yol kenarına atmadım yani.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ateş yaktık&ccedil;a soğurmuş, soğumuşsundur umarım. Neyse boş ver. Olacağı varmış, kadermiş, nasipmiş, kısmetmiş, hayırlısıymış, falan filan işte!</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p2"><span class="s1"></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Nazım K&ouml;yce</span></p>
<p class="p2"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dursun Usta</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dursun-usta</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dursun-usta</guid>
<description><![CDATA[ bir ayakkabıcının öyküsü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_620d5ff721ffd.jpg" length="39922" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Feb 2022 23:27:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Serve</dc:creator>
<media:keywords>kundura, ökçe, hayaller, gerçekler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; DURSUN USTA</p>
<ul>
<li>&Ccedil;ay, tavşan kanı &ccedil;ay, cıvıl cıvıl sesi, gen&ccedil;liğine yakışır enerjisi ile daldı d&uuml;kkana &ccedil;aycının &ccedil;ırağı Efe, efelere yaraşır sesiyle:</li>
<li>Hayırlı işler Dursun abi, bırakayım mı bir &ccedil;ay? Dursun Usta, yorgun, mutsuz, bezgin topuğunu onardığı kunduradan başını kaldırmadan; duyulur duyulmaz bir sesle &ldquo;bırak oraya&rdquo; dedi. Efe, &ccedil;ayı bırakıp &ccedil;ıkarken radyodan gelen m&uuml;ziği duyunca kendi kendine g&uuml;lmeden edemedi, &ldquo;ayağında kundura, ayağında kundura, yar gelir dura dura&hellip;&rdquo; Tam da d&uuml;kkana uygun bir şarkıydı, şarkıdaki durağanlık sanki d&uuml;kkana nota nota, ezgi ezgi işlemişti. Zehir gibi boya deri karışımı ağır koku, sağda, solda, rafta, tezgahta, loş huzmeler arasında belli belirsiz se&ccedil;ilen kimi onarılmış, kimi onarılmayı bekleyen onlarca eski, yeni kundura&hellip; Bir enkazı andıran d&uuml;kkan, Dursun Ustanın ruh halini aks ettiriyordu sanki. Baba mesleğiydi kunduracılık, &ccedil;ocukken de sevmezdi bu d&uuml;kkanı, babasının zoru ile tatillerde d&uuml;kkanda &ccedil;alışırdı. &Ouml;nce boyanacak ayakkabıları fır&ccedil;alamakla başladı işe, sonra boyamaya, sonra ufak tefek tamir işleri derken iyi bir kunduracı oldu. Civarda ne onun gibi kundura tamir eden usta vardı ne de yapan. Babasının vefatı ile d&uuml;kkanı o işletmeye başladı. Oysa Dursun m&uuml;zisyen olacaktı, ne milletin ayak kokan kunduralarını tamir edecek ne de elleri pis ve boya olacaktı. Babası y&uuml;z&uuml;nden piyano &ccedil;alacak parmaklar, &ccedil;ivi ile &ouml;k&ccedil;e tutturuyordu şimdi. Ara sıra ekmek parası diye kendini teselli etse de sevmiyordu bu işi. &Ouml;k&ccedil;eyi tutturmak i&ccedil;in vurduğu her &ccedil;eki&ccedil; darbesi aslında hayallerine, umutlarına, gen&ccedil;liğine iniyordu. Bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k, k&ouml;hne, ruhu gibi karışık d&uuml;kkanda &ouml;mr&uuml; t&uuml;kenip gidecekti. Yaşı gen&ccedil; olmasına rağmen kırlaşan sa&ccedil;ları, kırışan alnı yaşından olduk&ccedil;a fazla g&ouml;steriyordu bedenini. Evlenmemişti, evlenenlerin halini g&ouml;r&uuml;yordu, evlenip de ne yapacaktı hem hangi kadın &ccedil;ekerdi ki tenine sinmiş yaş tabaka kokusunu? Ben diyesim geldi, sonra kendimden emin olamadım, bana yakışmazdı; zaten hayalleri peşinde koşup, baba s&ouml;z&uuml;nden &ccedil;ıkmayan adamdan da koca olmazdı. Sıkılmış olmalı ki, ş&ouml;yle bir yerinde kıpırdadı, yoksa acıktı mı? &Ccedil;ırağın bıraktığı &ccedil;aya da dokunmadı. Bu adam, nasıl bir adamdı? Kafamda yine sorular birbirini kovaladı.</li>
</ul>
<p>- Tamir edilecek ayakkabınız mı vardı? Sorusu aklımı başıma aldırdı. Evet miydi hayır mı, verilecek en mantıklı cevaptı?</p>
<p>-Dedim ekmek alacaktım, yakınlarda bir fırın var mı?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gömülü Hayaller</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gomulu-hayaller</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gomulu-hayaller</guid>
<description><![CDATA[ Seksenine merdiven dayayan, ak saçlı bir nine selamlaşır birkaç akranıyla avlu kapısının önünde.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_620d48356fa91.jpg" length="66993" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Feb 2022 22:57:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şiir Reçeli</dc:creator>
<media:keywords>Hayal, nine, evcilik, armağan, kahve, hayal kırıklığı, hırs</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Seksenine merdiven dayayan, ak sa&ccedil;lı bir nine selamlaşır birka&ccedil; akranıyla avlu kapısının &ouml;n&uuml;nde. Yıllarca onun bunun tıklım tıklım isteklerine didinmiş lakin yine de kimselere yaranamamış olmanın verdiği h&uuml;z&uuml;nle hem kırgın hem buruktur. T&uuml;m yitik zamanlar kamburunda birikmiş gibi usul usul adımlarla eve d&ouml;ner. Sobanın yanındaki yer minderine ağır ağır bağdaş kurup oturur.</p>
<p>İ&ccedil;erisi hayli kalabalıktır; kızlar, oğullar, damatlar, gelinler, torunlar. C&uuml;mleler kulak kulağı duymaz bir halde havada u&ccedil;uşmakta. Elini &ouml;pmek i&ccedil;in koşar en k&uuml;&ccedil;&uuml;k torunu, ilişir o anda yorgun g&ouml;z bebekleri yerde duran ışıltılı kutuya. Bir hediye, toruna alınan. Ninesinin bayramını kutlar kutlamaz telaşla paketi a&ccedil;mak i&ccedil;in oturur k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız halının &uuml;zerine. &Ccedil;ıkarır paketin i&ccedil;inden &ccedil;i&ccedil;ek desenli minik fincan takımını.&nbsp;</p>
<p>Yaşlı ninenin g&ouml;zleri oyuncaklara ilişir. Zihni bir an, bayram telaşından uzaklaşarak, dalar gider ge&ccedil;mişin efsunlu kokusuna. Hen&uuml;z sekiz yaşındayken ilk defa kurduğu ve iki yıl boyunca her gece yatmadan &ouml;nce tekrar tekrar d&uuml;şlediği tek hayali. İlerleyen zamanların amansız didinmeleriyle hep yorgun d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; gecelerde hayallerine yabancı bırakıp &uuml;st&uuml;n&uuml; sımsıkı kapatan kalın tiftik battaniyesi usul usul a&ccedil;ılmaya başlar.</p>
<p>Hen&uuml;z bebekken hayatını kaybeden babasının kendi elleriyle yapıp armağan ettiğini d&uuml;şlediği minik kul&uuml;beyi tekrar g&ouml;r&uuml;r karşısında. Her gece yatmadan &ouml;nce koşa koşa nasıl da tırmanırdı merdivenleri, kurduğu pembe hayallerinde. Hi&ccedil;bir zaman birlikte evcilik oynayamadığı hasta annesiyle, oynarmış gibi yapardı d&uuml;ş&uuml;nde fincan takımlarıyla. Sonra masalının en tatlı yerinde kahvesini yudumlarken annesinin g&ouml;zlerine bakar ve g&uuml;l&uuml;mseyerek uykuya dalardı. İşte b&ouml;yle yalın bir hayaldi, ak sa&ccedil;lı ninenin hen&uuml;z sekiz yaşında iken kurduğu tek hayali. Taa ki annesi on yaşında hayatını kaybedene kadar. O geceden sonra bir daha hi&ccedil; hatırlamak istememiştir minik fincan takımlarını ve babasının yaptığı k&uuml;&ccedil;&uuml;k ağa&ccedil; kul&uuml;beyi.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Torunu ninesine fincanlardan birini uzatarak, &ldquo;Nineciğim sana kahve getirdim, haydi birlikte i&ccedil;elim mahsus&ccedil;uktan, olur mu?&rdquo; der. Yaşlı ninenin g&ouml;zleri dolar, oyuncaklara&nbsp; bakar ve anımsamaya başladığı o g&uuml;nlere yeniden dalar. Yorgun g&ouml;z bebekleri, ışıldayan yıldızlara d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş ve g&ouml;z kırparak &ccedil;ınarın &uuml;st&uuml;ndeki ağa&ccedil; evine bakmaktadır. Canlanır nasırlaşmış bedeni ormanın yeşilinde masmavi g&ouml;le nazır k&uuml;&ccedil;&uuml;k kul&uuml;bede. Susmuştur, şimdinin t&uuml;m kemiren &ccedil;ığlıkları. Ve bağıra bağıra tekrar tekrar hatırlatır bulanık zihni, yıllardır bastırdığı ve &uuml;st&uuml;n&uuml; &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml; yeg&acirc;ne toz pembe hayalini.</p>
<p>Belki annemi g&ouml;r&uuml;r&uuml;m &uuml;midiyle hızlı hızlı tırmanmaya başlar merdivenleri, g&ouml;ğ&uuml;s kafesindeki olağan hırıltı sesleri hi&ccedil; duyulmaz. A&ccedil;ar ağa&ccedil; evin k&uuml;&ccedil;&uuml;k kapısını. Oyuncak pembe g&uuml;l desenli fincan takımı ile &ccedil;i&ccedil;ekli minderleri dizilidir yerde bıraktığı gibi. Annesi şirin bir minderin &uuml;zerinde g&uuml;l&uuml;mseyerek ona bakmaktadır. Oturur yamacına, kıpır kıpır havada u&ccedil;uşan sevin&ccedil;le birlikte. Eline bir fincan uzatarak, &ldquo;Haydi yavrum birlikte kahvemizi i&ccedil;elim.&rdquo; der. Tutar fincanı kırışmış elleriyle ve bir oh &ccedil;eker yudumlarken kahvesini. Aslında buruşuk dudakları, kahveyi i&ccedil;ermiş gibi yapmaktadır. Ninecik işte o saniyede kendi minik fincanlarıyla son evciliğini oynamaktadır.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Sert ve kalın bir ses işitir aniden: &ldquo;Anneee! Anne, yine daldın!&rdquo; diye seslenir, yaşlı ninenin en b&uuml;y&uuml;k kızı. Son kahve damlası karışır belleğine ve irkilerek uyanır hayalinden. İniverir merdivenlerden hem kırgın hem buruk, hasta dizleriyle. Kimse sormaz ne dalgınlığın ne de s&uuml;zg&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n sebebini.</p>
<p>Damadın sesi y&uuml;kselir birden kendi arzularıyla dolup taşmış bir halde. &Ccedil;oğalan heceleri ise ağzını bir taş ocağına d&ouml;nd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Kabardık&ccedil;a etraftaki seslerin hacmi kendi taşkınlıklarında, birer birer &ouml;rt&uuml;l&uuml;r ağa&ccedil; kul&uuml;benin &uuml;st&uuml; sert ve keskin kayalarla.&nbsp;</p>
<p>Ak sa&ccedil;lı ninenin tek hayali de g&ouml;m&uuml;l&uuml;r b&ouml;ylece birilerinin tıklım tıklım hırslarında. &Uuml;zg&uuml;n ve perişan bir halde bakakalır bayram telaşına, &ccedil;ıkar tek d&uuml;ş&uuml;nden. Ve dayar merdiveni &ouml;mr&uuml;n bitişine d&uuml;şs&uuml;z, yeniden&hellip;</p>
<p>Nezihat Keret</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tutma</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tutma</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tutma</guid>
<description><![CDATA[ boşanma, öykü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6202cee3a34ab.jpg" length="81718" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Feb 2022 23:13:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Seslenen Yazılar Handan Kılıç</dc:creator>
<media:keywords>öykü, ayrılık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Hi&ccedil;bir yere g&ouml;t&uuml;rmeyen basamakları &ccedil;ıktım bir bir...&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Vardığım d&uuml;zl&uuml;kte etrafıma baktım; kalabalıktı. D&ouml;nd&uuml;m i&ccedil;ime baktım, kendimin sığacağı kadar yer kalmıştı.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Ayağa kalktım, halının &uuml;zerindeki kırıntılara takılınca g&ouml;z&uuml;m &ccedil;ılgına d&ouml;nd&uuml;m. Hışımla yere eğildim &uuml;zerinde oturanlarla birlikte hepsini &ccedil;ırptım. Balkondan halı &ccedil;ırpanlardan, vazge&ccedil;ip gidenlerden değildim ama her şey bir anda oldu.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Odaya d&ouml;n&uuml;nce koltukların devrildiğini, perdenin u&ccedil;uştuğunu, halının altına s&uuml;p&uuml;r&uuml;lm&uuml;şlerin silktiklerimden &ccedil;ok olduğunu farkedince derin bir temizliğe giriştim.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Duvarlarda &ccedil;ınlayan kahkahalarımızı sildim &ouml;nce sonra sosyal medyadaki t&uuml;m fotoğraflarımızı.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Kokusunun sindiği &ccedil;arşafları yıkamak i&ccedil;in s&ouml;kerken kulağıma fısıldadıkları aklıma gelince olduğum yere &ccedil;&ouml;kt&uuml;m, hı&ccedil;kırarak ağladım. Bu sefer kendimi tutmadım. Akacak kan damarda durmazmış, g&ouml;zyaşı da &ouml;yleymiş anladım.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Pınarları kuruyan g&ouml;zlerimi silip &ccedil;ekmeceleri boşaltmaya devam ettim. Ona aldığım her şeyi &ccedil;&ouml;pe attım, onun aldıklarını en b&uuml;y&uuml;k boy &ccedil;&ouml;p poşetine tıkıştırdım.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Yastığını kaldırırken beni &uuml;zd&uuml;ğ&uuml; gecelerde bununla nefesini kesmediğime pişman oldum.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&Ouml;fkem kabardık&ccedil;a kelimeleri ile kalbime kazıdığı aşkının &uuml;zerine ne d&ouml;ksem silerim diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken &ldquo;Neden, neden, neden?&rdquo; diyerek duvarı yumrukladım.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">&Ccedil;ok canım yanıyordu, parmağımın &ccedil;atladığını anlayamadım.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Israrla kapı &ccedil;alınca a&ccedil;tım, kapıcıydı. "Aidat" derken "Yarın hesaba ge&ccedil;erim" diyerek kapıyı kapattım.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Vazge&ccedil;tiğim sevdalardan kapattığım sayfalara kadar o gece oradan oraya dolaştım. Her odada nefessiz kaldım. Gece, karanlığından sıyrılınca kendimi dışarı attım. Epey y&uuml;r&uuml;y&uuml;p semtten &ccedil;ıkınca başımı kaldırdığım o sokakta kiralık yazan cama takıldı g&ouml;z&uuml;m. Numarayı aradım. Sorularıma yanıtlar alınca &ldquo;Tutuyorum dedim, bırakıyor ve hayata koyuluyorum.&nbsp;</div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}">Handan Kılı&ccedil;</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>730 Gün Sonra</title>
<link>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra-1662</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra-1662</guid>
<description><![CDATA[ Kaçamıyorum Gözlerinden
730 Gün Sonra 
 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f168510f15a.jpg" length="35158" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Feb 2022 22:59:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Kaçamıyorum Gözlerinden</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>YÜZLEŞME</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yuzlesme</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yuzlesme</guid>
<description><![CDATA[ yüzleşme, hayal kırıklığı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61aa64132a21d.jpg" length="31020" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Feb 2022 10:29:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>yüzleşme, can dost</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Y&Uuml;ZLEŞME</p>
<p>&nbsp;Duyduklarım karşısında kulaklarıma inanamadım...Ge&ccedil;miş g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nden hızla akmaya başladı birden...</p>
<p>Neler neler yaşamadık ki diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorken , istemsizce akan g&ouml;zyaşlarıma hakim olamıyordum...Demek buraya kadarmış diye hayıflandım.Umudun, sevginin, emeğin ve fedakarlığın karşılığı bu mu olmalıydı???</p>
<p>&nbsp; Fakat heyhat hayat &ccedil;ok acımasız!!! G&ouml;zlerimin i&ccedil;ine bakarak o s&ouml;ylediği s&ouml;zler ,jest ve mimikler sahte miydi?,fikri beynimi kemiriyordu...G&uuml;nler ge&ccedil;iyor&nbsp; ama yaşadıklarım adeta bir kabus gibi &uuml;zerime &ccedil;&ouml;km&uuml;şt&uuml;...Nefes almakt zorlanıyordum..</p>
<p>&nbsp; Sesssiz ve uzaklara daldığım bir g&uuml;n ,bir an omuzuma dokunan bir el''Ve yeter artık kendini harap ettiğin,eğer canının bu kadar yanacağını bilseydin yine de onu sever miydin ? ''&nbsp; sorusuyla y&uuml;zleşmem gerektiğini s&ouml;yledi...</p>
<p>&nbsp; Ardırdan ''Hayat kısa umudun ve heyecanın hep canlı olmalı '' dedi can dostum&nbsp; &nbsp;BELHİ</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ADI CAN OLSUN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/adi-can-olsun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/adi-can-olsun</guid>
<description><![CDATA[ Hayatın provasında bir çok iz bırakanlar anlar olur yaşantımızda...
Kalemim elimde,
Sözüm dilimde... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61fe70e913435.jpg" length="45837" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 05 Feb 2022 15:43:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>isim, can, bebek, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ADI CAN OLSUN</p>
<p>Sevimli,masum,sevecen bir bebek &nbsp;d&uuml;nyaya g&ouml;z&uuml;n&uuml; a&ccedil;tığında ismi ne olsun diye fikirler &uuml;retildi.Hi&ccedil; bir isim onun bu karakterine uymazdı.Sonunda ailesi adı CAN olsun dedi. İsmi gibi hayata can olsun diye adı CAN konulmuştu.</p>
<p>Bebekliğini pek hatırlamaz kimse!.. CAN da bunlardan biriydi.Yavaş yavaş serpilip y&uuml;r&uuml;meye ve konuşmaya başlayınca, herkes tarafından&nbsp; ilgi &nbsp;g&ouml;rmeye ve sevilmeye başlandı.Mahalle arkadaşlarıyla kaynaşmış kimi zaman toplanıp sokak başında arkadaşlarıyla sohbet eder,mahalle arkadaşlarıyla da hafta sonları &nbsp;ma&ccedil; yapardı.</p>
<p>CAN,gen&ccedil;lik d&ouml;nemine girdi.Ama bu yaşına kadar neler ge&ccedil;irdi?Bir derdi var mı?Paylaşmak istediği bir şey olur mu diye d&uuml;ş&uuml;nen olmadı!...Yaşamdan ne isterdi?Hayali neydi?Bu&nbsp; sorular hep i&ccedil;inde birikti.&nbsp; Yaşam&nbsp; zordu anlamıştı,anlamasına ama! ona destek verecek kimsede yoktu.</p>
<p>Can,herkese koşar herkesin işini g&ouml;r&uuml;rd&uuml;.Yardımsever,hayata hep pozitif bakan,g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; hi&ccedil; kimseyi kırmayan bir yapıya sahipti.Kimseye HAYIR! demezdi.Belki de bu y&uuml;zden hep kendini yorgun hissediyordu. Herkese koşan ama kendini unutan bir yapıya sahipti&hellip;</p>
<p>Her yaz tatilinde akranları tatil yaparken o ise hep &ccedil;alıştı.İlk,Orta,Lise derken okul bitti. Askerlik zamanı geldi &ccedil;attı.CAN ş&ouml;yle geriye d&ouml;n&uuml;p baktı.Yaş &nbsp;olmuş YİRMİ dedi kendi kendine.Ne oldu?Nasıl ge&ccedil;ti zaman?Neler yaşadım? Gibi&nbsp; sorularla biraz ge&ccedil;mişe bir yolculuk yaptı.Aklında deli sorular ve hi&ccedil;bir zaman &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenmemiş cevaplar vardı&hellip;</p>
<p>Yaşam o kadar &ccedil;abuk ge&ccedil;iyor ki,kimse nasıl ge&ccedil;tiğini ve nasıl ge&ccedil;eceğini bilemez oluyor.Can,kendi doğduğu topraklardan biraz uzaklaşmak ve kendi yaşamını daha iyi idame ettirmek adına,şehir dışına gider.Gittiği şehre &ccedil;abuk alışır ve &ccedil;alışmaya başlar.Kendine g&ouml;re bir ev kiralar sabah işe,akşam eve gelir.İzin g&uuml;nlerinde bazen arkadaşlarını ziyarete gider.Yaşamını iyi idame ettiren,haytalık peşinde koşmayan ve herkes tarafından sevilen biri olarak alışır oranın yaşantısına. Gel g&ouml;r ki!Can d&uuml;zenini kurduğu,Alıştığı, G&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;ne bile katlandığı bu şehirden gitmek zorunda kalır.Aradan ge&ccedil;en onca seneden sonra &nbsp;memleketine ailesinin yanına&nbsp; d&ouml;ner.Hi&ccedil; bir şey yıllar &ouml;nce ardında bıraktığı şehir gibi olmayacaktı.Sadece şehir mi;Hayır!İnsanları bile yabancı gelecekti .Ne de olsa doğup,b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml; şehirdi burası.Alışmayacak ta;ne yapacaktı?İş bulması gerekiyordu ama burası b&uuml;y&uuml;kşehir gibi iş imkanı &ccedil;ok olan bir şehir değildi.M&uuml;cadele verdi her defasında,&ccedil;almadık kapı bırakmadı ama!İş yoktu.buna rağmen manevi olarak bir işe sarıldı hem &ccedil;evresine hem de ailesine faydalı bir birey olup,her defasında&nbsp; yardıma koştu.Her daim insanların ve ailesinin g&ouml;nl&uuml;nde k&ouml;pr&uuml; kurdu&hellip;B&uuml;y&uuml;k,k&uuml;&ccedil;&uuml;k herkesle iyi ge&ccedil;inir onlarla iyi anlaşırdı.Yediden yetmişe herkes onu &ccedil;ok severdi&hellip;</p>
<p>Can&rsquo;ın ailesi onunla gurur duyardı.Oysaki, CAN &nbsp;yaşamdan eskisi gibi tat almaz ve hep &uuml;z&uuml;nt&uuml;l&uuml; bir şekilde yaşamına devam eder oldu.Yaşayacağı &ouml;m&uuml;rde sadece&nbsp; k&uuml;&ccedil;&uuml;k mutluluklarla kendini avutacak ve zaman b&ouml;ylece akıp gidecekti &hellip;</p>
<p>Ve CAN,</p>
<p>Her zamanki gibi yine&nbsp; kendi kabuğunda,temiz kalbi&nbsp; ile&nbsp; yaşayıp gidecekti&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KANLI PAPATYA 3.BÖLÜM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-3bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-3bolum</guid>
<description><![CDATA[ Kanlı Papatya 3.Bölüm ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61db2964dc5fb.jpg" length="49688" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 03 Feb 2022 14:31:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Burçin Gökçe</dc:creator>
<media:keywords>Kanlı, papatya, egemen, mira, polisiye, gerilim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><strong>3.B&Ouml;L&Uuml;M</strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><br /><strong><em>&rdquo;Ger&ccedil;ekle olmayan d&uuml;ş&uuml;nceler arasında sızan</em></strong>&nbsp;<strong><em>su damlasıyım&hellip;&rdquo;</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><br />Her şeyin yokluğuna alışılır olmasını yeni yeni &ouml;ğreniyor insanoğlu kaybettiklerinin farkına ge&ccedil; olsa da varıyor. Uyumaktan korkuyorum artık uyuyunca biliyorum ki r&uuml;yama gireceksin ve seni sevmeye başlayacağım. <strong><em>(Of yine kafamda</em>&nbsp;<em>bir ton sorular polis karakolunda sabahlamak iyi fikir değildi her</em> yerim <em>uyuşmuş resmen</em> gel</strong>&nbsp;<strong>de</strong>&nbsp;<strong>şimdi <em>sorguya gir bu halde neyse ben</em>&nbsp;<em>hallederim.)</em></strong> Mutfağa gidip kahve alıp i&ccedil;ince kendime gelirim diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m o sırada&nbsp;<br />_O abi g&uuml;naydın.<br />_Sana da g&uuml;naydın Uğur.&nbsp;<br />_Acil sorgu odasına gelmen lazım.&nbsp;<br />_Yine ne oldu sa&ccedil;ma sapan şeyler i&ccedil;in &ccedil;ağırıyorsan bak bozuşuruz.<br />_Yok abi Mira cinayeti ile lgili bir kadın ifade vermeye geldi olduk&ccedil;a g&uuml;zel bir hanımefendiydi.<br />_Yine zevzek zevzek konuşmaya başladın senin ortan yok mu bunu hala bulamadım. Neyse gidelim bakalım kimmiş &ouml;ğrenelim.</p>
<p style="text-align: justify;"><br />Duygularımın karmakarışık olduğu bir an daha &nbsp;her şey sanki yeni başlıyormuş gibi bitti sanıyordum aslında yeniden başladığını hissetmem garip kapıyı a&ccedil;tığımda neyle karşılaşacağımı bilemiyordum ne hissederim acaba h&uuml;z&uuml;n m&uuml; yoksa &ouml;fke mi ? en &ccedil;ok &ouml;fkemin beni &ouml;ld&uuml;rmesinden korkuyorum. Biraz zor olsada kapıyı a&ccedil;tım ve<br />_Senin burada ne işin var.<br />_Seni g&ouml;rmeye geldim. Nasılsın?<br />_G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n gibi toparlanmaya &ccedil;alışıyorum. Sen neden burdasın?<br />_Katili hala bulamdın değil mi?&nbsp;<br />_ Araştırıyoruz ama onu yakında bulacağım.<br />_Egemen o g&uuml;n olanlar hakkında bilmediklerin var. Katil &ccedil;ok yakınında olabilir.<br />_Yoksa katil sen misin?<br />_Yanılıyorsun işte buraya seni uyarmaya geldim. Beni su&ccedil;ladığında neyin farkına vardım biliyor musun?<br />_Bana kelime oyunları yapma ne s&ouml;yleyeceksen s&ouml;yle artık yoksa seni tutuklarım.<br />_B&ouml;yle bir şeye iznin yok bunu ikimiz de biliyoruz. Mira &ouml;lmeden &ouml;nce sana anlatacakları vardı bunu s&ouml;yleyemem ona bir s&ouml;z verdim. Ve d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorumda iyi ki s&ouml;z verdim sen benden bildin &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; en yakın arkadaşından. Ben yapsaydım ayaklarına kadar gelmezdim.&nbsp;<br />_Erina abuk sabuk konuşup daha &ccedil;ok sinirimi bozuyorsun.<br />_Egemen sana son kez s&ouml;yl&uuml;yorum katil ben değilim. Ben gidiyorum umarım dediklerimi dikkate alırsın. G&ouml;lge&rsquo;yi &nbsp;&ouml;p benim yerime annesiz kaldı tıpkı o &nbsp;bebek gibi.</p>
<p style="text-align: center;"><em><strong>2 HAFTA &Ouml;NCE</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><br />_Abi adli tıp uzmanı otopsi raporunu hazırladı gidip bir bakalım.<br />_Hadi gidelim.</p>
<p>Bu kapıdan el ele &ccedil;ıktığımız g&uuml;nleri hatırlıyorum hepsi yarım kaldı.Bana bakışları, g&uuml;l&uuml;şleri aklıma kazılmıştı.Şimdi hi&ccedil;biri benimle birlikte değildi.Allah kahretsin alışamayacağım onsuzluğa keşke ona son bir kez daha sarılsaydım, kokusunu i&ccedil;ime hapsetseydim.Bunları s&ouml;ylemek i&ccedil;in bile ge&ccedil; kaldım o kadar &ccedil;ok &ouml;zl&uuml;yorum ki şimdi istesem de ulaşamacayağım yerde bunları d&uuml;ş&uuml;nerek pişman oluyorum. Odanın kapısına yaklaştık&ccedil;a ben i&ccedil;eri girmek istemiyordum ne yazık ki girmek zorundaydım. Cesaretimi topladım. Kapıyı a&ccedil;tım. Ufak adımlarla i&ccedil;eri girdim.<br />_Merhaba&nbsp;<br />_Merahaba Egemen Bey.<br />_Mira&rsquo;nın otopsi sonuclarını &ouml;ğrenmek istiyorum.<br />_Mira hanımın &ccedil;eşitli yerlerinde yaralanmalar olmuş en &ccedil;ok karın b&ouml;lgesine vurulmuş ve bebeğiniz &ouml;lm&uuml;ş Mira hanım yaralanmalara dayanmış fakat boğaz b&ouml;lgesinde yaralanmaları fazla boğularak &ouml;lm&uuml;ş.<br />_Bebeğimizin olduğunu bilmiyordum nasıl benden saklar. Ona el kaldıramazken bile bunu her kim yaptıysa bulduğumda &ccedil;ok fena olacak. Bu otopsi sonu&ccedil;ların kopyasını odama g&ouml;nderilmesini istiyorum.<br />_Tamam Egemen Bey.<br />Kapıdan &ccedil;ıkarken cesedini g&ouml;rd&uuml;m hala y&uuml;z&uuml; solmamış beni g&ouml;r&uuml;p g&ouml;rmediğinden emin değilim bu hayat &nbsp;onsuz ge&ccedil;miyor bunu her kim yaptıysa s&ouml;z veriyorum bulacağım sevgilim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NOVELLA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/novella</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/novella</guid>
<description><![CDATA[ EdebiyatBlog Yazarlık Eğitimi Yazarlarının Kalemlerinden... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61f9254a43dc6.jpg" length="23296" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 15:29:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>EdebiyatBlog</dc:creator>
<media:keywords>Novella, eğitim, yazarlık, hikaye, karakter, kurgu</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>SARHAS&amp;apos;IN KAYIP MEKTUBU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sarhasin-kayip-mektubu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sarhasin-kayip-mektubu</guid>
<description><![CDATA[ Mektup ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f6a74aba3b1.jpg" length="70678" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 30 Jan 2022 18:02:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Mektup</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>1900'&uuml;n ilk sabahı... Yoğun kar pencereme damlıyor envai &ccedil;ığlıklarla, ruhum yanan sobamın k&ouml;zleriyle k&uuml;l oluyor, tek g&ouml;z odada, bakıcı Dimitri Lavyan'ın k&uuml;flenmiş evinde kalıyorum, okulu bıraktım, g&uuml;l&uuml;msemeyi ve aynaya bakmayı da... Yemek yiyemiyorum artık, masamın &uuml;zerinde &ouml;zg&uuml;rce y&uuml;kselen mum ışığı s&ouml;nmeye y&uuml;z tutmuş, karanlığım bile dinlemiyor beni... B&uuml;t&uuml;n varlığım, ailem, sa&ccedil;ma bir miras kavgası y&uuml;z&uuml;nden toprağın altında... Alatyovva ailesinin nefese tutunmuş tek varlığıyım, tuhaf geliyor bu durum bana... &Ouml;lmeyi en &ccedil;ok ben isterdim oysa, fakat Tanrı'nın gazabını g&ouml;rd&uuml;m, yaşamaya ş&uuml;kretmek zorunda olmayı ailemi kaybettikten sonra anladım, eğer hayattayken yaşama tutunmazsan, &ouml;lmek istersen alır sevdiklerini yanına... Bu bir ceza mı bilmiyorum, fakat yalnızım, &uuml;ş&uuml;yorum...&nbsp;</p>
<p>Yılkovlar'ın orta yaşlı Spynada'sı peşimde, fakat ben tuhaftır ki korkuyorum... Daha birka&ccedil; ay &ouml;ncesine kadar Tanrı'ya "Al canımı" diye yalvarırken şimdi yaşamak i&ccedil;in saklanıyorum, bir acizin daralmış ruhu var etrafımda dolaşan...&nbsp;</p>
<p>... Gerektiğinden fazla bağlılık acı veriyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; bana, bu y&uuml;zden &ccedil;evrem kalmadı, kimsem yok, sadece soyut şeylere tutunuyorum hayatta kalmak i&ccedil;in, birinin sırf benim y&uuml;z&uuml;mden ağlamasını g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e kendimden tiksiniyorum, sırf birisi benim y&uuml;z&uuml;mden kırıldı diye g&uuml;nlerce d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, eğlenceli biri gibiyim her zaman da &ouml;yle g&ouml;r&uuml;neceğim, &ouml;nceden sevdiğime sıkıca tutunup hayatta her şeyiyle ilerleyeceğiz diye birbirimize s&ouml;z verdiğimiz zamanları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum her gece, o anıları nasıl g&ouml;md&uuml;m, nasıl yaktım, nasıl parampar&ccedil;a ettim biliyor musun? Hepsinin acısına &nbsp;direnerek ama artık korkuyorum, her şeyden &ccedil;&uuml;nk&uuml; tutunabileceğim soyut şeyler de kalmadı, hayallerim soluyor, yazmaya takatım, medetim bile yok, değersiz değilsin diyor ruhum bana buna emin ol, sadece ben yalnızlığa &ccedil;ok alıştım diye cevap veriyorum, d&ouml;rt yıldır, dile kolay d&ouml;rt yıldır birka&ccedil; kişi dışında konuştuğum kimsem yok, mektuplaştığım kişi sayısı bir elin parmağını ge&ccedil;mez, yine de buna rağmen ben hep kendi benliğimi unutmaya &ccedil;alıştım, kendimi acındırmak i&ccedil;in demiyorum bunu emin ol, her şeyiyle kaybettiğim insanların anılarını i&ccedil;im yana yana zihnime kutsal birer emanet gibi sakladım. Seninle en sevdiğim kitabı bile paylaştım ve emin ol bunu sadece sana yaptım, &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;vendiğim kişilerle paylaşmak g&uuml;zel hissettiriyor, sonra kitap kararı verdik, ben daha &ouml;nce ge&ccedil;mişim dışında kimseye kitap okuma teklifinde bulunmadım, evet farkındayım bu konuda ge&ccedil; davrandım, o g&uuml;n o kitabı alıp ne kadar olursa olsun okumaya başlamalıydım, fakat yanımda ger&ccedil;ekten o kadar yoktu ve birini buldum adresimi verdim kimse de gelmedi, gelene de kapımı a&ccedil;madım... &Ccedil;&uuml;nk&uuml; peşimdelerdi, sonra kar yağdı yollar ger&ccedil;ek anlamda kapandı, fayton seferleri bile iptal oldu, buna bence duyumlarda şahit oldun sende, iki g&uuml;n de bu y&uuml;zden &ccedil;ıkamadım, yani uzun lafın kısası sen değersiz ya da soğukta kalmış birisi değilsin, aksine ben &ouml;yleyim, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu şekilde benim yanımda duran herkesi karanlığa ve soğuğa &ccedil;ekiyorum, bu s&ouml;z&uuml; onlarca kişiden duydum, şimdi umarım anlatabildim, acıtmaktan, kanamaktan yoruldum, asıl değersiz olanın kendim olmasını bir kez daha bu sayede senden duydum...&nbsp;</p>
<p>Acı ruhum bana...&nbsp;</p>
<p>Medet et...&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zyaşlarımı i&ccedil;ime akıtmama m&uuml;saade etme...&nbsp;</p>
<p>Dokun omzuma, ağla benimle...&nbsp;</p>
<p>Ama soğukta bırakma beni...&nbsp;</p>
<p>&Uuml;ş&uuml;yorum &ccedil;&uuml;nk&uuml;...</p>
<p>Bu beni korkutuyor...&nbsp;</p>
<p>Yalvarırım sana bırakma beni ruhum...&nbsp;</p>
<p>Senden başka kimsem yok..."</p>
<p></p>
<p>... Karanlığın Mektubu adındaki kitabımdan alıntıdır...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>730 Gün Sonra</title>
<link>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra-1594</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra-1594</guid>
<description><![CDATA[ 730 Gün Sonra  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f68825d5ac8.jpg" length="26339" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 30 Jan 2022 03:05:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>730 Gün Sonra</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>29 Eylül Sabahı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/29-eylul-sabahi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/29-eylul-sabahi</guid>
<description><![CDATA[ Sevgili Ravza&#039;nın resim desteğiyle... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f55e54e40be.jpg" length="85087" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 29 Jan 2022 18:37:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mavifrezya</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, sabah, telefon, şiddet, Eylül</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>29 Eyl&uuml;l sabahı sevdiğim adamın kollarında &ouml;l&uuml; bulundum. &Ouml;z&uuml;r dilerim &ccedil;ığlıklarının arkasına saklanmış nefreti delip ge&ccedil;erken bedenimi &ccedil;oktan tek etmiş ruhumu, g&ouml;zyaşları kire&ccedil; beyazına d&ouml;nm&uuml;ş y&uuml;z&uuml;me damlıyordu. O yeşil g&ouml;zl&uuml; bir caniden başkası değildi. Bir eli ensemin altındaydı. D&uuml;şmemen i&ccedil;in kavrıyordu sıkı sıkıya sanki d&uuml;şsem canım acıyacak, yaralanacakmışım gibi. Diğer elinde tuttuğu tabancası bile lanet okuyordu ona, haberi yoktu. Sevgi diye bahsettiği şeyin benim kalbimi durdurduğundan haberi yoktu. "Ne yapacaksın, ne yapabilirsin?" diye meydan okumuştum ona, elimdeki telefonu &ccedil;ekip almaya &ccedil;alışırken. "Kimse olamaz benden başka." diye fısıldamıştı. Kimse yoktu. Bunu birine anlatmaya &ccedil;alışsam yine su&ccedil;lu &ccedil;ıkacaktım. Yine aldatıyormuş damgası yiyecek, yine iğren&ccedil; ithamların pen&ccedil;esinde can &ccedil;ekişecektim. "Sana anlattım." dedim dolu g&ouml;zlerime eşlik eden &ccedil;atallaşmış sesimle. "Sana anlattım yeşil, sadece arkadaşım. Milyon kez kontrol ettin, neden b&ouml;yle yapıyorsun?". G&ouml;zlerini bir s&uuml;re benim son kez g&ouml;receğim g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne kilitleyip belindeki silahına sarıldı."Tek kurşun var i&ccedil;inde." dedi g&ouml;zlerime nefretle bakarken. "Ya telefonunu bana vereceksin ve hi&ccedil;bir şey olmamış gibi yolumuza devam edeceğiz, ya da burada toprağa ait olacaksın."" Vermeyeceğim." dedim alnıma dayalı silahla bakışırken, "Senin kazanmana izin vermeyeceğim."" Sen bilirsin." diyip tetiği &ccedil;ektiğinde etrafa akbabalar misali derin bir sessizlik &uuml;ş&uuml;şt&uuml;. Sessizliği par&ccedil;alayan tek şey acımasız namlunun &ccedil;ığlığıydı. Ben 19 yaşında, hayat kurtarmak i&ccedil;in canını dişine takıp okuyan gen&ccedil; bir kızdım. Bir 29 Eyl&uuml;l sabahı beni sevdiğini sandığım bir caninin kollarında &ouml;l&uuml; bulundum. İzbe bir sokak, siren seslerine karışmış bir kalabalık vardı. &Ouml;ld&uuml;ren o, d&ouml;ven o, hayatımı zindana &ccedil;eviren yine oydu. Gazeteler kıskan&ccedil; sevgili cinayeti diye yazdı. Hakim cinnet bahanesinin arkasına sığınarak ceza indirimi verdi. Herkes beni sevgilisini aldatan k&ouml;t&uuml; bir kadın olarak tanıdı. Bana tek kollarını a&ccedil;an &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m caddede duyulan mis gibi toprak kokusuydu. Adalet bir tek yerin altında ge&ccedil;miş, adalet bir tek yaradanın nezlinde ger&ccedil;ekleşmişti</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Element Yöneticisinin El Kitabı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/element-yoneticisinin-el-kitabi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/element-yoneticisinin-el-kitabi</guid>
<description><![CDATA[ Zamanı geldiğinde hepimiz bileceğiz ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f46988cc936.jpg" length="69566" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 29 Jan 2022 01:13:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Element, element yöneticisi, ateş, alev, koku</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın bileklerine, boynuna ve sa&ccedil;larına g&uuml;zel ama &ccedil;ok ağır kokulu bir yağ s&uuml;rd&uuml;. Sonra işi bitince 'Typhene' dedi. Kelime ağzından tıslama gibi &ccedil;ıkmıştı. Ve uzun ince siyah bir tahta &ccedil;ubuğu alıp odadaki mumlardan birine tuttu. &Ccedil;ubuk alev alırken yavaş&ccedil;a yağ s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yerlerine dokundurdu. Aniden yağ alevle parlarken kadın &ccedil;ubuğu avucuna kapatarak s&ouml;nd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. Alevler kısa bir an parlasa da bu kısa s&uuml;rm&uuml;ş t&uuml;m odaya t&uuml;ts&uuml; yakılmış gibi harika bir koku yayılmıştı. Kadının cildinde ise bu kokudan farklı olarak duman hissi yoktu bir tek. Bu y&ouml;ntem sadece ateşe hakim olanların kullananabildiği ama onların da &ccedil;oğunun yetenek olarak yetersiz olduğu sayılırsa &ccedil;ok az kişinin kullanabildiği bir y&ouml;ntemdi. Bunun gibi her element y&ouml;neticisinin kendisine g&uuml;zellik kattığı farklı alanlar vardı.</p>
<p>&bull;|&deg;~</p>
<p>Mutlaka yazacağım, beni bekleyen bir hikayeden k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kesit. Daha bu kurgu yolunun &ccedil;ok başında. Ana hatları belli olsa da daha fazla zaman ve emek g&ouml;rmeyi hak ediyor. Bunun sebebi de zihnimde kurguyu oluştururken ana karakterle &ccedil;oktan bağ kurmuş olmam. Belki de paylaşmaya &ccedil;ekinirim sırf i&ccedil;ine diğer karakterlere koyduğumdan daha fazla kendimi katacağım i&ccedil;in.</p>
<p>Zamanı geldiğinde bunu hepimiz bileceğiz.&nbsp;</p>
<p>Sevgilerle...</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x_61f4698c352b6.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>730 Gün Sonra</title>
<link>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra-1587</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra-1587</guid>
<description><![CDATA[ 730 Gün Sonra  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f168510f15a.jpg" length="35158" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 28 Jan 2022 22:36:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>730 Gün Sonra</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dışarıda kaldığım her bir zamanda, i&ccedil;im i&ccedil;ime daha da sığmamaya başladı. Zaman dert getirir demiştim, dert ayağıma kadar gelmişti 730 g&uuml;n sonra ilk defa g&ouml;rd&uuml;m onu, hala i&ccedil;eride ve h&acirc;l&acirc; karısı ve &ccedil;ocukları var. Ben o yokken de seviyordum, şimdiyse karısıyla g&ouml;rd&uuml;kten sonra bende bir şeyler bitti mi? Bilmiyorum i&ccedil;imdekini bitiremedim bu zamana kadar şimdi de bitirmek zor.&nbsp;</p>
<p>"Bakar mısınız?"&nbsp;</p>
<p>Kadın bana seslenince, elimi ağzımdan &ccedil;ekip g&ouml;zyaşlarımı aceleyle sildim.&nbsp;</p>
<p>" Geliyorum hemen."&nbsp;</p>
<p>Dedikten sonra kadına d&ouml;n&uuml;p i&ccedil;eriye girdik, ona her baktığımda o ya &ccedil;ocuğuna ya da eşine bakıyor bir kere bilene g&ouml;z geze gelmemiştik.&nbsp;</p>
<p>"Biz başka bir eve bakmak istiyoruz. Ben sizin numaranızı alayım, ararız sizi."&nbsp;</p>
<p>Numaramı telefonuna yazarken ellerim titriyor, ona bakmak i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ccedil;aba sarf ettim ama yine bakmıştım ona. Mutluluğuna, y&uuml;z&uuml;ne ve davranışlarına. Numaramı yazdıktan sonra, kadının kucağındaki bebeğe yaklaştım.&nbsp;</p>
<p>"Kucağıma alabilir miyim?"&nbsp;</p>
<p>Diye sordum,kadın bir şey demeden kucağıma verdi ve g&uuml;l&uuml;msedi.&nbsp;</p>
<p>"&Ccedil;ocuk elinize &ccedil;ok yakıştı."&nbsp;</p>
<p>Bir şey demeden g&uuml;l&uuml;msedim. Sarı sa&ccedil;larını biraz sevdim, sonra kokladım ve yanağına minik bir &ouml;p&uuml;c&uuml;k bıraktım.&nbsp;</p>
<p>"İsmi nedir?"&nbsp;</p>
<p>Diye sordum, merakla.&nbsp;</p>
<p>"Toprak."&nbsp;</p>
<p>Bu ismi s&ouml;ylemesiyle kulaklarımın uğuldaması bir oldu. Topraktı, &ccedil;ocuğunun ismi. Bizim d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z isimi, kendi &ccedil;ocuğuna koymuştu. G&ouml;zlerim istemsizce Arasa kaydı, başını yere eğmiş bir bi&ccedil;imde &ouml;ylece kalıyordu. Başka bir kadınla olan oğluna benimle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; ismi koymuştu, Toprağın başını bir kez daha &ouml;pt&uuml;kten sonra annesine verdim.&nbsp;</p>
<p>"Umarım hep mutlu olursunuz, hi&ccedil; ayrılmasınız."&nbsp;</p>
<p>Dedim sesimin titremesine engel olamadan. 104,354914 hafta bekledim koşulsuz, şartsız ama o karşıma karısı ve &ccedil;ocuklarıyla geldi. Canı sağ olsun demek d&uuml;şer bana da.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ganyancı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ganyanci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ganyanci</guid>
<description><![CDATA[ 6 dakika yazıları ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f3b61f5075f.jpg" length="31147" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 28 Jan 2022 12:25:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Seslenen Yazılar Handan Kılıç</dc:creator>
<media:keywords>Ganyan, gaz kaçağı, apartman, jokey, at, sigara..</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&ldquo;Jokey bindi ata, K&uuml;heylan başladı koşmaya.&rdquo; Ganyan bayiindekiler de coştu. Kalktılar ayağa &ldquo;Hadi hadi&rdquo; sesleri y&uuml;kseldi. &ldquo;Heyecan dorukta&rdquo; dendi &ldquo;T&uuml;h be&rdquo; sesleri ile k&uuml;f&uuml;r ederek dışarı &ccedil;ıktılar sonra, sigara yakmaya. &Ccedil;oluğun &ccedil;ocuğun rızkını &ouml;nce beygire sonra t&uuml;t&uuml;ne yedirdiğini &ouml;nemsemeden jokeyin beceriksizliğine s&ouml;ylendiler. &ldquo;Kokuştu her şey&rdquo; dediler. &ldquo;&Ouml;yle&rdquo; dedi diğerleri. Oysa sigara ve alkol&uuml;n kesif kokusundan başka bir şey duymuyorlardı ki!</p>
<p>Kadın geldi. Oturduğu apartmanın dış kapısına ulaşmak i&ccedil;in m&uuml;saade isteyip aralarından ge&ccedil;ti. Anahtarı deliğe sokmaya &ccedil;alışırken &ldquo;Ne pis kokuyor, bir ara yine olmuştu, &ccedil;ok artmış bug&uuml;n. Gaz ka&ccedil;ağı mı acaba&rdquo; diye s&ouml;ylendi. Asans&ouml;rden inince y&ouml;netici kadının kapısını &ccedil;aldı. Gaz kokusunu duyup duymadığını sordu. Dışarıdan geldiğini ve su faturaları ile uğraştığı i&ccedil;in yorgun olduğunu belirten kadın, &ldquo;Pek koku almam, sen ara gazi&rdquo; deyince birka&ccedil; zamandır kendisinden başkasının duymadığı bu koku nedeniyle ş&uuml;pheye d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nden ihmal ettiği ekibi &ccedil;ağırma işini &uuml;stlendi.</p>
<p>187 &ccedil;alar &ccedil;almaz a&ccedil;ıldı. Adresi verdi. &ldquo;Dışarıdan apartmanın gazını kapatıp bekleyin.&rdquo; diyen g&ouml;revlinin dediklerini yaptı. Gaz işi şakaya gelmezdi.</p>
<p>Bir saat sonra gelen g&ouml;revli &ldquo;B&uuml;y&uuml;k bir delik var, reg&uuml;lat&ouml;r &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, ama apartman dışında ganyan bayii &ouml;n&uuml;nde olduğundan a&ccedil;ık havaya karışmış. Sigaracılarla ondan patlamamıştır, yine de tehlikeli bir durum, iyi ki duydunuz kokuyu&rdquo; diyerek saatlerce s&uuml;receği s&ouml;ylenen tadilata başladı.</p>
<p>Olanları g&ouml;ren Ganyancı &ldquo;Ben anlamıştım zaten ka&ccedil;ağı, gazı da arayıp &ccedil;ağırdım&rdquo; deyince y&ouml;neticiyle kadın birbirine bakıp g&uuml;l&uuml;msedi.</p>
<p>Handan Kılı&ccedil;</p>
<p>21 Ocak 2022</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kazayla Ölmek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kazayla-olmek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kazayla-olmek</guid>
<description><![CDATA[ Her gece onsuz uyuyamadığım karanlık şimdi beni korkutuyor. Üşüyorum. Vücudumda kendini belli eden ölüm katılığı var....Ben ölüme terkedilen ruhunum mavi frezya. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f30e696f177.jpg" length="76167" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 28 Jan 2022 00:29:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mavifrezya</dc:creator>
<media:keywords>ölüm, kaza, intihar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;l&uuml;m kalbimi ele ge&ccedil;iriyor gitgide. Minik bir kızın &ccedil;ığlıkları yankılanıyor kalbimin her k&ouml;şesinde. Bir trafik kazası gibi. Olay yeri g&uuml;ya g&uuml;venli ve paramedikler gelip kurtarmaya &ccedil;alışıyor kazazedeleri. Oradaki siyah kodlu bir hastayım ben. &Ccedil;abaya ihtiya&ccedil; duyulmayan ve &ouml;ylece bırakılıp diğer hastaya ge&ccedil;ilen. Olay yeri g&uuml;venli mi cidden? Kimse elimden tutmayacak mı ben &ouml;ylece &ouml;l&uuml;p giderken? Nabız ve solunumu alınamıyor. Ruhuma bakın diyemiyorum. Orada bir yerlerde hala canlı birka&ccedil; par&ccedil;am var diye haykıramıyorum. Anlatamıyorum kendimi. Kaybediyorum gittik&ccedil;e son kalan ruh par&ccedil;amı. Buraya kadar mıydı yani her şey? Siyah kod diyip bir ceset torbasına konmamı mı izleyecek herkes? Evet &ouml;yle mavi frezya. Sen de kaybedilenlerdensin artık. Her sene sadece bir g&uuml;n hatırlanacaksın. Kimsenin en b&uuml;y&uuml;k acısı olacak kadar değer g&ouml;rmedin ve g&ouml;rmeyeceksin. Es ge&ccedil;ilen bir hayattı seninkisi. Es ge&ccedil;ilip yok sayılan, hatalarla dolu bir kadınsın. &Ouml;l&uuml;m en &ccedil;ok da sevilmemenin kendini hatırlattığı zamanlarda geliyor aklına, biliyorum. Seni ancak ben anlıyor ve en &ccedil;ok ben dinliyorum. Seni en &ccedil;ok ben seviyorum. Ben &ouml;l&uuml;me terkedilen ruhunum mavi frezya. İ&ccedil;imdeki cılız sesle tekrar tekrar konuşuyorum. Kimsem yok biliyorum. Yanıma yaklaşan g&ouml;revliler alıyor bedenimi ve ceset torbasına koyup tekrar yaşatıyorlar bana karanlığı. Her gece onsuz uyuyamadığım karanlık şimdi beni korkutuyor. &Uuml;ş&uuml;yorum. V&uuml;cudumda kendini belli eden &ouml;l&uuml;m katılığı var. Morarmaya başlamış parmaklarım neden hala yazmak istiyor? Bilmiyorum. Sa&ccedil;ma sapan c&uuml;mleler bunlar aslında. Birbirinden ayrı d&uuml;şm&uuml;ş kelimeler feryat ediyor benliğimde. Sayfalarca sa&ccedil;malamak istiyorum. Boğaz ağrım olduk&ccedil;a belirgin ve beni kaza yerinden ger&ccedil;ek hayata &ccedil;ekiyor. Kulağımdaki m&uuml;zik kendi kendime kalmamı istiyor. D&uuml;ş&uuml;ncelerimse kendi kendime kalırsam intihar edeceğimi s&ouml;yl&uuml;yor. Edemeyeceğimi biliyorum. Sadece bundan emin bile olabilirim. Haykırmak istiyorum fakat tahriş olmuş ses tellerim buna izin vermiyor. Son s&ouml;zlerimi ruhuma ithaf etmek istiyorum: ' Seni seviyorum kayıp ruhum. Sırf sen varsın diye yaşıyorum.'</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>730 Gün Sonra</title>
<link>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra-1573</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra-1573</guid>
<description><![CDATA[ Herkes kaybettiğini arar bir gün derler. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f168510f15a.jpg" length="35158" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 27 Jan 2022 14:37:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>730 Gün Sonra</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>EVİMİN AĞIRLADIĞI ,GÖNLÜMÜN DEĞİL !</title>
<link>https://edebiyatblog.com/evimin-agirladigi-gonlumun-degil</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/evimin-agirladigi-gonlumun-degil</guid>
<description><![CDATA[ MİSAFİR ,AĞIRLAMAK ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f17d1edb288.jpg" length="103225" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 Jan 2022 19:57:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>MİSAFİR, GÖNÜL</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h3 class="post-title entry-title" itemprop="name">Evimin Ağırladığı ,G&ouml;nl&uuml;m&uuml;n Değil !!!</h3>
<div class="post-header">
<div class="post-header-line-1"></div>
</div>
<div class="post-body entry-content" id="post-body-7468202487920789562" itemprop="description articleBody">
<p>&nbsp;Kalbimi kıra kıra gitti bir elveda demeden yıllar &ouml;nce&hellip;Hi&ccedil; bir şey olmamış gibi &ldquo;akşama sendeyiz &nbsp;g&uuml;zel yemeklerini &ouml;zledim &ldquo;diye aradı.M&uuml;sait değilim demeye fırsat vermeden telefonu kapattı.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Ne yapacağımı şaşırdım,sandalyeye oturup ellerimin arasına aldım başımı.Burnumda hafif &nbsp;sızı.Nasıl kaldıracağım karşılaşmayı Off Off&hellip;Y&uuml;zs&uuml;zl&uuml;k mesleği olmuş sanki yemeklerimi &ccedil;ok &ouml;zlemiş miş&hellip;</p>
<p>&nbsp; Arayıp m&uuml;sait değilim demeye karar verdim.Telefona baktım.Arayan numara gizli.Yanında gelecek olan kim ya da kimlerdi acaba?</p>
<p>&nbsp; Annemin kodlamalarını. Hatırladım&rdquo;Evine gelen kimse kendini değerli hissetmeli bu &ouml;ncelik ona değil ,kendine verdiğin değerdir.&rdquo;Ama bu kez ağır hem de &ccedil;ok ağır geldi g&ouml;nl&uuml;me misafir ağırlamak.</p>
<p>&nbsp; Evimde ağırladım gelenleri resm&icirc; biri şekilde..Benim i&ccedil;in de bir y&uuml;zleşme oldu y&uuml;zs&uuml;zle&hellip;İşte dedim misafir var misafir var&hellip;Sonu&ccedil;ta kaderde bunu da yaşamak varmış Evimin ağırladığı ama g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n ağırlamadığı misafir&hellip;Belhi&nbsp;</p>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>730 Gün Sonra</title>
<link>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/730-gun-sonra</guid>
<description><![CDATA[ 730 gün birini bekler misiniz? Gitmek kolay olandır beki ya bekleyip onun geleceğini zannetmek , daha zordur. Bazı şeylerin telafisi yok zaman gibi bu zamanı iyi kullanın , bugünü bugünde yaşamak varken gelecekte yaşamak saçma olur .  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f168510f15a.jpg" length="35158" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 Jan 2022 18:50:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>730 Gün Sonra</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Umut Yorgunu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/umut-yorgunu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/umut-yorgunu</guid>
<description><![CDATA[ Ben ayağına gelen fırsatları tepmede bir dünya markasıyım. Hiç şaşırmayın gerçekten öyleyim. Birkaç ay önce tam da istediğim teklifi aldım, kabul de ettim ama işe koyuldun mu derseniz maalesef hayır. Niye mi böyleyim?.... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f2d2b1ecd9e.jpg" length="32416" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 Jan 2022 15:19:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Neslihan Acar</dc:creator>
<media:keywords>Umut, yazmak, korku, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x_61f13be9a85b1.jpg" alt="" /></p>
<p class="p1">Ben ayağına gelen fırsatları tepmede bir d&uuml;nya markasıyım. Hi&ccedil; şaşırmayın ger&ccedil;ekten &ouml;yleyim. Birka&ccedil; ay &ouml;nce tam da istediğim teklifi aldım, kabul de ettim ama işe koyuldun mu derseniz maalesef hayır. Niye mi b&ouml;yleyim? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; umduğumu bulamamaktan yoruldum sanırım. Benim hayatımı siz yaşasaydınız belki benimle hemfikir olurdunuz, belki de bir &ccedil;ıkış yolu arardınız.</p>
<p class="p2"><span class="s2">Sıkmadan kısa bir &ouml;zet ge&ccedil;eyim, &uuml;niversite hatta y&uuml;ksek lisans bitirdim. İki yabancı dilim var ve bunlara rağmen yıllardır işsizim. &Uuml;&ccedil; yılımı bir &ccedil;ağrı merkezinde heba ettikten sonra g&ouml;nl&uuml;me g&ouml;re bir iş bulmak kısmet olmadı. Farklı bir pozisyonsda &ccedil;alışayım diye ilgimi &ccedil;eken ve bana uygun olabilecek ilanlara başvurup durdum ama sonu&ccedil; alamadım. Benim başvurmadığım ve bana gelen teklifler de artık yapmak istemediğim m&uuml;şteri temsilciliği ile ilgiliydi. Tek su&ccedil;um bu mesleği artık yapmak istememek mi? Başka bir iş yapamaz mıyım yani? Bu insan kaynakları uzmanları da ne kadar dar g&ouml;r&uuml;şl&uuml; b&ouml;yle? </span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Neyse, artık tanımadığım numaraları<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>bile a&ccedil;mıyorum. &ldquo;Acaba gene hangi şirketin m&uuml;şteri temsilciliği i&ccedil;in arıyorlar?&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p umursamıyorum. Derken bir g&uuml;n, sosyal medyada gezinirken bir yazı evinin sosyal medya hesabını takibe aldım. Sıkı durun, aldığım teklif tam da bununla ilgili. Orada &ccedil;eşitli nesneler &uuml;zerinden yorumlarda ufak kurgular yapmamız isteniyordu, ben de yapmaya karar verdim. Yazmak neticede hep yapmayı istediğim ve ara sıra n&uuml;kseden bir istek olarak kalmıştır hayatımda. Bir edebiyat blogunun edit&ouml;r&uuml;n&uuml;n dikkatini de yaptığım bu kurgu yorumları sayesinde en sonunda &ccedil;ektim. Hatta o g&uuml;n kurban bayramıydı, bu teklifle bayram coşkum per&ccedil;inlendi. Peki ama ben ne yaptım?</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Aradan aylar ge&ccedil;ti ve ben oturup tek bir kelime bile yazmadım. Korkularımın esiri oldum ne yazık ki, bir taraftan bahaneler &uuml;retmeden de duramıyordum. &ldquo;Evin işleri bitsin, egzersizlerimi tamamlayayım, a&ccedil;ık&ouml;ğretim derslerime &ccedil;alışayım, elimin altında kağıt kaleme yazacağım m&uuml;sveddelerim olsun &ouml;yle yazayım&hellip;&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;ne d&uuml;ş&uuml;ne vaktimi ge&ccedil;irdim. Hem ya yazdıklarım beğenilmezse? Ancak bu sorunun cevabını yazmaya başlamadan bilebilir miydim? Tabii ki hayır. B&uuml;t&uuml;n bunlara rağmen bir desteğe ihtiyacım vardı, ge&ccedil;mişteki başarılarımdan g&uuml;&ccedil; almak istedim; yeterli olmadı. Lisedeki İngilizce &ouml;ğretmenimle sohbet ederken konuyu a&ccedil;tım, &ldquo;Senin neyin eksikmiş, gayet g&uuml;zel yazarsın.&rdquo; dedi. Biraz daha boş durdum, yeni yılın yaklaşmasını bahane edip hi&ccedil;bir şey yapmadım. Yazmak i&ccedil;in &ouml;zel davetiye falan mı bekliyordum acaba? Sonra, bir g&uuml;n b&uuml;t&uuml;n mazeretleri bir kenara bıraktım ve aldım kağıdı kalemi &ouml;n&uuml;me. Zihnimden ge&ccedil;enleri kalemimle bir g&uuml;zel d&ouml;kt&uuml;m kağıda. En sonunda bloğun internet sitesinde paylaşımlarımı yapmaya başladım. Kendime bir s&ouml;z verdim; d&uuml;zenli bir şekilde yazmaya devam edeceğim. Tembelliğin l&uuml;zumu yok, kimse başladığı işin ilk g&uuml;n&uuml;nde başarı abidesi olamaz. Ayrıca kaderimiz, &ccedil;abalarımız doğrultusunda şekillenmez mi?</span></p>
<p class="p2"><span class="s2">Bu arada tanışalım, ben Papatya. Daha anlatacak &ccedil;ok hikayem var, umarım siz de okumaya hazırsınızdır. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAHRAMAN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kahraman</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kahraman</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Beni dinle kahraman! Kahraman olarak doğdun ama kahraman olarak ölmek zorunda değilsin!&quot; 






~Yazı Rehberi adlı Instagram sayfasının düzenlediği bir yazı önerisinden oluşturulmuştur. Tamamlanmıştır.~ ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_6198f1677f958.jpg" length="66053" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 Jan 2022 00:04:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>iremcoskun</dc:creator>
<media:keywords>kurgu, kahraman, polisiye, adalet, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><b>Gen&ccedil; adam ayağına gelen ufak taşları iterek y&uuml;r&uuml;yordu. Arada ıslık &ccedil;alıyor, gayet sakin bir bi&ccedil;imde y&uuml;r&uuml;meye devam ediyordu. Bir an aklına gelenle duraksadı. Ceketinin kolunu silkeleyip hemen saatine baktı. Saat ge&ccedil; oluyordu. Eve d&ouml;nse iyi olacaktı. Bir i&ccedil; &ccedil;ekti ve arkasını d&ouml;nerek evinin istikametine doğru yol aldı. </b></p>
<p><b>G&uuml;l&uuml;msedi. Bozuk y&uuml;z&uuml;yle biraz &ccedil;irkin bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;yd&uuml; bu, ama neye g&ouml;re kime g&ouml;re? Tam ara sokağın girişinin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;iyordu ki boğuk bir &ccedil;ığlıkla hemen duvara yaslandı. Kulağını duvara dayayarak ne olduğunu anlamaya &ccedil;alıştı.</b></p>
<p><b>Bir kızın &ccedil;ığlığı tam havaya salınmışken aniden kesildi. Ağzı kapatılmış olmalıydı. İ&ccedil;ine dolan o tanıdık endişeyle kıpırdanan gen&ccedil; adam, kemerin tokasının &ccedil;ıkardığı uğursuz sesi duyunca hemen fırladı. </b></p>
<p><b>Ara sokağa girdiğinde otuzlarının sonlarındaki adam, ağzını kapatıp karnına bı&ccedil;ak sapladığı gen&ccedil; kıza iğren&ccedil; bir şehvetle bakıyor ve pis d&uuml;ş&uuml;ncelerini hayata ge&ccedil;irmeye hazırlanıyordu. Aniden g&ouml;r&uuml;nen başka bir gen&ccedil; ile kaşlarını &ccedil;attı ve kızın karnından kanlı bı&ccedil;ağı &ccedil;ıkarıp gence doğrulttu. </b></p>
<p><b>&ldquo;Ne diye buradasın lan sen? Sizden &ccedil;ektiğim &ccedil;ile nedir benim?&rdquo; Kılıksız adam yere t&uuml;k&uuml;rd&uuml;. Hayli sinirli gibiydi. &ldquo;Şimdi seni &ouml;ld&uuml;receğim. Karşı koymayı aklının ucundan ge&ccedil;irmeyi d&uuml;ş&uuml;nme bence. Tavsiyemdir, deneyen &ccedil;ok kişi &ouml;ld&uuml;.&rdquo; Adamın kulak tırmalayıcı kahkahasına sadece y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturarak karşılık verdi. </b></p>
<p><b>Gen&ccedil; kaşlarını g&ouml;zlerindeki korkun&ccedil; ifadeyi gizlemek istiyormuş&ccedil;asına &ccedil;attı. &ldquo;He yani sen burada &ccedil;ocuğun yaşındaki bir kıza tecav&uuml;z edip beni de &ouml;ld&uuml;receksin ve ben karşı koymayacağım &ouml;yle mi? R&uuml;yanda bile g&ouml;remezsin rezil herif!&rdquo; </b></p>
<p><b>Adamın &ccedil;enesi kasıldı. D&uuml;ğmeleri a&ccedil;ık kirli g&ouml;mleğinin kolundan bir bı&ccedil;ak daha &ccedil;ıkardı. &ldquo;Seni aptal velet! Ger&ccedil;ekten kahraman olmaya bu kadar hevesli misin? Ama uyarıyorum, bir de kemiklerini alıp k&ouml;peklere vermeyeyim.&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Hayal g&ouml;r&uuml;yorsun, şerefsiz. Ya defolup gidersin ya da...&rdquo; Duraksadı. Dilini şaklatarak devam etti. &ldquo;Ya da olacaklara karışmam.&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Tehdit ha?&rdquo; İğren&ccedil; g&uuml;l&uuml;msemesi yana kaydı. Bu sırada sarı dişlerinden biri daha g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Duvara yaslı bir şekilde hafif hafif hı&ccedil;kıran kız y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturdu. &Ccedil;ok k&ouml;t&uuml; kokuyordu ger&ccedil;ekten. Adam s&ouml;zlerine devam etti. Ama etmeden &ouml;nce sarışın kızın uzun sa&ccedil;larını kavradı. &ldquo;Senden daha korkutucu domuzlar g&ouml;rd&uuml;m.&rdquo; Dudaklarını b&uuml;zd&uuml;. &ldquo;Tabii onların da korudukları bir yavru vardı. Domuzların hepsinin kafasını u&ccedil;urduktan sonra ne yaptım biliyor musun?&rdquo; </b></p>
<p><b>Devamında gelen kelimelerin dehşetle b&uuml;y&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; g&ouml;zler iki gencin de suratında ger&ccedil;ekten tuhaf duruyordu. Gen&ccedil; kız titremeye başlamıştı ki Zahir t&uuml;k&uuml;rd&uuml;. G&ouml;zlerinin etrafı kızarmaya başlamıştı. Burnundan soluyordu. Bir de &ldquo;Ortada bir &lsquo;kahraman&rsquo; velet olmadığı i&ccedil;in bana engel &ccedil;ıkmadı.&rdquo; s&ouml;zleri &uuml;st&uuml;ne eklenince kudurmuştu. Sonrası ise daha feci... </b></p>
<p><b>&ldquo;Kız sonradan intihar etmiş ama bil bakalım kimin umurunda? Ben istediğimi aldım sonu&ccedil;ta. Gerisiyle al&acirc;kadar olan ben değilim, ailesi. Onlar da kapıya attıysa kime ne?&rdquo; </b></p>
<p><b>Zahir artık engellenemez derecede delirmiş durumdaydı. &Acirc;deta &ouml;fkeli bir boğaydı o an. </b></p>
<p><b>Adamın suratına bir yumruk atmıştı ki bı&ccedil;ağını yumruğun geleceği yere ucu karşıya bakan pozisyona getirince gen&ccedil; adam sadece onu sendelettirmişti ama kendi eli yarılmıştı. Bu sırada diğer bı&ccedil;ak g&ouml;z&uuml;n&uuml; buldu ve suratının ortası boydan boya kana bulandı. </b></p>
<p><b>Acıyla avcunu y&uuml;z&uuml;ne g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Kulağına dolan hı&ccedil;kırıkları g&ouml;rmezden gelmeye &ouml;zen g&ouml;stererek inledi. Bir an d&uuml;nyası kararmıştı. </b></p>
<p><b>Karşısındaki herifse gram takmadan devam etti. &ldquo;Tıpkı birazdan bu ufaklıktan istediğimi alacağım gibi.&rdquo; dedi ve kızın uzun boynuna bir &ouml;p&uuml;c&uuml;k kondurdu. </b></p>
<p><b>Zahir sinirinden g&uuml;lerek &ldquo;O kadar emin olma.&rdquo; dedi. &ldquo;Ben varken senin yaşaman bile m&uuml;mk&uuml;n değil it herif!&rdquo; </b></p>
<p><b>Adam sanki asla dersi dinlemeyen &ouml;ğrencisinden bezmiş &ouml;ğretmen gibi başını sallayarak i&ccedil; &ccedil;ekti. G&ouml;zlerini kapatıp a&ccedil;tı. İrislerindeki hınzır parıltı varlığını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yordu. &ldquo;Aptal &ccedil;ocuk... Aptal &ccedil;ocuk... Ben sana ne dedim az &ouml;nce? &Ouml;r&uuml;mcek Adam olmaya bu kadar heveslenme. Her &ouml;r&uuml;mcek suda boğulur.&rdquo; </b></p>
<p><b>Kızarmış ela g&ouml;zleriyle bakarken &ouml;ylece durmaya devam etti. Ama i&ccedil;inde bir şey uyanıyordu. Uzun zamandır zincire vurulmuş bir ejderhanın k&uuml;kreyiş &ouml;ncesi silkinişi gibiydi. &Ccedil;ağrıya itiraz etmek zordu. &Ouml;ylesi bir &ouml;ld&uuml;rme arzusuyla dolmuştu ki kemikleri sızlıyordu &acirc;deta. </b></p>
<p><b>Onun kararan bakışlarını fark etmeyen adam kaygısızca gen&ccedil; kız hakkındaki planlarını sıralıyordu. Bir anda boğazına yapışan ellerle şoka giren adam bı&ccedil;aklarının ellerinden sert&ccedil;e &ccedil;ekildiğini bile ancak birka&ccedil; saniye sonra fark etti. Zahir bu lanet olasıca tecav&uuml;zc&uuml;n&uuml;n boğazını var g&uuml;c&uuml;yle sıkıyor, kızın sessiz ağlayışını duyamıyordu. Nefesi kesilen adamın boğazı morarmaya başlamıştı ama son bir kozu olduğunu hatırladı. Zar zor elini beline g&ouml;t&uuml;rd&uuml; ve cebinden &ccedil;ıkardığı tabancayı gencin &ccedil;enesinin altına dayadı. Tetiği &ccedil;ektiğinde kız &ccedil;ığlığı bastı. </b></p>
<p><b>Bir dokunuş... </b></p>
<p><b>Sadece bir dokunuşla bu k&uuml;stah gencin işini bitirecekti. </b></p>
<p><b>Tabii başka bir silah sesi onu elinden etmeseydi. </b></p>
<p><b>Acıyla haykıran adamı boş veren Zahir, korkudan suspus kesilen bembeyaz kızı arkasına aldı ve sokağın başına baktı. Doğrulttuğu silah şimdi siyah sa&ccedil;lı genci bulmuştu. Sarışın kız titreyen dudaklarından fısıltıya benzer bir ses &ccedil;ıkardı. </b></p>
<p><b>&ldquo;Baba?&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Gamze, burada neler oluyor? Bu herifler kim?&rdquo; Adamın &ouml;fkeli g&ouml;zleri kızının yırtılan uzun eteğini buldu. Yırtık dizinin en fazla iki parmak yukarısında bitiyordu. Gamze korkuyla yutkundu.</b></p>
<p><b>&ldquo;D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n gibi-&ldquo; Cevabı ona değil Zahir&rsquo;e y&ouml;nelikti babasının. &ldquo;&Ccedil;ekil.&rdquo; </b></p>
<p><b>Gen&ccedil; adam kaşlarını &ccedil;attı. &ldquo;Kızınız neredeyse tecav&uuml;ze uğruyordu efendim.&rdquo; Durumu yeterince a&ccedil;ık bir şekilde izah ettiğine inanıyordu. Yarası h&acirc;l&acirc; kanayıp ona acı verirken başka bir şeyle uğraşmak istemiyordu. Adam resmen bı&ccedil;ak ustalığını konuşturur gibi aynı yeri tekrar kesmişti. &Ccedil;ok adam &ouml;ld&uuml;rm&uuml;şse demek ki&hellip;</b></p>
<p><b>&ldquo;&Ouml;yle mi?&rdquo; Alayla s&ouml;ylenen s&ouml;zlerle gen&ccedil; duraksadı. &ldquo;Ulan adam yarı &ccedil;ıplak kız g&ouml;r&uuml;nce ne yapsın? Kabahatli olanın kim olduğu belli. Senin gibi bir gen&ccedil; araya girmeye &ccedil;alıştıysa ne olduğu da belli.&rdquo; </b></p>
<p><b>S&ouml;ylenenlerle buz kesmişti. </b></p>
<p><b>Bir baba kızı hakkında nasıl b&ouml;yle s&ouml;ylerdi? </b></p>
<p><b>Dudaklarını araladığında ağzından &ccedil;ıkanlar onu bile şaşırttı. &ldquo;Senin kızın belki de liseli bir &ccedil;ocuk. Onun su&ccedil;u olmayan bir şeyden dolayı onu yargılayamazsın. Gamze istediğini giyecek, sen de ona karışmayacaksın. Buradaki tek hata o şerefsiz herife ait.&rdquo; Resmen nefessiz kalarak s&ouml;zlerini bitirdi. Adam mosmor kesildi. Kız ise olduğu yere &ccedil;akılmıştı. </b></p>
<p><b>&ldquo;Sen kimsin de benimle b&ouml;yle konuşuyorsun hadsiz? Ben seni kurşuna dizmeden kaybol!&rdquo; G&ouml;z&uuml;n&uuml; kan b&uuml;r&uuml;yen babasını sakinleştirmeye &ccedil;alışan Gamze &ldquo;Baba, ne olur dur da eve gidelim.&rdquo; dediğinde tokadı g&uuml;zel y&uuml;z&uuml;ne yedi. Kendini yerde bulduğunda dudağının patladığını hissetti. &ldquo;Sen konuşmayacaksın!&rdquo; </b></p>
<p><b>Zahir adamın &uuml;zerine atladı. </b></p>
<p><b>&ldquo;SEN KİM K&Ouml;PEK KIZA VURUYORSUN LAN?&rdquo; Suratını &ldquo;Bir Yumruk Yiyene Bir Tanesi Bedava!&rdquo; kampanyasından &ccedil;ıkmışa &ccedil;evirmekle hayli meşguld&uuml;. &Ouml;yle ki artık hel&acirc;k olan kızın bayıldığını fark etmemişti. </b></p>
<p><b>&ldquo;Babasıyım lan! &Ouml;tesi mi var?&rdquo; Tanınmaz h&acirc;le gelen adam zar zor dedikleriyle kendi sonunu hazırladığının farkında değildi. </b></p>
<p><b>&ldquo;Babalık &ouml;yle kan bağıyla, salak salak hakaret ve emirlerle olmaz! Babalık etmeden baba olamazsın geri zek&acirc;lı!&rdquo; </b></p>
<p><b>&Ouml;fkeyle geri geri kendini s&uuml;r&uuml;klerken kanın koyu rengi yeri boyuyordu. Elini duvara savurduğunda zaten yarılan eli daha beter h&acirc;le gelmişti. Eğer devam ederse bu adamı &ouml;ld&uuml;receğini bildiği i&ccedil;in sakinleşmeye &ccedil;alışıyordu. </b></p>
<p><b>Tabii onu nişan alan tabancayı g&ouml;rene kadar s&uuml;rd&uuml; bu &ccedil;alışma. </b></p>
<p><b>Patlayan silah kendisini hemen yana atmasına sebep oldu. G&ouml;ğs&uuml; adrenalinin etkisiyle inip &ccedil;ıkıyordu. Ter i&ccedil;indeydi. Zaten yaralıydı ve mermilerden ka&ccedil;mak şu an yapabilecekleri listesine kesinlikle girmiyordu. </b></p>
<p><b>Bir mermi daha yuvasından &ccedil;ıktığında sa&ccedil;larını sıyırdı. </b></p>
<p><b>Bir dahaki kolunu... </b></p>
<p><b>Bir sonraki omzunu ve bir sonraki de bacağını... </b></p>
<p><b>Tabanca &uuml;zerine nefret kusuyordu. </b></p>
<p><b>Artık g&ouml;zlerinde siyah noktalar belirmeye başlamıştı. Gamze fenalaşmıştı ve iyi g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu. Onlara yardım &ccedil;ağırabilecek biri kalmamıştı haliyle. Kendini &ouml;l&uuml;me hazırlamaya başladı.</b></p>
<p><b>Eli buz gibi metalin soğukluğuyla tanışana kadar s&uuml;rd&uuml; bu hazırlık.</b></p>
<p><b>Eline değen cesedi yerde bulunan herifin tabancasıydı. </b></p>
<p><b><i>&ldquo;Ortalık tabanca kaynıyor. Ne olurdu bir pompalı olsa?&rdquo;</i></b><b> diye d&uuml;ş&uuml;nmeden edemedi Zahir. </b></p>
<p><b>Yine de bulduğu şansı tepecek değildi. Tetiği &ccedil;ekti ve Gamze&rsquo;nin babasıyla g&ouml;z g&ouml;ze geldi. </b></p>
<p><b>İki farklı el iki farklı silahı ateş etmek i&ccedil;in birbirlerine tutuyordu. </b></p>
<p><b>Kırklarının başında gibi g&ouml;r&uuml;nen adamın taş &ccedil;atlasa iki mermisi vardı. Kendi silahının dolu olduğunu ummaktan başka bir &ccedil;aresi yoktu. </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Silahlar patladı. </b></p>
<p><b>Mermi Zahir&rsquo;in omzunu buldu. </b></p>
<p><b>Mermi babanın beynini buldu. </b></p>
<p><b>Ardından mahallenin bakkalı havası veren orta yaşlı bir adamın şokla &ccedil;arpılan y&uuml;z&uuml; g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. </b></p>
<p><b>Sonrasında polis sirenleri duyuldu. </b></p>
<p><b>Ambulans takip etmekteydi </b></p>
<p><b>İ&ccedil;i endişeli de olsa kendisinin masum olduğuna inanan Zahir bedenini kasmayı bıraktı ve yere yığıldı. </b></p>
<p><b>Ne kadar adaletsiz olursa olsun masum bir kızı kurtarmaya &ccedil;alışan gen&ccedil; adamın haklılığı g&ouml;z ardı edilemezdi, değil mi? </b></p>
<p><b><i>&ldquo;Bu sefer her şey g&uuml;zel olacak.&rdquo; </i></b></p>
<p><b>D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; tek şey buydu. </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>~ </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Gen&ccedil; adam, arkasında bulunduğu parmaklıklara yaşadığı duygu seliyle dokundu. Parmaklığın paslı y&uuml;zeyi parmaklarını yeni bir renge bularken derin bir i&ccedil; &ccedil;ekti. Ruhu karmakarışıktı. Bir t&uuml;rl&uuml; yemeği gibi ne arasan vardı. Biraz h&uuml;z&uuml;n, biraz korku, biraz mutluluk, biraz utan&ccedil;, biraz c&uuml;retk&acirc;rlık ve de bolca &ouml;fke... </b></p>
<p><b>O i&ccedil;ini kemiren yenilmişlik hissi de bu t&uuml;rl&uuml; yemeğinin ekmeğiydi. Başı &ouml;n&uuml;ne eğildi ve elleri &ccedil;&ouml;z&uuml;ld&uuml;. Nasıl işler bu raddeye gelmişti? Bilmiyordu. Anlayamıyordu. Sadece şunu biliyordu ki burada olması gereken kendisi değildi. </b></p>
<p><b>Pis, gri ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k yatağına cenin pozisyonunda uzanıp g&ouml;zlerini kapadı. Tam bu sırada &ldquo;Hey, Yelkovan! Uyan, ziyaret&ccedil;in var.&rdquo; diyen polisin sesi ile şaşkınlıkla ayağa kalktı. Onu zindanın kapısından ge&ccedil;irirken kelep&ccedil;eleyen polis eşliğinde g&ouml;r&uuml;şme odasına gitti. </b></p>
<p><b>Kendisine y&ouml;neltilen bakışlardan sakınmak i&ccedil;in g&ouml;zlerini yere sabitleyen gen&ccedil; adam i&ccedil;eri giren pala bıyıklı orta yaşlı adamı g&ouml;r&uuml;nce şokla ayaklandı. </b></p>
<p><b>&ldquo;Sen o sokaktaki adamsın!&rdquo; </b></p>
<p><b>Adam bıyığının altından g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Ve sen de o kızı kurtaran kahramansın.&rdquo; </b></p>
<p><b>Gen&ccedil; adam i&ccedil;ine ka&ccedil;mış gibi bir sesle &ldquo;Ben kahraman değilim.&rdquo; dedi. Başını &ouml;n&uuml;ne eğdi ve acıyla fısıldadı. &ldquo;Ben kahraman olamam.&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;O kaza g&uuml;n&uuml; y&uuml;z&uuml;nden, değil mi?&rdquo; Siyah sa&ccedil;larını g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nden &ccedil;eken gen&ccedil; sessiz kaldı. İnce dudaklarını hi&ccedil; hareket ettirmeden &ouml;ylece ela g&ouml;zlerini yere dikmiş karşısındaki kel adamı dinliyordu. İri kıyım adam genci iyice inceledi. &Ccedil;ocuk gibi karıştırdığı sa&ccedil;ları ter y&uuml;z&uuml;nden alnına iyice yapışmıştı. &Ccedil;ekik ela g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine girmelerini engellemek amacıyla gen&ccedil; onları dakika başı d&uuml;zeltiyordu. Oval bir y&uuml;ze, &ccedil;ıkık elmacık kemiklerine sahipti. Fakat sol kulak memesinin altından sağ g&ouml;z&uuml;n&uuml;n altına kadar uzanan yara izi daha &ccedil;ok g&ouml;ze &ccedil;arpıyordu. Yara izi yanaklarında, kemikli burnunda ve dudağının kenarında derin koyu &ccedil;izgiler halinde kalmıştı fakat uzun zaman &ouml;nce olduğundan olsa gerek gen&ccedil; y&uuml;z&uuml;n&uuml; oynatırken acı &ccedil;ekmiyordu. Bir zamanlar sempatik bir havaya sahip olduğu belli olsa da o iz korkutucu bir hisse sebep oluyordu. Yine de kimse bu belki yirmisinde olan gencin elinde silah tuttuğunu tahmin edemezdi. </b></p>
<p><b>Başına gelenleri hak etmediğini biliyordu orta yaşlı adam. Bu y&uuml;zden buradaydı. </b></p>
<p><b>Kalın kaşlarından birini kaldırdı ve &ldquo;Zahir Yalın Yelkovan,&rdquo; dedi. &ldquo;Sen masumiyetine inanmazsan eğer kimse inanmaz. Sen o gece o adamı &ouml;ld&uuml;rmedin. Sadece yaraladın ve o zavallı gen&ccedil; kızı yaşıtlarının maruz kaldığı korkun&ccedil; bir kaderden kurtardın. O adam masum bir kurban değildi ve sen tehlikeli bir katil bu. Ama buna sen bile inanmıyorsun, kahraman.&rdquo; </b></p>
<p><b>Zahir g&ouml;zlerini karşısındaki adamın kahverengi g&ouml;zlerine dikti. &ldquo;Ge&ccedil;mişimde bir başka gen&ccedil; kızın &ouml;l&uuml;m sebebi olsam dahi mi?&rdquo; Adam kendinden emin bir tavırla &ldquo;Ge&ccedil;mişinde kazayla bir başka gen&ccedil; kızın &ouml;l&uuml;m sebebi olsan dahi.&rdquo; dedi. </b></p>
<p><b>&ldquo;Buna inanmıyorum. Katilim ben. Şimdi olmasa bile ge&ccedil;mişte. Belki de gelecekte!&rdquo; Adam bezgince i&ccedil; &ccedil;ekti. &ldquo;Ge&ccedil;mişin geleceğin &uuml;zerine etkisi yok.&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Hayır, var! Bana kahraman diyorsun ve beni buradan &ccedil;ıkarmak istiyorsun, &ouml;yle mi?&rdquo; Zahir delirmiş gibi adama baktı. &ldquo;Kahramanın (!) kahramanı olmak istiyorsun yani!&rdquo;</b></p>
<p><b>&ldquo;Hayır, ben-&ldquo; Zahir telaşla konuşan adamın s&ouml;z&uuml;n&uuml; kesti. &ldquo;Beni dinle kahraman. Bir kahraman olarak doğsan da bir kahraman olarak &ouml;lmek zorunda değilsin. Boş ver. Kendi hayatına d&ouml;n.&rdquo; </b></p>
<p><b>Orta yaşlı adam bir s&uuml;re sessiz kaldı. Sakince &ldquo;Bak evlat,&rdquo; dedi. &ldquo;Senin yaptığın ger&ccedil;ekten b&uuml;y&uuml;k bir şeydi. Senin yerinde ka&ccedil; kişi olsa aynı şeyi yapardı? D&uuml;nyadaki milyarlarca insandan ka&ccedil;ı senin yaptığını yapardı? Ger&ccedil;ekten, b&ouml;yle y&uuml;ce bir sıfata layık olmadığını nasıl d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rs&uuml;n?&rdquo; </b></p>
<p><b>Zahir ela g&ouml;zlerini taş zemine sabitledi. &ldquo;Benim i&ccedil;in bedeli ağır oldu. Ama,&rdquo; dedi derin bir nefes almadan &ouml;nce. &ldquo;Ama en azından masum bir gen&ccedil; kız hayatına devam edebiliyor.&rdquo; </b></p>
<p><b>Orta yaşlı adam h&uuml;z&uuml;n dolu g&ouml;zlerle, resmen &ccedil;ıkmamak i&ccedil;in direnen bir sesle ve bilinen acı ger&ccedil;eklerle konuştu. &ldquo;Aslında tam olarak &ouml;yle değil.&rdquo; </b></p>
<p><b>Elektrik &ccedil;arpmış gibi hızla başını kaldıran esmer gen&ccedil; &ldquo;Ne demek istiyorsun?&rdquo; diye sorunca adam el mahk&ucirc;m anlatmaya başladı. </b></p>
<p><b>&ldquo;O kız, yani Gamze, hayatına eskisi gibi devam edemiyor.&rdquo; Nefesi tıkanan adam g&ouml;mleğinin iki d&uuml;ğmesini a&ccedil;tı ve elleriyle kendine yelpaze yaptı. &ldquo;Kızın annesi ona &lsquo;Ahl&acirc;ksız!&rsquo; diyerek evden attı. Sana aşık olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. Mahalle de bunu duyunca zavallıya barınma şansı vermedi. Bilirsin o geri kafalı insanları. Biraz...&rdquo; G&ouml;bekli adam devam etmeye g&uuml;&ccedil; bulamadı. </b></p>
<p><b>&ldquo;Şimdi o kızın başı dertte, değil mi?&rdquo; Soruya karşılık verilen tepki şu oldu: &ldquo;Ne yazık ki evet. Dahası da var. Kızı almak isteyen bazı aileler bu durumdan faydalanabilir. Teyzem orada oturuyor. Ondan biliyorum.&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Ziyaret zamanı hayli hayli doldu. Hadi, sonra g&ouml;r&uuml;ş&uuml;rs&uuml;n&uuml;z.&rdquo; Polisin sesiyle kel adam hareketlendi. </b></p>
<p><b>O sırada &ccedil;ok kısık bir sesle Zahir &ldquo;Kurtulacağım,&rdquo; dedi. &ldquo;Kurtulacağım ve o kızı kurtaracağım.&rdquo; </b></p>
<p><b>Bu s&ouml;zleri duyamayan, polis eşliğinde binadan &ccedil;ıktı ve evine doğru yol aldı. </b></p>
<p><b>Damarlarında &acirc;deta lav akan yangın g&ouml;zl&uuml; gencin i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;k bir patlamayı tetiklediğinin farkında değildi. Adalet isteğinin onu cayır cayır yakan tarifsiz hissi durmasını engelleyecekti. </b></p>
<p><b>&Ouml;ylesine dalgındı ki h&uuml;cresine g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hissedememişti bile. </b></p>
<p><b>Hayatında hi&ccedil; duymadığı kadar &ccedil;ok &ldquo;Kahraman&rdquo; s&ouml;zc&uuml;kleri beyninde atlı karınca gibi d&ouml;nerken binlerce ka&ccedil;ış planıyla uyuyakaldı. </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>~ </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><i><span style="text-decoration: underline;">1 Ay Sonra</span> </i></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Gen&ccedil; adam &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n ferah kokusunu i&ccedil;ine &ccedil;ekti. Evet, havanın değil &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n. H&uuml;crede olduğu vakit bu taze nefeslerden gelen tadın, y&uuml;z&uuml;nde r&uuml;zgarın kuvvetini hissetmenin, sa&ccedil;larının u&ccedil;uşması sırasında g&ouml;zlerini kapatıp istediği yere koşabilmenin aslında ne kadar kutsal olduğunu &ouml;ğrenmişti. </b></p>
<p><b>Doyasıya koşup eğlenirken bir ağacın altında bol kıyafetleriyle duran sarışın kız dikkatini &ccedil;ekti. </b></p>
<p><b>Bu Gamze&rsquo;ydi! </b></p>
<p><b>Onu g&ouml;ren gen&ccedil; kız hemen yerinden kalktı. En romantik aşk filmlerine taş &ccedil;atlatacak bir şekilde Zahir&rsquo;in boynuna atladı. </b></p>
<p><b>Şaşıran Zahir bir eliyle kızın belini tutarken diğer elini &ouml;ylece havada oynatıyordu. &Ccedil;aresiz hali ger&ccedil;ekten g&ouml;r&uuml;nmeye değerdi. </b></p>
<p><b>&ldquo;Sonunda &ccedil;ıkmışsın!&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Evet, &ccedil;ıktım.&rdquo; Sessizce s&ouml;ylediklerini duyan gen&ccedil; kız neşesinden &ouml;d&uuml;n vermezken gelen soru ile y&uuml;z&uuml; d&uuml;şt&uuml;. </b></p>
<p><b>&ldquo;&Ouml;zg&uuml;r m&uuml;s&uuml;n?&rdquo; </b></p>
<p><b>Bu sorunun onun i&ccedil;in anlamını sadece ama sadece yangın g&ouml;zl&uuml; gen&ccedil; biliyordu. Bahsettiği şey bambaşkaydı ancak bu kızın yanlış anlamasına izin verecekti. </b></p>
<p><b>&ldquo;Hayır,&rdquo; dedi aşağı b&uuml;k&uuml;len dudaklarıyla. &ldquo;Evden ka&ccedil;tım ge&ccedil;en hafta.&rdquo; Yutkundu iki gen&ccedil; aynı anda. &ldquo;Keşke yapmasaydın.&rdquo; Meydan okuyan g&ouml;zlerle karşılaşacağını hi&ccedil; tahmin etmemişti bunu sorarken. </b></p>
<p><b>&ldquo;Bence yapmalıydım.&rdquo; </b></p>
<p><b>Ela g&ouml;zlere kendini kilitleyerek bunları s&ouml;ylemesi karşısında eliyle ensesini oluşturan Zahir ne diyeceğini bilemiyordu. </b></p>
<p><b>&ldquo;Ama sana bir şey sormak istiyorum.&rdquo; Tek kaşını havalandırarak cevabı beklerken bir an Gamze bakakaldı. Sonra kendisini toparladı ve &ldquo;Başına a&ccedil;tığım işlerden sonra nasıl yanımda durabiliyorsun?&rdquo; diyerek uzun zamandır i&ccedil;ini yiyip bitiren kurdu farklı şekilde d&ouml;kt&uuml;. </b></p>
<p><b>&ldquo;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen masumdun, ben de kahraman.&rdquo; Hafif bir g&uuml;l&uuml;mseme belirdi y&uuml;z&uuml;nde. Bir de g&ouml;z&uuml;ndeki o iz olmasa tam olarak bir sempatikti şu an. </b></p>
<p><b>Bir anda ellerini kavrayan ellerle şaşkına d&ouml;nd&uuml;. Ufuklarda kaybolan denizin rengine benzeyen g&ouml;zler ona c&uuml;retk&acirc;r ifadesiyle bakıyordu. </b></p>
<p><b>&ldquo;Sence neden elini tutuyorum?&rdquo; </b></p>
<p><b>&Ccedil;ıt &ccedil;ıkmadı. </b></p>
<p><b>Kuşlar bile &ouml;tmedi. </b></p>
<p><b>Bir u&ccedil;ak ge&ccedil;medi ya da bir kedi miyavlamadı. </b></p>
<p><b>Zaman durmuştu sanki. </b></p>
<p><b>Kendi sorusuna kendisi cevap veren gen&ccedil; kızın her dediğini &ccedil;ok iyi anlamamıştı ama anlayacağını da anlamıştı. Ya da anladığını sanmıştı. </b></p>
<p><b>&ldquo;Ellerini tutuyorsam u&ccedil;uruma d&uuml;şmemek i&ccedil;indi. G&uuml;neşte ıslık &ccedil;alan &ccedil;ocuklar i&ccedil;indi. Aslında tek kişi sayılmaz mı karanlıkta iki kişi?&rdquo; </b></p>
<p><b>Derin nefesi dudaklarından dışarı s&uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde anlık bir rahatlama hissetse de şu an &ccedil;ok kritik bir noktadaydılar. Kendini toparlamak i&ccedil;in birka&ccedil; saniyeliğine g&ouml;zlerini kapattı. A&ccedil;tığında yorgun fakat dik bir kadının bakışlarını ok gibi karşısındaki adama sapladı. </b></p>
<p><b>&ldquo;Ben senin i&ccedil;in sadece bir kurtarıcı mıydım?&rdquo; Gen&ccedil; adamın sorusuyla duraksadı. </b></p>
<p><b>&ldquo;Değildin.&rdquo; Yutkundu. Mavi g&ouml;zlerini ka&ccedil;ırdı. &ldquo;Değilsin.&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Sen bataklıkta olanların beni i&ccedil;lerine &ccedil;ekmesine engel olan lanetsin.&rdquo; Yine duraksadı. Kelimelerini se&ccedil;meye &ccedil;alışıyordu. &ldquo;Ama bu lanet g&uuml;zel bir lanet. Huzur veren, koruyan, g&uuml;venli bir lanet. Bu lanet benim y&uuml;z&uuml;mden bataklıkla savaşıyor. Bu lanet benim y&uuml;z&uuml;mden karanlıkla boğuşuyor. Şimdi ikimiz de karanlıktayız, kahraman.&rdquo; Son kelimesini hafif bir tebess&uuml;mle s&ouml;ylemişti. </b></p>
<p><b>&ldquo;Lanet...&rdquo; diye fısıldadı gen&ccedil; adam. G&ouml;zleri bir şey d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r gibi kısıldı. &ldquo;Huzur veren, koruyan, g&uuml;venli...&rdquo; Sarışın kızın dediklerini idrak etmeye &ccedil;alıştığını anlamıştı. &ldquo;Ama dikkat et Gamze, lanetler her şeye rağmen tehlikelidir. G&uuml;neşte ıslık &ccedil;alan &ccedil;ocuklar seni bir parka g&ouml;t&uuml;rs&uuml;n. Lanetler bataklığa değil...&rdquo; </b></p>
<p><b>Y&uuml;z&uuml;n&uuml; ekşitti. &ldquo;&Ccedil;ocukları hi&ccedil; sevmedim şu an. Ne var ki bataklıkta azıcık &ccedil;amur banyosu yapsam?&rdquo; </b></p>
<p><b>Dudağının kenarı kıvrıldı Zahir&rsquo;in. &ldquo;&Uuml;zg&uuml;n&uuml;m ama &ccedil;amur kurursa kaşındırır. Hi&ccedil; &ccedil;ubuk falan arama o zaman. Hepsini yakacağım.&rdquo; Sarışın kızın y&uuml;z&uuml; g&uuml;ld&uuml;. Kıkırdayarak &ldquo;Cani!&rdquo; dedi. Telefonu &ccedil;aldığında dudağını ısırarak &uuml;zerinde yazan isme baktı. </b></p>
<p><b>G&ouml;zlerini acıyla kapattı. &ldquo;Gitmeliyim.&rdquo; </b></p>
<p><b>Ve Zahir&rsquo;i orada bırakıp gitti. </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>~ </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Sokaklardan ge&ccedil;en konvoy kimseye rahat vermiyordu. Araba sesleriyle uyanan zavallılardan biri de esmer gen&ccedil; adamdı. D&uuml;ğ&uuml;n aklına geldiğinde y&uuml;z&uuml; asıldı. </b></p>
<p><b>Oyalanarak evden &ccedil;ıktığında d&uuml;ğ&uuml;n salonu g&ouml;z&uuml;ne &ccedil;ok uzak g&ouml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Oflaya puflaya bir taksi &ccedil;ağırdı. &Ccedil;ıtını bile &ccedil;ıkarmadan camdan dışarısını, gri şehrin c&uuml;mb&uuml;ş&uuml;n&uuml; izledi. Aksi bir tavırla taksiciye &uuml;cretini verdikten sonra kapısı s&uuml;sl&uuml; salondan i&ccedil;eri girdi. </b></p>
<p><b>&ldquo;Operasyon başladı.&rdquo; </b></p>
<p><b>Rahat rahat sandalyelerden birine oturdu. Hareketlerinin doğal olmasına dikkat ediyordu. İnsanlarla sohbet ediyor, gelin ve damadı beklerken sıkılmış &ouml;ylesine biri gibi g&ouml;z&uuml;kmeye gayret ediyordu. </b></p>
<p><b>Elektrik kesilip her yer kararana kadar... </b></p>
<p><b>Hemen kalabalıktan sıvışarak &uuml;st kata fırladı. Gelin odasını a&ccedil;ması ve Gamze&rsquo;nin &ccedil;ığlık atması bir oldu. </b></p>
<p><b>&ldquo;Zahir!&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Gamze, gidiyoruz.&rdquo; Bembeyaz kesilmişti gelinliğinin i&ccedil;inde. Dudakları titriyordu ama karanlıktan g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu. </b></p>
<p><b>&nbsp;&ldquo;Sen nasıl-?&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Benim kulağıma her şey gelir.&rdquo; </b></p>
<p><b>Gen&ccedil; kızın elini kavradı. Acil durum merdiveninden aceleyle iniyorlardı. Diğer kapılar kilitli olduğu i&ccedil;in başka kimseyle karşılaşmadılar ama acele etmeliydiler. </b></p>
<p><b>Arka kapıdan &ccedil;ıktıklarında Zahir hemen kıza paltosunu verdi. Adım seslerini duyunca kapının kenarına sindiler. </b></p>
<p><b>&ldquo;Bir ses duydun mu?&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Kedidir.&rdquo; </b></p>
<p><b>B&ouml;ylece yine sıyırdıklarında saklandıkları yerden &ccedil;ıktılar. Hemencecik diplerine gelen arabanın ışığı bir s&uuml;re k&ouml;r olmalarına sebep olsa da hızlı hızlı arabaya bindiler. Işıklar gelmişti. Artık &ccedil;ok dikkatli olmaları gerekiyordu. </b></p>
<p><b>&ldquo;Gamze, kafanı eğ!&rdquo; İnsanlarının bir kısmı kapının &ouml;n&uuml;nde birikmişti ve bir arabanın i&ccedil;inde d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;nde olması gereken gelin ile yabancı bir genci bir arada g&ouml;rmeleri pek iyi olmazdı. </b></p>
<p><b>Gen&ccedil; kız nefesi kesile kesile kendini aşağı atabilmişti. Bir anda kafasında &ccedil;akan şimşekler ile Zahir&rsquo;e d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;Arabayı kim kullanıyor?&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Ben, ufaklık.&rdquo; </b></p>
<p><b>Orta yaşlı adamın g&uuml;l&uuml;msemesi ile şok ge&ccedil;iren gen&ccedil; kız konuşamıyordu. Dili &ccedil;&ouml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde sordu: &ldquo;Siz bunları ne ara planladınız?&rdquo; </b></p>
<p><b>Birbirlerine imayla bakan iki erkek kıs kıs g&uuml;ld&uuml;ler. </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><b><i>2 G&uuml;n &Ouml;nce </i></b></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Zahir Yalın Yelkovan kapısının inletilmesiyle uyandı. Gelenin gelmişine ge&ccedil;mişine s&ouml;verken karşısında o g&uuml;n sokakta olan g&ouml;bekli adam yani Atakan ağabeyi g&ouml;rmeyi pek beklemiyordu. </b></p>
<p><b>&ldquo;Zahir, oğlum, hi&ccedil; iyi şeyler olmuyor!&rdquo; Adamın telaşı her halinden belliydi. Ne olmuştu ki? </b></p>
<p><b>&ldquo;Ne oldu ağabey?&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Gamze&rsquo;yi evlendiriyorlar!&rdquo; Duyduğu karşısında Zahir neredeyse yere yuvarlanıyordu. Hayal g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. </b></p>
<p><b><i>&Ouml;yle deli gibi film izleyip gecenin bir yarısı uyursan b&ouml;yle karabasanlar &ccedil;&ouml;ker &uuml;st&uuml;ne Zahir efendi,</i></b><b> diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. </b></p>
<p><b>Kendisine &ccedil;imdik attığında canı adam akıllı yanmıştı. Dehşetle ger&ccedil;ek d&uuml;nyada olduğunu anladı. Jeton yeni d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. </b></p>
<p><b>&ldquo;NE?&rdquo; </b></p>
<p><b>&ldquo;Duydun işte! Kızı zorla evlendiriyorlar. Herif otuzunun sonlarında mı neymiş.&rdquo; </b></p>
<p><b>Sinirden y&uuml;z&uuml; g&ouml;z&uuml; kızarmıştı. </b></p>
<p><b>&ldquo;Eh, bu kızın şimdi bir Tom Holland&rsquo;a, Chris Evans&rsquo;a ve &ouml;b&uuml;r adını hatırlamadığım s&uuml;per kahramanları oynayan oyunculara mı ihtiyacı var yoksa tarakların d&uuml;şmanı, korsanların dostu Kahraman Adam Zahir Yalın Yelkovan&rsquo;a mı?&rdquo; </b></p>
<p><b>Zahir kaşlarını &ccedil;attı. &ldquo;İyi dedin. Hadi şu son kez bir kahramanlık yapıp şu lakaptan kurtulayım.&rdquo; </b></p>
<p><b>Atakan ağabeyi ağzının i&ccedil;inde s&ouml;ylendi. &ldquo;Sendeki kafayla daha &ccedil;ok hayat kurtarırsın sen akıllım.&rdquo; </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><b><i>Şimdi </i></b></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>&ldquo;Oha!&rdquo; </b></p>
<p><b>Zahir kendini beğenmiş ifadesiyle sırıttı. &ldquo;Kızım sen bizi boş beleş adam mı sandın?&rdquo; </b></p>
<p><b>Gamze omuz silkti. &ldquo;Valla bu kadar ileri gidebileceğinizi d&uuml;ş&uuml;nmemiştim.&rdquo; Dudaklarını &ldquo;Vay be!&rdquo; der gibi b&uuml;zd&uuml; ve başını hafif&ccedil;e salladı. </b></p>
<p><b>Atakan ağabey jilet hızında gen&ccedil; kıza d&ouml;nd&uuml;. &ldquo;D&uuml;ğ&uuml;nden gelini ka&ccedil;ırmak ileri gitmek miymiş?&rdquo; </b></p>
<p><b>İki gen&ccedil; yalnızca g&ouml;z devirdi. Sarışın kız başını gri şehri yansıtan cama yasladı ve g&ouml;z&uuml;n&uuml; yumdu. &ldquo;Ee? Nereye gidiyoruz?&rdquo; Kısık sesle olan sorusuna Zahir cevap verdi. </b></p>
<p><b>&ldquo;Sancaktepe&rsquo;de idare eder bir evi var kardeşimin. Tatil i&ccedil;in yurt dışında. Evini kullanmamıza izin verdi.&rdquo; </b></p>
<p><b>Gen&ccedil; kızın beyaz, &ccedil;illi y&uuml;z&uuml;n&uuml; allar kapladı. Kızarıklık boynuna kadar indi fakat karanlık t&uuml;m&uuml;n&uuml; gizlemişti. Utancından titreyen sesiyle &ldquo;Nasıl teşekk&uuml;r edeceğimi bilmiyorum. Hayatımı tekrar kurtarıyorsunuz.&rdquo; </b></p>
<p><b>Tombul adam arabayı s&uuml;rerken dikiz aynasından Gamze&rsquo;ye sert sert baktı. &ldquo;O -uz ekini at bakayım. Yoksa elinden &ccedil;ekeceğin var.&rdquo; </b></p>
<p><b>Ona yan yan baktı Zahir. Gen&ccedil; kız hemen &ccedil;ıkıştı. &ldquo;Sizi es ge&ccedil;emem!&rdquo; </b></p>
<p><b><i>Bu konu uzadık&ccedil;a uzar,</i></b><b> diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; bıkkınca. Ger&ccedil;ekten de konu uzadı da uzadı. </b></p>
<p><b>G&ouml;zleri tartışmanın yarattığı seslerle kapandı. Derin bir i&ccedil; &ccedil;ekti. Bir bakmış, uyuyakalmış! </b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><b><i>Gamze Hira Ayg&uuml;z</i></b></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Hayatını defalarca kurtaran bu adama borcunu nasıl &ouml;deyeceğini hi&ccedil; bilmiyordu. </b></p>
<p><b>O i&ccedil;erideyken başına gelenleri hatırlamamaya &ccedil;alıştı. İhtiyar annesi k&uuml;sm&uuml;şt&uuml; ona. Kardeşleri suratına bakmıyordu. Sokağa &ccedil;ıkamaz h&acirc;le gelmişti. Herkes onun sevdalısının babasını &ouml;ld&uuml;rmesini konuşuyordu! Mahallelinin diline d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Sonra o koskoca adamın gelip onu istemesi, nişan, d&uuml;ğ&uuml;n hazırlıkları derken... Titreyerek kendine geldi. O g&uuml;nler geride kalmıştı artık. </b></p>
<p><b>Şof&ouml;r koltuğundaki tombul adama da minnettardı. Korkun&ccedil; bir kaderden ka&ccedil;masına yardımcı oluyordu sonu&ccedil;ta. Fakat kafası durmuştu. Bundan sonra nasıl devam edecekti? </b></p>
<p><b>Zahir kıpırdandı, bir şeyler mırıldandı. Yeniden ona d&ouml;nd&uuml;. Y&uuml;z&uuml;ndeki yara izine baktık&ccedil;a i&ccedil;i acıyordu. B&uuml;y&uuml;k bir g&uuml;nahk&acirc;r olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmeye başlamıştı. Kendi salak hayatı başkalarına da dokunuyordu. </b></p>
<p><b>&ldquo;O kafacığından neler ge&ccedil;tiğini tahmin edemiyorum mu sanıyorsun?&rdquo; </b></p>
<p><b>Tonton amcanın sesiyle g&ouml;zleri o şefkat akan bakışların kaynağına d&ouml;nd&uuml;. Neredeyse kirpiklerine kadar kızardı. Sesi utan&ccedil;tan titriyordu. &ldquo;Bu olanların t&uuml;m&uuml; benim su&ccedil;um, efendim. Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok mah-&rdquo; S&ouml;z&uuml; sert&ccedil;e kesildi. &ldquo;Senin g&uuml;nahın neymiş bakayım? Hadi s&ouml;yle bana, neydi kabahatin?&rdquo; </b></p>
<p><b>Ellerini sıkıca kenetledi, saklandığını fark etti. Yutkundu, dilini dudağında gezdirdi ancak &ccedil;ok ayıp bir şey yapıyormuş gibi bunu hemen kesti. &ldquo;Annem uyarmıştı. Geceleri tenhada dolanmayacaktım. Sizin başınızı da yaktım.&rdquo; </b></p>
<p><b>Adam neşesiz bir kahkaha attı. &ldquo;Al&acirc;kası yok! Kabahat o kahrolasıca adam ve -&uuml;zg&uuml;n&uuml;m ama- babandı. Biz de kendi isteğimizle bu işe bulaşık. Bu arabada bir su&ccedil; varsa bile senin değil.&rdquo; </b></p>
<p><b>Kendisini ikna olmuş hissetmiyordu. D&uuml;ğ&uuml;n topuzundan kurtulan birka&ccedil; sertleşmiş sa&ccedil; telini parmağına dolandı. G&ouml;zleri boşluğa dalmıştı. Sa&ccedil;ı &ouml;ylece d&ouml;nd&uuml;r&uuml;p duruyordu. </b></p>
<p><b>Uzun -&ccedil;ok uzun- bir sessizlik oldu. Tek ses araba motorunun rahatsız edici g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;ne karışan r&uuml;zgarın melodisiydi. Bir de Zahir&rsquo;in m&uuml;zik misali nefesleri vardı. Nefes sesleri değil, nefesiydi m&uuml;zik. Onun, onların rahat&ccedil;a nefes alıp verdiğini bilmek bile gen&ccedil; kıza bir m&uuml;zikti. Dudağı hafif&ccedil;e yukarı kıvrıldı, sonra hemen eski halini aldı. O minik hareket bile yanağını acıtmıştı. </b></p>
<p><b>&rdquo;S&ouml;ylesene,&rdquo; dedi Atakan amca. &ldquo;Aradan ne kadar zaman ge&ccedil;ti. O s&uuml;re i&ccedil;inde talipleri geri &ccedil;evirmeyi nasıl başardın?&rdquo; </b></p>
<p><b>Bu soru cidden sıkıntıydı. </b></p>
<p><b>"Duyunca benim bir cani olduğumu d&uuml;ş&uuml;neceksiniz." diye mırıldandı. S&uuml;ng&uuml;s&uuml; d&uuml;şm&uuml;ş gibi bir hali vardı.</b></p>
<p><b>Adamın suratında bir&nbsp; "Hadi canım!" ifadesi vardı. Alayla dikiz aynasından kıza baktı. "Sen ve cani olmak?" Elini havada savurarak "Atıyorsun!" dedi.</b></p>
<p><b>Dudaklarını yanlış bir şey yapmış gibi b&uuml;zd&uuml;. "Gelen adamların &ccedil;ayına m&uuml;shil kattım." Y&uuml;z&uuml; kasıldı, g&uuml;lmemek i&ccedil;in&nbsp; kendini zor tutuyordu.</b></p>
<p><b>Onun yerine adam bol bol g&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. G&uuml;r kahkahası arabanın i&ccedil;ini doldurmuştu. Zahir huzursuzca kıpırdandı. "Suya m&uuml;shil katmak, ha! Nasıl geldi aklına?" diye bağırdı zar zor. Y&uuml;z&uuml; kıpkırmızıydı. Araba hafif zikzaklar &ccedil;iziyordu.</b></p>
<p><b>Gamze ne olur ne olmaz kemerine tutundu. "Bir kitapta okumuştum." Adam kısık sesle yine g&uuml;ld&uuml;. "Ş&uuml;phelenmediler mi peki?"</b></p>
<p><b>Gen&ccedil; kızın pembeleşen suratı bir g&uuml;l&uuml;c&uuml;kle ta&ccedil;landı. "Annem m&uuml;shil mi biliyor? Tek bildiği kızını istemeye gelen taliplerin g&uuml;zelim koltuklarına işediği!" İkisi birden bir kahkaha akımına kapıldı, Zahir'in &ccedil;ığlığıyla son buldu.</b></p>
<p><b>Sarı gelin endişeyle gence d&ouml;nd&uuml;. Yaralı y&uuml;z&uuml;nde ter birikmişti. G&ouml;zleri kapalı, inleyip duruyordu. "Hayır, hayır, hayır, hayır! Geri &ccedil;ekil, l&uuml;tfen, geri &ccedil;ekil! Koş! Ka&ccedil;!"</b></p>
<p><b>Hi&ccedil;bir şey anlamayan Gamze, Atakan amcaya baktı. "Neyden bahsediyor?"</b></p>
<p><b>Tonton adam h&uuml;z&uuml;nle arka koltuğa baktı. "Sana o izin nasıl oluştuğunu sorsam ne derdin?"</b></p>
<p><b>Bir s&uuml;re duraksadı gen&ccedil; kız. Bir elini artık iyice ağır hissettiren y&uuml;z&uuml;ne g&ouml;t&uuml;rd&uuml; ve yanağını sildi. Eli fond&ouml;tene bulanmıştı. Umursamadan bembeyaz gelinliğine sildi elini. Minik ve şefkatli g&uuml;l&uuml;msemesiyle "Başka kurtarışlar yaparken Joker gelip onu aralarına katmaya &ccedil;alışmış ama kolu bozuk olduğundan eli titremiştir derdim." dedi.</b></p>
<p><b>Dikiz aynasından o da hafif&ccedil;e g&uuml;l&uuml;msedi. Sonra g&uuml;l&uuml;msemeler kendilerini ay&ccedil;i&ccedil;eği tarlalarına bıraktı. "Ben bir taksiciyim. İşim gereği belirli yerlerde &ccedil;ok gezerim. Zahir'i bazı vukuatlarından tanıyordum. Sen ilk değilsin ve son olmayacaksın elbet." Derin bir i&ccedil; &ccedil;ekerek devam etti. "Bunu yapmasının sebebi &ccedil;ok eski bir olaydan dolayı kendini su&ccedil;laması. Oysa hi&ccedil; su&ccedil;u yoktu ki." Arabayı yavaşlattı, aksi takdirde aşırı hızdan &ouml;leceklerdi.</b></p>
<p><b>Gamze iyicene dikkat kesildi. Bir yandan Zahir'i sabit tutmaya &ccedil;alışıyordu d&uuml;şmesin diye. Atakan amca başladı hikayeye. "O daha 15 yaşındayken annesiyle babasının bulunduğu araba gencecik bir kıza &ccedil;arpmıştı. Sen de 18, ben diyeyim 20 yaşında. Annesi orada &ouml;ld&uuml;. Babası arabayı kullanırken hem alkoll&uuml;ym&uuml;ş hem de aşırı hız yapmış. 14 yıl hapis yedi. O kız &ouml;ld&uuml; ya, bir anda kadınların kahramanı oluverdi. Ben taksiyle dolanırken hep g&ouml;z&uuml;m kayardı. Millete yardım edip duruyor. O nezaretteyken kesinkes anladım, kendisini su&ccedil;luyor. Hayır, neden bilmiyorum? Babası dikmiş şişeyi, basmış gaza, kıymış o canlara! Kendisi arka koltukta uyuyormuş, camlar par&ccedil;alanınca y&uuml;z&uuml;n&uuml; kesmiş."</b></p>
<p><b>Atakan amca h&acirc;l&acirc; kendi kendine Zahir'in masum olduğunu kanıtlamaya &ccedil;alışırken Gamze &ccedil;ok ayrı d&uuml;nyalara dalmıştı.</b></p>
<p><b>Bu gen&ccedil; de iki insanın yavrusuydu ve o da ailesinden -muhtemelen- memnun değildi. Onun bazen insan olduğunu unutsa da ger&ccedil;ekten insandı. Hata yapmayan bir insandı fakat. Başkalarının yaptığı hataları kendi &uuml;st&uuml;ne y&uuml;kleyen, kendi su&ccedil;uymuş gibi bunu telafi etmeye &ccedil;alışan biri&hellip; Haritada kendi noktasını belirleyince başkasına yardım etmek i&ccedil;in rotasını değiştiren, yery&uuml;z&uuml;ne cennetin hediyesi olarak g&ouml;nderilen bir melek. </b><b><i>Yemişim Tom Holland'ı, Chris Evans'ı, Chris Hemsworth'u ya da&hellip; Neyse işte, hepsine bin basar bu Zahir, </i></b><b>diye d&uuml;ş&uuml;nmeden edemedi. Oysa bu saydığı isimlere bayılırdı ancak ger&ccedil;ek hayattaki bir sivil kahramanın g&ouml;mleği bir iki nakış dolayısıyla pahalıydı.</b></p>
<p><b>Arabanın aniden durmasıyla o da hayal d&uuml;nyasından ayrıldı. "Ne oldu?" diye korkuyla sordu. Belki de evleneceği adam -Ahmet, Mehmet, Mahmut ya da Ahmut- basmıştı. Ya da annesi eline almış t&uuml;feği arabaya doğrultmuş vaziyetteydi? Veya ağabeyleri de gelmiş olabilirdi, babasının k&uuml;&ccedil;&uuml;k minyat&uuml;rleri! Belki de, gen&ccedil; kızın y&uuml;reğini korkuyla dolduran o d&uuml;ş&uuml;nce, babası dirilmiş emektar tabancasını doğrultmuş o manyak bakışlarını bu tatlı adama dikiyordu. Gamze bayılmak &uuml;zereydi.</b></p>
<p><b>"Koyun s&uuml;r&uuml;s&uuml; ge&ccedil;iyor!"</b></p>
<p><b>Neredeyse kahkaha atacaktı. Bu yaşananlar &ouml;yle sinirini bozmuştu ki&hellip; </b><b><i>O g&uuml;nler geride kaldı,</i></b><b> dedi kendi kendine. </b><b><i>Yeni bir hayata atılıyorum.</i></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><b><i>Zahir Yalın Yelkovan</i></b></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>İnsanlar cidden de adlarını yaşatıyordu.</b></p>
<p><b>Annesi karmaşadan ve belirsizlikten hoşlanmazdı. Her konu ş&uuml;pheye yer bırakmayacak kadar a&ccedil;ık ve d&uuml;zenli olmalıydı onun g&ouml;z&uuml;nde. Bu y&uuml;zden oğluna kendi i&ccedil;in "kuşkusuz, kesin" anlamları i&ccedil;in adını se&ccedil;mişti. Babası y&uuml;zeysel bir adamdı. Kabuk onun i&ccedil;in en &ouml;nemlisiydi. Eğlencesine d&uuml;şk&uuml;nd&uuml; ve gerek işte gerek partide ortamın yıldızı olmayı severdi. O da "g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş, coşkun ve ışıltılı" kısmını almıştı bu y&uuml;zden. Fark etmeden oğullarını bir karmaşaya s&uuml;r&uuml;klemişlerdi. 12 yaşındayken ikisine de restini &ccedil;ekmiş ve "Hayal ettiğiniz kişi olmayacağım!" diye bağırarak odasına kapanmıştı. T&uuml;m sıfatları isminden atmış ve sadece "yardımsever" kısmını almıştı. Bir kelimenin bu kadar &ccedil;ok anlama gelmesi ne g&uuml;zeldi!</b></p>
<p><b>Yalın dedesinin ismiydi. Ona g&ouml;re bu ismin bir ruhu yoktu.</b></p>
<p><b>Ama onda en hoşuna gitmeyen şey soyadıydı. Sanki mahvolan yıllarını y&uuml;z&uuml;ne vuruyordu. Zamanının nasıl yitip gittiğini&hellip; Bazen merak ederdi akrep ve yelkovanın hangi sayılara gelince kalbinin atmayı bırakacağını. Fakat biliyordu ki başkaları i&ccedil;in yaşamaya devam etmeliydi. Kimsenin &ouml;m&uuml;rl&uuml;k hatası olmak istemezdi.</b></p>
<p><b>Okulda bir g&uuml;n lise &ouml;ğretmenleri bir soru sormuştu: Se&ccedil;ebilseydiniz nasıl bir ailede doğmayı se&ccedil;erdiniz?</b></p>
<p><b>Farklı farklı cevaplar gelmişti. Zengin, seksi, &ccedil;ikolata d&uuml;kkanı sahibi, mutlu, kendisine k&ouml;le, &uuml;nl&uuml; gibi milyon cevap yağmıştı. Kendisi o an ilk kez d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Ailesinden memnun muydu?</b></p>
<p><b><i>"Ben ailemi değiştirmezdim,"</i></b><b> Verdiği cevapla sınıf arkadaşları ve &ouml;ğretmen olduk&ccedil;a şaşırmıştı. Devamı gelince ise &ouml;ğretmeninin takdirini almıştı. </b><b><i>"&Ccedil;&uuml;nk&uuml; değişselerdi bug&uuml;n olduğum kişi olamazdım."</i></b></p>
<p><b>Bu y&uuml;zden isyanı kesti derhal. Olduğu kişiden elbette memnundu. </b><b><i>Sonu&ccedil;ta beyinler pazarda satılsaymış herkes kendi beynini alırmış,</i></b><b> diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Sonra kararında teredd&uuml;t etti. Kaza anını yeniden yaşamaya başlamasıyla i&ccedil;ini saran koyu katman ağırlaştı.</b></p>
<p><b><i>Arabadaydılar. Babası eğlenceden d&ouml;n&uuml;yordu. Deli gibi konuşup arada kahkahalar atıyor, elini kolunu sallayıp duruyordu. Annesinin g&ouml;zleri ağlamaktan şişmiş, g&ouml;z makyajı &ccedil;enesine kadar akmıştı. Kendisi yorgundu, kulaklarında kulaklıkla şarkı dinliyordu. Arada g&ouml;zleri hafif&ccedil;e kapanıyor fakat kulaklarında m&uuml;ziğin sesi susmuyordu. Biliyordu gelecek kasırgayı. Annesi hın&ccedil;la babasına d&ouml;n&uuml;p bir şeyler s&ouml;yledi. Duyamıyordu, sağırdı o. Babası &ouml;fkeyle karşılık verdi ve b&uuml;y&uuml;k kavga başladı. Annesinin ela g&ouml;zleri arada &ccedil;aresizce kendisine dokunuyordu. Onlarla karşılaşmamak i&ccedil;in g&ouml;zlerini kapattı. Sonra kulaklıkların i&ccedil;inden sızıp kulağına ulaşan bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml;, par&ccedil;alanan camlar, annesinin kendisini onun &uuml;st&uuml;ne atması&hellip; Kendisine az bu&ccedil;uk geldiğinde annesinin cesedini &uuml;zerinden &ccedil;ekmeleri, &ouml;len kız, polis ve ambulans sirenlerine karışmış korkulu bağırışlar derken karakolda ifadesi alınırken tir tir titremesi bile aklındaydı. Babasının kelep&ccedil;elenirken dudaklarından savrulan her k&uuml;f&uuml;r, kamera flaşları ve onu sorgulayan polisin delici bakışları kalbini ilk g&uuml;nk&uuml; gibi g&uuml;mb&uuml;r g&uuml;mb&uuml;r &ccedil;arptırıyordu. </i></b></p>
<p><b>Yine terlerin y&uuml;z&uuml;n&uuml;n ıslattığını, titreyen dudaklarının bir s&ouml;zc&uuml;k oluşturabilmek i&ccedil;in &ccedil;ırpındığını hissediyordu. Kalp krizi ge&ccedil;irmekten korkarcasına uyanmaya &ccedil;alışıyordu. G&ouml;z kapaklarına g&uuml;&ccedil; vermeye başladı. A&ccedil;ılsalar her şey bitecekti. Sonunda, yapış yapış bir his bırakarak g&ouml;zlerini a&ccedil;tı. Karşılaştığı flu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;den kurtulmak i&ccedil;in birka&ccedil; kez kırptı onları. Gamze endişeyle yumuşak ellerini sa&ccedil;larında dolaştırıyordu. Mavi g&ouml;zleri korkuyla g&ouml;zlerine dikili kalmıştı. Tam pembe dudakları aralanmıştı ki araba durdu.</b></p>
<p><b>"Hadi bakam, geldik!"</b></p>
<p><b>Ağır ağır sa&ccedil;larını karıştırdı ve arabadan &ccedil;ıktı. Aniden &ccedil;arpan r&uuml;zgarla titredi. Başını &ccedil;evirdi ve işte, karşısında annesinden kalan yazlık duruyordu. Yaz yağmuru hafif hafif onları ıslatıyordu. Bu rutubet kokulu evden kendini bildi bileli tırsmıştı ama şu an ona mahk&ucirc;mdular. Yaşam şartları bu kadar el veriyordu.</b></p>
<p><b>Kapıyı a&ccedil;an anahtarların şıngırtısı kulaklarında &ccedil;ınlarken h&acirc;l&acirc; sarhoş gibiydi.</b></p>
<p><b>Evin i&ccedil;ine attıkları bir adım, onların miladıydı.</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><b><i>7 Yıl Sonra</i></b></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>"Hazırlıklar tamam mı? Gamze'den fır&ccedil;a yemeyelim sonra!"</b></p>
<p><b>Arda'nın bağırışı t&uuml;m evde yankılandı. İnce ve tiz bir &ccedil;ığlığın ardından kafasına plastik bir bebek yemekten ka&ccedil;amadı.</b></p>
<p><b>Kafasını ovuştururken "K&uuml;&ccedil;&uuml;k cadı!" diye isyan etti. Zahir kucağında Hale ile birlikte sırıtıyordu. "Aman dikkat! Kurbağaya &ccedil;evirmesin seni." diye takıldı. Arda &ouml;fkeyle ona d&ouml;nd&uuml;. "Niye bu kızdan sopayı ben yiyip duruyorum?" </b></p>
<p><b>Arkasında ellerini g&ouml;ğs&uuml;nde kavuşturmuş bir Gamze bulmayı beklemeyen Arda'nın &uuml;rkmesiyle Zahir şen kahkahalara boğuldu. Sesi Zeus'u kıskandırabilirdi. Cidden, adamın kendine has bir b&uuml;y&uuml;s&uuml; vardı. "G&uuml;lme sen de! &Ccedil;akacağım bir tane o olacak Zahir!" Ona &ccedil;ıkışan Gamze y&uuml;z&uuml;nden ağzına fermuar &ccedil;ekti. "Sana gelince Arda efendi," diye b&uuml;y&uuml;k patlamanın girişini haber verdi. "İşine gelince pek g&uuml;zel seviyorsun </b><b><i>kızımı?</i></b><b>"</b></p>
<p><b>Arda soğuk terler d&ouml;kerek "Ya Gamze ben onu kastetmemiştim." dedi fakat Gamze diklenerek "Neyi kastettin?" diye cevabı yapıştırdı. Saklanacak delik arayan Arda birden eliyle pencereyi işaret etti. "Aa, kuş!" Gamze'nin refleks olarak d&ouml;nmesinin yarattığı fırsatla kanatlanıp u&ccedil;tu. Jet motoru da takmış olabilir tabii. İhtimalleri g&ouml;z ardı etmemek gerek.</b></p>
<p><b>Gamze ayağını yere vura vura Hale'yi sert&ccedil;e Zahir'in kucağından &ccedil;ekti. Resmen d&uuml;nyası başına yıkılmış gibi bakan adamın suratı sanat eseri diye galeride sergilenmeye değerdi. </b></p>
<p><b>"Bakma &ouml;yle! Barış gelene kadar bende kalacak kızım."</b></p>
<p><b>Zahir kedi gibi mırıldandı. "Ama benim bir şikayetim yoktu ki."</b></p>
<p><b>Gamze sa&ccedil;larını savura savura kucağında Hale'yle rengarenk olmuş salondan ayrıldı. 29 yaşına gelen Zahir, bu yılın hangi yıl olduğunu pencerenin parmaklıklarına bakınca tekrar hatırladı.</b></p>
<p><b><i>Babam 2 hafta sonra serbest kalacak,</i></b><b> diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; h&uuml;z&uuml;nle. Oysa hayatını &ccedil;ok g&uuml;zel kurmuştu.</b></p>
<p><b>Gamze, Barış adlı bir adamla 4 yıl &ouml;nce evlenmişti. 2 yıl sonra, Hale doğduğunda, 23 yaşına &ccedil;i&ccedil;eği burnunda bir anne olarak &uuml;niversiteyi bitirmişti. Şimdi bir makine m&uuml;hendisiydi. Kocası ise end&uuml;stri m&uuml;hendisiydi. Ağustos'un ortasında herkesi telaşla koşturmalarının sebebi neydi peki? Tabii ki k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızlarının doğum g&uuml;n&uuml;!</b></p>
<p><b>Gen&ccedil; kadının sinirinden en &ccedil;ok zavallı Arda nasipleniyordu. Kız bebek alerjisi olduğunu iddia ettiğinden beri kadın yakasından d&uuml;şm&uuml;yordu. Atakan amcanın oğlu olarak &ccedil;ok iyi kaynaşsalar da iletişimleri genellikle atışmaktan oluşuyordu.</b></p>
<p><b>Atakan amca demişken&hellip;</b></p>
<p><b>Zahir telaşla telefona sarıldı. "Alo! Zişan, amcam iyi mi?" Zişan ise Arda'nın ablasıydı. &Ccedil;ok daha otoriter bir karakter olarak rutinine evi kontrol edip Arda'nın yıkmadığından emin olmadan d&ouml;nm&uuml;yordu. Fakat son zamanlarda ziyaretleri epey seyrekleşmişti. Sebebi malum&hellip;</b></p>
<p><b>"Ne kadar olabiliyorsa o kadar iyi." Halsiz &ccedil;ıkan sesi Zahir'i endişelendirmişti. "Sen iyi misin?" Merakına karşın terslendi. "Yok, muhteşemim! Tepemde g&uuml;ller u&ccedil;uşuyor. Hatta o kadar iyiyim ki şimdi gidip kendi başıma horon tepeceğim!"</b></p>
<p><b>"Tamam, tamam, kızma hemen." diye s&ouml;ylendi. Zişan duraksadı, derin bir nefes aldı ve &ouml;z&uuml;r dilercesine devam etti. "Kusura bakma, sana patladım. Babam beni &ccedil;ıldırtıyor! Ameliyat olmaya bir t&uuml;rl&uuml; ikna edemedim. Deştirmezmiş kafasını!" Devamını getirirken sesi &ccedil;atladı. "Ger&ccedil;i doktorlar da geciktiğini s&ouml;yl&uuml;yor. Artık tek beklenen b-beyin &ouml;-&ouml;l&uuml;m&uuml;."</b></p>
<p><b>Telefon Zahir'in parmakları arasından kaydı. G&uuml;r&uuml;lt&uuml;yle yere d&uuml;şen telefonun sesi ev ahalisinin dikkatini &ccedil;ekmişti. Gen&ccedil; adam h&acirc;l&acirc; aynı pozisyondaydı.</b></p>
<p><b>"Ne oluyor?"</b></p>
<p><b>"Ulan Zahir, patlattın de mi o avizeyi? Seni hıyar!"</b></p>
<p><b>"Gitmeyin &uuml;st&uuml;ne, zaten 12'lik beyni var. Onu da yormamak lazım."</b></p>
<p><b>Gamze başını sallaya sallaya salona daldı. Kire&ccedil; gibi olan adamı g&ouml;r&uuml;nce endişesi katlandı. "Zahir, ne oldu?" Yanıt yoktu. &Ouml;ylece dikilmiş, yere bakıyordu. Gamze sesini daha da yumuşatarak "Kahraman, ne oldu s&ouml;ylesene!" dedi.</b></p>
<p><b>Zahir bomboş ela g&ouml;zleriyle ona d&ouml;nd&uuml;. K&uuml;t diye yere devrilmeden &ouml;nce "Atakan amca&hellip;" diye inledi.</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><b><i>Gamze Hira Demir</i></b></span></p>
<p><b><i></i></b></p>
<p><b>Durmadan &ccedil;alan telefondan gen&ccedil; kadına gına gelmişti. Y&uuml;zs&uuml;z ağabeyleri onu arayıp duruyordu. Kucağında oturan altın sa&ccedil;lı kızına baktı. Ne zorluklar &ccedil;ekmişti onu bug&uuml;nlere getirebilmek i&ccedil;in. Ondan &ouml;ncesi de vardı tabii. O kısım da zordu. Hem de bayağı zordu.</b></p>
<p><b>D&uuml;ğ&uuml;nden ka&ccedil;ışı tam bir skandal olmuştu. Kendi akrabalarıyla damadın akrabaları bir olmuştu. Ellerinde silahla t&uuml;m şehri arşınlamışlardı. Hatta bir ara gururlarını azıcık yenip polise bile gitmişlerdi ancak o anında en yakın karakola gidip tamamen kendi isteğiyle ka&ccedil;tığını s&ouml;yleyince hemen birka&ccedil; ay &ouml;nce reşit olmanın avantajıyla polisler aramayı bırakmış ve ailesine de aynısını yapmalarını tavsiye etmişti.</b></p>
<p><b>Bir g&uuml;n kendini kocası yapmaya &ccedil;alışacak olan adam bir mağazadayken onu bulmuş, anında gen&ccedil; kadını ka&ccedil;ırmaya kalkmıştı. Pek işe yaradığı s&ouml;ylenemez. O zamanlar o 'Zahir Yalın Yelkovan'ın koruması' altındaydı. (O kendini savunamadığı g&uuml;nlere kıl kaptığını dipnot olarak ge&ccedil;mek gerek.) 1 kilometre bile uzaklaşamadan onları bulmuşlardı. Gelen grubun garipliğini sadece kendisi algılayabilmişti: Zahir, Atakan amca, Arda ve Zişan. Bir kere olaya kardeşler karıştığında bayağı acayip oluyordu ortam. Mesela o g&uuml;n arabadan inerken Arda ve Zişan h&acirc;l&acirc; Zişan'ın kayıp yeşil elbisesinin Arda'nın i&ccedil; &ccedil;amaşırı &ccedil;ekmecesinden &ccedil;ıkmasını tartışıyorlardı. </b></p>
<p><b>Bir an aklına o sahne gelince &uuml;rperdi ve bebeğine daha sıkı sarıldı. O adam Zahir'i vurmuştu. Zişan'ın yolda polisi araması sayesinde adam şu an i&ccedil;erideydi. Zahir yere yığıldığı gibi polis sirenleri hepsini &ccedil;epe&ccedil;evre sarmıştı. Onun y&uuml;z&uuml;nden ka&ccedil; yara aldığını sayamıyordu. Aklına geldik&ccedil;e tırnağının ucundaki oje bile bembeyaz oluyordu ki beyaz ojeyi hi&ccedil; sevmezdi.</b></p>
<p><b>Damadın hapse girmesiyle ona bulaşmamaya başlamışlardı. Kendisi &uuml;niversiteye girene kadar elbet. Sonra bir sorgu sual başlamıştı. Eh, o geri kafalılar i&ccedil;in okuyan kızlar namussuz oluyordu okulda. Fakat onlara g&ouml;re zaten Gamze namussuz olduğum i&ccedil;in pek şaşırmamışlardı. Evet, kafa yapılarından iğreniyordu.</b></p>
<p><b>Sonra evlenmesi bayağı yankı uyandırmıştı. Telefonu susmadığı i&ccedil;in hepsini engellemişti ama bir şekilde ona ulaşmayı yine de başarmışlardı. En sonunda Barış &ccedil;&ouml;z&uuml;m yolu olarak hattını par&ccedil;alayana kadar s&uuml;rm&uuml;şt&uuml; bu.</b></p>
<p><b>Mezun olması ve Hale'ye hamile kalmasından sonrası şaşırtıcı şekilde sessiz ve sakindi. Hale doğunca herkes bir anda bebeğin fotoğrafını g&ouml;rme merakına d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. İkinci bir telefon alana kadar s&uuml;rm&uuml;şt&uuml; bu. Telefon numarasını bir şekilde buluyorlardı.</b></p>
<p><b>İşe girdiğinde herkes yalakası oluvermişti. Hele ağabeyleri&hellip; Bor&ccedil;larını &ouml;demesi i&ccedil;in gen&ccedil; kadına yalvarıyorlardı. Annesi "Ev al bana Gamze." diye başının etini şişiriyordu. Sırf annesi diye bir tanecik ev almaya g&ouml;nl&uuml; razı gelmişti. Tabii Zişan ve Zahir yıl boyu ona "Salak!" demiş, Arda ise ağladı ağlayacak ifadesiyle "Gitti paracıklar!" diye d&ouml;v&uuml;n&uuml;p durmuştu. Barış boş boş bakmış, Atakan amca ise bir şaşkınlık nidasıyla tepki vermişti. Hepsi &ouml;ylesine i&ccedil;tendi ki cidden kafasında bir sıkıntı olup olmadığını d&uuml;ş&uuml;nmeye başlamıştı.</b></p>
<p><b>Bir s&uuml;re sonra bulunan telefon numaralarının sırrı da ortaya &ccedil;ıktı. Hep aynı şubeden alıyordu hatları ve orada &ccedil;alışan kadın mahalledeki birinin kızıymış. Hatları verirken hepsini k&ouml;şeye not ediyormuş. O da salaktı tabii, anlamamıştı.</b></p>
<p><b>Şu sıralar Hale'nin doğum g&uuml;n&uuml; diye doğum g&uuml;n&uuml; kartları yağıyordu eve. Mahalle olmasa bile rehberinde bulunan herkes arayıp kızının doğum g&uuml;n&uuml;n&uuml; kutluyordu.</b></p>
<p><b>Bir zamanlar kırılgan bir gen&ccedil; kızdı. Cesur bir adama muhta&ccedil;, dokunsan ağlayacakmış gibi gezen, koşulsuz boyun eğen bir k&ouml;leydi.&nbsp; Şimdi kendini bulmuştu. &Ouml;zg&uuml;venliydi. Zahir artık kurtarıcısı değil arkadaşıydı. Herkese&nbsp; ufacık şeyler i&ccedil;in minnet dolu hissetmiyordu. Fikrini rahat&ccedil;a dile getirebiliyor, konuşabiliyordu. Aynaya her bakışında bug&uuml;nk&uuml; haliyle biraz daha gurur duyuyordu.</b></p>
<p><b>Ansızın bah&ccedil;eye bomba gibi d&uuml;şen bir par&ccedil;alanma sesiyle Hale'yi dadısına verdi ve eve koşturdu. Salona fırtına gibi daldığında bitmiş gibi bakan Zahir'le karşılaşmayı beklemiyordu. Endişeyle "Zahir, ne oldu?" dedi. Kıpırdamamıştı bile. Gamze sesini biraz daha iyi ayarlamaya &ccedil;alıştı. "Kahraman, ne oldu s&ouml;ylesene!"</b></p>
<p><b>Zahir'in donuk elaları mavilerine dikildi. Cansız sesiyle "Atakan amca&hellip;" diye inledi ve yere yığıldı.</b></p>
<p><b>"ARDA! BARIŞ!" diye k&uuml;kredi. Boncuk g&ouml;zlerinden birka&ccedil; damla intihar etti. Hemen televizyonun dibindeki kolonyaya koştu. O sırada Arda ile Barış da farklı kapılardan aynı anda i&ccedil;eri dalmıştı.</b></p>
<p><b>"Lan Zahir!"</b></p>
<p><b>"Acaba avize kafasına mı d&uuml;şt&uuml;?"</b></p>
<p><b>Arda h&acirc;l&acirc; Zahir'in kafasına bir t&uuml;rl&uuml; d&uuml;şemeyen avizenin derdindeydi.</b></p>
<p><b>"BAŞLAYACAĞIM AVİZENE!" Karı koca koro halinde k&uuml;kredi. Arda yutkunarak ikili ardında g&ouml;zlerini dolaştırdı. "Yabani &ccedil;ift sizi."</b></p>
<p><b>"ARDA!" Gamze kafayı sıyırıp sirtaki dansıyla Yunanistan'a yollamanın sınırındaydı.&nbsp; "Bayılmadan &ouml;nce 'Atakan amca&hellip;' dedi. Belli ki babandan bir haber gelmiş ama sen burada şebeklik peşindesin!" Arda'nın rengi birka&ccedil; ton attı. Titreyen sesiyle "Ben a-arabayı ha-hazırlayayım." dediğinde Gamze az bu&ccedil;uk yumuşamıştı. Kendisi babasını sevmiyor diye herkesi i&ccedil;in ge&ccedil;erli olacak diye bir kanun yoktu sonu&ccedil;ta.</b></p>
<p><b>Barış Zahir'i kucakladığında Gamze kızının tarafa umutsuz bir bakış attı. Sessizce "Ben Hale'yi alayım." diye mırıldandı.</b></p>
<p><b></b></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><b><i>2 Hafta Sonra</i></b></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Herkes karalara b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Ortamda derin bir acı h&uuml;k&uuml;m s&uuml;r&uuml;yordu. Zişan ve Arda'nın ağlamasını engellemek m&uuml;mk&uuml;n değildi. Bir banka oturmuş sessizce g&ouml;zyaşı d&ouml;ken Gamze'ye destek olan Barış hı&ccedil;kırıyor, kucağındaki minik bebek ise alakasız bir sebeple ciyak ciyak bağırıyordu. Zahir olduk&ccedil;a sessizdi. Kafasından ge&ccedil;enleri tahmin etmek m&uuml;mk&uuml;n değildi. Cenazede &ouml;ylece dikilmiş, tabutu sırtlanmış, mezara yerleştirilirken &ouml;ylece izlemiş ve sessizce duasını edip bir ağacın dibine oturmuştu. </b></p>
<p><b>Gelen geldi, giden gitti. Herkes baş sağlığı diledi, helvaları yiyip evlerine d&ouml;nd&uuml;. Sadece beş bu&ccedil;uk kişi mezarın başında kalmıştı bir hafta sonra. Bebek Hale &ccedil;ıkardığı g&uuml;r&uuml;lt&uuml;yle varlığını olduk&ccedil;a belli ettiğinden bir kişi, Zahir ise bedeninin yarısını 3 hafta &ouml;ncesinde bıraktığı i&ccedil;in yarım kişiydi.</b></p>
<p><b>Zahir'in&nbsp; durgunluğu olduk&ccedil;a dikkat &ccedil;ekiyordu. Tamam, ortamın gevezesi değildi ama en azından iki laf ederdi. Barış g&uuml;nlerdir i&ccedil;inde tuttuklarını s&ouml;ylemeye hazırdı artık. Derin bir nefes aldı ve elini gen&ccedil; adamın omzuna attı. "Zahir, " diye başladı s&ouml;ze. "Bak, anlıyorum Atakan amca i&ccedil;in &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yorsun ama sence de kendini toparlamaya &ccedil;alışman gerekmiyor mu? Zişan ve Arda bile bir c&uuml;mle s&ouml;yl&uuml;yorlar g&uuml;nde. Herkesin kahramanı olamazsın. O bakışı tanıyorum. Yine abudik gubudik bir sebeple kendini su&ccedil;luyorsun. Ama &ouml;l&uuml;m&nbsp; Allah'ın emri, kardeşim. Atakan amcanın&nbsp; hem yaşı vardı hem de t&uuml;m&ouml;r&uuml;. &Uuml;stelik gittiği yerde karısının yanında. Toparlan hadi artık."</b></p>
<p><b>Zahir durgun bakışlarını Barış'ın inat&ccedil;ı g&ouml;zlerine dikti. Kendisi de farkındaydı durumunun fakat elinde değildi işte.&nbsp; Eğer daha erken fark etseydi hastalığı belki tedavi yetişirdi. Ya da Atakan amcayı ikna etmeyi deneyebilirdi.&nbsp; Bir şekilde okun ucunu kendi g&ouml;ğs&uuml;ne doğrultmayı başarıyordu.</b></p>
<p><b>Diğer omzuna konan narin el ile başını diğer tarafa &ccedil;evirdi. Gamze mavi g&ouml;zleriyle ona g&uuml;&ccedil; vermek istercesine bakıyordu. Sonra bakışları parkta oynayan &ccedil;ocuklara d&ouml;nd&uuml;. O tatlı &ccedil;ığlıklar, g&uuml;l&uuml;c&uuml;kler, minik ağlamalar&hellip;</b></p>
<p><b>Gamze kulağına doğru fısıldadı.</b></p>
<p><b>"Bir kez olsun kendinin kahramanı ol."</b></p>
<p><b>Bozulmuş y&uuml;z&uuml;nde yeşeren minicik bir tebess&uuml;m.</b></p>
<p><b>"Deneyeceğim."</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Menekşe Kokusunda Saklı   (Tanıtım)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/menekse-kokusunda-sakli-tanitim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/menekse-kokusunda-sakli-tanitim</guid>
<description><![CDATA[ Bir yaşamın içinden mutlaka biri geçer iz bırakan ve iz bıraktıran. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f0589f2aa28.jpg" length="40390" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 25 Jan 2022 23:10:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Kurgu, yaşanmışlık, anı, yazmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; İnsan yaşanmışlıklarını yazabilir mi? Yoksa anlatmak daha mı kolaydır?&nbsp; Yoksa &ccedil;aresizlik miydi? İnsanı yazmaya, anlatmaya iten şey. Her ne sebeple olursa olsun insan ihtiya&ccedil; duyuyor i&ccedil;indekileri aktarmaya, yalnızlığa bu kadar muhta&ccedil; olup yine yanında birini isteyen bu insanoğlunu anlamıyorum &ccedil;oğu zaman.&nbsp; Aslında &ccedil;ocukken herşey &ccedil;ok basit ve kolaydı. Evet, &ouml;yleydi &ccedil;ocukken herşey iyi ve k&ouml;t&uuml; diye ayrılırken b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e, iyi ve k&ouml;t&uuml; ; menfaat, ihanet, yalan.. gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;k ama etkili maddelere ayrılıyor. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e daha &ccedil;ok anlayıp daha az sorun yaşayacağımı sanırdım ama b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e ve anladık&ccedil;a herşey aynı oranla b&uuml;y&uuml;yordu. Ve &ccedil;ocukluğumun en g&uuml;zel yanı &ouml;zel g&uuml;&ccedil;lere inancım. H&acirc;l&acirc; i&ccedil;imde umut yok değil hani, &ouml;zel g&uuml;&ccedil;ler var olabilir mi?&nbsp; Elimde tuttuğum deftere bakarken &ccedil;ocukken hep akıl okuma g&uuml;c&uuml;n&uuml; elde etmeyi istediğimi hatırladım. Sahi, insanların d&uuml;ş&uuml;ncelerini &ouml;ğrenmek onların akıllarına girmek hep istediğim ve hala istediğim birşey. Ki insanların d&uuml;ş&uuml;ncesine &ouml;nem vermem de buna etken sanırım. Ve ben 13 yaşlarında bıraktığım bu hayalimi elimde tutuyor gibiyim, bir defter, bir insan ve bir hayat sayesinde ben ge&ccedil;mişe ve o insanın d&uuml;ş&uuml;ncelerine gidebilecektim.&nbsp; Burdan &ccedil;ocukluğuma sesleniyorum, "Senin hayallerin hi&ccedil;bir zaman hayal olarak kalmayacak k&uuml;&ccedil;&uuml;k"...☘️</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaza Düğün Var</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yaza-dugun-var</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yaza-dugun-var</guid>
<description><![CDATA[ öykü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61eff3341813e.jpg" length="51638" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 25 Jan 2022 15:56:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Seslenen Yazılar Handan Kılıç</dc:creator>
<media:keywords>zaman, insan, öykü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Hanımefendi camı diyorum, a&ccedil;ar mısınız?</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">İyi &ccedil;alışmalar, buyrun memur bey!</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Kimlik numaranızı s&ouml;yler misiniz.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">150&hellip;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Biraz yavaş, tamam.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Hayırdır bir durum mu var?</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Yok yok, rutin kontrol.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Bizi de kontrol edecek misiniz memur bey?</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">İstiyorsanız edelim s&ouml;yleyin TCinizi</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">142</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Bir de ehliyetinize bakalım hanımefendi,</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Arabayı ben kullanıyorum, onunkine neden bakıyorsunuz ki?</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Ooo Ankara mı? İlk g&ouml;rev yerimdi Kalecik. Sonra merkez. Doğu derken ş&uuml;k&uuml;r memlekete d&ouml;nd&uuml;k.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Hayırlı olsun memur bey de rutine d&ouml;nsek.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Fethiye karışma istersen!</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Seval Hanım siz nerelisiniz. İnstagram kullanıyor musunuz?</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Memur bey işimiz bittiyse mesai saati bitmeden yetişmem gereken bir yer var da&hellip;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Ya dursana Fethiye memur beye eksik bilgi vermeyelim. Seval alt &ccedil;izgi sev sev</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Seval, işim var sonra ekleşirsiniz, kolay gelsin memur bey.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Ekledim Seval hanım, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">T&ouml;vbe t&ouml;vbe Seval, cidden ilgin&ccedil;sin.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Ya adam sana sorarken bile g&ouml;z&uuml; bendeydi yavaşladın ya karşıdan g&ouml;rd&uuml; beni, ondan &ccedil;ekti kenara. Diğer memur daha yakındı koşa koşa kendi geldi. Neden acele edip bahtımı kapatıyorsun? Otuz yaşındayım ve kapımda sıra yok, ekledim vallahi yakışıklı adamdı, hem işi de sağlam bak, seni bile mum etti karşısında.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Valla haklı Fethiye Abla. Ben durduğundan beri adamı izliyorum arkaya da uzattı kafayı bana da baktı g&uuml;ya da g&ouml;z&uuml; Seval&rsquo;deydi.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Ekledi bile kızlar, hadi hayırlısı bu yaza d&uuml;ğ&uuml;n var.</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">Handan Kılı&ccedil;</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :="">#handankılıc</p>
<p style="font-weight: 400;" data-original-attrs="{" :=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜNAHKAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/Dilara-Esen-%C3%9Cst%C3%BCnda%C4%9F-1549</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/Dilara-Esen-%C3%9Cst%C3%BCnda%C4%9F-1549</guid>
<description><![CDATA[ Elindeki ekmek poşeti bir ileri bir geri savrulurken içe içe olan kalabalık binaların arasından kaygısızca geçip gidiyor, uzun yürüyüşünün ardından topal bacağı artık onu taşımakta güçlük çektiği için oturması gerektiğinin sinyallerini veriyordu.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61eda35578cb9.jpg" length="41888" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 23 Jan 2022 21:59:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilara Esen Üstündağ</dc:creator>
<media:keywords>Günahkar, öğretmen, aşk, katil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><span>Elindeki ekmek poşeti bir ileri bir geri savrulurken i&ccedil;e i&ccedil;e olan kalabalık binaların arasından kaygısızca ge&ccedil;ip gidiyor, uzun y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;n&uuml;n ardından topal bacağı artık onu taşımakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ektiği i&ccedil;in oturması gerektiğinin sinyallerini veriyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Ağrısını unutmaya &ccedil;alışarak biraz daha ilerledi. Evine varmasına az kalmıştı. Tek isteği bir an &ouml;nce evine gitmek ve koltuğuna yayılıp planına kaldığı yerden devam etmekti.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kafasındaki şapkayı y&uuml;z&uuml;ne doğru &ccedil;ekiştirdi. Bu aralar fazlasıyla dikkatli olması gerekti keza t&uuml;m planları suya d&uuml;şebilirdi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kafasını sağa sola salladı. Bu hareketi i&ccedil; sesine olan cevabıydı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Derin bir nefes aldı ve k&ouml;şeden g&ouml;z&uuml;ne &ccedil;arpan evine aksak adımları ile vardı. Apartman kapısı ardına kadar a&ccedil;ıktı. Giriş kattaki dairesine seri hareketler ile girdi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Artık rahat bir nefes alabilirdi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kafasındaki şapkayı &ccedil;ıkartıp fırlattı. Salona doğru ilerlerken ekmek poşetini k&uuml;&ccedil;&uuml;k sehpaya bıraktı ve geniş koltuğuna yayıldı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>İ&ccedil;erisi sigara kokusundan ge&ccedil;ilmiyor, dumanı etrafa adeta pus &ccedil;&ouml;kt&uuml;rerek t&uuml;m hakimiyeti ele alıyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Umursamadı yaşlı adam. Neticede bu dert edeceği son şey bile değildi...<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Sıkıntıyla y&uuml;z&uuml;n&uuml; ovuşturdu. Fazlasıyla yorgun ve bitkindi. Biraz uyusa bir nebze kendine gelebilirdi. Yerine iyice yerleşen adam g&ouml;zlerini kapatacağı esnada karşıdaki koltuğun altından kendisine g&ouml;z kırpan alb&uuml;m&uuml; g&ouml;rd&uuml;.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>G&ouml;z&uuml;ne ilişen alb&uuml;m yaşlı adamı meraklandırmıştı. Yavaş hareketler ile yerinden doğruldu. Usulca ilerledi ve yerdeki tozlu alb&uuml;m&uuml; eline aldı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Daha kapağını a&ccedil;mıştı ki g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; fotoğraf ile olduğu yere &ccedil;&ouml;kt&uuml;.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Bir eli fotoğrafın &uuml;zerinde acelesizce gezinirken diğer eli dolan g&ouml;zlerini siliyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>G&ouml;zlerini dikkatlice fotoğraftaki y&uuml;zlerde gezdirdi. Birbirinden heyecanlı, saf bir masumluk ile dudaklarına konmuş tebess&uuml;mleri g&uuml;neşli havadan bile daha i&ccedil; a&ccedil;ıcı ve pir&uuml;pak idi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Bu g&uuml;zel y&uuml;zler onun &ouml;ğrencileriydi. Ve yanlarındaki y&uuml;z ise &ouml;ğrencilerinin yanında gururla duran tazecik bir &ouml;ğretmen...<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Bir hı&ccedil;kırık koptu boğazından. Eskimeyen ve değişmeyen tek şey fotoğraflardı. Ne yazık ki fotoğraftaki adam ile fotoğrafa bakan adam arasında aşılamayacak farklar vardı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&Ouml;nce ela g&ouml;zleri ile buluştu g&ouml;zleri. T&uuml;m canlılığı ve heyecanı ile bakan ela g&ouml;zleri şimdi o canlılığı silmiş g&uuml;zel g&ouml;zlerine yaşanmışlıkların acısını n&uuml;ksettirmişti.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Eski g&uuml;l&uuml;ş&uuml;n&uuml; şimdiki kayıpları g&ouml;lgelemiş,&nbsp; kumral sa&ccedil;larına d&uuml;şen aklar adamı &ccedil;&ouml;kertmişti. Dal gibi olan adam şimdi kilo almış ve kendini umursamayan bir adam olmuştu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Usulca d&uuml;şt&uuml; g&ouml;zyaşları. Ne acıdır kendimizi tanıyamayacağımız h&acirc;le getirmek...<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Bir sayfa &ccedil;evirdi yaşlı adam. Koca bir &ouml;mr&uuml;ne m&acirc;l olan fakat yalnızca iki parmağının ucunda bulunan bir sayfa...<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Ve olanlar oldu. G&ouml;zlerinden akan yaşlar bir anda kesildi. Yumuşayan kalbi tekrar nasır tutmuş sertliğine geri d&ouml;nd&uuml; ve g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; suret ile o katil yanı tekrar g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıktı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>T&uuml;m masumluğunu kaybeden yaşlı adam g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; suret ile i&ccedil;inde alevi harlanan bir ateşe durmadan odun atmaya başladı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Bu ateş onu yıllardır yakıyordu. Şimdi sıra onu yakanları yakmaya gelmişti!<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Sevdiği kadını elinden alan herkesi bir bir &ouml;ld&uuml;recekti! Bunun i&ccedil;in &ccedil;ok beklemiş ve nihayet amacına ulaşmıştı. İlk zaferini kazanmıştı bu adam. Şimdi sıra zaferini &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirmekti.</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Onu hor g&ouml;ren herkes şimdi onunla hesaplaşacaktı. Bu adamın kazandığını herkes g&ouml;recekti! Bu adam herkese g&uuml;n&uuml;n&uuml; g&ouml;sterecekti!<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Bu zavallı g&uuml;nahkar beden kazandığını zannederek kendisi ile beraber herkesi &ouml;ld&uuml;recek ve asıl kendisi ile olan savaşına yenik d&uuml;şecekti. Fakat bunu hi&ccedil;bir zaman anlamayacaktı...<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Yıllar &ouml;nceydi. İlk g&ouml;reve başladığı okulda g&uuml;zeller g&uuml;zeli meslektaşını g&ouml;rm&uuml;ş ve daha g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; an vurulmuştu ona. Hi&ccedil; unutmuyordu onu ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; anı. Siyah bir kalem etek ve siyah bir ceket giymiş, adeta bir kuğuyu andıran incecik boynuna kırmızı fularını bağlamıştı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>&Ouml;ğrencileri ile beraber g&uuml;l&uuml;p eğlenen kadın her ge&ccedil;en g&uuml;n biraz daha kazınmıştı adamın bi&ccedil;are y&uuml;reğine. Merhameti, sevgisi, s&uuml;z&uuml;le s&uuml;z&uuml;le ge&ccedil;ip giden endamı ile kor misali yakıyordu adamı. Ve bir g&uuml;n artık o kor i&ccedil;ine sığmaz olmuştu adamın.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Her şeyi g&ouml;ze alarak kadının karşısına &ccedil;ıkmış ve tek nefeste anlatmıştı ona olan duygularını. Derin bir sessizlik ve &ccedil;aresizlik i&ccedil;inde bir cevap beklerken nihayet istediği cevabı almıştı ay tenli Ayten'inden. Ayten de onu seviyordu. Bitmek t&uuml;kenmek bilmeyen hayalleri sonunda ger&ccedil;eğine kavuşuyordu. Artık yazdığı hayallerini yaşama sevinci ile buluşturacaktı ki &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkan engel ile ona g&uuml;len şansı arkasına bile bakmadan onu terk edip gitmişti.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Uzun s&uuml;re beraber olduğu sevdiği ile evlenme kararı almışlardı ki sevdiği kadının ailesi topal olduğu i&ccedil;in onu kızlarına yakıştırmamış ve bu evliliği onaylamamıştı. Gen&ccedil; aşıklar ne kadar dirensede ailenin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ememiş ayrılmak zorunda kalmışlardı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Ayrılsalarda birbirlerinden asla vazge&ccedil;meyen gen&ccedil; &ccedil;ift Ayten'in ailesinin Ayten'i başka bir adam ile evlendirmeye kalkması ile asıl vurgunu o zaman yaşamışlar ve ger&ccedil;ek ayrılığın acı tadını işte o zaman tam anlamı ile tatmışlardı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Hi&ccedil;bir şekilde g&ouml;r&uuml;şemeyen gen&ccedil; &ccedil;ift Ayten'in zoraki evliliğinin ardından t&uuml;m umutlarını kaybetmiş ve her ikiside hayattan tam anlamı ile soyutlanmıştı. Her g&uuml;n sevmediği bir adam ile g&ouml;zlerini a&ccedil;mak Ayten i&ccedil;in mide bulandırıcı bir durumdan &ouml;teye gitmiyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Ve bir g&uuml;n g&ouml;zlerini bir daha hi&ccedil; a&ccedil;mamak &uuml;zere kapattı. Sevmediği bir adamla yaşamaya daha fazla katlanamayan ay tenli Ayten g&uuml;nd&uuml;z&uuml; geceye boğarak intihar etti...<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>İşte o an yemin etti bu adam. Ay tenli sevdiğini ondan &ccedil;alanlar ve gen&ccedil; yaşında toprağa g&ouml;m&uuml;lmesine izin verenleri &ouml;ld&uuml;rmeden rahat etmeyecekti!&nbsp;<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Ve s&ouml;z&uuml;nde durdu. Sevdiği kadının &ouml;lmesine sebep olan her kim varsa o da onları tek tek &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. İ&ccedil;inin yangını s&ouml;nene dek durmadı ve durmayacaktı. Bu gece sondu. Bu gece son kişininde canını alacak ve ruhu huzura erecekti.&nbsp;<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Ağrıyan şakaklarını ovuşturdu. Ne zaman eskileri d&uuml;ş&uuml;nse aklı başından gider, her an o anları tekrar yaşıyormuşcasına kahırla dolup taşardı. Bir kez daha buğulandı ela g&ouml;zleri. Ne yapıyordu şimdi ay tenli sevdiceği? Kızıyor muydu ona bu yaptıkları i&ccedil;in yoksa &uuml;z&uuml;l&uuml;yor muydu bu aciz kalbinin d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; &ccedil;aresizlik i&ccedil;in?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Derin bir nefes aldı yaşlı adam. Hava kararmıştı. Biraz daha oyalanıp &ccedil;ıkabilirdi artık evinden. Bug&uuml;n bu son ve &ouml;l&uuml;ms&uuml;z zaferi olacaktı. Artık tamamen kazanacaktı...</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>İ&ccedil;inde hissettiği amansız heyecana mani olamadı ve tek seferde yerinde doğruldu. Koltuğun &uuml;zerindeki siyah hırkasını alıp usulca giydi. Telaşsız hareketleri zaferinin tadını &ccedil;ıkarmaya başlamasındandı. Acelesi yoktu. Son adımını b&uuml;y&uuml;k bir titizlik ve keyif i&ccedil;erisinde atacaktı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Şapkasını fırlattığı yerden alıp başına ge&ccedil;iren adam hırkasının fermuarını boğazına kadar &ccedil;ekti ve cebindeki siyah deri eldivenlerini ellerine ge&ccedil;irdi. Arabasının anahtarını cebine attı ve son kez g&ouml;z gezdirdiği evine bir daha gelemeyecekmişcesine baktı. Artık yolun sonuydu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Daha fazla oyalanmak istemeyen adam evden &ccedil;ıktığı gibi arabasına atladı ve gideceği yerin yolunu tuttu. Zifiri karanlık yollara &ccedil;&ouml;km&uuml;ş &ouml;l&uuml;m i&ccedil;in bu adamı &ccedil;ağırıyordu. Evet, &ouml;l&uuml;m i&ccedil;in g&uuml;zel bir gece idi...<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Vardığı tek katlı evin biraz gerisinde durdu. Issız yolda kimseciklerin olmaması yaşlı adamın işini kolaylaştırıyordu. Ya da o hi&ccedil; kimsenin olmadığını sanıyordu(!)</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>İndiği arabasını kilitledi ve kapşonunu kafasına ge&ccedil;irip tekinsiz sokakta ilerlemeye başladı. Gireceği ev bah&ccedil;eli ve tek katlı olduğundan işi sandığından daha kolay olacaktı. Etrafına son bir kez g&ouml;z gezdirdi. Bug&uuml;n &uuml;st&uuml;nde farklı bir şey vardı. Bug&uuml;n bu adam i&ccedil;ine sığmayan heyecanı ile kendine şaşırıyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Bitmek bilmeyen d&uuml;ş&uuml;ncelerini aklından sildi. Şu an odaklanması gereken &ccedil;ok daha m&uuml;him bir mesele vardı. Derin bir nefes aldı. Hırkasının cebinden &ccedil;ıkardığı maymuncuk ile kapıyı a&ccedil;maya &ccedil;alışan adam bir m&uuml;ddet oyalanmış ve sonunda kapıyı a&ccedil;mayı başarmıştı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Sessizce ilerlediği evin i&ccedil;erisindeki sıcaklık y&uuml;z&uuml;ne vuruyor ve şu an tahminen mışıl mışıl uyuyor olan adamı bir an &ouml;nce gebertmek istiyordu. Odaların kapılarının a&ccedil;ık oluşu adamın işini kolaylaştırırken odalara g&ouml;z gezdirmeyi ihmal etmiyor ve g&ouml;zleri &ouml;ld&uuml;receği adamı delicesine arıyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Karşıdaki kapısı aralık olan odaya doğru ilerledi. Sadece orası kalmıştı. Avına sessizce yaklaşmayı s&uuml;rd&uuml;ren adam usulca geriye doğru itti kapıyı. K&ouml;şedeki tek kişilik yatakta sırtı d&ouml;n&uuml;k bir şekilde uyuyan adamı g&ouml;r&uuml;nce y&uuml;z&uuml;nde canice beliren sırıtışına engel olamadı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Temkinli adımlar ile yaklaştı yatağa. Bu yatak ile beraber bu adamı diri diri yakma isteği yaklaştığı her an dahada b&uuml;y&uuml;yordu i&ccedil;inde. Derin bir yutkunma sesi duyuldu. Heyecandan titreyen ellerine hakim olamayan adam i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;yen amansız cesareti ile yataktaki adama y&ouml;neldi ve tek hareketi ile d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; adamın boğazına yapıştı.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"Son du&acirc;nı et! &Ouml;ld&uuml;receğim seni!"<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>G&ouml;z&uuml;n&uuml;n d&ouml;nmesi ile kimin boğazını sktığının farkında olmayan adam y&uuml;z&uuml;ne yediği ani yumruk ile sendelemiş ikinci yediği yumruk ile topal bacağı dengesini kaybedip t&ouml;kezlemişti.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"Kaldır ellerini polis!"<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Yataktan, dolaptan ve kapının arkasından &ccedil;ıkan polisler etrafını kuşatırken kendisine doğrulan silahlar ile şaşkınlığına engel olamayan yaşlı adam nutku tutulmuşcasına etrafına bakıyordu. Nasıl yani? Takip edilmişti ve bunu fark etmemişti &ouml;yle mi?<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"Bu sefer yakayı ele verdin ha &ouml;ğretmen?"<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Duyduğu c&uuml;mleyi idrak etmekte zorlandı. Bu an ger&ccedil;ekten ger&ccedil;ek miydi?</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"Takın şuna kelep&ccedil;eyi hadi!"<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Bağıran polisi duymayan yaşlı adam kulakları sağır edecek bir sessizliğe hapsolmuştu. H&acirc;l&acirc; ne olduğunun farkında değildi.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"Hayır..." Zorlukla fısıldayan adam mırıldanmaya devam etti. "Hayır daha bitmedi..." Ela g&ouml;zlerine dolan yaşlar bileklerine ge&ccedil;en kelep&ccedil;e ile birer birer d&uuml;şt&uuml; yanaklarına.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"Bitti artık &ouml;ğretmen! Artık hi&ccedil; kimsenin canını alamayacaksın!"<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Dışarıdan duyduğu siren seslerini yeni duymaya başlayan yaşlı adam aynı zamanda y&uuml;z&uuml;ne yediği yumrukların acısınıda şimdi hissetmeye başlıyordu.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"Olmaz... Beni g&ouml;t&uuml;remezsiniz!"<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Son anda y&uuml;ksek &ccedil;ıkan sesi ile kendisini atmaya başlamış ve delirmişcesine bağırmaya devam etmişti.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"Beni g&ouml;t&uuml;remezsiniz! Ben o pisliği &ouml;ld&uuml;rmeden beni hi&ccedil;bir yere g&ouml;t&uuml;remezsiniz!"<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Kendini yerden yere atan yaşlı adamı tutmaya &ccedil;alışan gen&ccedil; polisler adamın s&ouml;ylediklerini duymamazlıktan gelerek ilerletmeye &ccedil;alışıyorlardı. &Ouml;ğretmen yolun sonuna gelmişti. Artık buradan d&ouml;n&uuml;ş&uuml; yoktu. Zaferini &ouml;l&uuml;ms&uuml;zleştirememişti.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"O benim sevdiğim kadını &ccedil;aldı! O benim sevdiğim kadını &ouml;ld&uuml;rd&uuml;! Bende onu &ouml;ld&uuml;receğim!"<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Polis arabasına binmeden evvel bir ses yankılandı g&ouml;klerde. Etrafı bembeyaz h&acirc;le getiren bir şimşek &ccedil;aktı &ouml;nce. Ve sonra yıllardır hasreti ile yanıp tutuştuğu sesi son kez duydu &ouml;ğretmen.<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>"Sevgi;can almamalı sevgilim..."</span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Ve bir haykırış koptu &ouml;ğretmenden. Semaya doğru y&uuml;kselen aciz bir haykırış. Bitmişliğin ve &ccedil;aresizliğin derin duygular ile vuku bulduğu aciz haykırış...<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span></span></p>
<p><span></span></p>
<p><span>Delicesine &ccedil;akmaya devam eden şimşekler ve yağmaya başlayan yağmur bu gece &ouml;ğretmen ve sevdiği kadın i&ccedil;in ağlayacaktı. Her şey buraya kadardı. &Ouml;ğretmenin intikam oyunu daha bitmeden bitmişti...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 17.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-17bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-17bolum</guid>
<description><![CDATA[ Hokus Pokus  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e7c9853b357.jpg" length="61917" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 20 Jan 2022 15:40:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pamuk İpliğinde Dizeler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/pamuk-ipliginde-dizeler-1521</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/pamuk-ipliginde-dizeler-1521</guid>
<description><![CDATA[ Pamuk ipliği ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e93f459a04f.jpg" length="20825" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 20 Jan 2022 13:54:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elmas Tunç</dc:creator>
<media:keywords>Kimsesizlik, dize, Pamuk ipliği</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kimsesizliğin Ezgisi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kimsesizligin-ezgisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kimsesizligin-ezgisi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e86bdaeee41.jpg" length="78375" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 19 Jan 2022 22:53:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mavifrezya</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yağmur yağıyordu. Bardaktan boşalırcasına değil de h&uuml;ng&uuml;r h&uuml;ng&uuml;r ağlarcasına. Ağlarını yalnızlığa atıyor ve her seferinde biraz daha h&uuml;z&uuml;n tutuyordu. Derya kuzuları değildi bunlar. Bunlar hayatın keskin kırıklarıydı. Şişman, sivilceli ve &ouml;l&uuml;me aşık kız yağmuru izliyordu okul denen hapishanenin penceresinden. D&uuml;n gece yediği dayaktan &ouml;t&uuml;r&uuml; ayakları tutmuyor gibiydi fakat biraz daha yağmuru izlemek i&ccedil;in direniyordu &ccedil;&uuml;nk&uuml; yağmur onun yerine ağlıyordu. Omzunda ağlayacağı tek bir arkadaşı bile yoktu ki nemrut misali ifadesizlik takındığı y&uuml;z&uuml;ne kimsenin bakmasını da beklemiyordu. Acılarını sakladığı bu maske onu hissizleştirmeye yetmiyor aksine yalnızlığını hatırlatıp harlıyordu alevini. Bir ihtimal daha olabilirdi diye ge&ccedil;irdi i&ccedil;inden. Belki birilerine anlatır ve birinin omzunda ağlardı. Belki bu derman olurdu fakat kimdi o kişi? Kimin cesareti vardı ki onun acılarını paylaşmaya. Acılarının yarısı bile yeterdi bir insanı yakmaya. Kimseye bu k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; yapmaya hakkı yoktu. Kimsesizliğini &ccedil;ıkardı g&ouml;nl&uuml;ndeki sandıklardan. Yağmuru izlerkem bir yandan da anlattı kimsesizliğine yalnızlığını. Tek sırdaşı o kalmıştı. Bir daha sandığa koymamak &uuml;zere &ccedil;ıkarmıştı kimsesizliğini ve bir daha olmayacaktı kimse onun kimsesi. Anlatacakları bir t&uuml;rl&uuml; bitmiyor, yağmur bir t&uuml;rl&uuml; dinmiyordu. Susmuyordu inadına ilerleyen akrep ve yelkovan. On dakikalık kısa bir ara yetemezdi ona. Her şeyi &ouml;ld&uuml;rmek istedi i&ccedil;inde ama o zaman kimsesizliğini de g&ouml;mmesi gerekirdi. Kim dinlerdi o zaman onu ki? Sa&ccedil;malıyordu. Zil &ccedil;aldığında topallayarak sınıfa adımladı. Yağmur h&acirc;l&acirc; yağıyordu. Orada bıraktı t&uuml;m kırıklarını. Yağmura tembihlemişti kimseye anlatmaması i&ccedil;in acılarını. Yağmur dinlemedi ve bağır &ccedil;ağır haykırdı herkese. Yağmur kendini yırtarak yağdı ve duyurdu herkese fakat bunun acılar olduğunu anlayamadı hi&ccedil;kimse.​</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KİMSESİZLİK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kimsesizlik-1509</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kimsesizlik-1509</guid>
<description><![CDATA[ Hangi duygudur  ki buna  sebep olur adı da &quot;Kimsesizlik&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e8684a5d13b.jpg" length="28458" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 19 Jan 2022 22:37:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Kimsesizlik, yalnız, boşluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; Uzun yılların ardından , tek başına kaldığı bu tek odalı evde, aynada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kendi aksinden başka , hi&ccedil; nefes yoktu. Yazdığı kitapları , rafda yerli yerinde duruyor, &uuml;zerindeki toz zamanın hangi tarihinden kalıpta biriktiği konusunda bir fikir vermiyordu. Boş g&ouml;zlerle baktı herbirini, sıradan tarayarak. Eşi hayatta olsa değil toz , esamesi bile okunmazdı.&nbsp; Onu kaybettiği yılları bile saymayı bırakmıştı artık,&nbsp; kendi yaşıyla bile ilgilenmezken.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Ş&ouml;hretin, kalabalığın, &ccedil;ocuklarının ,&nbsp; &ccedil;ok g&uuml;zel ge&ccedil;en yılların , dinlenme hediyesi şu anki yalnızlığı idi. Arada meraklı bir okuyucu yada r&ouml;p&ouml;rtaj&nbsp; i&ccedil;in gelen birileri haricinde kapısı pek &ccedil;almazdı. Oğlu, dostlar alışverişte g&ouml;rs&uuml;n misali, bayramdan bayrama on dakikalığına uğrardı.&nbsp; Oğluyla arası her zaman iyi olmuştu ama annesinin &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra biraz uzaklaşmışlardı birbirlerinden. Oğlu hi&ccedil; evlenmemiş,&nbsp; &uuml;nl&uuml; bir yazar olmuştu ama, topladığı kalabalık i&ccedil;indeki kimsesizliği yok edememişti.&nbsp; Hi&ccedil; bir zaman sorunlu bir &ccedil;ocuk olmamıştı, mutluydu da.&nbsp; Ama yıllar i&ccedil;ine yazma aşkını ekledik&ccedil;e, insanlara olan ilgisini de&nbsp; eksiltmişti.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Kendi haline koyduğu isim yalnızlık, oğlunun ki ise kimsesizlikti.&nbsp; O dolu dolu yaşamıştı bu hayatı ya oğlu. Gen&ccedil; yaşta, ilk romanıyla &uuml;ne kavuşmuş , hatırı sayılır paralarda kazanmıştı ama &ouml;yle evinde kendi halinde yaşayan&nbsp; biyolojik yaşı gen&ccedil;, ruh yaşı ihtiyar bir adama d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;.&nbsp; Son g&uuml;nlerde bu konu aklından &ccedil;ıkmıyordu. Ne hata yapmıştı oğlunu yetiştirirken,hangi duygusunu eksik bırakmıştı? Bu konuyu oğluylada konuşmuştu ama dişe dokunur bir cevap&nbsp; alamamıştı. G&uuml;nlerce d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ve bulduğu tek cevap, kendi &uuml;n&uuml;n&uuml;n ve hareketli hayatının i&ccedil;inde oğlunu eksik bırakmıştı. Hafta sonları biraraya gelinen kahvaltı ve &ouml;ğleden sonra ailece yapılan klasik etkinlikler. Oğlunun okuluna hi&ccedil; gitmemişti mesela, ma&ccedil;larına, yada başka bir şeylere. Bir d&uuml;zine ebeveynlere ders veren&nbsp; yazdığı kitap vardı ama g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;ndeki kendi &ccedil;ocuğuna baba olamamıştı.&nbsp; &Ccedil;ocukluğunda ve gen&ccedil;liğinde kimsesiz bıraktığı oğlu şimdide kimsesizlik i&ccedil;inde kendi romanını yazıyordu.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Oğluna telefon a&ccedil;tı. "Oğlum artık birarada kalsak olmaz mı? İkimizde yalnızız. "&nbsp; Oğlu sessizdi.&nbsp; Ne demeliydi bilmiyordu, kırmakta istemiyordu. Belki babasının son g&uuml;nleriydi. "Tamam baba. Ama sen bana taşın, senin eve sığamayız." Baba mutluydu. Hızlıca dertop ettiği valiziyle yarım saate oğlunun kapısındaydı. Bir dakika bile ka&ccedil;ırmak istemiyordu.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;İ&ccedil;eri girdiğinde evin temizliği ve d&uuml;zeni karşısında şaşırırdı. Annesi gibiydi.&nbsp;</p>
<p>-Annen gibi d&uuml;zenlisin.</p>
<p>-Nerde baba, bu g&uuml;n temizlik g&uuml;n&uuml;, tesad&uuml;f ettin. Teyze daha yeni gitti. Nerden &ccedil;ıktı bu birlikte oturma merakı..</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Baba uzun uzun duygularını anlattı, eksik bıraktıklarını. Oğlu bilin&ccedil;sizce daldı, babasına g&uuml;l&uuml;msedi.&nbsp;</p>
<p>- Baba inan ben bunların eksikliğini hi&ccedil; duymadım.&nbsp;</p>
<p>- Pekiyi oğlum, neden yalnızsın.</p>
<p>-Babaaa ,&nbsp; sende yazarsın anlaman gerek. Yazmak i&ccedil;in yalnızım.</p>
<p>- Yapma oğlum yalnız olabilirsin ama kimsesizlik ayrı. Bir sevgilin bile yok.&nbsp;</p>
<p>- Oldu ama şu an yok. Samimiyetsiz , &uuml;n sevdalısı buluyor , ondan vazge&ccedil;tim.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Babası&nbsp; birşey s&ouml;ylemedi. Belliki oğlu &ccedil;ok konuşmak istemiyordu. Odasına ge&ccedil;ti. Kapısı &ccedil;aldı.</p>
<p>-Baba ben &ouml;l&uuml;yorum. Direk b&ouml;yle demek istemezdim ama nasıl olsa &ouml;ğreneceksin. Uzun konuşmalar yapmak istemiyorum. Sadece s&ouml;n&uuml;m yakın bunu biliyorum.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Babası sustu sustu. Oğlu kapıyı kapatıp &ccedil;ıktı. &Ouml;ylece kaldı. Kimsesiz dediği oğlu şimdi onu kimsesiz bırakıp gidecekti. Ağlamak istedi ama olmadı. Sadece ılık nefesinin azaldığını hissetti.&nbsp;</p>
<p>-&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zihnimdeki Sinekler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kimsesizlik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kimsesizlik</guid>
<description><![CDATA[ kimsesizlik ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e863b01c6cc.jpg" length="124342" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 19 Jan 2022 21:40:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Deyi</dc:creator>
<media:keywords>kimsesizlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Biriktirdiğim t&uuml;m &ouml;fkeyle doğrulurken kaburgamdan gelen &ccedil;atırtıları duymazdan geldim. Bu zevkten arındırılmış d&ouml;rt duvar arasında, g&ouml;z&uuml;m&uuml; sineklerin u&ccedil;uşunu izlemek gibi işlere yorabilirdim, fakat burada sineklerin u&ccedil;masına dahi izin verilmiyor. G&uuml;l&uuml;msedim. Karmaşanın ortasına &ccedil;&ouml;km&uuml;şt&uuml;m. Ellerimi &uuml;ş&uuml;ten zinciri, sanki gece boyu kırmayı denememişim gibi bir kez daha yerlere &ccedil;arptım. Zincirin her halkasının teker teker dalgalanışı, odanın diğer ucundaki pencere pervazında son buldu. İnce ışık h&uuml;zmelerinin zorla misafir olduğu bu pencere ile aramda, sık &ouml;r&uuml;lm&uuml;ş demir korkuluklar vardı.Pencereyi aralayıp odama bir s&uuml;r&uuml; kelebek dolup taşsın istedim. Kanatlarındaki renklere sığınmak, kolaya ka&ccedil;mak olur muydu ki? Tam orada, &ouml;n&uuml;mdeydi. Tanrım, sanki i&ccedil;eri girmek isteyecek kelebek varmış gibi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Portakal Çiçeği</title>
<link>https://edebiyatblog.com/portakal-cicegi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/portakal-cicegi</guid>
<description><![CDATA[ Yaşam gezinen bir gölgeden ibaret zavallı bir komedyen, bağıra çağıra saatini doldurur sahnede ve bir daha duyulmaz olur sesi; bir ahmağın anlattığı masaldır bu, avazı çıktığınca, hiddetli ve hiçbir anlamı olmayan. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e5c31479d39.jpg" length="86637" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 22:27:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Gelecek, kader, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam gezinen bir g&ouml;lgeden ibaret zavallı bir komedyen, bağıra &ccedil;ağıra saatini doldurur sahnede ve bir daha duyulmaz olur sesi; bir ahmağın anlattığı masaldır bu, avazı &ccedil;ıktığınca, hiddetli ve hi&ccedil;bir anlamı olmayan.</p>
<p>Giriş</p>
<p>"Yorgunum!" dedi umutsuzca fısıldayarak. G&ouml;zleri g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine yuva yapmış kuşların neşesi kadar parlak ve cazibeliydi de, fakat yorgundu ger&ccedil;ekten, sevmekten mi yorulmuştu sevilmekten mi, bilmiyordum. Her an karşıma dikilip "Y&uuml;r&uuml;temiyorum!" demesinden korkuyordum, hayatımda bana bu kadar benzeyen birini bulduğum i&ccedil;in şanslı olmalıydım herhalde, bu nedenden onu asla bırakmamalıydım, onun da beni sevmesi, sıkıca sarılması gerekirdi, son zamanlarda &ccedil;ok fazla d&uuml;ş&uuml;nmeye başlamıştı. Yoksa ger&ccedil;ekten sevmiyor muydu beni? Derin bir nefes aldım, belli ettirmemeye &ccedil;alışıyordum ama yine de titriyordu ellerim. Korkumu bastırmak adına sert&ccedil;e yutkundum ve g&uuml;l&uuml;msedim.&nbsp;</p>
<p>"Neler yaptın bakalım bug&uuml;n?" Dizlerimin acıyla sızladığını hissettiğimde karşımda beni ağlayarak izleyen annemi g&ouml;rd&uuml;m.&nbsp;</p>
<p>G&uuml;l&uuml;msedim sadece, ben halimden memnundum, annem neden ağlıyordu bilmiyordum. Sakince uzanmaya &ccedil;alışıp tabletimi iyice sıktım. Sıla'da yatıyordu yatağında, her şeyden sıkılmış gibi bakıyordu g&ouml;zlerime. Dudaklarını kıvırdığında d&uuml;ş&uuml;ncelerimin oyunlarına kanıp bir t&uuml;rl&uuml; odaklanamamıştım.&nbsp;</p>
<p>"Neyin var portakal &ccedil;i&ccedil;eğim?"&nbsp;</p>
<p>Sesimin olduğunca &ccedil;atallı &ccedil;ıktığından adım gibi emindim, ger&ccedil;ekten bir şeyler yolunda değildi ve sanki v&uuml;cudumu beynim yerine kalbim y&ouml;netiyormuş gibiydi, kilit vurulmuştu t&uuml;m d&uuml;ş&uuml;ncelerime, kulaklarımın yanında biri fısıldıyordu, aslında bağırıyordu, i&ccedil;imi yakıyordu bu ses ama bunu benden başka kimse duymuyordu, &ouml;yle olmaz mı zaten genelde, ortada yaşamdan sıkılmış biri olur, ailesi baskı yapar, okulu berbat ge&ccedil;er, hi&ccedil;bir enerjisi kalmaz... yine de t&uuml;m bunlara rağmen yolunu kaybetmemiş gibi y&uuml;r&uuml;meye devam eder... hangi y&ouml;n&uuml;n doğru olduğunu da bilmez, g&ouml;zyaşlarına sığınır ve y&uuml;r&uuml;r sakin adımlarla, yolun sonu onun i&ccedil;in bir kurtuluştan ziyade hi&ccedil;tir, yıkılmış hayatının kocaman bir hi&ccedil;liği...</p>
<p>"Hi&ccedil;bir şeyim yok!" Sıla i&ccedil;ini &ccedil;ektiğinde saniyeler sonra g&ouml;zyaşlarına boğulacağını biliyordum. Sakince tabletin etrafını sıkıp "Anlat portakal &ccedil;i&ccedil;eğim, seni kim &uuml;zd&uuml;?" diye fısıldadım. Birine &ccedil;ok iyi olduğu zaman sormazlar ya umursamaz, b&ouml;yle k&ouml;t&uuml; anlarında ağlayan birini g&ouml;rse dayanamaz ve hı&ccedil;kırmaya başlar g&ouml;zlaşlarıyla... &ouml;yle işte Sıla'da tam b&ouml;yle, ona bağıran kim olursa olsun, cevabını veremez, g&ouml;zlerini karşısındaki insanın y&uuml;z&uuml;ne dikip &ouml;fkeyle soluyamaz, sonra odasına &ccedil;ekilir ve saatlerce ağlar... tek fark bu işte aramızdaki, ben asla Sıla gibi değilim bu konuda, kim ne derse desin cevabını veririm, ağlamam &ouml;yle kolay kolay hi&ccedil;bir s&ouml;ze, inkis&acirc;ra. Ama ne oluyor bana bilmiyorum, Sıla karşımda ağlamaya başladığında g&ouml;zyaşlarım istemsiz d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor, yanaklarımdan s&uuml;z&uuml;l&uuml;p &ouml;ylece selam &ccedil;akıyor zeminime.&nbsp;</p>
<p>"Bug&uuml;n her şeyi unutmak istiyorum Yiğit, yanımda olmanı ve sana sıkıca sarılmayı istiyorum."</p>
<p>G&ouml;zyaşlarımı fark etmemesi i&ccedil;in tableti yere d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;ş numarası yapıp sakince ellerimin tersiyle siliyorum t&uuml;m ıslaklıkları, y&uuml;z&uuml;me sahte bir tebess&uuml;m&uuml; ekliyorum zorla.&nbsp;</p>
<p>"Ben, bunun olmasını &ccedil;ok isterdim Sıla," diyorum i&ccedil;tenlikle, "Bir g&uuml;n sana koşarak geleceğim."&nbsp;</p>
<p>Annemin şimdi g&uuml;l&uuml;msediğini g&ouml;r&uuml;yorum karşı odanın eşiğinden, sert&ccedil;e yutkunuyorum. Onu b&ouml;yle g&ouml;rmek i&ccedil;imi &ccedil;ok daha ferah tutuyor oysa, ağlamasını istemiyorum kimsenin, hele ki benim y&uuml;z&uuml;mden bir damla yaş d&ouml;k&uuml;ls&uuml;n istemiyorum.&nbsp;</p>
<p>"Ka&ccedil; senedir tanıyoruz birbirimizi!" Sıla'nın &ouml;fkeli sesi kulaklarımda kavisler &ccedil;izerek odayı doldurduğunda dişlerimi sıkıp sahte g&uuml;l&uuml;msememe devam ediyorum. G&ouml;zlerimin altı titriyor oysa, kalbim &ccedil;ığlıklarla i&ccedil;imi tırmalıyor, yine de yolunu kaybetmiş o ruh gibi y&uuml;r&uuml;yorum fakat bir ger&ccedil;ek var, arkamda asla bir iz bırakmıyorum.&nbsp;</p>
<p>"Biliyorsun Sıla, ger&ccedil;ekten okul ve iş birlikte &ccedil;ok fazla vaktimi alıyor, saatler s&uuml;rebiliyor işler."</p>
<p>"O zaman izin ver Yiğit, ben geleyim."</p>
<p>"Hayır burası sana &ccedil;ok uzak,"</p>
<p>Sıla'nın g&ouml;zleri &ccedil;ekingen bir şekilde kapıya baktığında sakince anlıyorum babasının geldiğini "Kapatmam gerek!" diyerek g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor y&uuml;z&uuml;me, "Hoş&ccedil;a kal!"&nbsp;</p>
<p>Aramayı sonlandırdıktan sonra annemin yanıma geldiğini ve kızarmış g&ouml;zleriyle y&uuml;z&uuml;me baktığını fark ediyorum, bana acısın istemiyorum ama o bir anne, haliyle anne merhametinin yerini hi&ccedil;bir şey tutamaz. Avucuyla sa&ccedil;larımı yavaş&ccedil;a oynuyor, alt dudağı titriyor, benden bir şey sakladığı yutkunmasından bile belli, bu sırada i&ccedil;eriye annemin i&ccedil; &ccedil;ekişlerini duyan babam giriyor, yirmi &uuml;&ccedil; yaşındaki oğlunu g&ouml;rmek istediği hi&ccedil;bir yerde g&ouml;remeyen, benim hakkımda t&uuml;m hayallerini unutan, cesur ve bir anne kadar şefkatli olan adam, ışığı yakıyor sakince.&nbsp;</p>
<p>Karanlığımı b&ouml;l&uuml;yor, hafif gece lambası yetiyor oysa bana, g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine bakıyor her ikisi de, fakat ben onlara bakamıyorum, g&ouml;zlerim yıllardır tepki vermeyen dizlerimin &uuml;zerinde geziniyor, lanet bisiklet kazası y&uuml;z&uuml;nden fel&ccedil; kalan ayaklarıma bakıyorum, "Gidemiyorum!" diye bağırıyorum, aynı zamanda ellerimi sert&ccedil;e bacaklarıma vuruyorum, acıtsınlar istiyorum, kalbimin yandığı gibi yansınlar istiyorum, hi&ccedil;bir şey hissetmiyorum ama.</p>
<p>"B&ouml;yle yapma yalvarırım!" diye başımı sarıp g&ouml;ğs&uuml;ne yatırıyor annem, sıktığım dişlerimin arasından &ccedil;ıkan nefesimle g&ouml;zlerine bakıyorum babamın, "Daha ne kadar yalan s&ouml;yleyeceğim ona? Doktorun hi&ccedil; d&uuml;zelmeyeceğimi s&ouml;ylediğini biliyorum! Bu haldeyken Sıla'ya nasıl giderim?"</p>
<p>Sebepsizce değil haykırışlarım oysa, her şeyimi y&uuml;r&uuml;memle birlikte kaybettim ben, kimse beni yanına almaz, Sıla'da benimle bu haldeyken birlikte olmaz, biliyorum onu &ccedil;ok seviyorum ama d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyorum, beni bu halde kabul edecek kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; m&uuml; onun sevgisi?</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bekleten Mantık</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bekleten-mantik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bekleten-mantik</guid>
<description><![CDATA[ ...&#039;Cebe sığdığı için saygı mı duyulurmuş bir kaleme?&#039;

-Duyulur tabii efendim! Cebime sığacak boyuta gelene kadar kaç kağıda yem olmuştur bu kalem! Bütün uğraşlarım bu kalemde saklıdır; onu cebime sığdıran şey emeklerimdir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e55654b7172.jpg" length="89637" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 14:46:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Deyi</dc:creator>
<media:keywords>emek, kaygı, kalem, yazı, saygı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Havadaki sisin binaların &uuml;zerini &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml;, soğuk havanın kuşları yuva yapmaya zorladığı mevsim; Kış. Sel felaketinden sonra kapısı yosun tutmuş evler, bu evlerin k&ouml;şesinde uyuyakalan yavru k&ouml;pekler var. Gecenin bir saati, odasında tavanı izleyen Sonay...Duvarlarında karalamalar, halısının &uuml;st&uuml;nde buruşturulmuş kağıtlar var. Arada sol işaret parmağını kalem olarak kullanıp duvarda gezdiriyor, c&uuml;mleler, satırlar yazıyor. Sonra minik ellerini yumruk yapıp siliyor duvarı. Sevmiyor yazdıklarını, sadece yazmış gibi yapıyor olsa bile. Uymuyor mantığına hi&ccedil;bir yazdığı. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturuyor, kıvrık sa&ccedil;larını diplerinden tutup &ccedil;ekiyor. Daha ne kadar bıkmış davranabilir ki? Ustası burada olsa ne derdi ona? Etkileyici yazmayı ondan &ouml;ğrenmişti, şimdi ise yazamıyor. G&ouml;zlerini kapatıp derin derin nefes alıyor, d&uuml;ş&uuml;nmek istemiyor. Bu baskı zincirini kırıp, tavanla olan uzun bakışmalarını sonlandırıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayaklanıyor. Madem mantığı oturmuyor, dizeleri de oturamaz bu gece!&nbsp;</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlatılmış bir akşam, uyanılmış bir sabah daha. B&uuml;fenin yanındaki durakta elleri cebinde dolmuş bekleyen insanlar, otob&uuml;se yetişmek i&ccedil;in koşturanlara gururlu bakışlar atıyor. Durağın ilerisindeki okuldan, &ccedil;ocuk bağırışları, tekerlemeler duyuluyor. Okulun yanındaki evin, zemin kattaki penceresinden gri kazaklı bir kız &ccedil;ocuğu g&ouml;ze &ccedil;arpıyor. Sonay. Kanepesinin &uuml;st&uuml;nde bir s&uuml;r&uuml; duvar saati g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız, kehribar g&ouml;zleriyle saatlere tek tek bakıyor. Hepsi farklı zamanları g&ouml;steren bu saatlerin nereden geldiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. T&uuml;m zamanını yazı yazarak ge&ccedil;iren biri, bunca saati ne yapsın? B&uuml;t&uuml;n saatleri doğru zamana ayarlayabilir, fakat hangisinin doğru olduğunu bilmiyor. Ya da her saate yanlış muamelesi yapıp onları &uuml;zmek yerine, hepsini doğru oldukları yere g&ouml;t&uuml;rebilir. Saatlere verdiği dikkatini, penceresinin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;en ustası dağıtıyor. Haylaz kapıdan fırlayıp, siyah botlarını ayağına tam ge&ccedil;irmeden ustasının yanında bitiyor.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Bekleyin, size bir şey iletmeliyim!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Hayr'ola k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım... Bir soluklanın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Efendim...Ayakta kaldı d&uuml;n gece dizelerim!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Dizelerinin h&acirc;li zayıftır, yorgun d&uuml;şerler hemen. Ne ama&ccedil;la yaptın bunu?&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Gece boyu bekledim. Yine de oturmadı dizelerim. Dizelerimden &ouml;nce mantığımın oturması gerekiyordu, ona yer verdim efendim. H&acirc;li zayıf dizelerimin, sağlam k&ouml;şelere layık oluşunu kendime &ccedil;ok g&ouml;rd&uuml;m.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Satılık mıdır bu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Ne satılık mıdır; nedir sorduğunuz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kaygıların gen&ccedil;...satılık mıdır?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kime satarım ben kaygımı. &Uuml;stelik daha bir değeri bile yok, hangi mantıkla değer bi&ccedil;eceğim kaygıma?&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Değeri yok mu, delirdin mi sen evlat! Kaygın, saygındır!&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Efendim, ben bir size saygı duyarım, bir de.... Bakın! G&ouml;r&uuml;yorsunuz, cebimden &ccedil;ıkardığım bu kalemime!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Peki n'i&ccedil;in kalemine duyuyorsun bu saygıyı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Cebime sığdığı i&ccedil;in olmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Cebe sığdığı i&ccedil;in saygı mı duyulurmuş bir kaleme?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Duyulur tabii efendim! Cebime sığacak boyuta gelene kadar ka&ccedil; kağıda yem olmuştur bu kalem! B&uuml;t&uuml;n uğraşlarım bu kalemde saklıdır; onu cebime sığdıran şey emeklerimdir.</span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Lahza Sineması</title>
<link>https://edebiyatblog.com/lahza-sinemasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/lahza-sinemasi</guid>
<description><![CDATA[ Polis arabasının uzaktan gelen siren sesini duydu. Hızlıca dolmuşa yürümeye başladı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e50ef57d77e.jpg" length="71767" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 09:44:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>TUĞBA İNCEOĞLU</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, kurgu, yeni, dört, kız, erkek, çocuk, leke</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sedir ağacından yapılmış kutudan fotoğrafları &ccedil;ıkardı, masaya sa&ccedil;tı, &ccedil;ocukluk, gen&ccedil;lik, orta yaşlı halleri d&ouml;k&uuml;ld&uuml; &ouml;n&uuml;ne. Ayakta dururken elini gezdirdi &uuml;stlerinde, birka&ccedil;ını se&ccedil;ip baktı, geri bıraktı. Altta buldu, yaşadığı en g&uuml;zel &ccedil;ocukluk yazının tek karesini; siyah beyaz solmuş bir fotoğraf. Lahza Sineması&rsquo;nın girişinde &ccedil;ekilmiş; kardeşi Yunus, kuzeni Melek, aklından hi&ccedil; silemediği Bet&uuml;l ve kendisi yan yana durmuşlar.</p>
<p>Resimdeki kardeşinin y&uuml;z&uuml;ne baktı uzun uzun; siyah d&uuml;z sa&ccedil;ları alnını kapatmış, k&uuml;&ccedil;&uuml;k y&uuml;z&uuml;, minik burnu ve bi&ccedil;imli dudaklarıyla g&uuml;zel bir &ccedil;ocuktu Yunus, sol g&ouml;z&uuml;n&uuml;n altındaki doğum lekesi olmasa.</p>
<p>Dilan T&uuml;rk&uuml; Bar&rsquo;daki programı bitince dolmuşa y&uuml;r&uuml;d&uuml;. İstiklal Caddesi&rsquo;nin kalabalığının sesi ara sokağa geliyordu, hava &ccedil;ok soğuk. Taksim meydanına &ccedil;ıkan sokağın k&ouml;şesindeki lambanın altında bir berduş oturuyordu, &ouml;n&uuml;nde eski bir şapka. &Uuml;st&uuml;ne kat kat battaniyeler atmış, renkleri &ccedil;oktan solmuş, pis, yırtık pırtık. Altına kartonlar sermiş. Titreyerek konuşmadan dileniyordu. Ozan dayanamadı cebindeki bozukları &ccedil;ıkardı, koydu şapkaya. Omzuna astığı kayan saz &ccedil;antasının sapını d&uuml;zeltti. Adam kafasını kaldırdı, tinerden ruhu ka&ccedil;mış g&ouml;zleriyle belli belirsiz baktı Ozan&rsquo;a. Yılların &ouml;ncesinden silik bir bakış belirdi zihninde. Hızlıca uzaklaştı oradan. Dolmuşun sarsıntıları i&ccedil;erisinde ilerlerken adamın sol g&ouml;z&uuml;n&uuml;n altındaki y&uuml;z&uuml;n&uuml;n kiri mi yoksa leke mi olduğunu anlayamadığı karaltı geldi g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;ne, gitmedi.</p>
<p>Sen miydin? Tekrar tekrar sordu zihni aynı soruyu yol boyunca.</p>
<p>Elindeki fotoğrafı masaya bıraktı, sandalyeyi &ccedil;ekip oturdu. Sudan zıplayan tombul balığa benzeyen Yunus&rsquo;un doğum lekesinin &uuml;st&uuml;ne elini gezdirdi.</p>
<p>Sinemaya &ouml;ğlen giderlerdi. Annesi tuvaletleri temizler, Melek ve o deterjanla k&ouml;p&uuml;k k&ouml;p&uuml;k yıkarlardı yerleri. Babası tahta sandalyeleri silerken, Yunus bir k&ouml;şede kırık oyuncak arabasıyla oynardı. Temiz zemine sandalyeleri sıraladılar mı akşam hazırlıkları biterdi. Hepsi yorulup buldukları kuytu bir k&ouml;şede dinlenirlerdi, telaş tekrar başlamadan. Ozan &ldquo;Hadi kapıdaki g&ouml;lgede oturalım,&rdquo; derdi hep. Yunus&rsquo;la Melek anlamazdı neden burayı istediğini ama o Bet&uuml;l&rsquo;&uuml;n babası Muhittin Amca&rsquo;nın elinden tutarak gelişini ka&ccedil;ırmak istemezdi. K&ouml;şeden d&ouml;n&uuml;şleri g&ouml;r&uuml;nce k&uuml;&ccedil;&uuml;k kalbi pıt pıt atardı. Koşup dolaptan frigoları getirir, d&ouml;rd&uuml; birlikte o g&ouml;lgede oturup yerken ya akşamki film hakkında konuşurlardı, ya da kim hangi aktrisi, şarkıcıyı seviyor diye. G&uuml;n&uuml;n en keyifli saatleriydi Ozan i&ccedil;in. Akşam yedi bu&ccedil;ukta a&ccedil;arlardı kapılarını sinemanın. Babası gişeye ge&ccedil;er, &ccedil;oluk &ccedil;ocuk gelen kalabalık ailelere bilet satar, annesi tertemiz yaptığı minderleri kiralardı. Saat sekiz olunca Muhittin Amca, yanında Bet&uuml;l başlatırlardı filmi. Ara verilmeden &ouml;nce babası onu d&uuml;rter &ldquo;Hadi,&rdquo; derdi, Ozan &ccedil;ok kızardı i&ccedil;inden hep filmin aynı dakikalarını g&ouml;remediği i&ccedil;in. Ekran kararıp, ışıklar a&ccedil;ılınca başlardı bağırmaya, elinde tahta kutu, &ldquo;Alaska Frigo&rdquo;,&nbsp; &ldquo;Yok mu buz gibi gazoz isteyen?&rdquo; Babasına parayı teslim edip kalan dondurmaları yerine yerleştirdikten sonra en arka sıradaki yerini alır, aklında Bet&uuml;l izlerdi kalanını. Film bitince aileler yavaş yavaş terk ederlerdi yazlık sinemayı. Yerler hep pislik i&ccedil;inde kuruyemiş kabukları, şişeler, kirli poşetler&hellip; G&ouml;zlerinden uyku aksa da uyumazdı Yunus gibi. Babasıyla birlikte &ccedil;&ouml;pleri toplar, yerleri s&uuml;p&uuml;r&uuml;r, sandalyeleri ters &ccedil;evirirdi. Bet&uuml;l&rsquo;&uuml;n babasıyla gidişini g&ouml;remezdi. Annesi b&uuml;y&uuml;k bez &ccedil;antasına minderleri doldurduktan sonra birleştirilmiş iki sandalye &uuml;st&uuml;nde yatan kardeşinin yanına gider, başını okşar, uyandırırken konuşurdu.</p>
<p>&ldquo;Yunus&rsquo;um, paşam benim, hadi kalk. Eve gitme zamanı geldi. Evde devam edersin.&rdquo;</p>
<p>Kardeşi mırıldanır a&ccedil;amazdı g&ouml;zlerini.</p>
<p>&ldquo;Paşam b&uuml;y&uuml;yecek, kocaman adam olacak. &ldquo;Lahza&rdquo; sineması ne ki yapacak en g&uuml;zelini bize. Bu şerefsizin yanında &ccedil;alışmayacağız o zaman, en &ouml;nde oturacağız, her gece başka filmler izleyeceğiz. Başkaları temizleyecek&hellip; Yunus&rsquo;um kara g&ouml;zl&uuml;m, hadi uyan.&rdquo; Uyanmazsa kardeşi, annesi kıyamaz alır sırtına eve kadar taşırdı.&nbsp;</p>
<p>Ozan hi&ccedil;bir şey demez uzaktan bakardı onlara. Anlayamazdı annesinin neden k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;n&uuml; o kadar &ccedil;ok sevdiğini.</p>
<p>Bir g&uuml;n dayanamadı Melek&rsquo;e dert yandı. Ondan iki yaş b&uuml;y&uuml;k kuzeni ailesiyle birlikte Almanya&rsquo;da yaşıyorlardı. Annesi her yaz tatilinde T&uuml;rkiye&rsquo;deki akrabalarının yanına g&ouml;nderirdi ta ki okullar a&ccedil;ılıncaya kadar. Melek sessizce dinledi, Ozan&rsquo;ın &uuml;zg&uuml;n haline dayanamadı, anlattı &ldquo;Annen &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta doğurmuş seni, baban askerdeymiş, &ccedil;ok &ccedil;ekmiş, ondandır herhalde.&rdquo; Şimdilerde adı gibi melek olan iyi kalpli kuzeni.</p>
<p>Fotoğraftaki Bet&uuml;l&rsquo;e bakınca i&ccedil;i aydınlandı, g&ouml;zleri g&uuml;ld&uuml;. O yazlık sinema g&uuml;nlerinde her akşam yorgun Ozan yatağında hep aynı hayali kurardı; koca adam olmuş ya &uuml;nl&uuml; bir şarkıcı ya da &uuml;nl&uuml; bir akt&ouml;r, &ccedil;ok para kazanıyor ve Bet&uuml;l ile evli, &ccedil;ok mutlular&hellip;</p>
<p>Yatak odasından eşi Nermin&rsquo;in sesi geldi &ldquo;Geldin mi Ozan?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Geldim canım, geldim.&rdquo;</p>
<p>Ozan fotoğrafları kutusuna topladı, biri hari&ccedil;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>***</p>
<p>Aynı berduş pis eski battaniyelere sarınmış, başı &ouml;nde aynı yerde oturuyordu. Şapkası &ouml;n&uuml;nde. Arada bir şapkaya ge&ccedil;enlerden birisi para atınca kafasını kaldırıp bakıyordu. Ozan az &ouml;tedeki sokak lambasının yanında durdu. Uzunca bir s&uuml;re izledi onu. Cebinden fotoğrafı &ccedil;ıkardı. Lambanın ışığına tuttu. Yunus&rsquo;un g&uuml;len g&ouml;zlerine, g&ouml;zlerinin altındaki doğum lekesine baktı. Bakışlarını karşıdaki adama &ccedil;evirdi. Bu mesafeden se&ccedil;emedi y&uuml;z&uuml;n&uuml;. Fotoğrafı cebine koyup yanına yaklaştı, &ouml;n&uuml;nde durdu. &Ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş et kokusu yayıyordu &ccedil;evresine kir pas i&ccedil;indeki adam. Berduş yavaş&ccedil;a kaldırdı başını yerden. Y&uuml;z&uuml; o kadar kirliydi ki lekeyi se&ccedil;emedi. Ruhsuz g&ouml;zlerle g&ouml;z g&ouml;ze geldi.</p>
<p>&ldquo;Yunus?&rdquo;</p>
<p>Adam kolunu uzattı, titreyen avucunu a&ccedil;tı.</p>
<p>&ldquo;Yunus,&rdquo; dedi tekrar.</p>
<p>Ozan cebindeki k&acirc;ğıt elliği koydu şapkanın i&ccedil;ine. Berduş kıpırdandı, ellerini battaniyenin altından &ccedil;ıkarıp parayı kavradı. Bir Ozan&rsquo;a bir de paraya baktı. Y&uuml;z&uuml;ne belli belirsiz bir sırıtma yayıldı. Dudağının bir ucu yukarı yuvarlandı, aynı Yunus&rsquo;unki gibi. Kirlerin arasındaki sı&ccedil;rayan balığı se&ccedil;ebildi Ozan.</p>
<p>&ldquo;Yunus benim, ben Ozan.&rdquo;</p>
<p>Hi&ccedil; ses gelmedi karşısındakinden. Sağır, dilsiz gibi.&nbsp; Parayı alıp battaniyenin altına aldı kollarını, başını &ouml;n&uuml;ne eğdi.</p>
<p>&Ccedil;ekip gidemedi &ouml;n&uuml;nden, başka bir şey de s&ouml;yleyemedi. Meydanın sesleri azaldı. &Ouml;ylece durdu. Tek t&uuml;k ayak sesiyle bir iki sarhoşun kahkahası yankılandı boş sokaklarda.</p>
<p>&Ouml;n&uuml;ndeki tiner kokan dilenci huzursuz sesler &ccedil;ıkarmaya başladı. Kıpırdandı. Battaniyeler aralandı, ağır koku taştı i&ccedil;inden. Ozan bir şey diyemedi. Başını kaldırıp &ouml;fkeyle baktı Ozan&rsquo;a. Homurdandı, s&ouml;zleri anlaşılmaz. Ozan, berduşun elini yeniden &ccedil;ıktığını g&ouml;rd&uuml; pis battaniyelerin arasından. Parlak, ince bir metal ışıldadı. Geriye bir ka&ccedil; adım attı Ozan, kalbi k&uuml;t k&uuml;t atarken meydana ka&ccedil;tı. Polis arabasının uzaktan gelen siren sesini duydu. Hızlıca dolmuşa y&uuml;r&uuml;meye başladı. Meydanı ge&ccedil;ince cebindeki fotoğrafı aldı, bakmadan buruşturup yere fırlattı. Az sonra yanından ge&ccedil;en polis arabasının arka camından ona bakan kirli y&uuml;z&uuml; g&ouml;rd&uuml;. &nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>***</p>
<p>Dingile bak be! İki saattir dikildi kaldı &ouml;n&uuml;mde. &Ccedil;&ouml;p oldu gece. Şerefsiz. Kime benzettiyse. Bi &ccedil;ektirip gidemedi &ouml;n&uuml;mden. Dondum vallahi. Yarın yine gelmez inşallah. Nerde kaldı bunlar? Battaniyeler de battaniye değil elek m&uuml;barekler! Nerden bulmuşlar? Leş gibi kokuyorlar! &Uuml;st&uuml;me başıma sindi. Emine bırak yatağa almayı eve bile almayacak alimallah. Yunus, Melek, Ozan, Lahza Sineması ha! Maşallah bana. Ne hayal g&uuml;c&uuml; varmış bende de. Kartaloz kime benzettiyse beni Yunus deyiverdi. Hadi be hadi! Nerde kaldınız. G&ouml;t&uuml;m dondu! Elinde tuttuğu sazdan neler uydurdum. Polis yerine yazar olmalıymışım. Hah, bı&ccedil;ağı değil de benim beyliği g&ouml;sterseydim. Şaaaak d&uuml;ş&uuml;p yapışırdı yere dangoz. Ayıkla o zaman pirincin taşını! T&uuml;m operasyonu batırırdı d&uuml;d&uuml;k makarnası! Nihayet geldi ekip otosu! Toplayın bakayım şu donmuş Musti&rsquo;yi.</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kahramanımm...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kahramanimm</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kahramanimm</guid>
<description><![CDATA[ Ah kahraman, böyle olmak zorunda değildi sonumuz ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e48908c1816.jpg" length="39761" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 00:08:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Kahraman, kahramanımm, iyi, kötü, suçlu, ölmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Kahramanımm...</p>
<p>Pencereden giren ay ışığıyla karanlığını yenen oda bir b&uuml;y&uuml;y&uuml;p bir k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;yordu. O tepe taklak olup duvarlara yapışsa da &ouml;n&uuml;ndeki, terk edilmiş gibi duran, odayla alakasız g&ouml;r&uuml;nen sandalyede onu tuzağına &ccedil;eken adam rahat&ccedil;a oturuyordu. Adam onun yalpalamalarını izlerken &ccedil;ok keyif alırmış&ccedil;asına g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu. Juliet vari, hafif&ccedil;e eğilerek ve ellerini tutarak "Ah kahraman, kahraman... Neden kahramansın sen, ha?" dedi. Rol&uuml;n&uuml; bozup parmağını şıklattı. "Ah doğru, sen b&ouml;yle doğdun, bunun i&ccedil;in doğdun." dedi kinayeyle. Kız duvarların hareketini kesmeyeceğini anlayınca bir şeyler yapabilmek i&ccedil;in elini kaldırıp atabildiği her yere &ccedil;engellerini attı. Daha sonra &ccedil;engellere attığı kuşaklarla adama ulaşmaya &ccedil;alıştı. Duvarların hareketi kesilmediği i&ccedil;in tek kuşakla ilerlemek zorunda kalıyordu ve bu onun hareketini yavaşlatıp tahmin edilebilir hale getiriyordu. B&ouml;ylece adam k&uuml;&ccedil;&uuml;k hareketlerle yavaş&ccedil;a sıyrılıyordu. Sanki odanın hareketi onu engellemiyor gibiydi. "Aynen &ouml;yle. Aynı senin gibi. Seni tanıyorum. Sen de su&ccedil; i&ccedil;in doğdun." Nefeslerinin arasından c&uuml;mle c&uuml;mle konuştu. En sonunda sadece enerjisini kaybettiğini anlayınca hareket etmeyi kesti ve odanın sallantısıyla başka bir duvara yapıştı. Ve kendisini duvara sabitledi kuşaklarıyla. Bu kendini hapsetmeye benzemişti bir nevi. Ancak onu da başka bir yere hapsederse işler eşitlenirdi. Onun ayağına atıp doladı kuşağını. Ve hızlıca &ccedil;ekti. Ancak sonrasında kızın kolu acı verici bir şekilde yaslandığı duvara &ccedil;arptı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; adam kuşağı el &ccedil;abukluğuyla nereden &ccedil;ıktığını bile bilmediği bir bı&ccedil;akla kesmişti. Şimdi ise &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir &uuml;st&uuml;nl&uuml;k adamdaydı. Adam kızın yanına yaklaşıp kendini hapsettiği kuşaklara baktı &ouml;nce. Sonra bakışları g&ouml;z&uuml;ne &ccedil;ıktı. Durumdan eğlendiği belli oluyordu. Kuşakların &uuml;st&uuml;nden bir de o kendi halatlarıyla bağladı kızı. Sonra birka&ccedil; adım uzaklaştı ve yere oturup ciddileşti. Kız kasları &ccedil;atık onu bekliyordu. "Biraz konuşmaya var mısın sonra zaten gideceğim." Bu sırada oda &ccedil;oktan hareketini kesmişti. Kızdan onay işareti gelmeyince kabul olarak saydı. "Dediğin gibi aslında. Ben de su&ccedil; i&ccedil;in doğdum. Ama... Beni bilirsin kafama buyruğum biraz. İstediğim an isyan edebilirim. İnsanlar bunu yaptığım i&ccedil;in mutlu bile olurlar. G&ouml;zlerini pencereden g&ouml;z&uuml;ken aya dikti. "Yaptıklarımı unuturlar kahraman, olarak dokunmadığım s&uuml;rece. Anlayacağın ge&ccedil;mişinin geleceğin &uuml;zerine bir etkisi yok." Yavaş&ccedil;a g&ouml;zlerini kahramana &ccedil;evirdi. Bakışları yalvarır gibiydi ve i&ccedil;inde s&ouml;ylenilmeyenleri barındırıyordu. "Sen ise isyan etsen, sana d&uuml;şman olurlar. Unuturlar yaptıklarını. Ve seni şurada &ouml;ld&uuml;rsem bile gelecekte onlara yapabileceklerimden endişelenirler. Seni, unutup... Hayat amacıymış, yaratılışmış peh!" G&ouml;zlerini devirdi. Sonra ayağa kalktı ve kıza yaklaştı iyice. Kulağına fısıldayarak "Beni dinle, kahraman. Bir kahraman olarak doğdun ama bir kahraman olarak &ouml;lmek zorunda değilsin." dedi. Arkasını d&ouml;nmeden. G&ouml;z kontağını kesmeden yavaş&ccedil;a geri adımladı. Kapıya ulaşınca arkasını d&ouml;nmeden &ouml;nce dudaklarıyla "İkimiz de." dedi. Ve kapı kapandı.</p>
<p></p>
<p>Not: yazı rehberi bloğu yazma etkinlikleri konularından. Ka&ccedil; ay &ouml;nce yazmıştım bunu. Sadece canlanan şeyler bunlardı. Ama şuan, benim i&ccedil;in anlamlı.</p>
<p>&nbsp;Buradan da herkese s&ouml;yleyelim: Kahraman olmak zorunda değilsiniz, değiliz.</p>
<p>Sevgiler...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İKİ KUŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iki-kus</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iki-kus</guid>
<description><![CDATA[ Özgürlüğü ve özgür olmanın önemini anlatmak istediğim bir fabl. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e45fca2f315.jpg" length="69070" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 16 Jan 2022 21:44:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>TAVVASAN</dc:creator>
<media:keywords>BeyazGüvercin, KirliGüvercin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir adam arkdaşına doğum g&uuml;n&uuml; hediyesi i&ccedil;in bir kuş alır kuş beyaz g&uuml;zel bir g&uuml;vercin, adam arkadaşına hediye vermek i&ccedil;in Beyaz g&uuml;vercini; altın bir kafesin i&ccedil;in de, organik yemler ile arkadaşına g&ouml;t&uuml;r&uuml;p verir arakdaşı kuşa &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ismini verir ve bir cam kenarının &ouml;n&uuml;ne koyar. Bizim beyaz g&uuml;vercinimiz g&uuml;neşte parla, bir melek gibi ışık sa&ccedil;ar ve bir sokak g&uuml;vercinin dikkatini &ccedil;eker, sokak g&uuml;vercini cama yaklaşır ve a&ccedil;ık olan pencereden beyaz g&uuml;vercinin yanına gelerek beyaz g&uuml;vercine sorar<br />Kirli G&uuml;vercin - ey g&uuml;zel melek isminiz nedir acaba<br />Beyaz G&uuml;vercin - bana &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k derler<br />Kirli G&uuml;vercin - neden &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k derler sana<br />Beyaz G&uuml;vercin - bilmem &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ağdıştırdığım i&ccedil;in &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k diye sesleniyorlar herhalde<br />Kirli G&uuml;vercin - nasıl bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kt&uuml;r bu? kafesin i&ccedil;inde bir insan eline muhtaş<br />Beyaz G&uuml;vercin - Altın kafesin i&ccedil;inde, organik yemektir bunlar beyefendi hem sizin gibi kirli bir g&uuml;vercin en anlar bunlardan<br />Kirli g&uuml;vercin - kafesin altın olması &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; &ccedil;alabilir mi? birisinin organik yemleri benim &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;m&uuml; &ccedil;alma hakkı verir mi? evet Hanımefendi benim &ouml;zg&uuml;r olan istediğim yere u&ccedil;amamdandır bu kirler istediğimi yapmaktır bu benim pisliğim. İster altın ister z&uuml;mr&uuml;t kafes,ister susam ister taze buğday &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kten başka maddi manevi değer yoktur, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; olandır en zengini altın bir kafes değildir zenginlik, mutluluk, yaşam, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kt&uuml;r en b&uuml;y&uuml;k zenginlik en b&uuml;y&uuml;k nimet<br />diyerek u&ccedil;up gider &ouml;zg&uuml;r kirli g&uuml;vercin</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 16.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-16bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-16bolum</guid>
<description><![CDATA[ Hokus Pokus  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e7c922be8aa.jpg" length="83153" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 16 Jan 2022 13:39:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 15.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-15bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-15bolum</guid>
<description><![CDATA[ Hokus pokus ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e7c860dc13a.jpg" length="39241" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 16 Jan 2022 13:03:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>İyi Geceler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iyi-geceler-1459</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iyi-geceler-1459</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Karanlık çöküyor/.Yavrumu sarıyor./Annenin sevgisi/Seninle geliyor....&#039;&#039;
 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e0a2fd06a5e.jpg" length="63364" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Jan 2022 01:09:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>korku, travma, psikoloji, hikaye, çocuk, anne, gece, deli, hasta</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anne: Bu şarkıyı hatırlıyor musun oğlum? K&uuml;&ccedil;&uuml;kken bu şarkı &ccedil;ok severdin.</p>
<p>&Ccedil;ocuk: Anne dışarı &ccedil;ıkabilir miyim? Diğerleri gibi oyun oynamak istiyorum.</p>
<p>Anne: Ah. Bunu daha &ouml;nce de konuşmuştuk. Hadi şarkıyı s&ouml;yle.</p>
<p>&Ccedil;ocuk: Anne ben dışarı &ccedil;ıkmak istiyorum.</p>
<p>Anne: Ama biz mutlu bir aileyiz. Sadece sen ve ben . Dışarısı tehlikeli. Hadi şarkıyı s&ouml;yle.&nbsp;</p>
<p>"Karanlık &ccedil;&ouml;k&uuml;yor.<br />&nbsp; Yavrumu sarıyor.<br />&nbsp; Annenin sevgisi.<br />&nbsp; Seninle geliyor.<br />&nbsp; Sevgiyle esinti.<br />&nbsp; Yavrumu koruyor."</p>
<p>Anne: Dışarısı tehlikeli benim tatlı oğlum. Anneni kapatmak isteyen insanlar var.</p>
<p>Elini &ccedil;ocuğun başına uzattı ama &ccedil;ocuk , &nbsp;somurtkan bir ifade ile annesinin eli değdiği gibi itti.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuk: Canım yanıyor. Yarama dokunma.</p>
<p>Anne : Oğlum...</p>
<p>&Ccedil;ocuk birden ayaklandı ve koşmaya başladı. evin odalarında kendisine saklanabileceği bir yer arıyordu.</p>
<p>Anne: Oğlum hadi geri gel.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuk sonunda saklanabileceği bir dolap buldu. Kendisi dolaba girdikten kısa bir s&uuml;re sonra annesi girdi. ~ Yavaş adımlarla odanın etrafında turlamaya başladı.</p>
<p>Anne : "Karanlık &ccedil;&ouml;k&uuml;yor./Yavrumu sarıyor." Hadi eşlik et oğlum.</p>
<p>&Ccedil;ocuğun kalp atışları hızlanıyor , nefes aralıkları daralıyor.</p>
<p>Anne: "Annenin sevgisi,/Seninle geliyor." Sana asla zarar vermem oğlum. Anneciği seni seviyor.</p>
<p>&Ccedil;ocuk ; g&ouml;lgelerden annesini , i&ccedil;inde saklandığım dolabın yanında durduğunu anlayabiliyordu.&nbsp;</p>
<p>Anne: "Sevgiyle esinti,/Yavrumu koruyor." Hadi ortaya &ccedil;ıktı.</p>
<p>Şarkının bitmesiyle &ccedil;ocuğun nefes aralıkları normale d&ouml;n&uuml;yor. Donuk bir y&uuml;z ifadesi ile sakladığı dolaptan &ccedil;ıkıyor.</p>
<p>Anne : Bak g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;? Hi&ccedil;bir sıkıntı yok.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuk ağlayarak annesine sarıldı.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuk: &Ccedil;ok korktum anne.</p>
<p>Anne: Korkmana gerek yok ben buradayım.</p>
<p>Birlikte tekrar salona ge&ccedil;tiler. &nbsp;Salonda , g&ouml;r&uuml;nt&uuml; vermemesine rağmen &ccedil;alışan televizyonun karşısında &ccedil;ocuk oyun oynarken annesinin silueti ile irkildi. Annesi ise bir elinde sigara , diğer elinde ise bir sopayla kapının &ouml;n&uuml;nde bekliyordu. Yavaş&ccedil;a &ccedil;ocuğa doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. ~ &Ouml;ylece ayaklarının dibinde , kırık oyuncaklar ile oynayan &ccedil;ocuğa baktı. Sopasını sert bir şekilde &ccedil;ocuğun sırtına indirmesi ile y&uuml;ksek bir &ccedil;ığlık yankılandı evin i&ccedil;inde.</p>
<p>Anne: Beni şikayet edecektin değil mi? O y&uuml;zden ka&ccedil;tın değil mi?</p>
<p>&Ccedil;ocuk acıdan dolayı ağlıyor , ağladığı i&ccedil;in de konuşamıyordu.</p>
<p>Anne : Beni doktorlara s&ouml;yleyecekti değil mi?</p>
<p>Anne bir kez daha &ccedil;ocuğa sopayla vurdu. &Ccedil;ocuk bağırışları bir kez daha yankılandı. Sonra bir kez daha vurdu "He. S&ouml;yleyecek miydin?" Sonrasında yerde &ouml;ylece yatan &nbsp;&ccedil;ocuğa baktı. Sopayı yere bıraktı , sigarasından bir nefes aldı ve odanın i&ccedil;erisinde y&uuml;r&uuml;meye başladı.</p>
<p>Anne: Ben ... Ben &ccedil;ok &uuml;zg&uuml;n oğlum. Merak etme annen seni seviyor. Ben sadece d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. O beyaz oda aklıma geldik&ccedil;e...</p>
<p>Sigarasından bir nefes daha aldı. Odanın bulunduğu k&ouml;şesinde &ccedil;ocuğun yerde yattığı kısma geldi. Yavaş&ccedil;a &ccedil;ocuğun yanına &ccedil;&ouml;meldi. Dizlerini kırdı ve hala yerde yatıyorken &ccedil;ocuğun sa&ccedil;ını okşamaya başladı.&nbsp;</p>
<p>Anne: &Ccedil;ok g&uuml;zel sa&ccedil;ların var.<br />~<br />Sigarasından son bir nefes aldı ve dumanını &uuml;fledi. Kalan kısmı &ccedil;ocuğun cansız bedeninde s&ouml;nd&uuml;rd&uuml;.</p>
<p>Anne: Karanlık &ccedil;&ouml;k&uuml;yor.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Yavrumu sarıyor.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Annenin sevgisi,<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Seninle geliyor.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Sevgiyle esinti,<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yavrumu koruyor.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />Anne s&ouml;zleri s&ouml;ylerken &ccedil;ocuğun başını okşamaya devam etti. &Ccedil;ocuğun bedeninde daha &ouml;nceden oluşmuş yaralardan rahatsız olduğu i&ccedil;in &uuml;zerine bir &ouml;rt&uuml; serdi. G&ouml;zleri &ccedil;ocuğu s&uuml;zd&uuml;, sırtını sıvazladı.</p>
<p>Anne: Biz g&uuml;zel bir aileyiz. Annen seni &ccedil;ok seviyor. Sende anneni &ccedil;ok seviyorsun. Biz... Biz &ccedil;ok eğleniyoruz değil mi? Mutluyuz.</p>
<p>&Ccedil;ocuğunun &uuml;st&uuml;n&uuml; &ouml;rt&uuml;ğ&uuml; &ouml;rt&uuml;den başını g&ouml;rebileceği bir kısmı a&ccedil;tı . Eğildi ve &ccedil;ocuğun morluk olan yanağına bir &ouml;p&uuml;c&uuml;k kondurdu.</p>
<p>Anne: İyi geceler oğlum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAYIP RUHLAR ZİNCİRİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kayip-ruhlar-zinciri-2.b%C3%B6l%C3%BCm</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kayip-ruhlar-zinciri-2.b%C3%B6l%C3%BCm</guid>
<description><![CDATA[ Sekiz kişi, bir helikopter kazası.
Denizin ortasında ıssız bir ada, adanın ortasında hafızasını kaybetmiş kayıp ruhlar ve siyah dumanları etrafı kaplamış kocaman helikopter enkazı.
Yedi kişinin özenle denizin kenarına dizilmiş bedenleri ve üstünde dehşet verici bir not ; 
&quot;Merhaba Kayıp Ruhlar Zinciri.&quot;
Hayatta kalmak için ne gerekliydi? Sadece isimlerini hatırladıkları hafızaları mı? Hayır, hayır. Hayatta kalmaları için tam olarak yardım bulmaları gerekliydi.
Yaşam ve ölüm arasında kalmış sekiz kayıp ruhun hayat yoklaması başlıyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d9d90cb0c6e.jpg" length="44555" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Jan 2022 12:54:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gokyuzunungrimsitonu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Baba ve kızı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/baba-ve-kizi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/baba-ve-kizi</guid>
<description><![CDATA[ Kadına şiddete hayır! ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61df0fa473fac.jpg" length="43279" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Jan 2022 20:28:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Kadına şiddet, baba, kız, iş, pazartesi sendromu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her zaman başkalarından duyduğu pazartesi sendromunu hi&ccedil; tadamamış bir insan olarak hayatını devam ettirmeye &ccedil;alışan adam maaşının azlığını, ge&ccedil;im sıkıntısını ve yokluğun ne olduğunu &ccedil;ocuklarına asla yansıtmıyordu. Pazartesi onun i&ccedil;in bir sendrom değil ailesinin ge&ccedil;imini kazanmak i&ccedil;in bir işi olduğuna sevinme g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. Bazen iki işte &ccedil;alıştığı olmuş yine de hi&ccedil; şikayet etmemişti. Hep daha fazlasını isteyen ama aynı zamanda elinde bulunanla yetinmeyi bilen bir insandı. Gen&ccedil;liğinde her zaman &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k peşinde koşan bu adam &ccedil;ocukları i&ccedil;in kabul ettiği esaretin mutluluğu yaşıyordu ama i&ccedil;erisinde her zaman &ouml;zlemini duyduğu başka bir hayat vardı. Daha rahat, daha g&uuml;zel ve daha &ouml;zg&uuml;r bir d&uuml;nyanın m&uuml;mk&uuml;n olduğunu bildiği halde bu şekilde yaşamak onda gizli bir &ouml;fkeye sebep oluyordu. İ&ccedil;erisinde biriken &ouml;fke yaşadığı ilgin&ccedil; bir olayla patlama g&ouml;sterdi. Kızı bir akşam eve nefes nefese kalmış ve korkmuş bir halde geldi. Ne olduğu sorulduğunda yolda bir adamın onu takip ettiğini s&ouml;ylemiş ve yolda y&uuml;r&uuml;menin bile tehlikeli olduğunu bilerek yaşamanın acımasızlığından uzun uzun bahsetmişti. Sabah gazetede o adamın bir kadını &ouml;ld&uuml;r&uuml;p ka&ccedil;tığı haberini okuduğunda bir s&uuml;re kendine gelememişti. Sonra babası onu ikna etmiş ve okuluna bırakmıştı. Akşam işten izin alamadığı i&ccedil;in onu okuldan almaya gidemeyen baba, o g&uuml;n o katilin yeni kurbanının kızı olacağını bilmiyordu. Bu olaydan sonra adam sinir krizi ge&ccedil;irdi. Sonra "ben kızımla &ouml;zğ&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;ze koşmaya gidiyorum kahrol d&uuml;nya!" yazan bir not bırakarak ortalıktan kayboldu. O adama ne olduğu ise bilinmeyen bir soru işareti olarak kaldı.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KISA BİR SOHBET</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kisa-bir-sohbet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kisa-bir-sohbet</guid>
<description><![CDATA[ Gençleri anlayıp,dinleyebiliyor muyuz?
Yoksa! Onları hep yargılıyor muyuz? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61ddeafd490f3.jpg" length="61445" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 11 Jan 2022 23:40:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>sohbet, kısa, genç, hayal, anlamak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>+</p>
<p>KISA&nbsp; BİR&nbsp; SOHBET</p>
<p>&nbsp;Bir&nbsp; insana&nbsp; kendinizi&nbsp;&nbsp; nasıl&nbsp; sevdirirdiniz?Kendinizi&nbsp; sevdirmek&nbsp; zordur&nbsp; o&nbsp; kişiye&nbsp; g&uuml;ven&nbsp; vermeniz&nbsp; y&uuml;rekten&nbsp; gelen&nbsp; sevgi&nbsp; ile ona bakmanız&nbsp; gerek &hellip;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Semt&nbsp; pazarını hepiniz&nbsp; bilirsiniz , orada&nbsp; size&nbsp; yardım&nbsp; etmek&nbsp;&nbsp; isteyen&nbsp; daha&nbsp; doğrusu&nbsp; sizlere kolaylık&nbsp; olsun&nbsp; diye sabah&nbsp; erken&nbsp; saatler de&nbsp; yaz- kış&nbsp; demeden&nbsp; el arabası&nbsp; ile&nbsp; Pazar&nbsp; alışverişinizi taşıyan&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; bireylere&nbsp; rastlarsınız . Bende her&nbsp; alışveriş yaptığım zamanlar&nbsp; bu&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; arkadaşlarla sohbet&nbsp; eder&nbsp; onların&nbsp; hayatlarını dinlerim .</p>
<p>&nbsp; Bu&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; bireylerden&nbsp; biri&nbsp; ile sohbet&nbsp; ederken , g&ouml;zlerindeki&nbsp; masum&nbsp; bakışa&nbsp; s&ouml;zlerindeki&nbsp;&nbsp; sevgi&nbsp; dolu&nbsp; s&ouml;zlere&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; y&uuml;reğinden&nbsp; gelen&nbsp; sese&nbsp; kulak&nbsp; vererek&nbsp; ona&nbsp; baka kalıyorum&hellip; İBRAHİM&nbsp; adında gen&ccedil;&nbsp; bir&nbsp; birey &nbsp;&nbsp;benim &nbsp;yanıma &nbsp;yaklaşıp&nbsp; ağabey&nbsp; araba&nbsp; lazım mı? diye&nbsp; sorarken ,Kısa&nbsp; bir tebess&uuml;m&nbsp; ediyor .Biraz &nbsp;duraksıyorum&nbsp; sonra&nbsp; olur&nbsp; diyorum &nbsp;bana&nbsp; d&ouml;n&uuml;p&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp; ediyor .Neden&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp; ediyorsun&nbsp; diye &nbsp;&nbsp;sormuyorum &nbsp;zira; Kendi&nbsp;&nbsp; a&ccedil;ıklama&nbsp; yapıyor. &Ccedil;ok&nbsp; anlayışlısınız&nbsp; bana&nbsp;&nbsp; bağırmadınız&nbsp; tam&nbsp; aksine&nbsp; anlayışla karşıladınız&nbsp; beni&nbsp; diyor. Şaşkınlığımı&nbsp; gizleyemiyorum! Neden&nbsp; sana&nbsp; bağırayım ki?Tabi ki &nbsp;sana&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; bir&nbsp; dille&nbsp; yaklaşmam&nbsp; gerekiyor&nbsp; diyorum.</p>
<p>&nbsp;İbrahim&nbsp; benimle&nbsp; sohbetini&nbsp; s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor . Ağabey&nbsp; hayat&nbsp; zor.Hem&nbsp; okuyor&nbsp; hem de&nbsp; &ccedil;alışıyorum diyor Bir şey&nbsp; almak&nbsp; istediğimde&nbsp; kimseye&nbsp; muhta&ccedil;&nbsp; olmadan,Kimseden&nbsp; bir&nbsp; şey&nbsp; beklemeden&nbsp; &nbsp;alın&nbsp; terimle&nbsp;&nbsp; kendimin ve ailemin ihtiya&ccedil;larını karşılamak&nbsp; i&ccedil;in &ccedil;alışıyorum.Bir de! Babamdan &nbsp;para&nbsp; istememek&nbsp;&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; diyor. Aynı&nbsp; zamanda&nbsp; Pazar g&uuml;nleri&nbsp; amcamın yanında&nbsp; fırında &ccedil;alışıyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;&nbsp; ben&nbsp; &ccedil;alışmayı&nbsp; seven&nbsp; tembellik&nbsp; yapmayı&nbsp; sevmeyen&nbsp; bir&nbsp; yapıya&nbsp; sahibim.</p>
<p>Benim&nbsp; hayalim &uuml;niversite&nbsp; okumak &nbsp;ve &nbsp;doktor olmak.Hayatın ne&nbsp; getireceği&nbsp; belli&nbsp; olmaz. Bir yere&nbsp; yerleşemesem&nbsp;&nbsp; bile, En azından hayatımı kazanmak&nbsp; i&ccedil;in elimde bir mesleğim&nbsp; var&nbsp; diyor.</p>
<p>&nbsp;Kimi zaman&nbsp; gen&ccedil;leri&nbsp; anlamıyoruz&nbsp; ya da&nbsp; anlayamıyoruz &nbsp;deriz. Bu&nbsp; s&ouml;zleri&nbsp; s&ouml;ylerken &nbsp;onların y&uuml;reklerine&nbsp; dokundunuz&nbsp; mu ? Onlarla&nbsp; hasbi hal&nbsp; edip nasıl&nbsp; bir gelecek&nbsp; istediklerini&nbsp; sordunuz&nbsp; mu ?</p>
<p>GELECEĞİN&nbsp; UMUDU ,YANAN&nbsp; IŞIĞI&nbsp;&nbsp; GEN&Ccedil;LERİN&nbsp; HAYALLERİNİ&nbsp; GER&Ccedil;EKLEŞTİRMESİ&nbsp; DİLEĞİYLE&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KANLI PAPATYA 2.BÖLÜM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-2bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-2bolum</guid>
<description><![CDATA[ Kanlı Papatya 2. Bölüm ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c63dfb8769b.jpg" length="49688" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 09 Jan 2022 21:29:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Burçin Gökçe</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, Polisiye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">&nbsp; &nbsp; &nbsp;<strong>2.B&Ouml;L&Uuml;M</strong></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&rdquo;Mutluluğu sen de g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m an başladı hikayemiz&hellip;&rdquo;</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><br />Bug&uuml;n yine diğer g&uuml;nlerden farksızdı. Camları a&ccedil;tım. Havanın kokusunu i&ccedil;ime &ccedil;ektim. Odadan kahkaha sesleri gelir gibi oldu ama yanılmışım hala kabullenemdim. Bu zamanla d&uuml;zelir mi? Bilemiyorum. Şimdi burada olsaydı uyandıktan sonra etrafa neşe sa&ccedil;maya başlardı, beni uyandırırdı, balkona ge&ccedil;ip sanki parf&uuml;m kokuluyormuş gibi t&uuml;m oksijeni i&ccedil;ine &ccedil;ekerdi, bir &nbsp;de g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde g&ouml;zleri kısılmaz mı o an aklımı başımdan alırdı. Tanıştığımız zamanki hallerini asla unutamam.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>3 SENE &Ouml;NCE...</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><br />G&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n masmavi olduğu sabaha uyandım kuşlar cıvıl cıvıl &ouml;t&uuml;ş&uuml;yordu, yataktan kalkıp elimi y&uuml;z&uuml;m&uuml; yıkadım. Mutfağa inip kahvaltı hazırlamaya başladım.&lsquo;Safir kızım nerdesin nereye saklandın yine a burdaymış, ah bu kediler neden yerinde durmaz ki &nbsp;kahvaltımızı yapıp dolaşmaya ne dersin Safir ayağa kalkıp heyecanla etrafta koşturmaya başladı. Tamam tamam dur &ccedil;ok heyecanlandın. Hazır mıyız bakalım k&uuml;&ccedil;&uuml;k prenses , evden &ccedil;ıkıp her zamanki gittiğimiz parka doğru ilerledik.&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><br />Safirle birlikte parka girdim. Ben bankta otururken Safir kuşları kovalıyordu. Safir kuşları izlerken bir tane siyah t&uuml;yl&uuml; beyaz benekleri olan k&uuml;&ccedil;&uuml;k tatlı bir k&ouml;pek ona doğru ilerliyordu. K&ouml;peği g&ouml;r&uuml;nce hızla yerimden fırladım. Safire doğru koştum.&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><br />&nbsp;Arkamdan biri &ldquo;G&ouml;lge uslu dur oğlum&rdquo; diye seslendi, ses tonu hoşuma gitmişti d&ouml;n&uuml;p baktığımda karşımda &ccedil;ok tatlı bir hanımefendi vardı. Tekrar arkamı d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde k&ouml;pekle Safir&rsquo;in oyun oynadıklarını g&ouml;rd&uuml;m. K&ouml;pek Safir&rsquo;in kuyruğuyla oynuyordu Safir&rsquo;de kuşları izlemeyi bırakıp k&ouml;pekle oynamaya başladı.<br />_Anlaşmaları &ccedil;ok garip değil mi? <strong><em>(G&ouml;zlerimi bakmaktan alamıyordum sanırım sorduğu soruya cevap vemem lazımdı.)</em></strong><br />_Evet iyi anlaştılar hi&ccedil; beklemezdim. Bu arada ben Egemen sizin isminiz nedir?<br />_Benim adım Mira memnun oldum. &Ccedil;ok tatlı bir kediniz var ufaklık adın ne bakalım. <em><strong>(Sanırım konuştuk&ccedil;a kendimi ona kaptırıyordum.Neden bu kadar derin d&uuml;ş&uuml;ncelere dalıyorum.)</strong></em><br />_Adı Safir. <em><strong>(Şu sorunun cevabını bile zor veriyorsun kendinden utan.)</strong></em><br />_Ne g&uuml;zel isimmiş o yerim ben seni. <em><strong>(D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorumda bence sabah uyanamadım şu an r&uuml;yadayım &nbsp;tokatlasam bu r&uuml;yadan uyanır mıyım acaba? dur ya niye uyanmak istiyorum ki kalsın &nbsp;bu haliyle.)</strong></em><br />_Sizin k&ouml;peğinizin ismi de anladığıma g&ouml;re G&ouml;lge<br />_Evet G&ouml;lge sahiplendiğimde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şeydi şimdi kocaman oldu.&nbsp;<br />_&Ccedil;ok &ccedil;abuk b&uuml;y&uuml;yorlar haklısınız.<br />_Evet &ouml;yle benim gitmem gerekiyor,tanıştığımıza tekrar memnun oldum. <em><strong>(Ben de demeden hızla ortalıktan kayboldu acaba yine karşılaşabilme ihtimalimiz var mı? eve gidene kadar bu soru s&uuml;rekli aklımı kurcalıyordu.)</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><strong>10.50</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kapı &ccedil;alıyordu, a&ccedil;tığımda &ldquo;Uyanmadın mı hala abi sen ge&ccedil; kaldın. Ş&uuml;pheli bulduk ifadesini almak i&ccedil;in hemen karakola gelmen lazım.<br />_Telefon diye bir şey var demi Uğur buraya kadar gelmene gerek kalmazdı.<br />_Abi sanada iyilik yapılmıyor.<br />_Boş boş konuşma hadi in aşağıya geliyorum hemen.<br />İ&ccedil;imi hem merak ve &ouml;fke kaplıyordu. Birbimizi yeni bulmuştuk bu kadar erken kaybetmemiz olmadı.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAYIP RUHLAR ZİNCİRİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kayip-ruhlar-zinciri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kayip-ruhlar-zinciri</guid>
<description><![CDATA[ Sekiz kişi, bir helikopter kazası.
Denizin ortasında ıssız bir ada, adanın ortasında hafızasını kaybetmiş kayıp ruhlar ve siyah dumanları etrafı kaplamış kocaman helikopter enkazı.
Yedi kişinin özenle denizin kenarına dizilmiş bedenleri ve üstünde dehşet verici bir not ; 
&quot;Merhaba Kayıp Ruhlar Zinciri.&quot;
Hayatta kalmak için ne gerekliydi? Sadece isimlerini hatırladıkları hafızaları mı? Hayır, hayır. Hayatta kalmaları için tam olarak yardım bulmaları gerekliydi.
Yaşam ve ölüm arasında kalmış sekiz kayıp ruhun hayat yoklaması başlıyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d9d90cb0c6e.jpg" length="44555" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Jan 2022 21:35:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>gokyuzunungrimsitonu</dc:creator>
<media:keywords>ıssızada, kaçış, gerilim, psikoloji, ölüm..</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANEMOR SERİSİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anemor-serisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anemor-serisi</guid>
<description><![CDATA[ Anemor Serisi Dehşet Cehennemi
1.Bölüm ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d715af5a0a4.jpg" length="43745" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 06 Jan 2022 19:16:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Fantastik, gizem, sır</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div align="center">
<p dir="ltr">◾▪️GEZEGENLERİN OLUŞUMU▪️◾</p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="center">
<p dir="ltr"><b><i>&ldquo;Bir su&ccedil;un binlerce yıl cezası olabilir&rdquo;</i></b></p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="center">
<p dir="ltr"><i><u>Tanıtım II: Giselle </u></i><i><u>Soyu</u></i></p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr"><br />&nbsp;&nbsp; &Ccedil;ok uzun zaman &ouml;nce, bir geleceği olmayan Rodella bir&ccedil;ok gezegenden s&uuml;rg&uuml;n edilmişti. Su&ccedil;u ise bir Giselle (Tanrı&ccedil;a Giselle'nin kurduğu b&uuml;y&uuml;k Hypata Krallığı'nın son varisi) soyundan geliyor olmasıydı. B&uuml;y&uuml;c&uuml;ler, krallar, insanlar ve diğer t&uuml;m canlılar tarafından dışlanmıştı. Şimdi ise peşindelerdi. Ka&ccedil;ması artık onu yormuş ve bir&ccedil;ok kez Ryona (kız kardeşi) gibi intihar etmeyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;.<br />Bir tanrı&ccedil;a soyundan geldiği i&ccedil;in basit y&ouml;ntemlerle kendini &ouml;ld&uuml;remezdi. &Ouml;ncelikle, sadece Tanrı ve Tanrı&ccedil;a soyundan gelebilen t&uuml;rlerin girebileceği tek gezegen Rivena&rsquo;ya gitmeliydi ve b&uuml;y&uuml;k Domnita nehrine girmeliydi sonra Shaoshing ağacının kutsal sayılan B&ouml;ryu meyvesini yemeliydi. Bu onun i&ccedil;in bir utan&ccedil; kaynağı olmaya yetse bile kaderinin S&uuml;ve ve onun gibi acımasız olan diğer tanrılar tarafından yazılmasını istemiyordu, kendi kaderini kendi yazmalı ve yaşamına son vermeliydi. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Bir gezegeni, yaşayabileceği bir yeri yoktu. Tehlikeli gezegenlere gitmeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu ama acımasız t&uuml;rlere yem olmak, onlarla savaş i&ccedil;inde olmak hi&ccedil; ona g&ouml;re bir kurtuluş y&ouml;ntemi değildi. Rodella son kararını vermişti. Rivena gezegenine gidip soyuna yakışmayan son y&ouml;ntemi deneyecekti; t&uuml;m k&ouml;t&uuml; s&ouml;zlerin, acımasız bakışların &ccedil;evrildiği o intihar y&ouml;ntemi şimdilik onun i&ccedil;in tek kurtuluş kapısıydı. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Gezegene gitmek i&ccedil;in ona bahşedilen portal a&ccedil;ma y&ouml;ntemlerini kullanıyordu. Şimdi ise Rivenadaydı. B&uuml;y&uuml;k ve kutsal nehrin hemen yanı başında duruyordu. Serin suya kendini teslim ettiğinde, yutmaması gereken o damlayı yutmuştu. Bu onu soyunda en g&uuml;&ccedil;l&uuml; kişi yapabilirdi belki ama artık &ccedil;ok ge&ccedil;ti; &ccedil;&uuml;nk&uuml; ona ait bir soy kalmamıştı. <br />Dişi bir varlığa l&uuml;tfedilen doğurganlığı lanetli bir b&uuml;y&uuml; ile yok edilmişti. Buna aldırmadı ve suyu &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in uğraşmadı. Sonu&ccedil;ta ona kutsal bir soy, kutsal bir aile bahşedilmeyecekti diğer tanrılar tarafından. Bunun i&ccedil;in &uuml;zg&uuml;n değildi sadece k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yerde yaşama arzusunu bir an da bitireceği i&ccedil;in &uuml;z&uuml;l&uuml;yor ve bunun sebebi olan S&uuml;ve&rsquo;ye k&ouml;t&uuml; s&ouml;zler s&ouml;yl&uuml;yordu. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Shaoshing ağacına doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml; ve kıyafetlerini &ccedil;ıkardı. Sa&ccedil;larını d&uuml;zenledi ve &ouml;l&uuml;m i&ccedil;in hazır olduğunu hissetti. Tek d&uuml;ş&uuml;ncesi annesi Ateifa'ya ne diyeceğiydi. Tanrı soyundan gelen bir soylu kendini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;nde annesine hesap verirdi. Annesi onu affederse kutsal ve sonsuz Avery'e ge&ccedil;erdi ama onu affetmezse Tama alemine g&ouml;nderilirdi ve tanrı soyundan gelen t&uuml;m &ouml;zelliklerini kaybederdi. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Rodella ağaca uzandı ve bir meyveyi dalından kopardı. Son kez kafasını kaldırıp etrafına baktı ve derin bir nefes aldı. Kızıl meyveden bir ısırık aldığında hissettiği tatlılığın onu nasıl &ouml;ld&uuml;rebileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden bir t&uuml;y hafifliğinde yere yığıldı. Artık altın sarısı g&ouml;zleri kapalıydı...<br />Y&uuml;z&uuml;ne d&uuml;şen bir damla Rose ile g&ouml;zlerini araladı. Sanki suyun i&ccedil;inde boğuluyormuş gibi hızla doğruldu ve derin bir nefes aldı. Etrafına bakındığında yine aynı yerde olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Şaşkınlığını &uuml;zerinden attıktan sonra ağaca doğru koştu ve bir meyve daha koparmaya &ccedil;alıştı. Ama koparamadı &ccedil;&uuml;nk&uuml; ağa&ccedil; bir kalkan b&uuml;y&uuml;s&uuml;yle korunmaya alınmıştı. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Rodella &uuml;zerindeki ihtişamlı elbiseye bakındı. Bunu daha &ouml;nce g&ouml;rmemişti. Ellerini havaya kaldırdı gergin hareketlerle. Nehre doğru koştu, suya kendini teslim etmeden hemen &ouml;nce yansımasından sa&ccedil;larının inci gibi beyazladığını g&ouml;zlerinin ise z&uuml;mr&uuml;t gibi parladığını fark etti. Suya bir adım attığında ise hi&ccedil;bir uzvunun ıslanmadığını g&ouml;rd&uuml;.<br />Şaşkınlığı onu meyus halden &ccedil;ıkarmıştı ama merakı h&acirc;l&acirc; dinmemişti. Bir an karnında bir sızı hissettiğinde kendini geriye doğru itti. Derin nefesler alıyordu elinde olmadan. Ona ne oluyordu? Yine lanetli bir b&uuml;y&uuml;c&uuml; tarafından &ccedil;eşitli b&uuml;y&uuml;lere maruz kaldığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ama yanılıyordu. Nehir ve meyve ona bir armağanda bulunmuştu, karşısında parlak sa&ccedil;lı bir kız &ccedil;ocuğu &ouml;ylece g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu. Rodella onun oluşmasını sağlamıştı. Artık soyunun t&uuml;kendiği s&ouml;ylenemezdi. İntihar etmek i&ccedil;in geldiği bu gezegen ona bir l&uuml;tufta bulunmuştu. Bir kız &ccedil;ocuğunu fark etmeden doğurmuştu. Bu durumun Tanrılar tarafından yasaklandığını biliyordu oysa. Ama ger&ccedil;eğin kader Tanrısı ona acımış olabilirdi, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Tanrı&ccedil;alar asla azizelik mertebesine ulaşmadan bir &ccedil;ocuk sahibi olamazlardı.</p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Rodella, hen&uuml;z t&uuml;m Tanrılar ve Tanrı&ccedil;alar tarafından lanetlenmiş sayılmazdı, bu y&uuml;zden o şimdi azize olmuş ve annelik makamına ulaşmıştı, bu durum ise Giselle soyunu devam ettirecek ve onlarca t&uuml;r Giselle kanını taşıyacaktı. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">G&uuml;nler ve aylar ge&ccedil;erken onları tedirgin edecek hi&ccedil;bir tehditle karşılaşmamışlardı. Yine de t&uuml;m bu sakinliğe karşı kendilerini koruyacakları bir yere gitmeliydiler. Rodella bebeğini de alıp bir portalın i&ccedil;ine sığındı ama bu da pek korunaklı değildi. <br />Bebeği Jhessail o portalın i&ccedil;inde kocaman bir kız olmuştu. Artık bir tanrı&ccedil;a sayılırdı. G&uuml;&ccedil;lerini keşfetmesi i&ccedil;in annesinden yardım aldı ve tek başına bir gezegen yarattı. Bu her tanrı&ccedil;aya verilen bir &ouml;zellik değildi. Hatta tanrılar ve tanrı&ccedil;alar arasında gezegen yaratan sadece beş g&uuml;&ccedil; &ccedil;ıkmıştı. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Jhessail tek başına Diamanda (G&ouml;ky&uuml;z&uuml;), Olexa (İ&ccedil;ilebilen su) ve Nepuralar'ı (Dağlar, taşlar ve kayalıklar) yarattı. Sonra g&uuml;c&uuml;nden Diamanda'ya g&uuml;&ccedil; verdi ve Kaleenalar (G&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki Periler ve b&uuml;y&uuml;l&uuml; olan iyi yaratıklar) oluştu. Sa&ccedil;ından bir tutam Olexa'ya serpti ve altı erkek tanrıyı yarattı. Onları &ccedil;eşitli g&uuml;&ccedil;lerle ve g&ouml;revlerle donattı. Lumber karanlığın, Glore denizlerin, Briar yıldırımın, Ra'auni savaşın, Vorian bilgeliğin, Aesril korumanın tanrısı olmuştu. Vorian'ın dişi bir Kaleena ile birleşmesi sonucu d&ouml;rt tanrı&ccedil;a oluştu. Asil kandan gelen tanrı ve tanrı&ccedil;aların g&uuml;c&uuml;yle gezegen b&uuml;y&uuml;t&uuml;ld&uuml;, sonsuz sayıda elementler oluştu ve bilgeliğin tanrısı olarak bilinen Vorian b&uuml;y&uuml;k bir element tanrısı da olmuştu. Oluşturulan Keira gezegeni sonsuz bir g&uuml;&ccedil;le &uuml;nlenmişti. Doğan d&ouml;rt tanrı&ccedil;a gezegenin d&ouml;rt yanına g&ouml;nderilmişti ve soyları hızla artıyordu.</p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Tanrı&ccedil;alardan İviss bir Lylpol (Tanrıların Kaleenalar ile birleşmesi sonucu oluşan insansı t&uuml;rlerdir. B&uuml;y&uuml; g&uuml;&ccedil;leri yoktur, sadece asil bir kan taşırlar) ile birleştiğinde Vaealar'ın (Melez olan Elf ırkı), Blomlar'ın (Su perileridir. Kara da ve denizde yaşayabilirler. &Ouml;l&uuml;ms&uuml;z değillerdir ama hep gen&ccedil; ve g&uuml;zel kalırlar) ve Poemalar'ın (Denizlere yakın mağaralarda yaşarlar, b&uuml;y&uuml;k dağlar ve adalarda yaşadıkları da bilinen deniz canlılarıdır. Yarı balık insansı v&uuml;cutları vardır. Sihirli s&ouml;zleri ve b&uuml;y&uuml;l&uuml; sesleri vardır. Hatta bu şekilde avlarını ayaklarına getirirler) oluşmasını sağladı. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Diğer tanrı&ccedil;a Lexa ise yasak olmasına rağmen bir Poem (k&ouml;t&uuml; ruhlu, zararlı ve &ccedil;irkin yaratıklardır. Değişik yetenekleri ve şekilleri vardır) ile birleşti ve Emarieler'in (Yarı insan yarı boğa olarak tasvir edilen yaratıklardır), Wichartlar'ın (savaş&ccedil;ı yaratıklar), Tanierler'in (keskin dişleri olan zehirli bir k&ouml;pek şeklinde tasvir edilir) oluşmasını sağladı. <br />Jhessail, Olexalar'ın efendisi Orintur ile birleşti ve deniz canlılarını oluşturdu, Atalalar (denizkızları), Mirelindalar (b&uuml;y&uuml; yapabilen deniz canlılarıdır, yapıları denizkızlarına benzer) ve Hirikolar&rsquo;ın (Dehşet verici bir canlıdır, denizlerde yaşar ve acımasız &ouml;l&uuml;m şekilleriyle avlarını par&ccedil;alar) var olmasını sağladı ve onlara canından can verdi. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Jhessail ve Orintur'un birleşmesiyle oluşan Hirikolar'dan iğrenen Lumber, onları lanetleme kararına vardı. Annesi buna karşı &ccedil;ıktığında ise annesini kendi yarattığı Qoramir (Kara) gezegenine hapsetti. Rodella, kızını kurtarmaya &ccedil;alıştı ve Lumber'i kendi yarattığı gezegende ona bahşedilen bir g&uuml;&ccedil;le &ouml;ld&uuml;rd&uuml;.<br />Lumer'in kara toprağa sa&ccedil;ılan kanlarından Souriller (kanatlı atlar), Carecalmolar (Canavarların tanrıları olan Nino ve Dyad'ın acımasız ejderhaları), Norioniller (Devler) doğdu. Kara toprakta a&ccedil;an yeşil Walinwie (B&uuml;y&uuml;l&uuml; ve hoş kokulu eflatun bir &ccedil;i&ccedil;ek t&uuml;r&uuml;) bitkisine akan kanından ise t&uuml;m efsanelerde adı ge&ccedil;ecek, g&uuml;zelliği ile &uuml;n kazanmış Elanduya (G&uuml;zellik tanrı&ccedil;ası) var oldu. <br />Fortisa (Asil kan taşıyanların arasında en g&uuml;&ccedil;l&uuml; olanı) adında bir Lylpol denizi ve yıldırımları g&ouml;revine kattığında Glore ve Briar buna karşı &ccedil;ıkmıştı. &Uuml;&ccedil; tanrının &ccedil;ekişmesiyle &ccedil;ıkan savaşta Fortisa'nın kaybetmesi b&uuml;y&uuml;k bir cezayla ona geri d&ouml;nd&uuml;. Briar onu Ager adı verilen d&ouml;rt başlı s&uuml;r&uuml;ngene &ccedil;evirmişti. Ama onun kardeşi Glore'yi &ouml;ld&uuml;receğini tahmin etmemişti. Par&ccedil;alara ayrılan Glore, kutsal nehrin derinliklerine g&ouml;m&uuml;ld&uuml;. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Bir gece Bonvo yıldızı (Gezegenleri oluşturan yıldız) kutsal nehrin &uuml;zerine d&uuml;şt&uuml;. Glore'nin par&ccedil;aları yedi yere dağıldı. Bonvo yıldızının bir par&ccedil;aya &ccedil;arpmasıyla S&uuml;ve oluştu. Aslında o hep tanrıydı, sadece g&uuml;&ccedil;ler ile bir bedene b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. S&uuml;ve b&uuml;t&uuml;n t&uuml;rlerin ileride tehdit oluşturacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu ve Mirelindalar ile iş birliği yaptı. B&uuml;t&uuml;n Keira gezegeni &ouml;nce kalkan b&uuml;y&uuml;s&uuml;yle kapatıldı ve bazı t&uuml;rler dışında gezegendeki t&uuml;m tanrı ve bazı canlılar su altında kaldı. O su altında bedene b&uuml;r&uuml;nd&uuml; ve o gezegendeki kimi tanrıları ebediyen yok etti. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Yaşayan t&uuml;rlere ise yedi sıra gezegenini bahşetti. S&uuml;ve girdiği bedenden ayrılmak i&ccedil;in kutsal suya girdiğinde sudan &ccedil;ıkan bir Tiefling (Kanatlı, konuşabilen, insansı t&uuml;r) ailesini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in ona kızgındı ve S&uuml;ve'ye ağır darbeler verdi. Onu Otiara Dağı'nın (Kutsal gezegenin en y&uuml;ksek dağı) tepesinden aşağıya bıraktı. &Ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nerek ona yardım etmedi ve b&ouml;ylece diğer t&uuml;rler Tieflingler'e lanetlenmiş g&ouml;z&uuml;yle baktı onları b&ouml;yle kabul etti.</p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Yaşayan t&uuml;rleri ise yedi gezegene eşit şekilde yerleştirdi. S&uuml;ve onları &ccedil;eşitli t&uuml;rlere ayırdı ve aralarında barışı korumalarını emretti. Barış korunmaz savaş &ccedil;ıkarsa helak edileceklerini onlara yazıyla aktardı... </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">▪️S&Ouml;ZL&Uuml;K▪️<br />Rivena: Kurgusal mitolojide yer alan dini bir gezegendir. Tanrıların ve tanrı&ccedil;aların burada yer alan nehirden oluşmaya başladıkları anlatılır. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Domnita Nehri: Rivena gezegeninin doğusunda yer alan tanrıların ve soyluların kutsal saydıkları bir nehirdir. Eşit olmayan bir rekabetin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mek i&ccedil;in bazı efsanelere g&ouml;re bu nehrin suyu yutulmamalıdır.<br />Shaoshing Ağacı: Kurgusal mitolojiye g&ouml;re yıllardır yaşayan bu ağa&ccedil; bir dilek ağacına benzetilir. Soylular genelde bu ağaca sırlarını d&ouml;kmek i&ccedil;in gelir. Kimisi ise burada yer alan B&ouml;ryu meyvesini yemek i&ccedil;in gelir. Bu meyve intihar meyvesidir. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Ateifa: &Ccedil;i&ccedil;eklerin annesi olarak bilinir. Kendisi sayısız g&uuml;llerin bulunduğu bir gezegende yaşar. Diğer tanrılarla anlaşmazlık yaşadığı i&ccedil;in sadece Kamer (Işık Tanrı&ccedil;ası) tarafından bilinen bir gezegene s&uuml;rg&uuml;n edilir. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Avery: Sonsuzluk alemi olarak bilinen cennettir. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Tama: Bir soylunun yaptığı hatadan dolayı fakirlik ve yurtsuzluk ile cezalandırılması anlamına gelir. Soylular cehennemi olarak tasvir edilir. </p>
</div>
<p dir="ltr"></p>
<div align="left">
<p dir="ltr">Rose: Kamui kuşu b&uuml;y&uuml;k bir kuştur. B&uuml;y&uuml;k dağlarda ve tepelerde yaşar. Rose ise sadece dişi Kamuiler'in salgıladığı &ouml;zel bir sıvıdır -s&uuml;t gibi-<br /><br /><br /><br /><br /></p>
</div>
<p dir="ltr"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HER ŞEY BİRAZ SEN 2.BÖLÜM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/her-sey-biraz-sen-2bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/her-sey-biraz-sen-2bolum</guid>
<description><![CDATA[ Keyifli okumalar???? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61a3c3bfcede2.jpg" length="62206" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Jan 2022 23:43:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gizem akar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>sevgi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevgi-583</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevgi-583</guid>
<description><![CDATA[ Sevgi ve dile getirilişi hep bir zordu belkide anlatılması hep bir eksik olduğundandır..”
Fiile geçirilmeyen sözler , cümleler, heyecanlı görünümler ]]></description>
<enclosure url="" length="62206" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Jan 2022 23:42:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>zanbahsi</dc:creator>
<media:keywords>değer, sevgi, heyacan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x_61350b1b5e83b.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Umut</title>
<link>https://edebiyatblog.com/umut</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/umut</guid>
<description><![CDATA[ Geçmişi, çocukluğu ve adı çalınan bir kız çocuğunun çığlıklarını kaldırabilecek misiniz? Bu Umut&#039;un çocukluğunun gözyaşının hikayesi, bu Umut&#039;un yaralarının sarılma hikayesi. 

 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_6159ec6a285f3.jpg" length="25767" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Jan 2022 23:42:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Acelyaaaa33</dc:creator>
<media:keywords>Aßk, intikam, arkadaşlık, ihanet, geçmiş, gökyüzü, gökkuşağı, siyah, masumiyet, kız çocuğu, abi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız &uuml;ş&uuml;yordu.</p>
<p>Soğuktan titreyen bedenine tezzat &uuml;zerinde incecik bir tiş&ouml;rt ve eskimiş olduğu her halinden belli olan yırtık bir kapri vardı.</p>
<p></p>
<p>yoldan ge&ccedil;en insanların acıyan bakışlarına rağmen k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız başı dik bir şekilde yola bakıyordu. Soğuk havaya karışan nefesi buhar olarak g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkıyordu.</p>
<p>Tıpkı 3 yıl &ouml;nce kaybettiği masumiyeti gibi...</p>
<p></p>
<p>Dudaklarına Peyda olan g&uuml;l&uuml;ş yavaş yavaş solarken nefretle bakmaya başladı. Hen&uuml;z &ccedil;iseleyen yağmura aldırmadan yavaş bir şekilde y&uuml;r&uuml;meye başladı.</p>
<p>gidecek bir yer var mıydı bilmiyordu fakat her saniye v&uuml;cuduna dolan &ouml;fke katlanarak artıyordu.&nbsp;</p>
<p>Zihni &ccedil;ok iyi &ccedil;alışıyordu, konuşmayı pek sevmiyor, bakışları sert ve nefret doluydu.</p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız yolda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; akranları gibi &ccedil;ığlıklarla g&uuml;lmek istiyordu.</p>
<p>Fakat o hi&ccedil; Sevin&ccedil; &ccedil;ığlıkları atmamıştı, onun attığı &ccedil;ığlıklarla birlikte beraberinde gelen iğren&ccedil; kan tadı ve kokusu vardı.</p>
<p>Yolda annelerin ellerini tutan &ccedil;ocuklara kaydı bakışları; sa&ccedil;ları &ouml;r&uuml;l&uuml;, d&uuml;zg&uuml;n giyimli kız &ccedil;ocuklarına...</p>
<p></p>
<p>Eli ateşe değmiş gibi hemen g&ouml;zlerini &ccedil;ekti &ccedil;ocuklardan ve adımlarını daha da hızlandırdı. 10 yaşında bir kız &ccedil;ocuğu herkesten ka&ccedil;ıyordu, yaşayabilmek i&ccedil;in.</p>
<p></p>
<p>Hızlanan adımları yavaş yavaş koşmaya d&ouml;nerken i&ccedil;ine &ccedil;ektiği her bir nefes nefret olarak d&ouml;n&uuml;yordu ona.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Nefessiz kalana kadar koştu k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız. Y&uuml;z&uuml;nde h&acirc;l&acirc; nefret bariz bir şekilde g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu ta ki ayaklarının onu getirdiği yere kadar.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız mezarlığa gelmişti.</p>
<p></p>
<p>Ezbere bildiği yoldan ilerleyip kendisine aşina olan o mezara y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Mezar taşına baktı. Dudakları yukarıya kıvrılır iken eli yırtık kaprisinin cebine gitti. Cebinden sağ &uuml;st k&ouml;şesi kırık kelebek şeklinde kolye &ccedil;ıkarttı.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Temkinli bir şekilde etrafa bakıp derin bir nefes aldı g&ouml;zlerine &ccedil;&ouml;ken &ouml;fke ve nefret ile birlikte avucundaki kırık kolye ucunu daha fazla sıktı, sesli bir şekilde nefesini verip, soğuktan kurumuş olan dudağını dili ile ıslatıp " senden korkmuyorum iblis korkmayacağım da" dedi. Ve tekrardan g&uuml;l&uuml;msedi.</p>
<p></p>
<p>Fakat unuttuğu bir şey vardı;</p>
<p></p>
<p>İblis her yerdeydi...</p>
<p></p>
<p>_________________________________</p>
<p></p>
<p>İlk kitabım yazım yanlışı yada herhangi bir yanlış varsa bana s&ouml;ylerseniz sevinirim.&nbsp;</p>
<p>:)</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 15 (Bir Hayal Kurdum)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-15-bi-hayal-kurdum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-15-bi-hayal-kurdum</guid>
<description><![CDATA[ Hayallerin bize getirdiği amaç bizi hayatta tutar. Bunlardan yoksun bir insan ya kukladır ya da ölü. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d02261be2e7.jpg" length="41379" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 12:46:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hayal, fikir, inanç, hedef, savaş, barış, isyan, baskı, mücadele</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>(Bu hikayede bazı kelimeler akla ilk gelen anlamlarının dışında kullanılmıştır. &Ouml;rn: hayal , hedef , fikir vb.)</p>
<p>&mdash;Neden hala hayattasın? Bunları ben yaşamış olsam &ccedil;oktan k&ouml;pr&uuml;n&uuml;n dibinde bir daha uyanmamak &uuml;zere yatıyor olurdum.</p>
<p>&mdash;Sebeplerim var. Beni hayatta tutacak g&uuml;&ccedil;l&uuml; sebepler. Bu sayede ayaktayım. Hala hayattayım. Sen nasıl yaşıyorsun ki?</p>
<p>&mdash; Yaşamak i&ccedil;in bir şey yapmama gerek yok ki. Sokaklarda da yaşanıyor.</p>
<p>&mdash;Bu yaşamak değil , hayatta kalmak. Yaşamak başka bir şey. Sokaklarda herkes hayatta kalıyor ama nihayetinde y&uuml;r&uuml;yen cesetlerden farksızsınız.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Nasıl yaşanır ki başka ?&nbsp;</p>
<p>&mdash;Hayallerin bize getirdiği ama&ccedil; bizi hayatta tutar. Bunlardan yoksun bir insan ya kukladır ya da &ouml;l&uuml;.</p>
<p>&mdash;Ben kimsenin kuklası değilim.</p>
<p>&mdash;Demek ki &ouml;l&uuml;s&uuml;n.&nbsp;</p>
<p>&mdash;&Ouml;l&uuml; m&uuml;?</p>
<p>&mdash;Şuan duyduğum sesin bir cesedin i&ccedil;erisindeki sıkışmış havanın dışarı &ccedil;ıkmasıyla oluşan ses gibi. Sesin &ccedil;ıkıyor ama bu &ouml;l&uuml; olduğun ger&ccedil;eğini değiştirmez. Kuklalar bir kişi değildir , &ouml;l&uuml;leri ise kimse dinlemez.</p>
<p>&mdash;Sen yaşıyor gibi konuşuyorsun. Bir hayalin var yani?</p>
<p>&mdash;Hayaller asla ulaşamayacağımız , ama bunu denerken uğurunda kendimizi harcamaktan &ccedil;ekinmeyeceğimiz şeyler olmalı. Sonsuzu sonlu &ouml;mr&uuml;m&uuml;ze sığdırmaya &ccedil;alışırken verdiğimiz m&uuml;cadele ile yaşarız. Attığımız adımlar bizi biz yapar. Biz y&uuml;r&uuml;d&uuml;k&ccedil;e hedef uzaklaşır , biz ulaşamayacağımızı bilsek bile ona olan isteğimiz ağır basar ve koşmaya devam ederiz. Attığımız adımlar bize yetersiz gelse de hi&ccedil; kimsenin varamadığı yerlere varırız. Kitaplar adımızı anar. Ortak bir hayali paylaşırız. Hepimiz bizden &ouml;ncekinin bıraktığı bayrağı alıp devam ederiz. Kendimizi bu hayale adarız. Bir s&uuml;re sonra bu hayale koşmanın sonucunda artık beden ve isim sınırlarımdan kurtulur ve ger&ccedil;ek varlığımıza ulaşırız. Artık kişiler bizi andıklarında akıllarımda oluşan bir isim , bir siluet değil bir fikirdir. Fikri olmayan insan &ouml;l&uuml;d&uuml;r. Fikrin kendisi olan ise &ouml;l&uuml;ms&uuml;zd&uuml;r. Bu g&uuml;n tarih kitaplarından adı silinememiş t&uuml;m kişiler bunu başarmış insanlardır. İmkansız HAYALLERİNİN peşinden koşmayı nihai AMA&Ccedil; edindiler , bu uğurda ilerledikleri yolda isim ve cisimden &ouml;te bir FİKİR oldular , &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; tattıktan sonra ise varisler UMUT bayrağını devralıp taşımaya devam etti. Bu hep b&ouml;yle devam etti ve b&ouml;yle devam edece. Bir hayal kurmalısın. Ger&ccedil;ekleşmeyecek kadar &uuml;topik ancak uğurunda kendini harcamaya değecek kadar &ouml;zel bir hayal. Aksi halle ya &ouml;l&uuml;s&uuml;nd&uuml;r ya da kukla.</p>
<p>&mdash;Hıh ... Sen bir varis sin yani. Umut bayrağı elinde , sağa sola koşturan ve insanlara hayal kurmalarını anlatan bir varis.</p>
<p>&mdash;Bunu herkesin yapabileceğini s&ouml;ylemiyorum. Ama denemeyi denemeliyiz.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Hayal kurmayı denemeyi denemeliyiz yani? Peki senin hayali ne?</p>
<p>&mdash;O tozlu kitapları okuduğumda hep şunu fark ediyorum. Bir d&ouml;ng&uuml; s&ouml;z konusu. Tanrı olma arzusuyla yanıp tutuşan kişiler iradeye a&ccedil;lar. Kendi kullarını istiyorlar. Zeka parayı getirir , para insanı getirir , insan ise g&uuml;c&uuml;. G&uuml;c&uuml; elinde bulunduran kişi ise yery&uuml;z&uuml;nde tanrı olmak ister. Bu politikacılardan , şirketlerden , &ouml;rg&uuml;tlerden &ouml;te bir durum. Aramızdan birini ilk kez ellerimiz ile &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z g&uuml;n başladı. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise herkesin elleri kelep&ccedil;eli. Tesbihten kelep&ccedil;e.&nbsp;<br />Benim hayalim bu. Kelep&ccedil;eleri &ccedil;&ouml;zmek istiyorum.</p>
<p>&mdash;Tanrılar ile savaşmak istiyorsun.</p>
<p>&mdash;Tanrı kılıklı kullar ile savaşmak istiyorum. Bu benim hayalim. D&uuml;zeltmek istiyorum. İnsanların k&ouml;r ve sağır bir şekilde yaşamalarını istemiyorum. Benim hayalim bu.</p>
<p>&mdash;Onlar sanırım Tanrılarından &ccedil;ok sana &ouml;fkeliler.</p>
<p>&mdash;Cehaletin g&ouml;z bandı sıkı ,kelimelerim ise keskin.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Cidden mi? * &nbsp;Emin misin? Ben ortada ceset g&ouml;remiyorum. Ya da en azında kesilmiş g&ouml;z bantlarından birini&nbsp;</p>
<p>&mdash;Sana imkansız bir hayalim olduğunu s&ouml;ylemiştim.</p>
<p>&mdash;Bir hi&ccedil; uğuruna m8 savaşıyorsun yani?</p>
<p>&mdash;Hala anlamadın değil mi? Ben savaşmıyorum artık. Savaş benim. İnsanlara beni andıklarında "T&uuml;m imkansızlıklara karşı doğru olduğuna inandığı şey i&ccedil;in savaştı." diyecekler.</p>
<p>&mdash;Peki ya demezlerse? Anlattığın form&uuml;le g&ouml;re &ouml;l&uuml;ms&uuml; olman i&ccedil;in hayalinde y&uuml;r&uuml;rken tarih olman gerekiyor. Peki ya olmaz isen?</p>
<p>&mdash;İnandıklarım uğurunda verdiğim savaşın sonunda huzurlu bir şekilde bedenime veda etmek tek isteğim.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Zor bir yoldasın. Buna saygı duyarım. Uzun ve yorucu bir hikayen var belli ki. Şimdi den g&ouml;rebiliyorum "FEDAİ - BİR HAYAL KURDUM" (yaşanmış bir hikaye)</p>
<p>&mdash;Hıh... Doğru s&ouml;ze ne denir.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Aslında senin adına seviniyorum cidden. Hayaline sıkı sıkıya tutunmuşsun. Bu hayatına bir anlam katmış. Ama bu işin sonunu hi&ccedil; iyi g&ouml;rm&uuml;yorum dostu.&nbsp;</p>
<p>&mdash;Ben de.</p>
<p>&mdash;Neden buradasın?</p>
<p>&mdash;Sen neden buradasın?</p>
<p>&mdash;Sen s&ouml;yledin ya ben &ouml;l&uuml;y&uuml;m. Asıl sen neden buradasın?</p>
<p>&mdash;Dediğin gibi insanlar benden nefret ediyorlar. İsmimden , cisminden ... Ben de bunlardan kurtulacağım.&nbsp;</p>
<p>&mdash;&Ouml;leceksin yani.</p>
<p>&mdash;Hayalime tutunuyorum. &Ouml;lmeyeceğim. Sadece biraz y&uuml;zmem gerekecek. Ama evet onlar i&ccedil;in &ouml;lm&uuml;ş olacağım.</p>
<p>K&ouml;pr&uuml;n&uuml;n eşiğinde iki dost , g&ouml;z&uuml;n&uuml; hır&ccedil;ın nehre dikmiş şeklinde bir s&uuml;re sessiz kaldık.<br />Yaklaşan g&ouml;revlilerin sesleri iyice y&uuml;kselmeye başlamıştı.</p>
<p>&mdash;Fedai?</p>
<p>&mdash;Efendim?</p>
<p>&mdash;Umarım hayaline ulaşırsın.</p>
<p>Bedenlerimiz r&uuml;zgarı yararak nehre doğru y&ouml;nelirken k&ouml;pr&uuml;ye varmış g&ouml;revlilerin arkamızdan bağırışlarını duyabiliyorduk. O soğuk kış g&uuml;n&uuml;nde su bedenimizi kucaklıyor ve bizi ayırıyordu. Uğurunda &ouml;l&uuml;me gittiğim hayalim i&ccedil;in savaşabilme isteği ile &ouml;lmemeyi ummaktan başka bir se&ccedil;enek sunmuyordum</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MAVİ  ÇİZGİLİ GÖMLEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mavi-cizgili-gomlek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mavi-cizgili-gomlek</guid>
<description><![CDATA[ Hikaye, hayattan kesit ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61cf23a951d94.jpg" length="35900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 31 Dec 2021 18:42:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, Modern Hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip;.Mahallenin dik yokuşlarından koşar &nbsp;adımlarla g&uuml;neşli bir yaz g&uuml;n&uuml;n&uuml; s&ouml;m&uuml;ren v&uuml;cudu rahatlamakta&hellip;Y&uuml;z&uuml;ne yapışan bir tebess&uuml;m, etrafta g&ouml;r&uuml;lmeyi hak etmeyen buğulanan insancalar&hellip;</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip;Pazar işi&hellip; Dikey desenleri, beyazla ahenk i&ccedil;inde&hellip;Eh v&uuml;cudunu da harika g&ouml;stermesi de eklenerek&hellip; Kol manşetleri kıvrılmış, dirseklerin hemen altında&hellip;.Sağ el cepte, sol el v&uuml;cuttan &ouml;nce ileri hamle yapıp sonra v&uuml;cudun gerisine d&uuml;şmekte&hellip;Sarka&ccedil; gibi, zamanın aralıklarında bir bedeni hareket ettiren en &ouml;nemli par&ccedil;a&hellip;</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Hep aynı insanlara g&ouml;r&uuml;n&uuml;r : Ayşe teyze, hastaneden d&ouml;nmekte, elinde eczane poşeti, ağır adımlarla toprağı incitmeden yolu kısaltmak i&ccedil;in ortaladığı &ccedil;ayırı ge&ccedil;iyor. Mavi g&ouml;mlekliyi fark ediyor mu, fark etmiyor mu belli değil. Y&uuml;z&uuml;ndeki acı ifadesi değişmiyor. Kaşları aşağı d&uuml;ş&uuml;k, ince b&uuml;z&uuml;lm&uuml;ş dudakları varla yok arasında&hellip; Etrafındaki &ccedil;izgileri daha &ccedil;ok dikkati &ccedil;ekiyor. Tanıyor mu? Selam bekledi mi?</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Antremandan d&ouml;nen spor sırt &ccedil;antası ile işte bir liseli: Settar&hellip; Etrafla farkındalık boyutunda iletişimde mi, yoksa zihni esen kavak yellerine teslim mi? Yaz sıcaklığı, alnında biriken ter damlaları, tiş&ouml;rt&uuml;ndeki ıslaklık, eve bir an &ouml;nce varma isteği ile, hızlı adımlamaya &ccedil;abalayan ama s&uuml;rt&uuml;nen ayaklar&hellip; Yanından kimin ge&ccedil;tiği umurunda mı? G&uuml;zel bir parf&uuml;m kokusu veya, alımlı bir seyirtme olmadıktan sonra, kim ge&ccedil;erse ge&ccedil;sin&hellip;</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; D&uuml;ğmeleri mavi sedefli adeta. G&uuml;neşle birlikte pırıl pırıl parlıyor. Mavi g&ouml;zl&uuml; şu sarışın g&uuml;zelin de ge&ccedil;iş saati hi&ccedil; belli olmuyor. Ne işle meşgul acaba? Nerden haberleşip g&uuml;n&uuml;n hangi saatinde olursa olsun ge&ccedil;işiyorlar. Onun g&ouml;zleri mavi ışıltılı, g&ouml;mleğin d&uuml;ğmeleri&hellip;</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Durak boş şimdi. Demek yeni otob&uuml;s ge&ccedil;miş. Bekleme uzayacak. Yolun karşısında kuruyemiş d&uuml;kkanı m&uuml;şterisiz. Kapının &ouml;n&uuml;nde her zamanki gibi ince, uzun, kalın bıyıklı adam. Mavi g&ouml;mlekliye bakıyor, hatırlamış gibi. Kabuklu yerfıstığı mı almıştı birka&ccedil; ay &ouml;nce? Yoksa yazdan yaza kapıya eklenen sandıktaki hazır dondurmalardan mı, almıştı? &nbsp;</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Elini g&ouml;mlek cebine daldırdı. Bir not kağıdı &ccedil;ıkarttı ve otob&uuml;s kartı&hellip; Durağa gelenler oldu, işte şu adam da elinden tutmuş k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuğun&hellip; Evindeki rahatlıkla yerleşti duraktaki bekleme oturaklarına. &Ccedil;ocuğu da otutturdu. "&Ccedil;ok sıcak bug&uuml;n" diye ayakta dikilen mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlekliye laf sarkıttı. Belli ki &ccedil;ok g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; daha &ouml;nce.</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Elindekiler tekrar cebe d&ouml;nd&uuml;. Birden yola seğirtti. Y&uuml;r&uuml;meye başladı. Daha fazla beklemeye değmeyen mesafeyi y&uuml;r&uuml;yerek aşabilirdi. Kaldırımda uzun t&uuml;yleriyle siyah bir k&ouml;pek geliyordu karşıdan. &Ccedil;akışınca durdu, geri d&ouml;nd&uuml;, kokladı. Biraz takip etti. Sevmiş miydi daha &ouml;nce bu mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlekli kol onu&hellip; Belki karıştırmıştır kokusunu&hellip;</p>
<p>İnce &ccedil;izgileriyle mavi g&ouml;mlek&hellip; Sağda yeşil &ccedil;imenlerle uyumlu, solda trafik&hellip; Sıcağa inat serin, serin yol aldı. Sonra sağa da mavilik yerleşti. Deniz, b&uuml;t&uuml;n maviliğiyle kucaklaştı. Beyaz martılar, olmadı bulutlar&hellip; Uyumlandılar birlikte, mutluluk g&ouml;zden,beyinden i&ccedil;eriye doğru aktı. İnsanlar da y&uuml;r&uuml;y&uuml;şte&hellip;G&acirc;h, karşıdan geliyor, g&acirc;h hızlıca adımları onları ge&ccedil;erek arkada bırakıyor. Nasıl aydınlıklar, nasıl g&uuml;zelleştiler!... Her şey netleşti. İnsanlar insanları fark ederek, g&ouml;zlerinden ışıltılarla selamlayarak, minnettarlık duyarak kesiştikleri i&ccedil;in bir zaman ilerlediler. Kısa bir s&uuml;re mi, yoksa etkisi b&uuml;y&uuml;k olduğundan &ccedil;ok uzun zaman gibi mi geldi tartışılır, koca bir binanın g&ouml;lgesinde birden g&ouml;zler karşıdan yere indi.</p>
<p>Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Binadan i&ccedil;eri girerek uzattı cebindeki notu. Tezgahtaki gen&ccedil; uzaklaşarak kayboldu, notu da masada bıraktı.Belli ki hatırladı hemen, geliş sebebini. &nbsp;Az sonra elinde bir kol saati ile d&ouml;nd&uuml;. &Ccedil;oktan bitmişti tamiri. Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek g&uuml;n&uuml; alınan saat, manşet altındaki &ccedil;ıplak koldaydı şimdi. Şıklık tamamlandı metal parlaklığı ile ışıltısıyla&hellip;</p>
<p>D&ouml;n&uuml;şte otob&uuml;steydi mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Hayret tanıdık sima yoktu. Şof&ouml;r kimse "duracak" d&uuml;ğmesine basmadığı halde durakta durdu. Sonraki durakta ekmek alma fikri ile inmeye karar veren mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek indi kendisi i&ccedil;in a&ccedil;ılan otob&uuml;s kapısından.&nbsp; Şof&ouml;r biliyordu inecek olduğunu mavi &ccedil;izgili g&ouml;mleğinden&hellip;Şaşırtmak olmazdı onu&hellip;</p>
<p>D&ouml;n&uuml;ş eve aynı yoldan&hellip;İşte kalbinin kıpırdadığı insan, kapı &ouml;n&uuml;nde. Bir yerden mi gelmiş, yoksa bir yere mi gidecek. Beklemek, g&ouml;zlemek olmaz. Mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek&hellip; Yine uğurunda. Karşılaştırdı beklediği ile.</p>
<p>Endişeli mavi &ccedil;izgili g&ouml;mlek evde. Tek bir kıyafeti mi var diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş m&uuml;d&uuml;r?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYAT VARSA,UMUT VARDIR !!!</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayat-varsaumut-vardir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayat-varsaumut-vardir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c799d5b0659.jpg" length="28774" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Dec 2021 01:29:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>AHMET YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>Umut, Hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; <strong>&nbsp;HAYAT VARSA, UMUT VARDIR!!!</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kenar mahallenin birinde evin bacasından t&uuml;ten dumanı ile kendi halinde&nbsp; bir aile yaşamaktadır.Onlar i&ccedil;in her g&uuml;n sıradan bir g&uuml;n.Oysa ki; Bug&uuml;n sıradan bir g&uuml;n değildi! İlk &ccedil;ocuklarının doğumu olup, heyecan ve sevinci bir arada yaşıyordu.Umut,adını doğmadan &ouml;nce koymuşlardı.Umut &ccedil;ok &ccedil;abuk b&uuml;y&uuml;meye başladı ve mahallede arkadaşları ile oyunlar oynamaktadır.En &ccedil;okta oyuncakları ve topunu severdi.Umut b&uuml;y&uuml;se de!En sevdiği oyuncaklarından ve topundan vazge&ccedil;emiyordu.İ&ccedil;indeki &ccedil;ocuk ruhunu hi&ccedil; &ouml;ld&uuml;rmeyen hep yaşatan bir Umut vardı...G&uuml;neşli bir yaz g&uuml;n&uuml; yine bir heyecanla oyuncaklarını ve topunu alıp sokağa fırlamıştı.Annesi onun bu &ccedil;ocuksu halini sever,ona hep hala k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk g&ouml;z&uuml;yle bakardı.Umut her sabah mahalle arkadaşlarıyla ma&ccedil; yapar ve her ma&ccedil;ta &uuml;&ccedil; gol atardı.Umut,bu defa kaleye ge&ccedil;ip kalecilik yapmak istedi.Eldivenlerini eline ge&ccedil;irdi ve ma&ccedil; başladı.Eskiden sokakta oynamak!Halı Saha veya &Ccedil;im sahada oynamaktan daha keyifliydi...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Umut,kalede beklerken rakip bir atak yapar ceza sahasına git gide yaklaşıyordu oyuncu.Birden! Bir heyecan bastı Umut'u zira;ilk defa kaleci oluyordu ve iyi bir kurtarış yapıp kendini mutlu g&ouml;rmek ve ma&ccedil;ı arkadaşlarına kazandırmak istiyordu.Oyuncu sert bir şut &ccedil;ekip gol&uuml;n&uuml; atarken top yuvarlanarak,aşağı sokağa doğru gider.Umut,topu yakalamak &uuml;zere peşinden koşar ve kendini bir alttaki sokakta bulur.&Ccedil;ocukluğundan beri hi&ccedil; kalabalık bir grup g&ouml;rmemiş hep sakin bir yerde b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;.Oysa ki;Şuan b&uuml;y&uuml;k bir merak sarmıştı Umut'u!Topu elinde biraz ilerler ve kalabalığın arasında &ccedil;ocukların kahkaha sesini duyar.Bir d&ouml;nme dolabın i&ccedil;inde d&ouml;nen &ccedil;ocuklar şen şakraktı...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hayatında hi&ccedil; g&ouml;rmediği d&ouml;nme dolaba takıldı g&ouml;z&uuml; sonra i&ccedil;indeki &ccedil;ocuklara daha sonra da kendisine g&uuml;l&uuml;mseyen kıza baka kaldı...Kızın g&uuml;l&uuml;msemesini sorgulamaya başlar kendi kendine! Mutluluk bu olsa gerek,yada y&uuml;reğinde sevgi taşıyor diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken!Kendini ondan alamadı...Her defasında g&ouml;z g&ouml;ze gelirlerdi.Sohbet etmek,tanımak onu geleceğine yar etmek istiyordu.Yanına yaklaşıp ismini sorar?Hayat ben ya Sen?Bende Umut.Susar Umut orada dili tutulmuş&ccedil;asına sadece bakar ve sessizce &ccedil;ekip gider...D&ouml;nmek zorundaydı daha doğrusu arkadaşlarının yanına gitme ihtiyacı duymuştu.En sevdiği topu arkadaşına bırakıp,eve d&ouml;ner.Hi&ccedil;bir şey demeden odasına &ccedil;ekilir ve d&uuml;ş&uuml;nceye dalar...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yalnızlığına iyi gelecek,onu her daim sevecek Hayat'ı bulmuştu.Nasıl bir duyguydu?Nasıl bir sevgi ile ondan vazge&ccedil;emiyordu?Tarifi zor bir duyguydu Umut i&ccedil;in.Her sabah onu g&ouml;rme umuduyla&nbsp; bir alt mahalleye inerdi.Oysa ki!D&ouml;nme dolap sadece iki haftada bir geliyor ve o bunu bilmiyordu!...Umut'un askerlik &ccedil;ağı gelmişti. Askerliğini bitirmek ve kendi &ccedil;izdiği yolda, g&ouml;n&uuml;l yoldaşı ile beraber tamamlamayı umut ediyordu. Her zaman indiği mahalleye iner,Hayat'ı g&ouml;r&uuml;r.İ&ccedil;inde bilmediği fırtınalar kopar.Hayat,yine g&uuml;l&uuml;mseyen y&uuml;z&uuml;,Sevgi dolu y&uuml;reği ile Umut'a bakar.Umut,her zaman inandığı ve olacak dediği g&uuml;zel an i&ccedil;in Hayat'la &ouml;mr&uuml;n&uuml; birleştirmek i&ccedil;in evlenme teklif eder.Cevabı heyecanla ve g&ouml;zlerini kapatarak bekler...</p>
<p>&nbsp;B&uuml;y&uuml;k bir heyecanla ''EVET'' der Hayat...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Umut,geleceğinin yalnızlığına son verecek,&ouml;m&uuml;rl&uuml;k bir sevda&nbsp; ile Hayat'ı ile yaşantısını birleştirir...O g&uuml;nden sonra,mutlu ve bahtiyar yaşarlar...Umut,Her zaman arkadaşlarına şunu s&ouml;yler:İnsan Umutla yaşar,tıpkı benim adım gibi.</p>
<p>Umut varsa!Hayat vardır...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SİNCAP</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sincap</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sincap</guid>
<description><![CDATA[ Sincap ,  öz veri, ceviz ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c6e09824060.jpg" length="48598" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Dec 2021 12:12:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>SİNCAP</p>
<p>&nbsp;G&uuml;zel g&uuml;zel &ouml;teşen kuşlar ...Havada vızıldayan sinekler ,sabahın serinliği... Yaylada mis gibi bir hava , havanın genleşmesiyle&nbsp; dedesinden kalma&nbsp; &nbsp;89 yıllık ahşap evdeki &ccedil;atıdan gelen tıkırtılar&nbsp; hayata dair bir şeyler ifade ettiği i&ccedil;in, kadına hoş geliyordu...</p>
<p>Hafif hafif esen r&uuml;zgar ve r&uuml;zgarın etkisiyle ağa&ccedil;ların yaprakları arasından ara sıra g&ouml;r&uuml;nen g&uuml;neşi seyretmek ve evdeki yaşanmışlıkları hayal etmek&nbsp; ona hep hoş ve gizemli gelirdi...</p>
<p>Yine bir sabah erken kalkmış etrafı seyrederken ,sincapların hareketleri dikkatini &ccedil;ekmişti...'Sincap bile durmuyor&nbsp; ' dedi.</p>
<p>&Ccedil;atı arasında yaşayan sincaplar, &ouml;nceleri &ccedil;ok ses &ccedil;ıkarıp onların gelmelerinden hoşnut olmadıklarını belli ederlerdi adeta...</p>
<p>Sonra birbirlerine alışırlardı. Bah&ccedil;eden kopardıkları ceviz ve fındıkları tavan arasına g&ouml;t&uuml;r&uuml;rken sincaplarla g&ouml;z g&ouml;ze geldi.,Sincaplardaki telaş ve heyecan kadını g&uuml;l&uuml;msetti ,nice akıllı ge&ccedil;inen insanlar sincaplar kadar m&uuml;cadeleci ve hareketli değiller diye hayıflandı...&Ouml;yle ya hayat akıp gidiyor, g&uuml;ndem ve yaşam şartları s&uuml;rekli değişiyor ve hızlanıyor. İnsanlarda da şikayet artıyor diye mırıldandı.</p>
<p>Sincap işte. Hayvan deyip ge&ccedil;me !!! Yurt edindiği tavan arasına hayat m&uuml;cadelesine devamlı uğraşıyor.</p>
<p>Ders alacaksın evrende...Yeri gelir&nbsp; &nbsp;sincap bile sana &ouml;ğretmen olabilir ,bug&uuml;nl&uuml;k sabah motivasyonu yeter işlerime bakayım diye kalktı yerinden..</p>
<p>BELHİ</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dolunayın kızı~2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dolunayin-kizi2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dolunayin-kizi2</guid>
<description><![CDATA[ Onun ismi yok. Dolunayın kızı sadece. Kadere göre doğdu. Ama ismiyle müsemma, geceye ışık getirendendi o. Aykırı olmak da onun yaratılışıydı sonuçta. Uyumla doğsa da aykırı ölecekti. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61bf7e578fac0.jpg" length="27409" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Dec 2021 01:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>moonlight, Dolunay, dolunayın kızı, ölüm, kader, moon, luna, ay, ay ışığı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Dolunayın kızı~2</p>
<p>İlk kez &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m bana yabancı bu k&ouml;pr&uuml;y&uuml;; &ccedil;ok kez ge&ccedil;tiğim, &ccedil;eşidi hatıralara sahip o k&ouml;pr&uuml;n&uuml;n tahayy&uuml;l&uuml;yle ge&ccedil;iyordum. Ger&ccedil;i oraya d&ouml;nmeye g&uuml;c&uuml;m yoktu ve yeri, tarihi, insanı yabancı bu yer şimdilik sığınağım ve sonrasında belki mezarım belki miladım olacaktı. K&ouml;pr&uuml;n&uuml;n seyirlik kısmına ge&ccedil;tim ve okyanusu seyrettim. Suyun ay ışığında dalgalanışı ve yakamoz... Yine bir dolunay, yine bir k&ouml;pr&uuml; ve yine bir ben ancak yeni bir son... Bu sefer &ouml;lmek istemiyorum, yaşamak istiyorum. Ancak o zamanın bedelini şimdi &ouml;d&uuml;yorum. Şuan yaşamanın sonucu &ouml;lmekten daha k&ouml;t&uuml;. Kilitlenmiş tel kapıyı a&ccedil;ıp anahtarı geriye, ona fırlatıyorum. Zaten hep olduğu gibi ardımda. Metalin yere d&uuml;şme sesi gelmiyor. Kenara doğru y&uuml;r&uuml;yorum ve durduğumda dolunay t&uuml;m ışığını bana yansıtıyor. Daha &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;kken tanıştığım dolunay bug&uuml;n yine bana şahit olacak. Beni kutsayacak. Akacak kanı yine o toplayacak. T&uuml;m kanım... Bu kez ona veda etmiyorum.&nbsp;</p>
<p>Her ne kadar hazır olsam da korku gitmiyor ve i&ccedil;im titriyor. Son olduğunun bilincinde nefes alıyorum derince. Daha ciğerlerimi dolduramadan kurşun kaburgama saplanıyor. R&uuml;zgarla bile sallanan bedenim kurşunun etkisiyle ileriye savruluyor. İnsanların biraz eğlence, heyecan aradığı, halatla g&uuml;venle atladığı bu yerden kaburgamdaki kurşunla &ouml;l&uuml;me d&uuml;ş&uuml;yorum.ve sert bir şekilde suya &ccedil;arpıyorum. Şokla veremediğim soluğum... Suya &ccedil;arpınca ciğerlerim boşalıyor. Derinlikler beni kendine &ccedil;ekerken ge&ccedil;tiğim sularda kızıllık yayılıyor ve bilincin yavaş&ccedil;a geri &ccedil;ekiliyor. Dolunay sahnenin bitişiyle bulutların arasına g&ouml;m&uuml;l&uuml;yor.</p>
<p></p>
<p>Sevgilerle...</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kanlı Papatya 1.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-1bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kanli-papatya-1bolum</guid>
<description><![CDATA[ Her şey sonlanmıştı sadece başlangıç belliydi... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c63dfb8769b.jpg" length="49688" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Dec 2021 00:43:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Burçin Gökçe</dc:creator>
<media:keywords>Sevgi, ayrılık</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>PANDEMİDEN GERİYE KALAN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/pandemiden-geriye-kalan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/pandemiden-geriye-kalan</guid>
<description><![CDATA[ Pandemi  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61c5f60b0492f.jpg" length="74980" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 24 Dec 2021 19:25:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>pandemi, duygular, vedalar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>PANDEMİDEN GERİYE KALAN</p>
<p>Rutin oldu artık tavayla konuşmalar...</p>
<p>Ne &ccedil;ok derdimizi &ccedil;ektin be cefakar tavam...&nbsp;</p>
<p>Pandemide en &ccedil;ok senin kulpunu tuttum</p>
<p>Mutfaktaki diğerlerine inat...</p>
<p>Ahh pandemi vahh pandemi ve kapanma g&uuml;nleri</p>
<p>Bize neler &ouml;ğretti,dayattı sessizce...</p>
<p>Akıp giden zaman ...</p>
<p>Nefs muhasebesi yaptığım anlar...&nbsp;</p>
<p>Dalıp gitmişken anılara ...</p>
<p>''Anne ,anne annee omlet hazır değil mi?'</p>
<p>Sesleriyle kendime geldim ara sıra ...</p>
<p>O da ne bu kez tavanın sapı elimde kalmaz mı?</p>
<p>Ha bug&uuml;n ha yarın yeni bir tava alayım derken,</p>
<p>Sanki vefasızlık olacakmış gibi&nbsp;</p>
<p>Bir hisle erteledim uzun zaman...</p>
<p>Artık vakit geldi,ayrılık zamanı ...</p>
<p>Hoş&ccedil;a kal tavam...İyi miyim ben?</p>
<p>Tava ile bu duygusal bağ ve diyalog normal mi ?</p>
<p>İ&ccedil;erden sesler :</p>
<p>'Normalleşme s&uuml;recine ge&ccedil;iliyormuş</p>
<p>Oleyy yaşasın &ccedil;ığlıkları' &ccedil;o&ccedil;uklardan...</p>
<p>Normalleşmek mi ?</p>
<p>Tavayla sohbeti tam da ilerletmişken diye&nbsp;</p>
<p>Mırıldandım kendi kendime...</p>
<p>Sahi ben eski ben miyim soruları ve...</p>
<p>Hatırlayınca tebess&uuml;m ettiğim tava diyalogları...</p>
<p>Belki de pandemiden geriye kalan</p>
<p>Sadece bunlar hatırlamak istediklerim...</p>
<p>Ge&ccedil;irdiğimiz zorlu s&uuml;re&ccedil;te&nbsp;</p>
<p>Kaybettiklerimize Allah'dan rahmet diliyorum...</p>
<p>Başta sevgili eşim olmak &uuml;zere&nbsp;</p>
<p>Canla başla &ccedil;alışan sağlık personeline ve</p>
<p>Olumlu anlamda emeği olanlara sonsuz teşekk&uuml;rler...</p>
<p>Rabbim bir daha yaşatmasın ...</p>
<p>Umuda,esenliğe ve sevgiye olan ışığınız s&ouml;nmesin saygılarımla...BELHİ 01.07.2021</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞÜKÜR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sukur</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sukur</guid>
<description><![CDATA[ Oğulun babaya vefa borcu ve hayata dair öğrendiği en güzel kelime. Şükür... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61bf922a62f72.jpg" length="43117" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 19 Dec 2021 14:05:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Leyla Aydemir</dc:creator>
<media:keywords>Şükür, hayat, telaş, hastalık, vefa, hiç.</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ş&Uuml;K&Uuml;R</strong></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Etrafıma bakıyorum. Koşuyorlar, koşuyoruz&hellip; Hep bir telaş, telaş, yetişme telaşı&hellip; Nasıl da &ccedil;abalıyoruz &uuml;&ccedil; g&uuml;nl&uuml;k d&uuml;nyaya. 24 saat yetmez oldu insanoğluna. Cevdet de b&ouml;yleydi. İşe, eve, toplantıya, davetlere, derneklere, hayır kurumlarına yetişme telaşındaydı. Ta ki babasının hastalığı ciddi boyuta ulaşana kadar. Babası onu en iyisi, en merhametlisi, topluma en faydalısı olsun diye yetiştirmişti. Şimdi koca &ccedil;ınara vefa &ouml;deme zamanıydı. B&uuml;t&uuml;n işini g&uuml;c&uuml;n&uuml; bıraktı. Babasının başındaydı hep.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Uuml;&ccedil; aylık &ouml;mr&uuml; kalmış &hellip; K&uuml;&ccedil;&uuml;k h&uuml;creli akciğer kanseri&hellip; Metastaz yapmış hastalık, o kadar hızlı ilerliyor ki durdurulamıyor. Cevdet, &nbsp;babasını arada tekerlekli sandalyesinde dışarı &ccedil;ıkarıyor, g&uuml;neşlendiriyor, en sevdiği yemekleri alıp bir &ccedil;ırpıda geliyor. Ama bir lokma yedikten sonra kesilen babasını i&ccedil;ten i&ccedil;e h&uuml;z&uuml;nle seyrediyordu.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir g&uuml;n babasına sordu: &ldquo; 57 yıllık &ouml;m&uuml;r, &ccedil;ok hizmetler yaptın, &ccedil;ırpındın. Neydi hayat, hayattan ne anladın baba?&rdquo; Yaşar Efendi, derin derin d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;: &ldquo; Hayat su gibi ge&ccedil;iyor, &ouml;yle hızlı ki yetişemiyorsun. Yapılan her şey anında unutuluyor. Hayat koca bir hi&ccedil;&hellip; Ben hi&ccedil;bir şey anlamadım hayattan. Sadece anladığım yaradanın huzurunda y&uuml;z&uuml;m ak dua edebiliyor muyum, onu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m az &ouml;nce. Ş&uuml;k&uuml;r&hellip;&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cevdet, babasının cenazesinde hep bu son c&uuml;mleleri tekrarladı. Ş&uuml;k&uuml;r&hellip; Ş&uuml;k&uuml;r&hellip; Binlerce kez ş&uuml;k&uuml;r&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;GEÇMİŞTEN GELECEĞİ DOĞURAN BİR YILDIZIN MEKTUBU&amp;quot;</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gecmisten-gelecegi-doguran-bir-yildizin-mektubu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gecmisten-gelecegi-doguran-bir-yildizin-mektubu</guid>
<description><![CDATA[ Edebiyat ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61bc9433be510.jpg" length="60429" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Dec 2021 14:01:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>İremeri</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, hasret, sevgi, edebiyat, vazgeçmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong>Bir g&uuml;n elbet bitecek t&uuml;m sıkıntılar, bug&uuml;nler de ge&ccedil;ip gidecek.&nbsp;</strong></em><br /><em><strong>Genelde kollarda gezdirdigimiz maskelerden de arınıp d&uuml;ze &ccedil;ıktığımız zamanlara ulaşacağız.</strong></em><br /><em><strong>İşte o an,</strong></em><br /><em><strong>sa&ccedil;larını taramak i&ccedil;in can attığım kızım(!).</strong></em><br /><em><strong>olur da benim yapamadığımı yapıp sarılmak istersen &ccedil;ocukluğuma;</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong>&nbsp;"Bir fotoğraf bulmuştum st&uuml;dyosunda. O kadar mutlu g&uuml;l&uuml;yordu ki sanırsın t&uuml;m huzuru ger&ccedil;ekten sığdırmış hayatına. Yaşadıklarını, g&ouml;rd&uuml;klerini dinledim yıllarca.</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; Ağzından &ccedil;ıkan hi&ccedil;bir c&uuml;mlede ufacık da olsa pişmanlık yoktu.&nbsp;</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; Pişmanlıktan ziyade h&uuml;z&uuml;n beklerdim. Kimse kazık yutmuş kadar dik durmak istemez,&nbsp;</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; ki ben b&ouml;yle bir teknolojide bile kamburken.</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; "Yorgundum"der mesela, "yorgunum" değil.&nbsp;</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; Ben biliyorum ya, yormaz karşısındakini.&nbsp;</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; Akıl vermek i&ccedil;in a&ccedil;maz asla ağzını.</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; "Ben b&ouml;yle yapmıştım, ama sen ben değilsin" der.</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;Yine de aynaya baktığımda kendimden &ouml;nce onu g&ouml;r&uuml;yorum, onun ışığından aldığım bu geni seviyorum..</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;*bir manzaranın varlığından s&ouml;z etmişti bir akşam.&nbsp;</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;*Renk değiştiren uzun binaların tepesinde, parlayan iki tane yıldız...&nbsp;</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;*Anlatırken o anı tekrar tekrar yaşıyor, g&ouml;zlerinin i&ccedil;i parlıyordu. Sanki o yıldızlar ona enerji veriyor, hatta onu hayata bağlıyordu.&nbsp;</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;*Yine de h&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir yanı dokunmuştu dudaklarına.</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;*Unutmuyorum da o h&uuml;zn&uuml;n arkasından; g&uuml;zel olan şeylerin hep elimi uzatacak kadar yakınımda, fakat sandığım kadar kolay avcumda olamayacağını s&ouml;ylemişti.</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;*K&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;m, şuan daha iyi anlıyorum.</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;*.</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;*.</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;*.</strong></em><br /><em><strong>&nbsp; &nbsp;*G&ouml;ky&uuml;z&uuml; kadar &ouml;zg&uuml;r&uuml;m onun sınırlarında. G&ouml;ky&uuml;z&uuml; kadar derin ve emek harcanmış.</strong></em>..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dolunayın Kızı~1</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dolunayin-kizi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dolunayin-kizi</guid>
<description><![CDATA[ Onun ismi yok. Dolunayın kızı sadece. Kadere göre doğdu. Ama ismiyle müsemma, geceye ışık getirendendi o.  Aykırı olmak da onun yaratılışıydı sonuçta. Uyumla doğsa da aykırı ölecekti. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b50a7d26f0d.jpg" length="28858" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Dec 2021 02:31:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Dolunay, ay, moon, luna, dolunayın kızı, kader, ölüm, ay ışığı, moonlight</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dolunayın Kızı</p>
<p>"Sana gecenin hikayesini anlatacağım kızım dinle beni.&nbsp;</p>
<p><em>"Bir dolunay vakti. Ay değiştirirken g&ouml;kteki yerini bitmez yaşayanların hikayesi. O parlak dolunay bir cinayete tanık olur. &Ccedil;evrede &ccedil;ok kişinin olduğu ama kimsenin duymadığı. Ay boyar kendini kızıla. Biriktirir kızıl kanı, g&ouml;stermez kimseye. Ama g&uuml;neşin şafakları yansıtır acıları. Ay, kusar t&uuml;m kanı ve kahrolası insanlar kutlar bu anı..."</em></p>
<p>Sonunu sen getireceksin kızım. Dilerim dolunay senin dostun ve umudun olur da kanlı tutulma şafakla ışıdığında beraber haykırır karşı durursunuz zalimlere."</p>
<p>Yaşlı nine başını okşadı kızın. Ve kız, g&ouml;zleri kocaman ve dolu. Oturttu kızı sunağa. Dolunayın ışığı kızı aydınlattı. Kız g&ouml;zlerini dikti dolunaya. Nineye d&ouml;nmek istedi geri. Kadın ortadan kaybolmuştu.&nbsp;</p>
<p>Ve o gece bir dolunayda, g&ouml;ğ&uuml; delen bir haykırış daha koptu....</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x_61b50e47c752b.jpg" alt="" /></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x_61b50e59790d0.jpg" alt="" /></p>
<p></p>
<p>Sevgilerle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Masal Gibi Sürpriz Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/masal-gibi-surpriz-bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/masal-gibi-surpriz-bolum</guid>
<description><![CDATA[ Masal Gibi kitabının final sonrası bölümüdür. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b7bafc2cabc.jpg" length="68308" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Dec 2021 00:08:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aysu GİRGİN</dc:creator>
<media:keywords>masal, öykü, kitap, edebiyat, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em>YENİDEN &lsquo;DOĞUŞ&rsquo;</em></strong></p>
<p><strong><em> <iframe width="560" height="314" src="//www.youtube.com/embed/Cqzs2OfOX80" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></em></strong></p>
<p><strong><em></em></strong></p>
<p><em>&nbsp;Bir g&uuml;n masallarla uyuduğum uykumdan uyandım, bu uyanış g&ouml;zlerimin a&ccedil;ılması değildi yalnızca. Bu uyanış, g&ouml;z&uuml;mdeki perdelerin kalkışıydı... Ben bir hik&acirc;ye yazdım, fedak&acirc;rlık yaparak, g&ouml;zyaşı d&ouml;kerek... Aklımı yitirdim, değer verdiklerim adına, aşkım uğruna... Arada kaldım, senelerimin hatırına, sevdiklerime kıyamadığıma... D&uuml;şt&uuml;m. Belki siz beni d&uuml;şmedim sandınız ama asıl ben d&uuml;şt&uuml;m o u&ccedil;urumlardan en dibe. Yere &ccedil;akıldığımda kaybettim her şeyi ama geri kazandım aklımı. Hani bir şey bozulduğunda birka&ccedil; kez vurunca d&uuml;zelir ya, bu hayat da vura vura getirdi bozulan aklımı başıma.</em></p>
<p><em>&nbsp;Fazla fedak&acirc;rlığın, fazla tevazu ve bağlılığın insana zarar vereceğini &ouml;ğrendim. Acı bir şekilde &ouml;ğrendim ama ne fark eder... Tekrar başa d&ouml;nebilse insan binlerce hatasını d&uuml;zeltirdi belki de, ancak hata yapmadan da bug&uuml;nk&uuml; &lsquo;ben&rsquo; olamazdı. Pişman mıyım, evet. Bedel &ouml;dedim mi, fazlasıyla... Bir bedenin ve bir ruhun kaldıramayacağı kadar ağır bedeller &ouml;dedim.</em></p>
<p><em>&nbsp;Sevdim ama &ouml;mr&uuml;m boyunca buna hakkım olmadığına ikna edildiğim i&ccedil;in yaşayamadım. Hayat herkes i&ccedil;in aynı koşulları sunmuyordu maalesef, benim payıma d&uuml;şen de &lsquo;masal gibi&rsquo; bir aşkı k&acirc;busa &ccedil;evirmekti. Ben mi yaptım, evet. Ben mi katlandım, evet. Yalnız mıyım, hayır. Siz de benim gibisiniz aslında... Kızgınlık ondan biraz... Ka&ccedil; kişi hayatında sonsuz kredi sunmamıştır ki birine? Kim bağlanmamıştır belki bu defa d&uuml;zelir umuduyla bir şeye... Sadece ikili ilişkilerde değil, aile yaşantısında veya arkadaşlıklarda da... Kim diyebilir ki, ben ilk hatasında sildim birini diye&hellip;</em></p>
<p><em>&nbsp;Ben Bade, aklım ve mantığımın aynı anda &ccedil;alışmadığı ama aşkımın her şeyin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;tiği, zavallı Bade. Dik durduğunu zannederken ıslak dallar gibi yere eğilen Bade. Ben, aslında g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmak zorunda kalamayan Bade. Zayıflığım altında ezmeye &ccedil;alıştığım t&uuml;m hatalar, &ccedil;ığ gibi oldular, sonunda ise ben ezildim.</em></p>
<p><em>&nbsp;Sonra insan &ouml;mr&uuml;nde bir an vardır, yanar, yanar, yanarsın da k&uuml;llerinden doğarsın. K&uuml;llerimden doğdum, aklım başıma kızgın korlar bastı. Yan dedi, daha fazla yan... Ama i&ccedil;ime bir umut doğdu, su serpti yangınıma, beni yeniden doğurdu. Şimdi ise ben onu...</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Caaaaaaan!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Tamam bebeğim, tamam hayatım. Derin nefes al!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Dayanamıyorum!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;&Ccedil;ok az kaldı g&uuml;zelim.&rdquo;</p>
<p>&nbsp;Alnımda oluşan boncuk boncuk terler, kafamdaki boneyi ıslatırken, doğum hanenin koridorunda tiz sesim yankılanıyordu.</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Yeteeeer!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Doktor Bey, bir şey mi yapsanız? Dayanamayacak.&rdquo;</p>
<p>&nbsp;Can en az benim kadar telaşlı ve her an bayılacak gibi tepemde dikilirken doktor bu halimize g&uuml;lmekle meşguld&uuml;.</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Ne g&uuml;l&uuml;yorsunuz?!&rdquo; diyerek doktora &ccedil;ıkışınca, Can eliyle ağzımı kapattı.</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Bade Hanım, sakin olun. Kendinizi kasarsanız doğum zorlaşacaktır.&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;&Ouml;l&uuml;yorum!&rdquo;</p>
<p>&nbsp;Doktor g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinden suratıma baktı ve &ldquo;&Ouml;lm&uuml;yorsunuz, doğuruyorsunuz.&rdquo; diyerek doğuma geri d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&ldquo;Derin nefes al karıcığım, d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; d&uuml;ş&uuml;n. Nasıl g&uuml;zeldi değil mi?&rdquo;</p>
<p>&nbsp;<em>Karıcığım... Can&rsquo;ın ağzından duyduğum en g&uuml;zel kelime... Biz bu kelimeye ulaşana kadar neler yaşadık, ne taşlı yollardan ge&ccedil;tik, ne karlar yağdı &uuml;zerimize, ne yangınlar yandı can evimizde...</em></p>
<p><em>&nbsp;Can uyandığında d&uuml;nyaya yeniden geldiğimi hissettim. Kendisine gelen oydu, kendime gelen aynı zamanda bendim. Sanki ruhum &ccedil;ıktığı bir gezintiden bedenime geri d&ouml;nm&uuml;şt&uuml; onun uyanışıyla beraber. Ciğerlerime tekrar havanın dolduğunu hissetmiştim o an. </em></p>
<p><em>&nbsp;Birka&ccedil; hafta Can hastanede kalmaya devam etti ve tabi ki ben de onunla, hatta biz demeliydim. Zor g&uuml;nler ge&ccedil;ti ama her g&uuml;n bir &ouml;nceki g&uuml;nden daha iyiye gidiyorduk. İlk başlarda uzun c&uuml;mleler kuramıyordu ama g&uuml;nden g&uuml;ne benimle konuşmaya başladı. Y&uuml;r&uuml;mesi epey zaman aldı mesela, ilk adımlarını haftalar sonra attı ama ş&uuml;k&uuml;r ki kalıcı bir hasarı yoktu. Zamanla normal hayatına d&ouml;nerken hepimiz ona destek olduk. </em></p>
<p><em>&nbsp;Ada ve Gediz her g&uuml;n mutlaka yanımıza uğradı. Eniştem sanki hen&uuml;z araba almamış gibi Can&rsquo;ın ayaklanması i&ccedil;in her g&uuml;n yalvardı &ccedil;&uuml;nk&uuml; yeni arabası &ccedil;oktan gelmişti ve Can dışında hi&ccedil; kimseye elini s&uuml;rd&uuml;rmemeye yeminli gibiydi. Hamile olduğumu &ouml;ğrendiğinden beri Ada her g&uuml;n &ouml;n&uuml;me m&uuml;kemmel sofralar kuruyor ve yeğeni i&ccedil;in neredeyse bir bebek mağazası a&ccedil;abileceğim kadar fazla eşya alıyordu. Bunları benim yerime birilerinin yapmış olması iyi bir şeydi &ccedil;&uuml;nk&uuml; benim ne hevesim, ne mecalim ne de keyfim vardı.</em></p>
<p><em>&nbsp;Aynı zamanda annem de Can uyanana kadar yanımda kalmıştı ve her g&uuml;n o evde ağlamalarıma katlanıp her şeyin d&uuml;zeleceği konusunda beni teselli etmişti. Haklıydın anne&hellip;</em></p>
<p><em>&nbsp;Volkan ve Tuğba mahvolan d&uuml;ğ&uuml;n g&uuml;n&uuml;nden sonra bir s&uuml;re kimseyle g&ouml;r&uuml;şmediler. Yaşadıkları en az bizim yaşadıklarımız kadar ağır şeylerdi&hellip; En başta Volkan, en yakın arkadaşını toprağın altına g&ouml;mm&uuml;şt&uuml; ve Tuğba&rsquo;nın en mutlu g&uuml;n&uuml; mahşer alanına d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. En yakın arkadaş demişken Volkan Deniz&rsquo;in cenazesine bile gitmedi. Ne fark ederdi ki? Bizimkisi &ccedil;oktan ge&ccedil; kalınmış bir tavır koyuştu&hellip; Ama şimdi mutlular, d&uuml;ğ&uuml;n g&uuml;n&uuml;nden sonra bir kere bile o g&uuml;n hakkında konuşmadık, onlar da &uuml;zerine bir perde &ccedil;ekip konuyu kapattılar. Vakit bulduk&ccedil;a g&ouml;r&uuml;şmeye devam ediyoruz ama sanırım eskisi gibi olamayacağız hi&ccedil;bir zaman&hellip;</em></p>
<p><em>&nbsp;Can&rsquo;ın ailesi bebek i&ccedil;in hazırlık yapmaya devam ederken Can&rsquo;ın uyanmasıyla birlikte d&uuml;ğ&uuml;n hazırlıklarına da başlamışlardı. &Ouml;yle sevin&ccedil;lilerdi ki Sezin Hanım da aynı benim gibi yeniden doğmuştu&hellip;</em></p>
<p><em>&nbsp;Can hastaneden &ccedil;ıktıktan sonra ne benim evime ne de onun evine bir daha gitmedik. Her şeye sıfırdan başlayıp Ağva&rsquo;daki evi baştan aşağı tekrar d&ouml;şeyip oraya yerleştik. Evet, belki biraz uzaktı ve yakınlarımız bu durumdan şik&acirc;yet&ccedil;i olmuşlardı ama bizim i&ccedil;in en g&uuml;zel anılarımızın olduğu yer orasıydı. Orası bizim &lsquo;evimiz&rsquo; olsun diye dua ettiğimiz yerdi&hellip; &Ouml;yle &ouml;zeldi ki benim i&ccedil;in, bizim i&ccedil;in, d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; bile evin bah&ccedil;esinde yaptık. D&uuml;ğ&uuml;n denmezdi aslında nik&acirc;h t&ouml;reni demek daha doğru olurdu &ccedil;&uuml;nk&uuml; hem benim hamileliğim hem de Can&rsquo;ın durumu b&uuml;y&uuml;k bir organizasyon yapmamıza izin verir durumda değildi. Hoş ben her zaman kır d&uuml;ğ&uuml;nlerini severdim. B&uuml;t&uuml;n bah&ccedil;eyi ay&ccedil;i&ccedil;ekleriyle donattık, ben gelinlik yerine peri kızı gibi bir elbise giydim. Can damatlık yerine keten g&ouml;mlek ve pantolon&hellip; Masal gibiydik işte&hellip; Sindirella gibi değil ama Tinker Bell gibiydim&hellip; Mutluyduk&hellip; Can eski sağlığına kavuşmuştu ve biz kendi yuvamızda artık b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle bir aile oluyorduk. Şahitlerimiz Ada ile Gediz de d&acirc;hil olmak &uuml;zere biz &lsquo;evet&rsquo; dedikten sonra t&uuml;m davetliler g&ouml;zyaşlarına boğulmuştu. </em></p>
<p><em>&nbsp;Can alnıma dudaklarını yaslayıp, &lsquo;&rsquo;Bu an i&ccedil;in u&ccedil;urumdan atlamam gerekseydi bile, yapardım. Emin ol yapardım.&rsquo;&rsquo; dediğinde, benim g&ouml;z&uuml;mden akan yaş onun yanağını ıslatmıştı. Ellerimi y&uuml;z&uuml;nde dolaştırıp, &lsquo;&rsquo;L&uuml;tfen bizi bir daha bırakma&hellip;&rsquo;&rsquo; diyebilmiştim. O g&uuml;nden sonra i&ccedil;imde oluşan Can&rsquo;ı kaybetme korkusunun &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ebilmem epey zamanımı almıştı. Ka&ccedil; gece k&acirc;buslarla uyanıp yatağın &ouml;b&uuml;r tarafında Can&rsquo;ı aramış ve hı&ccedil;kırıklarla ağlamıştım.</em></p>
<p><em>&nbsp;Bir insanın varlığına alışmak da yokluğuna alışmak kadar zor oluyormuş. Dilerim ki bir daha Can&rsquo;ın ne yokluğuna alışmak zorunda kalayım ne de varlığına alışmakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekeyim. O hep yanımda olsun, nefesi tenime &ccedil;arpsın ve g&ouml;zleri daima bana baksın. </em></p>
<p><em>&nbsp;Seni seviyorum Can&rsquo;ım, seni seviyorum canımın tamamı&hellip; Şimdi ise senden &ccedil;ok seveceğim, bizi birbirimize g&ouml;r&uuml;nmez bir iple bağlayan, aşkımızın ve sevgimizin bize en g&uuml;zel hediyesine sahip olacağız. Beni bunca zaman g&uuml;&ccedil;l&uuml; kılan ve hatta belki senin uyanmana bile sebep olan sihrimiz. O bizim par&ccedil;amız ve biz onun tamamlayıcılarıyız.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Bade Hanım?&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;G&ouml;zlerimi zorlukla aralamaya &ccedil;alıştığımda tavandaki ışık deprem olurmuş&ccedil;asına sallanıyordu sanki. Kafam, h&acirc;kim olamayacağım kadar ağır ve beynim zonkluyordu.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;G&uuml;zelim, iyi misin?&rsquo;&rsquo; Can&rsquo;ın sorusu &uuml;zerine bakışlarımı yavaş&ccedil;a sesin geldiği y&ouml;ne &ccedil;evirdim.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Ne oldu bana?&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Anne oldun meleğim.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Sa&ccedil;larımı okşayan terli elleri y&uuml;z&uuml;me geldiğinde benim de aklım başıma gelmişti. Hı&ccedil;kırıklar eşliğinde ağlamaya başladığımda, &lsquo;&rsquo;Nerede bebeğim?&rsquo;&rsquo; diye bağırdım.</p>
<p>&nbsp;Benim ağlamama dayanamayan Can, &lsquo;&rsquo;Sakin ol, şimdi işitme testine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ler. Birazdan burada olacak.&rsquo;&rsquo; dediğinde ne ara doğum yaptığımın farkında değildim.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Can, ben bir şey hatırlamıyorum. Uyuya mı kaldım doğumda?&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Aslında uyuya kaldın sayılır&hellip;&rsquo;&rsquo; diyerek g&uuml;ld&uuml;. &lsquo;&rsquo;Biraz baygınlık ge&ccedil;irdin ve doktorumuz seni sezaryene almak zorunda kaldı.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;O sırada odada olan doktor ve hemşireler kontrollerimi yapmaya başladığında g&ouml;r&uuml;n&uuml;şe g&ouml;re her şey normaldi ancak bebeğimin doğduğu anı g&ouml;rememek beni biraz &uuml;zm&uuml;şt&uuml;. Ayrıca o kadar sancıdan sonra baygınlık ge&ccedil;irmem &ccedil;ok normaldi &ccedil;&uuml;nk&uuml; doğuruyormuşum gibi değil de &ouml;l&uuml;yormuşum gibi hissediyordum.</p>
<p>&nbsp;Doktor kontrollerini tamamlarken, &lsquo;&rsquo;Bebeğim sağlıklı mı?&rsquo;&rsquo; diye sordum.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Her şey yolunda Bade Hanım, ufaklık birazdan gelir.&rsquo;&rsquo; C&uuml;mlesi bittiği anda kapının ardından duymaya başladığım ağlama sesleri kulağıma ilişti.</p>
<p>&nbsp;Bebeğimin sesiydi bu&hellip; Kapı a&ccedil;ılıp hemşirenin kucağında duran minicik ama ger&ccedil;ekten ufacık bebeğimi g&ouml;r&uuml;nce doğrulmaya &ccedil;alıştım ama acı bir &ccedil;ığlıkla olduğum yerde kalakaldım.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Siz kalkmayın Bade Hanım.&rsquo;&rsquo; Hemşirenin uyarısı &uuml;zerine tekrar kalkmaya yeltenmeme izin vermeden bebeğimi kucağıma bıraktılar.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Merhaba bebeğim.&rsquo;&rsquo; dediğimde sesim titriyor kucağımda tuttuğum varlığın benim i&ccedil;imden &ccedil;ıktığına inanamıyordum.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Miniciksin&hellip;&rsquo;&rsquo; dedim, yanağımdan bir damla yaş s&uuml;z&uuml;l&uuml;rken. &lsquo;&rsquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;ks&uuml;n bebeğim&hellip;&rsquo;&rsquo; Mutluluktan ağlamak, g&ouml;zyaşlarının en g&uuml;zeliydi. Belki de tek g&uuml;zel olanı&hellip;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Hoş geldin bu d&uuml;nyaya.&rsquo;&rsquo; Can yanımıza oturunca beni kucağımdaki bebeğimle birlikte g&ouml;ğs&uuml;ne yavaş&ccedil;a yasladı. &lsquo;&rsquo;Senin adın ne biliyor musun?&rsquo;&rsquo; Y&uuml;z&uuml;me bakıyordu &ouml;ylece, sakinleşmişti, ağlamıyordu hatta ara sıra uykuya dalıyordu sanki ama g&ouml;z g&ouml;ze gelmiştik onunla. G&uuml;l&uuml;msedim g&ouml;zyaşlarım arasında, &lsquo;&rsquo;Nereden bileceksin ki değil mi?&rsquo;&rsquo; dedim. &lsquo;&rsquo;Adın Burak, baban koydu ismini.&rsquo;&rsquo; Can&rsquo;la g&ouml;z g&ouml;ze geldik. &lsquo;&rsquo;Temiz, berrak ve saf demek, Burak.&rsquo;&rsquo; Bebeğimin kokusunu i&ccedil;ime &ccedil;ektim, &ouml;yle g&uuml;zel kokuyordu ki hayatımda daha &ouml;nce b&ouml;ylesi g&uuml;zel bir koku duymamıştım. &lsquo;&rsquo;&Ccedil;ok g&uuml;zel kokuyorsun, aynı adın gibi...&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Sana bu hayatı yaşamayı &ouml;ğreteceğim.&rsquo;&rsquo; diye fısıldadım kulağına. &lsquo;&rsquo;Sana baban kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmayı &ouml;ğreteceğim, ben y&uuml;r&uuml;rken ellerinden tutarım, baban bisiklete binerken koltuğundan&hellip; &lsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Ağladım, boğazıma dizilen t&uuml;m kelimeler onu uyuturken hı&ccedil;kırıklar i&ccedil;inde ağladım. &lsquo;&rsquo;Baban kadar iyi bir insan ol tamam mı? Onun kadar fedak&acirc;r, onun kadar m&uuml;kemmel birisi ol. Bana da benze ama en &ccedil;ok babana&hellip; Onun kadar romantik ol mesela ama en &ccedil;ok onun kadar savaş&ccedil;ı ol. Ya da vazge&ccedil;tim, sen bu d&uuml;nyada savaşmak zorunda kalma&hellip; Ufacıksın &ccedil;&uuml;nk&uuml;&hellip; B&uuml;y&uuml;yecek misin? Hayal ettiğimden &ccedil;ok g&uuml;zelsin. Sen benim olamayacak kadar g&uuml;zelsin bebeğim.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Annesi de &ccedil;ok g&uuml;zel&hellip;&rsquo;&rsquo; Konuşmamı b&ouml;len Can&rsquo;a buğulu g&ouml;zlerle baktım.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Sevgilim, bu bizim mi?&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Bizim&hellip; Baksana, aynı ben...&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Ufak bir kahkaha dikişlerimi acıtıp inlediğimde Can, &lsquo;&rsquo;Tamam, tamam&hellip; G&uuml;lme şimdi ağlayınca canın yanmıyor en azından. Ağla sevgilim.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Biraz daha g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;mde bu defa kucağımda hareketlenen bebeğim ağlamaya başladı. Doktor, &lsquo;&rsquo;Onu beslemelisin.&rsquo;&rsquo; dediğinde ne yapacağımdan habersiz ama annelik i&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;n&uuml;n bana bahşettiği donanımla onu g&ouml;ğs&uuml;me yasladım.</p>
<p>&nbsp;Benden beslenen, benim kokumla sakinleşen, benim v&uuml;cudumda ısınan bir varlık&hellip; İşte şimdi <em>&lsquo;masal gibi&rsquo;</em> olanın bir aşktan &ouml;te olduğunu anlamıştım. İşte şimdi tamamlanmıştım&hellip;</p>
<p>&nbsp;Dudakları sa&ccedil;larımda gezinen Can, &lsquo;&rsquo;Seni seviyorum Bade Arel. Sen d&uuml;nyanın en g&uuml;zel ve en iyi annesi olacaksın. Sizi &ccedil;ok seviyorum.&rsquo;&rsquo; diye fısıldadı. Kelimelerim yetseydi ona i&ccedil;imde duyduğum t&uuml;m hisleri anlatırdım ama hi&ccedil;bir s&ouml;zc&uuml;k hislerime yeterli gelmiyordu. Ben anneliği de ona olan sevgimi de anlatabilecek l&uuml;gate sahip değildim.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Becerebilir miyim, bilmiyorum. Yani anlatmaya&hellip; Ama seni &ccedil;ok seviyorum kocacığım. Seni ve bebeğimizi bu d&uuml;nyadaki her şeyden &ccedil;ok seviyorum.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Can elimi tutarak g&ouml;zlerime baktığında ona hala ilk g&uuml;nk&uuml; heyecan ve aşk dolu bakışlarımla cevap verdim. &lsquo;&rsquo;Tozpembe hayallerime bir tek sen yakıştın, en &ccedil;ok sen yakıştın.&rsquo;&rsquo; dedim.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Tozpembe hayallerini benimle ger&ccedil;ekleştirdiğin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim masal gibi kadın.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Varlığın i&ccedil;in, sevgin i&ccedil;in, bizim i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim masalımı yazan adam.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>&nbsp;Ve t&uuml;m romantizm, Ada, Gediz, annem, babam, Volkan, Tuğba ve Can&rsquo;ın ailesinin odaya akın etmesiyle sona erdi.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Ohoo, Can hani uyanınca haber verecektin!&rsquo;&rsquo; diye koşarak boynuma sarılan Ada&hellip;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Vay! Benim baldızım anne mi olmuş?&rsquo;&rsquo; diye celallenen eniştem ki koridoru baştan sona &ccedil;elenkle donatmasını da es ge&ccedil;memek lazım (nedenini bilmiyorum).</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Bademcik anne olmuş, duy da inanma!&rsquo;&rsquo; diye sa&ccedil;larımı karıştıran Volkan&hellip;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Yavrum, yelek falan giy sen şimdi &uuml;ş&uuml;tme kırkın &ccedil;ıkana kadar.&rsquo;&rsquo; diye sırtımı sıvazlayan ve &uuml;st&uuml;m&uuml; &ouml;rtmeye &ccedil;alışan taze anneanne, annem&hellip;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Yaa, ben ağlarım ama&hellip;&rsquo;&rsquo; diye duygusallaşan ve &ccedil;antasından &ccedil;ıkardığı kokulu pe&ccedil;eteyle g&ouml;zlerini silen Tuğba&hellip;</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Bebeğin ayaklarına patik giydirelim, &uuml;ş&uuml;t&uuml;rse gazı olur kızım.&rsquo;&rsquo; diye &ccedil;antadan &ccedil;ıkardığı &ccedil;etikle babaanneliğe soyunan Sezin annem.</p>
<p>&nbsp;&lsquo;&rsquo;Rahat bırakın kızı yahu!&rsquo;&rsquo; diye aynı anda isyan eden babalarımız&hellip; <em>Vee buradan kocaman bir tebriki onlara g&ouml;nderiyorum&hellip;</em></p>
<p><em>&nbsp;İşte b&ouml;yle&hellip; Masal mutlu sonla bitmiş, belki de yeni başlamıştı bizim i&ccedil;in. Bir Can, hayatıma bir can katmıştı. Diliyorum ki, hayat acı vermez, hayat bizi &uuml;zmez ama eğer &uuml;zecekse de onlara bir şey olmasın. Onların t&uuml;m acılarını ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;lerini y&uuml;klenmeye hazırım. Diliyorum ki, hayat ellerimizi birbirimizden ayırmasın. O ve bendik biz olduk, biz karı koca olduk ve şimdi sıra anne babalıkta&hellip; Bizi birbirimize karıştırdın Can Arel, bizi bir ettin&hellip; Bir hi&ccedil; değildik, biz her şeydik&hellip; Her şey i&ccedil;in milyonlarca kez teşekk&uuml;rler&hellip; </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Benden size son bir şarkı, <em>Nil Karaibrahimgil-Benden sana&hellip;</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><em>Can-Bade-Burak</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>AREL</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖLÜMÜN PELERİNİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olumun-pelerini</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olumun-pelerini</guid>
<description><![CDATA[ Bir karmaşa içerisinde benliğimi bulmak isterken karmaşaya kapılıp kayboldum. Tanrı&#039;ya kucak açıp koşsam da geriledim. Ne ben Tanrı&#039;nın cennetine girmeye hak kazandım ne de cehenneminde yanacak kadar kabul görülen bir kulu oldum. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b65ed14c922.jpg" length="39124" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Dec 2021 00:59:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yaren Böçkün</dc:creator>
<media:keywords>ölüm, şizofreni</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &Ouml;L&Uuml;M&Uuml;N PELERİNİ / B&Ouml;L&Uuml;M 1</strong></p>
<p></p>
<p>Tik tak, tik tak, tik tak... Beynimin i&ccedil;i, bozuk plak gibi s&uuml;rekli zamanın ge&ccedil;iş sesini tekrarlatıyordu. Zaman ge&ccedil;iyor ve &ouml;l&uuml;m&uuml;n soğuk varlığını ensemde hissetmeye başlıyordum. &Ccedil;ektiğim &ccedil;ileler son buluyordu. Damarlarımdaki kan &ccedil;ekildi ve &uuml;zerime &ouml;l&uuml;m&uuml;n cesareti bindi.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&Ouml;l&uuml;m bir bedene hapsolsaydı eğer kesinlikle benim bedenim olurdu. Yaşarken &ouml;lmek, &ouml;l&uuml;me adım atmaktan daha zordu.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Terleyen avu&ccedil; i&ccedil;lerimi pantolonuma silip bir adım daha attım. Soğuk hava bile v&uuml;cudumun terlemesine engel olamıyordu. Dalgaların sert bi&ccedil;imde kıyıya vurması ve esen r&uuml;zgarın soğukluğu i&ccedil;imde bir şeyleri değiştirmek i&ccedil;in kaynayıp volkan gibi g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkmaya hazırlanırken fikrimin değişmesine engel olmak i&ccedil;in bir adım daha attım.&nbsp;</p>
<p></p>
<p><em> Belki dakikalar sonra bu d&uuml;nyadan yok olacaktım, belki kimse &ouml;l&uuml; bedenimi bulamayacaktı. Belki de buldukları zaman balıklar her tarafımı kemirip &ccedil;&uuml;r&uuml;tecekti. Ya da en k&ouml;t&uuml;s&uuml; denizin derinliklerinde benliğimden bir iz bile kalmayacaktı.&nbsp;</em></p>
<p><em>&Ouml;l&uuml;me bir adım daha attım. Ay g&ouml;kte bu gece benim i&ccedil;in son kez parlıyordu, r&uuml;zgar son kez t&uuml;m şiddetiyle etrafı kavuruyordu, deniz son kez şiddetli dalgalarla &ccedil;arpıyordu. Ben ise son nefeslerimi alıyordum. Kafamı semaya kaldırıp son kez baktım.&nbsp;</em></p>
<p><em></em></p>
<p>Ey hayat! Yıkıp ge&ccedil;tin beni. T&uuml;m benliğimi hi&ccedil;e saydın ve ne kadar acın varsa tattırdın bana. Şimdi ise yıkıp ge&ccedil;iyorum seni t&uuml;m acılarını hi&ccedil;e sayarak.</p>
<p>Son bir adımı daha atıp kendimi boşluğa bıraktım. Bir yaprak tanesi gibi savrulup uaştım denizin t&uuml;m soğukluğuna. Tuzlu su bedenimdeki taze yaraları yıkıp ge&ccedil;erken istemsizce &ccedil;ırpınmaya başladım. Bedenim denizin derinliklerine inerken sanki bunu kendi isteğimle yapmamış gibi y&uuml;zeye &ccedil;ıkmak istedim.&nbsp;</p>
<p>Nasıl oluyordu da hem &ouml;lmek i&ccedil;in cesaretlenip hem de yaşamak i&ccedil;in &ccedil;aba sarf ediyordum? &Ccedil;ırpınmalarıma son verip kollarımı bacaklarımın etrafında doladım ve ciğerlerimin su ile dolmasına izin verdim.&nbsp;</p>
<p>Canım yandık&ccedil;a ağlamaya başlamıştım. Denizin derinliklerinde kaybolmaya başlamışken acı hayatım ge&ccedil;ti g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nden. &Ouml;l&uuml;m nasıl oluyor da kulağa bu kadar cazip gelirken acıları diriltip diriltip yaşatıyordu?&nbsp;</p>
<p>Belki birazdan melek olacak, belki de kendi canımı aldığım i&ccedil;in hi&ccedil; affedilmeyen bir kul olacaktım Tanrı'nın g&ouml;z&uuml;nde. Tanrı affetmeyecek olsa bile ona kollarımı a&ccedil;arak gidecektim. Belki beni bir g&uuml;n affeder diye beklerdim ama burada daha fazla acı &uuml;zerine hayatımı s&uuml;rd&uuml;remezdim.&nbsp;</p>
<p>Bedenim ve ruhum daha fazla bu acıya dayanamayarak g&ouml;zlerimi sonsuzluğa kapatmamı emretti.&nbsp;</p>
<p></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &Uuml;zerimde &ouml;l&uuml;m&uuml;n pelerini, ardımda sadece adımı bırakarak kapattım g&ouml;zlerimi son kez. </em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anemor Serisi 1: Dehşet Cehennemi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anemor-serisi-1-dehset-cehennemi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anemor-serisi-1-dehset-cehennemi</guid>
<description><![CDATA[ Sıra gezegenleri yüz yıldır barış içinde yaşarken, Petra gezegenine yeni bir yönetici seçilmişti. Öfkesi sabrını, şöhreti ise tüm kaderini yok etmişti bu yeni yöneticinin. Tahta geçmesiyle gezegenindeki tüm elçileri öldürmüş, diğer gezegenlere ait her şeyi yok etmişti. Amacı efsanelerde anlatılan Aseraria ölümsüzlük ve sonsuz güç getiren o parlak kılıcı bulmaktı, böylelikle tüm sıra gezegenlerini ele geçirecek ve daima güç, kudret içinde yaşayacaktı. Onlarca büyücüyü kılıcı bulamadıkları iddiasıyla acımasız şekillerde öldürdü. Elfleri, Kalashtarları, Warforgedleri, Tieflingleri, Drowları... ve daha binlerce türden canlıyı ölmeleri üzere Pinewiev&#039;e hapsetti. Birbirlerine yirmi bin kilometre uzak olan sıra gezegenlerini yavaş yavaş istila etmeye ve kılıcı efsanede geçen yerlerde aramaya koyulmuştu Kral Avurş. Ölüm Kolordusu adını verdiği ve içerisinde sekiz tür canlının da bulunduğu beş yüz bin askeri ona daima bağlıydı. Ayrıca Ghost, Gem, Ktanum adını verdiği bu gruplarda çeşitli tekniklerle büyü yapabilen Petralılar yer alıyordu. 
Sıra gezegenleri aralarındaki sorunu henüz çözememişlerdi, bu sorunu onlara unutturacak bir şey oldu; Okyanusların ve bataklıkların içinden çıkan Orremarlar tüm türleri tehdit ediyordu, acaba sıra gezegenleri tek düşmana karşı bir olacaklar mıydı?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b66beed5251.jpg" length="74474" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Dec 2021 23:06:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Muhammet579_</dc:creator>
<media:keywords>Anemor, Gezegen, Mitoloji, Fantastik Kurgu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />◾▪️S&Ouml;ZL&Uuml;K▪️◾<br />Aseraria Kılıcı: &Ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; ve sonsuz g&uuml;c&uuml; getirdiği sıra gezegenleri arasında anlatılır, S&uuml;ve'nin s&ouml;zlerinde, dini kitaplarda adı ge&ccedil;er. M&uuml;kemmel bir şekilde d&ouml;nemin en b&uuml;y&uuml;k b&uuml;y&uuml;c&uuml;s&uuml; Adlar Agasto tarafında obsidiyen, demir ve bazı değerli madenlerle ustaca tasarlanmıştır. Kılıcın kimi yanları, hayvan pulları ile s&uuml;slenmiş, son derece bulunması zor değerli taşlarla, tılsımlarla donatılmıştır. Sıra gezegenlerinin kullandığı ortak Nsyma sembolik yazısı ile kabzasında "Barışı koruyun" yazısı yer almaktadır. Efsanenin sonunda ise gezegenlerin arasında barışın bozulmasıyla kılı&ccedil; Tlanex dinine bağlı bir Otrak tarafından yery&uuml;z&uuml;ne, bilinmeyen bir yere konulmuştur.&nbsp;<br />S&uuml;ve: Yedi sıra gezegenin taptığı, başı ve sonu olmayan, g&ouml;r&uuml;nmeyen bir ilahtır. İyiliği, barışı emreder. T&uuml;m gezegenlerin aynı soydan geldiği dini kitaplarda yazar. Kimi din sorumluları tarafından yedi kola ayrılır. Bu yoldan sapanlar ve S&uuml;ve'ye tapmayanlar tek bir isim altında toplanırlar. S&uuml;ve'nin emrinde dokuz b&uuml;y&uuml;k melek vardır ve bu melekler &ccedil;eşitli g&ouml;revlerle donatılmıştır. O, gezegenler arasında &ccedil;ok &ouml;v&uuml;len ve korkulan bir tanrıdır. Ona yakınlaşmanın en b&uuml;y&uuml;k yolu yemin etmek ve diğer canlılara &uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslamamaktan ge&ccedil;er. Evrende, hi&ccedil;bir yerde ondan daha zekisi, akıllısı yoktur. Onun sonsuz g&uuml;c&uuml; ve sayısız askeri vardır.<br />Adlar Agasto: S&uuml;ve'ye &ccedil;ok &ccedil;ok dua etmesi, ona bol sayıda kurban vermesi ve diğer canlılara hoş yaklaşması sonucu Neletsara efsanesinde adı ge&ccedil;er. S&uuml;ve ona b&uuml;y&uuml;k bir g&uuml;&ccedil; vermiştir ve o bu g&uuml;c&uuml;n&uuml; b&uuml;y&uuml;k bir kılıca hapsetmiştir. Kılıcın kudreti ve sonsuzluğu Adlar'ı yoldan &ccedil;ıkarmıştır. Efsaneye g&ouml;re d&ouml;nemin en b&uuml;y&uuml;k b&uuml;y&uuml;c&uuml;s&uuml; bu kılı&ccedil; y&uuml;z&uuml;nden, yoldan sapmış ve S&uuml;ve tarafından lanetlenmiş ve bilinmeyen bir canlıya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.&nbsp;<br />Neletsara Efsanesi: Gezegenler tarafından sık&ccedil;a anlatılan bir efsanedir. Ama bir &ouml;zelliği onu yapma efsanelerden ayırır. S&uuml;ve tarafından yaratılmışlara indirilen Tasian kitabında bu efsaneye yer verilir ve dini y&ouml;nden bu efsanenin ger&ccedil;ekten yaşandığına inanılır.<br />Nsyma: Yedi gezegenin ortak dili, bulanı ve ortaya &ccedil;ıkaranı belli olmayan bu dili b&uuml;t&uuml;n sıra gezegeni ve diğer canlılar tarafından k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştan itibaren &ouml;ğretilmeye başlanır.<br />Tlanex: S&uuml;ve'ye inanmayan, farklı varlıkları ilah olarak g&ouml;ren canlılar topluluğuna verilen isimdir.<br />Otrak: Tlanex dinine bağlı din g&ouml;revlilerine verilen unvan.<br />Elf: Farklı bi&ccedil;imleri olsa da hepsi genel olarak aynı &ouml;zellikleri taşırlar. G&uuml;zel olmaları, sivri kulakları, uzun v&uuml;cutlarının yanı sıra savaş&ccedil;ı &ouml;zellikleri ile tanınırlar. Kimisi b&uuml;y&uuml;c&uuml; kimisi k&ouml;ledir. Yirmi sekiz elf t&uuml;r&uuml; vardır. Aralarındaki sıkı bağ bazen derin bir d&uuml;şmanlığa d&ouml;n&uuml;şebilir.<br />Drow: Yol bulucu anlamına gelir. Kara elfler olarak bilinirler ve genellikle Şidahuman gezegeninin kuzeyindeki Balagaun şehrinde, yeraltı mağaralarının kayalarında oluşturdukları habitatta yaşarlar. Vahşi canlılardır. Aldatıcılardır, b&uuml;y&uuml; yapabilenlerine Stadrow adı verilir. Kurnazlık alanında ustalardır. Karanlık ge&ccedil;mişleri y&uuml;z&uuml;nden sıradan elflere d&uuml;şmandırlar. K&ouml;t&uuml; olmaları onların bilindik &ouml;zelliklerinden biri olsa da hepsi doğuştan k&ouml;t&uuml; değildir. Sadece dışlanmamak i&ccedil;in onlardanmış gibi g&ouml;r&uuml;nen Drowlar'da vardır. Hi&ccedil;bir tanrıya inanmazlar. Gezegen y&ouml;neticilerine itaat etmezler. Tek y&ouml;neticileri Sienqiolcyd Ovry'dir.<br />Kalashtar: B&uuml;y&uuml;k savaş&ccedil;ılardır. Kılı&ccedil; ve iyi ok kullanırlar. &Ccedil;ok iyi ejderha binicileridirler. Kanları eski Warforgedlere dayanır. B&uuml;y&uuml; yapamazlar. Gittikleri yerlere &ccedil;abucak alışabilirler ve bir tehlike oluşturmazlar. Gerektiği yerde bir&ccedil;ok vahşi y&ouml;ntemleri kullanmaları doğuştan gelen &ouml;zelliklerinden biridir, sivri dişlere ve keskin kulaklara sahip canlılardır. Sadece beş y&uuml;z&uuml; hayatta kalmayı başarabilmiştir.&nbsp;<br />Warforged: Kalashtarlar'ın atalarıdır. Bir soy şeklinde yaşarlar. Kaderleri aynıdır. Aralarında bir y&ouml;netici se&ccedil;mezler. Savaş zamanı haklı kimse o tarafı tutarlar ve destek verirler. Kırmızı g&ouml;zleri, bronz tenleri ve ince uzun suratları vardır. Bir&ccedil;oğu &ccedil;elimsiz gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r ama ger&ccedil;ekte iyi birer ok kullanıcısıdırlar. B&uuml;y&uuml; yapabilenleri vardır ama Warforgedler bunu pek hoş karşılamazlar.&nbsp;<br />Tiefling: Kanatları olan, konuşabilen, insansı varlıklardır. T&uuml;m gezegenler tarafından lanetli bir soydan geldiklerine inanılır ve bu y&uuml;zden tam anlamıyla toplumda yer edinemezler. Hepsi dağınık yaşar ve kimisinden hi&ccedil; iz yoktur. Tieflingler dışlanmalarının aksine g&uuml;venilir varlıklardır. Savaş zamanı bulundukları b&ouml;lgeyi korurlar ve aralarında k&ouml;t&uuml; ruhlarla konuşanları vardır. Uzun sa&ccedil;ları, genelde siyah veya beyaz kanatları, keskin g&ouml;r&uuml;şleri ve azimleri onları birer asil yapan unsurlardan sadece birka&ccedil;ıdır.&nbsp;<br />Pinewiev: Petra gezegeninin kuzeyinde yer alan ve tehlikeli kişilerin de aralarında bulunduğu otuz katlı &uuml;&ccedil;er binaya verilen isimdir. Genellikle buraya dinden sapanlar s&uuml;rg&uuml;n edilir. Su&ccedil;lular ve krala karşı gelenler de burada tutsak edilir. Acı ve işkenceleri dayanılmazdır. Kimi deneyler buradaki tutsaklar &uuml;zerinde yapılır.&nbsp;<br />&Ouml;l&uuml;m Kolordusu: Petra gezegeninin en g&uuml;&ccedil;l&uuml; askerlerinin yer aldığı ordunun genel adıdır, Kral Avurş tarafından oluşturulmuştur.<br />Ghost: Petra gezegeninde yaşayan en usta b&uuml;y&uuml;c&uuml;lerin yer aldığı grubun adıdır.<br />Gem: Petra gezegeninde yaşayan acemi b&uuml;y&uuml;c&uuml;lerin yer aldığı grubun adıdır.&nbsp;<br />Ktanum: Petra gezegeninde yaşayan ve belirli malzemelerle b&uuml;y&uuml; yapan b&uuml;y&uuml;c&uuml;lerin yer aldığı grubun adıdır.<br />Teptetam: Savaş zamanı itaat etmeyen, y&ouml;netime karşı &ccedil;ıkan kralların veya krali&ccedil;elerin karşı tarafa g&ouml;ndermiş olduğu bir flamadır. Bu flamanın &uuml;zerinde Tanrı S&uuml;ve'nin "Barışı koruyun, korumayanı cezalandırın" s&ouml;z&uuml; yer almaktadır. Gezegenlerin k&uuml;lt&uuml;r renklerine g&ouml;re flamanın rengi farklılık g&ouml;sterebilir.&nbsp;</p>
<p>Defne Yaprağı: Sıra gezegenleri arasında barışın temsili olan bir sembold&uuml;r. Her gezegende &ouml;zenle saklanan defne yaprakları vardır. Ayrıca y&ouml;neticilerin i&ccedil;tiği &ouml;zel i&ccedil;eceğe katılır, t&uuml;ts&uuml;lerde ve dini bayramlarda da kullanılır.&nbsp;</p>
<p>&emsp;<br />&emsp;<br />◾▪️GİRİŞ▪️◾<br />▪️BİRİNCİ TANITIM▪️<br />Sıra gezegenleri y&uuml;z yıldır barış i&ccedil;inde yaşarken, Petra gezegenine yeni bir y&ouml;netici se&ccedil;ilmişti. &Ouml;fkesi sabrını, ş&ouml;hreti ise t&uuml;m kaderini yok etmişti bu yeni y&ouml;neticinin. Tahta ge&ccedil;mesiyle gezegenindeki t&uuml;m el&ccedil;ileri &ouml;ld&uuml;rm&uuml;ş, diğer gezegenlere ait her şeyi yok etmişti. Amacı efsanelerde anlatılan Aseraria &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;k ve sonsuz g&uuml;&ccedil; getiren o parlak kılıcı bulmaktı, b&ouml;ylelikle t&uuml;m sıra gezegenlerini ele ge&ccedil;irecek ve daima g&uuml;&ccedil;, kudret i&ccedil;inde yaşayacaktı. Onlarca b&uuml;y&uuml;c&uuml;y&uuml; kılıcı bulamadıkları iddiasıyla acımasız şekillerde &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Elfleri, Kalashtarları, Warforgedleri, Tieflingleri, Drowları... ve daha binlerce t&uuml;rden canlıyı &ouml;lmeleri &uuml;zere Pinewiev'e hapsetti. Birbirlerine yirmi bin kilometre uzak olan sıra gezegenlerini yavaş yavaş istila etmeye ve kılıcı efsanede ge&ccedil;en yerlerde aramaya koyulmuştu Kral Avurş. &Ouml;l&uuml;m Kolordusu adını verdiği ve i&ccedil;erisinde sekiz t&uuml;r canlının da bulunduğu beş y&uuml;z bin askeri ona daima bağlıydı. Ayrıca Ghost, Gem, Ktanum adını verdiği bu gruplarda &ccedil;eşitli tekniklerle b&uuml;y&uuml; yapabilen Petralılar yer alıyordu.&nbsp;<br />Sıra gezegenleri aralarındaki sorunu hen&uuml;z &ccedil;&ouml;zememişlerdi, bu sorunu onlara unutturacak bir şey oldu; Okyanusların ve bataklıkların i&ccedil;inden &ccedil;ıkan Orremarlar t&uuml;m t&uuml;rleri tehdit ediyordu, acaba sıra gezegenleri tek d&uuml;şmana karşı bir olacaklar mıydı?&nbsp;</p>
<p><br />◾▪️GİRİŞ YAZISI▪️◾<br />HER ŞEY KIZIL BİR GECEDE BAŞLAMIŞTI<br />&nbsp; &nbsp;Bir harman vaktiydi, Ayevur'da yıllar sonra bir soylunun kanı d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Krali&ccedil;e Oletha, Petra gezegeninin Kralı Avurş tarafından bir suikaste kurban gitmişti. Yıllardır &ouml;zenle saklanan defne yaprağı t&uuml;m Ayevur halkının g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nde yakılmıştı. Bu barışın bittiğini ve sıra gezegenlerinin artık sonunun geldiğini g&ouml;steriyordu. Avurş, bir y&ouml;netimi devralmayı, Aseraria kılıcını bulmayı ve t&uuml;m gezegenlerin efendisi olmayı planladığında, unuttuğu bir ger&ccedil;ek bulunuyordu. "Herkes yazdığı kuralların bedelini &ouml;deyerek can verirdi," bu bilinen bir Ayevur s&ouml;z&uuml;yd&uuml;. Savaşılmadan itaat bekliyordu Avurş, bu imk&acirc;nsızdı. Kimse bir barbar gezegen y&ouml;neticisine hayatını teslim edemezdi. Bu y&uuml;zden savaş a&ccedil;an ve Avurş'a Teptetam g&ouml;nderen ilk y&ouml;netici Letita olmuştu. Dostu Oletha'nın intikamını alacaktı er ya da ge&ccedil;. Letita, Avurş'a bir mektup yazdı. Satırlarının her biri intikam ateşiyle yanan birer k&ouml;z gibiydi. "Bir kavimin efendisi, nasıl korkak&ccedil;a, savaşmadan bir soylunun kanını d&ouml;ker? Sen, defneyi yakıp ateşi başlattın, şimdi sıra bizde Avurş, o ateşte seni yakacağız!" Bu satırlara dayanamayan Avurş, Ayevur'daki t&uuml;m soyluları &ouml;ld&uuml;rme kararına vardı. Gezegenin d&ouml;rt bir yanındaki soyluların askerleri tarafından yakalanmasını emretti. Ama Ayevur soylularından kimsenin kalmadığını, b&uuml;y&uuml;c&uuml;lerin yardımıyla Baptia&rsquo;ya ka&ccedil;tıklarını &ouml;ğrendiğinde ise &ouml;fkesi katbekat arttı. B&uuml;y&uuml;c&uuml;lerin ve soyluların ka&ccedil;ması &uuml;zerine Ayevur halkı artık savunmasızdı. Codie şehri barbarların istilası altındaydı ve Ayevur'un başkenti Oşra&rsquo;ya b&uuml;y&uuml;k bir istila bayrağı &ccedil;ekilmişti. Sıra gezegenlerinden Thardolian, Greilia, Milimma Avurş'a &ccedil;oktan boyun eğmişlerdi. Diğer d&ouml;rt gezegen ise sırayla Avurş'a Teptetam g&ouml;ndermiş ve ona karşı bir olacaklarını a&ccedil;ık&ccedil;a dile getirmişlerdi.&nbsp;<br />Savaş yakındı, S&uuml;ve &ouml;l&uuml;ml&uuml;lerin kaderini b&ouml;yle yazmıştı.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hurdacı Geldi Hurdacı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hurdaci-geldi-hurdaci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hurdaci-geldi-hurdaci</guid>
<description><![CDATA[ 
“Hurdacı Geldi Hurdacı”
Sabah kulaklarımı tırmalayan o ses ,Tanrım megafon dan geliyor boğuk, anlaşılması güç tüm mahalleyi esir almış kabus gibi uykumda, içimden lütfen sus dediğim başımı yastığın altına gömdüğüm bu acılı ses... -Hurdacı geldi hurdacı diye bağırıyor delice, her evde bir hurda var anlaşılan benim gibi eve ve uykuya hapsedilmiş hayaller, sevgisini gömmüşler , yalnız kalmışlar ,özlemi olan kendini kaybetmiş birileri var, bu mahallede demek. Yastığı attım başımdan usulca  yattığım yerden kalkıp perdeyi araladım. Yağmur usul, Usul yağıyordu; Dışarıda bir hurda arabası, şoför koltuğunda orta yaşlarda sakallı bir adam yanında ki koltukta bir kadın oturuyordu eşi diye içimden geçirdim, birlikte işe çıkmışlar bu havada kara bulutlar göz yaşlarını yağdırıyor sakin,  hıçkırarak ağlasa ekmek parası kazanmak için bu havada sokakta çalışan insanlara zarar vereceğinden korkuyordu gibi, gözüme on dört yaşlarında bir çocuk takıldı,omuzları üzerinde elleriyle tuttuğu kağıt arabasını ardından  zorlanarak çekiyordu, iki köpekte yanında ona eşlik ediyordu. -Hurdacı geldi hurdacı,  bağırması dağıttı ilgimi inip sorsam yalnızlıkları, Hayal kırıklıklarını, kayıp yılları da alırmısın? Balkona çıkan sevim teyze seslendi -Hey hurdacı burada eskiler var bir bak belki işine  yarar, parada istemez alıp götür bu antika anılarından kurtar beni, arabanın camından başını uzatan kadın. - Bakalım hanım teyze, diye  açıp indi arabadan, kocasıda peşinden sonra nedense vaz geçip tekrar geri döndü arabaya binip beklemeye başladı.
Ben pencerede meraklı izliyorum. Neydi bu atmak istediği kurtulmak istediği, eskiler yada kendi deyimiyle antikalar. Sevim teyze yine çıktı balkona arabadaki adama seslendi o daha sözüne başlamadan arkasından kadın bağırmaya başladı. -Lan Hasan ne bok yemeye beklersin orada gelde yardım et babanın eşeğimi sandın beni, bir kamyon eşya  var la burada. Adam oflaya puflaya indi -Geldim  beya ne böğürürsün boğazına borazan kaçmış gibi... Söylene, söylene içeri koştu.Nereden bakarsan on dakikadan fazla kaldılar korktum bir an gidip bakmayı bile düşündüm tam hareket ettim gideceğim, adam kapıdan  görününce vaz geçtim, sırtında bir çuval ağzına kadar dolu çerçeveli fotoğraflar görünüyordu çuval ağzından, kadın arkasından bir gramofon eline bir şeffaf  poşet asmış içinde plaklar  ah dedim. Sevim teyze ne yaptın sen, yazık oldu dedim içimden; Adam sırtındaki çuvalı arabanın arkasındaki kasaya bırakıp tekrar içeri girdi, yine bir çuval sırtında göründü, bakır tabaklar ibrikler tencereler çuvala zor sığmış öyle ki bir tanesi sığamayıp yere düştü çınlattı sesi ortalığı. Gerçekten de o gün sevim teyze bütün anılarını, yılların birikimini hurdacıya vermişti hurdacı ve karısı çok mutlu görünüyorlardı. Sevim teyze de bir okadar üzgündü adam elini  cebine attı, Sevim teyze bırak bırak istemem yüküm hafifledi artık onlara bakıp üzülmeyeceğim git hadi hayrını gör. Hurdacı ve karısı hem şaşkın hem de hiç para vermeden aldıkları bu kıymetli antikaları  bu yağmurda başka mahallede gezmeyecekler birde erkenden eve çocuklarına gideceklerdi hallerinden memnundu, bu eski kıymetli anılar İki insanı mutlu etmişti, onlar için karlı ve kısa bir gün rast gelmişti. Sevim teyze’ye minnettar oldular, helallik isteyip arabalarına binip gittiler. Sevim teyze son bir kez daha anılarına baktı, üzgün ve gözü yaşlı yağmurun altında gözden kayboluncaya kadar izledi hurdacıyı, kala kaldı olduğu yerde... Hemen pencereyi  açıp öylece kalan Sevim teyzeye seslendim. – Günaydın; Birlikte kahvaltı yapalım mı? İrkildi daldığı yerden sesim onu gittiği yerden getirmişti, bir yandan bana bakıp gülümsüyor, bir yandan eliyle yaşlarını siliyordu -Olur tabiki bende  yemedim. Aslında hiç kahvaltı edesim yoktu niyet hüznünü biraz dağıtmaktı.  -Hadi ıslanma içeri gir,  çayı hazırla fırından sıcak ekmek alıp geliyorum, başka bir şey lazım mı? Hayır der gibi hüzünle kafasını salladı ve içeri girdi. Pencereyi kapattım, fırına giderken ilk uyanışım ve hurdacıya sormak istediklerimi  düşündüm, hurdacı gerçekten de eski güzel antika anıları alıp gitmişti. Meğer insan gerçekten anılarını, acılarını satabiliyormuş.

 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b4b03d6fc4f.jpg" length="68530" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 11 Dec 2021 17:09:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>HAtice Işık</dc:creator>
<media:keywords>(Anılar, sevgi, ömür, yalnızlık)</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x_61b4b03d886be.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KUSURSUZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kusursuz-453</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kusursuz-453</guid>
<description><![CDATA[ Bir kadın var ki hayatının büyük bir bölümü bir şeyi bekleyen fakat neyi beklediğini bile bilmeyen...

İnsanlarla kontağını kesmiş, sadece aklında ona vesvese veren ruha inanan bir kadındı o. Bu ruh ondan öylesine ürkütücü bir şey istiyordu ki o insan olmaktan çıkmak üzereydi belki de.

Ruh ondan duygusuz olmasını istiyordu.

Kusur olduğuna inandığı duygularını yok etmesini...

Fakat sadece bir insan bunu nasıl başarabilirdi?

İşte tam o sırada devreye kader giriyordu.

Eflal Mara Yasvi sadece bir insan değildi.

Bunu bambaşka bir boyuta geçtiğinde öğrenebilecekti.

Fakat her şeyden önce bir sorun vardı.

İki boyutta da insanlar normal değildi.

Tek istisnalar Eflal Mara Yasvi ve Afşar Ahî Korşafak&#039;tı.

Eflal ve Afşar bu gizemi çözmeye çalışırken bir yandan da kendilerini hapsettikleri kafesten çıkaracak, geçmişlerini öğrenecek ve duygularının aslında onları özel yaptığını keşfedecektiler.

Kusurlu canlılar ve kusursuz ölüler ile dolu bu tiyatroda çok tehlikeli bir kuklacının elindeki kuklalar olduklarının farkında değillerdi.

İplerinizi devretecek sözleşmeyi imzaladınız mı?

Perdeler açık.

Gösteri başlıyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_612006e84d0a3.jpg" length="28341" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 11 Dec 2021 15:15:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>iremcoskun</dc:creator>
<media:keywords>fantastik, aşk, psikoloji, kusursuz, kukla, tiyatro, boyut, gölge, ruh</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzun Şapkalı Adam (Prolog)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/uzun-sapkali-adam-prologue</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/uzun-sapkali-adam-prologue</guid>
<description><![CDATA[ Kimseden sevdiklerini , kesin olmayan ve zorlu bir savaş için tehlikeye atmasını bekleyemezsin. Etrafında toplanacak olan insanların seni terk etmesi , değer verdikleri şeylerle tehdit edilmelerine bakar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6295e7f7992c3.jpg" length="79053" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 11 Dec 2021 15:07:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, diktatör, dünya, şehir, düzen, sistem, yazar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>X: Sen titriyor musun?<br />Delayn: Bunun bir &ouml;nemi yok!<br />Dilimden d&ouml;k&uuml;len bu c&uuml;mleler ,yıllardır susmaya mahkum edilmiş ve sadece kalemi ile dertleşmesini bilen bedenime ağır geliyordu;<br />Delayn : Sabah kalkıp işine gidiyorsun. Saatlerce &ccedil;alışıyor ancak asla hak ettiğini alamıyorsun. Para karşılığı paranın satın alamadığı tek şeyi harcıyorsun. G&ouml;r&uuml;şmen gereken kişilerle g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yor inanman istenilen şeylere inanıyorsun. Onlar i&ccedil;in sadece makinedeki bir dişlisin ama gene de onları savuna biliyorsun.<br />Oturduğu koltuktan hafif doğrulup &uuml;st&uuml;n&uuml; d&uuml;zelttikten sonra geri oturdu;<br />X: &Ccedil;arkı olduğum bu makine ka&ccedil; kişinin ailesine bakıyor biliyor musun? D&uuml;zenin kaostan doğması d&uuml;zen olduğu ger&ccedil;eğini değiştirmiyor. Savaştığını s&ouml;yl&uuml;yorsun ama bu savaşının ka&ccedil; kişiyi tehlikeye attığını g&ouml;remiyor musun? Kimseden sevdiklerini , kesin olmayan ve zorlu bir savaş i&ccedil;in tehlikeye atmasını bekleyemezsin. Etrafında toplanacak olan insanların seni terk etmesi , değer verdikleri şeylerle tehdit edilmelerine bakar. Sen ise bunu &ouml;zg&uuml;rce s&ouml;yleye biliyorsun. Ailen hayatta değil , yakın dostların bir bir senden uzaklaştı ve sonunda kendi d&uuml;nyada tek kaldın. Ben seni , senin yanında iken uyarmıştım.<br />Yavaş&ccedil;a masasının başından kalktı ve ofisini terk etti. Odada d&uuml;ş&uuml;ncelerim ile baş başa kalmıştım. Belki de mutlulardı. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m yanlışları değiştirmeye &ccedil;alışırken onları kurban mı ediyordum? Ruhum bunca soruna karşı sessiz kalamazdı. Uğrunda yalnız &ouml;lmek olsa bile.<br />Hava iyice kararmış ve sokaklar arabalara bir bir veda ediyorken g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde bir ben vardım. Nereye gideceğim hakkında hi&ccedil;bir fikrim yoktu. Ta ki ileride yanan bir sokak lambasını altındaki bankta oturan birini g&ouml;r&uuml;nceye kadar. Ona doğru y&uuml;r&uuml;meye başladık&ccedil;a detaylar belli oluyordu.<br />Kirli ve yırtık bir ceket giymiş, orta boylu ,uzun sa&ccedil;lı... &ldquo;Bir saniye...&rdquo; dedim i&ccedil;imden. Yaklaştık&ccedil;a daha tanıdık geliyordu. Bu &nbsp;sahaf &ccedil;arşısındaki o yaşlı adamdı.</p>
<p>Yaşlı adam : Senin burada ne işin var?<br />Delayn : eee..şeyy..<br />Y.A: A&ccedil; gibisin. Benle gel , bir şeyler yeriz.<br />Delayn : Iııı.. şeyyy... adınızı sorabilir miyim?<br />Y.A: İsimlerin bir &ouml;nemi kaldı mı sence? İsmimi boş ve sen , beni takip et.</p>
<p>Lambalar , ait oldukları sokaklara veda ederken biz o karanlık i&ccedil;erisinde y&uuml;r&uuml;yorduk. Normalde insanlar ile dolu olan sokakların bu kadar boş olması ger&ccedil;ekten tuhaftı. Kısa bir s&uuml;re sonra ra sokaklara girdik ve yaşlı adam konuşmaya başladı;<br />Y.A: Sokaklara nasıl d&uuml;şt&uuml;n? Seni son g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde evsiz kalacak birine benzemiyordun.<br />Delayn: Bazı eksilikler ve yanlış anlaşılmalar diyelim. Ben asıl seni merak ediyorum. Seni sahafta g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde evsiz birine benzemiyordun.<br />Y.A: Bu sorun karşısında klasik sebeplere sığınmayı se&ccedil;iyorum. Yalnızlık , yanlış kararlar , parasızlık , adaletsizlik vesaire.<br />Delayn: Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok a&ccedil;ıklayıcı oldu bu a&ccedil;ıklaman. Sağ ol .<br />Y.A: Bir şey değil. Bak geldik.<br />Yapımı yarım kalmış , iki katlı bir bina. Bir beton yığını. Birlikte i&ccedil;eri girdik. 2. katta birka&ccedil; par&ccedil;a karton &nbsp;, &ouml;nce den i&ccedil;inde ateş yakıldığı belli olan bir t&uuml;r metal kutu ve 2 tane dolu koli vardı.<br />Y.A : Kendini evinde gibi hisset. Burası artık sadece sokaktakilere ait. Evsizlere , k&ouml;peklere ve kedilere.<br />Yaşlı adam metal kutunun yanına gidip ceketinin cebinden &ccedil;ıkardığı kibrit kutusundaki tek kibrit ile metal kutunun i&ccedil;indeki &uuml;&ccedil; beş kartonu tutuşturmayı başarmıştı.<br />Y.A : Bu fazla yanmaz. Şu kolilerin i&ccedil;indeki kitaplardan bir tanesini verir misin?<br />Delayn: Ne? Dur bir saniye...<br />Y.A: Acele et. Ateş s&ouml;nmek &uuml;zere.<br />Ben hemen kolilerin bir tanesini a&ccedil;tım. Koli ağzına kadar kitap doluydu. Ne bu kolilerin i&ccedil;inin kitapla dolu olmasını , ne de yaşlı adamın bu kitapları &ouml;ylece yakmak istemesine bir anlam veremiyordum. Ben bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken o &ldquo;Ne kadar da uzun s&uuml;rd&uuml;.&rdquo; diyerek bir hışım yanıma geldi e koliden rastgele bir kitabı ateşe attı.<br />Delayn: Bunlar senin kitapların değil mi?<br />Y.A: Evet.<br />Delayn: Bu kadar kolay nasıl yaka bildin?<br />Y.A: Kağıt , yeşil değilse bu devirde faydasız olarak kabul ediliyor. Ayrıca seni zeki bir sanmıştım. Sayfaların bir b&uuml;y&uuml;s&uuml; ya da i&ccedil;inde yazanların sihirli bir g&uuml;c&uuml; yok. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n , duyduğun , okuduğun her şey bir kalıp. Kalıplar sadece fikirleri korumak i&ccedil;in varlar. Ve eğer bizi ve fikirlerimizi şuan bu buz gibi havadan korumayacaklar ise neden varlar?<br />Hafif şaşkın bir ifade ile tekrar yerime oturdum. T&uuml;m bu konuşmaların arasında birde yiyecekleri getirmişti yaşlı adam.<br />Y.A: Hadi ye.<br />Delayn: Teşekk&uuml;r ederim.<br />Biraz ekmek , biraz peynir ve su. Birlikte bunları yerken yaşlı dam bir şey sordu;<br />Y.A: Sana verdiğim kitap nerede?<br />Delayn: &Uuml;zg&uuml;n&uuml;m ... ama ben onu kaybettim.<br />Bu s&ouml;z&uuml;m &uuml;zerine yaşlı adam oturduğu yerden kalktı. Kitapların olduğu kolilerin i&ccedil;inden bana verdiği kitabı &ccedil;ıkardı. Şaşkınlığımı saklamamıştım. Onu yanarken &nbsp;g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;me emindim. Yaşlı adam sofraya doğru yaklaşırken bir yandan da kitaptan rastgele bir sayfa a&ccedil;ıp bana uzattı.<br />Y.A: Oku.<br />Delayn: Tamam.<br />&ldquo;Kalkanını kaldırdığında zalimin kılıcına &nbsp;&ldquo;Dur!&rdquo; demek i&ccedil;in.<br />&nbsp; Akan kanların kelimeler ile dansını resmeden bir şair mi olurum?<br />&nbsp; Yoksa , silahımla meydan mı okurum kanı şiirlere zorla aşık edenlere?<br />&nbsp;Belki de resmederken kalemin son danslarına ,&ccedil;ıkan kelimeler birinin kalbine dokunur.</p>
<p>&nbsp;Hayatını feda ettiğin bu dans pisti &uuml;&ccedil; beş kağıt par&ccedil;ası ile d&ouml;ner.<br />&nbsp; Ancak son vals`i hep aynı konuklar oynar.<br />&nbsp; Kurşunu &nbsp;d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml; mazlum kanı ve şair yazdığı h&uuml;z&uuml;nl&uuml; şiirleri.<br />&nbsp; Merhamet , bir zamanlar g&uuml;ller bah&ccedil;esindeki en samimi g&uuml;ld&uuml;.<br />&nbsp; Şimdi ise o , bir avu&ccedil; k&uuml;l&rdquo;<br />Y.A: Bu kadarı yeterli.<br />Delayn: Tamam.</p>
<p>Hi&ccedil;bir şey diyememiştim. Kafamda &ccedil;ok fazla soru vardı ve bu bani fazlasıyla rahatsız ediyordu. &ldquo;Uyumak iyi gelir.&rdquo; dedim i&ccedil;imden. Geceyi o beton yığınında ge&ccedil;irdik.<br />G&ouml;zlerimi g&uuml;n ortasında , yemyeşil bir &ccedil;ayırda a&ccedil;tım. Ne insanlar nede pislikleri vardı etrafımda. Doğa kollarını a&ccedil;mış ve beni buraya getirmiş gibiydi. &Ccedil;ok huzurluydu . Karşımda biri (ya da bir şey) vardı. O kadar parlaktı ki detaylarını se&ccedil;emiyordum ama o ışık beni b&uuml;y&uuml;lemişti adeta. Gitmeli ve ne olduğunu anlamak zorundaydım. Ona doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım. Ben adım attık&ccedil;a benden uzaklaşıyor gibiydi. Adımlarım hızlandı ve koşmaya başladım...<br />G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m şey , arabanın korna sesleri ile g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nden akıp gitmeye başlamıştı. Ani bir refleks ile kendimi sokağın bir k&ouml;şesine attım. Canımı zor kurtarmıştım. O huzur dolu yere y&uuml;r&uuml;mek beni &ouml;l&uuml;me g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. Ya bilmediğim ağır bir psikolojik rahatsızlığım var &nbsp;ya da r&uuml;ya g&ouml;r&uuml;yorum. Kendimi attığım k&ouml;şeden etrafı bir s&uuml;re s&uuml;zd&uuml;m.</p>
<p>Delayn: Neredeyim ben?</p>
<p>Yavaş&ccedil;a yerimden kalktım. Ağır adımlarla , biraz &ouml;nce s&uuml;zd&uuml;ğ&uuml;m sokağın i&ccedil;ine daldım. Burası bana baya tanıdık geliyordu. Evim mi buradaydı acaba? Kesin buralarda bir yerdeydi. E peki ben neden buraları hatırlamıyorum? Her şey &ccedil;ok yabancı geliyordu.<br />Sokak lambaları bir bir s&ouml;nerken , arabalar yolları yavaş&ccedil;a terk ediyorken ben evimin nerede olduğunu hafif hafif hatırlamaya başlamıştım. Bir m&uuml;ddet daha dolaştım. Anımsadığım kadarıyla evimi bulmaya &ccedil;alıştım ve sonunda evim olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m bir apartmanın yanında buldum kendimi. Benzerlerinin yanındaki başka bir apartman. Adımlarımın ağırlığını koruyarak yaşadığım apartmanın kapısına doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım. Kapıdan i&ccedil;eri girmemle bedenimin kontrol&uuml;n&uuml; yitirmiş gibiydim. Bendenim hareket ediyordu ancak bunu ben yapmıyordum. Bir bir &ccedil;ıktım merdivenlerin basamaklarını. Ta ki benim olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m dairenin kapısına gelene kadar. Elimi yavaş&ccedil;a kapı koluna uzattım ancak kapı kendiliğinden a&ccedil;ılmıştı.</p>
<p>Delayn : Kilitlemeyi mi unutmuşum?</p>
<p>İ&ccedil;erisi baya karanlıktı. Bedenimin yavaş&ccedil;a tekrar benim kontrol&uuml;me ge&ccedil;tiğini hissediyordum. İ&ccedil;eride bir ışık kaynağı aradım. Ancak sadece bir masanın &uuml;st&uuml;nde duran masa lambasına erişebildim. O da ne yerinden kıpırdıyor , ne de masanın &uuml;st&uuml; dışında bir yeri aydınlatıyordu. Sandalyeyi &ccedil;ekip masanın başına oturdum. Masanın &uuml;zerindeki defteri yanıma &ccedil;ektim , kalemi elime aldım ve yazmaya başladım.</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Y&uuml;k&uuml; b&uuml;y&uuml;k olsa da ezilmez altında karınca.<br />&nbsp;Acıları arkanda bırakmalı ve boş kağıtlarına bakmalı bu garip.<br />&nbsp;Mutsuz bir hayatı yaşamaktansa umutlu bir &ouml;l&uuml;m yeğlerim&nbsp;<br />Allah`ım deli olayım ve huzuru tadayım dedim , &nbsp;gene aynı yerdeyim.<br />&nbsp;Yerin en dibine giden u&ccedil;urumda asılı kalmışım sanki , d&uuml;ş&uuml;yorum ama zirve hep &nbsp; g&ouml;r&uuml;n&uuml;r<br />&nbsp;Olunuyor &nbsp;parasının k&ouml;lesi , şiirlerde neden yer almaz artık o &ccedil;ocukların sesi.<br />&nbsp;Benim &ccedil;ıkmıyor yalnızken cılız sesim &ccedil;&uuml;nk&uuml; hala &ccedil;ok gencim.<br />&Ouml;ld&uuml;m ama hala var gibiyim , sokaklar dolusunu canlı cesetlere karşı.<br />&nbsp;"Ağlayamam artık" derken bir gece d&ouml;k&uuml;len g&ouml;z yaşlarının anlamları beni ben yaptı.<br />&Ouml;fke oldu ilhamım zamanla ; kanarken elleri ismini kullanmayan şairlerin.<br />G&ouml;kdelen gibiydi umutlarım , hala ayakta ancak yaralarıyla.&nbsp;<br />Umursamaması imkansız artık bu garibin ruhunun.<br />&Ouml;nce den yalnız kalmaktan korkardım şimdi... &rdquo;<br />Kan ter i&ccedil;erisinde uyandım. Başımda m&uuml;thiş bir ağrı , dışarıda insan ve ara&ccedil; g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;... Etrafıma bakındığımda ise hi&ccedil;bir şey yoktu. Ne yaşlı adam ne kitap dolu kolileri ... Hepsi yok olmuştu sanki. Başımın ağrısı hala devam ediyordu. O halsizlikle beton yığınından dışarı &ccedil;ıktım. T&uuml;m o g&uuml;r&uuml;lt&uuml; artık &ccedil;ok daha net ve rahatsız ediciydi ama benim artık katlanacak halim kalmamıştı. Kulaklarımı ve g&ouml;zlerimi kapatıp koşmaya başladım. İnsanlara &ccedil;arptığımı hissediyordum. Onlar bana &ldquo;Ne yapıyorsun sen!&rdquo; dedik&ccedil;e ben &ldquo;Susun artık. G&uuml;r&uuml;lt&uuml;y&uuml; duymuyor musunuz?&rdquo; diyordum i&ccedil;imden. İnsanlar sesini y&uuml;kselttik&ccedil;e be hızımı arttırmaya devam ediyordum. Bir s&uuml;re sonra ise ne yaptığımı unuttum. Ruhen artık orada değildim. Sonra durdum. G&ouml;zlerimi a&ccedil;tığımda ise yaşadığım apartman karşımda duruyordu. Soru sormayı bırakmıştım artık. Sadece apartmanın kapısına doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;m. Kapıdan i&ccedil;eri girdim. Bir bir &ccedil;ıktım merdivenin basamaklarını. Ta ki kendi dairemin kapısına gelene kadar. Elimi yavaş&ccedil;a kapı koluna uzattım ama kapı kediliğinden a&ccedil;ıldı.<br />G&uuml;n&uuml;n ilk ışıkları dairenin i&ccedil;ine vuruyordu. Her şey hala bıraktığım gibiydi. Masamın başına ge&ccedil;tim. Lambamın kırılan cam par&ccedil;alarını masanın &uuml;st&uuml;nden attım. Defterimi &ouml;n&uuml;me &ccedil;ektim , kalemimi elime aldım ve yazmaya başladım..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşte Son Böyle Başladı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iste-son-boyle-basladi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iste-son-boyle-basladi</guid>
<description><![CDATA[ Bazen kıyamet anını dışarıdan bir gözle, bambaşka bir pencereden izlemeniz gerekir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b2394016fc6.jpg" length="98301" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Dec 2021 20:14:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Apocalypse, apocalyptic, apokalips, apokaliptik, kıyamet, kıyamet senaryosu, ev hanımı, mutfak, alarm, son, sonun başlangıcı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İşte Son B&ouml;yle Başladı</p>
<p>Sessiz, g&uuml;neşli ve fazlasıyla normal bir g&uuml;n başlamıştı. o evde de her şey normaldi. Kadın ocağa &ccedil;orbayı koymuş, o kaynarken mutfağı toparlamaktaydı. Biraz zorunluluktan da olsa mutfak ona ait olan, kimsenin girmediği o yerdi. Her zaman buraya daha &ccedil;ok &ouml;zenirdi. Yine de sağlıksız bir ilişkiydi, o ve mutfağı. Mutfak onun zindanıyken en azından akıl sağlığını korumak i&ccedil;in tırnaklarını ge&ccedil;irdiği yerdi.&nbsp;</p>
<p>Tezgahı silerken birden bir ses y&uuml;kseldi dışarıdan. Daha &ouml;nce duymadığı, var olabileceğini yeni &ouml;ğrendiği en korkutucu sesti. Tiz, boğuk, derin, uğultulu, &ccedil;ığlık gibi... Azalıp artan g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;yle birlikte t&uuml;yleri &uuml;rpermişti. Belki de izlediği &uuml;&ccedil; beş filmden birinde bunun gibi bir ses vardı. Acil durum alarmı. Ama &ccedil;ok daha k&ouml;t&uuml;s&uuml; olduğuna emindi. Eğer o filmdeki gibi bir şeyse i&ccedil;eride g&uuml;venli bir yerde durup kurtarılmayı beklemeliydi. Ama bu ses sanki: Kurtulma sansın yok. Zamanını &ouml;l&uuml;me hazırlanmak i&ccedil;in harca, diyordu. İ&ccedil;inden tanrısından bağışlanma dileyerek pencereye yaklaştı kadın.</p>
<p>&nbsp;İnsanlar sessizliğe g&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş ve sokaklara d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Neler olduğunu anlamaya &ccedil;alışıyorlardı. Daha belki de birka&ccedil; saniye olmuştu hayatlar tepetaklak olalı. Sonra sessizliği &ccedil;ocuklar, bebekler, akıl hastaları bozdu. Ağlamalar, bağırmalar, titreme krizleri... Herkes endişeliyken g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde asılı duran parlak g&uuml;neş tezatlığıyla anlamayı g&uuml;&ccedil;leştiriyordu.&nbsp;</p>
<p>Tam o sırada &ccedil;orba taştı. Ocak s&ouml;nd&uuml;. Kadının saldırıdan &ouml;nce zehirlenerek, acı &ccedil;ekmeden &ouml;lecek olması az da olsa memnun etmişti &ccedil;atıda ayaklarını sallandıran o oğlanı. Şanslı bir &ouml;l&uuml;m&uuml; g&ouml;rmek iyi gelmişti. Ama kadının son anını izleyip onun i&ccedil;in dua edemeyecekti. &Ccedil;evik Bir hareketle kalktı. Merdivenlere doğru ilerledi. Alarm sesi sustu. Oğlan derin bir nefes aldı ve kazağını &ccedil;ekiştirdi. Ama durmadı. Devam etti. Yapması gereken şeyler vardı. Yeteri kadar hazırdı. Kıyameti getirecek kişi olmaya ne kadar hazır olunursa... Ama bu yetmeliydi o an.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İşte son b&ouml;yle başladı...</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Sohbet zamanı:</p>
<p>Genelde apokaliptik hikayer, kıyamet kavramının iddialı duruşuyla yarış edemez. Bu y&uuml;zden de klişe halini aldığı olmuştur. Ama aşkı anlatmak, yalnızlığı anlatmak gibi kıyameti anlatmak da insanların vaz ge&ccedil;ilmez temalarından olmuştur. Aşkı okumak ve aşkı yaşamak gibidir. Okurken de bir şeyler hissedersiniz ama yaşamak bambaşkadır bu konularda. &Ouml;zellikle kıyameti deneyimlemediğimiz i&ccedil;in daha da y&uuml;zeyde kalır anlatılanlar. Bu y&uuml;zden bu yazıyı paylaşmakta herhangi bir iddiam yoktur.</p>
<p>Bug&uuml;n hava &ccedil;ok g&uuml;zeldi. Pencereden şehre bakarken sokaktaki bir evden bir elektrikli s&uuml;p&uuml;rge sesi geldi. Sonra her şeyin m&uuml;kemmelliği g&ouml;z&uuml;me &ccedil;arpınca bunu kağıtlardaki d&uuml;nyamda bozmak istedim. Bu şekilde ortaya &ccedil;ıktı bu yazı da.</p>
<p></p>
<p>Sevgiler...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ELLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eller</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eller</guid>
<description><![CDATA[ Kaderiydi o eller  yaşamını belirleyici. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_619d272747af9.jpg" length="33403" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Dec 2021 13:23:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>Müzeyyen GÖKMEN</dc:creator>
<media:keywords>eller, keman, zarif, nota, esir, raks</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em>Şehrebanu teyze &uuml;st komşumuzdu. Hayran olduğum, olmayı d&uuml;şlediğim biriydi. &Ccedil;ocukluğumun o cahil haliyle nasıl bu kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlayamadığım d&uuml;ş&uuml;.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yıllar &ouml;ncesi kopup geldiği vatanından yeni bir yaşam mucizesi. Herg&uuml;n evinden gelen o bitmek bilmez, bir o kadar da heyecan verici tınılar... Onunla birlikte ge&ccedil;en her saati &ouml;zlem ve heyecanla bekler, bana&nbsp; &ouml;ğretmeye &ccedil;alıştığı kemanın nağmeleri arasında kaybolup giderdim.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir keman b&ouml;yle g&uuml;zel yakışmazdı hi&ccedil; kimseye. O &ccedil;almaya başladı mı kemanla dans ederken b&uuml;t&uuml;nleşir, v&uuml;cut kıvrımları notaların esiri olurdu adeta. Bense bir okyanusun &uuml;zerinde parmak u&ccedil;larımda dansa ge&ccedil;erdim. Vazge&ccedil;ilmesi gerekenlerden vazge&ccedil;memek, birg&uuml;n biteceğini bile bile devam etmek gibi bir şeydi bu. Belleğimde ondan bug&uuml;ne kalan en derin iz elleriydi.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>İnce, kıvrak elleri kemanın tellerinde raks ederken parmakları sanki kemana yapışacak gibi gelirdi. Onun bir par&ccedil;ası olmuştu. Narin, zarif, bir o kadar da yaşanmışlık kokan eller. Kim bilir neler yaşamıştı bug&uuml;ne&nbsp; kadar?&nbsp;</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x_6116993ec4699.jpg" alt="" /></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gizemli g&ouml;zlerle derinlere daldığında g&ouml;zlerim ellerine kayar, onu incelerdim. Kaderiydi o eller, yaşamını belirleyici. Ka&ccedil; kuşak eskitmişti, daha ka&ccedil; kuşağa yetecek g&uuml;&ccedil; vardı bedeninde? Kim bilir? Şimdi ellerime bakıyorumda...&nbsp;</em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BETÜ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/betu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/betu</guid>
<description><![CDATA[ Hayvanları neden severiz? Korkan vardır ama &quot;ben hayvan sevmiyorum&quot; demez hiçbir insan evladı. Bu hikayedeki gibi onları sevmelerine sebep pek çok yaşantıları vardır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618fa2437cedd.jpg" length="69855" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 05 Dec 2021 23:51:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, hayvan sevgisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 21.85pt; background: white; margin: 0cm 0cm 21.85pt 0cm;"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #222222;">Ramazan Bayramı sabahı....Bayramlaşmak i&ccedil;in &uuml;st kattakilerin evde toplaştığı dakikalar.Birden pek &ccedil;ok k&ouml;pek havlama sesiyle bayram sohbeti b&ouml;l&uuml;nd&uuml;.Tatlı tabakları servis sehpalarında &ouml;nemini yitirdiler. Pencerelerde, balkonlarda beliren başlar &ccedil;ığlık atmaya başladılar."&Ouml;ld&uuml;recek hayvanı,Allah cezanı vermesin, Bırak, k&ouml;rolmayası." Sesler, &ccedil;ocukların ağlamasıyla daha da y&uuml;kseldi.<o:p></o:p></span></p>
<p style="line-height: 21.85pt; background: white; box-sizing: border-box; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; orphans: 2; text-align: start; widows: 2; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration-thickness: initial; text-decoration-style: initial; text-decoration-color: initial; word-spacing: 0px; margin: 0cm 0cm 21.85pt 0cm;" data-p-id="f889aacd7358b9dc9cf54bb8e04e9113"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #222222;">Bir yama&ccedil;ta dizelenmiş evlerin aşağısı bir d&uuml;zl&uuml;k &ccedil;ayırlık alanda nihayetleniyor.Burası zaman zaman sokak hayvanlarının toplandığı , s&uuml;r&uuml; halinde dinlendiği veya oynaştığı alandır. İnsanları bu alanda var olmaktan boy atmış otların arasında "yılan var" efsanesi durdurmaktadır. Barınaklarda barındırılamayan ve mahallelerde konuşlandırılan hayvanlar i&ccedil;in bu g&uuml;zel bir fırsattır. Doğal ortamlarında rahatsız etmeden ve edilmeden yaşamaktadırlar.Tek korkuları ara sıra serbest kalan sahipli k&ouml;peklerin saldırılarıdır. O bayram sabahı da sokağın başında kerelerce hırsıza mekan olan evlerini korumak i&ccedil;in edindikleri kangalın bağından kurtulmasıyla yaşanan hadise b&uuml;t&uuml;n mahalleye bayramı unutturmuş,can havliyle bağıran bir yavru k&ouml;peğin &ccedil;ağırısına y&ouml;neltmiştir.Zavallı yavrunun on veya on iki kadar s&uuml;r&uuml; arkadaşları da daire şeklinde olanca g&uuml;&ccedil;lriyle havlamakta g&uuml;r&uuml;lt&uuml; &ccedil;ıkarmaktadır. Ama kangalın g&uuml;r&uuml;lt&uuml;yle yaptığı saldırıyı sonlandıracak niyeti olmadığı tekrar tekrar saldırmasından anlaşılmaktadır. Hi&ccedil; o g&uuml;ne değin k&ouml;peklere ilişkin sevecen bir c&uuml;mle sarfetmemiş olanlar bile; "yakın olsa gidip geberteceğim şu hayvanı, zavallı k&ouml;peği kan revan i&ccedil;inde bıraktı, balkondan atlayacağım şimdi....."dedirten bu vahşet tablosu, Nilay'ın gidip "Bet&uuml;' y&uuml; salsalar kurtarır, mahallenin &ccedil;ocukları nerde..."<o:p></o:p></span></p>
<p style="line-height: 21.85pt; background: white; box-sizing: border-box; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; orphans: 2; text-align: start; widows: 2; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration-thickness: initial; text-decoration-style: initial; text-decoration-color: initial; word-spacing: 0px; margin: 0cm 0cm 21.85pt 0cm;" data-p-id="a486939d432c051be34b9d681f4b3083"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #222222;">Yamacın biraz ilerisinden kangala g&ouml;re ufak, krem rengi bir k&ouml;pek peydah olunca, hem de b&uuml;t&uuml;n hızıyla adeta u&ccedil;arak aşağı d&uuml;zl&uuml;ğe ulaştığını g&ouml;ren balkon ve pencere seyircileri "hadi Bet&uuml;, kurtar Bet&uuml;" naralarıyla kendilerinden ge&ccedil;tiler. <o:p></o:p></span></p>
<p style="line-height: 21.85pt; background: white; margin: 0cm 0cm 21.85pt 0cm;"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #222222;">Bet&uuml; b&uuml;t&uuml;n g&uuml;c&uuml;yle kangalın boynuna saldırdı.. Tek bir hamleyle yakaladı.Kangal canının derdinde, &ouml;nce direnmeye karşı hamle yapmaya &ccedil;alıştı,sonra yavaş yavaş &ouml;n ayaklarını &ccedil;&ouml;zd&uuml;.Bet&uuml; hi&ccedil; pozisyonunu değiştirmiyor,dişlerinin kıskacına aldığı kangalı bırakmıyordu. Kurtulan yavru son g&uuml;c&uuml;n&uuml; oradan uzaklaşmaya harcadı. Yaşadığı dehşet kurtarıcısına teşekk&uuml;r etmekten onu alıkoymuştu. Kangal sonunda pes etti yana devrildi,otların arasında c&uuml;ssesi eriyerek, k&ouml;t&uuml;lerin sonuna yakışır bir zavallıya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Bet&uuml; o zaman dişlerini &ccedil;&ouml;zd&uuml;. Kangalın oradan uzaklaşması i&ccedil;in sesiyle komuta etmesi yetmişti. Sonra da b&uuml;t&uuml;n m&uuml;tevazılığıyla geldiği yamacı geri tırmanmaya y&ouml;neldi.<o:p></o:p></span></p>
<p style="line-height: 21.85pt; background: white; box-sizing: border-box; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; orphans: 2; text-align: start; widows: 2; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration-thickness: initial; text-decoration-style: initial; text-decoration-color: initial; word-spacing: 0px; margin: 0cm 0cm 21.85pt 0cm;" data-p-id="c404502c6ae6150e1cd2a62fce8a52dd"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #222222;">Bu ger&ccedil;ek seyirlik doğa olayı oradaki insanlara ikinci bayram sevincini yaşatmıştır. Servis sehpasındaki tatlılar, Bet&uuml;'n&uuml;n zaferi i&ccedil;in yenmiş, Bet&uuml;'ye de iki kilo et s&ouml;zleri verilmiştir. Bet&uuml; kahramanın &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml; artık sadece o mahalle değil anlatıla anlatıla ne kadar yayılaırsa o kadar efsaneleşmiştir: Bet&uuml; bir sokak k&ouml;peğidir.Pitbul kırmasıdır.Belediye onu bu civarlarda trafik kazası ge&ccedil;irmiş olarak bulmuş, tedavi etmiş, yine uygulamaları gereği alındığı mahalleye bırakmıştır. Bet&uuml; daha &ouml;nce o mahallede olmasa veya fark edilmemiş de olsa benimsenmiştir. Yolun kenarındaki b&ouml;rek&ccedil;inin k&ouml;peği olarak bilinir. B&ouml;rek&ccedil;i ona bir kul&uuml;be de tahsis etmiştir. Ama asla bağlı ya da kapalı bir mekana ait yaşamı olmamıştır. Bu nedenle verilen et s&ouml;zleri Bet&uuml; i&ccedil;in anlamsızdır.O bir "B&ouml;reksever" dir. Tuhaf olanı vejeteryen olmasıdır.... Sokak k&ouml;peklerini korur Bet&uuml;.... &Ccedil;ocukları sever ve korur....B&uuml;y&uuml;klerle pek arası yoktur...Bir de şu kangalın daha &ouml;nce de &uuml;&ccedil; beş sokak k&ouml;peğini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;yleyen mahallenin &ccedil;ocuklarına g&ouml;re korktuğu tek k&ouml;pektir. O zavallı k&ouml;pekler de Bet&uuml;'n&uuml;n ortalarda olmayışından telef olmuşlardır.<o:p></o:p></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hırka</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hirka-1143</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hirka-1143</guid>
<description><![CDATA[  aslında bir hırka gibi görünse de söz konusu olan belki de tüm vazgeçilmezleridir insanın... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61abac5284882.jpg" length="52401" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 04 Dec 2021 19:47:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Serve</dc:creator>
<media:keywords>hırka</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>HIRKA</p>
<p>Yine eve gelir gelmez attı beni bir kenara. Yarın fellik fellik arayacak, nerede bu hırka diye? Hayır, nedir bu agresifliği anlamıyorum; oysa kıyafetlerine &ccedil;ok da hoyrat davranan bir insan değil. Beni aldığı g&uuml;n&uuml; anımsıyorum da, ne g&uuml;zel rengi var demişti; tam da bana g&ouml;re, sonra da "&uuml;&ccedil; kuruş fazla olsun kırmızı olsun" diye eklemişti. Şimdi ne o g&ouml;z alan kırmızımdan eser kaldı ne de beni her seferinde&nbsp; &ouml;zenerek &uuml;zerine giyen insandan.</p>
<p>Sanırım ben de eskiyorum, kullanıldık&ccedil;a yıpranıyor; yıprandık&ccedil;a g&ouml;zden d&uuml;ş&uuml;yorum. Belki bir zaman sonra yerimi başka bir model, başka bir renk hırka alacak. Tıpkı beni giydiği gibi, yeni hırkasını &ouml;zenle giyecek, d&uuml;ğmelerini ilikleyecek ve dakikalarca aynanın karşısında kendini inceleyecek. Kim bilir? Belki de onca yıpranmama, onca eskimeme rağmen ısrarla benden vazge&ccedil;meyecek.</p>
<p>Her sabah yataktan kalkar kalkmaz beni &uuml;st&uuml;ne giyecek, az hareket edip terleyince tersimle &ccedil;ıkarıp bir k&ouml;şeye iliştirecek. Bu kısır d&ouml;ng&uuml; bilinmez ne zamana kadar s&uuml;r&uuml;p gidecek. Şu &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki g&uuml;nlerde havalar ısınacak, bana &ccedil;ok ihtiya&ccedil; hissetmeyecek; ama biliyorum ki, beni yanından eksik de etmeyecek. İlgin&ccedil; bir insan kendisi, tuhaf takıntıları var; mesela sıcak da olsa soğuk da olsa beni yanından hi&ccedil; ayırmaz. Kimi zaman rengim hoşuna gider, kimi zaman modelim. Bazen beni eski ve modası ge&ccedil;miş diye beğenmez, bazen de &ccedil;ok eskidi; ama, b&ouml;yle bir hırka bulamadığım i&ccedil;in vazge&ccedil;emiyorum ondan, der. Dedim ya, değişik bir karakter; onu &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışmaktan vazge&ccedil;eli uzun zaman oldu. Artık davranışlarına &ccedil;ok takılmıyorum, akışına bıraktım olayları. Keyfi ister beni giyerse, mutlu olmuyor değilim; ama, giymezse de eskisi gibi &uuml;z&uuml;lm&uuml;yorum.</p>
<p>Bug&uuml;n neşesi yerindeydi; bir heves giydi beni; sonra ne olduysa oldu keyfi ka&ccedil;tı. Bir hışımla &ccedil;ıkardı &uuml;zerinden, tersimle fırlattı beni. Muhtemelen sabaha yine sakinleyecek ve fellik fellik arayacak beni.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YAREN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yol-1123</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yol-1123</guid>
<description><![CDATA[ YOL  , YOLCU, YOLCULUK ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61a8fd893f773.jpg" length="38114" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 19:54:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>YOL, SÜPRİZ, YAREN</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>YARENLİK</p>
<p>Yola yolcu gerek...Yolcuya yoldaş, yoldaşa yarenlik gerek... Nicedir gitmek istediğim yerlere turla mı&nbsp; gitsem yalnız mı gitsem karar veremiyordum...D&uuml;n uzun uzun &ccedil;alan telefonu a&ccedil;tım.''M&uuml;jdemi isterim ,tura yazıldık...''</p>
<p>Tura yazıldık derken ,nasıl nereye,ne zaman diye art arda soruları sıraladım...</p>
<p>''Ge&ccedil;en konuştuk yaa ,uzun bir tatile,bir yolculuğa ihtiyacım var diyordun..</p>
<p>Sana emri vaki yapılmazsa seyahate &ccedil;ıkacağın yok...Uzun bir yolculuk istiyordun ,hayaller kuruyordun...İşte fırsat...Uzun bir mavi tura katılıyoruz...Haftaya yola &ccedil;ıkıyoruz...''</p>
<p>&Ccedil;ok ani oldu ,nasıl hazırlanırım nereye gidiyoruz diye şaşkın şaşkın kouşmaya devam ettim...</p>
<p>Dert ettiğin şeye bak.Sen yıllardır hazırsın bu geziye...Bir ışık ,bir motivasyon ,hareket bekliyorsun sadece...</p>
<p>'' İki kapılı bir handayız,geldik gidiyoruz.&Ouml;m&uuml;r dediğin ne ki..Daha fazla hayallerini erteleme '' dedi ve telefonu kapattı...Şaşkındım &ouml;ylesine diye konuştuğumuz&nbsp; konuyu dert edinmiş canım arkadaşım...&Ccedil;&ouml;z&uuml;m bile bulmuştu...Arkadaş var sana yar olan,arkadaş var sana yara olan ,arkadaş var Yaren olan..G&ouml;nl&uuml;n&uuml;z&nbsp; yolunuz , yolculuğunuz ve&nbsp; nasibiniz yarenler olsun.BELHİ</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her şey biraz sen</title>
<link>https://edebiyatblog.com/her-sey-biraz-sen-1077</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/her-sey-biraz-sen-1077</guid>
<description><![CDATA[ 1.BÖLÜM ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61a3c3bfcede2.jpg" length="62206" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Nov 2021 22:00:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gizem akar</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, sevgi, genç kurgu, roman, kitap, arkadaşlık, ihanet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Sıradan denilebilecek bir hayata Sahibim. Hatt&acirc; &ccedil;oğu insanlara g&ouml;re &Ccedil;ok sıkıcıyım.&nbsp;<br />Duygularımla değil Biraz mantığımla haraket etmesini Seven, erkeklerin mantıken uzak Durduğu bir kızım. &Ouml;yle prensesler Gibi b&uuml;y&uuml;medim.</p>
<p>Ya da diğer kızlar gibi kabarık Elbiselerle dans etmek gibi Hayallerim olmadı.&nbsp;</p>
<p>Ya da beyaz atlı prens'e ihtiya&ccedil; Duydum. Hatt&acirc; bunların kızların Uydurdukları şeyler olduğunu D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&nbsp;</p>
<p>Bunları d&uuml;ş&uuml;nen kızların Hayatlarında bazı şeylerin eksik Olduğunu ve bu eksiklikleri bu Hayallerle kapatmaya &ccedil;alıştıklarını Ve b&ouml;yle b&uuml;y&uuml;d&uuml;klerini D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&nbsp;</p>
<p>Belki sa&ccedil;ma bir d&uuml;ş&uuml;nce ama ben B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum. Ya da b&ouml;yle Olmak istediğim i&ccedil;in b&ouml;yleydim. Ama beni tanıdığınız zaman hak Vereceksiniz.&nbsp;</p>
<p>Birbirini takip eden rutin şeylerim,&nbsp;<br />Kendimi yapmak zorunda Hissettiğim g&ouml;revlerim, derslerim Aldığım puanlar ve girdiğim sınavlar Benim hayatım bunlardan ibaretti. Bunlar yaşıtlarıma g&ouml;re Sa&ccedil;maydı. Ama ben mutluydum.&nbsp;</p>
<p>Her sabah uyanıp g&ouml;zlerimi a&ccedil;ıp penceremin kenarındaki kuşlarıma g&uuml;l&uuml;mser, bah&ccedil;emdeki bitkiler ve &ccedil;i&ccedil;eklerlere selam verip ufak bir sevgi g&ouml;sterisi yapıp sonra dedemle kahvaltı yapmak i&ccedil;in mutfağa ge&ccedil;er,O en sevdiğim portakal suyumu ve kendi hazırladığım kahvaltımın tadını &ccedil;ıkarırdım.&nbsp;</p>
<p>Ve yine bir okul g&uuml;n&uuml;ne<br />uyanmıştım. Y&uuml;z&uuml;m&uuml; yıkayıp kahvaltımı yapıp okul i&ccedil;in hazırlanıp evden &ccedil;ıkacaktım ama dedemle masada sohbet edemediğimi fark ettim. Gece uykumu iyi alamadığımdan sabah ge&ccedil; uyanmıştım. onunla kahvaltı sofrasında sohbet etmeye bayılırdım.</p>
<p>Bazen tatlı tatlı didişmeyi, onu az da olsa kızdırmayı, sonra bana kıyamayıp g&uuml;l&uuml;mseyip geri adım atmasını t&uuml;m bunları &ccedil;ok seviyorum.</p>
<p>Hatt&acirc; onu g&uuml;ld&uuml;rmek i&ccedil;in &nbsp;şirinlikler dahi yapardım.&nbsp;</p>
<p>Ama bu sabah malesef bunlar olmayacaktı. Eşyalarımı toplayıp hemen evden &ccedil;ıkmam gerekiyordu.&nbsp;</p>
<p>Ayakkabılarımı dolaptan &ccedil;ıkarıp kapının &ouml;n&uuml;ne bıraktıktan sonra odamdan &ccedil;antamı alıp koşar adım evden &ccedil;ıkacakken Arkamdan dedemin seslendiğini duydum ama ge&ccedil; kalıyordum.&nbsp;</p>
<p>"&Ouml;z&uuml;r dilerim dedeciğim, acil &ccedil;ıkmam gerek.&nbsp;</p>
<p>Okulum &ccedil;ok uzak değildi. Bir taksiye binip gidecektim. Evim okula &ccedil;ok uzak olmadığı i&ccedil;in taksiyi kullanıyordum.&nbsp;</p>
<p>camdan dışarı seyretmeye başladım. Bu yapmayı en sevdiğim aktivitelerden biriydi.&nbsp;</p>
<p>Ha bu arada kendimden bahsetmeyi unuttum.&nbsp;</p>
<p>Ben ???????????????????????? ????????????????????.&nbsp;</p>
<p>okulun &ccedil;alışkan kızı, dedesinin tek varlığı, hayatında hep bir hedefi olan akıllı bir kız..&nbsp;<br />Babam ve annem ben k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştayken vefat etmişlerdi.</p>
<p>onlarda hep şuan olduğum gibi olmamı isterlermiş dedem hep &ouml;yle s&ouml;yler. Ve hep başarılı bir m&uuml;hendis olmamı istermiş. Tabi bunun i&ccedil;in daha uzun bir yol var.&nbsp;</p>
<p>Bu arada okula yaklaştım taksiden inip koşturarak kaldırımdan karşıya ge&ccedil;erek okula girdim.</p>
<p>kendi sınıfıma gidip i&ccedil;eriye hocadan &ouml;nce kıl payı girmiştim. &Ouml;ğrencinin ge&ccedil; kalışını hi&ccedil; bir &ouml;ğretmen sevmezdi. Allahtan ki ge&ccedil; kalmamıştım. Ve İlk dersimiz an itibariyle başlanmıştı. Ders,edebiyattı.&nbsp;</p>
<p>Edebiyat dersini severdim. Ama dersin hocası ile aramızdaki ilişki biraz farklıydı.</p>
<p>Diğer &ouml;ğretmenlerimin beni sevdiğini biliyordum bunu s&ouml;zleri ve mimikleri ile belli ediyorlardı.&nbsp;</p>
<p>Ama bunu edebiyat hocamız i&ccedil;in s&ouml;yleyemeyecektim.</p>
<p>"herkes yerine otursun, oğlum o nasıl sa&ccedil; biraz &ouml;ğrenci gibi olun yahu."</p>
<p>Ben en &ouml;nde oturan okulun &ccedil;alışkan kızıydım. Ve sınıfımın tek burslu olan &ouml;ğrencisiyim. okuduğum okul &ccedil;ok pahalı bir &ouml;zel bir okuldu. Yalnızca se&ccedil;ili ailelerin se&ccedil;ili olan &ccedil;ocukları i&ccedil;in olan bir okul ve ben buraya sınavı kazanarak gelmiştim.</p>
<p>Buradaki her &ouml;ğrenciden puanlarım daha y&uuml;ksek ama onlar şehirin &ouml;nde gelen ailelerinin &ccedil;ocuklarıydı.&nbsp;</p>
<p>"Kumsal tahtayı sil kızım."</p>
<p>"tamam hocam."</p>
<p>"Yeni konuya ge&ccedil;iyoruz bug&uuml;n yaz başlığı kızım."</p>
<p>G&ouml;sterdiği kısmı tahtaya yazdım.&nbsp;</p>
<p>Ben yerime oturduktan sonra hoca tahtaya bir &ouml;rnek şiir yazıp onu bizden yorumlamamızı ve şiirin kime ait olduğunu sordu. Tabi yine sınıfta benden başka parmak yoktu. Bu duruma artık alışmıştık. Hoca sınıfa biraz daha g&ouml;z gezdirince kimseden parmak kalkmayacağını anladı.&nbsp;</p>
<p>Bu durumda tek ben kalıyordum. Ama tahtaya &ccedil;ıkan kişi de ben değildim.&nbsp;</p>
<p>Hocamız her zamanki gibi benim &ccedil;ıkmama m&uuml;saade etmemişti. bu adam biraz tuhafdı. Ama bana karşı neden b&ouml;yleydi bilmiyorum.&nbsp;</p>
<p>İlk ders bitti ve ve sınıftaki &ccedil;oğu &ouml;ğrenci gibi bende kendimi dışarı attım.&nbsp;</p>
<p>Okulun ilk g&uuml;n&uuml; o kadar sıkıcıydı ki benim &ccedil;ok arkadaşım da yoktu. Genelde tek kalıp kafa dinlemeyi severim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; buradaki &ouml;ğrenciler ile g&uuml;zel bir iletişimin olması m&uuml;mk&uuml;n değildi. &Ccedil;ok farklı olduğumuzu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&nbsp;</p>
<p>Yalnızca bir arkadaşım var. biraz deli dolu adı gizem, &uuml;&ccedil; yıldır beraberiz benim her anımda yanımda olan<br />Neşesi ve enerjisi ile hayatıma renk katıyordu. Arada beni kızdırsa da onu &ccedil;ok seviyordum. Bu zamana kadar ki en yakın arkadaşımdı.&nbsp;</p>
<p>Karakterlerimiz &ccedil;ok farklı ama iyi anlaşırız. Benim enerjimi hep o y&uuml;kseltir. Bende onun bazı konularda, d&uuml;ş&uuml;nmesi gereken konularda onun yanında olurdum.&nbsp;</p>
<p>ama o benden biraz farklı, dış g&ouml;r&uuml;n&uuml;şe &ouml;nem veren, şatafatlı bir hayat seven, okulda ve sosyal medya &uuml;zerinde dikkat &ccedil;ekmeyi seven bir insan.</p>
<p>biraz da fenomen olma &ccedil;abaları i&ccedil;inde bu aralar.&nbsp;</p>
<p>İkinci Ders zili &ccedil;aldı. Ve sınıf yolunu tuttuk. Herkes sınıftaydı kimisi bir şeylerle uğraşıyor, kimisi arkasındaki ile sohbet ediyordu.<br />Kimisi ise &ouml;ylece Hocanın sınıfa girmesini bekliyordu.&nbsp;</p>
<p>Anlayacağınız herkes bir şeylerle meşguld&uuml;.&nbsp;</p>
<p>Sınıfın i&ccedil;i sesli ve g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml;yd&uuml;. kimsenin kimseyle ilgilenmediği bu ortama t&uuml;m dikkatleri &uuml;zerine &ccedil;ekecek bir şey oldu. Neredeyse t&uuml;m sınıfın başını kaldırıp bakacak kadar.&nbsp;</p>
<p>kapı &ccedil;alındı ve i&ccedil;eriye uzun boylu &ccedil;oğu kızın g&ouml;z&uuml;nde ultra yakışıklı, havalı, belalı bir tip olan bir &ccedil;ocuk girdi. Uzun boyu ve geniş omuzları ile baya dikkat &ccedil;ekiyordu. Evet bu doğruydu ama en dikkat &ccedil;eken &ouml;zelliği ise &ouml;zg&uuml;venli o dik duruşuydu.</p>
<p>Bu s&ouml;zc&uuml;kler bana değil gizem'e aitti. Bah&ccedil;ede o g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ocuktu. Sınıfa gelene kadar &ccedil;ocuğu anlatıp bu şekilde tanımlamıştı.</p>
<p>????????????????&acirc; ???????? ???????????????????? &uuml;????????????????????????????????. ???????????????????????????? ???? ????????????????????ı????ı????ı ????&ouml;???????????????????????? ????????????ı????????ı.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuğun g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml; buradaki erkeklere g&ouml;re daha heybetliydi. Ve daha uzun boyluydu. Bence Basketbol ile ilgilendiğine emindim.&nbsp;<br />Sa&ccedil;ları ve teni kumraldı.&nbsp;<br />Ve tenine eşlik eden mavi g&ouml;zleri ile ger&ccedil;ekten kızların dediği kadar varmış.&nbsp;</p>
<p>Herkes &ccedil;ocuğu s&uuml;zd&uuml;kten sonra b&uuml;y&uuml;k adımlarla sınıfta kendisine bir yer aradı.&nbsp;</p>
<p>Hi&ccedil;bir şey s&ouml;ylemeden en arka sıraya ge&ccedil;ip oturdu. Hoca h&acirc;liyle şaşırıp sordu.</p>
<p>"oğlum bu ne saygısızlık sen kimsin, yeni &ouml;ğrenci felan mı?"</p>
<p>"evet hocam yeni &ouml;ğrenciyim dedi."</p>
<p>rahat bir tavırla konuşuyordu.&nbsp;<br />???????? &ouml;????????&uuml;???????????? ???????????????????????????? ???????????????????????????????????? ?????????????????????&nbsp;</p>
<p>"koca adam tanıt o zaman kendini."</p>
<p>rahat bir şekilde ayağa kalkıp;</p>
<p>"adım r&uuml;zgar on dokuz yaşındayım artık bu okuldayım."</p>
<p>Sınıftaki kızların ya ne kadar yakışıklı, neden bu okula geldi ki, sevgilisi var mı acaba soruları duyuyordum.<br />Nasıl bu kadar meraklı olabiliyorladı. Ve &ccedil;ekinmeden b&ouml;yle sorular sorabiliyorlardı.&nbsp;</p>
<p>Kızların bakışlarını fark etmiş olmalı ki y&uuml;z&uuml;nde egosunun tatmin g&uuml;l&uuml;şleri vardı.&nbsp;</p>
<p>Arkama d&ouml;n&uuml;p baktığımda g&ouml;z g&ouml;ze geldik. Ve benim resmen dibimden ge&ccedil;mişti.&nbsp;</p>
<p>G&ouml;z g&ouml;ze geldiğimiz an pişkince g&uuml;l&uuml;p yanımdan ge&ccedil;ti. Ben ise Hemen &ouml;n&uuml;me d&ouml;nd&uuml;m. hi&ccedil; hoşlanmazdım b&ouml;yle tiplerden.&nbsp;</p>
<p>Zil &ccedil;aldı ve hoca beni yanına &ccedil;ağırdı,</p>
<p>"kızım bu yıl bilim kurgu projemize seninde ekliyorum.senin ultra zekana arkadaşlarının ihtiyacı var."</p>
<p>???????????????? ???????????????? ???????????? ş???????????????????? ???????? ???????????? ???????????????????????? &ccedil;????????ış????ış????ı ????????????????????????????ı???? ????????????...&nbsp;</p>
<p>Bu projenin &ouml;ğrenci dosyasını doldurup M&uuml;d&uuml;r yardımcısının odasınına bırakmamı istedi. Odanın &ouml;n&uuml;ne geldiğimde hoca odasında yoktu.</p>
<p>Mecbur beklemek zorunda kaldım. Ders zili &ccedil;almış herkes sınıflarına girmişti bile. O sıra edebiyat &ouml;ğretmenimiz zeynep hoca ile karşılaştım.&nbsp;</p>
<p>"merhaba kumsal ne bekliyorsun burada?"</p>
<p>"hocam koray hoca bu dosyayı m&uuml;d&uuml;r yardımcısına bırakmamı istemişti. Ama odasında yok siz g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z m&uuml;?"</p>
<p>"en son m&uuml;zik odasında koroyla ilgileniyordu, oraya bak istersen."&nbsp;</p>
<p>"&ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim hocam."&nbsp;</p>
<p>Zeynep hoca tebess&uuml;m ederek ayrıldı yanımdan bende m&uuml;zik sınıfına bakmaya karar verdim. Kata &ccedil;ıktığımda merdivenin başında durdum.</p>
<p>Ama bir aksilik vardı. Bu katın elektiriğinde bir problem vardı. Sadece koridorun sonunda bir lamba yanıyordu. Ve ben koridorun başındaydım. Haliyle karanlıktı.&nbsp;</p>
<p>Tam merdivenlere y&ouml;nelip gidecektim ki, ayaklarım buna engel oldu.&nbsp;</p>
<p>Beni durduran şey, gelen sesdi.Bu bir gitar sesiydi. O an sesin nereden geldiğini anlayamadım.&nbsp;</p>
<p>Sonrasında sesin geldiği y&ouml;ne y&ouml;neldiğimde hocanın i&ccedil;eride olduğunu anladım. arada m&uuml;zik odasında b&ouml;yle şarkılar s&ouml;ylerdi. İşine aşık bir adamdı. Mesleğini icra etmekten gurur duyardı. Bir &ccedil;ok projeye &ouml;nc&uuml;l&uuml;k etmiş Bazen a&ccedil;ık havada bah&ccedil;ede neşeli şarkılar s&ouml;yleyip yaz ayını daha canlı yaşardı.&nbsp;</p>
<p>Onu rahatsız etmemek i&ccedil;in gidecektim ki o an şarkıya giriş yaptı.</p>
<p>???????????????? ???????????????????????? ????????????????????????????ı???? ???????????????????? ????????????????????????????????.<br />???????????????????????????? ???????????????? ????????????????????????ı????&nbsp;<br />???????????????????????? ???????????????? ????&uuml;????????????</p>
<p>???????????????????????????????????? ???????? ????????????????????????ı????.&nbsp;<br />&Ouml;???????????????? ????????ğ????ş????????????<br />???????????????????????????? ????????????ı????????????ı???? ????????????<br />???????????????????????? ???????????????? ????&uuml;????????????.&nbsp;</p>
<p>Şarkının neden nakarat kısmından başladığına anlam veremedim. Ya da ben nakarat kısmına denk gelmiştim. &nbsp;Ama benim burada beklediğimi g&ouml;rmesini istemezdim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; burada durup &nbsp;dinliyordum.&nbsp;</p>
<p>şarkının devamınıda dinlemeyecektim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ger&ccedil;ekten beni fark etmesini istemiyordum. Buraya &ouml;zellikle gelmişim gibi olacaktı.</p>
<p>Bu d&uuml;ş&uuml;ncem sa&ccedil;ma gelebilir ama okuldaki &ccedil;oğu kız ona hayran olduğu i&ccedil;in beni de o kızlardan zannedebilirdi.</p>
<p>Dosyayı bir ders sonra da verebilirdim.&nbsp;</p>
<p>Ama hal&acirc; buradaydım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; şarkıyı bitirdiğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m.&nbsp;</p>
<p>Şarkı'nın sonlarına geldiği zaman onu bekleyip dinlediğim i&ccedil;in kendimi tuhaf hissettim. Ve gitmeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. arkamı d&ouml;n&uuml;p geldiğim yoldan d&ouml;necektim ki karşımda duran adının r&uuml;zg&acirc;r olduğunu duyduğum yeni &ccedil;ocuğun sesini duydum.&nbsp;<br />İ&ccedil;imden ???????????????????? ???????????????????????? ???????? ????ş???? ????????????. Demeyi unutmadım.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;ğrencilerin genelde bu katta işi olmazdı. &nbsp;</p>
<p>"sen o'sun bilgi yarışmasındaki kız."</p>
<p>Burada olduğumu nereden anladı?</p>
<p>"sen nereden biliyorsun beni"</p>
<p>"bende orada eski okulumla gelmiştim. ve sen okuluna zafer'i yaşatmıştın. Derslerin baya iyi olmalı."</p>
<p>"evet de bundan sanane!"</p>
<p>"tamam terslemene gerek yok. Bende bunu unuttun ondan peşinden geldim."&nbsp;</p>
<p>Lambanın olduğu kısıma doğru sallayarak. G&ouml;stermişti.&nbsp;</p>
<p>Elindeki benim fularımdı. en sevdiğim fularım. Onu kaybettiğim i&ccedil;in &ccedil;ok &uuml;zg&uuml;nd&uuml;m.&nbsp;<br />Neredeyse aramadığım yer kalmamıştı. Ama bulamamıştım. O nasıl bulmuştu.&nbsp;</p>
<p>"onun sende ne işi var? Ver bana!"&nbsp;</p>
<p>Şimdi anladım. O g&uuml;n o okulda yanına oturduğum &ccedil;ocuktu. Ben y&uuml;z&uuml;n&uuml; hatırlamıyordum. Heyecandan &ccedil;ok bakmamıştım bile.&nbsp;<br />Ama o benimle konuşmaya &ccedil;alışmıştı. Ve benim aklımda sadece yarışma olduğu i&ccedil;in o an onu umursamamıştım.&nbsp;</p>
<p>Tam ağzını a&ccedil;ıp cevap vereceği zaman ben koşarak merdivenlerden aşağıya indim.&nbsp;</p>
<p>Ve sınıfıma gittim.&nbsp;</p>
<p>Gizem tam arkamda oturuyordu. Anladı bende bişeyler olduğunu arkadan d&uuml;rterek sordu.&nbsp;</p>
<p>"Kumsal, ne oldu?"</p>
<p>"bişey yok iyiyim."</p>
<p>Pek inanmasa da rahat bıraktı beni. Zil &ccedil;aldı tenef&uuml;se &ccedil;ıktık ama ben h&acirc;l&acirc; kendimde değildim.&nbsp;</p>
<p>Gizem elindeki telefonla fotoğraf &ccedil;ekiyor, bir şeyler ile uğraşıyordu.&nbsp;</p>
<p>Benim aklım h&acirc;l&acirc; yaşadığım şey deydi. Benim hayatım klasik ve sıradandı bi aksiyonu yoktu,Adrenalini yoktu. o kızın ben olduğumu sonradan anlayabilir miydi? Aklımdaki sorular peşimi bırakmayacak gibi duruyordu.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ıkışta gizemle vedalaşıp taksiye bindim. Tabi yol boyunca bu g&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.eve girdiğimde anladım yorulduğumu ama mutfağa girip yemek yapmam gerekiyordu.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; dedemle tek yaşıyorduk. Yemek g&ouml;revi de bendeydi. Yaklaşık Bir saatte yaptım yemeğimi ve sofrayı hazırladım.&nbsp;<br />dedem de yanıma geldi.&nbsp;</p>
<p>"hoşgeldin balkanların en karizmatik dedesi"</p>
<p>"hoşbuldum m&uuml;hendis kızım."</p>
<p>Arada bana b&ouml;yle g&ouml;ndermeler yapar.&nbsp;</p>
<p>Yemekler bittikten sonra ben bulaşıkları halledip odama ge&ccedil;tim.<br />ders &ccedil;alışmam gerekiyordu. dedem de oturma odasında tv izliyordu. O sıra zil &ccedil;aldı&nbsp;</p>
<p>"ben bakarım."</p>
<p>Kapıyı a&ccedil;tım Gizem gelmişti. Dedem kim gelmiş demeye kalmadı Gizem i&ccedil;eriye girdi.&nbsp;</p>
<p>heyecenlı bir şekilde okula yeni gelen &ccedil;ocuğu anlatıyordu. dedem duymasın diye zorla susturdum. Odama ge&ccedil;ip kapıyı kapattım.</p>
<p>Gizem heyecanına devam ederek &ccedil;ocuğun nasıl yakışıklı belalı bir tip olduğunu hayranlıkla anlatıyordu.&nbsp;</p>
<p>"Karanlıkta konuştuğu ve daha &ouml;nce tanıştığı bir kız varmış bir yıl &ouml;nce tanıştığı i&ccedil;in kızın y&uuml;z&uuml;n&uuml; hatırlamıyor ama her yerde bu kızı arıyor kumsal.&nbsp;<br />Bide kızın bir emaneti varmış bu &ccedil;ocukta onu da vermek istiyormuş."&nbsp;</p>
<p>"sen nereden biliyorsun? Diye sordum."</p>
<p>"kızım t&uuml;m okul bunu konuşuyor dedi.&nbsp;</p>
<p>???????????????? ????&ccedil;???????????????????? ???????????? ????????????ı???? &ccedil;ığ????ığı????ı ????????????ı????.&nbsp;</p>
<p>Neden b&uuml;t&uuml;n okul bunu konuşuyor.</p>
<p>"Ve kızla bir kez olsun konuşmak istiyormuş."</p>
<p>Ee ne vardı ki bunda bir şey olmamıştı ki &nbsp;Sadece orada karşılaşmıştık.&nbsp;</p>
<p>"&ccedil;ocuk şimdi o kendisinden ka&ccedil;an kızı arıyor" dedi.</p>
<p>heyecanla tabi ben şok olmuş bir şekilde dinliyordum.&nbsp;</p>
<p>Nasıl olurda herkesin dilinde olur neden bu kadar &ouml;nemli diyordum i&ccedil;imden tabi Gizeme de anlatmamıştım o y&uuml;zden şimdi de bişey s&ouml;yleyemiyorum.&nbsp;</p>
<p>"&ccedil;ocuk kızı neden bu kadar arıyor anlamadım ama kafasında bir şeyler kurguladığı kesin."</p>
<p>"keşke o kız ben olsaydım."<br />G&uuml;zem'in nefes alıp kurduğu bu c&uuml;mle bir daha yola artık dedirtti.&nbsp;</p>
<p>Duyduklarıma resmen inanamıyordum, bu &ccedil;ocuk ne yapmaya &ccedil;alışıyordu, o kızı bulunca ne yapacaktı.&nbsp;</p>
<p>Bunları aklımdan bir an olsun &ccedil;ıkarmak istedim.&nbsp;</p>
<p>Gece gizemle oturup başka konulardan konuşmayı başardım. Ama gizemin aklı h&acirc;l&acirc; o &ccedil;ocuktaydı.&nbsp;</p>
<p>Benim bu muhabbetten sıkıldığımı farkedince eve gitmek istediğini s&ouml;yledi. Yarın g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z dıyerek yolcu ettim i&ccedil;eri girdiğimde balkona &ccedil;ıkıp biraz hava almak istedim. Sonra dedemin seslenişini duydum.&nbsp;</p>
<p>"Kumsal, kızım hava soğuk ne yapıyorsun balkonda?"<br />"hava almak istedim dedeciğim gireceğim şimdi."</p>
<p>Odama ge&ccedil;ip &uuml;zerimi değiştirip dişlerimi fır&ccedil;alayıp yatağıma girdiğimde g&ouml;zlerimi kapattığım ilk an m&uuml;zik sınıfının &ouml;n&uuml;nde yaşananlar g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;ne geliyordu.</p>
<p>Ve bunu d&uuml;ş&uuml;nmeme kararı alarak g&ouml;zlerimi kapattım. Ertesi g&uuml;n bah&ccedil;edeki kuşların sesiyle uyandım.</p>
<p>Penceremi a&ccedil;ıp biraz hava aldım &uuml;zerimde bir ağırlık vardı ya da bir y&uuml;k, anlam veremiyorum. Yatağımı toplayıp banyoya ge&ccedil;tim y&uuml;z&uuml;m&uuml; yıkadım. sonra hızlı bir şekilde hazırlanıp mutfaktan bişeyler atıştırıp &ccedil;ıktım.&nbsp;</p>
<p>Bug&uuml;n biraz vaktim vardı karşı sokaktaki parkta biraz oturmak istedim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ilkbahar mevsiminde ağa&ccedil; da a&ccedil;an rengarenk &ccedil;i&ccedil;ekler ve kokuları bana &ccedil;ok iyi geliyordu.</p>
<p>yanımdan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk ve annesi ge&ccedil;iyordu, bir s&uuml;re onları izledim &ccedil;ocuk haliyle biraz daha oynamak istiyordu ama annesi gitmesi gerektiğini s&ouml;yl&uuml;yordu.&nbsp;</p>
<p>O an az da olsa hatırladığım annem geldi aklıma bende b&ouml;yle ısrar eder miydim acaba anneme diye d&uuml;ş&uuml;nceye daldım. sonra okul saatinin geldiğini farkına vardım. koşturarak taksi durağına gittim bir taksiye bindim.&nbsp;</p>
<p>Koltuğa oturduğumda dedem aklıma geldi sabah uyanmamıştı ve bende hi&ccedil; bakmamıştım. dedem benim tek varlığımdı. O y&uuml;zden hem kendimi su&ccedil;lu hem de k&ouml;t&uuml; hissetmiştim.&nbsp;</p>
<p>Ama okula girmeden onu arayıp sesini duyarım diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p vicdanımı rahatlattım. Okulun oraya geldiğimde indim taksiden ve okula girdim.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>PERUS&amp;apos;UN ÖYKÜSÜ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/perusun-oykusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/perusun-oykusu</guid>
<description><![CDATA[ Kedinin dilinden insan hayatı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61a68e354059e.jpg" length="38212" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 29 Nov 2021 21:32:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aleyna Burçin Gökçe</dc:creator>
<media:keywords>İnsan, aşk, kedi, hüzün</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>DEATH NOTE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/death-note-1073</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/death-note-1073</guid>
<description><![CDATA[ TAMAMEN HAYALİ KURGUDUR



TAMAMEN HAYALI KURGUDUR 


TAMAMEN HAYALİ KURGUDUR 




son yaklaşıyor,


gözlerinde başlangıcı  gördüm,


gözlerinde bitişi gördüm.



Light Yagami...



benim dönüm noktam oldu.


önce öldürdü,sonra yaşattı.Sonra beni tamamen bitirdi.O bana verilmiş armağan hemde kabusum.Light Yagami dinle bu satırlarım sana.



bir gözü  kahve,bir gözü gökyüzü.
soğuk ölüm kokan nefesin tenimde geziyor.
sesin bedenimi ele geçirdi.Nesin sen?

 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61a4970a235ae.jpg" length="114288" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 29 Nov 2021 12:03:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>_hilalcalk61</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sarı Bisiklet…</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sari-bisiklet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sari-bisiklet</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61a3cbb8bde62.jpg" length="124154" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Nov 2021 21:35:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>siirsel__sanat</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Hen&uuml;z okula başlamamışım,mahallede lastik atlayıp top oynuyoruz,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">O zamanların gecekondu dediğimiz tek katlı,şimdi y&uuml;ksek apartmanlarla dolu mahallemizde...</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hulahop &ccedil;evirmede madalya verilseydi kesin ben alırdım, &ccedil;evirirken sağa sola birde laf yetiştirirdim,sanki &ouml;nemli bir iş yapmıyormuşum da benim i&ccedil;in &ccedil;ok basitmiş gibi &ldquo;O Misketler Benim Bak Ona G&ouml;re&rdquo;diye bağırır hulahopumu koluma takıp<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>babasının mahalleye sanki bir Porsche getirmiş&ccedil;esine bir &ouml;v&uuml;nt&uuml;yle kızına hediye ettiği hediye ederken de b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklara kutlama olarak lokma dağıtıldığı,ama kızının binmekten korktuğu bisikletine binip d&uuml;şe kalka kopuk u&ccedil;urtma misali yokuştan aşağı giderdim..</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kızcağızda benim peşimde tabi, &ldquo; bana da &ouml;ğret &ldquo; diye...</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&ldquo;Yarın yine bisikletine binmeme izin verirsen &ouml;ğretirim derdim&rdquo; ama o yarın pek gelmeyecek gibiydi ikimizde biliyorduk..</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&Ccedil;ocuk aklımla uyanık davrandığımı zannetsemde pek uzun s&uuml;rmedi,zir&acirc; kocaman mahalledeki tek bisikletli arkadaşım babasının işi nedeniyle taşındılar..</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bisiklete mi yanayım,arkadaşıma mı....</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sonra okul başladı g&uuml;nler yıllar ge&ccedil;ti,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">H&acirc;l&acirc; bisikletli arkadaşımı ara sıra d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m b&uuml;y&uuml;d&uuml; m&uuml; ? nasıl birisi ? en &ouml;nemlisi ise neden bana her g&uuml;n bisikleti veriyordu ? sormak isterdim...</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu fotoğrafı &ccedil;ekerken d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m sadece bu yazdıklarımı,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"> Bir ka&ccedil; saniye veya dakikalığına...</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İşin ilgin&ccedil; yanı bu bisiklet ile o bisikletin de benzerlikleri var,mesela renkleri aynıydı,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İkincisi ise bu da benim değildi...</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yine bir arkadaşımın geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m yaparak değerlendirdiği onun kızının bisikletiydi...</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bi an i&ccedil;in bisiklete dalmış olmalıyım herhalde ki... bana &ldquo;daldın arkadaşım &ldquo; dedi..</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bende gayri ihtiyari olarak,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&ldquo;Yarın da binebilirmiyim ? Dedim,</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">O an g&uuml;l&uuml;şt&uuml;k tabi, bu anıları anlattım ona</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ne g&uuml;zel g&uuml;nlerdi &ccedil;ocukluk dedik,olanı olmayanla paylaşmak,anı yaşamak,ne g&uuml;zeldi diz sızlamaları,misket sesleri diye diye beraber seyre daldık..bir zamanlar yokuş aşağı kopuk u&ccedil;urtma misali koşup şimdi &ccedil;i&ccedil;eklerle bezenen hayatlara...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DEATH NOTE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/death-note</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/death-note</guid>
<description><![CDATA[ TAMAMEN HAYALİ KURGUDUR



TAMAMEN HAYALI KURGUDUR 


TAMAMEN HAYALİ KURGUDUR 




son yaklaşıyor,


gözlerinde başlangıcı  gördüm,


gözlerinde bitişi gördüm.



Light Yagami...



benim dönüm noktam oldu.


önce öldürdü,sonra yaşattı.Sonra beni tamamen bitirdi.O bana verilmiş armağan hemde kabusum.Light Yagami dinle bu satırlarım sana.



bir gözü  kahve,bir gözü gökyüzü.
soğuk ölüm kokan nefesin tenimde geziyor.
sesin bedenimi ele geçirdi.Nesin sen?

 ]]></description>
<enclosure url="" length="124154" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Nov 2021 18:27:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>_hilalcalk61</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>KALP SUNUMU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kalp-sunumu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kalp-sunumu</guid>
<description><![CDATA[ YABANCI NUMARA ADLI KULLANICIYI DERİN:) DİYE DEĞİŞTİRDİNİZ ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61a36525aee1a.jpg" length="59230" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Nov 2021 13:32:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>nisliyassa</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>O g&uuml;n&uuml; tekrardan yaşamış gibiydi k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız,hafızasından olanları silmek istiyordu belki de. Kız &ccedil;ocuğu o yaşta b&uuml;y&uuml;k acılar yaşamış ve en b&uuml;y&uuml;k destek&ccedil;ilerini kaybetmişti. Bunun acısıyla yanıp tutuşuyordu. Acı &ccedil;ektiğini g&ouml;stermenin onu g&uuml;&ccedil;s&uuml;z konuma getireceğinden korkuyordu... Etrafındakiler sesinden korkup annesine seslendi kız &ccedil;ocuğu ,bir an acısını unuttu belkide. Hep hayaliydi k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın ailesi ile birlikte hayallerine ulaştığını g&ouml;rmek ,hissetmek. Kız o g&uuml;n&uuml; ge&ccedil;iremedi boğazı d&uuml;ğ&uuml;mlendi bir par&ccedil;a ekmek yiyemez duruma geldi. Acıyla ağladı, annesini istedi yanında. Herkes ona yalan s&ouml;yl&uuml;yordu annesi ile ilgili.. 21 YAŞ</p>
<p>13 yıldır hayalim i&ccedil;in &ccedil;abaladım hep annemi gururlandırabilmek i&ccedil;in. İstediğim mesleğin stajerliğini yapıyorum. SABAH 16 EKİM</p>
<p>Saat erkenden uyanıp atolyeye gitmem lazımdı. Hazırlanıp kulaklıklarımı takıp evden &ccedil;ıktım sweater weather ve idfc şarkısını ne kadar dinledim bilmiyorum Ha yanlış anlamayın sadece hoşuma gidiyor bu iki şarkı. Aşk gibi bir sa&ccedil;malıkla uğraşıcak degilim. Yaklaşık 1 saat s&uuml;ren otob&uuml;s yolculuğumdan sonra atolyeye ulaştım. Aslında eğlenceli olduğumu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum ama konu iş olunca ciddiyim işime &ccedil;ok &ouml;nem veriyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; işim ve kariyerim beni bir sabah terketmicek. Bu arada aş&ccedil;ılık b&ouml;l&uuml;m&uuml; okuyorum yemek sunumları benim hayatım resmen.. Sınıfta herkesle aram eh işte ama k&ouml;t&uuml; yada &ccedil;ok samimi olduğum kimse yok ,bu beni yalnız hissettirmiyor Asıl aptallık birine t&uuml;m g&uuml;venini vermek bence. Hocanın atolyeye girişiyle atolye sessizliğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml;. Hocalarıma &ccedil;ok değer veren biriyim hele de o hoca yeşim hoca ise. yeşim hocanın "&Ccedil;ocuklar herkes bug&uuml;n takım halinde yemekler ve sunumlar yapıcak" demesiyle kendimi o derin sulara bıraktım, onlara nasıl g&uuml;venecektim sunumumu berbat edebileceklerinden eminim</p>
<p>-Selam , istersen takım olalım zaten başka biri kalmadı herkes eşleşti.&nbsp;</p>
<p>en fazla ne olabilir diki</p>
<p>-Hey,iyimisin? sana s&ouml;yl&uuml;yorum Kızın bana seslenmesiyle başımı ona d&ouml;nd&uuml;r&uuml;p;</p>
<p>"İyi karışım yapabilirmisin,bari" diye sordum başıyla onayladı.</p>
<p>"Kısaca tanıtiyim kendimi, ben Selin sunum yaparken &ccedil;ok ciddiyimdir, rahatsız edilmesini asla sevmem" Kız "Oh,anladım.. peki bende Derin tanıştığıma memnun oldum"dedi g&uuml;lery&uuml;zle</p>
<p>Konuşma hocanın "Bug&uuml;n takımlar halinde yemek ve sunumlar yapılacak takım halinde 2 men&uuml; &ccedil;ıkarılacak s&uuml;reniz başladı" Hey, bu kız yemek yapabiliyor mu?.. Kıza d&ouml;n&uuml;p başlamamız gerektiğini s&ouml;yledim ,pek umursamaz bir tavırla "Hmm,peki. daha &ccedil;ok zamanımızın olduğunu biliyorsun dimi?" dedi.</p>
<p>Bu kız aklınımı ka&ccedil;ırmıştı!! Sadece 1 saat s&uuml;remiz vardı ah aptal kız.. "Sen bilirsin ozaman kendi men&uuml;n&uuml; kendin &ccedil;ıkarırsın," dedim ve yemekler i&ccedil;in bir genelge hazırlamaya başladım. Kız "Hey biraz abartmıyor musun ş&ouml;yle yapalım sen men&uuml;y&uuml; &ccedil;ıkart ben yemekleri yapiyim sende sunumu" Onaylamak en iyisiydi en azından sunum i&ccedil;in bolca vakitim vardı oh sunum yapmak m&uuml;kemmel birşeydi. 45 dakika ge&ccedil;mişti ağızım a&ccedil;ık şekilde Derin'i izliyordum,yemekleri hızlıca bitirip &ccedil;oktan pişirmek i&ccedil;in fırına yerleştirmişti. "Bak endişelenecek bir şey olmadığını s&ouml;ylemiştim" "Belki haksızlık ettim sana neysee ben sunumlara ge&ccedil;icem bana biraz frambuaz şurubu getirebilirmisin?" "Belki haksızlık ettim sana neysee ben sunumlara ge&ccedil;icem bana biraz frambuaz şurubu getirebilirmisin?" Ger&ccedil;ekten beklediğimden daha iyi hatta m&uuml;kemmel bir sunum olmuştu Ger&ccedil;ekten beklediğimden daha iyi hatta m&uuml;kemmel bir sunum olmuştu. "Selin numaranı verde eve ge&ccedil;ince seni ariyim hemde haberleşmiş oluruz yarında takım &ccedil;alışması varmış" "Tamam derin s&ouml;yl&uuml;yorum kaydet:) 0549..." "Derin nasıl bu kadar hızlı yaptın bu yemekleri yani merak ettim" "Oda benim sırrım olsun be selin, ilerde s&ouml;ylerim belki:)" aramızdaki diyalog bu kadardı.</p>
<p>YABANCI NUMARA Selammm Selinn</p>
<p>Ah Derin dur numarayı kaydediyim.</p>
<p>YABANCI NUMARA ADLI KULLANICIYI DERİN:) DİYE DEĞİŞTİRDİNİZ</p>
<p>Hey beni nasıl kaydettin&nbsp;</p>
<p>A derin buda benim sırrım olsun he</p>
<p>Tamam,sen bilirsn yrn g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ali&amp;apos;nin Dolu Cebi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/alinin-dolu-cebi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/alinin-dolu-cebi</guid>
<description><![CDATA[ Cebinden yırtılmış mendilin bir parçasını çıkardı. Ucu hâlâ sivriydi. Burnuna soktu, karıştırdı. Çıkardığında... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_619ff618a8b11.jpg" length="54303" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 25 Nov 2021 23:48:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>TUĞBA İNCEOĞLU</dc:creator>
<media:keywords>Ali, misket, bilye, oyun, kardeş, futbol, maç, sokak, çocuk, kâğıt, mendil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ali kaldırımın kenarına oturmuş elindeki k&acirc;ğıt mendile bakıyordu. Tam ortasından iki parmağıyla tuttu. Boşta kalan kenarlarını diğer eliyle tutup sağa doğru birka&ccedil; tur &ccedil;evirdi, bıraktı.&nbsp; Hah, kocaman &ccedil;i&ccedil;ek oldu. Ağabeyi Mustafa ve ma&ccedil; yapan arkadaşları fark etmesin diye &ccedil;i&ccedil;eği ikiye yırttı. Ayağa kalktı, par&ccedil;aları boş cebine soktu.</p>
<p>- Abi, beni ne zaman alacaksınız? Bağırdı ma&ccedil; yapanlara doğru.</p>
<p>Mustafa cevap veremeden &ouml;nce;</p>
<p>- Hi&ccedil;bir zaman, diye seslendi kaleci ve yere okkalı bir t&uuml;k&uuml;r&uuml;k fırlattı. Ma&ccedil; yapan &ccedil;ocuklar g&uuml;ld&uuml;ler.</p>
<p>Ali tekrar kaldırıma oturdu başı &ouml;n&uuml;ne d&uuml;şm&uuml;ş. Arada bir kafasını kaldırıp hararetle devam eden mahalle ma&ccedil;ına g&ouml;z atıyordu. İnşallah bir araba ge&ccedil;er. Ahanda şuraya park eder. Yola doğru t&uuml;k&uuml;rd&uuml;.</p>
<p>Cebinden yırtılmış mendilin bir par&ccedil;asını &ccedil;ıkardı. Ucu h&acirc;l&acirc; sivriydi. Burnuna soktu, karıştırdı. &Ccedil;ıkardığında ucundaki yeşil s&uuml;m&uuml;ğ&uuml; g&ouml;rd&uuml;. B&uuml;z&uuml;şt&uuml;r&uuml;p yere attı. Ayağa kalktı.</p>
<p>- Abiii, abiii, diye seslendi.</p>
<p>- Ne var lan! Bir ma&ccedil; yaptırmadın abi, abi, abi&hellip; Durdu Mustafa, kardeşine baktı. Topun peşinden koşmaya devam etti.</p>
<p>Ali sokağa arkasını d&ouml;n&uuml;p oturdu kaldırıma. Dolu cebi yere dayandı. Yanından k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir taş alıp elinde evirdi, &ccedil;evirdi. Sıkılıp fırlattı. Evin duvarına &ccedil;arpıp sekti taş. Mendilin kalan par&ccedil;asını da &ccedil;ıkardı diğer cebinden, d&uuml;zeltti, baktı. Bi bok yapılmaz bundan. Yine ikiye b&ouml;ld&uuml;. &Uuml;st &uuml;ste koydu par&ccedil;aları. Gemi yapmayı hayal etti. U&ccedil;ak yapmak geldi aklına. &Ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k kalmış be! Par&ccedil;aların fazlalıklarını yırttı. Hah papatya oldu bu. &Ccedil;i&ccedil;eğine bakarken başının arkasına yediği şaplakla kafası sallandı, &ouml;fkeyle d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>- Ne o elindeki lan? Bi bırakmadın beni ma&ccedil; yapayım arkadaşlarla! Terler damlıyordu sa&ccedil;larından, alnından, y&uuml;z&uuml;nden Mustafa&rsquo;nın. Abii, abii,abiiii&hellip; Bebe misin sen?</p>
<p>- Yok be abi, sıkıldım da.</p>
<p>- &Ccedil;i&ccedil;ek mi yaptın yine lan!</p>
<p>- Yok ya, s&uuml;m&uuml;k yakalayıcı, dedi Ali. K&acirc;ğıdın ortasını sıkıştırdı, incecik yaptı yine, burnuna soktu g&uuml;lerek.</p>
<p>Ağabeyi de g&uuml;ld&uuml;. Ali&rsquo;nin sa&ccedil;larının arasına parmaklarını sokup karıştırdı.</p>
<p>- Pis s&uuml;m&uuml;kl&uuml;. Hadi at lan elindekini. Azıcık misket oynayalım senle.</p>
<p>Ali doğruldu. Diğerinden daha kısa olan bacağının &uuml;st&uuml;ne ağırlığını verdi, dolu olan cebinden reng&acirc;renk misketlerini &ccedil;ıkardı, yarısını abisine uzattı.</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Saç Tokası</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sac-tokasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sac-tokasi</guid>
<description><![CDATA[ Bir Kadının Gözleri ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_6199704236706.jpg" length="29874" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 00:35:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Levozbozkurt</dc:creator>
<media:keywords>kadın, cinayet, sosyopat, katil, intikam, adalet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><u>BİR KADININ G&Ouml;ZLERİ</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kadının g&ouml;zlerinde ne g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n?</p>
<p style="text-align: justify;">Korku?</p>
<p style="text-align: justify;">H&uuml;z&uuml;n?</p>
<p style="text-align: justify;">Neşe?</p>
<p style="text-align: justify;">Belki de intikam&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Nasıl baktığın veya ne g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n değil, oraya ne verdiğin yansır g&ouml;zlerine.</p>
<p style="text-align: justify;">G&ouml;zler miydi kalbin aynası, yoksa kalbinden ge&ccedil;enler mi yansır kadının g&ouml;zlerine?</p>
<p style="text-align: justify;">Her kadın aynı bakmaz. Son bakışın &ouml;nemi vardır her vedada. Gidilen yollar aynı olsa da her veda başka parlar g&ouml;zlerinde.</p>
<p style="text-align: justify;">Her veda eden gitmiş sayılmaz, her giden iz bırakır ve ona &ouml;zel bir yerde, solmuş anılar uykuya dalar.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendi sonunu g&ouml;rmeden sonsuzluk s&ouml;z&uuml; verirsin, mutlu bir g&uuml;l&uuml;mseme yakalamak adına; egoist&ccedil;e&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın g&uuml;&ccedil;s&uuml;z değildir, kırılgandır; narin bir &ccedil;i&ccedil;ek gibidir aslında. G&ouml;zleriyle anlatır olanları ve ancak iyi kalpli bir insan yakalar kadının g&ouml;zlerindeki anlamı. K&ouml;t&uuml;ler ise &ouml;ld&uuml;r&uuml;r sevginin reng&acirc;renk yapraklarını.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;l&uuml;m; ruhun bedeni terk edip, boş bir kabuk bırakması değildir sadece. Kalp &ouml;l&uuml;r, duygular &ouml;l&uuml;r, hayat &ouml;l&uuml;r.</p>
<p style="text-align: justify;">İyi insan yaşatandır. Aklı başında bir erkek g&ouml;r&uuml;r kadının anlattıklarını. Diğer t&uuml;rl&uuml;s&uuml; ise son bulur, bir haber başlığının g&ouml;lgesinde&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Her zeki insan &ldquo;iyi&rdquo; değildir. En sosyopatlar, en zekilerden &ccedil;ıkar. Tek bir g&uuml;l&uuml;ş&uuml;yle yakalar avını, umarsızca hapseder ellerine ve fark edilmeden &ccedil;eker dipsiz u&ccedil;urumuna.</p>
<p style="text-align: justify;">Biz burada k&ouml;t&uuml; bir aptalı değil, zeki bir k&ouml;t&uuml;y&uuml; okuyacağız&hellip;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Son bir bakış attı M, kararmaya y&uuml;z tutmuş g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne. Boynunda b&uuml;y&uuml;yen sızı ve akan hayat suyunun yavaş yavaş solan sıcaklığı arasında t&uuml;kenen zamanını d&uuml;ş&uuml;nerek&hellip; İşlerin buraya gelmesi; duygularına yenik d&uuml;şmesi mi, yoksa karşısındaki insanı k&uuml;&ccedil;&uuml;msemesi miydi? Bilemiyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Kelimeler istediği gibi &ccedil;ıkmıyordu hırıltılı boğazından. Ona doğru eğilen bedeni yakalamak istercesine uzattı ellerini.</p>
<p style="text-align: justify;">Solan sevginin attığı bakış işledi &ouml;len kalbine. Mavinin griyle kucaklaşmasını &ccedil;evreleyen siyahın huzurunu; kurtuluşun nefreti ve intikamın ışıltısını fısıldayan irisleri &ccedil;evreleyen, balın kahveyle m&uuml;nasebetini resmeden ve dikenli telleri anımsatan kirpikler, muhatabına aşkı ilan edercesine bir tavır takınmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşkının k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyen bakışları arasında g&ouml;rd&uuml; diğerlerini. Onlar, ge&ccedil;mişin karanlıklarından &ccedil;ıkıp el vermişti B&rsquo;nin kurtuluşuna&hellip;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı yere defalarca gelmişti M. Her defasında farklı bir lezzet tatmıştı, i&ccedil;indeki t&uuml;kenmek bilmeyen a&ccedil; k&ouml;t&uuml;l&uuml;k. O k&ouml;t&uuml;l&uuml;k ki M&rsquo;nin karşı konulmaz cazibesinin en temelindeydi. G&uuml;l&uuml;msemesine g&uuml;&ccedil;, bakışlarına derinlik, sesine g&uuml;ven veriyordu. K&uuml;lt&uuml;rl&uuml; bir adam, kadınları nasıl cezbedeceğini bilen ve girdiği her yerde dikkatleri &uuml;zerine toplayan bir karakteri vardı M&rsquo;nin.</p>
<p style="text-align: justify;">Her defasında, &ccedil;evresindeki en az ilgi &ccedil;eken kadını se&ccedil;erdi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar en kolay avlarıydı onun. K&ouml;t&uuml;l&uuml;k, kadının i&ccedil;indeki sessizliği ve &ccedil;aresizliği koklar, M&rsquo;yi o kadına y&ouml;nlendirirdi. Diğerlerinin ilgisini dağıtmadan ve ş&uuml;pheye d&uuml;ş&uuml;rmeden avucuna alırdı, yavaş&ccedil;a ve sessizce atan kimsesiz kalbi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kere tuzağına d&uuml;şen kadın, daha &ouml;nce kimseden g&ouml;rmediği tatlı s&ouml;zleri ve yumuşacık dokunuşları hissederek, mutluluk penceresinden doğan g&uuml;neşi kucaklardı umarsızca. Zamanının t&uuml;kenmekte olduğundan habersizce, geceler g&uuml;nd&uuml;zle yarışırdı kısacık &ouml;mr&uuml;n&uuml;n bitmekte olan nefesiyle.</p>
<p style="text-align: justify;">En &ouml;zel anını paylaşırken, uyuşan dudakları ve kesilen nefesinin i&ccedil;inden &ccedil;ıkmak isteyen &ccedil;ığlığının duyulmadığı manzaraya kapanırdı g&ouml;zleri&hellip;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">B ile ilk karşılaşmaları, sanatsal bir toplantıda olmuştu. Kadın kendini tanıtırken, enerjisiyle insanları yakalamıştı. M g&ouml;zlerini ayırmadan kadına odaklanmıştı. &Ccedil;evresinde oturan diğer insanlar silinmiş, nefesleri kaybolmuş ve salonda sanki sadece ikisi kalmıştı. Bu bir av &ccedil;ekimi değildi. Hen&uuml;z anlam veremediği bu tutulmaya kapılmıştı M.&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Saatler hızla akıp gitti salonda. İnsanlarla sohbetler, eğlenceli etkileşimleri kovaladı. G&uuml;n&uuml;n bitimini haber veren eğitmenle birlikte toparlandı salondaki insanlar. Bir sonraki toplanma g&uuml;n&uuml; konuşulurken, M&rsquo;nin g&ouml;zleri yine B&rsquo;ye odaklanmıştı. Saf bakışlarının karanlığında gizlendiğini zannederken, yakalandı B&rsquo;nin g&uuml;l&uuml;msemesine.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir s&uuml;re dinlenmeye &ccedil;ekilen k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n sessizliğinde, M kendini hayatın akışına bırakmaya karar vermişti. Yaşanan onca zorlukların sonrasında biraz tatil yapmak onun da hakkıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">Zaman ilerledik&ccedil;e aralarındaki &ccedil;ekim kuvvetlenmiş, buluşmalar ve sohbetler daha keyifli olmaya başlamıştı. Doymak bilmeyen k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n a&ccedil;lığı, bitmesini istemediği mutluluğun doygunluğuna yenik d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Artık acıkmıyordu i&ccedil;indeki boşluk.</p>
<p style="text-align: justify;">G&uuml;nler mutluluk fotoğraflarının renkli karelerinde akarken, k&acirc;buslar b&ouml;lmeye başladı M&rsquo;nin derin uykularını. Eski y&uuml;zlerde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; son bakışlar, nefes nefese uyanışlara itiyordu yorgun bedenini. K&ouml;t&uuml;l&uuml;k, derinlere g&ouml;m&uuml;lmesinin acısını &ccedil;ıkartmak istercesine zorluyordu zihninin kapılarını. B ile olan mutlu anları, karamsarlık ve bitiş &ccedil;anlarının uzaklardan gelen &ccedil;ığlıklarına kulak kabartmaya başlamıştı&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">&hellip;ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;k kilitleri kırdı.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Son bir buluşma.&rdquo; dedi M, k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n a&ccedil;lığının pen&ccedil;esindeki B&rsquo;ye.</p>
<p style="text-align: justify;">Hazırlıklar her zamanki gibi olmalıydı. Rit&uuml;eli bozmak, ge&ccedil;miş t&uuml;m gidenlere haksızlık olurdu.</p>
<p style="text-align: justify;">M, evinden &ccedil;ıkarken alacaklar listesini de cebine koymayı ihmal etmedi. &Uuml;&ccedil; &ccedil;eşit peynir, bir paket sosis, kaliteli bir şişe şarap&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Market yolunda ilerlerken, solunda y&uuml;kselen binaları s&uuml;z&uuml;yordu g&ouml;zleri. İ&ccedil;eride yaşanan diğer hayatları hayal etmek hoşuna gidiyordu. Apartmanın &ouml;n&uuml;nde oturan insanlarla selamlaştı. Her zaman &ccedil;evresine saygılıydı. Birka&ccedil; y&uuml;z metre y&uuml;r&uuml;d&uuml;kten sonra, yaya ge&ccedil;idinden ge&ccedil;erek market kapısına vardı M.</p>
<p style="text-align: justify;">Kapının sol yanında duran market sepetlerinden birini eline alarak i&ccedil;eriye girdi. Kapının birka&ccedil; metre ilerisinde duran sebze reyonu g&ouml;revlisine selam verdi. G&ouml;revli, tanıdığı bu nazik insanın selamını aynı samimiyetle aldı ve yapmakta olduğu işine geri d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p style="text-align: justify;">M, reyonlar arasında gezerken, alakasız da olsa &uuml;r&uuml;nleri inceliyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu rit&uuml;el, aceleye gelmeyecek kadar &ouml;zeldi.</p>
<p style="text-align: justify;">Market m&uuml;d&uuml;r&uuml;, elinde bir listeyle yanından ge&ccedil;erken M&rsquo;ye g&uuml;l&uuml;msedi. Genelde sohbet etmelerine rağmen, m&uuml;d&uuml;r acelesi olduğunu anlatmak istercesine ellerini &lsquo;teslim&rsquo; pozisyonunda kaldırarak ge&ccedil;mişti yanından.</p>
<p style="text-align: justify;">M, &ouml;nce peynir reyonuna ilerledi. Reyon g&ouml;revlisi ellişer gram eski kaşar, &ccedil;edar peyniri ve grevyer peynirini paketlerken, M de hemen karşısında duran i&ccedil;ki reyonundan aldığı Merlot şarabını &ouml;zenle sepetine yerleştirdi. Peynirleri sepete koyarken teşekk&uuml;r edip, g&ouml;revlinin g&ouml;z&uuml;ndeki &ldquo;nazik m&uuml;şteri&rdquo; imajıyla yoluna gitti. Rit&uuml;elin son par&ccedil;ası olan, şişte kızartmalık parmak sosisleri de alarak kasaya y&ouml;neldi.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;deme sırası geldiğinde, parmağında y&uuml;z&uuml;k olmasına rağmen M&rsquo;yi her g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde y&uuml;z&uuml; kızaran kasiyer kız, evde kendini bekleyen mutsuzluğunun aksine, karşısındaki adamla birlikte olsa nasıl bir hayatı olacağını anlık da olsa d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyordu. M&rsquo;nin g&uuml;l&uuml;msemesinin ardında olan ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ona verdiği cazibenin g&uuml;c&uuml;nden habersizdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Evine d&ouml;n&uuml;ş yolundayken, i&ccedil;eriden bastıran k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n g&uuml;c&uuml;n&uuml; damarlarında hissetmeye başlamıştı. Hızlı adımlarla apartman kapısına geldi ve asans&ouml;re binerek evine ulaştı. &Ccedil;abucak mutfağa y&ouml;neldi. Aldığı &uuml;r&uuml;nleri &ouml;zenle poşetten &ccedil;ıkartarak, peynirleri &uuml;&ccedil; ayrı saklama kabına koydu. Paketinden &ccedil;ıkarttığı sosisleri de &ouml;zenle şişlere ge&ccedil;irerek, uzun ince bir kaba koyarak, arka odadan aldığı piknik sepetine yerleştirdi. P&ouml;tikare &ouml;rt&uuml;ye sardığı şarabı da sepete koyduktan sonra, rit&uuml;elin en &ouml;nemli ayrıntısını halletmek i&ccedil;in banyoda gizli tuttuğu iksir şişesini ve bir par&ccedil;a pamuğu mutfağa getirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece bu g&uuml;nler i&ccedil;in kenarda tuttuğu kristal kadehleri tezg&acirc;ha koydu ve kendi kadehini yeşil bir pe&ccedil;eteye sardı. Pamuğa birka&ccedil; damla iksir damlatarak, diğer kadehin ağız kısmına s&uuml;rmeye başladı. Pamuğun turu son bulacakken, balkona giren bir g&uuml;vercin, M&rsquo;nin dikkatini dağıttı. Kadehi elinden bırakıp balkona baktığında ise kuş &ccedil;oktan kendini toparlayıp yoluna gitmişti bile.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci kadehi kırmızı pe&ccedil;eteye sardıktan sonra sepete koyarak mutfaktan &ccedil;ıktı.</p>
<p style="text-align: justify;">&Uuml;zerini değiştirip, son buluşmanın yapılacağı s&uuml;rpriz yerine gitmek i&ccedil;in yola koyulma vakti gelmişti. Evin kapısından &ccedil;ıkmadan hemen &ouml;nce aradığı taksi, M&rsquo;yi apartmanın &ouml;n&uuml;nde bekliyordu. Sol kapıyı a&ccedil;arak sepeti koltuğa bıraktıktan sonra, kendisi de sağ arka koltuğa oturdu ve taksi yola &ccedil;ıktı&hellip;</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Son d&ouml;nemlerdeki dengesiz gelgitleri y&uuml;z&uuml;nden, hayatlarının bu g&uuml;zel zamanlarını zulme &ccedil;evirmeye başlayan M&rsquo;ye kızgın olsa da son bir şans vermek istemişti gen&ccedil; kadın, sevdiği adama. Belki de yaşadığı stresli zamanlar, ilişkilerinde aşmaları gereken bir engel, d&ouml;nmeleri gereken sonu g&ouml;r&uuml;lmez bir sapak olmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Hazırlan, seni almaya geliyorum.&rdquo; Mesajını okuduktan sonra, oturduğu yatağından kalkarak &uuml;zerini giyinmeye başladı. On beş dakika sonunda telefonu &ccedil;aldı&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Kapının &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıktığında, taksiyle onu almaya gelen M karşıladı kadını. Y&uuml;z&uuml;nde yine o tatlı g&uuml;l&uuml;msemesiyle sarıldı k&uuml;&ccedil;&uuml;k bedenine. Kollarının arasındaki sıcaklığın ardında atan kalbi dinledi birka&ccedil; saniye. M yukarıdan bakarken, g&ouml;zleri ışıldadı eski g&uuml;nlerdeki gibi. Nazik bir beyefendi olarak taksinin kapısını a&ccedil;arak arka koltuğa oturttu M, sevdiği kadını. Arabanın diğer tarafına dolanarak, yanına oturdu ve elini nazik&ccedil;e kavradı B&rsquo;nin. Kadının k&uuml;&ccedil;&uuml;k elleri avucunda kaybolurken, aralarındaki &ccedil;ekim de yine kendini hissettirmeye başlamıştı. K&ouml;t&uuml;l&uuml;k, derinlerden a&ccedil;lık &ccedil;ığlıkları atarken, taksiciye işaret verdi M ve yol akmaya başladı o son d&uuml;zl&uuml;ğe doğru.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: justify;">Yaklaşık yirmi dakikalık yol boyunca hi&ccedil;bir konuşma ge&ccedil;medi aralarında. Arada sırada kadın ka&ccedil;amak bakışlarla s&uuml;z&uuml;yordu, elini tuttuğu gizemli adamı. M g&ouml;zlerini camdan dışarıya odaklamış, hafif bir tebess&uuml;mle g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Taksi şehir merkezinden uzaklaşmış ve tarlaların arasından ge&ccedil;erek patika yollara sapmıştı. Kadın, nereye gittiklerine anlam vermeye &ccedil;alışırken, M kadına d&ouml;nerek;</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;G&ouml;zlerini kapat g&uuml;zelim, geldik.&rdquo; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Taksi yavaşladı, kapının a&ccedil;ılma sesi geldi ve kadının ellerinden tutan M, onu nazik&ccedil;e ara&ccedil;tan indirdi. Seslere odaklanan B, taksinin gittiğini duydu. Artık bu ıssız karanlıkta sadece ikisi kalmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Şimdi seni y&ouml;nlendireceğim, bana g&uuml;ven.&rdquo; Komutuyla birlikte, kadının omuzlarına yaslanan eller onu yavaş&ccedil;a y&uuml;r&uuml;mesi i&ccedil;in ittiriyor, bazen hafif sendelemeler eşliğinde sağ ve sola d&ouml;n&uuml;şler ile toprak zeminde dengesini kurmasına yardımcı oluyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Şimdi, yavaş&ccedil;a g&ouml;zlerini a&ccedil;&hellip;&rdquo;</p>
<p style="text-align: justify;">B g&ouml;zlerini &uuml;rkek&ccedil;e ve yavaş&ccedil;a a&ccedil;tı. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; manzara karşısında, i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;yen korkusu yok oldu. Yerini mutluluk ve huzurun, aşk ile tutuşan sessizliği aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Olabildiğince uzanan yeşil bir &ccedil;ayırın ortasında, g&uuml;neşin batışına yakın kızılın ve serinliğin kalbinde, yerde kurulmuş tatlı bir piknik &ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinde duran atıştırmalıklar ve yanan mangaldan t&uuml;ten k&ouml;m&uuml;r kokusu eşliğinde d&ouml;nd&uuml; sevdiği adama doğru. G&ouml;zlerindeki aşk, adamın g&ouml;zleriyle buluştu ve dudakları hasretle kavuştu&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Aradan ge&ccedil;en birka&ccedil; dakikanın ardından ayrıldı kavuşan kalpler. Sevgi dolu bakışların eşliğinde el ele y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler tatlı s&uuml;rpriz sofrasına.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;rt&uuml;n&uuml;n bir ucuna B, diğer ucuna M oturdu ve sosisler pişmeye başladı k&ouml;m&uuml;r&uuml;n sıcaklığında.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Bunca hazırlığı ne ara yaptın?&rdquo; sorusuyla M&rsquo;yi uyandırdı kadın, korların kızıllığının derinlerinden.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Seni aramadan birka&ccedil; saat &ouml;nce alışverişimi hallederek buraya geldim tatlım. Bu manzarayı her zaman sevmişimdir ve bu &ouml;zel g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; burada noktalamak istiyorum.&rdquo;</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın etrafındaki g&uuml;zellikleri seyrederken, M sepetten &ccedil;ıkarttığı kadehleri ve şarabı &ouml;rt&uuml;n&uuml;n &uuml;zerine &ouml;zenle yerleştirdi. Tirbuşon ile şarabın mantarını a&ccedil;arken, kadın da hayranlıkla erkeğinin hizmet etmesini izliyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">M kadehleri &ouml;zenle doldurup, şişeyi kapattıktan sonra B&rsquo;nin g&ouml;zlerindeki mutluluğa doğru kadeh kaldırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Bize ve doyuma ulaşmamıza i&ccedil;iyorum.&rdquo;</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın, t&uuml;m g&uuml;zelliğiyle karşılık verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Aşkımıza&hellip;&rdquo;</p>
<p style="text-align: justify;">İlk yudumların ekşimsi tadı damaklarına ulaşırken, B ağzına değen acılığı fark etti. İ&ccedil;inden bir ses yanlış giden bir şeyler olduğunu haykırırken, omzunun &uuml;zerinden bir &uuml;rperti sardı bedenini.</p>
<p style="text-align: justify;">Ani bir hareketle arkasına baktığında, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; sadece yeşillik olan bu yokluğun ortasında farklı bir titreşim daha vardı. Kadehin farklı yerinden bir yudum daha i&ccedil;tiğinde sadece şarabın tadını yakaladı k&uuml;&ccedil;&uuml;k dudakları. Kaşları &ccedil;atılırken, g&ouml;zlerini kaldırdığında karşısında sinsice bakan ve hi&ccedil; tanımadığı bir &ccedil;ift g&ouml;zle &ccedil;arpıştı zihni. Dudaklarına yayılan uyuşma hissiyle birlikte, i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;yen korkuyu kucakladı deli gibi atan kalbi&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">K&ouml;m&uuml;rlerin &uuml;zerinde alev alan yanmış sosislerin kokusunun arasında M&rsquo;nin kafasının i&ccedil;inden bir haykırış y&uuml;kseldi&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Şimdi!&rdquo; diye emir verdi k&ouml;t&uuml;l&uuml;k.</p>
<p style="text-align: justify;">M, oturduğu yerden hızla kalkarak kadının &uuml;zerine atladı. Daha ne olduğunu anlayamadan, adamın bedeninin altında ezilirken buldu kendini B. Konuşmaya &ccedil;alıştık&ccedil;a dudaklarındaki uyuşma artıyor ve kelimeler ağzında b&uuml;y&uuml;yordu.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;rt&uuml;n&uuml;n &uuml;zerindeki yiyecekler etrafa dağılmış, kadehlerden d&ouml;k&uuml;len şarap &ouml;rt&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinde kanlı lekeler gibi şekiller oluşturmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">M ellerini B&rsquo;nin boğazına bastırıyor ve b&uuml;t&uuml;n ağırlığıyla nefesini t&uuml;ketmek ve kendi mutluluğuna ulaşmak i&ccedil;in &uuml;zerine &ccedil;&ouml;k&uuml;yordu.</p>
<p style="text-align: justify;">M ağzının kenarından s&uuml;z&uuml;len salyaların arasından tıslarken, doruğa &ccedil;ıkan bir aşk gecesinin son anlarını yaşayan bir hayvan gibiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Nefesi t&uuml;kenirken sonunun geldiğini d&uuml;ş&uuml;nen B, azalan uyuşmanın verdiği bir par&ccedil;a g&uuml;&ccedil; ile &ccedil;ırpınmaya başlasa da &uuml;zerine &ccedil;ullanmış adamdan bir t&uuml;rl&uuml; sıyrılamıyordu. Minik elleriyle y&uuml;z&uuml;ne vuruyor, tırmalıyor, bacak arasına diz atmaya &ccedil;alışıyordu. Aldığı her darbede daha da hırslanan bu vahşi yaratık, g&ouml;zlerinden keyif yaşları s&uuml;z&uuml;l&uuml;rken boğazını daha fazla sıkıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Artık g&ouml;zleri kararmaya başlayan B son bir umutla etrafına bakındı. Taş, kum veya eliyle tutabileceği bir nesne ararken, karanlıkların i&ccedil;inden bir siluet belirdi. Solgun ve &uuml;zg&uuml;n bir kadının y&uuml;z&uuml;, netleşmeye başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">&ldquo;Artık sonum geldi ve &ouml;l&uuml;m meleği beni g&ouml;t&uuml;rmeye geldi.&rdquo; d&uuml;ş&uuml;ncesiyle, umudunun son saniyelerini harcarken, kadın B&rsquo;nin elinden tutup, &ccedil;imenlerin arasındaki sert bir cisme ulaşmasına yardımcı oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Tuttuğu cisme bakınca, bunun Japon tarzı metal bir sa&ccedil; tokası olduğunu g&ouml;ren B son g&uuml;c&uuml;yle ince demir &ccedil;ubuğu, adamın boğazına sapladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Boynundaki baskı azaldı ve M elleriyle boynunu tutarak geriye doğru d&uuml;şt&uuml;. Kadın yattığı yerden nefes nefese kalkarak, yerde kanlar i&ccedil;inde yatan caniye doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Tokayı boynundan &ccedil;ıkartmak &uuml;zere hamle yapan adamın boğazına bastırarak, demir par&ccedil;asını daha da i&ccedil;eriye ittirdi ve kıpkırmızı olmuş g&ouml;zleriyle yerde &ccedil;ırpınan et par&ccedil;asına nefretini kustu.</p>
<p style="text-align: justify;">K&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n a&ccedil;lığını doyurmak i&ccedil;in geldiği mabedinde, kendi sonunu bulan M kalkmaya &ccedil;alıştık&ccedil;a batıyor, bağırmaya &ccedil;alıştık&ccedil;a sesi kısılıyordu. G&uuml;c&uuml; t&uuml;keniyordu artık. G&ouml;ky&uuml;z&uuml; kararırken, karanlıktan &ccedil;ıkan anıları belirmeye başladı&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Kızgın, kırgın ve &ouml;lm&uuml;ş anılar.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;len sevgiler ve yitip giden duyguların arkasına saklanmış faili me&ccedil;huller.</p>
<p style="text-align: justify;">Adaletin h&uuml;k&uuml;m bulamadığı, doğanın ve evrenin adaletinin son anlarında, gidenleri seyretti acılarının pen&ccedil;esinden giren kuşun kanatlarında. Yitip giden nefesi ve toprakla buluşunca donan kandamlalarının ardında, arada kalanların seslerini duydu. Hepsi de &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; hislerinin nefretini haykırıyordu &ccedil;ınlayan kulaklarına.</p>
<p style="text-align: justify;">Ruhu &ouml;ld&uuml;, duyduğu acılarla. Kalbi &ouml;ld&uuml;, zulm&uuml;ne uğrayan sevgilerle. Beyni &ouml;ld&uuml;, anlamsızlaştırdığı anıların hi&ccedil;liğinde&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">&hellip;ve sonunda kendisi &ouml;ld&uuml;, &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; b&uuml;t&uuml;n iyiliklerin işkencesinin pen&ccedil;esinde.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><em>***Yitip giden t&uuml;m sevgilere ithafen&hellip;***</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölüme Dek Yaşamak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olume-dek-yasamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olume-dek-yasamak</guid>
<description><![CDATA[ Bu yazıda ölümünü öğrenen bir kadının son kararını okuyacaksınız. İçinizi ferahlatacak bir kesit... Ölüm neden istenmez? Hayatın, ölümün anlamı nedir?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_619269fd264b0.jpg" length="73825" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 00:00:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>sonbahar, güz, ilkbahar, bahar, turuncu tema, ölüm, hayat, yaşam, melek, yaşamak, ölmek, anlam, hayatın anlamı, ölümün anlamı, insan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&Ouml;l&uuml;me Dek Yaşamak</p>
<p>&Ouml;nceden k&ouml;t&uuml; şeyleri hazmedebilmesi i&ccedil;in zaman ge&ccedil;mesi gerektiğine inanıp kendine zaman tanırdı. Ama şimdi anlıyordu; o, zaman tanıdığı dertlerin b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e hızlıca kabullenildiğini. Ve ilk defa bu kadar kısa s&uuml;rede kabullenmişti.&nbsp;</p>
<p>Hayatının anlamını bulamamıştı belki ama &ouml;l&uuml;m&uuml;n anlamı ortadaydı. Olması lazımdı sadece. Her şeyin anlamı olması i&ccedil;in bitmesi lazımdı. &Ccedil;aresiz kalmak &ouml;nemsiz g&ouml;r&uuml;nd&uuml; g&ouml;z&uuml;ne.&nbsp;</p>
<p>Bakış a&ccedil;ısına tanıdık siyah ayakkabılar girdi &ouml;nce. Bu olana kadar g&ouml;zleri yerde uzun s&uuml;re y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n bile farkında değildi. Kafasını kaldırdı. Ve &ouml;l&uuml;rken g&ouml;receği y&uuml;z&uuml; g&ouml;rd&uuml;. G&uuml;l&uuml;msedi. "Her yerde karşıma &ccedil;ıkmayı huy edindiniz siz de." Adam yavaş&ccedil;a yanıt verdi, "Ne yapacağını &ouml;ğrenmeye geldim. Tercihini yaptın mı?" Kız bakışlarını yoldan ge&ccedil;en ara&ccedil;lara &ccedil;evirdi. "Evet. Bu bir tercih olmasa bile." Adam kafasını salladı. Yeşil ışık yanınca y&uuml;r&uuml;meye başladılar. Y&uuml;r&uuml;d&uuml;kleri yol bir yere &ccedil;ıkmıyordu.</p>
<p>&nbsp;Onlar konuşmayıp sadece y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler. Kadın hi&ccedil;bir zaman yapamadığı şekilde, hayat koşturmacası olmadan sokakları seyrediyor, oynayan &ccedil;ocukları ve pencerelerden taşan hayatları izliyordu. Adam ise kendince kadın i&ccedil;in saygıda bulunup onu yalnız bırakmamaya &ccedil;alışıyordu.&nbsp;</p>
<p>Kadın yolda giderken birden duraksadı. Kendi i&ccedil;inde bu s&uuml;re zarfında ne yapacağı hakkında bir karara vardı. Ve adam onu izlerken koşmaya başladı. Aceleyle yapılan bir koşu değil aksine keyif almak i&ccedil;in ve bir de amacı olan bir koşuydu. Yakında olan evine varıp bilgisayarını, defter ve kalemlerini, bir miktar parasını ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;anta kıyafetini aldı. Yine koşarak sokağa &ccedil;ıktı. Adam ortada yoktu ama onu zaten hi&ccedil;bir zaman beklememişti.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Ve sa&ccedil;ları r&uuml;zgarla oynaşırken koştu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;l&uuml;nceye kadar yaşamaya karar vermişti.</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x_619273d9f1002.jpg" alt="" /></p>
<p>Dipnot: &Ouml;l&uuml;m tarihini ve şeklini &ouml;ğrenmek insanlara ilgin&ccedil; gelmiş ve gerek filmlerde, dizilerde gerek kitaplarda &ccedil;ok&ccedil;a işlenmiştir. Burada karakter yalnızca yakın zamanda &ouml;leceğini &ouml;ğreniyor. Bu da bize unuttuğumuz &ouml;l&uuml;m kavramını getiriyor &ouml;n&uuml;m&uuml;ze. &Ccedil;ok da farklı değil durumumuz aslında. Bu yazının sorusu hemen aşağıda.</p>
<p>Siz b&ouml;yle bir haber alsanız yapacağınız ilk şey ne olurdu?</p>
<p>Neler hissederdiniz?</p>
<p>Veda notu: son iki yazım &ouml;l&uuml;m temalı olmuş oldu. Ama bunları defterimin rastgele zamanlarında yazılmış sayfalarından &ccedil;ıkardım. Bunları d&uuml;zenlerken biraz temanın s&uuml;r&uuml;kleyici boşluğuna d&uuml;şm&uuml;ş olabilirim. Ama demek istediğim &ouml;l&uuml;m &uuml;zerine &ccedil;ok&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p hastalıklı bir zaman ge&ccedil;irmiyorum.</p>
<p>G&uuml;zel zamanlar ge&ccedil;irmeniz dileğiyle...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölü Adama Mektup&#45;6&#45;</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup-6</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup-6</guid>
<description><![CDATA[ Kadın her kanadını onun için çırptı oysa adam çoktan yeni limanlara yelken açmıştı... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61994cba89419.jpg" length="102420" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 20 Nov 2021 22:31:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kağıttan Ruhlar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ne diye kelebeklere bir g&uuml;nl&uuml;k &ouml;m&uuml;r bi&ccedil;iyorlardı ki, halbuki o kadar s&uuml;r&uuml;nmeden sonra hak etmiyorlar mıydı doya doya yaşamayı. Ger&ccedil;i &ccedil;ok yaşayıpta ne yapacaklar ki, tek g&uuml;ne sadece mutluluk sığdırabilir ama bir ka&ccedil; g&uuml;nde ne olacağı belli olmaz değil mi?</p>
<p><em>Bazen bende diyorum keşke bir kelebek olsam diye ama sonra g&uuml;l&uuml;ş&uuml;n geliyor aklıma vazge&ccedil;iyorum. Tek g&uuml;ne sığdıramazdım o g&uuml;l&uuml;ş&uuml;, benim aklımda yıllara sığdırmak varken.&nbsp;</em></p>
<p>Ama sensiz ge&ccedil;en g&uuml;nleri tek bir g&uuml;ne sığdırıp yok etmek isterdim. Sensiz yaşamaya alışmadım, alışmakta istemiyorum...</p>
<p>Tek g&uuml;n&uuml;m olsa sana doğru kanat &ccedil;ırpmaktan başka bir şey yapmazdım. Bilirsin benim tek olmak istediğim ve tek yanında mutlu olduğum kişi sendin...</p>
<p></p>
<p><strong>Kadın her kanadını onun i&ccedil;in &ccedil;ırptı oysa adam &ccedil;oktan yeni limanlara yelken a&ccedil;mıştı.</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>UMUT</title>
<link>https://edebiyatblog.com/umut-1021</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/umut-1021</guid>
<description><![CDATA[ Güzel olan her şey&#039;in içinde belkide bir tutam umut vardır.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_619800548f57e.jpg" length="78984" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 20 Nov 2021 00:37:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gizem akar</dc:creator>
<media:keywords>Umut, öykü, hikaye, kısaöykü, huzur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Nasıl bir g&uuml;ne uyanacağımı bilmeden a&ccedil;tım g&ouml;zlerimi.&nbsp;<br />Beni nelerin beklediğini bilmiyordum.&nbsp;<br />İnsan her g&uuml;n s&uuml;prizler yaşayacağını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yor. Ama ben her g&uuml;n g&uuml;zel bir an yaşamak i&ccedil;in umutla a&ccedil;ıyordum o g&ouml;zlerimi ve g&uuml;neşi selamlayıp, &ccedil;i&ccedil;eklerime g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorum.&nbsp;</p>
<p>&Uuml;zerimi değiştirip kahvaltımı yapmadan evden &ccedil;ıktım.&nbsp;<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;i&ccedil;ek teyzeme verdiğim bir kahvaltı s&ouml;z&uuml; vardı.&nbsp;<br />Mahallenin k&ouml;şesinde bulunan pastaneye doğru yol almaya başladım.&nbsp;<br />Yanından ge&ccedil;erken i&ccedil;imin huzur bulduğun &ccedil;i&ccedil;ekler ağa&ccedil;lar, etrafıma g&ouml;z attığımda i&ccedil;imde ısındığını o mayhoş tadı i&ccedil;imde hissediyordum.&nbsp;<br />Bu &ccedil;ok g&uuml;zeldi.&nbsp;<br />Sokaağın sonuna geldiğim de &ccedil;i&ccedil;ek teyzemi g&ouml;rd&uuml;m. G&ouml;z g&ouml;ze geldiğimiz an y&uuml;z&uuml;n de kocaman bir tebess&uuml;m oluştu.&nbsp;<br />Ben de aynı şekilde cevap verdim.&nbsp;<br />Kahvaltı esnasında g&uuml;zel sohbetimizden sonra burnumu ve duyularımı etkisi altında bırakan kokusu olan kahvelerimizi yudumladık.&nbsp;<br />Ayrılma vakti geldiğinde ise yine y&uuml;z&uuml;ndeki g&uuml;zel tebess&uuml;m&uuml; ile ayrıldık.&nbsp;<br />Aslında bug&uuml;n her zaman olduğum gibi enerjik değildim.&nbsp;<br />Ama i&ccedil;imdeki umut her daim varlığını hissettiriyordu.&nbsp;<br />Adımlarıma devam ederken k&ouml;şedeki &ccedil;i&ccedil;ekci Bora amcama da selam vermeyi unutmadım.&nbsp;<br />Dışarda olan işlerimi halletmek i&ccedil;in artık yazarlık at&ouml;lyesine gitmem gerekiyordu.&nbsp;<br />Evet bir g&uuml;n i&ccedil;erisinde aldığım karar ile yazarlık eğitimi almak i&ccedil;in yola &ccedil;ıktım.<br />Başvuruları tamamladıktan sonra ayaklarım yere bakamaz şekilde evin yolunu tuttum. Kalbim hızla &ccedil;arpıyor ağzıma kulaklarıma varıyordu.&nbsp;<br />Bu mutluluğumdan sokaktaki kedilerimde nasiplendi.<br />Eve girip yemeğimi yiyip bir film izlemek &uuml;zere salonuma ge&ccedil;tim.&nbsp;<br />Filmin yarısında uykum geldiğini fark ettim. Hatt&acirc; g&ouml;zlerim kapanmak &uuml;zereydi.&nbsp;<br />Ama yatağıma ge&ccedil;mek yerine kanepe uyumayı tercih ettim.&nbsp;<br />Genelde b&ouml;yleyimdir.&nbsp;<br />Kurallara uymak gibi derdim yoktur.&nbsp;<br />G&ouml;zlerimin tamamen kapanmadan &ouml;nce aklıma bir g&uuml;n yazar olacağım g&uuml;n&uuml;n hayalini getirdim. Ve r&uuml;yamda da g&ouml;rmek i&ccedil;in g&ouml;zlerimi yumdum</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ya Yazamazsam</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ya-yazamazsam</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ya-yazamazsam</guid>
<description><![CDATA[ Bir kişinin deneme şeklinde bir yazarın yazı hayatını anlatması ile oluşan bir sayfalık kısa bir hikaye. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_619406020dbdb.jpg" length="47839" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 16 Nov 2021 22:34:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yazar_Nisa2</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="color: #e03e2d; background-color: #3598db;"><iframe width="560" height="314" src="//www.youtube.com/embed/oN2Xs-MvxLw?list=RD6fBXmhBpFGE&amp;index=2" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="color: #e03e2d; background-color: #3598db;"></span></h1>
<h1 style="text-align: center;"><span style="color: #e03e2d; background-color: #3598db;">Ya Yazamazsam?&nbsp;</span><span style="color: #95a5a6; background-color: #3598db;"></span></h1>
<p><span style="font-size: 12pt;">Yazarların genel korkusudur yazı yazamamak ya da yazı yazmayı bırakmak neden bilir misiniz? Ben bilirim &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu benim g&uuml;nl&uuml;k yaşantımı anlattığım bir sayfa. Komik gelebilir belki ama yazarlar her zaman farklı bir &uuml;&ccedil;gen i&ccedil;inde d&uuml;nyayı farklı anlayan ve anlaşılmayan kişilerdir. Onlar i&ccedil;in yazıya tutunmak bir hayata tutunup yolculuk yapıp bir&ccedil;ok insana dokunmak demektir ama&ccedil;ları bu bile olmasa. Okumak ve yazmak birbirine bağlıdır belki ama &ccedil;elişkilidir de. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir yazar sadece okur değil seslenen seste olur. Ge&ccedil;enlerde bir hik&acirc;ye okudum ve bana &ccedil;ok ilgin&ccedil; geldi. Yazı yazmayı t&uuml;m hayatına yansıtmış biri yazmadığı zamanlarda &ccedil;ok acı &ccedil;ektiğini dile getirmiş. Bu &ouml;yle bir acıymış ki d&uuml;nyadaki t&uuml;m sevdiklerinin ve seveceği her şeyin &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; izlemeye benzermiş. Ne kadar ilgin&ccedil; ve tuhaf diye bilirsiniz. Ancak ben bunun tamamen doğru olduğuna inanıyorum. Neden mi? Hayatımı birka&ccedil; satırlık g&uuml;nl&uuml;ğe yani onlar gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k yazıya adadığımdan beri benim i&ccedil;in işler &ccedil;ok değişti. Yazının k&uuml;&ccedil;&uuml;kte olsa iyileştirici tarafı ve zorluklarıyla tanıştım. Yazmak herkese kolay gibi g&ouml;r&uuml;nse de aslında d&uuml;nyadaki en zor ve en tehlikeli yol. Şimdi bana diyeceksiniz ki bu işin neresi tehlikeli? Bir yazar yazmadığında nasıl biri olduğunu hi&ccedil; merak ettiniz mi? Şayet ben &ccedil;ok merak ettim hayatım boyunca ve bir g&uuml;n &ouml;yle biriyle tanıştım ki. Bu sorunun cevabını da almış oldum. Zamanın &ccedil;oğunu insanlara dokunmaya adamış k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir d&uuml;nyada kaybolmuş biriydi kendisi. Bir g&uuml;n yanına gittim. Kafası yine &ccedil;ok dolduydu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadarıyla genel de onunla yazılar ve hayat hakkında sohbet ederdik. Ama o g&uuml;n beni şaşırtan bir hali vardı. Yanına yaklaştığımda her zamanki halinden &ccedil;ok uzak bir surat ifadesi ile karşılaştım. Olduk&ccedil;a yorgun uykusuz ve derin d&uuml;ş&uuml;nceler i&ccedil;inde kaybolmuştu. Onu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren şeyin ne olduğunu ge&ccedil;en her saniye o kadar merak ettim ki. Tam sormak &uuml;zereyken bana kafasını &ccedil;evirip baktı birka&ccedil; saniye i&ccedil;inde y&uuml;z hattı sayamayacağım kadar &ccedil;ok değişmişti. En sonunda mırıldanarak bana bakmayı bırakıp tekrardan baktığı yere d&ouml;nd&uuml; ve tek bir c&uuml;mle kurdu. &ldquo;Yazamamak o kadar acıtıyor ki, bazen bu d&uuml;nyada değilmişim gibi hissediyorum&rdquo; demişti. Ne demek istediğini tam bilmiyordum sadece sessiz kalıp d&uuml;ş&uuml;nmeye başladım. Yazmak ger&ccedil;ekten bu kadar zor muydu ki? İnsan neden yazardı ki? Bunları o kadar hızlı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p sormak beni yormuştu. O g&uuml;n ona d&ouml;n&uuml;p baktığımda g&ouml;zlerindeki acı ifadeyi hi&ccedil;bir zaman unutamadım. Kısacası bir yazarın yazıya nasıl başladığı ya da neden yazdığı değildi &ouml;nemli olan. &Ouml;nemli olan yazılan her yazının bir de ya yazamazsam sorusu ile doğduğunu bilmek ve yazıların anlattıklarını hissetmektir. Başka bir sayfada başka bir konuyla g&ouml;r&uuml;şmek &uuml;zere...&nbsp;</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 12pt;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW243024468 BCX0"><span class="NormalTextRun SCXW243024468 BCX0">Yazar_Nisa2&nbsp;</span></span><span class="EOP SCXW243024468 BCX0" data-ccp-props="{" 201341983="" :0="" 335551550="" :3="" 335551620="" 335559738="" :240="" 335559739="" :160="" 335559740="" :360="">&nbsp;</span></span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 12pt;"></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir şarap gecesi ve aşk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-sarap-gecesi-ve-ask</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-sarap-gecesi-ve-ask</guid>
<description><![CDATA[ İçinizi ısıtacak bir öykü ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_6192b4bde6485.jpg" length="109363" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 16 Nov 2021 00:19:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gizem akar</dc:creator>
<media:keywords>Kitap, öykü, yazarlık, hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />Kendimi iyi ve enerjik hissettiğim bir g&uuml;ne merhaba diyerek g&ouml;zlerimi a&ccedil;tım.&nbsp;</p>
<p>Bug&uuml;n aklımdan ge&ccedil;irdiğim ve yapmayı planladığım her şey benim bu zamana kadar olan hayalimdi.&nbsp;</p>
<p>Bunu d&uuml;şlemek d&acirc;hi &ccedil;ok g&uuml;zeldi.&nbsp;<br />Her sabah uğradığım muhallebiciye uğrayıp &ccedil;i&ccedil;ek teyze'min yanağına &ouml;p&uuml;c&uuml;k kondurduktan sonra neşe kokan adımlarımla ilerlemeye devam ettim.&nbsp;</p>
<p>Arkama d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde o g&uuml;zel bakan g&ouml;zlerinde &nbsp;bir yasemin &ccedil;i&ccedil;eği vardı.&nbsp;</p>
<p>Ah benim &ccedil;i&ccedil;eğim, yaseminler kadar g&uuml;zel kokardı.&nbsp;</p>
<p>"Nereye b&ouml;yle ay&ccedil;i&ccedil;eği?"<br />Enerjim ve hi&ccedil; solmayan bir yanım olduğu i&ccedil;in bana b&ouml;yle seslenirdi.</p>
<p>"Yeni kokular tatmaya &ccedil;i&ccedil;eğim."<br />Y&uuml;z&uuml;ndeki ifade beni ne kadar iyi tanıdığına ve ne demek istediğimi anladığına şahitlik ediyordu.&nbsp;</p>
<p>"G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z, keşif&ccedil;i ay&ccedil;i&ccedil;eğim."</p>
<p>"G&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z &ccedil;i&ccedil;eğim."<br />Dedikten sonra el sallayarak yoluma devam ettim.&nbsp;</p>
<p>Karşıdan gelen insanların nereye gittikleri nasıl bir hayalleri vardı acaba?&nbsp;</p>
<p>Benim gibi bir tutam mutluluk, bir tutam da g&uuml;zel insanlarla ge&ccedil;irilen bir vakit olabilir miydi?&nbsp;</p>
<p>Her zaman ki d&uuml;ş&uuml;ncelerime dalıp giderken, gelmek istediğim o kitap kafeye gelmiştim.&nbsp;</p>
<p>Buraya gelmeye bayılırdım. Yeni insanlarla tanışmaya, yeni kitap kokuları almaya bayılırdım.&nbsp;</p>
<p>Hayatımdaki en g&uuml;zel aktivitemdi.&nbsp;</p>
<p>Yine o en sevdiğim k&ouml;şeye ge&ccedil;ip, insanlara hem yakın hem uzak olabileceğim cam kenarında dalıp gitmek i&ccedil;in hazırdım.&nbsp;</p>
<p>Sıra raflardan se&ccedil;tiğim kitaplardan birine karar verip başlamaktaydı.&nbsp;</p>
<p>Bu benim i&ccedil;in zor olsa da bir karar verip kapağı renkli ve canlı olan o kitabı se&ccedil;tim. Genelde renkli ve b&ouml;yle cıvıl cıvıl olan şeyler &ccedil;ok ilgimi &ccedil;ekerdi.&nbsp;</p>
<p>Kapağını a&ccedil;ıp g&ouml;z attığımda ise ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım.&nbsp;</p>
<p>Ve kendimi kitabın ellerine teslim ettim.&nbsp;</p>
<p>Cama yasladığım kolumu ve başımı kımıldatmadan kitaba devam ettim.&nbsp;</p>
<p>Ve neredeyse dalıp gitmiştim. Baş karakterin yaşadığı olayı i&ccedil;selleştirip, ben yaşasam ne yapardım diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m anlar d&acirc;hi oldu.&nbsp;</p>
<p>Bazı yerlerine &ccedil;ok g&uuml;ld&uuml;m. Bazı yerlerinde ise g&ouml;zlerimin dolduğuna şahit oldum.&nbsp;</p>
<p>Bu y&uuml;zden kitaplar insanlardan daha &ccedil;ok şey yaşatıp, duygudan duyguya s&uuml;r&uuml;kleyebilirdi.</p>
<p>Bunun i&ccedil;in en uygun ara&ccedil; olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.&nbsp;</p>
<p>Ellerimin ve başımın pes edip dinlenmeye ihtiyacı olduğunu anladığımda kitaba ara verip sonra devam etme kararı aldım.&nbsp;</p>
<p>Kafeden &ccedil;ıkıp caddede y&uuml;r&uuml;meye devam ettim.&nbsp;</p>
<p>Ama aklım ise yalnız bıraktığım kitabımdaydı.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; onları arkadaşlarım olarak g&ouml;r&uuml;p, seviyordum.&nbsp;</p>
<p>Yarın devam edeceğim i&ccedil;in biraz vizdanımı rahatlatmıştım.&nbsp;</p>
<p>Evime yaklaştığımda sokak kedilerine mamalarını verip biraz da sevgi dolusu sarılışlarım ve &ouml;p&uuml;şlerimden sonra onlar da veda edip evime girdim.&nbsp;</p>
<p>Ben hayatı b&ouml;yle seviyordum. Hesapsız, plansız ve i&ccedil;imden geldiği gibi.&nbsp;</p>
<p>Benim i&ccedil;in mutluluk &ccedil;i&ccedil;ek teyzemin y&uuml;z&uuml;ndeki g&uuml;l&uuml;msemeydi.&nbsp;</p>
<p>Sokak ta kendisini sevmeme izin veren kediydi.</p>
<p>İşte hayat bu kadar kolay ve g&uuml;zeldi. Yeter ki ona farklı bir bakış a&ccedil;ısından bakılsın</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölüm Kapanı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olum-kapani-950</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olum-kapani-950</guid>
<description><![CDATA[ Pişmanlık, vicdan ve yüzleşme... 
Ruh öldüğünde beden sadece bir et parçası...
Peki kalp? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61884ba1a59e8.jpg" length="24488" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 15 Nov 2021 00:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Plan, planlar, oyun, hipnoz, intihar, ölüm, karar, intikam, ruh, hastane, pişmanlık, kalp, kalp sızısı, vicdan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&Ouml;l&uuml;m Kapanı...</p>
<p>Yaşamayı tutkusu yapan kadın şu an &ouml;lmek isteyecek kadar tiksiniyordu kendinden. Onu &ouml;ld&uuml;ren kendisiydi &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Kararından pişmanlık duyacağını hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmemişti ancak d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerinin ne kadar aptalca olduğunu da ge&ccedil; fark etmişti. Hastanenin arka bah&ccedil;esindeki kuytuya y&ouml;nlendirdi adımlarını. Ayak parmakları ayakkabısının i&ccedil;inde sinirinden kıvrılıyordu. Bah&ccedil;e duvarının &ouml;n&uuml;ne gelince ise kendini yere atıp parmaklarını yere sapladı. Planlarını sonuca vardırmıştı. Neden yanlış olduğunu hissedip acı &ccedil;ekiyordu? Ne, acı mı? Hayır, hayır hayır acı değil. Canı acımıyordu onun. Peki bu kalp yakıcı his de neydi? Bir s&uuml;re başı eğik, nefes alamaz halde durdu &ouml;ylece. En sonunda kendini geriye atıp sırtını duvara yasladı ve kapalı g&ouml;zlerinden yaşlar damladı. Bir kere hı&ccedil;kırdı, t&uuml;m bedeni sarsıldı. İkinci hı&ccedil;kırığı sonuncuydu ve kendine acıdı. Hipnozunu ani planlara alet etmemeliydi. Onu da kullanmışlardı belki ama sonu&ccedil;ta kendi aklı vardı. Yapmamalıydı. Onun &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; kardeşinin yasıyla onu &ouml;l&uuml;me itecek olan hipnozunu yapmıştı. Belki o canını acıtmamıştı ama 'ruh &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde beden sadece bir et par&ccedil;ası...' ikisi de biliyordu bu repliği. Belki beyni &ouml;lmeden &ouml;nce anlamıştır ona yapılanları ancak ruhu intiharına engel olamamıştır. Yası d&uuml;ş&uuml;ncelerinin pen&ccedil;esini bıraktığında farkına varmıştı yaptığının. Onu yaşatmak istemişti ancak daha o an &ouml;ld&uuml;rm&uuml;şt&uuml; onu zaten. Sırtını dikleştirdi. G&ouml;z yaşlarının ıslak izini saymazsak toparlanmıştı. O da &ouml;lmeliydi yakın zamanda. Aldığı t&uuml;m yanlış kararlar ve t&uuml;m sapmış d&uuml;ş&uuml;nceleri g&ouml;m&uuml;lmeliydi. Ancak yapması gereken son bir şey vardı. Ger&ccedil;ekleşecek son aptalca plan hem intikamı hem intiharı olacaktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞÜKRİYE NİNE NASIL SEVER?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sukriye-nine-nasil-sever</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sukriye-nine-nasil-sever</guid>
<description><![CDATA[ Can dostlarımız hayvanlar ve insanlar birlikte kurdukları hayatlar, nice anlatılara konu olmuştur: Bazen iyi hissettiren bazen de bu öyküde olduğu gibi yüreğimizi burkarak... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618fa224cec5f.jpg" length="82966" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 13 Nov 2021 14:41:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, kurgu, köpek, dost, sorumluluk, sevginin türlü şekli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Komşular mahalledeki y&uuml;kselen seslere kulak kabartmışlar,&nbsp; g&ouml;r&uuml;ş alanına sığdırabilenler pencerelerde mekan tutmuş, &ccedil;ocuklar &ouml;telerden koşturup kıyıda k&ouml;şede seyirci pozisyonu almaya devam ediyorlardı:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ben oraya onu yaptırtmam. Burası benim evim, bah&ccedil;em. Siz kime sordunuz bunu yaparken&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Anne, ge&ccedil;ici yapılıyor, sonra yıkarız, bah&ccedil;eli ev bulamadım. Alt tarafı kul&uuml;be&hellip; Ve sen o k&ouml;şeyi kullanmıyorsun. Sana zararı yok ki&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Siz &ccedil;ok biliyorsunuz. Benim olmamamı fırsat bildiniz. İki g&uuml;n hasta kızımdayım diye arkamdan iş &ccedil;eviriyorsunuz.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tellerle etrafı &ccedil;evirmeye &ccedil;alışan adama y&uuml;kleniyordu. Adam yaşlı kadının tepkilerine hazırdı belli ki. Arada tek kelime s&ouml;yl&uuml;yor işine devam ediyordu.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evin bah&ccedil;esine ortak olan iki k&ouml;pek bir hafta sonra ge&ccedil;ici mekanlarına yerleşmişti. Mekan sahibi Ş&uuml;kriye Teyze, yumuşatılmıştı yumuşatılmasına da, b&uuml;t&uuml;n aile, komşular elbirliği yaparak ancak onların bağlı tutulması koşuluyla razı olmuştu, ge&ccedil;ici ikamete.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Arkada serbest dolaşmaları i&ccedil;in ev boyunca uzanan bir bu&ccedil;uk metre genişiliğindeki tel &ouml;rg&uuml; ile &ccedil;evrelenen mekanda k&ouml;pekler zarar verecek o kadar &ccedil;ok şey yapmışlardı ki, yapma ihtimalleri olanlar da k&uuml;&ccedil;&uuml;msenir şeyler değildi hani&hellip; Evin gider boruları oradaydı, onları zorlayıp yerinden s&ouml;kebilirlerdi. İncir ağacı vardı, dibini kazmışlardı pen&ccedil;eleriyle. İnciri kuruturlarsa Ş&uuml;kriye Nine'nin canından can giderdi. Sonra en başa konuşlanmış yuvaların y&uuml;ksek &ccedil;atısına zıplayıp esas bah&ccedil;e tarafına ge&ccedil;iyorlar, orada b&uuml;t&uuml;n &ccedil;i&ccedil;eklerine tehdit oluşturuyorlardı. Bah&ccedil;esinde yetişen sebzelere &ccedil;iş, kaka yapıp "kerif" olmasına sebep olurlar, o sebzeler artık yenemez olurdu.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kont ve Lisa'nın zincire bağlı hayatları başlamıştı b&ouml;ylece. Evin kızı eşinden ayrılma kararı almış ama bah&ccedil;eli ev bulamadığı i&ccedil;in k&ouml;peklerine annesinin bah&ccedil;esinde &ccedil;&ouml;z&uuml;m &uuml;retmiş, bir &uuml;st sokaktaki kiralık evinden bakımını yapabilmeyi planlamıştı.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ertesi g&uuml;n kızı ve iki torunu k&ouml;pekler i&ccedil;in geldiğinde, Ş&uuml;kriye Nine,</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ben sabah yedide verdim onların yemeğini sizi mi bekleyecek hayvanlar&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ne verdin? Kuru mamasını getirmiştik biz de&hellip;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;-Undan &ccedil;alma&ccedil; yaptım, ekmek doğradım, severek yediler.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Onunla beslenmez hayvanlar, hi&ccedil; değilse kemik suyu getireyim onunla yap.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ş&uuml;kriye Nine;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Siz &ccedil;ok biliyorsunuz? Biz hi&ccedil; hayvan bakmadık mı? Yal yapılır k&ouml;peğe&hellip; Karışacaksanız alın gidin k&ouml;peklerinizi. Ben bildiğim gibi bakıyorum.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ertesi g&uuml;n, k&ouml;pekler gezdirilmek &uuml;zere gelindiğinde, Ş&uuml;kriye Nine jandarma gibi dikilir kapının &ouml;n&uuml;ne, emirler yağdırmaya başlar:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Burda salma! G&ouml;t&uuml;r aşağıda sal. Bah&ccedil;eme dalıp b&uuml;t&uuml;n fideleri kırarlar. Ben de yerlerini yıkar, temizlerim.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Sen yıkama biz yıkarız, ge&ccedil; evine otur. Biz ilgileneceğiz, yorulma sen&hellip;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Yorulmam ben! Siz onu bunu arayıp bulana kadar, ben yıkarım.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;- Daha &ouml;nce ni&ccedil;in yıkamadın, &ccedil;iş kaka kokuyor burası.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hi&ccedil; de bile. Ben alıyorum, temizliyorum hemen. Koku falan yok, uyduruyorsunuz.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; K&ouml;peklerin yanına &ouml;zel giysilerini giyerek yaklaşır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; beton zemin &uuml;zerinde hayvanların &ccedil;işleri &nbsp;hertarafına değmekte, hayvanlara yaklaşınca da k&ouml;t&uuml; kokmaktadırlar.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -K&ouml;pekleri yıkayacağız.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ş&uuml;kriye Nine:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Nerde yıkayacaksınız, kuyunun suyu ile yıkayın..</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Buz gibi kuyunun suyu, i&ccedil;erden sıcak su alacağız.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Bedava mı o su, elektrik&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ben faturaları &ouml;derim anne, dert etme sen&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Senin paran &ccedil;ok galiba, &ccedil;ocuklarına harca. Ben &ouml;deyemiyor muyum faturalarımı&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zaman su gibi ge&ccedil;ti. Ge&ccedil;ici mekan iki yıldır devam ediyor. Bah&ccedil;eli bir ev bulunamadı. Farklı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler aradılar.Mesela bah&ccedil;enin uygun g&ouml;r&uuml;len bir k&ouml;şesini tel &ouml;rg&uuml;yle &ccedil;evirip, hi&ccedil; değilse toprak zeminde barınmalarını sağlamak&hellip;.Uzun tel gerip, hayvanları tel &uuml;zerinde daha geniş bir hareket sahasına kavuşturmak. Ama Ş&uuml;kriye Nine hi&ccedil;birine izin vermedi.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bah&ccedil;eli evi tek katlı bir gecekondudur.Ş&uuml;kriye Nine eşiyle altmışlı yıllarda g&ouml;&ccedil; edince m&uuml;tevazi iş&ccedil;i aylığı ile &ouml;nce arsayı almışlar,sonra kendi elleri ve tanıdıklarının yardımıyla imece us&ucirc;l&uuml; iki g&ouml;z ev kondurmuşlardır.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Adam cesaret edemedi. Bor&ccedil;tan &ouml;d&uuml; kopardı. Kooperatif evlerine de o y&uuml;zden girmedi. Yirmi yıl bor&ccedil; &ouml;demek g&ouml;z&uuml;n&uuml; korkuttu. Ben ısrar etmeseydim burayı da almıyordu. "Herif alalım burayı, dere yatağı ucuz bak, zamanla yaparız" dedim de &ouml;yle aldı. Hep derenin taşlarını biz taşıdık temizledik. Evin temelini beraber yaptık. Sırtımdan ge&ccedil;ti bu evin taşı, biriketi&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Anne sen hayvan seversin, yıllarca burada inek baktın, tavuk besledin, k&ouml;peğimiz oldu. K&ouml;yl&uuml; kadınsın sen. Niye şimdi bizim hayvan sevmemizi anlamıyorsun? B&ouml;yle planlamadık. Evden taşınacağımı bilmiyordum. Edinmiş bulundum. Torunların istedi biliyorsun. Ne var burada bu kadar işe yaramaz bodrum var. Hayvanlara sağlıklı, toprak zeminde bir yer &ccedil;evirelim, serbest dolaşsınlar.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Tamamen salın o zaman, acıkınca gelirler. Yemek yediği evi bilirler.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; B&uuml;y&uuml;k Torun:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ananne golden olan k&ouml;peği salamayız, &ccedil;alarlar. Hem belediye zehirliyor. Annemin &ccedil;ocukken beslediği k&ouml;peğini zehirlemişler, kurtaramamışsınız.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; K&ouml;peklerin y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe &ccedil;ıktığı bir g&uuml;n Kont'un yalpaladığı fark edildi, t&uuml;ylerinin arasında d&ouml;rt beş yerinde yumrular oluşmuştu. Veterinere g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml; &ccedil;ar&ccedil;abuk. Kanser olduğunu &ouml;ğrendiler. Evde yas vardı. Kemoterapi i&ccedil;in &ouml;nerilen ilacı eczane eczane dolaşıp zorlukla buldular. Artık bir &uuml;st sokaktaki kiralık evin &ouml;n&uuml;ndeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k alanda bakılıyordu. Kemoterapi hayvanı o kadar k&ouml;t&uuml; yapmıştı ki, yemiyor i&ccedil;miyor, ayağa kalkamıyor, kalksa y&uuml;r&uuml;yemiyordu. Akşam sabah başında n&ouml;bet tutmaya başladılar. Hastalıklı k&ouml;pek b&uuml;t&uuml;n sokağın merhametini galeyana getirmişti. Yoldan ge&ccedil;enler b&uuml;y&uuml;k ihtimamla durumu soruyor, dualarla, temennilerle ayrılıyorlardı.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evde matem havası, umutlar besleyerek dağıtılmaya &ccedil;alışılıyordu:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ben biraz tavuktan yedirdim. İlacını i&ccedil;iremedim, bir de sen denesene.</p>
<p>Diyordu evin annesi. B&uuml;y&uuml;k torun;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Ben veririm, sosis var mı evde, onun i&ccedil;ine g&ouml;m&uuml;nce yiyor. Kemoterapi mahvetti hayvanı. Zaten o bah&ccedil;ede zincirde, unla beslenerek bağışıklığı nasıl iyi olacak. Senin y&uuml;z&uuml;nden işkence g&ouml;r&uuml;yor hayvanlar. Ge&ccedil;ici dedin, h&acirc;l&acirc; zincirdeler. Anannem de inadını kırmıyor ki, g&uuml;zel bir yer yapalım&hellip; Mezarına g&ouml;t&uuml;recek yeri sanki. Bir şey de yapsa gam yemem. İki lahana var diye&hellip;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kont ancak iki haftada toparlandı. Kalkıp tuvaletini yapmak i&ccedil;in k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;i&ccedil;ekliği &ouml;zellikle kullanıyordu. O zaman i&ccedil;ler acısı eziyetini daha bir g&ouml;z&uuml;ne soktu onların. Bağlı olduğu yerde toprak yoktu ve olduğu yere yapmak zorunda kalıyordu. Pislik hastalığı getirmişti besbelli.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ş&uuml;kriye Nine bir sabah ziyarete geldi:</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Biber dolması getirdim k&ouml;peğe, yer belki. Merak ettim, &uuml;z&uuml;ld&uuml;m hayvana, neden hasta oldu? Ben onlara herg&uuml;n bakıyorum.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kapının &ouml;n&uuml;nde Kont'un iyi haline g&uuml;le&ccedil; y&uuml;zlerle eşlik ediyordu ev halkı. Ananne &ccedil;&ouml;meldi yerde yatan hayvanın yanına;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Oğluuum, hasta mı oldun sen, iyileş emi, ben seni hi&ccedil; b&ouml;yle elimle sevmemiştim.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ev halkının bakışları dondu, birbirine baktılar. &Uuml;vey ebeveyne terk edilmiş evlat muamelesini h&uuml;crelerinin en derinine kadar hissettiler. G&ouml;rmeden duramadıkları sevgili canlarını, kendilerine can olan, hayvansever bildikleri ananelerinin elinde bu kadar gaddar ve sevgi &ccedil;&ouml;l&uuml; i&ccedil;inde bıraktıkları ger&ccedil;eği &ccedil;arptı y&uuml;zlerine. &Ccedil;aresizliklerinden, iyi olduklarını, en azından doğaya veya barınağa bırakmadıkları i&ccedil;in teselli olup kendilerini kandırdıkları ayan beyan ortadaydı.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; B&uuml;y&uuml;k torun sağlık&ccedil;ı olarak devlet kurumunda işe başlayacaktı. K&ouml;y hayatı yaşayabilecekleri bir yere tayin istedi, g&ouml;z&uuml;n&uuml; kırpmadan. K&ouml;peklerini alacak mutlu mesut yaşayacaklardı. Bir d&ouml;n&uuml;m arazi i&ccedil;inde bir ev buldular. İşyerine uzaktı ama k&ouml;pekler i&ccedil;in bulunmaz fırsatlar sunuyordu. Taşındılar. Lisa ve Kont evin farklı k&ouml;şelerinde yuvalarına istedikleri gibi girip &ccedil;ıkarak, bah&ccedil;ede &ouml;zg&uuml;rce koşturarak yeniden canlandılar. Kont'un d&ouml;k&uuml;len t&uuml;yleri daha canlı yerine geldi. Tırmandıkları bah&ccedil;e telini g&ouml;r&uuml;nce yerine gelen kuvvetine sevinirken, komşu bah&ccedil;elere ge&ccedil;memesi i&ccedil;in yeniden uğraş vermelerine de s&ouml;yleniyordular insan dostları&hellip;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıllar sonra Ş&uuml;kriye Nine anlatıyordu eşe dosta;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Alışıyor insan, kapıya &ccedil;ıkıp konuşurdum onlarla&hellip;Arada havlarlar, &ccedil;ıkar s&ouml;ylenirdim "Karnınız tok ne istiyorsunuz, susun bakalım" Beni dinlerlerdi. Hasta olunca &uuml;z&uuml;ld&uuml;m, merak ettim. Yanına gittim beni tanıdı. Sevdim elimle. Yabancı gelince havlarlardı&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evin kızı ve torunlar bayram ziyaretlerinde bu sohbetleri acı bir g&uuml;l&uuml;msemeyle dinler, istemsizce g&ouml;zlerini bah&ccedil;eye &ccedil;evirir; artık bah&ccedil;enin k&ouml;şesindeki sessizce dinlenen canlarının mezarlarına izin verdiği i&ccedil;in Ş&uuml;kriye Nine'ye minnet duyarlardı. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YERYÜZÜ KORUYUCULARI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yeryuzu-koruyuculari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yeryuzu-koruyuculari</guid>
<description><![CDATA[ BİZİM GİBİ, BİZDEN FARKLI…
Algılayamadığımız boyutların ötesinde… Karanlığın anavatanında yaşamaya zorlanan, insanlığın unuttuğu, tarih sahnelerinden sildiği Gece Halkı.
Karanlık Çağ olarak adlandırılan zaman diliminde bölgeleri farklı olsa da aynı dünyayı paylaşırlardı. Gerek görünüşleri gerekse yetenekleri insanoğlundan tamamen farklıydı, bu değişkenleri birer üstünlük olarak kabul edenlerin sayısı artıyordu. İçlerindeki bu soyut ‘güç’ azınlık grubun güçlenmesi ile somutluk kazandı. Zalimlikleri ve üstünlük sevdaları dünyada bilinmeyen 2. Büyük savaşı başlattı. Cinlerin; Melekler tarafından dağ eteklerine kovulmasının ardında yaşanan, insanoğlunun yaradılışından bu yana yaşadığı ilk savaştı…
İnsan nesli, Gece halkına karşı ilk mağlubiyetini aldı. Mağara eteklerinde kurdukları topluluk, tarih kitaplarına avcı toplayıcı olarak yazıldı. Bu süre zarfında Gece halkının barış yanlıları mağlup toplum ile bir anlaşmaya vardılar. 
İki halk arasında yaratılacak yeni bir melez türü, ayrı dünyalarına bir kapı olacak ve taraflar arasında nihai orta yolu bulacaklardı. Aradan geçen süre zarfında; insanoğlu, barışçıl gece halkı azınlığı ve yarattıkları melez türü beraber ürediler, çoğaldılar ve güçlendiler.
Gece halkının unuttuğu bir şey vardı; insanoğlu varoluşsal içgüdülerinin yanı sıra mantıklarını ve iradelerini de kullanıyorlardı, savaşın ikinci yarısında yıllar içerisinde şahlanan insanoğlu haklı galibiyetini almıştı. Küçümseyici ve üstünlük emellerinin kurbanları bir zamanlar evleri bildikleri boyutlarından kovuldular, melezler ise nesliyle asırlarca iki dünya arasına kapı oldular.
İnsanoğlu ve Gece halkı arasındaki dengeyi korumaya yemin eden bu melezlere; Yeryüzü Koruyucuları adını verdiler…
21. Yüzyıl koruyucularını konu alan bu seride; Evrin’in başından geçenleri, onun bakış açısından okuyacağız, onun gözünden ilk kez koruyucuların dünyasını ve gece halkını tanıyacağız. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_61034aec66f4e.jpg" length="63673" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 13 Nov 2021 00:01:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>_iirazz</dc:creator>
<media:keywords>FANTASTİK</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Siren Sesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/siren-sesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/siren-sesi</guid>
<description><![CDATA[ Atatürk’ün kim olduğunu annemi babamı bildiğim gibi biliyorum ama ölüm kelimesi bana yabancı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618ae0523f6bd.jpg" length="36604" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 10 Nov 2021 09:05:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>TUĞBA İNCEOĞLU</dc:creator>
<media:keywords>10 Kasım, Atatürk, Siren, Gençliğe Hitabe, Ata</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Siren Sesi</p>
<p>Siren sesi etrafı sarıyor. Herkes durmuş. Annem, yoldaki diğer b&uuml;y&uuml;kler, yanlarındaki &ccedil;ocukları, arabalar bile. Hatta arabaların i&ccedil;indeki insanlar dışarıya &ccedil;ıkmış ayakta duruyorlar. Ben de duruyorum dimdik diğerleri gibi ama neden &ouml;yle durduğumuzu bilmiyorum. Siren susuyor, yolun karşısındaki ablamın okulundan İstiklal Marşı&rsquo;nın sesi geliyor. Ben hen&uuml;z s&ouml;zlerini bilmiyorum, s&ouml;ylemiyorum. Bitince insanlar bir anda hareketleniyor, şof&ouml;rler arabalarına biniyor, s&uuml;rmeye başlıyorlar. Anneme soruyorum;</p>
<p>&ldquo;Neden durduk &ouml;yle anne?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bug&uuml;n 10 Kasım yavrum, Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml; Anma g&uuml;n&uuml;. 10 Kasım 1938&rsquo;de Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml; kaybettik,&rdquo; diyerek bana bakıyor. S&ouml;ylediklerini anlamadığımı bakışlarımdan fark ediyor. &ldquo;Yani o g&uuml;n Atat&uuml;rk &ouml;ld&uuml;,&rdquo; diyor.</p>
<p>Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n kim olduğunu annemi babamı bildiğim gibi biliyorum ama &ouml;l&uuml;m kelimesi bana yabancı. Bilmek, &ouml;ğrenmek istemediğim bir s&ouml;zc&uuml;k.</p>
<p>&ldquo;Onun bedeni &ouml;lm&uuml;ş olabilir ama bizlerin i&ccedil;inde h&acirc;l&acirc; yaşıyor. Onu saygıyla anıyoruz bug&uuml;n.&rdquo;</p>
<p>Demek ger&ccedil;ekten &ouml;lmedi diye seviniyorum.</p>
<p>***</p>
<p>İlkokul birinci sınıftayım, b&uuml;t&uuml;n &ouml;ğrencilerle birlikte okul bah&ccedil;esinde siyah &ouml;nl&uuml;ğ&uuml;m &uuml;zerimde dimdik duruyorum. Siren sesini dinliyorum, g&uuml;nlerden 10 Kasım, saat 9&rsquo;u 5 ge&ccedil;iyor. Bitince t&uuml;m okul İstiklal Marşı&rsquo;nı s&ouml;yl&uuml;yoruz. Hen&uuml;z s&ouml;zlerini tam olarak ezberleyemedim. Bildiğim kısımlarını s&ouml;yleyip diğer kısımlarında dudaklarımı kıpırdatıyorum. B&uuml;y&uuml;k sınıflardan bir grup &ouml;ğrenci okulun girişindeki balkona &ccedil;ıkıyor. İ&ccedil;lerinden bir &ccedil;ocuk <em>Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n Gen&ccedil;liğe Hitabesi&rsquo;</em>ni okuyor g&uuml;r sesiyle. Sonra grup başlıyor <em>Gen&ccedil;liğin Atat&uuml;rk&rsquo;e Cevabı&rsquo;</em>nı okumaya. Hayranlıkla dinliyorum. T&ouml;ren başka &ccedil;ocukların şiirler okuyup, şarkı s&ouml;ylemeleriyle devam ediyor. En son ablam &ccedil;ıkıyor ve g&uuml;nlerdir evde bize s&ouml;ylediği Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n &ouml;zdeyişini s&ouml;yl&uuml;yor.</p>
<p><em>Beni g&ouml;rmek demek mutlaka y&uuml;z&uuml;m&uuml; g&ouml;rmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu k&acirc;fidir.</em></p>
<p>Akşam yemek yerken tekrar istiyorum Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n o &ouml;zdeyişini s&ouml;ylemesini. Hemen tekrarlıyor;</p>
<p><em>Beni g&ouml;rmek demek mutlaka y&uuml;z&uuml;m&uuml; g&ouml;rmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu k&acirc;fidir.</em></p>
<p>Anlamadığımı babam anlıyor. &ldquo;Ne demek istemiş olabilir sence?&rdquo; diye soruyor bana.</p>
<p>Annem &ldquo;Atat&uuml;rk &ouml;ld&uuml; m&uuml;? Yaşıyor mu?&rdquo; diye soruyor. Hemen aklıma geliyor şarkının s&ouml;z&uuml; &ldquo;Atat&uuml;rk &ouml;lmedi, y&uuml;reğimde yaşıyor&hellip;&rdquo; diyorum. Ablam hemen şarkıyı s&ouml;ylemeye başlıyor. Biz de eşlik ediyoruz ona.</p>
<p><em>Atat&uuml;rk &ouml;lmedi<br />Y&uuml;reğimde yaşıyor</em></p>
<p><em>Atat&uuml;rk &ouml;lmedi<br />Y&uuml;reğimde yaşıyor</em></p>
<p><em>Uygarlık savaşında<br />Bayrağı o taşıyor<br />Her g&uuml;c&uuml; o aşıyor</em></p>
<p><em>Uygarlık savaşında<br />Bayrağı o taşıyor<br />Her g&uuml;c&uuml; o aşıyor</em></p>
<p><em>T&uuml;rkl&uuml;ğ&uuml; g&uuml;&ccedil; veren devrimler senin<br />Yurduma &ccedil;izdiğin aydın yol senin<br />Gen&ccedil;lik senin<br />Sen gen&ccedil;liğimsin<br />&Ouml;lmedin, &ouml;lemezsin<br />&Ouml;lmedin, &ouml;lemezsin<br />&Ouml;lmedin, &ouml;lemezsin<br />&Ouml;lmedin, &ouml;lemezsin</em></p>
<p><em>T&uuml;rkl&uuml;ğ&uuml; g&uuml;&ccedil; veren devrimler senin<br />Gen&ccedil;lik senin<br />Sen gen&ccedil;liğimsin<br />&Ouml;lmedin, &ouml;lemezsin<br />&Ouml;lmedin, &ouml;lemezsin<br />&Ouml;lmedin, &ouml;lemezsin<br />&Ouml;lmedin, &ouml;lemezsin</em></p>
<p><em>Atat&uuml;rk &ouml;lmedi</em></p>
<p>Şarkı bitince ben &ldquo;10 Kasım 1938&rsquo;de hayata g&ouml;zlerini yumdu,&rdquo; diyorum &uuml;zg&uuml;n bir sesle.</p>
<p><em>&ldquo;Benim naciz v&uuml;cudum, bir g&uuml;n elbet toprak olacaktır. Fakat T&uuml;rkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır,&rdquo; </em>diyor babam.</p>
<p>Annem a&ccedil;ıklıyor bana;</p>
<p>&ldquo;Canım kızım onu kaybetmiş olabiliriz ama o bize &ouml;yle b&uuml;y&uuml;k bir &uuml;lke armağan etti ki bu &uuml;lkede yaşadığımız her g&uuml;n o da bizimle beraber yaşıyor. Sen bir kız &ccedil;ocuğu olarak diğer b&uuml;t&uuml;n uygar medeniyetlerdeki kızların haklarına sahipsin. Okuyorsun, istediğin kıyafeti giyiyorsun, on sekiz yaşını doldurunca oy kullanabileceksin, ileride istediğin işte &ccedil;alışacaksın&hellip; Yani baban gibi h&uuml;r bir erkek hangi haklara sahipse sen de aynı haklara sahipsin. İşte t&uuml;m bunlar onun devrimlerinin eseri!&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayatımızın her dakikasında onun izi var,&rdquo; diyerek babam lafı alıyor. &ldquo;En başta başka bir milletin esiri, k&ouml;lesi değiliz. Her T&uuml;rk vatandaşı olarak kadın erkek fark etmeksizin eşit haklara sahibiz&hellip;&rdquo;</p>
<p>***</p>
<p>Kızımı okula bıraktım, işe gidiyorum. Bug&uuml;n 10 Kasım. Son bir haftadır akşamları elimizde iki k&acirc;ğıtla dolaşıyoruz evin i&ccedil;inde.</p>
<p>Bir ben okuyorum k&acirc;ğıda bakmadan;</p>
<p><em>&ldquo;Ey T&uuml;rk gen&ccedil;liği! Birinci vazifen; T&uuml;rk istiklalini, T&uuml;rk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve m&uuml;dafaa etmektir.</em></p>
<p><em>&nbsp;Mevcudiyetinin ve istikbalinin yeg&acirc;ne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek d&acirc;hil&icirc; ve haric&icirc; bedhahların olacaktır. Bir g&uuml;n, istiklal ve cumhuriyeti m&uuml;dafaa mecburiyetine d&uuml;şersen, vazifeye atılmak i&ccedil;in i&ccedil;inde bulunacağın vaziyetin imk&acirc;n ve şeraitini d&uuml;ş&uuml;nmeyeceksin. Bu imk&acirc;n ve şerait, &ccedil;ok nam&uuml;sait bir mahiyette tezah&uuml;r edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek d&uuml;şmanlar, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada emsali g&ouml;r&uuml;lmemiş bir galibiyetin m&uuml;messili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın b&uuml;t&uuml;n kaleleri zapt edilmiş, b&uuml;t&uuml;n tersanelerine girilmiş, b&uuml;t&uuml;n orduları dağıtılmış ve memleketin her k&ouml;şesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. B&uuml;t&uuml;n bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak &uuml;zere, memleketin d&acirc;hilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet i&ccedil;inde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini m&uuml;stevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret i&ccedil;inde harap ve bitap d&uuml;şm&uuml;ş olabilir.</em></p>
<p><em>Ey T&uuml;rk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait i&ccedil;inde dahi vazifen, T&uuml;rk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhta&ccedil; olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.&rdquo;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>Bir kızım okuyor k&acirc;ğıttan. Az kaldı, seneye o da bakmayacak.</p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Ey B&uuml;y&uuml;k Ata,</em></p>
<p><em>Varlığımızın en kutsal temeli olan, T&uuml;rk İstikl&acirc;l ve Cumhuriyeti&rsquo;nin sonsuz bek&ccedil;isiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikb&acirc;lde, hi&ccedil;bir kuvvet bizi yolumuzdan d&ouml;nd&uuml;rmeyecektir. Bizler, b&uuml;t&uuml;n hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki s&ouml;nmez inan&ccedil; ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun g&uuml;&ccedil;l&uuml; temeller &uuml;zerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilin&ccedil;lidir. En kıymetli emanetimiz olan, T&uuml;rk İstikl&acirc;l ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, b&uuml;k&uuml;lmez kolların, yenilmez T&uuml;rk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstikl&acirc;l ve Cumhuriyetimize kastedecek d&uuml;şmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla &uuml;zerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez T&uuml;rk g&uuml;c&uuml;n&uuml;n zerresini bile sarsamayacaktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, bu aziz vatanın toprakları &uuml;zerinde yetişen azimli ve inan&ccedil;lı T&uuml;rk gen&ccedil;liği, d&ouml;k&uuml;len temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın &uuml;r&uuml;nleridir. Vatanın ve milletin selameti i&ccedil;in her zorluğa iman dolu g&ouml;ğs&uuml;m&uuml;z&uuml; germek, ger&ccedil;ek amacımız olacaktır.</em></p>
<p><em>Ey T&uuml;rk&rsquo;&uuml;n b&uuml;y&uuml;k Ata&rsquo;sı !</em></p>
<p><em>İstikl&acirc;l ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, i&ccedil;inde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, b&uuml;t&uuml;n engelleri aşıp her g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; yenmek azmindeyiz.</em></p>
<p><em>T&uuml;rk gen&ccedil;liği olarak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bek&ccedil;ileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atat&uuml;rk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, &ccedil;ağdaş uygarlığa ge&ccedil;mek i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref s&ouml;z&uuml; verir, kendimizi b&uuml;y&uuml;k T&uuml;rk ulusuna adarız.</em></p>
<p><strong><em>&nbsp;</em></strong></p>
<p>Arabayı sağa &ccedil;ektim t&uuml;m diğer şof&ouml;rler gibi, dışarıya &ccedil;ıktım. Dimdik ayakta duruyorum. Sirenler &ccedil;almaya başladı. Saat 9&rsquo;u 5 ge&ccedil;iyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>9&amp;apos;u 5 Geçe</title>
<link>https://edebiyatblog.com/9u-5-gece</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/9u-5-gece</guid>
<description><![CDATA[ 10 Kasım&#039;ın anlam ve önemi... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618adc044def4.jpg" length="40164" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 10 Nov 2021 09:04:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>yıldızlarabenzer</dc:creator>
<media:keywords>10 kasım, saat, 9u 5 geçe, Atatürk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>
<p><strong>9'U 5 GE&Ccedil;E</strong></p>
<p>"Burası neresi anne?" diye soruyor k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk. Bu evin niye bu kadar &ouml;zel, bu kadar &ouml;nemli olduğunu bilmiyor. &Ouml;ylesine, normal bir ev diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor.&nbsp;</p>
<p>"Burası Atat&uuml;rk'&uuml;n k&ouml;şk&uuml;." diyor annesi. G&ouml;zleri doluyor bir anda, biliyor, sadece birka&ccedil; dakika sonra saat dokuzu beş ge&ccedil;ecek.&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zleri parlıyor &ccedil;ocuğun, neşeyle bir kez daha soruyor, "Atat&uuml;rk burada mı?" diyor. Bu kez diğer yanında duran babasının da g&ouml;zleri doluyor. Keşke burada olsa diye ge&ccedil;iriyorlar i&ccedil;lerinden. Oysa biliyorlar, sadece birka&ccedil; dakika kaldı...&nbsp;</p>
<p>"Atat&uuml;rk şimdi uyuyor." diye cevap veriyor babası. &Ccedil;ocuk d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor, o zaman tekrar gelecek, diyor i&ccedil;inden. Bir kez daha soruyor. "Peki biz niye buradayız?" diyor. Geriye sadece beş dakika kaldığından haberi yok.&nbsp;</p>
<p>Bu kez annesi konuşuyor. "Buraya onun i&ccedil;in geldik." diyor. &Ccedil;ocuk anlamıyor, Atat&uuml;rk burada yokken biz niye buradayız diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. Ama yine de konuşmuyor.&nbsp;</p>
<p>İnsanlar yavaş yavaş sessizleşmeye başlıyor. Herkes susuyor, tek yaptıkları &ccedil;aresizce dokuzu beş ge&ccedil;eyi beklemek.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuk konuşuyor yine, dayanamıyor, merak ediyor. "Peki neden burası?" diyor. "Atat&uuml;rk'&uuml;n başka evi yok mu, neden buradayız?"&nbsp;</p>
<p>Etraftaki diğer insanlar da duyuyorlar &ccedil;ocuğu. Herkesin g&ouml;z&uuml; yaşlı, herkesin g&ouml;z&uuml; saatte. K&ouml;şk&uuml;n yanındaki &ccedil;ınar ağacına bakıyor birka&ccedil; kişi. G&ouml;zyaşları arasında g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorlar. "Burası y&uuml;r&uuml;yen k&ouml;şk, evlat!" diyor yetmişlerine bir amca elindeki bastondan destek alarak ayağa kalkarken. Biliyor &ccedil;&uuml;nk&uuml;, sadece iki dakika kaldı. Şimdi kalkmazsam ne zaman kalkacağım diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor kendi kendine.&nbsp;</p>
<p>Merakını alamıyor &ccedil;ocuk, "Nasıl yani?" diye soruyor. "Ayakları mı var bu evin?" Birka&ccedil; kişiden hafif g&uuml;lme sesleri geliyor. Hepsi keşke bu &ccedil;ocuk kadar masum olsak diye ge&ccedil;iriyorlar, bilmesek bu g&uuml;n&uuml;n anlamını.&nbsp;</p>
<p>Bu kez kırklı yaşlarında biri konuşuyor, "K&ouml;şke zarar verdiği i&ccedil;in keseceklerdi bu ağacı." diyor. &Ccedil;ocuk d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor, koca ağacı kesmesinler diyor kendi kendine. Kesilince &ccedil;ok canı acır diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. Ama konuşmuyor, susuyor. Anlıyor bir şeylerin ters gittiğini.&nbsp;</p>
<p>Başka biri devam ediyor konuşmaya, "Atat&uuml;rk bu ağacı kesmelerine izin vermemiş." diyor. "Kesmeye &ccedil;alışanlara, sen hi&ccedil; b&ouml;yle bir ağa&ccedil; yetiştirdin mi de keseceksin, demiş." diyerek susuyor. "Ağacı kesemezsiniz, &ouml;yleyse k&ouml;şk&uuml; y&uuml;r&uuml;t&uuml;n, demiş Atam." diye tamamlıyor başka birisi onun s&ouml;z&uuml;.&nbsp;</p>
<p>O sırada bir ses duyuluyor. Y&uuml;ksek bir ses, siren gibi. Yaşlı bir adam i&ccedil;li i&ccedil;li ağlıyor, başka bir yaşlı kadın karşısındaki saate bağırıyor, "Dur l&uuml;tfen! Dursana!" diyor. &Ccedil;ocuk etrafına bakınıyor, diğer herkes susmuş, sabit duruyor. Hi&ccedil;bir şey sormuyor, artık o da biliyor, takvimler 10 Kasım'ı g&ouml;steriyor, saat dokuzu beş ge&ccedil;iyor...&nbsp;</p>
<p><em>Mustafa Kemal Atat&uuml;rk'&uuml;, saygı ve &ouml;zlemle anıyoruz...</em></p>
<p><strong>Y&Uuml;R&Uuml;YEN K&Ouml;ŞK HAKKINDA BİLGİ</strong></p>
<p>Atat&uuml;rk, 21 Ağustos 1929 tarihinde İstanbul&rsquo;dan Bursa&rsquo;ya gitmek &uuml;zere yola &ccedil;ıkar. Yalova a&ccedil;ıklarından ge&ccedil;erken sahilde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ulu &ccedil;ınar onu &ccedil;ok etkiler. Tekneyle kıyıya &ccedil;ıkıp ağacın g&ouml;lgesinde oturan Atat&uuml;rk, &ccedil;ınarın yanına kendisi i&ccedil;in k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir ev yapılmasını ister. Ahşap iki katlı bu ev 22 g&uuml;nde yapılarak 12 Eyl&uuml;l 1929&rsquo;da tamamlanır.</p>
<p>Tam bir yıl sonra &nbsp;1930 yılının yaz aylarında Atat&uuml;rk &nbsp;Millet &Ccedil;iftliği&rsquo;ndeki k&ouml;şk&uuml;ne gelir. K&ouml;şk&uuml;n hemen yanındaki ulu &ccedil;ınar ağacının dallarını kesmeye &ccedil;alışan bir bah&ccedil;ıvan ile karşılaşır. Ağacın dallarının binanın &ccedil;atısına ve duvarına dayandığını &ouml;ğrenen Atat&uuml;rk o meşhur emrini verir. "Dal kesilmeyecek K&ouml;şk kaydırılacak!"</p>
<p>Bu emir &uuml;zerine 8 Ağustos 1930 tarihinde İstanbul'dan gelen mimar ve m&uuml;hendis ekipler tarafından başlatılan &ccedil;alışma ile k&ouml;şk&uuml;n etrafı temel seviyesine kadar kazılır ve temelin altına tramvay rayları yerleştirilir. &Ouml;ncelikle k&ouml;şk&uuml;n teras b&ouml;l&uuml;m&uuml; bir g&uuml;nde kaydırılır, geri kalan iki g&uuml;n i&ccedil;inde de ana binanın raylar &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesi işlemi tamamlanır ve bina 4.80 m. kadar doğuya kaydırılır.</p>
<p>B&ouml;ylece k&ouml;şk yıkılmaktan, ağa&ccedil; dalı da kesilmekten kurtulur. &Ccedil;evre bilin&ccedil;lenmesi konusunda bir ilk teşkil eden bu olaydan sonra yapının adı &ldquo;Y&uuml;r&uuml;yen K&ouml;şk&rdquo; olur. Mustafa Kemal Atat&uuml;rk, d&ouml;nemin &ouml;nemli T&uuml;rk &nbsp;ve yabancı devlet adamlarını burada ağırlamış, T&uuml;rkiye&rsquo;nin siyasi ve toplumsal tarihine y&ouml;n verecek &ouml;nemli kararlarını yine bu k&ouml;şkte almıştır. Atat&uuml;rk k&ouml;şke 1930-1937 yılları arasında aralıklarla gelip gitmiştir.</p>
<p>(Kaynak&ccedil;a: yalova.gov.tr)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölü Adama Mektup&#45;5&#45;</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup-5</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup-5</guid>
<description><![CDATA[ Bakma kağıt parçası dediğime sevgilim; her bir sayfa kırık parçalarımı taşıyor aslında... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_6186b22d47ebf.jpg" length="47211" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 06 Nov 2021 19:54:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kağıttan Ruhlar</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sen okuyacakmışsın gibi yazıyorum bu satırları sevgilim, biliyorum hi&ccedil; bir zaman okumayacaksın sana yazdıklarımı ama ben hep sana anlatmış olacağım i&ccedil;imden ge&ccedil;enleri. Sen hi&ccedil; bilmeyeceksin belki ne hissettiğimi ama ben sana a&ccedil;mış olacağım b&uuml;t&uuml;n hislerimi...</p>
<p></p>
<p>G&uuml;n gelecek yok olacak bu kağıt par&ccedil;aları, bakma kağıt par&ccedil;ası dediğime sevgilim; her bir sayfa kırık par&ccedil;alarımı taşıyor aslında. Ama g&uuml;n gelecek tozlu sayfalara karışacak bunlar, tıpkı bir g&uuml;n benim de yok olacağımı gibi...</p>
<p></p>
<p>Bir g&uuml;n senin beni terk ettiğin gibi bu sayfalarda terk edecek beni, biliyorum onlar da istemeyecekler benim yanımda olmayı. Onlar da tıpkı senin gibi ka&ccedil;acaklar benden, o g&uuml;n ne yapacağım bilmiyorum. Her şey gitti benden, sana sığındım; sen gittin, sayfalara sığındım. Onlar da giderse limansız kalırım.</p>
<p>28'10</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Turuncu Saçlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/turuncu-saclar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/turuncu-saclar</guid>
<description><![CDATA[ Eline makası aldı. Yüzünde gülümseme, makasın kulaklarına küçük parmaklarını geçirdi. Diğer eliyle bir  tutam saçından tuttu. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618032dd4ebfc.jpg" length="64547" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 03 Nov 2021 00:32:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>TUĞBA İNCEOĞLU</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, kurgu, yeni, kız, çocuk, saç, makas, elektra</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Nicedir sıkıldığı o uzun sevimsiz turuncu sa&ccedil;ları yaz sıcağının nemli havasıyla boğazına, y&uuml;z&uuml;ne yapışmıştı. Yatağında yatarken evi dinledi. Annesinin terlik sesi yavaşlamış ama kesilmemişti. Babasının uyku mırıltısı başlamıştı.</p>
<p>Sa&ccedil;larını &ouml;fkeyle ittirdi. Az biraz hareket eden sa&ccedil; telleri tekrar yeni yerlerine yapıştılar. &ldquo;Uff, &ccedil;ok sıcak!&rdquo; Kısık sesle s&ouml;ylendi. Bakışlarını penceresine &ccedil;evirdi. Kalın perdenin yanlarından odaya ışık sızıyordu. Annesi penceresini yukarıya doğru a&ccedil;ık bırakmıştı ancak bu aralık odaya yeterli hava girişine izin vermiyordu. Yan d&ouml;nd&uuml;. Sa&ccedil;ları tekrar hareketlenip alnına, y&uuml;z&uuml;ne, boğazına yapıştılar. Keşke kısacık olsalar! Eliyle ittirdi hepsini ama başarılı olamadı. Tekrar geri yapıştılar. Kapısının &ouml;n&uuml;nde yatan kedisi Mırıl, mırıltıları eşliğinde uyuyordu. &ldquo;Pist!&rdquo; diye seslenmeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ama vazge&ccedil;ti. Artık uyku sesi sarmıştı evi.</p>
<p>Yavaş&ccedil;a kalktı. Mırıl g&ouml;z&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıp ona baktı, arkasını d&ouml;n&uuml;p yattı. Duvarın &ouml;n&uuml;nde duran masasına gitti. &Uuml;st&uuml;ndeki minik plastik saksıya baktı. &Ouml;nce kuruluktan yer yer yarıklar a&ccedil;ılmış toprağını inceledi sonra da bitkisini. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; yaklaştırdı, yeşil oval bitkinin &uuml;st&uuml;nde minik minik sarı dikenler zararsız gibi g&ouml;r&uuml;nseler de ellemedi. &nbsp;Azıcık eğildi, kakt&uuml;s&uuml;n duvara yansıyan g&ouml;vdesinin iri g&ouml;lgesine baktı. Doğruldu. Sırtına vuran pencereden sızan ışığın b&uuml;y&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; g&ouml;lgesinden bile uzun sa&ccedil;larını ayırt edilebiliyordu. Kesmem lazım! Kısacık.</p>
<p>Kapıya y&ouml;neldi. Mırıl başını kaldırmış ona bakıyordu. Minik parmaklarının ucuna basarak y&uuml;r&uuml;meye başladı. Şişt &ccedil;ekil ordan! Kedi isteksizce kalktı, eşikten uzaklaştı. Sessiz adımlarla koridora &ccedil;ıktı. İşaret parmağıyla duvarı takip ederek mutfağa ulaştı. Tabureyi alıp tırmandı. Misafir yemek takımlarının &uuml;st&uuml;nde duran b&uuml;y&uuml;k makası aldı. Sessizce odasına geri d&ouml;nd&uuml;. Işık vuran duvarın &ouml;n&uuml;ne sandalyesini &ccedil;ekti.&nbsp; Kakt&uuml;s&uuml;n yanına makası koydu. Minik elleriyle sa&ccedil;larını arkadan ikiye ayırdı, omuzlarına bıraktı. Makasla oynamak tehlikelidir! Annesinin sesi yankılandı kulaklarında, kıkırdadı. Yatağına &ccedil;ıkmış olan Mırıl kıvrılarak uyumaya başlamıştı. Evdeki uyku sesleri tıslamaya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Eline makası aldı. Y&uuml;z&uuml;nde g&uuml;l&uuml;mseme, makasın kulaklarına k&uuml;&ccedil;&uuml;k parmaklarını ge&ccedil;irdi. Diğer eliyle bir&nbsp; tutam sa&ccedil;ından tuttu. A&ccedil;tı, kapadı, a&ccedil;tı, kapadı, a&ccedil;tı, kapadı... Kırt, kırt, kırt... Kalbinin g&uuml;mb&uuml;rt&uuml;s&uuml; odaya yayıldı. Mırıl d&ouml;nd&uuml;. Durdu, evi dinledi; uyku tıslamaları. Kırt, kırt, kırt... Mırıl gırladı. Kırt, kırt, kırt. Oh be! Makası bıraktı. Kafasını sağa sola salladı. Duvardaki yansıması hoşuna gitti, kıkırdadı. Ellerini attı sa&ccedil;larının arasına, sa&ccedil;ları hemencik kayıp gitti. B&uuml;t&uuml;n sa&ccedil;larını yokladı. Fazla gelen yerlerini tek tek kesti. Mutlulukla g&uuml;l&uuml;mserken masanın &uuml;st&uuml;ndeki makası fark etti. Ay burada kalmasın bu! Yanındaki komidinin &ccedil;ekmecesini a&ccedil;tı, makası i&ccedil;ine atıp kapattı.</p>
<p>Yere d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş sa&ccedil;larını avu&ccedil;ladı. Loş odada bakındı. Yastık! Kılıfın i&ccedil;ine saklamalıyım. G&ouml;t&uuml;r&uuml;p i&ccedil;ine koydu. Mırıl yataktan atladı. Miyavlayarak uzaklaştı. Evi dinledi; anne ve babasının tıslamaları devam ediyordu. Tekrar kılların olduğu yere gitti. Yine avu&ccedil;ladı, yine yastığın kılıfına soktu ta ki yerde kıl &ouml;beği kalmayıncaya kadar. İşi bitince ellerini, &uuml;st&uuml;n&uuml; silkeledi, kısa sa&ccedil;larına dokundu. Kalbi pır pır ederken yatağına uzandı. Bunları bulur mu burda? Endişeye kapıldı. Keşke, keşke saklayabileceğim başka bir yer olsaydı? Y&uuml;z&uuml;ne, boğazına yapışmayan kısa sa&ccedil;larını elledi. &Ccedil;ok g&uuml;zel oldu ya! G&uuml;l&uuml;mserken uykuya daldı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EMANET</title>
<link>https://edebiyatblog.com/emanet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/emanet</guid>
<description><![CDATA[ Aşk kokan polisiye bir kurgu ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60f1f9bb684b4.jpg" length="74609" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Nov 2021 21:06:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yazarelifguler</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />Meğerse hayatım boyunca hep bir mağdur edebiyatı ile beslemişim ruhumu. Kendime yetememişim de, hep bir beyaz atlı prens hayali kurmuşum. Geldi mi gelecek mi diye diye k&ouml;şe bucak onu aramışım. Sonunda bulmuşum dizgin vuramadığı atı y&uuml;reğinde şahlanıp duran, prens g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; asaletinden, nezaketinden, altın kalbinden alan masal kahramanımı. Evet, ger&ccedil;ek olamayacak kadar masalsıydı. Peki, her masal mutlu sonla biter miydi...<br />Baskıcı bir ailede b&uuml;y&uuml;menin etkileri insanın neredeyse b&uuml;t&uuml;n hayatına mal olabiliyor. Aileler eskiden &ccedil;ocukları &uuml;zerinde otorite kurmayı, onlara yasaklar sunmayı &ccedil;ocuğu terbiye etme olarak addederdi. Aileme kızamıyorum, onların da tek g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, bildiği şey buydu. Ben de onlardan kuralcı olmayı, sınırlarımı &ccedil;izmeyi &ouml;ğrendim hayata karşı. Bu zaman zaman yordu tabii beni. İnsan ortam değiştirdik&ccedil;e, yaş aldık&ccedil;a sınırlarını g&uuml;n&uuml;n şartlarına g&ouml;re d&uuml;zenleyebilmeli ya da esnetebilmeli. Katı bir disiplinle b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m i&ccedil;in &ccedil;ok zorlandım okul hayatımın bitişiyle. Mesela erkeklerle g&ouml;z teması kurmak bir tabuydu benim i&ccedil;in. Nitekim, iş yaşamımda da sıkıntılarını tecr&uuml;be ettim. Şefim sık sık konuşurken neden g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakmadığımı sorgulardı. Ge&ccedil;iştirirdim, farkında olmadığımı s&ouml;ylerdim. Bir de &ccedil;ocukluk-gen&ccedil;lik d&ouml;neminde &ldquo;sen k&uuml;&ccedil;&uuml;ks&uuml;n, yapamazsın.&rdquo; &ldquo;bu senin eline yakışmaz&rdquo; &ldquo;sen bırak, annen yapsın&rdquo; deniliyorsa vay halinize. İşte o zaman hayata yenik başlıyorsunuz, &ouml;zg&uuml;veniniz sizi terk ediyor. Kendinize yetemediğiniz gibi kimseye de faydalı olamayacağınızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz. Mesela &ldquo;hayır&rdquo; demek de &ouml;ğretilmemişti bize. O y&uuml;zden &ccedil;oktur katlandıklarımız, metazori yaptıklarımız. Bilmezdim benim i&ccedil;in birg&uuml;n bunların tersine d&ouml;neceğini. &ldquo;oh be, d&uuml;nya varmış &ldquo; derler ya. &ldquo;Oh be, şu koca d&uuml;nyanın i&ccedil;inde benim de yaşamaya değer bir d&uuml;nyam varmış.&rdquo; dedirtti sevdiğim adam bana sonunda.<br />&nbsp;10 yıl &ouml;nceydi. Ilık bir nisan ayı, &ccedil;i&ccedil;ekler boy vermiş, ağa&ccedil;lar yapraklarıyla salına salına bahara &ldquo;hoşgeldin&rdquo; merasimi d&uuml;zenlemekte. T&uuml;m canlıların kanı kaynıyor adeta. Bahar bu, g&uuml;zel haberlerin m&uuml;jdecisi. Ne kadar da canım sıkkın olsa baharın kıpırtılarını, adım adım yaklaşan o g&uuml;zel seslerini duyup , kokusunu i&ccedil;ime &ccedil;ektik&ccedil;e &ldquo;g&uuml;zel g&uuml;nler kapıda &ldquo; derim hep kendi kendime. Kalbimin sanki son &ccedil;ırpınışlarıydı, acımasız terk edilmişlikler vardı &uuml;zerimde; tekrar sevmek, g&uuml;venmek, bağlanmak gibi olgular h&uuml;k&uuml;ms&uuml;zd&uuml; artık g&ouml;z&uuml;mde. Ama ufacık da olsa uğultulu bir ses yankılanıyordu derinlerimde. Kimbilir belki de d&uuml;şmemek i&ccedil;in &nbsp;sığındığım son avuntuydu. &ldquo;bir yol daha var" diyordu bu ses. Uzun muydu, meşakkatli miydi, yakında mı, uzakta mı? Hangi y&ouml;ne &ccedil;evirmeliydim kendimi? Bunları hi&ccedil; sormuyordum o zaman kendime. Sadece inanıyordum o yolu er ge&ccedil; bulacağıma ve akışa bırakmak istiyordum kendimi. B&uuml;y&uuml;kler der &ldquo;cahil cesareti" , bizler deriz &ldquo;anı yaşamak&rdquo;. Evet toydum, i&ccedil;ime kapanıktım, korkularım vardı, ge&ccedil;mişim yakamı bırakmıyordu ama varlığını hissettiğim o belki de son yoldan da ge&ccedil;mek isteyecek kadar deli akıyordu kanım. Bir 8 ay daha beklemem gerekiyormuş doğru yola kavuşana dek. Bu bekleme s&uuml;recini i&ccedil;imdeki yangınları s&ouml;nd&uuml;rmeye &ccedil;alışmakla, ge&ccedil;mişimle d&uuml;şmanlığı bırakıp onu affetmeye uğraşmakla ge&ccedil;irdim ve bu yalnız g&uuml;nlerimi i&ccedil;imdeki o masum &ccedil;ocukla hasbihal etme fırsatı olarak g&ouml;rd&uuml;m. Herşey kendiliğinden oluveriyordu sanki. Bunca yıl kendimle ve se&ccedil;imlerimle y&uuml;zleşememişken şimdi arenaya &ccedil;ıkmıştım ve ilk defa kendimi nedensiz, şartsız seviyordum. Evet nedensiz diyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; o yaşıma kadar hep bir neden aramıştım kendime sevilebilmek, hayatta kalabilmek adına. Azimli olduğum i&ccedil;in, al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml;, uyumlu biri olduğum i&ccedil;in vs. Bu liste b&ouml;yle uzar giderdi ama nasıl; kendimden , i&ccedil;imdeki asıl benden verdiğim &ouml;d&uuml;nlerle. Meğer gelmekte olan sevgilinin kendinden &ouml;nce bana ulaşan enerjisiymiş i&ccedil;imdeki bu değişimin sebebi. O gelmeden &ldquo;sevmek, yaşamak&rdquo; kelimelerini t&uuml;retiyordum, inşa ediyordum i&ccedil;imde. O gelince bu s&ouml;zc&uuml;kler v&uuml;cut buldu bende, eyleme ge&ccedil;ti.<br />T&uuml;m hafta sınav i&ccedil;in hazırlanmanın neticesinde sersem bir haldeydim; okuldan &ccedil;ıkmış aniden bastıran Nisan yağmuruna yakalanmıştım, biran &ouml;nce eve d&ouml;n&uuml;p uyuma hevesiyle motora bindim. O kısacık mesafede hava şartları &ouml;yle bir değişime uğradı ki, bir mevsimden diğer mevsime ge&ccedil;tik sandım. Fırtınanın kuvvetiyle motor sarsılmaktaydı. İşte o an g&ouml;z g&ouml;ze geldik. &ldquo;korkma, ge&ccedil;ecek dinecek fırtına birazdan" diyordu bakışlarıyla &ouml;mr&uuml;mde başka bir fırtınaya yol a&ccedil;acağını bilmeden.<br />Fırtına ge&ccedil;ti, yağmur dindi. Şimdiyse i&ccedil;imizde tatlı bir meltem esmekte, aşk yağmuru serpişmekteydi &uuml;zerimize. &Ccedil;ok farklı bir d&uuml;nyaya a&ccedil;ıldı kapılarım varlığıyla. &nbsp;T&uuml;m imkansızlıklar m&uuml;mk&uuml;n h&acirc;le geldi sevgisiyle. Aklı bir karış havada aşıklar değildik, ayaklarımız tam manasıyla yere basıyordu. Eğitimimde, iş hayatımda onun bana olan desteği, inancı &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k rol oynadı. Yeni bir kimlik oluşturmuştum adeta. O ise bende zaten var olan hasletlerin g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkması i&ccedil;in yardımcı olduğunu s&ouml;ylerdi. &ldquo;İ&ccedil;inde ne cevherler varmış meğer, bin pırlantaya bedel" derdi. Bir &ouml;zl&uuml; s&ouml;z, ger&ccedil;ekten insanın &ouml;z&uuml;nden gelerek s&ouml;ylendiğinde karanlıklar aydınlığa kavuşuyormuş. Aydınlandım, g&uuml;nışığı ile &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;tım titrek mum ışığı &nbsp;gecelerine sırtımı d&ouml;nerek.&nbsp;<br />Bir yazılım m&uuml;hendisi ile bir edebiyat &ouml;ğrencisi nasıl bir ortak paydada buluşurlar diye d&uuml;ş&uuml;nmekten alıkoydu beni t&uuml;m h&uuml;nerlerini sergileyerek. İlk buluşmamızdan itibaren şiirle karşıladı beni. Yıllarca i&ccedil;imde bir destan gibi sakladığım t&uuml;m c&uuml;mleler volkan olup aktı adeta onunla birlikte. Herşey &ouml;yle g&uuml;zel seyrediyordu ki g&uuml;nler birbirini kovalarken bizim sevgimiz b&uuml;y&uuml;yor, gelişiyor, gittik&ccedil;e daha da iyiye evriliyordu. Toz pembe değildi elbet, ufak tefek kırgınlıklar da olmuyor değildi; tadı tuzu onlar aşkın. Ama neyse ki &ccedil;ok kısa s&uuml;r&uuml;yordu &ccedil;&uuml;nk&uuml; ikimiz de koca bir g&uuml;n&uuml; birbirimizin g&uuml;l&uuml;ş&uuml;n&uuml; duymadan ge&ccedil;irmek istemiyorduk. Onsuz, sevgiden yoksun hayatımda 1 g&uuml;n o kadar uzun gelirdi ki bana hemen gece olsun isterdim, yalnızlığımdan soyunup uykuya, hayal d&uuml;nyama dalmak i&ccedil;in. Ama o vardı artık, g&uuml;n&uuml;m&uuml; aydınlatan ışığım, yol arkadaşım. Koca 1 g&uuml;n nasıl mahrum kalabilirdim onun sesinden, nefesinden. Ş&uuml;k&uuml;r ki aynı yerden bakıyorduk hayata. İkimizin de bir uzvu eksik gibiydi kırgınlık saatlerinde.<br />Her g&uuml;zel şeyin bir bedeli var değil mi? &Ccedil;ok mutlu olmanın da bedeli ağır oluyor. &Ouml;mr&uuml;mce hayalini kurduğum anların en g&uuml;zelini yaşıyordum onunla. Mutluluğum o kadar yoğun ve coşkuluydu ki hi&ccedil;bir olumsuz his beni etkisi altına alamıyordu o zamanlar. Ezelden beri onu bekliyormuşum, yaşadığım t&uuml;m olmamışlıklar, ıssızlıklar hep onun geleceğine delaletmiş. O ana dek tecr&uuml;be ettiğim t&uuml;m acıları, yalnızlıkları aklıyordum bir nevi. Başımda kavak yelleri estiğinden değil, ona ve samimiyetine sonuna kadar inandığım i&ccedil;in. İnancıma bir an bile halel gelmedi. Kanlı canlı bir masaldı o benim hayatımda. Hala da &ouml;yle.<br />Hayli maceralı bir yurtdışı seyahatinin akabinde geldi evlilik teklifi. İşi i&ccedil;in İskenderiye'ye gitmesi gerekiyordu. Beni de davet etti. Ancak, o benden &ouml;nce gidecekti. Zira benim bitirmem gereken m&uuml;him bir dosya vardı ve o sırada da vize işlemlerini halledecektim. İ&ccedil;im i&ccedil;ime sığmıyordu, ilk yurtdışı tecr&uuml;bem olacaktı hem de en değerlimle birlikte. Planlar hazırdı. İskenderiye'de işini bitirir bitirmez Piramitler'e seyahat edecektik. Ben hemen vize işlemlerine başladım ve o g&uuml;n&uuml;n akşamı da onu uğurladım. &ldquo;İpin bir ucu bende sımsıkı bağlı, diğer ucu da sende, onu hi&ccedil; bırakmayacağını biliyorum, o ipe tutun ve doğruca benim yanıma gel" dedi giderken. Kalplerimiz kenetliydi, birbirine m&uuml;h&uuml;rl&uuml;yd&uuml;; yolumuzu kaybetmezdik biz. U&ccedil;ak biletim hazırdı ancak g&uuml;nler ge&ccedil;mesine rağmen bir t&uuml;rl&uuml; vizeden ses &ccedil;ıkmıyordu. Konsolosluğu aradığımda u&ccedil;ağımın kalkışından 1 g&uuml;n &ouml;ncesine tarih verdiler, kılı kılına yetişecektim. İşler her zaman planladığımız gibi gitmiyor tabii. O sabah erkenden heyecanla aradım yine el&ccedil;iliği, telefonda birbirlerine paslıyorlardı beni ve ben her birine ayrı ayrı derdimi anlatmak zorunda kaldım. Nihayetinde o g&uuml;n yetişmeyeceğini s&ouml;ylediklerinde ağzımdan &ccedil;ıkan kararlı s&ouml;zlere, kesin bir dille takındığım &uuml;sluba ben bile inanamadım. Konsolosla g&ouml;r&uuml;şt&uuml;rd&uuml;ler beni ve o da yanına davet etti beni. Heyecan verici bir g&uuml;nd&uuml;. Konsolosluk &ouml;n&uuml;nde bir&ccedil;ok kişi sıra beklerken, ben kilitli kapıların ardına ulaşmayı başardım. Osmanlı devrinden kalma koskocaman kapılar altından ge&ccedil;erek han gibi bir odaya alındım ve konsolos geldiğinde beni ilgiyle dinledi. Kapıdan &ccedil;ıkarken vizem elimdeydi. Şanslı g&uuml;n&uuml;mde miydim yoksa evrene yolladığım olumlu enerji bana katlanarak geri mi d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;; her ne dersek diyelim Mısır&rsquo;da yaşayacak g&uuml;nlerim varmış. Kavuştuk, r&uuml;ya gibi bir tatilin bizi beklediğini sanıyorduk. Meğer bahar sadece bizim i&ccedil;imizde, aşkımızda değilmiş. Işık hızıyla yaklaşan bir Arap baharı varmış kapıda. Otele yeni varmıştık, &uuml;zerimizdeki yorgunluğu atmaya fırsat bulamadan bir kıyamet senaryosunun i&ccedil;inde bulduk kendimizi. Bu kadar insan ne ara organize olmuştu, nasıl akın akın dolduruyorlardı meydanları. O an dışarıda olmadığımıza ş&uuml;krettik. Ama endişeliydik, bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk. İnternet erişimi yoktu, telefonlar &ccedil;alışmıyor, ailelerimizi arayamıyorduk. 10 g&uuml;n mahsur kaldık &uuml;lkede, otelden dışarı &ccedil;ıkmaya cesaret edemeden. Onca g&uuml;n bize &ccedil;ok şey &ouml;ğretti. G&uuml;zel olan hi&ccedil;bir şeyi ertelememek gerektiğini, elimizde olanların kıymetini bilmeyi ve en m&uuml;himi de yaşadığımız hi&ccedil;bir an'ı heba etmemek gerektiğini. Zira &ouml;l&uuml;m&uuml;n tarihi, saati yoktu. Bu olaylardan sonra &ldquo;vakit &ouml;ld&uuml;rmek&rdquo; deyişini lugatimden &ccedil;ıkarmıştım. Vakit &ccedil;ok kıymetli bir kavramdı artık. Sıla hasreti biter bitmez parmağımda y&uuml;z&uuml;kle buluverdim kendimi. Bir d&ouml;nem kapanıyor, gizlerle dolu yeni bir perde a&ccedil;ılıyordu hayatımda.<br />İnsanın hayatı bir anda mı alt&uuml;st olur? Yoksa tehlike &ccedil;anları ara ara yakınımızda &ccedil;alıyordur da biz mi &uuml;st&uuml;m&uuml;ze alınmıyoruzdur. En nihayetinde &ldquo;kader buluşturdu, kader ayırdı&rdquo; diyebilir miyiz kayıp gidenlerin ardından? O karşıma &ccedil;ıkmadan &ouml;nce başıma gelen dramatik olaylarda sorumluluğumu yazgıma y&uuml;klerdim bir teselli bulmak i&ccedil;in kaybedişime. Ama dedim ya o, benim doğru bildiğim t&uuml;m yanlışları sildi hayatımdan ve ben sorgulamayı, cevapları aramayı, kendimi boş avuntulara maruz bırakmamayı &ouml;ğrendim.&nbsp;<br />O &ouml;yle g&uuml;zel saklamış ki sırtındaki y&uuml;kleri benden. İ&ccedil;inde korkun&ccedil; fırtınalar, kaybetme korkuları, derin pişmanlıklar varken kendimi prenses gibi hissettirmeye devam etmiş. Ben masal d&uuml;nyamıza &ouml;yle bir kaptırmışım ki kendimi, yaşadığı travmalara v&acirc;kıf olamamışım. Şehir dışı iş seyahatleri artmıştı ama beni ihmal etmemeye &ouml;zen g&ouml;steriyordu. Sonraları sıklaşmaya başladı bu geziler. Hatta bir ara takılmaya başladım ona. &ldquo;Gizli g&ouml;revde mi &ccedil;alışıyorsun yoksa? Benden gizleme n'olur" diyordum. &Ccedil;ok g&uuml;l&uuml;yordu bu lafıma. Kahkahaya vuruyordu kendini. İnsan bazen diline gelenleri, haykırmak istediklerini susmak i&ccedil;in ya &ccedil;ığlık atar, ya kahkahayla katılırmış. O feryatlarını kamufle etmeye &ccedil;alışırken benim kulaklarım tıkalıymış. Onun y&uuml;reği tir tir titrerken ben hep yazı, baharı yaşamışım. Onun g&ouml;zlerinden h&uuml;z&uuml;n ve &ccedil;aresizlik akarken benim g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nde kelebekler u&ccedil;uşuyormuş.<br />Bir yıldız kayıp gitti &ouml;mr&uuml;m&uuml;n en g&uuml;zel deminden ardında yaşlı g&ouml;zler, soru işaretleri, &ccedil;ıkmaz sokaklar bırakarak. Ne bir vedası ulaştı bana, ne ufacık bir emare ondan aylarca. Kara kutuyu bulmak &ccedil;ok zamanımı aldı. Bilmek mi zor, bilmemek mi? &Ouml;ğrenmeseydim ger&ccedil;ekleri, hep aynı dozda acıyla yaşar, buna alışırdım belki gitgide. Ya da bu bilinmezlik, bu belirsizlik birg&uuml;n tufan olur, patlardı i&ccedil;imde. Ger&ccedil;ek en nihayetinde &ouml;n&uuml;me cam kırıklarıyla dolu bir yol olarak serildiğinde adım adım geriledim. &ldquo;Keşke&rdquo; dedim, &ldquo;keşke &ccedil;ıkmasaydım yola, g&ouml;nl&uuml;m&uuml; daha da kanatacak bu yol ayrımına denk gelmeseydim.&rdquo; Keşkelerle dolu c&uuml;mleler koca bir hi&ccedil;, anlamdan yoksun, i&ccedil;i boş. Zamanı geri sarabilmek m&uuml;mk&uuml;n değildir ama hakikatle y&uuml;zleşmek de mangal gibi y&uuml;rek ister; h&acirc;l b&ouml;yle olunca sarılırsın keşkelere bir faydası olmadığını bile bile.<br />Hainlerin gizli emellerinin, kirli pusularının kurbanı oldu. Bilgisayar kurdu olmasının bedelini canıyla &ouml;dedi. Yurtdışına gitmişti. Yazılımını geliştirdiği şirketin yasadışı işlerinden bihaberdi. Sadece işini yapmaya &ccedil;alışırken onların ekmeğine yağ s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; nereden bilebilirdi? Meğer şirket adı altındaki bu iğren&ccedil; oluşum bilinen iş insanlarına, &uuml;st d&uuml;zey yetkililere suikast hazırlığı i&ccedil;erisinde ve b&uuml;y&uuml;k bir vurgun ger&ccedil;ekleştirmek &uuml;zereymiş. Metin bu gizli listenin şifresini &ccedil;&ouml;z&uuml;nce yetkili makamlara gidip bunu bildirmeye fırsat bulamadan farkına varmışlar ve tehditler başlamış. Ailesinin ve benim konumumuzu bularak ters bir hareket yapması durumunda bizimle tehdit etmişler onu. Yanıma son gelişlerinde meğer hep g&ouml;z hapsindeymiş. Benim de g&ouml;zlerim onun sırtındaki kamburu g&ouml;remeyecek kadar k&ouml;rm&uuml;ş. Keşke tekrar gitmeseymiş, şantajlara boyun eğmeseymiş. Ne olurdu o zaman bu hikayenin sonu. Belki de hepimizin &ouml;l&uuml;m&uuml; olacaktı, bizim i&ccedil;in feda etti kendi hayatını. Ve tekrar oraya d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde aylarca &uuml;lkeden &ccedil;ıkmasına izin vermemişler.<br />&ldquo;Kalbime dokun, bak her atışında sana koşuyor, hele sen yanımda yokken daha da s&uuml;ratli koşuyor sana biran &ouml;nce varabilmek i&ccedil;in&rdquo; derdi. Korkardım kalbinin bu hızlı tıkırtısından ama koltuklarım da kabarırdı benim i&ccedil;in b&ouml;yle delice atan bir kalp i&ccedil;in. İşte o dokunmaktan korktuğum, hi&ccedil; kırmaya kıyamadığım d&ouml;rtnala giden kalp, bağrındaki yangına daha fazla dayanamamış ve durmuş bir g&uuml;n. O lanet mahzende aylar sonra bulabilmiş polisler, kalbini bana emanet eden sevdiğimi. Ne beklenir ki &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; d&uuml;nya &uuml;lkesinden? Herşeyin ağır işlediği, insan canının ehemmiyetinin olmadığı, belalarla dolu bir toprak par&ccedil;ası. Acımız bize yetmiyormuş gibi &uuml;lkedeki lanet prosed&uuml;rler y&uuml;z&uuml;nden naaşına bile &ccedil;ok ge&ccedil; kavuştuk. &Ouml;ld&uuml;rmeyen acı g&uuml;&ccedil;lendirir mi? Naaşına, atmayan kalbine dokunurken yıkılmamamın a&ccedil;ıklaması bu mudur? Ellerimle toprağa verirken onu, g&ouml;zyaşlarıma h&acirc;kim olabilmem ne ile a&ccedil;ıklanır? Onun kalbi atmıyorken benimki eskisinden daha hızlı atıyor artık. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; emaneti bende. Sadece g&uuml;zel anılarımızın imgeleriyle hayatta kalabiliyorum ben. Ben bir u&ccedil;urumdan d&uuml;şt&uuml;m onun gidişiyle ama d&uuml;şerken u&ccedil;mayı, anılarımıza tutunmayı da &ouml;ğrendim. Onu kalbimde yaşatıyor, emanetini son nefesime kadar onu yad ederek taşıyacağımı biliyorum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gizemli Yazar Kırallığı ve Sırları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gizemli-yazar-kiralligi-ve-sirlari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gizemli-yazar-kiralligi-ve-sirlari</guid>
<description><![CDATA[ Her şey kayboldu ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_617eb9b8f0418.jpg" length="92457" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Nov 2021 19:44:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatimə Ağazadə</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gizemli Yazar Krallığı ve Sırları</p>
<p></p>
<p>Bilinmeyen topraklarda hen&uuml;z keşfedilmemiş saraylar vardı. İnsanlar oraların yok olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu fakat onlardan daha iyi yerlerde yaşadıklarını bilmiyorlardı. İnsanlarla yeniden d&uuml;şman olan bu kıralık i&ccedil;inde sırlar taşıyordu. Yıllar &ouml;nce d&uuml;nyaya ses getirmiş bir savaş başladı. Krallıkla D&uuml;nya arasında olan bu savaş insanlara ve krallığa &ccedil;ok şey kaybettirdi.&nbsp;</p>
<p>Iraz ve Hazal daha k&uuml;&ccedil;&uuml;kd&uuml;. Iraz Hazaldan yaşca b&ouml;y&uuml;k olduğu i&ccedil;in savaşın nasıl olduğunu biliyordu. Kardeşinden sakladığı en b&uuml;y&uuml;k sırrı ise savaşta annesi Nurcan ile babası Aytek'in kaybettikleriydi. Savaş onlar ve herkes i&ccedil;in &uuml;z&uuml;nt&uuml;l&uuml; başlamışdı. Ama ortada krallık ve yazarları olduğu i&ccedil;in hi&ccedil; kimse pes etmiyordu. Savaşta &ouml;zg&uuml;rce savaşan ve her kesi koruyan Ey&uuml;p her geldiğinde bir az k&ouml;t&uuml; ve az da iyi haberlerle geliyordu. Bu kez ilk &ouml;nce Nurhat geldi . Nurhat savaş&ccedil;ıydı ve her zaman yeni haberlerle gelirdi. Bazen k&ouml;t&uuml; bazen iyi haberlerle. Bu kez &uuml;z&uuml;c&uuml; haberdi galiba. Sanki isteksizce, adımlarını korkarak atıyordu. Nurhat:. -Yeni bir g&uuml;nde herkese merhaba. Savaşın gittik&ccedil;e zorlaştığını biliyorsunuz. Size ne kadar iyi bir haber vermeyi istesem de bu kez galiba bir az &uuml;z&uuml;c&uuml;. Biz &ccedil;ok asker kaybettik ve biliyorsunuz asker olmadan bu savaşı kazanamayız. Bizim g&ouml;n&uuml;ll&uuml; askerlere ihtiyacımız var. Ama savaş &ccedil;ok zor . Gelmek istemeyenleri anlarım. Bu zaman Iraz karşıya ge&ccedil;ti :. -Ben ...ben gelicem onlar yıllar &ouml;nce benden annemi , babamı ve kardeşim Hazalı aldılar. Hazal daha k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;kd&uuml; ama kopardılar onu benden . Artık intikam vakti. Iraz krallıktaki karanlık odasına gitti k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kağıt alıp mektup yazmaya başladı . Sonu&ccedil;ta bu bir savaş geri d&ouml;ne bileceği bile belli değil. Mektupu yazıp bitirdi. Bu anda odaya arkadaşları girdi . Irazın annesi ve babası olmadığından o arkadaşlarıyla aile gibiydi. Sinem ve Sena ikiz kardeşdi hi&ccedil; bir zaman anlaşmazlardı. Zelihanur ve Nisa hep beraber takılırdı. Bir de Melike vardı o kimseyle takılmazdı. Ama tatlı biriydi . Iraz arkadaşlarıyla vidalaşdı . Sanki bir daha hi&ccedil; bir zaman bir birilerini g&ouml;remeyecekmiş gibi konuşuyorlardı . Bu aslında Iraz i&ccedil;in &ccedil;ok zordu. Tek farklı d&uuml;ş&uuml;nen &Ccedil;etindi. Her kese mutluluk enerjisi ekliyordy. Şu anda Irazı g&uuml;ld&uuml;ren tek oydu . Her kes g&uuml;l&uuml;yordu ama bir burukluk vardı her kesin i&ccedil;inde. Tabi kolay değildi. B&uuml;t&uuml;n g&uuml;nleri beraber ge&ccedil;erdi. Beraber hikayeler yazarlardı. B&uuml;t&uuml;n sevin&ccedil;lerini, &uuml;z&uuml;nt&uuml;lerini sadece bir birleriyle paylaşıyordular. &Uuml;z&uuml;lm&uuml;şlerdi tabi. Evet gitme vaktiydi galiba . &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Nurhat kapıda dimdik durarak onlara bakıyordu. Zaman ge&ccedil;ti . Artık savaşın 475-ci g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. Iraz artık savaşa alışmıştı. Ve savaşın sonlanmasına az kalmıştı. Karşı taraf artık dayanamıyordu. Ve artık meydanda az savaş&ccedil;ı kalmıştı. Galiba savaş&ccedil;ılardan biri kadındı. Ama bir erkek gibi g&uuml;&ccedil;l&uuml;yd&uuml; . Karşısına geleni ezip ge&ccedil;iyordu. Sıra Irazdaydı ama bu kez kaybeden o olucakdı . D&uuml;şman taraftaki kadın kılıcını &ccedil;ıkarıp koşarak Irazın &uuml;zerine geliyordu. İlk hamle Irazı etkilemiştir. Sıra Irazdaydı. O k&uuml;&ccedil;&uuml;k hamleleri hızla yapıyordu. Ve evet kazandı . D&uuml;şman kadın yerdeydi. Kazanmıştı. Savaş... savaş bitiyordu. Evet evet zafer . İşte zafer . Zafer krallığındı . Nurhat sevin&ccedil; i&ccedil;inde Iraza sarıldı . Zafer onlarındı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu onların hakkıydı. Eve d&ouml;n&uuml;yorlardı. Her kes bir birine bakım sırıtıyordu. Haklılardı .Eve geldiler . Her kes bir biriyle sarılıp zaferi kuruluyordu. Ama yine de bir burukluk vardı. Anlamıyordu. Her kes bir birine bakıp kafasını aşağı indiriyordu. Sonunda K&uuml;bra yavaş adımlarla Iraza yakınlaştı. K&uuml;bra krallığın en y&uuml;ksek kadınıydı. Irazıda yanına alarak aşağı kata indi. Iraz hala anlamıyordu ve haklıydı. K&uuml;bra kilitli kapıyı a&ccedil;arak odaya girdi ve tabi Irazda . Yatakta sarı sa&ccedil;lı bir kız vardı. Ve galiba yaralıydı. K&uuml;bra ince sesiyle s&ouml;yledi: - Iraz bu &ccedil;ok zor ama sana s&ouml;ylemeliyim. Kardeşini, Hazalı bulduk. Bu g&uuml;n getirildi buraya . Yıllar &ouml;nce savaşta onu almıştılar bizden . Kendilerine benzetmişler onu. Kolunda ve boynunda yaralar var .İla&ccedil;larla kanına girmişler. Onu savaş&ccedil;ı olarak kullanmışlar. Iraz onu bulduk ama , bulduğumuz g&uuml;n kaybettik. Iraz hızlıca yatağa yakınlaştı. Yorganla y&uuml;z&uuml; kapanmış kardeşinin y&uuml;z&uuml;n&uuml; a&ccedil;tı . Ne ? Ne ? Hayır bu olmaz. Bunu yapamam. Kardeşimin katili ben olamam. Hazal bu g&uuml;n savaştığı kadındı. Onu kalbinden yaralamıştı. Kardeşinin kanı kendi eliydi. &Ccedil;ığlık atıyordu her dakika . Ama bu Hazalı geri getirmezdi. Belkide onlardan kopan sırları geri getirmemeliydiler. Onu bulmuşlardı ama , buldukları g&uuml;n yeniden kaybetmiştiler.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gergin Sorgu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gergin-sorgu-839</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gergin-sorgu-839</guid>
<description><![CDATA[ Anksiyete, göz kontağı kuramayan biri, geçmişi hatırlayamama, açığa çıkması gerekenler ve daha fazlası... Bu sorguda mağdur, baş şüpheli bile çıkabilir... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_617dbac6af719.jpg" length="48444" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Nov 2021 00:41:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Sorgu, mağdur, komiser, polis, anksiyete, takıntı, geçmiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gergin Sorgu</p>
<p>....Komiser ilk sorusunu yineledi. &ldquo;Onun y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rmediğine emin misin?&rdquo; Kafamı salladım. &ldquo;Evet, az &ouml;nce de s&ouml;yledim. G&ouml;sterdiğiniz y&uuml;z&uuml; daha &ouml;nce hi&ccedil; g&ouml;rmedim.&rdquo; Komiser sanki sorusunu tekrarlayınca verdiğim cevaptan cayacağımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p hayal kırıklığına uğramış gibi sert bir nefes verdi ve arkasına yaslandı. Gergindim. Bunu fark etmişti. Ve gerginliğimi farklı yorumladığından beni ş&uuml;pheliye yardım etmiş biri olarak g&ouml;r&uuml;yordu. Kaslarım kasılmıştı. B&ouml;yle kasılı kaldığı i&ccedil;in bir tehlike anında direkt koşabilecekmiş gibi hissediyordum. Ama bir yandan uzun s&uuml;redir b&ouml;yle olduğu i&ccedil;in i&ccedil;ten i&ccedil;ten titremeye başlamıştım. Komiser g&ouml;zlerimin i&ccedil;ine baktı. Ve ben g&ouml;zlerimi ka&ccedil;ırdım. &ldquo;Elimizde kamera kayıtları var. Daha &ouml;nce g&ouml;rmedim diyorsun ama sen onunla yaklaşık &uuml;&ccedil; d&ouml;rt dakika konuştun bile. Yine de ink&acirc;r mı edeceksin?&rdquo; Donup kalmıştım. Nasıl yani? Ne zaman? Biraz d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p ayrıntılarını hatırladığım son &uuml;&ccedil; g&uuml;n&uuml; hızlıca geri sardım. Kimle o s&uuml;rede konuştum ki? Perşembe g&uuml;n&uuml; sadece işe ve spor salonuna gitmiştim. Ve genel olarak insanlarla &ccedil;ok etkileşime girmeyen ben o g&uuml;n de zorunluluklar halinde konuşmamıştım. Ama bir tek spor salonundaki yeni biri bana sarkıntılık yapınca onu uzaklaştırmak i&ccedil;in konuşmuştum o kadar. Y&uuml;z&uuml;ne hi&ccedil; dikkat etmemiştim. Zaten insanların g&ouml;zlerine bakamıyordum. Ve bu y&uuml;zden az karşılaştığım hi&ccedil;bir y&uuml;z&uuml; hatırlamazdım. Onun dışında o g&uuml;n başka hi&ccedil; kimseyle o s&uuml;rede konuşmamıştım. Cuma g&uuml;n&uuml; ise işten d&ouml;n&uuml;şte markete uğramıştım. Kasiyerle konuşmuşumdur belki hatırlamıyorum. Bacağımı, kolumu, kafamı kaşıdım gerginlikten. Ama kaşınmam azalmadı. D&uuml;ş&uuml;nmeye devam ettim. Bir de market &ccedil;ıkışında poşetleri tam tutamadığımdan biri ile &ccedil;arpışıp yere d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;şt&uuml;m onları. O da benden &ouml;z&uuml;r dilemişti. Ve bana yardım edip gitmişti. Onun y&uuml;z&uuml; dışında diğer fiziksel &ouml;zelliklerini bile hatırlamıyordum eşyaları toplamaya odaklandığım i&ccedil;in. Cumartesi ise izin g&uuml;n&uuml;md&uuml; ve o g&uuml;n dışarı hi&ccedil; &ccedil;ıkmamıştım. O g&uuml;n&uuml; eleyebilirdim. Biraz kendimi zorlayıp kimseyi hatırlamadığımı ve nedenini komisere anlatmalıydım. Yutkundum. &Ccedil;enem ve dudaklarım titrerken sesimin titrememesi beni şaşırttı. &ldquo;Ben&hellip; Ben son &uuml;&ccedil; g&uuml;nden &ouml;ncesini tam hatırlamıyorum ama onun dışında bahsettiğiniz kişi olabilecek sanırım &uuml;&ccedil; kişi var. Belki de iki. Biri Perşembe g&uuml;n&uuml; spor salonunda bana sarkıntılık yapmaya &ccedil;alışan biriydi. O olabilir. Ya da Cuma g&uuml;n&uuml; markete gitmiştim oradaki kasiyerdir belki. Diğer olasılık ise marketin &ouml;n&uuml;nde &ccedil;arpıştığım kişidir. Bilmiyorum belki de bahsettiğiniz şey daha &ouml;nce ger&ccedil;ekleşmiştir. Bu bahsettiklerimin de y&uuml;z&uuml;n&uuml; hatırlamıyorum aslında. B-ben&hellip;&rdquo; Kekelemeye başladığım sırada durakladım. Kendimi toparlamaya &ccedil;alıştım. Ancak komiser yeniden konuşmak i&ccedil;in ağzını a&ccedil;ınca devam ettim. &ldquo; B-ben i-i-i-insanların y&uuml;zleri-ini p-pek hatırlamam. G-g-g&ouml;-g-g&ouml;z k-kontağı kuramam. O-o-on-n-n-on-on-onların-nın&hellip;&rdquo; ve sonumda &ccedil;enem kilitlendi. Boynum kasılmaya başladı ve kendimi sakinleştirebilmek i&ccedil;in başımı masaya g&ouml;md&uuml;m. T&uuml;m v&uuml;cudum titriyordu. Ellerim bacaklarım, boynum, &ccedil;enem&hellip; Kendimden nefret ettim yeniden. Yendiğimi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Dirseğimi deli gibi kaşıyordum. Sonra ellerim y&uuml;z&uuml;me tırmandı. Yanaklarımı kaşımaya başladım. Ama kendimi sakinleştirebileceğim sınırı ge&ccedil;miştim artık. Tırnaklarım yanağımı y&uuml;zmeye başladı ve komiser aniden iki elimin bileğini tuttu ve sıktı. Sonra onları biraz g&uuml;&ccedil; uygulayarak masada kontrol altına aldı. O bunu yapınca şokla g&ouml;zlerim ellerine sabitlendi. Şok v&uuml;cudumun titremelerini biraz azaltmıştı ama onun ellerinin altından bile titreyen dirseklerimi ve ellerimi g&ouml;rebiliyordum. Aradan bir s&uuml;re ge&ccedil;ti. O tutmaya devam etti ve titremelerim ge&ccedil;ti. En sonunda bunu fark ettiğimde uzun s&uuml;redir tuttuğum nefesim firar etti. O ise hala tutuyordu. Ve ge&ccedil;meyen şokumla onun y&uuml;z&uuml;ne baktım. G&ouml;zleri zaten &uuml;zerimdeydi ve bu y&uuml;zden direkt g&ouml;zlerimi &ccedil;evirdim. Bana biraz daha s&uuml;re verdi. Bu sırada da şokum tamamen ge&ccedil;ti. Elleri gevşedi ve tamamen ayrılıp kendi &ouml;n&uuml;nde birleşti. G&ouml;zlerim ellerinden ellerime kaydı. Parmaklarının izi &ccedil;ıkmıştı. G&ouml;zlerimi bileklerimden de ka&ccedil;ırdım. Sonunda komiser konuştu yeniden. &ldquo; Evet, ş&uuml;pheliyle X marketin &ouml;n&uuml;nde karşılaştınız. Kamera kayıtlarında size bir şeyler s&ouml;ylediği anlaşılıyor. Olayı baştan ve ayrıntılı anlatın l&uuml;tfen.&rdquo; sonra ekledi. &ldquo;Acele etmenize gerek yok. Sakince ve detayları atlamadan anlatın yeter.&rdquo; G&ouml;zlerim masada anlatmaya başladım. &ldquo; Cuma g&uuml;n&uuml; iş &ccedil;ıkışı markete gittim. Kasa sırasında &ccedil;ok kişi vardı. Kasiyer hızlıca her şeyi okuttu ve ben de parayı &ouml;deyip hızlıca &ccedil;ıkmak zorunda kaldım. Bir elimde bir poşet diğer elimle kucağımdaki &uuml;r&uuml;nleri başka poşete yerleştirmeye &ccedil;alıştım marketin &ouml;n&uuml;nde y&uuml;r&uuml;rken. Ve o sırada biriyle &ccedil;arpıştım. Sonra benden &ouml;z&uuml;r diledi ve benimle birlikte &uuml;r&uuml;nleri toparlamaya başladı. Bir yandan da ayakta olan diğer arkadaşıyla konuşuyordu sanırım, hatırlamıyorum. O y&uuml;zden o dediklerini dinlemedim bile. Zaten her şeyi toplamaya &ccedil;alışırken fiziksel &ouml;zelliklerine bile dikkat etmemiştim.&rdquo; sonra gergince ekledim, &ldquo;Sanırım kamera kayıtlarında benimle konuşuyormuş gibi g&ouml;r&uuml;nd&uuml; ve siz de o y&uuml;zden ş&uuml;pheli ile bir ilişkim var sandınız galiba?&rdquo; Kısa da olsa ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlayabilmek i&ccedil;in y&uuml;z&uuml;ne baktım. O da beni izliyormuş, hızlıca g&ouml;zlerimi ka&ccedil;ırdım. Komiser konuştu &ldquo;Yanılıyorsunuz. Yanında başka biri yoktu. Bir tek siz vardınız.&rdquo;...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KUĞU KUŞU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kugu-kusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kugu-kusu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_617ebe860c82e.jpg" length="54552" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Oct 2021 19:04:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çilem Akpınar</dc:creator>
<media:keywords>##kuğu##kuş##öğretmen##kızlar##toplum##</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ok uzak k&ouml;ylerin birinde yaşayan bir &ouml;ğretmen varmış. Bu &ouml;ğretmen k&ouml;y &ccedil;ocuklarına okuma yazma &ouml;ğretmek, onların bir meslek sahibi olması i&ccedil;in &ccedil;ok &ccedil;abalarmış. &Ouml;zellikle kız &ccedil;ocuklarının okumasıyla ilgilenir, nerede okumayan kız &ccedil;ocuğu varsa onların evlerine gider, ailelerini ikna etmek i&ccedil;in elinden geleni yaparmış. Bazı k&ouml;y halkı kızlarını okutmak istemiyorlarmış. Onlara g&ouml;re kız kısmı okumaz, evde annesine yardım edermiş. Hal b&ouml;yle olunca kız &ccedil;ocuklarını belli bir yaşa gelince de hemen evlendiriyorlarmış. &Ouml;ğretmen b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nen birka&ccedil; k&ouml;yl&uuml;ye engel olmuş. Kızını evlendirmek isteyen k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n birini almış karşısına konuşmuş.&nbsp;</p>
<p>&ldquo;Şimdi sen 15 yaşındaki kızını evlendirmek istiyorsun, &ccedil;ocuk demeden, okumasına izin vermeden&hellip; İlerde bir zamanda, ya kızına muhta&ccedil; olursan, elini ona uzatırken o ellerini kızın tutmazsa&hellip; &Ccedil;ok hasta olsan yataklara d&uuml;şsen karın, &ccedil;ok sevdiğin oğlun, sana bakmasa, ne olur biliyor musun? Eğer 15 yaşında ki kızını evlendirmeseydin, k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta gelin ettiğin i&ccedil;in senden nefret etmeseydi, kızın o elleri tutardı, hem de bir doktor, bir &ouml;ğretmen olarak. Okutup doktor olsaydı, elleri sana şifa olurdu. Başka insanlara şifa olurdu, onunla gurur duyardın. O beyaz &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; giyince tıpkı bir melek gibi olurdu değil mi? Ama sen kızından bu hayallerini &ccedil;almak istiyorsun. 15 yaşında eli kalem tutacağına, kocasının ailesine hizmet mi edecek? &ldquo;<br />Adamcığız bir şey diyememiş, susup kalmış. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;ğretmenin haklı olduğunu biliyormuş. Kızını yanına &ccedil;ağırıp onu evlendirmeyeceğini aksine okutup b&uuml;y&uuml;k insan yapacağını s&ouml;ylemiş. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kız babasının s&ouml;ylediklerini duyunca &ouml;yle mutlu olmuş ki, sevincinden gidip babasına sarılmış. Babada o g&uuml;n ilk defa kızının sa&ccedil;larını okşamış, kollarıyla onu sarmış. Sonrada kızını &ouml;ğretmene emanet edip, okuması i&ccedil;in elinden ne geliyorsa her şeyi yapacağını s&ouml;ylemiş.<br />O g&uuml;nden sonra herkes kızlarını &ouml;ğretmene emanet edip, okuması i&ccedil;in izin vermişler. &Ouml;ğretmen o k&ouml;ye &ccedil;ok iyi gelmiş. İnsanlar g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e onu daha &ccedil;ok sever olmuşlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;ğretmen sayesinde yaptıkları yanlıştan d&ouml;n&uuml;p kızlarına değer verir olmuşlar, hem de okumaları i&ccedil;in kızlarına da destek olmaya başlamışlar. &Ouml;ğretmeninin adı Halil&rsquo;miş ama ona hi&ccedil; kimse ismiyle seslenmiyorlarmış. O k&ouml;yde onun ismi &ouml;ğretmenmiş.</p>
<p>Halil g&uuml;nlerin &ccedil;oğunu &ouml;ğrencileriyle ge&ccedil;irip onlara yeni şeyler &ouml;ğretmeye &ccedil;abalıyormuş. Bir g&uuml;n hi&ccedil; ummadık zamanda g&ouml;nl&uuml;ne sevda d&uuml;şm&uuml;ş. K&ouml;y&uuml;n en g&uuml;zel kızına&hellip; Okula gidip gelirken onu tarlada &ccedil;alışırken g&ouml;rm&uuml;ş. Sonra aklından hi&ccedil; &ccedil;ıkaramamış. Her yerde onu g&ouml;r&uuml;r olmuş. Bu sevda kalbine &ouml;yle bir işlemiş ki&hellip; Hasta olup yataklara d&uuml;şeceğim diye &ccedil;ok korkuyormuş. Sonunda bu b&ouml;yle olmaz deyip kıza a&ccedil;ılmaya karar vermiş. Sevdasını s&ouml;ylemesi biraz zor olacakmış, &ccedil;&uuml;nk&uuml; k&ouml;yl&uuml;k bir yerde b&ouml;yle sevda işlerine pekiyi bakmazlarmış. Kızında onda g&ouml;nl&uuml; olduğunu bilse hi&ccedil; durmaz gidip istermiş. Ama emin değilmiş, onun i&ccedil;in bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m yolu bulup kızında onda g&ouml;nl&uuml; olup olmadığını &ouml;ğrenmesi gerekiyormuş. G&uuml;nlerce d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş nasıl &ouml;ğrenirim, kıza nasıl yanaşırım diye. Sonra aklına bir fikir gelmiş. Yine o tarlanın yolundan ge&ccedil;eceği vakit k&ouml;yl&uuml;lerle sohbet ediyormuş gibi yapıp, &nbsp;niyeti ona &uuml;st&uuml;nde yazılı bir mendil bırakmakmış. Eğer o mendili alıp bana cevap verirse o zaman onunda g&ouml;nl&uuml; bende demektir. Kızın birka&ccedil; kez kendisine baktığını g&ouml;rm&uuml;ş ama emin olamıyormuş. Bu y&uuml;zden tek &ccedil;&ouml;z&uuml;m mendilmiş.</p>
<p>Tarlaya gidip kolay gelsin bahanesiyle &ccedil;alışanlarla konuşmaya başlamış. Sohbeti bitirip kızdan tarafa doğru y&uuml;r&uuml;y&uuml;p tam kızın &ouml;n&uuml;ne gelince mendili d&uuml;ş&uuml;r&uuml; vermiş. Yandan da kızın g&ouml;zlerine bakıp hafiften g&uuml;l&uuml;msemiş. Kız &ouml;n&uuml;ndeki mendili g&ouml;r&uuml;p şaşırıp kalmış, g&ouml;zlerini &ouml;ğretmene &ccedil;evirince g&uuml;l&uuml;msediğini fark edip tekrar bakışlarını yere eğmiş. Mendili alıp &ouml;ğretmene uzatacakken y&uuml;r&uuml;y&uuml;p gittiğini g&ouml;rm&uuml;ş. Kimse g&ouml;rmeden mendili alıp cebine saklamış.<br />&Ouml;ğle molasında kız tuvalete gitmeye bahanesiyle kimsenin g&ouml;rmeyeceği yere gidip mendili bakmak istemiş. &Ouml;nce istemeden burnuna alıp koklamış. Kokuyu i&ccedil;ine &ccedil;ekerek g&ouml;zlerini kapamış, daha &ouml;nce hi&ccedil; b&ouml;yle kokuya rastlamamış. Kendine gelince ben ne yapıyorum deyip mendili geri cebine koyacakken, mendilde bir şeyler yazdığını g&ouml;rm&uuml;ş. Merak edip mendili tamamen a&ccedil;mış. Bir kuğu resmi... Sonra g&ouml;zleri yazıya kaymış.</p>
<p>&ldquo;Kuğu kuşu bir hayvan ama sıradan yaratılmamıştır. Kuğu kuşu denince akla hemen aşk d&uuml;şer. Aşkın en saf halini temsil ettiğini, eşlerine olan bağlılıklarından bahsederler. Şimdi diyorsun bana neden kuğudan bahsediyorsun. Bilmeni isterim ki benimde sana olan aşkım en saf, en temizinden&hellip; Aynı kuğu kuşu gibi bende sana kalpten bağımlıyım. Eğer senin kalbinde k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;kte olsa bir yer edindiysem bu mendile bir şeyler yaz. Yarın tekrar gelip mendili senden alacağım. Eğer bende g&ouml;nl&uuml;n yoksa sevdamı kalbime g&ouml;m&uuml;p yoluma devam edeceğim.&rdquo;</p>
<p>G&uuml;zel kız mendildeki yazıyı okuyunca ne d&uuml;ş&uuml;neceğini şaşırmış. Kalp atışları birden hızlı atmaya başlamış ve y&uuml;zlerinin yandığını fark etmiş. Elini kalbine g&ouml;t&uuml;r&uuml;p kalp atışlarını dinlemiş. Atışlarında &ouml;ğretmene dair izler aramış. Kalp atışları sanki &ouml;ğretmen diyormuş. G&uuml;l sende &ouml;ğretmene sevdalısın, &ouml;ğretmenin sana hissettiği duygular gibi sende ona &acirc;şıksın. Kalbini dinledikten sonra y&uuml;z&uuml;nde kocaman bir g&uuml;l&uuml;mseme oluşmuş. Gereken cevabı alıp oda mendilin diğer kısmına bir şeyler yazıp yarın &ouml;ğretmene vermeye karar vermiş.</p>
<p>Halil &ouml;ğretmen o gece heyecandan uyuyamamış. Bir an &ouml;nce sabah olup cevabı &ouml;ğrenmek istiyormuş. Sabahı sabah etmiş, &ouml;nce okula gidip derslere girmiş. Sonra ayakları heyecanlı şekilde tarla yoluna koyulmuş. Aynı d&uuml;nk&uuml; gibi k&ouml;yl&uuml;lerle biraz konuşup kızın olduğu tarafa gelmiş. Kızla bir an g&ouml;z g&ouml;ze gelmişler ama kısa s&uuml;rm&uuml;ş. Adımlarını atarken yerde mendilini g&ouml;rm&uuml;ş. Kimseye &ccedil;aktırmadan eğilip mendilini almış. G&uuml;l&rsquo;e d&ouml;n&uuml;p bir bakmış ama kız işiyle uğraşıyormuş. &Ouml;n&uuml;ne d&ouml;n&uuml;p hızlı adımlarla evine gitmiş. Kendini koltuğa atıp mendili a&ccedil;mış, heyecandan resmen eli titriyormuş. Mendili a&ccedil;ıp okumaya başlamış.</p>
<p>&ldquo;Elimi kalbime g&ouml;t&uuml;rd&uuml;m, atışlarını dinledim. Kalp atışlarım bana diyor ki, G&uuml;l sen de &ouml;ğretmene sevdalanmışsın, kalbinde ona &ccedil;oktan yer vermişsin. Şimdi cevabımı aldığına g&ouml;re en kısa zamanda gel iste beni&hellip;&rdquo;<br />Halil sevin&ccedil;ten ne yapacağını şaşırmış. Odanın i&ccedil;inde &ccedil;ocuklar gibi hoplayıp zıplamış. Demek adı G&uuml;l&rsquo;m&uuml;ş. Kendi gibi ismi de &ccedil;ok g&uuml;zelmiş diye kendi kendine mırıldanmış. En kısa zamanda gidip sevdiğini isteyecek, &ouml;lene kadar birlikte mutlu mesut yaşayacaklarmış.</p>
<p>Bir hafta sonra Halil yanına k&ouml;y muhtarını alıp G&uuml;l&rsquo;&uuml; ailesinden istemeye gitmişler. Halil&rsquo;in ailesi olmadığı i&ccedil;in muhtara rica etmiş. Halil&rsquo;in ailesi o k&uuml;&ccedil;&uuml;kken bir kazada hayatlarını kaybetmişler. Halil&rsquo;e dedesi bakıp b&uuml;y&uuml;tm&uuml;ş ama bir s&uuml;re sonra dedesini de hastalıktan &ouml;lm&uuml;ş. Bu y&uuml;zden kimsesi yokmuş. K&ouml;y&uuml;n muhtarı m&uuml;jdeli haberi duyunca &ccedil;ok sevinmiş. &Ouml;ğretmeni &ccedil;ok sevdiği i&ccedil;in hemen kabul edip, G&uuml;l&rsquo;&uuml; istemeye gitmişler. G&uuml;l&rsquo;&uuml;n ailesi &ccedil;ok memnun olmuş, koskoca &ouml;ğretmen kızlarını istiyor. Kim olsa mutlu olmaz mı? G&uuml;l&rsquo;e &ouml;ğretmenle evlenip evlenmeyeceğini sorup &ouml;yle cevap vermek istemişler. &Ouml;ğretmen bu duruma bir yandan sevinmiş, &ccedil;&uuml;nk&uuml; ailesi G&uuml;l&rsquo;&uuml;n fikrini de almak istemiş, onu zorla bir şey yaptırmak istememişler. G&uuml;l sessiz kalıp bir şey dememiş ama g&ouml;zlerinden her şey okunuyormuş. Annesi anlamış ki kızının da &ouml;ğretmende g&ouml;nl&uuml; var. O gece G&uuml;l&rsquo;&uuml; &ouml;ğretmene vermişler, y&uuml;z&uuml;kler takılmış. İki kalpte &ccedil;ok mutluymuş, &ccedil;&uuml;nk&uuml; ikisi de diğer yarısını bulmuş. Artık iki kalpte ayrı atmak yokmuş. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar tek kalp olup birlikte atmaya karar vermişler.</p>
<p>Kısa s&uuml;rede d&uuml;ğ&uuml;n dernek kurulmuş. &Ouml;ğretmen ve g&uuml;l evlenmişler. D&uuml;ğ&uuml;nleri &ouml;yle g&uuml;zel olmuş ki b&uuml;t&uuml;n k&ouml;y konuşmuş. Evleri nehire yakın bir yerdeymiş. İkisi de su sesini dinlemeyi &ccedil;ok sevdikleri, birde iki tane kuğu kuşu beslemek i&ccedil;in &ouml;zellikle orayı se&ccedil;mişler. İki kuğu kuşu, aynı onlar gibi birbirine &acirc;şık kuğularmış. Aynı Halil ve G&uuml;l gibi birbirlerinden hi&ccedil; ayrı duramıyorlarmış. Her zaman yan yanalarmış.<br />Onların aşkı &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;km&uuml;ş, adeta kalplerine sığmaz olmuş. Sevdaları birbirlerinin g&ouml;zlerine baktıklarında &ouml;yle belli oluyormuş ki&hellip; B&uuml;t&uuml;n k&ouml;y onların sevdasını konuşur olmuş. Gen&ccedil; kızlar aynı onlar gibi mutlu yuvalarının olmasını i&ccedil;in dua ederlermiş. Halil karısının bir dediğini iki etmiyormuş. Yeter ki ağzından bir şey &ccedil;ıksın. G&uuml;l&rsquo;&uuml; bir şey istesin hemen alıp geliyormuş. Ona şiirler okuyor, t&uuml;rk&uuml;ler s&ouml;yl&uuml;yormuş. Her daim aşkını ona haykırıyormuş. Hi&ccedil; bir zaman eşinden sevgisini esirgememiş. Karısını baş tacı yapmış, ev işlerinde yardım ediyor, her zor anında yanında oluyormuş.</p>
<p>G&uuml;nler mutlu bir şekilde ge&ccedil;ip gidiyormuş. İkisinin de aşkları daha &ccedil;oğalıyor, birbirlerine daha &ccedil;ok bağlanıyorlarmış. Yalnız bu mutlu tabloda bir şey eksikmiş &ccedil;ocuk&hellip; Seneler ge&ccedil;miş ama hala &ccedil;ocukları olmamış. G&uuml;l kendinden olmuyor diye kederlenip duruyormuş. Halil&rsquo;ime bir evlat veremedim, ben nasıl eşimde ona laik olamadım deyip kendi kendini h&uuml;z&uuml;nlenirmiş. B&ouml;yle durumlarda kadın neden hep kendini su&ccedil;lardı, belki kocasından olmuyordu. Toplumun bize y&uuml;klediği y&uuml;klerden biriydi, bir evlilik de &ccedil;ocuk olmuyorsa bunun su&ccedil;lusu kadın olurdu. Hatta karısının &uuml;st&uuml;ne kuma getiren bile oluyordu ama erkek asla kendinde sorun olacağını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yordu. G&uuml;l&rsquo;de b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nen bir grup i&ccedil;indeydi, sorunun kendisinde olduğunu sanıyordu. Bunun &uuml;st&uuml;ne k&ouml;yde de &ccedil;oktan dedikodu başlamıştı. G&uuml;l &ouml;ğretmene evlat veremedi, kısır deyip s&ouml;ylenip duruyorlarmış. G&uuml;l bunları duyduk&ccedil;a daha &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;ş. Aslında ne kadar k&ouml;t&uuml; bir d&uuml;ş&uuml;nceydi, &ouml;nceden mutlu aileden bahsederken şimdi ise G&uuml;l'&uuml;n &ccedil;ocuğu olmuyor diye konuşuyorlardı. Bir zamanlar onları y&uuml;celtirken, bir anda k&ouml;t&uuml; konuşmaya başlamışlardı. İnsanoğlu ne kadarda nank&ouml;rd&uuml;. Onlara yardımı dokunan bir &ouml;ğretmene, en k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; onlar yapıyorlardı. Bir kadının ahını alarak, zaten en b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahı işlemişlerdi.</p>
<p>Halil ne kadar &ccedil;ocuk istemiyorum, bana sen yetersin dese de G&uuml;l'&uuml; ikna edememişti. G&uuml;nler ge&ccedil;tik&ccedil;e G&uuml;l &uuml;z&uuml;nt&uuml;den eriyip bitmiş, bir şey yiyemez olmuş. Bir deri bir kemik kalmış. Halil karısını b&ouml;yle g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yormuş. Ona her daim sevdiğini s&ouml;ylese de &ccedil;ocuk istemiyorum dese de G&uuml;l&rsquo;&uuml;n y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&uuml;ld&uuml;rememiş.<br />G&uuml;l &uuml;z&uuml;nt&uuml;ye daha fazla dayanamayıp yataklara d&uuml;şm&uuml;ş. Halil karısına hekimler getirtmiş ama hastalığına &ccedil;are bulamamışlar. İnci hastalığına yakalanmış. Ve bu hastalığında şifası yokmuş. Halil karısını iyileştirmek i&ccedil;in &ccedil;ok uğraşmış. Pekmezlerle ballarla beslemiş ama G&uuml;l&rsquo;&uuml;n v&uuml;cudu bunlara cevap vermemiş. Onun tek ilacı varmış, oda bir evlat.</p>
<p>Bir g&uuml;n nehir kenarında oturup kuğuları izlemeye koyulmuşlar. Halil sevdiceğini dizlerine yatırıp sa&ccedil;larını okşuyor bir yandan da kuğulardan bahsediyormuş.<br />&ldquo;Hatırlıyor musun G&uuml;l&rsquo;&uuml;m sana kuğu kuşlarının bağlılığından bahsetmiştim. Onları aşkın en saf halini temsil eder. Neden mi? Kuğu kuşları tek eşli olması ve &ouml;lene kadar eşlerine bağlı olmaları... Derin bir sadakat duygusuna sahiptirler ve &ouml;ld&uuml;kten sonra bile bağlılığını s&uuml;rd&uuml;renler vardır. O y&uuml;zden aşkın en saf halini temsil eder. Bende bizim aşkımızı onların aşkına benzetiyorum. Onların birbirine olan aşkı gibi, birbirine bağlılıkları gibi bizde birbirimize bağlıyız. Her ne olursa olsun bizim sevdamız &ouml;l&uuml;ms&uuml;z. Birbirimize sadakatimiz &ccedil;ok derin&hellip;&rdquo; &nbsp;Halil konuşuyormuş ama G&uuml;l&rsquo;den hi&ccedil; ses &ccedil;ıkmamış. Merak edip eğilip y&uuml;z&uuml;ne bakmış. G&ouml;zlerinin kapalı olduğunu g&ouml;rm&uuml;ş, bir telaşla dizlerini &ccedil;ekip karısının başını yere koymuş. G&uuml;l&rsquo;&uuml;n başına ge&ccedil;ip onu uyandırmaya &ccedil;alışmış. Ama G&uuml;l&rsquo;de ses yok nefesine bakmış, kalbini dinlemiş. Yaşama belirtisi yokmuş, ne kalbi atıyor, ne nefes alıyormuş. Halil karısını &ouml;yle g&ouml;r&uuml;nce &ccedil;ok korkmuş, ellerini ellerine alıp "G&uuml;l'&uuml;m karım hadi uyan, bak beni korkutuyorsun."diye seslenmiş ama karısından cevap gelmemiş. G&uuml;l&rsquo;&uuml; kucağına &ccedil;ekip sarıp sarmalamış, uyan sevdam demiş, uyan ama sevdası a&ccedil;mamış g&ouml;zlerini... G&ouml;zyaşları nehire akıp gitmiş.</p>
<p>Halil sevdiğini kollarında kaybetmiş, bağırışlarını ağıtlarını bir k&ouml;y duymuş. Bir k&ouml;y &ouml;ğretmeninin acısına şahit olmuş. Ne yazık ki bir k&ouml;yde G&uuml;l'&uuml;n sebebi olmuştu. Pişman olmuşlardı ama iş işten ge&ccedil;mişti, bir insan &ouml;ld&uuml;kten sonra pişman olsan ne yazardı. Burada G&uuml;l&rsquo;&uuml;n hik&acirc;yesinde &ccedil;ıkarmamız gereken bir ders vardı, ne olursa olsun insanların s&ouml;z&uuml;n&uuml; kafaya takmamaktı. Onlar her t&uuml;rl&uuml; konuşuyorlardı, G&uuml;l evlat veremedi diye dedikodusu yapıp onu &uuml;zm&uuml;şlerdi. H&acirc;lbuki G&uuml;l&rsquo;&uuml;n elinde olan bir şey değildi, &uuml;z&uuml;l&uuml;p kendini hasta etmişti.</p>
<p>Halil sevdiğini kaybederken diğer tarafta sevdiğini kaybeden biri daha vardı. Nehir'in akan suyuna kuğu kuşu da eşini vermişti. Aynı Halil gibi kuğu kuşu da sevdiğini kaybetmişti. İki &acirc;şık &ouml;lene kadar sevdalarına bağlı kalıp son nefeslerinde bile eşlerin isimlerini anmışlardı.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>OBSESİF KOMPULSİF AKKUŞ NİNE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/obsesif-kompulsif-akkus-nine</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/obsesif-kompulsif-akkus-nine</guid>
<description><![CDATA[ Titiz nine iş başında, ama kendince mutluda , ettiği eziyetten haberi yok garibin. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61812918cb88d.jpg" length="81712" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Oct 2021 00:49:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Titiz, obsesifkompulsif, takıntı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-p-id="2e6535c2fce13c15b81f9db48f3e7780">Akkuş nine, İ&ccedil;&nbsp; Anadolu'nun yanık bağrından filizlenmiş , yaşı kemale ermiş bayağıda ge&ccedil;miş&nbsp; &nbsp;yurdum insanı. Ama saplantılı, takıntılı bir kişilik. Hastalığının adı bir uzman tarafından koyulmamış , &ccedil;evresinde titiz ve takıntılı olarak tanınmış. Ben kendisini şahsen tanımam. Torunu bir d&ouml;nem tanıdığım bir insan. Onun anlattıklarına istinaden yazmak geldi i&ccedil;imden. Komik ve sıradışı bir nine olduğundan buna değer sanırım. Gelelim Akkuş Ninenin maceralarına.</p>
<p data-p-id="5172b3d5ec5ad2e37e995b57408e3d52">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;K&ouml;y evinde saray ettiği yaşantı yeri adını &ccedil;ıkarmış, titizlik adına. Camlarını her g&uuml;n silen , bah&ccedil;eyi suladıktan sonra&nbsp; toprak sı&ccedil;rayan bitkileri taşıma suyla yıkayan, eve gelenleri kapıda soyup yeni kıyafetler veren bir insan. Bunlar titizlik kısmı birde takıntıları var ki kafayı yedirten cinsten. &Ccedil;ekmece veya bir yere bir şey yerleştirdiğinde takıntı gelirse yedi kere alıp geri koyan, y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; yerde aklına k&ouml;t&uuml; bir şey gelirse aynı yolu d&ouml;n&uuml;p besmeleyle tekrar y&uuml;r&uuml;yen, sayıları&nbsp; ona kadar saymayı bildiğinden her şeyi sadece ona kadar sayan, kıl d&uuml;şmanlığı y&uuml;z&uuml;nden eşine her yerini jiletle aldırıp adamın adını k&ouml;seye &ccedil;ıkartan ve bunlar gibi bir &ccedil;ok&nbsp; yaşanan olaylar.</p>
<p data-p-id="ff59d2d03471117ef5900c38de0a20a0">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Arkadaşım korkusundan ninesini pek evine &ccedil;ağıramazdı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; evini kırklayıp herşeyi yıkayacağından&nbsp; korkuyordu. Arkadaşımın eşi doğuştan k&uuml;rke sahip bir adam. Akkuş Nine geldiği anda adamı kesin evden kovar yada tıraş ettirirdi. Arkadaşım bunları bildiğinden &ccedil;ağırmaya cesaret edemiyordu ama olan oldu. Ninenin i&ccedil;ine gelenler geldi ve torununu ziyaret etmeye karar verdi. Kızcağız evde hayatında yapmadığı temizliği yaptı. Doksan metrekare ev bir haftada zor temizlendi. Nine kapıdan i&ccedil;eri girer girmez pek mutlu olmuş, kullanılan altı kutu &ccedil;amaşır suyunun kokusu burnuna buram buram gelince. Bilmiyor ki bizim kızın kimyasalların kokusundan sesinin kısıldığını.&nbsp;</p>
<p data-p-id="f7870d13dc77a5c3de8e3efc24372ef3">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Bavullarını a&ccedil;ınca olan olmuş , bana bunları sonradan anlattı tabi. Akkuş Nine pa&ccedil;alı donlarını k&ouml;yde unut , bak sen şimdi.&nbsp;</p>
<p data-p-id="0f9be9fae0daaab30e623164cfe0f588">"Nine buradan alırız."</p>
<p data-p-id="08a70dee5abe31b315017ed84d75253b">"Aynısını bulamayız."</p>
<p data-p-id="f84040e0c456eae887668f83d6bf2fba">"Nasıl olması lazım ki?"</p>
<p data-p-id="10b426899b59be035eab342bd7fae0de">"Beyaz olacak, &uuml;zerinde pembe &ccedil;i&ccedil;ekler olacak , yaprakları iki tane vede yeşil olacak. K&ouml;y&uuml;ndeki&nbsp; d&uuml;kkanda bu deseni bir kere g&ouml;rm&uuml;ş ve yıllardır aynısını alıyormuş. D&uuml;kkan sahibi &ccedil;alıştığı toptancıya sıkı sıkı tembih edermiş "Aman aynısı olsun." diye. Adam yaşlanıp d&uuml;kkanı oğluna devredince oda aynı titizlikle getiriyormuş bu desenli donları. Toptancı bir ara deseni karıştırıp beyaz &uuml;zerine kırmızı &ccedil;i&ccedil;eklisini getirmiş , Akkuş Nine kıyameti koparmış,"Pempe de Pembe ." diye.</p>
<p data-p-id="5bf05de4b5d1f9dc461601b18e19a1be">&nbsp; &nbsp; &nbsp;Diğer g&uuml;n epey aramışlar Nine torun d&uuml;kkanları. Yok Allah yok. Beyaz var, pempe &ccedil;i&ccedil;eklisi de var yaprağı yok. Yaprağı var pembesi yok, torun sinirden kafayı sıyırmak &uuml;zereyken kendi mahallesinde ki tuhafiyeye geldiklerinde "Bari en son buraya da&nbsp; bakalım ."demiş. B&uuml;t&uuml;n Antalya'yı &ccedil;arşı pazar dolaş, en son kendi mahallende bul. Ninem bedeni ne olursa olsun umursamadan hepiciğini almış. Nine iki haftaya yakın kalmış gitmeseydi en son kocası boşayacakmış zaten. Adamı delirtmiş. İşten yorgun argın gelip uzandığında yok ayağın yastığa değdi, yok elini burnuna soktun, kılların d&ouml;k&uuml;ld&uuml; diye diye adam gelip direk odasına kapanır olmuş.&nbsp; Size Akkuş Ninenin g&uuml;nl&uuml;k rit&uuml;ellerini az &ccedil;ok yazmaya &ccedil;alışayım.</p>
<p data-p-id="f88f8f84a2d94cb84cd5255d5f2c11e4">&nbsp;- Sabah altı kalk "Abdestim tam olmadı." diye&nbsp; on kere tekrarlamalı abdest al.</p>
<p data-p-id="817e3689d3a68f306f2e41b3953a5ad7">-Evi topla, kirli su &ccedil;ıkmayana kadar her yeri sil. Sivri bir şeyin ucuna t&uuml;lbent ge&ccedil;ir herşeyin i&ccedil; kısımlarına doğru didik didik sil.&nbsp;</p>
<p data-p-id="db2db7ccaf132ddef62224342ce05c44">-Temizlikte kirlendim diye duşunu al.&nbsp;</p>
<p data-p-id="2c37a26f73409fa836e3ab9274922529">-Sayısını hesaplayamayacağın kadar sebzeleri yıka ve yemek yap. (Kıymayı bile pis diye yıkayan ve beyaz hale getiren biri gerisini siz hesap edin.)</p>
<p data-p-id="87fb2b863ac771a459cddab2cc58da84">-Gen&ccedil;liğinde &ccedil;ocukları dışarıda oynarsa kapının &ouml;n&uuml;ne kazan yakar orada yıkar ve i&ccedil;eri alırmış. Kızlar b&uuml;y&uuml;y&uuml;nce artık utanmaya başladığından kapalı hamam yaptırmış.&nbsp;</p>
<p data-p-id="97a27c5f3b245dd0c4578e3cfe556c75">-Kızları regli olduğunda mundarsınız diye bir odadan &ccedil;ıkarmaz, yemeklerini bile oraya verirmiş. Kendi hasta olduğunda da aynısını kendine yaptırırmış.&nbsp;</p>
<p data-p-id="b3ce6e72b233dc76c17a1d172c643ec8">&nbsp; &nbsp; &nbsp; İşte b&ouml;yle. Akkuş nine obsesif&nbsp; yaşantısı boyunca herkese hayatı dar etmiş.&nbsp; &nbsp;İki kızı bıkkınlıktan olsa gerek temizlik bile yapmazmış. Valla hak vermemek elde değil. Akkuş Ninenin varisi oğlu imiş. Aynı annesinin yaptıklarını yaptığından &uuml;&ccedil; kere evlenip ayrılmış.&nbsp;</p>
<p data-p-id="87ea7b9aa6c7cf15045f73d11b128e78">&nbsp; Onu bunu bilmem ufakta olsa takıntılarınız varsa silmek adına &uuml;zerine gidin. Abartıp yapmaya devam ettik&ccedil;e b&uuml;y&uuml;r. Sonu malum. Akkuş&nbsp; Nine gibi olursanız karışmam.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Chéri ????</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cheri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cheri</guid>
<description><![CDATA[ Varlığınızın bir anda hiçbir anlamı kalmasaydı ne olurdu? 
Aniden bambaşka bir yerde bulsaydınız kendinizi, veya zamanda?.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_617b01d9e2132.jpg" length="49322" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Oct 2021 00:18:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nazlı Zilan Öztürk</dc:creator>
<media:keywords>Fantastik, hikaye, kitap, okuma, insan, hayat</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>DENEMELER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/denemeler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/denemeler</guid>
<description><![CDATA[ Nereye gittiğini bilmeden yürüyen, dalgın haliyle boş yollarda kendini sorgulayan bir kadın. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_618105bb0f5e9.jpg" length="43383" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Oct 2021 00:14:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, deneme, yalnız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; yollar gittik&ccedil;e belirsizleşiyor, ayışığının &nbsp;y&ouml;n veren aydınlıkla karışık karanlığını bile algılamıyordu. Evden &ccedil;ıkalı bir saatten fazla olmuştu. Sokak terliklerini ge&ccedil;irdiği gibi ayağına y&uuml;r&uuml;m&uuml;şde y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;. &nbsp;Kafasına aksi &ccedil;alınan d&uuml;ş&uuml;nceler, betimsiz, girdap halinde dolanıyor, kaygılı bir uzaklık hayaliyle sadece y&uuml;r&uuml;yordu. Nereye, kime y&uuml;r&uuml;yordu, sorsalar ona bile cevap veremezdi. Hafiften &ccedil;ileyen yağmurla ıslanmaya başlayan incecik tiş&ouml;rt &uuml;zerine yapışmış, &nbsp;&uuml;ş&uuml;menin seyrini g&ouml;r&uuml;nt&uuml;sel olarakta artırıyordu. &Uuml;ş&uuml;mek bile istemiyordu şu halde. Hi&ccedil; bir duyguyu yaşamak, tepki vermek, hissel d&uuml;nyalara dalmak istemiyordu. Varoluşu, yaşamakla gitmek gelmek arasında sıkışmış bir eylemdi sadece.</p>
<p>Kendine acımıyordu, bu duygular ondan &ouml;t&uuml;r&uuml; değildi. Boş boş gelip giden, beynindeki kayıtsız metinler, yada yaşanmış olanların son kalıntılarıydı. Ama&ccedil;sızdı. 35 yaşında ama yolun yarısında değildi. O yarısına bile gelecek bir &ouml;m&uuml;r s&uuml;rmemişti. En son dakika bile yoktu hatırında. Neden &ccedil;ıkmıştı alelacele de, ev kıyafetleri &nbsp;&uuml;zerinde kalmıştı. Bir pantolon bile giymemişti. &Ccedil;amaşır suyu kullanmaktan yer yer ağarmış şortla, atmıştı kendini. Bir y&uuml;z adım daha atsa terlikler koptu kopacak haldeydi. Komik olan parmak arası terliklerinin i&ccedil;indeki babet &ccedil;oraplardı. Ayak baş parmağı tavşan dudağına benzemişti bu haliyle.</p>
<p>Bir an g&uuml;l&uuml;msedi. İki dakikalık komşu uğramalarına giderdi b&ouml;yle, aynı avluya bakan evin &ccedil;evresinde. Oysa, şu an ne komşu vardı ortada nede tanıdık bir &ccedil;ehre. Kafasını kaldırıp &ccedil;evreye baktığında buraları pek tanıdık gelmedi. Ana yoldan ayrılmıştı ama hangi ara. Gece yarısı başına bir şey gelse, kimsenin ruhu duymazdı. Hızlıca geri d&ouml;n&uuml;p aynı yoldan y&uuml;r&uuml;meye başladı. Hala tanıdık bir &ccedil;evre değildi. Saat ka&ccedil;dan beri y&uuml;r&uuml;yordu ki bu kadar yol almıştı. &nbsp;"DELİ MİYİM, NEYİM?" Diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Hızlı hızlı y&uuml;r&uuml;rken g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; gence "Buralar neresi?" diye sordu. Gen&ccedil; g&uuml;ld&uuml;."Paris ablaaa. Az daha gidersen Londra &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkar," Karşılık vermeden yoluna y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Telefonda yoktu ki yanında hi&ccedil; olmazsa nerede olduğunu bilirdi. Eğer eve ulaşabilirse telefonunu asla yanından ayırmama kararı aldı. Saati sorsaydı keşke hi&ccedil; olmazsa zamanı bilirdi. Burası neresiydi ki b&ouml;yle daha &ouml;nceleri hi&ccedil; ge&ccedil;memişti. Mahallesinden &ccedil;okta uzak olmasa gerekti.</p>
<p>Uzun yol otob&uuml;slerinde camdan baktığı karanlık ovalar gibiydi. Işık &ccedil;ok ileride g&ouml;z&uuml;k&uuml;yordu. Şortunun ceplerine baktı. Bir mandalla, lastik buldu. Evet bunlar &ccedil;ok gerekli şeylerdi. Hele ki mandal hayat kurtarırdı. Araba bile ge&ccedil;memişti hi&ccedil;. Ge&ccedil;se de iyi mi olacaktı? &nbsp;Onu bu halde g&ouml;ren birileri durabilir, ters durumlarda olabilirdi. Işık o y&uuml;r&uuml;d&uuml;k&ccedil;e sanki daha &ccedil;ok uzaklaşıyordu. Neydi bu şimdi? Yoksa yatağında karabasanın i&ccedil;inde miydi? Bu kadar ger&ccedil;ek&ccedil;i olamazdı heralde. Karabasanın i&ccedil;inde paris, Londra diye bir zevzeklik olamazdı. Biraz &ouml;nce g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; gen&ccedil; bisikletle yine &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;ti.</p>
<p>-Durrr, bir dakika.</p>
<p>-Ablam Allah aşkına s&ouml;yle burası neresi.</p>
<p>-Abla be senin kafa g&uuml;zel, sarhoş mu oldun?</p>
<p>-Yok &ccedil;ocuk yok. &Ouml;yle değil. Bir cevap vereceksin .</p>
<p>-Esen mah.</p>
<p>-Hangi semt burası.</p>
<p>-Yeşilalan.</p>
<p>-Ş&uuml;k&uuml;r yaaa. Sağol.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Neyseki evine yakındı. Biraz daha y&uuml;r&uuml;y&uuml;nce tanıdık birşeyler g&ouml;rd&uuml;. Hayır tanıdık değildi. &Ccedil;ocuğun yalan s&ouml;yleyecek hali yoktu . Y&uuml;r&uuml;meye devam etti. Adresinide yanlış hatırlamıyordu ya. İlerledik&ccedil;e tek t&uuml;k evler belirdi. Burayı biliyordu sanki. Evet burada eski işyerinin muhasebe m&uuml;d&uuml;r&uuml; oturuyordu. Servisle bu yolda bırakırlardı onu. Ama ne alakası vardı buranın kendi eviyle, arada en az &nbsp;yirmi otuz dakikalık mesafe demekti bu. &nbsp;Ka&ccedil; saat y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml; acaba ki. Taksiye binse, eve d&ouml;nse adama mandal mı verecekti. &nbsp;Evden niye ayrıldığı bir t&uuml;rl&uuml; aklına gelmiyordu, ama neden? Beyin o kısmını silmiş bir t&uuml;rl&uuml;de hatırlatma taraftarı değildi. K&uuml;&ccedil;&uuml;kken de b&ouml;yleydi. Babası abisini saatlerce bir yerlerini kanatana kadar d&ouml;verken kendine sakin bir divan altı bulur olaylar hi&ccedil; yaşanmamış gibi davranırdı. Şarkı mırıldanır sesleri dahi duymazdı. Annesi onu oradan alana kadar &ccedil;ıkmazdı. &nbsp;O babasından hi&ccedil; dayak yememişti. Sevmezdi, &ouml;pmezdi ama dayak da atmazdı. Bağırır "G&ouml;z&uuml;m g&ouml;rmesin seni sidikli." derdi.</p>
<p>Beş yaşına kadar altına işediği i&ccedil;indi bu s&ouml;z. Babası kendi zulm&uuml; y&uuml;z&uuml;nden, korku kaynaklı olduğunu bilmiyordu sanki. Korktuğunda altına salıyordu hemen. Babasından yemediği dayağı annesinden yiyordu o zaman. İlkokula başladığında, ilk g&uuml;n, &ouml;ğretmen yanlış sıraya oturduğu i&ccedil;inde &nbsp;azarladığında da altına işemişti. &nbsp;Arkadaşları adını o an bulmuştu. Sidikli. Evde bu s&ouml;ze alışkındı ama dışarıda s&ouml;ylenince &ccedil;ok ağırına gitmişti. &Ouml;ğretmen dışarıda bekleyen anneye kızını g&ouml;t&uuml;rm&uuml;ş, eve g&ouml;ndermişti. Evde g&uuml;zel bir dayak yemiş bu sefer hepten altına salmış, h&uuml;ng&uuml;r h&uuml;ng&uuml;r ağlamıştı. Abisi bezle bunu diye dalga ge&ccedil;mişti. Diğer g&uuml;n okula gitmemek i&ccedil;in ağlasa da annesi zorla g&ouml;ndermişti. Sınıfın en iri &ccedil;ocuğu Şemsettin ; -Gel sidikli, git sidikli kafayı ona takmıştı. &Uuml;st&uuml;m&uuml;ze işersin diye dalga ge&ccedil;miş ve yanına kimse oturmamıştı. En arkada tek başına oturuyor ve kimseyle konuşmuyordu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Karanlığın i&ccedil;inde y&uuml;r&uuml;rken o g&uuml;nlere d&ouml;nmek istedi. Hi&ccedil; olmazsa bildiği bir &ccedil;evrede ve g&uuml;vendeydi. Ya şimdi, gecenin k&ouml;r&uuml;nde mal mal y&uuml;r&uuml;yordu. &nbsp;Annesinin merak i&ccedil;inde delirdiğini d&uuml;ş&uuml;nerek adımlarını sıklaştırdı. Hah tamam. Terlik de &nbsp;kopmuştu. &nbsp;Yalın ayak y&uuml;r&uuml; artık aptalll. Dedi kendi kendine. Daha beş adım atmadan ayağını cart diye bir şey kesti attı. Kanı g&ouml;remiyordu ama kanadığının farkındaydı. &nbsp;Umursamadan y&uuml;r&uuml;meye devam etti. Karşıda bir g&ouml;lge sezinledi, irkildi. Baktı . Abisi. - T&ouml;vbe, bismillah nerden &ccedil;ıkmıştı şimdi, ama olsun iyiki &ccedil;ıkmıştı. Yanyana geldiklerinde abisi okkalı bir tokat yapıştırdı ve birde tekme. Yola savruldu. Ne olduğunu bile anlamamıştı. - Or... &nbsp;gece yarısı delirtcen mi adamı. &Ccedil;ıktın gittin. Acaba niye &ccedil;ıkmış gitmişti? Hatırlamıyordu.</p>
<p>- Ben niye &ccedil;ıktım ki?</p>
<p>-Lan sen i&ccedil;tin mi?</p>
<p>-Sa&ccedil;malama be, ne i&ccedil;mesi.</p>
<p>- Kalk hızlı y&uuml;r&uuml;, anam meraktadır iyice.</p>
<p>- Terliğim koptu hızlı y&uuml;r&uuml;yemem.</p>
<p>- Bana ne lan , hadi delirtme beni.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EYVAH  EYVAH</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eyvah-eyvah</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eyvah-eyvah</guid>
<description><![CDATA[ Hayat  beklemeye değmiyor  inan  bitti  bitecek, son  demleri  görmeye  belki  nefes  yetmeyecek. ]]></description>
<enclosure url="" length="43383" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 25 Oct 2021 16:35:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Müzeyyen GÖKMEN</dc:creator>
<media:keywords>ayna, geçmiş, gelecek, nefes, eller, buruş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>EYVAH&nbsp; EYVAH!</em></strong></p>
<p><em>Saat on ikiyi&nbsp; &ccedil;oktan&nbsp; ge&ccedil;ti. Her&nbsp; akşam&nbsp; saat&nbsp; tam&nbsp; yirmi&nbsp; oldu&nbsp; mu sallana&nbsp; sallana&nbsp; gelirdi. Bu&nbsp; g&uuml;n&nbsp; olduk&ccedil;a&nbsp; ge&ccedil;&nbsp; kaldı. Hayret&nbsp; aramadı&nbsp; da.</em></p>
<p><em>Ah! Yoksa&nbsp; başına&nbsp; k&ouml;t&uuml;&nbsp; bir&nbsp; şey mi&nbsp; geldi? Diye&nbsp; i&ccedil;inden&nbsp; ge&ccedil;irirken birden&nbsp; alacaklısı&nbsp; gelmiş&nbsp; bor&ccedil;lu gibi&nbsp; kapısının&nbsp; şiddetle &ccedil;alınması onu&nbsp; kendine&nbsp; getirmiş, korku mu yoksa&nbsp; heyecan mı bilemediği&nbsp; garip&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; duygu t&uuml;m&nbsp; bedenini&nbsp; sarmıştı.&nbsp; Durdu&nbsp; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;! Bu&nbsp; g&uuml;ne&nbsp; kadar&nbsp; akşam&nbsp; vakti&nbsp; kapısı&nbsp; b&ouml;ylesine&nbsp; hi&ccedil;&nbsp; &ccedil;alınmamıştı. Hatta hi&ccedil;&nbsp; &ccedil;alınmamıştı.</em></p>
<p><em>Melisa &ccedil;i&ccedil;eklerinin&nbsp; yoğun&nbsp; kokusunun&nbsp; etrafı&nbsp; buram&nbsp; buram&nbsp; kapladığı bir&nbsp; İzmir&nbsp; akşamında, denizin&nbsp; kıyıya&nbsp; hoyrat&ccedil;a&nbsp; vurma&nbsp; sesleri&nbsp; odanın&nbsp; penceresinden&nbsp; nasılda&nbsp; işitiliyordu.&nbsp; Yıllar&nbsp; yalnız&nbsp; başına&nbsp; yaşamayı&nbsp; ona&nbsp; bir&nbsp; hakmış&nbsp; gibi dayatsa&nbsp; da, yine&nbsp; de&nbsp; her&nbsp; akşam&nbsp; bıkmadan&nbsp; usanmadan penceresinin&nbsp; perdesini&nbsp; aralar ,&nbsp; saatler&nbsp; boyu&nbsp; kavuşmayı&nbsp; istediği&nbsp; gen&ccedil;liğini&nbsp; beklerdi.</em></p>
<p><em>Bu&nbsp; akşam&nbsp; da&nbsp; yine&nbsp; aynı&nbsp; &ouml;zlemle oturmuş karşı&nbsp; evlerin ışıkları&nbsp; bir&nbsp; bir &nbsp;yanmaya&nbsp; başlarken&nbsp; o&nbsp; i&ccedil;indeki&nbsp; karanlığı&nbsp; aydınlatacak&nbsp; bir&nbsp; ışığı&nbsp; bekliyordu. Kendi&nbsp; kendine&nbsp; konuşmaya&nbsp; başladı&nbsp; birden;</em></p>
<p><em>Tabii&nbsp; yaa beklersin&nbsp; işte. Hani&nbsp; asla&nbsp; yalnız&nbsp; kalmazdın. Etrafında&nbsp; seni&nbsp; seven&nbsp; bir&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; insan&nbsp; vardı. Ne&nbsp; oldu? </em></p>
<p><em>Şimdi&nbsp; g&uuml;lme&nbsp; ve&nbsp; huzur&nbsp; zamanım&nbsp; diyordun, g&ouml;revlerimi&nbsp; yerine getirdiğimden&nbsp; emin&nbsp; olarak&nbsp; yaşlanmak&nbsp; istiyorum&nbsp; diyordun!&nbsp; Olmadı&nbsp; mı?</em></p>
<p><em>Dinlenmek&nbsp; huzurun&nbsp; tadını&nbsp; &ccedil;ıkarmak&nbsp; istiyorum, kırışıklıklardan&nbsp; ve&nbsp; beyaz&nbsp; sa&ccedil;larımdan&nbsp; korkmadan yaşlanmak&nbsp; istiyorum&nbsp; diyordun.&nbsp; Ne&nbsp; oldu&nbsp; şimdi? Bak&nbsp; perdenin&nbsp; arkasından&nbsp; bakıyor,&nbsp; biri&nbsp; gelecek&nbsp; diye&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; titriyor, kendini&nbsp; d&ouml;rt&nbsp; duvar&nbsp; arasına&nbsp; mahkum&nbsp; ediyorsun.</em></p>
<p><em>Sahi&nbsp; ka&ccedil;&nbsp; g&uuml;n , yok&nbsp; yok&nbsp; ka&ccedil; hafta , hatta&nbsp; ka&ccedil;&nbsp; aydır&nbsp; evden&nbsp; dışarı&nbsp; &ccedil;ıkmıyorsun?</em></p>
<p><em>Hadi&nbsp; canım&nbsp; o&nbsp; kadar&nbsp; da&nbsp; değil.&nbsp; Ge&ccedil;en&nbsp; g&uuml;n&nbsp; Nezaket&nbsp; hanım&nbsp; hani&nbsp; şu&nbsp; giriş&nbsp; katta&nbsp; oturan&nbsp; dul&nbsp; Nezahat&nbsp; var&nbsp; ya beni&nbsp; kahve&nbsp; i&ccedil;meye&nbsp; &ccedil;ağırmıştı&nbsp; ya.</em></p>
<p><em>Ah&nbsp; be&nbsp; zavallım&nbsp; nasılda&nbsp; unutkan&nbsp; oldun, başım&nbsp; ağırıyor&nbsp; bir&nbsp; başka&nbsp; g&uuml;n&nbsp; geleyim&nbsp; diye&nbsp; atlattın&nbsp; ya.</em></p>
<p><em>Doğru!&nbsp; Derin&nbsp; bir&nbsp; nefes&nbsp; aldı. Bir&nbsp; an&nbsp; heyecanlanmıştı .&nbsp; </em></p>
<p><em>Hayret , hatırlamıyordu.&nbsp; En&nbsp; son&nbsp; ne&nbsp; zaman&nbsp;&nbsp; dışarı&nbsp; &ccedil;ıkmıştı? Ne&nbsp; zaman&nbsp; biriyle&nbsp; konuşmuştu?</em></p>
<p><em>Ama&nbsp; bu&nbsp; akşam&nbsp; kararlıydı&nbsp; mutlaka&nbsp; birileriyle&nbsp; konuşmalı&nbsp; ve&nbsp; bu&nbsp; yalnızlığı&nbsp; yıkmalıydı.&nbsp; Sokağa&nbsp; geri&nbsp; d&ouml;nd&uuml;. Saat&nbsp; on&nbsp; yedi&nbsp; otuz,&nbsp; Zebercet&nbsp; Hanım bankadaki&nbsp; işinden&nbsp; &ccedil;ıkmış, elinde beyaz&nbsp; &ouml;rg&uuml;&nbsp; filesinin i&ccedil;ine&nbsp; doldurduğu&nbsp; ,&nbsp; akşam&nbsp; pazarı&nbsp; meyve&nbsp; ve sebzeleriyle&nbsp; telaşlı&nbsp; adımlarla sokağın&nbsp; k&ouml;şesinde&nbsp; bulunan&nbsp; en&nbsp; y&uuml;ksek&nbsp; apartmanın&nbsp; yanından kıvrılıp&nbsp; gidecek. &nbsp;Bu&nbsp; apartman mahaldeki&nbsp; en&nbsp; kolay&nbsp; bulunabilecek&nbsp; adres.&nbsp; Mahalleli&nbsp; tarif&nbsp; verirken kırmızı&nbsp; boyalı&nbsp; bu&nbsp; apartmanı&nbsp; s&ouml;yledi&nbsp; mi&nbsp; adresi&nbsp; bulmamanız&nbsp; m&uuml;mk&uuml;n&nbsp; değildir.&nbsp; Elinizle&nbsp; koymuş&nbsp; gibi&nbsp; bulursunuz.&nbsp; </em></p>
<p><em>Biraz&nbsp; sonra&nbsp; Mithat koşarak&nbsp; okuldan&nbsp; gelecek&nbsp; ve&nbsp; doğruca evlerinin&nbsp; altındaki&nbsp; bakkaldan&nbsp; kaptığı,&nbsp; fırından&nbsp; yeni&nbsp; gelmiş,&nbsp; &ouml;zene&nbsp; bezene kapının&nbsp; sol&nbsp; tarafında&nbsp; bulunan sarı&nbsp; tel dolaba&nbsp; sırayla&nbsp; dizilmiş&nbsp; ekmeklerden en&nbsp; ortada&nbsp; olanı diğerlerine&nbsp; dokunmadan&nbsp; itinayla&nbsp; alacak&nbsp; diye&nbsp; s&ouml;ylenmeye&nbsp; başlamıştı&nbsp; ki ;</em></p>
<p><em>Evet, Mithat&nbsp; s&ouml;ylediklerini&nbsp; harfiyen&nbsp; ger&ccedil;ekleştirmişti&nbsp; bu&nbsp; g&uuml;nde.</em></p>
<p><em>Dur&nbsp; bak&nbsp; dedi,&nbsp; şimdi&nbsp; Kahveci&nbsp; Samet in&nbsp; &Ccedil;ırağı elindeki&nbsp; eski&nbsp; bakır&nbsp; tepsi&nbsp; &uuml;zerinde&nbsp; taşıdığı &ccedil;ayları&nbsp; sırasıyla t&uuml;m&nbsp; esnafa&nbsp; dağıtmaya&nbsp; başlayacak.</em></p>
<p><em>Kolay&nbsp; gelsin&nbsp; Samet!&nbsp; Bana&nbsp; yok&nbsp; mu?&nbsp; Diye&nbsp; seslendi.</em></p>
<p><em>Samet&nbsp; binanın&nbsp; &ouml;n&uuml;nden&nbsp;&nbsp;&nbsp; ge&ccedil;erken&nbsp; aniden&nbsp; d&ouml;n&uuml;p&nbsp; pencereye&nbsp; dikkatlice&nbsp; baktı&nbsp; baktı.&nbsp; </em></p>
<p><em>Eyvah&nbsp;&nbsp; duydu&nbsp; galiba!&nbsp; G&ouml;rd&uuml;&nbsp; m&uuml;&nbsp; acaba?&nbsp; Samet&nbsp; kafasını&nbsp; sağa&nbsp; sola&nbsp; sallayarak&nbsp; yoluna&nbsp; devam&nbsp; etti. Perdenin&nbsp; arkasından &nbsp;kim&nbsp; g&ouml;rebilirdi&nbsp; ki!&nbsp; Kim&nbsp; bilir&nbsp; onun&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; neler&nbsp; s&ouml;yl&uuml;yorlardı?&nbsp;&nbsp; Yıllarca&nbsp; aynı&nbsp; sokaktan&nbsp; defalarca&nbsp; ge&ccedil;miş,&nbsp;&nbsp; konuşmadığı&nbsp; selam&nbsp; vermediği&nbsp; kimse&nbsp; kalmamış ama&nbsp; şimdi&nbsp; herkese&nbsp; kendini&nbsp; kapatmıştı. Sabah&nbsp; ekmeği,&nbsp; alınacakları&nbsp; dahi&nbsp; listeler&nbsp; kapıcının&nbsp; alması&nbsp; i&ccedil;in torba&nbsp; ve&nbsp; parayla&nbsp; kutuya&nbsp; bırakır&nbsp; gerek&nbsp; olmadık&ccedil;a&nbsp; kapıcıyla&nbsp; bile&nbsp; konuşmazdı.</em></p>
<p><em>Oh&nbsp; ya&nbsp; dedi&nbsp; sevin&ccedil;le.&nbsp; Hi&ccedil;&nbsp; sektirmeden&nbsp; her g&uuml;n&nbsp; aynı&nbsp; olayları&nbsp; yaşıyorum.&nbsp; Ama&nbsp; mutluyum&nbsp; diye&nbsp; ge&ccedil;irdi&nbsp; i&ccedil;inden. Yalnızlığının adeta&nbsp; bir&nbsp; ortağı&nbsp; olup&nbsp; onu bu&nbsp; derin&nbsp; yoksunluktan&nbsp; kurtarıyordu&nbsp; izledikleri.</em></p>
<p><em>Hayat&nbsp; kimine c&ouml;mert&nbsp; kimine&nbsp; nasıl&nbsp; da cimri&nbsp; davranıyor diye&nbsp; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Sokakta&nbsp; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;&nbsp; herkes bir&nbsp; şeylerin&nbsp; telaşıyla&nbsp; sağa&nbsp; sola&nbsp; giderken&nbsp; onunsa yaşamı&nbsp; olduğu&nbsp; yerde&nbsp; t&uuml;keniyordu&nbsp; sanki. Olsun&nbsp; o&nbsp; yine de&nbsp; mutluydu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;&nbsp; dert&nbsp; edecek&nbsp; &ouml;yle&nbsp; az&nbsp; şeyi&nbsp; vardı&nbsp; ki!</em></p>
<p><em>Az&nbsp; mı?&nbsp; Dedi. Alaylı&nbsp; bir&nbsp; tebess&uuml;mle&nbsp;&nbsp; adeta&nbsp; kendi&nbsp; s&ouml;z&uuml;yle&nbsp; dalga&nbsp; ge&ccedil;ti. </em></p>
<p><em>Ger&ccedil;ekten&nbsp; de&nbsp; az&nbsp; mı?&nbsp;&nbsp; </em></p>
<p><em>Ooo&nbsp;&nbsp;&nbsp; saymayayım&nbsp; şimdi.&nbsp; Ya&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; &ccedil;ıkarsa!&nbsp; Mahcup&nbsp; olurum&nbsp; maazallah. </em></p>
<p><em>Vazge&ccedil;ti&nbsp; d&ouml;nd&uuml;&nbsp; tekrar&nbsp; sokağa. Hava,&nbsp; koyu&nbsp; ağırlığını&nbsp; y&uuml;klenmiş&nbsp; bulutlarla&nbsp;&nbsp; g&uuml;neşi&nbsp; bir&nbsp; kapayıp&nbsp; bir&nbsp; a&ccedil;ıyor,&nbsp;&nbsp; saatler&nbsp;&nbsp; ilerliyor ve&nbsp;&nbsp; heyecanı&nbsp; da&nbsp; ikiye&nbsp; katlanıyordu . Silkindi&nbsp; kendine&nbsp; geldi.</em></p>
<p><em>Sen&nbsp; bu&nbsp; kafayla&nbsp; gidersen hep&nbsp; yalnız&nbsp; kalacaksın.&nbsp; Kalk&nbsp; sokağa&nbsp; &ccedil;ık, herkes&nbsp; gibi&nbsp; nefes&nbsp; al,&nbsp; gez&nbsp; dolaş ve&nbsp; sana&nbsp; sunulan&nbsp; yaşam&nbsp; denen&nbsp; bu&nbsp; armağanı&nbsp; doyunca&nbsp; yaşa. Biliyor&nbsp; musun&nbsp; hayatı&nbsp; kaybetmekten&nbsp; daha&nbsp; acı&nbsp; bir&nbsp; şey&nbsp; vardır.&nbsp; O&nbsp; da&nbsp;&nbsp; yaşamın&nbsp; anlamını&nbsp; kaybetmek. Yoksa&nbsp; sen bunu&nbsp; mu&nbsp; yitirdin? </em></p>
<p><em>Duydum&nbsp; ki&nbsp; kendini&nbsp; eve&nbsp; kapatmışsın . &Ouml;ld&uuml;n&nbsp; zannettim.&nbsp; E&nbsp; yaşıyorsun&nbsp; işte.&nbsp; Yaşıyorsan&nbsp; hala&nbsp; umut&nbsp; var&nbsp; demektir. </em></p>
<p><em>Evet&nbsp; bu&nbsp; ses&nbsp; kulaklarında&nbsp; &ccedil;ınlarken&nbsp; etrafına&nbsp; bakındı. Ger&ccedil;ekten&nbsp; yaşıyor muydu? Bir&nbsp; kez&nbsp; daha&nbsp; sessizlik&nbsp; y&uuml;z&uuml;ne&nbsp; y&uuml;z&uuml;ne&nbsp;&nbsp;&nbsp; vuruyordu&nbsp; sanki. </em></p>
<p><em>Nasıl&nbsp; oluyor&nbsp; bu?&nbsp; Yoksa&nbsp; deliriyor&nbsp; muyum?&nbsp; B&uuml;t&uuml;n&nbsp; bunlar ...</em></p>
<p><em>Aman&nbsp; neyse&nbsp; ne! Şimdi&nbsp; bir&nbsp; de&nbsp; bunları&nbsp; mı&nbsp; takacaktı&nbsp; kafasına? </em></p>
<p><em>Ge&ccedil;mişte&nbsp; yaşadıklarını hatırlamak istemiyordu.&nbsp; İ&ccedil;inde&nbsp; derin&nbsp; yaralar&nbsp; a&ccedil;mış&nbsp; belki&nbsp; de&nbsp; insanlara &nbsp;karşı&nbsp; nefreti&nbsp; ya da&nbsp; kırgınlığı o&nbsp; g&uuml;nlerden&nbsp; başlamıştı.&nbsp; O&nbsp; da&nbsp; her&nbsp; kadın&nbsp; gibi&nbsp; sıcak&nbsp; bir&nbsp; yuva&nbsp; hayaliyle&nbsp; &ccedil;ıktığı&nbsp; o&nbsp; yolda&nbsp; başına&nbsp; gelecekleri&nbsp; nereden&nbsp; bilebilirdi ki? Yemeğin&nbsp; tuzu&nbsp; az&nbsp; olmuş,&nbsp; evin&nbsp; temizliği yeterince&nbsp; yapılmamış,&nbsp; işten&nbsp; eve&nbsp; ge&ccedil;&nbsp; gelinmiş,&nbsp; zaten&nbsp; hi&ccedil;&nbsp; bir&nbsp; şey&nbsp; zamanında&nbsp; olmuyormuş&hellip;muş&nbsp; da&nbsp; muş ,muş . Bahane&nbsp; &uuml;st&uuml;ne&nbsp; bahaneyle&nbsp; hıncının &ccedil;ıkarıldığı&nbsp; bir&nbsp; metaya&nbsp; d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;&nbsp; adeta.&nbsp; Canını&nbsp; hi&ccedil;&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; şey&nbsp; daha&nbsp; k&ouml;t&uuml;&nbsp; incitemezdi işittiği&nbsp; laflardan. Kırılan&nbsp; kemikler&nbsp; zamanla&nbsp; iyileşiyor,&nbsp; moraran&nbsp; y&uuml;z&uuml;&nbsp; eski&nbsp; haline&nbsp; geliyordu,&nbsp; ancak&nbsp; kırılan&nbsp; incinen&nbsp; ruhu&nbsp; hi&ccedil;&nbsp; bir&nbsp; zaman&nbsp; iyileşemeyecek&nbsp; ,&nbsp; bu&nbsp; nedenle kendisine&nbsp; uzanacak&nbsp; her&nbsp; ele&nbsp; karşı&nbsp; &uuml;rkek&nbsp; davranarak geri&nbsp; kalan&nbsp; hayatını&nbsp; yalnızlığa&nbsp; mahkum&nbsp; edecekti. </em></p>
<p><em>İnsanca&nbsp; y&uuml;r&uuml;yebileceği&nbsp; bir&nbsp; yol&nbsp; kalmamıştı. B&ouml;yle&nbsp; gitmez&nbsp; diyerek&nbsp; sonunda&nbsp; bir&nbsp; cesaretle boşanmış ve&nbsp; kendi&nbsp; i&ccedil;ine&nbsp; d&ouml;n&uuml;p,&nbsp;&nbsp; kendini&nbsp; dış&nbsp; d&uuml;nyadan&nbsp; soyutlamıştı. T&uuml;m&nbsp; bu&nbsp; yalnızlığı&nbsp; tamamen kendi&nbsp; tercihiydi.&nbsp; Şimdi&nbsp; gen&ccedil;liğinin&nbsp; geri&nbsp; gelmesini&nbsp; beklerken o da&nbsp; bunun hi&ccedil;&nbsp; ger&ccedil;ekleşemeyeceğinin&nbsp; farkındaydı&nbsp; ama&nbsp; yine&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; umut&nbsp; işte&hellip;..</em></p>
<p><em>Hah&nbsp; işte&nbsp; saat&nbsp; on&nbsp; dokuz&nbsp; otuz, az&nbsp; kaldı. Yarım&nbsp; saat&nbsp; sonra servis&nbsp; otob&uuml;s&uuml; meşhur&nbsp; k&ouml;şeyi&nbsp; d&ouml;nd&uuml;&nbsp; m&uuml;&nbsp; o&nbsp;&nbsp; da&nbsp; muradına&nbsp; erecekti. Bekledi , bekledi,&nbsp; saat&nbsp; yirmi,&nbsp; yirmi&nbsp; on&nbsp; beş, yirmi&nbsp; otuz,&nbsp; yirmi&nbsp; bir.</em></p>
<p><em>&nbsp;Ne&nbsp; oluyor&nbsp; b&ouml;yle? Belki&nbsp; belki&nbsp; de&nbsp; beklediği&nbsp; gelmişti.</em></p>
<p><em>Birden&nbsp; derin&nbsp; bir&nbsp; sessizlik&nbsp; sonrası&nbsp; saatin&nbsp; yirmi&nbsp; d&ouml;rd&uuml;&nbsp; vuran&nbsp; gong&nbsp; sesiyle&nbsp; birlikte kapı&nbsp; &ccedil;almaya&nbsp; başladı.&nbsp; Ayağa&nbsp; kalkmaya&nbsp; &ccedil;alıştı&nbsp; zorlanmıştı.&nbsp; Yorgun&nbsp; bedenini taşımak&nbsp; bu&nbsp; gece&nbsp; nedense&nbsp; ağır&nbsp; gelmişti&nbsp; ona. Son&nbsp; bir&nbsp; &ccedil;aba ha&nbsp; gayret&nbsp; dedi. Koridora&nbsp; zor&nbsp; ulaştı. Az&nbsp; daha&nbsp; y&uuml;r&uuml;se&nbsp; kapıya&nbsp; ulaşacaktı. Ayakları&nbsp; geri&nbsp; geri&nbsp; gitse&nbsp; de bedeni&nbsp;&nbsp; olağan&nbsp; &uuml;st&uuml;&nbsp; bir&nbsp; &ccedil;abayla&nbsp; nihayet&nbsp; kapının &ouml;n&uuml;ne gelebilmişti </em></p>
<p><em>Biraz&nbsp; &ouml;nce&nbsp; duyduğum&nbsp; doğru&nbsp; mu?&nbsp; diye&nbsp; s&ouml;ylendi. Kalbinin&nbsp; sesi&nbsp; &ouml;yle&nbsp; g&uuml;&ccedil;l&uuml;&nbsp; &ccedil;ıkmaya&nbsp; başlamıştı&nbsp; ki&nbsp;&nbsp; başkası&nbsp; duymasın&nbsp; diye&nbsp; eliyle&nbsp; bastırmaya&nbsp; &ccedil;alıştı.&nbsp; Heyecandan&nbsp; ne&nbsp; yapacağını&nbsp; şaşırmış kapıyı&nbsp; dinliyordu.</em></p>
<p><em>&Uuml;stteki&nbsp; kilidi&nbsp; iki&nbsp; kez&nbsp; &ccedil;evirdi, altı&nbsp; da&nbsp; kilitlemişti.&nbsp; İki&nbsp; kez&nbsp; de onu&nbsp; &ccedil;evirir&nbsp; &ccedil;evirmez&nbsp; kapı&nbsp; aralandı. &Ouml;nce&nbsp; karşı&nbsp; daireye&nbsp; gelen&nbsp; birisi&nbsp; diye&nbsp; d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;&nbsp; ki&nbsp; y&uuml;z&nbsp; y&uuml;ze&nbsp; gelince birden&nbsp; irkildi.</em></p>
<p><em>Eyvah,&nbsp; eyvah&nbsp; diye&nbsp; bağırdı. Beklediği&nbsp; gelmişti. Bu&nbsp; y&uuml;z&nbsp; hi&ccedil; de&nbsp;&nbsp; yabancı&nbsp; değildi.&nbsp; Fısıltı&nbsp; gibi&nbsp; cılız&nbsp; bir&nbsp; sesle ;</em></p>
<p><em>Hoş&nbsp; geldin,&nbsp; diyebildi.</em></p>
<p><em>Ne&nbsp; oldu&nbsp; işte&nbsp; hadi&nbsp; konuş&nbsp; bakalım.&nbsp; Sor&nbsp; bunca&nbsp; zaman&nbsp; neredeymiş?&nbsp; Neden&nbsp; bu&nbsp; kadar&nbsp; beklemiş?</em></p>
<p><em>Korktun&nbsp; mu? </em></p>
<p><em>Biraz. </em></p>
<p><em>&nbsp;Değdi&nbsp; mi&nbsp; beklemeye?</em></p>
<p><em>Bilemiyorum&nbsp; dedi&nbsp; kendi&nbsp; kendine, hayal&nbsp; kırıklığı&nbsp; yaşıyordu&nbsp; şu&nbsp; an.&nbsp; O&nbsp; gen&ccedil;liğinin&nbsp; geleceğini&nbsp; d&uuml;ş&uuml;nerek&nbsp; bu&nbsp; kadar&nbsp; zaman&nbsp; beklemişti.</em></p>
<p><em>Oysa&nbsp;&nbsp; şimdi&nbsp; karşısında&nbsp; duran, ona&nbsp; tanıdık&nbsp; olduğu&nbsp; gibi&nbsp; bir&nbsp; o&nbsp; kadar&nbsp; da&nbsp; yabancı&nbsp; olan&nbsp; yılların&nbsp; yorduğu&nbsp; son&nbsp; demleriydi ,&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; misafirliğe&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; gelmişti&nbsp; . Buyur&nbsp; etmeden&nbsp; kapıda&nbsp; konuştular&nbsp; ayak&nbsp; &uuml;st&uuml;.&nbsp; Ne&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; s&ouml;z&nbsp; birikmişti&nbsp; meğer&nbsp; i&ccedil;inde. Dayanamadı&nbsp;&nbsp;&nbsp; veda&nbsp; etmek&nbsp; isterken son&nbsp; bir&nbsp; kez&nbsp; d&ouml;n&uuml;p&nbsp; baktı&nbsp; geriye. </em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Aynada&nbsp; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;&nbsp; bu&nbsp; y&uuml;z&nbsp;&nbsp;&nbsp; kendisi&nbsp; olamazdı. </em></p>
<p><em>Şakakları&nbsp; kaldıramazdı&nbsp;&nbsp; bu&nbsp; kadar&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; beyazı</em></p>
<p><em>Elleri&nbsp; buruş&nbsp; buruş&nbsp; olmuş&nbsp; &uuml;ş&uuml;yor&nbsp;&nbsp; hava&nbsp; sanki&nbsp; kış&nbsp; ayazı</em></p>
<p><em>Y&uuml;reği&nbsp;&nbsp;&nbsp; d&ouml;nd&uuml;&nbsp;&nbsp; buzdan&nbsp; bir&nbsp; cama&nbsp; nasılda&nbsp; oldu&nbsp;&nbsp; kaskatı</em></p>
<p><em>Ne&nbsp; servis&nbsp; kaldı&nbsp; ge&ccedil;mişten&nbsp; bu&nbsp; g&uuml;ne&nbsp; gelecek,</em></p>
<p><em>Ne&nbsp; kendisi&nbsp; o&nbsp; servisten&nbsp; eskisi&nbsp; gibi&nbsp; inecek</em></p>
<p><em>Hayat&nbsp; beklemeye&nbsp; değmiyor&nbsp; inan&nbsp; bitti&nbsp; bitecek</em></p>
<p><em>Son&nbsp; demleri g&ouml;rmeye&nbsp; belki&nbsp; nefes&nbsp; yetmeyecek.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>M&uuml;zeyyen/ 11.09.2021&nbsp;&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>VEFA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/vefa</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/vefa</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_616889bc6fcdd.jpg" length="89799" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 21 Oct 2021 16:59:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>Vefa, Özgünlük, Özgürlük, Anılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;ZG&Uuml;NL&Uuml;K&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Dedesinden kalma yayla evınde yazları vakit ge&ccedil;irmekten &ccedil;ok&nbsp; keyif alırdı kadın...Onuni&ccedil;in ev sadece bir duvar</p>
<p>,mekan değildi..O, aslına ve k&ouml;klerine sımsıkı bağlıydı...Her yazı iple &ccedil;ekerdi,dile kolay 89 yııllık tarihi ahşap bir evdi yayla evi...Her gidişinde dedesinin d&uuml;zenli gidiş geliş tarihini ve yazdığı notları okur ve babasının anlattıklarıyla hafızasında birşeyler canlandırırdı...Etrafındakiler muhallanarak '' Ne buluyor bu eski evde '' diye s&ouml;ylenirlerdi.Ne mi buluyorum demişti birinde kadın,doğallık,tarih,cefa,vefa en &ouml;nemlisi de sevgi '...</p>
<p>&nbsp;Ramazanoğlu Kara İsa' nın mekanıydı o yayla...&Uuml;stelik 500 yıldan fazla Karakucak G&uuml;reşlerinin yapıldığı bir mekandı...</p>
<p>İnsanların duyarsızlığı yeniye olan merakı,evlerın ruhuna değil de i&ccedil;ine eşyasına &ouml;nem vermelerine bir t&uuml;rl&uuml; anlam veremiyordu...Birbirinin aynısı evler,model ve eşyalr adetaonu boğuyordu...&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ' &Ouml;zg&uuml;n olmak &ouml;zg&uuml;r olmaktı 'onun i&ccedil;in...</p>
<p>'Şimdilerde evlerimiz modaya esir ,ruhlarımız da başka hayatlara esir ipotekli sanki 'derdi kendi kendine...BELHİ</p>
<p>&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KİTAP SADECE  KİTAP MI ?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kelimeler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kelimeler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_6168895baca0c.jpg" length="50120" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Oct 2021 08:10:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>Yarışma, kelimeler, kitap, kahve, anılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KİTAP SADECE KİTAP MI ?</p>
<p>&nbsp;G&uuml;zel bir sonbahar g&uuml;n&uuml; evinde kahvesini yudumlarken,eski&nbsp; g&uuml;nl&uuml;k ve hatıralarının yazılı olduğu defter aklına geldi...Kahvesini yarım bıraktı...Kalktı yerinden ...Evde yalnız kalmayı ,anılarla başbaşa olmayı hayaller kurmayı oldum olası severdi...Aramaya koyuldu yazdıklarını ...Yazmaya uzun s&uuml;redir ara vermişti...Kızdı kendi kendine :'Anıların zaten zihninde hapis,defteri nereye hapsettin şimdi ? : diye s&ouml;yleniyordu al&ccedil;ak sesle...</p>
<p>&nbsp;O sırada eline başka bir kitap ge&ccedil;ti ve durakaldı...Bambaşka bir şeylere evrildi zihni...Yıllar &ouml;nce yarışmada kazandığı kitaptı elindeki..O g&uuml;n g&ouml;z&uuml;nde canlandı...Berabere kalmıştı finalde...Yedek sorularda da beraberlik bozulmuyordu...Her sorudan sonra 'devam mı kura mı &ccedil;ekelim 'diyordu yarışma heyeti ...İki taraf da kendinden emin kurayı istememişlerdi...Yedek sorular bitmiş ,daha sonra sorulan &uuml;&ccedil; soruda da beraberlik bozulmamıştı...Yarışma uzadık&ccedil;a uzadı..Artık yarışmacılar gergin ve heyecanlı ,salonda ise &ccedil;ıt &ccedil;ıkmıyordu...Nefesler adeta tutulmuştu...Sıradaki soru' Osmanlı Divan Edebiyatı'ndan' bir kelime idi...Bu &ccedil;ok &ccedil;ok kolaydı onun i&ccedil;in..Edebiyata meraklıydı.Kelimelerin k&ouml;kenini araştırır ve yerli yerince kullanmaya gayret ederdi...</p>
<p>Sunucu soruyu bitirmeden cevabı ayağa kalkarak vermiş ,seyirciler de ayağa kalkmış alkış ve&nbsp; ıslık sesleri arasında g&ouml;zyaşlarına&nbsp; hakim olamamıştı...Diğer yarışmacının gelip tebrik etmesi, ikisinin kucaklaşıp ellerini beraber havaya kaldırması salondakileri daha da&nbsp; coşturmuştu...Ne g&uuml;nd&uuml; diye duygulandı...Bu kez de g&ouml;zlerinden s&uuml;z&uuml;len yaşa engel olamadı..Kitabı aldı, kokladı, g&ouml;gs&uuml;ne bastırdı ,odaya d&ouml;nd&uuml;...Yarım kalan kahvesini yudumlarken' kahve soğumuş ama anılar sıcak i&ccedil;imi ısıttı olsun ' dedi kendi kendine...İnanılmaz mutlu olmuştu...'Belki g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;m&uuml; bulsam acı bir anı denk gelecek h&uuml;z&uuml;nlenecektim.Bunda da vardır bir hayır ' dedi...Derin derin i&ccedil; &ccedil;ekti ' hi&ccedil;bir emek boş değil'!..Kitap sadece bir kitap değil ,iyi niyetle emek verdiğin hobin uğraşın hi&ccedil; ummadığın&nbsp; bir g&uuml;n sana g&uuml;zellik olarak d&ouml;nebilir ' diye mırıldandı.....Y&uuml;reğiniz umuttan ,g&uuml;zel hatıralarınız belleğinizden silinmesin...BELHİ</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Lilly</title>
<link>https://edebiyatblog.com/lilly</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/lilly</guid>
<description><![CDATA[ Alan Walker&#039;ın Lilly şarkısı söylenmemiş bir masalı anlatır. Kendimce, sevdiğim bu şarkıyı hikâye haline getirdim. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_616af7b612c58.jpg" length="61476" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 16 Oct 2021 20:21:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>ex aliis mundi</dc:creator>
<media:keywords>Şarkı, hikâye, Lilly, Alan Walker</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>LİLLY</em></p>
<p>Karşısında duran b&uuml;y&uuml;leyici adama bakıp i&ccedil; ge&ccedil;irdi ve uzattığı eline baktı. Hi&ccedil; &ccedil;ekinmeden tuttu o eli. Birlikte yumuşak karların &uuml;st&uuml;nde y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler arkalarında tek bir iz bile bırakmadan. &ldquo;Benimle gelin matmazel. Size dış d&uuml;nyayı, bilmediğiniz diyarları g&ouml;stereceğim. Korkmayın, bendeniz sizi koruyacak her bir tehditten.&rdquo; Adam ara verip g&uuml;l&uuml;msedi. &ldquo;Elimi tutun sadece ve hayallerinizi ayağınıza getireyim. Elimi tutun sadece ve size duymak istediğiniz hikayeleri anlatayım. Elimi tutun sadece.&rdquo; Lilly o kadar mutlu ve huzurlu hissediyordu ki hi&ccedil;bir şeyi d&uuml;ş&uuml;nmedi ve dans edercesine hafif adımlarla adamı takip etti. Sa&ccedil;larını havalandıran hafif r&uuml;zgar ona tatlı ve soğuk kar kokusunu taşıdı. Bir iki atıştıran kar taneleri ise onları rahatsız etmeden yavaş yavaş s&uuml;z&uuml;l&uuml;yorlardı k&uuml;&ccedil;&uuml;k parıltılar gibi. Ama Lilly hi&ccedil; &uuml;ş&uuml;m&uuml;yordu incecik elbisesine rağmen. Adamın g&uuml;l&uuml;ş&uuml; i&ccedil;ini ısıtıyordu. Ve elleri&hellip; Tuttuğu eli sert ve g&uuml;ven vericiydi. Hareket halindeki bir sıcaklık elleri arasındaki boşlukta dalgalanıyor kollarına doğru &ccedil;ıkıyordu. Adam bilmediği dillerde telkin edici şarkılar mırıldandı. İ&ccedil;inden ge&ccedil;ip gittikleri sokakları bile ilk defa g&ouml;r&uuml;yordu kaleye yakın olmasına rağmen. Adamın elini daha sıkı tuttu. Yaşadığı g&ouml;sterişli saraydan bile b&uuml;y&uuml;kt&uuml; d&uuml;nya. Kim bilir daha neler saklanıyordu perdelerin arkasında. Birden zihninde bir anı s&uuml;z&uuml;ld&uuml;. Ama daha o ne olduğunu anlayamadan bir şey o anıyı &ccedil;ekti. Sonra başı d&ouml;nd&uuml; sendeledi. Zihninin buzları &ccedil;&ouml;z&uuml;ld&uuml; ve o anıyı yeniden yakalayabildi. <em>G&uuml;neş doğmak &uuml;zere ve her yer karanlıkken odasında geceliğini &ccedil;ıkarmıştı. &Uuml;st&uuml;n&uuml; giyinirken &ccedil;ıkardığı hafif sesler k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşini uyandırdı. Onun başına gidip sa&ccedil;larını hızlıca okşadı. &ldquo; Birazdan geleceğim. İlk karı g&ouml;rmeliyim.&rdquo; Kardeşi ona itiraz edemedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; zaten geri geleceğini biliyordu onun başarısız girişimlerinden. Ama endişeleniyordu yine de. &ldquo; Ama l&uuml;tfen, dikkat et. Orman kenarlarında sihirli canavarlar varmış. Daha sen anlamadan b&uuml;y&uuml;leniyormuşsun. L&uuml;tfen o kadar uzaklaşma!&rdquo; Lilly tebess&uuml;m etti k&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeşinin tatlı korumacılığına. &ldquo; Sen beni merak etme. Hem sen bunları o afacan ikizlerden duydun değil mi?&rdquo; kafasını hafif&ccedil;e salladı kardeşi. Karanlıkta g&ouml;zleri b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş ve onu epeyce tatlı yapmıştı. &ldquo; Onlar hep seninle uğraşıyorlar, korkutmaya &ccedil;alışıyorlar. Merak etme ger&ccedil;ek değil anlattıkları. Ama yine de s&ouml;z ,ormana girmeyeceğim.</em> Nerde olduğuna bakındı &uuml;rkek&ccedil;e. Kafasında tatlı bir his dolanıyordu hala. Ama eskisi gibi değildi. Kendisinde hissediyordu artık. Tanımadığı bir adam şarkısına devam ediyordu. O s&ouml;yledik&ccedil;e burnuna tatlı bir koku doluyordu. Şarkının s&ouml;zleri ona yabancı bir dilde de olsa nasılsa anlıyordu denilenleri. Ve ona b&uuml;y&uuml; yapıldığını fark etti sonunda. &ldquo;Korkma, beni takip et&hellip;&rdquo; fısıltılı ve hırıltılı bir sesti &ouml;nceki duyduğunun aksine. Ve b&uuml;y&uuml;leyici adam gitmişti. Şimdi yerde karların i&ccedil;inde s&uuml;r&uuml;nen soluk bir yaratık ona doğru s&uuml;r&uuml;n&uuml;yordu. O da anlamıştı b&uuml;y&uuml;s&uuml;n&uuml;n etkisini kaybettiğini. Ama devam ediyordu. Kızın zihni gidip geliyordu ve geriye doğru bir adım attı. Yaratık s&uuml;r&uuml;nmeye devam ediyordu ve hızını artırıp ona doğru atılınca kız koşmaya başladı. Doğru yol neresi bilmeden koştu. Sendeliyordu. &ldquo;Sana hayallerini vereceğim. Hep dışarıyı g&ouml;rmek istemiştin. Benimle gel beni takip et.&rdquo; Kızın g&ouml;zleri kapandı. Ona doğru &ccedil;ekildi zihni. Bir adımını ka&ccedil;ırdı ve karda yuvarlandı. Hareket etmeyince yaratık ona bir kuyruğunu dolayıp karda s&uuml;r&uuml;kledi. Ve şarkısını s&ouml;ylemeye devam etti hırıltılı sesiyle. Aradan ge&ccedil;en s&uuml;reyi kimse bilmese de kız uyandı. Canavar fark etmeden bir şeyler yapmalıydı. Sa&ccedil;ından d&uuml;şmediğine ş&uuml;k&uuml;rler ettiği tarağını &ccedil;ıkardı dişlerini canavarın kuyruğuna saplayıp onu y&uuml;zd&uuml;. Yaratığın dikkati dağılınca hemen kalktı ve koşmaya başladı. Ama yaratık peşinden gelmeye devam ediyordu. Bir an başını &ccedil;evirip ona baktı. Yavaştı. G&ouml;z&uuml;nden birka&ccedil; yaş d&uuml;şt&uuml;. Kız şaşırdı ve o da birka&ccedil; saniye kaybetti ama sonra numara olduğuna inanıp koşmaya devam etti. &ldquo; Benimle g&uuml;vende olacaksın. Benimle gel sadece. Elimi tut. Beni takip et. İzin ver seni koruyayım ve sana vereyim hayallerini ve benimle gel.&rdquo; Kız &ccedil;ığlık atarak koşmaya devam etti. &ldquo;Birileri var mı? L&uuml;tfen&hellip; l&uuml;tfen yardım edin.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KARPUZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/karpuz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/karpuz</guid>
<description><![CDATA[ Kısa Olay Hikayesi ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_6162cff147780.jpg" length="48548" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 10 Oct 2021 14:40:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, Klasik Hikaye, Olay hikayesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Devasa karpuzların tadı ve lezzetine inanan oğlunun aksine, karpuz kriterleri başkaydı, yetmişlik Davut'un : Pıtık vurduğunda &ccedil;ıkan sesin &nbsp;tizliği, sapının kurumuş, kahverengiye d&ouml;n&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, eh bir de taşıması eziyetsiz b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;&hellip;..</p>
<p>Şansı yaver gitmemişti. Sezon başladıktan nice sonra almaya başladığı karpuzların &uuml;&ccedil;&uuml; de yiyenleri memnun etmedi. Hele de karpuz mevsimini&nbsp; iple &ccedil;eken oğlunu! Bir g&uuml;n arabasından devasa bir karpuz indirerek girdi bah&ccedil;e kapısından. Girişe bıraktı. Annesi g&uuml;nlerce onu mutfağa g&ouml;t&uuml;remediğinden, b&uuml;y&uuml;mese de yattı karpuz kapı dibinde. Kime s&ouml;ylediyse "tamam" deyip kulak arkası yaptı.</p>
<p>Bir g&uuml;n o karpuz yaşlı kadının eliyle, yuvarlana yuvarlana evin koridorundan&nbsp; mutfağın yolunu buldu. Yine bekledi g&uuml;nlerce. Karpuz m&uuml;ptelası oğlu her kesip yiyelim deyişinde, " bug&uuml;n olmaz, sadece ikimiz varız, kalabalıkta keseriz, yarısı kalacak, dolapta yer yok sığdıramam" deyip savuşturdu.</p>
<p>Karpuz gitgide mutfağın herhangi bir mobilyası veya gereci gibi g&ouml;zaşinası bir eşyaya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Taş d&ouml;şemeli mekanında beklerken, yanından tabak tabak başka meyveler, yemişler&nbsp; ge&ccedil;ti.</p>
<p>Misafir ağırlandığı bir akşam, mutfağa &ccedil;ay doldurmaya giden gen&ccedil; kızın &ccedil;ığlığı b&uuml;t&uuml;n sohbeti durdurdu. Davut koştu hemen, "b&ouml;rt&uuml; b&ouml;cek &ccedil;ıktı &ouml;n&uuml;ne, &ccedil;ığlığa bakılırsa karafatma g&ouml;rd&uuml; herhalde" diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Eski evinin bu dertlerini misafirlere a&ccedil;ık etmekten utandı biraz da&hellip;Ne kadar bakım yapsa, delikleri tıkasa, boya &ccedil;ekse de yıllanmış b&ouml;cek yuvalarının yok olduğuna hi&ccedil; emin olamadı. Zira herkesten &ccedil;ok kendisi sabah namazına kalktığında ka&ccedil;ışan b&ouml;ceklerle y&uuml;zleşiyordu.</p>
<p>- Ayaklarım ıslandı, buraya su d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş, &uuml;rperdim birden!</p>
<p>Derin bir oh &ccedil;ektikten sonra seslendi:</p>
<p>-Hanıııım, kurula burayı, fark etmedin mi girip &ccedil;ıkarken.</p>
<p>-Benim ayağımda terlik var, suyu orada kullanmadım ki, Allah Allah! Su galonu mu delik acaba!</p>
<p>Kuruladı yeri. Aradan epeyce bir zaman sonra mutfağa gittiğinde yerin yine ıslak olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Bu defa su epeyce fazla etrafa yayılmıştı. Temizlik kovasını getirip hem sildi hem kaynağını bulmaya &ccedil;alıştı. Kalorifer borusu nemli değildi, su borusunda da damlama emaresi yoktu. &Ccedil;&ouml;p kovasının altını yokladı, oradan mı su sızıyor diye. Ama &ccedil;&ouml;p kovasını yeni boşalttığını i&ccedil;inin boş olduğunu hatırladı. Yerde bekleyen temizliğe, &ccedil;amaşıra kullandığı deterjan, beyaz sirkenin plastik ambalajlarını kontrol etti. Nem orada da yoktu.</p>
<p>Misafirler gittikten sonra karı koca bir g&uuml;zel incelediler. Duvarın dibindeki fayans en &ccedil;abuk ıslanan b&ouml;lgeydi. Sanki tabanla birleştiği yerden kaynak fışkırıyordu.</p>
<p>-T&ouml;vbe t&ouml;vbe, buradan niye su &ccedil;ıkar ki!...</p>
<p>Karısı:</p>
<p>-Eski evin dertleri bitmek bilmiyor. Kimbilir nereden boru patladı. Belli ki bu defa alttan ge&ccedil;en bir yerden. Of ki of!. Nasıl yapılacak bu? İnşaat işi mutfağın ortasında.</p>
<p>-Hanım buradan kalorifer borusu da ge&ccedil;iyor, o mu patladı acaba, su borusu mu?</p>
<p>-İki g&uuml;n &ouml;nce nem kokuyor ev dediydi oğlan. Boşuna değilmiş. Evin altını su kapladı besbelli. Bizim yaşlı burunlar duyana kadaaaar!</p>
<p>-Ben de şimdi ekşi maya kokusu gibi bir koku alıyorum.</p>
<p>-Ayyy, gider borularından pis su sızmasın. Bu duvarın arkası banyo. Oradan patladı, yayıldı buradan mı y&uuml;zeye &ccedil;ıktı.</p>
<p>-Neyse sabaha kadar su basar burayı, vanayı kapatalım. Bu saat oldu oğlan gelmedi eve. S&ouml;yle &ccedil;ocuklara banyodaki işlerini bitirsinler. Vanayı &ouml;yle kapat. Gelince de oğlana s&ouml;ylersin.</p>
<p>- Oğlan bu gece gelmeyecekmiş. İşleri bitmemiş. Uzakta bu sefer. Gidip gelmeyeyim diye orada sabahlayacak.</p>
<p>Sabahleyin Davut ilk iş su tesisat&ccedil;ısını aradı. &Ouml;ğlene doğru geldi. Baktı bir şey g&ouml;remedi. Vanayı a&ccedil;tılar, yere kulağını dayadı, anlayamadı:</p>
<p>-Cihazla bakmamız lazım. Tam yerini bulursak &ccedil;ok kırma işi &ccedil;ıkmaz. Hem biz fayans da d&ouml;şemiyoruz.</p>
<p>-İyi! Bakın cihazla, dedi, Davut.</p>
<p>-Yanımızda yok. D&uuml;kkandan alıp gelirim cumadan sonra.</p>
<p>Yolcularken, kapıdan g&ouml;zetledi. Arabadaki adam da arıza ya bakmak istedi. Tekrar eve girildi. Kulak yine yere yapıştı. Ama gizli su kaynağı kendini ele vermedi.</p>
<p>Davut'un karısı, mutfağa gittiğinde ıslaklık g&ouml;z&uuml;ne &ccedil;arptı. Kuru bez alarak &ccedil;&ouml;kt&uuml; yere, birka&ccedil; kutuyu oynattı altını sildi. Alışveriş poşetindeki karpuzun da altı nemliydi. Onu da yerinden uzaklaştırıp sildi. Pis su olabileceği geldi aklına. Karpuzu bir tepsiye koydu ki, pis su değmesin.</p>
<p>Vanayı kapatmadılar. Davut on dakikada bir i&ccedil;eri gidiyor, her gidişinde:</p>
<p>-Allah, allah. Su yok, kuru buralar. Şaşılacak şey!</p>
<p>Su tesisat&ccedil;ıları mesaj atmışlardı, g&uuml;n i&ccedil;inde yetişmezse ertesi sabah geleceklerdi.</p>
<p>Davut da karşı mesaj yolladı. " Şimdilik ıslaklık yok, yarın sabaha kadar bekleyelim, daha emin oluruz."</p>
<p>Davut'un karısı mutfağa girdik&ccedil;e, ekşi kokuyu daha kuvvetle almaya başladı. G&ouml;z&uuml;ne yerdeki karpuz ilişti. Tepsi su ile dolmuştu. Poşeti a&ccedil;tı, kokunun kaynağı burasıydı. Karpuz &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, kendini imha ediyordu. Davut'un yaşlı karısı, aceleyle poşeti, tekrar sağlam bir poşete koydu, &ccedil;abucak evden &ccedil;ıkıp, k&ouml;şede &ccedil;&ouml;pleri biriktirdikleri varile karpuzu hapsetti. Karpuz mu hafiflemişti, Seyit Onbaşı g&uuml;c&uuml; m&uuml; transfer edilmişti, yaşlı kadın koca karpuzu kuş gibi kaldırıp onca yolu bir solukta katetmişti.</p>
<p>Davut sabah uyandığında ilk iş mutfağa koştu. Yerler kupkuru idi. "Mevlam bana acıdı, kendi kendine tamir oldu herhalde" diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Yatağa d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde karısının g&ouml;zlerini a&ccedil;ıp kendine baktığını g&ouml;r&uuml;nce ona da s&ouml;yledi. Karısı:</p>
<p>-Kalorifer vanaları gevşekmiş, iyice sıkıştırdım. Nasıl olsa mutfaktaki iki peteği a&ccedil;mıyoruz, ocak sıcaklığı yetiyor mutfağa. Kalorifer borularından sızdıysa onun i&ccedil;in durmuştur.</p>
<p>Mantıklı geldi Davut'a. Su tesisat&ccedil;ıları sabah aradıklarında kendilerine iş &ccedil;ıkmadığını &ouml;ğrendiler.</p>
<p>B&uuml;y&uuml;k oğlan akşama evdeydi. Evdeki olanlardan haberi yoktu:</p>
<p>-Girerken bah&ccedil;e kapısının yanında pis bir koku vardı, &ccedil;&ouml;p&uuml; boşaltalım, &ccedil;ok kokuyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YAŞSIZ AŞK 1. BÖLÜM: TAKVİME GÖRE YAŞAM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yassiz-ask</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yassiz-ask</guid>
<description><![CDATA[ Hayvan takvimlerine göre bedenin bir yaşı varken ruhun bir zamanı vardır, beden ölüme mahkum iken ruh ölümsüzlük ile mühürlüdür. Ve takvime göre &#039;Saf Aşk&#039; ruhlara hastır. Beden kavramı bu aşka engel değildir, ruhların zamanı birbirine denk ise uyum sağlarlar ve bedene has her şeyi unuturlar. Sadece ruhları ile evlenirler, beden  değmez kaderlerine. Ama bu bedenen hareket etmedikleri anlamına gelmez. Onlarda bedenin ihtiyacını karşılar. Ve bu kader değildir, önceki tanışmadan kalan izler sayesindedir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_6159dedd029b7.jpg" length="43995" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 Oct 2021 18:24:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hexia Tika</dc:creator>
<media:keywords>Ruh, bağ, beden</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnan&ccedil;lara bağlı &ccedil;eşitli hayvan takvimlerine olsa da en eskisi ve en ciddiye alınanı Ruh Hayvanları Takvimi'ydi. 24 hayvanı kapsamasına rağmen hayvanlar arası koyduğu ara &ccedil;izgiler sayesinde t&uuml;m hayvanları kapsadığına ve bu 24 hayvanın aslında kesiştiği o &ccedil;izgilerin adsız ama benzer hayvanlar olduğuna inanılıyordu. Takvim insanların ruhları hakkında eski bir bilgi kaynağı niteliği g&ouml;ren tek takvim olmasıyla da meşhurdur. Ayrıca takvimden binlerce yıl sonra &ccedil;ıkan ve insanlara benzeterek yaşayan ruhlar da bu takvim &uuml;zerine yapılan bir araştırma ile ortaya &ccedil;ıkmıştı. Pek &ccedil;ok yazar ve bilimci bu takvimin 'Saf Aşk' tasviri &uuml;zerine yorum yapıyordu. Aşk ge&ccedil;en bir konuda takvime atıf yapmayan hi&ccedil;bir kimse yoktu. Takvim bu yanları ile ne kadar gelişme getirmiş olursa olsun başaramadığı bir şey vardı; 'Saf Aşk' tasvirindeki bedensel yaşı kırmak. Hi&ccedil;bir varlık bu beden yaşını kırmayı g&ouml;ze alamıyordu. Eskiden yaşanan &ouml;l&uuml;mlerin bazılarına neden olan bu sınır halk i&ccedil;in korunması gereken tek unsur olmuştu. Her ne kadar eski anıtlarda başarısı &ouml;v&uuml;lse de tarihin i&ccedil;indeki en b&uuml;y&uuml;k savaşlar bu aşk y&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ıkmıştı. Takvime olan saygının kırıldığı tek nokta buydu. Aşk dışındaki her tasviri varlıklar i&ccedil;in kabul edilirken, aşk diğer takvimler g&ouml;re tasvir edilirdi halk arasında. Yazılar arasında ise direkt kitaptan alıntılar yapılırdı her konu da. Varlıklar i&ccedil;in en ince &ccedil;izgi buydu. 'Saf Aşk' sadece bir kitap tasviri olabilirdi. Halk arasında asla ger&ccedil;ekleşme hakkına sahip değildi. Buna inanmayan nadir varlıklar ise kendilerini saklayarak buna kanıt atarlardı. Halk arasında adları yoktu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ad vermek halk i&ccedil;in bir ger&ccedil;eği kabul etmekti.</p>
<p>Mare, &ccedil;ocukluğundan beri aldığı eğitim ile bu aşk tasvirini kabul eden ama ona inanmayan bir kız olmuştu. Takvim hatalarla dolu olmasına rağmen insan ruhu hakkında &ccedil;ok fazla bilgiye sahipti Mare i&ccedil;in. Mare, kendini insanlardan bu y&uuml;zden uzak tutmuştu. Anlamıyorlardı. Onun neyi kabul ettiğini ve reddettiğini anlamıyorlardı. Mare ne zaman konuşsa, "Yazar El&ccedil;isi geldi. Susun masalını anlatsın." lafıyla karşılaşırdı. Geleceği &ccedil;oktan belli olmuştu halk i&ccedil;in Mare bir yazar olacaktı. Ya da bir anlatıcı. Yazar El&ccedil;isi ona bu y&uuml;zden diyorlardı. Kaderi kaleme bağlı olana &ccedil;ocukken verilen bir addı. Ve Mare bunun bir aşağılama olduğunun farkındaydı. Yazar olmak onun i&ccedil;in sıkıntı değildi ama o araştırmak istiyordu. Takvimi anlamak istiyordu. Bunun i&ccedil;in gitmesi gereken yer ise Bilgiler Evi'ydi. Okul niteliğinde olmasına rağmen burayı kazananlar yaşadıkları zamanı evdeymiş gibi hissettiklerini s&ouml;yleyerek okul olma enerjisinin tamemen bu y&ouml;nde olduğu s&ouml;yl&uuml;yordu. Beyin yeteneğine g&ouml;re aldığı i&ccedil;in b&ouml;yle dediklerine inanıyordu halk. Ve Mare bir şeyin farkında idi. Onlar kadar beyin yeteneği yoktu. Ne takvime baktığı zaman aklında bir kavram oluyordu ne de hızlı bir algılamaya sahipti. Sıradan biri ile arasında bir fark yoktu. Bu y&uuml;zden defalarca kez girmek istese de bu sınavdan ka&ccedil;mıştı.&nbsp;</p>
<p>Sınav ise Mare'yi bir anda yakalamıştı, Mare'nin tanımadığı bir insan tarafından cevaplanması beklenen sorular olarak. Mare ise onu anlayan biriyle konuştuğunu sanarak aklına geleni s&ouml;ylemişti ve sonu&ccedil; olarak Mare, "Ev Anlatıcısı" adıyla kabul edilmişti. Ders olan şeyleri &ouml;yk&uuml;leştirme, Mare'yi diğerlerinden ayıran şey ve takviminde dediği kaderiydi. Hem kurtulması gerektiğine şey hem de kabul edilmesini sağlayan etmendi.</p>
<p>Ev'in b&uuml;y&uuml;kleri i&ccedil;in ise Mare saklanması gereken bir nimetti. Eğer 'Saf Aşk'a inanan ve bunu savunan Ilan'dan saklamaları gereken bir şeydi. Onun aradığı ruh Mare'nin kendisiydi.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KİTAP SADECE KİTAP MI ?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kelimeler-715</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kelimeler-715</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="" length="43995" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 01 Oct 2021 18:31:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>Yarışma, kelimeler, kitap, kahve, anılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KİTAP SADECE KİTAP MI ?</p>
<p>&nbsp;G&uuml;zel bir sonbahar g&uuml;n&uuml; evinde kahvesini yudumlarken,eski&nbsp; g&uuml;nl&uuml;k ve hatıralarının yazılı olduğu defter aklına geldi...Kahvesini yarım bıraktı...Kalktı yerinden ...Evde yalnız kalmayı ,anılarla başbaşa olmayı hayaller kurmayı oldum olası severdi...Aramaya koyuldu yazdıklarını ...Yazmaya uzun s&uuml;redir ara vermişti...Kızdı kendi kendine :'Anıların zaten zihninde hapis,defteri nereye hapsettin şimdi ? : diye s&ouml;yleniyordu al&ccedil;ak sesle...</p>
<p>&nbsp;O sırada eline başka bir kitap ge&ccedil;ti ve durakaldı...Bambaşka bir şeylere evrildi zihni...Yıllar &ouml;nce yarışmada kazandığı kitaptı elindeki..O g&uuml;n g&ouml;z&uuml;nde canlandı...Berabere kalmıştı finalde...Yedek sorularda da beraberlik bozulmuyordu...Her sorudan sonra 'devam mı kura mı &ccedil;ekelim 'diyordu yarışma heyeti ...İki taraf da kendinden emin kurayı istememişlerdi...Yedek sorular bitmiş ,daha sonra sorulan &uuml;&ccedil; soruda da beraberlik bozulmamıştı...Yarışma uzadık&ccedil;a uzadı..Artık yarışmacılar gergin ve heyecanlı ,salonda ise &ccedil;ıt &ccedil;ıkmıyordu...Nefesler adeta tutulmuştu...Sıradaki soru' Osmanlı Divan Edebiyatı'ndan' bir kelime idi...Bu &ccedil;ok &ccedil;ok kolaydı onun i&ccedil;in..Edebiyata meraklıydı.Kelimelerin k&ouml;kenini araştırır ve yerli yerince kullanmaya gayret ederdi...</p>
<p>Sunucu soruyu bitirmeden cevabı ayağa kalkarak vermiş ,seyirciler de ayağa kalkmış alkış ve&nbsp; ıslık sesleri arasında g&ouml;zyaşlarına&nbsp; hakim olamamıştı...Diğer yarışmacının gelip tebrik etmesi, ikisinin kucaklaşıp ellerini beraber havaya kaldırması salondakileri daha da&nbsp; coşturmuştu...Ne g&uuml;nd&uuml; diye duygulandı...Bu kez de g&ouml;zlerinden s&uuml;z&uuml;len yaşa engel olamadı..Kitabı aldı, kokladı, g&ouml;gs&uuml;ne bastırdı ,odaya d&ouml;nd&uuml;...Yarım kalan kahvesini yudumlarken' kahve soğumuş ama anılar sıcak i&ccedil;imi ısıttı olsun ' dedi kendi kendine...İnanılmaz mutlu olmuştu...'Belki g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;m&uuml; bulsam acı bir anı denk gelecek h&uuml;z&uuml;nlenecektim.Bunda da vardır bir hayır ' dedi...Derin derin i&ccedil; &ccedil;ekti ' hi&ccedil;bir emek boş değil'!..Kitap sadece bir kitap değil ,iyi niyetle emek verdiğin hobin uğraşın hi&ccedil; ummadığın&nbsp; bir g&uuml;n sana g&uuml;zellik olarak d&ouml;nebilir ' diye mırıldandı.....Y&uuml;reğiniz umuttan ,g&uuml;zel hatıralarınız belleğinizden silinmesin...BELHİ</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayaller Limanı Bölüm &#45; 4</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayaller-limani-bolum-4</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayaller-limani-bolum-4</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6150f5ec22b53.jpg" length="48583" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 01 Oct 2021 01:42:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nezrin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>1 saatdir bir taraftan dizi izliyordum bir taraftan da yarın neler yapmam gerektiğini yazıyordum. Derslerimi aksatmamam lazımdı. Başlamasına &ccedil;ok az kalmıştı zaten. Hepsini yapmam lazımdı. Daha tarih dersime hazırlanmam lazımdı. Annem odama girip "Kızım, nasılsın?" S&ouml;yleyip elindeki meyveni bana uzattı. "İyiyim anne, sen nasılsın?" Annem elini sa&ccedil;ımda gezdirdiğinde uykum gelmişti. Hep birisi sa&ccedil;ımla oynadığında uykum gelirdi.&nbsp;</p>
<p>Annemle konuştuktan sonra telefonumu elime alıp yatağıma ge&ccedil;tim. Bir m&uuml;zik a&ccedil;tım. Yiğit mesaj atmıştı.&nbsp;</p>
<p>Yiğit: ne yapıyorsun prenses?</p>
<p>Siz: hi&ccedil; m&uuml;zik dinliyorum. Sen?</p>
<p>Yiğit: hangi m&uuml;zik? Ben de oturdum dışarıya bakıyordum.</p>
<p>Siz: lost on you isimli şarkı.&nbsp;</p>
<p>Yiğit: g&uuml;zel. Severim o şarkıyı. &Ccedil;ok sevdiğin bir şarkı var mı? Varsa ismi ne?&nbsp;</p>
<p>Siz: Var evet. Rengarenk acılar ismi. Şarkının s&ouml;zlerini &ccedil;ok sevdim. Sıkılmadan dinleye bileceğim bir şarkı.</p>
<p>Yiğit: Bir dakika. Dinleyip geliyorum.&nbsp;</p>
<p>Yiğitle konuştukca konuşasım geliyordu. 5 dakika sonra Yiğit mesaj yazmıştı. A&ccedil;i, ben bu &ccedil;ocuğu &ccedil;ok sevdim valla. Baya iyi birisine benziyor ki bence de &ouml;yle. Bence de i&ccedil; ses.</p>
<p>Yiğit: &Ccedil;ok sevdim bu şarkıyı. Artık benim de favori şarkım bu sjsjsjs</p>
<p>Siz: Beğenmeyine &ccedil;ok sevindim :)</p>
<p>Yiğit, benim uykum var. Uyuyacağım.</p>
<p>Yiğit: A&ccedil;elya rica etsem bir dışarı bakar mısın?&nbsp;</p>
<p>Ne? Burada mı? Dışarı baktığımda onu g&ouml;rd&uuml;m. Yiğit'i g&ouml;rd&uuml;m. "Yiğit ne yapıyorsun burada?" Yiğit sırıtıp uzun uzun bana bakıyordu. "İyi geceler g&uuml;zellik." G&uuml;l&uuml;p "Sana da Yiğit, sana da iyi geceler." Eliyle i&ccedil;eri ge&ccedil;memi g&ouml;steriyordu.&nbsp;</p>
<p>İşlerimi bitirip yatağıma ge&ccedil;tim. Benim şu anlık tek bildiğim birşey var. O da Yiğit'in benim hayatımda bir d&ouml;ng&uuml; noktası olduğu.</p>
<p>&nbsp;&bull; &bull; &bull;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayaller Limanı Bölüm &#45; 3</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayaller-limani-bolum-3</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayaller-limani-bolum-3</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6150f5ec22b53.jpg" length="48583" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Sep 2021 01:40:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nezrin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ka&ccedil; saatdir konuşuyorduk farkında bile değildim. Ama eğleniyordum. Sevmiştim bu olayı.&nbsp;</p>
<p>Aslan: Biz Yiğitle askeri okulunda tanıştık. 5 yıl oldu neredeyse.</p>
<p>Vaay demek ki askeri okul ha? Baya iyi.&nbsp;</p>
<p>Siz: vaay m&uuml;kemmel. Orada neler yapıyor sunuz?</p>
<p>Yiğit: Bak şimdi g&uuml;zelim, haftanın t&uuml;m g&uuml;nlerinde orada kalıyoruz. Yatılı okul gibi d&uuml;ş&uuml;n.&nbsp;</p>
<p>Aslan: Aynen &ouml;yle. Mesela orada sporlar yapılıyor ve m&uuml;kemmel arkadaşlıklar,kardeşlikler oluyor. Yiğit de benim oradan kardeşim.&nbsp;</p>
<p>Love: Peki ilk nasıl oldu? Yani Yiğit mi yanınıza geldi?&nbsp;</p>
<p>Yiğit: yok, Aslan geldi ilk</p>
<p>Aslan: Biz arkadaşlarla orada bah&ccedil;eye &ccedil;ıktığımızda baktım ki bu orada oturuyor ben de gittim yanına, yanımıza davet ettim &ouml;yle geldi. İyi ki de &ccedil;ağırmışım. Yiğit gibi bir kardeşim oldu.&nbsp;</p>
<p>Siz: tanışma olayınızı &ccedil;ok sevdim. Birde askeri okuldasınız filan baya hoşuma gitti. İkiniz de bence isminizin hakkından geliyorsunuz.</p>
<p>Telefonu kenara koyup mutfaka ge&ccedil;tim. O kadar saatdir telefon elimdeydi. G&ouml;zlerim ağrımıştı resmen, ama buna değmişti. Yiğit ve Aslan benden 1 yaş b&uuml;y&uuml;kt&uuml;ler. Aylayla yaşıtlardı...</p>
<p>Kapı &ccedil;aldığında annem kapıyı a&ccedil;mam i&ccedil;in seslenmişti. Kapıyı a&ccedil;tığımda Aslan kapıdaydı. Bir dakika ne alaka? "Aslan? Ne işin var burada?" Panik halindeydi. Ama g&ouml;zlerinde bir o kadarda soğukkanlılık vardı. "Ayla." Başına birşey gelmişti kesin. Ayakkabımı giyinip hemen evden &ccedil;ıktım. &Uuml;zerimi tam tamına 10 dakika &ouml;nce değiştirmiştim. Aylayı arayıp dışarı &ccedil;ıkalım s&ouml;yleyecektim. "Ne oldu Aylaya?" Acaba birşeye mi &ccedil;ok heyecanlanmıştı? Ayla birşeye &ccedil;ok heyecan yaparsa bayılıyordu. Bir taraftan koşuyordum bir taraftan soru soruyordum, ama Aslan cevap vermiyordu. Bir anda sadece "bayıldı" dedi.&nbsp;</p>
<p>Aylanı fark ettiğimde duraksadım. Ayla iyiydi. Bayılmamıştı. Yanına gittiğimde "Kuzum iyi misin? Aklım &ccedil;ıktı ya.." s&ouml;yledim. Aslan Aylanın yanına ge&ccedil;ip elini omzuna doladı. Sırıtarak bana bakıyordu ikiside.&nbsp; "Ne oluyor?" Diye sorduğumda omzuma birisi dokunmuştu. Arkamı d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde Yiğit'in geldiğini g&ouml;rd&uuml;m. "Ben geldim." Yiğit mutlu g&ouml;zlerle bana bakıyordu. Gelmesine &ccedil;ok sevinmiştim ama beni kandırmışlardı. &Ccedil;ok sinirlenmiştim, sağlık konusunda şaka kaldıramıyordum ben ve bunu Ayla biliyordu. "Ya kusura bakma A&ccedil;elya, Yiğit'in geldiğini haber edelim dedik. Onu da b&ouml;yle şakayla yapalım dedik." Daha fazla sinirlenmiştim ama Yiğit'in burada olması sinirimi bastırıyordu. "Şaka misiniz ya siz? Ayla benim bu konularda ne kadar hassas olduğumu ve sağlıkla ilgili şaka kaldırmadığımı bildiğin halde mi yaptınız bu şakayı? Gidiyorum ya ben." Arkamı d&ouml;n&uuml;p gittiğimde hepsi duraksamıştı. Yiğit koşarak yanıma gelip kolumdan &ccedil;ekti beni. Bir anda &ouml;yle kendisine doğru &ccedil;ektiği i&ccedil;in &ccedil;arpmıştık. "Sevinmedin mi geldiğime? Ben, sen mutlu olursun diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m." Durmuştum ben de. Derin bir nefes verip "Bak Yiğitcim senin gelmene ger&ccedil;ekten sevindim. Sadece sinirlendim. Ben o konularda şaka kaldıramıyorum. Hele birde konu Aylanın sağlığıysa." Yiğit elleriyle kolumu tuttuğunda "tamam, ge&ccedil;ti, sakin ol. Herkes iyi." Nedense o an sarılasım gelmişti. Ama hayır. Geri d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde Yiğit bir anda "Sana sarıla bilir miyim bir kez?" dedi. Sanki az &ouml;nce kafamdan neler ge&ccedil;tiğini anlamıştı da bunu s&ouml;ylemişti. Yiğit bana sarıldığında kokusunun &ccedil;ok g&uuml;zel olduğunu farkına vardım. Geri &ccedil;ekildiğimde y&uuml;r&uuml;meye devam ettik. "Sa&ccedil;ların &ccedil;ok g&uuml;zel, sen &ccedil;ok g&uuml;zelsin." Kızarmıştım. Onların yanına vardığımızda Aslan y&uuml;z&uuml;me mah&ccedil;up olmuş gibi bakıyordu. "A&ccedil;elya kusura bakma, ben ısrar ettim. Ger&ccedil;ekten de bu kadar hassas olduğunu bilmiyordum." Sinirim dinmişti. Yiğite sarılınca dinmiştir kesin. Kesin i&ccedil; ses kesin. "Boş ver. Oldu bitti. Ee nasılsınız?" Ayla yanıma atlayıp "iyiyiz sen?" Y&uuml;z&uuml;ne baktığımda &ccedil;ok masumca bakıyordu. Aylanın bu olayını &ccedil;ok seviyordum. O kadar &ccedil;ok masum, temiz bakıyordu ki... "Ben de iyiyim kuzum." Oturduğumuzda s&ouml;hbet etmeye başlamıştık.</p>
<p>Yiğit ve Aslan okullarında yaşadıkları komik olayları anlatıyorlardı. Hi&ccedil; sıkılmadan dinliyorduk biz de. Hava karardığında ayağa kalkmıştık hepimiz. "G&ouml;n&uuml;l isterdi ki gece de burada b&ouml;yle saatlerce oturup s&ouml;hbet edelim. Ama maalesef ki eve gitmemiz lazım." Ayla lafını bitirdiğinde Aslan iki elini bir birine vurup "E hadi o zaman prensesleri evine kadar eşlik edelim, izin veriyorsanız tabii. Daha sonrasında bizde eve ge&ccedil;elim." Yiğit burada mı kalıyordu ki? "Olur, olur da Yiğit sen burada mı kalıyorsun ki?" Yiğit başını evet anlamında sallamıştı. "Bizimkiler 2 g&uuml;nl&uuml;y&uuml;ne k&ouml;ye gittiler. Ben de sıkılmayayım diye buraya geldim. Hem Aslanla eyleniyorum. Hem de seni g&ouml;r&uuml;yorum ve bunu beni mutlu ediyor" dedi. "Teşekk&uuml;r ederim" dedim ben de. &Ouml;nce benim evim geldiği i&ccedil;in ilk ben gidiyordum eve. "O zaman yarın g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z. G&uuml;le-g&uuml;le." Kapıyı a&ccedil;ıp eve ge&ccedil;tim.</p>
<p>????????&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GERÇEK HAYATLARDAN KISA BİR KESİT</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gercek-hayatlardan-kisa-bir-kesit</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gercek-hayatlardan-kisa-bir-kesit</guid>
<description><![CDATA[ Küllerinden doğan bir kadın ve mutluluğa giden yolu. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_6181228234807.jpg" length="29595" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 19:28:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Kadın, anne, mutlu, aile</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-p-id="8f4ec034d2a4107d47fb6e73ee1d6291">Dolabı a&ccedil;tığında yarı &ccedil;&uuml;r&uuml;k bir domates, bir yumurta ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir par&ccedil;a katıyağ buldu. Altı yaşındaki kızı Allah'tan &ouml;n&uuml;ne geleni yiyordu da uydurmasyon hazırladığı yiyeceklere ses &ccedil;ıkarmıyordu. Melemen g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; melemeni kızına yedirdi. Eşinin vurdumduymazlığı, abuk sabuk işlerde ge&ccedil;irdiği vakit, bir hafta doldurduğu dolabı diğer haftalarda boş bırakıyordu. İşte bu yokluk zamanlarında kadın mutfakta &ccedil;ağ atlıyor neyi bir araya getirsemde yemek yapsam diye kara kara d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Gel zaman git zaman kocasının ağır konuşmalarıda sinirini bozmaya başladı. Git iş bul, beğenmiyorsan kendine yeni koca bul vs vs.. Yıllarca yokluk &ccedil;ekmiş gık bile dememişti. &Ouml;d&uuml;l&uuml;de ağır s&ouml;zlerdi. İlkokul mezunu kadının yapacağı tek iş ya temizlik ya temizlikti. Oda iyi k&ouml;t&uuml; bir ka&ccedil; kişiye haber verip, &ccedil;ocuğuyla kabul edilebileceği bir iş aradı. Ailesinin bir yakını ona yatılı temizlik işi buldu. Ailenin kendi &ccedil;ocuğuda olduğu i&ccedil;in kızına da ses &ccedil;ıkarmadılar. Dubleks, altı odalı bir evin hizmet&ccedil;iliğine başladı. Hem ailenin ikiz oğlan &ccedil;ocuklarıyla ilgileniyor hemde işini yapıyordu. Kızıda bol bol yiyor i&ccedil;iyor, oyuncaklarla oynuyordu. Halinden memnundu ve babasını unutmuştu bile. Kadın bir ay sonra boşanma davası a&ccedil;tı ve eşide y&uuml;kten kurtulduğu i&ccedil;in hızlıca boşandılar. Kadın bu evde &ccedil;alışmaktan &ccedil;ok mutluydu. Tek rahatsızlığı evin hanımı manita yapmış, gizli gizli onunla buluşuyordu. Bu kadar m&uuml;kemmel bir evlilikte insan neden bunu yapar diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor, hanımına kızıyordu. O b&ouml;yle bir eş i&ccedil;in &ouml;mr&uuml;n&uuml; verirdi ama ya &ouml;b&uuml;r&uuml; gitmiş başka adam buluyordu. Evin beyi naif, saygılı ve &ccedil;ok sosyaldi. Aman karısı sıkılmasın, yorulmasın diye hayatını kolaylaştırmaya &ccedil;alışıyordu. &Ccedil;ocukları kreşe o bırakıyor, alışverişi yapıyor ve onlar i&ccedil;in s&uuml;rekli dışarıda programlar planlıyordu. Azgın eş bunlarla yetinmemiş ve kendine yeni mutluluklar aramıştı, bulmuştuda. Bu şekilde bir iki yıl ge&ccedil;ti. Bizimki aileyle, evle o kadar iyi ilgileniyordu ki maaşına zam onada sigorta yaptılar. Bizimki bakımsızlığından dikkat &ccedil;ekmiyordu ama kumral, ela g&ouml;zl&uuml;, orta boylu hoş bir kadındı. Evin hanımı onu hep pa&ccedil;oz g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nden ve kocasını g&ouml;zden &ccedil;ıkardığı i&ccedil;in pek dikkatini &ccedil;ekmedi. Bir g&uuml;n kadının telefonu &ccedil;aldı. Arayan bayan ismiyle yazılmış sevgilisiydi. Panikle yanlarından ayrıldı. "Yarın yarın" diyordu. Kocası "Ne yarın?" dedi. Oda "Kızlarla birşeyler planlıyoruz da." dedi ve konuyu kapattı. Yarın geldi ve evin hanımı eve d&ouml;nmedi. Uzun uğraşlar sonucu sevgilisiyle Hollanda'ya gittiği &ouml;ğrenildi. Eş hızlı bir boşanma devresiyle, &ccedil;ocuklarıda g&ouml;stermemek şartı ile bu konuyu kapattı. Bizimki orada &ccedil;alışmaya devam etti. Olaylar tam nasıl gelişti bilmiyorum ama bizimki bir kart atarak beni nikahına &ccedil;ağırdı. Şu an hizmet&ccedil;isi olduğu evin beyiyle mutlu bir evliliği var. Arada ziyaretlerine gidiyorum ve ge&ccedil;en sıkıntılı on yıllık bir evlilikten sonra onunda mutlu olması benide mutlu ediyor. En son resimlerini facee Prag'dan attılar. Eski eşlerde hasetlerinden &ccedil;atlıyordur eminim. Oh canıma değsin.<br />Ha bu arada unuttum. İki &ccedil;ocukları daha oldu. Şu an onlar yedi kişilik mutlu bir aile. Kıymeti bilinmeyenin kıymetini bilen birileri mutlaka &ccedil;ıkar diyorum ve noktayı koyuyorum.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SUS ARTIK!</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sus-artik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sus-artik</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_61811731cf02a.jpg" length="56997" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 19:01:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>&Uuml;niversiteyi bitireceği sene tanıştığı Mercan onu nede &ccedil;ok heyecanlandırmıştı. Yanından bir d,akika olsun ayrılmak istemiyor, devamsızlık hakkını sonuna kadar kullanıyor ve sınavlara &ccedil;alışmadan giriyordu. Mercan bu durumdan şikayet etmiyor, dahada ilgi istiyordu. Haluk en son annesinin ihtarlarıyla kendini topladı ve mezun olmasına az bir zaman kaldığını bildiğinden derslerine ağırlık verdi. Mercan G&uuml;zel Sanatlar b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde y&uuml;ksek lisans yapıyordu ve biraz daha rahattı. Haluk ona sabretmesini , okul bitince nasıl olsa daha sık g&ouml;r&uuml;şeceklerini s&ouml;yl&uuml;yor ama Mercan anlamak istemiyordu. Haluk onu kırmadan , &uuml;zmeden s&uuml;rekli telkinde bulunuyor, parasının son kuruşuna kadarda ona hediyeler alıyor, "Yeterki mutlu ol." diyordu. O kadar tatlı tatlı anlatıyordu ki halini kızmak m&uuml;mk&uuml;n değildi. Mercansa s&uuml;rekli kapris yapıyor, herşeye kusur buluyor, Haluk'a hayatı dar ediyordu. Severken g&ouml;z&uuml; k&ouml;r olan gen&ccedil;lik bunları hoşg&ouml;r&uuml;yle karşılıyor ve sabır g&ouml;steriyordu. Bizim k&ouml;r aşık okulu bitirdi ve Mercan'la evlendi. Haluk'un ailesinin hali vakti yerinde olunca şatafatlı bir d&uuml;ğ&uuml;n yapıldı. Balayı tam bal-ayı oldu. Hayatında hi&ccedil; &uuml;lke dışına &ccedil;ıkmamış Mercan bu sayede İspanya, İtalya b&uuml;t&uuml;n Akdenizi dolaştı. Annesi Haluk'a d&uuml;şk&uuml;nd&uuml;. &Ccedil;ocukluğundan beri bir dediği iki edilmemiş , buna rağmen efendiliği hi&ccedil; bozulmamış, naif , saygılı bir kişilikti. Ablasının istenmeyen evliliğine bile onun sayesinde rıza g&ouml;sterilmiş, ekonomik durumu vahim olan enişte b&ouml;ylece aileye girmişti. Sonunda hırslı enişte bunu kendine ar bilmiş almış y&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, onlardan bile zengin olmuştu. Bizimkilerin evliliğinin iki ayı yine Haluk'un alttan almalarıyla bitti. Bizim Mercan ne yemek yapıyor, ne evle ilgileniyor nede bir işe yarıyordu. Dışarıdan yemeyi &ccedil;ok seviyor, Haluk evde pişirelim deyince kızılca kıyamet kopuyordu. Haluk dışarıdan yemekten bıktığı i&ccedil;in İstediklerini annesine s&ouml;yl&uuml;yor &ouml;ğle aralarında soluğu annesinin evinde alıyordu. Bir iki zaman sonra annesi bu durumdan rahatsız oldu ve geliniyle konuştu."Kızım bilmiyorsan &ouml;ğretilir, her g&uuml;n dışarıdan yenilir mi, buna hem ekonomi hemde mide dayanmaz." dedi. Mercan yorum yapmadı, sustu. Suskunluğunu kocası gelince bozdu ve i&ccedil;indeki canavarı salıverdi. Haluk ne dese dinletemedi. O ne annesini eşine nede eşini annesine ezdirmeyen erkek gibi erkek olduğu i&ccedil;in en son, "Annem bizim iyiliğimizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor, artık başka bir şey s&ouml;yleme." dedi ve odasına gitti. Mercan susmadı; bıt bıt bıt .... &uuml;t&uuml;ledi de &uuml;t&uuml;ledi. "Senin annen bizim aile hayatımıza ne karışır, sen mi şikayet ediyosun. Terbiyesizler ..." İşte o s&ouml;z&uuml; s&ouml;ylemekle hata etti ama ge&ccedil; oldu. Haluk a&ccedil;tı ağzını yumdu g&ouml;z&uuml;n&uuml;. Hayatında l&uuml;gatına almayacağı s&ouml;zc&uuml;klerle hakaret etti." Sen mi terbiyeden bahsediyorsun, seni tanıdığım halde evlenmekte acele ettim. &Ccedil;ıktığımızdan beri &ccedil;enenden yoruldum. SUS ARTIKKKK." dedi ve ceketini aldığı gibi evden &ccedil;ıktı gitti Bir daha da d&ouml;nmeyecekti zaten. Mercan &ccedil;ok yalvardı ama Haluk ona ikinci şansı vermedi. Mercan kendinden daha dırdırcı bi koca buldu. Eski eşini &ccedil;ok aradığına dair duyumlar aldık ama ge&ccedil;en ge&ccedil;miş, giden &ccedil;oktan gitmişti. Umarım Haluk kendisine ve ailesine yakışan bir eş bulmuştur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o bunu sonuna kadar hak eden , nadir insanlardan biridir.&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayaller Limanı Bölüm &#45; 2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayaller-limani-bolum-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayaller-limani-bolum-2</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6150f5ec22b53.jpg" length="48583" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 01:37:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nezrin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Eve geldiğimizde Ayla bana imalı imalı bakıyordu. "Aylacım ne oluyor?" Ayla &ccedil;ayından bir yudum i&ccedil;ip "Kuzucum ağzındakı baklavayı &ccedil;ıkarsan mı diyorum? Sonu&ccedil;ta Yiğite nasıl baktığını g&ouml;rd&uuml;m." Kızarmış mıydım ben? Canım, acaba hani anlatsan mı hoşuna gittiğini filan? Ne alakası var? "Ay ne diyorsun Ayla ya? Ne bakması? Sevmiyorum sa&ccedil;malama." Ayla ufak bir kahkahanın ardından "Ben sana seviyorsun demedim ki?" Şimdi gel Ayla a&ccedil;ıklama ver. Zaten hep bir şey olduğununda beni yakalardı. Ka&ccedil;amam ondan. "Off Aylaa.. Sevmiyorum, daha doğrusu hoşuma gidiyor sadece." Ayla bir oyunda kazanmış gibi bir surat ifadesi vardı. "Ayrıca ben de senin Aslandan hoşun geldiğini biliyorum." Ayla bana g&ouml;z s&uuml;z&uuml;p ayağa kalktı "Ben inkar etmiyorum en azından, sadece Aslan da benim g&ouml;z&uuml;mde yakışıklı birisi. Bir keresinde sa&ccedil;larını &ccedil;ok sevdim. Kıvırcık ve altın sarımsı bir rengi var. Rengini daha hen&uuml;z &ccedil;&ouml;zemedim." Ben de masadan kalkıp Ayla'nın yanına ge&ccedil;tim. "Ohohoo, Aylacım başka &ccedil;&ouml;zemediğin ne kaldı?" Ayla elini kafasına koyup "hmm, qaliba g&ouml;zleri. &Ccedil;ok değişik b&ouml;yle sarı değil ama sarı gibi, karışık." A&ccedil;elyacım bence Ayla hazır. Bence de i&ccedil; ses.&nbsp; Ayrıca sarı değil ama sarı gibi ne ya? Bir insan hi&ccedil; mi d&uuml;ş&uuml;ncesini dile getiremez?</p>
<p>Telefonumun bildirim sesiyle elime almıştım. "Ne oldu? Kim o? Yiğit mi?" Aylanın sorularını peş peşe vermeye devam ediyordu. WhatsApp'a girdiğimde bir numaradan mesaj gelmişti. Mesaj kutusuna tıkladığımda mesajı okudum.&nbsp;</p>
<p>+90 551 164 64 **: A&ccedil;elya, benim Yiğit. Rahatsız etmiyorumdur umarım&nbsp;</p>
<p>Yok yigidim ne rahatsızlığı? İ&ccedil; ses kapa &ccedil;eneni Vallaha sinirleniyorum.</p>
<p>Siz: Selam Yiğit. Yok, rahatsız etmiyorsun. İstediğinde yaza bilirsin:)</p>
<p>"Ay A&ccedil;ii doğruyu s&ouml;yle, Yiğit yazdı değil mi? Farkında değilsin ama 3 saniyelik bir sırıtdın. Ay Aslan ne yapıyor acaba? Hayır yani o niye yazmadı?" Bir dakika ne? Numarasını vermiş miydi o da? Ne g&uuml;zel işte 4l&uuml; takılırsınız? Tam o anda Aylanın telefonuna bildirim sesi geldi. Telefonu eline aldığında "vay be, istesem başka şey olucakmış." Anlaşılan Aslan yazmıştı. Telefonuna boylandığımda Aslanın "Merhaba tekrardan g&uuml;zellik. Rahatsız etmiyorumdur umarım" yazdığını g&ouml;rd&uuml;m. "İ&ccedil;imden bir ses bu &ccedil;ocuğu s&uuml;r&uuml;nd&uuml;rmem gerektiğini diyor. Sence A&ccedil;i?" Bilmem der gibi omuzlarımı kaldırdığımda "&Ouml;yle s&uuml;r&uuml;nd&uuml;rmek değilde ağırdan al. Yani ş&ouml;yle ki yazmağını beklediğini d&uuml;ş&uuml;nmesin." Ayla parmağıyla doğru diyorsun gibi yaptıktan sonra ciddi suratla yazmaya başladı. "Kızım sa&ccedil;malama surat ifadeni mı g&ouml;r&uuml;yor? Ne bu ciddiyet suratı? A&ccedil;i, Allah aşkına ciddiyet suratı nedir ya? Her lafıma birşey diyecek misin i&ccedil; ses?&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Telefonumu elime alıp yerime ge&ccedil;tiğimde tekrardan WhatsApp'a girdim. Yiğit'in numarasını buradan da kaydettim. Profiline tıkladığımda g&uuml;zel bir fotoğrafı karşıladı beni. "Ne yapıyorum ben ya?" Profilinden &ccedil;ıktığımda Yiğitten mesaj geldi.&nbsp;</p>
<p>Yiğit: konuşalım mı? Vaktın varsa tabii</p>
<p>Siz: olur, konuşalım. Vaktim var</p>
<p>Yiğit: Sa&ccedil;ların &ccedil;ok g&uuml;zel</p>
<p></p>
<p>1 saatdir durmadan konuşuyorduk. O sırada Aylin de Aslanla konuşuyordu. "A&ccedil;i ben eve ge&ccedil;iyorum kuzucum. Hava serinlesin dışarı &ccedil;ıkıcağım. Mahalleye yani. İstersen sen de gelirsin." Başımı olur anlamında sallayıp ayağa kalktım.&nbsp; Aylanı eve yolcu ettiğimde ben de telefonumu elime alıp odama ge&ccedil;tim. &Uuml;zerimi değiştirip telefonumu elime alıp yatağıma oturdum. WhatsApp'a girdiğimde bildirimler vardı. "A.A.Y.A. isimli grupa katıldınız." Grupa tıkladığımda kimlerin olduğuna baktım. Ben, Yiğit, Ayla ve&nbsp; bir numara vardı. Muhtemelen Aslandı.&nbsp; Mesajlar geliyordu.&nbsp;</p>
<p>Ne bu hız arkadaş değil mi ama ya? Bu sefer doğru diyorsun İ&ccedil; ses. Hak veriyorum.&nbsp;</p>
<p>Yiğit: Selamlar tekrardan. Ya biz Aslanla d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kte b&ouml;yle bir grup a&ccedil;alım, 4m&uuml;z olalım filan</p>
<p>Love: İyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şs&uuml;n&uuml;z :)</p>
<p>Aslanın da numarasını kaydettikten sonra bir şeyler yazmaya başladım.&nbsp;</p>
<p>????????</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>dört kelimelik hikaye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dort-kelimelik-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dort-kelimelik-hikaye</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_61523ddcace41.jpg" length="68187" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 00:56:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>İ&Ccedil;İMDEKİ KIZ &Ccedil;OCUĞU &Uuml;Ş&Uuml;YOR.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Herkesin Derdi Kendine Ağırdır</title>
<link>https://edebiyatblog.com/herkezin-derdi-kendine-agirdir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/herkezin-derdi-kendine-agirdir</guid>
<description><![CDATA[ Yazımı okumanızı tavsiye ederim kendimce bazi sorunlari dile getirdim. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_615161b386e88.jpg" length="56181" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Sep 2021 09:16:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>İREM ASKIN</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>R&uuml;zgarın o kaba sesi &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; bir gece ve birde ona eslik eden yağmur dur durak bilmeden goz yaslarini akitan bulutlar<br />Susmadilar o gece cok agladilar</p>
<p>Benim gibi bazı gecler susmazdı bulutlar cok aglardı ama onlar gozyaslarini gizlemezdi insanlardan dogasi geregi ben gizlerdim sesiz aglamalarım d&uuml;g&uuml;m d&uuml;ğ&uuml;m olurdu bogazımda sustuklarım dilimi d&uuml;g&uuml;mlerdi adeta &nbsp;gizlerdim iste gizlmesem cok soru sorarlardı anlatsam&nbsp;<br />O kocaman derdimi bir kucucuk&nbsp;<br />"BOŞVER GECER" cumlesine sığdırırlardı&nbsp;<br />Ben kendi icimde sığdırımadığım derdi onlar kucucuk kelimeye sığdırırlardı iste bu yuzden ben bulut olmak isterdim gizlemeden aglamak gizlemeden huznumu karanlıklarımı belli edebilmek isterdim acımdada mutlulugumdada &ouml;zg&uuml;r olmak isterdim...</p>
<p>Yine bulutlarin susmadıgı kendini gizlemedigi yagmurlu bir aksamda odamda uzanirken kalp kırıklıklarım dertlerim sorunlarim sevdiklerim sevmediklerim dunya insanlar hersey aklima gelmisti ve yine aglayan ama &ouml;zg&uuml;r olmayan bulut olmustum&nbsp;</p>
<p>Cok mu aglardim hayır cok mu gulerdim hayır cok mu mutsuzdum cok mu derdim vardi herseyi ben mi abartiyordum bilmiyorum ama cok gulmezdim cokta aglamazdim dedim ya hep saklardim gozyaslarimi aglamamak icin drenirdim&nbsp;<br />&nbsp;Organların dili olsa<br />Kalp yeter dahs kac parca olucam kırıla kırıla derdi&nbsp;<br />Gozlerim sal artik aksin goz yasi derdi<br />Aklım sen yanlıs yaptın hatalarını dusun birazcik derdi&nbsp;<br />Bedenim yorgunum birak beni derdi<br />Derlerdi haklilardi ama bende tukenmistim artik ne ypacagimi bilmiyordum &nbsp;simdi siz&nbsp;<br />derdim i merak ettiniz demi niye bu kadar huzunlusun diyeceksinizde&nbsp;</p>
<p>Anlatmaya baslasam ancak biter belki ams konuları kısa kesicem&nbsp;<br />Aman bu muydu yani diyeceksiniz kucumseyeceksiniz guleceksiniz belkide &nbsp;bosverip gececeksiniz ams ben anlatayim siz degerlendirin bilelim</p>
<p>D&uuml;nyada&nbsp;<br />Kadına tecavuz&nbsp;<br />Kadına siddet var<br />Biz uyurlen gezerken bir yerlerde birileri belkide kurtarilmayi bekliyor<br />D&uuml;nyada a&ccedil;lık sefalet issizlik var<br />Bizim karnimiz doyarken belkide birileti bir yerlde ac ve yardim bekliyor&nbsp;<br />Dunyada kotuluk var eskisi gibi degil ataturkun biraktigi gibide degil o eski mahalle yok o eski top kesen amca o eski cocular yok ip atlamak yok top oynamak yok gulmrk yok komsuluk yok hayat yok renk yok neşe yok yok iste&nbsp;<br />Ve bana gelince<br />Ben hayallerimin pesinden gidemedim mesela yarıda kaldırlar baskalrinin kararlariyla haraket ettim yanlis adim attim firsatlari teptim ve simdi yanlis yollari tek tek direnerek geri donme savasi veriyorum<br />Ha unutmadsn sunuda diyim<br />Dunyada herkezin uydugu bir kural daha var elalem ne der diye onun icin yasiyoruz buda bizi yıpratıyor cunku belli kalıp yargilar icinde kendimizi boguyoruz buda bir dert problem&nbsp;</p>
<p>Hani derdin ne ki bu kadar derseniz iste bunlar belkide daha fazla ama sayamiyorum cok uzun bitmiyor heer zaman bir yenisini ekleniyor ama asla eksilmiyor insan neden mi aglar yuku agir gelir kendisine tıpkı benim gibi</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DUYULMAMIŞ BİR HİKAYE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/duyulmamis-bir-hikaye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/duyulmamis-bir-hikaye</guid>
<description><![CDATA[ Nicedir elime almadım şu sazı &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6150e905584d1.jpg" length="44172" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Sep 2021 00:45:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Nicedir elime almadım şu sazı. Ne menem ne nank&ouml;r bir alettir bu. Hacı Bey pek ısrarlıydı bu gece, -&Ccedil;al be evlatlık, &ccedil;al da g&ouml;nl&uuml;m&uuml;z&uuml; titret- dediydi. Bana kalsa sandıktan hi&ccedil; &ccedil;ıkarmazdım. Ne &ouml;r&uuml;mcek ağı kaplamış tellere ne de rutubetlenmiş g&ouml;vdesine dokunmazdım. Hacı Bey ne zaman rakının &uuml;st&uuml;ne lik&ouml;r i&ccedil;se, ya hastanelik ya da eğlencelik oluyor. Komaya da girdiği yok, hastane bah&ccedil;esine girer girmez ayılıyor. Mehmet Ağa, Tığ Cemil hepimiz bıktık bu moruktan. &Ouml;lse de &uuml;&ccedil; beş birşeyini aramızda b&ouml;l&uuml;şsek diye bekliyoruz. Ne &ouml;leceği var bunun, ne de delireceği. D&ouml;rt Kadın eskitti g&ouml;z&uuml; hala beşincide. Allah bunun gibilerin u&ccedil;kuruna ateş d&uuml;ş&uuml;rmedik&ccedil;e, daha &ccedil;ok ana kuzuları otuzuna gelmeden terelellenecek. &Ccedil;ok kahrını &ccedil;ektim Hacı&rsquo;nın. Onbeş yaşımdan beridir, aha oldu d&uuml;n sabah yaşım kırk, halen daha &ccedil;ekmekteyim. Ne baba vardı ne ana ne de bir hısım akraba. Muhtar beni bunun yanına ayak işleri i&ccedil;in verdiğinde, doğru d&uuml;r&uuml;st T&uuml;rk&ccedil;e bile konuşamazdım. İlk zamanları Hacı Bey beni zorla mektebe yazdırdı. Yok dedim kafam almaz benim okumam. Oradan aldı tarlaya, yok dedim &ccedil;apa bilmem ekin s&uuml;rmem. -Ulan k&ouml;poğlu Rum ne yapacaksın ne bilirsin dedi. -Na şurda bir adam var ahraz, elinde saz, beni ona ver de saz &ouml;ğreneyim dedim. Ahrazın yanında saz &ouml;ğrendim, s&ouml;z &ouml;ğrendim, usul erkan &ouml;ğrendim. Hacı Bey&rsquo;in sazcısı s&ouml;zc&uuml;s&uuml; oldum. Seksenine merdiven dayadı gavad, daha &ouml;lmek nedir bilmiyor. K&ouml;y&uuml;n en yaşlısı bir o, bir de Necip&rsquo;in kahvesinin &ouml;n&uuml;ndeki &ccedil;ınar ağacı kaldı. Karımı &ccedil;ok erken dağlara saldım, &ccedil;ocuğumuz olmadı mevla yazısı. Hacı Bey karıma bir laf etmiş garip Ayşe bozulmuş dağa &ccedil;ıkmış. İndiremedim aşağı ne dil d&ouml;kt&uuml;ysem, zaten o da yanında kalmamı istemedi. O dağda ben aşağıda delirdim. Sazı s&ouml;z&uuml; bırakmıştım nicedir. Hacı Bey pek ısrarlıydı bu gece. &Uuml;st&uuml;me gelme diyemedim, parmaklarım telleri ş&ouml;yle bir yokladı, dilim benden &ouml;nce davrandı iki keklik t&uuml;rk&uuml;s&uuml;n&uuml; s&ouml;ylemeye. Hacı Bey &ouml;lse de kurtulsam. Ayşe&rsquo;mi dağdan indirsem ben Bey olsam, o Hanım. Hacı Bey sabaha &ouml;lse, ben Ayşe&rsquo;yi sırtlanıp getirsem. Hacı Bey ne istedi benim garip Ayşe&rsquo;mden. Bir kar yağsa, hastalansa yatağa d&uuml;şse, atı şahlansa sırtından atsa, kamyon &ccedil;arpsa diye bekledim -beklerim- Hacı bey &ouml;lse de ben Ayşe&rsquo;me gitsem. En son ge&ccedil;en sene g&ouml;rd&uuml;m onu dağdaki kulubede. Y&uuml;z&uuml;me bakmadan konuştu benimle. Al yanakları solmuş g&ouml;rd&uuml;m, sa&ccedil;ları kırlaşmış daha otuzuna değmeden. Hacı Bey neden kıydın Ayşe&rsquo;me diyemedim. Tutamadım iki yakasından, resti &ccedil;ekip de. Ne kalabildim adam akıllı ne de gidebildim Ayşe&rsquo;me. Hacı Bey birg&uuml;n Ayşe&rsquo;den ve benden &ouml;nce &ouml;lse, davul zurna &ccedil;aldırıp &ccedil;ıkarım Kaz Dağına. Benim melek Ayşe&rsquo;m allar giyinse, morlar s&uuml;r&uuml;nse, yeşiller taksa başına. Hacı Bey aman, dil alışkanlığı Hacı gavadı &ouml;lse de bitse bu işkence. -Ben &ouml;lmeden o karın k&ouml;ye inemez dedi. Şeytan diyor kap &ccedil;ifteyi vur alnının &ccedil;atından yat &ouml;mr&uuml;n geri kalanını. Her gece adaklar adıyor mum dikiyorum. Kiliseye ayrı camiye ayrı gidiyorum. Ya İsa, Ya Muhammed kabul edecek beni. Bizi. Ayşe ile ikimizi. Hacı Bey bir &ouml;lse ah bir &ouml;lse! Ne gam kalır bende ne kasavet. G&ouml;nl&uuml;mdeki g&uuml;vercin benden &ouml;nce u&ccedil;ar konar Ayşe&rsquo;ye...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayaller Limanı Bölüm &#45; 1</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayaller-limani-bolum-1</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayaller-limani-bolum-1</guid>
<description><![CDATA[ Selam) Umarım bölümü seversiniz. Ben çok severek, hissederek yazdım. Bence siz de okumalısınız???? her kitap bir şansı hak eder değil mi güzel insan? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6148d104064a1.jpg" length="48583" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 20 Sep 2021 22:24:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nezrin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Bitti" dedi Ayla &ccedil;izdiği resmine bakarken. Aylanın yanına gidip yapmış olduğu resmine baktım. "Vay be, d&ouml;kt&uuml;rm&uuml;şs&uuml;n yine kızım." Ayla resmini eline alıp ayağa kalktı. &Ccedil;ok g&uuml;zel bir kız &ccedil;izmişti. "Ya A&ccedil;elya, evet biliyorum g&uuml;zel yeteneğim var ama ya o istediğim kursu kazanamazsam? Benim i&ccedil;in oraya kabul olunmak, o sınavı ge&ccedil;mek geleceğim i&ccedil;in baya yardımcı olacaktır." &Ccedil;izdiği resmi onlarca &ccedil;izdiği resimlerinin &uuml;zerine koydu. "Sa&ccedil;malama Ayla. Senin &ccedil;ok g&uuml;zel yeteneğin var. Bence ileride &ccedil;ok &uuml;nl&uuml; bir ressam olacaksın." Ayla yanıma gelip bana sarıldı. Ben de ona sarıldım. "Hadi gel aşağıya inelim. Annem g&uuml;zel yemekler yapmıştır şimdi." Ayla elimden tutup beni odadan &ccedil;ıkarttı. Mutfaka doğru gidiyorduk. Sevil teyze bizi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; gibi "Gelin bakalım g&uuml;zeller, yemek hazır. A&ccedil;ıkmışsınızdır." Masaya doğru ge&ccedil;tiğimizde "Sevil teyze, ne gerek vardı? Zahmet etmişsin" dedim. Sevil teyze kendisine masaya ge&ccedil;tiğinde "yok kuzum. Afiyet olsun, ne zahmeti? Hadi yiyin bakalım."&nbsp;</p>
<p>Ayla Işık. Ayla benden bir yaş b&uuml;y&uuml;k, canım arkadaşımdır. &Ccedil;ok g&uuml;zel siyah boncuk, boncuk g&ouml;zleri ve siyah sa&ccedil;ları var. El yeteneğini &ccedil;ok seviyorum. O kadar g&uuml;zel resimler &ccedil;iziyor ki, ondan tam bir ressam &ccedil;ıkardı, ki &ccedil;ıkacaktı zaten. Hayali en b&uuml;y&uuml;k ressam veya dizayner olmaktı. Onun i&ccedil;in kurşun atar, kurşun yerim olayına ge&ccedil;tin A&ccedil;elyacım. Bu da benim hep konuşan ama &ccedil;ok zamanda boş konuşan i&ccedil; sesim. Artık o kadar &ccedil;ok konuşuyor ki kendisine isim bile taktım. İsmi Ece. Kendimi de tanıtayım. A&ccedil;elya Aktaş ben. 18 yaşındayım. Benim de en b&uuml;y&uuml;k hayalim dizayner ve yazar olmak.&nbsp;</p>
<p>Ayla benim &ccedil;ocukluğumdan mahalle arkadaşım. Hatta aynı &uuml;niversitede okuyoruz. İkimizde dizaynerlik istediğimiz i&ccedil;in aynı &uuml;niversiteyi yazmıştık. Ama benim ilk yılım, Aylanın ise &uuml;&ccedil; hafta sonra ikinci yılı olacaktı.&nbsp;</p>
<p>"Ah, ne yapıyorsun Ayla ya?" Ayla bana attığı yastığı tekrardan ona attım. "Oha A&ccedil;elya kafama attın, neyse ya boşver ne s&ouml;yleyeceğim hadi ya &ccedil;ıkalım dışarı dolaşırız biraz." Ayağa kalktığında beni odasına g&ouml;t&uuml;rmek i&ccedil;in elini uzattı. "Nereye gidiyoruz?" Odaya geldiğimizde Ayla kiyafetlerinin olduğu dolabı a&ccedil;tı. Kendisine bir şeyler se&ccedil;iyordu. "Ne bileyim, &ccedil;ıkalım d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;z işte." Dolabından ona &ccedil;ok yakışan soft şeyler se&ccedil;ip giyinmişti. Ben zaten hazırdım. &Uuml;zerimdeki kahve renkli tiş&ouml;rt sa&ccedil;larımın rengiyle uyum sağlıyordu. "Sa&ccedil;larına bayılıyorum A&ccedil;elya. Bir keresinde bence sana b&ouml;yle kısa sa&ccedil; &ccedil;ok yakışıyor. Rengi bilmiyorum ama o da &ccedil;ok hoşuma gidiyor." Yanıma gelip aynaya bakıp daha sonrasında sarılmıştı. Kahverengi ve d&uuml;z sa&ccedil;larımı &ccedil;ok seviyor. "Bence o senin g&uuml;zelliğin. Sa&ccedil;lara bak ayrıca up uzun. Sana da b&ouml;yle yakışıyor." İkimizde g&uuml;lerek odadan &ccedil;ıktık. Sevil teyzeye haber ettikten sonra evden &ccedil;ıkmıştık.</p>
<p>1 saatdir neredeyse y&uuml;r&uuml;yorduk ve konuşuyorduk. "A&ccedil;elya hadi şurada oturalım, yoruldum." Başımı tamam anlamında salladım. "Burada voleybol oynuyorlar ama top bize gelmesin?" Ayla telefonuna bakarken bana da cevap veriyordu. "Boşver, onlar dikkatli oynasınlar bir zahmet." Ben de telefonumu &ccedil;ıkarttıktan sonra başımı Ayla'nın omzuna koydum.&nbsp;</p>
<p>Oha, yavaş ya biraz. G&ouml;rm&uuml;yor musunuz insan oturuyor burada?" Voleybol topu kafama &ccedil;arpmıştı. Sinirle ayağa kalkmıştık. Yanımıza iki &ccedil;ocuk geldi. Birisi gidip topu g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Digeride "Kusura bakmayın. Birşey olmadı değil mi? İyisinizdir umarım?" &Ccedil;ocuk yakışıklı birisiydi. Tipinden belli ama qıcıkdı. Qıcık mı? A&ccedil;elya, sa&ccedil;malama istersen? &Ccedil;ocuk taş değil daş. Ay ne diyorsun Ece ya? Sus bir. "İyiyimde yani biraz dikkatli olursanız g&uuml;zel olur." Ayla karşımdakı &ccedil;ocuğun g&ouml;rmeyeceği şekilde koluma vurdu. Yani diyor ki sakin ol A&ccedil;elyacım. "Tamam dikkat ederiz. Başka bir sorun yoksa oyuna d&ouml;neceğim." Topu g&ouml;t&uuml;ren &ccedil;ocuk "Yiğit hallettiysen gel." İsmi Yiğitmiş demek ki. Ay Vallaha zaten Yiğite benziyor. İ&ccedil; ses bir kez daha b&ouml;yle sinirlerimi bozarsan psikoloğa gideceğim artık. Ay tamam susdum. Yiğit arkasını d&ouml;n&uuml;p gittiğinde bizde oradan yavaş yavaş gidiyorduk. "A&ccedil;elya bence biz buraya hep gelelim." G&uuml;l&uuml;p Aylaya baktım. "Niye kuzucum? Oradakı topu g&ouml;t&uuml;ren &ccedil;ocuğu mu beyendin?" Şakasına s&ouml;ylemiştim ki bir an Ayla'nın sustuğunu fark ettim. "Ciddi olamazsın değil mi Ayla?" Ayla y&uuml;z&uuml;me bakıp "Ay ne var A&ccedil;i? Sadece işte b&ouml;yle biraz yakışıklı, biraz yakışıklı ve biraz yakışıklı birisi gibi." Ayla bana bazen A&ccedil;i derdi. İsmim &ccedil;ok uzumuş diye. "Farkında mısın bilmiyorum ama c&uuml;mlende &uuml;&ccedil; defa o şahsın yakışıklı olduğunu belirttin." Ayla g&uuml;l&uuml;p koluma girdi. "Neyse ya boşver. Hadi sizin eve vardık zaten. Sen gir eve konuşuruz sonra." Ayla &ouml;pt&uuml;kten sonra i&ccedil;eri eve ge&ccedil;tim. Nedense aklım şu Yiğit denen &ccedil;ocukta kalmıştı. Tamam yakışıklı ola bilirdi.. neyse daha fazla d&uuml;ş&uuml;nmeyeyim. Annemin yanına gidip "Annecim ben geldim. Ne yapıyorsun?" Annem elinde bir şeyler yapıyordu. "Hoşgeldin kızım. 2 g&uuml;n &ouml;ncesinde yeni komşu taşınmış. D&uuml;n markete giderken karşılaştık. Tanış olmak istiyormuş evine &ccedil;ağırdı. Ben de eli boş gitmeyeyim diye kurabiye yapıyorum." Ne ara yeni komşu taşınmıştı ki? Hi&ccedil; haberim yoktu. "Hee, tamam anne. Kolay gelsin sana ben odamdayım. Yardım lazım olursa &ccedil;ağırırsın." Elime suyumu alıp odama doğru ge&ccedil;tim.&nbsp;</p>
<p>...</p>
<p></p>
<p></p>
<p>.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KİBRİT</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kibrit</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kibrit</guid>
<description><![CDATA[ Yangının eriştiği ruha uzanamayan her bil el sadece izledi. Yağmur yağarken dışarıda içeride içinde ukte kalmış çocukluğuyla bir kız küllerini üfledi. Kibritler birer şahitti, belki de mumlar katil. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_614183030de97.jpg" length="27985" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Sep 2021 20:40:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>nieves</dc:creator>
<media:keywords>Acı, mektup, ölüm, geçmiş, kibrit</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KİBRİT</p>
<p>Alevleri dilek kılan nefesleri &uuml;flerken parmakları yanan herkese ithafen...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kuruyan dudakları mırıldandı bir kez daha.<br />-Ansızın bir hoş&ccedil;a kal kurşununa<br />Sarılıp veda ettim, b&uuml;t&uuml;n sokaklarına.<br />Dudakları yavaş&ccedil;a hareketsizleşirken derin bir nefes verdi. Adımları onu tekrar salona getirdi. Koltuk kenarlarında gezindi yaralı parmakları. G&ouml;z kapaklarını hafif&ccedil;e &ouml;rtt&uuml; g&ouml;zlerinin &uuml;zerine. Anılar uzandı zihnine, bir g&ouml;zyaşı s&uuml;z&uuml;ld&uuml; pınarlarından.<br />-G&uuml;zel olan her şey bitti diye fısıldadı y&uuml;reğinin yarasından kımıldatamadığı naif dudaklarının arasından.<br />G&ouml;zyaşı derin kesikler bırakarak elmacık kemiklerinden &ccedil;enesine doğru bir yol &ccedil;izdi. Boynuna yaklaştığında usulca intihar etti, yerle buluştu.&nbsp;<br />Bir tane daha &ccedil;ıktı yola, g&ouml;zyaşları birbirini yok etmeye başladı, ağladı. Parmakları hala koltuk kenarında gezinirken yavaş adımları her bir şeyi tekrar yaşatıyordu sanki.&nbsp;<br />-Dokunduğum nesneler değil de anılar sanki.<br />Kıvırcık, sarının kahveye bezendiği tondaki sa&ccedil;ları her adımında hareket ediyordu ama bir r&uuml;zgarı bekliyordu belki de savrulmak i&ccedil;in.<br />Y&uuml;z&uuml; acı doluydu, nefesleri &ouml;fke duymak istiyordu ama y&uuml;reğindeki merhamet yaşamın iki ucu arasında eziyordu benliğini.<br />&Ccedil;ıplak bacakları kollarına istinaden daha az yaralıydı, &uuml;zerinde incecik bir tiş&ouml;rt yağan yağmurun bile s&ouml;nd&uuml;remediği yangınla baş başa kalmıştı.<br />Perdeler sonuna kadar &ouml;rt&uuml;l&uuml;yd&uuml;, her yer sessiz ve karanlıktı. Dışarıda buz gibi havayla savaşan yağmur damlaları birbirine zarar veriyordu en &ccedil;ok, tıpkı insanlar gibi.<br />-Yağmurları sevmiyorum dedi kız.<br />G&ouml;zlerini usulca araladı, parmak u&ccedil;larıyla dokundu g&ouml;zyaşlarına.<br />-&Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;zlerim bulut olmamalıydı.<br />G&ouml;zyaşlarına tek tek dokundu parmak u&ccedil;ları.<br />-&Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayatımda ilk defa terk edildiğimde bir yağmurun altındaydım. Islanmak istemedim, saklanacak bir yerim yoktu.&nbsp;<br />Sesi titredi. Ger&ccedil;ekler bazen titreme veriyordu, korkutuyordu.&nbsp;<br />Kollarını kendine sardı.<br />-O g&uuml;n de b&ouml;yle &uuml;ş&uuml;m&uuml;şt&uuml;m. &Uuml;zerimdeki hi&ccedil;bir şey ruhumu ısıtamamıştı.<br />Adımları eski dolabın &ouml;n&uuml;n&uuml; bulduğunda &ccedil;ekmeceyi a&ccedil;tı ve eline aldığı kibrit kutusuna baktı.<br />-Şimdiyse ruhum yanıyor.<br />Bir kibriti yaktı ve avu&ccedil;larına bıraktı ateşi. Y&uuml;z&uuml;nde mimik oynamadı avu&ccedil;ları yanarken. Sonra g&ouml;zleri tek tek d&ouml;kt&uuml; incilerini. Avucundaki ateşi izledi.&nbsp;<br />Ateş s&ouml;nd&uuml;, acı başladı. Bir s&uuml;re avucuna baktı kız. G&uuml;l&uuml;msedi acıyla, sonra avucunu sıktı ve g&ouml;zlerini yumdu. Katlandığı acı g&ouml;zlerine ağır geliyordu belki de. G&ouml;rmek onu mahvediyordu en son g&ouml;rd&uuml;klerinden sonra.&nbsp;<br />Sonra g&ouml;zleri yerdeki sayısız mumla buluştu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k b&uuml;y&uuml;k fark etmeksizin adım atmadığı her yer mumdu. Elindeki kibritleri tek tek yakıp mumlara ateşi verdi. Her mum yandığında biraz daha ışık korkuttu y&uuml;reğini.<br />Bu ışığın katili olacağını bile bile tek tek yakıyordu mumları. B&uuml;t&uuml;n mumları tek tek ateşle besledi. Daha sonra tekrar dolaba ilerledi. Bir kutu &ccedil;ıkardı. Odanın ortasına mumların etrafına oturdu. Adım aralıkları dışında her mum birbirinin peşindeydi. Oturduğunda mumları daha &ccedil;ok hissetti, daha yakındı onlara.<br />Kutuyu yere koyduğunda kapağını kaldırdı ve i&ccedil;ini yere boşalttığında zarflar d&ouml;k&uuml;ld&uuml;.<br />-Bu mektupları yıllardır yazıyorum, hi&ccedil; kimseye veremesem de dedi acı bir tebess&uuml;mle.&nbsp;<br />Sonra kağıt yığınlarının arasından bir tanesini aldı. Zarfın &uuml;zerinde yazan yazıda gezdirdi g&ouml;zlerini.</p>
<p>Hayallerim var, savaşacağım.<br />Zafer, 22 Temmuz akşamı.</p>
<p>Zarfı yavaş&ccedil;a a&ccedil;tı. Kağıdı &ccedil;ıkardı ve dudaklarını araladı kulağına seslenircesine.</p>
<p>Hicran!<br />Yaptın, başardın, kazandın. Bu bizim ka&ccedil;ıncı zaferimiz? Ama en g&uuml;zeliydi şimdiye kadarkilerden. Baban nasıl sarıldı sana? Gurur duydu, inandı. Sen &ccedil;ok g&uuml;zel şeyler başaracaksın. Başaracağım. O kadar mutluyum ki. O sarılışı asla unutmayacağım, annemin sevincini de. Kardeşlerimle kutlamalarımızı da. Başardım.<br />Daha g&uuml;zel şeyler de başaracağım, b&uuml;t&uuml;n engelleri aşacağım.<br />Sa&ccedil;larım Kadık&ouml;y Sahilinde u&ccedil;uşmadan &ouml;lmeyeceğim.&nbsp;<br />22 Temmuz 2014<br />Dilek tut, taşları boya, &ccedil;i&ccedil;ekleri sula, umut et...</p>
<p>Dudaklarındaki g&uuml;l&uuml;mseme g&ouml;zlerinden mutluluk i&ccedil;in bir yaş indirdi. Mektuba sarılıp bir muma eğildi kız.<br />-Ateşi diliyorum diye fısıldadı.<br />Muma &uuml;flediğinde nefesi, yerde biriken kibritlerden birini mektupla beraber zarfın i&ccedil;ine yerleştirdi ve &uuml;zerindeki tiş&ouml;rt&uuml;n cebine koydu.<br />Sonra g&ouml;z&uuml;ndeki yaşı elinin tersiyle silip yeni bir zarf &ccedil;ekti.<br />Zarfın &uuml;zerindeki yazı kalbine derin bir acı verdi.</p>
<p>Her şey yalan, ka&ccedil;acaksın.<br />Nefret, Yaz.</p>
<p>Hicran,<br />U&ccedil;urtmanı elinden aldılar, poşetle oynadın.&nbsp;<br />Kalbini kırdılar, sevdin.<br />Seni değil kazandıklarını sahiplendiler, sevindin.<br />Şimdi her şeyinle seni bir başına bıraktılar, bekliyorsun.<br />Gelmeyecekler, gelmediler. Bu mektubu bug&uuml;ne bir yıl sonrasından yazdım.<br />Bekledin, gelmediler.<br />Annen ağlarken yanında olmadı, seni korumadı, seni anlamadı. Annen sakladı, sen ağladın.<br />Baban seni umursamadı, sana kimse inanmadı, yardım etmedi.<br />Boş veremedin, sorunları da &ccedil;&ouml;zemedin bu defa. Yıllardır i&ccedil;ine attığın şeylerin sadece bir kısmı bunlar.<br />Elinden bir şey gelmezdi, yaşamıyordun, seni s&uuml;r&uuml;klediler. Ve evet yine toparlamaya başlayıp hayata tutundun.<br />Ne zaman vazge&ccedil;eceksin? Ben yoruldum.<br />Herkes yalan işte, kimse yok. B&uuml;t&uuml;n zorluklar ağır, hayallerin ger&ccedil;ekleşmeyecek.<br />Arkadaşlarınla hi&ccedil; rahat ve mutlu oldun mu?&nbsp;<br />Hayır, kimse seni umursamadı. Şimdi biri parmağından tutsa kalbini vereceksin, verdin. Fazla sevdin, ihtiyacın vardı sevgiye. Hatalar yaptın.<br />Herkes seni &ouml;ylece bıraktı, yapayalnızsın, acı dolusun, &ccedil;ok kırıksın, yaraların iyileşmek nedir bilmeyecek kadar derin? Hayatında ka&ccedil; kişi 25 haziranları, 22 temmuzları, 7 ağustosları, kabuslarını, kırıklarını, İrem&rsquo;i, H&uuml;seyin&rsquo;i, Emine&rsquo;yi ve diğerlerini biliyor? Hi&ccedil; kimse. Belki birka&ccedil;ını anlattın ama ya bug&uuml;n&uuml;...<br />Bilenler de gitti. Dolabında sakladığın &ccedil;ikolata paketleri de anlamsız, kalemler de, yazılar da, k&uuml;&ccedil;&uuml;k polis de, kolyede...<br />Ama en &ccedil;ok masandaki orkide &ouml;ld&uuml;.<br />Orkideleri severdin ama seni sevmediler.<br />Şimdi pilot olmak istediği i&ccedil;in damdan atlayan k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk musun?<br />Herkesle savaşıp kazanan o kız mı?<br />Yoksa yaralarını sarmaya &ccedil;alışırken &ouml;len sen mi?<br />Hepsisin, hepsi.<br />Hi&ccedil;biri olmaya ne dersin?&nbsp;<br />Yanmaktan korkma, teyzenin evi yandı diye kabuslarına giren ger&ccedil;eklerden korkma.<br />Artık korkma.<br />Her şeyi yak.<br />Doğduğundan beri her g&uuml;n, &ouml;l&uuml;m&uuml; sayarken...<br />2018.<br />2021.<br />Son.</p>
<p>Mektubu okuyan dudakları ateşi &ouml;pmek istedi.<br />Affedemedi, kız bu gece &ouml;lmek istedi.<br />Mektubu mumun &uuml;zerine bıraktı ve yanışını izledi.<br />Diğer mektupları a&ccedil;madı tek tek mumların &uuml;zerine bıraktı zarfları. Odanın ortasında yapayalnız kaldığında dumanın kokusu yayılıyordu. Her yer yavaş yavaş yanarken kız izledi g&ouml;zyaşlarının arasından.<br />-Hep yalnızdım, kendimi kandırdım!<br />Boğazından bir hı&ccedil;kırık koptu.<br />-Yazları severdim, kışlara hapsoldum!<br />Sonra bir kahkaha attı.<br />-Bir yıldız olmak isterken kar tanesi oldum, eridim, kayboldum.<br />&Ouml;ks&uuml;rmeye başladı.<br />-&Ouml;lmek i&ccedil;in &ccedil;ok beklediğimden yaşarken &ouml;l&uuml;yordum.<br />Ateşler yavaş yavaş dokundu kıza, avucuna baktı. G&ouml;mleğinin yakasındaki mektuba g&ouml;z kırptı y&uuml;reği. G&ouml;zyaşları ateşini harlarken son s&ouml;zlerini s&ouml;yledi.<br />-&Ccedil;ok sevdim. Hatam buydu. Keşke beni sevseydiniz. Hatam buydu. Bekledim.&nbsp;<br />&Ouml;ks&uuml;r&uuml;kleri artarken ateş onu sarmaladı, kız kendini ateşe doğru yere bıraktı, sa&ccedil;ları yandı &ouml;nce, kız yandı.<br />K&uuml;lleri yazdı masalını. Dışarıdan &ccedil;ığlıklar geliyordu, eve su d&ouml;k&uuml;l&uuml;yordu ama &ccedil;ok ge&ccedil;ti.<br />Bazen her şey i&ccedil;in &ccedil;ok ge&ccedil;ti.<br />Mektuplardaki s&ouml;zc&uuml;klerin &ccedil;ığlığı kızın s&uuml;z&uuml;len ruhuna ulaşıyordu, insanlar yine sağırdı. Her bir tarih kızın h&uuml;zn&uuml;ne yazılıyordu. Her bir kibrit k&uuml;l oluyordu. Kız da bir kibrit gibi tek tek yaktığı mumlar arasında yandı.<br />Masalı bitti kızın, ruhu yaralarını &ouml;lerek sardı. İ&ccedil;indeki her enkazı yaktı...</p>
<p>Soğuk k&uuml;ller, simsiyah duvarlar kalmıştı geriye. Acıyan bakışlar, s&ouml;ylemler alıp g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu etraftaki samimiyeti.&nbsp;<br />Bir bedene siyah bir fermuar &ccedil;ekildi. Bir &ouml;l&uuml;yd&uuml; geriye kalan. Ve g&ouml;mleğin cebinde bir zarf, bir kibrit. Bir gece yağmur yağarken dışarıda, i&ccedil;eride k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kız yanmıştı.<br />Evin perdeleri yoktu, mumlar yoktu, k&uuml;ller vardı. İ&ccedil;erideki yangını perde ele vermişti ama ge&ccedil; kalınmıştı kıza. Masalın başından beri. Yalnızca biraz yansa da nefeslerini bitiren vazge&ccedil;işiydi.<br />Eriyen mumlar, &ouml;l&uuml; bedenler, soğuk k&uuml;ller, siyah duvarlar, kelimeleri &ccedil;ığlık atan mektuplar...<br />Son.<br />Temmuz, 2021.<br />Nimet.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Huyuna suyuna</title>
<link>https://edebiyatblog.com/huyuna-suyuna</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/huyuna-suyuna</guid>
<description><![CDATA[ -Lanet olası sivilceler! Diyerek çilek tarlasına dönmüş yüzünde ayrık otunu temizlemeye çalışan köylü gibi iki elinin baş parmaklarını birbirine yaklaştırarak tırnakları arasında sıktırdı &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_614425c14487a.jpg" length="83372" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Sep 2021 13:25:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elmas Tunç</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>-Lanet olası sivilceler! Diyerek &ccedil;ilek tarlasına d&ouml;nm&uuml;ş y&uuml;z&uuml;nde ayrık otunu temizlemeye &ccedil;alışan k&ouml;yl&uuml; gibi iki elinin baş parmaklarını birbirine yaklaştırarak tırnakları arasında sıktırdı istenmeyen sivilceyi. G&uuml;zelliğine g&ouml;lge d&uuml;ş&uuml;ren yeg&acirc;ne şeyin i&ccedil;inden &ccedil;ıkan sarımtrak sıvıyı, d&uuml;şman askerine iğrenerek bakan komutan edasıyla iğrenerek s&uuml;zd&uuml; ve tırnaklarını pe&ccedil;eteyle sildi. Sırada annesi vardı. İki dakika rahat bırakmamıştı ayna karşısında. G&uuml;n sırası kendilerine gelmişti ve annesi odasını toplaması i&ccedil;in seslenip duruyordu: -Sevgiii! Odan &ccedil;ok dağınık kızım. Misafirler ayıplarlar sonra! -Onlar kendilerine baksınlar &ouml;nce. Kısır, kek yemekten besili dana gibi olmuşlar. Oturdukları yerden kalkmıyorlar. Benim odam mı batıyor onlara? -&Ccedil;ok ayıp kızım! Hepsi de iyi insanlar. Neden b&ouml;yle s&ouml;yl&uuml;yorsun? -Ya şurada bir kafa dinletmiyorlar. Bana ne iyiliklerinden. Hepsi de dedikoducu tayfası işte! -Yeter kızım! İyice zıvanadan &ccedil;ıktın, bir haller oldu sana. B&uuml;y&uuml;yorsun diye alttan alıyoruz. İyice tepemize &ccedil;ıktın sen de! -Ben &ccedil;ıktım &ouml;yle mi? Doğurmasaydın o zaman! Elalem i&ccedil;in bana laf sayıyorsun burada. -Elalem i&ccedil;in değil kızım, kendin i&ccedil;in. Yaptığın banaysa, &ouml;ğrendiğin kendine. Evde kalırsın bu gidişle, kimse almaz! -Almasınlar! Ben de bayılmıyorum kimseye. Hem ben d&uuml;nyayı gezeceğim, evlenmeyeceğim. -Hadi Sevgi! Daha banyo, lavabo temizlenecek; sa&ccedil; kılların duruyor hala. -Of ya! Bıktım bu evin bitmeyen işlerinden! -Sen de anne olunca anlarsın o zaman! -Olmayacağım işte! Tamam mı? "Beni kimse anlamıyor!" diyerek odasına gitti. M&uuml;ziğin sesini sonuna dek k&ouml;kledi. İ&ccedil;inde volkan misali kabaran &ouml;fkeyi kusmak istiyordu t&uuml;m d&uuml;nyaya. Annesi odaya gelene dek radyodaki rep&ccedil;inin s&ouml;zleri, odanın duvarlarında &ccedil;ınlıyordu: "Kod adım nefret. Diyorlar ki bana emret. S&ouml;yl&uuml;yorum, sen de tekrar et. Kesildi sana &ccedil;oktan bilet. Hadi sana bay bay. Diyorsan bana hay hay. Keserim cezanı &ccedil;ok kolay. Olursun d&uuml;nyamda kobay. Yov, yov kobay."<a href="https://edebiyatblog.com/admin/HUYUNA SUYUNA  -Lanet olası sivilceler! Diyerek &ccedil;ilek tarlasına d&ouml;nm&uuml;ş y&uuml;z&uuml;nde ayrık otunu temizlemeye &ccedil;alışan k&ouml;yl&uuml; gibi iki elinin baş parmaklarını birbirine yakkaştırarak tırnakları arasında sıktırdı istenmeyen sivilceyi. G&uuml;zelliğine g&ouml;lge d&uuml;ş&uuml;ren yeg&acirc;ne şeyin i&ccedil;inden &ccedil;ıkan sarımtrak sıvıyı, d&uuml;şman askerine iğrenerek bakan komutan edasıyla iğrenerek s&uuml;zd&uuml; ve tırnaklarını pe&ccedil;eteyle sildi.  Sırada annesi vardı. İki dakika rahat bırakmamıştı ayna karşısında. G&uuml;n sırası kendilerine gelmişti ve annesi odasını toplaması i&ccedil;in seslenip duruyordu:  -Sevgiii! Odan &ccedil;ok dağınık kızım. Misafirler ayıplarlar sonra! -Onlar kendilerine baksınlar &ouml;nce. Kısır, kek yemekten besili dana gibi olmuşlar. Oturdukları yerden kalkmıyorlar. Benim odam mı batıyor onlara? -&Ccedil;ok ayıp kızım! Hepsi de iyi insanlar. Neden b&ouml;yle s&ouml;yl&uuml;yorsun? -Ya şurada bir kafa dinletmiyorlar. Bana ne iyiliklerinden. Hepsi de dedikoducu tayfası işte! -Yeter kızım! İyice zıvanadan &ccedil;ıktın, bir haller oldu sana. B&uuml;y&uuml;yorsun diye alttan alıyoruz. İyice tepemize &ccedil;ıktın sen de! -Ben &ccedil;ıktım &ouml;yle mi? Doğurmasaydın o zaman! Elalem i&ccedil;in bana laf sayıyorsun burada. -Elalem i&ccedil;in değil kızım, kendin i&ccedil;in. Yaptığın banaysa, &ouml;ğrendiğin kendine. Evde kalırsın bu gidişle, kimse almaz! -Almasınlar! Ben de bayılmıyorum kimseye. Hem ben d&uuml;nyayı gezeceğim, evlenmeyeceğim. -Hadi Sevgi! Daha banyo, lavabo temizlenecek; sa&ccedil; kılların duruyor hala. -Of ya! Bıktım bu evin bitmeyen işlerinden! -Sen de anne olunca anlarsın o zaman! -Olmayacağım işte! Tamam mı?" beni="" kimse="" anlam="" yor="" diyerek="" odas="" na="" gitti="" m="" zi="" in="" sesini="" sonuna="" dek="" k="" kledi="" inde="" volkan="" misali="" kabaran="" fkeyi="" kusmak="" istiyordu="" t="" d="" nyaya="" annesi="" odaya="" gelene="" radyodaki="" rep="" inin="" s="" zleri="" odan="" n="" duvarlar="" nda="" nl="" yordu:="" kod="" ad="" nefret="" diyorlar="" ki="" bana="" emret="" yl="" yorum="" sen="" de="" tekrar="" et="" kesildi="" sana="" oktan="" bilet="" hadi="" bay="" diyorsan="" hay="" keserim="" cezan="" ok="" kolay="" olursun="" nyamda="" kobay="" yov=""></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Bakış</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-bakis</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-bakis</guid>
<description><![CDATA[ Çoğu zaman rüyalarını unuturdu. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_613e416a57b3a.jpg" length="73086" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 12 Sep 2021 21:08:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>rehneverd</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;oğu zaman r&uuml;yalarını unuturdu. Birka&ccedil; g&ouml;r&uuml;nt&uuml;, birka&ccedil; y&uuml;z, belki ufak tefek olaylar. Silinip giden c&uuml;mleler. Sabahları kahvaltı sofralarında anlatılan, heyecanlı ve bir o kadar da karışık r&uuml;yaların sahibi hep başkaları olurdu. En azından bir kurgunun sahibi... Olaylar silinip gittik&ccedil;e, r&uuml;yalardan geriye kalan duygulara daha &ccedil;ok sahip &ccedil;ıkar olmuştu. Bazı g&uuml;nler, b&uuml;y&uuml;k bir istekle kalkardı yatağından. &Ccedil;aydanlığı kolayca kaldırır, bardakta t&uuml;ten buharı karanlık fonların &ouml;n&uuml;ne konumlandırırdı. B&ouml;yle şeyler i&ccedil;in enerjisi olduğunu hissederdi. Sıcak bir yumurta pişirmek i&ccedil;in. G&uuml;neşlikleri, odaya saatlerce d&ouml;nmeyecek de olsa, a&ccedil;ıp gitmek i&ccedil;in. Bazı g&uuml;nler ise bedeni bir k&uuml;l&ccedil;e gibi olurdu, kalkmaya direnirdi. Yatağı, yorganı, &ccedil;arşafların ılık havasını sevdiğinden değil. Aksine o terli ve uyuşmuş dokunuştan rahatsızlık bile duyardı. G&uuml;c&uuml; bulabilmek isterdi, g&uuml;ce uzanabilmek... Ama orada olmasına, işte tam orada olmasına rağmen dokunamazdı. R&uuml;yasının boynuna ilmeği doladığı, o yakın ama uzak noktada... B&ouml;yle b&ouml;yle, duygularını tanımaya başladı. Kendi tanımlarını oluşturmaya. Kurguların kalıplarından azade bir şekilde, hislerin kurgusunu yazmayı &ouml;ğrendi. Ger&ccedil;i duygular, oluşlarla ilintiliydi. Etki ve tepki vardı. G&ouml;r&uuml;nt&uuml; ve yansıma. Peki onun ilmek ilmek kuvvetlendirdiği şey neydi? &Ouml;rd&uuml;k&ccedil;e s&ouml;k&uuml;len bir hırka mı giyiyordu? Aslına bakarsanız, hepimizin sırtında b&ouml;yle bir hırka vardır. Şairin dediği gibi "&Ouml;mr&uuml;m, Ah benim &ouml;rd&uuml;k&ccedil;e s&ouml;k&uuml;len, Yakasız kolsuz hırkam..."(ŞE). O ilmekleri birbirine tutturan şey nedir, bunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;. Hatırasız gecelerin ardından, geriye bu kalırdı; ilmekleri birbirine tutturan ama yine de s&ouml;k&uuml;lmesini durduramayan, durduramasa bile ilmeklerin farkına vardıran, b&ouml;ylece durmayı s&ouml;k&uuml;p atan şey... O buna duygular dedi. Bir başkası ne der umursamadı. Ve zamanla daha iyi g&ouml;rd&uuml; ki, ah &ouml;mr&uuml;m, dedik&ccedil;e, hırkayı g&ouml;r&uuml;rd&uuml;, ilmeği ge&ccedil;irirdi, ilmeği s&ouml;kerdi... Ah &ouml;mr&uuml;m, ah &ouml;mr&uuml;m. Kaybettik&ccedil;e kazanılan, s&ouml;k&uuml;ld&uuml;k&ccedil;e gerisingeri dikilen, dikildik&ccedil;e s&ouml;k&uuml;len. Ah &ouml;mr&uuml;m, ah sahiplendiğim her şey, r&uuml;yam, uykum, duygum... Ah!<br />...<br />R&uuml;ya ve şiir birbirine benziyor. İkisi de bir sayıklama gibi, ama ikisini de es ge&ccedil;emiyorsunuz. Başınızın, bir kayalığın soğuk zemininde yahut yeşil bir &ccedil;imenlikte değil de, yastığınızda olduğunu fark ettiğiniz o ilk uyanış anında, tavanı tarayan g&ouml;zlerinizdeki boş ama boş olmayan bakış, bir şiir okuduktan sonra gelip yerleşen bakışa ne kadar da benziyor. Ama r&uuml;yaları anlattığımız kadar kolay anlatamıyoruz şiirleri bir başkasına. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; şiirler uyanıkken yazılır. Oradan gelen bir &ccedil;ağrıyı, bir ıstırap &ccedil;ığlığını kulak ardı edemezsiniz bahanesizce. Edersiniz belki ama, en azından insan i&ccedil;indeyken değil. Ya insan i&ccedil;indeyken duyarsak birka&ccedil; mısra, birka&ccedil; dize, ne yapalım? Şiirler anlaşılmıyor deyip ge&ccedil;elim. Şairin dili &ccedil;ok ağır, &ccedil;ok kapalı. Ama duygular... Olaylar silinip gitse, hi&ccedil; anımsanmasa, anlamlandırılmasa dahi canlı kalan duygular, onları ne yapalım?<br />İşte onlara hi&ccedil;bir şey yapamayız.&nbsp;<br />Onları anlaşılmıyor diye karalayamayız.<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; onların kelimelerle yapılacak tanımlamalara ihtiyacı yoktur.&nbsp;<br />Birileri onları dile d&ouml;kmeye &ccedil;abalıyorsa, o duyguları kalbine yeniden ama yeni ve daha b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş bir halde sokmak istediğindendir.&nbsp;<br />O zaman ne yapmalı...<br />Tekrar g&ouml;zlerimizi yummadan evvel, bir d&uuml;ş g&ouml;relim g&uuml;nd&uuml;z g&ouml;z&uuml;yle, hece hece...<br />"Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi<br />Kalbinizi dolduran duygular<br />Kalbinizde kaldı." (BN) &nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>RAHMET</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rahmet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/rahmet</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_613ccc97de754.jpg" length="84330" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 11 Sep 2021 18:35:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>rehneverd</dc:creator>
<media:keywords>yağmur, yara, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>"&Uuml;ş&uuml;mese bari, hava soğuk."&nbsp;</p>
<p></p>
<p>İhtiyar kadın d&uuml;kkanın penceresinden buğulu g&ouml;zlerle sokağa baktı. &Ccedil;ok bulanıktı. Belinde asılı duran bezle camı sildi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kare ızgaralı pencerenin ardındaki manzara hala sisler i&ccedil;indeydi. Elini başına g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. G&uuml;&ccedil;l&uuml;kle g&ouml;zlerini yumdu, y&uuml;z&uuml; acıyla kasılmıştı. Kaşları istemsizce kalkarken, g&ouml;zlerinden yaşlar yuvarlandı. Ocaktan &ccedil;ıtır &ccedil;ıtır k&ouml;z sesleri geliyordu. Camı tekrar sildi. Karşı kaldırımdan, dokuz on yaşlarında bir dilenci &ccedil;ocuk &ccedil;ıplak ayaklarının parmak u&ccedil;larında hızla ge&ccedil;ti. Yağmur hızlanıyordu. Şimdiden tabelalar asfalta d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Ama ihtiyar kadının d&uuml;kkanı g&ouml;lgelerin i&ccedil;inde gizleniyordu. Yahut d&uuml;kkanın kendisi bir g&ouml;lgeydi. Ne yağmur yiyince parlayan granit bir cephesi ne de g&ouml;z alan ışıltılı isim levhaları vardı. G&ouml;r&uuml;lmek i&ccedil;in tek istediği, d&ouml;n&uuml;p kendisine bakılmasıydı. Neyse ki o anda ihtiyar kadının son derdi i&ccedil;eri m&uuml;şteri toplamaktı. Şu karanlık sokaklarda aydınlanmasını istediği tek bir y&uuml;z vardı.</p>
<p></p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ıkıp bir baksak mı ki?&rdquo;&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>D&uuml;kkanın i&ccedil;inde volta attık&ccedil;a, belindeki turuncu bez bir o yana bir bu yana sallanıp duruyordu.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Aradım Neziha Teyze. Merak etmeyin geleceğim dedi.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;En son geleceğim dediğinde, gelmesi i&ccedil;in &uuml;&ccedil; yıl ge&ccedil;mişti. &Uuml;&ccedil; yıl...&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Neziha Teyzeyle konuşan, d&uuml;kkanın en dip k&ouml;şesinde, karanlıklar i&ccedil;inde oturan gen&ccedil; bir adamdı. Neziha Teyze arkasını d&ouml;n&uuml;nce, başını iki yana sallayıp sessiz bir of &ccedil;ekti.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Bu sefer farklı, biliyorsun.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Kadın hışımla gence d&ouml;nd&uuml;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Neyi biliyorum? &Uuml;&ccedil; yılını benden ka&ccedil;ıran oğlumun &uuml;&ccedil; g&uuml;nde neyini bilmiş olabilirim Rıfat?&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Sesi hem &ouml;fkeli hem de ağlamaklıydı. Rıfat yerinde huzursuzca kıpırdanıp &ouml;ne yekindi. O anda, başından beri orada bulunan ama hi&ccedil; sesi &ccedil;ıkmamış biri bir s&ouml;z etti. Anı kışkırtan bir s&ouml;z.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Doğru, bilemezsiniz. Ama farklı olduğunu g&ouml;rebilirsiniz. O zaman, kendinden ka&ccedil;mak i&ccedil;in gitmişti. Şimdiyse kendine kavuşmak i&ccedil;in d&ouml;necek.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Bir kadındı bu. G&ouml;lgelere gizlenmemişti. Loş ışığın h&uuml;kmettiği odanın orta yerinde, kusurları en aza indirgenmiş bir g&uuml;zellikle oturuyordu. G&uuml;l&uuml;msemiyordu ama mahzun da değildi. Y&uuml;z&uuml;nde endişeden eser yoktu. Sakindi. Hakkında s&ouml;ylenecek en doğru şey buydu. İhtiyar kadının tam aksine son derece sakindi. Neziha Hanım y&uuml;r&uuml;meyi bıraktı ve bakışlarını kadından tarafa y&ouml;neltti. T&uuml;m g&ouml;vdesiyle d&ouml;nmeden evvel&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Peki neden, sen burada olduğun i&ccedil;in mi?&rdquo;&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Dedi. Odaya bir m&uuml;ddet sessizlik hakim oldu. Sokaktan hızla ge&ccedil;en arabaların g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml; bu kısa s&uuml;ren sessizliği fırsat bilip i&ccedil;eri doluştular. Motor ve korna seslerinin diktat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;nde, yağmur damlaları i&ccedil;ine kapandı, akıp gittiler. Ve o amansız selin i&ccedil;ine karıştılar.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Gen&ccedil; kadın konuşmaya başladığında, Neziha Hanımın g&ouml;vdesi muhatabına b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. Hatta &ouml;yle ki, d&ouml;n&uuml;ş&uuml; onu b&uuml;y&uuml;tm&uuml;ş ve gen&ccedil; kadının &ccedil;arşaf gibi s&uuml;kunetinde tedirgin dalgalanmalar vuku bulmuştu. Kadın per&ccedil;emini kulağının ardına sıkıştırdı.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Keşke evet diyebilseydim.&rdquo;&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Uzun kirpiklerinin ardında karanlığa g&ouml;m&uuml;len g&ouml;zleri &ouml;n&uuml;ne d&uuml;şt&uuml;.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Ama hayır. Eğer &ouml;yle olsaydı, hi&ccedil; d&ouml;nmezdi. Ben de hi&ccedil; terk etmezdim bir yerleri ve birilerini.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Bana kendini acındırma. Oğlumla aynı şeyleri yaşadığını s&ouml;ylemeye hakkın yok.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Ben hi&ccedil;bir zaman b&ouml;yle bir şey demedim.&rdquo;&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Dedi gen&ccedil; kadın.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Ama zaten sorun da bu ya. Sizin hayatı tek bir d&uuml;zlemde yorumluyor oluşunuz.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Neziha Hanım kendini kızın karşısındaki sandalyeye attı.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Demek her şeyin sorumlusu benim?&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Yine aynı şeyi yapıyorsunuz. Beni veya onu dinlemiyorsunuz. Kimseyi dinlemiyorsunuz. Karanlık bir sokağı g&ouml;zlemek sizi tatmin ediyor. Oysaki beklemeniz s&ouml;ylendi. Merak etmemeniz. Ama siz, kendinize bi&ccedil;tiğiniz rol&uuml;n elinizden alınmasını asla kabul etmezsiniz, değil mi? Bu sizin yararınıza olsa bile.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Rıfat gen&ccedil; kadının yanına gelmiş, omzuna elini koymuştu. Bir an, kadının o eli iteceğini d&uuml;ş&uuml;nebilirdiniz. G&ouml;zlerindeki o alaycı parıltıyı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z bir anda, bunun kesin olacağına inanırdınız. Ama olmadı. Kadın o elin &uuml;zerine elini koydu ve konuşmaya devam etti.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Rıfat da ben de hep sizin iyiliğinizi istedik. Sadece oğlunun değil. Hem senin, hem onun.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Neziha Hanım ellerini masanın &uuml;st&uuml;nde birleştirdi.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Peki neden bunca zaman gelmediniz? Neden onu getirmeniz i&ccedil;in &uuml;&ccedil; yıl ge&ccedil;mesi gerekti?&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Artık b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n ağlıyordu. Hı&ccedil;kırıkları trafiğe rağmen duyulmasaydı, y&uuml;rekleri bu kadar dağlamazdı belki. Gen&ccedil; kadın Neziha Hanımın elini tuttu.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; onu biz getirmedik. Ne zaman ki kendi gelmek istedi, hemen yan koltuğa iliştik. Ama bize g&uuml;venebilirsin, evinin &ouml;n&uuml;nde arabayı her daim hazır tutan biz ikimizdik. Sadece ona saygı duyduk. Bekledik. Biz bunu severek ve doğru olduğuna inanarak yaptık. Sense nefret ederek.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Ve inanmayarak.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Ve inanmayarak.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Neziha Hanım başını kaldırdı. Ona bakan iki &ccedil;ift sevecen g&ouml;z&uuml;n de yaşlarla dolmuş olduğunu g&ouml;rd&uuml;.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Sizce &uuml;&ccedil; yılımı hi&ccedil; mi ettim?&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>O anda d&uuml;kkanın kapısı, &uuml;st&uuml;ndeki zilin m&uuml;jdeli melodisiyle a&ccedil;ıldı. Gelmişti. Parke zemine &uuml;st&uuml;nden şıpır şıpır yağmur taneleri damlıyordu. Sa&ccedil;ları ortadan ikiye ayrılmış, y&uuml;z&uuml;ne yapışmıştı. G&ouml;zleri nemli miydi yoksa namlu mu hen&uuml;z anlaşılmıyordu. Halen karanlıktaydı. Birka&ccedil; adımda, loş ışığın tam altında duran masanın yanına geldi. Gen&ccedil; kadın annesinin elini tutmuş, Rıfat gen&ccedil; kadının omzuna elini koymuştu.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;&Uuml;&ccedil; dakika dedi.&rdquo;&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&Uuml;&ccedil; nemli bakış, merakla ona &ccedil;evrildi.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;&Uuml;&ccedil; dakika &ouml;nce gelen metroya binseydim, &ouml;lm&uuml;ş olabilirdim.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Cebinden k&ouml;stekli bir saat &ccedil;ıkardı ve masaya bıraktı. İhtiyar kadının elini tutarak&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&ldquo;Neyse ki anne, babamın saatini kaybetmiştim.&rdquo;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Dedi.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HIRKA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hirka</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hirka</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_613bb0d7b2615.jpg" length="47496" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Sep 2021 22:24:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>mamak</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>HIRKA</strong></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Sabahın ışıkları ile kalktı yine. Her g&uuml;n olduğu gibi bug&uuml;n de ilk olarak perdeyi a&ccedil;tı. Sonra camı. Dışarısının havasını ş&ouml;yle derin derin &ccedil;ekti i&ccedil;ine. Hafiften bir titredi, &uuml;rperir gibi olunca g&ouml;z&uuml; odada beni aradı. G&ouml;z&uuml;ne değdiğim anda ise hemen bana doğru geldi ve bir &ccedil;ırpıda ge&ccedil;irdi beni sırtına. Sımsıkı sarıldı. Tek tek, yavaş yavaş dokundu kollarıma. Adeta bana minnet duyar gibiydi.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birlikte lavaboya doğru yol aldık. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkarken sağ kolumu hafiften ıslattı. Sonra &ouml;zenle ıslanan yerimi katladı. Hızlıca aynadaki aksine baktı. O arada g&ouml;z&uuml;ne kirli sepeti takıldı. Kirlileri makinaya attı. Evdeki her şeyi yerli yerindeydi. Bardakları, tabakları, kıyafetleri, tv kumandası, kalemi, kağıdı, defteri&hellip; Evden &ccedil;ıkarken terliklerini &ccedil;ıkardığı yer bile. Bir tek benim yerim belli değil. Evin her yerinde olabilirim. Onunla birlikte ben de evde oda oda gezerim. Mutfakta yemek mi yapıyor kapının kolundayım, oturma odasına mı ge&ccedil;ti koltuğun bir kenarındayım, &ccedil;alışma odasında mı dosyalarının &uuml;zerindeyim. Velhasıl-ı o nerede ben oradayım. Evde şurası da benim yerim dediğim yer yok zira evin her yerindeyim. En son genellikle yatağının başucunda asılı kalır sabahı beklerim.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sarışın, a&ccedil;ık kahverengi g&ouml;zl&uuml; minicik bir sahibim var benim. Bazen delidolu ama &ccedil;oğunlukla sessiz sakin. Aslına bakarsanız sahibim olmadan &ouml;nce şen şakrak bir kızdı. Hatırlıyorum o g&uuml;nleri de benim bile şurama bir şey gelip oturuyor. Okuluna gider gelir sonra annesine &uuml;şenmeden t&uuml;m g&uuml;n&uuml;n&uuml; anlatır, ona sarılır şiirler okurdu. Kitapları &ccedil;ok severdi bir de yazmayı. Yazdığı yazıların hepsini annesine okurdu. Ve tabii ki bana. O zamanlar annesi sahibim olduğundan annesine anlatırken bana da anlatırdı. Annesine sarılırken bana da sarılırdı. Şakalaşırlardı, birlikte yemek yaparlardı. Mutfaktaki yemek kokusu ile birlikte annesinin kokusu &uuml;zerime sinerdi. &lsquo;Bu hırka biraz sen biraz da en sevdiğim yemekler kokuyor anne sultan,&rsquo;derdi.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sonra evde bir g&uuml;n bir telaş bir g&ouml;zyaşı&hellip; Birka&ccedil; g&uuml;n bir k&ouml;şede unutulmuşluk. O sessiz bekleyişte anladım ki sahibim beni terk etmişti. Sonra bir sabah bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım geldi yanıma. Dokundu, sarıldı, &ouml;pt&uuml;, kokladı. &lsquo;Sultanım,&rsquo; dedi; &lsquo;neden bıraktın beni?&rsquo; Sonra beni aldı ge&ccedil;irdi sırtına. &Ouml;ylece uyuyakaldı o g&uuml;n. O uyudu ama ben sabaha kadar uyuyamadım. Isıttım onu, teselli ettim. Gece sayıkladık&ccedil;a sa&ccedil;larını okşadım, buram buram koktum burnuna, kulağına buradayım diye fısıldadım. G&ouml;z&uuml;nden damlayan yaşları sağ kolumla sildim. İşte &ouml;yle başladı hikayemiz. Bir daha o nereye ben oraya yanından hi&ccedil; ayrılmadım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HİPNOZ ALTI GEÇMİŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hipnoz-alti-gecmis</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hipnoz-alti-gecmis</guid>
<description><![CDATA[ Ala Akanca, korkunç ve travmalarla dolu geçmişine rağmen zekasıyla ön plana çıkan bir bilim insanıdır. Babasından miras kalan bir projeye hayatını adayan Ala, sonunda bu projeyi tamamlar. Fakat bir şey eksiktir.

Denekler gerekliydi.

En yakınındakilerin üzerinde &quot;muhteşem&quot; icadını kullanan Ala&#039;nın ne derece bir hata yaptığı farkına geç varılan bir detaydır. Çünkü Ala&#039;nın ileri düzey hipnoz sağlayan sarkacı beş deneğini tamamen robotlaştırmıştı. Ala, bu durumu fark ettiğinde çözüm bile üretemeyecek kadar akli dengesini kaybeder.

&quot;Hipnoz&quot; ve &quot;Deney&quot; kelimeleri adı altında geçmişini bu beş kişi üzerinden tekrar yaşamaya çalışan Ala Akanca hiç beklemediği bir sürprizle karşılaşacaktır.

~

Hikaye Psikoloji/Bilim Kurgu türlerindedir. Akli dengesi yerinde olmayan bir karakteri ele almaktadır ve dolaylı olarak şiddet sahneleri içermektedir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_613ba9ce9d0e2.jpg" length="76084" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Sep 2021 21:50:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>iremcoskun</dc:creator>
<media:keywords>psikoloji, bilim kurgu, hipnoz, travma, geçmiş, denek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Derin bir soluk alıp şaheserime bir g&ouml;z attım. Sarka&ccedil; &uuml;zerinde ona odaklanacak g&ouml;zleri etki altına almak i&ccedil;in tasarladığım &ouml;zel kırmızı ışık kapalı duruyordu. Radyoaktif maddelerin &ccedil;ok&ccedil;a kullanıldığı geliştirilmiş hipnoz cihazım m&uuml;kemmel g&ouml;z&uuml;k&uuml;yordu. Bronz rengi &uuml;zerine sarı işlemeler sanki eski bir saatin sarkacı gibi g&ouml;steriyordu onu. Ancak &ccedil;ok daha şahane olduğuna emindim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yuvarlak kısmın ortasında şu an soluk olan kırmızı kristal son deneyimdi.</p>
<p><em>Bir teknoloji harikası...</em></p>
<p>Hayranlıkla i&ccedil; &ccedil;ektim ve laboratuvarımın en solundaki merdivenlerden yukarı &ccedil;ıktım. Yalnız yaşadığım ferah evimin camlarından g&uuml;neş bana g&ouml;z kırpıyordu. Boydan boya cam kaplı duvarlara montelenmiş &ccedil;er&ccedil;evede olduk&ccedil;a pozitif bir fotoğraf vardı. İ&ccedil;lerine boya kalemiyle yeşiller kattığım kumral sa&ccedil;larıma taktığım beyaz bandana ve cici kız elbiseleri fazlasıyla uyumsuzdu. Yine de suratımdaki g&uuml;l&uuml;mseme dikkatleri bu &ccedil;elişkiden iki pembe topa ve yay şeklindeki pembe &ccedil;izgiye &ccedil;ekiyordu. Yanımda bana sarılmış babam, ona kollarını dolayan kız kardeşim, kız kardeşimin sa&ccedil;larını karıştıran ağabeyim ve iki kardeşime arkadan sarılarak g&uuml;l&uuml;mseyen annem bu mutlu aile tablosunu tamamlıyordu. &Ouml;fkeyle kaşlarımı &ccedil;attım ve &ccedil;er&ccedil;eveyi her g&uuml;nk&uuml; gibi yere attım.</p>
<p>Cam kırıkları yere yayılırken bir anda g&ouml;zlerim doldu. &Ouml;fke ve acıyla bir &ccedil;ığlık attım. Kendimi mavi kanepeye atarken g&ouml;zyaşlarım yanaklarımda s&uuml;z&uuml;l&uuml;yordu. İ&ccedil; &ccedil;ekişler ve hı&ccedil;kırıklar arasında uyuyakaldım.</p>
<p></p>
<p>~</p>
<p></p>
<p>Hoşnut mırıltılarla ve ay şeklindeki tavan lambasının ışığının y&uuml;z&uuml;me vuruşuyla uyandım. Yanaklarımdaki koca k&uuml;tlenin ağırlığını gidermek i&ccedil;in y&uuml;z&uuml;m&uuml; yıkadım. Rahatlamayı doyasıya yaşadım. Dağınık bir ev topuzu, eşofman ve tiş&ouml;rtle bah&ccedil;eye &ccedil;ıktım. Bu sokak tarzının aksine elimde &ccedil;ok pahalı bir &ccedil;anta, i&ccedil;inde de gelirimin y&uuml;zde seksen beşini yatırdığım hipnoz cihazım vardı. Babamın y&uuml;kl&uuml; mirası ve bilim insanı oluşum d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;rse bayağı para harcamıştım yani. Umuyordum ki emeklerimin karşılığını bulurdum. Bu y&uuml;zden dışarıdaydım.</p>
<p>Temiz havanın kokusu ciğerlerimi doldururken kulağıma dolan makine sesi t&uuml;m huzurumu bozuvermişti. Kuş cıvıltılarının yerini alan &ccedil;im bi&ccedil;icinin sesi kulaklarımı tırmalarken dişlerimi sıktım. Aynı anda kafama dank eden şeyle g&ouml;zlerim parladı. Belki... Onu burada deneyebilirdim!</p>
<p>Mustafa amca kulaklarında kulaklığıyla &ccedil;imleri bi&ccedil;erken kırmızı tulumunun omzunu set&ccedil;e &ccedil;ekiştirdim. Y&uuml;z&uuml;mde sevimli g&uuml;l&uuml;msememle Mustafa amcanın kırışmış y&uuml;z&uuml;ne baktım. "Mustafa amca, bir kenara gelsene!" Mustafa amca kendisinden &ouml;d&uuml;n vermeyerek "Olmaz Ala kızım, iş başındayım. Eğer şu &ccedil;imleri ben bi&ccedil;mezsem kim bi&ccedil;ecek? Caminin imamı mı? Oyalama beni." dedi.</p>
<p>Y&uuml;z&uuml;m&uuml; astım. "Ama bak, sana Cemre'nin b&uuml;y&uuml;k sırrını s&ouml;ylerim." dedim başını eğip makineyi a&ccedil;arken.</p>
<p>Bir anda pimi &ccedil;ekilmiş gibi bana d&ouml;nd&uuml;. "Cemre hayırsızının ne sırrı varmış benden gizli?" Cemre onun torunuydu ve ger&ccedil;ekten &ccedil;ok &uuml;st&uuml;ne d&uuml;ş&uuml;yordu.</p>
<p>&Uuml;zg&uuml;n&uuml;m Cemre ama b&uuml;y&uuml;k sırrını ifşa etmek zorundayım.</p>
<p>Bir ıslık &ouml;tt&uuml;rd&uuml;m. "Hem de ne sır!" Bana o deve g&ouml;zleriyle bakarken tırsmamam m&uuml;mk&uuml;n değildi. Adamın bam teline basıyordum ama hayırlı bir ama&ccedil; i&ccedil;indi. "Eğer benimle bir kahve i&ccedil;ersen s&ouml;ylerim." diye s&ouml;zlerimi tamamladım.</p>
<p>Mustafa amca ş&uuml;pheyle kıstı g&ouml;zlerini. "Neden benimle kahve i&ccedil;mek i&ccedil;in bu kadar ısrarcısın kızım?"</p>
<p>Omuzlarımı silktim. "&Ccedil;ok yalnızım."</p>
<p>Ger&ccedil;ekten &ccedil;ok yalnızdım. Ailemin &ouml;l&uuml;m&uuml; &uuml;zerine beni amcam ve yengem sahiplenmişti ama b&uuml;y&uuml;y&uuml;nce eski evime d&ouml;nmek istemiştim. T&uuml;m o k&ouml;t&uuml; anılar g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erken g&uuml;l&uuml;msemem titredi.</p>
<p>G&ouml;zlerini bir s&uuml;re &ccedil;imlere dikti. Sonra bana &ccedil;evirdi. "Tamam."</p>
<p>Sevin&ccedil;le el &ccedil;ırptım ve heyecanla adamın kollarına asılıp i&ccedil;eri &ccedil;ekiştirdim. Şaşırsa da bana uyup mutfağa ge&ccedil;ti. Mutfak, salondan &ouml;nce geldiği i&ccedil;in cam kırıklarını g&ouml;rmemişti. "Salon biraz dağınık da amcacım, bu y&uuml;zden getirdim seni buraya." dedim mahcup bir ifadeyle.</p>
<p>Hi&ccedil;bir şey demedi. Sadece beyaz sandalyeye oturdu. Ben ona bir dakika işareti yapıp &ccedil;antamın fermuarını a&ccedil;tım. Onun bakışlarını hissedebiliyordum. &Ccedil;antadan &ccedil;ıkardığım sarka&ccedil;la ona d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde kaşlarının havalandığını g&ouml;rebilmiştim. "Sadece kahve-" derken s&ouml;z&uuml;n&uuml; kestim. "Bu sarka&ccedil;tan g&ouml;zlerini ayırma, sana Cemre'nin sırrını s&ouml;yleyeyim." Bir i&ccedil; &ccedil;ekti ve başıyla onayladı. Sessizce "Zamane veletleri." deyişini duyabilmiştim.</p>
<p>Hevesle sarkacın &ccedil;evirme kolundan onu etkinleştirdiğimde kırmızı kristal parladı. Bu sarkacın olayı hızla sallanırken hem beyni yorup hem ger&ccedil;eklik algısını kaybettirmesi, bu sırada kırmızı taşın yolladığı zararlı n&uuml;kleer dalgalarla beyin h&uuml;crelerini uyuşturup muhakeme g&uuml;c&uuml;n&uuml; zayıflatmasıydı. B&ouml;ylece beyin emre a&ccedil;ık hale geliyor, hipnozu uygulayan ne derse yapacak hale geliyordu. Normal sarka&ccedil;larla uygulanan hipnozlardan farklıydı. Tabii teoride... Ger&ccedil;ekte ne olacaktı bilemiyordum.</p>
<p>Etkinleşen sarkacı Mustafa amcanın g&ouml;z hizasına tuttum ve "G&ouml;zlerini kırmızı taştan ayırma." diye fısıldadım. Yutkundu ve kırmızı taşa iyice odaklandı. Ben de sarkacı sallamaya ve o ritmik sesin kulaklarıma doluşunu dinlemeye başladım.</p>
<p>Kırmızı taş parlıyor, parladık&ccedil;a karşımdaki adamın g&ouml;zlerinin feri s&ouml;n&uuml;yordu. Nihayetinde hazır olduğunu hissettiğimde "&Ccedil;im bi&ccedil;iciyi par&ccedil;ala!" dedim.</p>
<p>Bana boş g&ouml;zlerle baktı, ayaklanarak kapıya y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Arkadan takip edip işe yaraması i&ccedil;in dua ediyordum.</p>
<p>Bah&ccedil;eye ulaştık ve o, birden makineye doğru atıldı. Eli kabloyu kavradı, bi&ccedil;iciyi sıkıca geriye &ccedil;ekti ve makineden tuhaf sesler gelmeye başladı. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mle şok oldum.</p>
<p>Bir elini kesici kısma sokmuştu.</p>
<p>Aklıma gelen hatırayla sarsılıyordum.</p>
<p><em>"Baba, baba dur!"</em></p>
<p><em>Babam durmuyor, kız kardeşim Sanem'i sıkıca kavramış bah&ccedil;eye s&uuml;r&uuml;kl&uuml;yordu. Annem kendini yere atmış yalvarıyor, ağabeyim Mert babamın elini gevşetmeye &ccedil;alışırken suratına yumruğu yiyor.</em></p>
<p><em>Bense sadece izliyorum.</em></p>
<p><em>&Ccedil;im bi&ccedil;ici &ccedil;alışıyor</em></p>
<p><em>Babam Sanem'in elini daha da sıkı kavrıyor.</em></p>
<p><em>Annem ağlıyor...</em></p>
<p><em>Mert inliyor.</em></p>
<p><em>Ben izliyorum.</em></p>
<p><em>Makineden sesler geliyor.</em></p>
<p><em>Sanem'in elsiz kolundan kanlar s&uuml;z&uuml;l&uuml;yor.</em></p>
<p>Hı&ccedil;kırıklarla sarsılıyordum. Mustafa amca makineyi &ccedil;alıştırıp elini i&ccedil;ine sokarak &ccedil;im bi&ccedil;iciyi bozmuştu. Hipnoz işe yaramıştı. Hı&ccedil;kırıklarım kesildi. G&uuml;lmeye başladım. Başarmıştım!</p>
<p>Bir anda babamın s&ouml;zleri kafamın i&ccedil;inde d&ouml;nmeye başlıyor.</p>
<p><em>"Başladıysan devamını getir."</em></p>
<p>Ancak madem başarmıştım, burada bırakmak olmazdı değil mi?</p>
<p></p>
<p>~</p>
<p></p>
<p>Listeyi g&ouml;zden ge&ccedil;irdim. İ&ccedil;im i&ccedil;imi yiyordu. Mustafa amcanın telkini h&acirc;l&acirc; devam ediyordu. Bu kısmı b&ouml;yle planlamamıştım. Yine de işime yaramıyor değildi.</p>
<p>Telkinin devamlılığını garantilemek i&ccedil;in orijinal taşı par&ccedil;alayıp bir bilezik haline getirmiştim. &Ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir par&ccedil;a dahi işimi g&ouml;r&uuml;rd&uuml;.</p>
<p>Bu par&ccedil;alardan kırıntı boyutunda bir par&ccedil;a yere d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde, neden bilmiyorum, garip bir i&ccedil;g&uuml;d&uuml;yle o par&ccedil;ayı &ccedil;arpık dişlerimin arasına sıkıştırmıştım.</p>
<p>İşleri yapan adama bir g&ouml;z attım. Kolundaki bandaja değmemeye &ouml;zen g&ouml;steren g&ouml;zlerim boş irislerine takıldı. D&uuml;n laboratuvarda ge&ccedil;irdiğim bir s&uuml;reden sonra cihazımın bir hipnoz yapıldıktan sonra hep a&ccedil;ık kaldığı, beyni yoran sarka&ccedil; olmasa da radyoaktif dalgalar yayan kimyasalın muhakeme g&uuml;c&uuml;n&uuml;n geri kazanılmasına engel olduğunu anlamıştım. Bu y&uuml;zden boynuma taktığım sarka&ccedil; ve bedenimi koruyan &ouml;zel kıyafetlerimle birlikte g&uuml;n yapmaya geldiklerini sanan kadınları bekliyordum.</p>
<p>Birka&ccedil; saat sonra, her şey m&uuml;kemmel olunca, <em>deneklerim</em> gelmişti.</p>
<p>Kapıdan i&ccedil;eri giren g&uuml;zel giyimli kadınlar evimi bir kusur ararcasına s&uuml;zerken onları i&ccedil;eri buyur ettim. Selamlaşma faslından sonra Berivan "Kız sen varken neden koskoca adam iş yapıyor? Beli falan ağrımıyor mu bu adamın? Hem kolu da sakat, yazık kız!" diye cumburlop atladı.</p>
<p>Zorlukla g&uuml;l&uuml;mseyerek "Bu y&uuml;zden para alıyor ya g&uuml;zelim! Ek iş yapmak istedi, ben de kabul ettim." diye toparlamaya &ccedil;alıştım. Mina "Haklı yani, madem zorlanacak kabul etmeseydi! Neyse, alt tabaka i&ccedil;i birbirimize d&uuml;şmeye değmez. E, ayda yılda bir g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z arkadaşımız ne yapıyormuş?" dedi. Ben daha ağzımı a&ccedil;amadan Elif tiksinti dolu bakışlarla hemen laf attı.</p>
<p>"Kıyafetin ne &ouml;yle? &Ccedil;ok demode!"</p>
<p>G&ouml;z kırptım. "Ben Kaliforniya modasına uygun giyiniyorum g&uuml;zelim."</p>
<p>Kaliforniya...</p>
<p>Eski bir hayal.</p>
<p><em>"Tatlım, baban işlerini bu proje sayesinde yoluna koyacak ve biz Kaliforniya'ya gideceğiz. Muhteşem bir maceraya hazır mısın?"</em></p>
<p>Berivan, Elif'inde benden yana olmasıyla sessiz kaldı. Mina atıldı. "Harbi senin bir haberin vardı. Ne oldu ki? Bak eğer acil değilse benim bomba bir haberim var. Şu zilli Zarife'nin kızı-" Elimi kaldırarak s&ouml;z&uuml;n&uuml; kestim. "&Ouml;nemli bir haber Mina." Dedikodusuna engel olduğum i&ccedil;in ağzının i&ccedil;inde homurdanan &uuml;&ccedil; kadından sarışın olanı Elif boyalı dudaklarının kenarıyla "Neymiş?" dedi.</p>
<p>Heyecanla "Damla Ko&ccedil;ak diye bir manken ge&ccedil;enlerde bir canlı yayın yaptı." diye atıldım. Onlara yem atıyordum.</p>
<p>Aynı heyecanı yakalayan arkadaşlarım memnun kalmış gibilerdi. Ama Elif bu haberi kendisi veremediği i&ccedil;in mutsuzdu. "Ne demiş? Hayır ben nasıl ka&ccedil;ırdım onu anlamıyorum." Kaşlarını &ccedil;atarak s&ouml;ylediği şeye karşılık şok olmuş gibi g&ouml;zlerimi b&uuml;y&uuml;tt&uuml;m. "T&uuml;m T&uuml;rkiye bunu konuşuyor! Canlı yayında ne yaptı bilmiyor musunuz?"</p>
<p>Şimdi iyice moralleri bozulmuştu.</p>
<p>"Ne yaptı?" dedi Mina huzursuzlukla. Dehşete d&uuml;şm&uuml;ş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordum kesin.</p>
<p>"Sen bu işlerle pek ilgilenmezdin Ala. Kendini o sıkıcı beyaz odaya kapatıp şeker falan yapardın." Berivan'a saldırmamak i&ccedil;in kendimi zor tutuyordum. Sahte g&uuml;l&uuml;msememle "Bunlara bakmazsam d&uuml;nyadan haberdar olamam ki! Değil mi canım?" dedi.</p>
<p><em>İğren&ccedil;!</em></p>
<p>Dudağının kenarıyla g&uuml;l&uuml;msedi. Zaten hep fel&ccedil;li gibi g&uuml;l&uuml;mserdi bu şişme bebek. "&Ouml;yle şekerim."</p>
<p>Elif atıldı. "Berivan, dağıtma konuyu. E, ne yaptı Damla Ko&ccedil;ak?"</p>
<p>Berivan resmen morarmıştı.</p>
<p>İ&ccedil;imden kahkahalar atarken "Yeni ve modern bir fal tekniği geliştirdi. S&ouml;zde her denen &ccedil;ıkıyormuş. Nasıl yapılacağını falan g&ouml;sterdi. G&ouml;recektin, g&uuml;lme krizine girdim. &Ouml;yle sa&ccedil;maydı ki!" dedim.</p>
<p>Mina bakımlı kaşlarını kaldırdı. "Ne falıymış bu?" Kesin bir ses tonuyla "Sarka&ccedil; falı." Demekle herkesin kahkaha atmaya başlaması bir oldu.</p>
<p><em>Cahiller, zaten b&ouml;yle bir fal var.</em></p>
<p>"Sarka&ccedil; falı dedin değil mi tatlım? Bildiğimiz pusula sarkacı!" Onlarla birlikte kahkaha atıyordum ama sebebi az &ouml;nce yaşananlardı.</p>
<p><em>Pusula sarkacı mı? Burayı terk et dostum!</em></p>
<p>"Bu kadar &ccedil;ok neye g&uuml;l&uuml;yorsunuz hanımlar?"</p>
<p>Donakaldım.</p>
<p>Soner?</p>
<p>Ha bildiğimiz kuzenim Soner?</p>
<p><em>Yandık!</em></p>
<p>Ayağa kalkıp "Soner, senin ne işin var burada?" dedim merakla. Keskin bakışlı mavi g&ouml;zlerini benle Berivan arasında dolaştırıyordu. "Ayda yılda bir evine insan &ccedil;ağıran kuzenim ve onu g&ouml;rmeye giden karım i&ccedil;in uğrayamaz mıyım?"</p>
<p>Yutkunarak "Uğrarsın tabii, uğrarsın..." dedim zorlukla. Mina hemen g&ouml;zlerini benim yeşil g&ouml;zlerime &ccedil;evirdi. "Şu sarka&ccedil; falını g&ouml;stersene hazır Ala? Soner de g&ouml;rmek ister belki."</p>
<p><em>Lanet olsun!</em></p>
<p>Duyduğuyla suratı şekilden şekle giren kuzenim "Ne falı?" dedi. Elif dudaklarını kıvırdı. "Sarka&ccedil; falı diye bir şey &ccedil;ıkarmışlar, onu deneyecektik."</p>
<p>Sinsi!</p>
<p>Eğer amcamlar bunlarla uğraştığımı duysaydı g&ouml;zden d&uuml;şerdim. Ama&ccedil; tamamen buydu.</p>
<p>Soner şaşkınlıkla y&uuml;z&uuml;m&uuml; inceledi. Kaşlarımı kaldırıp gizli olmasını umarak "&Ccedil;aktırma." işareti yaptım. Anladığını ifade eden bir y&uuml;z ifadesiyle "Yap bakalım." dedi.</p>
<p>Bocalıyordum.</p>
<p>Araf'ta kalmışken amacımı hatırladım ve sarkacı boynumdan &ccedil;ıkardım. Berivan "D&uuml;nden hazırmış hanımefendi." diye mırıldandı ve benim keskin kulaklarımın bunu işitmeyeceğini sandı.</p>
<p>Sarkacın kırmızı taşı ışıl ışıl parlıyordu. Hemen oturuşlarını d&uuml;zeltiler. İlgilerini &ccedil;ekmiş gibiydi. Daha onlara hipnoz yapmadığım i&ccedil;in etki altında değillerdi ama kimyasalın zehirli enerjisi onları halsizleştiriyordu. Beyinleri şimdiden yoruluyor olmalı diye tahmin ediyordum.</p>
<p>Aslında bu cihaz sarka&ccedil;tan ibaret değildi. Saat sadece kolaylaştırıyordu. Ama taş olduk&ccedil;a her şekilde telkin altına alınabilir veya telkin devam ettirilebilirdi. Tıpkı Mustafa amcanın bileziği gibi.</p>
<p>"Bu ne g&uuml;zel bir sarka&ccedil; b&ouml;yle! Ama biraz tuhaf..."</p>
<p>Mina s&ouml;ylenirken onlara yapmaları gerekeni a&ccedil;ıkladım. Sarkacı sallamaya başladığımda hepsi g&ouml;zlerini şaheserime odaklamış sağa sola oynatarak takip ediyorlardı.</p>
<p>Hipnoz altına girdiklerinde titremeye başladım. Yutkundum ve emirleri vermeye başladım.</p>
<p>"Mina, bana su getir." Mina lensli g&ouml;zleriyle boş boş mutfağa bakarak ayaklandı. Mutfaktan d&ouml;nerken elinde bir bardak su vardı. Bardağı bana uzattığında keyifle g&uuml;l&uuml;msedim. Suyu tadını &ccedil;ıkararak yudumladım. Midemin bulantısına pek iyi gelmeyen suyu t&uuml;k&uuml;rd&uuml;m.</p>
<p>"Mustafa amca, laboratuvardaki diğer taşları getir." Mustafa amca gri pantolonunu duvara s&uuml;rte s&uuml;rte aşağı inmeye başladı.</p>
<p>"Berivan, ayak tırnaklarıma pedik&uuml;r yap tatlım! Elif, sen de bunun fotoğrafını &ccedil;ek."</p>
<p>Bittin sen Berivan. Ben sana g&ouml;steririm gelin hanım! Hıncını &ccedil;ıkara &ccedil;ıkara g&ouml;steririm hem de.</p>
<p>Laubali laubali g&uuml;lerek kuzenime baktım. "Şımart beni Faik!"</p>
<p>Tabii o boş boş baktı.</p>
<p>G&ouml;zlerimi devirerek "&Ccedil;ikolata getir Soner." dedim. Başım d&ouml;nmeye başlamıştı nedense.</p>
<p>Yukarı &ccedil;ıkan Mustafa amca elinde iki y&uuml;z&uuml;k, bir bilezik, kol saati ve kolyeyle d&ouml;n&uuml;yordu. İki tane artacaktı. Bu durumda yine birilerini telkin edebilirdim!</p>
<p>Bu iş gittik&ccedil;e eğlenceli bir hal alıyordu.</p>
<p>Tam Mustafa amca bana yaklaşmıştı ki Berivan ile &ccedil;arpıştı ve ayak suyu yerlere d&ouml;k&uuml;ld&uuml;.</p>
<p>Tiksintiyle y&uuml;z&uuml;m&uuml; buruşturdum. Kol saatini Soner'e, y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; Berivan'a, kolyeyi Mina'ya, bileziği&nbsp; Elif'e taktırdıktan sonra ağzımı yayarak konuştum. "Elif, sen yerleri sil." Elif'in banyodan getirdiği temizlik bezinden yayılan keskin koku genzimi yaktı. Midem daha da k&ouml;t&uuml;leşti. G&ouml;zlerim kararıyordu.</p>
<p>"Tut beni Mustafa amca." dediğim gibi bacaklarımın g&uuml;c&uuml;n&uuml; kaybettiğini hissettim. Bedenim yaşlı kollara d&uuml;şerken son hatırladığım koyulaşmış kan kırmızısı kimyasalın bronz sarka&ccedil; &uuml;zerinde t&uuml;m g&uuml;c&uuml;yle parlayışıydı.</p>
<p></p>
<p>~</p>
<p></p>
<p>Tuhaf hissediyordum.</p>
<p>Ge&ccedil;miş dolu, geleceğe yakın, şimdide kısıtlı bir ruh gibi tuhaf hissediyordum.</p>
<p>Başımı saran feci acıyla inledim. Yine mavi kanepemde uyanmıştım. Aslında yatağım vardı ama &ccedil;ok nadiren orada uyurdum. Genelde t&uuml;m hayatımın seyircisi bu eski p&uuml;sk&uuml; kanepede pineklerdim.</p>
<p>Yeşil g&ouml;zlerim gri zemini se&ccedil;tiğinde &ccedil;ok uzun zamandır ne evi ne de insanları incelemediğimi fark ettim. Hayatımı o k&uuml;&ccedil;&uuml;k taş par&ccedil;asına adamıştım.</p>
<p><em>"...baban işlerini bu proje sayesinde yoluna koyacak.."</em></p>
<p>Babamın mirasını devam ettirmiş ve uzun zamandır hayal ettiğim şeyi yapmıştım.</p>
<p>İnsanları kontrol edebilme g&uuml;c&uuml;ne sahiptim.</p>
<p><em>Artık insanlar ailem olabilirdi.</em></p>
<p>Mutlulukla g&uuml;l&uuml;mseyerek ayaklandım. &Uuml;zerimdeki koruyucu giysileri &ccedil;ıkardığımda kana bulanmış eşofmanlarımla kalmıştım.</p>
<p>Bunu neden yaptığımı bilemiyordum.</p>
<p>Boynumdaki taşın minnacık bir kısmı yere d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Kaşlarımı &ccedil;attım. Nereden geldiğini bilmediğim bir i&ccedil;g&uuml;d&uuml; ile eğildim, o par&ccedil;ayı aldım ve &ccedil;arpık &ouml;n dişlerimin arasına sıkıştırmayı başardım. Canım yanıyor, başım d&ouml;n&uuml;yor, midem bulanıyordu ama aldırış etmedim.</p>
<p>Ta ki g&ouml;z&uuml;m &ccedil;er&ccedil;eveyi bulana kadar...</p>
<p>G&ouml;zlerim doldu, g&ouml;zyaşlarım sıra sıra inciler halinde d&ouml;k&uuml;l&uuml;rken Mustafa amcanın tamir ettiği &ccedil;er&ccedil;eveyi elime aldım. Aile &uuml;yelerimin her birinin &uuml;zerine dokundurduğum parmağımın ucu yanıyordu. İsimlerini fısıldıyordum fakat parmağım babamın &uuml;zerinde takılı kaldığında bir an nefesim kesildi.</p>
<p>"Baba..."</p>
<p>G&ouml;zyaşlarım &ccedil;oğalmıştı. Hı&ccedil;kıra hı&ccedil;kıra ağlarken &ccedil;er&ccedil;eveyi g&ouml;ğs&uuml;me bastırdım. G&ouml;ğs&uuml;m&uuml; ele ge&ccedil;iren acıyı g&ouml;rmezden geldim. Bir anda feryadı bastım.</p>
<p>&Ccedil;er&ccedil;eveyi fırlattım.</p>
<p>"SEN YAPTIN!"</p>
<p>Ağlıyor, sa&ccedil;larımı yoluyor, &ccedil;ığlıklar atıyor, kendimi paralıyordum.</p>
<p>Bu sırada bana &ouml;l&uuml; gibi bakan kuklalar sinirimi bozmuştu.</p>
<p>Bazen... Bazen b&ouml;yle krizler ge&ccedil;irirdim ve Mustafa amca beni sakinleştirmeye &ccedil;alışırdı. Bu sırada Soner'i arar, Berivan ile ikisini acilen &ccedil;ağırırdı. Soner ve Berivan beni sakinleştirirdi. Bazen de Elif ve Mina &ouml;n&uuml;nde kriz ge&ccedil;irirdim. Sonradan y&uuml;z&uuml;me vursalar da bana yardım eder, beni bayıltıp hastaneye kaldırırlardı.</p>
<p>Ama şimdi &ouml;l&uuml; gibi bakıyorlardı.</p>
<p>Tanıdık ama yabancı bakışlardı bunlar.</p>
<p>Kendilerini kaybetmişlerdi. İşte o an hipnozun b&uuml;y&uuml;k bir yanlış olduğunu fark ettim. Yaptığımın geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; var mı yok mu bilmiyordum ama nedenini bilmediğim bir g&uuml;d&uuml;yle mantık y&uuml;r&uuml;temiyordum.</p>
<p><em>&Ouml;l&uuml; gibi mi bakıyorsunuz? &Ouml;l&uuml;n o zaman!</em></p>
<p>Hın&ccedil;la emir vermeye başladım. Yapacaklarımın sonu&ccedil;larını hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden...</p>
<p>"Mina, sen bu anları canlı yayına al!"</p>
<p>"Berivan, sol elini koparıp havuzda kendini boğ!"</p>
<p>"Elif, kafanı hi&ccedil; durmadan buradaki duvara vur!"</p>
<p>"Soner, &ccedil;ocuk odasının &ouml;n&uuml;nde kendini as!"</p>
<p>"Mustafa amca, kendini &ccedil;atıdan aşağı at!"</p>
<p>Emirler yerine getirilmeye başlandı.</p>
<p>Berivan sol elini bı&ccedil;akla kesip bah&ccedil;edeki dev havuza atladı. Elif kafasını ritmik bir şekilde duvara vuruyor, Soner tavandaki paslı &ccedil;engele &ccedil;ekmecedeki halatı bağlıyor, Mustafa amca &ccedil;atıya &ccedil;ıkıyordu. Bu sırada Mina hepsini kaydediyordu.</p>
<p>Taş parlıyor...</p>
<p>&Ccedil;ığlık atıyorum.</p>
<p>Berivan'ın can &ccedil;ekişen sesini duyuyorum.</p>
<p>Bir anı...</p>
<p><em>"BABA YAPMA!"</em></p>
<p><em>Sanem havuza atılıyor.</em></p>
<p>Berivan boğuluyor.</p>
<p><em>Sanem yardım dileniyor.</em></p>
<p>Berivan boğuluyor.</p>
<p><em>Sanem nefessiz kalıyor.</em></p>
<p>Berivan boğuluyor.</p>
<p><em>Sanem &ouml;l&uuml;yor.</em></p>
<p>Berivan'ın cesedi y&uuml;zeye &ccedil;ıkıyor.</p>
<p>Taş parlıyor...</p>
<p>&Ccedil;ığlık atıyorum.</p>
<p>Elif kafasını vururken &ccedil;ıkan kan sarı sa&ccedil;larına yayılıyor.</p>
<p>Bir anı...</p>
<p><em>"Anne, ne olur dur!"</em></p>
<p><em>Annem ağlıyor.</em></p>
<p>Elif kafasını vuruyor.</p>
<p><em>Annem kafasını tekrar duvara &ccedil;arpıyor.</em></p>
<p>Elif kafasını vuruyor.</p>
<p><em>Annemin kanı s&uuml;z&uuml;l&uuml;yor.</em></p>
<p>Elif kafasını vuruyor.</p>
<p><em>Annemin kafası par&ccedil;alanıyor.</em></p>
<p>Elif'in cansız bedeni yere yığılıyor.</p>
<p>Taş parlıyor...</p>
<p>&Ccedil;ığlık atıyorum...</p>
<p>Soner sandalyeye &ccedil;ıkıyor.</p>
<p><em>"Mert, terk etme beni!"</em></p>
<p><em>Ağabeyim sandalyeyi ittirmiş, nefessiz kalıyor.</em></p>
<p>Soner ipi boynuna ge&ccedil;iriyor.</p>
<p><em>Ağabeyimin nefesi t&uuml;keniyor.</em></p>
<p>Soner sandalyeyi ittiriyor.</p>
<p><em>Ağabeyimim suratı morarıyor.</em></p>
<p>Soner inliyor.</p>
<p><em>Ağabeyim &ccedil;ırpınıyor.</em></p>
<p>Soner mosmor kesiliyor.</p>
<p><em>Ağabeyimin ruhu bedeninden u&ccedil;uyor.</em></p>
<p>Soner'in v&uuml;cudu &ouml;ylece sallanıyor.</p>
<p>Taş parlıyor...</p>
<p>&Ccedil;ığlık atıyorum.</p>
<p>Mustafa amca &ccedil;ıkmış &ccedil;atıya.</p>
<p>Sarkacın sesi kulaklarımda yankılanıyor.</p>
<p>Bir anı...</p>
<p><em>"Defol Ala!"</em></p>
<p><em>Babam &ccedil;atının ucunda &ouml;lmek &uuml;zere.</em></p>
<p>Mustafa amca bir adım uzatıyor.</p>
<p><em>Babam g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor.</em></p>
<p>Mustafa amca kendini aşağı bırakıyor.</p>
<p><em>Babam atlıyor.</em></p>
<p>Mustafa amca par&ccedil;alanıyor.</p>
<p>Tik tak tik tak...</p>
<p><em>Babamın kafası ayaklarımın &ouml;n&uuml;ne d&uuml;ş&uuml;yor.</em></p>
<p>Ağlıyorum.</p>
<p>Mina hepsini kaydediyor.</p>
<p><em>"G&uuml;l&uuml;mse tatlım!"</em></p>
<p><em>"BABA YAPMA!"</em></p>
<p><em>"Mutlu yıllar sana!"</em></p>
<p><em>"Sanem, gel oynayalım!"</em></p>
<p><em>"Anne, ne olur dur!"</em></p>
<p><em>"...ve biz Kaliforniya'ya gideceğiz."</em></p>
<p><em>"Bu fotoğrafı hatırlıyor musun?"</em></p>
<p><em>"&Ccedil;ok g&uuml;zel bir kolye bu."</em></p>
<p><em>"Bunu hatırladın mı?"</em></p>
<p><em>"Mert, terk etme beni!"</em></p>
<p><em>"Hatırladın mı?"</em></p>
<p>&Ccedil;ığlık atıyorum.</p>
<p>Kırmızı bir ışık parlıyor.</p>
<p>Mina her şeyi kaydediyor.</p>
<p>Işık beni kendine &ccedil;ekiyor.</p>
<p>Cesetler bana g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor.</p>
<p>Işığa dalıyorum.</p>
<p>Kendimden ge&ccedil;iyorum.</p>
<p></p>
<p>~</p>
<p></p>
<p>Psikiyatrist &Ouml;mer Bey karşısındaki kumral kızın yeşil g&ouml;zlerine kendi icadını sallıyordu. Parlak ama tehlikeli fikri y&uuml;z&uuml;nden d&ouml;rt kişi canından olmak &uuml;zereydi. Bir kişi kalıcı sakatlık ge&ccedil;irmişti. Eğer akıl sağlığı yerinde olsaydı hapiste yatması ka&ccedil;ınılmazdı.</p>
<p>Kıvranan gen&ccedil; kadını zapt etmek i&ccedil;in sandalyeye bağlamışlardı. Ağlamaktan hel&acirc;k olan kadına ne yapmalı bilmiyordu kimse. "Y&uuml;kl&uuml; n&uuml;kleer enerjiyle her g&uuml;n baş başa olduğu i&ccedil;in babası &ccedil;ıldırıp t&uuml;m ailesini katletmiş. Bayan Akanca onların &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; izleyip sıra kendisine geldiğinde son anda kendini depoya kilitlemiş. Acil ka&ccedil;ış i&ccedil;in yapılan bir delikten hemen bah&ccedil;eye ka&ccedil;ıp babasının intiharına şahit olmuş. İlgin&ccedil; ve trajik bir hikaye. Sebebi ise şu sarka&ccedil;taki hipnoz taşı. Bay Akanca'nın uğraştığı proje buymuş."</p>
<p>G&ouml;zlerini b&uuml;y&uuml;ten d&ouml;rt polis ve iki doktora hikayenin devamını getirdi beyaz &ouml;nl&uuml;kl&uuml; orta yaşlı adam.</p>
<p>"Ala Akanca bunlara şahit olduktan sonra psikolojik rahatsızlıklar sebebiyle iki yıl rehabilitasyonda yatmış. Ardından amcası Hakan Akanca ile yengesi Yasemin Akanca onu yanına almış. 20 yaşına gelince ise t&uuml;m bu &ouml;l&uuml;mlerin ger&ccedil;ekleştiği eve d&ouml;nmek istemiş. Bu evde babasının projesini devam ettirmiş fakat bu s&uuml;re&ccedil;te akli dengesi b&uuml;y&uuml;k zarar g&ouml;rm&uuml;ş.</p>
<p>Soner Bey ve Berivan Hanım'ın anlattığı kadarıyla altı yıldır uğraştığı proje y&uuml;z&uuml;nden son iki yıldır sinir krizleri ge&ccedil;iriyormuş. Bu sebeple Mustafa Kıra&ccedil;'ı başına bir nevi bek&ccedil;i olarak dikmişler. Ala Hanım'ın aşırı ısrarlarına karşı koyamayıp bunu amcası ve yengesine s&ouml;ylememişler. Haliyle Ala Hanım psikolojik destek alamamış. Şimdi projesini tamamlamış ve y&uuml;ksek nitelikli bir hipnoz cihazı icat etmiş. Fakat onun gibi akıl sağlığı yerinde olmayan bir kadının elinde olunca b&ouml;yle bir sonu&ccedil; ortaya &ccedil;ıkmış."</p>
<p>Doktor Ay&ccedil;a doğru kelimeleri se&ccedil;meye &ccedil;alışıyordu. "Bu... Ger&ccedil;ekten inanılmaz bir hikaye."</p>
<p>G&uuml;l&uuml;mseyen &Ouml;mer Bey başıyla onayladı. "Evet. Son teknoloji Ala taşından yapılmış hipnoz cihazının sıra dışı hikayesi." Başını sağa uzatıp onları gizlice dinlediğini sanan muhabire d&ouml;nd&uuml;. "M&uuml;kemmel bir başlık olmaz mıydı sizce de Hasan Bey?"</p>
<p>Kızarıp bozaran adam orayı terk etti. Anlaşıldığı &uuml;zere bazı meslektaşlarının aksine utanma duygusu vardı.</p>
<p>"Neyse, artık sadece hanımefendinin uyanmasını beklemek var."</p>
<p></p>
<p>~</p>
<p></p>
<p>Boşlukta s&uuml;z&uuml;l&uuml;yorum.</p>
<p>İ&ccedil;imi cayır cayır yakan ge&ccedil;mişimi tek bir hayalde toplamıştım. Ancak bu bana sadece zarar vermişti. Şimdi ayaktaki su toplayan yeri sıkmışım gibi o hayal hayatımda bir iz olarak kalacaktı.</p>
<p>Kendimi kurtarmaya &ccedil;alışırken bir zindana kapattığımı yeni anlamıştım.</p>
<p>Ama haklıydım.</p>
<p>Yanlış bir şey yapmamıştım ki!</p>
<p>Sadece... Azıcık oyun oynayasım gelmişti.</p>
<p>İnsanlar fazla tepki veriyordu.</p>
<p>Her zamanki gibi...</p>
<p>&Ouml;fke i&ccedil;imi dolduruyordu. Her şeye karşı katıksız bir &ouml;fke besliyordum. Dilimi ısırmak istedim ama yapamadım. Hareketlerim tamamen kısıtlanmıştı. G&ouml;zlerimi araladım.</p>
<p>Kırmızıyı g&ouml;rd&uuml;m.</p>
<p>İrislerimi ayıramadığım kırmızı sağa sola gidiyor, ritmik bir şekilde takip ediyordum.</p>
<p>Kırmızı ve yeşil zıt renklerdi. Eh, zıt kutuplar birbirini &ccedil;ektiğine g&ouml;re sanırım g&ouml;zlerimi asla ayıramayacaktım.</p>
<p>Ansızın zihnimde bir ses yankılandı.</p>
<p>"Hatırla, Ala. Hatırla ve olanları anlat."</p>
<p>Konuşana itaat etme arzusuyla hatırlamaya &ccedil;alıştım. Zihnimin koridorlarındaki kilitli kapıları zorladım.</p>
<p>Bir kapı a&ccedil;ıldı.</p>
<p><em>"B&uuml;c&uuml;r, bug&uuml;n benim doğum g&uuml;n&uuml;m. Yerimi &ccedil;alma!"</em></p>
<p>G&ouml;zlerim doldu. <em>Mert?</em></p>
<p>Bir tane daha a&ccedil;ıldı.</p>
<p><em>"Hey, ablacık! İp atlayalım mı?"</em></p>
<p>Dudaklarım sızladı. <em>Sanem?</em></p>
<p>Biri daha...</p>
<p><em>"G&uuml;zelim, neden orada oturuyorsun? &Uuml;ş&uuml;teceksin bak."</em></p>
<p>Yanaklarım ağırlaşıyordu. <em>Anne?</em></p>
<p>En k&uuml;fl&uuml; kapı geriye savruldu.</p>
<p><em>"Sen neden &uuml;zg&uuml;ns&uuml;n Alaca'm? Beni &uuml;z&uuml;yorsun ama."</em></p>
<p>Uykum geliyordu. <em>Baba?</em></p>
<p>T&uuml;m kapılar a&ccedil;ıldığında ş&ouml;minenin yanına &ccedil;&ouml;melmiş ağlıyordum.</p>
<p>Hı&ccedil;kırıklarımın arasından ger&ccedil;ekleri kırmızı ışığa savurdum.</p>
<p></p>
<p>~</p>
<p></p>
<p>Diline gelen ger&ccedil;ekler d&ouml;k&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde şaşkınlıkla yanındaki komisere baktı. Adamın suratı aynı şaşkınlığı taşıyordu. Hayatında duyduğu en tuhaf hikayeydi belki de.</p>
<p>Diğer &uuml;&ccedil; polis ve iki doktor Ala uzun s&uuml;re uyanmayınca odayı terk etmişti.</p>
<p>&Uuml;stlerinde korumalı kıyafetleriyle oldukları i&ccedil;in &ccedil;ok rahatlardı. Ayrıca Ala'nın zannettiğinin aksine bu cihaz kapanabiliyordu. Sadece kolu &ccedil;evirmek yeterliydi. Fakat kendini heyecana kaptıran gen&ccedil; kadın bunu anlamamıştı.</p>
<p>Taşın enerjisini hemen kesip kapının &ouml;n&uuml;ndeki sağlık ekiplerine d&ouml;nd&uuml; yaşlı psikiyatrist. "Sakinleştirici enjekte edin ve onu ruh sağlığı merkezine nakledin."</p>
<p>Gen&ccedil; kadına sakinleştiriciyi zar zor da olsa enjekte eden sağlık ekipleri Ala'yı kelep&ccedil;eleyip ambulansa bindirdiler.</p>
<p>Nereden bileceklerdi ki bir par&ccedil;ayı dişlerinin arasına sıkıştırdığını?</p>
<p></p>
<p>~</p>
<p></p>
<p>Akanca ailesinin evinde bir yas vardı. Soner, Berivan, Murat ve Yasemin Akanca yaptıklarına rağmen yeğenleri Ala i&ccedil;in yas tutuyordu.</p>
<p>Tımarhaneye yatırılan Ala dişlerinin arasındaki o minicik par&ccedil;ayı yutmuş ve boyutundan tahmin edileceğinin aksine aşırı kimyasal i&ccedil;eren, dolayısıyla yine y&uuml;kl&uuml; miktarda n&uuml;kleer enerji i&ccedil;eren bu taş kalbini direkt durdurmuştu. O bilmese de ardında bıraktığı kimyasal "Hipnoz" denen kavramın en y&uuml;ksek makamında yerini almıştı. &Ccedil;ok tehlikeli olan bu kimyasalla yapılan cihazlar artık su&ccedil;lulardan bilgi almak, onları yeni yasalar &ccedil;er&ccedil;evesinde cezalandırmak ve bazı hastaları tedavi etmek i&ccedil;in kullanılmaya başlanmıştı. &Uuml;stelik toplu &uuml;retime ge&ccedil;ilmiş, T&uuml;rkiye'yi &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir ekonomik krizden kurtarmıştı. Her ne kadar korkun&ccedil; şeylere sebep olsa da &uuml;lkenin insanları bir yere kadar onu takdir ediyordu.</p>
<p>Tabii bu takdir Alcan, Zan ve Kıra&ccedil; aileleri gibi yaralananların yakınları tarafından tepki toplayınca i&ccedil;ten i&ccedil;e yaşanmaya başlamıştı. Tabii sadece Elif Zan'ın "Alt tabaka" olarak tanımladığı kesim.</p>
<p>Berivan Akanca, Elif Zan, Mina Alcan ve Soner Akanca psikolojik destek alıyorlardı. Yaşadıkları onları tamamen mahvetmişti. Eğer iyi bir tedavi uygulanmazsa Ala gibi olacakları a&ccedil;ıktı.</p>
<p>T&uuml;m bu yaptırmaya &ccedil;alıştıklarının nedenini kimse anlamamıştı. Ala, yerlerin temizlenmesini s&ouml;yledikten sonra bayılıp uyku arasında Berivan'ın kendini boğmasını, Elif'in kafasını duvarlara vurmasını, Soner'in halatla intihar etmesini, Mustafa'nın &ccedil;atıdan atlamasını ve Mina'nın o canlı yayın a&ccedil;masını o an verilebilecek t&uuml;m detaylarıyla s&ouml;yleyip yine bayılmıştı. Canlı yayından yaşananları izleyenler hemen gerekli birimlere haber vermişti. Neyse ki Ala'nın krizleri sebebiyle Soner sağlık ekiplerini her an hazırda tutuyordu. Ve de neyse ki havuz bir metre doksan iki santimetre olan Berivan'ın hemen boğulması i&ccedil;in fazla sığ, &ccedil;atı katına a&ccedil;ılan kapı feci sıkışmış, &ccedil;ocuk odasının tavanı fazla y&uuml;ksekti. Yoksa iş yaştı.</p>
<p>T&uuml;m bunları d&uuml;ş&uuml;nen Cemre Kıra&ccedil; boynundaki sarkaca dikkatle baktı. Taşı &ccedil;ıkarılmış bu sarka&ccedil;, dedesinin &ouml;l&uuml;m sebebi olan sarka&ccedil;tı. G&uuml;&ccedil; kaynağı olmadan hi&ccedil;bir aile bunu istememiş, en yoksul aile olan Kıra&ccedil;'lar kabullenmişti sadece.</p>
<p>Kapıdan i&ccedil;eri girdi. Ev temizlenmişti. Camsız &ccedil;er&ccedil;evedeki resmi eline aldı. Bu, &ccedil;ok pozitif bir fotoğraftı. Tabii g&ouml;r&uuml;n&uuml;şte... Ala'yı &ccedil;ıldırtan şeylerden birinin bu resme her g&uuml;n bakmak olduğunu s&ouml;ylemişti &Ouml;mer Bey.</p>
<p>Evi biraz daha dolaştı.</p>
<p>Camdan dışarı baktı.</p>
<p>Bu havuzda boğulmuştu Sanem Akanca.</p>
<p>Salona baktı tekrar.</p>
<p>Bu duvarlarda par&ccedil;alamıştı kafasını Defne Akanca.</p>
<p>&Ccedil;ocuk odasına doğru ge&ccedil;erken koridorda paslı &ccedil;engeli g&ouml;rd&uuml;.</p>
<p>Bu &ccedil;engelde asmıştı kendisini Mert Akanca.</p>
<p>Merdivenlerden yukarı &ccedil;ıktı.</p>
<p>&Ccedil;atı...</p>
<p>İşte bu &ccedil;atıdan atmıştı kendisini Hakan Akanca.</p>
<p>Dışarı &ccedil;ıktı Cemre. Bah&ccedil;ede dolanırken eskiden &ccedil;im bi&ccedil;icinin işi bittiğinde koyulduğu yere baktı.</p>
<p>Burada kolu par&ccedil;alanmıştı Mustafa Kıra&ccedil;'ın.</p>
<p>Biraz yanda, lalelerle s&uuml;sl&uuml; mezarı vardı.</p>
<p>Mezar yapılmadan &ouml;nce, burada kalp krizi ge&ccedil;irmişti dedesi.</p>
<p>G&ouml;z&uuml;ne "SATILIK" yazan tabela takıldı.</p>
<p>Aklına gelen fikirle arabasına bindi.</p>
<p>~</p>
<p>&Ouml;mer Bey'in ofisinin &ouml;n&uuml;ndeki sıra her zamanki gibi &ccedil;oktu. Randevu almadığı i&ccedil;in saatlerce bekleyecekti Cemre. Ofladı ve oturup beklemeye başladı.</p>
<p>~</p>
<p>Sıranın sonuncusu olarak i&ccedil;eri girmeyi başarmıştı. Kendisinden sonra gelenler sırayı gelince hemen ka&ccedil;mıştı. Bu sebeple istediği kadar i&ccedil;eride kalabilirdi.</p>
<p>Kağıtlarına bakan &Ouml;mer Bey kapı sesini duyunca "Şikayetiniz ne-" İ&ccedil;eri gireni g&ouml;r&uuml;nce c&uuml;mlesini yarıda bıraktı. "Cemre Hanım, iki yıl sonra buraya neden geldiniz?"</p>
<p>Cemre g&uuml;l&uuml;msedi.</p>
<p>"&Uuml;st d&uuml;zey hipnoz olmak istiyorum ama Ala'nın yaptığı taşla."</p>
<p>Psikolojisini tamamen &ccedil;&ouml;kerten o kavram; hipnoz.</p>
<p>Belki de hipnoz kırdığını onarabilirdi?</p>
<p>Kim bilir?</p>
<p>Hipnoz ger&ccedil;ek bir gizemdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KUŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kus</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kus</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_613b0104d0500.jpg" length="83646" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Sep 2021 10:02:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>rehneverd</dc:creator>
<media:keywords>yürümek, yorulmak, uçmak, izlemek, hissetmek, beklemek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>"Hissediyorum, damarlarıma yeniden y&uuml;r&uuml;yen o enerjiyi hissediyorum."</p>
<p>"Sahi mi? O enerjiyle ne yapacaksın peki?"</p>
<p>"Dinlemeyeceğim."</p>
<p>"Neyi?"</p>
<p>"Seni."</p>
<p>"Ama bana konuşuyorsun."</p>
<p>"Belki beni anlıyorsundur diye anlatmıştım. Ama anlamıyorsun. Olabilir. Ben de bir zamanlar anlamıyordum. Bir g&uuml;n gelecek sen de bu zamanlarını hatırlayacaksın ve benim yaptığımı yapacaksın. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;p gideceksin. Yeri gelecek koşacaksın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; saatler s&uuml;ren bir otob&uuml;s yolculuğunun ardından evine y&uuml;r&uuml;yerek d&ouml;nen bir yolcunun adımlarından duyduğu hazza eşdeğer bir haz duyacaksın. Bu hazzı yitirmeden evvel, y&uuml;r&uuml;yebildiğin kadar y&uuml;r&uuml;mek i&ccedil;in gerekirse yolunu uzatacaksın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o anda esas olan eve varmak değil, yolda olmaktır."</p>
<p>"Ben hi&ccedil; otob&uuml;s yolculuğu yapmadım."</p>
<p>"Biliyorum."</p>
<p></p>
<p><em>Uzaklara dalmama engel olan apartmanların ardında kaybolmuştum. Ama ger&ccedil;ekten kaybolmuştum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; i&ccedil;imin ufukları, t&uuml;m &ouml;n&uuml; kesilen uzaklardan daha uzaktı. Bir kuş değildim. İyi ki de değildim, dedim ilk defa o g&uuml;n. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onun kanatları, ufukların sisini dağıtır. B&uuml;y&uuml;y&uuml; siler. Gizemin &uuml;st&uuml;n&uuml; &ccedil;izer. Ve en k&ouml;t&uuml;s&uuml;, merakı selbeder. Ben kuşları, izlemeliyim. G&ouml;z&uuml;m&uuml;n almadığı mesafelerde, bir &ouml;zlem, bir r&uuml;ya ekip g&ouml;ğs&uuml;me, yitip gidişlerini, hi&ccedil; varmadığım yerlerden yurduma uzanışlarını izlemeliyim. Ben kuşları izlemeliyim. Kuşlar izleyemez. Kuşların izini kaybettiğim noktada, bir y&ouml;n levhası bırakmalıyım; kendi i&ccedil;ime &ccedil;ıkar, diye. Ne &ccedil;ok kuş dedi dilim. Zaten t&uuml;m derdim, mavi g&ouml;zlerimin, maviye hasreti...</em></p>
<p></p>
<p>"Ne yaptın g&ouml;r&uuml;şmeyeli, y&uuml;r&uuml;d&uuml;n m&uuml;?"</p>
<p>"Sen hi&ccedil; duran insan g&ouml;rd&uuml;n m&uuml; ki?"</p>
<p>"Seni anlamadığımı sanıyorsun değil mi?"</p>
<p>"Belki evet, belki fazla mağrurum."</p>
<p>"Bize gururun her dozu fazladır."</p>
<p>"Haklısın, seni anlamıyormuşum."</p>
<p>"&Ccedil;&ouml;p kokusunu alıyor musun?"</p>
<p>"Evet, burnumun direğini lastiğe &ccedil;evirdi."</p>
<p>"Oysaki kırıp ge&ccedil;meliydi. Takat getirememeliydin. Lastiğe d&ouml;nd&uuml;yse, alışmışsın demektir. Artık duymuyorsundur."</p>
<p>"Fazla kelime oyunu yaptık. Nimetle oyun olmaz."</p>
<p>"K&ouml;t&uuml; kokulara ise kolayca alışılır. O y&uuml;zden arada bir &ccedil;ıkıp girmelisin olduğun yere."</p>
<p>"Eziyet."</p>
<p>"Meziyet."</p>
<p>"Otob&uuml;se bindin herhalde?"</p>
<p>"Bu mevzu başka mevzu. Bu mesele benim meselem. Ben otob&uuml;se binip inmeden seni anlayamam, sen de evinden dışarı burnunu &ccedil;ıkarıp geri evine d&ouml;nmeden beni anlayamazsın."</p>
<p>"Peki ne yapalım &ouml;yleyse?"</p>
<p>"Bekleyelim. Sen oturduğun yerde y&uuml;r&uuml;, ben y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m yolda t&ouml;kezleyeyim."</p>
<p>"G&uuml;zel s&ouml;yledin."</p>
<p></p>
<p><em>Işık gitgide azalır. Renkli binalar karardık&ccedil;a, g&ouml;ğ&uuml;n gengi daha da aydınlanır. Hilal bir m&uuml;cevher, sokak lambaları incitmez hilali. Ama neonlar, siz s&uuml;rmeyin g&ouml;ğ&uuml;me ellerinizi. Ben sizin capcanlı y&uuml;zlerinizi de bilirim, g&ouml;lgede sinişlerinizi de. Nadiren kesilen elektiriğin ardında, b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n yitişlerinizi de. D&ouml;rt dolandım d&uuml;nyanın &ccedil;evresinde. Bulunduğum kara par&ccedil;asına gece gelmeden, d&uuml;nyanın &ouml;teki y&uuml;z&uuml;ne hicret ettim. Gecesiyle tanıdım bazılarını, bazılarını g&uuml;nd&uuml;z&uuml;yle. En &ccedil;ok, g&uuml;n batımı alacasına tahamm&uuml;l edemedim. Ama yorulmak i&ccedil;in fırsatım olmadı hen&uuml;z. Yorulup durulmak i&ccedil;in. Ya da yorulduğumu anlayamadım, ayağım takılıp durulduğum i&ccedil;in. O g&uuml;n gelir belki bir g&uuml;n. Ama şimdi, d&ouml;n&uuml;yorum d&uuml;nyanın tepesinde. D&ouml;n&uuml;yorum, kuşların g&ouml;lgesinde.&nbsp;</em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Leylak Kokusu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/leylak-kokusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/leylak-kokusu</guid>
<description><![CDATA[ Farkına var, şu koşuşturmanın içinde yüreğini sıcacık yapan şeylerin. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_613e59057e2f2.jpg" length="99210" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 08 Sep 2021 22:29:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynonun_blogu</dc:creator>
<media:keywords>samimiyet, saygı, sevgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="font_8"><strong><span class="color_2">Yanından ge&ccedil;mişsindir yıllarca. Farkında bile değilsindir &ccedil;oğu zaman. Ne zaman o g&uuml;zel lila rengi &ccedil;i&ccedil;ekler a&ccedil;ar, o zaman koparırsın bir kucak, o da &ouml;ğretmenini mutlu etsin diye. Altına iki tane kiremit koyup beştaş -bu oyunun tadını oynamayan bilmez- oynamışlığın bile vardır. Hatta &ouml;ğlen saatlerinde sırf g&uuml;neş vurmasın diye oturmuşsundur altına da, &ccedil;iğdem &ccedil;itlemişsindir saatlerce.</span><span class="color_2">&nbsp;Mevsimler ge&ccedil;er, yıllar yıllar ge&ccedil;er; ilkokul, ortaokul, lise derken o koşuşturmanın i&ccedil;inde o vardır da hep orada, sen onda değilsindir.</span></strong></p>
<p class="font_8"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p class="font_8"><strong><span class="color_2">Dedim ya yıllar ge&ccedil;er, okullar biter, o bah&ccedil;eli evin yerini bile başka evler alır. Sen hayatın koşuşturmasında kendini bile zor anımsıyor iken. Yanı başında bir arkadaşın &ouml;ğle yemeğine &ccedil;ıkmadan iki fıs sıkayım der ve &ccedil;ıkarır parf&uuml;m&uuml;n&uuml;. O kokuyu duyarsın, o an tutar seni elinden g&ouml;t&uuml;r&uuml;r o beştaş oynayan kızların yanına. İşte o koku dersin &ccedil;ocukluğumun ge&ccedil;tiği evimin bah&ccedil;esinde ki leylağın kokusu&hellip;&nbsp;</span><span class="color_2">Ve sonra beştaş oynamayı bırakır başını kaldırırsın. Ne leylak vardır ne de ev, geriye kalan sadece o koku&hellip;</span></strong></p>
<p class="font_8"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p class="font_8"><strong><span class="color_2">Bunu niye mi anlattım. Yanından gelip ge&ccedil;tiğini sandığın bir ağa&ccedil;, sana &ccedil;ay veren garson, her ay takip ettiğin dergini aldığın seyyar b&uuml;fe, kuşlar i&ccedil;in yem satan yaşlı amca, sokağın k&ouml;şesindeki simit&ccedil;i&hellip; Nasıl da girmişler senden habersiz hayatına &ouml;yle değil mi?</span></strong></p>
<p class="font_8"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p class="font_8"><strong><span class="color_2">Kimisi kokusu, kimisi hitabı, kimisi g&uuml;l&uuml;ş&uuml;, kimisi samimiyetiyle. Şimdi ne yap biliyor musun? Farkına var, şu koşuşturmanın i&ccedil;inde y&uuml;reğini sıcacık yapan şeylerin. Farkına var ki yıllar yıllar sonra bile tutsun elinden g&ouml;t&uuml;rs&uuml;n seni o en sevdiğin ağacın g&ouml;lgesine.</span></strong></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x_61390e2e32bd0.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tam Yedi Tane</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tam-yedi-tane</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tam-yedi-tane</guid>
<description><![CDATA[ “Yedi tane istemem! İki tane olsun yeter; bir kız, bir erkek,” diyeceksin... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6138f68acaab4.jpg" length="47817" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 08 Sep 2021 20:46:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>TUĞBA İNCEOĞLU</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, kurgu, yeni, yedi, kız, erkek, çocuk, leke</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Az &ouml;nce bir dilek diledin, biliyorum. Ben arkam kapıya d&ouml;n&uuml;k, kanepede oturmuş sigaramı i&ccedil;iyorum, sense kapının eşiğinde duruyorsun. Parmaklarınla saydın, bileziklerinin şıkırtısından belli. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rm&uuml;yorum ama ışıltısını hissediyorum. İki saniye sonra bana seslenmek i&ccedil;in dudaklarını kımıldatacaksın ama bir şey diyemeden tekrar sayacaksın. Aklından yıllar &ouml;nce falcı kadının sana dedikleri ge&ccedil;ecek, &ldquo;Tam yedi tane &ccedil;ocuğun olacak, &uuml;&ccedil;&uuml; kız, diğerleri erkek ama erken olmayacaklar, başta &ccedil;ok uğraşacaksınız kocanla, umudunu kaybetme sonra peş peşe olacaklar.&rdquo; &ldquo;Yedi tane istemem! İki tane olsun yeter; bir kız, bir erkek,&rdquo; diyeceksin kadına&hellip; Sigaramdan bir nefes &ccedil;ektim, &uuml;fledim dumanı daireler &ccedil;izerek kayboldu. Sen bir adım attın i&ccedil;eriye doğru, vazge&ccedil;ip eşiğe geri d&ouml;nd&uuml;n. K&uuml;l tablasına bastırdım izmariti, ince cızırtılar &ccedil;ıktı, duydun.</p>
<p>&ldquo;L&uuml;tf&uuml; acıktın mı, yemeği hazırlayayım mı?&rdquo;</p>
<p>D&ouml;nd&uuml;m sana baktım: &ldquo;&Ccedil;ok iyi olur be Eminem. Ne yaptın bu akşam bizim i&ccedil;in?&rdquo; Daha bana sokak kapısını a&ccedil;madan &ouml;nce apartmandan duymuştum b&ouml;reğin kokusunu ama sana bir şey demedim, şaşırdığındaki y&uuml;z ifadeni seviyorum ben, sabah uyandığındaki mahmur bakışlarını, seviştikten sonra pembeleşen yanaklarını, g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde ışıldayan y&uuml;z&uuml;n&uuml;&hellip;</p>
<p>&ldquo;Kıymalı b&ouml;rek.&rdquo; G&ouml;zlerini kocaman a&ccedil;arak s&ouml;ylemiyorsun, usulca bırakıyorsun s&ouml;zc&uuml;kleri salona.</p>
<p>&ldquo;Ellerine sağlık Eminem.&rdquo; Kocaman g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorum sana, g&ouml;zlerin ışıl ışıl. &ldquo;Yanına ayran mı yaptın, hoşaf mı?&rdquo; Biliyorum esasında ayran yapmazsın.</p>
<p>&ldquo;&Uuml;z&uuml;m hoşafı.&rdquo;</p>
<p>Yiyelim o zaman dememi beklemeden koşarak gidiyorsun mutfağa. Bir sigara daha yakıyorum ardından. Dumanlarını salıyorum odaya. Tabakları koydun masaya, &ccedil;atal bı&ccedil;akları, şimdi de kaseleri. Buzdolabının kapağını a&ccedil;tın, tencereyi &ccedil;ıkarttın, hoşafı kep&ccedil;eyle boşalttın cam kaselere, kaselerin &ccedil;evresi buğulandı. Sildin altlarını, masaya koydun. Sigaramı s&ouml;nd&uuml;r&uuml;p geleceğim yanına. Ocağın &uuml;st&uuml;ne koyduğun tepsinin &ouml;n&uuml;nde duruyor olacaksın.</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Oh, nasıl da g&uuml;zel kokuyor, nasıl duymamışım bu kokuyu?&rdquo; diyeceğim sana; sen de bana g&uuml;l&uuml;mseyeceksin. Mutfağa gelmek, masaya oturmak, tabağımı sana uzatmak istemiyorum esasında. Ama oturacağım, tabağımı da uzatacağım. Koyacaksın tepsinin orta yerindeki par&ccedil;ayı, kendi tabağına da yanındakini. Ge&ccedil;ip karşıma oturacaksın. Bir lokma bile atmadan ağzına yine parmaklarınla tek tek sayacaksın.</p>
<p>&ldquo;Hadi sen de başla, ben dayanamıyorum.&rdquo; Kocaman bir par&ccedil;a kesip atarken ağzıma diyeceğim sana. Şapırdata şapırdata yiyeceğim. Benim iştahla yiyişimi seyretmek hoşuna gidecek, biliyorum. K&uuml;&ccedil;&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesip yiyeceksin karşımda. Aceleyle bitirip kalkmak isteyeceğim, durmadan saydığını g&ouml;rmek istemeyeceğim. Bitirip tekrar tabağımı uzatacağım sana. H&ouml;p&uuml;rdeterek bitireceğim hoşafımı. Tekrar doldurmanı isteyeceğim. Konuşmana izin vermeyeceğim. &ldquo;B&ouml;rek yapmak aklına nereden geldi?&rdquo; Diye soracağım, sen tatlı tatlı anlatacaksın. Lafın bitince tekrar parmaklarınla saymaya devam edeceksin. Hızlıca i&ccedil;eceğim hoşafımı, tekrar uzatacağım kasemi, &ldquo;Bu son bak, başka koymam,&rdquo; diyeceksin hoşuna giderek. Sanki h&acirc;l&acirc; a&ccedil;mışım gibi iştahla devam edeceğim yemeye. Bitirince &ldquo;Yine d&ouml;kt&uuml;rm&uuml;şs&uuml;n Eminem,&rdquo; diyip hızla kalkacağım. Kapıdan &ccedil;ıkarken sesleneceksin ardımdan,</p>
<p>&ldquo;Tam yedi g&uuml;n oldu L&uuml;tf&uuml;. Yedi g&uuml;nd&uuml;r geciktim.&rdquo; Duymazdan gelmek isteyeceğim seni. Ka&ccedil;ıp gitmek, saklanmak. Sen eteğinin arkasındaki kırmızı lekeyi fark edip kabulleninceye kadar &ccedil;ıkmamak ve sonra yanına gelip sımsıkı sarılmak sana. Kulağına fısıldamak, senin hatan değil, ben biliyorum ama s&ouml;yleyemiyorum demek&hellip;</p>
<p>Tıkırtılar kesildi mutfaktan, bileziklerinin sesi uzaklaştı. Banyonun kapısı gıcırdayarak a&ccedil;ıldı, sert&ccedil;e kapandı. Kilitlendi. Sigaramı s&ouml;nd&uuml;rd&uuml;m. Paketime uzandım yine, i&ccedil;inden bir dal sigara daha aldım, i&ccedil;inde kalanları saydım, tam yedi tane.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>RÜYA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruya</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruya</guid>
<description><![CDATA[ Uzun ve ince parmaklarını yüzümde gezdirdiğini hayal ettim &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_612ff49bb6376.jpg" length="54374" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Sep 2021 00:46:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Keskin siyah g&ouml;zlerini bir s&uuml;re g&ouml;zlerime dikti. Bakışlarındaki yakıcıklık derinlerimde bir yerde bir titreşime sebep olmuştu. Kendinden emin ve ne istediğini bilen bir h&acirc;li vardı. Bu eminlik beni hem &uuml;rk&uuml;t&uuml;yor hem de zevklendiriyordu. Uzun ve ince parmaklarını y&uuml;z&uuml;mde gezdirdiğini hayal ettim. İrkildim. İri g&ouml;vdesiyle yavaş&ccedil;a yanıma yaklaştı. G&ouml;zlerimiz birbirine kitlendi. Nefes alışverişlerim hızlanıp yavaşlıyordu. Yaktığım t&uuml;ts&uuml; işlevini g&ouml;r&uuml;yor, sandal ağacıyla dolu isin, beni olduğu kadar onu da etkilediğini biliyordum. Fonda &ccedil;alan m&uuml;ziğin ritmine uygun hareket ediyor, sanki tek bir notasını ka&ccedil;ırırsak y&uuml;zyıllık bir b&uuml;y&uuml;y&uuml; bozacakmış gibi hissediyorduk. İyice yanaştı. Artık dip dibeydik. İkimizde birbirimizden bir hamle bekliyorduk. Durduk. Savaşı &ouml;nce kimin başlatacağına karar vermemiz gerekiyordu. Oda da yaktığım mumun cılız alevi onun suretini daha b&uuml;y&uuml;k g&ouml;steriyor, beni gittik&ccedil;e korkutan bir dalgalanmaya itiyordu. Bir şekilde onu alt etmeli ve geldiği yere geri g&ouml;ndermeliydim. Saniyelik bir refleksle yerden aldığım terliği kanepenin başında duran b&ouml;ceğe yapıştırdım. Sarı bir dışkı g&uuml;zelim kanepenin başlığına bulaştı. Terliğin tersiyle iri bedenini aşağıya doğru ittim. Bir s&uuml;re kendime gelemedim. Leşine bakmaya cesaretim yoktu. T&uuml;ts&uuml; dumanını duyumsadım. G&ouml;z kapaklarım ambiansa yenik d&uuml;ş&uuml;p kapandı. Kendimi uykunun kollarına bıraktım. Bir r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;m. Bir b&ouml;ceğe şehvet dolu yaklaşıp terlikle canını almıştım. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SADECE İNANMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sadece-inanmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sadece-inanmak</guid>
<description><![CDATA[ Bu hikayadeki tek suçum ise sadece inanmaktı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_612b9b5543075.jpg" length="73144" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 30 Aug 2021 22:08:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çilem Akpınar</dc:creator>
<media:keywords>inanmak, sevek, imkansızlık, kandırılmak, kırılmak, aşk acısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p data-p-id="b7f3ca54f64c75339f7465f4dce6f0de">Gen&ccedil; bir kızken, imkansız aşkın ne olduğunu acı bir şekilde yaşayarak &ouml;ğrenmiştim. Bu aşkın kalbimi en derinden parampar&ccedil;a edeceğini hi&ccedil;bir zaman bilemedim. O zamanlar aşka inanırdım. Ergenlik &ccedil;ağında, g&ouml;nl&uuml; herkese d&uuml;şebilecek, herkese inanacak bir yaştaydım. Aşkı kitaplarda okuyan, dizilerde izleyen,&nbsp; masal gibi olduğuna inanan biriydim. Bir g&uuml;n bu masalın i&ccedil;inde olacağımı, en g&uuml;zel aşkı yaşayacağımı umut ederek hayaller kurardım. Bir de b&ouml;yle imkansız olsun; biraz acı, biraz mutluluk derken sonunda da vuslat olacak bir aşk. Bilseydim imkansızlığın bu kadar yarayalacağını ister miydim hi&ccedil;?</p>
<p data-p-id="888ff9a769941e189134c3af7b329deb">Liseyi İstanbulda okuyan, sınıfın en &ccedil;alışkanı, en &ccedil;ekingen kızı, konuşmayı pek sevmeyen biriydim. Arkadaşlarım vardı elbet ama iiki elin parmağını ge&ccedil;emeyecek kadardı. &Ouml;ğretmenlere g&ouml;re &ccedil;ok &ccedil;alışkan bir kız, arkadaşlarıma g&ouml;re kendini beğenmiş biriydim. Halbuki &ouml;yle biri değildim, sırf insanlarla fazla diyaloğum olmadığı i&ccedil;in bu damgayı yapıştırmışlardı. Bir de &uuml;st&uuml;ne şişko kız eklenince benim i&ccedil;in okul biraz daha zor olmaya başlamıştı. Bu arada g&ouml;nl&uuml;me de bir sevgi d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Karşı sınıftan bir &ccedil;ocuktu. Her teneff&uuml;s kapıya &ccedil;ıkar, onun sınıfını izler, dışarı &ccedil;ıkmasını beklerdim. O da kapıda durur &ouml;yle etrafa bakardı. Ama g&ouml;zleri beni hi&ccedil; g&ouml;rmezdi. Bense sadece onu izlerdim. Onun ilgisini &ccedil;ekebilmek i&ccedil;in de arkadaşım Tuğ&ccedil;e'yle oyun oynar, koridorda koşar dururduk. Ama ilgisini hi&ccedil;bir zaman &ccedil;ekemedim. Bir g&uuml;n kulağına gitmiş benim ondan hoşlandığım, tabi bende heyecanla ne dediğini merak ediyordum. Aldığım cevap ise beni yerle bir etmişti. "O şişko kız mı benden hoşlanıyor? İstemez," demiş.</p>
<p data-p-id="e2b8f23e8f8cac2eaeaa1e6c3d457d14">Kalbim parampar&ccedil;a olmuştu, benimle dalga ge&ccedil;mişti. O g&uuml;nden sonra onun y&uuml;z&uuml;ne dahi bakamadım. Utanmıştım, &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;m. Ne kolaydı insanların kalbini kırmak. Halbuki bana karşı bir şey hissetmiyorsa doğru d&uuml;zg&uuml;n s&ouml;yleyebilirdi ama o kalbimi kırmayı se&ccedil;mişti. O an anladım, biz ayrı d&uuml;nyaların insanıydık. Ben sevgiye değer veren biriydim, o ise sadece g&ouml;r&uuml;n&uuml;şe değer veren birisiydi.</p>
<p data-p-id="00a07c255b665606559f66bbb1edad37">Kalbi kırık, aşktan korkan, sevilmeye layık olmadığımı d&uuml;ş&uuml;nerek aylar ge&ccedil;ti. Yaz ayı gelip de okul kapanır kapanmaz soluğu memlekette aldık. O yaz kuzenimin d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; vardı, ben de &ouml;yle heyecanlıyım ki, i&ccedil;im kıpır kıpırdı. D&uuml;ğ&uuml;n g&uuml;n&uuml; gelip &ccedil;attığında en g&uuml;zel elbisemi giyinip, sa&ccedil;larımı kuaf&ouml;rde yaptırdım. Belki okulda pek &uuml;n&uuml;m yoktu ama memleketimde baya bir &uuml;n edinmiştim. İstanbul'dan gelen bir kızdım, şişko olmam kimsenin umurunda değildi.</p>
<p data-p-id="843989ee45fc678814e699a2678d1fe2">D&uuml;ğ&uuml;nde de yıldızım bayağı parladı. Bir &ccedil;ocuğun ilgisini &ccedil;ekmiştim. Kara g&ouml;zlerini benden ayırmadan s&uuml;rekli g&ouml;zlerime bakıyordu ve ben bu g&ouml;zlerden &ccedil;ok etkilenmiştim. D&uuml;ğ&uuml;n boyunca bakıştık, bu arada &ouml;ğrendiğim kadarıyla damadın da kardeşi oluyormuş. Bendeki şans işte, d&uuml;ğ&uuml;n sonunda herkes dağılmaya başladı. Biz de kuzenimle vedalaştık. Annemler &ouml;nce &ccedil;ıkmış, en son ben kalmıştım. Yavaş adımlarla dışarı &ccedil;ıkacakken biri arkamdan seslendi "Bakar mısınız?" diye. Arkamı d&ouml;nmemle bir &ccedil;ift kara g&ouml;ze denk geldim. Yanıma yaklaşıp tam karşımda durdu. Kalbim o an yerinden &ccedil;ıkacakmış gibi &ouml;yle atıyordu ki.</p>
<p data-p-id="d89d84482856786e77434f3d11deabdf">"Acaba telefon numaranızı verir misiniz? dedi ve ben şok oldum. O g&uuml;ne kadar telefonumu kimseye vermeyen ben, bir yabancıya pat diye verdim. Telefon numaramı kaydedip y&uuml;z&uuml;me tebess&uuml;mle baktı ve ben bir kez daha bitmiştim. Heyecanla arkamı d&ouml;nerek nasıl &ccedil;ıktım, nasıl arabaya bindim hi&ccedil; bilmiyordum.</p>
<p data-p-id="f9aacffd8395535ff54f728ab2d03bb8">Sonunda dedim, sonunda beni de fark eden biri var. Kiloyla ilgilenmeyen, sadece ben olduğum i&ccedil;in ilginen biri...</p>
<p data-p-id="5b4d707665f8008036650d6c63c7339d">D&uuml;ğ&uuml;n g&uuml;n&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinden tam &uuml;&ccedil; ge&ccedil;mişti ama ne arayan vardı ne bir mesaj atan. O &uuml;&ccedil; g&uuml;n boyunca g&ouml;zlerimi telefondan ayırmadım. Mesaj gelecek diye heyecanla bakıyordum ama sonunda da hayal kırıklığına uğruyordum. Sonunda bir telefon geldi ama arayan kuzenimdi. Beni evlerine davet ediyordu. Belki o da orada olur diye bir umut kuzenimin evine gittim. Tahmin ettiğim gibi o da oradaydı ama ben g&ouml;zlerine bile bakmadım. Telefon numaramı alıyor ve mesaj dahi atımıyordu. Kızgındım, o da diğerleri gibi beni kandırmıştı. Tabi arada ka&ccedil;amak bakış atmıyor da değildim. G&ouml;zleri kalbimde bir etki yaratmıştı ki kendimi alıkoyamıyordum. Yemeklerimizi yedik, &ccedil;ay i&ccedil;tik derken "lunaparka gidelim mi?" dediler, "olur," dedim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o g&uuml;n&uuml;n hi&ccedil; bitmesini istemiyordum. Belki bir daha kara &ccedil;ocuğu g&ouml;rme şansım olmayacaktı. Hemen hazırlanıp evden &ccedil;ıktık. Kuzenimle kocası &ouml;nde, biz arkada hi&ccedil; konuşmadan y&uuml;r&uuml;yerek lunaparka ulaştık.&nbsp;</p>
<p data-p-id="fba2fce91d1a12232c92f33c1055c9f7">B&uuml;t&uuml;n aletlere bindik, b&uuml;t&uuml;n heyecanı en dibine kadar yaşadık ve gecenin sonunda kara g&ouml;zl&uuml; &ccedil;ocuğun elleri ellerimdeydi. Ona karşı kızgınlığım sadece bir ka&ccedil; saat s&uuml;rm&uuml;şt&uuml; ve o g&uuml;n sevgili olduk. O gece benden mutlusu, benden daha sevdalısı yoktu. Ona g&ouml;z&uuml;m kapalı g&uuml;venerek ellerimi emanet ettim.</p>
<p data-p-id="1a3f6d61f4b6d0162fb190158a48b8a9">G&uuml;nler ge&ccedil;miş ve eve gitme vaktimiz gelmişti. O yaz oradan ayrılmak i&ccedil;imi burkuyordu, &ccedil;&uuml;nk&uuml; kalbimi arkada bırakacaktım. Belki onu sık g&ouml;remeyecektim ama biliyordum ki sevgisi benimleydi. Son defa g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p vedalaştık, g&ouml;zlerimde yaş ona sımsıkı sarıldım.</p>
<p data-p-id="f9c2c549f9e880a723cbb1e9c01260ee">İstanbul'a eve geldiğimizde sanki hayat benim i&ccedil;in durmuştu. Telefonda g&ouml;r&uuml;şuyorduk ama onun kara g&ouml;zlerini g&ouml;rmemek canımı yakıyordu. Bu şekilde iki ay ge&ccedil;mişti ve bizim ilişkimiz hala devam ediyordu. &Ouml;yle b&ouml;yle değil, birbirini uzaktan &ccedil;ok seven bir &ccedil;ifttik. Ben onun boncuk g&ouml;zl&uuml;s&uuml;, o ise benim kara g&ouml;zl&uuml;md&uuml;.</p>
<p data-p-id="fd0556b66e59373a7979b4594ee423fd">Sonunda bu ilişkiyi bir şekilde &ouml;ğrenen annem ondan ayrılmamı istedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ailesi iyi değildi, &ouml;zellikle babam babasını hi&ccedil; sevmemişti. Annem benden ayrılmamı isteyince el mahkum kabul ettim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu işin olacağı yoktu. Bir taraftan ailem, diğer taraftan kalbim... D&uuml;ş&uuml;nmeden ailemi se&ccedil;tim ve g&ouml;zyaşları i&ccedil;inde ona mesaj atıp ayrılmak isteğimi s&ouml;yledim. Ona hesap sorma fırsatı bile vermeden sim kartını kırıp attım.&nbsp;</p>
<p data-p-id="3fd8f3cd9f7b8dc4c2eac3e67eecde70">Bir insanın nefes alamamasını, kalbinin feci şekilde yanmasını ben o g&uuml;n ilk kez tatmıştım. Bu, &ouml;yle acıydı ki sanki hayatımı elimden almışlardı. Odama ge&ccedil;ip saatlerce ağladım, i&ccedil;im yana yana g&ouml;zyaşları d&ouml;kt&uuml;m. Anneme kızmıyordum, sonu&ccedil;ta o da beni d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Ama gel bunu kalbime anlat. Sol yanım ağrıyordu; sol yanım &ccedil;ok acıyordu. Bu acının &ccedil;aresini bir tek kişi giderebilirdi, o da yanımda yoktu.</p>
<p data-p-id="2dbe6733b6345528d604ccee47f65d98">G&uuml;nler g&uuml;nleri kovalıyordu ama benim i&ccedil;in zaman o g&uuml;n durmuştu. Ondan ayrıldığım g&uuml;n... Ondan ise hi&ccedil; bir şekilde haber yoktu. Bir g&uuml;n acı bir şey &ouml;ğrendim ve o g&uuml;n hayatım tamamen karanlığa b&uuml;r&uuml;nd&uuml;. Dediler ki o seni ger&ccedil;ekten sevmemiş, dediler ki o senin &uuml;zerinden iddiaya girmiş. Ve ben sadece ona a&ccedil;tığım aydınlık tarafımı, yine kendi elleriyle karanlığa &ccedil;evirmesine izin vermiştim. Abi bildiğim insanla birlikte olup benim &uuml;zerimden bir takım elbisesine iddiaya girmişler. Abim dediğim kişi "o kız sana numarasını vermez," demiş. O ise ben "o kızdan numarasını alacağım," demiş. Kazanan taraf belli olmuştu, kara g&ouml;zl&uuml; &ccedil;ocuk. Ben ona numaramı vermiş, hayatımda hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden bir şey yapıp kalbimi avu&ccedil;larına koymuştum.</p>
<p data-p-id="828048c1eb26ba5d3df8d235a9fee4a8">17 yaşımda acımasızca darbe alıp yerle bir olmuştum. Ben her zaman imkansızı isterdim ama sonumun b&ouml;yle olacağını bilseydim aşık olmazdım. Eğer annemin s&ouml;z&uuml;n&uuml; dinlemeseydim kandırılmaya devam edecektim. Evet, onunla aramızda imkansızlık vardı. &Ouml;nce ailelerimiz, sonra kalplerimiz...</p>
<p data-p-id="2dbab942710d94a122180846f9ff7ad5">Biz onunla iki ayrı d&uuml;nyaydık, ben seven taraf, o ise aşkımı kullanan taraf. Benim kalbimde sevgi varken onun kalbinde merhamet yoktu. Bizi ayıran en b&uuml;y&uuml;k &ouml;zelliklerimizdi; iki ayrı d&uuml;nya, iki ayrı kalp...</p>
<p data-p-id="a9ef14f35a027f52924ffde1dfd2ea8b">Bir kez daha sevgimle dalga ge&ccedil;ilmiş, bir kez daha yenilmiştim. Kalbimdeki acıyı avu&ccedil;larıma alıp &ouml;ylece baktım. Orada sevdam duruyordu, karşılığı olmayan, kandırılan sevdam. Bir takım elbise uğruna beni yok eden bir sevda. G&ouml;zlerimdeki yaşlar tek tek kalbime damladı ama acıma şifa olamadı. Ben o yaşımda bittim, ben 17 yaşımda kendime olan inancımı kaybettim.</p>
<p data-p-id="5ee3b279f428194c34651737ab24eb1a">Seneler ge&ccedil;ti, b&uuml;y&uuml;d&uuml;m. Ama i&ccedil;imdeki ateş ge&ccedil;medi. G&ouml;zyaşlarım kurudu ama i&ccedil;imdeki yaşlar durmadı. Kalbim sevdamı unutamadı ama o beni unutmuştu. Boncuk g&ouml;zl&uuml;s&uuml;n&uuml; bir &ccedil;ırpıda unutuvermişti. Gidip başkalarının yari olarak beni bir kez daha &ouml;ld&uuml;rm&uuml;ş, &uuml;zerime toprak atmıştı. Ben toprak altındayken, o&nbsp; başkalarının olmuştu. Benim elimden kayıp giden 17 yaşım, &ouml;ylece hala duruyordu. Ateşi ise hala y&uuml;reğimde taptazeydi. Bu hikayadeki tek su&ccedil;um ise sadece inanmaktı.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR MASAL MİSALİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/463</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/463</guid>
<description><![CDATA[ Aslında geçmişin gölgesinde aynı yıldıza yazdıkları not ellerinde idi. Sadece farketmek için sabretmek gerekiyordu... Emanet Sevdası ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6122f7bde93ee.jpg" length="31361" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 04:14:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Sessizimsi</dc:creator>
<media:keywords>Gökyüzü, yıldız, toprak</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>KATİLİNE TUTKUN BİR MAKTUL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/katiline-tutkun-bir-maktul</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/katiline-tutkun-bir-maktul</guid>
<description><![CDATA[ Çok kez öldürülmenin bedeli, adam akıllı bir kez öldürmektir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_612ad960c272f.jpg" length="37659" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 03:51:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Ben bir katilim. Bir saat &ouml;nce birini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m. Kimseler duymadı. Sığamadı i&ccedil;ime yazmak istedim. Eli kanlı kalem tutan bir katil kulağa komik geliyor olmalı. Ben bir saatten fazladır duymuyorum. İlla ki hak vereceksiniz cinayetime. Tarafından defalarca &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m birinin işini bir dakikada bitirdim. &Ccedil;ok kez &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmenin bedeli, adam akıllı bir kez &ouml;ld&uuml;rmektir. İşte i&ccedil;imdeki adamı bu gece bir nefeste bı&ccedil;ak gibi kesip attım. Eskimiş, nasır tutmuş anılara bir ateş &ccedil;akıp yaktım. Hem de bana hediye ettiği &ccedil;akmakla yaptım bunu. Sigarayı an itibari ile bıraktım. Aynada y&uuml;z&uuml;me baktım. &Ccedil;izgilerim gitmiş, y&uuml;z&uuml;m parlamıştı. Sanki g&ouml;ğs&uuml;mde y&uuml;z tane kalbim varmış da y&uuml;z&uuml; birden atıyormuş gibi canlandım. Ben bir katilim, katilimi &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m. Bitti bu kadar işte. Maziyi ateşe verdim. Katilimi topyek&uuml;n &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m. Şimdi nerededir bilmiyorum. Artık onu d&uuml;ş&uuml;nmek de istemiyorum. Bu gece onu i&ccedil;imdeki mezarlığa g&ouml;md&uuml;m. &Ouml;l&uuml;ler dirilemez sandım. Anısı olan bir şarkıya sigara yaktım. Bırakmıştım, s&ouml;z vermiştim, i&ccedil;meyecektim ama ne yapayım, kırdım kirişi. &Ouml;l&uuml;ler konuşamaz sandım. Karşımda konuşuyor h&acirc;l&acirc;. Pişkin g&uuml;l&uuml;msemelerinden birini fırtlatıyor. Işıkları kaparsam g&ouml;remem sandım. Karanlığın i&ccedil;indeki hayaleti g&ouml;zbebeklerimi yakıyor. Uyursam ge&ccedil;er sandım. Uykuya daldım. R&uuml;yamda bir sahil. Uzanmışız ikimiz, kumlar doluyor sa&ccedil;larımıza, bir yerlerden o şarkı &ccedil;alıyor yine, sen bana ge&ccedil; kaldın ben sana erken diyor tok sesli bir adam. İkimizde g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakıyoruz, lacivert bir kasım gecesine yıldızlar eşlik ediyor. Soğuk ve &uuml;ş&uuml;yoruz. Uyandım. Ne soğuk ne de aylardan kasım. Sıcak bir haziran gecesinde yorgana sarındım. O şarkıyı duymamak i&ccedil;in kulaklarımı kapadım. Zihnimde bir yerlerde boğuk sesiyle eşlik ediyor şarkıya. Dayanamadım bı&ccedil;ağı tam kalbime sapladım. Meğer bir kalbim varmış da ben y&uuml;z tane sanmışım. Onu &ouml;ld&uuml;rd&uuml;m sanmıştım, yine kendime kıymışım. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HATALI PAPATYALAR MEZARLIĞI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hatali-papatyalar-mezarligi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hatali-papatyalar-mezarligi</guid>
<description><![CDATA[ Papatyalar için saflığı temsil eder derler. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_612ac87049b93.jpg" length="98287" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 02:39:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">&ldquo;Beni aldatmasının &uuml;st&uuml;nden 17 g&uuml;n, onu affetmemin &uuml;zerinden yarım saat ge&ccedil;ti. Telefonda sesinin titrediğini, ağlayarak bana yalvardığını duyunca dayanamadım. Sen olsan n&rsquo;apardın be kızım? Seviyorum da iblisi. Ne yapayım? Aynur Abla haklı armudun sapı, &uuml;z&uuml;m&uuml;n &ccedil;&ouml;p&uuml; diye diye ortalıkda kimseyi bırakmadım. Hem devir k&ouml;t&uuml; devir anacım. Adam gibi seven buldun mu bırakmayacaksın. Tarık beni aldatmışsa ne olmuş? Erkek adam canım, bir kerelik ka&ccedil;amak yapmak istemiş. Ne var bunda allasen? İşinde g&uuml;c&uuml;nde, namuslu, aile yapılarımız benziyor, &uuml;stelik nişanlıyız, hem elalem ne der? Ge&ccedil;en hafta hastaneye kaldırmışlar </span><span class="s1">-beni ısrarla aradığı benim de telefonu kapadığım g&uuml;n- intihar etmiş bir kutu aspirin yutmuş. Zor yetiştirmişler. Bereket versin yıkamışlar midesini. Aynur abla arayıp s&ouml;ylemese haberim yok. Ben de az zalim değilim &ccedil;ocuğu perperişan ettim. 17 g&uuml;n be dile kolay. Yapmadığı kalmadı affetmem i&ccedil;in. Ama bu intihar olayı da beni sevdiğinin kesin kanıtı işte. Ayrılıp el sevindireceğimize ailelerimizi sevindirelim dedik. Bu akşam &uuml;st&uuml; beni almaya gelecek gelinlik bakacağız beraber. Valla i&ccedil;im i&ccedil;ime sığmıyor. Sonunda evleniyoruz. 7 sene be, 7 senemi vermişim ben bu adama. Bunca sene &ccedil;&ouml;p m&uuml; olsun bir &ccedil;ırpıda. Elin ne id&uuml;ğ&uuml; belirsiz aşiftesi y&uuml;z&uuml;nden. Hem annemden g&ouml;rd&uuml;m ben o da affetmişti babamı. Sonra sırasıyla teyzem, ablalarım, komşularımız. Ne yapalım bize de bu bi&ccedil;ilmiş. Aldatılmak her kadının alnına yazılıymış. &Ouml;ğrendiğin zaman g&ouml;nl&uuml;n&uuml; alana kadar suratını d&uuml;ş&uuml;r&uuml;p k&uuml;seceksin. Burnunu s&uuml;rteceksin, yeminler ettireceksin kitap hakkı i&ccedil;in. Bir şekilde pişman oluyorlar. Hem sonra bu kadar insan yanılıyor olamaz. Ya nikahda olan keramete ne demeli? Evimiz bile d&uuml;z&uuml;ld&uuml;. Şunun şurasında nikah tarihine ne kaldı? </span><span class="s1">3 ay sonra ben de evliler kervanına katılıyorum. Neyse işte hazırlandım, aradım. İşi &ccedil;ıkmış -n&rsquo;apsın be kuzum &ccedil;alışıyor d&uuml;ğ&uuml;n i&ccedil;in- yarın akşama erteledi. Telafisi i&ccedil;in de &ccedil;i&ccedil;ek g&ouml;ndermiş bana. En sevdiğim &ccedil;i&ccedil;ek papatyalar, bak nasıl da biliyor, ne zaman g&ouml;nl&uuml;m&uuml; kırsa papatya g&ouml;nderir. Papatyalar i&ccedil;in saflığı temsil eder derler.&rdquo; Kucağındaki papatyaları y&uuml;z&uuml;ne g&ouml;t&uuml;r&uuml;p burnuna dayadı, sanki nişanlısıymış gibi &ouml;pt&uuml; kokladı. Burcu burcu papatya kokusu sarmıştı odayı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yutkundum. Duyduklarımı kulağım &ccedil;ok net işitti. Midem almadı hi&ccedil;bir detayı. Bir bulantı hissettim her şeye karşı. Onun zihnindeki tabuları ve sa&ccedil;ma sapan kalıpları yıkmak, boğazımı tahriş etmekten farksız olsa da, bir dost olarak onu kendine getirmem gerekiyordu. Yaptım. Beceremediğim aşk ilişkilerimle akıl vermemi ge&ccedil;miş, bu zamana kadar kim bana papatya alacak kadar &ccedil;ok sevmiş? Şu erkek d&uuml;şmanı olan şey neymiş ona g&ouml;re &ldquo;feminik&rdquo;? Heh ondan ilan edildim. Yetmedi. Onu kıskanmakla su&ccedil;landım. Zaman hızlı ge&ccedil;iyor nikah tarihi geldi &ccedil;attı bir daha konuşayım dedim. M&uuml;stakbel kocası benimle g&ouml;r&uuml;şmesini yasakladı. Evlenmişler. &Uuml;remişler de. Peşpeşe iki &ccedil;ocukları olmuş. Eşi işi bırakmış evdeymiş. Bana haber g&ouml;ndermiş ortak bir tanıdıktan kocası biraz hastaymış ama kendi ne iş olsa yaparmış...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tıkı Tıkı Tıklat</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tiki-tiki-tiklat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tiki-tiki-tiklat</guid>
<description><![CDATA[ “Tövbe tövbe… Psikanaliz ne demekmiş? Saçmalama kız! Nerden çıktı şimdi?” Ay bu kız okuyup da ne olacak! Keşke vaktiyle dikişe yazdırsaydık bunu. “Sen kediyi mediyi boşver de dolaptan fasulyeyi getir ayıklayalım. Bak baban ile Ahmet’in gelmesine iki saat var.” ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_61288ad44ac38.jpg" length="41020" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Aug 2021 09:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>TUĞBA İNCEOĞLU</dc:creator>
<media:keywords>kedi, klavye, yazar, yemek, kedi yavruları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ayşe koltukta oturmuş mırıl mırıl kitabını okuyordu. Annesi i&ccedil;eriye girdi.</p>
<p>&ldquo;Ne yapıyorsun &ouml;yle kız, kalk yemeği halledelim, akşama az kaldı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Anne, dinle bak; <em>Masal dinlememiş &ccedil;ocuklar b&uuml;y&uuml;y&uuml;nce kedi resmini bile cetvelle &ccedil;izerler</em>.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;O ne &ouml;yle kız, nerden buldun bu lafı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Laf değil anne ya, şiir bu şiir. Hem de Cemal S&uuml;reyya&rsquo;nın şiiri&hellip;&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sana ne Cemal S&uuml;reyya&rsquo;dan, sen &ouml;nce kendi derslerini hallet! Hem ressam mı olucan sanki&hellip;&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Anne ya! Hi&ccedil; anlamıyorsun sen edebiyattan!&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hah ya da edebiyat&ccedil;ı olup a&ccedil; mı kalıcan?&rdquo;</p>
<p>Ayşe g&ouml;zlerini devirdi yere, sonra hızla kaldırdı.</p>
<p>&ldquo;Hem biliyor musun psikanalizde &lsquo;kedi&rsquo; cinsellik demek.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;T&ouml;vbe t&ouml;vbe&hellip; Psikanaliz ne demekmiş? Sa&ccedil;malama kız! Nerden &ccedil;ıktı şimdi?&rdquo; Ay bu kız okuyup da ne olacak! Keşke vaktiyle dikişe yazdırsaydık bunu. &ldquo;Sen kediyi mediyi boşver de dolaptan fasulyeyi getir ayıklayalım. Bak baban ile Ahmet&rsquo;in gelmesine iki saat var.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;ff,&rdquo; diye s&ouml;ylendi Ayşe. İster istemez kalktı, mutfağa yollandı. Kadına bak, ben şiirler diyorum o fasulye diyor, pes. Kesin beni karıştırdılar. Sen yapmamışsındır Allah&rsquo;ım ama ya hastanedekiler&hellip; Dolabı a&ccedil;ıp fasulyeyi aldı, naylon leğeni de alıp annesinin yanına d&ouml;nd&uuml;. D&ouml;kt&uuml;ler masaya, başladılar ayıklamaya, televizyondaki yemek programını izlerken.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Durdu, kahvesinden bir yudum alıp Deep&rsquo;e baktı. Simsiyah t&uuml;ylerinin i&ccedil;ine g&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş, kitaplığın rafında uyukluyordu. G&ouml;zlerini ekrana &ccedil;evirdi, okudu. &ldquo;Oluyor, evet.&rdquo; G&uuml;l&uuml;msedi.</p>
<p>&ldquo;Neresi oldu Yazar Hanım, bak kızımı ne duruma koymuşsun! Olmuşmuş&hellip;&rdquo;</p>
<p>Bu da ne vıdı vıdıcı &ccedil;ıktı. &nbsp;</p>
<p>&ldquo;Bak duyuyorum seni ha!&rdquo;</p>
<p>Ama o duymamazlıktan gelip tuşlara dokunmaya başladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ayşe dolu leğeni lavabonun yanına bıraktı, mutfak masasında kitabını incelemeye başladı.</p>
<p>&ldquo;Bak daha soğanları doğramamış!&rdquo; Annesinin sesiyle irkildi. &ldquo;Hasbinallah! Ne diyorum ben, baban ağabeyin a&ccedil; gelecekler sen h&acirc;l&acirc; kitaba bak! &Ccedil;abuk &ccedil;ıkar bakayım soğanı, ben ona başlayım sen de domatesleri doğra. Hadi oyalanma!&rdquo;</p>
<p>Ayşe soğanı &ccedil;ıkarttı, tezg&acirc;ha koydu. Buzdolabının kapağını tekrar a&ccedil;arken, &ldquo;Anne biz ne zaman kedi alacağız eve?&rdquo; dedi.</p>
<p>Hadi buradan yak. Bizim kızın hi&ccedil; aklı yok valla! &ldquo;O nerden &ccedil;ıktı bakayım?&rdquo; dedi soğanın kabuğunu soyarken.</p>
<p>&ldquo;Hani ben k&uuml;&ccedil;&uuml;kken babam, ağabeyim, senle beraber g&ouml;le gitmiştik pikniğe. Yavru kedilerle oynamıştım b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n. Babam da bir ara ş&ouml;yle bir şeyler demişti: &lsquo;&Ccedil;ok sevdiysen eve alalım birini.&rsquo; Sonra ne olduysa fikrini değiştirdi kalkarken, &lsquo;Ama sen daha k&uuml;&ccedil;&uuml;ks&uuml;n, bakamazsın ki ona, hem annelerine de ihtiya&ccedil;ları var. B&uuml;y&uuml;, bakabilecek duruma gel, alalım bir tane,&rsquo; demişti.&rdquo;</p>
<p>Eh be Muzaffer, zevzek adam! Bu kız unutur mu bu lafları. &ldquo;Ayşe, sen &ouml;nce şu tencerenin altını yak bi.&rdquo;</p>
<p>Ayşe domatesleri leğenin i&ccedil;ine bıraktı, ocağı yaktı, tencereye zeytinyağı d&ouml;kt&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Anne yeter mi bu kadar?&rdquo; G&ouml;z ucuyla baktı Melahat Hanım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Buraya hanım yazılır mı? C&uuml;mlesini sesli okudu. Yok olmamış sileyim. Deep kafasını kaldırıp sahibine g&ouml;z attı, tekrar uykusuna geri d&ouml;nd&uuml;.</p>
<p>&ldquo;D&uuml;n Melahat Hanım&rsquo;dım bug&uuml;n ne oldu b&ouml;yle?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Buraya b&ouml;ylesi uydu, uzatma Melahat, belki koyarım sonra hanımı isminin yanına.&rdquo;</p>
<p>Klavyenin tuşlarının tık tıkları duyuldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>G&ouml;z ucuyla baktı Melahat.</p>
<p>&ldquo;Evet, yeter.&rdquo; Soğanları attı, tahta kaşıkla karıştırdı.</p>
<p>&ldquo;Anne ya, sen tamam dersen babam kesin evet der, l&uuml;tfen!&rdquo;</p>
<p>Ayşe annesinin yanında dikilmiş ağzından &ccedil;ıkacak lafı bekliyordu.</p>
<p>&ldquo;Ayşe, hadi başla domatesleri doğramaya, oyalanma.&rdquo; D&ouml;n&uuml;p baktı kızına. &ldquo;Bunca yıl sonra nerden d&uuml;şt&uuml; aklına o kediler?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bizim sokağın k&ouml;şesinde duvarları sarmaşıkla kaplı tek katlı ev var ya, onun bah&ccedil;esinde bir kedi doğurmuş. &Ouml;yle tatlılar ki yavrular! Hem i&ccedil;lerinden bir tanesi aynı o g&ouml;ldeki kedi gibi, boynu, &ccedil;enesi, g&ouml;zlerinin altına kadar bembeyaz, sırtı da sarı beyaz &ccedil;izgili. G&ouml;zlerini hen&uuml;z tam g&ouml;remedim ama a&ccedil;ık yeşil olacak galiba. Bi de minnacık, yumuşacık patileri var!&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Senin ne işin var o evde?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne işim olacak anne, ge&ccedil;erken ağlamalarını duyduk Emine&rsquo;yle. Zaten orası yıllardır boş, kapı da a&ccedil;ıktı gittik baktık hayrına. O koca demir kapının s&uuml;rg&uuml;s&uuml; kırılmış, herhalde pastan, ondan a&ccedil;ıkmış kapı. Neyse biz tam yavruların yanına varacaktık ki anneleri tıslayarak &ccedil;ıktı &ccedil;alının ardından, hemen ka&ccedil;tık.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ka&ccedil;tıysanız patisini nasıl g&ouml;rd&uuml;n kedinin?&rdquo;</p>
<p>Ayşe başını eğdi. &ldquo;D&uuml;n okuldan d&ouml;nerken dayanamadım tekrar baktım ben. Anneleri yoktu ortalıkta. Bu kedicik kardeşlerinden uzakta duruyordu. Aldım sevdim. Hem o da beni sevdi biliyor musun?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sa&ccedil;malama Ayşe, nerden anladın seni sevdiğini! Hem ben sana ka&ccedil; kez dedim; o izbe eve gitme sakın!&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Anne g&uuml;nd&uuml;z vakti b&uuml;t&uuml;n sokak dışarıdaydı. Ah bir g&ouml;rsen &ouml;yle tatlı o yavrular, hele bu yavru&hellip;&rdquo; Ayşe&rsquo;nin sesi s&ouml;nd&uuml;, g&ouml;zleri buğulandı. Melahat soğandan yaşarmış g&ouml;zleriyle kızına baktı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ah şu soğan yakmasaydı beni, ben sana neler derdim neler. Kızımı neden &uuml;z&uuml;yon? Sen anca tıkı tıkı tıklat.! Ah bi de o siyah mendebur kedinle ilgilenen!</p>
<p>G&ouml;zlerini klavyeden &ccedil;ekip Deep&rsquo;e baktı. Kedi mırıl mırıl uyuyordu. Bakışları geri ekrana &ccedil;evirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&ldquo;Kızım dolapta d&uuml;nden kalan s&uuml;t var, domatesleri doğrayınca g&ouml;t&uuml;r&uuml;ver de karınları doysun.&rdquo;</p>
<p>Domatesli elleriyle arkasından sarıldı Ayşe annesine.</p>
<p>&ldquo;Y&uuml;reği bal kaplı annem benim! Alırız di mi onu.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bak ona s&ouml;z veremem. Şimdi k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k &ccedil;ok sevimli ama o b&uuml;y&uuml;yecek, &ouml;yle tatlılığı falan kalmayacak. Hem kedi bu eğitilmez ki, mutfağa girer, tezg&acirc;ha &ccedil;ıkar, yatağına, tuvalete...&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bitti doğradım hepsini.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Eline sağlık g&uuml;zel kızım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben şimdi bi koşu g&ouml;t&uuml;reyim şu s&uuml;t&uuml;, d&uuml;ş&uuml;ncen di mi anne. Belki alırız evimize ha!&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;abuk git, &ccedil;abuk gel. Babanla&hellip;&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam hemen bir koşu gidip gelicem.&rdquo; Kocaman &ouml;pt&uuml; annesini yanağından, fırladı.</p>
<p>Melahat&rsquo;ın da i&ccedil;i gitmemiş değildi hani ama kumuna &ccedil;işini yaptıktan sonra mutfağa giren, hatta tezg&acirc;ha zıplayıp &ouml;teberiyi d&uuml;ş&uuml;r&uuml;p d&ouml;ken, oradan masaya atlayan kediyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, silkelendi. Domatesleri de ekleyip &ccedil;evirdi tahta kaşıkla.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Deep raftan bir anda masaya atladı, kahve bardağına &ccedil;arptı. Parmaklarını klavyeden &ccedil;ekti, sallanan bardağı yakaladı. Kızgın bir bakış attı kedisine, Deep umursamadan yere atladı. Siyah t&uuml;ylerini kabartarak odadan dışarı &ccedil;ıktı.</p>
<p>&ldquo;Bak nasıl &ccedil;ıkmış dolabın &uuml;st&uuml;ne. Tezg&acirc;ha da &ccedil;ıkar o! İstemem kedi medi, getirtme bizim eve onu.&rdquo; Parmakları tuşlara geri d&ouml;nd&uuml;, g&uuml;l&uuml;msedi.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Zil kesintisiz &ccedil;alıyordu. Melahat elini pirin&ccedil;leri yıkadığı kaptan &ccedil;ıkarıp duruladı. &ldquo;Ay bu kız, elim kirli, geldim, geldim...&rdquo;</p>
<p>Kapıyı a&ccedil;ınca Ayşe&rsquo;nin &uuml;zg&uuml;n suratıyla karşılaştı. Elinde s&uuml;t kutusu.</p>
<p>&ldquo;Ne oldu kızım?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yok, b&uuml;t&uuml;n kediler gitmiş. Her yeri aradım, baktım, bulamadım, bizim bakkala sordum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne dedi Nejat Efendi?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yan sokakta bir kadın varmış, evde yedi kedisiyle yaşayan. O almış hepsini, evinde bakacakmış.&rdquo;</p>
<p>Annesi sarıldı Ayşe&rsquo;ye.</p>
<p>&ldquo;&Uuml;z&uuml;lme be kızım, başka kediler de var sokaklarda yaşayan. Hem bak daha biz tam karar verememiştik demi? Şanslı kedilermiş, artık evleri var.&rdquo;</p>
<p>Ayşe ayakkabısını &ccedil;ıkartıp eve girdi. Melahat kapıyı kapatırken Ayşe&rsquo;ye &ccedil;aktırmadan g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu.</p>
<p></p>
<p>Deep&rsquo;in miyavlama sesiyle ellerini klavyeden &ccedil;ekti, d&ouml;n&uuml;p baktı. Kapının yanında durmuş onu s&uuml;z&uuml;yordu. Kalkıp mamasından kabına birazcık boşalttı. D&ouml;n&uuml;p masanın başına ge&ccedil;ti, klavyenin &uuml;st&uuml;ne parmaklarını bıraktı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİKES</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bikes</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bikes</guid>
<description><![CDATA[ Sokağın başı ıssız aynı benim gibi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_61257d00f1ccb.jpg" length="20313" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 Aug 2021 02:13:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Akşam vakti sokak lambaları yandığında i&ccedil;imde bir yerlerde uyanan sokak k&ouml;peği kendine sığınacak bir yer aradı. M&uuml;ezzin perşembe selasını bu kez belki de hi&ccedil; bir zaman ger&ccedil;ekleşmeyecek hayallerime okuyordu. Caminin &ouml;n&uuml;nde durdum. Selayı kulağıma &ccedil;ektim, kalbim sıkıştı, i&ccedil;eri girip yaradanın huzuruna &ccedil;ıkmak beni b&ouml;ylesi bir &ccedil;aresizliğe neden ittiğini sormak, isyan etmek istedim. Kendimi bildim bileli yaradan ile aramda farklı bir bağ kurdum. Kuvvetli ve k&ouml;r&uuml; k&ouml;r&uuml;ne inan&ccedil;larım her seferinde değişse de i&ccedil;imde bir yerlerde yaradana olan inancım hi&ccedil; değişmedi. Durdum ve d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m, bir yanda d&uuml;nyevi isteklerim, diğer yanda uhrevi d&uuml;ş&uuml;ncelerimle, annemin hastalığından sonra bu camiye ilk girişimdi. Giriş kapısı b&uuml;t&uuml;n heybeti ile bana meydan okuyordu. Bor&ccedil; har&ccedil; i&ccedil;inde okuduğum yıllarımı, annemin beni okutmak i&ccedil;in pazarlarda sattığı yer elmalarının tadını bile unutmuştum. Caminin hemen karşısındaki mezarlığa gitmek, orada başı boş, &uuml;st&uuml;nde ot bitmemiş, su d&ouml;k&uuml;lmemiş bir musalla taşı bulup saatlerce h&uuml;ng&uuml;r h&uuml;ng&uuml;r ağlamak istedim. Toprağa karışmış kemiklere d&ouml;n&uuml;p işte buradayım ey &ouml;l&uuml;ler benim sizden bir farkım yoktur belki de ben sizlerden zilyon kere daha &ouml;l&uuml;y&uuml;m demek istedim. Yapamadım. &Ouml;lenle &ouml;l&uuml;nmezmiş. G&uuml;c&uuml;ne gidermiş yaradanın. Evin yolunu tuttum. Sokağın başı ıssız aynı benim gibi, sanki o da d&uuml;n kaybetti annesini. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tıraş</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tiras</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tiras</guid>
<description><![CDATA[ O sabah da olmuştum. Sonra da usulca toprağa indirdim canımın içini, yanağımı yanağına son bir kez değdiremeden. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6124eb78b26b6.jpg" length="69871" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 15:53:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Berk</dc:creator>
<media:keywords>yaşlılık, yas, anılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bazen aynaya bakıyorum, benden bir bok olur mu diye. Bazense aynada g&ouml;zlerime bile bakamıyorum, ka&ccedil;ırıyorum. Utan&ccedil; dolu ve h&uuml;z&uuml;nl&uuml;; artık kırışmış. Yaşlanmış g&ouml;ğs&uuml;mdeki ağarmış kıllara bakıyorum. Daha aşağıda hafif g&ouml;bek. Biraz daha sarkmasına var hen&uuml;z. &Ouml;lmek i&ccedil;in gen&ccedil;, devam edebilmek i&ccedil;in yaşlıyım. Sabah erken. Tıraş olacağım, her sabah yaptığım gibi. Artık gideceğim bir işim yok ama yine de her sabah tıraş oluyorum. Tuhaf. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O sabah da tıraş olmuştum nedenini bilmeden. Sanki normal bir g&uuml;n gibi kalkmıştım uyumadığım gecenin sabahında. Duşumu almıştım, bu sabahki gibi. Sonra tıraş olmuştum, diğer g&uuml;nlerdeki gibi. Tıraş olduktan sonra gideceğim bir yer yok. Kahvaltı hazırlarım biraz. Uzun zamandır yalnız ediyorum kahvaltıyı da. O y&uuml;zden basit tutuyorum; peynir, ekmek, zeytin, varsa re&ccedil;el. Kahve i&ccedil;erim &ccedil;oğu kez; onun sevdiği kahveleri. &Ccedil;ok severdik kahveleri, uzak diyarlardan gelen kahvelerin hikayelerini anlatırdık birbirimize. Brezilyalı gen&ccedil; kızların ve El Salvador&rsquo;daki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocukların topladıkları, y&uuml;ksek tepelerden zorlukla indirip elle ayıkladıkları, kurutup &ccedil;uvallara doldurdukları kahvelerin bize gelene kadar ki yolculuğunu konuşurduk; emek ve sadakatle ge&ccedil;en uzun yolculuğu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sofrayı topladıktan sonra otururum ekranın karşısına. A&ccedil;arım onun sevdiği şarkı listelerini. Defalarca dinlediğim şarkılar da olsa yine dinlerim. Her birini ne zaman listeye eklediğini yeniden kontrol ederim. 10 yıl &ouml;nceki tarihleri, o zaman nerelerde olduğumuzu</span><span style="font-weight: 400;"> hatırlarım hep. Aynı grupları, şarkıları severdik. Hepsi eskilerden, benden de eski artık yitip gitmiş, insanların daha bir insan olduğu bir zamandan. Ondan kalan resimlere bakarım. Ağlarım. Tıraş olacağım yine, y&uuml;z&uuml;me bakamadığım aynanın karşısında. Tıraş olmuştum onu toprağa vereceğim g&uuml;n&uuml;n sabahında. O g&uuml;n nasıl g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;n ne &ouml;nemi olabilir ki diye hep sordum kendime. &Ccedil;&ouml;zemedim bir t&uuml;rl&uuml;; ama sanırım kendi babam y&uuml;z&uuml;nden. O hi&ccedil; sevmezdi tıraşsız insanı. Karşısına tıraşsız &ccedil;ıktım mı sorardı hemen &ldquo;&ccedil;ok meşgulsun herhalde?&rdquo; diye. &ldquo;Neden baba?&rdquo; diye sorduğumda da, &ldquo;baksana tıraş bile olamamışsın,&rdquo; derdi. Meşgul filan değilim artık baba. Baksana, ne işim var ne de karım artık benimle. Bir hayatım bile yok sayılır. Bu ayna bana bir hi&ccedil;sin diyor. Ama tıraş oluyorum yine de her sabah. O sabah da olmuştum. Sonra da usulca toprağa indirdim canımın i&ccedil;ini, yanağımı yanağına son bir kez değdiremeden.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İSMAİL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ismail</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ismail</guid>
<description><![CDATA[ İnsanlığın son kalesi İsmail. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_61222b875dc6a.jpg" length="49869" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Aug 2021 21:10:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aydın Yıldız</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, dürüstlük, zorbalık, şanssızlık, trajedi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İSMAİL</p>
<p>G&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; saran koyu gri yağmur bulutlarının varlığı, şehrin sokaklarını kurşuni bir hava ile dolduruyordu. Vaktin bir hayli ge&ccedil; olduğu akşamın geceye yakın anlarında, İstanbul'un sahil semtlerinden olan Bostancı&rsquo;da otuzlu yaşlarda gen&ccedil; bir kadın, kocasından ayrıldıktan sonra beraber olmaya başladığı sevgilisi Tankut ile yaşadığı kıskan&ccedil;lık sonrası yaşadığı sinir harbi neticesinde girdiği bir barda, epey bir m&uuml;ddet kafa karışıklığını gidermek, daha &ccedil;ok da sinirlerini yatıştırmak adına kadehleri birbiri ardına yudumladıktan sonra hesabı &ouml;deyip bardan &ccedil;ıktı. Orta boylu, a&ccedil;ık mavi g&ouml;zl&uuml;, beline kadar uzun kızıl sa&ccedil;lı, d&uuml;zg&uuml;n bir v&uuml;cut yapısına sahip bir kadın olan Nesli, alkol&uuml;n etkisiyle ağır ağır dans eder gibi, hafiften yalpalayan adımlarıyla olduk&ccedil;a hoş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.</p>
<p>Bardan epeyce uzaklaşıp neredeyse evinin bulunduğu sokağa girmek &uuml;zere olan Nesli, &uuml;&ccedil; kişi tarafından izlendiğinden habersizdir. Mevsim kış olduğundan herkes evine &ccedil;ekilmiş, sokaklar ıssızlığa terk edilmiş gibiydi. Yaşları yirmi ile otuz arası değişen takip&ccedil;ilerden b&uuml;y&uuml;k olanı adımlarını hızlandırarak y&uuml;r&uuml;meye başladı. Sokak lambasının loş ışığı altında ağır adımlarla y&uuml;r&uuml;yen Nesli'ye arkadan yaklaştığında sert&ccedil;e kolundan tutup, "dur bakalım hele, ne bu acele g&uuml;zellik," deyip &ouml;pmeye yeltendi. Adam kolunu tutunca korkuyla irkilen Nesli daha ne olduğunu anlayamadan, &ouml;pmeye yeltenen adamın y&uuml;z&uuml;ne anı bir refleksle sert bir tokat attı. Bu sert cevap adamı iyice hiddetlendirdi. Karşılığında Nesli'nin sa&ccedil;larından tutup y&uuml;z&uuml;ne acımasızca yumruk savurdu. Aldığı darbenin şiddetiyle bir anda kendini sokağın ıslak asfaltında bulan Nesli, can havliyle imdat diye bağırmaya başladı. Bu arada diğerleri de &ccedil;oktan gelmişti. Hemen atılıp Nesli'nin yardım dileyen ağzını kapamaya &ccedil;alıştılar. Yumruğu savuran adam, cebinden &ccedil;akıyı &ccedil;ıkarıp Nesli'nin y&uuml;z&uuml;ne doğru sallayarak, "eğer sesini &ccedil;ıkarırsan seni aynaya hasret bırakırım," diyerek etkili bir tehdit salladı. Bir anda can korkusuna d&uuml;şen Nesli, korku dolu bir ses tonuyla kendisini bırakmaları i&ccedil;in yalvarmaya başladı. Yaş&ccedil;a k&uuml;&ccedil;&uuml;k olanı alaycı bir tavırla, "bırakırız elbet, bırakırız ama &ouml;nce sen bizi bir neşelendir, bir u&ccedil;ur dimi ama," diyerek yavaş&ccedil;a uzanıp Nesli'nin boynunu &ouml;pt&uuml;. Elleri ayakları adeta &ccedil;&ouml;z&uuml;lm&uuml;ş gibiydi Nesli'nin. Korkunun soğuk varlığı adeta t&uuml;m benliğini esir almıştı. Evine giden sokaktan bir &ouml;nceki sokak olan bu sokağın, &ouml;mr&uuml;n&uuml;n son durağı olacağı inancı, benliğini saran korkuyu iyice derinleştiriyordu. &Ccedil;aresizce, "l&uuml;tfen, l&uuml;tfen bırakın beni," diyerek g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş benliksiz yaratıklardan umutsuzca af diliyordu.</p>
<p>Taksim-Bostancı dolmuşundan inen İsmail, Kayışdağı'ndaki evine gitmek i&ccedil;in sokaklardan ge&ccedil;erek Dudullu-Bostancı seferini yapan minib&uuml;slerin kalktığı durağa hızlı adımlarla y&uuml;r&uuml;meye başladı. Ellili yaşlarda bir adam olan İsmail, işinin ehli bir duvar ustasıydı. G&uuml;n i&ccedil;inde Şişli'de devam etmekte olan bir inşaatta &ccedil;alıştıktan sonra iki arkadaşı ile Beyoğlu'nda salaş bir birahanede demlenmiş ve evine gitmek i&ccedil;in oradan ayrılmıştı. Uzun s&uuml;ren bir evliliğinden sahip olduğu &uuml;&ccedil; &ccedil;ocuktan sonra, iki yıl &ouml;nce eşinden ayrılmıştı. Bu ayrılığı kendisinden ziyade eşi istemişti. G&uuml;n&uuml;n yorgunluğunu ayaklarında iyice hissediyordu. Eve gidip yatağa uzanıp deliksiz bir uyku &ccedil;ekme arzusu, ayaklarının d&uuml;şen g&uuml;c&uuml;n&uuml; tazeliyordu. Bu d&uuml;ş&uuml;ncelerle y&uuml;r&uuml;rken, ge&ccedil;mekte olduğu sokağa paralel olan sokağın hemen biraz ilerisinde birtakım adamın, bir kadını itip kaktığını fark etti. Ne olduğunu net olarak anlamak i&ccedil;in sessizce dikkat kesildi. Evet hi&ccedil; kuşku yoktu, zamanın unutulmuş bu anında birileri gen&ccedil; bir kadını taciz ediyordu. Onlara doğru y&uuml;r&uuml;rken, "ne yapıyorsunuz siz orada?" diye keskin ve kalın bir ses tonu ile y&uuml;ksek&ccedil;e seslendi. İsmail'in seslenişi Nesli'ye umut ışığı olurken, adamları bir an i&ccedil;in şaşkınlığa s&uuml;r&uuml;kledi. İlk şaşkınlıklarını atan adamlar, İsmail'in tek olduğunu g&ouml;r&uuml;nce cesaretlerini toplayarak, "defol git! Sen işine bak. Canını seviyorsan burnunu sokmazsın," diyerek İsmail'i uzaklaştırmaya &ccedil;alıştılar ama nafileydi. Olduk&ccedil;a duyarlı ve sağlam karakterli bir adam olan İsmail karşılık olarak, "delikanlı adamlara yakışıyor mu savunmasız bir kadının başına &uuml;ş&uuml;şmek, onu isteği dışında zorlamak?" diyerek kararlılığını ortaya koyarken adamları da delikanlılık s&ouml;ylemleri &uuml;zerinden etkilemeye &ccedil;alışıyordu. Karşılıklı atışmaların sonrasında İsmail'in tehdide boyun eğmeyeceğini anlayan adamlar, biraz da uzayan mevzunun neticesinde sokağa bakan evlerden polisin aranmış olacağını da d&uuml;ş&uuml;p homurdanarak ağır adımlarla uzaklaşmaya başladılar.</p>
<p>Umutsuzluğun i&ccedil;inde korkuyu yaşarken, kurtarıcı misali ortaya &ccedil;ıkan İsmail'e minnetle yaklaştı Nesli ve "&ccedil;ok sağ olun, &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim," dedi. İsmail "korkmayın, ge&ccedil;ti artık tehlike," diyerek Nesli'ye moral verdi. Nesli evine kadar g&ouml;t&uuml;rmesi i&ccedil;in İsmail'e ricada bulununca İsmail de kabul etti. Kısa bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;şten sonra apartmanın &ouml;n&uuml;ne geldiklerinde İsmail, Nesli'ye artık g&uuml;vende olduğunu s&ouml;yledikten sonra iyi geceler deyip gitmek i&ccedil;in arkasını d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde, Nesli "l&uuml;tfen hemen gitmeyin. Benim i&ccedil;in &ccedil;ok şey yaptınız. Size bir kahve ikram etmeme izin verin," dedi i&ccedil;ten bir sesle. İsmail hayır demenin anlamsız olacağını d&uuml;ş&uuml;nerek peki dedi. Olduk&ccedil;a muhteşem d&ouml;şenmiş b&uuml;y&uuml;k bir evdi. Evin ihtişamı karşısında İsmail şaşkınlığını gizleme gereği duymadan &ouml;vg&uuml; dolu s&ouml;zlerle d&uuml;ş&uuml;ncelerini Nesli'ye s&ouml;yledi. Karşılığında teşekk&uuml;r etti Nesli ve kahvenin etrafında d&ouml;nen keyifli bir muhabbetin ardından İsmail gitmek i&ccedil;in ayağa kalktı. Kahve i&ccedil;in teşekk&uuml;r edip kapıya y&ouml;neldiğinde, Nesli narin eliyle İsmail'in elini tutarak "l&uuml;tfen gitme. Benimle kal bu gece," derken, aynı anda harika dudakları ile İsmail'in şaşkın bakışları altında kurtarıcısını &ouml;pmeye başladı. Şaşkınlığını bir an i&ccedil;in &uuml;st&uuml;nden atan İsmail sakin bir tavırla "l&uuml;tfen bunu yapmayın nesli hanım," diyerek kendini geri &ccedil;ekti. Şaşkınlık sırası Nesli'deydi. "Neden, yanlış olan ne?" deyince, karşılık olarak "belki yanlış değil ama zaman doğru zaman değil," dedi İsmail. "Bence şu an zaman da, duygularım da en doğru anında" deyince Nesli, İsmail g&uuml;ven veren bakışlarıyla Nesli'yi ş&ouml;yle bir s&uuml;zd&uuml;kten sonra "ikimiz birbirimizden olduk&ccedil;a uzak insanlarız. Bizi burada bir araya getiren koşullar insani yardımlaşmanın bir gereği oldu ve olduk&ccedil;a alkoll&uuml;s&uuml;n&uuml;z. Bu anlamda baktığınızda benim sizinle bir şeyleri paylaşmam en başta kendi değerlerime ve devamında size haksızlık olur. L&uuml;tfen beni anlayın," dedi. G&uuml;zel g&ouml;zlerinden y&uuml;kselen sıcak g&uuml;l&uuml;şler ş&uuml;phesiz İsmail'i olduk&ccedil;a etkiledi. Buna rağmen tekrar Nesli'ye teşekk&uuml;r edip kapıya y&ouml;neldi. Nesli ardından seslendi, "peki ama o halde gitmeden bana telefonunu ver l&uuml;tfen," dedi.</p>
<p>İsmail apartmandan &ccedil;ıktıktan sonra, artık son minib&uuml;s&uuml; de ka&ccedil;ırdığının farkında olarak uzun bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;n kendisini beklediğini kabullendi. 20-30 metre y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml; ki gen&ccedil; biri yavaş&ccedil;a yanına sokuldu. İsmail kim olduğunu anlamak i&ccedil;in dikkatlice bakındığında Nesli'ye saldıranlardan biri olduğunu fark etti. Oradan ayrılırken arkadaşları ile tartışmıştı gen&ccedil; olanı, kabullenememişti kadını ellerinden ka&ccedil;ırmayı. Arkadaşları fazla zorlamanın anlamsız olduğunu s&ouml;yleseler de o bunu zayıflık olarak d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş ve onlardan ayrılıp hızlı adımlarla geri d&ouml;nm&uuml;ş, İsmail ve Nesliyi takip etmişti. İ&ccedil;inde oluşan k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;fke İsmail'in Nesli&rsquo;yle beraber eve girmesiyle b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;. Nesli'yi bir av, İsmail'i de avı ellerinden kendi i&ccedil;in &ccedil;alan biri olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Nesli yorucu ve kabus dolu bir g&uuml;n&uuml;n ardından yatağına huzur i&ccedil;inde uzanırken aynı anda İsmail aldığı bı&ccedil;ak darbeleriyle Neslinin sokağında, yağmurun ıslattığı soğuk yere y&uuml;z&uuml; koyun kapanıyordu. Eli bı&ccedil;aklı saldırganın ağzından m&uuml;temadiyen aynı k&uuml;f&uuml;rler d&ouml;k&uuml;l&uuml;yordu. "Ulan benim elimden karıyı alıp yemek ne demek şerefsiz," diyerek haksız &ouml;fkesini kusuyordu.</p>
<p>O gece Nesli uykuya daldı. İsmail hayatını kaybetti ama insanlık onuru "ben &ouml;lmedim, varım ve daima var olacağım," dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dinginlik</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dinginlik-479</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dinginlik-479</guid>
<description><![CDATA[ Güneşin suya yansımasıyla ışıl ışıl parlıyordu deniz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_61228e6e56dfa.jpg" length="32385" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 Aug 2021 19:29:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, hüzün, umut, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&uuml;neşin suya yansımasıyla ışıl ışıl parlıyordu deniz. Her zamankinden daha bir parlak ve huzur dolu gelmişti denizi seyretmek. Dinginlik ve mutluluk hissediyordu i&ccedil;inde. Artık sonbaharın son g&uuml;nleriydi. "Ağaran sa&ccedil;larım, ağrıyan dizlerim bana da her g&uuml;n &ouml;mr&uuml;m&uuml;n sonbaharında olduğumu hatırlatıyor," diye i&ccedil; &ccedil;ekti. "Neler geldi ge&ccedil;ti? Neler neler yaşamadım ki," diye uzaklara daldı gitti buğulu, g&uuml;zel kahverengi g&ouml;zleri. "Hayat her zaman b&ouml;yle &ccedil;arşaf gibi p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z ve sorunsuz değildi benim i&ccedil;in," diye başladı mırıldanmaya. "Bazen asla a&ccedil;amayacağım, &ccedil;&ouml;zemeyeceğim d&uuml;ğ&uuml;mler, sorunlar yumağıyla uğraştığımı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Oysa b&uuml;y&uuml;klerin 'Bu da ge&ccedil;er yahu!' s&ouml;z&uuml; doğru &ccedil;ıkmıştı. Her yokuşun inişi, her gecenin sabahı gibi. D&ouml;n&uuml;p ardıma baktığımda hayat her haliyle g&uuml;zel," dedi. "&Ccedil;ok da ge&ccedil;mişteki k&ouml;t&uuml; g&uuml;nleri hatırlamamak lazım. &Ouml;n&uuml;mde muhteşem bir deniz, pırıl pırıl g&ouml;ky&uuml;z&uuml; ve bunları idrak edecek akıl, ruh ve beden sağlığı... İşte en b&uuml;y&uuml;k hazine," dedi Berlin'deki taşları teker teker suda sektirmelerini i&ccedil;i kıpır kıpır co&ccedil;uk saflığıyla seyretmeye koyuldu. Hayat kısa, dertlerle kederlenip daha da &ccedil;ıkmaza s&uuml;r&uuml;klemek yerine elinden geleni yapıp tevekk&uuml;l ederekk mutlu olmayı bilmeli insan. Yoksa d&uuml;ğ&uuml;mler, m&uuml;silaj, stres, depresyon vb. insanı bir girdabın i&ccedil;ine &ccedil;ekiyor. "Deniz, huzur ve mutluluk!" diye haykırdı t&uuml;m g&uuml;c&uuml;yle...</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Belhi</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dinginlik</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dinginlik-476</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dinginlik-476</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_613fa3e4825cd.jpg" length="31638" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 Aug 2021 19:21:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, hüzün, umut, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dinginlik! G&uuml;neşin suya yansımayla ışıl ışıl parlıyordu deniz... Her zamankinden daha bir parlak ve huzur dolu gelmişti denizi seyretmek...Dinginlik ve mutluluk hissediyordu. Artık sonbaharın son g&uuml;nleri, ağarsan sa&ccedil;larım, ağrıyan dizlerim bana da her g&uuml;n &ouml;mr&uuml;m&uuml;n sonbaharında olduğumu hatırlatıyor diye i&ccedil; &ccedil;ekti. Neler grisi, ge&ccedil;ti?Neler neler yaşamadım ki diye uzaklara daldı gitti buğulu g&uuml;zel kahverengi g&ouml;zleri...Hayat her zaman b&ouml;yle &ccedil;arşaf gibi p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z ve sorunsuz değildi benim i&ccedil;in, diye başladı mırıldanmaya...Bazen asla a&ccedil;amayacağım &ccedil;&ouml;zemeyeceğini d&uuml;ğ&uuml;mler sorunlar yumağıyla uğraştığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Oysa b&uuml;y&uuml;klerin " Bu da ge&ccedil;er Ya &nbsp;Hu" s&ouml;z&uuml; doğru &ccedil;ıkmıştı...Her yokuşun inişi, her gecenin sabahı gibi d&ouml;n&uuml;p ardıma baktığımda hayat her haliyle g&uuml;zel dedi... &Ccedil;ok da ge&ccedil;mişteki k&ouml;t&uuml; g&uuml;nleri hatırlamamak lazım, &ouml;n&uuml;mde muhteşem bir deniz pırıl pırıl g&ouml;ky&uuml;z&uuml; ve bunları idrak edecek akıl , ruh ve beden sağlığı...İşte en b&uuml;y&uuml;k hazine dedi Berlin'deki taşları teker teker suda sektirmelerini i&ccedil;i kıpır kıpır, &ccedil;o&ccedil;uk saflığıyla seyretmeye koyuldu. Hayat kısa dertlerle kederlenip daha da &ccedil;ıkmaza s&uuml;r&uuml;klemek yerine elinden geleni yapıp tevekk&uuml;l edip mutlu olmayı bilmeli insan...Yoksa d&uuml;ğ&uuml;mler , m&uuml;silaj, stres, depresyon vb. insanı bir girdabın i&ccedil;ine &ccedil;ekiyor..."Deniz huzur ve mutluluk!" diye haykırdı t&uuml;m g&uuml;c&uuml;yle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Üç Bin Yüz Elli</title>
<link>https://edebiyatblog.com/uc-bin-yuz-elli</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/uc-bin-yuz-elli</guid>
<description><![CDATA[ Bizim oralarda hiç iş yok biliyon mu? Belki dedim burası büyük şehir. Bir iş bulurum, garsonluk olur, bulaşıkçılık, komilik… Yani ne iş olsa yaparım ben Amirim.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611f9592de4f1.jpg" length="49175" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Aug 2021 00:08:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>TUĞBA İNCEOĞLU</dc:creator>
<media:keywords>Rousseau, Toplum Sözleşmesi, sokağa çıkma yasağı, iş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kuşların sesinin &ccedil;oğaldığı, insanların g&uuml;r&uuml;lt&uuml;lerinin azaldığı g&uuml;nlerdi. İlkbahar &ccedil;i&ccedil;ekleri a&ccedil;arken insanlar evlerine kapanmışlardı. Bazıları sessiz sedasız, bazıları kızılca kıyamet yaşıyordu o kapalı kapılar ardında. G&uuml;neş ışıkları yavaş yavaş şehre vurmaya başlayalı beri tek bir adamın topuk sesi yankılandı sokakta. Y&ouml;re halkının b&uuml;y&uuml;k bir kısmı sıcak yataklarında uyumaya devam ederken aksakallı, kamburu &ccedil;ıkmış İmam Ali cami avlusu kapısının kilidini yavaş yavaş a&ccedil;tı. Yaşlı dede ve nineler ile iki elin parmaklarını ge&ccedil;emeyecek kadar olan gen&ccedil;ler sabahın soğuk suyuyla yıkadılar y&uuml;zlerini.&nbsp; Seccadeleri serip y&uuml;zlerini kıbleye &ccedil;evirdiler. Euz&ucirc; besmelelerini &ccedil;ektiler. Hoparl&ouml;rden duydukları İmam Ali&rsquo;nin sesiyle beraber hep bir ağızdan &ldquo;Allah&uuml; ekber&rdquo; deyip kendi evlerinde secdeye vardılar.</p>
<p>&ldquo;L&acirc; il&acirc;he illall&acirc;h&rdquo; yankılandı boş sokaklarda. Abuzer yattığı taşın &uuml;st&uuml;nden kalktı, yerdeki gazete k&acirc;ğıtlarını toparladı. &Uuml;st&uuml;ndeki a&ccedil;ık kahverengi ceket sabahın serinliğinin i&ccedil;ine işlemesini engelleyememişti. Cadde boyunca y&uuml;r&uuml;y&uuml;p Ali Nacar Camii&rsquo;ne geldi. Kapıyı yokladı. Hasb&uuml;nallah yine kilitli. Cami kapalı da avlusunu neden kitlersin be adam! Biraz dolandı kapının &ouml;n&uuml;nde. Arkasını d&ouml;n&uuml;p kaleye doğru yollandı.</p>
<p>İmam Ali kaynamış suyu &ccedil;ay bardağına boşaltırken camdan baktı. Aynı delikanlı. Maşallah tam M&uuml;sl&uuml;man. Her g&uuml;n geliyor. Bir hafta olmuştur. Bak yasak masak dinlemiyor. Şeytan diyor kapıyı kilitleme girsin i&ccedil;eri, gariban &ccedil;ocuk kılsın namazını. T&ouml;vbe t&ouml;vbe&hellip; Melek diyor melek&hellip; Hi&ccedil; camilerde toplu namaz kılmak yasaklanır mı? Taş olacak bunlar taş. Yoook, &ouml;te &acirc;lemde cayır cayır yanacaklar. G&ouml;zle g&ouml;r&uuml;nmeyen k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k mikroptan korkuyorlar. Allah&rsquo;tan başkasından korkulmaz. Boyunları devrilesiceler&hellip; Ya başkaları da gelirse. Al başına belayı bu yaştan sonra... &Ccedil;aydanlığı ocağın &uuml;st&uuml;ne geri bıraktı. &Ccedil;ayını alıp masasına oturdu, peynir ve zeytinini yemeğe başladı.</p>
<p>Kalenin kimseyi g&ouml;rmeyen ıssız duvarına gelince fermuarını a&ccedil;ıp işedi Abuzer. &Ccedil;evresine tedirgin bakışlar attı, pantolonunu indirip &ccedil;&ouml;md&uuml;. İşini tamamlayınca doğruldu. Hızlı adımlarla şerbet&ccedil;i heykeli &ccedil;eşmesine gitti. Torbasından &ccedil;ıkardığı sabunla ellerini, y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkadı. Su i&ccedil;ti. Az &ouml;tedeki banka oturup yanındaki bazlamaların kalanını yedi. Anam, babam, Ayşe, uşaklar hepsi kahvaltıdadır şimdi. Ne zaman a&ccedil;arlar bu yolları? Bendeki de şans. Kalk Nizip&rsquo;ten gel. Ne o iş bulacakmışım. &ldquo;Memlekette iş mi var Abuzer, otur oturduğun yerde be adam!&rdquo; Ah Ayşe ah&hellip; Sıcak bir &ccedil;ay olsaydı keşke...</p>
<p>&Ccedil;ay bardağını, &ccedil;atalını yıkadı İmam Ali, tezg&acirc;ha koydu. Divana oturup rahleyi &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ekti. Kuranı Kerim&rsquo;i okumaya başladı.</p>
<p>Abuzer toparlanıp kalktı, k&ouml;pr&uuml;n&uuml;n &uuml;st&uuml;ne gitti. Duvara yaslandı. Sokaklar her zamankinden daha boş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Y&uuml;zlerine maske takmış azıcık insan bir yerlere gidiyordu. G&uuml;neşe d&ouml;nd&uuml; y&uuml;z&uuml;n&uuml;, g&ouml;zlerini kapadı, ısınmaya &ccedil;alıştı. Ahh ahhh&hellip; Nasıl d&ouml;ncem ben Nizip&rsquo;e. Otob&uuml;sler &ccedil;alışmıyor. Erzak da bitti! Ceplerini yokladı eliyle. İki k&acirc;ğıt parayı hissetti. Hepi topu on beş lira!</p>
<p>&ldquo;Selam&uuml;n aleyk&uuml;n kardaş.&rdquo;</p>
<p>G&ouml;zlerini a&ccedil;tı. Y&uuml;zlerinde maskelerini, ellerine eldivenlerini takmış iki zabıta memuruyla karşılaştı Abuzer.</p>
<p>&ldquo;Ve aleyk&uuml;m selam.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayırdır ne arıyorsun sokakta?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İş arıyorum. Nizip&rsquo;ten geldim ben.&rdquo;</p>
<p>Memur boş boş baktı Abuzer&rsquo;e.</p>
<p>&ldquo;Bizim oralarda hi&ccedil; iş yok biliyon mu? Belki dedim burası b&uuml;y&uuml;k şehir. Bir iş bulurum, garsonluk olur, bulaşık&ccedil;ılık, komilik&hellip; Yani ne iş olsa yaparım ben Amirim. Nizip&rsquo;te avradımı ve uşaklarımı babamın evine koydum a&ccedil;ta a&ccedil;ıkta kalmasınlar diye&hellip;&rdquo; Başı &ouml;n&uuml;ne d&uuml;şt&uuml;, daha fazla konuşamadı.</p>
<p>Aldık yine başımıza belayı. Maskenin &uuml;st&uuml;nden yanağını kaşıdı memur. Direnmese bari. Yanındaki diğer memur arkadaşına baktı. Ne zor bu insanların durumu da!</p>
<p>&ldquo;D&uuml;n akşam sokağa &ccedil;ıkma yasağı ilan edildi, duymadın mı sen?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yok Amirim, ben geldiğimden beridir sokakta yatıyorum. Duymadım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sokağa &ccedil;ıkma yasağında dışarıda olmanın cezası var, ben işlem yapmak zorundayım.&rdquo; Sanki &ouml;deyebilecek de gariban. Maskesini d&uuml;zeltti. Yazık, vallahi yazık!</p>
<p>Başı bir kez daha &ouml;n&uuml;ne d&uuml;şt&uuml; Abuzer&rsquo;in. Ne cezası! Hangi parayla &ouml;deyeceğim&hellip;</p>
<p>&ldquo;Al sen bu evrağı.&rdquo;</p>
<p>Abuzer k&acirc;ğıdı aldı. &Ccedil;&uuml;ş! &Uuml;&ccedil; bin y&uuml;z elli lira!</p>
<p>&ldquo;Amirim bir yanlışlık var galiba!&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yok aslanım. 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu&rsquo;nun 282&rsquo;nci maddesi uyarınca &uuml;&ccedil; bin y&uuml;z elli lira idari para cezası kesmemiz gerekiyor.&rdquo;</p>
<p>Abuzer k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k oldu omuzlarının altında.</p>
<p>Zabıta memuru, &ldquo;Gel biz seni Gaziantep Belediyesi&rsquo;nin misafirhanesinde konaklatalım,&rdquo; dedi.</p>
<p>Abuzer kırık kırık g&uuml;l&uuml;msedi, zabıtanın peşine takıldı.</p>
<p>İmam Ali&rsquo;nin başı d&uuml;şt&uuml;. İ&ccedil;im ge&ccedil;miş. Yarı kapalı g&ouml;zlerle telefonunu &ccedil;ıkarttı cebinden, 09:58. Alarm kurdu &ouml;ğle vakti i&ccedil;in. Rahleyi yana &ccedil;ekip, divana yattı.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>11 Nisan 2020 Fox TV Ana Haber Kuşağı 36:50 ile 37:13 dakikaları arasındaki sokak r&ouml;portajı notları;</strong></p>
<p><strong>A&ccedil;ık kahverengi ceketli sokaktaki bir vatandaş &ldquo;Nizip&rsquo;ten il&ccedil;eden geldiğim i&ccedil;in Gaziantep&rsquo;e iş maksadıyla geldim,&rdquo; dedi kameraya.</strong></p>
<p><strong>&ldquo;Ben işlem yapmak zorundayım,&rdquo; diye devam etti Gaziantep B&uuml;y&uuml;kşehir zabıta memuru.</strong></p>
<p><strong>Spiker, &ldquo;Nizip&rsquo;ten Gaziantep&rsquo;e iş aramak i&ccedil;in gelmiş. Şehirlerarası yolculuk yasağı &ccedil;ıkınca sokakta yatmak zorunda kalmıştı. Haberi yoktu sokağa &ccedil;ıkma yasağından,&rdquo; diye a&ccedil;ıklama yaptı.</strong></p>
<p><strong>&ldquo;Yasak y&uuml;r&uuml;rl&uuml;kte olduğu i&ccedil;in geri tekrar Nizip&rsquo;e gidemedim. Dışarıda uyudum,&rdquo; diye s&ouml;zlerine devam etti aynı vatandaş.</strong></p>
<p><strong>Spikerin, &ldquo;Mağdur vatandaşa ceza kesildi ama sokakta bırakılmadı. Gaziantep Belediyesi&rsquo;nin misafirhanesine yerleştirildi,&rdquo; notuyla haber sonlandı.&nbsp; </strong></p>
<p>Abuzer&rsquo;in, kendisinden yaklaşık iki bu&ccedil;uk asır &ouml;nce yaşamış olan J.J. Rousseau&rsquo;dan hi&ccedil; haberi yoktur. Oysa ki Rousseau zamanında toplumda eşit ve &ouml;zg&uuml;r olmayan, ezilen, zor durumda yaşayan, s&uuml;r&uuml;nen halk kitlelerini d&uuml;ş&uuml;nerek Toplum S&ouml;zleşmesi kuramını &ouml;ne s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r, tıpkı doğa durumunda olduğu gibi yaşayabilmeleri i&ccedil;in. Bu kuram kısaca halkın kendi iradesiyle egemenlik hakkını kendilerinin kullanması veya &ldquo;Emredici Vek&acirc;let&rdquo; y&ouml;ntemiyle y&ouml;netilmelerinin sağlanmasıdır. Doğrudan demokrasinin y&uuml;r&uuml;t&uuml;lemeyeceği geniş halk kitlelerinin olduğu toplumlarda vatandaşlar kendi rızası ile egemenlik hakkını vekillerine verir. Yasaları onaylamak i&ccedil;in halk meclisleri kurulur, b&ouml;ylece halk yasama yetkisini elinde tutar. Ayrıca se&ccedil;menler vekillerine direktif verir, vekiller de bunları uygular. Direktifler yerine getirilmediği takdirde ise se&ccedil;menler vekilleri azledebilirler.</p>
<p>Vekiller &ccedil;eşitli sınıf veya toplulukların değil, doğrudan halkın vekili olmaları sayesinde hi&ccedil;bir grup veya sınıf kayırılmaz. B&ouml;ylece sınıf farksız eşit ve &ouml;zg&uuml;r halk zor durumda kalmaz. &Uuml;&ccedil; bin y&uuml;z elli lira &ouml;demek, akşam sokakta uyumak, iş bulabilmek i&ccedil;in şehre gitmek, ailesinden ayrı kalmak zorunda kalmaz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜLİSTAN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gulistan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gulistan</guid>
<description><![CDATA[ Gülistan, bir gül bahçesi, bülbüller şakıyor sesinde. Dilinde çok eski bir türkü annesinin hayaliyle düette… ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611e859c5e5f1.jpg" length="79492" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Aug 2021 15:04:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yemyeşil ovaların, mor dağların, &ccedil;ağlayan şelalelerin arasında bir k&ouml;y. İ&ccedil;inde bir &ccedil;i&ccedil;ek. G&uuml;listan, ak bir g&uuml;vercin. Hep &uuml;rkek. G&ouml;ğs&uuml;nde &uuml;&ccedil; tane beni var en koyusundan. Bir bakan bir daha bakıyor, nazara uğruyor &ccedil;oğu zaman.&nbsp; Alaca k&ouml;yden g&ouml;r&uuml;c&uuml;s&uuml; geliyor, beybabası Nuh&rsquo;a peygamber demiyor. Ne kahveci &ccedil;izo&rsquo;nun tembel oğlu Mustafa&rsquo;ya, ne de bakkal &ccedil;ırağı topal Musa&rsquo;ya vermiyor. G&uuml;listan susuyor.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&uuml;listan, kızlar arasında bir g&uuml;l bah&ccedil;esi. S&uuml;t beyazı teni ay&rsquo;ı kıskandırır. G&ouml;zleri yayla şenliği. Sırma sa&ccedil;larına geceleri yıldızlar d&uuml;ş&uuml;yor. Beş sene &ouml;ncesinden beridir istenmekte. Yaşı yetmiyor resmiyete ama k&ouml;y yerinde o yaşa kız kalmaz. Bir kusuru yok. Sağır olur k&ouml;t&uuml; s&ouml;ze. L&acirc;l olur k&uuml;f&uuml;re hakarete, dilinin bağı var. Adam akıllı konuşamaz G&uuml;listan. Sa&ccedil;ı uzun aklı kısaymış, bu y&uuml;zden kararları ağabeyi ile beybabası veriyor. Ağabeyi G&uuml;listan&rsquo;ı bekletiyor. Ş&ouml;yle zengin bir talibi &ccedil;ıksa, daha o dakika koynuna sokacak. Ağalara, beylere l&acirc;yık G&uuml;listan. K&ouml;y&uuml;n dilinde g&uuml;zelliği, k&ouml;yden kasabaya inenlerin y&uuml;reğinde. Anlatıp duruyorlar sağa sola. G&uuml;listan h&acirc;l&acirc; evlenemedi. Okutmadılar, okutsalar muallime diyecekler destur &ccedil;ekeceklerdi. İstemedi beybabası, ağabeyi. Kahrından &ouml;ld&uuml; &ccedil;akır g&ouml;zl&uuml; anası. Susuyor i&ccedil;in i&ccedil;in ağlıyor G&uuml;listan.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Uuml;veyana getirdiler başına. Mavi yaşmak taktılar serine. G&uuml;listan, Dicle&rsquo;den daha derin. Fırat&rsquo;tan daha uzun &ccedil;oktandır i&ccedil;inde tuttukları. Geceleri ay penceresine vuruyor, pencerenin &ouml;n&uuml; sevdalısının cigara dumanı. Kokusunu alıyor G&uuml;listan. Sarı t&uuml;yleri ayağa kalkıyor. İ&ccedil;i &uuml;rperiyor birden. Adıyaman t&uuml;t&uuml;n&uuml; &ccedil;ok ağır kokuyor. G&ouml;ğ&uuml;sleri entarisine dar gelmekte, eteği ıslandı ha ıslanacak. Sevmek sevişmek istiyor. K&ouml;r olası ağabeyinin derdi ne de vermiyor Musa&rsquo;ya. Topal diyor. Topalsa topal ne yapmalı. Bir ayağı diğer ayağından daha kısaysa su&ccedil; onda mı? Mevla g&ouml;relim neyler, neylerse g&uuml;zel eyler diyor Yunus Emre. Daha s&ouml;z s&ouml;ylenir mi Yunus&rsquo;un s&ouml;z&uuml; &uuml;st&uuml;ne. Kiraz ağacının g&ouml;vdesi uzamış. R&uuml;zgar kam&ccedil;ısını vuruyor ağacın kollarına, kollar dayanıyor G&uuml;listan&rsquo;ın camına. Bu gelen sevdalısının ayak sesleri. Biliyor G&uuml;listan. Pencereyi a&ccedil;ıyor. &Ouml;nce keskin bir Adıyaman t&uuml;t&uuml;n&uuml; sonra da sevdalısının lavanta kokan teni odaya siniyor. Lavanta ve t&uuml;t&uuml;n kokusu genzine yapışıyor G&uuml;listan&rsquo;ın. İ&ccedil;i gıdıklanıyor. &Uuml;st&uuml;nde bir karabasan. B&uuml;t&uuml;n v&uuml;cudu titriyor. Soğuk bir el bacaklarında geziniyor. G&uuml;listan&rsquo;ın ismi sıcak bir nefesle &ccedil;ıkıyor topal Musa&rsquo;nın ağzından. Ne g&ouml;ren var, ne duyan. G&uuml;listan 3 seneden beridir Musa&rsquo;ya y&acirc;r olmakta. Musa yalancının, kumarbazın teki. G&ouml;renler olmuş, kasabaya inince soluğu, bacası t&uuml;ten &ccedil;ok sıcak bir evde alıyormuş. &Ccedil;eşme başında kızlar konuşuyorlar, G&uuml;listan hepsini mıh gibi kazıyor aklına. Hesabını soracak bir bir. İşte tam sırası diyor aklı, sor hadi kimmiş o dul kadın. Sor hadi G&uuml;listan. Sor, sor diyor aklı. Dudakları tam a&ccedil;ılıyor ki, Musa kendi dudaklarını bastırıyor onunkilere. Susuyor. G&uuml;listan, r&uuml;yasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir &uuml;lkeye gidiyor. Bu &uuml;lkede hi&ccedil; kış olmuyor. Denizi var sahili. G&uuml;neş kavuruyor tenleri. Kızlar istediği gibi geziyor. Kızlar okuyup meslek sahibi oluyor. He ya kız kısmı! Doktor kızlar, avukat - hakim - &ouml;ğretmen, m&uuml;hendis kızlar ve daha niceleri. Hepsinin yanlarında boylarınca oğlanlar. A&ccedil;ık se&ccedil;ik konuşuyorlar. . Kumrular gibi sevişiyorlar. Bu &uuml;lkede ne beybabalar ne &uuml;veyanalar var&hellip; Susturan yok onları. G&uuml;listan bu &uuml;lkenin fahri vatandaşı.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İ&ccedil;eriden beybabası ile analığının sesini duyup sı&ccedil;rıyor. &Ccedil;ok &ccedil;abuk d&ouml;n&uuml;yor o sıcak &uuml;lkeden k&ouml;y&uuml;ne. Musa&rsquo;yı atıyor &uuml;st&uuml;nden. Sesler giderek b&uuml;y&uuml;yor. İkisi de tetikte. İ&ccedil;eriden bağrışmalar geliyor, iki tane tokat sesi. Ardından bir el silah sesi. G&uuml;listan&rsquo;ın aklı şimdi dalgalı bir denizde y&uuml;zen gemi gibi gidip geliyor. Odanın kapısını a&ccedil;ıyor biri. Kapıyı kitlemeyi unutacak kadar saftirik G&uuml;listan. O yatakta, Musa yerde. Hangi ara entarisi d&uuml;şt&uuml; sırtından. Analığı koridordan gelen ışığın huzmesi altında, korku filmlerindeki &ouml;c&uuml;ler kadar &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml;. Basıyor yavuklusuyla &uuml;vey kızını. G&ouml;zleri karaka&ccedil;anın g&ouml;zlerinde daha da irice b&uuml;y&uuml;yor. Başlıyor yaygaraya ki, eline ısırgan batmış gibi bağırıyor.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Komşulaaaar, ağalaaar, beyler, efendiler yetişiiiiiin komşulaaaaar. Kızlığımın yavuklusu beyimi &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Yetişin komşular, ağalar, beyler. Yetişin! Topal Musa, evimin direğini yıktı, ocağımı s&ouml;nd&uuml;rd&uuml;. Nasıl kıydın ha namussuz nasıl. Ya sen kahpe, sen ha sen! Yavukluna vermiyor diye, babanı nasıl &ouml;ld&uuml;rtt&uuml;n. Ar namus kalmadı komşular! Jandarmaya haber salın, katil topal Musa, G&uuml;listan&rsquo;ın koynundan &ccedil;ıkıp beyimi &ouml;ld&uuml;rd&uuml;!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">K&ouml;y&uuml;n kalbi G&uuml;listan&rsquo;ın odasında atıyor. Jandarmaya haber salmış muhtar, b&uuml;t&uuml;n james bond&rsquo;luğu &uuml;st&uuml;nde bu akşam. &Uuml;vey anası k&ouml;y kadınları tarafından teskin ediliyor. G&uuml;listan&rsquo;da ne ar kaldı ne h&acirc;y&acirc;. Yuhlamalar k&uuml;f&uuml;rler havada u&ccedil;uşuyor. Musa&rsquo;yı &ccedil;ekip &ccedil;ıkarmışlar G&uuml;listan&rsquo;ın odasından. Jandarma alıyor Musa&rsquo;yı. G&uuml;listan g&uuml;lmeye başlıyor. Annesinin onu gıdıkladığı zamanlarda ki g&uuml;lmesinden daha ger&ccedil;ek&ccedil;i. Beybabasının zil zurna ata binmeye &ccedil;alışırken kı&ccedil;ının &uuml;st&uuml;ne d&uuml;şmesinden daha komik bir şeye g&uuml;l&uuml;yor. Kahkaha atıyor G&uuml;listan. Durduramıyor hi&ccedil; kimse. Bu kadar komik olan ne G&uuml;listan? Yolma sa&ccedil;larını, sırma sa&ccedil;larına yıldız d&uuml;şecek birazdan. İnce narin ellerinin i&ccedil;i dikenli mi? Vurma y&uuml;z&uuml;ne y&uuml;z&uuml;n hep &ccedil;izik &ccedil;izik oldu kanıyor. Susma G&uuml;listan. Bu kez susma ne olur. Sor o soruyu Musa&rsquo;ya. &Ouml;nce babanın cesedine yapış G&uuml;listan. Ağabeyinin kafasına ge&ccedil;irmek istediğin baltayı d&uuml;ş&uuml;nme şimdi. Konuş G&uuml;listan. Birşeyler s&ouml;yle. Jandarmaya anlat ger&ccedil;ekleri. &Ccedil;ık şu kiraz ağacının tepesine bu kez sen sustur herkesi. Susma G&uuml;listan. Haydi konuş, babanı, ağabeyini, analığını, Musa&rsquo;yı anlat.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seni dinleyecek biri &ccedil;ıkar elbet&hellip;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir gecede hem &ouml;ks&uuml;z kaldın hem yetim, hem sevgisiz hem arsız. Susma G&uuml;listan d&uuml;ş&uuml;nme o tatlı sıcak &uuml;lkeyi. G&uuml;nd&uuml;z d&uuml;şlerine ve gece r&uuml;yalarına ara ver. Acımasız d&uuml;nyaya geri d&ouml;n. Burada ger&ccedil;eklere susma. Haykır G&uuml;listan. &Ouml;yle bir haykır ki, seni beş k&ouml;y &ouml;tede ki ahraz bile duysun. Konuş be G&uuml;listan. Susmanın sırası mı şimdi. Asıl şimdi konuş G&uuml;listan. Sustuğun yerden &ccedil;aldılar &ccedil;ocukluğunu, ergenliğini, kızlığını, kadınlığını&hellip; Senin insanlığını &ccedil;aldılar G&uuml;listan.&nbsp;</span></p>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">G&uuml;listan bir g&uuml;l bah&ccedil;esi, b&uuml;lb&uuml;ller şakıyor sesinde. Dilinde &ccedil;ok eski bir t&uuml;rk&uuml; annesinin hayaliyle d&uuml;ette&hellip;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyaz Yasemin Apartmanı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/beyaz-yasemin-apartmani</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/beyaz-yasemin-apartmani</guid>
<description><![CDATA[ Bir adamın içine düştüğü çıkmaz ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6122412683701.jpg" length="64593" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 Aug 2021 21:38:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aydın Yıldız</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, Deneme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />Gecenin k&ouml;r karanlığında sessizlik, olanca korkutuculuğuyla sokaklarda, t&uuml;yler &uuml;rperten r&uuml;zgarın vahşi &ccedil;ığlıkları arasında kol geziyordu. Evlerde ışıklar s&ouml;nm&uuml;ş, sokak lambaları kimi k&ouml;şe başında ya olduk&ccedil;a cılız ya da hi&ccedil; yanmıyordu. G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde ne bir ay ne de tek bir yıldızın dahi olmadığı gecenin &nbsp;sokaklarında, bir insan silueti dahi g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu.Tanrının unuttuğu bu gece ve şehrin tekinsiz sokakları, asla iyi bir misafirperver gibi durmuyordu. R&uuml;zgarın &ccedil;ığlıkları ile d&ouml;vd&uuml;ğ&uuml; sokaklara bakan, beyaz yasemin apartmanın kapısı a&ccedil;ıldı. Orta yaşlarda bir adam, a&ccedil;ılan kapıdan &ccedil;ıkıp, uğursuz gecenin sokaklarında y&uuml;r&uuml;meye başladı. Cebinden &ccedil;ıkardığı sigara paketinden bir dal alıp dudakları arasına g&ouml;t&uuml;rd&uuml;, ardından paketi tekrar cebine koydu.Bu kez kibriti &ccedil;ıkarıp r&uuml;zgara ardını d&ouml;nerek, bir iki denemeden sonra g&uuml;&ccedil;l&uuml;kle yaktı sigarasını. Ardından kibrit kutusunu cebine titreyen parmakları ile koyduktan sonra ama&ccedil;sız adımlarla yeniden y&uuml;r&uuml;meye başladı. Kafasında bin bir d&uuml;ş&uuml;nce vardı, daha &ccedil;ok bu zamana kadar yaptığı hatalara &ouml;fke kusuyor ama daha &ccedil;ok da yine her zaman ki gibi sular durulduğunda tekrar aynı hatalara d&uuml;şmekten vazge&ccedil;meyecek kendisine. G&ouml;zlerinde h&uuml;zn&uuml;n derin izleri, &ccedil;aresizliğinin &ccedil;ırpınışlarını aksettiriyordu. Ge&ccedil;tiği sokaklarda, attığı her adımda, bir mucizenin kendisini ve ailesini i&ccedil;ine d&uuml;ş&uuml;len bu &ccedil;ıkmazdan &ccedil;ekip kurtarmasını şuursuzca bekler gibiydi ya da sokakların yalnızlığında her şeyi geride bırakıp, sonsuzluğa kaybolmak. D&uuml;ş&uuml;nceler birbirini kovalarken, aşağı mahallenin sokaklarına &ccedil;oktan gelmişti bile.Uzunca bir sokak olan eskici sokağının sonu sahile kadar uzanıyordu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta denecek kadar erken başladığı kumar illetinden her yıkımın ardından ettiği onca t&ouml;vbeye rağmen,yeniden başlamıştı. &Ouml;nceleri pek k&uuml;&ccedil;&uuml;k miktarlarda oynadığı insanlığın felaketi olan kumarı, gittik&ccedil;e &nbsp;daha b&uuml;y&uuml;k oynamaya başlamıştı.Hanımefendi bir karısı ve ikisi kız biri erkek &uuml;&ccedil; evladı vardı.&Ccedil;ocuklarından b&uuml;y&uuml;k olanı 24 yaşındaki kızı Selda idi,ortancası 21 yaşındaki Meryem,en k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğu oğlu Kerem ise,hen&uuml;z 14 yaşındaydı.Karısının adı G&uuml;lnihal İdi. G&uuml;lnihal, yıllarca &ouml;nce temizlik işlerinde &ccedil;alışıp ardından evinin bir odasını terzi d&uuml;kkanına &ccedil;evirerek, kocası Sefer&rsquo;in hatalarını g&ouml;z ardı edip, adeta aileyi bir arada tutma uğraşı i&ccedil;inde t&uuml;m benliğiyle, halen olduğu gibi &ccedil;alışıp didiniyordu.&Ccedil;ocuklarının yaşlarının getirdiği sorunlarla o ilgileniyordu. Sefer&rsquo;in tek yapabildiği iş duvarcı ustalığı idi lakin onu da kumarın yanısıra aldığı alkolle, eline y&uuml;z&uuml;ne bulaştırmaktan geri kalmıyordu. Seferin bir &ccedil;ok kardeşi vardı ama hepsi kendi d&uuml;nyasında g&uuml;&ccedil; bela yaşam m&uuml;cadelesi veriyordu, bir tek ortanca bacısı H&uuml;lya&rsquo;nın durumu, kocası nedeniyle ve biraz da kendi &ccedil;alışkanlığı &nbsp;nedeniyle iyiydi. H&uuml;lya aynı G&uuml;lnihal gibi aile bağlarına bağlı biri olduğundan yıllarca ağabeyi Sefer&rsquo;e,bazen kocasından haberli bazen habersiz &ccedil;ok&ccedil;a destek &ccedil;ıkmıştı lakin H&uuml;lya&rsquo;nın &nbsp;hayatı hak etmediği bir cezaya d&ouml;n&uuml;ş&uuml;nce, bir hafta kadar &ouml;nce ağabeyi Seferin evine gelmişti.İki &ccedil;ocuğu vardı H&uuml;lya&rsquo;nın biri 16 yaşındaki Bet&uuml;l diğeri 12 yaşındaki Cemşitti.Kocasının başka bir kadınla muhabbetini &ouml;ğrendiğinde adeta d&uuml;nyası başına yıkılmıştı, biraz nefes almak biraz da ne yapacağını iyice d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in ağabeyinin evine gelmişti ama ağabeyinin yaşadıkları ona neredeyse kendi acısını unutturur duruma gelmişti. Nihayetinde sahile indi Sefer,orada kayalıkların &uuml;zerine &ccedil;ıkıp, y&uuml;ksek dalgalarla kıyıya vuran denize boş g&ouml;zlerle bakmaya başladı, boş ve zavallılık i&ccedil;erisinde. Daha &ouml;nce ka&ccedil; gez gelmişti buraya, madem bir işe yaramıyorum, aileme y&uuml;k olmayayım deyip gecenin karanlığında denizin soğuk sularında kaybolmak i&ccedil;in ama her defasında vazge&ccedil;ti ve her defasında ailesini b&uuml;y&uuml;k bor&ccedil;ların i&ccedil;ine soktu, şimdi olduğu gibi.Yarın eve haciz gelecek,b&uuml;t&uuml;n eşyalar gideceği gibi artık ev sahibi de a&ccedil;mış olduğu davayı kazanıp, Sefer&rsquo;e ve ailesine başka ev bulmak kalacaktı. Ama hangi parayla hangi birikimle. Sabaya kadar kayalıklarda oturdu ve belki de ilk defa doyasıya ağladı.Kendi y&uuml;z&uuml;nden ailesinin ekonomik olarak yaşadıklarından başka gen&ccedil; kız &ccedil;ağında ki kızlarının hayal ve duygu d&uuml;nyalarını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Onlara &ccedil;ok uzak olduğunu ve onların &ccedil;evrelerinde kendinden utanabileceğini ve oğlunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.Evine sığınan kız kardeşi H&uuml;lya&rsquo;yı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ve hayat arkadaşı G&uuml;lnihal'in onca yaşananlara rağmen asla kendisine y&uuml;kselmeyen sesini ve sahiplenen vefakar &ccedil;abalarını.Tan yeri ağardığında deniz de dalgalar da nispeten durulmaya başlamıştı, r&uuml;zgarların hız kesmesi gibi.Yavaş&ccedil;a yerinden doğruldu, son bir kez denize baktıktan sonra tam ardını d&ouml;nerken, cebinden sigara paketini ve kibriti &ccedil;ıkarıp, denize doğru fırlattı.Eğer bir şeye başlayacaksam şimdi başlamalıyım diyerek, sigara paketini ve kibriti attı.Bu ilk kez oluyordu.Evin sokağına geldiğinde g&uuml;n iyice ışımaya başlamıştı.Anahtarı ile Beyaz Yasemin Apartmanı&rsquo;nın kapısını a&ccedil;ıp i&ccedil;eri girdi.Şimdiye kadar G&uuml;lnihal'in sırtladığı aileye, artık en b&uuml;y&uuml;k omuzu ben vereceğim diye i&ccedil;inden ge&ccedil;iriyordu. Sefer merdivenlerden &ccedil;ıkarken Beyaz Yasemin Apartmanı&rsquo;nın kapısı yavaş&ccedil;a kapanıyordu...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İTHAL İŞPORTACI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ithal-isportaci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ithal-isportaci</guid>
<description><![CDATA[ Yaz akşamlarında kulağıma her zaman cırcır böceklerinin şarkıları çalınır, tüm bedenimi garip bir his tavaf eder, sonra da geldiği yere geri dönerdi &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611d202ca72c8.jpg" length="81048" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 Aug 2021 18:23:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zeynepwesen</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, vapur, ekmek, emek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1></h1>
<p></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaz akşamlarında kulağıma her zaman cırcır b&ouml;ceklerinin şarkıları &ccedil;alınır, t&uuml;m bedenimi garip bir his tavaf eder, sonra da geldiği yere geri d&ouml;nerdi. İşten &ccedil;ıkıp iskeleye doğru y&uuml;r&uuml;rken, yorgun et yığınlarına &ccedil;arpmadan ilerlemek neredeyse imkansızdı. Vapura binip eve doğru yol aldığımda zihnimi yalnızca denizden gelen seslere a&ccedil;ardım. Motorun su &uuml;zerinde oluşturduğu o muhteşem sese.. Yine iş &ccedil;ıkışı bir temmuz akşamı vapura binip yerime yerleştim. &Ccedil;antamda sabahtan kalma simiti &ccedil;ıkarıp fare gibi kemirmeye başladım. Sıkıldım, &ccedil;enem yoruldu ve simiti &ccedil;antama geri tıkıştırdım. Etraf o akşam, salı g&uuml;nlerinin bilinmez sıkıcılığına b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş ve derime anlamsız bir kasvet zerk ediyordu. G&uuml;neşin kızıllığı, Galata Kulesi&rsquo;nin arkasında kalıyor, sarhoş bir ressamın gelişig&uuml;zel karalaması gibi bir fon oluşturuyordu. Dalga sesleri, iyot kokusu, yosun kokusu, ter ve emek kokusu... B&uuml;t&uuml;n bu kokular arasında, benimle birlikte vapurda ki herkes denize teslim oluyorduk.&nbsp;&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her zaman vapurda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m işportacı Ahmet, (ismini zabıtalardan ka&ccedil;arken işittim) &ouml;n&uuml;nde kalın siyah poşetine kafasını daldırmış muhakkak pazarlamak i&ccedil;in bir &uuml;r&uuml;n arıyordu ki sonunda buldu. Kafasını poşetten kaldırdığında g&ouml;z g&ouml;ze geldik. Herkesin bildiği &uuml;zere bir &ldquo;r&ouml;ntgencinin&rdquo; yakalanır yakalanmaz yaptığı gibi, hemen y&uuml;z&uuml;me o sahte tebess&uuml;mlerden birini yerleştirdim ve başımı &ouml;ne doğru eğip selamladım. Hareketlerimi aynalayarak bana iade etti. Ş&ouml;yle bir etrafına bakındı. Nereden baksak hareket edeli 5 dakika olmuştu. Yarım saatte bir &uuml;r&uuml;n anlatabilecek tek dimağ ve ona vapur faresi diyen kırık aynalı zabıtalara karşı cesaret de elbette ki işportacı Ahmet&rsquo;de vardı.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-&ldquo;Abilerim, ablalarım, şu elimde g&ouml;rm&uuml;ş olduğunuz y&uuml;z yılın icadı, şu k&uuml;&ccedil;&uuml;k mucize, size ben tarafından işlerinizi kolaylaştırmak i&ccedil;in bizzat Merkel&rsquo;in yoğun ısrarı &uuml;zerine Almanya denen gurbet elinden g&ouml;nderildi.&rdquo; Elindeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k, ucu sivri metali havaya kaldırdığında sesi daha&nbsp; da g&uuml;rleşti.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-&ldquo;Baylar, bayanlar merdivenden muz kabuğuyla kayanlar ve de kendine kadın denmesini daha m&uuml;nasip bulan bacılar. Şu elimde tuttuğum icat, Karun&rsquo;un arayıp da bulamadığı, bu y&uuml;zden tek fakirliğim dediği, Amerikan başkanlarının &ccedil;ıldırdığı, Putin&rsquo;in, s&ouml;ylentilere g&ouml;re o olmadan asla dediği şey, hepinizin evinde, &ccedil;antasında, ofisinde bulunması gereken bir icat bir alametifarikadır.&rdquo;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akrobatik hareketlerle diğer eline aldığı &uuml;r&uuml;n&uuml; bu kez heyecanlı bir şekilde başına toplanan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kıyamete anlatıyordu. Kıyamete sur &uuml;fler gibi bir hitaptan sonra, kaldığı yerden devam etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&ldquo;D&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; film aktristlerinin olmazsa olmazı, Sophia Loren&rsquo;in, Monica Belluci&rsquo;nin ve sarışın bomba Marilyn Monroe&rsquo;nun d&acirc;hi set kulislerine istediği, eğer o olmazsa sahnede asla istediğiniz performansı g&ouml;stermem dedikleri, bu &ccedil;oklu tırnak makası, aynı zamanda aynalı t&ouml;rp&uuml;s&uuml; ve et kesme bı&ccedil;ağıyla birlikte b&uuml;t&uuml;n berberlerin, kuaf&ouml;rlerin en &ccedil;ok sipariş ettiği tek &uuml;r&uuml;nd&uuml;r. Piyasa değeri bit pazarından daha ucuz olacak bir şekilde bu garip kul Ahmet kardeşiniz tarafından sizlere yalnızca 5 liradır. Bitti mi? Bitmediiiiiii efeniiiimm.&rdquo;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun yanında diye s&ouml;ze başlarken, kıvrak bir el hareketiyle arka cebinden bir metal formda, (sonradan elini indirince anladığım) bir tarak &ccedil;ıkardı. Ve havaya doğru salladı. Tarak birden kollu bir ahtapota d&ouml;nd&uuml; ve şekil şekil bir s&uuml;r&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;k kollu b&ouml;lmesi &ccedil;ıktı. &ldquo;İşte!&rdquo; dedi. Y&uuml;zyılın 2. İcadı. Bu kez iki &uuml;r&uuml;n&uuml;, iki eline alarak bir cambazın ip &uuml;st&uuml;nde verdiği savaşı, denizin &uuml;st&uuml;nde veriyor bir yandan da sesini Tanrı&rsquo;ya kadar ulaştırıyordu. Bu iki harika &uuml;r&uuml;n&uuml;n birini alana diğerini hediye etmesi c&ouml;mertlik değil de neydi? Soruyordu bizlere, evimizde ,ofisimizde, (bence pek gerek yok ama al&acirc;kasını &ccedil;&ouml;zemediğim) parkta, bah&ccedil;ede, tırnağımız şıppadanak kırıldığı vakit, hemen yanımızda muhakkak taşımamız gereken şu aynalı tırnak makasıyla, o bizi yarı yolda bırakan tırnağın kırığını simetrik bir şekilde kesip attıktan ve aynalı t&ouml;rp&uuml;s&uuml;yle bir g&uuml;zel t&ouml;rp&uuml;ledikten sonra g&uuml;n&uuml;m&uuml;z nasıl harikulade ge&ccedil;mezdi ki? Herkes mest olmaya ramak kalmıştı ki, bu kez diğer elinde tuttuğu aynalı cep tarağı ile, Edison&rsquo;u Tesla&rsquo;ya d&uuml;ş&uuml;recek, Graham Bell&rsquo;i kıskandıracak, Da Vinci&rsquo;nin kemiklerini sızım sızım sızlatacak bir buluşu anlatıp g&ouml;n&uuml;l tellerimizi titretti. Bu kez bahsettiği metal &uuml;r&uuml;n aynalı &ccedil;ok b&ouml;lmeli bir taraktı. Sa&ccedil;lar biz kadınların olduğu kadar, erkeklerin de olmazsa olmazıyken, d&uuml;nya devleri en &ccedil;ok sa&ccedil;a yatırım yaparken, Taaa Hindistan&rsquo;lar da &uuml;retilen ve bilmem ka&ccedil; bin rupilik, şu g&uuml;zide hayat kolaylaştırıcı &uuml;r&uuml;n&uuml;, T&uuml;rkiye&rsquo;ye getirebilmek i&ccedil;in, İpek Yolu&rsquo;nda ki, Sahra &Ccedil;&ouml;l&uuml;&rsquo;nde ki eşkıyaların, bedevilerin arasında Kul Ahmet kardeşin verdiği savaş ve bu g&ouml;z dolduran fedak&acirc;rlığı hatrına alınmaz mıydı ki? Kalabalık, bok sinekleri gibi Ahmet&rsquo;in sağını solunu &ccedil;evreliyor &uuml;r&uuml;nleri yakından inceleyenler bir karara varmaya &ccedil;alışıyordu.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sigara paketiyle g&uuml;n aşırı sevişen hırıltılı bir ses y&uuml;kseldi ve Ahmet&rsquo;e &ldquo;Ben bi tane alayım&rdquo; dedi. Sonra biri, &ouml;teki, beriki derken ben hari&ccedil; herkes aldı. Bir yılan oynatıcısı gibi o b&uuml;y&uuml;l&uuml; s&ouml;zlerini &ouml;yle g&uuml;zel sattı ki, aynalı tırnak makası alana, aynalı &ccedil;oklu tarak (&uuml;r&uuml;nlerin ismi iki dakikada bir değişiyor) hediyesinin, sadece 5 lira olduğunu vapurun kaptanı duysa d&uuml;meni Ahmet&rsquo;e verirdi.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meğer herkesin arayıp da bulamadığı, bir t&uuml;rl&uuml; denk gelemediği, başkanından tut da en benim diyen dağda domuzu eksik zengininin bile birbirini ezdiği şu d&uuml;nya harikası icat, İşportacı Ahmet olmasa bir Hisar vapurunda &ouml;ğrenilemeyecekti. Hem alıcı, hem satıcı ziyadesiyle mesuttu. Ahmet o akşam, g&uuml;nd&uuml;z iş yapamamanın acısını bereketiyle &ccedil;ıkarmıştı. İskeleye yanaştık. Ve birer birer inmeye başladık. G&ouml;z ucuyla Ahmet&rsquo;e baktım. Elinde ki 5 liralardan bir ka&ccedil; d&uuml;zine &ccedil;i&ccedil;ek yapmıştı. Saate baktım daha ge&ccedil;enlerde pilinin bittiği aklıma geldi, zaman kavramını d&uuml;nyama sokan herkese d&uuml;şmandım. Ahmet&rsquo;le aynı anda karaya bastık, saatimi g&ouml;sterip &ldquo;benim ki bozulmuş da saati &ouml;ğrenebilir miyim?&rdquo; Dedim. Y&uuml;z&uuml;ne sinsi bir g&uuml;l&uuml;mseme yayıldı, elindeki siyah kara poşette b&uuml;y&uuml;k ihtimal &ccedil;in malı bir saat arandı&hellip;</span></p>
<p><br /><br /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazan: Zeynep Esen&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fotograf</title>
<link>https://edebiyatblog.com/fotograf</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/fotograf</guid>
<description><![CDATA[ Sonra dedim, onlar zaten bana kendilerini böyle hatırlatarak fotoğraf bırakmışlar belleğime, gönlüme. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6118ead8a4466.jpg" length="36167" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Aug 2021 13:24:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>Fotoğraf, vefa, özlem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Fotoğraf Yarışması&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p>"İşte bu!" dedim fotoğraf yarışması ilanını g&ouml;r&uuml;nce. Yıllardır gezdiğim, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m ve tarihe, literat&uuml;re bir katkım olsun diye &ccedil;ektiğim fotoğrafları artık başkaları da g&ouml;rebilecek, belki birka&ccedil; kişinin işine bile yarayabilecekti. Şimdi en son işe gelmişti sıra; galeriden fotoğraf se&ccedil;mek.</p>
<p>Tek tek bakarken fotoğraflara kiminde heyecan, kiminde huzur, kiminde mutluluk, kiminde bir &ccedil;i&ccedil;eğin tomurcuk veya &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;masındaki merhaba yansıyordu adeta. Ahh, dedim, yıllar &ouml;nce aramızdan ayrılan, g&uuml;l&uuml;nce insanın g&ouml;nl&uuml;n&uuml; ısıtan gamzesiyle daha bir g&uuml;zel olan kendi ve g&ouml;nl&uuml; g&uuml;zel anneciğimin; g&uuml;ne "G&uuml;naydın! G&ouml;n&uuml;ller aydın olsun efendim," diye başlayan, vakarlı babacığımın da fotoğraflarını &ccedil;ekebilseydim. Sonra dedim, onlar zaten bana kendilerini b&ouml;yle hatırlatarak fotoğraf bırakmışlar belleğime, g&ouml;nl&uuml;me. Uzaklara daldım ve dedim ki, samimi ve hesapsız yapılan her şey bir g&uuml;n tekrar d&ouml;n&uuml;yor. Bu, i&ccedil;ten bir gamzeli g&uuml;l&uuml;ş, bir g&uuml;naydin veya bir fotoğraf da olsa...Yeter ki umudumuzu, hevesimizi ve iyi niyetimizi kaybetmeyelim. Belhi</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizin Dilsiz, Asi Çocukları Kayıklar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/denizin-dilsiz-asi-cocuklari-kayiklar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/denizin-dilsiz-asi-cocuklari-kayiklar</guid>
<description><![CDATA[ Bir asır bu sularda insanın çevirdiği dümenin rotasında yüzdüm, kaç sehir defteri eskittim, kaç kaptan değiştim, kaç şehir, kaç liman... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611537a288d7d.jpg" length="65065" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Aug 2021 17:49:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>HAtice Işık</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, Balık, Kayık, Martı, Deniz Tuzu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;-G&uuml;n bitti, işte pırıl pırıl s&uuml;z&uuml;l&uuml;p geliyorlar balık&ccedil;ı barınağına irili ufaklı t&uuml;m takalar, tekneler, gemiler.</p>
<p>&nbsp;-Ben de kula&ccedil; attım sizler gibi bu sularda, ben de sizler gibi gen&ccedil;tim bir zamanlar, yaş aldım ama ihtiyarlamadım hala gencim. Sizler yorgun, yaşı başı almış, tarihe karışmış asırlık ihtiyar diyorsunuz bana.</p>
<p>&nbsp;-Bir asır bu sularda insanın &ccedil;evirdiği d&uuml;menin rotasında y&uuml;zd&uuml;m, ka&ccedil; sehir defteri eskittim, ka&ccedil; kaptan değiştim, ka&ccedil; şehir, ka&ccedil; liman... Sayısını unuttum acı tatlı onca mazi, onca anı biriktirdim h&uuml;lya gibi ge&ccedil;ti.</p>
<p>-Dalgalarla dans etme uğruna az kurban vermedim bu uğurda yelkenimi, seferi olduğum binlerce limana hepsi yabancı idi, fonda ettik &ouml;yle tanış olduk.</p>
<p>-Ağlara takılmış tonlarca can &ccedil;ekişen balığı aman demeden taşıdım rıhtıma. Ağlamaktan makyajı akmış kadın gibiyim şuan. Kemiklerimin pası dışardan g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. bakıma muhta&ccedil; bir fosil... Attılar bir kenara, bekliyorum akıbetimi... Burnumun dibinde b&ouml;b&uuml;rlenerek g&ouml;ğs&uuml;n&uuml; gere gere tepemde dolaşan şu kibirli martılar, denizin g&ouml;zbebekleri, şımarık kızları, başıma ediyorlar. Onlara kızamıyorum da. Eee ne de olsa kurt kocayınca k&ouml;peğin maskarası olurmuş. Benimle martınınki o hesap, elbet tepemde g&ouml;ğs&uuml;n&uuml; gere-gere afili dolanacak &ccedil;ığırtkan, şirret kuş.</p>
<p>-Bir daha işe yarar mıyım, yoksa &ccedil;&uuml;r&uuml;meye mahk&ucirc;m mu ederler bilmiyorum. Tek bildiğim denizin beni &ccedil;ağırdığı.</p>
<p>-Şafak &ccedil;&ouml;ker de der mi kaptan, ""alabanda! Yelkenler fora, son bir kez Heyamola!" Y&uuml;z&uuml;m&uuml; s&uuml;rer mi vira vira sulara? Ciğerime işleyen tuzuna bandırır mı g&ouml;vdemi? Son kez atar mı bu engin derinlilere &ccedil;apamı? Bir umut işte benim ki.</p>
<p>-Bir sabah olsun hele. Bir g&ouml;z&uuml; sularda, diğer g&ouml;z&uuml; gen&ccedil;, yeni alınmış teknelerde mehabetiyle suskun akıbetini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r kenarda. Bu emektar eskitme buralara geldiğinde t&uuml;y&uuml; bitmemiş toydu. Ka&ccedil; zaman ge&ccedil;ti &uuml;zerinden onu bile hatırlayamıyorum. Bir ben bilirim bir de deniz, nelere şahit olduğunu, nelere sustuğunu, ka&ccedil; yuva doyurdu, ka&ccedil; &ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;d&uuml;, okudu, eli iş tuttu, ka&ccedil; gelin kıza &ccedil;eyiz dizildi. Ka&ccedil;ının eğlencesi oldu, ka&ccedil;ına mesken... Denizin dalgası, mevsimin kışı, hoyrat sağanak r&uuml;zgarı, yazın kızgın g&uuml;neşi... Şimdi kenara &ccedil;ekilmiş sessizce saatini bekler.</p>
<p>-"Hele bir şafak gelsin, vuracağım yine başımı engin sulara. Yine doyacağım kokusuna. Tekneler, takalar, kayıklar, hep beraber koşacağız suların koynuna," der i&ccedil; ge&ccedil;irir.</p>
<p>-&Ouml;mr&uuml;n&uuml; &ccedil;&uuml;r&uuml;ten denizin tuzunun tadına varmanın demine dalar Alamatra. Dalgalarla yaşar, canlanır, şımarır, r&uuml;zgara kafa tutup yelken a&ccedil;ar denizin asi, dilsiz &ccedil;ocukları kayıklar.</p>
<p>&nbsp;Hatice ışık.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YOL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yol-302</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yol-302</guid>
<description><![CDATA[ Biz iki kişi çıktık bu yola. Yolun nereye çıkacağını bilmeden merakla. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611518a7e1aff.jpg" length="135363" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Aug 2021 15:51:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>eda.ce</dc:creator>
<media:keywords>Yol, Yolculuk, Mavi, Gökyüzü, Uçurum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="text-align: left;">&nbsp; Biz iki kişi &ccedil;ıktık bu yola. Yolun nereye &ccedil;ıkacağını bilmeden merakla. D&uuml;md&uuml;z başladı adımlarımı gittik&ccedil;e hızlandık yolumuzda. &Ccedil;akıl taşlarından başka bir engel &ccedil;ıkmadı karşımıza. Ne g&uuml;zel d&uuml;md&uuml;z; belki de bir&ccedil;ok insanın hayalidir bu. Ama benim hayalim değildi. Ben severim engelleri aşmayı. Dedim, değiştirsek mi y&ouml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; yol arkadaşıma? Ağa&ccedil;ların dallarına takılmadan ge&ccedil;mek huzur vermez &ccedil;oğu zaman bana. &Ouml;nce ağaca yaklaşacaksın sonra g&ouml;z&uuml;ne girmek &uuml;zere olan dalı elinle &ouml;teye ittireceksin. Sonra sa&ccedil;larının arasına dolan kuru yaprakları temizlerken bir b&ouml;cek girecek sırtına kaşınacaksın. Fazla uzun s&uuml;rmesini istemem elbette ama bir uğraş vermeliyim gideceğim yolda. S&ouml;yl&uuml;yorum işte, d&uuml;md&uuml;zd&uuml; bizim yol.</span></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp;Yolun sonuna geldiğimizi g&ouml;r&uuml;yordum g&ouml;rmesine ama dile getirmek kolay değildi bunu. Yol arkadaşım memnundu &ccedil;&uuml;nk&uuml; halinden. O sevmez hi&ccedil; engel. Kolay ulaşmak ister gitmek istediği yere. Macera insanı değil anlayacağınız. Anladı bir s&uuml;re sonra yorgunluğumu. "İki yol var &ouml;n&uuml;nde. Se&ccedil;," dedi "hangi y&ouml;ne gidecek adımların." Dar sokağı se&ccedil;tim tabi. Ardıma bile bakmadan koşar adımlarla girdim sokağa. Artık yalnızdım kendi yolumda. Sokak nasıl &ccedil;amurlu, g&ouml;ky&uuml;z&uuml; karanlık. Ama i&ccedil;imde sonsuz bir huzur. Ayakkabıma bulaşan &ccedil;amurları &ccedil;akıl taşlarının nasıl temizlediğini izledim. Ayakkabım &ccedil;amurun ağırlığından kurtulunca nefesim kesilinceye kadar koştum karşımda beni bekleyen dağa. Orada olmanın hayalini bile kuramadan kendimi o dağda savrulurken buldum.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp;Yol nasıl g&uuml;zel. Engeli bol eğlencesi sınırsız. Yoruldum elbette. O zaman da&nbsp; bir kaplumbağa eşlik etti bana. Dinlenince kurbağalarla birlikte zıplaya zıplaya devam ettim yoluma. Onlarca yol arkadaşım var yanımda. Somut bir dilleri olmasa da aynı dili konuşuyorum ben onlarla. Neyse işte, u&ccedil;urumun kenarından ge&ccedil;erken nefesimi tutuyorum. Aşağıda bana bakan masmavi denize d&uuml;şmek eğlenceli olabilir aslında ama bu kadar risk fazla. Yaa evet, maviliğe u&ccedil;mak &ccedil;ok heyecanlı olacaktı ama yaşamın tadından daha tatlı olamaz. Yavaş&ccedil;a atlattım u&ccedil;urumu. O da ne? G&ouml;k, maviliği geri y&uuml;klemiş kendine. B&ouml;yle de &ccedil;ok g&uuml;zel, hatta daha g&uuml;zel.Toprağı da dev papatyalar kaplamış. Bu yol bir daha geri d&ouml;n&uuml;lmeyecek kadar harika.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilinmezlikte Kaybolmak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bilinmezlikte-kaybolmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bilinmezlikte-kaybolmak</guid>
<description><![CDATA[ İşte genç adam o gün bu düşüncelerle kaybolmuşken çok sonra fark edecekti sarılacak bir omzu daha kaybettiğini. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611278a6b3f8d.jpg" length="56792" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Aug 2021 21:05:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Fatma Delice</dc:creator>
<media:keywords>Resim, Hayat, Kayıp, Şarkı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Uzun s&uuml;redir elinden kalemini d&uuml;ş&uuml;rmeden defterine bir şeyler karalıyordu. &Ccedil;izdiği resimleri teker teker &ouml;n&uuml;ne dizmeye başladı. Derin bir nefes alıp &ouml;n&uuml;nde duran resimleri birleştirmeye, bir anlam &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışıyordu. Nedenini bir t&uuml;rl&uuml; anlamadığı i&ccedil;in s&uuml;rekli boşluğun, karanlığın, belki de sonsuzluğun resmini &ccedil;izmeye &ccedil;alışıyordu. Elleriyle sakallarını &ccedil;ekiştirmeye başladı. Her zaman onun i&ccedil;in bir anlamı olan bu resimlere bir anlam veremiyordu. Tekrar ve tekrar bu resimleri ilk &ccedil;izmeye başladığı anı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. O g&uuml;n bu resimleri &ccedil;izmeye iten sebep neydi? Bir yakınının &ouml;l&uuml;m&uuml;ne şahit olduktan sonra b&ouml;yle resimler &ccedil;izmeye başlamıştı. Evet bu &ouml;l&uuml;m onu &uuml;zm&uuml;şt&uuml;, hatta yaralamıştı ama bu, gen&ccedil; adamın acıyla ilk tanıştığı an değildi. İlk tanıştığı acı sayesinde renklerin solduğuna şahit olmuştu. O &ccedil;izdiği tabloya da bu ismi vermişti. Renklerin soluşu. Her acı onun daha da olgunlaşmasına neden olurken aynı zamanda her acıyla daha iyi şeyler &ccedil;izebildiğini fark etmişti. Bu seferki &ouml;l&uuml;m ona yokluğu, hatta boşluğu anlatması gerekirken neden kaybolmuşluğu fısıldıyordu?&nbsp;</em></p>
<p><em>Kaybolmak onun i&ccedil;in ilk defa bir şeylerin eksikliğini anlatıyordu. Ama en &ccedil;ok kendi kalbinde kaybolmayı ifade ediyordu. Gidenin giderken sizden bir par&ccedil;a g&ouml;t&uuml;rmesi ka&ccedil;ınılmazdı. Ama geride kalanlarla bir şekilde idare etmek zorundaydı insanoğlu. İşte gen&ccedil; adam o g&uuml;n bu d&uuml;ş&uuml;ncelerle kaybolmuşken &ccedil;ok sonra fark edecekti sarılacak bir omzu daha kaybettiğini.</em></p>
<p><em>Arkada &ccedil;alan şarkıda ise o anda şu s&ouml;zler &ccedil;alıyordu:</em></p>
<p>"Kimbilir ka&ccedil; y&uuml;zyıldır sarılmamış kolların?</p>
<p>Sisliyidi kirpiklerin ve g&ouml;zlerin yağmurlu.</p>
<p>Yorulmuşsun, hakkını almış yılların."&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de İş Arayan Bir Kadın</title>
<link>https://edebiyatblog.com/turkiyede-is-arayan-bir-kadin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/turkiyede-is-arayan-bir-kadin</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Suçlu olan insanlar ve düşünceleriydi. Kirliydiler !&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_610ffe73b5073.jpg" length="72235" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Aug 2021 19:42:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>Okyanus</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Bir kadınım ve size bir kadın g&ouml;z&uuml;yle T&uuml;rkiye' de iş savaşını anlatmak istiyorum. Hi&ccedil; kadın olup iş aradınız mı? ya da hi&ccedil; kadın olup iş bulamadığınız oldu mu ? T&uuml;rkiye de iş bulmanın kadınlar i&ccedil;in daha kolay olduğu anlatılır peki hangi kadınlar i&ccedil;in kolay !!! Son işyerimden patronumun eşi kıskandığı ve bu durum yanlış s&ouml;ylemlerle sonu&ccedil;landığı i&ccedil;in atıldım. Ben kadınım ama o da kadındı. Biz kadınlar şunu biliriz ya hepimiz aynıyız ya da farklı olanları dışlar , d&uuml;şmanlaştırırız. Sonraki s&uuml;re&ccedil; nasıl işledi gittiğim bir &ccedil;ok iş g&ouml;r&uuml;şmesinden eli boş ve umutsuzca evime d&ouml;nd&uuml;m. Bazı g&ouml;r&uuml;şmeler de ise iş dışı iğren&ccedil; demenin bile yetmeyeceği teklifler aldım. Oysa istediğim tek şey &ccedil;alışmak kendi varlığımı s&uuml;rd&uuml;rebilmek i&ccedil;in. Peki bununla kaldı mı s&uuml;re&ccedil; ne yazık ki kalmadı &ouml;deyemediğim faturalar sonucunda kış ortasında doğalgazım kapatıldı. Mesela mum alıcak param olmadığı zaman karanlıkta &ouml;ylece oturduğum oldu telefonumu şarj edebilmek adına arkadaşlarımın evlerine gittim. Bir &ccedil;ok g&uuml;n a&ccedil; uyudum musluk suyu hayat kurtardı. İş bulamadığım bir&ccedil;ok gece ağlayarak uyudum. Kirayı verdiğim zamanlar beni &ccedil;ok seven ev sahibim artık d&uuml;şmandı. Hi&ccedil; gidebileceğiniz bir yerinizin olmadığı oldu mu ? Benim oldu. Hayat acımasız deyip su&ccedil;u da buna y&uuml;kleyip &ccedil;ıkabiliriz ama işin i&ccedil;inden oysa hayatın ne su&ccedil;u vardı hep d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m su&ccedil;lu olan insanlar ve d&uuml;ş&uuml;nceleriydi. Kirliydiler. İş bulamadığım s&uuml;re&ccedil;te baktım hala bulamıyorum ama yaşamakta zorundayım evdeki eşyaları satmaya başladım. &Ccedil;alışınca yenisi alınırdı nasılsa ama berbat bir şehirde yaşıyorsanız ve kimseniz de yoksa yaşamaya da hakkınız olmuyormuş. Sonunda evden atıldım zaten kapıya konacak esyam da pek yoktu bir roman mahallesine gittim harabelerle dolu olan herkesin korkup bunlar insan yiyor g&ouml;z&uuml;yle bakılan o mahalle de yaşayabilirdim burda en azından onlardan farkım yoktu bir barakaya da ben sığınırdım. Bu zamanlarda o l&uuml;ks villalarda yaşayan insanları d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m benim ailemden kalan bir param yoktu ya da bir evim 20 yaşımda kimse son model araba da vermemişti. Hayatım boyunca &ccedil;abalamış ayakta durmaya &ccedil;alışmış ve sonunda yorulmuştum. Al Capone' un şu hikayesini okumuştum bir yerlerde ; Her akşam Tanrı'ya bana bir bisiklet vermesi i&ccedil;in dua ederdim bir g&uuml;n Tanrı'nın &ccedil;alışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi g&uuml;n gittim ve kendime yeni bir bisiklet &ccedil;aldım ve her akşam yatmadan &ouml;nce Tanrı'ya beni affetmesi i&ccedil;in dua ettim. Peki şimdi bende mi bir bisiklet &ccedil;almalıydım ya da escort mu olmalıydım bu bile bir mesele d&uuml;ş&uuml;nsenize escort diye bir s&ouml;ylem var mesela onlardan tiksinerek bahseden bir&ccedil;ok erkek onlarla olabilmek i&ccedil;in can atıyordu. Yağmur yağdığında sevinen insanlar kadar &uuml;z&uuml;len evsiz kadınlar da vardı ve sarılabildikleri tek şey bazen sadece sokak hayvanları. Bir g&uuml;n uyudum ve bir daha hi&ccedil; uyanmadım. Uyurken &uuml;ş&uuml;medim. Uyurken acıkmadım ve ben uyurken &uuml;topyamı kurdum. Benim &uuml;topyamda savaş yoktu. Bu y&uuml;zden uyudum ve uyanmadım...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cavit</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cavit-371</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cavit-371</guid>
<description><![CDATA[ Cavit, sülalede kime çektiği bilinmeyen çocuklardandı &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_610f598103926.jpg" length="40706" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Aug 2021 07:11:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ezgi Karacan</dc:creator>
<media:keywords>Tembellik, erinmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Cavit, s&uuml;lalede kime &ccedil;ektiği bilinmeyen &ccedil;ocuklardandı. S&uuml;rekli annesi babasının, babası da annesinin s&uuml;lalesini su&ccedil;lar dururdu. Kırk yıldır bir baltaya sap olamayışını dert etmediği i&ccedil;in bir tek teli bile d&ouml;k&uuml;lmeyen siyah, g&uuml;r sa&ccedil;ında bir tane beyaz yoktu. S&uuml;rekli evde oturmasına rağmen kilolu da sayılmazdı. Yemek yemek bile zor gelirdi. &Ccedil;atalı tutmak, peynire, zeytine batırmak, sonra da ağzına g&ouml;t&uuml;rmek... D&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken bile yorulurdu. &Ccedil;ayı bile şekersiz i&ccedil;erdi &ccedil;ay kaşığı kullanıp da yorulmamak i&ccedil;in. Elinde olsa g&uuml;n&uuml;n yirmi d&ouml;rt saatini uzanarak ge&ccedil;irirdi. Ailesinin bu durumdan &ccedil;ok şikayet&ccedil;i olduğunun farkındaydı ama tepki vermeye bile eriniyordu.&nbsp;</p>
<p>Annesinin ağlamaklı bakışlarına ve sitem dolu konuşmasına daha fazla direnemeyen Cavit, iş aramak i&ccedil;in evden &ccedil;ıktı ve ayaklarını s&uuml;r&uuml;yerek sokak sokak dolaşmaya başladı. Birka&ccedil; sokağa b&ouml;yle girip &ccedil;ıktıktan sonra y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; sokaklardan nispeten daha geniş olan bir sokağa ulaştı. Sokağın ilerisindeki b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir binanın &ouml;n&uuml;nde uzun bir kuyruk g&ouml;rd&uuml;. Elleri cebinde, boş bakışlarla uzun uzun baktı. D&uuml;ş&uuml;nmeye bile &uuml;şenen Cavit başını kaşıdı ve yine ayaklarını s&uuml;r&uuml;yerek kuyruğun olduğu binaya yaklaştı.</p>
<p>"Merhaba abi. İş bulma kuyruğu mu bu?" dedi konuşmaya bile &uuml;şendiği i&ccedil;in kelimeleri yuvarlayarak.</p>
<p>"Ne diyorsun be adam! Şarhoş musun nesin. Y&uuml;r&uuml; git belanı arama!" diye dişlerinin arasından konuştu adam. Cavit usulca &ccedil;ekildi adamın yanından. "Şimdi kim kavga edecek? Elimi cebimden &ccedil;ıkaracağım, yumruk atmaya &ccedil;alışacağım... Ohooo, " diye ge&ccedil;irdi i&ccedil;inden. Kavganın d&uuml;ş&uuml;ncesi bile yormuştu.</p>
<p>"İyi g&uuml;nler ablacığım. Bir şey soracaktım. Bu ne kuyruğu acaba?" dedi bu sefer tane tane konuşmak i&ccedil;in kendisini zorlayarak.<br />"Nereden ablan oluyormuşum senin? Daha yirmi sekiz bu&ccedil;uk yaşındayım. Terbiyesiz, ne olacak!" diye tersledi kadın. Cavit &uuml;şenge&ccedil;ti ama bir kadınla m&uuml;nakaşaya girilemeyeceğini bilecek kadar deneyim sahibiydi. Annesi sağ olsun bu konuda kendisine epey bir deneyim kazandırmıştı.</p>
<p>"Pardon bacım. Bu kuyruk ne kuyruğu acaba?" dedi bu sefer cevap alabileceğini &uuml;mit ederek.</p>
<p>" Ne diyorsun abi? Ne bacımı?"</p>
<p>" Pardon birader ya. O kadar uzun ve sık sa&ccedil;ın var ki arkadan kadın sandım seni. Anladığım kadarıyla bakıyorsun da sa&ccedil;larına. Parıl parıl maşallah," dedi. Şaşkınlığını &uuml;zerinden atmak istedi ama i&ccedil;indeki eringenlik d&uuml;rtt&uuml; onu birden. Şaşırmaktan yorulduğunu fark etti. G&ouml;zlerini etrafta gezdirirken &ccedil;am ağa&ccedil;larından oluşan k&uuml;&ccedil;&uuml;k ağa&ccedil;lığı g&ouml;rd&uuml;, ağır adımlarla ilerledi ve yola en yakın ağacın dibine yanlamasına uzandı. Tam o sırada tanıdık bir ses duydu.</p>
<p>" Selam&uuml;naleyk&uuml;m Cavit."</p>
<p>" Aleyk&uuml;mselam Cafer abi."</p>
<p>&Ccedil;ocukluğundan beri tanıdığı simit&ccedil;i Cafer abisinin sesiydi bu. Cafer, K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml;'nden mezun olduktan sonra aldığı dersler sayesinde uzak yakın demeden memleketin her yerinde &ouml;ğretmenlik yapmıştı. Emekli olunca da simit satarak evin ge&ccedil;imini biraz daha kolaylaştırmak istemişti. Eşi Sultan da yapmış olduğu elişlerini &ccedil;eyizlik boh&ccedil;alar satan bir d&uuml;kkana satıp evin ge&ccedil;imine katkıda bulunmaya &ccedil;alışan tonton bir kadındı. &Ccedil;ocukları olmamıştı ama bu durumdan dolayı ne birbirlerini su&ccedil;lamışlardı ne de birbirlerine olan sevgileri azalmıştı.&nbsp;</p>
<p>"Hayrola? Kuyrukta &ccedil;ok mu bekledin? &Ccedil;ok yorgun g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun."</p>
<p>"Yok abi. Geleli &ccedil;ok fazla olmadı. Biraz sokuldum yanlarına ne kuyruğu olduğunu &ouml;ğrenmek i&ccedil;in ama kimse cevap vermedi. Baktım yorulmuşum. Geldim uzandım ağacın g&ouml;lgesine."</p>
<p>"&Ouml;yle birilerine sormaya &ccedil;alışacağına kafanı kaldırıp da binanın &uuml;zerindeki yazıyı okusaydın ya oğlum? Daha az yorulurdun."</p>
<p>Elini yavaş&ccedil;a cebinden &ccedil;ıkardı, başını kaşıdı ve boş g&ouml;zlerle Cafer'in y&uuml;z&uuml;ne baktı Cavit.</p>
<p>"Hi&ccedil; aklıma gelmedi. Dur bir doğrulayım. Aman, aman! Belim nasıl ağrımış. Hele bir tut da kalkayım abi," dedi miskinlik kokan bir sesle. Ellerini beline koyup v&uuml;cudunu &ouml;ne doğru biraz esnettikten sonra sol elini g&ouml;z&uuml;ne siper etti ve binaya baktı.</p>
<p>"Ne? Vergi dairesi mi? Bu kadar insan vergi &ouml;demek i&ccedil;in mi kuyruk oluşturmuş? Boşa gitti zamanım desene. Neyse. Bana bir simit bir de ayran versene abi. Annemden alırsın parayı sen," dedi ve tekrar yanlamasına uzanıverdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Telefon Kulübesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/telefon-kulubesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/telefon-kulubesi</guid>
<description><![CDATA[ Sevmek ve beklemek usandırır insanı beklenenler unutulmayı hatıralar intiharı seçti &#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_6108551dd8097.jpg" length="115310" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Aug 2021 13:35:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>apolitikjüpiterli</dc:creator>
<media:keywords>Kısa hikaye, sevgi, beklemek, saygı, kuş, ölmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Telefon kul&uuml;besinde ge&ccedil;iyor g&uuml;nlerim bir hayalden arama beklerken izliyorum sokaktan ge&ccedil;enleri herkesin g&ouml;z&uuml;nde yorgunluk var herkesin g&uuml;l&uuml;msemesinde &ouml;fke var herkesin acelesi var herkes koşuşturuyor koca şehirde bir tek benim işim yok sanki. Bir hayalin g&ouml;lgesinin izini takip ederek yaşıyorum. Bir hayali tablonun i&ccedil;inde &ccedil;i&ccedil;eklerimi suluyorum. Ben buraya nasıl geldim bana gel demedi mi o ağa&ccedil; nerede şimdi. Yağmur yağan sokaklar o gelecek demedi mi kaldırımlar g&uuml;l&uuml;msemedi mi beni karşılarken. &Ccedil;almayan t&uuml;m telefonlar şarkı s&ouml;ylemedi mi şimdi neden susuyorlar ardı boş olan bu kutu bana g&uuml;zel haberler vermeyecek miydi. Hani nerede? U&ccedil;urtmam nerede kim verdi bana bu &ouml;l&uuml; kuşu.&nbsp; Bağırıyorum duyuyormusunuz g&uuml;l&uuml;yorum niye ağlıyorsunuz buradayım işte niye gidiyorsunuz. U&ccedil;urumun sesi y&uuml;kseliyor şimdide beni &ccedil;ağırıyor sesi ağlamaklı. Hatırlayamıyorum ben kimim sen kimdin beklediğim sen misin yoksa senin suretinde bir yabancı mı. Telefondaki şarkılar bitti ayrılık &ccedil;anları &ccedil;alıyor bizim i&ccedil;in buraya kadarmış...Hayalinden beklediğim t&uuml;m g&uuml;zel s&ouml;zler h&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir şiir oldu d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor g&ouml;zlerimden. U&ccedil;urumun davetine gidiyorum . Bomboş şimdi sokaklar ben gidiyorum buradan sende gittin zaten boş kaldı mısralar onca ev var ama tek bir yuvam yok. Bu şehirde benim gibi &ouml;ks&uuml;z kimsesiz yorgun ama umutlu doğacak g&uuml;neşi bekliyor kara bulutların altında.&nbsp; Sen ve ben olmazsak hangi şehirde &ccedil;i&ccedil;ekler a&ccedil;ar yarım kaldı roman bu kitabı kim bitirecek hangi mutlu son bize sahip &ccedil;ıkacak k&ouml;t&uuml; sonların merhametine kaldık. Sana okuduğum şiirler &ouml;ks&uuml;z kaldı uğruna yazdığım satırlarda can &ccedil;ekişiyorum. Bak u&ccedil;urum g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor bana denizin dalgaları vuruyor kıyılarıma beni i&ccedil;ine &ccedil;ekiyor yavaş yavaş... elimdeki kuşa mirasın olan nefesimle can veriyorum bana eziyet olan bu nefes ona hayat oluyor bana kafes olan g&ouml;ky&uuml;z&uuml; ona &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k oluyor o u&ccedil;uyor ben g&ouml;&ccedil;&uuml;yorum...&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kusurlarım, affedin...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kusurlarim-affedin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kusurlarim-affedin</guid>
<description><![CDATA[ Dert... Bu kelimeyi dilime ve kalbime değdirmemek için öyle uğraşmıştım ki, şimdi dertli gibi görünüyor olmak moralimi bozuyordu. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60f9c90147a1b.jpg" length="51134" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 22 Jul 2021 22:38:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Aysu GİRGİN</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, blog, kısa hikaye, deneme, dert</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="560" height="314" src="//www.youtube.com/embed/W1gUrzujPt8" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Sahil kıyısında bir bankta oturmuş, dalgaların b&uuml;y&uuml;k kayaları yalayışını izlerken, derin bir nefes doldurdum ciğerlerime.<br />&nbsp;İ&ccedil;imde tarifi imkansız bir acı, denizin verdiği huzurla birleşince g&ouml;zyaşlarıma g&uuml;l&uuml;mseyişim eşlik etti.</p>
<p><br />&nbsp;<em>Neydi eksik olan &ouml;mr&uuml;mde?</em><br /><em>&nbsp;Her şey tastamamken, beni mutsuz eden şey neydi?</em></p>
<p><br />&nbsp;<em>Ruhumun derinliklerinden bana s&uuml;rekli fısıldayan o ses, mutlu oluşuma karşı, miğfer ve zırhını takınmış, neden d&uuml;şman gibi &ouml;rseliyordu bedenimi?</em></p>
<p><br />&nbsp;Hayatımda her şeyin m&uuml;kemmel olmasını sağlamışken, g&ouml;zlerimden akan tuzlu damlalar, bir ihaneti sular gibi s&uuml;z&uuml;l&uuml;yordu y&uuml;z&uuml;mden ve b&uuml;y&uuml;yordu i&ccedil;imdeki d&uuml;şman b&ouml;ylece.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;Ciğerlerim sıkışıyor, aldığım nefesin, hayatta kalmama sebep olduğuna inanmakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekiyordum.&nbsp;<br />&nbsp;Parmağımda takılı olan y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; incelerken, yakında hayat arkadaşım olacak insanın ne kadar kusursuz olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.&nbsp;<br />&nbsp;Hayatımdaki her şey gibi bunun da son derece kusursuz olmasını sağlamıştım. Duygularımla değil mantığımla şekillendirdiğim d&uuml;nyamda, kendi ellerimle yaratacağım her acıdan korkan, yanan ateşin bir metre &ouml;tesinden dolanan bir insan haline gelmiştim.&nbsp;<br />&nbsp;Bu benim i&ccedil;in bir nevi kendimi garanti altına alma isteğimdi veya hayatımın sigortasız oluşundan korkuşumdu.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;Yaşayacağım sayılı sene, i&ccedil;ime &ccedil;ekeceğim sayılı nefes, bir g&uuml;n batan g&uuml;neş veya bir gece parlayan Ay&rsquo;ı son kez g&ouml;r&uuml;ş&uuml;mle vadesini dolduracak ve ben g&ouml;zlerimi sonsuz bir huzur i&ccedil;inde kapayacaktım. Keşkesiz, &uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml;z ve eksiksiz...&nbsp;<br />&nbsp;Kılı kırk yaran, bir işi on kere kontrol eden, milimetrik hesaplarla yaşayan ama asla kendi kusurlarımı &ouml;rtmeye yetemeyen bir insandım. Her kusur arayışımda dahasını bulur, her bulduğum kusuru d&uuml;zeltmeye &ccedil;alışırdım.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;Ve sonunda kendim i&ccedil;in g&uuml;zel bir hayat kurmuştum, iyi bir sosyal &ccedil;evre, sağlıklı ve fit bir beden, kendime yetebilecek kadar para ve kafamda tasarladığım &lsquo;mutlu bir evliliğe&rsquo; yakışır bir adam ile tamamlanıyordum git gide...&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;<em>Ama eksik olan neydi?&nbsp;</em><br /><em>&nbsp;İ&ccedil;imi s&uuml;rekli kemiren, kemirdik&ccedil;e daha da derine inen bu şey neydi?&nbsp;</em></p>
<p><br />&nbsp;Ellerimi ıslak y&uuml;z&uuml;me siper ettiğim sırada yanıma birinin oturduğunu fark ederek, oturuşumu d&uuml;zelttim.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;Aşağı yukarı seksen yaşlarına yaklaşmış olacağını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m, yanıma oturan yaşlı adam, &ldquo;Seni bir saattir ufuklara baktıran şey ne? S&ouml;yle bakalım...&rdquo; diye sordu aynı ufuğa bakarken.&nbsp;<br />&nbsp;&ldquo;Hi&ccedil;...&rdquo; diyebildim; &ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil;ti...&nbsp;<br />&nbsp;&ldquo;Hayret ederim gen&ccedil;lerin dertlerine... K&uuml;&ccedil;&uuml;msemek değil ama neredeyse bir asrı sığdırdım bu &ouml;mre, o y&uuml;zden merakımı mazur g&ouml;r g&uuml;zel kızım, yanaklarına değen yaşların sebebi ne?&rdquo;</p>
<p><br />&nbsp;Dert... Bu kelimeyi dilime ve kalbime değdirmemek i&ccedil;in &ouml;yle uğraşmıştım ki, şimdi dertli gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor olmak moralimi bozuyordu.</p>
<p><br />&nbsp;Hiddetle &ccedil;ıkışarak, &ldquo;Ne derdi Bey Amca?! Hi&ccedil;bir derdim yok benim.&rdquo; dedim ve yanından kalkıp gitmek i&ccedil;in elimi &ccedil;antama uzattım.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp; Bey Amca g&uuml;lerek kafasını iki yana salladığında, &ldquo;Derdin yok demek... Bak bu daha hayret verici.&rdquo; derken benimle resmen alay ediyordu.<br />&nbsp;Sabırla derin bir nefes alıp, &ldquo;Neden? Herkes dert sahibi olmak zorunda mı? Alışmışsınız acı dolu hayatlara, trajedilerle yaşamaya... Şimdi benim mutlu olmam mı anormal geldi size?&rdquo; diye sordum.</p>
<p></p>
<p>&nbsp;İşaret parmağını g&ouml;ğe kaldırdı ve, &ldquo;Dertsiz bir Allah vardır kızım. Bu yaşıma kadar doğarken kahkaha atan bir bebeğe rastlamadım, hepsi avazı &ccedil;ıktığı kadar ağlıyordu bu y&uuml;zden insan acıyla doğar. Acıyı ilk nefesinde tadar ve i&ccedil;inde onunla yaşar...&rdquo;</p>
<p><br />&nbsp;<em>Ne yani? Benim i&ccedil;imdeki tarif edilemez hissin sebebi, bebekken aldığım ilk nefese v&uuml;cudumun adapte olamaması mıydı?</em></p>
<p><br />&nbsp;&ldquo;Ben acı &ccedil;ekmiyorum ki... Hi&ccedil; acı &ccedil;ekmedim hayatım boyunca. Hayatımı yolunda tutmak i&ccedil;in &ccedil;ok uğraştım ve tamamen istediğim hayata sahibim.&rdquo;<br />&nbsp;&ldquo;O y&uuml;zden mi ağlıyorsun?&rdquo; diyerek g&ouml;zlerime baktığında ne diyeceğimi bilememiştim.<br />&nbsp;Uzunca bir s&uuml;re sorgular g&ouml;zlerle beni izlerken, benden bir cevap alamayınca bakışlarını denize &ccedil;evirdi.&nbsp;<br />&nbsp;&ldquo;Şu denizi g&ouml;r&uuml;yor musun?&rdquo;<br />&nbsp;Kafamı sallayarak onayladığımda devam etti, &ldquo;U&ccedil;suz, bucaksız ve masmavi... G&uuml;neşli havalarda rengini tamamen belli eder, herkes hayran hayran izler onu. En g&uuml;zel zamanının onun masmavi renkteki anları olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r ama sonra bir yağmur bulutu kaplar g&uuml;neşin &ouml;n&uuml;n&uuml;, yağdırdık&ccedil;a yağdırır &uuml;zerine &ccedil;arşaf gibi denizin, rengini bile kaybeder o an. Su bulanır, dalgalar sinirle birbirine &ccedil;arpar hatta bazen dolup taşar...&rdquo;</p>
<p><br />&nbsp;Yanımdaki yaşlı amcanın bunları neden anlattığına anlam veremez bir şekilde onu dinlerken, şu an ihtiyacım olan son şeyin, bir coğrafya dersi olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.&nbsp;<br />&nbsp; Bey Amca i&ccedil;imden ge&ccedil;enleri anlamış&ccedil;asına bana baktığında, y&uuml;z&uuml;ndeki t&uuml;m hatlar h&uuml;z&uuml;nle belirginleşmişti.&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;&ldquo;İşte o yağmurlar, denize yaşattığı t&uuml;m &ccedil;irkinliklere rağmen onun eksilmeden dalgalanmasını sağlar, onun i&ccedil;in g&uuml;neşin doğuşuna hazırlık yapar ve bizler t&uuml;m o damlalardan sonra yine o denizin sonsuz mavisine hayran hayran bakarız. Sular durulur, g&uuml;neş a&ccedil;ar... Bir bakmış ki deniz, onu yağmalayan yağmur, ona can verenmiş aslında...&rdquo;<br />&nbsp;Dediklerini kafamda tartıp, anlam vermeye başladığım dakikalarda lafa girdim, &ldquo;Neden anlatıyorsunuz bana bunları?&rdquo;.</p>
<p><br />&nbsp;&ldquo;Hayatında neyin eksik olduğunu kendi kendine sorma diye &ccedil;&uuml;nk&uuml; o g&ouml;zyaşları bile haklı yere akmalı g&ouml;z&uuml;nden, yok yere değil...&rdquo;<br />&nbsp;&ldquo;Hi&ccedil;bir şey m&uuml;kemmel olamaz değil mi?&rdquo; dedim pes ederek.<br />&nbsp;&ldquo;Her şey m&uuml;kemmelken bile kusurludur, aslında her kusur da g&uuml;zeldir. Bir hamura bile şekil verirken unu &ccedil;ok koyarsan kaskatı olur, sen g&uuml;zel olacağını zannedersin ama bir s&uuml;re sonra yoğuramazsın taş gibidir &ccedil;&uuml;nk&uuml;... İnsan da b&ouml;yledir hayatına her şeyi yeterli miktarda serpiştirmeli. Acısı da olmalı bu hayatın, kusuru da...&rdquo; dediğinde şimdi ne anlatmak istediğini tamamen anlamıştım.</p>
<p><br />&nbsp;M&uuml;kemmel ve kusursuz olmak i&ccedil;in o kadar &ccedil;abalamıştım ki, ne ger&ccedil;ek bir aşk ne ger&ccedil;ek bir mutluluk yaşayamamıştım. Acıdan ka&ccedil;arken, ger&ccedil;ek mutluluğu da elimin tersiyle itmiştim.<br />&nbsp;&ldquo;Ben sadece iyi olsun istemiştim...&rdquo; derken g&ouml;z&uuml;mden s&uuml;z&uuml;len yaşlar c&uuml;mleme eşlik ediyordu.<br />&nbsp;&ldquo;Bak evlat, ger&ccedil;ek mutluluğu tadabilmek i&ccedil;in yolun acıdan ge&ccedil;meli. Ge&ccedil;meli ki mutlu olduğunun farkına varasın... Rengi d&ouml;nmeseydi griye hi&ccedil;, deniz farkına varır mıydı maviliğinin? Hayır... Tıpkı senin gibi... Tıpkı senin mutlu olduğuna kendini ikna edememen gibi, &uuml;stelik her şey kusursuzken.&rdquo;</p>
<p><br />&nbsp;Hayatım boyunca i&ccedil;imdeki anlam veremediğim eksiklik hissini, hi&ccedil; tanımadığım bir adam anlamlandırmıştı... Ne ailem ne bir arkadaşım ne de hayat arkadaşım... Sadece yabancı bir adam...&nbsp;</p>
<p><br />&nbsp;O an aslında kendimi cesur zannederken ne kadar korkak olduğumu, o an ka&ccedil;tığım acıların aslında anlamsız mutluluğumu doğurduğunu, o an kusursuzluğun bir kusur olduğunu ve benim hayatımın tamamen bir kusurdan ibaret olduğunu anlamıştım.<br />&nbsp;&ldquo;Ben... Ben ne diyeceğimi bilemiyorum. Tek hatam ve tek isteğim mutlu olmaktı.&rdquo; dediğimde Bey Amca, daha &ouml;nce orada olduğunu fark etmediğim bastonunu bankın yanından alıp, ayağa kalkmaya yeltendi.&nbsp;<br />&nbsp;&ldquo;Tek hatan, hatasız olmak isteyişindi. Umarım mutluluklarının farkına varacak kadar deneyim kazanırsın bu hayatta ve umarım bir g&uuml;n ger&ccedil;ekten mutluluğu elde ettiğinde, bir deniz kenarında saklanarak g&ouml;zyaşı d&ouml;kmek yerine, en i&ccedil;ten kahkahalarını atarken ellerini dudaklarına siper edersin.&rdquo;</p>
<p><br />&nbsp;Yaşlı amca bastonundan g&uuml;&ccedil; alıp ayağa kalktığında, yaşlılıktan mıdır yoksa bir rahatsızlıktan mıdır bilmem, adımlarını zar zor atabiliyordu.&nbsp;<br />&nbsp;Hi&ccedil;bir şey diyememiştim ona, ben de arkasından seslendim, &ldquo;Teşekk&uuml;r ederim!&rdquo;.&nbsp;<br />&nbsp;Bir iki adım sonra durup başını &ccedil;evirdiğinde, &ldquo;Ne alimim ne de akıl hocası ama bu değnek bile mutlu ediyor beni, y&uuml;r&uuml;memi sağladığı i&ccedil;in... Ger&ccedil;ek mutluluk işte budur.&rdquo; dedi ve yoluna devam etti.</p>
<p><br />&nbsp;Derin bir nefes aldım ve g&ouml;zyaşlarımı silerek g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evirdim bakışlarımı. O an y&uuml;z&uuml;me damlayan bir yağmur tanesi g&uuml;ld&uuml;rd&uuml; beni... Evrenin harika zamanlaması bu defa ka&ccedil;mak yerine beni kendisine &ccedil;ekti.<br />&nbsp;Ellerimle sımsıkı topladığım at kuyruğumu a&ccedil;arken, sa&ccedil;larımın rahatladığını hissettim. Ayağa kalktım ve denize doğru yaklaştım. Onun i&ccedil;in de benim i&ccedil;in de gri olma vakti gelmişti sanırım...</p>
<p><br />&nbsp;Yağmur bir anda bardaktan boşanırcasına yağmaya başladığında hayatımda ilk defa başıma herhangi bir şey siper etmeden, kollarımı a&ccedil;arak onu karşıladım.<br />&nbsp;Yağıyor, yağdık&ccedil;a ruhumu arındırıyordu sanki...</p>
<p><br />&nbsp;Kahkahalarım, yağmurun yere &ccedil;arparken &ccedil;ıkardığı sesle karışırken ben de kendimle karışıyordum.</p>
<p><br />&nbsp;Y&uuml;z&uuml;m&uuml; sırılsıklam yapan damlalar, kendimi bildim bileli makyajla kapatmaya &ccedil;alıştığım doğum lekemi a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarırken, onu neden saklama isteği duyduğumu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m...<br />&nbsp;Bana ait bir kusur olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m şey aslında bana ait ve beni ben yapan tek &ouml;zel şeydi...</p>
<p><br />&nbsp;Artık hayatımda neyin eksik olduğunu anlamıştım. Artık i&ccedil;imde benliğimi kemiren şeyle tanışmış ve onu kabullenmiştim.<br />&nbsp;Eksik olan şey kusurdu, fazla olan ise m&uuml;kemmellik sevdası... Ne acı, k&ouml;t&uuml; bir hayatım olacak diye hi&ccedil; yaşayamamış olmak. Ne acı, bir g&uuml;n &uuml;z&uuml;l&uuml;r&uuml;m umuduyla hi&ccedil; aşık olmamış olmak ve yine ne acı bunları anladığım an hayatımın tamamen değişmiş olacak olması...</p>
<p><br />&nbsp;Bundan sonra ateşin ortasına atlamasam bile en azından yerde bulduğum bir &ccedil;ıta par&ccedil;asını i&ccedil;ine atmaktan korkmayacağım...<br />&nbsp;Bundan sonra yağmurlarda ıslanmak rahatsız etmeyecek beni...&nbsp;<br />&nbsp;Eksikleri tamamlarken, elimdekilerden olmayacağım artık. Ben, ben olduğum i&ccedil;in elimde olacak her mutluluk.</p>
<p><em>Ve kusurlarım, affedin...&nbsp;</em></p>
<p><br />&nbsp;Ka&ccedil;tığım hatalarım, yaşamaktan korktuğum yanlışlarım, artık i&ccedil;imde b&uuml;y&uuml;menize gerek yok. Sizden korkmuyorum...<br />&nbsp;Yaşıyorum sadece; sırılsıklam, korkmadan ve t&uuml;m benliğimle...<br />&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Aysu GİRGİN&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bana Her Gün Bayram Sana da Olsun mu?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bana-her-gun-bayram-sana-da-olsun-mu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bana-her-gun-bayram-sana-da-olsun-mu</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Bugün bayram erken kalkın çocuklar!&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/09/image_750x500_6144e5d6941d2.jpg" length="46407" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 22 Jul 2021 22:13:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>zeynonun_blogu</dc:creator>
<media:keywords>Bayram, her gün, deli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x_60f9c2c85c530.jpg" alt="" /></p>
<p data-adtags-visited="true" style="text-align: justify;">"Bug&uuml;n bayram erken kalkın &ccedil;ocuklar!" dedi, Barış abim. Erkenden kalkmadık mı? Kalktık valla. Sabahın k&ouml;r&uuml; demeden misler gibi kızarmış ekmek kokusu ile uyanmadık mı? Uyandık valla. Senden ka&ccedil; saat &ouml;nce kalkıp bayram namazına giden babanı camda beklemedin mi? Bekledik valla. Keyifle yaptığın kahvaltıyı mahallenin toplaşıp gelen &ccedil;ocuklarının gelmesiyle b&ouml;lmedin mi? B&ouml;ld&uuml;k ama hi&ccedil; şik&acirc;yet&ccedil;i oldun mu? Olmadık valla.</p>
<p data-adtags-visited="true" style="text-align: justify;">"Hayat bayram olsa!" var birde. Şarkıyı duyan herkesin el ele tutuşup yuvarlak olup hoplaya zıplaya eğlendiği şarkı. Bol bol sosyal mesaj i&ccedil;eren, mutluluğun form&uuml;l&uuml; en net şekilde veren şarkıyı, en eğlenceli en mutlu g&uuml;nlerimizde marş gibi s&ouml;ylemedik mi? S&ouml;yledik valla.</p>
<p data-adtags-visited="true" style="text-align: justify;">&Ouml;yle her şey bol bol değildi eskiden bayramdan bayrama en yeni kıyafetler ayakkabılar alınır da giyilirdi. Yoktan var edilirdi belki ama yine de bayrama cicili bicili giyinilirdi.</p>
<p data-adtags-visited="true" style="text-align: justify;">Memurdu babam, bayram ikramiyesi alacağımız g&uuml;n&uuml; sevin&ccedil;le beklerdik. Bazı bayramlarda kıyafetin yanında tabak, kaşık, &ccedil;arşaf satan yerlerden verilince &uuml;z&uuml;l&uuml;rd&uuml;m valla, &ccedil;&uuml;nk&uuml; annem o zaman bayramlık değil &ccedil;eyizlik alırdı ikimize. İki kız kolay değil tabi eksikleri bir anda almak, etmek. O zaman &ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmezdim &ccedil;ocuk aklı işte.</p>
<p class="inline-ad-slot" id="inline-ad-0" data-adtags-width="352" data-adtags-visited="true" style="text-align: justify;"></p>
<p data-adtags-visited="true" style="text-align: justify;">Hani televizyonlarda g&ouml;steriyorlar ya, ayakkabısını başucuna koyup uyuyan &ccedil;ocukları işte ben onlardandım. K&ouml;yde ge&ccedil;erdi &ccedil;oğu bayramımız aile b&uuml;y&uuml;klerim hep orda &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Arifeden giderdik &ccedil;oğu zaman. Bizim k&ouml;yde adettir arife g&uuml;n&uuml; beklermiş bizi bu d&uuml;nyadan g&ouml;&ccedil;enlerimiz. Dağdan mersinler toplanır, trakt&ouml;rlerin kasalarına doldurulur. Tek tek dolaşılır mezarlar, tanıdık tanımadık diye birşey yok tabi her biri o k&ouml;y&uuml;n insanı. Şimdi daha bir anlamlı arifeler. O konuya hi&ccedil; girmeyelim en azından bug&uuml;n.</p>
<p style="text-align: justify;">Sabahına herkes de ayrı bir telaş olur tabi. Ama bizim en &ouml;nemli telaşımız &uuml;zerinden etiketi yeni &ccedil;ıkmış kıyafetlerimiz. Giyinip kuşanıp kapı kapı gezer, el &ouml;perdik. Kimi şeker kimi para verirdi. Para verenleri daha &ccedil;ok severdik. Doğruya doğru buda aklınızda bulunsun kapınıza gelen bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k olursa. Bizim gibi bir ka&ccedil; kız vardı. Hep beraber gezer, paralarımızı birleştirirdik. &Ccedil;atapat, kızka&ccedil;ıran gibi k&ouml;y bakkalında satılan eğlenceli muzip şeyler vardı hemen onlardan alırdık.</p>
<p style="text-align: justify;">Biz &ouml;yle oyunlar peşindeyken bizden yaş&ccedil;a b&uuml;y&uuml;k olanlar top oynar, ip atlardı hava kararana kadar. Bir curcuna olurdu ki mahallede sormayın gitsin. Bah&ccedil;esine ka&ccedil;an topları bı&ccedil;akla patlatan Emine nineye bile kızmazdık. Hani &ouml;yle keyiflisindir ki seni hi&ccedil;bir şey &uuml;zemez ya seni, işte &ouml;yle g&uuml;nlerdi benim İ&ccedil;in bayramlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Anneannem ailemizin en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; olduğu İ&ccedil;in dolup taşardı geceli g&uuml;nd&uuml;zl&uuml; evimiz. Yine aynı grup bu sefer iki odası salona a&ccedil;ılan evin bir odasını işgal ederdik. Bu sefer oyunlar değişirdi tabi. El el &uuml;st&uuml;nde kimin eli var, yağ satarım bal satarım, a&ccedil; kapıyı bezirg&acirc;n başı gibi oyunları, b&uuml;y&uuml;klerimiz &ldquo;aa yeter artık kafamız şişti &ldquo; diyene kadar yine aynı curcuna halinde oynardık.</p>
<p style="text-align: justify;">Topumuzu kesen Emine nine dışında pek k&ouml;t&uuml; bir anımın olmaması da ne b&uuml;y&uuml;k şans benim İ&ccedil;in. Rahmetli Emine nineye de hi&ccedil; kızmamışızdır, nurlar i&ccedil;inde uyusun inşallah&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">Anlat anlat bitiremeyeceğim bayramlarım oldu benim. Şekerin dibine vurduğum, baklavayı şeker pareye bandığım, kahvaltıyı kavurma ile a&ccedil;tığım, bando ge&ccedil;işlerini izlerken g&ouml;z&uuml;mden sicim gibi g&ouml;zyaşımı akıttığım.</p>
<p style="text-align: justify;">Baktım bayramlarda i&ccedil;imde kelebekler u&ccedil;uşuyor. Bende her g&uuml;n&uuml;m&uuml; bayram gibi yaşıyorum. Tabi buna başka bir şey de diyorlar anladınız siz onu<span style="-webkit-tap-highlight-color: rgba(0, 0, 0, 0);">...</span></p>
<p style="text-align: justify;">İyi Bayramlar&hellip; Sevgiler Zeyno&rsquo;dan&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ceket ve Diploma</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ceket-ve-diploma</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ceket-ve-diploma</guid>
<description><![CDATA[ Bir baba, bir ceket ve bir diploma ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60ed6988db164.jpg" length="88021" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 13 Jul 2021 13:36:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nazım Köyce</dc:creator>
<media:keywords>Ceket, Baba, Diploma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sana verdiğim s&ouml;z&uuml; tuttum baba. Diplomamı da aldım geldim. Dur sana okuyayım. &lsquo;Lisans diploması. Cemil Kaya Hacettepe 6 yıl s&uuml;reli Tıp Fak&uuml;ltesi&rsquo;ni başarı ile bitirerek 6/6/2021 tarihinde bu diplomayı almaya hak kazanmıştır.&rsquo; Babasına verdiği s&ouml;z&uuml; kanıtlamanın sevinciyle diplomasını okurken t&uuml;m y&uuml;z&uuml;ne yayılan g&uuml;l&uuml;msemeyle devam etti konuşmasına Cemil.&nbsp;<br />Biliyor musun baba, &uuml;niversiteye kayıt yaptırırken &nbsp;harcımı &ouml;demek i&ccedil;in ceketini sattığını sonradan &ouml;ğrendim ama bunu bildiğimi sana sezdirmedim. &Uuml;z&uuml;lmeni istemedim &ccedil;&uuml;nk&uuml;. O ceket senin damatlığınındı. İlk yaz tatiline eve geldiğimde dolapları karıştırırken farkettim. Sana s&ouml;z ilk maaşımla bir ceket alıp o takımını tamamlayacağım. L&uuml;tfen ısrar etme, o ceket benim buralara kadar gelmeme vesile oldu. Okula başladıktan sonra da hem &ccedil;alışıp hem okuyarak sana zahmet vermedim. Bazen a&ccedil; kaldım, para lazım mı dediğinde, lazım olsa bile istemedim, &ccedil;&uuml;nk&uuml; evde beş boğaz daha vardı doyurmak zorunda olduğun. Ağlama baba, ge&ccedil;ti artık bak oğlun doktor oldu işte, hayırlısı ile en yakın zamanda işe başlayacağım. Allah nasip ederse ileride onkoloji alanında uzman olacağım. Senin gibi kanser olan t&uuml;m hastalarları parası olmasa da &uuml;cretsiz ameliyat yapacağım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir babayı kaybetmenin ne olduğunu &ccedil;ok iyi biliyorum. Elimden geldiği kadar bunu kimseye yaşatmamaya gayret edeceğim.&nbsp;<br />Uzun zaman olsa da kokun h&acirc;l&acirc; evin i&ccedil;inde. Otoriten, g&uuml;l&uuml;ş&uuml;n, &ccedil;atık kaşın, sabah homurdanmaların, işten gelirken her seferinde, &lsquo;Karabaş&rsquo;ın yemeğini verdiniz mi?&rsquo; deyişin, bayramlarda uzattığın kalın damarlı elin, arada bir kasketini arkadan &ouml;ne doğru d&uuml;zeltişin, sofraya dağ gibi oturuşun, ekmeği yediye b&ouml;l&uuml;ş&uuml;n, sırf biz duyalım diye besmeleyi sesli s&ouml;yleyişin, her şeyin evin i&ccedil;inde hi&ccedil;birini atmadık, bir ceketin eksik, onu da tamamlayacağım inşallah. Şimdi sana bir Fatih&rsquo;a okuyayım, sonra eve ge&ccedil;eceğim daha annemin haberi yok geldiğimden ona da s&uuml;rpriz yapacağım.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayat Arkadaşım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayat-arkadasim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayat-arkadasim</guid>
<description><![CDATA[ &#039;Merak etme bulursun güzel kalpler ve ruhlar asla yanlız kalmaz hep eşini bulur sadece bekle hayat seni en olmadık zamanda onunla karşılaştırır inan bana&#039; dedi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60eb72c69eab9.jpg" length="52773" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 12 Jul 2021 01:44:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nehir Kahraman</dc:creator>
<media:keywords>Hayat arkadaşı, yalnız</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir vapurda cam kenarına oturmuş başında şapkası ve takım elbisesiyle denizi izleyen bir adam g&ouml;rd&uuml;m. O kadar şık ve zarifti ki elinde bir buket &ccedil;i&ccedil;eğiyle bir kolundaki saate bir denize bir de &ccedil;i&ccedil;eğe bakıyordu s&uuml;rekli. Birine veya birşeye gittiği belliydi. Acelesi vardı. Telaşla saatine bakıyordu belliki ge&ccedil; kalmaktan korkuyordu biryere. Başlarda eskiden g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; bir dostuna veya bir hanımefendiye gittiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; y&uuml;z&uuml;nden g&uuml;l&uuml;msemesi gitmiyordu. Bembeyaz sakalları arasından g&uuml;l&uuml;msemesini kesemiyordu. Biraz izledim uzaktan. S&uuml;rekli telaşla saatine ardından elindeki &ccedil;i&ccedil;eğe ve tekrar denize odaklanıyordu. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; merak ettim, yerimden kalkıp farkettirmeden onun &ouml;n&uuml;ndeki koltuklardan birine oturdum. O beyaz sakallarının arasında ger&ccedil;ekten g&ouml;r&uuml;lmeye değer saf bir g&uuml;l&uuml;mseme vardı. İster istemez y&uuml;z&uuml;mde bir g&uuml;l&uuml;mseme oluştu. G&ouml;zlerinin etrafındaki kırışıklıklar &ccedil;ok şeye şahit olduğunu g&ouml;steriyordu. Daha fazla dayanamayıp yanına gittim.</p>
<p>'Merhaba oturabilir miyim rahatsız etmeyeceksem' diye sordum kibarca. Bana d&ouml;nd&uuml; g&uuml;l&uuml;msemesini d&uuml;ş&uuml;rmeden başını salladı. Hemen yanına oturdum. Bir s&uuml;re sonra boğazımı temizledim ve 'Yanlış anlamazsınız birşey sormak istiyorum' dedim.</p>
<p>'Buyur sor kızım' dedi.</p>
<p>'Bir s&uuml;redir sizi izliyorum, y&uuml;z&uuml;n&uuml;zdeki o saf g&uuml;l&uuml;mseme kendini her yerden belli ediyor ve bende merakına yenik d&uuml;şt&uuml;m. Merakımı mazur g&ouml;r&uuml;n ama nereye gidiyorsunuz bir hanımefendiyle mi bulacaksınız bu kadar heyecanla' diye sordum kibarca.</p>
<p>Başını tekrar cama &ccedil;evirdi derin bir i&ccedil; &ccedil;ekti. 'Evet dedi bir hanımefendiyle buluşacağım. &Ccedil;ok kibar naif bir hanımefendiyle.'dedi. 'Ne kadar tatlı bunca sene birbirinizden kopmamanız ve hep aynı heyecanla buluşmanız.' 'Evet' dedi. '&Ouml;yle, her cuma buluşuruz ve biliyor musun g&uuml;zel kızım o hala &ccedil;ok g&uuml;zel.</p>
<p>'Tabiki mutlaka &ccedil;ok g&uuml;zeldir' dedim g&uuml;l&uuml;msememi d&uuml;ş&uuml;remeyerek. Son kez saatine baktı. Ve şapkasını eline alarak ayağa kalktı. 'Kıyıya az kaldı ben kalkayım artık ge&ccedil; kalmak istemem' dedi.</p>
<p>'Tabiki buyurun efendim' diyerek yol verdim. Sonra bana hi&ccedil; beklemediğim bir soru sordu. 'G&uuml;zel kızım yanında bir şişe su var mı acaba, yanıma su almayı unutmuşum &ccedil;i&ccedil;ekleri ekince sulamazsam kururlar' dedi. Şaşkınlıkla y&uuml;z&uuml;ne baktım. Bir buketi neden ekecekti ki. Hanımefendiye vereceğini s&ouml;ylemişti.</p>
<p>'Yanlış anlamazsınız bu &ccedil;i&ccedil;ekleri hanımefendiye verecektiniz neden ekeceksiniz ki'</p>
<p>'O şuan bu &ccedil;i&ccedil;ekleri benden alamaz belki &ouml;teki d&uuml;nyada bi buket verirsem o zaman alır, şimdi onun gibi kokan &ccedil;i&ccedil;ekleri toprağına dikeyim ki yine &ouml;yle koksun canımın i&ccedil;i' dedi. Ne olduğunu biraz ge&ccedil; kavramıştım.</p>
<p>'Başınız sağolsun &ccedil;ok &uuml;z&uuml;ld&uuml;m' dedim. 'Hi&ccedil; &uuml;z&uuml;lme kızım' dedi,&nbsp; ben de &uuml;z&uuml;lm&uuml;yorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; o benim &uuml;z&uuml;lmemi istemezdi. Hem sevgi bitmedik&ccedil;e araya topraklar girse ne farkeder' dedi.</p>
<p>'Haklısınız' dedim. O sırada &ccedil;antamdaki suyu karşımdaki beye doğru uzattım. '&Ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim yavrum. Onuda benide &ccedil;ok sevindirdin. Sende kendine hep y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&uuml;ld&uuml;rebilen birini bul.' dedi. 'Umarım' dedim, 'Umarım bulurum.'</p>
<p>'Merak etme bulursun g&uuml;zel kalpler ve ruhlar asla yanlız kalmaz hep eşini bulur sadece bekle hayat seni en olmadık zamanda onunla karşılaştırır inan bana' dedi.</p>
<p>Uzun ve takılmadan c&uuml;mleler kuruyordu. Ve ger&ccedil;ekten bilgili biriydi. Hem giyiminden hemde konulmasından a&ccedil;ık&ccedil;a belli oluyordu. 'İnanıyorum size banada sizinki gibi bir eş, hayat arkadaşı verir hayat' dedim. 'Benim gitmem lazım şimdi umarım tekrar karşılaşırız k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım' dedi.</p>
<p>Ve yavaş ama tempolu adımlarla uzaklaşmaya başladı. 'Umarım ve hanımefendiye &ouml;zellikle selamları iletin' dedim. Başını hafif&ccedil;e arkaya &ccedil;evirip bana &ouml;yle i&ccedil;ten g&uuml;l&uuml;msedi ki o an herşeyin olabileceğine inandım. Ve &ouml;yle de oldu...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Enkaz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/enkaz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/enkaz</guid>
<description><![CDATA[ Asya henüz altı yaşındaydı fakat tek bir gecesi annesinin dudaklarından dökülen ninilerle son bulmamıştı, tek bir kez güne babasının yanağına kondurduğu buseyle gözlerini açmamıştı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x_60e49f77b4762.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 08 Jul 2021 01:27:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Melisa YILDIZ</dc:creator>
<media:keywords>Enkaz, savaş, yıkım, katliam, asya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x_60e49f77b4762.jpg" alt="" /></p>
<p>D&uuml;nya b&uuml;y&uuml;kt&uuml; Asya ise k&uuml;&ccedil;&uuml;k. Ne annesi vardı yanında korktuğunda sarılacağı ne babası vardı ardında herkese karşı koruyacağı. Yalnızdı Asya, bu kocaman d&uuml;nyada g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde parıldayan ay kadar yalnızdı. Asya hen&uuml;z altı yaşındaydı fakat tek bir gecesi annesinin dudaklarından d&ouml;k&uuml;len ninilerle son bulmamıştı, tek bir kez g&uuml;ne babasının yanağına kondurduğu buseyle g&ouml;zlerini a&ccedil;mamıştı. Asya&rsquo;nın i&ccedil;ine doğduğu d&uuml;nya cehennemin &ouml;n izlemesi gibiydi. &Uuml;zerlerine yağmur gibi yağan bombalar, ellerinde kocaman silahlarla halkı katleden d&uuml;şman askerler, kana bulanmış sokaklar ve de Sema&rsquo;ya y&uuml;kselmiş ağıtlar. Asya hi&ccedil; &ccedil;ocuk olamamıştı hayat onu &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta b&uuml;y&uuml;mek zorunda bırakmıştı. Asya hi&ccedil; beğendiği oyuncağı aldırmak i&ccedil;in naz yapmadı ya da &ouml;n&uuml;ne konulan yemeğe itiraz edemedi. Hayat bir senaryoydu ve Asya tek bir repliğini dahi değiştiremeden yaşadı. Masallarla b&uuml;y&uuml;medi Asya. Hi&ccedil; kahramanı olmadı, hayaller kurmadı veya kendine ait bir oyuncağı olmadı. Hayat Asya&rsquo;ya hi&ccedil; se&ccedil;enekler sunmadı. Kaderine yazılmış senaryosunu harfi harfine yaşamaktan ileri gidemedi. Onlarca caninin arasında ruhu acıya m&uuml;ebbet ettirilmiş bir bedendi. Bedeni k&uuml;&ccedil;&uuml;k fakat y&uuml;reğini dağlayan yaraları &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;kt&uuml;. Hi&ccedil; sevgi tuğlalarıyla &ouml;r&uuml;l&uuml; bir evi olmadı Asya&rsquo;nın. Onun evi bombaların yıktığı enkazlardı. Asya&rsquo;nın şarkısı g&ouml;n&uuml;llerden yakılan ağıtlardı. Hayatının &ouml;zeti acıydı. Yaşıtları gibi g&uuml;l&uuml;p oynayamadı. Diğer &ccedil;ocuklar oyun parkında salıncakla kaydırak arasında mekik dokurken Asya bombaların yıktığı evinin enkazında anne babasından kalma en ufak eşyaya razı, tozun toprağın arasında minik bir anı arıyordu. Onun tek mutluluğu silah seslerini duymadan ge&ccedil;en bir g&uuml;nd&uuml;. Onun hayatı savaşın ta kendisiydi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölü Adama Mektup 4</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup-4</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup-4</guid>
<description><![CDATA[ Bu cümlenin sahibinin ilkimi ve sonumu getireceğini nereden bilebilirdim ki.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60de0a5229a3b.jpg" length="64882" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 Jul 2021 21:39:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kağıttan Ruhlar</dc:creator>
<media:keywords>Mektup, ölü adam, sevgili, cümle</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Seninle yağmurda ıslanmayı &ouml;zledim.</p>
<p>İlk karşılaştığımız, konuştuğumuz ve hayatıma girdiğin yerdeyim. O g&uuml;n ki gibi yine yağmur yağıyor. Hala h&uuml;z&uuml;n saklı g&ouml;zlerimde ve bu sefer ki sebebi sensin. Halbuki 'h&uuml;z&uuml;n kondurmayacağım hi&ccedil; bir zaman o g&ouml;ky&uuml;z&uuml;lerine, &ouml;n&uuml;ne bulut ge&ccedil;mesine izin vermem' b&ouml;yle demiştin bana, peki neden izin verdin? Neden gitmeyi se&ccedil;tin?</p>
<p>Yağmurun her damlası tenime bir dokunuş bırakıyor, sanki yalnız değilsin burada demek istiyor. Huzuru vadediyor bana ... senden sonraki, tek huzuru.&nbsp;</p>
<p>Yıllar &ccedil;ok &ccedil;abuk ge&ccedil;iyor değil mi? Daha d&uuml;n gibi aklımda iken ilk tanışmamız, seni yeni kaybetmişim gibi hissediyorum hep. Yıllarıma bahar olarak geldin, kışı bırakıp gittin. Oysaki ben kışı da severdim seninle; her &uuml;ş&uuml;d&uuml;ğ&uuml;mde sana sığınmayı, beni sarıp sarmalamanı.</p>
<p>'Emanet gibi duruyor, uğraşma boşuna' demiştin, bana kurduğun ilk c&uuml;mleydi. Ve bu c&uuml;mlenin sahibinin ilkimi ve sonumu getireceğini nereden bilebilirdim ki. Anlamamıştım ne dediğini, ses yanımdan gelmese &uuml;st&uuml;me bile alınmazdım. Artık nasıl baktıysam sana 'bakma &ouml;yle, dudaklarındaki g&uuml;l&uuml;msemeyi diyorum; g&ouml;zlerinden akıttığın yaşlar belli olmasa da kıpkırmızıyken, sahte olduğu &ccedil;ok belli.' O g&uuml;n ilk defa 'ilkimi' yaşamıştım seninle ve ondan sonraki b&uuml;t&uuml;n ilklerimin sahibi oldun.&nbsp;</p>
<p><em>İlk &ouml;nce geldin ; mutluluğu, huzuru, g&uuml;veni, sevgiyi, aşkı yaşattın.&nbsp;</em><br /><em>Sonra gittin; h&uuml;zn&uuml;, &uuml;z&uuml;nt&uuml;y&uuml;, mutsuzluğu, kırgınlığı, &ouml;zlemi yaşattın.</em></p>
<p><em>Sen bana ne yaşatırsan yaşat, inatla kalbimde yaşamaya devam ediyorsun..</em></p>
<p>27'06</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Esilâ’ya Mektup</title>
<link>https://edebiyatblog.com/esilaya-mektup</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/esilaya-mektup</guid>
<description><![CDATA[ Esilâ’ya Mektup yazmasam çıldıracaktım. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/07/image_750x500_60ddf60433e00.jpg" length="65947" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 Jul 2021 20:07:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nazım Köyce</dc:creator>
<media:keywords>Hikaye, mektup, esila</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"><span class="s2">Esil&acirc;&rsquo;ya</span><span class="s2"> </span><span class="s2">Mektup</span></p>
<p class="s7"><span class="s6">Bu g&uuml;n şehre yağmur yağdı, &ccedil;isil &ccedil;isil. Bu yağmurda seninle ıslanmak g&uuml;zel bir anı olabilirdi. Hi&ccedil; baş başa ge&ccedil;irdiğimiz bir anımız olmadı seninle. Sokağa &ccedil;ıkıp biraz da olsa ıslandım ama yalnız ıslanılmıyor yağmurda. Yalnız yemek yenmiyor, yalnız g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakılmıyor, yalnız bir ağacın g&ouml;lgesinde oturulmuyor, yalnız eve girilmiyor, yalnız mutlu bile olunmuyor Esil&acirc;.</span><span class="s6"> Ya</span><span class="s6">l</span><span class="s6">nız, </span><span class="s6">sadece &ccedil;ok iyi acı &ccedil;ekiyorsun.&nbsp;</span><span class="s6">İstediği kişi insanın yanında olmayınca ezbere yaşıyor hay</span><span class="s6">a</span><span class="s6">tı. Yemeği hayatta kalmak i&ccedil;in yiyorum, muhabbeti ayıp olmasın diye ediyorum dostlarımla. Aklım hep sende. Yaşamak fiili hayatın i&ccedil;inden &ccedil;ıkıp gidiyor. &Ouml;znesi sen -olmayan sen- olan hayatımın, t&uuml;m y&uuml;klemleri yor</span><span class="s6">u</span><span class="s6">yor beni.</span><span class="s6"> &nbsp;</span><span class="s6">Gece yoruyor en &ccedil;ok.</span></p>
<p class="s7"><span class="s6">Gece yarıları, yaralarım a&ccedil;ılıyor bir bir&hellip;Yaram şiir oluyor. Kan kaybından &ouml;lene kadar şiir kar</span><span class="s6">a</span><span class="s6">lıyorum. &Ouml;lene kadar nahif bir s&ouml;z oldu, geberesiceye kadar seni yazıyorum aslında. Her şeyi unutuyorum o an, dalgınlığım oluyorsun. Sigaramın bittiğini k&uuml;l tablasından d&uuml;ş&uuml;nce anlıy</span><span class="s6">o</span><span class="s6">rum. İnan bana bir g&uuml;n ikimizde</span><span class="s6"> yanacağız bu evin i&ccedil;inde. Yazdıklarımdan</span><span class="s6"> &ccedil;ok sildiklerim y</span><span class="s6">o</span><span class="s6">ruyor</span><span class="s6"> beni</span><span class="s6">. Seni ya</span><span class="s6">z</span><span class="s6">mak kolay da silmek zor Esil&acirc;.</span></p>
<p class="s7"><span class="s6">Şu an sana ulaşamadığım i&ccedil;in kendimi su&ccedil;lu hissediyorum. Her yer su&ccedil; mahalli gibi. Senin</span><span class="s6">,</span><span class="s6"> </span><span class="s6">benimle birlikte </span><span class="s6">olmadığın </span><span class="s6">her </span><span class="s6">yerden ben su&ccedil;luyum. Vuslatımızın katili benim belki de&hellip; Su&ccedil;umun cezas</span><span class="s6">ı</span><span class="s6">nı &ccedil;ekiyorum. T&uuml;m gelemeyişlerin sancısındayım. &nbsp;</span></p>
<p class="s7"><span class="s6"></span><span class="s6">Elimden gelse &ouml;mr&uuml;m&uuml;n kalan kısmını seninle baş başa ge&ccedil;irebileceğim bir ka&ccedil; dakikaya değişirdim. Bunu yapabili</span><span class="s6">ri</span><span class="s6">m. Elimden gelmeyen o kadar &ccedil;ok şey var ki. Mutlu olmak elimden gelmiyor mesela. Yaş</span><span class="s6">a</span><span class="s6">mak elimden gelmiyor, en iyi yapabildiğim şey seni &ouml;zlemek. Oysa &ouml;zlenecek o kadar &ccedil;ok şey vardır ki bir insanın hayatı</span><span class="s6">n</span><span class="s6">da. &Ccedil;ocukluğu mesela, ayrı ise anne ve babasını &ouml;zler insan. Ama seni &ouml;zlemek kalbimde ki</span><span class="s6">m</span><span class="s6">seye yer bırakmamış gibi. Bu aciz, acınacak halimi yazarak seni de mutsuz etmek istemiyorum. İyiyim aslında. İnsan alışıyor yalnızlığa, sensizliğe alışam</span><span class="s6">a</span><span class="s6">sam da.</span></p>
<p class="s7"><span class="s6">Ge&ccedil;enlerde, ge&ccedil;enlerde dediğim birka&ccedil; yıl oldu, sana yazd</span><span class="s6">ı</span><span class="s6">ğım bir şiire &ouml;d&uuml;l verdiler. &Ouml;d&uuml;le laik g&ouml;r&uuml;len bu şiire biraz daha şiir ekleyip kitap &ccedil;ıkardım. Aforizmalarla seksen sayfalık bir kitap oldu. Belki bir </span><span class="s6">g&uuml;n</span><span class="s6"> alıp okursun. Kader bu, d&uuml;nya k&uuml;&ccedil;&uuml;k, bir k&ouml;y kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;ld&uuml; tabiri cai</span><span class="s6">z</span><span class="s6">se,&nbsp;&nbsp; Almanya&rsquo;da &uuml;retil</span><span class="s6">en bir kemer, Ağrı&rsquo;da ki bir adamın</span><span class="s6"> beline nasip olabiliyor artık. Olur ya kit</span><span class="s6">a</span><span class="s6">bım, daha doğrusu senin kitabın, tevafuk eline ge&ccedil;erse, &ouml;zellikle kış geceleri, yazdığım her şeyi &uuml;zerine al, &uuml;ş&uuml;tme&hellip;</span></p>
<p class="s7"><span class="s6">Can par&ccedil;an</span></p>
<p class="s7"><span>&nbsp;</span></p>
<p class="s7"><span class="s2">Nazım K&ouml;yce</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Korkunun Tutsakları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/Korkunun-Tutsaklar%C4%B1</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/Korkunun-Tutsaklar%C4%B1</guid>
<description><![CDATA[ Cesaretinizi toplayıp, anahtar deliğinden içeriye bakın...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60d7aba3f0803.jpg" length="96008" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 27 Jun 2021 01:34:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Levozbozkurt</dc:creator>
<media:keywords>korku, gerilim, cesaret, anahtar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu esaret ne zaman bitecek?</p>
<p>Ne zaman son bulacak insanların korkuları ve biz kucaklaşacağız?</p>
<p>Karanlıktaki bekleyişimin bir sonu olacak mı? G&ouml;rd&uuml;klerimin i&ccedil;inde hapsolanları, g&ouml;remeyenlerin kalplerindeki derinliklerden &ccedil;ıkartıp kendi kapımın anahtarına kavuşma isteğiyle &ccedil;ığlıklar atarken; kendini kaybedercesine ka&ccedil;anlara kahkahalarla g&uuml;l&uuml;yorum.</p>
<p>Buradaki hik&acirc;yemin ne zaman başladığını unuttum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; unutmazsak; asla o son d&ouml;nemeci aşıp, &ccedil;ıkışa varamayız. Bize sunulan lanetli g&ouml;revi ancak boş vermişlikle bitirebiliriz...</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;***</p>
<p style="text-align: left;">Korku evinin namını duyduğumda, hakkında bilgi toplamaya başlamıştım. Yazılanlara g&ouml;re; gelen insanlardan bazıları psikolojik tedavi g&ouml;rm&uuml;ş, panik atak krizleri ge&ccedil;irmiş, halen tedavisinin devam ettiği şizofreni atağı yaşayan m&uuml;şterileri varmış. Evin kurucusu, tedavi masraflarını &uuml;stlenmeyi kabul etmiş ve yasal işlemler sonlandırılmış.</p>
<p style="text-align: left;">Genelde yaptığımız ekip planlarımızda hep bir p&uuml;r&uuml;z &ccedil;ıkmış, iptal olmuştu.</p>
<p style="text-align: left;">Bu sefer erken davranarak g&uuml;nler &ouml;ncesinden evin sahibiyle g&ouml;r&uuml;şmeye gittim. Korku evini aradım ve beş kişilik rezervasyon yaptırmak istediğimi s&ouml;yledim. Telefondaki adamla buluşma i&ccedil;in uygun saat ve mek&acirc;na karar verip konuşmayı sonlandırdık.</p>
<p style="text-align: left;">Buluşma saatinden yirmi dakika &ouml;nce mek&acirc;na gittim. Kendi kendime, "acaba nasıl bir tip gelecek," diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, mek&acirc;nın &ouml;n&uuml;nde duran 1959 model, siyah Cadillac arabayı g&ouml;r&uuml;nce, beklediğim adamın geldiğini anlamıştım. Araba; klasik Amerikan cenaze arabasıydı, mat siyah ve krom kaplamaların uyumu beni kendine &ccedil;ekmişti. Kocaman g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne kilitlenmiş bir şekilde bakarken, s&uuml;r&uuml;c&uuml; tarafındaki kapı a&ccedil;ıldı ve şof&ouml;r dışarıya &ccedil;ıktı. 1,80 boyunda, siyah takım elbise giymiş, beyaz tenli adamı g&ouml;r&uuml;nce; bu gezinin &ccedil;ok eğlendirici ve ger&ccedil;ekten korkutucu olacağına kanaat getirmiştim.</p>
<p style="text-align: left;">Adam, insanların tuhaf bakışlarına aldırış etmeden kapıda durup etrafa bakarken, ayağa kalkıp ona doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım.</p>
<p style="text-align: left;">"Merhaba, ben Levent." Tokalaşmak i&ccedil;in elimi uzattığımda, g&uuml;neş g&ouml;zl&uuml;klerini &ccedil;ıkartarak elimi sıkıca ve buz gibi bir hisle kavradı.</p>
<p style="text-align: left;">"Merhaba dostum, ben de Mayki." G&uuml;l&uuml;msemesi yayıldı.</p>
<p style="text-align: left;">"Ger&ccedil;ek adımı, evdeki turunuzun sonunda s&ouml;ylerim."</p>
<p style="text-align: left;">"Pek&acirc;l&acirc;. O zaman oturalım ve bir şeyler i&ccedil;erken diğer ayrıntılara ge&ccedil;elim." Elimle oturduğum masayı işaret ettim. Masaların arasında y&uuml;r&uuml;rken, yanından ge&ccedil;tiğimiz insanlar sanki hayalet g&ouml;rm&uuml;ş gibi bize bakıyordu. Masamıza oturduğumuzda, garson siparişlerimizi almak &uuml;zere yanımıza geldi.</p>
<p style="text-align: left;">"Hoş geldiniz, ne arzu edersiniz?" Zavallı kızcağızın konuşurken sesi titremişti.</p>
<p style="text-align: left;">Mayki'ye bakarak,</p>
<p style="text-align: left;">"Ne istersin dostum?" diye sordum.</p>
<p style="text-align: left;">"Sade nescafe." Sesindeki ağır tını kanımın &ccedil;ekilmesine sebep olmuştu.</p>
<p style="text-align: left;">"İki sade nescafe l&uuml;tfen." diye cevaplayarak, garson kızı &ccedil;ektiği işkencenin i&ccedil;inden &ccedil;ekip &ccedil;ıkartmıştım. Kız yanımızdan ayrılırken, ben de yeni arkadaşıma sohbete başladım.</p>
<p style="text-align: left;">"&Ouml;ncelikle tanıştığımıza &ccedil;ok memnun oldum. Korku evinizin namını duydum ve hakkında araştırma yaptım. Mazisinin bu kadar karanlık ve korkutucu olması benim i&ccedil;in karşı konulamaz bir &ccedil;ekicilik sağladı. İ&ccedil;eride bizi bekleyenleri merak ediyorum." Konuşurken sanki g&ouml;zlerime değil de ruhuma bakıyordu. Bu adamın derinlerinde, g&ouml;r&uuml;nenin aksine başka şeyler olduğuna emindim. Konuşmam bittiği sırada, kahvelerimiz gelmişti. Garson, elleri titreyerek siparişlerimizi masaya bırakırken, Mayki kızın elini tuttu;</p>
<p style="text-align: left;">"Bu kadar korkacak bir şey yok k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım. Şu anda ilgimi &ccedil;ekmiyorsun." Minyon ve kırılgan g&ouml;r&uuml;nen kız, g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nde eriyip gitti. Kız, yanımızdan ayrıldıktan sonra Mayki bana d&ouml;nerek;</p>
<p style="text-align: left;">"Size i&ccedil;erideki sırlarımızdan bahsedemem. Bizim metotlarımız, d&uuml;nyanın hi&ccedil;bir yerinde olmayan ve kişilere &ouml;zel olarak değişen, karmaşık bir sistem &uuml;zerine kurulmuştur."</p>
<p style="text-align: left;">Adam konuşurken, ben de merak denizinde, hayal edemediğim bilinmezlerle y&uuml;zmeye başlamıştım. Zihnimde gezinen g&ouml;lgelere anlam kazandırmaya &ccedil;alışırken;</p>
<p style="text-align: left;">"Tur g&uuml;n&uuml;nde, sizi belirlediğimiz bir noktadan alıyoruz. Sizi evimizde ağırlayacak ve s&ouml;zleşme imzalayacağız. Birka&ccedil; sağlık kontrol&uuml;nden de ge&ccedil;meniz gerekiyor."</p>
<p style="text-align: left;">"Ne gibi kontrollerden bahsediyorsun?"</p>
<p style="text-align: left;">"Korku evinde yaşanmış olaylardan sonra oluşabilecek sıkıntılardan en az kayıpla kurtulmak adına birka&ccedil; psikolojik ve fiziksel yeterlilik testine gireceksiniz."</p>
<p style="text-align: left;">"Anlıyorum ve bunda da &ccedil;ok haklısınız."</p>
<p style="text-align: left;">Konuşmamızın sonlarına gelirken Mayki g&uuml;n&uuml; belirlememiz i&ccedil;in randevu defterini &ccedil;ıkardı ve tur g&uuml;n&uuml; olan; 01.03.2020 tarihini not aldı. Defteri cebine koyarken ruhuma dokunan son bir bakış yakaladım g&ouml;zlerinde. Bu bakışın altındaki derin karanlığı ancak korku evine girdiğimde &ouml;ğrenecektim.</p>
<p style="text-align: left;">Sohbetimizi ve tanışmamızı geride bırakarak mek&acirc;ndan ayrıldık. Ben de diğerlerinin yanına gitmek i&ccedil;in yola koyuldum.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</p>
<p style="text-align: left;">Uzun yıllardır &ccedil;alışmalarını s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z m&uuml;zik grubumuzun alb&uuml;m yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml;yd&uuml;. Mayki ile buluştuğumuz g&uuml;n&uuml;n akşamında, Saygın ve Emine'nin evinde akşam yemeği planı yapmıştık. Tur hakkındaki gelişmeleri de yemek sırasında anlatacaktım. Saygın'ların evine yakın olduğumdan, erken gitmeye ve hazırlıklara yardım etmeye kara verdim.</p>
<p style="text-align: left;">Telefonla Saygın'ı aradım;</p>
<p style="text-align: left;">"Kardeşim, nerelerdesiniz? İşlerim bitti ve yardıma geleceğim."</p>
<p style="text-align: left;">"Markete gitmek i&ccedil;in &ccedil;ıkmak &uuml;zereyiz. Sen neler yaptın?"</p>
<p style="text-align: left;">G&uuml;n i&ccedil;inde yaptıklarımı ve planı anlatmak i&ccedil;in can atıyor olsam da şimdilik susmalıydım.</p>
<p style="text-align: left;">"Dışarıda birka&ccedil; işim vardı. Şimdi size doğru geliyorum."</p>
<p style="text-align: left;">"Tamam dostum. Bekliyoruz."</p>
<p style="text-align: left;">Adımlarımı hızlandırarak, evin olduğu sokağa yaklaştım. Saygın ve Emine, kapının &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkmıştı. Kısa bir selamlaşmanın ardından markete gitmek &uuml;zere yola koyulduk.</p>
<p style="text-align: left;">Alınacaklar listesi bayağı uzundu. Ana yemek i&ccedil;in et se&ccedil;enekleri, mezeler, salata malzemeleri... Market turu s&uuml;rerken, Hasan aradı.</p>
<p style="text-align: left;">"Alo, kardeşim. Neler yaptınız?"</p>
<p style="text-align: left;">"Saygın ve Emine ile birlikte marketteyiz. Yarım saate evde oluruz. İşiniz yoksa gelin, d&ouml;rt koldan hazırlıkları halledelim."</p>
<p style="text-align: left;">"Tamamdır. Yağmur da yola &ccedil;ıkmış. Evde buluşuruz." Telefonu kapatıp marketten &ccedil;ıkarak evin yolunu tuttuk.</p>
<p style="text-align: left;">Eve vardığımızda, ben masayı kurarken Saygın da mangalı yakmaya başlamıştı. Emine, mutfakta salata ve mangal i&ccedil;in sosları hazırlarken kapı &ccedil;aldı. Hasan ve Yağmur'un da bize katılmasıyla, ekip geceye hazırdı.</p>
<p style="text-align: left;">İki saatin sonunda, masamız t&uuml;m ihtişamıyla bizi &ccedil;ağırıyordu. İlk kadehlerle birlikte, eğlence başlamıştı. Saatler ilerledik&ccedil;e, sohbet koyulaşmaya ve planımı anlatmam i&ccedil;in bana zemin hazırlamaya başlamıştı.</p>
<p style="text-align: left;">"Arkadaşlar, pazar g&uuml;n&uuml; i&ccedil;in plan yapmayın. Size kemiklerinizi bedeninizden ayıracak bir s&uuml;rprizim var." Bu tarz c&uuml;mlelerime alışık olsalar da arkasından gelebilecek konunun, illaki sıra dışı olacağını bildikleri i&ccedil;in p&uuml;r dikkat beni dinliyorlardı.</p>
<p style="text-align: left;">"Ge&ccedil;en hafta, şehir dışında a&ccedil;ılmış bir korku evinin reklamını g&ouml;rd&uuml;m. Bu konuda &ccedil;ok iyi olduklarını ve y&ouml;ntemlerinin kusursuz olduğunu okudum. Bug&uuml;n gelmeden &ouml;nce de randevu aldım..." Birka&ccedil; g&uuml;n&uuml;n &ouml;zetini anlattım, fikirlerini ve kararlarını almak &uuml;zere geri &ccedil;ekildim.</p>
<p style="text-align: left;">Emine ve Saygın, korku temaları hakkında bize nazaran daha zayıf olsalar da Hasan ve Yağmur'un da desteğiyle pazar g&uuml;n&uuml;ne onay verdiler.</p>
<p style="text-align: left;">"Tek bir şartla geliriz." dedi Emine.</p>
<p style="text-align: left;">"Zorlandığımızı hissettiğimizde, &ccedil;ıkarız."</p>
<p style="text-align: left;">Fazla &uuml;stlerine varmadan;</p>
<p style="text-align: left;">"Belirli durumlarda, kişiler turu bırakabiliyorlar." dedim.</p>
<p style="text-align: left;">Yemeğin, rakının ve sohbetin sonlarına yaklaşırken; ev hakkındaki bilgileri paylaşarak geceyi noktalamıştık. Saygın ve Emine &ccedil;iftine veda ederek, pazar g&uuml;n&uuml; &ouml;ğlen saatinde buluşmak &uuml;zere evden ayrıldık.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</p>
<p style="text-align: left;">Pazar sabahı saat 08.15 sularında uyandığımda, gece g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m r&uuml;yanın etkisinden kurtulmak i&ccedil;in kendime sert bir kahve hazırlayıp, sabah serinliğine aldırmadan balkona oturdum ve k&acirc;buslarımdan arta kalanları d&uuml;ş&uuml;nmeye başladım...</p>
<p style="text-align: left;">R&uuml;yamda; karanlık koridorlarda, arkamda beni takip eden karanlık ellerden ka&ccedil;ıyordum. Bana her dokunduğunda, kulaklarıma dolan &ccedil;ığlıkları ve yardım isteyen ruhları duyuyordum. Karşıma &ccedil;ıkan kapıları a&ccedil;tık&ccedil;a, başka koridorlara ve başka odalara d&uuml;ş&uuml;yordum. Odalarda; tanımadığım y&uuml;zlerin, kanlı v&uuml;cutlarından taşan par&ccedil;alanmış organlarıyla eğlenen maskeli insanlar ve bu insanlara anlamadığım karanlık bir dilde emirler yağdıran Mayki vardı...</p>
<p style="text-align: left;">Gece d&ouml;rt defa uyanmıştım. Tekrar uykuya dalışımda, k&acirc;buslar kaldığı yerden devam ediyordu. Sanki r&uuml;yada bayılıp, kendi d&uuml;nyama ge&ccedil;miş ve tekrar uyuduğumda r&uuml;yamda ayılarak, devam eden bir korku d&ouml;ng&uuml;s&uuml;nde yuvarlanır gibiydim.</p>
<p style="text-align: left;">Kahvaltı &ouml;ncesi iki bardak kahve ve iki saatlik d&uuml;ş&uuml;nme faslının bitiminde, evden erken &ccedil;ıkmaya karar verdim. Erkenden insanları organize ederek Saygın'ların evine vardım. Kapıdan girdiğimde; taze &ccedil;ayın kokusu ve insanların uykulu bakışları ile karşılandım. Kısa bir s&uuml;re sonra, Hasan ve Yağmur da bize katıldı.</p>
<p style="text-align: left;">Buluşmaya yarım saat kala Mayki aradı...</p>
<p style="text-align: left;">"G&uuml;naydın, bug&uuml;n&uuml;n şanslı ruhları." Sesindeki a&ccedil;lığın tonu, kulaklarıma dolan kahkahasıyla birleşince, k&acirc;buslarımdan &ccedil;ıkan bir hortlakla konuşuyor hissine kapılmıştım.</p>
<p style="text-align: left;">"G&uuml;naydın, korkunun azmettirici g&uuml;c&uuml;." Bu şekilde hitap etmem hoşuna gitmiş olacak ki aynı kahkahayı, i&ccedil;tenlikle yollamıştı kalbime.</p>
<p style="text-align: left;">"Buluşma vaktimiz yaklaşıyor, umarım hayatınızın en korkun&ccedil; g&uuml;n&uuml;ne hazırsınızdır."</p>
<p style="text-align: left;">"Tabii ki hazırız. Sen de ge&ccedil; kalmamaya &ccedil;alış. Bekleyen ruhları k&uuml;st&uuml;rme."</p>
<p style="text-align: left;">"Tamamdır. Yaklaşırken sizi ararım."</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Telefonu kapattığımda, y&uuml;z&uuml;me oturan sadist&ccedil;e g&uuml;l&uuml;mseme, diğerlerinin soru soran bakışlarıyla birlikte normale d&ouml;nd&uuml;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Haydi bakalım, zamanımız azalıyor. Etrafı toparlayıp, hazırlanmaya başlayalım."&nbsp;diyerek, insanları harekete ge&ccedil;irdim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yirmi dakikalık hazırlık s&uuml;recinin ardından gelen telefonla birlikte, buluşma noktamıza doğru evden ayrıldık...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mayki bizi almak i&ccedil;in geldiğinde, diğerlerinde de benim ilk tepkimin benzerini g&ouml;rd&uuml;m. Karşımızda duran ihtişamlı araba ve şof&ouml;r koltuğundaki garip adam...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yolda giderken tanışma ve sohbet i&ccedil;in bolca vaktimiz olacaktı. Arabaya doluştuk ve bizi bekleyen korku dolu saatler i&ccedil;in yolculuğumuz başladı. Şehir dışına &ccedil;ıktığımızda, bilmediğimiz patikaların arasında gizlenen ağa&ccedil;lık yollara saptık. Yol kenarındaki ağa&ccedil;lar; insanı hipnotize edercesine sallanıyor, dallarına değen r&uuml;zg&acirc;rlarla kucaklaşarak dans ediyordu. Dalların arasından ge&ccedil;en r&uuml;zg&acirc;rın, kulaklarıma taşıdığı fısıltılarla kendimden ge&ccedil;miş halde dışarı bakarken; Mayki'nin sesiyle, zihnim yeniden d&uuml;nyaya adım attı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Yaklaşıyoruz, hazır olun." Bizi g&ouml;receklerimize hazırlarcasına &ccedil;ıkan sesine doğru koşarken, yolun sonundaki arazinin ortasında, t&uuml;m ihtişamıyla bize vahşice g&uuml;l&uuml;mseyen evi g&ouml;rd&uuml;m. Arazinin girişinde durduğumuzda kapının g&uuml;zelliği karşısında dona kalmıştık. Y&uuml;ksek s&uuml;tunların &uuml;zerine oturmuş Gargoyle fig&uuml;rleri, gelişimize mutlu olmuş&ccedil;asına bize g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu. Mayki, cebinden &ccedil;ıkarttığı kumandayla, &uuml;zerinde altın renkli b&uuml;y&uuml;k bir 'M' harfi olan demir kapıyı a&ccedil;tığında, fig&uuml;rler de hareketlendi. Sahiplerini selamlarcasına oturdukları yerden kalkıp kanatlarını a&ccedil;tılar ve kapının kapanmasıyla tekrar eski hallerini aldılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Heykellerin bu şekilde hareket etmesinin şaşkınlığıyla kapıya bakarken, Mayki'nin donuk kıkırtısını işittim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"G&ouml;rd&uuml;kleriniz sadece başlangı&ccedil;."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Parke taşlarıyla d&ouml;şeli yolda, tekerleklerin &ccedil;ıkarttığı hırıltılı sarsıntının sessizliğinde eve vardık. Arabadan inip g&ouml;zlerimi eve &ccedil;evirdiğim zaman, karşımızda duran malik&acirc;nenin g&uuml;zelliği kendini t&uuml;m ayrıntılarıyla ruhlarımıza sunuyordu...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zifirisine gri bir kaymak &ccedil;ekilmiş; bir ihtiyar k&ouml;peğin kırışık alnındaki &ccedil;izgileri temsil eden duvarlarıyla, bal peteğini andıran nakışlarıyla s&uuml;slenmiş bir noktayla g&ouml;zlere &ccedil;arpan devasa bir yaratık izlenimi veren yapının dil ısırtan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;; siyah şeffaf bir &ouml;rt&uuml;ye benzer sisli bir gecede bile &ouml;teden kendisini belli edecek bir ihtişamla bize bakıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Giriş kapısına uzanan &uuml;&ccedil; d&ouml;neme&ccedil;li geniş merdivenlerin başında duran ş&ouml;valye zırhları, ellerindeki kılı&ccedil;ların parlaklığıyla g&ouml;zlerimizi kamaştırdı. Merdivenleri &ccedil;ıkarken, &uuml;&ccedil; katlı binanın mimarisine şaşkınlıkla bakıyorduk. Kapının girişindeki kemerlerin ihtişamı, evin kendisi kadar &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml;yd&uuml;. Eski tarz oymalı kapının &uuml;zerindeki kocaman kuru kafa fig&uuml;r&uuml;; Mayki'nin, &ccedil;enesinden tutup tokmak olarak kullanmasıyla canlandı ve kocaman kapı, kahkaha atan bir gıcırtıyla ardına kadar a&ccedil;ıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"&Ccedil;ekinmeyin, kendinizi evinizde hissedin."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sizi bilmem ama ben burada sonsuza kadar yaşayabilirim." dediğimde, Mayki'nin sırıtışı yayıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Saygın ve Emine kol kola girmiş, ağızları bir karış a&ccedil;ılmış halde etrafı izlerken; Hasan ve Yağmur da duvarda asılı tabloları, sanki bir resim sergisini gezen iki entelekt&uuml;el gibi inceleyerek, kendi turlarını başlatmışlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Işıkla birlikte g&ouml;zlerimize oyunlar oynayan, altın ve yeşil karışımı yer karoları yolumuzu aydınlatıyordu. Neredeyse on metre y&uuml;ksekliğindeki, tavana kadar uzanan s&uuml;tunların i&ccedil;inde bir şeylerin yaşadığını hissetmiştim. Duvarda asılı olan orta &ccedil;ağ tabloları, kendi hik&acirc;yeleriyle bizi selamlıyor ve onlara baktık&ccedil;a kalplerimizi ele ge&ccedil;iriyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Burası &ccedil;ok g&uuml;zel." derken, Emine'nin sesindeki hayranlık fısıltısı, y&uuml;ksek tavanların en karanlık k&ouml;şelerine kadar ulaşmıştı. Ev de kendince teşekk&uuml;r etmek istercesine; i&ccedil;eride gezen serin havayı y&uuml;zlerimize vurarak, derin bir nefes almamızı ve geziye devam etmemizi s&ouml;yler gibiydi...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"&Ouml;ncelikle s&ouml;zleşme ve diğer işlemler i&ccedil;in sizi bu odaya alalım." Mayki, giriş kapısının hemen solunda duran odayı işaret etti. O ana kadar orada olduğunu fark etmediğimiz uşak, kapıyı a&ccedil;mış ve misafirperver bir edayla bize bakıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tablolara dalmış olan Hasan ve Yağmur'a seslendim ve odaya girdik. Oda, dışarısının ihtişamına karşın, olduk&ccedil;a sade d&ouml;şenmişti. Kapının karşısında &ouml;zel yapım olan bir ofis masası, &uuml;zerinde bir diz&uuml;st&uuml; bilgisayar, masanın hemen yanında duran kahve makinesi g&ouml;ze &ccedil;arpan ilk ayrıntılardı. Masanın tam karşısında bir &uuml;&ccedil;l&uuml;, iki de tekli, mat siyah koltuk takımı ofisin b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sağlanmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mayki masasına ge&ccedil;erken, biz de koltuklara yerleştik. O sırada uşak kahvelerimizi ikram ederken, Mayki de &ccedil;ekmeceden evrak dosyasını &ccedil;ıkartarak, kalem ve formları uzattı. &Uuml;&ccedil; sayfadan oluşan formda; kişisel bilgilerimiz, sağlık durumumuz, kan grubumuz, ameliyat veya ge&ccedil;irdiğimiz kronik sakatlıklar ve eve kendi isteğimizle geldiğimizi beyan eden, oluşabilecek psikolojik ve fiziki sorunlardan işletmeyi sorumlu tutmayacağımız; feragat s&ouml;zleşmesi bulunuyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmzaladığımız formları masaya bıraktık. Mayki formları inceledikten sonra;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Şimdi de yardımcım sizleri k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir fiziksel teste alacak."&nbsp;dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Ne gibi bir test?"&nbsp;Hasan sessizliğini bozmuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Koşu bandında on dakikalık tura &ccedil;ıkacaksınız. Kalp atışlarınız, nefes sıklığınız ve kan basıncınız &ouml;l&ccedil;&uuml;lecek. Bir şey daha var; test sırasında oluşabilecek bir terslikte, kişiye '</span><span style="text-decoration: underline;"><i><span style="font-weight: 400;">tur i&ccedil;in uygun değildir</span></i></span><span style="font-weight: 400;">' kararını da verebilirim. Bahsi ge&ccedil;en olayları sizlere yolda anlatmıştım."&nbsp;Mayki b&uuml;t&uuml;n bunları anlatırken, i&ccedil;tenliğine kendimizi kaptırmıştık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hi&ccedil; sorun olmaz."&nbsp;dedi Saygın. Kahvelerimizi i&ccedil;ip ofisin i&ccedil;inden spor salonuna doğru, uşağın peşi sıra ilerledik. &Uuml;zerimize eşofmanlarımızı giymek i&ccedil;in soyunma kabinlerine girerek, test i&ccedil;in hazır bir şekilde koşu bantlarının başında beklemeye başladık. Uşak; her birimize kalp ritimlerimizi g&ouml;steren kabloları &ouml;zenle iliştirirken, ağızlarımıza maskeleri takıp, koşu bantlarını ayarladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hafif tempoda başlayan koşu, beşinci dakikadan itibaren artarak, başarılı bir şekilde sonlandı. Uzaktan monit&ouml;rleri izleyen ve notlar alan uşak, test sonu&ccedil;larını Mayki'ye g&ouml;t&uuml;r&uuml;rken, biz de ofise ge&ccedil;tik. Yokluğumuzda hazırlanmış ve masalarımıza konulmuş taze portakal sularımızı yudumlarken, Mayki de k&acirc;ğıtlara bakıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sonu&ccedil;lar olduk&ccedil;a g&uuml;zel. Bunca yoğun iş ve sanat aktivitelerinden sonra b&ouml;ylesi sonu&ccedil;larla karşılaşmak beni olduk&ccedil;a memnun etti. B&uuml;y&uuml;k bir mutlulukla tura hak kazandığınızı belirtmek isterim."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Y&uuml;z&uuml;m&uuml;ze yerleşen memnuniyet ve heyecan duygularıyla, portakal sularımızı bitirip kıpırdanmaya başladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Artık vakit geldi. Hazırsanız &uuml;st kata &ccedil;ıkalım." Mayki'nin g&ouml;z&uuml;nden, kalbimin derinlerine işleyen ışığı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Evet, &ccedil;ok eğleneceğiz." diye mırıldandım...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ofisten &ccedil;ıkıp bir &uuml;st kata ulaştık. Karşısında durduğumuz kapı; tarihin tozlu raflarında şans eseri bulunan, unutulmuş bir kitap gibi bize ustasının zanaatını anlatmaya &ccedil;alışıyordu. Kapının girişinde iri kıyım bir g&ouml;revli duruyordu. Kapı &ouml;n&uuml;nde sıraya girdiğimizde, Mayki;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Eğer ki turun ortasında zorlanır veya &ccedil;ıkmak isterseniz, bir g&uuml;venlik kelimesi belirlemenizi istiyorum."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolay telaffuz edilecek bir kelime d&uuml;ş&uuml;nmeye başladık. Bu karmaşanın i&ccedil;inden Yağmur'un zekice fikriyle &ccedil;ıktık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Niyazi. Nasıl fikir?" Şarkılarımızdan birinin adını se&ccedil;mek gayet mantıklıydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hem de kolay." dedi Hasan.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bu sorunu da &ccedil;&ouml;zd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;ze g&ouml;re, artık kapılar a&ccedil;ılsın ve eğlence başlasın. Sizi s&uuml;rekli izliyor olacağız. Ters bir durumda arkadaşlar size ulaşacak." Mayki s&ouml;z&uuml;n&uuml; bitirip, kapıda bekleyen adama 'tamam' anlamında bir işaret yaptı ve g&ouml;revli, korkunun kapılarını a&ccedil;tı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapıdan i&ccedil;eriye giren ilk kurban ben oldum. Karanlık koridorda y&uuml;r&uuml;rken, diğerleri de arkamdan geliyordu. Dar ve loş koridor, nemli ve k&uuml;fl&uuml; bir kokuyla bize 'merhaba' demişti. Derinlerden gelen uğultular, ilk anlarda anlamsız ve boğuk sesleri andırıyordu. Koridorda ilerledik&ccedil;e; sesler, &ccedil;ığlıklara d&ouml;n&uuml;şmeye ve insanın t&uuml;ylerini diken diken etmeye başlıyordu. G&ouml;zlerimiz karanlığa alıştık&ccedil;a, i&ccedil;erisi sanki bunu anlamış&ccedil;asına karanlığa b&uuml;r&uuml;nme isteğiyle bizi avu&ccedil;larına hapsediyor, karanlığın i&ccedil;inden; kafamıza, y&uuml;z&uuml;m&uuml;ze, kollarımıza değen belirsiz hislerle yolculuğumuz s&uuml;r&uuml;yordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ellerimi &ouml;ne uzatmış, k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve &uuml;rkek adımlarla y&uuml;r&uuml;rken; karşıma bir yol ayrımı geldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Yol burada ikiye ayrılıyor. Ayrılalım mı?"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bana kalırsa ayrılmak yerine biraz daha devam edelim." dedi Hasan. Hepimiz bunun mantıklı olduğu konusunda anlaşarak yola, sağ taraftan devam etme kararı aldık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karanlıkta izlendiğiniz hissine &ccedil;ok kez kapılmışsınızdır. G&ouml;r&uuml;nmeyen k&ouml;şelerden, bilinmeyenlerin g&ouml;zleri &uuml;zerinizde y&uuml;r&uuml;rken, derinlerden gelen nefes sesleri ve &ccedil;ıtırtılarla, korku dolu şekilde yolda y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml; hayal edin. Boş ve karanlık sokaklarda ka&ccedil;mak veya &ccedil;ığlık atmak gibi se&ccedil;enekleriniz vardır; fakat bu dar koridorda bu se&ccedil;enek, şıklar arasında yer almıyordu. Zeminden belli belirsiz titreşimler gelirken, arkamdan gelen &uuml;rkek fısıltıları işittim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Yerde bir şeyler var Levent!" Emine titrek sesiyle fısıldarken, yerdeki titreşimler hissedilir olmaya başladı. Sanki bir mekanizmanın dişlileri bizi yutmak i&ccedil;in ağzını a&ccedil;ıyor gibi homurdandı ve zemin bir anda boşluk oldu...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Ccedil;ığlıklar atarak d&uuml;şerken; 'sonumuz nereye varacak' heyecanı ve korkusuyla, koyu bir sıvının i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;m. Karanlıkta y&ouml;n&uuml;m&uuml; bulmaya &ccedil;alışıyordum. Diğerlerinin seslerini duymaya başladığımda; ayrı ayrı t&uuml;plerin i&ccedil;inde hapsolduğumuzu anladım. Bir pantomim sanat&ccedil;ısı gibi etrafımı anlamaya &ccedil;alışıyordum. G&ouml;r&uuml;nmez -karanlık- bir camın ardına sıkışmış, &ccedil;ıkmak i&ccedil;in &ccedil;abalayan bir kelebek edasıyla camları yoklarken; uzaklardan yaklaşan kocaman adımları duydum. Karanlığı delerek yaklaşan ayak sesleri hızlandı ve cama &ccedil;arpan kocaman bir suratla, &ccedil;ığlık atarak tekrar koyu sıvının i&ccedil;inde &ccedil;ırpınmaya başladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Odada karışık sesler korosu gibi herkes &ccedil;ığlıklar atıyordu. Birileri; i&ccedil;inde sıkıştığımız şeffaf h&uuml;crelerimize yumruklar atıp bağırıyor, biz de karşımızdaki bu karanlık &ouml;fkeyi algılamaya &ccedil;alışırken, korku faresinin ruhumuzu kemirmesinin paniğini hissediyorduk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonunda yumruklamalar ve bağırışlar bittiğinde, diğerlerine sesimi duyurmak i&ccedil;in avazım &ccedil;ıktığı kadar bağırdım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Dinleyin! Herkes iyi mi?" Sesim, kendi h&uuml;cremde yankılanmış, diğerlerine ulaşmayı başarmıştım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"İyi değilim Levent! Bizi nasıl bir yere getirdin?" Hasan'ın &ouml;fkeli sesini duyduğumda biraz da olsa rahatlamıştım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derinlerden diğerleri de konuşmaya başladı. Yağmur ve Emine &ccedil;ığlıkla karışık, kesik nefesler alıyordu. Saygın, eşini sakinleştirmek i&ccedil;in y&uuml;ksek sesle konuşmaya başladı;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Emine, sakinleş. Hepsi ge&ccedil;ti. Unutma buraya eğlenmeye geldik." Konuşması bittiğinde ortalık biraz daha sessizleşti. Ben de buradan &ccedil;ıkış i&ccedil;in bir şeyler d&uuml;ş&uuml;nme fırsatı bulmuştum. Ayaklarımın altında kapak gibi bir şey hissettim. Derin bir nefes alarak, kendimi koyu ve yapış yapış sıvının derinlerine g&ouml;md&uuml;m. Ellerimle zemini yoklarken, ufak bir vana veya kol arıyordum. Nefesim bitmek &uuml;zereyken aradığım şeyi buldum ve tekrar nefes almak i&ccedil;in yukarıya &ccedil;ıktım. Keşfimi diğerlerine de aktarmak ve bu kutulardan &ccedil;ıkmak i&ccedil;in seslendim;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Gen&ccedil;ler, beni dinleyin. Hemen altınızda bir yerde, ufak bir kol bulacaksınız. Onu &ccedil;ekerseniz, buradan kurtulacağımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum." Herkes onayladığını belirttikten sonra, tekrar derin bir nefes aldım ve son kez karanlığın kollarına bıraktım kendimi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolu &ccedil;ektiğimde, derinlerden gelen uğultuyla birlikte; i&ccedil;inde y&uuml;zd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bu bal&ccedil;ık benzeri sıvı, hızla boşaldı ve kabin yukarıya a&ccedil;ılarak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; ellerimize bıraktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapakların a&ccedil;ılmasıyla birlikte, d&ouml;rt ayrı kapının &uuml;zerindeki ışıklar yanarak, yeni se&ccedil;imimiz i&ccedil;in bize fırsat sunuyordu. Kapılara yaklaşırken, diğerleriyle g&ouml;z g&ouml;ze geldim. Hepsinin y&uuml;z&uuml;ndeki korku ve sinirli ifadeyi tek tek i&ccedil;ime hapsettikten sonra;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hasan, bu seferki se&ccedil;imi sen yap kardeşim." diyerek, Hasan'ı &ouml;ne davet ettim. Yanımdan ge&ccedil;erken,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Buradan &ccedil;ıktığımızda benden bir tokat alacağın var." dedi ve &uuml;zerinde mavi ışık olan kapıya y&ouml;neldi. Kapının kolunu aşağı &ccedil;ektiğinde, diğer kapıların ışıkları s&ouml;nd&uuml; ve derinlerden başka bir kapının a&ccedil;ıldığını duyduk. Kapıdan bir şey &ccedil;ıktığını; adeta uluyarak &uuml;zerimize koşan dev g&ouml;lgeyi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde anladık ve can havliyle se&ccedil;tiğimiz kapıdan kendimizi i&ccedil;eriye attık. Kapı ardımızdan kapandı ve kilit mekanizmasının sesi duyulduğunda ortalık sessizliğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kez girdiğimiz yol engebeliydi. Yaklaşık bir bu&ccedil;uk metre genişliğinde, yer yer y&uuml;kselti ve &ccedil;ukurlar olan, kıvrımlı koridorun duvarlarından cıvık bir sıvı akıyordu. Her dokunduğumda kusacakmış gibi bir hisse kapılıyordum. Bu kez en &ouml;nde Hasan vardı. Yağmur, hemen arkasında y&uuml;r&uuml;rken, ben de sıralamanın sonuna atılmıştım. Aldığım her nefeste ciğerlerime dolan pis kokunun tadını alabiliyordum. Bozuk s&uuml;t gibi bir tat, nefes yollarımı tıkamaya başlamıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine derinlerden gelen &ccedil;ığlık sesleriyle &uuml;rpermeye başlamıştık ki dengemizi korumak adına yaslandığımız yan duvarlar a&ccedil;ıldı. İ&ccedil;eriden &ccedil;ıkan iğren&ccedil; suratlı kafalar, &uuml;st&uuml;m&uuml;ze kusmaya başlamıştı. Saygın da kendini tutamamış ve kusmuk seremonisine katılmıştı. Artık i&ccedil;erideki kokuya biz de kendimizden bir par&ccedil;a eklemiştik. &Ouml;ğ&uuml;rme resitali bittiğinde, koridor genişlemiş ve tekrar bir yol ayrımına gelmiştik. Fakat bu seferkinin farkı; yerdeki oyuklardı. Dar t&uuml;nelin bitmesine sevinirken, daha dar bir girişe gelmiş olmanın sıkıntısının kucağına d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;k. Hasan'ın &ouml;nderliğinde t&uuml;nele girdik. Emekler pozisyonda ilerlerken;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Yerde bir şeyler var ve hareket ediyor!" Yağmur'un iğrendiğini ve korktuğunu belli eden sesinin eşliğinde; yerde dolaşan hamam b&ouml;cekleri, solucanlar, &ccedil;ekirgeler ve irili ufaklı &ouml;r&uuml;mceklerin arasında olduğumuzu anladık. Ellerimizin ve dizlerimizin altında ezilirken &ccedil;ıkarttıkları gıcırtılı sesler, binlerce &ccedil;ekirdeğin &ccedil;ıtlamasını andırıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hasan, ne olur biraz daha hızlan..." Emine artık kendinden ge&ccedil;mek &uuml;zereydi. Saygın da onu sakinleştirmeye &ccedil;alışıyordu. B&ouml;cekli t&uuml;nelin bitiminde ışığı g&ouml;r&uuml;nce yaşadığımız mutluluk, i&ccedil;erideki manzarayı g&ouml;rmemizle kursağımızda kaldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yuvarlak bir odaya adım atmıştık. İ&ccedil;erideki loş ışık etrafı algılamamız i&ccedil;in yeterliydi. Duvarlardan sarkan yosun ve k&uuml;f karışımı madde, odanın kokusunun aromasını oluştururken, duvarlardaki izler, daha &ouml;nce buraya birilerinin bağlanmış g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;ne ışık tutuyordu. El ve ayak bileklerinden duvara asılan insanların ardında bıraktığı kan lekelerini andıran şekillere bakarken;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Acaba sırada ne gibi iğren&ccedil;likler var?" diye soran Saygın'ın beklediği cevap fazla gecikmedi. Odanın tavanı g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; bir şekilde ikiye a&ccedil;ılarak, &uuml;zerimize yağan v&uuml;cut par&ccedil;alarından kendimizi korumak i&ccedil;in kollarımızın altına siper aldık. Et yağmuru sona erdiğinde, Emine nefesinin yettiği kadar, "Niyazi!" diye haykırdı. Odanın b&uuml;t&uuml;n ışıkları yanarak, hoparl&ouml;rlerden gelen emirle birlikte olduğumuz yere &ccedil;akılı kalmıştık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Emine Hanım haricinde kimse kıpırdamasın. Kendisini almak i&ccedil;in g&ouml;revliler geliyor." Anonsun bitimiyle, geldiğimiz yolun hemen sağ tarafından gizli bir kapı a&ccedil;ıldı. İ&ccedil;eriye bir kadın g&ouml;revli ile portatif sedye taşıyan iki de erkek geldi. Saygın, eşine sıkıca sarılmış halde olanlara anlam vermeye &ccedil;alışıyordu. Kadın, yerde diz &ccedil;&ouml;km&uuml;ş halde ağlayan Emine'nin yanına gelerek, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir el feneriyle g&ouml;z bebeklerinin tepkilerini &ouml;l&ccedil;t&uuml;, nabzını saydı ve erkek g&ouml;revlilere d&ouml;nerek,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Emine hanımı l&uuml;tfen revire g&ouml;t&uuml;r&uuml;n." dedi. G&ouml;revliler sakin ve nazik&ccedil;e sedyeye aldıkları Emine'yi, geldikleri kapıdan taşıyarak g&ouml;zden kayboldular. Kadın da arkalarından girdi ve kapı kapandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"&Ccedil;ıkış zamanınız gelene kadar, Emine Hanım bizim konuğumuz olacak. Siz de verilen par&ccedil;alarla bir kompozisyon hazırlayacaksınız. G&ouml;lgeler; olması gerektiği şekilde ve d&uuml;zende olunca, kapılar a&ccedil;ılacak."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anons bitince; odanın tabanından uzunlu kısalı &ccedil;ubuklarla birlikte, ortasından y&uuml;kselen, ucunda lamba olan bir asa &ccedil;ıktı. Ampul&uuml;n altında yuvarlak bir delik vardı. &Ouml;nce ne olduğunu anlamak i&ccedil;in asayı incelemeye başladık. Deliğin &uuml;zerindeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k ipucunu Yağmur fark etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Şuraya bakın! Burada bir g&ouml;z simgesi var. Anladığım kadarıyla, yapacağımız şekle buradan odaklanacağız."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sırayla delikten baktığımızda; asanın &uuml;st kısmına yerleştirilmiş ampul, zekice bir ışıklandırma sunuyor ve adeta bir &ccedil;er&ccedil;eveye karşıdan bakıyormuş hissi veriyordu. Yerden y&uuml;kselen diğer &ccedil;ubuklar birer sehpa gibiydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bunların &uuml;zerine, yerdeki par&ccedil;aları koyarak, bir şekil oluşturacağız." dedi Saygın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"İyi de bu şeklin bizden istenen şekil olduğunu nasıl anlayacağız?" Hasan'ın c&uuml;mlesi daha havada kaybolmamışken, duvarda başka bir kapak a&ccedil;ılarak, yarım kalmış bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ortaya &ccedil;ıktı. Dizlerinin &uuml;zerine &ccedil;&ouml;km&uuml;ş, karşısında sanki biri varmış gibi ellerini boynunun hizasında birleştirmiş fig&uuml;r; kavgada kendini savunan biri gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sizce burada ne oluyor?" dedi Yağmur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Kavga veya cinayet." Saygın'ın sesi; eşinin yanına gitmek istediğini belirtir tondaydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Anamorfik sanat." Herkes bana 'o ne demek?' ifadesiyle bakarken;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bir &ccedil;eşit g&ouml;rsel ill&uuml;zyon sanatı. Belirli bir bi&ccedil;ime sahip değilmiş gibi g&ouml;r&uuml;nen; &ccedil;izim, fotoğraf veya nesnelerin, &ouml;zel bir bakış a&ccedil;ısından algılanabilir hale gelmesidir."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerdeki par&ccedil;aları ve duvardaki şekli inceleyerek odada turlar atıyordum. Bazı sehpa &ccedil;ubuklarının hemen yanında, başka bir ayrıntıya takıldı g&ouml;z&uuml;m.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hey şuraya bakın. &Ccedil;ubukların yanlarında birer delik daha var." Yağmur hala asa ile uğraşıyordu. Saygın ve Hasan da diğer sehpaların deliklerine bakarken, Yağmur'un sakarlık dolu &ccedil;ığlığını duyduk ve o tarafa doğru hamle yaptık. Asa olduğu yerden &ccedil;ıkmış ve şaşkın bakışları altında, Yağmur'un elinde duruyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Ah be canım! Ne yaptın &ouml;yle?" Hem soru soran hem de kızgınlık ifadesiyle Hasan, Yağmur'un yanına gitti ve asayı elinden aldı. Yanımıza gelip, asayı yerdeki deliklerden birine soktu ve g&ouml;z deliğinden duvardaki yarım resme doğru baktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sanırım doğru par&ccedil;aları yerleştirdiğimizi bu şekilde anlayacağız." Hepimiz sırayla delikten baktık. Tam bu sırada, derinlerden &ccedil;ığlıklar y&uuml;kseldi. Duvarları tırmalayan birileri vardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bir an &ouml;nce işimizi bitirip &ccedil;ıkalım buradan!" Yağmur artık korkmaya başlamıştı. Sesi titriyor, histerik hareketlerle etrafına bakınıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"&Ouml;ncelikle b&uuml;t&uuml;n par&ccedil;aları bir araya toplayalım. Sonra da doğru kombinasyonu oluşturmalıyız." İnsanları organize ederken, ben de duvardaki şeklin doğru a&ccedil;ısını bulmak i&ccedil;in sehpaların aralarında gezmeye başlamıştım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bunlar &ccedil;ok iğren&ccedil;!" Yağmur, elinde tuttuğu kola bakıyordu. Yapay olduğunu &uuml;mit ettiğimiz v&uuml;cut par&ccedil;aları insanın i&ccedil;inde tiksintiye sebep oluyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Kuzum, bence sen buraya gelip sehpaları incele. Biz de par&ccedil;aları toplayalım." Yağmur, yanıma gelmişti. Asayı ona vererek;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Deliklerin hizasından resme bak, eğer aklına yatan bir yerdeysen s&ouml;yle."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Tamamdır."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hepimiz odaklanmışken, uğultular daha da artmış, bizi taciz eden seslerle etrafımızda gezinen g&ouml;lgelere d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sanırım bir şey buldum." Yağmur, elindeki asayı odaklamıştı. Yanına gidip baktığımızda, doğru olabilecek dizilimi bulduğumuzu anladık. Sıradaki adım; doğru par&ccedil;aları bulmaktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam bu sırada zemin sarsılmaya başladı. Işıklar a&ccedil;ılıp kapanıyor, sesler &ccedil;ığlıklara karışıp bize haykırıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Acele edin!" Hasan bizi kendimize getirdi. Herkes birer par&ccedil;a aldı. Ben, g&ouml;vdeyi Yağmur'un bana s&ouml;ylediği yere koydum. Hasan kolları, Saygın da bacakları doğru şekilde yerleştirdi. Birdenbire ortama doluşan Yağmur'un &ccedil;ığlığıyla olduğumuz yerde kalakaldık. Arkamıza baktığımızda, kahkaha atarak Yağmur'u boğazından tutmuş ve arkada a&ccedil;ılan bir kapıya s&uuml;r&uuml;kleyen, suratının yarısı yanmış, kalan yarısı da kemikleşmiş iğren&ccedil; adamla g&ouml;z g&ouml;ze geldim. G&ouml;zlerinin olması gereken yerde pelteleşmiş kanlı yuvarlaklar vardı. Tam onlara doğru koşarken, yerden a&ccedil;ılan bir kapaktan &ccedil;ıkan kol beni yere d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;. Odanın her tarafından kapaklar a&ccedil;ılıyor, iğren&ccedil; kahkahalar eşliğinde bizi sağa sola savuran kol ve bacaklar &ccedil;ıkıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kargaşa bittiğinde, d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;n etkisiyle acıyan omuzuma rağmen ayağa kalktım, Yağmur kayıptı. Hasan kal&ccedil;asını tutmuş sendeleyerek yerden kalktı. Saygın hala yerde yatıyor ve g&ouml;z g&ouml;ze kaldığı kopmuş kafaya bakıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Ha si..tir!.. Ha si..tir!.. Ha si..tir!" Hasan'ın şaşkınlığı ve korkusu kelimelerinden &ccedil;ok y&uuml;z&uuml;ne yansımıştı. Yavaş&ccedil;a yerde yatan Saygın'a yaklaştım. Omzuna dokunduğumda, uykusundan aniden uyanmış gibi bir refleksle elimi tuttu ve boş g&ouml;zlerle bana baktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Kardeşim. Hadi kendine gel ve buradan bir an &ouml;nce &ccedil;ıkalım." Dediğimde, arkamdan gelen Hasan beni omzumdan tutarak geri &ccedil;ekti. Saygın'ı elinden tutup kaldırdı ve bana d&ouml;nerek;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Borcun iki oldu birader..." &Uuml;&ccedil;&uuml;m&uuml;z ayağa kalktık ve kaldığımız yerden işimize devam etmeye başladık. Bulmaca dışında hi&ccedil;bir şey konuşmuyor, gerginliği artırmamak adına temkinli davranıyorduk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birka&ccedil; deneme sonunda, doğru par&ccedil;aları bulduğumuza kanaat getirerek; asayı deliğe yerleştirip bastırdığımda &ccedil;ıkan 'klik' sesiyle, duvarlar sarsılmaya başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Levent, yapacağın işe sı...yım!" Turun başından beri Saygın ilk defa isyan etmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duvara yansıyan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye baktığımda, tabloyu oluşturduğumuzu g&ouml;rd&uuml;k. Yerde diz &ccedil;&ouml;km&uuml;ş olan fig&uuml;r, boğazından tutmuş başka bir karakterle kavga ediyordu. Duvarların sarsıntısı bittiğinde, &uuml;&ccedil; noktayı g&ouml;steren ışıklar a&ccedil;ıldı ve yine se&ccedil;im zamanının geldiğini anladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sen se&ccedil;." dedim, Saygın'a. Temkinli adımlarla ortadaki kapıya doğru ilerledi. Kapı kolunu tuttu, g&ouml;zlerindeki h&uuml;z&uuml;n ve kızgınlık karışımı bakışla bana d&ouml;nerek;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Kardeşim, g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Niyazi..." dedi ve daha odadan &ccedil;ıkmadan, gizli kapı a&ccedil;ıldı ve gelen g&ouml;revliler Saygın'ı aramızdan alıp g&ouml;t&uuml;rd&uuml;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geriye Hasan ve ben kalmıştık. Saygın'ın se&ccedil;tiği kapıyı a&ccedil;tım ve yeni odaya gitmek &uuml;zere bizi bekleyen karanlığa doğru ilk adımımızı attık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karanlık, bedenlerimizi i&ccedil;ine &ccedil;ekerken etrafımızda gezinen nefesleri duyuyordum. Sanki derinlerden birileri bizimle birlikte y&uuml;r&uuml;yor, bizimle konuşmak i&ccedil;in fırsat kolluyordu. Kulaklarımdaki &ccedil;ınlamalar, fısıltılar gibiydi. Belki de karanlığın i&ccedil;ine hapsolmuş &ccedil;ığlıkları duyuyordum. Bu koridorlardan ge&ccedil;en onlarca kişinin ge&ccedil;mişin derinlerinde bıraktığı &ccedil;ığlıklar, buradan ka&ccedil;mamız i&ccedil;in bizi arkamızdan itekliyor ama biz ısrarla &ccedil;ıkmamak i&ccedil;in direndik&ccedil;e, korkularımıza saldırıyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Issızlığın ortasındaki bu karanlık koridorlarda y&uuml;r&uuml;rken, yine derinlerden gelen bir uğultuyla irkildik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hazır ol dostum, bir şeyler geliyor." dediğimde, Hasan arkamdan tam sırtımın ortasına bir yumruk indirdi. Tok bir ses ve kesilen nefesime, hızla y&uuml;kselmeye başlayan sular eşlik ediyordu. Suyun i&ccedil;inden bacağımı sıyırıp ge&ccedil;en bir yumuşaklık hissettim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Ah Levent, benden &ccedil;ekeceğin var..." Hasan, sitemk&acirc;r ve kızgınlıkla konuşmuştu. Sular iyice y&uuml;kselmiş, ayaklarımızı yerden kesmişti. Y&uuml;zerek ilerlerken, akıntı bizi bir yerlere s&uuml;r&uuml;kl&uuml;yor ve se&ccedil;im yapamadığımız yol ayrımlarına g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu. Uzaklarda iki ışık huzmesi belirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hasan, sağ mı, sol mu?"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sol, a.. koyayım!" dedi bağırarak. Sola doğru y&uuml;zmeye başladık. Koridora girdiğimizde, suyun akışı hızlandı ve bizi duvarlara &ccedil;arpmaya başladı. Kontrols&uuml;zce akıntıda s&uuml;r&uuml;klenirken, suyun altından bir el, ayak bileğimi yakaladı ve beni i&ccedil;eriye &ccedil;ekti. Suya batıp &ccedil;ıkarken, mosmor olmuş bir y&uuml;zle g&ouml;z g&ouml;ze geldim. Sanki daha &ouml;nce burada boğulmuş da &ccedil;ıkmak i&ccedil;in kendine beden arayan kızgın bir ruhla boğuşuyordum. Ayak bileğimi kurtarmaya &ccedil;alıştık&ccedil;a daha sıkı tutuyordu. Nefesim bitmek, g&ouml;zlerim kararmak &uuml;zereydi. Tam bu sırada, alttan a&ccedil;ılan bir delikten aşağı d&uuml;şmeye başladık ve kocaman bir g&ouml;lete indik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sudan &ccedil;ıktığımda, yer altında bir mağarada olduğumuzu anladım. Hasan da &ccedil;ığlıklar atarak geliyordu. Suya d&uuml;ş&uuml;p de y&uuml;zeye &ccedil;ıktığında etrafa bakınmaya başladı. Kenara doğru y&uuml;zerken, derinlerden yine aynı el, bileğime dokundu. Damarlarıma h&uuml;cum eden korkudan sıyrılarak hızlıca sudan &ccedil;ıktım ve bir kayanın &uuml;zerine oturarak etrafı izlemeye başladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Loş ışığın aydınlattığı mağara, duvarlarındaki &ccedil;ıkıntılardan bize g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu. Tavandaki sarkıtlar, her an bizi yutacakmış gibi g&ouml;r&uuml;nen bir canavarın dişleriydi sanki. Damlayan suyun sesi, duvarlarda yankılanarak ahenkli şıkırtılarla bize huzur veriyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Huzurumuz, derinlerden gelen kahkahayla &uuml;rpermeye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Mayki'nin hırıltılı ve i&ccedil;inde olduğumuz durumdan hoşnut konuşması, duvarlarda sakince bekleyen g&ouml;lgelerin ka&ccedil;ışmasına neden olmuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Artık sona yaklaşıyorsunuz arkadaşlar. Bundan sonraki se&ccedil;iminiz, kaderinizi belirleyecek." Konuşması mağaranın duvarlarında yankılanırken, uzaklardan gelen uğultuyla birlikte duvarda beliren ışık, bize gitmemiz gereken yolu işaret ediyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Haydi kardeşim, bu taraftan." Hasan'a gitmemiz gerektiğini işaret ederek, ayağa kalktım. Suyun kenarından temkinli adımlarla ilerlerken, geride bıraktığımız g&uuml;zel ve huzurlu manzaraya son kez bakıp ışığın &ouml;nderliğindeki yolumuza devam ettik...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duvarların arasındaki yolculuğun sonunda, karşımıza kocaman bir oda &ccedil;ıktı. Islaklığın etkisiyle &uuml;ş&uuml;meye ve titremeye başlamıştık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Odanın duvarında yapboz benzeri kare şekiller vardı. &Ccedil;er&ccedil;evenin iki ucunda sabit; giriş ve &ccedil;ıkış u&ccedil;ları, ortada ise diğer par&ccedil;aları hareket ettirmemiz i&ccedil;in kullanacağımız iki karelik boşluk vardı. Labirent benzeri bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n dağınık resmini andırıyordu. Odanın tam ortasında; yuvarlak bir kayanın &uuml;zerinde, iki adet kol ve gemi d&uuml;menini andıran başka bir mekanizma daha vardı. Hasan, mekanizmanın başına ge&ccedil;erek d&uuml;meni &ccedil;evirdi. Duvardaki bulmacanın sağ k&ouml;şesinden; ortasında kare bir boşluk olan par&ccedil;a, tozlarını d&ouml;kerek kendini g&ouml;sterdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hasan d&uuml;meni sola &ccedil;evirdik&ccedil;e, mekanizma da o y&ouml;ne hareket etmeye başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Şu kolları dene." dedim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hasan d&uuml;menin sağındaki kolu kendine doğru &ccedil;ekti. Bir 'tık' sesi duyduk. D&uuml;meni tekrar &ccedil;evirdiğinde, bu sefer mekanizma aşağıya gitmeye başladı. Hasan diğer kolu &ccedil;ekti ve mekanizma, &uuml;zerinde bulunduğu kutucuğa sabitlendi. D&uuml;meni tekrar &ccedil;evirmeye başladığında, kutucuk da mekanizmayla birlikte hareket etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Anladığım kadarıyla sağdaki kol, yukarı ve aşağı hareketi; soldaki ise tutup, bırakma işine yarıyor." dedi Hasan.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Tamam dostum. Şimdi iki ucu birbirine bağlamamız gerekiyor." Ara sıra yer değiştirip dinleniyorduk. D&uuml;meni &ccedil;evirmek &ccedil;ok yorucuydu. Saatlerdir t&uuml;nellerde gezip, &ccedil;eşitli işkencelere maruz kaldığımız ve iliklerimize kadar ıslandığımız i&ccedil;in direncimiz d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&Ccedil;&ouml;z&uuml;me yaklaşırken, derinlerden y&uuml;kselen &ccedil;ığlıklarla irkildik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hay ağzına s...yım. Neler oluyor lan!" Hasan'ın k&uuml;f&uuml;rleri boşlukta yankılanırken, y&uuml;kselen suyu fark ettik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Sular y&uuml;kseliyor. Elimizi &ccedil;abuk tutmalıyız!"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Y&uuml;kselen sularla birlikte, i&ccedil;inde gezmeye başlayan siluetler g&ouml;r&uuml;yordum. Ayaklarımızın altında ilerleyen y&uuml;zler, ellerini bize dokundurup sert tırnaklarıyla derilerimizi &ccedil;iziyorlardı. Her dokunuşları acı vermeye ve tenimizi yakmaya başlamıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hasan, d&uuml;menin başındaki g&ouml;revini bırakıp, kenara koştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Benden bu kadar birader. Dışarıda g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Yapma kardeşim, az kaldı sona ulaştık sayılır. Sabret..." S&ouml;z&uuml;m daha bitmeden, Hasan başını yukarıya kaldırıp, sihirli kelimeyi haykırdı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Niyazi!"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mağaranın tavanından a&ccedil;ılan kapaktan, taşıma halatı ile biri indi. Hasan'ın yanına gelen adam, halatı onun beline doladı ve yukarıya tırmanmaya başladılar. Gidenlerin ardından bakarken, Hasan orta parmağını kaldırıp bana pis bir g&uuml;l&uuml;mseme bıraktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"S...tir!" Kendi kendime savurduğum k&uuml;f&uuml;r, suyun i&ccedil;inde y&uuml;zenlerin hoşuna gitmişti. D&uuml;menin başına ge&ccedil;erek son par&ccedil;ayı da yerine oturtmak &uuml;zereydim. Sular y&uuml;kselip belime kadar ulaşmıştı. Sağdaki kolu &ccedil;ekip, son par&ccedil;ayı alacağım sırada; suyun i&ccedil;inden derileri &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş bir el, bileğimi &ccedil;ekti ve &ccedil;ığlık atarak geriye d&uuml;şmeme sebep oldu. G&uuml;c&uuml;m&uuml;n son demlerini harcarken, karşımdaki siluetle, suyun i&ccedil;inde kavga ediyordum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son bir &ccedil;abayla kendi etrafımda d&ouml;nerek, beni tutan yaratıktan kurtuldum ve suyun y&uuml;zeyine &ccedil;ıktım. Arkamdan gelen canavara aldırış etmeden bulmacanın son par&ccedil;asını da yerine oturtmayı başardım. Mağaranın i&ccedil;ini dolduran uğultu, suyun i&ccedil;inde y&uuml;zenlerin ka&ccedil;ışmalarına sebep olmuştu. Ortadaki d&uuml;men mekanizması yere doğru batarken, sular da &ccedil;ekilmeye başladı. D&uuml;menin olduğu yerden, i&ccedil;b&uuml;key bir ayna y&uuml;kseldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Başka bir bulmaca daha mı? Benimle dalga mı ge&ccedil;iyorsun Mayki!"</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Merak etme yeni dost, tek bir engel kaldı. Işığın kılavuzu ol ve bana gel." Sesindeki cezbedici &ccedil;ağrıyla aynanın başına ge&ccedil;tim. Tavandan a&ccedil;ılan kapaktan i&ccedil;eriye giren ince ışığı aynaya sabitledim ve oluşturduğum labirentin başlangıcından bitimine kadar, aynanın yansımasını kullanarak ilerlettim...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Labirentin &ccedil;ıkışına geldiğimde; şeklin durduğu kocaman duvar a&ccedil;ılarak, kurtuluşuma giden yol a&ccedil;ıldı. Yolda y&uuml;r&uuml;rken, duvarlardan bana seslenen ruhlarla tanıştım. Onlar b&uuml;t&uuml;n oyunlar boyunca etrafımızda gezinen kayıp kalplerdi. Sanki geleceğimi ve onları kurtaracağımı biliyorlardı. Hepsi mutluydu, bana dokunmak i&ccedil;in uzanıyor, ruhumun en derinlerinden konuşuyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yolun sonunda kollarını a&ccedil;mış şekilde bekleyen Mayki'yi g&ouml;rd&uuml;m. İ&ccedil;ten i&ccedil;e ona kızsam da aslında buna gerek olmadığını ve işini yapmak i&ccedil;in &ccedil;abalayan sıradan biri olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hoş geldin sevgili dostum. Seni uzun zamandır bekliyordum." Anlamsızca y&uuml;z&uuml;ne bakarken;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Tahmin bile edemeyeceğin kadar uzun zamandır bu evin sahibiyim. Artık benim zamanım doldu. Seni ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m anda, kurtarıcım olduğunu anlamıştım. Ruhunun derinlerinde yatanları uyandırmak ve emanetim olan anahtarı sana teslim etmek i&ccedil;in geldim. Bundan sonra burada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n her şey senin olacak. Zihninin derinlerinde yatanları, korkusuzca insanlara sunmalısın ki bir g&uuml;n sen de kurtuluşuna sarılabilirsin."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">S&ouml;zlerini bitirdiğinde, bana sıkıca sarıldı. Hareket bile edemeden &ouml;ylece kala kalmıştım. G&ouml;zlerimi kapadım ve bu &ccedil;aresiz ruhun hediyesini kabul ettim. V&uuml;cuduma uyguladığı baskı kaybolurken, bedeni de ışığın i&ccedil;inde zayıflayıp yok oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duvarların ardından &ccedil;ıkan diğerleriyle birlikte, a&ccedil;ılan kapıdan yukarıya doğru bakakalmıştım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hoş&ccedil;a kal Onur..." Adını, s&ouml;z verdiği gibi 'turun sonunda' &ouml;ğrenmiştim. İsmini kulaklarımla değil, kalbimle duymuştum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karşımda a&ccedil;ılan ge&ccedil;idin ucunda beni bekleyen uşağı g&ouml;rd&uuml;m. O tarafa doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Evinize hoş geldiniz efendim."</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tekrar evin giriş katına ulaştığımızda, turlarını yarıda bırakmak zorunda kalan dostlarımla karşılaştım. İyice dinlenmişler, kurulanmışlar ve g&uuml;nl&uuml;k kıyafetlerini giyip, ofiste keyifli bir şekilde kahvelerini yudumluyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben de &uuml;zerimi değiştirdim. Ofisteki masama oturduğumda, Hasan s&ouml;ze girdi;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Bug&uuml;n biraz fazla korkmuş olsak da tur harikaydı. Sizinle ve evinizle tanışmış olmak b&uuml;y&uuml;k bir onur. Bir g&uuml;n belki tekrar geliriz." S&ouml;zlerini ve kahvelerini bitirip ayağa kalktıkları sırada, ben de i&ccedil;imden kopanlara veda ederek, beni hatırlamayan dostlarımı evlerine bırakmak &uuml;zere dışarıya &ccedil;ıktım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arabanın başında beklerken; cesaretimin &ouml;d&uuml;l&uuml; olan lanetli hediyeye baktım. Evim dediğim yeni hapishaneme g&uuml;l&uuml;msedim ve arabaya binip motoru &ccedil;alıştırdım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sessiz ge&ccedil;en yolculuğun ardından, eski dostlarımla son kez el sıkışarak ayrıldık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">"Hoş&ccedil;a kalın dostlar. Geleceğiniz parlak olsun..." S&ouml;zlerim dudaklarımdan d&ouml;k&uuml;lmeden, arkalarını d&ouml;n&uuml;p gitmişlerdi. Ben de yalnızlığımla birlikte, karanlığın i&ccedil;indeki hayatıma geri d&ouml;nd&uuml;m.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uğuldayan duvarların ardında, cesur savaş&ccedil;ıları bekliyorum. G&ouml;lgelerde saklanan unutulmuşları; zek&acirc;larıyla aydınlatacakları, korkularından sıyrılacakları ve kurtuluşa ulaşarak, g&ouml;revi devralacakları g&uuml;ne kadar...</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En b&uuml;y&uuml;k korkularınızı sizlere sunmak i&ccedil;in buradayım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendinizi evinizde hissedin...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölü Adama Mektup 3</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup-151</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup-151</guid>
<description><![CDATA[ 1463. Mektup &quot;Ve zaman sadece yaralarımı kapatmaya yetiyor, onları iyileştirmeye değil..&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60d4c02ea5a14.jpg" length="59522" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jun 2021 22:02:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kağıttan Ruhlar</dc:creator>
<media:keywords>Mektup, sevgilim, ölü adam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>827. kesik oldu; evet, saydım. Senden sonra kesilen her yarayı saydım. Şimdi burada olup; &ouml;nce beni yine nasıl kesmeyi başardım diye azarlamalı, sonra da o yarayı kapatmaya &ccedil;alışmalıydın. Hep b&ouml;yle yapardın, iyileşene kadar &ouml;p&uuml;c&uuml;kler kondururdun. Bazen bu kadar ilgine, psikopat&ccedil;a gelecek ama &ccedil;ok dikkat etmezdim, bı&ccedil;akla uğraşırken. Senin o yarayı iyileştireceğini bilirdim. İlgine hayrandım ve bir g&uuml;n sıkılmandan &ccedil;ok korkuyordum.&nbsp;</p>
<p>Hem nazımı, hem kahrımı &ccedil;ekerdin. Hatta ne g&uuml;zel derdin, "'sevdiğinin nazını değil, kahrını &ccedil;ekmektir sevda" demiş Mevlana; senin nazında, kahrında başım g&ouml;z&uuml;m &uuml;st&uuml;ne.' Bir insan bu kadar m&uuml;kemmel olur mu derdim &ccedil;oğu zaman. Hatta bazen kendimi r&uuml;yada sanardım. Bir g&uuml;n o r&uuml;yadan uyanıcam diye &ouml;d&uuml;m kopardı. Ama şimdi bir kabusun i&ccedil;inde olmak ve bir an &ouml;nce uyanmak istiyorum.</p>
<p>Zaman ge&ccedil;iyor.. ama seni unutturmaya yetmiyor, yeteceğini de sanmıyorum. Ve zaman sadece yaralarımı kapatmaya yetiyor, onları iyileştirmeye değil.&nbsp;</p>
<p><em>Senin iyileştirmeni bekleyen &ccedil;ok yaram var..</em></p>
<p><em>Sen lazımsın; bana, yaralarıma, yarınlarıma..</em></p>
<p>22'06</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölü Adama Mektup 2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup-149</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup-149</guid>
<description><![CDATA[ 1462. Mektup &quot;Ben seni yanımdayken bile özleyecek kadar çok sevdim...&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60d4be4598e36.jpg" length="28616" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Jun 2021 20:22:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kağıttan Ruhlar</dc:creator>
<media:keywords>Mektup, ölü adam, sevgili</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;zleyecek birisi olmayan birine, bir g&uuml;n gelip-yaşatıp-gidip &ouml;zlemlerin en beterini nasıl yaşatabiliyorsun!&nbsp;</p>
<p>Senden &ouml;nce &ouml;zlem, &ouml;zlemek ne demek ger&ccedil;ekten bilmezdim. Bu can yakan kavramıda diğerleri gibi sen &ouml;ğrettin bana. Şimdi ne demek senin i&ccedil;in diye sorucak olursan; susuz kaldığım bir &ccedil;&ouml;lde, senin ateş olduğun yerde yanacağımı bilmeme rağmen sana gelmek derim. Sonunda sana varacak olsam hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden bir u&ccedil;urumdan atlayabilir, derin bir okyanusa kula&ccedil; atabilirim.&nbsp;</p>
<p>Keşke diyorum bazen; aslında bazen değil, o kadar &ccedil;ok ki keşkelerim. Sakın yanlış anlama tamam mı? Benim yaptığım hatalar, yanımda iken birazcık daha o hayat bulduğum g&ouml;zlerine bakmadığım, daha sıkı sarılamadığım, &ouml;pemediğim, aşık olduğum kokunu daha &ccedil;ok i&ccedil;ime &ccedil;ekemediğim i&ccedil;in bu keşkeler. Ve bir de, en &ccedil;ok.. yalan olan s&ouml;ylediklerim var. Sana son kez de olsa 'seviyorum' demek varken, nasıl diyebildim o kelimeleri bilmiyorum. Belki de s&ouml;ylemeseydim bu kadar yıl benden uzak değilde, bir nefeslik yakınımda olurdun. Olur muydun ger&ccedil;ekten? Bunun cevabını bilememek daha &ccedil;ok kahrediyor beni..</p>
<p>Bir g&uuml;n bana demiştin ya 'beni &ouml;zlemek i&ccedil;in zaman bulamayacaksın ve artık o kadar bıkacaksın ki kendinle kalmak isteyeceksin.' Ben kendimden bıktım, her yerde seni arar oldum be sevgilim, sen neredesin?</p>
<p><em>Ben seni yanımdayken bile &ouml;zleyecek kadar &ccedil;ok sevdim, bu hasreti ben kaldıramıyorum..</em></p>
<p>21'06</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaşama Sebebim..</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yasama-sebebim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yasama-sebebim</guid>
<description><![CDATA[ Aynaya baktığımda kimi gördüm ben? Gözleri ağlamaktan kızarmış bu aciz çocuk ben miyim ? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60d2127c86331.jpg" length="23112" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 22 Jun 2021 19:46:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nyctophilia</dc:creator>
<media:keywords>Ayna, yaşama sebebi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aynaya baktığımda kimi g&ouml;rd&uuml;m ben? G&ouml;zleri ağlamaktan kızarmış bu aciz &ccedil;ocuk ben miyim? Benden başka parmağındaki yaraya yara bandı yapıştırmak yerine tuz basmayı &ouml;ğrenen &ccedil;ocuk var mıdır? Kalbi par&ccedil;alanmış teselliyi yıldızlarda arayan bu kız &ccedil;ocuğu daha &ccedil;ocukken başladı hayatı sorgulamaya ve şuan aynaya bakıp neden yaşadığını sorguluyor; bir sebep arıyor, tanrıya yalvarıyor; 'Tanrım bana tek bir sebep ver yaşamam i&ccedil;in! Tanrım bu kimsesiz &ccedil;ocuğa bir kimse g&ouml;ster ki kesmesin nefesini!' Bir şeytan fısıldadı kulağına 'kimsen yok kimse seni sevmiyor!' sa&ccedil;larını &ccedil;ekti, kulaklarını kapadı sonra yıldızları titreten bir &ccedil;ığlık attı &ccedil;ocuk. Bir melek fısıldadı kulağına 'yıldızları s&ouml;nd&uuml;rme, &ccedil;ocuklar yıldızların ışığıdır gidersen s&ouml;nerler..' Ve kulaklarında babasının sesi yankılandı 'sen &ccedil;ocuk değilsin!' Ama &ccedil;ocuk yaştayım diye fısıldadı yıldızlara bakarak o gece bir yıldız s&ouml;nd&uuml; bir papatya boynunu b&uuml;kt&uuml; &ccedil;ocuk hissetti artık &ccedil;ocuk olmadığını ve &ccedil;ocuk bir sebep buldu g&ouml;zlerini yıldızlardan &ccedil;ekti arkasındaki aynaya baktı sebebi karşısındaydı 'kimse i&ccedil;in değil herhangi birşey i&ccedil;in değil kendim i&ccedil;in yaşayacağım, ben &ccedil;ocuk yaşta olup &ccedil;ocuk olmayan birisiyim ve b&uuml;y&uuml;meden &ouml;lmeyeceğim' dedi aynaya bakıp..</p>
<p>O gece bir yıldız ışığını kesti &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir &ccedil;ocuk bir gecede b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;..</p>
<p>O gece bir papatya boynunu b&uuml;kt&uuml; &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir &ccedil;ocuk masumiyetiyle beraber kalbini g&ouml;md&uuml; toprağa..&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;">&Ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;d&uuml; ve şimdi aynaya bakmaktan korkuyor, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o aciz &ccedil;ocuğu g&ouml;rmekten korkuyor. Aynaya bakmayıp pencereden g&ouml;z&uuml;ken yıldızlara bakıyor 'yıldızlar hi&ccedil; s&ouml;nmeyecek &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben hi&ccedil; b&uuml;y&uuml;meyeceğim'' diye yazmıştı o gece kara satırlarla dolu defterine. &Ccedil;ocuk aklıyla yazdığı bu satırı fısıldadı, defteri eline aldı yeni bir satır ekledi 'ben bir yıldız ışığı olamadım &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben &ccedil;ocuk olamadım, ben sadece kayan bir yıldızın sessiz &ccedil;ığlığıyım.. ben bir papatya değilim &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben masum kalamadım, ben sadece boynu b&uuml;k&uuml;k papatyanın intihar eden ilk yaprağıyım..' &ccedil;ocuk sorguladı yaşama sebebini sordu kendine ve buldu.. &Ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;y&uuml;nce de sorguladı yaşama sebebini ve buldu.. Hep b&ouml;yle devam etti sorguladı,buldu,kaybetti,sorguladı. Eskiden aynaya bakamayan bu &ccedil;ocuk şimdilerde aynaya bakınca yine o aciz &ccedil;ocuğu g&ouml;r&uuml;yor değişen şey ise eskiden bakmaya korkardı şimdi ise bakabildiği kadar bakıyor. İnadına g&uuml;l&uuml;msedi yansımasına i&ccedil;indeki sızıyı g&uuml;l&uuml;mseyerek bastırdı &ouml;fkesini k&uuml;&ccedil;&uuml;k yumruklarının i&ccedil;ine sakladı ve sadece sıkmakla yetindi..</p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>22.06.2021</strong></em></span>&nbsp;</p>
<p>Ben geldim &ccedil;ocuk.. Şeytan ve melek artık ne zaman sorgulasam kulağıma fısıldamıyorlar &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlarda biliyor benim senin i&ccedil;in nefes aldığımı, tabi i&ccedil;imizdeki bu &ouml;fke ruhumuzu isyankarlaştırdı bu y&uuml;zden bu kadar sorgulama. Sebebim olduğunu bile bile sormam sadece hayata karşı bir isyan. Keşke şimdiki halim ge&ccedil;mişe d&ouml;n&uuml;p elinden tutabilseydi, keşke sen karşıma ge&ccedil;ip 'herşey &ccedil;ok g&uuml;zel olacak' desen ve ben sana inansam..</p>
<p>&nbsp;Bu gece yazdığı satırlar b&ouml;yleydi ve aşağıya not d&uuml;şt&uuml;,</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; 'D&uuml;n gece parampar&ccedil;asın, bug&uuml;n hi&ccedil;bir şey olmamış gibi davranman gerekiyordu ama olmuyor işte &ouml;yle yarın biraz daha eksik uyanıyorsun. Bir ka&ccedil; yıldızım s&ouml;nd&uuml;r&uuml;ld&uuml;, bir ka&ccedil; papatyam koparıldı mutluymuş gibi davranamazdım..'</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Köprüler ve Salcılar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kopruler-ve-salcilar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kopruler-ve-salcilar</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Zeki insanlar bu şekilde intihar ederler.&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60c9e2896dbbd.jpg" length="46026" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 16 Jun 2021 10:00:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Uğur Sepetci</dc:creator>
<media:keywords>Zeki, intihar, köprü, sal</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Ama Einstein?" dedi Zehra. Karşısındakinin s&ouml;ylediklerine mel&uuml;l mel&uuml;l bakıyordu.</p>
<p>"Einstein halt etmiş! İzle şunu."</p>
<p>Sel&ccedil;uk elindeki kurşun kalemin ucunu g&ouml;sterdi. Ellerini masaya vuracakmış gibi yaparak dikkatini o y&ouml;ne &ccedil;ekti. Sonra kurşun kalemi biraz daha havaya kaldırdı. Masadan &nbsp;kalın bir "tık" sesi y&uuml;kseldi. Zehra sesi duyduğu gibi g&ouml;zlerini masaya &ccedil;evirdi. Sel&ccedil;uk'un elinin duruşundan dolayı "tık" sesinin onun vurması sonucu olduğunu anladı. Ama y&uuml;z&uuml; hala mel&uuml;l mel&uuml;l bakıyordu.</p>
<p>"Kızım anlamıyor musun? Şu belki yeterli olur." dedi ve elini bir ka&ccedil; adım &ouml;tedeki kara tahtaya doğrulttu. Kara tahtada sa&ccedil;ma sapan noktalar dışında hi&ccedil; bir şey yoktu. Ama bu, Zehra' nın durumu anlamasına yetmişti. Bununla birlikte a&ccedil;ıklamayı dinlemeyi de istiyordu.</p>
<p>"Kalemin ucuna dikkatini vermeliydin. P&uuml;r&uuml;zs&uuml;zd&uuml; yavrucak. Ama şuan k&uuml;t olmuş baksana. Kalemin ucundaki par&ccedil;acıkları kara tahtaya ışınladım. Masaya vurarak oluşturduğum entropiyle."</p>
<p>Bu s&ouml;zler, ikisinin de y&uuml;z&uuml;nde g&uuml;l&uuml;msemeler oluşturmuştu. Ama Sel&ccedil;uk' un mimiklerindeki yoğunluk Zehra ile kıyaslanamazdı. İcadını anlatmasıyla birlikte onu &uuml;rettiği ilk g&uuml;ne d&ouml;nm&uuml;şt&uuml; sanki. &nbsp;</p>
<p>Zehra laboratuvardaki sandalyelerden ilk bulduğunu altına &ccedil;ekti. Sıralardan en az kirlisine kafasını bıraktı. &Ccedil;enesini tahtaya oturttu. Ve duygu yoğunluğu i&ccedil;erisinde hoplayıp zıplayan Sel&ccedil;uk'u sakince izlemeye başladı. G&ouml;zleri kırpıştırdı. "Sa&ccedil;malama" dedi kendine. "Amacım buydu değil mi? Bunca uğraş bunun i&ccedil;indi. Ama nasıl da kendinden ge&ccedil;miş şuna baksana!"</p>
<p>Sel&ccedil;uk'un hareketliliği sona erdiğinde. Artık Zehra'nın verdiği s&uuml;re sona ermişti. G&ouml;revi tamamlayamamaktan korkuyordu. Eli mekanik bir hareketlilikle &ccedil;antasına gitti. Eline aldığı tabanca ona ilk kez bu kadar ağır geliyordu.&nbsp;</p>
<p>"Seni bulmam &ccedil;ok uzun s&uuml;rd&uuml;."</p>
<p>&nbsp;Sel&ccedil;uk su şisesinin olduğu masaya oturmuştu. İ&ccedil;erisindeki suyun hepsini emip bitirme uğraşına ara verdi. "Biriyle ne zaman tanışırsan tanış illaki ge&ccedil; kalmışsındır. Sigara b&ouml;reğinden hi&ccedil; istemediğinden emin misin?"</p>
<p>Zehra kendine ka&ccedil;ıncı kez "Buraya kadar, artık yeter" dediğini bilmiyordu. Ama bir daha s&ouml;ylemişti işte. Tabancayı Sel&ccedil;uk'a doğrulttu.&nbsp;</p>
<p>"Şu Einstein'ın dediklerini keşke biraz daha irdelemiş olsaydın. Işık hızını ge&ccedil;menin yolunu bulan bir adamın lineer zaman algısıyla d&uuml;ş&uuml;nmek gibi bir l&uuml;ks&uuml; olamaz."</p>
<p><br />Tabancadan dolayı Sel&ccedil;uk s&ouml;zleri ciddiye alamamıştı.</p>
<p>"Seninle tanıştığım ilk anı hatırlıyor musun? Yanına geldiğimde nefes almakta zorlanmıştım. Sen de yardımıma koşmuştun. Astım hastasıyım falan demiştim."</p>
<p>"Evet" dedi Sel&ccedil;uk. Artık tabancaya değil kızın y&uuml;z&uuml;ne doğru bakıyordu.</p>
<p><br />"Ben astım hastası falan değilim. Sadece atmosferin oksijen oranı ciğerlerime uygun değildi. Gelecekte oksijen oranı &ccedil;ok y&uuml;ksek.<br />Gelecekte insanlar &ccedil;ok mutlu. Gelecekte... Gelecekte insanlar &ccedil;ok şerefsiz. Gelecekte araziler &ccedil;ok değerli. Gelecekte eğer sapiensiyum elementinin kaynağına yakın bir yerde arazin varsa kendini en zengin kişi olarak ilan edebilirsin. Kaynağın yakınlarında biraz bile vakit ge&ccedil;irmek i&ccedil;in t&uuml;m servetini vermeyecek zengin bulamazsın. Ama en zengin kişilerin dahi bir sorunu var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir kişi ışınlanmayı icat etti. Ve artık arazilerin bir değeri yok. Sel&ccedil;uk Cansız diye bir bilim adamı. Ve bu arada gelecekte de bilim insanı yerine bilim adamı s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; kullanılıyor."&nbsp;</p>
<p>Tabancayı tutan eli terlemişti. Ve terledik&ccedil;e daha sıkı tutmaya &ccedil;alışıyordu tabancayı.</p>
<p><br />"Geleceğin kodomanları bu iş i&ccedil;in beni se&ccedil;ti. Seni bulmam &ccedil;ok uzun s&uuml;rd&uuml;. "</p>
<p><br />"Bilimi seviyorsun ama sen. Beni falan da seviyor gibiydin." dedi Sel&ccedil;uk. Konuşması k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk gibi hissetmesine neden olmuştu. Ayakları bir yerlere doğru arandı. Kollarını garip bir şekle soktu. Ve nihayet doğru yere geldiğinde g&ouml;zleri hari&ccedil; hi&ccedil;bir yeri hareket etmiyordu.</p>
<p><br />"Bilimi seviyorum, seni de seviyorum." Bir anlığına durdu. "Nihayetinde ikiniz de bana 5 milyon parsel kazandıracaksınız."</p>
<p>Zehra son c&uuml;mleyi s&ouml;ylemeden &ouml;nce zamanlamayı tutturamayıp tetiği &ccedil;ekiverdiğini fark etti. Ona son s&ouml;ylediği s&ouml;z olan "seni de seviyorum" s&ouml;z&uuml; kafasında d&ouml;nmeye başlamıştı. Y&uuml;z&uuml;nde esrarengiz bir g&uuml;l&uuml;c&uuml;k oluştu. Kara tahtaya kadar sa&ccedil;ılan kanlar g&ouml;rmezden gelindiğinde beklediğinden daha iyi bir veda idi bu onun i&ccedil;in. Halihazırda g&uuml;l&uuml;mserken gelen d&uuml;ş&uuml;nce &nbsp;histerik bir kahkaha atmasına sebep oldu. Einstein ışık hızının hi&ccedil; bir zaman ge&ccedil;ilemeyeceğini s&ouml;ylerken belki de bunu kastetmişti.</p>
<p>Kara tahtaya her seferinde g&ouml;z&uuml; gidiyor ama eliyle kafasını aşağıya bastırarak buna engel olmaya &ccedil;alışıyordu. Sa&ccedil;larını sıkarak tutması canını acıtmıştı ve kahkahası daha bir hı&ccedil;kırıklı hale gelmişti. Ama kollar asla meraklı bir kafaya engel olamazlardı. Kara tahtadaki kan kırmızısı ve kursun kalem siyahı noktaların oluşturduğu yazıya g&ouml;zlerini tamamen dikmişti artık. Okumaya &ccedil;alıştığı yazının b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; insanın kanı olması midesini bulandırmıştı. Biraz daha ilerliyip g&ouml;zlerini iyice kısmalıydı.<br />Okuduğu yazı bir kez daha kahkaha atmasına &nbsp;neden olmuştu.</p>
<p>&nbsp;<br />"Zeki insanlar, bu şekilde intihar ederler."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölü Adama Mektup</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olu-adama-mektup</guid>
<description><![CDATA[ 1461. Mektup   &quot;gelmemeye gittin ve kendinle birlikte hayatımı da götürdün..&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/06/image_750x500_60c25ce870fdd.jpg" length="35139" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jun 2021 21:47:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kağıttan Ruhlar</dc:creator>
<media:keywords>Ölü, adam, mektup</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yine geldi o g&uuml;n, cehennemim. Alışamadım h&acirc;l&acirc; yokluğuna, alışmakta istemiyorum aslında. Gelmeyeceksin biliyorum ama &uuml;mit etmeyi bırakmıyorum. Neden gittin ki, rahat mısın orada? Rahat mısın, g&ouml;z&uuml;mden akıttığım yaşlarla seni anmamdan. Olmuyor be adam, sensiz bana her yer cehennem gibi geliyor, yaşayamıyorum. Kendine alıştırman kısa zaman almışken, unutmak neden senelerimi alıyor, s&ouml;ylesene! Ne zaman bitecek bu hasret, ne zaman kavuşacağım en mutlu olduğum yere. Sen neden kendin gelmediğin gibi benim de gelmeme izin vermiyorsun. Ne olurdu gelsen, gelsem.. hi&ccedil; sıkılmadan baksam o hayat bulduğum g&ouml;zlerine, hi&ccedil; bıkmadan bırakmadan sarılsam; kollarında uyuyup kalsam. H&acirc;lbuki burada olsan ne &ccedil;ok severdin kollarında uyuyup kalmamı, hi&ccedil; kıpırdamadan sabahlara kadar seyrederdin. Uyandığımda ise utanmayayım diye uyuyormuş gibi yapardın ama anlardım ben, yine de &ccedil;ok mutlu olurdum, hi&ccedil; olmadığım kadar iyi hissederdim yanında.&nbsp;</p>
<p>Anılar; aklımdan &ccedil;ıkmıyor, tutunduğum tek şey onlar benim. Senle olan her şey benim hayatım.. Senden &ouml;nce yaşamıyordum, ben her şeyi senle yaşadım, senle &ouml;ğrendim, senle mutlu oldum; kendimi seninle sevdim. Şimdi sen yoksun, gittin; gelmemeye gittin ve kendinle birlikte hayatımıda g&ouml;t&uuml;rd&uuml;n. Ben sensiz hi&ccedil;im, yokum, nefes almıyorum !</p>
<p><strong>Sen vardın, ben vardım; sen yoksun, ben hi&ccedil; yokum..</strong></p>
<p>10'06</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 14.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-14bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-14bolum</guid>
<description><![CDATA[ 14.Bölüm  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e3ec142f4d6.jpg" length="60180" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 17:49:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 12.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-12bolum-1120</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-12bolum-1120</guid>
<description><![CDATA[ Grimsi kelebek... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61a8dbbd844db.jpg" length="31129" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 17:49:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><b><i>İyi Okumalar:))</i></b></p>
<p dir="ltr"><b>12.B&ouml;l&uuml;m: Grimsi Kelebek</b></p>
<div align="center">
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x_61a8dbbdcd439.jpg" alt="" /></p>
</div>
<p dir="ltr"><b><u>Arel&amp;Vuslat</u></b></p>
<p dir="ltr"><b>24 kasım 2018/ 23:16</b></p>
<p dir="ltr"><i>Bug&uuml;n bir karar verdim.</i></p>
<p dir="ltr"><i>Zihnimin boş odalarına ge&ccedil;mişimi sokmayacaktım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ge&ccedil;miş, ayaklarıma dolanmaktan başka bir şey yapmıyordu.</i></p>
<p dir="ltr"><i>Odalarımı, ge&ccedil;mişime g&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş, geleceğimin ise aydınlatacağı karanlıktaki insanlarıyla dolduracaktım. Teker teker odalar dolduğunda da &uuml;zerlerine kilitleyip ateşe verecektim.</i></p>
<p dir="ltr"><i>B&uuml;t&uuml;n benliğimle biliyordum ki ortak bir ama&ccedil; edinmiştim, ve ben bunu ger&ccedil;ekleştirecektim.</i></p>
<p dir="ltr"><i>Ge&ccedil;mişim, &ouml;deşmek istiyordu.</i></p>
<p dir="ltr"><i>Geleceğim, &ouml;deşmek istiyordu.</i></p>
<p dir="ltr"><i>Şu anım ise t&uuml;m istekleri yerine getirmek istiyordu.</i></p>
<p dir="ltr"><i>İsteklerim, hesap kesme bi&ccedil;imimdi.</i></p>
<p dir="ltr"><i>Ve ben bunları yapacaktım.</i></p>
<p dir="ltr"><i>Pars'ın kuralları,</i></p>
<p dir="ltr"><i>Ge&ccedil;mişimin izleri,</i></p>
<p dir="ltr"><i>Bulut takımının desteği,</i></p>
<p dir="ltr"><i>Ve 5'te 5'in oyunlarıyla ben karanlığı yok edecektim.</i></p>
<p dir="ltr"><b>-İkinci Yaşam.</b></p>
<p dir="ltr"><b>*</b></p>
<p dir="ltr"><b>Adımlarım merdivenlere y&ouml;neldiğinde rahatladığımı hissediyordum. Yavuz'a uyku ilacından başka bir şey vermemiştim. Ama, beni ger&ccedil;ekten iyi hissettirmişti. Satran&ccedil;ta da &ouml;nce piyonlar hareket etmez miydi? ben ilk piyonu hareket ettirmiştim. Bir sonraki piyonu</b> <b>ilerletmekte</b><b> </b><b>diğerlerine</b><b> </b><b>kalmıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>5'te 5 ile birlik olduğumu artık kabul ediyordum. Yolun sonunda bana belki de zarar vereceklerdi, rollere b&uuml;r&uuml;nerek benimle ilişki kuruyorlardı ancak bunların hepsi birer ihtimaldi. Fakat, ben şu an bu zaman dilimindeydim ve onlara ger&ccedil;ekten değer veriyordum. Geleceği d&uuml;ş&uuml;nmenin anlamı neydi ki? kendimi yormaktan başka bir işime yaramayacaktı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Hayatımdaki ger&ccedil;ekler ve yalanlar beni kasıp kavurmuş, soluğumu kesmişti. Bundan sonra gelecek afetlere karşı herhangi bir tepki vermem de anlamsız olurdu. U&ccedil;urumdan d&uuml;şm&uuml;ş birine, 1. kattan atla derseniz size g&uuml;lerek tepki verir. Benim hayatımda daha doğrusu bana verilen hayatta, bu benzetmeye ger&ccedil;ekten uyuyordu. Basıma gelebileceklerde yaşadıklarımdan daha beteri varsa eğer, bir an &ouml;nce gelmesini istiyordum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, gelecekte belki de yanımda kimsem olmayacak ve t&uuml;m kasırgaya bizzat ben kucak a&ccedil;acaktım. Ama şu anda 5't 5 vardı, ve ben yalnız değildim.</b> <b>Sırtlandığımız acıları kimse tamamıyla anlayamazdı. Yanında birilerinin olması ise o acının dinmesine sebep olurdu. Bu, tıpkı kasırgadan sonra meltemin esmesi gibiydi. Benim hayatımın &ccedil;ıplaklığı kasırgam, 5'te 5'se meltemimdi. Yağmur sonrası a&ccedil;an g&uuml;neşi andırıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Ne zaman yumruk yaptığımı bilmediğim ellerimi &ccedil;&ouml;zd&uuml;m. Derin bir i&ccedil; &ccedil;ekerek k</b><b>amera odasına girdim. D&uuml;ş&uuml;ncelerimi bir kenara iteleyerek g</b><b>&ouml;zlerimi bir birinden farklı y&uuml;zlerde gezdirdim. Arel, ifadesiz y&uuml;z&uuml;yle kameraya bakarken Gazel ve Pars'ta v&uuml;cutlarını kapıya doğru, -benim geldiğim tarafa,- d&ouml;nd&uuml;rm&uuml;şlerdi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Maske ve şapkayı &ccedil;ıkartıp masanın &uuml;st&uuml;ne bıraktım. Gazel'in y&uuml;z&uuml;ne alaylı sırıtmalar eşlik ediyor, Pars'sa sadece beni incelemekle yetiniyordu. Ona ne var dercesine baktığımda başını iki yana sallayarak tebess&uuml;m etti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bir sonraki karşılaşma ha?'' diyerek Arel, başını bana &ccedil;evirdi. ''Olmayacak &ouml;yle bir şey.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sesindeki otoriteyi hissettiğim gibi kahvelerimizi buluşturdum. </b><b>Gazel'in yanına oturduğumda, </b><b>''Buna kim karar veriyor?'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Karar vermek i&ccedil;in Yavuz'un yaşaması gerek, ama sonucunu az &ouml;nce &ouml;rnek vererek anlattığımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yaptığı a&ccedil;ıklamayla g&ouml;zlerimi ondan alarak susmayı tercih ettim. Arel'in lafları altında ezilmeyi sevmiyordum. Ger&ccedil;ekten susmayı d&uuml;ş&uuml;necekken Pars ve Gazel'inde, Arel'i onaylamasıyla v&uuml;cuduma ani </b><b>sinir</b><b> dalgası yayıldı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bana emir verme!'' diye tısladım adeta. ''Bu konuda haklı olabilirsin! ama, emir veremezsin.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, tek kaşını havaya kaldırdığında alnındaki &ccedil;izgiler, bana doğru g&ouml;z kırpmış; dudaklarını birbirine bastırmıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Kulaklarını a&ccedil; ve beni iyi dinle,'' y&uuml;z&uuml;nde beli belirsiz &ccedil;illerin dikkatimi dağıtmaması adına, başımı kameraya &ccedil;evirip onu dinledim. ''Ben, kendimi lider olarak g&ouml;rm&uuml;yorum. İnatla, lidermişim gibi davranıyorsun. B&ouml;yle bir şey demediğini biliyorum, ama g&ouml;zlerin hi&ccedil;te &ouml;yle demiyor.'' g&ouml;zlerimi anında ona &ccedil;evirdim. İşaret parmağını g&ouml;zlerime doğru savurdu. ''5'te 5 bir değil, birlik. Bunu aklına kazı. Herkesin bir g&ouml;revi var ve bu doğrultuda ilerliyor.'' kelimelerin her birini vurguladığında, ''Sana emir vermiyorum, olacakları s&ouml;yl&uuml;yorum. Ve bende, kendi g&ouml;revimi yerine getiriyorum.'' deyip a</b><b>nında kameraya başını &ccedil;evirerek benimle iletişimini kesti. Ben ise ifadesiz y&uuml;z&uuml;mle ona bakmayı s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;m.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Ellerimi birbirine ge&ccedil;irirken, ''Senin g&ouml;revin neymiş?'' dedim konuşmanın devamını s&uuml;rd&uuml;rerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Yeter bu kadar,'' dedi Gazel. ''Sizin atışmanızı dinlemek i&ccedil;in gelmedim buraya.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sadece seni değil her birinizi korumak.'' dediğinde g&ouml;zlerini kameradan bir an olsun ayırmamıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Bakışlarımı ondan &ccedil;ekerek &ouml;n&uuml;me d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde, ''katlıyorum.'' diyerek Pars'ta ekrana y&ouml;nelip konunun &uuml;st&uuml;ne toprak attı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Yavuz birazdan uyur. Siz, dinlenin ben n&ouml;bet tutarım.'' Arel'in de konuyu değiştirerek konuşmasıyla beraber, Gazel ve Pars'a baktım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Benim &ccedil;ıkmam gerek, sabah gelirim.'' Pars, ayaklanıp kot ceketini &uuml;zerine ge&ccedil;irdiğinde Arel, başıyla onayladı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Nereye gidiyorsun?'' Gazel, lenslerini &ccedil;ıkarmış, yeşilin tonlarında gezinen g&ouml;zlerini Pars'ın mavilerine dikmişti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''İşim var.'' diyerek tek d&uuml;ze sesiyle Gazel'i yanıtladı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars'ın g&ouml;zlerinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m ani afallamaya daha &ouml;nce hi&ccedil; denk gelmemiştim. Bu durum garibime gitse de sessizliğimi koruyarak Gazel'e d&ouml;nd&uuml;m. Pars'ı, başıyla onaylamakla yetinmişti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arkada da ufo ısıtıcısı, battaniye ve kettle var. İ&ccedil;eceklerde şuradaki dolapta istediğinizi kullanın.'' Pars, elleriyle işaret ettiği yerleri g&ouml;stererek kapının girişine y&ouml;neldi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z&uuml;n&uuml; bize d&ouml;nderdiği sırada </b><b>Gazel, heyecanla </b><b>''Cansın sen!'' dediğinde</b><b> Pars, g&uuml;l&uuml;mseyerek Gazel'e baktı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel, dizlerinin biraz &uuml;st&uuml;nde, siyah, pileli eteği g&ouml;stererek, ''Bu etekle ne kadar &uuml;ş&uuml;yorum haberiniz var mı?!'' diyerek sitem etti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''&Uuml;ş&uuml;m&uuml;yorsun Gazel.'' Arel başını iki yana sallayarak g&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. </b><b>''Pera olmak o kadar kolay değil, dememiş miydin?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Şu an Gazel'im ben. &Ouml;yle değil mi?'' Pars ve bana bakarak sorduğu soruya ikimizde yalnızca başımızı sallamakla yetindik.</b><b> </b><b>Ger&ccedil;ekten</b><b> &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; </b><b>bakıyordu</b><b>.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars, yaslandığı yerden doğrulup, ''Ben &ccedil;ıkıyorum. Bir şey lazım vs. olursa ararsın.'' deyip Arel'e ithafen konuşarak odadan &ccedil;ıktı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Onun &ccedil;ıkmasıyla beraber Arel, daha &ouml;nce fark etmediğim kapıyı a&ccedil;arak Pars'ın bahsettiği şeyleri &ccedil;ıkarttı. Kırmızı bir battaniyeyi bize doğru fırlattığın da Gazel, g&ouml;zlerini devirerek hemen battaniyeye sarıldı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Gel buraya.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel'in yumuşak sesini duymamla başımı ona &ccedil;evirdim. Battaniyenin ucunu a&ccedil;mış beni davet ediyordu. Y&uuml;z&uuml;ndeki sahici g&uuml;l&uuml;msemeyle Pera'dan daha &ccedil;ok Gazel'e d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Tabi &ccedil;imen yeşiline d&ouml;n&uuml;şen g&ouml;zlerini unutmamak gerekirdi. Bende onun gibi g&uuml;l&uuml;mseyerek davetini kabul edip battaniyenin altına girdim. Gazel, başını omzuma yasladığında titrememek i&ccedil;in kendini kastığını fark ettim. Tedirginlikle başımı, kafasından kaldırarak bana verdiği hırkayı &ccedil;ıkarttım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''&Uuml;ş&uuml;me, Pera'dan daha &ccedil;ok Gazel'e ihtiyacım var.'' dedim hırkayı ona doğru uzatıp.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Almamakta kararsız kaldığını anlayarak hırkayı kolundan ge&ccedil;irdim. Gazel, y&uuml;z&uuml;ndeki mahcup tebess&uuml;mle bana yardımcı olarak kollarını uzattı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Aile saadetinizi b&ouml;l&uuml;yorum, ama beni neden d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorsunuz?'' Arel'in sahte sitemiyle Gazel, kıkırdamaya başladı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sana yer yok.'' dedi Gazel, kıkırtılarının arasından. ''Hem senin n&ouml;bet tutman gerekmiyor mu?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel başını iki yana sallayıp Gazel'İn işaret ettiği ekrana doğru d&ouml;nd&uuml;.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel'e bakarak fısıltıyla, ''&Uuml;ş&uuml;meyecek mi? sabaha doğru hava iyice soğuyacak.'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Benim gibi fısıltıyla konuşarak, ''Arel, soğukta kendini daha iyi hissediyor.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Başımı biraz eğerek y&uuml;z&uuml;ne bakmaya &ccedil;alıştım. Y&uuml;z&uuml;nde buruk bir tebess&uuml;m vardı. G&ouml;zlerime sorgu ifadesi iliştiğinde dudaklarımı araladım, ''Neden?'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sa&ccedil;larıyla oynamaya başladığımda, ''Bu da onun sırrı olsun mu?'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sorusunu daha &ccedil;ok kendine soruyor gibiydi. Sesindeki &ccedil;ocuksu tınıyı duyduğumda i&ccedil;imin sızladığını hissettim. Neden b&ouml;yle hissetmiştim bilmiyordum, ama Gazel'in sesi, Arel'e karşı duvarlarımdan birini daha yıkmama vesile olmuştu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arel'e dokunursan, soğukluğu hissedersin. Onunla savaşırsan sıcaklığını hissedersin.'' dedi uykuya dalmadan &ouml;nce.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yutkundum. Boğazıma acı tat yayıldığında kameradan g&ouml;zlerini ayırmayan Arel'e baktım. Gazel, Arel'in soğuğu sevdiğini s&ouml;yl&uuml;yordu. Gazel, Arel'in v&uuml;cudunun soğuk olduğunu ima ediyordu, ama ellerimi tuttuğunda sıcaklık hissetmiştim. Soğuğu değil...</b></p>
<p dir="ltr"><b>Savaş mıydı bu?</b><br /><b>Hayır, değildi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>*</b></p>
<p dir="ltr"><b>Başımı Gazel'in kafasından kaldırıp etrafıma baktım. Arel, tam karşımıza ge&ccedil;miş, masaya ayaklarını uzatmıştı. Elinde daha &ouml;nce a&ccedil;tığım gri deftere bir şeyler &ccedil;iziyordu. Ufonun ışığında y&uuml;z&uuml;n&uuml;n yarısını se&ccedil;ebiliyordum. G&ouml;zlerim masanın &uuml;zerindeki saate kaydığında şaşkınlıkla Arel'e baktım. Saat, sabahın yedisiydi. B&uuml;t&uuml;n gece ayakta mı kalmıştı?</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Erkencisin.'' g&ouml;zlerini defterinden &ccedil;ekerek bana baktı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel'in kafasını koltuğa yaslayarak ayağa kalktım. Ayaklarım uyuşmuştu ve hareket etmem gerekiyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sıranın sana ge&ccedil;mesi gerekiyormuş.'' dedim hafif tebess&uuml;mle.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Kalemi yanaklarında belli belirsiz g&ouml;z&uuml;ken &ccedil;illerinde gezindirerek, '' Uykum yok. Otursana, sıkıldım.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Onaylayarak Pars'ın oturduğu sandalyeyi yanına doğru &ccedil;ektim. Defterine ciddiyetle d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde bende yanındaki yerimi almıştım. Kameraya g&ouml;z ucuyla bakarak Yavuz ve Arya'nın uyuyor olduğunu g&ouml;rd&uuml;m. G&ouml;zlerime boş bakışlar dolduğunda Arel'e tekrardan d&ouml;nd&uuml;m. Kağıda hızlı hızlı darbeler vuruyor, her darbede y&uuml;z&uuml; bambaşka hallere ge&ccedil;işte bulunuyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Biraz daha &ouml;yle bakmaya devam edersen, aşık olduğunu sanacağım.'' dedi g&ouml;zlerini defterden ayırmayıp alayla dudaklarını kıvırdığında.</b></p>
<p dir="ltr"><b>&Ccedil;eneme yasladığım elimi indirerek başımı ondan &ccedil;evirip Gazel'e d&ouml;nd&uuml;m. Dalgınlıkla onu izlediğimin farkında bile değildim. S&ouml;ylediklerinde şaka yaptığından emindim, ama istemsizce gerilmiştim. Ellerimi sa&ccedil;larıma g&ouml;t&uuml;rerek oynamaya başladım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Şaka yapıyorum,'' defteri bırakarak omzuma dokundu. ''Bana aşık olacak kadar aptal değilsin.'' dedi gerginliğimi azaltmak adına.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sana aşık olmak aptallık mı?'' dedim doğrudan ona d&ouml;nerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Kendini k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyişinden rahatsız olmuştum. Her insan sevmeyi, sevilmeyi hak ederdi. Arel'in y&uuml;z&uuml;ndeki afallamaya şahit olduğumda g&ouml;zlerindeki perdeleri a&ccedil;mış ger&ccedil;ek benliğini g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne sermişti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Ondan cevap beklediğim sırada buruk&ccedil;a tebess&uuml;m ederek bana baktı. Kahvelerinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m parıltı nefesimi tutmama sebep olmuştu. Karşımdaki kişi Arel değildi. Arel gitmiş, sanki yerine oğlan &ccedil;ocuğu gelmişti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Aşka inanmayan birine aşık olamazsın.'' dedi defteri masaya bıraktığında.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Alayla dudaklarımı kıvırmış, ''Bende aşkın iki kişilik olduğuna inanmıyorum.'' diyerek daha &ccedil;ok araladım perdelerini.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Verdiğim yanıt hoşuna gitmişti. Sağ kaşını kaldırarak devam etmemi beklediğini g&ouml;sterdi, ama ben, beklediği cevabı vermeyerek susmayı tercih ettim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Aşk doktorumu kesildin başıma(!) yoksa bana aşık olduğunu mu ima ediyorsun?'' dedi sahte ciddiyetiyle.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Hen&uuml;z o kadar aptal değilim.'' dedim onu, kendi lafıyla vurarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sırıtarak, ''Farkında mısın, laflarımı &ccedil;alıyorsun. Sana telif atabilirim?'' sırıtması, g&uuml;lmeye d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Bende g&uuml;lerek ona katıldım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Deftere ne &ccedil;iziyordun?'' diyerek konuyu değiştirdim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel'in dudakları tek bir &ccedil;izgi halini aldığında yanlış bir şey s&ouml;ylemiş gibi hissettim. Defterde ne olduğunu biliyordum, ama o bunu bilmiyordu. Ayrıca defterin amacını merakta ediyordum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Al bak.'' deyip kaşlarıyla defteri işaret etti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Şaşkınlıkla yutkunarak deftere baktım. Dudaklarımı dişlediğimde defteri elime aldım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Yanlış bir şey yapmıyorsun. Benim defterim, ve sana a&ccedil;man i&ccedil;in izin veriyorum.'' dedi i&ccedil;imi rahatlatmaya &ccedil;alışarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Benim endişelendiğim defterin i&ccedil;indekileri daha &ouml;nce g&ouml;rm&uuml;ş olmamdı. Ne tepki verecektim? oyunculuğumu konuşturarak sahte şaşkınlık, merak mı g&ouml;sterecektim? Hayır, duygularımı evirecektim. İ&ccedil;indekileri merak etmiyordum, onların anlamlarını merak ediyordum. Bundan g&uuml;&ccedil; alarak titrek nefesle ilk sayfayı a&ccedil;tım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bunlar senin sembollerin mi?'' dedim sayfada dağınık halde duran birka&ccedil; sembol&uuml; g&ouml;stererek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Başını iki yana sallayıp, ''Bu &ouml;rg&uuml;t&uuml;n simgesi, geri kalanlar ise benim işaretlerim.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ne gibi işaretlerin?'' diyerek başımı sağa yatırdım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bazen semboller &ccedil;iziyorum, kendiliğinden.'' başını sola yatırıp y&uuml;z&uuml;me baktı. ''Tabii &ouml;zel bir anlamı falan yok.'' deyip dudaklarını birbirine bastırdı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>S&ouml;ylediklerinden tatmin olarak bir sonraki sayfaya ge&ccedil;tim. Ortaya</b><b> Pars, olarak d&uuml;ş&uuml;nmeme sebep olan kelimeler &ccedil;ıkacaktı. &Ouml;ylede olmuştu. </b><i><b>''Sadece piyano.''</b></i><b> dedim kelimeyi tekrar ederek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sadece piyano.'' Arel'in de kelimeyi tekrar etmesiyle kahvelerimizi buluşturdum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerinde saf &uuml;z&uuml;nt&uuml; vardı. Dudaklarında ise hi&ccedil; eksilmeyen burukluk...</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Pars, neden piyano &ccedil;almak istiyor?'' dedim sayfayı işaret ederek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Pars, piyanomu &ccedil;almak istiyormuş?'' dedi sorumu yineleyerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Kaşlarımı hayretle kaldırarak y&uuml;z&uuml;ne baktım. O da aynı şekilde bana bakıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bana piyano &ccedil;almak istediğini s&ouml;yledi.'' dedim parmaklarım resmin &uuml;zerinde gezinirken.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, kahvelerine perdeleri sert bir şekilde &ccedil;ekerek camı aralamama izin vermedi. Y&uuml;z&uuml; ifadesizliğe b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş, Gazel'in y&uuml;z&uuml;nde gezdirmeye başlamıştı. Bir anda derin d&uuml;ş&uuml;ncelere daldığında, </b><b>''Pars ve gizemleri.'' dedim mırıldanarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Pars ve Ger&ccedil;ekleri.'' diyerek d&uuml;zeltti beni.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerini bana &ccedil;evirip kahvelerimizi bu kez o buluşturdu. ''Sandığından daha farklı biri o.'' deyip yine buruk&ccedil;a tebess&uuml;m etti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Zamanla farklı taraflarını g&ouml;receğim.'' diyerek g&uuml;l&uuml;msedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars Tekin, o t&uuml;m anahtarların a&ccedil;amadığı kapalı bir kutuydu. Kimse onu ger&ccedil;ek manada tanımazdı. Kendisi bile kendini zar zor tanırken insanların onu tanımasını, anlamasını beklemezdi. Onun tek bir ideolojisi vardı o da t&uuml;m kaleleri yıkmaktı. Kaleyi yıkmak demekte, d&uuml;nyadaki t&uuml;m tutsakları &ouml;zg&uuml;r bırakmak demekti. Sırıttım, aylar &ouml;nce defterime yazdığım s&ouml;zc&uuml;kleri birinci yaşamımın Vuslat'ı g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne sermişti. Fakat y</b><b>anılmıştım. Arel &Ouml;zbey, Pars Tekin'i tanıyordu. Hemde herkesten fazla, herkesten &ccedil;ok.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Zamanla değil, &ouml;zg&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;nle g&ouml;receksin.'' diyerek tekrardan beni d&uuml;zeltti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yanaklarımı şişirerek, ''Tamam, doğru konuşuyorsun, ama s&uuml;rekli beni d&uuml;zeltmen sinirlenmeme sebep oluyor.'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Dudaklarından k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kıkırtı koptuğunda dirseklerini sandalyeye yerleştirip y&uuml;z&uuml;me yaklaştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sinirlenme o zaman?'' dedi keyif aldığını belirterek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arel...'' dedim sitem ederek. ''Zevk alıyorsun değil mi?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Dudaklarını birbirine bastırarak, ''Evet.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>D&uuml;r&uuml;st tavrıyla y&uuml;z&uuml;ne dikkatle baktım. Kısık sesle g&uuml;l&uuml;yor, g&ouml;zlerinin i&ccedil;i parıldıyordu. Onun g&uuml;lmesiyle dudaklarımda belli belirsiz tebess&uuml;m oluştuğunda Arel'İn parıltılı g&ouml;zleri dudaklarıma kaydı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Romantik komedi filminde olsak şu an sana 'sinirlenmen hoşuma gidiyor...' demem lazımdı.'' sona doğru sesini inceltmiş, taklit yeteneğini konuşturmuştu. G&uuml;lmemek i&ccedil;in dudaklarımı birbirine bastırırken, ''</b><b>Ama ben esas oğlan değilim.'' diyerek omzunu kaldırıp indirdi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>2.kez s&ouml;ylediği replikle beraber g&uuml;lmeye başladım. Benim g&uuml;lmemi bekliyormuş gibi g&uuml;lmeye devam ettiğinde, Gazel'in mayışık haliyle mırıldanmaya başladığını duyduk.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Biraz daha g&uuml;lersek, bağıracağından eminim.'' dedi Arel bana a&ccedil;ıklama yaparak. ''Uykusundan uyanınca kızgın bir boğaya d&ouml;n&uuml;şebilir, aklında bulunsun.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerimi b&ouml;lerterek Arel'e d&ouml;nd&uuml;m. Ciddi miydi? şaşkınlığım y&uuml;z&uuml;mde yer edindiğinde, ''&Ccedil;ocukken uykusundan bir&ccedil;ok kez zorla uyandırmış, olabilirim.'' dedi sol eliyle koyu kestane sa&ccedil;larını karıştırarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&uuml;l&uuml;mseyerek Arel'e baktığımda bulunduğumuz ortamın ayaklarımın altından kaydığını hissettim. Yavuz yokmuş gibi, Arya yokmuş gibi. Sadece ben, Gazel ve Arel varmış gibi hissetmiştim. O kısacık an, &uuml;&ccedil; farklı insanın anılarının kırıntılarını &ouml;nlerine d&ouml;k&uuml;p; ruhlarını doyurmuştu. Gazel uyuyordu, ancak Arel, onuda sohbete katıyordu. Hatta Pars'ı da. Ve hatta bir sonraki sayfaya ge&ccedil;tiğimizde Ceren'i katacağı gibi. </b><b>G&uuml;l&uuml;msedim. Sahici bir g&uuml;l&uuml;msemeydi bu. Artık anlamaya başlamıştım. Arel'in herkese yetecek koca bir kalbi vardı, ama </b><b>ortada</b><b> kendine yetecek bir kalp bırakmıyordu. Gazel'e, Pars'a, burada olamayan Ceren'e ve bana... hepimize karşı i&ccedil;tenlikle duygularını g&ouml;stermekten ka&ccedil;ınmıyor, sıra kendine geldiğinde ise gizlenmeyi se&ccedil;iyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Bunu kendini k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyişinden, Gazel'in ge&ccedil;mişe atıfta bulunmasından ve eğitimimde ge&ccedil;en s&uuml;rede yaşadıklarımızdan anlamıştım. Arel'in ge&ccedil;mişinde, Gazel'in veya başka birinin bana anlatmadıkları vardı. G&ouml;m&uuml;p &ccedil;ıkarmakta reddettiği şeyler vardı...</b></p>
<p dir="ltr"><b>Aklıma &ccedil;akılan ani şimşekle Pars ve Arel'i ne kadar benzettiğim fikri ortaya d&ouml;k&uuml;ld&uuml;. İkisi de birbirine ger&ccedil;ek manada benziyorlardı. Duygularını yaşayış bi&ccedil;imleri ve zekalarını g&ouml;sterdikleri kelimeleri... Tıpkı birbirlerinin yanılsamasına d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şlerdi. Tek bir farkla! Arel, ge&ccedil;mişine ait duyguları saklayıp; şimdiye ait duygularını, a&ccedil;ık&ccedil;a belli etmeyi tercih ederken Pars, duygularını nadiren g&ouml;stermeyi se&ccedil;iyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Daldın.'' elini y&uuml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nde sallayarak, ''2 oldu bu. 3. de ger&ccedil;ekten aşık olduğunu d&uuml;ş&uuml;neceğim.'' diyerek kendini geriye &ccedil;ekti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z&uuml;m&uuml; buruşturarak d&uuml;ş&uuml;ncelerimi odalara kilitleyip Arel'e d&ouml;nd&uuml;m. Ekrana kısa s&uuml;reli baktığında g&ouml;zlerindeki ani kaymayı g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m. Pars'ın g&ouml;zlerinde okyanusun dalgaları hakimken Arel'in g&ouml;zleri toprak kaymasını andırıyordu. Arel, yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n toprağı; Pars ise Okyanusuydu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''3 olacak ama?'' Arel'in ima yaparak konuşmasıyla g&ouml;zlerimi ondan aldım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Dalga ge&ccedil;tiğini bilerek Gazel'e baktım. O ise ger&ccedil;ek manada g&uuml;neşi anımsatıyordu. Gazel, olarak insanları şefkatiyle, y&uuml;reğiyle ısıtıyor; Pera olarakta kavuruyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Uğraşmayı bırak artık.'' dedim bir sonraki sayfaya bakarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ger&ccedil;ekleri s&ouml;yl&uuml;yordum oysaki?'' diyerek bana doğru d&ouml;nd&uuml;.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sus artık,'' dedim tebess&uuml;m ederek. ''</b><b><i>Umut, kanatlarında saklı. </i></b><b>Sen mi yazdın? yoksa Ceren'in c&uuml;mlesi mi?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Dudaklarını b&uuml;z&uuml;şt&uuml;r&uuml;p başını sola yatırdı. B&ouml;ylelikle daha rahat birbirimizi g&ouml;r&uuml;r olmuştuk.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sorgular ifadesiyle, </b><b>''sence kimin c&uuml;mlesi olabilir?'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Senin,'' dedim d&uuml;r&uuml;stl&uuml;kle. ''Umut, ger&ccedil;ekten yaşıyor mu?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Hangisini sorduğuna bağlı. Umut etmek mi? yoksa bebek umut mu?'' dedi g&ouml;zlerini y&uuml;z&uuml;m&uuml;n her noktasına değdirerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bebek umut yaşıyorsa umut edilir.'' dedim,</b><b> bende ona bakarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel'in y&uuml;z ifadesine bir anda tatminlik yerleşmişti. G&uuml;l&uuml;msediğinde yanağının iki yanında &ccedil;ıkan kat izleriyle, sahici olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m g&uuml;l&uuml;msemeyle bir s&uuml;re &ouml;ylece baktı. Bakışlarımı ondan ka&ccedil;ırarak, ''Yaşıyor mu?'' dedim beklentiyle ona baktığım sırada.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, g&uuml;l&uuml;msemesini genişlettiğinde, ''Yaşıyor,'' dedi fısıltıyla, fakat sesindeki mayhoş tını insanı kendine gittik&ccedil;e &ccedil;ekiyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Bende g&uuml;l&uuml;msemeye &ccedil;alıştığımda, ''Bunu nasıl &ouml;ğrendin?'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z ifadesi puslu bir ifade almış, dudaklarını bir birine bastırarak g&uuml;l&uuml;msemesini tekrardan burukluğa getirmişti. ''Ceren, benim i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;zel bir insan. Bir annenin, evladının kokusunu &ccedil;ekemediği halde &ouml;zleyebileceğini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmezdim. Tamam, d&uuml;nyada evlatlarında d&uuml;şk&uuml;n insanlar var, ama benim karşıma hi&ccedil; &ouml;yle insanlar &ccedil;ıkmamıştı. Ceren ise benim i&ccedil;in ilkti. </b><b>İnancımın olmadığı konuda bana inan&ccedil; sağlamıştı, d</b><b>ayanamadım... Araştırdım.'' g&ouml;zlerinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m keder i&ccedil;im acımasına yol a&ccedil;tı. Arel'in ge&ccedil;mişinde ailesi ile ilgili </b><b>sorunları</b><b> vardı. </b><b>&Ouml;zelliklede</b><b> annesiyle. Yoksa Ceren yerine ilk onu </b><b>s&ouml;ylemez</b><b> miydi? ''İşin i&ccedil;inde kimin olduğunu bilmiyorum ama bebeğin &ouml;lmediğini biliyorum. Gazel'in hastahanede &ccedil;alışan bazı doktor tanıdıkları var. Gazel'de tıp okuyor, ama bir s&uuml;reliğine dondurdu. Anlayacağın okuldan arkadaşları.'' şaşkınlıkla Gazel'e baktım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>İzlediğimiz bir filmde yaptığı yorumdan dolayı Gazel'e hayranlıkla bakmıştım. O ise</b><b> beni, 'sa</b><b>dece teknik bilgiler biliyorum.' diyerek </b><b>ge&ccedil;iştirmişti. T</b><b>ıp okuduğunu s&ouml;ylememişti. M&uuml;tevaziliği karşısında tebess&uuml;m ederek Arel'e baktım.</b><b> B</b><b>aşını masaya &ccedil;evirmiş, bana bakmamakta ısrar ediyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Kameralara baktığımızda y&uuml;z&uuml; kapalı, gen&ccedil;ten birinin bebeği g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;k. 1 yıldır araştırıyorum. Fakat hi&ccedil;bir yol kat edemedim.'' ellerini yumruk yaptı, ''Ama bulacağım, umut'u bulup Ceren'e vereceğim.'' dedi kararlılıkla.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z&uuml;n&uuml; sadece ufonun ışığıyla se&ccedil;ebiliyordum, ama g&ouml;zlerindeki kararlılık, beni delip ge&ccedil;mişti. Arel'i ilk defa bu kadar ciddi g&ouml;r&uuml;yordum ve y&uuml;z hatlarındaki o &ccedil;ocuksuluk bir anda yok olup gitmişti. &Ccedil;enesini sıkmış, parmak boğumları beyazlamıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ceren'e ger&ccedil;ekten değer veriyorsun.'' dedim g&uuml;l&uuml;mseyerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Veriyorum.'' dedi a&ccedil;ık a&ccedil;ık. ''Ceren'i olmayan ablam olarak g&ouml;r&uuml;yorum. Ablam, o benim. Sen, onu pek tanımıyorsun, fakat ger&ccedil;ekten bilgili, eğlenceli, korumacı ve daha bir&ccedil;ok duyguyu yaşayan, yaşatan biri.'' g&ouml;zlerine bu kez saygıyla sevgi karışımı duygular y&uuml;klenmişti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel'e bir kere daha hayran olmuştum. Sahipleniş bi&ccedil;imi ger&ccedil;ekten paha bi&ccedil;ilmezdi. Onu ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m an, asla b&ouml;yle bir karaktere sahip olacağını d&uuml;ş&uuml;nmemiştim. D&uuml;ş&uuml;ncelerimi kovalamış, &ouml;n yargıya kapılmıştım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''35 yaşında ama i&ccedil;inde hala &ccedil;ocuksu umutları yaşatan biri. İ&ccedil;indeki &ccedil;ocuğu &ouml;ld&uuml;rmemek i&ccedil;in inatla, t&uuml;m zorluklara g&ouml;ğ&uuml;s geren biri.'' diyerek yumuşamış y&uuml;z&uuml;n&uuml; bana &ccedil;evirdi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Kendini sakinleştirme bi&ccedil;imi ger&ccedil;ekten taktir edilesiydi. C&uuml;mleden c&uuml;mleye duygu ge&ccedil;işleri yaşıyordu. Ardından da ge&ccedil;işleri yine kendisi kesip atıyordu. Dudaklarımı dişleyerek diğer sayfayı a&ccedil;tım. Burası Arel ve Gazel'in sayfasıydı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ariel...'' deniz kızının kuyruklarına dikkatle baktım. ''Bu sayfa da sen ve Gazel'i anlatıyor o zaman?'' dedim ilgiyle.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, beni şaşırtarak başını iki yana salladı. G&ouml;zlerim kısılırken ağzından &ccedil;ıkacak kelimelere kulak kabarttım. Sırıtarak, ''D&uuml;nyayı sevmeyen birine zorla d&uuml;nyayı sevdiremezsin. D&uuml;nyayı sevmeyen birine g&uuml;zellikleri g&ouml;stererek de sevdiremezsin. Ona, duyguların ger&ccedil;ekliğini g&ouml;sterirsen, ancak o zaman d&uuml;nyayı sevmeye başlar. Tek bir fark vardır. O da d&uuml;nyasında artık seninde olmandır.'' y&uuml;z&uuml; ifadesizliğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;nde, ''Onun d&uuml;nyası yoktu ve bende onun i&ccedil;in bir d&uuml;nya yarattım. İ&ccedil;inde Ariel'in olduğu bir d&uuml;nya...'' diyerek Gazel'e baktı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sinsice sırıttığında g&ouml;zlerine de aynı duygu ilişmişti. ''</b><b><i>Ariel, Gazel ve Arel'in d&uuml;nyaya seslenişi, g&uuml;neşin iblisleri kavurması, y</i></b><b><i>ery&uuml;z&uuml;n&uuml;n g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne gebe kalmasıydı.</i></b><b> O sayfa Gazel'İn sayfası. Ben ise sadece bir konuğum.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sessizliğimi koruyarak kahvelerimi bir sonraki sayfaya &ccedil;ektim. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m resimle beraber nutkum tutularak Arel'e baktım. O ise dudaklarını i&ccedil;e &ccedil;ekerek baskı yaptıktan sonra, ''Beğendin mi?'' diyerek merakla sordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Defterine beni de &ccedil;izmişti. Gazel'in başı omzumda benim başım ise onun kafasındaydı. Tıpkı az &ouml;nce uyuduğumuz pozisyondaki halimiz gibi resmetmişti. Arel'e g&ouml;zlerimi &ccedil;evirdiğimde benden hala yanıt bekliyordu. Dudaklarımı birbirine bastırıp mahcup ifadeyle g&uuml;l&uuml;msedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Beğenmemek m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;?'' dedim sesimle oynama yaparak. G&ouml;zlerim irileşmiş, dolgun dudaklarım şaşkınlıktan aralanmıştı. ''Ger&ccedil;ekten resim yeteneğin olduk&ccedil;a iyi.'' dedim onu y&uuml;celterek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, bakışlarını benden alarak yere &ccedil;evirdi. G&ouml;zlerine mutluluk kırıntıları yerleşmişti, ve ben, o kırıntıların sebebi olduğum i&ccedil;in mutlu olmuştum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''İzinsiz &ccedil;izdiğim i&ccedil;in kızarsın sanmıştım.'' dalga ge&ccedil;tiğini belli edip g&ouml;z ucuyla bana baktı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerimi abartarak devirdiğimde tebess&uuml;m etti. ''Eh, bu g&uuml;zelliği pek iyi &ccedil;izememişsin ama ne yapalım, idare edeceğiz.'' sona doğru kendimi g&ouml;stermiş, hayıflanmıştım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Tanrı, seni en g&uuml;zel şekilde resmetmiş. Ben sadece bakan kısmıyım.'' dedi doğrudan g&ouml;zlerime bakarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yutkundum, yutkundu. G&ouml;zlerimi ondan ka&ccedil;ırarak oda da gezindirmeye başladım. Arel'in iltifatı karşısında istemsizce utanmıştım. Beni g&uuml;zel bulması &ouml;nemli değildi, sadece s&ouml;yleyiş bi&ccedil;imi y&uuml;reğime oturmuştu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sana bir şey itiraf edeceğim,'' dediğinde bakışlarımı kendisine &ccedil;ekti. ''Bu d&uuml;nyada g&uuml;zellik denen şey kavramlardan ibaret. Ama, bana kalırsa asıl g&uuml;zellik ruhta. Sen g&uuml;zelsin, Gazel g&uuml;zel, Ceren g&uuml;zel. Bir başkası değil. Benim i&ccedil;in sadece siz g&uuml;zelsiniz.'' diyerek samimiyetle g&uuml;l&uuml;msedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Garipsin,'' dedim. ''Hemde haddinden fazla.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerim, y&uuml;z&uuml;n&uuml;n her bir noktasına değindiğinde Arel, memnuniyetle g&uuml;l&uuml;msedi. Bu sabah 12 Mart g&uuml;n&uuml; Arel'e karşı bir duvarım daha yıkılmıştı. Arel &Ouml;zbey, olduk&ccedil;a ince bir ruha sahipti. Bunu nadiren </b><b>g&ouml;stersede</b><b> </b><b>dikkatle</b><b> bakıldığında anlaşılıyordu. Arel, kelimeleri kendi anlamlarından &ccedil;ıkararak, bizzat kendisi yeni anlamlar katıyordu. Ruhunun par&ccedil;alarını kelimelere y&uuml;kl&uuml;yordu.</b><b> Bunu herkes yapamazdı. Yapsada Arel'in ki gibi </b><b>olmazdı</b><b>. Bu, Arel'e &ouml;zg&uuml;yd&uuml;.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Diğer sayfalar neden boş?'' dedim konuyu değiştirerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Konuyu değiştirmeme karşılık alışık olduğum o samimiyet dolu g&uuml;l&uuml;msemesini sunarak, ''Belki de boş değildir?'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>S&ouml;ylediği imayı elbette anlamıştım. Son sayfayı kast ediyordu. Bilmiyormuş gibi g&ouml;z&uuml;kerek sayfaları karıştırdığımda son sayfada resim ve yazıların i&ccedil; i&ccedil;e olduğu kısma geldim. Arel, ne tepki vereceğimi izlerken dudaklarımı birbirine bastırdım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''</b><b><i>D&uuml;nya kaosun, d&ouml;ng&uuml;s&uuml;.</i></b></p>
<p dir="ltr"><b><i>Yaşam ipleri, hayatın cilvesi.</i></b></p>
<p dir="ltr"><b><i>S&uuml;kunet, insanlığın en b&uuml;y&uuml;k serveti.</i></b></p>
<p dir="ltr"><b><i>Adalet, d&uuml;nyanın balyozu.</i></b></p>
<p dir="ltr"><b><i>Kanunlar yalanların, g&ouml;stergesi.</i></b></p>
<p dir="ltr"><b><i>Ve ruhlar kozasından &ccedil;ıkmayı bekleyen kelebek.''</i></b><b> dedim kelimelere teker teker vurgu yaparak. ''Peki... bu s&ouml;zler kime ait?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Kimin i&ccedil;in &ccedil;izdiğimi soruyorsun yani?'' dediğinde başımı onaylayarak salladım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Demek istediğimi anladığında başını kısa kısa aşağı yukarı sallayıp dudaklarını i&ccedil;e doğru &ccedil;ekti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sen kozadan &ccedil;ıkmaya &ccedil;alışan kelebeksin. Bense s&ouml;zc&uuml;klerimle sana yardımcı olan kimseyim.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerim anında g&ouml;zlerine ulaştığında donuk bakışlarla ona bakıyordum. Ciddi miydi?</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Beni kelebek olarak mı g&ouml;r&uuml;yorsun?'' dedim. ''Neden?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sırıttı, ardından g&uuml;l&uuml;msedi. ''&Ouml;ncelikle şu konuda anlaşalım. Sen yalnızca benim kelebeğimsin, bir başkasının değil. Nedenini ise tahmin etmek ister misin?'' deyip sağ kaşını kaldırdı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>İ&ccedil; &ccedil;ekerek, ''Tahmin etmek istemiyorum, sadece seni dinlemek istiyorum.'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Merak tohumlarının g&ouml;zlerimde yeşermesiyle Arel, y&uuml;z&uuml;ne donuk bakışları yerleştirip, ''Hayata herkes tırtıl olarak başlar, irili ufaklı d&ouml;n&uuml;m noktalarında ise koza altına girer. Kozanın i&ccedil;inde kimisi kederini kimisi sevincini bırakırken kelebek olarak hayata d&ouml;nersin.'' parmaklarını resme değdirdiğinde defteri ona doğru yaklaştırdım. ''Senin hayatında tıpkı kelebek d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml; andırıyor, ama sen, benim kelebeğimsin.'' g&ouml;zlerine son s&ouml;ylediklerine daha &ouml;nce şahit olmadığım duygularından birini eklemişti. ''S&ouml;zler ise hayatımızın &ouml;zeti. Yaşadığımız d&uuml;nyayı ve hayatlarımızı anlatıyor.'' diyerek parmaklarını sayfadan &ccedil;ekti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Geriye doğru sandalyeye yaslandığında s&ouml;ylediklerini terazimde tarttım. Bana da bir lakap takmıştı. Kelebek... kaşlarımı &ccedil;atarak i&ccedil;imdeki Vuslat'ın sesini dinledim. Konuşmak istiyordu. &Uuml;stelik bu kez bağırarak değil, yumuşak tonda konuşacağını itiraf ediyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sen neden bu defterde yoksun?'' dedim birinci yaşamımın Vuslat'ını daha sonra konuşması i&ccedil;in bekleterek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Defter başlı başına benim bir par&ccedil;am.'' dedi omuzlarını silkerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''O y&uuml;zden mi adı grimsi?'' dedim defterin, kapağına yazdığını yazıya ithaf yaparak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Kaşları &ccedil;atıldı, dudaklarına baskı yapıp konuşmak istemediğini belirtti. Sessizliği aramıza &ouml;rmek istediğini anladığımda bu kez susmak istemediğimi fark etmiştim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Faris'in olduğu d&uuml;nya siyah, karanık kısım, 5'te 5'in olduğu d&uuml;nya beyaz, aydınlık kısım ve sende ikisi arasında sıkışmış bir ruhsun. Yani grisin.'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sırıtarak, defteri kapatıp masaya bıraktım. Arel, &ccedil;enesini sağ koluna dayamış bana yine anlamlandıramadığım duygulardan biriyle bakıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Aslına bakarsan iyi bir g&ouml;zlemcisin,'' tek d&uuml;ze sesiyle, ''Ve evet, ben griyim.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&uuml;l&uuml;mseyerek haklı &ccedil;ıkmamın verdiği mutlulukla ona baktım. O ise bakışlarını benden almış kameraya bakıyordu. Arel'i &ccedil;&ouml;zmeye başlamak benim i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemliydi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, i&ccedil;inde ne olduğunu bilmediğim o kutuyu aralamaya başlamıştım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Birinci yaşamımın Vuslat'ı daha fazla dayanamamış, ''Bir diğer kelebekte sensin.'' diyerek Arel'in bakışlarını kendisine &ccedil;ekmişti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, kaşlarını &ccedil;atarak elini &ccedil;enesinden &ccedil;ekti. Tek kaşını kaldırarak birinci yaşamımla karşı karşıya geldiğinde bakışlarındaki perdeler tekrardan &ouml;rt&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Oysaki daha yeni a&ccedil;mıştım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ne demek istiyorsun?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Demek istediğim, ben kelebeğim ama seninde benden farkın yok. Kabul etmeliyim ki, babamdan &ouml;nceki hayatını bilmiyorum, ama sende kabul etmelisin ki, hala o hayatının izlerini taşıyorsun.'' dedim tek nefeste.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturup, sesini sabit tutmaya &ouml;zen g&ouml;stererek, ''Bunu nereden &ccedil;ıkarıyorsun?'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''S&ouml;ylemiyorsun ama g&ouml;zlerin konuşuyor Arel.'' onun laflarını ona her kullanışımda olduğu gibi bu kez sırıtmadı. Aksine ciddi y&uuml;z&uuml;yle diyeceklerimi bekledi. ''Ge&ccedil;mişin hala koza altında, fakat geleceğin... o ise şu an tam karşımda ve bir kelebek.'' dedim. ''Kanatlarından birini ge&ccedil;mişe bırakmış, kelebek. Tıpkı benim gibi.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>S&ouml;zc&uuml;klerim, ona iliştiğinde &ouml;nce y&uuml;z&uuml; sert hale gelmiş ardından da yumuşamıştı. Diliyle dudaklarını ıslatıp &uuml;st dudağıyla alt dudağına baskı yaptı. Bense birinci yaşamımın verdiği &ouml;zg&uuml;venle ona bakıyordum. İ&ccedil;imdeki Vuslat, doğru bir noktaya parmak basmıştı. Kelebek lakabını kabullenişim hızlı olabilirdi, fakat Arel'in yaptığı benzetmeler ve c&uuml;mleler &uuml;zerindeki oynayışı beni olduk&ccedil;a etkilemişti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Ben kanatlarından birini kozasında bırakmış, kelebektim. Tıpkı Arel gibi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, kanatlarından bini kozasında bırakmış, kelebekti. Tıpkı benim gibi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&uuml;l&uuml;msedim. D&uuml;ş&uuml;ncelerim ve hislerimin birleşimiyle gittik&ccedil;e Arel'e yaklaşıyordum. Bir duvar daha kırmıştım ve o, da bunun farkındaydı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z&uuml;ndeki puslu halini bırakarak, ''Haklı olmak senin i&ccedil;in &ouml;nemli mi?'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerimi kapatıp a&ccedil;tıktan sonra, ''Neden?'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Soruma cevap ver.'' diyerek bana doğru yaklaştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerindeki d&uuml;z duvara toslamamak i&ccedil;in nefesimi tuttum. İ&ccedil; &ccedil;ekerek, ''&Ouml;nemli, haklıysam kendime olan inancım daha &ccedil;ok artıyor.'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Nefesim aramıza girdiğinde Arel'in g&ouml;zlerinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m duygu yoğunluğuyla tekrardan tutmak zorunda kalmıştım. ''Madem &ouml;nemli... O zaman, haklısın. Son sayfa ikimizi yansıtıyor.'' diyerek y&uuml;z&uuml;n&uuml; &ccedil;ekti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Kalp ritmim değiştiğinde nefesimi &ouml;nce vermiş, ardından Arel'e bakmamakta ısrarcı olmuştum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''İnancını haksız olmak yok etmesin, ya da bozguna uğratmasın. Haksız olsan da işin i&ccedil;inden &ccedil;ıkmasını bil. Ayrıca neticeye baktığımızda haksız olsan da kafa patlattığın bir konu var ortada. &Ccedil;oğu insan bunu bile yapmıyor.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>S&ouml;yledikleri mantık terazime uyduğundan dolayı onaylayarak sessizliğimi korudum. Dudaklarımın arasına gelen itiraf s&ouml;zc&uuml;klerini yutmadan, ''Kelimeleri bir araya getirişin taktir edilesi.'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''O zaman sende takdir edilesi c&uuml;mleler kur.'' diyerek g&ouml;zlerini yine kameraya &ccedil;ekti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Hazır</b><b> cevaplılığı </b><b>ger&ccedil;ekten</b><b> tuhaftı. Bende kameraya baktığımda </b><b>Arya uyanmış, g&ouml;zlerini Yavuz'un arkasındaki kameraya odaklamıştı. Y&uuml;z&uuml;ndeki sinsi sırıtış bir an olsun silinmiyor, onu izlediğimizi biliyormuş gibi bakıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Kuracağım,'' dudaklarımda Arya'nınki ne benzer sinsilik yerleştiğinde, ''Belki de kuruyorumdur.'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel gibi d&uuml;ş&uuml;nemiyor, kelimeleri bir araya getiremiyor olabilirdim. Ancak benimde kendime ait d&uuml;ş&uuml;nce bi&ccedil;imim vardı. Birinci yaşamımı da katarsam eğer, bi&ccedil;imlerim vardı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Aramızdaki tek fark senin, ge&ccedil;mişini biliyor olman. Ve o ge&ccedil;mişin peşinden gelmemesi.'' alayla dudaklarım kıvrıldı, ''İkimizde kanatları kozada kalmış kelebeğiz. İkimiz de aydınlık ve karanlık, siyah ve beyaz arasında sıkışmış griyiz.'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel'in bakışları bana d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde y&uuml;z&uuml;ndeki tatmin olmuş ifade beni b&uuml;y&uuml;lemişti. &Ouml;yle i&ccedil;ten, samimi bakıyordu ki bu anın bitmesini istemiyordum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Grimsi kelebek... Sevdim bunu.'' diyerek g&uuml;l&uuml;msedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel'in her ge&ccedil;en saniyede g&uuml;l&uuml;mseyişine yeni anlamlar katılıyordum. Zaman ge&ccedil;tik&ccedil;e g&uuml;l&uuml;ş&uuml; daha i&ccedil;ten bir hal alıyordu. Bende g&uuml;l&uuml;msedim. En az onun kadar samimi olarak. Elini bana uzattığında g&uuml;l&uuml;msemem yavaş yavaş solmuş, anlamadığımı belirten bakışlar g&ouml;zlerimde yer edinmişti. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; tekrardan bana yakınlaştırıp, eğildi. Avu&ccedil; i&ccedil;lerimi kendi elleri arasına aldığında y&uuml;z&uuml;nde az &ouml;nceki g&uuml;l&uuml;msemesinden haber bile yoktu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Oyunu senin kazanmanı sağlayacağım kelebeğim.'' dedi</b></p>
<p dir="ltr"><b>Ellerimi hafif&ccedil;e okşamaya başladığında, ''Garipsin,'' s&ouml;z&uuml;m&uuml; kesti. ''Hemde fazlasıyla.'' diyerek g&uuml;ld&uuml;.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Bende g&uuml;lerek ona katıldım. Gazel'in tezi o an &ccedil;&uuml;r&uuml;d&uuml;. Arel'in elleri soğuk değildi. Arel'in elleri hayatımda tuttuğum en sıcak ellerdi.</b><b> Ve ortada </b><b>savaş</b><b> yoktu. Birbirlerine yeni alışanruhlar vardı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Lafımı kullanıyorsun, telif atacağım.'' diyerek kıkırdadım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&uuml;lerken kısılan g&ouml;zlerim arasından Arel'in afalladığını g&ouml;rd&uuml;m.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bunu derken bile,'' burnumu sıktı, ''benim lafımı kullanıyorsun.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z&uuml;m&uuml; buruşturarak ondan kurtuldum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bu sorunu acilen &ccedil;&ouml;zmeliyiz.'' başını sağa yatırıp i&ccedil; &ccedil;ekti. ''&Ouml;nerin var mı?''</b><b> dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerindeki parıltıları benimle paylaştığında, ''Hm,'' diyerek mırıldandım. ''Bence birlikte kullanabiliriz.'' dedim d&uuml;ş&uuml;nceli tınıyla.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yine aynısı olmuştu. Bulunduğumuz ortamı unutmuş, ayaklarımın altından kayıp gitmesine izin vermiştim. Fakat bu kez yanımda sadece Arel vardı. O an i&ccedil;in yanımızda derin uykunun kollarındaki Gazel'i bile unutmuştum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Beraber diyorsun?'' dedi sorgulayarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerindeki parıltı b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş, sağ kaşını kaldırmıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Diyorum.'' dedim kararlılıkla.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sağ elimin avu&ccedil;larını a&ccedil;arak kendi ellerini de aynı şekle sokarak hizaladı. ''Yaşam iplerimizle, &ccedil;izgilerimizi m&uuml;h&uuml;rleyelim o zaman?'' deyip parmaklarımın arasına kendi parmaklarını koydu. Kalbim, bu hareketinden sonra daha fazla atmaya başlamıştı. Arel ise yine g&uuml;l&uuml;msemesini değiştirip daha da i&ccedil;ten bakar olmuştu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>A&ccedil;ık kahverengi g&ouml;zlerine her bakışımda yeni bir tonunu keşfediyor, yeni bir duvarını yıkıyor, kendi benliğine yaklaşıyordum. Yutkunarak, ellerimle ellerini tutarak m&uuml;h&uuml;rledim.</b><b> </b></p>
<p dir="ltr"><b>Parmaklarımız</b><b> bir birbirine kenetlendiğinde </b><b>damarlarımızı</b><b> da </b><b>değdirerek</b><b> </b><b>m&uuml;hr&uuml;</b><b> tamamlamıştı. </b><b>G&uuml;l&uuml;msemesi genişlediğinde, bakışlarımı ka&ccedil;ırarak tebess&uuml;m ettim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>-</b></p>
<p dir="ltr">&bull;B&ouml;l&uuml;m hakkında neler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</p>
<p dir="ltr">&bull;M&uuml;zik &ouml;nerileri alabilir miyim? Tarz fark etmiyor????????</p>
<p dir="ltr">&bull;Arel ve vuslat diyalogları nasıldı?</p>
<p dir="ltr">&bull;Arel, kendi karakterini yavaş yavaş g&ouml;steriyor. Siz Arel hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz? Sizce ge&ccedil;mişi yaralarla mı dolu? Yoksa değil mi? Şuan buraya bir s&uuml;r&uuml; soru yazabilirim???? ama sona doğru spoii olur. Neyse sustum ben. Bb</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x_61a8dbd225da7.jpg" alt="" /></p>
<p dir="ltr"><br />&bull;Merak ettiklerinizi buraya yazabilirsiniz. :)</p>
<p dir="ltr"><b><i>Y</i></b><b><i>orum</i></b> yapmayı unutmayın canlar♡</p>
<p dir="ltr"><b><i><u>Hoş&ccedil;a kalın♡</u></i></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 11.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-1118</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-1118</guid>
<description><![CDATA[ Hokus Pokus ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61a8d6451add0.jpg" length="24413" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 17:49:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">İyi okumalar:)</p>
<div align="center">
<p dir="ltr"><u><b>11.B&ouml;l&uuml;m: Arafın hissi</b></u></p>
</div>
<div align="center">
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x_61a8d6453dfd2.jpg" alt="" /></p>
</div>
<div align="center">
<p dir="ltr" style="text-align: left;"><b>&amp;</b><b>Vuslat S&ouml;zen</b></p>
</div>
<div align="right">
<p dir="ltr" style="text-align: right;"><i>"Kirli bir suyu i&ccedil;ine katıyorsan, temiz kalabilmek i&ccedil;in deniz olmalısın."&nbsp;</i><i>-Dostoyevski</i></p>
</div>
<p dir="ltr"><b>Ruhum, yaşamımın medcezirinde zaman ge&ccedil;tik&ccedil;e dağınık bir sis bulutu altına giriyordu. Kafamın i&ccedil;indeki sesler susmuyor, ben susturmaya &ccedil;alıştık&ccedil;a daha &ccedil;ok &ccedil;ığlık atıyordu. Kalbim, hayal kırıklıkları i&ccedil;inde kavruluyor; acıya b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n kucak a&ccedil;ıyordu. Aklım ise, soru işaretlerine nokta koymaya &ccedil;alışıyor, ama her seferinde ardına yeni noktalar ekerek cevapsız ve daha meraklı hale getiriyordu. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Kalbim, ilk yaşamımdı. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Zihnim, ikinci yaşamımdı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Ama ben hangi yaşama aittim... işte onu bilmiyordum. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Ateşin &ccedil;ıtırtısı ruhumdaki kasırgayı dindirmeye başladığında Pera'nın s&ouml;ylediklerine bir cevap vermediğim aklımda yer edindi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Dudaklarımı ıslatarak akıllıca kurduğu c&uuml;mleye, ''aynı şekilde seni senden duymayı yeğlediğim i&ccedil;in esasında kim olduğunu s&ouml;ylemek istemedim.'' olduk&ccedil;a d&uuml;r&uuml;st davranmıştım. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Kaşları havalandığında adım adım dibime doğru gelip durdu. ''Kimim ki ben?'' dedi kollarını &ouml;n&uuml;nde bağlayıp.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''</b><i><b>Kural 10: Karşındaki kendin bile olsan tanı.</b></i><b> </b><i><b>İyisiyle, k&ouml;t&uuml;s&uuml;yle veya g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;yle.'' </b></i><b>diyerek ifadesizliğimi korudum. Bende ona doğru yaklaşıp oyununu s&uuml;rd&uuml;rerek kollarımı kavuşturdum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars'ın &ouml;ğrettiği kurallardan birini Pera'ya karşılık kullandığımda, Arel ve Pars başlarını kaldırdılar. Kısa s&uuml;relik kesişen bakışlarımız Pars'ın keyif aldığını belirten y&uuml;z&uuml;ne yansımasıyla, Arel'in ise ne diyeceğimi beklemesiyle sonu&ccedil;lanmıştı. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Duruşun, bakışın, kelimeleri kullanışın ve en &ouml;nemlisi ses tonun,'' ifadesizliğime samimiyet yerleştirerek, ''Gazel, ne zaman Pera'ya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;?'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel ve Pars bu anı bekliyormuş gibi g&uuml;lmeye başladıklarında Pars'ın kahkahalarının arasından ''Ben kazandım!'' dediğini duymuştum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Pera'ya yani Gazel'e d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde artık emindim. Karanlıkta parıl parıl parlayan simleri ve elmacık kemiklerindeki yıldız fig&uuml;rleriyle karanlığın tek yıldızı olduğunu haykırıyor gibiydi. Normal teninden daha a&ccedil;ık olarak y&uuml;z&uuml;ne pudra ve adını bilmediğim şeylerden s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. Karşımda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kişi Gazel'in yanılsamasıydı adeta.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Dudaklarını b&uuml;z&uuml;şt&uuml;r&uuml;p Pars'a d&ouml;nd&uuml;, ''sen s&ouml;yledin değil mi?'' s</b><b>inirle ateş sa&ccedil;ıyordu etrafa.</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&uuml;lerek omzuna dokundum. Başını bana &ccedil;evirdiğinde Pars ve Arel kahkahasını yavaş yavaş durdurmuş Gazel'e sırıtarak bakıyorlardı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Gazel, cidden seni tanımayacağımı falan mı sandın?'' dedim dudaklarımı birbirine bastırdığım sırada.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Kabul etmiyorum,'' dedi bana &uuml;stten &uuml;stten bakarak. ''Ben s&ouml;yleyecektim.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz'u hemen yanımıza, Arya'yı ise deponun bir başka b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne bağlamıştık. Pera yani Gazel ile konuştuğumuz sırada Arel, Arya'yı bağlamış; Pars'ta ateş yakmıştı. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''&Ccedil;&ouml;z&uuml;n &ccedil;abuk ellerimi!'' </b></p>
<p dir="ltr"><b>Arya'nın araya girişiyle Gazel, g&ouml;zlerini devirerek Arel'e baktı. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bu kızın aslında halinden ne kadarda mutlu olduğunu ikimizde &ccedil;ok iyi biliyoruz değil mi?'' dedi, ''Kardeşim!''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, sırıtarak Gazel'e karşılık verdiğinde Pars ile merakla ikisi arasındaki atışmayı izliyorduk. Gazel'in, Pera oluşuna şaşırmamıştım &ccedil;&uuml;nk&uuml; Gazel'in &ouml;rg&uuml;te sızdığını zaten biliyordum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bu oyuna katılmasının tek sebebi sensin.'' dedi işaret parmağıyla kızın bağlandığı kısmı g&ouml;sterirken.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Satran&ccedil; oynarken piyonlara ihtiyacımız olduğunu s&ouml;ylemiştim.'' dedi Arel omuzlarını kaldırıp indirerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Aşık bir piyon.'' diyerek başını sağa yatırdı Gazel. ''Ne kadar da işe yarar(!)'' G&ouml;zlerindeki sinir kıvılcımları karanlığa rağmen se&ccedil;iliyor, yaptığı imalarla Pars ve beni bozguna uğratıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Oha,'' diyerek Arel'e baktığımda onun bu durumdan hoşnut olmadığını g&ouml;rd&uuml;m. ''Sen ciddi misin?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arya, olmasaydı belgeler şu an elimizde olmazdı.'' her birimize teker teker bakıp, ''bunun farkında mısınız?'' deyip &ouml;n&uuml;ne d&ouml;nd&uuml;.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arabada neden s&ouml;ylemedin?'' diyerek konuyu değiştirdi Pars. ''En azından ellerini sıkı bağlamasına izin vermezdim.'' alayla Arel'e baktı. ''Bak sen şu işe... yengemiz varmışta haberimiz yokmuş!'' Pars'ın sırıtması kahkahaya d&ouml;n&uuml;ş&uuml;rken aniden y&uuml;z&uuml;n&uuml; sahte bir ciddiyete d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rd&uuml;. ''İ&ccedil;in acımadı mı ellerini bağlarken?'' </b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, kaşlarını &ccedil;atarak Pars'a bakıp dudaklarını birka&ccedil; kez araladıktan sonra aklına bir şey gelmiş gibi sırıtmaya başladı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Benimle alay edenlere de bakın!'' ikisine birden bakarak, ''konuşmamı istemezsiniz her halde?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Tamam sus.'' dedi Pars bir anda, ve Arya'nın yanına ilerlemeye başladı. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sen burada kalıyorsun.'' diyerek Pars'ın peşinden gitti Gazel. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Benim i&ccedil;in hava hoş.'' Arel, Gazel'in arkasından seslendiğinde Gazel umursamadan Pars'ın yanına doğru gitmeye devam etti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz'u yok sayarsam eğer, Arel ile tek kaldığımızda ne yapacağımı bilmez halde ona baktım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sende alay etmeyecek misin?'' dedi doğrudan g&ouml;zlerime bakarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Neden edeyim?'' deyip şaşkınlığımı yok ederek yanına doğru ilerledim.&nbsp;</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bilmem,'' dedi omuzlarını kaldırıp indirerek. ''Ama şunu &ccedil;ok iyi biliyorum, beni duydun.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Anlamadım?'' deyip yanına &ccedil;&ouml;meldim. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arabada Arya'ya istediğin gibi kesebilirsin dedim.'' dedi a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alışarak. ''Arya'yla anlaşma yaptık. Bu işin sonucunda bir miktar para karşılığında bize yardım edecek.'' a</b><b>z &ouml;nce olanlardan sonra bana a&ccedil;ıklamaya yapıyor oluşu olduk&ccedil;a garibime gitmişti. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Arya'nın k&uuml;f&uuml;rlerini duymazdan gelip Arel'e d&ouml;nd&uuml;m. </b><b>''Garipsin,'' dedim. ''Hem de olduk&ccedil;a garip.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Ay ışığı y&uuml;z&uuml;m&uuml;ze yansırken Arel'in bakışlarındaki ifadeyi &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alıştım, ama bir cevap bulamamıştım. G&ouml;zlerim dudaklarına kaydığında ger&ccedil;ekten g&uuml;l&uuml;msediğini g&ouml;rd&uuml;m. Yanaklarındaki kat izleri belli olmuş, g&ouml;zlerini benden ayırmadan dikkatle bakıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bunu sevdim.'' dedi tek d&uuml;ze sesiyle. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arya, bizimle aynı taraftaysa neden arabada &ouml;yle davrandın?'' dedim başımı ondan &ccedil;ekip dağınık halde dizilen kolilere y&ouml;nelttiğimde.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel'de kolilere bakarken kısa bir i&ccedil; &ccedil;ekti. ''Arya'nın seni bilmesini istemiyorum. Seni bilmek demek b&uuml;y&uuml;k bir kozu bile isteye ateşe atmak demek.'' boynumu sola doğru hafif d&ouml;nd&uuml;rerek ateşin, Arel'in y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;arpmasını izledim. ''Arya fevri biri, neler yapabileceğini bazen tahmin edemeyebilirsin ancak bizi satmayacağını &ccedil;ok iyi biliyorum.'' dedi g&ouml;zlerine duvarlar &ouml;rerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Nereden biliyorsun?'' dedim daha &ccedil;ok ona d&ouml;nerek. ''Kolay kolay birine g&uuml;venmezsin sen.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Son s&ouml;ylediğim onu g&uuml;l&uuml;msetmişti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arya'ya g&uuml;venmiyorum. O bana g&uuml;veniyor. Bana kazık atmazsa yarı yolda bırakmayacağımı biliyor. Bilmen gerekir ki ben, sonu&ccedil; ne olursa olsun başladığım işi bitiririm.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''O yolun sonunda &ouml;l&uuml;m olsa bile mi?'' dedim tamamıyla alakasız bir şekilde. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z&uuml;n&uuml; bana &ccedil;evirip kahvelerinin koyulaşmasını izledim bir s&uuml;re. ''&Ouml;l&uuml;m&uuml;n olduğu yolu tek başıma bir&ccedil;ok kez ge&ccedil;tim ve şimdi sizinle beraber tekrardan o yola &ccedil;ıktım.'' diyerek tepkimi &ouml;l&ccedil;meye başladı. ''Yani yolun sonunda &ouml;l&uuml;m olsa dahi cesetlerin &uuml;zerine basarak ilerlemeye devam edeceğim.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z&uuml;m&uuml; sabit tutmaya &ouml;zen g&ouml;stererek, ''Arya'yı neden bağladın?'' deyip konuyu tekrardan aynı yere &ccedil;ektim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>&Ouml;l&uuml;m konusunda rahatsız olmuştum, ayrıca onların &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nmek dahi istemiyordum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Hm,'' kahvelerine keyif aldığını belirten parıltıları eklediğinde, ''bana aşıkmış ya, bir &ccedil;eşit fantezi yaparız diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z&uuml;m&uuml; buruşturarak Arel'e baktım, dudaklarında sinsi bir sırıtış vardı. Ondan b&ouml;yle bir cevap beklemediğim i&ccedil;in ciddi mi diye bakmaya başladım. Arel'in bakışları bana d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde ciddi ifademle karşı karşıya kaldı. Dudakları d&uuml;z bir &ccedil;izgi haline b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;nde kaşları havalandı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Cidden bunun i&ccedil;in bağladığıma inandın mı?!'' dedi, şaşkınlık tınısı sesine ulaştığında.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Kaşlarımı &ccedil;atarak, y&uuml;z hatlarında onun kahvelerinden daha koyu g&ouml;zlerimi dolandırdım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sen ciddisin!'' ekledi, sorgular ifadesiyle.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Yavuz, uyanmadan gidelim buradan.'' Gazel'in adım seslerine karışan sesini duyduğumuzda g&ouml;zlerimi Arel'den &ccedil;ektim, ama o hala bana bakıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars, elinde sandalyeyle geliyordu. Sağında Gazel, solunda ise elleri bağlı, sarsak adımlarla y&uuml;r&uuml;yen Arya vardı. Ayaklanıp yanlarına doğru y&uuml;r&uuml;meye başladığımda Arel'in bakışlarının &uuml;zerimde olduğunu hissediyordum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ellerimi sıkı bağlamazsanız iyi olur, malum arkadaşınız elimi deşti!'' Arya'nın, Arel'e bakarak s&ouml;ylediği c&uuml;mleleri Arel, hari&ccedil; hepimiz duymuştuk. O ise inatla sessizliğini koruyup bana bakmaya devam ediyordu. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Pera'dan... Arel'e...'' Gazel'in kendi ismini kullanmıyor oluşu dikkatimden ka&ccedil;mamıştı. Arel, benim hakkımdaki ger&ccedil;ekleri Arya'nın bilmediğini s&ouml;ylemişti. Bu durum sanırım Gazel'in, &ouml;rg&uuml;te Pera adıyla sızmasını da kapsıyordu. </b><b>Arya, Pera'nın ger&ccedil;ek kimliğini bilmiyordu. Tıpkı benimkini bilmediği gibi. </b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerim Arya'nın eline kaydığında yarasını sarmış olduklarını fark ettim. B&uuml;y&uuml;k ihtimalle Gazel, yapmıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ha?'' Arel, bakışlarını ka&ccedil;ırarak yutkundu, ''biri şu kıza benim hakkımda k&ouml;t&uuml; d&uuml;ş&uuml;nmemesi gerektiğini s&ouml;ylemeli.'' deyip kutuların arasındaki merdivene doğru ilerledi. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars'ın sorgular ifadesini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde omuzlarımı kaldırıp indirdim. Gazel, Arya'yı bağladıktan sonra kolumdan tutup beni de merdivenlere y&ouml;neltti. Arya ve Yavuz karşı karşıya y&uuml;zleri birbirlerine d&ouml;n&uuml;k şekilde bağlanmıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ne dedin Arel'e?'' dedi Gazel, Pars'ın &ouml;n&uuml;m&uuml;ze ge&ccedil;mesini bekleyerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Bu yaptığı garibime giderken, ''aslında, o bana bir şey dedi.'' dedim boş bakışlarımı Gazel'in ışıltılı y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evirerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ne s&ouml;yledi sana?'' bu sefer soruyu değiştirmiş, merdivenlerden &ccedil;ıkmakta olan Pars'ın peşinden y&uuml;r&uuml;meye başlamıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sen niye bana bunu soruyorsun?'' dedim anlam veremeyerek. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel ise dudaklarını birbirine bastırarak g&ouml;zlerini devirdi. ''Bilmem farkında mısın ama ne zaman Arel'le konuşsanız kedi k&ouml;pek gibi laf &ccedil;arpıyorsunuz birbirinize.'' </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ben sadece,'' g&ouml;zlerimi Gazel'den ka&ccedil;ırarak d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Ne diyecektim? Bana laf sokmasından hoşlanmıyorum mu? g&ouml;z&uuml;nde bir &ccedil;ocuktan farkım kalmayacağını biliyordum. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sen sadece ne?'' dedi kolumu bırakıp merdivenlerde durarak. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arya bizim tarafımızdaysa eğer, neden onu bağladın dedim.'' konuyu değiştirip istediği bir başka yanıtı ona verdim. ''Arel'de, bana aşıkmış ya bende fantezi i&ccedil;in bağladım dedi.'' deyip Gazel'e baktım; sağ kaşını kaldırmış, kollarını &ouml;n&uuml;nde kavuşturmuştu. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bende ciddi mi diye ona baktığım sırada siz geldiniz. Olay bundan ibaret. Arel, hakkında k&ouml;t&uuml; d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Sadece ciddi mi değil mi diye anlamaya &ccedil;alıştım o kadar.'' </b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel, g&uuml;lmemek i&ccedil;in dudaklarını birbirine bastırıp &ouml;nden y&uuml;r&uuml;meye başladı. Y&uuml;r&uuml;d&uuml;k&ccedil;e yanan ışıklardan mavi sa&ccedil;ları daha da belirginleşirken bir anda bana d&ouml;nd&uuml;.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ve sende buna inandın?!'' dedi sorgular vaziyette. Dudaklarında ufak ufak kıkırtılar &ccedil;ıkıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Hayır, inanmadım.'' </b></p>
<p dir="ltr"><b>''İnanmada zaten. Yoksa seni de kıyım kıyım doğrardım.'' dedi işaret parmağını &ouml;n&uuml;mde sallayarak. ''Arel ve Arya hakkında hi&ccedil; bir konuyu ciddiye alma Vuslat.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&uuml;lerek verdiği tepkileri izlerken Arel'i bir başkasıyla paylaşamadığını anlamıştım. Ya da sadece Arya'yı sevmiyordu. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Neden?'' dedim onu daha &ccedil;ok kızdırarak. ''Belki seviyorlar birbirlerini?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Anında y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturup, kusuyormuş gibi yaptı. '' Pera bu işe el atar. Ve sonu&ccedil;larını sadece izlersiniz.'' diyerek bakışlarında ger&ccedil;ekten Pera halini g&ouml;rm&uuml;ş oldum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel, başını iki yana salladığında &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erek Pars'ın gittiği y&ouml;ne doğru d&ouml;nd&uuml;m. Konuyu daha fazla uzatmanın anlamı yoktu. Karşıma bilgisayar, kameralar ve daha bir &ccedil;ok dijital aletin &ccedil;ıkmasıyla olduğum yerde kalakaldım. Gazel, omuz hizamdan ge&ccedil;ip, odadaki ikili koltuğa &ccedil;&ouml;kt&uuml;. Bende adımlayarak tekerlekli, yuvarlak sandalyelerden birine oturdum. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars ve Arel, yan yana oturmuşlardı. Arel, elini mikrofonda gezdiriyordu. Pars ise bilgisayarda bir şeyler a&ccedil;ıp kapatıyor dalgın vaziyette işini yapıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Başlıyoruz.'' Arel, sinsice sırıtarak Pars'a baktı. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars'ın mavileriyle, Arel'in kahveleri buluştuğunda ikisi de birbirlerine karşı tuhaf bakışlar atmışlardı. Gazel, ayaklarını &uuml;st &uuml;ste atarak &ouml;n&uuml;ndeki masaya uzatmış, olanları benim gibi sessiz sedasız izliyordu. Tek bir farkla, benim bakışlarımda merak hakimken o keyifle Yavuz'u izliyordu. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Başlıyoruz.'' diyerek tuşlardan birine dokundu Pars.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Tuşa basmasıyla dev ekrandan Yavuz'a bakmaya başladılar. Bakışlarım oraya d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde, kendi kendine hareket eden kolun başında bir kova g&ouml;rd&uuml;m. Kovanın bağlandığı ip yavaş yavaş aşağı indiğinde i&ccedil;erisinde ki suyu yeni fark etmiştim.</b> <b>kovadaki su Yavuz'un başından aşağı d&ouml;k&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde i&ccedil;inden buz kalıpları da &ccedil;ıkmış, adamın sı&ccedil;rayarak uyanmasına sebep olmuştu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arya, g&uuml;lmemek i&ccedil;in dudaklarını sabit tutmaya &ouml;zen g&ouml;sterdiğinde; Gazel g&uuml;lmeyi kesip, ''keşke aynısını ona da yapsanız.'' dedi adeta tıslayarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arya'dan nefret ediyor oluşunun sebebi sadece Arel miydi? Atkımı &ccedil;ıkarıp bir k&ouml;şeye attım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arya'yı neden sevmiyorsun?'' dedim Yavuz'u es ge&ccedil;ip Gazel'e d&ouml;nerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>K&uuml;&ccedil;&uuml;mseyici bakışlarını bana &ccedil;evirip, ''neden seveyim?'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Omuzlarımı kaldırıp indirirken dudaklarımı b&uuml;kt&uuml;m. Verecek cevabım olmadığını anladığında i&ccedil; &ccedil;ekerek kelimeleri devir aldı. O sıra Pars'ın klavyede gezinen parmaklarının &ccedil;ıkardığı tuş sesleri kulağıma ilişti. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Saplantılı bir beyinsiz.'' dedi adeta tıslayarak. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, başını geriye yatırarak Gazel'e ters bir bakış attı. O sırada Pars, kaşları &ccedil;atılı ekrana bakıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ne oldu?'' dedim ona doğru.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sesimizi değiştirmek i&ccedil;in kullandığımız uygulamayla bağlantı kuramıyorum.'' dedi ekrandan g&ouml;zlerini ayırmayarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Uygulama cihazla bağlantılı değil mi?'' dedim, Arel'in elinde tuttuğu mikrofonu g&ouml;stererek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Başını yavaş&ccedil;a aşağı yukarı hareket ettirdiğinde, ''uygulama, cihaza mı bağlanmıyor? yoksa hi&ccedil; mi a&ccedil;ılmıyor?'' diyerek yanına adımladım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''A&ccedil;ılıyor, ama cihazla arasındaki bağlantıyı sağlayamıyorum.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bağlantı kablosunda sorun olabilir.'' dedi, Arel.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Başımı sallayıp, ''kabloları g&ouml;sterir misin?'' dedim. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel'in merakla kaşları havalanırken Arel ne yaptığımı &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışıyordu. Pars, ayaklanarak bilgisayar ekranın altındaki birbirine ge&ccedil;miş kabloları g&ouml;sterdi.</b> <b>&Ouml;ne doğru &ccedil;&ouml;melip kabloları elime aldım. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Kullandıkları cihazın kablosu olduk&ccedil;a yıpranmıştı ve bu cihazın &ccedil;alışmamasına yol a&ccedil;ıyordu. Safir ve Elika'nın &ouml;ğrettiklerini anımsayarak, kabloyu &ccedil;ektim. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''N'apıyorsun?'' Arel'in meraklı sesini duyduğumda ona karşı sessizliğimi koruyarak Pars'a d&ouml;nd&uuml;m.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Cihazın kablosunda sorun var. Bana, yeni bir kablo getirirsen cihazı aktif hale getirebilirim.'' </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sanırım yeni bir kablomuz yok.'' dedi başını iki yana sallayarak. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Ekrandan Yavuz'a bakıp i&ccedil;imde derin bir &ouml;fke oluştuğunda nefesimi verdim. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''O zaman bana bağlantı kurabileceğim başka bir kablo getir, cihazın şu anda bağlandığı kablo kopacak gibi.'' dedim sesimi sabit tutmaya &ccedil;alışarak. ''Hi&ccedil; konuşamamaktansa bir s&uuml;reliğine konuşmak daha iyi.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>G&ouml;zlerimi ekrandan ayırmadan beni onaylayarak giden Pars'ı beklemeye başladım. Yavuz'un ter i&ccedil;inde kalan suratı suyla karışmıştı ve karanlıkta ela g&ouml;zlerini se&ccedil;ebiliyordum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bunları bulabildim.'' kabloyu &ouml;n&uuml;mde uzatarak, ''yapabilecek misin? Safir veya Elika'yı arayabilirim.'' &Ccedil;antalardan birini &ouml;n&uuml;me bırakıp i&ccedil;inde &ccedil;eşitli malzemeleri g&ouml;rmem i&ccedil;in a&ccedil;tı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yaptığı &ouml;neriyi g&ouml;rmezden gelerek, ''zaman kaybını sevmiyorsunuz, keza bende artık sevmiyorum.'' kabloyu s&ouml;k&uuml;p getirdiği &ccedil;antadan makası &ccedil;ıkarttım. Safir'in &ouml;n g&ouml;r&uuml;l&uuml;ğ&uuml; sağ olsun ki bana bu tarz durumlar i&ccedil;in teknik bilgileri &ouml;ğretmişti. ''Boşuna mı 2 ay boyunca eğitim verdiniz?'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Daha &ccedil;ok bu soruyu kendime soruyordum. Getirdiği eski kablolar, cihazdan az sonra &ccedil;ıkaracağım kablodan daha iyi durumdaydı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Arel, konuşur musun?'' dedim kabloları sıkıca birbirine bağladığımda. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Cihazın sesi depoda yankılandığında yerimden kalkıp &ccedil;antayı kapatarak ayaklandım. Az &ouml;nce kalktığım sandalyeye geri oturdum. </b></p>
<p dir="ltr"><b>&Uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;n de boş bakışlarıyla karşılaştığımda, ''Ne(!)'' dedim, 'niye bakıyorsunuz?''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel, hafif hafif ellerini birbirine vurarak alkış tutmaya başladı. Arel, g&ouml;zlerini benden &ccedil;ekip boğazındaki hırıltıyı yok ederek tuşa basıp mikrofunu eline almıştı. Pars ise gururla mavilerini bana &ccedil;evirip g&uuml;l&uuml;msemişti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''İşinize d&ouml;nsenize.'' diyerek &ouml;neride bulundum. İlginin bana kaymasından hoşlanmamıştım. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Dediklerime uyarak g&ouml;zlerini benden &ccedil;ektiler.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Uyuyan g&uuml;zel uyanmış.'' dedi Arel, g&uuml;lerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz'un g&ouml;zleri dehşetle a&ccedil;ılırken deponun kenarlarındaki spor ışıklar teker teker yanmaya başladı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bir s&uuml;re misafirimiz olacaksın.'' dedi sahte sevecenliğiyle. ''Merak etme, misafirlerime hep kibar davranmışımdır.'' </b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz, kurumuş dudaklarını hafif aralayarak, ''kimsin sen?'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''G&uuml;nahlarına verilmiş tek sevap olabilirim.'' diyerek, Arel, sırtını geriye atıp sandalyeye yaslandı. Ekrana d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde Yavuz, i&ccedil; &ccedil;ekerek ellerini zorluyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Her g&uuml;nahın bedeli vardır Yavuz Vecdi.'' </b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz'un g&ouml;zleri, Arya'ya &ccedil;evrildiğinde onu unuttuğumu fark ettim. Arya, uykudan uyanmış gibi mırıltılar &ccedil;ıkarıyor, oyunculuğunu konuşturuyordu. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sadede gel.'' deyip başını geriye yatırarak ışıkların y&uuml;z&uuml;ne vurmasına izin verdi Yavuz.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Şşş...'' başını iki yana salladı. ''Biraz hasret giderelim.'' dedi Arel.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars, elindeki kağıda yazılar yazıp Arel'in omzuna dokundu. Arel, kağıdı alırken sırıtmaya başladı. Onun sırıtması Pars'a da bulaşmıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Hm,'' mırıldandı, ''Hale Atasoy...'' g&ouml;zlerini ekrana sabitleyip Yavuz'un y&uuml;z&uuml;nde gezindirdi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz Vecdi, 1.60 boylarında ela g&ouml;zl&uuml; kumral bir adamdı. Ger&ccedil;i ne kadar adam denirse... Ela g&ouml;zleri şaşkınlıkla a&ccedil;ıldığında sandalyeden kalkmaya &ccedil;alıştı. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Eşine &ccedil;ok bağlıydın diye biliyordum, ama... yanılmışım.'' </b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz, g&ouml;z ucuyla Arya'ya bakıp, ''&ouml;yle birini tanımıyorum.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''&Uuml;&ccedil; b&uuml;y&uuml;kleri neden kıskandığın ortada. Daha kendi adamına bile g&uuml;venmiyorsun.'' dedi Arya'yı ima ederek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz'un, Arya'nın varlığından rahatsız olduğu apa&ccedil;ık ortadaydı ve Arel, bunu fırsata &ccedil;eviriyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Peyami Hunlu, kendine g&uuml;venir, ama sen g&uuml;venmezsin. Halide Balaman, ailesine g&uuml;venir, ama sen g&uuml;venmezsin. Ve Faris Gevheri, o ise adamlarına g&uuml;venir.'' dedi &uuml;&ccedil; b&uuml;y&uuml;kleri a&ccedil;ıklayarak. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Kelimeleri kulağıma k&uuml;f&uuml;r gibi geliyordu ve Arel'inde bilerek b&ouml;yle konuştuğundan emindim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sende bu g&uuml;venlerden hi&ccedil; biri yok. Karşındaki kadın, senin b&uuml;t&uuml;n pis işlerini yapan kişi.'' deyip &ccedil;atılı kaşlarını d&uuml;zeltti. ''Şimdi a&ccedil;ık konuşmaya başlayalım, korkak.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz'un soluk teni gittik&ccedil;e kızarmaya başlamış, sinirlendiğini g&ouml;stermeye başlamıştı. Ağır ağır nefes vererek g&ouml;zlerini kıstı. Kendisine dikkatle bakan, Arya'ya &ccedil;evirdi kısılı g&ouml;zlerini. Dudaklarını birbirine bastırdığı sırada Arel, elindeki kağıdı havaya kaldırarak konuşmaya başladı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bu arada sana Hale Atasoy'u tanıyor musun? dediğimi sanmıyorum.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz, karşısındaki kamerayı yeni yeni fark ederek, ela g&ouml;zlerini kameranın odağına yerleştirdi. G&ouml;z g&ouml;ze gelmiş hissi v&uuml;cuduma h&uuml;cum ederken Gazel, kıkırdayarak başını iki yana salladı. Mırıldanarak, ''Vasat...'' dediğini duymuştum ama hi&ccedil;bir şey demeden &ouml;ylece izlemeyi tercih ettim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, dalga ge&ccedil;erek ''neyse, seni affediyorum.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Şimdi sana soracağım sorulara doğru yanıtlar verirsen, buradan tek par&ccedil;a &ccedil;ıkmana izin veririm.'' sesine ciddiyeti ektiğinde Yavuz'un rengi gittik&ccedil;e atmıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Anlaştık mı? korkak...'' Arel'in adamın damarına basmak i&ccedil;in s&uuml;rekli korkak deyişinin sebebini anlamıştım. Her korkak deyişi Yavuz'un &ouml;fkesine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor, kameraya ters bakışlar atmasına yol a&ccedil;ıyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''İnsan &ouml;fkelendiği zaman i&ccedil;indeki karanlık tarafını g&ouml;sterir. Karanlıksa ger&ccedil;eklerini sana verir.'' dedi Pars, Yavuz'un y&uuml;z hatlarında mavilerini gezindirerek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Aklımdan ge&ccedil;enleri Pars'ında d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş olması beni g&uuml;l&uuml;msetirken Arel, konuşmaya devam ediyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Anlaştık mı? dedim.''</b> <b>Arel'in tok sesi duvarlara &ccedil;arpmıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Anlaşmamız i&ccedil;in bir sebep g&ouml;remiyorum,'' kameraya hırsla baktığında midemi bulandırdığını hissetmiştim. G&ouml;zleri, karakterini o kadar iyi yansıtıyordu ki y&uuml;z&uuml;nden şer akıyordu resmen. ''Sadede gel.'' bağlı ellerini yumruk yaptı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Canın, g&uuml;c&uuml;n&uuml;n geldiği paran, ailen... ve daha fazlası, t&uuml;m bunlar senin i&ccedil;in sebepten daha fazlası.'' Arel'in tane tane sesi Yavuz'un hi&ccedil; hoşuna gitmemişti. ''Sebepler benim elimde, ama sonu&ccedil;larda senin elinde. Kararını ver.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Anlaştık.'' dedi Yavuz, ağzının i&ccedil;inde.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Anlamadım?'' Arel'in sorgular tonu g&uuml;lmeme sebep olurken Yavuz Vecdi, aslında ne kadarda komik bir durumda olduğunun farkında bile değildi. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Anlaştık.'' adeta tıslamıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel ve Pars tatmin olarak birbirlerine baktıkları sırada Gazel'in yanına ge&ccedil;tim. Pars, kağıda yine yazılar yazdığında Arel, ağzının i&ccedil;inde mırıldanmaya başladı. Ne dediğini anlayamamıştım ama y&uuml;z hatları gevşemişti.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Kadını ancak sabah getirebilirim.'' dedi Gazel, Arel ve Pars'a bakarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Sorun değil, aksine işimize gelir.'' Pars, dudaklarını i&ccedil;e doğru kıvırarak sert bakışlarını Yavuz'a &ccedil;ekti.</b> <b>''Kedinin, fareyle oynadığı gibi oynayacağız onunla.''</b> <b>deyip Arel'e baktı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Kedinin, tutkusu fareyi yemek değil, yakalayıp boğmak. Bizde Yavuz'a bunu yapacağız.'' dedi Arel, Pars'ın c&uuml;mlesini tamamlayarak. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel &ouml;ks&uuml;rerek ikisine bakarak sırıttı, ''Leşini ise &ouml;rg&uuml;t alacak.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Hayranlıkla g&ouml;zlerim aydınlanırken Yavuz, mırıldanmaya başladı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Su,'' dedi. ''Su verin.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, mikrofona tıklayıp, ''Verdim ya.'' dedi az &ouml;nce kovadan d&ouml;k&uuml;len suyu kast ederek.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Dilini damağına vurup ''Sana, aylar &ouml;nce &ouml;rg&uuml;tten ayrılman i&ccedil;in uyarı &ccedil;ektim. Ama, sen bunu umursamadın.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz, d&uuml;ş&uuml;ncelere dalarken, ''Yani?'' diyerek g&ouml;zlerini zorlukla a&ccedil;ık tutmaya &ccedil;alıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Arel, onu g&ouml;rmezden gelerek devam etti. ''Uyuşturucuyla insanları b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de zehirledin. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekte ise vermeye devam ettin. Uyuşturucuyla onları ayılttığını sandın, ama asıl &ouml;nemli olan k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekte verdiklerindi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onları ayakta tutan buydu.'' Arel'e duyduğum hayranlık hissi git gide yayılıyordu. ''Bunu suyla bağdaştırabilirsin. Başından aşağı d&ouml;k&uuml;len seni ayıltmak i&ccedil;indi, sana i&ccedil;men i&ccedil;in vereceğim su ise ayakta kalman i&ccedil;in.'' diyerek Pars'a d&ouml;nd&uuml;.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars, ayaklanıp &ccedil;antadaki su şişelerinden birka&ccedil;ını &ccedil;ıkarıp masaya bıraktı. Gazel'de o esnada diz kapaklarında biten pileli eteğini d&uuml;zeltip ayağa kalktı. Odadan &ccedil;ıktığı sırada Arel, Pars'ın bıraktığı sulardan birini i&ccedil;meye başladığında Yavuz, susuzluk hissine dayanamadığını belirterek kafasını yere &ccedil;evirdi. Zorlukla nefes alıyor, ıslandığı i&ccedil;in rahatlıkla soğuğa kucak a&ccedil;ıyordu. Deli gibi &uuml;ş&uuml;d&uuml;ğ&uuml;ne yemin edebilirdim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Belli ki birbirimizi tanıyoruz.'' dedi kafasını yerden kaldırmayarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ben seni tanıyorum, ama sen beni tanıdığını zannediyorsun.'' dedi Arel.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel, elindeki hırkayı ve tokayı bana uzattığında anlamaz g&ouml;zlerle ona baktım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ağzın iyi laf yapıyor &ccedil;ocuk.'' Yavuz'un sesini tekrardan işittim, ama bu kez zar zor sesini duymuştum, &ccedil;&uuml;nk&uuml; olduk&ccedil;a kısık konuşuyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Dediğin gibi &ccedil;ocuk olsaydım ki bu &ccedil;ok iyi olurdu. Neyse... Benim gibi bir &ccedil;ocuk, senin gibi bir adamı ne hale getirmiş, baksana!'' dalga ge&ccedil;erek g&uuml;lmeye başladı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Suyu sen g&ouml;t&uuml;receksin, sa&ccedil;larını bağlayıp y&uuml;z&uuml;n&uuml; gizleyelim.'' Gazel'in normal bir şeymiş gibi kurduğu c&uuml;mleyle dikkatim Yavuz ve Arel'in konuşmasından ona kaymıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Hamle sırası sana ge&ccedil;ti.'' bana d&ouml;nerek, ''Suyun i&ccedil;inde uyku ilacı var. Birka&ccedil; yudum alması yeterli olacaktır.'' dedi Gazel.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Pars'a doğru baktığımda onunda bana baktığını g&ouml;rd&uuml;m. G&uuml;ven verircesine g&uuml;l&uuml;msediğinde Arel'inde bizi izlediğini fark ettim. </b></p>
<p dir="ltr"><b>&Uuml;zerimdeki hırkayı &ccedil;ıkardığımda deri ceketim g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkmıştı. Pars, g&uuml;lmemek i&ccedil;in dudaklarını birbirine bastırırken Gazel'e doğru d&ouml;nd&uuml;m. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Kendi hırkam var zaten. Neden bunu giyiyorum? ikisi de aynı amacı g&ouml;r&uuml;yor.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Gazel, başını iki yana sallayarak, ''&Uuml;ş&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n i&ccedil;in getirmiştim.'' dedi.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Dudaklarımı i&ccedil;e doğru kıvırıp baskı yaptığım sırada &ouml;nce kendi hırkamı daha sonra bana bol gelen hırkayı giyindim. Sa&ccedil;larımı da topladığımda Gazel, spor siyah şapkayı uzatıp g&uuml;l&uuml;msedi. Yavuz'un beni tanıdığını sanmıyordum, ama şuan aldığımız &ouml;nlem ileride Faris'i şaşırtmak i&ccedil;indi. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Gideyim mi?'' dedim, doğrudan Arel'e bakarak.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Başını onaylayarak salladığında Pars'ın uzattığı şişeyi elime aldım. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bu gece hayatına ilk balyozu vuracaksın.'' </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Ben balyozu &ccedil;oktan vurdum, Pars.'' dedim.</b></p>
<p dir="ltr"><b>İfadesizliğimi koruyarak</b><b> geriye doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;m. Hırkanın, şapkasını da başıma &ccedil;ektiğimde elimdeki şişeyle kaderimi değiştiren insanlardan birinin karşısına doğru adımladım. Hırkanın cebinde hissettiğim siyah maskeyi de taktığımda artık hazırdım.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Adrenalin dalgası v&uuml;cudumda yayıldığında ellerimi yumruk yaptım. Dudaklarımı birbirine bastırdığımda botlarımın zemine bıraktığı sesi g&ouml;rmezden geldim.</b> <b>Geleceğimde oynanacak oyunların kumarını 5'te 5'e adım attığım anda başlatmıştım. Ve o kumarın ilk hamlesini şimdi ger&ccedil;ekleştirecektim.</b></p>
<p dir="ltr"><b><i>''Aileni yok eden adam karşında...''</i></b> <b>diyordu i&ccedil;imdeki Vuslat.</b></p>
<p dir="ltr"><b><i>''Seni yok eden adam karşında...''</i></b><b> diyerek devam ediyordu.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Başımı iki yana sallayıp onu susturdum. Ailemi &ouml;ld&uuml;ren adamlardan biri olabilirdi ama kimseyi yok edememişti. Ben k&uuml;llerimden doğmuş olsam da yok olmamıştım. Anılarımın i&ccedil;inde can &ccedil;ekişen ailem ise kalbimde can veriyorlardı. Biliyordum, onlar yok olmamıştı. </b><b>Kalbimde hissettiğim s&uuml;rece ailem, zihnimi zinde tuttuğum s&uuml;rece ise benliğim yok olmayacaktı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz, başını yerden kaldırıp g&ouml;zlerini benimkilere &ccedil;ekerek, </b><b>''Seni tanımamdan korkuyorlar.'' dedi siyahlara b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; g&ouml;stererek. ''Asıl korkak, sizsiniz.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Sessizliğimi koruyarak kapağı a&ccedil;tım. Beni baştan aşağı s&uuml;zd&uuml;ğ&uuml;nde Arel'in konuşmasını duydum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''&Ouml;n&uuml;ne bak.''</b></p>
<p dir="ltr"><b>Y&uuml;z&uuml;m&uuml; sabit tutmaya &ccedil;alışırken Yavuz, Arel'in konuşmasıyla daha &ccedil;ok sırıttı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Senin kızın demek...'' C&uuml;mlesini tamamlayamadan ağzına şişeyi tuttuğumda &ccedil;enesinden aşağı sular d&ouml;k&uuml;ld&uuml;. </b></p>
<p dir="ltr"><b>G&uuml;nlerce susuz kalmış gibi i&ccedil;iyor, g&ouml;zlerini arkamdaki duvardan ayırmıyordu. Aklıma gelen fikirle g&ouml;rmeyeceğini bile bile sırıtmaya başladım. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''&Ouml;l&uuml;m karşında, ve sen yaşam i&ccedil;iyorsun.'' kulağına eğilerek s&ouml;ylediklerim &ouml;ks&uuml;rmesine yol a&ccedil;mış, bakışlarının bana &ccedil;evrilmesini sağlamıştı.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''&Ouml;z&uuml;r dilerim, yanlış s&ouml;yledim.'' hafif kıkırdayarak, ''&Ouml;l&uuml;m&uuml; karşına aldığında zehrini i&ccedil;tin.'' dedim şişeyi yere fırlattığımda.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yavuz, g&ouml;zlerini dehşetle a&ccedil;tığında &ouml;ks&uuml;rmeye başlamıştı, oysaki suyu &ccedil;oktan i&ccedil;mişti. Ona zehir verdiğimizi d&uuml;ş&uuml;nmesini istemiştim ve bu onu korkutmuştu. G&ouml;zleri yerdeki şişeye kaydığında sert bakışlarımı, alaya &ccedil;evirerek i&ccedil; &ccedil;ektim. Yerdeki şişeyi kaşlarımla g&ouml;sterirken son kez y&uuml;z&uuml;ne bakıp konuştum.</b></p>
<p dir="ltr"><b>''Susuzluğun ge&ccedil;mediyse yalaman i&ccedil;in itebilirim seni.'' dalga ge&ccedil;erek y&uuml;z&uuml;ne baktım. Kamerada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mden daha zavallıydı. </b></p>
<p dir="ltr"><b>Ondan bir cevap beklediğimi anladığında başını iki yana sallayıp &ouml;ks&uuml;rmeye devam etti. Başımı Arya'nın olduğu tarafa &ccedil;evirdiğimde şaşkınlıkla bana bakıyordu. Bu yaptığımı beklemediği a&ccedil;ıktı. Ya da ben b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m ve onu asıl şaşırtan şey Arel'in beni g&ouml;ndermesiydi. G&ouml;zlerimi devirerek Yavuz'u, &ouml;ks&uuml;r&uuml;k kriziyle baş başa bırakıp merdivenlere doğru yol aldım. </b></p>
<p dir="ltr"><b>''Bir sonraki karşılaşmamız inan bana bu kadar naif olmayacak.'' dedim, başımı geriye yatırıp ona doğru seslenirken.</b></p>
<p dir="ltr"><b>Onunla bir daha karşı karşıya gelmeyeceğimi biliyordum, &ccedil;&uuml;nk&uuml; biz, 5'te 5, onu bu deponun i&ccedil;inde boğacak ve leşini de &ouml;rg&uuml;t&uuml;n eline bırakacaktık.</b> <b>Bu denli sert duruşumu Pars ve Vina'dan &ouml;ğrenmiştim. 'Ne olursa olsun dik dur. Boyun eğmen i&ccedil;in sebebin yok.' demişlerdi.</b></p>
<p dir="ltr"><i><b>Kural 9: Asla boyun eğme, sonu&ccedil; ne kadar k&ouml;t&uuml; olursa dahi savaşmaktan vazge&ccedil;me.</b></i></p>
<p dir="ltr"><b>G&uuml;l&uuml;msedim. Sahici bir g&uuml;l&uuml;msemeydi bu. Bulut takımı ve 5'te 5 aslında hi&ccedil; birimiz bir mutlu sonun par&ccedil;ası değiliz. Hepimiz, kırık ruhların mutlu son yaşamaya &ccedil;alışan par&ccedil;alarıyız. </b></p>
<p dir="ltr"><b>-</b></p>
<p dir="ltr">&bull;Pera, Gazel hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</p>
<p dir="ltr">&bull;Vuslatın karakter değişimi nasıl ilerliyor?</p>
<p dir="ltr">&bull;B&ouml;l&uuml;m hakkındak d&uuml;ş&uuml;nceler neler?</p>
<p dir="ltr">&bull;Sizce 5'te 5'in ama&ccedil;ları neler olabilir?</p>
<p dir="ltr">&bull;Buraya merak ettiklerinizi vs. Yazabilirsiniz :)</p>
<div align="center">
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x_61a8d585c8e94.jpg" alt="" /></p>
</div>
<p dir="ltr"><b>Bu resim tam bir Pera ve Gazel;) </b><b>Ben d&uuml;şt&uuml;m. Kaldırmayın!</b></p>
<p dir="ltr"><b>Yorum</b> yapmayı unutmayın.</p>
<p dir="ltr"><b><i>Hoş&ccedil;akalın♡</i></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 10.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-10bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-10bolum</guid>
<description><![CDATA[ Hokus Pokus  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61a8d2a7d3c99.jpg" length="38469" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 17:49:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 9.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-9bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-9bolum</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Bildiği kadar değil, bilmek istediği kadar yaşar insan bu hayatta.&#039;&#039; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_619df0c7743fc.jpg" length="74769" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 17:49:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hokus Pokus 8.Bölüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-8bolum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hokus-pokus-8bolum</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Geçmiş,
şimdinin sancısı,
Geleceğin kabusuydu.&quot; ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/11/image_750x500_619df13719dff.jpg" length="51763" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 17:49:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Kelebek, koza, Ressam, Roman, Hikaye</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>AĞLAYAN KADIN KİMDİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/aglayan-kadin-kimdi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/aglayan-kadin-kimdi</guid>
<description><![CDATA[ Yaşanmış hikayeden kurgulanmış bir hikaye ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6310d87b6a6cd.jpg" length="92246" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Nov -001 00:00:00 +0155</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>#Ağlayan kadın kimdi, umudun renkleri, tarih, kadınlar</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zamansız uçurum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamansiz-ucurum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamansiz-ucurum</guid>
<description><![CDATA[ Zaman dursun ve geriye aksın istemiştim sadece nerden bilebilirdim ki uçuruma kendimi sürüklediğimi.

    Asıl korkunç tarafıda o uçurumu sevmem oldu. korkunç mu? sanırım öyle ama her çukurumun kenarı intihar değildir. Uçurumların amacı yaşadığımızı hissetmek. 
Ben hissetmek istiyorum hissetmek ve yaşamak 

Var mısın? beraber hissetmeye ve uçurumun kenarından durmadan, korkmadan yürümeye. ]]></description>
<enclosure url="" length="92246" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Nov -001 00:00:00 +0155</pubDate>
<dc:creator>Haticekvk</dc:creator>
<media:keywords>geçmiş, okul, gelecek, çete, dövüş, umutsuzluk</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölüm kalım savaşı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/olum-kalim-savasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/olum-kalim-savasi</guid>
<description><![CDATA[ Kösem olucaklardan habersiz bır şekilde yola cıkar ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c1bba73ba33.jpg" length="42255" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Nov -001 00:00:00 +0155</pubDate>
<dc:creator>Nursarag</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ceset torbasını a&ccedil;mıştım ama i&ccedil;indeki&nbsp;</p>
<p>Y&uuml;z&uuml; par&ccedil;alanmış elleri kesilmiş bir kadın di elleri aynı emiine(kız kardeşi) nin kine benziyordu sa&ccedil;ları aynıydı ama inanmak istemiyordum.</p>
<p>&Ouml;n&uuml;mde duran cesetin emine olabilecek olması sanki beynimin ve kalbimin durmasina neden olmuştu.</p>
<p>Zar zor da olsa ayağa kalkmıstım ama sanki bir an d&uuml;nya durdu , t&uuml;m ruhum bedenimden ayrılmış gibi oldu</p>
<p>Ve yavaş&ccedil;a g&ouml;zlerim kapandı.</p>
<p>Cenkin dilinden&nbsp;</p>
<p>K&ouml;sem cesetin fermanını a&ccedil;mıştı .y&uuml;z&uuml;ne baktığımda g&ouml;rd&uuml;m kişi sanki K&ouml;sem değildi nedeni ni anlamamıştım takı ceset e bakana kadar &ccedil;etin y&uuml;z&uuml; yok tu derisini y&uuml;z&uuml;p g&ouml;zlerini &ccedil;ıkarmışlar ve agızını ise dikmişlerdi. sonra hemen K&ouml;seme baktım ayağa kalmıştı ama sallanıyordu .yavaş&ccedil;a g&ouml;zlerinin kapandıgını fark ettim hemen yanına koştum tam bayılıyorken tutum onu&nbsp;</p>
<p>Kucağıma aldım ambulans diye seslendim hemen ambulans arabasına bindirdim onu.k&ouml;sem ve emine nin annesi daha da k&ouml;t&uuml; olmuştu K&ouml;semin de &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu" K&ouml;semim sende gitme" diyerek ağlıyordu bu s&ouml;z&uuml; bana bile dokunmuştu .K&ouml;sem ve Emine'nin annesini yani Song&uuml;l teyzeyi başka bir ambulansa almışlardı ,bense arbada hemşire K&ouml;seme hava veriyorken başlarında bekliyordum .</p>
<p>1 saat sonra</p>
<p>K&ouml;semi odaya almışlardı&nbsp; odaya hen&uuml;z girmemiştim daha 5 saat uyanmiyacagini s&ouml;yledi doktor şok ge&ccedil;irdiğinde kaynaklıymış.ama artık dayanamiyacaktim ve odasına girdim.</p>
<p>Ve sandelye ye oturdum ,oturur oturmaz otopsi raporunun ne zaman &ccedil;ıkacağı ve cinayetin sebeb leri hakkında d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m aklımdaki sorulara yanıt bulmak i&ccedil;in bizim b&uuml;ro yu aradım gizem a&ccedil;tı telefonu bu cinayetten sorumlu olan kişilerden biri de oymuş.bana her şeyi anlatı otopsi raporunun 3 saat i&ccedil;inde &ccedil;ıkacağını ve Emine'nin &ouml;ld&uuml;r&uuml;lme sebebinin yazdığı kitaptaki mafyaların sırlarını ortaya &ccedil;ıkabileceği olduğunu s&ouml;yledi&nbsp; bu y&uuml;zden yapabilecek t&uuml;m mafyalar takip edlicekmiş ve cinayetin olduğu saat sırasında nerde olduklari &ouml;grenilicekmiş falan tabi bunları yapmak i&ccedil;in nisa nin iyileşmesi gerekiyordu .susamiştim hastanenin kantinne su almaya gittim.</p>
<p>K&ouml;semin dilinden</p>
<p>Uyanmıştım ama hala başım d&ouml;n&uuml;yord&uuml;, kapıda adım sesleri duyunca hemen g&ouml;zlerimi kapattım odama biri girmişti bu cenkti parf&uuml;m&uuml;n&uuml;n ve ayakkabısının adım seslerin den anlaşılıyordu .yanındaki koltuğa oturdu yaklaşık 10 dakika sonra birni aradı bu bizim cinayet b&uuml;ro olmalıydı otopsi raporu ve emine nin neden &ouml;ld&uuml;r&uuml;lebilecegi konusunda sorular soruyordu bir an emine mi diye sordum bir anda herşey aklıma geldi ceset in g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; annemin ceseti işaret ederek ağlaması herşey o deresi y&uuml;z&uuml;lm&uuml;s y&uuml;z aklıma geldiği anda acayip bir sınır gelmişti ama cenk in konuşmasını dinlemem gerekiyordu&nbsp;</p>
<p>Kardeşimin &ouml;l&uuml;m&uuml;ne sebeb olabilecek kişiler mafyalar di&nbsp; bunu &ouml;grenir&nbsp; &ouml;ğrenmez&nbsp; nasıl odadan &ccedil;ıkabileceğimi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m tam o sırada cenk odadan &ccedil;ıktı&nbsp; g&ouml;zlerimi a&ccedil;tım ve ayağa kalktım&nbsp; basım fazlasıyla d&ouml;n&uuml;yordu ama halletmem gereken bir iş vardı giyiniktim zaten sadece ayakkabılarımı giyidim kapının aralığından&nbsp; baktım g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde kimse yoktu acil &ccedil;ıkış merdivenlerine doğru ilerledim merdivenlerden indim arka kapıdan da &ccedil;ıktım şu anda kimsenin beni bulamiyacagi ve benim gizli yerime olan parka gittim telefonumu a&ccedil;tım Emine'nin mafyalarla ilgili yazdığı kitabi a&ccedil;tım ilk b&ouml;l&uuml;mde yazdığı mafyayi bulmaya gittim buldum ve sorguya &ccedil;ektim.</p>
<p>3 saat sonra</p>
<p>&Ccedil;ok sinirliydim hepsi olay saatinde orda olmadıklarını kanitlamişti&nbsp; sadece son bir tane kalmıştı bu kişi Alexander morningstar dı&nbsp; yarı İsve&ccedil;li yarı t&uuml;rk t&uuml; her gen&ccedil; kızın aşık olduğu tek mafya falan yazıyordu kitapta her neyse şu an&nbsp; kendine ait olan T&uuml;rkiye'nin en b&uuml;y&uuml;k barındaydı taksi ye bindim ve oraya gittim sonunda varmıştım kapıdaki adamları beni g&ouml;r&uuml;nce hemen kapının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mişlerdi bende sağ da olanın kulağına bir şey s&ouml;ylemek istediğimi s&ouml;yledim o da bana yaklaştı kulağına elimi koydum biliyormusun bunu yapmiyacaktin dedim ve ikisinin de sa&ccedil;ından tutup birbirinin kafasına vurdum o kadar sert vurmuş olmalıydı ki yere d&uuml;şt&uuml;ler hemen i&ccedil;eriye girdim.&uuml;zt&uuml;m pek m&uuml;sait olmadığı i&ccedil;in ters ters bakışlar la karşılaştım&nbsp;&nbsp; ama bunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml; &ccedil;ek vaktim yoktu Alexander ın odasını buldum &ouml;n&uuml;nde 2 adam bekliyordu yine aynı şeyi yaptım ve odaya daldım&nbsp;</p>
<p>Saşkı bir y&uuml;z ifadesiyle bana baktı masasında oturuyordu sinirle ona silahı dogrulttum&nbsp; kız kardeşim Emine Nur bayraktarı &ouml;ld&uuml;ren şerefsiz senmisin dedim&nbsp; bana anlmaz bir&nbsp; y&uuml;z ifadesiyle baktı silahı indirdim ve cidden mi bakışı attım .</p>
<p>K&ouml;sem:hadi ama sendemi değilsin ya.</p>
<p>Alexander: malesef.</p>
<p>K&ouml;sem:sikerim b&ouml;yle işi ya .</p>
<p>Dedim bu da mı değildi nasıl bulucam ben bu şerefsizi o zaman diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken başım d&ouml;nmeye ve g&ouml;zlerim kararmaya başladı hadi ama. Yine bayilamam dedim ve en azindan bir mafyanın yanında bayılmak yerine başka bir yerde bayılırım dedim ve odana &ccedil;ıkmak i&ccedil;in arkamı d&ouml;nd&uuml;m 2,3 adım atar atmaz bayıldım.</p>
<p>Alexander ın dilinden</p>
<p>Karşımdaki&nbsp; kadın bayılmıştı hemen kucağıma aldım kucağıma aldığımda fark ettiğim ilk şey sa&ccedil;ının ne kadar g&uuml;zel koktuguydu neyse olay bu değil şu an kucağımda bayilmiś ve tanımadığım bir bir kadın vardı normalde koucagimda olan kadınlar başka sebeblerden dolayi olurdu .kızı koltuğa&nbsp; yatırdım aile hekiminiz olan Mustafa hocayı aradım her ne boksa iste doktor geldi tansiyonun d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; şok yaşadığını falan s&ouml;yledi bir de gece boyunca burada kalması gerektiğini s&ouml;yledi doktor gitmişti kızın telefonu &ccedil;aldı arayan cenk adinda biriydi her heralde sevgiliyidi a&ccedil;tım.</p>
<p>Alexander:alo</p>
<p>Cenk:sen kimsin lan K&ouml;sem nerde pi&ccedil;.</p>
<p>Alexander:yavaş ol ben Alex sevgilin emin ellerde biraz bayıldı Va şu an yanımda yatıyor .</p>
<p>Cenk:lan o benim kardeşim kardeşim .</p>
<p>Ayrıca nerdesin sen .</p>
<p>Alexander:Lucia barındayım.</p>
<p>Dedim ve telefonu kapattım.demek sevgilsi değildi ,g&uuml;zel.</p>
<p>30 dakika sonra&nbsp;</p>
<p>Cenk Denilen kardeşi gelmişti birde yanında G&ouml;khan diye bir Herifi getirmiş K&ouml;semin sevgilisi olduğunu s&ouml;yleyip duruyordu e tamam anladık sevgilin tamam mal mıdır nedir .</p>
<p>Resmen &uuml;&ccedil; erkek toplanmış K&ouml;sem adındaki bir kızın uyanmasını bekliyorduk.</p>
<p>G&ouml;khan:sevgilim uyan artık da seni benim evime g&ouml;t&uuml;reyim.</p>
<p>Cenk:bak amına kodugumunun pi&ccedil;i sabahtan beri susuyorum ama yeter sen K&ouml;semin hi&ccedil; bir zman sevgilis olmadın sen k&ouml;semi kandırdın tamamı şimdi siktir olup git evine .</p>
<p>Vovv cenk ten b&ouml;yle bir şey beklmeiyordum .</p>
<p>K&ouml;sem e baktığımda g&ouml;zlerini kırpıştıriyordu sonunda g&ouml;zlerini a&ccedil;mıştı sınırlı bir bakışta"sikeyim burda mı bayıldımya "dedi bense "evet k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım biraz &ouml;yle oldu dedim. cenkk g&ouml;rd&uuml; ve " senin burda ne işin var"dedi oysa "sen nerdesysen ben ordayım birtanem" dedi&nbsp; bu sırada cenk i aradılar sanirim. B&uuml;ro dan aramışlar aceleyle &ccedil;ıktı&nbsp; K&ouml;sem le baş başa kalmıştık ve cenkin cikarrken kosem e s&ouml;ylememi istediği şey aklıma geldi bende s&ouml;yledim.</p>
<p>Alexander:K&ouml;sem</p>
<p>K&ouml;sem:efendim</p>
<p>Alexander:boşu boşu na &uuml;zulmuzsun bu kadar kardeşin yaşiyor olabiliri yani otopsi raporunda o &ccedil;ıkmamış&nbsp;</p>
<p>Oysa bana tepki olarak sen ciddimisin diyerek&nbsp; sarıldı a&ccedil;ık&ccedil;ası şaşırmıştm ondan b&ouml;yle bir şey beklemezdim ama sarılması &ccedil;ok hoştu,&nbsp; sıcak tı&nbsp; her neyse her ka</p>
<p>zaten bu nu hissetirmiyormuydu yani .&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜL VE ATEŞ(Aşk Neydi?)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gul-ve-atesask-neydi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gul-ve-atesask-neydi</guid>
<description><![CDATA[ GÜL VE ATEŞİN DEVAMI ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b619188c099.jpg" length="73490" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Nov -001 00:00:00 +0155</pubDate>
<dc:creator>zeynep_edaq2</dc:creator>
<media:keywords>hikaye, romantizm, kurgu, tarihikurgu, genelkurgu, entrika, savaş, evlilik, aşk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şehrazat banyosundaki kuvette bug&uuml;n yaşananları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.Her ne kadar &uuml;vey abisinin yanında cesaretli g&ouml;z&uuml;kmeye &ccedil;alışsa da aslında &ccedil;ok korkuyı-ordu.Hayatı bu halkı kandırmakla ge&ccedil;mişti.Halkı fakirlikten kırılırken o ipekten yapılmış elbiseleriyle ortalıkta salınıp"Her şey yolunda babama ve devletimize g&uuml;venin"demişti. Oysa elinde olsa &uuml;lkesindeki her vatandaşın kapısını &ccedil;alar ve Şehrazat'ı affettiklerini s&ouml;yleyinceye kadar ayaklarına kapanırdı her bir vatandaşın. Belki de Rab ona bir şans olarak &uuml;vey abisini vermişti.</p>
<p>Onun amacına sahip &ccedil;ıkıp onu desteklerse belki halkı onu affederdi. Şehrazat kendi vicdanı y&uuml;zleşirken koridardan yıllardır Şehrazat'ın hizmetinde &ccedil;alışan Lalezar,Şehrazat'ın anlamadağı heyecan dolu bir sesle"Prensesim arka bah&ccedil;ede sizi bekleyen bir misafiriniz var"dediğinde Şehrazat hamama girmeden &ouml;nce belki 100 kez tekrar ettiği emri dinlememelerinin verdiği kızgınlıkla"Size ne demiştim ben beni ne olursa olsun rahatsız etmeyin.Emirlerimi bu kadar mı ciddi alıyorsunuz"cariyelerini azarlarken Homa &ccedil;oktan Prensesinin emrini dinlemeyen bu hainlere kılıcının soğuk u&ccedil; kısmını dayadığında Şehrazat'ın artık alıştığı onu hi&ccedil; etkilemeyen ağlama sesleri ve Lalezar'ın can havliyle"Ne olur efendim bu aciz kulunuzun canını bağışlaynı"nidaları y&uuml;kseldi. Şehrazat aslında onlara da &ccedil;ok fazla kızamıyordu.</p>
<p>Bu kızlar tek bir hayal i&ccedil;in eğitiliyordu o da bir g&uuml;n padişahın haremine girip onun g&ouml;zdelerinden biri olmaktı.Bunun yapmanın yollarından biri de Sultan ne diyorsa yapıp onu dikkatini &ccedil;ekmekti. Lalezar'ın yalvaran sesini daha fazla dinlemek istemeyen Şehrazat bıkkınlık dolu bir sesle"Bırak onu Homa şuan tek istediğim şey yalnız kalmak ama"biliyordu ki eğer belli bir saatten sonra onu ziyarete birisi geliyorsa ya annesi ya da babası tarafından g&ouml;nderilmişti. "Konuğa s&ouml;yle Lalezar yarım saatte kadar orada olurum"dedi Şehrazat teslimeyet dolu bir sesle. Prensesin hem konuğu kabul etmesine hem de canının bağışlanmasına olduk&ccedil;a sevinen Lalezar sevincini gizleyemediği bir sesle"Emredersiniz Prensesim"dedi. Lalezar gittikten sonra Homa,efendisinin bu kadar yufka y&uuml;rekli olmasının verdiği sitemkarlıkla"Prensesim beni affedin ama cariyelerinize karşı olduk&ccedil;a yufka y&uuml;rekli ve bağışlayıcısınız" Şehrazat g&uuml;&ccedil;s&uuml;z olduğunu kabul etmenin verdiği bir &ccedil;aresizlikle"Ne yapabilirim ki Homa?Onları &ouml;ld&uuml;rsem bile elime hi&ccedil; bir şey ge&ccedil;emeyecek &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar annemin,babamınve abilerimin beni y&ouml;netmek i&ccedil;in kullandıkları birer kukla ve eğer onları &ouml;ld&uuml;r&uuml;rsem yerine yeni kuklalar gelecek."</p>
<p>"O zaman ben onları tekrardan &ouml;ld&uuml;r&uuml;r&uuml;m ta ki size ihanet etmeyecek bir kişi kalıncaya kadar"dedi Homa kendinden emin bir sesle. "Bunu yapacağını biliyorum Homa"dedi bu hayatta kendine bu kadar bağlı bir insanın olmasının memnuniyetle"Ama bu ellerin pislenmesini istemiyorum" Homa koruma y&uuml;k&uuml;ml&uuml; olduğunu Prensesini izledi bir s&uuml;re bir Homa olarak yetiştirilirken ilk &ouml;ğretilen şey Prenses ne isterse istesin sorgulamadan yerine getirilmesiydi ve zamanında Prensesler sırf kendi zevk ve sefaları i&ccedil;in Homaları kullanmıştı ama Prenses Şehrazat diğerlerinden o kadar farklıydı ki. Zorunda olmadık&ccedil;a Homadan bir şey istemez ona bir arkadaşı gibi davranırdı.</p>
<p>Homa &ouml;nceleri her an &ouml;lmek &uuml;zere olan birine neden bu kadar iyi davrandığını merak ediyordu. Bir g&uuml;n Prensesiyle bah&ccedil;ede yaptıkları bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;şte Prenses onun kılıcını almış ve boğazına dayamış ve emir veren bir sesle"Bana s&ouml;z ver Homa ben &ouml;lsem bile yaşamak zorundasın"dediğinde Homa bug&uuml;ne kadar kendisine &ouml;ğretilen &ouml;ğretilere karşı olan bu emre itiraz etmeden duramadı. "Ama Prensesim benim g&ouml;revim sizi korumak ve sizin i&ccedil;in canımı vermek siz yaşasanızda &ouml;lsenizde" "Benim gibi ailesi tarafından bile &ouml;nemsenmeyen biri i&ccedil;in bu kıymetli canını vermeni istemiyorum"dedi Şehrazat g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kabul etmiş bir &ccedil;aresizlikle.</p>
<p>"Hayır"dedi Homa,Prensesin kendini bu kadar değersiz hissetmesine itiraz eden bir sesle"Benim i&ccedil;in &ccedil;ok kıymetlisiniz Prensesim" "Biliyorum"dedi Şehrazat minnettarlık dolu bir sesle"Ama bana kıymet verdiğin i&ccedil;in &ouml;lmek zorunda değilsin aksine yaşamak zorundasın &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu d&uuml;nyada senden başka bir dostum yok" "Yaşayacağım"dedi Homa s&ouml;z veren bir sesle" Prensesim ama l&uuml;tfen boğazınızdan o kılı&ccedil;ı &ccedil;ekin size bir şey olmasın" Şehrazat ustalıkla kılı&ccedil;ı kabzasına sokup h&uuml;z&uuml;n dolu bir g&uuml;l&uuml;msemeyle"S&ouml;z verdin"demişti. O g&uuml;n Homa,Prensesini bu zalim d&uuml;nyada yalnız bırakmamak i&ccedil;in &ouml;lmeyi değil yaşamayı se&ccedil;mişti.</p>
<p>Homayı daldığı o anı havuzundan yine Prensesinin o nazik sesi &ccedil;ıkardı.Prensesi &uuml;zerine giydiği beyaz bir elbise ve a&ccedil;ık bıraktığı sa&ccedil;larla ona"Hadi gidelim artık kıymetli misafirimizi daha fazla bekletmeyelim"dediğinde Homa kafasını sallayıp Prensesinin arkasından y&uuml;r&uuml;meye başladı.</p>
<p>Shoyon,k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;kten beri aşık olduğu Şehrazatıyla evleneceği haberiyle sevin&ccedil;ten deliye d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nden gecenin bir yarısı babasının zorla aldığı izinle buradaydı. Şehrazat gecenin o sipsiyah vaktinde beyazlar i&ccedil;inde aynı bir periye benziyordu ve o i&ccedil;indeki canavar kibirle başını uzatıp &ccedil;ok yakında onun olacak perisiyle b&ouml;b&uuml;rleniyordu. Şehrazat arka bah&ccedil;ede onu bekleyen arkadaşını g&ouml;r&uuml;nce i&ccedil;indeki sinir biraz da olsa yatışmıştı.</p>
<p>Shoyonla tanıştırıldıklarında 15 yaşlarındaydı.Annesi,Shoyon'ın arkasından Şehrazat'ın anlayamadığı ciddiyet dolu bir sesle"Shoyon hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?"diye sormuştu. Şehrazat ise cevabının ilerde nelere yol a&ccedil;abileceğinden habersiz yeni bir arkadaşla tanışmanın mutluluğuyla"&Ccedil;ok iyi bir arkadaşa benziyor,İlerde onunla daha &ccedil;ok konuşmak isterim"dediğinde annesi ciddi bir ses tonuyla"Anlaşabilmen iyi olmuş &ccedil;&uuml;nk&uuml; Shoyon senin gelecekteki kocan" Şehrazat ise kurallar gereğince kaderine boyun eğip"Siz nasıl emredersiniz annecim"demişti. O g&uuml;nden sonra iki &ccedil;iftin birbirlerine alışması i&ccedil;in s&uuml;rekli biraraya getiriliyor bah&ccedil;e de 10-15 dakika s&uuml;ren y&uuml;r&uuml;y&uuml;şler yapılıyordu. Shoyon bu y&uuml;r&uuml;y&uuml;şler sırasında Şehrazat'a olan aşkını dile getirip artık bu kalbin Şehrazat'a ait olduğunu s&ouml;yl&uuml;yordu.Bu iltifatlar karşısında utanan kızaran Şehrazat bu duyguyu aşk zannedip Shoyona aşık olduğunu zannediyordu taki 17. yaşına kadar.</p>
<p>17 yaşından itibaren okuduğu kitaplarda kız sevdiği adamı karşısında g&ouml;r&uuml;nce kalbinin hızla &ccedil;arptığını karnında kelebekler u&ccedil;uştuğunu g&ouml;r&uuml;nce Shoyon'a asla aşık olmadığını onu sadece arkadaş olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; fark etmişti. O g&uuml;nden sonra Shoyon'un aşk dolu laflarına belli belirsiz cevaplar veriyor olabildiğince zaten sınırlı olan dokunuşlardan kurtulmaya &ccedil;alışıyordu.Şehrazattaki bu değişikleri fark eden Shoyon bir g&uuml;n Şehrazat'a artık onu sevip sevmediğini sorunca Şehrazat onu daha fazla kırmamak i&ccedil;in kalbinden ge&ccedil;en b&uuml;t&uuml;n d&uuml;ş&uuml;nceleri aktarmıştı.</p>
<p>"Ben"demişti &ouml;z&uuml;r dileyen bir sesle"Seni sevmediğimi fark ettim sen benim i&ccedil;in sadece bir arkadaşsın"dediğinde Shoyon ,Şehrazat'a duyduğu aşktan"Olsun"demişti"Şimdilik bu DUYGU bile benim i&ccedil;in yeter" Şehrazat'ın o an aklından bir s&uuml;r&uuml; d&uuml;ş&uuml;nce ge&ccedil;ti ama her birisi arkadaşım dediği bu insanı kırmaktan ge&ccedil;tiğinden sadece sustu.Belki bazen susmak konuşmaktan daha &ccedil;ok zarar verirdi insana ve Şehrazatta Shoyon'a en b&uuml;y&uuml;k umudu vermişti o da birg&uuml;n sevdiği kadının onu sevebilme ihtimaliydi ve bu ihitmale Shoyon b&uuml;t&uuml;n &ouml;mr&uuml;n&uuml; vermeye razıydı.</p>
<p>Prensesin geldiğini g&ouml;ren Shoyon yarım reveransla Prensesini selamlayınca Şehrazat gayrıresmi bir sesle"Sana ka&ccedil; defa dedim yalnızken bana reverans yapmana gerek yok"dediğinde Shoyon sesindeki sevince engel olamayarak"Merak etme bundan sonra seni selamlamama gerek kalmmayacak"dedi. Şehrazat merak dolu bir sesle"Neden?"diye sorduğunda Shoyon normalde yapmayacağı bir şeyi yaptı ve Prensesinin ellerini tutup"Baban evliliğimizi onayladı bizans seferi d&ouml;n&uuml;ş&uuml; d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;m&uuml;z yapılacak" Şehrazat aldığı haberin etkisiyle Shoyon'un ellerinin arasından ellerini &ccedil;ekti ve haberin şaşkınlığıyla"Daha erken değil mi evlilik i&ccedil;in?"dediğinde Shoyon,Prensesin bu evliliğe sevinmemesini i&ccedil;erlese de onu ikna etme amacı taşıyan bir sesle"Ne erkeni Şehrazat sen 18'sine bastın ben de 21'e" "Ben bilmiyorum bana biraz zaman ver"dedi</p>
<p>Şehrazat nefes almakta zorlanan bir sesle " Ben seferden d&ouml;n&uuml;nceye kadar iyi d&uuml;ş&uuml;n taşın Şehrazat &ccedil;&uuml;nk&uuml; seferden d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;m an seni benim yapmama kimse engel olamayacak"dedi ve yine yarım reveransını yapan Shoyon,Şehrazat'ı arka bah&ccedil;ede yalnız bırakıp birliğinin binasına doğru ilerlemeye başladı. Şehrazat yorgun bir şekilde nefes aldıktan sonra Homasına d&ouml;n&uuml;p"Abime haber yolla biran &ouml;nce onunla buluşup konuşmam lazım"dedi ve Homa mesajı iletmek amacıyla yarım reverans yapıp Şehrazat'ın yanından ayrıldı. Homasının arkasından mırıltıya benzer bir sesle; "Fırtına tahmin ettiğimden de erken başlayacak"</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yalanlar ve sırlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yalanlar-ve-sirlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yalanlar-ve-sirlar</guid>
<description><![CDATA[ cinayet büro da çalışan kösem gittiği cinayet mahalinde en yakın arkadaşını ölü olarak bulur ve bu olayın peşinden giderken  yeni insanlar ve yeni olaylar la tanışır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b0f2ed832fd.jpg" length="48992" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Nov -001 00:00:00 +0155</pubDate>
<dc:creator>Nursarag</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&uuml;naydın.evet yine her sabah olduğu gibi saat 4'de uyandım .Uykunu aldın mı?diye soracak olursanız tabiki'de almadım .Ama artık her sabah aynı saatte uyanınca alışıyorsun.her neyse&nbsp;</p>
<p>3 saat sonra rutin olan &ccedil;oğu şeyi halletmiş&nbsp;</p>
<p>tim sadece giyinmek ve sakinleştirici etkisi olan haplarımı i&ccedil;mek kalmıştı</p>
<p>Bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken telefonum &ccedil;aldı</p>
<p>Arayan kız kardeşim di bekletmeden a&ccedil;tım .</p>
<p>Kız kardeşim:bak tamam biliyorum ge&ccedil; kaliyor olabilirsin ama bende annemde seni &ccedil;ok &ouml;zledik ve ayrıca imza g&uuml;n&uuml;me gelicekmisin diye sormam gerekiyor .</p>
<p>Ben:bende sizi &ccedil;ok &ouml;zledim.ayrica sormana bile gerek yok tabiki gelicem.</p>
<p>Kız kardeşim:tamam tamam sorry hadi neyse ge&ccedil; kalma &ouml;ptumm.</p>
<p>Ben:hadi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z bende &ouml;pt&uuml;m.</p>
<p>Telefonu kapattım ve giyindim .altıma gri eşofman &uuml;st&uuml;me kalın askılı atlet onun &uuml;st&uuml;ne de yeşil kareli, fazlasıyla uzun ve geniş olan g&ouml;mleğimi giyidim .parf&uuml;m&uuml;m&uuml; sıkıp dudak yağımı s&uuml;rd&uuml;m.her zaman ki gibi eyleynir &ccedil;ektim .Artık evden &ccedil;ıkma vaktim gelmişti &ccedil;antamı alıp &ccedil;ıkacaktım ama aklıma kardeşim i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli bir g&uuml;n olduğu ve fazlasıyla g&uuml;zel olmam gerektigi gelmişti.O y&uuml;zden &ccedil;ıkmadan &ouml;nce &ccedil;antama 2,3 tane makyaj malzemesi attım, anahtarı aldım ve evden &ccedil;ıktım</p>
<p>30dakika sonra</p>
<p>K&ouml;sem b&uuml;ro'suna varmıştı ve b&uuml;ro daki 3 yılık arkadaşı cenk e &ccedil;oktan sorular sormaya başlamıştı:</p>
<p>K&ouml;sem:cenkk naber ?.yeni vaka oldu-</p>
<p>mu?.d&uuml;n başın ağırıyordu bu g&uuml;n iyimisin?</p>
<p>K&ouml;sem bir iki saniye durduktan sonra tekrar konuşmaya başladı:</p>
<p>K&ouml;sem:ah &Ouml;z&uuml;r dilerim bir anda &ccedil;ok fazla soru sordum.</p>
<p>Cenk: merak etme sorun yok .gayet iyyim ve de yeni bir vaka var evet.</p>
<p>K&ouml;sem:A anlatsana ne olmuş?</p>
<p>Cenk:kurban otuz yedi yaşında kadın adı: sebil &ouml;lmez .olay yerine hen&uuml;z gidemiyoruz .</p>
<p>K&ouml;sem: neden?.</p>
<p>Cenk:eve zehirli bir gaz enjekte edilmiş ve bu zehirli gaz tam 12 saat boyunca etkisni yitirmiyor .cinayet akşam 11.00 da olduğu i&ccedil;in de...</p>
<p>K&ouml;sem:daha iki saat var.</p>
<p>Cenk:aynen &ouml;yle.</p>
<p>Ben o sırada bizim k&ouml;şedeki cafe'den kahve almaya gidicem sende gelicekmisin.</p>
<p>K&ouml;sem:iyi ki sordun cenk şuan en &ccedil;ok ihtiyacım olan şey .</p>
<p>Cenk:iyi o zaman k&ouml;semcim girin koluma da gidelim .</p>
<p>Sırıttım ve&nbsp;</p>
<p>Ben:peki cenk&ccedil;im .</p>
<p>Dedim ve koluna girdim abim gibiydi bana kendimi iyi hissettiriyordu ama kimse r&uuml;yamda beni seven adam gibi iyi hissettirmeyecekti orası ayrı .her neyse b&uuml;ro'dan &ccedil;ıkmıştık k&ouml;şedeki cafe ye doğru y&uuml;r&uuml;yorduk cenk in kolundan &ccedil;ıktım ve &ccedil;antamdan nane yağı &ccedil;ıkarıp cenk 'e uzattım.</p>
<p>Cenk:ne bu?.</p>
<p>Ben:nane yağı. D&uuml;n Başım ağrıyor demiştin bende başına s&uuml;resin diye getirdim .&nbsp;</p>
<p>Cenk:ah evet senin yağlara olan ilgin ve g&uuml;venin.şu an basım ağrmasa da &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim birtanem.</p>
<p>Dedi.&ccedil;anatamı kapatıp cenkin koluna girdim .kafeye girdik .Cenk konuşmaya başladı:</p>
<p>Cenk:bacakların ağrımıştır senin otur istersen.</p>
<p>Ben:evet haklısın.</p>
<p>Dedim ve cam kenarındaki 2 kişilik masayı g&ouml;stererek bak ben şurdayım dedim.tamamdirr diye seslendi.</p>
<p>Cam kenarındaki masaya oturdum &ccedil;antamı sandelyenin koluyla bacağımın arasındaki boşluğa koydum telefonumu &ccedil;ıkardım ve Hamza 'yı aramak i&ccedil;in kişilere girdim Hamza yı buldum ve arama tuşuna bastım 3-4 saniye bekledikten sonra hamza nın sesi gelmişti.tabi bende hemen telefonu kulağıma koydum</p>
<p>O konuşmaya başlamıştı bile .d&uuml;n gece eve ge&ccedil; gelmiştim ge&ccedil; ten kastım gece 3 t&uuml; .eve gelir gelmez de uyumuştum onu aramadıgim i&ccedil;in bana kızıyordu şimdi haklıydı ama kendimi her zaman haklı &ccedil;ıkaran bir yapya sahibtim bu y&uuml;zden ona tamam haklısın falan demek yerine napiyim</p>
<p>&ccedil;ok uykum vardı dedim daha da sinirlenmek yerine" tamam bak sende haklısın ama bir daha sakın unutma" demişti .işte bu y&uuml;zden bu &ccedil;ocuk en yakın arkadaşlarımdan biriydi .bunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken hadi ben işe ge&ccedil;iyorum g&ouml;r&uuml;r&uuml;z demişti .bende sende dikkat et kendine dedim ve telefonu kapattım ben telefonu kapatır kapatmaz cenk elindeki kahveler le masaya yaklaşmıştı bile bende hızlıca telefonumdan saate baktım 15 dakika ge&ccedil;mişti bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken cenk &ccedil;oktan oturmuş daldigim i&ccedil;in adımla bana sesleniyordu.</p>
<p>K&ouml;sem:heh kusura bakma ya</p>
<p>Cenk:sorun yok alıştım artık o kadar yıldır.</p>
<p>Cenk haklıydı yılardır bu tarz dalmalarim vardı ama sanki bu ara daha da artmıştı ama nedenini hakkında hi&ccedil; bir fikrim yok.</p>
<p>1saat sonra</p>
<p>Kahvelerimizi i&ccedil;ip sohbetimizi etmiştik ve artık b&uuml;ro ya gidip g&uuml;nl&uuml;k işleri hallettikten sonra olay yerine gitmek vardı.Aslinda illa bizim olay yerine gitmemize gerek yoktu ama m&uuml;d&uuml;r bizi zorunlu olarak g&ouml;t&uuml;r&uuml;yordu bunun sebebiyse her şeyden teori &uuml;retip katili daha hızlı yakalamizdi. Bizim i&ccedil;inde avantaj olduğu i&ccedil;in bir şey demiyorduk.</p>
<p>Her neyse işte g&uuml;nl&uuml;k işleri de halletmiş tık ve s&uuml;re de dolmuştu şimdi olay yerine gidiyorduk arabaya &ccedil;oktan binmistik giderken aklimda tek bir şey vardı kız kardeşimin şu an nasıl heycanlı olduğu . Sanki ondna daha &ccedil;ok ben heyecan yapıyormuş gibi hissediyordum &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Sonunda en &ccedil;ok istediği şey oluyordu kitabını &ccedil;ıkar mıştı ve bu g&uuml;n imza g&uuml;n&uuml; vardı</p>
<p>Bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken m&uuml;d&uuml;r aradı&nbsp;</p>
<p>M&uuml;d&uuml;r:K&ouml;sem Kısıklı 'daki ışıkların orda kaza g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;nde bir cinayet olmuş acilen oraya gitmeniz lazım .</p>
<p>K&ouml;sem: tamamdir.</p>
<p>Deyip kapattım cenk nereye gideceğimizi tarif ettim giderken aklımdaki d&uuml;ş&uuml;nce acaba kim bu tarz bir şeyi birine karşı planlarlar ,o kişi ona ne yapmış olabilirkiydi sonu&ccedil;ta &ouml;l&uuml;m yani .ama o kadar yıl sonunda bunlara alışıyordunuz.neyse cinayet mahaline varmıştık. Daha arabadan inmeden bir şey dikkatimi &ccedil;ekmişti annem ordaydi .orada ne işi vardıki&nbsp;</p>
<p>Duraksadiktan sonra hemen arbadan inip yanına gittim ağlıyordu sanki caninda bir par&ccedil;a gitmiş gibiydi .</p>
<p>Agliyarak bana cesed torbasını işaret etti .durakladım kız kardeşimin o ceset torbasının i&ccedil;inde olması d&uuml;şncesi ellerimin titremesine neden olmuştu .cesed torbasının yanına koşarak gitmek istiyordum ama sadece yavaş&ccedil;a adımlar atabiliyordum sanki t&uuml;m v&uuml;cudum yavaşlamış her şey durmuş gibiydi .</p>
<p>Cesed torbasının yanına geldiğimde dizlerimın bağı &ccedil;&ouml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml; dizlerim b&uuml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml; ve ye</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x_62b0f2ad6fc25.jpg" alt="" /></p>
<p>re oturmuş tum&nbsp;</p>
<p>Cesed torbasının fermanını a&ccedil;tım&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şehirler ve Hikayeler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/Nrglceee</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/Nrglceee</guid>
<description><![CDATA[ İnsanların şehirler üzerindeki etkisi  ]]></description>
<enclosure url="" length="48992" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Nov -001 00:00:00 +0155</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Şehirler, yerleşme şehirleşme şehirlerin özellikleri şehrlerinhikayesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ŞEHİRLER VE HIKAYELER</strong></p>
<p><strong>Nasıl ki her insan nasıl &ouml;zel ise her şehirde &ouml;zeldir kendince ...</strong></p>
<p><strong>Şehirleri insanlar inşa edip olusturmuşlardır.</strong></p>
<p><strong>Hi&ccedil; bir insan yaşamadığı şehir sadece toprak ve kimsesiz evlerdir.</strong></p>
<p><strong>İnsanlar canlandırır ayakta tutar şehirleri ,</strong></p>
<p><strong>Her şehrin kendine has &ouml;zellikleri vardır her insanda olduğu gibi,</strong></p>
<p><strong>Her şehrin ayrı bir hikayesi vardır, her b&ouml;lgenin kendine &ouml;zg&uuml; bitkisel &ouml;rt&uuml;leri vardır ,</strong></p>
<p><strong>Toprağın kıyafeti misali...</strong></p>
<p><strong>Ege incisi, İzmir lezzetleri, denizi,ağa&ccedil;ları boyutu &ccedil;ayı, meyveleri, kızları ,halk oyunları her şehir &ouml;zeldir kendince insanlakin yaşattıkları &uuml;st&uuml;ne&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Nerelisin diye sorulduğunda zaman ne &ouml;nemi var dersin &ouml;nce sohbet uzun s&uuml;rerse ise birde hemşehrim &ccedil;ıkarsa daha bi ısınırsın o insana şehrinin toprağının insanıdır &ccedil;&uuml;nk&uuml;</strong></p>
<p><strong>İnsan ayırt etmezsin ama kendi doğduğun b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n şehrin insanı başkadır insan g&ouml;z&uuml;nde ...</strong><strong></strong></p>
<p><strong>Amma velakin yaşanmışlıklar &ouml;zel kılar şehirleri&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Yani insanlara dayanır aslında şehrin &ouml;nemi ge&ccedil;mişten g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kalan hatıralarla toprak &uuml;zerine &uuml;zerine inşa etmekteyiz yine ve yeniden yaşanmışlıklar &uuml;zerine...&nbsp;</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>