<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; : Kişisel Blog</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rss/category/kisisel-blog</link>
<description>EdebiyatBlog &#45; Online Blog Makale Kurgu Yaz Oku &#45; : Kişisel Blog</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2025 | EdebiyatBlog® | Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>notlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/notlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/notlar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202604/image_870x580_69dccaea7024d.jpg" length="128194" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:53:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>dick laurent</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div class="k31gt Me1c9">
<p><em><strong>“sevgilimin hiç anlamadığı bir dil bu” dedi, son bir umut sigaramı bulurum ümidiyle çantasını yoklarken.. aradığını bulamamanın hayalkırıklığıyla büzüşen bir dudakla devam ediyor;  “köşelere kaçıyorum çoğu zaman, o da peşimden baskın yapma gayretiyle sürekli takipte„ beni bulduğunda heyecanlı ve biraz öfkeli, fakat artık eskisi gibi sorularına öyle hazır ve hızlı cevaplar da veremiyor tutuk kalıyorum karşısında.. görüyorum işte, yüzünde büyük bir acı var„ bu daha çok çabalarının meyvesini alamayan bir öğretmenin yüzüne, ah!”  birden oracıkta aslında çoktan bitmiş olan sözü bitiveriyordu; çünkü sigarasını bulmuştu, minik bir cüzdanın içinde sıkışıp kalmış tek bir çöp„  şimdi ateş arıyor, ama ben içmiyorum, etrafımızda içen kimse de yok, canı sıkılıyor hem de çok„ elleri titriyor„ nasıl anlatsam bunu;  yüzünde birikmiş bir acı var ve bu daha çok; çabalarının meyvesini alamayan bir emekçinin yüzü..</strong></em></p>
</div>
<div class="k31gt Me1c9">
<p><strong><em>ikimizin ortak yanı işte buydu; </em></strong></p>
</div>
<div class="k31gt Me1c9">
<p><strong><em>mesele kaçıp köşelere saklanmak değildi, nasıl olsa hiçkimse yalnız kalmak isteğinin aslında başka türden bir kalabalığa karışma tutkusu olduğunu hiçbir zaman anlamayacaktı„</em></strong></p>
</div>
<div class="k31gt Me1c9">
<p><strong><em>o, ateşi olmadığı için içemiyordu, </em></strong></p>
</div>
<div class="k31gt Me1c9">
<p><strong><em>bense içimdekileri bir türlü yazamıyordum, ve bu kadın;  ah zavallı kadın, hiçbir zaman istediği gibi bir adam çıkmayacaktı karşısına„ </em></strong></p>
</div>
<div class="k31gt Me1c9">
<p><em><strong>üçümüzün de ortak yanıydı bu; küllenmişlik..</strong></em><strong> </strong><em><strong>heveslerimiz kursaklarımızın önünü bir eşkiya gibi tutmuş, heyecanımızı kurutmuş ve özlemlerimizi sonuna kadar tüketmişti.. </strong></em></p>
</div>
<div class="k31gt Me1c9">
<p><em><strong>belki de içimizde en şanslı olan</strong></em><strong> -</strong><em><strong>ah bir ateş bulsa-</strong></em><strong> </strong><em><strong>yanabilecek o tek çöp sigaraydı..</strong></em></p>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Neden buradayım?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/neden-buradayim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/neden-buradayim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628723dc7abf5.jpg" length="43182" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 23:02:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Lotus Mucizesi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Uzun zamandır yazıyorum. Kitapların kenarlarına, defterlerin arasına, bazen gecenin en sessiz yerine, bazen kendimden bile sakladığım duyguların tam ortasına…Yazmak benim için hiçbir zaman sadece anlatmak olmadı. Hatırlamak oldu, iyileşmek oldu, dağınık parçaları bir araya getirip, kendime ve hayata yeniden bakabilmek oldu. Hayat uzun bir yolculuk ve insan, çoğu zaman, gelmesi gereken yere düşe kalka bazen de vura çarpa ulaşıyor. Evet, deneyim en güçlü öğretmen ama hayat her şeyi bizzat yaşayarak öğrenebileceğimiz kadar uzun değil. İşte tam burada başka bir bilgelik devreye giriyor. Yaşanmışlıklardan ders alabilmek. Bu bir bakış açısı. Çoğu zaman belli bir yaştan sonra, insanın içinden süzülerek geliyor. Kendi acılarını anlamlandırabildiğinde, başkasının hikâyesine kulak verebildiğinde, “ben bunu yaşamadan da anlayabileyim” diyebildiğinde… Bu satırların ardında panik ataklarla geçen dönemler, kendimle yüzleştiğim gölge eşikler, “neden böyleyim?” diye sorduğum uzun sessizlikler ve adım adım “nasıl buraya geldim?” demeyi öğrendiğim bir yol var. Numerolojiyle, sembollerle, kitaplarla, tasavvufla ve sezgiyle kurduğum bağ beni hep aynı yere getirdi. İnsanın kendini tanıma cesaretine ve anlam arayışına… Bu blogu açmamın sebebi öğretmek, bir doğru sunmak ya da yol haritası çizmek değil. Ama yolda olanlara, kendini arayanlara, yorulmuş ama hâlâ hissetmeye devam edenlere bir iz bırakmak. Belki bir cümle bir yerde seninle buluşur. Belki bir yazı, “ben de buradan geçtim” dedirtir. Belki de sadece durup nefes almanı sağlar. İçimden akan her duyguyu yazdım. Yazmak, insanın kendine ve hayata bıraktığı en dürüst tanıktır. <o:p></o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pencereden Bakışlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/pencereden-bakislar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/pencereden-bakislar</guid>
<description><![CDATA[ Hayata karşı olan bakış açımız aslında kaderimizi belirleyen, belki küçük gibi görünen ama etkisi büyük olan bir davranışımızdır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/12/image_750x500_61b3534ed34d6.jpg" length="72659" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 22:30:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>hiimzey</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, Felsefi, Duygusal</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p> Hayat da bazen böyle değil midir? Üşütür ama aynı anda da içimizi ısıtır. Bir olayın, bir insana ne hissettireceği ona hangi pencereden baktığıyla ilgilidir aslında tüm mesele.</p>
<p>  Kimine göre hayat zenginlikten ibarettir kimine göre kariyer. Bana soracak olursanız hayat sevmekten ibarettir. Bir sokak köpeğinin başını okşamak, sevdiğimiz yemeği ağız dolu bir kaşıkla keyfini sürmeyi ya da varlığından hoşlandığımız insanla geçireceğimiz birkaç saattir. Yaşadığımız her olaydan bir anlam çıkarmaktır yaşam. Anlamsız hayat bana göre dibi boş bir bardaktan farksız gibi.</p>
<p>  Hayatımız her zaman toz pembe olmayabilir. Çığlıklar atıp yakıp yıkmak isteriz. İnsan olarak belki de en büyük hatamız buradadır. Bazen büyük resmi kaçırıyoruz faniler olarak. Bir şeyin yokluğunu, olmayışını belki bizim için daha hayırlı olacağını unutuyoruz hep. Ben olaylara daima dolu tarafından bakan birisiyim. Boş bardaktan bakmak insana sadece hüzün ve umutsuzluk verir.</p>
<p>  Umudunu kaybetmiş bir insana dünyaları sunmak bile fayda etmez. Umut insanı yaşama bağlayan tek ve gerçek duygudur. Birinden hoşlandığımızda bizden hoşlanabileceğini düşünmek, bir işe başvurup kabul görmek, sınavdan yüksek not almayı beklemek ve daha niceleri... Bunlar aslında bizi canlı tutan, yaşamaya bağlayan tek gerçek şeyler. </p>
<p>  Olaylara dolu tarafından bakmayı genç yaşta öğrenmek zorunda kaldım. Belki de bu mecbur bırakıldığım en güzel zorunluluk. Yaşamın acı yüzüne karşı direnmek her insan gibi benim için de zor. Ama kendime hep belki de böylesi makbuldür diyorum. Kendimi kandırmıyorum aslında. Kendimi koruduğumu düşünüyorum aksine. </p>
<p>  Negatif olaylar ve duygular kadar yıkıcı değil hiçbir silah. En olmadık zamanda bizi kırbaçlar tüm acılar. Bitti sanıyoruz çoğu zaman ama yeniden can bulur kuru topraklar. Sevmek lazım bu yüzden. Kendimizi, fani yaşamımızı sevmemiz gerekiyor. Kötülüğün zıttıdır sevgi. Düşmanını bile sevmeli insan hayatta. Karşısındakine "Ben buradayım yıkılmadım" diyebilmeli. </p>
<p>  İnsanın hayata hangi pencereden, nasıl baktığı önemli. Karamsarlık peşinde hüznü getirir. Ama her şeye olumlu bakmak peşinden güzelliği getirir. En karanlık, dipsiz kuyularda bile insan kendine en azından kendimleyim diyebilmeli. İnsan kendini yıkmadıkça ne bir başkası ne de hayat onu yıkar. Çünkü insanın içindeki umut tüm karanlığı aydınlatan tek gerçektir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Değişim ve Vazgeçiş</title>
<link>https://edebiyatblog.com/degisim-ve-vazgecis</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/degisim-ve-vazgecis</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b71062cf789.jpg" length="60822" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 15:03:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Duygu Kini</dc:creator>
<media:keywords>Değişim vazgeçmek kaçmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>DEĞİŞİM VAZGEÇİŞ</span></p>
<p><span>Değişim, yeri ve zamanında yapıldığında hayatımızı kolaylaştırma adına büyük olumlu katkılar sağlıyor. Ancak sürekli değişmek zorunda hissetmek, bu duyguya kapılıp paniklemek ve kaygı duymak son derece yorucu ve yıpratıcı bir süreç. Özellikle alışılagelenin dışına çıkmak zorunda kalmak, bu zoraki değişim hem zihinsel hem biyolojik hem de fizyolojik olarak insanı tam anlamıyla mutsuzluğa sürüklüyor ve o depresyon denen canavarın kucağına itiyor.</span></p>
<p><span>Hayatta aldığımız kararlar, yaşadığımız ev, çalıştığımız iş yeri, sürdürdüğümüz ilişkiler zaman içinde değişiyor ve değişmeli de. Yenilenmek ruhu dinlendirirken, aldığımız kararları daha sağlam bir zemine oturtuyor ve sabitlemeye yönelik bir süreç yaratıyor. Bu süreçte, şartlara ve duruma göre kendiliğinden gelişen duygularla her şeyi daha da güzelleştirebiliyoruz.</span></p>
<p><span>Bazen değişmek ve vazgeçmek birbirinin içinde karmaşık bir halde önümüze çıkıyor. “Önümüze düşüyor” diyorum çünkü hayat bize hep beklenmedik yerden, beklenmedik zamanda sürprizlerle geliyor. Planladığınız, hayal ettiğiniz, umut ettiğiniz her şey karşı taraftan gelen bir saldırıyla ani değişimlere sürüklüyor sizi. Ani değişimler, özellikle plan dışı olaylar ve hayal kırıklıkları, sizi en savunmasız ve güçsüz hissettiğiniz anda yere serdiğinde “vazgeçmek mi, değişmek mi?” diye bir yol ayrımına getiriyor. Güçlü hissettiğinizde, gücü kendinizde bulduğunuzda belki değişmeyi seçersiniz.</span></p>
<p><span>Vazgeçmek asla güçsüzlük değildir. Tam tersine, vazgeçerek ne kadar güçlü olduğunuzu gösterirsiniz; çünkü vazgeçmek alışılmışın dışına çıkmak, bambaşka bir yöne gitmektir ve bunu sürdürebilmek gerçek güç ister. Bana sorarsanız, vazgeçmek ve bırakmayı bilmek asıl güç gösterisidir.</span></p>
<p><span>Değişim ise yeni bir sürecin başlangıcıdır. Aldığınız kararlar değiştiğinde, yeni bir plan yapar, belki sıfırdan başlarsınız; ama bu sefer daha tecrübeli ve daha kararlı adımlar atarsınız.</span></p>
<p><span>Aslında değişim ve vazgeçmek aynı yola, aynı kapıya çıkar. Değiştiğinizde ilişkileriniz, duygularınız eskisi gibi olmaz; eskisi gibi olmayan her şey değişimin bir parçasıdır ve bir önceki sizi “öldüren” bir aşamadır. “Öldüren” kelimesi ne kadar sert gelse de, sonu gelmiş ve artık olmayan şeyleri en güçlü şekilde tanımladığı için bu kelimeyi kullanıyorum. Değiştiniz ve artık o tarafınız yok. Vazgeçtiğiniz, değiştirdiğiniz her ne ise –ister duygularınız, ister aşkınız, ister işiniz– artık başka bir biçimde varsınız.</span></p>
<p><span>Değişim ve vazgeçmek kendiliğinden olduğunda mutluluk ve güç verici olabilir. Ama sürekli değişen duygular, sürekli dış etkenler yüzünden yenilenmek ve değişmek zorunda kalmak o kadar yorucu ki… Kafa karışıklığı, duygu durum bozuklukları, panik ve kaygı…</span></p>
<p><span>Öte yandan, vazgeçtiğiniz ve değiştiğiniz zaman sizi saran, yoran, üzen her şeyi geride bırakıp yeni bir “siz”le devam etmenin verdiği o uçlarda dolaşmanın inanılmaz çekiciliğini yaşayacaksınız.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal Medyanın Şarlatan Psikologları Bölüm 1</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sosyal-medyanin-sarlatan-psikologlari-boelum-1</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sosyal-medyanin-sarlatan-psikologlari-boelum-1</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_69a34c23a0883.jpg" length="41658" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 23:12:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şöyle bir hesaba denk geldim.</p>
<p>Ben ilişki tavsiyesi veren sözde uzmanları izlemeyi uzun zaman önce bıraktım. Çünkü gerçek bir ilişkinin taktikle değil, içten gelerek yaşanması gerektiğine inanıyorum.</p>
<p>Ama bu hesabın yüzündeki yapaylık, sahte özgüven ve zorlama mimikler dikkatimi çekti. Birinin taklidi, bir parodi hesabı sandım.</p>
<p>Önce ironi yapıyor zannettim.<br>“Bu kadar da olmaz” deyip güldüm.</p>
<p>Sonra anladım ki, eyvah ciddi.</p>
<p>Ve daha kötüsü…<br>Bunu ciddiye alıp izleyenler, beğenenler, altına “harika tespit” yazanlar var. Bu kışkırtıcı fikirler binlerce beğeni almış. </p>
<p>Birkaç videosunu izledim.<br>Baştan sona yapmacık mimikler.<br>Sahte gülümsemeler.<br>Zoraki, abartılı ve kulak tırmalayan bir kahkaha.<br>İrite edici bir özgüven gösterisi.<br>Sürekli karşısındakini küçümser gibi bakan bir ifade.<br>Cümle aralarına sıkıştırılmış yapay bir bilgelik tonu.<br>Ezberlenmiş gibi duran jestler.</p>
<p>Doğallık adına hiçbir şey yok.</p>
<p>İnsanın içini rahatlatan bir samimiyet değil;<br>aksine gerilim üreten, üstten bakan, rol kesen bir hava.</p>
<p>Ve işin en tehlikeli kısmı şu:<br>Bu yapaylığın üzerine bir de “uzmanlık” ambalajı geçirilmiş.</p>
<p>Evet, o yüz ifadesi ve konuşma tarzı başlı başına rahatsız edici. Ama asıl mesele bu değil.</p>
<p>Asıl mesele verdiği tavsiyeler.</p>
<p>Kışkırtıcı.<br>Bölücü.<br>Gerçeklikten kopuk.</p>
<p>Kadınlara hitap ediyor olabilir; sözüm onlara gibi anlaşılabilir. Ama erkekler için de durum aynı.</p>
<p>Bu tiplerin söylediklerinin gerçek hayatta, gerçek bir ilişkide en ufak bir karşılığı yok.<br>Sosyal medyada alkış alan cümleler, evin salonunda felaket üretir.</p>
<p>Size ne öğretiyorlar?<br>Üstünlük kurmayı.<br>“Ezilme” korkusuyla tetikte yaşamayı.<br>Karşı tarafı test etmeyi.<br>Sürekli bir güç savaşı içinde olmayı.</p>
<p>Bunlara kulak veriyorsanız geçmiş olsun.<br>Enkaz olmaya aday bir ilişkiniz var demektir.</p>
<p>Çünkü o noktadan sonra ilişki sevgiyle değil, paranoyayla yürür.<br>Güvenle değil, şüpheyle beslenir.</p>
<p>Bu kışkırtıcı taktikleri hayatınıza taşıdığınız an, ilişkiniz zaten çatırdamaya başlamıştır.<br>Sonrası çoğu zaman enkazdır.</p>
<p>Üstelik şunu da unutmayın:<br>Bunları sadece siz bilmiyorsunuz.<br>Maalesef hepimiz aynı videoları görüyoruz.<br>Aynı cümleleri duyuyoruz.<br>Bu “stratejiler” MOSSAD'ın gizli bilgileri değil.</p>
<p>Fark şurada:<br>Akıllı insanlar bunlara prim vermez.<br>Olgun insanlar sosyal medya sloganlarıyla hayat kurmaz.<br>Karakteri olan insanlar ilişkiyi algoritmayla yönetmez.</p>
<p>Bu kışkırtıcı tavsiyeleri hayatınıza soktuğunuz an, önce iletişim zayıflar.<br>Sonra saygı azalır.<br>Sonra güven sarsılır.<br>Geriye sadece ego kalır.</p>
<p>Şunu net söyleyeyim:<br>Sosyal medyada bağırarak akıl satan şarlatanlar içerik üretir.<br>Ama onların içerikleri, sizin hayatınızda enkaz üretir.</p>
<p>Gerçek ilişki cesaret ister.<br>Doğallık ister.<br>Şeffaflık ister.<br>Rol değil, karakter ister.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>25/02/2026  08:00</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal Medyanın Şarlatan Psikologları Bölüm 2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sosyal-medyanin-sarlatan-psikologlari-boelum-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sosyal-medyanin-sarlatan-psikologlari-boelum-2</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_69a34af83c07c.jpg" length="80337" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 23:07:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sürekli sosyal medyada psikoloji videoları izleyen her gün yeni bir “uzman” keşfeden, birinin dediğini ertesi gün başka birine göre düzelten insanlara sözüm var:</p>
<p>Artık bırakın. Cidden bugün bir karar alın ve bırakın.</p>
<p>Evliliği ya da ciddi bir ilişkiyi; üç cümlelik reels tavsiyeleriyle yürütemezsiniz.<br>Bir gün “mesafe koy” diyorlar, ertesi gün “ilgi azalt”, sonra “stratejik sus”, sonra “duygunu gösterme”.</p>
<p>“Erkeğe masraf yaptır ki değerini bilsin.”<br>“Erkek bir kadın için çabalarsa kendini değerli hisseder”<br>“Sürekli merakta bırak, ilgini azalt.”<br>“Erkek adam duygularını saklar, güçlü görünür.”</p>
<p>Sevgi stratejiyle değil, samimiyetle yürür.</p>
<p>Eşine taktik uygulayan insan, eşini partner değil rakip görmeye başlamış demektir.<br>Strateji savaşa aittir.<br>İlişki savaş alanı değildir.</p>
<p>Üstelik ortalıkta psikolog diye dolaşan şarlatanlar var.<br>Eline bir kamera alan, iki kitap karıştıran, üç kavram ezberleyen herkes “uzman” edasıyla ilişki tavsiyesi veriyor.</p>
<p>Ve acı gerçek şu:<br>Bu tavsiyelerin büyük kısmı yanlış, yüzeysel ya da tehlikeli derecede kışkırtıcı.</p>
<p>Size “üstünlük kurmayı”, “duyguyu saklamayı”, “karşı tarafı merakta bırakmayı” öğretiyorlar.</p>
<p>Ama hiçbiri size sabrı, fedakârlığı, özür dilemeyi, gönül almayı, güven vermeyi, empatiyi anlatmıyor.</p>
<p>Daha kötüsü…<br>Söyledikleri şeyler artık özgün bile değil.<br>Herkes aynı cümleleri kuruyor.<br>Herkes aynı taktikleri biliyor. <br>Bunlar MOSSAD'ın gizli bilgileri değil.</p>
<p>Siz eşinize “strateji” uyguladığınızı sanarken, o da aynı videoları izliyor olabilir.</p>
<p>Bu bir ilişki değil, karşılıklı taktik savaşı olur.</p>
<p>Sürekli psikoloji videoları izleyip, okuyup eve teori taşıyan insanlar var.<br>Her tartışmada bir kavram:<br>“Bu senin bağlanma stilin.”<br>“Şu an manipülasyon yapıyorsun.”<br>“Beni manipüle edemezsin.”<br>“Travman konuşuyor.”<br>“Sen narsistsin.”</p>
<p>Hayır.<br>Bazen sadece kırılıyoruz.<br>Bazen sadece yoruluyoruz.<br>Bazen sadece üzülüyoruz. <br>Bazen sadece bıkıyoruz.</p>
<p>Her duyguya akademik etiket yapıştırmak ilişkiyi iyileştirmez; ilişkiyi klinik bir sorgu odasına çevirir.</p>
<p>Motivasyon videolarıyla yaşanan ilişki, gerçek hayatta ilk krizde dağılır.<br>Çünkü gerçek ilişki algoritma gibi işlemez.<br>Karşındaki insan bir içerik değil, kalbi olan bir varlıktır.</p>
<p>Artık bırakın bunları izlemeyi, ciddiye almayı.</p>
<p>Gönlünüzden geldiği gibi yaşayın.<br>İçinizden geldiği gibi sevin.<br>Partnerinize, sevgilinize, eşinize içinizden geldiği gibi davranın.</p>
<p>Sevgi hesap işi değildir.<br>Sevgi taktikle yönetilmez.<br>Sevgi rol yapmayı kaldırmaz.</p>
<p>O “uzman” yüzleri izlemeyi bırakın.<br>Gerçek hayata dönün.</p>
<p>Uzman sandığınız insanların kendi hayatlarının ne kadar dağınık olduğunu görseniz, belki bu kadar kolay etkilenmezdiniz.</p>
<p>Kameraya konuşmak kolaydır.<br>Filtreli bir özgüvenle ahkâm kesmek kolaydır.<br>Zor olan; aynı tutarlılığı kendi özel hayatında gösterebilmektir.</p>
<p>Birinin içerik üretmesi, onun karakter sahibi olduğu anlamına gelmez.<br>Birinin çok izlenmesi, doğru söylediği anlamına gelmez.</p>
<p>Gerçek olun.<br>Doğal olun.<br>Yanlış yapmaktan korkmayın ama yapay olmaktan korkun.</p>
<p>Çünkü;<br>Sizin mutluluğunuz onların umurlarında değil.<br>Şarlatanlar izlenmek için içerik üretir.<br>Gerçek insanlar mutlu olmak için ilişki kurar.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>25/02/2026  09:30</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Düşünmeyi Bırak, Sadece Yap</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dusunmeyi-birak-sadece-yap</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dusunmeyi-birak-sadece-yap</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_69a348f031149.jpg" length="80922" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 22:58:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Birader…<br>Şunu net söyleyeyim:</p>
<p>Erkek adam kendi zihnini zindana çevirmez.<br>Kendini o hücrede volta atan mahkûma dönüştürmez.</p>
<p>Sürekli düşünmek, hesap yapmak, “doğru zamanı” beklemek…<br>Bu zeka değil. Bu korkunun kravat takmış hâlidir.</p>
<p>Plan üstüne plan yapıp bir adım atmıyorsan,<br>bu bilgelik değil.<br>Bu, konfor alanında saklanan egodur.</p>
<p>Gerçek erkek fikirle değil, eylemle ölçülür.</p>
<p>Düşünce eyleme dönüşmüyorsa, sadece içsel bir tiyatrodur.<br>Ter yok. Risk yok. Sonuç yok.<br>Sadece kafanın içinde dönen bir film.</p>
<p>Hayat sahada oynanır.<br>Tribünde analiz edenler değil, çimlere basanlar öğrenir.</p>
<p>Bir kez hata yapan adam,<br>koltuğunda bin kez kusursuz senaryo kurandan daha güçlüdür.<br>Çünkü biri yaşamıştır, diğeri sadece hayal etmiştir.</p>
<p>Aşırı düşünmek seni keskin yapmaz.<br>Seni ağırlaştırır.<br>Zihinsel obezite budur.<br>Korku merkezini beslersin, cesareti aç bırakırsın.</p>
<p>Ama harekete geçtiğin an…</p>
<p>Zihin susar.<br>Çünkü beden aksiyona geçtiğinde, beyin uyum sağlar.<br>Doğa hareketi ödüllendirir.</p>
<p>Modern dünyanın en büyük tuzağı şu:<br>Kafandaki sesi “sen” sanman.</p>
<p>Hayır.<br>Sen o ses değilsin.<br>Sen o sesi yöneten iradesin.</p>
<p>Geri çekil.<br>Düşüncelerini izle.<br>Onlarla özdeşleşme.</p>
<p>Ve sonra…<br>Adım at.</p>
<p>Bir defa deneyeceksin.<br>Olmadı mı? Beş defa.<br>Yine mi olmadı? On defa.<br>Gerekirse yirmi defa.</p>
<p>Çünkü mesele şans değil.<br>Mesele istikrar.</p>
<p>Çoğu insan ilk darbede vazgeçer.<br>Bir kısmı üçüncüde düşer.<br>Çok azı onuncuyu görür.<br>Ama kazananlar?<br>Yirmi birinciyi deneyecek kadar inatçıdır.</p>
<p>Unutma…<br>Duvar, ona bir kez vuranı değil<br>vurmaya devam edeni tanır.</p>
<p>Sen vazgeçmediğin sürece<br>sonuç gecikir, ama kaybolmaz.</p>
<p>Çünkü tekrar tekrar denemek zayıfların değil, kararlıların silahıdır.</p>
<p>Sonuçta istediğini alacaksın.<br>Ya hedefe ulaşarak…<br>ya da o hedefe ulaşabilecek adama dönüşerek.</p>
<p>Mükemmel an diye bir şey yok.<br>Kaosun içine girersin ve orada şekillenirsin.<br>Kas, ağırlık altında büyür.<br>Karakter, risk altında oluşur.</p>
<p>Kitap okuyarak cesur olunmaz.<br>Video izleyerek özgüven gelmez.<br>Plan yaparak hayat değişmez.</p>
<p>Tetiği çeken değişir.</p>
<p>Ya sonsuza kadar düşünen bir filozof olursun,<br>ya da yara alan ama ilerleyen bir savaşçı.</p>
<p>Seçim basit.</p>
<p>Kafandan çık.<br>Gerçekliğe in.<br>Hata yap. Öğren. Tekrar dene.</p>
<p>Ama durma.</p>
<p>Çünkü erkek, düşündüğü kadar değil<br>harekete geçtiği kadar vardır.</p>
<p>Şimdi ayağa kalk.</p>
<p>Ve sadece yap.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>27/02/2026  06:00</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zamanın Getirdiği</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamanin-getirdigi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamanin-getirdigi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_69a347be6c776.jpg" length="77815" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 22:53:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan her şeyi tam zamanında anlayamıyor.<br>Bazı duygular, yaşanırken değil; geçtikten sonra olgunlaşıyor.<br>O an içinden çıkamadığın karmaşa,<br>aylar sonra berrak bir su gibi duruluyor zihninde.</p>
<p>Büyümek bazen kazanmakla değil,<br>yanıldığını fark etmekle başlıyor.<br>Haklı çıkmaktan vazgeçip<br>anlamayı seçtiğin an değişiyorsun.</p>
<p>Kimse mükemmel bir zamanlamaya sahip değil.<br>Hepimiz eksik cümleler kuruyor,<br>geç fark ediyor,<br>bazen de erken vazgeçiyoruz.</p>
<p>Ama olgunluk,<br>geç kalmışlığı bir suç gibi taşımak değil;<br>ondan ders çıkarıp yürüyebilmektir.</p>
<p>Hayat bazen ikinci bir şans vermez.<br>Ama her zaman ikinci bir bilinç verir.<br>Ve o bilinç,<br>insanı eski haline dönmekten korur.</p>
<p>Gerçek güç;<br>yüksek sesle konuşmakta değil,<br>içinde sessizce yer değiştiren doğrulardadır.</p>
<p>Zaman herkes için akar.<br>Ama herkes aynı anda uyanmaz.</p>
<p>Önemli olan,<br>uyandığında kim olduğundur.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>27/02/2026 09:30</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Taş Olma Emri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tas-olma-emri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tas-olma-emri</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_69a3461b3c9da.jpg" length="72270" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 22:46:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Erkeksen,</span><br><span>dişini sık derler.</span><br><span>Sanki çene kemiğin</span><br><span>kalbinden daha dayanıklıymış gibi.</span><br><br><span>Boğazına oturan o yanık var ya,</span><br><span>hani konuşsan ağlayacaksın…</span><br><span>onu yutacaksın.</span><br><span>Kimse görmeyecek.</span><br><span>Kimse bilmeyecek.</span><br><br><span>Gözlerin dolarsa</span><br><span>hemen göğe bakacaksın.</span><br><span>Yağmur…</span><br><span>Toz…</span><br><span>Rüzgâr…</span><br><span>bir bahane bulacaksın</span><br><span>ama “canım acıyor” demeyeceksin.</span><br><br><span>Çünkü sana ağlamak değil,</span><br><span>katılaşmak öğretildi.</span><br><span>Bağırmak değil,</span><br><span>susmak öğretildi.</span><br><br><span>Yıkılabilirsin</span><br><span>ama çökmeyeceksin.</span><br><span>Dağılabilirsin</span><br><span>ama belli etmeyeceksin.</span><br><br><span>Erkeksen,</span><br><span>gözyaşını düşman bileceksin.</span><br><span>Akan her damlayı</span><br><span>kendine ihanet sayacaksın.</span><br><br><span>Ve bir gün</span><br><span>içinde su kalmayacak.</span><br><br><span>Bir nehir gibi değil,</span><br><span>bir mezar taşı gibi duracaksın.</span><br><br><span>Dimdik.</span><br><span>Soğuk.</span><br><span>Ve tamamen yalnız.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>28/02/2026 03:00</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ateşi Aç Bırakanlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/atesi-ac-birakanlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/atesi-ac-birakanlar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_69a344162ad68.jpg" length="84728" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 22:38:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar artık ilişkiyi omuzda taşınan bir yük gibi görüyor.<br>Ama kimse şunu söylemiyor:<br>Yük sandığın şey, aslında birlikte kurduğun hayatın ağırlığı.</p>
<p>Herkes huzur istiyor,<br>ama kimse huzurun sırlarını taşımak istemiyor.<br>Herkes mutlu olmak istiyor,<br>ama kimse emek vermek istemiyor.<br>Herkes sevilmek istiyor,<br>ama kimse sevmenin sorumluluğunu yüklenmek istemiyor.<br>Herkes kalıcı bir bağ arıyor,<br>ama kimse kalmak için savaşmayı göze almıyor.</p>
<p>Gerçek dışı beklentilerle masaya oturuluyor.<br>“Beni hiç üzmeyecek.”<br>“Hep anlayacak.”<br>“Ben değişmeden her şey yolunda gidecek.”</p>
<p>Sonra ilk yorulmada,<br>ilk tartışmada,<br>ilk hayal kırıklığında<br>geri çekiliyor insanlar.</p>
<p>Aşkı ateş gibi düşün diyorsun ya…<br>Evet, ateş kendiliğinden sönmez.<br>Onu aç bırakırsan söner.</p>
<p>İlgi koymazsan,<br>emek koymazsan,<br>zaman koymazsan…<br>Alev neden senin için yansın?</p>
<p>Sonra üşüyen yine biz oluyoruz.<br>“Eskisi gibi değil” diyoruz.<br>Oysa mesele ateş değil.<br>Mesele, artık odun taşımak istemeyişimiz.</p>
<p>Gerçek bağ romantik cümlelerde değil.<br>Her gün yeniden verilen kararda.</p>
<p>“Seni seçiyorum.” demek kolay.<br>Ama yoğunken hatırlamak zor.<br>Haklıyken tonu düşürmek zor.<br>Gururu yutmak zor.<br>Kırıldığında kaçmayıp konuşmak zor.</p>
<p>İlişki emek istemez dediğin an<br>aslında şunu söylüyorsun:<br>“Artık uğraşmak istemiyorum.”</p>
<p>Kopuş tam orada başlar.<br>Sessiz.<br>Görünmez.<br>Ama kesin.</p>
<p>Çünkü insan seçildiği yerde kalır.<br>Cepte hissedildiği yerde değil.</p>
<p>Ve belki de en acı gerçek şu:<br>İnsanlar aşkı kaybetmiyor.<br>Sadece elini çekiyor,<br>odunu atmayı bırakıyor.<br>Alev sönmüyor sandıkları yerde,<br>ama içten içe üşüyorlar.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>28/02/2026 07:00</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Frekansını Değiştir</title>
<link>https://edebiyatblog.com/frekansini-degistir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/frekansini-degistir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_69a342874e856.jpg" length="89177" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 22:31:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya algoritmalarının nasıl çalıştığını biliyoruz.</p>
<p>Instagram, Facebook ve TikTok neye birkaç saniye fazla baktığını kaydeder.<br>Bir videoya takılırsın.<br>Sistem karar verir:</p>
<p>“Tamam. Bu, bunu seviyor.”</p>
<p>İlişki tavsiyeleri hakkında bir videoya bak,<br>Algoritma önüne benzerlerinden bir otoyol döşer.<br>Karanlığa bakarsan, karanlığı çoğaltır.</p>
<p>Peki beyninin algoritmasını neden hafife alıyorsun?</p>
<p>Beynin de bir filtreyle çalışır.<br>Dış dünyadaki milyonlarca uyaranın içinden sadece “senin için önemli” olanı seçer.</p>
<p>Zihninde sürekli<br>“Ya batarsam?”<br>“Ya rezil olursam?”<br>“Ya giderse?”</p>
<p>diye prova yapıyorsan…</p>
<p>Beyin prova yapmaz.<br>Yaşar !</p>
<p>Beynin alarm çalar.<br>Bedenin savaş moduna geçer.</p>
<p>Ortada gerçek bir düşman yoktur.<br>Ama sen siper almışsındır.</p>
<p>Sonra sorarsın:<br>“Neden işlerim ters gidiyor?”</p>
<p>Çünkü korku frekansında verilen kararların çoğu savunmadır.<br>Savunma büyüme üretmez.</p>
<p>Borca odaklanırsan fırsatı göremezsin.<br>Terk edilmekten korkarsan sevgiyi sabote edersin.<br>Rezillikten kaçarsan sahneye çıkamazsın.</p>
<p>Ve adına kader dersin.</p>
<p>Hayır.<br>Kader değil.</p>
<p>Alışkanlık.</p>
<p>Meseleyi mistiğe kaçırmaya gerek yok.<br>Bu biyoloji.</p>
<p>Felaket senaryosu kurduğunda sistemin alarm verir.<br>Kortizol salgılanır.<br>Beden tehdidi gerçek sanır.</p>
<p>Sürekli bu modda kalırsan:</p>
<p>Daha sabırsız olursun.<br>Daha savunmacı davranırsın.<br>Riskleri abartır, fırsatları küçümsersin.<br>İlişkilerde gereksiz tetiklenmeler yaşarsın.</p>
<p>Sonra gerçekten işler ters gitmeye başlar.<br>Ve dersin ki:</p>
<p>“Bak, yine haklı çıktım.”</p>
<p>Oysa haklı çıkmak için bilinçsizce zemini sen hazırlamışsındır.</p>
<p>Bu bir “Evren bana oynuyor” meselesi değil.<br>Bu bir zincir:<br>Düşünce → Duygu → Biyoloji → Davranış → Sonuç.</p>
<p>Kurban bilinci en konforlu koltuktur.<br>“Niye hep ben?” dediğin an gücü devredersin.</p>
<p>Sorumluluk ağırdır.<br>Ama özgürleştirir.</p>
<p>Mistik bir durum yok ortada<br>Sorun biyolojik, </p>
<p>Gerçek şu:</p>
<p>Düşünce duyguya,<br>Duygu biyolojiye,<br>Biyoloji davranışa,<br>Davranış da kader sandığın sonuca dönüşür.</p>
<p>Evren sana komplo kurmaz.<br>Ama sen kendine kurabilirsin.</p>
<p>Negatif senaryoyu bastır demiyorum.<br>Fark et diyorum.</p>
<p>“Şu an zihnim korku üretiyor.”</p>
<p>Bu cümle oyunu bozar.</p>
<p>Çünkü düşünce ile arana mesafe girer.<br>Mesafe güçtür.</p>
<p>Kazanan korkusuz değildir.<br>Korkuya rağmen yürür.</p>
<p>Kaybeden korkuyu gerçek sanır.<br>Ve yerinde kalır.</p>
<p>Zihnine müdahale etmen gereken an şudur:<br>Felaket senaryosunu izlerken kendini yakaladığın an.</p>
<p>Dur.</p>
<p>Frekans değiştir.</p>
<p>Sor:</p>
<p>“Şu an kontrolümde olan ne var?”<br>“Bir santim ilerlemek için ne yapabilirim?”</p>
<p>Hayat zihninin birebir aynası olmayabilir.<br>Ama zihnin, hangi kapıyı çalacağını belirler.</p>
<p>Beynini otomatik pilottan çıkar.<br>Yazılımını güncelle.</p>
<p>Negatife yatırım yapma.<br>Çünkü yatırım yaptığın şey büyür.</p>
<p>Bilgi güçtür derler<br>Hayır<br>Uygulanan bilgi güçtür.</p>
<p>Ve irade…</p>
<p>İrade en pahalı kas'dır.</p>
<p>Çalıştırmazsan zayıflar.<br>Çalıştırırsan kader dediğin şeyi dönüştürür.</p>
<p>Seçim senin.</p>
<p>Algoritma hep çalışıyor.</p>
<p>Yazan <br>Korhan KÜLÇE <br>28/02/2026 13:30</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Kırıntıları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ask-kirintilari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ask-kirintilari</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699cb8aecfd7e.jpg" length="90394" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 23:29:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ondan bir sevgi kırıntısı,<br>küçücük bir gülümseme,<br>minik bir temas, saniyelik bir sarılma<br>ufak bir teşekkür alabilmek için<br>kendine yaptığın, sana yaptığı saygısızlığı fark ettiğin o an…</p>
<p>İnsan o an birden uyanmaz.<br>Yavaş yavaş olur bu fark ediş.</p>
<p>Mesela plan yaparsınız.<br>Gününü, akşamını bu plana göre ayarlarsın.<br>O son anda bir bahane ile iptal eder.</p>
<p>Mesela yanında heyecanla bir şey anlatırsın.<br>Gözleri telefonuna kayar.<br>Cümlelerin havada kalır.<br>Ama sen yine de “dalgındır” dersin.</p>
<p>Bir şey yaparsın onun için.<br>Küçük değil, gerçekten emek isteyen bir şey.<br>Ama o sadece başını sallar, hatta olmamış der.<br>Sen yine de “önemli değil” dersin.</p>
<p>İçin kırılır.<br>Ama bunu dile getirmek yerine<br>kendi kırgınlığını küçültürsün.<br>Çünkü korkarsın.<br>“Ya daha da uzaklaşırsa?”</p>
<p>Ve yavaş yavaş bir düzen kurulur:<br>O az verir,<br>sen çok anlarsın.<br>O susar,<br>sen bahane üretirsin.<br>O eksik davranır,<br>sen tamamlamaya çalışırsın.</p>
<p>Ta ki bir gün şunu fark edene kadar:<br>Sen onun sevgisizliğini tolere ederken,<br>kendi değerini inkâr ediyorsundur.</p>
<p>En ağır olan şu değildir:<br>Sevdiğin kişinin seni yeterince sevmemesi.</p>
<p>En ağır olan şudur:<br>Onun sevgisizliğini kabul edebilmek için<br>kendi kalbini küçültmen.</p>
<p>Bir teşekkür beklemek,<br>biraz ilgi istemek,<br>yüzüne bakıldığında sıcaklık görmek…<br>sarılmak, öpmek<br>Bunlar lüks değil.<br>Bunlar seven bir insanın en temel duygusal ihtiyaçları.</p>
<p>Ama sen bunları dile getirmeyi bile “fazla” görmeye başlarsın.<br>Çünkü onun yanında ihtiyaç sahibi olmak bile suç gibi hissettirir.</p>
<p>İşte o an aynaya bakarsın ve şunu anlarsın:<br>Ben bir sevgi kırıntısı için<br>kendi içimde koca bir insanı susturmuşum.</p>
<p>Ne zaman ki birinin küçük jestleri, minik bir tebessümü sana büyük ödül gibi gelmeye başlar,<br>orada eşitlik bitmiştir.</p>
<p>Ne zaman ki bir teşekkür duymak için günlerce çaba harcıyorsan,<br>orada sevgi değil, açlık vardır.</p>
<p>Ve en can yakıcı cümle şudur:<br>Ben aslında ondan sevgi istemedim.<br>Ben ondan, beni görmesini istedim.</p>
<p>Ama biri seni görmek istemiyorsa,<br>ne kadar parlasan da gözlerini kapatır.</p>
<p>Gerçek dönüşüm şu soruyla başlar:<br>“Ben neden bu kadar azına razı oldum?”</p>
<p>Cevap genelde şudur:<br>Çünkü seviyordun,<br>Çünkü kaybetmekten korktun.<br>Ama fark edersin ki…<br>Sen bu arada kendini kaybetmişsin.</p>
<p>İyileşme, ondan vazgeçtiğin gün değil;<br>kendini tekrar önemsediğin gün başlar.</p>
<p>Birinin sevgisine ulaşmak için<br>kendi onurunu eğmek zorunda değilsen,<br>işte o zaman gerçekten sevilmeye başlarsın.</p>
<p>Çünkü sevgi,<br>insanı küçültmez.<br>Sevgi, insanı büyütür.</p>
<p>Ve bir gün artık şunu beklersin:<br>Kırıntı değil, bütünlük.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>23/02/2026  23:30<br>www.korhankulce.com</p>
<p>-----------------------------------------</p>
<p>#KorhanYazıyor<br>#AşkKırıntıları<br>#SevgiVeDeğer<br>#KendiniSev<br>#DuygusalFarkındalık<br>#İlişkiGerçekleri<br>#KendiDeğeriniKoru<br>#SevgiBüyütür<br>#KüçükJestlerYeterliDeğil<br>#İyileşme</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sorun Sürekli Yeni Heyecanlar İstememiz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sorun-surekli-yeni-heyecanlar-istememiz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sorun-surekli-yeni-heyecanlar-istememiz</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699cb1cb284f8.jpg" length="120729" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 23:00:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>.....Çünkü beyin yeniliği sever.<br>Tanıdık olanı sıradanlaştırır.<br>Sahip olduğumuza alışır.</p>
<p>Biz heyecanı sevgi sanıyoruz.<br>Yoğunluğu bağlılık sanıyoruz.<br>Rutin başlayınca “yanlış kişi” diyoruz.</p>
<p>Belki de sorun,<br>huzuru sıkıcılık; güveni sıradanlık; istikrarı da aşkın ölümü sanmamız.</p>
<p>-----------------------------------------</p>
<p>Yeni bir ilişkiye başlarız, her şey büyülü gelir.<br>Evlendiğimizde kalbimiz hızlı atar, “işte bu” deriz.</p>
<p>Sonra zaman geçer.</p>
<p>İlişki gündelik hayata karışır.<br>Evlilikte kelebekler azalır; yerini faturalar, sorumluluklar, tekrar eden konuşmalar ve bazen sessizlik alır.</p>
<p>Başta mesajlar heyecanlıydı.<br>Dokunuşlar elektrikliydi.<br>Sohbetler saatlerceydi.</p>
<p>Şimdi mi?<br>Konular benzer.<br>Günler benzer.<br>Ritim daha sakin.</p>
<p>Ve biz bunu “aşk bitti” diye yorumluyoruz.</p>
<p>Belki de biten aşk değil, ilk dopamin dalgası.</p>
<p>Yeni biri bize daha çekici geliyor olabilir.<br>Çünkü henüz tartışmadık.<br>Henüz hayal kırıklığı yaşamadık.<br>Henüz sıradanlaşmadı.</p>
<p>Ama dürüst olalım:<br>Bir önceki ilişkimizde de başta heyecan vardı.<br>Sonra o da “sorunlu ve sıkıcı” oldu.</p>
<p>Sorun eşimiz olmayabilir.<br>Sorun, zihnimizin sürekli ''zirve duygu'' araması olabilir.</p>
<p>Çünkü beyin yeniliği sever.<br>Tanıdık olanı sıradanlaştırır.<br>Sahip olduğumuza alışır.<br>Uzakta olanı parlatır.</p>
<p>Ve tam burada zihin fısıldar:</p>
<p>“Demek ki heyecan bitti.”<br>“Demek ki aşk azaldı.”<br>“Belki yanlış kişiydi.”<br>“Belki başka biriyle daha mutlu olurdum.”</p>
<p>Aynı döngü tekrar eder:<br>Yeni biri heyecan verir.<br>Bir süre sonra o da normale döner.<br>Çünkü beyin alışır.</p>
<p>Bu nankörlük değil.<br>Adaptasyon.</p>
<p>Sorun şu:<br>Biz heyecanı mutluluk sanıyoruz.<br>Yoğunluğu sevgi sanıyoruz.<br>Rutin başlayınca duygunun bittiğini düşünüyoruz.</p>
<p>Oysa evlilik sürekli yüksek duygu hali değildir.<br>Evlilik, alışmaya rağmen durabilmektir.<br>Her sabah aynı kişiyi yeniden seçebilmektir.<br>Tartışmadan sonra yine aynı evde kalabilmektir.<br>Zor günlerde gitmemektir.</p>
<p>Yeni insanlar hep olacak.<br>Yeni heyecanlar hep olacak.<br>Ama cazibe kalıcı değildir.</p>
<p>Karakter, heyecan düştüğünde verdiğimiz kararla belli olur.</p>
<p>Belki de sorun eşimiz değil.<br>Sorun, <br>rutini sıkıcılık; <br>güveni sıradanlık; <br>istikrarı da aşkın ölümü sanmamız.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>22/02/2026 01:00<br>www.korhankulce.com</p>
<p>-------------------------------------------</p>
<p>Okuyana bir soru: </p>
<p>Peki sen bugün rutini sıkıcılık sanıp, aslında en kıymetli şeyi gözden kaçırıyor olabilir misin?</p>
<p>#KorhanYazıyor<br>#EvlilikGerçekleri<br>#HeyecanBağımlılığı<br>#AşkVeDopamin<br>#İlişkiPsikolojisi<br>#UzunVadeliSevgi<br>#Bağlılık<br>#RutinVeAşk<br>#GerçekMutluluk<br>#İstikrar</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşin Senin Gelir Kapındır, Kimliğin Değil.</title>
<link>https://edebiyatblog.com/isin-senin-gelir-kapindir-kimligin-degil</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/isin-senin-gelir-kapindir-kimligin-degil</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699cafd55cfcb.jpg" length="129453" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 22:52:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Toksik bir iş yeri sadece mesai saatlerinde yaşanmaz.<br>Kapıdan çıkınca bitmez.<br>Seninle birlikte eve gelir.</p>
<p>Önce ruh haline yerleşir.<br>Sonra sabrına.<br>En son da sevdiklerine taşar.</p>
<p>İş yerinde yuttuğun cümleler, evde tahammülsüzlüğe dönüşür.<br>Orada sustuğun haksızlık, evde ses yükseltme olur.<br>Orada değersiz hissettiğin anlar, evdeki sevgiyi bile algılayamamana sebep olur.</p>
<p>İnsan çoğu zaman şunu fark etmez:<br>İşte yaşadığı gerilimle değil, o gerilimi içine atmasıyla tükenir.</p>
<p>Çünkü bastırılan stres birikir.<br>Biriken stres bedeni vurur.<br>Mide ağrısı, baş ağrısı, uykusuzluk, çarpıntı…<br>Beden aslında “Bu yük bana ait değil” demeye başlar.</p>
<p>En acısı da şudur:<br>Para kazanmak için gittiğin yer, kazandığın parayla telafi etmeye çalışacağın hasarları üretmeye başlar.</p>
<p>O yüzden şunu hatırla:<br>İş yerinde sadece paranı kazanmak için bulun.<br>Hayatının merkezi yapmak için değil.</p>
<p>Orası kimliğin değil, gelir kapındır.<br>Orası değerini ölçen yer değil, emeğinin karşılığını aldığın yerdir.</p>
<p>Sabah girip akşam çıktığın bir mekan,<br>kalbinin, sağlığının, huzurunun sahibi olmamalı.</p>
<p>Kariyer önemlidir ama karakterinden önemli değildir.<br>Maaş gereklidir ama ruh sağlığından kıymetli değildir.<br>Unvan güzeldir ama evdeki huzurdan büyük değildir.</p>
<p>İş, hayatını desteklemek içindir.<br>Hayatının yerine geçmek için değil.</p>
<p>Orada profesyonel ol.<br>Emeğini ver, karşılığını al.<br>Ama kendini verme.</p>
<p>Mesai bittiğinde zihnin de bitsin.<br>Kapıyı kapattığında yükünü de bırak.</p>
<p>Çünkü sen bir pozisyon değilsin.<br>Bir kartvizit değilsin.<br>Bir performans puanı hiç değilsin.</p>
<p>İş yeri hayatının tamamı değildir.<br>Hayatını sürdürebilmen için bir araçtır.<br>Ama o araç seni yoldan çıkarıyorsa, artık taşıma işlevini kaybetmiştir.</p>
<p>İkiyüzlü, manipülatif, sinsi insanlarla dolu bir ortamda sürekli tetikte yaşamak,<br>insanın sinir sistemini savaş modunda tutar.<br>Ve savaş modu uzun sürerse insan içten içe çöker.</p>
<p>En tehlikelisi de şudur:<br>Zamanla bunu normal sanmaya başlarsın.<br>“Her yerde böyle.”<br>“İş bu, katlanılır.”<br>“Büyütüyorum galiba.”</p>
<p>Hayır.<br>Sürekli gerilim normal değildir.<br>Sürekli değersizlik hissi normal değildir.<br>Sağlığın pahasına çalışmak normal değildir.</p>
<p>İş, hayatını finanse eder.<br>Ama hayatının yerine geçmemelidir.</p>
<p>Bazen cesaret iş değiştirmek değildir;<br>“Bu bana iyi gelmiyor” diyebilmektir.</p>
<p>Ve unutma:<br>Kariyer yeniden yapılır.<br>Para yeniden kazanılır.<br>Ama bozulan sağlık ve yıpranan ilişkiler her zaman aynı kolaylıkla toparlanmaz.</p>
<p>Eğer çalıştığın yer yüzünden evine huzursuzluk taşıyorsan,<br>orada sadece mesleğin değil, ruhun da yoruluyordur.</p>
<p>Ve sen, hiçbir maaş için ruhunu yormak zorunda değilsin.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>22/02/2026 11:00<br>www.korhankulce.com</p>
<p>---------------------------------------------------</p>
<p>#KorhanYazıyor<br>#İşHayatı<br>#Toksikİşyeri<br>#RuhSağlığı<br>#MesaiVeHayat<br>#KariyerGerçekleri<br>#SağlıklıSınırlar<br>#İşStresi<br>#HayatDengesi<br>#KendineDeğer</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güzel Veda</title>
<link>https://edebiyatblog.com/guzel-veda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/guzel-veda</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699cae05b8476.jpg" length="87773" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 22:44:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel veda, yalnızca bir bitiş değildir;<br>sessiz bir başlangıçtır.<br>Her veda, boşluğu dolduran bir anlayış,<br>huzur ve kabulleniş sunar.<br>Ve işte o zaman,<br>hayatın kalan anları değer kazanır,<br>ruh özgürleşir,<br>yeni bağlar geçmişin gölgesinden bağımsız,<br>saf ve gerçek bir şekilde kurulabilir.</p>
<p>-----------------------------------</p>
<p>Bir şeyler tükendiğinde,<br>onları kesip atmak, yok saymak ya da “unuttum” demek kolaydır.<br>Ama gerçek veda, basit bir bırakış değildir;<br>ruhun derinliklerine işleyen sessiz bir kabulleniştir.</p>
<p>Güzel vedalaşmak gerekir.<br>Yeni hayat, yeni başlangıç için<br>güzel veda…</p>
<p>Vedalaşmak, yaşanmışlıkları yok saymak değil;<br>onları olduğu gibi görmek,<br>acısını hissetmek ve o acının içinden geçmektir.</p>
<p>Hatalarını kabullenmek,<br>özleşmek, özür dilemek,<br>inkar etmemek…<br>İşte gerçek veda budur:<br>güzel bir şekilde, içtenlikle bırakabilmektir.</p>
<p>Her veda, ruhunda taşıdığın özel bir parçayı kucaklamaktır.<br>Kaybolan, tükenen veya geride kalan ne varsa,<br>onları silmeye çalışmak yerine,<br>anlamını kavrayıp içindeki değişimi<br>benliğine sindirmektir.</p>
<p>Vedalaşmaktan kaçanlar, her şeyi unutmayı umut eder.<br>Ama yaşanmışlıklar, ne kadar bastırılırsa bastırılsın, izlerini bırakır.<br>Her duygu, her anı,<br>insanı benzersiz kılan bir izdir.<br>Bazen acı verir, bazen hüzünle sarar,<br>ama hep benliğinin bir parçası olarak kalır.</p>
<p>Çekilecek acı vardır,<br>tutulacak yas vardır,<br>kabullenilmesi gereken duygular vardır.<br>Veda, bu süreçten azade değildir.<br>Acıdan kaçmak, yas tutmayı ertelemek<br>sadece kalbi uyuşturur<br>ve kalan hayatı gölgeler.</p>
<p>Oysa gerçek veda, dram değil,<br>bir dönüştürme sürecidir.<br>Her veda, ölene dek ruhunda taşıyacağın<br>özel bir parçayı kucaklamaktır.<br>Kaybolan, tükenen veya geride kalan ne varsa,<br>onları zorla silmek değil,<br>anlamını kavrayıp içindeki değişimi<br>benliğine sindirmektir.</p>
<p>Güzel veda, yalnızca bir bitiş değildir;<br>sessiz bir başlangıçtır.<br>Her veda, boşluğu dolduran bir anlayış,<br>huzur ve kabulleniş sunar.<br>Ve işte o zaman,<br>hayatın kalan anları değer kazanır,<br>ruh özgürleşir,<br>yeni bağlar geçmişin gölgesinden bağımsız,<br>saf ve gerçek bir şekilde kurulabilir.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>22/02/2026 23:00</p>
<p>--------------------------------------------</p>
<p>Peki sen... Bugün geride bıraktığın şeylerden ders çıkarabildin mi… yoksa hâlâ gölgesinde mi yaşıyorsun?</p>
<p>#KorhanYazıyor<br>#GerçekVeda<br>#Vedalaşmak<br>#Kabullenme<br>#RuhsalDönüşüm<br>#HayatDersleri<br>#AcıVeHuzur<br>#İçselYolculuk<br>#GeçmişiBırakmak<br>#YeniBaşlangıçla</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karaktersiz Erkek Sorunsalı. Bölüm..... ? Kaç Olduğunu Ben de Unuttum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/karaktersiz-erkek-sorunsali-boelum-kac-oldugunu-ben-de-unuttum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/karaktersiz-erkek-sorunsali-boelum-kac-oldugunu-ben-de-unuttum</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699a10cdc0051.jpg" length="88444" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 23:09:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>“Karaktersiz erkek olmak, artık yalnızca kişisel bir zafiyet ya da ahlaki bir aksaklık değil, bilinçli bir tercihe, hatta bazı çevrelerde normalleşmiş bir yaşam tarzına dönüştü.”</span><br><br><span>Karısının mahremiyetini koruyamamak değil mesele; onu isteyerek vitrine koymak. “Herkes yapıyor” diyerek kendini aklayan, izlenmeyi onurdan üstün tutan bu zihniyet, sınır bilmezliğini cesaret sanıyor. </span><br><br><span>Oysa bu ne modernlik ne özgürlük; bu düpedüz omurgasızlık. </span><br><br><span>Alkışlandıkça büyüyor, izlendikçe meşrulaşıyor. En acısı da hâlâ buna “erkeklik” diyenlerin olması.</span><br><br><span>-------------------</span><br><br><span>Tavanda spot beyaz ışık.</span><br><span>Krem ya da gri duvarlar, halı.</span><br><span>Altın yaldızlı mobilyalar.</span><br><span>Boy aynası.</span><br><span>İki adet ''less educated'' figür.</span><br><br><span>Bu kombinasyonu gördüğünüz anda oynat tuşuna basmayın. Çünkü izleyeceğiniz şey içerik değil, teşhir.</span><br><br><span>Adam, evinin en mahrem hâlini, eşinin özelini, yatak odasının kokusunu alıp milyonlara servis ediyor. Sonra da aynaya bakıp “ben erkeğim” diyerek hayatına devam ediyor. Asıl akıl almaz olan da bu.</span><br><br><span>Mahremiyet yok, utanma yok, sınır yok.</span><br><span>Her şey izlenme uğruna.</span><br><span>Her şey algoritma için.</span><br><br><span>Ben hâlâ düşünüyorum:</span><br><span>Bu karaktersizlik nasıl oldu da toplumun gözüne baka baka makulleşti?</span><br><span>Nasıl oldu da bir zamanlar insanın yüzünü yere eğen şeyler, bugün utanmadan savunulur hâle geldi?</span><br><br><span>Evet, eski kafalıyım. Bu yüzden anlamıyorum.</span><br><br><span>Ama bazı şeyler vardır ki, çağ atlamakla aşınmamalı.</span><br><span>Omurgalı olmanın modası geçmez, onur zamana uymaz, sınırların miadı olmaz.</span><br><br><span>Herkesin “normal” dediğine alışamamak, bazen geri kalmak değil;</span><br><span>bilerek durmak, bilerek yabancı kalmaktır.</span><br><span>Ben bu yabancılığı seçiyorum.</span><br><span>Ölsem de öğrenemeyeceğim şey,</span><br><span>erkeğin kendinden bu kadar kolay vazgeçmesini akıl saymak.</span><br><br><span>Not: Serin ama güvenli mağaramdan herkese selamlar. Bu modern topumda dışarısı fazlasıyla gürültülü; ben mağaramda sınırlarımla, sessizliğimle ve aklım başımda hâlimle gayet mutluyum.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>24/12/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sadakat Erkeğin İşidir</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sadakat-erkegin-isidir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sadakat-erkegin-isidir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699a0e266f770.jpg" length="86846" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 22:57:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Sosyal medyada sürekli tekrar edilen “kadınlar sadık, erkekler aldatır” anlatısı gerçeği çarpıtmaktır. </span><br><br><span>Asıl sadık olan erkektir. </span><br><br><span>Bugün toplumlarda bir erkeklik sorunu olduğu doğrudur; ancak bu babaların oğullarını yetiştirememeleri ve çoğu zaman kadınların erkek çocukları yanlış yetiştirmelerinden kaynaklıdır. Sorumluluk görmeden büyüyen erkek, sadakati bir görev değil bir seçenek sanır. </span><br><br><span>Sadakat, erkeğin yalnızca bir kadına verdiği söz değildir. Vatanına, ailesine, toplumuna ve üstlendiği işe bağlı kalabilme iradesidir. Kaçmanın mümkün olduğu yerde kalabilmek, vazgeçmenin kolay olduğu anda yükü sırtlanmaktır. İnsanlık, tam da bu iradeyi gösteren erkekler sayesinde yükselmiştir. Düzen bozulmasın diye kendinden feragat eden bu erkekler, insan medeniyetinin taşıyıcılarıdır.</span><br><br><span>Erkek sadakati, duyguların geçiciliğine değil; görev bilincinin sürekliliğine dayanır. Hislerle değil, yükle sınanır. Alkışın olmadığı, sözlerin tükendiği yerde başlar. Şehirler bu sadakatle kuruldu, devletler bununla ayakta kaldı, aileler bu yüzden dağılmadı. Karşılık beklemeden sürdürülen bu duruş, insanlığı ileri taşıyan görünmez bir kuvvet oldu.</span><br><br><span>Erkek için sadakat çoğu zaman görünmezdir. Şiire dönüşmez, slogan olmaz. Bir emanet devredildiğinde başlar: Baba gider, ailenin sorumluluğu erkek çocuğa kalır. Eş, çocuk, aile, vatan, iş, düzen… Bunlar romantik cümlelerle değil, terk edilmeyen görevlerle ayakta durur. Erkek, kıymeti bilinsin diye değil; yapılması gerektiği için yapar.</span><br><br><span>Bugün erkeklerin kendi hikâyelerini anlatmaya başlaması bu yüzden rahatsızlık yaratmaktadır. Yerleşik anlatı sarsıldığında ilk refleks suçlamaktır. Oysa bu bir çatışma değil, gecikmiş bir hatırlatmadır. Çünkü toplumlar duygularla değil, sorumlulukla ayakta kalır; çarklar, yükü ertelemeyenler sayesinde döner.</span><br><br><span>Sadakat nutukla öğretilmez. Zor zamanda geri adım atmamakla öğrenilir. Erkek için sadakat; gitme ihtimali varken kalabilmek, vazgeçme hakkı varken vazgeçmemektir. Toplumları ayakta tutan da tam olarak bu sessiz kararlılıktır.</span><br><br><span>Erkek hikâyesi yüksek sesle anlatılmaz; yaşanır. Sızlanmaz, izin istemez, açıklama yapmaz. Yükü omzuna alır ve yürür. Bugün bu hikâyenin dillendirilmesi bir meydan okuma değil, bir gerçeğin ifadesidir:</span><br><br><span>Toplumlar duygularla değil, sorumlulukla ayakta kalır.</span><br><span>Bu sorumluluğu, yüz bin yıldır ve binlerce nesildir en ağır biçimde taşıyanlar erkeklerdir.</span><br><br><span>Yazan </span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>27/12/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Evli Ama Yalnız Erkekler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/evli-ama-yalniz-erkekler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/evli-ama-yalniz-erkekler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699a0d3128808.jpg" length="86268" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 22:53:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Evli olduğu hâlde bekar gibi yaşayan bazı erkeklerin hikâyesi, çoğu zaman yüzeysel biçimde anlatıldığı gibi sadakatsizlik arzusundan ya da sorumluluktan kaçıştan ibaret değildir. </span><br><br><span>Bu tablo, evin içinde başlayan uzun bir duygusal ihmalin, saygısızlığın ve rol kaymasının sonucudur. </span><br><br><span>Kadının ilgisizliği, saygısızlığı, duygusal temasın giderek azalması, erkeğin yalnızca yapılacak işler ve eksikler üzerinden hatırlanması; erkeği evliliğin içinde görünmez kılar. Görülmeyen, dinlenmeyen, takdir edilmeyen erkek için evlilik, paylaşım alanı olmaktan çıkar; resmî bir birliktelik hâline gelir.</span><br><br><span>Bu kopuşu derinleştiren en önemli etkenlerden biri de kadının zamanla kadın gibi değil, daha çok eril bir dille ve tavırla davranmaya başlamasıdır. </span><br><br><span>Sürekli yöneten, denetleyen, kararları tek başına alan, eleştiriyi iletişimin ana dili hâline getiren bu tutum; evin içindeki Kadın/Erkek dengesini bozar. </span><br><br><span>Kadın kadın olmaktan uzaklaşıp otoriteye, erkek ise erkek olmaktan çıkıp pasif bir figüre dönüşür. Böyle bir evde erkek, karşısında kendisini tamamlayan bir kadın değil; sürekli mücadele etmek zorunda kaldığı “ikinci bir erkek” hisseder.</span><br><br><span>Bu durum yalnızca ilişkiyi değil, erkeğin kimliğini de aşındırır. Erkeklik burada güç gösterisi anlamında değil; değer görme, alan bulma ve saygı hissi anlamında zedelenir. </span><br><br><span>Erkek evinde yumuşayamaz, dinlenemez, kendisi olamaz. Evlilik, sığınılacak bir yer değil; sürekli tetikte olunması gereken bir alan hâline gelir. Böyle bir ortamda erkek, eve bedenen girse bile ruhen geri çekilir.</span><br><br><span>Bu noktadan sonra bekar gibi yaşamaya başlamak çoğu zaman bilinçli bir ahlaki çözülme değil, itilmişliğin ve yalnızlığın sonucudur. İlgi, saygı ve kabul görmeyen erkek, bunları ya evin dışında arar ya da tamamen içine kapanır. Hâlâ evlidir ama evliliğin içinde değildir; nikâh vardır, bağ zayıflamıştır. Yalnızlık, insanın evinin içinde başlamıştır.</span><br><br><span>Bu tablo ne kadını mutlak suçlu ne de erkeği bütünüyle masum ilan eder. Ancak açık bir gerçeği gösterir: Sadakat tek taraflı taşınabilecek bir yük değildir. </span><br><br><span>Evlilik, iki tarafın da kendi doğasını inkâr etmeden var olabildiği bir dengede ayakta kalır. Kadın kadınlığını, erkek erkekliğini bastırdığında; ilişki tamamlayıcılıktan çıkar, çatışmaya dönüşür. </span><br><br><span>O zaman sadakat bir erdem olmaktan çıkar, ağır bir beklentiye dönüşür. Ve bekar gibi yaşamak, bir tercih değil; sessizce oluşan bir sonuç hâline gelir.</span><br><br><span>Evi yuva veya arena yapan kadındır. Erkek, evdeki kadına göre akşamları ya huzur bulacağı yuvasına gider ya da mücadelenin hiç bitmediği bir arenaya.</span><br><br><span>Eril kadın evi ve evliliği erkek için bir mücadele alanına çevirir. Bu durumda erkek artık karşısında bir eş değil aynı evin içinde yaşadığı ikinci bir erkek görmeye başlar. Ve evdeki bu etek giymiş erkek ile bir mücadeleye girişir. </span><br><br><span>Yazan </span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>27/12/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hiç Memnun Olmayan Kadının Erkeği Tüketmesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hic-memnun-olmayan-kadinin-erkegi-tuketmesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hic-memnun-olmayan-kadinin-erkegi-tuketmesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699a0bed97019.jpg" length="84809" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 22:48:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Çoğu ilişki,</span><br><span>aldatmayla ya da büyük bir kavgayla değil;</span><br><span>bitmeyen memnuniyetsizlikle sona erer.</span><br><br><span>------------------------</span><br><span>Ve çoğu zaman memnuniyetsiz kadın şunu fark etmez:</span><br><span>Erkeği daha iyi hâle getirdiğini sanırken, onu içten içe aşındırır.</span><br><span>Daha fazlasını isterken, verilenleri görünmez kılar.</span><br><span>Talep arttıkça değer azalır.</span><br><br><span>Sürekli şikâyet eden kadın, erkeği büyütmez;</span><br><span>onu sürekli kendini ispat etmek zorunda kalan birine dönüştürür.</span><br><span>Bu hâl bir süre sonra mücadele değil, yorgunluk üretir.</span><br><span>Çünkü hiçbir erkek, sonucu olmayan bir savaşı uzun süre sürdüremez.</span><br><br><span>Zamanla erkek şunu öğrenir:</span><br><span>Ne yaparsa yapsın yeterli olmayacaktır.</span><br><span>Bu farkındalık, onun hevesini değil;</span><br><span>ruhundaki direnci kırar.</span><br><br><span>Artık daha iyisini yapmak için değil,</span><br><span>daha az eleştirilmek için çabalar.</span><br><span>İlişki, güvenli bir alan olmaktan çıkar;</span><br><span>her an not verilen bir performans sahnesine dönüşür.</span><br><br><span>Memnuniyetsizlik sessizdir ama etkilidir.</span><br><span>Sesini yükseltmez,</span><br><span>ama bakışları sertleştirir.</span><br><span>Cümleleri kısaltır,</span><br><span>teşekkürü unutturur.</span><br><br><span>Erkek burada ya kendini kapatır</span><br><span>ya da duygusal olarak geri çekilir.</span><br><span>Çekildiğinde kadın “soğudu” der;</span><br><span>oysa erkek yorulmuştur.</span><br><br><span>Çünkü erkek, değer gördüğü yerde güçlenir.</span><br><span>Emeğinin fark edildiği yerde sorumluluk almaktan kaçmaz.</span><br><span>Ama hiçbir şeyin yetmediği bir yerde</span><br><span>ne fedakârlık kalır</span><br><span>ne de bağ.</span><br><br><span>Ve çoğu ilişki,</span><br><span>aldatmayla ya da büyük bir kavgayla değil;</span><br><span>bitmeyen memnuniyetsizlikle sona erer.</span><br><br><span>Çünkü sevgi,</span><br><span>sürekli eksik sayılan bir zeminde</span><br><span>uzun süre ayakta kalamaz.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>01/01/2025 </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gri Alanların Ölümü, Ya Hep Ya Hiç Evlilikler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gri-alanlarin-olumu-ya-hep-ya-hic-evlilikler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gri-alanlarin-olumu-ya-hep-ya-hic-evlilikler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699a0a67bd0f2.jpg" length="78493" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 22:41:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Günümüzde evlilikler artık gri alanlarda yaşanmıyor; “ya hep ya hiç” uçlarına savrulmuş durumda. Eşten hem güvenli bir liman olması hem de aynı anda macera ortağı, sırdaş, en yakın arkadaş ve duygusal terapist rolünü eksiksiz biçimde üstlenmesi bekleniyor. Standartlar bu kadar yükselince, beklentiler karşılandığında eşsiz bir mutluluk, karşılanmadığında ise telafisi zor bir yıkım yaşanması kaçınılmaz hâle geliyor.</span><br><br><span>Bunun temel nedeni, evliliğin tarihsel işlevinin değişmiş olmasıdır. Evlilik artık hayatta kalmak, düzen kurmak ve üremek için yapılan bir birliktelik olarak görülmüyor; “ruh eşini bulma” projesine dönüştürülüyor. Bu dönüşüm romantik gibi sunulsa da gerçekte ağır bir yük yaratıyor. Çünkü bir insandan hem düzen hem heyecan, hem güven hem tutku, hem istikrar hem sürekli coşku beklemek insan doğasına aykırıdır.</span><br><br><span>Modern hayat bu beklentiyi daha da körüklüyor. İnsanlar köpek gibi çalışmak zorunda; zamanları dar, enerjileri sınırlı, stresleri yüksek. İş dışı kalan kısa hayat diliminde mutlu olmak istiyorlar ve bu mutluluğun tamamını evliliğin içine yüklüyorlar. Evlilik, hayatın tamamını telafi etmesi gereken tek alan hâline getiriliyor. Böyle olunca eş, bir insan olmaktan çıkıp çok işlevli bir mutluluk makinesine dönüştürülüyor.</span><br><br><span>İşte bu noktada “ruh eşi” söylemi devreye giriyor. Aslında bu, romantik bir keşiften çok, ağır hayat koşullarına karşı geliştirilen bir savunma mekanizmasıdır. Çünkü başka türlü hayat çekilmez olur. İnsanlar, anlamsızlaşan ve yorucu hâle gelen gündelik yaşamı katlanılır kılmak için evliliği kutsallaştırıyor, beklentileri göklere çıkarıyor. Sonuçta evlilik ya cennet oluyor ya cehennem; ortası kalmıyor.</span><br><br><span>Ve tam da bu yüzden, en küçük hayal kırıklığı büyük kopuşlara, sıradan sorunlar derin travmalara dönüşüyor. Gri alanlara tahammül kalmadıkça, evlilikler de uzun soluklu değil, yüksek beklentili ama kırılgan ilişkiler hâline geliyor.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>31/12/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Evlilikteki Erkek ve Etek Giyen Diğer Erkek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/evlilikteki-erkek-ve-etek-giyen-diger-erkek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/evlilikteki-erkek-ve-etek-giyen-diger-erkek</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699a0914910a8.jpg" length="86409" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 22:35:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>....Ama şu nettir: Eril kadın irade sahibi bir erkeği zayıflatmaz. Onu ya güçlendirir ya da tüketir. Ortası yoktur.</p>
<p>------------------------------------------</p>
<p>Bugün sıkça dile getirilen “eril kadın” meselesi, kolayca erkeğin omzuna yükleniyor. Oysa bu yaklaşım gerçeği saptırmaktan başka bir şey değildir. Bir kadının eril davranışlar sergilemesi, bir erkeğin eksikliğinin değil; kadının kendi tercihinin sonucudur.</p>
<p>Kadın isterse yumuşak olur, isterse sert. İsterse yön vermeye çalışmakta inat eder, isterse uyum sağlar. Bunların hiçbiri doğrudan karşısındaki erkeğin duruşuna bağlı değildir. Güçlü bir erkek karşısında da eril kalan kadınlar vardır; çünkü mesele denge değil, karakterdir. Eril kadın, çoğu zaman kontrol etmeyi seven, yönlendirmeye çalışmaktan vazgeçmeyen ve ilişkiyi bir rekabet alanı olarak gören kadındır. Bu bir savunma refleksi değil, bilinçli bir yaşam biçimidir.</p>
<p>Bu noktada erkeği, kadının karakterinden sorumlu tutmak adil değildir. Erkek kimliğini koruyabilir, sorumluluğunu alabilir; buna rağmen karşısındaki kadın eril kalabilir. Çünkü bazı kadınlar yumuşaklığı zayıflık, uyumu teslimiyet olarak görür. Bu, erkeğin değil kadının bakış açısıdır.</p>
<p>Eril bir kadınla karşı karşıya kalan iradeli bir erkek ise geri çekilmez. Aksine sertleşir, bilenir ve mücadeleye girer. Erkek doğası gereği, karşısında güç gördüğünde rekabet duygusuyla harekete geçer. Eril kadın, erkeği pasifleştirmez; onu sınar.</p>
<p>Böyle bir ilişkide erkek, sürekli kendini ispat etme ihtiyacı hisseder. Alanını korumak, sözünü duyurmak ve liderliğini kabul ettirmek için daha fazla efor sarf eder. Bu durum erkeği yumuşatmaz; tetikte tutar. Ancak bunun bedeli çoğu zaman kaybolan huzurdur. Çünkü ilişki bir ortaklık olmaktan çıkar, bir bilek güreşine dönüşür.</p>
<p>Kadın geri adım atmadıkça erkek de geri adım atmaz. İki taraf da kazanmaya odaklanır; birlikte yol almaya değil. Bu mücadele bazı erkekler için motive edici, bazıları için ise yıpratıcıdır. Ama şu nettir: Eril kadın irade sahibi bir erkeği zayıflatmaz. Onu ya güçlendirir ya da tüketir. Ortası yoktur.</p>
<p>Sonuç olarak eril kadın, bir mağduriyetin değil; bir tercihin ürünüdür. Bunun faturası erkeğe kesilemez. Aynı zamanda eril kadın, erkeği edilgen hâle getirmez; onu sürekli sınayan bir güç hâline gelir. Bu sınavı kabul eden erkek daha hırslı, daha dirençli ve daha mücadeleci olur. Ancak çoğu zaman bunun bedeli, elden giden sakin ve dengeli bir ilişki ihtimalidir.</p>
<p>Yazan <br>Korhan KÜLÇE <br>29/12/2025</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;apos;&amp;apos;Hayır&amp;apos;&amp;apos;, Hayırdır. &amp;apos;&amp;apos;Hayır&amp;apos;&amp;apos; Örtülü Bir Davet Değildir</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayir-hayirdir-hayir-ortulu-bir-davet-degildir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayir-hayirdir-hayir-ortulu-bir-davet-degildir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_6999897449d46.jpg" length="99038" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 13:31:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>''HAYIR'' HAYIRDIR.</span><br><span>''HAYIR'' ÖRTÜLÜ BİR DAVET DEĞİLDİR.</span><br><br><span>KADINLAR;</span><br><br><span>Birçoğunuz,</span><br><span>“yazma” dediğinizde yazmayanı değil,</span><br><span>yazmaya devam edeni romantik sanıyorsunuz.</span><br><br><span>Sessizliğinizi anlayıp susanı değil,</span><br><span>sessizliğinizi bozanı seçiyorsunuz.</span><br><br><span>Oysa siz yazma dediğinizde erkeğin yazmaması ilgisizlik değil,</span><br><span>sizin iradenizi ciddiye almaktır.</span><br><br><span>“Git” dediğinizde gideni değil,</span><br><span>ısrarla kalanı değerli sanıyorsunuz.</span><br><span>Ama kalmak her zaman sevmek değildir.</span><br><span>Bazen sadece durmayı bilmemektir,</span><br><span>bazen de karşısındakini hiç duymamaktır.</span><br><br><span>“İstemiyorum” dediğinizde geri çekileni değil,</span><br><span>ısrar edeni seven zannediyorsunuz.</span><br><br><span>Böylece erkeklere hayır’ın açıklama gerektirdiği,</span><br><span>ısrarın fedakârlık sayıldığı bir sevgi şekli öğretiyorsunuz.</span><br><br><span>Ama bu romantiklik değil.</span><br><span>Bu, sınırların yanlış öğretilmesi.</span><br><br><span>Israr; sevgi değildir.</span><br><span>Takip; ilgi değildir.</span><br><span>Kovalamak; bağlılık değildir.</span><br><br><span>Ve bu yanlış anlatı,</span><br><span>sadece ilişkileri değil,</span><br><span>hayatları da yaralıyor.</span><br><br><span>Çünkü bu dili normalleştirmek,</span><br><span>tacizi meşrulaştırmaktır.</span><br><br><span>Bu metinleri okuyan bazı zihinler,</span><br><span>“elleme”yi davet,</span><br><span>“dokunma”yı oyun,</span><br><span>“yazma”yı meydan okuma sanıyor.</span><br><br><span>O yüzden tekrar etmek gerekiyor:</span><br><span>Hayır, hayırdır.</span><br><span>Yazma, yazma demektir.</span><br><span>Uzak dur, uzak dur demektir.</span><br><br><span>Yazmaya devam etmesini istediğiniz birine, taktik yaparak</span><br><span>“yazma” demeyecek kadar</span><br><span>farkındalık geliştirmeye gayret edin.</span><br><br><span>Siz büyümeyi reddediyorsunuz diye,</span><br><span>başka bir kadının sınırı ihlal edilmek zorunda değil.</span><br><span>Siz hâlâ ergen bir romantizm diliyle konuşuyorsunuz diye,</span><br><span>başka kadınlar bedel ödemek zorunda değil.</span><br><br><span>Büyüyün.</span><br><span>Büyümeden de sosyal medya kullanmayın.</span><br><br><span>Ve hayatta,</span><br><span>arada bir kendinize üçüncü bir pencereden bakın.</span><br><span>“Ben dışarıdan nasıl görünüyorum?” diye sorun.</span><br><span>Çünkü bazen insan,</span><br><span>en çok kendi sesini yanlış duyurur.</span><br><br><span>Unutmayın:</span><br><span>Hayır, hayırdır.</span><br><span>Git, gitmektir.</span><br><span>Sus, susmaktır.</span><br><br><span>Bunlar test değil.</span><br><span>Bunlar flört oyunu değil.</span><br><span>Bunlar sınırdır.</span><br><br><span>Gerçek romantiklik;</span><br><span>birinin sınırını fark edip</span><br><span>ona saygı duyabilmektir.</span><br><span>Israr etmek değil,</span><br><span>geri çekilebilmektir.</span><br><br><span>Çünkü sevgiyi yanlış öğrettiğinizde,</span><br><span>zararı en çok yine kadınlar görüyor.</span><br><span>Ama sonunda,</span><br><span>herkes kaybediyor.</span><br><br><span>----------------------------------------------------</span><br><br><span>ERKEKLER;</span><br><br><span>Bir kadın “yazma” dediğinde,</span><br><span>bunu bir meydan okuma sanma.</span><br><span>Bu, ilgiyi test etmek değil,</span><br><span>sınır koymaktır.</span><br><br><span>Yazmıyorsan soğuk değilsin.</span><br><span>Yazmıyorsan korkak değilsin.</span><br><span>Yazmıyorsan vazgeçmiş değilsin.</span><br><span>Sadece saygılısındır.</span><br><br><span>“Git” dediğinde gitmek,</span><br><span>kaybetmek değildir.</span><br><span>Kalmak her zaman sevmek değildir.</span><br><span>Bazen sadece duymamaktır.</span><br><span>Bazen de karşındakini yok saymaktır.</span><br><br><span>“İstemiyorum” dediğinde durmak,</span><br><span>erkeklikten eksiltmez.</span><br><span>Aksine, olgunluğun göstergesidir.</span><br><span>Israr; cesaret değil,</span><br><span>sınır ihlalidir.</span><br><br><span>Sana öğretilen şeye dikkat et:</span><br><span>Israr sevgi değildir.</span><br><span>Takip ilgi değildir.</span><br><span>Kovalamak bağlılık değildir.</span><br><br><span>Bir kadının “hayır”ını,</span><br><span>ikna edilmesi gereken bir cevap sanma.</span><br><span>Hayır, açıklama beklemez.</span><br><span>Hayır, pazarlık değildir.</span><br><span>Hayır, davet değildir.</span><br><span>Hayır, hayırdır.</span><br><br><span>Çünkü “hayır”ı duymamayı normalleştirdiğinde,</span><br><span>bir sonraki adım tacize çıkar.</span><br><span>Ve birçok hikâye,</span><br><span>“çok seviyordu” denilerek</span><br><span>örtülmeye çalışılan şiddetle biter.</span><br><br><span>Bunu yapan adam sevmiş olmaz.</span><br><span>Sadece durmayı öğrenmemiştir.</span><br><br><span>Hayır, hayır demektir.</span><br><span>Yazma, yazma demektir.</span><br><span>Uzak dur, uzak dur demektir.</span><br><span>Sus, sus demektir.</span><br><br><span>Bunlar test değil.</span><br><span>Bunlar flört oyunu değil.</span><br><span>Bunlar sınırdır.</span><br><br><span>Gerçek güç;</span><br><span>bir kadının sınırını duyabilmektir.</span><br><span>Gerçek erkeklik;</span><br><span>ısrar etmek değil,</span><br><span>geri çekilebilmektir.</span><br><br><span>Ve şunu unutma:</span><br><span>Bir kadına saygı duymayı öğrenmediğinde,</span><br><span>asıl kaybeden sen olursun.</span><br><br><span>Çünkü sevgiyi yanlış öğrendiğinde,</span><br><span>zararı önce karşındaki görür,</span><br><span>ama bedelini sonunda herkes öder.</span><br><br><span>Yazan </span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a><br><span>13/01/2026</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kader Cüret Edene Bakar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kader-curet-edene-bakar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kader-curet-edene-bakar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_69996d2773dea.jpg" length="99259" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 11:30:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bazıları kaderin sabırlıyı sevdiğini söyler. Bekleyeni, uslu duranı, sırasını bileni… Oysa hayat çoğu zaman böyle işlemez. Hayat, kenarda sessizce duranları değil, ortaya çıkanları fark eder. Talep etmeyen, elini uzatmayan, sesini yükseltmeyen çoğu zaman yok sayılır. Bu yüzden “kader, gayrete aşıktır” sözü kulağa hoş gelse de eksiktir; kader, daha çok cüret edene bakar.</span><br><br><span>Cüret, yalnızca cesaret değildir. Cüret, sınırların çizilmiş olduğunu bilip yine de o sınırlara dokunmaktır. Kuralların neden var olduğunu sorgulamaktır. İzin beklemeden yürümek, kapı kapalıysa kapıyı çalmadan itmek, hatta bazen kırmaktır. Dünya, çoğu zaman bu insanlara alan açar. Çünkü düzen, ancak bozulduğunda yeniden kurulur.</span><br><br><span>Ama cüretin romantik bir maske takması kolaydır. “Sahneyi ateşe vermek” güçlü bir metafordur; insanın içindeki bastırılmış öfkeyi, hırsı ve arzuyu yüceltir. Ne var ki ateş yalnızca karanlığı aydınlatmaz, aynı zamanda yakar. Ağacı kökünden sökmek, meyveyi almak kadar masum değildir. Orada artık sadece bireysel bir kazanım değil, başkalarının kaybı da vardır.</span><br><br><span>İşte tam bu noktada kader, sessizce devreye girer. Ne alkışlar ne de uyarır. Sadece kaydeder. Başkalarına zarar vererek açılan her yolun, geri dönüşte bir bedeli olur. Belki hemen değil, belki görünür bir şekilde değil ama mutlaka. Çünkü hayat, yapılanın ahlaki gerekçesine değil, etkisine bakar.</span><br><br><span>Uslu durarak hiçbir şey kazanamamak, bir yönüyle doğrudur. Ama her şeyi zorla almak da insanı özgür kılmaz. Cüret ile sorumsuzluk arasındaki çizgi, insanın kendini tanıdığı yerdir. Gerçek cesaret, yalnızca almaya değil, aldığı şeyin sonucunu taşımaya da razı olmaktır.</span><br><br><span>Sonunda kaderle yapılan pazarlık şudur:</span><br><span>“Ne istiyorsun?” değil,</span><br><span>“Bunun karşılığında neyi göze alıyorsun?”</span><br><br><span>Belki de kader, en çok bunu sorabilenleri ciddiye alır. Bekleyenleri değil; ama yakıp yıkanları da değil. İsteyenin, yürüyenin ve yaptığı her şeyin gölgesini de sahiplenebilenin yolunu açar.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>14/01/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevildiğine İnanamayan Kalp</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevildigine-inanamayan-kalp</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevildigine-inanamayan-kalp</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699968f5606a5.jpg" length="91149" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 11:12:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>İyileşme birinin “gitmeyeceğim” demesiyle başlamaz.</span><br><span>Defalarca kalmasıyla başlar.</span><br><span>Ama bir noktadan sonra</span><br><span>kalbin de silah bırakması gerekir.</span><br><br><span>Çünkü sevgi tek taraflı bir ispat süreci değildir.</span><br><span>Güven, iki kişinin birlikte inşa ettiği bir zemindir.</span><br><br><span>---------------------------------------------</span><br><br><span>Geçmişte tutarsız sevilmiş bir kalp,</span><br><span>şimdiki sevgiyi olduğu gibi alamaz.</span><br><br><span>Çünkü o kalp sevgiyi hep şartlı öğrendi.</span><br><span>Bir gün yoğun, bir gün yok.</span><br><span>Bir gün sarılan, bir gün uzaklaşan.</span><br><span>Bir gün “sensiz yapamam”,</span><br><span>ertesi gün sessizliğe gömülen.</span><br><br><span>O yüzden şimdi biri gerçekten sevince, kalınca,</span><br><span>gitmeyince,</span><br><span>sabırlı olunca…</span><br><br><span>Kalp huzur bulmak yerine tetikte kalır.</span><br><br><span>“Şimdi iyiyse, birazdan değişir.”</span><br><span>“Nasıl olsa bitecek bari şimdi bitsin.”</span><br><span>“Bu kadar güzel gidiyorsa kesin bir şey olacak.”</span><br><span>“Bu ilişkinin sonu yok, niye uzatayım?.”</span><br><br><span>Geçmişte terk edilmiş bir kalp,</span><br><span>mutluluğu yaşarken bile ayrılık provası yapar.</span><br><br><span>Mesaj geç cevaplandığında, </span><br><span>eski hikâyeler uyanır.</span><br><span>Ses tonu biraz değiştiğinde,</span><br><span>zihin geçmiş dosyaları açar.</span><br><span>En ufak tartışmada,</span><br><span>''işte demiştim olmaz diye bitti buraya kadar'' denilir</span><br><br><span>Şimdiki insanın suçu yoktur aslında.</span><br><span>Ama kalp eski savunma sistemini kapatmayı bilmez.</span><br><br><span>Çünkü o sistem zamanında işe yaramıştır.</span><br><span>Önceden hisset,</span><br><span>önceden hazırlan,</span><br><span>önceden uzaklaş ki daha az acısın.</span><br><br><span>Ve şimdi biri gerçekten sevdiğinde bile</span><br><span>kalp şöyle fısıldar:</span><br><br><span>“Diğerleri de başta böyleydi.”</span><br><br><span>En zor olan şey budur:</span><br><span>Gerçek sevgiyi, geçmişin hayaletlerinden ayırabilmek.</span><br><br><span>Çünkü geçmişte tutarsız sevilen biri</span><br><span>sevgisizliğe değil,</span><br><span>istikrarsızlığa travmatize olur.</span><br><br><span>O yüzden bugün sevildiğine inanamıyorsa,</span><br><span>bu nankörlük değil.</span><br><span>Bu, yarım kalmış güvenin yankısıdır.</span><br><br><span>Ama işin en acı tarafı şudur:</span><br><span>Bazen bu korku, gerçekten seveni de yorar.</span><br><br><span>Sürekli test edilen,</span><br><span>sürekli şüpheyle karşılanan,</span><br><span>her davranışı geçmişle kıyaslanan biri</span><br><span>bir süre sonra şunu hisseder:</span><br><br><span>“Ne yaparsam yapayım yetmiyor.”</span><br><br><span>Ve bazen gerçekten seven,</span><br><span>terk etmek için değil,</span><br><span>yorulduğu için gider.</span><br><br><span>İşte o an kalp şunu söyler:</span><br><span>“Bak, yine haklıydım. Herkes gidiyor.”</span><br><br><span>Oysa kimse ihanet etmemiştir.</span><br><span>Sadece korku, sevgiden daha yüksek sesle konuşmuştur.</span><br><br><span>Tutarsızlıkla büyüyen savunma,</span><br><span>bu kez istikrarlı sevgiyi de tehdit sanmıştır.</span><br><br><span>Ve insan farkında olmadan</span><br><span>kaçmaktan korktuğu şeyi kendi elleriyle yaratabilir.</span><br><br><span>İyileşme birinin “gitmeyeceğim” demesiyle başlamaz.</span><br><span>Defalarca kalmasıyla başlar.</span><br><span>Ama bir noktadan sonra</span><br><span>kalbin de silah bırakması gerekir.</span><br><br><span>Çünkü sevgi tek taraflı bir ispat süreci değildir.</span><br><span>Güven, iki kişinin birlikte inşa ettiği bir zemindir.</span><br><br><span>Gerçekten sevilen ama buna inanamayan kalp,</span><br><span>aslında sevgiyi reddetmez.</span><br><br><span>Sadece bir daha yıkılmaktan korkar.</span><br><br><span>Ama bazen en büyük risk,</span><br><span>hiç risk almamaktır.</span><br><br><span>Çünkü sevgiye inanmayı sürekli ertelemek,</span><br><span>bir gün sonsuza kadar kalacak olanı da</span><br><span>gerçekten kaybetmek demektir.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>21/02/2026 07:00</span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her Erkeğin Bir &amp;apos;&amp;apos;MANYAK&amp;apos;&amp;apos;ı Olmalı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/her-erkegin-bir-manyaki-olmali</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/her-erkegin-bir-manyaki-olmali</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_6998c56561092.jpg" length="120269" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 23:34:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>“Manyak” derken yanlış anlaşılmasın.<br>Psikiyatriye konu olan değil;</p>
<p>Mesela sen “iyiyim” yazdığında o iki harfin içindeki 17 duygu değişimini analiz eden türden.</p>
<p>Ya da “oturuyorum” dediğinde, masada kim var, kim niye gülüyor, o fondaki kadın sesi kim, hepsini CSI titizliğiyle çözen…</p>
<p>Hani sen “abartıyorsun” dersin,<br>o “hayır sezgilerim var” der.</p>
<p>Sen “bir şey yok” dersin,<br>o “var, hissediyorum” der.<br>Ve genelde… gerçekten bir şey vardır.</p>
<p>Bir de şu vardır:<br>Kavga ederken “tamam kapatalım” demez.<br>“Dur, daha bitirmedim” der.<br>Google Docs gibi; konuyu kaydedip sonra tekrar açar.</p>
<p>Ama işin komik tarafı şu:<br>O detaycılık, o fazla hissetme hali, o abartılı tepkiler…<br>Aslında umurunda olduğunun kanıtıdır.</p>
<p>Çünkü kayıtsız insan analiz yapmaz.<br>Seven insan büyütür.<br>Biraz dramatize eder.<br>Biraz fazlaya kaçar.</p>
<p>Ve adam bir süre sonra şunu fark eder:<br>Hayatında ilk defa biri onu bu kadar ciddiye alıyor.</p>
<p>İşte “manyak” dediğimiz tam olarak bu.<br>Fazla hisseden.<br>Fazla sahiplenen.<br>Fazla düşünen.</p>
<p>Biraz yorucu, evet.<br>Ama “nötr” değil.</p>
<p>Ve bazı erkekler için en tehlikelisi şudur:<br>Alışmak.</p>
<p>Çünkü bir süre sonra o detaylı ilgi standart olur.<br>Sonra biri düz ve sakin gelince…<br>Bir şey eksikmiş gibi hissedilir.</p>
<p>Her erkeğin hayatında böyle biri olmalı.<br>Çünkü bazı erkekler kendilerini fazla ciddiye alır.<br>“Ben duygularımı kontrol ederim.”<br>“Ben soğukkanlıyım.”<br>“Ben bağlanmam.”</p>
<p>Plan yapar, hesap yapar, temkinli olur. Ama kalp matematik bilmez. Kalp risk ister, heyecan ister, biraz da delilik ister.</p>
<p>Sonra bir gün biri çıkar ve bütün bu cümleleri çöpe atar.</p>
<p>O “manyak” kadın mesaj atarken iki kere düşünmez. Kırıldıysa söyler. Özlediyse arar. Kıskandıysa saklamaz. Sevdi mi bağırarak sever. Onun duyguları filtresizdir. Bu yüzden yorucudur belki… ama gerçektir.</p>
<p>Bir erkeğin hayatına böyle bir kadın girdiğinde dengesi bozulur önce. Çünkü alıştığı sakin düzen değişir. Hesap kitap şaşar. Planlar ertelenir. Ama sonra fark eder: Yaşadığını hissediyordur.</p>
<p>O kadın erkeğin egosuna değil kalbine dokunur.<br>Onu rahat bırakmaz; daha iyisini ister.<br>Kaçmasına izin vermez; yüzleşmesini sağlar.<br>Susmasına izin vermez; konuşturur.</p>
<p>Biraz kavga vardır, evet.<br>Biraz kıskançlık, biraz tutku, biraz iniş çıkış…<br>Ama büyük bir şey de vardır: Yoğunluk.</p>
<p>Çünkü bazı aşklar sakindir, huzurludur ama unutulur.<br>Bazıları ise iz bırakır.</p>
<p>Her erkeğin hayatında en az bir kez, onun ezberini bozacak bir kadın olmalı. Ona “ben buradayım” diyecek, duygularını köşeye sıkıştıracak, korkularını açığa çıkaracak biri…</p>
<p>Belki sonsuza kadar sürmez.<br>Belki yollar ayrılır.<br>Ama o kadın bir şey öğretir: Sevgi yarım yaşanmaz.</p>
<p>Ve yıllar sonra erkek geçmişini düşündüğünde, aklına hep o gelir.<br>En çok yoran ama en çok hissettiren…</p>
<p>Çünkü bazı kadınlar huzur değildir.<br>Ama hikâyedir.</p>
<p>Ve dürüst olalım:<br>Erkekler her zaman sonunda huzuru seçer,<br>ama hikâyeyi unutamaz.</p>
<p>Çünkü bazen insanı en çok değiştiren şey, biraz delilikle gelen aşktır.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>20/02/2026 23:00</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tiksinme Başladıysa İlişki Bitmiştir</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tiksinme-basladiysa-iliski-bitmistir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tiksinme-basladiysa-iliski-bitmistir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_6998976e11133.jpg" length="87668" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 20:18:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>TİKSİNME BAŞLADIYSA, İLİŞİKİ BİTMİŞTİR</span><br><br><span>Tiksinmenin en ayırt edici yanı şudur: Geri dönüşü yoktur.</span><br><span>Sinir geçer.</span><br><span>Kırgınlık onarılır.</span><br><span>Güven yeniden kurulabilir.</span><br><span>Ama tiksinme düzelmez.</span><br><span>Çünkü bu, “istemiyorum”dan daha güçlüdür.</span><br><span>Bu, bedenin kendini korumaya almasıdır.</span><br><br><span>-----------------------</span><br><br><span>Ten uyumu her şeydir.</span><br><span>Ama tiksinme, bunun en net, en geri dönülmez kanıtıdır.</span><br><span>Çünkü tiksinme, bir ilişkinin sessiz ama kesin infazıdır.</span><br><br><span>İnsan sevdiğine kızabilir.</span><br><span>Kırılabilir, uzaklaşabilir, susabilir.</span><br><span>Ama sevdiğinden tiksinmez.</span><br><span>Tiksinme başladığı an, beden kararı vermiştir: Artık burada değilim.</span><br><br><span>Bir ilişki, sanıldığı gibi sözlerle değil; tenle başlar.</span><br><span>İnsan önce hisseder, sonra düşünür.</span><br><span>Kafaların uyuşması, uzun sohbetler, ortak hayaller ilişkiyi süsler ama taşımaz.</span><br><span>Ten uyumu yoksa, en güzel cümleler bile havada asılı kalır ve ilişki sessizce arkadaşlığa dönüşür.</span><br><br><span>Ten uyumu kendini küçük ama çok net anlarda belli eder.</span><br><span>Yanına oturduğunda geri çekilmemekte…</span><br><span>Elin eline değdiğinde kaçmamakta…</span><br><span>Sarılmanın bir görev değil, bir rahatlama olmasıyla…</span><br><span>Birlikte uyurken bedenin kasılmıyorsa, onun kokusu seni rahatsız etmiyor; aksine sakinleştiriyorsa, beden “buradayım” diyordur.</span><br><br><span>Tiksinme ise bunun tam tersidir ve genelde sinsice gelir.</span><br><span>Bir anda patlamaz; yavaş yavaş büyür.</span><br><span>Önce kokular batmaya başlar.</span><br><span>Dokunuşlar anlamsızlaşır.</span><br><span>Öpüşmeler kısalır, sarılmalar seyrekleşir.</span><br><span>Yakınlaşma ertelenir.</span><br><span>Bahaneler çoğalır:</span><br><span>“Yorgunum.”</span><br><span>“Canım istemiyor.”</span><br><span>“Şu an değil.”</span><br><br><span>Bunlar isteksizlik değil, bedensel reddiyedir.</span><br><br><span>Sonra iş daha da netleşir.</span><br><span>Ten teması huzur değil, gerilim yaratır.</span><br><span>Yan yana yatmak rahatsız eder.</span><br><span>Mesafe farkında olmadan açılır.</span><br><span>Karşındakinin nefesi, sesi, hatta varlığı bile tahammül sınırını zorlar.</span><br><span>Bu noktada sorun artık iletişim değildir.</span><br><span>Sorun bedendir.</span><br><span>Ve beden ilişkiyi çoktan kapatmıştır.</span><br><br><span>Tiksinmenin en ayırt edici yanı şudur: Geri dönüşü yoktur.</span><br><span>Sinir geçer.</span><br><span>Kırgınlık onarılır.</span><br><span>Güven yeniden kurulabilir.</span><br><span>Ama tiksinme düzelmez.</span><br><span>Çünkü bu, “istemiyorum”dan daha güçlüdür.</span><br><span>Bu, bedenin kendini korumaya almasıdır.</span><br><br><span>Bu yüzden tiksinmenin olduğu yerde çözüm aramak çoğu zaman kendini kandırmaktır.</span><br><span>Konuşmak işe yaramaz.</span><br><span>Anlaşmak yetmez.</span><br><span>Fedakârlık kurtarmaz.</span><br><span>Çünkü mesele zihinsel değil, biyolojiktir.</span><br><span>Ten uyumu tamamen kaybolmuştur.</span><br><br><span>İlişki alışkanlıkla sürebilir.</span><br><span>Aynı ev, aynı düzen, aynı çevre korunabilir.</span><br><span>Ama dokunma yoksa…</span><br><span>Sarılma azaldıysa…</span><br><span>Öpüşmek itici geliyorsa…</span><br><span>Orada artık ilişki yoktur.</span><br><span>Sadece yan yana duran iki insan vardır.</span><br><br><span>Ve yan yana durmak, ilişki değildir.</span><br><br><span>Kısacası:</span><br><span>Ten uyumu ilişkiyi başlatır.</span><br><span>Ten uyumsuzluğu ilişkiyi yorar.</span><br><span>Tiksinme ise ilişkiyi bitirir.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>20/01/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bize Satılan Senaryo</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bize-satilan-senaryo</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bize-satilan-senaryo</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_6998956b90279.jpg" length="85645" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 20:10:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Çocukluktan itibaren hepimize sessizce bir senaryo verildi.</span><br><span>Sorgulanmadan, tartışılmadan, neredeyse kader gibi.</span><br><br><span>Okula git.</span><br><span>İyi notlar al.</span><br><span>Güvenli bir iş bul.</span><br><span>Çok çalış.</span><br><span>Para biriktir.</span><br><span>Rahatça emekli ol.</span><br><br><span>Aileler bu senaryoya inandı; çünkü başka bir güvenli yol bilmiyorlardı.</span><br><span>Öğretmenler tekrar etti; çünkü sistem onlardan bunu istedi.</span><br><span>Toplum, bu çizgiden sapmayanları “başarılı” ilan etti.</span><br><br><span>Ve evet, bir dönem bu hikâye işe yaradı.</span><br><br><span>1970’lerde, 80’lerde, hatta 90’larda bu yol mantıklıydı.</span><br><span>Tek maaşla ev alınabiliyordu.</span><br><span>Birikimler zamanla değer kazanıyordu.</span><br><span>Emeklilik, ulaşılabilir bir güvenceydi.</span><br><span>Bir şirkete sadakat, anlam taşıyordu.</span><br><br><span>Ama asıl mesele tam da burada başlıyor:</span><br><span>O dünya artık yok.</span><br><br><span>Oyun değişti.</span><br><span>Kurallar değişti.</span><br><span>Ekonomi değişti.</span><br><br><span>Fakat senaryo değişmedi.</span><br><br><span>Bugün milyonlarca insan, onlarca yıl önce ortadan kalkmış bir dünya için yazılmış bir oyun kitabını hâlâ ezberden oynamaya çalışıyor.</span><br><span>Sonuç ise çoğu zaman hayal kırıklığı.</span><br><span>Çünkü sistem, artık vaat ettiklerini sunmuyor.</span><br><span>Çok çalışmak, güvenli olmak anlamına gelmiyor.</span><br><span>Diploma, refah garantisi değil.</span><br><span>Sadakat, karşılık bulmayabiliyor.</span><br><span>Emeklilik ise belirsiz bir hayale dönüşmüş durumda.</span><br><br><span>Daha acı olan şu:</span><br><span>Bu senaryo yalnızca ekonomik bir yol haritası değildi; aynı zamanda “yaşam”ın ne olduğuna dair bir tanım sundu.</span><br><br><span>Yaşamak, hep ertelendi.</span><br><span>“Önce çalışayım, sonra yaşarım.”</span><br><span>“Biraz daha dayanayım, sonra rahatlarım.”</span><br><span>“Emeklilikte yaparım.”</span><br><br><span>Ama hayat, sürekli ileri bir tarihe ötelenirken geçti.</span><br><br><span>Bu yüzden dipnotta duran soru ağırdır:</span><br><span>Yaşamak nedir?</span><br><br><span>Yaşamak, yalnızca hayatta kalmak değildir.</span><br><span>Fatura ödemek, borç kapatmak, haftadan haftaya sürüklenmek değildir.</span><br><span>Yaşamak; zamanın farkında olmak, seçimlerinin sorumluluğunu almak, kendi değerlerini başkalarının hazır kalıplarından ayırabilmektir.</span><br><span>Yaşamak; güvenlik ile anlam arasındaki dengeyi bilinçli biçimde kurabilmektir.</span><br><br><span>Bize satılan senaryo, güvenliği kutsallaştırdı ama anlamı ihmal etti.</span><br><span>Riskten kaçmayı öğretti, içsel tatmini öğretmedi.</span><br><span>“Doğru yol” diye tek bir çizgi sundu; oysa hayat, tek bir yoldan ibaret değildir.</span><br><br><span>Ve ben…</span><br><br><span>Ben de yıllarca “rahat yaşamak” için bu yaşı bekledim.</span><br><span>Sanki görünmez bir kapı vardı;</span><br><span>zaman dolunca açılacak,</span><br><span>yük hafifleyecek,</span><br><span>hayat nihayet başlayacaktı.</span><br><br><span>Bekledim.</span><br><span>Dayandım.</span><br><span>Erteledim.</span><br><br><span>Ama bu yaşıma geldim ve</span><br><span>hiçbir şey değişmedi.</span><br><span>Yük hâlâ omuzlarımda.</span><br><span>Kaygılar yalnızca isim değiştirdi.</span><br><span>Yarın belirsizliğini koruyor,</span><br><span>rahatlık hâlâ uzakta duruyor.</span><br><br><span>Anladım ki mesele yaş değilmiş.</span><br><span>Takvim ilerlemiyor aslında;</span><br><span>sadece biz yoruluyoruz.</span><br><br><span>En ağır kayıp, paradan önce geldi.</span><br><span>Zaman kayboldu.</span><br><span>Hayat ertelendi.</span><br><br><span>“Biraz daha dayan.”</span><br><span>“Biraz daha biriktir.”</span><br><span>“Bu yaştan sonra rahat edeceksin.”</span><br><br><span>Ama o “sonra”,</span><br><span>hiçbir zaman bugüne dönüşmedi.</span><br><br><span>O yüzden soru hâlâ orada duruyor:</span><br><span>Yaşamak nedir?</span><br><br><span>Yaşamak; nefes alıp vermekten fazlasıdır.</span><br><span>Takvim yapraklarını koparmak değildir.</span><br><span>Yaşamak; sabah uyandığında kendi hayatının içinde uyanmaktır.</span><br><span>Kendi seçimlerinin ağırlığını hissetmektir.</span><br><span>Korkuyla değil, anlamla hareket edebilmektir.</span><br><br><span>Bize satılan senaryo,</span><br><span>güvenliği kutsadı ama ruhu dışarıda bıraktı.</span><br><span>İtaati erdem sandı,</span><br><span>alışmayı başarıyla karıştırdı.</span><br><span>Herkesi aynı sona yürüyen tek tip bir hikâyeye hapsetti.</span><br><br><span>Oysa hayat, tek bir metne sığmaz.</span><br><span>Herkesin ritmi başka, yarası başka, yolu başkadır.</span><br><br><span>Belki de mesele yeni bir senaryo yazmak değildir.</span><br><span>Belki asıl mesele,</span><br><span>elimize tutuşturulan kâğıdı yırtıp</span><br><span>ilk kez dürüstçe şunu kabul etmektir:</span><br><br><span>Ben bekledim.</span><br><span>Ama hayat, bekleyenler için başlamıyor.</span><br><br><span>Ve gerçek yaşam,</span><br><span>tam da bu fark edişin ağır sessizliğinde başlıyor.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>19/01/2026</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadın İlişkide Eşitlik İstemez, Güç İster</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadin-iliskide-esitlik-istemez-guc-ister</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadin-iliskide-esitlik-istemez-guc-ister</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_6998928eb0945.jpg" length="99149" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 19:57:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçek şu ki: Bir kadın, evde erkeği sürekli kontrol ediyorsa, ona alan tanımıyorsa, kendi doğrularını dayatıyorsa; sorun erkekte değil, kadının güç ihtiyacındadır. Ve bu ihtiyaç karşılandıkça doymayacaktır.</p>
<p>Bu yüzden mesele temizlik, düzen ya da detay değildir. Mesele, kadının eleştiriyi silah, erkeğin sabrını da sınırsız bir kaynak sanmasıdır.</p>
<p>Zamanla kadının eleştirisi sertleşir, saygısı azalır ve erkek artık saygı görmediği evin içinde kendini misafir gibi hissetmeye başlar.</p>
<p>-------------------------------------------</p>
<p>Günümüz ilişkilerinde sıkça “düzen”, “temizlik”, “incelik” ve “doğru davranış” kavramları üzerinden yürütülen tartışmaların önemli bir bölümü, sanıldığı gibi iyi niyetli değildir. Bu kavramlar çoğu zaman, kadının ilişkide üstünlük kurma, erkeği şekillendirme ve kontrol altında tutma aracı hâline gelmiştir. Sorun, evin temizliği ya da eşyaların yeri değildir; sorun, kimin standartlarının mutlak doğru kabul edildiğidir.</p>
<p>Birçok kadın, kendi alışkanlıklarını “olması gereken”, erkeğin alışkanlıklarını ise “yanlış” olarak etiketler. Bu etiketleme zamanla sistematik bir eleştiri mekanizmasına dönüşür. Erkek ne yaparsa yapsın eksik bulunur: Yanlış yere koymuştur, geç yapmıştır, yeterince iyi yapmamıştır, onun istediği gibi olmamıştır. Asıl problem de burada başlar; çünkü eleştiri artık davranışa değil, kişiliğe yönelmiştir.</p>
<p>Kadınlar çoğu zaman kendi hatalarını ya görmezden gelir ya da normalleştirir. Banyo duvarına yapışan saçlar, yere düşen makyaj kalıntıları, ıslak havlunun günlerce kapının arkasında asılı kalması; salonda bırakılan çantalar, koltuk üzerine atılan kıyafetler, mutfak tezgâhında bekleyen kahve bardakları, günlerce dökülmeyen sigara küllükleri ve ortalığa saçılmış eşyalar çoğu zaman sorun olarak görülmez. Bu davranışlar "özel alan" “yorgunluk”, “duygusallık” ya da “o anlık durum” gerekçeleriyle mazur sayılır.</p>
<p>Aynı tolerans erkeğe tanınmaz. Erkek benzer bir hata yaptığında bu durum geçici bir ihmal olarak değil, karakterinin bir yansıması gibi sunulur. <br>Böylece aynı davranışlar iki farklı ölçütle değerlendirilir: Kadın için durum, erkek için kişilik.</p>
<p>Bu noktada kadın, farkında olarak ya da olmayarak ahlaki üstünlük pozisyonuna yerleşir. Kendini daha bilinçli, daha düzenli, daha doğru bilen taraf olarak konumlandırır. Erkek ise sürekli “öğretilen”, “uyarılan” ve “düzeltilen” tarafa itilir. Bu, eşitlik değil; açık bir hiyerarşidir.</p>
<p>Daha da önemlisi, bu davranışların büyük bölümü sevgi ya da düzen kaygısıyla değil, alışkanlık hâline gelmiş kontrol ihtiyacıyla yapılır. Kadın, ilişkinin ritmini belirleyen, kuralları koyan ve ihlalleri cezalandıran kişi olur. Erkeğin sessiz kalması ise bu düzeni pekiştirir. Çünkü susulan her eleştiri, bir sonrakine davetiye çıkarır.</p>
<p>Kadının burada en büyük yanılgısı şudur: Erkeğin tahammülünü zayıflık sanmak. </p>
<p>Oysa çoğu erkek, ilişki zarar görmesin diye sesini çıkarmaz. Erkek sustukça kadın daha fazlasını ister. Daha çok kural, daha çok müdahale, daha çok kontrol. Çünkü kadın bu gücü, kendi gücü ile değil, erkeğin geri çekilmesiyle elde etmiştir. Ve elde edilen her güç, daha fazlasını talep eder.</p>
<p>Zamanla eleştiri sertleşir, saygı azalır ve erkek artık evin içinde kendini misafir gibi hissetmeye başlar.</p>
<p>Ve misafir erkek bir süre sonra, eşyaların yerini değiştiremez, fikir beyan edemez, karar veremez. Çünkü her hamlesi düzeltilmiştir. Ev artık onun yaşam alanı değil, kadının kurallarına uyması gereken bir mekândır. </p>
<p>Varlığı tolere edilir ama şekli onaylanmaz.</p>
<p>Bir noktadan sonra kadın şunu fark etmez: Eleştirdiği ve baskıladığı adam artık eskisi gibi konuşmuyor, gülmüyor, paylaşmıyor. Çünkü sürekli yargılanan bir erkek, kendini kapatır. Kadın bunu “ilgisizlik” sanır ama gerçekte bu, yavaş yavaş kopuştur.</p>
<p>Bir ilişkinin sağlıklı olması için kadının da şu gerçekle yüzleşmesi gerekir: Kendi doğruları evrensel değildir. Kendi düzen anlayışı mutlak değildir. Kendi hassasiyetleri, karşı tarafın kişiliğini bastırma hakkı vermez. Sürekli eleştiren, memnun olmayan ve her şeyi kendi kontrolünde tutmak isteyen kadın; ilişkiyi iyileştirmez, yıpratır.</p>
<p>Kadın, ilişkideki gücü eleştiriyle, suçlulukla ve beklentiyle sağlamaya çalıştığında; erkekle arasında bağ değil, mesafe oluşur. Sevgi yerini savunmaya, anlayış yerini sessiz öfkeye bırakır. Sonunda kadın “neden eskisi gibi değil” diye sorar ama cevabın büyük kısmı kendi davranışlarında gizlidir.</p>
<p>İlişki, bir tarafın diğerini eğittiği bir alan değildir. Kadın, erkeği sürekli düzeltmeye çalıştıkça onu kaybeder. Çünkü hiçbir erkek, sürekli eksik hissettirildiği bir yerde huzur bulamaz.</p>
<p>Bu yüzden mesele temizlik, düzen ya da klozet kapağı değildir. Mesele, kadının eleştiriyi hak, erkeğin tahammülünü zorunluluk sanmasıdır. Ve bu yanılgı, birçok ilişkinin sessizce çürümesine neden olmaktadır.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>18/01/2025</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tutmak mı? Bırakabilmek mi?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tutmak-mi-birakabilmek-mi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tutmak-mi-birakabilmek-mi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_69976a0d70a0c.jpg" length="107478" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 22:52:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>TUTMAK MI? BIRAKABİLMEK Mİ?</span><br><br><span>Bir insan yaşadığı acının niteliğini sorgulamaya başladığında özgürleşir. “Ben onu mu özlüyorum, yoksa onun beni seçmemiş olmasını mı hazmedemiyorum?” sorusu önemli bir eşiktir. </span><br><br><span>İlki sevgidir; ikincisi gururdur.</span><br><span>İlki kalpten gelir; ikincisi egodan.</span><br><br><span>---------------------------------------------------</span><br><br><span>İnsan çoğu zaman kaybettiği kişiye değil, kaybettiği kendilik algısına ağlar. “Beni istemedi” gerçeği, sevilen kişiden daha fazla acıtır. Çünkü burada yara alan kalp değil, egodur. Reddedilmek; “yeterli değilim”, “tercih edilmedim”, “yerime başkasını koydu” gibi derin inançları tetikler ve ortaya çıkan sarsıntı çoğu zaman aşk acısı sanılır.</span><br><br><span>Oysa aşk insanın benliğini daraltmaz, genişletir. Aşk varken dünya büyür, renklenir, derinleşir. Gurur incindiğinde ise dünya daralır; zihin aynı soruları tekrar tekrar üretir: “Nerede hata yaptım?”, “Nasıl bunu yapar?”, “Bensiz nasıl mutlu olur?” Bu noktada yaşanan şey sevgi değil, kontrol kaybının yarattığı bir krizdir.</span><br><br><span>Saplantı da benzer şekilde işler. Sevilen kişi bir insandan çok, kişinin içindeki boşluğu dolduracak bir sembole dönüşür. Onu elde etmek, değersizlik hissini onarmanın yolu gibi görünür. Bu yüzden saplantı huzur vermez; aksine huzursuzluk üretir. Aşk ise karşılık bulmasa bile insanın içinde bir zarafet bırakır.</span><br><br><span>Gerçek aşkın acısı “tatlıdır”; çünkü içinde saygı ve kabul vardır. Zorla sahip olma arzusu yoktur. Gerçek aşk “Sen yoksan hayat anlamsız” demez; “Sen varsın diye hayat güzeldi” der. Aradaki fark tam da buradadır.</span><br><br><span>- İncinmiş gurur ayrılırken saldırır.</span><br><span>- Saplantı ayrılırken yapışır.</span><br><span>- Aşk ise ayrılırken bile sevgisini, karakterini korur.</span><br><br><span>Gerçekten seven kişi şunu söyleyebilir: “Canım yanıyor ama seni zorla yanımda tutmak istemem. Eğer ben olmadan daha huzurlu olacaksan buna saygı duyarım. Seni seviyorum ve hayatında iyilikler diliyorum.” Bu söz kolay değildir; içinde acı vardır ama hırs yoktur. Kişi kaybın hüznünü yaşar fakat karşı tarafı cezalandırmaya çalışmaz.</span><br><br><span>Bir insan yaşadığı acının niteliğini sorgulamaya başladığında özgürleşir. “Ben onu mu özlüyorum, yoksa onun beni seçmemiş olmasını mı hazmedemiyorum?” sorusu önemli bir eşiktir. </span><br><br><span>İlki sevgidir; ikincisi gururdur.</span><br><span>İlki kalpten gelir; ikincisi egodan.</span><br><br><span>Eğer özlenen şey onun varlığı, sesi, birlikte paylaşılan anlam ise, orada sevgi vardır.</span><br><span>Ama özlenen şey “beni nasıl bırakır” düşüncesi, yerini bir başkasının doldurmuş olması ya da seçilmemiş olmanın yarattığı sızıysa, orada incinmiş bir benlik vardır.</span><br><br><span>Bu ayrımı yapabilen kişi acısını inkâr etmez; ama ona doğru ismi koyar. Ve insan, acısına doğru ismi koyduğu anda, onun tarafından yönetilmek yerine onu yönetmeye başlar.</span><br><br><span>Bu soruya dürüstçe cevap verebilen biri, aşkı bir zayıflık değil, bir bilinç hâli olarak görmeye başlar.</span><br><br><span>Belki de en büyük olgunluk şudur: Sevdiğini kaybettiğinde bile sevme kapasiteni kaybetmemek. Çünkü aşk bir kişiye bağlı bir duygu değil, insanın içinde taşıdığı bir yetidir. Doğru anlaşıldığında insanı esir almaz; özgürleştirir.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>19/02/2026 22:30</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Göz Teması Olmayan Aşk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/goez-temasi-olmayan-ask</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/goez-temasi-olmayan-ask</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699751a75b39b.jpg" length="97653" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Aşk sözle değil, bakışla başlar.</span><br><span>İki insanın gözleri bir anlığına kilitlendiğinde, zaman yavaşlar.</span><br><span>Orada kelime yoktur ama anlam vardır.</span><br><span>Ses yoktur ama titreşim vardır.</span><br><br><span>Göz teması olmayan aşk ise uzaktan izlenen bir tablo gibidir.</span><br><span>Renkler yerli yerindedir, çerçeve sağlamdır, görüntü kusursuzdur…</span><br><span>Ama içinde hayat yoktur.</span><br><br><span>Birine “seni seviyorum” demek kolaydır.</span><br><span>Ama o sözü gözünün içine bakarak söylemek cesaret ister.</span><br><span>Çünkü göz, insanın saklanamadığı yerdir.</span><br><span>Orada yalan uzun süre duramaz.</span><br><span>Orada eksik duygu hemen fark edilir.</span><br><br><span>Gerçek yakınlık, fiziksel mesafeden önce bakış mesafesini kapatmakla başlar.</span><br><span>Sevdiğine bakamayan biri ya korkuyordur, ya saklıyordur, ya da tam hissetmiyordur.</span><br><br><span>Çünkü aşk, temas arar.</span><br><span>Ten temasından önce göz teması ister.</span><br><span>Göz teması;</span><br><span>“Buradayım.” demektir.</span><br><span>“Seni görüyorum.” demektir.</span><br><span>“Görülmeyi kabul ediyorum.” demektir.</span><br><br><span>O yüzden gözlerin konuşmadığı bir ilişkide, kalpler bir süre sonra susar.</span><br><span>İlgi yerini alışkanlığa bırakır.</span><br><span>Heyecan yerini güvenli ama ruhsuz bir düzene bırakır.</span><br><br><span>Aşk vitrinde sergilenen camdan elma şekeri değildir.</span><br><span>Parlak ama tatsız bir görüntü değildir.</span><br><br><span>Aşk, bakışta eriyen, göz bebeğinde yer bulan bir duygudur.</span><br><br><span>Ve unutulmamalı:</span><br><span>İnsan en çok, gözlerinin içine bakılarak sevildiğinde inanır.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>19/02/2026 07:00</span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eksik Değil Ağır</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eksik-degil-agir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eksik-degil-agir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699747fea425a.jpg" length="95688" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 20:27:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bazen insan kendini tarif edemez.</span><br><span>Depresyonda değildir.</span><br><span>Dağılmamıştır.</span><br><span>Hayatının somut tarafı yerli yerindedir.</span><br><br><span>Ama göğsünün ortasında bir ağırlık vardır.</span><br><span>Adını koyamaz.</span><br><span>“Eksiklik” der geçer.</span><br><br><span>Oysa bu çoğu zaman bir hastalık değil; bir fark ediştir.</span><br><br><span>Çocukken dünya daha hafifti.</span><br><span>Çünkü ihtimaller sınırsızdı.</span><br><span>Çünkü kötülük uzaktı.</span><br><span>Çünkü kaybetmek teorikti.</span><br><span>Büyümek, gerçekliği görmek demektir.</span><br><span>Ve gerçeklik romantik değildir.</span><br><br><span>Zaman sana şunu öğretir:</span><br><span>Herkes kalmaz.</span><br><span>Her hayal gerçekleşmez.</span><br><span>Her emek karşılık bulmaz.</span><br><span>İşte o an bir şey gider.</span><br><span>Gürültüyle değil, sessizce.</span><br><br><span>Ne aldığını tam bilmezsin ama hafifliğin azalır.</span><br><span>Bu yüzden çoğu insan o hissi “mutsuzluk” sanır.</span><br><br><span>Oysa mutsuzluk değil bu; bilinçtir.</span><br><br><span>Cehaletin verdiği o pamuksu konforu kaybetmektir.</span><br><br><span>Ama burada kritik bir eşik var.</span><br><span>O giden parçayı aramaya başlarsan, hayatı kaçırırsın.</span><br><span>Çocukluk geri gelmez.</span><br><span>Masumiyet geri gelmez.</span><br><br><span>Hiçbir şey bilmediğin o rahatlık geri gelmez.</span><br><span>Fakat onun yerine başka bir şey gelir:</span><br><span>Derinlik.</span><br><br><span>Hafifliğini kaybettin belki, ama yüzeyselliğini de kaybettin.</span><br><span>Neşen azaldı belki, ama sezgin arttı.</span><br><span>Saflığın azaldı belki, ama gücün arttı.</span><br><span>Ağırsın çünkü gördün.</span><br><span>Ağırsın çünkü yaşadın.</span><br><span>Ağırsın çünkü kaybettin ama hâlâ yürüyorsun.</span><br><br><span>Varoluş sancısı dediğimiz şey tam da burada başlar.</span><br><span>“Bu mu yani?” sorusu…</span><br><span>“Bütün bunların anlamı ne?” arayışı…</span><br><br><span>Bu sorudan kaçmak kolaydır.</span><br><span>Ama yüzleşmek insanı derinleştirir.</span><br><span>Eksik değilsin.</span><br><span>Sadece dönüşmüşsün.</span><br><br><span>Hayat senden hafifliğini aldı belki.</span><br><span>Ama yerine dayanıklılık verdi.</span><br><span>Çocuksu neşeni aldı belki.</span><br><span>Ama yerine karakter koydu.</span><br><span>Yara izlerin kusur değil.</span><br><span>Onlar savaş alanından sağ çıktığının işaretidir.</span><br><br><span>Ve asıl güç şudur:</span><br><span>O boşlukla yaşamayı öğrenmek.</span><br><span>O ağırlıkla yürümeye devam etmek.</span><br><span>Çünkü olgunluk, hafif olmak değildir.</span><br><span>Olgunluk; ağırlaşmana rağmen devrilmemektir.</span><br><br><span>Eksiksin belki.</span><br><span>Ama güçlüsün.</span><br><span>Yarım değilsin.</span><br><span>Sadece derinsin.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE</span><br><span>18/02/2026</span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Pasif Erkek Doğmaz, Oluşturulur</title>
<link>https://edebiyatblog.com/pasif-erkek-dogmaz-olusturulur</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/pasif-erkek-dogmaz-olusturulur</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_699215e2ac78d.jpg" length="67147" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 21:52:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>İlişkilerde erkekler çoğu zaman en başta sorumsuz değildir.</span><br><span>Zamanla pasifleşirler.</span><br><br><span>Çünkü çoğu ilişkide yönetim fark edilmeden el değiştirir.</span><br><br><span>Başta küçük şeylerle başlar bu.</span><br><br><span>Ev düzeni mesela.</span><br><span>Erkek mutfağı toplar ama tabaklar “yanlış yere” konmuştur.</span><br><span>Çamaşırı asar ama “öyle asılmaz.”</span><br><span>Alışveriş yapar ama “onu değil bunu almalıydın.”</span><br><br><span>Kadın kontrolü alır.</span><br><span>Düzeltir.</span><br><span>Hızlandırır.</span><br><span>Müdahale eder.</span><br><br><span>“Ben yaparım.”</span><br><span>“Sen yanlış yapıyorsun.”</span><br><span>“Böyle olmaz.”</span><br><br><span>Sadece ev işi değildir mesele.</span><br><br><span>Tatil planı yapılır.</span><br><span>Erkek bir yer önerir.</span><br><span>“Orası sıkıcı.”</span><br><span>“Ben baktım, burası daha iyi.”</span><br><br><span>Çocukla ilgili karar alınacaktır.</span><br><span>Erkek bir yöntem söyler.</span><br><span>“Sen anlamazsın, araştırdım ben.”</span><br><br><span>Misafir gelecektir.</span><br><span>Erkek yardım etmek ister.</span><br><span>“Sen otur, ben hallederim. Zaten beceremiyorsun.”</span><br><br><span>Erkek başta denemek ister.</span><br><span>Sorumluluk almak ister.</span><br><span>Katkı sunmak ister.</span><br><br><span>Ama her adımı düzeltilir.</span><br><span>Her hamlesi eleştirilir.</span><br><span>Her çabası yetersiz bulunur.</span><br><br><span>Bir süre sonra şunu öğrenir:</span><br><span>“Yapsam da olmuyor.”</span><br><span>“Nasıl olsa beğenilmeyecek.”</span><br><span>“En iyisi karışmayayım.”</span><br><br><span>İşte pasifleşme tam burada başlar.</span><br><br><span>Faturalar kadın tarafından takip edilir.</span><br><span>Randevular kadın tarafından ayarlanır.</span><br><span>Aile ilişkileri kadın tarafından yürütülür.</span><br><span>Planı kadın yapar.</span><br><span>Kararı kadın verir.</span><br><br><span>Kadın güçlendikçe erkek geri çekilir.</span><br><span>Kadın yönettikçe erkek bırakır.</span><br><span>Kadın mücadele ettikçe erkek vazgeçer.</span><br><br><span>Bu tembellik değildir.</span><br><span>Bu, öğrenilmiş bir geri çekilmedir.</span><br><br><span>Çünkü insan, sürekli eleştirildiği yerde risk almaz.</span><br><span>Sürekli yetersiz hissettirildiği yerde inisiyatif kullanmaz.</span><br><span>Sürekli kontrol edildiği yerde sorumluluk istemez.</span><br><br><span>Sonra roller keskinleşir:</span><br><br><span>Kadın “her şeyi yapan” olur.</span><br><span>“Ben olmasam bu ev dönmez” der.</span><br><br><span>Erkek “hiçbir şey yapmayan” olur.</span><br><span>Akşam gelir, köşesine çekilir.</span><br><span>Karar sorulduğunda “sen bilirsin” der.</span><br><br><span>Ve ardından sorular gelir:</span><br><br><span>“Bu erkek neden sorumluluk almıyor?”</span><br><span>“Bu erkek neden çocuk gibi?”</span><br><span>“Bu erkek neden uzaklaştı?”</span><br><br><span>Çünkü o artık bu ilişkide bir yetişkin gibi değil;</span><br><span>sürekli düzeltilen, sınanan ve yetersiz hissettirilen biri gibi hissediyordur.</span><br><br><span>Cinsel çekim de tam burada zayıflar.</span><br><br><span>Çünkü arzu;</span><br><span>eşitler arasında doğar.</span><br><span>Alan verilen yerde büyür.</span><br><span>Güçlü hissedilen yerde canlı kalır.</span><br><br><span>Sürekli yönetilen bir erkek,</span><br><span>zamanla partnerini sevgili gibi değil,</span><br><span>otorite gibi görmeye başlar.</span><br><br><span>Erkek başka birine yöneldiğinde çoğu zaman aradığı başka bir kadın değildir.</span><br><br><span>Belki sadece fikirleri dinlenen biridir.</span><br><span>Belki yaptığı espriye gülen biridir.</span><br><span>Belki “Sen halledersin” diyen biridir.</span><br><br><span>Aradığı şey;</span><br><span>yeniden yeterli, güçlü ve etkili hissedebileceği bir alandır.</span><br><br><span>Halk arasında söylenen şu söz aslında bunu anlatır:</span><br><span>“Birine annelik yaparsan, sana gelin getirir.”</span><br><br><span>İyi niyetle verilen mücadele,</span><br><span>düzeni sağlama çabası,</span><br><span>mükemmeli isteme arzusu;</span><br><br><span>bazen partneri eş olmaktan çıkarır,</span><br><span>çocuğa dönüştürür.</span><br><br><span>Bu döngüyü kırmak için suçlu aramak gerekmez.</span><br><br><span>Kadının biraz geri çekilmeyi,</span><br><span>her şeyi düzeltmemeyi,</span><br><span>bazı eksiklere alan açmayı öğrenmesi gerekir.</span><br><br><span>Erkeğin de</span><br><span>yeniden sorumluluk almayı,</span><br><span>risk almayı,</span><br><span>eleştirilme korkusuna rağmen adım atmayı öğrenmesi gerekir.</span><br><br><span>Çünkü ilişki,</span><br><span>ancak iki yetişkin yan yana durabildiğinde canlı kalır.</span><br><br><span>Biri ebeveyn, diğeri çocuk olduğunda değil.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mağduriyet Konforu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/magduriyet-konforu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/magduriyet-konforu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202602/image_870x580_698e2773553d0.jpg" length="110148" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 22:18:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Hayattaki en büyük hata, kontrol edemediğin şeyler için ömrünü harcamaktır. İnsan çoğu zaman gücünün yetmediği alanlara takılarak kendini tüketir. Hava nasıl olacak, ekonomi nereye gidecek, siyaset kimden yana dönecek, insanlar arkandan ne konuşacak… Bunların hiçbiri senin doğrudan hükmedebileceğin alanlar değildir. Ama zihnini en çok işgal eden şeyler genellikle bunlardır. Sonra da yorgun, öfkeli ve çaresiz hissedersin. Çünkü enerjini sonuç üretemeyeceğin yerlere akıtmışsındır.</span><br><br><span>Oysa asıl mesele dışarıdaki fırtına değil, içerideki düzenidir. Dünya karışık olabilir; önemli olan senin kafanın içinin sağlam kalmasıdır. Zihin de mide gibidir. Bozuk yemek yediğinde kusarsın. Peki bozuk düşünce, kirli bilgi, sürekli felaket haberi tükettiğinde ne yapıyorsun? Çoğu insan hiçbir şey yapmıyor. Zihnine giren çöpü temizlemiyor, sonra da neden mutsuz olduğunu anlamıyor. Oysa çöp giren yerden gül bahçesi çıkmaz. Ne izlediğin, ne dinlediğin, kime kulak verdiğin; karakterini ve ruh halini şekillendirir. Gündemini başkaları belirlerse hayatını da başkaları belirler.</span><br><br><span>İçindeki ses en kritik noktadır. O ses seni ayağa kaldırabilir de yere serebilir de. Sürekli seni küçümseyen, hatalarını büyüten, “sen yapamazsın” diyen bir iç sesle ilerleyemezsin. Ama o sesi disipline edersen, en büyük destekçin olur. Hayat dışarıdan önce içeride kazanılır ya da kaybedilir.</span><br><br><span>Beden de bu işin parçasıdır. Bu dünyada tek bir evin var: kendi bedenin. Ona nasıl davrandığın, kendine verdiğin değeri gösterir. Rastgele beslenip hareketsiz yaşayıp sonra güçlü hissetmeyi bekleyemezsin. Paslanan demir nasıl çürüyorsa, hareketsiz insan da zihinsel olarak çöker. Dik duruş sadece fiziksel bir mesele değildir; zihne verilen bir mesajdır. Omuzların düşükse dünya daha ağır gelir. Dik durduğunda yük aynı kalır ama sen değişirsin.</span><br><br><span>Çevren ise görünmez bir kader gibidir. Sürekli şikâyet eden, suçlayan, küçük düşünen insanların arasında büyümek mümkün değildir. İnsan fark etmeden yanında en çok vakit geçirdiği kişilere benzer. Enerjini emen insanlara “hayır” demek bencillik değil, özsaygıdır. Herkesi memnun etmeye çalışarak kimseyi kurtaramazsın; en çok da kendini.</span><br><br><span>Zaman en acımasız gerçektir. Geri alınamaz. Harcadığın her dakika ya seni inşa eder ya da tüketir. Boş uğraşlarla, sana değer vermeyen insanlarla, sonuç üretmeyen alışkanlıklarla geçen zaman birikir ve sonunda pişmanlık olur. Yılın nasıl geçtiğini anlamazsın ama hedefler hâlâ yerinde durur. Çünkü düşünmekle yapmak aynı şey değildir.</span><br><br><span>Para da benzer bir sınavdır. Miktarından önce yönetimi önemlidir. Paranın efendisi olursan seçeneklerin olur; kölesi olursan kaygıların. Mesele çok kazanmak değil, bilinçli kullanmaktır.</span><br><br><span>Ve en sonunda şu gerçekle yüzleşmek gerekir: Kurtarıcı yok. Şartların mükemmel olacağı bir an gelmeyecek. Biri gelip seni hayatın ortasından çekip çıkaramayacak. Ya bulunduğun yerde çürümeyi seçersin ya da kendi hayatını kazıyarak kurarsın. Anahtar gerçekten cebindedir. Kapıyı açmak cesaret ister ama kapının önünde oturup beklemek hiçbir şeyi değiştirmez.</span><br><br><span>Hayat adil olmak zorunda değil. Ama sen sağlam olmak zorundasın. Kontrol edemediğini bırakıp kontrol edebildiğine odaklandığında güç başlar. Gürültüyü kısıp sorumluluğu aldığında netlik gelir. Bahane üretmek kolaydır; inşa etmek zordur. Ama insanı büyüten tek şey de budur.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>12/02/2026</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ruhumun kıyıları&#45; &amp;apos;değer&amp;apos; mevzusu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-deger-mevzusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-deger-mevzusu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202601/image_870x580_6962a9e163b67.jpg" length="59776" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 22:35:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin</dc:creator>
<media:keywords>değer, hissetmek, değerli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>selam selamm. aşırı doluyum ve buraya geldim. deniz dülgeroğlunun da dediği gibi hep başım ve içim sıkıştığında buraya geliyorum. çoğu yazarın da yaptığı gibi. neyse başlayalımm;<br>uzun uzadıya değer konusundan bahsetmek istiyorum bugün. çünkü insan ilişkilerinde en çok problem yaşadığım alan bu oluyor. görmek için çaba verdiğim alan. şu an yanaklarım al al ve anksiyetenin eşiğinde olan kalbim son derece huzursuz. çünkü her aynı savaşı verdiğimde, aynı şeyler oluyor. aynı şeyleri hissediyor ve sanki acaba yük olur mu bu sınırım insanlara ve bana tepki gösterirler mi endişesinden yaşanıyor bunlar. ve tüm bunlara rağmen bazen gecikse de ya da yüz yüze konuşmaktan kaçsam da aynı yerde buluyorum kendimi; sınırımı çizip değerimi hatırlatmakta(go girl). bu da bence verilmesi gereken bir savaş değil yani değerimi göstermek, hatırlatmak mevzusu. çok tekrara düştüğünde asıl önemini kaybeden bir şey çünkü bu. bir gösterirsin bilemedin iki. fazlası bayar. direk sil. <br>kısa kısa nefesler eşlik ediyor anıma. öfkeli miyim kırgın mı yoksa sadece telaş mı? bilmiyorum. çok karmaşık. anksiyete de tam bu bana göre. adlandıramıyorsun. ve bu anksiyeteye öfkeyi ekleyen şey de bu durumu önemsiz şeyler, insanlar için yaşıyor olmandır. çok bilmiş gibi konuşuyorum evet. <br>neyse işte. son bir senedir farkettim ki ben bu değer konusuyla baya problem yaşıyorum. çünkü tüm ilişkilerimde bir patlak olduğunda hemen eşeliyorum altını, bamm; değersizlik hissi. ve son yaşadığım birkaç olaydan sonra ilişkimin süresinin bu konuyu değiştirmediği oldu. ne kadar uzun süre olursa olsun. sabrediyorum sabrediyorum ve sonra bitiriyorum. çok ince bir eşik o içimde. o aşılınca tüm ipler kopuyor.ve yemin ederim ki zamanı gelince kendiliğinden oluyor. öncesinde bunun açıklanması gerektiğini düşünürdüm. ama sonra öyle bir zorunluluğum olmadığını öğrendim. bırakayım insanlar düşünsün benim onlara neden mesafe koyduğumu. ben yeterince sabretmişim zaten. bir de onla mı uğraşayım. ve beni gerçekten tanıyan birkaç insan bilir benim bu konuya ne kadar önem verdiğimi. 'ben de böyleyim ya' dediğim nokta burası sanırsam benim için. aşılınca midemi bulandıran, damarlarımda kan yerine öfke akmasına yol açan nokta. beni tanıyan birkaç insan da bilir diyorum ya, lafta dediğim için bilmezler onlar da. gerçekten ben onlara  değer göstererek benim için bu konunun önemli olduğunu hissettiririm. <br>benim için önemlidir işte bu mevzu. insanın içinden gelir gelmez orasıyla ilgilenmiyorum ben. gelmesi için zorlamıyorum-ki bu en büyük değersizlik işaretidir-. sadece ona göre şekil alıyorum. ha öyle mi okey, diyip kendime nasıl iyi hissediyorsam öyle davranmam için izin veriyorum. bu diğer insanlara ne hissettirirse hissettirsin (maalesef biraz bencilleşiyorum evet). <br>bu konuda savaş vere vere öğrendim bende bana hangisinin iyi geleceğini. geçen senenin okuduğum en iyi kitabı olan mel robbins- let them teorisi bana ilham ve yol gösterici oldu- ve ilişkimde yaşadığım bazı eşikler-.  öncesinde  kendi değerimi kanıtlamak için bir taraflarımı yırtardım. çünkü derinlerde bir yerde ben kendim değerli olduğuma inanmazmışım. ama o oyuğu farkedip doldurduğumda waooww müthiş bir aydınlanma ve salmışlık. öyle mi düşünüyorsun, okey. let them. öyle mi davranmak istiyorsun okey. let them. sonra dönüp sana neden böylesin, çok değiştin diye sorduklarında benim için değerli hissetmemin önemli bir şey olduğunu biliyordun demek onlar için yeterli oluyor her defasında. ama çoktan geçmiş anların telafisi yapılamıyor maalesef.<br>bir de tabi size suçlu, yanlış bir şey yapmışsınız da ve gereksiz yere sınır çizmişsiniz de ilişkinizi bu noktaya gelmiş gibi hissettirecek manipülatif insanlar var. ama sakin olun çünkü zaten öyle oldukları için genelde sınır çizen taraf oluyorsunuzdur siz. özellikle dikkat edin.<br>velhasılkelam ben, değerli hissetmediğim hiçbir ortamda huzuru bulamıyorum, olmaya kendimi zorlamıyorum artık. kimsenin hatasını alttan almak zorunda hissetmiyorum. ben denilince gösterilen değerin samimiyetine güvenmiyorum. zamanla içimde eksiltiyorum, bitiriyorum ve içimden geldiği gibi davranmak için kendime izin veriyorum. evet belki sizin için gereksiz abartılı bulunabilecek bir mevzu. ama yıllarca anksiyeteyle kendi kendine savaşmış ve bu uğurda kaşlarını kirpiklerini kaybetmiş biri olarak söylüyorum ki benim için huzurlu hissetmek için yaptığım her şey hayati önem taşıyor. o yüzden siz verirsiniz vermezsiniz beni ilgilendirmezz. ama ben, değer kadınıyım. xddd.<br>diğer yazında görüşmek üzere. hoşçakalın</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevgi Gitti, Mecburiyet Kaldı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevgi-gitti-mecburiyet-kaldi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevgi-gitti-mecburiyet-kaldi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202601/image_870x580_69578f6578f34.jpg" length="90970" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 12:27:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar severek ve tutkuyla başlanan bir şey,<br>nasıl olur da zoraki sürdürülür;<br>insan bunu kendine bile anlatamıyor.</p>
<p>Kalmak istemediğin hâlde kalıyorsun.<br>Gitmek istemediğin için değil,<br>gitmenin bedelini göze alamadığın için</p>
<p>Kalmanı istemediği hâlde ‘git’ diyemiyor.<br>Gitmeni istemediği için değil,<br>gitmenin bedelini göze alamadığı için.</p>
<p>Mecburiyet sevginin yerini almış,<br>sessizlik tartışmalardan daha kalıcı olmuş.</p>
<p>Aynı evdesin, aynı masadasın,<br>ama aynı hayatta değilsin.<br>Sorulması gereken sorular sorulmuyor,<br>çünkü cevaplar herkesçe biliniyor.<br>Konuşmak değil, susmak daha kolay geliyor.</p>
<p>Bu bir beraberlik değil artık,<br>bir mecburiyet.<br>Ne büyük bir kavga var içinde,<br>ne de kurtaracak bir umut.<br>Sadece “böyle gelmiş, böyle gitsin” yorgunluğu.</p>
<p>İnsan bazen yalnız kalmaktan değil,<br>yalnız olduğunu kabul etmekten korkuyor.<br>O yüzden kalıyor.<br>Sevmediği bir hayatta,<br>sevmediği bir düzenin içinde.</p>
<p>Bu bir aşk değil artık.<br>Bu, mecburen devam etmek.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>02/01/2025</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ruhumun&amp;apos;2026&amp;apos; kıyıları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun2026-kiyilari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun2026-kiyilari</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_6952b7cf91184.jpg" length="79238" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 29 Dec 2025 20:18:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin</dc:creator>
<media:keywords>yeniyıl, farkındalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>selam selammm. 2025'ten sesleniyorum hala. birkaç günü kaldı tabi. ufak tefek aksilikler olsa da kafası gelmeye başladı 2026'nın. iyi hisler saldı bana bu dönem. hayırlısı diyelim ve başlayalım. <br>bu senenin bana son öğretisi ; hayat planladıklarımız arasındaki plansızlıklardır. ara ara yoklayarak öğretti kendini bana gerek kayıplarımla gerek başka şeylerle. en son hatırlatması da dün oldu. öğrendim mi diye yokladı sanırsam xd. işe giderken merdivenlerden düştüm ve ayağımı burktum. şu an sol ayağım yüksekte kucağımda pc'mle yazıyorum bu satırları. kırık çıkık yok allahtan ama yürüyemeyeceğim kadar da etkiledi hayat akışımı. halbuki evden çıkmadan ve hatta dşmeden bir saniye öncesine kadar o güne ve o haftaya dair planlarım vardı aklımda. ama hayat işte. her duruma hakkı var. her şeyi kontrol edemiyorsun ve bunu kabule geçmen gerekiyor. o an derin bir korku yaşamadım içimde belki de hayatımda ilk defa. planlarım ne olacak demedim. evet tabiki de elim direk telefona gitti haber ettim iş yerine ama ne olacak, ya bahane olarak düşünürlerse, ya seanslarım sıkıntıya girerse, ya planlarımı gerçekleştiremezsem diye derin bir korku ve endişe yaşamadım, kahrolmadım. öncesinde aynen bunu yaşar ve kendimi daha da dibe çekecek yollar arardım; işte niye benim başıma geliyor, yürüyemiyorum bilee, insanlara muhtacım, işim mahvolacak, insanlar ne der.. gibi felaket senaryolarını hemencecik hazır ederdim. ama ne mutlu ki bana yaşamadım bunu. artık hayatın getirdiği her şey ile bir hemhalim. belki tamamen değilimdir ama gayet iyi gidiyorum. kabuldeyim. bu benim için çok büyük bir adım. ve bunu kendi kendime sağlamış olmam da büyük bir güç, büyük bir zihinsel dayanıklılık, sabır ve metanet. çünkü ben hayatımın büyük bir çoğunluğunu göğsümün tam ortasında öküz zıplayarak geçirdim. hep böyle uyandım hep böyle uyudum. bunu aşmak yıllarımı aldı. hala ara ara geliyor bu öküz. ama durup ona nezakaet gösteriyorum. tamam gel ne istiyorsun anlat diyorum. bazen anlatıyor bazen de öylesine bir uğrdım diyor. bende okey diyorum zıpla istediğin kadar ve sonra git. ben burdayım bekliyorum. başka hiçbir şeyde değil dikkatim, sana değer veriyorum ve ilgileniyorum diyorum. sonra zıplıyor zıplıyor yoruluyor gidiyor. derin bir uykuya dalıyor ' artık' uzunca bir süre. <br>böyle işte sevgili okurlar. 2026'ya girerken böyle hissediyorum. yere daha sağlam basıyorum. daha bir kabuldeyim. olur öyle şeyler'i daha çok kullanabiliyorum. 'bırak gitsin' diyebiliyorum çoğu şeye. insanların düşüncelerini kontrol etmiyorum artık. kendimi, kendime bile kanıtlamaya çalışmıyorum. çünkü çok çok eminim her daim elimden geleni yapacağıma kendim için.  <br>ajandalar alındı, vision board'lar yapıldı. dualar edildi. çıkarılması gereken tüm dersler de çıkarıldı. çok sakin bir heyecan duyuyorum yeni yıla. eskisi gibi çocuksu değil ama yaşyacakları için de umutlu olan bir heyecan. şükürler olsun her anıma. her şey için teşekkürler 2025, hoşgel 2026. <br>bir sonraki yazında ve seneye görüşürüz :)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İradesiz Erkek Meselesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iradesiz-erkek-meselesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iradesiz-erkek-meselesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_6947f9ce2b475.jpg" length="72404" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 21 Dec 2025 16:45:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Erkek olmak; yalnızca sabahın köründe kalkıp bütün gün çalışmak değildir, akşam neye “hayır” diyeceğini de bilmektir</span><br><span>Çünkü gerçek güç, kaslarda değil; erkeğin kendine koyduğu sınırda ölçülür.</span><br><br><span>Bu toplumda asıl konuşulması gereken soru “kadınlar ne yapıyor?” değildir.</span><br><span>Asıl soru şudur: Erkekler neden bu hâle düşmeye razı oluyor?</span><br><br><span>Ortada bir kadın meselesi yoktur.</span><br><span>Ortada açıkça bir erkek aklı ve iradesi çöküşü vardır.</span><br><br><span>Bir erkeğin sabahın köründe (örneğin) inşaata gidip, bedenini ve ömrünü törpüleyerek kazandığı parayı; akşam olup da yalnızca bir görüntüye, birkaç saniyelik bir yanılsamaya teslim etmesi yoksulluk değildir.</span><br><span>Bu, bilinç yoksunluğudur.</span><br><br><span>Emek kutsaldır.</span><br><span>Ama emeğini neye verdiğin, kim olduğunu ele verir.</span><br><span>Terinin karşılığını üretime, geleceğe, kendini büyütmeye değil de dijital bir vitrinin soğuk ışıklarına yatırıyorsan; kandırılan bir kadın yoktur ortada.</span><br><span>Kandırılan sensin.</span><br><br><span>Kadın, talep varsa arz olur.</span><br><span>Piyasa böyle işler.</span><br><span>Mesele, bu talebin neden bu kadar ölçüsüz, kontrolsüz ve çaresiz hâle geldiğidir.</span><br><br><span>Bir fotoğraf için, birkaç saniyelik bir video için maaşını, zamanını, onurunu ve iradeni masaya koyuyorsan; sömürülen beden değil, sömürülen akıldır.</span><br><span>Kimse kimseye zorla kredi kartı uzattırmıyor.</span><br><span>Kimse “bakacaksın” diye silah dayamıyor.</span><br><span>Bu, düpedüz irade meselesidir.</span><br><br><span>Bugün bazı erkekler için kadın artık bir insan değil;</span><br><span>bir kaçış,</span><br><span>bir uyuşturucu,</span><br><span>bir unutma aracıdır.</span><br><br><span>Hayatında anlam olmayan, hedefi olmayan, emeğiyle inşa edilmiş bir özsaygısı bulunmayan erkek; dikkatini satın alabileceği yerlere yönelir.</span><br><span>Çünkü gerçek ilişkiler sorumluluk ister.</span><br><span>Emek ister.</span><br><span>Yüzleşme ister.</span><br><br><span>Dijital vitrin ise zahmetsizdir.</span><br><span>Ne reddedilirsin,</span><br><span>ne eksik hissedersin,</span><br><span>ne de büyümek zorunda kalırsın.</span><br><br><span>Bu yüzden meseleyi ahlakla değil, karakterle konuşmak gerekir.</span><br><span>Erkeklik, arzularının kölesi olmak değildir.</span><br><span>Erkeklik; çalışmak kadar, vazgeçebilmektir.</span><br><span>“Hayır” diyebilecek bir iç disipline sahip olmaktır.</span><br><br><span>Cüzdanını, zamanını ve zihnini kime teslim ettiğinin farkında olmaktır.</span><br><br><span>“Bırak kendi kendini bitiren bitirsin” diyenler haksız değildir.</span><br><span>Ama sorun, bireysel çöküşlerin normalleşmesidir.</span><br><span>Çünkü bu zayıflık hâli yaygınlaştıkça;</span><br><span>emeğin değeri düşer,</span><br><span>ilişkiler ucuzlar,</span><br><span>insanlık aşınır.</span><br><br><span>Gerçek erkeklik; bakmakta değil,</span><br><span>bakmamayı seçebilmekte başlar.</span><br><br><span>Ve bugün asıl mesele şudur:</span><br><span>Bunu unutan erkeklerin sayısı giderek artmaktadır.</span><br><br><span>Yazan </span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>19/12/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadınların Vücutlarını Erkeklere Teşhir Etme Bahaneleri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadinlarin-vucutlarini-erkeklere-teshir-etme-bahaneleri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadinlarin-vucutlarini-erkeklere-teshir-etme-bahaneleri</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_6947f87299d93.jpg" length="111125" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 21 Dec 2025 16:39:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>...</span><br><span>Ve belki de en rahatsız edici hakikat şudur:</span><br><span>Kadın, bedenini sergiledikçe özgürleştiğini sanır; oysa çoğu zaman özgürlüğünü, bedeninin yarattığı etkiye bağlar.</span><br><span>Bu da onu, inkâr ettiği bakışların insafına bırakır.</span><br><br><span>----------------------------------</span><br><br><span>Kadınların yıllardır, neredeyse bir ezber gibi tekrarladığı o cümle — “Ben güzel ve çekici giyinmeyi sadece kendim için yapıyorum” — gündelik hayatta sergilenen davranışlarla bu kadar açık biçimde çatışmasına rağmen neden hâlâ dokunulmaz bir inanç olarak korunur? Bunun cevabı romantik açıklamalarda değil; kadının bedenle kurduğu, çoğu zaman inkâr edilen ilişkide saklıdır.</span><br><br><span>Kadın, evden çıkarken seçtiği kıyafeti yalnızca kendisi için seçmez. Eteğin kısalığı, dekoltenin açıklığı, vücudun hangi bölümünün öne çıkarıldığı; bunların hiçbiri rastlantı değildir. Bu bir düzenlemedir, bir sunumdur. </span><br><br><span>İnsan, var olduğu ilk günden bu yana görülmek ister. Kadın ise görülmenin en kestirme yolunu vücudu üzerinden kurduğunda, bunu “kendim için yapıyorum” diyerek masumlaştırır.</span><br><br><span>Evde tek başına kimsenin giymeye gerek duymadığı o iddialı parçalar, dışarı çıkarken bedenle birlikte sahneye sürülür. Çünkü burada amaç rahatlık değil; sergilenebilirliktir. Sergileme ise her zaman bir muhatap varsayar. Hadi itiraf edelim; kadın, bedenini vitrine koyar ama vitrinin kime baktığını inkâr eder.</span><br><br><span>Peki bu kadar açık bir hakikat ortadayken, neden ısrarla inkâr edilir?</span><br><span>Bu cümle neden savunma refleksiyle tekrarlanır?</span><br><br><span>Çünkü kadının bedenini sunduğunu kabul etmesi, rahatsız edici bir gerçekle yüzleşmesini gerektirir: Değerini bakışın onayına bağladığı gerçeğiyle. “Sadece kendim için” söylemi, bu yüzleşmeden kaçmanın en pratik yoludur. Kadın, bedenini açtıkça güçlendiğine inanır; oysa çoğu zaman yaptığı şey, kendi varlığını bedensel çekiciliğe indirgemektir.</span><br><br><span>Modern söylemler bu indirgemeyi daha da parlatır. “Feminizm”, “özgürlük”, “beden olumlaması”, “kendini sevme” gibi kavramlar, kadının bedenini sergilemesini yüceltir. Böylece kadın, farkında olmadan erkeklere kendi bedeninin tanıtımını yapar. Sunum gönüllüdür; ama yine de sunumdur. Beden konuşurken, düşünce geri çekilir; kadın özne olduğunu sanırken, imgeye dönüşür.</span><br><br><span>Bu noktada sıkça başvurulan bir başka cümle daha vardır: “Eşim için güzel giyindim.”</span><br><span>Bu da çoğu zaman gerçeği örten, iyi niyetli ama zayıf bir savunmadır.</span><br><br><span>Çünkü gerçekten eş için giyinmek, kapının dışında değil; evin içinde başlar. Kimsenin görmediği sabahlarda, dışarı çıkılmayacak günlerde, misafir yokken, sokak yokken de aynı özeni sürdürmeyi gerektirir. Oysa “eşim için” denilen kıyafetler genellikle dışarıya aittir; kalabalığa, yabancı gözlere, görünür olmaya. Evde rahatlık vardır, alışkanlık vardır; sunum ise dışarıda başlar.</span><br><br><span>Eş için giyinmek evde hiç olmaz.</span><br><span>Evde sahne yoktur.</span><br><br><span>Bu yüzden “eşim için güzel giyindim” sözü, çoğu zaman bir niyet beyanı değil; sergilemenin muhatabını daha kabul edilebilir kılma çabasıdır. Kadın, bedenini kime sunduğunu değiştirerek, asıl motivasyonu görünmez hâle getirdiğini sanır. Oysa sergilemenin doğası değişmez; yalnızca hikâyesi yumuşatılır.</span><br><br><span>“Başkalarının beni beğenmesini istiyorum” demek yerine, “kendim için” ya da “eşim için” demek; egonun zarif ama kırılgan bir savunmasıdır. Çünkü gerçek daha sarsıcıdır:</span><br><span>Görülmezse eksik hissetmek.</span><br><span>Beğenilmezse değersizleşmek korkusu.</span><br><br><span>Ve belki de en rahatsız edici hakikat şudur:</span><br><span>Kadın, bedenini sergiledikçe özgürleştiğini sanır; oysa çoğu zaman özgürlüğünü, bedeninin yarattığı etkiye bağlar.</span><br><span>Bu da onu, inkâr ettiği bakışların insafına bırakır.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>21/12/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cesaretsiz Erkeklerin Ardında Kalan Kadınlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cesaretsiz-erkeklerin-ardinda-kalan-kadinlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cesaretsiz-erkeklerin-ardinda-kalan-kadinlar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_694673a85708b.jpg" length="92814" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 13:05:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>O zaman daha açık, daha sert ve saklanmadan söyleyelim:</p>
<p>Bugün ortada bir erkeklik krizi var.<br>Ama bu kriz “erkekler çok baskı altında” diye değil; erkekler sorumluluktan kaçmayı öğrendiği için var.</p>
<p>Birçok erkek, hayatında ne istediğini bilmiyor ama bir kadının hayatında yer kaplamaya çok hevesli.<br>Plan yok. İstikrar yok. Gelecek fikri yok.<br>Ama “beni sevsin”, “yanımda olsun”, “yalnız kalmayayım” beklentisi tam.</p>
<p>Bu cesaret değil; duygusal asalaklık.</p>
<p>Erkek dediğin, önce kendine yetmeyi öğrenir.<br>Kendi hayatını toparlamadan, bir kadının hayatına girmek haddine değildir.<br>Ama bugün ne yapılıyor?<br>Kadınlar “tamamlanacak bir boşluk”, “idare edilecek bir süreç”, “zaman geçirme aracı” gibi görülüyor.</p>
<p>En büyük suç da şu:<br>Bağlanmıyorsun ama onu bağlı tutuyorsun.<br>Net değilsin ama umut veriyorsun.<br>Gidemiyorsun ama adam gibi durmuyorsun da.</p>
<p>Bu bir karakter bozulmasıdır.</p>
<p>“Şu an hazır değilim” demek yerine susarak umut veren,<br>“Gelecek düşünmüyorum” demek yerine oyalayan,<br>“Ben bu ilişkiyi ve seni taşıyamam” demek yerine kadını yıpratan erkek;<br>zararsız değildir. Fena halde zararlıdır, asalaktır.</p>
<p>Bir de mağdur rolü oynayanlar var.<br>“Ekonomi kötü”, “hayat zor”, “erkeklerden çok şey bekleniyor”…<br>Evet, hayat zor. Her zaman zordu. Erkek olmak hiçbir çağda kolay olmadı.<br>Ama bu zorluk, bizden önceki nesillere bir kadının duygularını kirletme, zamanını çalma hakkı vermedi, bize de vermez.</p>
<p>Paran yoksa net ol.<br>Cesaretin yoksa kenara çekil.<br>Olgun değilsen yaklaşma.<br>Gelecek düşünmüyorsan umut verme</p>
<p>Ama yapmadığınız şey şu:<br>Kadına karşı dürüst olmak.</p>
<p>Sonra ne oluyor?<br>Kadınlar sertleşiyor, erkeklere güvenmiyor, duvar örüyor. <br>Erkekler de çıkıp “artık kadınlar değişti” diye ağlıyor.<br>Hayır. Kadınlar değişmedi. Siz bozuldunuz.</p>
<p>Gerçek erkeklik; tüm kadınları etkilemek değil, hiçbir kadını yarım bırakmamaktır.<br>Her kadınla olmak değil, altına imza atabileceğin ilişkide durmaktır.<br>Sevilmek değil, sevilmeyi hak etmek meselesidir bu.</p>
<p>Ve en acı tarafı şudur:<br>Bugün “erkek yalnızlığı” diye ağlayanların büyük kısmı,<br>zamanında dürüst olmayı, sorumluluk almayı, net durmayı reddedenlerin ta kendisidir.</p>
<p>Bu yüzden eleştiri ağırdır.<br>Çünkü mesele aşk değil; karakter meselesidir.</p>
<p>Siz onlara "prenses erkekler" diyorsunuz. <br>Bense "karaktersiz erkekler" diyorum</p>
<p>Ve bu toplumun en büyük sorunu karaktersiz erkeklerin çoğalması sorunudur.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>20/12/2025</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sertlik Değil Olgunluk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sertlik-degil-olgunluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sertlik-degil-olgunluk</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_694273802d203.jpg" length="118837" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 12:10:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Toplumda erkek olmayı yalnızca sertlik sanan bir anlayış var hâlâ. Susmayı güç, duygusuzluğu olgunluk, mesafeyi ağırlık zanneden… Oysa çoğu zaman bu “ağırlık”, yüzleşmekten kaçan bir hafifliğin örtüsüdür.</span><br><br><span>Erkek, duygusunu ifade etmediğinde değil; onu inkâr ettiğinde zayıflar. “Ben böyleyim” diyerek değişime kapıyı kapatmak, karakter değil konfordur. Sorumluluk almamak, susarak yönetmeye çalışmak, duygusal emeği kadının omzuna bırakmak erkeklik değil; yetişmemişliğin adıdır.</span><br><br><span>Birçok erkek, sevilmeyi hak etmekle, sevilmeyi talep etmeyi birbirine karıştırır. Emek vermeden ilgi bekler, varlık göstermeden anlaşılmak ister. İlişkiye eli boş gelir; sonra da neden doyurulmadığını sorar. Oysa ilişki, sığınılacak bir liman değil; yük alınacak bir yol arkadaşlığıdır.</span><br><br><span>Eleştirilince savunmaya geçen, sınır çizilince tehdit algılayan erkek; gücünü değil kırılganlığını saklamaya çalışıyordur. Çünkü gerçek güç, sorgulanabilmeyi kaldırabilmektir. Hata yaptığında özür dileyebilen, eksildiğinde öğrenmeye açık olan erkektir güçlü olan.</span><br><br><span>Erkeklik, bağırmakla değil durabilmekle; kaçmakla değil kalabilmekle ölçülür. Duyguyu küçümseyen değil, taşıyabilen erkektir olgun olan. Aksi hâlde geriye kalan şey, yalnızca yüksek sesli bir sessizliktir.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>14/12/2025</span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Merhem Olmayacaklara Yara Gösterilmez</title>
<link>https://edebiyatblog.com/merhem-olmayacaklara-yara-goesterilmez</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/merhem-olmayacaklara-yara-goesterilmez</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_69426d1f7abaf.jpg" length="84622" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 11:43:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Eskiler sözü az, manası derin tutardı:</span><br><span>“Karnının doymayacağı yerde açlığını belli etme.”</span><br><br><span>Bu, ekmekten önce kalbi anlatan bir uyarıdır.</span><br><span>Her sofra doyurmaz insanı,</span><br><span>her kulak dinlemez,</span><br><span>her omuz yük almaz.</span><br><br><span>Derdini her dile düşürürsen,</span><br><span>dert incelmez;</span><br><span>bazen alay olur,</span><br><span>bazen suskun bir yargı,</span><br><span>bazen de senin yaranla beslenen bir merak…</span><br><span>O yüzden merhem olamayacaklara</span><br><span>yara gösterilmezmiş.</span><br><br><span>İnsan, içindeki acıyı</span><br><span>ekmek gibi bölüşmez herkese.</span><br><span>Kimin suskunluğunda huzur var,</span><br><span>kimin sözünde şifa,</span><br><span>kimin gözünde emanet bilinci</span><br><span>bunu öğrenir zamanla.</span><br><br><span>Bazı açlıklar anlatılmaz;</span><br><span>çünkü karşısındaki tok değildir.</span><br><span>Bazı dertler susarak korunur;</span><br><span>çünkü her ses şifa getirmez.</span><br><br><span>Ve insan, en çok da şunu öğrenir:</span><br><span>Derdini her yere bırakırsan kaybolur,</span><br><span>doğru kalbe bırakırsan iyileşir.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>13/12/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her Şeyi Bildiğini Sanan Kadının Kaybettiği Şey, Kadınlığı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/her-seyi-bildigini-sanan-kadinin-kaybettigi-sey-kadinligi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/her-seyi-bildigini-sanan-kadinin-kaybettigi-sey-kadinligi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_6941c0731324a.jpg" length="83258" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 23:26:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Eril kadın, ilişkide eş aramaz;</span><br><span>bilinçsizce bir rakip yaratır.</span><br><span>Hayatı tek başına sırtlamaya alışmış olmanın gururu,</span><br><span>zamanla her şeyi kendisinin daha iyi bildiği yanılsamasına dönüşür.</span><br><br><span>Sorun güçlü olması değildir.</span><br><span>Sorun, bulunduğu her ortamda hükmetmemeyi zayıflık sanmasıdır.</span><br><br><span>Her konuda fikri vardır,</span><br><span>ama dinlemeye tahammülü yoktur.</span><br><span>Her şeyin en iyisini bilir,</span><br><span>ama bilmediğini kabul edecek kadar bilgisi yoktur.</span><br><span>Her işi yapar,</span><br><span>ama yapılana değer vermez.</span><br><span>Erkeğini yanına değil,</span><br><span>karşısına koyar.</span><br><br><span>İlişkide sürekli bir sınav açar:</span><br><span>“Ben mi daha iyiyim, sen mi?”</span><br><span>Oysa ilişki bir yarış değil,</span><br><span>iki insanın aynı yöne bakabilme becerisidir.</span><br><br><span>Eril kadın, erkeğin varlığını kabul eder</span><br><span>ama etkisini kabul etmez.</span><br><span>Onu adam yerine koyar gibi yapar</span><br><span>ama sözünü sürekli geçersiz kılar.</span><br><span>Sonra da şaşırır:</span><br><span>“Niye erkekler geri çekiliyor ve ben bir başıma kalıyorum?” diye.</span><br><br><span>Çünkü hiçbir erkek,</span><br><span>sürekli yetersiz hissettirildiği bir yerde</span><br><span>kalmak istemez.</span><br><span>Ve hiçbir ilişki,</span><br><span>tek kişinin aklıyla ayakta durmaz.</span><br><br><span>En büyük çelişki şudur:</span><br><span>Kontrol ederek güven arayan kadın,</span><br><span>aslında en çok güvensiz olanıdır.</span><br><span>Bilerek değil,</span><br><span>korkarak yönetir.</span><br><br><span>Ve sonunda yalnızlık gelir.</span><br><span>“Kimseye ihtiyaç duymuyorum” cümlesiyle süslenen,</span><br><span>ama içten içe</span><br><span>kimsenin kalmadığı bir yalnızlık.</span><br><br><span>Güç, her şeyi bilmek değildir.</span><br><span>Güç, bilmediğinde alan açabilmektir.</span><br><span>Bunu öğrenemeyen kadın,</span><br><span>ilişkide kazandığını sanırken</span><br><span>sevgiyle birlikte erkeği de kaybeder.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>13/12/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Öğrenilmiş Korku Tutarsız Sevginin Yarası</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ogrenilmis-korku-tutarsiz-sevginin-yarasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ogrenilmis-korku-tutarsiz-sevginin-yarasi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_693c6f982f5a2.jpg" length="83088" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 22:40:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Zihin, istikrarsızlığı sevgi olarak değil, tehdit olarak kaydeder.</p>
<p>Tutarsız sevginin açtığı yara sessizdir; ama derinlerinizde, taşınması güç bir ağırlıkla yaşar.<br>İnsanı yıkan şey, büyük bir ayrılık değil çoğu zaman;<br>bugün dokunup yarın çekilen elin, <br>bir an değer verip bir sonraki an yüz çeviren bakışların, <br>varlık ile yokluk arasında salınan o dengesizliğin kalpte bıraktığı çözümsüz çatlaktır.</p>
<p>İnsan zihni belirsizliğe düşman değildir aslında;<br>ama sevgi kisvesine bürünmüş belirsizliğe kıyamaz.<br>O yanılgı, güveni çürütür.</p>
<p>Bir duygu, bir ilgi, bir yakınlık…<br>Açılıp kapanan bir kapıya döndüğünde, kalp buna sevgi adını veremez artık;<br>ona tehlike der, tetikte durur.<br>Her güzel an, sessiz bir vedanın gölgesini taşır.<br>Her sıcaklık, yaklaşan soğukluğun ayak seslerini fısıldar.</p>
<p>Bu yüzden biri sizi gerçekten iyilikle, nezaketle karşıladığında içiniz ısınmak yerine sıkışır.<br>Gelen ışığın bile bir bedeli olacağını sanırsınız.<br>Korkunuz kaybetmek değildir;<br>yeniden kanamanın, yeniden çökmenin ağırlığıdır.</p>
<p>Bu bir güvensizlik değil;<br>kalbin, hayatta kalmak için öğrendiği bir savunma biçimidir.</p>
<p>Tutarsız sevgi insanı kırmakla kalmaz, güvenme kaslarını uyuşturur.<br>En samimi yakınlık bile önce yoklanır, sonra tartılır, sonra kuşkuya tutulur.<br>Çünkü geçmiş, umutla başlayan her masalı, sessizlikle bitiren sayfalarla doludur.</p>
<p>Ama yine de bilirsiniz…<br>Kalbin en büyük yanılgısı, dünün fırtınalarını bugünün gökyüzüne yakıştırmasıdır.<br>Oysa her bulut, aynı yağmuru taşımaz.</p>
<p>Evet, tutarsız sevgi bozar.<br>İnsanı kendi içine çeken ağır bir zehir gibidir.<br>Fakat istikrarlı sevgi, sessiz, sabırlı, yorulmadan devam eden, <br>o zehri aynı yavaşlıkla temizler, kalbi yeniden kendine döndürür.</p>
<p>Yeter ki biri, o titrek kapınızı çalmayı bilsin;<br>yumuşak bir sesle, sabırla, hep aynı yerden…<br>Ve yeter ki siz, o sesin rüzgârla değil, kalple geldiğini zamanla fark edebilin.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>12/12/2025</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlişkiye Eli Boş Gelenler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iliskiye-eli-bos-gelenler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iliskiye-eli-bos-gelenler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_693b14cc54682.jpg" length="84515" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 22:00:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İlişkiye eli boş gelen, aslında ilişkiye değil; sadece kendi eksikliğine bir sığınak arar.<br>Dokunmak yetmez ona… Dokunduğunu sanır ama aslında ısırır.<br>Paylaşmak yetmez… Paylaşıyor gibi görünür ama içten içe parça koparır.<br>Çünkü içinde taşıdığı boşluğu, karşısındakinin ruhundan çalarak doldurmaya çalışır.</p>
<p>Bir insan ilişkiye eli boş geliyorsa, o boşluk yalnız maddi değil; duygusal, zihinsel ve ruhsal bir yoksunluktur:<br>İlgisi yoktur, çünkü kendi benliğiyle boğuşur…<br>Merakı yoktur, çünkü kendi dar dünyasına hapsolmuştur…<br>Dikkati yoktur, çünkü gerçek bir “öteki”yi fark edecek açıklıkta değildir…<br>Şefkat, arzu, sevgi, saygı, samimiyet… Bunların hiçbiri işlemez, çünkü hepsinin kapısı içeriden kilitlidir.</p>
<p>Bugünün insanı giderek bu hale geliyor.<br>Kendi iç yüklerinin ağırlığı altında öylesine eziliyor ki, ilişki kurmak için değil; soluk almak için bir başkasına tutunuyor.<br>Tutunmak diyoruz ama aslında tüketmek demek daha doğru:<br>Birbirine yaslanmak yerine birbirinin omuzlarını çökertiyorlar.<br>Birbirine güç vermek yerine birbirinin enerjisini sömürüyorlar.<br>Bu yüzden çift gibi görünen ama aslında iki ayrı yalnızlıktan ibaret ilişkiler çoğalıyor.</p>
<p>İki kişi var ama bağ yok.<br>Göz göze bakış var ama temas yok.<br>Beraberlik var gibi ama aslında herkes kendi zihninin hücresinde tek başına.</p>
<p>Acı olan şu ki:<br>Bu insanlar “ilişki istiyorum” derler ama ilişkinin gerektirdiği olgunlukta değillerdir.<br>Çünkü ilişki istemek kolaydır; ilişkiyi taşıyabilmek zordur.<br>Bir bağ kurmak cesaret ister…<br>Kendini açmayı, yaralarını kabul etmeyi, karşıdakinin ruhuna yer açmayı gerektirir.</p>
<p>İlişki, iki tarafın da elinde “bir şey” getirmesini ister:<br>Biraz merhamet…<br>Biraz sabır…<br>Biraz emek…<br>Biraz nezaket…<br>Biraz gönül açıklığı…</p>
<p>Ama önce insanın kendi iç hapishanesinin kapısını aralayabilmesi gerekir.<br>Karanlığıyla yüzleşmeyen, kimseye ışık olamaz.<br>Kendi içindeki tutsaklığı çözmeyen, başkasına özgür bir sevgi veremez.</p>
<p>Gerçek ilişki, iki yarımın birbirini tamamlaması değil;<br>iki bütünün birbirini yüceltmesidir.<br>Eli dolu gelenlerle kurulur:<br>Duygusu dolu, bilinci dolu, niyeti dolu, insanlığı dolu…</p>
<p>Aksi hâlde ortaya çıkan şey beraberlik değil; sadece iki türlü yalnızlıktır.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erkeklerin &amp;apos;&amp;apos;Kadınsı Kapris&amp;apos; Yapmakla Suçlanması</title>
<link>https://edebiyatblog.com/erkeklerin-kadinsi-kapris-yapmakla-suclanmasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/erkeklerin-kadinsi-kapris-yapmakla-suclanmasi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_6939ba38d2c56.jpg" length="79701" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 21:21:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Erkek bir konuda fikrini söyler, talebini belirtir…</span><br><span>Sınır çizer…</span><br><span>“Bu doğru değil, bunu kabul etmiyorum” der…</span><br><span>Ya da sadece görüş belirtir…</span><br><br><span>Ve bazı kadınların diline hemen aynı etiket yapışır:</span><br><span>“Kapris yapıyorsun.”</span><br><span>“Kadınsı davranıyorsun.”</span><br><span>“İnciniyorsun, abartıyorsun.”</span><br><br><span>Peki neden?</span><br><br><span>Çünkü bazı kadınlar, hoşlarına gitmeyen bir sözle karşılaştıklarında ya da istekleri geri çevrildiğinde, sorumluluk almak yerine suçu erkeğe yüklemeyi en kolay çıkış kapısı olarak görürler.</span><br><span>Bu, uzun yıllardır işleyen tanıdık bir döngüdür:</span><br><br><span>Kadın ister →</span><br><span>Erkek onaylar ve yapar →</span><br><span>Dünya sorunsuz döner.</span><br><br><span>Ama erkek ''hayır bunu kabul etmiyorum'' dediğinde →</span><br><br><span>Kadın, kendi isteği boşa çıkmasın diye erkeği manipülatif bir etiketle bastırmaya çalışır.</span><br><br><span>Ve buna “kadınca kapris yapmak” denir.</span><br><br><span>Oysa ortada kapris yapan biri varsa, çoğu zaman erkek değil, isteği kabul edilmeyince öfkelenen ve duygusal tepkiyle güç kazanmaya çalışan kadındır.</span><br><br><span>Erkeğin haksız olduğu yoktur; sadece kadın canlısı reddedilmeye alışık değildir.</span><br><br><span>Birçok kadın için erkek, her zaman “anlayışlı”, “sakin”, “duygusuzlaştırılmış” bir figür olarak var olmalıdır.</span><br><span>Erkek konuşunca sorun olur, kadın konuşunca duygu olur.</span><br><span>Erkek tavrını koruyunca “kadınca kapris”, kadın tepki gösterince “hassasiyet” olur.</span><br><br><span>Bu, adalet değildir.</span><br><span>Bu, alışılmış bir rol dağıtımının, ipleri görünmeyen bir toplumsal oyunun devamıdır.</span><br><br><span>Erkeğin de tahammül sınırı vardır.</span><br><span>Erkeğin de rahatsız olduğu davranışlar, istemediği istekler, yorulduğu anlar vardır.</span><br><span>Ama kadın bunlarla yüzleşmek istemediğinde, en hızlı savunma mekanizması devreye girer:</span><br><br><span>Etiketlemek.</span><br><span>“Kapris yapıyorsun.”</span><br><span>“Kadın gibi davranıyorsun.”</span><br><br><span>Çünkü bir erkeği küçültmek, kendi hatasını kabul etmekten çok daha kolaydır.</span><br><br><span>Asıl manipülasyon tam da burada başlar.</span><br><br><span>Bazı kadınlar, erkeğin haklı olduğu durumlarda bile onu “kadınsı kapris”le suçlayarak:</span><br><br><span>Sesini kısmayı,</span><br><span>Savunmasını zayıflatmayı,</span><br><span>Onu suçluluk duygusuna sürüklemeyi,</span><br><span>Sonunda da kendi isteğini dayatmayı</span><br><span>amaçlar.</span><br><br><span>Ve çoğu acemi erkek bu oyunu yıllarca anlayamadan yaşar.</span><br><span>Ama artık manipülasyonun kokusunu uzaktan tanıyan, sınırını bilen erkekler bu oyuna teslim olmaz.</span><br><span>Söylemleri değişmez, duruşları bozulmaz.</span><br><br><span>Çünkü gerçek budur:</span><br><br><span>Erkeğin sınır koyması kapris değil, tavırdır.</span><br><span>Erkeğin “hayır” demesi inat değil, saygı talebidir.</span><br><span>Erkeğin rahatsızlığını dile getirmesi abartı değil, dürüstlüktür.</span><br><br><span>Ve eğer bir kadın, erkeğin her reddedişinde onu küçültmeye, karalamaya, duygusal olarak bastırmaya çalışıyorsa; orada sevgi değil, iktidar mücadelesi vardır.</span><br><br><span>Erkek her talebi kabul etmek zorunda değildir.</span><br><span>Her isteğe “tamam” demekle yükümlü hiç değildir.</span><br><br><span>Çünkü bir kadın, erkeğin reddini hazmedemeyip onu “kapris” ile suçluyorsa…</span><br><span>Orada artık ilişki yoktur; yalnızca güç savaşının ince, görünmez ipleri vardır.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Görünmeyen Erkek Yaraları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/goerunmeyen-erkek-yaralari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/goerunmeyen-erkek-yaralari</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_6935b39fd5daf.jpg" length="82057" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 07 Dec 2025 20:04:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Lütfen önce videoyu izleyiniz.</p>
<p>https://www.facebook.com/share/r/17ZqwYLCgV/</p>
<p>Adam, öfkesini kontrol edemeyeceğini anladığı o en ağır anda, çocuğuna zerre zarar gelmesin diye kendi canını yakan yolu seçip evi terk ediyor. Bu bir kaçış değil; bir babanın kendinden bile evladını koruma iradesi, en zor imtihanın sessizliğidir.</p>
<p>Ve kadın… Onca yıl geçmesine rağmen hâlâ babasının neden gittiğini anlayamamış. Hakikatin gölgesinde büyüyüp ışığı hiç görememiş biri gibi.</p>
<p>Bazı gidişler terk ediş değil, kendini feda ediştir.</p>
<p>----------------------------</p>
<p>Bugün toplum, zorba ve umursamaz erkeklerin yarattığı acıları konuşurken, sessiz bir gerçeği ısrarla görmezden geliyor:<br>Hiç kimseye zarar vermeyen, ailesine bağlı, efendi erkeklerin acısını.</p>
<p>Bu erkeklerin yaşadığı en büyük dram şu:<br>Ne kadınların haksız öfkesinden emin olabiliyorlar,<br>Ne de erkeklerin acımasız yargısından.<br>İyi olmak suçmuş, efendi olmak ayıpmış gibi.</p>
<p>Mevcut düzen, en kötü erkeği referans alıyor; en mağdur kadını merkeze koyuyor. Bu yüzden bedeli hep sorumluluk sahibi, vicdanlı erkekler ödüyor.<br>Hata yapma lüksleri yok; bir ses yükseltmeleri bile damga yemeye yetiyor.<br>Sabrı sömürülüyor, emeği görünmez oluyor, omuzlanacak bir destek bulamıyorlar.</p>
<p>En trajik olan ise şu:<br>Gerçekten tehlikeli erkekler çoğu zaman daha az bedel ödüyor. Çünkü korkmuyorlar; ne kanunu ne toplumu ciddiye alıyorlar.<br>Kadınlar bu erkeklere karşı güçsüz kaldıkça öfkeleri gidip en ulaşılabilir hedefe yöneliyor: Efendi erkeğe.</p>
<p>Bu düzen devam ederse gelecekte iki tip erkek kalacak:<br>Ya tamamen kırılmış, özgüveni alınmış, sessiz ve pasif erkekler…<br>Ya da “düzgün olmak işe yaramıyor” deyip kararan, gerçekten tehlikeli olanlar.</p>
<p>Her iki uç da kadınlar, çocuklar ve toplum için felaket demektir.</p>
<p>Şunu düşünelim:<br>Bugün vicdanlı, adalet duygusuyla hareket eden, kadın haklarını savunan erkekleri toplum dışına iten düzen yarın kime güvenecek?</p>
<p>Görmezden gelinen her iyi erkekle aslında kendi geleceğimizi tüketiyoruz.<br>Ve sonunda toplum, en çok ihtiyaç duyduğu erkekleri kendi eliyle kaybettiğini çok geç fark edecek.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>www.korhankulce.com</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlişkilerde &amp;apos;&amp;apos;Eğitilen&amp;apos;&amp;apos; Erkek Miti</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iliskilerde-egitilen-erkek-miti</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iliskilerde-egitilen-erkek-miti</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_6935b05e9942b.jpg" length="85502" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 07 Dec 2025 19:50:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Lütfen önce videoyu izleyiniz.</p>
<p>https://www.facebook.com/share/r/17rp993A5C/</p>
<p>Son yıllarda ilişkiler üzerine üretilen içeriklerde dikkat çeken ortak bir ton var:<br>Erkek, sanki yetişkin bir birey değilmiş gibi ele alınıyor.<br>Bir çocuk gibi yönlendirilmesi gereken, davranışları taktiklerle şekillendirilebilen, kendi iradesi yokmuşçasına “öğretilmesi” gereken bir varlık gibi…</p>
<p>“Şunu yaptırmak için böyle davranın.”<br>“Şunu söylemesi için şu yöntemi uygulayın.”<br>“Bunu yapmazsa şu stratejiyi devreye sokun.”</p>
<p>Bu dil, fark ettirmeden ama güçlü biçimde bir inanç inşa ediyor:<br>Erkekler, kadınlar tarafından adım adım eğitilmesi gereken birer proje;<br>Kadınlar ise doğal hâllerini bir kenara bırakıp, ilişki içinde rehberlik eden bir “yetiştirici figürü” olmak zorunda.</p>
<p>Oysa olgun bir ilişki, böylesi bir hiyerarşiyi kaldıramaz.<br>Bir tarafın “eğiten”, diğer tarafın “eğitilen” olduğu hiçbir yerde eşitlik, güven veya gerçek bir duygusal bağ gelişemez.<br>Bu yapı, sevginin değil; manipülasyonun, rol yapmanın ve içten içe işleyen güç savaşlarının zemini olur.</p>
<p>Peki işler gerçekten böyle olmak zorunda mı?</p>
<p>Ya herkes kendi hakikati içinde kalsa?<br>Kadın da erkek de kişiliklerini saklamadan, birbirini eğitme ya da dönüştürme gayreti olmadan ilişkiye dâhil olsa?<br>Davranışları şekillendirmeye çalışan yöntemlerin yerine, doğal uyumun ne dediği dinlense?</p>
<p>Belki de ilişkilerin yorgunluğu tam da buradan doğuyor:<br>Kendimizi olmadığımız kişilere dönüştürme çabasından,<br>ve aynı çabayla karşımızdakini de dönüştürmeye kalkışmaktan.</p>
<p>Oysa sevmenin en olgun biçimi çok daha sade bir hakikate dayanır:<br>Karşındaki insanı değiştirme hevesi olmadan yanında durmak…<br>Onu bir “düzeltme süreci” değil, bir insan olarak görmek…<br>Uyum varsa yürümek, yoksa kırıp dökmeden ayrılabilmek…</p>
<p>Hayat, birbirini “yeniden biçimlendiren” insanların değil,<br>kendisi kalabilenlerin ortak ritmini bulabildiği ilişkilerle güzelleşir.</p>
<p>Yazan <br>Korhan KÜLÇE <br>www.korhankulce.com</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Kadının Son Erkeği, Bir Erkeği Son Kadını Olmak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-kadinin-son-erkegi-bir-erkegi-son-kadini-olmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-kadinin-son-erkegi-bir-erkegi-son-kadini-olmak</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_6935aca7b0707.jpg" length="85228" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 07 Dec 2025 19:34:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>BİR KADININ SON ERKEĞİ, </span><br><span>BİR ERKEĞİN SON KADINI OLMAK</span><br><br><span>Belki de aşkın en gerçek tanımı, yanlış insanlar ile eksilip doğru insanda yeniden tamamlanabilmektir.</span><br><br><span>Maalesef çoğumuz, hayatımızın aşkını genç yaşta bulup onunla bir ömür yürüyebilme şansına sahip olamıyoruz. Ya yanlış insanla karşılaşıyoruz, ya da o dönemin telaşı, aceleciliği ve olgunlaşmamış yanlarımız yüzünden biz yanlış kişiye dönüşüp elimizdeki o güzel ihtimali heba ediyoruz.</span><br><br><span>Sonra da yıllar boyunca bir yanlıştan diğerine savruluyoruz. Kimi zaman aynı yanlış insanda ömrümüzün en kıymetli zamanlarını tüketiyoruz; hatta bazılarımızın hikâyesi o yanlışlığın içinde tükeniyor.</span><br><br><span>Ve bazen de kader, bizi doğru insanla karşılaştırıyor ama bu kez yanlış tarafta duran biz oluyoruz. Onun hayatına doğru kişi olarak dokunacak olgunlukta olmadığımız için, o güzel ihtimal bizim ellerimizde sessizce sönüp gidiyor.</span><br><br><span>“Bir kadının son erkeği, bir erkeğin son kadını olmak…”</span><br><br><span>Bu cümle; acıdan, hatadan, sınavdan geçmiş, kalbinde sessiz izler taşıyan insanların kurabileceği bir hayalin özeti gibidir. Çünkü “son” olmak, ilk heyecanın ateşi değil; bir ömrün son sığınağıdır. Birinin artık denemeye, kanıtlamaya, savaşmaya gerek duymadığı; güvenin kendiliğinden aktığı o içten limandır.</span><br><br><span>Bir kadının son erkeği olmak; onun yorgunluğunu duymak, korkularını saklamadan anlatabileceği bir omuz olabilmek, güveni kelimelerle değil varlıkla hissettirmektir. Onun geçmişte aldığı yaraları telafi etmeye çalışmak değil; artık kimsenin ona yeni bir yara açamayacağı bir dünya inşa etmektir.</span><br><br><span>Bir erkeğin son kadını olmak ise; onun sessizce taşıdığı yükleri fark etmek, “yanındayım” diyen sadeliğiyle duran bir vefa olabilmektir. Erkeklerin anlatmadığı, hatta çoğu zaman kendine bile itiraf etmediği kırgınlıkları vardır; doğru kadın onun sonu olduğunda, o kırgınlıklar ağır ağır iyileşir.</span><br><br><span>“Son” olmak, sahip çıkmak ya da sahiplenilmek değildir. Bir ömrü baştan kurmak da değildir.</span><br><span>Son olmak; iki insanın birbirine yük olmadan, birbirinin yaralarını dürtmeden, birbirini değiştirmeye çalışmadan… yalnızca yan yana durabilmesidir. Aynı yöne bakabilmenin, aynı sükûnete inanabilmenin adıdır.</span><br><br><span>Ve unutmamak gerekir ki:</span><br><br><span>İnsan, her ilişkide aynı insan değildir.</span><br><span>Herkes, karşısındaki kişiye göre değişir; ona göre iyileşir, ona göre açılır, ona göre kapanır, ona göre cesaretlenir. Birinin yanlışlarında susan, diğerinin doğrularında konuşur. Birinde kırılgan olan, diğerinde dimdik durabilir. Çünkü insan, doğru kişiye rastladığında kendisinin en iyi hâline dönüşür.</span><br><br><span>Aşkın en olgun şekli budur:</span><br><span>Hayatında tüm yanlış kişileri bitirdikten sonra, doğru kişinin bir sabah sessiz bir huzur gibi gelmesi… ve insanın, “işte bu” diyerek kalbini sakince yerine bırakabilmesi.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalbini Geri Çekmenin Cesareti</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kalbini-geri-cekmenin-cesareti</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kalbini-geri-cekmenin-cesareti</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202512/image_870x580_693333ecce63d.jpg" length="85723" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 22:35:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Dünyanın en ağır imtihanlarından biridir, birinden vazgeçmek zorunda kalmak.</span><br><span>Seçilmediğin, sevilmediğin, güvenilmediğin, sadakatin karşılık bulmadığı bir yerde kalbini sessizce geri çekmek… İnsan bazen içindeki tüm fırtınalara rağmen susmayı, geriye doğru adım atmayı öğrenir.</span><br><br><span>Vazgeçmek yalnızca bir kayıp değildir; kimi zaman özgürleşmenin, kimi zaman kendi değerini yeniden hatırlamanın en acı, en sahici yoludur. Birine sahip olamamak, onun seni seçmemesi ya da güvenini seninle paylaşmaması yüreğinde derin bir boşluk açar. O boşluk önce can yakar, sonra kendi ışığını yakar. Çünkü insan, en karanlık anında bile kendi değerinin kıvılcımını görmeyi öğrenir.</span><br><br><span>Hayatın değişmez gerçeği şudur:</span><br><span>Gözden çıkaran kaybeder.</span><br><span>Sevginin kıymetini bilmeyen, sahip olduğunun değerini de fark edemez.</span><br><span>Ama gözden çıkarıldığını hisseden kişi… Zamanla ya kendi içinde ya da başkasının sevgisinde hak ettiği değeri mutlaka bulur. Ve bir gün, tüm acıların ardından, kalbinin en sessiz yerinden bir “iyi ki” yükselir.</span><br><br><span>Gidenler gider; ama yerlerine gelenler kalbi yeniden büyütür, eksilen yanlarını tamamlar.</span><br><span>Aşk yalnızca bir duygu değildir; cesaret, emek, sorumluluk ve sabır ister. Korkakların, kararsızların, sevgiyi hafife alanların taşıyamayacağı kadar büyük bir yolculuktur.</span><br><br><span>Kaybedilen acı, öğrenilen değer, gözden çıkaranın kaybı…</span><br><span>Hepsi birleşir ve insanın yüreğine geriye dönüp baktığında kocaman bir “iyi ki” bırakır.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>05/12/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevgi Çemberini Ters Okuyanlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevgi-cemberini-ters-okuyanlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevgi-cemberini-ters-okuyanlar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_692c69b7a6282.jpg" length="86875" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 18:58:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bazı insanlar vardır; sevgiyi bilirler ama uygulamayı hep yanlış yerden başlatırlar.</span><br><span>Kendi hayatının merkezindeki, onu gerçekten seven ve en çok düşünen o bir avuç insana karşı sabırsız, kırıcı ve hoyrattırlar…</span><br><span>Dışarıdakilere ise aşırı nazik, abartılı derecede anlayışlı, neredeyse gerçek dışı bir hoşgörüyle yaklaşırlar.</span><br><br><span>Hayatının merkezinde duran insanlara karşı umursamaz ve kırıcı davranırken, aslında kendi iyiliğini dahi umursamayan dışarıdaki insanlara daha çok emek verir; enerjisini, zamanını ve nezaketini yanlış yöne harcarlar.</span><br><br><span>Bu tuhaf bir çelişkidir:</span><br><span>Sevgi çemberinin içindekiler dikenli tellerin arasında; dışındakiler pamuklara sarılı.</span><br><br><span>“İnsan kendine şu soruyu sormalıdır:</span><br><span>Neden nezaketim ve sevgim en çok hak edenlere ulaşmıyor?</span><br><span>Neden beni ve geleceğimi umursamayanlara karşı bu kadar yumuşak ve hoşgörülüyken, sağlığımı, mutluluğumu ve yarınımı düşünen insanlara karşı bu kadar hoyrat olabiliyorum?”</span><br><br><span>Çünkü olması gereken tam tersidir.</span><br><span>İnsan, iç çemberine, yani kalbinin yükünü taşıyanlara, daha ılımlı, daha sabırlı, daha merhametli davranmalı ve emeğini onlara vermelidir.</span><br><span>Dışarıya ise gerektiği kadar; fazla değil, sahte değil, mecbur olduğu kadar…</span><br><br><span>Fakat birçok kişi bunu başaramaz.</span><br><span>Neden?</span><br><span>Çünkü dışarıda herkesin karşısında iyi görünmek isterler.</span><br><span>Onay ararlar.</span><br><span>Beğenilmek isterler.</span><br><span>“Ne kadar iyi, ne kadar muhteşem bir insan!” dedirtmek için kendilerini parçalarlar.</span><br><span>Gerçekçiliklerini, sınırlarını, netliklerini yabancıların önünde cesurca ortaya koyamazlar.</span><br><br><span>Fakat sıra kendi sevgi çemberine gelince…</span><br><span>işte orada içlerindeki gerçek benlik açığa çıkar:</span><br><span>Sabırsız, üstten bakan, kırıcı, eleştirel, hoyrat ve önemsemeyen.</span><br><br><span>Dışarıya karşı gösterdikleri abartılı nezaketi, kalplerine en yakın olanlara göstermek akıllarına bile gelmez.</span><br><span>Sanki kendisini seven insanların duyguları daha dayanıklıymış gibi…</span><br><span>Sanki kırıldıklarında daha hızlı iyileşebilirlermiş gibi…</span><br><br><span>Bu davranış farkında olmadan şunu söyler:</span><br><span>“Size kırılma hakkı tanımıyorum. Ben şu anda dışarıda iyi görünmekle meşgulüm.”</span><br><br><span>Oysa doğrusu şudur:</span><br><span>Gerçek iyilik, yabancıya yapılmaz.</span><br><span>Gerçek iyilik, kendi çemberine taşıyabildiğindir.</span><br><span>Sana en yakın olanları incitmeden yaşamak, dışarıdakileri memnun etmekten çok daha değerlidir.</span><br><br><span>Dışarıdakilere karşı gerçekçi olmak, sınırlarını korumak, mesafenin ve saygının değerini bilmek…</span><br><span>Ve içerdekilere karşı daha şefkatli, daha hoşgörülü, daha insaflı davranmak, emek vermek gerekir.</span><br><br><span>Çünkü dışarıdaki insanlar hayatının fonudur.</span><br><span>Ama sevgi çemberinin içindekiler, hayatının gerçek taşıyıcı kolonlarıdır.</span><br><br><span>Bir insan kendi çemberini koruyamıyorsa,</span><br><span>dışarıya gösterdiği kibarlık sadece bir maskedir.</span><br><span>Ve maskeler, en çok kalbimizin en yakınındakilerin yanında düşer.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ruhumun kıyıları&#45; durgun</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-durgun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-durgun</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_692c60642d07c.jpg" length="50417" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 18:19:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin</dc:creator>
<media:keywords>farkındalık, öğrendiklerim, yaşam, özşefkat, sabır, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>selamm. işte geldim burdayım. kasımın son günündeyiz. ve aslına bakarsanız zihnimi toplamak için geçtim yine pc'min başına. siz de hazırsanız haydi başlayalım.<br>dediğim gibi kasımın son günü bugün. son 2 haftam pek de veirmli geçmedi ama huzursuz da değildim. en önemlisi de bu benim için aslında. hayatla akışta olmak ona direnmeden yola devam edebilmek ve her haline okey olmak. ve bu bence insanın kaygısını çok çok azaltan bir şey. yine tabiki de illa ki kaygılandığım dönemler oluyor. o anlarda çok çok fazla psikolojik destek almak istiyorum. ve özellikle son 2 haftadaki gibi biraz daha kopuksam kendimden bazı şeylerden etkilenmemek mümkün değil. ama yine de gardımı iyice güçlendirdiğimi düşünüyorum çünkü önceden biraz rayımdan çıksam daha çok kaygılanır günlerimi haftalarımı ve bazen hatta aylarımı mahvederdim. önceden dediğim senenin başında da böyleydi az çok. şimdidlerde iyice azaldı. çok şükür ki. bunda kendimi tanımaya devam etmemin, zihnimin yapısını çözmeye başlamamın ve ona göre şekillenmemin oldukça payı var. bu zaten hayatım boyunca sürecek bir durum. ve yaşamak konusunda daha da profesyonelleşeceğim. yetişeceğim. bazı şeylerle hala başa çıkamıyorum ve nasıl başa çıkacağımı da bulamıyorum. işte bunlar için bence psikolojik destek almak etkili olacak diye düşünüyorum. hayatımın bir döneminde o yoldan da geçeceğim o sürece de gireceğim. evet ertelememem gerek harekete geçmeliyim belki de. çoğu şeyde öyle yapıyorum ama bunun için biraz daha zamana ihityaç var ama bu yola da gireceğim. şimdilik kendi kendime çözmeye çalışıyorum hayatı. birazdan hiwel kodu vericekmişim gibi övdüm psikolojik desteği hahahahah neyse konumuza dönelim. bu arada son zamanlarda kendimle ilişkimin güçlendiğinin işaretlerinden birini de kendi iç konuşmalarıma gülme ve kendi kendime şaka yapma olarak görüyorum xd. <br>neyse evet öyle iştee. hayatta yuvarlanıp gidiyoruz. bol bol kendime iyi gelen şeyleri yapmaya çalışıyorum. özellikle de doğayı farketmek bana çok iyi geliyor ve böyle anları kaçırmamaya çalışıyorum. kendi kendime sohbet ediyorum. hatta geçenlerde konu konuyu açtı içimde. bana nelerin, hangi kombinasyonların daha iyi geldiği üzerine münakaşa da bulundum. mesela çoğu kişi bir deniz kenarı görse böyle gün batımlı mis gibi havada, oh ne güzel kitap okucaksın burda der. ama benim için öyle değil bu. çünkü ben o manzarada eğer kitap okursam stres olurum. kaçırıyormuş hissi yerleşir içime ve anın tadını çıkaramam. çünkü öyle bir manzarada seyir zevkine doymak isterim ben. ki zaten öyle bir manzara tüm duyularımı doyurur, kitap okuyarak o andan mahrum kalamam. ekstradan ne yapabilrim mesela o anın zevkini arttıracak kahve içebilirim. belki birkaç sigara yakarım. ve öylece dururum. bomboş şekilde o anda akarım. çünkü o zaman ben huzurlu hissederim. kitabımı da eve gidince loş ışığımda sessizce okurum. hatta son zamanlarda kafede oturup okumayı da sevmez oldum. tüm o kargaşada beni rahatlatan bir etkinlik yorucu hale dönüşüyor . ya da yürüyüşteysem ormanın içinde, bişeler dinlemem. sessizliğe, doğaya odaklanırım. giderim spor salonunda yürüyüş yaparken dinlerim podcastimi de mesela. ya da evimi temizlerken. diye düşündüm işte 10 dklık bir yürüyüş mesafesinde. hemen zihnimin bir kenarına not ettim bunları. sonra kendimi böyle iyi tanıyabildiğime, tüm dayatmalara rağmen bana en iyi gelen şeyin ne olduğunu bulmaya ve sadece kendi sesimi duymaya çalıştığıma şükür ettim.. kendime sık sık ne kadar zeki bir kadın olduğumu hatırlatıyorum ve minnet duyuyorum. mütevazi olmayacağım bu konuda. evet zeki, farkındalığı yüksek, metanetli, yaratıcı ve asla 'kendinden' vazgeçmek seçeneği olmayan bir kadınım. teşekkürler kendime. <br>sene sonuna yaklaşırken bunları hissediyorum işte ruhumun kıyılarında. durgun denizim. şimdi son bir ay kaldı bana bu senenin yaşatacaklarına. ben aynı ben kalmayacağım. yarın da bir ay sonra da bir dakika sonra da. bakalım nasıl bir kapanış yapacağız. ben elimden gelenin en iyisi için hazırım. ya siz? <br>bir sonraki yazında bir sonraki benle görüşürüz. hoşçakalın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Travmaya Sığınan Yüzsüzlük</title>
<link>https://edebiyatblog.com/travmaya-siginan-yuzsuzluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/travmaya-siginan-yuzsuzluk</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_692c11919abe3.jpg" length="89630" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 12:42:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>TRAVMAYA SIĞINAN YÜZSÜZLÜK</span><br><br><span>Bir süredir ortalıkta dolaşan ortak bir kalkan var.</span><br><span>Adı da çok havalı: Travma.</span><br><br><span>Artık herkesin cebinde hazır bir savunma cümlesi:</span><br><span>“Ben çok şey yaşadım.”</span><br><br><span>Sanki yaşamayan varmış gibi.</span><br><span>Sanki bu dünyada sadece onlar yara almış, sadece onlar acı çekmiş, sadece onların çocukluğu karanlıkmış gibi…</span><br><br><span>İyi de güzel kardeşim, hepimiz geçtik oradan.</span><br><span>Kimse güllük gülistanlık büyümedi.</span><br><span>Hiçbirimizin yolu pamuklarla döşenmedi.</span><br><span>Ama aramızda büyük bir fark var:</span><br><br><span>Bazıları yaralarını insanlığın önüne koydu.</span><br><span>Bazıları ise yaralarına rağmen insan kalmayı başardı.</span><br><br><span>Acı çekmiş olmak seni özel yapmaz.</span><br><span>Hatalarını masumlaştırmaz.</span><br><span>Kimseye zarar verme hakkı vermez.</span><br><span>Kimsenin kalbini kırıp “şöyle travmalarım var, böyle geçmişim var” diyerek yırtamazsın.</span><br><br><span>Çocukken ilgi görmedin diye bugün ilgini isteyen herkese diş geçiremezsin.</span><br><span>Babanın sevgisizliği yüzünden, seni seven insanları cezalandıramazsın.</span><br><span>Annen seni anlamadı diye tüm dünyaya küsmek zorunda değilsin.</span><br><br><span>Senin acın, senindir.</span><br><span>Tedavisi de senin sorumluluğundur.</span><br><span>Bedelini başkalarına ödetemezsin.</span><br><span>Gençlik travmalarının acısını seni seven ve iyiliğini düşünen insanlardan çıkaramazsın.</span><br><br><span>Kırıldın diye kırmak zorunda değilsin.</span><br><span>Sevilmedin diye sevmekten kaçamazsın.</span><br><span>İncindin diye herkesi incitme hakkın yok.</span><br><span>Eski eşin/sevgilin sana kötülük etti diye yeni tanıştığın insanları potansiyel suçlu ilan edemezsin.</span><br><br><span>“Ben böyleyim çünkü çok travmam var” cümlesi,</span><br><span>artık kimseyi ikna etmiyor.</span><br><span>Asıl erdem, acıya rağmen düzgün kalabilmekte.</span><br><br><span>Birinin sana yaptığını gidip başkasına yapmak intikam değil, çürümedir.</span><br><span>Acı, bazı insanlarda vicdanı büyütür;</span><br><span>bazılarında sadece bahaneyi.</span><br><br><span>Travma seni çıplak bırakır, doğru.</span><br><span>Ama o çıplaklık karakterini de göz önüne serer.</span><br><span>Kiminde güç çıkar ortaya, kiminde çirkinlik.</span><br><br><span>Evet, travma insanı değiştirir.</span><br><span>Ama neye dönüştüreceğine sen karar verirsin.</span><br><br><span>Bu yüzden…</span><br><span>Kusura bakmayın ama:</span><br><span>Travmanızın arkasındaki yüzsüzlüğe de şapka çıkarayım, bahaneyi sanat seviyesine çıkarmışsınız.</span><br><br><span>Çünkü bu dünyayı kirleten şey acı değil;</span><br><span>acıya sığınıp insanlıktan çıkanlardır.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlişkide Partnerinizin Karakterini Gösteren 6 Madd</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iliskide-partnerinizin-karakterini-goesteren-6-madd</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iliskide-partnerinizin-karakterini-goesteren-6-madd</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_692a15b1094ff.jpg" length="103744" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 00:35:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süredir düşünüyordum;<br>Bir ilişkide partnerinizin karakterini nasıl anlayabilirsiniz? </p>
<p>Nihayet düşüncelerimi toparlayabildim.</p>
<p>Aşağıda sıraladığım maddeler, partnerinizin karakterini, sadakat anlayışını, bağlılık kapasitesini ve içsel omurgasının sağlamlığını gözlemleyerek anlamanıza yardımcı olacak durumları sunmaktadır.</p>
<p>Biraz daha ayrıntı eklemek mümkündü; ancak okunabilirliği korumak adına kısa ve net olmasına özen gösterdim.</p>
<p>Unutmayın, bu asla ona yaptığınız bir test veya sınav değil; partnerinizin şu anda ve geçmişteki davranışlarını gözlemleyerek çıkardığınız sonuçlar olmalıdır.</p>
<p>Yani bu gözlemleri, partnerinizi “sınamak” için değil; ilişkideki duruşunu, niyetlerini ve karakterini anlamak için yapmalısınız.</p>
<p>-----------------------------------------------</p>
<p>1-) AZ İLGİYLE: “Yönü değişecek mi?”<br>Ne ölçülür: Sadakat ve gerçek bağlılık derinliği.</p>
<p>Sadık bir kişi, sizden aldığı ilgi azaldığında bile yön değiştirmez. Bağlılığı, dış koşullara değil, kendi iç disiplinine ve kararlılığına dayanır. Bu, ilişkinin zor zamanlarında güvenilirliğini gösterir.</p>
<p>Az ilgi karşısında hemen yön değiştiren kişi, aslında ilgi bağımlısıdır. Bağlılığı, partnerinin varlığına veya sevgisine değil, kendi duygusal doyumuna bağlıdır. Bu kişi, ilişkiyi değil, kendi tatminini sürdürür.</p>
<p>Yani: Az ilgi karşısındaki duruş, sadakatin ve gerçek bağlılığın en net göstergesidir.</p>
<p>-----------------------------------------------</p>
<p>2-) ÖZGÜRLÜKLE: “Anormale kayacak mı?”<br>Ne ölçülür: Öz disiplin ve içsel denge.</p>
<p>Birini özgür bıraktığında normalliği bozuluyor veya sınırlarını zorluyorsa, düzeni ve sınırları senin kontrolüne bağlıdır. Özgürlük alanı, kişinin karakterinin ve sorumluluk bilincinin test edildiği alandır.</p>
<p>Kendi sınırlarını ve davranışlarını koruyabilen kişi, karakteri sağlam ve iç disiplini yerindedir. Bu, özgürlükte de güvenilir ve olgun bir insan olduğunu gösterir.</p>
<p>Yani: Özgür bırakıldığında da dengeli ve sorumluluk sahibi kalabilen insanlar, güvenilir ve olgun karakteri olan kişilerdir.</p>
<p>-----------------------------------------------</p>
<p>3-) AÇIKLIK: ‘Karşı cinsten birisi ile gizlilik' durumu<br>Ne ölçülür: Dürüstlük ve şeffaflık.</p>
<p>Sadakat, yasaklarına uymak değil, gizli alan yaratmamaktır.<br>Mesajı saklamak veya sohbeti gizlice sürdürmek, gizlice buluşmak, niyetin bulanık olduğunu gösterir.<br>Açıkça söylemek ise kaçak bir hevesin olmadığını ve ilişkiyi sorumlulukla koruduğunu gösterir.</p>
<p>Yani: Açıklık, kişinin içten bağlılığını ve güvenilirliğini ortaya koyar.</p>
<p>-----------------------------------------------</p>
<p>4-) YALNIZLIKLA: “Uzaklaşınca itaatsizleşecek mi?”<br>Ne ölçülür: Derin bağlılık ve sadakat.</p>
<p>Bazı kişiler partneri yanında iken uyumlu, yokken ise asi ve ilgisiz olur. Bu, bağlılığın yüzeysel ve dikkatle sınırlı olduğunu gösterir.</p>
<p>Gerçek bağlılığa sahip kişi, mesafe veya yalnızlık anında da değerlerini, saygısını ve sevgisini korur. “Seni görebildiğim sürece sadığım” yaklaşımı ise yüzeysel bağlılığı gösterir.</p>
<p>Yani: Yalnızlık, kişinin içten bağlılığı ile yüzeysel uyum arasındaki farkı gösterir.</p>
<p>-----------------------------------------------</p>
<p>5-) FAZLA İLGİYLE: “Şımaracak mı?”<br>Ne ölçülür: Olgunluk ve egonun dengesi.</p>
<p>Fazla ilgi karşısında bazı kişiler şımarır, sınırlarını zorlar veya kendini öne çıkarır. Bu, egonun büyüdüğünü ve duygusal olgunluğun sınandığını gösterir.</p>
<p>Diğer yandan bazı kişiler ise fazla ilgi gördüğünde olgunlaşır, davranışları dengelenir ve ilişkiye değer katar. İlgi, onları büyütür ve sorumluluk bilincini pekiştirir.</p>
<p>Yani: Fazla ilgi, karakterin ve olgunluğun bir aynasıdır; ilgi onu şımartıyor mu yoksa olgunlaştırıyor mu, bunu gösterir.</p>
<p>-----------------------------------------------</p>
<p>6-) İLİŞKİNİZE İTAAT: “Söylediğini yapacak mı?”<br>Ne ölçülür: Saygı, güven, niyet okuma ve uyum.</p>
<p>Burada söz konusu olan size kör itaat değil, ilişkinizde bilinçli uyum ve sorumluluktur.<br>Karşındaki kişi sadece söylenileni yerine getirmekle kalmaz; niyetini anlar, davranışlarının mantığını kavrar ve ilişkiyi sahiplenir.</p>
<p>Bu, onun ilişkinize katkı veren, sorumluluk alan ve uyum sağlayabilen bir karaktere sahip olduğunu gösterir.</p>
<p>Yani: İttifak içinde hareket edebilme yeteneği, ilişkinin derinliğini ve karşılıklı saygıyı yansıtır.</p>
<p>-----------------------------------------------</p>
<p>SONUÇ;</p>
<p>Gerçek kişilik, iyi anlarda değil; boşlukta, özgürlükte ve zor anlarda ortaya çıkar.</p>
<p>Bu gözlemler birini kontrol etmek için değil, karakterini görmek için yapılır.</p>
<p>İnsan en çok boş bırakıldığında, özgür kaldığında, yalnız olduğunda ve fazla ilgi gördüğünde kendini ele verir.</p>
<p>Derinlik işte burada başlar.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İyi Erkeğin Bedeli</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iyi-erkegin-bedeli</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iyi-erkegin-bedeli</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_6928ab5a88122.jpg" length="79983" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 22:49:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>**Aşağıdaki yazıyı birkaç gündür tamamlamaya çalışıyorum ama bir türlü bitirememiştim.</span><br><span>Nedeni şu: “İyi erkek” tanımını yapmak istedim, fakat ne yaparsam yapayım kısa ve okunabilir bir tanım ortaya koyamıyordum.</span><br><span>(Ben iyi erkeği tanımlamaya kalksam sayfalar sürer, siz de muhtemelen okumazsınız.)</span><br><br><span>Bu yüzden yazıyı günlerdir bekletiyordum</span><br><span>Fakat bu sabah okuduğum bir mail sayesinde “İyi erkek kimdir?” sorusunun cevabını nihayet tek cümlede toplayabildim.</span><br><br><span>Merak edenler için tanım, yazının sonunda.**</span><br><br><span>------------------------------------------------</span><br><br><span>Tüm kadınlar “iyi bir Erkek” ister…</span><br><span>Ta ki o iyi erkeğin; disiplin, sınırlar, sorumluluk, özveri, şeffaflık, bağlılık ve fedakârlıkla geldiğini fark edene kadar.</span><br><br><span>Çünkü “iyi adam” sadece gülümseyen, her dediğine olur diyen, hayatı pamuklara sarılmış gibi yaşayan biri değildir.</span><br><span>Gerçek bir iyi adamla birlikte olmak, yanında bir omurga, bir duruş, bir düzen görmek demektir.</span><br><br><span>Ama işte…</span><br><span>Disiplin istediğinde “zorba”,</span><br><span>Sınır koyduğunda “kontrolcü”,</span><br><span>Sorumluluk istediğinde “müdahaleci”,</span><br><span>Özveri istediğinde “bitmeyen talepleri olan”</span><br><span>Şeffaflık istediğinde “hesap soran”,</span><br><span>Bağlılık istediğinde “kısıtlayan”,</span><br><span>Fedakârlık istediğinde “bencil”, </span><br><span>diye yaftalanır.</span><br><br><span>…ve işler iyice sıkıştığında, bütün bu duruşu ve omurgası “Narsistlik” diye suçlanmaya kadar gider.</span><br><br><span>Oysa bilmedikleri şudur:</span><br><span>Bir erkek karakterliyse, bu karakterin bir bedeli vardır.</span><br><span>Çünkü omurga, yumuşaklıkla değil; kararlılıkla büyür.</span><br><span>Ve kararlılık, rahatına düşkün insanların gözünde her zaman “sert”, “zor”, hatta “narsist” görünür.</span><br><br><span>İyi bir erkek, hem kendini hem ilişkiyi korur.</span><br><span>Duruşunu bozmaz.</span><br><span>Zamanı gelince “hayır” demeyi bilir.</span><br><span>Ve işte o “hayır”, bazılarına tahammül edemeyecekleri kadar gerçektir.</span><br><br><span>Gerçek iyi erkek, lüks bir hayal değildir.</span><br><span>Ama her kadının taşıyabileceği bir sorumluluk da değildir.</span><br><br><span>**İyi Adam; geçmişte yaptığı hatalardan acı bedeller ödeyerek dersini almış, aynı yanlışlara bir daha düşmemeye hem kendine hem de hâlâ yanında duran sevenlerine söz vermiş adamdır.</span><br><span>Hayatını toparlamış, kendi omurgasını kaya gibi sağlam inşa etmiş, değerlerine gölge düşmesine asla izin vermeyen adamdır.**</span><br><br><span>Tüm kadınlar “iyi adam”ı ister…</span><br><span>Ama çok azı o adamın gerektirdiği olgunluğu kaldırabilir ve o adam için gereğini yapabilir.</span><br><br><span>Yapamayanlar da "bu adam Narsist" der ve rahat hayatlarına dönerler. </span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yakınlık Sanal Oldu, Yalnızlık Gerçek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yakinlik-sanal-oldu-yalnizlik-gercek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yakinlik-sanal-oldu-yalnizlik-gercek</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_6927754229be5.jpg" length="113720" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 00:46:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Çünkü unuttuk:</span><br><span>İnsan, yalnızlıkla değil; yüzüne bakan bir çift gözle, sesindeki titremeyi duyan bir yürekle iyileşir.</span><br><span>Ama biz bunu hatırlayana kadar, belli ki daha çok kişi sanal kalabalıkların ortasında sessizce yapayalnız kalacak.</span><br><br><span>--------------------------------</span><br><br><span>Yıllardır bize büyük bir yalan satıldı.</span><br><span>Yalnızlık yüceltildi, ilişki kurmak küçümsendi.</span><br><span>“Kimseye ihtiyaç duyma.”</span><br><span>“Sen ondan daha iyisine layıksın.”</span><br><span>“En ufak pürüzde sil gitsin.”</span><br><span>“İnsanlarla uğraşma, kendi kendine yet.”</span><br><br><span>Bu cümleler özgürlük gibi pazarlanırken aslında bir toplumun duygusal omurgası kırıldı.</span><br><span>İlişkide olması normal olan tartışmalar “toksik”, hatalar “kırmızı bayrak”, emek vermek “aptallık” ilan edildi.</span><br><span>Kimse kimseyi anlamaya tenezzül etmiyor artık.</span><br><span>Çünkü zahmetli olan her şeyden kaçmayı erdem sanıyoruz.</span><br><br><span>Sonra ne oldu?</span><br><span>Önümüze kedi, köpek, kahve ve kitaplarla doldurulmuş bir yalnızlık vitrini koydular.</span><br><span>“Bunlar sana yeter, insana ne gerek var?” dediler.</span><br><span>Ve biz de buna kandık.</span><br><br><span>Ama en sert tokat, sosyal medya ile geldi.</span><br><span>Gerçek ilişkilerden kaçan insanlar, Instagram’da, Facebook'’ta, DM’lerde, uygulamalarda tanıştıkları kişilerle “yakınlık” kurduklarını sandılar.</span><br><span>Üç güzel cümleye, iki filtreli fotoğrafa, bir gecelik ilgiye koca bir anlam yüklediler.</span><br><span>Oysa o yakınlık değil; herkesin birbirinin ruhundan izinsiz geçip gittiği bir panayırdı.</span><br><span>Sahte sıcaklık… geçici ilgi… kırılınca ortada muhatap bile yok.</span><br><br><span>Bugün elimizde ne var?</span><br><span>Koca bir yalnızlık.</span><br><span>Bağ kurmayı beceremeyen insanlar.</span><br><span>Gerçek yüz yüze iletişimde tökezleyen, en ufak zorlanmada kaçan, duygusal kasları erimiş insanlar.</span><br><span>Birbirine değil, ekranlara tutunan aciz ruhlar…</span><br><br><span>Batı menşeli söylemlerin hazin faturası işte tam da bu:</span><br><span>Bağlılığı zayıf, ilişkileri çabuk tüketen, sorumluluktan kaçan, sanal yakınlıkla avunan bir toplum.</span><br><br><span>Çünkü unuttuk:</span><br><span>İnsan, yalnızlıkla değil; yüzüne bakan bir çift gözle, sesindeki titremeyi duyan bir yürekle iyileşir.</span><br><span>Ama biz bunu hatırlayana kadar, belli ki daha çok kişi sanal kalabalıkların ortasında sessizce yapayalnız kalacak.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dişil Enerjisi Çalınan Nesil</title>
<link>https://edebiyatblog.com/disil-enerjisi-calinan-nesil</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/disil-enerjisi-calinan-nesil</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_692741704f470.jpg" length="102195" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 21:05:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Lütfen videoyu öylesine açıp geçmeyin. Gözünüzü vererek izleyin…</p>
<p>https://www.facebook.com/share/v/17jPcwEwUa/</p>
<p>Çünkü o iki bıcır kız, bugün takdir edilmeyi sonuna kadar hak eden genç kadınlar.<br>Kendilerini de, onları böyle yetiştiren ailelerini de tebrik etmek gerekir; zira bu çağda böylesi kızlar yetiştirmek ayrı bir başarı artık.</p>
<p>Yaşıtlarının çoğu geceleri barlarda, discolarda sabahlarken…<br>Onlar alın teri döküyor. Hem de pek çok erkeğin bile zorlanacağı bir işte.<br>Kimileri anne-baba parasını yiyip gün boyu uyuyarak, geceleri partilerde tükenirken…<br>Kimileri bedenini vitrine çıkarıp TikTok videolarından bir servet kazanırken…</p>
<p>Bu iki genç kız, hayatlarını sürdürebilmek için zorlu bir işin altına giriyor.</p>
<p>Evet, açık konuşayım: Bu kızlarla evlenecek erkekler çok şanslı olacak.<br>Çünkü arkalarında duracakları değil; arkalarında dağ gibi duracak eşler bulacaklar.<br>Bu kızlar kendi çocuklarını da tıpkı kendileri gibi çalışkan, namuslu, dürüst yetiştirirler, hiç şüphem yok.</p>
<p>Ama işte mesele tam da burada başlıyor…<br>Doğru olan bu mu?</p>
<p>Bugünün genç kadınlarının bile fark ettiği bir şey var:<br>Dişil enerjileri tükeniyor.<br>Çünkü toplum onları sürekli “güçlü ol” diye itiyor, ama o güç bazen doğalarının önüne geçiyor.<br>Bu kızlar, eş olacakları erkeklere çok şey katar… ama bir o kadar da zorlu bir evlilik deneyimi doğabilir; çünkü artık birçok kadın, farkında olmadan eril bir yapıya kayıyor. Hatta kimi zaman kocasından bile daha “eril” bir noktaya…</p>
<p>Toplumun bu hâle gelmesinin en büyük paylarından biri, feminist ideolojinin son yüzyılda yarattığı zihinsel dönüşüm.<br>Binlerce yıl boyunca kadın ve erkek, rollerini bilerek, uyum içinde yaşadı.<br>Bu uyum, insanlığın bugüne kadar dimdik gelebilmesinin temel taşıydı.</p>
<p>Ama feminizmin yükseldiği son 100–150 yılda, toplumlar bambaşka bir yöne sürüklendi.<br>Ve ne yazık ki bu yön, pek iyi bir yön değil.<br>Kadın inceliğini kaybetti, erkek ise sorumluluk bilincini. Aile uyumunu, toplumsal dengeyi bozan bir savrulma…</p>
<p>İşte bu iki genç kızı izledikçe, tüm bu dönüşümün bize nasıl ağır bedeller ödettiğini daha iyi görüyorum.<br>Ve feminist aklın toplumdan çaldıklarına karşı içimdeki öfke ister istemez büyüyor.</p>
<p>Not: Video bir çok sayfada paylaşıldığı için paylaşmakta sakınca görmedim.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ruhumun kıyıları&#45; çiçeklenmeler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-ciceklenmeler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-ciceklenmeler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_691ef52489728.jpg" length="58600" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 14:02:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin</dc:creator>
<media:keywords>farkındalık, öğrendiklerim, yaşam, özşefkat, sabır, hayat, çiçeklenmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br>selam. buralara uğramak biraz uzun sürdü. bıraktığımdan değil. ilhamım çoğalsın istedim aslında. bu yazında bir yerlere serpiştirdiğim beni etkileyen cümleler üzerine konuşmayı planlıyorum. akışta göreceğiz. hazırsanız başlayalım.<br>iki gün önce bir öğrencim çiçek almış bana, saksıda. kasımpatı ya da papatya tam cinsinden emin değilim ama aşırı güzeller. çiçeklere bayılırım. kim bayılmaz ki zaten. muhteşem canlılar. kitap ve çiçek beni en mutlu eden şeyler bu hayatta sanırsam. hediye aldığımda da mutluluktan ne yapacağımı şaşırıyorum. her neyse işte. ben de dün onu soldurmak istemediğim için chatgpt'ye fotosunu çektim attım nasıl bakabilirim felan diye. ve orda yazdığı şey beni o kadar etkiledi ki. bazen böyle şeylerin gerçekten tam ihtiyacımız olan anda çıktığına inanıyorum. şöyle diyordu, bu sıralar biraz iq'sunun düştüğünü düşündüğüm chatgpt; 'çiçeklenmeyi uzatma, solan çiçekleri hemen kopar ki bitki enerjisini yeni tomurcuklara versin.' waaoww. okuduğum anda cidden waoww oldum. hem çiçeklere dair bakış açımı hem de hayatıma dair farkındalığımı geliştirdi. öncelikle solan yapraklara da hala enerji harcadığını bilmiyordum çiçeklerin. buna bir şok oldum. ve sonralıkla bir anda beynim hıphızlı düşünmeye başladı. bayılıyorum böyle farkındalık anlarına.  dedim ki ne kadar da aynıyız. biz de bazen tükenmiş, kırılmış ya da solmaya yüz tutmuş taraflarımıza hala o kadar çok enerji harcıyoruz ki. halbuki koparıp atsak üstümüzen yük kalkacak, yenileneceğiz ve cidden de tomurcuklanıp çiçek açacağız. insan o kadar çok tutunuyor ki yaptığı hatalara. belki de farkında olmadan yapıyor bunu ama tekrar tekrar aynı kuyuya düşüyor. ezbere aynı şeyleri tekrarlıyor. hata yapmak tabiki de normaldir. benim anlatmaya çalıştığım örneğin bize göre olmayan , ruhumuza zarar verecek insan tipleriyle tekrar ve tekrar ilişki kuruyoruz. ya da gereksiz enerjimizi tüketiyoruz verilen şey onlara fazla geldiği halde. halbuki bir durup düşünsek ben ne istiyorum diye. ihtiyaçlarım neler, ne beni tatmin eder diye. ve hatta belki yalnız kalsak o solmuş ilişkilerden sıyrılıp. o zaman yeniliklere enerjimizi harcayabileceğiz. çiçekleneceğiz, kendimize ait olanı buldukça. benim de sonradan yüzleştiğim bir şeydi bu. ve hala yazarken rahatsızlık duyuyorum. kabullenemememin ya da aynı hataları yapmış olmamın huzursuzluğu bu, farketmiş olmama rağmen. yalnız, çiçeklerle aramızdaki tek fark şu ki bunu onlar için başkaları yapabiliyor. her zaman olmasa da böyle bir ihtimalleri var. biz de ise durum böyle değil. hayatımızdaki her şeyin sorumluluğunu almalıyız. ilişkilerimizin, kariyerimizin, duygularımızın, hatalarımızın, başarılarımızın, harcadığımız enerjimizin, o solan yaprakları koparıp atmanın... hepsinin. <br> şimdi dönüp baktığımda farkındalığımın olmadan geçirdiğim bu süreçten öğrendiğim bir şey varsa bence o da şudur; insanlara değerinden fazla enerjiyi harcamamak. çünkü taşıyamıyorlar. gerçekten taşıyamıyorlar çok kez şahit oldum. taşıyamadıkları için geri çekiliyorlar, seni itiyorlar,görmezden geliyorlar, enerjini sömürüyorlar ya da kötülükle geliyorlar. ben hep sevgiyi ve hatta tüm duygularımı kabul edip güzelce yaşama taraftarıyım. ama insanlar bunu taşıyamıyor. taşımayı bilmiyorlar, taşımayı öğrenmek istemiyorlar, bunun sorumluluğundan kaçıyorlar. onlara fazla geliyor verdiğim sevgi, özen, değer. ben de vermemeyi, kısmayı öğrendim. -taktiksel değil kesinlikle. benim doğama aykırı çünkü taktik.- içgüdüsel olarak kendimi korumayı öğrendim. bilmiyorum belki de daha az sevmeyi öğrendim. onar onar gitmek yerine gelindiği kadar gitmeyi öğrendim. hassas, narin ve duygusal ruhum için bu biraz zor oldu ama tanışıklıklarım bana taşa yüz tutmayı öğretti. <br>belki de çiçeklenmeyi uzatmasaydım. solan yapraklarımı zamanında koparsaydım. aynı döngülere tekrar tekrar girmeseydim daha çok tomurcuklanabilecektim. ama hayat bu. her duruma, her pişmanlığa, her hataya hakkı var. keşkelerle belkilerle yürümüyor. geçmişten ders alıp ona göre şekillenmeyle ilerliyor. elimden gelenin en iyisi de bu. öğrendiklerimle yola devam etmek, yolumun tadını çıkarmak, her anından keyif almak, yaşamaya da yüz tutmak, yaşantılar oluşturmak... yaşadım diyebilmek için elimden gelenin en iyisi bu..<br>diğer yazında görüşmek üzere. hoşçakalın</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ATATÜRK; VATANSEVER DEĞİLDİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ataturk-vatansever-degildi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ataturk-vatansever-degildi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_69109ded3505f.jpg" length="100900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 09 Nov 2025 16:58:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bazı insanlar vardır ki, yaşadıkları çağ onların büyüklüğünü tartamaz. Onlar yalnızca bir dönemin değil, bir insanlık fikrinin tecellisidir. Mustafa Kemal ATATÜRK, işte o nadir insanlardan biridir. Onu “vatansever” diye anmak, bir okyanusu avuçla ölçmeye kalkmak gibidir. Çünkü o, vatanı sevmekle kalmadı; onu yeniden kurdu, ona yeni bir ruh, yeni bir anlam kazandırdı.</span><br><br><span>Vatanseverlik, çoğu zaman duygusal bir bağlılıktır. İnsan, doğduğu toprakları sever, onu korur, uğruna fedakârlık eder. Fakat ATATÜRK’ün sevgisi bu sınırları aşan bir bilgelikti. O, duygudan öteye geçen bir bilinçle hareket etti; sevgisini akılla yoğurdu, cesaretle besledi. Çünkü o, vatanı bir kader olarak değil, bir irade meselesi olarak gördü.</span><br><br><span>Bir milletin en karanlık anında, yıkıntılar ve umutsuzluk arasında, o bir ışık yaktı. O ışık ne salt askerî bir zaferin parıltısıydı, ne de geçici bir coşkunun ateşi. O ışık, bir milletin yeniden düşünmeye, yeniden ayağa kalkmaya, yeniden insan olmaya başlamasının ışığıydı.</span><br><span>ATATÜRK, bir ülke kurarken aslında bir bilinç inşa etti.</span><br><br><span>Vatan kurmak, yalnızca sınırlar çizmek değildir. Toprağa anlam, halka umut, geçmişe yön, geleceğe istikamet vermektir. ATATÜRK’ün yaptığı tam da buydu. O, bir milleti yeniden tanımladı, yüzyıllardır boyun eğmeye alışmış bir halktan, özgür bireyler topluluğu yarattı. Onun “vatanı” topraktan ibaret değildi; o, aklın, bilimin ve özgürlüğün vatanını kurdu.</span><br><br><span>Üstün insan, duygularıyla değil, ilkeleriyle yaşar.</span><br><span>ATATÜRK, duygusal bir kahraman değil; ilkesel bir devrimcidir.</span><br><span>Onun üstünlüğü, insanın içindeki en saf güce, akla, vicdana ve iradeye, duyduğu inançtan gelir.</span><br><br><span>Bugün hâlâ onun adı geçtiğinde kalplerimizin bir anlığına durması, işte bu yüzdendir. Çünkü ATATÜRK, geçmişte yaşamış bir lider değil; hâlâ içimizde yankılanan bir bilinçtir.</span><br><span>O, bir vatan kurdu; ama aslında bir insanlık mirası bıraktı.</span><br><br><span>ATATÜRK bir vatansever değildi; çünkü vatanseverlik, var olanı korumakla ilgilidir. Oysa üstün insanlar korumaz, kurarlar. ATATÜRK, bir vatanı sevmekle yetinmedi, bir vatan yarattı. O, bir “vatansever” değil, bir Vatan Kurucu idi.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlişkinin 5 Aşaması &#45; Makale</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iliskinin-5-asamasi-makale</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iliskinin-5-asamasi-makale</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_690ae0b9d5e24.jpg" length="96739" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 08:29:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>İLİŞKİNİN 5 AŞAMASI</span><br><br><span>Her ilişki, bir hikâyedir ve istisnasız her ilişki 5 aşamadan geçer.</span><br><span>İki yabancının birbirine dokunduğu, birlikte yaşamayı öğrenmeye çalıştığı bir yolculuktur.</span><br><span>Ama bu yolculuk, sadece “aşık olmak”tan ibaret değildir.</span><br><br><span>Gerçek ve başarılı bir ilişki; çekimle başlar, çatışmayla sınanır, affetmeyle olgunlaşır, takım olmayı öğrenir ve sonunda bir mirasa dönüşür.</span><br><br><span>İşte her ilişkinin geçmek zorunda olduğu 5 aşama:</span><br><br><span>1️⃣ ÇEKİM AŞAMASI – BÜYÜLÜ BAŞLANGIÇ</span><br><br><span>Her şeyin başladığı, kalbin hızla attığı dönemdir.</span><br><span>Beden, ruh ve kalp birbirine karışır.</span><br><span>Karşındaki insanı gördüğünde içindeki dünya aydınlanır. Onunla konuşmak, ona yazmak, sesini duymak bile kalbinde bir kıvılcım yaratır.</span><br><span>Her şey çok güzeldir çünkü henüz “gerçeklik” tam olarak devreye girmemiştir.</span><br><br><span>Bilimsel olarak açıklamak gerekirse; bu aşamada hormonlar da kalbi destekler. Beyin dopamin, oksitosin, serotoninle doludur. Kısacası bir tür sarhoşluk yaşarsın.</span><br><span>Onu kusursuz görürsün. Hatalarını fark etmezsin.</span><br><span>Birçok insan, bu dönemi “aşkın kendisi” sanır. Ama bu yalnızca başlangıçtır.</span><br><br><span>Çekim aşaması büyüleyici olduğu kadar tehlikelidir de. Çünkü bu dönemde insanlar genellikle kendi kimliklerini biraz arka plana atarlar.</span><br><span>“Ben kimim?” sorusundan çok “O beni nasıl görsün?” sorusu baskın hale gelir.</span><br><span>Maskeler takılır, kusurlar saklanır, uyum ön plandadır.</span><br><span>Ama bu maske, uzun süre taşınamaz.</span><br><br><span>Bu aşamada yapılması gereken en önemli şey:</span><br><span>kendini kaybetmemek.</span><br><span>Birine aşık ol, ama kendine de sadık kal.</span><br><span>Kendin olmaktan vazgeçtiğin bir ilişkide, ileride sevginin yerine öfke geçer.</span><br><span>Unutma, çekim bir kapıdır.</span><br><span>Ama bu kapıdan birlikte geçebilmek, bir sonraki aşamaya giden yolun başlangıcıdır.</span><br><br><span>2️⃣ ÇATIŞMA AŞAMASI – GERÇEKLİKLE YÜZLEŞME</span><br><br><span>İşte ilişkinin en kritik dönemi.</span><br><span>Çekim geçtiğinde, sis dağılır ve gerçek karakterler görünür.</span><br><span>Artık birbirinizi gerçekten tanımaya başlarsınız.</span><br><br><span>Bu aşamada farklılıklar ön plana çıkar.</span><br><span>Biriniz sessizliği sever, diğeri konuşmayı; biriniz planlıdır, diğeri spontane.</span><br><span>Biriniz “mesafe” ister, diğeri “yakınlık.”</span><br><span>Kısacası, balayı dönemi biter ve “biz kimiz?” sorusu gündeme gelir.</span><br><br><span>Çatışma, bir ilişkinin düşmanı değildir.</span><br><span>Aksine, çatışma büyümenin işaretidir.</span><br><span>Çünkü artık ilişki yüzeyde kalmıyor, derinleşmeye başlıyor.</span><br><span>Gerçek yakınlık, ancak farklılıklar kabul edildiğinde mümkündür.</span><br><br><span>Fakat çoğu çift bu aşamada dağılır.</span><br><span>Neden mi? Çünkü insanlar genellikle çatışmayı sevginin bittiği işareti sanır.</span><br><span>Oysa çatışma, sevginin sınandığı yerdir.</span><br><span>Bu dönemde sabır, empati ve iletişim becerileri test edilir.</span><br><br><span>Kavga etmek değil, nasıl kavga ettiğin önemlidir.</span><br><span>Sesini yükseltmek yerine duygunu ifade etmeyi öğrenirsen, ilişki güçlenir.</span><br><span>Ama her tartışmada suçlama, susturma, geri çekilme varsa;</span><br><span>sevgi yavaş yavaş korkuya dönüşür.</span><br><br><span>Sağlıklı bir ilişki, çatışmadan kaçınmakla değil,</span><br><span>çatışmayı çözmeyi öğrenmekle kurulur.</span><br><br><span>Bu aşamada kendine şu soruları sor:</span><br><br><span>Onun farklılıklarını değiştirmeye mi çalışıyorum, anlamaya mı?</span><br><br><span>Haklı çıkmaya mı çalışıyorum, huzur bulmaya mı?</span><br><br><span>Dinliyor muyum, sadece cevap vermek için mi bekliyorum?</span><br><br><span>Bu sorulara dürüst cevaplar verebilirsen, ilişki ikinci aşamayı geçebilir.</span><br><span>Ve o zaman sevgi, yüzeyden kalbe inmeye başlar.</span><br><br><span>3️⃣ İYİLEŞME AŞAMASI – AFFETMEK VE ONARMAK</span><br><br><span>Her ilişki, bir noktada kırılır.</span><br><span>Kimi zaman bir sözle, kimi zaman bir sessizlikle.</span><br><span>Ama önemli olan kırılmamak değil, kırıldıktan sonra nasıl iyileştiğin.</span><br><br><span>İyileşme aşaması, kalbin yeniden güvenmeyi seçtiği dönemdir.</span><br><span>Kırgınlıkların yüzeye çıktığı, hataların fark edildiği ama vazgeçilmediği aşamadır.</span><br><br><span>Birçok insan affetmeyi “unutmak” zanneder.</span><br><span>Oysa affetmek, geçmişi silmek değil; geçmişin seni yönetmesine izin vermemektir.</span><br><span>Gerçek affetme, duygusal özgürlüktür.</span><br><br><span>Bu aşamada yapılması gereken şey:</span><br><span>sorumluluk almak.</span><br><span>Herkes hata yapar, ama herkes özür dilemeyi bilmez.</span><br><span>İlişkiyi onaran şey “ben haklıyım” demek değil;</span><br><span>“evet, seni kırdım ve bunu telafi etmek istiyorum” diyebilmektir.</span><br><br><span>Bu dönemde güven yeniden inşa edilir.</span><br><span>Bunun yolu, sözlerin değil davranışların tutarlılığından geçer.</span><br><span>Bir “özür” tek başına yeterli değildir; önemli olan aynı hatayı tekrar etmemektir.</span><br><br><span>İyileşme, zaman ister.</span><br><span>Kırılan bir kalp, hemen onarılmaz.</span><br><span>Ama sabırla, şefkatle ve dürüstlükle hareket ederseniz,</span><br><span>ilişki bu aşamada çok daha güçlü hale gelir.</span><br><br><span>Çünkü iyileşmiş bir sevgi, saf çekimden daha derindir.</span><br><span>Artık sevgi, “ben seni istiyorum” değil,</span><br><span>“ben seni anlıyorum ve seninle yeniden denemeye değer buluyorum” olur.</span><br><br><span>4️⃣ TAKIM AŞAMASI – BİRLİKTE OYNAMA SANATI</span><br><br><span>İyileşmeyi başaran çiftler, artık “biz” olmayı öğrenir.</span><br><span>Bu aşama, ilişkinin olgunluk dönemidir.</span><br><span>Artık birbirinizi suçlamak yerine birlikte çözüm üretmeyi öğrenirsiniz.</span><br><br><span>Takım aşaması, “ilişkinin büyüdüğü” dönemdir.</span><br><span>Çünkü artık iki ayrı birey, tek bir amaç için çalışır:</span><br><span>birbirini desteklemek, birlikte güçlenmek, ortak bir hayat inşa etmek.</span><br><br><span>Bu dönemde sevgi, romantik bir heyecandan çok bir ortaklık duygusuna dönüşür.</span><br><span>Evet, tutku hâlâ vardır ama onun yanına güven, saygı ve dostluk da eklenmiştir.</span><br><span>Artık “biz” kelimesi, “ben” kelimesinden daha sık kullanılır.</span><br><br><span>Takım olmak, sürekli aynı fikirde olmak değildir.</span><br><span>Bazen biri güçlüdür, diğeri yorgundur;</span><br><span>bazen biri düşer, diğeri tutar.</span><br><span>İşte gerçek ortaklık budur.</span><br><br><span>Birbirinizin alanına saygı duyar, ama aynı zamanda</span><br><span>birlikte hareket etmeyi öğrenirsiniz.</span><br><span>Kararları paylaşır, hayatın yükünü birlikte taşırsınız.</span><br><br><span>Bu aşamada küçük şeyler büyük fark yaratır:</span><br><span>Bir “nasılsın” demek, bir teşekkür, bir destek…</span><br><span>İlişkiyi ayakta tutan şey, büyük romantik anlar değil,</span><br><span>günlük şefkatli davranışlardır.</span><br><br><span>Takım olmak demek, aynı hedefe yürümek demektir.</span><br><span>Ama bu hedef sadece “mutluluk” değildir;</span><br><span>bazen zorluklara rağmen birlikte kalabilmektir.</span><br><span>Çünkü asıl sevgi, kolay zamanlarda değil, zor zamanlarda belli olur.</span><br><br><span>5️⃣ MİRAS AŞAMASI – BİRLİKTE BİR HİKÂYE YAZMAK</span><br><br><span>İlişkinin son aşaması, “biz” olmanın ötesine geçmektir.</span><br><span>Artık birlikte bir hayat kurmuşsunuzdur.</span><br><span>Yıllar geçmiştir, alışkanlıklar yerleşmiştir, anılar birikmiştir.</span><br><span>Ama hala birbirinize baktığınızda o ilk kıvılcımı hissedebiliyorsanız,</span><br><span>işte o zaman gerçek sevgiye ulaşmışsınız demektir.</span><br><br><span>Miras aşaması, iki insanın dünyaya bıraktığı izdir.</span><br><span>Bu miras çocuk olabilir, bir iş olabilir, bir değer olabilir.</span><br><span>Ama her şeyden önemlisi, birbirinizde bıraktığınız izdir.</span><br><br><span>Bu dönemde sevgi daha derin, daha sakin, daha bilgedir.</span><br><span>Romantizm yerini huzura bırakır, tutku yerini bağlılığa.</span><br><span>Birlikte geçirdiğiniz yıllar sizi birbirine benzetmiştir ama aynı zamanda farklılıklarınızı daha da anlamlı kılmıştır.</span><br><br><span>Birbirinizi artık düzeltmeye çalışmazsınız;</span><br><span>sadece seversiniz.</span><br><span>Tartışmalar bile daha yumuşaktır, çünkü neyi kaybetmek istemediğinizi bilirsiniz.</span><br><br><span>Miras aşamasındaki çiftlerin en önemli özelliği şudur:</span><br><span>Birlikte yaşlanmayı, birlikte öğrenmeyi seçmişlerdir.</span><br><span>İlişki artık bir hedef değil, bir hayat tarzıdır.</span><br><br><span>Birlikte oluşturduğunuz anılar, ritüeller, değerler…</span><br><span>Bunlar ilişkinizin mirasıdır.</span><br><span>Ve bu miras, sadece size değil; çocuklarınıza, çevrenize,</span><br><span>hatta birbirinizin kalbine bıraktığınız izlere de geçer.</span><br><br><span>SON SÖZ: HER AŞAMA BİR DERS</span><br><br><span>Hiçbir ilişki mükemmel değildir.</span><br><span>Her ilişki, bir sınavdır.</span><br><span>Ama bu sınavda not yok, sadece farkındalık vardır.</span><br><br><span>İlişkiler bize sadece “aşkı” değil,</span><br><span>sabretmeyi, anlamayı, dinlemeyi, affetmeyi öğretir.</span><br><br><span>Her aşama bir ders gibidir:</span><br><br><span>1- Çekim, cesareti öğretir.</span><br><br><span>2 - Çatışma, gerçekliği.</span><br><br><span>3 - İyileşme, şefkati.</span><br><br><span>4 -Takım aşaması, sorumluluğu.</span><br><br><span>5 - Miras aşaması, sadakati.</span><br><br><span>Ve bu yolculuğun sonunda şunu öğrenirsin:</span><br><span>Gerçek aşk, bir duygudan çok bir seçimdir.</span><br><span>Her gün yeniden “seni seviyorum” demek,</span><br><span>her gün yeniden “biz”i seçmektir.</span><br><br><span>Hatırla:</span><br><span>Her ilişki 5 aşamadan geçer.</span><br><span>Ama sadece sevgiyle değil, emekle, sabırla ve dürüstlükle büyüyen ilişkiler</span><br><span>son aşamaya ulaşır</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Erkeğin Hayatı, Seçtiği Kadından Anlaşılır</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-erkegin-hayati-sectigi-kadindan-anlasilir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-erkegin-hayati-sectigi-kadindan-anlasilir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_69067ba5a05e3.jpg" length="78010" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 02 Nov 2025 00:29:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir erkeğin hayatını anlamak için bir çok kritere bakılır ama onun gerçek hayat hikâyesi, birlikte yürümeyi seçtiği kadınla şekillenir. Çünkü erkek aslında kadın seçmez; yaşayacağı hayatı seçer. O hayatın sınırlarını, renklerini, estetiğini, ruhunu belirleyen de kadındır. Bir erkek hangi kadını yanına almışsa, hangi ruha gönlünü açmışsa, hangi zekâyı, hangi görgüyü ve hangi inceliği seçmişse, onun hayatının çerçevesi de budur.</p>
<p>Erkek bir kadınla hayatını birleştirdiğinde, yalnızca gönül bağını kurmuş olmaz; günlük hayatının bütün damarlarına da o kadın dokunur. Yediği yemekler, sofranın düzeni, evde çalan müzik, izlenen filmler, evin dekorasyonu, hatta erkeğin kendi giyim tarzı bile o kadınla birlikte şekillenir. Kimi zaman bir erkeğin odalarının boşluğunu, kimi zaman da sofralarının zenginliğini belirleyen bu seçimdir. Erkek iradesiyle var olur; ama onu zarafetle yoğurup hayatına anlam katan kadın yanındadır.</p>
<p>Çocukların yetiştirilme biçimi, verilen terbiye, aşılanan değerler de büyük ölçüde kadının ellerine emanettir. Erkeğin adını taşır; fakat o adın nasıl bir kişiliğe bürüneceği, nasıl bir geleceğe yürüneceği anneden gelir. Çocuğun vicdanı, görgüsü, inceliği, hatta hayallerinin rengi bile kadının yönlendirmesiyle şekillenir. Bu yüzden bir erkeğin seçtiği kadın, yalnızca kendi hayatının değil, aynı zamanda gelecek nesillerin de kaderidir.</p>
<p>Yanında vizyon sahibi, zekâsı berrak, kalbi zarif bir kadın olan erkek, sadece kendi dünyasını değil, ufkunun ötesini de görmeye başlar. Kadının geniş bakışı, erkeğin gücünü yönlendirir, kararlarını olgunlaştırır. Böyle bir kadınla yürüyen erkek, sıradan bir hayatı aşar; yaşamın içinde bir derinlik, bir estetik, bir anlam kazanır. Oysa yanında sıradanlığı kabullenen, vizyonsuzluğu meşrulaştıran bir kadın olan erkek, kendi potansiyelini de sınırlar. Kadının dar bakışı, erkeğin ufkunu daraltır; kadının zaafları, erkeğin kaderine sızar.</p>
<p>Hayat yolunda erkek çoğu zaman kuvvetin, aklın ve kararın sembolü gibi görünür. Oysa bu kuvveti yönlendiren, bu aklı besleyen, bu kararı olgunlaştıran kadının rehberliğidir. Erkek dışarıda rüzgârlarla, fırtınalarla savaşır; eve döndüğünde onu karşılayan kadının sözü, bakışı, dokunuşu o mücadelenin meyvesini ya tatlı ya da zehirli kılar. Erkeğin ömrü boyunca biriktirdiği başarılar, yanındaki kadının gözlerinde değer bulur ya da heba olur.</p>
<p>Bir erkeğin kim olduğunu gerçekten görmek isteyen, onun arabasına, makamına, parasına bakmamalıdır. Onu tanımak isteyen, seçtiği kadının yüzündeki huzura, gözlerindeki ışığa, sözlerindeki derinliğe bakmalıdır. Çünkü bir erkeği hayatın içinde asıl gezdiren, ona yol gösteren, ona yeni pencereler açan kadın olur. Erkek ne kadar güçlü, ne kadar iradeli olursa olsun, seçtiği kadın kadar genişler, onun ufku kadar yürür, onun derinliği kadar olgunlaşır.</p>
<p>Bir erkeğin hayatı, seçtiği kadının yansımasıdır. O kadın, erkeğin hem aynası hem pusulasıdır. Bir erkeğin kaderi, çoğu zaman kendi iradesinden çok, yanında yürümeyi seçtiği kadının aklında, ruhunda ve kalbinde yazılıdır. Ve işte bu yüzden, bir erkeğin en büyük referansı serveti değil, seçtiği kadındır.</p>
<p>Korhan KÜLÇE<br>22/09/2025<br>Balkonda</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sigara ve Alkol Sizi Sevdiklerinizden Koparır !!!</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sigara-ve-alkol-sizi-sevdiklerinizden-koparir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sigara-ve-alkol-sizi-sevdiklerinizden-koparir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_69067b5c7c03b.jpg" length="35253" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 02 Nov 2025 00:28:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta herkesin kendine ait sınırları ve değerleri vardır. Bu sınırlar, hem kişisel huzurumuzun hem de yaşam kalitemizin temelini oluşturur. İnsanlarla kurduğumuz ilişkilerde, bu sınırların korunması, ruhsal ve de fiziksel sağlığımız için hayati önem taşır. </p>
<p>Sigara ve alkol gibi alışkanlıklar, özellikle seni rahatsız eden boyutlarda devam ediyorsa, bu sınırlar artık esnetilemez hâle gelir. Sen defalarca uyardın, rahatsızlığını dile getirdin, değişmesini bekledin; ama karşındaki kişi kendi alışkanlıklarına devam etti. İşte bu noktada müdahale etmek ya da ısrarla onu değiştirmeye çalışmak, hem seni yıpratır hem de çoğu zaman sonuç vermez. Zaten muhtemelen karşındaki kişi sana defalarca söz verdi ama bu sözleri tutmadı.</p>
<p>İnsanları değiştirmeye çalışmak çoğu zaman boşuna bir çabadır. Herkes kendi iradesi ve seçimleriyle hareket eder; başkasının sınırlarını ve rahatsızlıklarını değiştirmek onun sorumluluğunda değildir. </p>
<p>Bu yüzden yapabileceğimiz en doğru hareket, sınırlarımızı korumaktır. Kendi huzurunu, değerlerini ve sağlığını önceliklendirmek, aslında hem kendine hem de ilişkiye karşı dürüst olmaktır. Kendi yoluna devam etmek, bir kaçış değil, bilinçli bir seçimdir.</p>
<p>Seni rahatsız eden tavırlara dur demek, kırıcı veya öfkeli olmak anlamına gelmez. Bu, kendi değerlerine sahip çıkmanın, yaşam kaliteni korumanın ve özgürlüğünü savunmanın bir ifadesidir. </p>
<p>Yanında seni rahatsız eden davranışların devam etmesine izin vermek, aslında kendi sınırlarını ihmal etmek demektir. Sürekli rahatsızlık ve hayal kırıklığı içinde kalmak, hem duygusal hem de zihinsel olarak yıpratıcıdır. Bu yüzden bazen en sağlıklı çözüm, karşındaki kişiyi değiştirmeye çalışmayı bırakıp, ''Ben artık böyle kalitesiz yaşamak istemiyorum'' demektir.</p>
<p>Özgürlük, yalnızlıkla eş anlamlı değildir. Yanında birisiyle olmak, birlikte vakit geçirmek, bağ kurmak, hayatı paylaşmak değerlidir. </p>
<p>Ama bir ilişki, sürekli seni rahatsız eden alışkanlıkların bedelini ödemekle geçiyorsa, bu ilişki artık sağlıklı değildir. Kendi yoluna gitmek, yalnız kalmayı değil, bilinçli ve sağlıklı bir tercih yapmayı gerektirir. Yanında kimse olmasa bile huzurlu, dengeli ve kendi değerlerine sadık bir hayat yaşamak mümkündür.</p>
<p>Uzaklaşmak, fiziksel bir mesafe kadar zihinsel ve duygusal bir sınır koymak anlamına gelir. Bu sınır, hem iç huzurunu korur hem de karşındaki kişinin kendi seçimlerini sürdürmesine izin verir. </p>
<p>Böylece sen artık kimseyi değiştirmeye çalışmaz, hayatını yaşarsın. Karşındaki kişi, kendi kararlarının sorumluluğunu taşır; sen ise kendi sınırlarının ve değerlerinin sorumluluğunu taşırsın. Bu, hem özgürlüğün hem de ilişkilerin olgunlaşması için gerekli bir süreçtir.</p>
<p>Özetle, sigara ve alkol gibi seni rahatsız eden alışkanlıklar konusunda defalarca uyarıda bulunduysan ve değişim olmuyorsa, yapabileceğin en doğru şey yoluna devam etmektir. </p>
<p>Bu karar, hem özgürlüğünü hem de kişisel sınırlarını korumanın en doğal yoludur. Hayatını yaşamak, huzurunu ve sağlığını önceliklendirmek zorundasın; gerisi, karşındaki kişinin kendi seçimidir. </p>
<p>Sınırlarını savunmak, kendine değer vermektir. Ve unutma ki, yanında doğru insan olduğunda birlikte olmak, özgürlüğüne ve huzuruna zarar vermeyen bir paylaşım hâline gelir; ama yanlış alışkanlıklarla dolu bir birliktelik, özgürlüğünü ve huzurunu tüketir.</p>
<p>Korhan KÜLÇE<br>22/09/2025<br>Molada</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Farklı Dünyaların Aynı Çatıda Yaşaması Yanılgısı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/farkli-dunyalarin-ayni-catida-yasamasi-yanilgisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/farkli-dunyalarin-ayni-catida-yasamasi-yanilgisi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_69067b0e9417e.jpg" length="35577" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 02 Nov 2025 00:26:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Evlilik, sadece iki insanın yan yana gelmesi değil; aynı zamanda iki hayatın, iki bakış açısının, iki değerler sisteminin birleşmesidir. Bu nedenle evlilikte en temel yapı taşı, benzer yaşam tarzı ve ortak dünya görüşüdür. Eğer bu temel uyum yoksa, en ufak çatlaklar zamanla derin uçurumlara dönüşür.</p>
<p>Bir insanın yaşam tarzı, yalnızca ne yiyip içtiği, nasıl giyindiği ya da hangi alışkanlıklara sahip olduğu değildir; aynı zamanda hayata bakışını, aileye, sadakate, sorumluluğa ve geleceğe dair duruşunu da yansıtır. </p>
<p>Dünya görüşü ise bunun daha da derin boyutudur: inançlar, değerler, öncelikler ve hayattan beklentiler. İşte bunlar örtüşmediğinde evlilik, bir sevgi yuvası olmaktan çıkar; sürekli çatışmaların ve mücadelenin yaşandığı bir arenaya dönüşür.</p>
<p>Başlangıçta “farklılıklarımız bizi tamamlıyor” diye düşünülebilir. Bir taraf özgürlüğüne düşkünken diğer taraf düzen ve disiplin arayabilir. Bir taraf eğlenceyi, gece hayatını ve dışarıda yaşamayı severken, diğeri sakinliği, evi, aile ortamını tercih edebilir. </p>
<p>İlk bakışta cazip gelen bu farklılıklar, zamanla anlaşmazlıklara yol açar. Çünkü evlilik, yalnızca romantizmden ibaret değildir; aynı evde geçirilen her gün, bu farklılıkları daha da görünür kılar.</p>
<p>Dünya görüşü farklı olduğunda, çocuk yetiştirmeden para harcama anlayışına kadar her konuda çatışma kaçınılmazdır. Bir taraf için çocuk kutsal bir emanetken, diğer taraf için sadece bir zorunlu sorumluluk olabilir. </p>
<p>Bir taraf için tasarruf geleceğin garantisi iken, diğer taraf için hayat “anı yaşamak”tan ibarettir. Bu durumda ortak bir yol bulmak imkânsızlaşır.</p>
<p>Böylesi bir evlilikte en çok yıpranan şey, erkeğin sabrıdır. Çünkü erkek genellikle sorumluluğun ağırlığını omuzlarında taşır; farklı dünyadan gelen eşine uyum sağlamak için defalarca çabalar. Fakat çaba karşılık görmediğinde, bu gayret yalnızca erkeğin tükenişine yol açar. </p>
<p>Kadın ise çoğu kez kendi yaşam tarzını dayatır; erkeğin emeğini, değerlerini ve bakış açısını küçümseyerek sürtüşmeleri artırır.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki, evlilik yalnızca bir duygu meselesi değil; aynı zamanda bir değer ortaklığıdır. Aynı sofrada yemek yenirken farklı düşünceler olabilir; fakat aynı hedefe yürünmüyorsa, sofradaki ekmek bile huzur vermez. Çünkü evlilik, birbirine zıt hayatların zoraki birleşimiyle değil; benzer yolların gönüllü kesişmesiyle anlamlıdır.</p>
<p>Sonuç olarak, yaşam tarzı ve dünya görüşü farklı iki insanın evliliği, baştan yanlış kurulmuş bir dengedir. Bu farklılıklar ne kadar görmezden gelinirse gelinsin, gün gelir yüzeye çıkar ve çatışmaya dönüşür. </p>
<p>Gerçek mutluluk, birbirini tamamlamaktan değil; ortak bir zeminde buluşmaktan doğar. Evlilikte asıl mutluluk, aynı pencereden aynı yöne bakabilmektir.</p>
<p>Korhan KÜLÇE<br>22/09/2025</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yanlış Kadının Gölgesinde</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yanlis-kadinin-goelgesinde</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yanlis-kadinin-goelgesinde</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202511/image_870x580_69067ac250903.jpg" length="29771" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 02 Nov 2025 00:25:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yanlış kadını seçmek, bir erkeğin ruhuna sessiz ama keskin bir yara işler. Başlarda sözleri, bir umut gibi düşer kulaklarına; verdiği her söz, kalbinin kıyısında bir ışık yakar. Ama zamanla fark edilir ki, bu sözler yalnızca boş bir yankı, tutarsız bir melodiden ibarettir; her vaadin ardında sadece sessizlik kalır.</p>
<p>Yanlış kadın, verdiği sözü tutmaz. Kendi çıkarlarının peşinden sürüklenir, erkeğin beklentilerini hiçe sayar. Sevgi sözcükleri dilinde bir yalan gibi dolaşır; güven yerini belirsizliğe bırakır, huzur ise yorgunluğa dönüşür. </p>
<p>Ev, bir sığınak değil, mücadelenin her gün yeniden sınandığı bir arenaya döner. Onun yanında olmak, erkeğin sabrını, emeğini, sevgisini sınayan bir ritüeldir. Her sözde bir boşluk, her vaat karşısında yeni bir hayal kırıklığı belirir.</p>
<p>Yanlış kadın almayı bilir, ama vermeyi asla. Sözü umut, eylemi acı taşır; ona güvenmek, örümcek ağına adım atmaktan farksızdır. Ne zaman sancı vereceği, ne zaman kalbi kıracağı önceden kestirilemez.</p>
<p>Böyle bir evlilikte erkeğin önce gerçeği görmesi gerekir. Boş vaatlerle örülü bir hayat, gerçek sevgi ve huzuru barındırmaz. Farkındalık, kendi değerini hatırlamak ve kendine sadık kalmakla başlar. </p>
<p>Yanlış kadın bir hayatı gölgeye boğabilir, ama aynı zamanda erkeğin gözlerini açmasına da vesile olur; sınırlarını, içsel gücünü hatırlatır. Cesaret, bu gerçeği kabullenmek ve yolları ayırmaktan geçer; ruhunu korumak, geleceğini güvenceye almak gerekir.</p>
<p>Hayat, yanlış seçimlerle sınar; söz verip hiçbir zaman tutmayan bir kadın, acıyı öğretir ama aynı zamanda uyanışı da getirir. Geçmişin gölgesi ardında bırakıldığında, erkek kendi ışığıyla yürüyebilir. </p>
<p>Çünkü yanlış bir kadın yalnızca kalbi kırmakla kalmaz; ruhun aynası olur, erkeğe değerini hatırlatır ve kendi hayatını yeniden inşa etme fırsatını sunar.</p>
<p>Korhan KÜLÇE<br>24/09/2025<br>Sabah balkonda</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Artık Aşık Olmayan Kadın</title>
<link>https://edebiyatblog.com/artik-asik-olmayan-kadin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/artik-asik-olmayan-kadin</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_69012d6fca11d.jpg" length="97274" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 23:54:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Artık Aşık Olmadığını Söyleyen Kadın İçin Çaba Gösterilir mi?</span><br><br><span>Kadının ağzından şu cümle döküldüğünde:</span><br><span>“Artık sana âşık değilim…”</span><br><span>bu yalnızca bir duygunun bitişi değil, bir dönemin sessiz vedasıdır.</span><br><br><span>Bu cümle öylesine, öfkeyle ya da kırgınlıkla söylenmez.</span><br><span>O kelimelerin ardında aylarca biriken suskunluk, hayal kırıklığı ve içten içe yanan bir sabır vardır.</span><br><span>Kadın kolay vazgeçmez.</span><br><span>Sevdiğinde bütün benliğiyle sever; kalbiyle, gururuyla, inancıyla…</span><br><span>Ama bir kadın artık sevmiyorsa, orada “çaba” değil, “vedalaşma” zamanı gelmiştir.</span><br><br><span>Elbette, insan kaybetmek istemez.</span><br><span>İçinde bir umut kalır, belki geri döner, belki yine aynı hisleri duyar diye.</span><br><span>Ama bir kadının kalbinde sevgi küllenmişse, o umut sadece bir hayalin gölgesidir.</span><br><span>Çaba bazen güzeldir, ama bazen de insanı kendinden eksiltir.</span><br><span>Ve bir noktadan sonra, mücadele değil, kabulleniş daha değerlidir.</span><br><br><span>Erkek, artık kendisine aşık olmayan bir kadın için çaba göstermemelidir.</span><br><span>Çünkü aşk, zorla yeşermez.</span><br><span>Bir kalp, artık istemiyorsa, bin kez anlatılsa da ikna olmaz.</span><br><span>Erkek, bir kadını yeniden sevmeye değil, kendini yeniden bulmaya çalışmalıdır.</span><br><span>Çünkü gerçekten seven bir kalp zaten dönmenin yolunu bulur.</span><br><span>Dönmüyorsa, o kalp artık onun değildir, geçmiş zamana aittir.</span><br><br><span>Ve işte o an anlamak gerekir ki,</span><br><span>gerçek sevgi, gitmeyi/gitmesini kabullenecek kadar olgun,</span><br><span>gurur, kalmayı zorlamayacak kadar asil,</span><br><span>ve Aşk…</span><br><span>hiçbir savaşa gerek kalmadan,</span><br><span>birinin seni gönül huzuruyla seçmesidir.</span><br><br><span>Yazan </span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zombilere Bulaşmadan Yaşamak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zombilere-bulasmadan-yasamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zombilere-bulasmadan-yasamak</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_69012a9a8676c.jpg" length="85977" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 23:42:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Artık kimse kimseyi duymuyordu.<br>Sokakta yürürken insanların gözlerine bakmamayı çoktan öğrenmişti. Çünkü orada uzun zamandır hiçbir şey yoktu; ne sıcaklık, ne merak, ne de vicdan.<br>Sadece boşluk…<br>Tükenmiş bir insanlığın, yavaş yavaş çürüyen artıkları.</p>
<p>O, buna “insanlığın zombi hali” diyordu.<br>Yürürlerdi, konuşurlardı, gülerlerdi hatta birbirlerine sarılırlardı ama hiçbir şey hissetmezlerdi. Her biri kendi küçük hırsının, kendi sahte mutluluğunun tutsaklığında yaşıyordu.<br>Bu yüzden, onlara karışmamayı seçti.</p>
<p>Her sabah erkenden kalkar, kahvesini sade içerdi, yanında günün ilk sigarası.<br>Masasına dolan sabah ışığını severdi.<br>Masasının üzerinde birkaç kitap, bir defter ve dağınık kalemler…<br>Patili çocukları ayaklarının dibinde dolanır, kuyruklarını sallayarak güne “merhaba” derdi.<br>O küçük canlılar, dünyanın kirlenmemiş son parçası gibiydi.<br>Ne maske takarlardı, ne yalan söylerlerdi, sadece severlerdi.</p>
<p>Sabah kahvesini yudumlarken ev sessiz olurdu. <br>Dışarıda dünya gürültüyle çürürken, onların evi sığınak gibiydi.<br>Eşi ile aralarında ki sessiz sabah sohbetleri, anlaşılmanın en yalın hâliydi.<br>İki insan, kalabalıkların çürüttüğü her şeyden uzak, birbirine yaslanarak nefes alıyordu.</p>
<p>İşe gitme vakti geldiğinde, patili çocukları kapıya kadar gelir, kuyruklarını sallayarak uğurlardı onu. <br>Kapıdan çıktıktan sonra koşarak pencereye giderler ve arabasına binerken arkasından bakarlardı.<br>Her sabah aynı sahne… ama hiç sıradanlaşmazdı.</p>
<p>İş arkadaşları “İyi niyetli olma, ezilirsin.” diyorlardı.<br>O ise içinden gülümserdi:<br>“Ezilmek, kirlenmekten daha kolaydır.”</p>
<p>Bir masa, birkaç kitap, sabah ışığı, iki küçük köpek ve birbirini seven iki kalp…<br>Zombi insanlara karışmadan, ama onlardan tamamen kaçmadan yaşamanın yollarını bulmuşlardı.<br>Çünkü hayat, her şeye rağmen yaşanmalıydı.<br>Ama dikkatli…<br>Temas etmeden, kirlenmeden, tükenmeden.</p>
<p>Akşam olduğunda patili çocuklar kanepenin farklı köşelerine kıvrılırken o balkonda bir akşam sigarası yakar, dumanın gökyüzünde kayboluşunu izlerdi.<br>Eşi yanındaydı, güzel bir sohbet arka fonda hafif bir müzik çalardı.<br>O an, dünyanın hâlâ yaşanmaya değer olduğuna inanırdı.</p>
<p>Yatmadan önce aynaya baktığında yüzündeki çizgilere dokunur, sessizce fısıldardı:<br>“Bugün de bulaşmadık.”<br>Bir zaferdi bu.<br>Küçük ama anlamlı bir zafer.</p>
<p>Zombileşmiş bir dünyanın dışında, küçük bir evrende, kendi düzenlerini kurmuşlardı.<br>Dünya artık bir hastalık gibiydi.<br>Ama onlar, bağışıklık kazanmaya değil, kalplerini korumaya çalışıyorlardı.<br>Çünkü biliyordu:<br>Zombi insanlardan kurtulmanın tek yolu, onlara benzememekti.</p>
<p>Hep durum için planı vardı.<br>A planı, B planı, C planı… hatta alfabenin tüm harfleri kadar.<br>Çünkü artık “hazırlıklı olmak” bir alışkanlık değil, bir hayatta kalma biçimiydi.</p>
<p>O, kaosa düzenle karşı koyuyordu.<br>Ve belki de bu yüzden, hâlâ insan kalmayı başarabiliyordu.<br>Yanında eşi ve iki küçük patili çocuğuyla....<br>Birlikte, zombilere bulaşmadan yaşamayı öğrenmişlerdi.</p>
<p>Yazan <br>Korhan Külçe<br>www.korhankulce.com</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aynı Adam Yeniden Güvenmek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ayni-adam-yeniden-guvenmek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ayni-adam-yeniden-guvenmek</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68fe86bfa8887.jpg" length="61901" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 23:38:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bir kadın bir kez kırıldığında, o eski hâline dönmez.</span><br><span>Aynı erkeğe baktığında bile artık başka bir kadın gibidir, temkinli, sessiz, ölçülü.</span><br><span>Artık sadece sözlere değil, sessizliklere de dikkat eder.</span><br><span>Bir bakışı, bir susuşu, bir geç kalışı bile anlam taşır onun için.</span><br><br><span>Çünkü güven bir kere yıkıldığında, bir daha eskisi gibi kurulmaz.</span><br><span>Ne kadar sevse de, kalbinin bir köşesinde hep o sızı kalır:</span><br><span>“Ya yine aynı acıyı yaşarsam?”</span><br><br><span>O yüzden gider bazen.</span><br><span>Gitmese bile, içinden uzaklaşır.</span><br><span>Kendini toparlar, yeniden güçlü olur.</span><br><span>Artık kimseye mecbur değildir.</span><br><span>O eski, saf güvenini değil; kendini korumayı öğrenmiştir.</span><br><br><span>Ama bazen hayat, ikinci bir ihtimal sunar.</span><br><span>Aynı erkek, yenilenmiş hâliyle gelir.</span><br><span>Eskiden kolayca söylediği kelimeleri şimdi sessizce yaşar.</span><br><span>Söz değil, çaba gösterir; bahaneler değil, istikrar sunar.</span><br><span>Ve kadın, her ne kadar direnmeye çalışsa da, kalbinin derinlerinde bir şey kıpırdar.</span><br><span>Belki bu kez olur, der. Belki bu kez gerçekten farklıdır.</span><br><br><span>Zaman geçer.</span><br><span>Kırık yerlerden filizlenir bir şey, adı yeniden güvendir.</span><br><span>Tam eskisi gibi değildir; daha olgun, daha temkinli ama daha gerçektir.</span><br><br><span>Çünkü bir kadın, bir erkeğe ikinci kez güveniyorsa,</span><br><span>Bu artık saflıktan değil, sevgiden doğan cesarettendir.</span><br><span>Ve o cesaret, her şeyden daha değerlidir.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>26/10/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hep Bir Eksik Var</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hep-bir-eksik-var</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hep-bir-eksik-var</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68fe85bf1437d.jpg" length="121196" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 23:34:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bazı insanlar vardır, bir günleri diğerine benzemez ama dertleri hep aynıdır.</span><br><span>Sürekli şikayet eden insanlardır</span><br><span>Hayatında güzel şeyler olsa bile, gözünü hep eksik olana diker.</span><br><span>Ya hava fazlasıyla sıcaktır ya da soğuktur, ya insanlar vefasızdır ya da kader ona adil davranmamıştır.</span><br><br><span>O aslında mutsuz değildir; mutsuz olmayı alışkanlık hâline getirmiştir.</span><br><span>Şikayet, onun için bir iletişim biçimidir artık.</span><br><span>Duyulmak, fark edilmek, ilgi görmek ister, ama sesi hep sitemle karışır.</span><br><span>Kendini anlatmak yerine, hayata sitem ederek var olduğunu sanır.</span><br><br><span>Bir süre dinlersin, anlamaya çalışırsın.</span><br><span>Ama fark edersin ki, çözüm değil, yankı arıyordur.</span><br><span>Sen “düzelir” dedikçe, o “ama yine de...” diye başlar.</span><br><span>Çünkü bazı insanlar sorun çözülürse değil, sorun konuşulursa huzur bulur.</span><br><br><span>Oysa bilmez ki, şikayet büyüdükçe huzur küçülür.</span><br><span>Hayat, sürekli yanlış giden bir şeyler arayarak yaşanmaz.</span><br><span>Her söz, kalbi biraz daha karartır.</span><br><span>Her sitem, sevgiye küçük bir çizik atar.</span><br><br><span>Ve sonunda insanlar birer birer uzaklaşır.</span><br><span>Çünkü kimse, her gün bulutlu birinin gölgesinde kalmak istemez.</span><br><span>Sürekli şikayet eden insan, farkına varmadan yalnız kalır.</span><br><span>O zaman susar.</span><br><span>Belki ilk kez sessizliğinde duyar gerçeği:</span><br><span>Bazen hayat değil, bakış açısı yorar insanı.</span><br><br><span>İçinde biraz minnettarlık filizlendiğinde, dünya bile güzelleşir aslında.</span><br><span>Ama önce şunu fark etmesi gerekir:</span><br><span>Güzellik, sürekli şikayet edilen bir yerden değil, şükredilen bir kalpten doğar.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>26/10/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürüm Güncellemesi Tamamlandı Versiyon 2.0</title>
<link>https://edebiyatblog.com/surum-guncellemesi-tamamlandi-versiyon-20</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/surum-guncellemesi-tamamlandi-versiyon-20</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68fb1723b641c.jpg" length="74704" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 09:05:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>SÜRÜM GÜNCELLEMESİ TAMAMLANDI</span><br><span>Versiyon 2.0</span><br><br><span>Bir erkek, yaş aldıkça değil; kendini geliştirdikçe olgunlaşır.</span><br><span>Zaman, durağan olanı değil, değişmeye cesaret edeni ödüllendirir.</span><br><span>Yerinde sayan erkek, gün gelir kendi gölgesine bile yabancılaşır.</span><br><span>Oysa erkek, her gün biraz daha iyi olmayı öğrenmeli;</span><br><span>düşüncesinde, davranışında, hatta suskunluğunda bile.</span><br><br><span>Geçmişte yaptığım hataları inkâr etmiyorum.</span><br><span>Birçok yanlışım, kırdığım kalpler, kaçırdığım fırsatlar var.</span><br><span>Geçmişi değiştiremem ama kendimi değiştirebilirim.</span><br><span>Yanlışlarımdan öğrenerek, her sabaha daha iyi bir insan olma niyetiyle uyanıyorum.</span><br><span>Çünkü farkındalık, ikinci bir doğum gibidir;</span><br><span>insan, kendini affetmeyi öğrendiği anda yeniden başlar.</span><br><br><span>Her erkek kendini geliştirmeli.</span><br><span>Yeni beceriler edinmeli, bilmediğini öğrenmeli, bildiğini derinleştirmeli.</span><br><span>Bir sabah deniz kenarında yürümeli, ertesi gün bir kitap açmalı,</span><br><span>başka bir gün kendi cümlelerini yazmalı.</span><br><span>Yetenekliyse resim yapmalı, sahneye çıkmalı, doğaya karışmalı.</span><br><span>Çünkü öğrenmek sadece bilgi değil, kendine duyulan saygının bir ifadesidir.</span><br><br><span>Kendini geliştiren erkek, dünyayı olduğu gibi değil,</span><br><span>olabileceği hâliyle görür.</span><br><span>Zorluklardan kaçmaz; onlardan ders, hatta bazen şükür çıkarır.</span><br><span>Gerçek olgunluk, kusursuzlukta değil,</span><br><span>her gün kendini biraz daha aşabilme cesaretinde gizlidir.</span><br><br><span>Kişiliğini beslemeyen erkek, dış dünyanın parıltısına kolayca aldanır.</span><br><span>Oysa kişilik; paradan, statüden, unvandan çok daha değerlidir.</span><br><span>Temeli sağlam olmayan hiçbir başarı uzun sürmez.</span><br><span>İçten çürüyen bir karakterin dışındaki görkem,</span><br><span>bir gün mutlaka dökülür gider.</span><br><br><span>Kendini geliştiren erkek; sabrı öğrenir, empatiyi derinleştirir, iletişimi inceltir.</span><br><span>Kendi değerini bilir, başkalarının değerini de gözetir.</span><br><span>Bir kadının kalbini kırmadan sevmeyi, onu mutlu etmeyi,</span><br><span>bir dostun sessizliğinde yorgunluğunu fark etmeyi,</span><br><span>bir köpeğin bakışında sevgiyi görmeyi öğrenir.</span><br><span>Çünkü olgunlaşan insan, sadece kendine değil, çevresine de ışık olur.</span><br><br><span>Bugün 51 yaşındayım.</span><br><span>Tam zamanlı çalışıyorum ve etrafım gençlerle dolu: 25–30 yaş arası pırıl pırıl zihinler.</span><br><span>Her biri bana bir şey öğretiyor.</span><br><span>En çok da değişime direnmemeyi.</span><br><span>Hayat, bazen en kıymetli dersleri senden küçük olanların aynasında gösterir.</span><br><br><span>Patili oğlum Kuki’den sabrı öğreniyorum;</span><br><span>bir şeyin hemen olmasına gerek olmadığını, beklemenin de bir erdem olduğunu.</span><br><span>Hepi topu 2 kg küçük patili kızım Alis’ten ise sevgiyi…</span><br><span>Sevecenliğiyle bana “özlemeyi” öğretti.</span><br><span>Demek ki öğrenmek için kulak yetmez, kalp de gerekir.</span><br><br><span>Bugünün dünyasında değişmeyen –ya da gelişmeyen– erkek kaybeder.</span><br><span>Çünkü hayat, sabit duranları değil, dönüşmeyi göze alanları yaşatır.</span><br><span>Kendini geliştiren erkek; her gün biraz daha olgun,</span><br><span>biraz daha bilge, biraz daha dengeli olur.</span><br><br><span>Ve evet…</span><br><span>Bazen bu değişimi anlamayanlar olur.</span><br><span>“Sen Eskisi Gibi Değilsin” derler.</span><br><span>“Bu Sen Değilsin” derler.</span><br><span>Önce değiş derler sonra da ''Rol Yapıyorsun' derler. </span><br><span>Oysa bilmezler ki, tam da amaç budur.</span><br><span>Çünkü gelişmek, kalabalığın değil, kendini bilenlerin yoludur.</span><br><br><span>Ve evet…</span><br><span>Rol yapmak uzun sürmez — ama bazen o rol,</span><br><span>zamanla karakterin, hatta kimliğin özü olur.</span><br><span>Bir gün fark edersin ki artık o rolü oynamıyorsun;</span><br><span>sen olmuşsun.</span><br><br><span>Ve o yolda yürüyen erkek,</span><br><span>bir sonraki hayatına hazır hisseder kendini.</span><br><span>Eski hâlinin gölgesinden çıkar,</span><br><span>yenilenmiş, derinleşmiş, daha iyi bir versiyonuyla hayatına devam eder.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><span>21/10/20025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Modern Kadının Özgürlüğü</title>
<link>https://edebiyatblog.com/modern-kadinin-ozgurlugu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/modern-kadinin-ozgurlugu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f3f08837fbf.jpg" length="65390" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 18 Oct 2025 22:54:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Günümüz modern hayat anlayışına göre, kadının özgürce yaşama hakkı vardır. Bu hak ona doğuştan verilmiştir; hiçbir erkek, aile ya da toplum bu hakkı elinden alamaz. Kadın ister çalışır, ister her gece gezer; ister dünyayı dolaşır, ister kendi sessiz köşesine çekilir. Kendi bedeni, düşünceleri ve yaşamı üzerinde söz hakkı yalnızca kendisine aittir.</span><br><br><span>Bazı modern çevrelerde, kadının bedenini ve benliğini istediği kadar erkekle paylaşmasının onu “kötü” bir kadın yapmayacağı savunulur. Farklı erkeklerle yeni deneyimler yaşamak, kimilerine göre kadının en doğal hakkıdır. İsterse her gece bara, meyhaneye gider; gecelerini ışıltılı masalarda, kalabalıkların içinde geçirir. Bu yaşam biçimi, çağdaş toplumun temel taşlarından biri olarak görülür.</span><br><br><span>Benim çevremde tanıdığım modern insanlar da genellikle bu düşünceleri dile getirir. Onlara göre özgürlük, sınırsız deneyimlerle iç içe geçer; bireyin tercihleri hiçbir toplumsal kalıba sıkıştırılamaz. Bu bakış açısı, bazıları için bir yaşam felsefesi, bazıları içinse derin bir yabancılaşmanın göstergesidir.</span><br><br><span>SEÇİMLER VE YOLLAR</span><br><br><span>Peki kadının istediği hayatı yaşamayı seçme hakkı var da erkeğin eş olarak kendi yaşamak istediği hayata uygun kadın seçme hakkı yok mu?</span><br><br><span>Özgürlük, yalnızca bir hak değil; aynı zamanda seçimlerin ve sonuçların da alanıdır. Kadın, kendi yaşam tarzını belirleme özgürlüğüne sahipse; erkek de kendi değerleri ve hayat anlayışıyla örtüşen bir eş seçme hakkına sahiptir. Bu durum, bir tarafın diğerine üstünlüğü değil; farklı yolların varlığının kabulüdür.</span><br><br><span>Kimi kadın evinde, kocasının yanında huzuru ve mutluluğu bulur; sıcak bir yuvada, sadelikte ve aile bağlarında anlam arar. </span><br><span>Kimi kadın ise hayatın coşkusunu dışarıda arar; meyhanelerde, kadehlerin ışıltısında, kalabalıkların içinde özgürleştiğini hisseder. </span><br><br><span>Kimi kadın akşam çayını kocasıyla sessiz bir sohbet eşliğinde içmeyi tercih ederken, bir diğeri dostlarıyla meyhane masasında rakı kadehi kaldırmayı seçer.</span><br><br><span>Her biri kendi yolunu çizer. Bu tercihler yargı konusu olamaz; çünkü herkes kendi iç dünyasının, değerlerinin ve arayışlarının izinden gider.</span><br><br><span>Benzer şekilde erkekler de farklıdır. Kimi, geleneksel değerlere sahip bir kadınla huzur bulur; kimisi daha özgür ve sosyal bir yaşamı paylaşabileceği bir eş arar. Bu tercihler kimseyi daha değerli ya da değersiz kılmaz; yalnızca farklı yönlere bakan bakış açılarını yansıtır.</span><br><br><span>Dünya görüşleri, değerler ve yaşam anlayışları uyuşmadığında, iki insanın aynı yolda yürümeye çalışması zamanla çatışmaları beraberinde getirir. Başlangıçta görmezden gelinen farklar, zamanla büyür; sevgiyi bile yıpratacak kadar derin uçurumlara dönüşür.</span><br><br><span>Bu yüzden herkes, kendi dünya görüşüne ve yaşamak istediği hayata uygun bir eş seçmelidir. Aksi halde, farklı yönlere bakan iki insanın ortak bir gelecek kurması zorlaşır ve çoğu zaman mutsuzluk, kırgınlık ya da sessiz bir ayrılıkla sonuçlanır.</span><br><br><span>Ne kadın özgürlüğünden ödün vermek zorundadır, ne erkek kendi değerlerinden vazgeçmek. Mesele, karşılıklı saygı içinde “senin yolun bu, benimki başka” diyebilmeyi bilmektir. Gerçek olgunluk, farklılıkları görüp doğru eşleşmeyi yapabilmekte yatar. Çünkü sevgi tek başına yeterli değildir; uyum, ortak bir yaşam anlayışı ve karşılıklı saygı olmadan en büyük aşklar bile zamanla yıpranır.</span><br><br><span>KENDİ YOLUNDA YÜRÜMEK</span><br><br><span>Ben kendimi geri kafalı olarak tanımlayabilirim; çünkü bugünün modern erkek tanımlarının çoğu bana uymuyor. Benim anlayışıma göre, bir eşin varlığı sadece bir evliliğin değil; ortak bir hayatın, bir yuvanın ve sadakatin sembolüdür. Ben, eşimin yanımda olmasını isterim — hem bedenen hem de ruhen.</span><br><br><span>Kendi başına ya da toksik bir takım arkadaşları ile barlarda, meyhanelerde gezen elinde rakı kadehi tutmadan mutlu olamayan bir kadının benim hayatımda yeri olmadı; bundan sonra da olmayacak. Bu bir yargı değil, benim hayat görüşümün, değerlerimin ve sınırlarımın bir yansımasıdır. Herkesin hayat anlayışı farklıdır; benimki de budur.</span><br><br><span>Ben kendi seçimlerimle mutluyum. İnandığım değerlere göre yaşar, o değerlere göre bir hayat arkadaşı seçerim. Boşluğuma gelmiş ve yanlış bir seçim yapmışsam, cezası neyse öder ve yoluma devam ederim.</span><br><br><span>Aynı şekilde başkalarının da kendi yollarını seçmesine saygı duyarım. Herkes mutlu olacağı hayatı yaşamalı; kimse kimseyi kendi yoluna zorlamamalıdır.</span><br><br><span>Çünkü gerçek uyum, dayatmalarda değil, gönüllü kabullerde bulunur. Kimi hayatlar yan yana yürüyebilir, kimileri ise ancak ayrı yollarda huzur bulur. Ben kendi yolumu seçtim; bu yolda yürümekten de hiçbir zaman pişman olmadım.</span><br><br><span>Benim pişmanlığım kendi yoluma gitmekten değil yanlış kadını seçmekten kaynaklıdır.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a><span> </span><br><span>18/10/2025</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadının Kalesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadinin-kalesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadinin-kalesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f0d963d0de6.jpg" length="50001" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 14:39:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bir kadının kalbi… Dışarıdan bakıldığında sessiz, gösterişsiz bir yapı gibi durur. Oysa içinde yıllarca örülmüş duvarlar, çocukluk hayallerinden yoğrulmuş tuğlalar, sevgiyle harçlanmış umutlar vardır.</span><br><br><span>Her kız çocuğu, bilinçli ya da değil, içten içe bir kale kurar kendine. Bir gün o kaleye bir adam gelir, kapıyı çalar. O kapı, güvenin sesine açılır; içeriye sadece sevgiyle gelen alınır.</span><br><br><span>Bir kocanın ilgisi, sevgisi işte tam da o kalenin duvarlarını koruyan nöbetçiler gibidir. Kadın, o sevginin sıcaklığında büyür; güvenle evini, yüreğini, hayatını inşa eder. İlginin eksildiği her gün, kalenin bir taşı yerinden oynar.</span><br><br><span>Bir bakarsın duvarın bir köşesi çatlamış, bir bakarsın rüzgar içeri sızıyor artık. Kadın, bu çatlaklardan sızan sessizliği en önce hisseder. Ne kadar güçlü görünürse görünsün, ilgisizliğin yankısı kadının iç dünyasında derin boşluklar yaratır.</span><br><br><span>Eğer bir kadın, sevdiği adamın ilgisini ve sevgisini kaybettiğini fark ederse, kale yavaş yavaş sarsılmaya başlar. Çünkü o kaleyi yalnızca elleriyle değil, ruhuyla inşa etmiştir. Ve o sevgi, sadece bir beklenti değil, içten gelen bir ihtiyaçtır.</span><br><br><span>Küçük yaşlardan itibaren evlilik düşleriyle büyütülmüş, eşine hizmet etmeyi kutsal saymış bir kadının dünyasında, bu ilgisizlik bir ihanet kadar acıtır. O, yıllarca “mutlu yuva” masallarına inanmış, her taşın yerini titizlikle yerleştirmiştir. Bir gün o taşlardan biri çekildiğinde, sadece bir duvar değil, tüm hayal yıkılır.</span><br><br><span>İlgisizlik, sevgisizlik, kadının kalbine sinsice giren bir yabancı gibidir. Ne bağırır ne kapıyı kırar; sessizce, zamanla, yavaş yavaş içeri yerleşir. Kadın fark ettiğinde ise çoktan bir gedik açılmıştır kalede…</span><br><br><span>Kadın çoğu zaman bu kırılmayı sessizlikle karşılar. Ancak bu sessizlik, kabullenişin değil; içten içe yıkılan bir kalenin yankısıdır. Bazen bir kadının sessizliği, en yüksek çığlıktan daha güçlüdür.</span><br><br><span>Bir erkeğin bunu fark etmemesi, kalenin tamamen çökmeye başlamasına zemin hazırlar. Çünkü kadının kalbinde açılan gedikler, zamanla büyür; güven yerini şüpheye, sıcaklık yerini soğuk bir mesafeye bırakır.</span><br><br><span>Ve bazen, bir kadının sessizliği, yıkılan kalenin çığlığıdır.</span><br><br><span>Son Söz:</span><br><br><span>Bir kadının kalesini ayakta tutan şey, büyük jestler ya da süslü sözler değildir. Asıl güç, her gün gösterilen küçük ama içten ilgilerdedir. Kadın sevgiyi hissettiğinde duvarlarını yükseltir, ilgiyi kaybettiğinde ise sessizce çatlamaya başlar.</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE </span><br><a href="https://www.korhankulce.com" class="x1fey0fg xmper1u x1edh9d7"><span>www.korhankulce.com</span></a></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Birinin Hikayesinde</title>
<link>https://edebiyatblog.com/birinin-hikayesinde</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/birinin-hikayesinde</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f0a35c7a835.jpg" length="73746" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 10:49:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah yine aynı sessizlik.<br>Pencerenin önünde oturuyorum. Güneş, karşı binanın duvarına tam o alışılmış açıyla vuruyor. Ne bir eksik, ne bir fazla. Zaman sanki her sabah aynı sahneyi yeniden oynatıyor bana. Düşünmemeye çalışıyorum. Ya da belki de gerçekten hiçbir şey düşünmüyorum. Belki bu hâlim, en dürüst hâlim.</p>
<p>Son zamanlarda insanların bana kızgın olduğunu hissediyorum. Bunu söylemelerine gerek yok. Bakışlarından belli. Sanki içlerinden biriken bir şey, yanımdan geçerken havaya karışıyor ve ben onu soluyorum. Nedenini tam olarak bilmiyorum. Belki sustuğum için… Belki de konuştuğumda doğru kelimeleri bulamadığım için. Bazen ağzımdan çıkan bir cümle, bambaşka bir kulakta yabancılaşıyor. Ben anlatmaya çalıştıkça, onlar daha çok uzaklaşıyor. Ve bir noktadan sonra anlatmanın da anlamı kalmıyor.</p>
<p>Hiçbir zaman kötü biri olmak istemedim.<br>Ama onların hikâyelerinde hep aynıyım: uzak duran, duygusuz, bencil adam. Birinin gözyaşında neden, bir başkasının öfkesinde suçlu. Sanki herkesin hikâyesinde benim için ayrılmış tek bir rol var ve ben ne yaparsam yapayım sahneye hep o kılıkla çıkıyorum. Oysa ben sadece kendi sessizliğime sığınıyorum. Gürültünün içinde kaybolmamak için, konuşmamayı seçiyorum. Ama bu da birilerini kırıyor. Sessizliğin de bir dili var, ama kimse onu duymak istemiyor.</p>
<p>Bir şeyleri düzeltmeye çalışmak bana hep yapay geldi.<br>İnsan bir şeyi düzeltmeye çalıştığında, aslında olanı değil, kendi vicdanını tamir ediyor. Ben o sahte onarım cümlelerinden hep uzak durdum. Kırıklar açıkta kalsın istedim. Çünkü bazen hiçbir şey yapmamak, en dürüst tavır oluyor. Ama kimse dürüstlüğü sessizlikte aramıyor. Herkes bir şey “yapmamı” bekliyor. Oysa bazen yapmamak da bir seçim.</p>
<p>Beni yargılayanların gözlerine baktım defalarca. Orada kendimi bulmak istedim. Ama her bakış, başka bir aynaya çevirdi yüzümü. Kimi beni suçlu gösterdi, kimi eksik, kimi tamamen yabancı. Ve ben, hiçbirinde tam olarak kendimi göremedim. Ne garip… İnsan, başkalarının gözlerinde kendine bakmaya çalışıyor ama her göz başka bir hikâye anlatıyor. Ve sonunda hiçbir hikâye senin olmuyor.</p>
<p>Belki de Camus* haklıydı.<br>Anlam dediğimiz şey, insanın kendine sunduğu bir teselli. Bir oyalanma biçimi. Biz sebepsizce yaşıyoruz; sebepsizce seviyoruz, kırıyoruz, gidiyoruz. İyi ya da kötü olmanın anlamı da bu sebepsizliğin içinde eriyip gidiyor. Herkes kendine bir anlam uyduruyor ve sonra o anlama göre birbirini yargılıyor. Ben artık anlam uydurmak istemiyorum.</p>
<p>Akşam sokaklara çıktım. Hava serinlemişti, sokak lambaları yanmaya başlamıştı. Adımlarım bilinçsizdi ama ağırdı. Bir çocuğun bakışı takıldı gözüme. Bana baktı, sonra annesinin elini daha sıkı tuttu. O an… içimden bir şey geçti. Sessiz ama keskin bir fark ediş. Ben kimsenin hikâyesinde kahraman olmayacağım. Belki hiçbir zaman olmadım. Belki de olmaya çalışmadım.</p>
<p>Ama belki mesele de bu değildi zaten.<br>Belki hayat, kahramanlıklar değil, yürümeye devam edebilmekle ilgiliydi. Nereye gittiğini bilmeden, hiçbir şeyi açıklamadan, kimseyi ikna etmeye çalışmadan… Sadece yürümek. Belki anlam da tam burada gizliydi: Anlamsızlığı kabullenmekte.</p>
<p>Ve ben yürümeye devam ettim.<br>Sokak lambalarının ışığı arkamda uzarken, içimde sessiz ama berrak bir şey vardı. Sanki sonunda bir şeyleri açıklamak zorunda kalmayacağım bir yere varmış gibiydim. Ya da belki hiçbir yere varmadan yürümek, zaten varmanın kendisiydi.</p>
<p>-----------------------------------------------<br>Not: Albert Camus, Fransız yazar ve filozof. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir "varoluşçu" ya da "absürdist" olarak tanımlamaz. </p>
<p>Not: Bu satırlar, bir yerde rastladığım Camus’nun dikkat çekici bir sözünün peşine düşüp yaptığım küçük bir araştırmanın ardından ortaya çıktı. Teşekkürler, Google.</p>
<p>Yazan <br>Korhan KÜLÇE  <br>www.korhankulce.com</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Evliyim Ama Müsaitim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/evliyim-ama-musaitim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/evliyim-ama-musaitim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68f000b08f60c.jpg" length="120470" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 23:14:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Günümüz dünyasında bazı kadınlar, sosyal medya aracılığıyla verdikleri sessiz ama güçlü mesajlarla âdeta görünmez bir ilan panosu açıyorlar:</span><br><span>“Evliyim ama müsaitim.”</span><br><br><span>Bunu her zaman açık saçık pozlarla yapmaları gerekmez. Bazen sadece buğulu bir bakış, abartılı bir makyaj ya da filtrelerle parlatılmış bir portre bile bu mesajı taşır. </span><br><br><span>Dudakların büzülüşü, baygın, flu bakışların ardındaki davetkâr hava, parmak uçlarını dudaklarının arasına alarak erotik bir çağrı… Böyle bir portre fotoğrafı bazen bikinili bir fotoğraftan daha fazla çağrı barındırır.</span><br><br><span>Bazen de yazdıkları ile sevgili aradıklarını ima ederler. İma etmek ne kelime açık açık söylerler takipçileri olan erkeklere. </span><br><br><span>Kimi zaman kırmızı bir ruj ve elbise ile ''Bugün günlerden kırmızı, gel sevgili bul beni'' kimi zaman da “Mutluluğu hak ediyorum, şu anda çok müsaitim” diye yazarak adayları davet etmek.</span><br><br><span>Hatta "Çok yalnızım birisine ait olmak istiyorum hayatımda keşke birisi olsa" yazarlar takipçilerine açık açık. Üstelik profillerinde hâlâ "Evli" yazmaktadır. Artık nasıl bir erkek ile evlilerse......</span><br><br><span>Erkek takipçi sayıları binleri bulan bu kadınlar, evli olmalarına rağmen hâlâ “piyasada” olduklarını hissettiren bir enerji yayarlar. Bu durum, izleyenlerin zihninde kaçınılmaz olarak şu soruları uyandırır:</span><br><span>Evli bir kadın neden hâlâ bekâr enerjisi yayar?</span><br><span>Neden evlilikten sonra da erkekler tarafından beğenilme arayışını sürdürür?</span><br><br><span>Feminist çevrelerin bakış açısına göre kadınlar özgür bireylerdir; paylaşımlarında eşlerinden izin almak zorunda değildirler. Modern dünyanın “eşitlik” söylemleri, bu tavrı doğal ve meşru gösterir. Kadın isterse binlerce erkeğin beğenisine kendini sunabilir; bu onun en temel hakkı olarak görülür.</span><br><br><span>Ancak bu noktada erkeklerin sesi giderek kısılıyor. İtiraz edenler, “özgüvensiz”, “baskıcı” ya da “zorba” olmakla yaftalanıyor. Modern dünyanın değerleriyle yoğrulmuş birçok erkek, bu suçlamalar karşısında geri çekiliyor. Çünkü çoğunun hayatında sağlam, kararlı bir baba figürü yok. Kendi babaları da benzer baskıların gölgesinde şekillenmiş, sessizleşmiş insanlar… Böylece nesiller boyunca erkeklik örüntüleri çözülüyor; erkek çocuklar maskülen bir duruş görmeden büyüyor.</span><br><br><span>Ben ise eski bir anlayışın temsilcisiyim. Geri kafalıyım. Genç neslin tabiri ile "Mağara Adamıyım"</span><br><br><span>Benim için evlilik bir sözleşmeden fazlasıdır.</span><br><span>Bir bağlılık, bir teslimiyet, bir sorumluluk ağıdır.</span><br><span>İki insanın yalnızca aynı evi değil, aynı onuru paylaşmasıdır.</span><br><br><span>Eğer evli olsaydım ve eşim, sosyal medyasında “Evliyim ama müsaitim” tarzında paylaşımlar yapsaydı </span><br><span>"Çok yalnızım kendimi birisine ait hissetmek istiyorum" </span><br><span>"Hayatıma alacağım sevgili bu özelliklerde olmalı ki rahatımı bozduğuma değsin" </span><br><span>diye yazsaydı bu benim için yalnızca bir kırılma olmazdı; tiksinti duyduğum bir kopuş olurdu.</span><br><span>Çünkü sadakat, görünmez ama en sağlam bağdır.</span><br><br><span>Ne yazık ki günümüzde bu tür tavırlara karşı çıkan erkekler, yalnızca toplumsal değil, kimi zaman devlet eliyle de baskıya maruz kalıyor. Eşinin davranışlarına sınır çizmeye çalışan koca, “tehdit” ya da “hakaret” suçlamalarıyla cezalandırılabiliyor. Böyle bir atmosferde birçok erkek kabuğuna çekiliyor; zamanla pısırıklaşıyor ve oğullarını da aynı şekilde yetiştiriyor. Maskülenlik sönümleniyor, aile içi dengeler bozuluyor.</span><br><br><span>Ben kendi adıma söylüyorum: böyle bir kadını hayatımda istemem</span><br><span>“Evliyim ama müsaitim” diyen bir kadını sevmem.</span><br><span>Hatta ondan tiksinirim.</span><br><span>Çünkü ben hâlâ bir kelimenin, bir duruşun, bir sadakatin peşindeyim.</span><br><span>Yanımda duran kadının gözleri sadece bana dönük olmalı, ve ben de yalnızca ona ait bakışlarda anlam bulmalıyım.</span><br><br><span>Çünkü herkes kendi değerleriyle yaşamalı. “Evliyim ama müsaitim” mesajı veren bir kadın, onu bu haliyle kabullenecek, değiştirmeye çalışmayacak bir erkek bulmalıdır.</span><br><span>Böyle erkekler elbette vardır… Belki de yolları, tam da orada kesişmelidir.</span><br><br><span>Benden uzak.....</span><br><br><span>Ben ise hâlâ mağaramdayım. </span><br><span>Yalnız değilim, sadece kendi yankımı dinliyorum.</span><br><span>Mağaram kışın (sıcak olmasa bile) ılık, yazın ise serin oluyor.</span><br><span>Ve mağaramdan, benim gibi eski kafalı olan herkese selamlarımı gönderiyorum</span><br><br><span>Yazan</span><br><span>Korhan KÜLÇE</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal Medyada Sevgili Arayan Kadının Çaresizliği</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sosyal-medyada-sevgili-arayan-kadinin-caresizligi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sosyal-medyada-sevgili-arayan-kadinin-caresizligi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68ed250295784.jpg" length="79189" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 19:13:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Az önce önüme düştü,  bir kadının profilinde dikkat çekici bir cümleyle karşılaştım:<br>“Hayatıma alacağım sevgili…”</p>
<p>Altında, aradığı kişide bulunması gereken özellikler uzun uzun sıralanmıştı. Satırlara sinmiş bir arayış havası vardı: Bu kelimeler dikkat çekmekten çok, içteki bir boşluğu doldurma çabası taşıyordu.</p>
<p>Kadının geçmişinde kaç ilişki yaşamış ya da nasıl tecrübeler edinmiş olursa olsun, bu kadar kolay ve aleni bir şekilde “ideal sevgili” tanımı yaparak, hayatına alacağı sevgili modelini takipçisi Erkeklere ilan vermesi basitliktir.</p>
<p>Örneğin: "Bugün günlerden kırmızı, kırmızı rujumu sürdüm bekliyorum, gel sevgili bul beni"</p>
<p>Örneğin; "Mutluluğu hak ediyorum, şu anda hazırım ve çok müsaitim"</p>
<p>Bunlar çok açık sarı sayfa ilanı</p>
<p>Ahlaki açıdan bakıldığında, bir ilişki ya da sevgili arayışının sosyal medyada paylaşılması, kişinin hem kendine hem de ilişkiye duyduğu saygıyı sorgulatır. Çünkü gerçek sevgi, ilanlarla değil; zamanla kurulan güven, yüz yüze yaşanan samimiyet ve derin bağlarla anlam kazanır.</p>
<p>Bu tür paylaşımların normalleşmesi, ilişkilerin samimiyetini zedeleyen bir kültürün yerleşmesine yol açıyor. Bugün bir cümleyle başlayan bu “arayış”, yarın gerçek duyguların yerini yüzeyselliğe bırakıyor.</p>
<p>Bir kadının duygularını, yalnızlığını ve mahremiyetini bu denli açık şekilde sosyal medyanın ortasına bırakması, aslında bir cesaret gösterisi değil; derin bir çaresizliğin sessiz çığlığıdır. Özenle çekilmiş fotoğraflar, kusursuzlaştırılmış filtreler, dikkatle seçilmiş kelimeler… Tüm bu özen, içten içe büyüyen bir yalnızlığı gizlemeye yetmiyor.</p>
<p>O satırlarda, gerçek bir sevgi arayışından çok; fark edilme, onaylanma ve sevilme ihtiyacı hissediliyor. “Sevgili arıyorum, Hayatıma alacağım Sevgili...” ifadeleri, bir arayıştan ziyade bir yardım çağrısını andırıyor. Dijital dünyanın soğuk ışıkları altında, bir kadının yüreğindeki boşluk görünür hâle geliyor.</p>
<p>Her beğeni ve her yorum, kısa süreli bir teselli gibi görünse de gerçekte bu teselli, yalnızlığın daha da derinleşmesine hizmet ediyor. Ekran karşısında güçlü bir duruş sergilemeye çalışsa da, satır aralarından sessizce “Beni gör, beni sev, beni anla” diyor.</p>
<p>Toplum çoğu zaman bu tür paylaşımları alayla karşılıyor. Erkekler bu tür ilan veren Kadınlara 'Kolay Av' gözü ile bakıyor. Oysa bu alayın ve 'kolay av' bakışının ardında, çoğu kez fark edilmeyen bir çaresizlik yatıyor. </p>
<p>Bu ilanlar, bazen bir kadının sessizce attığı son çığlık oluyor: Kalabalıklar arasında fark edilmek, anlaşılmak, sevilmek umuduyla yazılmış bir cümle…</p>
<p>Sonrasında gelen tanışma teklifleri, kalp, çiçek ve alev emojileri. Kadın hayatına sevgili almak istediğini yazarak kendisini açık ve kolay bir av olarak sunmuş. Erkeklerin bu kolay avı avlamak istemeleri bence çok normal ve zaten Kadının isteği de bu. Teklifler gelmesi ve gelen teklifleri değerlendirmek.</p>
<p>Ne yazık ki bu çaba çoğu zaman gerçek bir bağa dönüşmüyor. Sosyal medya, sıcak bir dokunuşun veya samimi bir bakışın yerini asla dolduramıyor. Ve o kadın, her paylaşımında yalnızlığının yankısını bir kez daha duyuyor; ama yine de vazgeçemiyor. Çünkü belki bir gün, birinin gerçekten onu anlayacağına inanıyor.</p>
<p>Tanrı, hiçbir kadını; sevgisini, özlemini ya da arayışını sosyal medyanın soğuk ekranlarında ilan etmek ve sevgili aradığını açıklamak zorunda kalacak kadar çaresiz bir hâle düşürmesin.</p>
<p>Çok üzücü</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE  <br>11/10/2025</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ruhumun &amp;apos;falezli&amp;apos; kıyıları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun-falezli-kiyilari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun-falezli-kiyilari</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e80f55d2bd8.jpg" length="83759" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 22:39:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin</dc:creator>
<media:keywords>farkındalık, öğrendiklerim, yaşam, özşefkat, sabır, hayat, değersizlik, görülmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>selamm. yine klasik müziğim açık. ilham alarak, hissederek geçtim pcnin başına. içimden geldiği gibi yazıcam bana dokunanı. hadi başlayalım.<br>yazmak, üretmek aşırı hoşuma gidiyor. varlığım anlamlıymış gibi geliyor. kimsenin açıp okumayacağını bildiğim halde ( en yakınlarımın bile) bir şeyler yazmak bana aşırı iyi geliyor.hep böyle ilerisini düşünüyorum. ilerde çocuklarım ya da yeğenlerim belki denk gelir. açar okur. kendilerine dair bir şeyler bulur ya da ne bileyim ilham alır birileri düşüncesi yazmak için motivasyonumu oluşturuyor. ortak paydada buluşabileceğim birileri olur hem belki. dünyadan göçüp gitmiş olsam bile belki beni gerçekten anlayan yürekten hisseden birilerine denk gelir bu yazdıklarım. işte o zaman biraz daha huzur bulur naçiz(!) vücudum.<br>biraz böyle zayıf hissettiğim ve belki de biraz kendime acıdığım şeyler yazacağım. doğru kelime bulamadım aslında. yazınca anlarsınız işte. bu kız kendini niye acındırıyor ya diye düşünmeyin sadece. ya da düşünün. çünkü herkes hayatının belli noktalarında bu hisleri yaşıyor. <br>eksik hissediyorum ben. şanssız doğmuş hissediyorum. evet biliyorum daha bahtsız hissedeceğim şeyler de yaşayabilirdim ya da öyle doğabilirdim. buna şükür evet ama hissediyorum işte bunu bazen. tabiki hayatımın geri kalanı da böyle hissederek  geçmeyecek. şansımı yaratabilirim. kendime yeni bir hayat kurabilirim. kuruyorum da. çabalıyorum bunun için her gün. her günün yeni bir gün olması için elimden gelenin en iyisini yapıyorum. ama işte bazen savruluyorum. ki özellikle etrafım bencil insanlarla dolu iken savrulmam daha da kolaylaşıyor. boğazım düğümleniyor içinde bulunduğum durumu düşündükçe. çünkü kendimi o kadar uzun süredir görülmemiş hissediyorum ki. hiçbir zaman doğru bağlar kuramamış olmak hissiyatı beni daha da savuruyor. ben de bazen çabalamaktan yoruluyorum. anlatmak istiyorum. bazen derdimi bile değil ufak heveslerimi başarılarımı görüp paylaşmak istiyorum. ama genelde sadece o insanların yörüngeleri arasında savruluyormuşum gibi hissediyorum. kime gitsem sanki benim tüm sorumluluğum onlara güç vermek, yanlarında olmak, maddi manevi destek olmak, can kulağıyla dinlemek, heveslerine ortak olmak, onları motive etmekmiş gibi hissediyorum. hayat denen bu filmde bana hep yan rol verilmiş gibi hissediyorum. yanlış anlaşılmasın herkesin hayatında başrol olma gibi bir kaygım yok. ama bence insanların hayatında ikinci başroller vardır. en azından bende öyle. ve uslanmaz bir şekilde insanalra o kadar ikinci başrol olduklarını hissettiriiyorum ki beni bile tanımaz hale geliyorlar. benden daha fazla ün yapma sevdasına tutuluyorlar. fazla betimleme yaptım yani demem o ki; insanlara karşı aşırı mütevazi oldukça kendilerini benden üstün görmeye başlıyorlar. değer göstermeye beni görmeye tenezzül bile etmiyorlar. heyecanıma ortak olmuyorlar. belki de beş yüz kere anlatmak istediğim konuya bomboş hissediyorlar. ama ben hep yörüngelerinde alkışçılarıyım onların. değer verdiğim her insanın ( ki bu kolay kolay olmaz) ortağıyım. çünkü böyle de olmalı. <br>insanlara şaşırıyorum ama gerçekten. nasıl bu kadar benmerkezci olabiliyorlar. böylelerine de denk gelmemin bir sebebi var diye düşünüyorum. bana da öğretmeye çalışıyor bence hayat. daha da bencilleş selo diyor. demek ki bunda hayır var. kibirli bir yerden yaklaşacağım belki de ama gördüğüm tanıdığım her vasıfsız insanın başkalarını yanında vasıfsızlaştırma çabası bu hayatta kabul görüyor. nerde eğitimli bir insan görsem en mütevazisi orda. en kendini övmeyeni en başarısını gözlerine sokmayanı... ama nerde vasıfsız biri var en ufak şeylerini bile sergiliyor. hayretler verici.<br>ben hep utandım başarımı söylemekten. göğsümü gere gere övgüleri kabul etmek yerine utanıp sıkıldıkça ben görünmez oldum. hep insanların kendini başkalarını anlatışını dinler oldum. değer verdiğim her insanda hep böyle oldu. neyse ki ben olması gerekeni yaptığıma inanıyorum ama. insan insanı can kulağıyla dinlemeli, onu gerçekten görmeli, vakit ayırdığını hissettirmeli. çünkü o an biz orda birbirmiz için varız. ne bileyim ben cidden değer verdiğim insanların yanında telefona bakmaya bile çekinirim, ya gerçekten onu dinlediğimi onunla orda olduğumu hissetmezse diye. ama sanırsam böyle inceliklerin kalmadığı bir dünyada yaşıyoruz. ya da ben böyle bir dünyayla çevriliyim. kendimi ait hissedemiyorum o yüzden. son zamanlarda çok sık hissettiğim bir şey bu. <br>öyle işte sevgili gelecek. 25imde bunları hissediyor düşünüyor farkediyor ve hatta savaşıyorum. her şeye ve herkese rağmen ben yine de geliştirdiğim benliğime ihanet etmeyeceğim. tüm ikinci rolleri silip kendimi hayatımın başrolü yapacağım. doğrusu daha da içselleştireceğim. herkese hakettiği kadar değer vereceğim. hakettiği kadar dinleyeceğim, göreceğim. omzumdaki yükleri  başkalarına yüklemeyeceğim ama herkese yetmeye de çalışmayacağım. belki de senaryoyu silip baştan tekrar yazacağım. çünkü bu hayat denen kısa filmi ben de en iyi en güzel şekilde yaşamayı hakediyorum. evet herkes gibi ben de hakediyorum. yaşayacağım da. kimse görmse de bilmese de dinlemese de ortak olmasa da en güzel şekilde yaşayıp bu diyardan öyle göçeceğim. sana söz selo.</p>
<p><br>diğer yazında görüşmek üzere...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ruhumun kıyıları&#45;  boş bir eve ait hissedemez insan</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-bos-bir-eve-ait-hissedemez-insan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-bos-bir-eve-ait-hissedemez-insan</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e65c5c9ab33.jpg" length="122980" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 15:43:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>selaamm. ben geldim yine. konserine gittiğimden beri bağımlısı gibi dinlediğin evgeny grinko açık fonda. hava kapalı. nispeten iyi ama bir yandan da durgun hissettiğim bir gün. z raporu verildiyse haydi başlayalım.<br>günlerdir aklımda 'cümlelerim' şarkısının girizgahı var: 'insan öyle boş bir eve ait hisseder mi ???'. dolanıp duruyor zihnimde satın almış gibi uzun süreli belleğimi. tahmin edersiniz ki üzerinde uzunca düşündüm. indikçe indim derinine. şarkıların bazı sözleri beni böyle etkiler işte. çünkü tam da anlatmak istediğim şeyi anlatır. duygumu adlandırır. bu söz nereye dokunmak istedi hangi sonuca vardırmak istedi beni, ilk başta kestiremedim. sonra derinleştikçe çok eskilerden gelen bir şey olduğunu anladım. bir duygu kırıntısı. çünkü uzun yıllar hiçbir yere ait hissedemedim ben. şu an hissediyor muyum o da meçhul tabii. ama çok aradım dünyadaki yerimi.  sonra bulamadığımı kabullendim sanırım. savaşmayı bırakmış olmalıyım ki böyle kabuk bağlayan bir yara gibi hissettirdi bu satırlar bana. tekrardan üzerine düşündüm bu hissin. şu an bir yere ait hissediyor muyum ? diye sordum kendime. bir eve bir şehre bir odaya... cevabının boşluk gibi hissettirişi tam da bu satırları destekledi. ben dedim kendime, gerçekten de bu savaşı bırakmışım. kendime dayadığım bu zorunluluktan sıyrılmışım bir şekilde. bir şeehre bir kişiye ait hissetmemek artık problem olmamış benim için. çünkü hala ait hissetmekte zorlanıyorum kendimi bir şeylere, kendim hariç. nerde olursam kimle olursam olayım içime dönmek beni tek ait hissettiren şey oluyor. istediğimi bana en iyi verebilecek yer bir tek orası olduğu için sanırım. şefkati,sevgiyi, huzuru, değeri, merhameti, anlayışı, gücü... zaten aitliği sağlayan şey de budur diye düşünüyorum. insan tanışıklığı olan, anlaşıldığı yere ait hissetmeye başlar. bu değişebilir de tabi. bazen insanlara da kendimizi ait hissetmek isteriz. hatta çoğu zaman. ama sonsuza kadar sana ayrılmadığını o insandaki ait olduğun yerin ve hatta sonra o yere kira vermeye bile başladığını gördükçe ait hissetmemeye başlarsın. yük hissetmeye başlarsın. boş bir ev olur o yer. ait hissedemezsin. ne kadar çabalarsan çabala hep bi burası değil benim yerim hissi gelir ya insanın içne. zaten böyle hissettiysen bir daha hiç ait olamazsın. olamazsın abi. böyle zordur ait hissetmek. sen ne kadar kovalarsan kovala zamanı gelince batmaya başlar bir şekilde. huzursuz eder adamı. <br>ben de yıllarca ait hissetmek için çabaladım. hissettiğimi sandım hatta. defalarca hem de. önce insanlara ait hissetmek istedim. baktım olmuyor bir şehre bir eve ait hissetmek istedim. olmadı. yer bulamadım. bulamamışm yani. şimdilerde dönüp bakınca görüyorum bu savaşı neden bıraktığımı. sanırsam sığınağımı kendimde bulmuşum. ve gittiğim her yerde kendime kendimle kalabileceğim ufak alanlar yaratmışım ve oraya ait hissetmeye çalışmışım. duvarlarına bana ait şeyleri astığım odalara sığınmışım. ve evet ya sanırsam biraz da olsa ait hissetmişim. <br>velhasıl insan öyle boş bir eve ait hissedemez bence. anlaşılmadan kira vererek yaşadığı kalplere, yama olmaya çalıştığı şehirlere, duvarlarında kendine ait bir şey asılı olmayan evlere ait hissedemez. hissetse hissetse belki bir odaya ama en çok da kendine ait hissedebilir...<br>diğer yazında görüşmek üzeree.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ruhumun kıyıları&#45; alma kaslarımı genişletiyorum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-alma-kaslarimi-genisletiyorum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-alma-kaslarimi-genisletiyorum</guid>
<description><![CDATA[ içimde bitmek bilmeyen hayatı romantize etme isteğimi bastıramadığım için farkındalıklarımı yazıyorum ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68e145de44e45.jpg" length="73379" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 19:07:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>selam ben geldim yine durmadan dümdüz yazacağım çünkü ancak kendimi toparlayabilirim. hadi başlayalım;<br>kendimden kopuk hissediyorum. aslında tam kopuk da denemez. kontrolün bende olduğunun farkındayım içten içe ama uzağım işte. iç sesimden. kendimi bir şeylere takmış halde buluyorum bu sıralar. benim zayıf günlerimin göstergesidir bu. kafamı bir şeye takar onu büyütür de büyütürüm. ta ki böyle geri plana geçilip büyük pencereden bakmayı isteyene kadar. evet önceden çıkamıyordum bu kafadan ama şimdi bilerek çıkmak istemiyorum. zaman tanıyorum kendime aslında bu da bence kendimle ilişimin güçlü olduğunun bir göstergesi. diyorum ya evet burda öğrendiklerimi farkındalıkarımı yazıyorum ama bazen ben de uygulayamıyorum ya da uygulamak istemiyorum. en azından tercih meselesi haline getirebilmişim bunu ( kendimi övmek gibi olsun evet). <br>ne amaçla pc'nin başına geçtim bilmiyorum sadece bana iyi geldiğini biliyorum. içimdekileri yazmak bana iyi hissettirecek ve tekrardan toparlanmamı sağlayacak. bir kaygı yok içimde. böyle öküz oturmuş gibi bir his değil bu. umutsuzluk hissi sanırsam. evet daha beteri xd. bir şeyler yapmak için harekete geçme isteğim yok.  dediğinizi duyar gibiyim evet motivasyonum yok.ne uzattım ama hahaha. motivasyonsuzum işte aslında. ama bu da tercih meselesi. istersem kendimi harekete geçirebilirim biliyorum çünkü daha önce yaptım ama yapmak istemiyorum. sanırsam hormonal döngülerime saygı gösteriyorum. regl haftası geçirdim ve aşırı durgun, umutsuz ve hevessiz bir haftaydı. bugün biraz daha iyi hissediyorum. yükleniyor motivasyonlu hormonlar vücuduma. haftaya muhtemelen yeni şeyler denemek üretmek ve yaratmak coşkusuyla yanıp tutuşacağım. ben de bunla savaşmak yerine uyum içinde olmayı seçiyorum. <br>yine de hasılatları var tabi bu dönemin. gölge yanlarımdan biriyle daha tanıştım bu sırada; zihinsel sabotajım. bunu hiç yapmadığımı sanırdım kendime. ama yapıyormuşum hem de farketmeden. çünkü dilimde hep ben en iyisine layığım en güzelini hakediyorum diyordum ancak zihnen bunu kısıtladığımı farketim. mesela bu sene için koyuduğum hedefler arasında maddiyatla ilgili yapamadığım birkaç şey vardı daha doğrusu ertelediğim biraz daha düzlükte yaparım dediğim. ama o düzlüğü hiç getirmemişim. kendime onu hiç değer görmemişim ve bunu maddiyata sığınarak yapmışım. halbuki ne olacak ki ? borçtur ödenir gider. ama aileden gelen eski inançlarımla kendimi gizli gizli sabote etmişim. <br>ve sanırsam bu hayallerime de yansımış. şimdi şimdi farkediyorum aslında yıllık koyduğum hedeflerin küçük şeylerle mutlu olmamı sağlyacak şeyler olduğunu. ben bu hayattan hep büyük şeyler istemeye korktum. bana gelmez sandım. ama isteyenlere öyle güzel geliyordu ki. dedim ki kendime ben neden istemiyorum ya neden? evet hakediyorum biliyorum ama buna inanıyor muyum gerçekten? inanmıyormuşum. her ne kalıbıysa gölge yanıysa bu seni reddediyorum. yeni benliğimde alma kaslarımı genişletiyorum ve büyük şeyler istemeyi öğreniyorum. sınırlarımı genişletiyorum ve büyük fırsatların olasılıkların kapısını açıyorum. çünkü bunlar benim için de varlar. sadece istememişim. ve harekete geçmek için kendimi kısıtlamışım belki de korkmuşum. ama bunun için adım atacağım artık. büyük hayaller kuracağım. isteyeceğim. bu sene içinde de yapmak istediğim her şeyi yapacağım. ben bunu hakediyorum. kendime verdiğim sözleri tutmayı. hedeflerime ulaşmayı. hakediyorum ve ulaşıyorum. her birine tek tek. <br>biraz olumlama ve manifest günlüğü gibi bir yazı oldu ama bunları yazmaya dökmeye ihityacım vardı ve yaptım. okunma görülme kaygım yok. yaratmak, üretmek beni tatmin ediyor. atalarımızdan gelen bir ihtiyaç sanırsam. ya da yaratıcımızdan. whatever. diyeceklerim bu kadar şimdilik. benim anlatacak çok şeyim var hala. okumak isterseniz diğer yazında görüşmek üzere...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaralayanla Şifa Bulmak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yaralayanla-sifa-bulmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yaralayanla-sifa-bulmak</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202510/image_870x580_68dedb6b7d509.jpg" length="69926" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 23:07:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Birisini çok sevdiğinizde, o sizi çok üzse de onun yanında ağlamak istersiniz. Çünkü kalp, inciteni değil; teselli edeni hatırlar. Bazen en ağır sözler onun ağzından çıkar, en derin yaralar onun ellerinden açılır, ama siz yine de gidip aynı ellere sarılmak istersiniz. Çünkü sevgi, acının kaynağıyla teselliyi aynı bedende bulma çelişkisidir.</p>
<p>O size korkunç bir şey yapsa da yine de onun kollarında huzur ararsınız. Çünkü kalp, mantığın çözdüğü denklemleri bilmez; kalp yalnızca ait olduğu yeri tanır. İnsan, kimi zaman en güvenli limanı, en çok fırtına koparan suların içinde bulur.</p>
<p>Birini çok sevdiğinizde, size bin kere de yalan söylese, yine de herkesten çok ona inanmak istersiniz. Çünkü o yalanların içinde bile duyduğunuz tek şey onun sesidir; o ses ise sizin için gerçeğin ta kendisidir. Bir sözünün doğruluğunu sorgulasanız da, o sözün size ait oluşunu sorgulamazsınız. Sevgi işte böyle bir körlüktür: insanın gözünü değil, yüreğini bağlar.</p>
<p>Sevdiğiniz kişi sizi defalarca incitse, defalarca hayal kırıklığına uğratsa bile, kalbinizin içinde ona ayrılmış yer hiç küçülmez. Çünkü orası, sadece onunla dolabilen bir boşluktur. Herkesten kaçıp herkesten uzaklaştığınızda, yine de dönüp dolaşıp onun kapısına gelirsiniz. Onun bakışıyla teselli bulmak, onun omzunda ağlamak, onun kelimelerinde yuva kurmak istersiniz.</p>
<p>Birini çok sevdiğinizde, gururunuz sessizleşir, mantığınız geri çekilir. Bütün akıl hesaplarının yerini, sadece tek bir his doldurur: “Ne olursa olsun, ben onsuz yapamam.” Bu yüzden aşk, hem en büyük zaaf hem de en güçlü bağdır. İnsan, acıtanla teselli bulmayı yalnızca aşk sayesinde öğrenir.</p>
<p>Ve en sonunda şunu anlarsınız: gerçek sevgi, kusursuzlukta değil, tüm kusurlara rağmen kalmayı seçmektir. Birini çok sevdiğinizde, yaralarınıza rağmen, kırıklarınıza rağmen, gözyaşlarınıza rağmen hâlâ aynı adı fısıldarsınız. Çünkü kalbiniz bilir: Acıyı da mutluluğu da aynı kişiden almak, en büyük çelişki olduğu kadar, en hakiki bağlılıktır.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ufaklığı&amp;apos;ma</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ufakligima</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ufakligima</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68daeef95fbb5.jpg" length="99526" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 23:44:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>irem86</dc:creator>
<media:keywords>yazı, çocuk, kavuşma, duygusal, anne, çocuk, metin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Monotype Corsiva';">Sen daha çok ufaksın çocuk ;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Monotype Corsiva';">Hayat yolunda yürüdüğün yol zorluklarla dolu olacak çoğu zaman , ama aldırış etme yoluna bak. Kararın ne olursa olsun arkasında dur ve sakın vazgeçme.. Güleryüzün en büyük desteğin olacak ne zaman yorulursan aynaya bak ve karşındakine gülümse.. Hayat yolu bazen engebeli bazen düz olacak ; engebeden geçerken sadece önüne değil sağına soluna da bak ve ardında bıraktıklarına.. bu yolu geçmeni isteyenler seni gerçekten seven insanlar olacak. Onlar senin ömründe hep var olacaklar.. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Monotype Corsiva';">Hedeflerin olsun hayatında ; ilerlemesi seni korkutsa bile başlamadan korkma , derin bir nefes al ve adımını at. Emin ol hedefe ulaştığında yaşadığın mutluluk seni daha güçlü kılacak.. Kendini geliştirecek herşeye adım atmaktan geç kalma ki yaş ilerledikçe pişmanlık duyma. Yapmak istediklerini hemen yap bahaneler seni yıldırmasın.. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Monotype Corsiva';">Hayat denilen yolculuk uzun görünsede yaşadığın hayat bu ömrün ne kadar basit yaşanmasını gösterecek sana. Yeri geldiğinde yükseldiğinde ardında ki yaşadığın hayatı unutma ve iyilik yapmaktan çekinme.. Her zaman sevgi dolu ol ,sevgi yeryüzünde ki en güzel şey.. Kötülüğü yok edecek<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ve insanları birbirine bağlayacak olan tek şey…Kabul etmesi zor olsa da hayatımızda acılarda olacak ve bu acılar seni olgunlaştıracak , büyütecek.. o zaman da büyümekten korkma, hayat kimseye adil değil bunu düşün her zaman ve sevdiklerine kocaman sarıl. Sarılmak acıyı hafifleten ve sevgiyi büyüten en güzel şey..<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Monotype Corsiva';">Her insanı hayatına alma çocuk ; senin fikirlerine önem vermeyen, sana değer vermeyen insanları çıkar hayatından…Sana eşlik etmek isteyen insan zaten hep yanında olmak isteyecektir. Sana ne kadar değer verirlerse sen de o kadar değer ver ne bir eksik ne bir fazla.. ve her zaman ne kadar sevdiğini söyle.. sevgini söylemekten çekinme hayatımıza giren her insan bize ya kötü bir ceza ya da iyi bir ödül olacaktır. Hayatına giren tüm insanları buna göre belirle.. kimsenin sana zarar vermesine izin verme.. unutma bu hayatta sen bi tanesin..bi tane daha senden yok.. Gülümsemen en büyük yoldaşın olsun..<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Monotype Corsiva';">Ve ne olursa olsun seni çok sevdiğimi ve her zaman yanında olduğumu ve olacağımı unutma.. Yanında olduğum müddetçe seni üzebilecek her şeyin önünde duracağımı unutma.. sen benim hayatıma ödülsün ben seni böyle yazdım kalbime ve hep öyle kalacaksın.. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ve ne zaman kendini yalnız hissedersen TUZU UZATIR MISIN HAYAT (cihad KÖK)adlı kitabın sayfa 71 nde yer alan metni oku : sonu şöyle diyordu ;<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Monotype Corsiva';">Bende yalnızım gel kahve içelim<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Monotype Corsiva';">Sen oradan yudumla ben hissederim..<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Monotype Corsiva';"><span style="mso-spacerun: yes;">                                                                                                                </span>Yüzünde ki gülümsemen hiç eksik olmasın<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Monotype Corsiva';"><span style="mso-spacerun: yes;">                                                                                           </span><span style="mso-spacerun: yes;">                    </span>Seni çok Seviyorum..<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Harlow Solid Italic';"><span style="mso-spacerun: yes;">                                                                                                        </span><span style="mso-spacerun: yes;">     </span><span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span><span style="font-family: 'Cambria',serif; mso-bidi-font-family: Cambria;">İ</span><span style="font-family: 'Harlow Solid Italic';">rem <o:p></o:p></span></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x_68daeef9afdcb.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadının Ne Söylediğine Değil, Ne Yaptığına Bakılır</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadinin-ne-soeyledigine-degil-ne-yaptigina-bakilir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadinin-ne-soeyledigine-degil-ne-yaptigina-bakilir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d4e5136601a.jpg" length="36524" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 09:46:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kadının sevdiğini söylemesi, kelimelere dökülmüş bir duygunun ifadesidir. Ama kelimeler, çoğu zaman rüzgâr gibi uçup gidebilir. Önemli olan, sevginin yalnızca dilde değil, davranışlarda da varlığını göstermesidir. İşte bu noktada, seven kadının en güçlü dili fedakârlıktır.</p>
<p>Sevgi, yalnızca güzel sözlerle yaşatılan bir duygu değildir; özveriyle, sabırla ve kararlılıkla anlam kazanır. Kadının sevgisini değerli kılan şey, onun fedakârlıklarıdır. Çünkü seven kadın, sevdikleri için kendinden ödün vermeyi bilir.</p>
<p>Seven kadın, sevgisini ispat etmek için büyük nutuklar atmaz. O, ihtiyaç anında yanında durarak, en zor zamanlarda yükü omuzlayarak sevgisini belli eder. Bazen kendi isteklerinden vazgeçer, bazen de en değerli zamanını ailesine ayırır. Onun fedakârlığı sessizdir, ama derindir; görünmez gibi duran bu çaba, sevgiyi gerçek kılar.</p>
<p>Fedakârlık, sevginin en sahici sınavıdır. Seven kadın, karşılık beklemeden verir; çünkü onun gözünde sevgi, bir alışveriş değil, bir adanıştır. Yorulduğunda bile gülümseyebilmesi, kırıldığında dahi affedebilmesi, sevgisinin gücünü gösterir. Böylece, söylenmiş binlerce “seni seviyorum” cümlesinden çok daha değerli bir anlam taşır.</p>
<p>Fedakârlık çoğu zaman günlük hayatta küçük ama anlamlı adımlarla başlar. Örneğin, kötü alışkanlıkları bırakmak seven kadının en önemli sınavlarından biridir. Sağlığına zarar veren, ailesini üzen ya da düzeni bozan alışkanlıklardan vazgeçmek; hem kendine hem de sevdiğine duyulan saygının ifadesidir. Binlerce sevgi sözünden daha değerlidir.</p>
<p>Bir diğer fedakârlık alanı, sosyal medyada dikkatli olmaktır. Seven kadın, paylaşacağı sözlere, fotoğraflara ve davranışlarına özen gösterir. Çünkü bilir ki saygı, sadece yüz yüze değil, dijital ortamda da korunmalıdır. Paylaşımları ile eşini üzmemeye dikkat eder. Her Erkek kendisine özel bir Kadın ister. Sevgi buna saygı göstermektir.</p>
<p>Sevgi bazen, istemeyen arkadaşlardan uzak durmayı da gerektirir. Bir kadının çevresindeki insanlar, ilişkisine zarar veriyorsa ya da sevdiğiyle arasına şüphe düşürüyorsa, onları hayatından çıkarmak kolay değildir. Ama seven kadın, huzuru için bu zor tercihi yapabilir.</p>
<p>Ve en önemlisi, seven kadının fedakârlığı verdiği sözleri tutmasında ortaya çıkar. Çünkü söz, güvenin temelidir. Güvenin olmadığı yerde sevgi de ayakta kalamaz. Kadın, ne kadar yorgun olursa olsun verdiği sözü yerine getirerek sevgisini ve sorumluluğunu kanıtlar.</p>
<p>Kimi zaman bu fedakârlık fark edilmez; hatta hafife alınır. Ama sevginin gerçek temeli, işte bu fark edilmeyen ayrıntılarda gizlidir. Çocuğu için uykusuz kalan bir anne, eşi için kendi mutluluğunu erteleyen bir kadın… Bunların hepsi, sevginin sözlerle değil, fedakârlıkla ölçüldüğünün göstergesidir.</p>
<p>Sonuç olarak; seven kadının sevgisi, sadece “seni seviyorum” demekle ölçülmez. Onun fedakârlığı; kötü alışkanlıklarını geride bırakmasında, sosyal hayattaki özeninde, yanlış arkadaşlıklardan vazgeçmesinde, giyimine dikkat etmesinde ve verdiği sözlere sadık kalmasında saklıdır. İşte bu yüzden, gerçek sevgi sözlerden değil, fedakârlıklardan doğar.</p>
<p>Kadının ne söylediğine değil ne yaptığına bakılır. Sevdiğini söylemesi hiçbir şey ifade etmez. Sevdiği için ne yaptı, ne yapmadı bunlara bakılır.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadın Kadına Tatil, Haysiyetin ve Onurun Kayboluşu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadin-kadina-tatil-haysiyetin-ve-onurun-kaybolusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadin-kadina-tatil-haysiyetin-ve-onurun-kaybolusu</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Kadın Kadına Tatil, Haysiyetin ve Onurun Kayboluşu&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d44b5c9f483.jpg" length="36680" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 22:50:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Evlilik, sıradan bir beraberlik değildir. O, sorumluluk, sadakat, güven ve onur üzerine inşa edilmiş kutsal bir bağdır. Ancak günümüzde bazı evli kadınlar, “kadın kadına tatil” bahanesiyle evlerinden, eşlerinden ve yükümlülüklerinden kaçmaktadır. Bu basit görünen hareket, aslında evliliğin ruhuna darbe vurur; haysiyetin çöküşünü ve onurun ayaklar altına alınışını temsil eder.</p>
<p>Kadın, kendi keyfi uğruna evliliğini ikinci plana atıyorsa, burada yalnızca bireysel bir tercihten söz edilemez. Bu, haysiyetsizliğin eyleme dökülmüş halidir. Eşinin güvenini hiçe saymak, ailesinin itibarını rüzgâra bırakmak ve toplumun gözünde leke düşürmek, basit bir özgürlük arayışıyla açıklanamaz. Tatil bahanesiyle evden kopmak, başıboş bir hayatın kapısını aralamaktır; kendi onurunu ve evliliğin saygınlığını kendi elleriyle çiğnemektir. Kendi haysiyetini hiçe sayan bir kadın, aslında bireysel haz uğruna vicdanını da feda eder. Eğlence, özgürlük ve keyif maskesinin ardında yatan, sorumluluklardan kaçış ve ahlaksızlıktır.</p>
<p>Ancak bu haysiyetsizliğin bir başka boyutu daha vardır: bunu sessizce kabul eden erkekler. Karısının evlilik sınırlarını çiğneyip sorumluluklarından ve sadakatten kaçmasına göz yuman erkek, kendi onurunu ve vakarını kaybetmiştir. “Tamam, git” diyerek sessiz kalan, evliliğin temel değerlerini hiçe sayan erkek, zavallılığın ve iradesizliğin somut bir örneğidir. Eşine sahip çıkmamak, aileyi koruyamamak, sadece güçsüzlüğün değil, karakterin çöküşüdür. Erkek, sessizliği ile karısının haysiyetsiz hareketlerine alan açmakta; evlilik ciddiyetini alaya almaktadır.</p>
<p>Bu tabloda ortaya çıkan gerçek acıdır: Kadın haysiyetini kaybetmiş, kendi arzularının ve heveslerinin kölesi hâline gelmiştir. Erkek, sahip çıkmadığı evlilikle kendi iradesini, kendi onurunu ve kendi değerini kaybetmiştir. Evde güven, toplumda saygı ve evlilikte onur, iki tarafın ihmaliyle yitirilir. Tatil bahanesiyle ortaya çıkan bireysel haz, hem kadının karakterini hem de erkeğin vakarını yok eder.</p>
<p>Bu tür davranışlar, evlilik kurumunun temel değerlerini altüst eder. Bir kadının başıboş tatilleri, sadece bireysel bir keyif olarak görülmemelidir; o, sadakatin aşındığını, haysiyetin çiğnendiğini ve toplumun gözünde evliliğin değersizleştiğini gösterir. Bir erkeğin sessizliği ise, sadece kendi onurunun değil, evliliğin bütününün savunulamadığını ortaya koyar. Burada kazanan yoktur; kaybeden hem kadın hem erkek hem de aile kurumunun kendisidir.</p>
<p>Toplumun gözünde, bu tablo daha da ağırdır. Kadın, başıboşluğu ve sorumsuzluğu ile haysiyetini yitirir; erkek, bu haysiyetsizliğe göz yumarak zavallılığını ifşa eder. Evde huzur yoktur, aile itibarı sarsılmıştır, evlilik ciddiyeti ise alay konusu hâline gelmiştir. Tatil bahanesiyle yapılan her hareket, ahlaki ve toplumsal bir çöküşün sembolüdür.</p>
<p>Sonuç olarak, evli bir kadının kadın kadına tatile çıkması, haysiyetsizlik ve sorumsuzluk olarak kayda geçer. Buna sessiz kalan erkek ise zavallılığın ve iradesizliğin temsilcisidir. Haysiyet ve onur, sadece sözle değil, davranışla korunur. Evliliğin temel değerleri, bireysel hazların önüne konmadıkça, aileyi ve toplumu ayakta tutmak imkânsızdır. Tatil bahanesiyle feda edilen değerler, hem karakteri hem evliliği hem de toplumun saygınlığını yerle bir eder.</p>
<p>Bekar kadın özgürdür, istediği gibi tatil yapar, bu tatilde kaçamakları da olabilir. Kimse buna karışamaz. Ama evli kadın farklıdır. Karısının, kadın kadına tatile gitmesine göz yuman erkek, erkekliğini terk etmiştir. Karısının başka Erkekler ile kaçamaklar yapmasına razı olan, kendi onurunu hiçe sayan, zavallı bir figürdür.</p>
<p>Kadın, kişisel keyfi uğruna evliliğin değerini çiğner; haysiyetini kaybeder. Erkek, sessizliğiyle bunu onaylar; zavallılığıyla kendi itibarını yerle bir eder.</p>
<p>Tatiller bahanedir, heves maskesidir. Kaybeden bellidir: Kadın haysiyetsiz, erkek zavallı, evlilik çökmüştür.</p>
<p><br>      Yazarın Notu: Tatil bölgesinde yaşıyorum ve bu yazı, çevremde gözlemlediğim gerçek örnekler üzerine kaleme alınmıştır. Eşlerini macera yaşasınlar diye kadın kadına tatile gönderen aşırı hoşgörülü!!! Erkeklere ithaf ediyorum. Acaba Karıları bu özgür tatildeyken kendileri evde ne düşünüyorlar hep merak etmişimdir. Neyse ki bugüne kadar öğrenmedim bugünden sonra da öğrenmek istemem.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erkeğin Sessizce Uzaklaştığını Gösteren 7 İşaret</title>
<link>https://edebiyatblog.com/erkegin-sessizce-uzaklastigini-goesteren-7-isaret</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/erkegin-sessizce-uzaklastigini-goesteren-7-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Erkeğin Sessizce Uzaklaştığını Gösteren 7 İşaret&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d2fffd2bc25.jpg" length="37011" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 23:16:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Erkeğin Sessizce Uzaklaştığını Gösteren 7 İşaret</p>
<p>1. Tartışmaların Sonu<br>Eskiden her kelimenin ardında seni ikna etme arzusu vardı. Her itirazında seni geri kazanabilmek için sabırla çabalıyordu. Ama şimdi sessiz… Çünkü artık kavga etmek, tartışmak, haklı çıkmak umurumda değil. Huzuru arıyor. Sırtını yaslayabileceği bir güven istiyor. Ve ne yazık ki bunu sende bulamayacağını anladı.</p>
<p>2. Konuşmaların Tükenişi<br>Eskiden sıradan bir gün bile onun için anlatmaya değerdi. Şimdi suskun. Çünkü seninle paylaşacak bir şeyi kalmadı. Aynı sözler, aynı tartışmalar yüzlerce kez dönüp dolaştı. Artık bir kez daha aynı cümleleri kurmanın anlamı yok. Dilinde sessizlik, kalbinde kabulleniş var.</p>
<p>3. Kıskançlığın Yok Oluşu<br>Eskiden gözlerini başka birine çevirdiğinde içinde kıvılcımlar yanardı. Şimdi kıskanmıyor, çünkü seni zaten sahiplenmiyor. Sahip olma duygusu çoktan silindi. Bir zamanlar içini dolduran o aidiyet, ağır ağır yok oldu. Sen fark etmedin belki, ama o her gün biraz daha senden uzaklaşırken, içinde “benim” diyemediği bir kadına niye kıskançlık beslesin ki?</p>
<p>4. Mutluluğun Yerini Pişmanlık Alması<br>Onu gördüğünde yüzünde eskiden ışık olurdu. Şimdi pişmanlık. Yanına geldiğinde, konuşmaya çalıştığında içinde aynı cümle yankılanıyor: “Keşke hiç uğramasaydım, keşke tekrar kapını çalmasaydım.” Çünkü her denemesinde sen ona mutluluk yerine pişmanlık veriyorsun.</p>
<p>5. Geleceğin Silinmesi<br>Bir zamanlar hayallerinde sen vardın. İlerideki evde, sofrada, tatillerde, yaşlılığında… Ama şimdi seninle gelecek görmüyor. Çünkü gösterdin ona: seninle yol almak mümkün değil. Birlikte yola çıkmıştı, ama artık biliyor, bu yolun sonu sana çıkmıyor. Onun diğer yarısı olamayacağını anladı.</p>
<p>6. Sensiz Bir Zamanın Birikmesi<br>Zaman geçiyor. Günler, haftalar, aylar sensiz akıp gidiyor. Senin hiç bilmediğin anılar biriktiriyor. Yeni alışkanlıklar, yeni yerler, yeni insanlar… Bir gün gelecek, seninle olan anılar çok geride kalacak. Zihninde yalnızca silik bir gölge gibi yer edeceksin, zor hatırlanacak kadar eski bir iz gibi.</p>
<p>7. Yeni Dünyaların Kurulması<br>Artık senin bilmediğin insanlar var hayatında. Onlarla planlar yapıyor, onların yanında yeni bir benlik kuruyor. Sessizce, fark ettirmeden kendi hayatını senden uzak yeniden inşa ediyor. Çünkü bir erkek, yanında huzur arar. Bir kadının varlığının onu koruduğunu, tamamladığını bilmek ister.</p>
<p>Ama seninle huzur değil, kaos vardı. Sevinç değil, belirsizlik vardı. Erkek en fazla ne kadar dayanabilir ki? Sessizce gider. Ne bağırır, ne kırar, ne yıkar… Sadece usulca uzaklaşır. Ve sen bir gün fark ettiğinde, çoktan başka bir hayatta, başka bir dünyada kendi huzurunu bulmuş olur.</p>
<p>Yazan</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Otorite Yoksa, Sorumluluk da Yoktur</title>
<link>https://edebiyatblog.com/otorite-yoksa-sorumluluk-da-yoktur</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/otorite-yoksa-sorumluluk-da-yoktur</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Otorite Yoksa, Sorumluluk da Yoktur&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d23dba89733.jpg" length="32064" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 09:27:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir erkeğin omuzlarına yüklenen “Koca”lık, sıradan bir sıfat değildir. O, taşıması ağır bir taç, girilmesi çetin bir meydan, yürünmesi dikenli bir yoldur. Bu yol, yalnızca karşısındaki kadının güveniyle, saygısıyla ve teslimiyetiyle anlam bulur. </p>
<p>Çünkü erkeğin liderliği kabul görmüyorsa, o zaman omuzlanan yük ne kadar ağır olursa olsun, bir değer ifade etmez. Liderliğin reddedildiği yerde düzen değil, yalnızca kaos vardır. Ve kaos, damla damla, gün be gün erkeğin ruhunu kemirir.</p>
<p>Bugün birçok kadın, evlilik nimetlerinden faydalanmak isterken, eş olmanın sorumluluklarını geri plana atıyor. Korunmak, desteklenmek, evlilik statüsünün güvenliğini yaşamak istiyor; fakat aynı zamanda “özgür ve güçlü” olma perdesinin arkasına saklanarak, sorumluluğun tüm yükünü kocasına bırakıyor. Krizi senin çözmeni, faturayı senin ödemen, yarayı senin sarman bekleniyor. </p>
<p>Sen, “erkek” olduğunda işine geliyor; ama liderlik etmeye kalktığında, “otoriteni kabul etmiyorum” diyerek karşına dikiliyor. Bu dengesizlik, sonunda seni yalnızca bir cüzdana, yalnızca tükenmeyen bir kaynak gibi tüketmeye başlıyor.</p>
<p>Koca olmak, yalnızca maddi yükleri taşımak değildir. Bir koca, yön veren, düzeni sağlayan, ailesinin omurgası olan kişidir. Eğer bu omurga hiçe sayılıyorsa, senin varlığın da hiçe sayılıyor demektir. Senin liderliğinle alay eden bir kadının yanında koca rolüne soyunmak, kendi onurunu çiğnemektir. </p>
<p>Çünkü liderlik, yalnızca karşı tarafın gönüllü teslimiyetiyle, onun sana güvenmesiyle taçlanır. Güvenin olmadığı yerde ise hiçbir liderlik ayakta kalmaz.</p>
<p>Unutma ki, gerçek bir ilişkinin kalbi, erkeğin liderliği ve kadının buna gönüllü teslimiyetidir. Teslimiyet olmadan düzen olmaz. Düzenin olmadığı yerde kaos hüküm sürer. Ve bu kaos, senin içini sessizce tüketir; seni hayatta kalmaya çalışan ama yaşamayan birine dönüştürür. İşte o noktada sen, bir eş değil, yalnızca bir “sponsor” olmuşsundur. </p>
<p>Oysa kocalık, hiçbir zaman yalnızca maddi imkân sağlamak değildir; kocalık, liderlik etmektir, yön göstermektir, sarsılmaz bir duruş sergilemektir.</p>
<p>Koca olmak bir görevdir, evet; ama bu görev, senin otoriteni inkâr eden bir kadının yanında heba edilmemelidir. Ağır olan tacı, ancak sana güvenen, yanında yürümeye hazır olan bir kadının uğruna taşı. </p>
<p>Aksi halde o taç, başında bir onur değil, boynunda ağır bir zincire dönüşür.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu Bir Vedadır, Sessiz Bir Veda</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bu-bir-vedadir-sessiz-bir-veda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bu-bir-vedadir-sessiz-bir-veda</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Bu Bir Vedadır, Sessiz Bir Veda&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b872522a3.jpg" length="30604" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:59:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir erkek, eşinin sıcaklığından yoksun kaldığında, yüreğinde bir sızı uyanır; sessiz, ama derinden işleyen bir yara. </p>
<p>Özlem, bir zamanlar birlikte örülen anıların gölgesi gibi peşine takılır, usulca, ama inatla. Kadının gülüşü, bir bahar dalında açan çiçek gibi capcanlıyken, şimdi solgun bir hatıraya dönüşmüştür. O sıcak dokunuş, o bir anlık göz göze bakış, sanki bir rüyadan izler taşıyan uzak bir anı gibi kaybolmuştur.</p>
<p>Evin odaları, balkonun ona ait köşesi, bir vakitler sevgiyle dolup taşarken, şimdi soğuk bir boşlukla yankılanır. Duvarlar, kahkahaların ve fısıldaşmaların izlerini taşır, ama artık o izler, bir yabancının adımları gibi soğuk ve mesafelidir. </p>
<p>Erkek, bu uzaklığın sebebini çözmeye çalışır; belki bir sözü keskin kaçmıştır, belki bir anlık dalgınlıkla bir hata yapmıştır. Ama cevap, kadının ardına çektiği görünmez bir perdenin gölgesinde saklıdır. Bu, yalnızlık değil, bir kayboluşun sancısıdır; sevdiğinin ruhuna dokunamamanın, onun gözlerinde kendini görememenin buruk acısı.</p>
<p>Sevgi, belki hâlâ bir yerlerde, kalbin kuytu bir köşesinde uykuya yatmıştır. Ama kadın, bu sevgiyi ne bir bakışla sunar ne de bir tebessümle paylaşır. Erkek, o eski ateşin küllerini eşeler; bir sözle, bir jestle, bir umut kırıntısıyla yaklaşır. Lakin her çaba, bir duvara çarpar; sessiz, soğuk, geçit vermez bir duvara. Yakınlığın yokluğu, ruhu usul usul kemirir. </p>
<p>Erkek, eşinin gözlerinde bir zamanlar bulduğu o dünyayı arar, ama o gözler artık uzak bir ufka dalmıştır; bir zamanlar aşkın vatanı olan o bakışlar, şimdi bilinmez bir denize açılan yelkenler gibidir.</p>
<p>Bu, bir ayrılık değildir; ama bir vedadır, söylenmemiş, sessiz bir veda. Erkek, bu boşlukta ne yapacağını bilemez. İçindeki fırtına, bazen suskunluğa gömülür, bazen de bastırılmaya çalışılan bir çığlık olur. Ama umut, inatçı bir yolcu gibi onunla yürümeye devam eder. O eski günlerin hayali, bir anlık yakınlığın vaadi, bir küçük gülüşün mucizesi hâlâ zihninde capcanlıdır. </p>
<p>Çünkü sevgi, ne kadar gölgelenirse gölgelen, bir kıvılcımla yeniden alevlenebilir. Yeter ki iki kalp, bir an için olsun, yeniden dans etmeye karar versin.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Evliliğin Değişmez Kuralı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/evliligin-degismez-kurali</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/evliligin-degismez-kurali</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Eşler arasında gerçeğin değişmez kuralı&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b8032cabe.jpg" length="30150" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:56:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Eşler arasında gerçeğin değişmez kuralı</p>
<p>Bir kadına en doğru sözü kocası söyler. Çünkü onu gerçekten tanıyan, iyiliğini düşünen ve hayatın her zorluğunda yanında duran tek erkek odur. Koca, karısını dışarıdaki kurtlardan, sahte dostlardan, kirli bakışlardan korur. O olmadan kadın, kalabalığın içinde yalnız bir hedefe dönüşür.</p>
<p>Sadakat, arkadaş masalarında tüketilecek ucuz bir kelime değildir. Sadakat, evliliğin direğidir. Bir kadın, önce kocasına sadık olmak zorundadır. Arkadaşına, komşusuna, sosyal medyaya değil… Sadakat, eşine gösterilir.</p>
<p>Kadın, arkadaşlarıyla birleşip kocasını kötülemeye başlamışsa, orada artık evlilik kalmamıştır. Çünkü yuva dediğin yer, sırların paylaşıldığı yerdir; dışarıya saçılan dedikodu değil. Kadın, özelini kocasına saklamıyor da sosyal medyada beğeni uğruna pazarlıyorsa, artık kocasının kadını değil; kalabalığın oyuncağıdır.</p>
<p>Bir kadının mutluluğu üç-beş “like”ta değil, kocasının bakışında gizlidir. Kocasının ilgisini reddedip, başkalarının ilgisine muhtaçsa, o kadın çoktan yönünü kaybetmiştir. Eğer kadın, kocasıyla gelecek kurmak yerine “özgürlük” nutukları atıyorsa, o özgürlüğü hak etmiştir. Kocası da kapıyı açar, yolunu açar, önünü açar. Çünkü hiçbir erkek, bir kadına zorla koca olmaz.</p>
<p>Unutulmasın: Kadının gönlü yoksa, erkek ne yaparsa yapsın boşunadır. Kocalık, dilenilecek bir görev değildir. Kadın isterse, erkek koca olur. Kadın istemiyorsa, erkeğin çabası beyhudedir. Bir erkek, “izin ver senin kocan olayım” diyorsa, iş işten çoktan geçmiştir. Çünkü gerçek kocalık, erkeğin talebiyle değil, kadının kabulüyle başlar.</p>
<p>Bir kadın erkeğini gerçekten kabul ediyorsa, onunla savaşmaz. Onun yolunu yol, izini iz bilir. Kadın kabul etmiyorsa, ev yuva değil, ring olur. Her gün bir kavga, her gün bir hesaplaşma… Ama unutulmasın: Kadının erkeğini ringe çekmesi, o erkeği değil, kadını bitirir. Çünkü erkek, isterse kapıyı açar çıkar; ama kadın, o yıkıntının içinde kalır.</p>
<p>Evlilik ya sadakatle yürür, ya hiç yürümez. Ortası yoktur. Kadın ya kocasına kadın olur, ya da kalabalığın oyuncaklarından biri. Erkek ya karısına koca olur, ya da yolunu açar.</p>
<p>Gerçek şu: Kocalık dilenilmez, evlilik sürüklenmez, sadakat pazarlık konusu yapılmaz.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Kadının En Doğal Hakkı;  İster Tül, İster Mini, İsterse Patates Çuvalı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-kadinin-en-dogal-hakki-ister-tul-ister-mini-isterse-patates-cuvali</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-kadinin-en-dogal-hakki-ister-tul-ister-mini-isterse-patates-cuvali</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Bir Kadının En Doğal Hakkı; 
İster Tül, İster Mini, İsterse Patates Çuvalı&#039;&#039; konulu bir yazı. İroni içerir ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b739a6e52.jpg" length="41190" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:53:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Kadının En Doğal Hakkı; <br>İster Tül, İster Mini, İsterse Patates Çuvalı</p>
<p>ARTIK SIKTI, DİMİ HANIMLAR</p>
<p>Kadın dediğin, gardırobunun efendisidir.</p>
<p>Kolay mı düzüldü o dolaplar? Yıllarca kredi ödendi, her biri bir anı, her biri bir hayal… 5 ömre yetecek kadar kıyafet. Bir kısmı hiç giyilmeden dolaplarda kalacak belki ama ne fark eder? O kıyafetler, kadının özgürlüğünün sembolleridir.</p>
<p>Kadın, kendi vücudunun tek sahibidir. İster mini etekle süzülsün, ister evde giyeceği gecelikle işe gitsin, ister tiril tiril elbise ile salınsın, isterse leopar desenli taytla mahalleyi turlasın; bu onun kararıdır. Kendi vücudunu, kendi tarzını, kendi hikayesini yaratma hakkı tamamen ona aittir.</p>
<p>Evli mi? Bekar mı? Çocuklu mu? Kedili mi? Hiç fark etmez.</p>
<p>Bir kadın aynaya bakıp “Bugün bu moddayım” dediği an, o kıyafet onun tahtıdır, tacıdır, manifestosudur.</p>
<p>Ama gelin görün ki, bazı kocalar var, sanki gardırop polisliği yapmak, evlilik cüzdanına işlenmiş kutsal bir görevmiş gibi davranıyorlar. Hadsiz dümbelekler.</p>
<p>Bu ne? Çok kısa!<br>Bu ne? Çok dar!<br>Bu ne? Göğüslerin görünüyor!<br>Bu ne? Bacakların ortada!<br>Bu ne? Vücut hatların belirgin!<br>Bu ne? Çok kırmızı!</p>
<p>Pardon ama, sen ne zamandır Vogue’un baş editörü oldun da bizim haberimiz yok?</p>
<p>İşin özü şu:<br>Bir kadın, evli bile olsa, kendi bedeninin, ruhunun ve tarzının patronudur. Evlilik, bir özgürlük hapishanesine dönüşecekse, o yüzük parmağa değil, boyna bir kement gibi geçer.</p>
<p>_“Ama efendim, toplum ne der? Rahatsız oluyorum!”</p>
<p>_“Ama efendim, onlarca erkek seni böyle görüp şehvet duyar! Rahatsız oluyorum!”</p>
<p>_“Ama efendim, sokakta ki erkekler senin erotik çağrışım veren yerlerini niye görsün? Rahatsız oluyorum!”</p>
<p>Rahastsız olan Doktora gitsin.</p>
<p>Karısının rahat ve vücudunu göstererek giyinmesini istemeyen Erkek, önce toplumun yargısını değil, kendi aynalarındaki yansımasını incelemeli. </p>
<p>Bir kadının kıyafetini, bedenini nasıl taşıyacağını sorgulamak ne kadar da eski kafalı bir düşünce!</p>
<p>Kadın, istediği gibi giyinir çünkü bu, onun en doğal hakkıdır. Nokta.</p>
<p>Şimdi gelelim o “kabul etmeyen hadsiz dümbelek koca” meselesine.</p>
<p>Diyelim ki bir koca, karısının giydiği kıyafete karışıyor, “Bunu giyemezsin, bu yakışmaz, bu uygunsuz!” diye itiraz ediyor.</p>
<p>Sevgili koca, madem bu kadar rahatsızsın, kapı orada! Çıkar gidersin. Evet, yanlış duymadın. Kadın, senin “onay” makamına başvurmak zorunda değil. Onun vücudu, onun kıyafeti, onun özgürlüğü, onun hikayesi. Kadın, vücudunu tüm dünyaya istediği gibi sergiler. Sana ne bundan?</p>
<p>Senin görevin, o hikayeye destek olmak. Alkış tutmak. “Aşkım, bu renk sana çok yakışmış,” demek.</p>
<p>Erkekler karını şehvetle süzerken bundan övünç duyman lazım. Gururlanman lazım. Çünkü o kadın kendi vücudunun sahibidir. Yüzlerce Erkek senin karını şehvetle süzüyorsa ne mutlu sana ki böyle beğenilen bir Karın var.</p>
<p>Eğer bunu yapamıyorsan, bavulunu topla ve “eski kafalılar kampına” doğru yola çık.</p>
<p>Ya da git, mağaranda mutlu mesut yaşa.</p>
<p>Tabii, burada işin ironisi şu: Koca giderse, kadın üzülür mü? Hadi canım!</p>
<p>Kadın, o gardırobun başına geçer, en sevdiği mini eteğini, göğüs dekolteli bluzunu giyer, arkadaşlarıyla buluşur, önce meyhaneye, sonra da barlara gider, sabah gün ışıyana kadar özgürce dans eder ve hayatına devam eder. Çünkü özgür bir kadın, kimsenin gölgesine sığınmaz. O, kendi güneşidir.</p>
<p>Koca dediğin, o güneşi gölgelemeye değil, ışığını yansıtmaya yarar.</p>
<p>Anlamadıysan, üzülme anlatırız tekrar: Kadın, istediği gibi giyinir. Beğenmeyen, kapıyı bulur.</p>
<p>Sonuç? </p>
<p>Özgürlük, her kadının doğumla gelen tacıdır. O tacı kimse deviremez. Hele hadsiz bir koca, hiç deviremez.<br>Giyin, güzel kadın. Süzül, parılda, dünyayı kendi renginle boya.<br>Gerisi? Gerisi teferruat.</p>
<p>#vücudumbenimdir #Kadın #Özgürlük #KıyafetimeKarışma #Kadınlarİçin #ModaBenimSeçimim #FeministSözler #KadınGücü #vücudumuözgürcesergilerim #yaşasınfeminizm</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>Not: Mağaramdan selamlar. Serin ve küçük mağaramda mutluyum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İlişkilerde Basit ve Sağlıklı Yaklaşım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iliskilerde-basit-ve-saglikli-yaklasim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iliskilerde-basit-ve-saglikli-yaklasim</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;İlişkilerde Basit ve Sağlıklı Yaklaşım&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b5dfdd1cb.jpg" length="32722" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:47:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Erkek ilişkileri, insan hayatının en güzel ama bazen karmaşık yönlerinden biridir. Sağlıklı ve mutlu bir ilişki kurmanın sırrı, aslında çok basit ama samimi adımlarda saklı. </p>
<p>Her şeyden önce, açık ve dürüst bir iletişim olmazsa olmaz. Ne hissettiğinizi, ne istediğinizi ya da sizi rahatsız eden şeyleri net bir şekilde ifade etmek, aranızdaki bağı güçlendirir. </p>
<p>Ama iletişim sadece konuşmak değil, aynı zamanda dinlemek demek. Karşınızdaki insanın söylediklerini gerçekten anlamaya çalışmak, ona değer verdiğinizi gösterir ve çoğu zaman sihirli bir etki yaratır.</p>
<p>Bir ilişkide saygı ve empati, sağlam bir temel oluşturur. Herkes farklıdır ve bu farklılıklar ilişkiyi daha renkli kılar. Partnerinizin fikirlerine, alışkanlıklarına ve sınırlarına saygı göstermek, onun gözünden dünyaya bakmaya çalışmak, aranızdaki bağı derinleştirir. </p>
<p>Kendinize şu soruyu sorun: “Ben onun yerinde olsam ne hissederdim?” Bu küçük düşünce egzersizi, birçok anlaşmazlığı çözmenin anahtarı olabilir.</p>
<p>Büyük jestler her zaman güzel olsa da, günlük hayatta küçük dokunuşlar daha büyük farklar yaratır. </p>
<p>Sabah hazırladığınız bir fincan kahve, içten bir gülümseme ya da sadece “Bugün nasılsın?” diye sormak, sevginizi göstermenin en doğal yollarıdır. </p>
<p>Bu küçük anlar, ilişkinize sıcaklık ve samimiyet katar.</p>
<p>İlişkide “biz” olmak kadar, “ben” olmayı da unutmamak gerekir. Kendi hobilerinize, arkadaşlarınıza ve kişisel gelişiminize zaman ayırmak, sizi daha mutlu bir insan yapar. </p>
<p>Bu da ilişkinize taze bir enerji getirir. Unutmayın, iki bütün insan, bir yarımı tamamlamaktan çok daha güçlü bir bağ kurar.</p>
<p>Tartışmalar her ilişkinin doğal bir parçasıdır. Önemli olan, bu tartışmaları nasıl çözdüğünüz. </p>
<p>Bağırıp çağırmak yerine sakin kalmaya çalışmak, suçlamak yerine çözüm odaklı olmak, sorunları aşmanın en etkili yoludur. “Sen şunu yaptın” demek yerine, “Böyle hissettim, ne yapabiliriz?” diye sormak, çoğu zaman daha yapıcı bir konuşma başlatır.</p>
<p>Sonuç olarak, kadın-erkek ilişkisi bir bahçe gibidir; ilgi, sabır ve emek ister. Ama bu emeğin karşılığında, o bahçede en güzel çiçekler açar. </p>
<p>Birbirinize zaman tanıyın, küçük anların tadını çıkarın ve sevgiyi her zaman merkeze koyun.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gidenler ve Geride Kalanlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gidenler-ve-geride-kalanlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gidenler-ve-geride-kalanlar</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Gidenler ve Geride Kalanlar&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b5663ba0d.jpg" length="29998" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:45:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat, bir yol ayrımıdır bazen; kimi yollar birleşir, kimi yollar sonsuza dek ayrılır. </p>
<p>Gidenler, ardında bıraktıklarıyla mı anılır, yoksa geride kalanların kurtuluşu mu olur? Bu soru, kalbin en kuytu köşelerinde yankılanır. </p>
<p>Gidenler, kaybettiklerimiz midir, yoksa bir anlık acıyla kurtulduklarımız mı? Her ayrılık, bir ders; her veda, bir aynadır ki, kendimizi ve gerçeği onda görürüz.</p>
<p>Giden, bir zamanlar yüreğimizin en sıcak köşesinde oturan, özlemle andığımız bir gölge olabilir. Ancak her geri dönüş, sanıldığı gibi bir kavuşma değildir; aksine, bir başka kayıptır. </p>
<p>Çünkü dönen, özlediğimiz o eski sevgili, o tanıdık ruh değildir. Dönen, pişmanlığın ağırlığıyla geri adım atan, kendi yolunda yitip gitmiş bir gölgedir. </p>
<p>Ve unutulmamalı, pişmanlık bir bahar dalı gibi narindir; çabuk solar, çabuk geçer. Pişmanlık, kalbin değil, aklın bir anlık fısıldamasıdır</p>
<p>Kim bilir, giden, o upuzun yolda neler yaşadı, hangi kalplerle karşılaştı, hangi hikayelere dokundu? Bunu bilemezsin; yalnızca tahmin edersin, kalbinle tartarsın. </p>
<p>Ama şu kesindir: Giden, bir zamanlar seninle aynı gökyüzüne bakan, aynı hayalleri paylaşan biri olsa da, artık o değildir. Geri dönen, özlediğin değil, bırakıp gidenin gölgesidir. </p>
<p>Ve o gölgeyi geri almak, kalbinin kapılarını bir yabancıya açmak gibidir.</p>
<p>Sosyal medya çağında, gidenlerin izi daha da belirgin, daha da acı verici olabilir. Bir fotoğraf, bir hikaye, bir anlık paylaşım; hepsi, gidenin yeni yollarını, yeni gülüşlerini gözler önüne serer. </p>
<p>O anlarda, kalbin bir an özlemle çarpar; ama bekleme. Gidenin ardından bakarken, kendi yolunu unutma. Sosyal medyanın sahte ışıkları, özlemi büyütür, ama gerçeği değiştirmez. Giden, kendi seçimlerini yaptı; sen de kendi hayatını seçmelisin.</p>
<p>Yaşamak, beklemek değildir. Hayat, gidenlerin gölgesinde solmaz; aksine, kendi renklerinle yeniden canlanır. Giden, belki bir ders bıraktı, belki bir yara; ama o yara, seni yeniden inşa eden bir izdir. </p>
<p>Pişmanlıkla geri dönenleri kucaklamak, yalnızca o yarayı derinleştirir. Çünkü gerçek sevgi, bırakıp gidenin değil, yanında kalanın hediyesidir. Gerçek mutluluk, bir başkasının pişmanlığında değil, kendi yolunda attığın cesur adımlarda saklıdır.</p>
<p>Bu yüzden, bırak giden gitsin. Onun gölgesine tutunmak yerine, kendi güneşini bul. Çünkü hayat, bekleyenler için değil, yaşayanlar için çiçek açar. </p>
<p>Gidenler, kaybettiklerin değil, belki de özgür bıraktıklarındır. Ve sen, geride kalan değil, kendi hikayesini yazan bir kahramansın.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mutlu Olmadığını Söyleyen Kadına &amp;apos;Geri Gel&amp;apos; Denilmez</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mutlu-olmadigini-soeyleyen-kadina-geri-gel-denilmez</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mutlu-olmadigini-soeyleyen-kadina-geri-gel-denilmez</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Mutlu Olmadığını Söyleyen Kadına &#039;Geri Gel&#039; Denilmez&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b4d92d501.jpg" length="37215" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:43:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mutlu Olmadığını Söyleyen Kadına 'Geri Gel' Denilmez</p>
<p>Aşk, insan ruhunun en ince, en kırılgan dansıdır; bazen ahenkle süzülür, bazen bir adımın yanlış ritmiyle bütün melodi bozulur. Bir kadın o dansın ortasında durup, gözlerini yere indirerek, “Mutlu değilim,” dediğinde, o sözler bir anlık hezeyanın ürünü değildir. O söz, aylarca, belki yıllarca süren içsel bir yolculuğun, sessizce büyüyen bir farkındalığın yankısıdır.</p>
<p>Böylesi bir cümle, kalpten kopan bir sitem değil; bir ruhun kendi hakikatine uyanışıdır. Kadın, o an yalnızca bir ilişkiden değil, aynı zamanda kendi içindeki zincirlerden de özgürleşir. Ona “geri gel” demek, bu özgürlüğe ket vurmaktır; kendi korkularımızla, yalnızlığımızla yüzleşmek yerine onun yolunu kapatma çabasıdır.</p>
<p>Oysa gerçek sevgi, başkasının mutluluğunu kendi arzusunun önüne koymayı bilmekle başlar. Bir kadın, huzurunu başka bir yerde, başka bir yolculukta aramaya karar verdiyse, onun arkasından “geri gel” diye haykırmak, aslında sevgi değil; kaybetme korkusunun, eksiklik hissinin bir yansımasıdır. </p>
<p>Çünkü aşk zincir vurmak değil, iki özgür ruhun birbirinin yanında gönüllüce durabilmesidir.</p>
<p>İlişki, iki kalbin birbirine gölge değil ışık vermesidir. O ışık sönmüşse, geriye kalan yalnızca gölgelerdir. Gölgeyi kucaklamak mümkün değildir; ne kadar çağrılsa da geriye dönmez. İşte bu yüzden, “mutlu değilim” diyen bir kadına “geri gel” demek, boşluğa fısıldamaktan başka bir şey değildir.</p>
<p>Olgunluk, bu gerçeği sessizlikle kabul edebilmektir. Onun kararına, kendi yolculuğuna saygı gösterebilmek… </p>
<p>Belki bir gün o kadın, kendi yolunda bulduğu huzurla geri döner; belki de dönmez. Fakat her iki ihtimalde de, ona özgürlüğünü tanımak, en saf, en yalın sevginin işaretidir.</p>
<p>Çünkü aşk, birini kendimiz için istemek değil, onun kendi gerçeğini yaşayabilmesine izin vermektir.</p>
<p>Ve bazen sevmek, “Kal” demek yerine, sessizce “Git” diyebilmektir.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Akıllı Kadınlar Başarısız Kadınlardan Nasihat Almazlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/akilli-kadinlar-basarisiz-kadinlardan-nasihat-almazlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/akilli-kadinlar-basarisiz-kadinlardan-nasihat-almazlar</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Akıllı Kadınlar Başarısız Kadınlardan Nasihat Almazlar&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b31a46524.jpg" length="37266" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:35:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Akıllı Kadınlar Başarısız Kadınlardan Nasihat Almazlar</p>
<p>Akıllı Kadınlar, yüreklerinin narin dallarını hangi gölgelerde dinlendireceğini sezgileriyle çok iyi bilirler. </p>
<p>Onlar, rüzgârın fısıldadığı yalanlara kulak asmaz; sevgilerini, kıskançlığın ve umutsuzluğun soğuk ellerinden sakınırlar. </p>
<p>Kalplerini, yanlış yolların çamurlarında kaybolmuş, mutsuzlukla gölgelenmiş, dost sandıkları başarısız Kadınların zehirli nasihatlerine teslim etmezler.</p>
<p>Bu başarısız Kadınlar, çoğu zaman içlerindeki huzursuzluğu gizleyen bir maskeyle konuşur. “O sana layık değil, sen daha iyisini bulabilirsin” derler, dudaklarında sahte bir teselliyle. </p>
<p>Oysa bu sözlerin ardında, kendi yalnızlıklarına mutsuz yoldaş arayan bir naber yatar: “Bizim çaresizliğimize eşlik et.” Onlar, bir arkadaşın sevgiyle örülmüş bir bağda huzur bulmasını değil, kendi kırık hayallerine bir ortak daha isterler. </p>
<p>Gecenin kuytusunda, bir barda, meyhanede rakı kadehlerinin gölgesinde hüzne yoldaşlık edecek bir ruh ararlar. “Seni seveni terk et,” diye fısıldarlar, ama aynı anda kötüledikleri o sevgiyi kendileri için çalmaya dünden razıdırlar.</p>
<p>Kıskançlık, onların yüreklerinde bir diken gibi büyür. Bir Kadının sevgiyle, aşkla, umutla parlayan gözlerini görmeye tahammül edemezler. Onun da kendi çaresizliklerinin bataklığına gömülmesini arzularlar, çünkü kendi yalnızlıkları ancak böyle hafifler sanırlar.</p>
<p>Akıllı bir Kadın, sevgisini bu yıkıcı fısıltıların rüzgârından korur. Kalbini, defalarca terk edilmiş, umutsuzluğun gölgesinde solmuş, hiçbir sevgiye tutunamamış Kadınların eleştirilerine açmaz. Aşkını, onların hayal kırıklıklarıyla lekelenmiş sözlerine malzeme etmez.</p>
<p>Çünkü bilir ki, bu nasihatler bir bahçeyi yavaşça solduran bir zehir gibidir; sevgi, bu gölgelerde değil, sadakat ve karşılıklı saygının ışığında filizlenir.</p>
<p>Ne var ki, bazı akılsız Kadınlar bu fısıltılara kapılır. Çevreden gelen o yanıltıcı sözlere kulak verir, kendi elleriyle sevgilerinin köklerini zedeler. </p>
<p>Sonra, bir masanın başında, rakı kadehlerinin buğusunda, “Etrafta konuşulacak düzgün bir erkek bile kalmadı,” diye yakınırlar. Oysa çoğu zaman, kendi erkeğini kaybetmesinin sebebi, bu aldatıcı nasihatlerin büyüsüne kapılan kadının ta kendisidir.</p>
<p>Sevgi, karşılıklı emekle, güvenle, sabırla örülür; dışarıdan gelen yalanlarla kolayca yıkılır. Akıllı bir Kadın, ilişkisini bu tuzakların pençesinden uzak tutar. Gerçek aşkın, kıskançlığın ve umutsuzluğun gölgesinde değil, sadakatin ve sevginin sıcak kucağında büyüdüğünü bilir. </p>
<p>Yine de, gecenin sessizliğinde, kendi iç dünyasında bir an durur. Sevgisinin kırılganlığına dair bir endişe taşır yüreğinde: “Bu bağ, yalnızca benim gücümle ayakta kalamaz.”</p>
<p>Ama akıllı bir Kadının asıl kudreti, sevgisini koruma kararlılığında yatar. Çünkü gerçek bir ilişki, yalnızca dış dünyanın soğuk ellerinden korunduğunda değil, kendi içsel mücadeleleriyle yüzleşebildiğinde anlam kazanır. </p>
<p>Akıllı Kadın, sevgisini bir bahçe gibi özenle sular, gölgelerden uzak tutar ve yalnızca kendi yüreğinin rehberliğinde yol alır.</p>
<p>Tüm Akıllı Kadınlara selam olsun, mutluluğu hak ediyorsunuz.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadın ve Özgürlük Talebi Üzerine</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadin-ve-ozgurluk-talebi-uzerine</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadin-ve-ozgurluk-talebi-uzerine</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Kadın ve Özgürlük Talebi Üzerine&#039;&#039; konulu  bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b263c1062.jpg" length="31439" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:32:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın özgürlüğünü haykırıyorsa, ruhunun zincirlerini kırmak istiyorsa, bil ki o sonuna kadar haklıdır. Özgürlük, onun en doğal hakkıdır.</p>
<p>Kadın, "Ben buyum, değişmem," diyorsa, kendi özünü kucaklıyor demektir. Bu duruşunda haklıdır, bu onun hakkıdır.</p>
<p>Kadın, "Beni olduğum gibi kabul et," diye sesleniyorsa, kalbinin en saf gerçeğini sunuyordur. Bu talebinde haklıdır, bu onun hakkıdır.</p>
<p>Kadın, "Dostlarımı seçerim, arkadaşlarımı severim, kocam olsan da buna karışamazsın," diyorsa, kendi yolunu çiziyor demektir. Bu seçiminde haklıdır, bu onun hakkıdır.</p>
<p>Kadın, "Sosyal medyada kendimi özgürce ifade ederim, neyi paylaşacağıma ben karar veririm, Kocam buna karışamaz," diyorsa, kendi sesini duyurmak istiyordur. Bu özgürlüğünde haklıdır, bu onun hakkıdır.</p>
<p>Kadın, "Canımın istediği gibi giyinirim; koca da olsan, bu özgürlüğüme gölge düşüremezsin," diyorsa, bedeninin efendisi kendisidir. Bu iradenin sarsılmaz kudretinde haklıdır; bu, onun kutsal hakkıdır.</p>
<p>Kadın, "Dostlarımla dilediğim vakit bir araya gelir, özgürce gezerim; kimsenin iznine muhtaç değilim," diyorsa, hayatının dizginlerini sımsıkı elinde tutuyordur. Bu özgürlük onun sarsılmaz hakkıdır, ruhunun zincirlerini kırmış bir kalbin zaferidir.</p>
<p> Kadın özgür olmak istiyorsa, ruhu gökyüzüne kanat çırpmak istiyorsa, bil ki o sonuna kadar haklıdır. Ona bu özgürlüğü vermelisin.</p>
<p> Kadın, ''Artık senin istediğin hiçbir şeyi yapmayacağım'' dediyse, bu onun en tabii hakkıdır. Zorla bir kalbi esir alamazsın.</p>
<p>Ama, ey dostum, eğer sen, "Böyle bir kadını kabul edemem, bırakalım o kendi yolunda, ben kendi yolumda yürüyeyim," diyorsan, sen de sonuna kadar haklısın. </p>
<p>Kimse seni, senin kurallarına uymayan bir kalbi zorla sevmeye mecbur edemez.</p>
<p>Eğer bir kadın senin çizdiğin patikada yürümeyi reddediyorsa, onunla çarpışmak beyhudedir. Haklıdır O; zira kendi hakikatini, ruhunun özgür şarkısını yaşamak ister.</p>
<p>Yapman gereken, o kadını özgür bırakmaktır. Ardından, seninle aynı melodiyi çalacak, kurallarına uyum sağlayacak, seninle çatışmayacak bir başka ruha yelken açmaktır.</p>
<p>Boşuna çabalama, dostum. Eğer olacak olsaydı, çoktan olurdu. </p>
<p>Olacak olsaydı, vaktiyle çiçek açardı. Bırak, her ruh kendi yolunun fenerini yaksın ve özgürce yürüsün.</p>
<p>Olmayanı oldurmaya çalışmak yerine, hazır da olmuşunu almak en doğrusu.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Her Gün Aynı Yüz,  Aynı Baygın, Buğulu, Davetkar Bakış</title>
<link>https://edebiyatblog.com/her-gun-ayni-yuz-ayni-baygin-bugulu-davetkar-bakis</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/her-gun-ayni-yuz-ayni-baygin-bugulu-davetkar-bakis</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Her Gün Aynı Yüz, Baygın, Buğulu, Davetkar Bakış&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b1afb03ea.jpg" length="37199" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:30:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her Gün Aynı Yüz, <br>Aynı Baygın, Buğulu, Davetkar Bakış</p>
<p>Hey sen, kendi yüzünün esiri</p>
<p>Aynanın mahkûmu, telefon ekranının sadık kölesi</p>
<p>Her gün aynı tebessüm, aynı açı, aynı boşlukla çıkıyorsun sahneye</p>
<p>Aynı açı, <br>Aynı yapay tebessüm,<br>Aynı buğulu, baygın gözler <br>Aynı davetkar bakışlar </p>
<p>Sanıyorsun ki flaşlar seni kutsuyor, kalpler seni taçlandırıyor</p>
<p>Dünya sanki senin yanağından, kaşından, dudağından, buğulu baygın ve davetkar bakışlarından ibaret</p>
<p>Sanki hayat aynadan başka bir şey değil, ekrandan başka bir sahne yok</p>
<p>Bir vitrin kurmuşsun kendine; içinde tek ürün var: Senin yüzün, baygın ve "Ben Müsaitim ve Hazırım yani" diyen davetkar bakışların </p>
<p>Ama vitrinler ışıkla parlar, içerik değil. Senin parıltın da işte bu kadar sahte</p>
<p>Her paylaşım takipçin Erkeklere bir çığlık aslında:<br>“Beni görün, beni fark edin, beni beğenin, alevli emoji gönderin, çiçek gönderin, bana onay verin.”</p>
<p>Takipçin erkeklerden gelecek tek bir “beğeni, alevli çiçekli emoji, mrb canısı, çok tatlısın, tanışalım mı?" sözleri</p>
<p>Altın değil, taç değil, sadece kırıntı. Ama sen o kırıntılara bayılıyorsun</p>
<p>Her tıklama, her kalp işareti, egonun küçük bir dozu; Ama ruhunun açlığını doyurmuyor</p>
<p>Evinde bir Kocanın olmasının verdiği istikrar yerine, elin yüzünde, parmakların dudaklarında, baygın, buğulu bakışların ile seni onaylamalarını istediğin takipçilerini tercih ediyorsun.</p>
<p>Sen yine aç, yine boş, yine telefon ekranı karşısında </p>
<p>Zannediyorsun ki yüzünü tekrar tekrar göstermek, seni var kılar</p>
<p>Ama kendini binlerce Erkeğe göstermekle görünür olmaz bir Kadın <br>Çünkü görünürlük bir fikirde, bir duruşta, bir iz bırakışta saklıdır</p>
<p>Seninse geriye bıraktığın tek şey, tüketilen kareler, unutulan gülüşler, filtreden yapılmış bir yüz. Photoshoplu yapay fotoğraflar</p>
<p>Her fotoğraf bir feryat:<br>“Bakın, buradayım. Görün beni, Güzelim ben, Onaylayın beni.”</p>
<p>Ve sen, takipçin Erkeklerden gelen her tıklamayı, bir dilencinin açlığa düşmüş kırıntıya sarılması gibi kucaklıyorsun.</p>
<p>Ama bil ki kırıntılar doygunluk getirmez; yalnızca bağımlılığı derinleştirir.</p>
<p>Gözlerin değil, kameran yoruluyor.<br>Ruhun değil, ekranın doluyor.<br>Ve sen hâlâ aynı yanılgının içinde:<br>Her beğeniyi bir övgü, her yorumu bir zafer sanıyorsun.</p>
<p>Telefonun belleğinde birbirinin aynısı binlerce fotoğraf karesi. Baygın baygın buğulu bakışlar, elin yüzünde parmakların ağzının kenarında, kameraya davetkar, sisli bir bakış. Senin tüm olayın bu. Photoshop olmasa ne yapardın ki?</p>
<p>Ama gerçekte olan şu: Senin tek gerçeğin, başkalarının sana bakışı.<br>Bakışlar çekildiğinde, sen de siliniyorsun. Geceyi yalnızlıkla karşılıyorsun.</p>
<p>Ve sonunda geriye kalan tek şey şudur:<br>Bir ekrana sığmış ama hayata sığamamış bir “Ben”.</p>
<p>Unutma;<br>Yüz, bir maskedir,<br>Beğeni, bir teselli,<br>Onay, sahte bir ilaçtır.</p>
<p>Ne kadar çok gösterirsen, o kadar siliniyorsun.<br>Çünkü gerçek görünürlük, ekrandan değil, içten taşar.</p>
<p>"Kendine özel bir Kadın" isteyen Erkek için, senin buğulu bakışlarını binlerce Erkeğin görmesi bir lânettir.</p>
<p>Değer sakladığında artar. </p>
<p>"Kendine özel bir Kadın" isteyen Erkek, Kadınının diğer Erkeklere görünmez olmasını ister. Onlardan onay talep etmesini değil.</p>
<p>Her Erkek Kendi Krallığını Kurmak İster. Köydeki tüm Erkeklere kendini beğendirmeye çalışan bir Kadın ile Krallık kurulamaz.</p>
<p>Kendisini köyün tüm Erkeklerine beğendirmeye çalışan bir Kadın, Kocasını Kral değil köyün şarlatanı yapar. Kendisi de Kralın karısı değil Şarlatanın karısı olur.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevgiyle Dokunan Kalkan; Bir Kadının Aşkı Koruma Sanatı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevgiyle-dokunan-kalkan-bir-kadinin-aski-koruma-sanati</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevgiyle-dokunan-kalkan-bir-kadinin-aski-koruma-sanati</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Sevgiyle Dokunan Kalkan; Bir Kadının Aşkı Koruma Sanatı&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b0fed2dd9.jpg" length="38114" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:27:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgi, bir kadının yüreğinde sevdiği erkeği tüm dünyaya karşı koruma isteğiyle çiçek açar. </p>
<p>Bana kadının sevdiğini nasıl anlarsın diye sorsalar şuna bakarım; Koruyor mu?</p>
<p>Bu koruma fiziki olarak değil, erkeğin olumsuz ve eksik yönlerini kimseye anlatmamak, mahremiyet ve hiç kimseyi sevdiğine olumsuz söz söyletmemek ile olur. </p>
<p>Mükemmel kadın olmadığı gibi mükemmel erkek de yoktur. Başkalarının sevdiği hakkında olumsuz konuşmasına müsaade eden ve hatta buna bizzat kendisi yol veren kadın ilişkiyi zehirler. </p>
<p>Seven kadın, sevdiği erkeğin eksikliklerini, zor anlarını ya da kusurlarını başkalarına anlatmaktan kaçınır, çünkü onun hakkında kimsenin kötü konuşmasını istemez. Onun adının geçtiği her yerde saygı uyandırmasını, değer görmesini arzular. Bu, sevginin en saf, en içten halidir; bir kadın, sevdiği erkeğin onurunu, ruhunu, duruşunu bir kalkan gibi saklar. </p>
<p>Türk kültüründe bu duygu derindir: “Başkaları onun hakkında ne der?” kaygısı, sevginin sessiz bir yemini olur.</p>
<p>Seven kadın, sevdiği erkeğin bir anlık öfkesini, bir iş yerinde yaşadığı zorluğu ya da bir zayıf anını kimseye açmaz; çünkü onun güçlü, saygın, eşsiz görünmesini ister. Onunla ilgili konuşurken sadece başarılarını, nezaketini, yüreğinin güzelliğini anlatır; böylece çevresindekiler ona hayranlık duyar. Bu, sevginin fedakârlığıdır; bir kadın, sevdiğini korurken onun ışığını dünyaya yayar.</p>
<p>Başkalarının kötü sözlerinden sakınmak, aşkı bir bahçe gibi sulamak, onu dış dünyanın yargılarından uzak tutmaktır. Bir kadın, sevdiği erkeğin adını her zaman güzelliklerle anar; bu yüzden susar, çünkü sevgi, onu en güzel haliyle yaşatmaktır.</p>
<p>Bu tutum, ilişkiyi bir mücevher gibi parlatır. Bir kadın, sevdiği erkeği överken onun gücünü, karakterini, inceliğini paylaşır; böylece onun değeri herkesin gözünde büyür. </p>
<p>Sevdiğinin adının geçtiği her ortamda bir tebessüm uyandırmak, onun ruhunu yüceltmektir. Seven bir kadın, başkalarının sevdiği hakkında kötü konuşmasını engellemek için susar, ama bu suskunluk bile sevginin bir melodisidir. </p>
<p>Kadının sevdiğini başkalarının dilinden koruma çabası, aşkı daha derin, daha kutsal bir bağ yapar. </p>
<p>Sevgi, sadece ikinizin bildiği anlarda değil, dış dünyada da sevdiğini yüceltme sanatıdır.</p>
<p>Korhan KÜLÇE </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Narsisizim Gölgesinde Evlilik</title>
<link>https://edebiyatblog.com/narsisizim-goelgesinde-evlilik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/narsisizim-goelgesinde-evlilik</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Narsisizim Gölgesinde Evlilik&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1b0173aaea.jpg" length="30556" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:23:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>***Narsist Bir Kadınla Hayat Kurmanın Bedeli;</p>
<p>Evlilik, insanın yeryüzünde bulabileceği en güvenli limanlardan biri olmalıdır. Fırtınaların ortasında, sığınılacak bir liman… </p>
<p>Gündelik hayatın ağırlığını hafifleten, insanı kendine yabancılaştıran dünyada yeniden “evinde” hissettiren bir bağ. Fakat bu liman, yanlış kişiyle paylaşıldığında fırtınadan korunmak yerine, bizzat fırtınanın kendisine dönüşebilir.</p>
<p>Bazen erkek, parlak ışıkların büyüsüne kapılır. Bir kadının göz alıcı özgüveni, kendinden emin duruşu, kalabalıkların dikkatini çeken ihtişamı… Tüm bunlar, başta bir mıknatıs gibi çeker. O kadın, diğerlerinden farklı görünür: güçlü, cazibeli, ulaşılamaz… Fakat çoğu zaman bu büyü, narsisizmin altın yaldızlı perdesidir. Ve perde açıldığında sahnede duran şey, bir sevgi hikâyesinden çok, bir tahakküm hikâyesidir.</p>
<p>***İlk Karşılaşmanın Yanılsaması;</p>
<p> Narsist bir kadınla karşılaşan erkek, ilk anda kendini özel hisseder. Çünkü narsist, karşısındakine kendini dünyanın merkezindeymiş gibi hissettirmekte ustadır. Büyüleyici sözler, dikkatli bakışlar, hayranlık uyandıran bir cazibe… </p>
<p>Erkek, onun yanında “farklı” olduğunu zanneder. Ama bu farklılık uzun sürmez. Çünkü narsist kadının ilgisi aslında karşısındaki kişiye değil, kendi ihtiyaçlarına yöneliktir. O, erkeği bir birey olarak değil, kendi hikâyesinde rol alacak bir karakter olarak görür. Bu rolde erkeğin görevi, alkışlamak, hayran olmak ve beslemektir.</p>
<p>***Empatinin Eksikliği: İki Yalnızlığın Hikâyesi;</p>
<p>Sağlıklı bir evlilik, iki insanın birbirini dinlemesi, anlaması ve gerektiğinde kendi bencilliklerinden vazgeçmesiyle büyür. Oysa narsist kadının iç dünyasında başkası için yer yoktur. Onun evreninde tek bir merkez vardır: kendi benliği.</p>
<p>Erkek bir gün işten yorgun döner; belki omuzları çökük, gözleri halsiz. İçinden tek bir cümle bekler: “Zor bir gün olmuş, dinlen biraz.” <br>Ama narsist kadın bu fırsatı kendini anlatmak için kullanır. Kendi gününün ne kadar ağır geçtiğini, ne kadar takdir edilmediğini, nasıl yorulduğunu sıralar.</p>
<p>Ve erkek, o anda en derin yalnızlığı hisseder: Yanında bir insan vardır ama yanında kimse yoktur.</p>
<p>*** Sonsuz Onay Açlığı;</p>
<p>Narsist bir kadının kalbi, beğeniyle çarpar. Onaylanmak, övülmek, sürekli takdir edilmek onun varlık sebebi gibidir. Eğer bu ihtiyaç karşılanmazsa öfke, kırgınlık ve suçlama başlar.</p>
<p>Bir akşam yemek masasında erkek dalgınsa, narsist kadın bunu hemen kendine yontar: “Beni artık çekici bulmuyor musun? Benimle ilgilenmiyorsun!”</p>
<p>Sevgi, artık karşılıklı bir bağ değil, tek taraflı bir performans hâline gelir. Erkek sürekli sınanır, sürekli onay vermek zorunda bırakılır. Ve sonunda kendi duygularını değil, kadının egosunu yaşatmaya hizmet eder.</p>
<p>*** Manipülasyonun Sessiz Tuzakları;</p>
<p>Narsist kadın, istediğini elde etmek için duygusal oyunlarda ustadır. Suçluluk yükler, vicdan azabı uyandırır, erkeği kendinden şüphe ettirir.</p>
<p>“Beni sevmiyorsun artık.”<br>“Benim için hiçbir şey yapmıyorsun.”<br>“Benim yanımda olmayı hak etmiyorsun.”</p>
<p>Bu cümleler, bir erkeğin zihnini yavaşça aşındırır. Zamanla erkek, kendini sürekli suçlu hissetmeye başlar. Gerçekte sorun narsistin doyumsuzluğuyken, erkek kendi yeterliliğini sorgular. Bu, bir ilişkinin en tehlikeli tuzağıdır: kendi öz değerini kaybetmek.</p>
<p>*** Çatışmadan Kaçış ve Özürsüzlük;</p>
<p>Her insan hata yapar, her ilişki çatışma yaşar. Ama sağlıklı bağlarda çatışma, birbirini anlamanın yoludur. Narsist kadında ise durum farklıdır: Özür dilemek onun sözlüğünde yoktur. Çünkü özür, zayıflık ve yenilgi olarak görülür.<br> <br>En küçük eleştiri bile saldırı gibi algılanır. Erkek, bir gün basit bir uyarıda bulunur: “Bunu böyle yapsak daha iyi olmaz mı?”</p>
<p>Narsist kadının tepkisi büyüktür: “Sen beni eleştiriyorsun! Ben zaten yeterince iyi değil miyim?”</p>
<p>Böylece sorunlar çözülmez, yalnızca ertelenir. Ve her ertelenen sorun, ilişkinin temelinde yeni bir çatlak açar.</p>
<p>*** Güç Dengesi: Tek Taraflı Gösteri;</p>
<p>Evlilik, bir denge üzerine kurulmalıdır. Bazen kadın önde yürür, bazen erkek; ama sonunda ikisi de yan yana olmalıdır. Narsist bir kadınla ise denge diye bir şey yoktur. Onun dünyasında hep kendisi başroldedir.</p>
<p>Erkek giderek gölgede kalır. Zamanla kendi kimliğini kaybetmeye başlar. Artık bir birey değil, yalnızca narsistin hayatındaki seyircidir.</p>
<p>*** Uzun Vadede Tükeniş;</p>
<p>Başlangıçta parlak gelen ışık, zamanla göz kamaştırıcı bir körlüğe dönüşür. Narsist kadın sürekli dışarıdan beslenmek ister; sosyal medyadan, başkalarının hayranlığından, çevresinden… Bu yüzden erkeğin sevgisi hiçbir zaman yeterli gelmez.</p>
<p>Erkek, ne kadar çabalarsa çabalasın, daima eksik hissettirilecektir. Çünkü narsistin kalbi, içi boş bir kuyudur: Doldurulamaz.<br>Böyle bir evlilikte güven kaybolur, samimiyet erir, bağlar zayıflar. Geride kalan yalnızca, içi boşalmış bir birlikteliktir. Birlikte yaşanır ama birlikte olunmaz.</p>
<p>*** Sonuç: Sevginin Kararmış Aynası</p>
<p>Bir narsist kadınla evlenmek, ilk bakışta cazip bir macera gibi görünebilir. Ama uzun vadede bu, sevginin değil, sabrın tüketildiği bir yolculuktur. Çünkü narsisizm, evliliğin özünü – empatiyi, sadakati, karşılıklı büyümeyi – yavaş yavaş kemirir.</p>
<p>Evlilik, iki insanın birbirini tamamladığı bir yol olmalıdır. Fakat narsist bir kadınla evlilikte bir taraf sürekli büyürken, diğeri küçülür. Bir taraf sürekli alırken, diğeri sürekli verir. Ve sonunda sevgiden geriye yalnızca tükeniş kalır.</p>
<p>Gerçek evlilik, iki kişinin omuz omuza yürüdüğü bir yolculuktur. Ama narsisizmin gölgesinde bu yol, tek kişinin sahnesine dönüşür. Erkek, sahnede bir seyirciye, bazen de bir figürana indirgenir.</p>
<p>Ve o noktada, evlilik artık bir ortaklık değil, bir esarettir.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erkek Kadını Neden Engeller? Sağlıklı Sınırlar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/erkek-kadini-neden-engeller-saglikli-sinirlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/erkek-kadini-neden-engeller-saglikli-sinirlar</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Erkek Kadını Neden Engeller? Sağlıklı Sınırlar&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1ae10b2a0b.jpg" length="30447" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:14:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>*** Sağlıklı Sınırların İzinde</p>
<p>Aşk, bazen insanın içini ışıkla doldurur; bazen de karanlık bir boşlukta yankılanan ayak seslerine dönüşür. Bir zamanlar kalbimizin merkezinde taht kurmuş biri, ayrılıkla birlikte o tahtı terk ettiğinde, geride yalnızca sessizlik kalmaz. O sessizlik, çoğu kez fotoğraflarda, anılarda, sosyal medyanın ekranında yeniden canlanır. Ve bir gün, erkek kararını verir: Engellemek.</p>
<p>*** Engellemenin Yanlış Okunan Dili</p>
<p>İlk bakışta bu hareket kaba, sert ya da düşmanca görünebilir. Sanki erkek, kadını yok saymakta, onu cezalandırmakta ya da küçümsemektedir. <br>Oysa engellemenin dili çoğu zaman dışarıdan görüldüğü gibi değildir.<br>Engellemek, nefretin değil; çoğu zaman, kendini korumanın dilidir.</p>
<p>Çünkü insan ruhu narindir. Her hatırlatıcı – bir fotoğraf, bir şarkı, bir bildirim – eski yaraları yeniden açabilir. Erkek, kendi kalbini korumak için, geçmişin gölgelerini hayatından çıkarır. Bu, aslında kadına değil, kendi ruhuna duyduğu saygıdır.</p>
<p>*** Geçmişin Hayaletleri</p>
<p>Sosyal medya, geçmişi hiç ölmemiş gibi karşımıza çıkarır. Bir bakış, bir gülüş, bir kutlama fotoğrafı… Hepsi, unutulmuş sandığımız duyguları uyandırır. Erkek, her gün eski sevgilisinin hayatına tanık oldukça, kendi iyileşme sürecini geciktirir.</p>
<p>İşte o noktada engellemek, bir tür kapanış ritüeli haline gelir. Bir kapıyı kapatmak, geçmişin hayaletlerini içeri davet etmemektir. Bazen engellemek, “Sana kızgınım” demek değildir; aksine, “Artık seninle yüzleşmek zorunda kalmayacağım” demektir.</p>
<p>*** Öz Disiplinin Sessiz Zaferi</p>
<p>Engellemek, sanıldığı gibi bir kaçış değil; aksine, büyük bir öz disiplin göstergesidir. İnsan kendini tanıdıkça bilir ki, gözlerinin önünde duran eski bir hikâye, aklı da kalbi de sürekli esir alır. Erkek, engelleyerek kendine şunu söyler: “Geçmişin zincirlerinden kurtuluyorum. Kendime geleceğe bakma hakkı veriyorum.” Bu, bir zayıflık değil, aksine olgunluğun işaretidir. Çünkü gerçek güç, başkalarını değiştirmeye çalışmakta değil, kendi sınırlarını çizebilmekte saklıdır.</p>
<p>*** Saygının Sessiz İfadesi</p>
<p>Engellemek, yalnızca kendini korumak değil, bazen karşıya duyulan bir saygıdır da. Çünkü iki hayat, sosyal medya yüzünden istemeden de olsa iç içe geçebilir. Eski sevgilinin paylaşımları, yeni bir ilişkinin gölgesinde rahatsızlık yaratabilir.</p>
<p>Bu durumda engellemek, bir tür nezakettir: “Sen kendi yoluna git, ben de kendi yoluma. Yolumuz artık kesişmemeli.” Bu, düşmanlığın değil, özgür bırakmanın en sessiz biçimidir.</p>
<p>*** Yeni Başlangıçların Kapısı</p>
<p>Her engelleme, bir bitiş gibi görünse de aslında bir başlangıçtır. Erkek, bu adımı attığında yalnızca kadını değil, onunla birlikte taşıdığı yükleri, kırgınlıkları ve pişmanlıkları da geride bırakır. Engellemek, geçmişin gölgesinden çıkıp yeni bir güne adım atmaktır.</p>
<p>Bir bakıma engellemek, kalbin kendi dilinde söylediği şu duadır: “Artık seni affettim, artık seni bırakıyorum. Kendime dönüyorum.”</p>
<p>*** Sonuç</p>
<p>Bir erkeğin bir kadını engellemesi, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bu hareket, öfkenin değil, öz saygının eylemidir. Sosyal medya çağında engellemek, bireyin kendi huzurunu, sınırlarını ve geleceğini koruma cesaretidir.</p>
<p>Çünkü gerçek özgürlük, başkalarının gölgelerinde değil, insanın kendi yolunda saklıdır. Ve bazen o yola çıkmanın ilk adımı, bir kapıyı kapatmaktır.</p>
<p>Yazan<br>Korhan KÜLÇE <br>06/09/2025</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x_68d1ae10ca5cd.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Görünür Olmanın Yükü: Kadının Sosyal Medya Zorunluluğu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/goerunur-olmanin-yuku-kadinin-sosyal-medya-zorunlulugu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/goerunur-olmanin-yuku-kadinin-sosyal-medya-zorunlulugu</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Görünür Olmanın Yükü: Kadının Sosyal Medya Zorunluluğu&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1ad5ae44b5.jpg" length="38489" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:11:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Görünür Olmanın Yükü: Kadının Sosyal Medya Zorunluluğu</p>
<p>Çağımızda insanın elinde taşıdığı telefon, artık yalnızca bir iletişim aracı değil; kendi kimliğini sergilediği, görünürlüğünü kanıtladığı bir vitrin. Sosyal medya, hayatın sahnesini evlerimizin içine taşırken, özellikle kadınlar bu sahnede daha görünür, daha incelenir, daha tartışılır hâle geldi.</p>
<p>Kadın, bir fincan kahveyi bile paylaşırken aslında yalnızca o anı değil, kendi imajını da kurgular. Filtreler, estetik dokunuşlar, pozların arkasında gizlenen görünmez bir ses vardır: “Beni görün. Beni onaylayın.” Bu, çoğu zaman farkında olunmadan bir alışkanlığa dönüşür. Bir süre sonra, yaşanan anın kendisi değil, “paylaşılabilir” olması kıymet kazanır.</p>
<p>Sosyal medya, özgürlüğün simgesi gibi görünür; ama aslında çoğu zaman görünmez zincirler üretir. Kadın, sürekli paylaşma ihtiyacı hissederken, farkında olmadan mahremiyetini pazara çıkarır. Evini, çocuklarını, özel anlarını herkesin gözüne açar. </p>
<p>Böylece özel ile kamusal arasındaki çizgi silinir. Artık yaşanan hayat, kendisi için değil, seyirciler için yaşanır.</p>
<p>Ama bu yalnızca mahremiyetin erozyonu değildir; aynı zamanda bir özsaygı meselesidir. Çünkü beğeni sayıları, yorumlar, alkış emojileri bir kadının değerini belirler hâle gelir. Onay bağımlılığı sessizce büyür. </p>
<p>Her paylaşım bir sınavdır: “Yeterince güzel miyim? Yeterince başarılı mıyım? Yeterince mutlu muyum?” Ve alınan her kalp işareti, bir nebze teselli; gelmeyen her beğeni, görünmez bir yaradır.</p>
<p>Toplum, bu alışkanlığı besler. Kadından “mükemmel anne”, “çekici eş”, “başarılı kariyer kadını” olmasını bekler. Kadın da bu rolleri kanıtlamak için sosyal medyada performans sergiler. </p>
<p>Fakat sahne ışıkları ne kadar parlak olursa olsun, kuliste yorgunluk birikir. Çünkü o mükemmellik maskesi, gerçek hayatta sürdürülemez. Gün gelir, kadının bedeni değilse bile ruhu tükenir.</p>
<p>Elbette paylaşmak bütünüyle yanlış değildir. Sosyal medya, yaratıcılığı, estetiği ve bireysel ifadeyi çoğu zaman güçlendiren bir alandır. Fakat asıl mesele, niyetin kaynağıdır. Paylaşım, gerçekten kendini ifade etmekten mi doğuyor, yoksa başkalarının onayını almaktan mı? Bu sorunun cevabı, görünüşte basit, gerçekte hayatîdir.</p>
<p>Çünkü eğer değer, kalabalıkların onayına bağlanırsa, özsaygı kırılgan hâle gelir. Oysa insanın değeri, başkalarının beğeni butonlarında değil, kendi iç sesinde saklıdır. Kadın, değerini dışarıdan değil içeriden beslediğinde, sosyal medya onun kölesi değil, sadece bir aracı olur.</p>
<p>Belki çözüm, bilinçli kullanımda gizlidir. Her paylaşım öncesi kendine şu soruyu sormakta: “Bunu neden paylaşıyorum? Bu bana içten bir mutluluk mu verecek, yoksa yalnızca başkalarının gözünde bir imaj mı çizecek?” Bu sorunun cevabı, zincirleri kırmanın ilk adımıdır.</p>
<p>Çünkü hayat, seyirciye oynanan bir tiyatro değil, insanın kendi iç sahnesinde yazdığı bir hikâyedir. Ve o hikâyeyi güzelleştiren şey, başkalarının ne dediği değil, insanın kendi gözlerinden gördüğü hakikattir.</p>
<p>Kadın, sosyal medyanın büyüsünden sıyrıldığında anlar: Gerçek mutluluk, bir fotoğrafın altındaki sayılarda değil, yaşadığı anın derinliğinde saklıdır.</p>
<p>Korhan KÜLÇE </p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x_68d1ad5af2e3f.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadın ve Erkeğin Dansı:  Güç Mücadeleleri ve Mutluluğun Anahtarı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadin-ve-erkegin-dansi-guc-mucadeleleri-ve-mutlulugun-anahtari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadin-ve-erkegin-dansi-guc-mucadeleleri-ve-mutlulugun-anahtari</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Kadın ve Erkeğin Dansı: 
Güç Mücadeleleri ve Mutluluğun Anahtarı&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1aca9e074c.jpg" length="40823" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:08:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın ve Erkeğin Dansı: <br>Güç Mücadeleleri ve Mutluluğun Anahtarı</p>
<p>İlişkiler, insanoğlunun en eski, en karmaşık dansıdır. Kadın ve erkek, sahneye çıktığında bazen uyum içinde süzülür, bazen de adımlar çarpışır, ritim bozulur. Bu dansı zorlaştıran yalnızca iki kalbin farklı ritimleri değildir; toplumun yüklediği roller, bireyin içindeki arzular ve çağımızın görünmez seyircisi sosyal medyadır.</p>
<p>Kadın çoğu zaman güçlü bir erkek ister. Kendine güvenen, kararlı, ayakta duran bir figür… Bu arzu, sadece bireysel bir istek değil, kültürün ve biyolojinin şekillendirdiği bir çağrıdır. </p>
<p>Fakat işin ironisi şudur: Kadın, bu gücü arzularken, çoğu zaman onu sınamak, hatta zaman zaman zayıflatmak ister. İşte o noktada, aşkın dansı bir güreş ringine dönüşür.</p>
<p>Ringde üç ihtimal vardır:</p>
<p>Birincisi, erkeğin geri çekilmesidir. Kadın, baskısıyla, talepleriyle, yönlendirmeleriyle partnerini yıpratır. Erkek, huzuru korumak adına geri adım atar. Ama bu geri çekiliş, bir süre sonra kendi özgüvenini de geriye bırakır. O vakit kadın, başta hayranlık duyduğu o güçlü erkeği artık bulamaz karşısında. Geriye, gölgesine dönüşmüş, silik bir figür kalır. Sonunda kadın da, erkek de tatminsizlik içinde sıkışır.</p>
<p>İkincisi, erkeğin direnişidir. Erkek, kendisini zayıflatmaya çalışan güce karşı koyar, sevgilisini bir rakip gibi görmeye başlar. İlişki, bir ortaklık olmaktan çıkar; kazananı olmayan bir savaş alanına dönüşür. Kadın yenilse bile içten içe değersizlik duygusuyla yanar; erkek ise sevgisini değil, üstünlüğünü kanıtlamaya uğraşır. İki taraf da yara alır.</p>
<p>Üçüncüsü, ayrılıktır. Mücadele sürdükçe köprüler yıkılır, sözler taş kesilir, gözler soğur. Kadın kendi “zaferini” ilan eder belki ama geriye elinde yalnızca bir boşluk kalır. Çünkü kazanılan, sevgili değil, yalnızlıktır.</p>
<p>Bütün bu ihtimaller, ilişkilerin sahne değil savaş alanına dönüştüğünde yaşanan kaçınılmaz sonuçlardır. Ve işin içine sosyal medya girince, bu kargaşa daha da büyür. İnsan, içindeki kırgınlığı ya da üstünlük arzusunu satır aralarında, hikâyelerde, paylaşımlarda dışa vurur. </p>
<p>Oysa bu, meselenin çözülmesini değil, daha da karmaşık hale gelmesini sağlar.</p>
<p>Peki, bu döngü nasıl kırılır?</p>
<p>Cevap, rakip olmaktan vazgeçmekte gizlidir. Kadın ve erkek, ilişkiyi bir ring değil, bir yolculuk olarak görmeyi başardığında işbirliği başlar. Çünkü aşk, üstünlükle değil, yan yana yürümekle güçlenir.</p>
<p>Bunun için üç şey elzemdir:</p>
<p>Bilinçli iletişim. Sözler, sosyal medyada imalarla değil, yüz yüze söylenmelidir. Açıkça konuşmak, anlaşılmamanın yaralarını kapatır.</p>
<p>Karşılıklı sorumluluk. Bir ilişkiyi ayakta tutmak, yalnızca kadının ya da erkeğin çabası değildir. İki taraf da aynı masaya elini koymalı, aynı yükü omuzlamalıdır.</p>
<p>Mahremiyetin korunması. Özel olan, özel kalmalıdır. Çünkü bir çiftin en kıymetli hazinesi, seyirciye açılmamış sırlarıdır.</p>
<p>Toplum bize kadınları “yüceltilmesi gereken varlık”, erkekleri “her daim güçlü olması gereken kahraman” olarak öğretir. Oysa bu roller, çoğu zaman mutsuzluğun kaynağıdır. </p>
<p>Kadın ve erkek birbirini rakip değil, tamamlayan eş olarak gördüğünde, sahte maskeler düşer, gerçek yakınlık başlar.</p>
<p>Sonunda geriye şu hakikat kalır:</p>
<p>Bir ilişki, ne kazananı ne kaybedeni olan bir savaştan ibaret değildir. Bir ilişki, iki insanın birlikte kurduğu bir sığınaktır. Ve bu sığınağı yaşatmanın yolu, güç mücadelesi değil, birlikte güç olmaktır.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x_68d1aca9ee08d.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal Medyanın Gölgesinde Kadın Erkek İlişkileri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sosyal-medyanin-goelgesinde-kadin-erkek-iliskileri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sosyal-medyanin-goelgesinde-kadin-erkek-iliskileri</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Sosyal Medyanın Gölgesinde Kadın Erkek İlişkileri&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1ab6eb9e23.jpg" length="36786" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:03:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x_68d1ab6ec81b0.jpg" alt=""></p>
<p>Hayat, insanın en büyük derslerini, çoğu zaman kalbinin en kırılgan anlarında verir. Bir bakış, bir söz, ya da bir suskunluk, yılların öğretisini tek bir darbede sunar. Ve modern çağda bu derslerin sahnesi, sosyal medya gibi dijital bir aynadır; her geçen gün daha fazla insanın özünü yansıtan, ama aynı zamanda gerçeği çarpıtan bir platform.</p>
<p>Sosyal medya, çağımızın en parlak, ama en yanıltıcı aynasıdır. Herkes o aynaya bakar, kendi yüzünü görmeyi umar; ama gördüğü şey, gerçek değil, parlatılmış bir yansımadır. Bu yanılsama, özellikle kadınların hayatını şekillendirir. Fotoğraf kareleri, filtreler, özenle seçilmiş pozlar… Her biri, sadece bir anlık ifade değil, aynı zamanda bir imajdır. Kendini on binlerce gözün önüne sunmanın, beğenilerle değer kazanmanın yeni yoludur.</p>
<p>Bir kadın için, o an sadece bir paylaşım değildir; o, “Ben buradayım” demektir. “Ben hâlâ görülmek, hâlâ arzu edilmek istiyorum.” Beğeniler, kalp emojileri, her bir yorum, birer küçük zaferdir. Dopaminin sıcaklığı, kısa süreli bir mutluluk dalgası yaratırken, içindeki boşlukları geçici olarak doldurur. Fakat bu mutluluğun ardından bir yalnızlık gelir, tıpkı bir maskenin arkasında saklı kalmış gerçek bir yüz gibi.</p>
<p>Ama her zaman bir karşıt etki de vardır. O kadının hayatındaki adam, sevdiğinin gülüşünü binlerce yabancının arasında görmekten incinir. Gülüş, sadece ona ait olmalıydı. “Bizim kutsal bağımız neden herkesin gözleri önünde sergileniyor?” diye sorar kendi kendine. O gülüş, şimdi herkesin malıdır ve kalbinde bir yara açılır.</p>
<p>İşte tam bu noktada, mahremiyet erimeye başlar. Çünkü aşkın toprağı mahremiyettir. Sevgi, gizlilikle büyür, kalabalıkların alkışında değil. Sevgi, iki insanın arasında kurulan görünmez bir köprüdür. Seyircilerin gözleri o köprüyü ağırlaştırır, kırılgan hale getirir.</p>
<p>Başlangıçta masum görünen paylaşımlar, zamanda bir bağımlılığa dönüşür. Beğeni sayısı arttıkça insan, kendini değerli hissetmeye başlar; ama azaldığında huzursuz olur. Kendi özdeğerini, yabancıların parmaklarının ucuna bırakır. Bu bağımlılıkla birlikte, gerçek ilişkilerdeki bağlar zayıflar. Çünkü sevgi, dışarıdan gelen alkışlarla değil, içeriden gelen sadakatle ayakta kalır.</p>
<p>Ancak her hikâyede olduğu gibi, burada da bir çıkış yolu vardır. Bilinçli bireyler, sosyal medyanın tuzaklarına düşmeden, birbirlerinin kalbine bakmayı seçerler. Onlar bilirler ki bir ilişkinin en değerli anı, herkesle paylaşılan değil, yalnızca iki insanın arasında saklanan andır. Bir bakış, bir dokunuş, bir gülüş… Bunlar kalabalıkların gözleri önünde değer kaybeder, ama mahremiyetin sessizliğinde ölümsüzleşir.</p>
<p>Elbette sosyal medya bütünüyle düşman değildir. Doğru kullanıldığında, ilişkileri besleyen bir araç olabilir. Fakat bunun için sınırların farkında olmak gerekir. Hangi anların paylaşılmaya değer olduğunu, hangilerinin yalnızca iki kalbin sırlarında saklı kalması gerektiğini bilmek, aşkı korumanın en ince sanatıdır.</p>
<p>Sonuçta, aşk bir sahne değil, bir sığınaktır. Gerçek mutluluk, bir yabancının bıraktığı kalp emojilerinde değil, sevgilinin gözlerinde parlayan güvendedir. Akıllı çiftler, sosyal medyanın gölgesinde değil, birbirlerinin ışığında yuva kurar. O yuva, dijital dünyanın hiçbir parıltısına ihtiyaç duymadan varlığını sürdürür. </p>
<p>Çünkü aşkın özü, seyirciye değil, sevgiliye saklanır.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x_68d1ab6ec81b0.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güçlü Kadınlar Neden Hep Yalnız Kalırlar?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/guclu-kadinlar-neden-hep-yalniz-kalirlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/guclu-kadinlar-neden-hep-yalniz-kalirlar</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;&#039;Güçlü Kadınlar Neden Hep Yalnız Kalırlar?&#039;&#039; konulu bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1aae5aa607.jpg" length="33767" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:00:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x_68d1aae5b8391.jpg" alt=""></p>
<p>Yalnızlık, bir tül değil, bir kefen gibi sarar onu; boğmaz, ama nefesini keser. En mağrur yürek bile, bir anlık sevgi için ağlar. Bu ağlayış, onun en derin, en sessiz, en kırık ağıtıdır. </p>
<p>Güçlü kadınlar yalnız kalır; çünkü güçleri, onları hem taçlandırır hem lanetler. Ve bu, onların en hüzünlü kaderidir.</p>
<p>Güçlü kadın olmak, bir lanet gibi ağır gelir. Onlar, kalabalıkların hayran bakışları altında parlar, ama bu parlaklık bir tuzak gibidir. </p>
<p>Dimdik duruşları, mağrur tavırları, hırslı adımları Hepsi, onları yalnızlığın soğuk kucağına iter. Toplum, onların gücünü över ama korkar; “fazla” der, “kırılmaz” der, “erkeksi” der. Bu sözler, bıçak gibi keser yüreklerini. </p>
<p>Erkekler, onların gölgesinden uzak durur, çünkü güçlü kadın, evdeki sakin düzeni altüst eder. Onlar, bir yoldaş değil, bir tehdit gibi görülür. Erkek evinde yuva kuracak bir Kadın ister, ringe çıkan ve yumruk sallayan bir Kadın değil.</p>
<p>Ve güçlü kadınlar, erkeklerin evlerinde ikinci bir eril güç istememesi yüzünden yalnızlığa mahkûmdur.</p>
<p>Geceler, onun tek sığınağıdır; yıldızlar, gözyaşlarını toplar, ama bu teselli yetmez. Erkeğin sıcaklığı, yumuşak dokunuşu, yüreğin “anladım” deyişi. Mahrumdur bunlardan, ama güçlüdür.</p>
<p>Güçlü kadın, kendi yolunu çizer, ama bu yol dikenlerle doludur. Her adımda yara alır, her zaferde biraz daha yalnızlaşır. </p>
<p>Hayatı zaferlerle doludur. Bir, iki, üç, dört. Zaferlerinin sayısını artık kendisi bile zor saymaktadır. Tüm mücadelelerinden zaferle çıkmış, arkasında anılarla ve ayrılıklarla dolu bir dağ bırakmış ama sonunda hep yalnız kalmıştır. Çünkü o güçlü bir Kadındır.</p>
<p>Kalabalıklar, başarılarını alkışlar ama kimse elini uzatmaz. Gece olunca, yıldızlar bile teselli edemez; soğuk yataklarında, bir anlık sevgi için içleri sızlar. İtiraf edemezler, çünkü güç, zayıflığı zincire vurur. Ama o zincirler, ruhlarını sıkar.</p>
<p>Güçlü olmak, onları taçlandırmaz; aksine, bir kefen gibi sarar. Sevgisiz, dokunulmaz, anlaşılmamış bir hayat.</p>
<p>Güçlü kadın olmak, bu acımasız bedeli ödemektir. </p>
<p>Toplumun gözünde bir kahraman, ama kendi dünyasında yapayalnız bir mahkûm. İşte bu, güçlü kadın olmanın karanlık yüzüdür.</p>
<p>Ve Kış sabahlarının soğuk yatağında tek başına uyanır. Başkaları, kocalarının sıcak kollarında gözlerini açarken, o, yatağının buz gibi boşluğunda sosyal medya sayfalarında isyan eder, haykırır: “Neden ben yine yalnızım?” </p>
<p>Sonra yatağındaki kedisine sarılır ve hatırlar; o, güçlü bir kadındır. Yalnız kalmaya mahkumdur.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x_68d1aae5b8391.jpg" alt=""></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Erkeğin &amp;apos;Az Görünen&amp;apos; Bir Kadın İsteme Hakkı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/erkegin-az-goerunen-bir-kadin-isteme-hakki</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/erkegin-az-goerunen-bir-kadin-isteme-hakki</guid>
<description><![CDATA[ Korhan KÜLÇE&#039;den &#039;Erkeğin &#039;Az Görünen&#039; Bir Kadın İsteme Hakkı&#039; konulu makale ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68d1a97bac295.jpg" length="34181" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 22:56:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Korhan KÜLÇE</dc:creator>
<media:keywords>Korhan KÜLÇE</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Erkek, “Ben bana özel, diğer erkeklerin kolayca ulaşamadıkları, göremedikleri bir Kadın istiyorum,” diyorsa, bunda sonuna kadar haklıdır. Hayatına kimi alacağına, kiminle mutlu olacağına, kiminle aynı yolda yürüyeceğine karar vermek Erkeğin en doğal hakkı. </p>
<p>Herkesin kalbi farklı atar; kimisi fırtınalı bir ruh arar, kimisi sakin bir liman. </p>
<p>Diğer erkeklerin kolayca ulaşamadığı, kendine 'özel' bir kadınla gelecek kurmak istiyorsa, bu onun kişisel tercihidir. Kimse ona, “Böyle birini istememelisin,” diye kural koyamaz. Kendi hayalini kurmak, kendi sınırlarını çizmek erkeğin özgürlüğüdür.</p>
<p>Ama işin diğer tarafı da var. Kadın, “Ben buyum, olduğum gibi kalırım,” diyorsa, o da haklı. Kendi hayatını, tarzını, duruşunu seçme özgürlüğü onun elinde. </p>
<p>Senin “özel” dediğin kadın, diğer erkeklerin ulaşamayacağı bir Aura taşıması şartına uymak zorunda değil. Senin sana özel olmasını istediğin Kadın belki de bunu istemiyor. Sosyal medyadan ve sosyal ortamlardan aldığı beğeni, takdir ve onaylanma onu daha çok mutlu ediyor.</p>
<p>Sana özel olmasını istediğin Kadın senin ilginden değil, sosyal medyadan ve arkadaşlarından aldığı dopaminden mutlu oluyor. Hakkıdır</p>
<p>Kocası da olsan, onun ruhuna şekil vermeye kalkamazsın. Eğer onun hayat tarzı, senin aradığın “özel” kadınla örtüşmüyorsa, bu kimsenin suçu değil. Uyum, iki tarafın da seçimiyle olur. Uymuyorsa, zorlamak yerine yolları ayırmak en doğrusu.</p>
<p>Hayat, birbirine kural dayatma yeri değil. </p>
<p>Erkek, kendine özel, diğer erkeklerin kolayca ulaşamadığı bir kadın istiyorsa, bu onun hakkı. Kadın, kendi benliğini dilediği gibi yaşamak istiyorsa, bu da onun hakkı. </p>
<p>Mesele, birbirinizi değiştirmeye kalkmadan, saygı duyarak kendi yolunuzu bulmak. Eğer senin kalbin, kendine has, özel bir ruha çarpıyorsa, o ruhu ara. Ama kimseyi senin hayaline uydurmaya zorlama. </p>
<p>Aynı şekilde, kimse seni de kendi hayaline uyduramaz. Net ol, kendi yolunu seç ve sana uyan insanı bul. Özgürlük, herkesin kendi hikayesini yazmasıyla anlam kazanır.</p>
<p>Korhan KÜLÇE</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ruhumun kıyıları&#45; güz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-guz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-guz</guid>
<description><![CDATA[ içimde bitmek bilmeyen hayatı romantize etme isteğimi bastıramadığım için farkındalıklarımı yazıyorum ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68ceb97072a6a.jpg" length="75456" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 20 Sep 2025 17:26:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin</dc:creator>
<media:keywords>farkındalık, yaş almak, sonbahar, öğrendiklerim, yolda olmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>selamm. yine ruhumun kıyılarına geldim. ama bu sefer konuyu öyle bir yerden bağlamaya felan çalışmayacağım. aklıma ne esiyorsa anlatacağım. gelin başlayalım. ( söz noktalamalara biraz daha dikkat edeceğim xd )<br>buralarda havalar yeni soğumaya başladı. akdeniz böyledir, mevsim geçişlerinin tadını çıkaramazsınız . öyle yaprakların sarardığı, her esintide yere düşüşlerinin sesini duyduğunuz bir güz yaşayamazsınız buralarda. bir istanbul sonbaharı edemese de yine de severim. yazılarıma da bu ayda başlamamdan bellidir diye düşünüyorum tam sohbahar ve hatta eylül insanı olduğum. bayılıyorum hayatımı romantize etmeye bu mevsimlerde. <br>geçişleri sevmem aslında ben. belirsizlik sevmem. ne sıcak ne soğuk olduğu belli olmayan hiçbir şeyden haz etmem. bakmayın tabii ki mevsim geçiş anksiyetesi de yaşıyorum ama kontrol edemeceğimi bildiğim için tadını çıkarmaya çalışıyorum. her şeyi kontrol etmem çabam mevsimlere de yansımasa olmazdı tabii. ama ne şanslıyımdır ki ben bunu da farkettim. nur topu gibi bir 'kontrol etme çabam' olduğunu. ve bu metastaz gibi her yere yayılmıştı. geçmişime, geleceğime, günlerime, anlarıma, kariyerime ve en önemlisi de ilişkilerime. her şeyi ama her şeyi kontrol etmeliydim çünkü böyle regüle oluyordum. hayatımın her şeyinin 'benim' kontolümde olduğunu bilmek beni hem inanılmaz rahatlatıyor hem de aşırı tetikliyordu. özellikle romantik ilişkilerimde bu her şeyi batırmama neden olan bir şeydi (hala tam anlamıyla bırakmış değilim ama iyi ilerliyorum). aslında kendim için her şeyi  batırmama neden oluyordu. çünkü ben kontrol etmek istiyordum. beni nasıl sevmeli, bana nasıl davranmalı, nerde, nasıl tepki vermeli, bana ne iyi gelir, nasıl iyi gelmeli.. gibi  konuları belki yüzlerce kez anlatmışımdır. ama bu kontrol edebileceğim bir şey değildi. bu beni daha da değersizleştiren bir şeydi. evet ben sınırlarımı, sevgi dilimi, isteklerimi, beklentilerimi dile getirdim. ama ne gerek vardı bunları her defasında söylemeye. bu benim kendi kendimi değersizleştirdiğim bir davranıştı. sesimi duyurana kadar, inatla anlatmak. ama ben elimden geleni yapmıştım. gerisini kontrol edemezdim. ve artık enerjimi kontrol edebileceğim şeylere yatırmam gerektiğini farkettim. zor oldu ama farkettim. kontrol edebileceğim tek şey de 'kendimdim'. hayatta gücümüzün yettiğine emin olabileceğimiz tek şey; kendimiziz. bunu içselleştirmek insana inanılmaz bir güç veriyor bence. insanlar ne yaparsa yapsın ya da olaylar nasıl gelişirse gelişsin ne tepki vereceğimizi ne düşüneceğimizi nasıl hissedeceğimizi ne zaman hissedeceğimizi seçebiliriz. bunu kontrol edebiliriz bir tek. e tabii ki de her zaman yapabileceğiz diye bir şey de yok. demesi kolay tabii ama bir kez bile yapabilmek bunu benim için başarıdır. çünkü insanın bir şeyleri kontrol edebilmesi özellikle de kendi içsel dünyasıyla alakalıysa inanılmaz zor bir şey. <br>velhasıl kendimiz hariç her şeyi kontrol etmeyi bir yerde bırakabilmek gerekiyor. insanları kontrol etmeyi, anlatmayı, anlaşılabilmek için çabalamayı, gereksiz tepkiler vermeyi, diyaloglar kurmayı, öfkeye yenilmeyi.. elimizden geleni yaptıktan sonra geriye kontrol edebileceğimiz bir şey kalmıyor. ben kendimle alakalı elimden geleni yaptım mı, yeterli emek verdim mi ? evet. o zaman gerisi bırakmamız gereken bir şey. o ince sınırı yani kontrol edebileceğimiz ve edemeyeceklerimiz arasındaki sınırı belirledikten sonra gerisi daha kolay oluyor. soruyorum kendime artık yapabileceğim kotnrol edebileceğim bir şey kaldı mı diye kalmadıysa içime bir huzur yerleşiyor. işte o zaman dünya yansa umrumda olmuyor. <br>böyle anlatması kolay geliyor biliyorum. geriye çekilip geniş pencereden bakınca görebiliyor insan bunları. tam o hengamenin içineyken farkedemiyor. birçok duygu karmaşası yaşarken, çok fazla seviyorken ama aynı zamanda öfkeliyken, anlaşılamamış ve değersiz hissediyorken geriye çekilip de 'aa ben ne tepki versem şu an, ımm acaba ne zaman hissetsem öfkemi' diyebilmek aşırı zor. ama insan duvarlar örüyor bir süre sonra kişiye ya da olaya karşı. kontrolünün dışında olduğunu kabulleniyor ve kendine odaklanıyor. kontrol edebileceği tek şeye. işte o zaman bir tık geride durup nasıl bir şeyin içindeyim diye bakabiliyor. ne yapmak istediğini soruyor.ve hatta bazen büyük sorular soruyor. ama acele etmiyor böyle soruları cevaplamak için. tartıyor, yokluyor, bekliyor. ama asla acele etmiyor. çünkü biliyor ki ne olursa olsun o soru hoşuna gitse de gitmese de bir gün cevaplanacak kendiliğinden.<br>bu yüzden ben de belirsizlikle yaşamayı göğüslüyor, hayata güveniyor ve sadece kontrol edebileceklerime odaklanıp sabrediyorum. belki  hala kontrolünüz dışındakiler için çabalıyor gereksiz şeylere nefes tüketiyor olabilirsiniz. hatta hayatımın belli dönemlerinde ben de hala yapıyor olabilirim. olabilir değil yapıyorum. ve itiraf ediyorum sıklıkla yapıyorum. hayatı çok da çözmüş biri değilim. ama yoldayım işte. farkettiklerimi ve yaşamı göğüslemek için ışık gördüğüm şeyleri paylaşıyorum. geçen okuduğum bir kitapta bununla alakalı şöyle diyordu; 'bildiğim kadarıyla, yaşamı kolaylaştıracak yöntemlerden bahseden insanlar, bu yöntemleri bilmeyen kişilere kıyasla hayatın içinde daha çok debelenen insanlardı. o kadar tükeniyorlardı ki artık tükenmek istemedikleri için sürekli farklı yollar bulmaya çalışıyorlardı... hayata katlanma yolları, yaşamaya devam etme yolları...'<br>diğer yazında görüşmek üzere...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ruhumun kıyıları&#45; övünmek gibi olsun</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-oevunmek-gibi-olsun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari-oevunmek-gibi-olsun</guid>
<description><![CDATA[ içimde bitmek bilmeyen hayatı romantize etme isteğimi bastıramadığım için farkındalıklarımı yazıyorum ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68cc6f9d59484.jpg" length="100796" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 23:46:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin</dc:creator>
<media:keywords>farkındalık, öğrendiklerim, yaşam, özşefkat, sabır, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>selam. yine geldim ruhumun kıyılarına. dur durak bilmeden yazmak istiyorum. noktalama için bile durmuyorum o derece. sonrasında düzeltmek zor gelse de umrumda değil. ben durmadan ikilemeden kıyılarımda yürümek istiyorum. müsaitseniz gelin başlayalım.<br>yazmak bana hep iyi hissettirdi. ve ne şanslıyım ki genç yaşımda farkettim bunu. sabah sayfalarının popüler olduğu dönemde benim için yazmak çoktan alışkanlık haline gelmişti bile. kendimi övmek gibi olsun. evet yanlış okumadınız olsun ya. övmek gibi olsun. övüyorum kendimi.  yıllarca mütevazi oldum ve bir faydasını da görmedim. .çünkü buna müsaade eden bir toplumsal çerçevede yaşamıyorum sanırım. duygusal zekamı geliştirmeye başladığım süre zarfında kazandığım bir huy da buydu. mütevazi olmak. başarımı gözler önüne sermemek. serenler olunca da utanmak ve hemen karşı tarafı daha da abartarak övmek. yine yenilerde farkettiğim bir şey oldu bu. çünkü amiyane tabirle dengim olmayan insanların bile beni küçümsemelerinin beni yıprattığını yaraladığını farkettim. ve en en en önemlisi de değersizleştiğimi. ben mütevazi oldukça değersizleştim. yaşayarak öğrendim evet. öğrendiğim diğer her şey gibi bunu da yaşayarak öğrendim. mütevazi oldukça alçakgönüllü oldukça değersizleşiyordum ben. aman egolu görünmeyeyim aman ben zaten kendim biliyorum insanlar da tanıdıkça anlar diye diye değersizleştim ben. ve galiba bu da travmalarımdan, gölge yanlarımdan biri. değersiz hissettirilmek beni aşırı tetikliyor. hem de aşırı. bunu farkettiğimden beri de ( yine anahtar kelime fark etmek heheh) kendimi övmekten gocunmuyorum (yine yerine göre tabii, seloluğumdan ödün vermiyorum). ve gelen övgüleri de açık yüreklilikle kabul ediyorum. <br>neyse. öyle işte. velhasıl yazmak iyi geliyor. 5 senedir her sene bir defter alırım ve günlük tutarım. her gün yazamasam da birkaç günde bir illa ki uğrarım. hele ki stresliysem. günde birkaç kez bile uğradığım olur. duygularımdan bahsederim orda genelde. ne düşündüğümden çok nasıl hissettiğimle ilgilenirim. önemli olan da buymuş aslında. çünkü bazen duygular düşüncelerimin yolunu saptırabiliyor. özellikle de yıpratıcı duygular. stres öfke kırgınlık gibi. böyle anlarda yazarım. önce yazarak biraz rahatlarım. nasıl oluyor bende çözemiyorum bunun mucizevi etkisini. ama rahatlatıyor işte. en azından yoğun bir şekilde etkisi kalmıyor duygularımın. yazdıktan sonra içimde, bağrımın tam ortasında bir öküz kalıyor. işte o zaman sormaya başlıyorum. ben ne hissediyorum tam olarak. bazen adlandırabiliyorum bazen de olmuyor. durup yaşıyorum o duyguyu. sadece ona odaklanıyorum. tam vücudumun neresinde gözlemliyorum ve ben gözlemledikçe zaten etkisi gitgide azalıyor. sonrasında da oturup ne yapmak istediğime karar veriyorum. evet bu olay beni etkiledi. şimdi ne yapmalıyım nasıl tepki vermeliyim, nasıl sınır çizmeliyim ? ve bunlar arasından en önemlisi de bana ne iyi gelir diyebilmek. tüm her şeyden kendini sıyırıp; kişilerden olaydan vs bana iyi hissetirecek olan şeyi bulabilmek.<br>işte burda sıkıntılar başlıyor. çünkü kendine iyi gelen şeyi bulduğunda kendine izin verdiğinde bu başkaları için kırıcı olabiliyor. ya da vardığın sonuç senin için bile kırıcı olabiliyor. ama insanın kendisiyle ilişkisi geliştikçe kendini nasıl koruması gerektiğini öğreniyor. hatta kendinden bile korumasını öğreniyor. kendisinin gölge yanlarından, zihnindeki susmak bilmeyen dırdırcı eleştirel tarafından bile. ben işte tam bunu başarmaya çalışıyorum. başardım diyemeyeceğim tam anlamıyla ama yol katettim. en azından başkaları için dengesizlik olarak görülecek olsa bile bana iyi hissettirmiyorsa konuşmuyorum ya da yazmıyorum. açıklamasını belki yapmam gerekiyor ama yapmıyorum abi ya bazen. yapmıyorum. kendimi korumanın yolu buysa. böyle davranıyorum. bazen de zorlanıyorum. çok zorlanıyorum. bazen koruyamıyorum sınırlarımı. ve hatta bazen kendime kaldıramayacağım duygular yaşamaktan korktuğum için koruyamıyorum kendimi. evet. kendime güvenimi sarsıyorum. ama sonra teselli ediyorum kendimi. öğreniyorsun selocum yine denersin, zamana güven diyorum. çünkü zamanla zırhın daha da sağlamlaşacak ve zamanla her şey olması gerektiği gibi olacak. sen ne kadar savaş versen de üzülsen de bunun için zamanı gelince olacak. o yüzden kabul et. bunun da normal olduğunu kabul et. sen de insansın diyorum. işe de yarıyor. kendimi, içimdeki küçük seloyu her durumda sakinleştirmenin ona şefkat göstermenin yollarını arıyorum. hata yapsa bile. çünkü bu hayat bir yolculuk ve dost olmamız gereken en önemli kişi kendimiziz. yetişkin kimliğimiz de değil. içimizdeki çocuk kimliğimiz asıl dost olmamız gereken kişi. o zaman işte hayatı biraz daha taze gözlerden görebiliyoruz, tadabiliyoruz, hissedebiliyoruz.<br>benim hala anlatacak çok şeyim var. o yüzden diğer yazında görüşmek üzereee...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ruhumun kıyıları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun-kiyilari</guid>
<description><![CDATA[ içimde bitmek bilmeyen hayatı romantize etme isteğimi bastıramadığım için farkındalıklarımı yazıyorum ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202509/image_870x580_68cc5ba684a46.jpg" length="86922" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 22:23:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin</dc:creator>
<media:keywords>farkındalık, öğrendiklerim, yaşam, özşefkat, sabır, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>açıkçası nerden başlayacağımı nerden geri döneceğimi bilmiyorum. sadece içimde yazma isteği var. çünkü bu, hayatı dünyayı yaşamı daha iyi anlamamı sağlıyor. sanırsam öyle . hayata dair bildiklerim sürekli değişiyor. tam o yaşlarımdayım çünkü . 25'imdeyim. hem geç kalmış hem de yolun daha başında hissetmek için ideal bir yaş.en sevdiğim yanı ise önümüzdeki 5 sene boyunca daha yirmili yaşlar böyledir diyebileceğim. sonrasını sonraki selo düşünsün artık. kendine nasıl bir teselli bulur hayatını göğüslemek için bilemiyorum. kafa yoracak onca şey arasından o zamanı kestiremiyorum. 4, 5 sene önce yine böyle bir teşebbüsüm olmuştu yazmaya dair. hem deneme hem şiir yazıyordum. sonra romantikliğimi kaybettim gibi oldu. romantize etme becerimi demek daha doğru olur gibi. ama bu sıralar yine içimden yazma isteği dolup taşıyor. bilmiyorum cidden bilmiyorum. nerden başlayayım ne anlatayım. sadece hayattan öğrendiklerimi hayatı göğüslemek için kazandığım bakış açılarını yazmak istiyorum. birilerinin okuyacağından ya okusunlar illa diye düşündüğümden de değil. özünde üretmek isteği yatıyor bunun. işe yarar hisetmek istiyorum sanırsam. anlaşılır bir istek. gayet de iyi başladım. güzel bir girizgah oldu (ops.) . o zaman başlayalım mı ufaktan?<br>yetişiyorum ben. yetişkinim diyebilmek için yetişiyorum. yaşça bakacak olursak öyleyim zaten ama bence iç dünyamda alınacak epey yolum var gibi duruyor. olsun da zaten. bu yola baş koydum nihayetinde. kendimi tanımak fakrındalıklı bir yaşam sürmek için yıllardır uğraşıyorum. uğraşmaktan da ziyade aslında özümden gelen karakterimden kumaşımdan gelen bir isteği karşılıyorum. kendimi böyle huzurlu hissediyorum. kendimi tanıdıkça. okudukça geliştikçe hayatıma yedirdikçe öğrendiklerimi. böyle tatmin hissediyorum.yaşam amacımı gerçekleştiriyorum belki de . yolda oluyorum. yolda olmayı öğreniyorum. yolda olduğumu farketmek istyorum. bazen uzunca bir süre zihnimi ,kafamı bir fanusun içinde hissettiğim dönemler oluyor. ordan kendimi çekip çıkardığımda ohh be oluyorum. ohhh bee artık yeniden farkında olacağım yaşamamın diyorum. bazı zamanlar da nereye kadar sürecek böyle selo diyorum.nereye kadar gerçekten kendim olabilmek için kendimi yaşıyor hissetmek için bu kadar çabalamam gerekecek. bir zamanı yok mu bunun diyorum. ama yok işte. muhtemelen de ömrüm boyu sürecek. çünkü beyhan budağın da dediği gibii beni kumaşım da böyle. amigdalam prefrontel korteksim böyle. içedönüğüm. susmayan bir zihne sahibim ve onu durdurmasam raydan çıkacak seviyede. işte tüm bu kumaşın anahtar kelimesi fark etmek. neye ihtiyacım var, düşüncelerim nereye sürükleniyor, şu an nasıl hissediyorum, nasıl bir tepki verdim ya da vermeliyim, şu an ne söylemeliyim ya da söylemeliydim, bugün ne yapmalıyım, bana ne iyi gelir ne yemek iyi gelir ne yapmak iyi gelir ? .... gibi sonsuz açık uçlu soruları fark etmek zihnimdeki ve oturup hepsiyle ilgilenmek bazen de off selin bi sal ya ne olacaksa olsun demek. ama yine de fark etmek. çünkü farkettiğimde yön verebiliyorum. seçebiliyorum. bu becerimi içselleştirmem uzun yıllarımı aldı. biliyordum ama içselleştiremiyordum. geçen sene ilk adımını attığımı gördüm bunun. farkedince yönetebileceğimi. kaygım da böyle azaldı biraz. kontrol edilebilir oldu en azından. en başta düşüncelerimi sçebileceğimi farkettim. evet ya dedim. ben hep kötü düşünceye yönelmeye meyilliyim. bunu değiştirmek istiyorum ben dedim. sonra denedim ve oldu. ama dediğim gibi bu 2 3 senenin ürünüydü. biliyordum düşüncelerimi seçebileceğimi ama içselleştirememiştim bunu. sonra yaptım ve oldu. tabii ki olmadığı zamanlar da oldu. amaen azından bir kere olmuştu ya o yeterdi benim bir daha denemem için. her defasında denerim de . farkederim önce sonra da yerine başkasını koymayı seçerim. bazen de bile isteye seçmem. çünkü ben paşa gönlüm ne isterse onu yapmayı da farkettim. robot değilim neticede. insanım bende. bazen de kendimi o çukurdan çıkarmıyorum. bakıyorum istemiyorum çıkmak zorlamıyorum. hem böyle olunca kontrolün bende olduğna daha çok ikna oluyorum.<br>fani hayatımda işler pek yolunda gitmese de içseldünyamda günden güne gelişiyorum. ha tabi bazen duruluyor bazen geriliyorum ama yine de bunları da kabullendiğim yada sabır gösterdiğim için en nihayetinde gelişiyorum. her türlü haletiruhiyemi öyle görüyorum. sabır demişken bir diğer anahtar kelimemiz de bu. bu sene öğrendiğim ve hatta yakın zamanlarda içselleşirdiğim bişey. ve sanırım hayat bana bunu öğretmek için bu kadar savaş verdi. ve evet hayat biraz da olsa başarabildim bence. lütfen sıradaki sınavıma geçelim ve bir şeyler yolunda gitsin. neyse. sabretmeyle aramı düzeltemeye çalışıyorum işte. yaşananlara bakış açımı değiştiriyorum. her şey olacağına varır diyorum. ben ne yaparsam yapayım ne savş verirsem vereyim her şey zmaanı geldiğinde oalcağına varıyor. ve bunu her şeyde düşünmeye çalışıyorum. ilişkilerimde kariyerimde. ilişkilerimi özellikle romantik ilişkimde böyle durum;diyorum ki ben ya da biz ne kadar çaba verirsek verelim( en azından kendi adıma sağlıklı ilişki kurmak için elimden geleni yapıyorum bu konuya da gelicez) sonunda olması gereken olacak. hep böyleydi bu. o yüzden bir yerde bırakmak gerekiyor ruh sağlığını korumak için. ben ne yaparsam yapayım. en nihayetinde o bir yetişkin ve o da ben de kendi içsel süreçlerimizden veya biraz da kaderciyseniz kendi yazgımızdan geçip bir sonuca bağlanacağız. ve hatta belki de böyle bile kalacak olabilir uzunca bir süre. işte tüm bunlara her şey sonunda olacağına varır ve iyi olur diyerek sabretmeyi seçiyorum. kafa yormayı bırakmayı. bazı şartelleri indirmeyi. içimden nasıl geliyorsa öyle davranmayı. neyse gelicez zaten ilişki konusuna. diğer bir sabretmeyi öğrendiğim alansa. kariyerim demiştim. şu an atanmayı bekliyorum. ama kocaman bir belirsizlik her yanı ve hatta başarısızlık bazen de denemelerim. ama göğüslüyorum umutsuzluğa kapılmıyorum. en azından deniyorum:) yani bunun bir zamanı var. evet bir hayalim var. denedim elimden geleni yaptım. ama olmadı şu an.olmayacak mı bilinmez. olur mu bilinmez. belki olur belki olmaz belki bir daha denerim belki denemem belki yine olmaz belki o zaman olur. zamanı var hepsinin. zihnimdeki bu 'belki' açık pencerelerinin hepsini toplu kapatmanın yolu. belirsizlikle yaşamayı öğrenmek. yani sabretmek. belirsizliği göğüslemek. yoldayız geliyor musun podcastinde şöyle diyordu ece targıt; henüz değil demek asla olmayacak demek değildir senin bir ritmin var ve sabır bu ritme güvenmekle başlıyor. kabaca böyle diyordu ancak ben kendime uyanları aldım. evet ben buna güvenmeyi seçiyorum. bu bir seçimse ben bunu seçiyorum. çünkü böyle daha yaşanılabilir geliyor hayatım. daha huzurlu sakin ve sükunet dolu hissediyorum. 25 yaşımda zihinsel dayanıklılığımı böyle böyle arttırıyorum işte. <br>daha anlatacak çok şeyim var. anlatacağım da. Sylvia plath'in dediğine benzer bir şey yaşıyorum;içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum. diğer yazında görüşmek üzere... </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63361c8d346ed.jpg" length="39858" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 28 Aug 2025 23:20:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s2" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">Ben kocaman sevgisiz d&uuml;nya i&ccedil;inde bir hi&ccedil; kadar yoktum aslında. Sen beni tutup almasaydın,d&uuml;nyana ben senden habersiz bu sevgisiz d&uuml;nyada yaşadığımı zannedip zaman kaybedip durucaktım işte. Ama sen kurtardın beni o karanlıktan ve kederden. Yıllardır ruhumun eksin par&ccedil;ası senmişsin meğer&hellip;</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto; text-align: center;"><span class="s2" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">&ldquo;Yara&rsquo;ya merhem olan yar&rsquo;imiş meğer&rdquo;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Senin İçinde Bir Sen</title>
<link>https://edebiyatblog.com/senin-icinde-bir-sen</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/senin-icinde-bir-sen</guid>
<description><![CDATA[ Zamanın içinde bir zaman karışmış, bundandır kuralsızlığı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_6341b65be425b.jpg" length="62271" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 21:10:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Zaman Sen Kuralsız Yol</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Bir kitap da ş&ouml;yle bir c&uuml;mle okudum "Sahi hep mi b&ouml;yle? D&uuml;nya &uuml;zerinde bir yansımamız var mı mutlaka? Aynı olmasa aynı gibi. Işık olmasa parıltı gibi. G&ouml;r&uuml;nt&uuml; olmasa da &ouml;zenle &ccedil;izilmiş gibi."&nbsp;</strong></em></p>
<p><em><strong>D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n bir zaman olsaydı ve i&ccedil;inde size ait bir yol. Bu yolda devam eden bir başkası ve başkasını takip eden siz, sizi takip eden başkası. Uyanıyorsunuz telaş i&ccedil;inde ve uyanıyor yine telaş i&ccedil;inde. Siz işe ge&ccedil; kalmanın telaşında yuvarlanırken, başkası ge&ccedil; kalmanın acı tadında kavruluyor. Siz korkuyorsunuz işinizi iyi yapamam diye, başkası o işin i&ccedil;indeki karanlıktan korkuyor. Y&uuml;r&uuml;yorsunuz o taşlı yolda ve takılıyorsunuz, başkası y&uuml;r&uuml;yor ancak takıldığı şey taşlarla bezenmiş gizi. D&uuml;şmekten son anda kurtuluyorsunuz ve yine başınız dik, başkası kalkıyor gizin bıraktığı perişanlığı alarak. Ve her adımınız onun adımı ya da her adımı ile siz adım atıyorsunuz. Yol aynı, son aynı, zaman aynı, adımlar birbirinin &uuml;st&uuml;n&uuml; tamamlarken, siz bilmiyorsunuz. Kayboluyorsunuz zamanın gizin de ve sona geldiğiniz de yol arkadaşınızı g&ouml;rmeyi bırak varlığını bencilliğiniz ile &ouml;rt&uuml;yorsunuz. Halbuki o vardı d&uuml;şt&uuml;n&uuml;z de, ağlarken o da ağlıyordu. G&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z de onun da kahkahasını duydunuz. Yaranız aynıydı aynı anda acı bedeninize girdi. Siz aynısınız zamanın farklı gizin de sıkışmış olan.&nbsp;</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocuğundan Gencine Yediden Yetmiş&amp;apos;e Kitap Önerileri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cocugundan-gencine-yediden-yetmise-kitap-onerileri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cocugundan-gencine-yediden-yetmise-kitap-onerileri</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_63441a5bf2732.jpg" length="68968" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 10 Oct 2022 16:14:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>şükran yağcı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güvenli Alan Yaratmak: Çengelli İğne (Safety Pin) Hareketi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/guvenli-alan-yaratmak-cengelli-igne-safety-pin-hareketi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/guvenli-alan-yaratmak-cengelli-igne-safety-pin-hareketi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_6343ef4f4f9d3.jpg" length="158324" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 10 Oct 2022 13:12:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://dergio.com/20221010/guvenli-alan-yaratmak-cengelli-igne-safety-pin-hareketi">https://dergio.com/20221010/guvenli-alan-yaratmak-cengelli-igne-safety-pin-hareketi</a></p>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr; font-family: 'Segoe UI', 'Segoe UI Web', Arial, Verdana, sans-serif; font-size: 12px; background-color: #ffffff;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="1113162198" paraeid="{2d23e915-c355-4f73-8d6f-bbfccefd564a}{195}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;"><span class="NormalTextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent;">Bug&uuml;n, sosyal medyada sık sık karşılaştığım ve herkesin bir par&ccedil;ası olması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nerek desteklediğim bir hareketten bahsedeceğim sizlere. &Ccedil;engelli iğne yani &lsquo;&rsquo;</span><span class="SpellingError SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; background-repeat: repeat-x; background-position: left bottom; background-image: url('data:image/gif;base64,R0lGODlhBQAEAJECAP////8AAAAAAAAAACH5BAEAAAIALAAAAAAFAAQAAAIIlGAXCCHrTCgAOw=='); border-bottom: 1px solid transparent;">safety</span><span class="NormalTextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent;"> pin&rsquo;&rsquo; hareketi aslında sizin nefrete karşı olduğunuzun bir sembol&uuml; olarak kısaca a&ccedil;ıklanabilir ancak &ccedil;ok daha derin anlamları i&ccedil;inde barındırır. Gelin beraber bu harika hareketi biraz daha tanıyalım.</span></span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr; font-family: 'Segoe UI', 'Segoe UI Web', Arial, Verdana, sans-serif; font-size: 12px; background-color: #ffffff;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="1987497968" paraeid="{2d23e915-c355-4f73-8d6f-bbfccefd564a}{205}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Biliyorsunuz ki &ndash;ne yazık ki- bazı dezavantajlı/ azınlık (!) gruplara sonu bitmek bilmeyen saldırılar artık adeta basit rutinler gibi g&uuml;nl&uuml;k hayatın bir par&ccedil;ası haline geldi. D&uuml;nyanın her yerinde sayısız saldırı haberleri y&uuml;kselirken bunlara karşı duruş niteliğindeki &ccedil;engelli iğne hareketi ise aslında Amerika&rsquo;da ger&ccedil;ekleşen se&ccedil;im d&ouml;neminin ardından Trump&rsquo;ın azınlık saydığı gruplara mensup bireyleri destekleyen ve Trump&rsquo;ın bu nefret odaklı davranışlarına karşı &ccedil;ıkan bireyler tarafından başlatıldı.</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr; font-family: 'Segoe UI', 'Segoe UI Web', Arial, Verdana, sans-serif; font-size: 12px; background-color: #ffffff;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="431219859" paraeid="{2d23e915-c355-4f73-8d6f-bbfccefd564a}{211}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Saldırganların &lsquo;&rsquo;dezavantajlı/ azınlık&rsquo;&rsquo; olarak adlandırdığı bu grubun &ccedil;oğunlukla kimlerden olduğuna bakacak olursak;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></p>
</div>
<div class="SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-family: 'Segoe UI', 'Segoe UI Web', Arial, Verdana, sans-serif; font-size: 12px; background-color: #ffffff;">
<div class="ListContainerWrapper SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; position: relative;">
<ul>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="1880096984" paraeid="{2d23e915-c355-4f73-8d6f-bbfccefd564a}{217}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;">&Ccedil;ocuklar,</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;">&nbsp;</span></li>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="2098458181" paraeid="{2d23e915-c355-4f73-8d6f-bbfccefd564a}{224}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Kadınlar,</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="2139611513" paraeid="{2d23e915-c355-4f73-8d6f-bbfccefd564a}{231}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">M&uuml;sl&uuml;manlar,&nbsp;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="505060957" paraeid="{2d23e915-c355-4f73-8d6f-bbfccefd564a}{238}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">LGBTQ+ bireyleri,</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="1412569886" paraeid="{2d23e915-c355-4f73-8d6f-bbfccefd564a}{245}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">G&ouml;&ccedil;menler ve m&uuml;lteciler,</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
</ul>
</div>
</div>
<div class="SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-family: 'Segoe UI', 'Segoe UI Web', Arial, Verdana, sans-serif; font-size: 12px; background-color: #ffffff;">
<div class="ListContainerWrapper SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; position: relative;">
<ul>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="758660215" paraeid="{2d23e915-c355-4f73-8d6f-bbfccefd564a}{252}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Farklı ırktaki bireyler,</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="1735968652" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{4}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Engelli bireyleri g&ouml;rebiliriz.&nbsp;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
</ul>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="914378722" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{11}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;">İnsanların bir etiketi olmayacağını, etiketin ancak eşyalara ait bir şey olduğunu anlatma &ccedil;abalarımız yıllardır s&uuml;rse de saldırganlar bunları yok sayarak kendi bildiklerini okumaya devam ediyor. Bu durumda da kendini tehdit altında veya tehlikede hisseden bireyler i&ccedil;in ses olmaya devam etmekle kalmayıp, onlar i&ccedil;in g&uuml;venli bir ortam sağlama &ccedil;abası i&ccedil;erisinde olmamız ve bu &ccedil;abamızı da karşı tarafa hissettirmemiz gerekiyor.&nbsp;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559685&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;">&nbsp;</span></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="1217948133" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{17}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;">Şapkanıza, &ccedil;antanıza, g&ouml;mleğinizin yakasına veya cebinizin &uuml;st&uuml;ne bir &ccedil;engelli iğne takarak bu g&uuml;zel hareket i&ccedil;erisinde yerinizi alabileceğiniz gibi sosyal medyada &lsquo;&rsquo;hakkında&rsquo;&rsquo; kısmına &ccedil;engelli iğne emojisi ekleyerek g&uuml;venli alan oluşturmak adına bir adım daha atabilirsiniz.</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559685&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;">&nbsp;</span></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="728820411" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{23}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px; font-weight: bold;"></span></p>
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="728820411" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{23}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px; font-weight: bold;">&Ccedil;engelli İğne (</span><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif; font-weight: bold;"><span class="SpellingError SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; background-repeat: repeat-x; background-position: left bottom; background-image: url('data:image/gif;base64,R0lGODlhBQAEAJECAP////8AAAAAAAAAACH5BAEAAAIALAAAAAAFAAQAAAIIlGAXCCHrTCgAOw=='); border-bottom: 1px solid transparent;">Safety</span><span class="NormalTextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent;"> Pin) Ne Anlama Gelir?&nbsp;</span></span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559685&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></p>
</div>
</div>
<div class="SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-family: 'Segoe UI', 'Segoe UI Web', Arial, Verdana, sans-serif; font-size: 12px; background-color: #ffffff;">
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="1409670754" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{33}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Huzursuz olan ve g&uuml;vende hissetmeyen her kim olursa olsun, &ccedil;engelli iğne hareketine dahil olmuş birine başından ge&ccedil;enleri yargılanmayacağından ve zarar g&ouml;rmeyeceğinden emin olarak korkmadan anlatabilir, ona sığınabilir.&nbsp;&nbsp;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559685&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="1958778353" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{39}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;">&Ccedil;engelli iğne taktığınızda;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559685&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;">&nbsp;</span></p>
</div>
<div class="ListContainerWrapper SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; position: relative;">
<ul>
<li><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Bana g&uuml;venebilirsin,&nbsp;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
<li><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Benden sana zarar gelmez, başkasının da zarar vermesine izin vermem,</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
<li><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Seni seviyor ve saygı duyuyorum,&nbsp;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
</ul>
</div>
</div>
<div class="SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-family: 'Segoe UI', 'Segoe UI Web', Arial, Verdana, sans-serif; font-size: 12px; background-color: #ffffff;">
<div class="ListContainerWrapper SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; position: relative;">
<ul>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="838222282" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{66}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Rengin, ırkın, cinsiyetin, y&ouml;nelimin, dinin, inanışın, engelin veya korktuğun şey ne olursa olsun seni kabul ediyorum,&nbsp;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="1637281573" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{73}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Bana sığınabilir, saklanabilirsin,</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="487615793" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{80}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Neye ihtiyacın varsa elimden geldiğince yardım edebilirim,</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
<li class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="720101627" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{87}" style="user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Konuşmak istersen seni yargılamadan dinlerim demiş oluyor ve d&uuml;nya &uuml;zerindeki g&uuml;venli alanı biraz daha genişletmeye destek olmuş oluyorsunuz.&nbsp;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></li>
</ul>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="321397065" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{94}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;"><span class="NormalTextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent;">Yazımın finalini ise Charles </span><span class="SpellingError SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; background-repeat: repeat-x; background-position: left bottom; background-image: url('data:image/gif;base64,R0lGODlhBQAEAJECAP////8AAAAAAAAAACH5BAEAAAIALAAAAAAFAAQAAAIIlGAXCCHrTCgAOw=='); border-bottom: 1px solid transparent;">Bukowski&rsquo;den</span></span><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;"> &ccedil;ok sevdiğim bir alıntı ile yapmak istiyorum.</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559685&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;">&nbsp;</span></p>
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="321397065" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{94}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559685&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 21.5833px;"></span></p>
</div>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr; font-family: 'Segoe UI', 'Segoe UI Web', Arial, Verdana, sans-serif; font-size: 12px; background-color: #ffffff;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" role="heading" aria-level="2" paraid="2114718426" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{104}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: #2f5496;"><em><span data-contrast="none" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; color: #333333; font-size: 10pt; line-height: 18.3458px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif; font-weight: bold;">&ldquo;Hangi &ccedil;i&ccedil;ek, diğerini &lsquo;sarı a&ccedil;tı&rsquo; diye ayıplar? Hangi kuş, &lsquo;farklı &ouml;t&uuml;nce&rsquo; diğerine yasak koyar? Derisinden, dilinden &ouml;t&uuml;r&uuml; &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;yor insanlar. Ah insanlar! Her şeyi bulup kendini bulamayanlar.&rdquo;&nbsp;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:40,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 10pt; line-height: 18.3458px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif; color: #333333;">&nbsp;</span></em></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr; font-family: 'Segoe UI', 'Segoe UI Web', Arial, Verdana, sans-serif; font-size: 12px; background-color: #ffffff;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="59483712" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{110}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;"><span class="NormalTextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent;"></span></span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">&nbsp;</span></p>
</div>
<div class="OutlineElement Ltr SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow: visible; cursor: text; clear: both; position: relative; direction: ltr; font-family: 'Segoe UI', 'Segoe UI Web', Arial, Verdana, sans-serif; font-size: 12px; background-color: #ffffff;">
<p class="Paragraph SCXW103303363 BCX0" paraid="1458661402" paraeid="{937a4569-e04e-4595-adf7-8f1f80fd3d06}{114}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; overflow-wrap: break-word; white-space: pre-wrap; vertical-align: baseline; font-kerning: none; background-color: transparent; color: windowtext;"><span data-contrast="auto" xml:lang="TR-TR" lang="TR-TR" class="TextRun SCXW103303363 BCX0" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-variant-ligatures: none !important; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;">Bu d&uuml;nya hepimizin, hep birlikte, bizi biz yapan farklılıklarımızla g&uuml;zel, &ouml;zel ve eşsiziz. G&uuml;venli bir hayat s&uuml;rebilmek i&ccedil;in b&ouml;yle hareketlere ihtiya&ccedil; duymayacağımız g&uuml;nlere bir an &ouml;nce kavuşmamız umuduyla...&nbsp;</span><span class="EOP SCXW103303363 BCX0" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559685&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}" style="margin: 0px; padding: 0px; user-select: text; -webkit-user-drag: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; font-size: 11pt; line-height: 19.425px; font-family: Calibri, Calibri_EmbeddedFont, Calibri_MSFontService, sans-serif;"> </span></p>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ADIN ÇOCUK SENİN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/adin-cocuk-senin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/adin-cocuk-senin</guid>
<description><![CDATA[ Yaşın bir önemi yok! İnsan her yaşta çocuk kalmalı... ]]></description>
<enclosure url="https://img.youtube.com/vi/wB-xe28RPXQ/maxresdefault.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Oct 2022 12:16:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karadeniz Türkülerinden Öneriler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/karadeniz-turkulerinden-oneriler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/karadeniz-turkulerinden-oneriler</guid>
<description><![CDATA[ Karadeniz türkülerinden bir kaç öneri ile Rize konusunu noktalıyoruz ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_633ed65f61d7f.jpg" length="46313" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 06 Oct 2022 16:19:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>şükran yağcı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rize Ağzıyla neyi Nasıl söylüyoruz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/biz-rize-agziyla-neyi-nasil-soyluyoruz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/biz-rize-agziyla-neyi-nasil-soyluyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Bazı dizilerde ve filmlerde kullanılmakta olduğunu görüyoruz peki  Şive: Bir dilin, konuşulduğu sınırlar içinde, bölgelere ve değişik kültür düzeylerine göre söyleyiş özelliğidir.
Bu yazımız da size bizim köyün şivesini tanıtacağım 	                                                                                                           Biz neyi? Nasıl söylüyoruz? köşemize hoş geldiniz devamı gelsin istiyorsanız yorum kısmına yazmanızı rica ederim ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_633ea136b650d.jpg" length="95879" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 06 Oct 2022 12:32:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>şükran yağcı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Duygusal yoksunluk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/duygusal-yoksunluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/duygusal-yoksunluk</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_633cacd52743e.jpg" length="30103" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 05 Oct 2022 01:00:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">İnsan neden sevilmek ister?&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">Sevilme arzusu yani&rdquo;duygusal yoksunluk&rdquo; i&ccedil;inde kendisini sevilmeye değer g&ouml;rmeği i&ccedil;in veya kendisini &ouml;nemsiz g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in sevilme ihtiyacı duyar. O sevgi olmadığında ise kendisini depresyon halinde hisseder. Aslında biraz araştırma yaptığımızda &ccedil;evremizde bunun gibi bir &ccedil;ok &ouml;rnek g&ouml;rebiliriz. Fakat bu &ouml;rnekler sizi &ccedil;ok yakından alakadar edebilir&hellip; &ccedil;&uuml;nk&uuml; o kişi bizzat siz olabilirsiniz. İnsan kendini yeterince sevip &ouml;nemsemediğinde ve hayatının baş rol&uuml;nde kendisinin olması gerektiğini bilmezse ve hep hayatını başkalarından gelicek sevgiye bağlarsa bunun sonucu &uuml;z&uuml;c&uuml; ve aynı olur. İnsan kendisini bilirse,t&uuml;m d&uuml;nya onu bilir ve g&ouml;r&uuml;r! Başkalarına feda edilen zamanlar eğer insan kendindisini aksattıysa maalesef ki zarar</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nostalji : Eski dizilerden  öneriler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nostalji-eski-dizilerden-oneriler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nostalji-eski-dizilerden-oneriler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_633c1319f2c2c.jpg" length="114418" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 04 Oct 2022 14:00:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>şükran yağcı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aktüalite</title>
<link>https://edebiyatblog.com/aktualite</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/aktualite</guid>
<description><![CDATA[ Herkesin bir gün bitecek kum saatinde ki taneleri, kumları mavide olsa pembede olsa... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_633b391c124b9.jpg" length="26958" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Oct 2022 22:34:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>(Akt&uuml;alite: kelime anlamı g&uuml;ncellik, g&uuml;n&uuml;n konusu demektir.)</p>
<p></p>
<p></p>
<p>İnsan olarak yaratıldık hepimiz. Bir bitki bir kelebek olarak değil... An be an g&uuml;n g&uuml;n ilerlemek zorundayız akt&uuml;aletik bir s&uuml;re&ccedil; ge&ccedil;irebilmek i&ccedil;in. Ne zaman ki ilerlemesin o zaman acı &ccedil;ekmeye başlar beden. Bedenden ziyade d&uuml;ş&uuml;ncelerin acı &ccedil;ekmesidir bu sancı. Kendi bilgilerimizin mutlak doğruluk konusunda ısrarcı olmamalıyız hi&ccedil;bir zaman. G&uuml;ncellik ısrarı ve tekrarı barındırmaz b&uuml;nyesinde. Yeni ve yenileyicidir her daim. Yenilik ve akt&uuml;alite ise kişinin kendi i&ccedil;indedir aslında. Kendinde olan yolculukta kişi hemencecik buluverir gel g&ouml;r ki sen bir kendine yolculuk ediverirsin. Ne demişler; "Evvela &ouml;nce kendime, sonra yine kendime, en son yeniden kendime, hasıl-ı kelam hep kendinden kendime." İnsanın g&uuml;ncel konusu ; ş&ouml;hret, magazin, siyaset değildir. İnsanın g&uuml;ncel konusu kendisinden başka değil ta kendisidir. Bu yolculukta sadakata doğru yol almalı er kişi. Ama bu akt&uuml;alitik bir sadakat olmasın. B&ouml;yle Lale devri'nden kalan sadakatlardan...</p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;ze sadakatine sadaket delilmez &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Kardeş i&ccedil;inde birbirimizi sarabilen bir toplum olmak varken, hepimiz ayrı bir k&ouml;şede medeniyetiz. Dayanışma i&ccedil;inde kardeş&ccedil;e y&uuml;r&uuml;mektir sadakat. O i&ccedil;imizin yolunu dışımızın yolu yapabilmektir. Yolunu y&ouml;n&uuml;n&uuml; ve kum taneni bilmektir. Evet evet yanlış okumadınız kum tanesi... Kıymetini kaybetmeden kum taneleri, değeri inmeden yerlere bulalım bizde o i&ccedil;imizdeki bir yerlerdeki sadakati.</p>
<p>Herkesin bir g&uuml;n bitecek kum saatinde ki taneleri, kumları mavide olsa pembede olsa...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rizede gezilecek yerler listesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/rizede-gezilecek-yerler-listesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/rizede-gezilecek-yerler-listesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_63387662ec8ec.jpg" length="83407" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 01 Oct 2022 20:18:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>şükran yağcı</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>OKUMAK , AMA NASIL?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/okumak-ama-nasil</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/okumak-ama-nasil</guid>
<description><![CDATA[ Okuma alışkanlığımızı farklı açılardan değerlendirildiği bir yazı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202210/image_750x500_6338249119a13.jpg" length="61201" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 01 Oct 2022 14:31:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Okuma alışkanlığı, Okuyan oranı, Okumanın içeriğe göre dağılımı, Okuma ile dil kullanımı becerisi arasındaki bağ, Okuma süresi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Okuma yazma ile tanıştığımız ilk g&uuml;nden bu yana &ccedil;ok duyduğumuz bir tavsiye. &ldquo; Oku&hellip;, bol bol kitap oku&hellip;, Okumak &ccedil;ok yararlıdır&hellip;&rdquo; O kadar ki &ldquo;kitap okumayın, zararlıdır&rdquo; tavsiyesini duymadığınızla bunu ispatlayabiliriz. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Okumanın yararlı d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; i&ccedil;in ne okuduğumuz, nasıl okuduğumuz biraz ihmal ediliyor gibi. Kimi edebiyat d&uuml;nyası mensupları, belki &ouml;ğretmenimiz; &ldquo; belirli bir alışkanlık edinene kadar ne okursan oku, zaten zamanla kendi okuma zevkin oluşacak ve ona y&ouml;neleceksin&rdquo; derler. Ger&ccedil;ekten &ouml;yle oluyor mu? Zorunlu eğitim &ccedil;ağını &ouml;nemli bir n&uuml;fus &ccedil;oğunluğumuz tamamladığına g&ouml;re mantıksal bağlamda okur sayısı da ona paralel bir seviyede olması beklenir.<span lang="EN-US" style="background: white;"> Lise ve Dengi Meslek Mezunu&nbsp;15 426 019 , n&uuml;fusa oranı &nbsp;%21.(2020) Kitap okuma oranı&nbsp;&nbsp; </span><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">%0,1. Rakamlara boğmak istemediğim i&ccedil;in bir &ouml;rnekle yetineceğim.&nbsp; Hepimizin bildiği gibi faydalı iş olan &nbsp;kitap okumaya istendiği d&uuml;zeyde y&ouml;nelmiyoruz. Bu problemin bir yanı. &nbsp;Diğer bir yanı ise, ne okuduğumuz ve nasıl okuduğumuz? Bu yazıda buna yoğunlaşma &ouml;nceliğim olacak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Az sayıdaki okur kitlesinin de okuma tercihleri aşağı yukarı ş&ouml;yle:</span><span lang="EN-US" style="font-size: 13.0pt; line-height: 115%; color: #212529; background: white;"> </span><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Kitap okuyanların&nbsp; %45&rsquo;i aşk, %43&rsquo;&uuml; dini kitaplar (namaz hocası-dua kitapları), ve %12&rsquo;si de ma&shy;sal, fıkra, siyaset veya kişisel gelişim ile ilgili kitaplar okuyor. Daha başka istatistik verilerine ulaşılabilir. Okuma alışkanlıklarının temeli ailede atılıyor. Anne babası kitapsever olan bireyler de kitapla erken tanışıyor ve hayatına kitabı erken alıyor. Okuma tercihlerine baktığımızda ailenin yaşamı yorumlama şekli, siyasi kabulleri, değer atfettikleri y&ouml;nde gelişip olgunlaşıyor. &Ccedil;eşitli anlayışları ortaya koyan veya zıt siyasi i&ccedil;erikleri, &ouml;nem vermediği bakış a&ccedil;ılarına sahip perspektifler sunan kitaplara ilgi g&ouml;stermiyor. Sonu&ccedil; olarak tek taraflı beslenmiş bir okur kitlesi ile karşı karşıya buluyoruz kendimizi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Okul kitap okuma alışkanlığı bakımından zorlayıcı olabileceği gibi, bir &ouml;ğretmeni ile g&ouml;n&uuml;l k&ouml;pr&uuml;s&uuml; kişiyi kitaplara g&ouml;t&uuml;rebiliyor. G&ouml;n&uuml;ll&uuml; , g&ouml;n&uuml;ls&uuml;z dersin gerektirdiği kitaplar genellikle k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml;n mihenk taşı diyebileceğimiz eserler oluyor. Burada sıkıntı,okur d&uuml;nyası ile &ouml;rt&uuml;şmeyen bu kitapların teşvik edicilik seviyesi olduk&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;k olması. Lise d&uuml;zeyinde bile &ouml;ğrenciler klasik edebiyat &uuml;r&uuml;nlerinden haz alacak estetik duyarlılığa ulaşmamış oluyorlar. Erken buluşmalar sempatiden &ccedil;ok antipati doğuruyor. Gen&ccedil; okurların, aksiyon, gerilim, bilinmeze merakları y&uuml;ksek olduğundan g&uuml;ncel pop&uuml;ler k&uuml;lt&uuml;r eserleri ile buluştuklarını g&ouml;zlemliyoruz. B&ouml;yle olması eleştirilmesi gereken bir durum mudur, elbette değildir. Ancak dilin kullanım ustalığını bu eserlerde pek g&ouml;remeyeceğimiz i&ccedil;in sağlanacak faydalardan da feragat etmemizi &ouml;ng&ouml;rd&uuml;rt&uuml;yor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Nasıl okuduğumuzu da fayda &ndash; bedel dengesi a&ccedil;ısından değerlendirmeliyiz. Verdiğimiz zaman kazanımlarımıza değmeli. Ne kadar s&uuml;rede okuyoruz? Okuduğumuz hız, anlama ve dimağımızda taşıma s&uuml;recini etkileyeceğinden &ouml;nemli. Bir romanı hızlı okuyabilirsiniz, ama bir deneme yazısını, daha yavaş, beyninize sindirerek okumalısınız. Keza bir bilimsel eser de anlayarak ilerlemeniz i&ccedil;in hızınızı yavaşlatabilir. Aslında zaman mefhumunu kitap okuma eylemimizle muhasebeye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;rsek, kitap okuma istatiklerine olumlu artış sağlayabiliriz. &Ouml;rneğin, haftada bir, ayda bir kitap okuma gibi. Kendimizle yaptığımız anlaşmaya uyma, &ouml;zdisiplinimizin ne kadar geliştiği ile bağlantılıdır. Genel eğilim kendimizi kandırmamaktan yanadır herhalde.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Kısa kitaplar daha &ccedil;ok okunuyor. Daha mı etkili i&ccedil;eriklere sahip, yoksa kolaycı okur tercihlerinden midir? Ş&uuml;phesiz gen&ccedil; okur kesimi az sayfalı kitapları tercih ediyor. Kalın kitapları devirecek sabır yok. İnternet ve sosyal medya sağolsun, onların su&ccedil;u değil. Elbirliği ile bu b&uuml;y&uuml;l&uuml; d&uuml;nyaya daldık, etkilerinden şikayet hakkımız yok. Eh ne yapalım, uyumlanırız biz de. &ldquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;rek hikaye&rdquo; diye bir t&uuml;r &ccedil;ıktı. Romanlar da k&uuml;&ccedil;&uuml;lecek sanırım. Okuma yeni bir eyleme evriliyor. &ldquo;Dinleme&rdquo;&hellip; &Ccedil;eşitli uygulamalarda usta telaffuzcuların okuduğu kitapları, başka işler yaparken (fiziksel), yolculukta dinleme fırsatı sunuyor.&nbsp; Yakında &ldquo;kitap okur dinleri&rdquo; diye bir tanımı dilimize yerleştirmemiz gerekecek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US" style="mso-bidi-font-family: Calibri; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white;">Şunu da belirtmemiz gerekir ki, aynı kitaptan her okur aynı şeyi anlamaz. Birikimleri, &ouml;nyargıları, kişiliği vb. hepsi etkilidir. Yazarın yazma amacı dışında yeniden kendi amacı ile harmanlanarak başka bir i&ccedil;erikle ulaşır okuyucuya. Bu nedenle kitap okuma gruplarını &ouml;nemserim. Aynı zamanda belirlenen kitabı okuyup, bir zaman diliminde bir araya gelerek kitap kritiği yapmak o kitabı okuyan kişi asayısınca okuma ayrıcalığını kazandırır insana. Kalıcı &ouml;ğrenme alanına aktarmış o kitabı k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;z&uuml;n bir par&ccedil;ası yapmış olacaksınız. Bu az bir kazanım değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p><span lang="EN-US" style="font-size: 11.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Calibri',sans-serif; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin; color: #212529; background: white; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;">Kitap okuma bakış a&ccedil;ısı ile &ccedil;eşitlilik i&ccedil;erirse, kişisel k&uuml;t&uuml;r&uuml;m&uuml;ze dahil edebilirsek, t&uuml;r farklılığını g&ouml;zetirsek, mesleğimiz ne olursa olsun, hayatımıza g&uuml;zellikler katacak, anlam y&uuml;kleyecek, paylaşma isteğimizi, tahamm&uuml;l g&uuml;c&uuml;m&uuml;z&uuml; artıracak, meram anlatmakta daha becerikli olacağız.&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yara</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yara-3681</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yara-3681</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63361c8d346ed.jpg" length="39858" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Sep 2022 22:30:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">Ben kocaman sevgisiz d&uuml;nya i&ccedil;inde bir hi&ccedil; kadar yoktum aslında. Sen beni tutup almasaydın d&uuml;nyana ben senden habersiz bu sevgisiz d&uuml;nyada yaşadığımı zannedip zaman kaybedip durucaktım işte. Ama sen kurtardın beni o karanlıktan ve kederden. Yıllardır ruhumun eksin par&ccedil;ası senmişsin meğer&hellip;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">&ldquo;Yara&rsquo;ya merhem olan yar&rsquo;imiş meğer&rdquo;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zaman Mı? İçimizdeki Kötülük Mü?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zaman-mi-icimizdeki-kotuluk-mu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zaman-mi-icimizdeki-kotuluk-mu</guid>
<description><![CDATA[ Zaman Mı? İçimizdeki Kötülük Mü? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6335ddbd9f9bc.jpg" length="45511" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 29 Sep 2022 21:02:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman mıdır bizi değiştiren, yoksa i&ccedil;imizde olan o k&ouml;t&uuml;l&uuml;k m&uuml;d&uuml;r? &Ccedil;oğu kez kendime sordum ama herhangi bir cevap alamadım... Bize yapılan k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri her zaman bir başkasından &ccedil;ıkarıyoruz oysa ki; o kişinin yaptığı bir şey de yoktur. Kendi acımızı dindirmek i&ccedil;in başkalarının canını yakıyoruz. Ve bu da bir nevi bencilliktir, biz başkasının canını yaktığımızı zannederken yine kendi canımızı yakıyoruz ve sonunda pişman olan taraf yine biz oluyoruz. İ&ccedil;inizdeki o iyiliği kaybetmeyin zira &uuml;z&uuml;len siz olacaksınız.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İçtimai</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ictimai</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ictimai</guid>
<description><![CDATA[ İçtimai hayat bizi hem dış tabiattan hem de kendi varlığımızdan uzaklaştırır ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6334c601e1718.jpg" length="54975" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 29 Sep 2022 01:09:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 17px;">(İ&ccedil;timai: kelime anlamı toplumsal demek)</span><br /><br /><br /><span style="font-size: 17px;">Her şeyden &ouml;nce sanatın ve d&uuml;ş&uuml;ncenin i&ccedil;timai birer fonksiyon olduğu fikri ile sanat ve d&uuml;ş&uuml;nceyi toplumsal bir gelişim kabuğuna koymak istiyorum. Kabuğunun i&ccedil;inde bin bir sancısı ile istiridye misali incisini verebilmesi adına. İhtişamlı bir kabuğu olmasına gerek yok &ccedil;&uuml;nk&uuml; ihtişamlı bir i&ccedil;i ve d&uuml;ş&uuml;ncesi var. İ&ccedil;timai bir İhtişam i&ccedil;in yapısal bir d&uuml;ş&uuml;nce gerekli. Kalfalık yapmalı evirip &ccedil;evirip yıllarını vererek yapılaştırmalı, yapı taşları ile yapılaştırılmalı sanat. Elinde olanlar ile sanat yapabilmek &ouml;nemli olan. Malzeme aramak değil mesele... İ&ccedil;timai bir refahı ancak bu şekilde elde edebiliriz. İ&ccedil;tenlikle. En kaliteli boyalar, en g&uuml;zel mekanlar ; bunlardan ziyade bir elma atığı &ccedil;ekirdeğinden sanat yapabilecek veyahut eskiyen bir eşyanızı sanata &ccedil;evirmek en &ouml;nemlisi ve en g&uuml;zeli de konuşma ve dinleme sanatı yapabilmektir. Malzemeye ihtiya&ccedil; olmadan hemde. G&uuml;zel dinlemek daha ağır basacaktır eminim. D&uuml;şsel ve kurgusal olgularımızı arttıracaktır. Bu uzun yolculuğumuzda i&ccedil;imizdeki kendimizi keşfedebilmektir sanat..</span> <br /><br /><span style="font-size: 17px;"><b>İ&ccedil;timai hayat bizi hem dış tabiattan hem de kendi varlığımızdan uzaklaştırır</b></span><span style="font-size: 17px;">. Dıştan uzak olmak i&ccedil;e yakın olmak demektir. Yolu bulmak..&nbsp;</span><!--/data/user/0/com.samsung.android.app.notes/files/clipdata/clipdata_bodytext_220929_010639_979.sdocx--></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Oradayım, Yanında</title>
<link>https://edebiyatblog.com/oradayim-yaninda</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/oradayim-yaninda</guid>
<description><![CDATA[ Bir bulut olsaydım, insanlığın insanlığa yaptığı zulme ağlardım. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_632e1cf9f00ed.jpg" length="85711" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 24 Sep 2022 16:09:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Oradayım, Yanında</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp;&nbsp;</strong></em><b><i> Oradayım, yalnızlığın dibinde ama herkesin i&ccedil;indeyim. G&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nde ama elinin dokunamadığı o yerdeyim. G&ouml;r&uuml;yor musun beni? Ben g&ouml;r&uuml;yorum herkesi. Bencilliklerin i&ccedil;inde iyiliği oynayan o insanları &ccedil;ok g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;yorum. Hani 'Neden ben gideyim?'&nbsp; deyip hep karşı taraftan bir adım bekleyen o insanları g&ouml;r&uuml;yorum. Hep beklenti i&ccedil;inde kavrulurken hep bir iyi rol&uuml; i&ccedil;indeler. Peki neden ilk adımı onlar atmıyorlar ki? Ya herkes onlar gibi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsa? Ya onlar da senden mesaj bekliyorsa?&nbsp; Yarının planını yaparken &ouml;lme ihtimalini unutan sizlere sesleniyorum i&ccedil;inizden. "Durmayın ve beklemeyin hep bir adımın &ouml;tesine gidin gerisine değil"&nbsp; &nbsp;Ve duyuyorum kendi &ccedil;ığlıkları i&ccedil;inde dilsiz olan onca insanı, onlar &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klerin de bir hapse mahkum olanlar.&nbsp; Şimdi vicdanları sağırlaşan onca insana nasıl duyaracaklar kalplerinde sesleri? Merhametlileri k&ouml;rleşmiş bu insanlara nasıl anlatılır ki adalet?&nbsp; &Ouml;nce ellerinden tutuyorum d&uuml;şen dizleri kanayan &ccedil;ocukların, &ouml;perek iyileştiriyorum yaralarını. Kahkaha atıyorum &ouml;zg&uuml;rce ve yerde ki &ouml;rt&uuml;y&uuml; başıma bağlayarak bu kez sesleniyorum t&uuml;m İslam karşıtına. Allahın ayeti ile sesleniyorum onlara. "Ey inananlar! Sabredin, d&uuml;şmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır olun. Allah'a karşı gelmekten sakının ki başarıya erişebilirsiniz."&nbsp;</i></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Teşekkür Ediyorum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tesekkur-ediyorum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tesekkur-ediyorum</guid>
<description><![CDATA[ Her şey için sonsuz teşekkürler.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_632dca4c93e4c.jpg" length="76635" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 23 Sep 2022 18:42:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Teşekk&uuml;r ediyorum" duyduğumuz da hoşumuza giden, bize moral veren c&uuml;mlelerde ilk beştedir eminim. Yaptığımız işin neticesinde bize verilen manevi bir armağandır. "Teşekk&uuml;r ediyorum ya sağ ol" bundan bahsetmiyorum. M&uuml;mk&uuml;nse bu yazıdan ve hayatımızdan uzak olsun.&nbsp; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu iğnemeli bir teşekk&uuml;r. Daha &ccedil;ok "Aferin iyi batırdın" tarzında bir teşekk&uuml;r. O y&uuml;zden bizden uzak olsun. Ben i&ccedil;ten, samimi edilen, s&ouml;zl&uuml; kucaklama olan teşekk&uuml;rden bahsediyorum.&nbsp;</p>
<p>Karşımızdaki insandan duyunca mutlu oluyoruz ama biz s&ouml;yl&uuml;yor muyuz? S&ouml;yl&uuml;yorsak ne sıklıkla s&ouml;yl&uuml;yoruz? Kendimden &ouml;rnek vereyim, en sık kullandığım c&uuml;mledir, "Teşekk&uuml;r ediyorum." Hatta konuştuğum insanı bezdirdirdiğim bile olmuştur. En sonunda, "L&uuml;tfen teşekk&uuml;r etme" der. Ama elimde değil. İ&ccedil;imde bir buton var ve otomatik olarak devreye giriyor. "Nasılsın?" diye sorulduğunda, "İyi g&uuml;nler" ya da "İyi akşamlar" denildiğinde hep bu buton araya giriyor ve s&ouml;zl&uuml;, yazılı olarak karşı tarafa iletiliyor. Mesela bir &uuml;r&uuml;n siparişi verildiğinde s&ouml;ylediğim zaman şaşırıyorlar. "Bu bir alışveriş. Neden s&ouml;yledin ki?" diyorlar. Bana o kadar normal geliyor ki, &ouml;nce şaşırmalarına şaşırıyorum, sonra da, "G&uuml;vendiğiniz ve bizi tercih ettiğiniz i&ccedil;in teşekk&uuml;r ediyorum" diye izah ediyorum. Ya da &uuml;r&uuml;n hazırlama aşaması uzun s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;nde bunu sorun yapmayıp anlayış g&ouml;sterdikleri i&ccedil;in teşekk&uuml;r ettiğimi s&ouml;ylerim. Alıcı ile bu tarz diyalog yaşadığında akılda kalıcılık da artıyor. Hele bir de internet &uuml;zerinden satış yapılıyorsa...&nbsp;</p>
<p>Konumuza d&ouml;necek olursak, teşekk&uuml;r etmek g&uuml;zeldir. :) İletişimde olduğumuz insanı &ouml;nemsediğimizi g&ouml;sterir. Bize ayırdığı vakit i&ccedil;in, dinlediği i&ccedil;in, derdimize &ccedil;are aradığı i&ccedil;in ve akla gelmeyen her g&uuml;zellik i&ccedil;in hayatımızdaki değerli insanlara teşekk&uuml;r etmeliyiz. Bu duyarlılıkta insanlar varsa etrafımızda ne mutlu bize. Yani aynı şekilde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p teşekk&uuml;r&uuml; esirgemeyen insanlar varsa şanslıyız demektir.&nbsp;</p>
<p>Ben de bu vesile ile, bu zamana kadar yazılarımı, şiirlerimi takip eden, yorumlarını esirgemeyen dostlarıma, beni yazıya teşvik eden babama ve ablama (Sena Sabcıoğlu) &ccedil;ok teşekk&uuml;r ediyorum.&nbsp; Bir de tam vazge&ccedil;mişken, beni yazıya ve şiire tekrar y&ouml;nelmemi sağlayan dostum, Emrah Ala&ccedil;am'a &ccedil;ok teşekk&uuml;r ediyorum.</p>
<p>İyi ki varsınız, ve hep var olun, sağ olun. Sizleri seviyorum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Salahiyet</title>
<link>https://edebiyatblog.com/salahiyet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/salahiyet</guid>
<description><![CDATA[ Bu ıssızlığın, sessizliğin içinde kendini yeniden bulmuşsun ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_632b73c23d12e.jpg" length="48887" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 21 Sep 2022 23:28:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 17px;">(Salahiyet: Kelime anlamı yetki demek)</span><br /><br /><br /><span style="font-size: 17px;">Her acı g&uuml;n&uuml;n birinde şehvetin dikenine d&ouml;n&uuml;şecek. Bu bizim salahiyetimizde olmayan bir durum mesela g&uuml;neş ışınları bir şehvet g&uuml;neşin batması ile karanlığın ortamı ele alması şehvetin dikeni. Demem o ki her g&uuml;zel şeyin bir sonu vardır ya tam tersi her g&uuml;zel şeyin acı bir başı vardır. Her iki durumda da diken bize batıyor bu ka&ccedil;ınılmaz. Bu durumda batan dikeni &ccedil;ıkartmak i&ccedil;in daha &ccedil;ok &ccedil;aba sarfetmeye başlıyoruz. Sarfettiğimiz &ccedil;abalarımız bizim gelişimimiz bir &uuml;st kademeye &ccedil;ıkmamız i&ccedil;in zeminimiz oluyor. Salahiyetlerimizi i&ccedil;tenlikle s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z &ccedil;abalarımızla arttırıyoruz. Emek, &ccedil;aba yolunda y&uuml;r&uuml;mek yeniden dirilmek gibidir. Eski benliğinden bi haber... Yepyeni bir sen olmuşsun. Sancılı bir s&uuml;re&ccedil;le yeniden bir sen doğmuşsun. Bu ıssızlığın, sessizliğin i&ccedil;inde kendini yeniden bulmuşsun. A</span><span style="font-size: 17px;">nlamsızlığı,i&ccedil;inde yaşadığımız d&uuml;nyanın ve yaşamın anlamı olmayışını zihnimizde taşıdığımız t&uuml;m h&uuml;crelerimize kadar hissettiğimiz bir ağırlık olarak g&ouml;rmekten vazge&ccedil;ip anlamsızlığın hafifliğine kendini bırakabilmek ve bu anlamsızlıktan zevk alır hale gelmek ulaşılması gereken aşırı derecede zor ve zaman gerektiren anlamlı bir hakikat. Bu hakikatte salahiyetli olabilene ne mutlu...</span><br /><!--/data/user/0/com.samsung.android.app.notes/files/clipdata/clipdata_bodytext_220921_232600_128.sdocx--></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İşitme Engelli Bireylerin Gözünde Dünya</title>
<link>https://edebiyatblog.com/isitme-engelli-bireylerin-gozunde-dunya</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/isitme-engelli-bireylerin-gozunde-dunya</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_632afc6ae1a09.jpg" length="97037" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 21 Sep 2022 15:00:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://dergio.com/20220921/isitme-engelli-bireylerin-gozunde-dunya"></a></p>
<p class="MsoNormal">Bunun olacağını hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmezdim aslında, bir anda sessizleşiverdi d&uuml;nya. Ne eskiden şikayet ettiğim kapı gıcırtısı sesi vardı artık ne de &ccedil;ok sevdiğim kuşların o huzur veren şarkıları... O &ccedil;ok g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; şehir bir anda ıssız bir yere d&ouml;nd&uuml; adeta. Ne oldu anlayamadım &ouml;nce, herkes konuşuyordu ama tek bir kelime bile yoktu duyabildiğim. Kendimi d&uuml;nyadan dışlanmış hissettim, kendi sesimi bile duyamıyordum. Hep aynı tartışmalar yaşanmaya başladı sonrasında, &lsquo;&rsquo;Bersun, beni dinlemiyor musun?&rsquo;&rsquo;, &lsquo;&rsquo;Anlamıyor musun?&rsquo;&rsquo;, &lsquo;&rsquo;Beni umursamıyorsun bile&rsquo;&rsquo; ve daha niceleri... Hi&ccedil; aklıma gelmedi kulaklarımın artık duymama ihtimalinin oluşu, kafam dolu dedim, dikkatim dağınık dedim sanki korkulacak bir şeymiş gibi kabullenemedim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; korkmuştum, ne işaret dili bilirdim ne de işitme engelli bir tanıdığım vardı beni anlayabilecek ve yol g&ouml;sterebilecek. Duyamadığım sesler de baş ağrıtabilirmiş, bunu &ouml;ğrendim bu s&uuml;re&ccedil;te. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Bir d&uuml;ş&uuml;nsenize akşam her şeyi duyabiliyorsunuz ama sabah sesler sanki yanınızdaki insandan değil de iki bina &ouml;teden geliyor. Ve o kadar &ouml;tekileştirilmiş ki işitme engelli bireyler sanki başka bir evrenden gelmişler gibi, kimse işaret dili bile bilmiyor. Duyamıyorum dediğinizde ahlaya vahlaya cevap veriyorlar size, duyamıyorsunuz ama o acıyan g&ouml;zler adeta kara tahtayı tırnaklarmış&ccedil;asına bir uğultu saplanıyor beyninize kadar. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Artık tamam deyip kabullenip gidiyorsunuz hastaneye, durumu anlatıyorsunuz ve giriyorsunuz işitme testine. Bir bakıyorsunuz ki o test odasının rahatsız edici sessizliği her yerde sizinle olacak artık. Bir sonraki adım ne olacak, bilemiyorsunuz. İşitme cihazı almanız gerektiği s&ouml;yleniyor ve onunla duyabileceğiniz anlatılıyor size tane tane. Kabul ediyorsunuz, g&uuml;r&uuml;lt&uuml; dolu bir d&uuml;nyada sessiz yaşamak sandığınızdan daha zor &ccedil;&uuml;nk&uuml;, &ouml;ğreniyorsunuz bunu. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">G&uuml;&ccedil; bela &uuml;cretini denkleştirdiğiniz işitme cihazınıza kavuşuyorsunuz sonunda. İlk denemeniz hep hatıranızda kalacak bir an olarak kazınıyor aklınıza. D&uuml;nyayı ilk defa deneyimleyen bir bebek kadar heyecanla bakıyorsunuz etrafınıza, dinlemeye duymaya &ccedil;alışıyorsunuz her şeyi. &Ccedil;ok g&uuml;zel gidiyor her şey, artık duyabiliyorsunuz iletişim kurup hayatınızı s&uuml;rd&uuml;rebilecek kadar ama bir sorun var... O cihaz ne kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k olursa olsun acıtıyor, bazen fırlatıp atasınız geliyor ama dışarıdaysanız ne yazık ki tehlikeyi &ccedil;ağırmak demek bu, yapamıyorsunuz.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Sabah uyandığınızda bazen en sevdiğiniz şarkıyı a&ccedil;mak ister ya insan, a&ccedil;amıyorsunuz. A&ccedil;sanız da duyamıyorsunuz zaten. Eskiden dinlediğiniz şarkıların ritimleri dolanıyor parmak u&ccedil;larınızda. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz sadece, ya hi&ccedil; duymasaydım ne olacaktı? Ya doğuştan duymasaydım, hatırladığım şarkıları bile hi&ccedil; duymamış olsaydım, kuşları hi&ccedil; dinlemeseydim...<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span><o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">Ne kadar &uuml;topik geliyor kulağa değil mi? Değil aslında, bunu yaşayan milyonlarca insan var. Eminim ki bunu okurken az da olsa anlayabildiniz bizleri. &Ccedil;ok bir şey yok sizden beklediğimiz aslında. Bizi &ouml;tekileştirerek veya yok sayarak daha da zorlaştırmayın hayatımızı. Bizim de sizlerden farkımız olmadığını, herkesin engelli adayı olduğunu unutmadan davranın. İşaret dili &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışın, bizlerle bağırmadan tane tane konuşun, nasıl iletişim kurmanız gerektiğinizi sorun. Unutmayın ki engelleri aşmanın en kolay yolu birlik olmaktır! <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yok Oluş</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yok-olus</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yok-olus</guid>
<description><![CDATA[ Sen, güneşin aldatıcı ışıklarındaydın ve ben buna aldandım. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62dc8062298e0.jpg" length="39358" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 19 Sep 2022 23:02:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Yok Oluş, Aldanış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp;</strong></em><b><i>&nbsp; Bug&uuml;n ş&ouml;yle bir c&uuml;mle okudum, "Raslantı en eski ilahi g&uuml;&ccedil;t&uuml;r".&nbsp; Ben sana rastlamayı mucizem kabul etmişken şimdiler de hi&ccedil;liği bile temsil etmeyen biri halindesin. Bunun i&ccedil;in &uuml;zg&uuml;n&uuml;m, evet seni bir hi&ccedil; yerine bile koyamadığım i&ccedil;in &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben verdiğim değerin &ccedil;&ouml;p olmasını istemem, her ne olursa olsun. G&uuml;zeldi, g&uuml;zeldin. Yalan değil yine olsa yine o sokaktan ge&ccedil;erim ben. Sana rastlamak, kendimi unutturan sonra da en acı şekilde hatırlamamı sağlayan şeydi.&nbsp; G&uuml;lmeden ağlanmazmış ya hani bende g&uuml;neşli g&uuml;nlerimi seninle yaşayarak ge&ccedil;irdim. Sonra yaprak h&uuml;zn&uuml;ne yenildi intihar etti ya da bu bir cinayetti de biz t&uuml;m su&ccedil;u yaprağın d&uuml;şmesine bağlamıştık, bilemiyorum. Ama artık en g&uuml;zel sonbahar da yaşıyorum en g&uuml;zel kışın g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; seni ben g&uuml;neşin aldıtıcı ışığında bulmuşken kendimi karın soğuk ama ger&ccedil;ek&ccedil;i ellerinde buldum...&nbsp;</i></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlüğüm ve ben: Yine Sorular, Yine Ben</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-yine-sorular-yine-ben</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-yine-sorular-yine-ben</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6328c70a112de.jpg" length="49290" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 19 Sep 2022 22:46:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zaman &ouml;nce yaşanmış bir anı kadar g&ouml;zden ve y&uuml;rekten uzak hissediyorum g&uuml;nl&uuml;k. Nedenini &ccedil;ok aradım da bulamadım, doktorlar, psikologlar, kişisel gelişim kitapları, terapiler... Hepsinde aradım bir cevap ama en &ouml;nemli şeyi g&ouml;zden ka&ccedil;ırdım hep...Soru olmayınca cevap nasıl bulunabilirdi ki?&nbsp;</p>
<p>Ama inat ettim ya bir kere, bulacağım cevabı &ouml;yle ya da b&ouml;yle. O zaman başlayayım bir yerden, ne sormam gerekiyor ya da ne sormamalıyım daha fazla zorlanmamak i&ccedil;in? Bu m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;, yara almadan &ccedil;ıkabilir miyim bu hayattan yoksa zaten sağ &ccedil;ıkamayacağımı bilerek mi sormalıyım sorularımı?</p>
<p>Aslında d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum da... Niye kaybedeceğimin kesin olduğu bir savaşa girmeliyim ki ya da girmeli miyim cidden? Bayılıyorum kendimi soru sormakla ilgili sorularla bunaltmaya belli, her zamanki halim işte...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KENDİMİ SEÇTİM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kendimi-sectim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kendimi-sectim</guid>
<description><![CDATA[ Böyle olmayı sevdiğimden değil daha fazla zarar görmek istemediğimden ama şöyle bir baktığım zaman iyi de geliyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63274ace53a08.jpg" length="37914" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 18 Sep 2022 19:44:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Kendim, yalnızlık, yeni başlangıç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Doğdumuz hayatı se&ccedil;me şansımız olmaz ama yaşayacağımız hayatı kendi tercihlerimizle se&ccedil;iyoruz. Doğru ya da yanlış bir şekilde devam ediyoruz. Bize yani sana, bana doğru gelen bir başkasına yanlıl gelebilir ya da bunun tam tersi sana, bana yanlış gelen bir başkasına doğru gelebilir. &Ouml;nemli olansa yaptığımız tercihler bizler i&ccedil;in, senin i&ccedil;in ya da benim i&ccedil;in ne kadar doğru.</em></p>
<p></p>
<p><em>Şu zamana kadar yaptığım her se&ccedil;imimin arkadasında durdum. Ne kadar yanlış olursa olsun ya da ne kadar doğru olursa olsun. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; doğru da benim yanlış da benim, kimseye bir şey demek d&uuml;şmez. D&uuml;şmezdi, kararlarına karışmalarına &ccedil;okta hakları yok, ben bu hayatın bu kısmına tek başıma, yalnız geldim.</em></p>
<p></p>
<p><em>Tıpkı yeni &ccedil;izdiğim yolda yalnız devam ettiğim gibi... Peki bundan pişman mıyım? Hayır. Korkuyor muyum? Evet. Birinin desteğine ihtiyacım var mı? Kendim yeterim, &ccedil;&uuml;nk&uuml; vazge&ccedil;tim. İnsanların yaptığı iyilikten, k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten, destekten, insanlıklarından vazge&ccedil;tim. Kimde ne kadarsa im &ccedil;izdiğim yeni yolda o kişi bende o kadar. B&ouml;yle olmayı sevdiğimden değil daha fazla zarar g&ouml;rmek istemediğimden ama ş&ouml;yle bir baktığım zaman iyi de geliyor. İnsanlardan uzak olmak, yalnız kalmak. İnsana en &ccedil;ok kendisi lazım.</em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Seçmece...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/secmece</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/secmece</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6323350b11492.jpg" length="32952" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 15 Sep 2022 17:22:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Pazardan kaleme yansiyanlar</p>
<p>&Ccedil;oğu pazarda duyarız se&ccedil;mece bunlar diye &ccedil;oğunluğun tercihi de genelde o &uuml;r&uuml;nleri almaktır. Kendi se&ccedil;tiğimiz daha g&uuml;zeldir deriz ve başlarız se&ccedil;meye. Bug&uuml;n de pazarda bu niyetle bir soru geldi kırmızı kapya biber almak isteyen bir abla, secebilirmiyiz diye sordu pazarda sorulmasi gereken en doğal soruyken pazarcı ne cevap verdi dersiniz? Abla se&ccedil;imler 2023 te! Başta anlam veremeyen m&uuml;şteri tekrar sorma gereği hissetti ve yine aynı cevabı aldı, orda olayı dışardan biraz g&ouml;zlemlemek isterken zihnimde boş durmadı tabii. Pazarcinin vermek istediği cevap secemezsiniz biz istediğimizi vereceğiz se&ccedil;imlere yaklaşırken neyin mesajını almak isterseniz siz se&ccedil;in bakalım :)</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yazmak...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yazmak-3617</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yazmak-3617</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63220780c3220.jpg" length="30138" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 19:57:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yazı yazmak, harflerin biraraya gelmesi ile olsaydı hepimiz yazar olmuştuk degil mi?</p>
<p>Ama &ouml;yle olmuyor, her harf yanına anlam kacak diğer harfi arıyor onu da ancak arayarak buluyor. Bu &ouml;yle bir arama ki &ouml;nce kendini, benliğini, acıyan yanını bulduruyor. Nasıl mı,&nbsp; hi&ccedil; beklenmedigin anda bazen 90 dan gol atıyor, bazen yolda giderken &ccedil;akıl taşı ile d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yor, bazen bir ateşin i&ccedil;ine atıveriyor t&uuml;m bedenini. Hamdim, pistim, yandim s&uuml;recinden geciriyor yani. Bazen yanmakta yetmiyor k&uuml;llerin savruluyor semaya sonra... Sonra ne mi oluyor işte o zaman harfler yanına anlam katacak, o duyguyu okuyucuya yansıtacak satırlar olarak sagnak sagnak yağıyor...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>3 GÜN&amp;apos;DEN &#45; SANDAL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/3-gunden-sandal</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/3-gunden-sandal</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEi1wHUB_8iw-RHClw5DJqe1JWH1MHZLzkhVFQi_2DBdoxXWx9dJv-PSbFjIFlbbD9cmNdgPVGOj1vGO3Bz3doIjRxqUpMQOpLwivcrXEAzSyhlzrki4TZhwiJhX1wjw7-jmbbQTNTwtrCLYlkw8ofhXk6z6xOnqpvkO3mKy3cxVAmtN5Hof_sAi2nPL=w640-h426" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 10:45:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>anlam, insan, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Anton;">MERHABA AKİS ,&nbsp;</span></div>
<div style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Anton;">BU&nbsp; G&Uuml;N YİNE SAAT DOKUZDA UYANDIM . BİR SAATİM TAVANA BAKMAKLA GE&Ccedil;TİYSE DE D&Uuml;Ş&Uuml;NMEK İYİ GELDİ . KALKIP KAHVALTI YAPTIM VE MUTFAĞI TOPARLADIM . BAH&Ccedil;EDE BİR KEDİ VAR. MİSKET , ONUNLA VAKİT GE&Ccedil;İRMEYİ VE OYNAMAYI &Ccedil;OK SEVİYORUM , &Ccedil;OK TATLI . &Ccedil;ALIŞMA MASAMI TOPARLADIM , İŞTE BURADAYIM &Ouml;N&Uuml;MDE YAZACAĞIMI D&Uuml;Ş&Uuml;ND&Uuml;Ğ&Uuml;M HER ŞEY .. SEN NASILSIN ? UMARIM HER ŞEY YOLUNDADIR . SENİN DE ETRAFINDA KEDİLER VAR MI ? BENİM &Ccedil;OK VAR VE HEPSİ DE &Ccedil;OK SEVİMLİ , OKULA GİTTİĞİMDE HERKESE KEDİ FOTOĞRAFLARI G&Ouml;STERİYORUM BENCE BENDEN SIKILDILAR AMA &Ccedil;AKTIRMIYORLAR , OLABİLİR TABİ DİYECEK &Ccedil;OK BİR ŞEYİM YOK . &Uuml;&Ccedil;&Uuml;NC&Uuml; G&Uuml;N&Uuml;M BU SENİNLE VE SENİ &Ccedil;OK İYİ TANIYORUM , İSTER İNAN İSTER İNANMA AMA İ&Ccedil;İMİZDE YATAN BİR KAYIK VADETTİĞİMİZ YERLERE G&Ouml;T&Uuml;R&Uuml;R&Uuml;YOR BİZİ . TIPKI BU G&Uuml;N OLDUĞU GİBİ . YAŞAYIŞLARINI , HAYALLERİNİ , R&Uuml;YALARINI HEPSİ KABURGALARIMIN İ&Ccedil;İNDE , GARDINI ALABİLDİĞİN KADAR AL Kİ ZORLANMA AMA BEN DIŞARIDA DEĞİL ZİHNİNDEYİM , DUYAMACAĞIN KADAR YAKININDA, NEDEN &Uuml;ZG&Uuml;NS&Uuml;N YA DA NEDEN MUTLU NEREDE UYKUN VAR Nİ&Ccedil;İN KEYİFLİSİN ANLIYORUM SENİ . O K&Uuml;&Ccedil;&Uuml;K SANDAL BENİM. BENİ DE S&Uuml;R&Uuml;KL&Uuml;YORSUN YANINDA , SIZIYORUM &Ccedil;ATLAKLARDAN İ&Ccedil;ERİ . B&Ouml;YLE SAVUNUYORUM KENDİMİ B&Uuml;T&Uuml;N Y&Uuml;KLERİMİ BIRAKIYORUM SUYA , K&Uuml;REKLERLE &Ccedil;ATIŞIYORUM HATTA HEPİMİZE AĞIR GELİYOR &Ccedil;&Uuml;NK&Uuml; YAPILANLAR VE D&Uuml;Ş&Uuml;ND&Uuml;KLERİN . &Ccedil;OK KOLAYMIŞ GİBİ YAZIP &Ccedil;İZİYORUM BENDE . DAHA FAZLA ANLATIRDIM ASLINDA AMA YAPACAK İŞLERİM VAR , NEYSE DİKKAT ET KENDİNE ...&nbsp;</span></div>
<div style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Anton;">&nbsp;</span></div>
<div style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Anton;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Anton;">" SEVGİLERLE FERİZZ"&nbsp;</span></div>
<div style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Anton;">&nbsp;</span></div>
<div style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Anton;">YANSIMALAR ETRAFINDA ŞEKİLLENİYOR AYNALAR&nbsp;</span></div>
<div style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Anton;">DANS EDİYOR &Ccedil;EVRESİNDE ZAMANLAR&nbsp;</span></div>
<div style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Anton;">YILDIZLARIN KAYIKLARI VAR &Ouml;TE YANDAN&nbsp;</span></div>
<div style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Anton;">BİR SATIRDA BEN EKLEDİM YALNIZLIĞA ...&nbsp;</span></div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR UÇURTMA SANATÇISI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-ucurtma-sanatcisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-ucurtma-sanatcisi</guid>
<description><![CDATA[ Çocukluğumuzun vazgeçilmezi uçurtmalar. Gökyüzünde dalga dalga uçar durur. Kimi; çocukluğunu bırakır. Kimi hayallerini... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6320ea2018b3f.jpg" length="77076" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 13 Sep 2022 23:36:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>U&Ccedil;URTMA<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>SANAT&Ccedil;ISI</p>
<p class="MsoNormal">Zamana<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yolculuğun<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bug&uuml;nk&uuml;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>konuğu ;&Ccedil;ocukluğundan beri<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tutkun olduğu u&ccedil;urtmaların peşinden koşan,&Ccedil;ocukların<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>hayalini<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>s&uuml;sleyen<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;urtmaları<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>g&ouml;ky&uuml;z&uuml;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ile<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yakınlaştıran, Kendi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>alanının dışında<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Uluslararası<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>alanda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&uuml;n salmaya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>başlayan,U&ccedil;urtma <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>At&ouml;lyesi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kuran Sanat&ccedil;ısı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>dostum<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>Zahit<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>MUNGAN. Kendisi ile yaptığı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;urtmalar<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaşama<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>dair g&uuml;zel<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir s&ouml;yleşi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ger&ccedil;ekleştirdim.</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Sevgili<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Zahit<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>MUNGAN<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>iş<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>yoğunluğuna<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>rağmen<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>beni<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kabul<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ettiğin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>i&ccedil;in<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>teşekk&uuml;r<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ederim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Asıl<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ben<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>teşekk&uuml;r<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>ederim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>kıymetli<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>zamanını<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>bana<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ayırdığın i&ccedil;in &hellip;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>VAHAP:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Zahit<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>MUNGAN<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>seni<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ccedil;ok<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>kişi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tanıyor<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ama ; Tanımayanlar<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>i&ccedil;in<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kendinden<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>biraz<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bahseder<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>misin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>?</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>: <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>1991 Mardin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>doğumlu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olup ,İlk<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Orta <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>&ouml;ğrenimimi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Mardin &rsquo;de<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tamamladım . Tarih<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kokan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>d&ouml;rt<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>k&uuml;lt&uuml;r&uuml;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>arada<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tutan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>g&uuml;zelim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>şehirde<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>&ccedil;ocukluğumu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>gen&ccedil;liğimi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ge&ccedil;irdim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve ge&ccedil;irmeye<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>devam<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ediyorum<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&hellip;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>VAHAP<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&Ccedil;ocukluğunda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>en<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>&ccedil;ok<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>yapmayı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>sevdiğin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şey<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>neydi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>?</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&Ccedil;ocukluğumdan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>beri<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;an<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>her şeye<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ilgim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>vardı .<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Bu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>y&uuml;zden<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>u&ccedil;urtmayı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ccedil;ok severim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>.</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP :<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>U&ccedil;urtma<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>hevesi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>nasıl<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>başladı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>?</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Mardin&rsquo; de<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>hi&ccedil;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>eksik<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olmamış<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;urtmaların<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ayrı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yeri<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>var<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>.<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Bu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kale<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şehrinde<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tek<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>g&uuml;n<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;urtmasız<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ge&ccedil;memiştir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>.<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Mardin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>sokaklarında<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>gezinirken<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>baktığınızda , mutlaka<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>g&ouml;z&uuml;n&uuml;ze<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>u&ccedil;urtmalar<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ilişir .<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&Ccedil;ocukluğumdan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>bu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yana<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;urtma<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>aşkım<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>hi&ccedil;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bitmedi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bitmeyecekte<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>&hellip;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Daha<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>sonra<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>internette<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaptığım<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>araştırmalarla , modern<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;urtmalara<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ge&ccedil;iş<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaptım<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>VAHAP :<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Benim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bildiğim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kadarıyla<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;urtmanın<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>dışında<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>resim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>sergisi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>de<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>d&uuml;zenliyorsun<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bu konuda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ne demek<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>istersin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>?</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>U&ccedil;urtmanın<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>dışında<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>resim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>değil de ;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>fotoğraf<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>sergisi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>d&uuml;zenliyorum <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>. Biraz<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bahsedeyim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>istersen ?</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>VAHAP :<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Tabi ki.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>U&ccedil;urtmaya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaptığım<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ouml;zel<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>d&uuml;zenekle<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bağladığım<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>DSRL<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>fotoğraf<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>makinesi <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>ile <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Mardin&rsquo; i<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tarihi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>mekanları<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>resmediyorum . Bunları<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Adana , İstanbul<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve Mardin&rsquo;de<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>sergiledim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>. Aynı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>zamanda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>Mardin&rsquo;i<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>360<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>derece<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>hava<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ccedil;ekimi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>yapmaktayım<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&hellip;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>VAHAP :<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>Hayalin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ne<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>?<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Ger&ccedil;ekleştirebildin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>mi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>?</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>Hayalim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;urtma<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ile<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>insan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;urtmaktı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bu <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>hayalimi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ger&ccedil;ekleştirdim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>VAHAP :<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>&Ccedil;ok<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>değerli<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>sanat&ccedil;ı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>dostların<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olduğunu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>biliyorum<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>. Bunlardan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ka&ccedil;ının<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ismini<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>s&ouml;yler<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>misin ?</p>
<p class="MsoNormal">ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Hollandalı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Albert<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>THİNKS<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>, Yeni<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Zelandalı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Peter<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>LYNN<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>bunun<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yanında<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>İsmet<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>YEDİKARDEŞLER<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>, Sadettin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>NOYAN<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Murathan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>MUNGAN<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yer<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>almakta<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>VAHAP :<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Hangi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>festivallerde<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yer aldın</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>T&uuml;rkiye&rsquo;nin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>&ccedil;ok<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yerinde<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ulusal<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>uluslar arası<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>festivallere<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ouml;nc&uuml;l&uuml;k<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ettim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>. Tayland , Malezya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>, ve Hindistan&rsquo;da festivallere <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>katıldım .</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP :<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Sevgiyi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>&uuml;&ccedil;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kelime<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>ile<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>&ouml;zetler<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>misin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>?</p>
<p class="MsoNormal">ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>İyilik<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>, dostluk<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>mutluluk<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>.</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP :<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Son<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olarak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>sanat&ccedil;ı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>olarak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>gen&ccedil;lere<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ne<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tavsiye<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>edersin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>?</p>
<p class="MsoNormal">ZAHİT<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Gen&ccedil;lerin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>hobisi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olmalı .<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Ayrıca ; <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>başarılı <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>, <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>aktif ,<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&uuml;retken<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>, yaratıcı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>farkındalık<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaratan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bireylerin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp; </span>&ccedil;oğalmasını<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>arzu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ediyorum <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : Sevgili dostum<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Zahit MUNGAN. Onca yoğunluğuna rağmen beni kabul edip,ZAMANA YOLCULUK&rsquo;a<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>konuk<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olduğun<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>verdiğin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>samimi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>cevaplar<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>i&ccedil;in teşekk&uuml;r<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ederim. &Ccedil;ocukların hayalini &ouml;m&uuml;r boyu ger&ccedil;ekleştireceğin yılların olsun&hellip;&Ccedil;alışmalarında başarılar dilerim&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : Şair&amp; Yazar ve aynı zamanda değerli dostum<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Abdulvahap UNCU. Bu g&uuml;zel s&ouml;yleşiye beni kattığın ve ZAMANA<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>YOLCULUK&rsquo;a &ccedil;ıkardığın i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim. Ayrıca gen&ccedil;ler alanındaki &ccedil;alışmalarını hayranlıkla takip etmekteyim.Bundan sonraki &ccedil;alışmalarında başarı dolu yıllar diliyorum&hellip;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Öğretmence</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ogretmence</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ogretmence</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63204f4600a9f.jpg" length="41019" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 13 Sep 2022 12:38:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kalender</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bug&uuml;n okulun ilk g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. 9. kademede sınıflarda birka&ccedil; &ouml;ğrenci vardı sadece. Heyecanla kendi sınıflarını bulmaya &ccedil;alışıyorlardı. Kapıya asılan listelere meraklı bakışlar fırlatıyor, yukarıdan aşağıya isim listesini işaret parmağıyla tarıyorlardı. Sıralarda mah&ccedil;up ve sıkılgandılar. Tanışıp sohbet etmek, bol bol konuşmak istedim. Hi&ccedil; susmamak, anlatmak,&nbsp;</p>
<p>anlatmak...</p>
<p></p>
<p>Okuyalım ve yazalım dedim sonra. &Ccedil;ok&ccedil;a konuştuk nasıl olsa.</p>
<p>Sınıfın birinde bir &ouml;ğrenci vardı. Okusun, yazsın, dinleyip izleyeyim diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>"Heyecandan hocam yoksa bu kadar k&ouml;t&uuml; okumuyorum." dedi. Ger&ccedil;ekten de okuduk&ccedil;a a&ccedil;ıldı sanki. Sonra yazdı itinayla. Birlikte baktık ve d&uuml;zelttik hatasını. Aldığı ilk deftere yazdıklarının d&uuml;zeltilmiş halini temize &ccedil;ekeceğine dair de s&ouml;z verdi.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>"&Ouml;ğretmenler b&uuml;y&uuml;k d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ama k&uuml;&ccedil;&uuml;k işlerle uğraşır." s&ouml;z&uuml; bazen en haklı &ccedil;ığlıklarla sesleniyor. Bazen de &ouml;ğrenciye y&ouml;nelik en k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ouml;rneklerle en haksız yanını temsil ediyor adeletin. &Ouml;ğretmenin g&ouml;r&uuml;ş&uuml;, bakışı, yaklaşımı ve en &ouml;nemlisi de vicdanı devreye giriyorsa eğer en &ouml;znel bir değerlendirme olarak karşımızda duruyor bu s&ouml;z.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Sonra ilk g&uuml;n heyecanı, etkinlikler neşesi, ders anlatma mutluluğu, bir derdi paylaşmanın ortaklığı, farklı duyguları tatmanın g&uuml;zelliği ve daha sayamadığım bir s&uuml;r&uuml; g&uuml;zel &ouml;rneklerle &ouml;ğretmen olmanın kutsallığı en nesnel haliyle beliriyor ve kayboluyor t&uuml;m &ouml;znel değerlendirmeler.&nbsp;</p>
<p>"İyi ki &ouml;ğretmenim! "ifadesi anlam kazanıyor kalplerde. Ve bunun &uuml;zerine t&uuml;m g&uuml;l&uuml;msemeler en g&uuml;zel haliyle beliriyor y&uuml;zlerde.&nbsp;</p>
<p>İyi ki!&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BENCİLLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/DilaraEsen%C3%9Cst%C3%BCnda%C4%9F-3605</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/DilaraEsen%C3%9Cst%C3%BCnda%C4%9F-3605</guid>
<description><![CDATA[ Benciller! ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_631f057b51fbe.jpg" length="48558" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 12 Sep 2022 13:10:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilara Esen Üstündağ</dc:creator>
<media:keywords>İnsanlar, bencillik, hayat, döngü, dostluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">Neden hep karşı taraftan bekleriz ilk adımı? Neden kendimizi sorgulamadan doğruyu aramaya &ccedil;alışıp, hesaplar peşinde koşarız? Neden s&uuml;rekli birilerini idare etmek zorunda kalırız? Ve t&uuml;m bunların cevaplarını bir g&uuml;n alır mıyız?&nbsp;</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; min-height: 22px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">S&uuml;rekli birilerinin istekleri ve arzuları doğrultusunda bir şeyler y&uuml;r&uuml;tmeye &ccedil;alışmak bize zarar vermekten &ouml;teye ge&ccedil;meyen tatsız bir yaşam. Alttan aldık&ccedil;a tepenize binmeye &ccedil;alışan insanlarla dolu hayat. Ve bu insanlar kendilerini d&uuml;ş&uuml;nen bencillerden başka bir şey değiller.&nbsp;<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>Her şeyin en doğrusunu, en g&uuml;zelini kendilerinin yaptığını ve hak ettiğini sanan bu varlıklar; k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir durumda sizi alaşağı etmek i&ccedil;in hazır kıta beklemektedirler.&nbsp;</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; min-height: 22px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">&Ccedil;&uuml;nk&uuml; kalplerindeki o &ccedil;&uuml;r&uuml;k yeri kapatamadık&ccedil;a daha da &ccedil;&uuml;r&uuml;mesine yol a&ccedil;arlar. Onlara g&ouml;re doğru olan yolun aslında yanlış olmasının hi&ccedil;bir &ouml;nemi yoktur. Keza onlar gittikleri yol ne olursa olsun kendilerine g&ouml;re uydurur. Kendileri zarar g&ouml;rmediği m&uuml;ddet&ccedil;e sizin de bir &ouml;neminiz yoktur. Kullanılmaya ve iş g&ouml;rmeye devam ettiğiniz s&uuml;rece &ccedil;ok iyi bir dostsunuzdur. Fakat artık g&ouml;z&uuml;n&uuml;z&uuml; a&ccedil;mış, her şeyin farkında biri olarak başkaldırıyorsanız t&uuml;m dostluğunuz bitmiş demektir. Sizden faydalanamayan bir insan i&ccedil;in sıfır değerini bile taşımaz duruma gelirsiniz. Şunu unutmayın; herkesin işine yaradığı kadarsınız!&nbsp;</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; min-height: 22px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">İşte bu y&uuml;zden tercihlerinizi &ccedil;ok iyi yapın! Ailenizi se&ccedil;emeyebilirisiniz fakat dostunuzu se&ccedil;ebilirsiniz. Eşinizi se&ccedil;ebilirsiniz. &Ccedil;evrenizde olacak insanları pek&acirc;l&acirc; se&ccedil;ebilirsiniz! Bu hayat sizin, ve siz ne isteyip dilerseniz onu yaşarsınız. L&uuml;tfen se&ccedil;imlerinizi &ouml;zenle yapın ve istemediğiniz hi&ccedil;bir şeyi kabullenmeyin!&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayatın Riyazesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayatin-riyazesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayatin-riyazesi</guid>
<description><![CDATA[ Bizi ne kralın tacı, ne de kısa günün kazancı kurtaracak formaliteden bunların hepsi. Asıl olan formaliteler değil formüllerdir... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_631dfe2f601a6.jpg" length="60916" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 11 Sep 2022 18:26:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Riyaze: Kelime anlamı olarak matematik demek.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Peki ya hayatın matematiğine ne dersiniz?</p>
<p>(2s + 2g = Hayat) F&ouml;rm&uuml;l! Hayatın f&ouml;rm&uuml;l&uuml;..</p>
<p>Sevgi, saygız g&ouml;z ve g&ouml;n&uuml;l. Sevgi saygıyla g&ouml;rebilirsen g&ouml;nl&uuml;n aslında senin hayatın olur. Bu riyaze i&ccedil;inde kaybolmak durmaksızın geliştirir ruhumuzu. Bir dar kafes avu&ccedil; i&ccedil;i kadar olan yer denklemin aslı. Sonrasında ise b&uuml;t&uuml;n denklemlerimizin &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; doğrudan elimizde. Mesken tutmuş saygı i&ccedil;imin odalarına kırmak incitmeye misafirperver değil bu odalar. Saygı sevgiye misafir hem de yatılı misafir. Zamanın memuru olsam hi&ccedil; doymaz ama her şeye adil bir &ccedil;izgi &ccedil;izerim. Zengin, fakir, b&uuml;y&uuml;k, k&uuml;&ccedil;&uuml;k hepsini yerleştiririm o &ccedil;izgime memurluğumdan olmak adına. Derler sonra adı kader. Bende ise keder. Korkudan mıdır ya da değişmez kadim Tabu mudur bu?&nbsp; Her şeye rağmen yalansız dolansız d&ouml;rt b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;&nbsp; denklemimdeki d&ouml;rt noktaya yerleştiririm. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bug&uuml;n&uuml;n yalanı yarın kişisinin bir ger&ccedil;eğe ulaşmasını engelleyecek. Bu da sistematik b&uuml;y&uuml;k bir bozukluk. Şirazesi kayar evrenin h&uuml;k&uuml;ms&uuml;z y&ouml;ns&uuml;z tertemiz kayar. D&uuml;ş&uuml;nebiliyor musunuz her şey olup bitince ışık g&ouml;ren tavşan gibi kitlenip izleriz. Ufacık bir yalan da olsa ne kadar yerler oynatır. S&ouml;zlerle ağır y&uuml;kler vermenizi istemem sizlerden ama bir umut bir telaş i&ccedil;in de karşılanmasını isterim hayatın. Bu durumda form&uuml;l&uuml;m&uuml;z&uuml;n sağlamasından doğru yola ulaşacağımızı umuyorum. Gelir ge&ccedil;er zamanda ne gerek vardı b&ouml;yle ezbere demiş olmalısınız. Bizi ne kralın tacı, ne de kısa g&uuml;n&uuml;n kazancı kurtaracak formaliteden bunların hepsi. Asıl olan formaliteler değil form&uuml;llerdir...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EHVEN &#45; İ &#45; ŞER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ehven-i-ser</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ehven-i-ser</guid>
<description><![CDATA[ Yüzyıllardan kalma bir hasretle hepimiz eski yaşantılara özlem duyarız ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_631dfd07a7124.jpg" length="47677" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 11 Sep 2022 18:21:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ehvenişer: G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bu kelime k&ouml;t&uuml;n&uuml;n iyisi olarak kullanılır. K&ouml;t&uuml; şeyler arasında se&ccedil;im yaptığımızda daha az k&ouml;t&uuml;, arasında daha hafif olandır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Y&uuml;zyıllardan kalma bit hasretler hepimiz eski yaşantılara &ouml;zlem duyarız. Eskilerde yaşamak tarihte g&ouml;m&uuml;lmek ister ruh. Eskilerden yadigar kalan bir &ccedil;ok yapıyı hakkıyla koruyamıyoruz. Dilde korumak bizimkilerin hepsi. &Ccedil;izdiğimiz mutluluk resminin ehvenişer bir k&ouml;şesine yerleştirelim dilde koruma kelimelerimizi.</p>
<p>İnsan duyduğunu değil g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yaparmış. Mutlu bir resim gibi g&ouml;r&uuml;p yapabilmek adına enazından. Kumdan kaleler alın birer birer karşınıza &ccedil;arptırmamak i&ccedil;in dalgaya sarfettiğimiz &ccedil;aba misali taştan kalelere de &ccedil;aba verin. Bu ehvenişer se&ccedil;imlerin olduğu bir yaşamda kapılar ardında ka&ccedil;tığım zamanlar boş vermiştim. Zırhı paslanmıs bir kahramandan sıyrılıp ka&ccedil;arcasına &ccedil;ıktım h&uuml;crelerimden,&nbsp; koruyup kollayabilmek adına. Ne yazık ki koruyabilmek i&ccedil;in se&ccedil;imler yapmakta koruyucu yerine daha yıkıcı olabiliyor. &Ouml;mr&uuml;m&uuml;n takvimine yazı oldu bu kavram, &uuml;retebilmek, &ccedil;abalayabilmek, yılmadan birşeyleri korumaya &ccedil;alışmak, değerlere sahip &ccedil;ıkmak &ccedil;ok yorucu olabiliyor bu y&uuml;zyılda. Kendini kurutmuş bir nehir makamından sıyrılıp, karanlık &ccedil;&ouml;kmeden yola koyulmak lazım. &Ouml;nce yere d&uuml;şen bir eser taşını yerine yerleştirmek lazım, sonra her gece kendimize n&ouml;bet yazıp mesai alıp onları korumata almak... Daha sonra ise aynı toprakta yetişen ayrı dalların &ccedil;i&ccedil;ekleri gibi a&ccedil;mak lazım, &ccedil;evreye g&uuml;zel kokular yayabilmek...&nbsp; En sonunda ise yağmurdan d&ouml;k&uuml;len, dağlardan s&uuml;z&uuml;len, denizde can veren nehirler gibi, aynı hayale kapılmış, aynı ormanda kaybolmuş &ccedil;i&ccedil;ekler gibi olalım. Unutmayalım ki b&uuml;t&uuml;n se&ccedil;imlerde ehvenişer tabii tutuyor kendini bize...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Değişim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/degisim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/degisim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_631db97e76d20.jpg" length="146110" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 11 Sep 2022 13:36:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kalender</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu eyl&uuml;lde sararan ve d&uuml;şen t&uuml;m yapraklar yine de yaşamaya değer diye haykırdı. Yaşamak ama yeni filizlerle. Hayat değişim temelliydi ve değişerek yaşamalıydı insan da. İnsanı ayakta tutan yepyeni başlangı&ccedil;lar gerekliydi, hayat tekd&uuml;ze yaşamak i&ccedil;in &ccedil;ok ağırdı ve tazelenmesi gerekirdi damardaki kanın, tendeki canın, ruhun, nefesin.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>D&ouml;k&uuml;len her yaprağın yerine a&ccedil;acak olan tomurcuklar vardı sayısız. Her baharda yenilenen, tazelenen bir tabiat vardı her g&uuml;n bitiminin ardından başlayan yeni bir g&uuml;n.&nbsp;</p>
<p>İnsan diretmemeli ve a&ccedil;ık olmalıydı yepyeni başlangı&ccedil;lara.&nbsp;</p>
<p>Eyl&uuml;l biraz da bu y&uuml;zden yeni başlangı&ccedil;ların ayı kabul edilirdi zaten. Ve insan yenilenen her duruma ayak uydurabilirdi bir şekilde. İnsanın doğasında vardı bu ve g&uuml;&ccedil;l&uuml;yd&uuml; insan sandığından &ccedil;ok daha fazla.&nbsp;</p>
<p>Hep kış değildi mevsim, hep eyl&uuml;lde kalmazdı ay, doğduğu gibi &ouml;lmezdi insan. Değişmek ve asıl gelişerek değişmek i&ccedil;in &ccedil;areler &uuml;retmeliydi &ccedil;ok&ccedil;a.&nbsp;</p>
<p>Kendi huzurumuz kendi elimizde. Kendi huzursuzluğumuzu inşa etmenin &ouml;tesinde ve faydasında bir gayret.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>2 GÜN&amp;apos;DEN &#45; UNUTULAN BEDENLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/2-gunden-unutulan-bedenler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/2-gunden-unutulan-bedenler</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEhp8Zt8F6wJwFFSvPOaCY-xlknUqXDfnIUFYuEpf-DLFeTO5Lobje-hLouib3azTCvUm_gbwtoYRv4PYEPYngezics1L3c3TWSTR8KerhDbxYp4MNO5vK56LTvUN40yvb6i015Mr6FJuMz60jjdMKAJ-a4vVBIVMcRXCbUTIP7OhLWG0npjz8N-fa2V=w640-h426" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 11 Sep 2022 11:42:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>anlam, insan, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">MERHABA AKİS ,&nbsp;</span></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">BU G&Uuml;N SANA ŞİİR GİBİ YAZMAK İSTEDİM .&nbsp;</span></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">BİR UMUTTU BANA SENİ UNUT DİYEN AKİS ,HATIRALARIMDA BİTMEZ T&Uuml;KENMEZ YALANLARIN VARKEN VE ONCA &Ouml;L&Uuml; RUHTAN SONRA CANLANMAZ TOPLADIĞIMIZ BEDENLER . KARŞINDAYIM YİNE VE YENİDEN . SAKLANDIĞIM DUVARLAR DAHA DOĞRUSU ARKASINA SAKLANDIĞIM NEDENLERLE BİRLİKTE , TOPRAĞA KARIŞTI CESARETİM . G&Ouml;MD&Uuml;M HEPSİNİ BİR AĞACIN ALTINA . SORACAKCAKSIN,&nbsp; KARŞIMA &Ccedil;IKMAK ZOR OLAN DEĞİL Mİ ? DİYE . HAYIR , DEĞİL ASIL ZOR OLAN VE CESARET GEREKTİREN YAŞADIĞIM BOĞUK KARANLIK ACIYA DEVAM EDİP KATLANMAK&nbsp; OLACAKTI . YAPAMADIM MAALESEF .&Ccedil;IKTIM KARŞINA , BAKIYORUM SADECE BENİ ANLA DİYE . SAATLERCE KALACAĞIM YANINDA İNSANLAR GELİP GE&Ccedil;ECEK , ARABALAR &Uuml;ST&Uuml;M&Uuml;ZE S&Uuml;RECEK IŞIKLARINI , BİZ GECEYE KALACAĞIZ . HESAPLAŞMAK DESEN DEĞİL . BAKACAĞIM &Ouml;YLECE SURATINA . BELKİ DE SU&Ccedil;LAYACAĞIM SENİ&nbsp;<span data-keep-original-tag="false" style="">&nbsp;PEŞİNDEN GELİRKEN.</span></span></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">BİLE İSTEYE , D&Uuml;Ğ&Uuml;MLENİP RUHUNA KARIŞACAĞIM , SARKACAĞIM ŞAKAKLARINDAN , SEN KONUŞURKEN İNSANLARLA, BEN G&Uuml;LECEĞİM .&nbsp; KİRPİKLERİNİN UCUNA DENK GETİRECEĞİM G&Uuml;NEŞİN DOĞUŞUNU , SABAHIN SOĞUĞUNU BEKLEYECEĞİM . FİLM GİBİ OLACAK , MİSAL SEN DALGALI BİR DENİZİ CANLANDIRACAKSIN BENSE G&Ouml;ĞE TUTUNMAYA &Ccedil;ALIŞAN BİR U&Ccedil;URTMAYI . S&Uuml;Z&Uuml;L&Uuml;P SAVRULACAĞIZ , U&Ccedil;AKLARA KAFA TUTUP KUŞLARIN KANATLARINDA SAKLANACAĞIZ . DURACAĞIZ &Ouml;YLE , DURUP DURACAĞIZ ...</span></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">&nbsp;</span></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">AĞA&Ccedil; DALINDAKİ Y&Uuml;ZLER ,YAPRAKLARI ARASINDA GEZİNEN R&Uuml;ZGAR ,</span></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">YABANCILAŞTIRDI BİZİ BU ŞEHİRLER ,</span></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">S&Ouml;YLEYEMEDİĞİM NE VARSA HEPSİ PEŞİMDELER .&nbsp;</span></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">&nbsp;</span></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></div>
<div data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;"SEVGİLERLE FERİZZ"</span></div>
<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Bree Serif;">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aklını Kullan(MA)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/aklini-kullanma</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/aklini-kullanma</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_631d5b8159a3c.jpg" length="39928" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 11 Sep 2022 06:53:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aklini kullanan, nefsini dizginler!</p>
<p>Akıllı insanları y&ouml;netmek zor, insanların aklını kullanması kapitalist sistemin işine yaramayacagi i&ccedil;in t&uuml;m d&uuml;zen akıl kıtlığı &uuml;zerine kurgulaniyor. Sen aklıni kullanma ki biz seni daha kolay yonlendirelim, daha &ccedil;ok kandırıp kazancına ortak olalım, asgari &uuml;cretle gecinsende cebine ısırılmis elma cihazları koyduralim, sen hi&ccedil; bunlar i&ccedil;in aklını zorlama, g&uuml;nd&uuml;z kuşağındaki programları izlemeye devam et t&uuml;m ulkenin en b&uuml;y&uuml;k derdi yemek, g&uuml;zellik, eğlence olduğuna inan ki hayatin merkezine bunlari al. Velhasıli sana verilen en değerli emaneti biz senin yerine koruma altına alalım diyen bir zihniyet olduğunu ne zaman fark edeceğiz acaba!</p>
<p>&nbsp;&Ccedil;ocuklarımıza daha anne karnı da zeka gelistirici aktivitelere başlarken, anne ve babanın kendi zekasını aktive etmesi gerektiğini unutabiliyoruz, g&uuml;nd&uuml;z kuşağı izlerken, sosyal medyayı sadece t&uuml;ketici olarak ve t&uuml;kettiği şeyleri paylaşmak i&ccedil;in kullanırken, kitap okumayıp sadece kitap okumanın faydasını dinleyerek k&uuml;lt&uuml;r seviyesinin arttığına inanan bir aileden nasıl bır nesil yetişecek dersiniz.</p>
<p>Bir şeylerin sadece faydasını bilmek kavanoz dışından bali yalamaya benzer. &Ccedil;ocuklara birşeyin faydalı olduğunu ancak yaşayarak &ouml;gretebiliriz. Zeka oyunları ile geliştirmeye &ccedil;alıştığımız &ccedil;ocuklarımizin, ekran bağımlısı haline gelmesinin sebebi ne olaki ? Sadece faydayı sunup arka tarafta onu kullanamaktir. Bir odada zeka a&ccedil;ıcılar verip diğer odada ekran başında oturarak daha akıllı nesiller yetiştiremiyoruz malesef buna ben de dahil...</p>
<p>Akıl sahibi olduğumuzu ve gelistirmek i&ccedil;in kullanmak gerektiğini en kısa zamanda hatırlamak dileği ile...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR ŞAİR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-sair</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-sair</guid>
<description><![CDATA[ Hayallerinizin peşinden koşun. Er geç hayallerinize kavuşursunuz... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_631c403eda5b9.jpg" length="54467" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 10 Sep 2022 21:43:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align: center;">ZAMANA YOLCULUKTA GEN&Ccedil; BİR ŞAİR</p>
<p class="MsoNormal">Bug&uuml;nk&uuml; Zamana Yolculukta; Sevecen,Heyecanlı kendini şiire adamış<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>aynı zamanda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Şiirler y&uuml;reğin sesi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>diyen,SOLMUŞ<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ŞİİRLER adlı kitabı kaleme alan gen&ccedil; meslektaşım Şair Kağan İbrahim KIZIL. Kendisi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ile<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şiir d&uuml;nyasına<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yolculuk<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yapmak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaşama<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>dair<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>g&uuml;zel<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir s&ouml;yleşi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ger&ccedil;ekleştirdim.</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>:<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Kağan İbrahim KIZIL seni tanıyabilir miyiz?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN :<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>05.09.2002 yılında Mersin&rsquo;in<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Tarsus il&ccedil;esinde doğdum.İlk yazmaya başladığım zaman<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Aylardan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Haziran, yaş olarak <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>on sekiz<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaşındaydım. H er zaman hayalleri olan ve hayallerinin peşinden koşan birisiyim. Hayallerimden birisi! Şiir kitabı &ccedil;ıkartmaktı. Zor da olsa; kitabımı &ccedil;ıkartmayı başardım. Diğer hayallerimden birisi de! Roman yazmak. Asıl en b&uuml;y&uuml;k hayalime gelince! G&uuml;zel eserler<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bırakmak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>g&uuml;zel<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>işlere<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>imza atmak&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : &Ccedil;ocukluğunda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>unutamadığın<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir anı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bizimle<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>paylaşır mısın ?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : Yastıklarla kale yapardık. Karşılıklı oradan birbirimize terlikler<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>fırlatırdık.</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : &Ccedil;ocukluğunda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yapmayı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>en<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ccedil;ok sevdiğin şey neydi ?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : &Ccedil;ocukluğumda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>en<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ccedil;ok<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>resim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ccedil;izmeyi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>severdim. Aslında ; Yine<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>boş<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>zamanlarımda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ccedil;izmeyi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>seviyorum.</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : Roman,Hikaye,Macera<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>vesaire&hellip;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Yazmak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>varken! Neden<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şiir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yazdın ?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : Aslında<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>roman<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yazıyorum<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>demeyelim de! Ufak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tefek<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>karaladığım<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>oldu. O sırada<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şiirde yazıyordum.Bir platformda yazılarımı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>paylaştım. G&ouml;rd&uuml;m ki! Şiirlerim &ccedil;ok beğeniliyor<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şiir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yazma<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yeteneğimin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olduğunu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>keşfettim. B&ouml;ylece<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şiir yazmaya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>karar<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>verdim. Yani<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>roman yazmak bir d&uuml;nya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaratmak gibi &ccedil;ok ciddi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir iş. K&ouml;t&uuml; yazıp ta; Edebiyatı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>incitmek<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>istemedim. K&ouml;t&uuml; yazarım k&ouml;t&uuml; d&uuml;nya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaratayım<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>deyip te; yazmayı bırakmak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>istemek<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yerine! Şiir yazıp<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kalemimi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>g&uuml;&ccedil;lendirmek istedim. B&ouml;ylece kalemimi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>roman yazmaya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve romanım<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>i&ccedil;in daha iyi bir d&uuml;nya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaratabilirim diye<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şiir yazmaya karar verim.</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : Şiirin unutulmaya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>y&uuml;z<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tuttuğu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bu zamanda; Şiiri<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaşatmak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve hep<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaşaması i&ccedil;in<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ccedil;aba g&ouml;stermek gerekir. Bu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>konuda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>neler<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>s&ouml;ylemek<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>istersin?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : Aslında<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>pek<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şiir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>okunmuyor. Tek şiirde<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>değil! Kitap<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>okuma oranı da<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>az olduğu i&ccedil;in kısa<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yazıyı<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bile<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>okumadan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ge&ccedil;iyoruz. Yani; Şiiri yaşatmak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>sevdirebilmek<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>i&ccedil;in insanlara<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şiirleri sesli<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>halini<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>dinletebiliriz.B&ouml;ylece şiir okumaya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>teşvik edebiliriz&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : Gen&ccedil;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaşta<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şair<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olmak, Şiirler<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yazmak, Aynı zamanda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kitap yazarı olmak nasıl<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>duygu? Sana<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>neler<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>hissettiriyor ?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : Gen&ccedil;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yaşta<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şair<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olmak, Şiirler yazmak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>aynı zamanda<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kitap yazarı olmak<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>g&uuml;zel<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir duygu. Ayrıca<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kitabımı okuyanlardan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>gelen g&uuml;zel<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>mesajlar<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ayrı bir<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>duygu veriyor. Nasıl anlatsam ki! Bir haber<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>beklersin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>o<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>haber olumlu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olup; size<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ulaşmıştır. O<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>an! Kalbinizde<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;mayı bilmeyen<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kelebekler<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>u&ccedil;ar<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>gibi olur.</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : &Ccedil;ok enteresan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir isimle bir eser yayınladın. Şiirler neden<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>solar?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : Yaprağa<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yazılan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şiir, Duvara<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yazılmış<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yazıya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>benzer&hellip; Şiirler ya da<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Yazılar<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>zamanla<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>değişen<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kelimelerin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>anlamına<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>benzer&hellip;Kıymet<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>vermesek! Okumazsak! Kitabın yapraklarına<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bakıp okumazsak! G&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yazılar<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bazı kelimelerin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>anlamı gibi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yavaş<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yavaş<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>solmaya mahkum<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olur. Yani<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ben<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>şiirlerim kıymet<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bulsun diye b&ouml;yle bir d&uuml;ş&uuml;nce ile şiirlerimi solmadan evvel soldurmaya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>karar verdim. Kitabımın adı b&ouml;ylece<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ortaya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ccedil;ıkmış<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>oldu.</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : Hayalin ne ? Ger&ccedil;ekleştirebildin mi ?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : Hayallerimi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yavaş<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yavaş<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ger&ccedil;ekleştiriyorum. Ger&ccedil;ekleştirdiklerim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>oldu. Tabi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>hayalim var! Başardıklarım ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>başarmaya &ccedil;alıştığım k&uuml;&ccedil;&uuml;k işler sayesinde<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>hayalime<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ulaşmaya<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>gayret<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ediyorum.</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP: Sevginin<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>azaldığı, Aşkın<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>dillerden<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>d&uuml;şmediği<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bu zamanda senin i&ccedil;in hangisi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ağır basıyor ? Neden ?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : Benim<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>i&ccedil;in sevgi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ağır basıyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;; Sevmek ve<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>sevebilmek aşkın temeli . Sevgi yoksa ! Aşk ta<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yoktur&hellip;Yani<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kısacası; Sevgi aşkın can suyu. Sevgi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tek<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>başına<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>aşkı ayakta<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>tutamaz&hellip; Sevgi Aşka<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>sadakat ve g&uuml;ven verir&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : Sevgiyi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&uuml;&ccedil;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kelime<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ile &ouml;zetler<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>misin ?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : Sadakat , G&uuml;ven, Fedakarlık&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : Son olarak; Gen&ccedil; bir yazar olarak, Yazmak isteyen<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yada<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bu<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>mesleğe g&ouml;n&uuml;l vermiş<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>gen&ccedil;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>yazar arkadaşlara <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>neler s&ouml;ylemek<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>istersin?</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : Yazmak &ccedil;ok<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>ciddi bir iş aslında bu işe başlamadan evvel<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>araştırmalarını ve kelime haznelerini<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>genişletmelerini<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>isterim. Daha<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ouml;nce belirttiğim gibi; &Ouml;nemli<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>olan<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>bir yerden<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>başlamaktı gayem.Yazmak isteyenler bir yerden<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>başlamalı.Ellerine<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kalem<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kağıt alıp, Karalamamalı&hellip;ilk denemede illa ki g&uuml;zel eserler ortaya &ccedil;ıkmayabilir. G&uuml;zel eserler &ccedil;ıkmaz da<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>demiyorum !</p>
<p class="MsoNormal"><span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>Araştırdık&ccedil;a bilgi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>hazneniz<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>gelişir.</p>
<p class="MsoNormal">Bilgi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>hazneniz<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>geliştik&ccedil;e<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>kaleminiz.</p>
<p class="MsoNormal">Kaleminiz<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>g&uuml;&ccedil;lendik&ccedil;e<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>daha iyi<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>eserler ortaya &ccedil;ıkabilir&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">En<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ouml;nemlisi; bu işe<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>başlamadan evvel<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>inanmalı, Pes<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>etmemeli&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">VAHAP : Sevgili<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Gen&ccedil;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Meslektaşım ve Şair dostum Kağan İbrahim KIZIL. Bana zaman ayırıp, ZAMANA<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>YOLCULUK&rsquo;a<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>konuk olup;Verdiğin samimi cevaplar i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim. Şairlik yolunda başarı dolu yıllar dilerim&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">Şiirle kal&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">KAĞAN : Saygı değer Ustam ve değerli meslektaşım<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>Abdulvahap UNCU. &Ouml;ncelikle; beni ZAMAN YOLCULUK &lsquo;a<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>&ccedil;ıkardığın<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>i&ccedil;in daha sonrasında ; Gen&ccedil;lerin &ouml;n&uuml;n&uuml;<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>a&ccedil;mak <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>y&uuml;reklerine <span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp;</span>hapsolan duyguları<span style="mso-spacerun: yes;">&nbsp; </span>senin aracılığınla dışarı vurmak adına yaptığın bu g&uuml;zel &ccedil;alışma i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim. Eserlerini ve kitaplarını b&uuml;y&uuml;k bir ilgi ile takip etmekteyim. &Ccedil;alışmalarında başarı dolu yıllar seninle olsun&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>How I Met Your Mother Bilgi Testi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/How%C4%B1metyourmother-bellaelliehall</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/How%C4%B1metyourmother-bellaelliehall</guid>
<description><![CDATA[ How I Met Your Mother Bilgi Testi ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_631ba9b54d7ce.jpg" length="75084" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 10 Sep 2022 00:41:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Bella Ellie Hall</dc:creator>
<media:keywords>How ı met your mother</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>1 GÜN&amp;apos;DEN &#45; SAKLAMBAÇ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/1-gunden-saklambac</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/1-gunden-saklambac</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_631a4870224ad.jpg" length="124614" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 08 Sep 2022 22:55:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>anlam, insan, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-size: medium; font-family: Exo;">&nbsp;<span data-keep-original-tag="false" style="">MERHABA AKİS&nbsp;</span></span></p>
<p style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"></p>
<p style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Exo;">&nbsp; &nbsp;&nbsp;<span data-keep-original-tag="false" style="">R&Uuml;YAMADA SENDEN SAKLANDIĞIMI&nbsp; FARK ETTİM , NEDENDİR BİLMEM&nbsp;</span>&nbsp;&nbsp;<span data-keep-original-tag="false" style="">SANKİ BENİ BULAMADIĞINDA HER ŞEY YERİNE OTURACAKMIŞ GİBİ , BOMBOŞ BİR SAYFAYA ATTIĞIM VİRG&Uuml;LLER GİBİ DE... BENİM HER SEFERİNDE&nbsp; BİR HEYECANLA SENİ ARAYIŞLARIM H&Uuml;SRANLA SONU&Ccedil;LANIYORDU &Ccedil;&Uuml;NK&Uuml;. &Ouml;YLECE BİR KAPI ARKASINA GE&Ccedil;İP SIRTIMI DUVARA YASLADIM . BENİ BULABİLİR MİSİN BİLMİYORUM AMA DİZLERİME YASLAYIP ALNIMI SENİ BEKLEYECEĞİM KARANLIKTA . D&Uuml;N GECE FİLM İZLERKEN DE &Ccedil;OK AĞLAMAK İSTEDİM AMA AĞLAYAMADIM AĞLAMAMAM GEREKTİĞİNİ BİLİYORDUM . BİLİM KURGU&nbsp; FİLMİYDİ . UZAY , ZAMAN , BEKLEYİŞ ASLINDA SONSUZ BİR KARANLIĞI ANLATIYORDU BEN O ANDA DA SENİ ARADIM . HER SAHNEYE SENDEN BİR İZ EKLEDİM . B&Ouml;YLE D&Uuml;Ş&Uuml;N&Uuml;NCE TABİ G&Ouml;ZLERİM DE DOLDU AKLIMDAKİLER DE VE D&Ouml;K&Uuml;LMEYİ BEKLİYORLAR , SENİ BEKLİYORLAR EN &Ccedil;OKTA GELMEYİŞLERİNİ . BAŞI BOŞ SAKLANIYORUM İŞTE , &Ouml;YLECE TAM DA ORTADA GİZLENİYORUM BİLİYOR MUSUN .İNSANLAR ARADIKLARINI BULAMADIKLARINDA D&Ouml;N&Uuml;Ş&Uuml;R VE DEĞİŞİRLER , GENİŞ ZAMANDA KENDİNİ BULMAK OLGUSU &Uuml;ZERİNE VE HAYATI ANLAMLANDIRMA AŞAMASINDA BOCALARLAR . SANIRIM BANA DA BUNDAN OLUYOR . &Ouml;ZL&Uuml;YORUM DEĞİŞİYORUM , ARIYORUM D&Ouml;N&Uuml;Ş&Uuml;YORUM . EN &Ccedil;OK KENDİME KIZIYORUM BU OLANLAR Y&Uuml;Z&Uuml;NDEN AMA DUYULMAK İSTENENLER &Ccedil;IKMIYOR BAZEN AĞIZDAN . ADIMI SANKİ SENDEN DUYMAK İYİ GELECEKMİŞ GİBİ B&Uuml;T&Uuml;N YAPTIKLARIMI BOZUP&nbsp; , SA&Ccedil;MALIORUM . NE OLACAK Kİ SONUNDA BU HAYALİN , KİM KİMİN YANINDA SOLUKLANACAK , BEN NE İ&Ccedil;İN VE NELER İ&Ccedil;İN&nbsp; YAZMAYI BIRAKACAĞIM . TARİHLER DEĞİŞİRKEN&nbsp; BİR BİR VE TAKVİMLER BİTERKEN HAYATIMIN UCUNDA , BENİ GER&Ccedil;EKTEN BULABİLECEK MİSİN ? &Ccedil;IKARABİLECEK MİSİN KARANLIKTAN ? BEN G&Ouml;KY&Uuml;Z&Uuml;NE AŞIĞIM SIĞDIRABİLECEK&nbsp; MİSİN&nbsp; G&Uuml;NEŞİ G&Ouml;ZLERİNE ...</span></span></p>
<p style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Exo;">&nbsp;&nbsp;<span data-keep-original-tag="false" style="">&nbsp;AKİS HER ŞEYE RAĞMEN ALDIRMA BU S&Ouml;YLEDİLERİME . NASIL KENDİM D&Uuml;ŞT&Uuml;YSEM BU D&Ouml;NG&Uuml;YE KENDİM &Ccedil;IKACAĞIM BİR ŞEKİLDE BİLDİĞİM TEK GER&Ccedil;EK BU . SENİN BİLE BİR HAYAL &Uuml;R&Uuml;N&Uuml; OLDUĞUNU D&Uuml;Ş&Uuml;N&Uuml;YORUM . BENİ BEN YAPAN BU BOŞLUK BENİM ASLINDA . DERT ETME OLUR MU İYİYİM BEN&nbsp; FAZLACA YAZARAK YANINA GELMEYE &Ccedil;ALIŞACAĞIM AMA YİNE DE ARA BENİ HER BULAMADIĞINDA İSE BİR RESİM &Ccedil;İZ . BEN SENİ HER KAYBEDİŞİMDE ELİMDE KALEMLE İLHAM ARIYORUM BENDİMDE ...&nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></span></p>
<p style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Exo;">&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Exo;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;"SEVGİLERİMLE FERİZZ"</span><span style="font-family: Exo;">&nbsp;</span><span data-keep-original-tag="false" style="font-family: Exo;"></span><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Exo;"></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bardağın Dolu mu&#45;Boş mu?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bardagin-dolu-mu-bos-mu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bardagin-dolu-mu-bos-mu</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63199fd13e933.jpg" length="32401" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 08 Sep 2022 10:55:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bardağın Dolu mu- Boş mu?</p>
<p>"Bardağın dolu tarafını g&ouml;rebilmek." Tamam g&ouml;rd&uuml;m ama boş tarafida hala bos, doluyu g&ouml;rmek o boşluğu doldurmuyor değil mi?</p>
<p>Peki ne yapalım olumlu bakmayalim mi hayata, pozitif dusunmeyelim mi, d&uuml;nya t&uuml;m olumsuzluklarina rağmen &ccedil;ok g&uuml;zel demeye devam mi edelim? Negatif tarafları hi&ccedil; yokmuş gibi bakmak o negatifi d&uuml;zeltme imkanıni nasıl verecek.&nbsp; Sadece dolu tarafi g&ouml;rmek sadece boş tarafi g&ouml;rmek kadar toksit etki yapabilir hayatımıza, bir de şunu deneyelim mi? Bardağın her iki tarafında gorebilmek.</p>
<p>Başıma gelen olay ne tamamen olumsuz, ne de tamamen olumlu, olmak zorunda hissetmemek bu durumdan &ccedil;ıkmak i&ccedil;in g&uuml;zel bir y&ouml;ntem olabilir, siz ne dersiniz?</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EVREN EVİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bas-asagi-kelebekleri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bas-asagi-kelebekleri</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63188f07b0031.jpg" length="54855" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 15:23:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>anlam, insan, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;">Bir ağa&ccedil; kavuğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, yaşam ve &ouml;l&uuml;m arasındaki o ince &ccedil;izgi. &Uuml;rkekliğim &uuml;zerindeydi o kavuğun i&ccedil;erisinde. Elinde olup da bile bile &ouml;l&uuml;me g&ouml;z yummaktı belki de. Etrafıma sardığım koza beni korurdu k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden. Hep sarmaya &ccedil;alıştığım kanatlarım vardı kendime. Ruhum soğumaya başlarsa o zaman u&ccedil;ardım. &Ouml;yle sanıyordum. Olup biteni izlerdim bulduğum k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir delikten. Hayatı takip etmeye &ccedil;alışmak oyundu dikenli teller arasında. Hi&ccedil;liğe sahip olduğum bu soğuk evrene art arda kelep&ccedil;eler vurduğumdan g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden kanatlarıma yıldızlar d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yordum. Ben ben değildim, hi&ccedil;bir zaman da olmamıştım. Kendimden kendimi azat edemediğindendi ya zaten kırıklıklarım. Baktığım yerde değil g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m o minik k&uuml;re i&ccedil;inde baş aşağı olmuş, adlandıramadığım hislerim sağlı sollu sıkıştırıyordu beni. Sorun şu ki asla ka&ccedil;acak bir iğne deliği bile bırakmamalarıydı. Bir ka&ccedil;ış yolu vardı aslında ama ben kendimi kendimden &ccedil;alamadığım i&ccedil;in sıkışıp &ouml;lmeyi bekliyordum. O kozadan ve etrafımda ağa&ccedil; kavuğundan kanatlarımı terk etmek, ka&ccedil;ıp hep uzaktan izlediğim evrene ayak basmak zordu. D&uuml;nyayı izlediğim k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k boşluktan ruhumu ge&ccedil;irebilir miydim bilmiyordum. &ldquo;Acaba"larım vardı. Olur da bir g&uuml;n &ccedil;ıkarsam dışarıya silip atacaktım d&uuml;şlerimdeki yağmur izlerini. Her şeye rağmen inanıyordum yine de o k&uuml;&ccedil;&uuml;k deliği yırtıp maviye tutsak olup beni kafesine hapsetmesine izin verecektim. Kanatlarımın bir g&uuml;n&uuml; rehin olarak ge&ccedil;irmesini i&ccedil;imdeki yirmi d&ouml;rt saatlik mutluluğa sığdıracaktım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben hep hasretle beklediğim kasırgaları g&ouml;kkuşağı gibi renklerine ayırıp benliğimin i&ccedil;inden ge&ccedil;irecektim. Doğru yerde doğru zamanda kanat &ccedil;ırpıp kasırgaları savuracaktım d&uuml;nyanın her bir yerine, kozandan &ccedil;ıktığım g&uuml;n&uuml;n akşamına &ouml;l&uuml;m&uuml; her şeyimle hissedebilmek i&ccedil;in. Ben bir g&uuml;nde hem yaşamı hem &ouml;l&uuml;m&uuml; mezarıma g&ouml;t&uuml;recektim.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sana inat, yaşarım…</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sana-inat-yasarim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sana-inat-yasarim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63165d8d76b8d.jpg" length="42718" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 05 Sep 2022 23:35:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>siirsel__sanat</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&Ccedil;izgiyi ge&ccedil;medim ben hissettim &ouml;nce, sonra durdum.&nbsp;</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Siz! Hayat s&uuml;ren leşler, zaferiniz daima olacak vurgun,</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Elimde gen&ccedil;liğimin beyaz sa&ccedil;lı sayfaları var,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Bahaneler &uuml;reten sizlere, olacak kapım hep duvar,</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Ne sevda bıraktınız, ne de y&uuml;rek insanda,,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Tozlu aşkımı kaldırdım,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Odamın tozlu bir rafına,</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Zırhını kuşanırım her gece &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Kanar kanadı sol yanımın,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Şafak bize yine k&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m,</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&Ccedil;alın davulları yokuştan aşağıya doğru&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Bir t&uuml;rk&uuml;d&uuml;r tutturduğun amma</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Duyanın hi&ccedil; olmadığı,</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Galibi yok, mağlubu yok, benim d&uuml;nyamın,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Şehidi yok bu sokakta,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">ge&ccedil;tiğin bu mezarlığın.</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Korkacaksan &ccedil;ıktığın bu meydandan,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Desturu &ccedil;ekip sıvış kardeş</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Arkana bile bakmadan,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Ziyan olanlar da, senin gibi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Kafayı &ccedil;ekince hepsi birer ninjaya d&ouml;n&uuml;ş&uuml;rd&uuml;,</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Sizlerin taptığına, ben &ccedil;oktan dedim pul,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Saymam sizi insandan,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Olamazsın hakka iyi bir kul,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Siz hayal kurarken, ben &ldquo;o&rdquo; nu yaşarım,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&Ouml;lmem ben bu sokakta,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Size&nbsp;<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>inat yaşarım&hellip;</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">D&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m&uuml; sandığında, ben dinlerim.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Kafam eserse yanına doğru,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Bir volta atıp geri gelirim&hellip;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeni Sezonda da Yaşamaya Devam</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yeni-sezonda-da-yasamaya-devam</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yeni-sezonda-da-yasamaya-devam</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="" length="42718" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 04 Sep 2022 00:35:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kalender</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan yine de yaşamak i&ccedil;in g&uuml;&ccedil; bulmak zorundaydı. Yaşam devamlı ve zikzakları olan bir yolda m&uuml;cadele etmekti kıyasıya. Biten t&uuml;m sezonlarda da başlayan yepyeni sezonlarda da vardı hayat ve yaşanmalıydı.</p>
<p>Zaman dediğin ne ki ge&ccedil;er giderdi elbet. Memnun da kalırdık, pişman da olabilirdik her zamanın bitimlerinde. Ve her iki neden i&ccedil;in de geri almak isterdik ısrarla. Ah bir zamanı geri alabilsek!</p>
<p>Fakat ben biliyorum ki olası değil ama olur da m&uuml;mk&uuml;n olsaydı zaman geri alınsa da yine aynı hataları yapardı ve yine biterdi mutluluğu. Yaşanması gereken acılar yine de yaşanırdı. Biz biten her vaktin ve olayın sonunda ısrarla ge&ccedil;mişe d&ouml;nmek isteyerek yapıyoruz en b&uuml;y&uuml;k hatayı. S&ouml;z&uuml; olan s&ouml;yledi. İz bırakabilen bıraktı. Faydalanan faydalandı. Olması gerekenler oldu. Olmaması gerekenler de olmadı. &Uuml;z&uuml;l ve sevin elbet. Lakin isyana d&uuml;şme. Yaşama y&uuml;k&uuml;n&uuml; sahiplanebilmen g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmana bağlı.</p>
<p>Yeni sezonda da yaşamaya devam.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayal&amp;apos;im</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayalim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayalim</guid>
<description><![CDATA[ İçimi döktüğüm bir alan burası... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_63137dc053d63.jpg" length="79593" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 03 Sep 2022 19:16:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Buse Nur Gürlek</dc:creator>
<media:keywords>Hayallerim, Ülke, Gezmez, Meslek, Kültür, Dil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nyaya gelip d&uuml;n ile bug&uuml;n&uuml; aynı yaşamak...</p>
<p>Bu y&uuml;zden mi geliyorduk d&uuml;nyaya...</p>
<p>Ben d&uuml;n&uuml;m&uuml;n, bug&uuml;n ile aynı olsun istemiyorum.</p>
<p>Eğlenmek istiyorum... Gezmek istiyorum...</p>
<p>&Ouml;ğrenmek istiyorum ama bunun zorunluluk olarak &uuml;st&uuml;me binmesini istemiyorum.</p>
<p>D&uuml;n&uuml;m, bug&uuml;n&uuml;mden &ccedil;ok farklı olsun istiyorum.</p>
<p>&Ouml;d&uuml;m kopuyor bilmediğim yerlere adım atmadan &ouml;leceğim diye.</p>
<p>Her g&uuml;n başka &uuml;lkelerde sabahlamayacağım diye.</p>
<p>Başka k&uuml;lt&uuml;r g&ouml;remezsem bu hayata tamamen bağlanmamış gibi hissetmekten &ccedil;ok korkuyorum.&nbsp;</p>
<p>Bu hayatı boş yaşamaktan &ccedil;ok korkuyorum.</p>
<p>18 yaşıma az kaldı...</p>
<p>Daha hayatımın baharındasın diyebilirsiniz ama hayalleri b&ouml;yle olan birisi beni &ccedil;ok iyi anlayacaktır.</p>
<p>D&uuml;ne g&ouml;re bug&uuml;nden tek fark benim biraz daha yaşlanmış olmam.</p>
<p>&Ouml;ğrenmekten zevk alan biriyim fakat bunu zorla &ouml;ğrenmekten sıkıldım.&nbsp;</p>
<p>Asla isyan etmem...</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bilirim ki...</p>
<p>Bu duruma ş&uuml;k&uuml;r etmezsem daha k&ouml;t&uuml;s&uuml; başımın &uuml;st&uuml;nden eksik olmaz...</p>
<p>Ben isyan etmiyorum sadece... Hayallerim i&ccedil;in savaşıyorum...</p>
<p>Benim &ccedil;&uuml;nk&uuml; hayalim bir meslek değil...</p>
<p>Benim hayalim &ouml;ğrenmek...</p>
<p>Diğer &uuml;lkeleri, diğer k&uuml;lt&uuml;rleri, diğer insanları, diğer dilleri...</p>
<p>Hepsini bir bir g&ouml;rerek &ouml;ğrenmek istiyorum.&nbsp;</p>
<p>Hayatın sadece hayalimin meslek olacakmış gibi koşullandırması geriyor beni.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZİHİN BULANTISI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zihin-bulantisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zihin-bulantisi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_6310fe59b95c6.jpg" length="63587" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 21:48:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>anlam, insan, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium;">Bulutlar g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; tutsak etmiş , kuşlar sesini &ccedil;i&ccedil;eklere kadar savuruyor . Hafif esen r&uuml;zgar kirpiklerinin ucuna h&uuml;k&uuml;m s&uuml;r&uuml;yordu. Oturduğum &ccedil;imenlerin ıslaklığını hissediyor , havanın sarsıcı g&uuml;zelliğinin tadını &ccedil;ıkarıyordum. Yoldan ge&ccedil;en arabaları ve i&ccedil;indekileri seyredip , insanların y&uuml;z ifadelerini y&uuml;z&uuml;mde barındırdığım , bazen alay bazense tebess&uuml;mle izliyordum. Birbiri ardını takip eden aynı suratlar . Bir zamanın peşine takılmış d&uuml;nyalılar. Fazla g&ouml;steriş bolca kibir. Sadece kıyafetlerle sarılı bedenler . Beden demeye bin şahit, et yığınları. Derin bir nefes aldım . Yetmiyordu işte , ne aldığım nefes ne de yaşadığım hayat . Yetmiyordu ! Dudaklarım yoruldum dese de , ruhum kabul etmiyordu . Neydi o zaman derdim ? Ne almalıydım hayattan ? Bana g&ouml;re dert &ccedil;ok , yapacak bir şey yoktu . D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerim duyduklarımla uyuşmuyordu. Hep daha fazlasını istediğim yerde ; hep daha azını almak , o hırsla &ccedil;ıktığım merdivenleri y&uuml;z&uuml;mde ağlamaklı bir ifade ile inmeme neden oluyordu. Yorulmamıştım halbuki... Bazen kendimi takım elbisenin &ouml;nemli par&ccedil;ası olan kravat gibi hissediyordum. İ&ccedil;indeki adam kravatı sevmese de, onu boğsa da ihtiyacı vardı ona. Kravatsız olursan ne saygı kalır ne de ciddiyet . Ancak iş bitti mi boynundan &ccedil;ıkarılan , bir k&ouml;şeye fırlatılan bir kumaş par&ccedil;ası olmaktan geri alınamıyordu. O kumaş par&ccedil;ası gibi hem &ouml;nemliydim hem de sıkıcı. Sıkıyordum herkesi . Bazen de topuklu ayakkabı bir kadının en &ouml;nemli aksesuarı ama acı veren , sanki bir bı&ccedil;ak &uuml;st&uuml;nde y&uuml;r&uuml;yormuş hissi veren topuklu ayakkabı . Hem sıkıp hem can acıtıyordum. Normal miydi bu durum ? Hi&ccedil; sanmıyorum . Yalnızlık etrafımda sinsi bir yılan gibiydi. Doğru zamanı bulsa zehirleyecek ... İ&ccedil;ime zincirler vuruluyor acı acı. Canımı ezmek istercesine . U&ccedil;an bir kuşa takıldı bakışlarım . &Ouml;zg&uuml;r. G&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n hakimleri . G&uuml;n&uuml;n kanatları, u&ccedil;manın en g&uuml;zel yanı . Yanık sesli bir t&uuml;rk&uuml;c&uuml; gibi dillerinde dolanan notalar . Deniz karaya vurduk&ccedil;a saz gibi eşlik ediyor onlara . G&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n hakimleri... Sonra yavaş yavaş veda eden g&uuml;n . Kuşlar daha &ccedil;ok canlanmış g&uuml;neş y&uuml;z&uuml;m&uuml; delice d&ouml;v&uuml;yor. Korkmadan meydan okuyorum ona . Karşında g&uuml;&ccedil;l&uuml; durabildiğim g&uuml;neş, darbelerini indirmeye devam ediyor. Direnmiyorum, ka&ccedil;mıyorum. Galibiyet benim . G&uuml;neş uzaklaşıyor s&uuml;kunetle. G&uuml;nler ge&ccedil;iyor ama yetmiyor . Geceyi o kadar hızlı yaşıyoruz ki yıldızları kucaklamak zorlaşıyor. G&uuml;n g&uuml;n eriyip bitiyoruz . Geceye teslim edildik . Sonra anlıyorum ki meğer kazanan g&uuml;neşmiş ben ka&ccedil;tığını sanarken o geceye devrediyormuş biz d&uuml;nyalıları . Gece ve g&uuml;nd&uuml;z h&uuml;k&uuml;m s&uuml;r&uuml;yor &uuml;zerimizde. Ne ka&ccedil;abiliyoruz ne de saklanabiliyoruz . Bir k&ouml;şede &ccedil;&uuml;r&uuml;meyi bekliyoruz. Zihnim , oyun oynuyormuş gibi sildi birden d&uuml;ş&uuml;ncelerimi. Ayağa kalkıp , &uuml;zerimi silkeledim. Sokak lambalarının , kaldırımları yuttuğu karanlık bir kuytuya doğru ilerlemeye başladım . S&uuml;r&uuml;klenerek sokakta kayboldum. Silinerek zihnimi kaybettim . Karadeliğe d&uuml;şt&uuml;m..</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eylül</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eylul-3544</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eylul-3544</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202209/image_750x500_630fd041ef006.jpg" length="126226" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 00:19:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kalender</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba eyl&uuml;l, merhaba sararan yaprak, merhaba sonu baharın, merhaba mevsimi g&ouml;&ccedil;&uuml;n.</p>
<p></p>
<p>G&ouml;&ccedil;&uuml;n başı mademki bu ay neden "Her eyl&uuml;l bir başlangı&ccedil;tır." denmiştir?&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Bir şeylere başlayabilmenin eşiği g&ouml;&ccedil; etmekten ge&ccedil;er de ondan elbet. Filizlenmesi i&ccedil;in yaprağın d&ouml;k&uuml;lmesi,&nbsp; &ccedil;ıkabilmek i&ccedil;in en derinden inmek yokuş aşağı ve bulmak i&ccedil;in sendeki seni gitmen gerekir kendinden bile.</p>
<p></p>
<p>O zaman derim ki ben :</p>
<p>Bu eyl&uuml;l i&ccedil;indeki iyilikleri ortaya koysun herkes. İyiliklerin ve g&uuml;zelliklerin pekişmesinin başlangıcı olsun eyl&uuml;l.</p>
<p></p>
<p>Koyalım t&uuml;m iyilikleri masaya, &ouml;yle bir yığalım ki hatta "Masa da masaymış ha o kadar iyiliği koyduk da bana mısın demedi." deyip neşelenelim kendimizce.Zira en fazla neşeye ihtiyacımızın olduğu bir y&uuml;zyılda yaşamanın ağırlığı, kalbimizde yeterince tortu oluşturdu zaten.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>:)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/3540</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/3540</guid>
<description><![CDATA[ :) ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630f352676839.jpg" length="9459" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 31 Aug 2022 13:17:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>:)</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>kalmamıştı. Her şey &uuml;st &uuml;ste gelmişti, kardeşleri aklına gelince &ouml;ylece kala kaldı yerinde.</p>
<p>&nbsp; Erdal: Abi kardeşlerim.</p>
<p>Yal&ccedil;ın: Korkma evlat.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Dedi ve Erdal'ın sırtına yavaş&ccedil;a iki sefer vurdu. Erdal'ı hen&uuml;z tam anlamıyla tanımasa da, onda kendini g&ouml;r&uuml;yordu. Babasını bulamamasına sinirlense de elinden bir şey gelmiyordu, bir yandan annesinin cansız bedeni aklından gitmezken, diğer yandan da aklı kardeşlerinin nerede olabileceğindeydi. Geldikleri yolu tekrardan d&ouml;nerken ikisinin de aklında tek bir soru vardı, &ccedil;ocukların nerede olduğu? Yal&ccedil;ın belli etmemeye &ccedil;alışsa da &ccedil;ocukların başına bir şey gelmesinden &ccedil;ok korkuyordu. Zaman aleyhlerine işliyordu, iyi mi yoksa k&ouml;t&uuml; m&uuml;? İkisi de bunu bilmiyordu. Evin &ouml;n&uuml;ne gelince, &ccedil;oktan polis ve cenaze nakil aracının evin &ouml;n&uuml;nde olduğunu g&ouml;ren Erdal&rsquo;ın bir anlık nefesi kesildi, g&ouml;zleri doldu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Artık kimsesi kalmamıştı neredeyse Erdal'ın. Bir teyzesi vardı, onun da kocası ne beni ne de kardeşlerimin yanlarında kalmamıza izin vermezdi. Kardeşlerimi bir an &ouml;nce bulmam gerekiyor diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; Erdal. Ne, nasıl olacaktı oda bilmiyordu, şu anda tek isteği kardeşlerinin yanında olmasıydı. G&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nden giden cenaze aracının peşinden koşarak, &lsquo;anne&rsquo; diye bağırdı ve giden aracın arkasından koşmaya başladı. Cenaze aracı durmamıştı, gidiyordu sanki; &ouml;lenin geri gelmediği gibi oda gidiyordu ve durmuyordu hi&ccedil;bir şekilde. Yal&ccedil;ın ne yapması gerektiğini bilmeden Erdal&rsquo;ın arkasından bakıyordu, onun da g&ouml;zleri dolmuştu. Her ne kadar annesi yaşasa da, sanki Yal&ccedil;ın&rsquo;ın annesi &ouml;lm&uuml;ş gibi hissediyordu. Bu hayattaki en b&uuml;y&uuml;k acılardan biri de annesizliğin olduğunu bilse de, şimdi daha iyi anlıyordu Yal&ccedil;ın.</p>
<p>&nbsp; Erdal, koşmaktan bacaklarında hal kalmamıştı ama hala koşmaya &ccedil;alışıyordu, anne diye bağırsa da cenaze aracı g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde kaybolmuş ve yok olmuş gibiydi, Erdal i&ccedil;in. Bacaklarında takat kalmayan Erdal kendini yolun ortasına bıraktı, annesinin sesi sanki kulaklarında &ccedil;ınlıyordu, annesinin cansız bedeni &ccedil;ıkan eve geri girse annesine sarılacakmış gibi hissediyordu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Erdal&rsquo;ın yere oturduğunu g&ouml;ren herkes etrafında toplanıp teselliler verirken, Yal&ccedil;ın da Erdal&rsquo;ın yanına doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı. Her ne kadar perişan da olsa birinin ayakta durup, destek olması gerektiğini biliyordu Yal&ccedil;ın. G&ouml;z yaşlarını eliyle sildikten sonra, daha da hızlı adımlarla Erdal&rsquo;ın yanına geldi.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Yal&ccedil;ın: Evlat, hadi kalk. Kardeşlerini bulacağız, onlar i&ccedil;in ayakta kalman lazım.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Erdal sanki, bu anda değildi. Giden cenaze nakil aracının gittiği yola boş g&ouml;zlerle bakıp, ağlıyordu. Evden &ccedil;ıktığı i&ccedil;in kendini su&ccedil;lamaya hala devam ediyordu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Erdal: Benim y&uuml;z&uuml;mden anam &ouml;ld&uuml;, benim y&uuml;z&uuml;mden.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Yal&ccedil;ın: Evlat, kalk ayağa kardeşlerin i&ccedil;in ayakta kalman lazım. Onlar seni bu halde g&ouml;r&uuml;rse daha da k&ouml;t&uuml; olurlar, zaman &ccedil;&ouml;z&uuml;m değil. İ&ccedil;indeki alevlerin daha da b&uuml;y&uuml;mesine neden olur, ama senin ayakta kalman lazım i&ccedil;in yanıp k&uuml;l olsa bile, kardeşlerin var.</p>
<p>Yal&ccedil;ın&rsquo;ın bu s&ouml;zleriyle beraber, Erdal g&ouml;z yaşlarını sildi elinin tersiyle, kardeşlerini bulması lazımdı ama nasıl olacaktı oda bilmiyordu. Başını kaldırınca komşularından Ayşe teyze konuşmaya başladı.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Ayşe teyze: Erdal oğlum, sabah baban olacak o adam kardeşlerini g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Annen arkasından g&ouml;t&uuml;rme falan dedi ama baban dinlemedi dahi. Oğlum sen benim her ne kadar &ouml;z olmasa da oğlum gibisin, sadece benim değil t&uuml;m mahallenin oğlusun sen de kardeşlerin de. Unutma bunu oğlum, kardeşlerin i&ccedil;in ayakta kalman lazım, bu bey doğru s&ouml;yl&uuml;yor.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Erdal babasından iyicene nefret etmeye başlamıştı, ama nefreti de i&ccedil;inde yaşamak durumundaydı. Her şeyi ve herkesi ne kadar umursamasa da doğruyu s&ouml;yl&uuml;yorlardı. Oturduğu yerden kalkıp eliyle y&uuml;z&uuml;n&uuml; kapatıp, d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı, o adamın kardeşlerini nereye g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, teyzesi vardı bu hayatta ve babaannesi ikisinden birine g&ouml;t&uuml;rmesi &ccedil;ok y&uuml;ksek bir olasılıktı. Derin bir nefes aldı, sanki g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki t&uuml;m havayı almak istermiş&ccedil;esine. Ama olmuyordu, kardeşlerini bulsa bilene nereye gideceğini, ne yapacaklarını hi&ccedil; bir şekilde bilmiyordu, matematik dersi iyiydi Erdal&rsquo;ın ama şu anda &ouml;n&uuml;ne gelen denklemi &ccedil;&ouml;zemiyor, uğraşıyor &ccedil;&ouml;zebilirim diye ama yok başaramıyordu. Hayallerinin peşinden gitmek i&ccedil;in babasına karşı &ccedil;ıkıp, evden ka&ccedil;mıştı ama artık o hayali de ger&ccedil;ekleştirmek isteniyordu. İ&ccedil;indeki t&uuml;m hevesi yok olmuştu, &ouml;nce hayal kurulur sonra da &ccedil;alardı t&uuml;m insanlar, ama Erdal i&ccedil;in ne bir hayal kalmıştı, ne de bir aile. Bug&uuml;ne kadar aile diye bir şeyi yoktu, vardı ama ne bir sevgi ne de bir saygı vardı o ailede hepsi bir birinden kopuktu, bir tek annesi o sevgiyi verirdi &ccedil;ocuklarına, o sevgi de bir yere kadar anne sevgisi ne kadar &ouml;nemliyse, baba sevgisi de o kadar &ouml;nemli. Erdal&rsquo;ın ve kardeşlerinin bir yanı hep eksikti, her şeyiyle. Eve ne bir para bırakırdı ne de bir sevgi g&ouml;sterirdi &ccedil;ocuklarına, &ccedil;ocukların y&uuml;zlerindeki mutluluk yavaş&ccedil;a silindi bunun en b&uuml;y&uuml;k sebebi her g&uuml;n para da para diyen ve annelerini d&ouml;ven bir baba y&uuml;z&uuml;ndendi. Anneleri &ouml;ld&uuml;, babaları ka&ccedil;tı, kimsesiz kalan 6 kardeş, her şeyi mantıklı yoldan &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışan Erdal bilene sanki; her şey olup biterken, &ouml;l&uuml;yordu, hissizleşiyordu en &ccedil;ok da kimsesizleşiyordu. Bundan korkmuyordu Erdal, hayatına bir şeyler katacağını bildiği i&ccedil;in korkmuyordu, ya da korkmaktan vazge&ccedil;iyordu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Herkes bir bir evlerine dağılmış ve yine kalan Erdal&rsquo;la, Yal&ccedil;ın olmuştu. Erdal ruh gibiydi, kendisi bilene kendini bilmiyordu, tanımıyordu, hisleri alınıyordu ellerinden. Bir şeyler sadece oluyordu, bir tepki bilene vermiyordu. Aslında en b&uuml;y&uuml;k tepkiyi veriyordu oda yazar, T&uuml;lay Ko&ccedil;ağın da dediği gibi;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;&lsquo;Sakin kalmayı &ouml;ğren. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bazı durumlarda tepkisiz kalmak en doğru davranıştır. Ve unutma... En b&uuml;y&uuml;k tepki tepkisizliktir.&rsquo;</p>
<p>Tepki vermeye &ccedil;alışsa bilene, bir tepki vermiyordu Erdal, kalp kırmaktan korkuyor, insanlar &ccedil;evresinde &ccedil;ok az ve az olan insanların da gitmesinden korkuyordu. Korkması da eline herhangi bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m sunmuyordu bunu bilmesine rağmen hala sessizliğini korumaya devam etti, Yal&ccedil;ın&rsquo;ın sorduğu soruları bilene cevaplamadı sadece sustu. Bir yere baktı uzun uzun, ama bir t&uuml;rl&uuml; &ccedil;ıkamadı bu d&ouml;ng&uuml;n&uuml;n i&ccedil;erisinden. Dışarıdan gelen ses, ya da g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerle alakası yoktu, Erdal&rsquo;ın dalıp dalıp gitti, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; hatta boğuldu ama &ccedil;ıkamadı bir t&uuml;rl&uuml; o bataklıktan.</p>
<p>&ldquo;Erdal hadi bak yemek istedim, bir ka&ccedil; lokma bir şey ye.&rdquo;</p>
<p>&nbsp; Yal&ccedil;ın hala Erdal&rsquo;la konuşmaya &ccedil;alışıyor ama hala, bir cevap dahi vermiyordu Erdal. Zor olduğunu tahmin edebiliyordu Yal&ccedil;ın o y&uuml;zden pek &uuml;zerine gitmedi Erdal&rsquo;ın. Her ne kadar bu durumuna &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lse de elinden bir şey gelmiyordu Yal&ccedil;ın&rsquo;ın, bazı durumlar i&ccedil;in sessizlik ve yalnızlık gerekiyordu bunu bildiği i&ccedil;in, Erdal&rsquo;ı rahat bırakıyordu Yal&ccedil;ın. Sessizlik her ne kadar bir şeyi ifade etmesi de Erdal i&ccedil;in susuyordu sadece. Sessizlik sadece bir odada yalnız kalmaktan ibaret değildir. Odada onca insan varken de yalnız kaldığını hissedebilir herkes. Bunu en k&ouml;t&uuml; bir şekilde anlayan sadece Erdal, herkesin onu anlamadığını ve anlamayacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu Erdal. Kardeşlerinin nerede olduğunu dahi bilmeden ilerlemek durumunda kalıyordu. Yal&ccedil;ın derin bir nefes aldı ne olması gerektiğini kendisi de bilmiyordu. Evin kapısı &ccedil;alınınca Yal&ccedil;ın kapıyı a&ccedil;mak i&ccedil;in ayaklandı ve kapıya doğru ilerledi, kapıya gelince kapıyı a&ccedil;tı.</p>
<p>&ldquo;Merhaba. Ben Cevdet, Erdal&rsquo;a bakmıştım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İ&ccedil;eride kendisi.&rdquo;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Yal&ccedil;ın'ın tanımadığı o adam i&ccedil;eriye girdi ve Yal&ccedil;ın yolu g&ouml;stermesine gerek kalmadan adam evin odasına doğru yol aldı. Yal&ccedil;ın a&ccedil;ık&ccedil;ası gelen bu adamın kim olduğunu merak etmişti o y&uuml;zden hızla kapıyı kapatıp adamın peşinden odaya doğru ilerledi.</p>
<p>&ldquo;Merhaba. &ldquo;</p>
<p>&nbsp; Diyen adamla beraber tepkisiz kalan Erdal bir tepki vermişti sonunda ve gelen adama bakmıştı, ağlamaktan g&ouml;zlerinin i&ccedil;i kızaran Erdal adamı g&ouml;r&uuml;nce şaşkınlıktan g&ouml;zleri a&ccedil;ıldı. Yal&ccedil;ın, Erdal&rsquo;ın bu tepkisiyle kaşlarını &ccedil;attı ve ikisini izlemeye başladı.</p>
<p>&ldquo;Ne işin var burada?&rdquo;</p>
<p>&nbsp; Diye &ouml;fkeyle bağıran Erdal&rsquo;a Yal&ccedil;ın şaşırmayın edemedi, bir ka&ccedil; saniye i&ccedil;erisinde &uuml;zerindeki şaşkınlığı atıp hemen Erdal&rsquo;ın yanına gidip elini sırtına koydu ve sıvazladı Yal&ccedil;ın.</p>
<p>&ldquo;Sakin ol evlat, adam kimdir? Nedir? Bilmeden bağırma.&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Ağabey nasıl bağırmam? Bu adamı ben tanıyorum. Annem de tanıyordu, hem de &ccedil;ok yakından.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;O zaman nedir bu &ouml;fken evlat?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kendisi dayım olur. Ger&ccedil;i ne kadar yaptıysa orası me&ccedil;hul. Anneannem &ouml;l&uuml;nce miras kavgası oldu, dayımın o kadar-&ldquo;</p>
<p>&ldquo;Erdal bence bunu burada konuşmayalım, bir hataydı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;yle mi? Hata mıymış? Annemi bı&ccedil;aklamanın neresi hata s&ouml;yle bana, ha neresi hata?&rdquo;</p>
<p>&nbsp; Erdal&rsquo;a bakan başını yere eğince adam, Yal&ccedil;ın kendini aralarına girmek zorundaymış gibi hissetmişti.</p>
<p>&ldquo;Erdal sakin ol ve otur şuraya. Sizde şuraya oturun beyefendi.&rdquo;</p>
<p>&nbsp; Erdal&rsquo;ın sakinleşmek gibi bir niyeti yokmuş gibi hemen konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Ben gidiyorum kardeşlerimi bulmaya. &ldquo;</p>
<p>&nbsp; Diyerek bir adım atınca Yal&ccedil;ın kolundan tutup tam bir şey s&ouml;yleyeceği sırada Cevdet&rsquo;in sesi duyuldu.</p>
<p>&ldquo; Kardeşlerin benim yanımda, baban bug&uuml;n yanıma geldi ve annenle işleri annenle işleri olduğunu s&ouml;yledi. Bende şaşırdım &ccedil;&uuml;nk&uuml;; onca senedir birbirimizi g&ouml;rm&uuml;yorduk ama bir şey demedim. Seni sorduğumda ise, işte dedi. Bir saat ge&ccedil;ti babanın dediği saat &uuml;zerinden belki işleri uzamıştır diye gelmedim. Bu sefer iki saat daha ge&ccedil;ti merak edip geldim, olanları konu komşudan &ouml;ğrendim ne denir cidden bilemiyorum Erdal. Yaptıklarım i&ccedil;in de pişmanım cezamı da &ccedil;ektim, gel bu aramızdaki savaşı bitirelim. Yeni bir sayfa a&ccedil;alım, kardeşlerinle beraber olup o g&uuml;zel olmayan sayfalara karşılık temiz ve g&uuml;zel sayfalar a&ccedil;alım.&rdquo;</p>
<p>&nbsp; İlk başta Yal&ccedil;ın ve Erdal şaşırsa da birka&ccedil; saniye i&ccedil;erisinde ikisi de kendine geldi. Erdal dayısının y&uuml;z&uuml;ne bakıp y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturdu.</p>
<p>&ldquo; Yeni ve temiz sayfalar &ouml;yle mi?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet, &ouml;yle.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Seninle yeni sayfa a&ccedil;mayı ge&ccedil;, su i&ccedil;meye dahi gitmem. Buraya gelip vicdanını rahatlatmaya &ccedil;alışıyorsun ama onu dahi beceremiyorsun dayı! Kardeşlerimi getiriyorsun hemen bu eve ve bir daha karşımıza dahi bir daha &ccedil;ıkayım deme! Gelip ge&ccedil;ici bir şeyden &ouml;t&uuml;r&uuml; annemi bı&ccedil;akladın, bir de karşıma ge&ccedil;ip diyorsun ki; &ldquo;Ben cezamı &ccedil;ektim.&rdquo; Senin cezamı &ccedil;ektim diyerekten etrafta dolaşıyorsun da, para verip hakimin &ouml;n&uuml;ne takım elbiseyle &ccedil;ıkıp, yalancı şahitler tutarak cezanı &ccedil;ekmiş olmuyorsun! Bir hatanı &ouml;rtmeye &ccedil;alışmak yerine daha da hata yapıyorsun! &Ccedil;ık git evimden, bana kardeşlerimi getir.&rdquo;</p>
<p>&nbsp; Cevdet hızla odadan &ccedil;ıkıp gidince birka&ccedil; saniye i&ccedil;erisinde dış kapının &ccedil;arpılma sesi evin i&ccedil;inde ve dışında yankılanarak duyuldu.</p>
<p>&ldquo;Evlat, hadi sakinleş biraz. Dayının yaptığına haklı senin yaptığına haksız veya onun yaptığına haksız, senin yaptığına haklı diyemem ikinizin de haksız olduğu konular da var, haklı olduğunuz konular da var.&rdquo;</p>
<p>&nbsp;&ldquo;Sakinim ağabey ben. Birden bire karşıma &ccedil;ıktı ve sanki; hi&ccedil;bir şey olmamış gibi konuşması zoruma gidiyor.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kimin olsa gider illa ki ama sabret bu zorlu g&uuml;nler ge&ccedil;ecek ve ge&ccedil;tikten sonra daha mutlu g&uuml;nler seni bekliyor olacaktır, buna emin ol evlat.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bilmiyorum ağabey. Kardeşlerim bir hayırlısıyla gelsinler gerisi şu akar yolunu bulur misali.&rdquo;</p>
<p>Cevdet&rsquo;in gitmesinin &uuml;zerinden yaklaşık olarak iki saat ge&ccedil;mişti. Bu iki saat i&ccedil;erisinde Erdal d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş ne yapacaklarını ama bir yol bir t&uuml;rl&uuml; bulamamış. Yal&ccedil;ın ise, Erdal gibi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş ne yapmalıyım diye aklına Erdal&rsquo;ı ve kardeşlerini yanına almak gelmiş ama Erdal&rsquo;ın kabul edip, etmeyeceğini bilmediği i&ccedil;in sadece susmuştu. İkisi de bir şeyler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken dışarıda oturuyorlardı ve mahallenin ortasında &ccedil;ocuk sesleri duyuldu.</p>
<p>&ldquo;Ağabey...&rdquo;</p>
<p>Diye bağırarak gelen &uuml;&ccedil; k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk ve &uuml;&ccedil; k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuktan biraz daha b&uuml;y&uuml;k iki &ccedil;ocuk daha vardı Yal&ccedil;ın onları izlerken, Erdal ve &uuml;&ccedil; &ccedil;ocuk koşarak birbirlerine sarıldılar. Yal&ccedil;ın&rsquo;ın bu kavuşmayla g&ouml;zleri doldu ve keşke benim de bir kardeşim olsaymış diye i&ccedil;inden ge&ccedil;irdi. G&ouml;zlerinden yaşlar akarken &ccedil;ocuklar g&ouml;rmesin diye etrafa bakmaya başladı, g&ouml;zleri pencereden onlara bakan insanlara takıldı, insanlar da bu hallerine g&ouml;zleri dolu doluya seyrediyorlardı. Yal&ccedil;ın tekrardan &ccedil;ocuklara bakınca i&ccedil;inden bir şeylerin eriyip gittiğini hissetti, boğazı d&uuml;ğ&uuml;mlenirken &ccedil;ocukların bu kavuşmanın duygusal bir kavuşma olduğundan haber darsızlardı.</p>
<p>&ldquo;Hadi eve gidelim.&rdquo;</p>
<p>&Ccedil;ocuklardan biri bunu s&ouml;yleyince Yal&ccedil;ın hızla boğazını temizledi ve ardından konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Evinizde tadilat var, o y&uuml;zden isterseniz benim evime gidebiliriz.&rdquo;</p>
<p>&Ccedil;ocuklar başta kabul etmese de Yal&ccedil;ın&rsquo;ın yoğun ısrarı &uuml;zerine kabul etmek zorunda kalırlarken, Erdal konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Ağabey ben b&ouml;yle bir şeyi kabul edemem.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bende bu evde kalmanızı kabul edemem. O y&uuml;zden itiraz istemiyorum benim evime gidiyoruz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne desem de g&ouml;t&uuml;receksin ağabey ama cidden kabul edemem sana karşı yeterince zaten mahcubum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Mahcup olunacak herhangi bir durum yok evlat.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Peki ağabey. &ldquo;</p>
<p>Demesine rağmen y&uuml;z&uuml;ndeki mahcubiyetin farkındaydı Yal&ccedil;ın. Cevdet&rsquo;e baktığında arkası d&ouml;n&uuml;k bir şekilde geldiği yolu tekrardan gittiğini g&ouml;r&uuml;nce bir şey demeden tekrardan &ccedil;ocuklara baktı.</p>
<p>&ldquo;Erdal?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Efendim ağabey?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Alınacağım ama sana.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne i&ccedil;in ağabey? Ne yaptım? &ldquo;</p>
<p>&ldquo;Daha ne yapacaksın, beni kardeşlerinle tanıştırmadın.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın&rsquo;ın bu dediğine hepsi birlikte kahkaha atmaya başladılar em sonunda kahkahaları durunca Erdal boğazını temizleyip Yal&ccedil;ın&rsquo;a baktı.</p>
<p>&ldquo;O zaman tanıştırmaya başlayayım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tabi.&rdquo;</p>
<p>Erdal Yal&ccedil;ın'a eliyle, sa&ccedil;ının iki yanı &ouml;rg&uuml;l&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir kız &ccedil;ocuğunu g&ouml;sterdi Yal&ccedil;ın ise minik &ccedil;ocuğun y&uuml;z&uuml;ndeki şaşkın ifadesine tebess&uuml;m edip Erdal&rsquo;a baktı.</p>
<p>&ldquo;Bu minik 2 yaşında, ismi de Se&ccedil;il.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Memnun oldum minik civciv.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bende memyun oydum. &ldquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın minik Se&ccedil;il&rsquo;in sesini duymasıyla g&uuml;l&uuml;msemesi bir oldu. Erdal eliyle diğer bir kardeşini g&ouml;sterirken tanıtmaya da devam ediyordu.</p>
<p>&ldquo;Bu ise 6 yaşında, ismi de Selim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Memnun oldum yakışıklı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ben de memnun oldum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hım şimdi diğerlerine geldi. Nazlı, 8 yaşında. Yaren, 10 yaşında. Toprak ise 15 yaşında.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın hepsiyle tanışıp kibar bir şekilde memnun olduğunu dile getirirken &ccedil;ocuklar ya Yal&ccedil;ın&rsquo;a aynı kibarlıkla karşılık verdiler. Biraz daha orada kaldıklarından sonra Yal&ccedil;ın &ccedil;ocukları da alıp y&uuml;r&uuml;meye başladılar. Yarım saattir y&uuml;r&uuml;d&uuml;kleri i&ccedil;in Se&ccedil;il yorulduğunu elini tutan ablasına s&ouml;ylemişti, ablası ise onu kucağına alamayacağını s&ouml;yleyince Se&ccedil;il yolun ortasında durup, kollarını birbirine doladı. Yal&ccedil;ın anlamayarak yanlarına gidince Se&ccedil;il yere oturmaya yeltendi ama Yal&ccedil;ın omzuna aldı Se&ccedil;il&rsquo;i. Yollarına devam ederken diğer &ccedil;ocukların da yorulduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p Yal&ccedil;ın parka doğru ilerleyip bir banka otururken &ccedil;ocuklar da koşarak oyun oynamaya başladılar. Toprak ne olup bittiğini hala anlamış değildi ve oturduğu bankta rahatsız bir şekilde oturmaya &ccedil;alışıyordu ama beceremiyordu, sonunda i&ccedil;ini kemiren şeyi sormak i&ccedil;in konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Annem ve babam nerede?&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın, Erdal&rsquo;a bakınca Toprak biraz daha ş&uuml;phelendi. Erdal başını olumlu anlamda sallayınca ne olduğunu s&ouml;yleyeceklerini Toprak anladı.</p>
<p>&ldquo;O zaman ben başlayayım Erdalcığım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam ağabey.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;ncelikle Toprak bir şeyler soracağım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Dinliyorum ağabey.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Erdal evden gittikten sonra ne oldu?&rdquo;</p>
<p>Diyerekten sordu Yal&ccedil;ın, her şeyi bilmek ve her şeyin ortaya &ccedil;ıkmasını istiyordu. Toprak derin bir nefes aldı burada ne olduğunu bilmiyordu ama i&ccedil;inde k&ouml;t&uuml; bir his vardı.</p>
<p>&ldquo;Babam, ağabeyim gittikten sonra annemin &uuml;zerine bağırdı. Ama annem hi&ccedil;bir şekilde karşılık vermedi hep sustu, ağabeyim bilir babam hep annemin &uuml;zerine y&uuml;r&uuml;r. Sonra dedi ki; &ldquo;Bu oğlunu bul getir, gidip &ccedil;alışacak!&rdquo; annemin &uuml;zerine hala bağırıyordu. Annem yine bir şey demedi bu babamın sinirlerini iyicene bozdu ve evdeki eşyaları darma dağın etmeye başladı, karşı &ccedil;ıkmaya &ccedil;alıştım ama beni itti. Bende kardeşlerim korkmasın diye onları yan odaya g&ouml;t&uuml;rmeye kalktım ama beni tam gideceğim sırada annemi tehdit edip evden &ccedil;ıktı. Kapıyı &ouml;yle sert &ccedil;arptı ki, ev başımıza yıkılacak sandım.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın Toprağın s&ouml;ylediği her şeyi g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;nde canlandırdı daha sonrasındaysa tekrar konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Toprak, babanın tehdidini hatırlıyor musun?&rdquo;</p>
<p>Toprak &ccedil;abucak başını salladı olumlu anlamda, daha sonrasındaysa konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Şimdi gidiyorum ama d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde Erdal olmazsa senin elimden &ccedil;ekeceğin var demişti.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam.&rdquo;</p>
<p>Dedi Yal&ccedil;ın. Her şey fazlasıyla karışıktı Yal&ccedil;ın&rsquo;ın kafasında. Derin bir nefes alırken aklı hala olayın devamındaydı.</p>
<p>&ldquo;Sonra ne oldu Toprak?&rdquo;</p>
<p>Diyerek aralarına giren bu sefer de Erdal olmuştu.</p>
<p>&ldquo;Bir saat veya iki saat ge&ccedil;ti ama sen gelmedin. O arada babam alkol şişesiyle i&ccedil;eriye girdi, etrafa bakıp seni sordu, annem ise seni aradığını ve bulamadığını s&ouml;yledi ama inanmadı babam. Sonra elindeki şişeyi annemin ayaklarının orada kırdı, bize bakıp amcam gile gitmemizi s&ouml;yledi ama biz gitmedik. Sonra bizi alıp amcam gile zorla g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Amcama s&ouml;yledim olanları ama bizi kaile dahi almadı dediği tek şey şuydu; &ldquo;Onlar karı koca barışırlar.&rdquo; ama i&ccedil;im hi&ccedil; rahat değildi, şuan bile rahat değil. Sonra baya bir zaman ge&ccedil;ti amcama bizim gitmemiz gerek dedim ama bizi bırakmadı işte babam demiş &ldquo;Ben gelene kadar &ccedil;ocukları bir yere g&ouml;nderme.&rdquo; bir şeylerin yolunda olmadığını tahmin ediyordum ama elimden bir şey gelmiyor ve sana da ulaşamıyorduk ağabey.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Anladım Toprak.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Peki benim anlamadığım şeyde şu; annem nerede? Eve neden girmedik oysa ki evin tadilatı falan yoktu.&rdquo;</p>
<p>Toprağın bu zekice davranması Yal&ccedil;ın&rsquo;ın dikkatini &ccedil;ekmişti ama bir şey demedi. Erdal&rsquo;ın g&ouml;zleri dolmuş ve g&ouml;ğs&uuml;n&uuml; tutması Toprağın dikkatini &ccedil;ekti.</p>
<p>&ldquo;Ağabey iyi misin? Bir sorun mu var?&rdquo;</p>
<p>İ&ccedil;ten i&ccedil;e tahmin edebiliyordu bir şeylerin yolunda olmadığını Toprak ama tek dileği yanılıyor olmasıydı. Derin bir nefes almaya &ccedil;alıştı Erdal ama kalbine sanki bir şey batıyormuş hissi birdenbire bedenini sardı.</p>
<p>&ldquo;Evlat, şimdi g&ouml;zlerini kapat ve seni strese sokan her şeyden uzaklaş. Toprak sende şuradaki bakkaldan su al ağabeyine. &ldquo;</p>
<p>Toprak hızla kalkıp Yal&ccedil;ın&rsquo;dan parayı alıp bakkala gitti. Yal&ccedil;ın bir elini omzuna koyup sıvazladı, Erdal biraz daha kendini iyi hissedince g&ouml;zlerini a&ccedil;tı ve Yal&ccedil;ın&rsquo;a baktı.</p>
<p>&ldquo;Ağabey ne olacak?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Erdal biz s&ouml;ylemesek bilene kardeşin fazlasıyla zeki senin gibi ve illa ki bu ger&ccedil;eği &ouml;ğrenecek. Senin ağzından duyması daha iyi olacaktır emin ol.&rdquo;</p>
<p>O sırada Toprağın geldiğini g&ouml;ren Yal&ccedil;ın sessizliğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml; tekrardan. Toprak elindeki suyu Erdal&rsquo;a uzatınca Erdal alıp kana kana i&ccedil;ti suyu. Ardından derin bir nefes aldı ve konuşmaya başlamak i&ccedil;in kelimelerini se&ccedil;meye başladı.</p>
<p>&ldquo;Ben sinirle evden &ccedil;ıktıktan sonra bir ka&ccedil; saat mahallede dolaştım ardından bir parka gittim. O sırada da Yal&ccedil;ın ağabeyle tanışıp başımdan ge&ccedil;en olayı anlattım. Sinirlendi Yal&ccedil;ın ağabey &ccedil;&uuml;nk&uuml;; o da benim gibi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu bir &ccedil;ocuğun okuma hakkını elinden alamazdı. Daha sonrasında eve doğru y&uuml;r&uuml;meye başladık babamla konuşacaktı ama bende biliyordum kararını değiştirmeyeceğini ama belki dedim değişir kararı...&rdquo;</p>
<p>Erdal anlatırken fazlasıyla zorlanıyordum ve bunu Yal&ccedil;ın fark etti.</p>
<p>&ldquo;Ben devam edeyim istersen evlat.&rdquo;</p>
<p>Erdal başını tamam dercesine sallayınca konuşmaya başladı Yal&ccedil;ın.</p>
<p>&ldquo;Babanızla ne konuşmam gerekiyordu bilmiyordum, tek bildiğim şey; bir &ccedil;ocuğun okuma hakkı ve diğer haklarını hi&ccedil;bir şekilde ellerinden alınmaması gerektiğiydi. B&uuml;y&uuml;k ihtimalle buna benzer şeyler s&ouml;yleyecektim ama kaile dahi almayacaktı &ccedil;&uuml;nk&uuml; birka&ccedil; şey s&ouml;yledi Erdal. Bir hasta haneye yatırıp tedavi edilmesindeki t&uuml;m masrafları &uuml;slenecektim tabi kabul etseydi ve ardından bir iş teklifi sunacaktım ama bunların hi&ccedil;biri olmadı. Şimdi sana s&ouml;yleyeceklerim seni fazlasıyla sarsacak Toprak ama kardeşlerin i&ccedil;in ayakta durmak zorundasın bunu unutma. Eve geldiğimizde annenin cansız bedeni yerde kanlar i&ccedil;erisindeydi. Bunu s&ouml;ylemek benim a&ccedil;ımdan &ccedil;ok zor bir şey bunu bilmeni isterim b&ouml;yle bir haberi benden duymuş olduğun i&ccedil;in &uuml;zg&uuml;n&uuml;m ama bunu ben s&ouml;ylemeseydim ağabeyin s&ouml;ylemeseydi illa ki bir yerden bir şekilde &ouml;ğrenecektin Toprak. Şuan sizden tek isteğim bunu kardeşlerinize s&ouml;ylememeniz yaşları fazlasıyla k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve b&ouml;yle bir tramvayı kaldıra bileceklerini sanmam. Ya i&ccedil;lerine kapanacaklar yada fazlasıyla agresif olacaklar benim bunları size s&ouml;yl&uuml;yorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlara s&ouml;ylerseniz olacaklardan haberdar olmanızı istiyorum.&rdquo;</p>
<p>Erdal&rsquo;a ve Toprağa baktı Yal&ccedil;ın ikisi de bedenen buradaydı ama ruhen buradan bağımsız bir yerdelerdi. Toprak şaşkınca Yal&ccedil;ın&rsquo;a baktı.</p>
<p>&ldquo;Bunlar ger&ccedil;ek değil. Değil mi?&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın ve Erdal sessizliğe b&uuml;r&uuml;n&uuml;rken bir arabadan y&uuml;kselen son ses m&uuml;zik duyuldu.</p>
<p>&lsquo;Kalacak evim yok</p>
<p>Ama dışarda tehlike &ccedil;ok</p>
<p>Sen gel bize sor</p>
<p>Hakim bey...&rsquo;</p>
<p>Araba hızla ge&ccedil;erken Yal&ccedil;ın arabadan duyduğu m&uuml;ziğin s&ouml;zlerini aklından ge&ccedil;irdi &lsquo;Kalacak evim yok ama dışarda tehlike &ccedil;ok .&rsquo; bu kelimeler 6 k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğu andırıyordu Yal&ccedil;ın&rsquo;ın g&ouml;z&uuml;nde. Onların da evleri yoktu ve onlar i&ccedil;in dışarıda tehlike &ccedil;oktu Yal&ccedil;ın&rsquo;ın g&ouml;zleri &ccedil;oktan dolup yaşlar yanaklarından aşağıya doğru s&uuml;z&uuml;l&uuml;yordu. Erdal ve Toprak ise sessizce ağlayıp &ouml;ylece yere bakıyorlardı. &Ccedil;ocuklar ise her şeyden haber darsız bir şekilde ondan oraya koşuşturuyorlardı.</p>
<p>&ldquo;Bir şey d-demediniz, ger&ccedil;ek değil deyin!&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ger&ccedil;ek olmamasını inan ki hepimiz isterdik ama maalesef ki ger&ccedil;ek, kimse istemezdi b&ouml;yle olmasını ama...&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın ama dan sonrasını getiremedi, sessizliğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml;. Erdal ise bir tepki vermemişti hen&uuml;z. Toprak aklındaki soruların tam anlamıyla cevabına ulaşamamıştı ama soracak takadı da kalmamıştı ağabeyinin suyundan iki yudum i&ccedil;ip tekrardan Yal&ccedil;ın&rsquo;a baktı.</p>
<p>&ldquo;O adam nerede?&rdquo;</p>
<p>Hızla konuşmaya başlayan bu sefer Erdal oldu, g&ouml;zlerindeki &ouml;fke &ccedil;ok net bir şekilde g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.</p>
<p>&ldquo;Bir bulsam pişman edeceğim ama yok.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın aklının karışık olmasına rağmen i&ccedil;inden d&uuml;ş&uuml;nmesi gerekenleri dışından d&uuml;ş&uuml;nmeye başlamıştı.</p>
<p>&ldquo;Cevdet bey, demişti ki; &ldquo;Annesiyle işleri olduğunu ve bir ka&ccedil; saat &ccedil;ocuklara bakmam gerektiğini s&ouml;yledi demişti ama Toprak da diyor ki; &ccedil;ocukları bir yere g&ouml;nderme gibi bir şey demiş sa&ccedil;malık bu.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın i&ccedil;inden d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; zannederken birden bire Erdal ona d&ouml;nd&uuml; ve g&ouml;zleri bir anlığına parladı, ger&ccedil;eğe ulaşma umuduyla ardından ayağa kalktı.</p>
<p>&ldquo;Ağabey senin de dediğin gibi; sa&ccedil;malık ve bu sa&ccedil;malığı dayım son bulduracak.&rdquo;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Yal&ccedil;ın birka&ccedil; saniye sessiz kaldı nasıl i&ccedil;imden d&uuml;ş&uuml;nmedim diye kendi kendine kızıyordu. Erdal ise bir şeylerin a&ccedil;ığa yavaştan ulaşabileceği d&uuml;ş&uuml;ncesiyle hem mutlu hem de i&ccedil;inde bir sıkıntı vardı. Yal&ccedil;ın telefonunu eline alıp, korumaları arayıp olduğu parkın konumunu atarken, Erdal yerinde duramıyordu korkusu y&uuml;z&uuml;nden net bir şekilde okunuyordu. Toprak ise dayısının ne i&ccedil;in yalan s&ouml;ylediğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p duruyordu. Yal&ccedil;ın i&ccedil;ten i&ccedil;e Cevdet&rsquo;in ve Erol&rsquo;un iş birliği i&ccedil;inde olduğunu d&uuml;ş&uuml;nse de belli etmemeye &ccedil;alışıyordu. Erdal neden diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, Toprak&rsquo;ta bunun sebebini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Aslında hepsi birbirine benzer şeyleri d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı ve bunu birbirlerine s&ouml;ylemeden bulmaları da imkansız gibiydi. Yal&ccedil;ın&rsquo;ın korumaları arabadan inip Yal&ccedil;ın&rsquo;ın yanına gelince Yal&ccedil;ın ayağa kalktı.</p>
<p>&ldquo;Hamdi &ccedil;ocukları benim eve g&ouml;t&uuml;r ama &ouml;ncesinde birka&ccedil; par&ccedil;a kıyafet alın hepsine. Oyuncak ve diğer temel ihtiya&ccedil;lardan bir şeyi eksik etmeyin. &ldquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam kardeşim ben hepsini halledeceğim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hamdi birde, &ccedil;ocuklar biraz daha burada oynasınlar o bizimde ufak tefek işlerimiz var ama yine de Mehmet&rsquo;i yanımıza alalım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam, ben arayayım gelsin bir ara&ccedil;la.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın başını tamam anlamında sallarken Toprak ve Erdal&rsquo;ın aklında sadece bir soru vardı; &ldquo;Acaba biz de gidecek miyiz?&rdquo; birka&ccedil; dakika i&ccedil;erisinde Mehmet&rsquo;de bir arabayla gelip parkın orada durunca Erdal ve Toprak t&uuml;m dikkatleriyle Yal&ccedil;ın ağabeylerini izliyorlardı. Şuan ikisi de ne arabanın şıklığında nede Yal&ccedil;ın&rsquo;ın parasında, malında ikisinin de tek derdi; annesiydi.</p>
<p>Yal&ccedil;ın başıyla arabayı işaret ederken Erdal eliyle bir dakika bekleyin der gibi elini kaldırdı ve kardeşlerinin yanına gidip birka&ccedil; şey s&ouml;yleyip aceleyle Yal&ccedil;ın ve Toprağın yanına gidip arabaya bindiler.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ocuklar ben bir şeyden ş&uuml;pheleniyorum ama emin değilim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ağabey bende nedenini sorguluyorum.&rdquo;</p>
<p>Diyerekten araya girdi Erdal, ardından da Toprak konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Bende sebebini soruyorum kendi kendime.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın derin bir nefes alırken anladı ki, hepsi aynı şeyden ş&uuml;pheleniyor. Cevdet&rsquo;in ve Erol&rsquo;un beraber bir cinayet işleyebileceğini. Derin nefesler alıp verirken Yal&ccedil;ın ş&uuml;phesinin yanlış olmasından değil de ger&ccedil;ek oluşundan korkuyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;; zamanında para i&ccedil;in ablasını bı&ccedil;aklayan birinden her şeyi beklerdi ama aklını karıştıran diğer şeyse bug&uuml;n ki tavırları pişmanım diye feryat edişi. Toprak yolu tarif ediyordu onun dışında hi&ccedil;bir şekilde ses &ccedil;ıkmıyordu hi&ccedil;birinden. Erdal dayısının b&ouml;yle bir şey yapmış olmama ihtimalini hi&ccedil; g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurmuyordu &ccedil;&uuml;nk&uuml;; her ne kadar dayısı olsa da adı kadar emindi yapmış olduğundan.</p>
<p>&ldquo;Burası!&rdquo;</p>
<p>Dedi Toprak heyecanla, hepsi arabadan inerken Cevdet&rsquo;in elinde bir valizle apartmandan &ccedil;ıkışına şahit oldular. Erdal ve Toprak şaşırırken Yal&ccedil;ın adamlarından emin bir şekilde Cevdet&rsquo;in arkasından hızla gidip elini omzuna koydu. Bu arada Toprak ve Erdal oldukları yerde şaşkınca dayılarına bakıyorlardı.</p>
<p>&ldquo;Nereye b&ouml;yle ka&ccedil;ar gibi?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ş-şey, b-ben bakkala gidiyordum.&rdquo;</p>
<p>Cevdet karşısında Yal&ccedil;ın&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;nce hem şaşırmış hem de fazlasıyla korkmuştu. Cevdet&rsquo;in s&ouml;ylediği şeye Yal&ccedil;ın g&uuml;lerken, Cevdet&rsquo;in y&uuml;z&uuml;nden terler akmaya başlamıştı.</p>
<p>&ldquo;Tamam bakkala gidiyorsun da, elindeki valizle mi?&rdquo;</p>
<p>Cevdet ka&ccedil;mak i&ccedil;in hamle yapmıştı ki Yal&ccedil;ın kolundan tutup &ccedil;ekiştirerek Toprak ve Erdal&rsquo;ın yanına getirdi.</p>
<p>&ldquo;Ka&ccedil;mak yok!&rdquo;</p>
<p>Diyerek adeta k&uuml;kredi Yal&ccedil;ın. Cevdet ka&ccedil;mak i&ccedil;in yer ararken g&ouml;zleri Erdal ve Toprağı g&ouml;rd&uuml; y&uuml;z&uuml; kızarırken bakışlarını yere eğdi.</p>
<p>&ldquo;Depoya gidelim.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın&rsquo;ın dediği şeyle Erdal ve Toprak bir tepki vermedi, arabaya binince herkes tekrardan araba &ccedil;alıştı ve kimseden bir ses yine &ccedil;ıkmadı.</p>
<p>&ldquo;Erdal dayının telefonunu al.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam ağabey.&rdquo;</p>
<p>Erdal telefonu aldıktan sonra Yal&ccedil;ın'a uzattı. Yal&ccedil;ın telefonunu kapatıp cebine koydu ardından tekrardan sessizlik kapladı ortamı, herkes Cevdet&rsquo;in pisliğinin farkındaydı ve i&ccedil;ten i&ccedil;e herkesin Cevdet&rsquo;e karşı i&ccedil;inde kin vardı. Yol iyicene ilerlerken, hava da kararmaya y&uuml;z tutmuştu Erdal dayısının y&uuml;z&uuml;ne tiksinircesine bakıyordu aralarındaki gerginlik herkesin &uuml;zerindeydi. Deponun &ouml;n&uuml;ne gelince araba yavaşladı ardından da durdu, arabadan herkes inerken Cevdet yine ka&ccedil;maya &ccedil;alıştı bu sefer de Mehmet kolundan tutup deponun i&ccedil;ine doğru y&uuml;r&uuml;meye başladılar.</p>
<p>&ldquo;Ka&ccedil;mak yakışıyor mu sana?&rdquo;</p>
<p>Cevdet korkuyla bir depoya birde Yal&ccedil;ın&rsquo;a bakıyordu. Depoya girince herkesi sessizlik etkisi altına almıştı Yal&ccedil;ın&rsquo;ın aklında, Cevdet korkutmak ve bildiği her şeyin s&ouml;ylemesini sağlamaktı.</p>
<p>&ldquo;Evet anlat bakalım.&rdquo;</p>
<p>Cevdet&rsquo;i sandalyeye oturtan Mehmet kenarı &ccedil;ekilirken anlatması i&ccedil;in b&ouml;yle konuşmuştu. Mehmet de biliyordu Yal&ccedil;ın&rsquo;ın amacını &ccedil;&uuml;nk&uuml;; bug&uuml;ne kadar kimseye zarar vermemişti Yal&ccedil;ın ve bu adamı korkutmak i&ccedil;in buraya getirmişlerdi.</p>
<p>&ldquo;B-ben bir şey bilmiyorum.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın, Cevdet&rsquo;in s&ouml;ylediği şey karşısında tebess&uuml;m etti, insanların bu huyunu hi&ccedil; sevmiyordu Yal&ccedil;ın. Bildiği şeylere rağmen bilmiyorum demeleri onları g&ouml;z&uuml;nde k&uuml;&ccedil;&uuml;k d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yordu ve Yal&ccedil;ın şundan da emindi; bir ka&ccedil; dakika sonrasında tehdit edilince her şeyi anlatmaya başlayacaktı.</p>
<p>&ldquo;Eşin seni bekliyormuş, otogarda. &Ccedil;ocuğunuz da ne tatlı.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın korumalardan biletleri araştırmalarını ve Cevdet&rsquo;in eşini araştırılmasını istemişti ve araştırılan şeylerin sonucunda bir şeyler &ccedil;ıkmıştı ve bu Yal&ccedil;ın&rsquo;ın hoşuna gitmişti.</p>
<p>&ldquo;Karıma ve &ccedil;ocuğuma bir şey yapmayın!&rdquo;</p>
<p>Diye bağırmaya başladı Cevdet. Mehmet kahkaha attı &ccedil;&uuml;nk&uuml; o istese de Yal&ccedil;ın b&ouml;yle bir adam değildi, birine zarar verecek veya &ouml;ld&uuml;recek.</p>
<p>&ldquo;Bence hemen anlatmaya başla yoksa sonu&ccedil;ları senin a&ccedil;ından iyi olmayacak.&rdquo;</p>
<p>Diyen Mehmet&rsquo;in kelimelerine Yal&ccedil;ın başını sallayarak katıldı.</p>
<p>&ldquo;Anlatamam.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Peki. Ağabey arıyorum o zaman.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ara.&rdquo;</p>
<p>Diye cevap verdi Yal&ccedil;ın, oysa ki buda bir oyundu ve Cevdet bu sayede korkacak diye tahmin ediyordu Mehmet.</p>
<p>&ldquo;Kimi arıyor?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ailen artık yok.&rdquo;</p>
<p>Cevdet g&ouml;zlerini birka&ccedil; sefer kırıştırdı ardından Yal&ccedil;ın&rsquo;a baktı.</p>
<p>&ldquo;Bir şey yapmayın y-yalvarırım.&rdquo;</p>
<p>Bilmem dercesine ellerini iki yana a&ccedil;tı Yal&ccedil;ın.</p>
<p>&ldquo;Tamam anlatacağım arama!&rdquo;</p>
<p>Diye k&uuml;kredi Cevdet. Ardından konuşmaya başladı.</p>
<p>Toprak ve Erdal t&uuml;m dikkatle Cevdet&rsquo;i dinlemeye başladılar.</p>
<p>&ldquo;D&uuml;n gece Erol aradı beni. Acil konuşmamız gereken bir konunun olduğunu s&ouml;yledi, şaşırdım &ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil;bir şekilde benimle iletişime ge&ccedil;memişti ta ki d&uuml;ne kadar. Daha sonrasında ormanlık alanda buluştuk ve bana planını anlattı.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bu plan ne?&rdquo;</p>
<p>Toprağın sorusuyla burada olduğunu bir anlığına hatırladı Cevdet.</p>
<p>&ldquo;Nalan&rsquo;ı &ouml;ld&uuml;rmek. Bunun Erdal ile bir ilgisi yoktu o kavga edecek herhangi bir konu arıyordu ve bulmuştu o konuyu da Erdal&rsquo;ın işe gitmesi, hedefi Erdal&rsquo;dı &ccedil;&uuml;nk&uuml;; Erdal evin en b&uuml;y&uuml;k &ccedil;ocuğuydu ve okul hayatı fazlasıyla başarılı. Bu y&uuml;zden hedef olarak Erdal&rsquo;ı se&ccedil;ti, sonrasında ise annene s&ouml;yledi ve kavga &ccedil;ıktı evde. Planı buydu başından beri biliyordum, bana ise &ccedil;ocukları evden uzak tutmam gerektiğini ve benim yanında olmamı istedi, benim işime gelirdi Nalan&rsquo;ın olmaması ama bu işten &ccedil;ıkarım da olması gerekiyordu ve o y&uuml;zden Erol&rsquo;a dedim ki; bu işten benim &ccedil;ıkarım ne? Erol bu soracağıma emindi ve hemen cevap verdi; Nalan&rsquo;ın &uuml;zerine olan y&uuml;z d&ouml;n&uuml;ml&uuml;k arsa dedi. Bende hemen kabul ettim. O da tehdit etti eğer ki birine dersem ailemi &ouml;ld&uuml;receğini s&ouml;yledi ve bende bu y&uuml;zden s&ouml;ylemek istemedim.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın başıyla Mehmet&rsquo;e işaret verince Mehmet elindeki telefonla bir şeyler yapıp ekranı kapattı.</p>
<p>&ldquo;Ben ne sana nede ailene elimi dahi s&uuml;rmem. Karakterime ters, senin gibi bir adamın pis kanını elime s&uuml;rmektense seni polise teslim ederim daha iyi. Kendi ağzınla kendin itiraf ettin Cevdet, bir nevi kendi sonunu kendin getirdin.&rdquo;</p>
<p>Cevdet şaşkınlıkla g&ouml;zlerini kocaman a&ccedil;arken Toprak ve Erdal fazlasıyla kendilerini k&ouml;t&uuml; hissediyordu. Toprak &ccedil;oktan ağlamaya başlarken, Erdal dayısının tam karşısına ge&ccedil;ti.</p>
<p>&ldquo;Her daim seni affetmek i&ccedil;in, i&ccedil;imde bir yerlerde &uuml;mit yeşerttim. Her şeye rağmen dayım dedim, aynı candan aynı kandanız gibi şeyler dedim kendi kendime. Hep seni affetmek i&ccedil;in ama sonu&ccedil; şu; sen g&ouml;z&uuml;n&uuml; sadece paraya dikmişsin ben işte bunu anlamıyorum. Hayatta sadece para mı &ouml;nemli? Sevgi, sadakat, merhamet yani bunların senin i&ccedil;in bir değeri yok mu? Yokmuş. Bana koskocaman bir ders verdin be dayı, bu devirde &ouml;zellikle de b&ouml;yle bir akraba bağlarımız varken; babama dahi g&uuml;venmemem gerektiğini tekrardan y&uuml;z&uuml;me vurdun. Benim bug&uuml;ne kadar boynuna sarılıp babacığım dediğim bir babam olmadı en iyi sen biliyorsun, her gece bıkmadan usanmadan eve alkol şişeleriyle gelip bizi d&ouml;verdi. &Uuml;stelik bir şey yapmadığımız halde, annem hep dayandı ve nedeni bizdik, kardeşlerim ve ben. Burada sana duygu s&ouml;m&uuml;r&uuml;s&uuml; yapmıyorum! Annem şuan &ouml;l&uuml;yse bunun nedeni sensin ve o adam. O adama baba demeye bile artık midemi bulandırıyor, nasıl bu kadar midesiz, kansız olabildiniz hala aklım almıyor. Hepinizin canı cehenneme. &ldquo;</p>
<p>Erdal bunları s&ouml;yledikten sonra arkasına bakmadan depodan &ccedil;ıktı. Ardından da Toprak &ccedil;ıktı ikisinin de mideleri kaldırmıyordu.</p>
<p>&ldquo;Ağabey. &ldquo;</p>
<p>&ldquo;Toprak şuan sinirliyim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Biliyorum ağabey. Sinirlisin, kızgınsın, kızgınsın... Biliyorum ama elimizden artık bir şey gelmiyor ve cezasını artık &ccedil;ekecek, diyemicek ben yapmadım diye. Her şey olacağına varıyor o adam da yakalanacak ve o da hak ettiği yere gidecek.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Umarım...&rdquo;</p>
<p>İkisi de susup birbirlerine sarıldılar ardından da, hı&ccedil;kırık sesleri duyuldu. İlk defa bu kadar &ccedil;ok annelerine ihtiya&ccedil;larının olduğunu hissetti ikisi de. Hani derler ya; bir anne herkesin yerini alabilecek tek kişidir ama kimse bir annenin yerini alamaz. Tam da bug&uuml;n anlamıştı bunu Toprak ve Erdal. Herkesten ve her şeyden soyutlaşmıştı ikisi de sadece ağlayıp sarılıyorlardı. Yal&ccedil;ın, derin nefesler alıp verirken bir yandan da &ccedil;ocukların son halini g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;ne getirdi ve bir anlık i&ccedil;i par&ccedil;alandı sanki. Biraz daha Cevdet&rsquo;e baktıktan sonra dışarı &ccedil;ıktı Yal&ccedil;ın. &Ccedil;ocukları o halde g&ouml;r&uuml;nce yanlarına gidip o da sarılmaya eşlik etti.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ...</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Her şey olması gerektiği gibiydi, Yal&ccedil;ın ve &ccedil;ocuklar arabaya binerken Mehmet, Cevdet&rsquo;i polise teslim edecekti. Annesinin &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; artık biliyordu Erdal ve Toprak ama asla bilemeyecekleri şey ise; bundan sonraki hayatları. Hayat onlardan, hem annesini hem de evlerini almıştı. Onlar i&ccedil;in; kuru soğan, ekmek ve sıcak olmasa da bir ev yeterken şimdi o ev de yoktu, o soğan, ekmek de ta ki Yal&ccedil;ın hayatlarına girene kadar. Bu hayattaki tek şansları belki de; Yal&ccedil;ın&rsquo;ın karşılarına &ccedil;ıkmalarıdır. Belki de; &ccedil;ocuklar Yal&ccedil;ın&rsquo;ın şansıdır. Derin nefesler alarak i&ccedil;eri girdi &uuml;&ccedil;&uuml; de ardından da Erdal ve Toprak kardeşlerine sarılıp derin bir nefes aldılar her ne kadar mutlu olmasalar da kardeşlerinin yanında yalandan da olsa g&uuml;leceklerdi.</p>
<p>&ldquo;Abi nedeydiniz?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Geldik prenses.&rdquo;</p>
<p>Se&ccedil;il&rsquo;in meraklı sorularının karşısında Erdal ge&ccedil;iştirerek bir cevap vermişti ve bunun &uuml;zerine bir daha soru sormamıştı Se&ccedil;il. &Ccedil;ocukların y&uuml;z&uuml;ndeki mutluluğu g&ouml;ren Yal&ccedil;ın zoraki bir şekilde g&uuml;l&uuml;msedi, her şeyi bir şekilde toparlamaya &ccedil;alışıyordu ama Yal&ccedil;ın&rsquo;ı toparlayan yoktu. Derin bir nefes alıp mutfağa gitti ve bir şeyler hazırlanmasını istedi Yal&ccedil;ın.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ...</p>
<p>&nbsp;Yemek yenmiş ve uyku saati gelip ge&ccedil;iyordu, Yal&ccedil;ın &ccedil;ocuklara kalacakları odaları g&ouml;sterdikten sonra bah&ccedil;eye &ccedil;ıkıp &ccedil;imenlere oturdu, bir şeyleri d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p gecenin karanlığına karışmayı seviyordu &ccedil;&uuml;nk&uuml;; aklındaki d&uuml;ş&uuml;nceler de gece gibi zifiri karanlıktı. Mehmet, Yal&ccedil;ın&rsquo;ın yanına gelip o da oturdu &ccedil;imenlere o da Yal&ccedil;ın gibi bir şeyler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor ve konuşmak istiyordu.</p>
<p>&ldquo;Kardeşim, her şeyde anladım seni ve hak da verdim bu g&uuml;ne kadar ama bu konuyu da az &ccedil;ok anladım. Peki ne yapacaksın bundan sonra altı &ccedil;ocuğa bakacaksın bakmak sorun değil senin i&ccedil;in, ekonomik durumun yerinde ama onlar, hep bir yarısında anneleri diğer yarısında baba diyemeyecekleri bir adam olacak hep.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Mehmet bende biliyorum b&uuml;y&uuml;k bir sorumluluk. Zaman g&ouml;stersin olacak şeyleri ama bu adamı bulun, Erdal i&ccedil;in veya diğerleri i&ccedil;in değil yaptığı şeyin cezasını &ccedil;eksin. Yine diyeceksin; cezalarını &ccedil;ekmiş olmuyorlar falan. Deme &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben bu d&uuml;nyaya can alıp, can vermeye gelmedim ve bu benim haddime değil Allah yukarıda g&ouml;r&uuml;yor ve diğer d&uuml;nyada cezalarını &ccedil;ekerler.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Haklısın bir şey demiyorum.&rdquo;</p>
<p>İkisi de yeniden derin bir sessizliğe g&ouml;m&uuml;ld&uuml;ler, bir ka&ccedil; dakika ge&ccedil;ince Erdal ve Toprak&rsquo;ta aşağıya inip bah&ccedil;eye &ccedil;ıktılar. Yal&ccedil;ın&rsquo;ı ve Mehmet&rsquo;i g&ouml;r&uuml;nce onlar da yanlarına gidip &ccedil;imenlere oturdular.</p>
<p>&ldquo;Ağabey her şey i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim, senin hakkını nasıl &ouml;deyeceğiz bilemiyorum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;&Ouml;denecek bir hak g&ouml;rm&uuml;yorum ben.&rdquo;</p>
<p>Erdal tekrardan sessizliğe b&uuml;r&uuml;n&uuml;rken Yal&ccedil;ın bu sefer konuştu.</p>
<p>&ldquo;Benim hayatımı merak ediyorsunuz yanlış mıyım?&rdquo;</p>
<p>Erdal ve Toprak hızla başlarını evet anlamında sallarken Yal&ccedil;ın anlatmak i&ccedil;in derin bir nefes aldı.</p>
<p>&ldquo;Ben b&ouml;yle 17 yaşındayım ve bizim okuldaki bir kıza sırılsıklam aşık olmuşum, onu g&ouml;rmek i&ccedil;in eve ge&ccedil; girip erken &ccedil;ıkıyorum, kız dese kendini şuradan at atacağım o derece seviyorum. Sonra bir g&uuml;n i&ccedil;imde tutamadığım anladım ve kantine gittim, o da oradaydı yanına gittim şaşkınca baktı &ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil; konuşmuşluğumuz yok sonra ben de dedim ki, bir şey konuşmak istiyorum seninle oturabilir miyim? Tabi dedi kibarca ilk defa benimle o g&uuml;n konuştu sonra oturdum. Nasıl başlayacağım diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum o sırada da yanımıza bir erkek geldi, bu kim dedi? Bilmiyorum benimle konuşmak istediği bir şey varmış dedi. Bana bakıp hayırdır kardeşim dedi, benim &uuml;zerime gelirken kız kolundan tutup; sevgilimsin diye arkadaşlarıma da mı karışacaksın? Aralarına girdiğim i&ccedil;in kendimi su&ccedil;lu hissedip oradan kalktım ve gittim. &Uuml;zerinden iki g&uuml;n falan ge&ccedil;ti bir baktım yan yanalar ve ikisi de &ccedil;ok mutlu. Bir kalbi en derinden etkileyen olaylardan biri, sevdiğini s&ouml;yleyemediğin i&ccedil;in onu bir başkasıyla g&ouml;rmektir. S&ouml;ylesen belki farklı olabilirdi ama s&ouml;yleyemeyince i&ccedil;inde hem kalıyor hem de onun mutluluğunu izliyorsun. O mutlu olsun diye gidip diyemiyorsun ve bir şeylerle uğraşmaya &ccedil;alışıyorsun ama olmuyor. Artık katlanamayacağım bir bi&ccedil;imdeydi bu arkadaşlarım o zamanlar uyuşturucuya &ccedil;ekti beni bende kimseye bir şey diyemediğim i&ccedil;in belki iyi gelir dedim ve başladım i&ccedil;meye. O zamanlar aklım beş karış havadaydı insanları umursamıyorum ve fazlasıyla uyuşturucu i&ccedil;iyorum. Hayat bu &ccedil;ocuklar illa ki birini seveceksiniz ama i&ccedil;inizde tutmayın s&ouml;yleyin kabul etmese bilene i&ccedil;inizde tutmamak i&ccedil;in s&ouml;yleyin.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın s&ouml;zleri ardından uzaklara dalarken Erdal ve Toprak bir saniye bilene g&ouml;zlerini ayırmadan Yal&ccedil;ın&rsquo;a bakıyorlardı.</p>
<p>&ldquo;Peki uyuşturucuyu bıraktın mı?&rdquo;</p>
<p>Diye soransa Erdal oldu, &ccedil;&uuml;nk&uuml; uyuşturucu i&ccedil;iyorsa burada kalmak istemiyordu.</p>
<p>&ldquo;Hayır, anam sayesinde bıraktım.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Annen nerde?&rdquo;</p>
<p>Bu sefer de Toprak sormuştu bu soruyu Yal&ccedil;ın başını &ouml;n&uuml;ne eğerek konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Huzur evinde. Gitmemesini &ccedil;ok istedim ama dinlemedi ve gitti.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın annesini &ccedil;ok &ouml;zlemişti sabahları kalkıp sarılmayı, &ouml;pmeyi... Ama hi&ccedil;birini geri alamıyordu ve annesi gelmek istemiyorsa, hi&ccedil;bir kuvvet onu tekrar getiremezdi o y&uuml;zden Yal&ccedil;ın annesine hi&ccedil;bir şekilde gel diyememiş dese bilene gelmeyeceğini bildiği halde onun ağzından duymak istemişti. Herkesi &uuml;zd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nen Yal&ccedil;ın ayağa kalktı ve &ccedil;ocuklara da kalkmalarını s&ouml;yledi onlar da kalkınca hepsi odalarına ge&ccedil;tiler, ilk kez kendi evlerinde kalmayan &ccedil;ocuklar rahat etmese de uykularına daldılar. Zaman sadece evreni değiştirmez; zaman insanı da değiştirir, alışkanlıkları da. Hepsi bir şekilde hayata tutunmaya &ccedil;alışıyor ve zorlu bir hayat olduğunun hepsi farkında; yeri gelecek onsuz yaşayamam dedikleri kişilerin &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n veyahut gittiklerinin haberlerini alacaklar, bir şekilde hepimiz birer kaya par&ccedil;asının altındayız o kayanın altından &ccedil;ıkmaksa bizim elimizde aynı şekilde kalmakta.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;...</p>
<p>Bug&uuml;n tam bir ay olmuştu &ccedil;ocukların Yal&ccedil;ın&rsquo;ın yanında kalması. Bu s&uuml;re zarfında; Yal&ccedil;ın cenaze işlerini halletmiş, annesiyle konuşup her şeyi anlatmış ve &uuml;mitsizce annesini yine yanına &ccedil;ağırmıştı, Yal&ccedil;ın&rsquo;ı şaşırtan ise Zeynep hanımın bu isteği kabul edip gelmesi olmuştu. Bu bir ay Yal&ccedil;ın i&ccedil;in fazlasıyla korkun&ccedil; ge&ccedil;mişti &ccedil;&uuml;nk&uuml;; &ccedil;ocukların okulları, kıyafetleri, okul kitaplarını bulmak fazlasıyla zor olmuştu ama sonu&ccedil; olarak hepsini bulmuş ve Se&ccedil;il dışında herkesi okula kendisi g&ouml;t&uuml;r&uuml;p, &ccedil;ıkışta tekrardan alıyordu. Yal&ccedil;ın &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kitabını da &ccedil;ıkarmıştı ve fazlasıyla ilgi g&ouml;ren kitabından gelen geliri huzur evindeki eksikler i&ccedil;in kullanmıştı. Her ge&ccedil;en g&uuml;n daha da yorulduğunu hisseden Yal&ccedil;ın bir şekilde ayakta kalmaya &ccedil;alışıyordu. Bug&uuml;n ise g&uuml;nlerden Cumaydı, Erdal&rsquo;ın mezuniyet partisi vardı ve bu parti bir Otel&rsquo;de olacaktı şehir dışında olan bu Otel fazlasıyla şık ve g&uuml;venliydi. Yal&ccedil;ın, Erdal&rsquo;ı g&ouml;nderip g&ouml;ndermemek arasında kararsız kalsa da Zeynep hanım da ısrar edince Yal&ccedil;ın&rsquo;da kabul etmişti. Bu akşam yola &ccedil;ıkacağı i&ccedil;in Erdal valizini &ccedil;oktan hazırlayıp aşağıya inmişti. Yal&ccedil;ın da Erdal gibi heyecanlıydı fazlasıyla ama bir yandan da Erdal&rsquo;ın başına bir şey gelecek diye d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyordu. Erdal &uuml;niversiteye ge&ccedil;tiği i&ccedil;in fazlasıyla mutlu olsa da o da korkuyordu, istediği meslek avukatlık olsa da annesinin istediği mesleği se&ccedil;mişti ve i&ccedil; mimar olacaktı. Son kez herkesle sarılırken g&ouml;zleri dolu dolu olmuştu, iki g&uuml;nl&uuml;k ayrı kalmak bilene &ccedil;ok zor geliyordu Erdal&rsquo;a. Yal&ccedil;ın g&ouml;zlerini Erdal&rsquo;ın g&ouml;zlerinden ka&ccedil;ırıyordu g&ouml;r&uuml;rse ağlar diye, sıra Yal&ccedil;ın&rsquo;a gelince Erdal ilk kez y&uuml;z&uuml;ne baktım Yal&ccedil;ın&rsquo;ın ve hı&ccedil;kırarak ağlayıp sarıldı Yal&ccedil;ın&rsquo;a.</p>
<p>&ldquo;Ağabey her şey i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim, sen olmasaydın bu noktada ne ben olabilirdim ne de kardeşlerim. Sana ne kadar teşekk&uuml;r etsem az ağabey. Sana s&ouml;z veriyorum &uuml;niversiteyi de okuyup karşına &ccedil;ıkacağım ve başardım diyeceğim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Biliyorum evlat sen &ccedil;ok başarılı ve hırslısın ve her istediğini azim yoluyla alırsın. Allah yolunu a&ccedil;ık etsin, su gibi gidip gel.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;İnşallah ağabey, kardeşlerim sana emanet.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın tamam deyip g&uuml;l&uuml;msedi ardından da gelen otob&uuml;se binip arkasına dahi bakmadan giden Erdal&rsquo;ın arkasından Toprak g&ouml;zyaşlarını serbest bıraktı ardından da i&ccedil;eriye girdi. Ardından diğerleri de i&ccedil;eriye ge&ccedil;ti ev sanki Erdal gittikten sonra bomboş gibi hissettiler ama kimse demedi. &Ccedil;ocuklar dışarıda Yal&ccedil;ın&rsquo;ın &ouml;zel olarak yaptırdığı parka giderken Toprak&rsquo;ta odasına &ccedil;ıktı, ağabeyinin gidişine fazlasıyla &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml; ve gitmesini hi&ccedil; istememişti i&ccedil;ten i&ccedil;e.</p>
<p>Bir ka&ccedil; saat ge&ccedil;mişti ve Yal&ccedil;ın &ccedil;alışma odasına girip kitap yazma &ccedil;alışmalarına başlamıştı, yeni kurgusu ise; bir gen&ccedil; kızın hayatını yazıyordu. Bu seferki kurgusu fantastikti ve fazlasıyla bu ara fantastik kurgulara merak sarmış ve yazmaya karar vermişti ama &ouml;ncesinde fazlasıyla araştırma yapmıştı ardından da kitabın konusunu se&ccedil;mişti, şimdi ise yazmaya başlamıştı. Zeynep hanım kapıyı a&ccedil;madan i&ccedil;eriye girince Yal&ccedil;ın telaşla ayağa kalktı ve endişeyle annesine baktı.</p>
<p>&ldquo;Ana bir şey mi oldu?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Y-Yal&ccedil;ın...&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne oldu ana? Sakin ol, derin bir nefes al.&rdquo;</p>
<p>Zeynep hanım Yal&ccedil;ın&rsquo;ın dediklerini yaptıktan sonra zar zor konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Erdal.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın şaşırarak annesine baktı, korkmuştu ve aklından bin bir d&uuml;ş&uuml;nce ge&ccedil;mişti ama annesine sormaya cesaret dahi edemedi. Zeynep hanım hı&ccedil;kırarak ağlarken sesleri duyan Toprak i&ccedil;eriye girdi telaşla.</p>
<p>&ldquo;Ağabeyime ne oldu?&rdquo;</p>
<p>Kimseden ses &ccedil;ıkmaması Toprağı korkutuyordu, Toprak&rsquo;ta ağlamaya başlayınca Yal&ccedil;ın annesine baktı ve g&ouml;zyaşlarını silip sakin olmasını s&ouml;yledi, masasında olan suyu annesine uzattı ardından da Zeynep hanım yine zoraki bir şekilde konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Ka-kaza.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne kazası? Otob&uuml;s m&uuml; kaza yapmış? Anne ne olmuş!&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın korkudan dolayı bağırmaya başlamıştı Zeynep hanımda korkarak hızla konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Otob&uuml;s kaza yapmış, i&ccedil;indeki &ccedil;ocuklar ve &ouml;ğretmenler ağır yaralanmış ve hasta haneye kaldırılmış. &ldquo;</p>
<p>&ldquo;Kim sana s&ouml;yledi? &ldquo;</p>
<p>&ldquo;M&uuml;d&uuml;r yardımcısı seni aramış ulaşamayınca beni aradı.&rdquo;</p>
<p>Hasta haneyi Yal&ccedil;ın &ouml;ğrenince hızla evden &ccedil;ıkıp hasta hanenin yolunu tutarken yanında annesi ve Toprak vardı. Hepsi telaş i&ccedil;erisinde ve Erdal&rsquo;ın başına k&ouml;t&uuml; bir şey gelmesinden korkuyorlardı, hasta haneye varınca danışmanın yanına gidip hızla konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Erdal Altun nerede?&rdquo;</p>
<p>Danışman kadın sisteme baktı ama &ouml;yle bir ismin olmadığını s&ouml;ylemek i&ccedil;in kelimelerini toplamaya &ccedil;alıştım ve derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Hasta hanede dediğiniz isim ve soy isminde hasta bulunmamaktadır.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Trafik kazasından geldi belki, kayıt yapılmamıştır.&rdquo;</p>
<p>Kadın s&ouml;ylenen şeyle hızla konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Evet otob&uuml;s kazası sonucunda 40 &ouml;ğrenci 10 &ouml;ğretmen ağır şekilde yaralandı kimisi ameliyata kimisi ise yoğum bakımda. Sizin &ccedil;ocuğunuzu bilmiyorum beyefendi alt katta ameliyathane bir bakın isterseniz.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam, teşekk&uuml;r ederim.&rdquo;</p>
<p>Asans&ouml;re dahi binmeden hızla merdivenleri birer ikişer inmeye başladı Yal&ccedil;ın arkasında ise Toprak ve Zeynep hanım vardı. Her şey &ccedil;ok ani olmuştu ve bu durum herkesi fazlasıyla sarsmıştı, doktoru Yal&ccedil;ın g&ouml;r&uuml;nce nefes nefese bir doktorun kolunu tuttu ve hızla konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Erdal Altun burada mı?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Hayır beyefendi kimlik kontrolleri yapıldı.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın sanki bir yıkım daha yaşadı o an derin bir nefes almaya &ccedil;alıştı ama aldığı nefes bile kesik kesikti. Doktor giderken Yal&ccedil;ın ayakta durmakta zorlandı ve kendini fayansın &uuml;zerine bırakıp oturdu, g&ouml;zlerindeki yaşlar yanaklarını işgal ederken silmedim bilene.</p>
<p>&ldquo;Doktor bey! Kazanın olduğu yerin 250 metresinde bir &ccedil;ocuk bulundu acil bakın!&rdquo;</p>
<p>Herkes telaşla giderken Yal&ccedil;ın, Erdal&rsquo;ın olmaması i&ccedil;in dualar ediyordu. Zeynep hanımda bir yıkım i&ccedil;indeyken Toprak olanları &uuml;zerinden atmaya &ccedil;alışıyordu. Derin bir nefes alan Yal&ccedil;ın ayağa kalktı ve zor bir şekilde ilerledi, sedyeyle gelen &ccedil;ocuğa baktı; y&uuml;z&uuml; kan i&ccedil;erisinde, kıyafetleri yırtılmış ve kana bulanmıştı. Yal&ccedil;ın giden &ccedil;ocuğun arkasından Erdal diye bağırdı. Toprak ise, ağabeyinin olduğuna inanmadı i&ccedil;ten i&ccedil;e ve tekrardan gitti bakmaya ama izin vermediler. Zeynep hanım olduğu yerde şok i&ccedil;inde dururken dengesini kaybedip yere d&uuml;şt&uuml; başı sert bir şekilde zemine değdi ama kimse g&ouml;rmedi. Yal&ccedil;ın olanları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken bir yandan da giden sedyenin ardından o da gitmeye başladı. Ameliyathaneye alınınca dışarıda beklemeye başladı Yal&ccedil;ın. Her şey o kadar tuhaf bir şekilde ilerlerken artık dayanacak g&uuml;c&uuml;n&uuml;n olmadığını anladı. Bu sabah Erdal&rsquo;ın verdiği s&ouml;z&uuml; hatırladı Yal&ccedil;ın ve hı&ccedil;kırarak ağlamaya başladı, s&ouml;z&uuml;n&uuml; tut evlat diye ge&ccedil;irdi i&ccedil;inden ama ne olacağını o da bilmiyordu. Tek &ccedil;aresi dua etmekti ve ediyordu da, Allah&rsquo;a yalvarıyordu Erdal&rsquo;ın gitmemesi i&ccedil;in. Toprak Ameliyathanenin tam &ouml;n&uuml;nde yere oturup ağlıyordu i&ccedil;indeki huzursuzluk g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkmıştı ama ağabeyine gitme demediği i&ccedil;in kendini fazlasıyla su&ccedil;luyordu. Zeynep hanımı ise; doktorlar ameliyata almışlardı başını yere sert bir şekilde &ccedil;arpması sonucunda beyin kanaması ge&ccedil;irmiş ve acil bir şekilde ameliyata alınmıştı. Haberi dahi olmayan Yal&ccedil;ın, Erdal&rsquo;ı bekliyordu ama bilmediği şey ise annesinin de ameliyatta olduğuydu.</p>
<p>&ldquo;Ağabey iyi olacak değil mi?&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın ne demesi gerektiğini bilmiyordu. İyi olacak dese ve tam tersi olsa ne diyecekti? Toprağın g&ouml;z&uuml;nde yalan s&ouml;yleyen biri olacaktı o y&uuml;zden sessiz kalmayı tercih etmek istese de g&ouml;nl&uuml; el vermedi ve konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Evlat sana ne desem yalan olur, iyi olacak desem Allah korusun bir şey olsa g&ouml;z&uuml;nde yalancı olacağım. Allah b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r evlat, bize de dua etmek d&uuml;ş&uuml;yor.&rdquo;</p>
<p>Toprak da bir şey diyemedi ağabeyinin iyi olması i&ccedil;in &ccedil;ok fazla dualar ediyordu ama elinden de bir şey gelmiyordu. Derin bir nefes alsa da, aldığı nefes sanki; kalbine bir han&ccedil;er saplıyordu. Yal&ccedil;ın&rsquo;ın g&ouml;zlerindeki yaşlar hızlanırken Mehmet yanına gelip oturdu.</p>
<p>&ldquo;İyi misin kardeşim?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Değilim be Mehmet, i&ccedil;eride ve elimden hi&ccedil;bir şey gelmiyor. İyi olması i&ccedil;in dualar ediyorum ama bilmiyorum. Gitmesine izin vermemem gerekirdi, hepsi benim su&ccedil;um.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Kendini su&ccedil;lama bilemezdin b&ouml;yle olacağını, sen değil kimse bilemezdi. Erdal g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir &ccedil;ocuktur kalkacak ve verdiği s&ouml;z&uuml; tutacak.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın&rsquo;ın i&ccedil;ini rahatlatmak istese de Mehmet&rsquo;in de i&ccedil;i hi&ccedil; rahat değildi o da &uuml;z&uuml;l&uuml;yordu ama Yal&ccedil;ın&rsquo;a belli etmemeye &ccedil;alışıyordu. Yal&ccedil;ın d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı; Erdal&rsquo;ın ağladığı parkı, evlerine gidişlerini, kardeşlerine sarılışını, Cevdet&rsquo;e bakışı, Toprağa sarılışı ve her şey iyi olacak demesini. Bir ka&ccedil; hafta &ouml;nceki ormandaki pikniklerine gitti aklı Yal&ccedil;ın&rsquo;ın.</p>
<p>&ldquo;Ağabey bu pişti mi?&rdquo;</p>
<p>Erdal&rsquo;ın bu s&ouml;z&uuml;yle Yal&ccedil;ın ayağa kalkıp Erdal&rsquo;ın yanına gitti.</p>
<p>&ldquo;Evlat &ccedil;ok ısrar ettin ama istersen ben devam edeyim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Yok ağabey sen otur zaten &ccedil;ok yoruldun.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Peki evlat, biraz daha pişecek o tavuklar.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Tamam ağabey. &ldquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın tekrardan yerine oturdu, salata yapan annesine yardım etmeye başladı. Domatesleri Zeynep hanım doğuyordu, Yal&ccedil;ın&rsquo;da salatalıkları alıp doğramaya başladı. Tavuklar pişince sofrayı da hazırladılar ve ardından hep beraber yemeklerini yediler. Daha sonrasındaysa etrafı toplayıp lunaparka gittiler, o g&uuml;n hep birlikte &ccedil;ok eğlenmişlerdi.</p>
<p>Yal&ccedil;ın i&ccedil;inden kalk da yeniden eğlenelim, g&uuml;lelim, kardeşlerinle birlikte sarılalım... Her şeyi d&uuml;ş&uuml;nen Yal&ccedil;ın&rsquo;ın d&uuml;ş&uuml;ncelerini kesen şey ise ameliyathanenin kapısından &ccedil;ıkan doktor oldu. Toprak hızla ayağa kalkarken g&ouml;zyaşlarını elinin tersiyle sildi ve doktora bakıp konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Ağabeyim iyi değil mi doktor amca?&rdquo;</p>
<p>Doktor Toprağa baktı ama bir şey demedi ve bu sessizlik herkesin i&ccedil;ine işlenmiş gibi oldu, doktor bir ka&ccedil; adım atıp Yal&ccedil;ın&rsquo;ın karşısında durdu. Y&uuml;z&uuml;ndeki ifade fazlasıyla garipti, Erdal iyi mi? Diye d&uuml;ş&uuml;nmeden edemedi Yal&ccedil;ın.</p>
<p>&ldquo;E-Erdal iyi mi? &ldquo;</p>
<p>Doktor başını yere eğdi ne demesi gerektiğini o da bilmiyordu. Her şeyin iyi olacağına inanan Yal&ccedil;ın bilene o an bir şeylerin iyi olmadığına inandı, doktor başını yerden kaldırmadan konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Elimizden ne geldiyse yaptık ama hastayı hasta haneye &ccedil;ok ge&ccedil; getirdikleri i&ccedil;in pek bir şey yapamadık. &Ccedil;ok uğraştık inanın ki; ama maalesef hastayı kaybettik.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın konuşmak istedi ama konuşamadı, dilini yutmuşcasına &ouml;ylece ameliyathane girişine bakıyordu. &lsquo;S&ouml;z vermiştin be evlat&rsquo; dedi i&ccedil;inden ve aklına gitmeden &ouml;nce Yal&ccedil;ın&rsquo;ın verdiği s&ouml;z geldi aklına. Kardeşlerini Yal&ccedil;ın&rsquo;a emanet etmişti son isteği buydu diye d&uuml;ş&uuml;nen Yal&ccedil;ın iyicene k&ouml;t&uuml; olurken kendini tekrardan kalktığı yere oturdu. Canı yanıyordu ve D&uuml;nyayla olan bağlantısını kesmiş gibiydi. Tekrardan nasıl ayağa kalkacaktı o da bilmiyordu. Her zaman umudun bittiği yerde mucizeler &ccedil;i&ccedil;ekler a&ccedil;ar diyen Yal&ccedil;ın Demirel şimdi ise; bu hayattaki elinde ne varsa almışlar gibi hissediyordu. Umudunu kaybetmek &uuml;zereydi, unuttuğu ise bir şey vardı o da; her şeyin sonunda illa ki g&uuml;zel şeyler olur.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ...</p>
<p>&ldquo;Hadi hazır değil misiniz?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Geldik ağabey.&rdquo;</p>
<p>11 Kasım 2029 g&uuml;nlerden ise; Pazardı, Erdal&rsquo;ın &ouml;l&uuml;m&uuml; &uuml;zerinden 7 sene 20 g&uuml;n ge&ccedil;mişti. Bug&uuml;n ise Toprağın d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; vardı, Toprak artık 22 yaşındaydı ve bug&uuml;n de en mutlu g&uuml;n&uuml;yd&uuml;. Toprak, G&uuml;neş diye bir kızla evleniyordu. Yal&ccedil;ın ise yaşlanmış ve d&uuml;ğ&uuml;nde bir k&ouml;şede oturuyordu, her şey yerli yerindeydi ta ki; o gelene kadar. Alev gibi parlak olan o kadın, Yal&ccedil;ın&rsquo;ın aklından ve kalbinden bir t&uuml;rl&uuml; atamadığı o kadın onca sene onu fazlasıyla değiştirse de; Yal&ccedil;ın onun g&uuml;zel y&uuml;z&uuml;nden ve Ela g&ouml;zlerinden tanımıştı. Yal&ccedil;ın bastonuyla birlikte onca sene beklediği kadının yanına gitti.</p>
<p>&ldquo;Merhaba, tanıdın mı beni?&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın fazlasıyla tedirgindi, ya evliyse? Kocası gelirse diye d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyordu.</p>
<p>&ldquo;Hayır kimsiniz?&rdquo;</p>
<p>Kadının ince ve p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z sesini duyan Yal&ccedil;ın daha da heyecanlandı. Kızararak konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Lisede; kantinde otururken yanına gelmiştim.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Sen o musun?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Evet oyum.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Ne işin var burada?&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın ne diyeceğini bilemedi ve sustu.</p>
<p>&ldquo;Ben d&uuml;ğ&uuml;ne geldim, akrabamın d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, sen hangi taraftarın.&rdquo;</p>
<p>Dedi i&ccedil;i rahat etmemişti sessiz kalmaya.</p>
<p>&ldquo;Bende, kız tarafındanım benim kızım.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın bir kez daha şaşırdı ardından kafasını sallayıp hayırlı olsun dedi ve gitti. Yine o g&uuml;nk&uuml; gibi olmuştu, i&ccedil;i i&ccedil;ine sığmazken dışarıya &ccedil;ıktı bastonuyla ve kendi kendine s&ouml;ylenmeye başladı.</p>
<p>&ldquo;Ne bekliyordun ha? Evlenmedim seni bekledim demesini mi? Salaksın salak.&rdquo;</p>
<p>Yal&ccedil;ın hem ağlıyor hem de kendi kendine konuşuyordu, biraz daha sakinleşince i&ccedil;eriye girdi ve Toprağın yanına gitti.</p>
<p>&ldquo;Ağabey ne oldu?&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Bir şey olmadı evlat.&rdquo;</p>
<p>Toprak son kez kendine baktıktan sonra Yal&ccedil;ın&rsquo;la birlikte &ccedil;ıktılar odadan t&uuml;m olan şeylere rağmen ikisi de y&uuml;z&uuml;ndeki g&uuml;l&uuml;msemeyi hi&ccedil; silmiyordu. Gelin odasına gidip kapıyı &ccedil;alınca i&ccedil;eriye girdiler Yalazay hanım Yal&ccedil;ın&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;nce şaşırdı ama belli etmedi. Odadan &ccedil;ıkıp i&ccedil;eriye girince herkesi alkışladı Toprağı ve G&uuml;neş&rsquo;i memur o soruyu sorunca herkes sessizliğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml;.</p>
<p>&ldquo;Evetttttt.&rdquo;</p>
<p>G&uuml;neş evet demesiyle birlikte t&uuml;m salonda alkış sesleri duyuldu, nikah memuru aynı soruyu Toprağa sorunca Toprak cevap verdi.</p>
<p>&ldquo;Son nefesime kadar seni seveceğim G&uuml;neş&rsquo;im. Evet.&rdquo;</p>
<p>Salonda yine aynı şekilde alkışlar koparken g&ouml;zlerim; Selim&rsquo;e, Yaren&rsquo;e, Se&ccedil;il&rsquo;e ve Nazlı&rsquo;ya kaydı hepsi bu anı hem ağlayarak hem de g&uuml;lerek izliyorlardı. Se&ccedil;il hızla ağabeyinin yanına gelip G&uuml;neş&rsquo;e baktı.</p>
<p>&ldquo;Ben ağabeyimi sana vermem. Ağabey hadi gidelim bu kadın kalsın burada.&rdquo;</p>
<p>Salondaki herkes kahkaha atarken Yal&ccedil;ın&rsquo;da g&uuml;l&uuml;msedi ardından da Toprak konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;ok ge&ccedil; kaldın Se&ccedil;il hanım, artık G&uuml;neş yengen.&rdquo;</p>
<p>&ldquo;Banane ya.&rdquo;</p>
<p>Herkes tekrardan g&uuml;lerken Se&ccedil;il kollarını kendine bağlayıp Nazlı&rsquo;nın yanına gitti. Herkes takılarını takarken sıra Yal&ccedil;ın&rsquo;a geldi. Yal&ccedil;ın takımını taktıktan sonra, Toprağın kulağına eğilip konuşmaya başladı.</p>
<p>&ldquo;Biliyorum Toprak ağabeyim de olsaydı diyorsun i&ccedil;ten i&ccedil;e ama kader buydu inan ki biz de &ouml;zl&uuml;yoruz ama elimizden bir şey gelmiyor. &ldquo;</p>
<p>Toprak ağlayıp Yal&ccedil;ın&rsquo;a sarıldı ve biliyorum ağabey dedi. Herkes ayrılınca &ccedil;ocuklarla birlikte eve ge&ccedil;ti Yal&ccedil;ın. 7 sene i&ccedil;inde ise Erdal i&ccedil;in bir kitap &ccedil;ıkardı ve ismini de &lsquo;İ&Ccedil;İMİZDE YAŞIYOR&rsquo; koydu. Kitabı fazlasıyla ilgi &ccedil;ekmişti ve hi&ccedil;bir yerde kalmamıştı kitabı. Her şeyin g&uuml;zel olduğunu ve olacağını bildiği i&ccedil;in mutluydu Yal&ccedil;ın. Ve yeni hayat felsefesi; &ldquo;Bir g&uuml;nde takılı kalma, o g&uuml;n ge&ccedil;ti ve bitti. Gelecek olan g&uuml;nlere bak &ccedil;&uuml;nk&uuml;; seni geleceğe taşıyan şey onlar olacak.&rdquo;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Son...</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DUYGULARIN ZEVAHİRİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/duygularin-zevahiri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/duygularin-zevahiri</guid>
<description><![CDATA[ Her duyguyu yaşamanın peşindeyken tüketmek istediğim bir hayatım var artık. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630e240c3cf13.jpg" length="63866" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 17:52:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>elanurscl</dc:creator>
<media:keywords>kaygı, yaşam, yaşamak, hayat, istek, olgu, mantık, düşünce, sevvgi, sevmek, duygu, his, endişe, aşk, eski</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ul &ccedil;&uuml;r&uuml;ten olmaktansa kenimi kaygıya sokmaktan vazge&ccedil;emedim hi&ccedil;bir zaman. İşin stresinde olmaktan zarar g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m anlar olsa da bir dinamizmin i&ccedil;inde olmak duygularımı ifade edebilmemde onları her ayrıntısana kadar yaşayabilmemde b&uuml;y&uuml;k rol oynamıştır. Duygusuz bir insan olmak &ccedil;ok acı &ccedil;ektiğimiz anlarda hepimizin istediği bir durum aslında. Baktığımız zaman neredeyse hepimiz ' Bazen duygusuz olmak istiyorum.' c&uuml;mlesine benzer ifadeler kullanmışızdır. Duygusuzluğu arzulamaktan &ccedil;ok, o an yaşamak istemediğimiz duyguların bizden alınmasını istiyoruz. Nasıl ki mutluluğu diliyorsak bu da ona benzer bir durum aslında.&nbsp;</p>
<p>Bazen meyus olmak, endişe duymak, olumsuz d&uuml;ş&uuml;ncelere kapılmak bambaşka sonu&ccedil;lar doğurabilir. Hayatımın en &uuml;zg&uuml;n d&ouml;nemlerindeyken d&ouml;rt duvar arasında i&ccedil;im i&ccedil;imi yerken kendim i&ccedil;in bir adım atmış olmam şimdi binlerce adımı atabiliyor olmama vesile oldu. Yazı yazmaya olan ilgim &ccedil;ocukken ders kitaplarındaki ' Metni hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml;ze g&ouml;re tamamlayınız.' &ccedil;alışmalarıyla başlamıştı. Hep erken olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek, insanların yargılayacağını kafama koymuştum. Kimsenin yazdığım, okuduğum şeylerden haberdar olmasını istemiyordum. Birilerinin bir yerlerde benim yazdıklarımı okuyor olma d&uuml;ş&uuml;ncesi beni tatmin ederken bir yandan da endişe duymama sebep oluyordu. 15 yaşında adım attığım medya, yarışma, dergi d&uuml;nyasından sonra aslında bir şeyleri iyi yapabiliyorum hissi başladı. &Ccedil;ok h&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir olayın sonucu bana bu g&uuml;nlerimi, hayallerimi verdi. Pes etmemek gerektiğini, savaşmak i&ccedil;in &ouml;nce kendimi yenmem gerektiğini &ccedil;ok erken &ouml;ğrendim. Kaygılarım &ccedil;oğu zaman beni ben yapan d&uuml;ş&uuml;ncelerimi hayata ge&ccedil;irebilmemi sağladı. Kaf Dağı'nın bir de g&ouml;r&uuml;nmeyen kısmı vardır derler ya hani benimki de o mesele. Belki de mutsuz olmam mutlu olmama sebep oldu. Bir &ouml;l&uuml; i&ccedil;imdeki bah&ccedil;eleri bin diriltti. Ağladığım her g&uuml;n istisnasız yazdım, &ccedil;izdim, s&ouml;yledim. Bu sayede kendi başıma y&uuml;r&uuml;meyi &ouml;ğrenmişim fark etmeden. Kendime yaslanarak b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş&uuml;m.&nbsp;</p>
<p>Yazarak fark ettim. Artık &ccedil;ocukluğuma duyduğum &ouml;zlem daha da azaldı. Ona bir şiirle kavuşabiliyorum, ona kavuşmam elime kalemi almamla bir oluyor. Eski evimi, okulumu,&nbsp; bisikletimi, bazen &ccedil;ok sevdiğim birini, bazen &ccedil;ok sevdiğim bir şarkıyı dinlerken bir zamanlar hissettiğim duyguları daha az &ouml;zl&uuml;yorum. Yazmanın eş anlamlısı kavuşmaktır bana g&ouml;re. &Uuml;z&uuml;nt&uuml;lerimi &ouml;zlediğimde kendi satırlarımı yazarken ağlıyorum. G&uuml;nden g&uuml;ne kelimelerin t&uuml;kenmediğini aslında yazacak ve yaşayacak daha &ccedil;ok şeyim olduğunu anlıyorum. Bir g&uuml;n yazacak hi&ccedil;bir şeyin kalmamasından kaygılanıyor oluşum yazacak pek &ccedil;ok şeyi &uuml;retmeme de sebep oluyor.&nbsp;</p>
<p>Bitecek olan bir &ouml;m&uuml;r ve her an değişen bir duygu durumu var. Beş dakika &ouml;nce kurduğum c&uuml;mlelerin aynısını kurabilsem dahi aynı hislerle s&ouml;ylemem m&uuml;mk&uuml;n değil. Bir şeyler i&ccedil;in kaygılanmak da , bir şeyleri kaybetmek de k&ouml;t&uuml; bir hayat yaşayacağımız anlamına gelmez. Ne demiş şair'&nbsp; Bazen iyi şeyler biter, daha iyi şeyler başlasın diye.' Her duyguyu tatmadan bir hayatı anlamlandırmak m&uuml;mk&uuml;n değil.<em><strong> Her duyguyu yaşamanın peşindeyken t&uuml;ketmek istediğim bir hayatım var artık.&nbsp;</strong></em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Teslimiyet</title>
<link>https://edebiyatblog.com/teslimiyet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/teslimiyet</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630e14273cae8.jpg" length="41027" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 16:44:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">Ben bu g&uuml;n yeniden var oluyorum. Kendimi en k&ouml;t&uuml; ve bitmiş hissettiğim bu g&uuml;nlerde en dipte&nbsp;<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>g&ouml;r&uuml;rken kendimi kurtarmaya ve bu karanlıktan sıyrılmaya karar verdim.hayatta bi &ccedil;ok &ouml;nemli şey varken aslında en &ouml;nemli olan şeylerden biri de Teslimiyetti&hellip; insan eğer teslim olursa Allah onun yolunu a&ccedil;ardı kuşkusuz. Herşeyden vazge&ccedil;ip sığınmalıydık Allah&rsquo;a &ccedil;&uuml;nk&uuml; en b&uuml;y&uuml;k g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z dertlerin Bile dermanı ondaydı. Sadece dua etmek ve teslim olmak gerekirmiş aslında bunu &ouml;ğrenmiş oldum zamanla. Bazen sadece kaderimizde olan şeylere teslim olmak ve korkmadan yaşamak lazımmış korktuk&ccedil;a g&ouml;z&uuml;m&uuml;zde b&uuml;y&uuml;yen bi bela bizi hem cesaretsiz hem &uuml;rkek yapar maalesef. Yaşadığımız her şeyin aslında kaderimiz olduğunu ve Allah&rsquo;a bir dua kadar uzak olduğumuzu unutmamalıyız dostlarım. aslında ne zaman ellerimizi a&ccedil;arsak Allah&rsquo;a o zaman yakınız&hellip;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>30 Ağustos Zafer Bayramı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/30-agustos-zafer-bayrami</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/30-agustos-zafer-bayrami</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630df7e0e486a.jpg" length="63334" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 30 Aug 2022 14:46:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kalender</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>H&uuml;r ve kendimden emin bir yazıyla yazıyorsam zaferi, dalga dalga dalgalanıyorsa bayrağım ne mutlu! Bug&uuml;n 30 Ağustos zafer g&uuml;n&uuml;. Milletin huzurla hatırladığı &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k g&uuml;n&uuml;. Bug&uuml;n yıkılan cehaletin sevin&ccedil; g&uuml;n&uuml;. Bug&uuml;n ilime a&ccedil;ılan bir kapı, sonsuzluğa &ccedil;ırpılan kanat g&uuml;n&uuml;. Kalıcılığın, asla unutmamanın, gururun ve neşenin g&uuml;n&uuml;.</p>
<p>Bug&uuml;n 30 Ağustos Zafer Bayramı.</p>
<p>&Ouml;v&uuml;n, gururlan, neşelen, kutla.</p>
<p>&Ouml;ğren, &ouml;ğret, yaz, &ccedil;iz, hatırlat.</p>
<p>S&ouml;yle, s&ouml;ylet, oku, okut, anlat.</p>
<p>Dillerden dillere ve daima yaşasın cumhuriyet. Ulu &Ouml;nder ve aziz silah arkadaşları kalplerde daim olsun her vakit. Bug&uuml;n ve her g&uuml;n mutlu, &ccedil;alışkan, zeki ve uyanık, emanete sahip &ccedil;ıkan bir dirayetle. Değerlerine sahip &ccedil;ıkan doğru, d&uuml;r&uuml;st, &ouml;zverili bir inan&ccedil;la.&nbsp;</p>
<p>Kutlu olsun Zafer Bayramı!</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitti</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bitti</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bitti</guid>
<description><![CDATA[ Kabullendim işte. Yokluğunu, ayrılığı... Bitti ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630cace28280d.jpg" length="30669" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 29 Aug 2022 15:16:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Damla Demir</dc:creator>
<media:keywords>Ayrılık, bitti, kabullenmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p></p>
<p>Ah o g&uuml;nler...</p>
<p>Kimin umrunda? Mesela umurunda mı senin ge&ccedil;ip giden hatıralar</p>
<p>Benim umrumdaydı bir zamanlar</p>
<p>&Ccedil;ok olmadı, daha d&uuml;n gece yıldızlara anlattım seni;</p>
<p>Yokluğunu, gidişini, sevişini... ya da sevemeyişini&nbsp;</p>
<p>Her neyse işte bir şeyleri, bir şeyleri...</p>
<p>Her şey ge&ccedil;ip gitti&nbsp;</p>
<p>Ben ruhumu sana ait hissedemedim.&nbsp;</p>
<p>Aslında sen benden uzaklaşıp gittin, ben bunu gururuma yediremedim.&nbsp;</p>
<p>Aşkta gurur olmaz diyenler vardı.. s&ouml;ylesene bizim aramızda Aşk mı vardı?</p>
<p>B&ouml;yle garip durumlar işte..</p>
<p>Ne istediğimi bilmediğim zamanlar artık geride kaldı&nbsp;</p>
<p>Ben vazge&ccedil;tim..</p>
<p>Bug&uuml;ne kadar i&ccedil;imde bir umut vardı.&nbsp;</p>
<p>Bitti, derdim.. g&ouml;z&uuml;m seni arardı.&nbsp;</p>
<p>Ama şimdi.. vazge&ccedil;tim. Bittin.</p>
<p>Asıl Yenilgi, vazge&ccedil;mekmiş.. vazge&ccedil;tim.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Her son, yeni bir başlangı&ccedil;mış..</p>
<p>Belki bu yenilgiden sonra bir zafer vardır..</p>
<p>Belki bu sefer kalbim Kaybetse bile benliğim kazanacaktır.. sa&ccedil;ma Belki..ama &ouml;yle işte. Kendimden daha ne kadar &ouml;d&uuml;n verebilirim senin i&ccedil;in?&nbsp;</p>
<p>Sen, egondan vazge&ccedil;mezsin.&nbsp;</p>
<p>Sen, benim ile mutlu olamazsın..</p>
<p>Sen..&nbsp; Ve h&acirc;l&acirc; sana sesleniyorum.. Ge&ccedil;mişten kalma bir alışkanlık olsa gerek..</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen yoksun. Yoksun</p>
<p>Bitti.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Dedim ya ge&ccedil;mişten kalma bir alışkanlık&nbsp; benimkisi</p>
<p>Neyse ne işte,&nbsp; uzatmamak gerek .</p>
<p>Kara haber tez duyulurdu</p>
<p>Belki senin i&ccedil;in bu vazge&ccedil;iş bir m&uuml;jde olacaktı ki;</p>
<p>Ben aylarca y&uuml;reğime bunu kabul ettiremediğim i&ccedil;in ge&ccedil; haberin oldu.&nbsp;</p>
<p>Derdin neydi, hep d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.&nbsp;</p>
<p>Neden gittin, hep sordum sorguladım.&nbsp;</p>
<p>Ama cevap bulamadım.&nbsp;</p>
<p>Sonradan fark ettim de; anlatmak istesen, anlatırdın zaten</p>
<p>Ellerinde kelep&ccedil;e, ayaklarında prangalar yoktu..</p>
<p>Gelmek istesen koşarak gelirdin..</p>
<p>Bakma uzun uzun yazdığıma&nbsp;</p>
<p>Sustu y&uuml;reğim..</p>
<p>Nedenini bilmiyorum.. eskiden hep konuşur s&ouml;z hakkı tanımazdı kimseye&nbsp;</p>
<p>Şimdi ise adının ge&ccedil;tiği her yerde ezilip b&uuml;z&uuml;l&uuml;yor&nbsp;</p>
<p>Sessiz sedasız gidecek bir yer arıyor.&nbsp;</p>
<p>Y&uuml;reğim senden vazge&ccedil;iyor.</p>
<p>Acı &ccedil;ekmiyor artık&nbsp;</p>
<p>Nidaları ile ortalığı ayağa kaldırmıyor..</p>
<p>Ne hissediyor bende bilmiyorum..ama sanırım hi&ccedil;bir şey hissetmiyor sana karşı.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;fkeli değil, nefret etmiyor, kızmıyor, kırgın hissetmiyor...</p>
<p>Uzaklara dalıyor ve susuyor.&nbsp;</p>
<p>Bitti..</p>
<p>Vazge&ccedil;ti..</p>
<p>Sustu y&uuml;reğim&nbsp;</p>
<p>Sustu benliğim&nbsp;</p>
<p>Karşı &ccedil;ıkmıyor sevda&nbsp;</p>
<p>Umut.. nerede bilmiyorum..sesi yok bu aralar&nbsp;</p>
<p>Ayrılık, o zaten &ccedil;oktandır kapımda. Alıştım varlığına&nbsp;</p>
<p>Mesele yokluğuna alışmaktı;</p>
<p>G&uuml;l&uuml;şlerini duymadan&nbsp;</p>
<p>Y&uuml;z&uuml;n&uuml; okşamadan&nbsp;</p>
<p>Geceye hoş sohbetler bırakmadan.. Bir an da u&ccedil;up gitmeni kabullenmekti..</p>
<p>Ama oldu..</p>
<p>Yokluğuna alıştım..</p>
<p>Olanları kabullendim..</p>
<p>Sen gittin..</p>
<p>Ben, anladım bazı şeyleri&nbsp;</p>
<p>Ve bitti.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Burcum ve ben</title>
<link>https://edebiyatblog.com/burcum-ve-ben</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/burcum-ve-ben</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630b8a58ebade.jpg" length="52763" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Aug 2022 18:33:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her burcun kendi i&ccedil;inde &ouml;zel karakterler barındırır.</p>
<p>Her burcun &ouml;zelliği herkesin kişiliğini yansıtmaz sadece anlık ruh halini yansıtır.</p>
<p>Burcum boğa &ccedil;evremde &ccedil;ok boğa tanıdığım var ama kimse burcun &ouml;zelliğini tam taşımıyor y&uuml;kselenlerle de alakası yok.</p>
<p>Asıl olan beş parmağın beşi bir olmayışıdır.</p>
<p>Bur&ccedil;lar i&ccedil;in de bu ge&ccedil;erli.Kardeşler bile aynı değildir.</p>
<p>Demem o ki insan kendini &ccedil;ok iyi tanımalı ve &ccedil;ok g&uuml;zel yetiştirmeli.Diğer etkenler insanların s&uuml;s&uuml;d&uuml;r keyif alması i&ccedil;in.Her ne kadar etkiliyor deselerde.</p>
<p>Canım kendim demeyi unutmayın:)</p>
<p>R&uuml;ya Gibi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Savaş ve Barış</title>
<link>https://edebiyatblog.com/savas-ve-baris</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/savas-ve-baris</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630b59da47d4d.jpg" length="26728" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Aug 2022 15:03:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kalender</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ortak k&ouml;kleri işlerken sınıfta savaş ve barış kelimeleri gelir &ouml;nce aklıma. Savaş, savaşmak. Barış, barışmak. Farklı t&uuml;r ve g&ouml;revde ama aynı anlamı taşıyorsa bir kelime ortak ya k&ouml;kleri.</p>
<p>İsterdim hayattaki işlevleri de ortak olsun. İlla birleşeceklerse bir temada barış olsun o. Savaşta ve barışta değil hep barışta. İyi g&uuml;nde ve k&ouml;t&uuml; g&uuml;nde ama hep barışta.</p>
<p>&nbsp;Yeni doğan bir can bomba ve t&uuml;fek sesiyle şefkatli bir anne sesini elbette ayrıştırır. Yarınki &ouml;devi yapamadığı i&ccedil;in &uuml;z&uuml;len bir &ccedil;ocuktan kim ne hakla daha fazla bir telaşa b&uuml;r&uuml;nmesini isteyebilir.</p>
<p>Bir annenin evladıyla sınamasından daha b&uuml;y&uuml;k acısı mı olur?</p>
<p>Ben zaten yaşadım yaşacağım kadar &ouml;leceksem de hakkıyla &ouml;leyim deyip vatanı i&ccedil;in savaşmayı g&ouml;ze alan bir amcamın dirayeti elbette sağlam toptan t&uuml;fekten fakat ne kadar yeterli olabilir?</p>
<p>Ortak k&ouml;kte buluşup barışa yaslanmak, ortak temada ise sevsek hep ve sadece olmaz mı bir kuşu, bir taşı ve her Canı?&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arayan Bulur</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arayan-bulur</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arayan-bulur</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630adb1f56e3b.jpg" length="46968" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Aug 2022 06:04:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Hayatınızda eksik olan, azalan birşeyi bulmak ve elde etmek i&ccedil;in ne yaparsınız?"</p>
<p>Evimizde ekmek bittiği zaman markete, patates bittigi zaman pazara girderiz.</p>
<p>Peki insan duygusal, manevi vb soyut ihtiya&ccedil;larını nasıl karşılamalı,</p>
<p>Sevgi eksikligini,.sevgi alamadığı bir ortamda nasıl tamamlamali, &uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; nasıl mutluluga &ccedil;evirmeli, parasizligini nasıl d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeli?</p>
<p>Sevgisiz kaldığın zamanlar kimse beni sevmiyor diyerek kendini odana kapatiginda sevgisizligin daha &ccedil;ok artmaya devam edecek, ben hastayim diyerek dunya ile ilişkini kestiginde hastalığın katlanarak artacak...</p>
<p>Bunu &ccedil;&ouml;zmenin ilk adımı, aradığın, sen de eksik olduğunu hissettin duyguların fazla olduğu ortamlara gitmek onların enerjisini hissetmek, birbirine değer veren, kıymet veren insanların arasına karışmak seni daha değerli hissettirecektir. Nerden bulacağım boyle bir ortam dersen bulamazsın, bulacağına inandigin zaman yollar seni istediğin durağa g&ouml;t&uuml;recektir, o insanları daha &ccedil;ok hayatına &ccedil;ekmeye baslayacaksin.</p>
<p>&Ouml;nce ihtiyacını bilmek, onun sen de eksik olduğunu veya bittiğini kabul etmek sonra onu nerede bulacağını d&uuml;ş&uuml;nmek ve oraya doğru ilerlemek seni aradığın,.ihtiyacın olan şeye ulaştıracaktır...</p>
<p>Bu d&uuml;nyada herkese yetecek kadar, sevgi, merhamet, zenginlik, sağlık, bolluk,bereket vardır. Onları yanlış yerde ararsak bulamayız ve hayat boyu yokluğunu &ccedil;ekmeye devam eder bundan şikayet eder dururuz.</p>
<p>Aradığınız şey bazen en yakinimizdadir yeter ki biz bulmak isteyelim.</p>
<p>B&ouml;yle bir bilgi ihtiyacıni hissedip, arayışa gectigin i&ccedil;in ve bu yazıyı sonuna kadar okuyup tamamladigin i&ccedil;in teşekk&uuml;rler g&uuml;zel insan...</p>
<p>Aradığın herşey zamanında en kolay adresi ile senin karşına &ccedil;ıksın, muhabbetle.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR KORİDOR SOĞUKLUĞU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-koridor-soguklugu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-koridor-soguklugu</guid>
<description><![CDATA[ Elinde sadece beklemek olan bu koridor çok soğuk. Acılar ve yıkımlar, umutlar ve şanslar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630aa7e23dc90.jpg" length="44425" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Aug 2022 02:25:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, başlangıç, hastane, sessizlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><em>Her kitapta bir hastane koridorunun soğukluğundan ve y&uuml;rek burkan bir yanı olduğundan bahsedilir. Y&uuml;rek burkmak doğru bir terim mi bilemedim. Yaşanmışlık ve yaşanacak olan acı ve yıkımı temsil ederken bu koridorlar bir taraftan umuda yeni hayatları temsil eder.</em></p>
<p><em>Hastaneye her adım attığımda sessizce k&ouml;şe de bekleyişlerim gelir aklıma. &Ccedil;aresiz, ne yapacağını bilmeden sadece beklediğin anlar... bunlar acının ve yıkımın habercileridir. Kaybedişlerin ve &ouml;l&uuml;m&uuml;n derin ve sarsıcı soğukluğu.&nbsp;</em></p>
<p><em>Başka koridorlara adım attığımda beni umutlar karşılıyor, d&uuml;nyaya a&ccedil;ılan yeni g&ouml;zler&hellip; &ccedil;ok g&uuml;zel değil mi? Bir de verilen ikinci şans koridorlarına doğru ilerliyorum. Daha farklı bakıyor g&ouml;zleri d&uuml;nyaya daha emin ve daha kararlı. Sonra umutsuzluğun ve bir par&ccedil;a umudun kol gezdiği o koridor karşılıyor beni. Boğazımda bir yumru ağlamaya bile hakkımın olmadığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rten o koridor beni &ccedil;ok &uuml;ş&uuml;t&uuml;yor.&nbsp;</em></p>
<p><em>Elinde sadece beklemek olan bu koridor &ccedil;ok soğuk. Acılar ve yıkımlar, umutlar ve şanslar.</em></p>
<p><em>T&uuml;m hislerin karma yaşandığı bir yer. Duygudan duyguya ge&ccedil;ildiği bir yer.</em></p>
<p><em>İki adım &ouml;te de yeniliğe g&ouml;z a&ccedil;ılırken, iki adım geri de g&ouml;z yumuluyor. Bir taraf sevin&ccedil;ten ağlarken, bir taraf acısından feryat figan. Bazen de &ouml;yle sessizlik olur ki ne yapacağını bilemez insan. Beklemektir tek &ccedil;are, bir k&ouml;şeye sinip sessizce beklemek. Ama en acısı da budur &ccedil;&uuml;nk&uuml; o beklemek senden g&uuml;nlerini alır, aylarını alır. Beklediğine değmesi de &ouml;nemli bir miktar, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o bekleyişlere rağmen k&ouml;t&uuml; haber almak daha acıdır. İşte o an elin ayağına dolanır. Bağırmak istersin bir şey gelir sıkar boğazını, ağlamak istersin biri i&ccedil;in daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; durmak zorundasındır. İnsan &ouml;yle bir durumda acısını tam yaşayamaz. Sessizliğinle boğuşur ve yalnız kaldığında kendini yer.</em></p>
<p><em>Belki de bu y&uuml;zdendir koridorun soğukluğu...</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Nevi Belirsizlik</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-nevi-belirsizlik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-nevi-belirsizlik</guid>
<description><![CDATA[ Bir nevi belirsizlik ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630a87b2f16fc.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 28 Aug 2022 00:08:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Bir nevi belirsizlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&ouml;zyaşı ara sıra da yorgunluktan akar, &uuml;z&uuml;nt&uuml;den değil... Bazı şeyler i&ccedil;in &ccedil;ok &ccedil;aba sarf ettikten sonra kendini geri &ccedil;eker insan, sonra ise dinlenmeye &ccedil;alışır. Ama nafile bedenen alışılan o yorgunluk, dinlenmeye başlasa da bir faydası olmaz. Ş&ouml;yle diyeyim; g&uuml;nl&uuml;k rutinlerinimiz var kiminin işi, kiminin dersi... Bu liste b&ouml;yle uzayıp gider, peki bir g&uuml;n bile ben yapmayacağım deseniz dahi i&ccedil;ten i&ccedil;e o şeyi yapmak isteyeceksiniz ama g&uuml;c&uuml;n&uuml;z kalmayacak. Her şey &uuml;st&uuml;n&uuml;ze gelirken ka&ccedil;ış yolu arayacaksınız ama o da yok... İşte bu evrede g&ouml;zyaşı devreye giriyor. B&ouml;yle boş bir yere bakarken g&ouml;zlerinizden yaş gelecek, kimse fark etmicek sizde dahil... G&ouml;zyaşlarınız yanaklarınızdan akıp giderken&nbsp; ben ağlıyor muyum? Diye soracaksınız, bazen insanın omzundaki y&uuml;kler de insanı yorar... &Ccedil;evresindeki insanlardan uzaklaşmak ister ama hem de onların gitmesini istemez. Yorgunluk &ccedil;ok tuhaf bir evre; iyiyim derken de g&ouml;zlerinizden yaşlar gelir... Yorgunluk ge&ccedil;se bile insanlar artık hayatlarının eskisi gibi olmayacağı kanaatine varır ve &ccedil;ekim anayasasından &ouml;t&uuml;r&uuml; mutlu da olamazlar. Eskiden bug&uuml;ne kadar gelen &ccedil;ekim anayasası; iyi veyahut k&ouml;t&uuml; bir şeyi fazlasıyla d&uuml;ş&uuml;nme sonucunda o şeyin ger&ccedil;ek olmasıdır. Kısacası neye inanırsanız o her daim sizin peşinizde olacaktır...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KİMİM BEN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kimim-ben-3508</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kimim-ben-3508</guid>
<description><![CDATA[ Şimdiye kadar bildiğim ben, ben değilmiş meğer ... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630a82ac98ada.jpg" length="30190" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 27 Aug 2022 23:47:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Ben, Kimim bendegilmismeger, benkimim, degipmismeger</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><b>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;KİMİM BEN&nbsp;</b></p>
<p><b>Şimdiye kadar bildiğim ben ,</b></p>
<p><b>Ben değilmiş meğer.&nbsp;</b></p>
<p><b>Hayat ile tanışmam &ccedil;ok erken,</b></p>
<p><b>Kendim ile tanışmam &ccedil;ok ge&ccedil; oldu .</b></p>
<p><b>Kendini bilme sanatı ile tanıştığımda,</b></p>
<p><b>25' indeydim&nbsp; yaşımın,</b></p>
<p><b>Ben kendimi biliyorum diye,</b></p>
<p><b>Atıflarda bulunuyorum oysa .</b></p>
<p><b>Ah o b&uuml;y&uuml;k konuşmalar bir bir &ccedil;ıktı karşıma...</b></p>
<p><b>&Uuml;zerime takılan etiketlermis meğer,</b></p>
<p><b>Ben diye bildiğim.&nbsp;</b></p>
<p><b>Herkesin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir başka ben varmış bende .</b></p>
<p><b>Kimim ben sorusunu aradınız mı sizde ?</b></p>
<p><b>Sadece kendinizde bulursunuz </b><b>cevabı</b></p>
<p><b>Başkasında değil ...</b></p>
<p><b>Sen diye başlayıp, bir s&uuml;r&uuml; etiketler,</b></p>
<p><b>Yapıştırırlar size...</b></p>
<p><b>Hepside olabilirsiniz, hi&ccedil;biride ...&nbsp;</b></p>
<p><b>Asıl mesele hi&ccedil;likte.&nbsp;</b></p>
<p><b></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>VAZGEÇEBİLDİĞİMİZ KADAR ÇOĞALAN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/vazgecebildigimiz-kadar-cogalan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/vazgecebildigimiz-kadar-cogalan</guid>
<description><![CDATA[ Öznel düşünceler, pozitif bakış açısı, duygu durumunu yönetebilmek. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630a7ed572edc.jpg" length="81790" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 27 Aug 2022 23:35:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Yaşamın anlamı, yaşamdan keyif almak, mutluluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir hikaye vardı, bir balık&ccedil;ı k&ouml;y&uuml;nde, balık&ccedil;ılıkla ge&ccedil;inen bir adam varmış. Her g&uuml;n balığa &ccedil;ıkar, ailesiyle karınlarını yakaladıkları balıklarla doyururlarmış.&nbsp; Yeterince balık yakalaması her g&uuml;n değişik zamanda ger&ccedil;ekleşiyormuş. Ama balık&ccedil;ı yeterli miktara ulaşınca, evine d&ouml;n&uuml;yormuş. G&uuml;nlerden bir g&uuml;n bu k&ouml;ye gezginci bir şehirlinin yolu d&uuml;şm&uuml;ş. Balık&ccedil;ıyı bir s&uuml;re g&ouml;zlemledikten sonra ona &ldquo;neden daha fazla balık yakalamıyorsun?&rdquo; diye sormuş. Karnımız doyduktan sonrasına gerek olmadığını s&ouml;ylemiş balık&ccedil;ı. &ldquo;Fazlasını satmalısın.&rdquo; demiş adam. Bunun ona ne getirisi olacağını sormuş balık&ccedil;ı. &ldquo;Daha &ccedil;ok paran olur, belki de ikinci kayığını alırsın, başka bir balık&ccedil;ı &ccedil;alıştırırsın.&rdquo; Adam devam etmiş, balık&ccedil;ı &ldquo;ya sonra&rdquo; dedik&ccedil;e. &ldquo; G&uuml;zel bir ev alırsın, ailen o evde oturur. Konağın olur, b&uuml;y&uuml;k bir arazi alırsın, bir ada alırsın&hellip;.&rdquo; Diye s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;ş konuşmasını. Sonra diye sormaya devam ettik&ccedil;e en sonunda adam &ldquo;hi&ccedil;&rdquo; demiş.&rdquo;Mutlu, mesut yaşarsın.&rdquo; &nbsp;Balık&ccedil;ı cevap vermiş: &ldquo;Ben ailemle şimdi de mutluyum. Bunu elde etmek i&ccedil;in bu kadar &ccedil;abalama ve uğraş mutluluğu kaybettirip, yeniden aratır bana.&rdquo; <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Biz de hızlıca akan bu hayat d&uuml;zeninde, balık&ccedil;ının bulduğu mutluluğu yakalamak i&ccedil;in debelenip duruyoruz. Kirada oturuyorsak bir eve sahip olmanın, bir evimiz varsa onun daha b&uuml;y&uuml;k olmasının, veya araba istememizin, arabanın &ouml;zelliklerinin en son &ouml;zellikli olanına sahip olmak istememizin ardı arkası gelmiyor. İstemekten vazge&ccedil;sek mutluluk koşa koşa gelir mi acaba?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tersinden bakalım varlıklı insanlar mutluluğa da el koymuşlar mıdır? Tabir yanlış oldu elbette. Mutluluk birilerinin tekeline alacağı bir duygu değil. Ne kadar insan var o kadar mutluluk &uuml;reyebilir. Hatta &ccedil;oğalmaya &ccedil;oook meyillidir. İstediklerini elde etmek , &nbsp;onu kaybetmemeyi de beraberinde getirmiyor mu? Şu anda b&uuml;y&uuml;k bir ikramiyeye kavuşsak, onu nasıl korurum, hırsıza, uğursuza kaptırmadan nerede nasıl değerlendiririm derdi ile huzurumuz ka&ccedil;maz mı? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kanaatk&acirc;rlığın bu &uuml;lkede girişimcilik eylemlerini engellediğine dair bir g&ouml;r&uuml;ş de var. Deniliyor ki, &ldquo; &lsquo;azıcık aşım, kaygısız başım&rsquo; bu insanları tembelleştirmiş, daha fazlasını &uuml;retmeye, başkaları i&ccedil;in de &uuml;retmeye k&ouml;t&uuml; g&ouml;zle bakmıştır. Ekonomimiz bu nedenle gelişmiyor. Bu k&uuml;lt&uuml;r&uuml; değiştirmemiz gerekir.&rdquo; T&uuml;m bu g&ouml;r&uuml;şleri de g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurarak d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyorum:<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -G&ouml;&ccedil;ebe yaşayan, dışarıda ge&ccedil;ici barınaklarda ailece konaklayanlar mutlu değil midir? Acaba diğer insanların sahip olduğu bulaşık, &ccedil;amaşır makinesi, buzdolabı &ouml;zlemezler mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -Kocaman konaklarda, afilli sofralarda , &nbsp;yaldızlı tabaklarda kuru fasulye bilmem ne sosu ile servis edilince daha mı doyma mutluluğu &uuml;rettiriyor? <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; -&Ccedil;irkin kadın yoktur, estetik bir yana t&uuml;rl&uuml; bakım &uuml;r&uuml;nlerinden sonra, g&ouml;z alıcı g&ouml;r&uuml;nen bir kadın, b&uuml;t&uuml;n bakışlar &uuml;zerinde olmasını mı tercih eder, mıutlu olur; yoksa bir yemek masasına sevgi dolu eş ve &ccedil;ocukları ile oturmak mı onu daha mutlu eder. Ne kadar ilgi &ccedil;ekerse &ccedil;eksin ger&ccedil;ek bir sevgiye hasretlik duymaz mı?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - G&ouml;sterişli kıyafetler ve l&uuml;ks araba ile caka satan bir adamın yanındaki insanlar hakkında &nbsp;onu mu sevdiği, c&uuml;zdanındaki paraları mı sevdiği &nbsp;hi&ccedil; mi aklına gelmez? Ya da bir tabiat k&ouml;şesine kıyafete ne olacağı umursanmadan serilmenin rahatlığı, doğanın ona g&ouml;sterişi daha mutluluk vermez mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Sağlığı ille de kaybedince değerini anlamadan bir hastaneye yolumuzu d&uuml;ş&uuml;rsek, oradan ayrılırken d&uuml;nyanın en zenginiymiş gibi hissetmez miyiz?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;- Ağlarken başımızı yaslayacağımız bir omuz aramak, derdimizi paylaşmak i&ccedil;in dosta koşmak, sadece bir g&uuml;n&uuml; gezerek tamamlamak i&ccedil;in arkadaşa ihtiya&ccedil; duymak yerine; bir omuz olduğunuzda,&nbsp; birinin derdini dinlediğinizde, tek başınıza gezip yeni yol arkadaşları veya g&ouml;zlemlediklerinizi i&ccedil;inize alarak ruhunuzu genişlettiğinizde mutluluğa davetiye &ccedil;ıkarmış olmaz mıyız?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerim beni yine kendimize yolculuyor. Ne kadar vazge&ccedil;ersek o kadar sahip olduklarımız &ccedil;oğalıyor. Almak değil vermek mutluluktur, diyorlar artık &ccedil;oğu yerde. Bence de&hellip;.<o:p></o:p></span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Ülkenin Gelişimi Neye Bağlıdır?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-ulkenin-gelisimi-neye-baglidir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-ulkenin-gelisimi-neye-baglidir</guid>
<description><![CDATA[ Bir ülkenin gelişimi uzun vadede genç kesimin gücüne, başarısına ve potansiyeline bağlıdır. Bundan dolayı ise bir devletin genç kesime, kendini gerçekleştirebilmesi ve potansiyelini ortaya koyabilmesi adına bazı olanaklar sunarak yardımcı olmalı ve destek vermelidir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630a3b5df0a03.jpg" length="57671" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 27 Aug 2022 18:43:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zülfükar Utkan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir &uuml;lkenin gelişimi uzun vadede gen&ccedil; kesimin g&uuml;c&uuml;ne, başarısına ve potansiyeline bağlıdır. Bundan dolayı ise bir devletin gen&ccedil; kesime, kendini ger&ccedil;ekleştirebilmesi ve potansiyelini ortaya koyabilmesi adına bazı olanaklar sunarak yardımcı olmalı ve destek vermelidir. Ancak bu &uuml;lkede tam tersi bir durumun s&ouml;z konusu olduğundan bahsedersek yanlış konuşmuş olmayız. Gen&ccedil;ler s&uuml;rekli psikolojik buhran ge&ccedil;irmekte, kendini baskı altında hissetmekte, ekonomik ve finansal a&ccedil;ıdan b&uuml;y&uuml;k sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Dolayısıyla bu gen&ccedil;lerin hem kendi gelişimine hem de &uuml;lkenin gelişimine bir katkıda bulunmasını bekleyemeyiz. Bunun i&ccedil;in gereken refah bir ortam, temiz bir &ccedil;evre, emeklerimizin boşa harcanmadığını bilerek rahat bir &ccedil;alışma ortamı. Bunlar gen&ccedil;lere sağlandığı takdirde &uuml;lkenin gelişimine &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k oranda katkıda bulunabiliriz.</p>
<p>Kaliteli ve akılcı bir eğitim sayesinde&nbsp;topluma faydalı bir birey haline gelir ve bununla birlikte &uuml;lkenin gelişimine zemin hazırlarız. D&uuml;nyadaki itibarı artmaya başlar &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir &uuml;lkenin d&uuml;nyadaki itibarı yine&nbsp;ge&ccedil;lerin başarısına, potansiyeline ve g&uuml;c&uuml;ne bağlıdır.</p>
<p>Hepinizin bunun farkında olduğunu biliyorum, &ouml;zellikle geleceğini şekillendirmeye &ccedil;alışan&nbsp;bir gen&ccedil;seniz.</p>
<p>Burada s&ouml;ylemek istediğim şey devletin bize her ay 10 000 tl finansal yardımda bulunması&nbsp;değil. Refah bir ortam, temiz bir &ccedil;evre, kendimizi baskı altında hissetmeden, geleceğimiz i&ccedil;in&nbsp;kaygı taşımadan, milli paramızın her ge&ccedil;en g&uuml;n değer kaybetmediği daha g&uuml;zel bir d&uuml;nyada&nbsp;kendi gelişimimize odaklanarak topluma faydalı bir hizmet vermek. Umarım bunun &ouml;nemi&nbsp;anlaşılır ve gelecekte bizi bekliyor olan zor g&uuml;nlerin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilir.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anlatabilir miyim sana, seni</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anlatabilir-miyim-sana-seni</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anlatabilir-miyim-sana-seni</guid>
<description><![CDATA[ Karşına biri çıksın istiyorum,  senin yeni sen olabilmeni sağlayacak biri. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_6309330854dcc.jpg" length="21590" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 26 Aug 2022 23:55:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>&nbsp;&nbsp;Nasıl anlatabilirim sana,&nbsp; anlatmayı?&nbsp; Anlamayı nasıl &ouml;ğretebilirim?&nbsp; Affetmeyi nasıl sevdirebilirim?&nbsp; Bilmiyorum. Merak ediyorum,&nbsp; yine ve yeniden.&nbsp; Bir &ccedil;ok şeyi sende ki &ccedil;ok şeyi. Yanlış mı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum?&nbsp; Seni merak etmek yanlış mı?&nbsp; Doğrusunu &ouml;ğretebilir misin?&nbsp; Ben bug&uuml;nlerde şunu sorguluyorum,&nbsp; sana verdiğim değer sana y&uuml;k m&uuml;?&nbsp; Bundan mı bu tavırların?&nbsp; Ahh!&nbsp; Ne &ccedil;ok sorularım var yine,&nbsp; sorgulanması ve yargılanması gereken bir &ccedil;ok soru?&nbsp; &nbsp;Cevapları bulabilir miyim bilmiyorum ama karşına birinin &ccedil;ıkmasını &ccedil;ok istiyorum.&nbsp; &Ouml;yle biri &ccedil;ıksın ki karşına,&nbsp; sen inan bu insanlıktan nasibini almamış canlılar arasında ger&ccedil;ekten 'insan'&nbsp; olanların varlığına.&nbsp; Affet istiyorum,&nbsp; i&ccedil;indeki yaraların sebeplerini affet.&nbsp; Affet,&nbsp; sana g&ouml;zyaşı d&ouml;kt&uuml;renleri. Sonra g&uuml;ven,&nbsp; sıradan bir g&uuml;ven olmasın bu,&nbsp; sırtını ona yaslan ve sırtının yerle buluşursa bir g&uuml;n de ki 'o sırtını &ccedil;ekmişse benden yerin &ccedil;i&ccedil;eği vardır'&nbsp; de,&nbsp; bunu diyebil.&nbsp; Değer ver,&nbsp; d&uuml;ş&uuml;ncelerine bile değer ver.&nbsp; &Ouml;yle bir değer olsun ki bu d&uuml;ş&uuml;ncelerin bir s&uuml;re sonra acısını senden alsın.. Ve son adım sev.&nbsp; Sevgin onu sevmeyi sevsin ve sen,&nbsp; onu severken sevmeyi sev...</i></b></p>
<p><b><i>&nbsp; &nbsp; Karşına biri &ccedil;ıksın istiyorum,&nbsp; senin yeni sen olabilmeni sağlayacak biri.&nbsp;&nbsp;</i></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SONUN GİRİŞİ NE TARAFTAN?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sonun-girisi-ne-taraftan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sonun-girisi-ne-taraftan</guid>
<description><![CDATA[ Sanki sonsuz bir hayata sahip gibi yaşıyoruz. Elbet bir gün, sonsuz olmadığını anlayacağız. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_63092b3aebff4.jpg" length="32311" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 26 Aug 2022 23:21:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Son, bir gün, gelecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><em>Bir g&uuml;n inşallah diye ge&ccedil;irdiğimiz her g&uuml;n aslında bug&uuml;n değil midir? Yarını g&ouml;receğimizin garantisi bile yokken nasıl s&ouml;ze bir g&uuml;n diyerek başlayabiliriz. Hatta yarını bırakın bir saniye sonrası bile belli olmayan bu hayatta niye &ccedil;oğu şeyi erteliyoruz. Evet bazen bazı durumlarda iyi oluyor ama &ccedil;oğu şeyi ertelemek ne kadar doğrudur ki?</em></p>
<p><em>Sanki sonsuz bir hayata sahip gibi yaşıyoruz. Elbet bir g&uuml;n, sonsuz olmadığını anlayacağız. Anlayacağız da peki ya ge&ccedil; kalırsak o zaman ne olacak? Yaptığımız ya da yapacak olduğumuz şeylerin geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; var mı ki?</em></p>
<p><em>Sona yaklaşmaktayken uzakmış gibi davranışlar sergiliyoruz. Kısa s&uuml;reli hayat s&uuml;zgecinde sonu belirsiz iken gelecek hakkında s&ouml;zler vermek ne kadar doğru?</em></p>
<p><em>Yarın yokmuş gibi davranmak ne kadar yanlış ise gelecekten s&ouml;zler vermek o kadar yanlış. Veyahut ikisi de bir o kadar doğru. Adım atarken yarını d&uuml;ş&uuml;nelim ama uzun s&uuml;re sonrası i&ccedil;in s&ouml;zler vermeyelim. Başlangı&ccedil; &ccedil;izgisinden ilerlerken doğru adımlar g&uuml;zelleştirir hayatı.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adımların Ahengi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/adimlarin-ahengi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/adimlarin-ahengi</guid>
<description><![CDATA[ Tüm çabamız hayatın içinden geçip ulaşmak hayatın kaynağına. Müziğini keşfedip dansına ortak olabilmek her sokağın. Her adımı bilinçli ve uygun stmak her sokakta.

Şimdi böyle dümdüz değil de sağa sola kıvrılıp ahengi yakalamak maksat.

Misal, adımların kimi zaman rengarenk bisiklet tekerleğini çeviren kahkahalar kadar şen. 
Kimi zaman ise uzayıp giden uçsuz bir sokakta seni karşılayan kapalı kapılar kadar mahzun düşsün yere. Adımların bazen heybetli ve vakur duruşuyla sokağı temsil eden eski bir okul binası kadar canlı bazense bir sokak lambasının aydınlattığı insansız kaldırım taşları kadar ürpertici ve donuk olsun. 
Fakat sen hep aynı kal en iyi insan olmak adına verdiğin uğraşa, değişse de tonları renginin. Mükemmel olmanın ve dehayı aramanın aksine gönlün ve zihnindeki dengenin ahenginde yakala mutluluğu. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630a15a9ebeea.jpg" length="61994" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 26 Aug 2022 01:04:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kalender</dc:creator>
<media:keywords>Ahenk, adımlar, hayat, arasokaklar, müzik, ritim, mutluluk</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>İyilik işçisi…</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iyilik-iscisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iyilik-iscisi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_630695d8eb466.jpg" length="37504" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 25 Aug 2022 00:19:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>siirsel__sanat</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Omuzlarımın iki tarafından da sarkan, sıkı sıkıya &ouml;r&uuml;lm&uuml;ş peliklerim vardı. U&ccedil;larında iki kırmızı fiyonk kurdele. &Ouml;nleri g&uuml;neşten yarı a&ccedil;ılmış rengi ile, yeni uzamakta olan ve peliğimin i&ccedil;ine girmeyi reddeden o &ccedil;ıkıntı kahk&uuml;llerim.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Beyaz puantiyeli- kırmızı- karpuz kol elbisem ile taş &ccedil;atlasın beş- altı yaşlarında bir prensestim. Ayakkabılarım kırmızı rugandı,&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Nasıl bir sevin&ccedil; ile uyandığımı, d&uuml;n gibi anımsıyorum, Bayram olmuştu sonunda, ne &ccedil;ok beklemiştim geceleri- g&uuml;nleri sayarken.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Uyanır uyanmaz cicilerimi giydiğim i&ccedil;in, bir yerine bir şey&nbsp;<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>olmasın diye kahvaltı bile yapamamıştım. Annem ağzıma bir dilim ekmeği zorla sıkıştırmıştı, zor yuttuğumdan hala anımsıyorum.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Evdeki herkesle bayramlaşıp hızlıca mahalledeki komşu olan arkadaşlarla birlikte bayrama &ccedil;ıkardık, kapı kapı gezerek şeker ve bayram har&ccedil;lığı toplardık.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Ara sıra annemin seslenişini hatırladığıma g&ouml;re, gecekondu evlerden oluşan mahallemizde uzaklaşmamış olduğumu iyi biliyordum.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Kapısı yan mahallede olan, bizim tarafa da odanın bir camı denk gelen bir ev vardı, yaşlı teyze ve oğlu otururdu bu evde. O g&uuml;n camı &nbsp;aralayarak beni &ccedil;ağırdı &ldquo; Sen ne tatlı olmuşsun &ouml;yle bakiim&rdquo; diyerek elini uzattı, bende saygıda kusur etmeden &ouml;pt&uuml;m tabii.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&ldquo;Har&ccedil;lık veren oldu mu sana yavrum? &ldquo;&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Diye sorarken, hi&ccedil; bilmediğim ve daha &ouml;nce hi&ccedil; g&ouml;rmediğim k&uuml;&ccedil;&uuml;k-beyaz- demir bir kutu uzattı. &ldquo; Bu nedir teyze &ldquo; diye soracakken&nbsp;<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>ne soracağımı bilir bir eda ile &ldquo;KUMBARA bu yavrum&rdquo; dedi.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Daha &ouml;nce hi&ccedil; g&ouml;rmemişim tabii bu y&uuml;zden g&ouml;z&uuml;m hep kumbaramda, &ldquo; Bu Kumbaranın i&ccedil;ine para koyabilir onları biriktirebilirsin, ama ben senin yerinde olsam iyilik biriktirirdim, hemde bol bol &ldquo; Dedi. Aniden şaşırarak g&uuml;ld&uuml;m &ldquo; ya teyze iyilik hi&ccedil; biriktirilir mi ? &ldquo;&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&ldquo; tabi &ldquo; dedi namaz baş&ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml; d&uuml;zelterek,&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&ldquo;Asıl iyilik biriktirilir, iyilikler g&ouml;r&uuml;nmez olduğu i&ccedil;in de Kumbaran asla dolmaz, hatta yanına kazandığın har&ccedil;lıklarını bile koyabilirsin.&rdquo;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Nasıl şaşkınım anlatamam o an, elimde b&uuml;y&uuml;l&uuml; bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k kutu tutuyor hissi belirdi i&ccedil;imde, &uuml;rperdim, hemen herkese g&ouml;stermeliyim diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, yaşlı teyze hayatımı o bayram sabahı değiştirecek olan teklifini anlatmaya başladı.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&ldquo; Bak yavrum sen &ccedil;ok iyi bir &ccedil;ocuğa benziyorsun, bu iyilik ve har&ccedil;lık Kumbarasını doldurmana yardım edebilirim, ne dersin ? &ldquo;&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&ldquo; Ger&ccedil;ekten mi ? &ldquo; diyerek parladı g&ouml;zlerim, &ldquo;Ama nasıl ? &ldquo; diye devam ettim heyecanla&hellip;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&ldquo; Her g&uuml;n bir iyilik yap ve ertesi sabah saat yedide ben buraya, bu camın pervazına senin i&ccedil;in beş kuruş bırakayım, ama ka&ccedil;amak yok her g&uuml;n mutlaka bir iyilik yapmış olman gerekiyor anlaşıldı mı ?&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Anlaşılmaz mıydı ? &ldquo;Hemde nasıl anlaşıldı&rdquo;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Derken sesim istemsizce &ccedil;ığlık edasında &ccedil;ıktı.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Elimle ağzımı kapattım kibarlığa d&ouml;neyim diye, &ldquo; Haydi yavrum yarın sabaha yedide burada ol, unutma sen artık bir iyilik iş&ccedil;isisin ve &ccedil;alışıyorsun, işe ge&ccedil; kalma&rdquo; diyerek pencereyi yavaş&ccedil;a kapattı.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Elimde Kumbaram bilmiş bilmiş y&uuml;r&uuml;yorum eve doğru usulca sayıklıyorum arada, İYİLİK İŞ&Ccedil;İSİ- İYİLİK İŞ&Ccedil;İSİ diye.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Eve girdiğimi bile anlamadım annem soru sorana kadar &ldquo; Nerdesin sen ? Sesleniyorum duymuyorsun, bu elindeki ne ? Kim verdi bu Kumbarayı sana ? &ldquo;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&ldquo; &Ccedil;ıkmaz sokağın başındaki pencerede oturan teyze var ya o verdi, artık &ccedil;alışıyorsun, her g&uuml;n bir iyilik yap ertesi sabah beş kuruş kazan dedi, ben de babam gibi &ccedil;alışıyorum artık anne &ldquo; dedim, ve der demez evdeki herkes g&uuml;lmeye başladı, annem &ldquo; hay Allah ! Seni de mi diğer &ccedil;ocuklar gibi sevindirdi, o b&ouml;yledir herkes sevinsinsin ister, ister dee nereye kadar &ccedil;ok merak ediyorum &ldquo; diye g&uuml;lerek mutfağa y&uuml;r&uuml;d&uuml;, g&uuml;ls&uuml;nlerdi hi&ccedil; &ouml;nemli değildi.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">O g&uuml;n yemeğimi ilk defa &ccedil;atal bı&ccedil;ak kullanarak yedim, hemde hi&ccedil; d&ouml;kmeden,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Tabağımı lavaboya koyup ellerimi g&uuml;zelce yıkadım. Daha &ouml;nce annem veya ablam yedirirdi. Oyuncaklarımı topladım, annem ve herkes ne derse onu yaptım. Asi yanı ağır basan, inattan a&ccedil; yatan, annemin elini tutmayıp &ldquo;b&uuml;y&uuml;d&uuml;m artık&rdquo; diye pazarda kaybolan, ve bunun gibi bir &ccedil;ok yaramazlıklarla ev halkını &ccedil;ılgına &ccedil;eviren bir &ccedil;ocuk olarak epey zorlanmıştım. Ama sonunda beş kuruş vardı değil mi ?&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Ertesi sabah geceliklerimle koştum teyzenin camına, cam kapalıydı ama teyzenin s&ouml;z verdiği gibi, oradaydı beş kuruşum. Kumbarama &ouml;zenle attım, g&ouml;z&uuml;m teyzeyi aradı ama g&ouml;remedim, evinin i&ccedil;inde bir telaş, bir koşuşturma, bir s&uuml;r&uuml; insan vardı, cama tıklarsam birinin cevap verebileceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p minik parmaklarımla hafif&ccedil;e vurdum, bir yandan da &uuml;rk&uuml;yordum, ne bu kalabalık diye.</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Yaşlıca bir teyze elinde Kuran ile a&ccedil;tı camı &ldquo; noldu yavrum kime baktın ?&rdquo; Dedi&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">&ldquo;Şeyy burada oturan teyze varya hani o bana bu kumbarayı vermişti de ona s&ouml;z vermiştim bug&uuml;n geleceğime o y&uuml;zden geldim&rdquo; diyebildim titrek sesimle, &ldquo;ah yavrum o teyze ablam olur oğlu bankada memur ve bu kumbaralardan ona eşantiyon olarak her ay getirir o da onları hep &ccedil;ocuklara hediye eder ve onlara har&ccedil;lık verir, birde onları manevi iş&ccedil;i olarak atardı, sen ne iş&ccedil;isi oldun peki yavrum? &ldquo; ben iyilik iş&ccedil;isiydim teyze &ldquo;&nbsp;<span class="Apple-converted-space">&nbsp;</span>&ldquo; ooo &ccedil;ok zor ve &ccedil;ok g&uuml;zel bir g&ouml;revmiş yavrum, ama ablam sabaha karşı vefat etti Allah rahmet eylesin Allah ondan razı olsun &ldquo; diye ağlayarak i&ccedil;eri girdi&hellip;O an D&uuml;nya&rsquo;ya bişi oldu, her yer karardı, kızıllaştı, bulandı, elim başımda evlerin duvarlarına tutunarak eve zor gittim,</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Kumbaramın da bir kıymeti kalmadı diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p durdum uyuyana kadar&hellip;ANLAŞILAN BEN O AN B&Uuml;Y&Uuml;M&Uuml;ŞT&Uuml;M</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Sabah 6:55 &lsquo;te uyandım nedense, i&ccedil;imdeki bir his kumbaramla teyzenin evine gitmem gerektiğini s&ouml;yledi, uzun geceliğimin eteğinin bir ucunu elime alıp koştum saat 7 olmadan pencereye yaklaştığımda cam kapalıydı tabii, olsundu ama, biraz dinlenip gidicektim, sonu&ccedil;ta teyzeye s&ouml;z vermiştim, cama doğru yaklaştık&ccedil;a beş kuruşumun orada olduğunu g&ouml;rd&uuml;m, aniden g&ouml;zlerim parladı, &ldquo;teyze benim i&ccedil;in para koymaya devam ediyorsa bende iyilik iş&ccedil;isi olmaya devam edebilirim&ldquo; diye ge&ccedil;ti sevin&ccedil;le aklımdan, tam parayı kumbarama koyacakken cam a&ccedil;ıldı t&uuml;l aralandı, korkudan bir adım bile geri atamadım, bir ses beni durdurdu &ldquo; korkma tatlı kız ben o kumbarayı sana veren teyzenin oğluyum, d&uuml;n karşılaştığın kişi de benim teyzemdi bana her şeyi anlattı, bundan sonra her sabah 7&rsquo;de beş kuruşun burada olacak ve sen her g&uuml;n bir iyilik yapmaya devam edeceksin&rdquo;&nbsp;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Bu muhteşem bir haberdi, &ldquo; tamam kumbaracı abi &ldquo; diyerek eve geri koştum&hellip;</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; min-height: 19.1px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Hayatta, g&uuml;nde bir iyilik yapma karşılığında beş kuruş kazanamıyor olabiliriz&hellip;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Kimse bu iyilikleri g&ouml;rm&uuml;yor da olabilir&hellip;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">Ama yaşlı bir teyze yıllar &ouml;nce k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir &ccedil;ocuğa iyiliğin karşılıksızda yapılabileceğini &ouml;ğretti&hellip;</span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: medium; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-style: italic; font-size: 16px;">İyilik iş&ccedil;isi&hellip;kim olmak ister ?&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TEK GERÇEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tek-gercek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tek-gercek</guid>
<description><![CDATA[ Ölüm bir var bir yok değil. 
Ölüm hep vardı. 
Yanıbaşımızda bir adım. 
Her nefesimizde daha derin çektiğimiz 
İçimize.
Ölüm hatırlatan kendini. 
Genç, yaşlı, iyi kötü demeden 
Ayırt etmeden gelen 
Hep var olan. 
Ürkütücü ve çaresizlik hissettiren. 


Bugün ölüm üzerine konuşmak istiyorum. Defalarca çok yakın olduğunu hissettiren  o büyük güçten. Ölüm bir var bir yok değildi. Ölüm hep vardı ve yokluyordu bizleri. Aniden ve hissettirmeden. Ölüm ile ayrılığı tartıp da ayrılığı 50 gram fazla bulan şair yanılıyordu. Ayrılık ve ölüm eşdeğerdi acı vermekte. Bir yerlerde yaşadığını bilip görememek de acıydı, bir sonla bir daha hiç göremeyeceğini bilmek de. 
Ve çaresizlikti bunun adı. Gerçeklerin en acısı  ve acıların en gerçeği yedi. Bir gün öncesinden hayatına türkü yakan teyzem bir gün sonra ve dakikalar hatta saniyeler içinde karışabilirdi toprağa. Kimsesiz olduğumuz bu yeryüzünde Rabb&#039;e kavuşmanın verdiği huzur biraz olsun sakinleştirirdi kalplerimizi. Ebedi huzura ermek ve ağrılardan sızılardan arınmak diye bakarsak bir nebze olsun serinlerdi yüreklerimiz belki. 
Ve yitip gittiğinde anlardık canların kıymetini. Ölümü yenice ve bugün tatmışken bir ninemin söylediği mesellerdeki hayata olan dargınlığını nasıl da güzel ve isyan etmeden ifade ettiğine bakar ve şaşardım ben de. 

&quot;Gül diktim kopmadım.
Gül oldum kokmadım. 
Sözlerim söz olur da dinlenir mi? 
Meyvesiz dalın dibine gelir mi?&quot; 

Çocuksuzluk motifinin en şiirsel anlatımıdır bu dizeler. Çocuk kokusu alamayan bir teyze gül olup kokmamak ve dalından kopmamak olarak ifade eder bu acı gerçeği. Yaptığın hayırlarla ve gülen yüzünle en güzel gül oldun nenem sen. Ve kaydettiğimiz mesellerle sözlerin en hasını söyleyip dinlettin ve bak binler belki milyonlar okuyacak burada. Meyvesiz dalın dibine gelinir mi?, dedin ama bahçendeki türlü meyve ağaçlarının gölgesinde bekledi bir kalabalık ve tabutun. Cevizin gölgesinde soluklanırken son kez cansız bedenin insanlar gözyaşı döktü meyve dolu dallarının altında. 
Son yolculuğunda yalnız değildin. Sevildin ve daima sevileceksin. Unutulmayacaksın Rahat uyu... 

24.08.2022 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_63067f65f3df8.jpg" length="63079" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 24 Aug 2022 22:44:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kalender</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>NÖBET</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nobet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nobet</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_6303c82694394.jpg" length="125268" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Aug 2022 21:17:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>anlam, insan, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><span style="font-family: Aclonica; font-size: medium;">Birka&ccedil; zaman geriden geliyor beni ayakta tutan her şey. Bir kılıf bulupta uyduramıyorum hayata kendimi. Asırlarca &ouml;telere h&uuml;kmeden yanılsamalar i&ccedil;inde n&uuml;ksediyor kara &ccedil;iseler &uuml;zerime. Karşı koymak imkansıza doğru ilerliyorken bu kadar hızlı, v&uuml;cudum b&uuml;y&uuml;k isyanın g&ouml;lgesinde n&ouml;bet tutuyor. Mutluluk denen delilik yaptıklarım y&uuml;z&uuml;nden y&uuml;z&uuml;me bakmazken ben yeni yeni fark ediyorum yanlışları. Şimdi isli soluklara tabi tutulmamın nedenlerini iple &ccedil;ekeliyor zihnim karanlık kuytularına. Bir yandan da yavaş yavaş değişiyor fikirler her biri terk ediyor birbirlerini. Karmaşa da vaktimi &ccedil;alıyor kararsızlıklarım da. Ya benim bulmacalarım y&ouml;n&uuml;m&uuml; bulacak ya da k&ouml;r noktalarımda mahkum kalacak. Kendimi kandırarak yaşıyorum hayatı...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DEHLİZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dehliz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dehliz</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_63032d988fdef.jpg" length="33173" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 22 Aug 2022 10:20:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>anlam, insan, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Lobster; font-size: large;">Benim hayatımda fark denilen kavram hep vardı. Farklı olmak algısı şimdiki tanımından ziyade bende zorlukları uyandıran bir s&ouml;zc&uuml;kt&uuml;. Yani, bana sen farklısın dendiğinde var olan d&uuml;zeni reddeden anlayış i&ccedil;erisinde olmak, herkese her şeye ters d&uuml;ş&uuml;yordu. Algı her insanda bu kadar &ccedil;eşitliyken "denilenin aksine" beni yoruyordu.&nbsp; Zihinlerimizin i&ccedil;inde d&ouml;nen olay ve olguları, bir kendimize bir de&nbsp; yaşadığımız &ccedil;evreye g&ouml;re şekillenirken, aslında&nbsp; ve ger&ccedil;ek olanı yani kendimize g&ouml;re olan d&uuml;ş&uuml;nce topluluklarını , yine biz insanların oluşturduğu toplum baskısını - ki biz bu toplum baskısından &ccedil;ok m&uuml;zdaribizdir ama hala bunu kendimize yaparken olan m&uuml;zdariplik hali bitmez&nbsp; t&uuml;kenmez iken - konuşup dururuz. İ&ccedil;imizde yaşayan depremlerin oluşturduğu y&uuml;kl&uuml; sarsıntılar, hayatımızın d&ouml;n&uuml;m noktalarını zorlar. Burada ger&ccedil;ek farkı g&ouml;r&uuml;r&uuml;z . İnsan hayatı dar uzun bir ge&ccedil;ittir nihayetinde. Ruh halimiz de yaşantımızın evreleri de bu yoldan ge&ccedil;er. Bizim bu farklı yaşam &ccedil;izgimiz dehlizde s&uuml;r&uuml;klenir. Oluşturduğum soğuk kanlı kararlar cesur olmalı ki yaşantıyı dehlizden soyutlayabileyim. Herkes farkını bu yol &uuml;zerinde kanıtlar, doğruyu bilmek işe yaramıyorken , doğrular yanlışları tetiklerken "fark" doğar zihinde . Yaşam &uuml;zerinde kendini en iyisiyle oturtmaktır krallığın tahtına. D&uuml;zenin etkisine bedeninizi herkesin yaptığı farklılıkları değil zihninizin kendi farklarını &ccedil;ıkarmalı er meydanına. Zor olan kısım da burasıdır, zorluk hayatta olduğu s&uuml;rece var olanı yıkıp yerine ger&ccedil;ekleri getirmektir. Bizi dehlizde verdiğimiz m&uuml;cadelenin zorluğu yaşatır. Oradaki yaşam savaşı kişiliğimizi t&ouml;rp&uuml;ler. Ge&ccedil;tiğimiz yol &uuml;zerinde d&ouml;n&uuml;p baktığımızda &ccedil;ok daha farklı insan g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Bizim izin verdiğimiz kadarıdır değişim ve değişimin s&uuml;resi. Etkisi g&uuml;&ccedil;l&uuml; olsun&nbsp; ama her zamankinden&nbsp; aynısının dışı olan. Dehliz &uuml;zerinde fark ortaya koyulmalı ki d&ouml;nemin farkında farklı olarak farkındalaşalım. Aynı d&uuml;nyanın, tıpkısının aynısı olalım...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Muhayyel</title>
<link>https://edebiyatblog.com/muhayyel</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/muhayyel</guid>
<description><![CDATA[ Gözler az gördüğü, kulaklar az duyduğu ölçüde muhayyel gücü artar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_63029023db45c.jpg" length="30707" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 21 Aug 2022 23:04:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 17px;">(Muhayyel : Kelime anlamı hayal g&uuml;c&uuml;yle yaratılan hayal edilen..)</span> <br /><br /><span style="font-size: 17px;">Bu d&uuml;nyada seyr&uuml;sefer ederken hi&ccedil;bir zaman yalnız sayılmayız. Hayal kahramanlarımız ballı zehirden dişleriyle her zaman yanı başımızda.. O asi baş her bir hayale boyun eğer koşar da koşar başarabilmek uğruna. Mahkemesiz mahkumlarıyız bu &ouml;mr&uuml;n ha yerde ha g&ouml;kte her vakit bir muhayyel i&ccedil;erisin de bu beden. Her şeyi ge&ccedil;tim bir g&ouml;l kıyısına &ccedil;ıkavarıyor insan aynada g&ouml;remediği o halini bir suda yaşlanmış olarak g&ouml;r&uuml;yor. Ne de tatlı şimdi zihnimizin oyunları.. Her rol&uuml; &uuml;sleniriz muhayyel ile. Tepede bir kuyu yağmursuz kuru, bah&ccedil;ede bir &ccedil;i&ccedil;ek solmuş kurumuş soğukmuş susuzmuş, satırları kendine yol etmiş bir kayak&ccedil;ı ve daha bir &ccedil;ok şey. Bu kadar g&uuml;mb&uuml;rt&uuml;l&uuml;yken muhayyelin nedendir yalnızlık &ccedil;ekişin. &Ccedil;ık dolaş kafanda hayalin kadar. K&ouml;şe bucak gez tanı tanıt s&uuml;r&uuml; s&uuml;r&uuml;kle. Zorla sınırları, genişlet hudutları. Misafirperverlikten usansın beyin. O kadar hayali ağırlamaktan yorulsun.&nbsp; B&ouml;ylelikle hayatı kendi g&ouml;z&uuml;nden g&ouml;r ilk defa. Bakınca g&ouml;rebiliyormuşum demek ne kadar g&uuml;zel olsa gerek.. O anki ellerinden d&ouml;k&uuml;lecek şiirler, y&uuml;reğinden kelimeler kim bilir kimlere dokunacak. Hayal kahramanların kimlere yoldaş arkadaş olacak.. Muhayyel bir hayatta tekrardan yaşama tutunmak...</span><br /><span style="font-size: 17px;">&Ccedil;abalamak bal&ccedil;ıklardan kurtulana dek </span><br /><span style="font-size: 17px;">&ouml;mr-i muhhayel misali.. Ne demişler hem </span><br /><span style="font-size: 17px;">G&ouml;zler az g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, kulaklar az duyduğu &ouml;l&ccedil;&uuml;de&nbsp;</span><span style="font-size: 17px;"><b>muhayyel </b></span><span style="font-size: 17px;">g&uuml;c&uuml; artar.</span><br /><!--/data/user/0/com.samsung.android.app.notes/files/clipdata/clipdata_bodytext_220821_230243_713.sdocx--></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sabır</title>
<link>https://edebiyatblog.com/DilaraEsen%C3%9Cst%C3%BCnda%C4%9F-3435</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/DilaraEsen%C3%9Cst%C3%BCnda%C4%9F-3435</guid>
<description><![CDATA[ Sabır… ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fe0057121e6.jpg" length="42776" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 18 Aug 2022 12:08:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilara Esen Üstündağ</dc:creator>
<media:keywords>Sabır, ömür, mutluluk, deneme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">Hayatımız boyunca ihtiyacımız olan en b&uuml;y&uuml;k şey; sabır. Zorlandığımızı hissettiğimiz her an, d&uuml;ş&uuml;p kalkamadığımızı hissettiğimiz her saniye ve bir t&uuml;rl&uuml; yoluna koyamadığımız işlerin d&uuml;zelmesini beklediğimiz her dakika. Aslında bir &ouml;m&uuml;r&hellip;&nbsp;</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; min-height: 22px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;"></span></p>
<p class="p1" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;">&Ouml;m&uuml;r boyu en &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyduğumuz en kıymetli ş&uuml;k&uuml;rd&uuml;r sabır. Her insanın beceremediği, dayanamayıp isyan bayrağını &ccedil;ektiği en yegane duygudur. Sabredemeyip isyan ettiğimiz her an bizi b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;ıkmaza s&uuml;r&uuml;klerken sabredip en g&uuml;zelini dilememiz bizi aydınlığa ulaştırır.&nbsp;</span></p>
<p class="p2" style="margin: 0px; font-stretch: normal; font-size: 17px; line-height: normal; min-height: 22px; -webkit-text-size-adjust: auto;"><span class="s1" style="font-family: UICTFontTextStyleBody;"></span></p>
<p><span style="font-family: UICTFontTextStyleBody; font-size: 17px; -webkit-text-size-adjust: auto;">&ldquo;Aydınlığa ulaşmak bu kadar kolaysa neden sabretmek bu kadar zor?&rdquo; diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Aslında sabrın &ouml;z&uuml; burda başlar. Meşakkatli yolu isyansız ge&ccedil;irebilirseniz ne mutlu size! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sabrın &ouml;z&uuml;; kalpten inanmak ve o sonu gelmeyecekmiş gibi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z yolun sonunda en g&uuml;zeline ulaşacağımız i&ccedil;in taşlı yollardan ge&ccedil;tiğimizi d&uuml;ş&uuml;nmektir. Velhasıl kelam; eğer sabretmeyi &ouml;ğrenirseniz her mutluluk ayağınızın dibine yer edinecektir&hellip;</span><span style="font-family: UICTFontTextStyleBody; font-size: 17px; -webkit-text-size-adjust: auto;">&nbsp;&nbsp;</span><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x_62fe00573af5c.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Neşe Ağacı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nese-agaci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nese-agaci</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fcf0970d789.jpg" length="124839" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 17 Aug 2022 16:44:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>neşe, umut, huzur, duygular, hayaller, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr" style="line-height: 1.3800000000000001; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">Neşe ağacıdır onun adı. Ne zaman baksan etrafında onlarca insan vardır. Yaşam enerjisini kaybetmiş, yeni umut ışığı arayan ve soluğu bu ağacın yanında alan insanlar topluluğu.&nbsp;</span></p>
<p><b style="font-weight: normal;" id="docs-internal-guid-1bbc693a-7fff-51be-8c20-92d4fa34551a">&nbsp;</b></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.3800000000000001; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">G&ouml;vdesi olabildiğine geniş ve upuzun. Sanki yanına gelen herkese kucak a&ccedil;abilmek i&ccedil;in&nbsp; bu şekildeymiş gibi.</span></p>
<p><b style="font-weight: normal;">&nbsp;</b></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.3800000000000001; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">Dalları &ccedil;ıt kırıldım biraz. İnsanların sa&ccedil;larının&nbsp; arasından ge&ccedil;irip sa&ccedil;larıyla oynamak ve onları huzurlu hissettirebilmek i&ccedil;in bence.</span></p>
<p><b style="font-weight: normal;">&nbsp;</b></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.3800000000000001; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">Yaprakları renk renk. Kimin hangi renge sevdası olduğunu bilmediğinden serpiştirivermiş eline ge&ccedil;en her renkten bir par&ccedil;a.</span></p>
<p><b style="font-weight: normal;">&nbsp;</b></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.3800000000000001; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">Duruşu, hareketi, konuşması, suskunluğu, tebess&uuml;m&uuml; kısaca baştan aşağıya her şeyiyle neşe kaynağıdır bu ağa&ccedil;.</span></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.3800000000000001; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">G&ouml;vdesine yaslanan, yaprakları altında uzanıp g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; izleyen her insan bitmez bir neşeyle dolar garip bir şekilde.&nbsp;</span></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.3800000000000001; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">Vakti zamanında gen&ccedil; bir delikanlı keşfetmiş bu ağacı. Ve ne zaman neşesini kaybetse buraya gelmiş. Yaş kemale erip y&uuml;r&uuml;yemeyecek hale gelene kadar s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;ş buraya gelmeyi. En son Neşe ağacı ona kendi dallarından en g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve kuvvetlisini hediye etmiş. "Bana gelemesen bile benden bir par&ccedil;ayı taşı yamacında. Sana hep neşe versin." demiş. O andan sonra o yaşlı amca o kocaman daldan kendine bir baston yapmış ve hep yanında taşımaya başlamış ve kendince bu ağaca Neşe ağacı demeye başlamış.</span></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.3800000000000001; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">O yaşlı amcanın adı da Umut'tur. Umut dede. Bir keresinde bu ağacın g&ouml;lgesinde dinlenirken bana bu hikayeyi anlatmıştı. O zamandan beridir bende hep bu ağaca gelir Neşe dolarım.&nbsp;</span></p>
<p><b style="font-weight: normal;">&nbsp;</b></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.3800000000000001; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">Bir kere bile neşesi kalbinde yeşermiş her insan bu ağacı g&ouml;rebilir. Uzaklarda değil kalbinizde g&ouml;rebileceğiniz bir ağa&ccedil;tır.</span></p>
<p></p>
<p dir="ltr" style="line-height: 1.3800000000000001; margin-top: 0pt; margin-bottom: 10pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">&nbsp;Neşeniz bol ağacınız g&ouml;rkemli olsun her zaman.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman'; color: #000000; background-color: transparent; font-weight: 400; font-style: normal; font-variant: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hacerü&amp;apos;l Esved</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hacerul-esved</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hacerul-esved</guid>
<description><![CDATA[ Melamet hırkasını uzatanlara ben bu soğukta sıcakladım diyebilmek asıl mesele.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62fbf0735bf56.jpg" length="113159" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 16 Aug 2022 22:31:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Esved anlamca siyah taş demektir. Hacer&uuml;'l Esved Kabe'de bulunan semavi bir taştır. Rivayetlere dayanarak s&ouml;ylemek gerekirse; Hazreti İbrahim Kabe'yi yapmak i&ccedil;in Hz İsmail'den bir taş istemiştir fakat Hz İsmail taş bulamadığı i&ccedil;in geriye boş d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;r. Hz İbrahim'e Cebrail tarafından bir taş verilir bu taş cennetten geldiği s&ouml;yleniyor ve d&uuml;nyaya geldiğinde s&uuml;tten bile beyazdır. Sonralarda Ademoğullarının hatalarıyla g&uuml;nahlarıyla karardığı s&ouml;yleniyor. Nuh tufana sırasında Kabe sular altında kalınca bu taş Ebu Kubeys dağında mevcudiyetini s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; izah edilir. Bu taşın siyah olarak kalması bir ibretlik halidir yani işlenen g&uuml;nahlar cennetten gelen bir taşı karartırsa insan kalbini ne hale sokar. Kur'an'da ge&ccedil;tiği gibi insan kendi şeytan ile baş başa kalmamalı. Sevda da anlamca siyah kara demektir. Kara Sevda da buradan gelir bağdaştıracak olursak insan d&uuml;nyevi tutkularıyla taş gibi kalbini karartmamalı bir nesneye maddeye tutkuyla bağlanmak insanı, daha doğrusu terbiyesiz olan bu nefsi yoldan &ccedil;ıkarır. Bundan dolayı nefsin &ccedil;ıktığı yolda kararır. D&uuml;nyevi işlere dozunda kendini vermeli insan kalbinin yolunu ikinci bir d&uuml;nyasını karartmak i&ccedil;in kendini aklayıp paklamalı. Kelimelere s&uuml;zge&ccedil;ten ge&ccedil;irilmesi hayatsal kurallara riyakat edilmesi hepsini ge&ccedil;tim nefsimize karşı biraz sağır olmak bile yeterli olacaktır. Melamet hırkasını uzatanlara ben bu soğukta sıcakladım diyebilmek asıl mesele..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>RÜZGAR YANSIMASI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruzgar-yansimasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruzgar-yansimasi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f606d4193bb.jpg" length="35099" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 12 Aug 2022 10:53:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>anlam, insan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; text-align: justify;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="line-height: 17.12px; color: #000000; font-family: Kalam, serif;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-size: large;">Bu devrin bilinmez zamanları i&ccedil;inde kaybolan ufak ruhlardan biriydi benim d&uuml;şlerim ama hep bir terslik vardı gidişlerinde . Etkileyici olması dışında inanılmazdı bu ger&ccedil;ekten inanılmaz olduğu i&ccedil;in b&ouml;yleydi . Ve hafife alınamayacak olan gizli duvarlar . İnsanlar arasında bir s&uuml;r&uuml; boşluk vardı bu y&uuml;zden,&nbsp; kim ve her ne gelirse gelsin dolmayacak boşluklar . Kimseye g&ouml;r&uuml;nmeden bu duvarlara tırmanırdı g&uuml;&ccedil;l&uuml; olanlar&nbsp; , bazısı da sancılar i&ccedil;inde kıvranır acıyla beklerdi&nbsp; . Arada ki g&ouml;r&uuml;nmez bağlardan ince iplikle tutturulmuş k&uuml;&ccedil;&uuml;k sevgi &ccedil;emberlerine sahipti insanoğlu&nbsp; zaten eğer bu sevgi &ccedil;emberleri olmuş olmasaydı tamamen hayal kırıklığına d&ouml;n&uuml;şecek bir yığın d&uuml;ş kalırdı geriye . İki insanın birbirini sevmesi durumu tamamlanma hissiyatının en b&uuml;y&uuml;k ihtiyacıydı . Aşk bunların en g&uuml;zeli denilebilir miydi o zaman ? Evet ? Ya da hayır ? A&ccedil;ık&ccedil;ası bunu bilmek olduk&ccedil;a zordu d&uuml;nyanın en anlaşılması zor olan yaratığıydı insan , ger&ccedil;ekten de b&ouml;yleydi bu . En g&uuml;zel ger&ccedil;eklik yanında olandı, u&ccedil;larına mum iliklenmiş giz dolu kelebek yuvaları gibi . Masumluğu ve yeniden doğuşun anlamını veren kelebek , mum ise&nbsp; onun bir g&uuml;n i&ccedil;inde &ouml;l&uuml;p gitmesini temsil ederdi . Beni yanıltan onun sevgisiydi . &Ccedil;ok &uuml;st&uuml;ne d&uuml;şmenin zararını tadıyordum bu y&uuml;zden şimdilerde, bir hikaye kitabını &ccedil;ok sevip kaybetmek gibi , sanki devamı hi&ccedil; gelmeyecekmiş gibi . Acı ama bir yandan da ger&ccedil;ek olan bu . Karşıma &ccedil;ıkan bu engellerden nasıl kurtulurumdan ziyade nasıl başımı belaya sokarım &ccedil;abasıydı aslında, ne kadar sa&ccedil;ma değil mi ? Elimde olmayan nedenlerden &ouml;t&uuml;r&uuml; su&ccedil;lanıyordum her zaman &nbsp;. Ben Akis . Z&uuml;mr&uuml;t Kayasının yansıması . Herkesin &ouml;teki tarafı yalnız ve karanlık ge&ccedil;itlerin &ccedil;ocuğu . Bir boşluk bir ger&ccedil;ekliğe aşık olabilir miydi ? İşte beni yanıltan bu sorunun acımasızlığıydı . Aradığım g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n h&uuml;zn&uuml;yd&uuml; aradığım denizin en dibiydi aradığım kendim gibi bir yansıma bulmaktı . Buldum da hem de &ccedil;ok acıyarak buldum . Sevinemeden , kırılıp d&ouml;k&uuml;lerek , sancılı bir şekilde buldum . Neydik ki biz , kimdik ,neredeydik kimin &ccedil;ocuklarıydı bizimle yarışan ? Biz kime bağlıydık ?&nbsp; Bilmeden bir &ouml;mr&uuml; t&uuml;ketmiş gibi yazarak bir hatıranın soluk yapraklarındaydım. Kendimi bulacağım derken iyice kaybolmuştum aynaların i&ccedil;inde . Yansımalarım tersine d&ouml;nm&uuml;ş istediğim yere gelememiştim , her şey onun su&ccedil;uydu , tek ger&ccedil;eğin . Tek ger&ccedil;eğim . U&ccedil;urtma ve r&uuml;zgar aşkı , karşı konulamaz bir yıkımdı getirdikleri . &Ccedil;ok dayanamadan kayboldu gitti k&uuml;lleri hi&ccedil;le beraber bana kalan da bir esintiden ibaret g&ouml;zyaşı idi .<span data-original-tag="O:P"></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; text-align: justify;"><span data-original-tag="O:P"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-size: large;">&nbsp;</span></span></p>
<p><span data-original-tag="O:P"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-size: large;">&nbsp;</span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Otobüs</title>
<link>https://edebiyatblog.com/otobus</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/otobus</guid>
<description><![CDATA[ Daha da aklın o durakta kalmasın ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f55bf34e87c.jpg" length="50710" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 11 Aug 2022 22:48:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kasım Çiçeği</dc:creator>
<media:keywords>Şöför yolucu durak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Belediye otob&uuml;s&uuml;ne ilk duraktan bindim benle birlikte bir ka&ccedil; kişi vardı şof&ouml;r&uuml;n dahilinde, o bir ka&ccedil; kişi ile ilerliyoruz ama diğer koltuklar boş, dolacağı muhakkak ki otob&uuml;s her durakta durduk&ccedil;a dolmaya boş koltuktan ziyade adım atacak yer kalmamıştı, hatta birbirine karışmış ter ve parf&uuml;m kokuları sıcak bunaltıcı hava(sızlık) sıkılmaya daralmaya ve bir an &ouml;nce varacağım yere gelip inmek istiyorum tek dileğim bu.</p>
<p>Bu durumu birazda insanoğlunun hayatına benzettim d&uuml;nyaya geldiğimiz zaman tek başımızaydık,ş&ouml;f&ouml;r&uuml; bizi d&uuml;nyaya getiren o eşsiz varlık farzedersek diğer binip inen yolcularda hayatımıza giren insanlar olarak d&uuml;ş&uuml;nsek, bazılarının inmesi otob&uuml;sten sizin hayatınızdan &ccedil;ıkması sizin i&ccedil;in en g&uuml;zel olanıdır belkide,yer a&ccedil;ılır genişler hayatınız, ferahlarsınız.</p>
<p>Bazıları ise rahatsız etsede sizi sinirlendirip kızdırsada, onu otob&uuml;sten indirmenizin imkanı yoktur, taaki istediği durağa geldiğinde inene kadar.Bir de şu varki sevdiğimiz muhabbet kurduğumuz insanın vaktinden &ouml;nce inmesi (bize g&ouml;re)&ccedil;&uuml;nk&uuml; o inmesi gereken durakta indi ve hayatından &ccedil;ıktı daha da aklın o durakta kalmasın artık.Yeni yolculuklar yeni yoldaşlar her biri ayrı değerli ayrı kıymetli almanız gerekeni alın ve gerisini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden yolunuzun tadını &ccedil;ıkarın ne zamana kadar mı...</p>
<p>Ş&ouml;f&ouml;r otob&uuml;sten inene kadar</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SANI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sani</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sani</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f4cbd7c634e.jpg" length="27027" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 11 Aug 2022 12:33:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gecesizsaye</dc:creator>
<media:keywords>anlam, insan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="color: #000000; font-style: normal; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; font-weight: 400; letter-spacing: normal; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration-thickness: initial; text-decoration-style: initial; text-decoration-color: initial; font-family: Righteous; font-size: large;"></span></p>
<div class="separator" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="color: #000000; font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; font-style: normal; font-variant-ligatures: normal; font-variant-caps: normal; font-weight: 400; letter-spacing: normal; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px; -webkit-text-stroke-width: 0px; text-decoration-thickness: initial; text-decoration-style: initial; text-decoration-color: initial; clear: both;"><span data-keep-original-tag="false" data-original-attrs="{&quot;style&quot;:&quot;&quot;}" style="font-family: Righteous; font-size: large;">Hayat baştan sağma olunca belli ki i&ccedil;inde yaşayan insanda baştan sağma oluyordu ya da bilmiyorum belki de hayata adamadığımız şeylerden &ouml;t&uuml;r&uuml; bir t&uuml;r akıllandırma kamplarında &ouml;ğrenmeye de &ccedil;alışıyor olabilirdik doğruları . Belli ki hayat baştan sağma değildi &ouml;yleymiş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu sığ zihinlere bu sanı oyunuyla . Adlandıramadığımız şeylerden sorumlu olsakta cevabı bulamadıktan sonra endişesi de bir zaman sonra kayboluyordu . Ne kadarda bilinmez değil mi ? Evet, buradaki anlamlandıramadığımız ger&ccedil;eklik olgusu ya da ş&uuml;phe ya da ne isim koyulabilirse işte doğru oydu . İnsan ne i&ccedil;in yaşar ? Kim i&ccedil;in var ? Her hareketinin kişiye hitap etmesi ya da nasıl hitap ettiği de değil bu &ccedil;abanın anlamının var olması , işte bence insanı insan yapan tam olarak buydu. Bir r&uuml;zgarın peşine d&uuml;şen de bir kediye aşık olan da Yaratıcıya duyulan en i&ccedil;ten sevgi de &ccedil;abanın en g&uuml;zeliydi ama maalesef her insanın odak noktası g&uuml;zellik değildi . Bizi bu noktada ayrıştıran karakterlerimiz ve hayattan beklentilerimizdi . K&ouml;t&uuml; ve iyi diye iki kategoriye ayrılıyorduk bizi arafa d&uuml;ş&uuml;ren bazen d&uuml;ş&uuml;nceye karşı yenik d&uuml;şmemizdi bu hem iyinin hem de k&ouml;t&uuml;n&uuml;n ikilemiydi tıpkı iyi ve k&ouml;t&uuml; gibi . Arada kalanların bir yeri yoktu genelde boşlukta kalıp devam etmeye &ccedil;alışıyorlardı bir şekilde ya da &ccedil;ok acele karar verip istemedikleri tarafa yuvarlanıyorlardı ki bu en k&ouml;t&uuml; se&ccedil;enekti. Se&ccedil;imlerin zorluğu kişiliği zedeler ve ruhta &ccedil;atlaklar oluşur bu &ccedil;atlaklar kişinin azmi ve isteği karşında kapanır eğer kapatamazsa geri d&ouml;n&uuml;lemez bir yola girilir , insan &ouml;yle olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r fakat bu ger&ccedil;ek değildir . Beyin ve kalp &ccedil;oğu kişinin sandığının aksine birlikte &ccedil;alışabilir . Bu işbirliği sonucu insan d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; k&ouml;t&uuml; durumlardan kurtulabilir . Ve burada bahsettiklerimin tersinde bazen bazı durumlara veya durum gibi g&ouml;z&uuml;ken bir değeri olmayan boşluklara anlam y&uuml;klemek yerine arafta biraz zaman ge&ccedil;irmek iyi gelebilir . Kim bilir belki de insan &ouml;z&uuml;n&uuml; , doğruyu ve ger&ccedil;eği tam arada bir yerdeyken bulabilir .</span></div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GİDENE Mİ ZOR KALANA MI ?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gidene-mi-zor-kalana-mi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gidene-mi-zor-kalana-mi</guid>
<description><![CDATA[ Gitmekte zor kalmakta . ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f207407dff0.jpg" length="66968" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 11 Aug 2022 10:06:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>TrFerhat4913</dc:creator>
<media:keywords>Kalmak, gitmek, anı, hatıra, sohbet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gitmek yada kalmak bir se&ccedil;imdir ama geride kalanları d&uuml;ş&uuml;nmeden yapılıyorsa burda bir sıkıntı var.Bıraktıklarını hi&ccedil; mi sevmedi yada hi&ccedil; g&uuml;venmedi mi ? Bu soru tam bi muamma ama geride kalanlar i&ccedil;in zor onunla birlikte ge&ccedil;irilen vakit ,sohbet cidden hi&ccedil; anlamı yokmuş.Siz siz olun fazla sevgi beslemeyin malesef bir kalemde siliniyor.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kadercilik Üzerine</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadercilik-uzerine</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadercilik-uzerine</guid>
<description><![CDATA[ İnsanlar neden kadare inanır? Kadere inanıp potansiyelini heba eden insanlar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f140fa53d61.jpg" length="56029" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 08 Aug 2022 20:00:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zülfükar Utkan</dc:creator>
<media:keywords>İnanç, kader, potansiyel</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nya'yı sadece zekiler y&ouml;netir. Y&ouml;netilenler ise her şeyden habersiz, kader diye kendini avutur.&nbsp;</p>
<p>Kadere inanıyor olabilirsiniz. Doğduğumuz yeri ve ailemizi kendimiz se&ccedil;emiyoruz evet ama&nbsp;hayatımızın ipleri bizim elimizdedir. Karşımıza bir engel &ccedil;ıktığında o engeli aşıp yeni fırsatlar&nbsp;yaratmak yerine bu engeli kader diye adlandırmak &ccedil;ok daha kolay olacaktır. İşte bu y&uuml;zdendir&nbsp;ki insanlar kadere kolaylıkla inanabiliyorlar. Başımıza gelen olayların sadece %10'u&nbsp;kontrol&uuml;m&uuml;z dışında gelişir, geri kalan %90'ı ise başımıza gelen bu olaylara nasıl tepki&nbsp;verdiğimizle ilgilidir. Yani kaderimizi kendimiz yaratırız. Bir yıl sonraki hayatımızı, bug&uuml;n ne&nbsp;yaptığımız belirler, kader değil.</p>
<p>Tamamen kaderciliğe başvurursanız eğer kendi potansiyelinizi heba edersiniz. &Uuml;stelik&nbsp;inandık&ccedil;a hayattaki kontrol&uuml;n&uuml;z azalmaya başlayabilir. Kader diye bir şey yoktur. Sadece&nbsp;inanan insanlar vardır. İnan&ccedil; ise sadece his ve d&uuml;ş&uuml;nceden ibarettir, ger&ccedil;eklerden değil.</p>
<p>Elbette kadere inanıp inanmamak size kalmıştır. Burada sadece kadercilikle i&ccedil; i&ccedil;e olan bir&nbsp;insanın hayatındaki kontrol&uuml;n&uuml; nasıl kaybettiğine ve potansiyelini nasıl heba ettiğine dikkat&nbsp;&ccedil;ekmek istedim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BU KADAR KOLAY MI?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bu-kadar-kolay-mi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bu-kadar-kolay-mi</guid>
<description><![CDATA[ İnsan gerçekten sevdiği arkadaşlarını bu kadar kolay bırakabilir mi ? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f02d2c90c09.jpg" length="53234" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 08 Aug 2022 00:24:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>TrFerhat4913</dc:creator>
<media:keywords>Güven, sevgi, toplum, baskı, tutsak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan g&uuml;vendiği sevdiği insanlarla arasını iyi yapar ve ilişkisini bu şekilde ilerletir.&Ouml;nemli olan o kişilerin arasındaki bağı koparmamak ve s&uuml;rd&uuml;rmek. İlerletemiyorsa belli bir s&uuml;re sonra bu bağı keser.Şahsen ben olsam en baştan keserim ki ilerde sorun olmasın.İnsanın değer verdiği birinin bir anda gitmesini bilmeyen yoktur.Bu kişinin psikolojiside &ouml;nemli baskı var mı ?&nbsp; Toplum baskısının ne gibi bir etkisi var .O kişinin ne yaptığına ne yapacağına karışan topluluk.İnsan &ouml;zg&uuml;r olmadıktan sonra ne anlamı var ha hapiste bir tutsak ha toplumun baskısıyla kendini kısıtlayan insan farketmez.Bu y&uuml;zden kendi kararlarınızı başkalarının isteğine g&ouml;re vermeyin.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YOL AYRIMI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yol-ayrimi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yol-ayrimi</guid>
<description><![CDATA[ Aslında kaçmak değil kavuşmaktı istediğim. Her zorlukta sarıldığım insana kavuşmaktı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62f00bc0c8554.jpg" length="102392" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 07 Aug 2022 22:00:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Özlem, yol ayrımı, çaresizlik, gitmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yolu var mıydı bilmiyorum. Tek bildiğim vardı o da derin bir &ccedil;ıkmaz. D&uuml;şt&uuml;m, kalkamıyorum. Birinin elimi tutmasına da izin vermiyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biliyorum birine ihtiyacım yok, birine muhta&ccedil; değilim. İstersem kurtulabileceğim yol bulurum ama b&ouml;yle olmak, b&ouml;yle davranmak, b&ouml;yle devam etmek daha &ccedil;ok kolayıma geliyor.</p>
<p>&Ouml;lmenin yollarını aramak... &Ouml;l&uuml;m&uuml; se&ccedil;mek aslında &ccedil;ok sa&ccedil;ma acizlik ama tek &ccedil;arem buymuş gibi geliyor. K&ouml;kten &ccedil;&ouml;z&uuml;mm&uuml;ş gibi ne kadar mantıklı olmasa da şu an ki aklımla o zamanlar mantıklıydı. Denedim mi? Denedim. Başarılı olabildim mi? Bu satırları yazdığıma g&ouml;re hayır.</p>
<p>Peki ya ger&ccedil;ekten istiyor muydum gitmeyi. Bu sıralar aklıma takılan tek soru bu aslında tek de değil ama diğer sorulardan ka&ccedil;mayı se&ccedil;iyorum tıpkı o zamanlar yaşamaktan ka&ccedil;mak istediğim gibi.</p>
<p></p>
<p>Aslında ka&ccedil;mak değil kavuşmaktı istediğim. Her zorlukta sarıldığım insana kavuşmaktı. B&ouml;yle olunca kavuşacak mıydım bilmiyorum ama tek d&uuml;ş&uuml;ncem buydu. Şimdiler de ise onu geri kazanabilmek i&ccedil;in elimden geleni yapıyorum.</p>
<p>Mesela &ouml;lmeyi değilde yaşamayı, onun i&ccedil;inde yaşamayı se&ccedil;iyorum. Evet zor, &ccedil;ok zor hemde. Onu geri kazanmak zor, yaşamak zor yani bana şu an i&ccedil;in &ouml;yle geliyor. Ger&ccedil;i şimdiye kadar ne kolaydı ki ya da hayat kolay da bana mı zor geliyordu.</p>
<p></p>
<p>O kadar cevapsız sorular var ki aklımda cevap bulamamak yoruyor. Yanlış yerlerde cevap arıyorum bunu biliyorum ama hala aynı yerde y&uuml;z&uuml;yorum.</p>
<p></p>
<p>Tek biri lazım bana ona da artık gidip sarılamıyorum, &ouml;pemiyorum, konuşsam cevap alamıyorum. O kadar ters zaman da gitti ki ben ne yapacağımı bilmiyorum. İşte o y&uuml;zdendir &ouml;lmeyi dileyişim. Onun yanına giderim belki diye kavuşurum, sarılırım da her şey ge&ccedil;er gider.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsaaan</title>
<link>https://edebiyatblog.com/insaaan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/insaaan</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628ef0875304d.jpg" length="40567" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 06 Aug 2022 13:05:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İNSAN...</p>
<p>D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum o halde varım diyen Descartes, varlığıni akıl ile sınırlandirirken,</p>
<p>G&ouml;nl&uuml;n &ouml;yle nedenleri vardır ki, akıl onlara sır erdiremez diyen Pascal, insanin aklı aşan bir tarafıninda olduğuna işaret eder...</p>
<p>İnsan ne sadece akıldan ne maddeden oluşan bir yapısı vardır. 900 katlı insan kavramiyla &ccedil;ok net izah eden Mustafa Merter insanın &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; olduğunu bize hatırlatmaktadır...</p>
<p>Peki, insan bunun ne kadar farkında kendi insanligini ka&ccedil;ıncı kattan seyretmektedir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Satranç Oynamak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/satranc-oynamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/satranc-oynamak</guid>
<description><![CDATA[ Satranç oynamanın faydaları. Günümüz dünyasında satranç oynamayı bilmenin önemi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62eceb1ee92fe.jpg" length="36200" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 05 Aug 2022 13:05:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zülfükar Utkan</dc:creator>
<media:keywords>Oyun, rekabet, satranç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat satran&ccedil; oyununa benzer. Yaşadığımız bu rekabet &ccedil;ağında insanların hamlelerine karşı&nbsp;bazı hamleler yaparak onlara &uuml;st&uuml;nl&uuml;k kurmaya &ccedil;alışıyoruz. Satran&ccedil; oyununda da aynı durum&nbsp;h&acirc;kimdir. Dolayısıyla satran&ccedil; oynayarak kendi zihnimizi g&uuml;&ccedil;lendirmek ve bize karşı olan&nbsp;hamlelere nasıl cevap vereceğimizi &ouml;ğrenmek olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir.&nbsp; &nbsp;</p>
<p>Satran&ccedil; oynadığınız&nbsp;takdirde &ouml;ng&ouml;r&uuml;n&uuml;z artmaya başlar, ger&ccedil;ek hayatta rakibinizin hamlelerini daha o yapmadan&nbsp;g&ouml;rebilirsiniz. Satrancı ger&ccedil;ek hayatla ilişkilendirebilirsiniz.</p>
<p>Ben satran&ccedil; oynarken genel anlamda karakter analizi yaparım. Rakibim s&uuml;rekli saldırıyorsa&nbsp;eğer ger&ccedil;ek hayatta saldırgan, sadece savunma yapıyorsa ger&ccedil;ek hayatta savunmacı gibi.</p>
<p>Rakibinizin hamlelerini &ouml;ng&ouml;rebilmeniz sayesinde kendisinden her zaman bir adım &ouml;nde&nbsp;olursunuz. Yaşadığınız t&uuml;m kavgalar ve t&uuml;m tartışmalar aslında bir satran&ccedil; oyunuydu. Eğer bu&nbsp;oyunda iyi iseniz d&uuml;şmanlarınızdan her zaman bir adım &ouml;nde olursunuz.</p>
<p>Satran&ccedil; oynamayı bilmiyorsanız &ouml;ğrenin, eğer biliyorsanız kendinizi geliştirin. Rakibinizin&nbsp;zayıflıklarını, tehditleri, fırsatları, kendi zayıflıklarınızı ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; y&ouml;nlerinizi ger&ccedil;ek anlamda&nbsp;fark edebilme ve bu durumu lehinize kullanabilme fırsatına erişebileceksiniz.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Değişim, kelimeler ile başlar.</title>
<link>https://edebiyatblog.com/degisim-kelimeler-ile-baslar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/degisim-kelimeler-ile-baslar</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/202208/image_750x500_62ec95444470a.jpg" length="62445" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 05 Aug 2022 06:58:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z kelimelerin resimleri bilin&ccedil;altına giden komutlardir. D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z kelimelerin birer resmini cizsek, nasıl bir tablo ile karşılaşırız acaba. Bor&ccedil;larımdan kurtulmak istiyorum.&nbsp; Hasta olmak istemiyorum.&nbsp; T&uuml;m sorunlar beni bulur. Cok sansizim... Bor&ccedil;, hasta, sorun,şansızlık... Tablomuza yansıyan resimler, &ccedil;okta i&ccedil; a&ccedil;ıcı bir tablo olmadı sanırım ama amacım g&uuml;zel şeyler istemekti ne oldu şimdi? İstiyoruz istiyoruz olmuyor dediğimiz kısım tam da burası neyi nasıl istediğimizi bazen g&ouml;zden ka&ccedil;ırıyoruz. Peki nasıl bir isteme yapmalıyız? Kazancının artmasını istiyorum,&nbsp; Sağlığıma kavusuyorum,&nbsp; Kendimi şanslı g&ouml;r&uuml;yorum,&nbsp; T&uuml;m g&uuml;zellikleri kendime &ccedil;ekmeye niyet ediyorum, şimdi tablomuzda hangi resimler var. Kazan&ccedil;, sağlık, g&uuml;zellik, şans. Bu tablomuz daha g&uuml;zel oldu değil mi? Bilin&ccedil;altimizin işleyişi semboller &uuml;zerinden olduğu i&ccedil;in ona doğru sembolleri yuklersek, bize istediğimiz şeylerle buluşturabilir. Kelimelerini değiştir, hayatın değişir....</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EDEBİYATBLOG GÜNCELLEME/GELİŞTİRME NOTLARI V2.0.2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyatblog-guncellemegelistirme-notlari-v22</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyatblog-guncellemegelistirme-notlari-v22</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62570c5b47600.jpg" length="35638" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 03 Aug 2022 01:08:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>EdebiyatBlog</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="box-sizing: border-box; margin: 0px 0px 10px; overflow-wrap: break-word; color: #222222; font-family: Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: #ffffff; text-align: center;"><span style="box-sizing: border-box;"></span></p>
<p style="box-sizing: border-box; margin: 0px 0px 10px; overflow-wrap: break-word; color: #222222; font-family: Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: #ffffff; text-align: center;"><span style="box-sizing: border-box;">Değerli EdebiyatBlog Ailesi sizlerin geliştirmeleri sevdiğinizi ve dikkatli olduğunuzu biliyoruz.<br style="box-sizing: border-box;" />Bize EdebiyatBlog'u geliştirme konusunda geri bildirimde bulunmanızı rica ediyoruz.<br style="box-sizing: border-box;" />Yakında yeni s&uuml;prizler ile yine sizlerle olacağız...</span></p>
<p style="box-sizing: border-box; margin: 0px 0px 10px; overflow-wrap: break-word; color: #222222; font-family: Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: #ffffff; text-align: center;"><span style="box-sizing: border-box;"></span></p>
<p></p>
<ul style="box-sizing: border-box; margin-top: 0px; margin-bottom: 10px; color: #222222; font-family: Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: #ffffff;">
<li style="box-sizing: border-box; text-align: left;"><span style="box-sizing: border-box;">G&ouml;nderi i&ccedil;eriğinde arama eklendi.</span></li>
<li style="box-sizing: border-box; text-align: left;"><span style="box-sizing: border-box;">Sunucu altyapısı geliştirildi.</span></li>
<li style="box-sizing: border-box; text-align: left;"><span style="box-sizing: border-box;">G&ouml;r&uuml;n&uuml;m iyileştirmeleri yapıldı.</span></li>
<li style="box-sizing: border-box; text-align: left;">Hata d&uuml;zeltmeleri ve hızla ilgili iyileştirmeler yapıldı.</li>
<li style="box-sizing: border-box; text-align: left;"><span style="box-sizing: border-box;">SEO eklentileri geliştirildi.</span></li>
<li style="box-sizing: border-box; text-align: left;"><span style="box-sizing: border-box;">Depolama alanı optimize edildi.</span></li>
<li style="box-sizing: border-box; text-align: left;"><span style="box-sizing: border-box;">Performans iyileştirmeleri yapıldı.</span></li>
</ul>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KOŞULLANMAK PRANGASI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kosullanmak-prangasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kosullanmak-prangasi</guid>
<description><![CDATA[ Her şeye sahip olabilirsiniz, ama sahip olduğunuz her şeyle mutlu olamazsınız.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/08/image_750x500_62e9338719390.jpg" length="34290" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 17:29:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Anemophea</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, deneme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merakımız, okuma g&uuml;d&uuml;m&uuml;z, mutluluğumuz hepsi bir şarta bağlı artık. Merak etmiyoruz, sorgulamıyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; zihnimizi &nbsp;- farkında olarak veya olmayarak- meşgul ettiğimiz şeyler var.<br />G&uuml;n i&ccedil;inde bi' platformda sanallığı solurken y&uuml;zlerce i&ccedil;erik i&ccedil;inde kayboluyoruz; g&ouml;z&uuml;m&uuml;zden, zihnimizden hızlıca akan bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k mutlulukların ebatı zaman i&ccedil;in hi&ccedil; de k&uuml;&ccedil;&uuml;k değil.</p>
<p>Okumak gibi bir amacımız zaten yok. Ki, varsa da orada burada yarım yamalak bilgelik taslamak i&ccedil;in.<br />Mutluluğumuz en tehlikelisi, &ccedil;&uuml;nk&uuml; mutluluğu koşullandırmak elde ettiklerinle doyacağını sanmak gibi bir yanılgıya gebe. Kaldı ki sanal d&uuml;nya bu konuda derya deniz. S&uuml;rekli t&uuml;ketimi ve pazarlamayı &ouml;neren şeylerin eksiklik telaşı, ne yaparsak yapalım a&ccedil;ığını kapatmıyor. Daha vahim olan ise bu tasarlanmış vitrinin i&ccedil;inde bir zaman sonra kendi kendinizi cezbetmiş ve başkalarının g&ouml;z&uuml;n&uuml; boyamaya &ccedil;alışan birine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yorsunuz. Yani bu &ouml;yle bir sistem ki onlar hi&ccedil;bir şey yapmasa bile bizler onların devamlılığını sağlamaya g&ouml;n&uuml;ll&uuml; hale geliyoruz.</p>
<p>Şartlanmış şeylerin daha derinine inecek olursak, bu sadece mutluluk duygusu i&ccedil;in ge&ccedil;erli değil, her şey daha k&uuml;&ccedil;&uuml;kken başlıyor; g&uuml;zel kız ol, yaramaz &ccedil;ocuk olma, bak hi&ccedil; annesinin s&ouml;z&uuml;nden &ccedil;ıkıyor mu ?<br />Yoksa seni sevmem..<br />Bu c&uuml;mle belli bir kalıba uygun olmadığında kabul g&ouml;rmeyeceği d&uuml;ş&uuml;ncesini yaratırken bir &ccedil;ocuk i&ccedil;in sevilmemenin nasıl acımasız ve korkun&ccedil; bir tehdit olduğunu d&uuml;ş&uuml;nebiliyor musunuz ?<br />Konudan &ccedil;ok sapmadan şunu belirtmek isterim ki, bunun bir &ccedil;ocukluk &ouml;rneği olması uzak olduğu anlamına gelmiyor. &Ccedil;oğumuz h&acirc;l&acirc; o kalıplara değilse de başka kalıplara uyan, hayır demekten &nbsp;korkan b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş &ccedil;ocuklarız.</p>
<p>Peki memnun muyuz?<br />Kısa vadede elde ettiğimiz şeyler mutluluk sağlar, ama bu bir parf&uuml;m&uuml;n kalıcılığı kadardır. Ger&ccedil;ekten insanın doyması i&ccedil;in derisinin ve kemiklerinin altında bulunan ruhunu beslemelidir. Her şeye sahip olabilirsiniz, ama sahip olduğunuz her şeyle mutlu olamazsınız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yarattığınız o koşullar evrenine atılan tikler, h&uuml;km&uuml;n&uuml; s&uuml;remediğiniz i&ccedil;sel huzurun yerine tekab&uuml;l etmez.</p>
<p>Toparlayacak olursak, bazı şeyleri bahane etmemeli imkanınız ne olursa olsun her birimizin hayatında şartlara bağlı olmayacak mutluluklar &ouml;zg&uuml;rce mevcuttur. Ve yaşamın i&ccedil;inde bulunmak, g&ouml;steri d&uuml;nyasının yan karakterciliğinden haylice iyidir. Şimdi bu kadar sallamışken rahatsız edici bir ger&ccedil;ekliği s&ouml;ylemeyi bor&ccedil; biliyorum, bu satırları yazan riyakarın bahsettiklerinden ayrı olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorsunuzdur umarım. Bir şeyi eleştiriyorsanız ilk başta kendinize y&ouml;nelmelisiniz, ben sona bıraktım fakat siz kendi aynamdan bakıp kendime ve bir&ccedil;ok kişiye seslendiğimi anlamışsınızdır..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BENİ KÖTÜ HATIRLAMANIZ İMKÂNSIZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/beni-kotu-hatirlamaniz-imkansiz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/beni-kotu-hatirlamaniz-imkansiz</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e471b415c72.jpg" length="63624" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Aug 2022 21:32:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilan Efsa Kandemir</dc:creator>
<media:keywords>kadın, güç, ağlamak, gözyaşı, gülmek, melek, sevmek, sevgi, üzüntü, keder, dram, siyah, gece</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BENİ K&Ouml;T&Uuml; HATIRLAMANIZ İMK&Acirc;NSIZ</strong></p>
<p>Kirlenmiş kalplerinizde filizlenen nefret tohumlarına rağmen, dik duruşumdan asla &ouml;d&uuml;n vermeyeceğim. Gururla tırmandığım başarı merdivenlerini var g&uuml;c&uuml;n&uuml;zle sallasanız da, olduğum ve ileride olmak istediğim kişiden bir an olsun vazge&ccedil;meyeceğim. Y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m yola attığınız her taşı bıkmadan toplayacağım ve o taşlardan kendi kalemi inşa edeceğim.&nbsp;</p>
<p>Beni k&ouml;t&uuml; hatırlamanız imk&acirc;nsız...&nbsp;<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben bu yorgun g&ouml;zlerimle, bir gece vaktinde annemin gidişine şahit oldum. O gecenin sabahında hi&ccedil;bir şey yaşanmamış gibi, kalbim sızlamıyormuş gibi yaşamaya devam ettim.&nbsp;</p>
<p>Beni k&ouml;t&uuml; hatırlamanız imk&acirc;nsız...&nbsp;<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben bu titreyen ellerimle, bana bi&ccedil;ilmiş acıların enkazından tırnaklarımla dağı taşı delerek &ccedil;ıktım. D&uuml;nyayı sessize aldım, kendimi dinlemeye &ccedil;alıştım. Kendimi anlamaya &ccedil;alıştım.&nbsp;</p>
<p>Beni k&ouml;t&uuml; hatırlamanız imk&acirc;nsız...<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben bu ayaktayken sendeleyen bedenimi, bir yangının ortasından kıl payı kurtardım. Anılarım, kırgınlıklarım, sahip olduklarım o yangında k&uuml;l olurken; mor g&ouml;z altlarıma tutunup attım kendimi dışarıya.</p>
<p>Beni k&ouml;t&uuml; hatırlamanız imk&acirc;nsız...<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben yastığıma g&ouml;m&uuml;l&uuml;p sızlandığım geceleri sırtımı kendim sıvazladım, sa&ccedil;larımı kendim sevdim, yaşlarımı kendi ellerimle sildim.</p>
<p>O y&uuml;zden karanlık ruhlarınıza inat neşemden asla eksiltmeyeceğim. D&uuml;şmemi beklediğiniz her fırsatta yeniden ayağa kalkmak i&ccedil;in kendime sebepler &uuml;reteceğim.&nbsp;</p>
<p>Hayata d&ouml;rt elle sarılan bir kadının g&uuml;l&uuml;ş&uuml;n&uuml; kolayca yok edemezsiniz. Umutlarını siyaha boyayamazsınız. Huzurunu darmaduman edemezsiniz.&nbsp;</p>
<p>İşte bu y&uuml;zden, beni k&ouml;t&uuml; hatırlamanız imk&acirc;nsız...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir karmaşa</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-karmasa</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-karmasa</guid>
<description><![CDATA[ Kalmalı mıdır insan yoksa giderek şiiri bitirmeli mi? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/08/image_750x500_62e815b0c01da.jpg" length="26946" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Aug 2022 21:06:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gül-Ce-Şiirleri</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Karmaşasındayım bu hayatın, bir varmış bir yokmuşum gibiyim d&uuml;nyada.. Kalp kırıkları, hayatın binbir t&uuml;rl&uuml; bir şeyleri bulunur i&ccedil;imde, &ouml;l&uuml;m&uuml;n bir kıyımındayım sanki bu hayatta. Ne desem, ne yapsam, ne etsem bilmiyor &ouml;l&uuml;yorum...</p>
<p>Ne olursa olsun diyerek akışına mı bırakmalı, yoksa gitmeli miyim diye d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyorum.</p>
<p>Kalmalı mıdır insan yoksa giderek şiiri bitirmeli mi? Diye soruyorum hep kendime.</p>
<p>Cevabını mı?&nbsp;</p>
<p>Bulamıyorum, bu soruyu soran kim buldu ki cevabını d&uuml;nyada&nbsp;<strong>KİMSE!</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstihfaf</title>
<link>https://edebiyatblog.com/istihfaf</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/istihfaf</guid>
<description><![CDATA[ Yol aynı yön aynı.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/08/image_750x500_62e7c3258fe7f.jpg" length="66452" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 01 Aug 2022 15:13:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>Umut, sevgi, saygı, hoşgörü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>(İstihfaf : kelime anlamı horg&ouml;r&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;mseme)&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Şu fani d&uuml;nyada nedendir insanın kendini hep b&uuml;y&uuml;klemesi ben merkez yapması. Canlı olarak bir bitkiyi bile hafifsemek ne kadar doğru olabilirki. Yer aynı mekan aynı ağa&ccedil;ta asılı canlı yapraklı bir dal veyahut yere d&uuml;şm&uuml;ş kurumuş bir par&ccedil;adan ne kadar farklıyız. Aynı gayedeyiz nede olsa. Yaşarız hastalanırız d&uuml;şeriz bizlerde bir dal misali. Yol desen aynı son desen aynı... G&uuml;n gelir ufacık incir &ccedil;ekirdeği kadar da olsa o k&uuml;&ccedil;&uuml;msediğimiz varlık en b&uuml;y&uuml;k &ccedil;aremiz en g&uuml;&ccedil;l&uuml; dermanımız olur.İstihfaf ettiği, kendisinden zayıf bulduğu mahlukların mahk&ucirc;mu olmak &ccedil;ok harap edici bir şey. D&ouml;n&uuml;p dolaşıp k&uuml;&ccedil;&uuml;msediğimiz varlığa muhta&ccedil; oluyoruz ya bir g&uuml;n, işte o g&uuml;n gelmeden kıymet bilmeli. Yokken değil var olunca muhta&ccedil; olmayı &ouml;ğrenmeli bu insanoğlu. Yokluğun değil varlığın kıymetini bilmeli. &Ouml;l&uuml;m&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; değil yaşamayı &ouml;ğrenmeliyiz &ouml;nce. İstihfaf etmeden hafife almadan gayette ağır olan bir hayat hafife almak delilik işi olsa gerek. Ağıra alalım bu hayatı, ince ince sorgu sorgu yapalım. Bu durumda kelimenin sadece s&ouml;zl&uuml;k anlamı bilmiş oluruz. Uygulamalı olmasına ne hacet...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Herkes İçin Feminizm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/herkes-icin-feminizm</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/herkes-icin-feminizm</guid>
<description><![CDATA[ Feminizm herkes içindir, nasıl mı? Gelin beraber bakalım... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e68db78b731.jpg" length="109321" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 17:12:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>XVIII. y&uuml;zyılda Fransa&rsquo;da filozoflar ve kadın yazarlarca ortaya atılan ve savunulan, daha sonraki y&uuml;zyıllarda her toplumda destek&ccedil;i bulan, kadının siyasal ve toplumsal haklar bakımından erkekle eşit olması gerektiğini &ouml;ne s&uuml;ren ve bunu ger&ccedil;ekleştirmeye &ccedil;alışan akımdır feminizm. Sanılanın aksine kadınları y&uuml;celten bir erkek d&uuml;şmanlığı değildir. Feminizm herkes i&ccedil;indir, haksızlığa uğrayan herkesi savunur. Herkesin eşit olduğunu, dil, din, ırk, cinsiyetin hi&ccedil;bir şekilde bir ayrıcalık konusu olmadığını s&ouml;yler ve bunun i&ccedil;in m&uuml;cadele eder.&nbsp;</p>
<p>Feminizm kavramı, ilk olarak sosyal filozof Charles Fourier tarafından kullanılmıştır. Charles Fourier (1772&ndash;1837), sosyal olarak gelişmenin tek yolunun, kadınlara daha fazla &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k verilmesi olduğunu savunmuştur.Aydınlanma &Ccedil;ağı'nın &ouml;nemli d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rleri olan Lady Marry Montagu ve Marquis de Condorcet, kadınların eğitim hakkını savunarak feminizm d&uuml;ş&uuml;ncesinin temellerini atarak bir s&uuml;re sonra &ccedil;ok daha kapsamlı bir m&uuml;cadele başlatacak olan akımın yolunu hazırlamışlardır.</p>
<p>Ataerkil toplum d&uuml;zeninden bıkan kadınlar, Aydınlanma &Ccedil;ağı d&ouml;neminde ne yaparlarsa yapsınlar duyulmayan &ccedil;ığlık ve haykırışlarına katlanamayarak bir adım atmaya, bir direniş başlatmaya karar verdiler. Başlarda yalnızca kadın erkek eşitliğine odaklanan feminizm, zaman ilerledik&ccedil;e dezavantajlı sayılan b&uuml;t&uuml;n grupları da savunmaya başlayarak &ccedil;ok daha geniş bir kitleye ulaştılar.&nbsp;</p>
<p>Feminizmin savaştığı şey erkekler değil, ataerkil toplum d&uuml;zenidir, bu y&uuml;zden feminizmi erkekler de destekleyebilir, desteklemelidir. Feminizmi anlatmak i&ccedil;in ''senin anan bacın yok mu?'' sorularını kullanmak elbette ki bu m&uuml;cadelenin amacını &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir bakış a&ccedil;ısına sıkıştırdığı i&ccedil;in &ccedil;ok ama &ccedil;ok yanlıştır. ''Madem eşitiz o zaman siz de askere gidin, siz de taş taşıyın'' gibi savunmalar yapan erkekler olduğunu g&ouml;rmek ve hala feminizmin herkesle ilgili olduğunu anlatmaya &ccedil;alışmak bunca yıldır hepimizi yorup bazen umutsuzluğa kapılmamıza neden olsa da asla vazge&ccedil;meyeceğiz! &Ccedil;ok yol geldik, &ccedil;ok kez herkesin eşit olduğunu kanıtladık. Ama koskoca bir k&uuml;lt&uuml;r yapısını değiştirmek gereksinimi hala s&uuml;r&uuml;yor, ataerkil dilden kurtulmak bunun ilk adımlarındandır. ''Kız gibi'' lafının ''uyduruk'' anlamında kullanılırken ''adam gibi''nin ''doğru d&uuml;r&uuml;st'' anlamına gelmesi bunun en acı &ouml;rneklerindendir.</p>
<p>Ki bana kalırsa bu akımın bu kadar uzun s&uuml;rmesi &ccedil;ok ama &ccedil;ok &uuml;z&uuml;c&uuml; bir durum, insanlığın hi&ccedil; ilerlemediğinin bir kanıtı gibi y&uuml;z&uuml;m&uuml;ze &ccedil;arpan adaletsizlik adeta yalnızca materyaller &uuml;zerinde geliştiğimizi kanıtlıyor bizlere. Ama &ouml;ncesinde de dediğim gibi, vazge&ccedil;mek i&ccedil;in &ccedil;ok yol katettik. Bu kadar şey başardık, dahasını da başaracak ve bu d&uuml;nyada beraber hakkıyla yaşamayı başaracağız!&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Adımlarımızın Çarkı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/adimlarimizin-carki</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/adimlarimizin-carki</guid>
<description><![CDATA[ Bazı anlamlar, hislerini tüketir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e5c2d912345.jpg" length="7660" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 31 Jul 2022 02:48:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>&nbsp; Adımlarımız adımlarımıza denk d&uuml;ş&uuml;yor aslında, hepimiz aynı &ccedil;arkın &uuml;st&uuml;nde y&uuml;r&uuml;yoruz ve karşılaşıyoruz habersiz. Bazen bir k&ouml;şeyi d&ouml;nerken bazen ise karşıdan karşıya ge&ccedil;erken, hatta g&ouml;zlerimiz bile bir birine değiyor ama biz anlamıyoruz. Anlam y&uuml;klemiyoruz &ccedil;oğu şeye belki de anlam y&uuml;klemekti yaptığımız hata, belki herşeyi anlamlaştırırken kaybettik hislerimizi. Farkında olamıyoruz bunun, hoş farkında olsak değişecek mi? Değiştirebilir miyiz &ccedil;arkın yerlerini? Senin yolun ben olsam, adımlarını benim i&ccedil;in atsan fark etmeksizin ve farkına vardığında fark etsen &ouml;nce hislerini sonra beni. Olmaz mı? Yoksa k&ouml;şeyi d&ouml;nerken başımız mı d&ouml;nd&uuml; bizim, ondan mıdır bu hayaller?&nbsp;</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR İŞLETMECİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-isletmeci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-isletmeci</guid>
<description><![CDATA[ Her genç bir cevher taşır yüreğinde... Onların dilinden, Kendi Kalemimden... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e533415cec6.jpg" length="79703" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 30 Jul 2022 16:34:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>+</p>
<p>ZAMANA&nbsp; YOLCULUKTA&nbsp; GEN&Ccedil;&nbsp; BİR&nbsp; İŞLETMECİ</p>
<p>Bug&uuml;nk&uuml;&nbsp; zamana&nbsp; yolculuğun konuğu; İnsanlarla iletişimi seven,G&uuml;ler y&uuml;zl&uuml;,Samimi ve hoş sohbeti ile doğal bir insan olan gen&ccedil; bir cafe&nbsp; işletmecisi&nbsp; Azat&nbsp; ALTAY. Kendisi ile kendi doğal mekanında g&uuml;zel bir s&ouml;yleşi&nbsp; ger&ccedil;ekleştirdim.</p>
<p>VAHAP &nbsp;: Azat ALTAY seni tanıyabilir miyim?</p>
<p>AZAT &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;: Aslen Mardinli olup,Diyarbakır doğumluyum.Yirmi beş yaşındayım. İnşaat teknikerliği mezunu olup,&uuml;&ccedil; senedir işletmecilikle uğraşıyorum.</p>
<p>VAHAP&nbsp; : &Ccedil;ocukluğunda yapmayı en &ccedil;ok sevdiğin şey neydi?</p>
<p>AZAT&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;: &Ccedil;ocukluğumda en &ccedil;ok ressam olmak istemiştim.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp; : &Ccedil;ocukluğunda unutamadığın bir an var mı?</p>
<p>AZAT &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;: Aslında unutamadığım &ccedil;ok an var. Ama, abimin vefatından &ccedil;ok etkilendim. Sanırım! o etki hala devam ediyor. Birde,bir kuşum vardı.Altı yaşındayken sakatlanmıştı.damda hava alsın diye biraz gezsin istedim.Damdan aşağı d&uuml;ş&uuml;nce,peşinden koşup atladım ve ayağımı kırdım.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Cafe a&ccedil;mak nereden aklına geldi?Daha &ouml;nce hangi mesleği icra ediyordun?</p>
<p>AZAT &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;:Aslında cafe a&ccedil;mak gibi bir planım yoktu. Daimi m&uuml;şterisi olduğum cafenin sahibinden b&ouml;yle bir teklif aldım.Zaten aşina olduğum bir iş sayılırdı.Daha lisede iken, k&uuml;&ccedil;&uuml;kte olsa bir cafem vardı.&Ouml;ncesinde &Uuml;niversite &ouml;ğrencisiydim ve restorant&nbsp; işletiyordum.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Cafenin isimi ilgi &ccedil;ekici ve&nbsp; aynı zamanda g&uuml;zel.&rdquo;K&Ouml;YDEN KAHVALTI CAFE&rdquo; neyden esinlenerek bu ismi verdin? Cafede hangi hizmetleri veriyorsun?</p>
<p>AZAT &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;: &ldquo;K&ouml;y benim i&ccedil;in işlenmemiş M&uuml;cevherdir&rdquo;.Şuan hala ailemle k&ouml;y diye tanımlayabileceğimiz bir mahallede yaşıyorum. Her zaman orada yaptığım kahvaltının tadı bir başka olur.Eğer insanlarda &ouml;m&uuml;rlerinde bir kere o tadı almışlarsa,ismi&nbsp; g&ouml;r&uuml;nce hoşlarına gider diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Hizmetime gelince; otuz &uuml;&ccedil; &ccedil;eşit serpme&nbsp; kahvaltı hizmetimiz var.Aynı zamanda oyun salonumuz ve aperatif yiyecek&nbsp; servisimiz&nbsp; mevcut.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp; &nbsp;: Bir cafe işletmecisi olarak,m&uuml;şterilere ilk verilmesi gereken hizmet nedir? M&uuml;şterilerin g&ouml;r&uuml;ş&uuml; senin i&ccedil;in &ouml;nemli mi?</p>
<p>AZAT &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;: M&uuml;şteriye ilk verilmesi gereken iki şey vardır.</p>
<p>Birincisi; G&uuml;lery&uuml;z,Samimiyet g&ouml;stermek.</p>
<p>İkincisi; A&ccedil;tığın mekanın profesyonel bir mekan olduğunu m&uuml;şteriye hissettirmek.</p>
<p>Kesinlikle g&ouml;r&uuml;şleri &ccedil;ok &ouml;nemli. G&ouml;r&uuml;şleri olacak ki işletme daha iyi bir hizmet verebilsin.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Sevginin azaldığı,Aşkın dillerden d&uuml;şmediği bu zamanda senin i&ccedil;in hangisi ağır basıyor? Neden?</p>
<p>AZAT&nbsp; &nbsp;&nbsp;: İ&ccedil;inde Aşk olan sevgi benim tercihim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; benim i&ccedil;in ikisi de, tek başına biraz eksik kalır.Sevgi, Sadakat,Delilik. Bence insan ikisini de beraber yaşamalı&hellip;</p>
<p>VAHAP&nbsp; : Sevgiyi &uuml;&ccedil; kelime ile &ouml;zetler misin?</p>
<p>AZAT&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : G&uuml;ven, Sadakat, Bağlılık&hellip;</p>
<p>VAHAP&nbsp; &nbsp;: Hayalin ne? Ger&ccedil;ekleştirebildin mi?</p>
<p>AZAT&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;: &Ccedil;ok hayalim var. Ger&ccedil;ekleştirdiklerimde oldu. Ger&ccedil;ekleştiremediklerimde. Ama, ailesi ve &ccedil;evresinde saygın biri olmak, en b&uuml;y&uuml;k hatta! Tek hayalim diyebilirim.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Gen&ccedil;liğin en b&uuml;y&uuml;k sorunu ne?</p>
<p>AZAT &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;: Hayatı neden yaşıyoruz? Amacımız ne? Bence gen&ccedil;liğin en b&uuml;y&uuml;k sorusu bu olmalı&hellip;</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;: Hangi zamanda yaşamak isterdin? Neden?</p>
<p>AZAT &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;: Eski zamanın birinde. Hangi&nbsp; zaman dilimi olduğu fark etmez. Sadece her zaman olduğum zamandan&nbsp; &ouml;nceki zamanlarda yaşamanın daha kolay olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m. Belki de değildir!</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Son olarak&nbsp; gen&ccedil; bir cafe işletmecisi olarak, Senin gibi bu işi severek yapan ya da yapmak isteyen gen&ccedil; arkadaşlara neler s&ouml;ylemek istersin?</p>
<p>AZAT &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;: Sadece cafe olarak sınırlamak istemiyorum.S&ouml;yleyeceğini yapacaklarına inandıkları hi&ccedil;bir işten korkmasınlar. Belki &ccedil;ok zor bir başlangı&ccedil;&nbsp; olacak&nbsp; ama,hep mutlu olacaklar&hellip;</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Sevgili dostum Azat&nbsp; ALTAY. Bu g&uuml;zel mekanda seninle sohbet etme imkanını verdiğin i&ccedil;in ayrıca, zamana yolculuk sayfama konuk olup samimi cevaplar verdiğin i&ccedil;in teşekk&uuml;r eder, işlerinde bol kazan&ccedil;lı g&uuml;nler dilerim&hellip;</p>
<p>AZAT &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;: Saygı değer Abadulvahap Uncu. Gen&ccedil;leri anlamak,onlara yol g&ouml;stermek ve onların kendilerini &ouml;zel hissetmeleri adına yaptığın bu g&uuml;zel s&ouml;yleşi i&ccedil;in asıl ben teşekk&uuml;r ederim. &Ouml;m&uuml;r boyu &ccedil;alışmalarında başarılar dilerim&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SEVGİLİ KIZIM,</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevgili-kizim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevgili-kizim</guid>
<description><![CDATA[ Bir anneden kızına mektup. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e422ffa524d.jpg" length="75326" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Jul 2022 21:13:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Mektup, duygular, öznel</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Varlığın sayesinde &ldquo;anne&rdquo; r&uuml;tbesine nail olan biri aralarında sadece bir duvar&nbsp; veya bir kapı varken seslenişini sessizce ve dolaylı yapmasının nedenini izah edebileceğimi zannetmiyorum.Buna yeltenmeyeceğim. Ama sana ulaşmam gerek, bir şekilde sana ulaşmam mutlaka gerek....</span></p>
<p><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anne olmak bu d&uuml;nyadaki herkes ve her kesim tarafından y&uuml;celtilmiş bir duygu....Biz kadınlar bu y&uuml;ce duyguya muhatap olabilmek i&ccedil;in coşkuyla hayatı karşılıyoruz. Bu &ouml;yle bir paye ki ..........</span></p>
<p><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anneliği ge&ccedil;mişten, annemden &ouml;ğrenmişimdir herhalde...Onu beğenmeyerek, eksik bularak, daha m&uuml;kemmelini icra edeceğime inanarak...Doğumundaki mucizeyle başladı her şey....Neye,kime benzediğin? Sağlığın?.Sonra m&uuml;thiş bir koruma duygusu b&uuml;y&uuml;tt&uuml;n i&ccedil;imde. Annesine muhta&ccedil; bir varlık! Hayatta karşılaşacağım ne olursa olsun asla vazge&ccedil;emeyeceğim, bir tek kirpiğinin ıslanışına d&uuml;nyaları mahvedeceğim bir varlığımdın kucağımdaki sen. &Ouml;ğrendiklerinle ben de yeniden &ouml;ğrendim, d&uuml;nyayı yeniden fark ettim, b&uuml;y&uuml;me evrendeki bebek, &ccedil;ocuk, gen&ccedil; bakış a&ccedil;ın benim de bakış a&ccedil;ımdı.</span></p>
<p><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anne olmaktan vazge&ccedil;mek diye bir se&ccedil;enek yok. Yorulduğun bıktığın anda bile &ccedil;ocuğun i&ccedil;in yeniden ayağa kalkmak, g&uuml;&ccedil; bulmak ve &ccedil;ocuğunla yola devam etmektir annelik. Bunun i&ccedil;in benden nefret ettiğiniz anlarda bile yıkılmadım, dik durdum. Tam bir yuvanın meyvesi olmadığınıza yordum isyanlarını, itirazlarını. Beceriksiz anneliğimi dillendirdiğinde de bittim, t&uuml;kendim ama yeniden dikeldim. Bana bunu yapma g&uuml;c&uuml; veren evvela Allah sonra sizdiniz. Sizin d&uuml;nyaya gelmenizi benim vesilemle murad eden Allah&rsquo;ın bir bildiği var ş&uuml;phesiz. Şu mutlak ki, evlatsız biri olarak hayata yenilmektense bug&uuml;n&uuml;m&uuml; tercih ederim. İyi ki hayatıma katıldın.</span></p>
<p><span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başaramadıklarımı sıralayıp &nbsp;&nbsp;g&uuml;nah &ccedil;ıkarmayacağım Sevgili Kızım. Olan biten ikimizce de biliniyor nasıl olsa. Bilmeni isterim ki hatalar var da duygular buna g&ouml;re değişiyor zannetme. Bunlar olaylara matuftur, ge&ccedil;icidir. D&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k hatasını da yapsak sen benim kızımsın ben senin annenim. Bunu hi&ccedil;bir kuvvet değiştiremez. Ama seneler olaylar beni her yıl biraz daha beceriksizleştiriyor. Ayağa kalkmam adım atmam o kadar yavaş ilerliyor ki, bazen bunu hi&ccedil; yapamayacağıma kanaat getiriyorum. </span></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sen de artık belirli bir olgunluğa eriştin. Kendin olarak yaşamayı başarırken annenin beceriksizlikleri ayağına takılmasın, t&ouml;kezleme. Bunu başaracağına y&uuml;rekten inanıyorum. Ama bazen t&uuml;kenmişlik &ccedil;ukuru seni de girdabına &ccedil;ekebilir, sakın izin verme. Ben seni &ccedil;ok seviyorum. Her zaman seveceğim. Baban yerine de, kardeşin yerine de, amcalar, teyzeler olmayan dayılar, halalar yerine de &ccedil;ok seviyorum. BUNU BİL, &nbsp;İSTEDİM.</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Annen</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>kimim ve neyim?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kimim-ve-neyim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kimim-ve-neyim</guid>
<description><![CDATA[ kim olmam gerektiği ve kim olmak istediğim ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e1475d4e191.jpg" length="40113" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Jul 2022 17:11:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>thegirlhasnonick</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&ccedil;oğu zaman ne yapmamız gerektiğiyle ilgili tavsiyeler alırız. &ccedil;oğu zaman &ouml;yle &ouml;ğ&uuml;tler verilir ki bize o &ouml;ğ&uuml;tlerdeki kişi olmamız gerekir. istediğinizin bir &ouml;nemi var mıdır? sizin kim olduğunuz konuşulur mu? ne ile hayatınıza devam etmek istediğiniz peki? verilen onca &ouml;ğ&uuml;tte dikkatimi &ccedil;eken tek şey kelimelerdi. kelimelerin kullanılışı, yanındaki diğer kelimeler ile yaşadığı ilişki...</p>
<p>olmam gereken yer kelimelerin arasıymış meğerse. onlarla anlamdan anlama s&uuml;r&uuml;klenmek, onlarla acıyı, sevgiyi, hayal kırıklığını tatmak. en sevdiğim ise aşkı tatmak. aşk &ouml;yle sızıyor ki kelimelerin arasına okurken yaşatıyor o aşkı size. benim aşkım da b&ouml;yle başladı. kelimelerle.</p>
<p>neyden para kazandığımın ne &ouml;nemi vardı ki? o şey ile mutlu olamayacaksan hayatımı onunla s&uuml;rd&uuml;rsem ne olurdu? ben kelimelere aşıkken nasıl olur da başka bir yerde arardım sevdayı?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MANTIK VE KALBİN SAVAŞI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mantik-ve-kalbin-savasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mantik-ve-kalbin-savasi</guid>
<description><![CDATA[ Neyse şöyle ki gitmek istediğiniz yerden acabaya düşüp biraz daha denemeden gidin. Gidin ki daha mutlu olabilin. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62e10519e9b24.jpg" length="74376" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Jul 2022 12:31:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Gitmek, mantık, kalp, iç savaş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ne olacağını kestiremediğim anlar &ccedil;ok fazla hani size mantıkla kalp arasındaki savaştan bahsetmiştim ya ilk başta her ne kadar kalp kazanmış gibi dursa da mantık kazandı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kalbim bunu tercih etti, gitmem gerektiğini mantığımla hareket etmem gerektiğini s&ouml;yledi.&nbsp;</em><br /><em>Mutlu olacak mıydım bilmiyorum ama yapmam gereken mantığımı dinleyip gitmekti. Bazen mutluluk i&ccedil;in ilk başta &uuml;z&uuml;lmek gerekir ne de olsa yaşadığınız bir duygunun zıttını illa ki yaşıyorsunuz.&nbsp;</em></p>
<p><em>Ayrılık kolay mıydı? Tabi ki değildi ama gerekliliktir. Size acı veren, &uuml;zen, yıpratan bir ilişkinin i&ccedil;inde olmak ne kadar doğrudur ki? Hi&ccedil; değildir. Sağlığınızla bile oynar o y&uuml;zden sizi &uuml;zenin yanında durmaya gerek yok.&nbsp;</em></p>
<p><em>Bazı kararlar zor verilir ama sağlıklıdır. Daha fazla zarar g&ouml;rmemek adına. Kendini seven insan zaten kendine bunu yapmaz. Birini sevmeden &ouml;nce ilk başta kendinizi sevin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sizi sizden başkası sevmez yani belki bir umut aile bireyleri ama onlar bir umut.&nbsp;</em><br /><em>Neyse ş&ouml;yle ki gitmek istediğiniz yerden acabaya d&uuml;ş&uuml;p biraz daha denemeden gidin. Gidin ki daha mutlu olabilin. &Uuml;z&uuml;l&uuml;n, acı &ccedil;ekin ama sonrasında unutun evet bazı yaralar unutamayacak kadar derin izler bırakır ama yine de ize baktığınız zaman acısı ge&ccedil;ti diyebilin.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GERİDE BIRAKILAN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/geride-birakilan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/geride-birakilan</guid>
<description><![CDATA[ Düşüncelerimin içinde kaybolan küçük çocuk, büyüdüğümü ve onu bırakmamı istiyor sanki. Bu mantıklı mı? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62dda0bbcf161.jpg" length="62171" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 Jul 2022 22:43:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Geçmiş, kalanlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun uzun boş duvara baktığım zaman anladım bazı şeylerin artık eskisi gibi olmayacağını. B&uuml;y&uuml;m&uuml;ş m&uuml;yd&uuml;m bilmiyorum ama derin d&uuml;ş&uuml;ncelerde boğuluduğumu hissediyorum. Hatta hissetmekle kalmıyor, boğuluyordum.</p>
<p></p>
<p>D&uuml;ş&uuml;ncelerimin i&ccedil;inde kaybolan k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuk, b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml; ve onu bırakmamı istiyor sanki. Bu mantıklı mı? Kesinlikle değil. B&uuml;y&uuml;menin b&ouml;yle olduğunu bilseydim eğer hep eskide, k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;mde kalmayı yeğlerdim. B&uuml;y&uuml;mek yerine daha kahvaltımı yapmadan sokağa &ccedil;ıkıp oyun oynamaya gitmek, arkadaşlarımla saklamba&ccedil; oynarken hep ezbere bildiğimiz yerlere saklanmak, bebeklerimizi kendi kıyafetlerimizle giydermek isterdim.</p>
<p>Kahvaltılarımın yerini sigara ve kahve ikilisi almış, artık t&uuml;m d&uuml;nyayla birlikte bulunmak istemediğim bir saklamba&ccedil; oynamaya başlamıştım. Bebeklerime giydirdiğim kendi kıyafetleri sinirimi &ccedil;ıkardığım bedenime yama yaparken kullanır olmuştum.</p>
<p>Neden b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;m ki, eskiye d&ouml;n&uuml;p &ccedil;ocukluğumu tekrar doyasıya yaşamak isterdim</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hilkat</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hilkat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hilkat</guid>
<description><![CDATA[ Son sözüm ön sözüm olacak olursa; o günden beri yoktur hilkatimde karanlık , güneş gibi girmişim hakikatin koynuna... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62dd81c1cf090.jpg" length="25349" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 Jul 2022 22:30:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>(Hilkat: Kelime anlamı yaradılış, fıtrat demektir.)&nbsp;</p>
<p>Her insanin hilkatinde iyilik ve merhamet vardır. Nasıl bir akrep eğtim durumunda sokağısını kullanmasa da bir baskı altında kaldığında fıtratı gereği kullanıcaktır. Bu misal insanın fıtratında ne kadar iyilik olursa olsun &ccedil;evresel fakt&ouml;r denen etmenin rol&uuml; bunu bastırmakta &uuml;st&uuml;n. Cazip geleni se&ccedil;meye meyilli insan. Toz pembe hayatlar, g&ouml;kkuşağı yaşamlar istercesine koşarlar. Ama g&uuml;zellikler aceleye gelemez. Hilkatimiz doğrultusunda g&uuml;zele ulaşıcaktır ruh ve beden. Ee nede olsa en g&uuml;&ccedil;l&uuml; kişi g&uuml;&ccedil;l&uuml;kten gelendir. Boyun eğmeden yakınmadan g&uuml;zele ulaşmaktır. Ulaşıcaksak eğer bir makam mevkiye d&uuml;zenbazlık, vurdumduymazlık yerine bilakis &ouml;nem arz ederek y&uuml;rekten&nbsp;yapmak olsun. En azından d&ouml;n&uuml;p dolaşıp hilkatimiz gereği g&uuml;zelini yapalım. Su misali d&ouml;n&uuml;p dolaşalım her mevsim yer g&ouml;k yitirmiş&ccedil;esine. Onca şeye rağmen bulamamışken kendimizi bir bitkiye can olmakta buluverelim. Son s&ouml;z&uuml;m &ouml;n s&ouml;z&uuml;m olacak olursa; o g&uuml;nden beri yoktur hilkatimde karanlık , g&uuml;neş gibi girmişim hakikatin koynuna...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sığınak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/siginak-3242</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/siginak-3242</guid>
<description><![CDATA[ Sığınak ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62dd9b4a69d49.jpg" length="86361" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 Jul 2022 22:19:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Sığınak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kendimi bozuk bir sokak lambası gibi hissediyorum. B&ouml;yle bir karanlık sa&ccedil;arken bir aydınlık sa&ccedil;ıyorum. Karanlık tarafımı hep, heveslendim ve yapamadığım her şey. Aydinlik tarafım ise, her şeyi layıkıyla yaptığım. Kendimi gerekli ve gereksiz olmaksızın her şeye benzetiyorum, bu bir yandan iyiyken diğer taraftan da fazlasıyla tuhafıma gidiyor. Bazende kendimi, karanlık yollar gibi hissediyorum. Ben karanlığım ve herkes, her şey kapkara, hi&ccedil; aydınlık olmamasına rağmen kendimi orada iyi hissediyorum. Tabiki bunlar hayal d&uuml;nyamda, ger&ccedil;ekte ise karanlıktan korkarım. Karanlık; sonsuz ve edebi gibime geliyor ger&ccedil;ek hayattayken ama hayal d&uuml;nyamda &ouml;yle değil. Orada karanlık, ka&ccedil;ış yoluymuş, gizli bir sığınak gibi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYATIN İÇİNDE KAYBOLMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayatin-icinde-kaybolmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayatin-icinde-kaybolmak</guid>
<description><![CDATA[ Uzaklaşmak ne kadar mantıklıydı bilmiyorum ama bana iyi geldiğini hissediyordum. Belki de kendimi kandırıyordum. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62dc704fcc9c5.jpg" length="86060" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 Jul 2022 01:04:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Kaybolmak, kaçmak, özlemek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu sefer mumları &uuml;flerken &ouml;lmeyi diledim. Pes etmeyecektim, kendime bunu aşılamıştım ama bazen ne kadar ikna edersen et gitmek istersin. Bende gitmek istiyorum.</em></p>
<p><em>Tat alamıyordum yaptığım hi&ccedil;bir şeyden ger&ccedil;i son zamanlarda yaptığım bir şeyde yoktu. Uyu, uyan, yemek ye, yat, kitap oku, yemek ye, yat, kitap oku ve uyu. Yaşayan &ouml;l&uuml;yd&uuml;m zaten, insanlarla selam sabah yoktu.</em><br /><em>Uzaklaşmak ne kadar mantıklıydı bilmiyorum ama bana iyi geldiğini hissediyordum. Belki de kendimi kandırıyordum. Olabilirdi, yaptığım en g&uuml;zel şeylerden biride bu olabilir. İnsanları kandırdığım gibi kendimi de g&uuml;zel kandırıyordum.</em><br /><em>Kendini kandıran insanlar aslında ger&ccedil;eklerden ka&ccedil;mazlar mıydı?</em><br /><em>Ka&ccedil;alım, herkesten ka&ccedil;ıyoruz zaten kendimizden de ka&ccedil;alım ne olacak ki kimine g&ouml;re ziyan olmuşuz zaten bu hayatta ya bari onun hakkını verelim.</em><br /><em>&Uuml;zerimize oynadığı yetmiyormuş gibi birde enkaz altına atıyor. Hainler, etraf hain dolu elimle koymuş gibi bulmam da cabası. Hepsi işgal etmiş her yeri ka&ccedil;tıklarımda bunlardı ya zaten konu &ccedil;ok farklı yerlere gitti ama napayım i&ccedil;im dolu, bitiremiyorum s&ouml;yleyeceklerimi bıraksalar konuşur da konuşurum. Aslında beni engelleyen bir şey de yok konuşurum ama bazen i&ccedil;indekilerini anlatmaya kelimeler yetmez ya &ouml;yle bir şeydi ya da hani anlatacak gibi olursun ama d&uuml;zelmeyecek deyip susarsın ya aynen &ouml;yle oluyor.&nbsp;</em><br /><em>Kısacası; anlatsam da kimse anlamayacak zaten &ccedil;&ouml;z&uuml;me ihtiyacım var ama uygulayacak g&uuml;c&uuml;m de yok , mış gibi yapacaklar senin canın daha &ccedil;ok sıkılacak, boş ver diyecekler daha da gerileceksin sonra bir bakmışsın konuşmaktan vazge&ccedil;mişsin.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kafamın İçi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kafamin-ici</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kafamin-ici</guid>
<description><![CDATA[ Kafamın İçi  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d99ecdc52a0.jpg" length="30824" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 21 Jul 2022 21:45:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Kafamın İçi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kendimi bozuk bir sokak lambası gibi hissediyorum. B&ouml;yle bir karanlık sa&ccedil;arken bir aydınlık sa&ccedil;ıyorum. Karanlık tarafımı hep, heveslendim ve yapamadığım her şey. Aydinlik tarafım ise, her şeyi layıkıyla yaptığım. Kendimi gerekli ve gereksiz olmaksızın her şeye benzetiyorum, bu bir yandan iyiyken diğer taraftan da fazlasıyla tuhafıma gidiyor. Bazende kendimi, karanlık yollar gibi hissediyorum. Ben karanlığım ve herkes, her şey kapkara, hi&ccedil; aydınlık olmamasına rağmen kendimi orada iyi hissediyorum. Tabiki bunlar hayal d&uuml;nyamda, ger&ccedil;ekte ise karanlıktan korkarım. Karanlık; sonsuz ve edebi gibime geliyor ger&ccedil;ek hayattayken ama hayal d&uuml;nyamda &ouml;yle değil. Orada karanlık, ka&ccedil;ış yoluymuş, gizli bir sığınak gibi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dillerin Doğuş Miti : Babil Kulesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dillerin-dogus-miti-babil-kulesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dillerin-dogus-miti-babil-kulesi</guid>
<description><![CDATA[ Neredeyse bütün dini kitaplarda yer alan, dünyanın yedi harikasından biri olan Babil&#039;in Asma bahçelerinin içinde inşa edilen Babil Kulesi&#039;nin en az kendi kadar eşsiz bir mite ev sahipliği yaptığını biliyor muydunuz?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d84918d24dc.jpg" length="90930" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 20 Jul 2022 21:28:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords>babilkulesi, mit, dil, tanrı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="font-family: Calibri; font-size: 10.5pt; color: black; margin: 0pt 0pt 15pt 0pt;"><span style="background: white;">Neredeyse b&uuml;t&uuml;n dini kitaplarda yer alan, d&uuml;nyanın yedi harikasından biri olan Babil'in Asma bah&ccedil;elerinin i&ccedil;inde inşa edilen Babil Kulesi'nin en az kendi kadar eşsiz bir mite ev sahipliği yaptığını biliyor muydunuz?&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Calibri; font-size: 10.5pt; color: black; margin: 0pt 0pt 15pt 0pt;"><span style="background: white;">Dağlık b&ouml;lgelerden gelen ve y&uuml;kseklere tapan S&uuml;merler, tanrıları Marduk'u ve cenneti g&ouml;rmek, yer ile g&ouml;ğ&uuml;n birleştiği yerdeki kutsal ağaca ulaşmak adına tanrıya giden yolun aşamalarını (taş,ateş,bitkiler,hayvanlar,insanlar,g&ouml;ky&uuml;z&uuml;,melekler) temsil eden yedi katlı bir ziggurat şeklinde kule inşa etmeye başlarlar.&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Calibri; font-size: 10.5pt; color: black; margin: 0pt 0pt 15pt 0pt;"><span style="background: white;">İnanışlarına g&ouml;re Marduk yalnızca yedinci katta g&ouml;r&uuml;n&uuml;rm&uuml;ş. O kadar b&uuml;y&uuml;k bir merakları varmış ki, kısa s&uuml;rede altıncı kata ulaşmışlar. Tanrı ise onların bu hızını g&ouml;r&uuml;nce yedinci katı yapamamaları i&ccedil;in bir anda iş&ccedil;ilerin hepsine farklı bir dil verivermiş, b&ouml;ylece asla iletişim kuramayacak ve ona bu kadar kolay ulaşamayacaklarmış.</span></p>
<p style="font-family: Calibri; font-size: 10.5pt; color: black; margin: 0pt 0pt 15pt 0pt;"><span style="background: white;">Tanrı neden bu iş&ccedil;ilere bu kadar kızdı bilinmez ancak birka&ccedil; teori var elbette. Bazılarına g&ouml;re ilk altı aşamayı tam olarak &ouml;z&uuml;msemeden ilerlemelerine kızıp cezalandırıldılar, bazılarına g&ouml;re ise tanrı kendisinin g&uuml;c&uuml;n&uuml; kanıtlamak i&ccedil;in kuleyi yıktı. Tanrının g&uuml;c&uuml;n&uuml; kanıtlaması teorisi İbranilere aittir, hatta buna o kadar inanmışlardır ki bu olay Tevratta şu şekilde ge&ccedil;er :&nbsp;</span></p>
<p style="font-family: Calibri; font-size: 10.5pt; margin: 0pt 0pt 15pt 0pt;"><span style="color: black; background: white;">"ve b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyanın s&ouml;z&uuml; bir, dili birdi. şarktan g&ouml;&ccedil;t&uuml;kleri zaman sinear diyarında bir ova buldular, orada oturdular. birbirlerine 'gelin kerpi&ccedil; yapalım, onları iyice pişirelim. onların taş yerine kerpi&ccedil;leri, har&ccedil; yerine ziftleri vardı. yery&uuml;z&uuml;nde dağılmayalım diye kendimize bir şehir, başı g&ouml;ğe erişecek bir kule yapalım' dediler. ve ademoğullarının yapmakta olduğu şehri ve kuleyi g&ouml;rmek i&ccedil;in rab</span><span style="background: white;">*</span><span style="color: black; background: white;">&nbsp;indi. onlar bir kavm, hepsinin tek dili var. gelin inelim birbirlerinin dilini anlamasınlar diye onların dilini karıştıralım. rab onları oradan dağıttı ve şehri bina etmeyi bıraktılar. bundan dolayı onun adına&nbsp;</span><span style="background: white;">babil</span><span style="color: black; background: white;">&nbsp;dendi." (tekvin 11:1-9)</span></p>
<p style="font-family: Calibri; font-size: 10.5pt; color: black; margin: 0pt 0pt 15pt 0pt;"><span style="background: white;">Tanrıya ulaşma planları işe yaramayan S&uuml;merliler sayesinde şu anda ''neden bir&ccedil;ok yabancı dil var? '' sorusuna verebileceğimiz harika bir mitimiz var.&nbsp;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güzel Hayaller</title>
<link>https://edebiyatblog.com/guzel-hayaller</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/guzel-hayaller</guid>
<description><![CDATA[ Güzel Hayaller ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d827da45e0d.jpg" length="40897" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 20 Jul 2022 19:06:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Güzel Hayaller</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&uuml;zel hayalleriniz olsun... Kimi zaman pes etme raddesine geleceksiniz ama pes etmeyin! Eğer ki; bir yola baş koyduysanız o yolun sonunu da getirin. Bu yol belkide senelerinizi alacak, belki aylarınızı bu hi&ccedil; &ouml;nemli değil.&nbsp; Siz sadece o hayalin, o yolun sonuna gelin sonraysa "Her şeye rağmen başardım. " diyip kendinizi &ouml;d&uuml;llendirin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;; her şeye rağmen başardınız. Eleştirdiler, kıskandılar, modunuzu d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ler... Ama bakın başardınız asla unutmayın; "Kıskanan herkes, k&ouml;t&uuml; yorumlar yapıp eleştirir." aldırmayın bur iki kere daha s&ouml;ylenip, hayran kalırlar hayatın kanunuydu bu hep.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYALLERİMİZİ ÖLDÜRÜYORSUNUZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayallerimizi-olduruyorsunuz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayallerimizi-olduruyorsunuz</guid>
<description><![CDATA[ Küçükken hayallerinizin peşinden gidebileceğimiz, hayallerimiz vardı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d77b2714fc3.jpg" length="72319" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 20 Jul 2022 06:50:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meltem Güdemezoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1">K&uuml;&ccedil;&uuml;kken hayallerinizin peşinden gidebileceğimiz, hayallerimiz vardı. B&uuml;y&uuml;klerimizin sorduğu sevimli ve klasik sorusu vardı.</p>
<p class="p2"><span class="s2"></span></p>
<p class="p2"><span class="s2"></span></p>
<ul class="ul1">
<li class="li3"><span class="s2">&ldquo;B&uuml;y&uuml;y&uuml;nce ne olmak istiyorsun?&rdquo; sevimli ve klasik soruydu.</span></li>
</ul>
<p class="p3"><span class="s2"><span class="Apple-converted-space">&nbsp;&nbsp; </span>Biz de hayallerimizin peşinden gidebileceğimiz hayali olmak istediğimiz mesleklerimizin doğrultusunda cevaplar verirdik.</span></p>
<p class="p3"><span class="s2"><span class="Apple-converted-space">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; </span>Doktor olmak </span></p>
<p class="p3"><span class="s2"><span class="Apple-converted-space">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; </span>Eczacı olmak</span></p>
<p class="p3"><span class="s2"><span class="Apple-converted-space">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; </span>Avukat olmak</span></p>
<p class="p3"><span class="s2"><span class="Apple-converted-space">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; </span>M&uuml;hendis olmak </span></p>
<p class="p3"><span class="s2"><span class="Apple-converted-space">&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; </span>&Ouml;ğretmen olmak istiyorum &ouml;zenerek, severek ve i&ccedil;ten isteyerek cevaplar verirdik.</span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Bir hastaneye gittiğimizde beyaz &ouml;nl&uuml;kl&uuml; boyunlarına taktığı stetoskop saygıdeğer doktorlarımıza &ouml;zenirdik. Bir eczaneye gittiğimizde masa başında oturan hanım hanımcık beyaz &ouml;nl&uuml;kl&uuml; eczacı olma hayalini kurardık. Aynı şekilde diğer meslekler i&ccedil;in de ge&ccedil;erliydi.</span></p>
<p class="p2"><span class="s2"></span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Ama şimdi maalesef ve maalesef &ouml;yle değil. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayallerimizi &ouml;ld&uuml;r&uuml;yorsunuz. </span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Lise sonda y&uuml;ksek puanlar alıp tıp fak&uuml;ltesi ve eczacılık fak&uuml;ltesi kazandık diye sevinemiyoruz ve mutluluktan u&ccedil;amıyoruz. </span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Bu &uuml;lkede her sabah &ouml;l&uuml;m kaygısıyla uyanıyoruz. Mesleki şiddetler git git&ccedil;e artıyor. Can g&uuml;venliğimiz ve sağlık g&uuml;venliğimiz yok oluyor ne yazık ki.</span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Neden doktorları şiddet uygulayıp &ouml;ld&uuml;r&uuml;yorsunuz? </span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Neden insan hayatı bu kadar ucuz?</span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Eğer bir &uuml;lkenin doktorları &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;yorsa bu toplum hastalanmıştır. Neden doktorlara beyaz yakalılara haklarınızı helal etmiyorsunuz? O kadar m&uuml;cadele ederek okuyup tıp fak&uuml;ltesini bitiriyoruz diye sevinemiyorlar. Giderlerse gitsinler diyorsunuz da farz edin ki gittiler. Sağlığımızı kime emanet edeceğiz can g&uuml;venliğimizi nasıl sağlayacağız? Hastaneye giren hasta yakınlarından &uuml;&ccedil;te birinin ceplerinde bir bı&ccedil;ak ve bir silahı var. G&uuml;venlik arama yaparsa da su&ccedil; oluyor. </span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Nedir bu doktorlarımızdan alıp veremediğiniz? </span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Sağlıktaki şiddeti şiddetle kınıyor her şeyden &ouml;nce &ldquo;ADALETİN&rdquo; gelmesini istiyoruz </span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Hayallerimizi &ouml;ld&uuml;rmeyin.</span></p>
<p class="p3"><span class="s2">Z kuşağına b&uuml;y&uuml;y&uuml;nce ne olmak istiyorsun diye soramıyoruz. Sorduğumuz zaman &ccedil;ok değişik mesleklerin ortaya &ccedil;ıkacağını &ouml;ğrenmiş oluyoruz, kimsenin doktor, eczacı, avukat ya da &ouml;ğretmen olmak istiyorum diye hayalleri ve hedefleri kalmadı. Hayallerimizi &ouml;ld&uuml;r&uuml;yorsunuz!</span></p>
<p class="p2"><span class="s2"></span></p>
<p class="p3"><strong><span class="s3">&ldquo; Beni T&uuml;rk Hekimlerine emanet edininiz.&ldquo;<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>Mustafa Kemal Atat&uuml;rk</span></strong><span class="s2"> </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR MÜHENDİS</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-muhendis</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-muhendis</guid>
<description><![CDATA[ Gençlerin kanayan yarasında saklı cümleler... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d6a609ce8fc.jpg" length="51014" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 19 Jul 2022 15:40:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>ZAMANA&nbsp; YOLCULUKTA&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; GEN&Ccedil;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; BİR&nbsp;&nbsp;&nbsp; M&Uuml;HENDİS</p>
<p>&nbsp;Bug&uuml;nk&uuml;&nbsp; zamana&nbsp; yolculuğun&nbsp; konuğu&nbsp; samimi, G&uuml;ler y&uuml;zl&uuml;,İnsan&nbsp; ilişkilerinde başarılı&nbsp; Karadeniz&nbsp;&nbsp;&nbsp; Teknik&nbsp; &Uuml;niversitesi&nbsp;&nbsp; Jeoloji&nbsp; M&uuml;hendisliği&nbsp; b&ouml;l&uuml;m&uuml;&nbsp; mezunu&nbsp; Emre&nbsp; KESEN. Kendisi&nbsp; ile hayata&nbsp; dair&nbsp;&nbsp;&nbsp; s&ouml;yleşi&nbsp; ger&ccedil;ekleştirdim.&nbsp;</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp; :&nbsp; Emre&nbsp; KESEN&nbsp; seni&nbsp; tanıyabilir miyim?</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : 1989 Batman&nbsp; doğumluyum. İlk ,Orta&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; &nbsp;lise &ouml;ğrenimimi&nbsp; Batman&rsquo;da&nbsp; tamamladıktan&nbsp;&nbsp;&nbsp; sonra;&nbsp; Karadeniz&nbsp; Teknik&nbsp; &Uuml;niversitesi&nbsp;&nbsp; jeoloji&nbsp;&nbsp; m&uuml;hendisliği&nbsp; b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne&nbsp;&nbsp; yerleştim . D&ouml;rt&nbsp; yıllık&nbsp;&nbsp; &ouml;ğrenim&nbsp;&nbsp; s&uuml;resinde&nbsp;&nbsp; okulu&nbsp; bitirdim. Şuan&nbsp; &ouml;zel&nbsp; bir&nbsp; şirkette&nbsp;&nbsp; işimle&nbsp; yakından&nbsp; alakası&nbsp; olmayan bir &nbsp;&nbsp;&nbsp;pozisyonda&nbsp;&nbsp; &ccedil;alışmaktayım.&nbsp;</p>
<p>VAHAP &nbsp;:&nbsp; &Ccedil;ocukluğunda&nbsp;&nbsp; yapmayı&nbsp;&nbsp; en&nbsp;&nbsp; &ccedil;ok&nbsp;&nbsp; yapmayı&nbsp; sevdiğin&nbsp; şey&nbsp; neydi ?</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; &Ccedil;ocukluğumu&nbsp; pek&nbsp; hatırlamam&nbsp; ama! Dışarıda&nbsp; oyun&nbsp; oynamaktan&nbsp; keyif&nbsp; alırdım.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp; :&nbsp; Hayalin&nbsp; ne ? Ger&ccedil;ekleştirebildin&nbsp; mi ?</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; Hayalim&nbsp; her&nbsp; zaman&nbsp; iyi&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; m&uuml;zisyen&nbsp;&nbsp; olmaktı&nbsp; ama ! Bu&nbsp; işi&nbsp; profesyonelliğe&nbsp;&nbsp; taşıyamadım . &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ; Doğru&nbsp; y&ouml;nlendirmelerim&nbsp;&nbsp; olmadı&hellip; Ama! M&uuml;zikten&nbsp; de&nbsp; hi&ccedil; kopmadım.&nbsp; &Uuml;niversitede&nbsp; bateristlik&nbsp;&nbsp; yaparak&nbsp;&nbsp; &ccedil;ok&nbsp;&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; paralar kazandım.&nbsp; Ayrıca; Gitar ,Bağlama&nbsp; &ccedil;alabiliyorum. Yani kısaca ; M&uuml;zisyenlik&nbsp; benim&nbsp;&nbsp; ruhumda&nbsp; var&nbsp; ama&nbsp; olmadı. İnsanın&nbsp; bu&nbsp; hayatta&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; istedikleri&nbsp; her zaman&nbsp; olmuyor&hellip; Kısmet&nbsp; değilmiş.&nbsp;</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp; Hangi&nbsp; mesleği&nbsp; icra&nbsp; etmek&nbsp; isterdin ? Neden ?</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; Aslında&nbsp; bunun&nbsp;&nbsp; cevabını&nbsp; verdim. Yine de&nbsp; ş&ouml;yle&nbsp; devam&nbsp;&nbsp; edeyim .&nbsp;</p>
<p>Doğru&nbsp;&nbsp; y&ouml;nlendirilme&nbsp; bu&nbsp; hayatta&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; &ouml;nemli . Nedeni &nbsp;&nbsp;ise; Bence&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; m&uuml;zisyen&nbsp;&nbsp; eline&nbsp;&nbsp; enstr&uuml;manı&nbsp;&nbsp; aldığında&nbsp; yaşadıkları&nbsp; ve&nbsp; yaşanmışlıkları ona&nbsp; hayat&nbsp; katarak&nbsp; bu&nbsp; duyguyu&nbsp; insanlara&nbsp;&nbsp; aktarabiliyor. Bundan&nbsp; daha&nbsp;&nbsp; g&uuml;zel&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; şey&nbsp;&nbsp; olmaz&hellip; Ben&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; y&uuml;zden&nbsp;&nbsp; iyi&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; m&uuml;zisyen&nbsp;&nbsp; olmayı&nbsp;&nbsp; istedim&nbsp; ama&nbsp;&nbsp; olmadı. Ayrıca ; Ben&nbsp;&nbsp; ritimciyim&nbsp; bu&nbsp; işi&nbsp; amat&ouml;r&nbsp; yapıyorum . Profesyonel&nbsp;&nbsp; anlamda&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; işi&nbsp;&nbsp; yapmak&nbsp; isterdim. Hayatım&nbsp; sadece&nbsp; ona&nbsp; odaklı&nbsp; olmalıydı!...</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp; T&uuml;rkiye&rsquo;de&nbsp;&nbsp; en&nbsp;&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; gezip&nbsp; g&ouml;rmek&nbsp; istediğin&nbsp; yer&nbsp; neresi ? Neden ?</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : &Uuml;lkenin&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; yerini&nbsp; gezdiğim&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; b&uuml;y&uuml;k&nbsp; heyecanlarla&nbsp; g&ouml;rmek&nbsp; istediğim&nbsp; bir&nbsp;&nbsp;&nbsp; yer&nbsp; pek&nbsp; kalmadı.&nbsp; Ama ! Yeni&nbsp; yerleri&nbsp; tabiki&nbsp; de&nbsp; keşfedip&nbsp; g&ouml;rmek&nbsp;&nbsp; isterim .&nbsp;</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp;&nbsp; Aşkın&nbsp; dillerde dolandığı , Sevginin&nbsp; azaldığı&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; devirde&nbsp;&nbsp; senin&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; hangisi&nbsp;&nbsp; ağır&nbsp; basıyor ?&nbsp; Neden ?</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Bana&nbsp; kimse&nbsp; Aşk&rsquo;tan&nbsp; ve&nbsp; Sevgiden&nbsp; bahsetmesin . Emin&nbsp; olun&nbsp; ki ; Bu&nbsp; iki&nbsp; şey&nbsp;&nbsp; sadece&nbsp;&nbsp; dillerde&nbsp; kalmış . &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ; Siz&nbsp; sevdiğiniz&nbsp;&nbsp; kişiye&nbsp; ne&nbsp; kadar&nbsp; fedakarlık&nbsp; yaparsanız&nbsp; yapın!... Ger&ccedil;ek&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; sevgiyi&nbsp;&nbsp; g&ouml;remezsiniz .&nbsp; Her&nbsp; ikisi&nbsp; de&nbsp; bana&nbsp; g&ouml;re&nbsp; boş&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; yersiz &hellip; Sadece&nbsp;&nbsp; insanların&nbsp; birbirlerini&nbsp;&nbsp; kandırdığı&nbsp; dalga&nbsp; ge&ccedil;tiği&nbsp; şeyler&nbsp; olmuş&nbsp; artık.</p>
<p>&nbsp;Hangi&nbsp;&nbsp; Aşk?</p>
<p>Hangi&nbsp; Sevgi ?</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp; Neden&nbsp;&nbsp; b&ouml;yle&nbsp; bir&nbsp; tepki&nbsp; verdin ? Yaşadığın&nbsp; senin&nbsp;&nbsp; unutamadığın&nbsp; birşey mi&nbsp; yaşadın ?</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Ben&nbsp; sevdiğim&nbsp; kadın&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; ailemi&nbsp; ve&nbsp; asıl&nbsp; mesleğimi&nbsp; bırakıp&nbsp; buraya&nbsp; geldim. Ama ! O&nbsp; ne&nbsp;&nbsp;&nbsp; yaptı?&nbsp; Koskoca&nbsp; beş&nbsp; yılı&nbsp; hi&ccedil;e&nbsp; sayıp ; Ben&nbsp; buraya&nbsp; geldikten&nbsp;&nbsp; sonra&nbsp; bir&nbsp; gecede&nbsp; beni&nbsp;&nbsp; terk&nbsp;&nbsp; etti. O&nbsp;&nbsp;&nbsp; y&uuml;zden&nbsp; kimse&nbsp; bana&nbsp;&nbsp; Aşk&nbsp; ve&nbsp; Sevgi&nbsp;&nbsp; demesin...&nbsp;</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp; O&nbsp; zaman&nbsp; bir&nbsp; s&ouml;z&uuml;nde&nbsp; seven&nbsp;&nbsp; insanlara ve&nbsp; Ger&ccedil;ekten&nbsp;&nbsp; sevmeyi&nbsp; bilenlere&nbsp;&nbsp; gelecek&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; sanırım . Haksız mıyım ?&nbsp;&nbsp;</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Sevgi ,Aşk&nbsp; karşındakine&nbsp; &ouml;zellikle; İnsan&nbsp; olduğu&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; değer&nbsp;&nbsp; vermek.&nbsp; İnsana&nbsp;&nbsp; aşık&nbsp; olmak&nbsp;&nbsp;&nbsp; onu&nbsp; sevmek . Onu&nbsp; sahiplenmek&nbsp; benim&nbsp;&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; o&nbsp;&nbsp; kadar&nbsp; kutsal&nbsp; ki ; Ben&nbsp; bu&nbsp; kutsallığı&nbsp; kimseyle&nbsp;&nbsp;&nbsp; tartışmam&nbsp; ve&nbsp; kimseye&nbsp;&nbsp; sorgulamam... &Ccedil;&uuml;nk&uuml;; Ben&nbsp; bu&nbsp; hayatta&nbsp; değer&nbsp; yargılarım&nbsp; Aşkım , Sevgim,&nbsp; Dostlarım&nbsp; ve&nbsp; Sevdiklerim&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; varım. Ben&nbsp; her&nbsp; zaman&nbsp; doğru&nbsp; ne&nbsp; ise ; Onu&nbsp; yapmaya&nbsp; &ccedil;alıştım .&nbsp;</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp; Sevgiyi&nbsp; &uuml;&ccedil;&nbsp; kelime&nbsp; ile&nbsp; &ouml;zetler&nbsp; misin ?</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Bu&nbsp; kelimenin&nbsp; bende&nbsp; bir&nbsp; anlamı&nbsp; ve&nbsp; &ouml;nemi&nbsp;&nbsp; olmadığı&nbsp; i&ccedil;in, Anlamsız&nbsp;&nbsp; ve&nbsp;&nbsp; &ouml;nemsiz&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; şeyleri&nbsp;&nbsp; yorumlamayı&nbsp; pek&nbsp;&nbsp; sevmem .</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp; &Uuml;niversite&nbsp; okumak , Sonrasında&nbsp; mezun&nbsp;&nbsp; olmak&nbsp; nasıl bir duygu ?</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; Emin&nbsp; olun ! Bu&nbsp; zamanda&nbsp; bu&nbsp; sıfatın&nbsp; bir&nbsp; &ouml;nemi&nbsp;&nbsp; kalmamış &hellip; Etraf&nbsp; mezun&nbsp; olanlarla&nbsp; dolu.&nbsp;&nbsp; Mezun&nbsp;&nbsp; olmuş &nbsp;ama ! İş ,G&uuml;&ccedil;&nbsp; yok &hellip; Ne&nbsp; yapayım&nbsp; b&ouml;yle&nbsp; bir&nbsp; mezuniyeti . Tabiki de ! Okumak&nbsp;&nbsp; g&uuml;zel&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; duygu&nbsp; ama ! Okul&nbsp; biterken&nbsp; de&nbsp; bir&nbsp; yerlere&nbsp; gelebilmeli .</p>
<p>VAHAP&nbsp; : &nbsp;Neden&nbsp;&nbsp; Jeoloji&nbsp; M&uuml;hendisliği ?</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Bir&nbsp; nedeni&nbsp;&nbsp; yok&nbsp; aslında. &Uuml;niversite&nbsp; okumak&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; gittim. Eğer ki ; Sonucun&nbsp; bu&nbsp; şekilde&nbsp;&nbsp; olacağını&nbsp; bilseydim !... Emin&nbsp; olun&nbsp; gidip okumazdım.</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp; Son&nbsp; olarak ; Gen&ccedil;&nbsp; bir&nbsp; M&uuml;hendis&nbsp;&nbsp; olarak&nbsp; senin&nbsp; &nbsp;gibi&nbsp; bu&nbsp; b&ouml;l&uuml;m&uuml;&nbsp; okuyan&nbsp;&nbsp; ya&nbsp; da&nbsp; başka&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; b&ouml;l&uuml;mde&nbsp; devam&nbsp;&nbsp; eden&nbsp; ve&nbsp; mezun&nbsp; olan&nbsp; gen&ccedil;&nbsp;&nbsp; arkadaşlara&nbsp; neler&nbsp; s&ouml;ylemek&nbsp;&nbsp; istersin?&nbsp;</p>
<p>EMRE&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; Sadece&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; olabilir! Doktor, M&uuml;hendis , Avukat , &Ccedil;&ouml;p&ccedil;&uuml;&nbsp; kim&nbsp; olursak&nbsp; olalım&hellip; Bence&nbsp; ilk&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ouml;nce&nbsp;&nbsp; insan&nbsp; olmayı&nbsp; becermeliyiz . Yoksa; Sıfatların&nbsp; hi&ccedil;&nbsp; bir&nbsp; &ouml;nemi&nbsp; yok. &Ouml;nce&nbsp; insana&nbsp; Saygı&nbsp; ve&nbsp; Sevgi&nbsp; gelir . Birbirimize&nbsp; seviyeli&nbsp; bir&nbsp; şekilde&nbsp;&nbsp; yaklaşalım ki ; Hayat&nbsp; g&uuml;zelleşsin &nbsp;ve&nbsp; insanca&nbsp; yaşam&nbsp; olsun&hellip;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Son&nbsp; bir&nbsp; şey&nbsp; daha&nbsp; eklemek&nbsp; istiyorum :</p>
<p>K&uuml;rt , T&uuml;rk , &Ccedil;erkez , Laz&nbsp; vesaire &hellip; Hangi&nbsp; dine, Dile&nbsp; ve&nbsp; Irka&nbsp; sahip&nbsp; olursak&nbsp; olalım! &Ouml;nce&nbsp; insan&nbsp;&nbsp;&nbsp; olalım&hellip;&nbsp;</p>
<p>VAHAP&nbsp; : Sevgili&nbsp; dostum&nbsp; Emre&nbsp; KESEN. Yoğun&nbsp; bir&nbsp; tempoda&nbsp; &ccedil;alıştığın bu&nbsp; zamanda&nbsp; bana vakit&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ayırıp; Zamana Yolculuğa Konuk&nbsp; olduğun&nbsp; ve&nbsp; verdiğin&nbsp; samimi&nbsp; cevaplar&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp; ederim .&nbsp; bundan&nbsp; sonraki&nbsp;&nbsp; yaşamında&nbsp; ve&nbsp; &Ccedil;alışmalarında&nbsp; başarı&nbsp; dolu&nbsp; yıllar dilerim.</p>
<p>&nbsp;EMRE&nbsp; : Saygı değer&nbsp; Abdulvahap&nbsp;&nbsp; Bey . Zamana&nbsp; Yolculuk&rsquo;a beni konuk&nbsp; ettiğiniz, Bu g&uuml;zel&nbsp; s&ouml;yleşiye konuk&nbsp; ettiğiniz&nbsp;&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp; ederim . İlerlediğiniz&nbsp; bu&nbsp; yolda&nbsp; başarılarınızın&nbsp; devamını&nbsp; dilerim&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Momento Mori</title>
<link>https://edebiyatblog.com/momento-mori</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/momento-mori</guid>
<description><![CDATA[ Hiç kan bağımızın bulunmadığı kişileri sevebiliriz çünkü hırpalanmadıkça kalp cömerttir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d50fc4cdc23.jpg" length="71637" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 18 Jul 2022 10:47:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuğçe Demir</dc:creator>
<media:keywords>Düşünce, İnsan, hissetmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">-Mozart Piano Concerto NO.21 Andante -&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaman, şuursuzca akmaya devam ediyordu. İnsanlara sağırdı ve biz her g&uuml;n farklı mekanlarda, farklı tarihlerde, farklı insanların oluşturduğu kalabalık arasındaydık fakat hislerimiz, d&uuml;şlerimiz, ruhumuz bulunduğu ortamdan &ccedil;ok daha uzaklarda dolaşırdı bazen; Sanki bir şeyleri arıyor gibiyiz.Kalabalık arasındaki kabuk olan bedenlerimiz, kendisine benzeyenlerle yakın kuruyor s&uuml;rekli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;&nbsp;Asla bir başkasıyla aynı şeyi hissedemeyiz. Birbirimizi sevsek ve kısa s&uuml;reliğine olağan akışındaki zamanı farklı algılasak, i&ccedil;inde bulunmak zorunda kaldığımız kalabalıklardan kurtulabilsek, sadece ikimizin "bir" olduğunu d&uuml;ş&uuml;nsek dahi asla aynı şeyi eşit derecede hissedemeyiz. Sevgi, anlamı boşaltılan bir kelime oldu artık. Halbuki, ger&ccedil;ekten bizi seven biri olmasa, sevdiğimiz birisi olmasa birka&ccedil; ka&ccedil; litre kan, bir torba kemik ve etten başka hi&ccedil;bir şey değiliz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hi&ccedil; kan bağımızın bulunmadığı kişileri sevebiliriz &ccedil;&uuml;nk&uuml; hırpalanmadık&ccedil;a kalp c&ouml;merttir. Bir mucize olur da, sevgimize, karşımızdaki de kendi hisleri ile selam verebilse bile mutlaka bir tarafın hissi ağır basacaktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; farklı duyu eşiklerimiz var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;&nbsp;Her şey bizim anlamlandırmamzla ilgili değil midir? Tam şu anda &ouml;lsek bu sorunların ne anlamı&nbsp; kalacak mesela?&nbsp; En sevdiğimiz elbise&nbsp; biz sevmezsek&nbsp; diğerlerinden farklı değil. En g&uuml;zel bulduğumuz insan, biz g&uuml;zel bulmadığımız s&uuml;rece sıradan. Etrafımıza anlam katan ve bir şeyleri değerli ilan eden, biziz. Kalabalıklara da tenhalara da biz anlam y&uuml;kl&uuml;yoruz.&nbsp;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&nbsp;Bazen, yalnız kalmayı daha anlamlı buluruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; birilerini hayatımıza almak, o kişilerle anlarımızı, zamanımızı paylaşmaktır. O kişileri yaşamımıza kabul etmektir. Oysa&nbsp; kabul etmek i&ccedil;in &ouml;nce tanımak gerekir. Birbirimizi ger&ccedil;ekten tanıyabilir miyiz? İnsan duygularının değişkenliği s&ouml;z konusuyken? Yahut konu aşk olduğunda,&nbsp; hoşlantıları aşk ile karıştırıp aşk zannettiklerimizin acısını &ccedil;ekmiyor muyuz? Birbirinin g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml; beğenip sevgili olanlar kendilerini aşık ilan ediyor. Bu sevmeyi unutmuş toplulukta nasıl sevgili olunur sahi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendini topluma ait hissetmeyenler artıyor. İ&ccedil;imizde bastırdığımız duyguların feryatları bir boşluk kazıyor y&uuml;reklerimize, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k&ccedil;e ağlayasımız gelen. Bizde g&ouml;ller var, i&ccedil;imizde birikmiş g&ouml;z yaşlarımız. Bir de o g&ouml;llerin can verdiği &ccedil;i&ccedil;ekler var. Bizde yağmur var; arkasından g&ouml;kkuşağı getiren. Bizde hem karanlık, hem de aydınlık var. Nefes aldığımız s&uuml;rece, ışık var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kafamızdaysa i&ccedil;inde her şeyin bambaşka olduğu g&uuml;zel bir d&uuml;nya can buluyor. Yazmayı da bu y&uuml;zden sever ya insan; d&uuml;nyasını somutlaştırmak i&ccedil;in. Hepimiz d&uuml;şlerimiz ile yapılandırdığımız bir d&uuml;nyaya sahibiz. İnsanlık fazlasıyla bencil. Benciliz. Bir şeyi sevme kriterimiz onunla mutlu olma oranımızla eş. Kafamızın i&ccedil;inde &ouml;zenle dokuduğumuz ve hayallerimizi sakladığımız o d&uuml;nyayı sevme nedenimiz, orada her şeyin istediğimiz gibi olması değil mi? Oysa, ger&ccedil;eklikte işler istediğimiz, planladığımız gibi gitmeyebilir. İ&ccedil;imizde olan d&uuml;nya ile i&ccedil;inde olduğumuz d&uuml;nya &ccedil;akıştığında hissediyoruz duyguları; sevinci, heyecanı ya da acıyı. Bu y&uuml;zden gelmez mi zaten hayal kırıklıkları?</span></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sığınak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/siginak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/siginak</guid>
<description><![CDATA[ Sanki herşey benim ütopyam da oluyor gibi.. sanki bir şizofreni gibi kendi kendime yapıyorum herşeyi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627835b5d047a.jpg" length="30278" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 16 Jul 2022 01:17:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; &nbsp; İnsanların sığınabileceği bir d&uuml;nyaları olmalı, ka&ccedil;abilecek ve aynı zamanda yine ona gidecek bir d&uuml;nya. Bu &ouml;yle bir d&uuml;nya olmalı ki ne seni i&ccedil;ine hapsedecek ne de seni sensiz bırakacak. Bir şarkının sizi g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; o anılar gibi mesela ya da okuduğunuz bir kitabın baş kahramanı ile yaptığınız o m&uuml;thiş zaferler. Veyahut tek bir insan yetiyor b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyayı yıkıp yerle bir etmeye. Ama benim şimdilik sığındığım tek yer kitaplar. Sayfa aralarında birer kalem izi bekliyor, selam veriyorum hafif&ccedil;e ve iz daha da derinleşiyor i&ccedil;imde. Ardından onu g&ouml;r&uuml;yorum,t&uuml;m bu sayfaları, c&uuml;mleleri birlikte aşacağım o kişiyi.. benim yoldaşım, sırdaşım. Milena'ya Mektuplar kitabında Kafka oluyor sırdaşım, bir birimize yazıyoruz sanki i&ccedil;imizde ki imkansız sevgiyi. Şeker Portakalı' ndaki Zeze ile yaramazlığın i&ccedil;indeki zor ge&ccedil;en &ccedil;ocukluğumu. U&ccedil;urtma Avcısı'nda u&ccedil;uruyorum &ouml;len &ccedil;ocukların dualarını. G&uuml;zel Kaybettik kitabında gidenin ardından bakan bir Eyl&uuml;l acısı &ccedil;&ouml;k&uuml;yor t&uuml;m y&uuml;reğime. Kahraman Tazeoğlu ile yazıyorum şiirlerin satırlarını, Cemal S&uuml;reya ile a&ccedil;ık ve demli &ccedil;ay kavgası yaparken, Ş&uuml;kr&uuml; Erbaş ile &Ouml;m&uuml;r Hanım'ı y&acirc;d ediyorum....Ve bir &ccedil;ok kitabın bir &ccedil;ok kahramanlarına b&uuml;r&uuml;n&uuml;yorum, sanki bir sihir gibi i&ccedil;lerine giriyor ve sonra geri d&uuml;nyama d&ouml;n&uuml;yorum. Sanki herşey benim &uuml;topyam da var ama bunu siz bilmiyorsunuz gibi...</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İyi ki Doğdum Kendim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iyi-ki-dogdum-kendim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iyi-ki-dogdum-kendim</guid>
<description><![CDATA[ 28 . Yaşıma hediyem ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62d1b46194dbb.jpg" length="41170" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 15 Jul 2022 21:59:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şeyda Yüksel</dc:creator>
<media:keywords>Kazandıklarim, kaybettiklerim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba kendim..</p>
<p>Merhaba sevgili okurlarlar ..</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Bu yazım kendime doğum g&uuml;n&uuml; hediyem .Şuan bile yazarken y&uuml;z&uuml;mde g&uuml;l&uuml;c&uuml;kler oluştu .İlk hatırladığım doğum g&uuml;n&uuml;m&uuml; s&ouml;yleyeyim sizlere .. Şuan yaklaşık on dakika ge&ccedil;ti ve inanın bulamadım &ccedil;&uuml;nk&uuml; her sene temmuz ayını kapatıyorum . Ailem sevdiklerim arkadaşlarım tanıdıklarım hepsi ayrı ayrı zamanlarda kutlama yaptıkları i&ccedil;in temmuz ayı benim ayım oluyor ( du ) .Du dedim &ccedil;&uuml;nk&uuml; artık benim i&ccedil;in bile &ouml;nemi kalmamaya başladı. Eskiden hep derdim ki doğum g&uuml;n&uuml; en &ouml;zel g&uuml;nd&uuml;r başka g&uuml;nler unutulur ama bu unutulmaz .Ama &ouml;yle değilmiş artık yaş ilerlemeye başladı o y&uuml;zen mi bilmem ama hala &ccedil;ok gencim 28 yaşındayım .Ama bana g&ouml;re insanın vaz ge&ccedil;emediği yaş vardır ve orda kalırsın kimlikte yaşın ilerler ama kalbin ruhun beynin hislerin orada kalır .Tam olarak bahsettiğim kaldığım yaş 24 d&uuml;. O yaşımdan sonrası k&ouml;t&uuml;m&uuml; ge&ccedil;ti yoo aslında tablonun tamamına bakarsak hayır . Fakat benden aldığı bana kattığı &ccedil;ok şeylerim oldu .Mesela benden en &ccedil;ok da inandığım ve herkeste eksik olan aşk kavramını aldı sonra zamanla sağlığımla &ccedil;ok sınandım , g&uuml;ven desen yok dereceye indi .Hep te k&ouml;t&uuml; şeyler katmadı canım mesela yazar olmaya karar verdirdi bana g&uuml;nler ve hayatımda aldığım en en en g&uuml;zel karar budur. (iyi bir yazar olmaya s&ouml;z veriyorum kendim ) . G&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir yapım oldu ve daha &ccedil;ok g&uuml;lmeyi &ouml;ğrendim &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &uuml;z&uuml;lecek kadar zamanım olmadığını g&ouml;rd&uuml;m. Kayıplar verdim hem de fazlasıyla hayatta olmayanlar i&ccedil;in ki kayıplarım onların isteğiyle olmadı onlar i&ccedil;in &ccedil;ok &uuml;zg&uuml;n&uuml;m ama hayatta olup da kendi masalımdan &ccedil;ıkardığım insanlar i&ccedil;in aynı şeyi s&ouml;yleyemem. Asıl dostlarımın hala yanımda olduğunu g&ouml;rd&uuml;m .Ve zamanla koşulsuzca sevebileceğim insanların bana acımadan zarar verdiklerini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde &ccedil;ok değiştim . Şimdi ise bu kadar &ccedil;ok şeyden sonra bende sağlam kalan tek g&uuml;zel ger&ccedil;ek şeyin MERHAMET olduğunu g&ouml;r&uuml;yorum ve biliyorum Ka&ccedil; yaşıma girersem gireyim kendime s&ouml;z veriyorum merhametli olmaya devam edeceğim .Ve sevgili kendim seni &ccedil;ok seviyorum iyi ki doğdun iyiki varsın .HOŞ GELDİN 28</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GEÇMİŞİN KIRIKLARI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gecmisin-kiriklari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gecmisin-kiriklari</guid>
<description><![CDATA[ Masumluk olabilir mi tüm mesele? Bu kirli dünyada çocukluk hep saf, masumdur. Belki de bu yüzden düştüğümde etrafımda yardım eden kimsemin olmayışını değil de kanayan dizim için ağlamışımdır.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62cf23c01e0dd.jpg" length="32911" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Jul 2022 22:58:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Geçmiş, araftalık, çocukluk, özlem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>D&uuml;n&uuml;n yaralarına bug&uuml;nlerin melhem olmuyor ;</em></p>
<p><em>Biliyorum artık hi&ccedil;bir şey eskisi gibi değil. Mesela ne ben eski benim ne de artık yaralarım eski yaralarım. D&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;mdeki dizimde oluşan yarayla d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;mde kalbimde oluşun yaranın acısı tarif edilemeyecek bir fark. Bitti diyorum, ge&ccedil;ecek diyorum tıpkı dizindeki yara gibi &ccedil;oğunun izi kalmadığı gibi ama kalbimde oluşan her yarının izini h&acirc;l&acirc; taşıyorum. Ge&ccedil;miyor, bitmiyor. Neden? Nedenini de bilmiyorum. Bildiğim tek şey eski benliğimi &ouml;zl&uuml;yorum hemde deli gibi... Neden eski halini &ouml;zler insan onu da bilmiyorum ama ben &ccedil;ok &ouml;zledim.</em></p>
<p><em>Masumluk olabilir mi t&uuml;m mesele? Bu kirli d&uuml;nyada &ccedil;ocukluk hep saf, masumdur. Belki de bu y&uuml;zden d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;mde etrafımda yardım eden kimsemin olmayışını değil de kanayan dizim i&ccedil;in ağlamışımdır.</em></p>
<p><em>Ben hep dizimdeki yara i&ccedil;in ağlayacağımı d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m, b&uuml;y&uuml;mek aslında ne kadar da k&ouml;t&uuml; bir şeymiş hi&ccedil; istemedim b&ouml;yle olsun, b&ouml;yle olmak.</em></p>
<p><em>Elimde olsa hep ge&ccedil;mişte bir yerlerde yaşamak isterdim. &Ouml;yle ya d&uuml;nyayı bilmiyorum, tanışmamış kahpe insanlarla daha kirlenmemiş zihnim.Biraz daha farklı hayat daha az yara almış bir ben.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sanaldaşlık</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sanaldaslik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sanaldaslik</guid>
<description><![CDATA[ Ah nerede o eski arkadaşlar?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627ff3fde95b8.jpg" length="42070" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 11 Jul 2022 13:32:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden arkadaşılık denilen bir ilişki vardı. Hala var ama eskisi gibi değil. İnternetin yaygın olmadığı d&ouml;nemlerde insanlar sokakta birbirinie selam verirdi. Hatta kısa bir muhabbet ge&ccedil;erdi. Bir mekana gidildiğinde sohbet ederler, arkadaşlık samimiyetiyle o g&uuml;n&uuml;n tadını &ccedil;ıkarırlardı. Şimdi aynı masa etrafında oturup birbirlerinin y&uuml;z&uuml;ne bakmıyorlar. Herkesin elinde telefon farklı insanlarla konuşup, sanal mecralarda geziyor. Masadakinin bir derdi var mı? Paylaşacağı bir sevinci var mı, sormuyor. Konuşulsa bile yine internette g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir video &uuml;zerinden konuşuluyor. Tek konu, "Son paylaşılan videoyu g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;?" G&ouml;rmediysen hemen izletiliyor, g&ouml;rd&uuml;ysen &uuml;zerine tartışılıyor. G&uuml;n sonunda aslında hi&ccedil;bir iletişim olmadan dağılıyor. Anca sosyal hesabında paylaşırsa haberi oluyor. Paylaşılmasa kimsenin birbirinden haberi yok.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Aynı evde olanlar bile internet &uuml;zerinden haberleşiyor. Mutfaktaki eşine telefondan mesaj yazıyor, " Su getir misin?" diye. Ben olsam su bardağı fotoğrafı g&ouml;nderir, "İşte suyun afiyet olsun" derdim. Yani bu kadar birbirimizden kopmuş haldeyiz. Evet, internet, teknoloji b&uuml;y&uuml;k kolaylık ama g&uuml;nl&uuml;k hayatı ve insanı insan yapan iletişimi yok ediyor. Bu da eksi tarafı.</p>
<p>Halbuki insan hayatı, sadece dertleşmek, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bir şeyi paylaşmak değildir. Aynı ortamda bir tatlı bakış, tebess&uuml;m, bazen hiddetli bir bağırış, bazen de ağlama halleri... işte bunları klavye tuşaları ile iletemeyeceğimiz şeyler. Her şeyimiz sanal oldu ne yazık ki. Arkadaşlık, dostluk, bir yerde oturup i&ccedil;ilen kahveler, hatta aile bağları bile internet kablosu ile bağlı.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mugayir</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mugayir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mugayir</guid>
<description><![CDATA[ Tırmanmadıktan sonra parmaklarınla, kirlenmedikten sonra tırnakların neye yarar mürekkepte kağıtta.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62ca700f16873.jpg" length="73979" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 10 Jul 2022 09:22:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat teknoloji nostalji degisim gelişim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>(Mugayir: kelime anlamı aykırı demek)&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Kurmaca bir oyunun i&ccedil;inde akla mugayir yaşıyoruz. Gardiyansız bir h&uuml;crede kapalı ruhumuz. Akşam beş gevrekleri, iki lafın beli, &uuml;&ccedil; elin yeli doyurmuyor ruhu. Akşam&uuml;st&uuml; g&uuml;neşinde doyum noktamız. Kızıl&ouml;tesi bir ışıkta işte. Akla mugayir kıldığımız şeyleri ahlaka da mugayir kılıyoruz. Oysaki yaşamın tam ortasında olmak değil mi mugayirliğimiz. Sorarsan buldun mu doğru heceyi, fenerle tararsın kara geceyi, ararsın &ouml;mr&uuml;n boyunca mugayriliği. Yelkenin nasıl yapılmış? Denize mi? Havuza mı a&ccedil;ılmış? Bilemezsin. Bu hayatın sular ortasında kalmış mugayirliğini anlayamazsın. Aykırı işte insan. Yaşama kurala... Bu insan hayata aykırı. Buluşları, icatları, sanatları, zanaatlarıyla her şeyiyle aykırı insan d&uuml;nyaya. İster sebep de ister sonu&ccedil; bu yaşam bizim yaşamımız olamaz. Anlaşılmayan konuşulmayan bu mekan mekan bizim mekanımız olamaz. Akşam vakti bir dergide, bir kitapta, bir gazetede buluşamıyorsak eğer tamamen b&uuml;t&uuml;n benliğimizle mugayiriz. Hem yalan kolay gelir, g&uuml;n&uuml;m ge&ccedil;mez dediğin an giderse elin bir kumanda tuşuna seyir defterin ağır gelir. Tırmanmadıktan sonra parmaklarınla, kirlenmedikten sonra tırnakların neye yarar m&uuml;rekkepte kağıtta. Bu mugayirliğin karşısına me&ccedil;hul bir faille &ccedil;ıkılır mı şimdi. M&uuml;rekkepsiz kağıtsız bir tuşla ait olunur mu bu d&uuml;nyaya. Sanatsız zanaatsız kalınır mı bu mekanda? Soru işareti olmayan c&uuml;mle de sorudur belki. D&uuml;ş&uuml;nmek lazım hayatı ger&ccedil;eği sorulmayan bir şeyi... Sadece d&uuml;ş&uuml;nmek...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kurban Bayramı...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kurban-bayrami</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kurban-bayrami</guid>
<description><![CDATA[ Mutlu olmak ve bağlayıcı olmak bayramların tadında var. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c96eb4c9716.jpg" length="78900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 09 Jul 2022 15:08:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sevdiklerinizle birlikte ge&ccedil;ireceğiniz, sağlık ve huzur dolu nice bayramlara... Kurban Bayramınız kutlu olsun.</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Evin Kedisi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/evin-kedisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/evin-kedisi</guid>
<description><![CDATA[ Evin Kedisi,
 ]]></description>
<enclosure url="" length="78900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 08 Jul 2022 14:34:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bug&uuml;n ev halkında bir hareketlilik</p>
<p>Bense anlamsızca bakınıyorum&nbsp; enteresan duruma&nbsp;</p>
<p>Uzandım tilki uykusunda etrafı dinliyorum.Yemeğimi yedim suyumu i&ccedil;tim.</p>
<p>Uzandım tilki uykusunda etrafı dinliyorum.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ok yoruldum oyun oynamaktan şekerleme vaktidir.</p>
<p>Uyuyabilirsem ev halkının koşuşturmacasından.</p>
<p></p>
<p>Ben mi kimim ev halkının en sevdiği sevimli kendisi ????</p>
<p>R&uuml;ya Gibi&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BUGÜN BAYRAM GÜNÜ DERLER...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bugun-bayram-gunu-derler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bugun-bayram-gunu-derler</guid>
<description><![CDATA[ Huzur  ve  Sevinç hep ola!...Bayram O Bayram Ola...
Çocuklar güle oynaya hayata  baka!... Bayram O Bayram ola...
Barış ve güzel günler ola!... Bayram O Bayram Ola... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c7312799d93.jpg" length="103948" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 07 Jul 2022 22:17:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; BUG&Uuml;N&nbsp; BAYRAM&nbsp; G&Uuml;N&Uuml; DERLER&hellip;</p>
<p>&nbsp;Sevinci&nbsp; ve mutluluğu&nbsp; &ccedil;ocuklara&nbsp; sormak&nbsp; isterdim?Cevap&nbsp; bellidir&nbsp; aslında!...Verdikleri&nbsp;&nbsp; cevabı duyar gibiyim&hellip;</p>
<p>Sevincimiz&nbsp; Bayramdır.</p>
<p>Mutluluğumuz&nbsp; da&nbsp; Sevgidir.</p>
<p>Bir bayram&nbsp; g&uuml;n&uuml;&nbsp; daha&nbsp; geldi. Evlere&nbsp; huzur, İnsanlara&nbsp; Neşe&nbsp; ve&nbsp; G&uuml;zellik&nbsp; getirdi. Bayramın gelişine en&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; sevinen&nbsp; &ccedil;ocuklar&nbsp; olsa&nbsp; gerek!...Bayram sabahına kadar g&ouml;z&uuml;ne uyku girmez&nbsp; bir halde;Yeni aldıkları&nbsp; kıyafetleri&nbsp; ve&nbsp; Ayakkabıyı&nbsp; baş ucuna koyar sabahın bir an &ouml;nce olmasını sabırsızlıkla bekler&hellip;</p>
<p>Heyecan&nbsp; vardır&nbsp; i&ccedil;lerinde.</p>
<p>Umut&nbsp; vardır&nbsp; g&ouml;zlerinde.</p>
<p>Bir de; Sevgi&nbsp; vardır kalplerinde.</p>
<p>Evimizin&nbsp; kapısını &ccedil;alan&nbsp; ilk misafirler &ccedil;ocuklar olur.Hep bir ağızdan g&uuml;zel bayramlar ve iyi bayramlar dedikleri an! İnsanın&nbsp; g&ouml;z&uuml;&nbsp; dolar. Bir tebess&uuml;mmle&nbsp; onlara&nbsp; Şeker&nbsp; ya da&nbsp; &Ccedil;ikolata ikram&nbsp; edilip,Uğurlanır&hellip;</p>
<p>Bayram&nbsp; sabahı&nbsp; ayrı&nbsp; bir&nbsp; duyguya&nbsp; kapılır&nbsp; insan!... K&uuml;sk&uuml;nl&uuml;kler&nbsp;&nbsp; sona&nbsp;&nbsp; erer. Huzur&nbsp; ve&nbsp; mutluluk&nbsp; bir arada&nbsp; yaşanır. Ge&ccedil;miş&nbsp; silinir&nbsp; ve&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; g&uuml;nler, G&uuml;zel&nbsp; bayramlar&nbsp; g&ouml;rme&nbsp; temennisi&nbsp; ile bayramlaşılır&hellip;</p>
<p>&Ccedil;ocuklara &nbsp;sorun &nbsp;bayramı? Kimi &nbsp;cebimde &nbsp;şekerim ,Elimde&nbsp; oyuncağım&nbsp; işte&nbsp; bayram derken! Kimi de;&nbsp; cebime&nbsp; k&uuml;&ccedil;&uuml;kte&nbsp; olsa&nbsp; cebime&nbsp; konulan&nbsp; har&ccedil;lığın&nbsp; verdiği&nbsp; hazzı&nbsp; arkadaşlarımla&nbsp; paylaşmakta&nbsp; saklı der&hellip; Bir&nbsp; başkası&nbsp; da; Bana&nbsp; alınan kıyafetlerin&nbsp; g&uuml;zelliğine&nbsp; bakarak&nbsp; ailemle&nbsp; yaptığım Akraba,Eş,Dost&nbsp;&nbsp; ziyaretinin&nbsp; g&uuml;zelliğinde&nbsp; gizli der&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; BİR&nbsp; &Ccedil;OCUĞUN&nbsp; BAYRAMA&nbsp; BAKIŞI&nbsp; BİZE&nbsp;&nbsp; &Ccedil;OK ŞEY&nbsp; ANLATIR&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İYİ&nbsp; BAYRAMLAR&nbsp; T&Uuml;RKİYE .</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bazen, bazı günler, bazı insanların ölmüş olmasını dilersiniz.</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bazen-bazi-gunler-bazi-insanlarin-olmus-olmasini-dilersiniz-3095</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bazen-bazi-gunler-bazi-insanlarin-olmus-olmasini-dilersiniz-3095</guid>
<description><![CDATA[ Bazen, bazı günler, bazı insanların ölmüş olmasını dilersiniz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c353ba3ae59.jpg" length="21528" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 06 Jul 2022 00:04:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Founder</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen, bazı g&uuml;nler, bazı insanların &ouml;lm&uuml;ş olmasını dilersiniz.</p>
<p>&Ouml;pecek bir toprak,&nbsp;<br />Ka&ccedil;acak bir yer, anlatacak birine sahip olabilmek adına.<br />En zorudur, nefes alan birinin yokluğu,<br />En zorundan bile daha zordur, size &ouml;lm&uuml;şs&uuml;n&uuml;z gibi davranan birinin varlığı.&nbsp;<br />İnsan kaderini se&ccedil;ebilseydi keşke, en azından bir kısmını.<br />Babasını, annesini, &ccedil;ocukluğunun tadını se&ccedil;ebilseydi,<br />Kendi karar verebilseydi, &ccedil;ekeceği acının miktarına ya da ne bileyim işte..</p>
<p><br />- Boğazım d&uuml;ğ&uuml;m d&uuml;ğ&uuml;m<br />Boşluğundayım bu d&uuml;nyanın,&nbsp;<br />Darağacına asılmış bir beden kadar hissizim.&nbsp;<br />Hem bağıra bağıra ağlamak geliyor i&ccedil;imden, hem &ouml;ylece susmak tek kelime bile etmeden.&nbsp;<br />Kim anlar ki i&ccedil;imizin yandığını ?&nbsp;<br />Ya da kime anlatabiliriz, ciğerimizi deşen acımızı ?&nbsp;<br />Kime s&ouml;ylenir b&ouml;yle şeyler ?&nbsp;<br />Bu yalnızlık kiminle paylaşılır ?&nbsp;<br />Kim kızabilir &ouml;zendiğimiz hayatları g&ouml;zlerimizin &ouml;n&uuml;nde yaşayanlara ?&nbsp;<br />"Hayallerimi &ccedil;aldınız !" diye bağırsak ne fayda ?&nbsp;<br />Daha ka&ccedil;a katlanabilir kimsesizliğimiz, yetmiyor matematiğimiz...<br />Hayatın g&ouml;zlerimizin &ouml;n&uuml;nde cinayet işlediğini, &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &ccedil;ocukluğumuzu ve gen&ccedil;liğimizi ve insanlığımızı hırpaladığını kime şikayet edebiliriz ?&nbsp;</p>
<p><br />Ka&ccedil; yaşındayım bilmiyorum,<br />Ka&ccedil; yaşındaysam milyonlarca kez daha fazla yorgunum.<br />Ka&ccedil; yaşında olursam olayım, kalbi kırılmış masum bir &ccedil;ocuğum.<br />Hi&ccedil;bir mutluluk, acım kadar samimi ve devamlı olamıyor.<br />Ki avutmuyor beni, hi&ccedil; kimsenin sevgisi.<br />Hi&ccedil;bir sevilmek,&nbsp;<br />Sevilmemişliklerimin yerini dolduramıyor.&nbsp;</p>
<p><br />Bizler, sevin&ccedil;leri kursağına dizilmiş &ccedil;ocuklarız.<br />Ertelendik.<br />Hep bizden &ouml;nce, bizden &ouml;nemli işleri vardı b&uuml;y&uuml;klerimizin.<br />"Uygun olmayan şartlar altında yetiştirildik"<br />Annelerimizden terlik değil, hayatlarımızdan tekme yedik.&nbsp;<br />Erken tanıştık kendimizle,<br />Kendimizi taşımaya erken başladık.&nbsp;<br />Hepinizden fazla hata yaptık,<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml; hepinizden daha cesur olmak zorundaydık.&nbsp;<br />Korksak bile, karanlıktan; ışıklarımızı yakmaya yetmedi boyumuz,<br />O tuhaf &uuml;rpertiyi hi&ccedil; unutmasak da,<br />Alıştık.&nbsp;<br />Hepinizden daha hızlı koşabilirdik,<br />Ayağımız takıldığında,<br />Kaldıracak bir el bulabilseydik...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güven Aşıladıktan Sonra</title>
<link>https://edebiyatblog.com/guven-asiladiktan-sonra</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/guven-asiladiktan-sonra</guid>
<description><![CDATA[ Güven Aşıladıktan Sonra  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c28016b1ac0.jpg" length="33573" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 04 Jul 2022 08:54:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Güven Aşıladıktan Sonra</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlara g&uuml;ven aşıladıktan sonra o g&uuml;veni yıkıp hayatlarına kaldıkları yerlerden devam ediyorlar. Sonra bir g&uuml;n onların g&uuml;veni kırılıyor bu d&ouml;ng&uuml; aslında b&ouml;yle; biri sizin g&uuml;veninizi kırar, başka biri onun G&uuml;venini kırar. Kimsenin yaptığı asla kimsenin yanına kalmaz. Aslında bizde de biraz sıkıntı var; karşımızdaki insana hemenn inanmamız. O kim ki inanıyoruz? Dayımızın oğlu mu veyahut akrabamız mı? Bizim g&uuml;venimizi kıran her zaman sevdiğimiz kişidir. Değer verdiğimiz, onun i&ccedil;in her şeyi yapacak raddeye geldiğimiz insanlar bize bunları yapmış. Bir kere kırılınca g&uuml;ven ne yapsanız da tekrardan eskisi gibi olmuyor, eskisi gibi g&uuml;venemiyorsunu, eskisi gibi sevemiyorsunuz, eskisi gibi olamıyorsunuz... Bug&uuml;ne kadar herkesin en az bir kere g&uuml;veni kırılmıştır, o g&uuml;veni tekrardan onrabilecek kimse bulunmamaktadır. G&uuml;venirsiniz yine ama i&ccedil;inizde hep bir kuşku, ya onun gibi g&uuml;venimi kırarsa? Ya giderse? Gibi bir &ccedil;ok şeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rs&uuml;n&uuml;z ve bu aklınızda kurduklarınız ger&ccedil;eğe d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r.&nbsp;<strong><em>G&uuml;veni kıran birinden hi&ccedil;bir beklentiniz olmasın, biri yapan her zaman; ikiyi &uuml;&ccedil;&uuml; yapar...</em></strong></p>
<p><strong><em>&nbsp;</em></strong></p>
<p><strong><em>&nbsp;</em></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sensizlik</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sensizlik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sensizlik</guid>
<description><![CDATA[ Kısa bir iç döküş. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621540a0aa656.jpg" length="33965" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 Jul 2022 17:34:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>bbeyzabektass</dc:creator>
<media:keywords>anlamak, yorgunluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>SENSİZLİK</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Belki bir i&ccedil; d&ouml;k&uuml;ş belki de bir i&ccedil;in &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;. G&ouml;ğs&uuml;n&uuml;n daralması ve anlamsız bir şeyler silsilesi. En k&ouml;t&uuml;s&uuml; de yorgunluk. Hepsi sensizliğin birer yan etkisi. Bedene en zararlı şey nedir diye sorarlarsa bana, ne i&ccedil;ki derim ne de sigara. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bedene en zararlı şey aşktır. Bu aşkın sonucu o kadar şeye bağlıdır ki, anlaşılmaz zaten. Bazen unutman gerekir, bazen sessizce kabullenmen. Benim yaptığım ise en k&ouml;t&uuml;s&uuml;, unutmam gerektiğini bile bile, yana yana deli gibi sevmek...</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yağmurun Özgürlüğü...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yagmurun-ozgurlugu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yagmurun-ozgurlugu</guid>
<description><![CDATA[ Mutluluğun rengi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622507534d560.jpg" length="74294" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 03 Jul 2022 15:06:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>sert r&uuml;zgarların ardında</strong></em></p>
<p><em><strong>Yağmurun da ıslandık&nbsp;</strong></em></p>
<p><em><strong>Dans ettik şemsiyesiz&nbsp;</strong></em></p>
<p><b><i>İ&ccedil;imize işlerken &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n hissi&nbsp;</i></b></p>
<p><b><i>Mutluluktan u&ccedil;tuk y&uuml;z&uuml;m&uuml;zdeki &ccedil;ocuk tebess&uuml;m&uuml;.</i></b></p>
<p><em><strong>A&ccedil;tık kollarımızı yağmurlu g&ouml;ğ&uuml;n ardına.</strong></em></p>
<p><b><i>R.G.</i></b></p>
<p><em><strong>&nbsp;</strong></em></p>
<p><em><strong>&nbsp;</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ŞEBNEM GÖKTÜRK VE LAVANTA BAHÇESİNİN KISA ÖYKÜSÜ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sebnem-gokturk-ve-lavanta-bahcesinin-kisa-oykusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sebnem-gokturk-ve-lavanta-bahcesinin-kisa-oykusu</guid>
<description><![CDATA[ Yalova Lavanta Bahçesini mucizevi dönüşümü. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62c0a1527f5fd.jpg" length="90049" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 02 Jul 2022 23:59:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>perihan Dosgül</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x_62c33222b026b.jpg" alt="" /></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x_62c0a3e517ceb.jpg" alt="" /></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; YALOVA LAVANTA TARLASI</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Şebnem G&Ouml;KT&Uuml;RK &ccedil;i&ccedil;eği burnunda emekli mali m&uuml;şavir, Ormanın g&ouml;ğs&uuml;ndeki arazisini hobi bah&ccedil;esi&nbsp; yapmaya karar vermiş; Yalova'nın &ccedil;i&ccedil;ek diyarı olmasına rağmen, lavanta gibi &ouml;nemli bir bitkinin yetiştirilmediğini fark edincede, &ouml;nce 3d&ouml;n&uuml;m daha sonrada 20&nbsp; d&ouml;n&uuml;me d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; hobi bah&ccedil;esini lavanta tarlası olarak d&uuml;zenlemiştir. Lavantayla ilgili &uuml;retimin hasatın yanısırada lavanta yağı, lavanta kesesi, lavanta &ccedil;ayı, lavanta buketi, &ccedil;ekmecelik lavanta &uuml;retimide yaparak bu konudaki eksikliğide gidermiştir. Lavanta Tarlasında s&uuml;nnet d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, &ouml;zel g&uuml;nlere dair resimler &ccedil;ekilmek &uuml;zere &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; tasarım k&ouml;şeler d&uuml;zenlenmiş, lavanta tarlasını ziyarete gelen misafirler &ccedil;ay ve kahvelerini lavanta kokuları eşliğinde yudumlarken, hazırlanan sanatsal k&ouml;şelerde resimler &ccedil;ekinip hatıralarında kalıcı yerlerini hafızalarındaysa sonsuza kadar yer ettirecek g&uuml;zellikleri g&ouml;rme şansı bulacaklardır.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Lavanta tarlaları kadın eliyle g&uuml;zelleşmiş ve ziyaret&ccedil;ilerinin hizmetine sunulmuştur.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Herkes gelip doğada meşelerin altında keyifli bir g&uuml;n ge&ccedil;irebilir fotoğraf &ccedil;ekmek yada &ccedil;ektirmek dışında kitap okuyabilir doğayı dinleyebilir.</p>
<p></p>
<p>#lavantakokusueşliğinde #lavantayalova#lavanta#lavander#lavantatarlası#lavantabuketi#lavantahasadı #lavantafotoğrafplatosu #fotoğrafplatosuyalova #fotoğrafplatosu<br />https://www.instagram.com/p/CeYR32qLn2r/?igshid=MDJmNzVkMjY=</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeniden</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yeniden-3052</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yeniden-3052</guid>
<description><![CDATA[ Yeniden başlamak için ve yaşamak için… ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/07/image_750x500_62be1af1f05b9.jpg" length="48117" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 00:52:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: center;"><span class="s1">Onca t&uuml;kenmişlik ve h&uuml;z&uuml;nden sonra,kendimi kaybettiğim g&uuml;nlerimi</span><span class="s1">&nbsp;ardımda bırakmak ve hayatıma geri d&ouml;nmek benim i&ccedil;in kolay olmadı. Fakat artık bunu yapmalıydım yeniden kendim olamlıydım. Ayağa kalkmalı ve dik durmalıydım. Yaşadığım en k&uuml;&ccedil;&uuml;k acıda yıkılmamalıydım. Artık b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;m ve hayatıma devam etmem,t&uuml;m h&uuml;z&uuml;nleri bir kenara bırakıp yaşamaya devam etmem gerekti. Benden &ccedil;ekip gidenler i&ccedil;in kalp ağrısı &ccedil;ekmem artık gereksizdi ve bunu zamanla anlamıştım. İnsan b&uuml;y&uuml;k hayal kırkları olmadığı s&uuml;rece olgun bir insan olmazmış meğer. Yaşadıklarımın hepsinin yanıma k&acirc;r kaldığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Yaşadıklarım ve<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>yaralarımın ge&ccedil;mesini beklemek<span class="Apple-converted-space">&nbsp; </span>kendimi onarmak beni &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;lendirdi. Artık eskisinden daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; hissediyorum t&uuml;m yaşadıklarım,hissetiklerimle hayatıma en g&uuml;zel şekilde devam ediyorum.Siz de yaşadığınız acılar y&uuml;zden oluşan t&uuml;m yaralarınızı kendiniz sarın ve artık ayağa kalkın &ccedil;&uuml;nk&uuml; artık siz eskisinden daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml;n&uuml;z. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SOL TARAFIM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sol-tarafim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sol-tarafim</guid>
<description><![CDATA[ Mantığına yanlış gelen kalbine doğru, kalbine doğru gelen mantığına yanlış...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62bcabde6dc7b.jpg" length="35525" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 29 Jun 2022 22:46:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Eksik, yarım, mantık, kalp</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>&Ouml;yle bir &ccedil;ıkmaz i&ccedil;ine sokuyor ki insan kendini ne yapsa &ccedil;ıkış yolu bulamıyor. Her şey gayet yolunda giderken mantıkla kalp arasında sıkıştırıyor kendini. En zoruda zaten kalple mantık arasında kalmak değil midir? Mantığı se&ccedil;se bir zaman sonra yaptığından pişman olacak, kalbini se&ccedil;se yaşadıklarından pişman olacak. Hani bir zaman sonra d&uuml;ş&uuml;ncelerinden kaynaklı hi&ccedil;bir şey mantıklı gitmezse neye karar vereceğini bilemezsin ya &ouml;yle bir &ccedil;ıkmaz bu.&nbsp;</em></p>
<p><em>Hangisini dinleyeceğine karar verememek. Mantığına yanlış gelen kalbine doğru, kalbine doğru gelen mantığına yanlış. Sen bu ikisi arasında gidip gelirken bir anda kendini hi&ccedil; ummadık bir yerde bulacaksın yani bir nevi kaybolacaksın. &Ccedil;ıkış yolu elbette vardır ama &ouml;nemli olan bunu nasıl bulacağın. Sizce mantık mı daha &ouml;nemlidir yoksa kalp mi? Yani bana kalırsa kalp &ccedil;&uuml;nk&uuml; şu zamana kadar ne yaşadıysam ne yaptıysam hep kalbimi dinledim şimdilerde ise mantığımla hareket etmeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k&ccedil;e yine kalbimi dinliyorum aslında şu an ne yapacağımı bilmiyorum işte asıl beni yoran da bu bilinmezlik.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Amansız Zaman</title>
<link>https://edebiyatblog.com/amansiz-zaman</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/amansiz-zaman</guid>
<description><![CDATA[ Zamansız, amansız ve ansız olmasın şu üç günlük dünyadaki ömrümüz ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62baab58ac727.jpg" length="55954" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 10:19:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gelir ge&ccedil;er zaman ge&ccedil; kalamam hi&ccedil;bir işe ge&ccedil; kalmayı affetmez zaman. Sen ş&ouml;ylesin bu durumdasın biraz akmayayım demez asla. Su misali akar da akar. Bazen her derde devadır zaman bazen de her derdin ta kendisidir. Yanlış harcandığında telafisi m&uuml;mk&uuml;n olmayan tek şey belki de zamandır. Yaratıcımızın bile bize tanıdığı bir zaman vardır bu yalan d&uuml;nyada. Biz kim olarak zamanı hi&ccedil;e sayıyoruz anlamlandıramıyorum. Başını zamanın g&ouml;ğs&uuml;ne yasla, dinle akan saniyeleri,ge&ccedil;en akıp giden o vakitler vicdanın olsun.&nbsp; Zaman ge&ccedil;irmek i&ccedil;in değil se&ccedil;ilmek i&ccedil;in vardır. G&uuml;zelinle doğrununla, emeğinle en bir mertebede, olmak i&ccedil;in vardır. Bir kahvehane k&ouml;şesinde, bir &ccedil;ekirdek masasında ge&ccedil;irmek i&ccedil;in değildir zaman.Sorulmaz mı sonra nedendir bu israfın diye. Sonra yarınlar g&uuml;zeldir diye bug&uuml;nleri yaşayamazsın, yenilir huzurun sevinir kusurun belki dertle dostta olursun bu durumda. K&ouml;r zamana bir g&ouml;z olmak y&uuml;reğe bir s&ouml;z olmak asıl mesele. Bir g&ouml;zle bir s&ouml;z olamadıktan sonra gerisi neye yarar. Boşa ge&ccedil;miş bir hayat tekd&uuml;ze d&ouml;nm&uuml;ş Bir d&uuml;nya kalıyor elimizde. Zamansız, amansız ve ansız olmasın şu &uuml;&ccedil; g&uuml;nl&uuml;k d&uuml;nyadaki &ouml;mr&uuml;m&uuml;z. G&uuml;n&uuml;n&uuml;z g&uuml;zel, zamanınız bol, bolluğunuz bereket olsun.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MAHALLEM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mahallem</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mahallem</guid>
<description><![CDATA[ Herkes yaşadığı yerle bütünleşir, özel bir yer ayırır, anlam yükler. Mahalleler böyledir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b8e70bb75ab.jpg" length="36547" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 27 Jun 2022 02:11:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Yaşamımız, mahalle, komşu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Herkesin bir hikayesi var. D&uuml;nyaya başlangıcı, ismi, ailesi mahallesi, yaşadığı şehir&hellip; Benim de var. Mahalleme g&ouml;t&uuml;rmek isterim sizi kelimelerle&hellip; Cep telefonu ile 365 derece bir &ccedil;ekim ile sanal gezdirmek var da&hellip; Aynısı olmayacak, bilirim. Kelimelerin zihninizde yaratacağı b&uuml;y&uuml;l&uuml; alemin yanından ge&ccedil;meyecek.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı kadın kahramanlarının adı sokaklarında&hellip;.Milli değerlerinden başlamam gerekir diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. İlginizi &ccedil;ekebilir; G&ouml;rdesli Makbule, Tayyar Rahmiye, Asker Saime ve diğerleri. &Ccedil;ocuk ruhum &ccedil;&ouml;zememişti, &ldquo;Saime&rdquo; kadın adı, neden asker olsun ki, diye d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Sebebi varmış. Viranevler iken adı, b&uuml;y&uuml;d&uuml; ayrı bir mahalle oldu, adı da &Ccedil;amlıevler Mahallesi&hellip; Uzak komşu olsa da şimdilerde &ccedil;am ormanına bitişken&hellip;Ahalisi tipik k&ouml;yden indim şehire grubundan, Anadolu insanı. &Ccedil;oğu Karadeniz, biraz Doğu Anadolu, az Trakyalı. Yıllar ge&ccedil;miş hepsi İstanbullu oluvermiş. Ama Emin&ouml;n&uuml;, Mahmutpaşa i&ccedil;in yola &ccedil;ıkmışlarsa bir g&uuml;n &ldquo;İstanbul&rsquo;a gidiyorum&rdquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; duymanız sizi şaşırtmasın. İstanbul&rsquo;da yaşayıp da ni&ccedil;in b&ouml;yle derler: Doğru derler aslında. İstanbul surların i&ccedil;i. Dışındakiler i&ccedil;in h&acirc;l&acirc; &ouml;yle olması normal.</p>
<p>Nesi şaşırtır sizi, belki de sizin mahallenizde de adım başı kedi, k&ouml;pek i&ccedil;in yeme i&ccedil;me kapları vardır. Kedi ve k&ouml;pek dostlarınız şurda burda. Ama bu mahallede hayvana d&uuml;şmanlık yaparsanız kocaman bir tepkiyle karşılaşırsınız. Herkesin evinin &ouml;n&uuml;nde minnak bah&ccedil;eleri, bah&ccedil;elerinde &ccedil;i&ccedil;ekleri, evlerin de mimarisi &ccedil;oğu yerde g&ouml;remeyeceğiniz bir yek ahenktedir. Bir elden &ccedil;ıkmış olarak iki oda camın ortasında evin giriş kapısı. Zannettiniz ki okulda &ccedil;izdiğimiz evlerden esinlenerek b&ouml;yle anlatıyorum. Oysa ilk planlı yapılaşmalardan bir &ouml;rnek olduğunu bilmiyorsunuz. Devamı gelmemiş ama g&uuml;zel bir başlangı&ccedil; olarak h&acirc;l&acirc; İstanbul&rsquo;a ilham veriyor.</p>
<p>Kocaman pencerelerin &ccedil;oğunda demir yoktur. Hırsızlık olmadığı ile namlıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; karşılıklı pencereler adeta bir g&ouml;z gibi birbirlerine g&ouml;zc&uuml;l&uuml;k yapıyor. Her &uuml;&ccedil; evden birinde evcil bir hayvan bakılır. Mahallelinin spor i&ccedil;in uzağa gitmesine ihtiya&ccedil; yoktur. Ring olarak evlerin etrafını dolanan yolu arşınlamaları yeterlidir. &Ccedil;ocuklar i&ccedil;in bu yol bisiklet yolu, skoter yoludur. Ara ge&ccedil;iş yolları da mutlaka k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir meydanla birleşerek diğer tarafa yeniden dar bir aradan bağlanır. Bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k meydanlar, seksekler, saklamba&ccedil;lar, yakan toplar i&ccedil;in enfestir. Akşamları otopark hizmeti vermesi, mahallelinin bı&ccedil;kın delikanlılarının toplanıp ayak&uuml;st&uuml; sohbet alanına d&ouml;n&uuml;şmesi de &ccedil;ok ama&ccedil;lı kullanıldığının delilidir.</p>
<p>Kapı &ouml;nlerinde yaz g&uuml;nleri oturmayı s&uuml;rekli alışkanlık haline getirmiş ailelerin g&ouml;n&uuml;ll&uuml; g&ouml;revleri vardır. &Ccedil;ocukları g&ouml;zetleyip, kollamak. &Ccedil;ay, kahve yudumları arasında y&uuml;kselen seslere kulak kabartmak, mesele değil herhalde. Satıcılara &ccedil;ok rağbet olmadığı i&ccedil;in fazla uğramazlar. Evlerin ulaşım ara&ccedil;ları dışında trafik de &ccedil;ok olmaz. Okula, camiye, markete, toplu taşımaya iki dakika mesafesinde bu konforu bulmak ki, elbette bana g&ouml;re konfor, başka İstanbul mahallelerinde olası değil.</p>
<p>&Ccedil;atkapı misafiriniz olmaz. Komşu muhabbeti kapı &ouml;nlerinde, bah&ccedil;e duvarları &uuml;zerinden yapılır. İstemezseniz, burnunu kimse sizin hayatınıza sokmaz. Ne g&uuml;zel, değil mi? Bu kadar methiyeden sonra tahmin edersiniz ki, nazar boncuğu eksileri de olacak:</p>
<p>Gecenin bir yarısı bir gen&ccedil; kız &ccedil;ığlığı ile uykunuzdan sı&ccedil;rayıp, bir afete uğradığınız d&uuml;ş&uuml;nerek kendinizi kapı &ouml;n&uuml;ne atabilirsiniz. Sakin olmak lazım. Artık bu ses beni uykumdan etmiyor, uyanıksam sadece sinirimi bozuyor. Uzun yıllar ne olduğunu anlayamadım. Polisi arayacak oldum, ama l&uuml;zumsuz bir pozisyona d&uuml;şme ihtimali vazge&ccedil;irdi beni. Tekerlekli sandalyesi ile yakın bir yerde işe gidip gelen memure hanımla tanışma fırsatı bulunca olayın aslını &ouml;ğrendim. Kendi ifadesiyle &ldquo;ergen yetiştirme&rdquo; arazlarıymış. Yeğeni oluyor gen&ccedil; kız. Yan bina alt kat ananne, &uuml;st kat teyze, bitişik sokakta benim tanıştığım teyze oturmakta. Tek yeğen de bazen krizlere girip &ccedil;ığlık atmadaymış. Normal değil elbette. Ama nezaketimiz, normal olduğunu kabul bekleyen a&ccedil;ıklamalarına mukabil olarak b&ouml;yle kabul etmemizi gerektiriyor.</p>
<p>&Ccedil;iroz adamın şişman karısı var, bir de. &Ccedil;ok hassas. Sokak lambasını a&ccedil;ık unutanları, bah&ccedil;edeki &ccedil;i&ccedil;eklerini sulamayanı, etrafındaki otları yolmayanı dert ediniyor. Derhal m&uuml;dahele etmiyor ama, bunların dert olduğunu bir g&uuml;n birisi size aktarıveriyor. Her g&uuml;n evin &ouml;n&uuml;nde oturup, kendi ara&ccedil;ları dışında işyeri aracına da park yeri muhafazası i&ccedil;in tapulu malı imiş gibi kapının &ouml;n&uuml;ne rastlayan cadde b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne ara&ccedil; koydurmamasına dertlenmeniz elbet bir g&uuml;n ona da fısıldanacaktır.</p>
<p>&Ccedil;ocuk sesleri tatilde iken evinizde huzur bırakmayabilir. Buna alışmak, vardiyalı &ccedil;alışanlar i&ccedil;in m&uuml;mk&uuml;n değil. Kargocuların, kapıya kadar ulaşma tenezz&uuml;l&uuml;nde bulunmayıp, paketleri yoldan fırlatması da başka bir dezavantaj. &Ccedil;ok katlı binaların olmaması, en fazla &uuml;&ccedil; katlı yapılar, film yapımcılarının da cazibe merkezi yaptı mahallemizi. Sokakta inanılmaz kalabalığı ve ara&ccedil; yığınını daha sık g&ouml;r&uuml;r olduk. Bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n iptal ile kullanılamaması memnuniyet verici olmuyor.</p>
<p>Deremiz var, &uuml;zerinde k&ouml;pr&uuml;ler&hellip;Top sahalarımız ve &ccedil;ocuk parkımız &ccedil;ok yakın. Ve piknik alanımız &nbsp;&ccedil;evreden de gelenlerin dinlenme yeri. Sahilde y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş i&ccedil;in on beş dakika sabırla adımlamanız gerekiyor. Mahallemi seviyorum. Sizce de haklı değil miyim?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğa Ana</title>
<link>https://edebiyatblog.com/doga-ana</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/doga-ana</guid>
<description><![CDATA[ Doğa Ana&#039;nın elinden tut, bak sana neler söylüyor? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b6e1d7469c3.jpg" length="45800" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Jun 2022 13:48:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyanın tanıdığı bir anayım. Eteğimde &ccedil;i&ccedil;ekten b&ouml;ceğe, b&ouml;cekten bitkiye, bitkiden insana ve daha nice varlığa analık yapıyorum.&nbsp; "Doğanın cinsiyeyi olmaz" demeyin, kadının doğurganlığından ilhan alınarak bana Doğa Ana dediniz. Ama saygı g&ouml;stermediniz. Benimle yani b&uuml;y&uuml;kannenizle savaş halindesiniz. Derelerim, denizlerim, ormanlarım talan edildi.&nbsp; Benim iyileşemeyecek yaram var, o da beton. Siz betonu &ccedil;ok sevdiniz ve benden vazge&ccedil;ip onu se&ccedil;tiniz. En &ouml;nemli şeyi unuttunuz. Sizi hayata bağlayan, nefesi sağlayan beton değil, benim. Ben Doğa Ana.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>İnsanoğlu kadın neslini s&uuml;rekli ikinci plana atarken, beton binalara hapsedip k&ouml;le gibi davranırken, kadın &uuml;retkenliğinden doğan Doğa Ana adını taşıyan bendenize saygı g&ouml;sterilmesini beklemek ne kadar anlamlı bilemiyorum.&nbsp;</p>
<p>Ben size zaman zaman uyarılarda bulunuyorum. G&uuml;vendiğiniz betonların sağlam olmadığını defalarce kez g&ouml;sterdim. Sevdiğiniz insanları kaybettiniz. "Doğanın intikamı" dediniz. Ben i&ccedil;inde intikam duygusu besleyen bir cani değilim, bunu anlamadınız. İnsanlar &ouml;l&uuml;yorsa, hayvan neslleri yok oluyorsa bu sizin su&ccedil;unuz, benim değil. İntikan duygusunu yanardağ gibi barındıran tek canlı insanoğlu. Sizi &ouml;ld&uuml;ren almadığınız tedbirler ve benimle olan anlamsız savaş. Bu savaşı s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z s&uuml;rece hem sizden, hem de benden d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olmayan kayıplar olacak. M&uuml;cadelesini verdiğiniz Corona Vir&uuml;ste bunun kanıtı.&nbsp;</p>
<p>Ben sizinle savaşmak istemiyorum -ki bunu siz başlattınız. Ben asla yok eden taraf olmadım. Hep var eden taraf oldum. Size b&uuml;t&uuml;n ninatlerimi karşılıksız sundum. Hi&ccedil;bir şeyi sakınmadım. Kollarım Mevlana misali herkese a&ccedil;ık. Gelin bırakın elinizdeki savaş baltalarını, barış i&ccedil;inde yaşayalım. D&uuml;nya var olduğundan beri yaşamadığınız gibi. Siz olmadan ben yaşarım ama ben olmadan siz yaşayamazsınız.</p>
<p>Koca karı ilacı diye tabir edilen bir şifa t&uuml;r&uuml; vardı. İşte o şifayı ben sağlıyorum, Doğa Ana. L&uuml;tfen kapıma gelin, geri d&ouml;n&uuml;n bu savaştan. Ge&ccedil; olmadan saralım yaralarımızı. Birbirimizin yarası değil, şifası olalım. Birbirimize can olalım. Can almayalım. Gelin ge&ccedil; olmadan gelin. Mevlana'nın de dediği gibi, "Ne olursan ol, yine gel."&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kül</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kul</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kul</guid>
<description><![CDATA[ Bizim avuçlarımız kül parçası toplardı.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b6466712b9a.jpg" length="51549" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Jun 2022 02:21:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; &nbsp;İ&ccedil;imizin k&uuml;llendiği vakitler olur ya hani, yanan i&ccedil;in sabır r&uuml;zgarına vurulur , burnuna gelir ansızın s&ouml;nm&uuml;ş k&uuml;llerin kokusu. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;rs&uuml;n o zaman 'Ben ne zaman yandım da k&uuml;l oldum' diye hani haberinde yoktur, olsa değişecek mi onu da bilmiyorsun işte. Sadece avutmak istiyorsun kendini, bir nebze avutmak bir tutam vicdan suskunluğu ve g&ouml;nl&uuml;n ferahlığı. Korkunun o yangında k&uuml;l olmasını da istiyorsun biraz da &ccedil;&uuml;nk&uuml; korkuyorsun bazı şeylerden ki o bazı şeyler, &ccedil;ok şeyler aslında. Adına bazı demişiz sadece. Sanırım o da dağı tepe diye g&ouml;stermekten geliyor, halbuki ilk yanlışı dağı tepe derken yapmışız haberimiz yok. Şimdi ise g&ouml;zlerin bulutlardan bir mucize olmasını bekliyorsun, ellerin k&uuml;l par&ccedil;aları yeniden doğmayı bekliyor peki ya sen, sen hazır mısın? Yeniden doğmak yeniden yanmaya?...</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ESKİYE  ÖZLEM DUYDUĞUM BİR  AN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eskiye-ozlem-duydugum-bir-an</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eskiye-ozlem-duydugum-bir-an</guid>
<description><![CDATA[ Biraz nostalji, Biraz da hayallerin peşinde... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b5cc33432d3.jpg" length="52171" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 24 Jun 2022 17:38:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ESKİYE&nbsp; &Ouml;ZLEM&nbsp; DUYDUĞUM&nbsp; BİR&nbsp; AN</p>
<p>Nostaljik&nbsp; bir&nbsp; an&nbsp; yaşıyorum&nbsp; KALE&nbsp; CAFE&rsquo; de. Tarihi kentin&nbsp; tarih&nbsp; kokan&nbsp; cafesinde&nbsp; ilgimi &ccedil;eken tahtalardan oluşan ve eski yapılı evlerin damında kurulan,geceleri hem &uuml;zerinde oturulup sohbet edilen; Hem de geceleri &uuml;zerine yatak serilen taht g&ouml;z&uuml;me ilişti.Eskileri anmak,Eskilerden dem vurmak ve biraz da nostaljik bir anı resmetmek i&ccedil;in tahta kuruldum. G&ouml;zlerim etrafı&nbsp; seyre&nbsp; dalarken;Birden! G&ouml;zlerim&nbsp;&nbsp; taş yapılı&nbsp; evlere&nbsp; daldı. O kadar&nbsp; dalmışım ki! Yanımda&nbsp; oturan&nbsp; sevimli&nbsp; kızı&nbsp; g&ouml;rmemişim.</p>
<p>&nbsp;Bir Merhaba&nbsp; sesi geldi kulağıma!...</p>
<p>Merhaba&nbsp; deyip,Susuyorum&hellip;</p>
<p>&nbsp;Sevimli&nbsp; kız&nbsp; beni&nbsp; sevmiş&nbsp; olmalı&nbsp; ki; Kendi&nbsp; &ccedil;itlettiği&nbsp; &ccedil;ekirdekten&nbsp; uzatıyor&nbsp; &nbsp;bana. Teşekk&uuml;r&nbsp;&nbsp; ederim&nbsp; dedim&nbsp; sevimli&nbsp; kıza. İsmini&nbsp; merak&nbsp; edip&nbsp; soruyorum?&nbsp; İsmi&nbsp; de kendi&nbsp; gibi&nbsp; şirin SEVDE&nbsp; diyor.İsminin&nbsp; anlamını&nbsp; biliyor musun? &nbsp;Siyah- beyaz&nbsp;&nbsp; anlamı&nbsp; taşıyor&nbsp; ama,&nbsp; bende&nbsp; tam&nbsp; olarak&nbsp; bilmiyorum&nbsp; diyor.&nbsp; Masum&nbsp; bir &nbsp;tebess&uuml;m&nbsp; konduruyor&nbsp; y&uuml;z&uuml;ne. Derslerini&nbsp; soruyorum? S&uuml;per&nbsp; diyor. Bir&nbsp; de hayalini&nbsp; soruyorum? Cevabı&nbsp; daha&nbsp; bir&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; geldi kulağıma. Ben&nbsp; m&uuml;zik&nbsp; hocası&nbsp; olmak&nbsp; istiyorum diyor.</p>
<p>Bana&nbsp; d&ouml;n&uuml;p; Ben taş&nbsp; yapılı&nbsp; evleri&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; severim.&nbsp; Bir&nbsp; de&nbsp; damlarda kurulan&nbsp; tahtları. Keşke&nbsp; b&uuml;t&uuml;n&nbsp; şehir&nbsp; eski&nbsp; taş&nbsp; yapılı&nbsp; evler&nbsp; gibi&nbsp; olsaydı&nbsp; diyor. Kısa bir tebess&uuml;m ediyorum&nbsp; Sevde&rsquo;ye.</p>
<p>Biraz&nbsp; eskileri&nbsp; hayal&nbsp; ederken; Birden !Sevde, Baba&nbsp; gidiyor&nbsp; muyuz? Diye seslenince; Hayallerime&nbsp; bir&nbsp; son&nbsp; veriyorum. Sevde y&uuml;z&uuml;nde beliren tatlı bir tebess&uuml;mle, G&ouml;r&uuml;şmek&nbsp; &uuml;zere&nbsp; diyor .K&uuml;&ccedil;&uuml;k&nbsp; elleriyle&nbsp; bana&nbsp; bir el&nbsp; sallıyor. Kahvemi&nbsp; yudum&nbsp; yudum&nbsp; i&ccedil;erken! Tatlı&nbsp; bir&nbsp; esinti&nbsp; geliyor&nbsp; y&uuml;z&uuml;me&nbsp; bir&nbsp; de&nbsp; y&uuml;reğime&hellip;</p>
<p>Bir&nbsp; &ccedil;ocuğun&nbsp; y&uuml;reğine&nbsp; dokunmak, Onun&nbsp; hislerine&nbsp; ortak&nbsp; olmak&nbsp; ve&nbsp; yaşamak&nbsp; istediği&nbsp; anın resmini &ccedil;izmek &hellip; Sevde ,kim bilir ne zaman? Nerelerde? Karşıma &ccedil;ıkıp, Hayal&nbsp; ettiği&nbsp; yaşamın&nbsp; ger&ccedil;ekliğini bana&nbsp; anlatacak.</p>
<p>&nbsp; BİRAZ&nbsp; HUZUR, BİRAZ&nbsp; SAKİNLİK&hellip;&nbsp; KENDİNİZİ&nbsp; NEREDE&nbsp; BULURSANIZ&nbsp; SİZ&nbsp; ORAYA &nbsp;AİTSİNİZ&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Önce Sen</title>
<link>https://edebiyatblog.com/once-sen</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/once-sen</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b45dfa11ad2.jpg" length="21243" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jun 2022 15:35:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>1-Hayatınızda ne olursa olsun, her zaman sizin yanınızda olacak kişi kimdir?&nbsp;<br />2-Acınızı d&uuml;nya &uuml;zerindeki herkesten daha iyi anlayabile&shy;cek, doğrulayabilecek ve empati kurabilecek kişi kim&shy;dir?&nbsp;<br />3-Sizin ne kadar acı &ccedil;ektiğinizi ger&ccedil;ekten bilebilecek tek kişi kimdir?&nbsp;<br />SİZSİNİZ!!!... Siz de sizi terk ederseniz bundan en &ccedil;ok acı &ccedil;ekecek olanda yine siz olursunuz. &Ouml;nce sen tut kendi elini, kimsenin tutmasını bekleme, &ouml;nce sen sev kendini kimsenin sevmesini bekleme... Senin varlığın bu d&uuml;nya i&ccedil;in bir nimet bunu en &ouml;nce sen farket...&nbsp;<br />Aldığın her nefes senin i&ccedil;in sana verilen bir nimet. Ş&uuml;k&uuml;r dolu bir nefes &ccedil;ek i&ccedil;ine ve kendini fark et. Ş&uuml;k&uuml;rler olsun</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlüğüm ve ben: yeni yaş sözleşmesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-yeni-yas-sozlesmesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-yeni-yas-sozlesmesi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b3d98625612.jpg" length="65163" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jun 2022 06:10:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bug&uuml;n bir yaş daha b&uuml;y&uuml;d&uuml;m, yani en azından takvimler &ouml;yle s&ouml;yl&uuml;yor. Daha 1 yıl &ouml;nce hayatımın yolunda olduğunu sanıp koca bir yalana sarılmış yaşıyordum. Daha doğrusu vakit &ouml;ld&uuml;r&uuml;yordum sadece. Hep bu sefer farklı diye başlayıp yine olmadı diye sana geldiğimin farkındayım... Ama bu sefer seni de kendimi de kandırmıyorum. Doğru kişiyi buldum. O kim mi? Benim!</p>
<p>Şimdi ş&ouml;yle bir bakıyorum da, ne kadar acınası şeyler yapmışım yalandan da olsa sevilmek i&ccedil;in. Sanki &ccedil;ok &ouml;nemliymiş, b&uuml;t&uuml;n eksiğim buymuş, hayatın anahtarı onda gizliymiş gibi. Kendime saygı duymayı ge&ccedil;tim, bir kez bile kendini doğru d&uuml;zg&uuml;n dinlememiş biri ne kadar da &ccedil;ırpınmış i&ccedil;i boş iki s&ouml;z i&ccedil;in. Şimdi yeniden soruyorum o halde... Ne oldu? Kendinden o kadar &ouml;d&uuml;n verdin de ne oldu? Karşındakini hep birinci plana koydun da ne oldu? Sahi ya, sen ka&ccedil;ıncı plandaydın, hi&ccedil; ilk &uuml;&ccedil;e girebildin mi kendi listende? Sabahlara kadar s&ouml;ylendin, sorguladın,ağladın... Ne kaldı elinde? &Ouml;mr&uuml;n orada ge&ccedil;ecekmiş gibi savaştın durdun insanlarla, bir kazanan oldu mu? Anlık hevesler,yalandan hisler,laf olsun diye verilen s&ouml;zler arasında &ccedil;ok mu zordu ger&ccedil;eği g&ouml;rmek? Oysa arkadaşlarına akıl verirken nasıl da g&uuml;zel farkındaydın her şeyin. Terzi kendi s&ouml;k&uuml;ğ&uuml;n&uuml; dikemezmiş mi dedin korkuyorum demek yerine?</p>
<p>Ah, ne &ccedil;ok isterdim o eski Bersun'u azarlamayı... Aptal mısın be kızım der, inatla g&ouml;rmemeye &ccedil;alıştığı ne varsa g&ouml;z&uuml;ne g&ouml;z&uuml;ne sokardım. Bazı şeylerin elinde olmadığını, ağzıyla kuş da tutsa bunu değiştiremeyeceğini s&ouml;ylerdim. Ben s&ouml;ylerdim s&ouml;ylemesine de, o kadar eminim ki dinlemeyeceğine... O boş inadım uğruna nasıl da harcadım kendimi defalarca...&nbsp;</p>
<p>Ah, ne haksızlıklar ettim kendime, hi&ccedil; su&ccedil;u olmayan o minik bedenime. Aynaya bakmayı bile &ccedil;ok g&ouml;rd&uuml;m, oysa ne &ccedil;ok savaşmıştı her zerresiyle. Ben kanattım, o direndi. Ben yara a&ccedil;tım, o iyileşti. Zavallı bedenim,senden &ccedil;ok &ouml;z&uuml;r dilerim...</p>
<p>Bu gece, tam da şu anda kendimi affediyorum. &Ouml;nce ben, sonra diğerleri diyeceğime s&ouml;z veriyorum. Kontrol edemediğim şeyler olduğunu kabul ediyorum. O halde... Hoş geldin yeni yaşım.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>OYUNU SEN BAŞLAT</title>
<link>https://edebiyatblog.com/Bug%C3%BCn-kendim-i%C3%A7in-%C3%A7ok-%C5%9Fey-yapt%C4%B1m</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/Bug%C3%BCn-kendim-i%C3%A7in-%C3%A7ok-%C5%9Fey-yapt%C4%B1m</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b383be137d6.jpg" length="57489" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jun 2022 00:07:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kasım Çiçeği</dc:creator>
<media:keywords>Konuşmak, terapi, ışık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bug&uuml;n kendim i&ccedil;in bir şey yaptım.. Yaşadıklarıma duygularıma ayna tutan bir can ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;m.</p>
<p>Duygularımız alt &uuml;st olur bazen hava şartları gibi değişik hallere girer g&uuml;neş a&ccedil;mışcasına mutlu olur mutluluk sa&ccedil;arız etrafımıza,bir bakarsın kara bulutlar sarmış ruhumuzu susar kapanırız i&ccedil;imize,birde benim yağmura eşlik etmem var tabi bitmeyen duygu seli...</p>
<p>Akla gelebilecek her ne varsa hepsini yaşarız ama bazen &ouml;yle haller olur ki neyi ne i&ccedil;in ve neden yaşadığımızı bilemeyiz, başka bir bakışa belkide kendimize s&ouml;yleyemediklerimizi bir başka ağızdan dinlemeye ihtiya&ccedil; duyarız.</p>
<p>İşte b&ouml;ylesine bir garip i&ccedil; savaş halinde iken karşıma bana ayna olacak g&uuml;zel bir hanım &ccedil;ıktı.</p>
<p>-Dedim ki b&ouml;yle b&ouml;yle&nbsp;</p>
<p>-Dedi ki sen &ouml;nce kendine gell,</p>
<p>kendini fark et,</p>
<p>kendi değerini bil,</p>
<p>ilk adımı kendine atmakla başla ve sonra &ccedil;ık yola,nereye gitmek istiyorsan ne yapmak istiyorsan yol orada yolcu zaten i&ccedil;inde,hedef belli ki seni buraya getiren &ccedil;abanın sonucu olacak.</p>
<p>Tıpkı evini ilk kez g&ouml;rmeye gelen misafir misali, sen ona karanlık odalarını g&ouml;sterirken onun tek tek b&uuml;t&uuml;n odaların ışıklarını a&ccedil;ıp bu odada bak bu var fark et,bak diğer odanın k&ouml;şesine saklanıp gizlenmiş bir g&uuml;zellik var,bak bak işte tam da burada &ccedil;ok g&uuml;zel bir m&uuml;cevher kutusu var diye kendi evini sana daha dikkatli g&ouml;sterdiği gibi bana ayna tutan g&uuml;zellik te aklımdaki karanlık odaların ışıklarını tek tek yaktı.</p>
<p>Farkındalık oluşturdu diyelim ona,farklı bir pencereden bir insanın sana seni g&ouml;stermesi bak burada sen varsın işte,sen d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;nden ve d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerinden elalemin &ccedil;ok &ccedil;ok daha &ouml;tesisin....</p>
<p>Hey sen kendini ertelemekten VAZGE&Ccedil; artık,</p>
<p>sen harekete ge&ccedil;messen hi&ccedil;bir şey olmayacak anla bunu,her ne yapmak istiyorsan kalk ayağa ve ilk adımı sen at</p>
<p>OYUNU SEN BAŞLAT.....⏳⏳</p>
<p>Bug&uuml;n kendim i&ccedil;in &ccedil;ok şey yaptım????</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SENSELENDİM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/senselendim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/senselendim</guid>
<description><![CDATA[ Kötü şeylerin sonunda iyi şeyler, iyi şeylerin sonunda kötü şeyler olması artık çok doğal geliyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b336e2ebd3c.jpg" length="42220" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jun 2022 18:36:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Arada kalmak, özlemek, karmaşa</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><em>Daha huzurlu uyanmaya &ccedil;alışıyorum.&nbsp;</em><br /><em>Uykuyu deliksiz almak i&ccedil;in gecenin bir k&ouml;r&uuml;ne kadar beklemiyorum daha erken kapıyorum g&ouml;z kapaklarımı.&nbsp;</em><br /><em>Beni mutlu edecek şarkılar dinliyorum mesela. Yeni yeni hobiler ediniyorum.</em></p>
<p><em>Zamanında seninleyken g&uuml;l&uuml;p, dalga ge&ccedil;tiğimiz &ccedil;oğu şeyi yaptım. Duyduğuma g&ouml;re sen de aynıymışsın. Seninle denemek istediğim şeyleri başkalarıyla yaptım. Tabii daha az keyif aldım hatta neredeyse hi&ccedil;. &Ccedil;oğu zaman eğlenemedim i&ccedil;imden gelmedi. G&uuml;l&uuml;msemelerim hep buruk kaldı. Ama bunları hi&ccedil; belli etmedim. Kimse anlamadı. Mesela s&uuml;rekli bana su i&ccedil;mem gerektiğini hatırlatırdın artık her saat başına alarm kurdum. Uyanmam gereken saatlerde annemden rica ediyorum beni uyandırmasını, yemek saatlerim de artık d&uuml;zenli. Bir &ccedil;ok şey alt-&uuml;st olsa da s&ouml;ylediğin o c&uuml;mle hep aklımda "hayatım alt&uuml;st olur diye endişe etme, nerden biliyorsun hayatının altının &uuml;st&uuml;nden daha iyi olmayacağını" işte daha iyi olmasa bile yaşanmayacak gibi değilmiş. Artık acılarım aşağıda kaldı.</em></p>
<p><em>K&ouml;t&uuml; şeylerin sonunda iyi şeyler, iyi şeylerin sonunda k&ouml;t&uuml; şeyler olması artık &ccedil;ok doğal geliyor.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Edebi hayattan ebedi hayata</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebi-hayattan-ebedi-hayata</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebi-hayattan-ebedi-hayata</guid>
<description><![CDATA[ Dökülüyor yine  tane tane 
Kalemimden yazgılar 
İnce ince sızılar 
Duygulardan kaleme nakledilen 
Düşünceler algılar.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b0802f4b6de.jpg" length="33592" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 21 Jun 2022 22:49:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Edebi hayat ebedi hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anılar hatırladık&ccedil;a y&uuml;reğinizi taze tutar.</strong></p>
<p><b>Yaşamla ilgili kayıtlı kalırlar.&nbsp;</b></p>
<p><b>Anılarda keza bu y&uuml;zdendir.&nbsp;</b></p>
<p><b>En son bedeni bırakanın, insanın y&uuml;reği olması, Hepsini kaydediyor en baştan en son &acirc;nına kadar.</b></p>
<p><b>T&uuml;m yaşadığı anıları hayatta tutmaya zorlar.</b></p>
<p><b>Anılarla can bulur belkide insan son nefeste ,</b></p>
<p><b>İnsanı ayakta tutan y&uuml;regi olduğunu savunurum hep&iquest;</b></p>
<p><b>Yaşamı arzuyla ,coşkuyla,aşkla besleyen y&uuml;rektir. </b></p>
<p><b>But&uuml;n coşkusunda ,h&uuml;zn&uuml;nde &ouml;nce y&uuml;reğimizin sesini duymamızın nedeni ne?&nbsp;</b></p>
<p><b>Edebi duygulardan&nbsp; s&uuml;ren bir hayat ebedi hayata s&uuml;r&uuml;kler seni.&nbsp;</b></p>
<p><b></b></p>
<p><strong></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Benim Adım Nerede?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/benim-adim-nerede</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/benim-adim-nerede</guid>
<description><![CDATA[ İsimsiz tüm kadınlara ithafen .. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62b0e48535c65.jpg" length="23414" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 21 Jun 2022 00:20:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Benim adım nerede? Nerede kaldı yarınlarım? Umutlarım? &Ccedil;ocukluğumda u&ccedil;an kırmızı balonlar, yıldızlı gecelerin sahneye resmettiği r&uuml;yalar nerede?&nbsp;</p>
<p>Her dolunayda dilek tutardım ben. Evet, herkes kayan yıldız g&ouml;r&uuml;nce dilek tutar ama ben dolunayda tutuyorum. Sarı kahverengi yuvarlak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; beni mest ederdi. G&ouml;zlerimi alamazdım. &Ouml;l&uuml;nce dolunayın orada ev tutacağımı hayal ederdim. Ya da balon misali yanımda taşıyacağımı...&nbsp;</p>
<p>Sonra b&uuml;y&uuml;d&uuml;m ben. Ama hayallerimden asla vaz ge&ccedil;medim. Kocaman g&uuml;l&uuml;şlerim vardı benim.&nbsp;</p>
<p>Sahil kenarında &ccedil;ekilen bir fotoğrafta kalacağımı s&ouml;ylese yine g&uuml;ler ge&ccedil;erdim. Hayat sonunu d&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in &ccedil;ok kısa derdim hep. Nereden bilebilirdim sonumunda kısa bir zaman sonra olacağını.&nbsp;</p>
<p>Ve bu sonun hi&ccedil; ummadığım biri tarafından acımasız bir cellat misali &ccedil;ığlıkların kine karışacağını nereden bilebilirdim?</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaralarımıza Bakıyoruz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yaralarimiza-bakiyoruz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yaralarimiza-bakiyoruz</guid>
<description><![CDATA[     Ve unutulmaya yüz tutmuş bir yazarın notu var size; &quot;Hiçbir yara boşuna düşmez yüreklere, ya yaranın merhhemini bulursunuz ya da yaranın verdiği merhem ile çiçek açarsınız...&quot;. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62af304395ca6.jpg" length="30365" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 20 Jun 2022 17:21:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; &nbsp; Bir adam g&ouml;r&uuml;yorum, g&ouml;zleri bulutların ardına gizlenmiş hayal&icirc; bir ger&ccedil;ekliğe bakarken. G&ouml;r&uuml;yor ve sonra bakıyor usul usul, baktık&ccedil;a kızı canlanıyor zihninde kaybettiği o kızı, &ouml;zlemini &ccedil;ektiği o kızı...ve bir kız g&ouml;r&uuml;yorum ardından, kızını elleriyle toprağa veren o adama bakarken ge&ccedil;mişin soğuk ve korku dolu duvarlarıyla &ccedil;arpışıyor. O bir adam tanıdı ve geriye kalan b&uuml;t&uuml;n adamların aynı olduğuna inandı. 'Baba' diyordu o adama i&ccedil;ki i&ccedil;erken ge&ccedil;irdiği o krizlerin ardından kızına yaşattığı fiziksel ve psikolojik şiddete rağmen 'baba' demişti... sa&ccedil;larına yıldız tozları d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş bir kadın d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n şimdi, y&uuml;z&uuml;nde yavaş yavaş oluşan yaşanmışlığın &ccedil;izgileri var. Babası tarafından yara almış o kıza bakarken g&ouml;r&uuml;yor kendi kızını, tek başına &ccedil;alışıp &ccedil;abalayıp b&uuml;y&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; o kızı şimdi annesini tanımıyor. Evlat acısını en derininde hisseden o anne yaşıyor mu şimdi? Sahi soruyorum sadece &ouml;lenler i&ccedil;in mi &ccedil;ekilir o tarifsiz acı? Hani bir şair vardı unutulup giden bir şair ama ardından şu s&ouml;zleri bırakmıştı; "Acı, bahanesidir şiirin" . Şimdi sizleri g&ouml;r&uuml;yorum ben, baktık&ccedil;a insanlara ve insanların acısına. Kiminiz bir annenin yerinde kimisi o kızla birlikte duvarların &uuml;st&uuml;ne gidiyor. Bazılarımız da baba yerine koymuş kendini sevdiğini toprağa g&ouml;men bir adamın baba y&uuml;reğinde şimdi. Herkesin yarası bir başka yaranın &uuml;zerine tuz biber oluyor. Hangimiz tertemiz bir y&uuml;reğe sahibiz ki şimdi? Yara ve acılarla dolu bir y&uuml;reğimiz varken, bulutların şeklini tahmin eden o &ccedil;ocuk kadar hala umutluyuz. Ve unutulmaya y&uuml;z tutmuş bir yazarın notu var size; "Hi&ccedil;bir yara boşuna d&uuml;şmez y&uuml;reklere, ya yaranın merhhemini bulursunuz ya da yaranın verdiği merhem ile &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;arsınız...".☘️????</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hemhal</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hemhal</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hemhal</guid>
<description><![CDATA[ Son nokta cümle içimde olmayan bir tümcem gerisi teferruat... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62af755b6d12f.jpg" length="70347" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 19 Jun 2022 22:13:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>Yazar, acı, yalnızlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun bir inziva sonucu yazarların hemhalde olduğu kanısına vardım. Yerlisinden tut yabancısına hepsi aynı yolun yolcusu.</p>
<p>Hemen hemen bir&ccedil;ok yazarın &ouml;l&uuml;m yaşları elinin altında. &Ouml;mer Seyfettin (36), Şinasi (45), Orhan Veli Kanık (36),&nbsp; ve daha satırlara sığmayan bir&ccedil;ok yazar... Bir&ccedil;oğu da zihinsel d&uuml;ş&uuml;ncenin getirdiği hastalıklarla ; kanser, t&uuml;m&ouml;rler, diyabet vs. Bile bile bir şekilde d&uuml;ş&uuml;ncelerimizle kendimizi zehirliyoruz normal insanlar da yani siz okurlarımız bunu eser sanıyor. Dostoyevsi'nin satırlarından &ouml;rnek verecek olursam; "gittik&ccedil;e halden d&uuml;ş&uuml;yorum hayalciliğim beni kuvvetsiz bırakıyor sağlığım b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n bozuluyor" bu halin gayet de farkında olunarak kendi kendini yok ediyor yazar. Bu tıp alanının &uuml;zerine d&uuml;şmediği teşhis edilemeyen ciddi bir hastalık bence. Ama ve lakin bu eser olarak biliniyor. Kocaman şehirlerde yaşıyoruz,&nbsp; ailelerimiz kalabalık, okul kalabalık, iş yerleri d&uuml;nya kalabalık ama biz yapayalnızız. Başımızın i&ccedil;indeki kalabalıkta yapayalnızız hep bir yalnız hissetme hastalığına tutulmuşuz. Yani yalnızlık sevdiklerimiz olup olmamakla alakalı değil. &Ccedil;ok arkadaşın olup olmamasıyla da anlatılmayan tarifi olmayan bir şey. Kursağına oturan hep yanında taşıdığın O merettir belki de yalnızlık. Etrafı duymayacak kadar sağırlaştıran, g&uuml;zellikleri g&ouml;rmeyecek kadar k&ouml;rleştiren, hayatın tadını almayacak kadar tatsızlaştıran o şeydir... Belki de yaratıcının bize bir armağanı olan ilham kaynağıdır. İnsan yazmak i&ccedil;in kendini zora sokar mı hi&ccedil;? Oluyor işte &ccedil;ekmecesinde elma &ccedil;&uuml;r&uuml;t&uuml;p kokusundan ilham alan Balzac, kendini kafeine boğan bir başkası, ayakta durarak yazabilen &ouml;tekisi ve t&uuml;ts&uuml;lerle yazan ben normal insanlar olmak isterdik. Bizlerde hayatta g&uuml;nl&uuml;k rutinleri olan &ccedil;evresi i&ccedil;inde mutlu olan birisi olabilirdik. Tercih meselesi o konular pek de &ccedil;ekici gelmiyor doğruyu s&ouml;ylemek gerekirse. Ve ger&ccedil;ekten doğru ise olmayan kahramanlarımla yapılan sohbetler en g&uuml;zeli. Boş bir masada bir romanın kişilikleri ile konuşmak ger&ccedil;ek olan. Yazsak da yazmasak da bir okuyucudan daha gevezeyiz orası kesin. Son nokta c&uuml;mlem i&ccedil;imde olmayan bir t&uuml;mcem. Gerisi teferruat...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Küçük Irmak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kucuk-irmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kucuk-irmak</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62af4d2840254.jpg" length="77163" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 19 Jun 2022 19:22:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>Küçük ırmak, şiir, ırmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #236fa1;"><strong>.......... K&uuml;&ccedil;&uuml;k Irmak ........&nbsp;</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Ka&rsquo;r meşcerde bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k ırmak</strong><br /><strong>Dolaşır gizli gizli ağlayarak</strong><br /><strong>Kimi b&uuml;lb&uuml;lleşirdi &ccedil;ağlayarak</strong><br /><strong>&Ccedil;ırpınırken k&ouml;p&uuml;kl&uuml; h&uuml;z&uuml;n</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Ey şafak nurlu pembe r&uuml;yalar</strong><br /><strong>Ey nevaziş kanatlı h&uuml;lyalar&nbsp;</strong><br /><strong>g&ouml;lgesi mehtap sevdalar</strong><br /><strong>Bakınız karşınızda mavi deniz</strong><br /><strong>Beni g&ouml;zyaşlarımla terk ettiniz</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #236fa1;">Ka&rsquo;r : &nbsp; derinlik, &ccedil;ukur</span></strong><br /><strong><span style="color: #236fa1;">Meşcer : ağa&ccedil;lık, ağa&ccedil;lık yer</span></strong><br /><strong><span style="color: #236fa1;">Nevaziş : okşama, okşayış, iltifat</span></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANIN ZAMANSIZLIĞI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamanin-zamansizligi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamanin-zamansizligi</guid>
<description><![CDATA[ Zaman, insanların bağımlı hale geldiği, isimlendirme. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62aecf128070b.jpg" length="51288" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 19 Jun 2022 10:24:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Zamansızlık, zaman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Zaman, &ouml;l&ccedil;eklendirilmiş ge&ccedil;mişi ve geleceği ile&nbsp; karşımıza dikilmiş sayıyor saniyeleri. Bu kavram olmasa diğer canlılar i&ccedil;in bir sorun olmazdı ama insan hayatı sanki biraz sekteye uğrardı. Ortalıkta yaşını bilmeyen insanlar, sabah ve akşamı ayıra&ccedil; olarak kullanan &ccedil;alışanlar s&uuml;re mefhumu olmadan ge&ccedil;en yaşantılar. İşte sınırlandırılmış bu zaman ger&ccedil;ekliğinde, insanoğlu zaman kavramına takılıp kalıyor. Yaşı ilerleyip,yaşına bazı eylemleri yakıştırmayanlar, gen&ccedil; olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p harekete ge&ccedil;emeyenler ve daha başka olanlar. Zaman, &ouml;n&uuml;n&uuml;zde duran bir kum saati ve s&uuml;rekli akıyor. Tehditkar ve hatırlatıcı unsurları barındırmıyor aslında, ona bu sıfatı yakıştıran aklı olan beşer. Hi&ccedil; duydun mu? Aslan gelmiş kırkına, "Bu yaşıma kadar ben avlandım, artık &ccedil;ocuklar avlansında bana getirsin. "Yada bir kuş. "Amann kim yuva yapacak anamın yaptığı yuvada yaşar giderim.&nbsp; "Gibi. Onlar d&ouml;ng&uuml;lerini i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sel ve &ouml;ğrendiği gibi yaşayıp tamamlıyorlar. Bizse kaygı alametleri arasında, basit şeylerin tamahkarlığında bir &ouml;mr&uuml; yiyoruz. &Uuml;st&uuml;ne basa basa aynı d&ouml;ng&uuml;lerde kaynaşıyor, ne hatalardan ders alıyor nede &ouml;zbenliğimizi koruyabiliyoruz. Nasıllar, sebepler ve isteklere gebe beklenti c&uuml;mb&uuml;ş&uuml; yaratıklarla. Doğamızı biraz rahat bırakıp, şu zaman denilen akışta kalabilsek ve hayatın tadını &ccedil;ıkarabilsek. Her g&uuml;n yeni bir g&uuml;n&uuml;n olduğunu bilerek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TEST&#45;İ ACAYİP</title>
<link>https://edebiyatblog.com/test-i-acayip</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/test-i-acayip</guid>
<description><![CDATA[ HERŞEY- Hayat, Sınavlarımız ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62ada1344c4c3.jpg" length="92774" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 18 Jun 2022 12:56:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Deneme, Mizahi, Hayat Sınavı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 1 : Bu aşama hayata adım atabilmek i&ccedil;in yaradılışın o başlangı&ccedil;taki milyonda bilmem ka&ccedil; olasılığının ger&ccedil;ekleşmesi, dokuz aylık uzun yolculuk, d&uuml;nyaya gelme yol ve usul&uuml;n&uuml; i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sel olarak başarabilme.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunu başarabildiğinize g&ouml;re en zor sınav aşamasını ge&ccedil;mişsiniz demektir.Kendinize l00 puan verin.Sezeryanla d&uuml;nyaya gelen -10 eksiltsin, yolda,tarlada,kendi kendine olanlar +10 eklesin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 2 : Size anne ve baba olarak se&ccedil;ilen kişilere kendinizi kabul ettirmiş olmanız, sadece "ınga" s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;yle acıktığınızı, susadığınızı, uykunuzun geldiğini, kucak istediğinizi,hastalandığınızı anlatabilme başarınız.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunu da başardığınız i&ccedil;in kendinize 100 puan verin.3. &ccedil;ocuktan sonra&nbsp;olanlar -10 eksiltsin,&nbsp;ilk &ccedil;ocuk olanlar +10 eklesin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 3 : Yeni bir dil oluşturdunuz. "adda, mama, dede " gibi genel bebek&ccedil;eye size &ouml;zel s&ouml;zc&uuml;kler eklemek i&ccedil;in yakınlarınızın bilgi bankasına başvurunuz.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; T&uuml;rettiğiniz her s&ouml;zc&uuml;k i&ccedil;in 10 puan ekleyiniz.Ana dilinizi &ouml;ğrendiğinize g&ouml;re 100 puanı zaten aldınız</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 4 : Emeklemek, y&uuml;r&uuml;mek, koşmak sizin i&ccedil;in ge&ccedil;ilmiş &ouml;nemli sınavlardan</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buna puan yok . Zira doğar doğmaz y&uuml;r&uuml;yen diğer canlılara haksızlık yapmış oluruz. Hatta u&ccedil;an bile var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 5 : Etrafınızdaki yetişkinleri idare etmeyi başardınız. Onlara iyi bir denek olarak ebeveyn olma sıfatını kazandırdınız. Siz bu s&uuml;re&ccedil;te yitip gitmediyseniz bu sınavı da hakkıyla kazandınız</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; "Bu &ccedil;ocuk kime benzedi bilmem ki" s&ouml;z&uuml;n&uuml; duyanlar -10 eksiltsin, "benim &ccedil;ocuğum harikadır, hi&ccedil; hata yapmaz" ı duyanlar +10 puan eklesin.100 puan anne ve babalığı hi&ccedil;kimseden &ouml;ğrenmeden sizin &uuml;zerinizde deneyerek &ouml;ğrendiklerinden elbetteki hakkınız.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 6 : Okul denen yere adım atmayı başardınız 8 yıl git gel, sınavdan &ccedil;ık sınava gir. Bir s&uuml;r&uuml; şeyi ezberle, &ouml;ğretmen denen işi soru sormak ve sınav yapmak olan kişilerin kahrını &ccedil;ekmeye talip olmak b&uuml;y&uuml;k başarıdır.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nasıl &ouml;ğrenci olursanız olun mezun olacaksınız.100 puan daha aldınız.Okul denen nesneyle tanışamayanlar -10, tanışıp pes edenler -20 l&uuml;tfen. Takdir teşekk&uuml;r belgelerine de herhalde herbirine +10.....</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 7 : OKS eski adı LGS .&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; A&ccedil;ıklama yapmadan kodlamayı anlayanlar 100 puan aldı.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 8 : Bitmedi &Ouml;SYM var.Tanıyoryorsanız 100 puan sizin...</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV 9 : Para kazanacağınız bir iş bulduysanız 100 puan sizin. Mesleğinizi yapmıyor ama seviyorsanız&nbsp;+10 ,mesleğinizi yapıyor ve sevmiyorsanız -10...</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; SINAV&nbsp;10: Eş se&ccedil;me, Puan alıp almamak size kalmış</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu sınavlar bitmez.... 2010</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇINAR  AĞACIMIZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cinar-agacimiz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cinar-agacimiz</guid>
<description><![CDATA[ Bir babaya gücü veren çocuklarının ve ailesinin desteğidir. Onların varlığı ailenin temelini ayakta tutar... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62acea211c402.jpg" length="61157" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Jun 2022 23:55:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>&Ccedil;INAR&nbsp; AĞACIMIZ</p>
<p>Baba&nbsp; Kimdir ? &Ouml;zveri&nbsp; ile &ccedil;ocuğunu&nbsp; b&uuml;y&uuml;ten, Koruyup&nbsp; g&ouml;zeten&nbsp; onların&nbsp; refah&nbsp; i&ccedil;inde yaşaması&nbsp; i&ccedil;in &ccedil;aba&nbsp; sarf eden , &Ouml;nceliği her&nbsp; daim&nbsp; ailesi olan koca bir&nbsp; &ccedil;ınar&hellip;</p>
<p>Bug&uuml;n&nbsp; aylardan&nbsp; Haziran ,G&uuml;nlerden&nbsp; Pazar. Bug&uuml;n&nbsp; fedakar&nbsp; olan&nbsp; y&uuml;rekli&nbsp;&nbsp; olan&nbsp; sadece&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; g&uuml;n&nbsp; değil ! Her&nbsp; g&uuml;n&nbsp; ailesini kollayan&nbsp; babaların, Babalarımızın&nbsp; g&uuml;n&uuml; &hellip;</p>
<p>Onlara&nbsp; hediye&nbsp;&nbsp; almak&nbsp; değildir&nbsp; dertleri ! Sadece&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; g&uuml;ne&nbsp; sığdırılan bir&nbsp; baba olarak&nbsp; hatırlanmak&nbsp; değil&nbsp; s&ouml;zleri &hellip; Onların&nbsp; isteği&nbsp; hep&nbsp; beraber&nbsp; olmak&nbsp; hep&nbsp; beraber&nbsp; g&uuml;l&uuml;p, Beraber&nbsp; ağlamak&nbsp; mutlu&nbsp; bir&nbsp; aile&nbsp; olmak&nbsp; ve&nbsp; hayata&nbsp; karşı&nbsp; savaşmak .</p>
<p>Her&nbsp; akşam&nbsp; ailesi&nbsp; uyurken&nbsp; herkese&nbsp; tek&nbsp; tek&nbsp; bakar&nbsp; ve&nbsp; g&ouml;zleri&nbsp; dolar .İ&ccedil;ten&nbsp; gelen&nbsp; duygularla&nbsp; ne&nbsp;&nbsp;&nbsp; kadar&nbsp; şanslıyım&nbsp; ne&nbsp;&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; yuvam&nbsp; ve&nbsp; aile&nbsp; sıcaklığım var . Beni&nbsp; anlayan ,Beni&nbsp; olduğum&nbsp; gibi&nbsp;&nbsp; seven&nbsp; bana&nbsp; değer&nbsp;&nbsp; veren&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; aileye&nbsp; sahibim &nbsp;diye&nbsp; i&ccedil;inden&nbsp; ge&ccedil;irir. Benden &nbsp;&nbsp;daha&nbsp; mutlu&nbsp;&nbsp; kim&nbsp; olabilir ? Kim&nbsp; &uuml;zebilir&nbsp; beni&nbsp; b&ouml;yle ? Bu&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; ailem&nbsp; olduk&ccedil;a&nbsp; kendimi&nbsp;&nbsp; daha&nbsp; da&nbsp; g&uuml;&ccedil;l&uuml;&nbsp; hissediyorum&nbsp;&nbsp; yaşama&nbsp; hep&nbsp; umutla&nbsp; ve&nbsp; mutlulukla&nbsp; bakıyorum&nbsp; der.</p>
<p>&nbsp;Kimi&nbsp; zaman&nbsp; bağırıp&nbsp; &ccedil;ağırsa da! Bizler&nbsp; seni&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; seviyoruz . B&ouml;ylesi&nbsp; bir&nbsp; varlığa&nbsp; baba&nbsp; dediğimiz&nbsp;&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; kendimizi&nbsp;&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; şanslı&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; huzurlu&nbsp; hissediyoruz&nbsp;&nbsp; iyi ki&nbsp; varsın y&uuml;reğimizdeki&nbsp; canparemiz&hellip;</p>
<p>Her&nbsp; g&uuml;n&nbsp; &ccedil;oğu&nbsp; insanın&nbsp; unuttuğu ! Varlığını bile hissetmediği ,Değerli&nbsp;&nbsp; varlıkların&nbsp; bir &nbsp;g&uuml;nde&nbsp; olsa &nbsp;hatırlandığı&nbsp; babaların&nbsp; babalarımızın&nbsp; g&uuml;n&uuml; &nbsp;olmaz!... Onları&nbsp; sadece&nbsp; bug&uuml;n&nbsp; değil! Her g&uuml;n hatırlayalım&hellip;</p>
<p>BABA, G&Ouml;LGESİNE &nbsp;SIĞINDIĞIMIZ, YIKILMAYAN&nbsp; BİR &Ccedil;INAR AĞACI.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kendime Döndüm :)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kendime-dondum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kendime-dondum</guid>
<description><![CDATA[ Kendime Döndüm :) ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62acc4c9acc60.jpg" length="53049" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 17 Jun 2022 21:16:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Kendime Döndüm:)</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her hikayenin başı g&uuml;zel başlar sonunda ise, seven sevdiğine kavuşur ve mutlu sonlarla biter hikayelerin sonu. Herkesin kendine g&ouml;re bir hikayesi, bir ge&ccedil;mişi var. Unuttum, &ouml;yle biri olmadı veyahut o kim? Desek bile i&ccedil;imizde bir yerde o olaylar, o kişi, o anılar her şey oluyor ama eskisi gibi değil hi&ccedil;bir şey. Ne siz, ne insanlar, ne &ccedil;evreniz... Sizi siz yapan ge&ccedil;mişiniz eğer ki onu unutursanız&nbsp;<strong><em>aynı hataları tekrar tekrar yapmaya devam edersiniz.&nbsp;</em></strong>Bunu ise zaman &ouml;ğretiyor herkesin gidici olacağını &ouml;ğreten hayat diğer şeyleri de canımızın yanmasına rağmen y&uuml;z&uuml;m&uuml;ze vuruyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hamdım Piştim Yandım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hamdim-pistim-yandim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hamdim-pistim-yandim</guid>
<description><![CDATA[ Ölür ise beden ölür canlar değil ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62ab7a58b2112.jpg" length="68049" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 16 Jun 2022 21:46:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>Mevlana, aşk, Allah, vuslat, gönül, iman</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Gel ne olursan ol gel "diyor Mevlana. mevlası yolunda bir &ccedil;ağrı veriyor insanlığa. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yoldan sapmış da olsa, nefis boşluğa d&uuml;şm&uuml;ş de olsa ge&ccedil;miş değil gelecek &ouml;nemlidir. Ge&ccedil;mişi ge&ccedil;irmek &ouml;nemlidir geleceğe y&ouml;nelmektir asıl olan. İncitmediysen bir karıncayı, tutmadıysan bir kuşu kafeste, Sen o zaman sen olmuşsundur. Belki de o zaman g&ouml;n&uuml;lden bağlanmışsındır Rabbine hakkını vererek. İbadetlerin en g&uuml;zelidir incitmemek. Nefse koyarsan ince y&uuml;rekliliği farz ibadetlerde doğrudan gelecektir. Şu evrenin sesini dinlesek az hepsini haber veriyor gelecekten karga &ouml;l&uuml;m&uuml; &ccedil;ağırıyor, ser&ccedil;e ibadeti daha bir&ccedil;ok can bir&ccedil;ok &ccedil;ağrım yapıyor. Dinle! Hz Mevlana dinle diyerek başlıyor mesneviye. Neyin haykırışını dinle, bu ayrılığı hasreti dinle der. Eğer can kulağıyla dinlersen onu kendi hikayeni hatırlarsın der. Neyin feryadı bizim &ccedil;ok kadim zamanlarda başlayan insanlık mecramızı anlatır. Hen&uuml;z seyr-u sul&ucirc;k yolunda iken hamdır insan. Daha sonra nefsini terbiye ederek fenafillaha erişir. Tasavvufta fenafillah mertebesine erişen kul kendi benliğini Allah'ın zatında yok eder. Hani t&uuml;m ruhların yaratıldığı ebed&icirc; &acirc;lemde Yaratan&rsquo;ın bizden aldığı bir misak vardı. &ldquo;Ben sizin Rabbiniz değil miyim?&rdquo; diye sorduğunda hep beraber kabul ettik ve &ldquo;Sen bizim Rabbimizsin.&rdquo; dedik. Bu verdiğimiz s&ouml;zle bağlandık. O ezel ve ebet Sultanına. Sonra unuttuk, hem s&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; hem de ruhumuzun ait olduğu ezel ve ebet &acirc;lemini. Ama her dem O&rsquo;na ve geldiğimiz o yere m&uuml;ştakız ve esas ıstırabımız da oradan ayrı kalmak.Ne ki unuttuğumuzu yeniden hatırlatacak uyarıcılara ihtiya&ccedil; duyarız. Y&uuml;ce Yaradan afakta ve enf&uuml;ste nice ayetlerle hatırlatır bu s&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; bize. Kitap g&ouml;nderir, Peygamber g&ouml;nderir ki son ilah&icirc; hitap olan Kur&rsquo;an-ı Kerim hatırlatan &ldquo;Zikir&rdquo;&rsquo;dir,&nbsp; son Peygamber Hz. Muhammed'de hatırlatıcı yani &ldquo;M&uuml;zekkir&rdquo;dir.&nbsp;&nbsp;Bilmek bulmak ve olmakdır insanın &ouml;z&uuml;. İnsanın d&ouml;rt unsurdan meydana geldiği s&ouml;ylenir. İnsanın maddi varlığı toprak ve sudan teşekk&uuml;l ederken manevi varlığı ise hava ve ateşle ifade edilir. Her şey aslına r&uuml;cu ettiğinde toprak olan beden yine toprağa karışır, ruh ise fizik d&uuml;nyanın &ouml;telerine, maveraya kanatlanır. Ten fanidir, ge&ccedil;ici olandır, aslolan ruhtur ki o, baki olan Yaradan&rsquo;dan gelen ilah&icirc; nefhadır. İnsanı insan yapan da &ouml;lmekle, toprağa verilmekle &ccedil;&uuml;r&uuml;meyecek olan ruhu ve g&ouml;nl&uuml;d&uuml;r. Yunus Emre'nin tabiri "&ouml;l&uuml;r ise beden &ouml;l&uuml;r canlar değil.&rdquo; Herşey g&ouml;n&uuml;l denilen yakın ama bir o kadarda gurbet olan yerde bitiyor. Sınanmak korkutmasın g&ouml;nl&uuml;. Her bir bağa g&uuml;&ccedil; veren p&uuml;f noktadır sınanmak ve sınav.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türk Edebiyatındaki İlkleri Biliyor Musun?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/turk-edebiyatindaki-ilkleri-biliyor-musun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/turk-edebiyatindaki-ilkleri-biliyor-musun</guid>
<description><![CDATA[ Hazır YKS yaklaşmışken ve AYT&#039;de Edebiyat kısmına çalışmadığım için bu eser yarışmasını düzenliyorum. Şimdiden başarılar.
頑張れください! ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62ae1c70ed7bc.jpg" length="43989" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 15 Jun 2022 22:55:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semih Savan</dc:creator>
<media:keywords>Yarışma, Edebiyat, Roman, Tiyatro, Edebiyat Eserleri</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Megalomaniye</title>
<link>https://edebiyatblog.com/megalomaniye</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/megalomaniye</guid>
<description><![CDATA[ Umutlar papatya gibidir çabuk solar. Unutmakı papatyalar ölünce kokar.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a97cf37646e.jpg" length="61963" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 15 Jun 2022 09:30:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>Umut, sevgi, saygı, papatya</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir tarif mi? Yoksa bir muhalif midir? Umut. Derdin dermanını esen r&uuml;zgarla anlatmak mıdır? Ya da&nbsp; ne biliyim yosun tutmuş bir d&uuml;ş&uuml;nceye kafa tutmak mıdır? Sahi sizce nedir? Herkes kendinden bir nokta &ccedil;eker anlamlandırır bu d&ouml;rt harf bir kelimeyi. T&uuml;rk edebiyatının işi s&ouml;zl&uuml;k anlamıyla ilgilenmek değil. Bir mum ışığı gibi dans etmeli adeta. Her seferinde farklı anlamlara &ccedil;ıkıp varmalı ucu. Bazen umut bir ananın askere uğurladığı can par&ccedil;ası k&ouml;rpe kuzusudur. Bazen gidilen yollardır, bazen bir sevda hecesidir. G&uuml;ld&uuml;r dikendir ama her şeyiyle &ccedil;i&ccedil;ektir. Belki de Lev&acirc;'nın kanser hikayesidir. Bir &ccedil;ağ yangınıdır bu, b&uuml;t&uuml;n. Hikayeler, karakterler, yerler, zamanlar farklı olur belki ama sonu&ccedil; hep aynıya &ccedil;ıkar varır. Umut edersin, g&uuml;lersin,.ağlarsın merhamet edersin, kinlenirsin, korkarsın... Olumlu olumsuz tezatlıklarıyla hep aynı şeyleri hissederiz ama. Yaşanmış g&ouml;r&uuml;l&uuml;p duyulan şeylere varır hep ucu. Hangi birimiz duyduk şimdiye kadar farklı bir hikaye. Hep yaşanmışlıkları tekrarlıyoruz. Tarih teler&uuml;r ediyor. Peki sorguladık mı hi&ccedil; farklı duygular hissiyatlar yok mudur? Olmayacak mıdır? Metahafıza inan&ccedil;larımız dahilinde olası bir durum olmaz mı? Değişen yaşam bi&ccedil;imleri, akıl erdiremediğimiz yeni &uuml;retimler, topraktan &ccedil;ıkıp gelmeyen binbir gıda... Eminim ki bizler de aynı kalmayız. Paytır Light hi&ccedil; bir anlamı olmayan random kelimeler. Belkide geleceğin duygularıdır kendileri. Bambaşka bir hayat olur ufak bir yazılımla ge&ccedil;miş bile unutulur. Hatta gerek yok insanlar uyutularak unutturuluyor değerler. Ama umudun U'sundan başlayacak olursak; y&uuml;kseklerden bir d&uuml;ş&uuml;ş yaşayıp sonra tekrar y&uuml;kselebiliriz. M' siden devam edersek; al&ccedil;aklardan başlayıp inişli &ccedil;ıkışlı bir yaşamda s&uuml;rebiliriz. T' sine gelirsek d&uuml;z bir &ccedil;izgide ilerleyebiliriz. Bu kadar basit aslında umut her şeyi barındırıyor i&ccedil;inde. Hayat inişli &ccedil;ıkışlı olduğu s&uuml;rece ancak y&uuml;kselişe ge&ccedil;eriz. Yani edebice umut ettiğimiz s&uuml;rece. Hayatta hi&ccedil;bir şeyi y&uuml;ks&uuml;nmeyelim. Hatırlatırım ki umutlar papatya gibidir &ccedil;abuk solar ve unutma ki papatyalar &ouml;l&uuml;nce kokar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KABULLEN!</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kabullen</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kabullen</guid>
<description><![CDATA[ Ve sen gayretin ile ipleri eline alacaksın. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a523b81dd64.jpg" length="44606" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 14 Jun 2022 02:24:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><b><i>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kabullen, insanların anlattığını değil de anlamak istediklerini anladıklarını. D&uuml;ş&uuml;nce yorgunluğun ge&ccedil;mesi i&ccedil;in g&ouml;nl&uuml;n a&ccedil;ması gerektiğini, adım attık&ccedil;a yolların uzadığını ve o yolların sivri u&ccedil;lu taşlarla dolu olduğunu. Kabullen. Mesela, en &ccedil;ok bulutlara bakanların aslında ağlamamak i&ccedil;in baktıklarını, &ccedil;i&ccedil;ek sevenlerin aslında bir nevi ilgiye muhta&ccedil; olduğunu, gezmeyi sevmeyen insanın aslında insanlardan korktuğunu... kabullen. Bil mesela bizim kuşlara bakarak &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k dediğimiz şeyin aslında onlar i&ccedil;in bir imtihan olduğunu. İ&ccedil;inde oluşan her hissin bir sebebi olduğunu ve o sebebin senin kararların ile şekil alacağını. Bil ve kabullen, &uuml;st&uuml;n&uuml; toprak atıp 'kısmet' deyip ge&ccedil;me. Gayret et olacaklar i&ccedil;in ve elindekiler i&ccedil;in. Sen yol aldık&ccedil;a kader &ccedil;arkını senin adımın ile &ccedil;eviriyor. Her adımın ve her adımda verdiğin kararlar senin gayretindir. Ve gayret kaderine vurgundur...</i></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eve Kanat Çırpmak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eve-kanat-cirpmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eve-kanat-cirpmak</guid>
<description><![CDATA[ Yazdıkça yazar, doldurdukça doldurursun sayfaları. Sen kanat çırpıp uçamıyorsan, o kağıtlardan uçak yapar onları uçurursun evine. Sen kavuşamıyorsun sözlerin kavuşsun istersin. Senin yerine onlar sarılsın sevdiklerine...
----------------------------------------------------------------------------------
Şarkı Linki:https://youtu.be/cG2bTlOcLnE ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628deb982bcc0.jpg" length="41051" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Jun 2022 15:04:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>ev, sevdiklerin, huzur, sevgi, özlemek, sınanmak, kanat çırpmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>İlham veren şarkı: To Build A Home- The Cinematic Orchestra, Patrick Watson</em></p>
<p>İnsan bazı zamanlarda evini &ouml;zl&uuml;yor. Daha doğrusu evim dediklerini... Yanında huzuru, neşeyi bulduğu, rahat bir nefes alabildiği o evi &ouml;zl&uuml;yor.</p>
<p>Var g&uuml;c&uuml;yle kanat &ccedil;ırparak evine ulaşmak istiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biliyor ki evine ulaşırsa her şey d&uuml;zelecek kendiliğinden. Dertler bitmese bile dayanma g&uuml;c&uuml; olacak. Sorunlarını &ccedil;&ouml;zebilecek şuuru, eyvallah diyebilecek sabrı olacak. Ama hayat gayesi işte. İnsanı evinden uzaklaştırıyor bazen. S&uuml;r&uuml;kl&uuml;yor bilinmez diyarlara. Maceradan maceraya koşarken bir yandan da evine olan &ouml;zlemiyle sınanıyor insan. İhtiya&ccedil; duyduk&ccedil;a mesafeler, dağlar giriyor araya. Daha da sınanıyor. Sınandık&ccedil;a &ouml;zl&uuml;yor, &ouml;zledik&ccedil;e daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyuyor.</p>
<p>İ&ccedil;inden &ccedil;ıkılamaz bu paradoksla yapılacak en iyi şey yazmak şimdi. Kağıtla kalemi kavuşturmak birbirine. Duygularının terc&uuml;mesi, &ouml;zleminin şahidi olmalarına izin vermek. Ancak o zaman rahatlar bir nebze i&ccedil;in. K&acirc;ğıt ve kalem eşlik ederse bu &ouml;zleme, o zaman belki yalnız olmadığını hissedersin. Yazdık&ccedil;a yazar, doldurduk&ccedil;a doldurursun sayfaları. Sen kanat &ccedil;ırpıp u&ccedil;amıyorsan, o kağıtlardan u&ccedil;ak yapar onları u&ccedil;urursun evine. Sen kavuşamıyorsun s&ouml;zlerin kavuşsun istersin. Senin yerine onlar sarılsın sevdiklerine...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dertleşme Seansları 2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dertlesme-seanslari-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dertlesme-seanslari-2</guid>
<description><![CDATA[ Kendimi her karamsar hissettiğimde yazacağım bir seri olsun ve gelecekte iyi yerlere gelirsem &quot;vay be&quot; diyeceğim bir anım olsun istiyorum... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a719ffcadc5.jpg" length="83080" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Jun 2022 14:06:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Buse Nur Gürlek</dc:creator>
<media:keywords>başarısızlık, acı, umut, yokoluş, başarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Umudu sayesinde ayakta duran kızın en b&uuml;y&uuml;k acısı umudunu yitirdiğini hissettiği vakittir. Benim i&ccedil;inde durum farksızdı. Her insana umudunu asla yitirme g&uuml;neşin neden her g&uuml;n doğmak i&ccedil;in sebep bulduğunu unutma derken aslında g&uuml;neşin terk edişlerini unutuyordum.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Hadi ama bir dahakinde eminim daha iyi olacaksın diyerek verdiğim savaşın sonu bir &ouml;ncekinden daha başarısız oluyordu.&nbsp;</p>
<p>Kırgındım ben...</p>
<p>Kendime kırgındım, d&uuml;nyama kırgındım...</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayatta hep benden daha iyileri vardı.&nbsp;</p>
<p>Ben ise onların hep g&ouml;lgesiydim.</p>
<p>Matematik mi? Benden daha iyi yapan vardır... Resim &ccedil;izmek mı? Benden daha iyi yapan vardır... Şarkı s&ouml;ylemek mi? Benden daha iyi yapan vardır... Yazı yazmak mı? Benden daha iyi yapan vardır...</p>
<p>Kendimi hep birileri ile kıyaslarken buluyorum...</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; hep kıyaslandım...</p>
<p>Başarı benim uzak olduğum noktaydı &ccedil;&uuml;nk&uuml; benden iyisi hep vardı.</p>
<p>Ben de &ccedil;abaladım. İyi olmak istedim... Bir konuda da evet bu kız bunda iyi desinler istedim...</p>
<p>Bu y&uuml;zden hep umut ettim...</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir g&uuml;n ben de bir konuda başarılı olmak istiyordum.</p>
<p>Fakat kimse benim bu &ccedil;abamı g&ouml;rm&uuml;yordu.</p>
<p>En sonunda boğuldum ben. İlk hevesim ka&ccedil;tı sonra umudum.</p>
<p>En &ccedil;ok canımı yakanda bu oldu zaten... Umut...</p>
<p>Şimdi ise kendine g&uuml;venmeyen. Başarısız bir kız oldum...</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben G&uuml;neş'im...</p>
<p>G&uuml;neş'te insanlara benim gibi umutlu olun mesajı verirken geceleri ise herkesten ka&ccedil;tı...&nbsp;</p>
<p>G&uuml;neş'ten tek eksik yanım vardı...</p>
<p>O işinde başarılıydı ben ise hi&ccedil; bir işte başarılı olamayan yeteneksiz biriydim...</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x_62a71a0052df8.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>RUHLARI SEVİN, BEDENLER ÇÜRÜYECEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhlari-sevin-bedenler-curuyecek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhlari-sevin-bedenler-curuyecek</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a4bf8323dca.jpg" length="31383" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 11 Jun 2022 19:15:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilan Efsa Kandemir</dc:creator>
<media:keywords>ruh, beden, aşk, merhamet, gülümseme, huzur, kalp, kuş, uçmak, sevmek, sevilmek, toprak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>RUHLARI SEVİN, BEDENLER &Ccedil;&Uuml;R&Uuml;YECEK</strong><br /><br />Bug&uuml;nlerde aklıma dokunan tek telaşım; m&uuml;rekkebi damlayan kalemimle, zihinlerinizde canlanan yanlış "aşk" kavramının doğrusunu, s&uuml;slediğim c&uuml;mlelerle size anlatmak.<br /><br />Dilimden d&ouml;k&uuml;lmesinden acı duyduğum bir c&uuml;mle var, o da şudur ki; maalesef bu devrin sevme ve sevilme anlayışı &ccedil;ok değersiz. Sevdiği kadar sevilmez hi&ccedil;bir insan... Ve yine bazı sevmeler hakedilmez. <br /><br />Adına "aşk" dedikleri bu duygunun; yalnızca g&uuml;zel bir v&uuml;cuttan, şekilli sa&ccedil;tan, uzunca boydan ibaret olduğuna inanan bir kesim insanla i&ccedil; i&ccedil;e yaşıyoruz. Yapmayın kalbini sevdiklerim ! Aşk bu değil, aşk dışarıdan baktığında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n değil. Unutma ki, dışarıdan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n her g&uuml;zelliğin bir yanıltma payı vardır. Şuan sana etkileyici gelen her dış g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş &ouml;zelliği, yarın bambaşka bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n temeli olabilir. G&ouml;rd&uuml;klerin; aklının sana bir oyunu olabilir. Baktığında g&ouml;z&uuml;ne g&uuml;zel gelen o beden, bir g&uuml;n toprağa karışacak ve sen sadece bir toprağın aşığı olacaksın.<br /><br />İlla sevmek istiyorsan bir ruhu sev. Bir kalpte, kalbine d&ouml;k&uuml;len merhametin aşığı ol. İyi niyetine aşık ol mesela. Sonsuzluğu g&ouml;zlerindeki derin bakışlarında gizleyen birine bağla hislerini. Yanındayken sana her yeri bir ilkbahar sabahıymış gibi hissetiren birinde topla t&uuml;m g&uuml;zel duygularını. Onun &ccedil;evresindeyken kendini en g&uuml;venli bir sığınaktaymışsın gibi d&uuml;ş&uuml;nebildiğin birini bulduğunda asla kaybetme. Kaybetme, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir daha sana bu duygunun zirvesini yaşatacak bir ruha rastlaman &ccedil;ok zor gelecektir sana.<br /><br />Aşk tam olarak bir ruha aşık olmaktan ibaret. Aklına d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde i&ccedil;in ısınır ve y&uuml;z&uuml;nde anlamsız g&uuml;l&uuml;msemeler yer edinir. O insan, senin &uuml;lkendir. O insan, senin delicesine tutkundur...<br /><br />Siz, siz olun ve ruhlara aşık olun. Bedenler g&uuml;n&uuml;n birinde toprağın altında &ccedil;&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;nde, sizinle kalacak tek şey onun ruhudur. Bir ruhun kuş misali u&ccedil;up s&uuml;z&uuml;l&uuml;ş&uuml;ne aşık olun.<br /><br />Ruhları sevin, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bedenler &ccedil;&uuml;r&uuml;yecek...<br /><!--/data/user/0/com.samsung.android.app.notes/files/share/clipdata_220611_180726_577.sdoc--></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalbin Aşka Verdiği Öğüt</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kalbin-aska-verdigi-ogut</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kalbin-aska-verdigi-ogut</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a496617e87a.jpg" length="77842" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 11 Jun 2022 16:19:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir g&uuml;n aşk ile kalp tanışırlar,</p>
<p><strong>Aşk:&nbsp;</strong>Merhaba, benim adım Aşk.&nbsp;</p>
<p><strong>Kalp:&nbsp;</strong>Benim de adım Kalp. Memnun oldum tanıştığımıza.</p>
<p><strong>Aşk:&nbsp;</strong>Bir şey soracağım. Sakın yanlış anlama. Sen Kalp misin ger&ccedil;ekten? Hi&ccedil; defterlere &ccedil;izilenlere benzemiyorsun.</p>
<p>Kalp &uuml;zg&uuml;n bir şekilde cevap verir:&nbsp;</p>
<p><strong>-</strong>&Ouml;nemli olan şekil değildir. &Ouml;nemli olan i&ccedil;inde beslediğin duygulardır.&nbsp;</p>
<p>Aşk hayal kırıklığı i&ccedil;erisindedir.&nbsp;</p>
<p>-Ben seni b&ouml;yle hayal etmemiştim.&nbsp;</p>
<p>-Ama ben senin hakkında o kadar g&uuml;zel şeyler duyuyorum ki ve o kadar g&uuml;zel şeyler biliyorum ki...&nbsp;</p>
<p>Aşk, bu s&ouml;zleri duyunca &ccedil;ok sevinir, Kalbe i&ccedil;i ısınır.&nbsp;</p>
<p>-&Ouml;yle mi? &Ccedil;ok mutlu oldum bunları senden duyunca. Peki, ben de senin i&ccedil;inde yaşayabilir miyim?</p>
<p>-Tabi ki yaşayabilirsin. Hem biz iki kardeş &uuml;lke gibiyiz. Bir &uuml;lkede her dinden, dilden, renkten insan yaşıyorsa, bizle de her t&uuml;rl&uuml; duygu barınıyor. Her zaman i&ccedil;imde yerin hazır.</p>
<p>Aşk g&ouml;sterişli bir oda g&ouml;sterir ve:</p>
<p>-Ben bu odaya yerleşmek istiyorum, der. Ne kadar kardeş &uuml;lke gibi olsak da ben b&uuml;t&uuml;n duygulardan &uuml;st&uuml;n&uuml;m.&nbsp;</p>
<p><strong>Kalp:&nbsp;</strong>O oda olmaz. Sen Zamanla birlikte aynı odada kalacaksın, der.&nbsp;</p>
<p>-Neden istediğim yerde kalamıyorum? Zamanla birlikte aynı yerde kalamam.&nbsp;</p>
<p>Kalp sakinliğini korur.&nbsp;</p>
<p>- Zamanla birlikte kalmalısın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; burası b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cuda sevgiyi dağıtmanın &ccedil;ıkış yoludur. Buradan en u&ccedil; noktalara kadar zamanın i&ccedil;inde ulaşmanı sağlar.&nbsp;</p>
<p>Aşk bu konuşmalardan &ccedil;ok etkilenir. B&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n kalbin i&ccedil;inde azalacağını değil, tam aksine &ccedil;oğalacağına karar verir ve Zamanla birlikte aynı odada yaşayarak Kalp her temiz kan pompalandığında b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cuda dağılır ve hi&ccedil;kimsenin bozamayacağı bir dostluk i&ccedil;erisinde yaşamaya başlarlar.&nbsp;</p>
<p><strong>SON</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ruhuna el fatiha</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhuna-el-fatiha</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhuna-el-fatiha</guid>
<description><![CDATA[ Arkadaşlık dostluk adına  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a3b4d1aa966.jpg" length="49989" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 11 Jun 2022 00:17:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Arkadaşlık, dostluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; Ruhuna El fatiha&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&Ouml;lenlerin arkasından mı okunur fatiha ,</strong><strong></strong></p>
<p><strong>D&uuml;n akşam bir arkadaşlık &ouml;ld&uuml;,ruhuna el fatiha&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Son c&uuml;mleleri yazıklar olsun oldu.</strong></p>
<p><strong>Cenazesi &ouml;fke ve &uuml;z&uuml;nt&uuml; duygularında kaldırılıyordu.</strong></p>
<p><strong>Sel&acirc;sı camilerde değil iki y&uuml;rek de veriliyordu.&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Merhumu nasıl bilirdiniz diye sorduklarında iyi bilirdik cevap oldu .</strong></p>
<p><b>Arkasından boşa giden zamana g&ouml;zyaşı d&ouml;k&uuml;l&uuml;p&nbsp; belki bir ka&ccedil; ay yas tutulurdu.</b></p>
<p><b>Zamanla alışılanlar,&nbsp; unutulanlar&nbsp; arasında yerini alıyordu .</b></p>
<p><b>Olursa bir yerlerde ,konuşulursa bu arkadaşlık</b></p>
<p><b>Hakkında &ccedil;ok iyiydi ama herşey gibi&nbsp; bu da bitti&nbsp;</b></p>
<p><b>Son buldu oluyordu.</b></p>
<p><b></b></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bedel</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bedel-2823</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bedel-2823</guid>
<description><![CDATA[ Bedeller ile dolu  dünya  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a1bb89d8ee3.jpg" length="45786" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Jun 2022 12:05:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, yaşam bedel</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; BEDEL</strong></p>
<p><b>Bedeller ile dolu&nbsp; d&uuml;nya.</b></p>
<p><b>İnsanın &ouml;mr&uuml; bedel ile ge&ccedil;miyor mu?</b></p>
<p><b>Aldığımız nefesin bile bedelini&nbsp; &ouml;demiyormuyuz? Yaşadığımız her an bir bedel &ouml;demek ile ge&ccedil;miyor mu &ouml;mr&uuml;m&uuml;z?...</b></p>
<p><b>Bu hayatta Attığımız adımların ,se&ccedil;eceğimiz yolların ,gideceğimiz y&ouml;nlerin, yaptığımız tercihlerin , yediğimiz yemeğin, giydiğimiz kıyafetin&nbsp; ,kullandığımız kelimelerin, kırdığımız kalplerin bedellerini g&ouml;z ardı mı ediyoruz ?</b></p>
<p><b>Yoksa t&uuml;m bu bedelleri g&ouml;ze mi alıyoruz.&nbsp;</b></p>
<p><b>Kimi insanlar ,&ccedil;ok daha bedeller &ouml;der yaşamak istediği hayatta...</b></p>
<p><b>Bedelini &ouml;demediği i&ccedil;in yaşamışlıkları&nbsp; da vardır</b></p>
<p><b>İnsanlarda.&nbsp;</b></p>
<p><b>Ne bedeller &ouml;dendi bu d&uuml;nya &uuml;zerine.</b></p>
<p><b>Her insan canını zamanını feda etti bir bedel uğruna...</b></p>
<p><b>Bu d&uuml;nya daha &ccedil;ok bedel &ouml;der bir yaşam uğruna...</b></p>
<p></p>
<p><strong></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÖLGESİNİ KAYBETMİŞ GENÇLİK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/golgesini-kaybetmis-genclik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/golgesini-kaybetmis-genclik</guid>
<description><![CDATA[ Eğer donanımlı, potansiyeli olan bireyler yetiştirmek istiyorsanız; eğitim unsurlarının da bu değerlere kavuşacak faaliyetlere gereksinimi vardır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a12d885b7cc.jpg" length="64027" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 09 Jun 2022 02:16:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Anemophea</dc:creator>
<media:keywords>Eğitim, sistem, gelecek, gençlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gen&ccedil;lerin geleceğe meşale olduğunu savunan ve buna inancı olanların vicdanına seslenmek istiyorum. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zde &uuml;lkemiz ve kendimiz i&ccedil;in adım atacağımız basamaklara neden acı i&ccedil;inde tırmanmak zorundayız ? &Uuml;stelik bunun sonucunda netice alıp alamayacağımızı bilmeden.</p>
<p>Demek istediğim zorluksuz, haksız yere bir yerlere gelebilme &ccedil;abası ya da &uuml;lkem i&ccedil;in verdiğim emeklerin gocunması s&ouml;z konusu değildir.</p>
<p>Bilgi aksiyonunu kaybetmiş durumdadır. Bilgiyi kalıcı hale getirmenin en sağlıklı yolu bilgiyi aramanın yoludur ve bir şeyi aramak i&ccedil;in gerekli merakı uyandırmak gerekmektedir. Ancak merak duygumuzun varlığı bile ne yazık ki ş&uuml;pheli. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bilgi nedenleri olmadan, sadece kullanman gereken bir ara&ccedil; haline geliyor. Bu durumda d&uuml;ş&uuml;nme eylemi geri plana atılmakla beraber &ouml;ğrenime ilgi kalmadığı gibi &ouml;ğretenin bir şevki kalmıyor.</p>
<p>Kurulan sistem &uuml;zerinde muhakeme ve yorum yeteneklerinin gelişmesi i&ccedil;in bulunan dersler bile ezber sınırlarının &ouml;tesine ge&ccedil;ememekte. Okul k&uuml;t&uuml;phanesinde bilhassa bulunması gereken temel&nbsp; kitapların &ouml;zetlerini ders kitaplarında &uuml;&ccedil; sayfaya sığdırmaya &ccedil;alışmanız durumun diğer bir acı yanı. &Uuml;zg&uuml;n&uuml;m ama Su&ccedil; ve Ceza' yı &uuml;&ccedil; sayfaya sığdıramazsınız.</p>
<p>Bu yaşların insanı kendisini tanıyabilmesi ve keşfedebilmesi i&ccedil;in &uuml;retken olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Fakat salt akademik eğitimin, kişinin yeteneklerine &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ve yeterlilik sağlamadığı ortada. Sanat, spor, hatta m&uuml;zik gibi hobi alanları ( okulların imkan durumuna g&ouml;re değişiklik g&ouml;sterir.) yetersiz kalabiliyor. İşin garibi &uuml;lkemizde siyasi, magazinsel havadisler aylarca tartışılmaya layık g&ouml;r&uuml;l&uuml;rken bu durumun g&ouml;z ardı edilmesi, hi&ccedil;bir g&uuml;&ccedil;l&uuml;k yokmuş gibi sadece adı yeni olan sistemlerle değiş tokuş halini alması yineliyorum ki, geleceğimizi d&uuml;ş&uuml;nen herkesin keyfi olarak d&uuml;ş&uuml;nebileceği ve değerlendirebileceği husus değildir.</p>
<p>Eğer donanımlı, potansiyeli olan bireyler yetiştirmek istiyorsanız; eğitim unsurlarının da bu değerlere kavuşacak faaliyetlere ihtiyacı vardır.</p>
<p>Bizler bırakın ışık olmayı b&ouml;yle bir sistem i&ccedil;inde g&ouml;lgemizi bile kaybediyoruz . Bu su&ccedil;lu -su&ccedil;suz, haklı-haksız davası değil, bu hak ettiğimizi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m şeyi sorgulama meselesidir.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bu da Benim Cvim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bu-da-benim-cvim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bu-da-benim-cvim</guid>
<description><![CDATA[ Bu CV ile işe alınır mıyım? :)
Siz de bu CV&#039;yi kendinize uyarlayabilirsiniz. 
Bakalım neler çıkacak.  ;)  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a0a7bb542b7.jpg" length="69502" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 08 Jun 2022 16:44:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Selin Sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Adım:&nbsp;</strong>Yalnızlık&nbsp;</p>
<p><strong>Soyadım:&nbsp;</strong>Sessizlik&nbsp;</p>
<p><strong>Yaşım</strong>: Ne yirmilik, ne altmışlık&nbsp;</p>
<p><strong>Cinsiyetim:&nbsp;</strong>Bilinmezlik ( Ne kadın gibi duygusal, ne de erkek gibi g&uuml;&ccedil;l&uuml;)&nbsp;</p>
<p><strong>Doğum Yerim:&nbsp;</strong>Bulutların &Uuml;st&uuml;&nbsp;</p>
<p><strong>Doğum Tarihim:&nbsp;</strong>Senenin herhangi bir g&uuml;n&uuml;.&nbsp;</p>
<p><strong>Kilom:&nbsp;</strong>&Ccedil;&ouml;p gibi bir şeyim fikrimce&nbsp;</p>
<p><strong>Yabancı Dilim:&nbsp;</strong>Hızlı konuştuğum zaman kimse bir şey anlamıyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Mesleğim:&nbsp;</strong>Profosyonel ev hanımlığı&nbsp;</p>
<p><strong>Ehliyetim:&nbsp;</strong>U&ccedil;mak ( Yere inerken hala zorlanıyorum)&nbsp;</p>
<p><strong>Medeni Durum:&nbsp;</strong>Ben de medeni bir insanım&nbsp;</p>
<p><strong>&Ouml;ğrenim Durumum:&nbsp;</strong>Hayat okulundan son sınıf terk&nbsp;</p>
<p><strong>Hayallerim ve kırıklıklarım:&nbsp;</strong>Hayalim, hayat okulundan mezun olmaktı. Kırıklıklarım, o kadar &ccedil;ok ki hangisini s&ouml;ylesem..&nbsp;</p>
<p><strong>Alışkanlıklarım:&nbsp;</strong>Susmak ve şiir yazmak&nbsp;</p>
<p><strong>Sa&ccedil; Rengim:&nbsp;</strong>Toz Pembesi&nbsp;</p>
<p><strong>Sevdiğim Renk:&nbsp;</strong>G&ouml;ky&uuml;z&uuml; Mavisi&nbsp;</p>
<p><strong>Kariyer Hedefim:&nbsp;</strong>Ne iş olsa yaparım da genel m&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&nbsp;</p>
<p><strong>En Son Aldığım Maaş:&nbsp;</strong>Dişimin kavuğuna bile yetmeyecek kadar.&nbsp;</p>
<p><strong>Uzmanlık Alanım:&nbsp;</strong>Bakkala gidip ekmek almak&nbsp;</p>
<p><strong>&Uuml;yesi Olduğum Dernek:&nbsp;</strong>&Ccedil;ekirdek &Ccedil;itleyenler Derneği&nbsp;</p>
<p><strong>Katıldığım Seminer:&nbsp;</strong>Seminer mi? O da neymiş? :)&nbsp;</p>
<p><strong>&Ouml;nceki İşim:&nbsp;</strong>Faturaları son &ouml;deme tarihinde yatırmak.&nbsp;</p>
<p><strong>Hobilerim:&nbsp;</strong>Kitap okumak ve televizyona bakmak.&nbsp;</p>
<p><strong>Fobim :&nbsp;</strong>Bir arkadaş bulmak&nbsp;</p>
<p><strong>Adresim:&nbsp;</strong>Deniz altında bir kulubecik.&nbsp;</p>
<p>Boş vakitlerimde&nbsp;</p>
<p>İ&ccedil;ime kapanırım,</p>
<p>M&uuml;ziği sonuna kadar a&ccedil;arım,</p>
<p>Bazen &ccedil;abuk sıkılırım,</p>
<p>Bazen de b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n kalırım.&nbsp;</p>
<p>******</p>
<p>&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; tanırım,</p>
<p>Ama hi&ccedil; yaşamadım.</p>
<p>Başkalarında g&ouml;r&uuml;r bilirim&nbsp;</p>
<p>Ve bununla yetinirim.</p>
<p>***</p>
<p>Bazen g&ouml;zlerim kamera olur,</p>
<p>Hayatı &ccedil;ekerim.</p>
<p>Bir an &ccedil;ektiklerimi&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zlerimi kapatır izlerim.&nbsp;</p>
<p>*******</p>
<p>Bu da benim cvim,</p>
<p>Birinden esinlendim,</p>
<p>İnşallah beğenilir,</p>
<p>Bunu umut ederim.&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yazar Tolga Yalçın ile Röportaj</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yazar-tolga-yalcin-ile-roportaj</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yazar-tolga-yalcin-ile-roportaj</guid>
<description><![CDATA[ Sevgili yazar Tolga Yalçın ile yaptığımız röportaj çalışması.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_62a05c7dcf99c.jpg" length="39198" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 08 Jun 2022 11:32:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nurlan Eyub</dc:creator>
<media:keywords>Tolga Yalçın, Saçma, Tolga Yalçın röportaj, Saçma kitabı, röportaj</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong>Sa&ccedil;ma kitabının yazarı sevgili Tolga Yal&ccedil;ın ile yaptığım k&uuml;&ccedil;&uuml;k r&ouml;portaja hoş geldiniz..&nbsp;</p>
<p><strong>İlk olarak bize kendinizi tanıtır mısınız?</strong></p>
<p>1995 yılında İstanbul&rsquo;da doğdum, 13 yaşındayken ailece Ayvalık&rsquo;a taşındık. Hayatımın en &ouml;nemli d&ouml;n&uuml;m noktasıdır belki de bu. Doğayla i&ccedil; i&ccedil;e, kalabalıklardan uzakta d&uuml;nyayı objektif bir g&ouml;zle izlemeyi &ouml;ğrendim, b&uuml;y&uuml;k resme daha kolay bakabildim daha doğrusu. Makine M&uuml;hendisi olmama ve bu alanda hala severek &ccedil;alışmama rağmen yazar kimliğimle &ouml;n plana &ccedil;ıkmayı tercih ediyorum. Nefes almaya devam ettiğim s&uuml;rece bir şeyler &uuml;retmeye de devam etmeyi istiyorum, &uuml;retimsiz bir yaşam d&uuml;ş&uuml;nemiyorum.</p>
<p><strong>İlk yazılarınızı yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?</strong></p>
<p>İlk yazılarımı orta okulda yazmaya başladım. Kompozisyon derslerinde standart şeyler yazmaktan sıkıldığım i&ccedil;in sa&ccedil;ma hikayeler yazmaya başladım ve bu &ouml;ğretmenlerimin dikkatini &ccedil;ekti, beni daha fazla yazmaya teşvik ettiler.</p>
<p><strong>Neden hayattaki sa&ccedil;malıklar &uuml;zerine bir kitap yazmak istediniz?&nbsp;</strong></p>
<p>Aslında yazdığım hayatın ta kendisi, sa&ccedil;malıkları sa&ccedil;ma olmayanlardan nasıl ayırabilirsiniz ki? Hepsi i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş durumda. Sa&ccedil;mayı &ccedil;oğu zaman negatif olarak algılıyoruz ama sa&ccedil;malık, evrenin &ccedil;alışma şekli. Sa&ccedil;malık kaos ve evren kaos. Evet d&uuml;zen ve mantık var ama bu d&uuml;zen ve mantık devamlı bozuluyor. Gezegenleri ve yıldızları g&ouml;r&uuml;yorsunuz, sonra bir g&uuml;n hepsi birbirinin i&ccedil;ine &ccedil;&ouml;k&uuml;yor ve ortaya bir karadelik &ccedil;ıkıyor, kaos, sa&ccedil;malık. Atom altına indiğinizde de bu sa&ccedil;malığı g&ouml;r&uuml;yorsunuz. Sa&ccedil;malık her an, her yerde.</p>
<p><strong>Yazılarınızı genellikle nerede ve nasıl yazıyorsunuz, nerden ilham alıyorsunuz?&nbsp;</strong></p>
<p>Genellikle evde, yazdığım yazının konusuna ve &uuml;slubuna bağlı olarak klasik, caz, metal, rap m&uuml;zik dinlerken yazıyorum. Hayatta karşınıza &ccedil;ıkan ya da &ccedil;ıkmayan her şey ilham kaynağı olabilir, kesin bir şey s&ouml;yleyemem ama Ayvalık&rsquo;taki doğaya yakın yaşamımın &ccedil;ok etkisi olduğunu s&ouml;yleyebilirim.&nbsp;</p>
<p><strong>Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;ncelerinizi aktarmaktan korktuğunuz oldu mu?&nbsp;</strong></p>
<p>Yazmak bir m&uuml;cadeledir, devamlı korkularla savaşırsınız ama sonu&ccedil;ta ben kazanırım ve yazarım. Bazı g&uuml;nler geri &ccedil;ekilirsiniz ama ertesi g&uuml;n yine h&uuml;cuma ge&ccedil;mek zorundasınız. D&uuml;ş&uuml;ncelerinizi aktaramazsanız yok olursunuz.</p>
<p><strong>Sa&ccedil;ma kitabını oluşturmanız ne kadar s&uuml;re aldı?&nbsp;</strong></p>
<p>Yaklaşık 1,5 sene s&uuml;rd&uuml;. Bazı g&uuml;nler 3-4 yazı birden yazdım, bazı g&uuml;nler başka projelerle ilgilendim ama d&uuml;zenli olarak &ccedil;alışmaya devam ettim.</p>
<p><strong>En sevdiğiniz yazar ve kitap nedir?&nbsp;</strong></p>
<p>Tek bir isim ve kitap belirtmem m&uuml;mk&uuml;n değil ama son zamanlarda Murakami kitaplarına yoğun bir ilgim var ve &ouml;zellikle 1Q84 serisini &ccedil;ok beğendim.</p>
<p><strong>Son olarak okuyucularınızla paylaşmak istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p>Sa&ccedil;malamaktan korkmayın. Başarıya değil, bir eser bırakmaya odaklanın, başarı yanında gelecektir. D&uuml;nyanın en varlıklı, en g&uuml;&ccedil;l&uuml; insanı da olsanız bunun ge&ccedil;ici ve bir ill&uuml;zyondan ibaret olduğunu unutmayın. Hi&ccedil;bir şeye sahip değilseniz kendinize sahipsiniz ve evrendeki en m&uuml;kemmel makina sahip olduğunuz bu beden, kendinizi tanıdığınızda yalnız kalmayacaksınız. Bu d&uuml;nyaya bir şekilde geldik ve bir şekilde gideceğiz, şan, ş&ouml;hret, para, hepsi d&uuml;nyada kalacak ama &uuml;rettiklerimiz, ortaya koyduğumuz sistem, değerler, yıllar boyunca devam edecek ve sonsuzlukta yankılanacak.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EN  BÜYÜK MİRAS</title>
<link>https://edebiyatblog.com/en-buyuk-miras</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/en-buyuk-miras</guid>
<description><![CDATA[ en büyük miras  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629f2d7c6b6cd.jpg" length="103718" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Jun 2022 13:50:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>sena sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>#hayal, #hüzün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div class="kvgmc6g5 cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto">her insan bir ağa&ccedil;tır. bir tohumdan başlar hayatı. g&uuml;nbe g&uuml;n b&uuml;y&uuml;r tıpkı &ccedil;ocuklar gibi , ilgiye şefkate ihtiyacı vardır. ta ki kocaman bir ağa&ccedil; olana kadar. cansuyu verilir toprağına. g&ouml;zlerimizin &ouml;n&uuml;nde filizlenir.</div>
<div dir="auto">koruyup kollamak gelir i&ccedil;imizden. hafif bir esse eğilir incecik fidan.</div>
<div dir="auto">zayıftır dalları , kovalarız kuşları taşıyamaz yuvalarını diye.</div>
</div>
<div class="cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql o9v6fnle ii04i59q">
<div dir="auto">yıllar ge&ccedil;er, g&uuml;&ccedil;lenir artık daha dayanaklıdır. &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;ar her bahar. ilk adımlarını atan bebeklerin etrafında nasıl ki toplarsan eşyaları zarar g&ouml;rmesin diye &ouml;yledir ayrık otları. &ouml;zen g&ouml;steririz, &ouml;v&uuml;n&uuml;r&uuml;z &ccedil;ocuklarımızın</div>
<div dir="auto">başarılarıyla nasıl gururlanırsak. kışın yapraklarını d&ouml;k&uuml;nce telaşlanırız ya &uuml;ş&uuml;rse diye. oysa ki &ccedil;oktan &ouml;ğrenmiştir. yeniden hayata hazırlanıyordur.</div>
</div>
<div class="cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql o9v6fnle ii04i59q">
<div dir="auto">hatıralarını unutmayız hi&ccedil;bir vakit. her anı hep aklımızdadır.</div>
</div>
<div class="cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql o9v6fnle ii04i59q">
<div dir="auto">g&ouml;z&uuml;m&uuml;zden sakındığımız &ccedil;ocuklarımız gibi bakalım doğaya. en b&uuml;y&uuml;k</div>
<div dir="auto">ve en değerli mirastır bu d&uuml;nyaya.</div>
</div>
<div class="cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql o9v6fnle ii04i59q">
<div dir="auto">bir ailenin &ccedil;ocuğundan ayrılması gibi , bir ağacında doğayla vedalaşacağı elbet gelecektir. yaşlanmış ayakta duramayacak hali kalmadığında doğadan almalıyız. yeni bir bekleyiş , yeni bir doğa i&ccedil;in tohumlar atmalı</div>
<div dir="auto">fidanlar ekmeliyiz.</div>
<div dir="auto">defter , kalem , eşya olurken fidanlar yeni neslin arkadaşı , yoldaşı olmalıdır. bu tamamen bizim elimizde &ouml;ğretmemiz ve s&uuml;rekli aklımızda tutmamız gerekir.</div>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Paramparça</title>
<link>https://edebiyatblog.com/paramparca</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/paramparca</guid>
<description><![CDATA[ Paramparça  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629cd818ad920.jpg" length="35974" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 05 Jun 2022 19:22:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Paramparça</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her g&uuml;zel şey bir g&uuml;n bitecektir, bitmesi veyahut bitmemesi bir nevi de sizin elinizdedir, karşıdaki insanın bir kalbi olduğunu ve illa ki parampar&ccedil;a olabileceğini aklınızdan asla ve kata &ccedil;ıkarmayın. Bir g&uuml;n mutlu iken sizi bir &ccedil;ok kez ağlatan ve size cehennemin ta kendisini yaşatan bir insanla ne kadar s&uuml;re birlikte kalabilirsiniz? Bir ay? İki g&uuml;n?&nbsp; Yarım saat? Hangisi? Seven gitmez diye bir kanun yokturdur... seven gitmek istemez doğru ama karşı taraf onu hırpalıyorsa, canını yakıyorsa, kalbini kırıp anlamıyorsa&nbsp; dahi... gider bir kadın. Kalbi her ne kadar orada kalsa da gider... bir ilişki, sevgi ve emek &uuml;zerine b&uuml;y&uuml;r. Karşı taraftan bir ilgi sevgi yoksa zaten boşa uğraşmalar vardır. Diyeceğim o ki: sizi seven insan yapmaz bunları, sizin kalbinizi kırdıysa kalbinin derinliklerinde hisseder, gerekirse &ouml;z&uuml;r diler...&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜVEN DUYMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/guven-duymak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/guven-duymak</guid>
<description><![CDATA[ Senin hiç güvenmediğin biri tarafında  sana güvenilmesi ne kadarda üzücü. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6283a116e7d8b.jpg" length="84958" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 05 Jun 2022 10:41:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>perihan Dosgül</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; G&Uuml;VEN DUYMAN</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İnsanlar doğduğunda g&uuml;ven duygusuyla mı, İ&ccedil; g&uuml;d&uuml;s&uuml;yle mi, d&uuml;nyaya gelir? En azından, annesinin g&ouml;ğs&uuml;nde s&uuml;t emzirirken,&nbsp; g&uuml;ven hisseden bebek masumiyetinde, g&uuml;ven duyabildiğimiz ka&ccedil; insan var hayatımızda. &Ccedil;ığlıklarımıza ses olacak, koşulsuz kucak a&ccedil;acak, g&ouml;zlerimizdeki sessiz acıyı duyumsayacak kadar kalbine alan, bizim aldığımız ka&ccedil; insan var hayatımızda. Her g&uuml;ven duygusu hissettiğimz insanın; sırtını d&ouml;n&uuml;p gidişiyle dibe vurduğumuz olaylar zincirini birbirine eklersek hizandan, Van'a kadar ka&ccedil; kilometre yol kat ederiz kim bilir? Gel g&ouml;rki hi&ccedil; ummadığın insanlar değilmidir? Bunlar. En yakının en candan olmasıdır belkide canını bu kadar yakan.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ben kendime g&uuml;venmezken, biri &ccedil;ıkıpta ben sana g&uuml;veniyorum demeside aynı acıyı hissettirir insana. Bana hissettirdi a&ccedil;ık s&ouml;ylemek gerekirse ummadığım bir yerden gelince şaşkınlık ve acı, karmaşik duygular hissetmemi sağladı. Bu d&uuml;nyada hi&ccedil; bir zaman g&uuml;venmediğim, g&uuml;venmiyeceğim bir insanın &ccedil;&uuml;nki sana g&uuml;veniyorum demesi, &ccedil;ok can yakıcı bunu anladım. G&uuml;venilmez bir insan kayıtsız şartsız başka bir insana g&uuml;venebiliyor, bu &ccedil;ok sa&ccedil;ma değilmi? Ya...Bunu a&ccedil;ıklamak ağır bir sorumluluk getiriyor, yıkıyor insanın &uuml;zerine, enkazın altında bırakıyor. Hayır ben b&ouml;yle bir sorumluluğu alamam imkansız, istemiyorum , &uuml;stelik zerre kadar g&uuml;venmediğim bir insanın bana g&uuml;venmesi, inanması belkide sevmesi. Bu haksızlık. Sırtımı d&ouml;n&uuml;p gitmeme mani olamaz, buda onun oyunlarından biri olmalı. Sahteliklerle dolu yaşamında b&ouml;ylesi temiz duygular anca onu ayakta tutacak doneler olabilir.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kendinden &ouml;z&uuml;mseyip &ccedil;ıkaracağı iyiye dair kırıntılar olmayınca, kendini yaşatmanın yaşamını s&uuml;r&uuml;ngen formunda s&uuml;rd&uuml;rmenin yollarından biride b&ouml;yle davranmak.G&uuml;ven duyduğunu sevdiğini s&ouml;yleyerek zaman kazanmak ve bu şekilde onun bedeninde,&nbsp; hayatında hakkı olmadığı şekilde bir parazit gibi tutunup t&uuml;ketmek. Onu&nbsp; yaşamını bitirirken beslenmek, bile isteye hayatını t&uuml;keten bir varlığı kim ister.Hi&ccedil; ama hi&ccedil; kimse istemez....</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mutluluk için</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mutluluk-icin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mutluluk-icin</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629af1dcc79db.jpg" length="30145" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 04 Jun 2022 08:48:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Şu d&uuml;nyadaki en mutlu kişi mutluluk verendir<br />Şu d&uuml;nyadaki sevilen kişi sevmeyi bilendir<br />Şu d&uuml;nyadaki en g&uuml;&ccedil;l&uuml; kişi g&uuml;&ccedil;l&uuml;kten gelendir<br />Şu d&uuml;nyadaki en bilgin kişi kendini bilendir..."<br />Şenay Y&uuml;zbaşıoğlu<br />Yıllardır dinlerdim bu şarkıyı, ama bugun duydum s&ouml;zlerin ne anlatmak istediğini. Bazen bilemek yetmiyor anlamak i&ccedil;in.<br />Kişisel gelişim kitaplarının y&uuml;zlerce sayfada anlatmak istediğini, şarkı 4 satırda anlatmış.&nbsp;<br />&Ccedil;ağımızın hastalığı mutlu &nbsp;olamamaktadır. Yaptığımız işlerden zevk alamamak, herşeye sahip olsakta i&ccedil;imizdeki boşluğu dolduramamak. Sahi ne ile dolacak, nasıl mutlu olacağız diyenler i&ccedil;in bu d&ouml;rtl&uuml;ğ&uuml; tekrar okumalarını isteyebilirim. Vermeden, paylaşmadan ve kendini bilmeden mutluluk kapını &ccedil;almıyor, &ccedil;alar gibi yapıyor ama kalıp ka&ccedil;ıyor &ccedil;ocuk misali.<br />Eksik buraktığımız tarafımızı bize bug&uuml;n bu şarkı hatırlattı, bug&uuml;n ne alsam, ne yesem, ne giysemden &ouml;nce, kimleri mutlu edebilirim, kimin i&ccedil;in ne yapabilirim, ben ne yaparsam mutlu olacağımı bilirim. Gelin, biraz da bu soruların cevabını arayalım.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SANA SEN LAZIMSIN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sana-sen-lazimsin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sana-sen-lazimsin</guid>
<description><![CDATA[ Eğer içiniz de bir yerler de saklı yaralarınız, anılarınız ya da aşamadığınız meseleler varsa onlarla dalga geçin çünkü zamanla şu an acıttığı kadar acıtmıyor olacak, bunu sizde fark edeceksiniz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_6297e8451a4bd.jpg" length="60840" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Jun 2022 01:30:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Acılar, büyümek, sen lazımsın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ka&ccedil; yaşında olursanız olun 7, 12, 15, 18, 24... Eğer i&ccedil;iniz hala &ccedil;ocuksa b&uuml;y&uuml;yememişsinizdir. İnsanı yaşı değil, yaşadıkları b&uuml;y&uuml;t&uuml;r. Ve bu d&uuml;nyada yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsınız.</em></p>
<p><em>Ben 20 yaşındayım ve hissettiğim yaş daha b&uuml;y&uuml;k. &Ccedil;ok şey yaşadım diyemem ama yeteri kadar şeyler yaşadım 4 sene de ve inan ki bazı şeyler yetti b&uuml;y&uuml;meme. Bu en basit k&uuml;&ccedil;&uuml;k olay bile olabilir ama en &ccedil;ok insanı yaralayan, b&uuml;y&uuml;ten &ccedil;ok sevdikleridir.</em><br /><em>Şimdi diyeceksiniz ki nedir bu b&uuml;y&uuml;me meselesi&hellip; Sonra diyeceğim ki bazı acıların h&uuml;km&uuml; verilmezmiş.&nbsp;</em></p>
<p><em>Eğer i&ccedil;iniz de bir yerler de saklı yaralarınız, anılarınız ya da aşamadığınız meseleler varsa onlarla dalga ge&ccedil;in &ccedil;&uuml;nk&uuml; zamanla şu an acıttığı kadar acıtmıyor olacak, bunu sizde fark edeceksiniz.</em></p>
<p><br /><strong><em>Demiş ki Mira&ccedil; &Ccedil;ağrı AKTAŞ</em></strong><br /><strong><em>"Sana en &ccedil;ok sen lazımsın."</em></strong></p>
<p><br /><em>İşte bu y&uuml;zden kendinize iyi bakın ve sadece kendinizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n sizi sizden başka d&uuml;ş&uuml;nen, seven, değer veren olmaz.</em><br /><em>Şimdilik hoş&ccedil;a kalın ya da sadece</em><br /><em>Hoş kalın...</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk Acısı Yemek yedirtmez, Yemek Yaptırır...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ask-acisi-yemek-yedirtmez-yemek-yaptirir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ask-acisi-yemek-yedirtmez-yemek-yaptirir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_629750dbb8d71.jpg" length="65296" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 01 Jun 2022 15:16:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Takip, Takipçin, Keşfettir, keşfet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color: #ffffff;"><span style="font-size: 18pt; font-family: 'times new roman', times, serif; color: #843fa1; background-color: #ffffff;">Size değer veren birini nаsıl &uuml;zebiliyorsunuz? Hem biri size değer veriyor, siz onu hаyаl kırıklığınа uğrаtıyorsunuz. Nedir bu sаflık!</span><span style="font-size: 18pt; font-family: 'times new roman', times, serif; color: #843fa1; background-color: #ffffff;"></span></span></p>
<p><span style="font-size: 18pt; font-family: 'times new roman', times, serif; color: #843fa1; background-color: #ffffff;">Değer verdiğin birinin iyi olmаsını istemek ve onun i&ccedil;in &ccedil;аbаlаmаk kаdаr g&uuml;zel bir duygu yoktur. İşe yаrаdığını g&ouml;rmek ise pаhа bi&ccedil;ilemez.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mecburiyet</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mecburiyet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mecburiyet</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_6299dba78d605.jpg" length="20513" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 May 2022 17:55:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zehra GÖKNAR</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Zorunda olmak ve mecbur bırakılmak...</p>
<p>Mastar ekli fiillerin belki de en yorucuları bu ikili.İnsanların istek ve arzularını hi&ccedil;e sayan, kimi zaman kişisel hayata yapılan saygısızlıktır bunlar.Yapılan işe aşılanan zehirdir.Yapılacak işi berbat etmesiyle beraber psikolojik şiddete kadar gider.Peki farkları? Zorunda olduklarımız bana kalırsa kendi hayatımızı kurtarmamızın istemediğimiz yollarıdır.Sabah okula uyanmak zorunda ama uykusu tatlı gelen &ouml;ğrenci misali.Ya mecbur bırakılmak? Elimizi kolumuzu bağlayan kelimedir mecburiyet.Yapmalısın, bundan ka&ccedil;ışın yok...Peki sonu&ccedil;? Koca bir sıfır.G&ouml;n&uuml;ls&uuml;z yapılan işten gelen meyve &ccedil;&uuml;r&uuml;kt&uuml;r.O meyve sadece kendini değil &ccedil;evresinide zehirler.Kurulan psikolojik baskı ise meyvenin ağacını k&ouml;k&uuml;nden s&ouml;ker.Mecburiyetlerinizin sizi &ccedil;&uuml;r&uuml;tmemesi dileğiyle...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Labirent</title>
<link>https://edebiyatblog.com/labirent</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/labirent</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_611d30afd42e8.jpg" length="71817" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 May 2022 11:27:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Kim bilir ka&ccedil; kez ge&ccedil;tim aynı yerden, kim bilir ka&ccedil; kez d&ouml;nd&uuml;m o k&ouml;şeden, ilerlediğimi zannettiğim adımlarım, hep yerinde saymış aslında bunu, bilmen ka&ccedil;ıncı kez ge&ccedil;işimde farkettim. Nasıl mı? Bir &ouml;nceki ge&ccedil;işimde duygularımı dışarıya akıtan g&ouml;z yaşlarım ile sulamışım yolları her damla g&ouml;z yaşim iz yapmış yollarıma, g&ouml;z yaşım pusulam oldu bu yolculukta aynı yerden tekrar ge&ccedil;tiğimi g&ouml;steren pusulam, ge&ccedil;mişteki acılarım gelecekteki pusulam oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x_6295d16313437.jpg" alt="" /></p>
<p>Ve mutlu son acıların altında ezilmek yerine acıların &uuml;st&uuml;nden ge&ccedil;meyi &ouml;ğrendim...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bakmak ve görmek arasındaki fark</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bakmak-ve-gormek-arasindaki-fark</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bakmak-ve-gormek-arasindaki-fark</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6295b7e2ad372.jpg" length="34985" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 30 May 2022 22:09:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Bakmak, görmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; BAKMAK VE G&Ouml;RMEK ARASINDAKİ FARK&nbsp;</strong></p>
<p><b>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Herkes aynı şeye bakar fakat herkes aynı şeyi g&ouml;remez. İnsanların baktıkları aynı</b></p>
<p><b>g&ouml;rd&uuml;kleri ise hep farklıdır. Her neye bakıyor ise insan, bir insana &ouml;rneğin ;</b></p>
<p><b>Kimi insan i&ccedil;indeki g&uuml;zelliği g&ouml;r&uuml;r kimi insan dışındaki g&uuml;zelliği,kimi insan &uuml;zerindeki kıyafetini g&ouml;r&uuml;r&nbsp; kimi insan ağzından &ccedil;ıkan s&ouml;zleri c&uuml;mlelerin ne anlama geldiğini,</b></p>
<p><b>Kimisi sadece g&ouml;rd&uuml;kleri ile yanılır kimisi sadece baktıkları ile...</b></p>
<p><b>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir &ccedil;i&ccedil;eğe bakarsın mesela kimi insan &ccedil;i&ccedil;eğin rengini, yapraklarının temaşasını ,</b></p>
<p><b>Kimi mesela hangi derde deva olacağını,hangi hastalığa şifa olacağını</b></p>
<p><b>Kimisi &ccedil;i&ccedil;eğin bile bir var oluş sebebini, insanda hissettirdiklerini...</b></p>
<p><b>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Kimi insan b&ouml;ceğe bakarda korkar ka&ccedil;ar, kimi insan b&ouml;cekten bile bir anlam bulur yaşantısına,</b></p>
<p><b>&nbsp; &nbsp; İyi ve g&uuml;zel d&uuml;ş&uuml;nen g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;r, d&uuml;ş&uuml;ncelerimiz ile başlar g&ouml;rmenin anlamı</b></p>
<p><b>&nbsp; &nbsp;G&ouml;zlerimiz sadece bir aracı d&uuml;ş&uuml;ncelerimiz ile sekillendiririz baktığımız her ne varsa kainatta...</b></p>
<p><b>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;G&ouml;rd&uuml;klerimiz ile ya kahrediriz hayata</b></p>
<p><b>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yada ş&uuml;krederiz yaşanmışlıklara...</b></p>
<p><b>&nbsp;Bakış a&ccedil;ısı dediğimiz olay tamda budur. G&uuml;zel ve iyiyi g&ouml;ren d&uuml;ş&uuml;ncelerimiz</b></p>
<p><b>&nbsp;G&ouml;zlerimiz ile bakış a&ccedil;ılarını bulması dileğiyle...</b></p>
<p><b>&nbsp;</b></p>
<p><b></b></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NESRİN  GÜNDOĞDU İLE KISA SÖYLEŞİMİZİ DEĞERLİ EDEBİYAT BLOG OKUYUCULARIYLA PAYLAŞMAK İSTİYORUM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nesrin-gundogduyla-roportaj</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nesrin-gundogduyla-roportaj</guid>
<description><![CDATA[ Nesrin kim?  diye sormuşsunuz. Her şey den önce yaşamı kolay yaşayan (belki de algılayan)
kadınım. Yada yaşam bana hep yumuşak geçişler sundu. İstediğim şeye ulaşmak konusunda
hiç endişem olmadı.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_629493fe6a5e4.jpg" length="23574" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 30 May 2022 08:51:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>perihan Dosgül</dc:creator>
<media:keywords>röportaj, söyleşi, sohbet, yalova, yoga, eğitmen, kadın, Nesrin Gündoğdu.bankacı mağaza sahibi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;NESRİN G&Uuml;NDOĞDU İLE KISA BİR S&Ouml;YLEŞİ</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Nesrin G&Uuml;NDOĞDU&nbsp; İyi bir anne olmanın dışında, Yoga Eğitmeni, koroda solo olarakta şarkı s&ouml;yleyen, bankacı, mağazacı, &ouml;ğretmen, mali m&uuml;şavir, her birinde apayrı yetkinliğe sahip uğraşıları bilgi, becerisiyle başarılı olarak &uuml;stesinden geldiğini g&ouml;rd&uuml;m. B&uuml;t&uuml;n bunları ve daha fazlasını yoga eğitmenliği sırasında tanıdığım sevgili &ouml;ğretmenim Nesrin G&Uuml;NDOĞDU &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; kişiliğinin yanısıra, etkili iletişimi bilgi ve becerisiyle&nbsp; donanımıyla g&ouml;z dolduran, &ccedil;ağdaş kadın stat&uuml;s&uuml;n&uuml;n ete kemiğe b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş hali diyebilirim Bir ka&ccedil; yıllık tanışıklığım ve her karşIlaşmamızda canı g&ouml;n&uuml;lden bilgi edinip bunu paylaşması &ouml;ğretmesi ve yeni başlayan kursiyerlere en başından bıkmadan usanmadan defalarca &ouml;ğretmeye &ccedil;alşması hayranlık uyandıran yapısıyla işte bu,eğitmen b&ouml;yle olmalı dedirtiyor.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kısaca anlatmaya &ccedil;aliştiğim Nesrin G&Uuml;NDOĞDU'yu kendi c&uuml;mleleriyle&nbsp; tanıyalım,&nbsp; &nbsp;kimdir? Nelerle meşguld&uuml;r?</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Her şeyden &ouml;nce yaşamı kolay algılayan bir kadınım. Ya da yaşam bana hep yumuşak ge&ccedil;işler sundu.İştediğim şeylere ulaşma konusunda hi&ccedil; endişem olmadı, belkide hırs beni tanımlayacak en son sıfat olduğu i&ccedil;indir. Ancak azimle &ccedil;alışmak, yaşamı g&uuml;zelleştirmek, hayatı zevkle, konforla yaşamak i&ccedil;in elzemdir. D&uuml;sturum bu. &Ccedil;alışırsam yapabileceğime inancım hayatı kolay kılıyor.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yoga ile tanışmam &ccedil;ocuk iken babamın yoga kitaplarından oldu. K&uuml;&ccedil;&uuml;kken &ccedil;ok garip yoga pozisyonları kardeşlerimizle yapıyorduk zaten. Yalova'da bir ka&ccedil; yoga eğitmeni denedim. İstediğim şeyi bulamadım.Bazısı bana itici ve sıradan geldi. Bazısı da ticari. Halk Eğitim Merkezi'nde bir iki ay kadar yoga yapıldı. Yaklaşık 7-8 sene &ouml;nceydi. Aradığım tarzdı. Hocamız Karam&uuml;rsel'den geliyordu. Grup dağılınca yoga'dan kopmak istemediğim i&ccedil;in sertifika alıp Eğitmenlik yapmaya başladım.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Musiki Cemiyetlerinde olma nedenimde, aynı yogadaki gibi bir zevk bulmam koroda. Grupla y&uuml;ksek sesle şarkı s&ouml;ylemenin zevkini, ma&ccedil;lardaki coşkuya benzetirim bazen. Ve yeni keşifler, yeni uğraşlar, yeni meziyetler katmak istemem kendime. Kendime yatırım yapmak; &ouml;nce aileme, yakın &ccedil;evreme ve diğer ulaşabildiğim&nbsp; kişilere yararlı olabileceğimi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m konularda destek, motivasyon&nbsp; sağlamak benim yaşam misyonum bence.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir de yaşamla dans edebilmeli insan. Hayat herkese zaman zaman zorluklarla geliyor malum. &Ccedil;abuk adapte olak i&ccedil;in kolay ge&ccedil;iş yolları vardır daima. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir diye bir s&ouml;z vardır &ouml;rneğin. Bir diğer &ouml;nemli olan şey de kimlik kavramı. Ne g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;n ne stat&uuml;n&uuml;n, ne mesleğin kimliğim olmamalı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar sen değilsin ve kalıcı da değiller. Sıradan herhangi bir insan gibi yaşamak, kendi değerini bildiğin gibi diğer insanların değerini bilmek, &ouml;z saygı geliştirdiğin gibi &ccedil;evrendekilerede saygılı olmak &ouml;nemli bana g&ouml;re.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bu nedenle de iyi bir anne,olmanın dışında,mali musavir,ogretmen,konfeksiyoncu,magazacı,bankacı,son olarak da yoga egitmenliği yapıyor olmamı kimliğim olarak g&ouml;remiyorum ben.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Sevgili hocamıza s&ouml;yleşisi i&ccedil;in teşekk&uuml;rlerimi sunuyorum.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karanlıktan Aydınlığa</title>
<link>https://edebiyatblog.com/karanliktan-aydinliga-2733</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/karanliktan-aydinliga-2733</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6293d24081ab1.jpg" length="54387" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 May 2022 23:07:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>1.ic.ses</dc:creator>
<media:keywords>Mum, karanlık, ışık, ruh</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yerlerde senin i&ccedil;in yanan bir mum var.<br />G&ouml;zlerin ne kadar kapalı olsa da mumu hissediyorsun.<br />İşte o mum, birg&uuml;n korkularına karşı g&ouml;zlerini a&ccedil;tığında karanlığına ışık olacak, hatta artık sen de yanacaksın O'nunla birlikte.<br />Ve O g&uuml;n&nbsp;<br />Aydınlanacaksın...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaralarımızdan Birleşiyoruz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yaralarimizdan-birlesiyoruz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yaralarimizdan-birlesiyoruz</guid>
<description><![CDATA[ “Puzzle’ın parçaları gibiyiz biz, yaralarımızdan birleşiyoruz.”
------------------------------------------------------------------
Şarkı Linki:https://youtu.be/GNFs2CkCFaw ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628e1c2a27d4c.jpg" length="57109" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 May 2022 12:48:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>Yaralar, acılar, birleşmek, güçlülük, güçsüzlük</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>İlham veren şarkı: Lonely - Yael Naim</em></p>
<p>Puzzle&rsquo;ın par&ccedil;aları gibiyiz biz, yaralarımızdan birleşiyoruz. Gerek hayata gerekse hayatımıza aldığımız insanlara. Ortak y&ouml;nlerimizde olsa bizi birbirimize sımsıkı bağlayan g&ouml;r&uuml;nmez ipler hep yaralarımız aslında. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her duyguyu tahmin edebilirsin de acıyı ve sende bıraktığı yarayı tahmin edemezsin. Yalnızca yaşayanlar, onu taşıyanlar bilirler ve bunun etkilerini hayatlarında da g&ouml;sterirler.</p>
<p>Kendileriyle aynı acıyı, yara izini taşıyan birini g&ouml;rd&uuml;klerindeyse onunla diğerleriyle kuramayacakları t&uuml;rden bir bağ kurarlar. O insana daha hassas, daha toleranslı davranırlar. Bilirler &ccedil;&uuml;nk&uuml; yanlışta yapıyor olsa yaralarından kaynaklıdır. Eksikse bazı şeyler zamanında tamamlayamadığındandır.</p>
<p>Yaralar gariptir. Seni hem g&uuml;&ccedil;l&uuml; hem de savunmasız kılarlar. G&uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml;nd&uuml;r &ccedil;&uuml;nk&uuml; o yarayı aldığın zamanlarda sergilediğin tavır ve o yarayı taşımaktan korkmamış, &ccedil;ekinmemiş olman cesaret gerektiren bir şeydir. İnsanlar sana imrenir. &ldquo;Bunca şeye rağmen nasıl ayakta kalabiliyor acaba?&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler.</p>
<p>&nbsp;Ancak seninle aynı yaraya sahip biriyle karşılaşırsan işler değişir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o kişi senin o yarayı nasıl aldığını, hayatında nelerin eksik nelerin sorun olduğunu anlar. Senin canını nasıl yakacağını da yine en iyi o bilir. Kendi canı da aynı yerden yanıyordur, yarası aynı yerden kanıyordur da ondan. Bir nevi hayata karşı en b&uuml;y&uuml;k, en gizli sırlarını paylaşırsın. Sırdaşsınızdır tam anlamıyla. T&uuml;m maskelerinden, kılıflarından arınırsın. Savunmasız kalışında bundandır zaten.</p>
<p>İşin &ouml;z&uuml;nde sen ve seninle aynı yara izini taşıyan insan ya da insanlarla g&ouml;r&uuml;nmez sicimlerle birbirinize bağlısınız. İsteseniz de istemeseniz de o bağı koparıp atamazsınız. Sizi birbirinize yakınlaştıran, farklı yaklaşmanıza sebep olan şey de bu iplerdir.</p>
<p>Dediğim gibi; &ldquo;Puzzle&rsquo;ın par&ccedil;aları gibiyiz biz, yaralarımızdan birleşiyoruz.&rdquo; Yaralarımızdan birleşip tutunuyoruz hayata. Yaralar, yaralarımız g&uuml;zeller aslında. Bizi biz yapan, diğerlerinden ayıran, benzerlerimizi bulmamızı sağlayan yegane par&ccedil;alarımız onlar. Zordur ama siz yine de sevin onları. Kanarsa şayet yara bandı da olacak birisi bulunur. Hatta o birisi bizzat seninle aynı yarayı taşıyan olur.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsan Olmak Zor</title>
<link>https://edebiyatblog.com/insan-olmak-zor</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/insan-olmak-zor</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62933fb9c2333.jpg" length="55769" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 29 May 2022 12:41:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>İnsan, insan olmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><strong><span style="color: #843fa1;">... İnsan Olmak Zor &nbsp;...&nbsp;</span></strong></em><br /><em><strong><span style="color: #843fa1;">Hem &ouml;ğreneceksin hem &ouml;ğreteceksin.&nbsp;</span></strong></em><br /><em><strong><span style="color: #843fa1;">Hem sevmeyi hem de sevilmeyi &ouml;ğreteceksin.&nbsp;</span></strong></em><br /><em><strong><span style="color: #843fa1;">İyi bir anne, iyi bir baba, iyi bir evlat ve her şeyden daha &ouml;nce iyi bir insan olmayı &ouml;ğreteceksin.&nbsp;</span></strong></em><br /><em><strong><span style="color: #843fa1;">&Ccedil;ok zor ger&ccedil;ekten zor.&nbsp;</span></strong></em><br /><em><strong><span style="color: #843fa1;">İnsan olmak her İnsan Olmak Zor &nbsp;...&nbsp;<br />Hem &ouml;ğreneceksin hem &ouml;ğreteceksin.&nbsp;<br />Hem sevmeyi hem de sevilmeyi &ouml;ğreteceksin.&nbsp;<br />İyi bir anne, iyi bir baba, iyi bir evlat ve her şeyden daha &ouml;nce iyi bir insan olmayı &ouml;ğreteceksin.&nbsp;<br />&Ccedil;ok zor ger&ccedil;ekten zor.&nbsp;<br />İnsan olmak her şeyden daha zor.&nbsp;<br />Hem &ouml;ğreniyoruz hem de &ouml;ğretiyoruz.&nbsp;<br />Bunları yaparken de bir dal, bir sığınak buluyoruz kendimize.&nbsp;<br />Tutunduğumuz dal, sığındığımız yer umudumuz oluyor.&nbsp;<br />Fakat ihtiyacımız var umuda.&nbsp;<br />Bazen de koşuşturmanın i&ccedil;inde kayboluyoruz.<br />&Ouml;ğrenme ve &ouml;ğretme telaşı i&ccedil;inde kayboluyoruz.<br />Bir boşluğa d&uuml;ş&uuml;yoruz sanki.&nbsp;<br />Sevginin yerini nefret; iyiliğin yerini k&ouml;t&uuml;l&uuml;k kaplıyor.</span></strong></em><br /><em><strong><span style="color: #843fa1;">Hayalleri, hayal kırıklığı ile dolduruyoruz.</span></strong></em><br /><em><strong><span style="color: #843fa1;">İnsan olmak zor.</span></strong></em><br /><em><strong><span style="color: #843fa1;">Ger&ccedil;ekten zor.</span></strong></em><br /><em><strong><span style="color: #843fa1;">İnsan olmak her şeyden daha zor.</span></strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYATINIZA DEĞER KATAN İNSANLARIN KIYMETİNİ BİLİN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayatiniza-deger-katan-insanlarin-kiymetini-bilin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayatiniza-deger-katan-insanlarin-kiymetini-bilin</guid>
<description><![CDATA[ Size değer katan insanlara özenli davranın. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_629301764022a.jpg" length="73487" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 28 May 2022 22:11:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;İnsan doğası, tezatlıklarla &ouml;r&uuml;l&uuml; , muamması bol bir yaradılış. Bakışı, yargıları, davranışları a&ccedil;ısından bakıldığında, parmakizi gibi her insana g&ouml;re değişen ,&nbsp; i&ccedil;inde kaosunda d&uuml;zenide barındıran bir varoluş. Bana normal gelen diğerine anormal yani d&uuml;alitenin her durumda kendini g&ouml;sterdiği anlayış farkları. Bunca eş farklılıklar arasında, ortak noktalarda yok değil. Mesela, insanın insana olan durumu. Ortak yaşam alanları, paylaşımlar, birlikteliklerin zorunlu olduğu buluşmalar. Zorunluluğun olmadığı kendi tercihlerinden oluşan planlı birliktelikler.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Konu bu planlı birlikteliklerdeki tutumun. Bakış a&ccedil;ınla kolaylaştırdıkların yada zorlaştırdıkların. Kıymet bilmediklerin. Yıllarca kahrını &ccedil;eken, yanında olan ama haksızlık yaparak g&ouml;rmezden geldiğin, inadına haketmeyenlere değer verdiğin adaletsiz tutumların. Aile, arkadaş kişi tanımı şu veya bu &ccedil;ok &ouml;nemli değil. &Ouml;nemli olan Sezarın hakkını Sezara vermek. Ama &ouml;yle mi? Hayır. &Ccedil;iğ s&uuml;t emmiş insanoğlu dostuyla d&uuml;şmanını hi&ccedil; ayıramaz y&uuml;zyıllardır. İyinin kıymeti olmaz s&ouml;ylemi o kadar yer ederki insan dimağına, hayata ge&ccedil;irmektede zorlanmaz.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Bakışından, &ccedil;ehrenden, s&ouml;z&uuml;nden seni bilen, tanıyan , hassas davranan insanlar, nedense, hep yanımda d&uuml;ş&uuml;ncesiyle hi&ccedil; &ouml;nemsenmez. &Ouml;zenli davranılmaz. O orada &ccedil;akılmış &ccedil;ivi ya. Nasıl olsa hep oradadır. Sen ne yaparsan yap. Bunun rahatlığı seni gevşetir bir s&uuml;re sonra farketmezsin bile onu. Onun, d&ouml;rtte sıfır nokta biri kadar haketmeyen insanlara harcarsın zamanınıda, sevginide.&nbsp; &nbsp;G&uuml;n olur g&ouml;rmediğin dost uzaklaşır. Başın sıkışırda ararsın ya onu. Biten bitmiş, giden gitmiştir. O zaman dank eder kafan. Affedilirsin &ccedil;&uuml;nk&uuml; karşındakinin sevgisi tamdır. İşte sen bunun egosuyla hep aynı şeyleri yapar durursun. Bir, iki, &uuml;&ccedil; derken karşındakide yılar tavrından, o da seni bırakır o &ccedil;ok kı&ccedil;ını yırtığın yaban ellere. Zamanında hi&ccedil; anlamamıştın ama , y&uuml;rekten gitti mi&nbsp; insan gerisi boş. Bu sebeple olması gerektiği anda bil ger&ccedil;ek dostun kıymetini. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kayıtsız şartsız&nbsp; olduğun gibi seven , yanında doğal kalabildiğin insanlara kolay rastlanmıyor.&nbsp;&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA  YOLCULUKTA  GENÇ  BİR  ÖĞRETMEN  ADAYI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-ogretmen-adayi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-ogretmen-adayi</guid>
<description><![CDATA[ Eğitim olmazsa; Öğretim olmaz... Her  Çocuk bir aynadır... Aynaya yansıyan yüzü iyi görmek lazım. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_629134970fa48.jpg" length="57095" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 27 May 2022 23:29:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>ZAMANA&nbsp;&nbsp;&nbsp; YOLCULUKTA&nbsp;&nbsp;&nbsp; GEN&Ccedil;&nbsp;&nbsp; BİR&nbsp;&nbsp; &Ouml;ĞRETMEN&nbsp;&nbsp; ADAYI&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Bug&uuml;nk&uuml;&nbsp; zamana&nbsp; yolculuğun konuğu ; &Ccedil;ocuklarla&nbsp; g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir&nbsp; iletişim&nbsp; kuran ,Onların okul&nbsp; alanındaki ilk eğitmeni ,Okul&nbsp; &ouml;ncesi&nbsp; &ouml;ğretmen&nbsp; adayı&nbsp; ve&nbsp; &Ccedil;ocuk&nbsp; gelişimcisi&nbsp; mezunu&nbsp; Barış&nbsp; DİZLEK . Kendisi&nbsp; ile&nbsp;&nbsp; EĞİTİM&nbsp; VE&nbsp; HAYAT&nbsp; &uuml;zerine&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; bir&nbsp; s&ouml;yleşi&nbsp; ger&ccedil;ekleştirdim .&nbsp;</p>
<p>VAHAP :&nbsp; Barış&nbsp; DİZLEK&nbsp;&nbsp; seni&nbsp; tanıyabilir&nbsp; miyiz?&nbsp;</p>
<p>BARIŞ&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; 1995&nbsp; yılında Diyarbakır&rsquo;ın&nbsp;&nbsp; Silvan&nbsp; il&ccedil;esinde&nbsp;&nbsp; doğdum . İlk&nbsp; Orta&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; Lise&nbsp; eğitimimi&nbsp;&nbsp;&nbsp; burada&nbsp; tamamladım . Artuklu&nbsp; &Uuml;niversitesi&nbsp;&nbsp; &Ccedil;ocuk&nbsp; gelişimi&nbsp; &ouml;n&nbsp; lisans&nbsp; mezunuyum . Bilgisayarla&nbsp;&nbsp; uğraşmayı , Araştırma&nbsp; yapmayı , G&uuml;ndemi&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; Siyaseti&nbsp; takip&nbsp;&nbsp; etmeyi&nbsp;&nbsp; severim .&nbsp;&nbsp;</p>
<p>VAHAP :&nbsp; &nbsp;&Ccedil;ocukluğunda&nbsp;&nbsp;&nbsp; yapmayı&nbsp;&nbsp; en&nbsp;&nbsp; &ccedil;ok&nbsp;&nbsp; sevdiğin&nbsp;&nbsp;&nbsp; şey&nbsp;&nbsp;&nbsp; neydi&nbsp;&nbsp; ?&nbsp;</p>
<p>BARIŞ&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; &Ccedil;ocukluğumda&nbsp; şiir&nbsp;&nbsp; yazmayı&nbsp;&nbsp; severdim. Hatta&nbsp; şiir&nbsp; kitabım&nbsp; bile&nbsp; vardı .Şiiri&nbsp;&nbsp; &ccedil;ocukluğumdan&nbsp; beri&nbsp;&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; severim. İlerde&nbsp;&nbsp; kitap&nbsp; &ccedil;ıkartmayı&nbsp; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum .</p>
<p>VAHAP :&nbsp; Hayalin&nbsp; ne ? Ger&ccedil;ekleştirebildin&nbsp; mi ?&nbsp;</p>
<p>BARIŞ&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; On&nbsp; yıllık&nbsp; bir&nbsp; planım&nbsp; var&hellip; &Ouml;ncelikle ; DGS&rsquo; yi&nbsp; tamamlamak&nbsp;&nbsp; ve&nbsp;&nbsp; daha&nbsp;&nbsp;&nbsp; sonra&nbsp; eğitimimi&nbsp; &nbsp;&nbsp;yurtdışında&nbsp;&nbsp;&nbsp; geliştirmek&nbsp;&nbsp; istiyorum . Bir&nbsp; Rehabilitasyon&nbsp; Merkezi&nbsp;&nbsp; a&ccedil;mak&nbsp; istiyorum. Bu&nbsp; hayalime&nbsp;&nbsp; en&nbsp; kısa&nbsp; zamanda&nbsp; kavuşacağıma&nbsp; inanıyorum &hellip;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>VAHAP :&nbsp; Eğitmen&nbsp;&nbsp; ve&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ouml;ğreten&nbsp;&nbsp;&nbsp; denilince&nbsp; &nbsp;ilk&nbsp;&nbsp; akla&nbsp;&nbsp; gelen&nbsp; şey&nbsp; ne?&nbsp;</p>
<p>BARIŞ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Eğitmen, Sadece&nbsp;&nbsp; eğiten&nbsp; &nbsp;ve&nbsp; g&ouml;rsel&nbsp; olarak&nbsp; kendi&nbsp; bildiğini&nbsp; size&nbsp; dayatan&nbsp; okurken&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ouml;ğreten&hellip; Daha&nbsp;&nbsp; geniş&nbsp;&nbsp; kapsamlı&nbsp;&nbsp; size&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; yol&nbsp;&nbsp; &ccedil;izerek&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; g&ouml;stererek&nbsp;&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; şeyleri&nbsp;&nbsp; sunan&nbsp;&nbsp; kişi&nbsp;&nbsp;&nbsp; olur .&nbsp;</p>
<p>VAHAP :&nbsp; &Ouml;ğretmen&nbsp;&nbsp; olmak&nbsp;&nbsp; nasıl&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; duygu ?</p>
<p>BARIŞ&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; &Ouml;ğretmen&nbsp;&nbsp;&nbsp; olmak&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ccedil;ok&nbsp;&nbsp;&nbsp; asil&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; duygu . Bu&nbsp;&nbsp; duygu&nbsp;&nbsp; anlatılmaz&nbsp; aslında&nbsp;&nbsp; yaşanır &hellip; Staj&nbsp;&nbsp; ile&nbsp; başladığım&nbsp;&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; mesleğe&nbsp;&nbsp; değerli&nbsp;&nbsp; hocalarımı&nbsp; &ouml;rnek&nbsp; alarak&nbsp; ve&nbsp; gelişim&nbsp;&nbsp; videolarını&nbsp; izleyerek&nbsp;&nbsp;&nbsp; bir de; &Ccedil;ocuklardan&nbsp;&nbsp; ilham&nbsp;&nbsp; aldığım&nbsp;&nbsp; harika&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; duygudur &hellip;</p>
<p>VAHAP :&nbsp; Neden&nbsp; T&uuml;rk&ccedil;e&nbsp; &ouml;ğretmeni&nbsp;&nbsp; ya&nbsp; &nbsp;da&nbsp; başka&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; meslek&nbsp; değil&nbsp; de; Okul&nbsp; &ouml;ncesi&nbsp; &ccedil;ocuk&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; gelişimi&nbsp; b&ouml;l&uuml;m&uuml;&nbsp; okudun ?&nbsp;&nbsp;</p>
<p>BARIŞ :&nbsp; T&uuml;rkiye&rsquo;de&nbsp;&nbsp;&nbsp; en&nbsp;&nbsp;&nbsp; iyi&nbsp;&nbsp;&nbsp; şartlarda&nbsp;&nbsp; mesleği&nbsp; &nbsp;olan&nbsp;&nbsp; b&ouml;l&uuml;m&nbsp;&nbsp; olduğu&nbsp;&nbsp; i&ccedil;in&nbsp;&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; alanda&nbsp; yeteri&nbsp;&nbsp;&nbsp; kadar&nbsp; okuyan&nbsp;&nbsp; olmadığı&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; bir de;&nbsp; &Ccedil;ocuk&nbsp; sevgisi&nbsp; taşıdığım&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; bu&nbsp; b&ouml;l&uuml;m&uuml;&nbsp;&nbsp; se&ccedil;tim .</p>
<p>VAHAP :&nbsp; T&uuml;rkiye&rsquo;deki&nbsp;&nbsp; eğitim&nbsp;&nbsp; sistemini&nbsp;&nbsp; nasıl&nbsp; değerlendiriyorsun ?&nbsp;</p>
<p>BARIŞ&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; T&uuml;rkiye&rsquo;deki&nbsp;&nbsp; eğitim&nbsp;&nbsp; sistemi&nbsp;&nbsp; iyi&nbsp;&nbsp; değil&nbsp;&nbsp; maalesef ! &Uuml;niversite&nbsp;&nbsp; okumak&nbsp; bile&nbsp;&nbsp; artık&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; şeyi&nbsp;&nbsp; ifade&nbsp;&nbsp; etmiyor .&nbsp; &Ccedil;&uuml;nk&uuml;;&nbsp; &Uuml;niversite&nbsp;&nbsp; &ouml;ğrencisinin&nbsp; kendine&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; &ouml;zg&uuml;veni&nbsp;&nbsp; yok.&nbsp; En&nbsp; basiti&nbsp; kendi&nbsp;&nbsp; b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden&nbsp;&nbsp; mezun&nbsp;&nbsp; olan&nbsp; bir&nbsp; &uuml;niversiteli&nbsp; kendi&nbsp; &nbsp;alanındaki&nbsp; işin&nbsp; dışında&nbsp; her&nbsp; işe&nbsp; razı&nbsp;&nbsp; oluyor .&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eğitim&nbsp; şart&nbsp; diyoruz ... Ama&nbsp; uygulama&nbsp; sıfır&nbsp; maalesef .</p>
<p>VAHAP :&nbsp; Sevginin&nbsp;&nbsp; azaldığı , Aşkın&nbsp; dillerde&nbsp;&nbsp; dolandığı&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; zamanda&nbsp;&nbsp; senin&nbsp;&nbsp; i&ccedil;in&nbsp;&nbsp; hangisi&nbsp; &nbsp;ağır&nbsp;&nbsp; basıyor ? Neden ?&nbsp;</p>
<p>BARIŞ&nbsp; :&nbsp; Sevgi&nbsp;&nbsp; değer&nbsp;&nbsp; vermektir . Ama&nbsp;&nbsp; sevginin&nbsp;&nbsp; g&uuml;c&uuml;&nbsp; azalmış . Mesela&nbsp;&nbsp; 14&nbsp; Şubat&nbsp; Sevgililer&nbsp; G&uuml;n&uuml;&nbsp;&nbsp; deniliyor !...&nbsp; Sevgi&nbsp; bir&nbsp; g&uuml;ne mi&nbsp; sığar ?&nbsp; Yada&nbsp; Anneler&nbsp;&nbsp; g&uuml;n&uuml;&nbsp; Annemizi&nbsp; bir&nbsp; g&uuml;ndemi&nbsp; hatırlayacağız? Bir&nbsp; s&uuml;r&uuml; &ouml;zel&nbsp; g&uuml;n&hellip; &nbsp;Sevgi&nbsp; kalpte&nbsp; olmalı . Orada&nbsp; hissedebiliyorsanız&nbsp;&nbsp; Sevgi&nbsp; hep&nbsp; yaşar.&nbsp; Aşk&nbsp; ise;&nbsp; sadece&nbsp; s&ouml;zden&nbsp;&nbsp; ibaret &hellip; Bu&nbsp;&nbsp; y&uuml;zden&nbsp; SEVGİ&nbsp; benim&nbsp;&nbsp; vazge&ccedil;ilmezim .</p>
<p>VAHAP :&nbsp; Sevgiyi&nbsp;&nbsp; &uuml;&ccedil;&nbsp; kelime&nbsp; ile&nbsp;&nbsp; &ouml;zetler&nbsp;&nbsp; misin ?&nbsp;</p>
<p>BARIŞ&nbsp;&nbsp;&nbsp; : &Ccedil;ocuk , Aile , Hayatımdaki&nbsp; kız&hellip;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp; &Ccedil;ocukların&nbsp; dilinden&nbsp; nasıl&nbsp; anlamalıyız ?&nbsp;</p>
<p>BARIŞ&nbsp;&nbsp; :&nbsp; &Ccedil;ocuk&nbsp; olmak&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; bir&nbsp; duygu &hellip; Onu&nbsp; &ccedil;ocukla&nbsp; yaşarsanız&nbsp;&nbsp; ve&nbsp;&nbsp; en&nbsp;&nbsp; &ouml;nemlisi ! Y&uuml;reğine&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; inerseniz&nbsp;&nbsp; oradaki&nbsp; ışığı&nbsp;&nbsp; yakalarsanız , &Ccedil;ocuğu&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; iyi&nbsp; anlar&nbsp; ve&nbsp; onun&nbsp; dilinden&nbsp; konuşmaya&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; başlarsınız . Kitaptan &nbsp;değil ! Onunla&nbsp; yaşayarak&nbsp;&nbsp; anlamaya&nbsp;&nbsp; &ccedil;alışın.</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp; Son&nbsp; olarak ; Gen&ccedil;&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; &Ouml;ğretmen&nbsp;&nbsp; adayı&nbsp; olarak , Senin&nbsp;&nbsp; gibi&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; mesleği&nbsp;&nbsp; gen&ccedil;&nbsp;&nbsp; yaşta&nbsp;&nbsp; icra&nbsp; eden&nbsp;&nbsp; ya&nbsp; da&nbsp;&nbsp; yeni&nbsp;&nbsp; atanan&nbsp; gen&ccedil;&nbsp;&nbsp; arkadaşlara&nbsp; neler&nbsp;&nbsp; s&ouml;ylemek&nbsp; istersin ?</p>
<p>BARIŞ&nbsp;&nbsp; : Gen&ccedil;&nbsp;&nbsp; arkadaşlara&nbsp; &ouml;nerim :</p>
<p>&nbsp;&Ouml;ncelikli&nbsp; olarak ; &Ouml;ğrencilerin&nbsp;&nbsp;&nbsp; y&uuml;reğine&nbsp; insinler . &Ouml;ğrenciyi&nbsp;&nbsp; anlasınlar , Dinlesinler&nbsp; ve&nbsp; kendilerini&nbsp;&nbsp; onların&nbsp; yerine&nbsp;&nbsp;&nbsp; koysunlar . İşte&nbsp; o&nbsp;&nbsp; zaman&nbsp; &ouml;ğrenci&nbsp; sizi&nbsp; iyi&nbsp;&nbsp; dinler&nbsp;&nbsp; ve&nbsp;&nbsp; derse&nbsp;&nbsp; konsantre&nbsp; olur .&nbsp; Bir de; Bu&nbsp;&nbsp; mesleğin&nbsp;&nbsp; sabır&nbsp;&nbsp; gerektirdiğini&nbsp;&nbsp; ve&nbsp;&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; mesleği&nbsp;&nbsp; icra&nbsp;&nbsp; edebileceğine&nbsp;&nbsp; inanması&nbsp; gerekir .&nbsp; &Ouml;ğretmen , &Ouml;rnek&nbsp;&nbsp; davranış&nbsp; sergilerse ! &Ccedil;ocuklar&nbsp; ve&nbsp; Toplum&nbsp; onları&nbsp; &ouml;rnek&nbsp;&nbsp; alarak&nbsp; hayatına&nbsp; devam&nbsp;&nbsp;&nbsp; eder .</p>
<p>VAHAP&nbsp; :&nbsp; Değerli&nbsp; dostum&nbsp;&nbsp; Barış &nbsp;DİZLEK.&nbsp; Değerli&nbsp; vaktini&nbsp;&nbsp; bana&nbsp; ayırıp , Zamana&nbsp;&nbsp; Yolculuk&rsquo;a konuk olduğun&nbsp; ve&nbsp; verdiğin&nbsp; samimi&nbsp; cevaplar&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp;&nbsp; eder , Eğitim&nbsp; ve&nbsp; &Ouml;ğretim&nbsp; hayatında&nbsp; başarılar&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; dilerim &hellip;</p>
<p>BARIŞ&nbsp; : Bu&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; s&ouml;yleşide&nbsp; bana yer&nbsp; verip, Zamana&nbsp; Yolculuk&rsquo;a konuk&nbsp; ettiğin&nbsp; i&ccedil;in , Asıl ben&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp;&nbsp; ederim. Gen&ccedil;leri&nbsp; anlamak&nbsp; ve onların&nbsp; y&uuml;reklerine&nbsp; inmek&nbsp; yaptığın bu g&uuml;zel&nbsp; &ccedil;alışmadan&nbsp; dolayı&nbsp; seni&nbsp; kutluyorum. Bundan&nbsp; sonraki&nbsp; &ccedil;alışmalarında&nbsp; başarılar&nbsp; dilerim...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HİÇLİĞİN İÇİNDE KAYBOLMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hicligin-icinde-kaybolmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hicligin-icinde-kaybolmak</guid>
<description><![CDATA[ Öyle bir hiçlik içindeyim ki ne yapsam zararmış gibi geliyor. Ve sanırım insan bu noktada kendini kaybediyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628fe88885f60.jpg" length="53473" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 May 2022 23:57:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Hiçlik, kaybolmak, yolbulamamak, kaçmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>&Ouml;yle bir anlar var ki, bazen ka&ccedil;ıp gitmek bazen orada kalmak istiyorum. Mutlu olduğumdan değil ha daha fazla yıpranmamak i&ccedil;in orada kalmak istiyorum. Bir adım daha gidersem daha fazla zarar g&ouml;rmek istemediğimden orada kalmak istiyorum. Ka&ccedil;arsam ileride tekrar karşıma &ccedil;ıkacağını bildiğim i&ccedil;in y&uuml;zleşmeye cesaretim olmadığı i&ccedil;in kalmak istiyorum. Aslında cesaretten de değil g&uuml;c&uuml;m&uuml;n olmayışından bu hallerim. S&ouml;ylenen s&ouml;zlerin ağırlığından, yapılan şeylerin haksızlığından. &Ccedil;abalayamıyorum artık eskisi gibi &ccedil;&uuml;nk&uuml; buna değmeyecek &ccedil;ok şey var. Belki &ccedil;abalamak kendime yararlı olacak ama bunun i&ccedil;in bile hareket etmeye g&uuml;c&uuml;m yok. &Ouml;y</em><em>le bir hi&ccedil;lik i&ccedil;indeyim ki ne yapsam zararmış gibi geliyor.</em></p>
<p><em> Ve sanırım insan bu noktada kendini kaybediyor. Bazen &ccedil;abalamak istiyorum ama ger&ccedil;ekten &ccedil;abalamak sonra ufacık bir şey oluyor. Birisi bir şey s&ouml;yl&uuml;yor, bakıyor ya da &ouml;ylece duruyor ve ben vazge&ccedil;iyorum. Ka&ccedil;mak da diyebiliriz buna fiziksel olarak aynı yerdeyim ama ruhum ka&ccedil;ıyor. S&ouml;yleyeceğim s&ouml;zler, beynimin i&ccedil;inde fır fır d&ouml;nen fikirler ka&ccedil;ıyor. Benliğimden ka&ccedil;ıyorum. Mutluluğu istiyorum bana zarar vermesine rağmen istiyorum. Ka&ccedil;madan, saklanmadan ve zarar g&ouml;rmeden sadece mutlu olmak. Cesaretimi toplayıp mutlu olmak. Hi&ccedil;bir şey olmak istemiyorum. Hayatımın boş yere yaşanıp bitmesini bekleyemiyorum hareket etmeliyim ama ben sadece duruyorum.</em></p>
<p><em>Bazen i&ccedil;imde kayboluyorum, sanki bir boşluktaymış gibi d&uuml;ş&uuml;ncelerin i&ccedil;inde oradan oraya savruluyorum. O boşluktan nasıl &ccedil;ıkacağıma dair bir yol bulamıyorum. D&uuml;ş&uuml;nceler zihnimde labirent &ccedil;izer gibi dolaşıyor, birbirini kovalıyor ama ben yerimde sayıyorum yine de bir adım &ouml;teye gidemiyorum. Sadece bir adım atıp y&uuml;r&uuml;mem gerek belki de ve y&uuml;r&uuml;necek o yol i&ccedil;imde biliyorum. Bir adım atsam aydınlığa uzanacağım hissediyorum. Sonra farkediyorum bir adım atmaya bile dermanım yok, yolu kaybettim bulamıyorum.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>... Nasıl?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nasil-2679</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nasil-2679</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628ef0875304d.jpg" length="40567" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 26 May 2022 06:14:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ruhen sıkışmış hissettiğiniz anlar kendinizi değiştirmek, kendinizi keşfetmek i&ccedil;in birer fırsattır. Tek yapman gereken şikayeti bırakıp yapmak istediklerine odaklanman.</p>
<p>Olumsuz duyguların i&ccedil;erisinde evet birşeyler yapmak &ccedil;ok zor haklısın ama yapmadığın zaman daha zoru ile y&uuml;zleşmek zorunda kalacaksın.<br />Olumsuz d&uuml;ş&uuml;nceler bir bataklık gibidir. Kurtulmak i&ccedil;in &ccedil;ırpındık&ccedil;a daha &ccedil;ok batabilirsin.</p>
<p>Bataklık i&ccedil;inde; kendine odaklamak, zihnini susturmak, d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n i&ccedil;in &ccedil;ırpınmak değil, kurtulmak i&ccedil;in &ccedil;alışmak seni o bataklıktan kurtarabilir.</p>
<p>&Ccedil;ırpınmak ve &ccedil;abalamanın farkı nedir?</p>
<p>&Ccedil;ırpınmak, hep kendinden başlayarak herşeyi su&ccedil;lamak, kızmak, şikayet etmek.</p>
<p>&Ccedil;abalamak ise kabule ge&ccedil;ip evet ben şu an buradayım peki ne yaparsam &ccedil;ıkabilirim diyerek hedeflerine odaklanmak.<br />Tercih senin! Hayat sana her zaman fırsatlar sunar. Değerlendirmek ise senin elinde.&nbsp;</p>
<p>Nedenlerin değil, nasılların peşinden git.</p>
<p>Zor zamanların i&ccedil;inde keşfedilmeyi bekleyen anları yakalayabilirsin.</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x_628ef087632f0.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yıldız gibi kayıp gidecek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yildiz-gibi-kayip-gidecek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yildiz-gibi-kayip-gidecek</guid>
<description><![CDATA[ Yıldız gibi kayıp gidecek  ]]></description>
<enclosure url="" length="40567" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 May 2022 20:00:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Yıldız gibi kayıp gidecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir varmış bir yokmuş diyerekten başlar masallar, benim masalım bir doğmuş, bir &ouml;lm&uuml;ş diye başlamış... hayatta hep g&uuml;len bizler, i&ccedil;imizdekileri &ouml;ylesine saklıyoruz ki; kimse duymasın, g&ouml;rmesin, hissetmesin diye her defasında etrafa g&uuml;l&uuml;c&uuml;kler sa&ccedil;ıyoruz. Yaptığımız bu roller bizi yordu, sadece bizi değil karşı tarafı da aynı şekilde yordu. Bir zaman sonra da patladık artık ve karşımızdaki kişi o an anladı, tanıdığı o kişi olmadığımızı. &Ouml;fke halinde s&ouml;ylenen s&ouml;zler, bakışlar ger&ccedil;ekmiş... bir bakışla korkar ve bir bakışla da hayat bulabilir mi insan? Suskunluk bir işe yaramadı şimdi konuşma sırası sizde diyemem ama kalp kırmayın, sessizliğinizle gurur duyun. Kalp kırınca veya karşıdaki insanı &uuml;z&uuml;nce elinize bir şey ge&ccedil;meyecek tam tersine bir insan daha sizden uzaklaşacak,&nbsp; bir insan daha yıldız gibi hayatınızdan kayıp gidecek...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mucize Avcılığı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mucize-avciligi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mucize-avciligi</guid>
<description><![CDATA[ O halde mucize avcılığına ne zaman başlıyoruz?
--------------------------------------------------------------
Şarkı Linki: https://youtu.be/hD1OraKTLBc ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628de968f14a0.jpg" length="35113" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 May 2022 11:32:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>mucize, inanmak, cesaret, kovalamak, pes etmemek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>İlham veren şarkı: Open Fields- Faelt</em></p>
<p>Mucize, ne garip bir olay değil mi? Elde edemeyeceğimize inandığımız ama ona rağmen hala umutla beklediğimiz. Hem olsun istediğimiz hem de olursa hayatın geri kalanının o an kadar kıymetli olmayacağından endişe ettiğimiz. Gelip yıkacaksa d&uuml;zeni, bir anda bizi g&ouml;klere &ccedil;ıkarıp ardından atacaksa u&ccedil;urumlardan, neden istiyoruz ki gelmesini? Bence yanlış anlamlandırıyoruz ve bana kızmayın ama fazla b&uuml;y&uuml;t&uuml;yoruz g&ouml;z&uuml;m&uuml;zde mucizeyi.</p>
<p>Yaşamın kendisi mucizeyken neden ısrarla g&ouml;z ardı ediyoruz? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; elde etmesi imkansız değil. Aslında bu d&uuml;nyaya gelişimiz belki de elde ettiğimiz en b&uuml;y&uuml;k şans hayatta ama bunu g&ouml;remiyoruz. Bu bedenin i&ccedil;ine &ouml;zenle yerleştirilmiş olan ruhlarımız bir mucize. Ruhumuzun bedenimizle b&uuml;t&uuml;n olarak hareket etmesi, ruhumuzun bir eşinin olması, evrenin sonsuzluğu, aynı sonsuzluğun zihnimizde de olması ve daha bir&ccedil;ok şey mucize aslında. Elimizde olması onları mucize olmaktan &ccedil;ıkarmaz ki, sadece elde edilmiş kılar o kadar.</p>
<p>Mucizeler vardır ve aslında şanslıyız ki bir kısmına sahip olarak d&uuml;nyaya gelmişiz. Hatta d&uuml;nyaya gelmemiz bile mucize. O da ayrı bir paradoks zaten ya, neyse. Neden diğer mucize olarak saydığımız şeylerde ger&ccedil;ek olmasın peki? Buna engel olan nedir? Bence zihnimizdir. &Ccedil;evremiz, maddiyat, maneviyat&hellip; Biliyor musunuz hepsini değiştirebilmek m&uuml;mk&uuml;n aslında. Zor demiyorum ama m&uuml;mk&uuml;n diyorum. Sadece cesaret edemiyoruz belki de sandığımız kadar inanmıyoruz mucizelere.</p>
<p>Mucizelere yalnızca inanmayın zaten. Mucizeleri kovalayın. Kovaladık&ccedil;a bulma olasılığınız artar ve o olasılık arttık&ccedil;a yaşama olan tutkunuzda artacaktır. Hele bir de sonunda o mucize ger&ccedil;ekleşirse artık sizi tutabilecek hi&ccedil;bir şey yoktur.</p>
<p>Bir paradoks daha vardır tabii. O da mucizelerin diğer mucizelere ev sahipliği yapması. Mucizelerin yeni mucizelere gebe olması. Yani aslında bir tanesini yakalarsanız diğerlerine de sahip olmaya adaysınızdır.</p>
<p>O halde mucize avcılığına ne zaman başlıyoruz?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kendini Bul</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kendini-bul-2660</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kendini-bul-2660</guid>
<description><![CDATA[ Önce kendinin zıttı olur insan sonra kendisi olur ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628deac3b09ab.jpg" length="46073" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 May 2022 20:20:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben olabilmek ne kadar zor bir işlev g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şartlarında. İnsanın kendini tanımadan yeni insanları tanıması zaten apayrı bir konu. Mesela oturup sorguladık mı hi&ccedil; ; Ben neyim? Nasıl biriyim? Neredeyim? Nerede olmam gerekiyor? Bir de bu y&ouml;nden bakabilsek &ccedil;ok g&uuml;zel olacak bu d&uuml;nya. Ama maalesef bu işlevi ger&ccedil;ekleştiremiyoruz. Hepimiz tartışmaya a&ccedil;ık bırakmışız &ccedil;ayın altını. Doğru ya insan kendisini tanıması i&ccedil;in &ouml;nce kendi olmayanı tanımalı ki kendini tanıyabilsin. Kendi yaşantımıza sahte parantezler a&ccedil;mışız, ger&ccedil;ekleri yazmaktan ka&ccedil;ınmışız hep. Uzayın dışında aramışız kendimizi dibimize bakmadan hep &ouml;telerde aramışız. Oysa ki insan kendini kendinde bulur. Ahlaksız bir kargaşa ortasında kayboluyoruz. Kendimizi bir k&ouml;şede bir sineye &ccedil;ekmek şart &ccedil;oğu zaman. Bu ne c&uuml;ret diyecek sadakatin şeytanı. Yaprak Ekim'den kurtulamıyor işte , illaki işitilecek&nbsp; olumsuz insani notaları. Başladığımız yerde olmamak i&ccedil;in de en sonunda yeniden kalkacağız. Yeniden yeniden derken yenileyeceğiz kendimizi. Bir g&ouml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;nde, bir yağmur damlasında, bir &ccedil;i&ccedil;ek kokusunda, bir doğa gezintisinde bulunacağız kendimizi. Kendimizi bulduğumuzda daha bir m&uuml;tevazi, daha bir tatlı dilli, daha bir d&uuml;ş&uuml;nceli olacağız yaşama karşı. Konuştuğumuzun iki nesli dinlesek daha kolaylaşır bu arayışı bulmak. Bulmaktan &ouml;te duruyoruz &ccedil;oğu zaman o bizi bulsun ben neden yorulayım ki diyoruz. Ah bir alabilsek şu sessizlikle kendimizi dinlemenin tadını, g&ouml;n&uuml;lde olmaz ki karşılıkla kargaşada. &Ouml;nemli olan b&uuml;t&uuml;n sesleri değil de bir tek kendi sesimizi duyabilmek. Şu bunu neden yapmış? Bu olay neden b&ouml;yle olmuş? Onda neden &ouml;yle bir malzeme kullanmış? Benim takımım neden &ouml;tekinden eksik kalmış? O niye o lafın altında kalmış?... Bunları sorana kadar kendimize ; Ben nerede nasıl oldum koptum da zihniyetimi bunlarla doldurdum? diye sormak, en azından soruya ihanet olmaz. Sorunun bile sorulabilmesi i&ccedil;in hakkını verebilmemiz lazım bazen. &Ouml;mr&uuml;m geri kalanını T&uuml;rk'&uuml;n ana vatanı bu g&uuml;zel &uuml;lkeyi cennetten bir k&ouml;şe yapabilmek adına ; bir kitabın sayfasına, bir gitarın teline, bir bilginin yerine, melodinin bir notasına kapılıp gidelim. Dere yatağında suya kapılan bir taş par&ccedil;ası gibi sonrası me&ccedil;hul. Ya kendimizi denizde buluruz ya da okyanusta ya da&nbsp; bulunduğumuz yerden daha k&ouml;t&uuml; bir konumda... Ama o &ccedil;abanın, o emeğin yorgunluğu bile &ccedil;ok g&uuml;zeldir. En fazla bahanesiyle rahat bir uyku &ccedil;ekeriz başka ne olabilir ki. &Ccedil;abalamak bir yerden başlamak ne kadar batırabilir ki bizi. Battığımız yerde uyuduğumuzda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z r&uuml;yada belki kendimiz &ccedil;ıkagelir karşımıza. G&uuml;zel olan her şeyin yolu zordur. Zıtlıklar beraberliği doğurur. &ouml;nce kendinin zıttı olur&nbsp; insan sonra kendisi olur.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYATINDAKİ HERKESİN KALMASI GEREKMİYOR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayatindaki-herkesin-kalmasi-gerekmiyor</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayatindaki-herkesin-kalmasi-gerekmiyor</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628dfd03525fd.jpg" length="82104" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 May 2022 15:04:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilan Efsa Kandemir</dc:creator>
<media:keywords>Sevgi, Üzüntü, Aşk, Gitmek, Yalnız, Kadın, Karar, Kalp, İntikam, Duygu, Veda, Güç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><b original_font_attr="-1" original_line_height_attr="">HAYATINDAKİ HERKESİN KALMASI GEREKMİYOR</b><br /><br />Bazı anlarda; acınızın, bedeninize dahi h&uuml;kmedemediği kadar ağırlaştığını farkedersiniz. Bu acı, sizi olduğunuz yerden kımıldatmaz. Bir adım ilerisi zindan, gerisi koca bir okyanus. T&uuml;m hayalleriniz, uğruna nice savaşlar verdiğiniz her şey; bir eylemle, bir c&uuml;mleyle sonsuzluğun u&ccedil;suz bucaksız k&ouml;şesine doğru yol alır ve siz olduğunuz yerde &ccedil;ivilenmiş&ccedil;esine kalakalırsınız. G&ouml;zyaşlarınız sel olup taşsa da bir faydası olmaz artık. Acımasızca akıp giden zaman sizi buna alıştırır. Haftalar, g&uuml;nler, saatler ge&ccedil;er; ve o acı yeniden i&ccedil;inizdeki alevi korlandırır. Aynı tiyatroyu, aynı koltukta, aynı acıyla yeniden izlersiniz. Ama arada tek bir farkla... Artık bir ağlama krizinden sonra, kendinize sarılıp sa&ccedil;larınızı okşayacak kadar g&uuml;&ccedil;lenmişsinizdir. Hayat aslında tekerr&uuml;rden ibarettir ger&ccedil;ekten de. Belki de yeni g&uuml;n diye bir olgu yoktur. Her g&uuml;n, bir &ouml;ncekinin baştan &ccedil;evrilmiş h&acirc;lidir. Bizler de, sonsuz bir d&ouml;ng&uuml;n&uuml;n sıkışmışlığında m&uuml;cadele veriyoruz. <br /><br />Benim adım Dilan Efsa Kandemir. Bug&uuml;n bu satırlarda sizlerle, kendi hayat m&uuml;cadelemde &ccedil;ok sıkıştığımı hissettiğim bir durumdan bahsetmek istiyorum.<br /><br />Farkediyorum ki, benim kalbimin derinliklerinde bir kış gecesi saklı. O buzlu havanın titrekliğine rağmen, karlı yollardan yalınayak dans ederek ge&ccedil;tim. Ellerim bedenimden daha &ccedil;ok &uuml;ş&uuml;yordu. Parmak u&ccedil;larımın rengi giderek morun en koyu tonuna d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yordu. Şayet bu yolun en başında yalnızlığa terk edilmemiş olsaydım, şuan kendi kendimi sararak ısıtmak zorunda kalmazdım. Bu &ccedil;aresizlik okyanusunda bir hi&ccedil; uğruna kula&ccedil; atmaya mecbur bırakılışımı affedemiyorum.<br /><br />Bir hayli yorgun olduğum bir d&ouml;nemin ortasından ge&ccedil;iyordum. Onsuzluğu aklıma bile getiremeyecek kadar &ccedil;ok sevdiğim biri girmişti hayatıma. Kimselere layık g&ouml;remediğim sevgimi, senelerce kalbimde saklamıştım. Ta ki o &ouml;zel insanla yollarımız kesişene kadar... Ge&ccedil;mişinde kaybolmuş beni, yeniden yaşamanın g&uuml;zelliğine inandırdığı i&ccedil;in farklı bir g&ouml;zle bakmıştım ona.<br /><br />Onunla yollarımızı birbirine denk d&uuml;ş&uuml;ren tesad&uuml;flere minnet duydum her zaman. Y&uuml;reğimi ele ge&ccedil;irdiğini ilk hissettiğimde tarifsiz bir karmaşaya teslim olmuştum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben sevmeyi bilmiyordum. Sevgisizliğin acısını &ccedil;ocuk yaşımda ruhuma kazıdılar. Uzak şehirlerde, hatt&acirc; bambaşka &uuml;lkelerde yaşamanın hayalini kurduk birlikte. Bana huzurla bakan g&ouml;zlerinden, hislerimi ele ge&ccedil;iren bir akım vardı sanki. Ellerini ilk tuttuğumda kendimi evimdeymiş gibi g&ouml;r&uuml;yordum. Yolumuza sa&ccedil;ılan kayaları; ne pahasına olursa olsun birlikte iteleyeceğimize s&ouml;z vermiştik birbirimize yıldızların altında. <br /><br />Velhasıl, sonra hi&ccedil; beklemediğim bir ağustos ayının pazartesi gecesinde bir telefonla yıktı ge&ccedil;ti aklımdakileri. S&ouml;ylediği s&ouml;zc&uuml;kleri bin yıl ge&ccedil;se de unutamazdım. İnsan; sevdiği kalbin a&ccedil;tığı savaşta vurulunca, dizlerinde derman kalmıyormuş meğerse. O g&uuml;n telefonda, aslında bana hi&ccedil; aşık olmadığını s&ouml;yledi. &Ccedil;ok denemiş aşık olmayı, ama sevmekten &ouml;teye ge&ccedil;ememiş. Daha &ouml;nce b&ouml;yle bir sızıyla sınanmamıştım. Hissettiklerime c&uuml;mle kuramadığımda, kendimden de sokaklarca ka&ccedil;tım. Onun bu beyazdan griye &ccedil;alan h&acirc;lleri, beni bana &uuml;zerek kırdırıyor.<br /><br />O g&uuml;nden sonra, saf sevgiye olan inancım yerle bir oldu. Bir insanla &ouml;ylesine g&uuml;zel hayaller kurulmaması gerektiğine inandım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; herkes birg&uuml;n mutlaka giderdi, ve her giden mutlaka geri d&ouml;nmezdi. <br /><br />B&ouml;yle bir tecr&uuml;be oldu bu yaşadığım sallantı gelecek yıllarıma. Her gece sayısız g&uuml;neşler batırdı bu dert bana. Bir daha asla g&uuml;n doğmayacakmışcasına pes etmiştim. Ama bir ger&ccedil;eği de canım yana yana &ouml;ğrendim. Hayatımızdaki herkesin kalması gerekmiyormuş.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlüğüm ve ben : Kirpilerden hayat dersleri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-kirpilerden-hayat-dersleri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-kirpilerden-hayat-dersleri</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627ed0aac815f.jpg" length="121522" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 May 2022 14:14:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords>deneme, sorgulama, sevgi, sevmek, sevilmek, monolog, günlük, yaşam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>22 olmadan anladım, başarıyorum. &Ouml;ğrendim ki s&uuml;rekli g&uuml;neş, kuraklık getirirmiş. Yağmur yağmazsa tohumlar yeşermez ama fazla yağmurdan da &ccedil;&uuml;r&uuml;yebilirlermiş. Kasırgalar olmazsa tohumlar dans edercesine u&ccedil;amazmış yeni topraklara...</p>
<p>&Ccedil;ok sevdiğim bir şiir geldi aklıma bunun &uuml;zerine...</p>
<p>'' Kirpi gibisin &ccedil;ocuk</p>
<p>Her tarafın diken</p>
<p>Kim elini uzatsa</p>
<p>Delik deşik</p>
<p>&Uuml;stelik sen de kan i&ccedil;indesin ''&nbsp;</p>
<p>Kulağa &ccedil;ok &ccedil;aresizce geliyor biliyorum, dizeler arasında insanın y&uuml;reğine cam kırıkları gibi batan bir şeyler var. Ama bug&uuml;n ağlayarak şiir saklama g&uuml;n&uuml; değil g&uuml;nl&uuml;k... Kirpilerle ilgili bir şey &ouml;ğrendim bug&uuml;n. Kirpiler, v&uuml;cut ısılarını ancak birbirlerine yaklaşarak paylaşabilir ve o k&uuml;&ccedil;&uuml;k bedenlerini b&ouml;yle canlı tutar, hayatlarını da bu ısıyla s&uuml;rd&uuml;rebilirlermiş. Dikenler mi ? Bu hikayenin en g&uuml;zel ve anlamlı kısmı... Dikenler, aralarındaki mesafeye bağlı olarak zararlı olurmuş. &Ouml;yle bir ayarlarmışlar ki mesafelerini ne soğuktan &ouml;l&uuml;r ne de birbirlerini kanatırlarmış. İşte mutlu hayatın sırrı bu, tam da b&ouml;yle yaşamalıyız ! İnsanlarla beraber ama dipdibe değil, b&ouml;ylece kimse kanatamaz bizi.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsan ve Vicdan</title>
<link>https://edebiyatblog.com/insan-ve-vicdan</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/insan-ve-vicdan</guid>
<description><![CDATA[ İnsan olarak doğmak herkese nasip olsa da insan olarak ölmek herkese nasip olmuyor…  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628cb205a4777.jpg" length="49482" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 May 2022 13:23:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nazım Köyce</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">İnsan olarak doğmak herkese nasip olsa da insan olarak &ouml;lmek herkese nasip olmuyor. Huzurlu&nbsp;</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İnsan olmak ile vicdanlı olmak arasında doğru orantı vardır. Ne kadar vicdanlı olursa insanoğlu o kadar da insan olur. Vicdanın da yardımcı hisleri vardır; merhamet, sevgi, minnet, vefa, izzet, sadakat gibi&hellip; Bu yardımcı dediğimiz hisler ne kadar yoğun olursa vicdanın sesi de o kadar yankılı olur ve haddi zatında insanı yanlış şeyler yapmaktan alıkoyar.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Osmanlı&rsquo;da kasaplara yılın belli ayında kanunen zorunlu olarak bah&ccedil;ıvanlık yaptırılırmış. Kasapların hemen hemen her g&uuml;n hayvan kesersek elde ettiği saldırganlık hissinin kaybolmasını ve merhamet hissini tekrar kazanmasını sağlamak i&ccedil;in bu şekilde bir uygulama yapılıyormuş.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Her insanın fıtratında olan vicdana takılı olan mezkur hisleri uyandırmak bizim elimizde aslında. Bir bitki veya hayvan besleyerek merhamet duygumuzun artmasına sebep olabiliriz. Bizden durumu daha k&ouml;t&uuml; olan insanlara yardım ederek, sevgi, vefa, gibi g&uuml;zel duyguların i&ccedil;imizde yeşermesini ve hatta yoğunlaşmasını sağlayabiliriz. Velhasıl insan olmak, olmaya &ccedil;alışmak, insan kalmak, yine insanın kendi elinde.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İnsan k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yaptık&ccedil;a i&ccedil;indeki t&uuml;m g&uuml;zel duyguları da yavaş yavaş &ccedil;&uuml;r&uuml;t&uuml;r ve bir zaman sonra vicdanın da sesi kesilir &ccedil;&uuml;nk&uuml; vicdana yardımcı t&uuml;m hisler de &ouml;lm&uuml;şt&uuml;r. İnsanı insan yapan değerler &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in aslında insanın kendisi &ouml;lm&uuml;şt&uuml;r de diyebiliriz. &Uuml;stelik katili yine kendisi olmuştur.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EKSİK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eksik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eksik</guid>
<description><![CDATA[ Bir kayıp vakası bu benliğimi kaybettim. Sizler hiç benliğinizi kaybettiniz mi ya da hiç kendi içinizde kayboldunuz mu? İşte ben sanırım kayboldum. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628c058f9f628.jpg" length="61398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 May 2022 01:09:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Eksik, tanıyamamak, kaybolmak, kimlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ben bir şeylere inanmaktan &ccedil;ok birilerine, birine g&uuml;vendim, inandım bu hayatta. Siz en &ccedil;ok kime inandınız? Ben ailemden birine g&uuml;vendim. Koşulsuz şartsız, karşılıksız.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;Ama bir şey unutmuşum en &ccedil;ok g&uuml;vendiğinizden darbe yersiniz, en &ccedil;ok g&uuml;vendiğiniz sizi oyuna getirir, arkanızdan kuyunuzu kazar.</em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp;</em></p>
<p><em>Yaşadığımız her şey bize ders olur, deneyim olur, tecr&uuml;be olur. İnsan yaşadık&ccedil;a b&uuml;y&uuml;r, yaşlandık&ccedil;a değil. Bende yaşayarak b&uuml;y&uuml;yenlerdenim. Ve asıl soru, ben kimim?</em></p>
<p><em>&nbsp;&nbsp;</em></p>
<p><em>Siz, beni tanıyor musunuz? Ben kimim?</em></p>
<p><em>Ben kendimi tanımıyorum, tanımıyorum da değil tanıyamıyorum...</em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp;&nbsp;</em></p>
<p><em>Bir kayıp vakası bu benliğimi kaybettim. Sizler hi&ccedil; benliğinizi kaybettiniz mi ya da hi&ccedil; kendi i&ccedil;inizde kayboldunuz mu? İşte ben sanırım kayboldum.</em></p>
<p><em>&Ccedil;ıkmaza girmek o kadar zor bir şey ki. Ne bir adım ileri, ne bir adım geri gidebiliyor insan. Kaybolmak işte adı &uuml;st&uuml;nde. Ne sağını, ne solunu kestirebiliyorsun. Takılıp kalıyorsun...</em></p>
<p><em>Ne i&ccedil;in &ccedil;abalasam hatta &ccedil;ok &ccedil;abalasam t&ouml;kezleyip kalıyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayat d&uuml;ş&uuml;rmeye, sen kalkmaya mecbursun.</em></p>
<p><em>Hayat karşına ne &ccedil;ıkaracak bilmeden bir&ccedil;ok şey yaşıyorsun. İyiliği, k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; bırakmıyor hi&ccedil;bir zaman peşini. Ama insan zamanla alışıyor k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe ger&ccedil;ekten bakın, bir anda hayatınız alt &uuml;st oluyor ve t&uuml;m her şeyi sıfırdan başlarken bir s&uuml;r&uuml; k&ouml;t&uuml;l&uuml;k g&ouml;r&uuml;yor insan. Zaman her şeyin ilacı derler ya hani eğer zaman ila&ccedil;sa fazlası intihara girmez mi? Hadi onları ge&ccedil;tik diyelim ben onca yaşanan şeyleri unutamıyorum. Hadi yine diyelim unuttuk peki ya izleri ge&ccedil;mezse, ge&ccedil;mezse değil ge&ccedil;miyor. Ge&ccedil;mişin izleri hala var i&ccedil;imde atamıyorum. Tercihim değil, olan bu...</em></p>
<p><em>&Ouml;yle boş boş oturup bir noktaya daldığımız o an aklımızdan neler ge&ccedil;iyor? Gelecek kaygısı, ge&ccedil;miş izleri, yeni başlangı&ccedil;lar, aşk acısı, aile problemleri vs. dimi? Peki ya hi&ccedil; mutlu olduğunuz tek bir an film şeridi gibi g&ouml;z&uuml;n&uuml;z&uuml;n &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;ti mi? İllaki...</em></p>
<p><em>Şimdi desem size gidin o ana ve kalın bir s&uuml;re orda. Nereye giderdiniz, kim olurdu yanınızda, ne yapıyor olurdunuz? D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n ya, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Hep son ağladığınız anı d&uuml;ş&uuml;nmektense, son g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z, doya doya eğlendiğiniz, en &ccedil;ok mutlu olduğunuz o ana gidin ve kalın orda. Derin bir nefes &ccedil;ekin i&ccedil;inize yavaş&ccedil;a verin, kapatın g&ouml;zlerinizi 10-15 dakika kaybolun bu hayattan, gidin hayallere. Kimin yanında mutluysan git onun yanına, tut ellerinden, sarıl sımsıkı ve de ki ona 'seni seviyorum, iyi ki varsın' ama sevginiz sadece lafta olmasın bunu o sarılmanızla, sesinizdeki g&uuml;venle hissettirin...</em></p>
<p><em>Sizler bu satırları okuyan canlarım. Ben en &ccedil;ok sizi seviyorum, iyi ki varsınız...</em></p>
<p><em>Bir şeylere adım atmak i&ccedil;in bir dakika sonrası bile ge&ccedil; olabilir. &Uuml;z&uuml;leceğim, acı &ccedil;ekeceğim ya da kırılıp, par&ccedil;alanacağım, darbe alacağım diye d&uuml;ş&uuml;nmeden, i&ccedil;inden geldiği gibi davranarak ara sevdiğini, yaz sevdiğine. Utanma, &ccedil;ekinme. Sevdiğini haykır o sevmiyorsa onun ayıbı... En azından keşke yapsaydım demezsin neyse iyi ki yaptım dersin. Pişman olma yaptığından, sen pişman olunacak bir şey yapmadın. Sen en g&uuml;zelini, en &ouml;zelini yaptın...</em></p>
<p><em>Sev, sevil ve vazge&ccedil;me...</em></p>
<p><em>.</em></p>
<p><em>.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsan...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/insan-2648</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/insan-2648</guid>
<description><![CDATA[ İnsan hem herşey hem de hiçtir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628bfb8a04131.jpg" length="57737" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 May 2022 00:25:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;"İnsan unutkandır, unutandır." derdi dedem vakti zamanında ama sadece bunu derdi. Halbuki insan bir&ccedil;ok şeydi ancak dedem onca şeyi tek bir kelime de toplardı. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e, hayatı yaşadık&ccedil;a anlıyorum insanın sadece unutkan olmadığını. Nank&ouml;rd&uuml; insan en nihayetinde biraz kinli &ccedil;ok&ccedil;a bencil. İlgiye muhta&ccedil; sevgiye a&ccedil;tı insan. Herşeydi ama bir o kadar da bir hi&ccedil;. Her duygunun her d&uuml;ş&uuml;ncenin yanında bir 'unuttu' kelimesi gizliydi. Dedem haklıydı, insan unutkandı. &Ouml;nce senin ilgini unuttu sonra sevgini, yaptığın fedakarlığı unuttup nank&ouml;r oldu, vefayı unutup kin besledi. Herşeyin unutulacağı ve unuttuğu bir gezegenin insanlarından olan ben unutmayacağım. Unutulmayacağım, &ouml;yle bir var olacağım ki bu yalanlı d&uuml;nyada hayata yaşamayı &ouml;ğreteceğim. &Ouml;leceğim ama yaşayacağım yazdığım her bir satır da. Beni okuyanlar bilecek unutanı ve yaşatanı. Ve bir ge&ccedil;eceğim bu d&uuml;nyadan ama gitmeyeceğim...</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AŞK AKIŞI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ask-akisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ask-akisi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628a9f692f3fa.jpg" length="54833" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 May 2022 23:39:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, dilek, huzur, tarih, mitoloji, inanç, sayılar ve tılsımları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>Aşklar vardır, adak ağacına &ccedil;atılmış beşik Aşklar vardır, iki ıslak &ccedil;akıl taşı deniz s&uuml;zd&uuml;r&uuml;r Aşklar vardır, uzak sanılan bir &uuml;lkede &ccedil;i&ccedil;ekler korkudan &ouml;l&uuml;r İncinerek ge&ccedil;er beyaz bir perdenen r&uuml;zg&acirc;r Aşklar vardır, soru bur&ccedil;ları bayraksız, g&ouml;zakları dalgın duvarlar Aşklar vardır, mavi g&ouml;zl&uuml; bir şiir mezarı başındaki &ccedil;ınarı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r Aşklar vardır, uyku tutmamış bir masal bir &ccedil;ocuğu ka&ccedil;arken vurur İki mumya oturur orta sıralarda sinemaların</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Edebi Sığınağım...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebi-siginagim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebi-siginagim</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628a99a88e822.jpg" length="100818" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 May 2022 23:20:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Bir, Başkaları, içten, şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong><em>Mahşerde en yakınımızı bile tanıyamayacağımız s&ouml;ylenir ya hep, benim g&ouml;n&uuml;l g&ouml;z&uuml;m seni bir yerden ısıracak mutlaka. Adım gibi, adın gibi biliyorum bunu!</em></strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong><em>&Ouml;z&uuml;ne, s&ouml;z&uuml;ne kurban olduğum yoluna, izine y&uuml;z&uuml;m s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m g&uuml;nd&uuml;z d&uuml;şlediğim, gece g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m yollar uzak, mevsim soğuk, hava kar y&uuml;z y&uuml;ze gelmeden &ouml;lmek de mi var.</em></strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong><em>Bazen insan kendi zamanını yaratır sadece saatin yelkovanında mutlu kalabilmek i&ccedil;in, durdu sanırız aslında o arada zaman ancak bu avutur bizi değil mi yaşanan onca şeyden sonra.</em></strong></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SANMAK FİİLİ ÜZERİNE GEÇEN BOŞ HAYATLAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sanmak-fiili-uzerine-gecen-bos-hayatlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sanmak-fiili-uzerine-gecen-bos-hayatlar</guid>
<description><![CDATA[ Sanıyorum, sandım, sandım ki ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628a86dd72765.jpg" length="37786" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 May 2022 21:55:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Sanmak yanılmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>"Sanmak" fiili,&nbsp; <span>bir şeyin ş&ouml;yle ya da b&ouml;yle olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmek, olabileceğine daha &ccedil;ok inanmak. Adı &uuml;st&uuml;nde, kendi varsayımınla, yorum yapmak, ihtimaller &uuml;zerine kendine hayatı dar etmek.&nbsp;</span></p>
<p><span>&nbsp; &nbsp; Kafanda binlerce, kuyruğu birbirinden&nbsp; ayrı dolaşan d&uuml;ş&uuml;ncelerin arasında, dalıp gitmişken kendine, karşına &ccedil;ıkan ilk insanın sana karşı soğuk bir tavrı &uuml;zerine binlerce senaryo yazarsın. "Sanırım bana tavır yapıyor." "Sanırım bir şey oldu." Gibi gibi gibi. Oysa olan hi&ccedil; bir şey yok. Sen olumsuz d&uuml;ş&uuml;ncelerine o kadar odaklanmışsınki g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;n&uuml; g&ouml;remiyorsun. Kendi yarattığın olumsuz evrende, sanmalarınla negatif desenler &ccedil;iziyorsun. Olan bu.</span></p>
<p><span>&nbsp; &nbsp; İyi olduğun anlara bakalım. Duygular coşmuş, y&uuml;reğin pırpır, herşey &ccedil;i&ccedil;ek g&ouml;z&uuml;nde. &Ouml;fkelenen birine bile tepkisiz kalabilirsin o an. Niye? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; senin moralin iyi. Şu an sanmak fiiline tabii olumsuz bir tutum ve olay yok. Varda sen istemediğin i&ccedil;in yok.</span></p>
<p><span>&nbsp; &nbsp;Olay bu işte dostum. Kendi yaşadığın alemde, kendi kurduğun d&uuml;ş&uuml;nce &ouml;bekleriyle olayları işine geldiği gibi yorumluyorsun. Herşeyi &uuml;st&uuml;ne alınıp, d&uuml;nyanın en mutsuz kişisi yapıyorsun bir anda kendini. İsteyincede en mutlu. </span></p>
<p><span>&nbsp; &nbsp;İnsanoğlu bunu kafasına bir soksa,&nbsp; daralta daralta boğduğu yaşamını nasıl g&uuml;zelleştirecek.</span></p>
<p><span>&nbsp;-Şunu sandım.</span></p>
<p><span>-Bunu sandım.</span></p>
<p><span>-&Ouml;yle sandım.</span></p>
<p>-B&ouml;yle sandım.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Ben sanmalarımı artık&nbsp; rafa kaldırdım, akış ve gidiş y&ouml;n&uuml;n&uuml; değiştirip, uzaktan izlemeye aldım kendimi, sananları, herşeyi. Sanıyorum ki mutluluk bu.???? Tavsiye ederim.</p>
<p><span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YILLARA  KÜSMÜŞ  AYNALAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yillara-kusmus-aynalar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yillara-kusmus-aynalar</guid>
<description><![CDATA[ Yaşantımızda aynalar vazgeçilmezimizdir. Her gün baktığımız aynaya bir kaç zaman sonra bir başka bakarız...
Sözüm dilimde, Elim kalemimde... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628a14b9a5bee.jpg" length="29699" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 May 2022 13:47:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>+</p>
<p>YILLARA&nbsp; K&Uuml;SM&Uuml;Ş AYNALAR</p>
<p>İnsan; ilkin kendini ,Kendi&nbsp; aynasından&nbsp; g&ouml;r&uuml;r. Sonrasında&nbsp; kendine&nbsp; başkasının&nbsp; aynasından bakarak, ilk doğduğu andan geldiği&nbsp; ana kadar kendini resmeder&hellip;</p>
<p>Yıllar ge&ccedil;tik&ccedil;e&nbsp; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor&nbsp; insan! Aynalar&nbsp; mı k&uuml;ser&nbsp; insana? İnsan mı&nbsp; k&uuml;ser&nbsp; aynalara?Bu s&uuml;re&ccedil;&nbsp; bilinmez&nbsp; bir&nbsp; denklem&nbsp; i&ccedil;erisinde&nbsp; s&uuml;r&uuml;p&nbsp; gider&hellip;</p>
<p>İlk&nbsp; doğduğu&nbsp; anı&nbsp; hatırlar insan.O g&uuml;le&ccedil;&nbsp; y&uuml;zl&uuml;, O temiz&nbsp; y&uuml;rekli ,Her şeyden&nbsp; bihaber&hellip;G&uuml;zel&nbsp; g&uuml;nlere g&uuml;zel&nbsp; yıllara&nbsp; ve aynalara bakmaya&nbsp; doyamaz. Zamanla&nbsp; b&uuml;y&uuml;y&uuml;p&nbsp; olgunluğa&nbsp; erince! Aynalara k&uuml;ser.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kendine&nbsp; aynada&nbsp; bakmak&nbsp; istemez&nbsp;&nbsp; ya da&nbsp; baktık&ccedil;a; D&uuml;ş&uuml;ncelere&nbsp; dalar&nbsp; gider&hellip; Aynaya&nbsp; her baktığında,Sa&ccedil;ları simsiyah iken; Aklaşmış.G&ouml;zler her tarafa g&uuml;zel bakarken ,G&ouml;zler&nbsp; ferleşmiş.Dimdik ayakta dururken, V&uuml;cut&nbsp; yorgun ve&nbsp; bitap&nbsp; d&uuml;şm&uuml;ş.Y&uuml;rek sevgi dolu iken; Virane&nbsp; olmuş.</p>
<p>Aynaya&nbsp; her baktığında&nbsp; bunları g&ouml;r&uuml;rken!Yine de&nbsp; umut&nbsp; etmek, Hayata&nbsp; ve her&nbsp; zorluğa &nbsp;rağmen&nbsp; d&ouml;rt&nbsp; elle&nbsp; sarılmak&nbsp; ve&nbsp; asıl&nbsp; &ouml;nemli&nbsp; olan! Hayallerine&nbsp; kavuşmak&nbsp;&nbsp; i&ccedil;in durmadan&nbsp; &ccedil;abalar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Heyhat!</p>
<p>Herşeye&nbsp; ve&nbsp; herkese&nbsp; rağmen&nbsp; yaşıyoruz&nbsp; hayatı.</p>
<p>Kimi&nbsp; zaman &ccedil;ocuk&ccedil;a.</p>
<p>Kimi&nbsp; zaman umutlu&nbsp; ve&nbsp; mutlu&nbsp; olarak yaşar.</p>
<p>Hayallerimiz&nbsp; olmasa, Umutlarımız&nbsp; yeşermez. Umutlarımız&nbsp; olmasa &nbsp;&nbsp;yaşamın&nbsp; bir&nbsp; anlamı&nbsp; olmazdı&hellip;&nbsp;</p>
<p>Yıllar sadece&nbsp; y&uuml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;&nbsp; yaşlandırır.</p>
<p>AMA!</p>
<p>Ruhumuz&nbsp; hep&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; kalır&hellip;</p>
<p>AYNALAR&nbsp; K&Uuml;SMEZ&nbsp; İNSANA! İNSAN&nbsp; K&Uuml;SER&nbsp; AYNAYA &hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aşk nedir ?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ask-nedir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ask-nedir</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62891f88e4ade.jpg" length="89441" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 22 May 2022 00:26:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords>aşk, deneme, aşknedir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk...</p>
<p>Hani şu nesillerdir &uuml;zerine tonlarca şiirler, şarkılar s&ouml;ylenmiş, uğruna milyonlarca insanın &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; ve hatta &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;...</p>
<p>Ger&ccedil;ekten nedir bu aşk ? Abartılan bir duygu mu, yoksa bir duygu bozukluğumu ? Neden herkes ondan bahseder ama tek bir tanıma asla ulaşamayız ?</p>
<p>Neden kimine g&ouml;re acıdan ibaretken başkasına hayat kaynağı bu aşk denen şey ? Nasıl bir şey aynı anda hem ak hem de kara, nasıl bu kadar zıt tanımlara sahip olabilir ? Ondan da &ouml;nemlisi, neden insanoğlu her şeyi tanımlamak ister ki, konu hisler olunca bile... Neden sadece konuşuyor, tartışıyoruz eğer bir sonuca varamıyorsak. Ger&ccedil;i sonu&ccedil; nedir, varmak i&ccedil;in mi vardır o apayrı bir konu...</p>
<p>Belki de aşk sadece bir yanılgıdır, belki de evrenin en kutsal hissi... Belki de aşk tek bir his değildir, i&ccedil;inde birs&uuml;r&uuml; par&ccedil;a olan bir yapboz gibidir. Her histen biraz biraz oluşuyordur ve birleşince aşk &ccedil;ıkıveriyordur ortaya. Bu y&uuml;zden herkes farklı tanımlıyor, herkes farklı hissediyordur. Tıpkı bir vantilat&ouml;r&uuml;n kollarının her birinin renkli boyansada d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde sadece beyaz g&ouml;r&uuml;nmesi gibi bir yanılmadır.&nbsp;</p>
<p>Romantik ilişkilerle sınırlamak doğru değildir belki de... Aşkı bir annenin bebeğiyle ilk bakışmasında g&ouml;rebilir miyiz veya bir &ccedil;ocuğun ilk defa &ccedil;ikolata tadışındaki mutlulukta bilmiyorum. Bazıları aşkı sadece yaratıcıya karşı yaşıyor mesela, b&uuml;t&uuml;n hayatlarını ona adıyorlar. Bazıları bir &ouml;l&uuml;ml&uuml;ye, bazıları hayallerinde yaşattıklarına aşık yaşıyorlar. Bazıları midende kelebekler u&ccedil;uşuyorsa aşıksın diyor ama buna anksiyete atağı diyor psikoloğum hatta bu hissi azaltmak i&ccedil;in ila&ccedil; bile veriyor. Madem aşk b&ouml;yle hissettiriyor, neden bu kelebekleri &ouml;ld&uuml;ren ila&ccedil;lar yapılsın ki ?</p>
<p>Aşk bir hastalık mı, bir hediye mi, az bulunan, nadir g&ouml;r&uuml;len bir his mi ? Sevgiden farkı ne ? Hangisi daha &uuml;st&uuml;n ? Hangisi ne barındırıyor i&ccedil;inde ? Bir form&uuml;l&uuml; var mı ? Nasıl s&uuml;rer, nasıl biter ? Ve daha milyonlarca soru...&nbsp;</p>
<p>Bence mi... Bence, aşkı yanlış tanımlıyor bu y&uuml;zden de yanlış yerlerde arıyoruz. Aşk ve sevgi arasında bir fark var mı bilmiyorum ama bununla alakalı bir s&uuml;r&uuml; alıntı okusam da bir t&uuml;rl&uuml; ikna olamadım. Bildiğim tek şey şu ki; aşk da sevgi de temelinde g&uuml;ven ve sadakat barındırıyor. Ve bu şekilde bakacak olursak da midedeki kelebeklerin &uuml;st&uuml;n&uuml; &ccedil;izebiliriz. G&uuml;venin olduğu yerde anskiyeteye bağlı bir işaret olmamalı değil mi ? Bunun aksine hissettiğim bir heyecan t&uuml;r&uuml; var aslında... Her baktığımda, eline dokunduğumda hatta mesaj aldığımda i&ccedil;imde bir &ccedil;i&ccedil;ek bah&ccedil;esi oluşuveriyor resmen, o &ccedil;i&ccedil;eklerin verdiği bahar kokusunu alıyorum adeta. Heyecandan bacaklarım titremiyor, aksine kırk yıllık bir &ccedil;ınarın k&ouml;kleri gibi sağlamlaşıyorlar. Aklımda soru işaretleri u&ccedil;uşmuyor, hi&ccedil; olmadığım kadar emin hissediyorum kendimi. Belki de budur aşk, d&uuml;nyada doğru yerde, doğru kişiyle olduğunu anladığın anda hissettiğin huzurdur. Evet evet, aşk bu...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Edebiyat Bilgi Testi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyat-bilgi-testi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyat-bilgi-testi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627fe9ef1e1ff.jpg" length="18925" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 May 2022 19:19:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, bilgi yarışması, şair, yazar, genel kültür, Peyami Safa, Nazlı Eray, Halide Edip Adıvar</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yoksa benmiyim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yoksa-benmiyim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yoksa-benmiyim</guid>
<description><![CDATA[ Kafamda derin sorular yoksa hepsi benmiyim ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6288fddc5353a.jpg" length="73428" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 May 2022 17:57:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>İçe dönüş kendinle yolculuk özgünlük yasam</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;YOKSA BENMİYİM</strong></p>
<p><b>Gecemidir beni d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren ?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim?</b></p>
<p><b>D&uuml;ş&uuml;nmek i&ccedil;in geceyi bekleyen.</b></p>
<p><b>G&uuml;nd&uuml;z m&uuml;d&uuml;r&nbsp; beni hareketlendiren?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim?</b></p>
<p><b>G&uuml;nd&uuml;zde hareketlenen.&nbsp;</b></p>
<p><b>Ay mıdır beni h&uuml;z&uuml;nlendiren?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim ?</b></p>
<p><b>Ay'ı g&ouml;r&uuml;nce h&uuml;z&uuml;nlenen.</b></p>
<p><b>G&uuml;neş midir beni sevindiren?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim ?</b></p>
<p><b>Sevinmek i&ccedil;in g&uuml;neşi bekleyen.</b></p>
<p><b>Yollarmıdır beni y&uuml;r&uuml;ten?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim yollarda y&uuml;r&uuml;yen?</b></p>
<p><b>Yıldızlar mıdır beni se&ccedil;en?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim ?</b><b>Yıldızları se&ccedil;en.</b></p>
<p><b>Kitapmıdır beni okutan ?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim kitabi okuyan ?</b></p>
<p><b>Dostlarmıdır beni konusturan ?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim konusmak i&ccedil;in dostlarla olan .</b></p>
<p><b>Hayalmidir benim ger&ccedil;eklerim?</b></p>
<p><b>Yoksa ger&ccedil;ekmidir benim&nbsp; hayallerim</b><b></b></p>
<p><b>Kalemmidir yazan ?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim kalemi&nbsp; yazdıran.&nbsp;</b></p>
<p><b>Annemmidir beni doğuran?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim </b></p>
<p><b>Doğmak i&ccedil;in annemin bedeninde olan .</b></p>
<p><b>Askmıdır bana gelen</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim? Aska gelen&nbsp;</b><b></b></p>
<p><b>D&uuml;nyamıdır beni yoran ?</b></p>
<p><b>Yoksa benmiyim ?</b></p>
<p><b>Yorulmak i&ccedil;in d&uuml;nyada olan .</b></p>
<p></p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yağmur&amp;apos;un Külleri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yagmurun-kulleri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yagmurun-kulleri</guid>
<description><![CDATA[ Küllerimden doğuşumun amatörce bir betimlemesi sadece...

Şarkı linki:  https://www.youtube.com/watch?v=MZOs1oyBGtQ&amp;ab_channel=CacciapagliaVEVO ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62875d55f1e84.jpg" length="64566" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 May 2022 12:20:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>Yağmur, kül, yeniden doğmak, dağılmak, toparlanmak, yürümek, pes etmek, mücadele etmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>İlham Veren Şarkı</em> <em>:</em> <em>Endless Time- Roberto Cacciapaglia</em></p>
<p>Yağmur &uuml;zerime t&uuml;m ihtişamıyla yağarken ben o sokağın ortasına &ccedil;&ouml;km&uuml;ş t&uuml;m dertlerimi, hayata olan bıkkınlığımı, pişmanlıklarımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum. Her bir yağmur tanesi kalbimin birer par&ccedil;asıydı ve kalbim sanki g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde par&ccedil;alanmış ve etrafa par&ccedil;alarını sa&ccedil;ıyordu.</p>
<p>Yıldırım ise hayattı. Beni yıpratan, karşısında &ccedil;ok&ccedil;a kez pes edip yenildiğim sonra birden ayağa kalkıp tekrar m&uuml;cadeleye başladığım hayattı.</p>
<p>O sokağın ortasına &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;m; pes etmem ve yenilgiyi kabul etmemden dolayıydı. Ve yağmur &uuml;zerime yağarak beni teselli ediyordu.</p>
<p>Bu sefer g&uuml;c&uuml;m var mı? Tekrar ayağa kalkabilir miyim? Bilemiyorum. Tek bildiğim hayatın devam ettiği. Ben pes etsem de etmesem de&hellip;</p>
<p>G&uuml;neş doğarken ve havada ki kasvet geri plana &ccedil;ekilirken d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m şey buydu. Yağmurda dindi ardından, sanki t&uuml;m dertlerimde onunla gitti ve ben onun gibi dinginleştim.</p>
<p>İnsan bazen nefretini, derdine d&ouml;kmek istiyor. &ldquo;biraz dağılayım.&rdquo; diyor&nbsp; &ldquo;ne de olsa tekrar toparlanırım.&rdquo; Benim bug&uuml;n bu sokakta yaptığımda tam olarak buydu. Dağıtmıştım kendimi ve g&uuml;neş doğduğunda kendimi toplamaya koyulmuştum.</p>
<p>Şuan ise arkama g&uuml;ndoğumunu aldım y&uuml;r&uuml;yorum. Nereye gittiğimi bilmeden, hi&ccedil;bir şeyi sorgulamadan&hellip;</p>
<p>O an i&ccedil;in y&uuml;r&uuml;mek, &ldquo;Ben yeniden savaşmaya hazırım&rdquo; demek benim i&ccedil;in. Y&ouml;n&uuml;m ya da yolum &ouml;nemli değil. Y&uuml;r&uuml;meye tekrardan g&uuml;&ccedil; bulmuş olmam &ouml;nemli olan. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; eninde sonunda yolumu bulurum ve yolumu bulduğumda kendimi de bulacağımdan olduk&ccedil;a eminim.</p>
<p>Sizlerde bu evreye geldiğinizde boşaltın &uuml;st&uuml;n&uuml;zdeki t&uuml;m y&uuml;klerinizi, dağıtın kendinizi. G&uuml;neş yeniden doğduğunda yeni bir siz, yeni bir umutta doğuyor demektir. O halde g&uuml;neş doğduğu vakit toparlanma vaktidir. Toparlanın ve sizde g&uuml;neşle beraber k&uuml;llerinizden doğun. Hemen ardından y&uuml;r&uuml;meye başlayın. Tıpkı benim gibi. Sebepsizce ve dilediğiniz yere doğru&hellip;</p>
<p>Yeter ki hayat devam ettik&ccedil;e sizde devam edin. Yerinizde saymayın! İşte o zaman hayat size yolu g&ouml;sterecektir. Yolunuzu bulduğunuzdaysa y&uuml;r&uuml;mek, sizin i&ccedil;in zevke d&ouml;n&uuml;şecektir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİKENSİZ BİR HAYAT OLMAZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dikensiz-bir-hayat-olmaz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dikensiz-bir-hayat-olmaz</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_628723dc7abf5.jpg" length="43182" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 May 2022 02:02:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilan Efsa Kandemir</dc:creator>
<media:keywords>Sevgi, Üzüntü, Aşk, Gitmek, Yalnız, Kadın, Karar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİKENSİZ BİR HAYAT OLMAZ</strong></p>
<p>G&uuml;naydın karanlık, g&uuml;naydın gece... Kafamın i&ccedil;inde uğuldayan bir yabancının sesine teslim oluyor r&uuml;yalarım. Fiziksel olarak bir acı hissetmiyorum, ama ruhum siyahın en koyu tonlarını yaşıyor.&nbsp;</p>
<p>Bu gece, yine g&uuml;neş doğana kadar; sevildiğimi zannettiğim bir kalbin, kalbimi mağlup edişine ağladım. Ben, adına aşk dedikleri ama beni herg&uuml;n &ouml;ld&uuml;ren bir acıya yakalandım.&nbsp;</p>
<p>Bundan 2 bu&ccedil;uk yıl &ouml;nce tanıdım onu. Dokunmadan sevmenin eşsiz huzurunu tattırmıştı bana. O &ccedil;ok farklı ve benim i&ccedil;in hayatı eskisinden daha kıymetli kılan biriydi. Kimseyle aynı kefeye koyamadığım, koymalarına dahi izin vermeyecek kadar derin bağlandığım birisiydi. Onun sesinden benim iliklerime doğru s&uuml;z&uuml;len bir &ccedil;ekim kuvveti vardı. Bu y&uuml;zden &ccedil;ok seviyordum belki de... Bir ihtimalden kat kat daha fazlasıydı. Evet, sesindeki ser&ccedil;eleri &ccedil;ok sevdiğimdendi bu i&ccedil;imde u&ccedil;uşan sayısız kelebek hissi. Her kelimesi, bir kelebeğin u&ccedil;uşuna bedeldi.</p>
<p>Her birimizin hayatında; gitmesinden, kaybetmekten korktuğu bir insan vardır. O da benim i&ccedil;in &ouml;yleydi. Vakti geldiğinde ben ondan gidecektim. Sonsuzluğun ışığına adım adım ilerleyecektim ama o hi&ccedil; gitmeden yanı başımda kalacaktı. Bu hik&acirc;yedeki gidiş, benim son nefesimi verişim olacaktı. O g&uuml;ne kadar, mesafelere inat bu hissin arkasında durarak sevecektik birbirimizi. Giderse pusulam y&ouml;n&uuml;n&uuml; şaşırırdı. Doğruyu yanlışı, iyiyi k&ouml;t&uuml;y&uuml; ayırt edemezdim.</p>
<p>En &ccedil;ok kelebeğimin kanatlarının kırılmasından korkuyordum. Birlikte g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; hayallerimizle s&uuml;slediğimiz insanın, birg&uuml;n bana &ccedil;ok uzak olmasından korkuyordum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; eğer uzaklaşırsa, her şey yarım kalırdı. Ben yarım kalırdım. Aslında hi&ccedil; kalmazdım.&nbsp;</p>
<p>Ama sonra birdenbire, ansızın sabah oldu ve g&uuml;neş karanlık doğdu. Ben bu sevginin beni ne kadar yanılttığını anladım. O, benim hayatımdan iyi ki bir yıldız gibi kayıp gitmiş. Kendimden o kadar &ccedil;ok &ouml;d&uuml;n vermişim ki, bunu g&ouml;remeyecek kadar k&ouml;rleşmişim. Sevgi; sadece mutlulukta, sevin&ccedil;te, g&uuml;zel g&uuml;nde yaşanan bir his değildi. Hastalıkta, &uuml;z&uuml;nt&uuml;de, en zor anlarda yan yana olmaktı sevgi. D&ouml;rt duvar arasında; t&uuml;m duygu karmaşalarımı tek başıma atlattığım g&uuml;n, onun benim i&ccedil;in yanlış insan olduğunu kabullendim.&nbsp;</p>
<p>Her kadının hayat yolculuğu, birg&uuml;n sa&ccedil;ma &ouml;tesi bir adam sevmekten ge&ccedil;er. Ve yine her kadın, yanlış insana adanmış doğru duyguları yaşamadan olgunluk kazanamaz. Benim en b&uuml;y&uuml;k hatam buydu. Hatalarımla olgunlaştım. Artık kalp g&ouml;z&uuml;me g&uuml;venecek kadar sağlamlaştım ve kendimin &ouml;nemini anladım. Size verebileceğim en g&uuml;zel tavsiye; toz pembe hayallerinizi siyaha boyayan herkesten uzaklaşın, kendinizi bulun.</p>
<p>Satırlarıma son verirken s&ouml;ylemek isterim ki, dikensiz bir hayat olmayacağının hep farkında olun.</p>
<p><br /><br /><br /><!--/data/user/0/com.samsung.android.app.notes/files/share/clipdata_220520_004833_504.sdoc--></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beni Sadece Annem Sevdi...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/beni-sadece-annem-sevdi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/beni-sadece-annem-sevdi</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6286ada5b90cf.jpg" length="28454" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 May 2022 00:23:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #fbeeb8; background-color: #843fa1;"><em><strong>Sen sevmeyeceksen s&ouml;yle boşuna &ccedil;i&ccedil;ek ekmeyeyim mevsimi değilse yazık olur".&nbsp;&nbsp;</strong></em></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>19 MAYIS 2019’DA BEN DE SAMSUN’A ÇIKTIM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/19-mayis-2019da-ben-de-samsuna-ciktim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/19-mayis-2019da-ben-de-samsuna-ciktim</guid>
<description><![CDATA[ O anı nasıl anlatılır ki o çoşkuyu o heyecanı heyecanla yürüyüşü nasıl anlatır ki anlatılmaz YAŞANIR.... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62863e6ce8227.jpg" length="63146" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 May 2022 15:57:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meltem Güdemezoğlu</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"></p>
<p class="p2"><span class="s1">19 Mayıs 1919 Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n Samsun&rsquo;a &ccedil;ıkışı </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">19 Mayıs 2019 Sonsuzluğun 100.Yılı</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Ge&ccedil;en sene Ben de Samsun&rsquo;a &ccedil;ıkmıştım O anı nasıl anlatılır ki o &ccedil;oşkuyu o heyecanı heyecanla y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml; nasıl anlatır ki anlatılmaz YAŞANIR....</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">T&uuml;ylerim diken diken oldu </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">G&ouml;zlerim doldu </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Kalbim &ccedil;arptı</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">O an hi&ccedil;bir şeye benzemez </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Yorulmadan yıkılmadan heyecanla &ccedil;oşkuyla b&uuml;t&uuml;n Samsun&rsquo;u y&uuml;r&uuml;yerek 15.000 adımla gezdim</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">İnsanın b&ouml;yle mi milli duyguları olur b&ouml;yle mi &ccedil;oşkuları olur??</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Ey Sarı Sa&ccedil;lım Mavi G&ouml;zl&uuml;m bize bu duyguları yaşatıyorsun ya &Ouml;nce Allah&rsquo;a ş&uuml;krediyorum sana sonsuz teşekk&uuml;rler&nbsp;</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">D&uuml;nyada bizim kadar milli duygularla d&uuml;şk&uuml;n bizim kadar vatan uğuruna canını feda eden bizim kadar b&ouml;yle milli bayramları &ccedil;oşkuyla kutlayan bir millet bir ulus var mı???</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"> Ey T&uuml;rk gen&ccedil;liği! Birinci vazifen; T&uuml;rk istiklalini, T&uuml;rk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve m&uuml;dafaa etmektir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"></span></p>
<p class="p2"><span class="s3">&ldquo;Benim na&ccedil;iz v&uuml;cudum, bir g&uuml;n elbet toprak olacaktır. Fakat T&uuml;rkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.&rdquo; Mustafa Kemal Atat&uuml;rk </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Seninle yaşayacağız Seni YAŞATACAĞIZ!!! 19 Mayıs Gen&ccedil;lik ve Spor Bayramız sonsuza dek kutlu olsun Nice vazge&ccedil;ilmez &ccedil;oşkulu bayramlara&hellip;</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"></span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Meltem G&uuml;demezoğlu/ 2020</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AİDIYET</title>
<link>https://edebiyatblog.com/aidiyet-2592</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/aidiyet-2592</guid>
<description><![CDATA[ Kısa Deneme ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62862be71038e.jpg" length="13778" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 May 2022 14:38:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>1.ic.ses</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan aidiyet duygusunu ancak kendisine hen&uuml;z benzemeyen yabancı bir şehirde hisseder. Bir şehir ne kadar &ccedil;ok sana benziyorsa o kadar &ccedil;ok gitmek istersin oradan.<br />İnsanda da b&ouml;yledir ne kadar &ccedil;ok yabancıysa sana, o kadar az g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n kendini.<br />Ve aynaları en &ccedil;okta "ger&ccedil;ek kendini" g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde kırmak istersin..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/genclik-ve-spor-bayrami</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/genclik-ve-spor-bayrami</guid>
<description><![CDATA[ Genç ufku açık, Her daim bir şeyler üretmek için çaba gösteren kişidir. Onlara imkan verildiğinde ulaşamayacakları hedefleri yoktur...Gençlerin sesi olmak adına kalemim elimde sözüm dilimde... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6284ebb0cf5b9.jpg" length="62741" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 May 2022 15:51:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>+</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; GEN&Ccedil;LİK VE SPOR BAYRAMI</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>GEN&Ccedil; denilince akla;Coşkulu,Dinamik,&Uuml;retken,&Ccedil;alışkan,Tuttuğunu koparan&nbsp; ve&nbsp; azimli&nbsp; birey akla gelir&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gen&ccedil;ler,sizler&nbsp; geleceğin mimarı, Sporcusu, &Ouml;ğretmeni, Doktoru &nbsp;ve&nbsp; daha sayamadığım meslek dallarının &ouml;nc&uuml;s&uuml;&nbsp; yeni neslin&nbsp; dinamik ve&nbsp; atik bireylerisiniz.</p>
<p>Hayatın her&nbsp; alanında başarıya imza&nbsp; atmak i&ccedil;in uğraşan, bir şeylerin mucitliğini yapan, ileri&nbsp; g&ouml;r&uuml;şl&uuml;&nbsp; ve saygın gen&ccedil;ler! Sizlerin yapacağı&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; eserlere ihtiyacımız&nbsp; var. Bu kutsal&nbsp; toprakların fedakar&nbsp; ve&nbsp; &ouml;zverili&nbsp; gen&ccedil;leri olarak &nbsp;hayallerinizi ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in durmayın!...Elbette&nbsp; meşakkatli&nbsp; yollardan ge&ccedil;eceksiniz. Ama sizler yorulmadan, sıkılmadan, yılmadan&nbsp; yolunuza&nbsp; devam&nbsp; edin ki, yolunuz&nbsp; hep&nbsp; a&ccedil;ık olsun. Engeller&nbsp; &ccedil;ıksa da&nbsp; &ouml;n&uuml;n&uuml;ze&nbsp; aşmak&nbsp; i&ccedil;in emek&nbsp; verip&nbsp; &ccedil;aba&nbsp; harcayın sonunda&nbsp; kazanan siz olacaksınız&hellip;</p>
<p>&nbsp;Sizler&nbsp; i&ccedil;in İmkansız&nbsp; diye bir şey&nbsp; yoktur&hellip; M&uuml;cadele&nbsp; ruhunuz olduğu s&uuml;rece kazanan hep siz olacaksınız. Toplum&nbsp; olarak hepinizle&nbsp; gurur&nbsp; duyuyoruz yine; Sizinle&nbsp; gurur&nbsp; duymaya &nbsp;ve &nbsp;g&uuml;venmeye devam edeceğiz&hellip; Elde ettiğiniz herhangi&nbsp; bir başarıda, Yarattığınız her bir&nbsp; eserde, Kazandığınız her &ouml;d&uuml;lde&nbsp;&nbsp; bizler&nbsp; sizleri daha &ccedil;ok alkışlayacağız ve daha &ccedil;ok gururlanacağız&hellip;</p>
<p>&nbsp;Gen&ccedil;&nbsp; insan;Başaran,Azimli&nbsp; olan sen.Başarıya odaklı olan sen.Tuttuğunu&nbsp; koparan&nbsp; ve&nbsp; hedefleri&nbsp; olan &nbsp;yine sen&hellip;Yaşantının her anında,Zamanın en verimli &ccedil;ağında bir şeylerin peşinden koşan,Hayallerini umutları ile birleştirip koşan gen&ccedil; insan!...</p>
<p>Atanın,Atamızın&nbsp; sana bıraktığı g&uuml;zel mirası korumak&nbsp; ve&nbsp; sana hediye edilen&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; g&uuml;nde senin i&ccedil;in yazdığı Hitabede sana en g&uuml;zel değeri&nbsp; vermiş.</p>
<p>Mustafa Kemal Atat&uuml;rk, Gen&ccedil;liğe &nbsp;hitabesinde sizlere ilk şunu&nbsp; s&ouml;yler:</p>
<p>EY &nbsp;T&Uuml;RK &nbsp;GEN&Ccedil;LİĞİ! BİRİNCİ &nbsp;VAZİFEN, T&Uuml;RK &nbsp;&nbsp;İSTİKLALİNİ, T&Uuml;RK&nbsp; CUMHURİYETİNİ,İLELEBET, MUHAFAZA&nbsp; VE&nbsp; M&Uuml;DAFAA&nbsp; ETMEKTİR. MEVCUDİYETİNİN VE İSTİKBALİNİN &nbsp;YEGANE&nbsp; TEMELİ&nbsp; BUDUR.BU TEMEL&nbsp; SENİN&nbsp; EN&nbsp; KIYMETLİ&nbsp; HAZİNENDİR&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir başka&nbsp; ve gen&ccedil;&nbsp; nesli &nbsp;yarınlara hazırlayan s&ouml;z&uuml; ise;</p>
<p>GEN&Ccedil;LER! YENİ &nbsp;NESİL &nbsp;SİZİN &nbsp;ESERİNİZ OLACAKTIR.</p>
<p>S&ouml;zleri&nbsp; ile &nbsp;gen&ccedil; &nbsp;bireylerin toplumda ayrı bir değere sahip olduğunu,onlara gereken &ouml;nem ve desteğin verilmesini&nbsp; anlatır.</p>
<p>GEN&Ccedil;LER,Sizler&nbsp; sadece bug&uuml;n değil!Her g&uuml;n &ouml;zel ve değerlisiniz. Bug&uuml;n&uuml;&nbsp; siz gen&ccedil;lere armağan eden Mustafa Kemal Atat&uuml;rk &lsquo;&uuml; bir kez daha saygıyla anarken;T&uuml;m gen&ccedil;lerin &ouml;mr&uuml; bayram havasında olsun&hellip;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;19 MAYIS&nbsp; ATAT&Uuml;RK&rsquo;&Uuml;&nbsp; ANMA&nbsp; GEN&Ccedil;LİK&nbsp; VE&nbsp; SPOR&nbsp; BAYRAMI KUTLU OLSUN&hellip;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Radyoculara hitaben</title>
<link>https://edebiyatblog.com/radyoculara-hitaben</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/radyoculara-hitaben</guid>
<description><![CDATA[ Radyosu yine açık  hep açık diyen bir arkadaşımın söylemi üzerine yazılmış duygular bunlar .Radyodan duygulara giden yolların taşıyıcıları dır. Radyocular ... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62841f9bc241b.jpg" length="55112" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 May 2022 01:20:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Radyoculuk, şarkılar, müzik, duygular, radyo</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">&nbsp;<strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; RADYOCULARA HİTABEN </strong>&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Sihirli sesler duygularına hitap eden melodiler vardır radyoda canını sıkan bir g&uuml;n olduysa eğer radyoda &ccedil;ıkan bir m&uuml;zik ile kendine gelirsin neşelenirsin keyiflenirsin duygularına g&ouml;re anlamlandırırsın i&ccedil;inde bulunduğun zamanı. Yada alır g&ouml;t&uuml;r&uuml;r seni ge&ccedil;mişe.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Zaman mekanizması gibidir aynı zamanda&nbsp;</p>
<p>Hafızanda gezdirir seni hem &ccedil;ocukluğuna hem gen&ccedil;liğine&nbsp; belki de daha gelmeyen g&uuml;nlerine...</p>
<p>Radyocular her anında dinletirler kendilerini sana&nbsp;</p>
<p>Yolculuk esnasında,iş başında,ders başında sokakta ,evde hayatının her alanında vardır mutlaka RADYOCULAR'dan birileri ...</p>
<p>Bir zamanlar değerleri daha &ccedil;ok bilinirdi .</p>
<p>Teknolojinin daha gelişmedigi d&ouml;nemlerdi.</p>
<p>İnternetin yaygınlaşmadığı,</p>
<p>Radyocuların sayesinde dinlerdik m&uuml;zikleri.&nbsp;</p>
<p>Yenilikler ile beraber eskiyi de arar oldu g&ouml;zlerimiz&nbsp;</p>
<p>Elimizde woltmen cihazları ile dolaşırdık YouTube yerine ..</p>
<p>Evlerimizde radyo başlarında uyurduk &ccedil;oğu gecelerde ,a&ccedil;ık kalmış m&uuml;zik eşliğinde uykuya dalmış olurduk&nbsp; g&uuml;nlerce .Gecenin bir yarısı yada g&uuml;n&uuml;n sabahında a&ccedil;ardık g&ouml;zlerimizi ya bir radyocu sesi ile yada radyoda &ccedil;ıkan bir şarkı ile g&uuml;ne merhaba derdik&nbsp;&nbsp;</p>
<p>Merak edilirdi eskiden Radyocular. Dinleyiciler tarafından bilinmezlikleri , gizlilikleri vardı sanki&nbsp;</p>
<p>Ulaşılmazlar gibiydi .</p>
<p>Şimdi &ccedil;&ouml;z&uuml;ld&uuml; sanki seslerin gizemi .insanlar RADYOCULARA bir etiket giydirdi gibi.</p>
<p>Aaaaaaa&nbsp; .........&ouml;ylemiymiş.... oldu duyguları ile g&ouml;renlerin hepsi .</p>
<p>Sadece sesleri ile tanınan Radyocuların teknoloji ile gizemli d&uuml;nyası bozuldu .</p>
<p>&Ouml;nceleri ulaşmak i&ccedil;in radyocu ya mesaj iletmek i&ccedil;in mesajını&nbsp; &nbsp;........ yaz&nbsp; ..... mesajını g&ouml;nder diye bir sistemi vardı&nbsp;</p>
<p>Daha &ouml;ncesi milyonlarca mektuplar olurdu onlara ulaşmak i&ccedil;in istek par&ccedil;ası yada bir mesaj dinleyicilerden radyoya radyocu ya.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ok uzak değil 20 sene &ouml;ncesi kadar başlıca bilinen radyolarda şiirler bile yazılırdı bizim evde .</p>
<p>Bir bardak su&nbsp; radyocu ya vermek &ccedil;ok &ouml;nemli olmuştu;</p>
<p>&nbsp;Bir zamnlar semtimizde bulunan radyocu lise d&ouml;neminde etkinlik d&uuml;zenleyip eğlence d&uuml;zenlemişti, bir g&uuml;n &ouml;ğrencilerden birine seslenerek "bir bardak su verirmiş "istemişti.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;ğrenci ayakları yerden kesilerek okul mutfağına koştu kaptı bir bardak suyu geldi. Uzattı elinden aldı bir bardak suyu i&ccedil;ti....</p>
<p>&Ouml;ğrenci mutluluktan havalarda u&ccedil;uyordu sanki&nbsp;</p>
<p>O bir bardak su hikayesi hi&ccedil; unutulmayacak kadar kıymetli olmuştu.&nbsp;</p>
<p>Radyocu ya bir bardak su vermiş ondan istemiş&nbsp;</p>
<p>Ve onun elinden i&ccedil;misti.Radyocuyu yakından g&ouml;rmek konuşmak duygulanmak onun i&ccedil;in tarif edilemez bir duyguydu.&nbsp;</p>
<p>Yıllar ge&ccedil;ti radyocu dinleyici kitlesini yitirdi ..</p>
<p>Unutuldu gitti...</p>
<p>Yeni nesiller bilmez radyonun ve radyocunun kıymetini.</p>
<p>Bilmezler radyo başında sevdiğin şarkı birazdan şimdi &ccedil;ıkacak diye diye sabır ile beklemeyi ,</p>
<p>Radyoyu a&ccedil;tığında işte benim şarkım &ccedil;ıktı diye bağırmayı sevin&ccedil;le coşkulanmayı mahrum kalacaklar o duygudan ...</p>
<p>Yeni nesillerin elinde YouTube kanalları&nbsp;</p>
<p>Yaşatmak lazım radyo k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; hissettirmek gerek o coşkuyu.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;zellikle Demir baş Radyocular unutulmamalı herkezin hayatında mutlaka bir dokunduğu hisleri vardır. Bir duygu y&uuml;klemesi...&nbsp;</p>
<p>Radyo dinleyenler kitlesi bilirler Radyocuların &ouml;nemini, şimdi sizleri duyar gibiyim "sen dinliyormusun ? " peki dediginizi.&nbsp;</p>
<p>Ben mi ben halen radyo dinleyenlerdenim.</p>
<p>Eskiden olduğu gibi favori bir ka&ccedil; radyo frekansım vardır.&nbsp;</p>
<p>Ve bir bir ka&ccedil;&nbsp; radyocu vardır favorim.</p>
<p>Yenilikleri seven ben;</p>
<p>Eskilerde değer verir , ve kıymet bilirim .</p>
<p>Radyo k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; ayakta tutmak gerek k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z gitmişse herseyimiz gitmiştir.&nbsp;</p>
<p>Radyo k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; devam ettirmek gerek ...&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlüğüm ve ben : Hayata şarkılar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-hayata-sarkilar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-hayata-sarkilar</guid>
<description><![CDATA[ &#039;&#039;Ruhun şarkı söylerse, hayat seni mutlaka dansa kaldırır&#039;&#039;  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6277ee7c60b8b.jpg" length="60486" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 18 May 2022 00:07:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords>deneme, sorgulama, sevgi, sevmek, sevilmek, monolog, günlük, hayat, yaşam, şarkı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span data-offset-key="at2nl-0-0">'' Ruhun şarkı s&ouml;ylerse, hayat seni mutlaka dansa kaldırır '</span><span id="higlighted-word-0abf9f0c-96ad-4207-8579-4eb1ad179060" class="highlighted-error-span"><span data-offset-key="at2nl-1-0">'</span></span><span data-offset-key="at2nl-2-0"> </span></p>
<p><span data-offset-key="at2nl-2-0">Bu s&ouml;z&uuml; okuduğumdan beri aklımdan &ccedil;ıkmıyor. Acaba ruhum nasıl bir şarkı s&ouml;ylerdi d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyorum. İlk notasıyla bile insanın i&ccedil;ini kıpır kıpır edenlerden mi yoksa y&uuml;reğindeki ağrıyı iliklerini kadar hissettirenlerden mi? Belki de tek bir şarkıya ikisini de sığdırabilirim. Hayat da b&ouml;yle değil mi zaten? Karışık bir kaset dinliyormuşum gibi ilerlemiyor mu? &Ouml;yle bir hal ki iyiyim demeye korkuyorum, k&ouml;t&uuml;y&uuml;m diyemem zaten. Bu haksızlık olur ve ben &ouml;ğrendim ki ilk &ouml;nce kendime adil olmalıyım. Her sızı bir ders, her acı bir anahtar olmalı yoksa nasıl tutunabilirim d&uuml;nyaya...</span></p>
<p><span data-offset-key="at2nl-2-0"> İnsanlarla olmuyor, aynı kelimeler farklı anlamlara geliyor, zaten anlaşılamıyorken bir de &uuml;st&uuml;ne su&ccedil;lanmak ağır geliyor. Kimseyi değiştiremem daha kendimi bile değiştirebilecek kadar tanımıyorken. Konu nereden nereye geldi değil mi? Aklım o kadar dolu ki, bir yanda &ccedil;i&ccedil;ekler a&ccedil;ıyor, diğer yanda kasırga durmaksızın devam ediyor.Belki de ilk defa bu kadar farkındayım neler olduğunu. İlk defa durup bakıyorum hayatıma. Ama bir lanet gibi yapıştı &uuml;st&uuml;me acelecilik. İki dakika dahi kendimi dinlemeye katlanamaz haldeyim. Ne zamandır b&ouml;yleyim bilmiyorum. &Ouml;nemli olan da ne kadar zamandır olduğu değil zaten, bundan sonra ne yapacağım. En azından bir şeylerin ters gittiğini anlıyorum artık. Ve yemin ederim su&ccedil;lu aramıyorum. Evet, h&acirc;l&acirc; sinirliyim ama bunu &ouml;n planda tutmayacağım. Eline intihar notu versem '' yalnız bu b&ouml;yle yazılmaz '' diyecek insanların olduğunu g&ouml;rd&uuml;m. Herkesi aynı anda hatta &ccedil;oğu zaman farklı anlarda dahi memnun etmek imkansız. Onlar da beni memnun edemezler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; biliyorum ki, sadece kontrol sahibi olurlarsa memnun olur insanlar. Ne ben onlara izin veririm ne de onlardan bunu istiyorum. İyi hoş yazıyorum ama bakma sen bana.Daha bu akşam kendi kendimi yedim bitirdim bu konuda. Niye yol g&ouml;stermemi isteyip farklı y&ouml;ne gidiyorlar diye s&ouml;ylendim durdum. Bazen ge&ccedil;miş olsun deyip motivasyon konuşmaları yapmaya &ccedil;alışıyorlar ama &uuml;&ccedil; sayfa kitap okumanın zorluğundan yakınıyorlar. Bak yine aynı şeyi yapıyorum... Bana ne ki onların memnuniyetsizliklerinden!</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖZLEMEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ozlemek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ozlemek</guid>
<description><![CDATA[ Giden bir şekilde yolundadır, hayatında onu mutlu eden vardır ve eğer zaten sizden gittiyse sizin özleminizi bile hak etmiyordur. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6283d413834a4.jpg" length="56454" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 May 2022 19:58:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Özlemek, sarılmak, hüzün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>&Ouml;zlemek&hellip; Ve ardından gelen derin sessizlik. İnsan en &ccedil;ok kaybettiğini mi &ouml;zler yoksa gideni mi?</em></p>
<p><em>&nbsp;Giden bir şekilde yolundadır, hayatında onu mutlu eden vardır ve eğer zaten sizden gittiyse sizin &ouml;zleminizi bile hak etmiyordur.&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;Ama kaybettiğini &ouml;zlemek&hellip; İşte iş orada bitiyor. Evet yanınızda, ruhen de olsa yanınızda ama yine de &ccedil;ok &ouml;zl&uuml;yor insan.</em></p>
<p><em>Yani; sesini duymak istiyor, sarılmak istiyor, hasret kalıyor insan. Sanırım beni i&ccedil;inizde &ccedil;ok iyi anlayanlarınız vardır. Konu kaybettiğini &ouml;zlemekse &ccedil;ok fazla s&ouml;z edilmiyor, dil lal oluyor.&nbsp;</em></p>
<p><em>Yanınızda olanlara sarılın, sımsıkı ve diyin ki onlara &lsquo;sizi seviyorum, ne olursa olsun yanında olmak i&ccedil;in elimden geleni yapacağım.&rsquo; Olmayışları daha fazla yıpratıyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; oluşlarından.</em></p>
<p><em>K&ouml;t&uuml; niyetle gelseler bile sevmekten vazge&ccedil;meyin l&uuml;tfen sarılın. Yanınızdayken sarılın.</em><br /><em>Ve umarım yaptığınız her şey size iyi gelir. Kalbinize, aklınıza ve ruhunuza&hellip;</em></p>
<p><em></em></p>
<p><em></em></p>
<p><em>Bug&uuml;ne ve size bir şarkım var.</em></p>
<p><em>"bu adam benim babam"&nbsp;</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlüğüm ve ben : Ay aydınlığında bir hesaplaşma</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-ay-aydinliginda-bir-hesaplasma</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-ay-aydinliginda-bir-hesaplasma</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6273a4a09358c.jpg" length="60564" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 May 2022 12:03:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords>deneme, sorgulama, sevgi, sevmek, sevilmek, monolog, günlük, hesaplaşma, gece, ay, aydınlık, gerçekler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0in; font-family: Calibri; font-size: 11.0pt;">Her şey nasıl da &ccedil;abuk ge&ccedil;iveriyor, canım dediğim insanların kestiğim tırnak kadar dahi yeri olmadığını g&ouml;r&uuml;yorum hayatımda. Demek ki neymiş, insan severmiş kandırılmayı kendi tarafından bile. Demek ki sevmek o kadar da kolay yapılabilecek bir şey değilmiş. Her olayın bir arka planı, bir tetikleyicisi varmış. Bazen ne yaparsam yapayım olacağı yoksa olmuyormuş. Herkes, herkes olmadan yaşayabilirmiş ama kendini bulmadan attığım adım bile boşunaymış. Konuşsa da duyulmayabilirmiş insan, kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamazmış. Kime sorsan kurban da kahraman da oymuş. Kime sorsan senin i&ccedil;in &ouml;l&uuml;r ama sana bir nefes bile vermezmiş. Kimse aslında yokmuş, ben varmışım sadece. Ben bile dinlememişim kendimi, duymamışım hi&ccedil;. Aynaya bile g&ouml;rmek i&ccedil;in bakmamışım. Kendim hari&ccedil; herkesi, her şeyi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m de kendime hep k&ouml;rm&uuml;ş&uuml;m.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SORUN DEĞİL(!)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sorun-degil</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sorun-degil</guid>
<description><![CDATA[ Sorun.... ]]></description>
<enclosure url="" length="60564" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 May 2022 01:53:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gezginpisi</dc:creator>
<media:keywords>Sorun, Değil, Herkes</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x_628183fa67e3a.jpg" alt="" /></p>
<p><strong><em>Herkese sorun değil demek,&nbsp;</em></strong></p>
<p><strong><em>Bu kelime ne kadar acıtıyor biliyor musun?</em></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KARA DELİK DUYGUSU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kara-delik-duygusu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kara-delik-duygusu</guid>
<description><![CDATA[ Güven,Güvensizlik ve Güven Yıkanlar ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_6299db79b929e.jpg" length="27217" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 May 2022 21:59:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Zehra GÖKNAR</dc:creator>
<media:keywords>Duygu, Güven, Yıkmak;, güvenmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Birine g&uuml;venmek mi zor olan yoksa g&uuml;vendiğinden vazge&ccedil;mek mi?İkiside birbirinden zor kavramlarken istemeden yakalanırız g&uuml;ven duygusuna.Kendine &ccedil;eken kara delik misali g&uuml;ven aslında t&uuml;m hayatımızın iplerini elinde tutar.Bir urgan gibi boynumuza sarılan bu duygu istediğinde yaşamımızı alır g&ouml;t&uuml;r&uuml;r avu&ccedil;larımızdan.Peki bu kadar kişinin g&uuml;ven sorunu varken yine de g&uuml;ven kırmak fazla ironik değil mi?Ellerimize aldığımız baltaları hi&ccedil; acımadan insanların duygularına saplıyoruz.Başkasının baltası bize değse kıyameti koparıyoruz.İnsanda nadide bir eser gibi duran bu duyguya sizce de fazla kolay kıymıyor muyuz?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İpteki Cambaz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ipteki-cambaz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ipteki-cambaz</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Neden bu ipin üzerindeyim?&quot;
Şarkı: https://open.spotify.com/track/39O2ZVUHRX2HukoEsbUyPx?si=8fd27e85d0164d37 ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62822270208d4.jpg" length="40319" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 May 2022 13:03:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>ip cambazı, hayat, imkansızlıklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İpteki Cambaz</strong></p>
<p><em>İlham Veren Şarkı: My Hidden Treasure- Andreas Dalvik </em></p>
<p>Bazen hayat t&uuml;m imkansızlıklarıyla karşında durduğunda, ne yapacağını bilemez halde &ouml;ylece tıkanıp kalıyorsun. Kendine verdiğin s&ouml;zler, tekrarlanmamak &uuml;zere kayda ge&ccedil;en hatalar, m&uuml;h&uuml;rlenmiş eski defterler&hellip; Hepsi o an i&ccedil;in buhar oluyor.</p>
<p>Hi&ccedil;bir şey yapmak istemediğin bir evreye giriyorsun. &Ouml;ylece durup beklemek istiyorsun. Sanki sen &ouml;ylece durursan onca dert ve insan seni g&ouml;rmeyip teğet ge&ccedil;ecek gibi hissediyorsun ama olmuyor işte. Hayat saat gibi işlemeye devam ediyor ve sen ilerlemek zorunda kalıyorsun bir noktada. &ldquo;Neden bu kadar zor olmak zorundasın ki?&rdquo; diye soruyorsun. Ağlayamıyorsun bile bazen. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir başlarsan bir daha duramayacaksın gibi geliyor.</p>
<p>Sana acı bir şey s&ouml;yleyeyim mi? Ne olursa olsun, ne t&uuml;r acılar &ccedil;ekersen &ccedil;ek nefes almaya, yaşama adapte olmaya devam edeceksin. Ve bundan mutsuz olmayacaksın. Yıkıcı olan da tam olarak bu aslında. Hi&ccedil;bir şeyin &ccedil;ok da &ouml;nemli olmadığı bir evrende, belirli d&ouml;nemlerde belirli şeyleri &ouml;nemseyip sonrasında ardında bırakarak yaşamaya devam ediyorsun. Edeceksin de. Hayat denen ipte bir cambaz gibi maharetli bir şekilde ilerleyeceksin. Durmayacaksın &ccedil;&uuml;nk&uuml; duracak olursan eğer d&uuml;şeceksin. İpin sonuna gelip karşıya ge&ccedil;ene kadar bu d&ouml;ng&uuml; i&ccedil;erisinde yaşayıp bir an bile sorgulamayacaksın. Neden bu ipin &uuml;zerindeyim?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Masalda Ki Kız</title>
<link>https://edebiyatblog.com/masalda-ki-kiz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/masalda-ki-kiz</guid>
<description><![CDATA[ Masalda ki o kız, o kız olmayı bıraktı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6281679300cd0.jpg" length="34118" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 May 2022 23:51:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>&nbsp; Masalda bir kız vardı hani uzun elbiselere takılıp d&uuml;şse de yine de elbise giymekten geri durmayan. Hani sevdiği adama yazarken saatlerce d&uuml;ş&uuml;nen, tek bir k&ouml;t&uuml; s&ouml;z de g&ouml;zleri dolan, y&uuml;r&uuml;rken etraftaki bakışlardan rahatsız olan, hani hep &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;tiği bakkalın &ouml;n&uuml;nde duran kediyi &ccedil;ağırmaktan usanmayan. Her &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n de g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakarak bulutların şekillerinde kendini arayan. Hatırlıyor musun? Masalda ki o kızı. Pamuk şeker sevmeyen ancak &ccedil;ocuklara aldığı ilk şey hep pamuk şeker olmuştur. Hatırlıyorsun değil mi? Masalda ki o kız bug&uuml;n o kediyi &ccedil;ağırmayı bıraktı, pamuk şeker almıyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; artık &ccedil;ocuklar yok onun etrafında, g&ouml;zleri dolmuyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; yaşlar artık y&uuml;reğine iniyor, elbise giymeyi bırakmadı ancak eteğin ucuna basmamayı &ouml;ğrendi, sevdiği adamı d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yor &ccedil;&uuml;nk&uuml; ona yazmayı bıraktı... masada ki o kız artık, o kız olmayı bıraktı...????</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dön... me</title>
<link>https://edebiyatblog.com/don-me</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/don-me</guid>
<description><![CDATA[ Dön...me ]]></description>
<enclosure url="" length="34118" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 May 2022 19:15:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Dön...me</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Uuml;ş&uuml;yorum d&ouml;n bana demiştim, oysa ki gitmeye yeminliydin.&nbsp; D&uuml;şmanlarım bile ateşkes imzalamışken sen hala bir savaşın i&ccedil;erisindesin. Birimizden birinin &ouml;lmesi mi gerek? &Ouml;yleyse sıramı veremem sana, &ccedil;ok bekledim ve &ccedil;ok gelmedin. Sanırım seni maziye g&ouml;mmenin zamanı geldi, sen &ouml;l&uuml;m istersin. Azrail ise yaşa der, ş&ouml;yle bir s&ouml;z okumuştum;&nbsp;<em>her şey vaktini bekler, ne g&uuml;l vaktinden &ouml;nce a&ccedil;ar ne g&uuml;neş vaktinden &ouml;nce doğar. Bekle senin olan sana gelene kadar.&nbsp;</em>Sen benim değilsin, ben senin değilmişim bu olan biten.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Roman değil kitapsız bir gerçek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/roman-degil-kitapsiz-bir-gercek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/roman-degil-kitapsiz-bir-gercek</guid>
<description><![CDATA[ Neden bir kitap yazmak istediniz?.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62802e1241c2d.jpg" length="68676" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 May 2022 01:33:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>kişiselblog, röportaj, kitap</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>◇Neden bir kitap yazmak istediniz?</p>
<p>Adını koymadan romanlarım son bulmasın,yaşandıktan sonra adı konulan değilde yeni doğmuş bir bebek gibi adı konulduktan sonra yaşayan olmak i&ccedil;in. Hayat hikayemin bittiği değilde yeniden başladığı bir mertebe olması dileğiyle istedim. Hem ne demiş felsefi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ; sanat sanat i&ccedil;indir..&nbsp;</p>
<p></p>
<p>◇Hayat yolculuğunu nasıl tamamlarsınız ve bu yolculuğun sonunda hedefleriniz nelerdir?&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&Ouml;ns&ouml;z ile sons&ouml;z arası olup biten herşey yani bir kitap kadar b&uuml;t&uuml;n yaşam h&uuml;km&uuml;m.Masal olsa mutlu sonla biteceğini kesin olarak s&ouml;yleyebilirdim.Belirsizlik her zaman olayların s&uuml;rekliliğini getirir.İnişli &ccedil;ıkışlı bir atan kalp grafiği gibi evren beni nasıl kurguladı yaşayıp g&ouml;r&uuml;p yazıcağım. Taki o inişli &ccedil;ıkışlı &ccedil;izgi d&uuml;z &ccedil;izgi olana kadar..&nbsp;</p>
<p></p>
<p>◇Yazmaya ne i&ccedil;in başladınız hangi&nbsp;</p>
<p>duygular i&ccedil;erisinde yazıyorsunuz?&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Ben var bir benden gayrı elim kalme değilde divite gidiyor, klavye değilde m&uuml;rekkep haz veriyor.Kan gibi akışkan olduğundandır belki bu kadar &ccedil;ekiciliği.Hangi duygularla yazdığımı bilsem bu konumda olamazdım diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.Bilmeden kendimi sayfa sonu bir c&uuml;mlenin noktasında buluyorum.Pardon pardon o satırlarda ben bulamadığım kendimi arıyorum.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>◇Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız, hangi t&uuml;r kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Kitapların sarjı birmiyor mesela, ansızın yok olup gitmiyorlar, bulduk&ccedil;a kaybettiğim y&uuml;r&uuml;d&uuml;k&ccedil;e uzayan yolum bu ser&uuml;ven. Başlı başına bir kitap olan ben, t&uuml;r t&uuml;r&uuml; sevmezmi yahu.Oğuz Atay , Z&uuml;lf&uuml;&nbsp; Livaneli , Nazan Bekiroğlu &uuml;&ccedil;&uuml;bir aradam.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>◇Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkisi nasıldır?&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Değerli okuyanlar az ve &ouml;z anlatmak gerekirse ben roman yazmıyorum roman yaşıyorum.Hayal gibi bir ger&ccedil;ek yaşanılanlar.Kurgulasan bile bu kadar olamazdı dedirten t&uuml;rden bir hikayem var. Bir rumuze ile a&ccedil;ıklanırsa kendi hikayemin Manolyasıyım ben.Hikayesinin kahramanını bulan değilde , hikayesinin kahramnı olanım.Nasılmı? Şu satırlarla anlatıyım sizlere ; senki s&uuml;mb&uuml;ls&uuml;n leylaklaştın ama haklı olarak Manolya olmayı her zaman yatsıdın Elifsin&nbsp;</p>
<p>sen anısın ve geliceksin, ger&ccedil;eksin ve d&uuml;ş, şiirin takma adı devrimin ağa&ccedil; altısın...</p>
<p>Kısacası b&ouml;yle başlıyor hikayem romanımı tamamlayıp sizlere sunucağım en kısa s&uuml;rede.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>◇Bir kelime veya birer c&uuml;mlelik tanımlar eşliğinde; en sevdiğiniz eşyanız, sizi en mutlu etcek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Benim i&ccedil;in hi&ccedil;bir zaman en olmadı.Tek hayatım var ve tek se&ccedil;imim.Bu y&uuml;zden en sevdiğim hayat yok yani gizemli d&uuml;nyamda tesad&uuml;flerle yaşamımı s&uuml;rd&uuml;rğ&uuml;m b&uuml;y&uuml;k şaşkınlıklar ama ufak mutluluklarda kendini arayan bir benliğim.Yine rumuze olarak Maria Magdelena (ger&ccedil;ek dost demek) Megaloman (&uuml;st d&uuml;zey kişilik demek) kendileri en b&uuml;y&uuml;k ilham kaynağım oldu M serim &ccedil;ıktığı zaman kendileriyle tanışmıs olucaksınız.Her yazının kurgudan değilde bir kilim misali harf harf hece hece g&ouml;zyaşı g&ouml;zyaşı dokumaktır anlamı. Bir yazar i&ccedil;in roman dokumak g&uuml;zel bir tabir olsa gerek.Keşkeler b&uuml;y&uuml;k pişmanlıklar getirir .Getirenin g&ouml;t&uuml;rmemesi i&ccedil;in keşkelere yer vermemek en doğrusu olacak.Tavsiye ederim sizlerede...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şiir Gibi Bir Ülke</title>
<link>https://edebiyatblog.com/siir-gibi-bir-ulke</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/siir-gibi-bir-ulke</guid>
<description><![CDATA[ 15 Mayıs 1919&#039;da Milli iktisadımızın Canevi olan İzmir&#039;in Yunanlıların işgal ettiğini 16 Mayıs 1919&#039;da haber aldık.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62802b8d095ea.jpg" length="62032" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 15 May 2022 01:22:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>şiir, ülke, izmir, mayıs, işgal, kurtuluş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>15 Mayıs 1919'da Milli iktisadımızın Canevi olan İzmir'in Yunanlıların işgal ettiğini 16 Mayıs 1919'da haber aldık. Anadolu Sevr'e g&ouml;re değil, Mondros'a g&ouml;re işgale uğramış. Mondros'tan (30 Ekim 1918) sonra d&uuml;şman işgaline başlamış. 15 Mayıs Yunan İzmir'i işgal etmiş Mustafa Kemal 16 Mayıs'ta yola &ccedil;ıkmış. 19 Mayıs 1919 Samsun'a ulaşmış. Yardımeli bir gemi, gemiden yeniden doğan bir g&uuml;neş, inmiş. Tabii hayat biraz da yormuş. Ama işte g&ouml;r&uuml;yoruz ki sonu g&uuml;zel olmuş. Mustafa Kemal her zamanki kararlı tavrını takınarak atılmış cepheye. Manzara pek parlak olmasa da vatanı i&ccedil;in uykusuz geceler yorucu cepheler ge&ccedil;irmiş. Her şeye rağmen pes etmeden, yılmadan başarmış. Zaten bu t&uuml;r kavramlar atamızın doğasına bile ters d&uuml;şer. Emek verilen her şey &ccedil;ok g&uuml;zel olur. Tıpkı &uuml;lkemiz gibi fark yaratarak şiir gibi bir &uuml;lkede yaşıyoruz. Ama maalesef bu yaşantının hakkını veremiyoruz. Atamız onca emeğe karşı bug&uuml;n i&ccedil;in şu s&ouml;zleri s&ouml;yler ; doğum tarihini Atat&uuml;rk bile bilmezmiş. Cumhuriyet devrinde doğum yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml; kutlamak i&ccedil;in kendisine m&uuml;racaat edenlere&nbsp; "itiraf ederim ki ben de bilmiyorum, eğer l&uuml;tfedip bir g&uuml;n yapmak istiyorsanız en m&uuml;nasibi 19 mayıs'tır." dediğini hatırlatırım. 19 Mayıs T&uuml;rk'&uuml;n ve Atat&uuml;rk'&uuml;n tarihte en mesut olayının cereyan ettiği g&uuml;nd&uuml;r ve bu &ouml;zel g&uuml;n&uuml; fikri olarak gen&ccedil;lere armağan etmiştir. Bedenen ve yaş&ccedil;a bir gen&ccedil;lik arka planıdır. &Uuml;lkeyi ayakta tutacak olan g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şartlarına beden g&uuml;c&uuml;nden ziyade zihinsel g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. &Ouml;zg&uuml;r ve h&uuml;r d&uuml;ş&uuml;nce yapımızda bu s&uuml;re&ccedil;te en iyi şekilde rol almalıyız. Şiir gibi d&uuml;ş&uuml;ne d&uuml;ş&uuml;ne , hece hece , mısra mısra yazılıp &ccedil;izilen bu &uuml;lkeyi bir m&uuml;svedde gibi buruşturup &ccedil;&ouml;pe atmak şanımıza yakışmaz. Bu g&uuml;n&uuml; kutlamak ve artık kendinizi toplamak yakışır şu saatten sonra bize...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Merak etme duygusu bazen  çok yorucu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/merak-etme-duygusu-bazen-cok-yorucu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/merak-etme-duygusu-bazen-cok-yorucu</guid>
<description><![CDATA[ Merak etmek üzerine yaratılmışız  merak ederek yaşantımızı sürdürüyoruz  peki ya merak duygusunun en korkutucu halleri vardır ya hani işte  o çok zahmetli merak etmek ile ilgili okadar çok şey yazabilirim ki duygular üzerine hepsi  ]]></description>
<enclosure url="" length="62032" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 May 2022 20:55:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Merak  duygu  düşünce  korku endişe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; MERAK ETMEK&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Merak etmek &uuml;zere &ccedil;ok fazla duygu vardır insanda merak etmek &uuml;zere gelmişiz yer y&uuml;z&uuml;ne fıtratımızın her bir k&ouml;şesinde merak vardır insanda insanın doğası gereği merak &uuml;zerine gelmiştir d&uuml;nyaya. Bir bebek &ouml;rneğin merak ederek başlar yaşamına etrafındaki t&uuml;m nesne ve varlıkları merak duygusuyla bulur onları ne yada kim olduklarını.&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Yenilikleri merak etmek bazen endişeli bazen g&uuml;zeldir insan i&ccedil;in.keşfe &ccedil;ıkarsın b&ouml;ylece yeni bir yer g&ouml;rmeyi yeni bir tat tatmayı sever insan&nbsp; mesela ;</strong></p>
<p><strong>Yenilikler &ccedil;oğunlukla g&uuml;zellik getirir.</strong></p>
<p><strong>Merak etmekle s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len bir &ccedil;ok herşeyi yaşamında devam ettir.</strong></p>
<p><strong>Merak edilmek te g&uuml;zeldir insan i&ccedil;in değerli olduğunu hissedersin.Daha bir &ouml;zen g&ouml;sterirsin merak edene ve kendine.</strong></p>
<p><strong>Peki ya insanı merak etmek nasıl bir duygudur sizce ?</strong></p>
<p><strong>Hele birde haber alamıyo iseniz ulaşmak istediğinize saatler g&uuml;n gibi g&uuml;nler ay gibi aylar yıl gibi gelir. İşte o vakit telefondadır eliniz s&uuml;rekli her duyduğunuzaman ses aradığınız kişiye ulaşılamıyor dur .</strong></p>
<p><strong>Ne yapacağınızı,nerden bulacağınızı kime nereye soracağınızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p durursunuz durmadan&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Aklınız,beyniniz t&uuml;m benliğini nerede sorusunu aramaktadir. T&uuml;m h&uuml;crelerinizamanların.&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp; Başka bir iş ile meşgul olamazsınız </strong></p>
<p><strong>O vakit g</strong><strong>ece yarısı olmuştur belki ,&ccedil;ıkıp aramak istersiniz sağı solu sorup soruşturmak kim g&ouml;rd&uuml;yse duyguyla diye&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp; Meraktan &ouml;lm&uuml;şs&uuml;n&uuml;zd&uuml;r.</strong></p>
<p><strong>Nerde ne oldurumda başına birşey geldi soruları t&uuml;retirsiniz kafanızda ...</strong></p>
<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Merak etmenin birde b&ouml;yle korkutucu , &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml;,ağlatan,sızlatan insanı &ccedil;aresiz bırakan bir duygusu vardır.&nbsp;</strong></p>
<p><strong>Kimse sevmez merak etmenin bu duygusunu yorar insanı .</strong></p>
<p><strong>Eğer ki ulaşmışsanız belli bir zaman sonra sevinirsiniz bir s&uuml;re sonra yerini &ouml;fke duygusu kaplar bi anda, neredeydin sorusunu birde ondan duymak istersiniz. Eğer sıkıntılı bir durum yoksa ortada rahatlarsınız. Gevşersiniz merakın&nbsp; t&uuml;m benliğinizi sardığı duygu d&uuml;ş&uuml;nceler salıyordur yavaş yavaş sizi ,yerini sevgi tamamen almıştır artık &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r dersiniz. Sevgi belirtileri g&ouml;sterirsiniz o zamanın akışı başlamıştır şimdi&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp; Kimse bilemez&nbsp; bir dakika sonrasını bu hayatta&nbsp;</strong></p>
<p>&nbsp;&nbsp;<strong>O sebeple sizi merak edenlerin kıymetini bilin merak edilmek g&uuml;zel bir duygu&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp; Merak edilenin tarafından,merak edene yorucu&nbsp;</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Edebiyat bilgi yarışması</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyat-bilgi-yarismasi-2497</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyat-bilgi-yarismasi-2497</guid>
<description><![CDATA[ bilgi yarışması.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627fe9ef1e1ff.jpg" length="18925" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 May 2022 20:44:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, bilgi yarışması, polisiye roman, Fantastik roman</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sadece bir çocuk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sadece-bir-cocuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sadece-bir-cocuk</guid>
<description><![CDATA[ Bakmayın güçlü durduğuna, gözlerinde yanan o cesur kıvılcımlara, karanlıktan korkmuyorum diyen haykırışlarına... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627fa48ba294c.jpg" length="49711" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 May 2022 16:59:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords>deneme, çocuk, çiçek, yara, dünya, yük</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bakmayın g&uuml;&ccedil;l&uuml; durduğuna, g&ouml;zlerinde yanan o cesur kıvılcımlara, karanlıktan korkmuyorum diyen haykırışlarına... O daha bir &ccedil;ocuk, ufacık bir &ccedil;ocuk ! &Ouml;yle gibi davranmasa da, buna mecbur kalsa da o bir &ccedil;ocuk...</p>
<p>Kendi elini tutmak zorunda bırakmayın, d&uuml;nyayı sırtına almasına izin vermeyin...O ufacık bir &ccedil;ocuk daha ! Adaletsiz bir d&uuml;nyadayız demeyin, &ccedil;ocuk olma hakkını almayın elinden.&nbsp;</p>
<p>Y&uuml;klemeyin ona bir d&uuml;nya y&uuml;k&uuml;, nasıl taşıyabilir ki o k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bedeni ? O tertemiz kokulu &ccedil;ocukları &ccedil;amurlara g&ouml;mmeyin bırakın o &ccedil;amur sadece yağmurlu g&uuml;n&uuml;n hediyesi olarak kalsın aklında. &Ccedil;amurda zıplasın, oyun hamuru gibi şekillendirsin tıpkı kendine yaptığı gibi... O &ccedil;amur sadece onun ellerine bulaşsın, siz uzak tutun pis ellerinizi ondan, dokunmayın ona !&nbsp;</p>
<p>Nolursunuz, rahat bırakın onu kırlarda... Korkmadan koşsun, arkasına bakmadan. Arılarla birlikte koklasın &ccedil;i&ccedil;ekleri, kelebeklere yol g&ouml;stersin. Arkasından gelen olmasın, rahat bırakın onu !&nbsp;</p>
<p>Dizi mi kanadı, sadece oyun oynarken d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde kanasın. Nolur yakmayın canını... Dokunmayın, k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k o daha !&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SEVGİNİN GÖLGESİNDE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevginin-golgesinde</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevginin-golgesinde</guid>
<description><![CDATA[ Adam gitti, kadın bitti...
Adam güldü, kadın küllerinden doğdu.
Adam başkasıyla mutlu oldu, kadın mutluluğu ile mutlu oldu... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627ea08f2160b.jpg" length="26498" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 21:17:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Sevmek, gitmek, mutluluk, huzur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p><em>Nefes aldığın yerle boğulduğun yerin aynı olduğunu fark ettiğin anda başlıyor bu &ccedil;ıkmaz sokak...</em><br /><em>Neden nefes alamaz insan ya da neden nefes alamıyormuş gibi hisseder? Siz hi&ccedil; bir fotoğrafta huzur buldunuz mu, bir g&ouml;mlekte ya da tiş&ouml;rtte huzur buldunuz mu? Bir insanın g&ouml;zlerinde... En derin anlamlı şeydi benim i&ccedil;in g&ouml;zleri, kendimi bile bulabiliyordum orda. Nefes alıyor, i&ccedil;ime huzur doluyor, mutlu oluyordum. -dum diyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; artık &ouml;yle biri yok...</em><br /><em>Bazı şeyleri farkına &ccedil;ok ge&ccedil; varır insan. Gitmek, iki anlamlı. İkisi de derin... Gitmek ve gitmek. Siz hangisini se&ccedil;tiniz?</em><br /><em>Ben ikisinide se&ccedil;emedim. Ne ondan gidebildim, ne de.. Neyse.</em><br /><em>Aslında gidemedim değil, gitmek istemedim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ok sevdim. Peki sevmek nedir? Sevmekle aşk arasındaki fark nedir? Bu soru o kadar g&ouml;receli bir şey ki kimine g&ouml;re sevgi yalan, kimine g&ouml;re aşk. Peki ya size g&ouml;re hangisi yalan?</em><br /><em>Peki sizce sevmek nedir? Bana sevmeyi anlatın desem kim ya da kimler anlatabilir?</em><br /><em>Bence sevmek nedir biliyor musunuz?</em><br /><em>Bence sevmek 3-5 g&uuml;n onun 3-5 g&uuml;n bunun peşinden koşmak değil bir &nbsp;kişiyi sevmektir, bence sevmek sana y&uuml;z vermeyince gitmek değildir, bence sevmek yolda g&uuml;zel birini g&ouml;r&uuml;p ona gidip hemen &ccedil;ıkma teklifi etmek değildir, bence sevmek her ne olursa olsun yanlışıyla doğrusuyla onu sevmektir, bence sevgi dediğin uzun s&uuml;rer tek kişiyi seversin unutman ve vazge&ccedil;men zaman alır, senden g&uuml;nlerini, haftalarını, aylarını alır. Bence sevmek her ne kadar gelmeyeceğini bilsen de yine de onu defalarca beklemektir. Bence sevmek ne demektir biliyor musunuz papatya severler ASLA VAZGE&Ccedil;MEMEKTİR.</em></p>
<p><em>Ben &ouml;yle sevgi g&ouml;rd&uuml;m ki eşi &ouml;lse bile ona kavuşacağı g&uuml;n&uuml; bekleyen insanlar, &ouml;yle sevgi var ki her gece sevdiği başka biri ile mutlu olsa bile 'bana gelsin ya da sevdiği ile mutlu olsun' diye dua edenler.</em><br /><em>B&ouml;yle sevgiler i&ccedil;in yaşayın bu hayatı tabi eğer g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kaldıysa... Bir ihtimal...</em><br /><em>Hani yaşayın diyorum da yaşamaya da bilirsiniz tamamen sizin kararınız. Merak etmeyin ikizler değilim, sadece biraz fazla d&uuml;ş&uuml;nceli ve &ccedil;ok se&ccedil;enekli bir insanım. Her ihtimali d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p ona g&ouml;re yaşıyorum. Ama son zamanlar da genelde o ihtimallerde boğuluyorum...</em><br /><em>Peki ya aklınızda birden nerden geldi bu sevgi sorusu oluştu mu? Yaşadığım ağır bir olay vardı ve beni oradan sevgi kurtardı yani g&ouml;z&uuml;m&uuml; a&ccedil;an biri oldu hayatımda hala onun i&ccedil;in iyi ki diyorum... Ne kadar gitmiş olsa da...</em><br /><em>Dedim ya zaten başında ben gitmedim, gidemedim diye. O kişi işte.</em><br /><em>Adam gitti, kadın bitti...</em><br /><em>Adam g&uuml;ld&uuml;, kadın k&uuml;llerinden doğdu.</em><br /><em>Adam başkasıyla mutlu oldu, kadın mutluluğu ile mutlu oldu...</em><br /><em>En sevdiğinden yer insan darbeyi, hep en sevdiğinden... Sevmeyin kimseyi, kendinizi sevin. Sen bu satırları okuyan kişi. Sen, kendine yetersin başkasına ihtiyacın yok. Birinin elinden tutmasını mı istiyorsun. Gel bana bir elim her daim destek&ccedil;in... &Ccedil;&uuml;nk&uuml; benim elimden tutan biri olmadı boktan bir duygu &ccedil;evrenizdekilere g&uuml;venmemeyi &ouml;ğrenince elinizi kendiniz tutuyorsunuz. Zamanla g&ouml;receksiniz... Belki de g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z...</em><br /><em>"Kendinizi sevin, &ccedil;ok sevin. Kusurlarınızla sevin, hatalarınızla sevin. Siz, siz olduk&ccedil;a varsınız. Ve kendinize 'ben, ben olduk&ccedil;a varım' diyin."</em><br /><em>"sana en &ccedil;ok sen lazımsın."</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BENCİLLİK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bencillik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bencillik</guid>
<description><![CDATA[ Bu hayatta sadece sen yoksun.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62829e384cad8.jpg" length="111442" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 20:43:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Bencil, empati, sevgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;İnsan olarak kendinle barışık olmak, duygularının, davranışlarının farkındalağında yol almak g&uuml;zeldir. Keşif kendinle başlar. Kendini sevmek de g&uuml;zeldir. Ama ondada bir &ouml;l&ccedil;&uuml; olması gerek.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Bencillik, i&ccedil;sel haklılığını kendine bile daha ispat edememiş, benmerkezci, yanlı tutum. Başıda sonuda ikiliğe neden olan, a&ccedil;ıklaması bile bencil olan bencillik. Ortak yaşam alanlarında , birşekilde sorumluluktan ka&ccedil;an, iş bittikten sonra ortalıklarda varlığıyla salınan kişilikler. Sorumluluk alma yetisini bir t&uuml;rl&uuml; başaramamış, davranlarındada haklı yan bulmakta hi&ccedil; zorlanmayan , sorunlular g&uuml;ruhu. O&nbsp; kadar alışmışlardırki bu sergiledikleri tutuma , aleştiriyi asla kabul etmezler. Birde kendilerini kabul ettirdikleri yancıları vardır.&nbsp; Onay eksikliklerinide onlarla giderirler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu yandaş , arizona kertenkeleleri hem onların ayak işlerini yaparak arka &ccedil;ıkarlar, hemde savunma kısmında daha ateşlidirler.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Olay şu. Kaytarararak, prenses, prens gibi s&uuml;rekli g&ouml;revden ka&ccedil;arak, birilerini kullanan bu insanlar, yaşattıklarını bin beteriyle yaşayacaklar. Kullandıklarını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri bizlerde ge&ccedil;ip karşılarında, bakacağız sadece. Biz onlar gibi olmadığımız i&ccedil;in, onların beslendiği k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten beslememeyiz.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bencillikten uzak, dost gibi dostlarla yolun kesişmesi dileğiyle.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bazı Geceler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bazi-geceler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bazi-geceler</guid>
<description><![CDATA[ Bazı geceler vardır; sanki sonu gelmeyecekmiş gibi hissettiğin... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627e5cf2e6e41.jpg" length="47536" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 16:29:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>bazı geceler, düşünceler, hisler, zihin, yorgunluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>İlham Veren Şarkı</em> <em>:Nil İpek-G&ouml;m&uuml;l&uuml;r</em></p>
<p>Bazı geceler vardır; sanki sonu gelmeyecekmiş gibi hissettiğin... Ucu bucağı olmayan dertlerini u&ccedil; uca getirip onlardan bir merdiven yapmak istersin, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne tırmanabileceğin bir merdiven. Zihnin o kadar karmaşık ve yoğundur ki o gecelerde, buharlaşıp havaya karışmak istersin. Sanki sen havaya karışırsan, hayatın t&uuml;m o kasveti de seninle buharlaşacakmış gibi...</p>
<p>Bazı geceler vardır; bedeninde ki yorgunluğu iliklerine kadar hissedersin. Zihnindeki yorgunluk bedenine de yayılmıştır adeta. Kafanın i&ccedil;inde d&ouml;n&uuml;p duran d&uuml;ş&uuml;ncelerden bir d&ouml;nme dolap oluşturursun b&ouml;yle zamanlarda. İ&ccedil;indeki &ccedil;ocuk da bunu fırsat bilir ve doyasıya eğlenir o gece. O gecenin tek kazananıdır i&ccedil;indeki &ccedil;ocuk, sen ise tek kaybedeni...</p>
<p>Bazı geceler vardır;&nbsp; istemsizce ağlamak gelir i&ccedil;inden...<br />Ortada olmuş hi&ccedil;bir şey yoktur ama senin ağlaman i&ccedil;in bir sebebe de ihtiyacın yoktur. O kadar dolmuşsundur ki, ya da o sıra hayat sana &ccedil;ok koymuştur. Belki sebepsiz yere ağladığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rs&uuml;n ama g&ouml;zyaşların teker teker s&uuml;z&uuml;lmeye başlayınca anlarsın, hangi sebeple ağladığını.<br />&nbsp; Bazen bastırılmış duygulardır sebep, bazen dalıp dalıp gittiğin derin d&uuml;ş&uuml;nceler.</p>
<p>Ve yine bazı geceler vardır ki; tarifi yapılamaz. Anlatamazsın, anlamlandıramazsın, kendi i&ccedil;inde bir yere koyamazsın. &Ouml;ylece ge&ccedil;er gider, tekrarı olmaz. İşte o geceleri belki sen değil ama bir ka&ccedil; c&uuml;mle anlatabilir; yatağına uzanmışsın, oda karanlık, kulağında kulaklığın takılı, son ses bir m&uuml;zik, g&ouml;zler kapalı, hayaller a&ccedil;ık...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bocalıyorum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bocaliyorum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bocaliyorum</guid>
<description><![CDATA[ Olur ya insan yorulur bu hayattan yaşanmışlıklardan,dimdik dururken herşeye karşı birden kalbinde bi boşuk hisseder... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627e36391c240.jpg" length="49253" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 13:43:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords>bocalamak, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: center;"><span class="s1">Olur ya insan yorulur bu hayattan yaşanmışlıklardan,dimdik dururken herşeye karşı birden kalbinde bi boşuk hisseder. Bocalar herşeye karşı yenilmiş hisseder insan. Kaybettiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r,Fakan bocalamak iyidir bazen, bocalayarak &ouml;ğrenir insan toparlanmayı</span>.Ne zaman bocalasam durup d&uuml;ş&uuml;nsem uzun,uzun&rdquo; her d&uuml;ş&uuml;ş aslında da y&uuml;kselmektir&rdquo; diyorum toparlanıyorum hayata karşı. Siz de toparlanın her bocalıyorum dediğinizde&hellip; ve asla unutmayın bocalamalar bazen iyidir. Biraz &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rse de.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kapımı Taşlama!</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kapimi-taslama</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kapimi-taslama</guid>
<description><![CDATA[ Kapımı Taşlama ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/06/image_750x500_6297ad3665076.jpg" length="19819" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 May 2022 11:54:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>BYNGC</dc:creator>
<media:keywords>Kapı, çocuk, şiir, aşk, sevgi</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Birgün</title>
<link>https://edebiyatblog.com/birgun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/birgun</guid>
<description><![CDATA[ Darmadağın oldum bir sözle.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627d7051bbda2.jpg" length="40153" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 May 2022 23:38:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords>söz, darmaduman, birgün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: center;"><span class="s1">Darmadağın oldum bir s&ouml;zle. Parampar&ccedil;a olduğunu hissettim kalbimin. Olduğum yerden gitme gereği duydum sağnak yağmur yağarken dışarda. Tek başıma nereye gittiğimi bilmeden y&uuml;r&uuml;d&uuml;m &ouml;ylece&hellip;ne yapsam nereye gitsem diye d&uuml;ş&uuml;nmeden&hellip;zaten olan oldu daha k&ouml;t&uuml; ne olabilir diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. O g&uuml;n &ouml;ld&uuml;m m&uuml; yoksa yeniden mi doğdum bilmiyorum. Bildiğim tek şey yanan y&uuml;reğim ve daralan nefesimdi. &Ccedil;aresizdim acı &ccedil;ekiyodum ve yapıcak hi&ccedil; bir şeyim yoktu. O g&uuml;n yapmam gereken tek şeyi yaptım ben,acı &ccedil;ektim.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ellerini uzat</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ellerini-uzat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ellerini-uzat</guid>
<description><![CDATA[ Ellerini uzat,kurtar beni bu karanlıktan... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627d6ec3c0eec.jpg" length="23788" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 May 2022 23:33:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords>el, sev, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p2" style="text-align: center;"><span class="s2">Ellerini uzat,kurtar beni bu karanlıktan. Bitmek bilmeyen d&uuml;ş&uuml;ncelerden,t&uuml;m g&uuml;n beni tutsak eden karamsarlıktan kederden,dertten. Herşey &uuml;st&uuml;me gelirken, boğulurken kendi nefesimde kurtar beni. Ve g&uuml;n bitmeden,nefesim varken bu bedende, sev beni. Hala varken hevesim,atarken kalbim varken bize yetecek kadar umudum,sev beni . Bekle tme yarım kalan duygularımı tutsak kalbimi,sev beni&hellip;</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kıymet Üzerine</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kiymet-uzerine</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kiymet-uzerine</guid>
<description><![CDATA[ Hiçbir şeyin değeri kalmadığı günlerde yaşamaktayız... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627e257b9ce6f.jpg" length="61641" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 May 2022 21:21:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>kıymet, üzerine, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hi&ccedil;bir şeyin değeri kalmadığı g&uuml;nlerde yaşamaktayız. Sahi değersiz bir yaşama yaşamak diyebilir miyiz?&nbsp; Elimizdekilerin kıymetini anlamak i&ccedil;in daha ne kadar s&uuml;renin ge&ccedil;mesi lazım? Ya da ger&ccedil;ekten bir şey ge&ccedil;mesi mi lazım? &Uuml;zerimizden bir fırtınanın, bir tufanın ge&ccedil;mesi mi lazım? Veyahut bu saatin, bu g&uuml;n&uuml;n bu mevsimin, bu yılın ge&ccedil;mesi mi lazım? Hayır hayır hi&ccedil;bir şey lazım değil. İnsanın kendine kendi lazım.Bir nesneyi bulamayınca değil varken sevelim, mevsim ilkbaharken değil sonbaharken sevelim, biri &ouml;l&uuml;nce değil hayattayken sevelim, giderken değil kalırken sevelim. Yani ge&ccedil; kalmadan sevelim, kıymet bilelim. Zamanım bile israfı yakışmaz bizlere şu d&ouml;nemde israfa ka&ccedil;madan sevelim, zamanı ziyan etmeden&nbsp; sevelim. Velfecir de taşına uğramadan sevelim. Şairin bir s&ouml;z&uuml; var; "birşeyi sevmeye nereden başlanır bilir misin?" diye ve ardından "birşeyi sevmeye yokluğundan başlanır." Yani bir t&uuml;r azken kıymete biner. İnsanın fıtratında var kaybedince değer bilmek. Bu durumda nasıl başaracağız biz bunu diyebilirsiniz. D&uuml;nyevi işler kadar zor değil emin olun i&ccedil;ten yapmak y&uuml;rekten gelerek yapmak ger&ccedil;ekten zor değil. Sebepsizce bir &ccedil;ocuğa şeker verin mesela, sebepsizce yerde yatan bir k&ouml;peği , kediyi sevin, sebepsizce yardımda bulunun insanlara... Şu saatten sonra&nbsp; zamanında nesnenin de hayatında en değere bindiği an iyilikle sarılmamızdır , yaşama d&uuml;nyayı iyilikle kucaklamamız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kıymet israftan ka&ccedil;arak iyiliğe koşmaktır. Bu maratonda yer belirlemek size kalmış artık...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYATA ALDANMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayata-aldanmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayata-aldanmak</guid>
<description><![CDATA[ Ama en çokta en sevdiklerimiz en büyük ihanetleri ederler. Kalp kırıklığımın sebebi buyken, ben nasıl affedeyim? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627d08e5b574d.jpg" length="52648" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 May 2022 16:58:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Sevmek, affedememek, hissetmek, kırgınlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bug&uuml;n mutlu eden insanın yarın bir g&uuml;n en mutsuz edecek insanın olması ger&ccedil;eği hi&ccedil;bir zaman aklımdan &ccedil;ıkmıyor. Belki de b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nerek hayata bakış a&ccedil;ıma yaptığım en b&uuml;y&uuml;k yanlış olabilir ama en g&uuml;zel duygularımızın katili en &ccedil;ok sevdiğimiz insanlar değil midir? Her ne kadar b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nsem de sevmekten asla vazge&ccedil;miyorum tek b&uuml;y&uuml;k konuşabileceğim konu bu olabilir. </em></p>
<p><em>Aptallık gibi geliyor bir yerden sonra ama kalp işte, g&ouml;n&uuml;l. Nerden bilebilirdim ki g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine baktığımda sevin&ccedil;ten &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;m kişinin beni ger&ccedil;ekten &ouml;ld&uuml;receğini. Yaşadığım en g&uuml;zel duygu onun varlığını hissetmekken, bunu elimden almasını unutamıyorum ama h&acirc;l&acirc; daha seviyorum. Zavallılık değilde nedir bu? Herkes bir g&uuml;n ihanet eder. K&uuml;&ccedil;&uuml;k ya da b&uuml;y&uuml;k fark eder mi? Ama en &ccedil;okta en sevdiklerimiz en b&uuml;y&uuml;k ihanetleri ederler. Kalp kırıklığımın sebebi buyken, ben nasıl affedeyim?</em></p>
<p><em></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yazarın ömrü</title>
<link>https://edebiyatblog.com/YAZARIN-%C3%96MR%C3%9C</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/YAZARIN-%C3%96MR%C3%9C</guid>
<description><![CDATA[ Yazarın sermayesi tüm yaşantısı  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62124278978b1.jpg" length="31399" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 May 2022 13:16:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>nrglceee</dc:creator>
<media:keywords>Yazmak, yazı, yazarlık  yaşatmak, duygu, düşünce, yaşantı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;YAZARIN &Ouml;MR&Uuml;&nbsp;</strong></p>
<p><strong>T&uuml;m yaşantısıdır yazarın sermayesi,</strong></p>
<p><strong>G&ouml;rd&uuml;kleri,duydukları,</strong><strong></strong></p>
<p><b>&Ouml;ğrendikleri,okudukları,</b></p>
<p><b>Araştırdıkları ,yazdıkları.&nbsp;</b></p>
<p><b>Alır kalemi eline,</b></p>
<p><b>Canlandrır hepsini hayalinde.</b></p>
<p><b>Kelimeleriyle s&ouml;zc&uuml;kleri ile,</b></p>
<p><b>Anlam katar hissettikleri ile,</b></p>
<p><b>Yaşatmak ister yaşadıklarını.&nbsp;</b></p>
<p><b>Okusunlar,&ouml;ğrensinler der,</b></p>
<p><b>Canı g&ouml;n&uuml;lden.&nbsp;</b></p>
<p><b>Tutkuyla bağlıdır işine&nbsp;</b></p>
<p><b>Tutar hayatı sımsıkı kalemiyle,</b><b></b></p>
<p><b>Hafızasında beyninde.</b></p>
<p><b>Okuduk&ccedil;a gezersin diyar diyar,</b></p>
<p><b>&Ouml;ğrenirsin yaşanmışlıkları.&nbsp;</b></p>
<p><b>Hissedersin duyguları,</b></p>
<p><b>Anlam katar insanların&nbsp; y&uuml;reğinde.&nbsp;</b></p>
<p><b>Dokunur insanların geleceğine&nbsp;</b></p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><b></b></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kusursuz Olmak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kusursuz-olmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kusursuz-olmak</guid>
<description><![CDATA[ Kusurlarımızı örtmeye çalışırken, aslında en çok kendimize haksızlık etmiş oluyoruz... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627c99b8e09cf.jpg" length="52996" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 May 2022 08:23:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Leyla Aghayeva Yavuz</dc:creator>
<media:keywords>Kusur, kusursuz, mükemmel, kendini sev, iyiles</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kusurlarımızı &ouml;rtmeye &ccedil;alışırken, aslında en &ccedil;ok kendimize haksızlık etmiş oluyoruz. S&uuml;rekli bir yerleri kapatmaya, &ouml;rtmeye veya saklamaya &ccedil;alışırken, diğer taraftan en iyi y&ouml;nlerimizi sergiliyoruz k&uuml;stah&ccedil;a. İşte tam da bu noktada yapmak istediğimiz seyle, yapıyor olduğumuz şey arasında u&ccedil;urumlar oluşmaya başlıyor.Herkeslesiyoruz! Herkes Oluyoruz! Herkes Gibi! Yanındaki ile aynı! İstemediğimiz kişi gibi oluyoruz bazen, bazen durakta bekleyen o kadın gibi oluyoruz! Bazen karşıdan karşıya ge&ccedil;en o adam gibi. Sagimiz solumuz Herkes gibi!</em></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>Oysa sevebilsek kendimizi oldugumuz gibi. Yaşımizla, hayatınızla, yaralarimizla, &ccedil;ocuk halimizle! Mutlu oluruz! Sevince insan kendini ,mutlu olur, aynaya baktigi kişi ile barışık olur . Kimse uzemez işte bu noktada bizi.Sevebilirsek kendimizi ger&ccedil;ekten, kimse uzemez bizi, aglatamaz, incitemez...Ayrıca incitirese ola ki, &ccedil;abuk toparlanır insan, kendini seven insan...</em></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>Sa&ccedil;larını, kollarını, bacaklarını, benlerini ve hatta kilolarını sev! Sev ki guzelles! İnsan kendini sevince mutlu olur! İnsan kendini severse kendi d&uuml;nyasını yaratmış olur!!</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sessizlik</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sessizlik-2432</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sessizlik-2432</guid>
<description><![CDATA[ Duygular susar ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627c14d0b36dc.jpg" length="57871" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 May 2022 22:56:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Leyla Aghayeva Yavuz</dc:creator>
<media:keywords>Duygu, sessizlik, yalnızlık, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sessizliğin en derin noktasında kalp atışları duyuldu. &Ccedil;ok heyecanlıydı, kimsesiz ve &uuml;rkek. Yabancı hissediyordu kendini, yabancıydı da...</p>
<p>G&uuml;neş batmak &uuml;zereydi, g&ouml;ky&uuml;z&uuml; bulutlu, o halen titrek ve &uuml;rkek.</p>
<p>Sevecen bakışlar &uuml;zerindeydi ama o korkuyordu. Tanımadığı kişiler sarmıştı etrafını, herkes bir şeyler s&ouml;yleyip,g&uuml;l&uuml;yordu.</p>
<p>Alışması gerekir, zaman gerekirdi ama onu kimse anlamıyordu....</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;***</p>
<p>Hayalini kurduğu kedi şimdi odasının bir kosesindeydi. Mutluydu, bir an &ouml;nce ona dokunmak, onu sevmek istiyordu. Sıkı sıkı sarılarak onunla unutmak istiyordu &uuml;z&uuml;nt&uuml;l&uuml; g&uuml;nlerini.Umut gibi, hayal gibi, keşfetmek gibiydi...Heyecanlıydı. &Ccedil;ok beklemişti bug&uuml;n&uuml;, &ccedil;ok hayalini kurmustu. Yaklaşınca kediye, kedicik daha &ccedil;ok duvara yanaştı.Gozleeini kocaman a&ccedil;tı.Belli &ccedil;ok korkuyordu .Alisacakti elbet alismasina da,..Bir taraf sevmek i&ccedil;in atıyor diğer taraf sevilmeyi bekliyor...</p>
<p>&nbsp; &nbsp;***</p>
<p>Duygular bazen karşılıksız oluyor.Bazen zaman gerekir ,bazen zaman bile ila&ccedil; olmaz yaralara.Her insan ruhu kadardır, her canlı duygu kadar.</p>
<p>İnsan ve hayvanlar, b&uuml;t&uuml;n canlılar aslında tek bir ortak nokta i&ccedil;in gel iş hayata "Sevmek "i&ccedil;in, "Sevilmek"i&ccedil;in.. Birisi ağlarken diğeri g&uuml;le bilir.Birisinin duygularını yanlış anlayabiliriz, birisi bizim s&ouml;zlerimizi...</p>
<p>Canlı olan herkesin duyguları var.Bitkiler, ağa&ccedil;lar, hayvanlar....Duygularımızı de bizi biz yapan. Sanmayın ki &ccedil;i&ccedil;ekler duymaz sesinizi, hayvanlar anlamaz niyetinizi. Her canlı &ccedil;ok akıllı ve evren bir b&uuml;t&uuml;n i&ccedil;erisinde var oluyor...</p>
<p>L&uuml;tfen hayvanların da insanların da bitkilerin de bir canı var!! Evrene, evimize ve varlıklara saygı duyalım!</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Günlüğüm ve ben : Gece sohbetleri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-gece-sohbetleri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunlugum-ve-ben-gece-sohbetleri</guid>
<description><![CDATA[ Hayatta ne çok soru var, ama cevabı bulan yok... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6272f2cd512b8.jpg" length="45274" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 May 2022 21:42:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords>günlük, deneme, kendini affetmek, monolog, sorular, cevaplar, düşünmek, korkmak, sorgulama, hayat, zaman, bakış açısı, geçmiş, gelecek, şu an</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0in; font-family: Calibri; font-size: 11.0pt;">Hayatta ne &ccedil;ok soru var, ama cevabı bulan yok. Cevaplar gerekli mi bilen yok. Niye geldik, nasıl kalıyoruz, ne zaman nereye gideceğiz bilmiyoruz. Zaman nedir, nasıl işler? Ge&ccedil;mişten uzak, geleceğe daha da uzak... Şu an mı var sadece? Ge&ccedil;mişi bırak, gelecekten korkma diyorlar. Anı yaşa, elinde olan tek varlığın bu diyorlar. İki saniye sonra bu da ge&ccedil;miş olmayacak mı ama?</p>
<p style="margin: 0in; font-family: Calibri; font-size: 11.0pt;">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0in; font-family: Calibri; font-size: 11.0pt;">Belki yanlış bakıyorum, bilmiyorum. Bilmem gerekli mi dersen, onu da bilmiyorum. Kalbim atıyor, hayattayım. Canım yanıyor, yaşıyorum. Sorularım var, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Peki bunlar yeterli mi? İnsan ne yapmalı, ne yaparsa hak eder g&uuml;zel yaşamayı?</p>
<p style="margin: 0in; font-family: Calibri; font-size: 11.0pt;">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0in; font-family: Calibri; font-size: 11.0pt;">Yine bir gece ve işte yine karşında ben... Aklımda binlerce soru dolanıyor, bazıları yeni, bazıları eski. Ama soru sormak iyidir değil mi? Felsefe b&ouml;yle demez mi? Ama bunun da fazlası zararlıymış &ouml;yle diyorlar. Sanırım haklılar da. Unutmamalıyım ki, ila&ccedil;la zehir arasındaki tek fark dozdur. Yaşamak i&ccedil;in sormalıyım ama sorgularken yaşamı ıskalamamalıyım.</p>
<p style="margin: 0in; font-family: Calibri; font-size: 11.0pt;">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0in; font-family: Calibri; font-size: 11.0pt;">Bu aralar kafam bir garip &ccedil;alışıyor. S&uuml;rekli kendimi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, ge&ccedil;mişi, şu anı, geleceği... K&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;mle konuştuğumu hayal ediyorum. Zamanında ağlayarak ge&ccedil;tiğim yolları şimdi sadece bir taş yığını olarak g&ouml;rmeye &ccedil;alışıyorum, sanırım başarıyorum da... 22 yıl boyunca değişmeyen tek şey benim. &Ccedil;oğu zaman kendime zulmetmiş de olsam artık o devri bitirmeye &ccedil;alışıyorum. Kendimi girdaplardan uzak tutmaya &ccedil;abalıyorum. Kendime şarkılar tutuyorum mesela, sevdiğim kitapları okuyorum. Kendimi affetmeden aydınlığa &ccedil;ıkamayacağımı &ouml;ğrendim artık.</p>
<p style="margin: 0in; font-family: Calibri; font-size: 11.0pt;">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0in; font-family: Calibri; font-size: 11.0pt;">&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayallerin gerçekyüzü...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayallerin-gerckyuzu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayallerin-gerckyuzu</guid>
<description><![CDATA[ Zor olan hayat değil.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627bce4f401d4.jpg" length="90608" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 May 2022 17:57:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>hayat, hayal, gerçek, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color: #843fa1; color: #ffffff;"><em><strong>Zor olan hayat değil, hayatın i&ccedil;indeki insanlar zor. Bundan dolayı hayatı kolaylaştırmak kendi elimizde. Hi&ccedil;bir şey kendimizden daha değerli değil.</strong></em></span></p>
<p><span style="background-color: #843fa1; color: #ffffff;"><em><strong></strong></em></span></p>
<p><span style="background-color: #843fa1; color: #ffffff;"><em><strong></strong></em></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaşamsal Sorun</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yasamsal-sorun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yasamsal-sorun</guid>
<description><![CDATA[ İnsan kulağından zehirlenir.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627bb70da823f.jpg" length="49333" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 May 2022 16:13:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>yaşam, sorun, kulak, doğruluk, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ne g&uuml;zel s&ouml;ylemiş değil mi atalarımız "insan kulağında zehirlenir her duyduğuna inanma."Ger&ccedil;ekten de &ccedil;ok yerinde bir s&ouml;z. Her duyulana gereğinden fazla değer vermek kişinin kendi değerini kaybetmesine sebebiyet verir. "G&ouml;rd&uuml;klerimizin dahi yarısına duyduklarınızın hi&ccedil;birine inanmamak olmalı" hayat felsefemiz. Ancak refaha, g&ouml;n&uuml;l refahına b&ouml;yle erişilebilir. İnsan G&ouml;r&uuml;b&uuml;ş de hepimiz s&ouml;zlerimize inanıyor ve g&uuml;veniyoruz. Onların dayandığı ger&ccedil;eklerden ş&uuml;phe etmiyoruz ne s&ouml;ylersek s&ouml;ylediğimizde sonuna kadar samimiyiz , ne zaman b&ouml;yle hissetmeye başladık bu kadar anlaşılmazlık kafa karışıklığı itiş kalkış tefrika ve fitne var hepimiz ayağımızı ger&ccedil;ek demire bu kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve sağlam şekilde basıyorsak neden hi&ccedil;bir ortak nokta da buluşamıyoruz? aynı fikirde değil &ouml;l&ccedil;&uuml; alacağımız kerteriz sayacağımız bir ortak noktada niye birleşemiyoruz ? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ortak bir ger&ccedil;eğe inanmıyoruz. &Ouml;l&ccedil;&uuml; alacağımız tartışılmaz kaidelere sahip değiliz. Hepimiz kulaktan dolma bilgilerle g&uuml;n kurtarıyoruz. Herkes g&ouml;rmek istediğini g&ouml;r&uuml;p duymak istediğini duyuyor artık eğrinin yerine doğruyu koyan kalmamış. Ummadıkları noktalarda buluyor insanlar kendini hikayenin sonunda. Neden mi ? Bu yalan dolan &ccedil;ığına bir anlam verilemiyor &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Geriye kalan &ccedil;aresizce bir y&uuml;rek &ccedil;arpıntısı oluyor. Onun i&ccedil;in bilip de s&ouml;ylek , s&ouml;yleyip de dinlememek en b&uuml;y&uuml;k dil kirliliği olsa gerek g&uuml;n&uuml;m&uuml;z yaşantısında..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayat Yolunun başı ve sonu...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayat-yolunun-basi-ve-sonu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayat-yolunun-basi-ve-sonu</guid>
<description><![CDATA[ Lider dediğin önde yürüyen değil, yol gösteren olmalıdır... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627ba241ee9c6.jpg" length="58736" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 May 2022 15:16:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Doğa, iklim, dünya, insan, canlıvarlıklar, mevsim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><span style="background-color: #eccafa; color: #000000;">Lider dediğin &ouml;nde y&uuml;r&uuml;yen değil, yol g&ouml;steren olmalıdır.</span></strong></em></p>
<p><em><strong><span style="background-color: #eccafa; color: #000000;">Kim kandırmıyor kendini yada herkesi? Yada kandırmak mıdır d&uuml;nyada bir rol almak? Sahnede inanarak oynanmış bir rol ger&ccedil;ek yaşamda numara yapmaktan daha ger&ccedil;ek değil mi? Ve zaten d&uuml;nya bir sahne değil mi? Oyuncular, yardımcı oyuncular, fig&uuml;ranlar, sahneden &ccedil;ekilenler, kuliste sırasını bekleyenler, sıram geldi diye sahneye vakitsiz &ccedil;ıkanlar ve hi&ccedil; sahneye &ccedil;ıkamadan sufl&ouml;rl&uuml;k edenler. D&uuml;nya bir sahne değil mi?</span></strong></em></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x_627ba6694c6bf.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp Ve Zihnin Dansı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kalp-ve-zihnin-dansi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kalp-ve-zihnin-dansi</guid>
<description><![CDATA[ Yazmak denen şey kalp ve zihnin ahenk içinde dans etmesidir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627ba66a3cbd8.jpg" length="91026" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 May 2022 15:06:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>Yazmak, kalp, zihin, ahenk, ritim, uyum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>İlham Veren Şarkı: A Cheval &ndash; Lake Isabel</em></p>
<p>İ&ccedil;ime bir h&uuml;z&uuml;n &ccedil;&ouml;kt&uuml; olur olmaz. Ardından apansız bir kalp ağrısı. Sanki h&uuml;z&uuml;n kalbimin bir ucunda bir yangın başlattı ve o yangın giderek kalbime yayıldı. Zihnim bulanıklaştı, d&uuml;ş&uuml;ncelerse berraklaştı. Bilirim ben bu hissi. Zihnimin bedenim aracılığıyla bana verdiği bir t&uuml;r mesajdır bu. &ldquo;Yazma Vakti&rdquo; demek ister. &ldquo;Nerede ne durumda olursan ol &ccedil;ekil bir k&ouml;şeye ve yaz, yeterince olgunlaştı d&uuml;ş&uuml;ncelerin.&rdquo; Onu hep dinlemişimdir. Hi&ccedil;bir zamanda pişmanlık duymadım. Nereden başlayacağımı bilmediğim ve nereye varacağını kestiremediğim binlerce yazı yazdım. Hepsi ailem oldu. Sığındım kimi zaman onlara, kimi zaman kapı dışarı edildim, ağladım, &ouml;fkelendim, kahkahalara boğuldum ama her daim s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;m yazmayı.</p>
<p>Arka planı olduk&ccedil;a karmaşık bir şey yazmak denen mevzunun. Derinlerinde bir şeyler barındırmalısın hatta kimi zaman bunun farkında bile olmayarak yazmalısın. Yazdık&ccedil;a irdeleyip irdeledik&ccedil;e neden o yazıyı yazdığını anlamalısın. Ve sonra fark etmelisin ki sen i&ccedil;ten i&ccedil;e hep bu yazıyı yazmak istemişsin ama zamanını beklemişsin. Daha doğrusu o duygunun olgunlaşmasını. O duygu olgunlaştığında aynı oranda da yoğunlaşmaya başlar kalbinde. Zihninin g&ouml;z ardı edemediği kadar yoğunlaştığında da yazmaya başlarsın bir anda.</p>
<p>G&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lemeyen hislerin bu denli g&ouml;z alıcı eserler &ccedil;ıkarmasına şaşırmamak elde olmuyor kimi zaman. Hala yazdıktan sonra son kontrollerimi yaparken&rdquo; Bunu ben mi yazdım sahi?&rdquo; diye sormaktan kendimi alamıyorum.</p>
<p>Her şey zamanını bekler derler. Yazmak da tamamen b&ouml;yledir. Zamanını bekler. Duygusunu, ruh halini ve daha bir&ccedil;ok şeyi. Bazen tıkanıp kaldığında olur. Yazma ihtiyacı hissettiğin ama kelimelerin zihninden kağıda d&ouml;k&uuml;lemediği anlar olur. Ben o anlarda takar kulaklığı beni bu hale getiren ve zihnimin karanlık k&ouml;şesine attığım şeyleri d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m. Ertelediğim acılarımla y&uuml;zleşirim. Hatta onlara meydan okur ve onlar i&ccedil;in sayfalarca dil d&ouml;kerim. O sayfaları kimi zaman yakarım kimi zaman saklarım. Bana &ouml;ğretecekleri varsa ya da hala yarım kalan şeyler varsa &ouml;z&uuml;nde, onları saklı tutarım. Ama benim i&ccedil;in manası kalmadıysa ne zihnimi ne &ccedil;evremi meşgul etmesin diye onları yakar ve sonsuzluğa uğurlarım.</p>
<p>B&ouml;yledir işte yazmak. Kendi i&ccedil;inde bir matematiği vardır ama bunu form&uuml;llerle ya da beyninle &ccedil;&ouml;zemezsin. Kalbin bilir o ritmi, seni kalp y&ouml;nlendirir. Kalbine sağır insanlar hi&ccedil;bir zaman anlamamıştır yazmanın kıymetini. Boşa zaman israfı diyip ge&ccedil;mişlerdir. &Ccedil;ok&ccedil;a kez karşılaştım onlarla. &ldquo;Başka uğraş mı bulamadın?&rdquo;, &ldquo;M&uuml;hendislik okuyorsun alanınla ilgilensene, senin işin sayılarla değil mi neden yazıyorsun?&rdquo; gibi gibi bir&ccedil;ok c&uuml;mle bir&ccedil;ok insan.</p>
<p>Belki de g&uuml;n&uuml;m&uuml;n uzun saatlerini sayılarla ve zihnimin sayısal kısmıyla ge&ccedil;irdiğim i&ccedil;in bu şekilde dinleniyorumdur. Belki de dertlerimle b&ouml;yle baş ediyor, hayattaki sorunlarımı bu yolla &ccedil;&ouml;z&uuml;yorumdur. Belki kalbimi dinlemeyi &ouml;zlediğimde ka&ccedil;ıp ka&ccedil;ıp sayfalara sığınıyorumdur. İşim teknoloji ama ben kendimi işimden ayrıştırmak i&ccedil;in ruhumu taptaze tutmaya &ccedil;alışıyorumdur.</p>
<p>Sorgulamak lazım bazı şeyleri anlamlandırabilmek i&ccedil;in. İnsana bu zihin bunun i&ccedil;in bahşedildi. Hissetmek lazım olabildiğince, bu kalp bunun i&ccedil;in var. Ve her ikisine de vakit ayırmak &ccedil;ok kıymetli &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanı diğer varlıklardan ayırabilen şey budur. Kalp ve zihnin b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sağlamak ve korumak. Ben buna &ouml;nem veriyorum ve vakit ayırıyorum. Kendimi bir taraf se&ccedil;mek i&ccedil;in şartlandırmıyorum. G&uuml;zel olan da bu zaten. İnsanı yazmaya teşvik eden ve geliştiren şey tam da bu. Kalp ve zihnin ahenk ve uyumu.</p>
<p>Yazmak b&ouml;yledir işte. Dans etmek gibi. Hem bir matematiğe g&ouml;re ilerler hem de m&uuml;ziğin ritminin sende uyandırdığı duyguya g&ouml;re. Sen her ikisini dengeli bir şekilde g&ouml;t&uuml;rebilirsen dans edersin. Ritme takılı kalan yapacağı hareketi ka&ccedil;ırır, harekete takılanın ayakları birbirine dolanır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>VAZGEÇMEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/vazgecmek-2392</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/vazgecmek-2392</guid>
<description><![CDATA[ İnsanlar o kadar çok şeyden vazgeçerler ki istese de, istemese de sevdiğinden, hayallerinden, düşüncelerinden… Peki ya bu doğru bir şey miydi?
Vazgeçtiklerimizi değişebilir miydik, yaşadıklarımıza..? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627a8f1b7516f.jpg" length="31885" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 May 2022 19:07:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>vazgeçmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Vazge&ccedil;mek, yeni bir pencere a&ccedil;maktır hayata kimi zaman da bir kapının y&uuml;z&uuml;ne kapanmasıdır. Kapanan kapılar mı canımızı acıtır yoksa bile isteye vazge&ccedil;memizden mi?</em></strong></p>
<p><strong><em>Bir projeden vazge&ccedil;mekle yeni bir aşktan vazge&ccedil;mek, nasıl aynı kelimeden t&uuml;retilen farklı duygular doğurabiliyorsa, vazge&ccedil;mekle, sevinmek ya da &uuml;z&uuml;lmek gibi, ortaya &ccedil;ıkan sonu&ccedil;larda var mutlaka&hellip;</em></strong></p>
<p><strong><em>&nbsp;</em></strong></p>
<p><strong><em>Nelerden vazge&ccedil;tik diye geriye d&ouml;n&uuml;p baktığımızda keşkelerin ve neyselerin dolu olduğu bir ajanda bekler kimi insanı.</em></strong></p>
<p><strong><em>&nbsp;</em></strong></p>
<p><strong><em>Vazge&ccedil;tiklerimizin yerine koyduğumuz keşkeler, iş işten ge&ccedil;tikten sonra yerine koyduğumuz neyseler dolu hayatımızda. Tercih ettiğimiz ve etmediğimiz bir&ccedil;ok şey vardır. Bunlardan biri de vazge&ccedil;mek&hellip;</em></strong></p>
<p><strong><em>&nbsp;</em></strong></p>
<p><strong><em>İnsanlar o kadar &ccedil;ok şeyden vazge&ccedil;erler ki istese de, istemese de sevdiğinden, hayallerinden, d&uuml;ş&uuml;ncelerinden&hellip; Peki ya bu doğru bir şey miydi?</em></strong></p>
<p><strong><em>&nbsp;</em></strong></p>
<p><strong><em>Vazge&ccedil;tiklerimizi değişebilir miydik, yaşadıklarımıza..?</em></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gökyüzünden Bir Yıldız Seçtim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gokyuzunden-bir-yildiz-sectim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gokyuzunden-bir-yildiz-sectim</guid>
<description><![CDATA[ Ben size inandım. Kalbimdeki, zihnimdeki taşları kaldırıp attım. Gökyüzünde kendime bir yıldız seçtim. Ona her baktığımda şuan ki hislerimi ve aldığım kararları hatırlamak için. Hadi! Sizde bir yıldız seçin ve bana katılın. Burada sizleri bekliyor olacağım. Işığınızın solmadığı nice güzel yarınlarda görüşürüz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627a77375143b.jpg" length="88791" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 May 2022 17:32:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>Gökyüzü, yıldız, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen koşarsın olabildiğince hızlı, bir şeylerden ka&ccedil;arsın adeta. Sonra ansızın bir taşa takılırsın ve d&uuml;şersin. Şiddetli bir ağlama n&ouml;beti eşliğinde taşa kızmaya başlarsın. O an hayat ve &ouml;n&uuml;ndeki engeller ya da y&uuml;reğinde taşıdığın y&uuml;kler o taşın siluetine b&uuml;r&uuml;n&uuml;r ve sen aslında t&uuml;m o şeylere isyan edersin. Nihayet sakinleştiğinde farkına varırsın. Hayatın koşuşturmacasına kendini &ouml;yle kaptırmışsındır ve duygularını &ouml;ylesine ertelemişsindir ki bu hale kendini yine kendin getirmişsindir aslında. Bazen bize engel olan, bulduğumuz tonlarca sebep ya da imkansızlık olarak nitelendirdiğimiz şeyler değildir.<br />Bazen kendimize bizzat kendimiz engel oluruz. İ&ccedil;ten i&ccedil;e istemeyiz, g&uuml;venmeyiz belki de inanmayız kendimize. Bunu sesli s&ouml;yleyebilecek cesareti bulmak yerine nedenler sıralamak daha kolay gelir.<br /><br />Bazen bazı şeyleri g&ouml;z&uuml;m&uuml;zde biz b&uuml;y&uuml;t&uuml;r&uuml;z. Başımıza gelen şeyler, yaşanılan onca olay yaşandığı kadardır aslında. Biz altında farklı manalar ararken olayı karmaşıklaştırırız. Her şey m&uuml;kemmel olsun isteriz ve her detay &uuml;zerine uzun uzun d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;z. Oraya o &ccedil;izgiyi &ccedil;izmek ya da oraya o virg&uuml;l&uuml; koymak belki bir&ccedil;ok insan i&ccedil;in bir anlam ifade etmeyecektir ama bizler yine de onunla uğraşırız.<br /><br />Sorun kendimize karşı d&uuml;r&uuml;st olamamak ve bir&ccedil;ok şeyi fazla irdelemek aslında. Bizi yoran da bizi biz yapan da bu &ouml;zelliklerimiz ve bunlardan vazge&ccedil;emeyiz, istesek de yapamayız bunu.<br /><br />Benim gibi takıntılı, detaycı ve m&uuml;kemmeliyet&ccedil;i biriyseniz bu s&ouml;ylediklerimin hepsine evet diye haykırmak istemişsinizdir biliyorum. Hadi! Birbirimizin elinden tutalım ve bu d&uuml;zene karşı koyalım. Kendimizi yine kendimiz iyileştirelim ve bunu başarmanın gururunu yaşayalım. Birbirimize inanalım, sebeplerimizi uzay boşluğuna fırlatalım. Sevelim sevilelim hep birlikte. Acılarımızı, yaşanmışlıklarımızı hatta yaşayamadıklarımızı da kabullenelim birlikte. Birlikte g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve g&uuml;zeliz. Başarabiliriz.<br /><br />Ben size inandım. Kalbimdeki, zihnimdeki taşları kaldırıp attım. G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde kendime bir yıldız se&ccedil;tim. Ona her baktığımda şuan ki hislerimi ve aldığım kararları hatırlamak i&ccedil;in. Hadi! Sizde bir yıldız se&ccedil;in ve bana katılın. Burada sizleri bekliyor olacağım. Işığınızın solmadığı nice g&uuml;zel yarınlarda g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 27/05/2021</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tebessüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tebessum-2387</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tebessum-2387</guid>
<description><![CDATA[ (... )geceleri hece eden haykırışların.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_620261683ecaa.jpg" length="54702" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 May 2022 17:14:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>zuleyha_caglarr</dc:creator>
<media:keywords>Mahşer</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">... geceleri hece eden haykırışların kibri ve &ouml;rselenmiş mabetlerin bakışları, mahşerini kaldıramadı...z.&ccedil; Yeni kitabımın ilham kaynağına</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_620261687057d.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Banklar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/banklar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/banklar</guid>
<description><![CDATA[ Banklar özeldir ve çok fazla şey taşırlar üzerlerinde... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62796ebb4bcf6.jpg" length="127518" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 09 May 2022 22:44:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>Banklar, düşünceler, hisler, geçmiş, anılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Banklar &ouml;zeldir ve &ccedil;ok fazla şey taşırlar &uuml;zerlerinde. Kiminin ge&ccedil;mişinin y&uuml;k&uuml;n&uuml;, kiminin gelecek telaşını, ilk aşları, ilk aşk acılarını&hellip; Her gelen bir yenisini ekler, banklar ise onları sessizce dinler. Derdine ortak, yalnızlığına dost olur. Kar, kış, yağmur fark etmez hep oradadır. Bıraktığın yerde, Bıraktığın hislerle seni bekler.&nbsp;</p>
<p>Şehirler unutulur belki, semtler, sokaklar... Ama banklar unutmaz asla. O sokak lambasının altında saatlerce oturduğun, zamanın milim ilerlemediği, &uuml;zerine yağan kar tanelerinin bile i&ccedil;ini soğutamadığı o banklar. Hayatın koşuşturmacasına bir s&uuml;reliğine mola verip dinlendiğin, etrafındakileri yok sayıp i&ccedil;ine kulak verdiğin, kafanda bir şeyleri halletmiş bir şekilde kalktığın o banklar.&nbsp;</p>
<p>Unutulmazlar. Ne o banklar ne de o bankta otururken yaşadığın, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n şeyler. Uzunca bir zaman sonra &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;ip gitsen bile, ge&ccedil;en zamanın eskitemediği o duygular yeniden yeşerir g&ouml;nl&uuml;nde. Her &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;işinde başka bir r&uuml;zgar eser zihninde. Alır g&ouml;t&uuml;r&uuml;r seni g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde s&uuml;z&uuml;len kar taneleri gibi...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KENDİNİ BUL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kendini-bul</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kendini-bul</guid>
<description><![CDATA[ Sarıl, en çok kendine sarıl.
Düşüncelerine sarıl, sessizliğine sarıl, sevgine sarıl. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627844f35d007.jpg" length="52631" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 09 May 2022 01:34:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>kendin olmak, sessizlik, sevmek, sarılmak, düşünmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>&Ccedil;alan bir şarkıda dalıp gitmek.</em></p>
<p><em>Bazen s&ouml;zlerinde, bazen melodisinde kaybolmak.</em></p>
<p><em>En can alan s&ouml;zlerini dinlediğini sanıp melodisine saklanmak.</em></p>
<p><em>Ge&ccedil;ti dediğimiz her şeyi hatırlamak.</em></p>
<p><em>Bir şarkının koca insanı etkisiz hale getirmesi.</em></p>
<p><em>İşte tam bu his. Şu an hissettiğin.</em></p>
<p><em>Ge&ccedil;ecek sandığın, bittiğine inandığın ama s&uuml;rekli kafanı kurcalayıp duran buna rağmen bir şey yokmuş gibi davranman. En &uuml;cra k&ouml;şelerine kadar hissettiğin bu duygu.&nbsp;</em></p>
<p><em>S&ouml;zlerinde anlam buluyorsun , kendini buluyorsun, derinlere dalıp gidiyorsun. Tıpkı sadece melodisine odaklanıp hayallere daldığın gibi...</em></p>
<p><em>Her hisse inat g&uuml;&ccedil;l&uuml; kal. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen busun.</em></p>
<p><em>Her şeye rağmen kimseyi umursamadan sadece kendini d&uuml;ş&uuml;n. </em></p>
<p><em>Dinlediğin şarkılarda kendini bul.</em></p>
<p>Sarıl, en &ccedil;ok kendine sarıl.</p>
<p>D&uuml;ş&uuml;ncelerine sarıl, sessizliğine sarıl, sevgine sarıl.</p>
<p>Ve a&ccedil; bir şarkı kaybol i&ccedil;inde her şeye rağmen yine de 'ben buradayım' de kendine...</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; Benim size şarkı armağanım var&nbsp;</p>
<p><yt-formatted-string force-default-style="" class="style-scope ytd-video-primary-info-renderer">I Mark Eliyahu &amp; Cem Adrian - Derinlerde I</yt-formatted-string></p>
<p><em></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Annem&amp;apos;e</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anneme</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anneme</guid>
<description><![CDATA[ Yine yeni bir tecrübe ve yine ona yakışan bir başlangıç yapmam gerekiyordu. Bugün güzel bir gün ve bu kadın benim dünyamın mimarı. Bundan daha iyi bir gün ve sebep olmazdı. Bu tecrübemde de desteğini yanıbaşımda hissetmek istedim. O iyi ki var ve iyi ki benimle. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6278098ecccfa.jpg" length="50481" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 May 2022 17:08:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Merve Yağmur</dc:creator>
<media:keywords>Anne, Anneler günü, saf sevgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan yıllar &ouml;nce bir mektup yazmıştım anneler g&uuml;n&uuml;nde. &Ouml;ylece i&ccedil;imden ne ge&ccedil;tiyse ve ne kadar el verdiyse kelimelerim. Yaşım k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;, yazım kargacık burgacık ama sen o mektubu okuduğunda yarım saat boyunca ağlamıştın.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Anlayamadım başlarda hatta yanlış bir şey yaptığım d&uuml;ş&uuml;ncesine kapıldım. &Ouml;z&uuml;r dilemek i&ccedil;in yanına geldim ve hi&ccedil; beklemediğim bir şekilde bana sımsıkı sarıldın. "İyi ki varsın annecim." dedin.&nbsp;Yıllar da ge&ccedil;se &uuml;zerinden hala hatırladığında g&uuml;zel tebess&uuml;m&uuml;n&uuml; eksik etmezsin y&uuml;z&uuml;nden.</p>
<p></p>
<p>O zamanlar k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;m ama kalbim kocamandı. Yaş b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e kalp ya k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;yor ya katılaşıyor sanırım emin olamıyorum ama bana her g&uuml;zel kalpli olduğumu s&ouml;yleyen insana "Annemin izinden gidiyorum. Onun sayesinde hala k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;mde taşıdığım o kalbi taşıyabiliyorum." diyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu ger&ccedil;ekten b&ouml;yle annem. Hep senin izinden, senin hayatıma kattığın g&uuml;zel ışıltılardan dolayı k&uuml;sm&uuml;yorum hayata. Hep yeni bir umut tohumu ekiyorum kalbime, yeni hedefler, hırslar... Tıpkı senin bana &ouml;ğrettiğin gibi hep en iyisini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Senin de dediğin gibi "Polyanna'cılık" oynuyorum. Hatta fark ettim ki eskiden sana kızdığım ne varsa (bu oyun &ouml;rneğin) hepsini yapmaya başlamışım. Fark etmeden, kendiliğinden yapıyorum bunları. Her idrak ettiğimde g&uuml;l&uuml;mseyip "İyice anneme benzedim." diyorum kendi kendime.</p>
<p>G&uuml;nden g&uuml;ne sana benzemek, senin k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir par&ccedil;anı bile kendi b&uuml;nyemde taşıyabilecek g&uuml;&ccedil;te olmaktan &ccedil;ok mutluyum ve gurur duyuyorum. Hatta ileride anne olursam senin gibi bir anne olabileceğim ihtimaliyle kendimi g&uuml;vende, g&uuml;&ccedil;l&uuml; hissediyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir evladım olur ve ben senin gibi olamazsam ne yaparım bilemiyorum.</p>
<p>Bu d&uuml;nyaya senin g&ouml;zlerin gibi bakmak i&ccedil;in her g&uuml;n tecr&uuml;be kazanmaya &ccedil;alışıyorum. Seni d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum acaba annem olsa ne yapardı, ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;. Allah seni başımızdan eksik etmesin.????????</p>
<p>Sen benim yaşlarımdayken nasıl bir evlat hayal ediyordun, ne kadarını karşılıyorum inan bilmiyorum. Elimden geldiğince hayatın her anında yanı başında olmaya, hep dimdik ve hep tuttuğunu koparan o kız olmaya &ccedil;alışıyorum. Hep daha ileriye giden, daha d&uuml;r&uuml;st, daha erdemli biri olmaya &ccedil;alışıyorum. Umarım başarabiliyorumdur &ccedil;&uuml;nk&uuml; senin evladının k&ouml;t&uuml; olma ihtimali olamaz. Olsa olsa Annesine benzememiştir. :)</p>
<p>Hep benim hayatımı anlatan bir kitap yaz diyip duruyorsun ya. Ben yavaş yavaş başlamıştım aslında. Asla senin hayatını anlatabilecek kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir kalemim yok tabii ama deniyoruz işte bir şeyler. :) Şimdi bu yazının sonuna o kitaptan bir kesit bırakıyorum. Ve bu hayatta beni yalnız bırakmadığın, mesafeleri bir kalp sıcaklığıyla yok ettiğin, beni koşulsuz şartsız sevip d&uuml;nyanın en değerli insanı gibi hissettirdiğin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ediyorum. Umarım k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k de olsa aynı hisleri sana yaşatabiliyorumdur. Seni seviyorum d&uuml;nyanın en g&uuml;zel gamzelerine ve şen kahkahalarına sahip kadın. Hep g&uuml;l hep g&uuml;ld&uuml;relim seni &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;lmek en &ccedil;ok sana yakışıyor evimizin her şeyi.</p>
<p>P.S: Bahsettiğim yazı.</p>
<p>"G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m ilk g&uuml;n ışığı</p>
<p>D&uuml;nyaya g&ouml;zlerimi ilk a&ccedil;ışımda bir &ccedil;ift kahverengi g&ouml;zle karşılaştım. O zaman ne g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m en g&uuml;zel kahverenginin o olduğundan ne de bana en şevkatli bakacak g&ouml;zlerin o g&ouml;zler olduğundan habersizdim.&nbsp; Ne olursa olsun o g&ouml;zler benden şevkatini, sevgisini esirgemedi ve o g&ouml;zlerin sahibi ne yaşarsa yaşasın kalbindeki sevgiden, merhametten ve inancından asla vazge&ccedil;medi. O g&ouml;zler g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m en g&uuml;&ccedil;l&uuml; kadının ,annemin, g&ouml;zleriydi. Ben bir g&uuml;n onlar gibi bakabilmek i&ccedil;in her g&uuml;n tecr&uuml;be kazanmaya &ccedil;alışıyorum. Onların &ccedil;eyreği bile olamayacak olsa da bu g&ouml;zler, onlarla bakışabildikleri i&ccedil;in bile bir &ouml;m&uuml;r kendilerini şanslı hissedecekler.&nbsp;</p>
<p>G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m ilk g&uuml;n ışığıydı g&ouml;zlerin ruhumun beden bulmasına vesile olan g&uuml;zel kadın. Sense d&uuml;nyamı aydınlatan hoş tebess&uuml;ml&uuml; g&uuml;neşim&hellip;"</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANNELER, ANNELİKLER!...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anneler-annelikler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anneler-annelikler</guid>
<description><![CDATA[ Anneler günü, annelik, ebeveyn olma durumlarına farklı bir açıdan bakalım. Öznel bir değerlendirmedir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6277b48f5a754.jpg" length="41394" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 May 2022 15:16:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Deneme, Anne, Annelik, Anneler günü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>En &ccedil;ok duygu seli "anne"ler &uuml;zerine yaşanıyor. Şiirler ona, methiyeler ona, duyguları ifade etmelerde yetmezlikler onlara&hellip; Haklılar&hellip; ANNE'lik &ouml;yle bir m&uuml;essese ki, aciz d&uuml;nyaya g&ouml;zlerini a&ccedil;an bir yavruya kendiliğinden hazır bir oluşum. Emre amade, ihtiyacı sezgileyerek doğal bir şekilde harekete ge&ccedil;en, i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sellikle en doğruyu da yapan inanılmaz bir oluşum. Ş&uuml;phesiz Yaradan'ın hediyesi. Bir hikaye dolanımda, sizin de &ouml;n&uuml;n&uuml;ze gelmiştir: Yaradan yeni bir canlı yaratırken, kendisi yerine herkese bir melek tayin etmiş. Adına da ANNE demiş.</p>
<p>Normal seyrinde minnetarlıkla annelerine bağlı olan ve bunu yaşayan, &nbsp;yaşatanlara buradan s&ouml;z&uuml;m yok.</p>
<p>Benim s&ouml;z&uuml;m bu olağan s&uuml;rece uzaktaki y&uuml;reklere!...</p>
<p>&Ouml;nce &ouml;ks&uuml;z olanların y&uuml;reklerindeki yangınlara bakmak istiyorum. Her genellediğimiz durumun istisnalarında ne &ccedil;amlar devirdiğimizi biliyor muyuz? Okul &ouml;nlerinde evlatlarıyla &ouml;m&uuml;rl&uuml;k ayrılıyormuş&ccedil;asına veda buseleri, sarılmacalar&hellip;.Bir okul y&ouml;neticisi velilerin dikkatini bu konuya &ccedil;ekmiş, uyarmıştı: Yapmayın! &Ouml;ks&uuml;z &ccedil;ocuklarımızın y&uuml;reklerini kanatmayın! Ne kadar haklı olduğunu, yetim olarak her baba-evlat m&uuml;nasebetine farklı hassasiyet g&ouml;sterdiğimi fark ettiğimde anladım. Yani babalar i&ccedil;in de durum aynı. Babasız b&uuml;y&uuml;mek zorunda kalanların eksiklikleri y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;arpıyor bu defa&hellip;.</p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z ger&ccedil;eklerinden biri de par&ccedil;alanmış aileler&hellip;Anne ve baba var. Ama &ccedil;ocuk sadece biriyle yetinmek zorunda. Sağlıklı iletişimi s&uuml;rd&uuml;renler &ccedil;ok az. Zaten sağlıklı kişiliğe sahip ebeveynler olsalar sorun olmaz&hellip; &Ccedil;ocuk bu defa duygu istismarını &ouml;ğrenerek yaralanıyor. Anne ve babayı su&ccedil;luluk duygusuna s&uuml;r&uuml;kleyerek menfaat sağlamayı &ccedil;abuk &ouml;ğreniyor. B&uuml;y&uuml;k ebeveynler ise &ccedil;oktan merhametlerine yenilmiş taviz &uuml;zerine taviz ile &ccedil;ocuk yetiştiriyor. Bu &ccedil;ocuklar i&ccedil;in anne ve baba daima eksik ve yanlış yapan kişilerdir. Asla tatmin olmazlar. Hep almayı &ouml;ğrendikleri i&ccedil;in, sosyal medyada veya &ccedil;evrelerinde g&ouml;zlemledikleri anneler onlar i&ccedil;in &ouml;zlem duyulan anneliklerdir. Kendileri de modellemeyi doğru yapmadıkları i&ccedil;in muhtemelen aşırıya varan ebeveynlikler sergileyeceklerdir. Benim d&uuml;ş&uuml;ncelerim tamamen &ouml;znel. İstisnalar varsa da sadece alkışlarım.</p>
<p>Sonrası gurubum, anneli babalı evlerde annesiz babasız yetişenler. En zavallı gurup bunlardır. Bunların anne ve babaları &ccedil;ocuk kişiliklerine sahip olmalarına rağmen anne ve baba olmuşlardır. Yaradan ve doğa kanunları bunu m&uuml;mk&uuml;n kılıyor. Bu evlerde yetersizliklerinin de farkında olmayan ebeveynler tahakk&uuml;m&uuml;n en g&uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml;n&uuml; &ccedil;ocuk &uuml;zerinde uygulayıp, sağlıklı bir bireyin yetişmesine asla olanak vermemişlerdir, vermezler. B&uuml;t&uuml;n ayarlarını bozarlar. Anne ve baba haklarının hepsine taliptirler. Saygı beklerler, ama sevgi &uuml;retip aktaramazlar. Kural koyarlar, uyulmasını isterler, kendileri ebeveynlik kurallarıyla asla ilgilenmezler. Araştırmaz, danışmaz, sormazlar. Sadece yargılayıcıdırlar, gardiyandırlar, infaz memurudurlar. Ellerinden başkası gelmez. Bu ebeveynlerin &ccedil;ocukları kendilerini &ouml;zg&uuml;rleştirme fırsatı elde etmişlerse, kayıplarını en kısa s&uuml;rede telafiye başlarlar. Elde edememişlerse arızalı olarak hayatlarına devam etme esaretine mahkum yaşarlar.</p>
<p>En son olarak da anne ve babalığı sonsuz merhamet olarak yaşayanların &ccedil;ocuklarıdır. Bunlar da &ccedil;ocuk olarak &ccedil;ok şanslıdırlar. En &ouml;zg&uuml;r yetişen guruptur. Kendilerine hi&ccedil;bir m&uuml;dahele gelmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; anneleri ve babaları onlar i&ccedil;in vardır. Ne isterlerse sahibi olurlar. Bu &ccedil;ocuklara anne ve baba olanlar sonraki d&ouml;nemde şanssızdırlar. Bekledikleri ilgiyi ve sevgiyi asla g&ouml;remezler. Her şey bir alış veriştir. Anne ve baba oldularsa elbette yapmaları gerektiğine h&uuml;kmeder evlat. Annelerin karşılıksız sevmelerine ilişkin tanımlama tam anlamını bulmuştur. Şımarık ve d&uuml;nyanın kendi etrafında d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;ne dair eylemler g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z evlatlar bunlardır. Ergenlikleriyle birlikte zıtlık aile ile bağını tamamen koparmaya kadar gidebilir. Anne ve babalar hak etmedikleri bir karşılıkla şaşkına d&ouml;nm&uuml;şlerdir. &Ccedil;ocukları acımasız, vefasız, doğrucudurlar. Hep haklıdırlar. Bu son gurup k&uuml;&ccedil;&uuml;msenemeyecek &ccedil;oğunluğa ulaştığı i&ccedil;in toplumsal yapı da bozulmaktadır.</p>
<p>Farklı pek &ccedil;ok şey daha s&ouml;ylenebilir. Anneler g&uuml;n&uuml; bu d&uuml;ş&uuml;ncelerin ışığında g&ouml;zden ge&ccedil;irilmesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Sadece bir hediyeleşme, kapitalizmin ekonomik hareketlenmesine aracılık etmesi, hatta sosyal medyadan mesajlaşma , paylaşım sayılarını artırma dışındaki y&ouml;n&uuml;n&uuml; de es ge&ccedil;mek istemedim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANLATAMAM Kİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anlatamam-ki</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anlatamam-ki</guid>
<description><![CDATA[ Anlatmak isterim özlemimi tüm dünyaya. Anlatamam hiç kimseye. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627758c953d99.jpg" length="69761" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 May 2022 08:45:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Müzeyyen GÖKMEN</dc:creator>
<media:keywords>özlem, anne, sevgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;zel g&uuml;nler geldi mi bir yumru oturur y&uuml;reğime. Ağlamak isterim bağıra bağıra.????????&nbsp;</p>
<p>Ağlayamam ki.</p>
<p>Sessizce kapanırım odama.</p>
<p>Hı&ccedil;kırıklarımı kara gece duyar sadece.&nbsp;</p>
<p>Ve sadece yastığım saklar g&ouml;zyaşlarımı.&nbsp;</p>
<p>Zaman ge&ccedil;er aradan aylar hatta yıllar.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;zlemim artar, y&uuml;reğimin sol k&ouml;şesi sızlar</p>
<p>Anlatmak isterim &ouml;zlemimi t&uuml;m d&uuml;nyaya.&nbsp;</p>
<p>T&uuml;m d&uuml;nya benimle &ouml;zlesin isterim ama anlatamam hi&ccedil; kimseye.&nbsp;</p>
<p>Belki de o &ouml;zlemi ifade edecek kelime yoktur. D&uuml;ğ&uuml;m olur sonra o s&ouml;zler boğazımda. Yutkunurum ge&ccedil;sin diye.&nbsp;</p>
<p>Ge&ccedil;mez o d&uuml;ğ&uuml;m ve sonra &ouml;zlemim akar g&ouml;zlerimden .</p>
<p>Bilirim yine de bir yerlerden benimle olduğunu.</p>
<p>Dualarda buluşur, r&uuml;yalarda hasret gideririz sanki varmışcasına.</p>
<p>Bir tokat gibi vurur kutlama g&uuml;nleri y&uuml;z&uuml;me.</p>
<p>Kelime az kalır anlatamam ki.</p>
<p>Sevgim yetmez o kolları dolduramam ki.</p>
<p>Acım derinleşir ağlayamam ki.</p>
<p>Annem ahhh annem der yanar yanar yanarım.</p>
<p>Sevgiyi merhameti y&uuml;reklerinin en derinlerinde taşıyan t&uuml;m annelerin anneler g&uuml;n&uuml;n&uuml; kutlu olsun.</p>
<p>Başta anneciğim ve hacı teyzem olmak &uuml;zere başka bir d&uuml;nyaya uğurladığımız t&uuml;m annelerimizin ruhları şad mekanları cennet olsun. Nurlar i&ccedil;inde uyusunlar.????????????❤️❤️❤️</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ANNELER GÜNÜ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/annelergununuzkutluolsun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/annelergununuzkutluolsun</guid>
<description><![CDATA[ Anneler günü.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6276e06b480d6.jpg" length="44914" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 May 2022 00:11:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Bütün annelerin, ve anne, adayların, ANNELER, GÜNÜNÜZ, KUTLU, OLSUN</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Anneler &ccedil;i&ccedil;ek gibidir, onları hep mis kokulu yerlerde g&ouml;rebilirsin,</span></strong></em><em><strong><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">senin i&ccedil;in her zaman var olduklarını ve seni d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerini bilirsin.&nbsp;</span></strong></em></p>
<p><strong><em><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">B&uuml;t&uuml;n annelerin ve anne adaylarının </span></em></strong><b style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><i>ANNNELER G&Uuml;N&Uuml; KUTLU OLSUN ????</i></b></p>
<p><strong><em><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">&nbsp;</span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">&nbsp;</span></em></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğa, Allah’ın yazdığı bir kitaptır.</title>
<link>https://edebiyatblog.com/doga-allahin-yazdigi-bir-kitaptir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/doga-allahin-yazdigi-bir-kitaptir</guid>
<description><![CDATA[ Doğa, görülebilen düşüncedir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6276cb8d9a57e.jpg" length="88821" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 May 2022 22:45:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Doğa, iklim, dünya, insan, canlıvarlıklar, mevsim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong style="color: #2dc26b;"><em>Doğa, g&ouml;r&uuml;lebilen d&uuml;ş&uuml;ncedir.</em></strong></p>
<p><span style="color: #2dc26b;"><strong><em>&Ccedil;i&ccedil;ekler doğanın en g&uuml;zel s&uuml;s&uuml;d&uuml;r.</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #2dc26b;"><strong><em>Doğa, Allah&rsquo;ın yazdığı bir kitaptır.</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #2dc26b;"><strong><em>Doğa, en parlak, en lekesiz aynadır.</em></strong></span></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x_62743899e4fde.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DEĞER DEDİĞİN...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/deger-dedigin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/deger-dedigin</guid>
<description><![CDATA[ Sahip olduklarını kullanmadığın sürece, onlara sahip olman seni ayrıcalıklı yapmaz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6276c4f595b79.jpg" length="74068" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 May 2022 22:26:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Bilgi, bilgelik, cehalet, duygu, zihin, alim, edebi, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #843fa1; color: #ced4d9;"><em><strong>Değer ağırdır. Taşıyabileceğimden emin olduğunuz insanlara verin.</strong></em></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #843fa1; color: #ced4d9;"><em><strong>Her kahve aynı tadı taşımaz. Nerede i&ccedil;iyorsan, kiminle i&ccedil;iyorsan ona g&ouml;re değişir.</strong></em></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #843fa1; color: #ced4d9;"><em><strong></strong></em></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #843fa1; color: #ced4d9;"><em><strong><img src="https://teknosafari.net/wp-content/uploads/2020/10/ucretsiz-en-iyi-wallpaper-siteleri-12-696x392.jpg" width="671" height="378" alt="" /></strong></em></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #843fa1; color: #ced4d9;"><em><strong></strong></em></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="background-color: #843fa1; color: #ced4d9;"><em><strong></strong></em></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anne</title>
<link>https://edebiyatblog.com/anne-2334</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/anne-2334</guid>
<description><![CDATA[ Daha anne karnında başlıyor annelik ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6276b2f80eed0.jpg" length="37185" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 May 2022 20:57:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>Anne, Anneler Günü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #843fa1;"><em>......... ANNE..........</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #843fa1;"><em>Daha anne karnında başlıyor annelik , anne sevgisi. Anne karnında başlayan anne sevgisi ise aslında kazandığımız &nbsp;ilk ikramiyedir.&nbsp;</em></span><br /><span style="color: #843fa1;"><em>&Uuml;st&uuml;m&uuml;ze titreyen, bize değer veren annemiz; bir anda hayatımızın en &ouml;nemli par&ccedil;ası haline geliyor. Hayatımızı daha da anlamlı kılıyor. İ&ccedil;inde bizi yaşatıyor. Elimizdekinin kıymetini bilsek sadece bug&uuml;n değil her g&uuml;n anneler g&uuml;n&uuml;n&uuml; kutlasak. Her g&uuml;n annemizi hatırlasak daha g&uuml;zel olur.&nbsp;</em></span><br /><span style="color: #843fa1;"><em>Bize g&uuml;&ccedil; veren, yeniden başlamak i&ccedil;in cesaret veren, başaracağımıza inanan biridir anne. Bu hayatta umudumuz, g&uuml;c&uuml;m&uuml;z oluyor. Yeter ki bize inanan biri. İyi ki varsın deyip kıymetini &ouml;l&uuml;p gitmeden bileceğimiz biridir anne.&nbsp;</em></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KIYMETLİ HAZİNEMİZ ANNELER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kiymetli-hazinemiz-anneler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kiymetli-hazinemiz-anneler</guid>
<description><![CDATA[ Fedakar, Gecesini gündüzüne katan, Yüreği sevgi dolu ANNELER... Onların günü bugün değil! Her gün ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6276af60e6a37.jpg" length="64340" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 May 2022 20:42:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>Kıymet, hazine, anne</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>KIYMETLİ HAZİNEMİZ&nbsp; ANNELER</p>
<p>Her yıl Mayıs&nbsp; ayının ikinci haftası &nbsp;ANNELER G&Uuml;N&Uuml; &nbsp;olarak kutlanır. Anneyi&nbsp; bug&uuml;n hatırlamak onun elini&nbsp; sadece bug&uuml;n &ouml;pmek her daim kalbimizde yaşatmamız gereken insanı&nbsp; sadece bug&uuml;n anmak olur mu?Anneleri bir g&uuml;ne sığdırmak,Onların y&uuml;reklerine sadece bir g&uuml;n sığmak onları mutlu etmeye yeter mi?</p>
<p>&nbsp;Onları&nbsp; anlatmak&nbsp; kolay&nbsp; olmadığı gibi, Onların&nbsp; duygularını &nbsp;yaşamakta&nbsp; hi&ccedil;&nbsp; kolay değil .Bir annenin sevinci&nbsp; &ccedil;ocuğu daha karnındayken başlar. Anne &nbsp;onun varlığını hissederek &nbsp;yaşama &nbsp;mutlu bakar.Doğduktan sonra b&uuml;t&uuml;n g&uuml;c&uuml;n&uuml; gecesini&nbsp; g&uuml;nd&uuml;z&uuml;n&uuml;&nbsp; evladına, evlatlarına&nbsp; adar.Evladının parmağına diken batsa i&ccedil;i par&ccedil;alanır dayanamaz. Evlat onun y&uuml;reği, Evlat onun mutluluğu,Evlat onun &nbsp;yaşama sevincidir.</p>
<p>&nbsp;Aslında bug&uuml;n&nbsp; annelerini&nbsp; hatırlayanların yılda bir defa&nbsp; da olsa, Y&uuml;reklerine&nbsp; inen&nbsp; merhametle&nbsp; annesine&nbsp; bir&nbsp; g&uuml;n&uuml;n&uuml;&nbsp; ayırıp&nbsp; ziyaret&nbsp; edenlerin&nbsp; g&uuml;n&uuml;. Kimi &nbsp;annesini&nbsp; yalnız&nbsp; başına&nbsp; bıraktığı&nbsp; huzur evinde.Kimi &nbsp;tek&nbsp; başına&nbsp; yaşadığı&nbsp; evde elinde&nbsp; bir&nbsp; buket&nbsp; &ccedil;i&ccedil;ekle annesinin&nbsp; kısa&nbsp; da olsa&nbsp; ziyaretine &nbsp;gidip elini &ouml;pt&uuml;ğ&uuml;&nbsp; g&uuml;n.</p>
<p>Bir&nbsp; ANNE&nbsp; evladına ş&ouml;yle seslenir:</p>
<p>Sizleri&nbsp; d&uuml;nyaya&nbsp; getirdim. &nbsp;Geceleri&nbsp; uykusuz&nbsp; ge&ccedil;en&nbsp; g&uuml;nlere&nbsp; aldırış&nbsp; etmeden&nbsp; şefkatle&nbsp; ve sevgiyle&nbsp; sizi &nbsp;b&uuml;y&uuml;tmek&nbsp; i&ccedil;in emek&nbsp; verdim. &nbsp;Sizler&nbsp; her&nbsp; ne kadar beni&nbsp; senede&nbsp; bir&nbsp; defa&nbsp; hatırlasanız da! Sizler&nbsp; benim&nbsp; hala evladımsınız. Y&uuml;reğimdeki&nbsp; kalp yaşamdaki &nbsp;sevincimsiniz. Ben &nbsp;sizleri&nbsp; unutup &nbsp;vefasızlık&nbsp; yapamam.</p>
<p>Annelerimiz cennetin baş k&ouml;sesi. Annelerimiz merhametin &ouml;nc&uuml;s&uuml;. Annelerimiz sevginin ve fedakarlığın el&ccedil;isi.Annelerimiz&nbsp; yaşamımızın vazge&ccedil;ilmezi&hellip;Anneler i&ccedil;in ne desem,Anneler&nbsp; i&ccedil;in ne yazsam kelimeler&nbsp; kifayetsiz&nbsp; kalır.</p>
<p>ANNE&nbsp; EVİN MİMARI</p>
<p>ANNE&nbsp; SEVDANIN ADI</p>
<p>ANNE&nbsp; YAŞAMIN MİRASI</p>
<p>ANNE SEVGİNİN İLK&nbsp; ADI</p>
<p>Bug&uuml;n&nbsp; değil!Her&nbsp; g&uuml;n&nbsp; annelerimizin g&uuml;n&uuml;&hellip;Onları bug&uuml;n değil!Her g&uuml;n &nbsp;hatırlayalım.Onların g&uuml;n&uuml; olmadığı gibi;Onların&nbsp; sevgisi&nbsp; bir g&uuml;ne&nbsp; sığdırılmaz. Annelerimiz&nbsp; kıymetli&nbsp; birer&nbsp; hazine.Eli&nbsp; &ouml;p&uuml;lesi b&uuml;t&uuml;n&nbsp; annelerin&nbsp; &ouml;n&uuml;nde&nbsp; saygı&nbsp; ile eğiliyorum.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;BUG&Uuml;N DEĞİL! HER &nbsp;G&Uuml;N&Uuml;N&Uuml;Z &nbsp;KUTLU &nbsp;OLSUN&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mekanda Enerji Çalışmaları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mekanda-enerji-calismalari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mekanda-enerji-calismalari</guid>
<description><![CDATA[ Bir mekanda bolluk ve bereket enerjisini arttırmanın farklı yolları var... ]]></description>
<enclosure url="" length="64340" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 May 2022 18:31:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Leyla Aghayeva Yavuz</dc:creator>
<media:keywords>Bolluk bereket, enerji, aşk, para</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir mekanda bolluk ve bereket enerjisini arttırmanın farklı yolları var. Bunlardan bir tanesi Feng shui. Feng shui eski bir &Ccedil;in &ouml;ğretisidir. Feng shui r&uuml;zgar ve su demektir. Evrende herşey denge i&ccedil;erisindedir. Birşeyin &ccedil;ok fazla veya &ccedil;ok az olması olumsuzluk yaratır. Hayatımızda herşeyin ve her duygunun da dengede olması gerekmektedir.</p>
<p>Bolluk ve bereketi arttırmak bagua haritasından yararlanmak m&uuml;mk&uuml;n&nbsp; ayrıca bu harita ile aşk, sağlık, kariyer, &ccedil;ocuklar gibi alanları da aktive edilebilir. Mekanın her bir k&ouml;şesi, harikataya g&ouml;re ayarlanarak, o b&ouml;lgedeki enerjiyi aktive etmek m&uuml;mk&uuml;n.</p>
<p>Aşk i&ccedil;in &ccedil;ift i temsil eden obje tercih edilebilir.</p>
<p>Bolluk ve bereket i&ccedil;in para ağacı kullanılabilir.</p>
<p>Kariyer i&ccedil;in giriş kapısı nda dikkat etmek gerekir.Koridora kariyerde başarılı olan kişilerin resimleri konulabilir.</p>
<p>Mekanı sirke ile silmek, ada&ccedil;ayı t&uuml;tsusu yapmak da etkili olacaktır.</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ellerimi takip etmek zorundayım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ellerimi-takip-etmek-zorundayim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ellerimi-takip-etmek-zorundayim</guid>
<description><![CDATA[ her şey başlar ve biter. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_627683bfb9bed.jpg" length="29020" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 May 2022 17:35:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>melankolikbalik</dc:creator>
<media:keywords>El, başlamak, bitmek, şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<div class="post-body entry-content float-container" id="post-body-2503846479953892231">
<p><span>Her şey başlar ve biter diye teselli ettim kendimi. Herkes kendini b&ouml;yle teselli eder, yoksa d&uuml;nyanın ağırlığı hep ayağımıza dolanır. D&uuml;nya ayağımıza dolansın istemeyiz &ccedil;&uuml;nk&uuml; acıyı k&ouml;kten bitirecek g&uuml;&ccedil;te değiliz. İnsanın g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; g&uuml;&ccedil;l&uuml;l&uuml;kle karıştırılıyor. Buna eminim. G&uuml;&ccedil;s&uuml;z olduğumuz i&ccedil;in devam ediyoruz, her şeyin daha iyi olacağına inanıyoruz. Acınası varlıklarız.</span></p>
<p>G&uuml;&ccedil;l&uuml; değiliz işte, korkağız!</p>
<p></p>
<p>Bir acı avucumda onu bir vitrine yerleştirmeye &ccedil;alışıyorum. Tozlu bir vitrine, bir daha hi&ccedil; kullanmayacağımı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m bir vitrine. İnsan mutluyken her şeye arkasını d&ouml;nebiliyor, mutsuzken de eskiye d&ouml;nerken biraz utanga&ccedil;laşıyor.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Bu yolları nasıl bir cesaretle ge&ccedil;tim, ne olacak sandım?</p>
<p>Bu geceyi ge&ccedil;ireceğim, hazırlandım. Bir şişe şarabım, beni idare edecek kadar sigaram ve başını okşayıp hala nefes aldığını hissedebildiğim d&ouml;rt ayaklı dostlarım var odada. Bu evi hayvanlarla doldurdum, &ccedil;&uuml;nk&uuml; i&ccedil;imde olan boşluk insanla dolacak kadar soyut değil. Bu evi hayvanlarla doldurdum, &ccedil;&uuml;nk&uuml; sessizlik i&ccedil;imde bir yeri acıtıyor. Aynı acıyan yerim insanları g&ouml;r&uuml;nce de acıyor.</p>
<p></p>
<p>Kendimi nasıl oyalayacağım, bunca akıp giden g&uuml;ne nasıl dayanacağım?</p>
<p></p>
<p>Ellerime bakıyorum, her şeyi yapmayı biliyor ellerim. Kapıyı a&ccedil;mayı, kahve yapmayı, kadeh doldurmayı. Bu ellerle biraz daha g&ouml;ze batmayabilirim. Ellerim her şeyi yapmayı biliyor, insan ellerine &ouml;zenir mi? Ellerim bana bir şeyler &ouml;ğretsin istiyorum.</p>
<p>İ&ccedil;ime bir şeyler kazıyorum.</p>
<p>&nbsp;Bazı kelimeleri tekrar ediyorum.</p>
<p>&nbsp;'Anne, iş, kira,kedilerim,k&ouml;peğim.'</p>
<p></p>
<p>&nbsp;Beni ayakta tutacak kelimeleri tekrar ediyorum. Ellerimi takip etmek zorundayım</p>
</div>
<div class="post-bottom">
<div class="post-footer float-container">
<div class="post-footer-line post-footer-line-1"></div>
</div>
</div>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İyiler ve Kötüler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/iyiler-ve-kotuler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/iyiler-ve-kotuler</guid>
<description><![CDATA[ Masalın sonunda gökten üç elma düşmüştü... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6276a8a5e036b.jpg" length="29812" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 May 2022 16:06:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Buse Nur Gürlek</dc:creator>
<media:keywords>kötü karakter, iyi karakter, çirkin, güzel</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Masalın sonunda g&ouml;kten &uuml;&ccedil; elma d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;.</p>
<p>Her masalın sonundaki gibi...</p>
<p>Bir tanesi hayallerimeydi. Bir tanesi umutlarımaydı. Sonuncusu ise hayatımaydı.</p>
<p>Hayalleri i&ccedil;in &ccedil;alışıp, umutları sayesinde ayakta duran iyi karakterleri, iyi yapacak bir k&ouml;t&uuml; karakter gerekirdi &ccedil;&uuml;nk&uuml; hep.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; masal yazarı biliyordu... G&uuml;zel kardeş olmasaydı, &ccedil;irkin kardeş bilemeyecekti &ccedil;irkin olduğunu...</p>
<p>Ger&ccedil;i o masalın k&ouml;t&uuml; karakteri &ccedil;irkin kardeş miydi yoksa g&uuml;n&uuml;m&uuml;z g&uuml;zellik algısına uymadığı i&ccedil;in &ccedil;irkin lakabını takan halk mıydı k&ouml;t&uuml; karakter?</p>
<p>Mesela g&uuml;zellik algısı &ccedil;irkin dediğimiz karakter gibi olsaydı bu sefer k&ouml;t&uuml; karakter g&uuml;zel dediğimiz karakter mi olacaktı.&nbsp;</p>
<p>İyi karakteri var eden k&ouml;t&uuml; karakterken niye &uuml;&ccedil; elmanın bir tanesi o değildi ki...</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KAÇMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kacmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kacmak</guid>
<description><![CDATA[ Gerçeklerden neden kaçar insan? Hangi yalanın arkasına saklanmak ister ya da neden her şeyden uzaklaşıp kaçmak ister büyüdüğü şehirden? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6262a62d11796.jpg" length="85228" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 07 May 2022 01:04:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>kaçmak, yalan, doğru yol</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Nerden geldiğimizi, nereye gideceğimizi bilmeden d&uuml;nyaya a&ccedil;tığımız g&ouml;zlerimizi, b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e dolan boşlukları, anlamlaştırmaya &ccedil;alıştığımız bir hayatı ne kadar kolay kılabilir yaşadıklarımız?</em><br /><em>Ya da ş&ouml;yle sorsam daha mantıklı olabilir, yaşadığımız her şey mi bize zor geliyor yoksa hayat mı? Ama ş&ouml;yle de bir ger&ccedil;ek var bardak kırıldı diye su i&ccedil;mekten vazge&ccedil;memek gerekir.</em></p>
<p><em>Siz bardağı kırdınız diye su i&ccedil;mekten vaz mı ge&ccedil;iyorsunuz yoksa yeni bir bardak mı alıyorsunuz? Evet o kırılan bardağın yerini tutmaz ama yine de vazge&ccedil;memek gerekir.</em></p>
<p><em>Ben m&uuml;kemmel bir hayat ile b&uuml;y&uuml;medim. Ailemle kavgalarım oldu herkesin olduğu gibi, arkadaşlarımla sorunlar yaşadım herkeste olduğu gibi, sevgilimle ayrıldık, barıştık, ayrıldık ve yine herkeste olduğu gibi... Ama her seferinde yaşadığım her şeyden bir ders &ccedil;ıkardım kendimce, hepsi bana bir tecr&uuml;be oldu. Hi&ccedil;bir zaman da o suyu i&ccedil;mekten vazge&ccedil;medim. Olması gereken şey de buydu zaten sizlerde vazge&ccedil;meyin. Vazge&ccedil;mek bir nevi ka&ccedil;maktır.</em></p>
<p><em>Ger&ccedil;eklerden neden ka&ccedil;ar insan? Hangi yalanın arkasına saklanmak ister ya da neden her şeyden uzaklaşıp ka&ccedil;mak ister b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml; şehirden? Ka&ccedil;mak ne kadar doğru mesela, hadi diyelim gittik ger&ccedil;ekler de peşimizden gittiğimiz yere gelmez mi?</em><br /><em>Bir diğer sorum insan nereye kadar ka&ccedil;arak yaşayabilir?</em></p>
<p><em>Bu daha ne kadar devam eder bilmiyorum ama istediğim şeyler ve yaptıklarım &ccedil;ok farklı kavramlar. </em></p>
<p><em>Doğru bir yol varsa umarım bir an &ouml;nce bulunur.</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Başucu Kitabım&#45;6</title>
<link>https://edebiyatblog.com/basucu-kitabim-6</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/basucu-kitabim-6</guid>
<description><![CDATA[ başucu kitabım.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6273fda013847.jpg" length="25625" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 May 2022 19:48:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>değer, insanlık, fanilik, edebiyat, karmaşık, duygu, ahmaklık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Parayı insan hayatıyla değerleştirmek ne kadar acı verici bir durum. Maddiyat bu d&uuml;nyada kalıcı insanlık ahiretlik değil midir? ikilemli savaşmak ahmaklıktır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline; background-color: #85ff00;"><em><strong>R.G.</strong></em></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Başucu Kitabım &#45;5</title>
<link>https://edebiyatblog.com/basucu-kitabim-5</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/basucu-kitabim-5</guid>
<description><![CDATA[ Kendi hikayeni yazmak... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6273ef7a6ceeb.jpg" length="61748" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 May 2022 18:56:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Doğa, iklim, dünya, insan, canlıvarlıklar, mevsim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kendi hikayeni yazmak...</p>
<p>Yazmak ne g&uuml;zel yetkinlik. İnsanoğlu her yaşadığı duygularını yazar.</p>
<p>Hayatından ders &ccedil;ıkardıklarını: Yaradan'ın &ouml;devlerini yazar ve yerine getirir.</p>
<p>zaman bir nakış gibi işler insanların yaşamına &ouml;nemli olan k&ouml;t&uuml;y&uuml; g&ouml;r&uuml;p iyi insan olmaktır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline; background-color: #85ff00;"><em><strong>R.G.</strong></em></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Başucu kitabım &#45;4</title>
<link>https://edebiyatblog.com/basucu-kitabim-4</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/basucu-kitabim-4</guid>
<description><![CDATA[ Yaşamımız boyunca çok lüzumsuz insanlardan bir şeyler aldık ... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6273ed25f2390.jpg" length="50503" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 May 2022 18:37:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Bilgi, bilgelik, cehalet, duygu, zihin, alim, edebi, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamımız boyunca &ccedil;ok l&uuml;zumsuz insanlardan bir şeyler aldık&nbsp;</p>
<p>Her kusursuz insanlardan hep ders &ccedil;ıkardık.Bu bizi hep doğru y&ouml;ne g&ouml;t&uuml;rmeli...</p>
<p>Her olumsuzluk bin olumlu yaşamımız demek.</p>
<p>Uzaklarınızı iyi se&ccedil;in.</p>
<p>R.G.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAşucu Kitabım&#45;3</title>
<link>https://edebiyatblog.com/basucu-kitabim-3</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/basucu-kitabim-3</guid>
<description><![CDATA[ Sen hayatın içindesin,hayat senin elinde. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6271a8315dde6.jpg" length="65931" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 May 2022 18:19:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, blog, tecrübe, yazı, yazmak, Notlar, kalem, kağıt</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatı ve kendini ciddiye almalısın</p>
<p>Yaşanmışlıkların bilgilerini topla zihninde olur ya s&ouml;z u&ccedil;ar yazı kalır.</p>
<p>kısa kısa notlar al kendin i&ccedil;in.</p>
<p>Ge&ccedil;mişi not et geleceğine ışık olsun.</p>
<p>sonra ge&ccedil;mişin kapılarını kapat ki yolunu rahat bulasın</p>
<p>R.G.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KABULLENMEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kabullenmek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kabullenmek</guid>
<description><![CDATA[ İnsan en çok neyi kabullenemez? Yaşadıklarını mı, yaşatılanları mı?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625b516006a21.jpg" length="43945" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 May 2022 01:06:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Güzellik, kabullenmek, kusur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><i>Fiziksel yorgunluğu &ccedil;ok bilmem ama zihinsel yorgunluk &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; bir şey onu &ccedil;ok iyi bilirim. Bazen d&uuml;ş&uuml;nceler uyutmaz, uyutsa gece uyandırır &ouml;yle boktan bir şey yaşayan &ccedil;ok iyi bilir. </i></p>
<p dir="ltr"><i>Uyumayı &ouml;zl&uuml;yor insan, d&uuml;ş&uuml;nmemeyi, rahat rahat takılabilmeyi ama hangisi oluyor derseniz hi&ccedil;biri &ccedil;&uuml;nk&uuml; d&uuml;ş&uuml;nceler insanın beynini &ouml;yle bir yiyor ki ne yapsa, ne yapmak istese hep bir &ccedil;ıkmaza saplanıyor. </i></p>
<p dir="ltr"><i>Ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum biliyor musunuz? </i></p>
<p dir="ltr"><i>Ben niye b&ouml;yle bir insan oldum? </i><br /><i>Ben nasıl birden b&ouml;yle oldum? </i><br /><i>... </i></p>
<p dir="ltr"><i>Peki hangi sorunun cevabı var hi&ccedil;birinin... Beynini kemiriyor insanın bu d&uuml;ş&uuml;nceler bir zaman sonra zaten ufaktan sıyırıyor daha da d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce artık direkt kendini kaybediyor. Şahit oldum mesele deli olmak değil. İnsan her şekilde travma aldığından dolayı bir şekilde hasta oluyor. Kabullenin bunu sağlıklı bile olsanız hastasınız...</i></p>
<p dir="ltr"><i>İnsan en &ccedil;ok neyi kabullenemez? Yaşadıklarını mı, yaşatılanları mı? </i><br /><i>Her ikiside aslında yaşadığın her iyi, k&ouml;t&uuml; olay aklında bazen bir acaba bırakır. Ve işin i&ccedil;ine yine d&uuml;ş&uuml;nmek girerse ge&ccedil;miş olsun... </i></p>
<p dir="ltr"><i>Kendinizde kusur g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z şey var mı? Mesela burnunu sevmeyen, v&uuml;cudunun hatlarını sevmeyen? İllaki vardır dimi i&ccedil;imizde, mesela benim &ccedil;illerim var ben hi&ccedil; sevmezdim, nasıl kurtulabilirim bunun yolunu aradım sonra oturdum d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m ben buyum, ben b&ouml;yle daha g&uuml;zelim onlar benim kusurum değil beni ben yapan asıl şeyler. Kendinizi &ouml;rtmeye &ccedil;alışmayın. Kendinizi her şekilde sevin. Kendinizde kusur aramayın, siz her şekilde g&uuml;zelsiniz. </i></p>
<p dir="ltr"><i>G&uuml;zellik sadece fiziksel olmaz, ruhsal, duygusal olarakta insanlar g&uuml;zeldir. Peki ya i&ccedil;iniz g&uuml;zel mi? Her şeye rağmen g&uuml;zel kalabiliyor musunuz? Kalın! G&uuml;zel olmazsanız bu hayat daha beter oluyor. Hem kendiniz i&ccedil;in, hem &ccedil;evreniz i&ccedil;in g&uuml;zel kalın! </i></p>
<p dir="ltr"><i>Şimdilik hoş &ccedil;akalın ya da sadece hoş kalın... </i></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kendimle baş başa bir ufak sorgulama</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kendimle-bas-basa-bir-ufak-sorgulama</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kendimle-bas-basa-bir-ufak-sorgulama</guid>
<description><![CDATA[ Sevmek mi? Sevilmek mi? Sevip de sevilmemek mi kırıyor insanı yoksa sevgisine inanılmaması mı bilinmez tabii ki... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6272b9bf9458a.jpg" length="55420" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 May 2022 20:38:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Nur Bersun</dc:creator>
<media:keywords>deneme, sorgulama, sevgi, sevmek, sevilmek, monolog, günlük</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="font-family: Helvetica; font-size: 11.0pt; color: black; margin: 0pt 0pt 10pt 0pt;"><span style="background: white;">Sevmek mi? Sevilmek mi? Sevip de sevilmemek mi kırıyor insanı yoksa sevgisine inanılmaması mı bilinmez tabii ki. Tıpkı bunu neden yazdığımı bilmediğim gibi. İ&ccedil;imde d&uuml;ğ&uuml;mlenen ve &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alıştık&ccedil;a daha da kenetlenen bir şeyler var, hissediyorum. Bir şeyler daraltıyor sanki zorla kalıyor, zorla yaşıyor gibiyim. &Uuml;z&uuml;l&uuml;yorum a&ccedil;ık&ccedil;ası biraz da darılıyorum. Nasıl bir şarkı bulamam h&acirc;l&acirc; kendime? Nasıl kendi kalemde tutsak kalabilirim? Kendi inşa ettiğim bir kalenin kapısını penceresini nasıl bulamam, nasıl kaybederim. Kapı yoksa anahtar ne işe yarar, pencere olmazsa bu &ccedil;i&ccedil;ekleri nasıl yaşatabilirim? Kendimi nasıl kurtaracağım buradan? Korkuyorum, hem de nasıl. Ya bir g&uuml;n g&ouml;zyaşlarım birikir de boğulursam onda da k&ouml;t&uuml;s&uuml; ya ağlayamayacak kadar hissizleşir de kalpsiz kalırsam?</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>kötü rüyalar saati</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kotu-ruyalar-saati</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kotu-ruyalar-saati</guid>
<description><![CDATA[ Olmuyor, özür dilerim,olmuyor işte... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6272ac196a9ef.jpg" length="60280" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 May 2022 19:39:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>melankolikbalik</dc:creator>
<media:keywords>kötü, rüya, saat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Olmuyor, &ouml;z&uuml;r dilerim,olmuyor işte. Yapamıyorum ben, bilmiyorum, anlamıyorum, anlamlandıramıyorum, nasıl yapabilirim, yapamam, zaten kimseye de 'ben yapabilirim' dememiştim, demiştim. B&ouml;yle bir s&ouml;z vermiştim, hatırlıyorum. &Ouml;nce kendime s&ouml;z vermiştim, sonra da o'na. Neye dayanarak s&ouml;z vermiştim, bilmiyorum.</p>
<p></p>
<p>&Ouml;yle bir bardak su verir gibi s&ouml;z m&uuml; verilir? Ben vermiştim. Ben b&uuml;t&uuml;n zor şeyleri bir bardak suyu kana kana i&ccedil;er gibi kolaylıkla yaparım zaten. Bu nasıl korkun&ccedil;! Biliyorum da, ne yapayım elimde değil. İnsanlar benim yanımda kalsın diye mi her s&ouml;z&uuml; b&ouml;yle kolayca veriyorum? Peki sonrası. O an her şey farklı, o an her şey farklı.</p>
<p></p>
<p>Dinleyin.</p>
<p></p>
<p>O an , vaat ederken ve her şeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken i&ccedil;imde bir kahramanın y&uuml;ce g&uuml;c&uuml; oluyor. Hem de ne g&uuml;&ccedil;. Sanki bir dağı k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k avu&ccedil;larımla yerinden edebilirim. Ama edemem.</p>
<p>Bir saat bulmuyor kendime gelmem. S&ouml;z&uuml; veriyorum, bir s&uuml;r&uuml; gelecek planını karşımdakinin kucağına d&ouml;k&uuml;yorum ve bir anda elim ve avucum k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;ğe d&ouml;n&uuml;yor.</p>
<p></p>
<p>D&uuml;nya'da bir anda yeniden olmam gerektiği gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir nokta oluyorum.</p>
<p></p>
<p>Benden iğrenmekte haklıyım, o'da haklı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben bir pencere a&ccedil;tım, g&uuml;zel bir d&uuml;nya varmış gibi davrandım kendime ve o'na. Sonra dedim ki 'bı&ccedil;ağım elimde'.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Bak! Ben bir katilim, başka da d&uuml;nya yok! Sana a&ccedil;tığım pencereler &ccedil;oktan zifir gibi g&ouml;lgelikle sımsıkı kapalı. Ama ben ne demiştim, ne dersen haklısın.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Benim i&ccedil;in bin kat daha zor. Hadi kendini benim yerime koy. &Ccedil;&uuml;r&uuml;k kokan benim, sen arkanı d&ouml;ner gidersin. Ben bunun i&ccedil;inde hapisim.</p>
<p></p>
<p>İnsan olmak ne b&uuml;y&uuml;k mantıksızlık, ger&ccedil;ekten. Belki bundan evrenselmiş gibi bahsetsem, beni anlarsın. K&uuml;&ccedil;&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k planlar işte, sevmediğin b&ouml;cekler gibi, mide bulandırıcı.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Ama ben kendi yanımda kalmak zorundayım, başka &ccedil;arem yok. Ne yapayım , kendimi şirin g&ouml;stermek zorundayım.</p>
<p></p>
<p>Uyumalıyım, ama tam k&ouml;t&uuml; r&uuml;yalar saati.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Edebiyat bilgi yarışması 3</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyat-bilgi-yarismasi-3</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyat-bilgi-yarismasi-3</guid>
<description><![CDATA[ bilgi yarışması ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623b1ea2985f7.jpg" length="25511" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 May 2022 19:22:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>Edebiyat, bilgi yarışması, şair, yazar</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>cevapsız nedenlerim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cevapsiz-nedenlerim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cevapsiz-nedenlerim</guid>
<description><![CDATA[ Çiçeğim
Hayatım nedenlerle dolu... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6271ce73be021.jpg" length="151603" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 May 2022 04:17:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>sadeceyaziyorum</dc:creator>
<media:keywords>çiçeğim, neden, cevapsız, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>&Ccedil;i&ccedil;eğim,</em></p>
<p><em>Hayatım nedenlerle dolu. Şu anda kelimeler aklımdan parmak u&ccedil;larıma&nbsp; b&uuml;y&uuml;k bir kararsızlıkla d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor. Neden bu yazıyı yazıyorum? Neden bu fotoğrafı se&ccedil;tim?&nbsp;&nbsp;</em></p>
<p><em>Bu yazıyı yazma nedenimin cevabını sana şu anda veremem, belki i&ccedil;imi d&ouml;kmek istedim, belki de ileride i&ccedil;imi d&ouml;kmekten daha fazlası olacak ama neden mi bu fotoğrafı se&ccedil;tim? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bug&uuml;n &ccedil;i&ccedil;ek topladım. Ailemden kilometrelerce uzaktayken, başka bir aileyle gittiğim piknikte, kendimden yedi yaş k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocukla fotoğraf &ccedil;ekildim, sakız &ccedil;iğnedim, g&uuml;ld&uuml;m, eğlendim ve &ccedil;i&ccedil;ek topladım. </em></p>
<p><em>Sanırım ben, k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta kaybettiğim kardeşimi başka ruhlarda aramak konusunda asla pes etmeyeceğim.</em></p>
<p><em>Nedenlerim.</em></p>
<p><em>Bana insan olduğumu hatırlatan en g&uuml;zel nedenlerim sayesinde bug&uuml;n daha iyi biriyim.&nbsp;</em></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Yanım Nostalji</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-yanim-nostalji</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-yanim-nostalji</guid>
<description><![CDATA[ Geldim gördüm dünya büyük yalanmış... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_6271954501a39.jpg" length="79824" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 May 2022 21:14:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>Elif Can</dc:creator>
<media:keywords>Giden gitti, yan ateş böceği, şarkını söyle sazını çal</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Geldim g&ouml;rd&uuml;m d&uuml;nya b&uuml;y&uuml;k yalanmış. Sararmış solmuş b&uuml;t&uuml;n fotoğraflar. Eskiye dair her şey yok olmuş. 90'lardan kalma bir gazete, 80'lerin saman sarısı takvimi, derme &ccedil;atma bir kumaşla &ouml;rt&uuml;len pencereden sızan g&uuml;neş ışınları y&uuml;z&uuml;mden ge&ccedil;erek o tarihi testilerin olduğu g&ouml;mme dolaba ulaşıyor. Ka&ccedil; nesil geldi ge&ccedil;ti kim bilir ka&ccedil; hikaye yazıldı , ka&ccedil; bağ kazıldı o testilerle. Bu y&uuml;zden hi&ccedil; hakkım yok şikayete bile bile lades. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bile bile kendi ellerimizle teslim ettik b&uuml;y&uuml;k bir yok oluşa bu değerleri. Bir tarih geldi ge&ccedil;ti. Sorun da bu ya ge&ccedil;ti işte kalıcı kalamadık. Plakta bir melodide , kartpostalda bir fotoğrafta postada bir pulda, tipografi bir sanatta kalamadık. Geliştik mi değiştik mi bilemiyorum. Her şeyde olduğu gibi değerlerimizede sahip &ccedil;ıkamadık. avuntularımızla, kendimize yalanlarımızla d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;k bu yalan d&uuml;nyayı. Eskiler eskiden g&uuml;zeldi &ouml;zlemek değil bu ,hasret kaldık hasret. Bir eşya veyahut bir nesnede takılı kalmadık sadece. Eskilerin kokusu eskilerin tadı yok şu hayatta. Akşam &ouml;ten cırcır b&ouml;cekleri, mesela sabahları baharın habercisi guguk kuşları nerededirler&nbsp;</p>
<p>şimdi ? Eskiden ayrı bir g&uuml;zellik;&nbsp; yazları g&ouml;kkubbe altında dolaşırdık sokak sokak. Edebiyat sokağımız olurdu orta oyunları sergilenen. Sanat sokağımız olurdu sınırsız hayalg&uuml;&ccedil;lerinin konuştuğu, bir de o kimsesiz sessiz sessiz sakin karanlık k&ouml;şede u&ccedil;uşan ateş b&ouml;cekleri olurdu. Neredesiniz şimdi ateş b&ouml;cekleri? Bulamıyorum sizleri. Bak vakitlerden akşam, durumlardan yalnızlık, gecenin bilmem ka&ccedil;ı ufak bir dokunuşla yine g&ouml;klere u&ccedil;arak aydınlatır mısınız bu karanlığımı? En &uuml;cra k&ouml;şeme ge&ccedil;tim yine bekliyorum sizleri. Giden gitti yan ateş b&ouml;ceği, şarkını s&ouml;yle sazını &ccedil;al...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hafızamın Derinlerini</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hafizamin-derinlerini</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hafizamin-derinlerini</guid>
<description><![CDATA[ Kazananı bilmiyorum ama şayet bir kazanan olacaksa kazanan bile pişman olacak kazandığına... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_62715571f35af.jpg" length="55406" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 May 2022 19:17:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>hafıza, derin, kaza, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>&nbsp; &nbsp; Hafızamın derinliklerine iniyorum, korkuyorum biraz ama korkum bile cesaret veriyor bana. Birşeyleri merak ediyor sanki benliğim, silinmiş unutulmuş bazı şeyleri bilmek anlamak istiyor. Anladığın da ise olacaklar aklımı korkutuyor, bir cenk olacak gibi zihnimde vicdanım ve aklım arasında olacak bir cenk. Kazananı bilmiyorum ama şayet bir kazanan olacaksa kazanan bile pişman olacak kazandığına. Hatıralar acı verecek mutlu edeceği kadar lakin daha &ccedil;ok keşkeler saracak benliği. Keşkeler ile dolu hafızam da ben unutmak istiyorum şimdi, indiğim bu derinlikten &ccedil;ıkmak ve unutmak...☘️</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAYRAM OLA!...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bayram-ola</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bayram-ola</guid>
<description><![CDATA[ Hayata gülümseyen,güzellikler getiren,Sevinçleri birleştiren günün adıdır Bayram. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626bfcb3d0d74.jpg" length="74298" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 May 2022 13:39:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>bayram, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;zel bir g&uuml;n,G&uuml;zel bir zaman olur.Bayramda bir başka olur insan,Bir coşku yaşar &Ccedil;ocuklar.Bayramın manevi huzuru,Sevinci bir başka yaşanır...</p>
<p>İlkin Bayram namazı eda edilir,Sonra mezarlık ziyareti ile dualar okunur.Ebediyete g&ouml;&ccedil; eden sevenlerle bayramlaşılır...</p>
<p>Bu g&uuml;zel g&uuml;ne g&uuml;zellik katan,Eş,Dost,Akraba ve Arkadaşların ziyareti olur.Sevin&ccedil;lerine ortak olup,Bayram sevincini birlikte yaşarlar...Bayramın ilk misafirleridir &ccedil;ocuklar.Sabahın erken saatlerinde kapı kapı dolaşıp bayram kutlaması yapması bug&uuml;ne ayrı bir g&uuml;zellik,Ayrı bir tat katar.</p>
<p>Bayram havası var bug&uuml;n!</p>
<p>Y&uuml;rekler bir nehir gibi coşar.</p>
<p>&Ccedil;ocuklar sevgi seli ile yaşar.</p>
<p>G&uuml;l&uuml;mser hayata,Mutluluk g&ouml;zlerinde ışıldar.</p>
<p>Keyifler şen şakrak g&uuml;le oynaya Bayramı yaşar...</p>
<p>G&uuml;n bug&uuml;n ola...</p>
<p>Bayram bayram ola...</p>
<p>Gen&ccedil;,Yaşlı,&Ccedil;ocuk bir&nbsp; ola...</p>
<p>Bayram hep bayram ola...</p>
<p>Y&uuml;rekler sevgi dola</p>
<p>Bayram o bayram ola...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BAYRAMLAR OLMALI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bayramlar-olmali</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bayramlar-olmali</guid>
<description><![CDATA[ İyi bayramlar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_626f680f9b729.jpg" length="173542" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 02 May 2022 08:12:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Müzeyyen GÖKMEN</dc:creator>
<media:keywords>Bayram</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bayramlar olmalı sevgiyle paylaşılan</p>
<p>Sen ben değil bizim diyebileceğimiz bir d&uuml;nyayı yeniden insa eder gibi.</p>
<p>Bayramlar olmalı d&uuml;n gibi değil&nbsp;</p>
<p>Ama ge&ccedil;miş bayramlarda yaşanan g&uuml;zel anları yaşatır gibi</p>
<p>Bayramlar olmalı t&uuml;m &ouml;zlemlerin sona erdiği</p>
<p>Kavuşamadığımız hasret duyduğumuz uzak diyarlardaki sevdiklerimizle berabermişiz gibi</p>
<p>Bayramlar olmalı y&uuml;reklerdeki yangınlara su serper gibi</p>
<p>Acıyı dindirip, yaşamı yaşanılır hale getirir gibi</p>
<p>Bayramlar olmalı haksızlıkların hukuksuzlukların yaşanmadığı</p>
<p>Adalet terazisinin herkese eşit işlediği gibi</p>
<p>Bayramlar olmalı t&uuml;m g&uuml;zelliklerin bir tohum olup yery&uuml;z&uuml;ne serpilmesi</p>
<p>Karanlıkların t&uuml;m&uuml;yle silinmesi gibi</p>
<p>Bayramlar olmalı g&ouml;nl&uuml;n&uuml;zce, sevdiklerimizle birlikte şeker tadında kutlayabilmek gibi.</p>
<p>İyi bayramlar diliyorum.</p>
<p>M&uuml;zeyyen/2022</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hafıza</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hafiza</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hafiza</guid>
<description><![CDATA[ Hafızamda ki izlerden kurtulmaya çalışırdım başlarda.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626acd27013ca.jpg" length="73193" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 May 2022 21:05:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords>Hafıza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: center;"><span class="s1">Hafızamda ki izlerden kurtulmaya &ccedil;alışırdım başlarda. Sondasında aslında o izlerin beni ben ettiğini ve kişiliğime g&uuml;&ccedil; kazandırdığını g&ouml;rd&uuml;m. İnsanın kalbi gibi,yaralarla dolu olabiliyor hafızası. Can acıtan bir &ccedil;ok hatıra canlanıyor olabilir hafızasında fakan bunlar bizi daha &ccedil;ok acıya ve d&uuml;ş&uuml;nceye s&uuml;r&uuml;klemek yerine,belli bi zamanlardan sonra bize &ccedil;ok &ouml;nemli bi ders verir. Yaşadıklarımız,aklımızda kalarak hayattan aldığımız yaraları bize her defasında hatırlatır ve bu da bizim daha az hata yapmamıza sebep olur.hafızamızda olan t&uuml;m yaşantılarla en g&uuml;zel şekilde ders alarak bunu kendimize ceza değil de &ouml;d&uuml;l olarak sunabiliriz. Her acı hafızamızda bir ders olarak bize kalır. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsanlar yola çıkmaz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/insanlar-yola-cikmaz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/insanlar-yola-cikmaz</guid>
<description><![CDATA[ İnsanlar yola çıkmaz  ]]></description>
<enclosure url="" length="73193" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 May 2022 11:46:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>İnsanlar yola çıkmaz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar yola &ccedil;ıkmaz, insanları insanlar yola &ccedil;ıkarır. Uzun veya kısa, mutlu veya &uuml;zg&uuml;n &ccedil;ıkılır o yola, o yolun sonunda ise her daim &uuml;z&uuml;len biz oluruz. Mutluluk yakın veya uzak bilinmez bilinen şeylerden biriyse; insanlar kullanır insanları bir s&uuml;re, iyiki derler sonraysa sen kimsin ki olur. Herkes herkesi sevebilir ama herkes herkese aşık olamaz, bu duygu farklı bir duygu, bu duygu değişik bir duygu. Bir insan birine aşıkken birini sevemez, elini tutamaz, sarılamaz... eğer ki yapıyorsa aşık olduğu insanı unutmak i&ccedil;indir, her unuttum diyen unutmaz; i&ccedil;inde bir yerlerde kalır o biriktirir biriktirir ve sonunda bir yerde patlar. Kimseyi yara bandı olarak kullanmayın, iyileşince kimseye yolu g&ouml;stermeyin, unutmayın bug&uuml;n siz ona yaparsınız o kimseye yapmaz i&ccedil;inde kalır biriktirir o da sonunda &ouml;yle bir şeyle karşınıza &ccedil;ıkar ki hepiniz şaşırırsınız. Kimse kimsenin babasının oğlu değil, sizi &uuml;zeni &uuml;z&uuml;n d&uuml;zene uyun diyemem bunu kimse diyemez. Ama siz farklı olun, sizi &uuml;zene olan &ouml;fkenizi ve diğer duygularınızı bir k&ouml;şeye atın bu hayatta yaşanan her şey bir imtihan, peki siz bu imtihanı ge&ccedil;iniz mi? Bunu d&uuml;ş&uuml;nmeniz daha mantıklı olur. Ağlayın, bir şeyleri kırın, kendinizi &uuml;z&uuml;n... bir şey değişecek mi? Giden gelecek mi? Veya yaptıkları unutulacak mı? Ben s&ouml;yleyeyim, hayır unutulmayacak, canınız yanacak ama alışacaksınız da. İntikam almak, i&ccedil;inizde hırs, &ouml;fke beslemek sadece size zarar karşı taraf nasıl ki, gittiyse sizde &ouml;yle gidin. Unutmak zor, unutacaksınız asla diyemem ama alışacaksınız. Eskisi gibi olmayacak, yaptığınız o hatadan bir ders &ccedil;ıkarıp daha değişik bir siz olarak herkesin karşısında duracaksınız. Herkesi kendinizle bir tutmayın en b&uuml;y&uuml;k dersiniz: yaşanmışlıklarınız olsun, en b&uuml;y&uuml;k hatanız: ge&ccedil;mişiniz olsun sonu&ccedil;ta geleceği daha yaşıyoruz. En b&uuml;y&uuml;k hatanız: yapamadığınız şeyler olsun, ama fazla da &uuml;z&uuml;lmeyin sonu&ccedil;ta daha yaşıyorsunuz ve daha vaktiniz var yapmak i&ccedil;in, haydi bakalım kalkın ve kendiniz i&ccedil;in bir şeyler yapın, ge&ccedil; değil hi&ccedil;bir şey i&ccedil;in daha nefes alıyorsunuz ve bunu iyi değerlendirin.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EMEKÇİ GÜNÜ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/emekci-gunu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/emekci-gunu</guid>
<description><![CDATA[ El emeği göz nuru ile bir şeyler üreten, Eken, İnşa eden emekçiler adına... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_626e40ae0d95b.jpg" length="79370" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 May 2022 11:12:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>mayıs, 1, emek, gün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>EMEK&Ccedil;İ&nbsp; G&Uuml;N&Uuml;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Emek; Bir&nbsp; iş&nbsp; i&ccedil;in ve bir şeyleri&nbsp; &uuml;retmek&nbsp; i&ccedil;in harcanan&nbsp; enerjidir.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Emek&ccedil;i; Bir işi&nbsp; doğal&nbsp; olarak&nbsp; alın teri&nbsp; ve&nbsp; el&nbsp; emeği&nbsp; ile&nbsp; yapan&nbsp; kişidir.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Bir marangozun&nbsp; el&nbsp; yapımı&nbsp; ile kendi&nbsp; ustalığını sergilediği&nbsp; bir dolap, Masa,Kapı&nbsp; vesaire&hellip; şaheserler&nbsp; yaratıp&nbsp; ofiste,hastanede, evlerde&nbsp; kullanılan&nbsp; eşyaları&nbsp; yapan&nbsp; ustanın el emeği.</p>
<p>&nbsp;Bir&nbsp; fırıncının sabahın erken saatlerinde&nbsp; bizlere&nbsp; kendi&nbsp; elleriyle&nbsp; a&ccedil;tığı hamuru&nbsp; yoğurup&nbsp; ekmek,Poğa&ccedil;a,Simit &nbsp;haline&nbsp; getirmesi&nbsp; ve &nbsp;sıcacık &nbsp;ekmeği&nbsp; tezgahta&nbsp; sergileyen&nbsp; ustanın el emeği. Sonrasında&nbsp; sofralarımıza&nbsp; lezzeti&nbsp; ile&nbsp; tat&nbsp; katması.</p>
<p>&nbsp;Bir&nbsp; k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n&nbsp; sabah&nbsp; g&uuml;neş&nbsp; doğmadan&nbsp; koyunlarını&nbsp; otlatması ve&nbsp; iyi&nbsp; beslemesi&nbsp;&nbsp; sonucu&nbsp; elde&nbsp; ettiği&nbsp; S&uuml;t,Peynir, Yoğurt&nbsp; vesaire &hellip; Doğal &uuml;r&uuml;nleri&nbsp; ile sofralarımızı&nbsp; s&uuml;sleyen&nbsp; emek&nbsp; insanı .</p>
<p>Yine&nbsp; k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n ektiği Domates,Salatalık,Patlıcan,Biber&nbsp; vesaire&hellip;Doğallığı&nbsp; bizlerin sofralarına katan emek&ccedil;i&nbsp; insanlar&hellip;</p>
<p>&nbsp;Tarım ile uğraşan &ccedil;ifit&ccedil;imizin ekip bi&ccedil;tiği Buğday,Tahıl&nbsp; vesaire&hellip;Sıcak soğuk demeden emek veren insan.</p>
<p>&nbsp;Daha&nbsp; sayamadığım&nbsp; onca&nbsp; işe&nbsp; emek&nbsp; veren&nbsp; emek&ccedil;i&nbsp;&nbsp; insanlar&hellip;&nbsp;</p>
<p>Sizler&nbsp; emek&nbsp; verdik&ccedil;e&nbsp; &uuml;lke&nbsp; kalkınır.</p>
<p>Sizler&nbsp; &uuml;rettik&ccedil;e&nbsp; ekonomi&nbsp;&nbsp; canlanır.</p>
<p>D&uuml;n</p>
<p>Bug&uuml;n</p>
<p>Yarın&nbsp;</p>
<p>Kısaca her&nbsp; g&uuml;n&nbsp; bizlere&nbsp; ve &Uuml;lkeye&nbsp; verdiğiniz&nbsp; emekten&nbsp;&nbsp; dolayı&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp; &nbsp;ederiz . B&uuml;t&uuml;n el emeği&nbsp; veren&nbsp; emek&ccedil;i&nbsp; insanlar!</p>
<p>EMEĞİNİZE&nbsp; SAĞLIK&hellip;&nbsp;</p>
<p>Bug&uuml;n&nbsp; değil!Her&nbsp; g&uuml;n&nbsp; EMEK&Ccedil;İ&nbsp; g&uuml;n&uuml;n&uuml;z&nbsp; kutlu&nbsp; olsun&hellip;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bayram Mendillerim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bayram-mendillerim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bayram-mendillerim</guid>
<description><![CDATA[ Hala çekmecede saklı o çocukluğumun bayram mendilleri.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/05/image_750x500_626dbad8af7df.jpg" length="44108" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 May 2022 01:40:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Cebiyemsi</dc:creator>
<media:keywords>Bayram, mendil, çocukluğum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;Hala saklarım o mendilleri. Kenarı dantelli olanı, işlemeli olanı&nbsp; nasılda g&uuml;zeller. Kullanmaya kıyamadığım, halamın k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde bayram hediyesi olarak &ouml;zenle hazırladığı mendiller. &Ccedil;ekmecemin &ouml;zel eşyalarındandır. Her a&ccedil;ışımda beni &ccedil;ocukluğumun bayramlarına g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Geceden başucumuzda bekleyen kıyafetlerimiz ayrı &ouml;nem taşırdı &ccedil;&uuml;nk&uuml; senede iki kez bayramlarda yeni kıyafet alınırdı. Belki de o y&uuml;zden bu kadar değerliydi. Geceden bayrama hazır, mis kokan evler. Deterjan değil sanki mutluluk kokusu bu. Temizlik yapmaktan yorgun d&uuml;şsede annem erkenden namaza uğurlamış babamı kahvaltı bile hazır. &Ouml;ncelikle evde bayramlaşma annem babamdan başlayınca ge&ccedil;iyoruz sıraya. Har&ccedil;lıklarını hazır tabi. Eee b&uuml;y&uuml;kler biraz daha torpilli. Akraba ve komşuları dokaşma heyecanı ile gruplaşan &ccedil;ocuklardık biz. Elimizde torbalarımız, kim daha fazla toplayacak bakışları. Bayramlaşmayı bitirip biran&ouml;nce fındık oynamaya yetişmekte aklımız tabiki. Kimimizin fındıklarını bitirdiği yani yutulduğu, kimimizin ka&ccedil; katı ile oyunu bitirdiği milav oyunu. G&uuml;n sonunda bah&ccedil;ede birlikte yenen fındıkiların kabukları. Elimizde torbalarımız,. Haydi &ouml;nce bayramlaşma sonra oyun diye yola koyuluşlar. Genelde şeker ikramı ama halam gibi kendine has hediyeler verenlerde yok değildi. Nasıl &ouml;zel hisettirmiş kendimi o mendiller anlayın artık.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>FARKEDİLMEME  KAYGISI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/farkedilmeme-kaygisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/farkedilmeme-kaygisi</guid>
<description><![CDATA[ Onaylanmak ihtiyacı, eksik kalmış yanların ispat halidir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626d9b0adacc5.jpg" length="22824" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 30 Apr 2022 23:25:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>İspat, onaylanma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;&Ccedil;ığlık &ccedil;ığlığa, y&uuml;rek bağırmaları duyuyorum her yerde. Sessizce y&uuml;z&uuml;ne yansımış, &uuml;rkek ve kaygıyla bakan g&ouml;zlerle b&uuml;t&uuml;nleşmiş. "Duyun beni. Farkedin beni. Bak burdayım. Bir sevgi s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;, bir onay hareketi yeter i&ccedil; benliğimin huzur bulmasına. G&ouml;r&uuml;n beni. "&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; İnsan tek başına yaşamak i&ccedil;in gelmemiştir evrene. Etkileşim , yaradılışının her atomuna y&uuml;klenmiştir.&nbsp; Akıl ve mantığın, cevapla birleştiği her yerde bu vardır. Ben olmak değil biz olmaktır, d&uuml;ş&uuml;nebilme yetisinin amacı. Bundandır insanın insana olan beklentisi. Ailede, arkadaşlıkta , kendinin dışında insan olan heryerdedir. Farkedilmek zor değildir ama, karşında g&ouml;ren olması gerekir eylemin ger&ccedil;ekleşmesi i&ccedil;in. Onca &ccedil;aba da bundandır ya. &Ccedil;oğu zaman basit bir onay i&ccedil;indir, delidivane kendini par&ccedil;alamalar, g&ouml;sterme &ccedil;abaları. Ama farkeden yoksa. İşte o zaman sorun &ouml;bekleri, yalnızlık olarak karşılar seni. Sorguların başlar. "Daha ne yapayım ben." İşte cevap bu. Birşey yapma. Hep yapan sen olma. Kendinden &ouml;d&uuml;nler vererek kabule zorlama. &Ccedil;ek kendini. Vermek, vermek nereye kadar? &Ccedil;abalama. O zaman, eleştirileceksin, değiştin olacak ama. Sonunda ortaya bir sen &ccedil;ıkacak. Dengelemenin doğası bu. Bir tarafta fazlalık varsa , diğer uca doğru hareket etmen gerek. Farkedilmen b&ouml;yle m&uuml;mk&uuml;n. "O yapar, o gelir, o verir." tanımlarından &ccedil;ıkar, seninde bir kişiliğinin olduğunun bilincine varır karşıdakiler. Dengede kal. Gerektiği kadarını karşıla, hep sen değil. D&uuml;ş&uuml;n, anla, uygula. Sonu&ccedil; kesin ve olası.&nbsp;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eskiden</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eskiden-2217</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eskiden-2217</guid>
<description><![CDATA[ Yüzünden gülümseme eksik olmayan,etrafa neşe saçan biriydim eskiden.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626acd27013ca.jpg" length="73193" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 28 Apr 2022 20:22:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords>Eskiden</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: center;"><span class="s1">Y&uuml;z&uuml;nden g&uuml;l&uuml;mseme eksik olmayan,etrafa neşe sa&ccedil;an biriydim eskiden. İnsan yaşadıkları acılarla,hayal kırıklarıyla,h&uuml;z&uuml;nle,hatta kederle b&uuml;y&uuml;yor işte bi g&uuml;n ansızın. Annemin ellerinde b&uuml;y&uuml;mek gibi bir b&uuml;y&uuml;mek değil bu. Y&uuml;reğimde katlanamadığım bi acıyla,ara ara nefesim kesilirken,sararan y&uuml;z&uuml;mle bitik ruhumla,acılarla kıvranarak b&uuml;y&uuml;mek. Kalbimde acıdan başka bir şeye yer bırakmayan biri oldu hayatımda. T&uuml;m hayal kırıklarımın sebebi,neşemi kaybetmemin,her gece h&uuml;z&uuml;nle boğulmamın esas sebebi. Kalbimde sevgi ve saf mutluluktan başka bişey olmazdı benim. Annem sadece sevmeyi &ouml;ğretmişti &ccedil;&uuml;nk&uuml; bana, nefret kin tutmak bana g&ouml;re değildi, ben bilmezdim eskiden bu duyguyu. Hatta nefreti bilmezdim&hellip; Ama &ouml;yle bi kırıldı ki kalbim,&ouml;ylesine bişey yaşadım ki&hellip;Sonsuz mutluluk verirken insanlara , onun sadece nefreti hak ettiğini g&ouml;rd&uuml;m. Saf sevgi,saf mutluluk ,saf aşk vardı. Benim ona beslediğim tek duyguysa saf nefretti. </span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yorgunluk...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yorgunluk-2161</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yorgunluk-2161</guid>
<description><![CDATA[ Size birkaç yorgunluğumdan bahsettim. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6263147bd2085.jpg" length="67800" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Apr 2022 22:24:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>bbeyzabektass</dc:creator>
<media:keywords>kendime, yalnızlık, ben, yorgunluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar, ben kimsenin umrunda olmayan o kişiyim. Bug&uuml;n buraya sadece &ccedil;ok yorgun olduğumu yazmaya geldim. Evet belki de şaka gibi geliyordur. Herkes yorgun, diyorsunuzdur. Kim bilir?</p>
<p>Ama benim yorgunluğum, &ccedil;ocukluğumdan beri geliyor. A&ccedil;ık a&ccedil;ık saatlerce anlatmak isterdim, fakat dediğim gibi yorgunum işte. Bunları anlatamayacak kadar yorgun. Nefes alırken sorgulayacak kadar yorgun. Bazen m&uuml;zik dinlerken kafam g&ouml;t&uuml;rm&uuml;yor, m&uuml;zik ya m&uuml;zik. Kapatıyorum belki dakikalarca belki de saatlerce tavanı izliyorum. Yorgunum işte.</p>
<p>İ&ccedil;imde bir acı var. İ&ccedil;imde bir yangın var. Ama bu hi&ccedil;bir zaman s&ouml;nmeyecek biliyorum. Ben s&ouml;nd&uuml;rebildiğim kadarını kendim s&ouml;nd&uuml;rd&uuml;m. Lakin geri kalanı s&ouml;nm&uuml;yor. Benim yapamadığımı başkası da yapamaz, işte bu y&uuml;zden yorgunum.</p>
<p>En başta umudum yok, g&uuml;vencim yok. Sevgim yok, saygım yok. İnsanlığıma dair olan her şeyimi kaybettim. Ama bu bir g&uuml;nde de olmadı, yılların birikmişliği var. Ge&ccedil;miş kirli pis ellerini sadece bir kez doladı boynuma. Sonrası karanlık.</p>
<p>Sonrası &ouml;zg&uuml;vensizlik.</p>
<p>Sonrası &ouml;l&uuml;m.</p>
<p>Sonrası toprak benim i&ccedil;in.</p>
<p>Bilemiyorum sadece, sadece ben &ouml;ld&uuml;kten sonra arkamdan ailem dışındaki birileri de &uuml;z&uuml;ls&uuml;n isterdim. Tek başıma &ouml;lmeyeyim, birileri de benimle o toprağa girsin isterdim.</p>
<p>Ve evet &ccedil;ok bencilim.&nbsp;</p>
<p>Bencilim, &ccedil;&uuml;nk&uuml; kendimi kaybettim. Arıyorum her yerde ama hi&ccedil; bulamıyorum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geciken Ödül</title>
<link>https://edebiyatblog.com/geciken-odul</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/geciken-odul</guid>
<description><![CDATA[ Zamanında konuşamadık, hapsetti içimize düşüncelerimizi.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6268de08303f5.jpg" length="100673" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Apr 2022 09:11:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Cebiyemsi</dc:creator>
<media:keywords>Sus, küşük, büyük, bedel</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;B&uuml;y&uuml;klere karşı yoktu konuşma hakkımız, "k&uuml;&ccedil;&uuml;ks&uuml;n sen sus". K&uuml;&ccedil;&uuml;klere karşı "sen b&uuml;y&uuml;ks&uuml;n alttan al". T&uuml;rk&ccedil;esi gene sus. Okulda &ouml;ğretmene, evde anne ve babaya, evlendin kocaya... Hepp sus, alttan al. S&ouml;yleyeceklerimizi yutmaktan koca g&ouml;bekli olduk derdi, bir arkadaş. Belki koca g&ouml;bekli olmadık hepimiz ama taşıyamayacağımız ağırlıkta d&uuml;ş&uuml;ncenin y&uuml;k&uuml;ne hamallık ettik, hapsettik i&ccedil;imize,&nbsp; &ouml;zg&uuml;r bırakmadık. Duvara &ccedil;entik atan tutuklu gibi kemirdi i&ccedil;ten i&ccedil;e bastırılmışlık. &Ccedil;ıkacaktı elbet bir g&uuml;n dışarı ama s&ouml;z olarak mı bedende hastalık olarak mı? Bazen kıvranan mideden, &ccedil;atlarcasına ağrıyan başımızdan, hatır hatır kaşınan ellerimizden firar etti d&uuml;ş&uuml;ncelerimiz. Eeee onca senenin bir bedeliydi. Mahpustan &ccedil;ıkan tutuklunun, ilk girdiği gen&ccedil;likte &ccedil;ıkmadığı gibi.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Ne &ccedil;ocukken sa&ccedil;malamak istediklerimizin tadı var şimdi nede b&uuml;y&uuml;kken anlatmak istediklerimizin. Herşey zamanında, yaşının verdiği anlamdaymış, lezzeti oradaymış. Konuşmaktan yorulsamda, engelleyen kalmasada, takmasamda kimseyi artık, yok kıymeti. Geciken &ouml;d&uuml;l misali değersiz.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÖNCE, SONRA</title>
<link>https://edebiyatblog.com/once-sonra</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/once-sonra</guid>
<description><![CDATA[ Öfke, kırgınlıkların zannıydı sadece.   Verilmemiş değerin, eleştirilerek yorumlanan kişiliklerin bitmeyen, dışavurum çabasıydı. .. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626a60cab834b.jpg" length="28331" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Apr 2022 02:09:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Yenilik, değişmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;&Ouml;fke, kırgınlıkların zannıydı sadece.&nbsp; &nbsp;Verilmemiş değerin, eleştirilerek yorumlanan kişiliklerin bitmeyen, dışavurum &ccedil;abasıydı. Y&uuml;rekte yanan duyguların, sevgisizlikle &ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; hır&ccedil;ın bir yorumdu. Neydi bu kadar, bu duyguyu sindiremeyen olmuşluk. Neden, bir t&uuml;rl&uuml; kendini ikna edemiyordu insan. İ&ccedil;sel yorumlamalar yanlızdıda ondan. Tek başına izbe bir kuytuda farkedilmeyi bekliyordu. Sinmiş, pısmış bir hesaplaşmanın, sesine yol bulamayan hezeyanlarıydı sadece. Uzanan eller kendi olgularında, aynı d&uuml;zleme &ccedil;izik atmaya &ccedil;alışan boş kalemlerdi. Yıpratılan, g&uuml;venilmeyen bir&nbsp; &nbsp;halden &ccedil;ıkan, vurdumduymazlık ve galesizlikti. Ben egosunda boğulan sen olmaya erişememiş, empatisiz, bencil karşılanışlardı. Onlardan geriye ne mi kaldı? Hi&ccedil;. Zorla sevgisizliğe &ouml;r&uuml;lm&uuml;ş, yoksun ilmeklerin,&nbsp; &nbsp;umursamazlığı. Onlar gibi olmayı &ouml;ğrenmek, kendine d&ouml;nmek ve yeniden yeşermek i&ccedil;in filizlenen k&uuml;&ccedil;&uuml;k adımlar. B&uuml;y&uuml;mek ve n&ouml;t&uuml;rl&uuml;k. Bu kadar. Kalan bunlar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İÇİNDEKİ ÇOCUK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/icindeki-cocuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/icindeki-cocuk</guid>
<description><![CDATA[ Hiç büyümeyen geçmiş çocuklarız biz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62686ad2c98fd.jpg" length="75714" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Apr 2022 01:00:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Çocuk, geçmişgelecekan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ocukluk. Adanılmış saf duyguların, oyunlarda hayat bulduğu,&nbsp; samimi zamanlar. Tek derdimizin arkadaşımıza k&uuml;smek olduğu, barışmayla hayatın yeniden g&uuml;zelliklere aktığı kaygısız yıllar. "Nede &ccedil;abuk ge&ccedil;ti." demelere doyamadığımız &ouml;zlemli hatıralar.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; " İ&ccedil;indeki &ccedil;ocuğu &ouml;ld&uuml;rme." diyorlar ya, aslında o &ccedil;ocuk hep orda. Varlığını bir kırgınlıkta, bir sevin&ccedil;te g&ouml;steriyor &ccedil;oğu zaman. Bu g&uuml;n yaşanılanlar, ge&ccedil;miş &ccedil;ocukluğun izd&uuml;ş&uuml;mleri değil mi? Şimdi adına travma dedikleri, tamamlanmamış hayal kırıklıklarının, debelenen yankıları. Ne kadar &ouml;ğretildiyso kadar karışıyor hayata. Kendini bilmek bir erdemse,&nbsp; y&uuml;klemi koyabilmek, tamamen ge&ccedil;mişin g&ouml;lgesinde kalan hayatları kurtarabilmekle m&uuml;mk&uuml;n. Olgunlaşmak, olmak, b&uuml;y&uuml;mek, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bedenlere sığdırılmış coşkuların uzantılarıyla karışıyor ileri zamana. Yalan yanlış hatırlanan hayali kareler , bir davranışta &ccedil;ıkıyor ortaya. Alakasız bir anda tetikliyor zihnini. Kendin bile anlam veremiyorsun olanlara. Sebebi nette, bilin&ccedil;altı zarfını a&ccedil;mayı başarabilirsen , g&ouml;nderebiliyorsun mutluluğa giden mektupları pullarıyla. Oda sessiz, kendinle kalmaların sonucunda m&uuml;mk&uuml;n. İster saatlerce istersen bir anda.&nbsp; Kapanan g&ouml;zlerin dinginliğinde, sakin ve ferah bir nefesin ardından. Dinle dinle dinle. D&ouml;n kendine, izle ve bak y&uuml;reğine, saklı d&uuml;ş&uuml;ncelerine. O zaman buluşacak i&ccedil;indeki &ccedil;ocuk şu anki senle.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mahkum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/mahkum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/mahkum</guid>
<description><![CDATA[ Mahkum  ]]></description>
<enclosure url="" length="75714" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Apr 2022 18:36:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Mahkum</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Derin bir nefes aldım&nbsp; ve etrafıma baktım, yanımda olduğunu iddia eden kimse yoktu yanımda o g&uuml;n anlamıştım aslında; yanındayım diyen herkesin gittiğini, verilen s&ouml;zlerin hi&ccedil;birini tutulmadığını, eskisi gibi artık insanlara g&uuml;venmiyorum mesela eskisi gibi değilim kimseye karşı eskisi gibi y&uuml;z&uuml;m g&uuml;lm&uuml;yor, g&uuml;lse de&nbsp; yalandan g&uuml;l&uuml;yor. Sanırım artık en iyi yaptığım şey insanlara yalan s&ouml;ylemek, &ccedil;ok tuhaf yalan s&ouml;ylemeyi sevmeyen herkes yalana mahkum ediliyor. Bir nevide insanlar mahkum ettiriyor, susarak bir şey anlatmaya denediniz mi insanlara?Susunca da aslında insanlar bir şey anlamıyor, siz insanların g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakarak bir şey anlatmaya &ccedil;alışırken onlar hi&ccedil;bir şey anlamıyorlar. İşte tuhaf olan bir diğer şeyse bu hayatınızda en sevdiğiniz insanları bile bu y&uuml;zden &ccedil;ıkardığınız olabiliyor. Ben şuna inanıyorum ki; insanlar, insanların yaralarını bile bile g&ouml;rm&uuml;yorlar. Susarak veya g&ouml;rmezden gelerek bir yere varacaklarını zannediyorlar. Oysaki karşılarına alıp konuşabilirler, dertleşe bilirler, hi&ccedil; olmadı muhabbet bile edebilirler. Ama kimse bunu yapmıyor sadece dışarıdan seyrediyorlar bazen seyretmeyi de yapamıyorlar g&ouml;rmezden geliyorlar, umursamıyorlar. Herkesin eziyet ettiği bir hayvanı, siz g&ouml;rmezden gelebilir misiniz? Şahsen kendi adıma s&ouml;yleyeyim ben o hayvanı g&ouml;rmezden gelemem ama bazı insanlar vardır ki; o hayvana yardım etmek yerine eziyet ediyorlar, siz asla kimseye eziyet etmeyin ve şunu da unutmayın; kimsenin ahı, kimsenin vebali kimsenin &uuml;zerinde kalmaz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eskiden...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/eskiden</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/eskiden</guid>
<description><![CDATA[ Eskiden bir ben vardı, şimdilerde benliğini kazanana inat. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6267eeeee40f1.jpg" length="14301" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Apr 2022 16:10:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Eski, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; Eskiden o kırılıp incinen kız, herkese inanan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kelimeyle g&ouml;zleri dolan. Şimdilerde ise zaman ve insanlık ona &ccedil;ok g&uuml;zel ders verdi. Eskisi gibi değilim, istesem de olamıyorum. Konuşmak istediğim &ouml;zlediğim insanlar var ve ben onlarla konuşamıyorum. Olmuyor yapamıyorum eskiden olsa b&uuml;t&uuml;n kırgınlığıma rağmen yine g&uuml;ler konuşurdum onlarla hi&ccedil;bir şey olmamış gibi. Yok sayardım bazı şeyleri ama &ouml;yle bir raddeye gelmişim ki ben bir farkında değilim bu değişim. Değişmekten korkardım, korkardı o kız ama değişmişim işte. Mesela eskiden duygularımı yansıtan biriydim şimdiler de ise duygularımı heba etmek istemiyorum onlar i&ccedil;in. Bir geceye sığınıyorum b&uuml;t&uuml;n saf benliğim ile bir tek o biliyor beni. Ve 'değişmişsin' diyenlere şunu s&ouml;ylemek istiyorum. 'Sizler bana kendiniz gibi gelmedik&ccedil;e ben kendim olmayacağım.'</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Acıyla Dans Eden Ruh</title>
<link>https://edebiyatblog.com/aciyla-dans-eden-ruh</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/aciyla-dans-eden-ruh</guid>
<description><![CDATA[ Ruh tatmayı severdi. Öyle severdi ki yalvarmak isterdiniz durması için. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62670ef30ca3d.jpg" length="49893" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Apr 2022 00:13:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>thegirlhasnonick</dc:creator>
<media:keywords>günlük, aşk, sevgi, yalnızlık, acı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ekilen acıların bazen g&ouml;zyaşı olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;m. Ya da bir mızrak kalpte. Ruhta bir yara, histe boşlul da olabilirmiş. Şaşırırsınız ama acı bazen atılmamış bir g&uuml;naydın mesajı dahi olabilir. Hala &ccedil;ocuksu bir heyecanla &ouml;ten kuşu anlatmayı beklerken siz, yaşanan her şey de olabilir.&nbsp;</p>
<p>Acının tanımı tadına g&ouml;re değişirdi vesselam. Bir &ccedil;ok &ccedil;eşidi olduğunu g&ouml;rd&uuml;m. Ağlatanı da ağlayamadığını da. Ama ruh b&ouml;yle yaralanırken durup sadece izlettiren acı, katlanılamazdı. Canlı canlı &ouml;lmek bu muydu? Ruhun acı &ccedil;ekmesi miydi? Sen beklerken sana gelmeyen miydi? gelmeyeceğini bilerek ondan gidememek miydi? en b&uuml;y&uuml;k acıyı ruh &ccedil;ekerdi ş&uuml;phesiz.&nbsp;</p>
<p>En b&uuml;y&uuml;k acıysa yorgun bir ruhtu. T&uuml;kenmiş heyecanını kucağına toplamış yol kenarında usulca y&uuml;r&uuml;yen o ruhu kimse hayata d&ouml;nd&uuml;remezdi.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevinç</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevinc</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevinc</guid>
<description><![CDATA[ sevinç... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62650945bc32f.jpg" length="131634" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 Apr 2022 11:24:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>Sevinç, acı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><strong>SEVİN&Ccedil;LER PAYLAŞILIR. ACILAR İSE YALNIZ KALIR</strong>.&nbsp;</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SEVMEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevmek-2176</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevmek-2176</guid>
<description><![CDATA[ Aşk; ansızın çalar kapını, birden düşer hayatının tam ortasına sen bile anlayamazsın birden nasıl bu konuma geldiğinizi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6264733a4e308.jpg" length="54122" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 24 Apr 2022 00:35:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Sevmek, acı, umut, cesaret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kendimi kaybettiğim anda başladı, kendi kendime &ccedil;elişmelerim. S&uuml;rekli bir neden arama &ccedil;abasındaydım, s&uuml;rekli bir sonu&ccedil; bulma. O cevap gelecek miydi bilmiyordum, kavuşacak mıydık bilmiyordum. Hep kendi kendime sorular sorup onlara cevap aradım.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Bir gece yarasıydı bu satırları kaleme aldığım zaman. Ne kadarı mantıklı, ne kadarı ger&ccedil;ek bilmiyordum ya da sadece kabullenmiyordum, kabullenemiyordum.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Ama artık bazı şeyleri biliyorum. Misal; artık olamayacaktık, olmayacaktık &ccedil;&uuml;nk&uuml; o başkasına aitti. Ben ne kadar beklersem bekleyeyim onun bir hayatı vardı. Benimde vardı ve devam etmeliydim onda kalamazdım. Daha fazla kendimi perişan edemezdim. Onu bekleyemezdim.</em></p>
<p><em>Aşk; ansızın &ccedil;alar kapını, birden d&uuml;şer hayatının tam ortasına sen bile anlayamazsın birden nasıl bu konuma geldiğinizi. O sana karışmıştır, sense ona ne olduğunu anlamadan bir d&uuml;nya anılar biriktirmişsinizdir.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Onun sesi, kokusu, dokunuşu, g&uuml;lmesi bile &ouml;zel ve g&uuml;zel gelir sana başka kimse olmasın tek o olsun ve mutlu olun istersin. Ailem dersin, ailem.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Bir kez bile ş&uuml;phe etmeden varınla yokluğunla her daim elinden tutarsın, vazge&ccedil;mezsin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dersin ki &ldquo;aile olmak budur.&rdquo; ger&ccedil;ekten aile olmak bu mudur, sonra bunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rs&uuml;n ve sonra şu kanıya varırsın &ldquo;akışına bırakmak&rdquo; d&uuml;ş&uuml;nmeden olduğu gibi acısıyla, sevinciyle, h&uuml;zn&uuml;yle&hellip; her zaman yanında olursun, olursunuz birbirinize sarılırsınız.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Sevmek &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir cesaret ister. Hangimiz o kadar cesaretli? Sen bu satırları okuyan g&uuml;zel insan, sevecek kadar cesaretli misin? Ol, değilsen bile cesaret et.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&Ouml;zel bir duygu ve bu g&uuml;zelliği yaşamadan &ouml;lme. Sevdiğin kişi yanlış biri &ccedil;ıkabilir ama sen yine de sevmekten vazge&ccedil;me.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Aldatılacaksın, aldanacaksın &ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar olacak şeylerdir. Tek aldanmak sevdiğin kişi tarafından olmayacak ama arkadaşında aldatacak. Ne yaşarsan yaşa, hangi sahte sevgi karşına &ccedil;ıkarsa &ccedil;ıksın sen asla geri adım atma. Yaşadığın her olay sana ders olur ama bazı hatalar tekrarlanacak kadar g&uuml;zeldir ve sen o hataları tekrarla, tekrarla ki doğruyu bulabil.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Cesaretini kaybetme, kendine g&uuml;ven ve inan.</em></p>
<p><em>Kendine şunu s&ouml;yle &ldquo;ben her şeyin &uuml;stesinden gelebilirim&rdquo; ve her şeyin &uuml;stesinden gel. Geri de durma hep bir adım ileri git, git ki insanlar desin ki yine de pes etmiyor devam ediyor. Acınla değil, mutluluğunla konuşsunlar seni. Onlara koz verme. Kendi dostun, kendin ol.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Her zaman yeniliklere a&ccedil;ık ol, bir şeyi yapmaktan &ccedil;ekinme. O eli tekrar tut, o şarkıyı tekrar dinle, o yemeği tekrar ye, o ceketi tekrar giy, her şeyi tekrarla ve bir yol bul.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&ldquo;Hep iyiler kazanır&rdquo; derler ya aslında hep k&ouml;t&uuml;ler kazanır ama onlar k&ouml;t&uuml;, onlar kazanıyor diye iyi olmaktan vazge&ccedil;me.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Kendini sev&hellip;</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜNÜN MENÜSÜ &#45;TAKVİM YAPRAĞI &#45;2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gunun-menusu-takvim-yapragi-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gunun-menusu-takvim-yapragi-2</guid>
<description><![CDATA[ TAKVİM YAPRAĞI... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626438e091420.jpg" length="119818" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 23 Apr 2022 20:47:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>takvim, yaprak, menü, isim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h1>TAKVİM YAPRAĞI</h1>
<p><strong>Erkek :&nbsp;</strong><span>Adnan -&nbsp;</span><strong>Kız :&nbsp;</strong><span>S&uuml;ad&acirc; &nbsp;</span><span>-&nbsp;</span><strong>Yemek :</strong><span>&nbsp;Mercimek &Ccedil;orbası, Sulu k&ouml;fte, Salata</span></p>
<div align="center"><span id="gununsozu">S&ouml;z il&acirc;&ccedil; gibidir. Azı faydalı, &ccedil;oğu zararlıdır. Hazret-i Ali &ldquo;Radıyallah&uuml; anh&rdquo;</span></div>
<hr class="cizgi" />
<div align="center"><span id="gununolayi">TBMM&rsquo;nin a&ccedil;ılışı (1920) - Ulusal Egemenlik ve &Ccedil;ocuk Bayramı Batman Petrol Rafinerisi&rsquo;nin a&ccedil;ılışı (1954)</span></div>
<div align="center">
<div align="center">Yılın 113. g&uuml;n&uuml;, Kalan G&uuml;n : 252</div>
<div align="center">4. Ay, 30 G&uuml;n, 16. Hafta</div>
<div align="center">
<div align="center"><b>Hicr&icirc; Şems&icirc;:<span>&nbsp;</span></b>1400 &nbsp;&nbsp;<span>&nbsp;</span><b>R&ucirc;m&icirc;:<span>&nbsp;</span></b>10 Nisan 1438 &nbsp;&nbsp;<span>&nbsp;</span><b>Kasım:<span>&nbsp;</span></b>167</div>
<div align="center" class="hicri">22 RAMEZ&Acirc;N 1443</div>
</div>
</div>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KENDİN OLABİLMEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kendini-ifade-etmek-zorunda-kalmamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kendini-ifade-etmek-zorunda-kalmamak</guid>
<description><![CDATA[ İnsan ancak rahat ettiği kişilerle huzurludur, doğal ve olduğu gibi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62685942b1b60.jpg" length="60337" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 23 Apr 2022 20:22:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>İfâde, rahatlık, kendini anlatmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;İnsan hayatında aile ile başlayan&nbsp; sosyalleşme toplumla devam eder.&nbsp; S&uuml;rekli birbiriyle etkileşim halinde olan birey , tepkilerini belirlerken yaşadığı s&uuml;recin birikimlerini taşır ilişkilerine. Devamında gelen kendini ifade etme tarzı, bir tutumdur aslında. &Ouml;ğrendiğin, kadarını taşırsın davranışlarına ve konuşma tarzına.</p>
<p>&nbsp; <span>Maslow'un ihtiya&ccedil;lar hiyerarşisinde en &uuml;st basamak kendini ger&ccedil;ekleştirmektir. Buda değer ve g&uuml;ven duygusuyla yakından ilişkili fikrimce. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;zg&uuml;ven arttık&ccedil;a ger&ccedil;ekleştirir insan kendini. Aile ile olan iletişim ilk basamağıdır değerin. Eksik kalmış, hırpalanmış bir bilin&ccedil;le gelişen benlik , dışarıya karşı hep ispat halindedir. Her c&uuml;mle i&ccedil;inden didik didik aranıp bulunacak savunma mekanizmalarıdır onun i&ccedil;in. &Ouml;ğrenilmiş &ccedil;aresizliğin, bam teline basıla basıla &ccedil;ıkan sesleridir bu savunmalar, ısrarlar. Karşıdakini memnun etme &ccedil;abası, değer g&ouml;rmek adına yapılan "Beni sevin, bana değer verin." i&ccedil; sesinin , yankısız &ccedil;ığlıklarıdır. G&ouml;rebilen azdır bunu, g&ouml;reninde işine gelirde, sessiz kalır, nasıl olsa memnun edilen odur.</span></p>
<p><span>&nbsp; &nbsp; Oysa ne g&uuml;zeldir, olduğun gibi , kasmadan , kendin olmak. Davranışlarını, d&uuml;ş&uuml;ncelerini gerilmeden, i&ccedil; huzuruyla sergileyebilmek. Yanlış anlaşılma korkusunun zirvelerinden, rahatlığın yamacına inebilmek.</span></p>
<p><span>&nbsp; &nbsp;Yazdıklarım sizi yanıltmasın. Daha bir ka&ccedil; zaman &ouml;nce bende b&ouml;yleydim. S&uuml;rekli memnun etme &ccedil;abası, savunmalar. Ge&ccedil;te olsa &ouml;ğrenmek , &uuml;st&uuml;ndeki b&uuml;t&uuml;n y&uuml;kleri attırıyor insana. Doğallık g&uuml;zel, olduğun gibi, abartmadan, kırmadan, d&ouml;kmeden.&nbsp;</span></p>
<p><span>&nbsp; &Ccedil;ocuk yetiştirirken hassas olmalı insan. Arzularını, komplekslerini, eksikliklerini, &ccedil;ocukların &uuml;zerinden iyileştirmeye &ccedil;alışmamalı. Ben olamadım sen ol, ben yapamadım sen yap. &Ccedil;ocuğunuz bile olsa, kimse sizin eksik kalmış yanlarınızın tamamlayıcısı değil. Sen sensin, o da o. Yanında y&uuml;r&uuml;yen ol, &ouml;ğ&uuml;t veren değil, seven ol , &uuml;st&uuml;ne titreyen değil,&nbsp; &ouml;ğreten ol ama test makinası değil. Değil değil değil.&nbsp;</span></p>
<p><span>&nbsp; &nbsp; G&uuml;ven ve değer verilerek yetişen bireyler, kendileri olabiliyorlar. Memnun etme &ccedil;abası i&ccedil;inde, değersizlik savaşlarından &ccedil;ıkamamış insansa, tiyatral bir d&uuml;nyada her g&uuml;n farklı bir rolle debelenip duruyor, birilerinde kabul g&ouml;rmek adına. Eksik yanlarımız, &ouml;ğrenilmemiş &ccedil;ocukluğumuzun &ccedil;ığlıkları. Sevilmemiş y&uuml;rek &ccedil;arpıntıları. Boşa ge&ccedil;en zamanların,&nbsp; i&ccedil; &ccedil;ekişleri. Olan bundan ibaret. Değerin g&uuml;venle harmanlandığı , mutluluk g&uuml;l&uuml;şleriyle naralanan, sevgi s&ouml;zc&uuml;kleriyle dillenen insanların &ccedil;ok olması dileğiyle.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇOCUK BAYRAMI VE BEN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cocuk-bayrami-ve-ben</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cocuk-bayrami-ve-ben</guid>
<description><![CDATA[ Çocuklar aydınlık geleceğin yeni ufukları. Çocukların izinden giderseniz sizlere öğretecekleri çok şeyler olur...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6263166ecbb98.jpg" length="45055" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 23:58:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>23  nisan, ulusal, egemenlik, milli, bayram</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;OCUK &nbsp;BAYRAMI &nbsp;VE&nbsp; BEN</p>
<p>Yıllar &nbsp;ge&ccedil;se de &nbsp;vazge&ccedil;emediğiniz &nbsp;hi&ccedil; &nbsp;bir &nbsp;zamanda &nbsp;vazge&ccedil;emeyeceğiniz &nbsp;bir &nbsp;takım &nbsp;şeyler &nbsp;vardır. &Ccedil;ocukluğumu &nbsp;ge&ccedil;irdiğim &nbsp;yaşadığım &nbsp;mahalleye &nbsp;bir &nbsp;yolculuk &nbsp;yaptım .Etrafa ş&ouml;yle bir bakındım.Mahalle eski g&uuml;zelliğini yitirmemiş aynı g&uuml;zellikte kalmıştı. Eski oturduğumuz eve&nbsp; bakınca,O&nbsp; an&nbsp; hayallerim&nbsp; canlandı.&nbsp; Mahallede &nbsp;oynadığımız&nbsp; &nbsp;oyunlar &nbsp;ve komşular &nbsp;bir &nbsp;anda &nbsp;g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &nbsp;&ouml;n&uuml;ne &nbsp;geldi,Seyre &nbsp;daldım. O an!Mahallede &nbsp;g&ouml;z&uuml;me &nbsp;bir ka&ccedil; &nbsp;&ccedil;ocuk &nbsp;ilişti. Bayramınız Kutlu &nbsp;Olsun &nbsp;dedim.Geleceğin &nbsp;nesli&nbsp; olan&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; bireylere. Zira; &nbsp;bug&uuml;n&nbsp; 23 &nbsp;NİSAN &nbsp;neşe &nbsp;doluyor &nbsp;insan&hellip;Hep bir &nbsp;ağızdan &nbsp;bana &nbsp;teşekk&uuml;r &nbsp;ediyor, Aynı &nbsp;zamanda &nbsp;sizinde &nbsp;diyorlar.</p>
<p>Umut&nbsp; dolu &nbsp;g&ouml;zlerle &nbsp;tek &nbsp;tek &nbsp;hayallerini &nbsp;soruyorum? Gen&ccedil;lerden&nbsp; &nbsp;biri &nbsp;doktor &nbsp;olup,Hastalara şifa dağıtacağım diyor. Bir diğeri; M&uuml;hendis derken;bir&nbsp; diğeri daha &nbsp;farklı &nbsp;bir yaklaşım&nbsp; sergileyip, Bende&nbsp; futbolcu &nbsp;olacağım &nbsp;dedi .&nbsp; Duygu&nbsp; dolu&nbsp; bir&nbsp; anın&nbsp; g&ouml;zlerime&nbsp; yaş&nbsp; d&uuml;ş&uuml;rmesi ile&nbsp; bir &nbsp;tebess&uuml;m&nbsp; ettim.Hepsi birden&nbsp; ağabey &nbsp;bizimle &nbsp;ma&ccedil; &nbsp;yaparmısın? Diye soruyorlar bana. A&ccedil;ık&ccedil;ası uzun &nbsp;zamandır &nbsp;top oynamıyordum.Ama; Onları &nbsp;bu &nbsp;g&uuml;zel &nbsp;g&uuml;nde &nbsp;onların &nbsp;bayramında &nbsp;kırmak olmazdı. Bana&nbsp; yaptıkları&nbsp; teklifi&nbsp; kabul ediyorum.Bug&uuml;n&uuml;n g&uuml;zelliğinde ve &ouml;zelinde &nbsp;23 &nbsp;Nisan&rsquo;da &nbsp;sevinci &nbsp;ve &nbsp;mutluluğu &nbsp;birarada &nbsp;yaşıyorum. Bir &nbsp;yandan &nbsp;oyun &nbsp;oynarken, Bir &nbsp;yandan &nbsp;da &nbsp;sohbet ediyorum. Bana&nbsp; d&ouml;n&uuml;p&nbsp; soruyorlar? Ağabey&nbsp; &nbsp;sen bu mahallede &nbsp;yaşarken &nbsp;oyun &nbsp;oynarmıydın? Bir an&nbsp; g&ouml;zlerim doluyor&nbsp; ve&nbsp; duygulanıyorum.Bug&uuml;n bana &nbsp;bu &nbsp;gen&ccedil;&nbsp; nesil&nbsp; &ccedil;ocukluğumu veriyordu. Evet &nbsp;diyorum. Benimde &nbsp;mahalle &nbsp;arkadaşlarım &nbsp;vardı. &Ccedil;ok &nbsp;top &nbsp;oynar, her hafta sonu &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ma&ccedil;&nbsp; yapardık. Eski anılar canlanıyor g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nde.&Ccedil;ocuklara&nbsp; d&ouml;n&uuml;yorum&nbsp; ve&nbsp; başlıyorum sıralamaya: Bu &nbsp;arkadaşım &nbsp;bu &nbsp;evde&nbsp; bir &nbsp;diğeri &nbsp;burada .Tek&nbsp; tek arkadaşlarımı sıralıyorum.Ma&ccedil; g&uuml;zel gidiyor neşeli ve g&uuml;lerek &hellip;Ma&ccedil;ta &nbsp;bir &nbsp;tane &nbsp;gol atıyorum ve ma&ccedil; &nbsp;bizim&nbsp; takımın&nbsp; oluyor.</p>
<p>Gen&ccedil;&nbsp; nesil&nbsp; &ccedil;ocuklar&nbsp; &nbsp;onlarla &nbsp;yaptığım &nbsp;sohbetin &nbsp;tadına &nbsp;doymuyor &nbsp;olacak &nbsp;ki;Ağabey &nbsp;biraz &nbsp;daha &nbsp;ma&ccedil; uzatmaya &nbsp;gitsin &nbsp;diyorlar. Tadında bırakmak&nbsp; gerek&nbsp; diye d&uuml;ş&uuml;nerek, Elveda &nbsp;deyip&nbsp; vedalaşıyorum. Ağabey&nbsp; yine&nbsp; bekliyoruz&nbsp;&nbsp; diyorlar .Arkamı d&ouml;n&uuml;p bir el sallayıp&nbsp; olur diyorum&hellip;Yolda &nbsp;giderken; &nbsp;&nbsp;bir&nbsp; d&uuml;kkanın &nbsp;&ouml;n&uuml;nde &nbsp;oturan &nbsp;&uuml;&ccedil; &nbsp;kişiye &nbsp;rastlıyorum.İkisi &nbsp;olgun,Biri &nbsp;&nbsp;yedinci &nbsp;sınıf &nbsp;&ouml;ğrencisi. &Ouml;ğrenci &nbsp;olan&nbsp; gen&ccedil; birey &nbsp;i&ccedil;ten gelen &nbsp;bir sesle her telden her dilden y&uuml;reği &nbsp;yanık &nbsp;ve &nbsp;g&uuml;zel &nbsp;sesiyle &nbsp;adeta &nbsp;yoldan &nbsp;ge&ccedil;en &nbsp;insanlara &nbsp;konser&nbsp; verircesine şarkılar s&ouml;yl&uuml;yor. Karşısına &nbsp;ge&ccedil;ip&nbsp; dinliyorum. Dinlerken &nbsp;de&nbsp; i&ccedil;imden ne &nbsp;g&uuml;zel &nbsp;cevherler &nbsp;yetişiyor &nbsp;diye ge&ccedil;iriyorum.ona bakıp&nbsp; soruyorum?Yaşamdaki hayalin ne?&nbsp; Cevabı&nbsp; o kadar muhteşem ki;Savcı &nbsp;olup,Adaleti &nbsp;temsil&nbsp; edeceğim &nbsp;diyor. Bug&uuml;n &ccedil;ok duyguluyum&nbsp; bu duygu arasında&nbsp; kendisini alkışlıyorum,Sonra &nbsp;da y&uuml;reğine &nbsp;sağlık &nbsp;deyip ayrılıyorum.23 Nisan Ulusal Egemenlik &Ccedil;ocuk Bayramında&nbsp; &ccedil;ocuklar&nbsp; beni&nbsp; hem&nbsp; sevindiriyor,hem de duygulandırıyor&hellip;Yola &nbsp;devam &nbsp;ederken bug&uuml;n&uuml;n g&uuml;zelliğinde saklı kalan bir şey vardı i&ccedil;imde diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.&rdquo;&Ccedil;OCUK OLMAK&rdquo;.</p>
<p>Kısa&nbsp; yolculuğum &nbsp;G&uuml;zel &nbsp;Sanatlar &nbsp;Fak&uuml;ltesini&nbsp; ziyaretimle son buluyor. Oradaki &nbsp;resim &nbsp;sergisini &nbsp;geziyorum. Her &nbsp;bir &nbsp;resimde &nbsp;ayrı &nbsp;bir &nbsp;g&uuml;zellik &nbsp;yatıyor.Her &nbsp;resim &ccedil;izilirken &nbsp;bizlere &nbsp;bişeyler &nbsp;anlatıyor.Umutlu &nbsp;olmayı,Hayal &nbsp;etmeyi &nbsp;ve &nbsp;Sevgiyi,Yaşamı &nbsp;anlatıyor.&nbsp; Anlamak &nbsp;i&ccedil;in &nbsp;sadece g&uuml;zel &nbsp;bakmak &nbsp;ve &nbsp;d&uuml;ş&uuml;nmek&nbsp; yeter&hellip;</p>
<p>Ge&ccedil;mişin &nbsp;yansıyan &nbsp;y&uuml;z&uuml;.Eski &nbsp;tarihi &nbsp;evler &nbsp;ve &nbsp;mahalle &nbsp;araları &nbsp;beni &nbsp;daha &nbsp;g&uuml;zel &nbsp;bakmaya daha &nbsp;da &nbsp;mutlu etmeye &nbsp;yetti. Aslında &nbsp;değişen &nbsp;zamanın &nbsp;insanları &nbsp;&nbsp;yani &nbsp;bizleriz. Bahane &nbsp;aramaya &nbsp;gerek &nbsp;yok... D&uuml;nya &nbsp;aynı d&ouml;nerken&nbsp; G&uuml;neş &nbsp;aynı &nbsp;yerden &nbsp;doğup &nbsp;batarken &nbsp;neden &nbsp;b&ouml;yle &nbsp;oldu? &nbsp;Neden &nbsp;herşey &nbsp;eskisi &nbsp;gibi &nbsp;değil? &nbsp;diye sormayın &nbsp;d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n!... Aslında &nbsp;bakarsanız &nbsp;her şey &nbsp;aynı &nbsp;değişen &nbsp;insanlar&hellip;Hayat &nbsp;aynı &nbsp;devam ediyor. Ge&ccedil;mişte &nbsp;kaldı &nbsp;o &nbsp;g&uuml;nler &nbsp;dediğiniz &nbsp;bug&uuml;n&nbsp; aynı. Yeter ki;Biz &nbsp;&ouml;z&uuml;m&uuml;ze &nbsp;d&ouml;nelim.</p>
<p>HER &Ccedil;OCUK BİR GELECEK,GELECEĞİ G&Uuml;ZEL İNŞA EDELİM&hellip;</p>
<p>&nbsp; 23&nbsp; NİSAN&nbsp; ULUSAL&nbsp; EGEMENLİK&nbsp; VE&nbsp; &Ccedil;OCUK&nbsp; BAYRAMI KUTLU&nbsp; OLSUN&hellip;</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ÇOCUK BAYRAMI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/23-nisan-ulusal-egemenlik-cocuk-bayrami</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/23-nisan-ulusal-egemenlik-cocuk-bayrami</guid>
<description><![CDATA[ Bu bayram, TBMM&#039;nin açılışının birinci yılında kutlanmaya.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6262ed41e32db.jpg" length="75711" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 21:06:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Çocukbayramı, Nisan, TBMM, Ulusal, çocuklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Bu bayram,&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_B%C3%BCy%C3%BCk_Millet_Meclisi" title="T&uuml;rkiye B&uuml;y&uuml;k Millet Meclisi">TBMM</a>'nin a&ccedil;ılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan&nbsp;23 Nisan Mill&icirc; Bayramı&nbsp;ve 1 Kasım 1922'de&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Saltanat%C4%B1n_kald%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1" title="Saltanatın kaldırılması">saltanatın kaldırılmasıyla</a>, &ouml;nce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935'te 23 Nisan Mill&icirc; Bayramı'yla birleştirilen&nbsp;H&acirc;kimiyet-i Milliye Bayramı&nbsp;ile&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/T.C._Ba%C5%9Fbakanl%C4%B1k_Sosyal_Hizmetler_ve_%C3%87ocuk_Esirgeme_Kurumu" class="mw-redirect" title="T.C. Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve &Ccedil;ocuk Esirgeme Kurumu">Himaye-i Etfal Cemiyeti</a>'nin 1927'de ilan ettiği ve ilki Atat&uuml;rk'&uuml;n himayesinde d&uuml;zenlenen&nbsp;23 Nisan &Ccedil;ocuk Bayramı'nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu.<sup id="cite_ref-akin_s.91_5-2" class="reference"><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/23_Nisan_Ulusal_Egemenlik_ve_%C3%87ocuk_Bayram%C4%B1#cite_note-akin_s.91-5">[5]</a></sup>&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eyl%C3%BCl_Darbesi" title="12 Eyl&uuml;l Darbesi">12 Eyl&uuml;l 1980 Darbesi</a>'nden sonra&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Atat%C3%BCrk_Y%C4%B1l%C4%B1" title="Atat&uuml;rk Yılı">Atat&uuml;rk Yılı</a>&nbsp;ilan edilen 1981 yılında&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kenan_Evren" title="Kenan Evren">Kenan Evren</a>&nbsp;başkanlığındaki&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Mill%C3%AE_G%C3%BCvenlik_Konseyi" title="Mill&icirc; G&uuml;venlik Konseyi">Mill&icirc; G&uuml;venlik Konseyi</a>, bu bayrama resm&icirc; olarak "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve &Ccedil;ocuk Bayramı" adını verdi.<sup id="cite_ref-akin_dipnot_21_9-0" class="reference"><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/23_Nisan_Ulusal_Egemenlik_ve_%C3%87ocuk_Bayram%C4%B1#cite_note-akin_dipnot_21-9">[9]</a></sup></em></strong></p>
<p><strong><em>H&acirc;kimiyet-i Milliye Bayramı (&ouml;nceleri 1 Kasım, sonra 23 Nisan), saltanatın kaldırılışının ve T&uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ger&ccedil;ekleştiren TBMM'nin a&ccedil;ılışının egemenliği&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Padi%C5%9Fah" title="Padişah">padişahtan</a>&nbsp;alıp&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Halk" title="Halk">halka</a>&nbsp;vermesini kutlamak amacını taşırken, &Ccedil;ocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve &ouml;ks&uuml;z kalan yoksul &ccedil;ocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktaydı.</em></strong></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x_6262ed4207f1c.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dört Mevsim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dort-mevsim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dort-mevsim</guid>
<description><![CDATA[ İklim değişiklikleri.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6262d3c526dda.jpg" length="69834" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 19:34:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Doğa, iklim, dünya, insan, canlıvarlıklar, mevsim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>İklim değişiklikleri, bilimsel olarak klimatoloji dalına g&ouml;re incelenen bir t&uuml;r atmosferik ya da astronomik değişikliklerdir. İklim sistemi, i&ccedil;sel ve insani etkiler, G&uuml;neş'in periyodik aktiviteleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir.&nbsp;Vikipedi</span></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x_6262d3ce5d9c7.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>PORTAKAL AĞACI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/portakal-agaci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/portakal-agaci</guid>
<description><![CDATA[ Bir dalda iki hayat. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6262bdb75fad1.jpg" length="91426" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 17:41:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Müzeyyen GÖKMEN</dc:creator>
<media:keywords>Portakal, ağaç, portakal ağacı, mezarlık, sevgi, çiçek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mezarlığa uğradım bug&uuml;n dua etmek i&ccedil;in canlarıma. &Ccedil;ıkarken mezarlıktan bir mezarın baş ucunda rastladım resimdeki portakal ağacına .</p>
<p>Tazecik &ccedil;i&ccedil;eklerle donanmıştı her dalı, hayatın son bulduğu o noktada. Yeniden umuda &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;mıştı sanki.</p>
<p>Farkettim ki en &uuml;st dalında &ccedil;i&ccedil;eğe inat bir portakal duruyor.</p>
<p>&Ccedil;i&ccedil;eğe; " sen istediğin kadar a&ccedil;, ben de buradayım direniyorum yaşama" ya da "sen alışıncaya kadar d&uuml;nyaya eşlik etmem lazım sana" diyor gibiydi.</p>
<p>Hangisi acaba?</p>
<p>Tuhaf bir hisse kapıldım o an.</p>
<p>Ne garip!</p>
<p>Biri gen&ccedil;lik, biri yaşlılıktı belki!</p>
<p>Bir dalda yan yana.</p>
<p>D&ouml;nd&uuml;m baktım mezara, anne ve evladı koyun koyuna.</p>
<p>Bir dalda iki hayat. Biri başlangı&ccedil; biri son nokta.</p>
<p>İster istemez zamanı gelince o portakal da d&uuml;şecek illa ki toprağa.</p>
<p>Sevgi nasıl derin bir duygudur b&ouml;yle.</p>
<p>Getirecek&nbsp; onları birlikte yine yeniden&nbsp; d&uuml;nyaya.</p>
<p>M&uuml;zeyyen/Nisan 2022</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x_6262be0064eec.jpg" alt="" /></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇARESİZLİK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/caresizlik-2155</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/caresizlik-2155</guid>
<description><![CDATA[ Çaresizliğim işte burada başladı... Yokuş aşağı gidiyorum sonunda ya kurtulacağım ya öleceğim ve inanın ben hiçbir şey bilmiyorum.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6262a62d11796.jpg" length="85228" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 15:55:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Çaresizlik, yalnızlık, düşünmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bir&ccedil;ok şeyi gizlediğinizi sanırsınız. Duygularınızı, d&uuml;ş&uuml;ncelerinizi. Ama insanlar, insanların d&uuml;ş&uuml;ncesini bile anlayabiliyor yeri geldi mi. &Ccedil;ok &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; değil mi? Ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml; biri az &ccedil;ok tahmin ediyor... Evet ben karşımdaki insanın d&uuml;ş&uuml;ncelerini biraz biraz anlayabiliyorum. Hemen olan bir şey değil biraz zaman ge&ccedil;mesi gerekiyor, insanları anlamaya başlamak, onları &ccedil;&ouml;zmek ve anlamlandırmak... Her şey zaten takır takır işliyor sonrasına.</em></p>
<p><em>Kimse olmak istiyorum, hi&ccedil; kimse. İnsanlar tanımasın herkesten uzak olayım. Yalnızlık, yani bir diğer adı bunun sizler hi&ccedil; insanlar i&ccedil;inde yalnız kaldınız mı?</em></p>
<p><em>K&uuml;&ccedil;&uuml;k Prens'te ş&ouml;yle diyor ;</em><br /><em>"insanların arasında da yalnızdır insan."</em></p>
<p><em>İşte tam bu noktadayım. &Ccedil;evrem kalabalık. Arkadaşlarım, kuzenlerim, ailem, can bildiklerim... E peki en k&ouml;t&uuml; anımda kim yanımda, kim elimi tuttu ki benim kendimi onlardan geri &ccedil;ekmeyeyim. Aslında hepsine, herkese &ccedil;ok bağlıydım ama gel zaman git zaman hepsinden uzaklaştım insan yaş aldık&ccedil;a, akılca b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e neyin doğru neyin yanlış olduğunu &ccedil;ok iyi anlıyor. İnsanlar bana zarar veriyor.</em></p>
<p><em>Size de zarar vermiyorlar mı?</em></p>
<p><em>Sadece bana &ouml;yle geliyor olamaz, yani sadece ben &ouml;yle hissetmiyorum dimi?</em></p>
<p><em>&Ccedil;aresizlik..?</em></p>
<p><em>Yalnız kalma isteği..?</em></p>
<p><em>D&uuml;ş&uuml;nme bozukluğu..?</em></p>
<p><em>Hayal kuramamak..?</em></p>
<p><em>&Ouml;l&uuml;m d&uuml;ş&uuml;ncesi..?</em></p>
<p><em>Ve bir sigara yakış... &Ccedil;akmaktan &ccedil;ıkan ses, yukarıya alevlenmesi. Sigaranın &ccedil;ıkardığı ses, yandığının kokusu, ağzımdan &uuml;flediğim dumanı... Ve sonu yine derin d&uuml;ş&uuml;nceler...</em></p>
<p><em>Beynim patlıyor hissediyorum artık. D&uuml;ş&uuml;nmek bir insana zarar verir mi?</em><br /><em>Veriyor, direkt &ouml;rneğiyim buna ger&ccedil;ekten.</em></p>
<p><em>Her şeyi yokuşa s&uuml;r&uuml;yorum ve bu canımı &ccedil;ok yakıyor. D&uuml;ş&uuml;nmek ayrı, yaşananlar ayrı, yaşatılanları ayrı...</em></p>
<p><em>Ben istemediğim &ccedil;ok şeyi yapıyorum. Mecburiyet belki de ama inanın bazı şeyler nefret ettiriyor. Mesela nedir bunlardan bir tanesi olmayacak bir şey hakkında hala hayal kuruyorum. Olmayacak biliyorum ama yine de hayaline sığınıp acaba diyorum... Bu benim en nefret ettiğim &ouml;zelliğim...</em></p>
<p><em>&Ccedil;aresizlik, demiştim. &Ccedil;aresiz kalmak tercih midir, zorundalık mı?&nbsp;</em></p>
<p><em>Peki &ccedil;aresizlik kolay bir şey midir, zor mu?</em></p>
<p><em>Bir şeylerden vazge&ccedil;ince &ccedil;aresiz mi kalırız, pes mi ederiz?</em></p>
<p><em>&Ccedil;aresiz kalmak ve pes etmek aynı kavramlar mı?</em></p>
<p><em>Bu soru son.</em></p>
<p><em>Peki ya, siz hi&ccedil; hem pes edip hem &ccedil;aresiz kaldınız mı?</em></p>
<p><em>Size bir d&uuml;zine yine hikaye anlatabilirim ama sanırım artık kaleme alacak g&uuml;c&uuml;m yok. G&uuml;c&uuml;mden &ccedil;ok cesaretim yokta diyebilirim bazı şeyleri anlatmak cesaret ister ne de olsa.</em></p>
<p><em>Cesaret &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Her şeye cesaret ederim ama 2 şeye edemem.. Sanırım onlar benim en zayıf noktam. Bu sorunu yok edersem &ccedil;ok daha g&uuml;zel şeyler &ccedil;ıkar ama g&uuml;nlerdir ne yazacağım bilmiyorum. Yazdıklarımı silip duruyorum, i&ccedil;imdekileri bu kez kaleme d&ouml;kemiyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu sefer sağlam yara aldım...</em></p>
<p><em>&Ccedil;aresizliğim işte burada başladı... Yokuş aşağı gidiyorum sonunda ya kurtulacağım ya &ouml;leceğim ve inanın ben hi&ccedil;bir şey bilmiyorum..</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ben Nasıl Biriyim?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ben-nasil-biriyim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ben-nasil-biriyim</guid>
<description><![CDATA[ Dünya nedir diye sorsam nasıl cevaplar gelir sizce, hatta aynı cevaplar gelir mi diye sorsam daha doğru olur... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62616c78e80fa.jpg" length="25408" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 21 Apr 2022 17:39:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Tuba KAYA</dc:creator>
<media:keywords>kişiselblog, insan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br />D&uuml;nya nedir diye sorsam nasıl cevaplar gelir sizce, hatta aynı cevaplar gelir mi diye sorsam daha doğru olur. D&uuml;nyanın, onu g&ouml;ren g&ouml;ze g&ouml;re değişen tanımı vardır. Yani ne kadar insan varsa o kadar d&uuml;nya tanımı cıkar karşımıza.&nbsp;<br />Peki ne yapacağız d&uuml;nya sorusu cevapsız mı kalacak veya t&uuml;m cevapları doğru mu kabul edeceğiz?<br />Bunun cevabını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken bir de şunu sormak isterim size;&nbsp;<br />İnsan nedir?<br />Bunun cevabı da belli aslında ne kadar insan varsa o kadar tanımı var.&nbsp;<br />Burada mesele insanda diyebilirmiyiz?<br />Baktığı herşeye kendi rengini katan insanoğlu ne anlatırsa anlatsın kendi penceresinden anlatacak o zaman mesele, d&uuml;nyanın nasıl bir yer olduğu değil, senin nasıl birisi olduğundur aslında, hani hep derler ya sen değiş d&uuml;nyan değişşin sen g&uuml;zel g&ouml;rmeye başlarsan t&uuml;m d&uuml;nya g&uuml;zelleşir, &ccedil;irkin g&ouml;rmeye başlarsan &ccedil;irkinleşir...<br />O zaman asıl soru ben nasıl biriyim?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AİLEN VE &amp;quot;BEN&amp;quot; BİLİNCİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ailen-ve-sen</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ailen-ve-sen</guid>
<description><![CDATA[ Her insan kendi bilincinin kaderini yaşar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62613b0ac0e6d.jpg" length="23501" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 21 Apr 2022 14:08:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Aile, kendin olmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;Doğmak eyleminin , kadersel bağı olan aile. Mutluluk ve mutsuzluk olgularının y&uuml;kleme yapıldığı başlangı&ccedil; yeri. Bilin&ccedil; kazanana kadar bağımlı olduğun, aklının kendine yettiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n andan itibaren , bağımlılıkla bağımsızlık arası gitgelli duyguların hesap d&uuml;zlemi. Yapilan hataların, su&ccedil;u başkasına atma egosunun ilk alıştırma kurumu.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;İnsan doğasının iklimi bu sanırım, şu an benim yaptığım. Birşeylerden birilerine h&uuml;k&uuml;m bi&ccedil;mek. Buda genelde aile olur nedense. G&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n, şanssızlığının,başarısızlığının ve ne kadar olumsuzluk varsa hepsi. İyi olanda vardır elbet yaşadıklarında ama sahiplenme kendinedir " Ben başardım, ben yaptım gibi."&nbsp; İyi gitmeyen her durumda y&uuml;kleyecek biri ve birileri kolay bulunur. İnsan egosu kendine d&uuml;şk&uuml;nd&uuml;r, &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Eğitmedik&ccedil;ede bir &ouml;m&uuml;r gider salına salına.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Kendin olmayı &ouml;ğrendiğinde, sorumlununda ,y&ouml;n vereminde "sen" olduğunu anlarsın. D&uuml;ş&uuml;nsel g&uuml;c&uuml;n&uuml;n tamamen senin kontrol&uuml;nde olduğunu kavramak kolaylaştırır.&nbsp; "D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, &ouml;yleyse varım."&nbsp; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n anlamıda budur belki. Sen olduğunda vardır g&ouml;r&uuml;nen, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Yani, &ouml;z&uuml;n s&ouml;z&uuml; hangi aileden olduğun, neye sahip olduğun maddi yada manevi , &ccedil;okta &ouml;nemli olmamalı. Erdem, kendini bilmenin g&uuml;c&uuml;nde.&nbsp; Su&ccedil;lu aramak yerine , olanın bilincine varıp, en iyi seni bulmakta. Takıntılardan , su&ccedil;lamalardan arınarak mutlu bir yol haritası &ccedil;ıkarmak adına gereken bu. Yoksa, insan benzer d&ouml;ng&uuml;ler i&ccedil;inde yuvarlanıp duruyor ve girdap olmuş halde &ccedil;ıkış yolu dahada zorlaşıyor.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SORULAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sorular</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sorular</guid>
<description><![CDATA[ Hayat neden hep, neden sorusunu sorduruyor?
Acaba hayat mı böyle acımasız, yoksa biz mi hayatı acımasız kılıyoruz? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625c8d16cd12c.jpg" length="70615" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 18 Apr 2022 00:56:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>sorular, kaçmaya çalışmak, çözüm yolu bulamamak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kafamın i&ccedil;indeki sesleri bu sefer kontrol edemiyorum...</em><br /><em>Ger&ccedil;i en son ne zaman kontrol ettim onu da hatırlamıyorum. Uyuyorum, uyanıyorum d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. G&uuml;n i&ccedil;inde d&uuml;ş&uuml;nmemek i&ccedil;in yapmadığım şeyler kalmadı bazen kafamın i&ccedil;i o kadar acıyor ki sırf acısı dinsin diye uyuyorum... Uykuya sığınıyorum...</em></p>
<p><em>Ne kadar doğru bir karar hi&ccedil; bilmiyorum. Acılardan ka&ccedil;mak ne zaman doğru oldu mesela bunu da bilmiyorum ama tek yapabileceğim şey buymuş gibi geliyor...</em></p>
<p><em>Bir şeylerden ka&ccedil;mak ne kadar doğru sizce?</em></p>
<p><em>Peki ya neden ka&ccedil;ıyoruz?</em></p>
<p><em>İnanın bu sorulara ben hi&ccedil;bir zaman cevap bulamadım. Neden ka&ccedil;ıyorum bilmiyorum, ka&ccedil;makta can acıtıyor, d&uuml;ş&uuml;nmekte bir farkı fiyatı yok yani her şekilde o acıyı &ccedil;ekiyorsun.</em></p>
<p><em>Kelimeleri bir araya getiremediğiniz zamanlar oldu mu?</em></p>
<p><em>Benim oldu ve inanın o kadar kızıyorum kendime o anlarda bu nasıl olabilir diye kendimi yiyorum. Oysaki benim su&ccedil;um değildi bu beynimin i&ccedil;inde bitmeyen d&uuml;ş&uuml;ncelerimdendi...</em></p>
<p><em>Ve hi&ccedil;bir zaman da bitmeyecek olanlardan&hellip;</em></p>
<p><em>İnsan hem nefret edip, hem nasıl &ccedil;ok sevebilir?</em></p>
<p><em>Hayat neden hep, neden sorusunu sorduruyor?</em></p>
<p><em>Acaba hayat mı b&ouml;yle acımasız, yoksa biz mi hayatı acımasız kılıyoruz?</em></p>
<p><em>Her zaman bir &ccedil;are var mıdır?</em></p>
<p><em>D&uuml;ş&uuml;nmek neden can acıtır?</em></p>
<p><em>Peki ya b&ouml;yle binlerce soruya ne zaman cevap bulabilirim? Ya da her sorunun mantıklı cevabı var mıdır?</em></p>
<p><em>Yoruldunuz dimi okurken, bende yoruldum ama yaşamaktan. Bu d&uuml;ş&uuml;nceleri silip atamamaktan. Beynimi s&ouml;k&uuml;p atasım geliyor ama bir yararı olmayacak bunu herkes gibi ben de &ccedil;ok iyi biliyorum...</em></p>
<p><em>Bir g&uuml;n d&uuml;zelir dediğim her şey yarım kaldı. Ama yine de her şey g&ouml;nl&uuml;n&uuml;zce olsun. İyi d&uuml;ş&uuml;nelim ve her şey iyi olsun.</em></p>
<p><em>Bir g&uuml;n her şey &ccedil;ok g&uuml;zel olacak..!</em></p>
<p><em>.</em><br /><em>.</em><br /><em>.</em></p>
<p><em>İnanın...</em><br /><em>En &ccedil;okta kendinize...</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Öyle bir susarsınız ki</title>
<link>https://edebiyatblog.com/oyle-bir-susarsiniz-ki</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/oyle-bir-susarsiniz-ki</guid>
<description><![CDATA[ Öyle bir susarsınız ki ]]></description>
<enclosure url="" length="70615" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 18 Apr 2022 00:22:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Öyle bir susarsınız ki</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen &ouml;yle bir susarsınız ki &ccedil;evrenizdeki herkes; ne oldu diye soruverir. Herkes her şeyin iyi gittiğini zannederken siz bir k&ouml;şede sadece ya beklersiniz, ya da ağlarsınız ikisi de &ccedil;&ouml;z&uuml;m değil. Herkes se&ccedil;tiği yolda mutlu mesut ilerlesin, kimse geriye d&ouml;n&uuml;p bakmasın, bakarsa eğer pişman olup d&ouml;nme ihtimali olacak. Kim olursa olsun, gidenin geri d&ouml;nmesini beklemeyin, gelecek olsaydı bir kapı veya bir yol a&ccedil;ık bırakırdı. Herkes se&ccedil;tiği yolda mutlu mesut ilerlesin, geride kalanlar zaten daha iyi olmanın yolunu bir t&uuml;rl&uuml; bulur. Giden, zayıflığından ve acizliğinden gidiyor, kapansa kendini buluyor ve kendi hakkında yeni şeyler &ouml;ğreniyor. Ve sonunda şunu anlıyor giden iyi ki gitmiş, iyi ki yaşamışım her şeyi diyor kalan ve yaptığı hataları &ouml;mr&uuml;n&uuml;n sonuna kadar yapmıyor. Şu konuda anlaşalım, gelen herkes kırılan kalbi tamir ettikten hemen bakın hemen diyorum, hemen sonra gidiyor. Kalan yine siz olacaksınız, giden gitti diye &uuml;z&uuml;lmeyin gidecek bir yeri olduğu i&ccedil;in gitti, gelende zaten bir başkasından gelmedi mi? Hayatın kanunu bu, biri birine giderken biri birine gelir. Hayattaki tek iyi kiniz kendiniz olsun, yaşadığınız her şey yaşandı ve ge&ccedil;ti şimdiye d&ouml;n&uuml;n ve bakın anın tadını &ccedil;ıkarın &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu g&uuml;nler bir daha asla gelmeyecek. Bu g&uuml;n, bu sabah, bu salise, bu saat. Kalp kırmaya gerek yok diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum sonu&ccedil;ta, bir ah meselesi değil mi? Ne derler bilirsiniz, kimsenin ahı kimsede kalmaz. Elbette &uuml;z&uuml;leceksiniz, ağlayacaksınız ama her şey tadında ve turunda bırakılmalı, &ccedil;oğu size zarar azı da, kalbinize. Hi&ccedil;bir şeyden pişman olmamanız dileğiyle sağlıcakla kalın...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Can sıkıntısı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/can-sikintisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/can-sikintisi</guid>
<description><![CDATA[ can sıkıntısı.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625c63efe4aea.jpg" length="92354" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 17 Apr 2022 22:01:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>Can sıkıntısı, duygu, eylem</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her can sıkıntısının arkasında ya yapılmamış bir eylem ya da yaşanmamış bir duygu saklıdır.&nbsp;</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR RESSAM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-ressam</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-ressam</guid>
<description><![CDATA[ Gençlere imkan verildiğinde hayallerinin ötesine gider...Onların dilinden, Kendi kalemimden...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625c06da80f52.jpg" length="87692" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 17 Apr 2022 15:24:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>zaman, yolculuk, ressam, genç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ZAMANA YOLCULUKTA&nbsp; BİR RESSAM</p>
<p>&nbsp;&nbsp; Bug&uuml;nk&uuml; zamana yolculuğun konuğu;Mimar Sinan &Uuml;niversitesi G&uuml;zel Sanatlar Fak&uuml;ltesi Resim &Ouml;ğretmenliği b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; birincilikle bitiren değerli Ressam&nbsp; dostum Halil İbrahim. Kendisi ile yaşama dair keyifli bir sohbet ger&ccedil;ekleştirdim.</p>
<p>VAHAP UNCU:Halil İbrahim seni tanıyabilir miyim?</p>
<p>HALİL İBRAHİM: 30 Ağustos tarihinde Kahramanmaraş ta d&uuml;nyaya geldim.İlk&ouml;ğretim ve liseyi memleketim olan Kahramanmaraş ta okudum. Bir ağabeyim bir de kız kardeşim var. Ben evin ortanca oğlu olmam sebebi ile zaman&nbsp; zaman&nbsp; bu dezavantaja d&ouml;n&uuml;şebiliyor.Başak burcuyum.</p>
<p>VAHAP UNCU:&Ccedil;ocukluğunda yapmayı en &ccedil;ok sevdiğin şey neydi?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:&Ccedil;ocukluğumda dans etmeyi ve resim yapmayı severdim.Aynı zamanda yaşıtlarım olan kişilerle arkadaşlık bağı kurmayı &ccedil;ok severdim.Şuanda da olduğu gibi insanlarla diyalogum olduk&ccedil;a başarılı ve 15 yılı aşkın devam eden arkadaşlıklarım vardır.Bu sıradan bir şey olarak algılanmasın l&uuml;tfen!İnsanları sevebilmek onlarla arkadaşlık kurmak yaşantımızın şu zamanlarında en zor şeylerden biridir.Yaşadığımız d&uuml;nyayı &ouml;rnek verelim.G&ouml;rmeyen yoktur ve bunu g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e kahrolan duygularım mevcut.Mazimizi unutup atiye gidiyoruz. Oysaki; mazimizden &ccedil;ıkaracağımız &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k dersler vardır.</p>
<p>VAHAP UNCU:&Ccedil;ocukluğunda unutamadığın bir an var mı?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:&Ccedil;ocukluğumda unutamadığım bir &ccedil;ok an olmuştur.Bir yandan insanların beni sevmesi. Bir yandan da sevdiğim insanların hayatımı benden &ccedil;almaları gibiydi.İnsanlar &ccedil;ocukluğunu yerlere g&ouml;klere sığdıramaz iken;Ben 4 gb tan oluşan bir flaş belleğe sığdırdım. Kolay değildir! O kadar yaşanmışlıkları bu kadar az alana sığdırabilmek.Kendimce sorunsuz fakat!ailemce sorunlu bir birey olarak b&uuml;y&uuml;meye devam ediyorum. Ta ki,resim &ouml;ğretmenim Canan hanımı tanıyana kadar. G&uuml;ler y&uuml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml; ve &ouml;ğrencilerine olan ilgisi bende Canan &ouml;ğretmene karşı bir aşk yaratmıştı. Her fırsatta ufak hediyeler alıp Canan &ouml;ğretmene g&ouml;t&uuml;r&uuml;rd&uuml;m. Sebepsizce t&uuml;m vaktimi onunla ge&ccedil;irmek isterdim.&Ccedil;&uuml;nk&uuml;,ondan alacağım o kadar b&uuml;y&uuml;k dersler vardı ki;zamanla hepsi oldu ve yıllarımı karanlık bir kuyu gibi ge&ccedil;irsem de, ayakta kalmayı ve zaferi elde etmeyi başardım.</p>
<p>VAHAP UNCU:Resim &ccedil;izmek,duyguları kalemle &ccedil;izmek sana neler hissettiriyor?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Resim &ccedil;izmek bana genellikle konuşamadıklarımı hissettiriyor.&Ccedil;izdiğim her &ccedil;izginin kafamda canlanan bir hikayesi vardır.Genellikle;sinirli ve &uuml;zg&uuml;n olduğum zaman kalemi elime alırım.&Ccedil;&uuml;nk&uuml;,beni sakinleştiren tek şey kara bir kalem ve beyaz bir kağıttı...</p>
<p>VAHAP UNCU:Ka&ccedil; yaşında resim &ccedil;izmeye merak sardın?İlk resim &ccedil;izimi nasıl ve ne ile alakalıydı?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Okula başlamadan &ouml;nce ağabeyim okuldan gelirken s&uuml;rekli &ccedil;antasını kurcalar ve defteri ile kalemini alıp kaybolurdum.Bir şeyler karalardım.O &ccedil;izgileri canım nereye isterse oraya &ccedil;ekerdim.O kağıt karalandık&ccedil;a ben mutlu olurdum.Bunun yanı sıra,daha b&ouml;yle resim denilecek bir resmi ilkokul 4. Sınıfta &ccedil;izdim.Canan &ouml;ğretmen sıcak ve soğuk tonları kullanarak g&uuml;zel bir resim yapmamızı istemişti. Ben sıcak tonları se&ccedil;ip bir tren &ccedil;izmiştim. Kurak arazide ilerleyen trenleri &ccedil;ok severdim.Ben k&uuml;&ccedil;&uuml;k iken, her ayrılık hikayesinde bir tren vardı ve insanlar o k&ouml;m&uuml;r trenlerine hep mutsuz &nbsp;binerlerdi.Bu y&uuml;zden k&ouml;m&uuml;r trenlerini severdim.Neden?diye soracak olursan &ccedil;&uuml;nk&uuml;,onlar ger&ccedil;ekti ve elbette yaşantımızda ayrılıklar yaşayacağız.O kara trenler bu b&uuml;t&uuml;n ayrılıklara ev sahipliği yapmış iken,biz insanların y&uuml;rekleri tek bir ayrılıkla yıkılıyor.Bu y&uuml;zden trenleri &ccedil;ocukluğumda hep severdim.</p>
<p>VAHAP UNCU:Sizin ailede ressam var mı?Ressamlık denilince ilk akla ne gelmeli?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Ailemde ressam maalesef yok.Ailem Kahramanmaraş ın merkezine bağlı bir kasabada doğup b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş insanlardır.Bir bakımdan n&uuml;fusları ile birlikte k&ouml;kl&uuml; bir aile olmuşlardır.Biraz da yetişme tarzımızdır bilemeyeceğim ama,daha sanattan uzak insanlar olduğu i&ccedil;in bu durum beni &ccedil;ok &uuml;zerken bir yandan da g&uuml;&ccedil; veriyor.Ne derlerse desinler,ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerse d&uuml;ş&uuml;ns&uuml;nler ben sevdikten sonra bi &ouml;neminin olmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.Sakın ola yanlış anlaşılmasın! bu sadece bir sitemdir.</p>
<p>VAHAP UNCU:Okuduğun b&ouml;l&uuml;m&uuml;n birincisi geldin.Bu nasıl bir duygu?Sergi d&uuml;zenliyor musun?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Evet &ccedil;eşitli illerde 4 adet b&uuml;y&uuml;k sergim oldu.Sergi a&ccedil;maktan &ccedil;ok kişiye &ouml;zel &ccedil;izimlere daha &ccedil;ok ağırlık veriyorum.Oradan elde edilen kazancın %80 lik kısmı ihtiya&ccedil; sahibi ilkokul &ccedil;ocuklarına g&ouml;nderiliyor.Buradan &ouml;nemle belirtmek isterim. Okurlarınızında katkılarını bekleriz.</p>
<p>VAHAP UNCU:Ne mutlu sizlere binlerce durumu olmayan &ccedil;ocuğa umut oluyorsunuz tebrik ederim.</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Bir katkı yapmak geleceğin neslini yarınlara taşıyabilmek adına ışık olmak beni gururlandırıyor.</p>
<p>VAHAP UNCU:Sevginin azaldığı,Aşkın dillerden d&uuml;şmediği bu zamanda senin i&ccedil;in hangisi ağır basıyor?Neden?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Aşk ve Sevgi sadece iki insan arasında olamaz.Evrenseldir.Bir ağaca da aşık olabilirsin ya da başka bir insana.Şunu unutmayalım ne i&ccedil;in aşık olur bir insan.Mutlu olmak i&ccedil;in. Lakin aşık olup acı&nbsp; &ccedil;ekiyorsa o aşk doğru bir aşk değildir.Şu d&uuml;nyada milyarlarca insan yaşıyor ve her insan bir diğerinden farklı yaratılmıştır.Karıncaya dahi can veremeyen biz aciz insanlar ne oluyor da, haddimizi aşarak&nbsp; can&nbsp; alıyoruz.Bunu g&ouml;rmemiz gerek artık. &Uuml;zmeyin,sevindirin,&Ouml;ld&uuml;rmeyin,yaşatın.Unutmayın ki, k&ouml;t&uuml; insanların kalemi de k&ouml;t&uuml; olur ve ne kadar iyi resim &ccedil;izseler de o resim k&ouml;t&uuml; olur.&Ccedil;izgilerin y&ouml;n&uuml;n&uuml; kalp belirler.Kalbin y&ouml;n&uuml;n&uuml; ise,biz insanlar&hellip;</p>
<p>VAHAP UNCU:Sevgiyi &uuml;&ccedil; kelime ile &ouml;zetler misin?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Sevgi &uuml;&ccedil; kelime ile &ouml;zetlenecek kadar basit bir kavram olarak d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Ama, huzurlu bir aile,hakiki ve doğru bir yaşam ve nefret duygusu ile tanışmamış bir kalp.</p>
<p>VAHAP UNCU:Yaşam bir tablo.Senin g&ouml;z&uuml;nde bu tablo nasıl &ccedil;izilir?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Yaşamı bir tabloya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;recek olsaydım! O tabloyu &ouml;nce ikiye b&ouml;ler ve bir tarafını par&ccedil;alardım.&Ccedil;&uuml;nk&uuml;,yaşamın bir ucu kaos ortamı.Diğer ucu o kaosu g&ouml;rmeyip kendi vaatleri i&ccedil;in yaşayan bir şeyler ortamı. Ne yazık ki;bu daha b&uuml;y&uuml;k bir kaostur.</p>
<p>VAHAP UNCU:Hayalin ne?Ger&ccedil;ekleştirebildin mi?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Sanatla ilgili olan bir insan olmama rağmen aslında sıradan hayaller dışında pek hayal kurmadım.Olursa olurdu olmasa olmazdı.Bir şeyi hayal edip ona bağlanırsanız b&uuml;y&uuml;k bir hataya d&uuml;şersiniz.O hayalle birlikte sizde yıkılırsınız. O y&uuml;zden; fazla hayal kurmadım belki de kuramadım&hellip;</p>
<p>VAHAP UNCU:Son olarak;gen&ccedil; bir Ressam olarak,senin gibi gen&ccedil; yaşta ressam olan ya da ressamlığa merak saran gen&ccedil; arkadaşlara neler s&ouml;ylemek istersin?</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Asla ve asla kıyaslama yapmasınlar.Eğer &ccedil;izilen resimde kıyaslama yapılıyorsa,al o resmi &ccedil;&ouml;p kovasına at.Herkes aynı şeyleri &ccedil;izecek olsaydı eğer,zerre ilerleyemezdi.Bu sanat o y&uuml;zden en yaratıcı, en farklı olmaya &ccedil;alışın.Eğer;bir farkındalık yaratmayı başarırsanız o zaman hedefinize ulaşmış olursunuz.Bir diğer konu; resim &ouml;yle bir sanattır ki,boş zamanlarda yapılacak bir sanat gibi değil!Ona&nbsp; vakit ayırmanız gerekir.Onunla ilgilenmeniz o sanatı uygulamaya d&ouml;kmeniz gerekir.Unutmayın ki!&ccedil;aba g&ouml;stermeden sadece yerinizde saymış olursunuz.Eğer bu b&uuml;nyede bulunmayı&nbsp; i&ccedil;ten i&ccedil;e istiyorsanız, hi&ccedil; &ccedil;ekinmeden hocalarınıza gidin,kurslara gidin faydasını g&ouml;receksiniz&hellip;</p>
<p>VAHAP UNCU:Sevgili dostum Halil İbrahim. Bunca iş yoğunluğun arasında değerli zamanını ayırdığın ve zamana yolculuk sayfama konuk olup, samimi cevaplar verdiğin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim. Sanat hayatında başarılarının devamını dilerim&hellip;</p>
<p>HALİL İBRAHİM:Beni b&ouml;ylesi &ouml;zel kılan bir sayfada g&uuml;zel bir s&ouml;yleşiye kattığın i&ccedil;in teşekk&uuml;rlerimi sunuyorum.Gen&ccedil;lere ses olmak adına ve onları anlamak,dinlemek adına yaptığın s&ouml;yleşiler &ccedil;ok başarılı. &Ccedil;alışma hayatında başarılarının devamını dilerim&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>UMUT</title>
<link>https://edebiyatblog.com/umut-2105</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/umut-2105</guid>
<description><![CDATA[ Umut ediyoruz, hayal ediyoruz. Tamam diyoruz ya tamam bu sefer tamam her şey yoluna girecek, gelecek ya da gelmeyecek ama bir şekilde yol bulacak. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625b516006a21.jpg" length="43945" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 17 Apr 2022 02:18:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords>Umut, Hayal, Pes etmemek, Ders çıkartmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>Umut ediyoruz, hayal ediyoruz. Tamam diyoruz ya tamam bu sefer tamam her şey yoluna girecek, gelecek ya da gelmeyecek ama bir şekilde yol bulacak. Heves ediyoruz &ccedil;ok fazla mutlu oluyoruz sonra tabi her şey bir anda yerle bir oluyor. Pes etmiyoruz, g&uuml;&ccedil;l&uuml;y&uuml;z, ayaktayız. Peki ya sırtımızdaki izler? Ne zaman ge&ccedil;er bilmiyoruz, ne zaman diner acısı bilmiyoruz. Bazı şeylerin izi kalır, belki de izi değil, hissettirdikleri kalır.</em><br /><em>Biz hangisini yaşıyoruz, hissettirdiklerini mi yoksa izlerini mi? İkisini de &ccedil;&uuml;nk&uuml; unutmadık, unutamadık...</em></p>
<p><em>Unutmayın da size yapılanı unutmayın. Hepsi size bir ders, hepsi size bir tecr&uuml;be. İyi izler bırakanı olur, k&ouml;t&uuml; izler bırakanı da ama hepsi sizin i&ccedil;in bir başarı adımıdır daha temkinli yaklaşmak i&ccedil;in muazzam bir fırsattır...&nbsp;</em></p>
<p><em>İşte burada devreye tekrardan pes etmek ya da etmemek giriyor. Sen g&uuml;&ccedil;l&uuml; birisin hi&ccedil;bir zaman aklından pes etmeyi ge&ccedil;irme bir s&ouml;z vardır, &ouml;ld&uuml;rmeyen Allah g&uuml;&ccedil;lendirir diye yaşadığınız her g&uuml;n, nefes aldığınız her an g&uuml;&ccedil;leneceksiniz... Bu y&uuml;zden pes etmeyin...</em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KENDİN OL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kendin-ol</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kendin-ol</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_626097bf2b893.jpg" length="55823" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 17 Apr 2022 02:16:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>lâlzü</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>En son ne zaman bir şeyi başardın? Bu başarın da kimler yanındaydı, attığın o ilk adım da kim tuttu elini? Bunlar gibi bir s&uuml;r&uuml; soruya kendi i&ccedil;inden yanıt verebiliyor musun? Sevgilim vardı, annem vardı, ailem vardı... diye biliyor musun mesela belki evet ama deme &ccedil;&uuml;nk&uuml; her başarı senin, kendin i&ccedil;in attığın bir adım. Sen o başarıyı kendin i&ccedil;in elde ettin bir başkası i&ccedil;in değil.</em></p>
<p><em>Bazı hataları erken yapmanın hayatınıza &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k katkısı oluyor.</em><br /><em>Mesela; g&uuml;ven konusu b&uuml;y&uuml;k sorun oluyor ama iyi yanları da var, kendiniz tek bir şekilde, bir bireyken daha mutlu olabilirsin, az d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r &ccedil;ok yaşar ve umursamazsanız kimse size bir daha bir şey diyemez, diyemez de değil aslında sadece k&ouml;t&uuml; y&ouml;nde şeyler s&ouml;ylese bile sizin canınızı eskisi kadar yakmaz, acıtmaz...</em></p>
<p><em>Bazı konularda bencil olmak gerekiyor. O seviyor diye o şeyi sevmek zorunda değilsin, o istiyor diye o şeyi yapmak zorunda değilsin. Sen kendin i&ccedil;in adım atmadığın s&uuml;rece o şeye zorunlu değilsin. Konu sensen her şey senin i&ccedil;in zorundalık evet bazen sıkılıyorsun, yoruluyorsun ama ne olursa olsun sonu g&uuml;zel bitecek o y&uuml;zden vazge&ccedil;me. Sana yakışmayacak bir şeyi yapma... Ya da yap kimin umurunda. Elalem ne der diye yaşaya yaşaya zaten hayatı d&uuml;zg&uuml;n yaşayamadık.</em></p>
<p><em>Sen 19 yaşındaki bu satırları okuyan kişi &ouml;zg&uuml;rce elalem ne der diye d&uuml;ş&uuml;nmeden sevgilinin elini sokak ortasında korkmadan tutabildin mi?</em></p>
<p><em>Sen 23 yaşındaki bu satırları okuyan kişi hi&ccedil; &ouml;zg&uuml;rce el alem ne der diye d&uuml;ş&uuml;nmeden istediğini yapabildin mi?</em></p>
<p><em>Sen 25 yaşındaki bu satırları okuyan kişi hi&ccedil; elalem ne der diye d&uuml;ş&uuml;nmeden patronuna ya da iş arkadaşlarına rahat&ccedil;a konuşabildin mi?</em></p>
<p><em>Sen 29 yaşındaki bu satırları okuyan kişi &ouml;zg&uuml;rce elalem ne der diye d&uuml;ş&uuml;nmeden nişanlını &ouml;pebildin mi?</em></p>
<p><em>Ben cevap vereyim hayır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; elalem... Hayatımızı kısıtlayan tek sebep. Boş verin umursamayın, onları d&uuml;ş&uuml;nmeden yaşayın. Bu hayat sizin g&uuml;nahı da senin, sevabı da elalem konuşur sen kulağını tıka ve istediğini yap. Sevgilinin elini tut, iş arkadaşınla rahat konuş, nişanlını &ouml;p... İstediğin her şeyi g&ouml;nl&uuml;n razı geldiği s&uuml;rece yap.</em><br /><em>Sen razıysan kimse bir şey diyemez...</em></p>
<p><em>Hayatı başkası i&ccedil;in değil kendin i&ccedil;in yaşa. Birinin yanında olmasına gerek yok, sen kendine yetersin. &Ouml;zg&uuml;r ol, bilin&ccedil;li ol ve her zaman kendine destek&ccedil;i ol. Bu hayat, bu kurallar senin kendin yaz, kendin boz...</em><br /><em>.</em><br /><em>.</em><br /><em>.</em><br /><em>Sen, sen olunca g&uuml;zelsin..</em><br /><br /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Özgürlük</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kafesik%C4%B1rankus</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kafesik%C4%B1rankus</guid>
<description><![CDATA[ Yıllardır kafeste hapsedilmiş, özgürleşirse kaçacağını bildiğin bir kuş düşün. .. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625b1963df4b6.jpg" length="39593" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 16 Apr 2022 22:37:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>1.ic.ses</dc:creator>
<media:keywords>Kuş, kafes, özgürlük</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır kafeste hapsedilmiş, &ouml;zg&uuml;rleşirse ka&ccedil;acağını bildiğin bir kuş d&uuml;ş&uuml;n.&nbsp;<br />Bu kuş kafesten kurtulduğunda u&ccedil;mayı &ouml;ğrenirken &ouml;nce d&uuml;şeceğim diye "&uuml;rkek&ccedil;e &ccedil;ırpınarak kanatlanır."<br />Bazen bir yerlere &ccedil;arpar d&uuml;şer, bazen kanatları yorulur &ccedil;ırpınmayı bırakır.&nbsp;<br />Ama defalarca dener, dener ve dener. Zamanla başardık&ccedil;a kendine g&uuml;veni artan bu kuş artık s&uuml;z&uuml;le s&uuml;z&uuml;le u&ccedil;maya başlar.<br />&Ccedil;&uuml;nk&uuml;,<br />Kuşun doğasıdır "u&ccedil;mak."&nbsp;<br />"&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k" ruhundadır.<br />Bu y&uuml;zden vazge&ccedil;mez.</p>
<p>Bazı insanların doğası da budur işte.<br />Akılları ve ruhları ne kadar toplum tarafından bir kafeste tutulmaya &ccedil;alışılırsa &ccedil;alışılsın.<br />O ruh sancısı, o &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k tutkusu birg&uuml;n o kafesi kırar.</p>
<p>&Ccedil;ırpına &ccedil;ırpına, birg&uuml;n s&uuml;z&uuml;le s&uuml;z&uuml;le u&ccedil;ar ve gider.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayat denen boşluk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayat-denen-bosluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayat-denen-bosluk</guid>
<description><![CDATA[ Kalabalıklar içinde yalnızsın, konuşsan kimse anlamaz, üzülsen de hissetmez kimse… ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625ae3efad67c.jpg" length="75498" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 16 Apr 2022 16:05:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords>hayat, boşluk, yalnızlık, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: center;"><span class="s1">Kalabalıklar i&ccedil;inde yalnızsın,konuşsan kimse anlamaz,&uuml;z&uuml;lsen de hissetmez kimse&hellip; ve sebebini sorsalar i&ccedil;indeki o hissin cevap bile vermezsin. Boğazın d&uuml;ğ&uuml;m olur tek keime edemezsin,anlatsan ne diyebilirsin ki Kocaman bi hi&ccedil;lik hissediyorum desen,</span><span class="s1">insanlar d&uuml;ş&uuml;nmeden yargılar seni. Kimse anlamaya &ccedil;alışmaz seni saatlerce seni d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren bu şeyi, seni hayattan koparan,uzaklara alıp g&ouml;t&uuml;ren bu d&uuml;ş&uuml;neceyi kimse bilemez &ccedil;&uuml;nk&uuml;.Onlar anlamaz senin dilinden ve hisselerinden. Hayatın kocaman bi hi&ccedil;lik olduğunu g&ouml;remez bi &ccedil;ok insan, ve sonu yok gibi Yaşar. Keşke biraz d&uuml;ş&uuml;ncesiz olsam dersin bazen keşke umursamaz olsam diye dua edersin. Hatta keşke aklım başımda olmasa dersin&hellip;.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Düşün ama boğulma</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dusun-ama-bogulma</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dusun-ama-bogulma</guid>
<description><![CDATA[ Sonsuz mavilik karşısında oturuyorum... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6259c6be5a373.jpg" length="76212" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 15 Apr 2022 22:26:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords>kişiselblog, boğulmak, düşünmek, maviler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: center;"></p>
<p class="p2"><span class="s2">Sonsuz mavilik karşısında oturuyorum. Kulaklarımda dalgaların kayalara &ccedil;arpma sesi&hellip; d&uuml;ş&uuml;ncelerimle baş edemediğim şu g&uuml;nlerde kendimi bu sahile atıverdim. Sanki o sonsuz denizin ortasında tek başıma kaldım da, &ccedil;ırpındık&ccedil;a batıyormuş gibi hissediyorum. &Ccedil;ırpınıp duran benim,d&uuml;ş&uuml;necelerimle boğuşuyorum ve &ccedil;ırpındık&ccedil;a o derinlik beni i&ccedil;ine &ccedil;ekiyor&hellip; ve kayboluyorum sonsuzlukta. Sanki hi&ccedil; olmamışım gibi, d&uuml;nyaya gelmemişim gibi, yaşamaşım gibi ,d&uuml;ş&uuml;nmemişim gibi , yıpratmamışım gibi, en &ccedil;ok da yıkılmamışım gibi .</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜLÜMSE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gulumse-2074</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gulumse-2074</guid>
<description><![CDATA[ Her ne olursa olsun hep gülümseyin  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6258bcb805159.jpg" length="22972" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 15 Apr 2022 03:32:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çilem Akpınar</dc:creator>
<media:keywords>Gülümse, hayat, anne</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Benim Adım Toprak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/benim-adim-toprak-2067</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/benim-adim-toprak-2067</guid>
<description><![CDATA[ Benim adım TOPRAK ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625864a897b50.jpg" length="56663" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 21:15:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Semira Bulut</dc:creator>
<media:keywords>Toprak, Su, Nimet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Benim adım TOPRAK<br />&Ouml;nce can oldum insanlara,sonra nimet oldum,yaşattım sonra yıllarca,nefes oldum.Yani İnsan,İnsan oldu. Sonra yıllar ge&ccedil;ti...yeniden aldım onu yanıma,sardım toprakla. Su kabul etmezdi insan, ama toprak ederdi.Derin denizler,sonsuz mavilik kabul etmez insanı,&ccedil;&uuml;nk&uuml; topraktan olur insan...Sonra yine d&ouml;ner vatanına. Aşık Veysel&rsquo;in dediği gibi &ldquo;Benim sadık yarim kara topraktır.&rdquo; Sadık olan da toprakt, yar olan da, son durak da topraktı,yaşatan da , herşeydi insan i&ccedil;in. Bahsedilen benim şimdi,Toprak dedikleri,nefes dedikler,hayat dedikleri benim. Benim adım toprak.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SONBAHAR YAKIŞIR ŞEHRİME</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sonbahar-yakisir-sehrime</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sonbahar-yakisir-sehrime</guid>
<description><![CDATA[ SONBAHAR  HÜZÜNLÜDÜR   ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6258173f80480.jpg" length="60176" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 15:45:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>sena sabcıoğlu</dc:creator>
<media:keywords>#hayal, #hüzün</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>G&uuml;neş yakmıyor artık. Karanlık erken devralıyor n&ouml;beti aydınlıktan. Gece ayazı kesiyor ortalığı sabaha kadar. Tahta kapıların arasından ince r&uuml;zgarlar esiyor. Serin bir &uuml;rperti sarıyor birden . Yağmur kokuyor toprak, kışa hazırlanıyor ağa&ccedil;lar g&ouml;&ccedil;men kuşlara el sallıyor kuru dallar. Yine geleceğiz diyor onlarda :"şimdilik hoş&ccedil;akalın g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z bahara." Sonbahar geldi mahsun bir &ccedil;ocuk gibi ağlamaklı ıslak sokaklar.Terkedilmiş gibi sessiz , ıssızlaşıyor şehir. Yeni bir hayata uyanmak i&ccedil;in derin r&uuml;yalara dalıyor &ouml;nce.Bahar &ccedil;icekleri gibi taze umutlar a&ccedil;mak i&ccedil;in hayal kırıklıklarını kurumuş yaprak gibi misali d&ouml;k&uuml;yor.Yitirilmiş aşkların h&uuml;zn&uuml; taşıyor g&ouml;z pınarlarından. Sessiz hı&ccedil;kırıklar y&uuml;reğin matemine eşlik ediyor. Hesaba &ccedil;ekiyor insan kendini. G&ouml;zden ge&ccedil;iriyor hayatını. Y&uuml;zleşiyor ger&ccedil;eklerle. Yeni arayışlar peşine d&uuml;şmeden dinlendiriyor ruhunu ve y&uuml;reğini.</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TERAPİMSİ  : )</title>
<link>https://edebiyatblog.com/terapimsi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/terapimsi</guid>
<description><![CDATA[ Mizahi bakış açısıyla günümüz psikoloji sorunlarına yaklaşımlar... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/08/image_750x500_610838a4cf100.jpg" length="45136" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 15:11:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Deneme, travma, çocukluk dönemi, aile dizimi, karma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Hayat harika gitmiyor her birimiz i&ccedil;in. Farklı derecelerle sorunların &uuml;stesinden gelmeye &ccedil;alışıyoruz. Hi&ccedil; sorun yok g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;nde bile &ouml;yle g&uuml;zel anlatıyorlar ki, sorun ediniyorsun: Travmalar!&nbsp;&nbsp; &Ccedil;ocukluğuna inilmeli!&nbsp; Ebeveynlerin, aile dizimi, genlerin, karma, bor&ccedil;lu olduğun &ouml;ğrenmen gereken davranışlar&hellip;. İlgi &ccedil;ekici değil mi? Benim sorunlarımı da bunlarla &ccedil;&ouml;zebilir miyim?&nbsp; Ev sahibi olamayışım bu y&uuml;zden mi? İşyerinde artık yokmuşum gibi davranmayabilirler mi? Toplu taşımada yolda sapıkları defedebilir miyim? Temiz, d&uuml;zenli olur mu odam? Artık tıkınmak isteğimden vazge&ccedil;ebilir miyim, kapanır mı şu iştahım?</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İniyoruz, iniyoruz, ka&ccedil; yaşındayım? Ana karnına kadar indik. "Heeeeyttt! Ben bilmem ka&ccedil; milyonda bir d&ouml;llenme ihtimalini ger&ccedil;ekleştirmiş bir fet&uuml;s&uuml;m."(Bir filmde duymuştum, kopya &ccedil;ektim) D&uuml;nyaya gelene kadar her şey burada oluyormuş meğer. Etrafa bir bakayım ikizim filan varsa, oradan başlıyormuş. &Ccedil;oğu gebelik &ccedil;oklu başlayıp tekli bitermiş. Ehhh, yaşayan bebeye de travmaları. Ne travması olacak? Hayatta kalma uğruna ikizini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;n: KATİL TRAVMASI!.... Uyyyyy, serengeti hikayeleri değil miydi o? Ebeveynler zayıf yavruyu, kardeşler cılız ve g&uuml;&ccedil;s&uuml;z olanı yemez miydi? Ya da &ouml;ld&uuml;r&uuml;rlerdi? Pekala terk etsinler, aynı şey değil mi? Vahşi d&uuml;nya,orman, rahim&hellip;. Daha neler olacak orada, bakalım organlarını benimseyecek misin? Aha da bu &ccedil;ıkıntılar ne işe yarıyor? Kol, bacak ne lazımki burada!...Nereye dışkılayacaksın, buranın kanalizasyon sistemi var mı? İşin ucunda dışkısını yemekten &ouml;lmek var. Duymadınız mı? "Bebek kakasını yapmış, akciğerlerine ka&ccedil;mış" . Yaaa , siz onu i&ccedil; kanal sistemi ile mideden akciğere mi ge&ccedil;ti sandıydınız.&nbsp; Bu kordon nedir? Wifi ile bağlanamıyor muyuz anneye? Ne ilkel sistem arkadaş!... Anladım, yemekler buradan geliyor!&nbsp; Yani bir nevi kargo sistemi. &Ouml;zel, şahsa m&uuml;nhasır&hellip; İp de atlanır bununla. K&uuml;lt&uuml;rfizik yapmak lazım. Tam oynuyorken d&uuml;nya değiştirmeye kalkarsan boynuna dolanır, ara d&uuml;nyayı es ge&ccedil;er, ebedi d&uuml;nyaya g&ouml;&ccedil;ersin. Dikkatli olmalı. B&uuml;t&uuml;n bunlar hayatının i&ccedil;ine ediyormuş, haberiniz olsun!</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Musiki, masal, annesinin babasının sesini dinleyerek doğan bebeler şanslıdır belki! Ben ne dinlemişimdir k&ouml;y yerinde. Birka&ccedil; inek m&ouml;&ouml;s&uuml;, tavuk gıdaklamaları, arı vızıltısı, kuş sesleri&hellip;. Fena değil.&nbsp; Kendim doğmuşum ben, Evde kimsecikler yokken sessizce gelivereyim demişim. Bu da travmadır sanırım. Baby showsuz, flashlar patlamadan, doğumhaneler kapılarında sevin&ccedil; &ccedil;ığlıklarının eşlik etmediği sade bir ziyaret&hellip;.Demek o y&uuml;zden her ortamda sade yaşarım da, kimse fark etmez. Onlar c&uuml;mb&uuml;ş bebeleri olduğu i&ccedil;in daha ileri gider hi&ccedil; yokmuşsun sadece d&uuml;nyada o varmış gibi yaşarlar. Babam ne zaman &ouml;ğrendiydi gelişimi? Sevindi mi acaba? Eh d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; olunca kıdemli baba tepkisi g&ouml;sterip, işten gelince, sofraya otururken ş&ouml;yle g&ouml;z ucuyla bakmıştır. İsim se&ccedil;meye tenezz&uuml;l ettiğine g&ouml;re, cami avlusuna bırakılma travmasından yırttık. Kız mı istemişti, oğlan mı? Bakın bunların hepsi travma sebebi. İstenmeyen &ccedil;ocuk musun? Allah ne verdiyse ona razı olduklarını s&ouml;yleyenler, erkekliklerinin ispatı i&ccedil;in erkek bebeden, erkek &ccedil;ocukları vardıysa şirin kıyafetleri, iyi bakıcı olacakları y&uuml;z&uuml;nden kız bebeden vazge&ccedil;mediler h&acirc;l&acirc;.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Annen, baban nasıl davranmıştı sana? Kardeş kıskan&ccedil;lığı yaşadın mı? Ayrımcılık yapıldı mı? K&ouml;teklendin mi yoksa sevildin mi? Nasıl bir sevgiydi? Bir kerem evlatlık değilsen şanslısın. Evlatlık olmayı da ka&ccedil; yaşında şansın olarak g&ouml;rd&uuml;yd&uuml;n? &nbsp;"Ben bu ailede evlatlık mıyım?" zannına kapıldığında, ikinci bir ailenin varlığını kurtuluş g&ouml;rmedin mi? Yedirildin, i&ccedil;irildin, ihtiya&ccedil;ların g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. Ama inek s&uuml;t&uuml; vermişler arkadaş, ne kadar zararlıymış! Bug&uuml;nk&uuml; hastalıklarımın sebebi buysa, o s&uuml;tlerin detoksu lazım ki iyileşeyim. Bir de her &ouml;ğ&uuml;n hamur&hellip;.Lokma, ıslama, makarna olmadı katlama, bişi, g&ouml;zleme&hellip;Bildiğin buğdayın &ouml;ğ&uuml;t&uuml;lm&uuml;ş&uuml;n&uuml; evirip &ccedil;evirip koymuşlar &ouml;n&uuml;me. Gluten zehirlenmesi yaşamadığıma &nbsp;şaşmalı. Alerjilerim bundan olabilir bak. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;&nbsp; bağışıklığım d&uuml;şm&uuml;ş. "Fakirlik vardı &ccedil;oğu evde, şimdi herkes zengin." Aslında değişen bir şey yok. Şimdi de varlık ve yokluk aynı anda yaşanmakta. Neyin yoksa onun yoksulusun. Savaş diyarlarında sokakta yaşayan bir &ccedil;ocuğun zenginlik hayali başına bir dam, &ouml;n&uuml;nde yiyecek olması. Bunlara sahip milyonlarca insanın da film yıldızlarından sevgili, sonsuzluk havuzlarında &ccedil;immek başlarını d&ouml;nd&uuml;r&uuml;yor. Orta hallilerde en k&ouml;t&uuml;s&uuml; tatmin olmayan bir ihtiya&ccedil;lar silsilesi. Kapı &ouml;n&uuml;mde k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir bah&ccedil;ecik diye ballandırarak anlatırlar onlar da yoksunluklarını. Alıp bah&ccedil;e ortasına koysanız tamam g&ouml;zlerimi rahatlıka kapatırım artık diyen ka&ccedil; kişi var. Komşunun bah&ccedil;esi de benim olsa diye ge&ccedil;irmeyecek mi i&ccedil;inden? Domates yemeyi hayal ederdim kışın. &Ouml;zlemle beklerdim baharı. Şimdi fark ediyorum ki, pırasanın hayalini kursaydım kışın travma olmazdı. Şimdi yaz kış domates yeme olanağı var, ama bakalım GDO'lu mu, GDO'suz mu? Bunun da yaşlılıkta travmatik sonucunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;m artık.</p>
<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Genlerim nereden benim? &nbsp;Soyum sopum &ouml;nemliymiş. Ona g&ouml;re yatkınlıklarım, hasta olma ihtimallerim var. Taaaa insanoğlunun avcı toplayıcı d&ouml;neminden kalma, neydi o bakalım s&uuml;r&uuml;ngen beyninden kalma korkuları var. Ka&ccedil; ya da savaş!... Beynin bunu yapmaya devam ediyor, kalp hastası oluyorsun. Seni kovalayan aslan, kaplan mı var, bir sakin ol!... Diyeceksiniz ki, patron, m&uuml;d&uuml;r, ev sahibi, faturalar&hellip;.peşimizde iken aynı durum. Yani senin beynin onları Afrika'nın balta girmemiş ormanlarına taşıyor, onları da ardına takıyorsun!... Bildin de bir şey değişti mi? Ya Rabbim, beni bu kadar zavallı yaratmaktan murad ettiğin nedir? Aile dizimi &hellip;.Ailen var bir de dizeceksin onları. Verdiğimiz kararları b&uuml;y&uuml;rken aile ilişkilerimiz belirlemekteymiş. &nbsp;H&ouml;t dedi mi &ccedil;akılır kalırdık olduğumuz yerde. Şimdi bize biri ses y&uuml;kseltti &nbsp;mi &ccedil;akılıp kalıyoruz, veya h&ouml;t diyoruz yani. Onun i&ccedil;in &ccedil;ok uysal bir topluluğuz, kadınları d&ouml;ven, &ouml;ld&uuml;ren, biz değiliz. H&ouml;t diyenlerin aşırılıkları da olabilir. Bu psikopat adamların ailesini dizmek lazım. Babası kesin h&ouml;t h&ouml;t&ccedil;&uuml;, annesinin de elinde maşa ya da terlik vardır. Benimki de &ouml;yleydi demeyin sakın. Kesin bir teyze,dayı, amca, dede birinde bir farklılık olmalı. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ah bir de bu karma yok mu bu karma. Hayat karması, hayat karmaşasına d&ouml;nm&uuml;ş. Bilmek zor değil. Bak adına soyadına, doğum tarihine. Topla, &ccedil;ıkart, b&ouml;l. Onların sayı değerleri var. Ortaya &ccedil;ıkan : Kader&hellip;. Senin neyin eksik, g&ouml;r, şaşırma. Kimseyi de su&ccedil;lama. Bunu sen se&ccedil;tin. Farkında değilsin ama belleğin hep vardı. Doğum zamanını, yerini, milletini, aileni sen se&ccedil;tin. İsmin de belirlenmişti. Anan baban sadece rol&uuml;n&uuml; icra etti. Alem alem i&ccedil;indeydi zaten. Fazla kafa yorma. Sadece senin hangi eksiklerle tamamlanmak i&ccedil;in g&ouml;nderildiğini bil yeter. Sonra tamamlanmaya başla. &Ouml;fke yasak, canlı yaşamına saygılı ol, anlamlı konuş, her şeyi iyiye yor, kıymet bil&hellip;. Beynini, ruhunu formatla. Fabrika ayarlarına geri d&ouml;n.</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mutlaka bir g&uuml;n başaracağım...Travmalarımı bulup tamir edeceğim. Ama benim sorunum travmaların &ccedil;okluğu ve hangisinden başlayacağım sorunu. Aslında onlar travma mı, emin değilim. Bug&uuml;ne gelip g&uuml;n&uuml;n sorunlarını ge&ccedil;mişe gitmeden de &ccedil;&ouml;zecekler birg&uuml;n. Ben eremeyeceğim&hellip;.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Başucu Kitabım &#45;2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/basucu-kitabim-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/basucu-kitabim-2</guid>
<description><![CDATA[ İnsan hayatında hep bir dönüm noktaları vardır... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622507534d560.jpg" length="74294" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 14:07:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>kitap, insan, k.blog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color: #c2e0f4; color: #000000;"><em><span style="font-weight: 400;">İnsan hayatında hep bir d&ouml;n&uuml;m noktaları vardır.Bu d&ouml;n&uuml;m noktalarında; kulakların tıkanır duymaz sanırsın, bakarken g&ouml;remezsin, d&uuml;ş&uuml;ncelerin silinmiş gibi olur beynin durmuş gibi takılır kalırsın.Hayatındaki olumsuzluklar mutluluklar hep birbirine girer; o kadar yalnız hissedersin ki; kendini d&uuml;nyada tek canlı senmişsin gibi korkular kaplar i&ccedil;ini endişeye kapılırsın ve birden kendine geldiğinde ise işte o an senin hayatı anlamanı, yaşam</span></em></span><span style="background-color: #c2e0f4; color: #000000;"><em><span style="font-weight: 400;">a nedenini, adalet&nbsp; terazinin nasıl olacağını bir ders niteliğinde sana sunar.</span></em></span></p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x_622f5f9ce143b.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir umut</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-umut</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-umut</guid>
<description><![CDATA[ Bir umut  ]]></description>
<enclosure url="" length="74294" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 12:32:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Bir umut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen bir umut, bir kişi bizi hayata bağlar. Biz gitmek istesek de o yerden veya o şehirden ne bir ileri ne de bir geri gidebiliriz. Sevmediğimiz bir şehir bile bize neler kattığını unutmamak gerekmektedir. İyisiyle veya k&ouml;t&uuml;s&uuml;yle olanlar oldu ve olan şeyler bizim hayatımıza hayat tecr&uuml;besi olarak d&ouml;nd&uuml;. O tecr&uuml;beler sayesinde yaptığımız bir hatayı bir daha yapmıyoruz, bu y&uuml;zden hayat tecr&uuml;belerini seviyorum. Bazen tecr&uuml;belerimiz biraz ağır olur ama bunun sonunda daha g&uuml;zel şeyler olacağını unutmamak gerekmektedir. Sonu&ccedil;ta her yağmurun sonunda g&uuml;neş a&ccedil;ar.<strong><em>Sonu&ccedil;ta her yağmurun sonunda g&uuml;neş a&ccedil;ar.&nbsp;</em></strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KİMSESİZLİK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kimsesizlik-1510</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kimsesizlik-1510</guid>
<description><![CDATA[ KİMSESİZLİK nedir insan kalbinde  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625730953574c.jpg" length="43034" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 04:33:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>erhavishab_</dc:creator>
<media:keywords>KİMSESİZLİK</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kimsesizlik neydi sizce yanlız olmak mı?&nbsp; Yoksa o kadar insanın arasında yanlız olmak mı bence ikinci cevap her yolla &ccedil;ıkıyor. Bu &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir acı kimsesiz kalmak kimse istemez ki. Herkes anne kokusuna hasrettir. Aile sıcaklığına en &ccedil;okta bir sohbette ihtiya&ccedil; duyar."Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu s&ouml;yleyeceğim kimse olmadığından yalnızım ben."&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Benim Adım Toprak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/benim-adim-toprak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/benim-adim-toprak</guid>
<description><![CDATA[ Ve ben aslında umut taşıyan yeryüzünün uçurtmasıyım.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_625713efa3256.jpg" length="35649" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 21:20:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Umut, toprak, yeryüzü, uçurtma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp;Benim adım toprak, herşeyi ve herkesi t&uuml;m benliği ile kabul eden bir avu&ccedil; &ccedil;amur. Besleyen ve besleten bir aracım biraz da kimse bilmez beni ama herkes hisseder benliğimi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben senim, oyum ve &ccedil;ok&ccedil;a benim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben kimsesiz soğuk bir zeminim bi &ccedil;are g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n her yanım bir &uuml;ş&uuml;me evresi her yanım bir kalan olma yolunda. Gidenin ayak izleri var sırtımda gelenlerin ise kokusunu taşıyorum. Benim yoldaşım yağmurken yandaşım yanağını okşayan r&uuml;zgardır dikkat et. Suların dahi bana kavuştuğu bu d&ouml;ng&uuml;de benden ka&ccedil;an var mıdır ki? G&uuml;neş ışınları bile yakıyorken tenimi yıldızlar geceleri eşlik ediyor soğuk karanlığıma. Ziyaret&ccedil;ilerin ardı arkası kesilmezken dinlerim ben her bir acıyı vefayı.. Mutluluk uğramaz bana genelde hep bir h&uuml;z&uuml;n &uuml;lkesiyim. Ve ben aslında umut taşıyan yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n u&ccedil;urtmasıyım... Benim adım toprak, ben &ouml;l&uuml;mle doğan yaşamım...☘️&nbsp;</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EDEBİYATBLOG GÜNCELLEME/GELİŞTİRME NOTLARI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyatblog-guncellemegelistirme-notlari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyatblog-guncellemegelistirme-notlari</guid>
<description><![CDATA[ EDEBİYATBLOG GÜNCELLEME/GELİŞTİRME NOTLARI ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_62570c5b47600.jpg" length="35638" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 20:58:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>EdebiyatBlog</dc:creator>
<media:keywords>EDEBİYATBLOG, GÜNCELLEME/GELİŞTİRME, NOTLARI</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span>EdebiyatBlog ailesi olarak t&uuml;m &ccedil;alışmalarımızı her zaman olduğu gibi yine&nbsp;</span><b>kendi ekosistemimiz</b><span>&nbsp;i&ccedil;erisinde sonu&ccedil;landırdık.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span>Uzun s&uuml;ren &ccedil;alışmalarımızın sonucunda birlikte tamamen kendi tarafımızdan hazırlanan &ouml;zel yazılımlarla EdebiyatBlog'u&nbsp;<b>interaktif</b>&nbsp;bir portal haline getirdik.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span></span></p>
<p style="text-align: center;"><span>Değerli EdebiyatBlog Ailesi sizlerin geliştirmeleri sevdiğinizi ve dikkatli olduğunu biliyoruz.<br />Bize EdebiyatBlog'u geliştirme konusunda geri bildirimde bulunmanızı rica ediyoruz.<br />Yakında yeni s&uuml;prizler ile yine sizlerle olacağız...</span></p>
<p style="text-align: center;"><span></span></p>
<ul>
<li style="text-align: left;"><span>EB Sohbet eklendi.</span></li>
<li style="text-align: left;"><span>EB Tuval eklendi.</span></li>
<li style="text-align: left;"><span>Sunucu altyapısı değiştirildi.</span></li>
<li style="text-align: left;">Hata d&uuml;zeltmeleri ve hızla ilgili iyileştirmeler yapıldı.</li>
<li style="text-align: left;"><span>SEO eklentileri geliştirildi.</span></li>
<li style="text-align: left;"><span>Depolama alanı optimize edildi.</span></li>
<li style="text-align: left;"><span>Performans iyileştirmeleri yapıldı.</span><span></span></li>
</ul>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EdebiyatBlog Tuval Kullanım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyatblog-tuval-kullanim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyatblog-tuval-kullanim</guid>
<description><![CDATA[ EdebiyatBlog Tuval Kullanım ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6256e467b2806.jpg" length="20765" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 17:55:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>EdebiyatBlog</dc:creator>
<media:keywords>EdebiyatBlog, Tuval, Kullanım</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>EdebiyatBlog Sohbet Kullanım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyatblog-sohbet-kullanim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyatblog-sohbet-kullanim</guid>
<description><![CDATA[ EdebiyatBlog Sohbet Kullanım ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6256e29e29890.jpg" length="20877" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 17:50:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>EdebiyatBlog</dc:creator>
<media:keywords>EdebiyatBlog, Sohbet, Kullanım</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>EdebiyatBlog Kullanım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyatblog-kullanim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyatblog-kullanim</guid>
<description><![CDATA[ EdebiyatBlog Kullanım ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/04/image_750x500_6256e0a5669b9.jpg" length="25981" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 17:31:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>EdebiyatBlog</dc:creator>
<media:keywords>EdebiyatBlog, Kullanım</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>ELEŞTİRMEKTEN VAZGEÇMEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/elestirmekten-vazgecmek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/elestirmekten-vazgecmek</guid>
<description><![CDATA[ Eleştirmek ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623d9351ed7d2.jpg" length="40294" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Mar 2022 13:03:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Davranış, bilinç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan, kendini keşfetmeyi ve &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemeyi &ouml;ğrendiğinde başlıyor, bilin&ccedil;altına erişimi. Sadece tepkisel bilin&ccedil;le ortaya koyulan davranışlar, &nbsp;otomatik olarak ger&ccedil;ekleşen tutumlardır &ccedil;&uuml;nk&uuml;. İnsan , &ouml;z&uuml;ne inmeyi başardığında başlar, sorgulamalar ve irdelemeler.&nbsp;<br />&nbsp; S&uuml;rekli &nbsp;eleştirel &nbsp;bakmak, kusur aramak &ouml;zde olan eksikliklerin dışavurumudur. &nbsp;Kendini bilmek i&ccedil;in, ufak bir adıma niyetlenmen bile &nbsp;a&ccedil;ar kapıları ağır ağır. Uyanmak isteyen &ouml;nce kendini uyandırmak ister. Bilir, yansıma i&ccedil;ten dışadır. Sorgular kendini, davranışlarını. İşte bu noktaya geldiğinde ilk vazge&ccedil;men gereken davranışyır , eleştirmek, kusur aramak. Başarılı bir değişimin bana g&ouml;re ilk adımıdır bu. &nbsp;Alışkanlıkları değiştirmek &ccedil;aba gerektirir.&Uuml;zerinde durulmalı ve &ccedil;alışılmalı,yılmadan vazge&ccedil;meden. &nbsp;En ufak bir iz kalmayıncaya kadar devam edilmeli &ccedil;alışmaya. Bunu i&ccedil; sesinizle dahi yapmayı bıraktığınızda tamamlanır, iyileşme.&nbsp;<br />&nbsp; Ve başlar kabul, olanı olduğuyla. İzlersin sakin bir varoluşla. Başarmış olmanın verdiği huzurla &nbsp;y&uuml;r&uuml;rs&uuml;n , yeni olana.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hangisi Hayat?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hangisi-hayat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hangisi-hayat</guid>
<description><![CDATA[ Yaşanan mı yaşamak istenilen mi bize ait olan hayat?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623c8bfc0679d.jpg" length="75172" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Mar 2022 18:20:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Cebiyemsi</dc:creator>
<media:keywords>Yaşadığım, hayat, istediğim</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; Hayat derken, hangi hayat acaba ger&ccedil;ek hayat&nbsp; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m şimdi. Yaşadığım mı, yaşamak istediğim mi? İnsanları memnun etmek uğruna sarfetiğim, kendim i&ccedil;in yaşamayı unuttuğum yılları &ccedil;ıkarırsam, geriye kalan var mı bilmiyorum. Ge&ccedil;mişe takılmamayı &ouml;ğrenmeli diyorlar da, gelecek i&ccedil;in kaldı. mı vakit? Sadece durdum ve yaşıyorum an itibarıyla. Verirse devamını Amenna.Ge&ccedil;mişten kurtarıp, g&uuml;zelleştirmek ve var mı yok mu &ouml;tesi diye kaygılanmadan değerli kılmak bug&uuml;n&uuml;. Bug&uuml;n&uuml; lduğu yerde durdurabilecekkeri bulmak &uuml;midiyle...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güncel bilgiler yarışması</title>
<link>https://edebiyatblog.com/guncel-bilgiler-yarismasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/guncel-bilgiler-yarismasi</guid>
<description><![CDATA[ bilgi yarışması.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623b1ea2985f7.jpg" length="25511" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 23 Mar 2022 14:17:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>Güncel bilgiler, kpss, bilgi, genel kültür</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR YÖNETİCİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-yonetici</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-yonetici</guid>
<description><![CDATA[ Her genç özeldir...Zamana yolculukta keyifle okunacak bir röportaj.
Söz gençlerin sesinde... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623a3630744d3.jpg" length="55279" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 22 Mar 2022 23:52:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>zaman, yolculuk, yönetici, genç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>+</p>
<p>ZAMANA&nbsp;&nbsp; YOLCULUKTA&nbsp;&nbsp; GEN&Ccedil;&nbsp;&nbsp; BİR&nbsp;&nbsp; Y&Ouml;NETİCİ</p>
<p>Zamana&nbsp;&nbsp; yolculuğun bug&uuml;nk&uuml;&nbsp;&nbsp; konuğu; Kendi&nbsp; alanında&nbsp; başarıyı&nbsp; yakalayan,Edebiyat&nbsp; Fak&uuml;ltesi&nbsp;&nbsp; mezunu&nbsp; &nbsp;aynı&nbsp; zamanda giyim&nbsp; sekt&ouml;r&uuml; mağasaında&nbsp; M&uuml;d&uuml;r&nbsp; Yardımcılığı yapan&nbsp; değerli&nbsp; dostum&nbsp; Oğuz&nbsp; ONUKTAV .Kendisi&nbsp;&nbsp; ile&nbsp; iş ve&nbsp; hayata&nbsp; dair hoş&nbsp; bir&nbsp; s&ouml;yleşi&nbsp; ger&ccedil;ekleştirdim.</p>
<p>&nbsp;VAHAP: Oğuz&nbsp; ONUKTAV&nbsp;&nbsp; seni&nbsp; tanıyabilir&nbsp; miyiz?</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp;&nbsp; : 15&nbsp; Mart&nbsp; 1989 doğumlu olup; Aslen&nbsp; Erzurumluyum . &Ccedil;evrem&nbsp; tarafından&nbsp; sempatik ,Sakin aynı zamanda&nbsp; eğlenceli&nbsp; biri&nbsp; olarak&nbsp; tanınırım. Ailemin&nbsp; tek&nbsp; &ccedil;ocuğu olup; Koton&nbsp; Mağazasında M&uuml;d&uuml;r&nbsp;&nbsp; Yardımcılığı&nbsp; yapmaktayım.</p>
<p>VAHAP:&nbsp; Bir&nbsp; edebiyat&ccedil;ı&nbsp; olarak&nbsp; Hangi&nbsp; yazarları&nbsp; ve&nbsp; şairleri&nbsp; seviyorsun?</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp; : Yakup&nbsp; Kadri&nbsp; Karaosmanoğlu,&Ouml;zdemir&nbsp; Asaf, Atilla&nbsp; İlhan,Oscar&nbsp; wilde ve Goethe&nbsp; severim.</p>
<p>VAHAP:&nbsp; &Ouml;rnek&nbsp; aldığın&nbsp; şair&nbsp; ve yazar&nbsp; var mı?</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp; : Atilla İlhan&nbsp; benim&nbsp; i&ccedil;in &ouml;zeldir.Ayrıca Can Y&uuml;cel de ilgimi &ccedil;eker.</p>
<p>VAHAP: Kendi&nbsp; alanında&nbsp; şiirler&nbsp; yazıyorsun&nbsp; diye&nbsp; biliyorum.Kitap&nbsp; &ccedil;ıkartmayı&nbsp; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor&nbsp; musun?</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp; :&nbsp; Evet,Bundan yedi&nbsp; sene&nbsp; &ouml;nce&nbsp; bu&nbsp; konuda&nbsp; &ccedil;ok&nbsp;&nbsp; zamanımı&nbsp; verdim.&Ouml;zellikle; Şiir&nbsp; yazma&nbsp; ve&nbsp; kompozisyon&nbsp; oluşturma&nbsp; konusunda&nbsp; bir&nbsp; s&uuml;r&uuml;&nbsp; denemelerim&nbsp; var. Ancak ;Hem&nbsp; hayat&nbsp; şartlarının&nbsp; yorucu&nbsp; oluşu,hem&nbsp; de oyalanmalarımızın&nbsp; klasik&nbsp; işler&nbsp; rutin&nbsp; &ccedil;alışmalar&nbsp; &uuml;zerinden&nbsp; gitmesi&nbsp; zamanla&nbsp; ideallerimizin&nbsp; unutulmasına&nbsp; neden&nbsp; oldu. Son&nbsp; iki yıldır hi&ccedil;&nbsp; bir&nbsp; deneme&nbsp; yapmadım&nbsp; desem&nbsp; yalan&nbsp; olmaz. 22&nbsp; yaş&nbsp; benim&nbsp; i&ccedil;in &ouml;zeldi.En&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; bu&nbsp; yaşta&nbsp; ağırlık&nbsp; vermiştim.&nbsp;</p>
<p>VAHAP : Sevgiyi&nbsp; &uuml;&ccedil;&nbsp; kelime&nbsp; ile&nbsp; &ouml;zetler&nbsp; misin?</p>
<p>OĞUZ&nbsp; :&nbsp; Fedakarlık,Hayallerin,Geleceğin&hellip;</p>
<p>VAHAP:&nbsp; Zaman&nbsp; &ouml;yle&nbsp; bir&nbsp; hal&nbsp; aldı ki ; Aşk&nbsp; sevgiden&nbsp; &ouml;nce&nbsp;&nbsp; gelmeye&nbsp;&nbsp; başladı.Sevgi&nbsp; yok&nbsp; denecek&nbsp; kadar&nbsp; azaldı.Bu&nbsp; konudaki&nbsp;&nbsp; g&ouml;r&uuml;şlerini&nbsp; alabilir miyim?</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; Aşk kendini&nbsp; tanıma.Sevgi&nbsp; ise;Karşındakini&nbsp; kendinde &nbsp;&nbsp;bulma &nbsp;halidir. Aşk &nbsp;kısa&nbsp; s&uuml;rede&nbsp;&nbsp; seni&nbsp; mutlulukta&nbsp;&nbsp; zirve&nbsp; yaptırırken!...Sevgi &nbsp;&nbsp;bunu&nbsp; zamana&nbsp; yayarak&nbsp; mutlu&nbsp; eder. O&nbsp; y&uuml;zden&nbsp; sevgi&nbsp;&nbsp; uzun&nbsp; yaşamak&nbsp; isteyen&nbsp; insanların&nbsp; farkında&nbsp; olduğu&nbsp; s&uuml;rece&nbsp; vazge&ccedil;meyeceği&nbsp; olgudur &hellip;&nbsp;</p>
<p>VAHAP : Gen&ccedil; &nbsp;&nbsp;yaşta &nbsp;iş &nbsp;hayatına&nbsp; atıldın.&Ccedil;ok&nbsp; kısa&nbsp; bir &nbsp;zamanda&nbsp; M&uuml;d&uuml;r &nbsp;&nbsp;Yardımcılığına&nbsp; getirildin.&nbsp; Bu&nbsp; nasıl bir&nbsp; duygu?Bunu&nbsp; nasıl &nbsp;başarabildin.</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Herkes&nbsp; &nbsp;gibi ekmek &nbsp;davası&nbsp; diyelim.Bir şey&nbsp; başarmak,Kendini&nbsp; bulmak ,Kendine&nbsp; g&uuml;venmek&nbsp; &nbsp;&nbsp;bunlar&nbsp; i&ccedil;inde para&nbsp; kazanmak&nbsp;&nbsp; ve kendini&nbsp;&nbsp; ispatlamak&nbsp; lazım. Tabi&nbsp; &ccedil;evredeki&nbsp; patavatsızları&nbsp;&nbsp;&nbsp; susturmakta&nbsp;&nbsp; cabası.Kendime&nbsp; inandım &nbsp;ve &nbsp;bir &nbsp;iş &nbsp;bitirmeden&nbsp; o &nbsp;&nbsp;yoldan&nbsp; ayrılmayacağıma karar&nbsp; &nbsp;verdim. Sonu&ccedil;larını&nbsp; g&uuml;zel &nbsp;meyveler&nbsp; &nbsp;toplayarak &nbsp;&nbsp;aldım&nbsp; ve &nbsp;almaya&nbsp; devam &nbsp;&nbsp;edeceğim &hellip;</p>
<p>VAHAP: İnsanlarla&nbsp; iletişimin &ccedil;ok&nbsp; g&uuml;&ccedil;l&uuml;.İnsanlara&nbsp; nasıl bir&nbsp; giyim&nbsp; yakıştığını&nbsp; iyi&nbsp; bilen&nbsp; biri&nbsp; olarak bunu &nbsp;nasıl&nbsp; başardın?</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; İyi&nbsp; giyinmek &nbsp;insana&nbsp; &ouml;zel &nbsp;hissettirir&nbsp; ve&nbsp; giyim&nbsp; insanın&nbsp; aynasıdır. Bunu&nbsp; zamanla&nbsp; anladım&nbsp; ve farklı&nbsp; markalarda&nbsp; &ccedil;alışarak daha&nbsp; iyi&nbsp; g&ouml;rme&nbsp; potansiyeli&nbsp; kazandım.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;VAHAP:&nbsp; Koton&nbsp; gibi&nbsp; tanınmış&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; mağazanın&nbsp; y&ouml;neticiliğini&nbsp; yapıyorsun. Bu&nbsp; sana&nbsp; neler&nbsp; hissettiriyor?</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Kotonda İki&nbsp; yıldır &ccedil;alışıyorum.&Uuml;r&uuml;n&nbsp; yelpazesi&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; geniş&nbsp; olduğu&nbsp; kadar, İşimi&nbsp; yaparken mutlulukla&nbsp; sevgiyle&nbsp; yapıyorum. İnsanlardan&nbsp; olumlu&nbsp; tepkiler&nbsp; alıyorum.Ancak,Koton&nbsp; ismi&nbsp; bana&nbsp;&nbsp; g&uuml;&ccedil;&nbsp;&nbsp; veriyor .Yaptığım her&nbsp; işi&nbsp; dikkatli&nbsp; ve&nbsp; geliştirerek&nbsp; yapıyorum .Bu&nbsp; iyi firmada&nbsp; yapılacak işleri&nbsp; size&nbsp;&nbsp; kolaylaştırıyor.</p>
<p>VAHAP: Gen&ccedil;&nbsp; bir&nbsp; y&ouml;netici&nbsp; olarak,Senin&nbsp; gibi&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; y&ouml;neticilere&nbsp; neler&nbsp; s&ouml;ylemek&nbsp; istersin?</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp; : Asla&nbsp; hayallerinizden&nbsp; vazge&ccedil;meyin&hellip; İnsanlara&nbsp; değil! &Ouml;nce&nbsp; Allah&rsquo;a&nbsp; sonra,kendinize&nbsp; g&uuml;venin.</p>
<p>VAHAP: Son&nbsp; olarak;Senin&nbsp; &ouml;zl&uuml;&nbsp; ve&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; s&ouml;zlerinle&nbsp; sohbetimi&nbsp; bitirmek&nbsp; istiyorum.</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp; : Okyanus&nbsp; gibi&nbsp; y&uuml;rek&nbsp; sahibi&nbsp; olun. Ancak; Denizleri&nbsp; sonra&nbsp; g&ouml;lleri&nbsp; oradan da&nbsp; dereleri&nbsp; unutmayın&hellip;&Ccedil;&uuml;nk&uuml;,Seni&nbsp; oluşturan&nbsp; onlardır&hellip;</p>
<p>&nbsp;VAHAP: Sevgili&nbsp; dostum&nbsp; Oğuz &nbsp;ONUKTAV.Onca&nbsp; iş&nbsp; &nbsp;yoğunluğun&nbsp; arasında&nbsp; bana&nbsp; zaman&nbsp; ayırdığın ve ZAMANA&nbsp; YOLCULUK&rsquo;a&nbsp; konuk&nbsp; olup&nbsp; verdiğin&nbsp; samimi&nbsp; cevaplar i&ccedil;in,Ayrıca;Keyifli&nbsp; sohbetin&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp; eder ,İşinde&nbsp;&nbsp; başarılar&nbsp; dilerim&hellip;&nbsp;</p>
<p>OĞUZ&nbsp;&nbsp;&nbsp; : Asıl&nbsp; ben&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp; ederim. Gen&ccedil;ler alanında yaptığın bu g&uuml;zel &ccedil;alışman takdire şayan&hellip;Ayrıca; ZAMANA YOLCULUK&nbsp; gibi&nbsp; &ouml;zel sayfanda bana yer verdiğin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim.Benimle&nbsp;&nbsp; yaptığın&nbsp; sohbet&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; &ouml;nemli&nbsp; ve anlamlıydı.İnsan&nbsp; dostuna&nbsp;&nbsp; karşı&nbsp; yaptığı&nbsp; her&nbsp; işte&nbsp; mutluluk&nbsp; duyar.Bende&nbsp; bu&nbsp; sohbette&nbsp; mutluluk&nbsp; duydum .&Ccedil;alışmalarında&nbsp; başarılar&nbsp; dilerim&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>VAR  OLUŞTAKİ  MUCİZE</title>
<link>https://edebiyatblog.com/var-olustaki-mucize</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/var-olustaki-mucize</guid>
<description><![CDATA[ Sizce de bu  minik canlılar  var oluştaki mucizelerin birer kanıtı  değil mi? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_62332a2b3d941.jpg" length="47984" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 22 Mar 2022 21:10:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Müzeyyen GÖKMEN</dc:creator>
<media:keywords>mucize, var  oluş, arı, kaktüs</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAYATIN TADINI ÇIKAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayatin-tadini-cikar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayatin-tadini-cikar</guid>
<description><![CDATA[ Hayatın tadını çıkar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_620936d6c7aa8.jpg" length="72655" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 22 Mar 2022 16:18:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Yaşamayı bilmek, mutluluk</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Şu kısacık, geldim gidiyorumlu hayat kesitinde, karakter oyunculara&nbsp; fazla anlam y&uuml;kleyerek , ne kadar yıpratıyor insanlar kendini. Oysa ki ger&ccedil;ek karakter ta kendisi. Olaylara , insanlara ne kadar anlam vereceğin kendi &ouml;l&ccedil;&uuml;lerine g&ouml;re. Alınmak, kırılmak, kendi bakış a&ccedil;ınla herşeye ederinden fazla mana y&uuml;klemek , tamamen senin&nbsp; d&uuml;ş&uuml;nsel d&uuml;nyanla ilgili. Onun i&ccedil;in abartmadan, sakin&nbsp; adımlarla ilerle. Gereksiz takıntılarla hayatını heba etme. HAYATININ TADINI &Ccedil;IKAR. Mutlu olmanın anlamı, &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; senin i&ccedil;in neyse, ona hedeflen. Bırak adımların k&uuml;&ccedil;&uuml;k olsun ama onları &ouml;yle eminlikle atki geride ş&uuml;pheye yer bırakma. Olay benmerkezcilik değil, inan bana. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan kendini mutlu edebilirse, g&uuml;zelleştirir d&uuml;nyayı. Ve mutlu olacak sebeplerde &ouml;yle bulur seni. S&uuml;rekli negatiflikle ne kadar pozitife odaklanabilir insan.&nbsp; Daldığın denizde y&uuml;z artık, nefes almayı &ouml;ğren ve sev kendini, sev d&uuml;nyayı. Değişim başlasın istiyorsan, sen değiş, d&uuml;nyan değişsin. &Ccedil;&ouml;z&uuml;m bu.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sessizliğimin Sesleri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sessizligimin-sesleri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sessizligimin-sesleri</guid>
<description><![CDATA[ Eskilerin gönül güzelliğini bulmak için eksiliyoruz.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6237a75021eee.jpg" length="55455" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 01:23:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Eskileringönülgüzelliği sessizlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong> Sessizliğimin yollarında y&uuml;r&uuml;yorum dalgın dalgın. Nereye gidiyor adımlarım bilmiyorum ancak y&uuml;r&uuml;yorum hi&ccedil; yorulmamış gibi yorulmayacak gibi. Bir girdabın i&ccedil;ine &ccedil;ekilirmişcesine &ccedil;ekiliyorum sessizliğimin avu&ccedil;larına. Sanki tek bir ses hali bozacak b&uuml;y&uuml;y&uuml; sanki bağırsam kırılacak camlar ve herşey toz bulutuna d&ouml;necek. Sahi bağırsam kırılır mı insanların d&uuml;ş&uuml;nceleri? Sesimi duyurursam kalplerinize denk gelir mi y&uuml;rek yangınımız? Sessizliğime bir el de uzatılır mı sesimle beraber? Eksilmek yerine eskiler de kaybolur muyuz? Eskilerin g&ouml;n&uuml;l g&uuml;zelliğini bulmak adına eksiliyoruz her ge&ccedil;en g&uuml;n ve sessizlik i&ccedil;inde eskiyoruz seslerin arasında..☘️</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Edebiyat bilgi yarışması 2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyat-bilgi-yarismasi-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyat-bilgi-yarismasi-2</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623b1ea2985f7.jpg" length="25511" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 00:25:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>Divan edebiyatı, serveti Fünun, fecri, Halk edebiyatı</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Salıvermek Kökleri Özgürce</title>
<link>https://edebiyatblog.com/salivermek-kokleri-ozgurce</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/salivermek-kokleri-ozgurce</guid>
<description><![CDATA[ Hayatımız, birilerinin adımıza verdiği kararlar ile yön buldu.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623648d99a958.jpg" length="52922" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 20 Mar 2022 00:20:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Cebiyemsi</dc:creator>
<media:keywords>Kökler, içinde, dışında, özgür</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir saksının dibine ekiverdiler bizi. Haydi filizlenip &ccedil;ıkıveriin g&uuml;ny&uuml;z&uuml;ne diye beklediler. Verdiler suyu boğarcasına. Boğulmadık &ccedil;ıktık, &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r y&uuml;zeye. G&uuml;neşi yedik haylice. Kah iyi geldi, kah kavrulduk. B&uuml;y&uuml;mek i&ccedil;in kavrulmaya katlanmak gerekliydi. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k b&uuml;y&uuml;mesine, hatta serpildik, savruldulk r&uuml;zgara kafa tuttuk. &Ccedil;i&ccedil;ekler a&ccedil;tık rengarenk dışımızda. &Ouml;zg&uuml;rd&uuml;r g&uuml;ya, bakarken g&ouml;ğe yapraklarımız. Hi&ccedil; soran yok saksının dibini. Dibine kadardı k&ouml;klerin yolu. Oysa salıvermek, yayılmak yok muydu alabildiğine toprağa. Ama sıkışıp kaldık, kıvrıldık kendi i&ccedil;imizde. Kvrıldık&ccedil;a kavrulduk. Nasıl olsa verdik dallara, &ccedil;i&ccedil;eklere g&uuml;c&uuml;m&uuml;z&uuml;. Kimimiz y&uuml;zeyde g&ouml;r&uuml;nen ile yetinip, sarpasardı habire. Kimimiz ise var g&uuml;c&uuml;yle, azimle kırdı kabını ve uzandı &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe, i&ccedil;ten i&ccedil;ede olsa...&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Edebiyat bilgi yarışması</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyat-bilgi-yarismasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyat-bilgi-yarismasi</guid>
<description><![CDATA[ bilgi yarışması ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623645a226cb3.jpg" length="18804" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 23:58:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>soru, cevap</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tanzimat Edebiyatı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tanzimat-edebiyati</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tanzimat-edebiyati</guid>
<description><![CDATA[ bilgi yarışması.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623645a226cb3.jpg" length="18804" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 21:22:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>yarışma, soru, cevap</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Halk edebiyatı bulmacası</title>
<link>https://edebiyatblog.com/halk-edebiyati-bulmacasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/halk-edebiyati-bulmacasi</guid>
<description><![CDATA[ Halk edebiyatı hakkında ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623645a226cb3.jpg" length="18804" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 21:04:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Hüsne sürmelioğlu</dc:creator>
<media:keywords>Halk edebiyatı, saz şairleri</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>TOPARLANMA ZAMANI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/toparlanma-zamani</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/toparlanma-zamani</guid>
<description><![CDATA[ Yeniye adım atmak adına, toparlanmak gerek, mekanlardan, duygulardan ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_62357840e6bb7.jpg" length="21924" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 09:34:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Yeni, adımlamak, huzur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Yıllara sığdırılan bu zaman dilimlerinde , &uuml;&ccedil; yılına bakarsak ki eğer, bana kattıkları toplam hayatımdan daha fazladır. İnsanları tanımakla &ouml;ğ&uuml;nen "Ben" , olayın bu olmadığını daha yeni kavramışım aslında. İnsanlar, akrabalar, arkadaşlar, kafamda aynı resme sığdırılmış topluluklar. S&ouml;yledikleri, yaptıkları,duyarsızlıkları, iyilikleri, k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri, kısacası davranışa d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş her d&uuml;ş&uuml;nceleri benim d&uuml;ş&uuml;ncelerimden ibaretmiş oysa.&nbsp; Ben kendi d&uuml;ş&uuml;ncelerimin tohumlarını onlara ekmiş, b&uuml;y&uuml;tm&uuml;şte b&uuml;y&uuml;tm&uuml;ş&uuml;m.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Aydınlanma &ccedil;ağım geldi artık.&nbsp; Ge&ccedil;mişin ayak izlerinde dolaşmayı bırakıp , yeni yollara, yeni başlangı&ccedil;lara&nbsp; merhaba zamanı. O evde , bu evde benim gibi b&ouml;l&uuml;nm&uuml;ş t&uuml;m eşyalarımı topluyorum , yeni mekana ve yeni d&uuml;ş&uuml;nlere. Hoşgeldin yeni ben. Hoşgeldin g&uuml;zel olan herşey. Bereketle ve huzurla gel.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Kendi eğitimime yol aldığım başlangıcım, eğiteceğim yeni insanlarla yola devam edecek. En g&uuml;zeliyle. Başlangı&ccedil;lar huzur versin, herşey kolaylıkla olsun, b&uuml;t&uuml;n dostlarla.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nereye Kadar Düşünmek</title>
<link>https://edebiyatblog.com/nereye-kadar-dusunmek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/nereye-kadar-dusunmek</guid>
<description><![CDATA[ Kolay mıydı küçükken düştüğümüzde kalkmak?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6234d4d7a6538.jpg" length="49540" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 21:54:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kağıttan Ruhlar</dc:creator>
<media:keywords>düşünmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>D&uuml;nya d&ouml;n&uuml;yor, insanlar &ouml;n&uuml;mden gelip ge&ccedil;iyor. Ben sadece duruyorum, bakıyorum; seyrediyorum etrafı. R&uuml;zgar yavaş yavaş tenimi okşarmış&ccedil;asına esiyor, &uuml;ş&uuml;yorum ama kıpırdamıyorum yerimden. &Ccedil;ocukların sesleri geliyor parktan ama duymuyor gibiyim, sadece &ouml;n&uuml;mdeki denize odaklanıp d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum, ne ge&ccedil;iyor aklımdan bilmiyorum.. sadece d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; biliyorum o kadar. Bir anda g&ouml;z&uuml;m &ccedil;ocuklara takılıyor; k&uuml;&ccedil;&uuml;kler, masumlar. Oynuyorlar, ne ge&ccedil;iyor o k&uuml;&ccedil;&uuml;k akıllarından bilmiyorum ama bilmek isterdim. Yere d&uuml;ş&uuml;yor biri ama d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; gibi kalkıp yoluna devam ediyor. Bu kadar kolay mıydı k&uuml;&ccedil;&uuml;kken d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde kalkmak? Peki şimdi neden bu kadar zorlanıyoruz, o k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k &ccedil;ocuk d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde hi&ccedil;bir şey olmamış gibi yapıyorken; biz neden yapamıyoruz, olmuyor bir yerlerde takılıp duruyoruz.&nbsp;</em></p>
<p><strong><em>19'0</em>6</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sevmek Güzel Şey Lakin Hak Edeni</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevmek-guzel-sey-lakin-hak-edeni</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevmek-guzel-sey-lakin-hak-edeni</guid>
<description><![CDATA[ Öyle yine deneme türünde, kendimle dertleştiğim kısa bir yazı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_62387f6d02577.jpg" length="58006" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 16:05:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>bbeyzabektass</dc:creator>
<media:keywords>aşk, gelecek, soru, cevap</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Herkes sevilmeyi hak eder mi?</p>
<p>Evet.</p>
<p>Peki herkes sevilmeli mi?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>İşte herkeste kayışın koptuğu o nokta bu nokta. Sevilmek, sevmek &ccedil;ok g&uuml;zel fakat herkes sevilmez. Kendimizi, karşımızdaki insanın sevgimizi hak etmediğini fark ettiğimiz an uzaklaşmalıyız. Eğer uzaklaşamazsak, genelde bu senaryolar k&ouml;t&uuml; bitiyor. Hepimiz aslında &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; kişilikleriz, kendimize dur demeyi bilmeliyiz.&nbsp;</p>
<p>Hak edeni sevmek lazımdır. Ve sadece birisini sevmeye odaklanmamalıyız. Acaba biz sevilmeyi hak ediyor muyuz? Eğer aklımızda bir yerde k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bile bir hayır ge&ccedil;iyorsa kendimizi d&uuml;zeltmeliyiz. Kendimize iyi gelmeliyiz en başta. Gerisi yalan...</p>
<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_621541ad397c2.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİL BAKALIM 2 (Bilgi Yarışması)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bil-bakalim-2-bilgi-yarismasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bil-bakalim-2-bilgi-yarismasi</guid>
<description><![CDATA[ 10 soruluk bilgi yarışması ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623343b8bdbe9.jpg" length="30190" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 15:53:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>bbeyzabektass</dc:creator>
<media:keywords>bilgi, yarışması, doğru, yanlış, soru, cevap</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİL BAKALIM (Bilgi Yarışması)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bil-bakalim-bilgi-yarismasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bil-bakalim-bilgi-yarismasi</guid>
<description><![CDATA[  Bakalım kaç doğru yapacaksınız? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_623343b8bdbe9.jpg" length="30190" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 17 Mar 2022 17:22:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>bbeyzabektass</dc:creator>
<media:keywords>bilgi, yarışması, doğru, yanlış, soru, cevap</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİRİLERİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/birileri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/birileri</guid>
<description><![CDATA[ Birileri vardır elbet. Birileri hep olur zaten. Bazen hayatınızın aralık kalan kapısından bakarlar bazen de çarptıkları kapıdan içeriye girmeye cüret ederler. Onlar da bilirler ki kapıyı çalsalar asla içeriye alınmayacaklar ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_62309424a5e82.jpg" length="26085" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Mar 2022 16:27:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>birileri, aşk, ihanet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>BİRİLERİ</p>
<p>Birileri vardır elbet. Birileri hep olur zaten. Bazen hayatınızın aralık kalan kapısından bakarlar bazen de &ccedil;arptıkları kapıdan i&ccedil;eriye girmeye c&uuml;ret ederler. Onlar da bilirler ki kapıyı &ccedil;alsalar asla i&ccedil;eriye alınmayacaklar. O y&uuml;zden de kendilerince bir boşluk yaratırlar. Bir korkak gibi saklanarak sizi izlerler. G&ouml;z g&ouml;ze gelmeyi beceremezler. Onun yerine hayatınızda bir boşluk a&ccedil;ıp sizi de o boşluktan itmeyi d&uuml;şlerler. B&ouml;ylesi onlara daha &ccedil;ok yakışır.</p>
<p>Birileri vardır elbet ama isimleri yoktur. Onlar bir ismin manasını karşılayamazlar. Bu y&uuml;zden de karanlığa dair ne varsa i&ccedil;lerine alırlar. Kendilerini de farklı tabirlerle tanıtırlar. Kendileri gibi olmadıkları her yer onlar i&ccedil;in &ccedil;ok g&uuml;venlidir. Maskelerinin ardına sığınırlar. Kat kat &ouml;rterler i&ccedil;lerini. Kimse g&ouml;remez g&ouml;zlerindekini. Belki d&uuml;nyanın en g&uuml;zel g&ouml;zlerine sahiptir ama o g&ouml;zlerde sizi bekleyenin ne olduğunu hi&ccedil; bilemezsiniz. Aşk mı yoksa ihanet mi? Birileri bunu bilmenize hi&ccedil; izin vermez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Paulo Coelho</title>
<link>https://edebiyatblog.com/paulo-coelho</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/paulo-coelho</guid>
<description><![CDATA[ Paulo Coelho ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622f96c2dc41b.jpg" length="45660" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Mar 2022 22:26:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>Edanuryd</dc:creator>
<media:keywords>Alıntı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>''Yolunu bulduğun zaman korkmamalısın. Hata yapacak kadar cesur olmalısın. Hayal kırıklığı, yenilgi ve umutsuzluk Tanrı'nın bize yol g&ouml;sterme ara&ccedil;larıdır.''&nbsp;</p>
<p>-Paulo Coelho</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gelir Dağılımı Dengesizliğin Azaltmada Vergi Politikasının Rolü</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gelir-dagilimi-dengesizligin-azaltmada-vergi-politikasinin-rolu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gelir-dagilimi-dengesizligin-azaltmada-vergi-politikasinin-rolu</guid>
<description><![CDATA[ Bir ekonomide ortaya çıkan gelirin , bireylere nasıl paylaştırıldığını gösteren ekonomik gösterge olup ülkeler düzeyinde de gelirin sosyal sınıflar arasındaki dağılımı olarak adlandırılan gelir dağılımının adaletsizce pay edilmesi sonucunda ortaya çıkan önemli bir sorunsaldır ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622e54e694b94.jpg" length="48080" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 23:30:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>meczupbiryazar</dc:creator>
<media:keywords>Ekonomi, gelir dağılımı, vergi, politika</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em>&nbsp;Belli ekonomik, m&acirc;li ve sosyal ama&ccedil;lara ulaşmak i&ccedil;in vergilerin miktarında ve bileşiminde yapılan ayarlamalar 'vergi politikası olarak adlandırılır. Vergi politikası d&ouml;rt ama&ccedil; ile yapılır. Ama&ccedil;lardan ilki kamu harcamalarının finansmanını sağlamak, ikincisi gelir dağılımındaki eşitsizlikleri azaltmak , &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; &ouml;demeler dengesinin a&ccedil;ığını azaltma , ve sonuncusu ise ekonomik kalkınmayı sağlayıp b&ouml;lgesel eşitsizlikleri azaltmak amacı ile belli sekt&ouml;r ve b&ouml;lgelerin gelişmesini teşvik etmektir .</em></p>
<p><em>&nbsp; Vergi politikasının ama&ccedil;larından biri olan gelir dağılımındaki eşitsizliği şu şekilde a&ccedil;ıklayabiliriz. Bir ekonomide ortaya &ccedil;ıkan gelirin , bireylere nasıl paylaştırıldığını g&ouml;steren ekonomik g&ouml;sterge olup &uuml;lkeler d&uuml;zeyinde de gelirin sosyal sınıflar arasındaki dağılımı olarak adlandırılan gelir dağılımının adaletsizce pay edilmesi sonucunda ortaya &ccedil;ıkan &ouml;nemli bir sorunsaldır. </em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp; Bir ekonomideki b&uuml;t&uuml;n kişiler yaşamları boyunca &uuml;retim s&uuml;recine emek, sermaye veya servetleriyle katılarak yaşamlarını s&uuml;rd&uuml;rmek i&ccedil;in yeterli bir gelir sağlamak durumunda olmayabilirler. Hastalık, sakatlık, yaşlılık, işsizlik gibi nedenlerle yeterli bir gelir elde edilemeyebilir ve yeterli servet stoklarına sahip olunamayabilir. Bu nedenle devlet, kendi kusurları olmaksızın ge&ccedil;imlerini tamamen ya da kısmen sağlayamayanların yeterli bir gelire kavuşmalarını m&uuml;mk&uuml;n kılan yeniden dağılım tedbirlerini almak zorundadır. </em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp; Ekonomik s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde fonksiyonel gelir dağılımı ile ilk olarak ortaya &ccedil;ıkan gelir br&uuml;t gelirdir. Ekonomi teorisi br&uuml;t gelirle ilgilenir, buna fakt&ouml;r gelirlerinin dağılımı, birincil dağılım adı da verilmektedir. İkincil dağıtım ise, gelirin doğuşu ile kullanışı arasında ge&ccedil;en yeniden dağılımı ile ilgili konuları kapsamaktadır. Bu nedenle ikincil dağıtım devletin araya girerek sosyal ve etik nedenlerle birincil dağılımı d&uuml;zenlemesi anlamına gelir. B&ouml;ylece devletin m&uuml;dahalesi sonucu ortaya &ccedil;ıkan gelir dağılımı ikincil gelir dağılımı olarak adlandırılır ve birincil dağılıma g&ouml;re daha eşit&ccedil;i olduğu kabul edilir. </em></p>
<p><em>&nbsp; &nbsp;Devletin gelirleri daha eşitlik&ccedil;i bir d&uuml;zeye sokma &ccedil;abaları, gelirin yeniden dağılımı olarak adlandırılabilir. Bu amacı ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in devletin elinde gelir dağılımının fonksiyonunu ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; etkileyebilecek &ccedil;ok sayıda ara&ccedil; bulunmaktadır. Mali olmayan politika ara&ccedil;larının başlıcaları: istihdam, &uuml;cret ve Fiyat kontrolleridir. Temel maliye politikası ara&ccedil;ları ise; vergi ve kamu harcamalarıdır. Kısaca gelir dağılımı eşitsizliği &ouml;nemli bir sorun olup vergi politikası ile &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeye &ccedil;alışılmaktadır. Ayrıca vergi politikasının ama&ccedil;ları arasında da yer almaktadır. </em></p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğayla Sözleşme. Michel Serres · Yapı Kredi Yayınları.</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dogayla-sozlesme-michel-serres-yapi-kredi-yayinlari</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dogayla-sozlesme-michel-serres-yapi-kredi-yayinlari</guid>
<description><![CDATA[ Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622e2b4bc7376.jpg" length="44848" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 20:51:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Bilgi, bilgelik, cehalet, duygu, zihin, alim, edebi, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>YALNIZLIĞIMA BİLAKİS KENDİME</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yalnizligima-bilakis-kendime</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yalnizligima-bilakis-kendime</guid>
<description><![CDATA[ Artık kimseyle dertleşemediğim için yazmaya karar verdim. Kendimle yalnızca burada dertleşebilirim. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622d1868b1f06.jpg" length="72612" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 01:25:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>bbeyzabektass</dc:creator>
<media:keywords>kendime, yalnızlık, ben</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Beyza,</p>
<p>Ben senim. Senin ge&ccedil;mişini, geleceğini ve hatta sonunu bile belirleyecek olan kişiyim.&nbsp;</p>
<p>Sana bahsedeceğim şeyler &ccedil;ok ama &ccedil;ok canını yakacak buna hazır mısın?</p>
<p>Hazır olmamak gibi bir şansın yok. Bunlar zaten beyninin i&ccedil;inde s&uuml;rekli d&ouml;n&uuml;p duran ve seni olduk&ccedil;a rahatsız eden şeyler. Sadece sakin ol ve kendine itiraf et. Sonra d&uuml;ş&uuml;n. Devamına da sen karar ver.</p>
<p>&Ouml;ncelikle sana ciddi anlamda sormak istediğim en b&uuml;y&uuml;k şey, ger&ccedil;ektende &ouml;lmek istiyor musun?</p>
<p>Yoksa sadece kolay yolu mu se&ccedil;iyorsun?</p>
<p>Bilmiyorsun. Her zaman &ouml;lmeyi istediğini s&ouml;yl&uuml;yorsun, artık dayanamadığını kendine tahamm&uuml;l edemediğini dile getiriyorsun. Ama başına k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir şey gelse &ouml;lmekten korkuyorsun.</p>
<p>Kabul et aslında &ouml;lmeyi ger&ccedil;ekten de istemiyorsun. Sadece ka&ccedil;mak istiyorsun. Neresi olduğu &ouml;nemli değil, sadece uzaklaşmak. Kendinden, hayatından, hatta ruhundan. En &ccedil;ok da benliğinden. Kimsenin kabul etmediği, edemediği o garip kişiliğinden.</p>
<p>Ben mi tuhafım yoksa insanlar mı tuhaf diye soruyorsun hep.</p>
<p>Sen tuhafsın Beyza. &Ccedil;oğunluk senin gibi değilse, sorun sendedir. Ama şimdi b&ouml;yle dedim diye de &ccedil;ok kırılma bana. Benden başka kimsen yok senin.</p>
<p>İnsanlar tuhaf olsun ya da sen ol, ne &ouml;nemi var ki?</p>
<p>S&ouml;yler misin bana, senin olmadığın bu d&uuml;nyada insanların ne &ouml;nemi var?</p>
<p>Kabulleniş zordur derler, evet zormuş. Ve bu neyi kabullendiğine g&ouml;re de değişir. Sen kendini kabullenmeye &ccedil;alışıyorsun. Tam başardım diyorsun, oh sonunda ben buyum işte diyorsun sonra k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir olay patlak veriyor ve kendinden nefret ediyorsun. O kabulleniş &ccedil;&ouml;pe gidiyor.</p>
<p>Yapma be Beyza...</p>
<p>Zaten ge&ccedil;mişin &ccedil;ok ağır, zamanla daha da ağır olacak o y&uuml;zden yapma.</p>
<p>Senin senden başka kimsen yok inan bana. Herkes bir g&uuml;n yanından gidecek hatta gidiyor. Gitti bile...</p>
<p>Yaren gitti, Suna Abla seni mahvetti. Ediz dalgasını ge&ccedil;ip hayatına devam etti. Doğukan gitti, eli eline deydiği i&ccedil;in heyecandan &ccedil;ığlık attığın &ccedil;ocuk. Evet evet o. Gitti. Daha da gidecekler.</p>
<p>Sana bu olanlara alış diyemem. Alışamazsın alışma da zaten. Duygularımız olmadığı zaman yaşamanın ne anlamı var?</p>
<p>Bug&uuml;n 12 mart. Bug&uuml;n kar yağdı. Camdan dışarıyı izledin, dışarıya &ccedil;ıkmadın, oyun oynamadın. Ge&ccedil;en yıl kardeşin dışarıya &ccedil;ıkıp, karda arkadaşlarıyla oynadı diye evde ağlamıştın. Gizlice perdenin arkasından izleyip benim neden arkadaşım yok diye sorduğunu hala hatırlıyorum.</p>
<p>Senin y&uuml;z&uuml;nden Beyza.</p>
<p>Sen istemediğin i&ccedil;in arkadaşın olmadı. Şimdi yine ağlama, elimde değildi insanlar benden uzaklaşıyor diye hi&ccedil; deme. Her t&uuml;rl&uuml; sorumlusu sensin bunun.</p>
<p>Şu an a&ccedil;tın yine seni ağlatan şarkını, t&uuml;ylerini diken diken edişini izleyip yazmaya devam ediyorsun.</p>
<p>Beni kurtar Beyza. İ&ccedil;indeki kız &ccedil;ocuğu hala &ouml;lmedi evet ama can &ccedil;ekişiyor, kurtar onu. Ge&ccedil;mişini mahvettin, &ccedil;ocukluğunu, gen&ccedil;liğini mahvettin ama geleceğini kurtar.</p>
<p>Bir işe yara artık Beyza. Bir işe yara.</p>
<p>Yalnızsın &ccedil;&uuml;nk&uuml; senin su&ccedil;un. Her şeyi mahvettiğin gibi &ccedil;evreni de mahvettin. Arkadaşların yok &ccedil;&uuml;nk&uuml; hepsinden sen uzaklaştın. Sevdiğin ya da seveceğin yok &ccedil;&uuml;nk&uuml; sen baştan kaybettin. Kimsenin seni seveceğine inancın yok.</p>
<p>Ve bana kalırsa buna ben de katılıyorum.</p>
<p>Bence seni ger&ccedil;ekten de kimse sevmez. Sadece kandırırlar, sen de yersin bir g&uuml;zel sonra da seni bırakıp giderler.</p>
<p>Ağla Beyza. Sen ağlamayacaksın da kim ağlayacak?</p>
<p>Ge&ccedil;mişini yendin, tebrik ederim. Bazı olaylardan hala kopamıyorsun ama unutma ki geleceğine yenileceksin.</p>
<p>Sen hep kaybeden oldun, yine kaybedeceksin Beyza.</p>
<p>Herkes seni harcadı, yine harcanacaksın.</p>
<p>&Ouml;lmeni isteyen birisi vardı hatırlıyor musun?</p>
<p>Bir g&uuml;n o kazanacak, sen o g&uuml;nde kaybedeceksin.</p>
<p>İzle sadece.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR YAZAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-yazar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-yazar</guid>
<description><![CDATA[ Yazmak sevgi ve sanat ister...Yazar  topluma fayda verecek yazıları kağıda döken örnek insandır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622cbc3be1a6a.jpg" length="75407" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 12 Mar 2022 18:31:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>zaman, yolculuk, yazar, genç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ZAMANA&nbsp; YOLCULUKTA&nbsp; GEN&Ccedil;&nbsp; BİR&nbsp; YAZAR</p>
<p>&nbsp;Bug&uuml;nk&uuml;&nbsp; zamana yolculuğun konuğu; samimi,y&uuml;reği&nbsp; sevgi&nbsp; dolu,gen&ccedil;&nbsp; yaşta kalemi eline&nbsp; alan&nbsp;&nbsp; insanlarla&nbsp; iletişimi g&uuml;&ccedil;l&uuml;, aynı&nbsp; zamanda&nbsp; kendi&nbsp; meslektaşım&nbsp; olan&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; yazar dostum Serhat&nbsp;&nbsp;&nbsp; G&Uuml;RB&Uuml;Z . Kendisi&nbsp;&nbsp; ile&nbsp; hayatın&nbsp; i&ccedil;inden&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; bir&nbsp; s&ouml;yleşi&nbsp; ger&ccedil;ekleştirdim.</p>
<p>VAHAP : Serhat&nbsp; G&Uuml;RB&Uuml;Z&nbsp; kimdir?</p>
<p>SERHAT : 1996 yılında Paşmaklı&nbsp; bir ailenin tek&nbsp; &ccedil;ocuğu olarak g&ouml;z nuru ve g&ouml;zbebeği&nbsp; olarak&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; d&uuml;nyaya&nbsp; geldim. Babam,İranlı .Annem,Bulgar.&nbsp; A&ccedil;ık&nbsp; ve net&nbsp; olmam&nbsp; gerekirse, Trabzon&rsquo;da on yaşıma&nbsp;&nbsp; kadar&nbsp; kaldım. İlk&nbsp; doğduğum&nbsp; an doktorum&nbsp; adımın Serhat&nbsp; olmasını&nbsp; istemiş. İsmimin&nbsp; anlamına&nbsp;&nbsp; gelince; SINIR&nbsp; yani DUVAR&nbsp; demek. Benimde&nbsp;&nbsp; duvarlarım&nbsp; oldu aşılması gereken&nbsp; g&uuml;&ccedil;l&uuml;&nbsp; duvarlarım.&nbsp; Okumayı&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; sevmişimdir .Hayatım&nbsp; boyunca&nbsp; tıpkı&nbsp; babam&nbsp; gibi. Ben&nbsp; bilgimi&nbsp; hep&nbsp; deneyimlere&nbsp;&nbsp; dayanarak&nbsp; bu&nbsp; yaşıma&nbsp; kadar&nbsp; geldim. &Ccedil;alışkan ve&nbsp; azimli&nbsp; bir yapıya&nbsp; sahip olduğumdan&nbsp; dolayı, script&nbsp; dillerine&nbsp; yoğunlaşmış&nbsp; ama! python&nbsp; ile&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; s&uuml;r&uuml;&nbsp; alana&nbsp; y&ouml;nelen&nbsp; yazılımcı&nbsp; yazarım.&nbsp;</p>
<p>VAHAP: Babandan&nbsp; biraz&nbsp; bahseder&nbsp; misin?</p>
<p>SERHAT :Babam&nbsp; sırf koyunlara&nbsp; k&ouml;yde bakmamak&nbsp; i&ccedil;in dedemden &nbsp;ka&ccedil;ıp&nbsp; Trabzon&rsquo;a&nbsp; gelip&nbsp; &ccedil;alışmaya&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; okumaya&nbsp; geliyor. &Ouml;yle bir şey&nbsp; yaşanıyor ki, okumayı&nbsp; unutuyor&nbsp; resmen. Annemi&nbsp; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;&nbsp; an&nbsp; &ouml;yle&nbsp; bir sevgi&nbsp; ile&nbsp; bağlanıyor ki&nbsp; okumayı da&nbsp; unutuyor . Eskiden&nbsp; sevmek&nbsp;&nbsp; b&ouml;yle&nbsp; g&uuml;zeldi&nbsp; sadakat&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; sonsuz&nbsp; sevgi&nbsp;&nbsp; vardı.&nbsp;</p>
<p>VAHAP: &Ccedil;ocukluğunda&nbsp;&nbsp; unutamadığın&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; an&nbsp; var&nbsp;&nbsp; mı?</p>
<p>SERHAT :&nbsp; Hi&ccedil;&nbsp;&nbsp; kimse&nbsp;&nbsp; ile&nbsp;&nbsp; tanışmak&nbsp;&nbsp; istemediğim&nbsp;&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; g&uuml;n&nbsp; aşık&nbsp;&nbsp; olmuştum . Bazen&nbsp; y&uuml;r&uuml;mek&nbsp;&nbsp; istersin&nbsp; sadece y&uuml;r&uuml;mek &hellip; Ama&ccedil;sızca&nbsp; bir&nbsp; amacı&nbsp; olmayan bir&nbsp; eyleme&nbsp; kalkışmak istemiyordum uzun&nbsp; s&uuml;redir.Oysa&nbsp; birileri&nbsp; bana&nbsp; ş&ouml;yle&nbsp; demişti: Ama&ccedil;sız&nbsp; yaşayamazsın. &Ccedil;ok mu dinliyorum&nbsp; etrafımda&nbsp;&nbsp; konuşan&nbsp; insanları? Şunu&nbsp; s&ouml;ylemek&nbsp; istiyorum! Hayatıma&nbsp; hi&ccedil;&nbsp; girmeseydi&nbsp; daha&nbsp;&nbsp; iyi&nbsp;&nbsp; olurdu. Onu&nbsp;&nbsp; orada&nbsp; O kitap&ccedil;ıda&nbsp; hi&ccedil;&nbsp; g&ouml;rmemeyi&nbsp; dilerdim.&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<p>VAHAP :&nbsp; &Ccedil;ocukluğunda&nbsp;&nbsp; en&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; yapmayı&nbsp;&nbsp; istediğin&nbsp; şey &nbsp;neydi?&nbsp;</p>
<p>SERHAT : D&uuml;nyayı&nbsp; sahiplenip &nbsp;&nbsp;bizim&nbsp;&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; sadece&nbsp; bize hizmet&nbsp; etmek .Tabiatın&nbsp; var&nbsp; olduğunu&nbsp;&nbsp; zannettiğimiz&nbsp; bir&nbsp; d&uuml;nyada&nbsp; yaşıyoruz&nbsp; ki ;Belki&nbsp; de&nbsp; asıl&nbsp; mutsuzluğumuzun&nbsp; sebebi&nbsp; budur. Belki de;Beklenileni&nbsp;&nbsp; bulamamaktır. Ya da boşa k&uuml;rek&nbsp; &ccedil;ektiğini&nbsp; anlamaktır.&Ccedil;&uuml;nk&uuml;&nbsp; bizi&nbsp; hep&nbsp; avuttular.Bir&nbsp;&nbsp; şeyi&nbsp; ne&nbsp; kadar isterseniz&nbsp; olur diye!Seviyoruz&nbsp;&nbsp; Sevilmiyoruz&nbsp; ya&nbsp; da&nbsp; &ccedil;abalıyoruz&nbsp; başarısız oluyoruz.&Uuml;mit&nbsp;&nbsp; ediyoruz&nbsp; yine&nbsp; olmuyor . Gel&nbsp; de&nbsp; mutlu&nbsp; ol&nbsp; şimdi&nbsp; diye bir&nbsp; an&nbsp; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Şu&nbsp;&nbsp; d&uuml;nyada&nbsp; her&nbsp; an&nbsp; &ouml;lme&nbsp; riskimiz&nbsp; varken, bu&nbsp; kadar&nbsp;&nbsp; mutsuz&nbsp;&nbsp; olma&nbsp; &ccedil;abası niye?Hayat&nbsp; mutlu&nbsp;&nbsp; yaşamaktır. &Ccedil;ocukluğumda&nbsp; hep&nbsp;&nbsp; umut&nbsp; ile&nbsp;&nbsp; yaşadım&nbsp; &ccedil;&uuml;nk&uuml;; Umuyorum&nbsp; ama&nbsp; bulamıyorum&hellip;</p>
<p>VAHAP: Hayalin&nbsp; ne? Ger&ccedil;ekleştirebildin&nbsp; mi?</p>
<p>SERHAT : Ger&ccedil;ekleşmeyecek&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; d&uuml;ş&uuml;n&nbsp; civarlarında dolanıp&nbsp; duruyordum.Farkındaydım &nbsp;kurmaya&nbsp;&nbsp; &ccedil;alıştığım hayal&nbsp; imkansızlıklarla kuşatılmıştı. Zarlar d&uuml;şeş&nbsp;&nbsp; gelmemekte&nbsp; ısrarcıydı .Yarım kalan bir aşk&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml;&nbsp; olabilirdi bunu&nbsp; biliyordum.Ama&nbsp; her&nbsp; şeye&nbsp; rağmen&nbsp; hafızamdan&nbsp;&nbsp; silinmeyecek&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; şey&nbsp; vardı&nbsp; ben&nbsp; onu&nbsp; ilk&nbsp; tanıştığımız&nbsp; g&uuml;nden&nbsp; beri&nbsp; istemiştim.&nbsp;</p>
<p>VAHAP:&nbsp; Yazar&nbsp; olmak insanların senin&nbsp; yazdıklarını&nbsp; okumaları&nbsp; sana&nbsp; nasıl&nbsp; bir&nbsp; duygu&nbsp; katıyor?</p>
<p>SERHAT : Aslında&nbsp; yazılarımı&nbsp; okumak&nbsp;&nbsp; &ouml;nemli&nbsp;&nbsp; değil!... Benim&nbsp; yazdıklarımı&nbsp; anlayacak&nbsp; okur&nbsp; lazım&nbsp; bana. Beynimden&nbsp;&nbsp; ge&ccedil;en&nbsp;&nbsp; fırtınalı anlarımı,yaşadıklarımı hayal&nbsp; g&uuml;c&uuml;me&nbsp; dayanarak&nbsp; kelimeleri&nbsp;&nbsp;&nbsp; s&uuml;sleyerek&nbsp;&nbsp; mısralara&nbsp; d&ouml;k&uuml;yorum . Yazmak sanat&nbsp; ister&hellip;</p>
<p>VAHAP : Yazar&nbsp; olmak&nbsp; bir&nbsp; anlamda insanların&nbsp; duygu&nbsp; ve d&uuml;ş&uuml;ncelerini&nbsp;&nbsp; ifade&nbsp; etmek&nbsp; midir?Yoksa sadece&nbsp; kendinin&nbsp;&nbsp; yaşadıklarını mı&nbsp; kaleme&nbsp; almaktır?</p>
<p>SERHAT : Yazar olmak&nbsp; bir&nbsp; anlamda insanın&nbsp; kendi&nbsp; duygularını&nbsp; yazılı bir şekilde&nbsp; ifade etme&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r.İnsanlarda&nbsp; yazınızı&nbsp; okuduklarında&nbsp; kendilerinden&nbsp;&nbsp; bir şeyler&nbsp;&nbsp; buluyorlar. Herkes&nbsp; bir&nbsp; şeyler&nbsp;&nbsp; yaşar&nbsp; ve herkes&nbsp; acıyı hisseder&hellip;&nbsp;</p>
<p>VAHAP:&nbsp; Sevginin&nbsp;&nbsp; azaldığı&nbsp; Aşkın&nbsp;&nbsp; dillerden&nbsp;&nbsp; d&uuml;şmediği&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; zamanda&nbsp;&nbsp; senin &nbsp;i&ccedil;in&nbsp; hangisi&nbsp; ağır&nbsp;&nbsp; basıyor? Neden?</p>
<p>SERHAT&nbsp; :Sevgi&nbsp;&nbsp; dediğimiz&nbsp;&nbsp; olgu&nbsp;&nbsp; Aşkı&nbsp; ifade&nbsp; etmez. Sevgi&nbsp;&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; farklı&nbsp; bir sevmedir. Aşk&nbsp; ise,uzaktan&nbsp;&nbsp; sevmektir . Sevgi&nbsp;&nbsp; Aşkı&nbsp; yenmiş&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; karşındakine&nbsp; duyulan&nbsp;&nbsp; hissin&nbsp; adıdır. Herkes&nbsp; aşık&nbsp; olabilir.Ama !Herkes&nbsp;&nbsp; sevemez&hellip;</p>
<p>VAHAP : Sevgiyi&nbsp; &uuml;&ccedil;&nbsp; kelime&nbsp; ile&nbsp;&nbsp; &ouml;zetler misin?</p>
<p>SERHAT : Sevgi&nbsp;&nbsp; &uuml;&ccedil;&nbsp;&nbsp; kelime&nbsp; ile&nbsp; &ouml;zetlenemez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;;&nbsp; vebali&nbsp;&nbsp; &ccedil;ok&nbsp;&nbsp; ağırdır&nbsp; ve&nbsp; kendimi&nbsp; &nbsp;bunu&nbsp;&nbsp; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken&nbsp;&nbsp; buluyorum. Beş&nbsp; dakika&nbsp; &ouml;nce&nbsp; ve&nbsp; sonrasında&nbsp; bir&nbsp; yaşam&nbsp; var. Hayatımızda&nbsp; &ouml;yle&nbsp; bir&nbsp;&nbsp; d&uuml;ş&uuml;nce&nbsp; ile&nbsp; sevgi&nbsp; sonsuzdur&nbsp; diyorum.</p>
<p>VAHAP:&nbsp; Kitap &nbsp;&nbsp;&ccedil;ıkarmayı&nbsp;&nbsp; ve&nbsp;&nbsp; seminer&nbsp; vermeyi&nbsp;&nbsp; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor&nbsp; musun?</p>
<p>SERHAT : Hayır d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum . &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ;Genelde&nbsp;&nbsp; bunu&nbsp;&nbsp; yapanlar&nbsp; paraya&nbsp; ihtiya&ccedil;&nbsp; duyan&nbsp; insanlardır&nbsp;&nbsp; diye&nbsp; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&nbsp;</p>
<p>VAHAP : Hobilerin&nbsp; arasında&nbsp; yapmayı&nbsp;&nbsp; en&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; sevdiğin&nbsp; şey&nbsp; ne?</p>
<p>SERHAT :&nbsp; Uyumak ,Gezmek&nbsp; yine&nbsp;&nbsp; gezmek&nbsp; ve&nbsp; Eğlenmek.</p>
<p>VAHAP :&nbsp; Son&nbsp; olarak;Gen&ccedil;&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; yazar&nbsp; olarak&nbsp; senin&nbsp; gibi&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; işe&nbsp;&nbsp; g&ouml;n&uuml;l&nbsp;&nbsp; vermiş&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; arkadaşlara&nbsp;&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; yazarlara&nbsp; neler&nbsp; s&ouml;ylemek&nbsp;&nbsp; istersin?</p>
<p>SERHAT : Değerli&nbsp; yazarlar&nbsp;&nbsp; ve&nbsp;&nbsp; bu&nbsp;&nbsp;&nbsp; işe&nbsp;&nbsp;&nbsp; g&ouml;n&uuml;l&nbsp;&nbsp;&nbsp; vermiş&nbsp;&nbsp; sevgili&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; yazarlar!&Ouml;ncelikle&nbsp;&nbsp; adaletli&nbsp;&nbsp; olun .Kaleminizde&nbsp;&nbsp; hep&nbsp;&nbsp;&nbsp; adalet&nbsp; &nbsp;olsun&nbsp; ve&nbsp;&nbsp; adaletli&nbsp; şeyler&nbsp; yazın&nbsp; ki ;Bilgisizliğe&nbsp; ve&nbsp; cehalete&nbsp;&nbsp; kapılar&nbsp;&nbsp; kapansın. Yazan&nbsp; ellerimiz&nbsp; hep&nbsp;&nbsp; bir&nbsp; kalemden&nbsp;&nbsp; olsun&hellip;</p>
<p>VAHAP : Sevgili&nbsp;&nbsp; yazar&nbsp;&nbsp; dostum&nbsp;&nbsp; Serhat&nbsp;&nbsp;&nbsp; G&Uuml;RB&Uuml;Z. Seninle&nbsp; bir&nbsp; yazar&nbsp; olarak&nbsp; aynı mesleği paylaşmaktan&nbsp; b&uuml;y&uuml;k&nbsp; bir&nbsp; onur&nbsp; duydum.Kalemin&nbsp; hep&nbsp; ellerinde, S&ouml;z&uuml;n&nbsp;&nbsp; dilinden&nbsp; hi&ccedil;&nbsp; d&uuml;şmesin&hellip;&nbsp; Ayrıca&nbsp;&nbsp; bana&nbsp;&nbsp; zamanını&nbsp;&nbsp; ayırdığın&nbsp;&nbsp; i&ccedil;in&nbsp;&nbsp; zamana&nbsp;&nbsp; yolculuğa&nbsp;&nbsp; konuk&nbsp;&nbsp; olduğun&nbsp;&nbsp; i&ccedil;in&nbsp;&nbsp; tekrar&nbsp;&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp;&nbsp; ederim .&nbsp;</p>
<p>SERHAT : Saygı değer&nbsp; yazar&nbsp; dostum&nbsp; Abdulvahap&nbsp;&nbsp; UNCU. Asıl&nbsp; ben&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp; ederim. Bana&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; fırsatı&nbsp; verdiğin&nbsp; ve&nbsp; ZAMANA YOLCULUK&nbsp;&nbsp; gibi &ouml;zel&nbsp; bir&nbsp; yerde&nbsp; bana&nbsp; yer&nbsp; verdiğin&nbsp; i&ccedil;in m&uuml;teşekkirim.&nbsp; Gen&ccedil;ler alanında g&ouml;sterdiğin bu g&uuml;zel &ccedil;aba i&ccedil;in ayrıca seni tebrik eder,&Ccedil;alışmalarında başarılar&nbsp;&nbsp; dilerim &hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sadece Kadın</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sadece-kadin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sadece-kadin</guid>
<description><![CDATA[ Bugün 8 Mart... Dünya kadınlar günü... Dünya emekçi kadınlar günü... Yani sadece kadın değil, emekçi kadınlar günü... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_62275c3e02f7a.jpg" length="72690" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 16:38:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>galeria.faustina</dc:creator>
<media:keywords>kadın, anne, emek, 8 mart</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sadece kadın...</p>
<p>Bug&uuml;n 8 Mart... D&uuml;nya kadınlar g&uuml;n&uuml;... D&uuml;nya emek&ccedil;i kadınlar g&uuml;n&uuml;... Yani sadece kadın değil, emek&ccedil;i kadınlar g&uuml;n&uuml;...</p>
<p>Emek&ccedil;i olmayan kadın mı var diye sorguluyorum bazen. Kadın D&uuml;nya'ya geldiği ilk andan itibaren hep birşeylerle m&uuml;cadele etmek zorunda bırakılmadı mı? Mesela pembe patikleriyle sevilen k&uuml;&ccedil;&uuml;k kadın... Akranlarına aslanım, paşam denilirken, pembe patikleriyle prenses olmadı mı? Sonra oyuncak tencereler bebekler alındı. Yemek yaptı, bebek baktı... Belki gizli gizli arabalarla oynadı. Sonra okul &ccedil;ağı geldiğinde yine m&uuml;cadele etti. Sek sek oynamak yerine futbol oynamak isteyebilirdi. Ama hi&ccedil; sorulmadı ona. Sonra o pembe patikli minik kadın b&uuml;y&uuml;d&uuml;. Etrafındakilerin onun i&ccedil;in bi&ccedil;tiği şekle girmek zorunda hissetti kendini. Ama yine de m&uuml;cadele etti. Beden &ouml;l&ccedil;&uuml;lerine, kıyafetlerine, y&uuml;r&uuml;mesine, g&uuml;lmesine, sa&ccedil;ına hep başkaları fikir belirtti.&nbsp; Toplumun kendisine bi&ccedil;tiği kalıba girmeyerek m&uuml;cadele etti. Canı istedi ruj s&uuml;rmedi, canı istedi kendini renklerle donattı. Ama her durumda fikir belirtenler oldu. Belki anne oldu ve m&uuml;cadelesine bir başka miniği yetiştirerek devam etti. Belki de &ouml;ğretmen oldu, m&uuml;hendis oldu. &Ouml;zel sekt&ouml;rde &ccedil;alışmak istedi ancak orada da m&uuml;cadele vardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kadın &ccedil;alışan işveren i&ccedil;in negatif bir durumdu. Ancak o m&uuml;cadele etti ve en &uuml;st d&uuml;zey y&ouml;netici oldu. Orta yaşa geldi sa&ccedil;larında beyazlar &ccedil;ıktı. Daha &ouml;nce bedenine kıyafetine karışanlar bu sefer sa&ccedil;larıyla ilgili fikir belirttiler. Beyazlarına her baktığında yılların emeğini g&ouml;rd&uuml;. Birka&ccedil; kez boyadı sa&ccedil;larını... Bu kez de sa&ccedil;ını boyadığı i&ccedil;in hayatına m&uuml;dahil oldular. Bu yaşta kadın sa&ccedil; mı boyardı? (!) Bıraktı beyazlarını tekrardan ama bu sefer kendi m&uuml;cadelesini hatırlayarak boyamadı sa&ccedil;larını... Belki torunları oldu, b&uuml;t&uuml;n aileye kol kanat gerdi. Belki de hi&ccedil; evlenmedi. Hayata tek başına sımsıkı sarılarak devam etti. Evlenmemesini sorgulayanlar oldu tıpkı sa&ccedil;ları gibi... Son nefesine kadar hep m&uuml;cadele etti.&nbsp;</p>
<p>Şimdi tekrar soruyorum. Sadece kadın mı? Ya da sadece prenses?&nbsp;</p>
<p>Emek&ccedil;i kadınlara...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 25 ( Mavi Masuma Yağan Kızıl Kin )</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-25-mavi-masuma-yagan-kizil-kin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-25-mavi-masuma-yagan-kizil-kin</guid>
<description><![CDATA[ Açıkçası ne diyeceğimi bilemiyorum. Uzun zamandır bu yazıyı yazmak istiyordum ancak başına oturmaya cesaret bile edemedim şu vakte kadar. Konuyla ilgili araştırma yaptıkça karnıma ağrılar giriyordu ama bir şekilde bu konudan bahsetmem gerekiyordu. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_62274368ed74a.jpg" length="43699" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 14:53:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>savaş, zulüm, soykırım, işgal, türk, çin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>A&ccedil;ık&ccedil;ası ne diyeceğimi bilemiyorum. Uzun zamandır bu yazıyı yazmak istiyordum ancak başına oturmaya cesaret bile edemedim şu vakte kadar. Konuyla ilgili araştırma yaptık&ccedil;a karnıma ağrılar giriyordu ama bir şekilde bu konudan bahsetmem gerekiyordu. Normalde bu , Uygur soykırımını sans&uuml;rs&uuml;z bir şekilde anlatan kurgusal bir &ouml;yk&uuml; olacaktı ama bundan vazge&ccedil;tim. Yazdıklarımın bir faydası olmayacağı bilinciyle kahrolurken bu yazıda sadece hakikatlerden bahsetmeye niyetliyim.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;in'in Uygur T&uuml;rklerine uyguladığı soykırım , araştıranları şeytanın yery&uuml;z&uuml;ne indiğine inandıracak cinsten. Adeta d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k hapishanesi konumda bulunan b&ouml;lgede binlerce masum insan sırf ırkları ve dini inanışları y&uuml;z&uuml;nden işkence g&ouml;rmekte ve hatta &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmekte.</p>
<p>Ter&ouml;rist olduğuna dair belgeleri imzalamadığı i&ccedil;in tecav&uuml;ze uğrayan kadınlar , g&ouml;zleri &ouml;n&uuml;nde annesi ve babası &ouml;ld&uuml;r&uuml;len &ccedil;ocuklar , kendi din ve benliklerinde işkence yoluyla uzaklaştırılan binler var .&nbsp;</p>
<p>2009 ' da Urum&ccedil;i'de 200'e yakın Uygur T&uuml;rk'&uuml; kurşuna dizilerek infaz edildi.<br />2017'de inşaatları başlayan yetimhanelere ailelerinde zorla kopartılmış 500 bin &ccedil;ocuk yerleştirildi.</p>
<p>2 , sonrasında da sadece 5 sene bağımsız kalan Doğu T&uuml;rkistan halkına uygulanan zul&uuml;mlerden kurtulabilmiş kişilerinde anlattıkları kan donduran cinsten.&nbsp;</p>
<p>Daha &ouml;nce toplama kamplarında tutulmuş Kayrat Sumarkan yaşadıklarını şu şeklide anlatıyor ;</p>
<p>"Sorgulama sırasında ağır işkenceler g&ouml;rd&uuml;k , ufacık h&uuml;crelerde &ccedil;ok sayıda insan bir arada tutulduk ve kimilerini intihara s&uuml;r&uuml;kleyen Kom&uuml;nist Parti rejiminin acımasız uygulamalarına maruz kaldık."</p>
<p>Bedenlerini saran ve hareket etmeleri durumunda acı &ccedil;ekmelerine sebep olan sandalyelere zincirlenip g&uuml;nlerce sorgulanan insanlar ayaklarına bağlanan 5 kiloluk prangalarla , daracık ve penceresiz h&uuml;crelerde 40 ' a varan sayıda kişiyle zorla tutuluyor.</p>
<p>Her aileye yerleştirilen &nbsp;ve en ufak bir hatalarında onları fişlemekle g&ouml;revli &Ccedil;inliler var. Uygur kızları &Ccedil;inli bir erkekle evlenmek zorunda. Sokaklarda adım başı polisler var ve sıkı denetimler uygulanıyor. Camiler yıkılıyor ve kişinin dini inancını ve ırkını belli eden en ufak şey hapis cezasına sebebiyet veriyor.&nbsp;</p>
<p>BBC'nin Uygur toplama kamplarına yaptığı ziyarette arka plandaki kişilerin y&uuml;zlerine bakın. Bu detayı fark ettiğimde iyice kahroldum. İnsanlar g&uuml;lmek zorundalar adeta kameralara karşı. Sonu&ccedil;ta ağlamaları durumunda bile cezalandırıldıkları bir zindandan kastediyoruz.</p>
<p>&Ccedil;in , ge&ccedil;mişin kini ve ucuz iş g&uuml;c&uuml;yle paranın hırsıyla g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bir insanlık su&ccedil;u işlemektedir. T&uuml;m bu olanlara rağmen BM'nin Uygur soykırımına son vermesi adına &Ccedil;in' e yolladığı mektupta bir tane bile İslam &uuml;lkesinin imzası yer almamaktadır. T&uuml;rk basını da Uygur soykırımından bahsetmemektedir.&nbsp;</p>
<p>T&uuml;m bu yaşananlar insanlık i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir utan&ccedil; kaynağıdır. &Ccedil;in , Uygur halkına yaşamayı bile &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;yor ve bir ırkının k&ouml;k&uuml;n&uuml; kazımaya &ccedil;alışıyor.&nbsp;</p>
<p>Akıttıkları kan mavimizi kirletirken de biz &ccedil;ok da bir şey yapamıyoruz. &nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KADIN DÜNYASI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadin-dunyasi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadin-dunyasi</guid>
<description><![CDATA[ Kadın olmak, sanatçı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622732fc9885a.jpg" length="78699" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 13:43:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>kadın, sanatçı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;&Ouml;zel bir g&uuml;ne sıkıştırılarak, anlam verilmeye &ccedil;alışılan bu g&uuml;nde, değer &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;n&uuml;n bi&ccedil;imlendirildiği kutlama vari anışlar.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Kadınların kimyasına bakmak gerek, bir g&uuml;n değil her g&uuml;n. Anlamak, ulaşmak adına değeri her zaman katabilmek gerek. Karmaşık olarak tanımlanan, ince zek&acirc;larında saklı , detaylı d&uuml;ş&uuml;nme şekilleri algılanmalarında yanlışlıklar doğuruyor. Şu ana &ouml;zg&uuml; olmasada ge&ccedil;miş kuşakların kadınları &ccedil;ocukluktan başlayan &ouml;ğretilmişliklerle,koşullandırılmalarla doludur. Duygusal bakış kimi zaman etkin olsada, &ccedil;oğu zaman bir &ccedil;ok sorumluluğa bindirilmiş kadın , kimliğini unutmuş, başkalarına adanmış hayatlarda kendi yerini bile anlamlandıramamıştır. Eğitim bir yere kadar bu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;şe ve davranışa bilin&ccedil; katıyor gibi g&ouml;z&uuml;ksede, genele vurulduğunda kadın toplumda , ailede daha fazla sorumluluğa mecbur bırakılmıştır. Naralar atan, kadın hakları diye konuşan bir &ccedil;ok kişi , işin &ouml;z&uuml;ne inemeden kalıp c&uuml;mlelerle konuşur. Bu konuda yorum yapabilmek adına, kadının i&ccedil; d&uuml;nyasını, yetiştiği &ccedil;evreyi, yaşadıklarını &ouml;l&ccedil;&uuml;p bi&ccedil;ip&nbsp; , bilgi sahibi olmak gerek, anlamak adına.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Her kadın &ouml;nce kendi değerini bilmek adına bilin&ccedil;lenmeli, kendini eğitmeli. İmkansızlık i&ccedil;inde , imkan yaratan nice hemcinsini&nbsp; &ouml;rnek almalı. Neden mi?</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Kadın, hayatın kimlik kazandıran yanıdır. Doğuş, oluş onun biyolojisiyle s&uuml;reğenlik kazanır. Kadın ince d&uuml;ş&uuml;ncenin, değerliliğin,&ouml;zel olmanın diğer adıdır.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Benim d&uuml;nyamda , &ouml;zel g&uuml;n diye bir kavram olmasada , adını verdikleri bu g&uuml;nden itibaren anlaşıldığınız,&nbsp; değerinize değer katılan bir d&uuml;nyada yaşamanız dileğiyle. Hepinize saygı ve sevgiyle.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KADINLAR GÜNÜ MÜ?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kadinlar-gunu-mu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kadinlar-gunu-mu</guid>
<description><![CDATA[ Kadınlar her zaman özeldir. Kadın sadece bir güne sığdırılan kişi değildir... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622667a9bcfeb.jpg" length="60405" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Mar 2022 23:15:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>kadın, gün, özel, blog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>KADINLAR G&Uuml;N&Uuml; M&Uuml;?</p>
<p>Kadını &ouml;nce tanımak gerek!...</p>
<p>Kadın kimdir?</p>
<p>Bir anne,Bir abla,Bir kardeş,Bir eş olarak yaşantımızın vazge&ccedil;ilmezi birer birey olarak tanımlarız.</p>
<p>Bug&uuml;n tarihler 08 Mart&rsquo;ı g&ouml;steriyor.Bug&uuml;ne anlam y&uuml;kleyen birileri bug&uuml;n&uuml; KADINLAR G&Uuml;N&Uuml; olarak ilan etmiş.Kadının g&uuml;n&uuml; olur mu?Kadının değerini bir g&uuml;nde mi anlamak gerekiyor?Sadece bug&uuml;ne has olarak mı ona &ouml;zel davranıp,&Ouml;zel hediyeler sunacağız&hellip;</p>
<p>HAYIR!</p>
<p>Kadının g&uuml;n&uuml;n&uuml;&nbsp; sadece bir g&uuml;nle sınırlandırmak olmaz&hellip;Kadın her anında &ouml;zel,Kadın her anında&nbsp; sevilip sayılmalı&hellip;Sadece bir g&uuml;ne sığdırılan g&uuml;nde değil!İ&ccedil;inden geldiği zaman hediye alınabilmeli ve onu her zaman el &uuml;st&uuml;nde tutabilmeli&hellip;</p>
<p>KADIN,Sadece bir g&uuml;n hatırlanacak kadar değil!Her g&uuml;n sevilecek kadar &ouml;zeldir.Kadını Kadın yapan en &ouml;nemli unsur! Y&uuml;reğinde taşıdığı merhemet ve sevgi dolu y&uuml;rektir.Onun sevgisi ve merhameti bir g&uuml;nl&uuml;k değil!&Ouml;m&uuml;rl&uuml;k olur...</p>
<p>Kadına şiddet olmaz!...</p>
<p>Kadın,Bir g&uuml;nl&uuml;k hatırlanan ve pahalı hediyeler alınan g&uuml;n benim i&ccedil;in anlamsız olur.Benim &ouml;mr&uuml;m hep sizinle,benim sevgim &ouml;lene dek yaşar.Benim sevgi,merhamet,Şefkat g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m her g&uuml;n benim g&uuml;n&uuml;md&uuml;r der.</p>
<p>Kadınların &ouml;lmediği daha doğrusu &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmediği g&uuml;zel g&uuml;nler hep bizimle olsun&hellip;</p>
<p>Başta Annem olmak &uuml;zere,B&uuml;t&uuml;n kadınlara</p>
<p>SAYGILARIMLA&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GECENİN SESİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gecenin-sesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gecenin-sesi</guid>
<description><![CDATA[ “Sana anlatmam gereken bir hikaye var” diyerek konuşmasına başladı. Kalbindeki telaş sesinde yankılanıyordu.  Sanki içinden geçenleri bu gece söyleyemezse bir daha hiç söyleyemeyecekti. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_62253d3a95383.jpg" length="79860" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 07 Mar 2022 02:02:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>gece, ses, ruh, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; GECENİN SESİ</p>
<p>&ldquo;Sana anlatmam gereken bir hikaye var&rdquo; diyerek konuşmasına başladı. Kalbindeki telaş sesinde yankılanıyordu. &nbsp;Sanki i&ccedil;inden ge&ccedil;enleri bu gece s&ouml;yleyemezse bir daha hi&ccedil; s&ouml;yleyemeyecekti. Ruhunun kilitli kapılarını a&ccedil;maya hi&ccedil; bu kadar yakın olmamıştı. Narin kolları ge&ccedil;mişin y&uuml;k&uuml;n&uuml; daha fazla kaldıramıyordu artık. Y&uuml;reğinde biriken eski hatıralar paslanmaya yakındı. Onları daha fazla orada bırakmayacak bir hışımda y&uuml;reğinden s&ouml;k&uuml;p atacaktı. Kararlıydı. O gece verdiği bu kararı, hayatı boyunca unutmayacaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Konuşmaya nasıl başlaması gerektiğinden emin değildi. Karşısındaki adama baktı uzunca. Yıllardır beklediği kişi o muydu sahiden? Ruhunda asılı olan kilitleri o mu s&ouml;kecekti birer birer? Ruhunun anahtarı onun ellerinde miydi? İlk defa soru sormaktan korkmuyordu &ccedil;&uuml;nk&uuml; alacağı cevaptan &ccedil;ok emindi. Sakin ama derin bir bakış attı. O an, tamda olması gereken yerdeydi. Bunu t&uuml;m kalbiyle bruh, iliyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir &ouml;mr&uuml; hikaye etmek, bir hikayeyi de &ouml;mre &ccedil;evirmek herkese nasip olmaz elbette. Ancak o gece yolda y&uuml;r&uuml;rken fark etmişti ki artık bir hikaye yazmak istemiyor, o hikayenin ta kendisi olmak istiyordu. Derin bir nefes alarak kendisini ait olduğu gecenin kollarına bıraktı. &ldquo;Sana anlatmam gereken bir hikaye var&rdquo; diye de tekrarladı. Karşısındaki adam uzanarak elini tuttu. &ldquo;Anlatacağın t&uuml;m hikayeleri dinlemeye hazırım&rdquo; dedi. Kadın o an kendini anlatmasına gerek kalmadığını fark etti. &ldquo;Bu hikayeyi beraber yaşayalım&rdquo; dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>DENİZ SARGUT</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaşam evresi...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yasam-evresi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yasam-evresi</guid>
<description><![CDATA[ yaşam... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622508b9845c9.jpg" length="39034" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Mar 2022 22:18:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>yaşam, evre, insan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu sancıyla doğar mutlulukla karşılanır. &Ouml;l&uuml;rken bir nefesle gider acıyla uğurlanır.</p>
<p>R.G.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Baharımın aşkı...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/baharimin-aski</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/baharimin-aski</guid>
<description><![CDATA[ Gökyüzündeki bütün yıldızlar, Toplanmış senin gözlerinde, ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622507534d560.jpg" length="74294" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Mar 2022 22:13:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>bahar, aşk, nefes, sevgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>G&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki b&uuml;t&uuml;n yıldızlar, Toplanmış senin g&ouml;zlerinde,</p>
<p>Hen&uuml;z duymadım ama kim bilir ka&ccedil; şiir, Saklıdır sevgilim senin s&ouml;zlerinde</p>
<p>Sen bir şarkı olsan Mahur makamından Ben &ccedil;alsam ben s&ouml;ylesem d&ouml;k&uuml;lsem g&ouml;z yaşından,</p>
<p>İlk g&ouml;r&uuml;şte aşk diye bir şey varmış meğerse,</p>
<p>Sevmekten h&uuml;k&uuml;ml&uuml;y&uuml;m senin kalbin zindan.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Benim...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/benim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/benim</guid>
<description><![CDATA[ şiir, yaşamak ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_622503c23c295.jpg" length="50171" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Mar 2022 21:57:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>şiir, yaşamak, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her derin nefes alışlarımda i&ccedil;imde binlerce kez bahar olur coşarım.</p>
<p>G&ouml;zlerim g&uuml;neşin mutluluk oklarıylarıyla parlar ışık olurum y&uuml;reğime.</p>
<p>A&ccedil;arım kollarımı g&ouml;ğe haykırırım sevin&ccedil;lerimi.</p>
<p>Ruhumun ahenkli &ccedil;alan g&ouml;kkuşağı renginimin,</p>
<p>Notlara d&ouml;kt&uuml;m sevgimi hayat kaynağım yaşamak...</p>
<p>R.G.</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DÖNGÜLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/donguler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/donguler</guid>
<description><![CDATA[ Tekrarlar hayatının değiştirilmesi gereken sinyalidir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_6224acc191a8e.jpg" length="48080" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Mar 2022 15:45:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Döngü, değiştirmek, ders almak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Yaşarken , tekrarlanan d&ouml;ng&uuml;ler, ders alman gereken bir şeye dikkat &ccedil;ekmek istiyordur. Dersini al ve aynıyı tekrar yaşama. İnsanoğlu ısrarla bu durumu , bahtsızlık, k&ouml;t&uuml; şans olar&acirc;k isimlendirsede, yanılıyordur aslında. Yolu a&ccedil;man i&ccedil;in sinyal veriyordur vede uyanman adına.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Ders &ouml;ğrenilene kadar imtihan eder hayat seni. &Uuml;st&uuml;ne basa basa noktalar koyar. Ama sen virg&uuml;l koyarak devam edersin aynı hataları yapmaya. S&ouml;ylenmeyi seversin &ccedil;&uuml;nk&uuml;, ondan beslenirsin.&nbsp; &nbsp;Bunun adıda , kendine acımaya bahaneler yaratmaktır. Konuşacak, yakınacak durumların olması seni tamamlar. D&ouml;ng&uuml; alışkanlık yapmıştır bilin&ccedil;altında, beyin korumaya alır seni tekrarları g&ouml;zeterek.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Bu hep b&ouml;yledir, inan. Artık dur deyip , d&ouml;ng&uuml;lerden &ccedil;ıkabilirsin. Eminlikle, isteyerek&nbsp; ve d&uuml;ş&uuml;nerek. Olmasını istediğin herşey i&ccedil;in bilin&ccedil;altını eğiterek. Ancak yeniye bu şekilde yer a&ccedil;arsın, yada a&ccedil;ılacak kapılar &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkar.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Oscarlık bir oyuncu</title>
<link>https://edebiyatblog.com/Hay%C4%B1r-o-ben-de%C4%9Filim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/Hay%C4%B1r-o-ben-de%C4%9Filim</guid>
<description><![CDATA[ Kim öyleyse o kim,kim ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_621fd79048167.jpg" length="78326" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 02 Mar 2022 23:47:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kasım Çiçeği</dc:creator>
<media:keywords>Fotoğraf ayna oyuncu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar &ouml;nce &ccedil;ekilmiş bir fotoğrafıma bakıyorum şimdi,</p>
<p>Dudağımın kenarında kırık bir tebess&uuml;m</p>
<p>G&ouml;zlerim g&uuml;lm&uuml;ş ama ışık sa&ccedil;mıyor</p>
<p>Ama şaşıyorum neydi acaba o an bana o garip g&uuml;l&uuml;ş&uuml; verdiren..</p>
<p>Hayır diye baş &ccedil;ekiyor bir ses</p>
<p>Sen değilsin o başkası</p>
<p>Hayır o ben değilim</p>
<p>Şimdi aynada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadın</p>
<p>Resimdeki kadın değil</p>
<p>Kim &ouml;yleyse o kim,kim</p>
<p>Neden g&uuml;lm&uuml;ş acı acı&nbsp;</p>
<p>G&uuml;lmeye silah zoruyla zorlanmış gibi&nbsp;</p>
<p>G&ouml;zleri haykırıyor ama anlamsızca&nbsp;</p>
<p>Sesi duyulmuyor</p>
<p>Anlaşılmıyor hisleri</p>
<p>Belkide oscarlık bir oyuncu</p>
<p>Evet evet oyuncu,başkası yapamaz &ccedil;&uuml;nk&uuml; bunu</p>
<p>İ&ccedil;i yanarken dışına serinlik veren</p>
<p>İ&ccedil;i mahkumken bir &ccedil;ok hisse</p>
<p>Dışarıya &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k t&uuml;rk&uuml;s&uuml; &ccedil;ığıran</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA BİR MEKTUP BIRAKTIM 2</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-bir-mektup-biraktim-2</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-bir-mektup-biraktim-2</guid>
<description><![CDATA[ Hayat, Zamanı suçlar...Oysa ki! Zaman, Akrep ile Yelkovanın birbirini kovalaması misali akıp gidiyor... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/03/image_750x500_621fb242eb817.jpg" length="92221" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 02 Mar 2022 21:07:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>zaman, mektup, hayat</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>ZAMANA BİR MEKTUP BIRAKTIM(2)</p>
<p>SELAM&nbsp; ZAMAN</p>
<p>Su&ccedil;lu olan sen değilken!Herkes seni su&ccedil;lar&hellip;Sen yaşamın bir par&ccedil;asısın ve her daim aynı yerde aynı yaşamda yer alıp&nbsp; durmana rağmen,Hayat şikayetlerini&nbsp; sana y&uuml;kler.</p>
<p>2000&rsquo;li yıllara geldik geldikte nasıl bir yaşam oldu anlam veremedim.&Ccedil;ocuklar doğal oyun oynamak yerine sanal oyunlara daldı gitti&hellip;Parkta koşup,Coşup, Salıncakta sallanacakları yerde!Temiz hava almak yerine eve hapsoldular.&Ccedil;&uuml;nk&uuml;;Teknoloji onları esir aldı.Ellerinde kiminin telefon,Kiminin tablet oyuna dalıp gidiyorlar.Kim geldi?Kim gitti?İletişim denen şey koptu bu sayede.Aynı evin i&ccedil;inde farklı odalarda bir şey isteyecekleri zaman Akıllı Telefondan mesaj atar oldular.Ger&ccedil;ek arkadaşlarını unutup,Sanal alemden arkadaş edinmeye başladılar.</p>
<p>Gen&ccedil;ler,sohbeti nedir bilmez oldu.Haberleşme artık Whatshap(NEHABER) bir telefona y&uuml;klenmiş programla oldu.Kalem tutmak,s&ouml;z s&ouml;ylemek zor oldu&hellip;Kalem tutamaz bir hale geldi gen&ccedil;ler.Her şey bir tuşla&nbsp; ayaklarına geldi.&Uuml;retken gen&ccedil;lik azaldı.El yapımı ve imalatı yapılan meslekler yavaş yavaş kaybolmaya y&uuml;z tuttu.Yemekler hazır,mobilyalar hazır,Alış veriş mağaza yerine internetten alınır oldu.Vesaire&hellip;Her şey bir telefonla kapına gelir oldu.Kısaca; Emek verilen her şey kayboldu.</p>
<p>Mektuplar yazılmaz,Kimse kimse ile konuşmaz oldu.Komşu komşuyu tanımadığı gibi;Bir selam bile vermez olmuş&hellip;Hayat acımasız olduğu gibi,Sevgi,şefkat,Merhamet kalmaz oldu.Dostluklar &ouml;m&uuml;rl&uuml;k değil!&Ccedil;ıkar uğruna yaşanır olmuş&hellip;Samimiyet,D&uuml;r&uuml;stl&uuml;k,Hoşg&ouml;r&uuml; insanlarda azaldı.Sevgi ile kurulan &ouml;m&uuml;rl&uuml;k yuvaların yerini,Aşkla kurulan yuvalar aldı.Aşkla yapılan evlilikler kısa s&uuml;rd&uuml; ve boşanmalar arttı.Kimsenin kimseye tahamm&uuml;l&uuml; kalmadı.Maneviyatın yerini,Maddiyat aldı.Bir insanın canına kıymak &ccedil;oğaldığı gibi;Eşler&nbsp; birbirini &ouml;ld&uuml;r&uuml;r oldu&hellip;</p>
<p>Şimdi seni su&ccedil;layan hayata sormak lazım?</p>
<p>O zamanlar yaşanan g&uuml;zellikler,Sevgiler,Dostluklar ne oldu da yaşadığımız bu zamanda yok oldu?</p>
<p>Nedir birbirimizle paylaşamadığımız şey?</p>
<p>Neden G&uuml;zel s&ouml;z s&ouml;ylemek varken!Bu &ouml;fke,Bu nefret?</p>
<p>Zaman kimse seni su&ccedil;layamaz&hellip;</p>
<p>Sen su&ccedil;lu olamazsın&hellip;</p>
<p>Biz yapamadık&hellip;</p>
<p>Biz yaşayamadık&hellip;</p>
<p>Sen her zaman ki gibi aynısın&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yalnızlığın Asaleti</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yalnizligin-asaleti</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yalnizligin-asaleti</guid>
<description><![CDATA[ Bir gün inanıyorum bir gün, yalnızlığımın asaleti içinde nefesimi vereceğim... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621a97629ff09.jpg" length="29425" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 23:01:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Yalnızlık, asalet, nefes ilgi, sevgi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; Bende d&uuml;şebiliyorum yoruluyor ve t&uuml;keniyorum bazen, canım biraz ilgi istiyor mesela şımarmak da geliyor i&ccedil;imden ama neyse diyorum neyse. Kimsenin sana verecek bir ilgisi yok sevgisi yitik onların, değerleri sahtecilik ile oynuyor her seferinde. Ama ben de insanım değil mi? İstemenin ve istememenin bir sebebi yok, olmamalı.. Ve bir g&uuml;n inanıyorum bir g&uuml;n kimseye muhta&ccedil; olmayacağım ne samimiyetsiz sevgiye ne de sahte i&ccedil;eren ilgiye. Bir g&uuml;n inanıyorum bir g&uuml;n yalnızlığımın asaleti i&ccedil;inde nefesimi vereceğim...</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİR ÖĞÜN YEMEK, BİR ÖMÜR YAZMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-ogun-yemek-bir-omur-yazmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-ogun-yemek-bir-omur-yazmak</guid>
<description><![CDATA[ Yazdıkça çoğalırsın. Sözcüklerin kalemine sığmayınca anlatırsın hikayeni. Anlattıkça da hikayenin farklı bir versiyonuna ulaşırsın... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621cc8eb2aa8c.jpg" length="62766" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 16:07:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>yazmak, ömür, yemek, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;BİR &Ouml;Ğ&Uuml;N YEMEK, BİR &Ouml;M&Uuml;R YAZMAK</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Yazdık&ccedil;a &ccedil;oğalırsın. S&ouml;zc&uuml;klerin kalemine sığmayınca anlatırsın hikayeni. Anlattık&ccedil;a da hikayenin farklı bir versiyonuna ulaşırsın. Masanın başına yeni oturmuş bir yazarla o masadan kalkan bir yazarın aynı kişi olması beklenemez.&nbsp; Bir yazar oluşturduğu karakterle birlikte b&uuml;y&uuml;yerek g&uuml;&ccedil;lenir. Onunla aynı yollardan ge&ccedil;ip aynı ekmeği, suyu yiyip i&ccedil;ersiniz. Aynı adama aşık olup, aynı acıyı &ccedil;ekersiniz. Yazmak yalnızca i&ccedil;inizdeki duyguları değil, d&uuml;nyada var olan b&uuml;t&uuml;n duyguların yansımasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her bir duyguyu azami &ouml;l&ccedil;&uuml;de alarak d&uuml;ş&uuml;ncelerinizle yoğurmanız gerekir. Duygu ve d&uuml;ş&uuml;ncelerinizden oluşan bu hamuru bir m&uuml;ddet bekletmelisiniz ki bu karışımı doğru bir şekilde ifade edebilesiniz. Doğru an geldiğinde mayalanan fikirleriniz ona en uygun edebi t&uuml;rde yayılacaktır. Uygun pişirme ortamında her eser hak ettiği kıvama kavuşur. B&ouml;ylece duygu d&uuml;ş&uuml;nce birikimlerinizin karışımından oluşan bu eser okuyucusuyla buluşmaya hazır hale gelir. Gerisi ise okuyucunun damak tadına kalmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Herkesin yemek zevkinin farklı olduğu gibi her okuyucunun da okuma tarzı farklıdır. Bu durumda okuyucular farklı konulara y&ouml;nelebileceği gibi aynı konuyu da farklı bir servis şekliyle okuma arzusu i&ccedil;inde olabilirler. Yazarın vazifesi ise kendi yemeğini en lezzetli şekilde okuyucunun &ouml;n&uuml;ne getirmektir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Menfaat ...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/menfaat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/menfaat</guid>
<description><![CDATA[ Sarraf olmaya gerek yok.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621cb746da04d.jpg" length="58193" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 15:04:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>sarraf, menfaat, para</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_621cb7470feca.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayaller ...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hayaller</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hayaller</guid>
<description><![CDATA[ Toz pembedir hayat.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621cb728ef385.jpg" length="54336" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 15:02:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>pembe, hayat, hayal, yaşamak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_621cb72924550.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sır Küpü ...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sir-kupu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sir-kupu</guid>
<description><![CDATA[ nehir gibidir insan... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621cb37ece237.jpg" length="86000" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 14:38:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Kıssadan hisse, yaşanacaklar, yaşanmışlıklar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_621cb37f28374.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>17 YAŞ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/17-yas</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/17-yas</guid>
<description><![CDATA[ Kendi ruhumun ayaklanıp benden çıktığı zamanı hatırlıyorum. 17 yaşındaydım. Eşini bulduğunu sanıp koşa koşa gitmişti benden. Şikâyetçi değildim, mutluydum. Ama şimdi o ruhum paramparça, yara bere içinde.

Zorla kazındı her santimine acı. Tecavüz edildi benim ruhuma, acılara gebe bırakıldı. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6219149113b17.jpg" length="57273" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 13:12:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>Duyguknoglu</dc:creator>
<media:keywords>17 yaş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_621914913bd03.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cesaret.</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cesaret-1813</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cesaret-1813</guid>
<description><![CDATA[ Nietzsche tüm insanlığa şu öğüdü bıraktı:

&#039;&#039;En derin yaralarla başlar, en derin gülücükler. En yüksek uçurumlardan düşerken öğrenirsin uçmayı. En derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir seferde yaşamayı.&#039;&#039;

Cesaret her zaman yanı başımızda duran bir güneş gibidir. Ona ulaşamayız ama onun sıcaklığını kaburgalarımızın içinde, iliklerimizde hatta damarlarımızdan akan kanımızda bile hissederiz. Işığını kesmeye çalışan bulutlara inat, sıcaklığını ellerinden alan yağmura inat göz kamaştırıcı güzelliği ile sarıp sarmalar seni. Ne zaman ona muhtaç olsak başımızı gökyüzüne çevirmemiz yeterli olur. Bulutların ardından gülümseyerek bakar, &#039;hadi&#039; der &#039;yapabilirsin.&#039; Seni yakmasına, kavurmasına aldırış etmeden sırtına cesareti alır, yola devam edersin. Her tökezlemende seni o ayağa kaldırır, kulağına yapacağını fısıldar. O inanca tutunup adım atarsın. Hayata karşı ilk başkaldırın böyle başlar. Cesaretine sığınarak.

Yara alacağını bile bile savaşmaktır belki de hayat. Savaşın sonunda alacağın galibiyet değildir senin ödülün, savaşırken ruhuna açılan yaralardır. Ne kadar canının yandığı, ne denli büyük yaralara gebe kaldığının, savaş meydanına ne kadar kanının aktığı önemli değildir kimse için. Önemli olan o savaştan neler kazanıp başın dik ayrıldığındır. Sana ne kattığıdır. Ve insanlar buna tecrübe der. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6219133389ee1.jpg" length="62299" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 20:37:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Duyguknoglu</dc:creator>
<media:keywords>cesaret, hayat, tecrübe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_62191333ad953.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kalp ve Hayat</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kalp-ve-hayat</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kalp-ve-hayat</guid>
<description><![CDATA[ Kalp ve hayat... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621812627d0f6.jpg" length="83277" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 02:20:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çilem Akpınar</dc:creator>
<media:keywords>kalp, hayat, savaş, hüzün</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ruhum Sıkışmış Bedenime</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhum-sikismis-bedenime</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhum-sikismis-bedenime</guid>
<description><![CDATA[ Bazı anlar vardır, içinde can verdiğimiz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6217f13913c85.jpg" length="77735" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Feb 2022 23:59:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Beden, Ruh, çaresizlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; Hani bazı geceler karabasan basar ya b&ouml;yle aniden, illa ki gelmiştir herkesin başına. V&uuml;cudun kilitlenir parmakların uyuşur ve &uuml;st&uuml;nde bir ağırlık hissedersin sonra kalkmaya &ccedil;alışır yapamadık&ccedil;a konuşmaya &ccedil;alışırsın bu defa o da olmaz. G&ouml;zlerini bile a&ccedil;makta zorluk &ccedil;ekerken sen i&ccedil;inden bile konuşmaz hala geliyorsun ya hani. İşte şuan &ouml;yle hissediyorum. Herşey yapabilecekken hi&ccedil;bir şey gelmiyor elimden. Konuşmak varken ben yine susmak zorunda kalıyorum belki susmak zorunda da değilim ama l&acirc;l oluyor dilim benden habersiz. Sanki bedenimin h&uuml;km&uuml; ellerimden gitmiş gibi sanki ruhum bedene sıkışmış gibi. Bu durumlarda ne yapılır? Şuan mesela nefesim bile kesiliyor gibi hissediyorum nefes almaya &ccedil;alıştık&ccedil;a g&ouml;ğ&uuml;s kafesim daralıyor ellerim kalbimin &uuml;st&uuml;nde onu par&ccedil;alamak istercesine sıkarken bir diğer elim boğazımı yırtmak istiyor. Ne nefes alabiliyorum ne kalbim sığıyor kafesine. Kalbim bile isyan ediyor artık hapsolduğu bu kafesine. Ciğerlerim nefesimi t&uuml;ketmiş i&ccedil;i boş ama dolu geziyor. Sanırım, bu &ouml;lmenin bir işareti... Başka adıyla &ccedil;aresizlik mi demeliyim?</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YARINA MEKTUP</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yarina-mektup</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yarina-mektup</guid>
<description><![CDATA[ Eğer bir gün buradan ayrılmayı seçersem;gör,sev ve yaşa... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62177602137f8.jpg" length="72979" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 24 Feb 2022 15:13:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>callmeel</dc:creator>
<media:keywords>Sevgi, sevgili, kapkaranlık, umut</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili S,</p>
<p>Burada artık ne sevgi kaldı ne de sevgili.Kendi a&ccedil;ımdan bakıyorum,ben hala ilk g&uuml;nk&uuml; benim,sana bakarken g&ouml;zleri destanlar s&ouml;yleyen,y&uuml;z&uuml;n&uuml;n her zerresini dudaklarına kazımış ve bundan bir saniye bile sıkılmayacak bir ben...</p>
<p>Sevgim hala s&uuml;r&uuml;yor,bundan hi&ccedil; ş&uuml;phen olmasın.Sadece bug&uuml;n kırıldığım kişi,d&uuml;n olduğun kişiyle aynı değil.Ve bu beni ne olursa olsun hep yaralayacak.</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml;,ben seni mırıldandığımız şarkıların dansında tuttum,bir fotoğrafla silebilecek kadar aptal hi&ccedil;bir zaman olmadım.Simli kartonları binlerce yıldıza benzetip o soğukta kutupların ne derece soğuk olabileceğini hayal etmeyi sevdim.</p>
<p>Senin de bunların her birini ayrı ayrı sevdiğini biliyorum,sen benim aklımı okuyamazsın...</p>
<p>Benim anlattıklarım ne &ouml;l&ccedil;&uuml;de seni belirliyor bilmiyorum ama belirlemesini de hi&ccedil;bir zaman istemedim.Bana olduğun gibi gelmeni istedim.Keşke sen de &ouml;yle isteseydin,en azından d&uuml;n,ilk g&uuml;n,sadece bug&uuml;n değil...</p>
<p>Şimdi bu yazdıklarım bir şey ifade edecek mi bilmiyorum ama,burada artık ne umut kaldı ne de ışık.Burası kapkaranlık...</p>
<p>Elinde meşaleyi tutarak beni beklediğini hatırlıyorum,ilkler her zaman kazınır,ancak kazanma kısmında aynı fikirde değilim.</p>
<p>Ben karanıktım o g&uuml;n,sen bana meşale tuttun...Ama anladım ki yine kapkaranlığım;d&uuml;n,yarın,sadece bug&uuml;n değil...</p>
<p>Bu mektubu bitirmeden &ouml;nce s&ouml;ylemek istediğim ama s&ouml;yleyemediğim &uuml;&ccedil; şey var:</p>
<p>1.Ben duygularımı ne kadar &ccedil;ok g&ouml;sterebilen bir insan olsam da tam olarak g&ouml;steremedim.Bu y&uuml;zden hep yazmayı tercih ettim,y&uuml;z&uuml;n&uuml;n her zerresine &ouml;p&uuml;c&uuml;klerimi yazdım.Umarım sevildiğini benim kadar hissetmişsindir.</p>
<p>2.Ben hayatımın hi&ccedil;bir noktasında bu kadar hayat dolu,bu kadar mutlu olmamıştım.Sen bana umut dolu olmanın o kadar uzak olmadığını kanıtladın,bunun i&ccedil;in &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim.</p>
<p>3.Sen bunu okurken ben hala yanında olacağım,hala ilk g&uuml;nk&uuml; halimle.Buradan ayrılmak isteyebilirim,yarın,bir g&uuml;n,sadece bug&uuml;n değil...</p>
<p>Eğer bir g&uuml;n buradan ayrılmayı se&ccedil;ersem;g&ouml;r,sev ve yaşa...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Atatürk&amp;apos; ü Anlamak (Safındaki Hainler)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ataturk-u-anlamak-3kisim-safindaki-hainler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ataturk-u-anlamak-3kisim-safindaki-hainler</guid>
<description><![CDATA[ Sembolleştirmenin aşırılığı sonucunda oluşan destekçilerde fikrin safındaki hainlerdir.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62166f92dded1.jpg" length="63926" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 20:32:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>Atatür, vatan, millet, genç, siyaset, politika, hain, kemalizm</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kişi ; fikrin varlığını fiziksel olarak yery&uuml;z&uuml;nde yansıtan kişilere , yansıttığı fikirlerden daha fazla bağlanırsa eğer her ne kadar destek veriyor muş gibi g&ouml;z&uuml;kse de hem o kişiye hem de fikre zarar verir. &Ccedil;oğunluğun fikri değil kişi savunması durumunda da kişinin &ouml;lmesiyle fikrin de temelleri sarsılır. Sembolleştirmenin aşırılığı sonucunda oluşan destek&ccedil;ilerde fikrin safhındaki hainlerdir. Kimse o fikre bu kişiler kadar zarar veremez. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kemalizm i&ccedil;in de durum aynen budur.&nbsp;</p>
<p>Mustafa Kemal'in ve silah arkadaşlarının zaferi tarihi bir yaşanmışlıktan &ccedil;ok masalmış gibi anlatıldı hep topluma. Keskin &ccedil;izgilerle ayrılmış iyi ve k&ouml;t&uuml;n&uuml;n savaşında iyi olanlar sıfır kayıpla ve mucizevi bir şekilde zafer kazanmış gibi anlatılıyor. Kişi bu masaldan etkilense de hakikatle karşılaştırılınca pek bi &uuml;topik gelmesinden dolayı bulunduğu zaman dilimiyle bağdaştıramaz. Masalla karşılaştırınca d&uuml;şmanı &ccedil;ok daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; , kendisi ise kahramanlara kıyasla aşırı zayıf g&ouml;r&uuml;n&uuml;r ki "Hayır ." der. "Ben bunu başaramam." diye de ekler ve dertlerini sıralayıp iyice vaz ge&ccedil;er. &Ouml;n&uuml;mdeki engellerin aşırı fazla olduğunu ve kendisinin başarmasınım imkansız olduğunu kabullenir.&nbsp;</p>
<p>Mustfa Kemal Atat&uuml;rk &ccedil;evresindeki olumsuz durumların hepsini aşarak , uğurunda savaştığı hayallerinin &ouml;n&uuml;ndeki engellerin kendisini devirmesine izin vermemiştir. "Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır." s&ouml;z&uuml;n&uuml; de bu y&uuml;zden s&ouml;ylemiştir zaten. &nbsp;T&uuml;m kaleleri zapt edilmiş, b&uuml;t&uuml;n tersanelerine girilmiş, b&uuml;t&uuml;n orduları dağıtılmış ve memleketin her k&ouml;şesi bilfiil işgal edilmiş olmasına rağmen asla umutsuzluğa kapılmamış ve vazge&ccedil;memiştir. Vazifeye atılmak i&ccedil;in i&ccedil;inde bulunacağın vaziyetin imk&acirc;n ve şeraitini d&uuml;ş&uuml;nmemiş , ne gerekiyorsa onu yapmak i&ccedil;in hayatı boyunca &ccedil;alışmıştır. Bu bir masal değildi. B&ouml;ylesine b&uuml;y&uuml;k bir zafer i&ccedil;in verilen kayıplar da b&uuml;y&uuml;kt&uuml; elbet . Sadece Batı Cephesi'nde 640.000 T&uuml;rk sivil &ouml;ld&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Esarete mahkum edilmiş bir halkın i&ccedil;indeki bağımsızlık ateşini yeniden yakmış ve hep canlı kalması uğurunda hayatını harcamıştır. &Ouml;yleki hastalıktan dolayı ızdırap &ccedil;ektiği g&uuml;nlerde bile milletinin yanında olmuştur.</p>
<p>Sembolleştirmenin ve fanatizmin etkisindeki insanlardan dolayı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Kemalizm zarar g&ouml;rmektedir. Mustafa Kemalin başarılarının hikmetini g&ouml;sterdiği irade de ve inandıklarına bağlılığında değil de kaşında g&ouml;z&uuml;nde arayanlar... Safındaki hainler dememin sebebi de bu . Bu insanlar kadar kimse zarar vermemiştir belkide Kemalizme.&nbsp;<br />Atat&uuml;rk&uuml; yanlış anlayanlar bir yana aşırı iyi anlayanlar da cabası. S&ouml;ylemleriyle , zaten her fırsatı kollayan asıl hainlere koz vermiş oluyorlar.&nbsp;</p>
<p>Kendilerini bir yere ait hissetmek isteyen insanların bir kısmının bu tatmin duygusunu Kemlizm ile sağlama &ccedil;abalarıda safındaki hainler tanımına uygundur. Hi&ccedil; araştırmadan , bilmeden sırf "Ben şuyum , şunlardanım." demek i&ccedil;in ideolojilere ve fikirlere inanan fazlaca bir kesim var. Artık korktuklarından mı yoksa başka bir sebepten mi bilemiyorum ama bu insanlar kendi &ccedil;abaları sonucu kendilerini tanımaktansa bir s&uuml;r&uuml;ye katılıp hem kendilerine hem de o s&uuml;r&uuml;dekilere zarar verirler. Cahilin ne b&uuml;y&uuml;k tehlikelere yol a&ccedil;abileceğini burada bariz bir şekilde g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Bu sadece Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k i&ccedil;in değil, bulunduğumuz y&uuml;zyılda t&uuml;m ideoloji ve inan&ccedil;ların en temel problemlerinden biri.</p>
<p><br />Herşeyden &ouml;nce kendisine Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml; diyen bir birey okumalı , araştırmalı ve ne ger&ccedil;ek hainlere ne de safındaki hainlere koz vermemelidir. Mustafa Kemal ismi siyasi bir malzeme olarak kullanılmamalıdır. Bin bir zorluklarla , onca şey feda edilerek kazanılan ve bizzat Atat&uuml;rk tarafından gen&ccedil;lere bırakılan mirasa gen&ccedil;lerce sahip &ccedil;ıkılmalı.<br />G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kemalizmi savunan , &ouml;zellikle gen&ccedil; kesmin bile umutsuzluğun pen&ccedil;esine d&uuml;şm&uuml;ş durumda. Herkes ikinci bir Atat&uuml;rk bekliyor. En &ccedil;ok da buna &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum işte. "ATAM SEN KALK DA BEN YATAM" ve ya "ATAM GERİ D&Ouml;N , SANA İHTİYACIMIZ VAR" s&ouml;ylemleri beni cidden &ccedil;ok &uuml;z&uuml;yor. Bu insanlar sanıyorlar ki &ccedil;ok iyi Kemalistler . Mustafa Kemal Paşa kendisi s&ouml;yl&uuml;yor "Eğer bir kurtarıcı bekliyorsanız size hi&ccedil;bir şey &ouml;ğretememişimdir." diye. İşi şova d&ouml;kenler bir tarafa cidden &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum. Elbette herkesten bir savaş&ccedil;ı &ccedil;ıkmasını beklemiyorum. Kişinin &ouml;mr&uuml;n&uuml; feda etmesi gereken bir yol bu . Sağlam bir irade ve kararlılık g&ouml;sterilmeli ama işte hepimiz bir Atat&uuml;rk olamayız belki ama &ccedil;abalarsak eğer hepimiz birlikte bir Atat&uuml;rk olabilir. Gen&ccedil;liğe hitabe de &ouml;zellikle bas baya kendisinin bu m&uuml;cadeleyi nasıl kazandığından bahsediyor. Yani elimizde bir harita var ama işte bizim en b&uuml;y&uuml;k sorunlarımızdan biri o haritanın g&ouml;sterdiği hedefe durmadan y&uuml;r&uuml;yeceğimize and i&ccedil;meye artık cesaret edemememiz.</p>
<p>"Hi&ccedil;bir zaman &uuml;mitsiz olmayacağız, &ccedil;alışacağız, memleketi kurtaracağız."</p>
<p>&nbsp;(M.K. ATAT&Uuml;RK)</p>
<p>Senin vizyonunu millet&ccedil;e daha iyi anladığımız g&uuml;nlere uyanmak dileğiyle.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EN GÜZEL GÜNAYDIN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/en-guzel-gunaydin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/en-guzel-gunaydin</guid>
<description><![CDATA[ Günaydın, ağaran gün, günaydın sevinç, günaydın bitmeyen hüzün, selam tarladaki emek, sofrada aş. Selam dost, selam arkadaş. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_620a930dea247.jpg" length="18599" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 12:22:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>günaydın, güzel, sabah</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÖREMEDİKLERİMİZ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/goremediklerimiz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/goremediklerimiz</guid>
<description><![CDATA[ Ben artık göremiyorum etrafımda siz görüyor musunuz: saygıyı, nezaketi hoşgörüyü... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6215c8587328a.jpg" length="32666" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 08:41:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Cahide Gürkaplan</dc:creator>
<media:keywords>görmek, saygı, nezaket, hoşgörü, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ben artık g&ouml;remiyorum etrafımda siz g&ouml;r&uuml;yor musunuz: saygıyı, nezaketi hoşg&ouml;r&uuml;y&uuml;. Bir şeyler koptu gitti bizden. Yakalayıp tutamadık, yerine koyamadık. İnsanlığımızın tanımı değişti, ahlakın, liyakatın, m&uuml;tevaziliğin ve saydığım o insani duyguların &ccedil;ehresi değişti hatta yozlaştı, t&uuml;kendi, yok oldu. Ufacık kıyıda k&ouml;şede kalmış kırıntılarda vahşilerce s&ouml;m&uuml;r&uuml;l&uuml;yor. &Ouml;yle bir noktadayız ki paranın ve maddiyatın dişini ge&ccedil;irmediği neredeyse kimse kalmadı.</p>
<p>Bug&uuml;n eğer uzaydan bir canlı d&uuml;nyamıza gelse ve bize siz nesiniz deseler? Kim d&uuml;r&uuml;st olacak? Bizler menfaat ilişkileri &uuml;zerine kurulu, makyavelizmi benimsemiş ama bunu kesinlikle gizlemiş, tatlı s&ouml;zleri y&uuml;z&uuml;m&uuml;ze acı s&ouml;zlerimizi arkamızdan s&ouml;yleyen, &ccedil;aresiz, a&ccedil; susuz varlıklarız, diyebilecek miyiz? Ve evet az bile s&ouml;ylemiş oluruz ve evet a&ccedil; ve susuzuz. &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe, sevgiye, takdire, saygıya, inceliğe a&ccedil;ız.</p>
<p>&Ouml;z eleştiri yapmalı, insanları yargılamadan, normal bir iletişimde bile s&ouml;z kesmeden konuşmalıyız artık ka&ccedil;ıncı y&uuml;zyıldayız. Silkinip kendimize gelmenin, varlığımızın hakkını vermenin, nazik olmanın, tebess&uuml;m etmenin, yol vermenin, k&uuml;&ccedil;&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k iyiliklerle başlayıp onları bir ağa&ccedil; gibi b&uuml;y&uuml;tmenin vakti gelmedi mi?</p>
<p>Sonu&ccedil; olarak demeliyiz ki işe kendimizi d&uuml;zeltmekle başlayarak g&ouml;remediğimiz, unuttuğumuz, hissetmek istediğimiz duygu ve davranışları ufak ufak hayatımıza sokmaya ve klasik ama umutvari bir s&ouml;zle, d&uuml;nyayı daha g&uuml;zel bir yer yapmaya var mısınız?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA BİR MEKTUP BIRAKTIM 1</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-bir-mektup-biraktim-1</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-bir-mektup-biraktim-1</guid>
<description><![CDATA[ Yaşamımızda unutamadığımız anlar olur...Bir kalem bir kağıt yeter içinizi dökmek için. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62154e1f9a940.jpg" length="68172" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 22 Feb 2022 23:58:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>mektup, zaman, kişiselblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ZAMANA BİR MEKTUP BIRAKTIM(1)</p>
<p>MERHABA ZAMAN!</p>
<p>Sana bir mektup yazmak istedim.Sesimi duyan olmasa bile!Herkes okusun diye.</p>
<p>En&nbsp; g&uuml;zel yıllardan ge&ccedil;ti &ouml;mr&uuml;m&uuml;z seninle.Kah g&uuml;ld&uuml;k,Kah ağladık.Kah d&uuml;şt&uuml;k,Kah kendimiz ayağa kalktık.Bel ki;Hayat bizi anlamadı ve yaşattırmadı ama!Seni en g&uuml;zel şekilde yaşadık&hellip;Her şey temiz ve g&uuml;zeldi.Hayattan&nbsp; korkmaz, Rahat bir şekilde iletişim kurar eve d&ouml;nerdik&hellip;Bizim &ccedil;ocukluğumuz mahallede top oynayarak,Arkadaşlığın değerini bilerek ve b&uuml;y&uuml;klere saygı g&ouml;stererek ge&ccedil;ti.Bizim &ccedil;ocukluğumuzda misket oyunu oynar,Kavga nedir bilmezdik!...&Ccedil;alışmayı sever her zaman derslerimize &ouml;zen g&ouml;sterirdik.</p>
<p>80&rsquo;li ve daha &ouml;nceki yıllarda insanlar sevin&ccedil;lerini,&Uuml;z&uuml;nt&uuml;lerini,g&uuml;zel haberleri,yaşadığı durumu sadece ikisinin arasında kalan kağıda d&ouml;ker,zarfa koyar ve pul yapıştırıp adrese yollardı.Adı MEKTUP olan bu g&uuml;zel iletişim aracı bizlere heyecan katardı.Zira;Mektubun sonunda şu c&uuml;mle ge&ccedil;erdi:</p>
<p>ACELE CEVAP,KESTANE KEBAP.Cevabını d&ouml;rt g&ouml;zle beklerim&hellip;</p>
<p>Yazılan mektup bir heyecanla g&ouml;nderilen kişiye ulaşır,bir sevin&ccedil;le a&ccedil;ıp okur ve akabinde hemen cevabı yazılırdı.Mektubun cevabını bekleyen kişi ne zaman elime ge&ccedil;ecek,nasıl bir cevap yazacak diye sabırsızlıkla postacıyı beklerdi.Bu b&ouml;ylece s&uuml;r&uuml;p giderdi&hellip;</p>
<p>Komşuluk daha bir g&uuml;zeldi.Her evin kapısı sonuna kadar a&ccedil;ılır kimse kimseye haber vermeden gelir bir &ccedil;ayını i&ccedil;meye&nbsp; seninle biraz hasbi_hal etmeye geldim,M&uuml;sait misin? diye kapıdan seslenirdi.Mahallede herkes bir aile gibiydi.Herkes birbirini tanır ve birbirini korurdu&hellip;Komşular birbirlerine yaptıkları yemekten koyardı.Bu paylaşmanın en g&uuml;zel ve saf haliydi&hellip;</p>
<p>İnsanların birbirlerine sevgi ve saygısı vardı.D&uuml;r&uuml;stl&uuml;k ve sadakat onlar i&ccedil;in vazge&ccedil;ilmezdi.Verdiği s&ouml;z&uuml; tutan,emanete hıyanet etmeyen bir nesil vardı.</p>
<p>Mahalle bakkalları vardı.Kimi peşin para ile ihtiya&ccedil;larını alır,Kimi bor&ccedil; defterine yazdırır ay başında ya da sonunda hesabını &ouml;derdi.</p>
<p>90&rsquo;lı yıllarda Gen&ccedil;liğimiz de g&uuml;zel&nbsp; ge&ccedil;ti.Hem saygın hem sevgi dolu insanlardık&hellip;Okuma aşkımız vardı i&ccedil;imizde.B&uuml;y&uuml;klerin nasihatlerini dinler,kendimizi daha g&uuml;zel geleceğe hazırlardık&hellip;</p>
<p>Televizyon dizileri ve pembe diziler vardı.&Ccedil;ocuk,Gen&ccedil;,Yaşlı hep bir arada oturup,Aynı diziyi izlerdik.</p>
<p>Akşam saat 10.00 olunca,Yanan sobanın sıcaklığı ile hepimiz huzurla&nbsp; aynı saatte uykuya dalardık&hellip;</p>
<p>Sonrası mı! Sonrası devamında saklı&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gel bana burcunu söyle ... 22.02.2022.22:22 :))</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gel-bana-burcunu-soyle-220220222222</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gel-bana-burcunu-soyle-220220222222</guid>
<description><![CDATA[ 22.02.2022 burç yorumu.. ]]></description>
<enclosure url="https://img.youtube.com/vi/2pcm2dNCE3M/maxresdefault.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 22 Feb 2022 19:56:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, dilek, huzur, tarih, mitoloji, burçlar, yorumları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_621514dc77942.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bir Dilek Tut ve Sadece Huzur Dile ...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/bir-dilek-tut-ve-sadece-huzur-dile</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/bir-dilek-tut-ve-sadece-huzur-dile</guid>
<description><![CDATA[ 22.02.2022 tarihinin numerolojiye göre anlamı
22 Şubat 2022&#039;nin numerolojik anlamını, ilişkilerde ilerlemeyi destekler. Sadece romantik ilişkilerde değil tüm ilişkilerinizde uyumlu olabilmeyi amaçlar. Bu nedenle, bu tarihin anlamıyla belkide ilişkilerinizi geliştirmek için bir takım adımlar atmak isteyebilirsiniz. Şubat ayının odak noktası aşktır ve 2 sayısı ilişkilerin sayısını temsil eder. O yüzden bu günde amaç, hayata denge ve şefkatle yaklaşmak ve çevrenizdeki diğer insanlarla faydalı işbirlikleri geliştirmek olmalıdır. Başka bir deyişle 22.02.2022 tarihinde otoriter bir yaklaşım benimsemek yerine başkalarıyla uyum içinde çalışarak geçirmek önemli olabilir. 
2 sayısının numerolojideki önemi 
Yaşam yolu 2 olanlar başkaları tarafından kolayca ikna edilmeye daha yatkındır. Kolay kolay sınır belirleyemezler ama herkesle de anlaşabilen bir karaktere sahipsiniz demektir. Genelde akıl hocaları rolündedirler. Duygusal olma eğilimindedirler. Yaşam yolu 2 olan insanlar ay tarafından yönetilir. 
22.02.2022 tarihinde ne yapılabilir?
22 Şubat tarihinde denge enerjisini rutininize birçok şekilde ekleyebilirsiniz. Örneğin, partnerinizle bir çatışma yaşarsanız, her zamanki gibi tepki vermek yerine, ona deneyimleriyle ilgili sorular sorun ve kendinizi bir kenara koyun. Bu özel günde isteklerinizi tezahür etmek önemlidir. İsteklerinizi yazabilir, çizebilir veya sadece hayalinizde canlandırabilirsiniz. İsteklerinizi mutlaka şimdiki zamanda olmuş gibi yazmalısınız böylelikle etki gücünü hızlandırabilirsiniz. Ayrıca bu özel günde meditasyon yapabilir, hayatınızda inşa etmek istediğiniz şeyleri tekrar bir gözden geçirebilirsiniz. Uyum ve dengeyi temsil ettiği için çevrenizde uyumlu ilişkiler kurmak dengesiz ilişkilerinize son verebilirsiniz. Aşk ile ilgili dilekler dileyebilir kalp çakrasını aktifleştiren meditasyonlarda yapabilirsiniz.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62150bd486f90.jpg" length="76290" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 22 Feb 2022 19:20:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Aşk, dilek, huzur, tarih, mitoloji, inanç, sayılar ve tılsımları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_62150bd4d0e94.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SOHBET</title>
<link>https://edebiyatblog.com/alim-ile-sohbet-mercan-incidir-cahil-ile-sohbet-her-gun-bir-can-incitir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/alim-ile-sohbet-mercan-incidir-cahil-ile-sohbet-her-gun-bir-can-incitir</guid>
<description><![CDATA[ Duygularınıza dikkat edin davranışlarınıza dönüşür… Davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklarınıza dönüşür… Alışkanlıklarınıza dikkat edin değerlerinize dönüşür… Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür… Karakterinize dikkat edin kaderinize dönüşür… ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62137d38cfe78.jpg" length="43397" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 15:06:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>Bilgi, bilgelik, cehalet, duygu, zihin, alim, edebi, edebiyat</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>EDEBİYAT BLOG, AYTEKİN DURAN İLE RÖPORTAJ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebiyat-blog-aytekin-duran-ile-roportaj</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebiyat-blog-aytekin-duran-ile-roportaj</guid>
<description><![CDATA[   Sevgili okuyucularımıza mutlu ve sağlıklı günler dilerim. Bu hafta röportaj konuğum Aytekin DURAN&#039;DIR. 

Sevgili Aytekin DURAN İLE RÖPORTAJIMIZ SİZLERLE...  ]]></description>
<enclosure url="" length="43397" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 12:10:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şeyda Yüksel</dc:creator>
<media:keywords>röportaj, edebiyatblog</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Sevgili okuyucularımıza mutlu ve sağlıklı g&uuml;nler dilerim. Bu hafta r&ouml;portaj konuğum Aytekin DURAN'DIR.&nbsp;<br /><br />Sevgili Aytekin DURAN İLE R&Ouml;PORTAJIMIZ SİZLERLE...&nbsp;</strong></p>
<ul>
<li style="text-align: justify;"><strong>Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? </strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; <span><strong>Aytekin Duran:</strong></span> &nbsp; 26.01.1993 yılında Edirne ilinde doğdum. Ailemle birlikte İstanbul&rsquo;da yaşamaktayım. İstanbul Kavram Meslek Y&uuml;ksekokulu yeni adı (İzmir Kavram Meslek Y&uuml;ksekokul) spor y&ouml;netimi b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; tamamladıktan sonra Karab&uuml;k &Uuml;niversitesi Hasan Doğan Beden Eğitimi ve Spor Y&uuml;ksekokulu Spor Y&ouml;neticiliği b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; okuyarak lisans eğitimini tamamladım. Futbol hakemliği ve basketbol antren&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; yapmaktayım. Ancak; 17 yaşında &ccedil;ok severek başladığım futbol hakemliğini sakatlığımdan dolayı bırakmak zorunda kaldım. Basketbol antren&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; kariyerimde birden fazla alt yapı basketbol takımlarında antren&ouml;rl&uuml;k yaptım ve başarılar elde ettim. İstanbul Kavram Meslek Y&uuml;ksekokulu yeni adı (İzmir Kavram Meslek Y&uuml;ksekokulu) basketbol takımında yardımcı antren&ouml;rl&uuml;k g&ouml;revinde bulunarak &Uuml;nilig de başarılar elde ettik. Son olarak da Karab&uuml;k ilinde yeni oluşturulan Karab&uuml;k Demir Kartal GSK tekerlekli sandalye basketbol takımında yardımcı antren&ouml;rl&uuml;k g&ouml;revinde bulundum. Oradan da başarıyı elde ettikten sonra ayrıldım. Şimdi hem oyunculuk hem de yazarlık kariyerinde ilerlemekteyim. Kengeş Eğitim ve Yardımlaşma Derneği &ccedil;atısı altında elimden geldiğince yardıma ihtiyacı olan ailelere destek sağlıyorum. Biricik Babam ve Corona G&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; ve Sevgisizliğinizle &Ouml;l&uuml;n&uuml;z adlı eserlerin yazarıyım.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span><strong>Yazarken hangi kaynaklardan beslenirsiniz?&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</strong></span><span><strong>Aytekin Duran:</strong>&nbsp;İlk eserim yaşadığım s&uuml;reci anlatan bir kitap olduğu i&ccedil;in faydalandığım hi&ccedil;bir kaynak yoktur. Ancak bundan sonra ki eserlerim de &ccedil;ok iyi bir şekilde g&ouml;zlem yeteneğimi kullanırım. Yazarken huzuru hissedebileceğim iyi bir sessizlik ve ilham kaynağı olabilecek m&uuml;zikler en iyi kaynağımdır.</span><span></span></li>
<li><strong>Yazarlık hayatınızdaki d&ouml;n&uuml;m noktalarından bahseder misiniz ?</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; <span><strong>Aytekin Duran:</strong></span>&nbsp;Yazım hayatıma annemin karnından doğduktan sonra başladım. Yani yaşadıklarımı ve g&ouml;zlemlediklerimi ruhuma yazıyordum. Babamın vefatını tek başıma &ouml;ğrendiğim ilk g&uuml;nden Sonra ruhuma yazdıklarımı kağıda aktarmaya karar verdim.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong> EdebiyatBlog hakkındaki d&uuml;ş&uuml;nceleriniz nelerdir ?</strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; <span><strong>Aytekin Duran: </strong></span>EdebiyatBlog Yazar ve okuyucuyu bir arayan getiren g&uuml;zel bir platformdur. &Ouml;zg&uuml;rce fikirlerin paylaşılabildiği g&uuml;zel bir aile ortamı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜVENMEK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/guvenmek</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/guvenmek</guid>
<description><![CDATA[ Keşke sevebildiğimiz kadar güvenebilsek... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62134d4bad5d0.jpg" length="85122" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 11:10:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meltem Güdemezoğlu</dc:creator>
<media:keywords>güvenmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span>G&uuml;ven s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ok geniş kapsamlı kavramdır.&nbsp; G&uuml;nl&uuml;k yaşantımızda daha &ccedil;ok karşılıklı ilişkilerde (aile , evlilik ilişkilerinde, arkadaşlık-dostluk ilişkilerinde, sevgili ilişkilerinde, meslek alanlarında, Alışveriş yaparken mağazanın g&uuml;venilir olup olmadığı gibi) kullanmaktayız. Kelime anlamı &ldquo;korku, &ccedil;ekinme&nbsp; ve kuşku&nbsp; duymadan inanma ve&nbsp; bağlanma&nbsp; duygusu, itimat &ldquo; olduğu&nbsp; halde&nbsp; ka&ccedil;ımız&nbsp; koşulsuz bu duyguyu&nbsp; yaşayabiliyoruz. Bireyselleşmenin arttığı toplumlarda birlik beraberliği &ouml;nemsemeyen, g&uuml;vensiz&nbsp; insanlar ortaya &ccedil;ıkar. Bu durum yavaş&nbsp; yavaş&nbsp; bencilliği artırır. Bencilleşmiş, saygıdan yoksun&nbsp; toplumların g&uuml;veni kurabilmeleri zorlaşır.&nbsp; Kişinin kendine olan &ouml;z g&uuml;venini artıramadığı&nbsp; gibi&nbsp; tam tersine&nbsp; g&uuml;vensizlik artar.</span><br /><span>Karşılıklı iki dost oturup sohbet ederken birisi &ccedil;ok bencil birisi daha uysal daha uyumludur. B&ouml;ylece dostluklar biter &ccedil;&uuml;nk&uuml; kendine ve dostluğuna g&uuml;veni yoktur. G&uuml;vensizlik olduk&ccedil;a yalnızlığı tercih ediliyor. Bu durumun iyileşmesi i&ccedil;in &ouml;nce kişi kendine g&uuml;venmelidir.</span><br /><span>&Ouml;rneğin;&nbsp;&nbsp;</span><br /><span>Kişinin kendine olan g&uuml;veninin sağlamasını i&ccedil;in kendini geliştirerek hobileriyle yapacağı işlerde daha huzurlu hissederek ve sorumluluk alarak topluma kendini kabul ettirerek, insanları&nbsp; tanımaya ve anlamaya &ccedil;alışmak g&uuml;zel bir&nbsp; başlangı&ccedil;&nbsp; yapabilir. Başarmak g&uuml;veni&nbsp; en g&uuml;zel tesis&nbsp; eden&nbsp; duygudur. Başardık&ccedil;a ve başarısını insanlar tarafından takdir ediliyorsa kendine olan &ouml;z g&uuml;veni artar.&nbsp;</span><br /><span>G&uuml;ven&nbsp; arttık&ccedil;a topluma&nbsp; yayılır ve belki&nbsp; de bencillik&nbsp; bir&nbsp; nebze&nbsp; olsun&nbsp; azalır. Dolayısıyla topluma &ouml;rnek&nbsp; olacak bireyler&nbsp; &ccedil;oğaldık&ccedil;a ilişkiler de sağlam temellere oturmaya başlar. Aksi takdirde zaten sağlam&nbsp; başlamayan&nbsp; bir ilişki başlamadan bitmiş sayılır.&nbsp; &nbsp;</span><br /><span>&nbsp;</span><br /><span>&lsquo;&rsquo;G&uuml;ven duygusu kuşkusuzdur.</span><br /><span>Bu g&uuml;veni sağlamak istiyoruz ama sağlayamıyoruz.</span><br /><span>Ne kadar g&uuml;vensek de ş&uuml;phe duygusu oluşuyor i&ccedil;imizde.</span><br /><span>G&uuml;venmek ve sevmek aynı şeyler değildir.</span><br /><span>Bir insanı uğruna &ouml;lebilecek kadar &ccedil;ok seversin ama ona karşı g&uuml;venin sonsuz olamaz.</span><br /><span>Keşke sevebildiğimiz kadar g&uuml;venebilsek...&rsquo;'</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vagonlarda Ki Yerimiz</title>
<link>https://edebiyatblog.com/vagonlarda-ki-yerimiz</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/vagonlarda-ki-yerimiz</guid>
<description><![CDATA[ Renklerin içine saklan, seni onlardan daha iyi gizleyen yoktur. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_6212a5cc4952f.jpg" length="38601" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 20 Feb 2022 23:34:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Vagon, renk, umut, gülücük, mutluluk, güçsüz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir vagon d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, i&ccedil;ine biniyorsun ve o renge bulanıyorsun. Mavi ise vagonun umudu kucaklıyorsun, pembeye b&uuml;r&uuml;nd&uuml; m&uuml; y&uuml;z&uuml;n? &Ccedil;ocukluğunun k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızı oluyorsun. Yeşile attığın adım ile her yer g&uuml;l&uuml;c&uuml;kler ile doluyor, sarı da g&uuml;neşin eşsiz g&uuml;l&uuml;msemesine b&uuml;r&uuml;n&uuml;yor her yanın. Kırmızıya yaklaştın mı? Biraz heyecan yapabilirsin &ccedil;&uuml;nk&uuml; kırmızı kalbin aynasıdır. Kahverengine dokun cesaretin ile ve &ouml;l&uuml;m&uuml;n toprak da olduğunu kabullen yaşamın toprak dan geldiğini unutmadan. Siyah da gelecektir elbet g&uuml;c&uuml;n&uuml; test edecek seni karanlığa itecektir, sen karanlığın mahk&ucirc;mu olacağına ona siyahın da g&uuml;zel olabileceğini g&ouml;ster. Griyi ararsa g&ouml;zlerin yaşamın s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; hayata bak grinin her tonu hayatın da mevcut. Ve beyaz dinlenecek g&ouml;zlerin, y&uuml;reğin ferahlayacak işte o zaman anlayacaksın beyaz vagonu bulmak i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n renkleri tatman gerektiğini...☘️</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GÜVEN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/guven-zaman-insana-ne-gosterirse-gostersinher-daim-calacagi-tek-kapidir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/guven-zaman-insana-ne-gosterirse-gostersinher-daim-calacagi-tek-kapidir</guid>
<description><![CDATA[ Bir insana tamamen güvendiğinizde, iki sonuçtan birini elde edeceğiniz kesindir. Ya yaşam boyu bir dost, ya hayat boyu bir ders. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62122c6b3217d.jpg" length="83358" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 20 Feb 2022 15:11:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Rüya gibi</dc:creator>
<media:keywords>blog, güven, kapı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x_62122c6b4f50c.jpg" alt="" /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ARAF</title>
<link>https://edebiyatblog.com/Dilara-Esen-%C3%9Cst%C3%BCnda%C4%9F-1732</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/Dilara-Esen-%C3%9Cst%C3%BCnda%C4%9F-1732</guid>
<description><![CDATA[ Araf...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62114d4e50405.jpg" length="19378" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 20 Feb 2022 12:51:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Dilara Esen Üstündağ</dc:creator>
<media:keywords>Araf, benlik, arayış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Araf, kimimiz i&ccedil;in cennet ile cehennemi ayıracak olan o yol kimimiz i&ccedil;in ise yalpalayarak sağa sola savrulup asıl benliğimizi bulmaya &ccedil;alıştığımız &ouml;z&uuml;m&uuml;z. Ben kimim bilmiyorum. Ben ne yapıyorum onu da bilmiyorum. Tek bildiğim şey benim derin bir arafta olup kendimi sorgulayışım. O araf mıdır ki beni yaradana g&ouml;t&uuml;ren ya da ben miyim beni &nbsp; yaradandan g&ouml;t&uuml;ren? Nedir bu d&ouml;ng&uuml; bilmiyorum ama yaradanıma ulaşmayı her şeyden &ccedil;ok istiyorum. Bilinmezlik dolu bir yolda ilerliyorum. Ayaklarım yara bere i&ccedil;inde ve ben bi&ccedil;are. Yolumu bulmaya &ccedil;alışırken yanıyordum. Neydi bu d&ouml;ng&uuml; bilmiyordum ama aklımda tek bir soru vardı ve onun cevabını almayı &ccedil;ok istiyordum; Araf mıydı bizi bu denli yakan yoksa biz miydik yanılan?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SESLERİN VURGUNU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/seslerin-vurgunu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/seslerin-vurgunu</guid>
<description><![CDATA[ Bir ses duydum çok uzaklardan... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62118e633c0e5.jpg" length="136554" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 20 Feb 2022 03:42:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Denizdensesler</dc:creator>
<media:keywords>ses, vurgun, güven</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>SESLERİN VURGUNU</p>
<p>Bir ses duydum &ccedil;ok uzaklardan. Benim adımı fısıldıyordu. Dudaklarından d&ouml;k&uuml;len her kelime benim birka&ccedil; adım &ouml;temde yankılanıyordu. Bir ses duydum ben o gece. Kara ormanın i&ccedil;inde. &ldquo;Son bir şans daha&rdquo; diyordu. Kendi canı i&ccedil;in mi merhamet istiyordu yoksa benim canımı mı almak istiyordu? Hi&ccedil;bir zaman emin olamayacaktım. Onu, y&uuml;z&uuml;ne bakacak kadar tanımıyordum. Ama arkamı da d&ouml;nemezdim. Ona g&uuml;venmiyordum. B&uuml;t&uuml;n ikilemleri bir araya getirmiştim. İnsanın en &ccedil;aresiz anları se&ccedil;im yapmak zorunda kaldığı anlarda mı saklıydı? Ya hen&uuml;z vakti değilse? Doğru anı kendi ellerimle var edecektim ama şimdi değil. Onların oyununun piyonu olmayacaktım. Ben kendi oyunumu kuracak ve tek hamlede onları mat edecektim.</p>
<p>Bir ses duydum kalbimin tam i&ccedil;inde. Var g&uuml;c&uuml;yle adımı haykırıyordu. Bense derin dalgaların i&ccedil;inde kaybolmuş bir halde onun sesini duymazdan geliyordum. Kendimi arıyordum dipsiz kuyularda. Kaybettiğim her şeyi derinlerde bulacağıma inanıyordum. Başımı suyun y&uuml;zeyine &ccedil;ıkarmak aklıma bile gelmiyordu. Oysa derin bir nefes alsam her şey nasıl da yerini bulacaktı. Boşa &ccedil;ırpınıp dibe batmak yerine nasıl da g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne dokunacaktım. Onca telaşımın arasında bir ses duydum yine. Boğuk ama inat&ccedil;ı bir ses. Ciğerlerimde kalan son nefesle beni suyun &uuml;st&uuml;ne taşıyacak bir ses. Bana ait bir ses.</p>
<p>Bir ses yankılandı gecenin tam i&ccedil;inde, saatin yirmi &uuml;&ccedil;&uuml;nde. Yelkovanın akrebe yetişmesi an meselesiydi. Kapı her an &ccedil;alabilirdi. Gelen kişi kimdi? Ona g&uuml;venebilir miydim? Duyduğum bu sesleri susturabilir miydi? Yoksa bana seslenen kendisi miydi? Kendi canı i&ccedil;in mi merhamet istiyordu yoksa benim canımı mı almaya gelecekti? Kim bilir..</p>
<p>Kapı &ccedil;alındı gecenin k&ouml;r saatinde. Gelen kişinin kim olduğunu biliyordum. Ama o beni tanıyor muydu? Hi&ccedil; sanmam.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Merhem Olamamak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/merhem-olamamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/merhem-olamamak</guid>
<description><![CDATA[ Hadi gel biz yara bandı olalım, merhemi sonra buluruz. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_621009221b91f.jpg" length="36043" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Feb 2022 00:02:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Merhem, Yara Bandı, Sarmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>&nbsp; &nbsp;Bug&uuml;n ş&ouml;yle bir s&ouml;ze denk geldim. "Her &ouml;n&uuml;ne gelenin yarasına merhem olmaya kalkma" diyordu, okuyunca i&ccedil;im acıdı. O zaman fark ettim sanki bazı şeyleri, ben merhem olacağım derken onların yaralarını deşmişim. Farkında olmadan bilmeden bunu yapmışım, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum şimdi bazı şeyleri oluruna bırakmak iyi olabilirmiş ya da &uuml;st&uuml;ne gitmek yerine elini gevşetmek. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen her yaranın merhemi değilsin, merhem olacağım derken &ouml;nce kendine yara a&ccedil;ıp sonra karşındakinin yarasına yara katma. Olmuyor mu? Tamam de olmuyor, belki de ben denk gelemiyorum ona de ama o kalıbı ona oturtmaya kalkışma. İncitirsin onu sarayım derken ve aranızdaki bağ mesafeye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. Merhem olamıyorsan yara bandı olursun belki kim bilir? Hem yara bandı ne mesafedir ne de aran da bağ oluşturur. Ne yarayı sarar, ne de kanatır. Hadi gel biz yara bandı olalım, merhemi sonra buluruz..</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Defalarca Ölürsün</title>
<link>https://edebiyatblog.com/defalarca-olursun</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/defalarca-olursun</guid>
<description><![CDATA[ Hayatımız boyunca defalarca öldürülürüz. Duygularımız,hislerim ve ruhlarımız ölür. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_600x460_62112b4eddb70.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Feb 2022 21:58:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>melikemtl</dc:creator>
<media:keywords>Ruhlar, hisler, duygular</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Defalarca &Ouml;lürsün</strong></p>
<p><strong>Bir insan kalbi durduğu zaman mı &ouml;lür sadece? </strong><strong>Bir insan bir&ccedil;ok kez &ouml;lür. Ruhu &ouml;lür,duyguları &ouml;lür,hisleri &ouml;lür ve sonra kendisi yok olur. Bir insanın canını yakarak ,ruhunu yok ederek de &ouml;ldürürsünüz ama bu dünyanın hi&ccedil;bir yerinde su&ccedil; sayılmaz. Asıl en büyük,en ağır su&ccedil;tur bunlar. Bir insanın bedenini &ouml;ldürenlere,yani katillere hak ettiği cezalar verilirken,aynı zamanda bir insanın ruhunu &ouml;ldüren katillerede hak ettiğinden daha fazla ceza verilmeli. Ben defalarca &ouml;ldürülmüştüm ama h&acirc;l&acirc; nefes alabiliyordum. Şu an da bulunduğum yerde acı i&ccedil;inde kıvranırken bir kez daha &ouml;ldüm,bir kez daha ge&ccedil;mişime d&ouml;ndüm.</strong></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Say Koyunları</title>
<link>https://edebiyatblog.com/O-iki-g%C3%B6z%C3%BCn%C3%BC-kapat-ki-dalabilesin-en-g%C3%BCzel-r%C3%BCyalara</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/O-iki-g%C3%B6z%C3%BCn%C3%BC-kapat-ki-dalabilesin-en-g%C3%BCzel-r%C3%BCyalara</guid>
<description><![CDATA[ Sekiz unuttu bana gelen yolları ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_620bf6240e5e2.jpg" length="58563" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Feb 2022 21:53:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kasım Çiçeği</dc:creator>
<media:keywords>Koyun uyku saymak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ansızın ka&ccedil;ar uykun</p>
<p>Gecenin karanlığında</p>
<p>Olur olmadık d&uuml;ş&uuml;nceler yoklar seni</p>
<p>Sen sakın kulak verme onlara</p>
<p>Say koyunları bir hızlı gel &ccedil;abuk</p>
<p>İki oyalanma bak kapacak kurt beni</p>
<p>&Uuml;&ccedil; şşş yavaş atla &uuml;rk&uuml;tme duyguları</p>
<p>D&ouml;rt,beş hatırlatma şimdi eskileri</p>
<p>Altı başlayacak şimdi tavan bakışmaları</p>
<p>Yedi yemek &uuml;zere beni karanlığın korkuları</p>
<p>Sekiz unuttu uyku bana gelen yolları</p>
<p>On g&ouml;zlerim kapanıyor da nafile</p>
<p>Onbir uykum yok yordum koyunları</p>
<p>O iki g&ouml;z&uuml;n&uuml; kapat ki dalabilesin en g&uuml;zel r&uuml;yalara..</p>
<p>On&uuml;&ccedil; hadi ama be uyku gel artık kurudu g&ouml;zlerim yollarında</p>
<p>O d&ouml;rt g&ouml;zle beklediğin mucizen el verecek sana&nbsp;</p>
<p>Onbeş uykunmu ka&ccedil;tı yoksa umudunmu&nbsp;</p>
<p>Onaltı s&ouml;yle hadi &ouml;nce hangisi gelsin yanına</p>
<p>Onyedi umudun ardında gizli uyku</p>
<p>Onsekiz hadi gelin el ele&nbsp;</p>
<p>Ondokuz yordu yokluğunuz&nbsp;</p>
<p>Yirmi hadi bekliyorum</p>
<p>Yirmibir nasıl olsa her g&uuml;n başa saracağım&nbsp;</p>
<p>Tekrar birrrrr diye.....</p>
<p>Birrr dua bir umut &ouml;tesi bir mucize...</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bekliyorum seni, biliyorum uykumdan &ouml;nce GELECEKSİN...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ben Arafım</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ben-arafim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ben-arafim</guid>
<description><![CDATA[ Benim bir yanım katilin soğuk kanlılığını temsil ederken, diğer yarım bir çocuğun merhametini ellerinde tutuyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2021/10/image_750x500_61674f39e5268.jpg" length="60100" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Feb 2022 21:56:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Araf, iyi, kötü, sıkışıp kalmış</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>&nbsp; &nbsp; Bir yanım batıyor yavaş yavaş, haberim yokmuş gibi hi&ccedil; bilmiyormuşum gibi hissettirmeden batıyor. Durduramıyorum bazen hatta izin verdiğim zamanlarım oluyor o batan yanıma. Ama &ouml;yle bir yanım var ki benden bile &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml;, o kadar umutlu ki g&uuml;neşe dokunmuş gibi ferah. Bir araf d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n şimdi, bir yanı beyaz bir yanı siyahın en koyu tonu. Ve ben bu arafın ortasında debeleniyorum. Bir ayağım siyaha ge&ccedil;eceği zaman diğer ayağım her zaman beyaz da. Bir se&ccedil;enek sunsa bana se&ccedil;emeyeceğim kadar iki taraftayım. Ben Arafım..</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kuş Bakışı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kus-bakisi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kus-bakisi</guid>
<description><![CDATA[ Bulunduğun basamak kaçıncı kat olursa olsun sen o ilk katı çıkacaksın. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_62042aa860d23.jpg" length="71365" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 09 Feb 2022 23:57:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Labirent, yol, kaybolmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n bir labirent var &ouml;n&uuml;n&uuml;zde, &ccedil;ıkışı belli yolları a&ccedil;ık. Gideceğin yol tarif edilmiş, karşılaşacağın engeller &ouml;nceden sana bildirilmiş. Ama o labirente girdiğin an t&uuml;m bu bildiklerin yok oluyor. Sen kayboluyorsun usul usul, &ouml;nce kendinden emin adımlarla ilerliyorsun ancak o da ne? ayağına takılan taş ile yere d&uuml;ş&uuml;yorsun kalkıp yeniden ilerleyeceğin esnada karşına iki d&ouml;neme&ccedil; &ccedil;ıkıyor. Peki hangisi doğru? Hangisinden ge&ccedil;men gerek? Senin bildiğin onca şey nerede şimdi? Oluyor değil mı? Herkes bu anı yaşar, yaşıyor ve yaşıyordur. Olayların girdabına kapıldıysak yapacağımız şey sadece yukardan bakmak. Tabiri caizse kuş bakışı bakmak, bu sayede o labirentin &ccedil;ıkışını, yollarını ve engellerini g&ouml;rebilirsiniz. Yolunuza sağlam adımlar atmak istiyorsanız. Bu kuş bakışı şart...????</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tebessüm</title>
<link>https://edebiyatblog.com/tebessum-1677</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/tebessum-1677</guid>
<description><![CDATA[ Kuşların yazgılı yanılgısı ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_620261683ecaa.jpg" length="54702" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Feb 2022 15:33:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>zuleyha_caglarr</dc:creator>
<media:keywords>Kuş, Gökyüzü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>Ruhun alın &ccedil;izgisinde kuşların yazgılı yanılgısı kanat &ccedil;ırpar, kervanların &ccedil;ıkmazlı yorgunluğunda...</p>
<p>Bu yoğunlukla dilim dile gelir ...</p>
<p>S&ouml;ylerim ben bu bi&ccedil;aresiz bedbaht pencereye &ldquo;Haydi uyan ! Evlerin &uuml;st&uuml;n&uuml; saran g&ouml;ky&uuml;z&uuml; artık yağmurla sarnı&ccedil;landı.T&uuml;m yargılardan &ouml;nce var olmaya &ccedil;alışan c&uuml;mlelerin g&ouml;lgesinde...</p>
<p></p>
<p>Bu g&ouml;lge de i&ccedil;im h&uuml;z&uuml;n kokan belkiler diye bağıran bir kelime zincirinde d&uuml;ğ&uuml;mlendi...</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HUZUR BULDUĞUM DÜNYAM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/huzur-buldugum-dunyam</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/huzur-buldugum-dunyam</guid>
<description><![CDATA[ Kitap okumak o dünyaya adım atmak öyle tarifsiz duygu ki... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61ff0872470d3.jpg" length="63615" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 06 Feb 2022 02:30:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>Çilem Akpınar</dc:creator>
<media:keywords>kitap, dünya, mutluluk, huzur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kitap okumak o d&uuml;nyaya adım atmak &ouml;yle tarifsiz duygu ki...Aklında olanları, canına yakan her t&uuml;rl&uuml; duyguyu bir kenara atıp sadece c&uuml;mleler diyarına dalıyorsun.İşte ben de &ouml;yleyim, bir kitabı okurken herşeyi unutuyorum. Sadece oradaki kahramanlar ve ben varım. Yeni hayatlar, yeni insanlar keşfediyorum. Bazen bir&nbsp; kahramanın sevdiği kadın oluyorum, bazen kardeşi...Sanki onlarla b&uuml;t&uuml;nleşiyorum. &Ouml;zellikle aklımda bir s&uuml;r&uuml; sorunlar varken ben o d&uuml;nyada huzur buluyorum. Bir terapi gibi geliyor. <br /><br />Bana ila&ccedil; olan başka bir şey varsa da oda&nbsp; yazmak...Kendi i&ccedil;imde ki d&uuml;nyamı, kendi hayallerimde ki kahramanları yazmak. &Ouml;yle m&uuml;thiş duygu ki!Kalemimden d&ouml;k&uuml;lenler, kalbimden, hayallerimde var olanları bir d&uuml;nyada buluşturmak. İşte benim canım yanınca, kendimi &uuml;zg&uuml;n hissedince sadece kitaplara ve elimde ki kaleme sığınıyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; tek nefes alabildiğim yer o d&uuml;nya!</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BARÇIN YÜREKLERE DOKUNMAYA GELİYOR!</title>
<link>https://edebiyatblog.com/barcin-cok-severek-ve-cok-emek-vererek-yillarin-eskimeyen-sezen-aksunun-sarkisiy-kaybolan-yillarla-yureklere-dokunmaya-geliyor</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/barcin-cok-severek-ve-cok-emek-vererek-yillarin-eskimeyen-sezen-aksunun-sarkisiy-kaybolan-yillarla-yureklere-dokunmaya-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Barçın “Sezen Aksu’nun şarkısı Kaybolan Yıllar ile “ yüreklere dokunmaya geliyor! ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61fec07c4efe6.jpg" length="34805" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 05 Feb 2022 21:25:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meltem Güdemezoğlu</dc:creator>
<media:keywords>Barcin, SezenAksu, KaybolanYillar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>M&uuml;ziğin eğitiminden gelen; 2018 yapımı ilk teklisi &ldquo;Senden Bana Kalan&rdquo; ile dinleyicilerin beğenisini kazanan ve 2020 yazında H&uuml;seyin Altın yorumuyla bilinen &ldquo;Terk Edilmiş Gibi&rdquo;yi dinleyicilerle buluşturan Bar&ccedil;ın, 1.5 yıl aradan sonra Sezen Aksu klasiği &ldquo;Kaybolan Yıllar&rdquo; ile y&uuml;reklere dokunmaya geliyor!</p>
<p>Bağımsız olarak yayınlanan Sezen Aksu eseri teklinin akustik tınılı d&uuml;zenlemesi ve mixi ise solo kariyeriyle de dikkat &ccedil;eken Mert Tun&ccedil;makas imzası taşırken, masteringi ise Başar Yakupoğlu &uuml;stlendi.</p>
<p>Ayrıca teklinin m&uuml;zik kariyeriyle bilinen Ali &Ouml;zcan y&ouml;netmenliğindeki klibi, Bar&ccedil;ın&rsquo;ın YouTube kanalında yerini aldı. Klip, aynı zamanda kendi kliplerini y&ouml;neten Ali &Ouml;zcan&rsquo;ın kendi dışında bir sanat&ccedil;ıya y&ouml;nettiği ilk klip olma &ouml;zelliğini taşıyor.</p>
<p>Bar&ccedil;ın, Kaybolan Yıllar&rsquo;ı yorumlamasını şu s&ouml;zlerle anlatıyor: &ldquo;Sezen Aksu benim m&uuml;ziğe bakışımın her d&ouml;neminde &ouml;nemli bir idol oldu. Kendisinin her şarkısını ayrı sevsem bile, benim ve &ccedil;oğu dinleyicinin g&ouml;r&uuml;ş&uuml; olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m Sezen Aksu &rsquo;yu Sezen Aksu yapan Kaybolan Yıllar, benim i&ccedil;in her zaman &ouml;zel oldu. Kısa bir aradan sonra m&uuml;ziğe d&ouml;nerken dilerim bu klasik hem bana bu geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mde uğur getirir, hem de sizler hissettiğim duyguyu yorumumla yaşarsınız!&rdquo;</p>
<div class="srekinline1"></div>
<p></p>
<p>Bar&ccedil;ın&rsquo;ın &ldquo;Kaybolan Yıllar&rdquo; yorumu, başta Spotify olmak &uuml;zere pek &ccedil;ok dijital platformda dinleyicileri bekliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HOBİ NEDİR? KİŞİ İÇİN NEDEN ÖNEMLİDİR?</title>
<link>https://edebiyatblog.com/hobi-nedir-kisi-icin-neden-onemlidir</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/hobi-nedir-kisi-icin-neden-onemlidir</guid>
<description><![CDATA[ Batman Yerel Kurul&#039;u üyelerinin &#039;hobi&#039; konusu çerçevesinde fikirlerini birleştirerek ortaya koydukları bir eserdir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61fd388261aa3.jpg" length="41805" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 04 Feb 2022 17:30:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>EdebiyatBlog</dc:creator>
<media:keywords>Hobi, yerel kurul, eser, yazı, deneme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın sevdiği, ilgi duyduğu her t&uuml;rl&uuml; deneyimin ortak &uuml;r&uuml;n&uuml; olan hobilerin, insan &uuml;zerinde yarattığı olumlu etkileri anlayıp tartışmayı, bunun yanı sıra sosyal ve psikolojik etkilerinin &ouml;nemini kavramaya y&ouml;nelik ge&ccedil;irdiğimiz zamanda bizleri nelerin mutlu ettiğini, nelerin heyecanlandırıp peşinden s&uuml;r&uuml;klediğini anlamlandırarak bunun bilincinde yaşamanın &ouml;nemi &uuml;zerinde durduk. Ge&ccedil;irdiğimiz zaman zarfında hobi edinmenin &ouml;nemini hayatlarımızdan g&uuml;zel &ouml;rneklerle destekleyerek zamanı da bu hususta g&uuml;zel y&ouml;netebilmenin ayrıntısına dikkat &ccedil;ektik. Farklı hobilerinde kişisel gelişimdeki yerini tartışarak gerekliliği &uuml;zerinde durduk.&nbsp;</p>
<p>Hobi; kişinin yapmaktan zevk aldığı şeylerle meşguliyetidir. Bu meşguliyet kişiye bir iş, y&uuml;k veya sorumluluk olmaktan ziyade kendi kendine terapi etme y&ouml;ntemi ve stres boşaltma eylemi olur. Kişi bunları yapmaktan zevk alır ve bu davranışları yerine getirilmeye başladığı andan itibaren m&uuml;thiş bir rahatlama hisseder. G&uuml;n&uuml;n yorgunluğunu atmak, sorumluluklarının y&uuml;k&uuml;n&uuml; azaltmak i&ccedil;in yaptığı bu davranış, b&uuml;t&uuml;n bu olumsuzluklardan kurtulmasını sağlayarak var g&uuml;ne sıfırdan başlama enerjisini verir. Hobilerimiz, bizim karakter ve davranış b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; de ortaya koyar. Kişinin sıraladığı hobilerinden o kişiyle ilgili genel &ccedil;ıkarımlarda bulunabiliriz. Edindiğimiz hobiler kişisel, fiziksel ve duygusal gelişimimizi de etkiler. Zevk almak ve rahatlamak i&ccedil;in yerine getirdiğimiz eylemler zamanla en iyisi olmamıza da katkı sağlar. Kişinin hem yapmaktan zevk aldığı hem yaptık&ccedil;a yorulmak yerine dinlendiği hem de yaptıklarıyla kendisini geliştirdiği şeylerin olması m&uuml;kemmel.</p>
<p>G&uuml;nl&uuml;k rutin haline gelen bir&ccedil;ok alışkanlığımız aslında farkında olmadan hobi olarak yaptığımız şeyler de olabilir aslında. Yemek yapmak, kitap okumak, m&uuml;zik dinlemek gibi eylemler kişinin g&uuml;nl&uuml;k rutini haline gelebilmektedir. Ancak kişi b&uuml;t&uuml;n bunları sadece hobi olarak yapmak istediğini veya hobi olmasını istediği i&ccedil;in yerine getirince bu eylemleri yapmak ona en g&uuml;zel işlerine ayırdığı zaman dilimi gibi gelebilir. Yeter ki bunlara olan yetkinliğinin ve yeterliliğinin farkında olsun. Yemek yapmak g&uuml;nl&uuml;k rutin veya sorumluluk olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde kişiye bir zaman sonra yorgunluk ve stres veren bir eylem haline gelir. Hobi olarak yemek yaptığını d&uuml;ş&uuml;nmek de kişinin kendi sorumluluğunu severek, isteyerek ve zevk alarak yaptığı iş olarak g&ouml;rmesini sağlar. Ve zamanla bu eylemde &ccedil;ok &ccedil;ok iyi yerlere gelip başarı elde etmesini sağlar.&nbsp;</p>
<p>Hobi dediğimiz şey kimine g&ouml;re kitap okumak olurken kimine g&ouml;re dağa tırmanmaktır veya biri yazmaya hobi derken bir diğeri m&uuml;zik dinlemeye hobi der. Fakat biri hobi &ouml;b&uuml;r&uuml; değil diyerek tartışmaya girmemiz pekte doğru sayılmaz &ccedil;&uuml;nk&uuml; kimi zaman bize g&ouml;re hi&ccedil; hobi sayılmayan şey bir başkasının tek değer verdiği şey olabiliyor bu y&uuml;zden kişinin yaparken sadece zevk aldığı değil de kendine katkı sağladığı, g&uuml;nl&uuml;k hayatta zaten yapması gereken şeyi yapma zorunluluğu hissetmemeksiniz yaptığı şeydir hobi. Mesela kitap okumak bana g&ouml;re bir hobi değildir &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu aslında hedeflerimize ulaşmak i&ccedil;in ders &ccedil;alışırken yaptığımızın aynisini yapmaktır. fakat bir hedefi olmayan kişi ders &ccedil;alışmadığı gibi doğal olarak bize katkı sağlayacak olan kitap okumayı da bir hobi olarak g&ouml;remez evet hobi dediğimiz şey bize her zaman bir artı getirmesi değildir diyenler olacaktır fakat nasıl ki spor yaparken g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; ve fit bir v&uuml;cuda sahip olacağımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsak ayni sekil de m&uuml;zik dinlerken veya sevdiğimiz bir şarkiyi s&ouml;ylerken sadece eğlenmek i&ccedil;in yaptığımızı d&uuml;ş&uuml;nmektense onun aslında manevi olaraktan bizi rahatlattığını yani bir nevi ruhumuzu ferahlattığını ve bunun da bize bir katkısının sağlayacağını d&uuml;ş&uuml;nmemiz gerekir.&nbsp;</p>
<p><strong>B&uuml;şra &Ouml;zdaş</strong></p>
<p><strong>Hadice Okay</strong></p>
<p><strong>Nisa İmren</strong></p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çırpındıkça Batıyorum</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cirpindikca-batiyorum</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cirpindikca-batiyorum</guid>
<description><![CDATA[ Bir bataklığa batar gibi batıyorum şimdi çırpındıkça dibe batıyorum daha dibe ve belki de en dibe işte o an anlıyorum bazen vazgeçmek gerekiyor, kurtulmaktan...❄️ ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61fca3be28f4b.jpg" length="49412" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 04 Feb 2022 07:04:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Kurtulmak, bitmek, çırpınmak, dibe batmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<em><strong>Bu aralar kendimi iyi hissetmiyorum, sanırım yoruldum biraz. Belki de iyiyi bulamıyorum o y&uuml;zden hissetmekde g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekiyorum. Bir bataklığa batar gibi batıyorum şimdi, &ccedil;ırpındık&ccedil;a dibe batıyorum daha dibe ve belki de en dibe,&nbsp; işte o an anlıyorum bazen vazge&ccedil;mek gerekiyor, kurtulmaktan.. Ve diyorum ki kendi kendime 'bırak su aktığı gibi aksın, gideceğe yere kadar gitsin sen sadece bırak, endişe etmeyi d&uuml;ş&uuml;nmeyi hatta ve hatta &uuml;z&uuml;lmeyi' ama sadece diyorum işte. Olmuyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; insan d&uuml;ş&uuml;nmek istemese de farkında olmadan &ccedil;ok g&uuml;zel d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor bazı şeyleri hatta o kadar g&uuml;zel d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor ki sen bile şaşıyorsun haline. G&ouml;zlerini kapatmak herşeyin bittiği anlamına gelmiyor. Yazık! Ahh &ccedil;ok yazık g&ouml;zlerini kapatınca herşeyin biteceğine, olmayacağına inanmak &ccedil;ok yazık...????</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>.</title>
<link>https://edebiyatblog.com/1621</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/1621</guid>
<description><![CDATA[ Dermanın kendindedir ]]></description>
<enclosure url="" length="49412" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 03 Feb 2022 16:06:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şiir perisi</dc:creator>
<media:keywords>Derman, güven</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>İNSAN OĞLU EL GİBİDİR,</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>İŞİ D&Uuml;ŞMEDİĞİ S&Uuml;RECE ELİNİN DİGER Y&Uuml;Z&Uuml;N&Uuml; G&Ouml;STERMEZ.</strong></p>
<p style="text-align: center;"></p>
<p style="text-align: center;"></p>
<p style="text-align: center;"></p>
<p style="text-align: center;"></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR AKTARCI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-aktarci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-aktarci</guid>
<description><![CDATA[ Her daim gençlerin yüreklerinde biriken sözleri vardır...Onların dilinden kendi Kalemimden... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61fadddbd713e.jpg" length="109001" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 02 Feb 2022 22:39:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>Zaman, yolculuk, aktar, genç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ZAMANA YOLCULUKTA GEN&Ccedil; BİR AKTARCI</p>
<p>Bug&uuml;nk&uuml;&nbsp; zamana&nbsp; yolculuğun&nbsp; konuğu,sofralarımıza&nbsp; renk&nbsp; katan ve yemeklerimize tat katan baharatları ile bir &ccedil;ok doğal bitkisel &uuml;r&uuml;nleri bizlerin hizmetine sunan ŞAHMERAN baharat&ccedil;ılığın sahibi gen&ccedil;&nbsp; aktarcı dostum Halil İbrahim G&Ouml;K&Ccedil;EOĞLU.Kendisi ile hayata dair bir s&ouml;yleşi&nbsp; ger&ccedil;ekleştirdim.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :Halil İbrahim G&Ouml;K&Ccedil;EOĞLU seni tanıyabilir miyiz?</p>
<p>HALİLİBRAHİM :&Ouml;ncelikle merhabalar...1997 Mardin doğumluyum.D&ouml;rt &ccedil;ocuklu bir ailenin iki erkek &ccedil;ocuğundan biriyim.Bu işe başladığım zaman yedi yaşındaydım.İlkokulu Gazipaşa ilk&ouml;ğretim okulunda,akabinde ortaokulu tamamladım.Liseyi&nbsp; İmam hatip okullarında tamamladım.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&Ccedil;ocukluğunda yapmayı en &ccedil;ok sevdiğin şey neydi?</p>
<p>HALİLİBRAHİM :Sabahın erken saatlerinde uyanıp,evimizin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;en tatlıcıların tatlı diye bağırmalarına uyanıp yatağımdan sı&ccedil;rayarak topladığım har&ccedil;lıklarla tatlı alıp yemek.Daha sonra aktarcı d&uuml;kkanımıza gidip d&uuml;kkanın kapılarını a&ccedil;ıp babama s&uuml;rpriz yapmaktı.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&Ccedil;ocukluğunda unutamadığın bir an var mı?</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp; :U&ccedil;urtma u&ccedil;urmayı &ccedil;ok severdim.Şuana kadar da yapmaktan zevk aldığım hobilerim arasında yer alır.&Ccedil;ocukluğumda yaptığım u&ccedil;urtmalarımla evlerin &ccedil;atısından inmediğim uğruna az sopa yemediğim g&uuml;nleri&nbsp; unutamıyorum&hellip;</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :Aktarcılık mesleğine nasıl?Ka&ccedil; yaşında başladın?</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp; :Aktarcılığa yedi yaşında başladım.Baharatların i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m i&ccedil;in aslında &ouml;ncesi de var.İla&ccedil; nedir bilmem!Başım ağrısa,ALTINOTU.Boğazım şişse,ADA&Ccedil;AYI.İştahım a&ccedil;ıksa,binbir &ccedil;eşit ekşili baharat yerdim.Kısacası baharatların i&ccedil;inde o b&uuml;y&uuml;l&uuml; kokuların ve tatların d&uuml;nyasında kendimi buldum diyebilirim&hellip;</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :Neden başka meslek edinmek yerine,aktarcılık mesleğini se&ccedil;tin?</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp; :&Ccedil;&uuml;nk&uuml; baharatların i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;d&uuml;m ve her daim ilgimi &ccedil;ekmişlerdir.Bunun yanı sıra,bitkisel ila&ccedil;lar insanlara faydalı olunca d&ouml;n&uuml;ş olarak olumlu şeyler duymak beni mutlu ediyor.Kendimi bu mesleğin ayrılmaz bir par&ccedil;ası olarak g&ouml;r&uuml;yorum.İşimi severek yapıyorum ve kendimi bu alanda geliştirip insanlara daha faydalı olmayı hedefliyorum.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :Mardin i simgeleyen ve adından g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir şekilde s&ouml;z ettiren bir isimle d&uuml;kkanı işletiyorsun.ŞAHMERAN baharat&ccedil;ılık.Neden kendi soyadını değil de,ŞAHMERAN?</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp;&nbsp; :İşletmemin adının ŞAHMERAN olması benim kendimi &ouml;n planda tutmamdan ziyade,k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml; yansıtmaktadır.Aynı şekilde baharatlarda k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml; farklı tat ve lezzetlerle yansıtır.Şahmeran bilindiği &uuml;zere Mezopotamya topraklarında doğmuş,yıllarca anlatıla gelmiş ve k&uuml;lt&uuml;r mirasında kendine yer edinmiş bir efsanedir.Farklı b&ouml;lgelerde,farklı anlatımlarla varlığını s&uuml;rd&uuml;ren Şahmeran efsanesi kimi anlatıma g&ouml;re,iyiliğin iyilikle.K&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n ise k&ouml;t&uuml;l&uuml;kle karşılanacağını g&ouml;sterirken,kimi anlatıma g&ouml;re soylu bir aşkın &ouml;mre bedel,fedakarlıklara gebe olduğundan bahsetmektedir.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :İnsanlara leziz tatlar sunmanın hazzı başka oluyor.Her hastalığa bir şifa olacak bitkisel&nbsp; &uuml;r&uuml;nler&nbsp; satıyorsun.Mutluluğun ve yaşamın kaynağının doğallığı ne?</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp;&nbsp;&nbsp; :İnsanların yapmış olduğum hizmete olumlu şekilde d&ouml;n&uuml;ş yapmaları beni bu mesleğe en &ccedil;ok bağlayan,işime d&ouml;rt elle sarılmamı sağlayan en &ouml;nemli hassasiyetimdir.Bu noktada m&uuml;şterilerim i&ccedil;in daha g&uuml;zel hizmet verebilmek benim mutluluğumun asıl kaynağıdır.&Uuml;r&uuml;n&uuml;n tazesi en iyisi en doğalı m&uuml;şteri memnuniyeti&nbsp; eşittir mutluluk&hellip;</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :Sevginin azaldığı, Aşkın dillerden d&uuml;şmediği bu zamanda senin i&ccedil;in hangisi ağır basıyor?Neden?</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp;&nbsp; :Sevginin azaldığını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum aslında!Bunu tamamen kişisel olarak g&ouml;r&uuml;yorum.Sevgisiz hi&ccedil;bir şey olmaz&hellip;En basit bir &ouml;rnekle,sevgisiz yemek bile yiyemez insan.Sevmediğiniz bir yemeği yemek ister misiniz?HAYIR!...Sevgi azalmaz ama ne yazık ki,ciddi anlamda bir g&uuml;ven problemi yaşıyoruz.İnsanlar &ouml;ncelikle hep ben diyerek diğer insanları &ccedil;iğniyorlar.&Ccedil;oğu şey ne yazık ki,g&ouml;stermelik.&Ouml;zellikle internetin k&uuml;reselleşen d&uuml;nyada hızla yayılıp,ciddi bir iletişim eksikliğine yol a&ccedil;tığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.Herkes gittiği yeri,yediği yemeği paylaşarak hep iyi g&ouml;r&uuml;nmeye &ccedil;alışarak rol yapıyor.Bence birbirimizin durumlarını sosyal medyadan &ouml;ğrenir olduk.Gidip g&ouml;rmek,sohbet etmek yerine her şeyi sosyal medyadan yapar oldu insanlar.İşte sevginin&nbsp; azalmasının &ouml;nemli bir kaynağı bu bence.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :Sevgiyi &uuml;&ccedil; kelime ile &ouml;zetler misin?</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp;&nbsp; :Hissetmek,G&uuml;venmek,Vazge&ccedil;memektir&hellip;</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :Hayalin ne?Ger&ccedil;ekleştirebildin mi?</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp;&nbsp; :Hayalim,işimi daha da geliştirerek,k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml; bize has olan tatlarımızı diğer insanlara da ulaştırabilmek.Şuan hayalimin ilk aşamasını yaşıyorum.Azim ve kararlılıkla bunu daha iyi yerlere getireceğime t&uuml;m kalbimle inanıyorum&hellip;</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :Gezmeyi &ccedil;ok seven bir insansın.Gezip g&ouml;rmek istediğin bir yer var mı?Neden?</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp;&nbsp; :Gezmeyi &ccedil;ok seviyorum.D&uuml;nya turu yapmak istiyorum.Farklı k&uuml;lt&uuml;rleri,farklı tatları ve insanları daha yakından g&ouml;rmeyi &ccedil;ok istiyorum.</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :Son olarak,gen&ccedil; bir aktarcı olarak senin gibi bu mesleğe g&ouml;n&uuml;l vermiş,bu mesleği icra etmek isteyen gen&ccedil; arkadaşlara neler s&ouml;ylemek istersin?</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp;&nbsp; :Her şeyin başında sevgi gelir.İş,Aş,Eş sevmeden sevgi&nbsp; olmaz.İnsanları sevin ve onlara benim gibi ilgi dahilimde nasıl fayda sağlayabilirim bilincinde olalım.Sadece bir iş i&ccedil;inde değerlendirmemek gerekir.Y&uuml;reğinde sevgi tomurcuğu olan insan her yerde sevilir ve sayılır.Yeter ki,yapabileceklerine inansınlar.Asla vazge&ccedil;mesinler&hellip;</p>
<p>VAHAP&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :Sevgili dostum Halil İbrahim G&Ouml;K&Ccedil;EOĞLU.Bunca iş yoğunluğu arasında bana zaman ayırıp,zamana yolculuğa konuk olduğun ve samimi cevaplar verdiğin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim.&Ccedil;alışmalarında başarılar ve bol kazan&ccedil;lı g&uuml;nler dilerim&hellip;</p>
<p>HALİLİBRAHİM&nbsp;&nbsp; : Değerli zamanınızı bana ayırdığınız i&ccedil;in ve zamana yolculuğa konuk edip benimle bu g&uuml;zel r&ouml;portajı ger&ccedil;ekleştirdiğiniz i&ccedil;in sonsuz teşekk&uuml;rler&hellip;Gen&ccedil;ler alanında yaptığınız bu &ccedil;alışma takdire şayan. iyi &ccedil;alışmalar&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İçimi Dökme Sanatı</title>
<link>https://edebiyatblog.com/icimi-dokme-sanati</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/icimi-dokme-sanati</guid>
<description><![CDATA[ Biraz daha gözlerinin içine bakabilmek içi durdurmaya çalıştım saatleri. Olmadı. Her şey bir gün bitmeye, yitmeye mahkumdu çünkü.... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61fa727946d88.jpg" length="14187" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 02 Feb 2022 15:01:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mavifrezya</dc:creator>
<media:keywords>aşk, yara, hayal, kırıklık, nefret</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Hava olabildiğince kasvetli ve u&ccedil;muyor artık kuşlar. Zaferler elde etmek istiyorum bunca kasvetin arasında. Seni bana getirebilecek, kokunu bana yeniden bağışlayabilecek zaferler. Hatırlıyorum her şeyi. Her şey d&uuml;n gibi aklımda. Bana sarıldığında i&ccedil;imi yerle bir eden o masum duygu yitip gidiyor g&uuml;nden g&uuml;ne. Kilometreler geldim senin i&ccedil;in. Biraz daha g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakabilmek i&ccedil;i durdurmaya &ccedil;alıştım saatleri. Olmadı. Her şey bir g&uuml;n bitmeye, yitmeye mahkumdu &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Beni &ccedil;ok sevdiğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m. Senin de benim gibi beraber olmadığımız bir d&uuml;nyada yaşamak istemediğine dair senaryolar uydurmuştum kafamdan. Ger&ccedil;ek olma ihtimaline tutunup katlanmıştım sana. Asla ger&ccedil;ekleşmeyeceğini anlamam aylarımı aldı. Bu zamana kadar hep kuruntuların k&ouml;lesi olmuş ruh hastası bir kız rol&uuml; bi&ccedil;ildi bana. &Ouml;yle biri olmadığımı haykırdım ama inanmadılar. Ne zaman ki neyi anlatmaya &ccedil;alıştıysam ger&ccedil;ekleşti o zaman d&uuml;şt&uuml; insanların maskeleri. Bana bi&ccedil;tikleri roller kendi iğren&ccedil;liklerini gizlemek istedikleri i&ccedil;indi. &Ccedil;ok karmaşık oldu bu. Biraz daha a&ccedil;ık anlatayım. Biri vardı canımdan &ccedil;ok sevdiğim. &Ccedil;ok eski bir zamandı. Kardeşim dedi ben ona o kızla senin aranda bir şey var dediğimde. Ruh hastasısın sen dedi bana. Ne zaman ki nikah masasına oturdu o kızla o zaman d&uuml;şt&uuml; y&uuml;z&uuml;. Saklanmak i&ccedil;in s&ouml;ylemişti kardeşim yalanını. Senin ondan ne farkın kaldı şimdi s&ouml;yle bana? Kim kaldıysa eskilerinden yazmışsın g&ouml;n&uuml;l defterine ve sorgulama hakkı tanımıyorsun bana. Bunları yaşayacağımı adım gibi biliyor ve gerisini g&ouml;rebiliyorum g&ouml;zlerinde. Sevgisizliğinin han&ccedil;erlerini saplarken bana nasıl verebiliyorsun y&uuml;reğini o kızın ellerine? Benim i&ccedil;in &ouml;zlemek b&ouml;yle bir şey işte demiştin &ouml;n&uuml;n&uuml; arkasını getirmeden. Beni &ouml;zlediğini sanıp umut ışıkları yakmıştım i&ccedil;imde, aptalmışım. Sevilmediğimi kabul edemeyecek kadar aptalmışım. Şimdi ben sana s&ouml;yl&uuml;yorum. Zehirli s&ouml;zlerime kanma. Benim i&ccedil;in de &ouml;zlemek b&ouml;yle bir şey işte. Sana anlatsam anlamazsın, dinlemezsin bile. Ben bu s&ouml;z&uuml;n altına milyonlarca şiir yazabilirken anlamı olmayan c&uuml;mleler diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rs&uuml;n aklından. Bense g&uuml;nden g&uuml;ne yokolurum şimdiki gibi. Sende harcadım ben b&uuml;t&uuml;n sevgimi. Diğerlerine yer kalmadı kalbimde. Bir g&uuml;n seni i&ccedil;imde &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;mde d&ouml;n&uuml;p bakmayacağım bile kabrine. Eski bir nefret olarak kalacaksın ve sana s&ouml;z veriyorum bir g&uuml;n &ccedil;ok pişman olacaksın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yamalı Kalbim</title>
<link>https://edebiyatblog.com/Bu-k%C4%B1rg%C4%B1nl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m-art%C4%B1k-atmaktan-vazge%C3%A7sen-bile-ge%C3%A7meyecek-%C3%9CZG%C3%9CN%C3%9CM</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/Bu-k%C4%B1rg%C4%B1nl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m-art%C4%B1k-atmaktan-vazge%C3%A7sen-bile-ge%C3%A7meyecek-%C3%9CZG%C3%9CN%C3%9CM</guid>
<description><![CDATA[ Sen kolay olanı seçtin ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/02/image_750x500_61f8500196456.jpg" length="52803" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 00:19:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kasım Çiçeği</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, yama, yaşamak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ahh kalbim yamalı kalbim</p>
<p>Dursaydın eğer zerrem bile kalmayacaktı bu d&uuml;nyada,belkide unutulacaktım &ccedil;oktan.</p>
<p>Zaman akmaya hayat diğer t&uuml;m insanlar i&ccedil;in devam edecekti,eğer benim zamanım t&uuml;kenmiş olsaydı.</p>
<p>Ama sen durmadın yamalı bir şekilde bana kan pompalamayı tercih ettin.</p>
<p>Sen kolay olanı se&ccedil;tin&nbsp;</p>
<p>Zoru yine bana bıraktın</p>
<p>YAŞAMAYI....</p>
<p>Sevmeyi,kırılmayı &uuml;z&uuml;lmeyi kalbime ağır gelen ne varsa hepsini bana bıraktın sen</p>
<p>Bedenimde bir ka&ccedil; dikişten ibaret bir yara değilsin senn</p>
<p>Sen benim varlığımın taaa en başından,beni yarım bırakan herşeyi benden esirgeyen,belkide hayallerime y&uuml;r&uuml;meme engel olan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir et par&ccedil;ası...</p>
<p>Ge&ccedil;mişe d&ouml;n&uuml;p bakıyorum da yamalı olup yoluna devam ediyor oluşun benim i&ccedil;in pekte bir şey ifade etmiyor şimdi ..</p>
<p>Doktorlarların seni ellerine aldıkları o soğuk oda da ger&ccedil;ekten durmanı bir daha da bedenimde atmamanı dilerdim,</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen beni &ccedil;ok yordun,</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen beni &ccedil;ok yıprattın ,</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen beni hi&ccedil;&ccedil;&ccedil; anlamadın,</p>
<p>O y&uuml;zden belkide en &ccedil;ok sana yani KENDİME kırgınım</p>
<p>Bu kırgınlığım artık atmaktan vazge&ccedil;sen bile ge&ccedil;meyecek &Uuml;ZG&Uuml;N&Uuml;M..&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Kasım &Ccedil;i&ccedil;eği</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yaşa Ama Nefes Alma</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yasa-ama-nefes-alma</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yasa-ama-nefes-alma</guid>
<description><![CDATA[ Yaşa Ama Nefes Alma ]]></description>
<enclosure url="" length="52803" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 31 Jan 2022 20:28:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>Yaşa Ama Nefes Alma, nefes, yaşamak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sizin hi&ccedil; canınız yana yana birinden vazge&ccedil;tiniz mi? Onu &ccedil;ok severken gittiniz mi? Ya da o sizi istemedi mi hi&ccedil;? Seninle olamayız, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bende bittin dedi mi? Peki siz onu beklediniz mi? Beklemek &ccedil;&ouml;z&uuml;m m&uuml;? Okutmak &ccedil;&ouml;z&uuml;m m&uuml;? Herkes unutacaksın g&uuml;&ccedil;l&uuml; olacaksın diyor. Ama kimse i&ccedil;imdeki savaşı sormuyor, ben yazmadığım s&uuml;rece yazan yok. Laf lafı gelince de değerlisin diyorlar, değerliysem niye zor g&uuml;n&uuml;mde yanımda değilsiniz? İyi g&uuml;n dostusunuz hepiniz. K&ouml;t&uuml; g&uuml;nlerim ge&ccedil;ince geri geleceksiniz. Destek olmak i&ccedil;in herkes ge&ccedil;ecek diyor, ama ge&ccedil;miyor. Ge&ccedil;se de yarası derinlerde kalıyor. Siz o gidince başka birini sevmemeye yemin ettiniz mi hi&ccedil;? Etmediniz. Hepiniz sadece ge&ccedil;ecek diyorsunuz, o hayalleri bilmeden, umutları, duaları, sabah kalktığım gibi onun mesajına bakmalarımı. Bilmiyorsunuz, bilemezsiniz. Peki hi&ccedil; ona kendinizi engellemesini s&ouml;ylediniz mi? Ona engelle diye yalvardınız mı? Onun da canı yanıyor ister istemez. Ama o benden daha iyi oyuncu sanki; hi&ccedil; &uuml;z&uuml;lm&uuml;yormuş, ağlamıyormuş, canı yanmıyormuş gibi yapıyor. Bir insan herşeyden, herkesten&nbsp; uzaklaşmak ister mi? Ya da &ouml;lmek? Her şey o kadar &uuml;st &uuml;ste geliyor ki artık insanın dayanacak g&uuml;c&uuml; bilene kalmıyor. İnsanlara yalan s&ouml;ylemek, bu ara yaptığım en iyi şey haline geldi, nasılsın? Diyenlere iyi ya da ne sen sor ne de ben anlatayım diyorum. Zaman beni sadece bataklığa &ccedil;ekiyor. Ben onunla olan dualarımı, bir başkasıyla mutlu olsun diye ediyorum. Bunu kimse anlayamaz, canınız yana yana gittiğiniz oldu mu? Kalbinizin titrediği, sakarlıklarınız, odalara kapanmalarınız, yemeği bile zar zor yediğiniz. Gecelerce, g&uuml;nlerce ağladığınız. Peki ya birini &ouml;lesiye sevdiğiniz sonra da gitmesi?&nbsp;<strong>Yaşa ama nefes alma.</strong> Dedi sanki.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>AKIŞTA KAL</title>
<link>https://edebiyatblog.com/akista-kal</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/akista-kal</guid>
<description><![CDATA[ Zamanın tanımı senin dikkatini verdiğin her andır. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f7e8c8977b8.jpg" length="125828" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 31 Jan 2022 16:49:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Zaman, an, bilinç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;Yaşamın kalemi, sen onu yazmaya başladığın anda yazar ve noktasını koyar. Neyin ne kadar bilincinde ve farkında isen anlamı vardır. Dikkatini vermediğin hi&ccedil; bir şey algında, hayatında yer etmez.&nbsp; Yani, işin &ouml;z&uuml; sen bilincini nerede tutuyorsan zaman, mek&acirc;n, an orasıdır. Tepkilerin, tepkimelerin,&nbsp; olayı ve kişiyi algılama bi&ccedil;imin, yorumun , tepkin tamamen seninle bir, sana bağlı. &Ouml;fke, sakinlik hepsi senin elinde.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Aynı edebiyatı yapma kendine. Bahanelere sığına sığına, kendini haklı g&ouml;re g&ouml;re, egolu , &ouml;fkeli bir kişilik olma. Akiş diye bir durum var. Herşeye m&uuml;dahale&nbsp; etmeye, inatlaşmaya &ccedil;alışma. Bazende akışın ellerine bırak kendini. Belki senin g&ouml;remediğin&nbsp; daha g&uuml;zel bir olasılık vardır. Hayatın dilini &ccedil;&ouml;z artık. Sakince bak uzaktan. Akışta kalmak bu işte. Olanı kabul ve&nbsp; en iyi yaşamaya odaklanmak, devam etmek.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İzin vermeyin</title>
<link>https://edebiyatblog.com/izin-vermeyin</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/izin-vermeyin</guid>
<description><![CDATA[ İzin vermeyin ]]></description>
<enclosure url="" length="125828" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 31 Jan 2022 14:26:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>İzin vermeyin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bug&uuml;n kim yanınızda değilse yarın o kişinin, yanınızda olmasına izin vermeyin. Herşey ge&ccedil;ici ve herkes gidici. Siz kalacaksınız, tek başınıza, yanlız, kimsesiz. Kalın, başarın ve o yalnızlıktan &ccedil;ıkmayı. Hayat şaşırtır yarın ne olacağı belli bilene değildir. Kimsenin arkasından s&uuml;r&uuml;klenip gitmeyin, onlar sizi bırakacak ama siz d&uuml;şmeyin. D&uuml;şerseniz de kalkın. Herşey bir g&uuml;n biter, herkes bir g&uuml;n gider, kimse kalıcı değil olamaz da. Siz kendinize acıyın ilk, kalbinizi koruyun, iyi olan kalbinizi, k&ouml;t&uuml; olmasına izin vermeyin. K&ouml;t&uuml; olanlar bir g&uuml;n zaten&nbsp;<strong><em>k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerinde boğulacak.</em></strong> Siz sadece sabredin, elinizden geleni yapın gerisi zamanla gelir zaten. Siz, ona buna g&uuml;venmeyin. Sadece kendinize g&uuml;venin, onlar hep yanınızda olamaz, olmayacakta. Başınızı dik tutun, tacınız yere d&uuml;şmesin, d&uuml;şmesine izin vermeyin.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Arşiv 17 (Gençliğe Hitabe&amp;apos;yi Anlamak)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/arsiv-17-genclige-hitabeyi-anlamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/arsiv-17-genclige-hitabeyi-anlamak</guid>
<description><![CDATA[ Yaşadığımız zorlukları ve sorunları çözüme kavuşturacak olan bu iki cümlenin içindeymiş... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f6e5c1f2442.jpg" length="78473" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 31 Jan 2022 10:51:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Garip</dc:creator>
<media:keywords>atatürk, vatan, millimücadeler, bağımsızlık, türkiye, cumhuriyet, gençlik</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gen&ccedil;liğe hitabeyi defalarca okudum . Asla okumaktan sıkılmadım . Ana dili T&uuml;rk&ccedil;e olan en &ouml;nemli yazıtlardan biri. Zamansız bir s&ouml;ylem. Mustafa Kemal Paşa'nın , en b&uuml;y&uuml;k eserinin miras&ccedil;ılarına verdiği bir &ouml;ğ&uuml;t. Lakin bu &ouml;ğ&uuml;d&uuml; , &ouml;zellikle bu son g&uuml;nlerde daha iyi anlamamız gerekirken &uuml;zerinde yeterince d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yoruz. İnternette Atat&uuml;rk'&uuml;n bir fotoğrafını paylaşıp altına "Ger&ccedil;ek lider" ," Sen kalk da ben yatam." gibi anlamsız ve gereksiz s&ouml;ylemlerde bulunmaktansa ger&ccedil;ekten Atat&uuml;rk'&uuml;n kulak vermemizi istediği asıl s&ouml;ylemini daha iyi anlamamız gerekir.</p>
<p>Dediğim gibi s&uuml;rekli Gen&ccedil;liğe Hitabeyi okurum. Yıllar yıllar &ouml;nce bir kez daha okurken aklıma bir soru takılmıştı. Bu g&uuml;ne kadar da bu soru s&uuml;rekli zihnimi kurcaladı. Son g&uuml;nlerde ise bu sorunun kendimce bir cevabını buldum. Size de bu soruyu soracak ve kendi bulduğum cevabı s&ouml;yleyeceğim ama &ouml;nce size başka bir soru sormak istiyorum.</p>
<p>Sizce Mustafa Kemal olmak imkansız mı? &Ccedil;ok zor olduğu aşikar ama mesela bu g&uuml;n bir &ccedil;ocuk size "Ben Mustafa Kemal olacağım." dese ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rs&uuml;n&uuml;z mesela?<br />D&uuml;r&uuml;st olun. "&Ccedil;ocuk&ccedil;a bir s&ouml;ylem" dersiniz bir &ccedil;oğunuz</p>
<p>Şuan , her ne kadar belli basın yayın organlarınca inkar edilirse hakikat barizdir. Hi&ccedil; de iyi bir durumda değiliz. Bu konuyu detaylıca anlatamayacak durumdayız hatta. Bir bataklıkta saplanmış durumdayız ve nasıl desem... Bu bilenlere olduk&ccedil;a tanıdık gelen bir durum. Vaktiyle fakruzaruret i&ccedil;inde harap ve bitap d&uuml;şm&uuml;ş bir milletin torunları , aradan ge&ccedil;en onca yılın ardından tekrardan aynı durumda ve vaktiyle o harap ve bitap d&uuml;şm&uuml;ş milletin i&ccedil;erisinden &ccedil;ıkan bir gen&ccedil; "Ben bu milleti kurtaracağım" demişti . Şimdi o milletin torunlarının &ccedil;ocuklarından biri neden b&ouml;yle bir s&ouml;ylem ettiğinde &ccedil;ocuk&ccedil;a olsun ki? O kadar mı imkansız bi Atat&uuml;rk olmak?&nbsp;</p>
<p>Belkide inanırdı imkansız olduğuna , eğer bizzat kendisi tarafından &ouml;n&uuml;m&uuml;ze sunulmuş a&ccedil;ık bir kılavuz olmasaydı. Gen&ccedil;liğe hitabe her şey den &ouml;nce bir kılavuzdur. Mustafa Kemal Atat&uuml;rk'&uuml;n gen&ccedil;liğe bıraktığı bir kılavuz. Kendisinin ve izinden giden halkının verdiği tarihi m&uuml;cadelesinin kılavuzu. Tıpkı satın aldığınız bir &uuml;r&uuml;n&uuml;n kullanım kılavuzu gibi bu mirasın nasıl korunacağını anlatan da bir kılavuz aslında. Tek farkı normal kılavuzların aksine bu kılavuzda oluşabilecek t&uuml;m sorunlara karşın &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak sadece 2 c&uuml;mle yer alıyor.&nbsp;</p>
<p>Mustafa Kemal Atat&uuml;rk ; gen&ccedil;liğe, ileride d&uuml;şmanlarının ol olacağını , bu d&uuml;şmanlarına karşı bir m&uuml;cadele vermesi gerekeceğini , bu d&uuml;şmanlarının &ccedil;eşitli yollarla &uuml;lkesinin neredeyse her biriminde g&uuml;&ccedil; bulacağını , siyasilerin bile bu d&uuml;şmanların safında yer alacağını , iktidar sahiplerinin dahi gaflet ce dalalet hatta hıyanet i&ccedil;erisinde bulunacağını s&ouml;ylerken &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak ise sadece şu c&uuml;mleleri yazar :</p>
<p>"Ey T&uuml;rk istikbalinin evladı! İşte bu ahval ve şerati dahi vazifen , T&uuml;rk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhta&ccedil; olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."<br />İşte en başta belirttiğim soru da tam bu noktada kafama takıldı. "İlerde oluşabilecek t&uuml;m bu sorunları nokta atışı tahmin eden biri neden iş &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; s&ouml;ylemeye geldiğinde iki c&uuml;mle de ge&ccedil;er?" Bu soru uzun s&uuml;re kafamı meşgul etti. "Hayır" diyordum , haykırıyordum i&ccedil;imden , "Sadece bu iki c&uuml;mleden ibaret olamaz" diye. Bir noktayı ka&ccedil;ırıyor olmalıydım.&nbsp;</p>
<p>Şuan anlıyorum ki aslında hi&ccedil;bir şeyi ka&ccedil;ırmıyormuşum . Ger&ccedil;ekten t&uuml;m bu olumsuzluklara karşı elimde olan şey bu c&uuml;mleler. Şunun farkına vardım ki daha fazlasına da ihtiya&ccedil; yok. İzin verin a&ccedil;ıklayayım.</p>
<p>Tarihimiz ile &ouml;v&uuml;nmekten k&ouml;r olmuşuz resmen. İmkansızlıklar i&ccedil;erisinde , hi&ccedil; de kolay olmayan ve bir &ccedil;ok kayıp verilerek kazanılan Kurtuluş Savaşını bir peri masalı misali anlattılar hep bize. Hi&ccedil; kolay değildi arkadaşlar . Sadece batı cephesinde 640.00 sivil &ouml;ld&uuml;. Bakın bunlar asker falan değil. Halk , sivil insanlar. T&uuml;m zorluklara ve kayıplara rağmen atalarımızın yazdığı bu zaferde ellerinde olan sadece iki şey vardı. Bunlardan bir umut , diğeri Kemal Paşanın y&uuml;reklerinde yaktığı bağımsızlık ateşiydi. Kurtuluş Savaşı bu şekilde kazanıldı. Bir d&uuml;nya vardı resmen Mustafa Kemalin , silah arkadaşlarının ve h&uuml;rriyetine aşık bir halkın karşısında.&nbsp;</p>
<p>Şimdi bu g&uuml;n tekrardan dedelerimizin d&uuml;şt&uuml; durumun benzer bir halini yaşamaktayız. Kılı&ccedil;lar kınına girmiş olsa bile hala bizi hazinemizden mahrum etmek isteyen dahili ve harici bedhahlar var. T&uuml;m olumsuzluklara karşı verdiği m&uuml;cadelenin başında Mustafa Kemal'in elindeki tek şey damarlarındaki asil kandan gelen kudretti tıpkı bize de s&ouml;ylediği gibi. Umudumuzu kaybetmeden , Atamızın a&ccedil;tığı yoldan g&ouml;sterdiği hedefe durmadan y&uuml;r&uuml;meliyiz.&nbsp;</p>
<p>A&ccedil;ık&ccedil;ası kendimizi iki c&uuml;mle ile şanslı bel saymalıyız. Zamanında dedelerimize &nbsp;"Ya istiklal , ya &ouml;l&uuml;m" demişti sadece.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR ESNAF</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-esnaf</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-esnaf</guid>
<description><![CDATA[ Gençler yaşantımızın vazgeçilmez birer parçası...Onları ne kadar anlayabilirsek!O kadar geleceklerini inşa etmiş oluruz... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f6eafb9a91e.jpg" length="118530" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 30 Jan 2022 22:46:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>Zaman, yolculuk, genç, esnaf</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>+</p>
<p>ZAMANA&nbsp; YOLCULUKTA&nbsp; GEN&Ccedil;&nbsp; BİR&nbsp; ESNAF&nbsp;</p>
<p>&nbsp;Bug&uuml;nk&uuml;&nbsp; zamana&nbsp; yolculuğun&nbsp; konuğu ; g&uuml;ler&nbsp; y&uuml;zl&uuml;, samimi, m&uuml;şteri odaklı&nbsp; hoş&nbsp; seda&nbsp; sohbeti&nbsp;&nbsp; ile&nbsp;&nbsp;&nbsp; m&uuml;şterilerinin&nbsp; g&ouml;nl&uuml;nde&nbsp; taht&nbsp; kuran, aynı&nbsp; zamanda&nbsp; Acil &nbsp;Tıp Teknisyenliği&nbsp; mezunu&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; esnaf&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sercan&nbsp; HAZAR.&nbsp; Kendisi &nbsp;ile&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; bir&nbsp; s&ouml;yleşi&nbsp; ger&ccedil;ekleştirdim.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp;VAHAP :&nbsp; Sercan&nbsp; HAZAR&nbsp; seni&nbsp; tanıyabilir miyim?</p>
<p>SERCAN&nbsp; : 1999 yılında&nbsp; Mardin&rsquo;de&nbsp; doğdum. D&ouml;rt&nbsp; &ccedil;ocuklu&nbsp; bir&nbsp; ailenin&nbsp; en&nbsp; b&uuml;y&uuml;k&nbsp; oğluyum . İlk&nbsp; Orta&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ouml;ğrenimi&nbsp; Mardin&rsquo;de&nbsp; tamamladım. Sağlık&nbsp; Meslek&nbsp; lisesi &nbsp;mezunuyum.</p>
<p>VAHAP: &Ccedil;ocukluğunda&nbsp; unutamadığın&nbsp; bir an&nbsp; var mı?&nbsp;</p>
<p>SERCAN&nbsp; : Benim&nbsp; hayatıma&nbsp; etki&nbsp; edecek&nbsp; b&uuml;y&uuml;k&nbsp; bir&nbsp; şey&nbsp; yaşamadım.</p>
<p>VAHAP : &Ccedil;ocukluğunda &nbsp;yapmayı&nbsp; en&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; sevdiğin&nbsp; şey&nbsp; neydi ?&nbsp;</p>
<p>SERCAN&nbsp; : Hi&ccedil;&nbsp; unutamadığım&nbsp; bizim mahallenin&nbsp; &ccedil;ocuklarıyla&nbsp; futbol&nbsp;&nbsp; oynamaktı.</p>
<p>VAHAP : Hayalin ne? Ger&ccedil;ekleştirebildin&nbsp; mi?</p>
<p>SERCAN&nbsp; : En&nbsp; b&uuml;y&uuml;k&nbsp; hayalim&nbsp; iyi&nbsp; iş&nbsp; sahibi&nbsp; olmak&nbsp; ve&nbsp; gen&ccedil;lere&nbsp; iş&nbsp; sahası&nbsp; yaratmak. Daha&nbsp; sonrasında&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; sevgiyi&nbsp; bilen&nbsp; iyi&nbsp; bir&nbsp; insanla&nbsp; &ouml;mr&uuml;m&uuml;&nbsp; birleştirmek.</p>
<p>VAHAP:&nbsp; Acil&nbsp; Tıp Teknisyenliği&nbsp;&nbsp; okudun&nbsp; ve&nbsp; mezun&nbsp; olmanın&nbsp; sevinicini&nbsp; yaşadın . Neler&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; hissediyorsun? Bu&nbsp; b&ouml;l&uuml;m&nbsp; sana&nbsp; neler&nbsp; kazandırdı?</p>
<p>SERCAN :&nbsp; Acil&nbsp; Tıp&nbsp; Teknisyenliği&nbsp; okumak&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; bir&nbsp; duygu . &Ccedil;&uuml;nk&uuml;,&nbsp; hayat&nbsp; kurtarmak&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; en&nbsp; hızlı&nbsp;&nbsp; şekilde&nbsp; insanların&nbsp; yardımına&nbsp; koşuyorsun. Bana&nbsp; kazandırdığı&nbsp; şeye&nbsp; gelince!&nbsp; ilkin&nbsp; olgunlaştım. İkincisi, her&nbsp; şeyi&nbsp; soğukkanlılıkla&nbsp; yapmayı&nbsp; hangi&nbsp; durumda&nbsp; ne yapmam&nbsp; gerektiğini&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; insanlarla&nbsp; nasıl diyalog kurmam&nbsp; gerektiğini &nbsp;&ccedil;ok&nbsp; iyi bir&nbsp; şekilde&nbsp; &ouml;ğretti&nbsp; diyebilirim.</p>
<p>VAHAP: Sevginin&nbsp; azaldığı&nbsp; Aşkın&nbsp; dillerden&nbsp; d&uuml;şmediği&nbsp;&nbsp; bu&nbsp; zamanda&nbsp; senin&nbsp; i&ccedil;in hangisi&nbsp; ağır&nbsp;&nbsp; basıyor ? Neden?</p>
<p>SERCAN&nbsp; : Aşk, sadece&nbsp;&nbsp; s&ouml;zden&nbsp;&nbsp; ibaret&nbsp; desek &nbsp;&nbsp;doğru&nbsp; bir&nbsp; yaklaşım&nbsp; olur. Sadece&nbsp; ilgi&nbsp; oluşuyor&nbsp;&nbsp; sonrasında&nbsp; her şey&nbsp; bitiyor.&nbsp; Sevgi, kalbin&nbsp; aynasıdır.&nbsp; O&nbsp; hep&nbsp; y&uuml;rekte&nbsp; beslenen&nbsp; hi&ccedil;&nbsp;&nbsp; &ouml;lmeyen&nbsp; bir&nbsp;&nbsp;&nbsp; yaşamdır. Bu&nbsp; y&uuml;zden&nbsp; SEVGİ&nbsp;&nbsp; diyorum.</p>
<p>VAHAP : Sevgiyi&nbsp; &uuml;&ccedil;&nbsp; kelime&nbsp; ile&nbsp; &ouml;zetler&nbsp; misin?</p>
<p>SERCAN&nbsp; :&nbsp; Sadakat , G&uuml;ven,&nbsp; Saygı.</p>
<p>VAHAP : Futbolla&nbsp; aran&nbsp; nasıl? T&uuml;rkiye&rsquo;deki&nbsp;&nbsp; futbolu&nbsp; nasıl&nbsp; değerlendiriyorsun?&nbsp; Hangi&nbsp; takım&nbsp;&nbsp; taraftarısın?</p>
<p>SERCAN&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : En&nbsp; sevdiğim&nbsp; hobim&nbsp; futboldur. T&uuml;rkiye&rsquo;de&nbsp;&nbsp; futbol&nbsp;&nbsp; ne&nbsp;&nbsp; yazık&nbsp;&nbsp; ki;&nbsp; sadece&nbsp;&nbsp; d&ouml;rt&nbsp;&nbsp; b&uuml;y&uuml;k&nbsp;&nbsp; takımın başrolde&nbsp; olduğu&nbsp; bir&nbsp; oyun&nbsp; sistemidir. Yabancı&nbsp; &uuml;lkelerin&nbsp; futboluna&nbsp; baktığınızda&nbsp; ne&nbsp;&nbsp; kadar&nbsp; kaliteli&nbsp; bir&nbsp; oyun&nbsp; stili&nbsp; ile&nbsp; m&uuml;cadele&nbsp; verdiklerini&nbsp;&nbsp; g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z. Asaletin&nbsp; ve&nbsp; asillerin&nbsp; takımı&nbsp;&nbsp; FENERBAH&Ccedil;E.</p>
<p>VAHAP :&nbsp; Esnaf&nbsp; olmak&nbsp; zor&nbsp; bir&nbsp; sanattır. İnsanlara&nbsp; bir&nbsp; şeylerin&nbsp; hizmetini&nbsp; vermek&nbsp;&nbsp; kolay&nbsp;&nbsp; değilken,&nbsp; sen&nbsp;&nbsp; bunu&nbsp;&nbsp; nasıl&nbsp;&nbsp; başarıyorsun?</p>
<p>SERCAN&nbsp; :&nbsp; Meslek&nbsp; sırrı&nbsp; desek&nbsp;&nbsp; doğru&nbsp; olur. Bunun&nbsp; yanında&nbsp;&nbsp; Samimiyet&nbsp; ve&nbsp; G&uuml;ven&nbsp;&nbsp; buradaki&nbsp;&nbsp; en&nbsp;&nbsp; &ouml;nemli&nbsp;&nbsp; unsurdur.</p>
<p>VAHAP:&nbsp; Neden&nbsp; esnaflık?</p>
<p>SERCAN : Kendi&nbsp; bitirdiğim&nbsp; alanda&nbsp; atanamadığım&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; bu&nbsp; sekt&ouml;rde&nbsp; yer&nbsp;&nbsp; almak&nbsp; istedim.</p>
<p>VAHAP : Son&nbsp; olarak; Hem&nbsp;&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; bir&nbsp; Acil&nbsp; tıp&nbsp; teknisyeni&nbsp; mezunu&nbsp; hem de&nbsp; bir&nbsp; esnaf&nbsp; olarak&nbsp; senin&nbsp; gibi&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; yaşta&nbsp; bu&nbsp; b&ouml;l&uuml;m&uuml;&nbsp; okuyan , mezun&nbsp; olan&nbsp; ve&nbsp; esnaflık&nbsp;&nbsp; yapan&nbsp; gen&ccedil;&nbsp; arkadaşlara&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; neler&nbsp; s&ouml;ylemek&nbsp;&nbsp; istersin?</p>
<p>SERCAN&nbsp; : Her&nbsp; zaman&nbsp; bir&nbsp; hedefleri&nbsp; olsun . İlla bu&nbsp; hedefleri&nbsp;&nbsp; olacak&nbsp; diye&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; beklemesinler.&nbsp; Hayatta&nbsp; insanın&nbsp; her&nbsp; zaman&nbsp; bir&nbsp; B&nbsp; planı&nbsp; olmalı.&nbsp; En azından&nbsp; hayatını&nbsp; idame&nbsp; ettirebilecek&nbsp; ikinci&nbsp; bir&nbsp; mesleği &nbsp;edinmeli .&nbsp;</p>
<p>VAHAP : Sevgili&nbsp; Sercan&nbsp; HAZAR.&nbsp; Onca&nbsp; iş&nbsp; yoğunluğu&nbsp; arasında bana&nbsp; zaman&nbsp; ayırdın&nbsp; ve&nbsp; zamana&nbsp;&nbsp; yolculuğa&nbsp; konuk&nbsp; oldun. Verdiğin&nbsp;&nbsp; samimi&nbsp; cevaplar &nbsp;ve&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; s&ouml;yleşin&nbsp; i&ccedil;in&nbsp; teşekk&uuml;r&nbsp;&nbsp; ederim. İş&nbsp;&nbsp;&nbsp; hayatında&nbsp; bol&nbsp; kazan&ccedil;lı&nbsp; g&uuml;nler&nbsp; dilerim.</p>
<p>SERCAN&nbsp; :&nbsp; &Ouml;ncelikle; yaptığınız&nbsp; r&ouml;portajları&nbsp; b&uuml;y&uuml;k&nbsp; bir&nbsp; ilgi&nbsp; ile okuyorum. Gen&ccedil;lere&nbsp; ses&nbsp; olmak&nbsp; adına yaptığınız&nbsp; s&ouml;yleşiler&nbsp; &ccedil;ok&nbsp; başarılı. Ayrıca, bana&nbsp; bu&nbsp; g&uuml;zel&nbsp; ve&nbsp; &ouml;zel&nbsp; s&ouml;yleşide&nbsp; yer&nbsp; verdiğiniz&nbsp; ve&nbsp; davet&nbsp; ettiğiniz&nbsp; i&ccedil;in teşekk&uuml;r&nbsp; ederim.&nbsp; &Ccedil;alışmalarınızda&nbsp; başarı dolu&nbsp; yıllar&nbsp; diliyorum&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİBE DAİR UMUTLAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dibe-dair-umutlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dibe-dair-umutlar</guid>
<description><![CDATA[ Gittikçe dibe batıyor gibiyim,dipte ışığın değeri daha çok biliniyor kanımca... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f6a11674d8d.jpg" length="75839" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 30 Jan 2022 17:35:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>callmeel</dc:creator>
<media:keywords>Dip, ışık, değer, umut, Moriva, aydınlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Boşluğun da katmanları olur mu Moriva?Ben her bir katmanı gizlice yaşamak zorunda kalmış gibiyim,i&ccedil;imde,&ouml;ylece...Ve birka&ccedil; notanın beni bir &uuml;st ya da bir alt katmana taşımasına izin verdiğim i&ccedil;in bazen kendimi hi&ccedil; affedemiyorum,bu insanlar i&ccedil;in de ge&ccedil;erli.İnsanları bu kadar umursamamayı dilerdim;bu,onları g&ouml;nl&uuml;mce kırmayı i&ccedil;ermiyor Moriva.Bu,onların hikayelerini okuyup anlamayı ama kendi hikayemden de vazge&ccedil;memeyi i&ccedil;eriyor.</p>
<p>Gittik&ccedil;e dibe batıyor gibiyim,dipte ışığın değeri daha &ccedil;ok biliniyor kanımca...Ve ışığa ne zaman ulaşacağımız belli değil Moriva'm,ama ulaşmak i&ccedil;in teptiğimiz yollar ışığı değerli kılan yegane şey.</p>
<p>Boşluğun son katmanındayım bug&uuml;n,ışığı g&ouml;rmeye &ccedil;ok yakınım.Değerini bilmeliyim b&uuml;t&uuml;n bu yaptığım yolculukların,tuttuğum ellerin,tutamadığım ellerin...Ve artık ışık &ccedil;ok daha net,ben &ccedil;ok daha benim.Bir g&uuml;n daha...Ve ben bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;m.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Merhaba, Küçük Adam</title>
<link>https://edebiyatblog.com/merhaba-kucuk-adam</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/merhaba-kucuk-adam</guid>
<description><![CDATA[ Sen Küçük Adam benim  bütün çoklarımı aldın elimden.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f55fe67450a.jpg" length="44466" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 29 Jan 2022 19:14:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Küçük Adam, mektup, gelecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Merhaba, K&uuml;&ccedil;&uuml;k Adam</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>Daha d&uuml;nyaya gelmemiş birine mektup yazmak kulağa sa&ccedil;ma gelebilir ama yazıyorum işte. Nedeni ise sana anlatacağım bir ka&ccedil; şeyin olması. &Ouml;ncelikle her ne olursa olsun i&ccedil;indeki o &ccedil;ocuğu b&uuml;y&uuml;tme, o her zaman olduğu yerde kalsın. Bu hayat &ccedil;ocuk olduğun s&uuml;rece g&uuml;zel. B&uuml;y&uuml;yeceksin belki de bunları okurken b&uuml;y&uuml;d&uuml;n bile, b&uuml;y&uuml;rken d&uuml;şebilirsin, acı &ccedil;ekebilirsin kaybedebilirsin, korkabilirsin. Bunlar olmayacak diye bir şey olacak ki olmalı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; kaybetmeyi g&ouml;ze almadan kazanamazsin kaybetsen bile bu kaybetmeyi kazandığını g&ouml;steriyor. D&uuml;ş, korkma d&uuml;şmekten hatta d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n i&ccedil;in ağla ama pes etme. &Ouml;nemli olan her ne olursa olsun devam etmektir adım atmaktır. Şimdi diyeceksin 'erkekler ağlamaz anne' niye ağlamasın ki onların g&ouml;zyaşı yok mu? Hem bence en g&uuml;zel erkekler ağlar, bulutların g&ouml;zlerine ağır gelir ve ağlarsın işte. Ama sakın herkesin yanında ağlama bunu istememin sebebi ise, senin o inci tanelerin &ccedil;ok değerli K&uuml;&ccedil;&uuml;k Adam bunu herkesin g&ouml;rmesini mı sağlayacaksın onlar senin &ouml;zelin ve onu &ouml;zelin olacak kişiye sakla. Konusu a&ccedil;ılmışken birini seveceksin ve eminim &ccedil;ok g&uuml;zel seversin ama ben yine de taktık vereceğim. Birini seveceksen eğer onu bir &ccedil;i&ccedil;eği b&uuml;y&uuml;t&uuml;r gibi sev, &ccedil;ok su verme &ccedil;&uuml;r&uuml;r &ccedil;ok da g&uuml;neşe &ccedil;ıkarma bu seferde kurur. Sen &ccedil;oklarını sevmek i&ccedil;in harca K&uuml;&ccedil;&uuml;k Adam. Sana o kadar &ccedil;ok şey diyebilirim ve yazabilirim ki ama işte biz &ccedil;oklarımızı sevmek i&ccedil;in harcadığımız i&ccedil;in anca bu kadar K&uuml;&ccedil;&uuml;k Adam.&nbsp;</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ben , seni hep sevecek ve sevmiş olan annen .☘️&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Edebi Aşklar</title>
<link>https://edebiyatblog.com/edebi-asklar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/edebi-asklar</guid>
<description><![CDATA[ Edebiyat ile ilgili soru cevap etkinliği ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f3f28465598.jpg" length="86987" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 28 Jan 2022 16:42:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Meltem Güdemezoğlu</dc:creator>
<media:keywords>şair, yazıt, yazar, edebiyat, soru, cevap</media:keywords>
<content:encoded></content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çocukken tanısaydım seni...</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cocukken-tanisaydim-seni</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cocukken-tanisaydim-seni</guid>
<description><![CDATA[ Bir insanı ne yaşlılık da tanıyın ne de gençlik de, bir insanı en güzel çocukken tanırsınız saf,  kötülükten yoksun ve keşfedilmemiş hazine gibidir onlar...☘️ ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f3100ddb63b.jpg" length="48732" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 28 Jan 2022 00:44:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Çocuk, keşfetmek, hayal, oyun</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Seni &ccedil;ocukken tanımak isterdim, yağmur damlalarını&nbsp; ellerimizi a&ccedil;arak tutmaya &ccedil;alışmak sonra yokuş aşağı koşarak o korkunun i&ccedil;indeki heyecanı hissetmek isterdim, sonra belki bir sokak d&uuml;ğ&uuml;nune denk gelirdik halayın arasına karışıp oynamaya &ccedil;alışarak kahkaha atardık mesela.. bir parka gider salıncak i&ccedil;in kavga ederdik &ccedil;ocuklarla sonra dayak yememek i&ccedil;in tekrar koşardık belki, yorulduğumuz anda ise bir kaldırım k&ouml;şesine oturup başım omzunda nefeslerimi dinlerdik... &ccedil;ocukken tanısaydım seni..</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>UYANMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/uyanmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/uyanmak</guid>
<description><![CDATA[ Ninnilerle uyutulmak mı? yoksa gerçeklerle uyanmak mı?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f07454cbcb9.jpg" length="89123" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 26 Jan 2022 01:06:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Uyku, ninni, gerçekler</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;kken ninnilerle uyutuluruz, bir g&uuml;n ger&ccedil;eklerle uyanacağımızı bilmeden. Ger&ccedil;ekleri &ouml;ğrenmeye başladık&ccedil;a ne kadar uyutulduğumuzu daha iyi anlarız. Sonra nasıl uyutulmaya devam ettiğimizi ve kendimizi nasıl uyandıracağımızı. &Ouml;nce bol bol araştırarak başlarız uyanmaya, ger&ccedil;ek sandığımız onca şeyin bir yalan olduğunu &ouml;ğrenerek uyanırız. Sonra ger&ccedil;ekleri &ouml;ğrenir ve inandığımız her şeye ş&uuml;pheyle yaklaşırız. Bazen uyanmanın verdiği acıdan şikayet etsek bile ger&ccedil;eklerle aydınlanmaktan vazge&ccedil;emeyiz. Biz b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e uyutma &ccedil;eşitlerini de değiştirir insanlar. Bazılarımızı yalanlarla uyuturken bazılarımızı ger&ccedil;eklerin farklı yorumlanmasını sağlayarak uyuturlar. Bu uykular insanların hayatlarının birer r&uuml;yadan ibaret olmasına sebep olur. Kimimiz korkuyla uyanırız bu uykudan, kimimiz din&ccedil; bir şekilde. Korkuyla uyananlarımız ge&ccedil; kalmanın verdiği korkunun pen&ccedil;esinden bir &ouml;m&uuml;r uyanamaz. Din&ccedil; uyananlarımız ise zamanında uyanmanın ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmanın verdiği cesaretle doğrulardan korkmayız. Bazılarımız ise &ouml;m&uuml;r boyu uyur ama asla b&uuml;y&uuml;yemezler. Peki biz, biz ne zaman uyanırız?&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>PARASİYAH MEKTUPLAR(BAŞLANGIÇ)</title>
<link>https://edebiyatblog.com/parasiyah-mektuplarbaslangic</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/parasiyah-mektuplarbaslangic</guid>
<description><![CDATA[ Son bir kez siyaha boyanmış gökyüzüne bakıyorum ve o gece gözümün önüne geliyor. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f00f42cc784.jpg" length="33212" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 25 Jan 2022 17:56:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>callmeel</dc:creator>
<media:keywords>Siyah, gökyüzü, kanat, var olmak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>E'den D'ye,</p>
<p>Sen her zaman duyduğuna anlam y&uuml;kleyen biri oldun,bense duyamadıklarıma...Bunun beni senin g&ouml;z&uuml;nde d&ouml;rt duvar arasına tıkılmış,tek &ccedil;ıkış yolunun doğrunun saklanması olan biri yaptığını adım gibi biliyorum,ama &ouml;yle basit bir şeyi de unutma ihtimalim var.</p>
<p>Benim seni her zaman sevmiş olmam artık bir şey ifade etmeyecek,sen &ccedil;oktan kanatlarını a&ccedil;tın ve o kanatların altında ben yokum.Ve ne yazık ki bu yok olma arzusu beni her zaman fırtınanın kalbinden uzak tutacak.</p>
<p>Hatırlıyor musun,bir keresinde bana bir par&ccedil;a dinlettiğini?Unutacağımı d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;n,ama ben unutmadım.Yaklaşık kırk adımlık hastane bah&ccedil;esinde attığım her adımda ben o par&ccedil;anın s&ouml;zlerini tekrarlıyordum,senin i&ccedil;in bir başkası olmamak adına...</p>
<p>Ama sonunda b&uuml;t&uuml;n umutlarımı kaybetmiştim,sana dair umutlarımı...Babam,sen artık var olmayan birinin acısını &ccedil;ekiyorsun diyordu,lakin biliyordum ki senin i&ccedil;inde hala iyilik vardı.Sadece benim i&ccedil;in değildi.</p>
<p>Yıllar ge&ccedil;ti ve fotoğrafını g&ouml;rd&uuml;m.Yetişmişsin,hayata atılmışsın,benim yapamadığımı yapmışsın.Bundan şikayetlenecek değilim elbette,ne kadar kanatlarında bana yer olmasa da biz hala dostuz.Ve bilmeni istiyorum ki sana beslediğim duyguların i&ccedil;inde asla nefret yok.</p>
<p>Son bir kez siyaha boyanmış g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakıyorum ve o gece g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;ne geliyor.Bu ikimizin de su&ccedil;u değildi,hi&ccedil;bir zaman da</p>
<p>olmayacak.Yolun sonu belki &ccedil;ok yakın,belki de hi&ccedil;bir zaman gelmeyecek,bunu bilemem.Tek bildiğim şey,tekrar d&ouml;rt duvar arasına tıkılmadan &ouml;nce,umut vermek istiyorum.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR PAZARCI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-pazarci</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-pazarci</guid>
<description><![CDATA[ Hayatın acı tatlı yükünü her daim yüklenen gençlerimiz...Yüreklerine dokunmak gerek... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61eed2566e06e.jpg" length="73553" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 19:23:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>zaman, yolculuk, pazarcı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>+</p>
<p>ZAMANA YOLCULUKTA GEN&Ccedil; BİR PAZARCI</p>
<p>Bug&uuml;nk&uuml; Zamana Yolculukta;Semt pazarlarında bizlere doğallığı tattıran,Organik &uuml;r&uuml;nleri ile sağlığımızı korumayı ama&ccedil;layan hem doğal,hem de&nbsp; g&uuml;lery&uuml;zl&uuml;&nbsp; oluşu ile insanlara doğallık katan gen&ccedil; pazarcı dostum Azat DOĞAN.Kendisi ile yaşama ve doğallığa dair&nbsp; g&uuml;zel bir s&ouml;yleşi&nbsp; ger&ccedil;ekleştirdim.</p>
<p>VAHAP:Azat DOĞAN&nbsp; seni&nbsp; tanıyabilir miyiz?</p>
<p>AZAT:Mardin&rsquo;in Savur il&ccedil;esinde doğdum. D&ouml;rt &ccedil;ocuklu bir ailenin en b&uuml;y&uuml;k oğluyum.İlkokulu Savur Mehmet Fuat Demir&nbsp; ilkokulunda,Ortaokulu Savur Aziz&nbsp; Sincar ortaokulunda,Liseyi Savur Nuri Cıngıllıoğlu Anadolu lisesinde okudum.Hobilerim arasında,Santran&ccedil;&nbsp; oynamak,Bilgisayarla oyun oynamak ve tenis oynamaktır.Şuan Mardin&nbsp; Semt pazarında Pazarcılıkla uğraşıyorum.</p>
<p>VAHAP:&Ccedil;ocukluğunda yapmayı en &ccedil;ok sevdiğin şey neydi?</p>
<p>AZAT:&Ccedil;ocukken Futbol&nbsp; oynamayı&nbsp; &ccedil;ok severdim.Halen de seviyorum.</p>
<p>VAHAP:&Ccedil;ocukluğunda unutamadığın bir an var mı?</p>
<p>AZAT:K&uuml;&ccedil;&uuml;kken kardeşim g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nde merdivenlerden yuvarlanmıştı.O anı hi&ccedil; unutamıyorum ve hala aklımda&hellip;</p>
<p>VAHAP:Haftanın her g&uuml;n&uuml; Semt pazarında tezgah a&ccedil;mak,İnsanlara doğallığı tattırmak nasıl bir duygu?</p>
<p>AZAT:G&uuml;zel&nbsp; bir&nbsp; duygu.Hem bizim işimiz,Hem de severek yapıyoruz&hellip;</p>
<p>VAHAP:&rdquo;K&ouml;yde Yaşam Doğal Olur&rdquo;.K&ouml;y &uuml;r&uuml;nleri nelerdir?K&ouml;y &uuml;r&uuml;nleri t&uuml;ketmenin yararı nedir?</p>
<p>AZAT:K&ouml;y &uuml;r&uuml;nleri doğal ve organik &uuml;r&uuml;nlerdir.</p>
<p>K&ouml;y &uuml;r&uuml;nleri t&uuml;kettiğimiz&nbsp; i&ccedil;in akşama kadar din&ccedil; bir şekilde &ccedil;alışabiliyoruz.Ayrıca;Evde hayvanlarımız olduğu i&ccedil;in g&uuml;nde bir &ccedil;ok kere s&uuml;t ve s&uuml;t &uuml;r&uuml;nleri&nbsp; de t&uuml;ketiyoruz&hellip;</p>
<p>VAHAP:Semt pazarında sattığınız &uuml;r&uuml;nler &ccedil;ok doğal.B&uuml;t&uuml;n meyve ve sebzeleri kendiniz mi yetiştiriyorsunuz?Yoksa dışarıdan da alıyor musunuz?</p>
<p>AZAT:Bazılarını biz yetiştiriyoruz,Bazılarını da Mardin Sebze halinden temin ediyoruz&hellip;</p>
<p>VAHAP:Neden başka sekt&ouml;r değil de!Semt pazarında pazarcı&nbsp; olmayı&nbsp; tercih ettin?</p>
<p>AZAT:Aslında benim tercihim değil!Hem baba mesleği,hem de sınavda istediğim puanı &ccedil;ıkaramadığım i&ccedil;in bir s&uuml;re daha bu mesleği yapmaya devam edeceğim&hellip;</p>
<p>VAHAP:Hayalin ne?Ger&ccedil;ekleştirebildin mi?</p>
<p>AZAT:Hayalim,Beden Eğitimi&nbsp; &Ouml;retmeni&nbsp; olmak ve daha hen&uuml;z&nbsp; ger&ccedil;ekleşmedi.Ama! Sınava girip kazanacağım.</p>
<p>VAHAP:Sevginin azaldığı,Aşkın dillerden d&uuml;şmediği bu zamanda senin i&ccedil;in hangisi ağır basıyor?Neden?</p>
<p>AZAT:Benim i&ccedil;in sevmek ağır basıyor.&Ccedil;&uuml;nk&uuml;;bir insanı sevmezsen!Aşıkta olamazsın&hellip;</p>
<p>VAHAP:Sevgiyi &uuml;&ccedil; kelime ile &ouml;zetler misin?</p>
<p>AZAT:Sevgi benim i&ccedil;in,Birbirine duyulan ilgi,Bağlılık ve i&ccedil;ten samimiyettir&hellip;</p>
<p>VAHAP:Futbol seyrine doyum olmayan bir oyundur.Hangi takım taraftarısın?</p>
<p>AZAT:Evet futbolu &ccedil;ok severim.</p>
<p>FENERBAH&Ccedil;ELİYİM.</p>
<p>VAHAP:Gen&ccedil;lik nedir?Gen&ccedil;lerin en b&uuml;y&uuml;k sorunu ne?</p>
<p>AZAT:Bence Gen&ccedil;lik,Bir insanın kendini en iyi hissettiği evredir.Bizim &Uuml;lkedeki gen&ccedil;lerin sorunları &ccedil;ok fazla SOSYAL MEDYA ile uğraşmalarıdır&hellip;</p>
<p>VAHAP:K&ouml;y hayatını mı tercih edersin?Şehir hayatını mı?</p>
<p>AZAT:Tabiki de K&ouml;y hayatı.K&ouml;ydeki temiz ve doğal havayı tercih ederim.</p>
<p>VAHAP:Son olarak;Gen&ccedil; bir pazarcı ve doğal &uuml;r&uuml;n satıcısı olarak,senin gibi bu mesleği icra eden,G&ouml;n&uuml;l veren ya da bu işi yapmak isteyen gen&ccedil; arkadaşlara neler s&ouml;ylemek istersin?</p>
<p>AZAT:Ben bu işe girecek arkadaşlara şunu s&ouml;ylemek isterim.</p>
<p>&Ccedil;ok iyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p,&ouml;ncelikle okullarını okumalarını s&ouml;yl&uuml;yorum.&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu işte kışın ger&ccedil;ekten zor şartlar altında &ccedil;alışıyoruz&hellip;</p>
<p>VAHAP:Sevgili Azat DOĞAN.Bu g&uuml;zel s&ouml;yleşiye konuk olduğun ve verdiğin samimi cevaplar i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim.Doğallığı her daim yaşayacağın g&uuml;nlerin olsun&hellip;</p>
<p>İyi &ccedil;alışmalar&hellip;</p>
<p>AZAT:Bu g&uuml;zel s&ouml;yleşide bana yer verip,ZAMANA YOLCULUK&rsquo;a konuk ettiğiniz ve ayrıca, gen&ccedil;ler i&ccedil;in &ccedil;aba g&ouml;sterdiğiniz bu g&uuml;zel &ccedil;alışmada beni de kattığınız i&ccedil;in &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim.</p>
<p>&Ccedil;alışmalarınızda başarılar dilerim&hellip;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ömrümüzün Değeri</title>
<link>https://edebiyatblog.com/omrumuzun-degeri</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/omrumuzun-degeri</guid>
<description><![CDATA[ Gerçekten ölmekten mi korkuyoruz?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61ee9be235443.jpg" length="64455" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 15:30:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, yaşam, sorgulama, düşünme</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın anlamını sorgulamadan y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m sokaklarda sen yoksun artık ve o sokaklarda sensizliğin acı soğuğu işliyor bedenime. Y&uuml;z&uuml;mde hayatın ne kadar kısa olduğunu anımsatan kısa bir tebess&uuml;m oluşuyor. Her şeyi d&uuml;n yaşamış gibi hissediyorum, oysa &uuml;zerinden yıllar ge&ccedil;ti. Artık sorgulamaya başlıyorum hayatı, kısacık &ouml;mr&uuml;m&uuml;z&uuml; ne uğruna harcadığımızı. &Ouml;m&uuml;r denilen bu s&uuml;rede bizi &uuml;zen ve mutlu eden şeylerin ger&ccedil;ek değerinin ne olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Neye g&ouml;re değer veriyoruz hayatımızdaki şeylere? Değer verdiğimiz şeylerin bizi ne i&ccedil;in mutlu ettiğini ve ne i&ccedil;in &uuml;zd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorumda elimizde bu kadar imkan varken mutluluğu neden hep bir k&ouml;şeye ittiğimizi anlamıyorum. Ger&ccedil;ekten &ouml;lmekten mi korkuyoruz yoksa yaşayamadığımız bu hayatı geride bırakmaktan mı? Cevabını bilmiyorum ama ben bu hayatı terk etmeden &ouml;nce yaşamak istiyorum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sorgulamak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sorgulamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sorgulamak</guid>
<description><![CDATA[ Neden var olduğunu düşündün mü hiç?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61ec3a3b50c3c.jpg" length="99831" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 20:09:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, yaşam, sorgulama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca hatta milyarlarca insan neden var olduğunu bilmeden, sorgulamadan yaşıyorlar. Bir hedefleri, bir ama&ccedil;ları hatta bir fikirleri bile yok. Sadece hayatın akıp giden olağan sıradanlığına ayak uydurma &ccedil;abasıyla yaşıyor. Basit korkular, basit heyecanlar ve olabildiğince az riskle yaşıyorlar hayatlarını. Hayatlarından bir beklentileri yok. Uğrunda can verdiği değerler bile alışkanlıkları olmuş &ccedil;oğu kişilerin ve araştırma duyguları k&ouml;relerek yok olmuş. Hayatlarının bir d&ouml;neminde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlar belki ama sonra yine herkes gibi hayata karışıp gidiyorlar. Basit şeyler yetiyor onları mutlu etmeye ve gereksiz şeyler i&ccedil;in &uuml;z&uuml;l&uuml;yorlar. İnandıkları ve sevdikleri şeylerin yanlış ya da doğru olmasıyla ilgilenmiyorlar. Bu da bir risk onlar i&ccedil;in &ccedil;&uuml;nk&uuml; eğer yanlış &ccedil;ıkarsa hayatlarını değiştirmeleri gerekecek. O y&uuml;zden hi&ccedil; sorgulamadan yaşamanın g&uuml;zel olduğunu sanarak t&uuml;ketiyorlar &ouml;m&uuml;rlerini. İnanmak istediklerinize değil ger&ccedil;eklere inanın sevgili okur belki hayatınız değişir ama bir yalanla mutlu olmak yerine ger&ccedil;eklerle yaşar hayatın tadına varırsınız. Se&ccedil;im size ait ve &ouml;m&uuml;r bitiyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SİNEMALARIM,DİZİLERİM</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sinemalarimdizilerim</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sinemalarimdizilerim</guid>
<description><![CDATA[ Başlık özet için yeterlidir. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61ec2d9b920aa.jpg" length="83480" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 19:16:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>GÜMÜŞ SÖZ</dc:creator>
<media:keywords>Sinema, dizi, oyuncu, aktör, aktris</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Benim HAİDİ'm h&acirc;l&acirc; Alplerde dedesiyle s&uuml;t sağıyor, ke&ccedil;i g&uuml;d&uuml;yor, ihtiyacı olanlara iyilik yapıyor. Ne yaş aldı, ne modern hayat &ccedil;arkının dişlilerine kapıldı. CEDRİC de h&acirc;l&acirc; sekiz yaşında hayatın zor yanlarını deneyimlemekte. ARI MAYA, &ccedil;i&ccedil;ekten &ccedil;i&ccedil;eğe gezerek kolonisiyle birlikte yaptıkları balı bizimle paylaşmakta. İsteyerek değil elbet. TOM evde, bah&ccedil;ede, mahallede dolaşıp besleniyor, JARRY ise elimizin altında bilgisayara eklendi de kurtuldu TOM 'dan.</p>
<p>K&Uuml;&Ccedil;&Uuml;K EV'in Laura'sı &ccedil;ocukluk arkadaşım. Mary i&ccedil;in &ccedil;ok g&ouml;zyaşı d&ouml;km&uuml;şl&uuml;ğ&uuml;m var. G&uuml;zel y&uuml;zl&uuml; bir fotoğrafını kendi icadım defter kabı yapmıştım, h&acirc;l&acirc; durur. UZAY 1999 , yılı &ccedil;oktan t&uuml;kettik ama h&acirc;l&acirc; d&uuml;nyaya d&ouml;nmeden uzayı keşfe devam ediyorlar. Yeni uzaylıları başka filmlere g&ouml;ndererek bizimle tanıştırıyorlar. TRANSFORMERS 'leri haber veremedik. DOKTOR WHO, veya MERLİN sevdamızın sebepleridir. Canavarları sevmem bu y&uuml;zden&hellip;</p>
<p>T&uuml;rk filmleri ayrı sevda. Onlar i&ccedil;in şafak sayıp haftada birg&uuml;n ekran nikahı kıydığımızı herkes biliyor. Adile Naşit, M&uuml;nir &Ouml;zkul en yakın akrabamız. Davetsiz her daim gelirler evimize. Başk&ouml;şemize kurulurlar ne zaman uğrasalar. Kemal Sunal oğlu ile aynı yaşta. G&uuml;ld&uuml;r&uuml;r d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;r. En &ccedil;ok da tımarhane firarından sonra BUZLAR &Ccedil;&Ouml;Z&Uuml;LMEDEN gittiği kasabaya kaymakamlığına &ouml;zenirim. Ya oraya taşınacak, yabizim kasabaya kaymakam atanacak! O umutla yaşarım. KİBAR FEYZO dur en &ccedil;ok ger&ccedil;ek olduğuna inandığım. Bir g&uuml;n k&ouml;y&uuml;n&uuml; ziyaret edeceğim. T&uuml;rkan Şoray, Filiz Akın, Fatma Girik ,H&uuml;lya Ko&ccedil;yiğit (Allah hepsine uzun &ouml;m&uuml;r versin) severim ama sahipleri değilim. Zira fakirken zengin olurlar, ya da zengin oğlana aşık olup sosyeteye karışırlar. Kandırdılar beni. Zenginlik onların anlattığı gibi &ccedil;ıkmadı. Vallahi iyiler de kazanmadı, ne yapayım. K&Uuml;&Ccedil;&Uuml;K HANIMEFENDİ Belgin Doruk, Ayhan Işık nostaljik esintisidir evimin. &Ccedil;ocukları olmuştur. Bizim evin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;miştir kimbilir! CANIM KARDEŞİM gibi h&acirc;l&acirc; &ccedil;ocuklara kıymakta d&uuml;nya. Fukaralık bir tarafa kurşunlar, bombalar, azgın dalgalar y&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ocuklar koparılmakta hayattan. Tarık Akan, Halit Ak&ccedil;atepe "Kanka" lar yine de. &Ccedil;etin Tekindor, BABA olmak i&ccedil;in yorulmakta, uğraşmakta. Perran Kutman BİZİM MAHALLE'den taşındı. Apartman dairesinde balkonlardan komşuculuk yapar yine de. ELVEDA RUMELİ 'den g&ouml;&ccedil;eden s&uuml;t&ccedil;&uuml; Ramiz (Erdal &Ouml;zyağcılar) dilini d&uuml;zeltti benim gibi konuşup s&uuml;t getiriyor evime.Ama ben onun gibi konuşuyorum bazen: Kız&ccedil;eler mesela&hellip; 7 NUMARA benim i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n &uuml;niversiteliler. Alt kat, &uuml;st kat, bir de ev sahipleri mutlu mesut yaşarlar &uuml;lkenin her bir k&ouml;şesinde. AŞKI MEMNU ile sevdim zenginleri. Benim gibi acınası halleri olduğunu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mden. YAPRAK D&Ouml;K&Uuml;M&Uuml; evimizde her mevsim. Hepsi dağılıp başka karakterlerde d&uuml;nyamıza girmeyi başardılar. Onları kalbimizde en tanıdık sima olarak ağırlıyoruz. Ne yapsalar, hangi &uuml;r&uuml;n&uuml; koysalar &ouml;n&uuml;m&uuml;ze kabul&uuml;m&uuml;z.</p>
<p>Ben biraz da onlarla benim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>MORİVA&amp;apos;YA ADANMIŞ SÖZLER</title>
<link>https://edebiyatblog.com/morivaya-adanmis-sozler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/morivaya-adanmis-sozler</guid>
<description><![CDATA[ Kimsesizleşişimin
tane tane çoğalmasını izliyor insanlar,herkesleştirirken kendilerini... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e8819b49dcc.jpg" length="48098" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 20 Jan 2022 00:26:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>callmeel</dc:creator>
<media:keywords>Kimsesizlik, hüzün, Moriva</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Moriva'm,seninle ben ezelden beri aynı h&uuml;z&uuml;nden tacı takıyoruz.Kimse bize inanmak zorunda değil,biz de kimseye...Bağlı olmak<br />istediğimiz kişiye hayatımızı adadık,nefeslerimiz kesildi.Son bir kez kesilsin istiyorum nefesim,tıpkı senin gibi,ebediyen...<br />Sessizliğin tınısında hi&ccedil;leşiyorum,Moriva.Bu sefer dibe hi&ccedil; olmadığım kadar yakınım,olduğum dibi yakanım...Kimsesizleşişimin<br />tane tane &ccedil;oğalmasını izliyor insanlar,herkesleştirirken kendilerini...<br />Bug&uuml;n bir milat,sana adım atmaya ilk defa o kadar da korkmuyorum.Ve bu sabah g&uuml;neş burada hi&ccedil;liğe doğdu,iki &ccedil;ift h&uuml;zne g&ouml;m&uuml;lecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kimsesizlik</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kimsesizlik-1505</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kimsesizlik-1505</guid>
<description><![CDATA[ Kimsesizlik  ]]></description>
<enclosure url="" length="48098" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 19 Jan 2022 22:37:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Medine Herzem</dc:creator>
<media:keywords>kimsesizlik, yalnızlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;evrenizde o kadar &ccedil;ok insan varken siz bir k&ouml;şeye &ccedil;ekilip , otururup olanları sadece izlersiniz.&nbsp; Ya onları kendinizden uzak tutarsınız yada onlar uzak dururlar , bazen bazı şeyleri uzaktan izlemek iyiyken bazen de i&ccedil;inde olmak lazım . Yanlızlık bazen de se&ccedil;im değil , zorunluluktur . Sevdiğiniz bir insan sizi bir &ccedil;ıkmaz sokağa sokup gittiyse ne yapa bilirsiniz ? Hi&ccedil; bir şey . O sokakta kalırsınız, belki de oturup bir k&ouml;şede ağlarsınız yanlız başınıza. O yalnızlığa sizi iten olduğu s&uuml;rece oradan &ccedil;ıkmanız imkansız gibi bir şey .&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hüzün içeren kelime &amp;quot;KİMSESİZLİK&amp;quot;</title>
<link>https://edebiyatblog.com/huzun-iceren-kelime-kimsesizlik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/huzun-iceren-kelime-kimsesizlik</guid>
<description><![CDATA[ Kimsesizlik bir su idi, ben boğuldum...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e8682f9348f.jpg" length="52150" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 19 Jan 2022 22:36:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Kimsesizlik, yalnızlık, şiir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen kimsesiz kalır insan. Ne tutunabileceği bir dal, ne de d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde onu tutabilecek bir el bulamaz. G&ouml;zyaşlarını silen, derdini dinleyen kimsesi olmaz. İşte o an ne bir sevgili, ne bir dost, ne de bir akraba bulabilir kendisine yardım edebilecek. O an anlar ger&ccedil;ek &ccedil;aresizliği ve bu &ccedil;aresizlik halinin insanda ne b&uuml;y&uuml;k yıkımlara sebep olduğunu. Denizin ortasında susuz kalmak gibidir bu. Etrafın su doludur ama sana faydası yok. Kimsesizlikte b&ouml;yledir işte, nice kalabalıklar i&ccedil;erisindesindir ama sana yardımı olacak tek bir kişi bile bulamazsın. Odanı aydınlatan ışığın s&ouml;nmesi gibidir. D&uuml;nyan kararır, yolunu bulamazsın. İnsan kimsesiz kalmadan anlayamaz etrafındakilerin değerini, kimsesiz kaldığında ise &ccedil;ok ge&ccedil; olur. Bir garibin d&ouml;rtl&uuml;ğ&uuml;nde dediği gibi;&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Kimsesizlik bir su idi, ben boğuldum</p>
<p></p>
<p>Işıklarım bir bir karardı, ben kayboldum</p>
<p></p>
<p>Yokmuş d&uuml;nyada b&ouml;yle bir acı, bilmiyordum</p>
<p></p>
<p>Kimsesizliğin adını ben &ouml;l&uuml;m koydum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR TEZGAHTAR</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-tezgahtar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-tezgahtar</guid>
<description><![CDATA[ Yaşantımızın en güzel yarınları..Her alanda üretken,girişken ve hedefleri olan gençlerimizi anlamak adına... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e80f2db8529.jpg" length="101155" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 19 Jan 2022 16:17:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>zaman, yolculuk, tezgahtar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ZAMANA YOLCULUKTA GEN&Ccedil; BİR TEZGAHTAR</p>
<p>Bug&uuml;nk&uuml; zamana yolculukta;Doğalığı,a&ccedil;ık s&ouml;zl&uuml; oluşu ve tebess&uuml;m&uuml; ile insanların g&ouml;nl&uuml;nde yer eden,Her sabah doğal &uuml;r&uuml;nleri tezgahta olan,İnsanların&nbsp; g&ouml;n&uuml;l rahatlığıyla sofralarını s&uuml;sleyen ,Zeytin Şark&uuml;terinin g&uuml;zide tezgahtarı&nbsp; gen&ccedil; dostum Kadir DUMAN.Kendisi ile doğal&nbsp; &uuml;r&uuml;nler&nbsp; ve yaşama dair g&uuml;zel bir s&ouml;yleşi ger&ccedil;ekleştirdim.</p>
<p>VAHAP:Kadir DUMAN seni biraz tanıyabilir miyiz?</p>
<p>KADİR:Merhaba!</p>
<p>1997 Mardin doğumluyum.İlkokulu Noter Cevdet İlk okulunda,Lise eğitimimi İmam Hatip Lisesinde okudum.&Ccedil;ocuk yaşta ticareti &ouml;ğrendim.Bir d&ouml;nem uzun s&uuml;reliğine garson olarak &ccedil;alıştım. Ne mutlu bana ki!bug&uuml;nlere kadar geldim&hellip;</p>
<p>VAHAP:&Ccedil;ocukluğunda yapmayı en &ccedil;ok sevdiğin şey neydi?</p>
<p>KADİR:Okuldan ka&ccedil;ıp okulun arka tarafındaki bah&ccedil;ede misket oyunu ve k&ouml;rebe oynardık.O zamanın bize verdiği mutluluk ile oyunumuzu oynardık.Civardaki bah&ccedil;elerden meyve&nbsp; yerdik.</p>
<p>VAHAP:&Ccedil;ocukluğunda unutamadığın bir anı bizimle paylaşır mısın?</p>
<p>KADİR:Bizim komşuların pencerelerini taşla kırdıktan sonra ka&ccedil;ıp,&Uuml;&ccedil; arkadaş i&ccedil;erisinde bir tek ben yakalanıp dayak yerdim.</p>
<p>VAHAP:&rdquo;DOĞALLIK LEZZETTE SAKLI&rdquo;&hellip;Her sabah ve d&ouml;rt mevsim insanlara doğal &uuml;r&uuml;nler satmanın mutluluğunu yaşıyorsun.M&uuml;şteriye doğal bir &uuml;r&uuml;n satarken neler hissediyorsun?</p>
<p>KADİR:&Ccedil;ok mutlu oluyorum.K&ouml;yden katkı maddesi bulunmayan &uuml;r&uuml;nlerin t&uuml;ketilmesini&nbsp; s&uuml;rd&uuml;rmek insanlarımızın sağlığı i&ccedil;in &ouml;nemli&hellip;</p>
<p>VAHAP:Neden başka bir&nbsp; sekt&ouml;rde yada market değil de Doğal K&ouml;y &uuml;r&uuml;nlerinde &ccedil;alışmayı tercih ettin?</p>
<p>KADİR:Doğallığı sevdiğim ve doğal yaşamayı tercih ettiğim i&ccedil;in bu sekt&ouml;r&uuml; se&ccedil;tim.</p>
<p>VAHAP:Doğal &uuml;r&uuml;n denilince ilk akla ne gelmeli?K&ouml;y &uuml;r&uuml;n&uuml; olup olmadığını ve doğallığı nasıl anlayabiliriz?Katkı maddesi&nbsp; bulundurmayan t&uuml;m &uuml;r&uuml;nler doğaldır.T&uuml;ketim &ouml;mr&uuml; kısa olan t&uuml;m &uuml;r&uuml;nler doğaldır.</p>
<p>KADİR:</p>
<p>VAHAP: Doğal bir insansın.Doğal bir yaşam nasıl olmalı?</p>
<p>KADİR:&Ouml;z&uuml;nde olduğun gibi yaşamaktır.</p>
<p>VAHAP:Hayalin ne?Ger&ccedil;ekleştirebildin mi?</p>
<p>KADİR:Hayalim,Trafik Polisi olmaktı.Nasip olmadı.Şu anda severek yaptığım&nbsp; mesleğimi icra ediyorum.</p>
<p>VAHAP:Sevginin azaldığı,Aşkın dillerden d&uuml;şmediği bu zamanda senin i&ccedil;in hangisi ağır basıyor? Neden?</p>
<p>KADİR:Sevgi diyorum.</p>
<p>Hayatımızdan Ve yaşantımızdan &nbsp;sevginin eksik olmaması tek temennim&hellip;</p>
<p>Sevginin g&uuml;c&uuml;ne hi&ccedil;bir şey engel olmaz&hellip;</p>
<p>VAHAP:Sevgiyi &uuml;&ccedil; kelime ile &ouml;zetler misin?</p>
<p>KADİR:Bağlılık,Mutluluk,Sahiplenme duygusu.</p>
<p>VAHAP:K&ouml;y yaşamını mı?Şehir yaşamını mı tercih edersin?</p>
<p>KADİR:Tabi ki;K&ouml;y yaşamı benim i&ccedil;in vazge&ccedil;ilmezdir&hellip;</p>
<p>Toprağın bereketi ve kokusu,Doğal bir yaşantı ve yemyeşil bir alan var. Bunların i&ccedil;inde yaşamak harika bir duygu&hellip;</p>
<p>VAHAP:Gen&ccedil;ler anlaşılıyor mu?</p>
<p>KADİR:Maalesef şimdiki gen&ccedil;ler anlaşılmadığı gibi!Gen&ccedil;lerin ileriye d&ouml;n&uuml;k bir hedefi olmaması beni derinden &uuml;z&uuml;yor.Bu a&ccedil;ıdan gen&ccedil;lerin dinlenilmesi onların y&uuml;reklerindeki g&uuml;zellikleri g&ouml;rebilirsek, o zaman anlaşılabilirler&hellip;</p>
<p>VAHAP:Ge&ccedil;mişe geri d&ouml;nmek m&uuml;mk&uuml;n olsaydı!Hangi zamana,Neden d&ouml;nmek isterdin?</p>
<p>KADİR:İlkokul &ccedil;ağlarına geri d&ouml;nmek isterdim.</p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml;,o zaman &ccedil;ok mutluyduk.</p>
<p>VAHAP:Son olarak;gen&ccedil; bir tezgahtar ve doğal &uuml;r&uuml;n satıcısı olarak,bu meslekte insanlara doğallığı tattırmak isteyen yada bu mesleğe g&ouml;n&uuml;l vermiş gen&ccedil; arkadaşlara neler s&ouml;ylemek istersin?</p>
<p>KADİR:Bu işe g&ouml;n&uuml;l vermiş yada bu yolda ilerlemek isteyen gen&ccedil; arkadaşlara,En g&uuml;zel &uuml;r&uuml;nleri satmanın&nbsp; sevinci ile mutluluk duymanız gerekiyor.Zira;İnsanlara hem doğallığı tattırıyor olmanız g&uuml;zel,Hem de kendiniz doğal olarak satış yapıyorsunuz.</p>
<p>Bu y&uuml;zden sevdiğiniz işin peşinden koşun&hellip;</p>
<p>VAHAP:Sevgili dostum Kadir DUMAN.Onca iş yoğunluğun arasında bana zaman ayırıp,ZAMANA YOLCULUK&rsquo;a konuk olduğun&nbsp; verdiğin g&uuml;zel ve doğal cevaplar i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim.Yaşam boyu doğallıktan yana ne varsa seninle olsun&hellip;&Ccedil;alışma hayatında başarı dolu yıllar diliyorum&hellip;</p>
<p>KADİR:Bu g&uuml;zel r&ouml;portaja beni kattığınız ve beni ZAMANA YOLCULUK&rsquo;a &ccedil;ıkardığınız i&ccedil;in &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim.Gen&ccedil;ler alanında yaptığınız bu &ccedil;alışmayı b&uuml;y&uuml;k bir beğeni ile okuyorum.Bundan sonraki &ccedil;alışmalarınızda muvaffakiyetler diliyorum&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ÇOCUKLUK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/cocukluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/cocukluk</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Ben çocukken...&quot; diye başlayan cümleleri duymuşsunuzdur. Çocukluk dönemini bizim için bu kadar özel kılan neydi?.. Gelin bir bakalım.. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e6cefbc8cae.jpg" length="23588" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Jan 2022 17:59:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>Neslihan Acar</dc:creator>
<media:keywords>Çocukluk, gelecek, özen, farkındalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>İstisnai durumlar dışında, &ccedil;oğu kişinin y&uuml;zlerinde g&uuml;l&uuml;msemeyle anımsadığı yıllardır &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı. "Ben &ccedil;ocukken..." diye başlayan c&uuml;mleleri &ouml;nce b&uuml;y&uuml;klerimiz, sonra da ge&ccedil;en yılların etkisiyle bizler de kurmaya başlarız. Ge&ccedil;mişe duyulan &ouml;zlem dilimize b&ouml;ylece yansır.</p>
<p>&Ccedil;ocukluk d&ouml;nemini bizim i&ccedil;in bu kadar &ouml;zel kılan neydi? Bu soruya tek ve genel ge&ccedil;er bir yanıt vermek zor, &ccedil;&uuml;nk&uuml; herkesin cevabı kendine &ouml;zel. Ancak bana sorarsanız, &ccedil;ocukken d&uuml;nyayı masum g&ouml;zlerle g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z, yaşanmış olumsuz tecr&uuml;belerle yıpranmamış tertemiz hislerle keşfetmeye &ccedil;alıştığımız i&ccedil;in g&uuml;zeldi o yıllar. Halbuki o zamanlarda da eskiden her şeyin daha iyi olduğunu s&ouml;yleyen b&uuml;y&uuml;klerimiz vardı; bizler ise hen&uuml;z bakıma muhta&ccedil; konumda olmanın, yetişkin olmadığımız i&ccedil;in hen&uuml;z y&uuml;klenmediğimiz sorumlulukların altında ezilmediğimiz i&ccedil;in mutluyduk. Bug&uuml;n de benzer durumları etrafımızda g&ouml;zlemleyebiliriz; sanırım bu d&ouml;ng&uuml; insanlık var olduğu s&uuml;rece devam edecek.&nbsp;<br /><br /></p>
<p>Maalesef her &ccedil;ocuğun &ccedil;ocukluk &ccedil;ağını olması gerektiği gibi yaşayamadığı da bir ger&ccedil;ek. İ&ccedil;lerinde talihsiz olaylar yaşayanlar, yaşlarından b&uuml;y&uuml;k sorumlulukları &uuml;stlenmek zorunda kalarak b&uuml;y&uuml;yenler de var. Belki b&uuml;y&uuml;d&uuml;klerinde eskiye g&ouml;re daha iyi hayat şartlarına kavuşabilmişlerse ge&ccedil;mişleriyle barışıp bug&uuml;n&uuml;n mutlu ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; yetişkinleri olabilirler. Fakat ya tam tersi olduysa? İşte o zaman pek de umutlu olamıyorum.&nbsp;<br /><br /></p>
<p>&Ccedil;ocukluk herkes i&ccedil;in kritik bir d&ouml;nem; bunun nedeni de d&uuml;nyayı algılamaya başlayış bi&ccedil;imimizin bu evrede gelişmesi. Yarınlarımızın umutlu olabilmesi i&ccedil;in &ccedil;ocuklarımıza &ouml;zen g&ouml;stermeliyiz. Unutmayalım ki onlar geleceğimizin b&uuml;y&uuml;kleri olacaklar. "Eskiden insanlar ne kadar iyiydi, d&uuml;nya daha yaşanılır bir yerdi..." gibi c&uuml;mleleri ge&ccedil;mişte bırakmanın yolu &ccedil;ocuklarımıza verdiğimiz değerden ge&ccedil;iyor. Hepimizin d&uuml;nyaya bir g&uuml;n bu farkındalıkla yaklaşacağını &uuml;mit ediyorum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ruhumun Ait Olduğu Yer Karanlık &#45; 1</title>
<link>https://edebiyatblog.com/ruhumun-ait-oldugu-yer-karanlik-1</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/ruhumun-ait-oldugu-yer-karanlik-1</guid>
<description><![CDATA[ Bedenler öldüğünde topraktan mezarlara gömülür. Peki ruhlar öldüğünde ne olur? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61f1ae2431efb.jpg" length="32137" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Jan 2022 12:26:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>marfrancesniko</dc:creator>
<media:keywords>ruh, beden, ölü, karanlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bedenler &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde topraktan mezarlara g&ouml;m&uuml;l&uuml;r. Peki ruhlar &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde ne olur? &Ouml;l&uuml; Ruhlar Mezarlığı diye bir yere mi g&ouml;m&uuml;l&uuml;rler? Yoksa boşluktan hi&ccedil;liğe mi s&uuml;r&uuml;klenirler?</p>
<p></p>
<p>Hep merak etmişimdir beden &ouml;lmeden de &ouml;l&uuml;n&uuml;r m&uuml; diye. &Ouml;l&uuml;n&uuml;yormuş. Ruh denen varlığı &ouml;ld&uuml;rebiliyormuşuz. Bilekler kesilmeden de kanayabiliyormuş ruh. İnsanoğlu sonu&ccedil;ta, en b&uuml;y&uuml;k zararı kendine veriyor. Hislerle yapmaz mı zaten?</p>
<p></p>
<p>Hisler iki ucu keskin bir bı&ccedil;ak gibidir. Hangi ucunu tutarsan tut yara almadan acı &ccedil;ekmeden kurtulmak m&uuml;mk&uuml;n olmayacaktır. Ne gereksiz duruyor değil mi? Kendine zarar verecek bir şey. Neden bunlara ihtiya&ccedil; duyasın ki? Ancak bu hisleri yaşayan insanlar i&ccedil;in bağımlılık gibidir. A&ccedil; bir yırtıcının pen&ccedil;esine d&uuml;şm&uuml;ş av gibi bu hislerin pen&ccedil;esine d&uuml;şer insan. Yavaş yavaş boğulur. Kurtulmak i&ccedil;in &ccedil;ırpındık&ccedil;a daha fazla boğulur ve en sonunda &ouml;l&uuml;m&uuml;n acı tadına varır. Benzer şeyler değil mi?</p>
<p></p>
<p>İnsan da ruhunu, hislerinin pen&ccedil;esine kaptırır ve yavaş yavaş ruhunu &ouml;ld&uuml;r&uuml;r. Karanlığa g&ouml;mer aslında ruhunu. Bir kere karanlığa kapılan ruhu geri almak şeytanla anlaşma yapmaya benzer.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Fakat karanlığı bırakmak isteyen bir ruh var mıdır?</p>
<p></p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DİLLERDEKİ ÖZLÜ VE GÜZELSÖZLER  3</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dillerdeki-ozlu-ve-guzelsozler-3</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dillerdeki-ozlu-ve-guzelsozler-3</guid>
<description><![CDATA[ töre ,gelenek ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e569eab0a34.jpg" length="129733" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 12:41:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayşe Atlı</dc:creator>
<media:keywords>gelenek, geçmişten geleceğe</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>41-İmanı gevremek (&Ccedil;ok zorlanmak )</p>
<p>42-K&ouml;r itin &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; yer.</p>
<p>43-Manı manı oynatmak.</p>
<p>44-Sıtkını sıyırmak. ( g&uuml;veni yitirmek )</p>
<p>45-Vıddırı vızzık&nbsp; ( işe yaramaz )</p>
<p>46-Yumuş buyurmak.-</p>
<p>47-Ahrazın dilinden sahabı anlar.</p>
<p>48-Kepirleri dırmalamak.</p>
<p>49-Ne uman bacından ,bacın &ouml;l&uuml;r acından.</p>
<p>50-Tembele yumuş buyur ,sana akıl &ouml;ğretir. H. Şevki &Ouml;zt&uuml;rk&nbsp;</p>
<p>51-Kelbaşa şimşir tarak.</p>
<p>52-K&ouml;penen &ccedil;o&ccedil;uk hatır g&ouml;n&uuml;l bilmez.</p>
<p>53-Asil azmaz, bal kokmaz.</p>
<p>54-İtin hatırı yoksa ,sahabının&nbsp; hatrı var.</p>
<p>55-El atına binen tez iner.</p>
<p>56-Tandır kızdı beze bitti ,ev d&uuml;z&uuml;ld&uuml; &ouml;m&uuml;r&nbsp; &nbsp;bitti .</p>
<p>57-Mavrası bol .</p>
<p>58-&Ccedil;eleresice..</p>
<p>59-Gıran giresice.</p>
<p>60-Geri gıranlar. BELHİ-Adana</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğum Günü</title>
<link>https://edebiyatblog.com/dogum-gunu</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/dogum-gunu</guid>
<description><![CDATA[ iyi ki doğdum ben! ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e47d05b812c.jpg" length="79898" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 16 Jan 2022 23:18:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>_iirazz</dc:creator>
<media:keywords>doğum günü, yeni yaş, rüzgar, deniz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sevdiğinin, sevdiceğinin şiir yazması kadar başka bir şey mutlu etmiyormuş insanı.<br />İYİ Kİ DOĞDUM BEN!<br />---</p>
<p>Seninle ilk defa &ccedil;ıkıyorum dışarı<br />Kapısı s&uuml;rg&uuml;l&uuml;, penceresi k&ouml;r karanlıklarımdan<br />Sen caddesi<br />Sen sokağında<br />Usul usul y&uuml;r&uuml;yorum seni</p>
<p>Adımı kaybediyor adımlarım<br />G&ouml;zlerinin &ccedil;ıkmazında<br />T&uuml;m şehri yitiriyor baktıklarım<br />Sa&ccedil;larına bulanmış elim</p>
<p>Y&uuml;z&uuml;ne baktık&ccedil;a kıyıya vuruyor hislerim<br />Masmavi sularında kaybediyorum kendimi<br />Soluduk&ccedil;a seninle dolu yeni bir nefesi<br />Fark ediyorum g&ouml;zlerine s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n denizi</p>
<p>Katili, sa&ccedil;ların olan ne hayallerim boğuldu sularında<br />Bir anda buluyorum kendimi y&uuml;reğinin tam ortasında<br />Daha a&ccedil;mamış, kıymetli tomurcuklar arasında<br />Ve dalgaları aniden savruluyor r&uuml;zgardan<br />Seni tarif edercesine ciğerime dolan bir deniz kokusu geliyor uzaklardan</p>
<p>Batıyor sularına g&ouml;zbebeklerim<br />G&ouml;nl&uuml;mce ıslanıyorum<br />Yanıklarımı &uuml;fl&uuml;yorum artık<br />Yıkıyorum taş duvarlarımı<br />Sen yağdık&ccedil;a nisan d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor topraklarıma<br />Bir damlıyorsun<br />Yine bir &ouml;l&uuml;mden diriliyorum</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Hüzün yağar bu zamanlar&amp;quot;</title>
<link>https://edebiyatblog.com/huzun-yagar-bu-zamanlar</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/huzun-yagar-bu-zamanlar</guid>
<description><![CDATA[ Ve kar tanelerine avuçlarınızı açın çünkü onlar da tükenmişliğin devası var. ]]></description>
<enclosure url="" length="79898" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 16 Jan 2022 00:05:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Kar tanesi, yaprak dökümü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; Şairin diyor ya hani 'H&uuml;z&uuml;n yağar bu zamanlar ' diye. Biz h&uuml;zn&uuml; bir kar tanesine sığdırdık en &ccedil;ok, nedeni belirsiz. Her yağmur yağışında &ouml;zlemimiz arttı sebebi &ccedil;ok manidar bir şekilde. Bundandır belki de soğuk havanın acılarımızı benimseyip bağrına basması, bundandır belki de her bir yaprak d&uuml;şmesin de 'İntihar mı ediyor seven sevdiğinden ?' diye sormam. Sahi, bu yaprak d&uuml;ş&uuml;şlerinin canları acımıyor mu hi&ccedil;? Hi&ccedil; demiyor mu mesela ' Ne olurdu ki sanki g&uuml;neşi biraz daha g&ouml;rsem' diye, belki de o d&uuml;şmenin i&ccedil;inde bir fedakarlık saklıydı, gelecekte a&ccedil;acak olan &ccedil;i&ccedil;eklerin ruhlarına.. Ve kar tanelerine avu&ccedil;larınızı a&ccedil;ın &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar da t&uuml;kenmişliğin devası var..❄️</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANDA YOLCULUK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamanda-yolculuk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamanda-yolculuk</guid>
<description><![CDATA[ Geçmişe duyduğumuz özlem, yaptığımız hataları, verdiğimiz yanlış kararları telafi etme isteği, kaybettiğimiz değerli kişileri, şeyleri ve anları tekrar yakalamak ne büyük bir şans olurdu...  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e2ec43b5857.jpg" length="101164" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 15 Jan 2022 18:46:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>Neslihan Acar</dc:creator>
<media:keywords>zaman, yolculuk, geçmiş, gelecek, teknoloji, zihin</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Ge&ccedil;mişe duyduğumuz &ouml;zlem, yaptığımız hataları, verdiğimiz yanlış kararları telafi etme isteği, kaybettiğimiz değerli kişileri, şeyleri ve anları tekrar yakalamak ne b&uuml;y&uuml;k bir şans olurdu. Zamanda yolculuk fikri b&ouml;yle anlarda zihnimizi yoklar; hatta ara sıra gelecekte neler olacağına dair duyduğumuz merak &uuml;zerine zamanda yolculuk yapabilmeyi isteriz.&nbsp;<br /><br />Bilim insanlarının zamanda yolculuk yapmayı sağlayacak teknolojiler ve &ccedil;eşitli cihazlar &uuml;zerine &ccedil;alışmaları var ve halen bunu ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in &ccedil;abalıyorlar. Ancak hen&uuml;z bunu başarabilmiş değiller.&nbsp;<br /><br />Zamanda yolculuk şimdilik fiziksel anlamda olanaksız g&ouml;r&uuml;nse de aslında bizler farkında olmadan zihinsel bi&ccedil;imde ge&ccedil;mişe gidebiliyoruz. Nasıl mı? Radyoda karşımıza &ccedil;ıkan eski bir şarkı, fotoğraf alb&uuml;mlerimizde saklı duran eski fotoğraflarımız, b&uuml;y&uuml;klerimizden kalma eşyalar ve sayabileceğim daha niceleri... T&uuml;m bu saydıklarım sayesinde aklımıza doluşan anılarla zihnen ge&ccedil;mişe yolculuk yapıyoruz. Bazen mutlu, bazen de h&uuml;z&uuml;nl&uuml; anılarımızı tekrar anımsıyoruz. G&uuml;nl&uuml;k rutinlerimizin arasında bile ger&ccedil;ekleştirebileceğimiz bir eylem bizim i&ccedil;in.&nbsp;<br /><br /></p>
<p style="text-align: left;">Gelecek ise kimi zaman umut verici, kimi zaman da &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yıllar ge&ccedil;tik&ccedil;e hayatta hem olumlu hem de olumsuz gelişmelere şahit olabiliyoruz. Kim bilir, belki bir g&uuml;n fiziksel anlamda zamanda yolculuk bizim i&ccedil;in m&uuml;mk&uuml;n hale gelecek. Bize d&uuml;şen ise hayattan keyif alabilmek i&ccedil;in anı yaşamak bana kalırsa; b&ouml;ylece hem ge&ccedil;mişe d&ouml;n&uuml;p baktığımızda g&uuml;zel hatırlanacak anlar biriktireceğiz hem de gelecekte karşımıza &ccedil;ıkabilecek olumlu ihtimallerin kapısını aralayabileceğiz.&nbsp;<br /><br /></p>
<p style="text-align: left;">Hepimize ge&ccedil;mişi g&uuml;l&uuml;mseyerek hatırlatacak, gelecekte yolumuzu aydınlatacak anlarla dolu bir hayat diliyorum.&nbsp;<br /><br /></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BİRDEN KIRMIZI</title>
<link>https://edebiyatblog.com/birden-kirmizi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/birden-kirmizi</guid>
<description><![CDATA[ Birden kırmızı,ikiden rahatlama,ardından pişmanlık gelir benim döngülerimde...Bunu değiştiremezsiniz ne kadar isteseniz de... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e0b6f0aa6c9.jpg" length="68834" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Jan 2022 02:39:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>callmeel</dc:creator>
<media:keywords>Kırmızı, Moriva, bacak, kan</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bacaklarımdan akan kanı g&ouml;rebiliyor musun,Moriva?Kimse g&ouml;remiyor...Herkes elimdeki bı&ccedil;ağa odaklanıyor,bana zarar veren oymuş gibi...</p>
<p>R&uuml;yalarımda bile mutlu değilim artık Moriva'm,ka&ccedil;acak yerim yok &ccedil;&uuml;nk&uuml; orada.Sıkışmışım,kıstırılmışım;&ccedil;ıkmaz sokakların en &ccedil;ıkmazındayım.</p>
<p>Bacaklarımdan akan kan demiştik ya,bir rahatlama geliyor ardından...Fırtınaya s&uuml;r&uuml;kleniyorum;yine,yeni,yeniden.</p>
<p>Bach eşliğinde hayatıma kırmızı bir sayfa a&ccedil;ıyorum,&ccedil;ello telleri birer birer par&ccedil;alanıyor ellerimde;saklıyorlar,yaramı kimsecikler g&ouml;remesin diye...</p>
<p>B&ouml;yle de umutlu sayılırım eskisinden,i&ccedil;i boş kafalarla birka&ccedil; saatlik sohbetten sonra d&uuml;nyanın gidişatını asıl benim gibilerin dert etmesi ve bu doğrultuda umut beslemesi gerektiğini anlıyorum en azından.</p>
<p>Bacaklarımdan akan kana gelirsek...Bir g&uuml;n kendimle barışır ve aşağı bakmayı becerebilirsem,orada b&uuml;t&uuml;n o boş kafaların imzalarının atılı olduğunu g&ouml;receğim.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yüzler</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yuzler</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yuzler</guid>
<description><![CDATA[ Bir yüz  bin yüze bedel  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e09454a3dc0.jpg" length="111863" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Jan 2022 00:07:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Yüz, inanç, değer</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Doğduğum zaman ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m y&uuml;z doktor y&uuml;z&uuml; oldu, annem o zamanlar baygın yada uyuyormuş. Sonra babama vermişler beni y&uuml;z&uuml;nde mutluluğun izleri ile bakıyormuş bana. Ve bu y&uuml;zlerin daha başlangı&ccedil; olduğunu dahi bilemedim. Her g&ouml;z&uuml;m&uuml; a&ccedil;ışım da farklı bir y&uuml;z, farklı bir insan. O y&uuml;zlerin iyisini, k&ouml;t&uuml;s&uuml;n&uuml; ger&ccedil;eğini ya da yalanını &ouml;ğrenmek zor oldu. Hoş şimdi bile tam anlamıyla bu y&uuml;zlerin tam olarak hangi y&uuml;z olduğunu bulamıyorum. Ama en azından onlara inanmıyorum, inanmayı bıraktım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; anlıyorum ki insan b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e insan dan&nbsp; soğuyabiliyor, bir yalnızlık sevdası d&uuml;ş&uuml;yor g&ouml;nl&uuml;me de kendimi koyvermiyorum. Sadece değer diyorum kendi kendime, bir insanın bir insana vereceği en g&uuml;zel şey belki de 'değer'. Bu aşk, sevgi dedikleri de değil &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar insanı sarhoş ediyor ve bilirsiniz insan sarhoşken intihara meyilli davranabiliyor. Ama değer &ouml;yle değil, ne art niyeti var ne de sahte bir y&uuml;z&uuml; ne sarhoş ediyor seni ne de ciddiyete davet ediyor. Gel diyor sadece 'ben seni b&ouml;yle kabul ederim sana değer verebilirim' diyor. ☘️</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Geliyor Kumru</title>
<link>https://edebiyatblog.com/geliyor-kumru</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/geliyor-kumru</guid>
<description><![CDATA[ Bir dilek hakkım olsaydı eğer, çocukluğuma verirdim. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e093c046e3a.jpg" length="35875" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 14 Jan 2022 00:05:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Çocukluk, bisiklet, dilek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; &nbsp;Bir dilek hakkım olsaydı eğer, bisiklet isterdim ama kendime değil bisiklet binmeyi isteyen &ccedil;ocukluğuma. Binsin bisiklete &ouml;nce d&uuml;şs&uuml;n her &ccedil;ocuk gibi dizleri kanasın ama pes etmesin. Pedalları &ccedil;evirdik&ccedil;e hafiflesin dizinde ki o yara. Sonra r&uuml;zgarın y&uuml;z&uuml;ne vuruşunu hissetsin,&nbsp; elleri &uuml;ş&uuml;s&uuml;n ama o hi&ccedil; &ccedil;ekmesin elini ordan. İ&ccedil;inden ge&ccedil;iyor gibi bir his dolacak sonra i&ccedil;ine r&uuml;zgarın i&ccedil;inden ge&ccedil;iyor gibi. Biraz daha hızlı diyecek &ccedil;ocukluğum kendi kendine biraz daha hızlı.. Kahkaha atacak belki yokuş aşağı s&uuml;rerken sonra bisikletin ziline basacak t&uuml;m mahalle diyecek o an da ' Geliyor Kumru' ...❄️</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KORKU</title>
<link>https://edebiyatblog.com/korku</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/korku</guid>
<description><![CDATA[ Korku başarının düşmanıdır.  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e058a35e3b8.jpg" length="55347" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Jan 2022 19:52:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Korku, cesaret, başarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Korku genellikle hen&uuml;z başına gelmeyen ama geldiğinde acı &ccedil;ekeceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n ( ya da bildiğin) olaylar karşısında hissettiğin şeydir. Korku başarının d&uuml;şmanıdır. Korkan insan harekete ge&ccedil;emez ve bu y&uuml;zden başarılı olamaz. Korkunun &uuml;st&uuml;ne gitmek bazen kazandırır, bazen kaybettirir ama hi&ccedil;bir şey yapmadan duran ve devamlı korkan insan zaten kaybetmiştir. Somut bir &ouml;rnekle a&ccedil;ıklamak i&ccedil;in k&ouml;pekten korkan bir &ccedil;ocuğu inceleyebiliriz. Bu &ccedil;ocuk kapısının &ouml;n&uuml;nde dolaşan bir k&ouml;pek g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde evinden &ccedil;ıkamaz ve yapmak istediği şeyi erteler. Ama korkusu olmayan bir &ccedil;ocuk dışarı &ccedil;ıkabilir ve istediği gibi hareket edebilir. Korku her zaman kaybettirir ancak burada dikkat edilmesi gereken ince bir &ccedil;izgi vardır. Bu &ccedil;izgi korkunun &uuml;st&uuml;ne gidip kazanmak mı yoksa risk almak mı olduğunu bilerek hareket etmektir. Korku karşısında yapılması gereken en &ouml;nemli şey doğru zamanda cesaret g&ouml;stermektir. Belki korkularımızdan kurtulamayız ama onları azaltabiliriz. Korkuları azaltmak daha yaşanabilir bir hayat demektir. Cesaret korkunun &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe zincir vurmasına izin vermemektir. Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise aptallıkla cesareti karıştırmamaktır.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>EMPATİ</title>
<link>https://edebiyatblog.com/empati</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/empati</guid>
<description><![CDATA[ İNSANA EN ÇOK YAKIŞAN TEK GERÇEKCİ DUYGU ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61e047442a366.jpg" length="104710" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Jan 2022 18:40:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>Ayzdgn</dc:creator>
<media:keywords>EMPATİ, SEMPATİ, DUYGU, İNSAN</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><strong>K</strong>endini başkasının yerine koyarak, herhangi bir olaya ya da duruma onun g&ouml;z&uuml;nden bakarak, i&ccedil;inde bulunduğu durumu ve koşulları anlamasıdır. Merhametin kaynağı, vicdanı filizlendiren duygu. Bana soracak olursanız, iyi insan olmanın birinci kuralı empati kurarak, başkasının penceresinden bakıp karşındaki insanı anlamaktır. Eğer karşımızdaki kişinin yerine kendimizi koyduğumuzda onun ne hissettiğini anlamaya &ccedil;abalarsak her şey daha g&uuml;zel olacaktır. İnsan ilişkilerinde en g&uuml;zel yeti empatidir. Ancak insanların ben merkezci davranmayı, sadece kendilerini d&uuml;ş&uuml;nmeyi bıraktığı zaman g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkacağını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m, insanı insan yapan insanların kelime anlamını &ccedil;ok iyi bildiği ama iş uygulamaya geldiği zaman en zorlandığı aslında her insanda i&ccedil; g&uuml;d&uuml;sel olarak var olduğunu bildiğim iletişim bi&ccedil;imi. O g&uuml;zel duygununda fazlası zarardır kararında olmalıdır. Sempati ile karıştırılmamalıdır, zira &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; ka&ccedil;tığında kendinizi tamamen unutmaya başlıyorsunuz. Bununda bir sınırı olması gerek &ccedil;ok fazla abartmak zarar verir. İnsan olmanın ilk şartı kalp taşıyan herkesin belli &ouml;l&ccedil;&uuml;de sahip olması gereken en erdemli &ouml;zellik.</span><br /><span>&Ouml;mr&uuml;n&uuml;z&uuml;n empati yoksunu insanlardan uzak kalması dileğiyle...</span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>DEĞERSİZLİK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/sevgi-vemerhamet</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/sevgi-vemerhamet</guid>
<description><![CDATA[ Kendine vermeye başladığında değeri, herşey yeniden başlar. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61dfffe033edb.jpg" length="82274" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Jan 2022 20:49:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Sevgi, Merhamet, Düşünülmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;Hangi duygudur ki bu, insanı i&ccedil;sel bir yanlızlığa ve kimsesizlik karanlığına mahkum eder. Bir buhran halinde gelir, kafandaki sonu gelmez yankılı i&ccedil; sesler huzurdan alır g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Aynı olayları , aynı insanları y&uuml;z kere ge&ccedil;irirsin beyninin film karelerinden. Arada i&ccedil;ini &ccedil;ekerek , biraz teselli bulmak istersin,&nbsp; ama nafile. Kalbinle yaptığın g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml;, fakat dışarıya sessiz konuşmalarla kandıramazsın kendini. "Medet ." Dersin. Nedir beni bu duygu dehlizlerinde koşturan, yok mu bir g&uuml;n ışığı, g&ouml;zlerime g&ouml;zlerden yansıyan. Uzun soruların ardı arkası kesilmez. Ki, sen"Durrr." diyene kadar.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Bu acı &ccedil;ekmelerin, kendini sevgisiz hissetmelerin bir tek&nbsp; tanımı vardır. DEĞERSİZLİK DUYGUSU.&nbsp; &Ccedil;ocukluğundan yada hayatının bir kesitinden alınmış&nbsp; travmandır&nbsp; o senin.&nbsp; Yaptıkların g&ouml;r&uuml;lmemiş, takdir edilmemiş ve ikinci plana atılmış hissettiğin&nbsp; bir anda yerleşmiştir i&ccedil;ine asalak gibi. Sen onu iyileştirmedik&ccedil;ede&nbsp; en ufak duygu d&uuml;ş&uuml;şlerindede tetikler seni. O kadar hazır beklerki a&ccedil;ıklarını asla affetmez. Yapışır beynine, yapışır d&uuml;ş&uuml;ncelerine.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Tek &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; var, kendin. Bir duyguyu, kişiyi sen &ouml;nemsediğin i&ccedil;in seninledir. Bunu sakın&nbsp; unutma.&nbsp; Kafanda onu o kadar b&uuml;y&uuml;tmesen , terkeder giderde,&nbsp; senin buna g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olman gerek. İşin &ouml;z&uuml; , bu duyguların &uuml;zerine gitmek ve barışmaktır.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Kendine s&uuml;rekli değerli olduğunu s&ouml;yle. İ&ccedil;inde, kendi değerini anlamlı hale getiremediğin zaman, karşında en olumsuz tavırda, yeniden d&uuml;şersin moral bozukluklarına. Kimseye bu hakkı verme. Kendi eksikliklerini, hoyrat bencilliklerini senin &uuml;zerinde ıslah etmeye &ccedil;alışan insanlara bu fırsatı verme. G&uuml;ne uyandığın andan itibaren kontrol et ,gelen ge&ccedil;en i&ccedil; seslerini. Olumsuz olanı farket ve iyileştir. Bir &ccedil;ocuk gibi sar onu ve sakinleştir. "Ben değerleyim , bundan sonra kimse benim değerimi d&uuml;ş&uuml;remez, kendimi seviyorum." de. Yoğunlaş değerin &uuml;zerine. Sakin, yanlız anlarında s&uuml;rekli tekrarla bunu. Değerini &ouml;ğret, &ouml;nce kendine sonrada diğerlerine.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yorgunluk</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yorgunluk</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yorgunluk</guid>
<description><![CDATA[ Gerçek yorgunluğun ne olduğunu hiç düşündünüz mü?  ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61ddd45a816fb.jpg" length="14678" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 11 Jan 2022 22:03:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>Mehmetkvk</dc:creator>
<media:keywords>Yorgunluk, endişe, korku</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ger&ccedil;ek yorgunluk nedir hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z m&uuml;? Sadece bedenimizde hissettiğimiz şeye mi yorgunluk denir? Eğer &ouml;yleyse zihnimizi yıpratan olaylar ve d&uuml;ş&uuml;nceler nedir? Bence ger&ccedil;ek yorgunluk endişedir. İnsan endişelendik&ccedil;e korkar, korktuk&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve bir s&uuml;re sonra durumlar i&ccedil;inden &ccedil;ıkılamayan bir hal alır. İşte bu hale geldiğinde hissettiğin o şey ger&ccedil;ek yorgunluktur. Ger&ccedil;ek yorgunluk insanı yıpratır, eritir ve hatta yok eder. Siz siz olun kendinizi yorgunluğun kollarına bırakmayın. Tek yorgunluğunuz dinlenince ge&ccedil;ecek olan ağrılarınızdan ibaret olsun. Endişe yarındır o y&uuml;zden yarını d&uuml;ş&uuml;nerek yorulmayın ve anın tadını &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>KEŞFET, FARK ET</title>
<link>https://edebiyatblog.com/kesfet-farket</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/kesfet-farket</guid>
<description><![CDATA[ Keşif, araştırma, farketmek ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61dc815a5574b.jpg" length="48592" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 10 Jan 2022 21:56:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Yazar, kendini keşfetmek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Sanma ki bu d&uuml;nya b&ouml;yle ge&ccedil;ip gidecek. Evet, aslında gidecek. Sen &ouml;yle m&ouml;&ouml; kıvamında tren seyreder gibi bakarsan, ger&ccedil;ekten gidecek. S&uuml;rekli yakınarak, şikayet ederek, kendin m&uuml;kemmelmişsin gibi herkese kusur bularak yaşarsan ge&ccedil;ecek. Yani. Başka ne beklenebilir ki, b&ouml;ylesi hayatlardan. Ansız, zamansız, bir duyguda, olguda, insanda takılı kalan&nbsp; zihniyetten.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; D&uuml;nya bas bas&nbsp; bağırıyor, yenilen, yenilen, farket, d&uuml;ş&uuml;n, kendini keşfet diye. Bizim insan takmış , "Yok armudun sapı, &uuml;z&uuml;m&uuml;n kara kaşı kara g&ouml;z&uuml;, portakalın şunusu bunusu."&nbsp; hicivle belirttiğim, gibi gibi şeyler.&nbsp; Bir bakın kendinize, iyiliğe, g&uuml;zelliğe, anlamlarına . Bakın ve g&ouml;r&uuml;n yaratılan canlı ve cansız mucizeleri. Hi&ccedil; g&ouml;rd&uuml;n m&uuml; insann harici şikayet eden birşey.&nbsp; Ağa&ccedil; diyor mu?&nbsp; " Amannn yaz kış şu yapraklarla uğraş dur, d&ouml;k &ccedil;ıkar, d&ouml;k &ccedil;ıkar." Yada bir arı. " Ben kendim bile yemiyorum, ne bal yapacağım." Yani. Doğaya bir d&ouml;n, keşfet.&nbsp; Kaşif ol. Herşeyi birilerinin senin i&ccedil;in hazır hale getirmesini bekleme. Anla , kusursuz işleyişi ve detaylarını.</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Hayat sana istediğin ve hayal ettiğin kadarını verir. &Ouml;yle iki kolu bağlı beklersen, sana gelecek iki kolu bağlı diğer insanlar. Araştır, keşfet, kucakla bilgiyi ve anla. Beyni &ouml;ğren mesela. Bilginin i&ccedil;ine girdiğinde , ger&ccedil;ekten araştırdığın da bulacaksın ipu&ccedil;larını.&nbsp; Ve ş&uuml;kredeceksin, anlayabildiysen. İnsan olmanın erdemi tam bu işte. İlim, &ouml;ğrenmek, anlamak, keşfetmek, farketmek...</p>
<p></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Maviye Tutunmak</title>
<link>https://edebiyatblog.com/maviye-tutunmak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/maviye-tutunmak</guid>
<description><![CDATA[ Gerçekleşmesini dilediği hayallerin bir bir yıkılması her zamanki gibi yıkmıştı onu. Her zaman aynısı olmuyor muydu zaten? ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61dbc313da000.jpg" length="77682" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 10 Jan 2022 00:03:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>marfrancesniko</dc:creator>
<media:keywords>mavi, umut, barış, son, karanlık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ger&ccedil;ekleşmesini dilediği hayallerin bir bir yıkılması her zamanki gibi yıkmıştı onu. Her zaman aynısı olmuyor muydu zaten? Neden hayal kırıklığına uğrayacağını bile bile vazge&ccedil;emiyordu? Bakışlarını g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evirdi. Mavi kadar &ouml;zg&uuml;r olmak vardı. Umudun rengi barışın sembol&uuml;. Oysa ne kadar da yanlıştı. Mavi umudun rengi değildi. Mavi barış getirmiyordu. Her g&uuml;zel şeyin bir sonu olduğu gibi mavinin de karanlığa s&uuml;rg&uuml;n edildiği bir sonu vardı.&nbsp;</p>
<p>Zaman kavramını yitirmişti bile. Saatler ge&ccedil;miş ama oturduğu yerden kalkmamıştı. Ger&ccedil;ekten kaybettiği şeyler arasına zamanı da mı eklemişti? Belki de zamanı kaybetmesi gerekiyordu aslında.&nbsp;</p>
<p>Yerinden kalktı. Zamanı tamamen kaybetmeye gidiyordu. Zamandan kurtulup boşluğa bırakacaktı kendini. Koştu, koştu ve koştu. Nereye geldiğini umursamadı bile. Sadece g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ilk boşluğa bıraktı kendini. Belki de &ouml;l&uuml;m&uuml; selamlamalıydı. Boşluğa seslenmesi gerekiyordu. Son d&uuml;ş&uuml;ncelerini ge&ccedil;irdi aklından. Karanlığa bıraktı kendini.</p>
<p>Hayallerinden koparıp &ouml;zg&uuml;r olmasını isteyen herkesin en b&uuml;y&uuml;k şaheserini g&ouml;remeyecek olması b&uuml;y&uuml;k kayıptı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>GENÇLERİ (t)AVLAMAK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/gencleri-tavlamak</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/gencleri-tavlamak</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın sistematiği ve dinamiği gençler üzerine kuruludur.... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61dab4fbdfdeb.jpg" length="41252" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 09 Jan 2022 13:17:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>AHMET YILDIRIM</dc:creator>
<media:keywords>GENÇLİK, ALFA</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; GEN&Ccedil;LERİ&nbsp; (<strong>t</strong>)AVLAMAK</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; D&uuml;nyanın sistematiği ve dinamiği gen&ccedil;ler &uuml;zerine kuruludur.&Uuml;lkeler bunun bilincin de olup, gen&ccedil; n&uuml;fustan daha &ccedil;ok faydalanabilmek i&ccedil;in s&uuml;rekli n&uuml;fus planlamalarını g&uuml;ncellemekle beraber,&nbsp; belli bazı &ccedil;alışmaları hayata ge&ccedil;irmektedir.Sivil Toplum Kuruluşları,Dernekler,Vakıflar n&uuml;fuz elde etmek i&ccedil;in, gen&ccedil;lerin peşinde olup, onları kendi &ccedil;izdikleri yolda veya ama&ccedil;ları doğrultusunda kullanmak ve kazanmak istemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ge&ccedil;mişte yapılan b&uuml;t&uuml;n k&ouml;kl&uuml; değişimlerin ve iz bırakan hareketlerin&nbsp; arkasında hep gen&ccedil;ler vardır. Aslında gen&ccedil;ler yol g&ouml;sterilmekten daha &ccedil;ok anlaşılmak ve hayalleri peşinde koşacağı uygun bir zemin istiyor.Gen&ccedil;, dinamik ve enerjik olan gen&ccedil;leri kazanmak istiyorsak;gerekli değeri verip,onlarla samimiyet diyaloğunu geliştirip, g&ouml;n&uuml;l k&ouml;pr&uuml;s&uuml;n&uuml; kurmaktan ge&ccedil;mektedir.Bunun i&ccedil;inde Z ve Alfa kuşağını iyi tanımaktan ge&ccedil;mektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Kuşaklardan bahsetmek gerekirse; Şuan hayatta kabul g&ouml;r&uuml;len 5 farklı kuşak var.</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>1925-1945 : Gelenek&ccedil;iler yani Sessiz Kuşak</li>
<li>1946-1964 : Baby Boomers (Bebek Patlaması)</li>
<li>1965-1979 : X Kuşağı (Gen X)</li>
<li>1980-1995 : Y Kuşağı (Milenyum)</li>
<li>1996-2015 : Z Kuşağı (Gen Z)</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Z Kuşağı iş hayatına atılmaları,oy verecek yaşa gelmeleri nedeniyle haklarında pek &ccedil;ok araştırma yapılmaya başlanan ve teknolojinin i&ccedil;inde doğan bu kuşağın,&ccedil;ok gen&ccedil; olmaları nedeniyle &ouml;n g&ouml;r&uuml;lemeyen bir yapıda oldukları s&ouml;ylenebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">►Yaratıcı,t&uuml;ketici ve geleneksellikten uzak bir kuşaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">►Teknoloji hayatlarının temelini oluşturur.</p>
<p style="text-align: justify;">►Teknolojinin i&ccedil;inde doğmalarına rağmen dijital okuryazarlıkları d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r.Bunun nedeni sosyal medyada g&ouml;rd&uuml;klerini direkt olarak ''doğru'' kabul etmeleridir.</p>
<p style="text-align: justify;">►Diğer kuşaklara g&ouml;re daha cesur,daha girişimci bir yapıları vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Z Kuşağından sonra sıfırdan Alfa!</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Alfa Kuşağı adını Yunan alfabesinin ilk harfinden alıyor.Yani bir anlamda her şeyin sıfırlandığı yeni bir d&uuml;nya nesli oluyorlar.İstatistiklere g&ouml;re,her hafta d&uuml;nya &ccedil;apında 2.5 milyon Alfa doğuyor ve bunlar ipad'ler ve akıllı telefonlarla b&uuml;y&uuml;yorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">►Alfa Kuşağı teknoloji ve anlık bilgiler sayesinde t&uuml;m zamanların en eğitimli nesli olacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">►Alfalar,teknolojiyi hayatlarının her alanına kusursuz bir şekilde entegre eden ilk nesil olmakla beraber,internet,akıllı teknoloji ve sanal ger&ccedil;ekliğin olmadığı bir d&uuml;nyayı asla bilmeyecekler.</p>
<p style="text-align: justify;">►&Ouml;nceki kuşaklar gibi kurallarla kısıtlanamıyorlar,baskın ve kontrolc&uuml; ebeveyn modeli onlarda işlemiyor,işleyecek gibide durmuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">►Bireyseller ve anı yaşamaktan yanalar.</p>
<p style="text-align: justify;">►YOLO (Yalnızca bir kez yaşarsınız),FOMO (Ka&ccedil;ırma korkusu),NOTOMO (Yarın yok) gibi korkun&ccedil; fikirleri vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">► Toplumsal normdan &ccedil;ok,bireysel tarz ve rahatlığa odaklandıklarından ,şimdiye kadarki en sıra dışı tarzdaki nesil olmaları bekleniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">►''Din'' onlar i&ccedil;in kapsama alanı dışı ve doğaları gereği meydan okuma eğiliminde.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mevcut yapılardan kurtulmaya meyilli oldukları i&ccedil;in onları din ve inan&ccedil; yollarına ikna etmek zor kabul edilir. Herkes, Z Kuşağı &uuml;zerinde odaklanmış,araştırma ve anketler yapıyor.Oysa Z Kuşağı kendisini doğar doğmaz teknoloji i&ccedil;inde bulmuş ve bundan uzak duramamıştır.Z Kuşağı belirli bir seviyeye gelmiş olup, onu teknolojiden bağımsız d&uuml;ş&uuml;nemeyecek kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir bağ&nbsp; ile bağlanmıştır.Z Kuşağı kendi kararlarını verebilen ve sorgulamaları zayıf olduğu i&ccedil;in, her şeyi kendi algısı doğrultusunda değerlendirmektedir.Belli bir yol almış olan bu kuşağa m&uuml;dahale etmek artık &ccedil;ok ge&ccedil;tir.Onları inan&ccedil; bakımından zayıflatmak i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; oyunlar ve t&uuml;rl&uuml; deneyler yapılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ge&ccedil;enlerde sosyal medyada gen&ccedil;lerle ilgili izlediğim&nbsp; sosyal bir deneye aklım takıldı.Sosyal deneyde yere y&uuml;ksek meblağda para bırakılıp gen&ccedil;lerin bunu g&ouml;rd&uuml;kten sonra yerden alıp, ne yapacaklarına bakılıyor.Hi&ccedil; kimse sosyal deney altında da olsa gen&ccedil;leri b&ouml;yle vicdani hareketlerle ne sınamasına nede k&uuml;&ccedil;&uuml;k d&uuml;ş&uuml;rmesine hakkı yoktur.Bu gibi deneyler sanki araştırma şirketleri tarafından yapıldığı servis edilip, &ouml;rneklem alınmış sayılarak toplum nezdinde genel bir algı yaratılmaya &ccedil;alışılmaktadır.B&ouml;yle sosyal deneylerin basit bir şekilde yapılıp yayınlamasına kısıtlama gelmesinden yanayım.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Alfa (Sıfır) Kuşağı &uuml;zerinde durmak gerekiyor aslında&hellip;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Adından da anlaşılacağı gibi sıfırlanmış bir gen&ccedil;lik yani yeni bir d&uuml;zen,sıfırlanmış bir d&uuml;zen planlanmaktadır.Kendi istedikleri gibi hareket eden ve yaşayan dinsiz bir gen&ccedil;lik ve inan&ccedil; bakımından zayıf bir nesil isteniliyor.Teknolojiden &ccedil;ok iyi anlayan fakat sorgulamayan,okumayan,araştırmayan bir yapı inşa etmek i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n sermayelerini bunun &uuml;zerine yatırım yapmaktadırlar.Yarına g&uuml;&ccedil;l&uuml; adımlar atmak istiyorsak,&nbsp; gen&ccedil;leri iyi anlamaktan ge&ccedil;iyor.Bizim s&ouml;ylediğimizden daha &ccedil;ok bizim yaptıklarımızı takip ettikleri i&ccedil;in her birimiz b&uuml;t&uuml;n davranışlarımızdan ve gelecek nesil'e yol g&ouml;stermek i&ccedil;in elimizi taşın altına koymak gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.Bunun ilk adımı aile yapısının ve değerlerinin korunmasından ge&ccedil;iyor.Aile yapılarının korunabilmesi i&ccedil;in,eğitim sisteminin g&uuml;&ccedil;lendirilmesi ve diziler &uuml;zerinde reform yapmaktan ge&ccedil;mektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha iyi bir gelecek i&ccedil;in araştırma yapan,okuyan,merak eden ve en &ouml;nemlisi ahlaklı, vicdanlı bir gen&ccedil;lik yetiştirmek zorundayız.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İstediğin kadar şehirler imar edip kur,eğer gen&ccedil;leri ıslah edip gerekli kıymeti vermezsen,yarın o kurduğun şehirleri yerle bir edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Alfadan sonra &ouml;nlem alınmazsa daha korkun&ccedil; Beta,Gamma,Delta ve yeni bir d&uuml;nya adı altında kuşakları konuşuyor olacağız.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Unutmayalım ki bu vatanı ecdadımızdan miras değil,gen&ccedil;lerden &ouml;d&uuml;n&ccedil; aldık!!!</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Gen&ccedil;lere ithafen;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>NEDAMET</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Zenginliği g&ouml;rd&uuml;k,paylaşmayı bilemedik.</p>
<p style="text-align: justify;">D&uuml;nya'ya tevess&uuml;l edip,kardeşliği beceremedik.</p>
<p style="text-align: justify;">&Ouml;ks&uuml;zlere bakmayı,hep başkasından bekledik.</p>
<p style="text-align: justify;">Allahın verdiğini hırsla yitirdik.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">T&ouml;vbe kapısı a&ccedil;ıktır,dua zamanı.</p>
<p style="text-align: justify;">Gen&ccedil;liğine g&uuml;venme değerledir her anı.</p>
<p style="text-align: justify;">Toprağa d&uuml;şm&uuml;ş şehitlerini tanı.</p>
<p style="text-align: justify;">Pusulan g&ouml;stersin her zaman yaratanı.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Ecel geldi kapıya bir g&uuml;n &ouml;leceksin!</p>
<p style="text-align: justify;">Sana verilen sıhhati yarın yitireceksin!</p>
<p style="text-align: justify;">Fazlasına tamah etme bitiremeyeceksin!</p>
<p style="text-align: justify;">Yolun sonuna geldiğinde &uuml;z&uuml;leceksin!</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;AHMET YILDIRIM</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ZAMANA YOLCULUKTA GENÇ BİR OPTİSYEN</title>
<link>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-optisyen</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/zamana-yolculukta-genc-bir-optisyen</guid>
<description><![CDATA[ Gençlerin meslek seçimlerini önemsemek ve sağlıklı bir geleceğe adım atmaları adına... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d9ba28d8d14.jpg" length="45240" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Jan 2022 19:22:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>KUM SAATİ YAZARI</dc:creator>
<media:keywords>zaman, yolculuk, optisyen, genç</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>ZAMANA&nbsp; YOLCULUKTA&nbsp; GEN&Ccedil;&nbsp; BİR&nbsp; G&Ouml;ZL&Uuml;K&Ccedil;&Uuml;</p>
<p>Bug&uuml;nk&uuml;&nbsp; Zamana&nbsp; Yolculukta; &ldquo;G&ouml;z sağlığı hafife alınmaz&rdquo;.s&ouml;z&uuml; ile bizlere g&ouml;z sağlığının &ouml;nemine değinen,G&ouml;z muayenesi sonucunda kaliteli ve g&uuml;venilir g&ouml;zl&uuml;k camları ve &ccedil;er&ccedil;evesini bizlere uygun olacak şekilde hazırlayan,Samimi,G&uuml;ler y&uuml;zl&uuml;,Hoş sohbeti&nbsp; ile insanlara hizmet veren,YENİ G&Uuml;N OPTİK mağazasının sahibi&nbsp; Muhammet&nbsp; YENİG&Uuml;N.Muhammet bey ile g&ouml;z sağlığı ve yaşama dair g&uuml;zel bir sohbet&nbsp; ger&ccedil;ekleştirdim.</p>
<p>VAHAP: Muhammet&nbsp; YENİG&Uuml;N,Sizleri&nbsp; tanıyabilir miyiz?</p>
<p>MUHAMMET: 1993 Mardin/Midyat doğumluyum.İlk,Orta,Lise &ouml;ğrenimimi&nbsp; Mardin&rsquo;de tamamladıktan sonra,&Uuml;niversite &ouml;ğrenimimi İstanbul&rsquo;da tamamladıktan sonra,Bir s&uuml;re İstanbul&rsquo;da optik işi ile uğraştım.2017 yılından beri Mardin/Merkezde Yeni g&uuml;n optik ismi ile Optik sekt&ouml;r&uuml;nde faaliyet g&ouml;stermekteyim.</p>
<p>VAHAP: &Ccedil;ocukluğunuzda yapmayı en &ccedil;ok sevdiğiniz şey neydi?</p>
<p>MUHAMMET: &Ccedil;ocukluğumda arkadaşlarla beraber vakit ge&ccedil;irip,ortak karar verdiğimiz bazı konular hakkında tartışıp,araştırmalar yapmaktı.</p>
<p>VAHAP: &Ccedil;ocukluğunuzda unutamadığınız bir anı bizimle paylaşır mısınız?</p>
<p>MUHAMMET: K&uuml;&ccedil;&uuml;kken ailemle gittiğimiz piknikte, Ailemden habersiz&nbsp; arı&nbsp; yuvaları ile oynarken ilk defa bir arı tarafından dudağımdan ısırılıp,dudağım şiştikten sonra t&uuml;m g&uuml;n&uuml;m&uuml;&nbsp; o ağrı ile ge&ccedil;irmem olmuştu.</p>
<p>VAHAP: İnsanların en &ouml;nemli uzuvlarından biri G&Ouml;Z. G&ouml;z sağlığımızı nasıl korumalıyız?</p>
<p>MUHAMMET: G&ouml;z sağlığı v&uuml;cudumuzun &ouml;nemli beş duyu organlarından biridir.G&ouml;z&uuml;m&uuml;z v&uuml;cudumuzun hassas organlarından biridir.G&ouml;z muayenelerinizi ihmal etmeyin.Net g&ouml;r&uuml;ş&uuml; engelleyen,&rdquo;HİPERMETROPİ,MİYOPİ,ASTİGMATİSMA&rdquo; Gibi kırma kusurları.Bunun yanında G&ouml;z hareketlerini etkileyen,ŞAŞILIK&nbsp; ya da KAYMA gibi kas fonksiyonları ile,diğer g&ouml;z hastalıklarının olup olmadığının tespiti ama&ccedil;lı muayenenin yılda bir kez tekrarlanması &ouml;nemlidir.</p>
<p>Ekran mesafesini koruyun.Ofiste kullanılan Bilgisayar ekranı uzaklığı ortalama;50-60 cm ve y&uuml;ksekliği g&ouml;z seviyesinde olmalıdır.Ortam aydınlatması doğru yapılmalı.Ekran ışık d&uuml;zeyinden,y&uuml;ksek aşırı parlak aydınlatma kullanılmamalıdır.Ekranda dış ortam yansımalarının olması engellenmelidir.</p>
<p>G&uuml;neşe karşı g&ouml;zlerimizin korunmasında!G&uuml;neş g&ouml;zl&uuml;klerinin &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k &ouml;nemi bulunuyor.Dolayısıyla g&ouml;zl&uuml;k kullanmak i&ccedil;in yoğun g&uuml;neşte olmayı beklememek gerekiyor.&Ccedil;&uuml;nk&uuml;,Her mevsim g&uuml;neşin zararlı ışınlarından korunmak i&ccedil;in g&ouml;zl&uuml;k kullanmak &ouml;nem taşıyor.</p>
<p>Bir &ccedil;ok nokta başta olmak &uuml;zere,bir &ccedil;ok hastalığa neden olduğu biliniyor.Ayrıca sigara g&ouml;zyaşı yapısını bozarak,kuru g&ouml;z şikayetlerine ve g&ouml;zde kızarıklığa yol a&ccedil;abiliyor.Dolayısıyla g&ouml;z sağlığı i&ccedil;in de, Sigara kullanmamak&nbsp; gerekiyor.</p>
<p>Aslında g&uuml;n i&ccedil;erisinde defalarca bir refleks olarak yaptığımız v&uuml;cut hareketlerinden biri,G&ouml;z kırpmanın ancak Bilgisayarda,Telefon ekranına bakarken ya da Kitap okurken,G&ouml;z kırpma sayısı ideal seviyenin altında olabiliyor.Bu durum g&ouml;z kuruluğuna neden oluyor.Aynı zamanda!G&ouml;z yaşarması gibi &ccedil;eşitli sıkıntılar yaşamamıza neden olabiliyor.Oysa; g&uuml;n i&ccedil;erisinde Refleks kaldırılabilir.20/20/20 kuralını uygulayın.G&ouml;z sağlığınız i&ccedil;in uygulayabileceğiniz bu kural 20 Dakika aralıklarla,Yaklaşık 20 Metre uzaklıkta olan bir noktaya 20 saniye boyunca odaklanarak bakmanızdır.Evde,İşte,dışarıda,her hangi bir yerde kolaylıkla uygulayabileceğiniz bu kural,DİJİTAL G&Ouml;Z&nbsp; YORGUNLUĞUNU&nbsp; &ouml;nleyebiliyor.</p>
<p>VAHAP: G&ouml;zl&uuml;k alırken nelere dikkat etmeliyiz?</p>
<p>MUHAMMET: Camlar Ultraviyole ışınlarını bloke etmeli.G&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n &uuml;zerinde mor &ouml;tesi ışınları kestiğine dair bir tescili ve sağlık bakanlığınca onaylanmış sertifikası mutlaka bulunmalı.Camlar UV filtreli olmalı.G&ouml;zl&uuml;k y&uuml;z&uuml;n&uuml;ze tam olarak oturmalı,Sapları kulak arkasını sıkmamalı .Yoksa;Kısa bir s&uuml;re sonra g&ouml;zl&uuml;k takmak işkenceye d&ouml;n&uuml;şebilir.&Ccedil;er&ccedil;eve y&uuml;z&uuml;n b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ile orantılı olmalı.B&uuml;y&uuml;k suratlarda b&uuml;y&uuml;k,K&uuml;&ccedil;&uuml;k suratlarda ise k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;er&ccedil;eveler daima iyi durur.</p>
<p>VAHAP: Ailenizde sizden başka bu işi yapan ya da sağlık alanında &ccedil;alışan var mı?</p>
<p>MUHAMMET:Ailemde optisyenlik olarak faaliyet g&ouml;steren yok.Ama!Dedem sağlık memuruydu.Ablam Doktor.Yani Ailede benim dışımda sağlık sekt&ouml;r&uuml;nde olanlar var.</p>
<p>VAHAP: Bir g&ouml;zl&uuml;k&ccedil;&uuml; olarak,insanlara ilk aşıladığınız şey nedir?</p>
<p>MUHAMMET: G&ouml;zlerinin &ccedil;ok &ouml;nemli olduğunu ve onlara iyi bakmalarının gerektiğini,sağlıklı birinin bile yılda en az bir defa uzman doktor kontrol&uuml;ne gitmesi gerektiğini ve g&ouml;ze gelecek zararlardan ka&ccedil;ınılması gerektiğini anlatmaya &ccedil;alışıyoruz.</p>
<p>VAHAP:Hayaliniz ne?</p>
<p>MUHAMMET: Optik sekt&ouml;r&uuml;ndeki gelişmelerde Mardin&rsquo;i birinci sıraya &ccedil;ıkarmak.</p>
<p>VAHAP: &ldquo;Sevgi t&uuml;kenmeyen bir hazine&rdquo;.Sevgiyi &uuml;&ccedil; kelime ile &ouml;zetler misiniz?</p>
<p>MUHAMMET: Sevgiyi en g&uuml;zel g&ouml;receğimiz yer,Ş&uuml;phesiz ki!Masum olan &ccedil;ocuklarımızın g&ouml;zleridir.</p>
<p>VAHAP:Gezip g&ouml;rmek istediğiniz bir yer var mı? Neden?</p>
<p>MUHAMMET: Karadeniz b&ouml;lgemizi g&ouml;rmek istiyorum.Eşşiz doğa manzarası ile deniz bir arada.Bazı tarihi alanları var onları g&ouml;rmek isterim.</p>
<p>VAHAP: Son olarak,gen&ccedil; bir optisyen ve işyeri sahibi olarak,Sizin gibi bu mesleği okuyan veya mezun olan,bu alanda faaliyet g&ouml;steren gen&ccedil; arkadaşlara neler s&ouml;ylemek istersiniz?</p>
<p>MUHAMMET:Optisyenlik b&ouml;l&uuml;m&uuml; okuyan arkadaşlara tavsiyem:</p>
<p>Bir &ccedil;oğu optisyenliği ticaret olarak g&ouml;r&uuml;p,optisyenlik&nbsp; b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne gitmektedir.Arkadaşların bunun bilincinde olması gerekir.</p>
<p>BİZ T&Uuml;CCAR DEĞİL!SAĞLIK&Ccedil;IYIZ&hellip;</p>
<p>Yani sağlık sekt&ouml;r&uuml;nde olduğumuzun bilincinde olup,&Uuml;niversite eğitiminde başarılı olup,Eğitimi bitirdikten sonra kendi mağazası yada farklı mağazada &ccedil;alışırken sağlık sekt&ouml;r&uuml;nde hizmet verdiğinin bilincinde olarak hareket eder.Kendini o y&ouml;nde geliştirirse,Hem kendine,hem de başkalarına daha &ccedil;ok faydalı olacağı kanaatindeyim&hellip;</p>
<p>VAHAP: Muhammet bey,onca iş yoğunluğunuz arasında bana zaman ayırıp,ZAMANA YOLCULUK&rsquo;a konuk olduğunuz ve verdiğiniz samimi cevaplar i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim.Sağlık dolu yıllarca g&uuml;zel &ccedil;alışmalara imza atacağınız g&uuml;nler diliyorum&hellip;</p>
<p>MUHAMMET: Bu g&uuml;zel s&ouml;yleşide beni konuk edip,ZAMANDA YOLCULUK&rsquo;a &ccedil;ıkardığınız ve gen&ccedil;lere &ouml;rnek teşkil edecek bu g&uuml;zel s&ouml;yleşileri bizlerle yaptığınız i&ccedil;in asıl ben&nbsp; teşekk&uuml;r ederim.Bundan sonraki &ccedil;alışma hayatınızda başarılar dilerim&hellip;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YAĞMUR VE GERÇEKLİK</title>
<link>https://edebiyatblog.com/yagmur-ve-gerceklik</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/yagmur-ve-gerceklik</guid>
<description><![CDATA[ Yağmur, göz gözü  görmeyen sis eşliğinde yağarken, gökyüzünü kaplamış gri bulutlar ne güzel yer değiştirir, sakince..... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d9b8db5cb63.jpg" length="60588" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Jan 2022 19:16:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>Gülbeyaz Gürsoy</dc:creator>
<media:keywords>Yazar, yağmur, canlılık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Yağmur, g&ouml;z g&ouml;z&uuml;&nbsp; g&ouml;rmeyen sis eşliğinde yağarken, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; kaplamış gri bulutlar ne g&uuml;zel yer değiştirir, sakince. Islanan &ccedil;am iğnelerinin yere sakin sakin d&uuml;şen damlaları, toprağın bereketine ilham olur. Yağmur, suyun en g&uuml;zel halidir. Canlılığı besleyen , karşılık beklemeden d&ouml;ng&uuml;s&uuml;ne devam eden ne g&uuml;zel bir l&uuml;tuftur.</p>
<p>&nbsp; &nbsp;Yağmur yağarken&nbsp; havada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m tek kuş &ccedil;eşidi karga galiba,&nbsp; &nbsp;Yada bizim buralarda &ccedil;ok &ccedil;eşit olmadığından g&ouml;remiyorumdur. &Ouml;yle ağır ağır s&uuml;z&uuml;l&uuml;rken r&uuml;zg&acirc;rın ritmiyle, banyo yapıyordur, kimbilir.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Alt katın &ccedil;ılgın kedisi yine dışarda ve karşının değişik havlayan minyat&uuml;r k&ouml;peği. İkiside yağmura kafa tutuyor gibi , koşturup duruyorlar bah&ccedil;elerinde. İnsanlarsa sıkışıp kaldıkları daire icadında, gayri ihtiyari bakıp , yeniden i&ccedil; hayatlarına d&ouml;n&uuml;yorlar. Bense ne severim yağmuru. Saatlerce izlerken g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m detaylar beni iyiden iyiye doğa hayranı eder. Torosların, bana g&uuml;l&uuml;mseyen, bazı yerde maki, bazı&nbsp; yerde &ccedil;amlı yeşillikleri&nbsp; bakmayı bilene ne kusursuzluklar g&ouml;sterir.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; Doğa h&uuml;kmedici ,&nbsp; emin. Rotası belli ve s&uuml;rekli. Kendi halinde olduğunda mazbut ve&nbsp; kadim. Bozulmadığı, yok edilmediği s&uuml;rece yenileyen, yenilenen ve hayat veren. Kıymeti bilindiğinde dost, doyuran, ısıtan, giydiren.&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Sevgili yağmur,&nbsp; b&uuml;t&uuml;n oluşu imzanla s&uuml;reklileştiriyor, şekillendiriyorsun.&nbsp; Bir o kadar ihtişamlı&nbsp; bir o kadar g&uuml;zellikte sadesin. Bir damlanda bile hayat var senin. Kıymetini bilene vede&nbsp; g&ouml;rene.&nbsp;&nbsp;</p>
<p></p>
<p>&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denememe</title>
<link>https://edebiyatblog.com/denememe</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/denememe</guid>
<description><![CDATA[ Sadece bizi yazıyorum. Seni, beni, onu. Bizi. ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d9a6256c964.jpg" length="69981" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Jan 2022 17:56:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>Şeyma D.</dc:creator>
<media:keywords>deneme, kişisel blog, varoluşsal sancı, günlük</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu bir denemedir... Ya da denememe... Yanlış deneme ya da bir t&uuml;rl&uuml; deneyememe. Hayatım bu ikisinden ibaret sanırım.&nbsp;</p>
<p>Denemeye cesaret ettiğim şeyler pişmanlık olarak geri d&ouml;nerken, denemeye cesaret edemediğim şeyler varoluşsal sancılar olarak geri d&ouml;n&uuml;yor. T&uuml;m mesele de burada başlıyor.</p>
<p>Sıradan bir insanım. Biliyorum. Ama b&ouml;yle olmak istemiyorum. Kendime, d&uuml;nyaya bir şeyler katabilmek istiyorum. Bunu başarabilecek bir konsantrasyona ve desteğe sahip değilim.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ok gariptir milyarlarca insanın arasında insanın kendini yalnız hissetmesi. Modern d&uuml;nyada klasikleşmiştir aslında bu: S&uuml;rekli bir yerlerde duyarız, okuruz insanların kalabalıklar i&ccedil;erisinde yalnız olduğunu. Belli bir olgunluğa erişene kadar bu hissin ağırlığını hissedemeyiz. M&uuml;balağalı bir ifade gibi gelir.&nbsp;</p>
<p>&Ouml;yle bir yalnızlık ki bu, uykuları ka&ccedil;ıyor, sadece d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor insan... D&uuml;ş&uuml;nmekten beyni yanacakmış gibi hissedene kadar d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. D&uuml;ş&uuml;nmekten zihni yoruluyor. Bunca vakit ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m, diye sorguladığında ise bir cevaba ulaşamıyor.&nbsp;</p>
<p>B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e kendimi daha iyi tanıtacağımı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;m. Fakat gittik&ccedil;e kendime yabancılaştığımı hissediyorum. <em>Nelerden hoşlanırım, hobilerim neler, en sevdiğim film/dizi nedir, ne tarz kitaplar okurum...</em> T&uuml;m bunların bir zamanlar cevabı vardı sanki. Şu an d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;mde net bir cevap bulamıyorum. Sadece kendimi anlamaya &ccedil;alışıyorum. Kendimi anlayamayacak olma ihtimali i&ccedil;imi kemiriyor.&nbsp;</p>
<p>Yalnızım, yabancılaşıyorum...</p>
<p>Bu satırları neden yazdım bilmiyorum. Bu satırlar birilerine ulaşacak mı, ondan da ş&uuml;pheliyim. Sadece artık bir şeyleri i&ccedil;imde tutmak istemiyorum.&nbsp;</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Denizin Dalga Sesi</title>
<link>https://edebiyatblog.com/denizin-dalga-sesi</link>
<guid>https://edebiyatblog.com/denizin-dalga-sesi</guid>
<description><![CDATA[ İçimde ki fırtınalar yoruyor beni ... ]]></description>
<enclosure url="https://edebiyatblog.com/uploads/images/2022/01/image_750x500_61d8a69995d20.jpg" length="90308" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 23:46:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>YağmurunKızı8</dc:creator>
<media:keywords>Deniz, dalga, kayalık</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Denizin dalga sesleriyle konuşuyor gibiyim, anlatıyor bana gelecek olan fırtınayı ' &Ccedil;ok hır&ccedil;ınım bak, ama bunu ben istemedim ki beni bu hale onlar getirdiler onlar istediler hır&ccedil;ın olmamı soğuk ve sert davranmamı. Bir yerden sonra iyilik de işe yaramıyormuş.' diyor kayalıklara &ccedil;arparak. Derin bir nefes alıyorum tuzlu havasından ' Sen b&ouml;yle konuştun ya onlar zaten amacına ulaşmış durumda şuan. Onların amacı bu zaten seni iyilikten bıktırmak yolundan alıkoymak, i&ccedil;indeki o k&ouml;t&uuml;y&uuml; &ccedil;ıkartarak seni de k&ouml;t&uuml; yapmak istiyorlar.' dedim biraz dinginleşti. R&uuml;zgar hafifledi, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor herhalde dediklerimi o dinginlik halindeyken ben konuşmaya devam ettim. 'Onlara i&ccedil;indeki k&ouml;t&uuml;y&uuml; g&ouml;ster ama bunu &ouml;fken ile yapma, onlara ders vermek istiyorsan iyiliğin elini tutarak yap fırtınan olsun ama bunu &ouml;fken yapmasın sen sen olarak kal' dedim ve sustum. Dediklerim iyi geldi mi ona bilmiyorum ama dalgalar kayalıklara sert değil de yavaş ama etkili vuruşlar yapmaya başladı. R&uuml;zgar denizin kokusunu daha &ccedil;ok getirdi bana i&ccedil;inde teşekk&uuml;r&uuml; vardı sanırım...☁️</strong></em></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>