Sadakatin Yönü

Kasım 25, 2025 - 23:33
 0
Sadakatin Yönü

Evlilik, iki kalbin omuz omuza taşıdığı en ağır sorumluluktur.
Hayatını dışarıdan gelecek beğeni ve yorumlara göre biçimlendirmek, evliliğe ihanettir.

Bir insan “Eşim ne hisseder?” sorusunu bir kenara atıp, “Takipçilerim ne der?” diye düşünmeye başladıysa, sadakatin yönü çoktan kaymıştır.
Gerçek bağlılık, ekran ışığına değil; yastığını paylaştığın, kalbini açtığın kişinin ışığına yönelmektir.

Evli insanın önceliği, sosyal medyadaki yabancıların düşünceleri olamaz.
Önceliği, evde onu bekleyen; güvenini paylaşan; kendisi için çaba gösteren, hayatını birlikte inşa etmeye cesaret etmiş eşi olmalıdır.

Takipçiler gelip geçer, gündem değişir, hesaplar kapanır…
Ama eşine hissettirdiklerin, kalbine bıraktığın iz, bir ömür boyu silinmez; geleceğinizi şekillendirir, veya tamamen yok da edebilir.

Eşinin hislerini hiçe sayıp, dışardaki övgü ve takdir peşine düşen, evdeki yalnızlığı kabul etmiştir.
Sadakat, gösterişli bir hareket değil; sessiz, derin ve sarsılmaz bir duruştur.
O duruşu ayakta tutan dışarıdaki alkışlar değil; içeride bir kişinin sana duyduğu derin güvendir.

Sosyal medyada binlerce beğeni toplamak, evde seni bekleyen eşinin gözündeki değerinden daha önemli olamaz.
Beğeniler geçicidir; sözler ve yorumlar uçar gider.
Ama eşine hissettirdiklerin, yaptıkların ve bıraktığın iz kalıcıdır.
Gerçek değer, ekranlarda değil, yastığın yanında, kalbinin karşısındadır.

Evlilik, oyun değildir.
Ev, sahne değildir.
Sadakat, gösteriş değildir.
Sadakat, birlikte yürümek, fırtınalarda birbirine yaslanmak, gecenin karanlığında aynı ışığı paylaşmaktır.
Ve bunu başaran, dünyanın tüm sahte ışıklarını geride bırakır; yanında gerçek bir hayat, gerçek bir güven ve sonsuz bir değer taşır.

Yazan
Korhan KÜLÇE

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE