Aşkın Vicdan Hikayesi

Sana benzedim…

Aşkın Vicdan Hikayesi

Her insan kendine benzeyeni sever, en çok. Belki de sana benzemediğim için sevmedin beni, kim bilir. Ben de sana benzemek istedim sonra.

Sosyal medyada bir kızla tanıştım. Önce o mesaj attı, “Şiirleriniz çok güzel, ilgiyle takip ediyorum.” diye yazdı. Teşekkür ettim ve böylece başladık bir aşk serüvenine, tabii ona göre aşk.

Sizli bizli konuşmalar, senli benliye döndü. Telefonlarımızı verdik birbirimize. Geyik muhabbetleri gırla, kakara kikiri, mesajlarda, gülücük emojileri, çiçek böcek emojileri, kalp emojileri, öpücük emojileri havada uçuşmaya başladı. Kız halinden çok memnundu. Sonra “Seni seviyorum.” dedi. “Ben de seni seviyorum.” dedim. Seni özlüyorum, ben de… Sensiz yapamam, ben de… Sen benim her şeyimsin, sen de benim… Hayatıma renk kattın,   sen de benim hayatıma…

Aslında zerre kadar sevgi yoktu içimde. Senin bana yaptığın gibi yapıyordum işte, sen oluyordum,  sana benziyordum.

Önce umut vererek sevdiğime inandırıp sonra da ayrılacaktım hiçbir şey yokmuş gibi. Kendimden tiksinti duydum bir an. Sen de duyuyor musun bilmiyorum? Her neyse. Yaptığımın çirkin bir şey olduğunun farkındaydım.

İyice inandırmıştım onu sevdiğime. Buluşmalarımız oldu, kahve fasılları, muhabbetler, öpüşmeler, küsmeler, barışmalar, tripler, adam gibi sevgili olmuştuk, sırılsıklam aşıktık… O aşıktı. 

Sevgisinin nirvanaya ulaştığı zamanlardı ve artık soğumuş gibi davranmaya başladım. Kurbanımın üzüldüğünün farkındaydım. Umursamadım, umursamıyormuş gibi yapıyordum, aslında umursuyordum, üzülüyordum perişan olmuş hâline. Görüldü yazdığı halde mesajlarına cevap vermez oldum. Sinirleniyordu; “Neyin var senin Allah’ın belası! Hani çok seviyordun şerefsiz!” diye küfürlü mesajlar atıyordu.

Bir hafta falan gördüğüm hâlde mesaj atmadım. Sonra bir arkadaşının facebooktaki paylaşımında, onun hastanede olduğunu öğrendim. Arkadaşlarına durumunun çok ciddi olduğunu ve dua etmelerini istiyordu.

O an vicdanım silahı çekip kafama dayadı ve ateş etti. ‘Ölmelisin sen pislik adam’ dedi. ‘Haklısın’ dedim. Öfkeli bir katilin kurbanının boğazını sıkar gibi sıkıyordu sanki boğazımı. Nefes alamıyordum. Telaşla hastaneye koştum. Ve yine beni gülümseyerek karşıladı. Seven insanlar böyledir işte, ağzına da s*çsan gülerek karşılıyor. Şimdi sen gelsen ben de seni böyle karşılardım. Uzaktan bakınca aptallık gibi görünüyor ama n’apsın, seviyordu ve ayrılmak istemiyordu.

Kendimden iğrendim o gün hastanede. Meğer sen ne kadar o*ospu çocuğuymuşsun. Ne kadar adi ve şerefsiz bir kişiliğin varmış. Sana benzemekten utandım, tiksinti duydum.

Sonra ne mi oldu o kadına? Bir müddet sonra kendisi ayrıldı. Bir müddet dediğim iki yıl. Sinsice yaptım bu işi, planlı programlı, üzmeden, sezdirmeden, incitmeden, ayırdım onu kendimden. Senin gibi seviyormuş gibi görünüp umut verdikten sonra pat diye ayrılmadım. Bir hayatın anasını ağlatmadım, bir kalbi parçalayıp yol kenarına atmadım yani.

Ateş yaktıkça soğurmuş, soğumuşsundur umarım. Neyse boş ver. Olacağı varmış, kadermiş, nasipmiş, kısmetmiş, hayırlısıymış, falan filan işte!

Nazım Köyce