AŞIKLAR BAYRAMI

film eleştirisi

Eylül 8, 2022 - 13:32
Eylül 9, 2022 - 01:26
 0
AŞIKLAR BAYRAMI
AŞIKLAR BAYRAMI
Sanal yazı evinde bir aylık tempolu bir yazı maratonundan sonra film- dizi izleme ve bloga yazma işlerine geri döneyim dedim. 
 
Herkese selam. Umarım keyifler iyidir. Bu gün son günlerin popüler ama izleyip beğenen bir kişiye bile rastlamadığım filmden bahsedeceğim: 
 
Kemal Varol'un üçleme kitabının ikincisinden aynı isimle uyarlanmış bu film son zamanlarda izlediğim en boşluklarla dolu yapımlardandı.
 
 Kimine göre özellikle bırakılmış olan bu boşluklar benim gibi kitabı okumamış olan izleyici için olmamışlık hissi vermekten öteye gitmedi.
 
Yirmi beş yıldır birbirini görmeyen baba oğulun uzun yol boyunca hesaplaşmalarının olmasını bekledik ama nerdeyse oyuncu Kıvanç'ın iki kere beni neden yatılı bıraktın, aramadın, her hafta gelirsin diye bekledim, neden diye sorup karşılık alamaması dışında konuşma sahnesi yoktu. Ki bu da birbirinin aynısı sahnelerdi, ne açıldı ne konuşuldu yanıtlar. 
 
Yolda jandarma durdurdu. Arama yapmak istedi. "Avukatım" yanıtına" Fark etmez" diye cevap verildi ki bu bile hatalıydı. Her ne kadar uygulamada aksaklıklar yaşansa da hukuk açısından; kimlik sorulanın Avukat olması "fark" eder. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali hariç Avukatın üzeri ve yanında taşıdığı eşya, otomobili ve kullandığı diğer araçlar aranamaz. 
 
Bu notu da düştükten sonra müziklerin de keyif vermediğini düşünüp uzman görüşlerine baktım. Onlar da çok eksik bulmuşlar.
 
Heves Ali adlı aşık, babanın hayatı anlatılırken neden olduğu uçurumlar, neler yaptığı ve neden yaptığı verilmeliydi. Benim anladığım çocuğunu da her geçtiği yerde aşık olup türkü yaktığı kadınları da boynu bükük bırakıp gittiği. Herhalde çok beddua aldı kadınlardan ki ömrünün sonunda kötü hastalığa yakalanıp helallik isteyeyim dedi, yola koyuldu ama onu da beceremedi. 
 
Ben bunu neden izledim, araba reklamı mıydı, uzun yol manzaraları mıydı bilemedim. Neyse ki çamaşırları katlayıp sökükleri dikerken ses oldu evin içinde. 
 
Filmden anladığım Kıvanç Tatlıtuğ harbi yakışlıdır ama senaryo boşsa adam ne yapsın:))) Kağıttan bir karakterdi, hayatı, babasızlığın etkileri, ne yer ne içer, kimi sever belli değil. Şehirde çalışan bir avukat, doğu illerine doğru yolculuk yaparken hastanede babasına serum takan hemşireye sanaldan yazıp akşam evine gidip orada sadece uyur mu? Hemşirenin ensesindeki yarım mandala dövmesi hoştu ama diyalogları boştu. Ağaç kovuğundan mı çıktı bu adam, ne oldu şimdi bu kadınla gibi sorularla beni bıraktı.
 
Kitabı okuyan varsa detaylar konusunda bizi aydınlatabilir. Ama sosyal medyada gördüğüm kadarıyla hevesle başladıkları film için onlar da kitabın ve yazarı hatırına ağızlarına fermuar çekiyorlar.    
 
Aklımda kalan tek cümle, "Aşıklarla açların uykusu gelmez." 
Uykumun gelme sebeplerini buldum :))  

 

Tepkiniz nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Seslenen Yazılar Handan Kılıç Merhaba, Ben, Ankara’da yaşayan, İstanbul’a tutkun ama her daim toprağını özleyen bir İzmirli, edebiyata aşık bir Hukukçuyum. Uzun yıllardır blogumda hayata dair yazılar yazıyorum. 2015 yılında Akışına Bırak isimli bir kitap yayınladım. 2019 yılında Ölüler Konuşmalı adlı bir kitaba öykülerimle katkıda bulundum. 2020'de Başkalarının Çiçekleri, 2021'de Duvarın Ardı adlı öykü seçkileri ile Huzursuz Kelimeler adlı Şiir seçkisinde yer aldım. Roman ve öykü üzerine çalışıyor, mandala ve yazı üzerine atölyeler tasarlıyorum. Yazı-yorum Edebiyat Dergisinin de sürekli yazarlarından olup orada film analizleri ve denemeler yazıyorum. Yani hayatımın odağında her zaman yazı oldu. Youtubeda genel olarak çeşitli internet sitelerinde yayınlanmış kendime ait yazıları seslendiriyorum. Yaşam telaşı ile okumaya vakit bulamadığımız yazılara dinleme imkanı vermesi açısından youtube ve sesli kitaplar avantaj. Sosyal medya hesaplarım, site bağlantı adresleri için linklere tıklayabilirsiniz. Podcastlerim de Seslenen yazılar ismiyle her platformda. Gelin beraberce okuyalım, dinleyelim, yazalım, yaşayalım...