Hayaller Limanı Bölüm - 1

Selam) Umarım bölümü seversiniz. Ben çok severek, hissederek yazdım. Bence siz de okumalısınız???? her kitap bir şansı hak eder değil mi güzel insan?

Hayaller Limanı Bölüm - 1
Hayaller limanı

"Bitti" dedi Ayla çizdiği resmine bakarken. Aylanın yanına gidip yapmış olduğu resmine baktım. "Vay be, döktürmüşsün yine kızım." Ayla resmini eline alıp ayağa kalktı. Çok güzel bir kız çizmişti. "Ya Açelya, evet biliyorum güzel yeteneğim var ama ya o istediğim kursu kazanamazsam? Benim için oraya kabul olunmak, o sınavı geçmek geleceğim için baya yardımcı olacaktır." Çizdiği resmi onlarca çizdiği resimlerinin üzerine koydu. "Saçmalama Ayla. Senin çok güzel yeteneğin var. Bence ileride çok ünlü bir ressam olacaksın." Ayla yanıma gelip bana sarıldı. Ben de ona sarıldım. "Hadi gel aşağıya inelim. Annem güzel yemekler yapmıştır şimdi." Ayla elimden tutup beni odadan çıkarttı. Mutfaka doğru gidiyorduk. Sevil teyze bizi gördüğü gibi "Gelin bakalım güzeller, yemek hazır. Açıkmışsınızdır." Masaya doğru geçtiğimizde "Sevil teyze, ne gerek vardı? Zahmet etmişsin" dedim. Sevil teyze kendisine masaya geçtiğinde "yok kuzum. Afiyet olsun, ne zahmeti? Hadi yiyin bakalım." 

Ayla Işık. Ayla benden bir yaş büyük, canım arkadaşımdır. Çok güzel siyah boncuk, boncuk gözleri ve siyah saçları var. El yeteneğini çok seviyorum. O kadar güzel resimler çiziyor ki, ondan tam bir ressam çıkardı, ki çıkacaktı zaten. Hayali en büyük ressam veya dizayner olmaktı. Onun için kurşun atar, kurşun yerim olayına geçtin Açelyacım. Bu da benim hep konuşan ama çok zamanda boş konuşan iç sesim. Artık o kadar çok konuşuyor ki kendisine isim bile taktım. İsmi Ece. Kendimi de tanıtayım. Açelya Aktaş ben. 18 yaşındayım. Benim de en büyük hayalim dizayner ve yazar olmak. 

Ayla benim çocukluğumdan mahalle arkadaşım. Hatta aynı üniversitede okuyoruz. İkimizde dizaynerlik istediğimiz için aynı üniversiteyi yazmıştık. Ama benim ilk yılım, Aylanın ise üç hafta sonra ikinci yılı olacaktı. 

"Ah, ne yapıyorsun Ayla ya?" Ayla bana attığı yastığı tekrardan ona attım. "Oha Açelya kafama attın, neyse ya boşver ne söyleyeceğim hadi ya çıkalım dışarı dolaşırız biraz." Ayağa kalktığında beni odasına götürmek için elini uzattı. "Nereye gidiyoruz?" Odaya geldiğimizde Ayla kiyafetlerinin olduğu dolabı açtı. Kendisine bir şeyler seçiyordu. "Ne bileyim, çıkalım düşünürüz işte." Dolabından ona çok yakışan soft şeyler seçip giyinmişti. Ben zaten hazırdım. Üzerimdeki kahve renkli tişört saçlarımın rengiyle uyum sağlıyordu. "Saçlarına bayılıyorum Açelya. Bir keresinde bence sana böyle kısa saç çok yakışıyor. Rengi bilmiyorum ama o da çok hoşuma gidiyor." Yanıma gelip aynaya bakıp daha sonrasında sarılmıştı. Kahverengi ve düz saçlarımı çok seviyor. "Bence o senin güzelliğin. Saçlara bak ayrıca up uzun. Sana da böyle yakışıyor." İkimizde gülerek odadan çıktık. Sevil teyzeye haber ettikten sonra evden çıkmıştık.

1 saatdir neredeyse yürüyorduk ve konuşuyorduk. "Açelya hadi şurada oturalım, yoruldum." Başımı tamam anlamında salladım. "Burada voleybol oynuyorlar ama top bize gelmesin?" Ayla telefonuna bakarken bana da cevap veriyordu. "Boşver, onlar dikkatli oynasınlar bir zahmet." Ben de telefonumu çıkarttıktan sonra başımı Ayla'nın omzuna koydum. 

Oha, yavaş ya biraz. Görmüyor musunuz insan oturuyor burada?" Voleybol topu kafama çarpmıştı. Sinirle ayağa kalkmıştık. Yanımıza iki çocuk geldi. Birisi gidip topu götürdü. Digeride "Kusura bakmayın. Birşey olmadı değil mi? İyisinizdir umarım?" Çocuk yakışıklı birisiydi. Tipinden belli ama qıcıkdı. Qıcık mı? Açelya, saçmalama istersen? Çocuk taş değil daş. Ay ne diyorsun Ece ya? Sus bir. "İyiyimde yani biraz dikkatli olursanız güzel olur." Ayla karşımdakı çocuğun görmeyeceği şekilde koluma vurdu. Yani diyor ki sakin ol Açelyacım. "Tamam dikkat ederiz. Başka bir sorun yoksa oyuna döneceğim." Topu götüren çocuk "Yiğit hallettiysen gel." İsmi Yiğitmiş demek ki. Ay Vallaha zaten Yiğite benziyor. İç ses bir kez daha böyle sinirlerimi bozarsan psikoloğa gideceğim artık. Ay tamam susdum. Yiğit arkasını dönüp gittiğinde bizde oradan yavaş yavaş gidiyorduk. "Açelya bence biz buraya hep gelelim." Gülüp Aylaya baktım. "Niye kuzucum? Oradakı topu götüren çocuğu mu beyendin?" Şakasına söylemiştim ki bir an Ayla'nın sustuğunu fark ettim. "Ciddi olamazsın değil mi Ayla?" Ayla yüzüme bakıp "Ay ne var Açi? Sadece işte böyle biraz yakışıklı, biraz yakışıklı ve biraz yakışıklı birisi gibi." Ayla bana bazen Açi derdi. İsmim çok uzumuş diye. "Farkında mısın bilmiyorum ama cümlende üç defa o şahsın yakışıklı olduğunu belirttin." Ayla gülüp koluma girdi. "Neyse ya boşver. Hadi sizin eve vardık zaten. Sen gir eve konuşuruz sonra." Ayla öptükten sonra içeri eve geçtim. Nedense aklım şu Yiğit denen çocukta kalmıştı. Tamam yakışıklı ola bilirdi.. neyse daha fazla düşünmeyeyim. Annemin yanına gidip "Annecim ben geldim. Ne yapıyorsun?" Annem elinde bir şeyler yapıyordu. "Hoşgeldin kızım. 2 gün öncesinde yeni komşu taşınmış. Dün markete giderken karşılaştık. Tanış olmak istiyormuş evine çağırdı. Ben de eli boş gitmeyeyim diye kurabiye yapıyorum." Ne ara yeni komşu taşınmıştı ki? Hiç haberim yoktu. "Hee, tamam anne. Kolay gelsin sana ben odamdayım. Yardım lazım olursa çağırırsın." Elime suyumu alıp odama doğru geçtim. 

...