Kırk Kere Söyledim

Kırk Kere Söyledim

Huzuru koklamak veya zinde hissetmek kitapların dünyasında yakalar bizi. Hayata kısa ve hoş bir mola. Hoş bir sohbet, bilgiyle dolu bir odanın kapısını aralamak.

Okuduğumuz her kitap yeni bir ufuk açar ve bir iz bırakır mutlaka. Ziya Selçuk 'un "Kırk Kere Söyledim" adlı kitabı da bu anlamda başta eğitimciler ve ebeveynler olmak üzere herkesin okuması gereken bir baş yapıt.

Kırk kere söylemek gerçekten neden? Hiç bu zamana kadar düşünmemiştim. Sözün muhatabı isterse zaten ilk söylemde gerçekleştirir isteği. Israr etmek olumlu sonuç almamız için 'yapmamız gerekenler listesinde' yer almalı mı her zaman, yoksa sesin hisse dönüştüğü yerde soluklanmak daha cazip bir yol mu? Elbette ikincisi.

Aslında bildiğimiz fakat hep ötelediğimiz gerçekleri bu kitabı okuyarak sağlamlaştırmak mümkün.

Çocuklar, özellikle önem arz ediyor Ziya Selçuk' un eserinde. Kendini, dilini, doğanı, içinde yaşadığın zamanı ve özünü tanımak da öyle.

Kendinden emin ve akıcı bir anlatımı mevcut. Her sayfasında ibret almamak ve gerçekten de öyle deyip şaşırmamak imkansız.

Sizler de kırk kere söyletmeyip sesimizin hisse dönüştüğü bu kitaba odaklanın ve kendinizi daha yakından tanımak adına eşsiz bir yolculuğa çıkın.

Keyifli yolculuklar dilerim.