Durdu öğretmene;
Baba…
Sana böyle seslenmek hiç zor olmadı;
çünkü sen kapını bana
damat olduğum için değil,
evladınmışım gibi açtın.
Evinize adım attığım gün
yalnızca bir aileye değil,
ömre yayılan bir terbiyeye,
öğretmenliğin sessiz zarafetine girdim.
Duruşunla anlattın,
susuşunla öğrettin;
insanlığın en temiz hâlini
gösterdin bana.
Uyarırken kırmadın,
yol gösterirken yormadın.
Her öğüdün
bir defterin sayfasına değil,
hayatımın en derin yerine yazıldı.
Bugün Öğretmenler Günü…
Ve ben biliyorum ki:
Bir adam bir aileye yalnızca “baba” değil,
aynı zamanda “rehber” de olabiliyorsa
o adam gerçek bir öğretmendir.
Maalesef aynı masada çok oturamadık,
yan yana uzun sohbetler edemedik;
ama telefonda kurduğumuz o kısa cümlelerde bile
ev sıcaklığını, baba şefkatini hissettim.
Her aradığımda
sesinle bir huzur çöktü içime;
“İyi misin evladım?” deyişinde
babalığın en duru hâli saklıydı.
Uzaktan da olsan
yoluma ışık tuttun.
Kimi zaman bir nasihatin,
kimi zaman yalnızca bir “Dikkat et evladım” deyişin,
bir öğretmenin yıllarca verdiği ders kadar değerlidir benim için.
Bu satırlar,
öğretmenliğini, babalığını,
insanlığını yaşamış bir damadın
sana duyduğu saygının ve minnetin sözleridir.
Yazan
Durdu Öğretmenin Damadı
Korhan KÜLÇE
Korhan KÜLÇE
Ben;
Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı.
Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu.
Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur.
Kitaplarım…
Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli.
Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler.
Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı.
Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır.
Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın.
Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim.
Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir;
onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir.
Ben sustukça onlar konuşur.
Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi.
Kitaplarım;
Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları
Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın
Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır
Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu
Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum
Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler
İlişkiler Hakkında - 1
Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı
Sen de Haklısın
Korhan KÜLÇE