Aşk sözle değil, bakışla başlar.
İki insanın gözleri bir anlığına kilitlendiğinde, zaman yavaşlar.
Orada kelime yoktur ama anlam vardır.
Ses yoktur ama titreşim vardır.
Göz teması olmayan aşk ise uzaktan izlenen bir tablo gibidir.
Renkler yerli yerindedir, çerçeve sağlamdır, görüntü kusursuzdur…
Ama içinde hayat yoktur.
Birine “seni seviyorum” demek kolaydır.
Ama o sözü gözünün içine bakarak söylemek cesaret ister.
Çünkü göz, insanın saklanamadığı yerdir.
Orada yalan uzun süre duramaz.
Orada eksik duygu hemen fark edilir.
Gerçek yakınlık, fiziksel mesafeden önce bakış mesafesini kapatmakla başlar.
Sevdiğine bakamayan biri ya korkuyordur, ya saklıyordur, ya da tam hissetmiyordur.
Çünkü aşk, temas arar.
Ten temasından önce göz teması ister.
Göz teması;
“Buradayım.” demektir.
“Seni görüyorum.” demektir.
“Görülmeyi kabul ediyorum.” demektir.
O yüzden gözlerin konuşmadığı bir ilişkide, kalpler bir süre sonra susar.
İlgi yerini alışkanlığa bırakır.
Heyecan yerini güvenli ama ruhsuz bir düzene bırakır.
Aşk vitrinde sergilenen camdan elma şekeri değildir.
Parlak ama tatsız bir görüntü değildir.
Aşk, bakışta eriyen, göz bebeğinde yer bulan bir duygudur.
Ve unutulmamalı:
İnsan en çok, gözlerinin içine bakılarak sevildiğinde inanır.
Yazan
Korhan KÜLÇE
19/02/2026 07:00
www.korhankulce.com
Korhan KÜLÇE
Ben;
Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı.
Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu.
Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur.
Kitaplarım…
Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli.
Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler.
Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı.
Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır.
Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın.
Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim.
Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir;
onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir.
Ben sustukça onlar konuşur.
Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi.
Kitaplarım;
Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları
Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın
Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır
Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu
Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum
Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler
İlişkiler Hakkında - 1
Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı
Sen de Haklısın
Korhan KÜLÇE