Her Erkeğin Bir ''MANYAK''ı Olmalı

Şubat 20, 2026 - 23:34
 0
Her Erkeğin Bir ''MANYAK''ı Olmalı

“Manyak” derken yanlış anlaşılmasın.
Psikiyatriye konu olan değil;

Mesela sen “iyiyim” yazdığında o iki harfin içindeki 17 duygu değişimini analiz eden türden.

Ya da “oturuyorum” dediğinde, masada kim var, kim niye gülüyor, o fondaki kadın sesi kim, hepsini CSI titizliğiyle çözen…

Hani sen “abartıyorsun” dersin,
o “hayır sezgilerim var” der.

Sen “bir şey yok” dersin,
o “var, hissediyorum” der.
Ve genelde… gerçekten bir şey vardır.

Bir de şu vardır:
Kavga ederken “tamam kapatalım” demez.
“Dur, daha bitirmedim” der.
Google Docs gibi; konuyu kaydedip sonra tekrar açar.

Ama işin komik tarafı şu:
O detaycılık, o fazla hissetme hali, o abartılı tepkiler…
Aslında umurunda olduğunun kanıtıdır.

Çünkü kayıtsız insan analiz yapmaz.
Seven insan büyütür.
Biraz dramatize eder.
Biraz fazlaya kaçar.

Ve adam bir süre sonra şunu fark eder:
Hayatında ilk defa biri onu bu kadar ciddiye alıyor.

İşte “manyak” dediğimiz tam olarak bu.
Fazla hisseden.
Fazla sahiplenen.
Fazla düşünen.

Biraz yorucu, evet.
Ama “nötr” değil.

Ve bazı erkekler için en tehlikelisi şudur:
Alışmak.

Çünkü bir süre sonra o detaylı ilgi standart olur.
Sonra biri düz ve sakin gelince…
Bir şey eksikmiş gibi hissedilir.

Her erkeğin hayatında böyle biri olmalı.
Çünkü bazı erkekler kendilerini fazla ciddiye alır.
“Ben duygularımı kontrol ederim.”
“Ben soğukkanlıyım.”
“Ben bağlanmam.”

Plan yapar, hesap yapar, temkinli olur. Ama kalp matematik bilmez. Kalp risk ister, heyecan ister, biraz da delilik ister.

Sonra bir gün biri çıkar ve bütün bu cümleleri çöpe atar.

O “manyak” kadın mesaj atarken iki kere düşünmez. Kırıldıysa söyler. Özlediyse arar. Kıskandıysa saklamaz. Sevdi mi bağırarak sever. Onun duyguları filtresizdir. Bu yüzden yorucudur belki… ama gerçektir.

Bir erkeğin hayatına böyle bir kadın girdiğinde dengesi bozulur önce. Çünkü alıştığı sakin düzen değişir. Hesap kitap şaşar. Planlar ertelenir. Ama sonra fark eder: Yaşadığını hissediyordur.

O kadın erkeğin egosuna değil kalbine dokunur.
Onu rahat bırakmaz; daha iyisini ister.
Kaçmasına izin vermez; yüzleşmesini sağlar.
Susmasına izin vermez; konuşturur.

Biraz kavga vardır, evet.
Biraz kıskançlık, biraz tutku, biraz iniş çıkış…
Ama büyük bir şey de vardır: Yoğunluk.

Çünkü bazı aşklar sakindir, huzurludur ama unutulur.
Bazıları ise iz bırakır.

Her erkeğin hayatında en az bir kez, onun ezberini bozacak bir kadın olmalı. Ona “ben buradayım” diyecek, duygularını köşeye sıkıştıracak, korkularını açığa çıkaracak biri…

Belki sonsuza kadar sürmez.
Belki yollar ayrılır.
Ama o kadın bir şey öğretir: Sevgi yarım yaşanmaz.

Ve yıllar sonra erkek geçmişini düşündüğünde, aklına hep o gelir.
En çok yoran ama en çok hissettiren…

Çünkü bazı kadınlar huzur değildir.
Ama hikâyedir.

Ve dürüst olalım:
Erkekler her zaman sonunda huzuru seçer,
ama hikâyeyi unutamaz.

Çünkü bazen insanı en çok değiştiren şey, biraz delilikle gelen aşktır.

Yazan
Korhan KÜLÇE 
20/02/2026 23:00

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE