Sorun Sürekli Yeni Heyecanlar İstememiz

Şubat 23, 2026 - 23:00
 0
Sorun Sürekli Yeni Heyecanlar İstememiz

.....Çünkü beyin yeniliği sever.
Tanıdık olanı sıradanlaştırır.
Sahip olduğumuza alışır.

Biz heyecanı sevgi sanıyoruz.
Yoğunluğu bağlılık sanıyoruz.
Rutin başlayınca “yanlış kişi” diyoruz.

Belki de sorun,
huzuru sıkıcılık; güveni sıradanlık; istikrarı da aşkın ölümü sanmamız.

-----------------------------------------

Yeni bir ilişkiye başlarız, her şey büyülü gelir.
Evlendiğimizde kalbimiz hızlı atar, “işte bu” deriz.

Sonra zaman geçer.

İlişki gündelik hayata karışır.
Evlilikte kelebekler azalır; yerini faturalar, sorumluluklar, tekrar eden konuşmalar ve bazen sessizlik alır.

Başta mesajlar heyecanlıydı.
Dokunuşlar elektrikliydi.
Sohbetler saatlerceydi.

Şimdi mi?
Konular benzer.
Günler benzer.
Ritim daha sakin.

Ve biz bunu “aşk bitti” diye yorumluyoruz.

Belki de biten aşk değil, ilk dopamin dalgası.

Yeni biri bize daha çekici geliyor olabilir.
Çünkü henüz tartışmadık.
Henüz hayal kırıklığı yaşamadık.
Henüz sıradanlaşmadı.

Ama dürüst olalım:
Bir önceki ilişkimizde de başta heyecan vardı.
Sonra o da “sorunlu ve sıkıcı” oldu.

Sorun eşimiz olmayabilir.
Sorun, zihnimizin sürekli ''zirve duygu'' araması olabilir.

Çünkü beyin yeniliği sever.
Tanıdık olanı sıradanlaştırır.
Sahip olduğumuza alışır.
Uzakta olanı parlatır.

Ve tam burada zihin fısıldar:

“Demek ki heyecan bitti.”
“Demek ki aşk azaldı.”
“Belki yanlış kişiydi.”
“Belki başka biriyle daha mutlu olurdum.”

Aynı döngü tekrar eder:
Yeni biri heyecan verir.
Bir süre sonra o da normale döner.
Çünkü beyin alışır.

Bu nankörlük değil.
Adaptasyon.

Sorun şu:
Biz heyecanı mutluluk sanıyoruz.
Yoğunluğu sevgi sanıyoruz.
Rutin başlayınca duygunun bittiğini düşünüyoruz.

Oysa evlilik sürekli yüksek duygu hali değildir.
Evlilik, alışmaya rağmen durabilmektir.
Her sabah aynı kişiyi yeniden seçebilmektir.
Tartışmadan sonra yine aynı evde kalabilmektir.
Zor günlerde gitmemektir.

Yeni insanlar hep olacak.
Yeni heyecanlar hep olacak.
Ama cazibe kalıcı değildir.

Karakter, heyecan düştüğünde verdiğimiz kararla belli olur.

Belki de sorun eşimiz değil.
Sorun, 
rutini sıkıcılık; 
güveni sıradanlık; 
istikrarı da aşkın ölümü sanmamız.

Yazan
Korhan KÜLÇE 
22/02/2026 01:00
www.korhankulce.com

-------------------------------------------

Okuyana bir soru: 

Peki sen bugün rutini sıkıcılık sanıp, aslında en kıymetli şeyi gözden kaçırıyor olabilir misin?

#KorhanYazıyor
#EvlilikGerçekleri
#HeyecanBağımlılığı
#AşkVeDopamin
#İlişkiPsikolojisi
#UzunVadeliSevgi
#Bağlılık
#RutinVeAşk
#GerçekMutluluk
#İstikrar

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Sinirli Sinirli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0
Korhan KÜLÇE Ben; Kelimelerin sessiz ama derin gücüne erken yaşlarda kulak veren; fakat bu çağrıyı kaleme dökmeye ancak yıllar sonra cesaret eden bir anlatıcıyım. Çocukluk ve gençlik yıllarımda sözcükleri biriktirdim; kimi zaman defterlerin kenarına, kimi zaman zihnimin sessiz koridorlarına notlar düştüm. O yıllarda yazmak, bir eylemden çok bir bekleyişti, zamanla demlenecek bir içsel dilin hazırlığıydı. Yaşamın dönemeçlerinde sessizce biriken gözlemlerim ve iç konuşmalarım, sonunda kelimelere dönüşecek olgunluğa erişti. Yazıya geç başlamam bir gecikme değil, anlatacaklarımın derinleşmesine vesile olan uzun bir iç yolculuktu. Kalemimden dökülen metinlerde bu yolculuğun izleri açıkça hissedilir: kelimelerim acele etmez, duygularım yüzeyde gezinmez; her cümlem, yıllar boyunca içimde taşınmış bir düşüncenin ağırbaşlı yankısıdır. Benim dünyamda zaman yavaşlar, sesler usulca belirir; okur, hem kişisel hem evrensel bir anlatının kıvrımlarında kendi yolunu bulur. Kitaplarım… Onlar, içimde uzun yıllar sessizce yankılanan seslerin kâğıda bürünmüş hâli. Bir gecenin ortasında fısıldanan bir cümleden, bir sabahın ilk ışığında doğan bir düşünceden süzülüp geldiler. Her biri kendi zamanında, kendi mevsiminde yazıldı. Kimi bir yağmurun ince sızısıdır, kimi bir rüzgârın taşıdığı uzak bir hatıradır. Kelimelerimin arasından geçerken, belki kendi hikâyene benzeyen bir yankı duyarsın. Çünkü ben yazarken çoğu zaman kendime değil, sessizce bekleyen o görünmez okura seslenirim. Kitaplarım, yalnızca satırlardan ibaret değildir; onlar, kalbimin sakladığı seslerin, yıllarca konuşmayı bekleyen duyguların suretleridir. Ben sustukça onlar konuşur. Ben geçtiğim yerlerden uzaklaşsam da, onlar orada kalır, kelimelerin vefalı bekçileri gibi. Kitaplarım; Defne'nin Hikayesi - Fethiye'nin Sırları ve Kayaköy'ün Fısıltıları Elif'in Hikayesi - Gölgedeki Kadın Ece'nin Hikayesi - Güneşin Gölgesindeki Sır Alice'in Hikayesi - Küçük Bir Kalbin Yolculuğu Özlem'in Hikayesi - Zeytin Gölgelerinde Bir Tohum Farklı Hayatlar, Farklı Hikayeler İlişkiler Hakkında - 1 Biri Görür, Öteki Hisseder - Şiir Kitabı Sen de Haklısın Korhan KÜLÇE